Türkiye`de Ekonomi ve İnşaat Sektörü Temelinde Prefabrik

Yorumlar

Transkript

Türkiye`de Ekonomi ve İnşaat Sektörü Temelinde Prefabrik
TÜRKIYE’DE EKONOMI VE INSAAT SEKTÖRÜ TEMELINDE
PREFABRIKASYON SEKTÖRÜNÜN GENEL
DEGERLENDIRILMESI
Yayin No: YM / AR-GE / 2004-1
Rapor Direktörü
: Dr. E. ARIOGLU
Rapor Yürütücüsü : Dr. C. GIRGIN
YAPI MERKEZI / AR-GE Bölümü
MART / 2003
Rapor yaziminda zaman kazanmak açisindan ana temalar levhalar seklinde
hazirlanmistir. Her bir levhanin altinda genel degerlendirme notlari çikartilmistir.
Ayrintili sayisal degerlendirmeler için levhalara bakilmasi tavsiye olunur.
GENEL ÖZET
•
Ekonomik katki üretebilecek nüfus diliminin (15-64 yas grubu) yüzdesi son
nüfus sayiminda % 64.9’a yükselmistir. Buna karsin atil isgücü orani (% 14.5)
gelismekte olan bir ülke için çok yüksektir. Sivil istihdam (20.7 milyon)’in dagilimi :
Tarim % 40.8, Sanayi % 17.0 ve Hizmetler % 42.2 seklindedir. Tarim ve sanayinin
paylari “sanayilesme” konusundaki adimlarimizda ciddi bir çarpikliga isaret
etmektedir. 1990-2002 döneminin ortalama % 3.6’lik büyüme hizi ve % 0.9’luk
istihdam artis orani gelismekte olan ülkemiz için yeterli olamaz.
•
Ülkemiz nüfusunun sadece % 7.8’i Lise ve dengi okul mezunu, ancak % 3’ü
Yüksek Ögretim mezunudur. Kadin nüfusun % 28’i “okur-yazar” degildir. Bu tablo
“Bilgi Toplumu”’na geçis ve AB’ne katilma sürecinde çok düsündürücüdür.
• 1948-1965 döneminde bilinçsizce yapilan “Toprak Reformu” ve 1945-1970
dönemindeki sanayinin hizli büyümesi sonucu, geri kalmis Dogu illerinden daha
daha gelismis Bati illerine dogru “ciddi bir göç olgusu” yasanmistir. Bu olgu
1980’lerin ortalarindan itibaren yavaslamistir. Istanbul 1985’lerden bu yana ∼sabit
yillik % 4.5 düzeyinde göç almaktadir. Bu sehirlesme orani ülkemizin su andaki
nüfus artis hizinin (% 1.62) 2.8 katidir. 2010 yilinda Istanbul nüfusunun 14.3 milyon
olacagi projekte edilmektedir. Oysa göç olgusu yasanmamis olsa idi, 2010 yilinda
nüfusun 3.5 milyon olacagi kestirilmektedir. Istanbul’a göç, 1940’li yillarda yoksul
ailelerin “barinma” ihtiyacina yönelik mütavazi gecekondu insaatlari dönemi ile
baslamis, 1980’ lerden sonra kimlik degistirerek tamamen “ticari boyuttaki” çok
sayida “apartman gecekondu” dönemine geçilmistir.
• Ülkemizde % 5’lik kesimler (her dilim 727,376 aile) bazinda en zengin % 5’lik
kesim, Milli Gelir’den % 30’luk pay almaktadir (ortalama gelir 4,711 $/aile.ay). En
fakir % 5’lik kesim ise Milli Gelir’den sadece % 0.69’luk pay (107 $/aile.ay) almaktadir. Istanbul’da en zengin % 5 için 13,695 $/aile.ay sözkonusu iken, en fakir % 5
217 $/aile.ay düzeyindedir, arasinda -sosyal devlet anlayisi ile taban tabana zit- 63
kat fark vardir.
• 1980’lerin sonlarindan itibaren sabit sermaye yatirimlarinda özel sektörün ciddi
bir yatirim atagi olusmustur ve yatirimlar içinde kamunun payi göreceli % 40’ lardan
% 20’lere düsmüstür. Ancak özel sektör 1985-1993 dönemindeki performansini
1994-2001 döneminde gösterememis, inisli çikisli bir seyir izlemistir. Bu dönem
kamu yatirimlarinin da azaldigi dönemdir, ekonomiye “üretimsizlik” hakim olmustur. Konut sektörü yatirimlarinin sabit sermaye yatirimlari içindeki payi ise 19802001 döneminde ortalama % 27 düzeyindedir (1988-1994 döneminde % 32-42’lik bir
paya sahip olmus, sonra dalgali bir azalma ile % 18’e kadar inmistir).
INSAAT SEKTÖRÜ ÖZETI
• Iç ve dis borçlanmanin agir faiz yükü nedeni ile yetersiz yatirim kalemleri, projelerin tamamlanma süresindeki verim düsüklügü, “siyasi yatirim” projelerinden
kaynaklanan savurganliklar ve kayit disi ekonomi, ülkeye ve insaat sektörüne ciddi
darbe vurmaktadir.
• Sektördeki isgücünün 1970 itibari ile % 26’si okur yazar bile degilken, 1997 itibari
ile bu oran % 6’ya çekilmistir. Ancak halen ilkokul mezunu olan % 68’ lik bir kesim
sözkonusudur, lise mezunu olanlarin orani sadece % 2’dir.
• Sektörde her 10 milyon $’lik katma deger basina 1 adet/yil “isgöremezlik” olusmaktadir, bu oranin gelismis ülkelerdeki 0.1 adet/yil düzeyine çekilmesi gereklidir.
Yüksek üretkenlik -Prefabrikasyon sektörü örnegi- manevi ve maddi hasarlarin
minimum düzeyde olmasini saglar.
• Yapi ruhsatlarinda 1984 yilindan itibaren yapi kullanim izin belgelerine kiyasla çok
ciddi bir artis olusmustur. 2005 yili için, sehirlerimizde 607,400 adet/yil ve yenileme
gereksinimi için de 72200 adet/yil yeni konuta ihtiyaç oldugu öngörülmektedir.
Oysa yapi kullanim izin belgelerine göre her yil 125,000-275,000 konut üretilmesi
sözkonusudur. Aradaki büyük fark ciddi bir sagliksiz, kaçak konut -gecekondusorununa isaret etmektedir.
• 1992-2002 döneminde özel sektörün konut üretiminde % 65 (163,600 daire/yil)’lik
bir payi olmustur, onu % 30’luk pay ile yapi kooperatifleri (74900 daire/yil) takip
etmektedir. 1995-1998 döneminde insaat maliyetleri -cari- 200 $/m2 (2001 yili satin
alma gücüne göre ∼220 $/m2) düzeyinde sabit kalmis, 1999’dan itibaren azalarak
pespese depremler ve ekonomik krizler sonucunda 2001’de 150 $/m2 düzeyine
kadar inmistir. Enflasyon ile konut birim maliyeti arasinda, -% 22 +% 35’lik degisim
dahilinde, 1:1’lik bir iliski oldugu ifade edilebilir. $/m2 bazinda yapilacak degerlendirmeler yüksek enflasyon ortaminda saglikli sonuç vermektedir.
• Konut talebi birçok faktörün (nüfus artisi, kentlesme hizi, toplumda konut ticareti
yolu ile spekülatif kazanç elde edilmesi, son 25 yildir devam eden yüksek
enflasyon, gelir dagiliminin yapisal özellikleri vb) etkilesimi altinda sekillenmektedir. Özellikle gelir dagiliminin bozuk olmasi konut arzini dogru yönde uyararak
saglikli bir konut talebini ortaya çikaramamaktadir. Keza, çagdas konut üretimlerini finanse edebilecek fon mekanizmalarinin olaganüstü ciliz olmasi konut
sektörünün diger bir ciddi sorununu olusturmaktadir.
• Sürdürülebilir kalkinma açisindan beton, bir çok yapay mühendislik malzemesine
kiyasla enerji açisindan “çevre dostu” özellik tasimaktadir. Ayrica, çimentonun
kompozisyonunun degistirilmesi (C 2S yüzdesine agirlik verilmesi) ve ikame malzemeleri (kireçtasi tozu, yüksek firin cürufu vb) ile üretimdeki CO2 emisyonlarinin
önemli ölçüde azaltilma çalismalari kismen uygulamaya baslanmistir.
• Santiyede kalite kontrol ilkelerinden uzak üretilen yerinde beton ile insa edilmis
bir yapinin deprem dayaniminin düsük, dis etkilere zaman içindeki dayanikliliginin
zayif ve donatisi korozyona açik bir yapida olmasi kuvvetle muhtemeldir. Oysa
kalite kontrol kriterleri ile siki sikiya izlenen, hassas karisim bilesenli, düsük
su/çimento oranli, puzolanik katki maddeleri ile de iç yapisi daha da dayanikli hale
getirilmis, uygun ve yeterli kür sartlari görmüs bir Prefabrik ele man betonunda bu
durum sözkonusu degildir. Puzolanik bilesenlerden örnegin uçucu külün, çimento
yerine ∼% 10’luk bir ikamesi, uçucu külsüz olana kiyasla 1 MPa basina -28 günlük
kür ve sonrasinda- 3 kat daha etkindir.
• Sabit sermaye yatirimlari ile prefabrik eleman üretimleri arasinda dogrusal bir
ilinti mevcuttur. Sabit sermaye yatirimlarindaki birim artis, sektörün toplam üretiminde 31018 m3’lük bir artis saglamaktadir.
• Bir bölgenin geri kalmisliginin olumsuz hava kosullari ile bir ölçüde ilgisi vardir
Örnegin, Eskisehir, Kayseri gibi sanayisi gelismis iller olumsuz hava kosullarindan
dogudaki iller kadar etkilenmemektedir. Yilda karla örtülü ve donlu gün sayisi 3
ayin üzerinde olan dogudaki illerimiz için iklim kosullarindan etkilenmeyen
Prefabrike insaat sistemleri uygun bir seçim olacaktir.
• Prefabrikasyon sektörü; yasanan 1999 depremleri, Kasim 2000 ve Subat 2001 krizlerinden insaat sektörüne paralel olarak derinden etkilenmistir. 1997 yilinda üst
yapi elemanlarinin toplam prefabrik eleman üretimi içindeki payi % 49.3 (TPB
üyesi+üye disi) iken, bu oran 2002 itibari ile % 26’ya gerilemistir.
• Prefabrikasyon sektöründe 1997 itibari ile 105 firma (30’u üye, 75’i üye disi)
mevcut iken, 2001’de 78 firma (30’u üye, 48’i üye disi)’ya düsmüstür. Sektörde en
büyük paya Marmara bölgesi sahip olup ülke genelindeki prefabrik beton üretiminin
% 48’ini (1997’de toplam 863,314 m3, 2002’de 557,036 m3) karsilamaktadir.
• Ülkemizdeki çimento tüketimi Avrupa ülkelerinin ortalamasi civarinda iken (∼500
kg/fert) prefabrik beton üretimi sadece 0.02 m3/kisi düzeyindedir. Oysa ki bu deger
Avrupa ülkelerinde ortalama 0.38 m3/kisi düzeyindedir. Prefabrikasyon betonu ve
Hazir Betonun daha agirlikli olarak kullanilmasi, böylelikle ülkemizde ortalama % 58
düzeyindeki bayiler kanali ile çimento satisinin azaltilarak üretimde kontrolsuzluk
ve betonda kalite sorununun ortadan kaldirilmasi zorunludur.
IÇINDEKILER
TÜRKIYE EKONOMISI
NÜFUS ve IÇ GÖÇ SORUNLARI
GELIR DAGILIMI
TÜRKIYE’NIN MAKRO EKONOMIK BÜYÜKLÜKLERINE
TOPLU BAKIS
INSAAT SEKTÖRÜ ve SORUNLARI
KONUT SEKTÖRÜ
SÜRDÜRÜLEBILIR KALKINMA KAVRAMI
SÜRDÜRÜLEBILIR KALKINMA AÇISINDAN BETON
MALZEMESI
PREFABRIKASYON SEKTÖRÜ
EK DÜNYA’da ve TÜKIYE’de BETON KONUSUNDA
ILKLER
NÜFUS
ve
IÇ GÖÇ SORUNLARI
1935 - 2000 DÖNEMINDE TÜRKIYE ve ISTANBUL’DA NÜFUS DEGISIMLERI
1000009
Türkiye
Yil ortasi nüfus tahmini (bin)
80,635 87
Yil
6
5
4
3
2
Istanbul (mevcut
durum için 2010
yili öngörüsü)
14,310
100009
Göçten dolayi
nüfus artisi
8
7
6
5
4
3,530 3
Istanbul (1950’den
itibaren göç olgusu
olmasa idi 2010
yili öngörüsü)
2
1927
1935
1940
1945
1950
1955
1960
1965
1970
1975
1980
1985
1990
1995
2000
Nüfus (bin)
Türkiye Istanbul
13648 806.863
16158 883.599
17821 991.237
18790 1078.399
20947 1166.477
24065 1533.822
27755 1882.092
31391 2293.823
35605 3019.032
40348 3904.588
44737 4741.890
50664 5842.985
56473 7309.190
9198.809
67853* 10072.447
1000
Türkiye Genel Nüfus Sayimi
sonuçlarina göre
0
1940
10
1950 1960
1970 1980
Yillar
1990
2000
2010
Türkiye nüfusu
Istanbul nüfusu
Yil ortasi nüfus tahminleri
Nüfus artis hizi, %o
Türkiye
20
X = %o 22.1
30
40
50
Istanbul
X = %o 46.6
60
70
Sekil 1 (1935-2000) döneminde Türkiye Genel Nüfus Sayimi nüfus verileri ve yil ortasi
nüfus tahminlerine göre Türkiye ve Istanbul’un nüfus degisimleri; ve 2010 yili için
nüfus projeksiyonlari ( X = Ortalama deger)
Degerlendirme notu :
• 1935-2000 döneminde ülke ve Istanbul kenti bazinda yillik nüfus artis hizinin ortalamasi, sirasi ile
% 2.21 ve % 4.66’dir. 1950-1980 döneminde gerek ülke gerekse Istanbul bazinda nüfus artis hizinin
genel seyri, ortalama degerinin üzerinde kalmistir. Ilginçtir ki 1990’li yillardan itibaren ülke bazindaki
yillik ortalama nüfus artis hizi “ortalama degeri”’nin (% 2.21) altinda kalmistir. Önümüzdeki yillarda
ayni gelisimin devam edecegi kuvvetle muhtemeldir ve bu olgu, makro-ekonomik gelismenin
üzerindeki baskinin azalmasi demektir. Yakin gelecek için bu artisin % 1.5’in altinda tutulmasi hedef
alinmalidir. Istanbul kenti açisindan incelendiginde , 1980-1990 döneminde kentte yasanan “göç
olgusu” sonucunda, yillik nüfus artis orani tekrar yükselerek uzun dönemin ortalama degerine
yaklasmistir.
• 2010 yili için Türkiye ve Istanbul kentinin nüfuslari sirasi ile 80 milyon ve 14 milyon mertebelerinde
projekte edilmektedir. 2010 itibari ile Istanbul’daki nüfusun ∼% 75’ini 1950 yilindan sonra Istanbul’a
göç edenler ve onlarin çocuklari olusturmaktadir.
• 10 milyonu asan nüfusu ile Istanbul, henüz alt yapisini saglikli bir sekilde tamamlamamis, varolan
yapi stogunun çok büyük bölümü düsük standartli konutlardan olusan bir metropolden kenttir. Prof.
M.Kiray’in ifade ettigi gibi Istanbul, geriye özlemle bakmaktan çok, gelecegini “bilerek” , planlayarak
düzenlemelidir.
Nüfusun Demogr afik ve Isgücü Olarak Özellikler i (1990,1994,2000)
Demografik ve istihdam özellikleri
1990
1994
2000
•
Yillik nüfus artis hizi, %
1.97
1.78
1.50
•
Dogusta yasam beklentisi (yil)
Erkek
Kadin
Toplam
64.4
69.0
66.7
65.4
70.0
67.7
66.9
71.5
69.1
Nüfusun yas grubu dagilimi, %
0-14 yas grubu
15-64 yas grubu
65 + grubu
35.5
60.5
4.0
33.0
62.5
4.5
29.6
64.9
5.5
•
Isgücüne katilma orani, %
56.7
53.2
50.3
•
Sivil istihdam (x1000 kisi)
Tarim, %
Sanayi, %
Hizmetler, %
18,364
48.0
15.2
36.8
18,285
44.8
15.8
39.4
20,737
40.8
17.0
42.2
•
Atil isgücü orani,%
14.4
19.8
14.5
•
Kaynak : G. Kazgan, 2002
Degerlendirme notu :
• 2000 yili itibariyle yillik nüfus artisi hizi % 1.5 düzeyinde saptanmistir.
• Dogusta yasam beklentisi gerek erkek gerekse kadin nüfusunda artmis, 2000
yili itibari ile sirasiyla 66.9 ve 71.5 yila ulasmistir.
• (0-14) yas grubunda göreceli bir azalma gözlenirken “üretken nüfus dilimi”
’ni temsil eden (15-64) yas grubunda bir artis gözlenmektedir. Ekonomik katki
üretebilecek nüfus diliminin yüzdesi son nüfus sayiminda % 64.9’a yükselmistir.
• Sivil istihdam 20.7 milyon olup sektörel dagilimi söyle olusmaktadir : Tarim
% 40.8, Sanayi % 17.0 ve Hizmetler % 42.2. Bu tablo, tarim ve sanayi paylari
açisindan ciddi bir çarpikliga isaret etmektedir. (Örnegin Ispanya’da çalisan
nüfusun sektörel dagilimlari Tarim % 7, Sanayi % 37 ve Hizmet % 55’dir).
• Atil isgücü orani (% 14.5) gelismekte olan bir ülke için çok yüksek bir
degerdir. Yarim kalan “Sanayilesme” dogru politikalarla tesvik edildiginde,
Milli Gelir’de (%7-8)’lik bir büyüme oraninin uzun süreli olarak gerçeklestirilmesi ile bu orani çok makul seviyelere indirmek mümkün olabilecektir.
6+ Yas Nü fusun Eg it im Durumu (1990)
Nüfus ve egitim düzeyi
Toplam
%
Erkek
%
Kadin
%
Okur-Yazar
80.5
88.8
72.0
Ilkokul Mezunu
46.1
49.1
43.1
Ortaokul ve Dengi Okul Mezunu
7.6
9.6
5.4
Lise ve Dengi Okul Mezunu
7.8
9.5
6.0
Yüksek Ögretim Mezunu
3.0
4.2
1.8
Bir Ögrenim Kurumundan Mezun Olmayan
15.9
16.3
15.5
Okuma-Yazma Bilmeyen
19.5
11.2
28.0
100.0
100.0
100.0
Toplam*
Kaynak : DIE, 1990 Genel Nüfus Sayimi.
(*) Birinci satir hariç toplamdir.
Kaynak : G. Kazgan, 2002
Degerlendirme notu :
• Ögrenim itibariyle Türk toplumuna genel olarak bakildiginda görülen tablo,
“Bilgi Toplumu” açisindan bir degerlendirmede, çok düsündürücüdür.
Toplamda Lise ve dengi okul mezunu % 7.8, Yüksek Ögretim mezunu ise
ancak % 3 düzeyindedir. Kuskusuz verilen egitimin kalitesi de çok yönlü bir
sekilde sorgulanmalidir. Yaraticiligi, varolan bilgiyi isleyerek daha üst
düzeye çikarma becerisi kazandiracak egitim yerine, tamamen “bilgi hamalligi”’na dayanan mevcut egitim sistemimizin ivedi sekilde, kökten degistirilmesi gerekmektedir. Bu gereksinim ülkemizin en temel sorununu olusturmaktadir.
• Beseri kalkinmada çok etkin görevler üstlenmis kadinlarimizin “ögrenim
profili” daha kötücü bir tablo ortaya koymaktadir. Lise, dengi okul ve Yüksek
Ögretim mezunu olanlarin toplami ancak % 7.8 olmaktadir. Kadin nüfusu
içinde halen “okur-yazar” olmayan bölümün payi ise % 28.0 olup, 21. yüzyila
giren Türkiye’nin tasidigi diger bir sorundur.
SEHIR, KÖY NÜFUSU VE TOPLAM NÜFUSUN YILLARA GÖRE DEGISIM I
Çizelge 1 1927-2000 döneminde toplam nüfus, degisimi ve yerlesim yerlerine göre dagilimi
Toplam
Yillik Sehir nüfusu*
Yillik
Sehir
Köy
Köy
Yillar
nüfus
nüfus
sehirlesme nüfus
nüfusu
nüfus
hizi
orani kisi (x1000) orani
kisi (x1000) artis hizi kisi (x1000)
%o
%
%
%
(1)
(2)
(2) / (1)
(3)
(3) / (1)
1927
13648
3306
24.2
10342
75.8
1935
16158
21.1
3803
23.5
12355
76.5
1940
17821
19.59
4346
24.4
13475
75.6
1945
18790
10.59
4687
24.9
14103
75.1
1950
20947
21.73
5244
25.0
15703
75.0
1955
24065
27.75
6927
28.8
17137
71.2
1960
27755
28.53
8860
31.9
18895
68.1
1965
31391
24.62
10806
34.4
20586
65.6
6.03
1970
35605
25.19
13691
38.5
21914
61.5
1975
40347
25.00
16869
41.8
23479
58.2
4.40
1980
44736
20.65
19645
43.9
25092
56.1
1985
50664
24.88
26866
53.0
23798
47.0
4.99
1990
56473
21.71
33439
59.2
23033
40.8
1995
62526
15.08
40266
64.4
22260
35.6
4.67
2000
70313
18.35
47600
67.6
22713
32.3
Ham veriler DIE ve DPT kaynaklarina aittir.
* Tahmini degerlerdir.
Degerlendirme notu :
• 1965-2000 döneminde ortalama yillik nüfus artis hizi ve sehirlesme hizi ise
sirasi ile % 2.17 ve % 5.00 olarak belirlenmistir.
• Nüfus artis hizinda özellikle 1985 yilindan itibaren baslayan “düsme” dikkat
çekicidir. (1995-2000) döneminde ise yillik nüfus artis hizi % 1.62 düzeyinde olup,
ortalama degerin altindadir. Nüfus hizinin düsmesi, hem makro-ekonomik göstergelerin iyilesmesi, hem de kit kaynaklarla yapilmakta olan alt yapi hizmetlerinin
(egitim, saglik vb) daha kaliteli sunulmasi yönünden önem arzetmektedir.
• 1965-2000 döneminde ortalama deger itibari ile sehirlesme hizi nüfus artis
hizinin ∼2.4 katidir. Daha açik deyisle ülkenin kimi bölge ve sehirleri (Istanbul,
Ankara,Izmir,Bursa,Adana,Kayseri,Gaziantep vb) özellikle Dogu Anadolu, G.Dogu
Anadolu, Iç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden göç almakta, sehirlesme hizinin
ileriki dönemlerde de ayni trendi koruyacagi tahmin edilmektedir. Örnegin 2005
yili DPT öngörülerine göre sehirlerde demografik konut gereksinimi için 607,400
adet ve yenileme gereksinimi için 72200 adet yeni konut hesaplanmaktadir
(Toplam konut gereksinimi 679600 adet -2005-). Yapi ruhsatlarina göre konut
sayisinin 150,000–550,000 adet/yil (yapi kullanim izin belgelerine göre 125,000275,000 adet/yil) gibi çok genis araliklarda degistikleri gözönünde tutulursa, tüm
bu degerler ülkemizde ciddi bir sagliksiz, kaçak konut -gecekondu- sorununun
varligina isaret etmektedir.
• 2000 yili itibari ile toplam nüfusun % 67.6’si sehirlerde, % 32.3’ü ise kirsal
yerlesim bölgelerinde bulunmaktadir. Sehirlesme-kentlesme orani 2010 yilinda
% 70’in üstüne çikabilir. 2025’te ise % 80 oranini astiktan sonra sabitlesebilir
(Türkoglu, 2003).
Kirsaldaki tarim
olanaklarinin giderek
daralmasi ve büyük
kentlerde (Kocaeli, Istanbul,
Bursa, Ankara vb) sanayi /
hizmet sektörlerindeki
ekonomik canlanma
(1950-1970)
Nüfus (x1000)
Devami
70000
65000
60000
55000
50000
45000
40000
35000
30000
25000
20000
15000
10000
5000
0
Sehir (2)
Köy (3)
1930
Yillik nüfus artis hizi, %o
-10
Toplam (1)
Askeri yönetim
(1980) ve sonrasi
1.Özal Hükümeti
(1983-1987)
1940
1950
1960 1970
Yillar
1980
1990
2000
0
Köy
10
Toplam
20
X =21.7
30
Sehir
40
50
60
70
80
Kirsaldan sehire
göç büyük ivme
kazanmistir.
Kirsaldan sehire
göç büyük ivme
kazanmistir.
Sekil 2 Sehir, köy ve toplamda nüfusun ve yillik nüfus artis hizinin (%o) yillara göre degisimi
Degerlendirme notu :
• 1927 yilindan bu yana köyden sehre göçün ivme kazandigi iki belirgin dönem göze çarpar :
1950-1970 ve 1980-1985 dönemi. Her iki dönem de özel sektörün ciddi sanayi hamlesi
yaptigi, ekonomide “canlanma” ’nin gözlendigi dönemlerdir. Masif göç alan kentler bati ve
güney bölgelerinde yer alirken, göç veren kentler ise dogu, kuzey ve orta bölgelerde
bulunmaktadir. Diger bir anlatimla kirsaldan kente “göç dogrultusu”, geri kalmis Dogu
illerinden az çok sanayilesmis Bati illerine dogru olmustur.
• 1996 yilindan itibaren kirsaldan kente göç olgusu kismen tersine dönmeye baslamistir.
Buna etki eden faktörler olarak G.Dogudaki terör olgusunun bitmesi, Atatürk baraji ve
sulama kanallari ile bu bölgede tarimin canlanmasi, beraberinde isgücü imkanlarinin
artmasi sayilabilir. Ayrica büyük kentlerdeki güç yasam kosullarinin 1990’li yillarda yasanan
derin ekonomik krizlerle daha da zorlasmasinin ve 1999 depremlerinin de kirsala göç
olgusuna etki ettigi belirtilebilir.
GÖÇÜN NEDENLERI
•
1948-1965 arasinda tarimdaki modernlesme -traktör sayisinin34 kat artmasi göç ivmesini artiran bir neden oldu. Traktörle tarim
yapmak için çiftçi ailesinin en az 75 hektar topraga sahip olmasi
gerekirken, köylülerin ancak % 30’u bu büyüklügün üstünde bir
topraga sahipti. 1940’li yillarda, topraksiz ve az toprakli köylüye
hitap edecek “Toprak Reformu”’nun siyasi iradelerce olusturulmamasi kuskusuz “Iç Göçü” hizlandiran diger bir neden oldu.
•
1945-1970 arasinda sanayi kesiminin yillik büyüme hizinin % 8.2
gibi çok yüksek bir orana ulasmasi kentlerde yeni “Is Kapilari”
açti. Kentlerin disinda kurulan büyük / orta ölçekli sanayi tesisleri
isgücü gereksinimlerini bu tesisler civarinda olusan “Gecekondu
Nüfusu”’ndan sagladilar.
•
Kentlerdeki en düsük yillik gelirin, kirsal kesimdeki ortalama yillik
gelirin 4-5 katina ulasmasi tüm tasidigi belirsizliklerine ragmen
belirli kentleri (Istanbul, Ankara, Izmir, Bursa vb.) göç çekim
merkezleri haline dönüstürdü.
•
60’li yillarin basinda yurt disina isçi olarak gidenlerin para biriktirme, mülk ve dayanikli esya sahibi olma olanagini bulmasi,
kirsal kesimde yasayanlari büyük ölçüde etkiledi ve yurt disina
göç imkani bulamayanlarin büyük kentlere adim atmalarinda
etkili oldu.
•
Kitle haberlesme araçlarinin (Radyo, TV, vb.) gelisimi de bu
olguyu Hizlandiran Etken oldu.
•
Bazi köylü aileleri salt çocuklarini iyi bir ögretim-egitim vermek
için kenti seçtiler.
Kaynak : Büyük ölçüde Faruk Türkoglu: Umudun Yol Haritasi Hizli Büyüme Mümkün !
Anahtar kitaplar, 2003
GELIR DAGILIMI
1973, 1987 ve 1994 YILLARI ITIBARIYLE TÜRKIYE’ DE HANELERIN
YÜZDE 20’ LIK DILIMLERE GÖRE GELIRLERI VE GINI KATSAYISI
Gelir
Gruplari
Birinci
Türkiye geneli
%20
1973
3.50
1987
5.24
1994
4.86
Kent
(20.001 + nüfuslu
yerlesim yerleri)
1987
1994
5.43
4.83
Kir
(20.001- nüfuslu
yerlesim yerleri)
1987
1994
5.21
5.57
%20
%20
%20
%20
8.00
12.50
19.50
56.50
9.61
14.06
21.15
49.94
8.63
12.61
19.03
54.88
9.33
13.60
20.71
50.93
8.19
11.87
17.90
57.22
10.03
14.98
21.97
47.82
10.14
14.80
21.79
47.70
0.51
0.43
0.49
0.44
0.51
0.41
0.41
-en yoksul-
Ikinci
Üçüncü
Dördüncü
Besinci
-en zengin-
Gini Katsayisi (x)
Kaynak : Ensari, 1997:18’den aktaran Aktan, 1998.
Degerlendirme Notu :
• En yoksul % 20’lik nüfusun Milli Gelir’den aldigi paylar 1973, 1987 ve 1994
yili itibariyle sirasiyla % 3.5, 5.24 ve 4.86’dir. 1987 yilinda göreceli olarak
gözlenen iyilesme 1994 yilinda tekrar kötüleserek % 4.86’a inmistir. En
zengin kesimin payi ise 1987’ye kiyasla iyilesmistir ve Milli Gelir’den aldigi
pay 1994 yili itibariyle %54.88’e yükselmistir. Gelir dagilimindaki iyilesme /
kötülesme’yi ifade etmek üzere kullanilan “Gini katsayisi” bazinda bakildiginda, 1994 yilinda Türkiye genelinde anilan katsayisi 0.49 olarak belirlenmistir, bu da 1987 yilina kiyasla gelir dagiliminin daha kötülestigini ifade
etmektedir.
• Orta gelir kesimini temsil eden üçüncü % 20’lik kesim Milli Gelir’den ancak
% 12.61’lik pay alabilmektedir. Dikkat çekicidir ki, orta gelir kesiminin 1987’e
kiyasla milli gelirden aldigi pay azalmistir. Bu kesimin gelir açisindan stabil
-güçlü olamamasi sosyal kalkinma açisindan her bakimdan çok ciddi
olumsuzluklar (konut-egitim–saglik harcamalarinin düsük olmasi vb) getirir.
• Kentsel alanlarda 1987 yilinda en zengin yüz de % 20’lik kesimin Milli Gelir’
den aldigi pay % 50.93 iken, 1994 yili itibariyle % 57.22’e yükselmistir. Buna
karsin orta gelir ve en yoksul % 20’lik kesimlerin aldigi paylarda tedrici bir
azalma göze çarpmaktadir. Kirsal bazda incelendiginde, anilan hanelerin %
20’lik dilimlerinin Milli Gelir’den aldiklari paylari oldukça korudugu görülmektedir. Kirsal kesimden kentlere devam eden “göç olgusu” ’nun kentsel
gelir dagilimini adaletsiz yönde etkiledigi burada ileri sürülebilir.
(x)
Gini katsayisi 0 ile 1 arasinda degisir. 0’a ne kadar yakin ise mutlak esitlik çizgisine o
kadar yakin demektir. 1’e ne kadar yakinsa gelir dagilimi da o ölçüde “adaletsiz” olacaktir.
GELIRIN % 5’LIK HANELERE GÖRE DAGILIMI
Hane
sirasi
Türkiye geneli
% 5’in geliri*
Istanbul
Aile basina % 5’in geliri**
aylik gelir, $
4711
42.33
1579
9.69
1217
6.92
1014
5.19
877
4.49
772
3.93
688
3.51
616
3.16
557
2.86
509
2.58
464
2.34
425
2.11
387
1.92
351
1.74
317
1.62
284
1.45
252
1.32
217
1.18
179
0.99
107
0.67
Aile basina aylik
gelir, $
13693
3134
2238
1679
1452
1271
1135
1022
925
835
757
683
621
563
524
469
427
382
320
217
En zengin % 5
30.34
2. % 5
10.17
3. % 5
7.84
4. % 5
6.53
5. % 5
5.65
6. % 5
4.97
7. % 5
4.43
8. % 5
3.97
9. % 5
3.59
10. % 5
3.28
11. % 5
2.99
12. % 5
2.74
13. % 5
2.49
14. % 5
2.26
15. % 5
2.04
16. % 5
1.83
17. % 5
1.62
18. % 5
1.40
19. % 5
1.15
20. % 5
0.69
Kaynak : Sönmez,2000
Not : Türkiye’de toplam hane sayisi 14,347,522’dir. 2000 yili Türkiye nüfusu 63,703,000,
ortalama hane büyüklügü 4.4 kisi kabul edilmistir.
* Her % 5’lik grup 727,376 aileden olusmaktadir.
** Her % 5’lik grup 94,694 aileden olusmaktadir.
Degerlendirme notu :
• Türkiye ölçeginde en zengin % 5 (727,376 aile)’in Milli Gelir’den aldigi pay % 30.34 olup aile
basina aylik gelir ise 4,711 $ düzeyindedir. 2. sirada yer alan % 5’lik grubun aylik geliri 1,579
$/aile olmaktadir. Aradaki gelir farki ∼ 3 kata çikmaktadir. Son % 5 hane ise milli gelirden ancak
% 0.69 gibi olaganüstü ciliz bir pay almaktadir. Bunun parasal karsiligi -aylik gelir- 107 $ / aile’dir.
En üst dilimde yer alan ailenin aylik geliri, en yoksul dilimde bulunana kiyasla 44 kat fazla olup,
gelir dagilimindaki “adaletsiz lik” durumunu yansitmaktadir. [Dagilimdaki çarpiklik, % 1 nüfus
dilimi bazinda uygulandiginda, çok daha keskin biçimde görülecektir. Söyle ki % 1’lik grup –
143,475 aile- gelirin % 16.6’sini alirken (12,887 $/aile.ay) en alttaki % 1’lik kisim gelirin ancak
% 0.07’sinden (54 $/aile.ay) pay alabilmektedir. Bu durumda anilan oran 238’e tirmanmaktadir].
• Istanbul bazinda bakildiginda gelir dagilimindaki çarpiklik daha kesin hale dönüsmektedir. En
zengin % 5’lik dilim Istanbul’da üretilen gelirden % 42.33 gibi bir pay alirken, en alt yoksul dilimin
aldigi pay sadece % 0.67 olmaktadir. Aile basina aylik gelir bazinda incelendiginde en üst ve en
alt gelir gruplari sirasi ile 13,693 $/aile.ay ve 217 $/aile.ay hesaplanmaktadir, 63 kat fark
mevcuttur ! Açiktir ki Istanbul’daki gelir dagilimindaki “esitsizlik” Türkiye ölçegine kiyasla daha
keskindir.
• Gelir dagiliminda ortaya çikan bu düsündürücü tablo toplumumuzda alt-orta ve düsük gelirliler
gruplarinda özellikle kaliteli barinma, egitim ve saglik konularinda ivedilikle düzeltilmesi gereken
çok ciddi sikintilarin bulundugunu gözler önüne sermektedir. Sosyal devlet anlayisi içinde
saglikli toplumsal kalkinmamiz için bir yandan gelir dagilimini düzelten önlemlerle (reel
ekonominin derinlik kazanmasi, etkin vergi reformlari ile ücretlinin üzerindeki vergi baskisinin
azaltilmasi, kayitdisi ekonominin azaltilmasi vb) birlikte konut, egitim ve saglik sektörlerinde
kamu agirlikli fonlarin olusturulmasi ve bunlarin çok etkin ve verimli sekilde yönetilmesi
gerekmektedir.
TÜRKIYE’NIN
MAKRO EKONOMIK BÜYÜKLÜKLERINE
TOPLU BAKIS
-genel hatlari ile-
GE NE L HATL AR IYL A T ÜRK IYE EK O NOMISI -2002• Gayri Safi Milli Gelir (GSMH)
%7.8
-1987 fiyatlariyla degisimi• GSMH
181.6 Milyar $
• Kisi basina GSMH
2609 $/fert
• GSMH deflatörü*
• Enflasyon oranlari
%43.8
Toplam Esya
Tüketici
• Birlesik faiz orani
-Yillik agirlik ortalama• Döviz kurlari degisimi, %
• Issizlik
%50.1
%45.0
% 62.2
Dolar
Euro
Genel
Kent
Kir
%22.6
%30.5
%10.6
%14.3
%5.8
• Kamu kesimi dengesi -GSMH cinsindeno Kamu kesimi açigi
%12.8
o Bütçe açigi
%14.9
o KIT açigi
-%1.0
o Diger
-%1.1
• Dis borç stogu
O Orta ve uzun vadeli
O Kisa vadeli
131.3 milyar $
15.2 milyar $
• Toplam dis borç stogu
146.5 milyar $
(%72.3 -GSMH cinsinden-)
• Toplam iç borç stogu
149.8 milyar $
(%82.4 -GSMH cinsinden-)
• Ihracat
35.1 milyar $
• Ithalat
50.8 milyar $
• Ihracatin ithalati karsilama orani
• Dis ticaret açigi
% 69
15.7 milyar $
• Cari islemler dengesi
- %6.0
-GSMH’ye oraniKaynak : Türkiye Ekonomisi 2003, TUSIAD, Aralik 2003.
* GSMH deflatörü = Cari fiyatlarla GSMH .100 , % ile ifade edilen bir büyüklüktür. Enflasyon
Sabit fiyatlarla GSMH
-fiyatlarin artisi- oraninin yüksek oldugu dönemlerde “deflatör” orani da enflasyon endekslerine (tüketici fiyat endeksi TÜFE, toptan esya fiyat endeksi TEFE) yaklasir.
Çizelge 2 TÜSIAD’IN MAKRO EKONOMIK SENARYOSU
MAKRO EKONOMIK BÜYÜKLÜKLER
GSMH (sabit fiyatlarla)*
GSYIH (sabit fiyatlarla)*
Enflasyon (TEFE)*
Enflasyon (TÜFE)
Rezerv Para*
Konsolide bütçe geliri (tril TL)
Konsolide bütçe gideri (tril TL)
Konsolide bütçe dengesi (tril TL)
Faiz harcamalari (tril TL)
Konsolide bütçe dengesi (milyar $)
Faiz disi bütçe dengesi (GSMH’a oran,%)
Konsolide bütçe dengesi (GSMH’a oran,%)
2 0 0 3
I. çeyrek II.çeyrek III.çeyrek IV.çeyrek
GELIR
4.9
4.8
22.4
25.1
41.5
7.4
8.1
33.7
27.6
44.6
3.7
3.9
32.8
30.0
36.9
20,364
31,253
-10,889
15,787
-6.6
-
24,325
38,195
-13,870
19,066
-9.2
-
Yillik
VE FIYAT
5.1
5.1
5.0
5.3
15.4
25.6
19.4
25.3
29.0
41.4
KONSOLIDE BÜTÇE
27,061
27,800
99,551
32,127
39,900
141,476
-5,066
-12,100
-41,925
11,712
14,000
60,565
-3.6
-8.4
-27.9
5.3
-11.9
2 0 0 4
I. çeyrek II.çeyrek III.çeyrek IV.çeyrek
Yillik
3.5
3.3
9.3
15.7
24.0
5.0
5.1
9.4
13.4
20.0
5.6
5.8
13.5
15.1
21.0
4.3
4.5
12.7
13.6
21.0
4.7
4.8
11.2
14.5
21.4
25,000
40,000
-15,000
21,000
-10.9
-
27,000
34,000
-7,000
14,500
-4,9
-
30,000
42,000
-12,000
18,000
-8.1
-
31,000
46,000
-15,000
16,000
-9.7
-
113,000
162,000
-49,000
69,500
-33.6
5.0
-11.9
2004 yili
Hükümet
programi
5.0
12.0(a)
12.0(a)
114,500
160,900
-46,400
67,000
5.0
-11.1
Nominal döviz kuru (TL/$)
Nominal döviz kuru (TL/$)*
Reel döviz kuru (TL/$) (1999=100)**
Reel döviz kuru (TL/$)*
DÖVIZ KURLARI
1,645,316 1,507,181 1,388,275 1,436,953 1,494,431 1,380,000 1,420,000 1,480,000 1,550,000 1,457,500 1,604,000
21.5
6.8
-15.5
-10.9
-0.7
-16.1
-5.8
6.6
7.9
-2.5
127.4
147.4
161.2
162.2
149.5
175.8
177.4
174.1
170.9
161.6
5.0
21.7
48.1
34.0
26.6
38.0
20.4
8.0
5.3
16.7
Nominal döviz kuru (TL/ ?)
Nominal döviz kuru (TL/ ?)*
Reel döviz kuru (TL/ ?) (1999=100)
Reel döviz kuru (TL/ ?)*
Çapraz kur (?/$)
1,766,431 1,708,772 1,558,591 1,712,617 1,686,602 1,700,000 1,750,000 1,820,000 1,900,000 1,792,500
48.9
31.5
-3.6
6.0
18.0
-3.8
2.4
16.8
10.9
6.3
103.3
113.2
125.1
118.6
115.1
124.3
125.4
123.3
121.5
120.3
-14.3
-1.2
29.7
12.7
5.4
20.3
10.8
-1.4
2.4
7.4
107.4
113.4
112.3
119.2
113.0
123.2
123.2
123.0
122.6
123.0
Nominal faiz (bilesik %)
Reel faiz (bilesik %)
Ithalat (cif, milyar $)
Ihracat (fob, bavul tic hariç, milyar $)
Dis ticaret dengesi (milyar $)
Görünmeyen kalemler (diger cari) (milyar $)
Cari islemler dengesi (milyar $)
Ithalat (cif)*
Ihracat (fob)*
57.3
23.2
14.2
10.3
-3.9
1.6
-2.3
37.2
30.3
52.3
17.2
16.4
11.3
-5.2
3.3
-1.9
31.9
32.2
40.9
12.7
DIBS FAIZI
29.3
8.2
44.9
15.7
DIS TICARET ve CARI ISLEMLER
18.4
19.0
68.0
12.0
13.0
46.6
-6.4
-6.0
-21.4
6.5
3.5
14.9
0.2
-2.5
-6.5
36.4
27.1
32.7
29.5
29.1
30.2
26.0
8.9
25.0
10.2
22.0
6.0
20.0
5.6
23.3
7.7
16.5
11.5
-5.0
3.0
-2.0
16.1
11.6
17.5
12.5
-5.0
3.5
-1.5
6.7
11.1
18.5
13.5
-5.0
4.4
-0.6
0.8
12.5
20.0
14.5
-5.5
3.6
-1.9
5.3
11.5
72.5
52.0
-20.5
14.5
-6.0
6.7
11.7
75.0
51.5
-24.0
18.8
-5.2
Italik rakamlar TÜSIAD tahminidir. (*) Bir önceki yiiln ayni dönemine göre yillik % degismeyi gösterir. (**) Reel döviz kuru endeksindeki düsüs TL’nin $ karsisinda deger kaybettigini
göstermektedir. (a) TÜSIAD yil sonu tahminleri TEFE’de ve TÜFE’de sirasi ile % 12.4 ve % 13.5’dur.
Sermaye
hareketlerinin
liberallesmesi/
SSCB ve Dogu
Askeri
Bloku’nun
yönetim
çöküsü
Kasim Subat
Nisan 1997-1998
Asya
1999
2000 2001
1994
ülkelerinde
krizi krizi
depremleri
krizi
kriz
220
200
180
X =172 Milyar $
GSMH (Milyar $)
160
(1990-2001)
(1)
140
(2)
120
100
80
60
40
20
0
0
(2)/(1)
0.6
Yillar
(3)
(2) / (1)
0.7
0.8
20
40
60
X(2) /(1) = 0.83
80
100
0.9
120
1.0
140
1.1
1.2
160
(1) Cari fiyatlarla $ cinsinden
(2) 1987 fiyatlariyla $ cinsinden
(3) Dolar kurundaki yillik degisim
Dolar kurundaki yillik degisim orani , %
1982 1984 1986 1988 1990 1992 1994 1996 1998 2000
180
Sekil 3 1980-2001 döneminde Gayri Safi Milli Hasila (GSMH)‘nin (Cari fiyatlar ve 1987
fiyatlari cinsinden $ bazinda) degisimleri, X = Ortalama deger
Degerlendirme notu :
• Cari fiyat bazinda Gayri Safi Milli Hasila (GSMH) 1980-2001 döneminin ilk yarisinda sürekli
sekilde artis göstererek 70 Milyar $’dan 180 Milyar $’a ulasmistir. 1990’li yillarda küresellesmeye saglam, istikrarli bir ekonomi ile bütünlesemeyen ülkemizde 1994, 2000 ve 2001
krizleri yasanmistir. Bu krizlerde ekonomimiz ciddi boyutlarda küçülmüstür. Örnegin, 2001
Subat krizi sonucunda GSMH 1994’deki milli gelir düzeyini ancak yakalayabilmistir.
• 1987 / cari fiyat orani ise kriz dönemlerinde (1994, 2001) yasanan büyük boyutlu develüasyonlarin (% 170, % 95) sonucunda 0.65 degerinden ~ 0.8’e çikmistir. Bu oranin 1’e yaklasmasi bir anlamda TL’nin $ karsisindaki “deger kaybi”’nin boyutunu ifade eder.
198 0-2 0 01 DÖ NE MIN DE S AB IT S ER MA YE YAT IR IML AR ININ G EN E LD E V E KO NU T S EK TÖ RÜ B AZIN D A D EG IS IMLE R I
Yillar
GSMH
Sabit
Genel
Cari fiyatlarla (Milyar $)
Toplam Kamu
Özel
sermaye
Oranlar, %
yatirimlari
Toplam /
GSMH, %
Kamu /
Özel /
Toplam Toplam
(1)
(2)
(3)
(4)
(3)/(2)
(4)/(2)
(2)/(1)
1980
69.78
40
60
21.8
15.2
6.1
9.1
1981
72.80
45.5
54.5
19.8
14.4
6.6
7.8
1982
65.95
42.7
57.3
19.2
12.6
5.4
7.2
1983
62.20
43.3
56.7
20.1
12.5
5.4
7.1
1984
60.75
41.5
58.5
19.3
11.7
4.9
6.9
1985
68.20
45.5
54.5
20.1
13.7
6.2
7.5
1986
76.46
44.7
55.3
22.8
17.4
7.8
9.6
40.5
59.5
24.6
1987
87.67
21.6
8.7
12.9
1988
90.92
33.9
66.1
26.1
23.7
8.1
15.7
1989
108.62
33.5
66.5
22.5
24.4
8.2
16.3
1990
152.32
30.8
69.2
22.6
34.5
10.6
23.9
1991
152.14
31.7
68.3
23.7
36.0
11.4
24.6
1992
160.23
31.5
68.5
23.4
37.5
11.8
25.7
1993
181.81
27.4
72.6
26.3
47.8
13.1
34.7
1994
130.89
20.2
79.8
24.5
32.1
6.5
25.6
1995
171.98
17.5
82.5
24
41.2
7.2
34.0
1996
184.72
20.3
79.7
25.1
46.3
9.4
36.9
1997
194.11
23.1
76.9
26.3
51.0
11.8
39.3
1998
205.81
25.8
74.2
24.3
50.1
12.9
37.2
1999
187.47
29.6
70.4
22.1
41.5
12.3
29.2
2000
201.38
30.6
69.4
22.6
45.6
14.0
31.6
2001
146.76
30.9
69.1
18.9
27.8
8.6
19.2
33.2
66.8
22.7
30.0
8.9
21.0
X
S
8.7
8.7
2.4
13.8
2.8
11.5
V%
26.2
13.0
10.6
46.0
31.4
54.8
X = Ortalama deger, S= Standart sapma, V= Degiskenlik katsayisi, V= S / X .100, %
Konut sektörü itibari ile
Cari fiyatlarla oranlar, %
Özel
Kamu
Toplam
44.7
30.1
29.5
29.2
30
32.3
37.0
45.7
53.3
54.2
46.5
47.1
46.3
44.7
51.8
43.3
39.8
35.8
34.1
33.8
23.7
26.7
39.1
9.1
23.3
2.4
2.4
1.4
1.8
2.6
2.6
2.0
1.6
1.8
1.8
4.0
2.2
2.6
1.2
1.7
1.5
1.7
1.2
1.1
1.3
0.8
0.9
1.8
0.7
38.9
27.8
17.5
17.5
17.3
18.6
18.8
21.4
27.9
35.8
36.7
33.4
32.9
32.5
32.8
41.7
36
32
27.8
25.5
24.1
16.7
18.7
27.0
7.8
38.9
Insaat
sektöründeki
istihdam (bin kisi)
1112
1039
993
962
1033
1215
1181
1211
1267
1286
1290
1294
1329
1076
1163.4
125.2
10.8
Degerlendirme notu :
• 1980-2001 döneminde sabit yatirimlarin sektörel dagilimina bakildiginda, kamu ve özel sektörün ortalama
degerleri sirasi ile % 33.2 ve % 66.8 olmustur. Uygulanan politikalarin sonucu olarak kamu orani 1988-1989
yilindan it ibaren ciddi sekilde azalmistir. Özel sektör, 1994-2001 döneminde ekonomimize hakim olan
“üretimsizlik” anlayisindan dolayi, bu boslugun güçlü ve sürekli sekilde doldurulmasinda basarili olamadi.
• Toplam sabit sermaye yatirimlarinin GSMH’daki payi ortalama % 22.7 olarak hesaplanmistir. G.Kore ve Çin’
deki % 30-35 gibi yüksek paylar dikkate alindiginda, bu oranin gelismekte olan ülkemiz için yeterli olmadigi
açiktir. Bu oranin çok uzun yillar içinde degismemesinin altinda yatan en önemli etmenin toplumumuzda
“üreterek tasarruf zihniyeti”’nin “üretmeden tüketme zihniyeti” ile yer degistirmesidir.
• Konut sektörünün yatirimlar içindeki payinin ortalamasi % 27 düzeyinde hesaplanmistir. Dikkat çekicidir ki
incelenen oran 1988 yilindan itibaren tirmanisa geçerek gelisimini 1994 yilina kadar (% 41.7) sürdürmüs, o
yildan itibaren de dalgali da olsa sürekli azalmis ve % 18’e kadar inmistir. Konut sektöründe yapilan yatirimlarin
inisli-çikisli oldugunu degiskenlik katsayisinin yüksekligi (V=% 38.9) ortaya koymaktadir.
• 1988-2001 döneminde insaat sektöründe istihdam edilen isçi sayisindaki degiskenlik katsayisi V= % 10.8
mertebesinde kalmistir. Böyle bir deger sektörde çalisan isçi sayisinin “ortalama deger” civarinda çok az
sapma ile degistigini ifade etmektedir.
Nisan
1994 krizi
Kasim
1999 2000 Subat
depremleri krizi 2001
krizi
50
40
30
Toplam
Özel
20
10
Kamu
0
10
0
1982 1984 1986 1988 1990 1992 1994 1996 1998 2000
Yillar
20
10
30
X = 33.2
40
X = 22.7
60
100
20
30
X = 66.8
70
90
15
25
50
80
5
(Kamu s.s.y / Toplam s.s.y)x100
(Özel s.s.y / Toplam s.s.y)x100
(Toplam s.s.y / GSMH)x100
Trend
35
40
45
Toplam sabit sermaye yatirimi / GSMH, %
Kamu ve özel sabit sermaye yatirim oranlari , %
Sabit sermaye yatirimlari (Milyar $)
60
Sermaye
hareketlerinin
liberallesmesi/
SSCB ve Dogu
Bloku’nun
Askeri
çöküsü
yönetim
50
Sekil 4 1980-2001 döneminde kamu ve özel sabit sermaye yatirimlarinin (s.s.y) degisimleri
(cari fiyatlarla)
Degerlendirme notu :
• Sabit sermaye yatirimlari 1985’den 1993’e kadar hizli bir artis egilimi göstermistir. Bu artisa büyük
ölçüde özel sektörün yatirimlari etki etmistir. Yasanan 1999 depremleri sabit sermaye yatirimlarinin
ciddi sekilde azalmasina yol açmistir. Örnegin, 2001 yilindaki sabit sermaye yatiriminin boyutu
~ 1989 yilinda gerçeklesen sabit sermaye yatirimi kadardir.
• Sabit sermaye yatirimlarinin GSMH’ya orani önemli degisimler göstermemis, ortalama %22.7 seviyesinde kalmistir. Bu büyüklük, uzun süre yüksek büyüme oranlari (% 6-8) gösteren kimi ülkelerdeki
% 30-35 oraninin altinda kalmistir.
• Sabit sermaye yatirimlari içinde 1980’lerde kamunun % 40 düzeyindeki payi giderek küçülmüs,
1994-1996 döneminde ise % 17-20 lik bir paya kadar azalmistir. 1999’dan itibaren bu pay % 30
düzeyine çikmistir. Çok ilginçtir ki özel sektör, 1985-1993 döneminde sergiledigi yatirim atagini 19942001 döneminde saglayamamistir. Anilan dönemde iç borçlanma faizi oranlarinin -reel faiz oranlariçok yüksek olmasi, genel ekonomide “üretimsizlik” kavraminin çok ciddi ölçülerde kök salmasina ve
yayginlasmasina yol açmistir (Kriz öncesi dönemlerde sicak paranin getirisi örnegin 1992 yilinda
% 15.73, 1993 yilinda % 17.2, 1998 yilinda % 29.9, 1999 yilinda ise % 43.55 gibi çok yüksek degerlerde
bulunuyordu,Yentürk 2003).
YAT IRIM - BÜYÜME - IST IHDAM ILISKILE RI (x ) (1990-2002)
Yillar
Sabit sermaye yatirimlari artis orani Büyüme Istihdam 12 aylik fiyat
hizi ,% artis orani
artisi,%
Toplam, % Kamu, %
Özel, %
1990
15.9
8.9
19.4
9.3
1991
1.2
1.8
0.9
0.7
2.6
71.1
1992
5.5
2.3
7.1
5.8
0.3
66.0
1993
26.4
7.2
35.0
8.4
-5.4
71.1
1994
-16.0
-30.8
-10.7
-5.0
7.5
125.5
1995
9.1
-18.8
16.9
6.7
2.5
78.9
1996
14.1
24.4
12.1
7.3
2.5
79.9
1997
14.8
28.4
11.9
7.6
-0.1
99.1
1998
-3.9
13.9
-8.3
3.2
2.5
69.7
1999
-15.7
-8.7
-17.8
-4.7
2.6
68.8
2000
16.5
19.7
15.4
7.1
-3.9
39.0
2001
-31.7
-22.0
-35.1
-7.4
-1.0
68.5
2002
-0.8
14.5
-7.2
7.8
0.4
29.7
2.7
3.1
3.0
3.6
0.9
72.3
X
S
16.3
18.4
18.5
5.8
3.4
24.6
V= S/ X .100, %
597.9
586.6
608.8
160.8
385
34.0
X = Ortalama deger, S= Standart sapma, V= Degiskenlik katsayisi, V= S / X .100, %
Kaynak: DIE, Milli Gelir Istatistikleri, Hanehalki Isgücü Anketi sonuçlari ve Tüketici Fiyat Endeksleri
Degerlendirme notu :
• 1990-2002 dönemine genel olarak bakildiginda; yatirim, büyüme ve istihdam artis
oranlari kimi yillarda bir paralellik gösterir, fakat bu egilim “sürekli” bir özellik
sergilemez ve kimi yillarda ise hiç bir etkilesim yokmuscasina bulgular ortaya
çikmaktadir. Kisacasi, istihdam artislarinin yatirim ve büyümenin gerisinde kaldigi
ifade edilebilir.
• Incelenen dönemde toplam sabit sermaye yatirimlarindaki maksimum azalma
toplamda % 31.7, kamu sektöründe % 22 ve özel sektörde % 35.1 ile 2001 yilina aittir.
Bu kriz yilinda, her iki makro ekonomik gösterge (milli gelir, istihdam) % 7.5 ve % 1
oraninda küçülmüslerdir. Istihdamda bu azalma yaklasik 450,000 yeni issize neden
olmus, açik issizlik sayisi yaklasik 2 milyona tirmanmistir. Sonuçta, ülkemizdeki
tablo söyle özetlenebilir :
Düsük yatirim düzeyi
Düsük verimlilik
Isgücünün egitim
düzeyi çok düsük
ve düsük gelir düzeyi
Düsük büyüme orani Ortalama % 3.6 Düsük istihdam
Tasarruf- yatirim
iklim kosullarinin
yetersizligi ve
istikrarsizligi
-% 72 enflasyon-
(1990-2002)
Düsük tasarruf orani
Düsük yatirim düzeyi
• OECD ülkeleri ile bir karsilastirma yapidiginda elde edilen tablo çok farkli
çikmaktadir. Söyle ki, 1989-1999 döneminde yillik ortalama % 1.2 istihdam artisi,
% 2.6 gibi bir büyüme hizi ile elde edilmistir. 15-65 yas dilimi nüfusun % 65 oldugu
ülkemizde, ortalama % 3.6 düzeyindeki bir büyüme oraninin istihdam sorununun
kalici çözümü için yeterli olmayacagi açiktir.
Kaynak : S.I. Köstekli : Türkiye’nin Üretim-Istihdam Sorunu, Strateji ve Politika Önerileri, TISK,
Ankara, 2003 ’den degistirilerek
INSAAT SEKTÖRÜ
ve
SORUNLARI
Çizelge 3 INS AAT SE KT ÖRÜNÜN SORUNL ARI -Genel Hatlari ile -
Se ktörün Ekonomi ye Katkilari
• Milli gelirdeki payi ortalama % 5-6
SEKTÖR
(mevcut katma deger üretimi : 9-12
milyar $/yil, potansiyel: 18-24 milyar
$/yil)
• Istihdam edilen isçi sayisi ortalama
1,163,000 kisi/yil (1980-2001dönemi)
• Reel ekonominin birçok sektörü ile
geri-ileri baglantili: ekonomiyi
canlandiran “sektör”
• 1970’li yillardan bu yana uluslararasi ihalelerde yer alarak ülke
ekonomisine döviz kazandirmasi
(kümülatif yurt disi ihale bedeli:
38.38 milyar $, proje sayisi: 1564
(1972-2003); ihale bedeli: 1.13 milyar
$/yil (2000-2003 ortalamasi)
SEKTÖRÜN IÇ SORUNLARI
ÜLKE EKONOMISI ve YÖNETIMDEN
KAYNAKLANAN SORUNLAR
• Sektör içinde çalisan müteahhitlerin çalisma ve
• Iç tasarruflari arttiran ve reel ekonomiye dönüsünü
•
•
•
•
•
•
denetim kosullarini belirten, sektörel gereksinimlere
cevap veren çagdas, hukuki bir alt yapinin
bulunmamasi.
Sektörde büyük katma degerler yaratacak projelere,
gerek proje gerekse uygulama bazinda verimlilik
kazandiracak “AR-GE çalismalari”’nin hemen
hemen olmamasi.
Beseri sermaye stogunun (mühendis, mimar, teknik
eleman) niteligini arttiracak hizmet içi egitim programlarina sürekli yatirim yapilmamasi.
Egitim-ögretim kurumlarinin arzettigi mühendis/mimar
sayisinin sektörde yeterince istihdam edilmemesi.
Nitelikli teknik elemanlarin yerine, yeterli donanima
sahip olmayan isgücünün sektörde yaygin sekilde
istihdam edilmesi.Nitelikli ara isgücünün (beton, kalip,
demir, duvar ve tesisat isçiligi) ciddi boyutlardaki
eksikligi sonucu sektörel verimliligin düsüklügü.
Sektörel rekabeti çok olumsuz sekilde etkileyen
“kayit disi ekonomi” çok yaygin. Özellikle büyük/
orta ölçekli isletmeler bu durumdan ciddi boyutlarda
etkilenmektedir. Yasanan “kayit disilik” anilan islet melerde saglikli fonlarin olusmasina izin vermemektedir. Bu durumda oto finansman imkanlarinin daralmasi hatta ortadan kalkmasi
Sektörel “isyeri emniyeti ve sagligi” performanslari
çok düsük. Bu durum çok büyük ölçüde sektörel
verimliliginin düsük olmasindan kaynaklanmaktadir.
Konut üretiminde (proje - uygulama - servis süresi)
çagdas “yapi denetim-sigorta sistemi”’nin eksikligi.
•
•
•
•
•
•
•
saglayan makro-ekonomik yapinin ve bankacilik
sektörünün olusturulamamasi
Ekonominin plan disiplininden uzaklasmasi hatta
kaybolmasi. Sanayi ve tarim sektörlerinde üretkenligi
ve istihdami arttirici politikalarin olusturulmamasi
Beseri sermayenin egitilmesi konusunda vizyon ve
gerçekçi programlarin olmamasi, buna bagli olarak
kamu ve özel sektörde nitelikli eleman stogunun bir
türlü olusturulmamasi
Sanayi-Tarim-Ihracat baglantisinin, olmasi gereken
düzeyde kurulmamis olmasi -yüksek katma degerli
mallarin ihracat içinde fevkalade ciliz kalmasi.
Rekabet kurallarinin AR-GE yogunluklu çalismalar ile
saglanacagi yerde; isçi ücretlerini baski altinda
tutarak, devletten saglanan etkinligi sorgunlamasi
gereken tesviklerin agirlikli olarak kullanilmasi. Ülkenin yeniden saglikli biçimde yapilandirilmasi konusunda gereken hukuki alt yapinin iç dinamikler yerine
dis dinamikler yolu ile kurulma çabalari
Artan kentlesme hizina uygun bir hizla arsa ve
altyapi üreterek saglikli konut politikalarinin olusturulmamasi. Siyasi iradenin sürekli biçimde seçimlerin
öncesinde çikardigi “imar aflari” ile gecekondulasmaya ödün vermesi.
Konut sektöründe “prefabrikasyon yapim teknolojileri”’nin desteklenmesi
1980-2000 döneminde yasanan çok yüksek oranli
“enflasyon olgusu” (Ortalama enflasyon orani 1970’
’li yillarda % 34, 1980’li yillarda % 43, 1900’li yillarda
% 74’e yükselmistir). Artan iç borçlanma olgusunun
toplumda yatirim - reel üretim kültürünü örselemesi
Kayit disi ekonomi konusunda etkin önlemlerin alinmamasi sonucunda kamusal gelir kayiplarinin sürekli
biçimde artmasi. Bütçe birlesiminde “transfer
ödemeleri”’nin giderek artmasi sonucunda “yatirim
kalemleri”’nin cilizlasmasi
INSAAT SEKTÖRÜNDE “DARALMA”NIN NEDENLERINDEN BIRI :
KAMU YATIRIMLARINDA DEVAM ETMEKTE OLAN CIDDI TIKANIKLIKLARIN VARLIGI
• 2003 yili yatirim programinda mahalli idarelerin yatirimlari ve yatirim isçiligi
hariç olmak üzere 3851 adet proje yer almaktadir. Bu projelerin parasal
karsiligi -2003 yili fiyatlari ile- 111.4 Milyar ? olup, baslangicindan 2002 yili
sonuna dek projeler için gerçeklestirilen kümülatif harcama 13.2 Milyar ?
-2003 fiyatlari ile- dis proje kredisinden karsilanmak üzere 47.9 Milyar ?
düzeyindedir. 3851 proje için 2003 yilinda 2.2 Milyar ?’su dis kredi olmak
üzere 7.4 Milyar ? yatirim ödenegi ayrilmisti r (Yüksek Planlama Kurulu,
2003).
• Açiktir ki 1990’li yillarin basindan itibaren artarak devam eden iç ve dis
borçlanmanin agir faiz yükünün baskisi altinda bulunan bütçemiz,
“yatirim kalemleri” için gereken fonlari gerekli miktarda tahsis etme
yeteneginden yoksundur.
Asagidaki tablo durumu açikça kanitlamaktadir. (Akarcali, 2001)
1990-2000 Dönemi Gider Kalemlerinin Giderler Içindeki Paylari
Iç ve Dis Borç Faiz Ödemeleri
165.585 milyar $
%32.71
Personel Giderleri
143.976 milyar $
%28.44
Diger Cari Giderler
41.960 milyar $
%8.29
Yatirim Giderleri
41.930 milyar $
%8.29
Sosyal Güvenlik Giderleri
32.341 milyar $
%6.39
Diger Transferler
28.960 milyar $
%52.72
Vergi Iadeleri
19.975 milyar $
%3.95
Fon Ödemeleri
16.302 milyar $
%3.23
KIT’lere Transferler
11.983 milyar $
%2.37
3.096 milyar $
%0.61
Devlet Istiraklerine Katki Payi
• Iç ve dis borçlarin faiz ödemeleri 1990-2000 döneminde yaklasik 166 milyar dolar
olup toplam içindeki payi ise % 33 mertebesindedir. Buna karsin yatirim giderlerinin
toplami 42 milyar dolardir. Aldigi pay sadece % 8’dir. Gelismekte olan ülkemiz için
bu payin kuskusuz yeterli olmadigi, anilan dönemde Gayri Safi Milli Hasila’da
yasanan “inisli-çikisli büyüme” ile açikça sergilenmektedir.
• 111.4 milyar ? tutarindaki proje stogunun en azindan % 60-70 oraninin dogrudan
dogruya insaat sektörü ile ilintili oldugu göz önünde tutulursa, sektörün karsi karsiya
kaldigi olumsuz durum kendiliginden anlasilmaktadir.
• Mevcut kamu yatirim stogunun, yatirim programina yeni proje almaksizin ve
sonraki yillarda da ayni düzeyde ödenek tahsis etmesi durumunda, projenin
ne kadar sürede tamamlanacagini ifade eden “ortalama tamamlama süresi”,
2001 yilinda yasanan kriz sonrasi 12.5 yila kadar çikmisken, yapilan kamu
yatirim programi rasyonellestirmesi -2002 yili itibari ile- sonucunda 1602
adet proje yatirim programinin disina çikartilmis, (2003 yili itibari ile mevcut
proje sayisi : 3851 adettir), sonunda 7.6 yila indirilmistir.
• Proje sürelerinin su veya bu nedenle, öngörülen süre içinde tamamlanmamasi
ekonomik açidan “proje verimliligi”’nin çok ciddi boyutta sorgulanmasini gerektirmektedir. Ülkemizde makro ekonomi boyutunda çok ciddi savurganlik olusturan
uzun proje bitis sürelerinin ivedilikle alinacak önlemlerle azaltilmasi saglanmalidir.
1980-96 yillari arasinda bazi sektörlerde proje bitis süreleri söyledir (Yakin, 2001) :
Öngörülen
(yil)
Bitis Süresi
(yil)
Gecikme
(yil)
Gecikme x100, %
Öngörülen
Enerji
Ulastirma
5.2
3.4
14.7
9.3
9.5
5.9
182
173
Imalat
4.5
15.0
10.5
233
Görüldügü üzere (gecikme süresi / öngörülen süre) orani %173-233 gibi
olaganüstü yüksek oranlarda degismektedir. Bir türlü üretime geçmeyen, fon
yaratmayan projelerin varligi ülkemiz için çok ciddi açmazlardir.
• En az yolsuzluklar kadar üzerinde durulmasi gereken bir diger konu da
“siyasi yatirim” projelerinin yol açtigi “savurganliklar”’dir. Bu durum, diger
fizibil projeler için gerekli yatirim ödeneklerinin cilizlasmasina yol açar. 19962001’de “DMMI”’nin ekonomik açidan isletilebilir olmayan hava limanlarinda
(S.Demirel, Balikesir, Sinop, Sivas, Tokat, Usak, Zonguldak) sefer basina
ortalama yolcu sayisi (11-15) dikkate alindiginda, anilan projelerin ülkeye
yükledigi maliyetlerin çok yüksek (Erdal, 2003) oldugu açiktir.
1992-2002 DÖNEMINDE SEKTÖRLER BAZINDA GSMH’NIN YILLIK BÜYÜMELERI
Kasim Subat
1999
2000 2001
depremleri krizi krizi
GSMH'nin büyüme orani, %
Nisan
1994 krizi
16
14
12
10
8
6
4
2
0
-2
-4
-6
-8
-10
-12
-14
-16
Ticaret ( )
Sanayi ( )
Tarim ( )
Ulastirma ( )
Insaat ( )
Toplam -GSMH-
1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002
Yillar
Sekil 5 GSMH’nin yillara göre sektörel büyüme hizi
Sektörler*, %
Tarim
Sanayi
Ulastirma
Ticaret
Insaat
Toplam
1992 1993 1994
4.3 -3.6 -0.7
5.9 8.2 -5.7
8.1 8.2 -2.0
6.9 11 -7.6
6.2 7.9 -2.0
6.4 8.1 -6.1
1995 1996
2.6 5.2
12.1 7.1
5.9 8.4
11.6 8.7
-4.7 5.8
8.1 7.1
1997 1998 1999 2000
-2.0 7.6 -4.6 4.1
10.4 1.8 -5.0 -5.6
7.2 6.0 -4.0 5.1
11.2 1.2 -6.8 11.6
4.6 -0.3 -12.7 5.8
8.0 3.8 -6.4 6.1
2001 2002 X
-6.1 7.1 1.26
-7.5 9.4 2.83
-4.9 5.4 3.94
-9.4 10.7 4.46
-5.9 -4.9 -0.02
-9.4 7.8 3.04
S
4.85
7.45
5.04
8.53
6.60
6.81
V, %
384
263
128
191
36300
223
Açiklama : X = Ortalama deger, S= Standart sapma, V= S/ X .100= Degiskenlik katsayisi
* 1987 fiyatlari ile
Degerlendirme notu :
• 1992-2002 GSMH’nin ortalama büyüme orani % 3 düzeyinde kalmistir. Bu deger Türkiye gibi
nüfusu artan ve ekonomik olanaklari bulunan bir ülke için yeterli degildir. Büyümenin istikrarsizligini ortaya koyan “degiskenlik katsayisi” ise V= % 223 olarak belirlenmistir. Bu, anilan dönemde
gerçeklestirilen “büyüme”’nin fevkalade “inisli-çikisli” olduguna isaret etmektedir. Bir karsilastirma yapilirsa (1990-1999) döneminde G.Kore ve Sili’de ortalama büyüme ve degiskenlik katsayi lari %6.3; V=%79 ve %6.4; V=%59 seklinde gerçeklestirilmistir (Uygur, 2001). Ülkemizdeki
performansa etki eden en önemli faktör yasanan derin ekonomik krizler (1994, 1999, 2001)
olmustur.
• Genel olarak bakildiginda insaat sektörünün büyümesi toplam GSMH büyümesi ile ilintilidir.
Daha açik anlatimla GSMH’da yasanan bir “daralma” insaat sektörünün performansinda da
yansima bulmaktadir.
COGRAF I BÖLGELER BAZINDA KIM I EKONOM IK G ÖSTERGELER VE ÇIMENTO, HAZI R BETON VE PREFABRIKASYON SEKTÖRÜ
x100,
%
12
13
(1996-2001)
2001 fiyatlari ile
2000
14
15
16
17
2000
Iç pazar çimento satislari
Prefabrikasyon
kullanimi (kg/fert)
11
Hazir Beton
kullanimi (kg/fert)
Kisi basina
GSYIH
(Milyon TL)
-1987 fiyatlari ile -
10
Prefabrikasyon payi ,%
Köy
9
Hazir Beton payi , %
Köy
8
2000 2000 2000 2001
Iç pazar
çimento tüketimi
(ton)
GSYIH
(Milyon TL)
-1987 fiyatlari ile -
Sehir
7
Istihdam edilen
kisi sayisi
Toplam Sehir
Toplam
6 −5
5
Yatirim tutari
(Milyar TL)
6
2000
Belge adedi
5
1990
Kisi basina toplam
6
banka kredisi (10 TL)
4
2000
10000 kisiye düsen motorlu
kara tasiti sayisi
3
1990
10000 kisiye düsen özel
otomobil sayisi
2
Yillik nüfus artis hizi
(1990-2000), %o
Kisi basina elektrik tüketimi
(kWh)
1
Nüfus (2000)
GSYIH içindeki payi
Bölgeler ve
gelismislik
endeksi*
büyüklükleri
(2003)
AKDENIZ
(0.0207)
DOGU
ANADOLU
(-1.162)
EGE (0.483)
8717456
5230364 3487092 21.56 25.53 15.88 1034263013931730 1481551 1607672 8.51 % 12 1445 614 1227 380.2 3136 29924601 198464 4271617 % 23.4 % 2.6 106.6 11.8
6142365
3260861 2881504 13.84 35.52 -6.10 3322029 3889589 615865 635411 3.17 % 3
8950972
5516663 3434309 16.42 23.88 5.50 1377105219904085 1822911 2234412 22.57 % 17 1770 797 1421 536.1 4856 23231446 286430 3575623 % 31.6 % 1.1 120.8 4.0
G.DOGU
ANADOLU
(-1.011)
IÇ ANADOLU
(0.481)
KARADENIZ
(-0.513)
MARMARA
(1.702)
K.Ö.Y
TOPLAMI
TÜRKIYE
6613118
4152041 2461077 24.86 36.79 7.49
4513963 6068009 890773 925812 3.93 % 5
569
854
197
208
343
505
119.0 871
4007901 54686 1650208 % 10.5 % 0.0 24.6
-
130.2 1844 14160739 113694 2883238 % 14.4 % 0.1 50.2 0.24
11635882 8057866 3578016 16.02 22.83 2.19 1353111519087554 1364712 1650019 20.91 % 16 1131 882 1286 876.9 4096 24106450 249346 6132837 % 27.0 % 3.3 138.8 17.0
8439355
4143669 4295686 3.65 21.63 -11.08 8128835 10790650 1001788 1279616 27.73 % 9
987
435
755
410.9 2141 8396936 152392 4675333 % 25.9 % 4.3 108.9 18.1
17354167 13738492 3615675 26.63 28.31 20.49 2996884045117496 2274373 2621463 15.26 % 38 2195 877 1235 1413.210739 87168539 657713 8326220 % 39.3 % 4.5 186.4 21.4
24427271
13046478 11380793 11.78 29.43
-5.24
17679750 23377746
67853315
4409995 6
4.02
83578464 118789113 1487082
23753359 18.35 27.02
835034
960463 15.02
784
1760856 18.41 % 100 1432
216.4
652
1056
705.9
5128
28701419
351409
32811 219698031 2064134
31500000 % 28.6 % 3.0 121.7 12.7
Kaynak : 1-11 DIE verileri, 12-14 ise TÇMB verileridir.
*Gelismislik endeksi, ekonomik ve sosyal alanlardan seçilen 58 adet degiskenin “temel bilesenler analizi teknigi” ile belirlenen “bilesik indisi” ifade etmektedir. Bu degerler DPT2003 kaynagindan alinmistir (Asagidaki cografi bölgelerde yer alan iller, gelismislik endeksi degerine göre büyükten küçüge dogru sirali olarak verilmistir).
Akdeniz Bölgesi : Adana, Antalya, Mersin, Isparta, Hatay, Burdur, Osmaniye, Maras ; Dogu Anadolu Bölgesi : Elazig, Malatya, Tunceli, Erzincan, Erzurum, Kars, Igdir, Ardahan, Van, Bingöl,
Hakkari, Bitlis, Agri, Mus ; Ege Bölgesi : Izmir, Denizli, Mugla, Aydin, Manisa, Usak, Kütahya, Afyon ; G.Dogu Anadolu Bölgesi : G.Antep, Kilis, Diyarbakir, Adiyaman, S.Urfa, Batman, Mardin,
Siirt, Sirnak ; Iç Anadolu Bölgesi : Ankara, Eskisehir, Kayseri, Konya, Kirikkale, Nevsehir, Karaman, Kirsehir, Nigde, Sivas, Aksaray, Çankiri, Yozgat ; Karadeniz Bölgesi : Bolu, Zonguldak,
Karabük, Samsun, Rize, Trabzon, Amasya, Artvin, Düzce, Çorum, Giresun, Kastamonu, Bartin, Sinop, Tokat, Ordu, Bayburt, Gümüshane ; Marmara Bölgesi : Istanbul, Kocaeli, Bursa, Tekirdag,
Yalova, Kirklareli, Balikesir, Edirne, Bilecik, Sakarya, Çanakkale ; K.Ö.Y (kalkinmada öncelikli yöreler) : Adiyaman, Agri, Aksaray, Amasya, Ardahan, Artvin, Bartin, Batman, Bayburt, Bingöl,
Bitlis, Çanakkale (Bozcaada, Göçeada), Çankiri, Çorum, Diyarbakir, Elazig, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüshane, Hakkari, Igdir, K.Maras, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kirikkale,
Kirsehir, Kilis, Malatya, Mardin, Mus, Nevsehir, Nigde, Ordu, Osmaniye, Rize, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, S.Urfa, Sirnak, Sirnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van, Yozgat, Zonguldak.
BÖLGESEL GELISM ISLIK DÜZEYININ INSAAT SEKTÖRÜ ILE DEGISIMLERI
Toplam çimento tüketimi (kg/fert)
Hazir Beton sektörü çimento tüketimi (kg/fert)
Prefabrikasyon sektörü çimento tüketimi (kg/fert)
600
Kr
Insaat sektörü büyüklükleri
Iç
Ak
500
Mr
X ≅ 450 kg/fert
GDo
Eg
400
300
Doa
200
Mr
Kr
Ak
Kr
Ak
Iç
Eg
100
0
GDo
Doa
DoaGDo
-1.2
Iç
Eg
Mr
-0.8 -0.4 0.0 0.4 0.8 1.2 1.6
Bölgesel gelismislik endeksi (2003)
2.0
Sekil 6 Bölgesel bazda gelismislik endeksinin (2003) insaat sektörü (2000) ile degisimleri
(Kaynak : Ham veriler DIE’e aittir.)
Degerlendirme notu :
• Bölgeler bazinda çimento tüketimi ile gelismislik endeksi arasinda herhangi bir
iliski belirlenmemistir. Buna karsin Hazir Beton ve Prefabrikasyon sektörlerinde
tüketilen fert basina çimento degeri ile bölgesel gelismislik endeksi arasinda
pozitif istatistiksel ilsikiler sözkonusudur. Örnegin, artan bölgesel gelismislik
endeksi ile birlikte, Hazir Beton sektöründe tüketilen fert basina çimento miktari
da artmaktadir. Prefabrikasyon sektörünün toplam çimento tüketimindeki payinin
çok az olmasindan (ortalama % 3) dolayi, tüketim-bölgesel gelismislik endeksi
iliskisinin egimi çok küçüktür [Prefabrikasyon sektörünün payi (0.02 m3 /kisi, 12.7
kg/kisi) Avrupa ülkeleri ortalamasinin (0.38 m3/kisi) çok çok altindadir]. Ülkemizde
Prefabrikasyon sadece endüstri yapilarinin insaatinda tercih edilmekte, ne yazik
ki konut sektöründe olmasi gereken derinlikte kullanilmamaktadir.
• Kisi basina çimento tüketimi gelismis ülkeler düzeyine yakin (ortalama ~500
kg/m3) seyrederken bunun ancak çok az bölümü Hazir Beton ve Prefabrikasyon
sektöründe degerlendirilmektedir, çimentonun büyük bölümü “bayiler kanali” ile
satilmaktadir (Örnegin Marmara bölgesinde çimentonun % 48.5’u bayiler tarafindan alinmaktadir, Dogu ve G.Dogu Anadolu bölgesinde ise anilan oran % 77’e
yükselmektedir). Bu gösterge üretilen betonlarin “kalitesi”’nde ciddi sikintilarin
olabilecegini ima etmektedir.
K ARL A K AP L I VE DO NL U G ÜN LE R IN CO GR AF I B Ö LG EL ER B AZIN D A D AG IL IMI
Sekil 7 2001 yili itibari ile ülkemizde karla kapli ve donlu gün sayisinin bölgesel degisimi
Degerlendirme notu :
• Iç Anadolu ve Dogu Anadolu Bölgesinde don görüle n gün sayisi 60 günün üzerindedir.
• En siddetli karasal iklimin hüküm sürdügü Dogu Anadolu Bölgesi’nin büyük bölümünde
minimum 4 ay boyunca sicaklik < 0oC’dir (Kars, Agri ve Erzurum’da bu süre 5 ayin da
üzerine çikmaktadir).
• Iç Anadolu bölgesi, Karadeniz, Ege Bölgesinin dogusu ve Akdeniz Bölgesinin kuzeyi
yilda 5-30 gün karla kaplidir. Dogu Anadolu Bölgesi ve G.Dogu Anadolu bölgesinin
dogusunda bu süre minimum 1 aydan baslayip doguya gittikçe 6 aya kadar artmaktadir,
ortalamada 3 aydir (G.Dogu Anadolu’da Hakkari 5-6 ay, Siirt 3-4 ay, Dogu Anadolu‘da
Kars, Erzurum ve Mus 3-4 ay karla örtülüdür) .
• Olumsuz iklim kosullarinin hüküm sürdügü özellikle Dogu Anadolu bölgesinde iklim
kosullarindan etkilenmeyen Prefabrikasyon sektörünün yayginlastirilmasi uygun bir
çözüm olabilir.
OLUM SUZ IKLIM KOSULLARININ ILLERIN SOSYO-EKONOM IK GELISMISLIK ENDEKS DEGERLERINE ETKISI
Istanbul
Izmir
Kocaeli
Eskisehir
Adana
Antalya
Bolu
Balikesir
Edirne
Kayseri
Aydin
Manisa
Konya
Isparta
Usak
Samsun
Elazig
Trabzon
Amasya
Malatya
Tunceli
Sivas
Erzincan
Erzurum
Diyarbakir
Adiyaman
Kars
S.Urfa
Mardin
Siirt
Van
Bingöl
Bitlis
Agri
Mus
120
Is
Iz
Ko
(2)
Es
Bo
Ky
Si
Ez
(1)
Ks
Bt
Ag
Vn
Tu
El
Ml
Ad
At
Ed Ba
Ay
Ko UsIs Mn
Sm
Am Tr
Er
Su
Sr Ma
Bi
Ad Di
Mu
100
Sosyo-Ekonomik Gelismislik Endeksi
Is
Iz
Ko
Es
Ad
At
Bo
Ba
Ed
Ky
Ay
Mn
Ko
Is
Us
Sm
El
Tr
Am
Ml
Tu
Si
Er
Ez
Di
Ad
Ks
Su
Ma
Sr
Vn
Bi
Bt
Ag
Mu
5.0
4.5
Is
4.0
3.5
3.0
2.5
2.0
1.5
1.0
Iz
Ko
(1)
Es
AtAd
Ay
0.5
0.0
-0.5
-1.0
Ba
Is
Sm
Tr
Di
Ad
Sr
60
40
20
Yilda karla örtülü gün sayisi
0
Ky
Us Ko
Ml El
Am
Su
Ma
Tu
Er
Si
Ez
Ks
BiHk
Vn
Bt
Ag
Mu
-1.5
80
Bo
Ed
Mn
0
20
40
60
80
100
120
Yilda donlu gün sayisi
140
160
180
Sekil 8 Illerin Sosyo-Ekonomik Gelismislik Endeksi degerlerinin olumsuz iklim kosullarina göre degisimi
Kaynak : Sosyo-Ekonomik Gelismislik Endeksi DPT (2003) , iklimsel istatistikler Devlet Meteoroloji Genel Müdürlügü’nün uzun yillarin (27- 65 yillik dönem) veri tabanidir.
Degerlendirme notu :
• Sosyo-ekonomik gelismislik endeksi ile çetin iklim kosullari -degiskenligi fazla olmakla birlikte- arasinda pozitif korelasyon
katsayili bir ilintiden söz edilebilir (1). Bir yildaki donlu veya karla örtülü gün sayisi arttikça sözkonusu indeks büyüklügü azalmaktadir. Ancak bu degisimin disinda farkli bir degisim gösteren (2) sehirler de mevcuttur, söyle ki Eskisehir (sanayinin gelismisligi ve
iki Üniversitesi’nin gelismislik üzerindeki lokomotif gücü nedeni ile), sanayi-ticaret alaninda gelismis Kayseri, Istanbul ve Ankara
’ya yakinligi ve turistik zenginlikleri ile Bolu bu degisimin disinda kalmaktadir. Bu ilinti su önemli degerlendirmeye agirlik
vermemize yol açabilir : Insaat sektörünün bölgesel kalkinmada anlamli bir “itici güç” oldugu gerçegi gözönünde tutulursa
olumsuz hava kosullarindan etkilenmeyen prefabrikasyon insaatin bu gibi yörelerde uygun çözümler olacagi ileri sürülebilir.
INSAAT SEKTÖRÜMÜZDEKI KAZALARIN ÇESITLI AÇILARDAN DEGERLENDIRILMESI
•
SEKTÖRDE YARATILAN MILLI GELIR : 0.052 x 186.10 9 $/yil = 9.672 x10 9 $/yil
Sektörün payi Ortalama milli gelirin boyutu
• 106 $/yil YARATILAN KATMA DEGER BASINA KAZA SAYISI :
18 x10 3 kaza / yii
9 .672 x10
9 $ / yii
x10 6 = 1.86 kaza
• ULUSAL ISGÜCÜ ENVANTERINDE KAYIP : 480 adet/yil + 542 adet/yil = 1022 adet/yil
Can kaybi
• 10
6
Isgöremezlik
1022 kaza / yii
$/yil YARATILAN KATMA DEGER BASINA TOPLAM ISGÖREMEZLIK SAYISI :
9.672x10
9 $ / yii
x106 ≅ 0.1
isgöremezlik
Sektörde yaratilan her 10 milyon $ katma deger -milli gelir- basina yaklasik 1 adet/yil “isgöremezlik” olusmaktadir.
• CAN KAYBI ILE SONUÇLANAN KAZA SIKLIGI -103 ISÇI BASINA- (Müngen, 1996) :
ÜLKEMIZ : ∼ 0.60 ; G.KORE : 0.30 ; ISPANYA : 0.30 ; INGILTERE : 0.10 ; A.B.D : 0.20 ; NORVEÇ < 0.10
INS AAT S EKT ÖRÜNDE ÜRET KENL IK- IS GÜV ENL IGI IL INT IS I
Kaza orani,
K
Ü
K
1
2
2
>Ü
<K
1
1
KAZASI Z INS AAT YÖNT EM I
2
En ide a l
ça lism a re jimi
1
2
çikti
Üretkenlik = girdi
DÜSÜK ÜRETKENLIK
YÜKSEK ÜRETKENLIK
l Firma kültüründe tasarim-uygulama-proje
ilintileri kurulamamistir.
l Projelerde kullanilan ekipmanlarin bakim
/ onarimi yeterli siklikta ve özende yapilmamaktadir.
l Is-zaman etüdleri ve is tanimlari eksiktir
ve projeyi yetistirememe baskisi sözkonusudur.
l Kullanilan isgücü düzeyi proje özellikle rine uygun degildir.
l Seçilen malzeme / ekipman karakteristikleri proje isteklerini karsilayamamakta ve
kalite eksikleri bulunmaktadir.
l Emniyet kayitlari - yönergeleri eksik veya
mevcut degildir.
l Firmanin üretim kültüründe insan can / saglik
güvenliginin saglanmasi ilkesi yasamsal öneme
sahiptir.
l Gerek ekipmanlar, gerekse isgücü projenin
tüm istemlerine karsilik verecek sekilde seçilmis
ve tamir / bakimlari ise uygun siklikta yapilmaktadir.
l Projenin is-zaman-para akislari özenli mühendislik çalismalari ile gerçeklestirilmektedir.
l Emniyet-kalite kurallari mevcuttur ve öneriler
asagidan yukariya dogru aktarilmaktadir.
Degerlendirme ve uygulama kollektif sekilde
süratle yapilmaktadir.
• CIDDI YARALANMALAR
• BÜYÜK BOYUTLU MADDI KAYIPLAR
• CIDDI YARALANMA YOK (Sadece yerinde
yapilan ilk yardim girisimleri sözkonusu)
• MADDI HASARLAR EN AZ DÜZEYE
ÇEKILMISTIR.
1970 – 1997 DÖNEM INDE INSAAT SEKTÖRÜNDEKI ISGÜCÜNÜN NITELIK DEGISIM I
1997
1970
Ortaokul
mezunu
%3
Lise
Üniversite
mezunu mezunu
%2
%1
Ilkokul
mezunu
%50
Okur-yazar
olmayan
%26
Ortaokul
mezunu
%15
Üniversite Okur-yazar
Lise
mezunu
olmayan Ilkögretim
mezunu
diplomasiz
%4
%6
%2
%4
Ilkögretim
diplomasiz
%18
TOPLAM ISGÜCÜ : 431.000
Ilkokul
mezunu
%68
TOPLAM ISGÜCÜ : 1.323.000
Degerlendirme notu :
• 1970-1997 döneminde insaat sektöründeki isgücünün niteligindeki degisim hizi “çok yavas”’tir.
• Insaat sektöründeki isgücünün niteligi “düsüktür”. Örnegin 1997 itibari ile okur-yazar ve ilkokul mezunu toplami % 72’dir.
Ortaokul+Lise mezunu ise % 17 ’dir.
• Yüksekokul mezunu % 4.1 ’dir ve Türkiye’nin genel ortalamasinin (% 7.3) altindadir. Ayrica sektörde özellikle “üniversite
bazinda” nitelik farkliliklari oldugu bilinmektedir.
Kaynak : Türkiye Ekonomisi , Y. Kepenek, N.Yentürrk ,Remzi Kitabevi, 2001 kitabindaki ham veriler kullanilmistir.
KONUT SEKTÖRÜ
1981-2000 DÖNEMINDE YAPI RUHSATLARINA VE KULLANMA IZIN BELGELERINE
GÖRE DAIRE SAYISINDAKI DEGISIMLER
Yillar
Yapi Ruhsatlarina Göre
Konut Önceki yila
Toplam
birim göre konut yüzölçümü
sayisi birimi artis
(bin m2)
-daireorani %
Yapi Kullanma Izin Belgelerine Göre
Konut Önceki yila
Toplam
Ortalama
birim
göre konut yüzölçümü konut birim
sayisi birimi artis
(bin m2)
alani (m2)
-daireorani %
1981
144394
-29.2
15465
118778
-14.7
12139
102.2
1982
1983
1984
160078
169037
189486
10.9
5.6
12.1
17336
18966
22151
115986
113453
122580
-2.4
-2.2
8.0
12155
12253
12871
104.8
108.0
105.0
1985
1986
1987
259187
392825
497674
36.8
51.6
26.7
29807
46000
57531
118205
168597
191109
-3.6
42.6
13.4
12459
18057
21022
105.4
107.1
110.0
1988
1989
1990
473582
413004
381408
-4.8
-12.8
-7.7
53515
47248
43938
205485
250480
232018
7.5
21.9
-7.4
22727
27553
25684
110.6
110.0
110.7
1991
1992
1993
393000
472777
548120
3.0
20.3
15.9
46374
57159
67627
227570
268189
269695
-1.9
17.8
0.1
25397
30493
30487
111.6
113.7
113.0
1994
1995
1996
523791
507623
454295
-4.4
-3.1
-10.5
65384
65242
58397
245610
246098
267306
-8.9
0.2
8.6
28123
28672
31559
114.5
116.5
118.1
1997
1998
1999
464117
432599
339446
2.2
-6.8
-21.5
60781
56377
45517
277056
238958
215613
3.6
-13.8
-9.8
33408
29740
27063
120.6
124.5
125.5
2000
315162
-7.2
45352
245155
13.7
31366
445093
-1.21
56821
250125
0.96
29630.8
X
S
76626.1
12.3
8484.9
20043.2
10.3
2361.6
V,%
17.2
-1017.3
14.9
8.0
1071.1
8.0
( X = Ortalama deger, S= Standart sapma, V= S/ X .100= Degiskenlik katsayisi)
127.9
118.59
5.8
4.9
Kaynaklar : Ham veriler Türkiye Yapi Sektörü Raporu-2002, YEMA 2002’den alinmistir.
Degerlendirme notu :
• 1981-2000 döneminde yapi ruhsatlarina ve yapi kullanim izinlerine göre konut
birim sayisinin degisim hizlarinda “çok yüksek degiskenlik” gözlenmistir (Bkz.
Sekil 9). Bu “inisli-çikisli trend" saglikli bir konut politikasinin tesis edilememis
olmasinin bir göstergesi olarak algilanmalidir.
• Anilan dönemde yapi ruhsatlarina göre ortalama konut birim sayisi 445,093
adet/yil olurken, yapi kullanma izin belgesi bazinda yapilan degerlendirmede ise
ortalama 250,125 adet/yil belirlenmistir. Aradaki “fark” iki nedenin birlikte
etkilesiminden kaynaklanabilir. Birinci neden; konut sektörünün sürekli ve güçlü
bir finans yapisindan mahrum olmasi. Ikinci neden ise “kaçak yapi olgusu”’dur.
• Degisim hizi itibari ile incelendiginde yapi ruhsat ve yapi kullanma izin belgeleri bazindaki ortalamalar sirasi ile % -1.21 ve % 0.96 olarak hesaplanmistir.
Devami
Toplu Konut
ve Kamu
Ortakligi
Idaresi
Baskanligi
Askeri
(TOKI)
yönetim
kuruldu.
600000
Nisan
1999
1994
depremleri
krizi
Kasim
2000 Subat
krizi 2001
krizi
550000
Konut birim sayisi (daire)
500000
450000
400000
350000
300000
250000
200000
Yapi ruhsatlarina
göre
Yapi kullanma
izin belgelerine
göre
150000
100000
50000
0
-30
1982 1984 1986 1988 1990 1992 1994 1996 1998 2000
Yillar
-20
Oranlar, %
-10
0
10
20
Yapi ruhsatlarina
göre
Yapi kullanma
izin belgelerine
göre
30
40
50
60
Sekil 9 1981-2000 döneminde yapi ruhsatlari ve izin belgelerine göre daire sayisinin degisimi
Degerlendirme notu :
• 1984 yilinda Toplu Konut ve Kamu Ortakligi Idaresi Baskanligi (TOKI)’nin kurulmasi,
yapi kullanim izin belgelerine göre konut insaatlarinda anlamli sayilabilecek bir siçrama
saglamistir. Ayrica, iskana açilan konut sayisinin 1994 ekonomik krizinden etkilenmemis olmasi dikkat çekicidir.
• 1984 yilina kadar birbirini yakindan takip eden yapi ruhsatlari ve yapi kullanim izin
belgelerine göre konut insaati sayisi bu tarihten itibaren iki farkli seyir izlemis, yapi
ruhsatlari yapi kullanim izinlerine göre çok ciddi artis göstermistir. Aradaki “fark”’in
etkilesimli iki sebebi sözkonusu olabilir: Konut sektörünün sürekli ve güçlü bir finans
yapisindan mahrum olmasi ve “kaçak yapi ve kat olgusu”.
Nisan
1994 krizi
Kasim Subat
1999 2000 2001
depremleri krizi krizi
X ≅ 251300 daire/yil
250000
Toplam
200000
X
≅ 163600 daire/yil
150000
Özel
sektör
100000
X ≅ 74900 daire/yil
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
X
S
V, %
Kamu
sektörü
Konut Pay
sayisi (%)
10057 3.7
13777 5.1
7775 3.2
16428 6.7
16965 6.3
13201 4.8
14176 5.9
7498 3.5
6725 2.7
20453 9
Özel sektör
Konut
sayisi
175625
172496
168982
162443
171112
187314
160344
143118
159631
134917
Pay
(%)
65.5
64.0
68.8
66.0
64.0
67.5
67.1
66.4
65.2
57
Yapi
kooperatifleri
Konut Pay
sayisi (%)
82507 30.8
83422 30.9
68853 28.0
67229 27.3
79229 29.6
76541 27.6
64438 27.0
64987 30.1
78799 32.0
83143 34.0
Toplam
Konut
sayisi
268189
269995
245610
246098
267306
277306
238958
215613
245155
238513
36.1 38.1
9.4
4.9
10
7.7
7.5
Yapi Kooperatifleri
Kamu sektörü
0
0
10
1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002
Yillar
X = % 5.1
Kamu sektörü
X ≅ % 30
Yapi Kooperatifleri
20
30
40
50
Özel sektör
60
70
Pay
(%)
100
100
100
100
100
100
100
100
100
100
12705 5.1 163598 65.1 74915 29.7 251274 100
4592 1.9 15425 3.2 7733
2.3 19014
50000
Oranlar, %
Sektörel olarak konut üretimi (adet)
300000
Yillar
X = % 65.1
80
Sekil 10 1992-2002 döneminde konut tipi yapi üretiminin sektörlere göre dagilimi ve oranlari
( X = Ortalama deger, S= Standart sapma, V= S/ X .100= Degiskenlik katsayisi)
[Kaynak : DIE verileri, Türk Yapi Sektörü 2002 YEMA Yayini (2002)’den alinmistir]
Degerlendirme notu :
• 1992-2002 dönemindeki konut üretimleri incelendiginde özel sektörün konut
üretiminde % 65 (∼163600 daire/ yil) ile ezici bir agirligi oldugu dikkat çekmektedir. Onu % 30 (∼74900 daire/ yil) ile yapi kooperatifleri takip etmektedir. Kamu
sektörünün payi bu yillarda çok düsük (% 5, 12705 daire/yil) ve ∼sabit kalmistir.
• Özel sektörün 1992’de % 65 olan payi; ekonomideki, insaat ve konut
sektörlerindeki durgunluga bagli olarak 2001 itibari ile % 57 düzeylerine
düsmüstür.
1992-2001 DÖNEMINDE KONUT INSAATI BIRIM M ALI YETLERININ
TL ve $ BAZINDA GELISIMI –cari -
Yillar
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
X
S
V ,%
Cari*
TL’na göre Toptan Tüketici
Cari*
$’a göre 1 $’in 2001 fiyatlari ile
maliyetler
degisim
esya
fiyatlari maliyetler degisim 2001 yili $’in satin alma
(TL/m 2)
orani
fiyatlari
%
($/m 2)
orani esdegeri gücü cinsinden
%
%
($/m 2)
1494402
61.4
66.0
218
1.26
274.7
2555048
71.0
60.3
71.1
233
6.9
1.23
286.6
4990244
95.3
149.6
125.5
168
-27.9
1.2
201.6
8904119
78.4
65.6
76.0
195
16.1
1.16
226.2
15880000
78.3
84.9
79.8
196
0.5
1.13
221.5
30800000
94.0
91.0
99.1
203
3.6
1.1
223.3
53990000
75.3
54.3
69.7
208
2.5
1.09
226.7
81442000
50.8
62.9
68.8
195
-6.3
1.06
206.7
116775000
43.4
32.7
39.0
186
-4.6
1.03
191.6
186381000
59.6
88.6
68.5
150
-19.4
1
150
71.8
75.1
76.4
195.2
-3.2
220.9
17.8
31.5
22.7
23.7
13.4
39.1
24.8
42.0
29.7
12.1
422.9
17.7
( X = Ortalama deger, S= Standart sapma, V= S/ X .100= Degiskenlik katsayisi)
* Arsa maliyetini içermez .
Konut insaat maliyeti -cari- (arsa hariç)
Nisan
1994
krizi
Subat
2001
krizi
300
270
240
210
180
150
120
90
60
30
0
-40
Maliyet degisim oranlari, yillik
Kasim
1999 2000
depremleri krizi
-20
Konut insaat maliyeti -cari-, milyon TL/m2
Konut insaat maliyeti -cari-, $/m2
2001 fiyatlari ile $’in satin alma gücü
cinsinden, $/m2
1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001
Yillar
0
20
40
60
80
100
120
140
Maliyet degisim oranlari, % -TL bazindaMaliyet degisim oranlari, % -$ bazindaEnflasyon (Toptan esya fiyatlari ile)
Enflasyon (Tüketici fiyatlari ile)
160
Sekil 11 1992-2001 döneminde konut insaati birim maliyetlerinin ve degisiminin gelisimi
(Birim maliyetler –cari- arsa maliyetlerini içermez)
TL/m 2 bazinda konut birim maliyet degisimi, %
150
140
130
120
110
100
90
80
70
60
50
40
30
20
$/m2 bazinda konut birim maliyet degisimi, %
Devami
30
-% 22
1:1
+% 35
1997
1997
1994
1994
1995
1996
1998
1995
1996
1998
1993
1993
2001
1999
2000
2001
1999
2000
20 30 40 50 60 70 80 90 100 110 120 130 140 150
TL'deki deger kaybi (enflasyon) , %
X = % 65.5
20
1995
10
1993
1997
1998
1996
0
2000
X = % 2.7
1999
-10
2001
-20
1994
-30
40
60
80
100
120
140
160
$ kurundaki ayarlamalar , %
180
200
Sekil 12 Daire maliyetlerinin ($/m2) yillara göre degisimleri ( X = Ortalama deger)
Degerlendirme notu :
• TEFE ve TÜFE enflasyon oranlari, TL bazindaki konut birim fiyatlari -cari- ile, 1994 yili
hariç, 1:1 dogrusu civarinda bir seyir izlemistir. Diger bir deyisle, konut birim maliyetleri
enflasyon yüzdeleri ile hemen hemen ayni oranda artis sergilemistir (fiyat artislarinin
enflasyon oranlarindan sapmasi % -22 ve % +35 düzeyindedir). Bu sapmalari kontrol eden
ana faktör, kriz ve kriz sonrasi yillara ait piyasa kosullaridir. 94 yilinda ise 1:1 dogrusundan ciddi bir sapma olusmus, % 125-150 enflasyona karsilik konut fiyatlarindaki artis
% 95 düzeyinde kalmistir.
• 1992-2001 döneminin çok yüksek oranli enflasyon ortaminda, TL/m2 bazinda konut insaat
birim fiyatlari -cari- üstel bir fonksiyon ile sürekli artmistir. $/m2 bazinda ise 1992 yilinda
∼220 $/m2 iken 1994 yilindaki devalüasyon sonunda 168 $/m2 düzeyine kadar düsmüstür.
1995-1998 döneminde ise ortalama 200 $/m2 ile ~düsük egimle artan bir gelisim izlemis
(2001 yili itibari ile satin alma gücü açisindan ise ~sabit kalmistir), 1999 depremleri ve 2000,
2001 krizlerinin pespese insaat sektörünü çok ciddi boyutta etkilemesi nedeni ile 150
$/m2 ’ye -2001 itibari ile- kadar gerilemistir.
• Çok yüksek oranli devalüasyon olgusunun -1994 ve 2001 krizleri- disinda, $/m2 bazindaki
maliyetlerin artis oranlari % 2.7 mertebesinde kalmistir. Diger anlatimla, $ bazinda yapilan
“degerlendirmeler” daha gerçekçi olmaktadir.
1940-45’lerde Istanbul ve Ankar a’da Baslayan ve Günümüze Degin Farkli Özellikler Halinde Gelen
Gecekondu Olgusunun Gelisimi ve Özellikler i -Genel hatlar i ile- (Arioglu,N.1996’dan Degistiril erek)
Yoksul kitle için arsa
temin eden,yapi gereçlerini bulan ve gecekondu insaatini yapan
“yapsatçi” olusumlar
ortaya çikmistir. Kiraya
verme oraninda artis
hizlanmistir.Gecekondu
insaati giderek “ticari”
kimlik kazanmaya baslamistir.
Ülkemizde
ilk defa Istanbul’da
Zeytinburnu Rami’de, Ankara’da
ise Yenihayat, Topraklik, Incesu’da Yoksul ailelerin “barinma” gereksinimgecekondu olgusunun gözlenmesi lerini kendi mali imkan ve emekleri ile
karsilama dönemi.
Bu
dönemde
“kiracilik”
yoktur.
Gecekondu, yapan için hem bugünü
hem de gelecegi için yasamsal
güvencesi
1940 - 1945
Gecekondu af yasalari :
1949, 1953, 1963, 1976, 1983, 1984 ve 1986
1960
1970
Geçen dönem gibi.
Ancak kiraya verme
oraninda belirgin bir
artis gözlenmekte.
Bireysel olarak sahip
olunan gecekondu
sayisi artmakta ve
gecekondu bölgeleri
civarinda bulunan
veya kurulmakta olan
büyük/orta ölçekli
sanayi kuruluslari için
ucuz emek gücü
temin eden bölgeler
olarak islev görmekte
1980
Gecekondu olgusunda artan kat sayilari: “apartman gecekondu” dönemi.
Kiracilik orani Ankara’da: % 30-35,
Istanbul’da: % 40-50.
Artik sagliksiz, ciddi alt yapi sorunlari
olan, çok düsük kalitedeki gecekondu
insaati tamamen “ticarilesmis” durumdadir. Sürekli seçim arifelerinde yapilan
af yasalari ile gecekondu olgusu mesrulastirilmistir. Özellikle Istanbul’da 19802000 döneminde sanayi yatirimlari
giderek azalmistir ve bilinçli olarak
sanayi il disina kaydirilmaya baslanmistir. Sonuçta kente göçen nüfus
“sanayi çalisani”’na dönüstürülememektedir. Bu da beraberinde çok ciddi
boyutlarda “sosyo-ekonomik problemler” ’i getirmektedir.
SÜRDÜRÜLEBILIR KALKINMA
KAVRAMI
SÜ RD ÜR ÜL EB IL IR G E LIS ME
SOSYAL DAYANISMA
• Ne sne l ya sa m ko sulla ri
o Nüfusun temel gereksinimleri
(refah, sosyal güvenlik) uzun süreli
olarak karsilanabilmelidir.
o Insan sagligi korunmalidir.
o Insan onuruna yakisir yasam
kosullari (saglikli kentlesme ve
konut) mutlaka saglanmalidir.
o Muhtaçlar için dayanisma esastir.
• Öz ne l ya sa m kosulla ri
o Bugün ve gelecekte kisi yasamindan mutlu olmalidir.
o Sosyoekonomik yapi ve çevresel
degisiklikler bireylerin fiziksel ve psikolojik sagligini engellememelidir.
• Adil pa yla sim , firsa t e si tligi
o Toplumun her bireyi esit hak ve
özgürlüklere sahiptir.
o Fiziksel veya fikirsel özellikleri
nedeni ile birey ayirimciliga tabi tutulamaz.
o Kaynaklarin adil paylasimi ve bölgeler arasinda ekonomik, kültürel,
sosyal ve politik bütünlesme saglanmalidir.
• Sosya l da ya nism a ve uyum
o Toplum içi dayanisma, gruplar arasi
diyalog ve anlayisi getirir.
o Sosyal ve politik katilimcilik en üst
düzeyde tesvik edilmelidir.
• Ulu sla ra ra si da ya nism a
o Uluslararasi destekler öncelikle
daha az gelismis ülkelere, bölgelere
ve gruplara yönlendirilmelidir.
O Uluslarin baris içinde birarada
yasamalari
için insan haklari ve
demokratik yapilar tesvik edilmelidir.
• Insa n ka yna kla rinin ge listirilm e si
o Ortak bilgi ve sosyokültürel miras
uzun süreli korunmali ve gelistirilmelidir.
o Bilgi akisi önündeki engeller kaldirilmalidir.
o Düsüncelerin özgürce olusturulmasi
ve ifade edilmesi önündeki engeller
kaldirilmalidir.
EKONOMIK YAPABILIRLIK
• Ekon omik sistem ve rekabet edebilirlik
o Bireysel ve toplumsal gereksinimler
etkin sekilde karsilanmalidir.
o Sürdürülebilir gelisme için ekonomik
basari ve rekabet edebilirlik tesis edilmelidir. Bu gelismeyi saglayacak arastirma-gelistirme desteklenmelidir.
o Ekonomik kosullar bireysel girisimleri
tesvik edecek, bugün ve gelecek kusaklarin da genel yararini gözetecek sekilde
yerine getirilmelidir.
o Piyasada rekabet ve kalite, esnek ve
istikrarli bir ekonomik yapi saglanmalidir.
o Serbest piyasa sisteminin uygulanmas i
önerilir. Bu sistemin olumsuz etkilerine
karsi kamu yarari düsünülerek önlem
alinmasi, fiyatlarin dogal kaynaklarin kitligi dikkate alinarak belirlenmesi saglik
verilir.
o Kirleten öder ilkesi mutlaka uygulanmali, piyasa mekanizmasina yine
onun araçlari ile müdahale edilmelidir.
• Üre tim ve tüke tim
o Üretimde isyeri emniyeti ve isçi sagligi
en üst düzeyde saglanmalidir.
o Üretim sonucu ortaya çikan çevre
riskleri ve zararlari en aza indirgenmeli,
enerji ve hammadde tüketimi ise optimal hale getirilmelidir.
o Birim milli gelir basina tüketilen enerji,
yeni gelistirilen teknolojiler ile sürekli
asagi çekilmelidir.
o Mümkün oldugunca sürdürülebilir
üretim ve tüketim saglanmalidir.
o Mal ve hizmet tüketimi mümkün olabildigince çevreye zarar vermemeli, sosyal
açidan hakça olmalidir.
o Üretim etkinliklerinin içinde ve disinda
“bilgi” her zaman temel kaynak olmalidir.
• Istihda m
o Çalismak isteyen kisilere geçimi için bir
is saglanmalidir.
o Varolan issizlik ve eksik istihdam
sorunlari ivedilikle çözülmelidir.
• Ulu sla ra ra si tica re t
o Uluslararasi ticaret, dogal kaynak
kullanimina ve sosyal adalete dikkat
etmelidir.
o Bir ulus içindeki bireysel ve toplumsal
gereksinimler öteki uluslarin gereksinimlerini tehlikeye atmadan karsilanmalidir.
EKOLOJIK SORUMLULUK
• Ka yna k tüke tim i
o Kaynak tüketimi denetlenmelidir.
o Yenilenebilir kaynak tüketimi, yeni
lenebilme düzeyinin altinda tutulmalidir.
o Yenilenebilir kaynaklarin (günes,
rüzgar, su vb) gelistirilmesine önem
verilmelidir.
• Za ra rli m a dde le r
o Zararli emisyonlarin ve dogada
yok edilemeyen kati atiklarin en az
düzeye indirilmesi için ulusal ve uluslararasi sürekli çaba gösterilmelidir.
o Kirlilik hiçbir zaman ekosistemin
özümseme düzeyinin üzerinde olmamalidir.
• Riskle r
o Biyolojik çesitlilik ve ekosistemin
niteligi korunmali, sürekliligi saglanmalidir.
o Insan ve biyosfer üzerinde etkisi
olan ve genis alanlari kapsayacak
kaza riskleri sürekli olmayacak ve
gelecek kusaklari etkilemeyecekse
kabul edilebilir.
• De gisim in hiz i
• Doga ve
korunm a si
kültüre l
çe vre nin
GÖSTERGELER : Fert basina gelir, sosyal güvence, ortalama yasam süresi, fert basina
egitim-saglik yatirimlari, yüksek ögretimde okullasma orani, kisi basina düsen yasam alanlari,
bilgi kullanim imkanlari, hare-ketlilik-yolcu ve mal, sera gaz emisyonlari, biyoçesitlilik, vb
X = 495 kg/kisi
S= 282 kg/kisi
Kisi basina CO2 emisyonlari (ton/kisi)
25
Us
20
Au
Ca
15
Fi
10
Be
Cz
Ne
De
Uk Dk
Nz
NrSl Pl
Fr
Se
5
Jp
At
It
Es
Ch
Mx
Kr
Gr
X = 9.0 t/kisi
S= 4.0 t/kisi
Pr
Ie
Tr
0
Kisi basina GSYIH ($/kisi) -sagp-
100 200 300 400 500 600 700 800 900 1000 1100 1200 1300
Ru
Kisi basina çimento tüketimi (kg/kisi)
5000
Tr
Pl
Sl
Mx
10000
Cz
Gr
Pr
15000
20000
Ie
Se
Nz Fi
Uk
De
Ne
Fr
Dk
25000
Nr
Ca
30000
II
At
Be
Ch
It
Es
Kr
X = 18791 $/kisi
S= 6942 $/kisi
Jp
Au
Us
Sekil 13 Kisi basina çimento tüketiminin kisi basina CO2 emisyonlari ve GSYIH ile degisimleri
( X = Ortalama deger, S= Standart sapma, sagp = satin alma gücü paritesi)
Degerlendirme notu :
• Kisi basina CO2 emisyonu kisi basina çimento tüketiminin -tek basina- fonksiyonu degildir. Kisi
basina benzer çimento tüketimine sahip olan A.B.D, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde CO2
emisyonu ∼ (20-16 ton/kisi) ile incelenen tüm ülkelere kiyasla en yüksek düzeydedir. Bu, anilan
ülkelerde birincil enerji kaynaklarinin yüksek düzeyde kullanilmasi ile ilintilidir.
• Incelenen 27 ülke bazinda ortalama 9 ton/kisi düzeyinde bir CO2 emisyonu sözkonudur. Bu ülkeler
için emisyon düzeyi yüksek A.B.D, Kanada ve Avustralya (ortalama 18.3 t/kisi) disarida birakilirsa
diger 24 ülkenin CO2 emisyonu ise ortalama 7.9 t/kisi mertebesindedir.
• Anilan 27 ülkenin kisi basina çimento tüketimi ortalama 495 kg düzeyinde olup, Türkiye bu ülkeler
içinde ortalama düzeye yakin bir çimento tüketimine sahiptir. Kisi basina çimento tüketimi çok hizli
kalkinan G.Kore (1300 kg/kisi) ve AB’ye üye olmanin etkisi ile Ispanya ve Portekiz’de (1000-1100
kg/kisi) en yüksek degerleri almaktadir.
• Kisi basina GSYIH büyüklügü için kisi basina GSYIH büyüklügü ile kisi basina çimento tüketimi
arasinda anlamli bir istatistiksel iliski mevcut degildir. Ilginçtir ki ülkemizdeki çimento tüketimi (464
kg/kisi), fert basina düsen geliri kendisinden yaklasik 4 kat fazla olan kimi ülkeler düzeyindedir. Bu
sonuç, büyük ölçüde gelismis ülkelerde “alt yapi” yatirimlarinin doygunluk noktasina ulasmasi ile
ilintilidir.
Kisi basina CO 2 emisyonlari (ton/kisi)
25
Gelismesi
Gelismekte olan ülkeler hizlandirilmis Gelismis
ülkeler
ülkeler
Us
20
ÜLKELER
Au
Ca
Y=4.795x10-12 X3-2.35x10-7X2+0.00374X-11.196
15
n= 27 , r= 0.794
Cz
10
Pl
5
Gr
Es
Pr Ie
Sl
Be
Ne
Fi De
Kr Uk Dk Jp
Nz
At
It
Fr
Se
Nr
Ch
Mx
Tr
0
Ticari enerji kullanimi (kgpe/kisi)
0
5000
10000
20000
25000
30000
Tr
1000
Mx
Pr
2000
Gr
Pl
Sl
3000
4000
15000
Kisi basina GSYIH ($/kisi) -sagp-
Ru
Es
It
II
Ie
Cz
Kr
Nz
At
Ch
Uk
Dk Jp
De Fr
Av= Avusturya
Au= Avustralya
Be=Belçika
Ca= Kanada
Ch= Isviçre
Cz= Çek Cumhuriyeti
De= Almanya
Dk= Danimarka
Es= Ispanya
Fi= Finlandiya
Fr= Fransa
Gr= Yunanistan
Ie= Irlanda
Jp= Japonya
Kr= Kore
Le= Letonya
Mx= Meksika
Ne= Hollanda
Nr= Norveç
Nz= Yeni Zelanda
Pl= Poonya
Pr= Portekiz
Ru= Rusya
Se= Isveç
Sl= Slovenya
Tr= Türkiye
Uk=Birlesik Krallik
Us =A.B.D
Ne
5000
Se
6000
7000
8000
Be
Au
Nr
Fi
Y=3.057x10-10 X3-4.98x10-6X2+0.039X+2559
n= 29 , r= 0.787
CaUs
9000
Sekil 14 Kisi basina GSYIH -sagp- ‘nin kisi basina CO2 emisyonlari ve ticari enerji kullanimi
ile degisimleri
Degerlendirme notu :
• Gelisme atagina kalkacak (AB’ye üye olacak) ülkelerin CO2 emisyonlari kisi basina GSYIH ile
yavas bir artim sürecindedir. AB yakin zamanda üye olmus ülkeler (Yunanistan, Portekiz vb) ise
GSYIH artisina ragmen henüz CO2 emisyonunda ciddi artis yaratacak bir sanayi hamlesine
girmemislerdir. Gelismis ülkelerde ise CO 2 emisyonu - kisi basina GSYIH iliskisinin üstel bir
fonksiyonla arttigi açikça görülmektedir.
• Ticari enerji kullanimi ise GSYIH ile çok yakindan ilintilidir. Özellikle 19000-30000 $/kisi arali-ginda
kisi basina ticari enerji kullanimindaki artis dikkat çekicidir.
SÜRDÜRÜLEBILIR KALKINMA AÇISINDAN
BETON MALZEMESI
Dünya çimento üretimi (106 ton)
D ÜNYA Ç IME NTO T ÜKET IMINE GE NEL B AK IS
Yil
Sekil 15 Dünya çimento üretiminin yillara göre degisimi
Degerlendirme notu :
• 1910-1945 döneminde hemen hemen sabit olan çimento tüketimi, 1950 yilindan itibaren sürekli
bir artis hizi ile geliserek 2000 yilinda 1.5 Milyar ton/yil’a yükselmistir. Global ölçekte gelecek
dönemlerde de üretim artis hizinin devam edecegi öngörülen çimento tüketiminin 2040 yilinda
3.0 Milyar ton’a ulasacaktir. 2005 yilina ait öngörülere göre çimento tüketiminin (1.88x109 t/yil)
bölgeler itibari ile dagilimi söyledir : Avrupa - eski Sovyetler Birligi : % 23 ; Asya : % 53 ; Kuzey
Amerika : % 7.5 ; Güney ve Merkezi Amerika : % 7.5 ; Orta Dogu ve Afrika : % 8.5. En fazla
çimento tüketilen bölgelerin siralamasi Asya, Avrupa-eski Sovyetler Birligi, Kuzey ve Güney
Amerika olmaktadir (Mehta, 1999).
• Hava kirliligi açisindan bakildiginda 1 t Portland çimento üretiminde 0.8 t CO2 emisyonu söz
konusudur. Global ölçekte beton endüstrisinin CO2 emisyonunundaki payi % 8 olarak kestirilmektedir. Çimento üretiminde gelistirilecek yeni teknolojilerin çevreye daha az “CO2” emisyonu
vermeleri hem enerji tüketiminin hem de sera gazlarinin asagiya çekilmesi bakimindan çok
önemlidir. Çimentolar uçucu kül, yüksek firin cürufu, silika füme gibi endüstriyel atiklar ile kismen
ikame edilerek belirli bir yayginlikta kullanilmaktadir. Ilave olarak su yeni önlemlerin alinmasi
gündemdedir :
o Belite (C 2S) bazli çimentolar daha az kireçtasi gerektirir ve Portland çimentosuna kiyasla daha
düsük sicaklikta üretilebilmektedir. Belite bazli çimentolarda enerji kazaniminin % 16 düzeyinde
olabilecegi rapor edilmektedir. Böylelikle CO2 emisyonunda ~% 10 oraninda bir azalma gerçeklestirilebilecektir (Nixon, 2002). Belite bazli çimento üretimi daha hizli dayanim gelisimi, iyi
kimyasal dayanim ve dayanik lilikta artis anlamina gelecektir.
o Yüksek firin cüruflu çimentolarin (%80 klinker+% 20 yük.firin cürufu) üretilmesi enerji tüketimini
ve CO2 emisyonlarini % 40’a kadar azaltabilecektir (http://www.jisf.or.jp/energy/kankyo85.htm).
ÇEVRE DOSTU BET ON
• ENERJI KAYNAKLARI TÜKETIMI B AKIMINDAN
Üretimde kullanilan elektrik enerjisi
• Çimento
(375 kg/m3 x1.3 kWh/kg)
490 kWh/m3 (204 kWh/ton)
• Agrega
(1850 kg/m3 x0.011kWh/kg)
20 kWh/m3
(8 kWh/ton)
• Beton üretimi ve yerlestirme
90 kWh/m3
(37 kWh/ton)
• Kür islemi
50 kWh/m3
(21 kWh/ton)
Beton Toplam (1)
650 kWh/m3 (270 kWh/ton)
Çelik Üretimi Toplam (2)
(2) / (1)
(8000 kWh/ton)
8000 / 270= 30
Sonuç : Beton, çelige kiyasla kWh/ton bazinda enerji tüketimi açisindan 30 kat
daha ekonomiktir. Çimento yerine, belirli miktarda uçucu kül veya yüksek firin
cürufu kullanimi ile beton üretiminin “enerji içerigi” daha da asagi çekilebilir.
Bu, betonun hem çevre dostu olmasi, hem de kaynak kullanim ekonomisi
açisindan çelige karsi avantajlarinin çok daha artmasi demektir. Ayrica, betona
bu maddelerin ilavesi ile dayanikliliginin arttirildigi unutulmamalidir.
• DAYANI M / ENERJI TÜKETIMI BAKI MINDAN
• Beton dayanimi (28 gün) : 50 MPa
• Enerji / basinç dayanimi : 270 / 50 = 5.4 kWh/ton.MPa
• Çelik çekme dayanimi (BÇ I) : 220 MPa
• Enerji / çekme dayanimi : 8000 / 220 = 36 kWh/ton.MPa
• Çelik çekme dayanimi (BÇ III) : 420 MPa
• Enerji / çekme dayanimi : 8000/420 = 19 kWh/ton.MPa
Sonuç : Beton, çelige kiyasla 1 MPa dayanim için 3.5 (BÇ III) ve 6.7 (BÇ I)
kWh/ton daha az enerji tüketmektedir.
Elastisite modülü
- Enerji içerigi
Elastik modül, E (GPA)
Tas
Bosluklu
seramikler
Mühendislik
seramikleri
Mühendislik
alasimlari
Cam
Betonarme
Çimento
Tugla
Beton
Mühendislik
kompozitleri
Mühendislik
polimerleri
Life
paralel
Ahsap
ürünler
Ahsap
Life
dik
Tasarim
ilkeleri
Polimer
köpükler
Dogal
elastomerler
Sentetik
elastomerler
Enerji içerigi, qρ (GJ/m3)
Kaynak : Ashby, 2001
Sekil 16 Çesitli malzemelerin elastik modül-enerji içerigi iliskileri
Degerlendirme notu :
• Verilen elastik modül degeri için; beton, bilesenleri (çimento, agrega) ve betonarme,
bir çok mühendislik malzemesine kiyasla çok düsük enerji içerigi (10-50 GJ/m3) -1 m3
malzeme üretiminde tüketilen enerji miktari- özelligine sahiptir. Örnegin bir mühendislik kompozit malzemesi olan GFRP’ye kiyasla 15 kat daha az enerji gerektirmektedir.
Çelikte elastik modül (207 GPa) olmasina karsin, 1 m3 çelik üretimi için tüketilen enerji
miktari 900 GJ/m3 düzeyindedir. Sürdürülebilir kalkinma için üretimde daha az enerji
gerektiren malzemelerin kullanimi vazgeçilmez kosul olmaktadir.
Dayanim - Enerji içerigi
Metaller ve polimerler : Akma dayanimi
Seramikler ve camlar : Basinç
Elastomerler : Yirtilma dayanimi
Kompozitler : Çekme dayanimi
Mühendislik
alasimlari
Mühendislik
kompozitleri
Cam
Mühendislik
seramikleri
Bosluklu
seramikler
Tugla
Dayanim σf , (MPa)
Tas
Life
paralel
Ahsap
Betonarme
Çimento
Ahsap
ürünlerBeton
Life
dik
Sentetik
elastomerler
Mühendislik
polimerleri Tasarim
ilkeleri
Dogal
elastomerler
Polimer
köpükler
20 kat fazla enerji ihtiyaci
Kaynak : Ashby, 2001
Enerji içerigi, qρ (GJ/m3)
Sekil 17 Çesitli malzemelerin basinç dayanimi-enerji içerigi iliskileri
Degerlendirme notu :
• Beton, çimento ve betonarme; üretim için gerekli enerji - beton dayanimi ilintisi
açisindan 1:1 dogrusunun biraz üzerine düsmektedir. Diger bir deyisle (10-50 GJ/m3)
enerji içerigine karsi 20-100 MPa dayanim elde edilebilmektedir. Bu özelligi ile, 1:1
dogrusunun çok altindaki sentetik elastomerler veya polimer köpüklere kiyasla daha
çevreci ve ekonomiktir.
• Betona kiyasla üretiminde ∼ 20 kat fazla enerji tüketimi gerektiren çelik malzemesi,
sürdürülebilir kalkinma anlayisi açisindan özellikle beton ve dogal yapi ürünlerine
(ahsap, tas vb) kiyasla çok sakincali konumdadir.
PREFABRIKASYON BETON U :
Su/çimento orani düsük oldugu,
gradasyon optimum seçildigi ve
akiskanlastirici kullanild igi için beton
çok iyi yerlesir, hava bosluk-lari
minimum düzeyde kalir. Istenen
basinç dayanimi ve yüksek daya niklilik kolaylikla elde edilir.
Basinç dayanimi, f b (MPa)
90
lof fb= -1.711 +3.664 log (α )+7.459 e -α
n= 34, r=0.994
1.0
0.9
0.8
0.7
0.6
0.5
0.4
Su/çimento orani
0.3
0.2
80
Hava içerigi Vh=% 0.2-6.5
70
fb=
60
131.129
7 .027( α + 0. 02Vh )
n= 45, r=0.997
50
SANTIYEDE ÜRETILEN DÖKME BETON :
Su çimento orani çok yüksek oldugu için çok
miktarda hava boslugu mevcut, dayanim ve
dayaniklilik çok düsük
Maksimum dane boyutu
uygunsuz seçilmis (D maks>30 mm ),
bu nedenle ekstra bosluklar
mevcut, segregasyon olusmus
40
30
20
10
0.1
0.0
0.2
0.4
0.6
0.8
1.0
1.2
1.4
Porozite faktörü ( α + 0.02 Vh )
1.6
1.8
2.0
Sekil 18 Basinç dayaniminin -küp- , su/çimento orani ve porozite faktörü ile degisimi
Degerlendirme notu :
• Santiyede bilinçsizce kullanilan su / çimento orani ve uygun yapilmayan yerlestirme ; hava içerigi yüksek -diger bir deyisle
porozitesi (bosluk hacmi) fazla -, segregasyonun sözkonusu olabildigi, düsük dayanim ve dayanikliliga sahip beton üretilmesine
neden olur. Oysa prefabrik betonda bütün üretim sürecinde kalite kontrol en üst düzeyde gerçeklestiginden ve karisim tasarimi
en optimal sekilde yapildigindan dayanimi ve/veya dayanikliligi yüksek beton kolaylikla elde edilebilir.
-
Ortam kosullarina (Cl ) göre
korozyon olasiligi yüksek bölge
40
t= 10 yil t= 5 yil t= 2 yil t= 6 ay
Karbonatlasma katsayisi, Kk
Hizmet ömrü :
t= 30 yil
Yaygin kullanilan
pas payi 30-35 mm
200 180 160 140 120 100 80 60
40 20
35
a
30
25
20
15
b
10
5
0
10
Karbonatlasma derinligi , d (mm)
0.2
20
30
40
50
60
70
80
90
Ortalama basinç dayanimi -küp-, fb MPa
% 100 P.Ç
P.Ç + % 28 U.K (uçucu kül)
veya
P.Ç + % 70 Y.F.C (yüksek
a Ortam yagmura maruzfirin cürufu)
b Ortam yagmurdan korunuyor
Su/çimento orani
Hava sürüklenmemis betonda :
0.4
0.6
Yapi Merkezi (2004)
bagintisi
0.8
1.0
Sekil 19 Karbonatlasma derinliginin (d) basinç dayanimi, su/çimento orani ve süre ile üç farkli baglayici madde bilesimi ve neme
maruz olma durumuna göre degisimleri
Degerlendirme notu :
• Santiyede yerinde dökme düsük dayanimli beton (10-15 MPa) ile üretilen, dis ortama maruz nemli iklim kosullarindaki bir binada, pas payi
her yerinde üniform 3 cm olsa da, ~ 3 seneden itibaren karbonatlasma derinligi pas payini asar (d ≥ 30 mm) ve ortamin özelliklerine bagli
olarak (Cl-, nem vb) korozyon tehlikesine açik olur. Oysa prefabrikasyonda standart bir dayanim olan 50 MPa -küp- (C40) ile üretilen bir
betonda 30 sene boyunca en elverissiz kosullarda bile pas payi asilmaz.
• Uçucu kül veya yüksek firin cürufu gibi mineral puzolanik bilesenlerin kismen çimento ile ikamesi, karbonatlasma derinligini azaltma
yönünde olumlu etki yapar. Bu ikame prefabrikasyon betonunda kolaylikla yapilan olagan bir uygulamadir, ancak bu olgu yerinde dökme
beton için geçerli degildir.
Dayanim, psi (kgf/cm 2)
BETON M ALZEMESININ ZAM AN BOYUT U IÇINDE
SAGLADIGI DAYANIM OLANAKLARI
Dis ortamda birakilan beton numuneler
(beton üretim –tarihi; ve
normal portland çimentosu)
hacim bazinda
Iç ortamda saklanan beton numuneler
hacim bazinda
g
g
Kaynak : Wash ve Wendt, 1975
ay
y
y
Beton yasi
y
y
y
y 1 psi= 0.07 kg/cm2
w/c = Su/çimento orani
Sekil 20 Farkli ortamlarda birakilan betonlarin basinç dayanimi -silindir- yas iliskileri
Degerlendirme notu :
• Çimento kimyasal yüzdelerini ve/veya su/çimento oranini degistirmek sureti ile beton
istenen dayanim düzeyinde üretilebilmektedir.
• Verilen su/çimento orani -agirlikça- ve çimento türü için tüm betonlarin ileri yaslardaki
dayanimlari standart kür süresi 28 güne karsi gelen dayanimlarinin çok üstüne
çikmistir.Örnegin, beton su/çimento orani 0.48 olan 1937 üretim tarihli 5 UM kodlu
betonun 10 yil sonunda ulastigi basinç dayanimi 600 kgf/cm2 -silindir- 28 güne kiyasla %
67 daha yüksektir. Basinç dayanimindaki artis trendinin iç ortamda birakilan betonlarda
da geçerli oldugu gözlemlenmektedir. Tüm mekanik büyüklükleri (basinç, çekme, egilme
dayanimlari ve elastik modül) “zaman boyutu içinde artan” tek malzeme betondur (Mimar
Sinan’in eserlerinde kullandigi küfeki tasinin da basinç dayaniminin zamanla arttigi
belirlenmistir).
BETON MALZEMESININ YANGINA KARSI DIRENCI
Sicaklik oC
Degerlendirme notu :
Beton dayanimi (%)
Kum-hafif
agregali
• Betonun yangina karsi direnci kullanilan agrega türü ile
yakindan ilintilidir. Örnegin kireçtasi agregasinin kullanil-
Kireçtasi
agrega
digi betonlarda 600oC ‘lik sicakliga kadar beton orjinal
basinç dayaniminin ~ % 80’ini korumaktadir. Ortam sicakliginin (600-800oC)’e ulasmasi durumunda basinç dayani-
Kuvarsit
agrega
mindaki azalmalar çok belirgindir. 800oC gibi yüksek bir
sicaklikta beton basinç dayaniminin ~ % 50’sini korumak-
Pembe veya kirmizi
Gri
Ten
rengi
tadir. 800oC’den yüksek sicakliklarda “kalici dayanim”
-hizla agrega türünden bagimsiz olarak-%15-20’ye (orjinal
basinç degeri) düsmektedir.
çelik dayanimi (%)
Sicakta sekil verilmis
nervürlü çubuk
(akma)
• Çelik, yangin karsisinda mekanik özelliklerini dramatik
sekilde kaybeden bir davranis sergiler. Dikkat çekicidir ki
400oC’de sogukta sekil verilmis çelik kopma dayaniminin
Sogukta sekil verilmis
tel veya kablo
(kopma dayanimi)
~%50’sini kaybederken, sicakta sekil verilmis nervürlü
çubuk akma dayaniminin yalniz % 20’sini kaybetmektedir.
600oC sicaklikta ise dayanimdaki bu azalma %50’ye ulas-
Yüksek dayanimli
çubuklar
(kopma dayanimi)
Sicaklik oC
maktadir. Bu sicaklik düzeyinde sogukta sekil verimis
çeligin kopma dayanimi baslangiç dayaniminin sadece
%15’idir.
UÇUCU KÜLÜN BELIRLI ORANLARDA ÇIMENT O YERINE IKAM E EDILMESININ
“SÜRDÜRÜLEBILIR BÜYÜME POLIT IKASI” AÇISINDAN
SAGLADIGI YARARLARA T OPLU BAKIS
• Uçucu kül -F türü- beton karisiminda kullanildiginda betonun özellikle uzun süreli
mekanik dayanimlari çok belirgin sekilde artmaktadir (Sekil 21a). Dolayisi ile uzun süreli
dayanim -3 ay- basina çimento tüketimi azalacagindan ciddi boyutta kontrol betonuna –
uçucu külsüz- kiyasla ekonomi elde edilecektir. Bu ise daha düsük “CO2 emisyonu”
demektir. Kisacasi hem kaynak tüketimi (çimento, su, çimento için kullanilacak
kireçtasi/marn hammaddeleri), hem de “CO2” emisyonunun azaltilmasi yönünde uçucu
külün beton sektöründe kullanimi sürdürülebilir büyüme politikasi açisindan olaganüstü
anlamlidir. Asagidaki örnek bu hususlari açikça ortaya koymaktadir (Ham veriler
Langley, Carette ve Malhotra, 1989 kaynagindan alinmistir) :
Karisim
Su
Çimento Uçucu
Ince
Iri
Hava
Süper
M su
(kg/m3)
Mç
kül
agrega agrega sürükleyici AkiskanMç + M su
(kg/m3)
M uk
(kg/m3) (kg/m3)
(ml/m3)
lastirici
(kg/m3)
(l/m3)
I
0.30
102
150
190
795
1100
215
6.2
II
0.39
132
340
-
855
1020
40
5.6
* Her iki karisimin da çökme miktari ayni olup 20 cm’dir.
Dayanimlar
Karisim
3 gün
7 gün
28 gün
Oranlar
91 gün 365 gün
7/28
91/28
365/28
0.53
0.80
1.28
1.13
1.61
1.19
Silindir basinç dayanimi* (MPa)
I
II
17.7
33.2
26.0
40.4
49.1
50.7
63.0
57.3
79.0
60.6
Yarma dayanimi (MPa)
I
II
I
II
5.6
4.0
1.33
0.98
Elastisite modülü (GPa)
35.1
46.6
36.8
38.2
1.33
1.04
4.2
4.1
* φ150mmx300mm silindir : Kür sartlari : Standart -nem kürü-
Uçucu külsüz beton
Uçucu küllü beton
Ince
agrega
% 36.4
Ince
agrega
% 34
Iri agrega
% 47.1
Iri agrega
% 43.4
Su
Uçucu kül
% 4.36
% 8.13
Çimento
% 6.41
γ taze= 2337 kg/m 3
γ taze= 2347 kg/m 3
Karisim I
Su
% 5.6
Çimento
% 14.5
Karisim II
Degerlendirme bulgulari -agirlikça- :
• Azalan su miktari : 30 kg/m3
• Su azalimi : % 22.7
• Azalan çimento miktari : ∆Mç = 190 kg/m3 ,
azalan CO2 emisyonu : 0.190 t/m3 x 1m3/CO2/t ≡ 0.19 m3 CO2/t.çimento
• Çimentodaki azalim orani : % 55.8
• 365 günlük basinç dayanimi bazinda çimento etkinlik degeri (Sekil 21b)
Karisim I :
Karisim II :
150 kg / m
79
3
= 1.89 kg/m3 /MPa (uçucu küllü)
MPa
340 kg / m
3
60.6 MPa
= 5.6 kg/m3/MPa (uçucu külsüz)
SONUÇ : Uçucu küllü beton karisiminda 1 MPa dayanim için 1.89 kg/m3
çimento tüketilirken uçucu külsüz beton karisiminda, 1 MPa için daha yüksek
çimento tüketimi (5.6 kg/m3) gerekmektedir. Ayni durum standart kür süresi 28
gün için de geçerli olmaktadir (Sekil 21b). Çimento kullanim etkinligi avantaji
diger mekanik büyüklükler (yarma, elastisite modülü) için de geçerlidir.
Devami
80
∆f
Basinç dayanimi (MPa)
70
60
50
40
30
20
10
0.0
0
3
4
0.2
5 6 7 89
10
2
3
4
5 6 7 89
100
2
3
Kür süresi, gün
0.4
I (Uçucu küllü)
0.6
II (Uçucu külsüz
-Kontrol-)
0.8
1.0
1.2
1.4
f
f28
1.6
1.8
a
11
Etkinlik degeri (kg/m3 / MPa)
10
9
8
7
6
5
3.6
3.7
4
kg/m 3/MPa
3
2
1
b
0
3
4
5 6 7 89
10
2
3
4
5 6 7 89
100
2
3
Kür süresi, gün
Sekil 21 (a) Kür süresi-basinç dayanimi ve dayanim oranlari degisimi
(b) Kür süresinin çimento etkinlik degeri (çimento dozaji kg/m3 /
basinç dayanimi MPa) ile degisimi
Devami
• Dayaniklilik açisindan bakildiginda uçucu küllü betonlar belirgin yararlar içermektedir. Örnegin, betonun mikro yapisinda ilk çatlaklara neden olan, daha sonra çesitli
dayaniklilik zafiyetlerine yol açan “termal gerilme”, uçucu küllü betonlarda
“hidratasyon sicakligi”’nin daha az olmasindan ötürü düsük düzeydedir (Sekil 22).
Bu ise yapinin servis ömrü boyunca daha az “tamir+bakim” masrafi demektir.
“Erken dayanimli Normal Portland Çimentosu uygulamalarinda ilk günlerdeki
“hizli mukavemet artislari”’nin mikro yapida “çatlak yogunlugunu” arttirdigi
bilinmektedir. Hizin önem kazandigi projelerde “Prefabrikasyon yapim
teknolojisi” hem dayanim, hem de dayaniklilik açisindan geleneksel yapim
teknolojilerine kiyasla ciddi bir avantaj saglamaktadir.
Sicaklik, oC
Karisim II :
Uçucu külsüz -kontrolsu/çimento= 0.39
3
Mç= 340 kg/m
Karisim I : Uçucu küllü
su/çimento= 0.39
3
Mç= 150 kg/m
3
Muk = 190 kg/m
Zaman, saat
Sekil 22 Üretiminden sonraki ilk 48 saat içinde uçucu küllü (I) ve uçucu külsüz (II)
betonlarin hidratasyon isilarindaki degisimler
PREFABRIKASYON
SEKTÖRÜ
PREFAB R IKAS YONU N
ÜST Ü NL ÜKLER I
Tasar imda esneklik
Ür etimde kalite
Diger faktör ler (montaj,
üre tke nlik, mali ye t, yapi fiz igi)
Çevre ile etkilesimi
• Büyük açikliklarin geçilmesine
imkan verir.
• Esnek mimari tasarima olanak
saglar.
• Ince kesitli ve yogun donatili
tasarim yapabilme serbestligi
vardir.
• Modüler imalat yapilir.
• Renk ve doku zenginligi saglanir.
• Beton bilesenlerinin (kum,iri agrega
çimento vb) ve donati çeliklerinin ilgili
standartlara uygunlugu konusunda
düzenli kalite denetimi sonucu
sürekli ayni kalite düzeyi saglanir.
• Kaliteli ve kontrollu demir isçiligi söz
konusudur.
• Saglanan otomasyon nedeni ile
imalat en kisa sürede en iyi kalitede
gerçeklestirilir.
• Kalipta eksantriklik, boyut sapmasi,
eksik pas payi ve malzeme kaçagi
problemleri yasanmaz.
•Beton bilesenleri miksere hassas
sekilde konulur.
• En optimal agrega gradasyonu ile
bosluksuz beton üretilir.
• Kalibin yogun donatili ve ince
kesitli olmasi durumunda da üniform
yerlestirme saglanir.
• Düzgün finishing yapilir.
• Tamamen kontrollu kür kosullari
sonucunda mekanik dayanimlarda
çok düsük standart sapma - az degiskenlik vardir.
• Tasarimda öngörülen mekanik
dayanimlar tamamen saglanir.
• Rötre problemi minimum düzeydedir.
• Yaygin bulunan yerli kaynaklar
(çimento, agrega, demir vb) kullanilir.
• Nitelikli ve egitilmis isçilik mevcuttur.
• Endüstrilesmis bir sistem oldugundan “üretkenlik” yüksektir.
• Yüksek üretkenlik yüksek is
güvenligi anlamina gelir, is kazalarini en aza iner.
• Yan sanayinin üretimine kalite
açisindan zorlayici etki yapar.
• Kalip yipranmasi azdir, kalip
defalarca kullanilir.
• Hizli montaj nedeni ile insaat
süresi çok kisadir.
• Insaat zamaninda ve bütçesinde
bitirilir.
• Finansal kaynaklarin çok verimli
kullanilmasina imkan saglar.
• Üretim ve imalat mevsimsel
degiskenliklerden (asiri sicaklar,
kar ve don vb) etkilenmez.
• Yangin dayanimi yüksektir.
• Daha yüksek isi ve ses yalitimi
saglar.
• Isçilik maliyetleri yüksek mekanizasyon nedeni ile düsüktür.
• Sigorta primleri düsüktür.
• Isletme ve bakim giderleri azdir.
• Hammaddenin ana bilesenleri
olan çimento ve agreganin üretiminde kullanilan enerji azdir.
Buna bagli olarak da CO, CO2 ve
NO emisyonlari düsüktür.
• Imalat asamasinda çevreye
duyarlidir :
o Enerji ve hammadde ekonomik
kullanilir.
o Çevreye sivi atiklar ve gaz
emisyonlari birakmaz.
o Malzeme kayiplari minimum
oldugu için kati atiklar çok azdir.
• Insaat asamasinda çevreye
saygilidir.
o Santiyede sadece montaj yapildigindan atik üretimi sözkonusu
degildir.
o Viyadük insaatlarinda trafigi
engellemez.
• Beton dis kaynakli CO2 emisyonlarini
difüzyon
yolu
ile
bünyesine alir.
• Kullanim ömrü sonrasi agregasinin yeniden kazanim potansiyeli
çok yüksektir.
PREFABRIK BETONARME ELEMANLARLA YAPILAN INSAATLARIN
KLASIK BETONARMA SISTEME KIYASLA YARARLARI
Özellikler
Prefabrik betonarme
sistem
Klasik betonarme sistem
1. Endüstriyel imalat
1.a Beton bilesenlerinin
kalite denetimi
1.b Uygun agrega gradasyonu
Sürekli
Degisken veya yok
Mükemmel
Santiyede hazirlanan betonda çok
degiskenlik sözkonusu
Santiyede hazirlanan betonlarda çok
degisken
1.c Beton bilesenlerinin miksere
hassas sekilde konulmasi ve
degiskenligi
1.d Imalat mevsim serbestligi
Mükemmel
1.e Demir isçiligi
Mükemmel
1.f Beton yerlestirme isçiligi
1.g Kalipta üniform
yerlesim
1.h Finishing hassasiyeti
1.i Dogru ve hassas boyutta
üretim
1.j Ince kesitler veya renkli
özel sekillerin imalati
1.k Kalip yipranmasi
1.l Rötre çatlaklarini önleme
1.m Döküm sonrasi yerinde
dayanim gelisimi
1.n Mekanik dayanimlarin
Saglanmasi
1.o Dayanimlardaki sapma
1.p Depreme dayanim
2. Büyük açiklik geçilmesi
3. Isçilik maliyetleri
4. Insaat süresi
5. Insaat sirasinda atik
üretimi, çevre kirliligi
6. Is güvenligi ve isçi sagligi
7. Kamu maliyesine uyumu
8. Kullanim süresi
9. Yasam döngüsü maliyeti
10. Yeniden monte-edilebilirlik
11. Yapi ömrü sonrasi geri
kazanim
Mükemmel
Minimum
Mükemmel
(yatay döküm)
Mükemmel
Tam
Mümkün
Az
Basarili
Mükemmel (kapali ortam,
örtü alti kürü uygulanarak
dayanim denetlenir)
Mükemmel
Minimum
Yüksek (Homojen iç yapi ve
öngörülen dayanim düzeyinin
saglanmasi
Diger kosullar
Özellikle kis sartlarindan (kar, don)
çok etkilenir
Isçi kalitesine ve denetime bagli, çok
degisken
Fazla (isçinin ve vibrasyonun kalitesi
ile ilgili)
Degisken -özellikle kolonlarda(düsey döküm)
Degisken (kalip malzemesi, isçilik
kalitesi, çalisma sartlari vb)
Isçiligin kalitesine bagli,ülkemiz
kosullarinda çogu defa zayif
Her bakimdan çok zor
Fazla (özellikle ahsap kaliplar)
1.c sartlari ile benzer
Çok degisken (mevsim sartlari,
rüzgar, kür sekli, isçi kalitesi,
karisim tasarimi vb)
Degisken
–özellikle yerinde dökme betondaÇok degisken
Dayanimdaki hetorojen yapi
nedeni ile belirsiz
Mükemmel
Mekanizasyon nedeni ile az
Çok kisa
Minimum
Sinirli ölçüde mümkün
Zaman kayiplari fazla
Daha fazla
Yüksek
Tam
Mekanizasyon düzeyi düsük
oldugundan genel “verimlilik” ve
isyeri emniyet performansi düsüktür.
Çok büyük kayit disi ekonomi
Kaliteye göre degisken
Degisken
Olasi degil
Beton agregasinin kalitesine bagli
ve kalite sorunlari mevcut
Kayitli ekonomi
Kaliteden dolayi uzun
Minimum
Mümkün
Kaliteli agrega kullanimi
nedeni ile mümkün
PR EF AB R IK AS YO N AÇ IS IN D AN S ÜR DÜ R ÜL EB ILIR G EL IS ME
SOSYAL DAYANISMA
• Ne sne l ya sa m ko sulla ri
Amaç : Bugün ve gelecekte kisi
barindigi fiziksel ortamdan her anlamda mutlu olmalidir.
Mimari ve Yapi Fizigi Göstergeleri
o Islevsel ve efektif mekan kullanimi
saglanmalidir.
o Modüler konseptlere uygun olmali
o Farkli malzeme ve sistemlere kolay
adapte olmalidir.
o Estetik olmalidir.
o Isi ve nem yalitimi saglanmalidir.
o Yangin dayanimi yüksek olmalidir.
o Ses yalitim düzeyi yüksek olmalidir
o Enerji tüketimi elverdigi ölçüde azaltilmali,sistem dogal havalandirma ve
dogal aydinlatmaya elverdigi ölçüde
fazla olanak saglamalidir.
Mühendislik göstergeleri
o Deprem dayanimi yüksek olmalidir.
o Darbe -sok- dayanimi yüksek olmalidir.
o Temel hareketlerinden etkilenmemelidir.
o Dayanikliligi yüksek olmalidir.
Montaj
o Kolay depolanmali, büyük alanlar
kaplamamalidir.
o Hafif olmalidir.
o Kolay ve hizli bir sekilde monte
edilebilir olmalidir.
EKONOMIK YAPABILIRLIK
EKOLOJIK SORUMLULUK
• Ekon om ik si ste m ve re ka be t
e de bilirlik
o Kalite ve rekabet edebilirlik tesis
edilmelidir.
o Bu gelismeyi saglayacak arastirmagelistirme desteklenmelidir.
o Istikrarli ve esnek bir üretim sistemine sahip olmalidir.
o Ekonomik dalgalanmalardan etkilenme düzeyi en aza indirgenmelidir.
• Ha m m a dde ka yna kla rinin
tüke tim i
o Yerli hammadde kullanilmasina
özen gösterilmelidir.
o Kaynak tüketimi denetlenmelidir,
kaçaklar ve gereksiz kaynak tüketimi
engellenmelidir.
o Yenilenebilir kaynak tüketiminin
kullanilmasina
ve
gelistirilmesine
önem verilmelidir.
• Üre tim ve kulla nim
o Hammadde ve ürün üretiminde
enerji tüketimi en az olmalidir.
o Üretim prosesi enerji ve hammadde
tüketimi az olacak sekilde tasarlanmaldir.
o Üretim sistemleri en iyi sistemi en
kolay ve ekonomik üretebilecek hale
getirilmelidir.
o Üretim etkinliklerinin içinde ve
disinda bilgi her zaman hazir olmalidir.
o Hizmet ömrü boyunca enerji sarfi yati az olmalidir.
• Za ra rli m a dde le r
o Üretimde zararli emisyonlar ve
dogada yok edilemeyen kati atiklar
en az düzeyde olmalidir.
o Yanginda zararli maddeler olusturmamalidir.
• Doga ve kültüre l çe vre nin
korunm a si
o Hizmet ömrü sonunda büyük ölçüde
geri kazanilabilir olmalidir.
• De gisim in hiz i
o Dünyadaki ve ülkemizdeki gelismelere açik ve esnek yapida olmalidir.
• Istihda m
o Çalisanlara mutlu bir is ve yeterli
maas düzeyi saglanmalidir.
• Ulu sla ra ra si tica re t
o Sahip oldugu kalite ve rekabet
edebilirlik avantajlarini kullanarak dis
piyasalara açilmalidir.
Servis hizmetleri
o Yapinin ömrü boyunca bakim ve
tamir masraflari düsük düzeyde olmalidir.
GÖSTERGELER :
Deprem dayanimi yüksek, etkin yalitim (isi,ses,nem), yüksek konfor,
esnek mekan tasarimi, estetik görünüm, düsük enerji tüketimi,
düsük bakim masraflari, geri kazanilabilirlik
BIR SANAYI YAPISINDA PREFABRIK INSAAT ILE SAGLANAN
YÜKSEK INSAAT HIZININ YARARLARI
Dis duvar konumu
Duvar
temeli
Döseme
Dis duvar konumu
Kaldirilacak duvar
paneli döseme
üzerinde dökülür.
Panel kren ile
kaldirilir.
Panel konumlandirilir.
Geçici destekleme
Panele mesnetlendirilmis
çati elemanlari
Tasiyici panel
Sekil 23 Bir prefabrik sistemin sematik insaat asamalari (Kaynak : Bennett, 2002)
Degerlendirme notu :
• Tasiyici sistem isçilik kalitesinden süphe etmeksizin ve çok hizli bir sekilde olusturulur. Bu,
klasik sistemde isçilik kalitesinden (beton, demir isçiligi) kaynaklanan dayanim zafiyetlerinin
prefabrik sistemde olmayacagi anlamina gelir.
• Gerek proje gerekse uygulama bazinda yapi kalitesi en yüksek düzeyde saglanmistir. Bu da
proje servis süresi boyunca “tamir+bakim” masraflarinin en az düzeyde olmasi demektir.
• Insaat hizi yüksek oldugundan yatirimci daha az finans yükü ile daha erken üretime baslar.
Bu durumda proje geri ödeme süresi daha kisadir. Ulusal ekonomi bazinda yatirimlarin karliligi
artmaktadir.
Giderler
Insaat Projesinde Imalat Hizinin Finans Maliyeti Açisindan Sagladigi Yararlar
M f,II
Hizli
insaat
(V I )
M f,I
Yavas
insaat
(V II )
II
I
Mi
Bitis
süresi
t2
tI
Toplam : 542074 t
Mf,I = Yatirimin finans maliyeti
-hizli insaatMf,II = Yatirimin finans maliyeti
-yavas insaatMi = Insaat maliyeti
Bitis
süresi
Proje
süresi
o Iklim-çalisma kosullari
o Sistem seçimi
o Uygulanan mekanizasyon düzeyi ve isçilik verimi
o Saglanan finansmanin yetersizligi ve düzensizligi
’nden kaynaklanan gecikme
• ORTALAMA FINANS MALIYETI M f = Y [ 1 + i ]
t/2/12
• INSAAT HIZINDAN DOLAYI SAGLANAN
ORTALAMA “FINANSMAN YÜKÜ” KAZANIMI :
∆M f = M f,II - M f,I
t / 2 / 12
( t − ∆t ) / 2 / 12
V1 > V 2 durumu : ∆M f = Y [1 + i] 2
- Y [1 + i] 2
∆t = t2 - t1 (Bkz. üst sekil)
• KAZANIM ORANI
∆M f
t / 24
( t − ∆t ) / 24
= [1+ i] 2
- [1 + i] 2
Y
Y= Proje yatirim bedeli (iki durumda da ayni kabul edildi)
i = Yillik faiz orani
t = Proje süresi, ay
∆t = Hizli insaat yöntemi (Prefabrikasyon yapim teknolojisinin uygulanmasi) ile
saglanan proje süresindeki kazanim, ay
-Enflasyon ortami bir haneli-
Kaynak : Bennett, 2002 (Environmental Council of Concrete Organizations, ECCO, Skokie) ’den
büyük ölçüde degistirerek
Ülkemizde Beton Prefabrikasyon Sektörünün Kimligi -2002 yili itibari ile• Toplam firma sayisi
• TPB üyesi firma ve tesis sayisi
• TPB üyesi olmayan firma sayisi
• TPB üyelerinin sanayi yapilarindaki payi
• Toplam kapasite
• Kapasite kullanimi
83
26 , 36
57
% 85
1 600 000 m3
• TPB üyeleri yillik çimento tüketimi
335262 ton (% 1.5)
• TPB üyeleri yillik demir tüketimi
82338 ton (% 2.4)
• TPB üyelerince Istihdam ve tüm sanayi sektörü
içindeki payi
3454, % 0.07
• Tesis basina ortalama üretim
24405 m3/isçi
• Birim istihdam basina üretim
254.3 m3/isçi
• TPB üyeleri isgücü dagilimi
o teknik personel (% 12),
o firma isçisi ve idari personel (% 63),
o taseron personeli (% 25)
% 58
Prefabrik ürünler
• Toplam (TBP üye+üyedisi) prefabrike beton üretimi
1 155 447 m3
• TPB üyesi firmalarin üretimi ve toplamdaki payi
878 591 m3 (% 76) (2002)
929 999 m3 (% 55) (1998)
• Üretimin müsteri bazinda dagilimi
2002 - Kamu % 37 , Özel Sektör % 63
1998 - Kamu % 31 , Özel Sektör % 69
• TPB üyelerinin ürün bazinda üretimleri
Üst yapi
Alt yapi
Çevre düzeni
SBD**
Toplam
2002
283734 m3 (% 32)
197052 m3 (% 23)
351653 m3 (% 40)
46152 m3
(% 5)
3
878591 m (% 100)
• TPB üyesi olmayan firmalarin üretimleri
Üst yapi
Alt yapi
Çevre düzeni
SBD
Toplam
2002
1998
57196 m3 (% 20) 217238 m3 (% 29)
74609 m3 (% 27) 232426 m3 (% 30)
145051m3 (% 52) 310672 m3 (% 41)
(% 0)
85 m3 (% 0)
3
276856 m (% 100) 760421 m3 (% 100)
• TPB üyelerinin cografi bölgeler baz inda
Bölgeler
Üretim miktari
Marmara
526854 m3 (% 60)
Ege- Bati Akdeniz
148660 m3 (% 17)
Iç Anadolu
121317 m3 (% 14)
Dogu Akdeniz
63939 m3 (% 7)
Dogu-G.Dogu
230 m3 (% 0)
Karadeniz
17591 m3 (% 2)
Toplam
878591 m3 (% 100)
prefabrike beton üretimi
• TPB üyelerinin bazi cografi bölgeler bazinda
fert basina prefabrike beton üretimi
* G.E = Bölgenin gelismislik endeksini ifade etmektedir.
Bölgeler
Marmara
Iç Anadolu
Karadeniz
1998
512291 m3 (% 55)
125312 m3 (% 13)
214231 m3 (% 23)
78165 m3 (% 9)
929999 m3 (% 100)
m3 /fert
0.030
0.01
0.002
G.E*
1.702
0.481
-0.513
** SBD= Santrifüjlü beton direk
Kaynak : Prefabrikasyon beton verileri için Türkiye Prefabrik Birligi (TPB), nüfus verisi için DIE
verilerinden yararlanilmistir
Karadeniz Bölgesi (GSYIH'de payi % 9)
Marmara Bölgesi (GSYIH'de payi % 38)
Iç Anadolu Bölgesi (GSYIH'de payi % 16)
• Prefabrik eleman üretimi : 557,036 m 3 (% 48*)
(Üretim dagilimi : TPB üyesi=%46, üye disi=% 2)
• Toplam çimento satisi : 8,230,998 ton (% 28.5)
o Prefabrikasyon payi : 371,356 ton (% 4.5**)
• Prefabrik eleman üretimi : 267,436 m 3 (% 24)
(Üretim dagilimi : TPB üyesi=% 11, üye disi= % 13)
• Toplam çimento satisi : 5,967,272 ton (% 20.6)
o Prefabrikasyon payi : 197,197 ton (% 3.3)
• Prefabrik eleman üretimi : 37570 m 3 (% 3)
(Üretim dagilimi : TPB üyesi=% 1, üye disi=%2)
• Toplam çimento satisi : 3,548,603 ton (% 12.3)
o Prefabrikasyon payi : 152,786 ton (% 4.3)
Dogu Anadolu Bölgesi (GSYIH'de payi % 3)
• Prefabrik eleman üretimi : 9280 m 3 (% 1)
(Dogu+G.Dogu Anadolu)
(Üretim dagil.: TBP üyesi=-, üye disi=%1)
(Dogu+G.Dogu Anadolu)
• Toplam çimento satisi : 1,446,759 ton (% 5)
o Prefabrikasyon payi : - (% 0)
Ege Bölgesi
(GSYIH'de payi % 17)
• Prefabrik eleman üretimi : 190,635 m (% 16)
(Ege+Bati Akdeniz)
(Üretim dagil. : TPB üyesi=%12, üye disi=%4)
(Ege+Bati Akdeniz)
• Toplam çimento satisi : 3,423,307 ton (% 11.8)
o Prefabrikasyon payi : 36,060 ton (% 1.0)
3
Akdeniz Bölgesi
(GSYIH'de payi % 12)
• Prefabrik eleman üretimi : 93,490 m (% 8)
(Dogu Akdeniz)
(Üretim dagilimi : TPB üye=%6, üye disi=%2)
(Dogu Akdeniz)
• Toplam çimento satisi : 3,970,525 ton (% 13.7)
o Prefabrikasyon payi : 102,693 ton (% 2.6)
3
G.Dogu Anadolu Bölgesi (GSYIH'de payi % 5)
• Prefabrik eleman üretimi : 9280 m 3 (% 1)
(Dogu+G.Dogu Anadolu)
(Üretim dagil. : TPB üyesi= -, üye disi=%1)
(Dogu+G.Dogu Anadolu)
• Toplam çimento satisi : 2,297,674 ton (% 8.2)
o Prefabrikasyon payi : 1,591 ton (% 0.07)
Sekil 24 Cografi bölge bazinda Prefabrikasyon Sektörüne ait temel büyüklükler
Açiklama : Prefabrikasyon Sektörü verileri TPB 2002, çimento verileri TÇMB 2000 yilina aittir. *Bölgedeki toplam prefabrik üretimin Türkiye genelindeki tüm prefabrik üretim
içinde yüzdesini ifade eder. ** Bölgedeki toplam çimento satisi (ton) içinde prefabrikasyonun payini gösterir.
(Kaynaklar : TPB 2002 yili Prefabrikasyon Sektör Raporu ve TÇMB Stratejik Arastirma Raporu 2003)
Çizelge 4 1992-2002 döneminde TPB üyelerinin ürün tipine göre üretimleri ve degisimleri
Yillar
TPB üyelerinin üretimleri, m3
Degisimler, %
Üstyapi
Altyapi
Çevre
SBD
Toplam
Üstyapi
Altyapi
Çevre
SBD
1992
245362
61915
26194
63359
396830
1993
280409
61005
37318
54951
433683
14,3
-1,5
42,5
-13,3
1994
223811
65293
27716
49064
365884
-20,2
7,0
-25,7
-10,7
1995
352943
80340
41824
53072
528179
57,7
23,0
50,9
8,2
1996
498824
81437
102733
54473
737467
41,3
1,4
145,6
2,6
1997
564756
108711
155697
61698
890862
13,2
33,5
51,6
13,3
1998
512291
125312
214231
78165
929999
-9,3
15,3
37,6
26,7
1999
372253
75385
186967
65269
699874
-27,3
-39,8
-12,7
-16,5
2000
292067
73396
201823
109850
677136
-21,5
-2,6
7,9
68,3
2001
195286
172953
292358
44961
705558
-33,1
135,6
44,9
-59,1
2002
283734
197052
351653
46152
878591
45,3
13,9
20,3
2,6
X
347430.5
100254.5
148955.8
61910.4
658551.2
6.0
18.6
36.3
2.2
S
125872.1
46559.1
112268.8
18596.6
202058.1
33.2
45.6
46.9
32.7
V= S/ X .100
36.2
46.4
75.4
30.0
30.7
549.9
245.1
129.4
1476.6
( X = Ortalama deger, S= Standart sapma, V= S/ X .100= Degiskenlik katsayisi)
1992-2002 Döneminde TPB Üyelerinin Üretimlerin Ürün Tipi Bazinda Dagilimi
Nisan
1994 krizi
Kasim
1999
2000 Subat
depremleri krizi 2001
krizi
TPB üyelerinin beton üretimleri (m 3 )
1000000
900000
Toplam üretim
800000
700000
600000
500000
400000
Çevre düzeni
300000
Üstyapi
200000
Altyapi
100000
SBD
0
Degisim oranlari, %
-60
1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002
Yillar
-30
0
30
60
90
120
150
Toplam üretim
Üstyapi
Altyapi
Çevre düzeni
SBD
180
Sekil 25 TPB üyelerinin Prefabrik üretimlerin ürün tipi bazinda senelere göre degisimleri
Degerlendirme notu :
• Prefabrikasyon sektörü, kriz dönemlerinden (1994, 2000, 2001) ve 1999 depremlerinden
fevkalade etkilenmistir. En çok etkilenen ürün tipi olarak da makro düzeyde yeni yatirim
olgusunun ifadesi olan “üst yapi elemanlari”’dir. Bu ürün tipi yatirimlarin arttigi 19961998 döneminde en yüksek düzeye ulasmis, diger yillarda krizlerden etkilenerek düsük
düzeylerde seyretmistir. 2001 yilinda üst yapi elemani üretimi alt yapi üretimi düzeyinde,
çevre düzeni elemani üretimi ile kiyaslandiginda ise daha düsük kalmistir.
• 1995’den itibaren “çevre düzeni” türü elemanlar sürekli büyüme olgusu göstermistir.
• Anilan dönemde ürünlerin üretim miktarindaki degiskenlik katsayisi V=% 30-75 arasindadir. Degisim oranlarinin degiskenlik katsayisi ise % 130-1476 düzeyinde çok yüksek
degerlere ulasmaktadir. Tüm bu göstergeler sektörün makro-ekonomik istikrarsizlik lardan çok ciddi düzeylerde etkilendigini açiklamaktadir.
1000000
1998
1997
Prefarik eleman üretimi (m3)
900000
800000
700000
1996
2001
1999
2000
600000
1997
1995
500000
1996
1998
1993
400000
1994
1999
1995
2000 1993
300000
200000
1992
2001
1994
1992
Toplam üretim
Üstyapi
Veri
degisimleri
100000
0
25
30
35
40
45
50
55
Sabit sermaye yatirimlari -cari fiyatlarla-, Milyar $
60
Sekil 26 1992-2001 döneminde toplam (kamu+özel) sabit sermaye yatirimlari ile prefabrik
eleman üretimleri arasindaki degisimler
Degerlendirme notu :
• Incelenen dönem itibari ile -bir kaç yil disinda- prefabrik eleman üretimleri
(toplam, üst yapi) ile sabit sermaye yatirimlari arasinda anlamli iliskiler
sözkonusudur. Bu sonuç bir anlamda sektörün ülke makro-ekonomik yapisi ile
yakindan ilintili oldugunu ifade etmektedir. Sabit sermaye yatirimlarinda bir
birim artis sektörün toplam üretiminde 31018 m3, üst yapi elemani üretiminde
17734 m3 mertebesinde bir “artisi” uyarmaktadir.
1994-2002 Döneminde TPB Üye ve Üye Olmayan Firm alarin Üretimler Dagilimi
1000000
Nisan
1994 krizi
1999
depremleri
Kasim Subat
2000 2001
krizi krizi
900000
800000
Beton üretimi (m 3 )
Üye
700000
600000
500000
Üye
olmayan
Toplam üretim
Üstyapi
Altyapi
Çevre düzeni
SBD
400000
300000
200000
Üye olmayan üretimi / toplam üretim, %
100000
0
1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002
Yillar
0
SBD
10
Üstyapi
Toplam üretim
20
30
40
50
60
Alt
yapi
70
80
90
Çevre
düzeni
100
Sekil 27 TPB üyeleri ve üye olmayan firmalarin prefabrik üretimlerin ürün tipi bazinda yillara göre
degisimleri ve üye olmayan firma üretiminin o ürün tipindeki toplam üretime oranla degisimleri
Degerlendirme notu :
• 1994-2001 döneminde genel prefabrik üretimler içinde “üst yapi elemani” üretiminin
agirlikli bir payi mevcuttur ve bu pay ∼560,000 m3 ile 1997-1998 yillarinda maksimumdan
geçmistir. Altyapi, çevre düzeni ve SBD tipi eleman üretimleri oldukça az düzeydedir.
• Kriz dönemleri (1994, 2000 ve 2001) ve 1999 depremlerinde yasanan derin makroekonomik istikrarsizliklardan, insaat sektörüne paralel olarak Prefabrikasyon sektörü de
olumsuz etkilenmistir.
• 1994’den itibaren Prefabrikasyon sektöründeki genel iyilesmeye paralel olarak, TPB
üyesi olmayan firmalarin sayisi da artmis ve 1997 yilinda üye firmalar ile ayni “toplam
üretim” düzeyine gelmislerdir. Ancak anilan gelisme özellikle 1999 yilindan itibaren
giderek azalmistir. Bu durum Prefabrikasyon sektöründe olumlu bir göstergedir.
TPB Üyesi ve Üye Olmayan Firmalarin Üretimlerinin Ürün Tipi
ve Bölgesel Bazda 1997 ve 2001 yili Degisimleri (1997, 2001)
1997 yili TPB üye ve üye olmayan firmalarin bölgesel dagilimi
450000
Beton üretimi (m 3)
400000
350000
% 28
% 24
300000
% 25
250000
% 14
200000
150000
% 44
% 69
% 47
100000
% 71
% 52
% 26
% 36
% 31
% 52
% 17
üye degil
üye
üye degil
50000
0
üye
üye degil
üye
% 49
Marmara Ege ve Bati Akdeniz Iç Anadolu
Üstyapi
Altyapi
% 98
% 44
ü y e üye degil
D.Akdeniz
üye
% 74
üye degil
D.-G.Dogu Anadolu
Çevre düzeni
ü y e üye degil
Karadeniz
SBD
2001 yili TPB üye ve üye olmayan firmalarin bölgesel dagilimi
450000
Beton üretimi (m 3)
400000
350000
% 51
300000
250000
200000
150000
% 26
% 23
100000
50000
0
% 23
% 53
% 60
üye
üye degil
üye
% 51
üye degil
% 29
% 32
% 69
% 31
% 52
üye
üye degil
üye
Marmara Ege ve Bati Akdeniz Iç Anadolu
Üstyapi
Altyapi
üy e degil
ü y e üye degil
üye
üye degil
D.Akdeniz D.-G.Dogu Anadolu Karadeniz
Çevre düzeni
SBD
Sekil 28 1997 ve 2001 yillarinda Türkiye Prefabrik Birligi üyesi ve üye olmayan
firmalarin üretim miktarlari, ürün tipi ve bölge bazinda degisimleri
Degerlendirme notu :
• 1997 itibari ile 105 firma (30’u üye, 75’i üye disi) -7’si kamuya ait- mevcut iken, bu sayi 2001’de
78 firma (30’u üye, 48’i üye disi)’ya düsmüstür.
• Prefabrik eleman üretiminde Marmara bölgesi ile diger bölgeler arasinda ciddi bir fark
mevcuttur. 1997 ve 2001’de Marmara bölgesindeki TPB üyesi firmalarin toplam prefabrik eleman
üretimi ∼sabit kalmasina ragmen toplam üretim içindeki üst yapi elemaninin payi % 69’dan % 23’e
azalmistir. 2000 ve 2001 ekonomik krizlerinin yaninda 1999 depremlerinin de etkisi ile Marmara
bölgesindeki “üye olmayan” firma üretimlerinde büyük bir düsüs yasanmistir.
• 1997 yilinda -Dogu ve G.Dogu Anadolu bölgelerimiz hariç- tüm bölgelerde “üst yapi”
elemanlarinin önemli bir payi olmasina karsin, 2001 yilinda tüm bölgelerde bu payin ciddi ölçüde
azaldigi dikkat çekmektedir.
%100
%90
%80
%70
%60
Avrupa
ülkeleri*
Prekast
Hazir Beton
Yerinde dökme
Diger (Onarim+takviye)
Türkiye
Rusya
A.B.D
Israil
Slovak Cumh.
Portekiz
Polonya
Norveç
Hollanda
Italya
Isviçre
Isveç
Ispanya
Irlanda
Fransa
Finlandiya
Danimarka
Çek Cumh.
Belçika
Avusturya
Almanya
Birlesik Krallik
Avrupa ülkeleri*
Hazir Beton
sektörü
%50
%40
%30
%20
%10
%0
Prefab.
Prefabrikasyon
Sekil 29 Ortalama çimento tüketiminin ülkelere göre sektörel degisimi (Ham veriler ERMCO 2000-2001 yilina aittir)
(* Türkiye hariç ortalamalardir) (Bu Sekil YM AR-GE Raporu 2003-9’dan alinmistir.)
Degerlendirme notu :
• Avrupa ülkeleri bazinda (Türkiye hariç) toplam çimento tüketimi açisindan bakildiginda Prefabrikasyon sektörünün ortalama %
22.8'lik bir payi oldugu görülmektedir. Ülkemizde Prefabrikasyon sektörünün payi (2000- % 3, 2001- % 1.6) Avrupa ortalamasinin
ancak % 10'u düzeyindedir. Avrupa ülkeleri içinde Prefabrikasyon sektörünün en gelismis oldugu ülkeler Danimarka (% 45) ve
Hollanda (% 40)'dir.
• Ülkemiz, santiyede elle karilan beton, onarim vb. amaçli çalismalarin en yogun oldugu ülke (2000- % 50, 2001- % 64.8) olarak
öne çikmaktadir, Avrupa ülkelerinin ortalamasinin (% 17.2) oldukça üstündedir. Bu da betonda ciddi kalite sorununun mevcut
olmasi anlamina gelmektedir.
1
0.9
0.86
0.8
0.73
0.66
0.7
0.56
0.6
0.5
0.42 0.42
Avrupa ülkeleri
0.35
0.4
0.26
0.3
0.2
X = 0. 38 m3 /kisi*
0.22 0.21
0.20 0.19 0.18
0.17 0.16
0.12
0.09
0.1
0.02
Türkiye
Slovak Cumh.
Rusya
Irlanda
Isveç
Birlesik Krallik
Finlandiya
Israil
Norveç
A.B.D
Polonya
Avusturya
Hollanda
Almanya
Belçika
Portekiz
Ispanya
0
Italya
Kisi basina üretilen prekast beton (m 3 /kisi)
Prekast Sektörü (2000-2001 Ortalamasi)
Prefabrikasyon
Sekil 30 Prefabrikasyon Sektöründe kisi basina beton üretiminin ülkeler bazinda dagilimi (* Türkiye hariç ortalama) (Sekil YM AR-GE
Raporu 2003-9’dan alinmistir). Ülkelerin prekast beton üretim miktarlari ERMCO (2000-2001) yili ortalama, nüfus verileri CIA
Factbook (Temmuz 2002 tahmini)'a ait degerlerdir.
( X = Ortalama deger, S= Standart sapma, V= Degiskenlik katsayisi ,V= S/ X x100)]
Degerlendirme notu :
• Dikkate alinan 14 Avrupa ülkesi bazinda (Türkiye hariç) Prefabrikasyon sektöründe (sektörün -çimento kullanimi açisindan- ort.
payi: % 22.8) kisi basina ortalama beton üretimi X = 0.38 m3/kisi düzeyindedir, (S= 0.24 m3/kisi) , degiskenlik katsayisi V= % 63'dir.
Kisi basina en yüksek prefabrik üretim miktari Italya'da (0.86 m3/kisi) gerçeklesmektedir. Bu ülkeyi 0.77 m3/kisi ile Ispanya takip
etmektedir. Toplam 18 ülke bazinda Prefabrikasyon sektörünün olaganüstü düsük oldugu tek ülke Türkiye'dir (0.02 m3/kisi -2001).
Kisi basina prefabrik beton üretimi açisindan avrupa ülkelerinin ortalama üretim miktari (0.38 m3 /kisi) Türkiye’nin ∼ 20 katidir.
EK
DÜNYA’da ve TÜRKIYE’de
BETON KONUSUNDA ILKLER
EK-1 DÜNYA’DA VE TÜRKIYE’de BETON KONUSUNDA ILKLER
MÖ
1960-1970 döneminde, MÖ 12,000,000’lerde kireçtasi ve kil arasin12,000,000 daki dogal reaksiyonlar sonucu olusan ilk “dogal” çimento bilesenlerinin kalintilari bulundu
MÖ
Çatalhöyük evleri kerpiç ile insa edilmis, ilk
9,000’ler
sakinleri ise evlerinin sivasinda kireç kullanmistir.
(Kireçtasini 750 oC’ye kadar isitarak su ile
karistiriyorlardi).
MÖ 5,600 Ilk kez beton bilesenlerine yakin malzemeler kullanilarak yapilar insa
ettiler.
MÖ 3,000 Misirlilar piramit yapiminda ve tuglalari yapistirmak
için alçi ve kireç harçlari kullandilar. Çinliler Çin
Seddi’nin yapiminda ve sandallarinda çimento
benzeri malzemeler kullandi.
MÖ 2000
Hamurabi, bir yapinin göçmesi durumunda yapimciya uygulanacak
cezai yaptirimlar ile ilgili ilk yazili belgeleri ortaya koydu “Eger yapimci
binayi geregi gibi saglam yapmamis ve bina çökmüsse, yapimci mal
sahibinin kaybini ödeyecek ve ona esdeger bir bina insa edecektir. Eger mal
sahibinin kendi veya çocugu çöken binanin enkazi altinda kalip ölürse,
yapimci derhal idam edilecektir”.
MÖ 800
Grekler kil+kireç veya tüf+kireç karisimlari ile kireç harci ürettiler
(Kibris’ta halen mevcut bir yapida da kullanilmistir).
MÖ 299MS 476
Romalilar kireç ve volkanik külü
(Pozzuoli
bölgesinden)
birarada
kullandilar. Italya’da bulunan çogu
önemli yapi (Pantheon, Coliseum,
Roma Hamamlari) ve yaklasik 5300
mil yol bu malzeme ile yapildi.
MS 27
MS 540
Pollio Vitruvius “Mimarlik Üzerine” isimli 10 ciltlik kitaplarinda baglayici
puzolan+kireç karisimlarinin hidrolik özelliklerinden bahsetti (Karisim
bilesenleri : 2 ölçek puzolan + 1 ölçek kireç) .
Beton Ayasofya’nin yapiminda kullanildi.
Orta ve Küçük Asya’da Türkler ve Persler tarafindan “Horasan Harci”
olarak isimlendirilen, Avrupa’da bilinmeyen, puzolan-kireç ve tugla
kiriklarinin ögütülmesi ile elde edilen çok saglam bir baglayici madde
üst yapidan temel sistemine kadar her türlü tasiyici sistemde
kullanildi. Osmanli Imparatorlugu döneminde, özellikle Mimar Sinan’in
eserlerinde çok genis ölçekte kullanilmis, eserleri her türlü atmosfer
sartinda günümüze dek ayakta kalmistir.
1569-1575
Mimar Sinan “ustalik eserim” olarak isimlendirdigi Selimiye Camii’ni
insa etmistir.
1779
Bry Higgins dis sivalarda kullanim amaçli hidrolik çimentonun (stucco)
patentini aldi.
1793
J.Smeaton -yabanci literatürde Romalilar’dan bu yana ilk defa kireci
baglayici olarak kullandigi kabul edilen- Eddystone deniz fenerini
yeniden insa etti (oysa ki Osmanli Imparatorlugunda Horasan harci
yüzyillardir kullanilmakta idi).
1802
Benzer bir Roma Çimentosu prosesi Fransa’da kullanildi.
1812-1813
Fransa’da Louis Vicat kireçtasi ve kilin sentetik karisiminin
kalsinasyonu ile ilk yapay çimentoyu üretti.
1816
Dünyada ilk donatisiz beton köprü Fransa’nin Souillac bölgesinde
insa edildi.
1824
Ingiliz duvarci ustasi Joseph Aspdin ögütülmüs
kireçtasi ve kili yüksek sicakliklarda pisirerek
sinterledi. Elde ettigi ürünü Ingiltere’nin Portland
adasi’nda bulunan kaliteli bir tasa benzettigi için
“Portland Çimentosu” adini verdi ve patentini aldi
(Aslinda yeterince yüksek sicaklikta pisirilmedigi
için günümüzün çimento özelliklerini tam
yansitmiyordu)
Aspdin’in
firini
1828
I.K. Brunel, Portland Çimentosu’nun ilk mühendislik uygulamasini insa
edilecek, 366 m uzunlugunda, Thames Tüneli üzerinde baslatti.
1830
Ilk kireç ve hidrolik çimento Kanada’da üretildi.
1836
Betonda ilk sistematik basinç ve çekme dayanimlari Almanya’da
yapildi.
J.M.Mauder’in sirketi Portland Çimentosu üretimi için ilk lisansi aldi.
1843
1845
I.Johnson çimento hammaddelerin yüksek sicakliklara kadar pisirilip
ögütülmesi olayini gerçeklestirdi (Ingiltere).
1848
J.L.Lambot Fransa’da
ilk betonarme sandali üretti.
1848
Ilk çimento fabrikasi
Ingiltere’de kuruldu.
1849
Pettenkofer&Fuches Portland Çimentosunun ilk dogru kimyasal
analizini yapti.
1852
Coignet ilk defa beton ve demir
çubuklari birarada kullanarak
bina insa etti. Ingiltere'de 1854'de
Wilkinson da benzer çalismalar
yapti.
Coignet sistemi
1854
L.Cézanne elle yönlendirilen bir beton karistiricisi icat etti.
1865
Iskoçya Inverness’de ilk beton yol insa edildi.
1867
Fransiz bahçivan Joseph Monier, daha saglam
saksilar üretmek için betona demir çubuklar ekledi
ve ilk betonarme olusumu sagladi.
1871
D.Saylor Portland Çimentosunun ilk A.B.D patentini aldi.
Wilkinson
sistemi
1879
Castigliano’nun enerji teoremleri ile yapi elemanlarinin dogrusal ve
açisal yerdegistirmeleri hesaplanmaya baslandi.
1884
Ransome nervürlü donatinin patentini aldi
1886
Koenen beton yapilarin teorisi ve tasarimi ile ilgili ilk kitabi yayinladi.
1880-1890
F.Hennebique Fransa’da Vienne nehri üzerine 100’den fazla 3 açiklikli
betonarme köprü insa etti.
1887
H.L.Chatelier Portland Çimentosu oksit oranlarini, Alite (C3S), Belite
(C2S), Celite (C4AF) bilesenleri ve sertlesme mekanizmasini ortaya
koydu
Ilk betonarme köprü Fransa’da insa edildi.
1889
1890
Betonda ani prizi engellemek amaci ile klinkere ilk defa alçi tasi katildi
(A.B.D’de).
1891
G.Bartholomew ilk beton caddeyi insa etti
(A.B.D, Ohio, Bellafontaine)
1892
Hennebique , betonarme yeni tasiyici sistemi tasariminin Ingiltere’de
patentini aldi.
1900
Feret harçlarda dayanim bagintisini tanimladi.
1900
Temel çimento testleri standartlastirildi.
1902
A.Perret Paris’te ilk apartman binasini tasarladi ve insa etti. Bu yapi
yük tasiyan duvarlar yerine kolon-kiris-döseme tasiyici sisteminin
kullanildigi ilk yapidir.
1903
Elzner ilk betonarme yüksek binayi Cincinnati (A.B.D) ‘de insa etti.
1903
Ilk Hazir Beton Almanya’da üretildi.
1904
American Concrete Institute kuruldu.
1904
R.Talbot (University of Illinois) betonarme üzerine kendi test sonuçlarini da içeren ilk teknik bülteni yayinladi.
T.Edison dar gelir grubu için ekonomik, estetik
evler insa etti (1 adedi 6 saatte).
1908
1911
Betonarme döseme betonu ilk defa vibrasyonla yerlestirildi.
1911
Türkiye’de ilk çimento fabrikasi Darica’da kuruldu. (20000 ton/yil
kapasite)
ABD’de Stepanian (Ermeni asilli Türk göçmen) ilk transmikser
patentini aldi.
1916
1917
Fougner Norveç’te ilk betonarme gemiyi üretti.
1918
Betonun karisim tasarimi D.Abrams tarafindan deneylerle gelistirildi
ve basinç dayanimi ile su / çimento orani (α-fb) arasindaki teorik iliski
ilk defa tariflendi. Ayrica ilk defa çimento inceliginin etkileri incelendi.
1924
Çimentonun mineralojik bilesimi ilk defa Bogue tarafindan tanimlandi.
1925
Türkiye’nin ilk betonarme köprüsü Menderes nehri üzerinde yapildi
(75 m uzunlugunda)
1926
Türkiye’de betonarme hesabina yönelik nomogramlar içeren ilk kitap
Prof.A.Ihsan Inan (I.T.Ü) tarafindan yayinlandi.
Eugene Freyssinet ilk öngerilmeli betonu basari ile uyguladi.
1927
1930
1930
Betonda ilk defa hava sürükleyici katkilar ve akiskanlastiricilar (lignosülfonat) kullanilmaya baslandi.
E. Torroja (Ispanya) ilk ince kabuk çatiyi insa etti
(8.9 cm kalinlik x 45.7 m açiklik).
1930
R.Maillart ilk defa kirissiz (mantar) dösemeli bir yapi insa etti.
1933
Elektrik ile yüksek frekansta çalisan modern vibratörler tanitildi.
1936
Ilk önemli beton barajlar, Hoover ve
Grand Coulee barajlari insa edildi.
1943
Devlete ait ilk çimento fabrikasi Sivas’ta kurulmustur.
1954
TMMOB Insaat Mühendisleri Odasi kuruldu.
1956
ACI-318, betonarme kesit boyutlandirmasi için tasima gücü yönteminin ilk ilkeleri ni ortaya koydu.
1957
Türkiye Çimento Müstahsilleri Birligi (TÇMB) kuruldu.
1960
Türk Standartlari Ensititüsü (T.S.E) kurulmasi karari alindi.
1962
Ilk Türk Betonarme Standardi (TS 500) (elastik yöntem) yayinlandi.
1962
Türkiye Insaat Mühendisligi 1.Teknik Kongresi yapildi.
1967
Ilk genis açiklikli betonarme spor salonu ABD’de Illinois Üniversitesi’
nde insa edildi.
1970
Lif donatili beton üretildi.
1971
Ilk defa Norveç’te tasiyici sistem insaatinda silika füme kullanildi.
1971
Hafif betonla en yüksek bina, 52 katli, Houston’da (One Shell Plaza)
insa edildi (halen de bu yükseklik asilmamistir).
1977
Türkiye’de ilk defa Yapi Merkezi,santiyede
ürettigi öngerilmeli demiryolu viyadük
kirislerinin yine santiye’de 1/1 ölçekli
egilme deneyini gerçeklestirdi.
1978
Türkiye’nin ilk özel beton laboratuvari Yapi Merkezi Ins. ve San. A.S
bünyesinde kuruldu.
Beton katkisi olarak süperakiskanlastiricilar kullanilmaya baslandi.
1980
1983-1988
1984
1985
P.C.Aitcin öncülügünde ilk defa “yüksek performansli” beton
kavraminin ilkeleri ortaya konuldu.
20 Prefabrik firmasinin bir araya gelmesi ile Türkiye Prefabrik Birligi
kuruldu (Ankara).
Bir mineral katki olan silis dumani kullanilmaya baslandi.
1985
1988
Beton’da en yüksek dayanim Seattle’da insa edilen Union Plaza’da
kullanildi (58 katli, 131 MPa dayanim).
Okamura tarafindan ilk kendiliginden yerlesen beton gelistirildi
(ilk prototipi 1988'de üretildi).
Türkiye Hazir Beton Birligi (THBB) faaliyetlerine basladi.
1989
1.Ulusal Beton Kongresi yapildi.
1989
Yapi Merkezi laboratuvarda B 1000’i üretti.
1990
Yapi Merkezi Türkiye’de ilk defa agir beton (3.1-3.4 t/m3) üretti.
1992
1993
Türkiye’nin en yüksek binasi Mersin’de insa edildi. (yükseklik 175.7 m,
tasiyici sistem : betonarme tüp+çerçeve sistem)
Betonda mikrolif kullanilmaya baslandi.
1994
Yapi Merkezi laboratuvarda B 1700’ü üretti.
2001
Kendiliginden yerlesen beton önemli mühendislik projelerinde yaygin
sekilde kullanilmaya baslandi.
1986

Benzer belgeler