Türkiye`de asbest ve eriyonit sorunu The asbestos and erionite

Yorumlar

Transkript

Türkiye`de asbest ve eriyonit sorunu The asbestos and erionite
Bu makale, 2008. Uluslararası Katılımlı Tıbbi Jeoloji Sempozyumu Kitabı
(Editör: Dr. Eşref Atabey), ISBN: 978-975-7946-33-5, Sayfa: 18 yayımlanmıştır.
Türkiye’de asbest ve eriyonit sorunu
The asbestos and erionite exposure issues in Turkey
Y. İzzettin BARIŞ
Hacettepe Ü.Tıp Fak. Emekli-Göğüs Hast. Uzmanı-İstanbul
Yaklaşık çeyrek yüzyılı bulan araştırmalar sonunda batı ülkelerinde mesleksel hastalık olarak
bilinen asbest solunmasına bağlı akciğer hastalıklarının Türkiye’de önemli bir sağlık sorunu olduğu
ortaya çıkmıştır. İç Anadolu’nun belirli yörelerinde asbest liflerinin dış ortam ve iç ortam havadan
solunması sonunda akciğer zarında kalınlaşma, akciğer zarında kireçlenme, su toplanması, malign
mezotelyoma, karın zarı kanseri sigara içenlerde akciğer kanseri ve diğer hastalıkların beklenenin çok
üstünde olduğu anlaşılmıştır.
Sağlık Bakanlığının Kanserle Savaş Dairesi ile birlikte yaptığımız bir araştırma sonunda 2001
yılında 520 malign mezotelyoma bulunmuştur. Bu hastalığın yoğun olarak bulunduğu yöreler:
Denizli’nin Tavas, Kütahya’nın Gediz ve Aslanapa, Afyon’un Emirdağ, Eskişehir’in Mihallıçcık,
Mahmudiye köyleri, Konya’nın Ayrancı, Halkapınar, İvriz, Çankırı’nın Gümerdeğin, Sabanözü,
Ilgaz, Yozgat’ın Sorgun, Tokat’ın Almus, Sivas’ın Yıldızeli, Şarkışla, Malatya’nın Yeşilyurt,
Doğanhisar, Adıyaman’ın Besni ve Kahta, Urfa’nın Siverek, Elazığ’ın Maden ve Palu, Diyarbakır’ın
Çermik, Ergani ve Hatay’ın Kırıkhan ve Reyhanlı olduğu anlaşılmıştır. Bu hastalık sahil kentlerinde
ve Doğu Anadolu bölgelerinde çok nadiren görülmektedir. Ülkemizin başka bir sağlık sorunu,
Kapadokya olarak bilinen Göreme bölgesindeki volkanik kayaçların içinde bulunan fibröz yapıdaki
eriyonite bağlıdır. Nevşehir’in Gülşehir ilçesinin Tuzköy , Ürgüp’un Sarıhıdır ve Karain köylerinde
erionit solunmasına bağlı başta maliğn mezotelyoma olmak üzere çok yoğun maliğn hastalık
bulunmuştur. Bu üç köyde ölenlerinin yaklaşık % 50-70’inin maliğn hastalıktan öldüğü gösterilmiştir.
Bu üç köydeki yapıların duvarlarındaki tüf denilen volkanik kayaçların içinde ve iç ve dış ortam
havasında erionite lifleri bulunmuştur. Hepsinden önemlisi, hastaların akciğer dokusunda, sağlamların
balgam örneklerinde de eriyonit bulunmuştur. Erionit’in en yoğun olduğu yer, evlerde kiler olarak
kullanılan yerler olup buraların süpürge ile temizlenmesinde havaya karışan lifler orada uzun süre
asılı kalmaktadır. İlgili bakanlıklara verdiğimiz raporla, Karain ve Tuzköy’lülerin yeni yerleşim
yerlerine taşınmasının uygun olduğu bildirilmiştir. Tuzköy, sadece beton ve tuğladan kullanılarak
modern yerleşim yerine geçmiş olacaktır. Eski köydeki evler her türlü korunma tedbirleri alınarak
yıkılacak, üzerine sağlam toprak örtülerek yeşillendirilecektir. Sarıhıdır köylüleri daha şanslı gibi
gözükmektedir. Zira, 1958 yılında köyün yamacında bulunan zeolitli büyük kayaların düşmesi
sonunda evlerinin yıkılması, hayvanların sakatlanması üzerine baş vurduğu zamanın hükümeti,
tehlikeli yerdeki 48 evin Kızılırmak nehrinin kuzeyindeki yere taşınmasına karar vermiştir. Zamanla
diğer hane sahipleri de aynı yere taşınmaya başlamışlar ve 1990 yılında eski yerleşim yeri tamamen
terkedilmiştir. Sarıhıdır köyünde 1980-2001 yılı arasında yapılan 337 kişilik cohort çalışması içinde
yeni köyde doğanların içinde sadece bir kişi, kemik kanserinden ölmüştür. Biz inanıyoruz ki, köyün
karşı tarafa taşınması onlara çok yararlı olmuştur. Şimdi yapılacak, iş, eski köydeki evlerin yıkılması,
üzerine sağlam toprak atılması ve yeşillendirilmesi ile etrafa erionite liflerinin yayılmasını
önlenmesidir.
Türkiye’de asbest ve erionite üzerinde yapılan araştırmalar, tıbbi-jeoloji bilim dalının önemini
göstermektedir. Doğal bir biyolojik laboratuar olan Anadolu’da jeolog ve hekimlerin aydınlatmak
zorunda kalacağı bir çok karanlık noktalar vardır. Örneğin neden aynı ortamı paylaşan her insanda
hastalık görülmüyor? Neden bazılarında akciğer zarında kalınlaşma, kireçlenme olduğu halde
diğerlerinde kanser görülüyor? Neden diğer organ kanserleri de görülüyor? Neden Göreme bölgesinde
sadece üç köyde kanser yoğun, diğerlerinde seyrek görülüyor? Genetik faktörlerin rolü var mı? Kanser
oluşmasında eser elemenler dediğimiz, arsenik, nikel, civa, kadmiyum ve diğerlerinin katkısı var
mıdır? Akciğerinde erionite lifi olan riskli kişileri daha önceden belirleyerek tedavi etmek imkanı
olacak mı?