geri dönüşüm sektörü, gelecek vadediyor!

Yorumlar

Transkript

geri dönüşüm sektörü, gelecek vadediyor!
editör
Önümüz Haziran, yaz mevsimin başı ve seçim zamanı. Politik
ortamın ısınması bir yana, küresel ısınma kendini bu yaz nasıl
gösterecek onu merek ediyoruz eş-dost hep birlikte. Neyse, her
şeyin hayırlısı, diyelim. Geçen ayın bizce çok önemli bir olayından
söz etmek istiyorum sizlere. Endüstri&Otomasyon Dergisi olarak
bizim de gururla üyesi bulunduğumuz Endüstriyel Otomasyon
Sanayicileri Derneği-ENOSAD, olağan kongresini yaptı geçen ay.
Gerçi “olağan” yani rutin bir kongreydi ENOSAD kongresi. Ama
gündeminde konuşulanlar bizce “olağandışı” hatta “olağanüstü”
özellikler taşıyordu diyebiliriz. (Otomasyon Sektörü’müzün ilk ve
tek temsilcisi, ayrıca sektörümüzün çatı kuruluşu olan Endüstriyel
Otomasyon Sanayicileri Derneği-ENOSAD Kongresi ile ilgili
haberimiz iç sayfalarda okuyabilirsiniz.) Neydi bu “olağandışıolağanüstü” özellikler? Öncelikle ENOSAD Başkanı’mız Sayın
Sedat Sami Ömeroğlu’nun “Biliyorsunuz geçen dönem başarılı
bir kongre gerçekleştirdik. Buradan tekrar katkı sunan her
kese çok teşekkür ediyorum… Gördüğünüz gibi Boğaziçi,
Bilkent, İstanbul Teknik, Doğuş, Karadeniz Teknik, Dokuz Eylül,
Sabancı, Kocaeli, Marmara, Yıldız, ODTÜ gibi ülkemizin seçkin
üniversiteler ile bir araya gelerek akademik kurulu oluşturulduk.
Ve Bilim Kurulu olarak yapılan toplantılar ile de çalışmalar
başlatılmıştır. Bu buluşmanın ülkemiz için çok değerli bir buluşma
olduğunu düşünüyorum,” sözleri. Bu sözler, gerek I. Uluslararası
İleri Endüstriyel Otomasyon Kongre Ve Sergisi’nin gerekse bu
kongrede Bilim Kurulumuzun önemini çok net ifade ediyor bizce.
Sonra konuşan Enosad kurucu başkanı ve ilk yönetim kurulu
başkanımız Dr. Emin Olcay ise “Bu kurum, bilgi toplumuna
geçişte fevkalade önemli bir kurum. Bu elit kurumu, siyasi erke
iyi anlatmak lazım. Sanayicilerimize iyi anlatmalıyız. ENOSAD, bu
kurumlar arasında önemli bir köprü görevi görebilecek yeteneğe
sahip çok önemli bir kurum,” sözleriyle çok önemli bir misyonu
vurguladı. Divan Başkanı Osman Kurdaş ise “Marmaray’ı Japonlar
yapmış, Marmara’yı biz geçtik diyoruz. Marmaray’ı biz yaparsak
bu önemli bir şeydir… Sanayi Bakanlığı ile görüşmelerde bunu
da söyleyin: Aslında biz yaparız bunu, Marmaray 2’yi, hızlı treni
biz yaparız… Biz yapmış olsaydık o zaman oturup ağlardık
sevinç ve gururla hep birlikte,” diyerek çok önemli bir noktayı
vurguladı. Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Halıcı da, “Şimdi
bizim avantajımız ne? Bir taraftan Avrupa’nın Çin’i, Türkiye;
öbür taraftan gerçekten mühendislik yaklaşımlarınız belki de şu
anda yazılımda çok iyi bir noktada olan Hindistan’dan bile önde
olduğunuzu gösteriyor. Demek ki bizim şirketlerin kazanması için
gerekli olan platformları oluşturmamız lazım,” dedi. Ezcümle; bu
sözlerin “olağandışı-olağanüstü” özelliği ne peki? Şu: ENOSAD,
olağan bir kongre toplantısında bile, Otomasyon Sektörü’müzü
her zamankinden çok daha güçlü ve kararlı bir biçimde temsil
ediyor. Tüm güçlüklere, engellere, görmezden-anlamazdan
gelmelere rağmen; bu durumu görenler ve anlayanlar için… Ne
mutlu EDOSAD’lılara!
Turan Türkmen
EK­SEN
Ya­y›n­c›­l›k Fu­ar­c›­l›k Ta­n›­t›m Hiz. Ltd. fiti.
Ad›­na im­ti­yaz sa­hi­bi ve So­rum­lu Ya­z› ‹fl­le­ri Mü­dü­rü
Tu­ran Türk­men tu­[email protected]­senltd.com
Ge­nel Ya­yın Yö­net­me­ni: Prof. Dr. Ya€­mur De­niz­han de­niz­[email protected]­un.edu.tr
Rek­lam ve Halk­la İlişki­ler Md.: Bir­sen Sal­man bir­[email protected]­senltd.com
Ya­yın Ku­ru­lu:
Prof. Dr. Ab­dül­ka­dir Er­den / At›­l›m Üni­ver­si­te­si Mekatronik Müh.Böl.Bşk.
Prof. Dr. Me­tin Gö­ka­flan / ‹TÜ. Kon­trol Müh. Böl. Bflk.
Prof. Dr. Ga­lip Can­se­ver / Y.T.Ü. Elek­trik Elek­tro­nik Müh. Fak. Dek.
Kurumsal İletişim Uzmanı: Giray Karanlık [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Ya­yın Da­nış­man­la­rı:
Prof. Dr. Ali­nur Bü­yü­kak­soy / Geb­ze ‹le­ri Tek. Ens. Rek.
Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Eker / YTÜ Makina Müh. Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Bülent Eker / Namık Kemal Üniversitesi Biyosistem Müh. Böl.
Prof. Dr. Er­sin Tu­lu­nay / OD­TÜ
Prof. Dr. Gök­sel De­mi­rer / OD­TÜ Çev­re Mü­hen­dis­li­€i
Prof. Dr. Gü­ven Ön­bil­gin / 19 Ma­y›s Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Mü­bec­cel De­mi­rek­ler / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Mu­am­mer Er­mifl / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Muhsin Kılıç / Uludağ Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Murat Uzam / Melikşah Ü. Müh. Mim. Fak. Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Sa­vafl Ay­berk / Ko­cae­li Ü. Çev­re Müh. Böl. Bflk.
Prof. Dr. Tun­cel Öz­den / TÜ­B‹­TAK Enst. Ana­liz Lab. Böl. Bflk.
Prof. Dr. U€ur Çel­tek­li­gil / Sa­kar­ya Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Se­ta Bo­gos­yan / ‹TÜ. Kon­trol Müh. Böl.
Prof. Dr. Yu­suf Tan / Bo­€a­zi­çi Ü. Me­di­cal En­gi­nee­ring
Prof. Dr. Ke­mal Leb­le­bi­ci­o€­lu / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Doç. Dr. ‹. Hak­k› Çav­dar / Ka­ra­de­niz Tek­nik Ü.
Doç. Dr. Yu­suf A. Us­ka­ner / Öz­çe­lik A.fi.
Prof. Dr. Hakan Yavuz / Ç.Ü. Müh. Mim. Fak. Mak. Müh. Böl.
Yrd. Doç. Dr. Si­bel Ulu­da€ De­mi­rer / Çan­ka­ya Ü. End. Müh. Böl.
Dr. Meh­met Çe­vik / Dal En­gi­nee­ring
Dr. Müh. Ah­met Din­çer / Bosch Rex­roth A.fi.
Sevtap İnan / Sie­mens
M. Halil Başaran / Rock­well Oto­mas­yon
Levent Fadıloğlu / Schnei­der
Cen­giz Me­riç / Hi­pafl
Emin Ol­cay / Ak­bil A.fi.
Çağrı Hekimoğlu / Esit
Gök­tu€ Gür / Schnei­der
H. Cen­giz Ce­lep / En­tek Otomasyon
Ha­san Bas­ri Ka­ya­k›­ran / Emf Motor
‹b­ra­him Er­kan Ye­nel / Norm Ener­ji
‹s­ma­il Obut / Hid­ro­ser
Mahmut Bertan / We­id­mül­ler
Ni­ya­zi Sa­r›­ma­den / Me­del
Oral Av­c› / Pio­mak
Öz­kal Gü­ner / Schnei­der Elec­tric
Se­dat Sa­mi Öme­ro€­lu / E3Tam
Gökhan Yücel / Phoe­nix Con­tact
fiah­nur Aga­ik / GSD
Osman Kutan / ABB
Ta­lat Av­c› / P›­nar Müh.
T. Ha­kan Özer / ‹SOD Yön. Krl. Bflk.
Tun­cay Soy­dafl / Fes­to
Ya­vuz Ço­pur / Pilz
Sırrı Kardeş / Kardeş Elektrik
Tolga Bizel / Mitsubishi Electric
Hakan Aydın / Mitsubishi Electric
Dr. Hüseyin Halıcı / Halıcı Elektronik
Tunç Atıl / HKTM
Tek­nik Edi­tör:
Edi­tör:
Gra­fik Ta­sa­rım:
Emeç Erçelik [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Alper Öz [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Taluy Denizhan [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Şükran Pala [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Ülgen Güneş [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Artun Armutcu [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Esra Satır [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Reklam Koordinatörü:Ca­hi­de Av­flar De­mir
ca­hi­de.av­[email protected]­sen­med­yag­rup.com
Halkla İlişkiler
ve Tanıtım:
Onur Narinoğlu [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Abo­ne ve Ma­li İşler: Şerife Yılmaz [email protected]­sen­ltd.com
Uluslararası İlişkiler: Hazal Yalçın [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Tem­sil­ci­lik­le­ri­miz:
Ne­jat Cofl­kun Tel: 00.44.171.377 00 76 ‹N­G‹L­TE­RE in­[email protected]­jat­de­sign.co.uk
Me­tin Ya­vuz Tel: 00.49.221.297 22 70 Köln - AL­MAN­YA me­tin.ya­[email protected]
‹z­mir Tem­sil­ci­li­€i: Fatma Boyraz Tel: 0555 575 66 30
Mer­kez: EK­SEN Ya­y›n­c›­l›k Fu­ar­c›­l›k Ta­n›­t›m Hiz. Ltd. fiti.
Mefl­ru­ti­yet Cad. Kıblelizade Sk. Tepe Han No: 1 Kat: 2 D: 7 34440
Be­yo€­lu-‹s­tan­bul / TÜRKİYE
Tel : +90.212.292 01 89 Faks : +90.212.293 32 24
E-ma­il: in­[email protected]­sen­med­yag­rup.com www.ek­sen­med­yag­rup.com
Bas­kı: Doğa Basım
Yıl­lık abo­ne­lik: 100.- TL.
Yıl­lık yurt­dışı abo­ne­lik: 100 Eu­ro
En­düs­tri ve Oto­mas­yon Yay­g›n sü­re­li bir ya­y›n­d›r, Ay­da bir ya­y›n­la­n›r
Der­gi­miz­de yer alan ilan­la­r›n so­rum­lu­lu­€u ilan ve­ren­le­re, ma­ka­le­ler­de­ki
fi­kir­ler ve yo­rum­lar ya­zar­la­r›­na ait­tir.
Tüm hak­la­r› Ek­sen Ya­y›n­c›­l›k’a ait olup, izin­siz kul­la­n›­la­maz ve ya­y›n­la­na­maz.
Ek­sen Ya­y›n­c›­l›k; ba­s›n ve ya­y›n­c›­l›k il­ke­le­ri­ne uy­ma­y› ta­ah­hüt eder.
ENDÜSTRİ OTOMASYON DERGİSİ
ENDÜSTRİYEL OTOMASYON
SANAYİCİLERİ DERNEĞİ
ÜYESİDİR.
TEKNOLOJİDE YENİLİK
■ Makine
20
SÖYLEŞİ
12
Hayalleri
SCHNEIDER ELECTRIC
■ “Endüstri 4.0 Bir Devrim Değil, Evrimdir”
24
ÜRÜN ve UYGULAMALAR
İyi Bir Bina Otomasyonu İçin Gereken 5 Özellik
Wago
■
Geleceğin Haberleşme Standardı Nedir?
Endüstriyel Otomasyonda Bluetooth
Haberleşme
Phoenix Contact
■
Endüstriyel Ağların İzlenmesi
Siemens V13 Sinema Server Yazılımı ile
Daha Kolay
Siemens
■
Mobilya Endüstrisi Için Rekabet Avantajı:
Beckhoff’un PC Tabanlı Kontrolü ile
Endüstri 4.0
Beckhoff
■
SACE Emax 2 OG Sistemlerinin
IEC 61850 Entegrasyonu
Abb
■
66
Dosya ve Makale
■ Otomasyon Sistemlerinin Dolaşım
Sistemi:Endüstriyel Haberleşme Protokolleri
■ Geri
Dönüşüm Sektörü’nün Eylem Planı
■ Geri Dönüşüm Sektörü, Gelecek Vadediyor!
■ Geri
Dönüşüm Sektörü’nün Güçlü-Zayıf Analizi
84
ÜRÜNLER
■ Netes
Yeni Euro SMC Raptor Primer
Enjeksiyon Test Cihazı
■ Beckhoff
■ Emko
ESM-3722 Çift SET’li Dijital Kuluçka
Kontrol Cihazı
Kompakt Çoklu Dokunmatik IP 65
Panel PC’ler Gelişmiş ÇokÇekirdekli Atom™ Işlemcilerle
Sunuluyor
■ Siemens
Kullanıcı Dostu Emniyet Röleleri
■ Schneider
İstenen: Güvenliği Teşvik Eden ve
Verimliliği Artıran Bir HMI Tasarımı
■ Schunk
Tutucu Modüller PGN-plus Daimi,
Parça Tutucu Alanında Yeni bir
Kalite
■ Turck
Temassız Enkoderde CANopen
Haberleşmesi
108
HABERLER
■ Türkiye’nin
■ Mitsubishi
Çıkarması!
Tek Projede En Yüksek
Kapasiteli Güneş Enerjisi Santralinin
Açılış Töreni Gerçekleşti
■ CLPA
■ Mekanik
■ Siemens,
Sistemlerin Doğru Kurgulanması
İnsan Hayatı Kadar Önemli
■ Mitsubishi
Electric Türkiye Fabrika
Otomasyon Sistemleri,Yeni Nesil
Ürünleriyle Avrasya Çevre Teknolojilerinin
Yeni Buluşma Adresi Ifat Eurasia
2015’te Yerini Aldı!
Electric Türkiye’nin İzmir
Turkey, Gebze’yi 4. Endüstri
Devrimi İle Tanıştırdı!
ICSG Fuarı’nda Akıllı
Şebekelere Yönelik Kapsamlı
Çözümlerini Tanıtıyor
■ Teknoloji
Seferberliği İçin Düğmeye Basıldı
Teknolojide Yenilikler
Makine Hayâlleri
Bu yaz›, MIT Technology Review dergisinin May›s-Haziran 2015 tarihli say›s›ndan al›nm›flt›r.
Çeviri: Ya€mur Denizhan
Tom Simonite
MIT Technology Review dergisi editörü
A.B.D.
Hayatta kalmaya çal›flan
Hewlett-Packard,
bilgisayarlar›n temel
iflleyiflini de€ifltirecek uzak
bir ihtimale oynuyor.
ewlett-Packard’›n Palo Alto’da, Silikon Vadisi’nin
tam ortas›ndaki merkez ofisinde bir mihrap vard›r. HP’nin
araflt›rma binas›n›n bir köflesindeki, yüzy›l ortas›ndan kalma eski
mobilyalarla döfleli, onlarca y›ld›r
bofl duran iki ba€lant›l› oda, özenle korunur. William Hewlett ve
David Packard, 1968’de piyasaya
sürülen, 40 pound’luk, daktilo
ebad›ndaki programlanabilir hesap makinesi gibi ürünleri icad
eden HP mühendislerini bu ofislerden yönetmiflti.
Günümüzün ak›ll› telefon ve bulut hesaplamas› ça€›nda, HP’nin
temel ürünleri de çok geçmeden
antika haline gelebilir. Son y›llarda yaflanan ciddî has›lat ve kâr
düflüflü firmay› krize soktu. HP,
ço€unlukla sunucu, yaz›c› ve mürekkep (PC ve dizüstü bilgisayar
sat›fllar› toplam kâr›n beflte birinden daha az›n› oluflturuyor) sat›fllar›yla ayakta kal›yor. Ama iflletmeler, Amazon gibi firmalar›n iflletti€i bulut hizmetlerinden yararlanma flans›na sahip olduklar›
için, sunucuya daha az ihtiyaç
duyuyorlar. Üstelik bu firmalar
donan›mlar›n› HP’den daha ucuz
H
Endüstri otomasyon / 38
12
ENDÜSTRİ OTOMASYON
tedarikçilerden almay› tercih ediyor. Tüketiciler ve iflletmeler, yaz›c›lara da eskisinden daha az ihtiyaç duyuyor ve bunlara pek para
vermek istemiyor.
HP 2012’den beri 40.000’i aflk›n
ifle son verdi ve bu y›l›n devam›nda daha küçük (ama gene oldukça sorunlu) iki firmaya ayr›lacak
(bu operasyon neredeyse 2 milyar dolar’a mâlolacak). HP Inc.
yaz›c› ve PC satacak; Hewlett Packard Enterprise ise kurumlara sunucu ve enformasyon teknolojisi
hizmetleri sunacak. Hewlett Packard Enterprise, s›rt›n› y›ll›k has›lat› 2012’den 2014’e kadar %6’dan
daha fazla düflen bir departmana
dayayacak. Kazançlar daha bile
h›zl›, %20’yi aflan oranda düfltü.
HP’nin en yak›n rakibi olan IBM,
geçen y›l benzeri bask›lar alt›nda
sunucu firmas›n› Lenovo adl› Çin
firmas›na satt›.
Bu hayatî krizin ortas›ndaki HP
Enterprise, gene de gösteriflli bir
geri dönüfl yapabilmek ümidiyle
riskli bir proje üzerinde çal›fl›yor.
HP’nin araflt›rma departman›n›n
neredeyse dörtte üçü kendini
flimdi tek bir projeye adam›fl durumda: “The Machine” diye an›-
Teknolojide Yenilikler
lan güçlü bir yeni bilgisayar türü.
Proje, bilgisayarlar› daha basit ve
daha güçlü hale getirmek üzere,
iflleyifllerini tamamen yeniden tasarlamaya yönelik. E€er baflar›l›
olursa, sunuculardan ak›ll› telefonlara kadar herfleyi dramatik
bir flekilde gelifltirecek ve HP’yi
de kurtaracak.
HP’nin teknoloji müdürü ve projeyi ortaya atan kifli olan Martin
Fink, “‹nsanlar bugün çözemedikleri problemleri çözebilecekler,” diyor. Aç›klad›€›na göre, the
Machine firmalara bugünkünden
kat kat daha fazla ve daha karmafl›k veri kümeleriyle bafl etme gücü sa€layacak ve bugün yap›labilen analizleri de belki yüzlerce kat
daha yüksek h›zla gerçeklefltirecek. Bu, enformasyon analizinin
önem tafl›d›€› alanlarda, mesela
giderek daha yüksek h›zla gen s›ralamas› yapan cihazlar›n yeni bir
veri seli yaratt›€› genomik t›p alan›nda büyük s›çramalara yol açabilir. Fink, the Machine’in mevcut
bilgisayarlardan çok daha az
enerji harcayaca€›n›, böylece internet hizmetlerinin ard›ndaki
bilgisayar depolar›n›n yüksek
enerji faturalar›n› düflürebilece€ini söylüyor. HP’nin yeni hesaplama modelinin daha küçük cihazlara da uygulanabilir olmas›, böylece dizüstü bilgisayarlar› ve cep
telefonlar›n›n bir flarjla çok daha
uzun süre ifllemesini sa€lamas›
amaçlan›yor.
Herhangi bir firman›n bilgisayarlar›n temel tasar›m›n› yeniden icat
etmesi flafl›rt›c› bir fley, ama bunu
yapan›n HP olmas› daha da büyük sürpriz olur. On y›l kadar önce küçülme gayreti içinde araflt›rma kadrolar›n› azaltan HP, ArGE’ye rakiplerinden çok daha az
(2014’te 3,4 milyar dolar, yani cirosunun %3’ünden az) yat›r›m
yapmakta. K›yaslanacak olursa;
IBM 5,4 milyar dolar, yani cirosu-
nun %6’s›n› harcad›, üstelik de
yeni tip bir bilgisayar icad etmek
için fizik ve bilgisayar bilimi alanlar›nda yap›lmas› gerekecek temel araflt›rmalar konusunda çok
daha köklü bir gelene€e sahip.
Fink’in the Machine düflünün
tam olarak gerçekleflebilmesi için,
HP’nin mühendislerinin parmak
ucu ebad›ndaki bilgisayar çiplerinin içine s›€abilecek lazer sistemleri gelifltirmesi, yeni bir iflletim
sistemi icad etmesi ve veri depolamak için daha önce bilgisayarlarda hiç kullan›lmam›fl bir elektronik cihaz› mükemmellefltirmesi gerekiyor.
Becerebilirlerse, bu hem bilgisayar mühendisli€i hem de kurumsal mühendislikte üstün bir baflar› baflar› olacak.
Yeni Tasar›m
2010’da yüksek güç çeken kurumsal sunucular satan HP departman›n›n bafl›nda bulunan
Fink, biraz paranoyak duygular
içindeydi. Müflteriler, ak›ll› telefonlardaki türden, enerji aç›s›ndan verimli ve h›zl› flash bellek
çipleri yard›m›yla veri depolama
imkân› sunan yeni kurulmufl firmalar›n bafl›na üflüflüyordu. Halbuki HP, sabit diskler için yavafl
ve geleneksel veri depolama teknolojisi satmaktan baflka bir fley
yapm›yordu. “Yeterince at›lgan
bir tepki veremiyorduk,” diyor
Fink, “yeterince uzak bir gelece€i
düflünmedi€imiz için hayâl k›r›kl›€› içindeydim.”
Bir s›çray›fl yapman›n yollar›n›
ararken, kendine flunu sordu: Yeni bellek alternatifleri neden sadece veri depolamada ilerleme sa€lamak için kullan›ls›n da, bilgisayarlar› tamamen yeniden tasarlamak için kullan›lmas›n? Fink, HP
ve di€er baz› firmalardaki araflt›rmac›lar›n flash çiplerinden çok
daha h›zl› çal›flabilecek gibi görü-
39 / Endüstri otomasyon
ENDÜSTRİ OTOMASYON
13
Teknolojide Yenilikler
Teknolojide Yenilikler
nen yeni bellek teknolojileri üzerinde çal›flt›klar›n› biliyordu. Teknik bafldan›flman›yla birlikte, bu
teknolojileri kullanarak bilgisayarlar› daha güçlü ve enerji aç›s›ndan daha verimli hale getirecek bir tasar›m haz›rlad›lar.
Bu konuda yazd›klar›, kurum-içi
dildeki bafll›€› “S›n›rs›z Yak›nsama” olan, dahilî makale hiç bir
yere varmad›. Ancak 2 y›l sonra
Fink HP’nin teknoloji müdürü ve
HP laboratuarlar›n›n yöneticisi
olarak atan›nca, önerisini tekrar
hayata geçirmenin mümkün olabilece€ini gördü. “Laboratuarlardaki ekiplere bakt›€›mda, gereken unsurlar›n orada oldu€unu
görebiliyordum,” diye anlat›yor
Fink. HP özellikle de memristör
ad› verilen bir cihaza dayanan,
flash’e rakip bir bellek aday› üzerinde çal›flmaktayd›. Memristör
hâlâ geliflim aflamas›nda olsa da,
Fink’e günün birinde kendi tasar›m›n› gerçeklefltirmeye yetecek
h›za ve veri depolama yo€unlu€una eriflebilirmifl gibi göründü.
Eski önerisini yenileyip, tasarlad›€› bilgisayara geçici olaca€›n› düflündü€ü bir isim takt›: the Machine. Ama isim kald›.
The Machine, 1970’lerden beri bilgisayarlar›n iç yap›s›n› belirleyen
tasar›m› yenilemeye yönelik bir
çal›flma. Bilgisayarlar esasen, verileri donan›m›n enformasyonu
tutan farkl› k›s›mlar› aras›nda ileri geri yollay›p durur. Bunlardan
“depolama” diye bilinen k›s›m,
resimlerinizi, belgelerinizi ve ayr›ca da bilgisayar›n iflletim sistemini saklar. Sabit disk veya flash
bellek çiplerinden oluflan bu k›s›mda, bol miktarda veri küçük
bir alana s›€d›r›l›r ve orada enerji
harcamadan tutulur (mühendisler buna “kal›c›” bellek ad›n› veriyor). Sabit disklerin de flash çiplerin de verileri okuma ve yazma
h›z›, bilgisayar›n bunlar› iflleme
h›z›na oranla çok düflüktür. Bilgi-
14
Endüstri otomasyon / 58
sayar bir ifl yapaca€› zaman verilerin, 10.000 kat daha h›zl› bir teknoloji kullanan k›sa süreli belle€e,
yani DRAM’a (dynamic randomaccess memory - rastgele eriflimli
dinamik bellek) kopyalanmas›
gerekir. Ama bu tür bellekler veriyi çok yo€un bir flekilde depolayamazlar, üstelik de güç kesildi€inde boflal›rlar.
Bu iki kademeli depolama ve bellek sistemi, bilgisayarlar›n verileri kullan›labilecekleri yere getirip
götürmek için çok fazla zaman ve
enerji harcamas› anlam›na gelir.
Dizüstü bilgisayar›n›z›n hemen
aç›lamamas›n›n sebebi budur: ‹flletim sisteminin depodan al›n›p
belle€e yüklenmesi gerekir. Ak›ll› telefonlar›n›z›n pil ömrünü belirleyen k›s›tlardan biri, telefon
cebinizde çal›flmadan dururken
bile, DRAM’daki verileri kaybetmemek için enerji harcama gereklili€idir.
Bu sizin belki biraz keyfinizi kaç›r›yordur, ama San Diego’daki
University of California’da depolama teknolojileri üzerine araflt›rma yapan Prof. Yuanyuan Zhou’nun belirtti€ine göre, her tür
endüstride giderek önem kazanan yo€un hesaplama ifllemlerinin yap›ld›€› bilgisayarlarla çal›flanlar için bu tam bir bafl belas›.
“Geleneksel bilgisayar mimarîsi,
yo€un veri içeren problemlerle
u€raflanlar› k›s›tl›yor,” diyor.
HP’nin tahminlerine göre, tipik
bir veri analizi yaz›l›m›n›n yaklafl›k üçte biri, yap›lacak iflle de€il,
verilerin depoyla bellek aras›nda
getirilip götürülmesiyle u€rafl›yor. Bu durum sadece performans› düflürmekle kalm›yor. Verilerin bellekle depo aras›nda aktar›lmas› önemli miktarda enerji
tüketiyor, bu da Zhou’nun belirtti€i üzere, bol miktarda sunucu
çal›flt›ran firmalara ciddî bir dert
yarat›yor. Facebook gibi firmalar,
bilgisayar depolar›n›n astrono-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
mik enerji faturalar›n› düflürmek
için milyonlar harc›yor.
The Machine, bu problemleri depolamayla bellek aras›ndaki ay›r›m› rafa kald›rarak çözmek üzere
tasarlan›yor. HP’nin memristörlerine dayanan tek ve devasa bir
bellek deposu, hem verileri tutacak hem de ifllemcinin onlara eriflimini sa€layacak. Bellekle depolamay› birlefltirmek yeni bir fikir
de€il, ancak Berkeley’deki University of California’da mikroelektronik üzerine çal›flan Prof.
Tsu-Jae King Liu’nun söyledi€ine
göre, henüz bunu pratik hale getirecek kadar h›zl› bir kal›c› bellek
teknolojisi gelifltirilemedi.
Liu, rezistif RAM diye bilinen
memristöre benzer bir bellek teknolojisi üzerinde çal›flan Crossbar
adl› yeni bir firmaya dan›flmanl›k
yap›yor. Crossbar ve bir kaç baflka
firma daha, mevcut bilgisayar tasar›m›ndaki flash belle€in yerine
kullan›lmak üzere bir teknoloji
gelifltirmekte. Ancak HP d›fl›nda
hiçbir firma, cihazlar›n›n bilgisayarlar› daha kökten bir flekilde
de€ifltirece€ini iddia etmiyor.
The Machine’nin Fink’in hayâl etti€i kadar iyi çal›flabilmesi için,
HP’nin memristör bellek çiplerini
ve tek dev bir bellek deposunu
kullanmak üzere tasarlanm›fl yeni bir tür iflletim sistemini gerçeklefltirmesi gerekiyor. Fink’in tasar›m›n›n al›fl›lm›fl bilgisayar tasar›m›ndan ayr›ld›€› iki husus daha
var. Biri; veriler the Machine’in
ifllemcisiyle bellek aras›nda tafl›n›rken optik fiberler üzerinden
yollanan ›fl›k darbelerinden yararlan›lmas›, ki bu metal hatlara
oranla daha h›zl› ve enerji aç›s›ndan daha verimli bir seçenek.
‹kincisi ise; tek tek genel amaçl›
ifllemciler yerine, mobil cihazlardaki türden, enerji aç›s›ndan verimli özel çip gruplar›n›n kullan›lmas›. Intel gibi firmalar›n yapt›€› düflük enerjili ifllemcileri flu
Teknolojide Yenilikler
Teknolojide Yenilikler
anda piyasadan sat›n almak mümkün. Geri kalan herfleyi HP kendisi icad etmek zorunda.
Temel U€rafl›
Onlarca y›ld›r kimse tamamen yeni bir iflletim sistemi kurmad›.
The Machine’in sistem yaz›l›m›
müdürü Rich Friedrich’in belirtti€ine göre, 40 y›l› aflk›n süredir bütün “yeni” iflletim sistemleri asl›nda bir öncekinin üzerine infla edilmifl ya da bir öncekini örnek alm›fl. Mevcut iflletim sistemleri çok
bask›n oldu€u için, bu konuda akademik araflt›rmalar da minimum düzeyde kalm›fl.
Friedrich ve çal›flma arkadafllar›n›n yapacaklar› büyük önem tafl›yacak. Yaz›l›m›n, the Machine’in çeflitli ola€and›fl› komponentlerini güvenilir bir sistem teflkil etmek üzere ve
bugüne kadar yap›lm›fl
tüm bilgisayarlardan farkl› bir flekilde bir araya getirmesi gerekiyor. Ekip ayr›ca bu bilgisayar›n pazarlanmas›na da yard›m etmek durumunda. ‹flletim
sistemi baflka firmalara ve
programc›lara çekici görünmezse, the Machine’nin teknik üstünlükleri
hiç bir ifle yaramaz. Dolay›s›yla, HP ayn› anda iki farkl› iflletim sistemi üzerinde çal›flmakta.
Biri, yayg›n olarak kullan›lan Linux sistemine dayan›yor ve çal›flmas› için gereken donan›m› taklit
edecek yaz›l›mla birlikte bu yaz piyasaya sürülecek. Linux++ adl› bu
sistem the Machine’nin tüm gücünü kullanamasa da, mevcut Linux
yaz›l›mlar›n›n ço€uyla uyumlu
olaca€›ndan, programc›lar sistemi
kolayl›kla deneyebilecekler. Bundan hoflnut kalanlar, HP’nin ikinci
yeni iflletim sistemine terfi edebilecek. Carbon ad› verilen bu siste-
min tamamlanmas› 2 y›l veya daha
fazla sürecek. Herkesin kodunu
denetleyip uyarlayabilmesi için
aç›k kaynak olarak yay›nlanacak
olan sistem, daha en bafl›ndan itibaren depolama ve bellek aras›nda
ay›r›m yapmadan bilgisayar›n tüm
gücünü sonuna kadar kullanmak
üzere tasarlan›yor. Friedrich, tasar›m›na s›f›rdan bafllanan bu iflletim
sisteminin, y›llar boyunca birbiri
üstüne binen yenilemelerin yaratt›€› ve sistem çökmelerine ve güvenlik zaafiyetine yol açan karma-
fl›kl›€› tamamen ortadan kald›raca€›n› söylüyor.
Çal›fl›r durumdaki bir the Machine
versiyonuna en yak›n mevcut sistem (yani güçlü bir sunucu kümesi üzerinde koflan bir simülasyon)
üzerinde yap›lan denemeler, Carbon‘la yeni bilgisayar›n bir kere çal›fl›r hale geldikten sonra birlikte
nas›l bir performans sunabilece€i
konusunda fikir veriyor. Denemelerden birinde the Machine simülasyonuyla geleneksel bir bilgisayar, bir foto€raf› analiz edip 80
milyon resimlik bir veri taban›nda
ENDÜSTRİ OTOMASYON
bu foto€rafa görsel olarak en yak›n
5 resmi bulmak üzere yar›flt›r›ld›.
fiu an piyasada bulunan yüksek
güçlü HP sunucusu ifli yaklafl›k 2
saniyede tamamlad›. The Machine
simülasyonu ise bu ifl için yaln›zca
50 milisaniyeye ihtiyaç duydu.
Dev veri kümeleriyle u€raflmay›
gerektiren problemlerin giderek
artt›€› böyle bir devirde, (ayn›
miktar enerji harcayarak) bu tür
görevleri onlarca, hatta yüzlerce
kat daha h›zl› gerçeklefltirebilmek
çok önemli bir avantaj sa€layabilir. Mesela genom s›ralamas› yapt›r›yorsan›z, ham
verinin DNA’n›z›n incelenmesine elveriflli, tamamlanm›fl bir s›ralama
haline getirilmesi, güçlü
bir bilgisayarla saatler sürüyor. E€er the Machine
bu prosesi dakikalar mertebesine indirebilirse, genom araflt›rmalar›n›n daha h›zl› ilerlemesine, genom s›ralaman›n t›bbî uygulamalarda daha kolay
kullan›lmas›na yol açabilir. HP’nin veri analizi
araflt›rmalar›n› yöneten
Sharad Singhal, özellikle
matematiksel grafik (çizge) fleklindeki (yani unsurlar›n s›ra ve sütunlar
fleklinde de€il, bir ba€lant›lar a€› fleklinde organize
oldu€u) veri kümeleriyle u€rafl›lan problemlerde çarp›c› geliflmeler bekliyor. Buna örnek olarak,
facebook’taki kifliler aras›ndaki
ba€lant›lar ya da bir havayolunun
uçurdu€u kifliler, uçaklar ve bagajlar aras›ndaki ba€lant›lar say›labilir. Ve the Machine bir kere
gerçekten ifllemeye bafllad› m›,
yepyeni uygulamalar›n do€mas›
da çok muhtemel. Singhal “Pratik
de€il diye vazgeçece€imiz bir tak›m teknikler birden pratik hale
gelebilir.” diyor, “‹nsanlar bu teknolojiyi bugün bizim akl›m›za
15
59 / Endüstri otomasyon
Teknolojide Yenilikler
Teknolojide Yenilikler
gelmeyen flekillerde kullanman›n
yollar›n› bulacaklard›r.”
HP’nin bu çarp›c› potansiyeli sunabilmesi için, memristörü mükemmel hale getirmesi son derece
önemli. Bu çal›flma, HP’nin kurucular›n›n ofislerinin bir kat alt›nda, Stanley Williams’›n on y›l önce 盀›r açan bir bulufl yapt›€› küçük bir laboratuarda konufllanm›fl
durumda.
Williams HP’ye 1995 y›l›nda, David Packard flirketin daha fazla temel araflt›rma yapmas› gerekti€ine karar verdikten sonra kat›lm›flt›. Silikon transistörlerin yerine
kullan›lacak daha küçük ve daha
ucuz komponentler için organik
molekülleri denemeye yo€unlaflt›
(bkz. “Computing After Silicon,”
Eylül/Ekim 1999). Bir kaç y›l sonra, rotaksan ad› verilen molekülleri platin elektrodlar›n aras›na s›k›flt›rarak, istenilen anahtar davran›fl›n› sergileyen cihazlar yapmay› baflard›. Ancak bu cihazlar›n
performans› ç›ld›rt›c› derecede
de€iflkendi. Williams’›n moleküllerin önemli olmad›€›n› ve asl›nda
büyük bir keflif yapm›fl oldu€unu
farketmesi için daha y›llarca çal›fl-
16
Endüstri otomasyon / 58
mas› gerekti. Anahtarlama etkisi,
rotaksan tabakas›n› elektrodlara
tutturmak için yap›flkan niyetine
kullan›lan titanyum tabakas›ndan
kaynaklanmaktayd›. Daha da flafl›rt›c› olan; bu malzemeyle yap›lan cihazlar›n baz› versiyonlar›n›n
yepyeni bir temel elektronik komponent türüne iliflkin olarak ta
1971’de yap›lan bir kehaneti gerçeklefltirmesiydi. Berkeley’deki
University of California’dan Prof.
Leon Chua böyle bir cihaz›n varl›€›n› öne sürdü€ünde, tutucu mühendislik anlay›fl› tüm elektronik
devrelerin sadece üç temel elemanla, kapasitör, endüktör ve dirençle yap›lmas› gerekti€ini savunmaktayd›. Chua dördüncü bir
eleman olmas› gerekti€ini hesaplad›. Cihaza memristör, yani (memory + resistor) bellekli direnç ad›n› veren odur. Cihaz›n temel özelli€i, elektriksel direncinin (yani
elektron ak›fl›n› ne derece engelle€ini gösteren ölçütün) gerilim uyPackard ve Hewlett 1964’te
ENDÜSTRİ OTOMASYON
gulamak suretiyle de€ifltirilebilmesidir. Geçmiflte cihaza uygulanm›fl olan gerilimlere dair bir
tür bellek ifllevi gören bu direnç,
veri kodlamada kullan›labilir.
HP’nin bu komponentle ilgili ortaya koydu€u son gerçekleme oldukça basit: Üstüste istiflenip iki
elektrod aras›na s›k›flt›r›lm›fl iki
nanometre kal›nl›€›nda titanyum
dioksit tabakalar›. Bu y›€›ndaki
baz› tabakalar elektrik iletiyor, oksijen atomlar›ndan yoksun olan
di€er baz› tabakalar ise yal›tkan
ifllevi görüyor, böylece cihaz toplam olarak yüksek bir elektriksel
direnç sergiliyor. Do€ru miktarda
uygulanacak gerilim, iletken bir
tabakadaki oksijen atomlar›n› yal›tkan bir tabakaya iterek toplamda ak›m›n daha kolay akmas›n›
sa€l›yor. Araflt›rmac› Jean Paul
Strachan bunu göstermek için fareyle bilgisayar ekran›nda “1” iflaretli bir dü€meye bas›yor. Bu, yak›nlardaki bir silikon gofreti üze-
Teknolojide Yenilikler
Teknolojide Yenilikler
rindeki memristörde bir titanyum
dioksit tabakas›na k›sa süreyle az
bir miktar oksijen atomu akmas›na yol aç›yor. Strachan, “Demin
elektronlar›n üzerinden geçebilece€i bir köprü yaratt›k” diyor. Ekran›ndaki say›lar, cihaz›n elektriksel direncinin binde bire düfltü€ünü gösteriyor. “0” iflaretli dü€meye bast›€›nda, oksijen atomlar› geri çekiliyor ve cihaz›n direnci tekrar f›rl›yor. Direnç bu flekilde piko-saniyeler mertebesinde bir süre içinde anahtarlanabiliyor, üstelik DRAM’daki temel elemanlardan bin kat daha h›zl› ve çok daha
az enerji harc›yor. Ve en önemlisi,
direnç gerilim kesildikten sonra
bile sabit kal›yor.
Williams 2008’de memristörü yapt›€›n› duyurdu€unda, flimdi “h›zl›
tren yolculu€u” diye and›€› fley
bafllad›. Çünkü bu temel araflt›rma
bulgusu h›zla ilerleyip HP için hayatî önem tafl›yan bir gelifltirme
projesine dönüfltü. ”Bazen adrenalin dozu biraz afl›r› gelebiliyor,” diye anlat›yor Williams. Memristörler 2008’den beri Williams’›n ekibinin temel u€rafl›s›. 2010’da ise HP,
Güney Kore’li bellek çipi üreticisi
SK Hynix ile bu teknolojiyi ticarî
hale getirmek üzere bir anlaflma
yapt›€›n› duyurdu. O zamanlar
HP, memristörlerin geleneksel bilgisayarlardaki flash bellek yerine
kullan›lmas›n› sa€lamaya yo€unlaflm›flt›. Sonra 2012’de Fink memristörü the Machine tasar›m›n›n
tam merkezine koyarak bas›nc›
daha artt›rd›.
cut de€il; HP’nin böyle bir fleye
ne zaman sahip olabilece€i de
belli de€il. ‹fl, SK Hynix gibi bir
çip üreticisinin kendi üretim hatt›na uygun, güvenilir memristör
çipleri gelifltirmesine kal›yor. SK
Hynix flimdilik HP’ye üzerinde
tek tek denenebilir, ancak bir bilgisayarda kullan›lmaya elveriflsiz
memristörler bulunan silikon
gofretleri yolluyor.
Fink ve Williams bellek çiplerinin
ilk prototipinin gelecek y›l içinde
ç›kabilece€ini söylüyor. (Williams’›n daha önceki aç›klamalar›
bu teknolojinin piyasaya 2013’te
ç›kaca€› gibi bir izlenim yaratm›flt›, ama Williams’la Fink bu
aç›klamalar›n yanl›fl yorumland›€›n› öne sürüyorlar.) Hynix’in
sözcülerinden Heeyoung Son,
bunun 2016’da gerçekleflip gerçekleflemeyece€i konusunda yorum yapmay› redderek, “Belli bir
takvim yok,” dedi, “Buna ulaflmak zaman alacak.”
Üstte: Silikon gofreti üzerindeki memristörlerin yak›n çekimi.
Altta: The Machine prototipinden bir ayr›nt›
Riskli Giriflimler
Memristörlerin ister flash bellek
yerine geçecek bir cihaz niyetine,
ister the Machine‘in temeli olarak
kullan›labilmesi için, bunlar›n
oluflturdu€u s›k›fl›k dizilerin geleneksel silikon kontrol devreleriyle birlikte bellek çiplerine s›€acak flekilde paketlenmesi gerekiyor. Ancak bu çipler henüz mev-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
17
59 / Endüstri otomasyon
Teknolojide Yenilikler
Teknolojide Yenilikler
Cornell Üniversitesi’nde bellek
teknolojisi üzerinde çal›flan Prof.
Edwin Kan, firmalar memristör ve
benzeri cihazlar› yo€un ve güvenilir çiplere entegre etmeye çal›flt›€›nda, bu konudaki ilerlemenin
duraksam›fl gibi göründü€ünü
söylüyor. “Gelecek vaadeder gibi
görünüyor, ama bu görüntü çok
uzun süredir var,” diye aç›kl›yor.
Williams’›n HP’deki eski çal›flma
arkadafllar›ndan Dmitri Strukov,
memristörlerin daha önemli bir
testten geçmesi gerekti€ini söylüyor. Santa Barbara’daki University of California’da yard›mc› doçent ve 2008’de memristörü ilan
eden makalenin bafl yazar› olan
Strukov, HP ve SK Hynix’in yapt›€› teknik yay›nlar tek tek memristörlerin trilyonlarca kere bozulmadan anahtarlanabildi€ini gösterse de, bunlardan oluflan uzun
dizilerin ayn› flekilde davran›p
davranmayaca€›n›n henüz belli
olmad›€›n› söylüyor. “Bu hiç de
aflikâr de€il,” diye belirtiyor.
Laboratuar›nda memristör prototipleriyle çevrili olarak oturan
Williams, bu teknolojiye güveninin yüksek oldu€unu nefleyle
aç›kl›yor. “Daha iyi bir fleyin yolda
oldu€una inansayd›m, bir femtosaniyede onun üzerine atlard›m,”
diyor. Williams’›n duvar›nda, aralar›nda IBM ve Samsung’un da
bulundu€u firmalar›n flash bellek
yerine önerdikleri bir kaç rakip
bellek teknolojisini özetleyen bir
tablo as›l›. HP ile bu firmalar benzer bir aflamada bulunuyor: ‹lerleme kaydedildi€i bildirilse de, cihazlar›n ticarî gelece€i belirsiz.
Ancak Williams, di€er teknolojilerden hiç birinin h›z, yo€unluk ve
enerji verimlili€i özelliklerini
memristörler kadar baflar›yla biraraya getiremedi€ini söylüyor. ‹lk
nesil memristör çiplerinin ortaya
ç›kmas›na daha vakit olsa da, Williams’›n ekibi daha flimdiden sonraki nesillere giderek daha fazla
18
Endüstri otomasyon / 58
veri s›k›flt›rabilmesinin yollar›n›
ar›yor. Bu yöntemler aras›nda,
memristörleri üstüste y›€mak ve
her bir memristöre birden fazla bit
depolamak da bulunuyor.
Yandaki laboratuardaki araflt›rmac›lar, bir bilgisayardaki komponentlerin ba€lant›lar›n› yapabilecek yo€unlukta optik veri ba€lant›lar› üzerinde çal›fl›yorlar. Ancak
bu proje henüz erken bir aflamada.
HP mühendisleri, her biri insan
saç›n›n dörtte biri kal›nl›kta minicik lazerlerle kapl› silikon gofretlerini gururla gösterip, bunlar› kullanarak incecik optik fiberler üzerinden ›fl›k darbeleri yollayabiliyorlar. Lazerlerin küçük çiplere s›€acak flekilde paketlenip bellek ve
ifllemcileri birbirine ba€lamak için
the Machine’in devre kart›na eklenmesi amaçlan›yor. Geleneksel
optik ba€lant› teknolojisi çok hantal oldu€undan, flu anki bilgisayarlarda bu ifl için metal ba€lant›lar kullan›yor. Fink, bunun bu ony›l›n sonuna do€ru, the Machine’in son komponenti olarak tamamlanmas›n› bekliyor. Fink, o
gün geldi€inde, the Machine’in ilk
tamamlanm›fl versiyonunun uzaktan büyük ölçekli veri analizi eriflimi sa€lamak üzere firmalara veya
üniversitelere kiralanabilece€ini
söylüyor. Az sonra da the Machine tipi sunucular› sat›n almak
mümkün olacak. Ayr›ca bu yeni
bilgisayar›n ebad›n›, dizüstü bilgisayar, ak›ll› telefon ve hatta kablolu TV cihazlar›nda kullan›lmak
üzere küçültme çal›flmalar›n›n da
bafllayaca€›n› söylüyor.
E€er herfley planland›€› gibi giderse, the Machine’in ilk versiyonu bir kurtar›c› olarak yetiflti€inde
Hewlett Packard Enterprise 5 yafl›na gelmifl olacak. Ancak piyasa,
bugün HP’nin mevcut iflletmesine
gösterdi€inden daha s›cak bir kabul göstermeyebilir.
Yeni hesaplama teknolojileri bafllang›çta genellikle pahal› ve kulla-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
n›m› zor olur. HP’nin sunucular›na
gösterilen ilginin azalmas›n›n sebebi, bulut hizmetlerinin firmalara
bunun tam da tersini, yani eskiden
firman›n içine kurulmas› gereken
hizmetlere oranla daha ucuz ve
kolay bir alternatif sunmas›. Microsoft’ta k›demli bir araflt›rmac›
olan Doug Burger’in söyledi€ine
göre, kendine sunucu sat›n alan
firmalar bile büyük olas›l›kla flebekelendirme ve depolama gibi teknolojilerde sürekli güncelleme
yapmak suretiyle sa€lanacak performans art›fl›n› görmeden edemeyecek. “Temiz bir sayfa açmak insana herfleyi yeniden tan›mlama
flans› verdi€i için harikad›r, ancak
bu durumda insan herfleyi yeniden tan›mlamak zorunda kal›r” diyor. “Çok karmafl›k sistem mimarîlerinde, hem yepyeni hem de baflar›l› proje epey nadirdir.”
Fink, araflt›rmac›lar›n›n hesaplama
alan›nda bu yepyeni garip gelece€e tafl›nma ifllemini kolaylaflt›racak araçlar› yaratabilece€ini iddia
ediyor. Ve geleneksel bilgisayarlarda yap›lan ufak geliflmeler giderek
daha az kâr getirmeye bafllay›nca,
firmalar›n tamamen yeni bir platformu kabullenmeye daha aç›k hale gelece€ini düflünüyor.
Öte yandan Fink’in the Machine‘i
gerçeklefltirememe ihtimalinin
kendisini hiç de rahats›z etmedi€ini söylemesi biraz çeliflkili görünüyor. Dedi€ine göre, HP günümüz
bilgisayarlar›n›n kusurlu mimarîsini biraz düzeltmek için memristör çipi ve fotonik ba€lant›lar satmaya geri de dönebilirmifl (bugüne kadar HP komponent üretimine girmemifl olsa da). “Bunu yaparak çok fley kazan›yoruz,” diyor,
“Bu ya hep ya hiç meselesi de€il.”
Ancak HP’nin ç›rp›nmas› bunun
tam tersine iflaret ediyor. &
EO
‹lüstrasyon: Leo Espinosa
Martin Fink’in foto¤raf›n› veren: Richard Lewington
Di¤er foto¤raflar: HP Laboratuarlar›
Söyleşi / Mustafa Çelebi - Moiz Messeri / Schneider Electric
“Endüstri 4.0 Bir Devrim Değil, Evrimdir”
Moiz Messeri
Mustafa Çelebi
Schneider Electric Türkiye’den Mustafa Çelebi ve Moiz Messeri ile bir
söyleşi gerçekleştirdik. Schneider Electric dünya genelinde yaptığı
çalışmalarla Endüstri 4.0 sürecinin en önemli aktörlerinden. Geliştirdiği
ürünler alanında fark yaratan ürünler. Bu ay duyurduğu yeni ürünü
PLC M221 üzerine de konuştuk.
E&O: Merhabalar. Mustafa Bey ve Moiz Bey dilerseniz önce kısaca sizi tanıyalım.
Mustafa Çelebi: Dört yıl sahada Otomasyon Proje Mühendisi olarak görev aldım. 2011 yılı sonunda Schneider
Electric Endüstri Pazarlama İşbiriminde HMI Ürün Uzmanı olarak görev yaptım. 2015 yılından bu yana, Pazarlama
işbiriminde Makina Çözümleri ve Makina Üreticileri İş
Geliştirme Yöneticisi olarak görev yapmaktayım.
Moiz Messeri: 3 yıl proje mühendisi olarak çalıştım,
ardından 3 sene boyunca Enerji santrali şantiyelerinde elektrik departmanında görev aldım. 2004 yılında
Schneider Electric Pazarlama bölümünde Ürün müdürü
olarak görev yaptım. Farklı ürün gamları ve farklı satış
kanalları ile çalıştıktan sonra bu gün bayi kanalı üzerinden endüstri ürünlerinin satışlarının arttırılmasından
sorumlu iş geliştime yöneticisi olarak çalışmaktayım.
20
E&O: Dünya’da IoT ve Endüstri 4.0’a dair kapsamlı
çalışmalar yürütülmekte. Endüstri 4.0’a dair görüşlerinizi alabilir miyiz?
Mustafa Çelebi: Biz Schneider Electric olarak “Industrial Internet of things” jargonunu kullanıyoruz.
Enosad’da yaptığım “Akıllı Fabrikalar” adlı sunumumdan iki cümle; Bu evrim ile birlikte; büyük düşünen
büyük işletmelerde; akıllı makinaların ve akıllı fabrikaların tam entegrasyonu tamamlanacaktır.
Büyük veriyi yönetenler, geçmişi analiz edenler ve
geleceği öngörenler aslında şu anda en iyi aksiyon
alanlar anlamına gelecek.
E&O: Schneider Electric’in Endüstri 4.0’a dair sloganı “Endüstri 4.0 bir devrim değil, evrimdir”. Türkiye
bu evrimin neresinde?
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Söyleşi / Mustafa Çelebi - Moiz Messeri / Schneider Electric
Büyük veriyi
yönetenler,
geçmişi analiz
edenler ve
geleceği
öngörenler
aslında şu
anda en iyi
aksiyon alanlar
anlamına
gelecek.
Moiz Messeri: Türkiye büyük işletmelerin ve büyük
makina üreticilerinin dışında bu evrimin henüz ilk
aşamasında. Kendi başına karar veren mekanizmalar
ve entegre fabrikalar Türkiyede bulunmuyor. Genleri
birleştirilmeyi ve teknolojik çoğalmayı bekleyen birçok
bilimdalı ve disiplinlerarası çalışma askıda bekliyor.
E&O: Schneider Electric de sektörün en önemli
firmalarından biri olarak bu alanda çalışmalarını
sürdürüyor. Schneider Electric’in bu alandaki çalışmalarından bahsedebilir misiniz?
Mustafa Çelebi: Schneider Electric olarak; adı ne
olursa olsun biz entegrasyona çok önceden başladık.
Bizim için bu bir devrim değil evrim süreciydi. Alışkanlıklar ve ihtiyaçların bu yönde gideceği çok önceden
belliydi. Bizde tüm ürün ve çözümlerimizi bu kapsamda geliştiriyoruz.
Eskiden sürücüler; sadece hız kontrol parametrelerinin
girildiği frekans ayarı yapan cihazlardı. Günümüzde cihaza ait tüm parametrelerinin web üzerinden, cep telefonundan değiştirildiği; enerji analizörü gibi parametre
izlemenin yapıldığı; QR kod ile hata izleme yapılabilen
tam entegre cihazlar haline geldi.
Eskiden PLC; sadece lojik programların LADDER dilinde yazıldığı ihtiyaca yönelik kontrolörlerdi. Şu anda bu
PLClerin yerini birçok programlama dilinde projenin
geliştirildiği; Scada ile tam entegre ve tüm sistemle
haberleşebilen ethernet genine işlemiş PLCler aldı.
E&O: Yakın zamanda yeni bir ürünü tanıttınız, M221.
Teknik anlamda ne gibi üstünlükleri mevcut?
Mustafa Çelebi: Schneider Electric patentli, PLC enerjilendirilmeden proje yükleme.
Tüm modellerinde ethernet, USB ve SD kart standart
Döküman, yazılım ve eğitimler tamamen Türkçe
E&O: Sanıyorum bu ürününüz entegre endüstriyel etherneti, ücretsiz ve tamamen Türkçe programlama yazılımı, Türkçe eğitim videoları ile
bir ilk. Gerek programlama kısmında gerek cihazın eğitim dökümanlarının Türkçe olması saha
ENDÜSTRİ OTOMASYON
21
çalışanları için büyük avantaj. Bu konuda dair
neler söylemek istersiniz? Biraz da bu özelliğinden bahsedebilir misiniz?
Mustafa Çelebi: Sürekli yeni dökümanları türkçeleştiriyoruz ve yeni eğitim videoları hazırlıyoruz. Eğitim gerektirmeyen, anında kullanıma
başlayacağınız makine otomasyonu çözümü
Modicon M221 PLC ailesi dememizin sebebi bu.
Modicon M221 “SoMachine Basic” ile programlanıyor. SoMachine Basic programının, editör
ve yardım menüsü Türkçe. PLC takılan ekran
modülü ile türkçe dil seçeneği ile parametrelerin değiştirilmesi sağlanıyor buda ingilizce bilmeyen programcılar veya son kullanıcılar için
büyük kolaylık sağlıyor.
Tüm modellerinde
ethernet, USB ve
SD kart standart
döküman, yazılım
ve eğitimler
tamamen
Türkçe
E&O: Piyasaya yeni çıkmış olmasından ötürü müşterilerinize bir kampanya ile sunmayı
tercih ettiniz. Kampanyaya dair bilgi verebilir
misiniz?
Moiz Messeri: Türkçe PLC M221 kampanyası için kampanyaya katılan bayilerimizden tüm
M221 modellerini inanılmaz uygun ücretle müşterilerimiz satın alacaklar. Kampanya Mayıs
ayında başladı ve Temmuz ayı sonuna kadar devam edecek. Kampanya ile ilgili detayları: http://
forumtr.schneider-electric.com/” adresimizden
edinebilirsiniz.
E&O: Zaman ayırdığınız için teşekkür
ederiz…
22
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Uno Power Güç Kaynakları
Kompakt Gövdede Yüksek Güç
Pilz
www.pilz.com/tr
■ Kompakt kontrol panolarında kullanılan güç kaynaklarının güvenilir olması istenir ancak çok fonksiyonel olmasına gerek yoktur. Bu güç kaynaklarının az yer kaplaması ve
enerji verimliliğinin de yüksek olması başlıca gereksinimlerdendir. Phoenix Contact, bu ihtiyaçları karşılayan yeni bir
ürün grubu geliştirdi
Yüksek güç yoğunlukları ile yeni Uno Power güç kaynakları, 100 W’a kadar 24VDC veya 12VDC ile güvenilir şekilde
besleme gereken yerler için tasarlanmışlardır. Çok düşük
stand-by kayıpları ile yüksek verim, maksimum enerji verimliliğini sağlamaktadır. (Resim 1).
Bu nedenle regülesiz güç kaynakları sorun çıkartırlar, zira
giriş gerilimindeki salınımlar, bu teknolojide doğrudan çıkış gerilimine yansımaktadır. Buna karşın Uno Power gibi
primer anahtarlamalı güç kaynakları, 600V’luk DC link’i
kapasitörlerle besleyerek kesilmeleri tolere etmektedir. Bu
güç kaynakları tam yükte 135ms’lik kesintileri tamponlayabilmektedir. Böylece yük kesintisiz ve gerilim dalgalanması
olmadan çalışmaya devam eder.
Uno Power, tüm dünyada kullanımı için CE, UL 508 ve UL
60950 onay belgelerine sahiptir. 85VAC ile 264VAC arasında giriş gerilimlerini kabul etmesi sayesinde bu aralıktaki
şebekede dalgalanmalarında da çalışmaya devam eder –
Bu güç kaynakları son derece güvenilirdir. MTBF değeri
500.000 saatin üzerindedir, bu da yüksek işletim güvenliği
sağlamaktadır. -25°C ila 70°C geniş sıcaklık aralığı, güç kaynaklarının dış mekanda da kullanımını mümkün kılmaktadır.
Enerji Tasarruflu Çalışma
Dünya Çapında Güvenilir Güç Kaynakları
Kötü bir elektrik şebekesi veya enerji temin kurumlarının
transfer işlemleri, alternatif akımda geçici kesintilere yol
açabilmektedir. Bunun sonucunda tam veya yarım dalga atlanabilmektedir veya sürekli kesintiler olabilmektedir. Bu tür
hatalar belirlenemeyeceği için kabul edilemezler.
24
Uno Power ürün grubundaki cihazlar, bunların yanı sıra
enerji tasarruflu olmalarıyla da dikkat çekmektedir. Boşta çalışma kayıplarının 0,3W‘ ın altında olması ve verimliliğiyle büyük enerji tasarrufu sağlamaktadır. Bu durum
özellikle, elektrik beslemesinin 24 saat boyunca elektrik
şebekesine bağlı olması, ancak nadiren yüklenmesi halinde önemlidir. Etkin çıkış gücünün etkin giriş gücüne
bölünmesiyle elde edilen verim, yüzde 90’ a yakın olan
değeriyle piyasadaki muadil cihazlardan oldukça yukarıda
kalmaktadır. Sonuç olarak bu güç kaynakları daha az ısı
üretmekteler. Bu da sadece elektrik tüketimini düşürmekle
kalmayıp, ayrıca komponentlerin çalışma ömrünü de arttırmaktadır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
ABD Çevre Koruma Ajansı EPA (Environmental Protection
Agency) 1992’ de, enerji tasarruflu ofis cihazlarını teşvik etmek amacıyla “Energy Star” uygulamasını başlattı. Tüketiciler
bu ürün işareti ile, hangi bileşenlerin çok veya az enerji tasarrufu yaptığını hemen anlamaktadır. Enerji tasarruf programı, 2003’ te Avrupa Birliği (EU) tarafından da imzalanmıştır.
Enerji tasarruflarına bağlı olarak I ile V arasında gruplanmış
olan harici güç kaynakları da, isteğe bağlı olarak işaretleme
kapsamına girmektedir. Denetçiler tarafından göz önüne alınan değerlendirme kriterlerinden biri de boşta çalışma kayıplarıdır. Burada sınıf V yüksek bir enerji tasarrufu, sınıf I ise
düşük bir enerji tasarrufuna karşılık gelmektedir. Uno Power
güç kaynakları sınıf V’e dahildir, zira gücü 60W’a kadar olan
modüller boşta çalışmada sadece 0,3 W tüketmektedir. Gücü
100 W olan cihaz, 0,5W boşta çalışma kayıplarıyla kendi güç
sınıfında en iyi yerlerden birine sahiptir.
Kompakt Tasarım
Uno Power güç kaynakları, her biri 90mm yükseklikte ve
84mm derinlikte olan 22,5mm, 35mm ve 55mm‘lik üç
gövde genişliğiyle, kontrol panosundaki yer gereksinimini
azaltmaktadır. 12VDC yükler için 30W ve 55W kullanılabilmesinin yanı sıra, 24VDC çıkış gerilimli güç kaynakları 30W,
60W ve 100W olarak temin edilebilmektedir. Modüllerin derinliği, sık kullanılan 120mm‘lik kontrol panosu kutularında
kullanılmaya uygundur. (Resim 2).
Yüksek güç yoğunlukları sayesinde yeni Uno Power güç
kaynakları, özellikle kompakt kontrol panolarında 100W‘ a
kadar yükler için ideal çözüm olarak dikkat çekmektedir.
Tasarım, Güç Kapasitesi ve Fonksiyonellik
Her uygulamada, güç kaynağı için özel gereksinimler söz konusudur. Çoğunlukla teknik gereksinimler hangi güç kaynağının
hangi uygulamaya uygun olduğunu belirler. Bu nedenle Phoenix
Contact’ın Quint, Trio, Mini, Uno ve Step Power ürün grupları
tasarım, performans ve fonksiyonlarıyla ayırt edilmektedir (Resim 3). Uygulamanıza en iyi uyan cihaz için lütfen tabloya bakınız
(Tablo).
Yüksek kullanılabilirlik söz konusu olduğunda, Quint Power daima ilk seçimdir. Bu güç kaynaklarında bulunan sigorta attırma
teknolojisi (SFB) sayesinde nominal akımın 6 katı 12ms boyunca
sağlanabilmektedir. Bu sayede standart devre kesiciler normal
manyetik açma karakteristiklerine uygun olarak tetiklenerek
güvenilir bir şekilde açtırılabilmektedir. Bu sayede arızanın meydana geldiği kısım kolayca tespit edilmiş olur ve bu kısım çalışan
kısımdan güvenle ayrılmış olur.
Trio Power ürün grubu, standart fonksiyonları yüksek kalite ve
güvenilirlikle kombine etmektedir. Bu cihazlar, güvenilir 24VDC
beslemeye ihtiyaç duyulan seri makine imalatında sıklıkla kullanılmaktadır. Modüler elektronik gövdesinde yerleştirilmiş olan
Mini Power güç kaynakları ölçme, kumanda ve kontrol tekniği
için tasarlanmış olup, burada Combicon konnektörlerle kolayca
bağlanmaktadır. Buna karşın Step Power’in uygulama alanı dağıtım panolarıdır. Kompakt tasarımları ve düşük boşta çalışma
kayıpları nedeniyle cihazlar, sıklıkla bina otomasyonunda
kullanılmaktadır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
25
Ürün ve Uygulamalar
Yeni C23 Serisi Minyatür Fotoelektrik Sensör
Wago
www.wago.com.tr
■ Yeni C23 Serisi Minyatür Fotoelektrik Sensör difüz, yansımalı, karşılıklı ve arkadan bastırmalı çeşitleri ile endüstriyel ortamlarda geniş çözümler sunuyor. PNP tip C23 serilerinin hepsi IO-Link özelliğine sahiptir. Böylece akıllı bir
şekilde makinalar bir köprü kurar.
tiyaç duyulması halinde kontrol verileri de gönderilebilinir.
IO Linkin avantajları nelerdir?
Basit Kurulum
Kablolamada azalma, bağlantı teknolojisinin kolay olması
Veri Toplama Kolaylığı
IO link sayesinde hata tanıma ve analizi, sıcaklık, raporlama,
kirlenme, vb. bilgiler kolaylıkla alınabilir.
Özellikleri
• Üst seviye hassaslık aralığı
• Minyatür gövde 20 x 30 x 10 mm3
• Arkaplan bastırma için mükemmel optik özellik
• Cross talk’dan etkilenmez
• Kalibre edilmiş hassaslık
• Bütün PNP çeşitlerinde IO-Link özelliği
Standartlaştırma
Mevcut arayüzler çeşitliliğini minimize etme (PNP, 4-20
mA, 0-10 V, RS 232 ve RS 422)
IO Link Nedir?
Otomasyon sistemlerinin gelişmesiyle birlikte hep daha
zeki sensörler ve aktüatörler ortaya çıkmıştır. Bu gelişmelerle birlikte bu cihazlarla haberleşmek için daha kolay ve
global bir çözüm arayışına girilmiştir. IO link sensör ve
aktüatörlerle haberleşmek için geliştirilen noktadan-noktaya
haberleşme protokolüdür.
IO Link sensör ve aktüatörleri I/O modüllerine bağlanabilir mi?
IO Link sensörleri ve aktüatörleri I/O modüllerine bağlanabilir. Öyle ki; IO Link dilini konuşmayan bir sensör dahi, IO
modülüne bağlanabilir. Sensör veya aktüatör ile I/O modülü
arasındaki bağlantı, yukarıda bahsettiğimiz gibi noktadan
noktaya bağlantı olarak sağlanır.
Aşağıdaki şekilde görüldüğü üzere klasik çözümde sensörler için farklı ara yüzlere ihtiyaç duyulmuştur. Ayrıca sensör/
aktüatörler için farklı araçlar gerekecektir. IO Link çözümünde ise tek bir arayüz tüm sistem için yetmektedir. Yine
tek bir araç IO Link cihazları için yeterli gelmektedir.
Uygulama Konveyor
C23 serisi konveyor uygulamaları için mükemmel sonuçlar yaratır. Hassasiyet aralığının geniş olması ve hızlı tespit
edebilme özelliği sayesinde konveyor hatlarında rahatlıkla
kullanılır. Difüz ve arkadan bastırmalı dar konveyorlarda
ideal iken, yansımalı ve karşılıklı sensör tipleri daha geniş
konveyorlarda kullanılabilir.
IO Link üzerinden ne tür veriler gönderilir?
Proses verileri (analog değerler, anahtarlama durumları),
konfigürasyon verileri, üretici ID verileri, sistem parametreleri (alt sınır, duyarlılık, alt sınır vb.) gönderilebilir. Yine ih-
26
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
İyi Bir Tavsiye Pahalı Olmamalı
Pilz
www.pilz.com/tr
Pilz makine emniyeti alanında danışmanlık, teknik uygulama ve eğitim içeren geniş bir servis portföyü sunmakta.
28
■ Üretim tesislerini optimize etmek ya da genişletmek
genelde modern bir emniyet anlayışının benimsenmesi zorunluluğunu beraberinde getirir. Tesis farklı
üreticilere ve tedarikçilere ait ürünlerden oluşuyor
ise 2006/42/EG Makine Direktifine bağlı olarak CE
Onayı’nın kimin üstleneceği ve sorumlu olacağı sorusunu oluşturmaktadır. İsviçre’de bulunan Sika’ya
uzman danışman Pilz eşlik ederek sadece akıllı emniyet
çözümleri üretmekle kalmayıp zor CE onay sürecini
düzenledi, tavsiyelerde bulundu ve sonuç olarak tüm
tesisin uygunluğunu onayladı.
Farklı üreticilerin makinelerinden oluşan tesis
Birbirine bağlı tesislerin teknik açıdan son duruma
getirilmesi, artan verimlilik talebi gerçekleştirilmesi
ya da üretim hattının genişletilmesi söz konusu ise,
ekonomik açıdan hangi tesis parçalarının kullanımına
devam edileceği ve hangilerinin değişmesi gerektiği
sorusu sorulur. Böyle bir durumda zaman çok önemli
bir rol oynamaktadır. Bir yerin iyileştirmesi komple
yeni bir üretim hattının kurulmasından çok daha hızlı
gerçekleştirilir.
Sika’nın tesisi yaklaşık 40 metre uzunlukta, 5 metre
genişlikte ve 8 metre yüksekliktedir. Sika tesisinin temeli
bir açma, merkezi bir ekstrüzyon ve bir sarma ünitesinden oluşmaktadır. 20 yıllık tesisin Sarnen’e taşınarak
teknolojik açıdan son duruma getirilmesi hedeflendi.
“Merkezi ekstrüzyon ünitesini değiştirmek istemiyorduk
ama bazı bölümlerinin modernize edilmesi gerekiyordu.
Sarma ünitesi kısa bir süre önce yenilenmişti ancak
açma ünitesinin yeniden temin edilmesi gerekiyor-
Genel merkezi İsviçre Baar’da (Zug Kanton) bulunan Sika’nın Sarnen bölgesinde üretim birleşmesi
kapsamında mevcut bir folyo üretim hattının revizyonu
gerçekleştirilecekti. Sika AG özel kimyasal konusunda
dünya çapında faaliyet gösteren bir şirkettir. İnşaat ve
imalat endüstrisinin tedarikçisi olan şirketin yaklaşık
16.000 çalışanı bulunmaktadır. Sika’nın ürün yelpazesinin arasında üstün nitelikli ilave beton ürünleri, özel
harçlar, dolgu ve yapıştırma, yalıtım ve güçlendirme
ürünleri bulunmaktadır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
“Pilz’in tüm danışmanlık ve hizmet teklifi çok iyi ve tamamen taleplerimize uygundu. Temel yeterliliklerimize konsantre olabiliyorduk, öte yandan süreç sırasında her zaman sürecin önemli bileşenlerini biçimlendirme fırsatına
sahiptik.” Bruno Kiser (solda); uzman danışman Beat Eugester (solda), Pilz İsveç.
du.” Sika alt şirketi olan Sika Manufacturing AG’nin
varlık yönetim direktörü Bruno Kiser, proje başlangıcı
ile hatırladığı durumu bu sözlerle anlatıyor. Sonuç
olarak optimize edilmiş tesis ve bununla birlikte yeni
kurulması gereken merkezi kontrol ünitesi farklı üretici
ve tedarikçilerin parçalarından oluşmaktaydı.
CE Onay süreci zorlu bir görev
Sika örneğinde olduğu gibi bir makinenin teknik özellikleri ve risk potansiyeli makinede yapılan eklemeler ve
değişimlerden dolayı farklılık gösteriyorsa 2006/42/EG
Makine Direktifi’ne uyulması gerekmektedir. İsveç de
ikili anlaşmalar kapsamında bu Direktife uygun hareket
ederek Direktif’e yasal bağlayıcılık kazandıracağını
kabul etmiştir. Sağlam bir risk değerlendirmesi temelinde hangi risklerin oluştuğu ve olası kazaları önlemek
için nasıl davranılması gerektiğini, ayrıca insanlar
ve makineler için en yüksek emniyetin sağlanması
gösterilmelidir. Risk değerlendirmesi, performans seviyesinin araştırılması buna bağlı olarak emniyet konseptinin oluşturulması ve sonuç olarak CE Onayı’nın
alınması zorlu bir görev olduğundan uzmanlık ve
detay bilgisi gerektirmektedir. Bu Makine Direktifi’ni
karşılamaya yönelik minimum emniyet gerekliliklerinin
uygulanmasında temel araç uyumlaştırılmış normlardır.
Farklı üreticilerin makina parçalarının birleşiminden
oluşan bir tesiste daha planlama aşamasında sonuç
olarak kimin tesisin 2006/42/EG Makine Direktifi’ne
uygunluğunu onaylayacağı konusunda bir karara
varılmalıdır.
Uzman kişiden teknoloji ve emniyet konularında
danışmanlık
Sika’nın proje sorumluları ya tüm değişimleri ve buna
bağlı olarak CE Onay sürecini deneyimli bir genel
yüklenici şirkete (GY) devredecek ya da açma ünite-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
29
Ürün ve Uygulamalar
Pilz’in hizmetleri risk değerlendirmesinden emniyet
dizaynına ve konseptine bunun dışında uygulamaya ve
onaylamaya kadar dayanmaktadır. Pilz, CE işaretinin
onaylama sürecinde yetkili olarak faaliyet gösterebilen
ve sorumluluk alabilen birkaç firmalardan biridir.
sinin tedarikçisine tüm bu süreçle görevlendirecekti.
“Bu alternatif kısa bir dönem için düşünülmüş, daha
sonrasında geçerli sebeplerden dolayı vazgeçilmiştir.
O dönem belli konularda somut fikirlerimiz vardı
ve kimseye devretmek istemiyorduk” diye ekliyor
Bruno Kiser. Sonuç olarak tüm süreci yönetme ve
gerekli proje ortaklarını organize etme kararından
vazgeçildi. Kiser şöyle devam ediyor: “Neyse ki gerekli
tecrübemizin, uzmanlık bilgimizin, insan gücümüzün
ve zamanımızın olmadığının erken farkına vardık. Bu
nedenle dışardan gelen bir uzmanın desteğini almaya
karar verdik.”
Emniyet konusunda Pilz ile uzun zamandır sürdürülen
ortaklığa güvenildi. Stuttgart Ostfildern de merkezi
olan güvenli otomasyon tedarikçisi 1996 yılından bu
yana İsveç’de bir alt şirketi tarafından temsil edilmektedir. 2009 yılında ilk kez Sika’da bir hizmet görevini gerçekleştiren Pilz uzun yıllardır şirkete teknik
destek sağlamaktadır. Sika proje yöneticileri, Pilz’in
yalnızca otomasyon alanında çeşitli teknolojilerden
yararlanmadığının, aynı zamanda geniş bir hizmet
programı yelpazesiyle CE Onayı da dahil olmak üzere,
bir tesisin kullanım döngüsünün tamamını kapsayan
danışmanlık ve teknik uygulama hizmetleri sunduğunun
farkındadır. Talep edilen; yeni kontrol konsepti ile,
ne kullanımı ne de verimliliği etkileyen modern ve
düşük maliyetli bir emniyet konsepti sağlanmalıydı.
Danışmanlık süreci kapsamında, proje ortaklarının
görevini ve sorumluluklarını kesin tanımlamak ve
kendi düşüncelerini sunup gerçekleştirmeye Sika’da
büyük önem verilmekteydi.
Geniş kapsamlı hizmet ve danışmanlık teklifi
Pilz, risk değerlendirmesini esas alarak yüksek
verimli bir emniyet konsepti oluşturdu. Bu konsept
sadece yüksek emniyet standartlarına sahip olmayıp
bunun dışında da talep edilen tesis verimliliğini
30
Üretici ya da ürünü piyasaya süren kişi ürüne CE
işaretini ekleyerek tesis özelliklerinin 2006/42/
EG Makine Direktifi’nin tüm yasal gerekliliklerini ve
şartlarını karşıladığını onaylamaktadır. CE sertifikalı
makineler, makine sistemine bağlanmış ise (tesis),
tüm sisteme CE işaretinin verilmesi dahil olmak üzere
uygunluk değerlendirmesine yönelik prosedürlerin
gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
gerçekleştirmekteydi. Konsept; hem makine emniyeti için gerekli olan mekanik, elektrik ve diğer
teknik geliştirme çözümlerini, aktüel teknik duruma
uygun normların ve direktiflerin uygulanmasını, performans seviyesinin (PS) tanımını hem de makine
kullanılabilirliğini ve verimliliği içermekteydi.
Pilz’in hizmet ve danışmanlık teklifine folyo üretim tesisinin iyileştirmesi, bunun dışında tüm süreç
planlaması, başka şirketlerle olan sözleşmelerin
şekillendirmelerine dair danışmanlık, kontrol ünitesinin üreticisine gerekli emniyet fonksiyonlarının
bildirimi, her bir tesis parçasının kullanım ve onarım
kurallarının talep edilmesi, kurulumdan sonra gerekli emniyet mekanizmalarının kontrolü dahildi. Bir
diğer nokta ise komple sistemde geçerli bir kullanım
talimatı oluşturmak için tüm kullanım talimatlarını
birleştirilmesi ve tamamlanmasıydı. Son olarak Pilz
uygunluk beyanını vermekteydi.
Yenilenmiş tesis artık CE uyumluydu. Emniyet konsepti güncel standartlara uygun olup, güncel verimlilik
talebine dayalı olarak üretim sürecinde birkaç sene
boyunca daha kullanılmaya elverişlidir. “Pilz’in tüm
danışmanlık ve hizmet teklifi çok iyi ve tamamen taleplerimize uygundu. Temel yeterliliklerimize konsantre
olabiliyorduk, öte yandan süreç sırasında her zaman
sürecin önemli bileşenlerini biçimlendirme fırsatına
sahiptik. Sonuç olarak tercih edilen çözümün maliyeti bir ana yükleniciyi görevlendirmekten çok daha
düşüktü” diyor Bruno Kiser. Sika gelecekte de makine
emniyeti ile ilgili tüm konularda Pilz’in uzmanlığına
güvenecektir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
ABB Alçak Gerilim Ürünleri
ABB
www.abb.com.tr
• Tesisinizde meydana gelen güç kalitesi sorunlarına
çok kısa temel sorulara cevap vererek bir kaç adımda
nasıl çözüm bulabiliriz?
Sorularının cevaplarını bulabileceksiniz.
Problem Çözme Sistematiği
Güç Kalitesizliği olayları nasıl tanımlanır?
Tablo 1 de tesisinizde karşılaşabileceğiniz sorunlar
özetlenmiş olup, bu sorunlar karşısında hangi amaçlar
ile çözümler üretebileceğiniz ve çözüm için izlenmesi
gereken yol hakkında bilgileri bulabilirsiniz.
■ Güç Kalitesi Sorunlarını 3 Adımda Nasıl Tanımlarız?
Güç kalitesi ülkemizde özellikle son yıllarda giderek
önemi artan ve elektriğin girdiği birçok alanda olmazsa
olmazlar arasına giren bir konu haline gelmiştir. Reaktif güç limitleri yasalar ile net olarak belirlenmiş ve gün
geçtikçe aşağıya çekilip koşullar ağırlaştırılmıştır.
Tablo 1
Güç Kalitesizliği sebebi ile hangi cihazlar zarar görür?
Güç kalitesi denildiğinde akla gelen diğer konu ise harmoniklerdir. Henüz yasalarca belirlenen bir limit olmasa da sisteme verdiği zaralar ile kullanıcılar ve özellikle
sektörde yer alan çalışanların önemle üzerinde durduğu bir konu haline gelmiştir.
Elektriğin gittiği her yerde bu kadar önemli noktaya
gelen güç kalitesi sorunları hakkında elektriği kullanan
herkesin en azından bilinçli soru sorabilecek ve tesiste meydana gelebilecek sorunlar hakkında yorum yapabilecek düzeyde bilgi sahibi olması ABB olarak en
büyük amaçlarımızdan bir tanesidir. Yüksek ceza bedellerinden ve ağır hasarlardan kaçınmak için sistemde
meydana gelen sorunlar bir an önce çözülmelidir. Bu
noktada sorunun kısa sürede tespiti ve çözümü için
kullanıcıların bilinçli olarak konuya yaklaşması, uzmanı
doğru biçimde yönlendirmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu yazıda;
• Tesisinizde güç kalitesi sorunları hangi yollar ile karşınıza çıkabilir, çözüm için hangi noktalarda bilgi sahibi
olmalıyız?
• Güç kalitesi sorunları hangi cihazlarda ne boyutlarda
zararlara yol açar?
32
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Tablo 2
Tesisinizde meydana gelen güç kalitesi sorunlarının temelinde kullandığımız cihazlar yatmaktadır;
ancak meydana gelen kalitesizlikten etkilenen de
yine bu cihazlar olmaktadır. Tablo2 de kullanılması muhtemel olan cihazların ve bu cihazların
harmonik ve yük dengesizliklerinden ne oranda
etkilendiklerini bulabilirsiniz.
Kolay Seçim Rehberi
Kolay seçim rehberi, sizlere bir kaç soruda çözüme ulaşmanızı sağlayacak yolu göstermektedir.
ABB olarak güç kalitesi sorunlarının tamamına
yıllardır geniş ürün gamımız ile tam çözüm sunmaktayız.
Şema 1 de şu 3 soruya cevap vererek ihtiyacınız olan çözüme ulaşabilirsiniz:
1. Reaktif güç kontrol rölesinde okuduğunuz Cos
(fi) değeri düşük mü? (Teoride ideali 1’dir)
2. Tesisinizde hızlı değişen yükler mevcut mu?
- Kaynak makinesi, vinç,asansör vs. gibi cihazlar
ani ve yüksek akım çektikleri için hızlı bir değişime yol açarlar.
3. Tesisinizde harmonik bozulmalar mevcut mu?
Örnek olarak; motorlarda aşırı ısınma, transformatör ve nötr hatlarında ısınma, devre kesicilerinde beklenmedik açmalar, sigorta ve toprak rölesi
açmaları ile kondansatörlerde aşırı ısınma ve delinmeler gösterilebilir.
Eğer ki sisteminizde bu etkilerin bir veya bir kaçını
görüyorsanız harmonik bozulmada ‘EVET’ diyerek
ilgili ABB çözümüne ulaşabilirsiniz.
Şema 1
Ürün ve Uygulamalar
Yeni Fluke TiX1000 Kızılötesi Kamera
Netes Mühendislik
www.netes.com.tr
■ Kızılötesi kameraların en yüksek performansa sahip ailesi ile tahminleri incelemenizden ve analizinizden kaldırın.
Özellikler;
• Denetimleri güvenli bir mesafeden gerçekleştirin ve kamera üzerindeki dahili dijital yakınlaştırma özelliğiyle yakın
çekim görüntüleri 32 kat büyütün.
• Uygulamanız için en uygun görüntü aktarım protokolünü
seçin: Kamera veri bağlantı noktaları: Görüntü aktarımı:
SD kart, USB 2.0 video çıkışı DVI-D (HDMI). GigE vision ve RS232, 2015 yılında kullanılabilecek. SmartView®
yazılımı: SD kart. USB 2.0, GigE Vision ve RS232, 2015
yılında kullanılabilecek.
• 8 MP görünür ışık kamera ile en net IR-Fusion® görüntüleri alın.
• Dış mekanda kullanıma yönelik görüntü bulucu ile alan
içi görüntülemede çok yönlü görüntüleme seçenekleri.
• En sık kullanılan özelliklere hızlı erişim için kişiselleştirmeyi sağlayan kullanıcı tanımlı, programlanabilir düğmeler.
• Gelişmiş uygulamalar için 240 Hz kare hızına alt pencere
oluşturulabilen yegane portatif kameralar (ilave seçenek).
Alt pencere nedir?
Ani ve hızlı sıcaklık değişimleri bazı analizlerde çok önemli bir faktör olabilir. Uzman Serisi kameralar (TiX1000,
TiX660 ve TiX640) isteğe bağlı bir Alt Pencere Oluşturma
modu sunar (kamera satın alırken seçilebilir). Bu özellik
genellikle sadece soğutulmuş kızılötesi kameralarda bulunur. Bu kızılötesi dizilerin kullanılması, kullanıcının ani
sıcaklık değişimlerini daha iyi anlayabilmek için saniyede
çok sayıda veri karesini belgeleyebilmesini ve analiz edebilmesini sağlar.
Aşağıdaki kare hızları isteğe bağlı ek özellik olarak mevcuttur:
• Seçenek 1: 640 × 480 (60 fps (saniyedeki görüntü
sayısı))
34
• Seçenek 2: 384 × 288 (120 fps (saniyedeki görüntü
sayısı))
• Seçenek 3: 1024 × 96 (240 fps (saniyedeki görüntü
sayısı))
Tutarlı olarak odaklanmış görüntülere yönelik en gelişmiş odaklama seçenekleriyle, odaklamada zamandan
tasarruf edin: LaserSharp® Otomatik Odaklama, otomatik odaklama, manüel ve EverSharpçok odaklı kayıt
özellikleri - hepsi tek bir kamerada.
SuperResolution nedir?
SuperResolution, kameradaki çözünürlüğü 4 katına çıkarır. Görüntüleri yakalamadan önce SuperResolution
modunu seçin. Ardından bunları ürünle gelen SmartView® yazılımına aktarın ve 3,145,728 pikseli ortaya
çıkarmak ve kızılötesini tamamen farklı bir şekilde görmek için SuperResolution modunu seçin.
EverSharp nedir?
EverSharp modu, düğmeye basarak farklı odak mesafelerinden birden fazla görüntü yakalamak için odaklama
motorunu kullanır. SmartView® yazılımı özel algoritmalar kullanarak birden fazla odak mesafesinden alınan
görüntüleri birleştirir ve ilk odak noktasının ayrıntılarını
netleştirmekle kalmayıp, odak noktasının etrafındaki
öğelerin odaklamasını da geliştiren bir görüntü oluşturur. Daha sonra tüm öğeler olağanüstü bir görüntü
kalitesiyle sunulduğundan, bu kızılötesi görüntüler çok
etkileyicidir.
Harika görüntüleri olağanüstü görüntülere dönüştürün.
Uygulamalarınız için en iyi opsiyonel objektifi seçin.
İlgili ürünlere dair ayrıntılı bilgiye sağdan ulaşın veya
tam liste için Modeller ve Aksesuarlar sekmesinin altına
bakın.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Elektrik Sistemleriniz Için Güvenilir Pano Sistemi: Blokset
Schneider
www.schneider-electric.com/tr
■ Alçak Gerilim Elektrik Dağıtım ve Motor Kontrol Panoları
Blokset pano sistemi 7.000 A’e kadar elektrik dağıtımı ve
250 kW’a kadar motor kontrolü için geliştirilmiş AG panoların üretimine yönelik modüler bir pano sistemidir.
Panoda, son dakikada bile olsa yeni çıkışlar veya ekstra motor besleyicileri eklemek için boş çekmeceler tasarlanabilir.
Yeni Mw2 kolon yapısı:
Mw2 kolon yapısı, karışık prosesler için
motor kontrol gereksinimlerini karşılar.
Entegre ön yüzleri ile yeni çekmecelerin
kullanımı sırasında alet gereksinimi yoktur. Test ve bakım işlemleri daha kolay ve
hızlıdır. Kompakt kolon yapısı aynı alana
daha fazla ekipman ve çıkışın sığdırılmasını ve bu şekilde pano toplam kolon sayısının azaltılmasını sağlar. Yeni Mw2 kolon
yapısı ile elektrik sistemi maliyetini optimize edebilirsiniz.
Yenilikçi bir çözüm…
Blokset panolar, dünyanın her yerindeki onbinlerce elektrik
sisteminde dayanıklılığı ve sürekliliği garanti eder. Denenmiş ve test edilmiş yapısı, genel performans ve cazip bir
yatırım maliyeti Blokset’in, bir kaç yıl içinde çok sayıda endüstriyel tesis yöneticisi ve bakım yöneticisi için referans
niteliğinde bir pano olmasını sağlamıştır.
Yıllar boyunca blokset teknolojisi, daha iyi, hızlı, ekonomik
üretim için optimum çözüm arayışında olan son kullanıcılar
ile birlikte; kurulumu, bakımı daha kolay ve güvenilir ekipman arayışında olan pano üreticilerini memnun etmiştir.
Bugün bu değişim, “Mw2” olarak bilinen motor kontrolüne
özel yeni bir pano sistemi geliştirilmesiyle bir kez daha
somutlaşmıştır.
• Aynı boyutta bir Mw2 kolona daha fazla sayıda motor besleme ünitesi monte edebilirsiniz.
• Mw2 kolon yapısı, motor ve dağıtım girişleri ve besleme
üniteleri gibi birden fazla işlevin bir araya getirilmesine olanak tanır.
• Tüm elektrik odası konfigürasyonlarına uyarlanabilir.
• Ön çalışması yapılmış bir çözümdür. Tüm denenmiş ve
test edilmiş Schneider Electric ürünlerini, tüm motor uygulamalarıyla birleştirir.
Sağlam ve güvenilir…
• Kullanışlı geniş hacimli yeni çekmecelerin üretimi aşağıdaki
genel özelliklerimiz sayesinde mümkün oldu:
- Schneider Electric’in küçük hacimli AG ekipmanı tasarımı konusundaki yoğun bilgi birikimi,
- Yeni nesil Schneider Electric ürünlerinin kullanılması,
- Tüm bileşenlerin mükemmel elektrik ve mekanik uyumu ve
elektromanyetik uyumluluğu.
• Çekmecelerin, basit bir yer değiştirme ile otomatik olarak erişilebilen ve maksimum operatör güvenliği için şebeke tarafında
ve yük tarafında yalıtımı garanti eden bir gerçek test konumu
bulunur.
Güvenlidir…
Blokset fonksiyonel panoların modülerliği, proje revizyonları olduğunda bu panoları kolaylıkla revize edebileceğiniz
ve böylece sistem performansını artırabileceğiniz anlamına
gelir. Çekmeceler, bu revizyonları ekipman yük altındayken,
pano güç kaynağını kesmeden ve tamamen güvenli bir ortamda yapmanıza olanak tanır.
36
• Tüm cihazlar, yanlış kullanımı önleyecek şekilde kilitlenebilir.
• Çekmeceler enerji altında, panoyu durdurmadan ve operatör
için risk yaratmadan dışarı çıkarılabilir.
• Ön yüzdeki pano konumu mekanik göstergeleri % 100 güvenlidir.
Güvenlikte bir adım ileriye…
Güvenlik, sadece sistemin dayanıklılığını güvenceye almak için
değil, aynı zamanda panolarda çalışan operatörler ve bakım personelinin güvenliği için de çok önemli bir husustur.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Hiçbir şey şansa bırakılmamıştır
• Blokset AG panoları, kullanım ve bakımın daha güvenli olmasını sağlamak için yük altında müdehaleyi engelleyen en
iyi güvenlik ve koruma sistemlerini bir araya getirir.
• Yük altındaki parçalar, IP20 koruma derecesi sağlayan
blendaj ile korunur.
• Çekmecelerin 3 konumu bulunmaktadır: devrede, devre
dışı ve test.
• Panonun işlevsel ünite konfigürasyonu ve ayarı için operatör arabirimlerine doğrudan ön yüzden erişilebilir.
• “Paslanma önleyici” Blokset uygulamaları bakır ve kaplama kaynaklı kısa devre riskini azaltarak ekipmanın kullanım
ömrünü artırır.
• Bir Blokset çözümünün genel güvenilirliği bakım gereksinimini en aza indirir. Haberleşme cihazları sayesinde, panonun kullanımı hakkındaki mevcut tüm önemli bilgilerden
faydalanabilir ve bakım takvimini üretim yükünüze uygun
olacak şekilde planlayabilirsiniz. Pano yük altındayken fonksiyonel ünitelerle tamamen güvenli bir şekilde çalışabilme
imkanı, sistemlerinizin besleme sürekliliğini artırır.
Enerji verimliliğinizi artırın…
Elektrik enerjisi, toplam üretim maliyetinin büyük bir kısmına karşılık gelmektedir. Blokset pano sistemi, ekipmanınızın
enerji tüketimini azaltırken performansını da artırır.
Enerji tasarrufu sağlayın
Dahili ark
Blokset teknolojisi, 3 seviyeli kapatma ile ark tehlikesini
azaltır:
• Fonksiyonel ünitede (AS3439-1),
• kolonda (IEC 61641),
• panoda.
Test edilmiş panolar
Blokset, IEC 61439-2 standardına gore tamamen test edilmiş bir üründür ve elektrik tesisatının ve kullanımının güvenliğini garanti eder. Tüm testler ASEFA ve LOVAG tarafından sertifikalandırılmıştır.
Blokset çözümlerinin, elektrik enerjisi tüketimi üzerinde
anında ve ölçülebilir bir etkisi olur.
• Gelişmiş yol verme sistemleri, enerji tüketiminde % 50
veya daha fazla tasarruf sağlayan değişken hızlı yolverici
(VFD) uygulamaları mevcuttur.
• Reaktif güç kompanzasyonu ve termal dayanım kontrolünü sağlamak için kapasitör uygulamaları mevcuttur. Bu
sayede reaktif güç maliyetini ortadan kaldırarak şebekeye
bağlı cihazların kullanım ömrünü uzatır.
• Özellikle aktif enerji tüketimi için yapılan ölçümler, motor
yükü profilini ve tüketimini tanımlamaya ve izlemeye yardımcı
olarak enerji verimlilik planının performansını geliştirir.
Gerçekleştirilen testler
Ve çevreyi korur…
Eko tasarım ve eko üretim
• Sıcaklık artış sınırları
• Dielektrik özellikler
• Kısa devre dayanımı
• Koruma devresinin Etkinliği
• Yalıtım mesafelerinin denetlenmesi
• Mekanik çalışma
• Koruma sınıfı
• Dahili ark dayanımı
• Kaldırma, vb.
Kullanım ömrü uygulamaları
• Ürün tasarımının başlangıcından itibaren üretim için gerekli malzemeleri dikkate alır ve hem niteliği hem de üretim şekli bakımından çevreye en az etki eden malzemeleri
kullanırız. Ürün geliştirmenin her aşamasında, malzemelerin
çevreye olan etkileri ile ilgili genel bir değerlendirmeye erişim olanağımız bulunmaktadır. Bu, malzeme seçimini optimize etmemize yardımcı olur.
Besleme sürekliliği…
Deprem bölgelerindeki tesisatlar için;
• Bir seçenek olarak Blokset, depremlere karşı daha fazla
dayanıklılık sağlamak için sağlamlaştırılmış bir gövdenin
avantajlarından faydalanır (IEC 68,3.3).
Korozif ortamlardaki tesisatlar için;
• Standart olarak Blokset, çimento, demir ve çelik endüstrisi, vb. Uygulamaların gereksinimlerini karşılamak için çeşitli
koruma seviyeleri (IP31, IP42 ve IP54’e kadar) sunar.
• Su, kağıt fabrikaları ve rafineriler gibi uygulamalarda baralar ve çekmece kontakları gibi iletken parçalara özel bir
paslanma önleyici kaplama (kalay, nikel, vb.) uygulanır.
• Malzeme seçimi ayrıca, geri dönüşüm kolaylığı göz önünde bulundurularak yapılır. Kullanım ömrü sonunda tüm
Schneider Electric ürün bileşenleri ve ambalajları geri dönüştürülebilir.
Zararlı madde içerme
• Ürün tasarımında çeşitli uluslararası öneriler ve özellikle
RoHS Avrupa yönergesinin önerileri dikkate alınır. Blokset,
herhangi bir zararlı madde içermez.
Ürüne genel bakış
Çok sayıda kolon seçeneği Blokset’in, en zor koşullarda bile
tüm gereksinimlerinizi ve uygulamalarınızın performans ihtiyacını karşılamasına olanak tanır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
37
Ürün ve Uygulamalar
IDpro: Barkod, 2 Boyutlu Kod ve RFID Tanımlama
Teknolojilerinin Akılcı Entegrasyonu
Sick
www.sick.com/tr
■ Otomatik-Tanımlama (auto-ID) çözümlerine yapılan yatırımların, özellikle ekonomik açıdan bakıldığında, güvenli bir
gelecek vaat etmesini sağlamak her zaman için kolay değildir. Çünkü teknik ihtiyaçlar, çoğu zaman barkod, 2 boyutlu
kod ve RFID gibi farklı teknolojilerin birlikte kullanılmasını
gerektirmektedir. IDpro, tek bir üreticinin uygulamaya özel
ve en uygun otomatik tanımlama ürünlerinin seçilmesine
imkan tanıyan ilk teknoloji çeşitliliğine sahip bir platform ve
portföy stratejisidir.
Son yıllarda, otomotiv endüstrisindeki üretim ve ticaret
lojistiği, yeni etiketlendirme ve tanımlama teknolojilerinin
geliştirilmesi ve uygulanmasında ön plana çıkmışlardır.
Bununla beraber, belirli bir sektördeki bilgi ve uygulama
ihtiyaçları göz önüne alındığında, barkodlar, 2D kodlar ve
tag’lar gibi araçlardan her birinin bir çok uygulama için
sınırlı yararlar sundukları, hem teknik hem de ekonomik
bakımdan birbirleriyle çok nadir olarak rekabet ettikleri
tekrar tekrar ispatlanmıştır.
SICK Tanımlama Sistemleri Bölümü bakış açısı ile “Temel
olarak, kullanılacak etiketleme türünü seçerken, dikkate
alınacak ana unsur, onun uygulamaya yönelik sunduğu
data miktarı, transfer hızı, kapsamı, görüş alanı ve ortam
koşulları gibi yönleridir. Bundan sonra, işin ekonomik yönleri de devreye girmektedir. Örneğin; kapalı devre lojistik
sistemlerinde bir defadan fazla kullanıma müsaade eden
veri taşıyıcılarının maliyetlerine kıyasla, bir defaya mahsus
kullanılacak etiketlerin malzeme maliyetinin karşılaştırılmaları gerekmektedir”. Tanımlama sistemleri, kullanılan
belirli etiketlendirme türüne bağlı olarak, kendilerine özgün
verimliliklere sahiptirler. SICK, ana noktaları şu şekilde
özetlemektedir: “ Lazer barkod okuyucular esnek algılama
mesafeleri sunarken aynı zamanda konveyörler üzerindeki
farklı band genişliklerini de desteklemektedirler. Ayrıca
ortam ışıklarından bağımsızdırlar. Kamera bazlı kod okuyucular hem 1D hem de 2D kodları tanımlayabilmektedirler.
360° her yönde tanımlama özellikleri sayesinde nesnelerin herhangi bir belirlenmiş biçimde konumlandırılmasına
gerek yoktur. Son olarak RFID, verilerin sadece okunması
ile sınırlı kalmayıp yazılması için de imkân sağlamıştır. Bu
işlem doğrudan optik bir temas olmaksızın yapılmaktadır
ve bir küme içindeki farklı nesneler aynı anda tespit edilebilmektedir. Bu yüzden RFID teknolojisi, diğer otomatik
tanımlayıcı teknolojilere kıyasla oldukça farklı ve ayırt edici
temel niteliklere sahiptir.”
Hibrit olarak bilinen uygulamalardaki optik ve elektromanyetik kavramların bir araya getirilmesi, verimlilikte kayda
değer iyileştirmelere imkân sağlar. Sisteme yerleştirilmiş
bir RFID tag ile barkod veya 2D kodlu etiketlere dayalı
olarak uçuş bagajlarının tasnif edilmesinde, her bir bireysel
parça bir diğerini tamamlar ve yeni bir bütün oluşturmak
üzere birleştirilirler. Bu yüzden, tek başına “doğru” teknoloji
olarak kabul edilebilecek herhangi bir tanımlama teknolojisi
bulunmamaktadır. Bununla beraber, makina imalatçıları,
sistem entegratörleri ve fabrika operatörleri tarafından,
yaptıkları işlerin tamamını kapsayacak tek tip (ortak) bir
platform oluşturulması konusunda talepler gelmiştir. Bu
talep, makine veya fabrikada herhangi bir ilave yapıldığında
yüksek maliyetlere yol açmayacak, geniş ve esnek kullanma
imkânlarına sahip, tam ayrıntılı uygun bir etiketleme teknolojisine duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmıştır.
IDpro: Üç teknolojiyi birleştiren tek yöntem
SICK, IDpro ile teknoloji çeşitliliğine sahip bir portföy stratejisi sunmaktadır. Homojen, tek tip bir platformu esas alan,
CLV6xx, LECTOR® ve RFH6xx ürün ailelerinin bütünü,
38
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
gelecekte karşılaşılabilecek uygulamalar için gerekli olan
temel niteliklere sahiptirler. Ayrıca otomatik tanımlama
teknolojisinin yetenekli ve kapsamlı somut örnekleridirler.
IDpro donanımlarının hepsi endüstriyel uygulamalar için
uygun bir tasarıma sahip olmasıyla tanımlanırlar ve benzer
şekilde bağlanabilir, yapılandırılabilir ve parametre değerleri girilebilir özelliktedirler. Data iletişim parametreleri bir
kere girildikten ve kontrol ve yazılım yapıları, makine veya
fabrikaya göre bir kere uyarlandıktan sonra bu donanımlar,
söz konusu otomatik tanımlama sistemleri için kullanılmaya
hazır hale gelirler. Kullanıcılar, faaliyetlerini gerçekleştirirken düşük maliyetli ve geleceğe uyumlu çözümlerden
kazanç sağlarlar. Sistem entegratörleri ve makine üreticileri bu hususta tam bir uyumluluğa sahiptirler. Ortak
parametrelendirmeye sahip ağ erişimli teknolojiler, CLV6xx
serisi barkod tarayıcılar, LECTOR® 2D kod okuyucular veya
RFH6xx RFID arabirimlerinden herhangi biri ile donatılmış
olsa da, kullanıcı arayüzleri, elektrik ve mekanik bağlantı
teknolojisiyle ve benzer veriyolu bileşenleri ile tamamıyla
uyumludurlar.
çalışmalarında, uygulanan tesis ve donanıma bağlı
olarak kayda değer tasarruf imkanları bulunmaktadır.
Zira donanımların her biri, herhangi bir makine için
parametrelendirilmiş data çıkış formatını (bireysel olarak sınıflandırma ve süzme işlevleri dahil olmak üzere)
sağlayabilmektedirler. Bu tür tasarruflara uygulamalardan birisi de bizzat katkıda bulunabilir.
Sistem kurma ve devreye alma süresinde maksimum
kazanç
IDpro platformunun, daha yüksek performans ve uygun
maliyet için gizli kalmış potansiyelleri vardır. Makina
ve fabrika kuran şirketler genellikle, bünyelerinde özel
olarak tanımlanmış ve belgelendirilen kontrol ve yazılım
sistemlerine sahiptirler. Farklı bir otomatik tanımlama
teknolojisine geçiş faaliyeti çoğunlukla hatırı sayılır
uyarlama maliyetlerine neden olur. Gelecekte, makina
imalatçıları ve fabrika operatörleri, olay bazında en
uygun otomatik tanımlama teknolojisini istihdam etmek
için IDpro’dan yararlanabileceklerdir. Örneğin barkod
teknolojisi hakkında bilgi sahibi oldukları zaman, kendiliğinden 2D ve RFID donanımları hakkında da bilgiye
sahip olmuş olacaklardır. Zira hepsinin de kullanıcı ara
yüzleri ortaktır. Böylece bu farklı teknolojileri devreye
sokarken bir önceki mühendislik çalışmaları ve bilgilerinden yararlanabileceklerdir. Eğitim ve belgelendirme
işlerinde gerçekleştirilen azaltma, aynı zamanda ekonomik açıdan da olumlu etkiler yaratacaktır. Yazılımların
uyarlanması, yapılandırılması ve sisteme eklenmesi
Örnek bir uygulama ile doğrulama durumu için en güzel
örnek, Alsbach-Hähnlein, Hesse’deki Laetus GmbH
firmasıdır. Laetus, ilaç sanayiinde bozuk ambalajın
belirlenmesinden, paketleme hattında güvenilir parça
yönlendirmeye kadar, paketleme sürecinin denetlenmesi için son derece gelişmiş denetleme sistemlerinin
geliştirilmesi, üretilmesi ve satışında uzmanlaşmış bir
şirkettir. Şimdiye kadar Laetus, kendi donanımlarında
kod okumak için uygun bağlantı teknolojisine sahip
CLV6xx barkod lazer tarayıcıları kullandı. Laetus’da,
Pazarlama ve İş Geliştirme’de Ürün Yönetimi Standard
Sistemleri Yönetmeni, Mühendis Günter Rodeck şu
bilgileri vermektedir. : “Şu anda yeni LECTOR®620’yi
mevcut ağ sistemimize eklemiş bulunuyoruz”, “Tek tip
(ortak) parametrelendirme yazılımı ve kullanıcı arabirimi sayesinde, sisteme uyarlama ve eğitim masrafları
hatırı sayılır miktarda azaldı, zira mevcut IDpro platformunun sunduğu temel sayesinde LECTOR®620’yi
sisteme kolayca ekleyebilme şansına sahip olduk.”
ENDÜSTRİ OTOMASYON
39
Ürün ve Uygulamalar
Benzerliklerden ortaya çıkan çok yönlülük
Geniş çeşitliliği ile IDpro donanımlarının hepsi ortak
görünüşe sahip ve sezgilere hitabeden yalın kullanıcı
arayüzü, platformu tanımlayan bir dizi ilave karakteristikler eklenerek eksiksiz bir bütün haline getirilmiştir.
Böylece CLV6xx barkod okuyucular, LECTOR® 2D
kod okuyucular ve RFH6xx RFID okuyucuların hepsi
de ortak fonksiyon düğmelerine ve LED göstergelerine
sahiptir, kısacası işletim ortamı da hepsinde ortaktır.
Bu duruma en iyi örnek ise ; “Otomatik Ayar” işlemidir.
İşletimin ortak olma özelliği elektrik bağlantı sisteminde
de sürdürülmektedir. Halihazırda mevcut anakart üzerinde tümleşik olarak Ethernet için her donanımda M12
bağlantı bulunur ve CAN-haberleşme, enerji beslemesi,
tetikleyici ve yardımcı arayüzler için M12 bir konnektör
ile donatılmışlardır. Dolayısıyla, barkod okuyucuları, 2D
kod okuyucuları ve RFID okuyucuları birbirleri ile bire
bir değiştirilmek mümkün olmaktadır. Optik ve elektronik okuyucu cihazların bir başka faydası da teknoloji
geçiş fazları ve okuma oranı optimize etme gibi karışık uygulamalar da kullanılabilir olmalarıdır. Mekanik
açıdan bakıldığında da, IDpro platformunda oldukça
yüksek oranda uyumluluk imkânları bulunmaktadır:
donanımlarda bulunan dönebilir bağlantı (lamalı soket,
pim) soketlerin yanı sıra, uyarlanabilir montaj plakası
ve bağlantı düzeni, çalışma alanı dar olsa bile, makine
kurulumunu basit hale getirir.
Çok-yönlü ağ bağlantıları
CLV6xx, LECTOR® ve RFH6xx tarafından ortak kullanılan bir diğer temel özellik, kullanıcı dostu bir ağ yapısına uygun olmalarıdır. İletişim hususunda, her üç sistem
de, herhangi bir ilave ağ geçidi gerekmeksizin Ethernete
doğrudan bağlanabilir. Gelecekte endüstriyel Ethernet
protokolleri yazılımlar yoluyla yüklenebilecektir ve böylece IDpro tarafından sunulan uzun dönemli yatırımın
korunması hususunda hatırı sayılır katkı sağlanacaktır.
IDpro – Tek bir kaynaktan küresel birleşme çözümü
CLV6xx, LECTOR® ve RFH6xx’in yüksek oranda ortak
40
kullandığı bir sistemde bir araya getirilmesi ile,
sistem entegratörleri ve kullanıcılar tarafından otomatik tanımlama çözümlerinin hayata geçirilmesindeki karmaşıklık, kayda değer oranda azaltılmıştır.
SICK AG Otomatik Tanımlama Sistemleri bölümünde,
Pazarlama ve Satış Müdürü olarak faaliyet gösteren
Dirk Freitag şöyle açıklamaktadır: “SICK şu anda, otomatik tanımlama sistemleri konusunda portföyünde
tüm teknolojileri - barkod, 2D ve RFID - barındıran
piyasadaki yegâne tedarikçidir. Her bir ürün grubunu
kendisi geliştirmiş ve üretmektedir. Ayrıca tutarlı bir
kullanıcı arabirimi, süreç arabirimleri, ve birbiriyle
bağlantı imkanları gibi ortak bir platform yaratmıştır.” Bu sayede, neredeyse barkod, 2D kod veya RFID
tanımlama teknolojisi sorularına cevap ararken, gerçek
uygulamalara ait proje planlarının yapılmasına imkân
tanımaktadır. Bu amaçla, SICK, Reute’ deki Lojistik
Teknoloji Merkezinde ve Türkiye ofisinde yerleşik
Test Merkezinde hızlı ve risksiz bir biçimde devreye
alma denemeleri, uygulanabilirlik araştırmaları, sistem optimizasyonları ve gelişmiş parametrelendirme
çalışmalarını yapma fırsatı sunmaktadır. Daha sonra,
ortak tek bir ortamda, tanımlama amacıyla bir barkod
etiketi, 2D kodlama veya bir tag ve hatta bir hibrit etiket kullanılmış olup olmamasına bakılmaksızın sadece
datalara dayalı bir icraat gerçekleştirilir. Bu, sistem
entegratörlerine planlama ve yatırım güvenliği sağlar,
çünkü teknolojide herhangi bir değişiklik olduğunda,
tasarladıkları yatırımları değersiz hale gelmeyecektir.
Temel olarak seçtikleri çözümü her durumda kullanabilirler ve özel koşullara sahip bir obje ortaya
çıkması durumunda, IT süreçlerinin akıl karıştırıcı
değişiklikleriyle boğuşmak zorunda kalmadan, kolayca
bir veri tespit sistemi uyarlayarak sorunu çözebilirler.
Bu şekilde, kullanıcılar, teknoloji, uygun maliyet ve
geleceğe dönük olma konularında her zaman en iyi
çözümlere sahip olabilirler. Bu durum özellikle önemlidir. Çünkü, gerektiğinde, tek bir kaynaktan sağlanan
bileşenlere, dünya çapındaki destek ve hizmetlere
güvenebilirler.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
IO-Link ile Yeni Yaklaşımlar ve Esnek Çözümler
Turck
www.turck.com.tr
■ Yeni bir egzoz üretim hattı kurulumunda zorlu kaynak gereksinimleri, zorlu üretim tipleri ve faklı tipte
çok fazla farklı ürün kullanılması ve bunların uygun
tasarımda buluşturulması gibi birçok farklı zorluk
bulunmaktadır.
Danimarka merkezli önde gelen egzoz üreticilerinden
Dinex, Türkiye de kurduğu yeni üretim tesisinde
Turck BL20 multiprotokol modülleri ile geniş bağlantı
opsiyonları ve basitleştirilmiş çözümlere sahip oldu.
Otobüs ve kamyon gibi büyük araçlar için yine büyük
çaplı egzoz üretimi yapılacak bu tesiste çok zor otomasyon uygulamalarının altından kalkmış ve kendini
kanıtlamış olan Teknodrom Robotik ve Otomasyon
firması kurulumları gerçekleştirmektedir.
tiprotokol ve fast start-up teknolojilerini değerlendirdi.
Farklı üreticilerden kontrolörler, faklı üreticilerin valf
terminalleri ve çok çeşitli IO ihtiyaçları için BL20 multiprotokol modülleri hat imalatçıları için tek elden sistem sadeliği ve bağlantı kolaylığı sağlarken, son kullanıcı için bakım ve sadelik avantajlarını getirmektedir.
IO-Link ile yeni bakış açıları
Turck un yeni BL20-4IOL IO-Link master modülleri
ve TBIL IP67 IO-Link sensör toplama kutuları, pano
dan çıkan 4 telli basit bir sensör kablosu ile sahadan
16 farklı sensör bilgisini IP67 koruma sınıfı şartlarını
sağlayarak toplayabilmektedir. Bu şekilde bağlantı
işçiliğinin minimize edilmesi sağlanmış, daha basit
kablolama ve daha az hata ihtimali ile basitleştirilmiş
bir çözüm sağlanmıştır.
Tasarım aşamasında en zor kaynak alanları için güvenilen sensör üreticisi Turck’tan sensör ihtiyaçları ile
başlayan temaslarda, ihtiyaçlara özel çözümler için
yeni teknolojileri kullanarak daha iyisini yapmayı
hedefleyen Teknodrom firması Turck’un IO-Link, mul-
Dinex egzoz üretim hatlarında IO-Link’in diğer bir
avantajı da esnek fikstür ihtiyaçları olan bu projede, fikstür değişimleri esnasında IO-Link’in getirdiği
büyük kolaylıklar oldu;
42
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Profinet adalarda EMC
dayanımları ve pahalı kabloları söz konusu
olduğunda Turck TBIL
IO-Link toplama kutusu sahada mevcut BL20
istasyonları ile kullanılıyor olduğunda, en ekonomik IP67 çözümü sağlamaktadır. Tek bir sensör
kablosu ile sinyallerin
panoya taşınması, hem
kurulum maliyetleri hem
de işletme/bakım maliyetlerini düşürmesi ile
esnek ve ekonomik bir
çözüm olmaktadır.
“Proje ihtiyacı olarak fikstürlerin değişmesi gerekmektedir. Bu sebeple IO-Llink uyumlu modüller kullanmamız büyük bir esneklik sağladı. Proje daha kurulum
aşamasındayken yapılacak ekleme ya da çıkarmaları
kolayca sisteme adapte edebildik. Daha sonra çıkacak
revizyonlar için de aynı esneklik kullanılacak.” diyerek Teknodrom firmasının otomasyon takımı kontrol
mühendisi Selim Çağatay Bey bu avantaja dikkat
çekmektedir.
BL20 sinyal arayüzleri ile IO-Link üzerinden toplanan sensör bilgilerinin yanında çıkış sinyallerinin de
IO-Link üzerinden kontol edilmesi mümkün olmuştur.
Bu şekilde siteme tek tip bir arayüz üzerinden hem
IP20 pano içi sinyallerin, hem IP67 makina üstü
giriş sinyallerinin hem de sahadaki valf adalarının
bağlanması sağlanmıştır. Yine bu konu ile ilgili olarak
Teknodrom mühendislerince “aynı noktadan birden
fazla ve farklı cihazlara(valf adaları ve blok giriş
modülleri) erişebilmek de sağlanan kolaylıklar arasında.” diye eklenmektedir.
Ekonomik IP67 dağıtılmış I/O’lar
En zorlu ve yüksek dayanım beklenen otomasyon
alanlarından olan MIG kaynak hatlarında özellikle
bağlantı ekipmanlarının dayanıklı olması önemlidir.
Kablo miktarı ne kadar az ise kablo kaynaklı arıza
ihtimali de o denli az olacağından saha ekipmanlarını IP67 koruma sınıflı adalarda toplamak ve tek bir
sensör kablosu ile 16 adede kadar sensör taşımak en
dayanımlı çözüm olacaktır.
Teknodrom firmasından
Selim Çağatay “Kompakt
ve esnek yapıları ve fiyat/
performans oranlarının
yüksek olması“ ile Turck BL20 IO-Link çözümlerinin
nasıl öne geçtiği açıklıyor.
Esnek ve Doğru Çözümler
Otomotiv endüstrisi üretim hatlarında ihtiyaç duyulan
çoğu saha ekipmanını tek elden tedarik edebilen Turck,
yenilikçi yaklaşımlar ile her zaman bir adım önde olduğu sensör ve bağlantı ekipmanı çözümlerinin yanı sıra
Fieldbus saha haberleşmesi ve IO-Link çözümleri ile
yeni teknoloji ve yaklaşımlara olanak sağlamaktadır.
IP20 ve IP67 koruma sınıflarında hem kompakt hem
de modüler sistemler için multiprotokol çözümleri
ile güncel yaygın 3 ethernet tabanlı haberleşme protokolünü (ProfinetRT, ModbusTCP ve EthernetIP)
bir araya getiren Turck, multiprotokol haberleşme
modüllerine eklenebilen IO-Link mastar kartları
ile esnekliği bir adım ileriye götürmüştür. Mevcut
giriş/çıkış sinyal çeşitliliği bir adım öteye taşıyarak
IO-Link modüller ile sadece IO-link sensörlerin
bağlanmasına olanak sağlamakla kalmamış, aynı
zamanda IO-Link kabloları ile IP67 saha bağlantılarına ekonomik bir çözüm getirmiştir. Bu çözüm ile
sahadaki aktüatörler gibi birçok IO-Link modülünü
de tek bir arayüz vasıtası ile haberleştirmek mümkün kılınmaktadır.
“Benim için asıl önemli olan esnek bir yapı kurabilmekti. Bunu da başardığımızı düşünüyorum” diyerek
sözlerini bitiriyor Teknodrom Kontrol Mühendisi
Selim Çağatay.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
43
Ürün ve Uygulamalar
Doğru Osiloskop Seçimi:
Eşdeğer Zamanlı ve Gerçek Zamanlı Osiloskoplar
Tektronix
www.netes.com.tr
■ Osiloskop veri yakalama yöntemleri genellikle gerçek
zamanlı ve eş değer zamanlı olarak ikiye ayrılmıştır. Uygulamada ikisi arasındaki farklar bazı ölçümler için açıkça
belli iken, seri veri uygulamaları söz konusu olduğunda
osiloskop seçimi daha zor olabilir.
Yeni nesil gerçek zamanlı osiloskoplar geçmişe göre çok
daha fazla bant genişliği sunsa da özellikle optik alanda
olmak üzere seri veri hızları da dışarıdan göründüğünden
çok daha hızlı bir şekilde artmaktadır. Bu durum ön görülebilir bir gelecekte eşdeğer örnekleme osiloskoplarının
sunduğu yüksek bant genişliği ve yüksek doğruluğun
ciddi bir gereksinim olmaya devam edeceğini göstermektedir. Özel bir uygulama için cihaz seçimi gerçekleştirilirken doğru tercihi yapmak için her bir cihazın güçlü
ve zayıf yanlarının iyi anlaşılması son derece önemlidir.
İlerleyen bölümlerde ise seri ve optik testlerde eşdeğer
zamanlı osiloskoplara ait uygulamaları inceleyeceğiz.
Yüksek frekanslı sinyaller ölçülürken osiloskop tek bir
taramada yeterli miktarda örneklemi toplayamayabilir.
Eşdeğer-zamanlı örnekleme frekansı büyük ölçüde “maksimum örneklem hızı/2.5” değerini aşan sinyalleri hatasız
olarak yakalamak için kullanılabilir. Eşdeğer zamanlı örnekleme aşağıda Şekil 2’de gösterildiği gibi her bir tekrarda farklı noktalardan örnek alarak tekrarlı bir sinyalin
resmini adım adım oluşturabilir. Bu durum frekans bileşeni osiloskopun örnekleme hızından daha büyük olan
sinyalleri osiloskopun hassas olarak yakalamasına imkan
sağlar.
Örnekleme teknolojisi temelleri
Her ne kadar bir takım farklı örnekleme teknolojileri
mevcut olsa da günümüzün dijital osiloskopları iki temel
örnekleme metodundan faydalanır: gerçek-zamanlı örnekleme ve eşdeğer-zamanlı örnekleme. Eşdeğer-zamanlı örnekleme iki alt kategoriye daha ayrılır: rastgele ve
sıralı. Her bir metot gerçekleştirilen ölçüm türüne bağlı
olarak farklı avantajlara sahiptir.
Gerçek zamanlı örnekleme frekans aralığı osiloskopun
maksimum örneklem hızının yarısından daha küçük olan
sinyaller için idealdir. Burada osiloskop aşağıda Şekil
1’de gösterildiği gibi resmi doğru bir şekilde oluşturmak
için bir dalga formu taramasında (sweep) yeteri sayıda
noktadan daha fazlasını elde edebilir. Gerçek zamanlı
örnekleme hızlı ve geçici sinyalleri yakalamak için dijital
bir osiloskop ile kullanılan ideal bir çözümdür. “Gerçek
zamanlı” bant genişliği genellikle aşağıdaki formül ile örnekleme hızı ile ilişkilidir: Ör, Bant genişliği = Örneklem
Hızı / 2.5.
Şekil 1: Geçek zamanlı örnekleme modu tek bir tetikleme olayından
sonra bir kayıttaki tüm noktaları yakalar.
Şekil 2: Eşdeğer-zamanlı örnekleme modu birden fazla tetikleme
ile dalgaformu noktalarını yakalar.Bu örnek rastgele yöntemi göstermektedir.
Sinyal yakalama yöntemleri
Yakalama modlarının karşılaştırılmasında geçek zamanlı osiloskoplar yeteri kadar açıktır: bu osiloskoplar
kendi bant genişliği ve dinamik aralığı içerisinde sinyali
yeniden oluşturmak için yeterli hızda örnekleme yapabilirler. Bu durum örnekleme hızının kendi bant genişliğinin 2 katından daha fazla olduğu yani Nyquist kriterini
karşılayacak oranda örnekleme yapabildiği anlamına
gelir. Örnek olarak 20 GHz’lik bir osiloskop için 50 GS/s
örnekleme oranı yeterlidir. Gerçek zamanlı osiloskoplar genellikle test altındaki aygıta asenkron, dahili bir
clock sinyali ile örnekleme yaparak sinyali sayısallaştırır. Bir seri veri akışının yakalanması durumunda, her
bir yakalama, veri yolundaki veri veya clock hattı ile sayısallaştırıcı arasında rastgele bir fazda olacaktır. Daha
sonra tartışacağımız üzere tetikleyici genellikle gerekli
değildir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
45
Ürün ve Uygulamalar
Gerçek zamanlı yakalama modu ile çalışmanın dışında aynı zamanda birçok gerçek zamanlı osiloskop bir
eşdeğer zamanlı modunu da destekler. Gerçek zamanlı osiloskopun bu modunda sayısallaştırıcı DUT ile
asenkron olarak çalışır ve sinyalin birçok defa tekrarlı
bir şekilde yakalanması osiloskopun sayısallaştırıcısı
ile DUT’un saati arasında rastgele bir şekilde değişir.
Fark bu kez tetikleyici zamanlama bilgisinin gerekli olması ve aynı tetikleme noktası baz alınarak yakalanan
noktaların kayıt içerisine yerleştirilmesinde kullanılmasıdır ki seri veri yakalamada bu nokta test altındaki
devrenin clock sinyaline göre sabit bir noktadır.
Birçok yakalama gerçekleştiğinden dolayı örnek-örnek
arası boşluklar sayısallaştırıcının sunduğu boşluktan
daha küçük olacaktır ve sonuçta ortaya çıkan örneklem hızı kolayca TS/s’ye ulaşabilir. Yakalamaların fazı
rastgele olduğundan dolayı bu mod rastgele eşdeğer
zamanlı örnekleme olarak isimlendirilir. Bu örnekler
arası boşlukların yakalama sayısı arttıkça rastgele azalacağı anlamına gelir fakat kesin olarak garanti edilemez ve rastgele hareket eder.
Artık yakalama sistemi “örnekleme” osiloskopunun
eşdeğer zamanı için tetikleyiciye zaman-kilitlidir. Seri
veri için tetikleyici DUT sinyal veya saati üzerinde çalışır ve yakalama örnekleri tetikleyiciye senkron bir
şekilde alınır. Bu durum seri veri yakalaması için DUT
ile ilgili bir kontrol edilen fazın mevcut olduğu anlamına gelir. Başka bir deyişle örnekler tam olarak “sıralı
eşdeğer zamanlı” örnekleme olarak bilinen bir yöntem
ile tetikleyiciden sonraki artan bir zaman veya fazda
soldan sağa doğru bir sıra ile alınır.
“örnekleme osiloskopları” (sampling oscilloscope)
ismi uzun süre önce mantıklıydı (diğer osiloskoplar
hem zaman hem de dikey algılamada analog iken) fakat
günümüzdeki tüm osiloskoplar zaman bazlı örnekleme
yaptığından artık bu ismin tamamen yetersiz kaldığından ve dolayısıyla “örnekleme osiloskopu” isminin bir
anakronizm olduğundan bahsetmekte fayda var. Sinyal
ve iletişim analizörü gibi diğer terimler günümüze biraz daha uygundur ancak çok belirgin değildir ve bu
yüzden belirli bir miktar isim karışıklığı devam etmektedir.
Rastgele ve Sıralı Eşdeğer Zamanlı Örneklemenin
Karşılaştırılması
Belirtildiği gibi üst seviye, yüksek performanslı gerçek
zamanlı osiloskoplar eşdeğer zamanlı yakalamayı destekler ancak geleneksel “örnekleme” osiloskoplarına
nazaran büyük bir fark vardır. Dedike edilmiş “örnekleme” osiloskoplar sıralı eşdeğer zamanlı örneklemeyi
46
kullanırken gerçek zamanlı osiloskoplar rastgele eşdeğer zamanlı örneklemeyi kullanır.
Eşdeğer zamana rastgele yaklaşım asenkron (tetikleyiciye) bir clock sinyali ile örnekleri yakalar ve örnekleri konumlandırma işlemini yapan bir blok mevcuttur.
Bu yöntemin avantajı gerçek zamanlı bir osiloskoptan
bekleneceği gibi, tetikleme noktası öncesinden örnekler alınabilmesidir.
Ancak örnekleri konumlandırma doğruluğu sıralı eşdeğer zaman yaklaşımı kullanılarak mümkün olana benzemez. Sonuç yüksek oranda jitter içeren kötü bir eye
diagram olabilir. Sıralı eşdeğer zamanlı osiloskop sadece tetikleme sonrası örnekleri yakalayabilirken ( bir
gecikme hattı kullanılmadıkça), bu durum yüksek-hızlı
seri veriyi ilgilendiren birçok testte genellikle sorun
değildir.
Seri veri ve osiloskop yakalama metodu
Bir seri veri alıcısı için anahtar nokta, her şeyin alıcı
clock ve veri arasındaki ilişkiye bağlı olmasıdır. Örnek
olarak alıcı içerisindeki veri akışı jitter içerebilir fakat
eğer clock recovery sistemi jitter’ı dikkate alıyorsa ve
veri ve clock ilişkisi sabit veya peryoda göre küçük bir
yüzdelik dilimde ise veri bilgisi kurtarılabilir.
Ölçüm aracı bu mantığı takip etmelidir ve bu yüzden
seri veri akışı genellikle seri veri clock sinyali ile ilgili
olarak seri veri akışı faz ile çizilmiş olarak görüntülenir. Gerçek zamanlı bir osiloskopta clock revovery
ile elde edilen bir clock sinyali yerine yakalanan veri
akışını işleyen yazılım tarafından bir clock sinyali üretilebilir. Eşdeğer zamanlı osiloskop durumunda gerçek
zamanlı yakalanan bir veri mevcut değildir, bu yüzden
clock sinyali yazılım ile üretilen bir sinyal olamaz ve
gerçek bir alıcıdakine benzer gerçek donanım clock recovery gereklidir.
Seri veri için eşdeğer zamanlı örnekleme
Seri veri iletişiminde kullanılan çok yüksek bit hızları
mevcut örnekleme hızı açısından gerçek zamanlı bir
osiloskopun yakalama sistemini ön plana çıkarır. Eğer
osiloskop her peryottan az da olsa birkaç veri örneği
alabiliyorsa Nyquist’i kriteri hala karşılanabiliyor olabilir, fakat Nyquist için yeterli olsa da düşük miktardaki
bir örnekleme kesin ve tam örneklenmiş bir eye diagramı oluşturmak için osiloskobun doğru bir şekilde interpolasyon yapabilme yeteneğini ön plana çıkarır. Küçük miktarda bir gürültü eğer mükemmel bir algoritma
kullanılmış olsa dahi interpolasyonunun doğruluğunu
karıştırarak Nyquist ötesinde var olacaktır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Eşdeğer yakalama hızı örnekleme oranı ile sınırlanmadığından ve dolayısıyla çok büyük olabileceğinden
interpolasyonu sınırlayabilir veya engelleyebilir. Bu
avantajın bir maliyeti vardır – yukarıda bahsedildiği
gibi bir donanım clock recovery gerektirir. Ek olarak
clock recovery’ den ve osiloskop tetikleme yolundan
kaynaklanan jitter yakalanan veri üzerine eklenir. Bu
durum bir ölçümün jitter oranının gerçek zamanlı yakalamadan daha kötü olacağı anlamına gelir. Bir gerçek
zamanlı Osiloskop üzerinde her iki metot ile deneyim
kazanmak yöntemlerin birbirlerinin alternatifi olabilme
yeteneğinin karşılaştırılması bakımından önemlidir.
covery devresi ile DUT’un parametrelerine benzer parametrelere sahip PLL’yi seçmek veya DUT doğrulamasına ilave bir adım olarak farklı bir yöntemle tetikleyici
sinyal clock kararlılığını doğrulamak iyi bir çözümdür.
Sıralı eşdeğer zamanlı bir osiloskop bu anlamda biraz
farklı bir dezavantaj sunar: osiloskop tasarımcılarının
sürekli çabaları sonrası tetikleyici jitter’ı minimize edilmiştir, bu yüzden jitter zemini problemi büyük bir mesele olmaktan çıkmıştır. Ayrıca mevcut bant genişliği
genellikle DUT’un sinyal spektrumundan daha büyük
olduğu için osiloskopun bant genişliği akışı aygıtın
yakalanan yanıtı içerisinde görülebilir değildir. Dikey
interpolasyon sorunları ortadan kaldırılmış iken ve
mevcut osiloskopların jitter zemini yeterli seviyede
düşük iken eşdeğer zamanlı Osiloskop seri veri dalga
formunun karakterizasyonu için en doğru ve hatasız
yöntemi sunar. Dezavantaj ise sıralı eşdeğer zamanlı
örnekleme osiloskopların yani az tekrarlı ve tekrarsız
ölçüm görevlerinde çok sınırlı olmasıdır.
Jitter
Tetikleyici noktası, tetikleyici sayıcı-noktası
DUT kurulumuna bağlı olarak DUT’tan gelen bir clock
sinyali olabilir ve ölçümde zamanlama referansı olarak
kullanılabilir. Clock recovery gerektirmediği için bu
durum pratiktir ancak uygulamaya geçilmeden önce
anlaşılması gereken kendine has bazı problemler üretebilir.
Bir gerçek zamanlı osiloskop durumunda DUT tarafından sağlanan donanım clock sinyali kullanılarak yapılan yakalama aşırı pozitif bir sinyal görünümüne neden
olabilir. Bunun nedeni osiloskopun anlık olarak tetiklenmesi ve birim aralığı (UI) hatalarının en azından tetikleyici noktasında biriktirilmeyecek olmasıdır. Tersi
durumda DUT’un (alıcının) clock recovery devresi anlık olarak sinyalin clock hatalarını izlemez bu nedenle
bazı jitter birikimleri gerçekleşebilir. Sonuçlar gerçek
zamanlı osiloskopun ekranı üzerinde görüntüleniyorken sonuç çok az değişiklik gösterebilir. Bu faktör gerçek zamanlı bir osiloskopun rastgele eşdeğer zaman
modunda çalışması durumunda dahi mevcuttur.
Böyle bir durumda daha sıkı bir yakalama metodunu
gelişmiş tetikleyici kullanarak uyarlamak ve clock re-
Sıralı eşdeğer-zamanlı osiloskop durumunda uzun tetikleme-örnekleme zamanı boyunca bir miktar titreşim
birikimi istenmeden ortaya çıkar ve aslında bu yöntem
gerçek zamanlı osiloskoplar tarafından da kısmi olarak
kullanılabilirdir. Bununla birlikte bu defa tam bir clock
recovery (HW’de görülen lüzum üzerine) alıcının ne
göreceğinin görülmesi için güvenli bir yöntemdir.
Bu bilgiler ile birlikte clock recovery özelliği ile donatılmış bir eşdeğer zamanlı örnekleme osiloskopu gerçek zamanlı osiloskoplara bir “mükemmel” alternatif
olarak seri veri tasarımlarında titreşim davranışının
analizi için kullanılan faydalı bir araç olabilir. Örnek
olarak düzgün olarak donatılmış bir eşdeğer zamanlı
osiloskop ile birlikte şekil 3’de sol üstteki olasılık dağılım fonksiyonu (PDF) Eye Diyagramı Eye kapanmasının istatistiksel olasılığını görüntülemektedir. Bu ekran
ilintili ve ilintisiz yatay ve dikey bilgilerin bir kombinasyonu vasıtasıyla üretilmiştir.
Görünüşte geleneksel Eye diyagramlarına benzerliğine rağmen PDF eye diagramı sadece başarılı örneklerin bir çizimi değildir ve artan yakalama süresi ile
kapanmaz. Eye diagramı hala yüksek çözünürlüklü bir
çizim içerisine yatay ve dikey olarak sayısallaştırılmış
bir sinyalin UI görünümü iken üçüncü boyut özel bir
noktayı vuran ardışık yakalamaların hesaplanmış bir
olasılığıdır.
PDF Eye diagramı, “brute force” (çok geniş veri miktarının yakalanması ) yoluyla değil fakat temeldeki dağıtım biçimini karakterize etmek için örnekleme yeteneklerini kullanarak BER sonucunu tahmin eder. Dağıtım
sonrası dağıtım tüm titreşim bileşenleri ve gürültü ölçülene kadar ve kendi PDF’leri yüksek dereceli bir doğruluğu tanıyana kadar biriktirilir. Bu yöntemde bir BER
of 1 x 10-18 tahmini gözün tamamı üzerinde olasıdır.
Eşdeğer zamanlı osiloskop uygulamaları
Sıralı eşdeğer zamanlı osiloskoplar multi-gigabit veri
iletimi gerektiren yüksek hızlı iletişimlerin, bilgisayarların ve tüketici elektroniğinin geliştirilmesi ve testi
için çok yönlü bir araç sağlar. Bu cihazlar; aygıtların,
modüllerin ve bu ürünlerde kullanılan sistemlerin doğrulanması kadar optik ve elektriksel iletici karakterizasyonu içinde kullanılmaktadır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
47
Ürün ve Uygulamalar
Ek olarak, bu cihazlar hem paketler, PCB’ler hem de
elektriksel kabloların elektriksel sinyal yolu karakterizasyonuna çok uygundur. Olağanüstü bant genişliği,
sinyal uygunluğu ve modüler bir mimari ile birlikte bu
cihazlar yüksek performanslı TDR ve ara bağlantı analizi, sinyal bozulmalarının ayrıntılı analizi ve mevcut,
görünen seri veri teknolojisi için BER hesaplamalarını
sağlar. Aynı zamanda “örnekleme” osiloskopları ultrageniş bant genişlikleri, çok iyi dikey çözünürlük, düşük
titreşim ve zaman aralığı doğruluğu gerektiren elektriksel ve optik uygulamalar için değerli bir standart sunar.
Eşdeğer zamanlı osiloskop
Burada özetle ne zaman gerçek zamanlı bir osiloskopun seçileceği veya ne zaman eşdeğer zamanlı modelin
en iyi seçenek olabileceği bir yan yana karşılaştırma ile
sunulmuştur:
Bu cihazlar yüksek bant genişlikleri nedeniyle özellikle optik
test uygulamalarını hedefleyen çok çeşitli ölçüm ve analiz
araçları genellikle eşdeğer zaman osiloskopları için kullanılabilirdir. Standart genlik ve zamanlama parametrik ölçümlerine ek olarak (örnek olarak yükselme/alçalma zamanları,
genlik, RMS titreşim, RMS gürültü, frekans, periyod, vs.)
ölçüm takımları özellikle ortalama optik güç, sönme hızı,
göz yüksekliği ve optik modülasyon genliğini içeren optik
sinyallerin ölçümüne uygun hale getirilmiş ölçümleri içerir.
Gerçek zamanlı osiloskop
• Sadece tek tetikleyici gerektirir, “single-shot” modda
sinyalleri yakalayabilir
• Daha yüksek gerilim giriş aralığı (6.25V (eşdeğer zaman skopları için 1 V))
• Büyük bellek derinliği ile hata ayıklama için mükemmel
(örnek olarak, bitişik veri noktalarından akan olayları
görüntüleyebilir)
• Hızlı eye diyagramı ve jitter analizi için gelen seri sinyaller üzerinde clock recovery
48
• Gerçek zamanlı skoplar 30+GHz’lik yüksek bant genişliğine
sahiptir ancak örneklem skopları 70+ GHz’lik daha da yüksek bir bant genişliğine sahiptir
• Kullanılabilir optik Referans Alıcı-tabanlı modüller optik (700nm – 1800nm) sinyalin doğrudan yakalanmasına
imkân sağlar
• Düşük gürültü/titreşim zemini <200 ps
• Karakterizasyon için mükemmel, örnek olarak tekrarlama
özelliği altın SerDes testi veya Zaman Etki Alanı Refloktometresi (TDR) gibi uygulamalara katkıda bulunur
Bu durum Tektronix DS8300 Serisi gibi eşdeğer zamanlı
osiloskoplar için ek kullanımlar üzerinde ön görü sağlarken
yakalama, colock recovery ve tetikleme için gerçek zamanlı
ve eş değer zamanlı osiloskop yeteneklerinin iyi bir şekilde
gözden geçirilmesini sağlar.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
PC Tabanlı Kontrol: Tüm Rüzgar Endüstrisi Gereksinimleri
İçin Komple Çözüm Sunan Sistem
Beckhoff
www.beckhoff.com
Yeni CX5100 gömülü PC serisi, merkezi bir kontrol platformu olarak, rüzgar türbinleri için idealdir. Dört çekirdek işlemciye kadar donanım desteği ve doğrudan bağlı I/O sistemiyle, daha düşük fiyatlarla yüksek performans sunuyorlar.
50
■ Beckhoff, rüzgar endüstrisi için geliştirmiş olduğu
entegre kontrol çözümünü PC Tabanlı Kontrol ile
operasyonel yönetim, hatve kontrolü, invertör
kontrolü, durum izleme ve görselleştirme görevlerinin
tek bir CPU üzerinde gerçekleştirilebilmesine imkan
veriyor. Çok hızlı rüzgar türbinleri kontrolörlerine bile
entegrasyon hızlı ve kolay bir şekilde sağlanabiliyor.
PC ve EtherCAT teknolojisi modüler, hassas bir
şekilde ölçeklenebilen standart yazılım ve donanım
bileşenleri yelpazesi sunmasının yanı sıra, rüzgar
enerjisinin verimli ve ekonomik kullanımını sağlayan,
küresel ölçekte erişilebilir ve kanıtlanmış bir sistem
çözümünü temsil ediyor. Beckhoff’un kontrol sistemine
entegre edilmiş Durum İzleme ve akıllı rüzgar türbini
ağı üzerinden enerji şebekesi desteği bulunuyor.
raya monte edilebilen ve doğrudan I/O sistemi bağlantılı
Gömülü PC’ler donanımlarında bir, iki veya dört çekirdekli
işlemciler bulundurabilirler ve daha düşük maliyetlerle
yüksek performans sunarlar. CX51xx, görselleştirme,
güvenlik ve Durum İzleme de dâhil olmak üzere, bir rüzgar
türbini kontrolüne ait tüm görevleri üstlenebilir. Beckhoff
otomasyon yazılımı TwinCAT 3’ün çok çekirdekli teknolojiyi
desteklemesiyle Durum İzleme gibi bilgi işlem yükü yüksek
olan görevler, ayrı bir çekirdek üzerinde uygulamaya
koyulabilir. CX51xx’in yüksek işlemci hızı aynı zamanda,
ek yazılımlar kullanılırken karşılaşılabilecek sınırlamaları
ortadan kaldırır.
Yeni CX5100 gömülü PC serisi, merkezi bir kontrol platformu
olarak, rüzgar türbinleri için idealdir. Kompakt, sağlam, DIN
PC tabanlı Kontrol, rüzgar türbini Durum İzleme görevini
mevcut otomasyon sistemine sorunsuz biçimde entegre
EtherCAT Terminaller Durum İzlemeyi kontrol
sistemine entegre ediyor
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
eder: titreşim ölçümü için yüksek hassasiyetli EL3632
EtherCAT Terminali veya gerilme ölçer (strain gauge) analizi
için EL3356-0010, kolayca mevcut I/O sistemine eklenebilir.
Örneklenmiş ham veriler üst düzey yazılım çözümleri
için kullanılabilir. OPC gibi açık bir arabirim üzerinden
kontrol sistemine entegre edilebilen kullanıcının CMS
yazılımı, downstream hizmetlerin analizini ve başlatılmasını
kolaylaştırır. Bu entegre çözüm, geleneksel “kara kutuya”
veda etmemizi sağlıyor. Diğer bir deyişle, donanım tabanlı
durum izleme sistemlerinin kontrol sistemiyle karmaşık bir
şekilde kullanılması artık gerekli değil. Kullanıcılar, yalnızca
esnek genişleme seçeneklerinden ve daha düşük sistem
maliyetlerinden değil, aynı zamanda gelişmiş hata ayıklama
imkanlarından da fayda sağlıyorlar.
Geleceğe dönük: EtherCAT ile rüzgar türbini ağ sistemi
Beckhoff, voltaj düşümüne yada değişen ihtiyaçlara hızlı
cevap verebilme yeteneği sayesinde rüzgar türbini ağlarında
yeni standartlar belirliyor. EtherCAT tabanlı sistemler, anlık
akım ve voltaj değerlerini besleme noktasındaki şekliyle,
saniyede 10.000 adede kadar örnek alabilir. Bir gerilim
düşümü durumunda, tüm rüzgar türbinleri için kullanılan
ayar değeri (set value), bütün rüzgar türbini ağında 1
ms’den kısa sürede güncellenir. Tüm rüzgar türbinlerinin
ölçüm değerleri ve besleme noktasındaki ölçümler, bunlarla
ilgili akım, voltaj ve frekans kontrolüyle, 1 μs’den kısa bir
zaman içerisinde senkronize edilir, ve bu sayede optimum
şebeke desteği sağlanmış olur.
TwinCAT 3 ile basitleştirilen sistem mühendisliği
Beckhoff’un entegre otomasyon yazılımı TwinCAT,
kullanıcılara programlama dilleri bakımından seçim
özgürlüğü sunuyor: IEC 61131-3 için nesne yönelimli
uzantılara ek olarak, C ve C++ da gerçek zamanlı
uygulamaların programlanması için kullanılabiliyor.
MATLAB® / Simulink® desteği, rüzgar endüstrisinde
yaygın olarak kullanılan simülasyon araçlarının
kullanımına imkan sağlıyor.
DOSYA / Ürün ve Uygulamalar
İyi Bir Bina Otomasyonu İçin Gereken 5 Özellik
Wago
www.wago.com.tr
■ Güvenlik, konfor ve ziyaretçilere sağlanan kolaylıklar
havalanı, hastane, fuar merkezleri, istasyonlar ve adalet
binaları vb. merkezlerde son derece önemlidir. Tüm bu sistemlerin entegre bir bina otomasyonu olarak sunulabilmesi
ise yatırımcı, uygulamacı ve projeci açısından daha ekonomik, daha güvenilir ve ilerideki ihtiyaçlara göre daha kolay
genişletilebilir bir alt yapı sunar. Peki bu söylenenleri gerçekleştirebilmek için hangi özellikleri taşımak gerekir hep
birlikte bakalım.
1-Maksimum Enerji Tasarrufu Sağlanmalı
Entegre bina otomasyonu HVAC, enerj, ve aydınlatma tarafında işbirliği içinde çalışır.
maliyeti azaltır. Çünkü fazla pano ihtiyacı bina içerisinde yer
kaybı ve beraberinde ise yer maliyeti, pano maliyeti, kablo
maliyeti ve ek arıza riski demektir.
Binalarda harcanan enerji giderlerinin dağılımı
Eksik veya hatalı bir bina otomasyon sistemi ile o binanın
normal enerji tüketimi %20’ye kadar artabilir. Eğer bir binanın sadece HVAC tarafı için bir otomasyon sistemi kurulduysa bu binada yaklaşık %30 ‘a kadar bir tasarruf sağlanabilmektedir. Buna ek olarak aydınlatma kontrolünü de BMS
içerisine aldığımızda bu oran %50’lere kadar çıkabilmektedir. Dolasıyla bina otomasyonunda ilk olarak düşünülmesi
gerekilen noktalardan biri enerji sarfiyatlarının entegre bir
şekilde azaltılmaya çalışılmasıdır.
2-Entegre Bir Sistem Olmalı
4-Uyumlu Haberleşme Yapısı
Bina otomasyon sistemi tüm mekanik tesisat saha cihazları
ile hem BACnet, hem KNX hem LON hem de Bellimo’ya ait
MP Bus yapılarında haberleşmelidir. Uyumlu olarak çalışabilen marka bağımsız mekanik tesisat/ aydınlatma ve enerji
otomasyonu çözümleri sağlanmalıdır.
Mekanik otomasyon, konfor otomasyonu, aydınlatma otomasyonu ve sayaç/enerji otomasyonu hep birbirinden ayrı
olarak düşünülen sistemlerdir. Bina otomasyon sistemlerinde bu sistemleri ayrı ayrı uygulama neticesinde;
• Her bir sistem için ayrı kablolama maliyeti
• Her bir sistem için ayrı bilgisayar ve bilgi sistemi
• Her bir sistem için ayrı malzeme yedekleme
• Farklı firmalardan hizmet alınması sonucu ayrı bakım sözleşmeleri ve sisteme müdahale zamanı gerekir
• Aydınlatma/Enerji otomasyonu/HVAC tarafında montaj
problemi yaşanır
5-Özel Alt Bus Sistemleri
3-Modüler ve Kompakt Sistem
Sonuç
Modüler sistemlerde arıza anında sadece ilgili modül değiştirilebilir. Modül değişirken yazılım veya konfigürasyon
değişmez. Bu sebeple sıradan bir personel bile rahatlıkla
modül değişikliği yapabilir. Panoda daha az yer kaplaması
52
WAGO
750
Modüler
Sistem
Saha yapılarının aksine alt yapılarda daha özelleştirilmiş
montaj ve konfigürasyonu kolaylaştıran çözümler hedef
alınmıştır. Uygulamaya özel olarak düşünülen bu alt yapılar
(DALI, SMI, MP-BUS) gerekli fonksiyon için; sorumluluk,
görev yapılandırması ve ayrımı için kullanılır.
Örnek Proje | TBMM Ek Hizmet Binası
KNX IP-Projesi | Kullanılan Ürünler
• 140 KNX Kontrolör
• 125 DALI Master Modül
• DALI Digital ve Analog Modüller
• Aydınlatma ve Enerji Kontrolü
• l8.000 Armatür kontrolü
• Entegre otomasyon sistemi sayesinde %35 enerji tasarrufu sağlandı.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DOSYA / Ürün ve Uygulamalar
Geleceğin Haberleşme Standardı Nedir?
Endüstriyel Otomasyonda Bluetooth Haberleşme
Phoenix Contact
www.phoenixcontact.com
■ Kablosuz haberleşme, kablodan kurtulmak ve güvenilir
veri ve sinyal iletimi iletmenin yanında hızlı ve düşük maliyetli kurulumlara da imkan vermektedir. Bunun bir sonucu olarak endüstriyel otomasyonda kablosuz haberleşme
kullanımı gittikçe artmaktadır. Fabrikalarda yaygın olarak
kullanılan LAN ağlarının uzantısı olan WLAN 802.11 b/g
standartlarına ek olarak BLUETOOTH haberleşme yöntemi
de çok sayıda otomasyon uygulamasında kendine yer
bulmaktadır.
Bluetooth teknolojisi üniversal kullanıma açık ve standartlarla belirlenmiş (IEEE 802.15.1), güvenli ve kararlı iletişim
protokolüne sahiptir. Bluetooth, 2.4 GHz frekansında haberleşmesi ve (FHSS) frekans atlamalı dağıtılmış spektrum
yöntemini kullanması sayesinde çok güvenli bir iletişim
yöntemi haline gelmiştir. FHSS spektrumunda 79 adet farklı
atlama frekansı kullanılarak saniyede 1600 kez frekanslar
arasında otomatik atlama yapılmaktadır. Veride bir kayıp
olduğunda fark edilmeyecek kadar küçük zaman dilimlerinde başka kanala geçiş yapılır. Kablosuz haberleşme için 2.4
GHz kullanılması sayesinde EMC alanlarının negatif etki-
lerinden korunmuş olunur. Birçok insanın düşündüğünün
aksine ark fırınları, frekans çeviriciler ve yük anahtarlamaları
uygulamaları kablosuz uygulamalarda olumsuz etki yaratmaz. Bu tarz uygulamaların negatif etkileri genellikle kHz
ve MHz frekans seviyelerindedir. Bu yüzden EMC girişimi
olması imkânsızdır.
Aynı frekans bandında kullanılan Bluetooth ve diğer kablosuz sistemlerin (WLAN 802.11 gibi) girişimlerini ve birbirlerine olabilecek etkilerini ortadan kaldırmak için adaptive
frekans atlama özelliği kullanılmıştır. Bu sayede otomatik
olarak çakışmayan frekanslar bulunur ve cihazların aynı
ortamda güvenli ve sorunsuz çalışmaları garanti altına
alınmış olur.
Küçük veri paketlerinin hızlı iletimi
Bir Bluetooth modülü en fazla yedi Bluetooth cihazına
bağlanabilir ve 1Mbps hızında veri iletebilir. Bir çok otomasyon prosesinin yapısı göz önüne alındığında bu değerler
fazlasıyla yeterli kalmaktadır. Sıklıkla görülen uygulama
şekillerinde bir veya birkaç kontrolör veya IO modülleri lokal
ENDÜSTRİ OTOMASYON
55
DOSYA / Ürün ve Uygulamalar
Bluetooth lokal ağların çevre birimlere entegre edilmesinde kullanılmaktadır.
ağlara bağlanırken kablosuz iletişime ihtiyaç duymaktadır
ve 80-90 byte data iletimi yetmektedir. Örnek verecek olursak, 16ms’lik iki yönlü iletişim döngü süresi içinde 100byte
veri iletişimi için gerekli hız sadece 100kbps olmaktadır.
2.4 GHz frekans bandında sınırlı bant genişliğinin kullanımını optimal hale getirmek için veri paketlerinin düşük boyutta
ve hızlı iletilmesi, yavaş ama yoğun veri akışından daha
önemlidir., FHSS teknolojisini kullanan Bluetooth teknolojisi
frekans bandının daha efektif kullanılmasını sağladığı için
önemli bir avantaja sahiptir. Bu yüzden bir çok küçük lokal
ağlarla paralel çalışılan uygulamalarda Bluetooth uygun bir
çözüm sunmaktadır. (şekil 1’e bakınız)
düşük maliyetlerle entegre etmek mümkündür.
Komplex fieldbus yapısının kablosuz taşınması yerine fieldbus üzerinde bir modüle bilinen kablosuz standartları kullanarak veri taşınması düşünülmüştür (şekil 2’ye bakınız). Bu
sayede düşük miktarda iletimden (17byte) orta ölçüde iletime kadar (339 byte) olan veri paketleri çok düşük teknolojik
maliyetler ile güvenli kablosuz iletim yapılması sağlanmış
olur. Tüm bu avantajlara sahip olan Bluetooth, kablosuz IO
çözümleri için en uygun teknolojiyi sağlamış olmaktadır.
Phoenix Contact kablosuz Bluetooth “Fieldline” IO çözümleri endüstriyel alanda kullanılan ilk kablosuz sistemdir.
Kablosuz Ethernet
Bir Bluetooth ağının kapsama alanı kuruluma ve çevre
koşullarına bağlıdır. Bu mesafeler bina içinde 100 metrenin üzerine, açık alanlarda ise bir kaç yüz metrelere kadar
çıkabilir.
Değişik uygulamaları temel alan 25 den daha fazla sayıda
Bluetooth profile tanımlanmıştır. Endüstriyel uygulamalar
için aşağıdaki profiller önem kazanmaktadır;
• Proses ve kontrol sinyallerinin hızlı ve döngüsel iletimi için
HID. (Kullanıcı ara yüz cihazı)
• Ethernet iletişimi için PAN.
• Seri veri iletişimi için SPP (Seri port profile)
Fieldbus sistemlerine düşük maliyetli bütünleşme
Uzun yıllardır bir çok kullanıcı mevcut profibus ve Interbus
hatları için kablosuz revizyon olanaklarını sormaktadırlar.
Birçok teknik çözüm ise yüksek maliyetlerinden dolayı
kullanışlı olmayı başaramamıştır. Oysa farklı yaklaşımlarla
kablosuz IO sistemlerini mevcut bir çok fielbus sistemlerine
56
Üretim otomasyon dünyasında, özellikle Profinet gibi
endüstriyel ethernetin kullanılmasına başlanmasından bu
yana, ethernet protokolü ile kontrol verilerinin iletiminde
kullanılan WLAN 802.11 ve Bluetooth kablosuz standartlarının kullanılması mümkün olmuştur (şekil 3’e bakınız).
Bir Bluetooth access point kullanarak Ethernete uyumlu
cihazlara bağlanabilmek için küçük bir Bluetooth adaptör
modülünün yardımı yeterli olmaktadır. Phoenix Contact’
ın “FL Bluetooth AP” modülü “Client Adapter” ve “Access
Point” çalışma modlarında kullanılabilir. Kablosuz ağların
konfigürasyonunda çok yaygın olarak kullanılan “Pointto-point Bridge” çalışma modu kullanılması sayesinde iki
Ethernet modülünün Bluetooth ile birbirine bağlanması
otomatik olarak yapılmaktadır. Bir Bluetooth ağına bağlı
tüm Bluetooth adaptörlerinin konfigürasyonu kablosuz
olarak Ethernet veya merkez Bluetooth accses point üzerinden yapılabilir ve en kısa sürede tüm ağın çalıştırılması
sağlanmış olur. Rooming özelliğine de sahip olan bu
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DOSYA / Ürün ve Uygulamalar
Seri otomasyon çihazlarının kolay bağlanması
seri RS232, RS422 veya RS485 protokollerini kullanan bir
çok endüstriyel otomasyon cihazları konfigure ettirilir veya
bir ağın parçası yapılmak istenir . Bu tip cihazların, seri
Bluetooth adaptör olarak Phoenix Contact’ın FL Bluetooth
AP Bluetooth access point modülünün kullanılması ile
kablosuz olarak Ethernet ağlarına bağlanması bundan sonra
mümkündür.(şekil 4’e bakınız).
Fieldline wireless IO sistemi sayesinde bus sistemleri ile kablosuz IO modülleri arasında kontrol sinyallerini hızlı ve sabit periyotlu aktarımı mümkündür.
Bu amaçla Bluetooth access point modülüne, seri data
paketlerini bir TCP/IP veri tipine çevirmek için COM server entegre edilmiş ve böylece tüm COM portlu sürücülü
PClerin veya Ethernet uyumlu kontrolörlerin seri cihazlar
ile haberleştirilmesi sağlanmıştır. Tüm bunlarla beraber
“FL Bluetooth AP” modülü seri RS232, RS422 ve RS485
portları ile Ethernet portunun paralel çalışması özelliğine
de sahiptir. Bluetooth access point ile bir ana kontrolör ile
dağıtılmış küçük kontrolörler arasında kablosuz ağ kurulması mümkündür.
Sonuç
İki adet FL Bluetooth AP modülü aynı anda enerjilendirilir ise
noktadan noktaya iletişim otomatik olarak sağlanmış olur.
modüller sayesinde hareket halindeki istasyonlar ile değişik
Bluetooth access pointler arasında otomatik bağlantı yapmak mümkündür.
Bluetooth güvenilir, pahalı olmayan, standartlaşmış ve gelişime açık kablosuz teknolojisi sayesinde kendisini sayısız
gerçek uygulamalarda kanıtlamıştır. Her yıl milyonlarca
cihazda kullanılmaya devam edilmesi sayesinde uzun yıllar
bulunabilirliliğini garanti altına almıştır. SIG (Bluetooth
Special Interest Group) Bluetooth için yapılan geliştirmeleri
ve geleceğe dönük yatırımları yayınlamaktadır.
FL Bluetooth AP’ modülü ile seri ve Ethernet protokolleri eş zamanlı taşınabilir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
57
DOSYA / Ürün ve Uygulamalar
Endüstriyel Ağların İzlenmesi
Siemens V13 Sinema Server Yazılımı ile Daha Kolay
Siemens
www.siemens.com.tr
■ Siemens, yeni V13 Sinema Server yazılımı ile endüstriyel ağların izlenmesini kolaylaştırıyor. Bu yeni
yazılım, ağ içindeki tüm Profinet ve Ethernet cihazlarını
otomatik olarak tespit ediyor ve bu cihazların net görselleştirmelerini bir internet tarayıcısı içinde sunuyor.
likte otomasyon alanında kullanılan farklı yedekleme protokollerinin detaylı yapılandırılmasını da destekliyor. Bununla
birlikte, IT ağları ve otomasyonun bağlı olduğu sahalarda
şeffaf tanı sağlamak için VLAN ve RSTP teşhis ediliyor ve
net bir şekilde görselleştiriliyor.
Siemens, yeni V13 Sinema Server yazılımı ile endüstriyel
ağların izlenmesini kolaylaştırıyor. Bu yeni yazılım, şebeke
içindeki tüm Profinet ve Ethernet cihazlarını otomatik olarak
tespit ediyor ve bu cihazların net görselleştirmelerini bir internet tarayıcısı içinde sunuyor. V13, aynı zamanda Simatic
kontrolörleri ve bağlı Profinet cihazlarındaki bilgiyi doğrudan okuyor. Bu, 50 bine kadar düğümü kapsayan çok geniş
ağlar için bile bakım personeline, cihazın durumu ve bağlantılarının her zaman etkili bir şekilde izlenmesi için genel
bir bakış sağlıyor. Yazılım, potansiyel hataları erkenden tespit etmek üzere tasarlandığı için önleyici faaliyeti başlatmaya yönelik bir temel oluşturarak erişilebilirliği yükseltiyor.
Sinema Server V13, üretim fabrikalarının yanı sıra proses
endüstrileri için de tasarlandı.
Ağ ve otomasyon uygulamasıyla ilgili talep edilen veri,
uzun dönemli arşivde saklanıyor ve sonrasında raporlarda
tanımlandırılabiliyor. Bu, daha sonra belirlenecek geçmiş
olayların asıl nedenlerini ve engellenmiş hatanın gelecekteki
olası kaynaklarını belirlemeyi sağlıyor. Sağlanan şebeke tanısı, OPC ve internet mekanizmalarının kullanılmasıyla HMI/
SCADA sistemlerine sorunsuz bir şekilde entegre edilebiliyor.
Cihaz verisi, hem “Kolay Ağ Yönetim Protokolü” (Simple
Network Management Protocol – SNMP) hem de cihazlara
doğrudan bağlanan Profinet mekanizmalarının kullanılmasıyla değerlendiriliyor. Bunun sonucunda ise cihaz tanımlaması ile diagnostik veri için kesin ve tescilsiz veri değerlendirmesi ortaya çıkıyor. Aynı zamanda saha otomasyonuna
yönelik özel talepleri karşılamak üzere tasarlanan Sinema
Server, “cihaz değiştiricileri” gibi dinamik topolojilerle bir-
58
Farklı sunucularla izlenen ana ağların genel durumu (500
düğüme kadar olan 100’e kadar şebeke için) “Sunucuya Genel Bakış” fonksiyonunun kullanılmasıyla merkezi olarak izlenebiliyor. Bu, otomatik olarak kullanıcıları ağ bileşenlerine
dair değişiklikler hakkında bilgilendirmeyle destekliyor ve
böylece yaklaşan olası sorunlara erken bir yanıt veya mevcut hatalara çözüm sunmayı sağlıyor. Bu sunucular, aynı
zamanda harici cihazları kullanarak kapsayıcı değerlendirmeler de sunabiliyor. Sinema Server’da veriyi internet erişimi üzerinden sunmak için bir arayüz bulunuyor. Bu fonksiyonla veri, Excel veya ekran tabanlı sistemler gibi standart
programları kullanarak merkezi şekilde karşılaştırılabiliyor,
müşteri ihtiyaçlarına göre değerlendirilebiliyor ve daha fazla
işlenebiliyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DOSYA / Ürün ve Uygulamalar
Mobilya Endüstrisi Için Rekabet Avantajı:
Beckhoff’un PC Tabanlı Kontrolü ile Endüstri 4.0
Beckhoff
www.beckhoff.com
Beckhoff’un açık PC tabanlı kontrol teknolojisi, Endüstri 4.0 üretim ağlarındaki yatay ve dikey iletişimi mümkün kılan etkili
temel teknolojileri daha şimdiden mobilya endüstrisine sunuyor.
■ Otomasyon konusu yıllardır mobilya sektörünün
merkezindeki konulardan biri olmuştur. Endüstri 4.0
bağlamında, ahşap ve mobilya sektöründe dünyanın
önde gelen ticaret fuarı Ligna 2015’in de odağı haline
geldi: “Akıllı fabrika” ve “ağa bağlı üretim” kavramları,
mobilya sektöründe tüm değer zinciri için yenilikçi
çözümler sunan akıllı, ağa bağlı üretim sistemlerini
konu ediyor. PC tabanlı kontrol ile Beckhoff, Endüstri
4.0 için hazır olan üretim kavramlarına temel teknolojiyi sağlıyor.
Mobilya sektöründe, renk, şekiller, dokunsal özellikler ve malzemeler açısından müşteri talepleri gitgide daha bireysel hale geliyor. Bu, özellikle işgücü
maliyeti yüksek olan ülkelerde üreticiler için önemli
zorluklar oluşturuyor: büyüyen ürün çeşitliliği, küçük
lot miktarları ve kısa teslim sürelerinin rekabetçi bir
biçimde yönetilmesi gerekiyor. Diğer bir ifadeyle, seri
üretimle karşılaştırılabilir maliyetler ve hızla pazara
ulaştırma özelliklerinin yanında, optimal kaynak ve
enerji verimliliğine de odaklanmak gerekiyor.
Çözüm, yüksek düzeyde otomasyon içeren, ağa bağlı
akıllı üretim sistemleriyle sağlanabiliyor, yani bilgi ve
otomasyon teknolojisinin artan yakınsamasından güç
60
alan ve kesintisiz iletişimi sağlayan bir kontrol konsepti.
Endüstri 4.0, küresel değer yaratma zinciri boyunca ürünlerin, üretim kaynaklarının ve tesislerinin
ağa bağlanması aracılığıyla üretim esnekliğini,
verimliliğini ve sürdürülebilirliğini arttırıyor.
Burada, Beckhoff’un kontrol teknolojisi önemli bir
kolaylaştırıcı: Açık iletişim arabirimleri olan bir kontrol platformu olarak PC, Endüstri 4.0 ve ağa bağlı
üretim için gerekli dikey ve yatay entegrasyonun
optimal olarak uygulanması için önkoşulları sağlıyor.
PC tabanlı kontrol ile halihazırda üretim sistemlerini
ve modüllerini mevcut ve yeni üretim sistemlerine
sorunsuz bir şekilde entegre etmek, ve bunlarla daha yüksek seviyeli üretim planlama ve kontrol düzeyleriyle güvenli kanallardan iletişim kurmak mümkün. Bu şekilde, sipariş planlamasındaki
veya üretim sürecindeki değişikliklerin devam eden
işlemlere adapte edilmesi mümkün. TwinCAT 3 otomasyon yazılımı, tüm ürün yaşam döngüsü boyunca
gerekli modülerliği, nesne yönelimini ve entegre
mühendisliği sağlıyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DOSYA / Ürün ve Uygulamalar
PC tabanlı kontrol Endüstri 4.0 kavramlarını hayata
geçirmek için gerekli önkoşulları sağlıyor:
• Sensörden ERP / MES düzeyine kadar,
standartlaştırılmış arabirimler üzerinden entegre ağ
oluşturma
• Nesnelerin İnterneti üzerinden M2M iletişim
• Entegre ölçüm teknolojisi ve Durum İzleme yoluyla
gerçekleştirilen proses güvenliği
• Güç izleme ve güç yönetimi ile sürdürülebilir üretim
• Robotik ve yeni sürücü teknolojilerinin entegrasyonu
• Emniyetin ve güvenliğin entegrasyonu
• Entegre mühendislik
• Gerçek zamanlı simülasyon yoluyla azaltılan devreye
alma süreleri
• Dünya çapında uzaktan üretim bakımı
ScAut araştırma projesi teknik sistemlerin zekasının
arttırılmasına odaklanıyor
Araştırma projesi “ScAut”, Endüstri 4.0 kavramının bir parçası.
Teknik sistemlerin zekasını geliştirmek için çeşitli
disiplinlerden mühendislik bilgisinin ve bilimsel bilginin otomasyona entegrasyonu araştırılıyor.
ScAut, “it’s OWL” (Intelligent Technical Systems
OstWestfalenLippe) adlı teknoloji ağının 45’ten fazla
araştırma projesinden biri.
ScAut’a 2012 yılında Almanya Federal Öğretim ve
Araştırma Bakanlığı (BMBF) tarafından “LeadingEdge Cluster” (“Öncü Grup” olarak tercüme edilebilecek, belirtilen bakanlığın düzenlediği bu isimdeki
bir yarışmaya katılanlara verilen ad) statüsü verildi
ve bu ilk büyük Endüstri 4.0 projesiydi. Amaç, akıllı,
kendini optimize edebilen makinelerin ve ekipmanların
geliştirilmesi ve işletilmesi için bir Bilimsel Otomasyon
platformu oluşturmak. Akıllı, yeniden kullanılabilen
otomasyon çözümleri yazılım modülleri veya akıllı Bus
Terminalleri olarak sağlanıyor.
Bu gelişmelerin amacı, tesislerin yıpranmayı otomatik olarak öngörmesinin sağlanması, emisyonların ve
çevresel etkilerin azaltılması, enerji tüketiminin optimize edilmesi ve üretim hatalarının önlenmesidir.
Bunun sonucunda, otomasyon teknolojisinin maliyetinde önemli bir artış olmaksızın ıskartalar, teslim
süreleri ve zararlı emisyonlar azalırken, takım ömürleri
ve sistemlerin sürdürülebilirliği artıyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
61
DOSYA / Ürün ve Uygulamalar
SACE Emax 2
OG Sistemlerinin IEC 61850 Entegrasyonu
ABB
www.abb.com.tr
Yüksek Gerilim
Orta Gerilim
Alçak Gerilim
IEC 61850
Emax E2.2
2500 A
Emax E2.2
1250 A
Emax E2.2
1250 A
Bakır kablolar
4x (3x240) 50 m
Emax E2.2
1250 A
Emax E2.2
1250 A
Bakır kablolar
4x (3x240) 50 m
Emax E2.2
2500 A
Emax E2.2
1250 A
Emax E2.2
1250 A
Emax E2.2
1250 A
Bakır kablolar
4x (3x240) 110 m
Emax E2.2
1250 A
Emax E2.2
1250 A
Emax E2.2
1250 A
Bakır kablolar
4x (3x240) 20 m
Bakır kablolar
4x (3x240) 20 m
TFO 190
400V/200V
DY5-800 kVA
Ucc 6,3%
■ SolVin, vinil pazarının tartışmasız lideridir. %75’i
Solvay’e, %25’i BASF’ye ait olan SolVin, tuzdan klora ve
sodyum oksite kadar sırasıyla dikloroetan, PVC ve vinil
elde edilen üretim sürecinin tümünü kapsamaktadır.
SolVin ürünleri, Belçika, Almanya, İtalya, Fransa ve
İspanya’daki üretim fabrikalarından ve Avrupa’nın
başka yerlerinde ve ihracat pazarlarında ticari anlaşmalı
firmalar aracılığıyla satılmaktadır.
TFO 189
400V/200V
DY5-800 kVA
Ucc 6,3%
Emax E2.2
1250 A
Emax E2.2
1250 A
Emax E2.2
2500 A
Emax E2.2
1250 A
Bakır kablolar
2x (3x240) 20 m
Bakır kablolar
4x (3x240) 95 m
TFO 070
400V/400+MV
DYH5-315 kVA
Ucc 9%
IEC 61850 standardı sayesinde OG-AG entegrasyonu
100%
SCADA
System
Tesis Denetimi,
ek cihaza ihtiyaç duymadan
Ekip Com IEC 61850 modülü sayesinde
AG açık tip devre kesiciler, ek çevirici
veya protokol kullanımına gerek
duymadan mevcut YG-OG SCADA
sistemine entegre edilebilmektedirler.
Talep
Jemeppe’deki PVC fabrikası, OG panolarında kullanılan
IEC 61850 haberleşme protokolüne tamamen entegre
olabilmek için, elektrik tesisinin AG tarafını iyileştirmek
durumundaydı. Müşterinin ihtiyacı, AG panolarındaki
açık tip devre kesicilerinin mevcut durumunu ve ilgili parametrelerini sadece görüntülemek değil, aynı
zamanda bunları uzaktan kumanda etmek ve OG kesicileriyle arasında kilitleme oluşturmaktı.
Jemeppe fabrikası, protokol çevirici kullanmadan
daha yüksek sistem verimliliği ve devre kesicilerin
uzaktan kontrol edilebilmesi sayesinde teknisyenlerin
güvenliğini arttırmayı hedeflemekteydi.
Emax E2.2
1250 A
ABB çözümü
SACE Emax 2 harici bir arayüz gerektirmeden, IEC 61850
standardına uygun olan bir elektrik dağıtım merkezinin
otomasyon sistemine doğrudan entegre edilebilen tek AG
devre kesicidir. Emax 2 devre kesicilerine özel olan Ekip
Com IEC 61850 haberleşme modülü sayesinde, devre kesiciler ve OG SCADA arasında ve AG ile OG tarafındaki farklı
koruma cihazları arasında veri alışverişi sağlanabilmektedir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
63
DOSYA / Ürün ve Uygulamalar
Jemeppe fabrikası, AG tarafında meydana gelen herhangi
bir arıza durumunda, OG tarafının etkilenmemesi için, OG
devre kesicileri ile AG panolarındaki açık tip ana devre
kesicileri arasında kilitlemeye ihtiyaç duymaktaydı. Ekip
Hi-Touch koruma ünitesine ve Ekip Com IEC 61850
haberleşme modülüne sahip olan Emax 2, hataları tespit
edebilmekte ve AG/OG transformatörünün önündeki OG
devre kesiciye açmaması için GOOSE mesajı gönderebilmektedir. Ekip Com Aktüatör modülü, Emax 2’nin
uzaktan açıp kapamasını mümkün kılarak, tesisin SCADA
sistemi ile eksiksiz denetimini tamamlamaktadır.
IEC 61850 sayesinde yüksek baud değerlerinde, protokol
dönüştürücü kullanmadan daha verimli bir iletişim sistemi tasarlamak mümkün hale gelmiştir. Bununla beraber,
GOOSE mesajları, herhangi bir kablolu kontrol çözümüne
kıyasla %30 daha hızlıdır.
İlk Jemeppe fabrikası için ABB çözümü, mevcut panolardaki ABB Megamax açık tip devre kesicilerinin, Emax 2 ile
değiştirilerek yenilenmesiydi. Şu an her bir güç merkezinde
bulunan üç adet E2.2 2500A Emax 2 devre kesici, Ekip Com
IEC61850 ve Ekip Com Aktüatör modülleriyle donatılmış,
mevcut SCADA sistemiyle iletişim kurabilmekte ve uzaktan
kumanda edilebilmektedir.
Bu çözüm için gerekli aksesuarlar:
64
Ekip Com Aktüatör
Ekip Com IEC 61850
EKip Com Aktüatör,
SACE Emax 2 devre
kesicilerin uzaktan
açılıp kapanabilmesine
olanak sağlamaktadır.
Tüm Ekip Com modülleri ile uyumludur.
Ekip Com IEC61850 SACE
Emax 2’nin, harici bir
cihaz gerektirmeden, IEC
61850 standardına uygun
olan bir elektrik dağıtım
merkezinin otomasyon
sistemine doğrudan
entegre edilebilmesini
sağlamaktadır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
E2.2H 2500, 3 kutuplu
Ekip Hi-Touch LSIG koruma üniteli
Ekip Hi-Touch, en karmaşık elektrik tesisatını
bile koruyabilecek yüksek performanslı, çok
fonksiyonlu bir koruma ünitesidir. SACE Emax
2 dönüştürme kitleriyle beraber ABB AG devre
kesicileri, ürün yelpazesini genişletmekte
ve müşterilerine Emax 2 devre kesicilerinin
faydalarından anında yararlanma fırsatı
sunmaktadır.
DOSYA / Endüstriyel Haberleşme
OTOMASYON SİSTEMLERİNİN DOLAŞIM SİSTEMİ:
ENDÜSTRİYEL HABERLEŞME PROTOKOLLERİ
Endüstride
kullanılan
makine
sayısının, toplanan verilerin miktarının
ve birim zamanda üretilmesi gereken ürün miktarının artması beraberinde bazı altyapısal ihtiyaçları da
doğuruyor:
• Makine-Makine Haberleşmesi,
• Makina-İnsan Haberleşmesi,
• İnsan-İnsan Haberleşmesi
için hızlı ve güvenilir bir alt yapıya
ihtiyaç vardır. Haberleşme alt yapısı
bu aşamada devreye giriyor.
Makinaların birbirleriyle haberleşmesi,
makinaların kendi içlerinde karar
alabilip uygulayabilecekleri durumlarda, zamandan tasarruf edebilmek
adına insan faktörüne gerek kalmadan, bu kararları alıp uygulaması
ve üretimi optimize etmesi için gereklidir. Burada herhangi bir üretim
bandında çalışan robotların konveyör
ile iletişimde olmasını örnek gösterebiliriz. Konveyör üzerinde ilerleyen
ürünün hangi kısımda olduğu, hangi
kısımda hangi işlemden geçirilmesi
gerektiği bu iletişim sayesinde kontrol altındadır.
66
Üretim sürecinin insandan tamamen bağımsız kılmak yerine, insanı
sürecin kontrol ve değerlendirme
kısmında etkin kılmak gerekebilmektedir. Acil durumlarda veya istenilen zamanda üretimin durdurulması
insan kontrolüne bırakılabilmektedir.
Bunun için makina kullanıcıya çeşitli
uyarılar gönderebilmelidir. Üretim
esnasında gerçekleşen işlemlerin
işletmecilere ve teknik ekibe eksiksizhızlı aktarılması bu sebeple bir zorunluluk haline gelmektedir. Burada ihtiyaç duyulan verilerin makinalardan
alınıp işleme mekanizmasına, işleme
mekanizmasından alınıp makine insan
arayüzlerine iletilmesi haberleşme alt
yapısı ile mümkün kılınmaktadır.
Üretim tesisi çalışanlarının gelen
verileri kendi uzmanlık alanlarına
göre değerlendirmesi gerekmektedir. Burada ihtiyaç duyulan şey ise
verilerin sınıflandırılıp ilgili kişilere
iletilmesidir. Teknik ekiptekiler kendi
alanlarındaki
değerlendirmeleri
yaptıktan sonra birbirleri ile iletişime
geçip parçaları birleştirmeli, sorun
ve çözümlere bir bütün olarak
ENDÜSTRİ OTOMASYON
bakılabilmesine zemin hazırlamalı.
Üretim bandında gerçekleşebilecek
bir arızanın üretim kapasitesini
etkileyebileceği dolayısıyla fiyatlara
yansıyacağı durumlarda tesisin teknik
ve idari kısımları ortak hareket etmelidir. Burada da insan-insan haberleşme
sistemleri öne çıkmaktadır.
Haberleşme alt yapıları endüstriyel üreticilerin gereksinimleri doğrultusunda
tasarladıkları haberleşme protokolleri
ile oluşturulmaktadır. Genelde belli
başlı firmaların bir araya gelmesiyle
oluşturulan ortak protokoller olduğu
gibi firmaların kendi sistemleri için
özel olarak yazdıkları protokoller de
olabilmektedir. Bu sebeple piyasada çok sayıda haberleşme protokolü bulunabilmektedir. Bu çeşitlilik
de beraberinde yeni gereksinimleri
doğurmaktadır. Söz konusu dillerin
birbirleri ile haberleşebilmesi için de
bir takım çeviriciler gerekmektedir.
Ayrıca verilerin güvenli aktarılabilmesi
de doğru değerlendirme yapılabilmesi
için önemlidir. Bu aşamada
haberleşme salt yazılımsal bir çalışma
DOSYA / Endüstriyel Haberleşme
olmaktan çıkıp donanım da gerektiren kapsamlı ve başlı başına bir
proje halini almaktadır. Bu ihtiyaçlar göz önüne alındığında Etkin bir
haberleşme sistemi:
• Endüstriyel tesisin çalışma
şartlarının,
• Etkin işletme ve merkezi denetiminin,
• Tesis ve çalışan güvenliğinin,
• Enerji tasarrufunun,
en işe yarar şekilde düzenlenmesine
katkı sunar.
Kurulumların sayısı artık yılda bir
milyondan fazla satışla sekiz milyon düğümü aşmaktadır ve CC Link,
Asya’daki en büyük açık network’tür.
Altı bölge ofisi ve dört Avrupa tanıtım
ortağı bürosu, CC Link teknolojisini tanıtır ve kendi bölgelerindeki
CLPA üyelerine geniş bir yelpazede
destek hizmetleri sunar. CLPA’nın
Almanya, İngiltere, Kuzey Amerika,
Japonya, Çin, Güney Kore, Tayvan ve
Singapur’da ofisleri bulunmaktadır.
Öncelikle dünyada kapsamlı şekilde
kullanılan temel haberleşme protokollerinin bazılarına göz atalım.
CC-Link
BACnet
ASHRAE (American Society of Heating,
Refrigerating and Air-Conditioning
Engineers) tarafından oluşturulmuştur.
Daha çok bina otomasyon sistemlerinde, HVAC ürünlerinde kullanılmaktadır.
Açık bir protokol olan BACnet dünya
genelinde önemli üyeler ve geliştiriciler
ile geliştirilmeye devam etmektedir.
1987’de geliştirilmeye başlamasına
bağlı olarak önemli bir geçmişe
sahip olan ve artık standartlaşmış
olması yaygın şekilde kullanılmasına
katkı sağlamaktadır. Bu sayede yeni
projelere adapte olması oldukça
kolaylaşmaktadır. Ayrıca bu geniş birikimi ve tecrübesi sayesinde kullanıcılara
sunabildiği imkânlar da geniştir.
PROFIBUS
CC Link daha çok endüstriyel tesislerde kullanılan bir haberleşme
protokolüdür. Çalışmaları, dünya
genelinde, 2000 yılında kurulan CC
Link Partner Association (CLPA)
tarafından sürdürülmektedir. CLPA,
CC Link’e uyumlu olan veya olabilecek
ürünlerin üreticileri ve kullanıcılarını
kapsayan bir organizasyondur. CLPA
CC Link özelliklerini denetler, yönetir
ve endüstriyel otomasyonda network
haberleşmesi için CC Link teknolojisinin dünya genelinde benimsenmesini teşvik eder.
Profibus
saha
seviyesinde
haberleşme için tasarlanmıştır. Veri
ve bağlanabilen ekipman kapasitesi,
güvenlik ekipmanların ve onların güç
bağlantılarının doğrudan haberleşme
hattı üzerinden yapılabilmesi endüstriyel proses otomasyonunda çok önemlidir. Profibus hem proses otomasyonu
(Profibus PA) hem üretim otomasyonu (Profibus DP) ile ilgili ihtiyaçları
karşılar. Bu özellikleri ile her iki konuda
ihtiyaçları karşılayan ilk haberleşme
platformudur.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
67
CAN Bus
Controller Area Network (CAN) protokolü. İlk olarak
Robert Bosch tarafından 1983 yılında omototiv sektörü için geliştirilmeye başlanmıştır. Araçlarda bulunan ve sürekli iletişimde olması gereken elektronik
cihazların birbirlerinebağlanması hususu önemlidir.
Ancak arabaların mobil yapısı düşünüldüğünde kablo
ağının karmaşık yapıdan uzak ve küçük olması beklenir.
Bu protokol sayesinde onlarca kablo yerine sadece iki
kablo kullanılmaktadır. CAN protokolü başta otomotivde özelleşse de zamanla veri iletim hızı, hata oranının
düşüklüğü ve uygulama kolaylığı gibi sebeplerden dolayı
mikroişlemcili sistemlerde de çoğu kişi tarafından bireysel uygulamalarda kullanılmaktadır.
Ethernet
En yaygın kullanılan LAN teknolojisidir. İlk olarak Dr.
Robert M. Metcalfe tarafından ortaya atılan Ethernet fikri
sonradan IEEE tarafından geliştirilmeye devam etti. Aynı
ağ üzerinde çalışan birden çok aletin olması, paketlerin
çakışma ihtimalini arttırdığından süreci yavaşlatsa da bu
geçici bir durumdur ve kısa sürede aşılabilmektedir. Yaygın
kullanılıyor olması beraberinde birçok avantajı getirir.
LonWorks
Bina otomasyon sistemlerinde kullanılan LonWorks
Echelon Crop tarafından tasarlanmıştır. Aynı sistemdeki
bilgisayar, ağ yönetim sistemleri, router gibi farklı özelliklerdeki cihazların aynı hat üzerinde çalışabileceği güçlü
bir yapı kurabilmek için gerek ve yeter alt yapıyı sunabilmektedir
Haberleşme protokollerinin çok farklı çeşitlere sahip
olduğunu söylemiştik. Kullanıcı, kullanacağı yerdeki önceliklerine göre, güvenlik, iletim hızı, veri taşıma kapasitesi
gibi kıstaslarla değerlendirip kullanabileceği haberleşme
alt yapısına karar vermelidir. Özellikle son yıllarda artık
kaçınılmaz olan gerek binalarda gerek endüstriyel tesislerde otomasyon alt yapısını kurarken, ihtiyaçlara cevap
verebilecek yeterlilikte bir alt yapı kurulması sistemin
sürekliliği açısından hayati önem taşımaktadır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ’NÜN EYLEM PLANI
■ Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
Sanayi Genel Müdürlüğü’nün “Ulusal
Geri Dönüşüm Strateji Belgesi Ve
Eylem Planı 2014-2017”ye göre,
“Ülkemizde gerçekleşen hızlı ekonomik büyüme, teknolojik gelişme,
sanayileşme, kentleşme, nüfus artışı ve
refah seviyesinin yükselmesi üretilen
atık miktarında artış yaşanmasına
neden olmaktadır. Artan atık miktarı
nedeniyle karşılaşılan zorluklar atıksız
veya olabildiğince az atıklı üretimi
ve tüketimi amaçlayan ‘atık yönetimi
yaklaşımını’ gerektirmektedir. Atık
yönetimi kapsamında gerçekleştirilen
süreçler arasında; evsel, tıbbi, tehlikeli ve tehlikesiz atıkların minimizasyonu, kaynağında ayrı toplanması,
ara depolanması, atıkların taşınması,
geri kazanılması, geri dönüştürülmesi
ve bertarafı yer almaktadır. Atık yönetimi çevre koruma politikaları arasında
ağırlıklı bir önemle yer tutmaktadır.
Doğal kaynakların hızla tüketilmesinin
önüne geçilmesi ve üretilen atıkların
çevre ve insan sağlığı için bir tehdit
olmaktan çıkarılarak ekonomi için bir
girdiye ve değere dönüştürülmesini
amaçlayan atık yönetim stratejileri,
tüm dünyada giderek öncelikli bir
politika hedefi olarak benimsenen
‘sürdürülebilir kalkınma’ yaklaşımının
temelini oluşturmaktadır.
70
Doğal kaynakların ve bu kaynakların
kendini yenileme kapasitesinin
sınırlı olduğu göz önüne alındığında,
sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı
çerçevesinde atık yönetiminde; geri
dönüşüm ve geri dönüşümün sosyal, çevresel ve ekonomik etkileri
ön plana çıkmaktadır. Atık yönetiminin en önemli ayaklarından olan
geri dönüşüm; değerlendirilebilir
atıkların çeşitli fiziksel ve/veya kimyasal yöntemler ile ikincil hammaddeye dönüştürülerek tekrar üretim sürecine dahil edilmesi olarak
tanımlanmaktadır.
Atıkların çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi başta çevre ve insan
sağlığı olmak üzere ekonomiyi de
yakından ilgilendirmektedir. Geri
dönüşüm uzun vadede verimli bir
ekonomik yatırım olarak görülmektedir. Doğal kaynakların hızla tükenmesine bağlı olarak üretim sürecinde
kullanılan hammadde arzının azalması
ve buna bağlı olarak maliyetinin
artması sonucunda ekonomik problemler ortaya çıkmaktadır. Sektörlerin
hammadde ihtiyacının bir bölümünün
geri dönüştürülebilen ve ekonomik
değeri bulunan atıklardan karşılanması
sürdürülebilirliğin sağlanması adına
büyük önem taşımaktadır. Etkin bir
ENDÜSTRİ OTOMASYON
geri dönüşüm sistemi, hammadde ve
ara malı ithalat bağımlılığı yüksek olan
sektörlerde bu bağımlılığı azaltıcı yönde
yapacağı etkiyle de sürdürülebilir ekonomik büyümeye katkı sağlayacaktır.
Ülkemizde üretilen atıkların yarısından
fazlası geri kazanılabilir özelliğe sahiptir. Çevresel bir sorun olan, bertarafı
için finansal kaynak gereken ve üretim
için önemli bir girdi olan atıkların; istihdam oluşturma, etkin doğal kaynak
kullanımı, ekonomik fayda ve çevresel
iyileştirme gibi alanlarda sağlayacağı
avantajlar da göz önüne alındığında,
geri dönüşümün ulusal refahın
arttırılmasında sahip olduğu büyük
potansiyel göz ardı edilemez duruma
gelmektedir.
Bu çerçevede geri dönüşümün
sağladığı çeşitli avantajlara ek olarak
ülkemizde bu alanda var olan ve tam
anlamıyla değerlendirilemeyen atıklar
dikkate alındığında bu konuya özel
ulusal bir stratejinin hazırlanması
ihtiyacı doğmuştur. Strateji hazırlığı
kapsamında ülkemizde geri dönüşüm
sistemi ile ilgili sorunlar tespit edilmiş
ve çözüm yolları araştırılarak sektörün sürdürülebilir ve etkili bir yapıya
kavuşmasını sağlamak adına ‘Ulusal
Geri Dönüşüm Strateji Belgesi ve
Eylem Planı’ oluşturulmuştur.
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
Ekonomi Koordinasyon Kurulu
(EKK) kararında ve 2012 Yılı
Planında ‘Geri Dönüşüm Stratejisi’
olarak yer alan Strateji Belgesi
ve Eylem Planı ‘geri kazanım ve
toplama-ayırma’ faaliyetlerini de
içermekte, kaynakta önleme gibi
diğer atık yönetimi uygulamalarını
içermemektedir. Strateji belgesinin
kapsamı yapılan değerlendirmeler
sonucunda ‘belediye atıkları,
ambalaj atıkları, atık pil ve akümülatörler, atık elektrikli ve elektronik eşyalar, hayvansal atıklar,
ömrünü tamamlamış lastikler,
ömrünü tamamlamış araçlar, metal
hurdalar, madeni atık yağlar, bitkisel atık yağlar, hafriyat toprağı ile
inşaat ve yıkıntı atıkları ve endüstriyel atıklar’ olarak belirlenmiştir.
Hazırlanan ‘Ulusal Geri Dönüşüm
Stratejisi ve Eylem Planı’ ülkemizin
geri dönüşüm konusundaki mevcut
durumunu ortaya koymakta ve önümüzdeki dönemde yapılması gereken çalışmalar için bir yol haritası
çizmektedir. Geri dönüşüm, sektörü
yatay kesen bir alan olduğu için
çok sayıda paydaşın somut katkısını
gerektirmekte ve farklı alanlarda
istikrarlı bir biçimde yapılması gereken faaliyetleri kapsamaktadır.
Stratejide yer alan eylemlerin etkin
bir biçimde uygulanması sonucunda, ülkemizin geri dönüşüm
sektörünün gelişmesi desteklenerek çevresel ve ekonomik fayda
sağlanması beklenmektedir…
2014-2017 yıllarını kapsayan Ulusal
Geri Dönüşüm Stratejisi ve Eylem
Planının hazırlanması çalışmalarına
kamu kurumları, özel sektör ve sivil
toplum kuruluşları (STK) tarafından
katkı sağlanmış ve süreçte katılımcı
ve paylaşımcı bir yöntem izlenmiştir.
Strateji Belgesi hazırlanırken temel
olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
gibi kurumlar ve Avrupa Birliği (AB)
tarafından hazırlanan rapor ve verilerden yararlanılmıştır.
Stratejinin hazırlanması sırasında
Durum Analizi yapılmış; mevcut durum ortaya konularak sektörün problemlerine ulaşılmış ve
sektörün öncelikli sorun alanları
tespit edilmiştir. Öncelikli sorun
alanlarından
hareketle,
sektöre ilişkin vizyon ve genel amaç
belirlenmiştir.
VİZYON: Her bireyin sağlıklı ve
dengeli bir çevrede yaşaması adına
sürdürülebilir kalkınmaya hizmet
eden geri dönüşüm sistemine sahip
bir Türkiye.
GENEL AMAÇ: Çevreye ve insana
saygılı, kaynakların etkin kullanıldığı
ve geri dönüşümün ekonominin
vazgeçilmez parçalarından biri haline
geldiği üretim ve tüketim kültürünün
oluşumunu sağlamak.
Vizyon ve genel amaç çerçevesinde
stratejinin gerçekleştirilmesi adına
sektörün güçlü ve zayıf yönleri belirlenmiş ve hedefler tespit
edilmiştir.
HEDEFLER:
I. Toplumun tüm kesimlerinde geri
dönüşüm bilincini oluşturmak
II. İlgili mevzuatı geri dönüşüme
yönelik olarak geliştirmek
III. Atıkların etkin bir şekilde geri
dönüştürülmesi için gerekli alt yapıyı
oluşturmak
IV. Geri dönüşüm konusunda
finansal destek sağlamak
V. Atık üretimini kayıt altına alarak
etkin bir denetim sistemi kurmak
Yukarıda sayılan hedeflere ulaşmak
için strateji kapsamında 2017 yılı
bitimine kadar hayata geçirilecek
54 eylemden oluşan ‘Eylem Planı’
şekillendirilmiştir. Eylem Planı,
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
belirlenen hedeflere uygun olarak
hangi eylemin, hangi zaman dilimi içerisinde, kim tarafından ve
hangi kurum/kuruluşun işbirliği ile
uygulanacağını tanımlamaktadır…
Dünya
nüfusunun
giderek
artmasının
ve
tüketim
alışkanlıklarının değişmesinin özellikle güçlü ekonomilerde toplam
tüketimi artırması beklenmektedir. Bu durum kaynaklar üzerinde
baskıyı artırarak çevre ve sağlık
açısından olumsuz etkilere neden
olmaktadır. Geri dönüşüm ekonomik fırsatlar yaratırken kaynak
verimliliğine de katkı sağlamaktadır.
Ayrıca ülkelerde geliştirilen atık
politikaları, ikincil hammaddeler
için yeni pazarların oluşmasına da
neden olmaktadır.
Atık yönetiminin temelini ‘atık
yönetimi hiyerarşisi’ ve ‘üretici
sorumluluğu’ilkeleri
oluşturmaktadır. Atık yönetimi
hiyerarşisinde birincil önceliği,
atıkların üretim aşamasında önlenmesi ve atık miktarının ve tehlikelilik düzeyinin azaltılması
oluşturmaktadır. Atıkların yeniden
kullanım, geri dönüşüm ve enerji elde
edilmesi yoluyla geri kazanılması
ikinci sırada, geri kazanım olanağı
72
olmayan atıkların çevreye zarar verilmeksizin yakılması ya da güvenli
depolanması da son sırada tercih
edilmelidir. Geri dönüşüm, oluşumu
kaynakta önlenemeyen veya yeniden
kullanılamayan atıklara uygulanan
bir yöntemdir. Atık hiyerarşisi; atık
önleme ve yönetimine ilişkin mevzuat ve politikalarda şu şekilde
ifade edilmektedir:
• Önlem
• Yeniden kullanım
• Geri dönüşüm
• Geri kazanım (hammadde geri
kazanımı, enerji kazanımı gibi)
• Bertaraf (Depolama/Yakma).
Şemsiye bir kavram olan atık
yönetiminin yukarıda sayılan
bileşenlerinden sadece biri olan
geri dönüşüm, yarattığı ekonomik
etkileri ile ön plana çıkmaktadır.
Atık yönetiminin en önemli
başlıklarından biri olan ve atıkları
oluşmadan, kaynağında önlemeye yönelik faaliyetleri içeren
önleme ise Ulusal Geri Dönüşüm
Stratejisinde ele alınmamaktadır.
Geri dönüşüm konusunda diğer
önemli bir kavram ise üretici
sorumluluğu ilkesidir ve bu kavram
atıklardan kaynaklanan her tür maliyetin atık üreticileri (üretici, tüketici
ENDÜSTRİ OTOMASYON
gibi) tarafından karşılanmasını
öngörmektedir. Bu yaklaşım ‘kirleten
öder’ prensibinin bir yansımasıdır.
Atık yönetimine ilişkin diğer ilkelerden bazıları ise kendine yeterlilik,
uygun teknolojilerin seçilmesi ve
kullanılması ve atıkların kaynağına
mümkün olan en yakın alanda bertaraf edilmesidir.
Gelişmiş ülke uygulamalarına
bakıldığında,
atıkların
%3545 civarındaki kısmı hariç,
kalan kısmının tümüyle geri
dönüştürül erek
ekonomi ye
kazandırıldığı
görülmektedir.
Örneğin ülkemizle paralel olarak
AB’de
hammadde
ihtiyacının
artışı ve AB’nin hammadde ithalat
bağımlılığı göz önüne alındığında
geri dönüşümün rolü daha çok ön
plana çıkmaktadır. Avrupa ekonomisi yüksek düzeyde kaynak
tüketimine
dayanmakta
olup
2020’ye yönelik tahminler AB’de
kaynak kullanımının artmaya
devam edeceğini göstermektedir. Avrupa’nın kaynak tüketimini belirleyen başlıca unsurlar ekonomik büyüme, teknolojik
gelişmeler ve değişen tüketim
ve üretim alışkanlıklarıdır. AB’de
kullanılan kaynakların yaklaşık
üçte biri atığa ve emisyona
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
dönüşmektedir. Kaynak kullanımı
dünyanın diğer bölgelerinde de
artmaya devam etmektedir. Bu
durum ürün ve hizmet tüketiminin
artmasından kaynaklanmaktadır.
Yüksek kaynak tüketimi dünyanın
tüm bölgelerinde çevre üzerinde
baskı oluşturmaktadır. Bu baskılar
arasında yenilenebilir olmayan
kaynakların tükenmesi, yenilenebilir kaynakların yoğun kullanımı,
ulaşım ve madencilik faaliyetlerine
bağlı olarak su, hava ve toprağa
yüksek emisyon yayılması ve ekosistemleri negatif etkileyen yüksek atık üretimi bulunmaktadır.
Geri dönüştürülmüş maddelerin
hammadde ihtiyacının tamamını
karşılaması ve hammadde talebini
çözmesi mümkün değildir. Fakat
gelişen geri dönüşüm pazarı ve
ekonomik ve çevresel etkileri göz
önüne alındığında geri dönüşümün
yeşil ekonomide önemli bir rol
oynadığı ortaya çıkmaktadır. Geri
dönüşümün yeşil ekonomideki yeri
ve AB’nin geri dönüşüm ile elde
ettiği ekonomik faydalara ilişkin
temel bulgular şunlardır (EEA,
2011):
• Geri dönüşümden elde edilen
gelirler giderek artmaktadır.
• Gelişen Asya ekonomisi ve
AB direktifleri Avrupa’da geri
dönüşümü artırmaktadır.
• Geri dönüşüm yakma veya
depolamaya göre daha fazla istihdam oluşturmaktadır.
• Geri dönüşüm ekonominin
gereksinim duyduğu kaynak
ihtiyacının büyük kısmını
karşılayabilir ve böylelikle kaynaklar üzerindeki baskıyı azaltır.
Sonuç olarak giderek artan oranda
sınır ötesi atık ticareti yapılmakta,
bunun çoğu geri dönüşümde
veya enerji geri kazanımında
kullanılmaktadır.
Dünyanın birçok bölgesinde geri
dönüşüme yönelik çeşitli politika,
proje, teknoloji, program ve strateji
geliştirilmekte ve uygulanmaktadır.
Son olarak geri dönüşümün öne-
mine, Rio+20’nin “Arzu Ettiğimiz
Gelecek” başlıklı Sonuç Belgesinde,
“Sürdürülebilir atık yönetiminin, 3R
(reduce- azaltım, reuse- yeniden
kullanım ve recycle – geri dönüşüm)
uygulamaları aracılığıyla ileri bir
şekilde desteklenmesi” olarak
vurgu yapılmıştır.
TÜRKİYE’DEKİ
DURUM:
Türkiye’de genel atık yönetimine
ilişkin düzenlemeler; atık çeşitliliği
ve AB Direktifleri doğrultusunda
geliştirilmiş ve ülke şartlarına
uygun yönetmelikler yayımlanmış
ve uygulamaya konulmuştur. Bu
kapsamda evsel katı atıklar, hafriyat
toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları,
atık pil ve akümülatörler, tehlikeli
atıklar, bitkisel atık yağlar, tıbbi
atıklar, ömrünü tamamlamış lastikler, ambalaj atıkları, poliklorlubifeniller ve poliklorluterfeniller, atık
elektrikli ve elektronik eşyalar, atık
yağlar, ömrünü tamamlamış araçlar, araçların bakım ve onarımından
kaynaklanan parçalar ve atıkların
düzenli depolanması konularında
uygulamalar devam ettirilmektedir
(ÇSB, 2012-1).
Türkiye’nin atık yönetim stratejisinin en önemli ilkelerinden birisi
atık oluşumunun kaynağında önlenmesi, eğer bu sağlanamıyorsa atığın
azaltılması ve atık oluşumunun
kaçınılmaz olması durumunda da
atıkların geri kazanılmasıdır. Başta
Çevre Kanunu olmak üzere çevre
mevzuatını oluşturan bütün hukuki düzenlemelerde atıkların tekrar
kullanılması, materyal ve enerji
olarak geri kazanılması öncelikli
yönetim prensiplerinden birisi
olarak ele alınmış; geri kazanım
faaliyetleri teşvik edilmiş; geri
kazanım tesislerinin teknik ve
idari yeterliliklerinin artırılması
amacıyla kriterler oluşturulmuş
ve bu kriterleri sağlayan tesisler
lisanslandırılarak hem ekonomiye
hem de çevreye katkıda bulunmaları
sağlanmıştır. Atık yönetimine ilişkin
mevzuatta yer alan kavramların
ortak bir yapı altında toplanması,
ENDÜSTRİ OTOMASYON
mevzuatın sadeleştirilmesi ve AB
Atık Çerçeve Direktifindeki güncellemelerin uyumlaştırılmasına ilişkin
çalışmalar Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı tarafından sürdürülmektedir.
2014-2018 yıllarını kapsayan
10’uncu Kalkınma Planında geri
dönüşüme yönelik olarak aşağıdaki
iki madde bulunmaktadır:
• Sanayide geri dönüşüm ve geri
kazanım gibi uygulamalara önem
verilecektir.
• Katı atık yönetiminde önemli
bir boyut olan geri dönüşümün
faydalarının yeterince bilinmemesi,
geri kazanılmış ikincil ürüne ait
standartların yetersizliği, teşvik ve
yönlendirme sisteminin eksikliği
gibi hususlar geri dönüşüm
çalışmalarını olumsuz etkilemektedir.
Ayrıca, 10. Kalkınma Planı
kapsamında oluşturulan ‘Öncelikli
Dönüşüm
Programları’
çerçevesinde yer alan ‘İthalata
Olan Bağımlılığın Azaltılması’
Programı, ‘Atıkların Ekonomiye
Kazandırılması’ bileşeni altında geri
dönüşüm konusu ele alınmaktadır.
2014-2016 yıllarını kapsayan Orta
Vadeli Programda ise ‘108. Doğal
kaynaklar etkin kullanılacak, atıklar
ekonomiye kazandırılacaktır’ ifadesine yer verilmiştir (Kalkınma
Bakanlığı, 2013).
Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
tarafından hazırlanan Atık Yönetimi
Eylem Planlarında da geri dönüşüme
ilişkin hedefler bulunmaktadır.
Geri dönüşüme ilişkin ulusal verilere
göre; 2003 yılında 46 geri kazanım
tesisinde yaklaşık 4 bin kişi istihdam
edilmiş ve geri kazanım faaliyetleri
sonucu 62 milyon TL katma değer
sağlanmıştır. 2011 yılında ise 898
geri kazanım tesisinde yaklaşık 60
bin kişi istihdam edilmiş ve geri
kazanım faaliyetleri sonucu sağlanan
katma değer yıllık 1 milyar TL’yi
aşmıştır (ÇŞB, 2012-1).
73
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ’NÜN GÜÇLÜ-ZAYIF ANALİZİ
■ “Ulusal Geri Dönüşüm Strateji
Belgesi Ve Eylem Planı 2014-2017”
çerçevesinde, Türkiye geri dönüşüm
sektörüne ilişkin GZFT Analizi; iç ve
dış faktörleri dikkate alarak, sektörün sahip olduğu avantajları ve var
olan güçlü yönlerini tespit etmek;
fırsatlardan en üst düzeyde yararlanmak; sektörün eksik ve zayıf yönlerini
tespit ederek iyileştirmek; tehditlerin
etkisini en aza indirecek şekilde gerekli önlemleri almak ve bu doğrultuda
yeni stratejiler geliştirmek amacıyla
oluşturulmuş.
Sektöre ilişkin yapılan GZFT analizi
ise şöyle:
GÜÇLÜ YÖNLER
1. Geçmiş yıllara göre çevre
duyarlılığının ve bilincinin artması,
2. İyi uygulama örneklerinin
bulunması,
3. Mevcut durumda bir geri dönüşüm
sektörünün oluşmuş olması,
4. Geri dönüşüm ile ucuz hammadde
sağlanması ve bu yolla üretim maliyetlerinin düşmesi,
74
5. Geri kazanılan ürünleri işleyecek
teknolojiye sahip olunması,
6. Kurumsal yapılanmaların başlamış
olması,
7. Birçok atık türü için deneyim ve alt
yapının bulunması,
8. Ülkemizde geri dönüşümle ilgili
lisanslı tesislerin varlığı ve sayıca
artmaları,
9. Mevcut lisanslı tesislerin ise
(çimento fabrikalarının) geri kazanım
oranlarını arttırma potansiyeline sahip
olması,
10. Ülkede entegre atık yönetimine
ilişkin yapılan çalışmalar,
11. Çevre kanunu ve yasal mevzuatın
olması,
12. Mevzuatın uluslararası standartlarla uyumlaştırılmasına yönelik
çalışmaların olması.
ZAYIF YÖNLER
1. Halkın geri dönüşüme yönelik
farkındalığının ve çevre bilincinin
yeterli düzeyde olmaması,
2. Geri dönüşüme yönelik eğitimlerin
yetersiz olması,
ENDÜSTRİ OTOMASYON
3. Atıkların tümünün çöp olmadığının
anlaşılamaması,
4. Kaynakta ayrı biriktirme bilinci ve
alışkanlığının olmaması,
5. Sanayici için çevre konularının ikinci
planda olması,
6. Atıkların ekonomik değeri ile ilgili
özellikle KOBİ’lerde bilinç eksikliği
olması,
7. Belediye katı atık depolama
sahalarına geri dönüştürülebilir
atıkların kabul edilmesi,
8. Hazırlanan mevzuatların özel
sektörün önünü açacak nitelikte ve
kolaylaştırıcı olmaması,
9. Geri kazanılabilir atıkların takibi
amacıyla geliştirilmiş mevzuatın
çoğu kez gereksiz aracı kurumların
oluşmasına neden olması,
10. Mevzuata ait yaptırımların uygulanabilir olmaması ve sağlıklı bir şekilde
uygulanamaması,
11. Evsel atıkların içindeki ambalaj atıklarını önlemeye yönelik
yaptırımların uygulanmaması,
12. Ülkeye özel geri dönüşüm modellerinin netleşmemesi,
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
13. Ülke altyapısına uyumlu olmayan
yasal uygulamaların olması,
14. Geri kazanılmış ikincil ürünlere ait
yeterince standart olmaması,
15. Geri dönüşüm için yaygın toplama
noktalarının olmaması,
16. Atık bertaraf/gerikazanım tesislerinin yetersiz sayıda ve kapasitede
olması,
17. Bazı ürün ve atıklara yönelik geri
dönüşüm tesisin olmaması,
18. Güvenilir ve güncel istatistik
çalışmalarının bulunmaması,
19. Yerel yönetimlerin idari ve teknik
kapasitelerinin yetersiz olması,
20. Geri dönüşüm ile ilgili konuların
sanayicilere ek mali yük getirmesi,
21. Geri dönüşüm ürünlerinin
satışındaki ÖTV sorunu,
22. Atık yönetiminde teşvik, yönlendirme ve bilinçlendirme sisteminin
eksikliği,
23. Kurumlar arası yetki ve sorumluluk
dağılımının net olmaması ve koordinasyon eksikliği,
24. Sektöre yönelik finansman
desteğinin zayıf ve sunulan teknik bilginin yetersiz olması,
25. Geri dönüşüm ve geri kazanım
sektöründe faaliyet gösteren firmalara yeterli teşvik ve desteklerin
sağlanmaması,
26. Atıkların taşınması için uygun nitelikte ve yeterli sayıda lisanslı aracın
mevcut olmaması,
27. Yürürlükte bulunan mevzuatların
ülkenin her yerinde eşit şekilde
uygulanmaması ve bu durumun rekabeti ve sektörün gelişmesini engellemesi,
28. Atık analizini yapabilecek yetkinliğe
sahip yeterli sayıda laboratuar ve
teknik kadro olmaması,
29. Çevre mevzuatında sınai faaliyetlerden çıkan yan ürünler atık olarak
tanımlandığından bunların geri
dönüşümlerinin zorlaşması.
FIRSATLAR
1. Konuyla ilgili STK’ların varlığı ve
etkinliklerinin giderek artması,
2. Yetkilendirilmiş kuruluşların varlığı,
3. Geri dönüşüm sektörünün gelişmeye
açık olması,
4. Avrupa Birliği uyum süreci,
5. Geri dönüşümün “iyi atık yönetimi”
kapsamında yaşam standardı ve halk
sağlığına pozitif etkileri,
6. Büyüyen imalat sanayisi göz önüne
alındığında ekonomiye katkısının yüksek olması,
7. Küresel hammadde ihtiyacının
artması ve bunun bir bölümünün
geri dönüşüm ürünleri ile karşılanma
potansiyeli,
8. Küresel ölçekteki firmaların yeni
pazar bulma ihtiyacı,
9. İleri teknoloji kullanan çevreye duyarlı firmaların atık yönetimi
uygulamaları,
10. Uluslararası teknik işbirliği
olanaklarının varlığı,
11. Geri dönüşümün önemi konusunda toplumun geniş kesimlerinin fikir
birliği içinde olması,
12. Konuyla ilgili politika üreten ve
hizmet veren kurumların varlığı,
13. Geri dönüşüm projelerinin varlığı,
14. Geri dönüşüme yönelik teknoloji
geliştirme alanlarında çalışabilecek
uluslararası nitelikte bilim ve sanayi
insanlarının varlığı,
15. Geri dönüşümün istihdam
oluşturması,
16. Ülkede ucuz iş gücünün varlığı,
17. Ülkenin, konuyla ilgili uygulama
eksikliği bulunan çevre ülkeleri de içine
alan bir pazar oluşturma potansiyeli,
ENDÜSTRİ OTOMASYON
18. Genç nüfusun varlığı ve hızlı
öğrenebilme yeteneği,
19. Tüketim artışına paralel olarak
geri dönüşümde kullanılabilecek atık
miktarında artış olması.
TEHDİTLER
1. Yasal mevzuatın yetersizliği (Geri
dönüşümün hızla yaygınlaştırılmasında
gerekli mevzuatın bulunmaması),
2. AB mevzuatının uyumlaştırılması
sürecinde sektörün finansal yönden
olumsuz etkilenmesi,
3. Yatırımcı ve finansörler için sektör
belirsizliğinin engel oluşturması,
4. Teknoloji know-how eksikliği,
5. Konuyla ilgili uzun vadeli gelişme
planının ve stratejilerinin bulunmaması,
6. Ulusal, sektörel ve bölgesel plan/
programlarda konuyla ilgili yer alan
hedef ve politikaların eksik olması,
7. Elektronik atıklar gibi bazı atık
alanlarında toplanan atığın az olması,
iç pazarın yetersizliği,
8. Lisanslı geri dönüşüm tesislerinde
standardizasyon eksikliği,
9. Ekonomik krizlerin yaşanması,
10. Atıkların ayrı toplanmasına yönelik
teknik yapı ve kaynak yetersizlikleri,
11. Sektörde kayıt dışılığın varlığı,
lisanssız firmaların ve toplayıcıların
olması,
12. Denetim yetersizliği (mevcut mev-
75
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
zuata uyulmasında ve mevcut cezai
yaptırımlarda eksiklik olması),
13. Özellikle konuya yönelik Ar-Ge ile
ilgili çeşitli fonların olmaması,
14. Plansız nüfus artışı ve kentleşme.
Son olarak, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı sitesinde yer alan bir haberi
aktaralım. Habere göre, 2015 Yılı 4. Atık
Yönetimi Sempozyumu Sonuçlarının
Değerlendirilmesi aşağıdaki gibi:
“4. Atık Yönetimi Sempozyumu; 26-29
Ocak 2015 tarihlerinde Antalya ilinde
gerçekleştirilmiştir. Sempozyuma;
Bakanlığımız,
Akademisyenler,
Belediyeler, Sivil Toplum Kuruluşları,
Atık
Sektörü
Temsilcileri,
Yetkilendirilmiş Kuruluşlar ve Firmalar
katılım sağlamışlardır. Sempozyumda;
2 genel oturum, 30 özel oturum, 73
konuşmacı, 2 panel, 1 sonuç oturumu yapılmış olup yaklaşık 1000 kişi
katılım sağlamıştır. Sempozyumda,
2023 yılına doğru atık yönetimi çok
yönlü olarak tartışılmıştır.
azami derecede sağlanan, teknik, ekonomik, sosyal ve yasal zemini güçlü
bir sistem olmalıdır. Temiz üretim
tekniklerinin uygulanmasıyla atık
yönetiminde en güçlü önleme, azaltım
ve etkin bir geri dönüşüm sağlanması
hedeflenmektedir.
Atık yönetimi sektörü diğer sektörlere göre oldukça yeni bir
sektör olduğundan makine-ekipman ve teknoloji açısından yeni
gelişmektedir.
Bu
bağlamda
teknolojilerden ziyade atığa uygun
proseslerin geliştirilmesi, prosese uygun makine ekipman seçimi
önem arz etmektedir. Atık Sektörü,
yeni teknolojilere, süreç, metot
ve iş modeli açısından her türlü
gelişmeye açık bir sektördür.
Bu sempozyumda atık yönetimine ilişkin dile getirilen ortak ve
konu bazlı hususlar şunlardır:
• Atıkların bir kaynak olduğu ve mut-
Çevre ve insan sağlığını sürdürülebilirlik ilkesinde garanti altına alan,
doğal kaynaklarımızın etkin bir şekilde
kullanılması ve korunması amacıyla
sıfır atık yaklaşımının benimsendiği
maddesel ve enerji geri kazanımının
76
ENDÜSTRİ OTOMASYON
laka uygun bir şekilde geri kazanım
yolunun belirlenmesi gerektiği
belirtildi.
• Sürdürülebilir atık yönetimi
sürdürülebilir denetimle gerçekleşir
vurgusu yapılmıştır.
• Ülkemizde yeterli kapasitede
tesis bulunduğu ifade edilerek bu
tesislerinin işletilmesi konusunda
hizmet standartların oluşturulması
gerektiği ifade edilmiştir.
• Daha verimli üretimle daha az
doğal kaynak tüketimine yönelik
temiz üretim teknolojilerin tercih
edilmesi,
• Atık yönetimi çalışmalarının
kurumsal hafızaya işlenmesi,
• Atık sektörü Bölgesel Teşvikler
altında yer almakta ve nüfusun
yoğun olduğu İstanbul gibi iller
birinci bölgede sınıflandırmaktadır;
birinci bölge en az teşvik oranına
sahip ve en çok başvurunun
olduğu bölgedir. Bu sebeple teşvik
sisteminin Bölgesel Teşvik yerine
Stratejik Teşvik sistemini çevrilmesi ve diğer teşvik oranlarından da
faydalanılmasının olumlu olacağı,
• Yatırım finansmanında örnekler
artmakla birlikte, bu finans
olanaklarına daha kolay ve düşük
maliyetli erişim sağlanmalıdır.
• Evsel katı atıkların yenilenebilir
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
enerji kanunu kapsamında teşvik
sisteminden yararlandırılabilmesi için
biyokütle tanımının netleştirilmesi,
• Atık sektöründe teknoloji, proses
ve metot inovasyonunu sağlayacak
şekilde pilot projeler yapılması ve
sonuçların sektörle paylaşılması,
Sağlık Kuruluşları Oturumu:
• Laboratuvarlarda bulunan otoanalizatörlerden kaynaklı sıvı atıkların
kanalizasyona deşarjlarında belediyelerin kanalizasyona deşarj limitleri
esas alınması, gerekli görülmesi durumunda hastane atıksuları için ayrı bir
şebeke yapılarak ayrı bir atıksu yönetimi yapılması,
• Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu,
Türkiye Halk Sağlığı Kurumunu ve
Üniversite hastanelerini temsilen mahalli çevre kurullarında üye
bulundurulması,
• Sağlık kuruluşlarından kaynaklı
atıkların özelliklerinin netleştirilmesi
geri kazanım /bertaraf yöntemlerinin
belirlenmesi amacıyla atık yönetim
rehberinin hazırlanması,
Maden Atıklarının Yönetimi:
• Maden atık sahalarında taban geçirimsizlik sisteminde kil yerine kullanılacak
jeosentetik malzemelere mevzuatta yer
verilmesinin değerlendirilmesi,
• ÇED raporlarında düzenli depolama
tesislerine ait bilgilerin (sınırların,
gözlem kuyuları, hidroloji ve hidrojeolojik raporlar gibi) Uygulama
Projesinde sorunlara neden olmaması
için ayrıntılı olarak verilmesi,
• Atık depolama tesislerinde güvenlik katsayılarına, gerek bölgenin
depremselliği gerek sedde ve atığın
yapısına göre dikkat edilmesi,
• Maden atıklarının başka bir sektörde
kullanılabilmesi için zorunlu ve teşvik
edici yasal düzenlemeler için gerekli
araştırmaların yapılması,
Özel Atıkların Yönetimi:
• Baz yağdan alınan ÖTV sorununun çözüme kavuşturulması için
girişimlerde bulunulması,
• Atık yağlardan standart dışı ürünler üretimi ve illegal değerlendirme
yöntemlerinin önüne geçilmesinin
gerekliliği,
• Bitkisel atık yağlardan biyodizel üret-
iminde zorunlu kullanım alanlarının
belirlenmesi, ayrıca akaryakıta harmanlama oranlarının zorunlu hale getirilmesi,
• Belediyelerin atık pil toplama
konusunda Belediyelerin daha fazla
destek vermesi gerektiği,
• Atık akü geri kazanım faaliyetleri
sonucunda oluşan kurşun salınımı ve
yayılması sonucunda çevre ve insanlarda kontaminasyonun gerçekleştiği
vurgulanarak
çevreyi
kirletici
kimyasalların kontrolünün sağlanması,
bu tür tehlikeli kimyasalların oluştuğu
tesislerde gerekli denetim ve kontrollerin arttırılması,
• Baskı devre kartlarının toplanması
ve geri kazanılması için ülkemizde
mevzuatların yeterli olmadığı, bunların
kayıt dışı toplanmasının önüne
geçilmesi gerektiği ve mevzuatın
geliştirilmesi için sektörle birlikte
çalışılması,
• Belediyelerin, atık toplama konusunda desteklenmeye ihtiyacı olduğu,
yeni yayımlanan Atık Getirme Merkezi
tebliğindeki 1000 m2 alan İstanbul gibi
arazi problemi olan şehirlerde sıkıntı
yarattığı ve uygulamadaki sıkıntılara
çözüm bulunması,
• Elektrikli ve elektronik eşya
atıklarının toplanmasında “eskiyi getir
yeniyi götür” gibi kampanyaların
yaygınlaştırılması,
• Ömrünü Tamamlamış Araçların
Kontrolü Yönetmeliğinde kapsamının
M1, N1 dışındaki kategorileri kapsaya-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
cak şekilde genişletilmesi,
• ÖTA Geçici Depolama Alanlarında
(m2) alan şartlarının yeniden
değerlendirilmesi,
• ÖTA Kontrolü Yönetmeliğinde,
yer alan geri dönüşüm oranlarının
sağlanabilmesi için ÖTA statüsündeki
aracın toplam ağırlığının, araç tescil
belgesinde belirtilen ağırlık yerine, tesise kabul aşamasındaki ağırlığın Çevre
Online sistemine girilmesi,
• Hurdaya ayrılan bazı araçların lisanslı
tesislere getirilmeden parçalanması
gibi illegal işlemlerin önüne geçilmesi
için tesiste fotoğraflama ya da video
çekimi gibi bir sisteme geçilmesinin
yararlı olacağı
Belediye Atıklarının Yönetimi:
• Belediyelerin öncelikle katı atık yönetim planlarının yapılması gerekliliği,
• Belediye atıklarının işleme yöntemine
göre toplama ve lojistik modellerinin
oluşturulması gerekliliği,
• Yerele özgü yöntemlerin belirlenmesi
gerektiği,
• Biyolojik işlemlerde en önemli sorunun finansal model eksikliği olduğu,
• Kentsel Dönüşüm için seçilen bölgelerde yıkım yapılırken geri kazanım
mobil araçların kullanılması ve geri
kazanılan ürünlerin yeni yapılacak
inşaatlarda dolgu malzemesi ve
oluşturulacak yollarda alt malzeme
olarak kullanılması,
• Yıkım öncesinde asbest miktarının
belirlenmesi, sökümünün uzman
77
kişilerce yapılması, ambalajlanması
ve taşınmasında gerekli standartların
oluşturulması,
• Kentsel Dönüşümde yıkımı yapacak belediyeler ihaleye çıkarken,
şartnamelerinde aranılacak koşul
olarak TS-13633 Belgesine sahip
firmaları tercih edilmesi,
• İnşaat ve yıkıntı atıklarının
geri
kazanımın
yapılmadan
depolanmaması,
• Biyogaz tesislerinden oluşan
sıvı gübrelerinin kullanımı ve
yaygınlaştırılması,
• Dağınık hayvan işletmelerinin bir
araya getirilmesi insan ve hayvan
sağlığı ve salgın hastalıklar açısından
uygun olmadığı,
uygulamanın da düşük atık üreticilerini rahatlattığı benzer çalışmaların da
Ülkemizde yapılması,
• Karışık belediye atıklarının çimento fabrikalarında kullanımı mümkün
görünmemekle birlikte bu atıkların
kurutularak çimento fabrikalarında
değerlendirilmesi
amacı
ile
araştırmaların yapılması,
• Atıkların Yakılmasına İlişkin
Yönetmelikte beraber yakma tesisleri
için belirlenen %40 değerinin direktifteki gibi esas alınarak sadece tehlikeli atıklar için belirlenmesi,
• Solidifikasyon / Stabilizasyon
işlemlerine yönelik teknik kriterlerin
belirlenmesi amacı ile mevzuat bazlı
çalışmaların yapılması,
Endüstriyel Atıkların Yönetimi:
• OSB’lerin ve endüstri bölgelerinin kuruluşunda endüstriyel simbiyoza olanak verecek altyapının
oluşturulması,
• Atıkların ikincil hammadde olarak
kullanımına
olanak
sağlaması
açısından farklı sektörlerin de hammadde olarak değerlendirilebilir
atıklarının standardının belirlenmesine
yönelik çalışmaların yapılması,
• Atıksu Arıtma Tesisleri bünyesinde,
çamur kurutma tesisleri bulunacak şekilde projelendirilmeli, arıtma
çamurlarının toprak iyileştirici olarak
kullanımına yönelik Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı ve Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının ortak düzenlemeler gerçekleştirmesi,
• Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından tehlikeli atıkların
taşınmasında kullanılan araçlarda iş
sağlığı ve güvenliği konusunda önlemlerin belirlenmesine ilişkin çalışmaların
yapılması,
• Tekstil endüstrisinde atık yönetimine ilişkin Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı tarafından sektörel kılavuz
hazırlanması,
• Düzenli depolama sahalarının
biyoreaktör tipi depolamaya göre
tasarlanması,
• Yurt dışı uygulamalarında yüksek oranda tehlikeli atık üreticileri
ile düşük oranda atık üreticileri için
farklı mevzuatların uygulandığı bu
78
Ambalaj Atıklarının Yönetimi:
• Tüm piyasaya sürenlerin kayıt
altına alınarak ekonomik destek
sunmalarının sağlanması, mevcut
kayıtlı piyasaya süren işletmelerin
ise bildirimlerinin incelenmesi ve
doğrulanması için mevcut sistemin
geliştirilmesi,
• Alışveriş poşetlerinin kullanılmasının
azaltılması için Bakanlıkça usul ve
esasların belirlenmesi, ayrıca ambalaj tanımına dâhil edilmesi,
• Yönetmelikte köklü bir değişiklik
yerine yaşanan sıkıntılara yönelik değişiklik yapılarak hâlihazırda
yürütülen sistemin iyileştirilmesi ve
geliştirilmesinin sağlanması,
• Ambalaj ve ambalaj atıkları yönetimi alanında Bakanlıkça denetim ve
izleme faaliyetlerinin daha etkin bir
ENDÜSTRİ OTOMASYON
şekilde yürütülmesinin sağlanması,
• Belediyeler ile lisanslı işletmeler
arasından yapılan sözleşme/protokollerin hukuki bir altyapıya
kavuşturulmasının sağlanması,
• Uygulamada evsel ve evsel olmayan ambalaj atıklarının yönetimine (bildirimler ve belgelemeler açısından) ilişkin net bir
şekilde ayrım yapılması gerektiği,
yapılmaması halinde endüstriyel ambalaj atığının toplanmasına
ağırlık verilerek konutlardan ambalaj
atıklarının toplanmasına gerekli önemin verilemeyeceği,
• Yetkisiz atık toplayıcılarının önlenmesi için kapıdan kapıya toplama
sistemine öncelik verilmesi ve bu
şekilde toplanmış atıklarının piyasada alınıp satılmasına yönelik önlem
alınması hususlarında belediyelerle
işbirliğinin çözüm olabileceği,
• Genişletilmiş üretici sorumluluğunun
tek başına kullanılabilecek bir sistem
olmadığı, mutlaka diğer atık yönetim politikalarıyla birlikte kullanılması
(vergi, attın kadar öde vb.) gerektiği,
• Geri dönüşüm ile geri kazanım
alanındaki Ülke hedeflerinin AB
ambalaj direktifine uyumlu hale getirilmesi,
• Kaynakta ayrı toplamada daha
verimli sonuçlar etmek için lisanslı
tesislerin kapasite ve teknolojilerinin
artırılmasına yönelik lisans kriterlerinin geliştirilmesi,
• AB’deki genel uygulamalara benzer
şekilde, atık akışını kontrol altında
tutmak için toplanan ve ayrılan
ambalaj atıklarının değerlendirildiği
nihai geri dönüşüm tesislerinin giriş
rakamlarının esas alınması,
• Yönetmeliklerde atıkların bedelli ya
da bedelsiz olmasına yönelik kriterlerin belirlenmemesi,
• Belediyeler ve Büyükşehir
Belediyelerinin eğitim, bilgilendirmebilinçlendirme faaliyetleri açısından
daha fazla sorumluluk alması ve
bu çalışmaların maliyetlerinin
yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından
desteklenmesi,
• Ambalaj atıkları yönetim sisteminin
finansal ihtiyacının karşılanması amacı
ile çalışmaların yapılması.”
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ, GELECEK VADEDİYOR!
■ İHA’nın Aralık 2014 tarihli ve “Geri
dönüşümün 2014 ekonomisine katkısı
1,3 milyar lira” başlıklı haberinde
“Türkiye’de 2014 yılında geri dönüşüm
sayesinde ekonomiye 1 milyar 300
milyon lira katkı sağlanırken, toplanan 1 milyon ton kâğıtla 17 milyon ağaç kesilmekten kurtuldu…
Bilhassa demir çelik sektöründe 183
fabrika Türkiye’de toplanan 9,5 milyon ton hurdayı işliyor. Bu durum,
Türkiye’nin demir çelik sektöründe
dünya sıralamasında 8. sıradaki yerini
korumasında etkili oldu” deniliyor.
Haber aslında ‘Geri Dönüşüm
Sektörü’ne ilişkin buzdağının sadece
görünen tarafına işaret ediyor bizce.
Çerçeveyi genişletmekte fayda var!
Ahmet Yetim’in İzmir Ticaret Odası’nın
Haziran 2014 tarihli Ar&Ge Bülten’inde
yayınlanan “Geri Dönüşüm Sektörünün
Dünyadaki
Genel
Görünümü
Ve Türkiye’deki Durumu” isimli
dosyasına bakalım. Ahmet Yetim’e
göre; “İkinci Dünya Savaşı sonrası
80
kaynak sıkıntısı nedeniyle başlayan
geri dönüşüm hareketi, sunduğu
birçok avantajla dünyadaki cazibesini
giderek artırmaktadır. Günümüzde geri
dönüşüme yatırım yapan ülkeler pek
çok avantaja sahip olmaktadırlar. Öyle
ki; demir, çelik, bakır, kurşun, kâğıt,
plastik, kauçuk, cam, elektronik atıklar
gibi maddelerin geri kazanılması ve
tekrar kullanılması, çevre kirliliğini
önlediği gibi doğal kaynakların tüketimini azaltmakta ve ekonomik anlamda büyük tasarruf sağlamaktadırlar.
Sadece tek bir alüminyum kutunun
geri dönüştürülmesi bile bir televizyonu üç saat boyunca çalıştıracak
enerji tasarrufu yaratabilmektedir.
Dünyada her yıl ortaya çıkan 2.1 milyar
ton atığın büyük bölümü, düzenli çöp
depolama alanlarına gömülüyor. Bu
miktar, potansiyel olarak 4.5 milyar
varil petrol eşdeğeri enerji içeriyor. Söz konusu enerji miktarı ise,
dünya elektrik tüketiminin % 10’unu
karşılayabilecek seviyede. 2010 yılı
ENDÜSTRİ OTOMASYON
itibariyle dünyada toplam 900 tesiste
0.2 milyar ton atık değerlendirilerek
yaklaşık 130 trilyon kilovat-saat elektrik üretildi. Bu tesislerin yıllık gelirinin 2010-2016 döneminde 3.7 milyar
dolardan, 13.6 milyar dolara çıkması
bekleniyor.
Mart 2011 tarihli raporda ise, küresel ekonomik krize rağmen 20062010 döneminde atıktan enerji üretimi sistemlerine yapılan yatırımların
4.8 milyar dolardan 7.1 milyar dolara çıktığı, 2021 yılına kadar ise
bu rakamın yıllık 27 milyar dolara
ulaşması beklendiği vurgulanıyor.
Talep artışının Çin ve Hindistan gibi
Asya pazarlarındaki büyümeden ve
Avrupa Birliği’ndeki yeni atık yönetimi
standartları ile AB ve ABD’de sera
gazı azaltımına yönelik politikalardan
kaynaklanacağı tahmin ediliyor. ABD ve
Avrupa’da geri dönüşüm alanında çok
uzun yıllar önemli mesafeler alınırken,
Türkiye’de bu süreç 20 yılı biraz aşan
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
bir geçmişe sahip. Sürecin 1991
yılında yürürlüğe giren Katı Atıkların
Kontrolü Yönetmeliğiyle başladığı
Türkiye’de, bütün atıkları içeren bu
çerçeve yönetmelik özel sektöre ilk kez
piyasaya sunduğu ürünün atığını tekrar
geri kazandırması konusunda zorunluluk getirdi. Özellikle 2005 yılından
itibaren Tehlikeli Atıkların Kontrolü
(APAK) Yönetmeliği, Ambalaj Atıkların
Kontrolü Yönetmeliği gibi birçok
yönetmeliğin hayata geçirilmesiyle her
ürün grubu kaynağında ayrı toplanarak
kendi konusunda bir standarda ulaştı.
Bugün yaklaşık olarak Türkiye’de yılda
25 milyon ton evsel atık, 1,2 milyon
ton endüstriyel atık, 100 bin ton tıbbi
atık ve 530 bin ton e-atık ortaya çıkıyor.
Yalnızca cep telefonu atığının yılda
yaklaşık bin ton olduğu tahmin ediliyor. Bir milyona yakın küçük ve büyük
ölçekli işletmenin faaliyet gösterdiği
sektörde, 500 bin toplayıcı bulunduğu
tahmini yapılmaktadır. % 25’i kayıtdışı
olması nedeniyle net rakamların telaffuz edilemediği hurdacılık sektöründen
para kazananların sayısı ise Türkiye
nüfusunun % 3’ü olarak dile getiriliyor. Türkiye’deki atık yönetimi ve
geri dönüşüm sektörü, özel sektör ve
yerel yönetimlerin katkılarıyla bugün
ortalama 5 milyar Euro’luk bir pazar
haline geldi. 2010 yılına kadar % 35
olan geri dönüşüm oranı ise 2012 ve
sonrasında % 40 civarına yükselmiş
durumda. Sektöre ilgi gösteren lisanslı
yatırımcı sayısı şimdiden 450’ye ulaştı.
Geri dönüştürülen atıkların % 43’ünü
kâğıt, % 27’sini plastik, % 12’sini
cam, % 8’ini tekstil ürünleri, % 4’ünü
de metal oluşturuyor. Türkiye’de tüm
atıkların geri dönüşüm oranı ortalama
% 7 seviyesinde iken, ambalaj malzemelerinin geri dönüşüm oranı %
20’lerde ve ilk sırada yer alıyor.
Son yıllarda hızlı bir gelişim gösteren
geri dönüşüm alanında 2003 yılında
15 düzenli depolama tesisiyle 23
milyon nüfusa hizmet verilirken 2012
yılında 69 düzenli katı atık depolama
tesisiyle 903 belediyede 44,5 milyon
nüfusa hizmet verilmektedir. 2013
yılında Türkiye’de Atık Yakma ve beraber yakma tesis sayısı 38, Tehlikeli
Atık Düzenli Depolama Tesisi (1. Sınıf)
6, Tehlikeli Atık Geri Kazanım Tesisi
282, Tanker temizleme tesis sayısı 46
ve ara depolama tesis sayısı 14 olarak
belirlendi. 576 adet ambalaj atığı toplama ve geri dönüşüm tesisi ile yılda
2 milyon 250 bin ton ambalaj atığı
geri kazanıldı. Ayrıca 2012’de 45 bin
ton madeni atık yağ, 59.500 ton atık
akü toplandı. Bununla birlikte bir yılda
çöpe atılıp geri dönüştürülemeyen
atıkların değeri ise hala yaklaşık 1.5
milyar TL düzeyinde. Bu atıkların parasal değeri, sektörde potansiyel pazarı
da ifade ederken, söz konusu atıkların
geri dönüşüme kazandırılmasıyla hem
enerji hem de hammadde konusunda
önemli tasarruf sağlanacağı tahmin
ediliyor. Sektör aktörleri, alüminyum
kutunun geri dönüşümüyle, hammaddeden alüminyum üretimine kıyasla %
95 enerji tasarrufu sağlanabileceğini
belirtiyor. Bugün 192 litre ham petrolden üç litre madeni yağ elde edilirken, sadece 4.8 litre atık madeni
yağdan üç litre madeni yağ elde edilebiliyor. Bu örnekler, geri dönüşüm
sektöründe dışa bağımlılığın azalacağı
ve mevcut atık kaynakların kullanımıyla
ülke ekonomisine katkının önemli
ölçüde artırılabileceğini gösteriyor.
Lisanslı çalışan işletme sayısının son
üç yılda % 70 oranında artış gösterdiği
sektörde, toplanan atık rakamlarının
Avrupa’yı giderek yakaladığı, önümüzdeki yıllarda hem geri dönüşümü ucuzlatacak teknolojiler üretmeye, hem
de atıkları yok etme işlemini pozitif
endüstriye çevirerek elektrik, biyogaz,
gübre üretimine dönüştürmeye yönelik yatırımlara odaklanılacağı tahmin ediliyor. Atıkların tekrar hayata
döndürülmesi aşamasında ekonomik
değere en çok sahip olan ürünlerin başını ise metal ürünleri çekiyor.
Demir-çelik, bakır, alüminyum, akümülatörler, pil, atık ambalaj, elektronik
atık ve her türlü hurda metalin geri
dönüştürüldüğü Türkiye’de, 2008
yılında sadece ÇEVKO tarafından
yürütülen çalışmalar sonucunda
27 bin ton metal ambalaj atığı geri
dönüştürülerek, 230 bin tonluk kömür
ve 200 bin metreküplük düzenli depo
alanı hacminden tasarruf sağlandı.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Türkiye’de metali ilk geri dönüştüren
sektör olan hurdacılar, sanayileşmeyle
birlikte bugün birer metal geri
dönüşümcüsü olarak faaliyet gösteriyor. Son yıllarda giderek büyüyen bir başka metal geri dönüşüm
alanını gemi sökümcüleri oluşturuyor.
Bünyesindeki çok sayıda firma ile
Türkiye’deki tek gemi söküm ve geri
dönüşüm bölgesi olan ve dünyanın
en iyi gemi söküm bölgeleri arasında
gösterilen Aliağa Gemi Söküm Bölgesi,
son yılların en iyi performansını sergiliyor. 2003-2008 yıllarını kapsayan altı
yıllık dönemde yılda ortalama 145 bin
ton geminin sökümü yapılan Aliağa’da;
2009’da 298 bin ton, 2010’da 423 bin
ton, 2011’de 653 bin ton, 2012’de 927
bin ton gemi sökümü yapılmış, 2013
ilk yarısında ise 377 bin ton olarak
gerçekleşmiştir. Aliağa’ya sökülmek
üzere gelen gemilerin % 50’ye yakın
bölümü Suriye, Lübnan, Mısır ve
Libya başta olmak üzere Ortadoğu
ve Kuzey Afrika ülkelerinden geliyor. Dünyada 2015 yılına kadar 214
milyon dwt geminin hurdaya ayrılacak
olması, Türk gemi geri dönüşümcüleri
açısından önemli kazanç fırsatı
sunuyor. Metal geri dönüşüm alanının
en yeni faaliyet konusunu ise elektronik atıklar oluşturuyor. Teknolojik
gelişmeler yeni çöp dağlarının
oluşmasına neden olurken, Birleşmiş
Milletler rakamlarına göre dünyada
her yıl 50 milyon tona yakın elektronik atık üretiliyor. Türkiye’de e-atık
kapsamında olan atıkların miktarı
yıllık bir milyon ton civarında iken, bu
miktarın ancak yaklaşık 20 bin tonluk
kısmının değerlendirilmesi, sektörün
henüz yolun çok başında olduğunu
gösteriyor. Bu da girişimciler
açısından sektörün cazibesini artırıyor.
Üstelik Türkiye’de e-atıkların geri
dönüştürülmesine yönelik lisans
almayı bekleyen onlarca firma bulunuyor. Yeni bir kavram olması nedeniyle yeni girişimlere kapısı açık olan
geri dönüşüm sektörüne, kar marjı
yüksek olduğu için büyük yatırım
gruplarının da son dönemlerde ilgisi
artmış durumda. Çünkü sektörde 2023
yılına kadar 9.5 milyar Euro’luk “atık
geri dönüşüm yatırımı” öngörülmekte,
81
DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü
atıklarını toplamakla yükümlü olmasına
rağmen bu yükümlülükler bugüne
kadar geniş toplayıcı ağına sahip
olamadıklarından piyasada toplanmakta olan malzemeleri üstlenmemektedir.
Bu da toplayıcılarla üreten firmalar
arasında büyük sorun yaratmaktadır.
Bunun nedeni Türkiye’deki 500 bin
sokak toplayıcısını kendi bünyelerine almamaları, çok düşük fiyatlarla
çalıştırmak istemeleri olup bu nedenle
toplayıcılar ile belediyeler arasında
entegrasyon sağlanamamaktadır.
ancak sektörün AB’ye uyumu için gereken toplam yatırım tutarı 60 milyar
Euro’yu buluyor. Sektörde denetim,
düzenleme, mevzuat ve yönetmelikler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca
yapılıyor. Çevre konusundaki uygulamalar özellikle 2009 yılından bu
yana ‘gönüllülük’ esasından çıkmış
durumda.
Avrupa Birliği (AB) ile 2009 yılı Aralık
ayında başlayan çevre müzakereleri,
bu alandaki tüm uygulamaları zorunlu hale getirdi. Türkiye’ye gelen çok
sayıda yükümlülük, aynı zamanda
ciddi bir yatırım ihtiyacını da ortaya
çıkarıyor. Türkiye, AB’ye uyum çerçevesinde 2023 yılına kadar ulusal
çevre stratejisini belirlemiş durumda.
Buna göre, çevre konusundaki uyum
çalışması, mevzuat ve fiziki yatırımların
gerçekleştirilmesinden
oluşuyor.
Çevre alanında uyumlaştırılması
gereken 300’den fazla mevzuat
var. Çevre yatırımları içinde şu
ana kadar en fazla ambalaj atıkları
konusunda adım atıldığı gözleniyor Bu alanda; belediyeler, lisanslı
toplama-ayırma tesisleri, lisanslı geri
dönüşüm tesisleri, ambalajlı ürün
piyasaya süren sanayi kuruluşları,
ambalaj üreticileri, yetkilendirilmiş
kuruluşlar, satış noktaları ve tüketiciler gibi çok sayıda oyuncu faaliyet gösteriyor. Çevre Koruma ve
Ambalaj Atıkları Değerlendirme
82
Vakfı (ÇEVKO) ile Tüketici ve Çevre
Eğitim Vakfı (TÜKÇEV) bu kuruluşlar
arasında öne çıkıyor. Sektör faaliyetleri 20 yıllık kısa bir geçmişe sahip
olması nedeniyle önemli sorunlarla
karşılaşabilmektedir. Türkiye’de atık
yönetimi ile ilgili 15’e yakın yönetmelik
uygulanıyor ancak bu yönetmelikler
Avrupa’daki örneklerine göre çok zayıf
kalıyor. Türkiye’de katı atık ayırma
tesislerinin yeterli olmaması, kaynakta
toplamanın uygulanmaması nedeniyle
Avrupa Birliği müktesebatına uyum
yakalanamıyor. Sektörün bir diğer
sıkıntısını ise her gün kentlerin dört
bir yanında dolaşan atık toplayıcıların
durumu oluşturuyor. Atık oluşumunu
sağlayan ambalaj malzemelerini üretenler ve piyasaya sunanların ambalaj
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Türkiye, dünyada gemi sökümü
yapan 15 ülke içinde Çin’in ardından
ikinci sırada yer alıyor. Türkiye’nin
Akdeniz ve Karadeniz’de oluşturulacak
yeni gemi söküm alanları ile Atlas
Okyanusu merkezli gemiler için
cazibe merkezi haline gelebileceği ve
1 milyon tonluk söküm miktarını 7
milyon tona çıkarabileceği öngörülüyor. Belediyelerin gelir getirdiği için
evsel atıklarla endüstriyel atıkları
birlikte depolaması, ayrıştırma yapan
şirketler açısından ciddi bir sorun
oluşturuyor. Bu sorun yeni bir yasal
çerçeve oluşturularak çözülmelidir.
İstatistiklere göre Türkiye’de 2,8 milyon ton civarında bir ambalaj atığı kapasitesi mevcut ve bu atıkların ancak
800 bin ton kadarı belgelendirilebiliyor. Net rakamın ortaya çıkarılabilmesi
için kayıt dışı işlemlerin ortadan
kaldırılması gerekiyor.”
Ürünler
Sek­tör­den Ürün­ler say­fa­la­r› En­düs­tri&Oto­mas­yon der­gi­si­nin üc­ret­siz ürün/hiz­met ta­n›­t›m say­fa­la­r›
olup, en­düs­tri­de kul­la­n›­lan ürün­le­rin ta­n›­t›­m› ama­c›y­la ya­y›n­lan­mak­ta­d›r. ‹l­gi­ni­zi çe­ken ürün ve/
ve­ya hiz­met­ler hak­k›n­da bil­gi al­mak için il­gi­li fir­ma­n›n in­ter­net si­te­si­ni in­ce­le­ye­bi­lir ve­ya fir­ma ile
ba€­lan­t›­ya ge­çe­bi­lir­si­niz.
Kompakt Çoklu Dokunmatik IP 65 Panel PC’ler
Gelişmiş Çok-Çekirdekli Atom™ Işlemcilerle Sunuluyor
■ Beckhoff, kompakt kasada yüksek PC tabanlı performans sunan, gelişmiş Intel® AtomTM işlemcili
ve çoklu dokunmatik işlevli yeni CP37xx serisi Panel
PC’lerini tanıttı. Montaj kollu kurulum için tasarlanan
bu cihazlar tam IP 65 koruma sağlıyor. Çeşitli ekran
boyutları ve işlemci seçenekleriyle, CP37xx serisi
farklı otomasyon zorluklarını aşmak için yüksek ölçeklenebilirlik sunuyor.
Bu Panel PC’ler, sağlam alüminyum kasalarında yüksek
bilgi işlem gücü ve mükemmel tümleşik grafik özelliğinin
yanı sıra, mükemmel termodinamiği ile bilinen Intel®
Atom™ işlemcileri barındırıyor. Bu işlemciler, son derece
kompakt cihaz tasarımına imkân tanıyor ve tek, çift veya
dört çekirdekli olarak bulunabiliyor; böylece çok geniş bir
uygulama gereksinimi yelpazesine, mümkün olan en iyi
uyumu sağlıyor. Boyutları 12 inç ile 24 inç arasında değişen ekran seçenekleri, 4:3, 5:4 ya da 19:9 (geniş ekran)
formatlarında yedi çoklu dokunmatik TFT ekranı kapsıyor. CP37xx, 45 °C’ye kadar ortam sıcaklıklarında kullanılabiliyor. Isı, kasa içinde düzgün bir sıcaklık dağılımı
sağlayan fanlarla desteklenen dış soğutucu kanatçıklarla
uzaklaştırılıyor.
Panel PC, esnek bir şekilde genişletilebiliyor; örneğin, PCI modüller ve/veya üçüncü Ethernet bağlantı
noktası gibi. Aynı zamanda, 48 mm çapındaki montaj kolu borusuna bağlı entegre döndürülebilir ve
eğilebilir montaj kolu adaptörünü de barındırıyor.
Bağlantı kabloları, üste veya alta monte edilebilen
montaj kolunun içinden geçiyor. Dört adede kadar IP
65 konnektörlü IPC bağlantı noktası kablo hacmine
kolay erişim imkânı sağlanıyor. CP37xx Panel PC’ler
bir veya iki CFast kartına sahipler ve tümleşik RAID
kontrolörü sayesinde, iki eşdeğer CFast kartı birbirine yansıtılabiliyor (mirroring).
Yüksek derecede ölçeklenebilir çoklu dokunmatik
panel grubu
Beckhoff yüksek derecede ölçeklenebilen çoklu dokunmatik cihazlar yelpazesini CP37xx serisi ile uygulama
gereksinimlerine en iyi uyumu sağlayacak şekilde tamamlıyor. Ürün gamı şu anda, pasif CP29xx ve CP39xx
Kontrol Paneli serisini, giriş seviyesi performansı sunan CP26xx, orta düzeyde bilgi işlem gücü sağlayan
CP27xx ve CP37xx Panel PC’lerden, üst düzey CP22xx
ve CP32xx’e kadar cihazları kapsıyor.
CP37xx Panel PC serisi, çoklu dokunmatik işlevselliğiyle, yüksek performanslı, düşük
kayıplı, çok çekirdekli Intel® Atom™ işlemcileri, entegre montaj kolu adaptörlü kompakt
bir IP 65 ünitede bir araya getiriyor
www.beckhoff.com.tr
84
ENDÜSTRİ OTOMASYON
beckhoff
Ürünler
Yeni Euro SMC Raptor Primer Enjeksiyon Test Cihazı
■ Primer Enjeksiyon Test Cihazlarında Yenilik
RAPTOR, özellikle yüksek akım uygulama gerektiren tüm testlerde piyasada mevcut ekipmanlara fark yaratan,
devreye alma ve trafo bakımında gereken primer test uygulamaları için kesin çözüm olarak Euro SMC tarafından
tasarlanmış test sistemidir.
Bu yeni nesil Akım Enjeksiyon Test
Sistemi primer testi daha kolay, daha
hızlı ve çok daha verimli hale getirir.
Taşınabilirlik
• Taşıması kolay, tekerlekleri ve tutacağı ile birlikte sadece 35 Kg. Yüksek
Akım Enjeksiyonu , kullanıcılar için
bir kabus olmaktan çıktı.
• Hemen her yerde daha kısa test
kablolarının kullanımına imkan sunar.
• Benzer cihazlara göre çok daha az
yer kaplar. Hatta standart bir araba
bagajına kolaylıkla sığar.
• Nakliye masrafları düşüktür.
Çevrim Teknolojisi
• Sadece test kablonuzu ünitelerden
geçirin…ve ölçmeye başlayın!
• 2x, 3x, 4x..... gerilim alabilmek için
N tur ekleyin., N sadece kablo boyu-
tuna bağlıdır.
Uyarlanabilirlik
• İlk satın alma gelecekteki uygulamaları sınırlamaz.
• Ek (SL) cihaz, herhangi bir zamanda eklenebilir.
• Kullanıcının sadece günlük görev için
gerekli birimleri getirmesi gerekir.
• Her ilave (SL) cihaz sisteme ana
ünitenin neredeyse iki katı güç katmaktadır.
Otomatik Regülasyon
• Ön hazırlığı ortadan kaldırarak test
sürecini hızlandırır.
• Cihazların istemsiz zarar riski yoktur.
• Tamamen izlenebilir ve tutarlı test
sonuçları elde edilir.
• RAPTOR yapılandırmasını belirlemek için büyük ölçüde yardımcı olan
Entegre Test Hesaplayıcısı yük ve
mevcut kablolara olan uzaklığa göre
istenilen miktarda akımı hesaplar.
Test Sonuçları Yönetimi
• Tüm test sonuçları ve test yapılandırmaları dahili hafızaya kaydedilir.
Ofiste bir bilgisayara indirilebilir.
• Açık ve çekici bir biçimde sonuç
yazdırılabilir.
netes MÜHENDİSLİK
www.netes.com.tr
ESM-3722 Çift SET’li Dijital Kuluçka Kontrol Cihazı
■ Kuluçka makineleri için özel tasarım
yapılan bu seride bulunan ve bir kuluçka makinasında ihtiyaç duyulan tüm
ölçümler ile buna bağlı olarak çalışan
kontrol çıkışları ile kuluçka işleminin verimliliğini artırmaktadır.
• 4 Dijit Sıcaklık göstergeli
• 4 Dijit Nem göstergeli
• Sıcaklık Sensör Girişi (NTC, PTC, PT-100)
• Nem Sensör Girişi (0/2..10V,
0/4..20mA veya ProNem Mini PMI-P)
• 4 Çıkış (Isıtma, Yumurta Raf Çevirme,
www.emkoelektronik.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Nemlendirme, Alarm)
• Röle veya SSR Çıkışları
• PID veya ON / OFF Seçilebilir Sıcaklık
Kontrol
• Auto-Tune PID
• Set değeri sınırlandırması
• Ön panelden Manuel Yumurta Raf Çevirme işleminin başlatılması
• Alarm parametreleri ve Alarm durumlarına göre ayarlanabilen sesli uyarı (Dahili Buzer)
• Programlama modu şifre koruması
emko elektronik
85
Ürünler
Lineer Hareket Sistemlerinde Aktüatör ve
Kılavuz Hizalamasını Anlamak
■ Lineer hareket sisteminizde aşağıdakilerden herhangi biriyle karşılaşıyor musunuz?
• İstikrarsız lineer hareket neticeleri
• Azalmış lineer yatak/rulman ömrü.
• Aktüatör sisteminin zamanından önce aşınması ya da bozulması
• Hızda değişme ya da devir süresince sallantı gibi düzensiz
hareket
Eğer öyle ise hizalama problemleriniz olabilir.
Otomatikleştirilmiş birçok makine, ekipmanın hareketli parçalarına kılavuzluk etmek ve desteklemek için profil ray, yuvarlak ray veya yuvarlanan ya da kayan yatak yapıları gibi lineer
kılavuz elemanına bel bağlar. Bu hareketli parçalar bir çeşit
lineer aktüatör cihaz tarafından sürülür. Bu makale sistemin
bir uçtan bir uca performansını, lineer kılavuz ve aktüatörün
“hizalanmasını” en uygun hale getirerek, iyileştirme yollarını
tartışmaktadır.
Aktüatörler ve Kılavuzlar
Bir makine parçasına hareket uygulamak için çok çeşitli yollar
olmakla birlikte, en yaygın olanlardan bazıları iki kategoride
toplanır. Birinci kategori çubuklu aktüatörerdir (rod-style)
(bkz. Figür 1). Çubuklu aktüatörler, hidrolik ya da havalı, akışkanla çalışan veya kurşun vida ya da bilyeli vida gibi, elektrikli
olabilirler.
İkinci kategori çubuksuz aktüatörlerdir (rodless) (bkz. Figür
2). Bunlar da akışkanla ya da kurşun vida, bilyeli vida, kayış
ya da lineer motor ile çalışan tipte olabilirler. Aktüatörlerin
her iki tipi de güdümlü sistemlerde uygulama bulurlar. Fakat,
performansı ve ömrü maksimize etmek için hangisinin en iyi
kullanıldığı konusunda her birinin hemen göze çarpmayan
farklılıkları vardır.
Kılavuz parçaları, ister profil ray, yuvarlak ray ya da diğer yuvarlanan ya da kayan sistemler olsun, tasarım aşaması sırasında uygun şekilde ölçülendirilmiş ve seçilmiş ve imalatçının
tavsiyeleri doğrultusunda, hizalama sürecine özen gösterilerek kurulmuş olmalıdır. Böyle yapmak seçilmiş kılavuz sistemin performansının belirli uygulama için maksimize olmasını
sağlar.
Uyum Elemanlarının Önemi
Her bir turda açılıp tekrar geri gelen piston kolu (çubuğu) ya
da aktüatör çubuğu ile karakterize edilen çubuklu aktüatörler,
tipik olarak birçok montaj seçeneği sunarlar. Cihazda, montaj
ayaklarında, çubuk bağlantılarında, hizalama bağlamalarında,
kenet demirlerinde matkapla delinmiş ve diş çekilmiş delikler
gibi montaj seçenekleri birçok çubuklu aktüatör tedarikçisince
yaygın olarak sunulur.
86
Bir mekanizma ile çalıştırıldığında, her bir alt sistemin, aktüatörün ve kılavuz montajının engellenmemiş, pürüzsüz bir
hareket sağlayabildiklerinden emin olun. Sürücü elemanı
sürülen elemanla sıkı sıkıya eşleştirmeye çalışan sistemler,
kapasitesinin üzerinde yüklenmiş bir ya da iki alt sistemin birlikteliği ile ve bu iki eleman ayrı düzlemlerde hareket etmeye
çalışırken, tutarsız bir performans sergileyebilirler.
Böyle bir sistemde bir çubuklu aktüatör en iyi şekilde sürücü
elemanı (aktüatör) ve sürülen eleman (kılavuz sistemi) arasında bir tür uyum elemanı ile birlikte çalıştırılır. Kılavuzda bu
tip bağlantı en iyi şekilde, aktüatörün, makine şasi elemanına
iliştirildiği ters ucunda bir burç ya da kenet demiri ile birlikte
kullanılır.
Vuruşlarının (Strok) toplam uzunluklarının içinde olmasıyla
karakterize edilen çubuksuz aktüatörler, aktüatöre gömülü bir
kılavuz sistem de ihtiva edebilirler. Çubuksuz aktüatörler ayrı
bir kılavuz sistemi ile birlikte kullanıldıklarında, yukarıda sözü
edildiği gibi, sürücü ve sürülen elemanlar arasındaki bağlantıda uyumlu bir eleman ihtiyacı da duyacaklardır. Birçok aktüatör tedarikçisi bu tip montaja yönelik, yüzen bağlantı parçası
gibi, çeşitli montajlar sunarlar.
Bağlı Elemanların Paralelliği ve Dikliği
Tamamlayıcı bir kılavuz ile bir tek eksen konfigürasyonu içinde kullanılan çubuksuz bir aktüatör yalnızca konumlanma
beklentilerini karşılama ihtiyacı duyar. Aktüatör yükünü, harici
bir kılavuz olmadan, tekil olarak pozisyona getirirken hizalama
süreci apaçıktır. Örnekler cihaz üzerinde, çalışma noktasından-çalışma noktasına ya da hizalamadan-boyut tutturmaya
durumlarını içerir.
Çubuksuz aktüatörlerin çoklu eksenli konfigürasyonlardaki
hizalaması çoklu aktüatörlerin beraber çalışması gerektiğinde
daha zorlaşır. Bu yüzden, en iyi performans ve maksimum
hizmet ömrü için, montajda tüm bağlı cihazların paralellik ve
diklik durumlarının göz önünde bulundurulması gerekir.
Bağlı elemanların paralelliği. Lineer aktüatörleri monte
ederken paralelliği üç değişken etkileyebilir.
Şu soruları sormak ve cevaplamak paralelliği ve sistem performansını maksimize edecektir:
1. Aktüatörler taşıyıcılarla aynı yükseklikte mi monte edilmiştir? Bu düzlemdeki yanlış hizalama birimlerden birinin ya da
ikisinin birden yatak sistemine istenmeyen bir Mx ekseni eğilme momenti uygulayacaktır.
2. Aktüatörler bir uçtan diğer uca birbirlerinden uygun bir
mesafeyle ayrılmışlar mıdır? Bu düzlemdeki yanlış hizalama
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürünler
yatak sistemi üzerindeki Fy eksenine istenmeyen bir yan yük
uygulayacaktır ve eğer şiddetli ise, birimlerin eğilmesine neden olabilir.
3. Aktüatörler birbirleriyle aynı seviyede mi monte edilmişlerdir? Yanlış bir açısal hizalama her iki yatak biriminin üzerindeki My eksenine istenmeyen bir eğilme momenti uygulayacaktır.
Bağlı elemanların dikliği. Lineer aktüatörleri monte
ederken dikliği iki değişken etkiler.
1. Bir X-Y-Z sisteminde, Z ekseni Y eksenine dik olarak monte edilmiş midir? Bu düzlemdeki yanlış hizalama mümkün
olan herhangi bir ya da her eksende Y ekseni aktüatörünün
yatak sistemine istenmeyen bir eğilme momenti uygulayacaktır.
2. Bir kızak sisteminde iki aktüatörün X ya da Y ekseninde
eşzamanlı olarak nerede hareket etmeleri gerekir, eş zamanlı
olarak hareket ediyorlar mı? Yanlış hizalama ya da yetersiz
otomatik (servo) performans Mz ekseninde yatak sistemine
arzu edilmeyen bir eğilme momenti uygulayacaktır.
Lineer kılavuzluk elemanları eşitliğe katıldığında, sistem
performansı ve aktüatör ömrü birçok şekilde etkilenir. Eğer
aktüatör ve kılavuz sistemi dikkatlice monte edilmişler ise,
optimal sistem ve lineer aktüatör performansı elde edilebilir
ve aktüatör uyum elemanları stres noktalarını telafi etmek
için yerlerindedirler. Daha ötesi, hem paralellik hem de dik
hizalama eğim momenti ile ilgili hususlar ele alınmalıdır.
Hamel, Minnesota merkezli Tolomatic, Inc., Rockwell Automation Partner Network™’te katılımcı bir Encompass™ Ürün
Ortağıdır. Tolomatic elektrikli ve havalı lineer aktüatörler tasarlamakta ve imal etmektedir.
Figür 1 - Bunlar elektrikli bir çubuklu vida aktüatör ve havalı bir çubuklu aktüatördir.
Figür 2 - Bunlar çubuksuz elektrikli zamanlama kayışı ve elektrikli vida aktüatörler (solda) ve
havalı çubuksuz aktüatörlerdir (sağda).
www.rockwellautomation.com
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ROCKWELL
87
Ürünler
Rockwell, Temeli Hızlı Servo-Kontrollü Lineer Motorlara Dayanan
iTRAK Modüler Taşıma Sistemini Piyasaya Çıkarıyor
■ Rockwell Automation, mühendisler ve üretim teknolojisi uzmanları için yaşamı bir parça daha kolaylaştırmak
üzere. Modüler bir tasarım ve esnek konfigürasyonu olan
bir lineer taşıma sistemi olan iTRAK’ın arkasındaki fikir
bu. iTRAK, üretim sistemlerini ve montaj hatlarını, belli
bir sayıda hassas olarak yerleştirilmiş taşıyıcılar (istasyonlar) yardımı ile hazır tasarlanmış halde sunuyor.
iTRAK’ın teknolojisi, bir çerçeve ve bir lineer PM motorundan oluşan birkaç taşıyıcı için düz ya da kavisli raylar
boyunca bağımsız hareket etmeyi mümkün kılmaktadır.
iTRAK örneğin, paketleme hatlarında, medikal endüstride (IV torbaları için doldurma hatları) kullanılabildiği
gibi makine inşası için montaj hatlarında da kullanılabilir. iTRAK teknolojisinin entegre olmuş Rockwell Automation Entegre Mimarisi (Studio 5000 Logix Designer
ile programlanabilir) ile birleşimi, dinamik lineer taşıma
çözümlerinde yeni bir standardın temelini atıyor.
Esnek ve kullanıcı tarafından programlanabilir
Zincirler, V-kayışlar ve mil sürücüler kullanan ‘sabit’ çözümlerin tersine iTRAK, geniş marjinler içinde her türlü
hareket şeklini (paternini) icra edebilen evrensel bir platform sağlıyor.
Her bir taşıyıcının hareketi kendine has şekilde ayrı ayrı
programlanabiliyor ve bu da daha önceden görülmemiş
bir esneklik sağlıyor. Bu, diğer ürünlere ve/veya diğer
üretim sıralarına bağlanmanın herhangi bir sorun yaratmayacağı anlamına geliyor çünkü iTRAK sistemi, geniş
bir üretim çevre ve endüstrileri alanında kullanıma uygundur. iTRAK değişen Pazar talebine kolaylıkla uyum
sağlayabilir, yani, iTRAK’a yapılan yatırım ekonomik
döngülerden kolay etkilenmeyecektir. Esnekliği bir yana,
iTRAK 7 m/s’ye kadar hızlarda, 0.05 mm pozisyonlama
kesinliği (duraklamalar) ile çalışabilir. 10 g’ye kadar
ivmelenme (hızlanma), durma pozisyonundan hızlı başlangıçlar yapılabileceği anlamına gelmektedir ki bu da
bu ürünü son derece dinamik bir lineer taşıma sistemi
yapmaktadır. Güçlü mıknatıslar kullanan enerji-verimli
lineer motorlarla ve gelişmiş dijital kontrol ile yapılmış
olan tasarımına bağlı olarak, iTRAK enerji tasarrufuna da
yardımcı olmaktadır.
Esnek genişleme olanakları
Hem yatay hem de dikey taşıma hatları, 400 mm standart uzunluklarda ve düz ve kavisli (90°) tiplerde iTRAK
ray kısımlarını kullanarak monte edilebilir. Daha da ötesi,
ray kısımları üç farklı makara kapasitesiyle (50, 100 ve
150 mm) gelmektedir ve bu da, çeşitli çıkışların mümkün
olduğu anlamına gelir. Taşıyıcılar standart bir tipte mevcuttur ancak müşteriye-özel tasarım şeklinde de sipariş
edilebilir, örneğin, özel ürünler için ve/veya yarı-bitmiş
mallar için. Aşağıda linki verilen, özel-yapım taşıyıcıları
kullanan bir torba doldurma hattını görebileceğiniz videoya bakınız:
http://embed.vidyard.com/share/vQa5C7hRqLrN7dxsQl7M7w
iTRAK sistemi ile birlikte tedarik edilen güç ve kontrol
modelleri tek bir tipte gelmektedir: 365-525V AC 50/60
Hz’lik bir giriş için 10 kW. Bu, 24/160/320 V DC’lik çıkışların mümkün olduğu anlamına gelir. Programlama,
Rockwell Automation Studio 5000 Logix Designer kullanarak yapılır, diğer kontrol sistemleri ile iletişim Ethernet/IP üzerinden sağlanır.
www.rockwellautomation.com
88
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ROCKWELL
Ürünler
Küçük Kontrast Farkına Sahip Uygulamar için Yeni Q3X
■ Banner Engineering tarafından, küçük kontrast farkına
sahip parçaları güvenilir bir şekilde algılayan yüksek hızlı bir
lazer kontrast sensörünün tanıtımı yapılmıştır. Çıkış tepki
süresi 250 µs’ye kadar olan yeni Q3X, saniyede 2000 adete
kadar algılama yapar. Sensörün nikel kaplamalı sağlam çinko
gövdesi, ağır koşullarda kullanım için IP67, IP68 ve IP69K koruma sınıfına sahiptir.
Uygulamalar:
• Otomotiv
• Gıda ve meşrubat
• İlaç
• Tıbbi cihazlar
• Lastik/kauçuk
• Malzeme Taşıma
• Matbaa
• Paketleme ve Ambalaj
• Kalite Kontrol
• Otomasyon
• Ağaç İşleme
• Metal İşleme
• Plastik
• Robot Teknolojisi
• Beyaz Eşya Üretimi
• Elektronik
Banner
Engineering’den
yüksek hızlı Q3X
lazer sensör,
düşük kontrastlı
zor uygulamalar
için uygundur.
Sensörün kolayca görülebilen üç haneli ekranı, parlak bir
çıkış göstergesi üzerinde gerçek zamanlı geri bildirim sağlar. “Var / yok” ve “yön” uygulamalarının programlanması
için kullanımı kolay menüsüne, ekranın altındaki iki dokunma tuşu kanalıyla erişilir. Q3X, paketlemede kullanılan benek uygulamalarında, ön uç kontrolü uygulamalarında ve
küçük kontrast farkına sahip zorlu uygulamalarda başarıyla
çalışması için tasarlanmıştır.
Görünür kırmızı lazer ışını, 300 mm’ye kadar algılama
mesafeleri için kolay hizalama ve kesin saptama sağlar.
Standart kontrast sensörü özelliklerinin yanında, bazı modellerdeki sabit arkafon bastırma özelliği ile birlikte sorun
yaratabilecek özelliklerdeki arka yüzeyler ihmal edilmiş
olur. Q3X, ortam aydınlatmalarına bozucu etkilerine karşı
optik olarak dayanıklıdır.
Banner Engineering; dünyanın önde gelen, görüntü işleme
sensörü, fotoelektrik ve ultrasonik sensör, fiber optik algılayıcılar, makine emniyet sistemleri, ölçme ve denetleme
sistemlerinin yanı sıra kablosuz ağ ürünleri üreticilerinden
biridir. Şirket, tüm dünyada yerel uygulama desteği sağlamaktadır.
Saniyede 2000’e kadar olayı algılayabilen Q3X
sensör bir şişeleme hattında etiket mevcut olup
olmadığını denetliyor
Yeni lazer kontrast sensörü makine
montajında O-ringleri algılıyor.
www.bannerengineering.com
Kayıt ve renk işaretleri Q3X sensör tarafından yüksek hızlı matbaa hatlarında
güvenilir bir şekilde algılanabilir.
Banner EngIneerIng
ESM-3723 PID Nem ve Sıcaklık Kontrol Cihazı
■ EMKO Elektronik’in üretmiş olduğu
77x35mm panel boyutundaki üründe
PID kontrol formu, Nem ve Sıcaklık
sensör girişleri ve buna bağlı olarak
çalışan 4 çıkış bulunuyor. Çift gösterge yapısı ile Nem ve sıcaklık değerlerinin güncel olarak görülmesine imkan
sağlıyor.
• 4 Dijit Sıcaklık, 4 Dijit Nem göstergesi
www.emkoelektronik.com.tr
90
ENDÜSTRİ OTOMASYON
• Sıcaklık ve Nem sensör girişleri
• Isıtma Kontrol, Isıtma alarm, Nemlendirme kontrol ve Nem alarm çıkışları
• PID veya ON/OFF seçilebilir sıcaklık
kontrolü
• Auto-Tune PID
• Set değeri sınırlaması
• Alarm parametreleri ve Alarm durumlarına göre ayarlanabilen sesli uyarı
(Dahili Buzer)
emko elektronik
Ürünler
Siemens’ten Kullanıcı Dostu Emniyet Röleleri
■ Siemens’in parametrelendirilebilir emniyet rölesi Sirius
3SK2 ile 6’ya kadar emniyet fonksiyonu değerlendirilebilirken,
kullanıcı dostu yazılımı ve sürükle-bırak özelliği sayesinde
karmaşık emniyet uygulamalar kolayca gerçekleştirilebiliyor.
Sirius 3SK2, yazılım üzerinden parametrelendirilebilir emniyet
rölelerinin en kompakt örneği olarak dikkat çekiyor.
Siemens Sirius 3SK2 emniyet rölesi, sadece 22,5 mm veya 45
mm’lik alanda çok sayıda emniyet fonksiyonunun kontrolünü
sağlayabiliyor. Kullanıcı dostu sürükle-bırak parametrelendirme arayüzü sayesinde, istenirse test ve diagnostik özelliklerini
de içerecek şekilde emniyet fonksiyonları denetlenebiliyor.
Sirius 3SK2 emniyet rölesi iki farklı modelle piyasaya sürülecek. Dört adete kadar emniyet fonksiyonunu denetleme özelli-
ğine sahip 22,5 mm genişliğindeki cihaz, yazılım üzerinden
parametrelendirilebilir diğer emniyet rölelerinden daha
kompakt ve ince bir tasarıma sahip. Altı adete kadar emniyet fonksiyonuyla sunulan 45 mm genişliğindeki model
ise diagnostik ekranıyla birlikte sunuluyor. 3SK2’nin denetlediği fonksiyonlar, fail-safe çıkışlara birbirinden bağımsız
olarak atanabiliyor.
Sirius 3SK2; acil durdurma, çift el kontrol, kapı emniyeti ve
ışık perdesi gibi emniyet uygulamalarını kontrol edebiliyor.
Özel ihtiyaçlara yönelik ek emniyet uygulamalarını da universal emniyet blokları üzerinden kontrol etmek mümkün.
Ayrıca, ilave fail-safe çıkışlar veya Sirius 3RM1 motor yolvericiler ek kablolamaya ihtiyaç olmadan, gerektiği zaman
ana modüle ilave edilebiliyor.
www.siemens.com.tr
SIEMENS
AFLOWT-BUF; Bataryalı Ultrasonik Debimetre
■ Güç kaynağının kapanması ve bozulmasından bağımsız
Uygulama Alanları:
olarak çalışma
• Su kirliliğinden etkilenmez (filtre gerekmez)
• Hat boyunca basınç kaybı yok
• Yüksek kararlılıkta çalışma yeteneğine sahip
• Elektronik kısım direkt olarak makara üzerinde
• Direk su altında çalışmaya ve sürekli su artışlarında çalışmaya elverişli
• Batarya şarj tasarrufu için LCD açma/kapama düğmesi
• Kolay devreye alım
• ISO 9001:2008 sertifikalı
Çıkışlar:
• Sıcak ve soğuk su bağlantılı su ölçüm sayaçlarında
• Endüstriyel projelerdeki su ölçüm sayaçlarında
• Boru hattı kontrol noktalarında su sayacı ölçümlerinde
kullanılır.
• LCD;
• 2 universal çıkış;
• RS-485 arayüzü.
Teknik Özellikler:
www.smstork.com
ENDÜSTRİ OTOMASYON
SMS TORK
91
Ürünler
Schneider Electric, Vinç Uygulamaları Için Kullanımı Kolay ve Güvenilir
Kablosuz Uzaktan Kontrol Cihazı Harmony™ Exlhoist’i Piyasaya Sürdü
■ Yeni kablosuz kontrol cihazı, ergonomik buton yerleşimi sayesinde vinçlerin tek elle kullanımına olanak
tanırken, operatörün yüke odaklanmasını sağlıyor.
Enerji yönetiminde dünya çapında uzman Schneider
Electric, Harmony eXLhoist kablosuz uzaktan kontrol
cihazını tanıttı. Ergonomik tasarım, uzun pil ömrü ve
SIL3 kablosuz acil durdurma özelliklerini bir araya getiren Harmony eXLhoist, vinçlerin uzaktan kontrolüne
kolaylık sağlarken operatör ve makinenin korunmasına
da yardımcı oluyor.
Tek elle kullanım
Harmony eXLhoist’in ergonomik tasarımı kullanım
konforunu en üst düzeye çıkartıyor. Butonların akıllıca
konumlandırılmış olması vincin tek elle kontrol edilmesini kolaylaştırırken, operatörün karmaşık bir manevra
serisini kolaylıkla kontrol etmesine ve bütün dikkatini
kaldırılan yüke vermesine olanak tanıyor.
Daha fazla güvenlik için dahili özellikler
Kablosuz SIL3 sertifikalı acil durdurma, uzaktan kumandanın tabanına, operatörün kolaylıkla erişebilece-
ği bir konuma yerleştirilmiştir. Buna ek olarak Harmony
eXLhoist’te yanlışlıkla çalıştırmaya karşı SIL1 koruması bulunur. Harmony eXLhoist, yeni kablosuz uzaktan
kontrol standartları ile uyumlu olarak tasarlanmıştır.
Eşsiz pil verimliliği
Harmony eXLhoist için pil şarj olma süresi sadece 15
dakikadır. 15 dakikalık şarj ile 30 saatlik kullanım imkanı sağlayan bu teknoloji sayesinde pil yedeklemeye
gerek duymazsınız. ExLHoist’in pil kullanım ömrü de
5 yıldır, bu süre benzer cihazların kullanım ömrünün
neredeyse iki katıdır.
Dünya çapında bulunabilirlik
Harmony eXLhoist, dünyanın her yerinde genel bir
otomasyon tedarikçisinden elde edilebilecek ilk vinç
uygulamaları kablosuz uzaktan kontrol cihazıdır.
Global çapta uyumlu 2.4GHz frekans kullanır ve bu
frekans bandı tahsis gerektirmez. Yani dünyanın her
yerinde aynı çözümü uygulayabilirsiniz. Ayrıca pek
çok uzaktan kontrol istasyonu arasında karışmayı önleyerek, 50’ye kadar sistemin aynı anda çalışmasına
olanak tanır.
www.schneider-electric.com/tr
92
ENDÜSTRİ OTOMASYON
schneIder
Ürünler
Proximity Switchin Mucidinin Omron Olduğunu Biliyor Musunuz?
■ Dünyanın ilk proximity switchini 1960 yılında Omron üretti
ve şu an için dünyanın en büyük üreticisi konumundadır. Her
yıl yaklaşık olarak 7 milyon adetten fazla üretim yapmaktadır.
Bu alanda ilk olmanın verdiği gururla, üretim kalitesini ve verimliliğini her geçen yıl artırarak, günümüzde algılama ürün
grubunda sektörünün en büyük oyuncusu olan Omron, her
geçen yıl geliştirdiği algılama ürün ailesine birçok yeni ürünler
kattı. Bu ürünlerin öne çıkanlarından bahsetmek gerekirse;
Kompakt plastik gövdeli genel amaçlı
fotoelektrik sensörler
E3Z Kübik Fotoelektrik Sensör Ailesi,
mükemmel performans-ebat oranı için
kompakt gövde boyutları ve yüksek
güçlü LED ile standart uygulamalar için en iyi fiyat-performans oranı sunuyor.
• Kolay hizalama için minimal optik eksen kayması
• En yüksek su dayanımı için IP67 ve IP69K
• En yüksek gürültü bağışıklığı için yoğun koruyucu kılıf (EMC)
• Yüksek mekanik direnç için çoklu kalıp muhafaza
• Konektör/kablo uçlarında su geçirmeyi önleyen epoksi
reçine
• Kolay hizalama için parlak ve gözle görülür kırmızı LED
En iyi fiyat-performans oranı ile Standart M18 fotoelektrik sensör
E3F1 serisi, M18 boyutlu Fotoelektrik
sensörlerin rekabetçi fiyattaki en değerli
üyesidir. E3FA ile aynı kompakt muhafazaya sahiptir ve
standart endüstriyel uygulamaların tüm ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
• Kolay hizalama için parlak ve gözle görülür kırmızı LED
• Makinelere kolay entegre olabilmesi için kompakt ve sağlam muhafaza
• Tüm endüstriyel ortamlarda güvenilir çalışma
Şeffaf nesne sensörü
E3S-DB sensörü PET şişeler, cam şişeler ve
şeffaf tepsiler gibi tüm şeffaf nesneler için
en güvenilir algılama özelliğini sağlar.
• Tüm şeffaf nesneler için en güvenilir algılama
• Smart Teach; hızlı kurulum ve optimum eşik
ayarı sağlar
• En küçük boşlukları algılayan dar ışın tipleri
• Yiyecek ve İçecek sektörü çevrelerinde kanıtlanmış performans
Silindirik gövde içerisinde artırılmış algılama mesafeli endüktif sensör
Kompakt M18 muhafaza içinde yüksek
performanslı fotoelektrik sensörler
E3FA/E3FB serileri, çok çeşitli ve kullanılması kolay fotoelektrik sensörler olmasıyla
birlikte tüm yeni nesil Omron fotoelektrik
sensör ailesinin önemli bir üyesidir. Birçok standart ve özel
fonksiyonlara sahip bu seriler paketleme, seramik ve malzeme
taşıma gibi farklı endüstrilere hitap etmektedir.
• Çok çeşitli standart ve özel tipler
• Uzun algılama mesafesi ve kolay hizalamayı mümkün kılan güçlü ve gözle görülür kırmızı LED
• Makinelere kolay entegre olabilmesi için kompakt ve sağlam muhafaza
Yüksek seviye paslanmaz çelik muhafazalı M18 fotoelektrik sensör
E3FC, Yiyecek ve İçecek endüstrisindeki
yıkama uygulamaları için yüksek muhafaza korumalı kompakt M18 sensörü sunar.
• Yüksek seviye çelik muhafaza (SUS316L)
• Ecolab ve Diversey’in çeşitli endüstriyel deterjanları ile
kullanımı kanıtlanmıştır
• Isı darbesi koşullarına dayanıklıdır
Yüksek kaliteli ve uzun ömürlü E2A’nın
artırılmış algılama mesafesi bizlere zorlu
uygulamalarda en iyi performansa ulaşmamızı sağlar.
• Arttırılmış (iki kat) algılama mesafesi
• Islak ortamlarda en yüksek koruma için IP67 ve IP69k
• DC 3 kablolu (NO, NC), DC 4 kablolu (NO+NC) ve DC 2
kablolu modeller
• Modüler kavram sayesinde geniş kurulum ve bağlanabilirlik aralığı
Standart endüstriyel ortamlar
için ideal çözüm
Basit yapısı ve Omron’un yenilikçi
“sıcak eritme” üretim süreci sayesinde, E2B sensörleri iki özelliği bünyesinde topladı: paranızın tam karşılığını alma ve yüksek güvenilirlik.
• Her yönden görülebilen gösterge
• Lazer baskı parça numarası
• Titreşim darbe dayanımı: IEC 60947-5-2 (10 - 55 Hz)
• İşlem sıcaklığı: -25°C - 70°C
• Su geçirmezlik: IP67
www.omron.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
OMRON
93
Ürünler
Tutucu Modüller PGN-plus Daimi, Parça Tutucu Alanında Yeni bir Kalite
■ Evrensel bir parça tutucu olan SCHUNK PGN-plus
serisi, tutucu modülleri alanında uzun yıllar boyunca öncü olarak kabul edildi. İş bağlama sistemleri ve
parça tutucular alanında lider SCHUNK, yeni PGNplus Daimi serisi ile çıtayı yükseltiyor. Yeni serinin
eşsiz ve kalıcı yağlaması, düşük stroklarda bile yağ
dağılımı konusunda yüksek hız sunuyor. Parça tutucu
parmaklarının dişli yatakları, sürekli yağlanabilmesini
sağlayan gres ceplerine sahip. En az miktarda yağlama özelliği, SCHUNK’un çok satan parça tutucu-larının zaten uzun olan ömürlerini daha da uzatmakta ve
ürünleri bakım gerektirmez hale getirmektedir.
Kesintisiz Yağ Kaynağı
SCHUNK’un Teknoloji Yöneticisi Dr. Markus Klaiber,
kullanım maliyetlerini düşüren ve önceki nesillere
göre çok daha iyi bir performansa sahip SCHUNK
PGN-plus Daimi’nin, güçlü ve uzun ömürlü bir tutucu
olduğunu belirtiyor. Ayrıca Klaiber, yeni serinin 0.01
mm’lik mükemmel tekrarlanabilirlik hassasiyeti sağladığının altını çiziyor. PGN-plus Daimi, önceki nesillerde de olduğu gibi sınırlı alanlarda yüksek kuvvet elde
edebilmeyi sağlayan oval pis-ton ile donatılmıştır.
SCHUNK, 30 yıllık fonksiyonel garantisi ile piyasada
eşsiz olan bu çok amaçlı tutucunun olağanüstü perfor-mansını vurgulamaktadır.
PGN-plus ile Kusursuz Uyum
SCHUNK PGN-plus Daimi, kusursuz bir şekilde PGN-plus
ailesine dahil edildi. Neredeyse bütün otomasyon uygulamaları çok amaçlı parça tutucular ile güvenilir olarak kontrol edilebilmektedir – metal kesme endüstrisinde makine/
sistem yüklemeden, otomotiv ve elektrik endüstrisinde
montaj uygulamasına, tıp ve eczacılık endüstrisinde hassas tutuş özelliğine kadar. PGN-plus ailesi; yüksek sıcaklık
uygulamalarında, kirli ve talaşlı ortamlarda kullanılmasının
yanında temiz oda ve patlayıcı madde uygulamalarında da
başarıyla kullanılmaktadır. Talep edildiğinde; modüllere,
mekanik tutma kuvvetini koruyan yaylı kilit mekanizması
eklenebilmektedir. Ayrıca modüllere, kompanzasyon üniteleri, sıkma kuvvetini arttırıcı ekipmanlar da eklenebilmekte
ve modüller özel uygulamalar için hassasiyet versiyonu
olarak tedarik edilebilmektedir. Bunların dışında endüktif
sensör, manyetik sensör ve pozisyon sensörleri ile geniş
bir sensör yelpazesi sunulmaktadır. Kullanıcılar birçok bağımsız uygulama yerine, çok amaçlı modüler parça tutucu
sistemini kullanarak iç koordinasyon eforlarını düşürmektedirler. Yine kullanıcılar, parça tedariklerini hızlandırabildikleri gibi SCHUNK’un uzun ömür garantisine bağlı olarak,
sisteme uzun yıllar sahip olmanın toplam maliyetini hesaplayabiliyorlar. İlk adımda, PGN-plus Daimi, 50 ve 125 arası
boyutlarda üretilmektedir. Varolan PGN-plus serisinin ise
genişletilmesi planlanmaktadır.
www.tr.schunk.com
94
ENDÜSTRİ OTOMASYON
SCHUNK
Ürünler
Rittal’den Yeni Nesil Blue e+ Klimalar
■ Rittal, daha etkili maliyet kontrolü
için yeni nesil “Blue e+” klimalarını tanıttı. Yeni klimalar; esnekliği, güvenliği
ve kullanım kolaylığının yanı sıra çok
daha fazla enerji verimliliği sayesinde
mevcut soğutma çözümlerinden ayrılıyor. Böylelikle bir pano teknolojileri
tedarikçisi olarak Rittal, bir kez daha
iklim kontrol sistemleri alanındaki
teknoloji liderliği konumunun da altını
çizmiş oluyor.
Tahminlere göre Avrupa genelinde
elektrik şebekelerine bağlı yaklaşık iki
milyon pano kliması bulunmaktadır.
Toplam 2 Gigawatt (birim başına ortalama 1 kW) bağlı yük tüketimi olduğu
tahmin edilmektedir ki bu da ekonomik
tüketim potansiyeli açısından yılda
ortalama dört milyon ton CO2 emisyonu anlamına gelmektedir. Dünya
çapında bir pano kliması üreticisi olarak Rittal’in hedefi ise iklimlendirme
ünitelerindeki güç tüketimini azaltarak
iklim korumasına dikkat çekici bir katkı
sağlamak ve yükselen enerji fiyatlarının önüne geçmektir.
Testlerde %75’e varan enerji tasarrufu
İklim Kontrol Ürün Müdürü - Steffen
Wagner “Rittal yeni Blue e+ pano klimalarında enerji verimliliğini artırmak
için bir ilk olarak yenilikçi patentli
hibrit sürecini uygulamaktadır” açıklamasında bulunmuştur. Bu ünitelerde pasif soğutma sağlayan soğutucu
kompresör ve ısı borusu bir arada
kullanılmıştır. Kompresör sadece pasif soğutmanın gerekli olmadığı zamanlarda kullanılmaktadır.
Hibrit çalışma için kontrol stratejisi
büyük verimlilik artışı üzerinde önemli
etkiye sahip bir faktördür. Bu kısmi
yük operasyonda enerji verimliliği
için optimize edilmiştir. Bu da “Blue
e+” soğutma ünitelerinin, yalın ısı
borusu modunda %15 kısmi yükteki
geleneksel soğutma ünitelerine oranla
6 kat daha etkili soğuttuğu anlamına
gelmektedir. Diğer bir deyişle %65
kısmi yükte hibrit modda çalışan her
iki sistem de konvansiyonel soğutma
96
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ünitelerine göre 4 kat daha verimlidir.
Yeni serinin, kompresör soğutma
enerji verimliliği de çok yüksektir. DC
motorlar, hem fanlar hem de kompresör ile birlikte kullanılmaktadır. Voltaj
kontrol sistemi vasıtasıyla kompresör
ve fan hızının ayarlanabildiği inverter
teknolojisi sayesinde, sağlanan soğutma çıkışı her zaman tam zamanında
ve gereken miktardadır. Böylece enerji
tüketimi, konvansiyonel teknolojiye
göre çok daha azdır. Steffen Wagner:
“İlk test sonuçları gösteriyor ki yeni
soğutma ünitelerinin yüksek enerji verimliliği sayesinde,% 75’e varan enerji
tasarrufu mümkündür.”
Şebekeler için çoklu voltaj girişi
Bu yenilik ile etkili maliyetin farklı
yönlerine de büyük önem verilmiştir.
Örneğin, patentli çoklu voltaj özelliğine sahip dünya çapındaki standart
şebekeler sayesinde tüm üniteler esnek bir biçimde çalıştırılabilmektedir.
Olası giriş gerilimleri 50 veya 60 Hz
şebeke frekanslarında 110 V (tek fazlı)
480 V (üç fazlı) arasında değişmektedir. Alt lojistik maliyetleri, özellikle
makina mühendislerinin yararlanacağı
bir büyük avantajı temsil etmektedir. Soğutma ünitesi daima aynıdır,
makinenin Avrupa’da satılması ya da
Japonya veya ABD’ye ihraç ediliyor
olması durumu değiştirmez. Bu sadece cihaz çeşitliliğinde bir azalma değil,
aynı zamanda yedek parça lojistiğinde
de önemli bir sadeleşme anlamına gelmektedir.
Üstün süreç güvenilirliği
Güç kontrollü soğutma, pano içindeki
tüm bileşenler için termal stresi ortadan kaldırmaktadır. Bu tür konvansiyonel iki noktalı kontrol sistemlerindeki gibi sabit sıcaklık dalgalanmaları,
artık geçmişte kalmıştır. Bu sadece
soğutma ünitelerinin ve pano bileşenlerinin servis süresini arttırmaz, aynı
zamanda daha yüksek işlem güvenilirliği anlamına da gelmektedir. Blue
e+ soğutma üniteleri 6.000 Watt’a
kadarlık bir güç aralığını kapsar (daha
Ürünler
önce 4000 Watt’a kadardı) ve bu nedenle + 60°C ile -30°C
arasında değişen sıcaklıklarda da kullanılabilmektedir.
Daha hızlı servis için kolay kullanım
Öndeki TFT ekran, tüm ilgili bilgilerin bir bakışta görülmesini sağlar. Sistem mesajları düz metin olarak görünür
ve çok dillidir. Standartlaştırılmış haberleşme arayüzleri,
üretim tesisinin kontrol sistemlerinde kolay entegrasyon
sağlar. Ayrıca, bu tür CAN bus veya Modbus TCP gibi
çeşitli protokoller, CAN veya Ethernet arayüzü üzerinden gerçek zamanlı veri transferine izin verir. Yakın alan
iletişim (The near-field-communication - NFC) arayüzü,
NFC özellikli mobil cihaz üzerinden birden fazla soğutma
ünitesinin basit parametrelemesine izin verir.
www.rittal.com/tr
RITTAL
İstenen: Güvenliği Teşvik Eden ve Verimliliği Artıran Bir HMI Tasarımı
■ Operatör performansını iyileştiren 6 HMI tekniği
Operatör hatalarının %42’si endüstriyel sistemlerde meydana gelen anormal durumlar tarafından açıklanır
Endüstriyel ortamlarda bir İnsan/
Makine Arabirimi (HMI), fabrika ekipmanları ile sistemleri işleten insanlar
arasındaki bağlantıyı sağlar. Ancak,
daha büyük ve karmaşık sistemler,
uzaktan işlemlerin daha geniş bir
alanda kullanımı ve büyük veri gibi
trendlerin gelişimi çok sayıda HMI’yı
kullanılmaz hale getirmektedir.
Operasyonların karmaşıklığı arttıkça
insan hatası riski de artar. Abnormal
Situation Management Consortium’a
göre, operatör hatalarının %42’si endüstriyel sistemlerde meydana gelen
anormal durumlar tarafından açıklanmaktadır, bu da ekonomik kayıplara
yol açar ve iş yeri güvenliğini tehdit
eder. Bu grup tarafından yapılan araştırma, aynı zamanda endüstriyel sistem kullanılabilirliğindeki kayıpların
üretim kapasitesini %3 ila %8 arasında azalttığını belirlemiştir.
Genel HMI tasarım hataları
Geleneksel HMI tasarımı, ekonomiyi
ve emniyet hedeflerini hesaba katmaz.
Buna ek olarak, veri yoğunluğunu artırmak operatörlerin karmaşık görsel
ekranlarda sunulan aşırı miktarda bilgi
ile başa çıkmasını zorunlu kılar. Böylece, alarmları doğru zamanda idare
etmek yönetilemez hale gelmiştir ve
kullanışsız çizelgeleri kullanarak kritik veri trendlerini saptamak tecrübeli
operatörlerin dahi becerilerini zorlamaktadır.
www.schneider-electric.com/tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
HMI tasarımı aynı zamanda, gelişmiş
alarm bildirim sistemlerine rağmen,
güvenlik sorunlarına ve endüstriyel
kazalara neden olabilir. Automation
World tarafından yapılan son ankette
katılımcıların %70’i, “aşırı alarm” miktarının üretim sürecini doğru bir şekilde yürütme becerilerini etkilediğini
söylemiştir.
Bu ikilemin nedeni oldukça basittir: Şu
anda endüstriyel süreçlerde kullanılan
HMI’nın, iş performansını optimize etmek yerine belirli bir operasyonel durumu koruması amaçlanmıştır.
HMI tasarımına geleneksel yaklaşımlar uygulandığında ortaya çıkan
genel hatalar
Durumsal farkındalık kavramı etkileşim konusunda devrim yaratmıştır
ASM Consortium, en iyi uygulamalar
metodolojisi olan “durumsal farkındalık” kavramına dayalı bir HMI tasarımının, problemli bir prosesi tespit
etmekte beş kata daha etkili olabileceğini ortaya çıkarmıştır. Bu yeni yaklaşım, işlerini daha az hata ile yapmaları
konusunda operatörlere yardımcı olabilir ve beklenmeyen çalışmama sürelerini azaltabilir.
schneIder
97
Ürünler
Legrand’dan Yeni DRX Sabit Ayarlı Kompakt Serisi
■ Legrand, yeni DRX sabit ayarlı kompakt şalter serisi ile konutlar, ticari ve
endüstriyel binalar farketmeksizin birçok farklı yapıya uygun olarak alçak
gerilim tesisatlarınızın korunması ve
kontrolü için çözümler sunuyor.
sağlıyor. 15 A’den 630 A’e kadar geniş
akım ve 16 kA- 50kA arasında kesme
kapasitesi seçenekleri ile kişilerin, tesislerin güvenli ve kesin korunması
için ideal çözüm sunuyor.
DRX serisi özellikleri;
Legrand, konutlar, ticari, endüstriyel
binalar ve birçok farklı yapıya adapte
edilmiş çözümler sunan DRX sabit
ayarlı kompakt şalter serisini tüketici
ile buluşturuyor.
Seçenek
• Üç Farklı Boyut
• 15 ‘ten 630 A’ e kadar
• 16 ve 50 kA arasında kesme kapasitesi
630 A’e kadar olan elektrik uygulamalarında güvenliği sağlamak için geliştirilen Legrand DRX şalter serisi, sade
ve dayanıklı tasarıma sahip. DRX serisi kablolama ve kurulumu kolaylaştıran, uzaktan açtırmayı sağlayan, montajda zaman kazandıran ve güvenliği
arttıran çok sayıda aksesuar içeriyor.
Dayanıklı Tasarım
Yeni DRX serisi üç farklı boyuttan
oluşuyor. Dayanıklı yapısı, çok yüksek
sıcaklıklarda bile çalışma devamlılığı
• Semko-Lovag onaylı
• IEC 60947-2 standartlarına uygun
• 25.000 işleme kadar mekanik dayanım
Adaptasyon
• DRX 125 ve 250 için DIN rayına ya
da plaka üzerine sabitleme
• Kablo ya da bara ile bağlantı
• Tüm ortamlar için uygundur. (çevre
kirliliği, vb.)
• AC ya da DC olarak çalışır.
www.legrand.com.tr
LEGRAND
Temassız Enkoderde CANopen Haberleşmesi
■ Turck un QR24 serisi temassız en-
Yeni QR24 modeliyle Turck mobil makinalarda geniş kullanımı olan CANopen
protokolünü de desteklemektedir.
koderleri mobil makinalar ve endüstriyel uygulamalarda şimdi CANopen
haberleşme arayüzüyle kullanılabilir.
Turck CANopen arayüzüyle QR24 serisi temassız enkoderlerine bir yenilik
ekledi. Yeni QR24-CAN serisi ,mobil
makinalar ve endüstriyel uygulamalar
için idealdir. Kısa gecikme zamanı ve
anlık haberleşme CANopen haberleşmesinin uygulamada görülen olumlu
taraflarından yanlızca ikisidir. Vinç ve
kaldırma teknolojileri,taşıma sistemleri ,inşaat makinaları ve özel makina
imalatları bu uygulamalar içersindedir. Bu alanlardan CANopen arayüzü
ile yeni temassız enkoderi kullanan ilk
pilot müşteriler inşaat makinaları ve
enerji sektörü sayılabilir.
Diğer QR24 serilerinde olduğu gibi
www.turck.com.tr
98
ENDÜSTRİ OTOMASYON
sensör ve posisyon elemanı iki ayrı birim olarak şafttan kaynaklı titreşimlere
ve şoklara tamamıyla dayanıklıdır. Korumalı montajlar ,bilyeli yapılar ,uzun
tamir zamanları ve benzeri tanımlardan uzak bir yapı oluşturulmuştur.
QR24 serisi diğer tüm optik ve manyetik enkoderlerin ötesinde bir yere
sahiptir.
Şaft için adaptör halkaları kullanılarak
oluşturulan akıllı montaj konsepti ve
sızdırmaz gövdesiyle IP69K koruma
sınıfındaki encoder 20mm’e kadar
tüm standart çaplarda şaftlar uygundur.Paslanmaz çelik gövde modelinin yanında multiturn,singleturn SSI
çıkışlı ,artımlı ve akım, analog akım/
gerilim çıkış özellikli modelleri de
mevcuttur.
Turck
Teori ve Uygulamalar
Ürünler
Omron’un Yeni Güvenlik Röleleri, Kullanışlı,
Kompakt ve Hızlı Monte Edilebilen Ürünlerdir…
■ Omron’un yeni G9SE güvenlik rölesinin, montaj süresini %50’den fazla kısaltan ve ultra-ince yapısında
kolay erişilebilir vidasız terminallerle donatılmış üç
farklı modeli ile tüm güvenlik uygulaması ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmıştır. Bu ürünler, çeşitli
güvenlik konfigürasyonları ve ayarlanabilir kapamada
gecikme zamanlarını kapsayan farklı opsiyonlar sunmaktadır. Bunların hepsi, E-stoplar, güvenlik kapı
switchleri ve güvenlik ışık bariyeri gibi çeşitli güvenlik
cihazlarıyla uyumludur.
Bu seri içerisindeki tüm röleler, hem mekanik hem de
elektronik sensörlerle kullanılmaya uygundurlar ve
hepsinde, tanı bilgileriyle birlikte arıza durumlarının
anlık ve görsel olarak gösterilmesini sağlayan, kolay
görünür LED göstergeler vardır. G9SE rölelerinin başka bir kilit özelliği de, maksimum 15 ms’lik hızlı cevap
süresidir.
G9SE rölelerinin 5 A değerinde, en fazla dört güvenlik çıkışı ve ayrıca, bir yardımcı PNP transistör çıkışı
vardır. G9SE’nin tipik uygulamaları arasında tek ve
iki-kanallı acil durdurma fonksiyonları ve ayrıca, iz-
leme kapıları, koruyucular ve güvenlik ışık perdeleri
bulunmaktadır.
Sadece 17,5 mm genişlikte olan ve normalde açık iki
ani güvenlik çıkışı bulunan G9SE-201 röle, piyasada
mevcut röleler içinde en incesidir. Daha fazla çıkış
gerektiren uygulamalar için, 22,5 mm genişlikteki
G9SE-401 ise dört ani güvenlik çıkışı sunmaktadır.
22,5 mm genişlikte olan G9SE-221-T de, iki ani güvenlik çıkışı ve iki kapamada gecikmeli güvenlik çıkışı
sunmaktadır. G9SE-221-T rölelerinin 5 ve 30 saniyelik maksimum gecikmeler sunan versiyonları vardır.
Her iki versiyonda da, kullanıcılar gecikmeyi 16 adımda maksimum düzeyine kadar ayarlayabilirler.
Omron’un yeni G9SE güvenlik röleleri; EN
ISO13849:2008 PLe Güvenlik Kategorisi 4, IEC/EN
60947-5-1/EN 62061 SIL 3, UL508, CAN/CSA C22.2
No. 14 de dahil çok çeşitli ve farklı Avrupa ve dünya güvenlik standartlarına uygundurlar. Ek olarak, asansör
uygulamalarında da kullanılabilmesi için uygun hale getiren EN81-1 ve EN81-2’ye uygunlukları da vardır.
www.omron.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
omron
99
Ürünler
Siemens, Scalance M Mobil Kablosuz Yönlendirici Serisini
İki Yeni Birimi Kapsayacak Şekilde Genişletti
■ Siemens, yüksek bant genişlikli endüstriyel uzaktan
haberleşme için yeni mobil kablosuz modem serisini iki
yeni cihaz ekleyerek genişletti. Scalance M876-4 cihazı, LTE standardını kullanarak iletişim sağlarken, Scalance M876-3, UMTS ve EVDO aracılığıyla veri iletimi
sağlıyor. Bu cihazların yüksek bant genişlikleri ve iletim
hızları bulunuyor. Ayrıca uygulama alanları arasında endüstriyel üretim, enerji dağıtımı veya su arıtma sistemleri bulunuyor.
Siemens, Scalance M kablosuz modem serisini iki yeni
cihaz ekleyerek genişletti. Scalance M876-3, üçüncü
nesil kablosuz internet erişimi 3G aracılığıyla veri iletimi için ideal çözüm sunuyor. EVDO’ (Evolution Data
Optimized)’ya sahip tanınmış UMTS ağları olarak bu cihazlar Avrupa’da, özellikle de Kuzey Amerika’da yaygın
olarak kullanılıyor.. Kullanıcılar, seriye yapılan ikinci ek
Scalance M876-4’ü kullanarak, Avrupa’da yaygın olan
LTE (Long Term Evolution) aracılığıyla alt ağlara ve
otomasyon cihazlarına bağlanabiliyor. Modemler sahip
oldukları yüksek bant genişlikleri, performans özellikleri
ve iletim hızlarına bağlı olarak, teleservis gibi endüstriyel uzaktan erişim çözümlerinden enerji dağıtımında
uzaktaki trafo merkezlerinin entegrasyonuna, su arıtma
sistemlerine veya güvenlik kamera sistemleri gibi yüksek bant genişlikli uygulamalara kadar geniş bir uygulama yelpazesinde uygulamaya konulabiliyor.
Yeni mobil kablosuz modemler her biri, en fazla dört
uç cihazı bağlamak için kullanılabilen entegre 4 portlu
anahtara ek olarak operatörlerin çoklu antenleri kullanmasını ve böylece hem sinyal kalitesini hem de bant
genişliğini artırmasını mümkün kılan iki anten bağlantısıyla birlikte sunuluyor. Scalance M serisinde yer alan
bütün modemler gibi yeni cihazlar da Simatic S7-1500
tasarımında sahip oldukları kompakt dizayn ile farklılaşıyor ve bu da kontrol kabininde alan tasarrufu sağlamaları anlamına geliyor. Bununla birlikte, cihazların her
biri ayrıca, örneğin butonla çalıştırılan anahtarlara sahip
güvenli VPN operasyonları kurmak için bir dijital giriş ve
çıkışla birlikte sunuluyor. Buna ek olarak, cihazlar, kısa
süreli güç kesintilerini köprülemek için kendi yedek güç
kaynaklarıyla donatılıyor.
Scalance M876-3, HSPA+ (Evolved High Speed Packet
Access) ve EVDO’yu (/destekliyor. Mevcut mobil hizmet
sağlayıcısı altyapısına bağlı olarak, bu, en fazla 14.4 M/
Mbit/s’lik uç cihazlara yüksek iletişim hızlarını ve en fazla 5.76 Mbit/s’lik telekomünikasyon ağlarına geri yüksek
iletim hızlarını mümkün kılıyor. Scalance M876-4, LTE
aracılığıyla 100 Mbit/s’ye varan yer-uydu bağı hızları ve
50 Mbit/s’ye varan uydu-yer bağı hızları sunuyor.
Bu mobil kablosuz modemler, kullanıcıların IP tabanlı
uç cihazlara dünyanın her yerinden bağlanabilmelerini
sağlıyor. Entegre güvenlik duvarı ve VPN tünelleme aracılığıyla uçtan uca iletişim bağlantısı şifrelemesi dâhil
olmak üzere fonksiyon çeşitliliği, yüksek güvenlik seviyeleri sağlıyor. Cihazlar ayrıca IPsec ve OpenVPN’i de
destekliyor.
www.siemens.com.tr
100
ENDÜSTRİ OTOMASYON
SIEMENS
Ürünler
Tunçmatik’in Yeni Nesil Kesintisiz Güç Kaynağı
‘Digitech ECO’ Kullanıcıyla Buluşuyor
■ Türkiye’nin 46 Yıldır enerji çözümleri
markası olarak hizmet veren Tunçmatik,
Akıllı Düğme Teknolojisine sahip yeni Digitech Eco 1500Va ve 2000Va kapasiteli
KGK’leri tüketicinin beğenisine sunuyor.
Tunçmatik, ev ve işyerleri için ürettiği
yeni Digitech ECO serileri; bilgisayarları
elektrik kesintilerinden korumayı amaçlarken, en yeni teknolojilerle veri kaybını
sıfıra indiriyor. Mikro işlemci kontrolü
sayesinde ise yüksek güvenliği garanti
ediyor.
1500VA ve 2000VA olarak iki farklı kapasitede kullanıcıya sunulan Digitech
ECO serisi ürünler; kısa devre-aşırı yük
koruması ve otomatik voltaj regülasyon
özelliklerine sahip. Otomatik voltaj regülasyonu özelliği sayesinde bilgisayarınızı
şebeke voltajındaki dalgalanmalardan
koruyan Digitech ECO, sahip olduğu
USB portu ve ücretsiz izleme yazılımıyla;
www.tuncmatik.com
elektrik kesintilerinde siz yanında olmasınız bile, açık programları kapatarak
bilgisayarınızın veri kaybına uğramasına
engel oluyor. Ayrıca bu yazılımın kullanıcı dostu ara yüzü sayesinde, KGK’nizin
anlık olarak şebeke ve yük verilerini izleme olanağı da sağlıyor.
Özellikle güçlü donanımlı bilgisayarlar
için tasarlanan Digitech ECO serisi ürünler, elektrik kesintisi durumunda 2-6 milisaniye içerisinde etkin duruma geçip,
bağlı yüke göre sistemin minimum 1015 dakika arasında çalışmasını sağlıyor.
Digitech ECO serisi ürünler; “normal”,
“aküden çalışma” ve “arıza” olmak üzere
3 adet uyarı LED’ine sahip.
Tunçmatik’in yeni ürünü Digitech ECO serisi tasarımıyla da beğeni topluyor. Hafif
ve kompakt yapısıyla, sınırlı çalışma alanlarında yer sorununu ortadan kaldırırken,
sessiz çalışması, son derece şık ve modern tasarımı ile dikkat çekiyor.
Tunçmatik
Schneider Electric, Easy9 Ailesini Sigorta Kutularıyla Genişletti
■ Enerji yönetiminde global uzman
Schneider Electric, konutlardaki
elektrik güvenliğini maksimuma taşıyan alçak gerilim tesisatı koruma
ürünlerine Easy9 sigorta kutularını
ekledi.
Maksimum güvenlik, hızlı bağlantı…
Easy9 ürün ailesi, konutlardaki tüm elektrik tesisatları için mükemmel bir çözüm
sunarken, aileye yeni eklenen sigorta
kutuları, bütün otomatik sigortalar, kaçak
akım röleleri ve parafudurlar ile uyum
sağlıyor.
Tamamen Schneider Electric tarafından
tasarlanmış ve üretilmiş olan Easy9 sigorta kutuları tüm apartmanlar, konutlar,
villalar, ofisler ve iş yerlerinde kullanılabiliyor. Easy9 ailesi, güvenliğin en üst
düzeyde tutulduğu yapısıyla kullanıcıları
elektrik çarpmaları, aşırı yükler, kısa devreler ve güç dalgalanmalarına karşı korurken, bu tip binalar için gerekli olan elektrik
güvenlik standartlarının tamamını karşılıyor. Montajı önemli şekilde kolaylaştıran
hızlı bağlantı özellikleri ve sık açma kapamaya dayanıklı yapısıyla zamandan ve
paradan tasarruf etmenizi sağlıyan Easy9
sigorta kutularının, ürünün tasarımıyla
mükemmel uyum sağlayan şeffaf kapak
alternatifi de unutulmamış.
Nisan ayı itibarıyla satışa sunulan yeni
Easy9 sigorta kutularına tüm Schneider
Electric bayilerinden ulaşılabiliyor.
www.schneider-electric.com/tr
schneIder
Elektriğin günlük hayatımızın vazgeçilmezi olduğu ve hiçbir risk yaratmadan
kullanımının gerekliliği bilinciyle hareket
eden Schneider Electric, son teknolojileri
kullanarak geliştirdiği Easy9 serisi ürünleriyle elektrik enerjisinin daha güvenli ve
verimli kullanılmasını sağlıyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
101
Ürünler
Yeni PSENslock Tipleri
■ Gelişmiş tanılama işlevleri ve koruma kilidinden
bağımsız emniyet çıkışları ile emniyet kapısı sistemi
bulunmaktadır.
PSENslock maksimum kötüye kullanma koruması ile
tek bir kompakt üründe elektromanyetik süreç korumasıyla emniyet kapısı izlemesi sunar ve kapıları,
kapakçıkları ve kapakları korur. Görevlerinizde en iyi
desteği sağlamak için başarılı ürün gamına iki yeni
ürün tipi eklenmiştir (PSENslock 6.1 ve PSENslock
3.1/4.1/4.2).
Daha hızlı arıza tanılaması için geliştirilmiş tanılama işlevleri
Özellikle birden fazla PSENslock kullanılan uygulama
alanlarında, PSENslock 6.1 gelişmiş tanılama işlevleriyle kullanıcıların hangi anahtarın koruma kilidini
etkinleştiremediğini tespit edebilmesini sağlar. Tanılama daha hızlı bir şekilde yapılacağı için hata durumunda size zaman kazandırır.
Uygulamalarınızda daha fazla esneklik için
OSSD’ler koruma kilidinden bağımsızdır
PSENslock tip 3.1/4.1/4.2 koruma kilidinden bağımsız
emniyet çıkışları (OSSD’ler) ile OSSD’lerin koruma kilidinden bağımsız olarak değişebilmesini sağlar. Sonuç
olarak, kullanıcılar uygulama için daha fazla esnekliğe
ve tasarım kapsamına sahip olur.
Her iki tip de 8 pimli sürümlerdir ve böylece çeşitli PNOZ röleleri, kontrol sistemi PNOZmulti ve
otomasyon sistemi PSS 4000 kullanarak değerlendirme yapabilirsiniz. Ayrıca, ek PSENslock,
emniyet kapısı sistemleri PSENsgate ve emniyet
anahtarları PSENcode ile seri bağlantı yapmak
mümkündür.
Bir bakışta faydalar:
• Maksimum emniyet: PL e / SIL 3’e kadar uygulamalar için emniyet kapısı izleme
• Süreç koruması: 500 N veya 1000 N tutma kuvveti
ile manyetik koruma kilidi
• Serbest hareket eden aktüatör: kapı hizalamasının
bozulmasına karşı serbest hareket eden ve daha fazla toleransa sahip
• Daha fazla esneklik: çok sayıda müşteri uygulaması
için farklı ürün tipleri seçilebilir
• Yeni ürün yazılımı gelişmiş uygulama seçenekleri
sağlar:
- Seri bağlantılı gelişmiş tanılama işlevleri
- OSSD’ler koruma kilidinden bağımsız olarak değişir
• Kolay montaj: kompakt tasarımı sayesinde
• Eksiksiz tek nokta sistem:
- PNOZ rölesi, PNOZmulti ve PSS 4000 ile değerlendirme
- PSENslock, PSENsgate ve PSENcode ile seri bağlantı mümkündür
www.pilz.com/tr
102
ENDÜSTRİ OTOMASYON
PILZ
Ürünler
OMRON, Sektörün En Hızlı*
Makine Otomasyon Kontrolörü NX7’yi Çıkarttı
■ Omron, yeni NX7 ve NJ1 makine kontrolörlerini çıkarttı. Bu ürünler, Sysmac otomasyon platformunun (bundan
böyle kısaca “Sysmac” olarak anılacaktır) kalbinde bulunan
OMRON Makine Otomasyon Kontrolörleri serisini daha da
genişletmektedir. NX7 ve NJ1 ürünlerinin piyasaya çıkartılması, son teknoloji gelişmiş üretim sistemlerinden basit
makinelere kadar geniş bir otomasyon çözümleri dizisinin
oluşmasını sağlamaktadır.
Yeni NX7; güvenilirlikten taviz vermeden hız sağlayan ve Intel® Core™ i7 quad-core işlemci ve büyük bellek kapasitesi sayesinde sektörün en hızlı işlem hızına ulaşan bir amiral
gemisi modeldir. IoT kullanan sofistike üretim tesislerinin
geleceği üzerinde odaklanan OMRON, eski işlemcilerin ve
PLC’lerin çerçevesi dışında kullanıcılara ölçeklenebilirlik sağlayan bu entegre kontrolörü geliştirdi. Bu ölçeklenebilirlik,
Sysmac çözümünün mevcut üretim ekipmanlarına uymasını
sağlayan yeni NJ1 tarafından tamamlanmaktadır. NJ1, 2 ekseni bulunan ve NJ5/NJ3 Makine Otomasyon Kontrolörlerine
tamamen uygun olan en temel Makine Otomasyon Kontrolörüdür. Ortak bir konsepti, boyutları, genel spesifikasyonları
ve işlevleri paylaşan NJ1, servo ekseni bulunmayan veya az
sayıda ekseni bulunan makineler için idealdir. En son ve en
yeni bilgi iletişim teknolojisine (ICT) hızla uyum sağlayabilecek mimarisiyle, Sysmac son derece inovatif ve yenilikçi
bir imalat ortamı sunmaktadır. Bunu, yazılımla birlikte çeşitli
farklı uygulama işlevsellikleri yaratarak ve OMRON ile 3D simülatörler gibi üçüncü şahıs fabrika otomasyon donanımları
ve tasarım araçlarını birleştirerek yapmaktadır.
Global eğilime yanıt vermek…
Günümüzün imalat şirketleri, giderek artan çok çeşitli yeni
tüketici gereksinimlerine ve isteklerine hızla yanıt vermek
konusunda baskı altındadırlar. Bu baskı, bu şirketleri imalat ve üretim tesislerini IoT, Big Data ve diğer ICT gelişme-
lerinden istifade ederek yenilemeye ve geliştirmeye sevk
etmiştir. İmalat şirketlerinin gereksinimlerindeki bu değişiklikleri öngören OMRON, imalatçılara sunduğu servis ve
mühendislik desteğini daha da geliştirmek ve artırmak için
Sysmac’ı ve diğer inovatif fabrika otomasyon cihazlarını
daha da geliştirmeye yönelmiştir.
2011 yılında NJ5’in piyasaya sunulmasından bu yana, OMRON, veritabanı bağlanırlığı ve robotik fonksiyonları içeren
uygulama çözümlerini geliştirmiş ve sunmuştur. OMRON;
yüksek-hızlı I/O Üniteleri, Sürücü, Emniyet Komponentleri ve Görüntü İşleme Sensörleri gibi çevrebirim cihazları
serisini de genişletmiştir. Bu yeni Makine Otomasyon
Kontrolörleri sürümü, Sysmac’ın üretim tesislerinde daha
da kolay benimsenmesini ve uyarlanmasını sağlamaktadır. Sysmac’ın sunduğu faydaları daha da geliştirerek ve
Algılama ve Kontrol teknolojisi, birikmiş know-how’ı ve
üçüncü şahıslarla işbirliklerinden yararlanarak, OMRON,
inovatif çözümler yaratmaktadır.
* İşlem Hızı. Mart 2015 tarihli OMRON araştırmasına göre.
Sysmac otomasyon platformu…
OMRON’un entegre otomasyon platformu, otomasyonun
tek bir yazılım ortamında yönetilmesine ve komple tesis
kontrolüne imkan sağlamaktadır. Global standartlara ve
global açık ağlara dayanan programlama, global düzeyde
standardize edilmiş bir sistemin inşa edilmesinin yolunu
açmaktadır. Bu platformun göbeğinde bulunan Makine
Kontrolörü serisi, hem tüm makine cihazlarının senkrone
kontrolüne olanak sağlamakta hem de hareket, robotik ve
veritabanı bağlanırlığı gibi ileri işlevsellikler sağlamaktadır.
Bu multi-disipliner konsept, çözüm mimarisini basitleştirmenize, programlamayı azaltmanıza ve üretkenliği optimize
etmenize olanak vermektedir.
www.omron.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
omron
103
Ürünler
Rockwell Automation İmalâtçılara Sınıfının En İyisi Performansı Sağlamalarında
Yardımcı Olmak Üzere Safety Maturity Index (Güvenlik Indeksi) Aracını Tanıtıyor
■ Safety Maturity Index aracı imalâtçılara
tesis performansını nerede ve nasıl en
uygun hale getirecek şekilde geliştireceklerini kavramalarında yardımcı oluyor
Rockwell Automation, imalâtçılara
güvenlik programlarının verimliliğini
görebilmeleri ve tesis performansını
en iyi hale getirebilmeleri için kendine
kılavuzluk eden bir değerlendirme sağlayan Safety Maturity Index (SMI) aracını duyurmuş bulunuyor. Herhangi bir
endüstriye, herhangi bir tesis boyutuna
ve dünyadaki herhangi bir yerleşime uygulanabilir olan SMI aracı imalâtçılara
güvenlik kültürünün, uygunluğun ve
kapitalinin neresinde olduklarını ölçmelerinde yardımcı oluyor. Hepsinden
önemlisi, sınıfının-en-iyisi performansı
elde etmelerini sağlıyor.
Başarılı bir iş yerinin üç temel bileşeni
– kültür (davranışsal), uyumluluk (süreç ile ilgili) ve kapital (teknik) – güçlü
ve sürdürülebilir bir güvenlik programı
geliştirmek için eşit derecede önemli
ve birbirine bağımlıdır. Örneğin, sağlam bir güvenlik kültürü yaratmak ve
bunu sürdürmek fakat güvenlik teknolojilerine ve/veya uyum sağlamaya yatırım yapmamak bir firmanın işyerinde
güvenliği sağlama kabiliyetini düşür-
mektedir. Benzer şekilde risk olasılığı,
imalâtçılar güvenlik teknolojilerine yatırım yapıp güvenlik kültürünün önemini tüm kuruluşa yayamadıklarında
da devam etmektedir.
Her bir güvenlik sorunu, SMI aracını
kullanarak dört kategoride ölçülebilir – SMI 1: yatırımı en aza indirmek,
SMI 2: uyumluluğu sağlamak, SMI 3:
maliyetten kaçınmak ve SMI 4: operasyonel mükemmellik. İmalâtçılar,
bir dizi soruyu cevaplayarak, SMI değerlendirmelerini tamamlayabilir ve bu
dört kategoride nasıl ölçüm yapabileceklerini belirleyebilirler. Bu rapor aynı
zamanda ve eğer gerekiyorsa, gelişim
için tavsiyeler de sağlar.
Rockwell Automation ’un güvenlik pazarı müdürü Mark Eitzman şöyle diyor:
“SMI değerlendirmeleri üzerinden güvenliği en uygun hale getirmenin yararları, gelişmiş tesis üretkenliği, daha
fazla verimlilik ve çalışanların sağlam
morallerinin yanı sıra, daha az yaralanmalar ve cezalar olarak sonuçlar verebilir. Sınıfının-en-iyisi güvenlik performansını sağlamak, firmanın tümünde
var olan uygulamaları değerlendirmek
ile başlar ve bugün müşteriler bunu
kendileri yapabilmektedirler.
ROCKWELL
www.rockwellautomation.com
Legrand’dan U21 Led Bağımsız Emniyet Aydınlatma
■ Bina elektrik ve dijital altyapı ürünleri ve sistemleri konusunda dünya
lideri Legrand, çeşitli özellikleri ile
uygulamacılara kurulum kolaylığı
sağlayan U21 led emniyet aydınlatma
ürünlerini piyasaya sunuyor.
Legrand sade ve şık tasarıma sahip
U21 led emniyet aydınlatma ürünlerini tüketici ile buluşturuyor.
U21 led emniyet aydınlatma ürünleri,
www.legrand.com.tr
104
ENDÜSTRİ OTOMASYON
tabana yerleştirilmiş ve kablo sonlandırma için kullanılan otomatik terminaller, geniş kablolama alanı, kolay
sabitleme özellikleri sayesinde uygulamacılara kurulum kolaylığı sağlıyor.
Legrand, duvar yüzeyine ve sıva altı
montaja imkan veren süreksiz, kombine tipte 70, 100, 160, 200, 350 lm
ışık akısı seçenekleri ve IP42 özellikleriyle tüketicilere komple bir seri
sunuyor.
LEGRAND
Ürünler
Ayna Çeneleri için Çabuk Çene Değiştirme Sistemi Daha da Genişletiliyor
■ Çabuk çene değiştirme sistemi SCHUNK PRONTO,
vida bağlantılı çeneli geleneksel torna aynaları için
gerçek bir zaman kazanma aracıdır. Bütün çene takımı hazırlık sürecini, geleneksel çözümlerden %95
daha hızlı bir şekilde 30 saniye kadar düşürebiliyor.
Başarılı bir başlangıçtan sonra, bağlama teknolojisi
ve tutma sistemleri yetkin lideri SCHUNK, çabuk çene
değiştirme sistemlerinin depolanmasından, tezgah
üzerinde çene değişimine kadar bütün hazırlık sürecini optimize eden sistem programını şimdi sunuyor.
SCHUNK PRONTO, ince tırtıklı destek çeneleri (1/16’’ x
90° veya 1.5 mm x 60°) ile özel çabuk-değiştirme insörtlerini birleştiriyor ve sıkma çapını saniyeler içerisinde
45 mm’ye kadar uzatıyor. Bu durum, geleneksel torna
aynaları ile yapılanın 8 kat daha fazlası. Hızlı ve yüksek
tekrarlanabilirlikli çene değişimini sağlamak için, değişim
insörtlerinin bağlantısı Allen anahtarı ile gevşetiliyor, insört sökülüyor ve yenisi ile değiştiriliyor. Bu durum hatalı ko-numlandırmayı önlüyor. Kilitli durumda; 6-taraflı
formlu-fit sıkma, maksimum proses dengesini garanti
ediyor, yüksek güç ve tork iletimini sağlıyor. Bu sistem
ham ve işlenmiş parçaların sıkması için uygun.
Uygulama tarafından gereksinim duyulduğu üzere; küçük,
orta ve büyük sıkma aralıkları için farklı destek çene çeşitleri bulunmakta. Üst çeneler için SCHUNK, farklı çaplar ve
sıkma aralıkları için on sert çene insörtü ve bitmiş parçaların prosesi için üç yumuşak değişim insörtü önermekte.
Bunlar bir kere üretildiğinde, sonraki sistemde tekrar tekrar kullanılabiliyorlar. Sıkma derinliği, iş parçası durakları
kullanılarak çeşitlendirilebiliyor ve ayarlama aygıtı çene
değişimini kolaylaştırıyor.
SCHUNK PRONTO, üreticiden bağımsız olarak; 200, 250
ve 315 ebatlarındaki her ince tırtıklı torna aynasında
kullanılabiliyor. Programın modüler dizaynı, bireysel
bileşenlerin bağımsız ve ekonomik birleşimine imkan
sağlıyor. Bu, sadece pozisyonda değişkenlik olması
sebebiyle, her türlü destek çenesi ile değişim eklentilerinin uygunluğunu içeriyor. Özel olarak geliştirilmiş
araç ve dişli vagonu; temiz bellek, pençe eklentilerine
hızlı erişim, yumuşak değişim eklentileri, monteli vidalar
ile destek çeneleri, T-nuts ve ayarlama aygıtına imkan
sağlıyor. Yapılandırılmış teknik veri çizelgeleri, seçimi
ve bağımsız bileşenlerin montajını ko-laylaştırıyor. Ek
özellik olarak, depolama alanı makineye entegre edilmiş:
Tüm bileşenler bir tabla üzerine taşınabiliyor, çabuk bırakma bağlantısı kullanılarak makinaya doğrudan monte
edilebiliyor.
www.tr.schunk.com
ENDÜSTRİ OTOMASYON
SCHUNK
105
Ürünler
Philips Luceo ile Kablosuz Telefon Adeta Bir Sanat Eserine Dönüşüyor
■ Philips ses sistemlerinde sadece sunduğu üstün teknolojiler özelliklerle değil tasarımlarıyla da fark yaratıyor.
Bunun en yeni örneklerinden biri Reddot tasarım ödülü
sahibi Philips Luceo kablosuz telefonlar. Bu yeni telefonlar; modern ve şık tasarımı işlevsellikle birleştiriyor.
Sınıfının en iyi ses sistemlerini, gelişmiş teknoloji ve yenilikçi tasarımlarla birleştirerek tüketiciye ulaştıran Philips,
‘Luceo’ kablosuz telefonuyla ikon olmaya aday tasarımda
bir ürünü tüketiciye sunuyor. Modern çizgilerden oluşan
bir kablosuz telsiz telefon olan Luceo, stil ve işlevselliği
bünyesinde birleştiriyor. Bu bileşim, Luceo’yu her evde
hoş duracak ve her eve değer katacak bir tasarım enstrümanına da dönüştürüyor. Luceo’nun bu yenilikçi tasarımı
ödüle de layık görülmüş bir tasarım. Luceo, tasarım dünyasının en prestijli ödülü olan Reddot Tasarım Ödülleri’nde
2015’te alanında büyük ödülün sahibi oldu.
Yüksek kontrastlı, siyah üzerine beyaz ters LCD ekran,
kolay okumayı sağlar ve aynı zamanda Philips Luceo’nun
genel ince tasarımıyla çok uyumlu.Tabandaki ikinci ekran
arayanın kimliğini ve saati gösteriyor. Ölçülü ve özenle tasarlanmış tuş takımı, ister bir numara tuşluyor ister
rehbere bir numara giriyor olun her tuş basışını net bir
şekilde hissedeceğiniz hassas numara girişini garantiliyor.
Luceo’da basma gücü ve tuş tepkisi arasındaki dengeyi
bulmak üzere kullanılan malzemeler ve tuş yapıları, kapsamlı kullanıcı testlerinden geçmiştir.
ğinizde veya konuşurken başka bir iş yapmak istediğinizde
son derece kullanışlı.
Luceo’da ahize her durumda şarj edilebiliyor. Güvenilirlik
ve rahatlık için ahize, yerleştirme istasyonunun her iki yönünde de şarj edilebilerek kolaylık sağlıyor. Akıllı kablo yönetimiyle ise, telefon her açıdan görsel cazibesini koruyor.
Luceo’da istediğiniz an ışıktan rahatsız olmamak için baz
ekranı kapatmayı seçebiliyorsunuz.
Çevre dostu Luceo’da radyasyon sıfıra düşüyor
Luceo üstelik çevre dostu bir telefon. Luceo’nun EKO
modu etkinleştirildiğinde, yayılan radyasyon %60’a kadar
ve telefon şarj edilirken de %95’e kadar düşüyor. EKO+
modu etkinleştirildiğinde ise radyasyon sıfıra düşüyor.
İstenmeyen görüşmelerden ‘Kara liste’ ile uzak durun
Kara liste, belirli numaralardan veya belirli rakamlar ile
başlayan numaralardan gelen çağrıları engelleyerek sizi
istenmeyen görüşmelerden uzak tutuyor. Üründe, ayrıca
sessiz modu ile huzurun ve sessizliğin tadını çıkarmak
için belirli zamanlarda zil seslerini devre dışı bırakabilirsiniz. Giden çağrı engellemesi sayesinde belirli rakamlar ile
başlayan belirli numaralara çağrıları engelleyerek kabarık
fatura sürprizlerinden de korunabilirsiniz.
Konuşurken başka bir iş yapmaya izin veren mod
Eller serbest modu arayan kişinin sesini güçlendirmek
üzere entegre bir hoparlöre sahip, böylece telefonu kulağınızda tutmadan çağrı sırasında dinleyip konuşmanızı
sağlıyor. Bu özellik çağrıyı başkalarıyla paylaşmak istedi-
www.philips.com
106
ENDÜSTRİ OTOMASYON
PhIlIps
Haberler
MITSUBISHI ELECTRIC TÜRKİYE’NİN İZMİR ÇIKARMASI!
Mitsubishi Electric’in 6 eksenli robotunun yaptığı içecek
servisi büyük ilgi gördü.
Sektör Profesyonelleriyle Buluşma
“Sektör Profesyonelleriyle Buluşma” etkinliğinde açılış
konuşmasını yapan Başkan Masahiro Fujisawa, dünyada
120 binden fazla çalışanı ile 42 ülkede faaliyet gösteren
ve 36 milyar dolar konsolide net satışa sahip olan 94 yıllık
dünya devi Mitsubishi Electric Corporation’ın, 2012 yılından
bu yana iki yıldır kendi yapılanması ile Türkiye’de, İstanbul
merkez ofisinde faaliyet gösterdiğini belirtti.
■ Mitsubishi Electric Türkiye, Egeli iş adamlarıyla
İzmir’de buluştu.
2012 yılından bu yana Türkiye’de de faaliyet gösteren ve Elektrik-Elektronik, Fabrika Otomasyonu, Uydu
Haberleşmeleri, İletişim, Bilgi İşlem ve Uzay geliştirme
alanlarında da bir Dünya Devi olan Mitsubishi Electric, Ege
Bölgesi’nin önde gelen şirket temsilcileriyle bir araya geldi
ve “Sektör Profesyonelleriyle Buluşma” etkinliğinde, 9 Eylül
Üniversitesi’yle de eğitimde işbirliği ön protokolü imzaladı.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Mitsubishi Electric
Türkiye Başkanı Masahiro Fujisawa, Türkiye’nin gücüne ve
enerjisine olan inancını dile getirirken, Türkiye’de yatırım
yapmaya devam edeceklerini bildirdi.
Türkiye’de Marmaray Projesi, Türksat 4A Uydusu ve yakın
zamanda uzaya fırlatılması planlanan Türksat 4B uydularında kullanılan teknolojisi ile tanınan Mitsubishi Electric
Türkiye, Mayıs ayının son haftasında, Ege Bölgesi’nin önde
gelen kuruluş temsilcileriyle İzmir’de ilk kez bir araya geldi.
İstanbul merkezli olarak Türkiye pazarına iki yıl önce giren
Mitsubishi Electric Türkiye’nin “Yaptığımız işlere inanamayacaksınız” temasıyla 27 Mayıs Çarşamba günü Alsancak
Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirdiği “Sektör
Profesyonelleriyle Buluşma” etkinliğine Ege Bölgesi’nin
önde gelen şirketlerinden 200 temsilci katıldı.
Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı MasahiroFujisawa ve
tüm birim yöneticilerinin katılımıyla İzmir’de düzenlenen bu
etkinlikte, küresel üretim teknolojilerinde yeni bir endüstri
dönemi olarak adlandırılan Endüstri 4.0 ve bu döneme
Mitsubishi Electric’in katkısı olan [email protected] konsepti tanıtıldı ve bu konsept çerçevesinde geleceğin dijital fabrika
teknolojisini sunan ürünlerden uygulamalar ele alındı.
Ayrıca Marmaray projesi sunumunun da gerçekleştirildiği
etkinlikte, endüstride robot uygulamalarına örnek olan
108
“Yaptığımız işlere inanamayacaksınız” sloganıyla,
Mitsubishi Electric’in ileri teknolojisi ve kalitesiyle farklılık
ve avantajlarını anlatmak için İzmir’de olduklarını kaydeden
Masahiro Fujisawa, konuşmasına şöyle devam etti:
“Türkiye’de temelde fabrika otomasyonu, ileri robot teknolojileri ve klima sistemlerinin satış ve satış sonrası hizmetlerini sürdürüyoruz. Bu faaliyetlerimizin yanı sıra uydular,
asansör, görsel veri sistemleri, güç kaynakları ve ulaştırma
bağlantılı altyapı işlerine de destek veriyoruz. Türkiye’de
özellikle Marmaray projesi ile Türksat 4A ve yakında uzaya
fırlatılması planlanan Türksat 4B uydularında kullanılan
teknolojimiz ile tanınıyoruz.
Mitsubishi Electric Türkiye olarak Fabrika Otomasyon
Sistemleri iş kolunda otomotiv, gıda, paketleme, metal
işleme makineleri, PVC işleme makineleri gibi Türkiye’nin
önde gelen sanayi kuruluşlarının bulunduğu alanlarda hizmet veriyoruz. Fabrika otomasyonu ürünlerimizi Mitsubishi
Electric Türkiye’de istihdam edilen Türk mühendislerin
dizayn, projelendirme, yazılım ve devreye alma çalışmalarıyla birleştirerek Türk sanayisine yüksek kaliteli hizmet
sunuyoruz.”
“Türkiye, Öncelikli Pazarımızdır”
Avrupa’nın en büyük üçüncü nüfusuna ve yüksek Gayri Safi
Yurtiçi Hasıla (GSYİH) büyüme oranına sahip Türkiye’nin,
hızlı büyüme potansiyeli ile Mitsubishi Electric için öncelikli
pazar durumunda olduğunu kaydeden Mitsubishi Electric
Türkiye Başkanı MasahiroFujisawa şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye’nin genç bir nüfusa sahip olmasının da etkisiyle Türk sanayisinin büyümeye devam edeceği beklentisindeyiz. Bu çerçevede, gelecekte Türkiye’de fabrika otomasyonuna ve ek olarak enerji tasarrufu ile ağır makinelerdeki
işlevselliğe olan ihtiyacın artacağı kanısındayız. Bu noktada,
Türkiye’de adres olarak Mitsubishi Electric ileri teknolojisini
göstermek isteriz.
Mitsubishi Electric olarak Türkiye’nin, endüstrisi ve teknolojisiyle üretkenliğinin daha da artacağını, katma değeri
çok daha yüksek ürünler üretileceğini ve dünyanın ileri
ekonomileri arasındaki yerini alacağını düşünüyoruz. Bu
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
de sizler gibi her yeni güne, hayallerimizi gerçekleştirmek,
hedeflerimize ulaşmak için yeni fırsatlar gözüyle bakıyoruz.
Bizim için de iş, sadece iş değildir. Kurduğumuz her ilişkinin uzun soluklu bir ortaklık olmasına büyük önem veririz.
Topluma karşı olan kurumsal sorumluluklarımız, dürüst ve
adil bakış açımız, küresel perspektifimiz ve tüm tecrübemizle müşterilerimizin başarılarının kalıcı ve sürdürülebilir
olması için çalışırız. Bugün aldığınız kararların yarın köklü
bir mirasa dönüşmesi için size de bir iş ilişkisinden çok
daha fazlasını sunmaya hazırız. Mitsubishi Electric olarak
Türkiye’de olmak, dünya harikası bu ülke ve ekonomisinin
geleceği için bu aydınlık yolda birlikte yürümek bizleri çok
heyecanlandırıyor” dedi.
düşüncemiz, Türkiye’nin gerçekleştirdiği Marmaray Projesi,
inşa etmekte olduğu köprü, baraj, tünel, havalimanı gibi çok
sayıda projeyle doğrulanmaktadır.”
“Türkiye’nin Gücüne Güç Katmak İçin…”
Konuşmasında, “Türkiye’nin enerjisine ve gücüne” olan
yüksek inancını dile getiren Fujisawa, üstün teknolojiye
sahip global bir firma olarak Mitsubishi Electric’in tüm dünyada kullanılan ve yüksek kaliteye sahip ürün ve sistemleri
ile ileri teknolojisini Türkiye’ye getirerek ekonominin gücüne
güç katmayı, Türkiye’nin belirlediği yüksek ekonomik hedeflerine ulaşması için gerekli teknoloji ve bilgi kullanımını
aktarmayı hedeflediklerine dikkat çekti. Masahiro Fujisawa
“Enerji verimli, çevreci, yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle,
büyüyen Türkiye’nin gelişimine ortak olmaya, Türk halkı için
yatırım yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Başkan Fujisawa, konuşmasını “Bir insan ile karşılaşmak
çok nadide bir fırsattır” anlamına gelen ve Japonca’da
‘Ichigo-Ichie’ olarak bilinen atasözüyle bitirerek “Bizler
İş Dünyası ile Üniversite El Ele
Ege Bölgesi’nin en önde gelene sanayi temsilcilerinin
geniş katılımla yer aldığı etkinlik, Mitsubishi Electric
Türkiye’nin eğitim alanında verdiği desteğe de sahne
oldu. 9 Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Ercüment Yalçın’ın da hazır bulunduğu etkinlikte,
Mitsubishi Electric Türkiye ile 9 Eylül Üniversitesi arasında, Endüstriyel Otomasyon ve Robot Teknolojileri Eğitim
Merkezi kurulmasına ilişkin ön protokol imzalandı.
Böylece, faaliyet alanlarında tartışmasız Dünya Devi olarak
kabul edilen Mitsubishi Electric, Bursa ve İstanbul’dan
sonra İzmir’de de robot eğitim merkezinin kurulmasına
sağladığı katkıyla, öğrencilerin çağın gelişen teknolojilerine
uyum sağlayarak iş dünyasında tercih edilebilmelerine destek olmayı sürdürdü.
Mitsubishi Electric Türkiye’nin “Sektör Profesyonelleriyle
Buluşma” etkinliği, sempozyum ve ardından akşam yemeğiyle sürdü.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
109
Haberler
İsveç Başkonsolosluğu sanayi liderlerini ağırladı
■ İsveç İstanbul Başkonsolosluğu ve Business Sweden’in
(İsveç Ticaret Merkezi) katkılarıyla 28 Mayıs 2015 tarihinde
düzenlenen “Swedish Heavy Metal” temalı etkinliği, sanayi
dünyasının liderlerini bir araya getirdi.
İsveç İstanbul Başkonsolosu Jens Odlander ve İsveç Ticaret
Başmüşaviri ve Business Sweden Türkiye Müdürü Antoine
Fanoun’un ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik kapsamındaki panelde TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı, Royal
Technical Institute Üniversitesi İş Geliştirme Koçu Donnie
Lygonis, Nobel Müzesi Küratörü Tobias Degsell ve İnomer
Genel Müdürü Şirin Elçi konuşmacılar arasında yer aldı.
Etkinliğe; Volvo Car Türkiye, ABB, Atlas Copco, SKF, Roxtec
International, Camfil, SSAB, TeliaSonera ve NTG Türkiye
gibi şirketler de katıldı.
Panelde; Türkiye-İsveç ekonomik ilişkileri, mühendislik
ve endüstri sektörlerinde; AR-GE, yaratıcılık ve inovasyon
gibi konuların altı çizildi. İsveç İstanbul Başkonsolosu Jens
Odlander, açılış konuşmasının ardından “Mühendislik ve
Ekonomik Kalkınmada Yaratıcılık” temalı bir konuşma yaptı.
Başkonsolos Odlander etkinlikle ilgili şunları söyledi;
“İsveç’ten çıkan ürünler günlük hayatta, dünyanın her köşesinden milyonlarca insan tarafından kullanılıyor. Sanayiden
gıdaya, mobilyadan teknolojiye kadar pek çok alanda İsveç
markaları lider konumda. Bunların arasında hemen hemen
her alanda kullanılan rulmanlar ve bunu icat eden SKF;
bugün her araçta bulunan üç noktalı emniyet kemeri ile
Volvo; internet üzerinden görüntülü telefon görüşmesi
sağlayan Skype; IKEA ve Spotify gibi markalar bulunmakta.
Bunu, ülkenin ulusal startejisi olan ve uzun yıllardır kamu ve
özel sektör tarafından da desteklenen yaratılıcığa borçluyuz.
İsveç ve benzeri ülkelerin sanayideki başarısı, yaratıcılığın
ekonomik kalkınmanın temel taşı olduğunun kanıtıdır.
Türkiye de son yıllarda, yaratıcı zeminler sağlama konusun-
110
da azımsanmayacak bir yol kat etti. Bu girişimlerin kısa süre
içinde meyvelerini vereceğine inanıyoruz.”
İsveç Ticaret Başmüşaviri ve Business Sweden Türkiye
Müdürü Antoine Fanoun ise “İsveç, yaratıcılık yönüyle,
uluslararası alanda artık bir marka haline geldi. Ülkenin bu
başarısı, İsveçli şirketlerin dünya devleri arasına girmesini
sağlayan en büyük etkenlerden biri. Türkiye’de başarılı
şekilde faaliyet gösteren pek çok İsveçli şirket bulunuyor.
‘Swedish Heavy Metal’ gibi etkinlikler ve girişimlerimiz
ile yeni işbirliklerine kapı açacağımıza inanıyoruz” diye
konuştu.
İsveç’in en prestijli üniversitelerinden Royal Technical
Institute Üniversitesi İş Geliştirme Koçu Donnie Lygonis
paneldeki konuşmasında endüstriyel gelişim ve inovasyon
konularına değinerek “İnovasyon ve girişimcilikten bahsederken sadece gençliğe odaklanmamak gerekir. Her ülkeden ve her yaştan bireyler yenilik çıkarabilirler. Bu nedenledir ki; İsveç gibi genç olmayan bir ekonomi bile söz konusu
inovasyon olduğunda başarılı olabiliyor. İnovasyon genel
olarak pazara ve tüketicilere erişerek çoğunluğun yararına
odaklanmalı. Araştırmalardan en iyi şekilde yararlanmanın
yolu ise bulguları doğru olarak inceleyebilecek kişiye teslim
etmek. Araştırma ve inovasyona olanak tanımak için akademi ve iş dünyasını daha yakın tutmaya çalışıyoruz. Pazarın
mevcut durumuyla birlikte inovatif hedefi de göz önünde
bulundurmak çok önemli. Ürün pazara girinceye kadar
geçen zamanı vurgulamaktansa pazara giriş zamanlamasına odaklanmalıyız” dedi.
TÜGİAD Başkanı Çuhacı: “Ekonomik Gelişim için Kilit
Nokta Genç Girişimciliği”
G20 ülkelerinde inovasyonun önemli bir gündem maddesi
olduğunu, G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesinde de genç
girişimcilerin bir araya geleceğini ve girişimcilik kültürünün
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
nasıl geliştirilebileceğini belirten panel konuşmacılarından
TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı, sözlerine söyle devam
etti: “İnşaat sektörü Türkiye’de en popüler alanlardan biri;
gençler de bu sektöre büyük ilgi gösteriyor. Türkiye’nin bu
alanda büyüdüğünü göz önünde bulundurursak inovatif açıdan geliştirilmeye fazlasıyla açık olduğunu söyleyebiliriz.”
E-ticaret alanında da Türkiye’nin başarılı girişimcilik hikayeleri bulunduğunu belirten Çuhacı, konuşması sırasında
konuyla ilgili örnekler de verdi.
Stockholm’de yer alan Nobel Müzesi’nin Küratörü Tobias
Degsell dünyayı değiştiren inovasyonların ortak noktalarına değinerek “İnovasyon ve yaratıcılık düşünme ile ilgili
olduğu kadar fikirleri pratiğe dönüştürmekle de ilgili. Alfred
Nobel’den günümüzdeki kreatiflere kadar tüm ‘yenilikçiler’in
ortak noktası bir arada, sıkı çalışmak ve sorgulamak.
İsveç’teki eğitim sistemi, herkesin deneyip hata yapabileceği bir platform sunmak için bu unsurları kullanıyor. Üstelik
eğitim ücretsiz olduğu için herkes aynı hakka sahip. Böylece
herkes, yeni alanlarda kendini test ederken mevcut durumu
sorgulayabiliyor” dedi.
Konuşmacılar arasında yer alan İNOMER Başkanı Şirin
Elçi ise “Girişimciliği alternatif bir kariyer rotası olarak
gören gençler için destek programları çok önemli. Devlet,
yeni işletmelerin büyümesi için start-up’lara ve girişimcilere farklı boyutlarda teşvikler sağlıyor. Devletin teşvikleri
arasında teknopark, kuluçka, teknoloji transferi ve küme
geliştirme faaliyetleri de bulunuyor. Tüm bunların, farklı
sektörlerin, şirketlerin ve paydaşların bir arada çalışmasıyla
tam olarak anlam kazanabileceğine inanıyorum” dedi.
Panelin ardından İsveç Başkonsolosluğu’nun bahçesinde,
geçtiğimiz aylarda Türkiye’de ilk restoranını açan İsveçli
restoran zinciri O’Leary’s tarafından seçme lezzetler sunulurken, ünlü sanatçı Kristin Amparo canlı performansıyla
geceyi renklendirdi.
SchneIder ElectrIc’ten 106 Elektrikçiye Teknik Eğitim
birçok ürünün kurulum ve montajını yapan elektrikçilere
montajın püf noktalarıyla ilgili bilgiler verilirken, montaj
yaptıkları yaşam alanlarının da güvenlik seviyesini artıracak
bilgiler paylaşıldı.
Schneider Electric uzmanları tarafından verilen teknik eğitimde; elektrik dağıtım koruması, topraklama, kablolama,
kaçak akım koruması gibi konular işlendi. Ayrıca elektrikçilere, tesisat tipleriyle ilgili detaylar aktarıldı.
■ Enerji yönetiminde global uzman Schneider Electric,
İstanbul’da düzenlediği 2 seminerde toplam 106 elektrikçiye, elektrik dağıtım koruması, topraklama, kablolama ve
kaçak akım koruması gibi teknik konularda eğitim verdi.
Schneider Electric, Bostancı Dedeman Otel ve Maltepe
Dream Hill Otel’de elektrikçilere yönelik olarak teknik eğitim
semineri gerçekleştirdi.
Seminerlerde elektrik tesisat ve kontrol sistemlerine ait
Schneider Electric’in Elektrik Tesisat ve Kontrol Sistemleri
(ETKS) çözümleri hakkında bilgilendirilen elektrikçiler,
seminerin sonunda düzenlenen montaj yarışmasına katılarak ‘en hızlı’ montajı gerçekleştirmek için yarıştı. Yarışta
dereceye girenler ödüllendirildi.
Seminer sonunda katılımcılara, mesleki hayatlarında kullanabilecekleri şarjlı tornavida hediye edildi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
111
Haberler
Türkiye’nin Tek Projede En Yüksek Kapasiteli
Güneş Enerjisi Santralinin Açılış Töreni Gerçekleşti
Yılda 8,5 GWh Büyüklüğünde Elektrik Enerjisi
Turgut Özal Tıp Merkezi’ne yılda 8,5 GWh büyüklüğünde
elektrik enerjisi olarak katkı sağlayan güneş enerjisi santrali, görsel kirliliği de minimize edecek şekilde tasarlandı.
Taşıyıcı sistem üzerinde bulunan, yerden sadece 1,8 metre
yüksekliğe sahip olan güneş panelleri, bölgede meydana
gelen sert rüzgâr yükünü karşılayacak şekilde projelendirildi. Anel Grup, imalat aşamasında 90 yerel saha çalışanına istihdam sağlayan güneş enerjisi santrali projesinin
tamamlanmasıyla birlikte toplamda 7 tam zamanlı çalışanı
da bünyesine kattı.
■ Türkiye’nin tek projede en yüksek kapasiteli güneş
enerjisi santrali olma özelliğiyle adından söz ettiren Anel
Grup’un başarıyla tamamladığı Malatya İnönü Üniversitesi
Turgut Özal Tıp Merkezi’ndeki Güneş Enerjisi Santrali’nin
açılış töreni gerçekleştirildi. Anel Grup, bu proje ile Turgut
Özal Tıp Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde 33’ünü karşılayacak.
Yılda 4 Bin Ton Karbon Salınımının Önüne Geçecek
Türkiye’de bugüne kadar tek projede yapılan en yüksek
kapasiteli fotovoltaik güneş enerjisi santrali projesi olarak
da adlandırılan, çevre ve canlı hayatına son derece duyarlı
olan Turgut Özal Tıp Merkezi 5,3 MWp güneş enerjisi santrali ile, yılda 4 bin ton karbon salınımının önüne geçilecek
ve Turgut Özal Tıp Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde
33’ü karşılanacak. Ayrıca santral, yıllık 8,5 GWh elektrik
üretimi sonucunda yıllık yaklaşık 2,25 milyon m3 doğalgaz
tüketimini önleyecek.
112
Açılış töreninde konuşan ve diğer üniversitelere ve kurumlara örnek teşkil edecek nitelikte öncü bir projeye imza
attıklarını belirten AnelEnerji Proje Koordinatörü Enver
Kır: “Lisanssız elektrik üretimine ilişkin yönetmelik çerçevesinde gerçekleştirilen bu projemiz, üniversite kurumu
tarafından yaptırılan, Türkiye’deki tek projede en yüksek
kapasiteli güneş enerjisi santrali olma özelliğini taşıyor.
Ayrıca ihtiyaç fazlası enerjinin satışı yapılarak kar elde
etmek amaçlanmadığından, üniversitelere tanınan haklar
gereğince 1 MW üzerinde kurulu güce sahip tek lisanssız
santral. AnelEnerji olarak, birçok açıdan örnek teşkil edecek bu projenin önemini benimsedik ve santralde kullanılan
tüm ekipmanlar için yüksek verimliliğe sahip ürünleri
tercih ederek kurulumun her aşamasını büyük bir titizlikle
tamamladık. Ayrıca projemizde, santral sahası içerisinde
inşa edilen idari binada bulunan SCADA sistemi odası ile
kapsamlı veri izleme, kaydetme ve haberleşme yapılıyor.
Proje bu özelliği ile de farklılıklarından birini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Siemens 4. Kariyer Şenliği 12 Mayıs’ta Düzenlendi!
■ Faaliyet gösterdiği alanlardaki buluşları ve yenilikçi
uygulamaları ile dünya lideri konumunda olan Siemens,
12 Mayıs 2015 Salı günü Kartal Kampüsü’nde ‘Geleceğine
Söz Ver!’ mottosu ile düzenlediği Kariyer Şenliği’nde üniversite öğrencileri ile yeniden bir araya geldi. Siemens
Kariyer Şenliği’nde üniversite öğrencileri Siemens çalışanlarıyla vakit geçirirken Siemens’in iş birimleri ve geleceğe yönelik ürün ve çözümleri “Sürdürülebilir Enerji”,
“Geleceğin Sağlığı”, “Akıllı Altyapılar” ve “Geleceğin
Üretimi” çadırlarında tanıtıldı.
Üst düzey yöneticiler ve çalışanlar ile birlikte gerçekleşen sohbet ve sunumlara ek olarak, Diversity stand’ında
Siemens’in çeşitlilik yaklaşımı ve İnsan Kaynakları
stand’ında Siemens’in iş politikası ve iş hayatına hazırlık
ile ilgili bilgiler paylaşıldı. Öğrenciler ayrıca Siemens
Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis
ile sohbet etme ve deneyimlerinden faydalanma fırsatı
buldular.
Kelime Oyunu programı ile tanınan sunucu Ali Ihsan
Varol’un üniversitelilerle birlikte olduğu Şenlik’te öğrenciler bir yandan eğlenirken bir yandan da bilgi edinme
fırsatını yakaladı.
Siemens Kariyer Şenliği’ne Bahçeşehir Üniversitesi,
Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi,
İstanbul Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Marmara
Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi,
Işık Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, Yeni Yüzyıl
Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden öğrenciler
katıldı.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
113
Haberler
TEZMAKSAN MAKİNA IDEF’15 TE
SAVUNMA SANAYİ SEKTÖRÜNÜ AĞIRLADI
■ Tezmaksan Makina 5–8 Mayıs tarihleri arasında
düzenlenen, 12’nci Uluslararası Savunma Sanayii
Fuarı IDEF ‘15 te 2. Hall 241/B no’lu standında savunma sanayi sektörünün değerli iş adamlarını ağırladı.
Ayrıca Dünya çapındaki üreticiler ve üst düzey tedarikçiler için karmaşık parçaların işlenebilmesi ve 5 eksen
işleme merkezlerinin geliştirilmesi konusunda lider bir
marka olan Mitsui Seiki ile 5 Mayıs Salı günü Tuyap
Karadeniz Toplantı Salonunda 3 saatlik bir seminer
düzenledi.
MITSUI SEIKI AMERIKA Başkan Yardımcısı Tom
Dolan’nın Havacılık ve Savunma Sanayi Üzerine uygulama ve deneyimlerini paylaştığı seminerde;
Örnek uygulamalarda 1500 kg ' lık dövme titanyum malzemeden
yapılan Sikorsky helikopterlerinin rotor göbeğinin Mitsu Seiki ile
işlenmesi sonucunda, bitmiş parçanın ağırlığı 500 kg' ye, işleme
süresi de 800 saatten 200 saate düşürülüyor. Kesişen delik baralama işlem toleransı ise 20 mikron hassasiyetinde.
114
• Havacılık ve uzay sanayi uygulamalarında yüksek
sertlikteki metallerin yüksek hassasiyette işlenmesi
için gereksinimler,
• Dişli kutuları, jet motorları ve yapısal komponentlerin optimal işleme sistemleri, yüksek hassasiyet ve
minimum maliyetle imal yöntemleri konusunda dünya
çapındaki uygulamalar,
• 2020 yılına doğru havacılık imalat sanayisinde minimum maliyetle yüksek hassasiyet gerektiren uygulamalara dair çalışmalar
• Sert malzemelerin işlenmesindeki makina karakteristikleri ve parça geometrisindeki etkilerine bir bakış,
• Sert malzeme işlemesinde tezgâh seçimi ve parça
geometrisinin üretime etkisi,
• Otomasyon ve yüksek hassasiyette işlemeler konusunda kesici uzun takımlar ve tutucular hakkındaki
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
son gelişmeler,
• Kesici uzun takım ve tutucu seçimlerinin otomasyon
ve yüksek hassasiyetli imalata olan etkileri üzerinde
duruldu.
Tezmaksan Makina hem soru cevap şeklinde devam
eden ve mini bir kokteyl ile son bulan seminer de hem
de 2. Hall deki standında Savunma sanayi sektörüne
yön veren lider firmaları ağırladı.
ROCKWELL AUTOMATION PARTNER
WORKSHOPLARINA BU SENEDE DEVAM EDİYOR
bütörlerimizin, sistem entegratörlerimizin
alışkanlıklarını değiştirmeyi, yeniliklerin ve
değişimlerin farkında olmalarını sağlamayı
ve bilgi birikimlerini arttırmayı hedefliyoruz.”
olarak açıklıyor.
Workshop Konuları;
• EtherNet/IP Temelleri
• EtherNet/IP ile Entegre Motion Programlama
• Midrange Programlama
• Connected Component Workbench ile
Micro800
Serisi PLC Programlama
■ Rockwell Automation, partnerlerinin teknik yeterliliklerini arttırmak amacıyla İstanbul’da 2 hafta boyunca farklı
workshoplar düzenledi. Eğitim konuları her yıl değişmekte
olan ve partnerlerine canlı demolar ile çalışma imkânı sunan
Rockwell Automation, eğitimlerine bu sene de hız kesmeden
devam ediyor.
Eğitime verdiği değerle bilinen Rockwell Automation, sistem
entegratörlerine 13&14 Nisan ve 15&16 Nisan Radisson Blu
Asia Otel’de, distribütörlerine ise 21&22 Nisan tarihlerinde
Hilton Doubletree Asia’da her konu için özel olarak getirilen
canlı demolarda, konu içeriklerini pratiğe dökme fırsatı verdi.
Rockwell Automation, Workshop organizasyonlarındaki
amaçlarını; “Düzenlediğimiz bu tür eğitimler ile distri-
• IO-link Kullanımı
• FactoryTalk View SE Alarm ve Olay Yönetimi
• FactoryTalk Historian SE: Data Loglama ve Raporlama
• FactoryTalk VantagePoint V6.0 Mobil Cihazlar
• PlantPax Proses Uygulamaları
• Studio 5000 Logix Designer Yenilikler
• Studio 5000 Modüler Programlama
• Stratix 5700 İlk Konfigürasyon ve Devreye Alma
• Daha Güvenli ve Optimize EtherNet/IP Network’ü
• Rockwell Automation IO-link Uygulamaları
• Ya da PlantPAX Proses Uygulamaları
• Studio 5000 Logix Kontrolör Uygulamaları
• İzleme ve Bilgi Sistemleri Uygulamaları
• Güvenli ve Optimize Ethernet/IP Uygulamalar
ENDÜSTRİ OTOMASYON
115
Haberler
CLPA TURKEY, GEBZE’Yİ 4. ENDÜSTRİ DEVRİMİ İLE TANIŞTIRDI!
■ CLPA Turkey’nin Endüstri 4.0 Seminerleri’nin ilki,
GOSB TEKNOPARK’ta yoğun katılım ile gerçekleştirildi.
CC-LINK IE İletişim Platformu ile
Ultra Yüksek Hız! 1 Gbps!
4. Endüstri Devrimi’ne (Industry4.0) Geçişte,
Teknolojide Yaşanan Gelişmeler ve Beklentiler ile
CC Link IE Yapılanmasının Endüstriyel Haberleşmeye
Katkısı seminerinin ilki, Gebze’de gerçekleştirildi.
Endüstri Otomasyon Dergisi işbirliğiyle, 2 Haziran Salı
günü gerçekleştirilen bu seminerde gündem oluşturan
yeni teknolojiler (geleceğin fabrika otomasyonları ve
kazanımları…), akıllı sistemler, endüstriyel yazılım ve
endüstriyel haberleşme konularına yer verildi.
Bizel, sunumunda özellikle yeni geliştirilen CC-LINK
IE iletişim platformunun yüksek hızına sıkça vurgu
yaptı. Saniyede bir gigabit iletim ve gerçek zamanlı
protokol, uzak G/Ç saha cihazlarının kontrolünü gerçek anlamda hiçbir iletim gecikmesi olmadan sağladığını belirten Bizel, bu iletim hızı mevcut Endüstriyel
Ethernet tabanlı network’lerden en az on kat daha hızlı
olduğunun altının çizdi. Bizel ayrıca, CC-Link IE Field
network’ün, saha cihaz seviyesine kadar genişletilmiş
ilk gigabit hızlı endüstriyel Ethernet network olduğunu; mevcut teknolojilerin en iyi yönlerini bir araya
getirdiğini ve bunları olağanüstü veri bant genişliği ve
işlem hızları sağlayan son derece güvenilir bir mimariye uyguladığını belirtti.
Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) Teknopark
Konferans Salonu’nda, Mitsubishi Electric Türkiye
OEM İş Geliştirme Yöneticisi ve CLPA TURKEY Ülke
Müdürü Tolga Bizel’in sunumuyla ve ev sahipliğiyle
gerçekleştirilen seminere katılım yoğun oldu. Sabah
verilen kokteylin ardından başlayan seminer, Tolga
Bizel’in yaptığı iki oturumla devam etti. Öncelikle kendini ve mesleki birikimlerini aktaran Bizel, sonrasında
ise OEM iş geliştirme yöneticiliği yaptığı Mitsubishi
Electric Türkiye’yi seminer katılımcılarına detaylı bir
şekilde anlattı. İkinci oturumda ise “CC‑Link Partner
Association (CLPA)” ve CC-LINK’ten bahseden Bizel,
yeni geliştirilen ve özellikle endüstriyel haberleşmenin
göz bebeği olan CC-LINK IE’yi seminer katılımcılarına
detaylı bir şekilde aktardı.
116
CC-LINK’in uzun yıllardır Asya’da rakiplerinin özelliklerine benzer niceliklerde performans sağladığı ve yaygın olduğunu ifade eden Bizel, artık CC-LINK’in Avrupa
ve diğer pazarlarda da bilinilirliğini ve pazar payını arttıracağını söyledi. Bizel, küresel çapta 2000’den fazla
CC-LINK kullanıcısının olduğunu ve bunların büyük bir
kısmının Uzakdoğu’da özellikle Japonya’da olduğunu
belirtirken, artık daha fazla Avrupa’ya yönelmelerini
ve kendisi açısından da Türkiye’de partner firmaların
oluşması için çalışmalar yaptıklarına vurgu yaptı.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Herkes CC-LINK IE Kullanıyor: MARMARAY!
Herkesin dolaylı yoldan CC-LINK IE kullanıcısı olduğunu
belirten Bizel, Marmaray projesindeki uygulamalarını
katılımcılara anlattı: “Havalandırma, ışıklandırma, voltaj
kontrol sistemleri, CC-LINK IE ile kontrol edilmektedir.
İstasyonlar arası bir fiber haberleşme protokolü kullanılmaktadır. Her server da, aşağıdaki PLC’lerle ve kontrol
odalarıyla CC-LINK IE sayesinde haberleşmektedir.”
SEMİNERİ GERÇEKLEŞTİRENLER:
GEBZE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ (GOSB) TEKNOPARK
GOSB Teknopark’ın amacı sanayi ve üniversite işbirliğini ilerleterek, teknoloji ağırlıklı üretim ve girişimciliği
desteklemek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve
ileri teknolojileri benimsemeleri için elverişli bir ortam
yaratmaktır. Bu ortamda teknolojik bilgiyi ticaretleştirmek, ülkeyi teknoloji satın alan bir konumdan çıkartarak
katma değeri yüksek, kendi teknolojisini üreten, ihracata
yönelik bir düzeye getirmek amaçlanmaktadır.
CC-LINK PARTNER ASSOCIATION (CLPA)
CC‑Link Partner Association (CLPA); CC-LINK uyumlu
ürün üreticileri ve CC-LINK teknolojisi kullanıcılarından
oluşan organizasyondur ve 2000 yılında kurulmuştur.
CLPA, CC-LINK özelliklerini denetler, yönetir ve endüstriyel
otomasyonda network haberleşmesi için CC-LINK teknolojisinin dünya genelinde benimsenmesini teşvik eder.
Kurulumların sayısı artık yılda bir milyondan fazla
satışla sekiz milyon düğümü aşmaktadır ve CC-LINK,
Asya’daki en büyük açık network’tür. CC-LINK PARTNER
ASSOCIATION üyeleri ile birlikte, CC-LINK uyumlu ürün-
lerinin tüm dünyaya kendi web siteleri, ürün katalogları,
fuarlar ve basın etkinlikleri ile tanıtılması için çalışır.
Altı bölge ofisi ve dört Avrupa tanıtım ortağı bürosu,
CC-LINK teknolojisini tanıtır ve kendi bölgelerindeki
CLPA üyelerine geniş bir yelpazede destek hizmetleri sunar. CLPA’in Almanya, İngiltere, Kuzey Amerika,
Japonya, Çin, Güney Kore, Tayvan ve Singapur’da ofisleri
bulunmaktadır.
TOLGA BİZEL KİMDİR?
MITUSBISHI ELECTRIC TURKEY OEM İş Geliştime
Yöneticisi ve CLPA TURKEY Ülke Müdürü olan Tolga
Bizel, daha önce Siemens SAN. TİC. A.Ş., HoecSA Hoecst
& Sabancı Endüstri SAN. TİC. A.Ş., İplik ve Kordbezi
Sanayi & Tic. A.Ş., Şişecam Metal Grubu-Tezsan Takım
Tezgâhları Fabrikası, ODTÜ Mustafa N. Parlar Eğitim ve
Araştırma Vakfı’nda görev yapmıştır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
117
Haberler
SIemens, ICSG Fuarı’nda Akıllı Şebekelere Yönelik
Kapsamlı Çözümlerini Tanıtıyor
IP tabanlı özel bir haberleşme ağı kurmak için
Siemens PLC çözümleri
Siemens Powerline Haberleşmesi, birçok işletme
tarafından veri iletimi için kullanılıyor. PLC çözümlerinin dağıtım şebekelerinde tesise ait altyapıyı kullanması, haberleşme kanallarında işletme maliyetlerini düşürüyor. PLC çözümleri özellikle herhangi
bir haberleşme ortamının olmadığı yerlerde oldukça
önemli bir görev üstleniyor.
■ Siemens, akıllı şebeke sistemlerine yönelik başarısı kanıtlanmış ürün ve çözümlerini Uluslararası Akıllı
Şebekeler Kongresi’nde tanıtırken, dünyanın farklı
ülkelerinden gelen Siemens uzmanları, akıllı şebeke
sistemlerine yönelik konular hakkında önemli sunumlar gerçekleştirdi.
Akıllı şebeke sistemlerine sunduğu ileri teknolojiye sahip
çözümleriyle dünya çapında lider bir tedarikçi olan Siemens,
uzun yıllara dayanan tecrübe ve uzmanlığıyla geliştirdiği
yenilikçi ve verimli akıllı şebeke sistem ve çözümlerini, 3.
ICSG Kongre ve Fuarı’nda tanıttı.
29-30 Nisan tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde
düzenlenen, akıllı şebeke ve sistemlerine yönelik zengin bir
içerik sunan Uluslararası Akıllı Şebekeler Kongresi ICSG
2015,T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T.C. Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın himayelerinde ve UGETAM
ile Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve TÜBİTAK-UME
desteğiyle gerçekleştiriliyor. Etkinliğin kongre ayağında ise
Siemens uzmanları, enerji dağıtım sistemlerine yönelik
sunumlar gerçekleştirdi.
Enerjinin üretiminden dağıtımına
endüstriyel haberleşme
Orta gerilim şebekelerinin kapsamlı bir haberleşme altyapısı
ile donatılması gerekiyor. Ancak orta iletim ve birincil trafo
merkezleri genellikle sayısal haberleşmeye sahipken hücrelerin (RMU) genellikle haberleşme altyapısından yoksun
olduğu görülüyor. Akıllı Sayaç, Dağıtım Otomasyonu ve
Dağıtılmış Enerji Kaynakları (DER) gibi yeni akıllı şebeke
uygulamaları, çift yönlü haberleşme altyapısının RMU ve
tüketicilere doğru genişletilmesini gerektiriyor.
118
Siemens, yüksek ve orta gerilim şebekeleri içinse
modemler, kuplör birimleri, kurulum malzemeleri ve bir ağ yönetim sistemiyle entegre çalışan
Powerlink çözümlerini sunuyor. Başarısı kanıtlanmış bu çözümler tüm elektro-mekanik kurulum
koşullarında basit ve hızlı kuruluma olanak sağlıyor.
Siemens’in Geniş Band PLC (BPL) çözümü, orta ve alçak
gerilimde sağlam ve güvenilir IP-tabanlı bir haberleşme alt
yapısı oluşturmaya imkân tanıyor.
Siemens, elektrik sistemlerine dünyanın en güvenilir haberleşme çözümlerini sunuyor. IEC 62439-3 temelli Siemens
yedekli ağ tasarımları, uygulamaların sürekliliğini güvence
altına alıyor; IEC 61850-3 ve IEEE 1613 standartlarını yerine getirirken -400C’den +80C0’ye kadar kesintisiz çalışma
sağlıyor ve zor çevre koşullarında dahi sürekliliğinden ödün
vermiyor. IEEE 1588 standardına uygun geliştirilen ürünler,
zaman bağımlı ve kısıtlamalı kritik süreçleri yerine getirebilecek veri yolu ile donatılıyor.
Akıllı Şebekeler, telekontrol, trafo otomasyonu, telekomünikasyon ekipmanı ve bunların entegrasyonu da dâhil olmak
üzere Ulusal ve Bölgesel Kontrol Merkezlerine yönelik
çözümler sunan Siemens şebeke çözümlerinin kilit yetkinlik
alanları arasında;
• Enerji Yönetimi Sistemleri – EMS,
• Dağıtım Yönetimi Sistemleri – DMS,
• Geliştirilmiş Dağıtım Yönetim Sistemi – ADMS,
• Üretim Yönetimi Sistemleri – GENCO,
• Enerji Piyasası Yönetimi Sistemleri – EMM,
• Dikey entegre tesisler için Kontrol Merkezleri,
• Raylı Sistemler için Kontrol Merkezleri,
• Endüstriyel elektrik tedariki için Kontrol Merkezleri,
• Kontrol Merkezi ve Yardımcı Trafolar arasında iletişim
sistemi,
• Trafo, inşaatlarda uyumlandırma çalışmaları,
• Kurulum ve hizmete alma,
• Müşteri eğitimi ve
• Satış Sonrası Hizmet & Servisler bulunuyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
SchneIder ElectrIc, enerjinin kalbi ICCI’da yerini aldı…
■ Schneider Electric, bu yıl 6-7-8 Mayıs tarihlerinde
21’ncisi gerçekleşen, Türkiye’de enerji sektörünün
en önemli buluşma noktası olan ICCI Enerji ve Çevre
Fuarı ve Konferansı’nda yerini aldı.
Enerji yönetiminde dünya çapında uzman Schneider Electric,
ICCI 2015’te Yenilenebilir Enerji çözümleri ve Saha Servis
çözümlerini alanında geliştirdiği maliyetleri azaltan yenilikçi
çözümlerini sergiledi.
ICCI 2015’te 9. Salon H 104 – I 101 numaralı stantta
misafirlerini ağırlayan Schneider Electric standında rüzgâr,
hidroelektrik ve güneş enerjisi çözümleri, lokal ve global
referans projeleri ile birlikte tanıtılırken enerji görüntüleme
ve merkezi kontrol sistemleri de fuar ziyaretçilerinin bilgisine sunuldu.
Schneider Electric’ten ICCI 2015’e sürdürülebilir
çözümler!
Rüzgâr, hidroelektrik ve güneş enerjisi alanlarında sürdürülebilir bir dünya için çözümler üreten Schneider Electric,
anahtar teslim projeleri ile otomasyon yönetimi ve işletme maliyetleri büyük ölçüde azaltabiliyor. Ayrıca gelişmiş
alarm, eş zamanlı bilgi sistemi ve raporlamayı kullanarak
üretimin artıran detaylı maliyet analizi, kapasite ve hata
bildirimleri ile gelecek yatırım planlarının tahmin edilmesine
yönelik çözümler de fuarda ziyaretçilerle paylaşıldı.
Hes Kablo, Kayseri’ye Değer Katan Marka Seçildi
■ Marketing Türkiye Dergisi İle Akademetre Araştırma Ve
Stratejik Planlama Tarafından Gerçekleştirilen ‘Kayseri
İtibar Ve Marka Değer Performansı Araştırması’nda Hes
Kablo, Kayseri’ye Değer Katan Marka Seçildi.
Türkiye’nin en kapsamlı pazarlama etkinliği olan İnteraktif
Pazarlama Zirvesi (İPZ) Anadolu organizasyonunda
Marketing Türkiye ile Akademetre Araştırma ve Stratejik
Planlama işbirliğiyle hayata geçirilen ‘Kayseri İtibar ve
Marka Değer Performansı Araştırması’nda Hes Kablo,
Kayseri’ ye Değer Katan Marka Ödülü’ne layık görüldü.
120
İlk kez bir şehir özelinde düzenlenen ve Kayseri’ye değer
katan markaları öne çıkartan ödüller kapsamında ödüle
layık görüldüklerini belirten Hes Kablo Genel Müdür Ticari
Yardımcısı Şükrü Kakillioğlu, “Hes Kablo olarak Boydak
Holding bünyesinde bugün 130 ülkeye 152 milyon dolar
ihracat gerçekleştiren büyük bir markayız. Ürün gamımız,
geniş bayi ağımız ve ihracatımızla hem Kayseri’ye hem
de Türkiye’ye katma değer yaratıyoruz. ‘Kayseri’ye Değer
Katan Marka’ olarak seçilmemiz hem işimizi doğru yaptığımızı bize yeniden gösterdi hem de bize gurur verdi” diye
konuştu.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Bursalı Üreticiler IFS’in Akıllı İş Çözümleri ile buluştu
■ Lider global kurumsal yazılım uygulamaları şirketi
IFS ve IFS teknoloji partneri Oracle, işletmeleri başarıya en hızlı ve güvenilir şekilde taşıyacak olan çözümlerini sunmak üzere Bursa’da üreticilerle buluştu.
lımcılarla paylaşıldı. IFS’in ERP fonksiyonalitesi anlamında
maksimum düzeye çıktığını belirten IFS Türkiye Kıdemli
Satış Yöneticisi Nihat Engin Özel, kullanıcı deneyimi ve kullanıcıların kurumsal yazılımlarını sevmesi için çalışmaların
devam ettiğini, IFS 9’a bu vizyon ile çok önemli özellikler
eklendiğini aktardı.
Özellikle yöneticilerin kurumsal yazılım içinde rapor almak
için yoğun emek sarfetmesi yerine IFS 9 ile gelen IFS Lobby
ekranları ile pek çok raporu diledikleri detayda ve görsellikte
kolaylıkla oluşturabileceklerini ve görüntüleyebileceklerini
belirten Özel, bu özelliğin işlerin hızlı ilerlemesini sağlayan ve karar almayı kolaylaştıran çok önemli bir gelişim
olduğunu belirtti. IFS 9’un özellikle görsel olarak müşteri
deneyimini maksimize ettiğini belirten Özel, yeni eklenen
pek çok özelliği de katılımcılarla paylaştı.
27 Mayıs Çarşamba günü Bursa Crowne Plaza Otel’de
üretim sektörüne özel düzenlenen ve yoğun bir katılım
ile gerçekleşen etkinlikte Oracle ve IFS Türkiye yetkilileri en yeni çözümlerini aktardı.
Hoşgeldiniz konuşmasını yapan IFS Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı Ergin Öztürk dünyada ve Türkiye’de IFS’in geldiği konumu anlattı. Gartner bağımsız araştırma şirketinin
ERP raporlarında liderler kategorisindeki iki ERP yazılımından birisinin IFS olduğunu belirten Öztürk, bu ilerleyişle
birlikte IFS’in dünyada 1 milyonuncu kullanıcıya ulaştığını
vurguladı. Öztürk bu sene Mayıs ayında Boston’da yapılan
IFS World Conference’da lanse edilen IFS’in son versiyonu
IFS 9’un da ERP pazarının yeni trendi olacağını belirtti.
Türkiye’de 200’den fazla kullanıcı 500 den fazla kurulum
yaptıklarını aktaran Öztürk, Bursalı sanayicilere yönelik olarak da şunları söyledi, “Bursa bir endüstri kenti. Bursa’da
çalıştığımız tüm firmalarda aynı disiplin ve endüstriyel zeka
ile çalışıyoruz. Bu IFS ERP’nin en yüksek düzeyde kullanılması ve projelerin başarılı şekilde devam etmesini sağlıyor.
Bursalı iş adamlarına ve Bursa endüstrisine çok teşekkür
ediyoruz. Bursa IFS’in kalesi konumunda ve bunu devam
ettireceğiz” dedi.
Etkinlikte Türkiye’de ilk kez lansmanı yapılan IFS’in en son
versiyonu IFS Applications 9 çözümünün özellikleri katı-
IFS 9 ve Lobby ekranları ile ilgili düşüncelerini belirten Ergin
Öztürk “IFS 9 pek çok firmanın ayrı bir proje olarak değerlendirdiği, yoğun emek ve maliyet gerektiren İş Zekası – BI
projelerini ve bununla yaşanan sıkıntıları ortadan kaldırıyor.
Artık IFS 9 ile birlikte bir iş zekası uygulaması yani IFS
Lobby ekranları IFS ERP ile birlikte sunuluyor. IFS Lobby
ekranları ile son kullanıcılar bile hiçbir kod bilgisine gerek
kalmadan aynen bir gazete sayfası yapar gibi kendi raporlarını oluşturabilecek, görselliklerini dizayn edebilecek” dedi.
IFS teknoloji partneri Oracle yetkilileri verilerin olası felaketlerden nasıl korunacağı hakkında bilgi paylaşımında bulundu ve tak-çalıştır mantığı ve Oracle İş Zekası ile mükemmel
uyum içinde çalışan veritabanı kutusu Oracle Database
Appliance ürününün canlı demo gösterimi yapıldı.
Etkinlikte IFS’in Bursa’daki örnek projeleri, geçirilen süreçler ve yapılan çalışmalar da katılımcılarla paylaşıldı. IFS ERP
Projelerinden Bursa Çimento ve Bursa Beton proje süreçlerini aktaran Bursa Çimento Bilgi İşlem Müdürü Şeref Ali
Öztürk ve Bursa Çimento Bilgi İşlem Şefi Alpaslan Zengin ve
Bursa Beton Bilgi İşlem Şefi Dilek Doğan Kılıç deneyimlerini
paylaştılar.
Ayrıca Cansan Alüminyum, Canel Otomotiv, Can Metal gibi
pek çok sektörde faaliyet gösteren ve 2010 yılından bu yana
tüm şirketlerinden IFS ERP kullanılan Yeşilova Holding
Bilgi Teknolojileri Müdürü Onur Ağca IFS ERP ile yaptıkları uygulamalardan bahsetti. Eski yazılımları ile 11 saatte
çalıştırdıkları MRP’yi IFS ERP ile 7 dakikada çalıştırdıklarını
ve bunun çok önemli bir süre olduğunu anlatan Ağca,
ERP’deki en önemli konulardan olan Sonlu Kapasite ile
ilgili de şunları söyledi. “Sonlu Kapasite Planlama bizim en
çok önem verdiğimiz uygulamalardan CRP ve ABP olmak
üzere her seviyede sonlu kapasite planlama ile şirketimizi
yönetiyor bu şekilde verimliliğimizi maksimize ediyoruz”
dedi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
121
Haberler
Mekanik Sistemlerin Doğru Kurgulanması
İnsan Hayatı Kadar Önemli
■ Elektrik taahhüt hizmetinin yanısıra, 2009 yılından bu
yana, büyük projelere mekanik taahhüt hizmeti de sunan
Anel Grup, entegre hizmet sunma alanındaki tecrübesini
ve başarısını, yurtiçinde ve yurt dışında gerçekleştirdiği
projelerinde ortaya koyuyor.
Binalardaki ısıtma, soğutma, sıhhi tesisat, havalandırma
gibi sistemleri kullanım amaçlarına göre bütünsel olarak
belirleyen ve işlevsel hale getiren mekanik çalışmalar,
yapıların olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Bir
binada sistemlerin bütünsel ve işlevsel olarak birbiri ile
uyumlu çalışmasını sağlayan mekanik sistemlerin, tesis
tiplerine ve kullanım amaçlarına göre belirlenmiş olması
gerekir. Mekanik sistemler, doğru kurgulanmadığı ve
yapılmadığı sürece insan hayatı ve sağlığını olumsuz
etkileyebilir. Bu nedenle binalarda kullanılan mekanik
sistemler, insan hayatı ve sağlığı için büyük önem taşır.
Anel Grup, elektrik mekanik hizmetlerinin yanısıra, büyük
projelere, sıhhi tesisat ve altyapı borulama çalışmasından, yangınla mücadeleye kadar, çeşitli mekanik
alanlarda da katkı sağlayan çözümler gerçekleştiriyor.
Grup, Azerbaycan’da Ganjlik Mall ve Bakü Olimpiyat
Stadyumu’na, Katar’da Araştırma Geliştirme Merkezi
ve Hamad Uluslararası Havalimanı projelerinde verdiği
mekanik taahhüt hizmetiyle Türkiye’deki başarısını yurt
dışına da taşıdı.
‘’Hedefimiz Anel Grup’u Daha Geniş Coğrafyalara
Taşımak’’
Mekanik taahhüt hizmeti, AVM, stadyum ve havalimanı
122
ve benzeri büyük yapılarda özellikle dikkat edilmesi
gereken bir konu. Anel Grup, 30 yıllık tecrübesiyle
uluslararası projelerde gerçekleştirdiği mekanik taahhüt
hizmetiyle tercih edilen elektromekanik firmaların başında geliyor.
Anel Grup Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Batukan konuyla
ilgili şunları söylüyor: “Anel Grup olarak kaliteli, hızlı ve
etkin yönetim ile Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz başarılı
çalışmaları yurt dışında da devam ettiriyoruz. Türkiye’de
St. Regis Oteli, 42 Maslak, İş GYO Tuzla Ticaret Merkezi
ve İzmir Mavibahçe Alışveriş Merkezi gibi projelerde
verdiğimiz mekanik taahhüt hizmetini Azerbaycan ve
Katar’a da taşıdık. Azerbaycan’da Ganjlik Mall ve Bakü
Olimpiyat Stadyumu projelerinde, Katar’da ise Araştırma
Geliştirme Merkezi ve Hamad Uluslararası Havalimanı
projelerinde yer aldık. Anel Grup olarak, Bakü şehrinin
en büyük alışveriş merkezi olacak Ganjlik Mall’a ısıtmasoğutma, havalandırma, sıhhi tesisat, yangından korunma, gazlı söndürme gibi bir alışveriş merkezinde olması
gereken tüm mekanik sistemleri uyguladık.
68 bin seyirci kapasiteli Bakü Olimpiyat Stadyumu’nda
ise mevcut mekanik sistemlere ek olarak çim sulama ve
dış saha altyapı sistemleri tesisatlarını kullandık. Katar
Araştırma Geliştirme Merkezi projesinde de mekanik
tesisat iş paketlerine ilaveten laboratuvar gaz sistemleri de olduğu için farklı kontrol sistemlerini uyguladık.
Hedefimiz bundan sonra da yaptığımız başarılı hizmetlerle Anel Grup’un kaliteli hizmet anlayışını daha geniş
coğrafyalara taşımak.”
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
“İşimiz İnsan Hayatı Kadar Önemli”
Bir binada sistemlerin bütünsel ve işlevsel olarak birbiri
ile uyumlu çalışmasını sağlayan mekanik sistemlerin, tesis
tiplerine ve kullanım amaçlarına göre belirlenmiş olması
gerekiyor.
Mekanik sistemler, doğru yapılmadığı sürece insan hayatı
ve sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle binalarda
kullanılan mekanik sistemler, insan hayatı ve sağlığı için
büyük önem taşıyor.
Mekanik taahhüt sistemlerinin insan hayatına ve sağlığına
etkisiyle ilgili Anel Grup Yönetim Kurulu Üyesi Bülent
Batukan şunları söylüyor; “Doğru kurulmamış sistemlerin gereksiz enerji maliyetlerini yatırımcılar çoğu zaman
önceden tahmin edemiyor. Tecrübeli ve uzun süre birlikte çalışmış insanların yaptıkları işlerin sonuçları her
zaman daha iyi sonuç veriyor. Bizim yaptığımız tesisler
çok uzun yıllar yaşıyor. İçindeki çalışanlar ve ziyaretçileri
ile tesisin hizmet şekline göre binlerce, hatta bazı tesislerde milyonlarca kişiye hizmet sunuluyor. Yaptığımız
işin önemi o tesislerden yararlanan insanların hayatı
ve sağlıkları ile ilgili. Bu nedenle işimiz insan hayatı ve
sağlığı kadar önemli.”
ErIcsson, ICSG İstanbul 2015 Fuarı’nda
akıllı şebeke teknolojilerini sergiledi
■ Elektrik taahhüt hizmetinin yanısıra, 2009 yılından bu yanaEricsson, 29-30 Nisan 2015 tarihleri arasında İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen
3. Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler Kongresi ve
Fuarı’nın bu yılki platin sponsoru oldu. Bu yıl üçüncüsü
düzenlenen etkinlikte ziyaretçiler özellikle enerji sektöründe kullanılan teknolojiler, akıllı şebeke ağı ve ölçme
çözümleri alanlarında Ericsson’un yenilikçi teknolojilerini
yakından tanıma fırsatını buldu.
Fuar ziyaretçileri, iki gün süren etkinlik süresince
Ericsson standında bulunan enerji sektöründeki kuruluşların karşılaşabileceği potansiyel ihtiyaçlara yönelik
çözümleri uygulamalı olarak inceleme şansını yakaladı.
Paylaşılan uygulamaların arasında şebeke alanına yeni
bir zekâ getiren akıllı şebeke ağları, akıllı şebeke yönetimi, akıllı ölçüm kullanılan şebeke takip sistemi, gaz
sayaç uygulamaları ve abone ve müşteri bilgi yönetim
sistemi yer aldı.
Ericsson Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Özlem Tibet
konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Uçtan uca bilişim ve
iletişim teknolojileri yaklaşımı ve enerji sektöründeki varlığı ile birlikte Ericsson, bu etkinlikte enerji sektöründeki
kuruluşların bağlantılı toplumun (networked society)
bir gereği olarak yeni alanlarda ve yeni iş modelleriyle
ilerlemesine destek olmak amacıyla akıllı şebeke bağlantılı teknoloji çözümlerini sundu. Akıllı şebeke çözümlerimizin, sürdürülebilirlik için bağlanabilirliği artırma ve
akıllı ölçümleri sayesinde kurumların karbon ayak izini
azaltmaya yardımcı olacağına inanıyoruz. Ericsson olarak
2020 yılına kadar, sokak lambalarından ev aletlerine, güç
transformatörlerinden güneş ve rüzgar tribünlerine kadar
milyarlarca cihazın akıllı enerji şebekelerine bağlanacağı
görüşündeyiz’’.
Bu etkinlikte sunulan Ericsson çözümleri şu şekilde
özetlenebilir:
• Abone ve Müşteri Bilgi Yönetimi Sistemi: Dağıtım ve
Perakende şirketlerinin iş süreçlerini yönetmesi, müşteri ve abone bilgilerini yönetip sayaç okuma, tahsilat ,
faturalandırma, çağrı merkezi gibi fonksiyonlarını yerine
getirmesi için oluşturulmuş Ericsson Türkiye ofisinde
geliştirilen uçtan uca bir platformdur.
• Akıllı Şebeke Yönetim ve Kontrol Çözümleri: Akıllı şebekelerin yeni nesil bilişim ve haberleşme çözümleriyle
tümleşerek, uzaktan izlenebilmesi, kontrol edilmesi ve
kritik bilgilerin hibrid haberleşme çözümleri üzerinden
Ana Kontrol ve Kumanda Merkezlerine iletilmesi için
Ericsson aralarında Kuzey Amerika (Hydro Quebec v.b),
Avustralya (Ausgrid v.b.) ve Kıta Avrupasında (Acea,
ERDF v.b.) referansları bulunmaktadır.
• Akıllı Düğüm Nokta (Smart Grid Node) haberleşme
çözümleri: tek platformda kalite ölçümü, ağ izlenebilirliği, sayaç okuma, IEC61850 / 60870 – 5 xxx ve DNP3 gibi
protokolleri algılama, sensörlerin ve CCTV uygulamalarını birleştiren akıllı düğüm noktası halı hazırda Kuzey
Amerika nın en büyük dağıtım şirketlerinden olan Duke
Energy şebekesinde 145.000 den fazla cihaz başarılı
şekilde uygulanmaktadır. Bilinen tüm haberleşme ortamlarına yanıt veren çözüm sayesinde Alçak Gerilim cihazları PLC kullanarak, Orta Gerilim den izlenebilmektedir.
• Sayaç Yönetim Platformu – Ericsson MMP: Elektrilevi
/ Estonya daki saha izleme demosu ile tek ekranda Saha
Ekiplerini etkin yönetimi, sayaç arızaların net olarak
tesbit edilmesi, haberleşme ortamının gerçek zamanlı
denetlenmesi, trafo ve dağıtım merkezi bazında sorunların irdelenebilmesi sağlanmaktadır. Ericsson halen
700.000 civarında sayacı, Elektrilevi adına işletmekte ve
sayaç arıza müdahale ve giderim süreçlerini ortalam 4
saatten 1 saate indirmiştir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
123
Haberler
Teknoloji seferberliği için düğmeye basıldı
■ TÜBİTAK, TTGV ve TÜSİAD tarafından gerçekleştirilen “Teknoloji Ödülleri”nin 12’incisi için
düğmeye basıldı. Türkiye’nin teknoloji geliştiren
ülkeler arasında yer almasını sağlamak ve yenilikçi ürünlerin geliştirilmesini teşvik etmek amacıyla düzenlenen ödüllerde bu yıl, 2023 hedefleri
için ‘seferberlik’ çağrısında bulunuldu.
“Bugün artık Türkiye’nin, dünyanın ilk 10 ekonomisi
arasında yer almak, ileri teknoloji tasarımı ve üretiminde bölgesel merkez olmak gibi iddialı hedefleri
var. Geleceğin tasarlandığı bu süreçte, 2023 hedeflerine ulaşmak için yüksek teknolojide hakimiyet sağlamak ve Bilgi Toplumu’na dönüşmek şart” dedi.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu
(TÜBİTAK), Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV)
ve Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin
(TÜSİAD), Türkiye’nin teknoloji geliştiren ülkeler arasında yer almasının sağlanması ve yenilikçi ürünlerin
geliştirilmesinin teşvik edilmesi amacıyla düzenlediği
Teknoloji Ödülleri’nin 12’ncisi için başvurular başladı.
Türkiye’nin dünyada rekabetçi ekonomiler arasında
yerini sağlamlaştırabilmesi için yenilikçi ürün ve
teknoloji geliştirmeye daha fazla kaynak ayrılması
gerektiğine dikkat çeken Müjdat Altay, “2014 yılında
242 milyar dolar olan toplam ithalatımızın yaklaşık
180 milyar doları imalat sanayi ürünlerinden oluşuyor.
Bu alanda ortalama Ar-Ge’ye ayrılan payın yüzde 2.5
olduğunu varsayarsak yurtdışında yapılan Ar-Ge’yi 3
milyar dolar ile desteklemiş olduğumuzu rahatlıkla
söyleyebiliriz. Bu trendi, tersine çevirmek zorundayız.
Unutmamalıyız ki, bu alanda ancak topyekûn bir işbirliği ile başarılı olabiliriz” dedi.
Teknoloji Ödülleri Yürütme Kurulu Başkanı C. Müjdat
Altay, TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Erol
Arcaklıoğlu, TTGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz
Ultav ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen
Başaran-Symes’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve 2023 hedeflerine ulaşma konusunda, devlet ile özel sektörün
el ele vererek seferber olması gerektiği çağrısında
bulunuldu.
Toplantının açılış konuşmasını yapan XII. Teknoloji
Ödülleri Yürütme Kurulu Başkanı C. Müjdat Altay,
124
“DAHA ÇOK KAYNAK AYRILMALI”
Türkiye’nin her yıl düzenli olarak yayınlanan Küresel
İnovasyon Endeksi’nde son 4 yılda basamakları 10’ar,
20’şer tırmandığının altını çizen Müjdat Altay, “30
başvuru ile başladığımız Teknoloji Ödüllerine 11 yılda
872 proje ön başvuruda bulundu. Bugün 12’ncisini
başlatırken, önceki yılın 198 olan ön başvuru sayısını
aşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen BaşaranSymes günümüzde milyarlarca makinanın, önümüzdeki
yakın yıllarda ise yüz milyarca makinanın birbirleriyle
iletişimde olup, veri üreten bir yaşamın olacağına
değinerek; “Yaşamın her noktasında ve her anında bu
bilgiler insanların, kurumların iş yapma biçimlerini ve
yaşam beklentilerini, özel hayatlarını değiştiriyor olacak. Daha akıllı endüstriler, akıllı şehirler ve sonunda
daha akıllı bir dünya söz konusu olacak. Bizim işte
böyle bir dünyaya hazırlanmamız gerekiyor. Ülkemizde
teknolojiye yatırım yapan şirketlerin ve nitelikli araştırmacı insan gücünün katkısıyla büyüttüğümüz Teknoloji
Ödülleri’nin 12.sinin başvuru sürecini bugün başlatıyoruz. Başvuruların sayılarının bu sene artmasını ümit
ediyoruz. Etkinliğimizin özel sektör içerisinde heyecan
verici bir yarış olduğunu görmekten çok mutluyuz.
Bugünün acımasız küresel rekabet ortamında, kazananlar tarafında olmak istiyorsak, amaç, neler olabileceği
üzerine fikir yürütmek değil, nelerin olmasını sağlayabilirim diye hayal kurmak olmalıdır. Yenilik tiryakisi olmak
zorundayız” açıklamasını yaptı.
“ORTA GELİR TUZAĞINDAN ÇIKIŞ YOLU,
TEKNOLOJİ”
TTGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Ultav ise Teknoloji
Ödülleri’nin Türkiye’deki benzerlerine göre en önemli
farkının; ‘her alanı temsil etme gücü’ olduğunu vurguladı. Ultav, konuşmasında şunları söyledi: “Önemli bir
dönemeçten geçiyoruz. İçinde bulunduğumuz orta gelir
tuzağından kurtulmak, ancak inovasyon ve teknolojiyle
mümkün. Ülke olarak, bir üst lige çıkmak, verimlilik ekonomisi paradigmasını değiştirmek için, rekabet
gücümüzü ortaya koymamız gerekiyor. Bu önemli dönüşümde ‘ben de varım’ diyen tüm firmaları, Türkiye’nin
Teknoloji Ödülleri yarışına katılarak rekabet güçlerini
göstermeye davet ediyoruz. Bizden önce, bu yolculuğa
çıkan ülkelere yetişmek, onları geçmek, bütçeleri ile
birçok devlet bütçesini aşan dünya devi markaları yakalamak için tek yol; Ar-Ge’de, teknolojide, inovasyonda
yetkinliğimizi artırmak. İnanıyoruz ki, bundan sonra da
devlet ve özel sektör el ele verip aynı inançla çalışırsa,
teknoloji geliştirme konusunda topyekun bir seferberlik
ilan edip, başarıya giden yolu hızlandırabiliriz.”
Toplantıda TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Erol
Arcaklıoğlu ise özel sektörün yenilik geliştirme konusunda başarılı ve girişken olduğunu, kendine güvendiğine
değinerek; “AR-GE anlamında da zihinsel bir dönüşüm
yaşıyor. Başarının burada olduğunu bizzat yaşayarak
görüyor. Devlet desteği ile birlikte bu başarı çok yükseklere çıkıyor. AR-GE ve yeniliğin öneminin farkında olan
bir devlet politikası izlenmesi ve buna sınırsız destek
verilmesi ile ciddi mesafe aldığımızı söyleyebiliriz.
Bugün Ankara’da özel bir etkinlikle Türk Sanayisi için
geliştirilen ve tanıtımı gerçekleştirilecek Ufuk2020 projesi de güzel bir örnek. Bu teşviklerle ödüller başvurunun
nitelik ve nicelik olarak artacağını söyleyebiliriz. Bugün
sürecini başlattığımız 12. Teknoloji ödülleri sürecinin
sonunda yaklaşık 1 yıl sonra farklı ödül kategorilerinde
ve farklı ölçeklerde başarılı firmalar teknoloji ödüllerine
kavuşmuş olacaklar. Seneye bu vakitlerde bir firmamız
büyük ödülü alarak en büyük sevinci yaşayacak. Biz de
onları alkışlayarak bu coşkuya ortak olacağız. Bu yarışta
yer alacak tüm firmalarımızı kutlamak istiyorum. Aslında
kaybedeni olmayan bir yarışma olacak.’ dedi.
Vanguard AutomatIon&DrIves Suudi Arabistan’da Qassim
Cement’in kapasitesini artırıyor!
■ Vanguard Automation&Drives, yurt içinde ve yurt dışında önemli projelere imza atmaya devam ediyor. Yakın
coğrafyamızın dışında Arap yarımadasında Suudi
Arabistan’ın önemli çimento fabrikalarından biri olan
Qassim Cement’in otomasyon projesini yönetiyor.
Merkezi Almanya’nın Münih kentinde bulunan Vanguard
Automation&Drives markası, Türkiye, yakın coğrafya, Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Arap
Yarımadası’ndaki işlerine bir yenisini daha ekledi. Suudi
Arabistan’ın en önemli çimento fabrikalarından biri olan
Qassim Cement’in otomasyon, saha cihazları, alçak
gerilim panoları, orta gerilim panoları, drive, motor,
trafo prosesinde tüm ekipman temini ile birlikte devreye
alma işlemini anahtar teslim olarak üstleniyor. Qassim
Cement’in var olan 4.500 ton/günlük üretimi bu çalışmalar ile birlikte 5.800 ton/günlük kapasiteye çıkarılması
gerçekleşecek.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
125
Haberler
HONEYWELL ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN SON
TEKNOLOJİ PROSES KONTROL EKİPMANLARI VE YAZILIMI BAĞIŞLIYOR
ekipmanları kullanan öğrenciler, mezun olduktan sonra
profesyonel iş hayatına daha kolay adapte olacaklardır.”
■ Honeywell
tarafından
kurulan ve
ODTÜ hocaları
ile işbirliği
ile geliştirilen
yeni eğitim ve
deney platfomu, geleceğin
mühendislerinin endüstriyel
otomasyon alanındaki eğitimlerine katkıda
bulunuyor.
İstanbul, Türkiye, Mayıs 11, 2015. Honeywell (NYSE:HON)
bugün geleceğin mühendislerinin endüstriyel otomasyon
teknolojileri konusunda eğitimlerine katkıda bulunmak
amacıyla, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne (ODTÜ) bağışlanan Proses Kontrol Deney Platformunun faaliyete geçtiğini duyurdu.
Platform, elektrik ve elektronik mühendisliği öğrencilerinin, özellikle proses otomasyon ve kontrol teknolojileri
konusundaki eğitimlerine katkı sağlarken, petrokimya
sektörü ile rafinerilerde kullanılan bazı temel prosesleri
modellemelerine de imkan veriyor. Bu bağış şirketin
sosyal sorumluluk projelerini yürüten ve başka projelerle
birlikte özellikle bilim ve matematik eğitimine önem veren
“Honeywell Hometown Solutions” girişimi tarafından
gerçekleştiriliyor.
Honeywell tarafından kurumsal bir bağış programı kapsamında sağlanan, tasarımında ODTÜ Elektrik ve Elektronik
Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinin de yer aldığı platform Türkiye’nin önde gelen Üniversitesinin yetiştireceği
geleceğin mühendislerinin eğitimlerine katkıda bulunmayı
hedefliyor. Eğitim ve deney platfomu, endüstriyel otomasyon ve süreç denetimi konusunda eğitim gören mühendislerin, özellikle petrokimya sektörü ve rafinerilerde kullanılan bazı temel prosesleri modellemelerine imkân sağlıyor.
“ODTÜ ile olan işbirliğimizden dolayı son derece gururluyuz”, diyen Honeywell Türkiye ve Orta Asya Başkanı Orhan
Geniş sözlerini şöyle tamamladı: “Bu iş birliği sayesinde
ODTÜ’ye katkıda bulunabilir ve ülkemizdeki kalifiye teknoloji ve mühendislik öğrencilerinin sayısının artmasına destek olabiliriz. Eğitimleri sırasında en son teknolojiyi içeren
126
Honeywell mühendisleri ile ODTÜ Elektrik ve Elektronik
Mühendisliği Bölümü akademisyenlerinin yoğun çalışma
ve işbirliği ile tasarlanan platform, Honeywell tarafından
sağlanan bağış ile hayata geçti. Sadece ülkemizde değil,
tüm dünyada üst düzeyde saygı gören uluslararası bir
araştırma üniversitesi olan ODTÜ, 27,000’i aşkın öğrencisi; 2000’e yakın uluslararası öğrencisi; eğitim ve araştırma
konusunda derinliği, yaygın işbirlikleri ve uluslararası
bağlantıları ile Türk üniversitelerinin en önde gelenidir.
ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Gönül Turhan Sayan, proje hakkındaki görüşlerini şu şekilde ifade ediyor: “Türkiye’de bilim ve teknolojinin çeşitli alanlarında öncülük eden köklü bir üniversite
olarak ODTÜ’nün ve Türkiye’nin en seçkin beyinlerinin
eğitim sorumluluğunu taşıyan Bölümümüzün önündeki
önemli görevlerden biri, öğrencilerimize güncel eğitim ve
araştırma altyapıları sağlayabilmektir. Kontrol Sistemleri
alanında Honeywell’in sunduğu bu çok değerli katkı ve
işbirliğinin öğrencilerimize ve mezunlarımıza son teknolojiyi içeren bir platformda deneyler yaparak, dünyanın önde
gelen firmalarında üst düzey görevler üstlenme fırsatı
sunacağına inanıyorum.”
ODTÜ Ankara Kampüsü, Elektrik ve Elektronik Mühendisliği
Bölümü Süreç Denetim Laboratuvarı içerisinde kurulan
deney platformu Honeywell mühendisleri ve ODTÜ akademisyenlerinin yoğun çalışma ve işbirliği ile hayata geçti.
ODTÜ akademsiyenlerinin yönlendirmeleri ile uygulanmakta olan akademik programa katkı sağlayacak şekilde
tasarlanan sistem, öğrencilerin özellikle endüstriyel süreç
denetimi konusunda uzmanlaşırken, teori ile pratiği birleştirmelerini hedefliyor. Yakın geçmişte elektro-mekanik
kontrol deneysel altyapısı ile de güncellenen Kontrol
Laboratuvarı öğrenciler için heyecan verici bir deneysel
ortam sunuyor.
1992 yılında kurulan Honeywell Türkiye, “Uzay ve
Havacılık”, “Otomasyon ve Kontrol Çözümleri” ile
“Performans Malzemeleri ve Teknolojileri” olmak üzere
Honeywell’in üç ana bölümünü içeren faaliyetlerini
İstanbul, Ankara ve İzmir’de bulunan ofisleri ve tüm
Türkiye’ye yayılan müşterileri aracılığıyla sürdürüyor.
Ülkemizin önde gelen pek çok sanayi tesisi üretim kalitelerini yükseltirken, daha verimli çalışmak ve aynı zamanda enerji maliyetlerini düşürmek için Honeywell Proses
Çözümleri’ni kullanıyor. Yine pek çok bina ve konut,
Honeywell tarafından sağlanan akıllı bina teknolojileri ile
daha konforlu yaşam alanları ve daha emniyetli çalışma
ortamları sağlıyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Omron Türkiye, 2015 mali yılı Kick-off toplantısını
tarihi mekanda gerçekleştirdi
■ 2014 yılında tüm ülke hedeflerini başarıyla sonlandıran
Omron Türkiye ekibi, geçtiğimiz dönemin sonuçlarının
değerlendirmesi, yeni dönemin hedef ve strateji planlamasını konuşmak için günümüzde çarşı olarak kullanılan
Sirkeci’deki tarihi Hocapaşa Hamamı’nın içinde yer alan
Hocapaşa Kültür Merkezi’nde bir araya geldi.
Omron Avrupa’nın Gelişmekte Olan Ülkelerden Sorumlu
Müdürü ve aynı zamanda Omron Türkiye Genel Müdürü
olan Sn. Vincent King’in, Omron’un çok başarılı bir büyüme gerçekleştirdiği Türkiye ve Türkiye üzerinden faaliyet
gösterdiği Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesine yatırım
yapmaya ve hedef büyütmeye devam ettiğine dikkat çektiği
açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda ayrıca Operasyon
Direktörü Bengi Pekmezoğlu ve Pazarlama Müdürü Nurcan
Konak da geçtiğimiz yılı ve gelecek dönemi kapsayan birer
sunum gerçekleştirdi.
Toplantı sonunda ayrıca Omron Türkiye’de 5., 10. ve 15.
yıllarını geride bırakan çalışanlarına teşekkür edilirken kendilerine tebrik plaketleri verildi.
Toplantının ardından tarihi Sultanahmet Meydan’ında bulunan Matbah Restaurant’ta gerçekleşen akşam yemeği ile
geçtiğimiz dönemki başarılarını kutlayan ekip keyifli bir
akşam geçirdi.
IFS ERP, 1 milyon kullanıcıya ulaştı
■ IFS çift haneli büyüme rakamlarının ardından kullanıcı sayısı ile de ERP pazarındaki konumunu güçlendirmeye devam ediyor.
Lider global kurumsal yazılım uygulamaları firması IFS, Gartner
Magic Quadrant raporunda Liderler kategorisinde yer alan
ürünü IFS ERP Uygulamaları (IFS Applications™) ile 1 milyon
aktif kullanıcı sayısına ulaştı. IFS’in gerek mevcut müşterilerin
kullanıcı sayılarını arttırması ve sistem kullanımlarını genişletmesi, gerekse yeni yapılan satışlarla birlikte hızla artan kullanıcı
sayısı geçtiğimiz hafta itibari ile 1 milyon oldu.
1 milyonuncu kullanıcı hali hazırda IFS müşterisi olan Linemar
ile yapılan sistem kullanımını genişletme anlaşması ile gerçek-
leşti. Otomotiv ve endüstriyel üretim sektöründe global olarak
faaliyet gösteren Linamar, 2005 yılından bu yana süreçlerini
IFS ile yönetiyor. Bugün Linamar 2600 kullanıcısı ile dünyanın
37 farklı lokasyonunda bulunan tesislerinin hepsinde IFS ERP
kullanmaya devam ediyor.
Linemar IFS ERP Proje Yöneticisi Lori Gofton yaptığı açıklamada “IFS’in esnek kullanım özellikleri bizim her daim maliyetlerimizi azaltmamızı, verimliliğimizi arttırmamızı ve karar
süreçlerimizi hızlandırmamızı sağladı. IFS’in 1 milyonuncu kullanıcısına ulaştıran müşterisi olduğumuzun açıklanması bizim
de 10. yılımızda oldu. Bu zamanlama bizim için oldukça anlamlı
idi. IFS ile büyümeye devam ediyoruz ve edeceğiz.” dedi.
IFS CEO’su Alastair Sorbie ise “Bizim için şirket tarihinde gerçek bir dönüm noktası ve IFS ERP’nin ERP pazarındaki konumunda önemli bir mihenk taşı olan 1 milyonuncu kullanıcımıza
ulaşmamızdan dolayı oldukça gururluyuz. Müşterilerimizle
yakın temasta çalışarak ve onların geri dönüşlerini sürekli
dikkate alarak odak sektörlerimizdeki işletmelerin ihtiyaçlarını
çözecek ve şirketlerin daha dinamik, esnek ve dünyayı değiştirecek güçte olmalarını sağlayacak çözümler üretiyoruz. IFS
olarak hepimiz bu çözümleri müşterilerimizle buluşturmak için
heyecanlıyız” dedi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
127
Haberler
GE Türkiye, Uluslararası İstanbul ICSG Akıllı Şebekeler
Kongre ve Fuarı’nda ‘Enerjinin Geleceği’ni Anlattı
■ GE Türkiye’nin sponsor olarak desteklediği 3.
Uluslararası İstanbul ICSG
Akıllı Şebekeler Kongre ve
Fuarı, 29-30 Nisan 2015
tarihlerinde İstanbul Haliç
Kongre Merkezi’nde gerçekleşti.
• GE Enerji Yönetimi Dijital
Enerji Teknik Strateji
ve Politika Geliştirme
Direktörü
John
D.
McDonald “Enerjinin Geleceği: Akıllı Şebekeler ve Ötesi”
başlıklı bir konuşma yaptı.
• Katılımcılara toplumsal trendlerden bütünsel çözümlere
kadar farklı alt başlıklarda geniş bir perspektif sunan John
D. McDonald, Türkiye’de entegre akıllı şebeke çözümlerinin
ve teşvik edici düzenlemelerin önemine dikkat çekti.
İstanbul, Türkiye; 5 Mayıs 2015: GE Türkiye’nin desteği
ile bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası İstanbul ICSG
Akıllı Şebekeler Kongre ve Fuarı 29-30 Nisan tarihlerinde
İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Fuar kapsamında bu yıl, ülkemizde akıllı şebekelerin, elektrik şebekeleri ile bağlantılarını, gündeme getirmek ve farkındalık yaratmak üzere “Akıllı Şebekeler ve Türkiye Elektrik Şebekesinin
Mevcut Durumu ve Geleceği” ana başlıkları altında konunun
tüm detayları ele alındı.
Kongre kapsamında, güç sistemlerini modernize etmek için
geliştirdiği teknolojilerle dünyadaki en geniş ürün portföyüne sahip olan GE Enerji Yönetimi Dijital Enerji Teknik
Strateji ve Politika Geliştirme Direktörü ve aynı zamanda
Beyaz Saray Enerji Danışmanı olan John D. McDonald,
“Enerjinin Geleceği: Akıllı Şebekeler ve Ötesi” başlıklı
konuşması ile katılımcılara farklı bir perspektif sundu. Ana
sanayide toplumsal trendler, yenilenebilirlerin birleşmesi,
bütünsel çözümler, büyük veri, analitik ve işletmelerin veri
yönetimi, endüstriyel standartlar vizyonu konularını ele alan
McDonald, Türkiye’de entegre akıllı şebeke çözümlerinin ve
teşvik edici düzenlemelerin önemine dikkat çekti.
Endüstriyel internet ile daha hızlı, güvenli ve düşük
maliyetli bir yaşam geliyor
Elektrik ve bilgi teknolojisi altyapısının bir araya gelmesiyle
oluşan akıllı şebeke sisteminin 21. yüzyılın enerji yönetim sisteminin belirleyicisi olacağını kaydeden GE Enerji
Yönetimi Dijital Enerji Teknik Strateji ve Politika Geliştirme
Direktörü John D. McDonald, endüstriyel veri haberleşmesinin gelişiminde toplumsal trendlerin öncül rolüne vurgu
yaptı. Toplumsal trendlerden büyük veri ve sosyal medya
128
kullanımının bu süreçte etkili faktörlerden biri olduğunun
da altını çizen McDonald:
“Nesnelerin interneti kavramı ile akıllı makinalar, büyük
veri ve çalışan insanların oluşturduğu güç; daha iyi, hızlı,
güvenli ve düşük maliyetli bir yaşam getiriyor. Bu yüzden
işletmelerin verilerin matamatiksel analizini yapması, bunun
için de bilgi toplaması büyük önem taşıyor” dedi.
Akıllı şebekelerin bütünsel çözümleri ile aletlerden sistemlere bağlantılar kurulduğunu belirten McDonald, elektrik güç
dağıtımı altyapı dayanıklılığının gerekliliğine dikkat çekti.
Akıllı şebeke çözümlerinde ulaşılacak başarının teknoloji,
standartlar ve uygulanan politikalarla doğrudan ilintili olduğunu vurguladı.
“Türkiye’de enerji verimliliğinin artmasına katkı sağlıyoruz”
Enerji verimliliğinin Türkiye’de önemli bir gündem maddesi
olduğun da altını çizen McDonald, akıllı şebeke sistemlerinin bu yolda atılacak en işlevsel adım olduğunu vurguladı.
GE’nin, enerji talebinin önümüzdeki yirmi yılda yüzde 6’dan
daha fazla büyümesi öngörülen Türkiye’de, artan enerji
talebini karşılamaya yönelik yatırımlar yapmaya devam
ettiğinin altını çizdi.
“GE olarak, yüzyılı aşkın süredir küresel arenada önemli
teknolojik ilerlemelere öncülük yaptık. Bugün, uluslararası
tecrübemizi yerli kaynaklar ve sektör bilgisiyle bir araya
getirerek Türkiye’nin de şebeke modernizasyonuna katkı
sağlıyoruz. Yerelleşmiş ürünlerimiz ile uygulamalarımızı
Türkiye pazarının ihtiyaçlarına göre uyarlıyor ve arayüzleri
de Türkçe olarak sunuyoruz. GE Türkiye, ülkemizdeki birçok
elektrik dağıtım firmasına akıllı şebeke sistemlerini sunarak
enerji verimliliğinin artmasına katkı sağlıyor.” dedi.
Her alana yönelik özel GE çözümleri
Şebeke modernizasyonu konusunda entegre çözümler üreten GE, elektrik, gaz ve haberleşme alanında coğrafi ve
mobil tabanlı yazılım teknolojilerinin yanı sıra, şebeke otomasyonu olarak adlandırılan, elektrik enerjisinin emniyetli
ve sürekli bir şekilde üretilmesini, iletilmesini ve tüketicilere
dağıtılmasını güvence altına alan otomasyon, koruma ve
denetim teknolojileri de sunuyor. Ayrıca elektrik enerjisi
arzını sürekli ve kaliteli kılmak için, arızalı varlık ve bölgeleri
tespit eden, beklenmedik kesintilerden meydana gelecek
kayıpları en aza indirgeyen yazılım teknolojileri de GE’nin
ürün portföyünde bulunuyor. Bunlar arasında elektrik şebekesini oluşturan kritik teçhizatın kullanım ömrünü, bakım
sürelerini iyileştirecek, beklenmedik arızaları önceden teşhis edip üretim kaybının neden olacağı maliyetleri gideren
algılama ve izleme teknolojileri dikkat çekiyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Lider Güvenlik Şirketleri Daha Akıllı ve
Güvenli Şehirler İçin Güçlerini Birleştiriyor
■ SecuringSmartCities, kar amacı gütmeyen yeni bir küresel
girişim. IOActive, Kaspersky Lab, Bastille ve Cloud Security
Alliance gibi lider BT güvenliği araştırmacıları, şirketleri ve
kuruluşları tarafından desteklenen insiyatif, akıllı şehirlerin
karşı karşıya kaldıkları siber güvenlik sorunlarını işbirliği ve
bilgi paylaşımı yoluyla çözmeyi hedefliyor.
Grup; dünyanın dört bir yanında modern şehirler için akıllı
ve güvenli teknolojilerin yaratılması, geliştirilmesi ve teşvik
edilmesi için çalışan şirketler, hükümetler, medya kuruluşları,
kar amacı gütmeyen inisiyatifler ve bireyler için bir iletişim
noktası görevi görecek.
Akıllı şehir konsepti çok güncel bir konu ve birçok şirket,
kentsel bölgeleri enerji açısından verimli, konforlu, çevre
dostu ve fiziksel olarak güvenli hale getirecek akıllı çözümler
üzerinde çalışıyor. Ne yazık ki, bu sayılanlardan çok azı bu
akıllı şehirlerin siber güvenliğini hesaba katıyor. Bir akıllı
şehrin oluşturulmasına ne kadar çok BT kuruluşu dahil oluyorsa, potansiyel risk de o kadar yüksektir. Güvenlik konusu
en baştan ele alınmazsa, akıllı şehrin maliyeti ve karmaşıklığı
sorunların çözülmesini zorlaştırabilir. Sonuçta, şehir savunmasız kalacaktır.
SecuringSmartcities (Akıllı Şehirleri Güvenli Hale
Getirme) inisiyatifi, aralarında aşağıdakilerin de bulunduğu bir dizi faaliyetle bu sonucu önlemeyi amaçlıyor:
• Akıllı şehir planlayıcılarını ve tedarikçileri en iyi güvenlik
uygulamalarının önemi ve fayda-maliyet oranları konusunda
eğitmek;
• Fikir ve metodoloji paylaşımı için ortaklarla işbirliği yapmak;
• Güvenlik konusunu proje veya planın geliştirme yaşam döngüsünün başlarında devreye sokmanın önemini ve faydalarını
vurgulamak;
• Şehirler, tedarikçiler ve güvenlik topluluğu arasında ortaklıkları teşvik etmek;
• Akıllı şehirlerle ilgili tüm alanlarda siber güvenliğin iyileştirilmesine yardımcı olacak standartlar, esaslar ve kaynaklar
oluşturmak.
Bu insiyatife katılanlar, bu inisiyatifin modern şehirlerin siber
güvenliğine etkili bir biçimde katkıda bulunacağına ve bilgiyi
sorumlu bir şekilde paylaşacağına inanmaktalar. Bu insiyatif,
bu ürünlerin güvenli çalıştıklarını doğrulamaya hazır güvenlik
araştırmacılarıyla altyapı otomasyon ekipmanı tedarikçilerinin
birbirleriyle bağlantısını kuracak. Ayrıca, yeni siber güvenlik
sorunlarının işbirliğiyle çözülmesi için şehir yetkilileriyle
güvenlik topluluğunu bir araya getirecek.
Kaspersky Lab Baş Güvenlik Araştırmacısı ve Akıllı Şehirleri
Güvenli Hale Getirme inisiyatifi Yönetim Kurulu Üyesi Patrick
Nielsen, “SecuringSmartcities inisiyatifi, bir akıllı şehrin
gelişiminin her aşamasında siber sorunların çözülmesini
hedefliyor: planlama aşamasından akıllı teknolojilerin fiilen
uygulanmasına kadar. Araştırmacıların yanı sıra şehir yetkililerini, ekipman ve yazılım tedarikçilerini de tartışmaya
katılmaya teşvik ediyoruz,” dedi.
MItsubIshI ElectrIc ve NTT Docomo 5G Denemelerine Başlıyor
■ Mitsubishi Electric ve NTT Docomo’nun işbirliğiyle
yapılan denemeler sonucunda 2020 yılı itibariyle ticari
5G hizmetleri verilecek.
Mitsubishi Electric Corporation, beşinci nesil (5G) mobil
iletişim sistemleri ve teknolojilerinin ortaklaşa deneysel saha
denemeleri için Japonya’nın en büyük mobil iletişim ağı operatörü NTT Docomo ile işbirliği yapacağını açıkladı. Denemeler
sonucunda, 2020 itibariyle ticari 5G hizmetleri verilmeye başlanacak. Konuyla ilgili yapılan açıklamada “Denemelerin ana
hedefi, uzamsal çoğullamalı sinyaller yardımıyla 10 Gbps’den
büyük ultra yüksek hızlı mobil iletişimin sağlanması ve çok
öğeli anten dizilimlerini kullanarak uzamsal kullanım etkinliğini
arttırmaktır. Ancak bu hedeflere ulaşılması için daha düşük
iletim hızlarına neden olan çoğullamalı ışınlar arasında ışınlar
arası paraziti azaltacak ve kontrol edecek yeni teknolojilere
ihtiyaç duyulmaktadır” denildi.
Dış Mekân Denemeleri Gerçekleştirilecek
Bu çerçevede Mitsubishi Electric ve Docomo, 44 GHz ile
130
çalışan çoklu anten dizilimlerini kullanarak dış mekân denemeleri gerçekleştirecek. Üniteler, büyük anten dizilimlerinin
performanslarını değerlendirmek için bir sanal anten dizilimi
oluşturacak. Kanal özellikleri, simülasyonlarla analiz edilecek.
Bu büyük anten dizilimlerinin 5G için gerek duyulan ışın oluşturma teknolojilerini ve parazit azaltma tekniklerini doğrulamak
için kullanılması amaçlanıyor.
Açıklamada, LTE ve LTE-İleri’nin ardından 5G’nin yeni nesil
mobil standardı olarak geliştirilmesine yönelik uluslararası
girişimler için ivme kazanıldığı belirtilerek şu bilgilere yer
verildi: “Nesnelerin İnternetiyle bağlantı sağlanacak olan sayısız cihaz için geniş bağlantı ve 10 Gbps’nin üzerinde ultra
yüksek hızlar gerektirecek olan İnternet trafiği için artan talebi
karşılamak üzere geniş kapasiteli sistemlerin oluşturulması
amacıyla Ar&Ge çalışmaları yapılmaktadır. Mitsubishi Electric
şu anda 5G teknolojileri ile ilgili çalışmalar yapmakta olup, bu
kapsamda geçtiğimiz 30 Eylül’de düzenlenen Beşinci Nesil
Mobil İletişim Destekleme Forumu’nda 5G-standartlaştırma
çalışmalarında yer almıştır.”
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
WILO YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ALTYAPI ÜRÜNLERİ İLE
IFAT ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ FUARI’NDA İLGİ ODAĞI OLDU
■ Pompa ve pompa sistemleri sektörünün öncü şirketi
Wilo, Congresium Ankara’da 16 – 18 Nisan tarihlerinde düzenlenen IFAT Eurasia 2015, Çevre Teknolojileri
İhtisas Fuarı’na katıldı. Wilo sektör profesyonellerine
sunduğu yüksek teknolojili altyapı ürünleri ile fuarın
ilgi odağı oldu. Fuarın açılışında bir konuşma yapan
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da Wilo
standını ziyaret ederek ürünler hakkında bilgiler aldı.
Wilo, çevre teknolojileri sektörünün nabzını tutan IFAT
Eurasia 2015 Çevre Teknolojileri İhtisas Fuarı’na katıldı. Congresium Ankara’da 16 – 18 Nisan tarihlerinde
düzenlenen IFAT Eurasia 2015 Fuarı sektörün önemli
kuruluşlarını bir araya getirirken, Wilo yüksek teknolojiye sahip çevre dostu ürünleriyle ilgi odağı oldu.
Fuarın açılışında bir konuşma yapan Orman ve Su
İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Wilo standını ziyaret edenler arasındaydı. Veysel Eroğlu ziyareti sırasında, Wilo
Türkiye Genel Müdürü Ercüment Yalçın’dan ürünler ve
hizmetler hakkında bilgiler aldı.
Wilo fuar alanının giriş bölümünde yer alan standında, sektör ilgililerine sunduğu, “Emuport Hazır Terfi
İstasyonu”, “FA Dalgıç Atıksu Pompası”, “Coolact
Motorlu Derin Kuyu Dalgıç Pompa” ve dalgıç mikserler
gibi altyapı uygulamalarına yüksek verimlilik getiren
ürünlerini sergiledi.
Wilo, en üst seviyede enerji verimliliği sağlayan ürün-
lerle ile birlikte yepyeni hizmetlerini de katılımcılarla
paylaşma fırsatı buldu. Wilo, müşterilerine alternatif
finansman imkânı sunduğu yeni finansman sistemini
ve müşterilerin ihtiyacı olan ürünü önce denemesi
ardından da memnun kaldığı takdirde satın alması
esasına dayanan “Önce Dene Sonra Al” adlı yeni
hizmetini tanıttı. Wilo’nun ziyaretçilere dağıttığı sırt
çantaları da büyük ilgi görerek IFAT 2015’in simgeleri
arasına girdi.
Türkiye’de ilk kez yapılan IFAT Eurasia’ya 75 ülkeden
yaklaşık 11.000 ziyaretçi katıldı. Fuarda 19 ülkeden
400 şirketi temsil eden 243 katılımcı yer aldı. Avrasya
pazarının buluşma noktası haline gelen çevre teknolojileri etkinliği IFAT’ın önümüzdeki yıllarda daha çok ilgi
görmesi bekleniyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
131
Haberler
KAYSERİ ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ’NDE ELEKTRİK İHTİYACININ
%10’UNU KARŞILAYACAK TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SOLAR
PARKINA PRYSMIAN GROUP TÜRKİYE İMZASINI ATIYOR
Prysmian Group Türkiye’nin de fotovoltaik (PV) kabloları ile
birlikte, kontakt ve konnektörlerini de temin edeceği, minimum 25 yıl ömrü bulunan 18 MWp’lik tesis sayesinde, yılda
yaklaşık 25.000 MWh enerji tasarrufu yapılırken; yıllık 36.665
agaci kurtarması ve 12,833 tonluk CO2 salınımının önüne
geçilerek, ekolojik sisteme katkıda bulunulması hedefleniyor.
Proje kapsamında devreye girecek olan santralin toplam
maliyetinin, 6 ila 7 yıl arasında geri kazanılması öngörülüyor.
“Türkiye’yi Yarınlara Bağlıyoruz” misyonu kapsamında ülke
çapında önemli projelerde yer alan Prysmian Group Türkiye,
Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulacak Güneş Enerjisi
Elektrik Üretim Tesisi’ne, Almanya’da üretimi tamamlanan
160 km uzunluğundaki kabloları, santralin ihtiyacı doğrultusunda, parça parça tedarik ediyor.
■ Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’ne kurulan 18
MegaWatt-Peak enerji üretim kapasitesiyle, sanayi
bölgesinin elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unu karşılayacak olan, Türkiye’nin en büyük solar parkında
kullanılan kablolar, Türkiye’de ulaşımdan inşaata
birçok önemli projeye kablo tedarikinde bulunan
Prysmian Group Türkiye tarafından tedarik ediliyor.
Kurulumu tamamlandığında 18 MWp gücüne erişecek
enerji üretim tesisinin, 7 MWp büyüklüğündeki ilk
ayağının açılışı geçtiğimiz günlerde, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın da katıldığı törenle
gerçekleştirildi.
Enerji ve telekomünikasyon kabloları sektörünün lideri
Prysmian Group’un Türkiye operasyonu Prysmian Group
Türkiye, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarına
yatırım yapmaya devam ediyor.
Türkiye’nin enerji verimliliği dalında öncü ve sayılı firmalarından Efektif Endüstriyel Enerji A.Ş.’nin projelendirmesi ve
kuruculuğu (EPC’liği) altında, 320 bin metrekarelik alanda
hayata geçirilerek, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nin enerji
tüketiminin %10’unu karşılayacak 18 MWp büyüklüğündeki
Türkiye’nin en büyük solar parkı, Seferoğlu Elektrik A.Ş.’nin,
yenilenebilir enerji alanında yatırımlarından bir yenisi oldu.
Proje, Organize Sanayi Bölgeleri içerisinde aynı lokasyonda,
18 MWp büyüklüğü ile Türkiye’de devreye alınmış en büyük
güneş enerjisi santrali olma özelliğini taşıyor. Proje, 7 MWp’i
Kayseri Organize Sanayi Bölgesi ve 11 MWp’i Seferoğlu
Elektrik A.Ş. mülkiyetinde olmak üzere, iki parçadan oluşuyor
ve ülkemizi, yenilenebilir enerjiyle tanıştırarak ülke ekonomimize katkı sağlamayı hedefliyor. Projenin Kayseri Organize
Sanayi Bölgesi’ndeki 7 MWp büyüklüğündeki ilk ayağının
açılışı, geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Taner Yıldız’ın da katıldığı törenle gerçekleştirildi.
132
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Türk Prysmian
OEM&Özel Kablolar Satış Direktörü İlhan Öztürk, “Prysmian
Group güneş enerjisi sektöründe tüm dünyada olduğu gibi,
Türkiye’deki projelerde de, güvenilir ve uzun ömürlü ürünleri
ve çözümleri ile projelerin tercih edilen lider markası olma
özelliğini koruyor. Bu sektörde, diğer ülkelerdeki tecrübemizi
iş yaptığımız partner firmalarımız ile paylaşarak, onların da
işlerine değer katmak için tüm kaynaklarımızı seferber ediyoruz. Ülkemizde gelişmekte olan bu ve bunun gibi sektörlerin
en başından itibaren altyapısının sağlam olması, daha sonra
yaşanabilecek problemlerin önüne geçilmesi açısından en
önemli faktördür. Prysmian ürünleri daha önce uzun yıllar
kullanılmış, kullanım sonrası performansları test edilmiş
ve onaylanmış ürünlerdir. Yapmış olduğumuz bu testler
bize ürünlerimizin TÜV şartlarının çok üzerinde performans
verdiğini ve dolayısıyla ömrünün de istenilenin çok üzerinde
olduğunu göstermiştir. Biz, güneş enerjisi için sunduğumuz
kablo çözümlerini sadece TÜV ile sınırlamayıp, ayrıca daha
da zorlayıcı olması amacı ile VDE uygunluğu ile de sertifikalandırıyoruz. Böylelikle hem sertifikasyon, hem de gerçek
saha şartlarında test edilmiş ürünler ve gerekse geçmiş tecrübelerimizle müşterilerimizin işlerine değer katmaya devam
ederken, ayrıca rakiplerimize göre her anlamda farklılaşıyoruz.” şeklinde konuştu.
Solar enerji teknolojisi konusunda uzman olan Prysmian
Group, bugüne kadar dünya çapında birçok prestijli solar
projesine de imza atmayı sürdürüyor. Prysmian Group, yenilenebilir enerji alanında lider olduğu Almanya’da solar enerji
teknolojisine uygun gerçekleştirdiği üretimleriyle grup içinde
ön plana çıkıyor. Bu projelerden bazıları ise şunlar: Budweis,
Çek Cumhuriyeti (Kurulu enerji: 3426kWp), Fuente Alamo,
İspanya (Kurulu enerji: 5400 kWp) Vilgertshofen, Almanya
(Kurulu enerji: 4358 kWp) ve Weeze, Almanya (Kurulu enerji:
14026kWp).
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
MITSUBISHI ELECTRIC TÜRKİYE Fabrika Otomasyon Sistemleri,
YENİ NESİL ÜRÜNLERİYLE AVRASYA ÇEVRE TEKNOLOJİLERİNİN YENİ
BULUŞMA ADRESİ IFAT EURASIA 2015’TE YERİNİ ALDI!
■ Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon
Sistemleri, yüksek enerji verimliliği ve tasarrufu sağlayan yeni nesil su, atık su, hammadde
yönetimi ve kanalizasyon sistemleri ürünleriyle
Avrasya çevre teknolojileri için yeni bir buluşma
noktası olarak kabul edilen IFAT Eurasia 2015
Çevre Teknolojileri Fuarı’na, katıldı.
16-18 Nisan 2015 tarihleri arasında Ankara Congresium
Kongre Merkezinde, Almanya dışında ilk kez gerçekleştirilen IFAT Eurasia Çevre Teknolojileri Fuarı’na 19
ülkeden 243 farklı kurum ve kuruluş katıldı.
Türkiye’de fabrika otomasyon sistemlerinin yanında,
klima, uydu, asansör, görsel veri sistemleri ve raylı
sistemler için elektrik ekipmanlarının da dahil olduğu altyapı ürünleri alanlarına yoğunlaşan Mitsubishi
Electric Türkiye, Fabrika Otomasyon Sistemleri ile
Avrasya pazarının yeni gözdesi Çevre Teknolojileri
Fuarında yerini aldı. Fuar ziyaretçilerine özellikle
“Mitsubishi Electric PMSXpro (Dağıtılmış Kontrol
Sistemi )”, “Frekans Çevirici ile Sürülen Pompalarda
Enerji Tasarrufu”, “Su/Atık Su Arıtma Çözümleri” anlatılırken konu ile ilgili Mitsubishi Electric’in çözüm ve
referansları hakkında detaylı bilgiler verildi.
Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon
Sistemleri Dikey Kanal Satış Direktörü Hüsnü Dökmeci,
Basın mensubu ve katılımcılarla yaptığı görüşmede
Mitsubishi Electric’in IFAT ile enerji verimliliği, su
arıtma sistem çözüm ve hizmetlerini başta belediyeler
olmak üzere kamu ve özel sektördeki çevreye duyarlı
ve sürdürülebilir bir çevre isteyen kişilere ulaştırmayı
hedeflediklerini vurguladı. Mitsubishi Electric’in bu
fuara, motor sürücülerinin ana tema olarak kullanıldığı enerji verimli bir düzenek ile katıldığını söyleyen
Hüsnü Dökmeci, böylece aynı işi yapan iki farklı
sistem arasındaki enerji tasarrufunun net bir şekilde
katılımcılara gösterildiğini de vurguladı.
Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon sistemleri fuarda ayrıca Dağıtılmış Kontrol Sistemi PMSXpro cihazının tanıtımını da gerçekleştirdi. Bu cihazın yardımı
ile yürütülen uygulamalar da Su arıtma tesisi ile atık
yakma ve bundan enerji elde edilmesi prosesi ile ilgili
olduğu için Mitsubishi Electric PMSXpro katılımcıların
yoğun ilgisine neden oldu.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
133
Haberler
ENDÜSTRİYEL OTOMASYON SANAYİCİLERİ DERNEĞİ-ENOSAD,
OLAĞAN KONGE’SİNDE DURUM DEĞERLENDİRMESİ YAPTI!
■ Endüstriyel Otomasyon Sektörü’nün çatı kuruluşu
ve sektörünün ülke içerisindeki ilk ve tek temsilcisi
olan Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri DerneğiENOSAD’ın 6. Olağan Kongre’si, 21 Mayıs 2015
tarihinde The Green Park Pendik Hotel ’inde yapıldı.
Üyelerin yoğun katılımıyla gerçekleşen Kongre, Divan
başkanlığına Osman Kurdeş (GSD), Divan üyeleri;
Serdar Öztürk (ABB) ve Mustafa Naymanlar (Kontrol
Sistemleri) seçilmeleriyle başladı. ENOSAD Başkanı
Sedat Sami Ömeroğlu’nun açılış konuşmasıyla devam
etti.
I. ULUSLARARASI İLERİ ENDÜSTRİYEL OTOMASYON
KONGRE VE SERGİSİ’NİN ARDINDAN
Sedat Sami Ömeroğlu, “Endüstriyel Otomasyon
Sanayicileri Derneği’nin çok değerli üyeleri, sevgili meslektaşlarım; bugün benim için çok özel bir gün, bunun
detaylarını da sırası geldiği zaman size aktaracağım.
Aslında bugün size çok uzun bir konuşma metni hazırlamıştım, fakat benim için son derece önemli ve uzun olan
bir yazılı metni olmak yerine, kafamdakileri ve kalbimdekileri sizinle paylaşmak üzere karşınızdayım,” diyerek
söze başladı.
Sonrasında, “2013-2014 döneminde yaptıklarımızı, planladıklarımızı sizinle paylaşma imkânı ile söz almış bulunmaktayım. Biliyorsunuz geçen dönem başarılı bir kongre
gerçekleştirdik. Buradan tekrar katkı sunan her kese çok
teşekkür ediyorum.
6. dönem yönetim kurulumuz bugüne kadar görevini
başarılı olma arzusuyla yerine getirdi, ne kadar başarılı
olduğu sizlerin takdiri. Bugün itibariyle üye sayımız 95.
134
Protokol ile 10 seçkin üniversitemizi de derneğimize üye
yaptık; bu çok başarılı organizasyon oldu. Gördüğünüz
gibi Boğaziçi, Bilkent, İstanbul Teknik, Doğuş, Karadeniz
Teknik, Dokuz Eylül, Sabancı, Kocaeli, Marmara, Yıldız,
ODTÜ gibi ülkemizin seçkin üniversiteler ile bir araya
gelerek akademik kurulu oluşturulduk. Ve bilim kurulu
olarak yapılan toplantılar ile de çalışmalar başlatılmıştır.
Bu buluşmanın ülkemiz için çok değerli bir buluşma
olduğunu düşünüyorum,” diyen Sedat Sami Ömeroğlu,
ENOSAD’ın yaptığı çalışmalardan söz etti. Yeni seçilecek yönetime, devam eden çalışmaları aktararak ve bu
çalışmaların daha ileriye taşınması konusunda görüş
bildirerek, sektörün geleceği ile ilgili ilgili önemli konulara değindi.
ENOSAD’I ANLATMAK…
Daha sonra söz alan Enosad kurucu başkanı ve eski
yönetim kurulu başkanı Dr. Emin Olcay ise, “Bu derneği
kurarken amacımız şuydu. Gerek sanayi bakımdan gerek
sosyal bakımdan hizmet. Bir dernek kurulması zaman
ister. Belirli bir zaman sonra biraz daha gelişir, aynı
devletler gibi, Osmanlı’nın kuruluşu gibi, kuruluş ve
yükselme devirleri gibi. Bence şu aşamada gelinen noktada ENOSAD kuruluş dönemini tamamladı. Bu noktadan
sonra atılacak adımlar çok çok önemli. Ben şu ana kadar
yapılan çalışmalar dolayısı ile gerek değerli dostum, başkan Sedat Sami Ömeroğlu Bey’e gerek yönetim üyelerine
çok teşekkür ederim. Zamanlarını ayırdılar ve bu noktaya
gelmesine vesile oldular. Yeter mi; yetmez. Dolayısı ile
yeni gelen arkadaşlar, gelinen noktanın önemini iyi kavramalılar. Bu noktadan sonraki hedefleri iyi kestirmeliler.
Çok iyi bir plan program içinde çalışmaları lazım. Benim
şahsi kanaatim şu: Derneğimiz, üniversite-sanayi ilişkile-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
riyle birlikte siyasi ilişkilerini belirli bir düzeye getirmeden
hedefine ulaşmış sayılmaz. Bu sadece yönetim kuruluna
bağlı değil, derneğin üyelerinin çalışmalarına da bağlı.
Oysa bizde genel olarak, toplum olarak baktığımızda her
şey yönetim kuruluna atılır. Böyle bir anlayışı terk etmek
lazım. Çünkü herkesin vakti değerli ve sınırlı. Dolayısı ile
yönetim kurulu üyelerinin yanında, dernek üyelerinin de
aktif olarak çalışmaya katılmaları çok önemli. Şunu vurgulamakta büyük yarar görüyorum. Yeni yönetime gelecek arkadaşların, bu seçim sırasında tahmin ediyorum ki
kendi düşüncelerine açık bir yer vardır. Bu düşüncelerin
içerisine, derneğin gelmek istediği noktaları düşünerek
bir hedef koymakta büyük yarar var. Derneğimiz zaten
şu anda gerek yönetim potansiyeli açısından, gerek bilgi
toplumuna geçişte fevkalade gerekli olan bir sektörü
temsil etmesi açısından geleceği öngören önemli bir
yere sahip; çok elit bir kurul. Ben kuruluş sırasında da
belirtmiştim; hiçbir dernek bu kadar elit bir kurumdan
oluşmamıştır. Fevkalade elit bir kurum; bu elit kurumun
Türkiye’ye katkıları fevkalade önemli. Yönetim kurulu
arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Derneği bir
noktadan bir noktaya kadar getirmişlerdir. Yeni yönetime
gelecek arkadaşlara da yapacakları çalışmalardan dolayı
teşekkür ediyorum ve şunu öngörmelerini mutlaka rica
ediyorum. Derneğin tüm üyelerinin sanki yönetim kurulu
üyesiymiş gibi düşünmelerini için çalışmalarını özellikle
seçilecek arkadaşlardan rica ediyorum. Bu kurum, bilgi
toplumuna geçişte fevkalade önemli bir kurum. Bu elit
kurumu, siyasi erke iyi anlatmak lazım. Sanayicilerimize
iyi anlatmalıyız. ENOSAD, bu kurumlar arasında önemli
bir köprü görevi görebilecek yeteneğe sahip çok önemli
bir kurum,” dedi.
Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Fakültesi
Öğretim Üyesi Prof Dr. Galip Cansever de, yaptığı
teşekkür konuşmasında, “Öncelikle böyle derneğin
genel kurulunda konuşmaktan mutluyum. Mutluyum
çünkü bizler akademisyenler olarak, sanayiciler ile iç içe
olmamız gerekiyor. Sizler Türkiye’nin ilerlemesinde çok
önemli işler yapıyorsunuz. Bunun için de üniversiteler ile
daha da fazla iç içe olmanız gerekiyor. Nedeni ise, bizim
yetiştirdiğimiz öğrenciler gelip sizde mühendislik yapıyorlar. Sizlerin, sanayicilerin kaynağını biz yetiştiriyoruz.
En azında iyi yetişmiş insan kaynaklarımız için çok daha
fazla bir arada olmalıyız. Bir arada olur isek çok daha
fazla iyi işler yapmış oluruz. 1960 yıllarından bu güne
halen söyleniyor, üniversite sanayi iş birliği, fakat geldiğimiz yol çok az, yeterli değil. Onun için önümüzde bir
tema var. Bu da Endüstri 4.0. Biz endüstri 4.0’ı, bu yeni
dönemi anlatmaya başlayacağız. Çünkü 90’lı yılların
klasik otomasyonu yok artık. Bu süreci yakalamalıyız.
Bunun için ne yapacağız; bir sinerji oluşturacağız. Bu
sinerji ile birlikte ortak çalışmalar yapmalıyız,” dedi.
Divan Başkanı Osman Kurdaş, dilek ve temenniler bölümünde kendisinin bir temennisi olduğunu belirterek;
“Sanayi Bakanlığının filmini izlediğimde aslında hızlı
treni yaptık, deniz altından yürüdük, köprü yaptık diyor
ama –tabii bu da büyük bir beceridir, sakın yanlış
anlamayın- biz bunların projelerini yaptık, köprüyü
Koreliler yapıyor, Marmarayı Japonlar yaptı, bizi yurtdışına uydu gösteriyor, ama o uyduyu biz yapmadık,
Türkiye projesini yaptı. Türkiye’ nin böyle hedefler
koyması lazım. Türkiye 3. Köprüyü kendi yapamaz mı,
emin olun yapar, bu teknoloji var, bizim şirketimiz
otomasyonun dışında başka işler de yapıyor, mekanik
bir takım projeler, enerji santralleri vb. yurt dışına
iş yapıyoruz ve görüyoruz ki Türkiye onlardan çok
ileri. Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan ki bunlar
eski Sovyet Rusyanın o zamanki alt ülkeleri diyelim,
Sovyet Rusya’ dan teknolojiler, kültürler almış, fakat
Türkiye onlardan çok ileri mühendislik olarak. Fakat
bir şekilde Sanayi Bakanlığımızın, yöneticilerimizin
duruşunda böyle bir şey olması lazım. Türkiye o uyduyu, hızlı treni yapabilir, Marmarayı Japonlar yapmış
Marmara’yı biz geçtik diyoruz. Marmarayı biz yaparsak
ENDÜSTRİ OTOMASYON
135
Haberler
bizi duygulandırması için bunları bizim yapmış olmamız
lazım, biz yapmış olsaydık o zaman oturup ağlardık hep
birlikte” diyerek görüşlerini açıkladı.
Yeni dönem Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin
Halıcı söz aldı ve;
bu önemli bir şeydir. Buradaki mühendislik grubu, inşaat grupları, mekanik grupları diğer demiryolu teknolojileri vs. sonra “Marmarayı Türk Mühendisliği yaptı”
Bunu yapabiliyor vizyonu olmalı Türkiye’ de. 3. Köprüyü
Türk firması aldı, %100 ünü Korelilere taşere etti. Türk
mühendisi 3. Köprüyü gayet başarılı yapar, emin olun,
Türkiye’ de bu teknoloji var, aslında bütün bu konuştuklarımızın teknolojileri Türkiye’ de var emin olun, bu
bir bakış açısı, Sanayi Bakanlığı ile görüşmelerde bunu
da söyleyin aslında biz yaparız bunu, Marmaray 2 yi,
hızlı treni biz yaparız, sırf biz değil, ABB, SIEMENS,
SCHNEIDER gibi dünyanın teknoloji firmaları da artık
Türkiye’ nin DNA’ sının içinde var, bu firmalar da artık
bizim mühendisliğimizin bir parçası. Bu firmalar doğru
bir finansla, proje yönetimleriyle başarılı bir şekilde
yapıyorlar. Sonuçta biz kendimiz de Türk mühendisliği
olarak bunları yapabiliriz. Sanayi Bakanlığının filminin
136
Halıcı Elektronik’in Başkanı Dr. Hüseyin Halıcı da,
“Bizim o hedefler için de çalışmamız var. Hepimiz
mühendislik kökenliyiz, kişileriz. Ben bugün sabah
itibariyle Hindistan’dan geldim. Bir iki not aldım; onları
paylaşmak istiyorum. Bizim Türkiye’miz şu anda iyi
bir noktada ve daha iyi bir noktaya gidiyoruz. Genel
olarak baktığımızda, gerçekten bu iyi noktada olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Bilmediğimiz nokta var. Bu
amaçla biz bu sürece bireysel olarak baktığımızda ayak
uyduruyoruz; ancak birleşemiyoruz çok fazla. Şimdi
bizim avantajımız ne? Bir taraftan Avrupa’nın Çin’i,
Türkiye; öbür taraftan gerçekten mühendislik yaklaşımlarınız belki de şu anda yazılımda çok iyi bir noktada
olan Hindistan’dan bile önde olduğunuzu gösteriyor.
Demek ki bizim şirketlerin kazanması için gerekli olan
platformları oluşturmamız lazım. Şimdi baktığınızda
inşaat firmalarımız dünyada 3. ya da 4., bazen 5. oluyor. Bunların bütün mekanik, elektromekanik kısımları
başka firmalar tarafından yapılıyor. Biz bunlara ihtiyaç
duydukları her şeyi yapabiliriz. Eğer onlarda böyle bir
talep yoksak belki bizim orada olmamızdan geliyor.
Biz bu dönemde buna önem vereceğiz. Net söyleyeyim sizlerin kazanması lazım, hepimizin kazanması
lazım. Biz kazandığımızda ortaklarımız ürün satışlarını
Türkiye’den yapacaklar. Onlar da kazanacak. Sonuçta
herkesin kazandığı bir ortam olacak,” diyerek görüş
bildirdi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
ENOSAD 6. Dönem organları seçildi:
Yönetim Kurulu Asil:
Yönetim Kurulu Yedek:
1- AES-ACAR Ltd. Şti. / Yaşar ACAR
2- E3TAM A.Ş. / Sedat Sami ÖMEROĞLU
3- EMF Motor A.Ş. / Hasan Basri KAYAKIRAN
4- EMİKON Ltd. Şti. / Valentin DENİSENKO 5- ENTEK Teknik A.Ş. / Hasan TERZİOĞLU 6- FESTO A.Ş. / Tuncay SOYDAŞ
7- HALICI Ltd. Şti.
/ Hüseyin HALICI 8 - HKTM A.Ş. / A. Tunç ATIL 9- MITSUBISHI Elektrik A.Ş. / Yiğit KÜNTAN 10- SCHNEIDER Elektrik A.Ş. / Mehmet ÖZALP 11- SERVO KONTROL Ltd. Şti. / D. Remzi SALİ
1- AKTEL Ltd. Şti. / Bekir AKTAŞ
2- DACEL Müh. Ltd. Şti. / Erkan CİRİT
3- EKSEN Ltd. Şti. / Turan TÜRKMEN
4- ELİAR A.Ş. / Metin GÜNHOŞ
5- HAKAN Elektrik Ltd. Şti. / Ahmet ZURNACI
6- IFM Elektronik Ltd. Şti. / Derya GÜRSOY
7- KUKA Roboter GmbH / Metin PERİNCEK
8- PARKER Ltd. Şti. / Aygün EROL
9- SCHUNK Intec Ltd. Şti. / Emre SÖNMEZ
10- STAUBLI Ltd. Şti. / Bahadır KILIÇ
11- YRM Otomasyon A.Ş. / Ahmet ÜZÜMCÜ
Denetim Kurulu Asil:
Denetim Kurulu Yedek:
1- GÜNMAK A.Ş. / İbrahim GÜNER
2- JUMO Ltd. Şti. / Mustafa YILMAZER
3- TESTO Ltd. Şti. / Selman ÖLMEZ
dan oluşan tek liste seçildi.
1- ASP Otomasyon Ltd. Şti. / Bülent VURGUN
2- RİTTAL Pano Ltd. Şti. / Kağan HASAN
3- SMS-TORK A.Ş. / Enver KAYA
MAKFED - Makine İmalat Sanayii Dernekler Federasyonu’ na üye olunması müzakereye açıldı ve oy birliği ile kabul
edildi.
Makine İmalat Sanayii Dernekler Federasyonu’na 3 asil ve 3 yedek Delege seçimine geçildi. Makine İmalat Sanayii
Dernekler Federasyonu’na aşağıdaki isimler Delege olarak seçilmiştir:
MAKFED Asil Üyeler: MAKFED Yedek Üyeler
1- E3TAM A.Ş. / Sedat Sami ÖMEROĞLU 2- GÜNMAK A.Ş. / İbrahim GÜNER
3- HKTM A.Ş. / A. Tunç ATIL
Olarak seçildiler.
1- BİLKO A.Ş. / A. Can TUNÇELLİ
2- BOSCH REXROTH A.Ş. / Nurtaç AKDAĞ
3- SMS-TORK A.Ş. / Enver KAYA
ENDÜSTRİ OTOMASYON
137
Haberler
Eaton’ın 17 Metrelik Dev Teknoloji Tırı Türkiye’de
■ Küresel güç yönetimi şirketi Eaton, makine imalatında karlılığı artıran yenilikçi çözümlerini 17 metrelik
Teknoloji Tırı’yla Türkiye pazarına tanıtıyor
Küresel güç yönetim şirketi Eaton, Avusturya, Almanya,
İsviçre, Türkiye, İtalya, İspanya ve Fransa’da 50’den
fazla makine üreticisine ulaşmak üzere ‘’Mobil Teknoloji
Günleri’’ konseptli özel bir road-show düzenliyor. Şirketin
makine üreticilerine yönelik tüm yenilikçi elektrik, hidrolik,
ve filtreleme çözümlerinin tanıtıldığı Eaton Mobil Teknoloji
Günleri 17 metrelik son teknoloji ürünü Eaton Teknoloji
Tırı’nda gerçekleşiyor. Avrupa genelinde stratejik öneme
sahip 7 pazarda iki aylık bir süreçte müşterileriyle buluşan Eaton Teknoloji Tırı; Türkiye’de 2-16 Haziran tarihleri
arasında İstanbul, Kocaeli, Adapazarı, Bursa, Kırıkkale,
Karabük ve Ankara olmak üzere 7 şehri dolaşacak.
138
Eaton Mobil Teknoloji Günleri’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eaton Elektrik Orta Doğu Avrupa Satış
Direktörü Iordan Minca: “Avrupa, dünyanın en büyük
makine imalat pazarını oluşturuyor. Türkiye de bu pazarın
en önemli oyuncularından biri. Pazarın kendini adapte
etmesi gereken pek çok gündem maddesi var; kısalan
ürün yaşam döngüleri, artan maliyetler ve elektrikli
motorlardaki eko tasarım koşullarına ilişkin geliştirilen EC
640/2009 direktifinde olduğu gibi gittikçe daha kapsamlı
hale gelen mevzuatlar… Bu çerçevede, Türkiye’nin özellikle makine ihracatı yapan üreticilerinin artan başarılarını
destekleyecek yenilikçi çözümler geliştirmek bizim için
büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.
Eaton Teknoloji Tırı’nın Türkiye ziyaretini değerlendiren
Eaton Türkiye Hidrolik Güç & Kontrol Satış Müdürü
Emre Semiz de, road-show boyunca tırda eğitim ve
panellerin düzenleneceğine değinerek: “Eaton Mobil
Teknoloji Günleri ile müşterilerimizin ve pazarın ihtiyaçlarını birebir analiz ederek ilgili çözümleri anında
paylaşabiliyoruz, interaktif seminerler ve eğitimlerle
sektörü destekliyoruz” dedi. Semiz sözlerine şöyle
devam etti: “Türkiye bölgenin en stratejik imalat merkezlerinden biri konumunda. Çerkezköy’de 2 bin’den
fazla çalışanımızla dünyadaki en büyük endüstriyel hortum imalat tesisine sahibiz. Böylesi bir yapıyla Türkiye
pazarının sektördeki başarısının bir parçası olmaktan
büyük gurur duyuyoruz”.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Yayın Dünyası
Güç Elektroniği
Çeviriciler, Uygulamalar ve
Tasarım
Ya­za­rların›n Ad›: Ned Mohan, Tore M.Undeland,
William P. Robbins
Türkiye’de güç elektroniği sanayii hızlı bir ilerleme göstermiş; kesintisiz güç kaynağı, motor kontrolu,
endüksiyonla ısıtma, elektrikli ev aletleri, otomotiv ve tekstil gibi geniş bir alanda tasarım ve üretim yapan
firmalar ortaya çıkmıştır. Bunun yanında yurtdışından gelen sistemlerin çoğunda güç elektroniği teknolojisi
kullanılmaktadır. Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunlarının belirli bir kısmı bu sektörlerde istihdam edilmektedir.
Güç elektroniği konusu, başta İ.T.Ü. olmak üzere Türkiye’deki birçok üniversitede çeşitli isimdeki derslerle
öğretilmektedir. Bu derslerin bir kısmı Türkçe olarak verilmektedir. Hangi dilde verilirse verilsin bir Türkçe
kitabın gerek eğitim öğretimde gerekse uygulamalı mühendislikte çok önemli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
ISBN: 978-975-8431-99-1
B. Y›­l›: 2003
Say­fa Sa­y›­s›: 896
Fi­ya­t›: 45,00 TL
140
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Yayın Dünyası
Otomatik Kontrol Sistemleri
Ya­za­rların›n Ad›: Benjamin Kuo
Genç mühendislerin elinden düşmeyen bu kitabın temel özelliği, geleneksel konuları basit bir dille
ele alması, anlatımını uygulamaya yönelik örneklerle desteklemesi ve her baskıda yeni konuları
bünyesine alarak sürekli güncel kalabilmesidir.
Yaklaşık 50 yıldır kendisini otomatik kontrol sistemlerinin uygulamalarına adamış, tecrübeli bir araştırmacı
ve mühendis Benjamin C. Kuo tarafından kaleme alınmıştır. Yazarın en önemli özelliği bilimsel çalışmaları
yanında, yıllardır sürdürdüğü eğitim hizmetinde otomatik kontrole çok sayıda kitap kazandırmış olmasıdır.
İlk baskısı 1962’de yapılmış olan bu kitap, 60’lı yıllarda mühendislik eğitimine başlayan ve bugüne kadar
aynı yolu izleyen pek çok öğrenciye otomatik kontrolü sevdirmiş, öğretmiş ve çalışma alanı olarak geniş bir
öğrenci kitlesinin otomasyona yönelmesine neden olmuştur.
ISBN: 9789757860945
B. Y›­l›: 2013
Say­fa Sa­y›­s›: 944
Fi­ya­t›: 50,00 TL
ENDÜSTRİ OTOMASYON
141
reklam indeks
i
Firma Adı
No
Firma Adı
No
■ ABB
1-31
■ JUMO
10
■ ABB
ÖN İÇ KAPAK
■ KUKA
59
■ AKBİL
83
■ BETA
8-62
■ BETA
ARKA İÇ KAPAK
■ LÖSEV
107
■ MITSUBISHI ELECTRIC TURKEY 11-54
■ MEDEL
4-49
■ B&R ENDÜSTRİYEL OTOMASYON
5
■ NEUGART
51
■ CPLA TURKEY
3
■ NETES
65
■ PHOENIX CONTACT
53
68-129
■ ROBOSAN
41
119
■ RUTRONIK
33
■ DİYAFON
■ EKSEN AJANS
■ ENOSAD
95
■ ENTEK
23
■ SCHNEIDER
■ EMİKON ELEKTRONİK
69
■ SIEMENS
■ EMİKON OTOMASYON
69
■ SCHUNK
■ EMKO
79
■ TURCK
■ ELİMKO
44
■ TÜRKMEN ASANSÖR
■ ESİT
9
■ GMT
35
■ WORLDCHEM
ÖN KATLAMA KAPAK
19
ARKA KAPAK
27
139
89

Benzer belgeler

enerji sektörümüzün pozitif görünümü

enerji sektörümüzün pozitif görünümü Cen­giz Me­riç / Hi­pafl Emin Ol­cay / Ak­bil A.fi. Çağrı Hekimoğlu / Esit Gök­tu€ Gür / Schnei­der H. Cen­giz Ce­lep / En­tek Otomasyon Ha­san Bas­ri Ka­ya­k›­ran / Emf Motor ‹b­ra­him Er­kan Ye­nel...

Detaylı

Tektronix Osiloskop Ölçme Teknikleri

Tektronix Osiloskop Ölçme Teknikleri Oral Av­c› / Pio­mak Öz­kal Gü­ner / Schnei­der Elec­tric Se­dat Sa­mi Öme­ro€­lu / E3Tam Gökhan Yücel / Phoe­nix Con­tact fiah­nur Aga­ik / GSD Osman Kutan / ABB Ta­lat Av­c› / P›­nar Müh. T. Ha­ka...

Detaylı