Mart 2015 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği

Yorumlar

Transkript

Mart 2015 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği
İÇİNDEKİLER
42 DOKAP’TA TARIMA YATIRIM BÖLGEYİ
GELİŞTİRECEK
AYIN KONUSU
HABERLER
48 BAKANLIĞIMIZIN KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK VE
DESTEKLEME POLİTİKALARI
6 BAYRAKTAR'A DESTEK ZİYARETLERİ
52 KÜÇÜKBAŞ HAYVAN HASTALIKLARI VE
KARANTİNASI
18 BAYRAKTAR'IN KABULLERİ
20 MERSİN TANITIM GÜNLERİ
T ZOB DİYOR Kİ!
29 TARIM İSTİHDAMINDA MANİSA BÖLGESİ
YİNE BİRİNCİ
Yayın Türü
56 DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU
BÖLGELERİNDE KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK
60 TÜRKİYE’DE KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK VE
ÖRGÜTLENMENİN GETİRDİKLERİ
73 HEPOKUR VE ODA BAŞKANLARINDAN ZİYARET
40 SU ZENGİNİ DEĞİLİZ
Basım Tarihi
20.04.2015
Dağıtım
MNG Kargo
72 TARIMIN GELECEĞİ İÇİN
ÜRETİCİ BİRLİKLERİ ŞART
26 TARIM İSTİHDAMI AZALMASINA RAĞMEN
İŞSİZLİĞİ TEK HANEDE TUTTU
Yayın Kurulu
Yaygın Süreli Yayın
ODALARIMIZDAN
24 SU ÜRÜNLERİ İHRACATI GELECEK VAADEDİYOR
Ebru Mine Esen
Görsel Katkı
66 DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE KÜÇÜKBAŞ
HAYVANCILIK ÜRETİMİ
22 OLUMSUZ HAVA KOŞULLARI
FİYATLARA YANSIDI
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
"Tarım ve İnsan" fotoğraf
yarışmasından alınmıştır.
34 TARIM ÜRETİCİ FİYATLARI VE
İSTİHDAMINDA DÜŞÜŞ
38 ORMANLAR MİLLİ SERVETTİR
Bekir Şinasi Özdemir
Mahmut Öksüz
32 TOPRAĞA GEREKEN ÖNEM VERİLMİYOR
36 PATATESTE EKİM ZAMANI
Genel Yayın Müdürü
Foto Muhabiri
30 KÜMES HAYVANCILIĞI 2015'E İYİ BAŞLADI
15 BAYRAKTAR, KONYA ZİRAAT ODALARI
İL KONGRESİ’NE KATILDI
TZOB Adına
Genel Başkan Ş. Şemsi Bayraktar
M. Hikmet Yavuzyiğit
Metin Türkyılmaz
Ömer Kaya
Dr. M. Fethi Güven
Hasan Hüseyin Coşkun
Prof. Dr. Mevhibe Albayrak
Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu
Prof. Dr. Erdoğan Güneş
Dr. Özden Hiçbirol
28 DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
14 BAYRAKTAR, SAKARYA ZİRAAT ODALARI
İL KONGRESİ’NE KATILDI
İmtiyaz Sahibi
74 ÇİFTÇİLERE BAĞ-KUR ÇAĞRISI
76 SİGORTA ÇAĞRISI
Yönetim Yeri
Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü
GMK Bulvarı No: 25
Demirtepe/ANKARA
Tel: 312 231 63 00
Fax: 312 229 65 38 - 231 30 77
e-mail:[email protected]
Baskı
Dorukkaya Matbaacılık Yayıncılık
Reklamcılık Madencilik
Enerji ve İnşaat A.Ş.
Macun Mahallesi 195. Cadde No: 2
Yenimahalle - ANKARA
Tel: 0312 397 11 97-98
Çiftçi ve Köy Dünyası dergisi
basın ahlak kurallarına uymayı
taahhüt eder. Yayımlanan yazıların
sorumlulukları sahiplerine ait olup,
Birliğimiz görüşlerini yansıtmamaktadır.
Dergide yayımlanan yazılar, kaynak
gösterilmek koşuluyla, diğer yayın
organlarında yayımlanabilir.
Gönderilen yazılar iade edilmez.
TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİ
BAŞKANDAN
BAŞKANDAN
SESLENİŞ
Ziraat Odalarımızın değerli mensupları, sevgili çiftçi dostlarım,
Ülkemizin en fazla üyeye sahip Anayasal meslek kuruluşu olan Türkiye Ziraat
Odaları Birliğimizin 52. yılını geride bıraktık. Mayıs ayında 26. Genel Kurulumuzu yapacağız.
Biliyorsunuz, dünyada her geçen yıl önemi daha da artan, enerjiyle birlikte
bütün ülkeler için olmazsa olmaz durumundaki tarım sektörü, Türkiye’miz için
de ekonomimizin temeli, hemen bütün diğer sektörlerin de lokomotifi konumunda. Bu bilinçten hareketle, göreve geldiğimizden itibaren çalışmalarımızı, çiftçimizin, üreticimizin ve ülkemizin yararına olduğunu bildiğimiz yönde ve artan bir
ivmeyle; Yönetim Kurulumuzdaki arkadaşlarımız ve 759 Ziraat Odamızın bütün
Başkanları, tüm personelimizle büyük bir ahenk içinde devam ettirdik. “Tarımın
bir sorunu çözüldüğünde, hem üreticilerimizin hem tüketicilerimizin hem de ülkemizin bir sorunu çözülmüş olur” anlayışıyla yürüttüğümüz geceli gündüzlü
çalışmaların, çok şükür ki, bu dönemde meyvelerini almaya başladık.
Bu dönem, adeta hizmet seferberliği yürüttüğümüz bir “yükselme dönemi”
oldu. “Çiftçimizden aldığımız her kuruşun, helal alın terinin karşılığı olduğu” bilinciyle yürüttüğümüz çalışmalarla, toplanan her kuruşun, yine çiftçimize, hizmet olarak dönmesini sağladık.
Bu dönemde, hizmete cevap veremeyen Genel Merkez binamızı yeniledik.
Başta kadın çiftçi eğitimleri olmak üzere, birçok bakanlığımızın yanı sıra çeşitli kurum ve kuruluşlarla imzaladığımız protokoller çerçevesinde, adeta bir seferberlik halinde eğitim çalışmalarımızı yürüttük. Tarımda verimliliğin anahtarı
olan bilgiye ulaşmanın tek yolu olan eğitime verdiğimiz önemi, temelini bu dönemde attığımız ve çok kısa süre içinde açılışa hazır hale getirdiğimiz, “Türkiye
Ziraat Odaları Birliği Eğitim Merkezi ve Sosyal Tesisi” ile ortaya koyduk.
Yarım yüzyılı aşan tarihinde Birliğimiz için adeta devrim niteliğindeki “Türkiye
Ziraat Odaları Birliği Bilgisayar Otomasyon Yazılım Projesi”ni tamamlayarak,
bütün Ziraat Odalarımızın aynı ağ üzerinden, Genel Merkezimizle entegrasyonunu sağladık. Ülkemizin bir bakıma tarım haritasını da çıkaracak bu sistemin,
eğitim çalışmalarını tamamlayarak, 759 odamızın tamamında kullanılabilir duruma getirdik.
Ş. Şemsi BAYRAKTAR
Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Genel Başkanı
Değerli Arkadaşlarım, Ziraat Odalarımızın her birini,
temsilcisi olmaktan büyük gurur ve onur duyduğumuz,
vefakâr, fedakâr, cefakâr çiftçimizin hizmetinde olduğumuz hizmet üsleri olarak görüyoruz. Bu gerçekten hareketle, çiftçimizin tümüne, ülkemizin tüm coğrafyasında
hizmet götürme sözümüzü bu dönemde yerine getirmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Zira bu konuda, çiftçilerimize/
üyelerimize ulaşma ya da hizmet verme oranımız yüzde
yüze ulaştı. Keza, kurulu oda sayımız 759’a yükseldi;
odalarımızdan hizmet alamayan çiftçimiz kalmadı.
“Değişim, atılım ve yeniliklerin dönemi” olarak özetleyebileceğimiz bu süreçte, Birliğimizin ulaştığı sayısal
değer ya da büyüklükler, yerinde bir ifadeyle bazı alanlarda tepe noktasına ulaştı, bazı alanlarda ise bu noktaya
yaklaştı. Bu dönemde, “Teşkilatlanma” çalışmalarımızı
tamamladık.
Otomasyon çalışmaları kapsamında, uluslararası standartlara uygun ve otomasyon yazılım çalışmaları için gerekli tüm donanımlara sahip ‘Türkiye Ziraat
Odaları Birliği Veri Merkezi’ni oluşturduk.
Odalarımızın binalaşma oranı, araç parkı olma oranı
önemli düzeyde geçmişle karşılaştırılamayacak oranda
arttı; tarım danışmanı sayısı 600 mühendis-veterinere,
759 odamızda hizmet veren çalışan sayımız da 3 bine
yaklaştı.
Birliğimiz, bu dönemde, başta Avrupa Çiftçiler Birliği, Ekonomik ve Sosyal
Konsey, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi, Tütün
ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, İktisadi Kalkınma Vakfı olmak üzere, çok
sayıda ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarda, Yönetim Kurulumuzca kararlaştırılan yöneticilerimiz tarafından temsil edildi.
Çiftçimize hizmet etmeyi, hizmetinde olmayı bir ibadet
olarak gören anlayışla sürdürdüğümüz çalışma ve gayretler, aynı zamanda ülkemizin bütününü de kapsayacak
şekilde sosyal projelerle genişletildi. Üretime, verimliliğe
verdiğimiz önemin bir o kadarı, var olan kaynaklarımızın
korunması ve israfının önlenmesine yönelik olarak verildi.
Orman ve Su İşleri Bakanlığımız ile imzaladığımız “TZOB
50. Yıl Hatıra Ormanları” ile israfa yönelik olarak hazırladığımız ve ulusal televizyon ve radyolarda yayımlanmasını sağladığımız “Kamu Spotları” bu konulara verdiğimiz
önemin, en somut göstergeleridir.
Gelecek yılların tarım anlayışı, çevreye duyarlı, doğal,
doğaya saygılı ve doğayla bütünleşmiş, yüksek verimli,
yüksek kaliteli, sadece doyurmaya değil, sağlıklı beslemeye elverişli, belirlenmiş standartlara uygun gıda üretimi
olacaktır. Çünkü, insan yaşamı için üç temel gereksinim
olan hava, su ve gıdadan sonuncusunu üretme sorumluluğu tarım kesiminin üzerindedir.
Nihai hedefimiz, her geçen gün uygarlık ve ilerleme çıtasını daha yükseğe taşıyarak, Cumhuriyetimizin
100’üncü yılına doğru, Türkiye’yi dünyanın 5. tarımsal üretim ekonomisi olmasının ötesinde bölgenin ve dünyanın
liderliğine taşımaktır.
Bu uğurda, yolumuz ve bahtımız açık, gelecek her günümüz daha aydınlık, çiftçi deyimiyle daha uğurlu ve bereketli olsun.
Ülkemize, çiftçilerimize, odalarımıza ve tüm çalışanlarımıza, sağlıklı ve huzurlu bir yaşam, işlerinde başarılar,
ürünleri için bolluk, kazançları için bereket diliyor, saygılar
sunuyorum.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
5
HABERLER
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın
TZOB Genel Kurulu’nda yeniden aday olacağını açıklaması
Türkiye genelindeki Ziraat Odalarınca büyük memnuniyetle
karşılandı. Ziraat Odası başkanlarının, Genel Başkan Bayraktar’ın
bu kararının ardından geçen ay başlattıkları teşekkür ve destek
ziyaretleri Mart ayı boyunca da yoğun şekilde devam etti.
Konya, Ankara ve Yozgat illerinin Oda başkanlarının ardından
Trabzon, Bursa, İzmir, Kocaeli, Mardin, Şırnak, Bolu, Aydın,
Antalya, Denizli, Rize, Erzurum, Ordu, Adıyaman ve Giresun il ve
ilçe Ziraat Odası Başkanları Ankara’ya gelerek, teşekkür
ve destek mesajlarını ilettiler.
Ziraat Odalarının Başkanları'nın
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a
Destek Ziyaretleri Sürüyor
Trabzon Ziraat Odaları
Trabzon'dan 13 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel
Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın Genel Başkan adaylığının
Ziraat Odaları ve çiftçilerin ortak beklentisi olduğunu bildirdiler. Şemsi Bayraktar’ın Genel Başkanlığı döneminde Zira-
at Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin büyük aşama
kaydettiğini, bunun devam etmesini istediklerini belirttiler.
Trabzon Ziraat Odaları’nın kabulünde, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kozoğlu da hazır bulundu.
Bursa Ziraat Odaları
Bursa'dan 15 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel
Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin Şemsi
Bayraktar’ın Genel Başkanlığı döneminde birçok sıkıntıyı geride bıraktığını, büyük bir güce kavuştuğunu, bunun devam
etmesini istediklerini belirttiler. Oda Başkanları, Bayraktar’ın,
Ziraat Odalarının bina, laboratuvar, tesis açılışlarına ve ürün
hasatlarına katılarak, tabii afet bölgelerini ziyaret ederek çiftçinin kederde sevinçte her zaman yanında olduğunu, gecesini
gündüzüne katarak, özveri içinde çalıştığını bildirdiler.Bursa
Ziraat Odaları’nın kabulünde, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi
Tuncer Başoğlu da hazır bulundu.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
7
HABERLER
HABERLER
İzmir Ziraat Odaları
İzmir’deki 16, Kocaeli’ndeki 7 Ziraat Odası’nın başkanları, TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın Genel
Başkanlık adaylığını büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirttiler; bu kararı, hem Ziraat Odaları hem de çiftçiler
açısından son derece önemli bulduklarını bildirdiler. Şemsi
Bayraktar’ın Genel Başkanlığı döneminde Ziraat Odaları ve
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin büyük mesafeler kat ettiği
görüşünü dile getiren Oda Başkanları, yeni dönemin, hizmetin ve sürdürülen proje ve çalışmaların devamlılığı açısından büyük önem taşıdığını ifade ettiler. Yaptığı çalışmalar
ve gösterdiği özveriler için teşekkürlerini sunan Oda Baş-
kanları, hem Genel Kurul’da hem de sonrasında Bayraktar’a
destek ve sürdürdüğü çalışmalara omuz vereceklerini ifade
ettiler. Oda Başkanları, “Şemsi Bayraktar döneminde, Ziraat
Odaları Birliği’nin tarihindeki en büyük atılımlar gerçekleştirildi. Sayın Bayraktar’ın, kuruma olan hizmetlerini takdirle
karşılıyor, yeni dönemin daha büyük çalışma ve atılımlar
dönemi olacağı inancımızla Genel Başkanımıza olan güven
ve desteğimizi arz ediyoruz. Mayıs ayında yapılacak Genel
Kurul’un hepimize, Türk çiftçisine ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz” ifadelerini kullandılar. İzmir Ziraat Odaları’nın
kabulünde, TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Sorman da hazır bulundu.
Mardin-Şırnak Ziraat Odaları
Mardin’den 8, Şırnak’tan 5 Ziraat Odası Başkanı,
TZOB Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden
aday olmasını memnuniyetle karşıladıkları, temennilerinin
Bayraktar’ı Genel Kurul’da yeniden Genel Başkan olarak
görmek olduğunu söylediler. Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin, Şemsi Bayraktar’ın Genel Başkan-
lığı döneminde çok büyük atılımlar yaptığını, bu atılımların
devam etmesini istediklerini belirttiler. Oda Başkanları,
Bayraktar döneminde Ziraat Odalarının bina, laboratuvar,
ürün işleme merkezleri açmada adeta yarıştığını bildirdiler. Mardin ve Şırnak Ziraat Odaları’nın kabulünde, TZOB
Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Cevat Delil de hazır bulundu.
Bolu Ziraat Odaları
Kocaeli Ziraat Odaları
8
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Bolu’dan 8 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel Merkezi’nde,
Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, yaptığı çalışmalarla Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları
Birliği’nin gelişimine büyük katkı yapan Bayraktar’ın yeniden
aday olmasının kendilerini sevindirdiğini bildirdiler.
Oda Başkanları, Bayraktar döneminde Ziraat Odalarının, hemen her alanda büyük atılım yaptığını, çiftçiye hizmette yarıştığını belirttiler. Bolu Ziraat Odaları’nın kabulünde, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Gamzeli de hazır
bulundu.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
9
HABERLER
HABERLER
Aydın Ziraat Odaları
Aydın’dan 16 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel
Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul
edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden aday olmasının Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin hızlı
gelişiminin devamını sağlayacağına inandıklarını bildirdiler.
Bayraktar döneminde Ziraat Odaları Birliği’nin tarihinde en
büyük atılımların yapıldığı, gelişmelerin yaşandığı bir dönem
olduğunu belirten Oda Başkanları, Ziraat Odaları olarak
kendilerine, Türk çiftçisine yaptıkları büyük hizmetleri, seslerini her platformda duyurmasını takdirle karşıladıklarını
vurguladılar. Oda Başkanları olarak Genel Başkana güvendiklerini ve desteklediklerini bildirdi. Aydın Ziraat Odaları’nın
kabulünde, TZOB Yönetim Kurulu Başkanvekili Nuri Sorman
da hazır bulundu.
Denizli Ziraat Odaları
Denizli’den 15 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel
Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi.
Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden aday olmasının Ziraat
Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin hızlı gelişiminin devamını sağlayacağına inandıklarını bildirdiler. Oda Başkanları,
Bayraktar’ın Genel Başkan adaylığının Ziraat Odaları ve çiftçi-
lerin ortak beklentisi olduğunu bildirdiler. Şemsi Bayraktar’ın
Genel Başkanlığı döneminde Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat
Odaları Birliği’nin büyük aşama kaydettiğini, bunun devam
etmesini istediklerini belirttiler. Denizli Ziraat Odaları’nın kabulünde, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Gamzeli de hazır
bulundu.
Rize Ziraat Odaları
Antalya Ziraat Odaları
Antalya’dan 10 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel
Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden aday olmasının
Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin hızlı gelişiminin devamını sağlayacağına inandıklarını bildirdiler. Oda
Başkanları, Bayraktar’ın başkanlık döneminde çiftçiye hiz-
10
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
metin ibadet olduğu ilkesiyle çalıştığını, bu nedenle de Genel
Başkan’ın izinde Ziraat Odalarının da, çiftçiye hizmeti kolaylaştıran hizmet binaları, laboratuvar, ürün işleme merkezlerini,
makine parklarını süratle artırdıklarını belirttiler. Antalya Ziraat
Odaları’nın kabulünde, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet
Bahadır Sezgin de hazır bulundu.
Rize’den 7 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel Merkezi’nde,
Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, yeniden aday olan Bayraktar’ın Ziraat Odaları ve Türkiye
Ziraat Odaları Birliği’nin daha büyük atılımlara imza atacağına
inandıklarını belirterek, şunları kaydettiler: “Sayın Bayraktar’ın,
yaptığı işlerle Türk çiftçisi ve tarımına ivme kazandırdığının
yakından şahidiyiz. Türk çiftçisine ve Ziraat Odaları olarak
bizlere yaptıkları büyük hizmetleri takdirle karşılıyoruz. Kendisine minnettarız. Yeni döneminde daha büyük atılımlar ya-
pacağına inanıyoruz. Kendisine seçimlerde başarılar temenni
ediyor, seçimin Türk çiftçisine ve milletimize hayırlı olmasını
diliyoruz.” Oda Başkanları, Bayraktar’ın başkanlık döneminde çiftçinin alın terini yine çiftçiye hizmet olarak sunma ilkesiyle çalıştığını, bu nedenle de Genel Başkan’ın izinde Ziraat
Odalarının da, çiftçiye hizmeti kolaylaştıran hizmet binalarını,
laboratuvar, ürün işleme merkezlerini, makine parklarını, tarım
ürünleri satış ofisi, ziraat mühendisi istihdamını ve tarımsal
projelerini süratle artırdıklarını belirttiler.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
11
HABERLER
HABERLER
Erzurum Ziraat Odaları
Erzurum’dan 13 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel
Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul
edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden aday olmasının Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin hızlı
gelişiminin devamını sağlayacağına inandıklarını bildirdiler.
Bayraktar döneminde Ziraat Odaları Birliği’nin tarihinde birlik
binası başta olmak üzere Türkiye genelinde faaliyetlerini
sürdüren Ziraat Odalarının yüzde 80’inden fazlasını kendi
hizmet binasına kavuştuğunu, en büyük atılımların yapıldığı,
gelişmelerin yaşandığı bir dönem olduğunu belirten Oda
Başkanları, Ziraat Odaları olarak kendilerine, Türk çiftçisine
yaptıkları büyük hizmetleri takdirle karşıladıklarını vurguladılar. Oda Başkanları olarak Genel Başkana güvendiklerini ve
desteklediklerini bildirdi. Erzurum Ziraat Odaları’nın kabulünde, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Latif Maskan da
hazır bulundu.
Adıyaman Ziraat Odaları
Adıyaman’dan 8 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel
Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden aday olmasının Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin gelişiminin
sürmesi demek olduğunu bildirdiler. Bayraktar döneminde
Ziraat Odaları’nın hizmet binası, fabrika, ambalaj, paketleme,
ürün işleme tesisleri kurmada, makine parkları oluşturmada
adeta yarıştığını, Birliğin Odaların gelişime büyük katkı sağladığını belirten Oda Başkanları, Ziraat Odaları olarak kendilerine, Türk çiftçisine yapılan büyük hizmetleri takdir ettiklerini
belirttiler. Oda Başkanları, Genel Başkana güvendiklerini ve
desteklediklerini bildirdiler.
Ordu Ziraat Odaları
Ordu’dan 18 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel
Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul
edildi. Oda Başkanları, Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat
Odaları Birliği’nin ufkunu açan Bayraktar’ın yeniden aday
olmasından memnuniyet duyduklarını bildirdiler. Bayraktar
döneminde 50 yıldır değiştirilemeyen Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği Kanunu’nun yenilendiğini ve Ziraat
12
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Odalarının ekonomik anlamda güçlü hale geldiğini böylelikle Ziraat Odaları Birliği’nin tarihinde büyük atılımların yapıldığı, gelişmelerin yaşandığı bir dönem olduğunu belirten Oda
Başkanları, Ziraat Odaları olarak kendilerine, Türk çiftçisine
yaptıkları büyük hizmetleri takdir ettiklerini belirttiler. Oda
Başkanları olarak Genel Başkana güvendiklerini ve desteklediklerini bildirdi.
Giresun Ziraat Odaları
Giresun’dan 14 Ziraat Odası Başkanı, TZOB Genel
Merkezi’nde, Genel Başkan Bayraktar tarafından kabul edildi. Oda Başkanları, Bayraktar’ın yeniden aday olmasının
Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin hızlı gelişiminin devamını sağlayacağına inandıklarını bildirdiler.Oda
Başkanları, Bayraktar döneminde Ziraat Odalarının, çiftçiye
hizmeti kolaylaştıran ve artıran bina, laboratuvar, ürün işleme merkezlerini süratle artırdıklarını belirttiler. Giresun Ziraat
Odaları’nın kabulünde, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Hasan
Kozoğlu da hazır bulundu.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
13
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR, SAKARYA ZİRAAT ODALARI
İL KONGRESİ’NE KATILDI
BAYRAKTAR, KONYA ZİRAAT ODALARI
İL KONGRESİ’NE KATILDI
Bayraktar: Birlik binası başta olmak üzere Türkiye genelinde faaliyetlerini sürdüren
Ziraat Odalarının yüzde 80’inden fazlası kendi hizmet binasına kavuştu
Bayraktar: Türkiye tarımla ilgili bu konjoktürel durumu ya fırsata çevirecek ya da ıskalayacak.
Tercih bizim elimizde. Bu sektörde kaybedilecek zaman yok. Meslek kuruluşu olarak ilk görev bizim
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Sakarya Ziraat Odaları İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, göreve geldiği günden bugüne kadar önemli
çalışmalara imza attıklarını bildirdi. “Bu
süre içinde birlik binası başta olmak üzere Türkiye genelinde faaliyetlerini sürdüren
Ziraat Odalarının büyük bölümünün kendi
hizmet binasına kavuştuğunu vurgulayan
Bayraktar, “50 yıldan beri çıkarılamayan kanunları çıkardık ve Ziraat Odalarımız ekonomik anlamda güçlü hale getirildi. Birliğimizi
müstakil bir binaya, yine mükemmel sayılacak nitelikte bir sosyal tesise kavuşturduk.
Önümüzdeki günlerde düzenleyeceğimiz
törenle açılış yapacağız. Otomasyon projemizi de bitirdik” diye konuştu.
Bayraktar, yaptıkları çalışmalar sonucunda fındık ürününün yine alan bazlı desteğinin sürmesinin sağlandığını, Sakarya
da dahil olmak üzere fındık alanı olarak
gösterilmediği için desteklerden yararlanamayan yerleri destek kapsamına aldırdıklarını belirtti.
Çiftçinin bir liraya sattığı ürünü tüketicinin beş liraya aldığını, bu durumdan
çiftçinin zarar gördüğünü vurgulayan
Bayraktar, bunun kooperatifler tarafından
çözülebileceğinin altını çizerek, şunları
söyledi:
“Tarımı gelişen bütün ülkelerde ekonomik örgütler güçlü ve fonksiyonel. İşlevsel
olmak, mensuplarına fayda temin etmek,
iş görmek önemlidir. Ama biz bunu sağlayamadık. Üretici birlikleri bugünkü haliyle
fonksiyonel değil. Bunların kanunu çıkarken
çok katkı sağladık. Ama onları idari ve mali
yönden daha güçlü hale getirmemiz lazım.
Örgüt olmayınca plansızlık beraberinde geliyor. Ürün para etmiyor. Hayvanlar para etmiyor. Süt hayvanları kesime
gidiyor, süt hayvancılığı para etmiyor.
Yaptığımız girişimler sonucunda müdahale kurumu kurdurduk. Böylece Et-Balık
Kurumu’nun müdahale kurumu haline
getirildik. Süt hayvancılığını mutlak surette
ayakta tutmalıyız.”
14
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Çiftçilerimizin desteklemeleri
artırılmalı
Çiftçinin destek verildiğinde ihtiyaç
olan her ürünü yeterli miktarda temin
edeceğini gösterdiğini belirten Bayraktar,
“Uzağa gitmeye gerek yok. Sakarya’da
destekle yem bitkileri üretimi artmış, hayvancılık büyümeye başlamıştır. Süs bitkiciliği gelişmiştir. Tavukçuluk gelişmiştir. Birçok firma bugün rekabet içinde çalışıyor.
Kalite ve standart noktasında çok mesafe
alındı. Avrupa standartlarında üretim yapılıyor. Sakarya’da bazı meyve çeşitlerinde bakıyoruz, üretimi sağlamışız. Kaliteli
üretim yapıyoruz. Türkiye’nin her tarafında
üreticimize destek verildiğinde üreticimiz
mucizeleri başarıyor” dedi.
Aile işletmeciliğinin desteklenmesi ve
güçlendirilmesi gerektiğinin de altını çizen
Bayraktar, “Aile işletmeciliği tarımın sigortasıdır” diye konuştu.
40 milyar verimlilik kaybı var
Tarladan hasada kadar 40 milyar lira
verimlilik kaybı, israfı olduğunu belirten
Bayraktar, şöyle devam etti: “Bunu ekonomiye kazandırmamız lazım. Sadece yetersiz ve yanlış gübre kullanmaktan dolayı
10 milyar lira civarında ekonomik kaybımız
var. Bu fevkalade önemli bir rakam. Ziraat Odaları olarak bu laboratuvarları niye
kuruyoruz. Değerli çiftçilerimizin toprak
tahlili yaptırmaları önemli. Bununla alakalı
desteklemeler de var. Çiftçimiz bu toprak
tahlillerinden destekleme alıyor. Çiftçilerimizden topraklarını alalım getirelim ve tahlil
yaptıralım. Çiftçinin topraklarının mutlaka
tahlil ettirilmesi gerekir. Ziraat Odaları genel
kaynaklarını çiftçiye kullanmalı, mesela biz
de laboratuvar yapalım Sakarya’ya, Tarım
Bakanlığı Sakarya’ya laboratuvar kurulmasına hazır, yapalım bunu, bu israfı ekonomiye kazandırırsak daha fazla ihracat yaparız.
Verimlilik rakamlarını en kısa zamanda telafi
etmemiz, artırmamız lazım.”
Çiftçilikte mukayeseli üstünlüğün anahtar kelimesini “verimlilik” olarak gösteren,
“Çiftçimiz daha çok desteklenmeli ki rekabet edecek seviyeye gelsin ve hasıladaki
payı yılda 150 milyar dolara çıksın” diyen
Bayraktar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Devletin verdiği desteği çiftçi zaten
stopajla, ÖTV’yle, KDV’yle fazlasıyla geri
ödüyor. Tarımına destek veren ülkelere bir
baktığımızda, çiftçilerine ne kadar destek
sağlanıyor görüyoruz. Allah kimseyi açlıkla
terbiye etmesin. Çiftçimiz, yüce milletimizi aç bırakmamak için elinden geleni yapıyor. Karşılığını alamıyor da olsa sürekli
olarak üretiyor ve bundan sonra da üretmeyle devam edecek. Çünkü biz bu güzel
yurdumuzun sigortasıyız” dedi.
Genel Başkan Bayraktar, katıldığı
Konya Ziraat Odaları İl Kongresi’nde, çiftçinin desteklendiğinde neler yaptığının
görüldüğünü bildirerek, “Türk çiftçisine,
çok fazla destek ve para veriliyor diyenlere sesleniyorum, Türk çiftçisinin yapısal
sorunları var. Örgütlenme ve yetersiz teknoloji de bunun içinde. Çiftçi müthiş bir
maliyet baskısıyla karşı karşıya” dedi.
Bayraktar, “Türkiye'de 30 milyon parsel var. İşletme büyüklüğü 59 dekar. Biz
bu koşullarda üretim yapıyor, ülkenin gıda
güvencesini sağlıyoruz. 37 milyon turisti
besliyor, 18 milyar dolarlık tarım ve gıda
ihracatı yapılmasına imkân veriyoruz. Bu
Türk çiftçisinin mucizesidir” diye konuştu.
TZOB’un son derece demokratik seçimlerle yönetim organlarını oluşturduğunu, Ziraat Odası başkanlarının 4, Genel
Başkan’ın 7 seçimden geçerek görevlerine seçildiğini belirten Bayraktar, “Yaklaşık
12 senedir Genel Başkanlık yapıyorum.
Her genel kurulda, başta Konya olmak
üzere bütün illerimiz beni destekledi. Çok
başarılı genel kurullar geçirdik. Sizleri
mahcup etmedik. Verdiğiniz bu güvene
layık olmaya çalıştık” dedi.
Görevde bulundukları sürede gerçekleştirdikleri çalışmalara ve Ziraat Odalarının ulaştığı noktalara dikkati çeken Bayraktar, TZOB ve Ziraat Odaları olarak hızla
büyürken paydaşların da büyümesini çok
arzu ettiklerini vurguladı. Bayraktar, şöyle devam etti: “Paydaşlarımıza her türlü
desteği veriyoruz. Vermek zorundayız.
Çünkü benim üreticim bir liraya ürettiğini,
tüketicime 5 liraya yediriyorlarsa burada
bir sistem bozukluğu var. Burada ekonomik örgütlerin varlığı fevkalade önemli.
Tarımı geliştiren ülkelerdeki örgütler hiçbir zaman üreticiyi mağdur etmez. Ürünü
alır soğuk hava depolarına atar, üreticiyle
tüketiciyi buluşturur, hatta bir sözleşmeyle sanayici ile üreticinin entegrasyonunu
sağlar. Hiçbir zaman üreticinin bir liraya
sattığını tüketici 5 liraya yemez.
Türkiye'de yıllarca kooperatifleri, bir
takım ekonomik örgütleri kurduk ama
bunları yaşatamadık. Pankobirlik, bunlardan ayrı. Başarılı bir ekonomik kuruluş.
Yaptığı tesislerle bölge çiftçisine ve bölge
halkına destek sağlıyor. Üretici yasasının
çıkarılmasına büyük destek verdik. Buna
rağmen bugün üretici birliklerinin çiftçimize yeterli hizmet verebildiğini söyleyemeyiz. Onları daha güçlü hale getirmeliyiz.
Kamu marifetiyle bunu sağlama şansımız
yok. Sayın Başbakan’a da arz ettik. Üretici birliklerini daha fonksiyonel hale getirelim ve üreticimiz artık pazarlama sorunu
çekmesin.
Her şeyi kamudan bekleme anlayışından da sıyrılalım. Sektörümüzde her şeyi
Tarım Bakanlığı’ndan bekleme anlayışından sıyrılalım. Tarım Bakanlığı’nın bazı
yüklerini biz üzerimize aldık. Daha farklı
hizmetlerini de alacağız. Buna talibiz.
Çok önemli çünkü biz çiftçimizin yasal
meslek kuruluşuyuz. Çiftçimizin sahibi biziz. Tarım Bakanlığı’ndan ve Tarım il, ilçe
müdürlüklerinden evvel bütün kaynaklarımızı çiftçi için kullanıp, çiftçimizin hizmetine sunmak zorundayız.”
Ziraat Odalarına gelen paranın alın
teri olduğuna dikkat çeken Bayraktar, bu
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
15
HABERLER
HABERLER
Bayraktar: "Türk çiftçisine, çok fazla
destek ve para veriliyor diyenlere
sesleniyorum, Türk çiftçisinin yapısal
sorunları var. Örgütlenme ve yetersiz
teknoloji de bunun içinde. Çiftçi müthiş
bir maliyet baskısıyla
karşı karşıya."
tar, “Konya Ovası Projesi (KOP) sadece
Konya için değil civar iller içinde önemli.
Bu 1,1 milyar hektar arazinin sulanması,
100 bin kişiye istihdam demek. Çok daha
önemlisi tarımda verimlilik yakalamak,
üretimi hızlı bir şekilde artırmaktır” diye konuştu. Girdi maliyetlerinin yüksekliğine dikkati çeken Bayraktar, “Özellikle mazotta
desteğin artırılmasını talep ediyoruz. ÖTV
ve KDV'nin aşağıya çekilmesini istiyoruz.
Mutlak üstünlüğe sahip ülkeler bu kadar
destek verirken, bize verilen destekler neden birilerini rahatsız ediyor” diye sordu.
parayı doğru, yerinde, çiftçinin menfaati
için kullanmanın önemini de vurgu yaptı,
“Bu parayı doğru kullanacaksınız. Sizden
isteğim bu” dedi.
Mukayeseli üstünlüğü sağlamak için
de sulama yatırımlarının, GAP, KOP, DAP,
DOKAP gibi projelerin muhakkak suretle
bitirilmesi gerektiğini vurgulayan Bayrak-
Konya İl Kongresi’ne çevre illerden Oda
başkanları, TZOB Yönetim Kurulu Muhasip
Üyesi Mustafa Hepokur da katıldı.
BAYRAKTAR’IN KONYA TEMASLARI
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Selçuklu ve Karatay Ziraat Odaları ile Konya 13. Uluslararası Tarım,
Tarımsal Mekanizasyon ve Tarla Teknolojileri Fuarı’nı ziyaret etti
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,
Konya temasları çerçevesinde Selçuklu ve Karatay Ziraat Odaları
ile Konya 13. Uluslararası Tarım, Tarımsal Mekanizasyon ve
Tarla Teknolojileri Fuarı’nı ziyaret etti.
Bayraktar, Karatay ve Selçuklu Ziraat Odaları ziyaretlerinde,
Odaların aktardığı sorunları dinledi.
Şemsi Bayraktar’ın Selçuklu ve Karatay Ziraat Odaları ziyaretine TZOB Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi Mustafa Hepokur
ve Ziraat Odası başkanları katıldı. Karatay Ziraat Odası Başkanı
Rıfat Kavuneker, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a plaket
takdim etti.
Buradan Konya Ziraat Odaları İl Kongresi’ne katılan Bayraktar, daha sonra Konya 13. Uluslararası Tarım, Tarımsal Mekanizasyon ve Tarla Teknolojileri Fuarını ziyaret etti. Fuar ziyaretlerine, Karaman, Afyonkarahisar, Aksaray, Niğde, Isparta Ziraat
Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanları da katıldı.
BAYRAKTAR, POLONYA’NIN ANKARA
BÜYÜKELÇİSİ CİENİUCH’U KABUL ETTİ
ithalatının çok fazla olmadığını bildiren
Bayraktar, “Polonya Dışişleri ile Tarım
ve Kırsal Kalkınma Bakanlarının gelecek
hafta Türkiye’ye yapacakları ziyaretler
önemli. Bakanlarınızın Türkiye ziyareti
inşallah iki ülke ilişkileri açısından hayırlı
olur. Ticari ilişkileri artırır” dedi.
16
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Polonya’nın
Ankara
Büyükelçisi
Mieczyslaw
Cienicuch’u makamında kabul etti.
varında seyrettiğini, bunu çok da yeterli
görmediklerini, tarımda gelişmiş iki ülkenin, bu ticaret hacmini artırabileceklerini
söyledi.
Bayraktar, kabulde yaptığı konuşmada, Türkiye ile Polonya gıda ve tarım
ticaret hacminin 140-150 milyon dolar ci-
Türkiye’nin zeytin, zeytinyağı, incir,
tekstil mamullerini daha fazla ihraç edebileceğini, Polonya’dan tarım ürünleri
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Büyükelçi Cienicuch ise, kabulde,
bakanlarla birlikte Polonya’dan gelecek
16 gıda sanayi firması bulunduğunu,
bu firmaların Türkiye’deki muadilleriyle
toplantılar yapmak istediklerini söyledi.
Polonya’nın tarımda önemli bir ülke olduğunu belirten Cienicuch, Genel Başkan Bayraktar’a, “bu toplantı talebimiz
için, Türkiye Ziraat Odaları Birliği gibi
böylesine önemli bir organizasyonun
başında bulunmanız sebebiyle öncelikle sizi ziyaret etmek istedik” diye konuştu.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
17
HABERLER
HABERLER
BAYRAKTAR'IN KABULLERİ
TZOB Genel Başkanı Bayraktar,
Gaziantep Vali Yardımcısı Cemalettin Özdemir’i Kabul Etti
TZOB Genel Başkanı Bayraktar,
eski Yüksek İhtisas Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. Karaman’ı Kabul Etti
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gaziantep Vali Yardımcısı, eski Akyazı
kaymakamı Cemalettin Özdemir’i
kabul etti.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, eski
Yüksek İhtisas Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Mehmet Rüştü Karaman’ı
kabul etti.
TZOB Genel Merkezi’nde yapılan görüşmede, güncel konular ele
alındı.
Görüşmeye Gaziantep’in Şahinbey Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak
da katıldı.
Görüşme, TZOB Genel Merkezi’nde
gerçekleşti.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, eski Devlet ve Orman Bakanı Nevzat Ercan, eski Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç
ve Koop-İş Sendikası Genel Başkanı Eyüp Alemdar ile Görüştü
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, eski Devlet
ve Orman Bakanı Nevzat Ercan, eski
Türk-İş Genel Başkanı ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Yönetim Kurulu
Üyesi Salih Kılıç ve Koop-İş Sendikası
Genel Başkanı Eyüp Alemdar ile görüştü.
TZOB Genel Merkezi’nde yapılan
görüşmede, güncel konular ele alındı,
fikir teatisinde bulunuldu.
18
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
TZOB Genel Başkanı Bayraktar,
eski SGK Başkanı Gökalp İlhan’ı Kabul Etti
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Yönetim Kurulu Üyesi
Şemsi Bayraktar, eski SGK Başkanı
Yadigar Gökalp İlhan’ı kabul etti.
Görüşme, TZOB Genel Merkezi’nde
gerçekleşti.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
19
MERSİN TANITIM GÜNLERİ
RİZE TANITIM GÜNLERİ
Bayraktar: Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Rize Tanıtım Günleri’ni
ziyaret etti
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Ankara’da
“Mersin Tanıtım Günleri” çerçevesinde
açılan stantları ziyaret etti.
sergilenen ürünler ile ilgili oda başkanlarıyla görüş alışverişinde bulundu, stantta
kendi ürünlerini sergileyen Tarsuslu kadın
üreticilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Bayraktar, tanıtım günleri organizasyonlarının söz konusu il ve yöreye
büyük katkı sağladığını bildirdi. TZOB
Genel Başkanı Bayraktar, Atatürk Kültür
Merkezi’nde düzenlenen Mersin Tanıtım
Günleri’ne gelişinde Mersin Ziraat Odası Başkanı Cengiz Gökçel, Tarsus Ziraat
Odası Başkanı Ali Ergezer, Anamur Ziraat Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş,
Çamlıyayla Ziraat Odası Başkanı Ali Ilıca, Erdemli Ziraat Odası Başkanı Ahmet
Öger, Silifke Ziraat Odası Başkanı Mahire
Can tarafından karşılandı.
Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu
standını ziyaret eden Mersin Valisi Özdemir Çakacak ile sohbet eden Bayraktar; “Sayın Valimiz benim hemşerim. En
kısa zamanda Mersin’de kendisini ziyaret
edeceğim” dedi.
Ziraat Odası başkanlarıyla birlikte
stantları ziyaret eden Bayraktar’a, Mersin’e
özgü ürünler hakkında bilgi sunuldu.
İlk olarak Mersin Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu’nun düzenlediği standı
gezen Bayraktar, stanttaki ürünler hakkında bilgi aldı. Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu ve Tarsus Ziraat Odası Başkanı Ali Ergezer, Genel Başkan Bayraktar’a
kumkuat meyvesi fidanı, Anamur Ziraat
Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş ise
Genel Başkan Bayraktar’a muz lifinden
örülmüş Türkiye haritası, Erdemli Ziraat
Odası Başkanı Ahmet Öger, Türkiye haritası ve limon figürlü kum saati hediye
etti. Bayraktar, Ziraat Odaları standında
20
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Belediyelerin, Mersin Ticaret Borsası’nın
standlarını ziyaret eden Bayraktar, Belediye
Başkanlarıyla sohbet etti, halk oyunları gösterilerini izledi. Mut zeytini, yöresel ürünlerden Gölevezi’nin yararları, Gölevezi
ile yapılan yemekler hakkında bilgi alan
Bayraktar’a, Mersin Büyükşehir Belediyesi standını ziyaretinde, Ziraat Odası başkanlarıyla yöreye özgü cezeryeden yapılmış gemi önünde hatıra fotoğrafı çektirdi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Ankara’da bu yıl
altıncısı düzenlenen “Rize Tanıtım Günleri”
kapsamında açılan standları ziyaret etti.
Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç, Pazar Ziraat Odası Başkanı Nurettin
İnce, Ardeşen Ziraat Odası Başkanı Turan
Kabaoğlu, Derepazarı Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Albayrak, Fındıklı Ziraat
Odası Başkanı Mehmet Ali Özsoy, İyidere
Ziraat Odası Başkanı Recep Ali Çelik, Çayeli Ziraat Odası Başkanı Mustafa Demirci, Genel Başkan Bayraktar’a sergilenen
ürünler, el işlemeleri ve yöresel lezzetler
hakkında bilgi sundu.
İlk olarak Rize Ziraat Odası’nın açtığı standı ziyaret eden Bayraktar, Oda
Bakanları ile bir süre görüştükten sonra, Çayeli, Fındıklı, Pazar, Ardeşen, İyidere kaymakamlıkları ve belediyelerinin
standlarında, kaymakam ve belediye
başkanlarıyla sohbet edip, anı fotoğrafı
çektirdi.
Çaykur standını ziyaret eden Bayraktar, Çaykur Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu ile bir süre görüştü.
Şemsi Bayraktar’a TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Gamzeli de eşlik etti.
Bayraktar, Tanıtım Günleri organizasyonlarının söz konusu il ve yöreye büyük
katkı sağladığına da dikkati çekerek, bu
tür faaliyetlerin diğer metropollerde de
yapılmasının yararlı olacağına işaret etti.
Şemsi Bayraktar, yağmura rağmen katılımın yoğun olması memnuniyet verici”
dedi.
Şemsi Bayraktar’ın Mersin Tanıtım
Günleri’ne yaptığı ziyarete, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bahadır Sezgin
de katıldı.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
21
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Olumsuz hava koşulları
fiyatlara yansıdı
11 lira kuru kayısı 33 lira 23 kuruşa satın
alınıyor.”
Market fiyatları
Şubat ayında market fiyatlarında kırmızı mercimek, yeşil mercimek, süt ve toz
şeker fiyatlarında değişim görülmezken,
fiyat düşüşünün yüzde 9,13 oran ile en
fazla kabakta olduğunu belirten Bayraktar, kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 2,33
ile domates, yüzde 1,87 ile pirinç fiyatlarının izlediğini bildirdi.
Bayraktar: "Şubat ayında
da üretici market fiyat farkı
kapanmadı."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, olumsuz hava
koşullarının fiyatlara yansıdığını, üretici
market fiyat farkının kabul edilebilir rakamların çok üzerinde seyrettiğini bildirerek, “Şubat ayında da üretici market
fiyat farkı kapanmadı. Bu fark kapanmalı.
Gece gündüz, yağmur çamur demeden
çalışıp, binbir güçlük içinde üretim yapan
üreticimizin ürettiği ürünlerin 4-5 kat fiyatla tüketiciye ulaşması adil de değil sürdürülebilir de değil” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye
Ziraat Odaları Birliği olarak, üreticiden tüketiciye, halkın tamamını yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki değişimleri, takip
etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendir-
22
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
me amacıyla açıklamalara devam ettiklerini belirtti.
Fiyat farkında maydanoz ilk sırada
Şubat ayındaki, üretici ve market fiyatları arasındaki farkı incelediklerinde,
üretici ve market arasındaki fiyat farkının
en fazla yüzde 469,61 ile maydanozda görüldüğünü vurgulayan Bayraktar,
şunları kaydetti: “Maydanozda yüzde
469,61 olan fiyat farkı, kuru incirde yüzde 365,39, portakalda yüzde 303,56’i
buluyor. Fiyat farkı, lahanada yüzde
280,31, karnabaharda yüzde 247,53,
kuru üzümde yüzde 232,14, marulda
yüzde 231,43, elmada yüzde 230,33,
nohutta yüzde 206,01, kuru kayısıda
yüzde 202,12 düzeyinde.
Maydanoz 5,7 kat, kuru incir 4,7 kat,
portakalda 4 kat, lahanada 3,8 kat, karnabaharda 3,5 kat, kuru üzüm, marul,
elma 3,3, nohut 3,1, kuru kayısı 3 kat fazlaya tüketiciye ulaşıyor.
Üreticide 17 kuruş olan maydanoz
markette 97 kuruşa, 5 lira 50 kuruş olan
kuru incir 25 lira 60 kuruşa, 58 kuruş olan
portakal 2 lira 34 kuruşa, 43 kuruş olan
lahana 1 lira 65 kuruşa, 1 lira olan karnabahar 3 lira 80 kuruşa satılıyor.
Yine üreticide 3 lira 50 kuruş olan
kuru üzüm markette 11 lira 63 kuruşa,
79 kuruş olan marul 2 lira 62 kuruşa, 1
lira 5 kuruş olan elma 3 lira 45 kuruşa, 2
lira 26 kuruş olan nohut 6 lira 92 kuruşa,
Markette en fazla fiyat artışının yüzde 31,56 oran ile patateste görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, “patatesteki
fiyat artışını yüzde 26,58 ile karnabahar,
yüzde 20,57 ile patlıcan, yüzde 18,30 ile
ıspanak, yüzde 15,59 ile salatalık, yüzde
14,43 ile kuru soğan, yüzde 11,76 ile yeşil
soğan, yüzde 11,60 ile Antep fıstığı, yüzde 9,87 ile lahana, yüzde 9,03 ile elma,
yüzde 7,56 ile kuru incir, yüzde 7,51 ile
marul, yüzde 6,74 ile iç fındık, yüzde 5,09
ile limon fiyatları takip etti” dedi.
Üretici fiyatları
Bayraktar, Şubat ayında üretici fiyatlarında kuru soğan, kuru fasulye, nohut,
kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç,
kuru kayısı, kuru incir, süt ve maydanoz
fiyatlarında değişim olmadığını, fiyatı en
fazla düşen ürünün yüzde 8,39 ile domatesin olduğunu, fiyat düşüşünde domatesi yüzde 4,82 ile marul, yüzde 1,65 ile
elma, yüzde 1,39 ile kabak fiyatlarındaki
gerilemenin izlediği bilgisini verdi.
Üreticide en fazla fiyat artışının yüzde
57,89 ile patateste görüldüğünü belirten
Bayraktar, fiyat artışında patatesi yüzde 33,47 ile patlıcan, yüzde 33 ile yeşil
soğan, yüzde 26,17 ile ıspanak, yüzde
21,47 ile limon, yüzde 20,18 ile sivri biber, yüzde 16 ile portakal, yüzde 12,53 ile
pırasa, yüzde 10,43 ile havuç, yüzde 9,89
ile karnabahar, yüzde 9,22 ile salatalık fiyatlarının takip ettiğini vurguladı.
Fiyat değişimlerinin nedenleri
Üreticilerde fiyatı artan ürünlere bakıldığında, fiyatı en fazla artan ürünün
patates olduğunu belirten Bayraktar,
fiyat değişimlerinin sebepleriyle ilgili
olarak şunları kaydetti: “Geçtiğimiz ay
yaşanan dondan etkilenen ürünlerden
biri de patatestir. Özellikle Ödemiş’te
dondan zarar gören patateste yaşanan
kayıp, fiyatlara yansımıştır. Don nedeniyle patates, ihracat dönemi olması ve
arzın örtü altından sağlanması dolayısıyla patlıcan, biber, salatalık fiyatlarında artış yaşandı.
Limonda görülen fiyat artışında ise
yataklık olarak tabir edilen limonların piyasaya arz edilmesi etkili oldu. Üreticilerde fiyatı en fazla düşen ürün domateste
olumsuz hava koşulları nedeniyle ürün
sevkiyatlarında yaşanan sıkıntı, fiyatlara
yansıdı.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
23
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Su ürünleri ihracatı
gelecek vaadediyor
74 tona indi. 2013 yılında 607 bin 515 ton
olan üretimin, yüzde 48,6'ini deniz balıkları, yüzde 7,2'ini diğer deniz ürünleri, yüzde 5,8'sını içsu ürünleri ve yüzde 38,4'ünü
yetiştiricilik ürünleri oluşturdu.
Yetiştiricilik üretiminin yüzde 52,7'si
içsularda, yüzde 47,3'i denizlerde ger-
kan ve özellikle içsularda mersin balığı
yetiştiriciliği konusunda önemli adımların
atıldığı bilgisini veren Bayraktar, dünyadaki yetiştiriciliğin aksine tatlı sularda
Türkiye’de sazan yerine alabalık üretiminin öne çıktığını belirtti.
İhracat hızla artıyor
Balıklar, kabuklu hayvanlar, yumuşakçalar ve suda yaşayan diğer omurgasız
hayvanlardan oluşan su ürünlerinde ihracatın yıllar itibariyle hızla arttığını bildiren
Bayraktar, şunları kaydetti: “2005 yılında 206 milyon 40 bin dolar olan ihracat,
2008 yılında 383 milyon 297 bin dolara
çıktıktan sonra, 2011 yılında 318 milyon
56 bin, 2010 yılında 312 milyon 928 bin
dolara indi. 2011 yılında 395 milyon 312
bin, 2012 yılında 413 milyon 747 bin dolara çıkan ihracat, 2013 yılında yüzde 25,9
artışla 520 milyon 981 bin dolara, 2014
yılında ise yüzde 20,9 artışla 600 milyon
doları aşarak 630 milyon 47 bin dolara
yükseldi.
Su ürünleri sektörünün özellikle ihracatta önü açıktır ve gelecek vaadeden bir
sektör konumundadır. 4 yılda su ürünleri
ihracatın 2 katına çıkarak 313 milyon dolardan 630 milyon dolara çıkması bunun
göstergesidir.
Sektörün ihracata yönelik desteklenmesi önemlidir ve ihracat miktarını artıracaktır.
Su ürünleri yetiştiriciliğinin artırılması
için üreticilerin desteklenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması büyük önem arz
ediyor. Ülkemizi, dünyada ve bulunduğumuz bölgede su ürünleri yetiştiriciliği
konusunda söz sahibi, güçlü ve lider bir
ülke haline getirmek mümkündür.”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, su ürünleri sektörünün özelikle ihracatta önünün açık ve
gelecek vaadeden bir sektör konumunda
olduğunu bildirerek, “4 yılda su ürünleri
ihracatının 2 katına çıkarak 313 milyon
dolardan 630 milyon dolara çıkması bunun göstergesidir. İhracat sadece 2014
yılında yüzde 20,9 artmıştır” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, su
ürünlerinin özellikle de balık tüketiminin
insanın fiziksel ve zihinsel gelişiminin en
önemli unsurlarından biri olan hayvansal
24
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
protein kaynaklarının başında geldiğini
vurguladı.
Günümüzde dünya su ürünleri sektöründe toplam üretimin yüzde 40’ının kültür ortamında yetiştiricilikle karşılandığına
belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde de sektör, dünyada olduğu gibi
hızla büyüdü, özellikle son 10 yılda büyük
üretim ve işleme tesisleri ile uluslararası
arenada rekabet eden bir sektör haline
geldi.
Bugün kişi başına en çok su ürünü
tüketen Avrupa Birliği, ABD ve Japonya
gibi gelişmiş ülkelerin Türkiye’nin en çok
ihracat yaptığı ülkeler arasında yer alması, sektörün, Türkiye açısından stratejik
önemini göstermektedir.
Su ürünlerinde yetiştiricilikte üretim
hızla arttı. 2002 yılında 61 bin 165 ton
olan yetiştiricilik üretimi 2013 yılında 233
bin 394 tona çıktı. Buna karşın deniz su
ürünleri avcılığı üretimi aynı dönemde 522
bin 744 tondan 339 bin 47 tona, tatlısu su
ürünleri üretimi 43 bin 938 tondan 35 bin
çekleştirildi. Deniz ürünleri üretiminde ilk
sırayı yüzde 51'lik oran ile Doğu Karadeniz alırken, bu bölgeyi yüzde 21,7 ile Batı
Karadeniz, yüzde 12 ile Marmara, yüzde
9,4 ile Ege ve yüzde 5,9 ile Akdeniz bölgesi izledi.”
Türkiye’de yaygın şekilde kültürü
yapılan tür sayısının çok az olduğuna
dikkati çeken Bayraktar, su ürünleri üretiminde ilk üç sırayı alabalık, levrek ve
çipura balıklarının aldığını belirtti. Son
yıllarda karagöz, mercan, minekop, kal-
Sürdürülebilir su ürünleri üretimi
ana politika olmalı
Sürdürülebilir su ürünleri üretiminin
ana politika olması ve bu politika çerçevesinde gerekli stratejiler ile kısa, orta ve
uzun vadeli eylem planları ve hedeflerin
belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, açıklamasında, yapılması gerekenlerle ilgili şu görüşlere yer verdi:
“Sektörün gelişmesi için destek ve teşviklere ihtiyaç vardır. Kaynakların rasyonel
kullanılabilmesi için su ürünleri eğitim mer-
kezleri kurularak, eğitimler yapılmalı ve ArGe çalışmaları desteklenmelidir.
Bakanlık taşra teşkilatında, kıyı illeri
ile sektörün yoğun faaliyet gösterdiği illerde Su Ürünleri Şube Müdürlükleri kurulmalıdır.
Et ve Süt Kurumu pazar ve fiyat
oluşumunda devreye girmeli
Su ürünleri sektöründe aracı ve kabzımal yoluyla dağıtım yapıldığı için pazar ve
fiyat oluşumunda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Piyasa düzenlemede sorumluluk alacak bir kuruma ihtiyaç duyulmaktadır. Et ve
Süt Kurumu bu konuda devreye girmelidir.
Su ürünleri sektöründe örgütlenme
yapısı mutlaka güçlendirilmelidir.
Kıyı bölgelerde ve baraj göllerinde ağ
kafes yetiştiriciliği için uygun üretim alanları belirlenmelidir.
Yumurta ve yavru üretimi amacıyla uzmanlaşmış damızlık işletmelerinin kurulması ve mevcut işletmelerin geliştirilmesi
teşvik edilmelidir.
Son yıllarda başta yem olmak üzere
girdi maliyetleri yükselmiştir. Bu durum
yetiştiricilik sektörünü olumsuz etkilemektedir. Kısa dönem için yem ve yem
hammaddelerindeki gümrük vergileri ve
fonları kaldırılmalıdır.
Yem hammaddeleri ve yemdeki KDV
oranı yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmelidir.
Denizlerde olduğu gibi iç sularda da
avcılık ve yetiştiricilikte kullanılan teknelerde ÖTV’siz yakıt kullanımı sağlanmalıdır.
Ülkemizdeki yetiştiricilik işletmelerinde hastalık haritası çıkarılmalı ve hastalıkların yayılımının önlenmesi için tedbirler
geliştirilmelidir.
Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturularak, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması gereklidir.
Balıkçılık sektöründeki ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve ve paketleme ünitesi içeren işleme tesislerinin
kurulması ekonomik anlamda sektöre
katkı sağlayacaktır.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
25
TZOB DİYOR Kİ!
Tarım istihdamı
azalmasına rağmen
işsizliği tek hanede tuttu
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, yıllık rakamlara göre, 2013 yılında 6 milyon 15 bin
olan tarımdaki istihdamın, 2014 yılında 5
milyon 470 bine indiğini bildirerek, “İstihdamındaki azalmaya rağmen tarım, yüzde 12 olan işsizliği, 2,1 puan indirerek
yüzde 9,9’la tek hanede tuttu” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarımın, 2012 yılında 6 milyon 97 bin, 2013
yılında 6 milyon 15 bin, 2014 yılında ise
5 milyon 470 bin kişiye istihdam sağladığını belirtti. 2012 yılında yüzde 24,6
olan tarımın istihdamdaki payının 20132014 döneminde yüzde 23,6’dan yüzde
21,1’e indiği bilgisini veren Bayraktar, erkeklerde yüzde 10,3 olan tarım dışı işsizliğin, tarımla yüzde 9’a, kadınlarda yüzde
16,5’den yüzde 11,9’a, toplamda yüzde
12’den yüzde 9,9’a düştüğüne dikkati
çekti. Şemsi Bayraktar, tarımın işsizliği,
erkeklerde 1,3, kadınlarda 4,6, toplamda
ise 2,1 puan gerilettiğini vurguladı.
Şemsi Bayraktar, son yıllarda payı
gerilese de Türkiye işgücü piyasasında
hala çok önemli bir ağırlığı olan tarımın,
sağladığı istihdamla, işsizliğin azalmasında önemini koruduğunu kaydetti.
İstihdamın dağılımı
2014 yılında istihdam edilenlerin
yüzde 21,1’inin tarım, yüzde 27,9’unun
sanayi ve inşaat, yüzde 51’inin hizmetler sektöründe olduğunu belirten Şemsi
Bayraktar, tarım sektörünün istihdam
edilen içindeki payının, 2013 yılına göre,
2,5 azaldığını, sanayi ve inşaatın payının
1,5 puan, hizmetler sektörünün payının
ise 1 puan arttığını bildirdi.
26
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Bölgelere göre tarımsal istihdam
Bayraktar, Türkiye İstatistik Kurumu’nun
(TÜİK) istatistiki bölge birimleri sınıflamasına (1. Düzey) göre, tarımda en
fazla istihdamın 935 bin kişiyle Ege’de
olduğunu belirtti. Ege’yi, 742 bin kişiyle
Akdeniz, 673 binle Batı Karadeniz, 502
binle Güneydoğu Anadolu, 437 binle
Doğu Karadeniz, 428 binle Ortadoğu
Anadolu, 407 binle Kuzeydoğu Anadolu,
381 binle Doğu Marmara, 368 binle Orta
Anadolu, 315 binle Batı Marmara, 252
binle Batı Anadolu’nun izlediğini bildiren
Bayraktar, tarımda en az istihdamın 28
binle İstanbul bölgesinde olduğuna dikkati çekti.
Ekonomi geliştikçe tarımda
istihdam azalacak
Tarımın 5,5 milyona yakın istihdam
sağlamasının, ekonomi ve sosyal istikrar
için önemli olduğunu belirten Bayraktar,
şunları kaydetti: “Tarımdaki istihdam, işsizliği düşürüyor. Hala istihdamın beşte
birinden fazlasını tarım sağlıyor. Tarımda
mekanizasyon arttıkça, yapısal sorunlar
çözüldükçe istihdam azalacak ve gelişmiş ülkeler seviyesine doğru inecek. Bugün ABD, İngiltere, Almanya, Hollanda
gibi gelişmiş ülkelerde tarım istihdamı,
genel istihdamının yüzde 1-2’sine düşmüş durumda. Yüzde 5’i geçen gelişmiş
ülke yok. Türkiye’de de gelecekte böyle
olacak. Bu durumda tarımdan ayrılacak
bu nüfusun kırsalda tutulması çok önemli. Aksi takdirde kentlerdeki sorunlar çok
daha fazla artacak. Tarımdan ayrılan
nüfusun kırsalda tutulması için kırsal kalkınmanın sağlanması, kırsala yatırım yapılması, kırsalda tarıma dayalı sanayinin
geliştirilmesi gerekiyor.”
Tarım İstihdamında
Manisa Bölgesi Yine Birinci
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda istihdamda Manisa merkezli bölgenin yine
birinci olduğunu bildirerek, “2013 yılında
482 bin kişilik tarımda istihdamla birinci
olan Manisa merkezli bölge, 2014 yılında 449 bin kişilik istihdamla yine ilk sırayı
aldı” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarımda istihdamın 2014 yılında 5 milyon
470 bine indiğini, 26 istatistiki bölgeden
18’inde tarımsal istihdamda azalma olurken, 8’inde artış görüldüğünü belirtti.
Tarımsal istihdamda Manisa bölgesi
birinci, Ankara, İstanbul sonuncu
Tarımda istihdamda 449 bin kişiyle
Manisa, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak
illerinden oluşan TR33 bölgesinin ilk
sırayı aldığını bildiren Bayraktar, istihdamda bu bölgeyi 437 bin kişilik istihdamda Trabzon merkezli Trabzon, Ordu,
Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane’den
oluşan TR90 bölgesinin, 385 bin kişiyle
Samsun merkezli Samsun, Tokat, Çorum ve Amasya’dan oluşan TR83, 328
bin kişiyle Aydın merkezli Aydın, Denizli,
Muğla’dan oluşan TR32 bölgesinin, 311
bin kişiyle Antalya merkezli Antalya, Isparta ve Burdur’dan oluşan TR61 bölgesinin izlediği bilgisini verdi.
Bu bölgeleri Şanlıurfa merkezli Şanlıurfa ve Diyarbakır’dan oluşan TRC2
bölgesinin 285 bin kişilik tarımsal istihdamla takip ettiğini belirten Bayraktar,
şunları kaydetti: “Tarımda istihdamda
Adana, Mersin’den oluşan TR62 bölgesi 263 bin, Van, Muş, Bitlis, Hakkari’den
oluşan TRB2 bölgesi 258 bin, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova’dan
oluşan TR42 bölgesi 238 bin, Ağrı, Kars,
Iğdır, Ardahan’dan oluşan TRA2 bölgesi 232 bin, Kayseri, Sivas ve Yozgat’tan
oluşan TR72 bölgesi 199 bin, Konya,
Karaman’dan oluşan TR52 bölgesi 198
bin, Balıkesir, Çanakkale’den oluşan
TR22 bölgesi 186 bin, Erzurum, Erzincan,
Bayburt’tan oluşan TRA1 bölgesi 175
bin, Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli’den
oluşan TRB1 bölgesi 171 bin, Kırıkkale,
Aksaray, Niğde, Nevşehir ve Kırşehir’den
oluşan TR71 bölgesi 170 bin, Hatay,
Kahramanmaraş, Osmaniye’den oluşan TR63 bölgesi 168 bin, TR31 bölgesi
olan İzmir 158 bin, Zonguldak, Karabük,
Bartın’dan oluşan TR81 bölgesi 152 bin,
Bursa, Eskişehir, Bilecik’ten oluşan TR41
143 bin, Kastamonu, Çankırı ve Sinop’tan
oluşan TR82 bölgesi 136 bin, Tekirdağ,
Edirne ve Kırklareli’den oluşan TR21 bölgesi 129 bin, Gaziantep, Adıyaman ve
Kilis’ten oluşan TRC1 bölgesi 128 bin,
Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’ten oluşan TRC3 bölgesi 89 bin, TR51 bölgesi
olan Ankara 54 bin, TR10 bölgesi olan
İstanbul 28 bin kişiyle sıralanıyor.”
Tarımsal istihdam artışında
Mardin bölgesi birinci
Tarımsal istihdamda oransal olarak
en yüksek artışın yüzde 93,5 ile Mardin
merkezli bölgede olurken, bu bölgeyi
yüzde 33,8 ile Şanlıurfa, yüzde 29 ile Van,
yüzde 27,1 ile Kastamonu, yüzde 25,9 ile
Erzurum, yüzde 11,5 ile Ağrı, yüzde 9,3
ile Tekirdağ merkezli bölgeler takip etti
belirten Bayraktar, “İstanbul’da tarımsal
istihdam 2014 yılında 2013 yılına göre
bin kişi artışla 27 binden 28 bine yükseldi. Yüzde 3,7 artışla tarımda istihdamın
arttığı bölgeler içinde yer aldı” dedi.
Tarımsal istihdamda oransal olarak
en fazla düşüş Malatya bölgesinde
Tarımsal istihdamda oransal olarak
en fazla düşüşün yüzde 37,8 ile Malatya
bölgesinde görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti: “Aydın merkezli bölgede yüzde 31,4, Ankara’da yüzde 29,9,
Bursa merkezli bölgede yüzde 29,2, Hatay merkezli bölgede yüzde 27,6, Kayseri merkezli bölgede yüzde 25,5, Gaziantep merkezli bölgede yüzde 24,3, Konya
merkezli bölgede yüzde 20,2, Kocaeli
merkezli bölgede yüzde 19,6, İzmir’de
yüzde 15,5, Antalya merkezli bölgede
yüzde 13,1, Balıkesir merkezli bölgede
yüzde 12,7, Kırıkkale merkezli bölgede
yüzde 10,1, Adana merkezli bölgede
yüzde 7,7, Manisa merkezli bölgede yüzde 6,8, Trabzon merkezli bölgede yüzde
3,1, Samsun merkezli bölgede yüzde 3,
Zonguldak merkezli bölgede yüzde 1,9
tarımsal istihdamda azalma oldu.”
Tarım istihdamı Türkiye’de yüzde
21,1, gelişmiş ülkelerde yüzde 1-2
Azalmaya rağmen hala tarımda 5,5
milyona yakın bir istihdam olduğunu
belirten Bayraktar, Türkiye’de yüzde
21,1 olan tarımdaki istihdamın toplam
istihdamdaki oranının, ABD, İngiltere,
Almanya, Hollanda, Fransa gibi gelişmiş
ülkelerde yüzde 1-2 seviyelerine gerilediğini vurguladı. Manisa, Trabzon merkezli
bölgelerde 400 bin kişiden fazla, ülke çapında 5,5 milyonluk bir nüfusun tarımda
istihdam edildiğine dikkati çeken Bayraktar, “bugün Almanya tarım dahil hemen her alanda gelişmiş bir ülkedir. 82
milyon nüfusa sahip ülkede tarımsal istihdam yüzde 1,6’ya indi. 44,2 milyonluk
istihdamda tarım istihdamı 700 binlere
kadar geriledi” dedi.
Önümüzdeki süreçte tarımdan
kopacak nüfus
Ekonomik gelişmeyle birlikte tarımda
istihdamın hızla ineceğini bildiren Bayraktar, tarımdan kopacak nüfusu kırsalda
tutacak önlemlerin bir an önce alınması,
kırsala yatırımların artırılması gerektiğini
belirtti. Bayraktar, aksi takdirde önümüzdeki süreçte, çok değil 15-20 yıl içinde
tarımdan kopacak milyonlarca kişinin
tabii olarak şehirlerde varoşları dolduracağını, iş, aş, elektrik, su, okul, hastane
isteyeceğini altyapının bunu hemen karşılayamayacağını, sosyal sorunlara yol
açacağını kaydetti.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
27
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Dünya
Çalışan kadınların üçte biri tarımda
Kadınlar
Günü
Tarımda çalışan 2,5
milyonu aşkın kadın,
hem evlerini çekip
çeviriyor hem evde
üretim yapıyor hem
de tarımsal üretime
katılıyor
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, çalışan kadınların üçte birinin tarımda olduğunu
bildirerek, “Tarımda çalışan 2,5 milyonu
aşkın kadın, hem evlerini çekip çeviriyor
hem evde üretim yapıyor hem de tarımsal üretime katılıyor” dedi.
Bayraktar, günde 16-17 saat çalışan
kadın çiftçilerin, tarımın belkemiği olduğunu, tarımsal üretiminin yarıdan fazlasını karşıladığını vurguladı.
Şemsi Bayraktar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, tarımda çalışan kadınların içinde
bulunduğu durumu değerlendirdi.
2014 yılı verilerine göre, 15 yaş ve
daha yukarı yaştaki 28 milyon 841 bin
kadından 8 milyon 729 bininin işgücüne dahil olduğunu, 7 milyon 689 bininin
çalıştığını bildiren Bayraktar, “çalışan
kadınların yüzde 32,94’ü olan 2 milyon
533 bin kadın tarımda istihdam ediliyor.
5 milyon 156 bin kadın tarım dışı alanlarda çalışıyor. Kadınlarda işsiz sayısı 1
milyon 40 bini buluyor” dedi.
28
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Erkeklerde işgücüne katılma oranı yüzde 71,3 iken kadınlarda yüzde
30,3’de kaldığını, kadınlarda istihdam
oranının yüzde 26,7, işsizlik oranının
yüzde 11,9 olduğunu belirten Bayraktar, tarımın kadınlarda işsizlik oranını
yüzde 16,5’den yüzde 11,9’a düşürdüğünü vurguladı.
Tarımda çalışan kadınların yüzde
78,88’i ücretsiz aile işçisi
Tarımda çalışan 5 milyon 470 bin
kişiden yüzde 46,3’ünü kadınların oluşturduğuna dikkati çeken Bayraktar,
“Tarımdaki kadınların sadece yüzde
10,63’ü kendi nam ve hesabına yani
kadın çiftçi olarak çalışıyor. Ücretli veya
yevmiyeli çalışan kadın işçi oranı yüzde
10,52. Tarımda kadınların yüzde 78,88’i
de ücretsiz aile işçisi olarak hizmet veriyor. Yüzde 95,9’u kendi adına sosyal
güvenlik sistemine kayıtlı değil” dedi.
Tarımda kadınların iş yükleri
erkeklerden fazla
Çalışan kadınların üçte birinin tarımda olduğunu, tarımda çalışan 2,5 milyonu aşkın kadının hem evlerini çekip çevirdiğini hem evde üretim yaptığını hem
de tarımsal üretime katıldığını bildiren
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde emek yoğun işleri çoğunlukla
kadınlar üstlenmektedir ve iş yükleri
genellikle erkeklerden fazladır. Günde
16-17 saat çalışan kadın çiftçilerimiz,
tarımımızın belkemiğidir. Tarımsal üretiminin yarıdan fazlasını karşılıyorlar.
Dünyada ve Türkiye’de tarımsal üretim,
gıda güvenliği ve beslenmede kadın en
önemli rolü oynuyor. Tarlada, bağda,
bahçede, ahırda ve ağılda bitkisel ve
hayvansal üretimin iş gücünü sağlayan
kadın, bunların yanında; ev işlerini, hasta, yaşlı ve çocukların bakımını da yapmakta ve aile beslenmesinde en önemli
görevi üstlenmektedir.
Kadın çiftçi eğitimi
Kadın çiftçilerimizi eğitmeden verimlilik hayaldir. Bu nedenle ülke çapında
‘Kadın Çiftçi Eğitimi’ programını sürdürüyoruz.
Nitekim tarımın her safhasında yer
alan kadınların gelişmiş yayım metotlarıyla eğitilmesini, tarımsal üretimin
artırılmasını ve sürdürülebilirliğini sağlamak için 14 Mayıs 2012 tarihinde,
Dünya Çiftçiler Günü etkinliğimizde,
Birliğimiz, Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı arasında ‘Kadın Çiftçi Eğitimi
İşbirliği’ protokolü imzaladık. 2013 yılında 5 pilot il olan Sakarya, Diyarbakır,
Gaziantep, Kayseri ve İzmir’de 771 kadın çiftçiye eğitim verdik. 2014 yılında
ise bu eğitimleri 81 ile yaygınlaştırdık.
Eğitim çalışmaları illerde halen devam
ediyor. Ayrıca, ‘Tarımsal Nüfus Gençleşiyor’, ‘Genç Çiftçi’ eğitimlerinde de
kadın çiftçilerimize eğitim alıyor.”
Eğitimlere katılan kadın çiftçilerin,
önümüzdeki yıllarda, değişikliğin güçlü
temsilcileri olacağını ve yaşadıkları toplumun kırsal kalkınmasına katkı sağlayacağını belirten Bayraktar, “şurası iyi
bilinmelidir ki sağlıklı nesiller yetiştirebilmenin yolu kadınlardan geçer” dedi.
Kadın çiftçiler için
pozitif ayrımcılık istiyoruz
Kadın çiftçilerin sosyal güvenlik sistemine katılımının desteklenmesi yönünde teşvik edici önlemlere acil ihtiyaç
bulunduğunu bildiren Bayraktar, şunları
kaydetti: “Kadın çiftçiler için de pozitif
ayrımcılık yapılmalı, yıpranma payı, çalıştıkları her yıl için ilave 120 gün, 3 yılda
1 yıl olmalı.
Devlet, kadın çiftçilerin sosyal güvenlik kapsamına girebilmeleri için yüzde 60 oranında prim desteği yapmalı.
Söz konusu desteğin verilmesi durumunda, kadın çiftçilerin sağlık harcamaları eşleri yerine, kendi sigortalarınca
karşılanacağından, desteğin büyük kısmı devlete geri dönecek, böylece kayıt
dışılık da önlenmiş olacaktır.”
Son dönemlerde artan kadına yönelik şiddete de değinen Bayraktar, “çok
sayıda kadın kötü muameleye, işkenceye maruz kalıyor. Hatta öldürülüyor. Bu
kabul edilemez bir durumdur. Türkiye
Ziraat Odaları Birliği olarak bunu kınıyor
ve bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya
Kadınlar Gününü kutluyoruz” dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
29
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
KÜMES HAYVANCILIĞI 2015’E
IYI BAŞLADI
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, kümes hayvancılığının 2015’e iyi başladığını, üretim
artışıyla girdiğini bildirerek, “Ocak ayında
tavuk etinde yüzde 6,4, hindi etinde yüzde 43,6, tavuk yumurtasında yüzde 6,1
üretim artışı oldu” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, son
yıllarda sürekli bir üretim artışı gösteren
kanatlı sektörünün 2015 yılına üretimde
iyi başladığını ama ihracatta gerileme
görüldüğünü belirtti. 2014 Ocak ayında
1 milyar 462 milyon adet olan tavuk yumurtası üretiminin, bu yılın Ocak ayında
1 milyar 551 milyona çıktığı bilgisini veren
Bayraktar, üretimin tavuk etinde 148 bin
988 tondan 158 bin 585 tona, hindi etinde
2 bin 905 tondan 4 bin 170 tona yükseldiğini vurguladı.
Tavuk eti üretimi 1,9 milyon tonu aştı
Sektörün 2014 yılını 17 milyar 145 milyon 389 bin adet tavuk yumurtası, 1 milyon
894 bin 669 ton tavuk eti, 48 bin 662 ton
hindi eti üretimiyle yılı tamamladığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti: “Ocak ayı
itibarıyla 12 aylık tavuk eti üretimi 1,9 milyon
30
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
tonu aşarak 1 milyon 904 bin 266 tona ulaştı. Aynı dönemde tavuk yumurtası üretimi
17 milyar 234 milyon 466 bin adede, hindi
eti üretimi ise 49 bin 927 tona yükseldi.
İhracatta ise 2015 Ocak ayında gerileme oldu. 2014 yılını 651 milyon 175 bin
632 dolar, 2014 Ocak ayında 50 milyon
974 bin 968 dolar olan kanatlı eti ve ürünleri ihracatı, 2015 yılı Ocak ayında 42 milyon 369 bin 797 dolara indi.
Yumurta ihracatında da Ocak ayında
düşüş görüldü. 2014 yılında 402 milyon
28 bin 752 dolar, 2014 yılı Ocak ayında
43 milyon 346 bin 271 dolar olan yumurta
ihracatı, 2015 yılı Ocak ayında 34 milyon
852 bin 33 dolara geriledi.”
Sanayiye aktarılan inek sütü
Bayraktar, 2014 yılında 8 milyon 625
bin 743 ton olan sanayiye aktarılan inek
sütü üretiminin, Ocak 2015’de geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 0,84 artışla 708
bin 555 tondan 714 bin 510 tona çıktığını
bildirdi. Şemsi Bayraktar, süt ve süt ürünleri ihracatında da 2015 yılı Ocak ayında
gerileme olduğunu belirtti.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar,
“2014 yılını 347 milyon 504 bin 891 dolar ihracatla kapatan süt ve süt ürünleri
sektörü, 2014 yılı Ocak ayında 33 milyon 982 bin 310 dolar ihracat yapılmıştı.
2015 yılı Ocak ayında süt ve süt ürünleri
ihracatı 19 milyon 917 bin 638 dolara
indi” dedi.
Çevre ülkelerde yaşanan ekonomik
sorunlar ve istikrarsızlığın ihracat rakamlarını olumsuz etkilediğini bildiren Bayraktar, “petrol fiyatlarının düşmesi alıcı
ülkelerin alım gücünü düşürdü. Hem Ortadoğu ülkeleri hem de Rusya, Ukrayna
pazarları ekonomik istikrarsızlık yaşıyor.
Türkiye’nin yakın çevresinde yaşanan iç
çatışmalar ve siyasi sorunlar da ihracatı
zorlaştırıyor” dedi.
Şemsi Bayraktar, ihracatta bir gerileme olsa da hem kanatlı hem de süt
sektörünün geleceğinin çok parlak olduğunu, üretimin artmaya devam ettiğini,
gelecekte bir sorun olmaması için hem iç
tüketimin artırılması hem de yeni ihracat
pazarları bulunması, ihracatın desteklenmesi gerektiğini bildirdi.
TRAKTÖR SAYISINDAKI EN
FAZLA ARTIŞ MANISA’DA
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, 2015 Ocak
ayında traktör sayısındaki en fazla artışın
Manisa’da olduğunu, Manisa’nın 78 bin
337 adetle birinciliğini korurken, aylık artışta da 187 adetle ilk sırayı aldığını bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, traktör
sayısının 2015 Ocak ayında, 2014 yılsonuna göre, 3 bin 290 adet artarak 1 milyon 626 bin 938 adetten 1 milyon 630 bin
228 adede ulaştığını belirtti.
Şemsi Bayraktar, traktörde iller arasında 2015 yılı Ocak ayında en fazla
artışın 187 adetle Manisa’da, 180 adetle Konya’da, 155 adetle Sakarya’da,
149 adetle Denizli’de, 140 adetle
Aydın’da, 136 adetle İzmir’de, 122 adetle
Antalya’da, 115 adetle Gaziantep’te, 110
adetle Ankara’da görüldüğünü bildirdi.
Traktör sayısı aynı kalan ve azalanlar
Traktör sayısının Ocak ayında,
Ağrı, Hakkari ve Rize’de aynı kalırken,
Trabzon’da 1, Diyarbakır 3, Kars’ta 4,
Muş’ta 10, İstanbul’da 35 adet azaldığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Traktör sayısında Manisa 78 bin 337
adetle birinciliğini sürdürürken, Konya 77
bin 198 adetle ikinci, Balıkesir 57 bin 229
adetle üçüncü, İzmir 56 bin 504 adetle
dördüncü, Bursa 56 bin 465 adetle beşinci sırada bulunuyor. Ankara’da 48 bin
290, Samsun’da 47 bin 516, Adana’da 47
bin 245, Denizli’de 43 bin 995, Antalya’da
42 bin 295, Aydın’da 39 bin 422, Tokat’ta
37 bin 929, Afyonkarahisar 37 bin 667,
Çorum’da 36 bin 430, Sakarya’da 33 bin
90, Şanlıurfa’da 32 bin 944, Mersin’de 30
bin 788, Kütahya’da 30 bin 695 bulunuyor. Çanakkale’de 29 bin 720, Edirne’de
29 bin 528, Yozgat’ta 29 bin 119, Sivas’ta
27 bin 943, Tekirdağ’da 27 bin 865,
Muğla’da 27 bin 456, Gaziantep’te 27 bin
56, Kastamonu’da 26 bin 288, Kayseri’de
25 bin 351, İstanbul’da 21 bin 704,
Diyarbakır’da 21 bin 148, Eskişehir’de 20
bin 512, Malatya’da 20 bin 349 traktör var.
Hatay’da 19 bin 676, Burdur’da
19 bin 611, Isparta’da 19 bin 489,
Nevşehir’de 19 bin 339, Bolu’da 19 bin
308, Kırklareli’nde 19 bin 10, Amasya’da
18 bin 1, Kahramanmaraş’ta 17 bin 765,
Kars’ta 17 bin 164, Uşak’ta 16 bin 735,
Aksaray’da 16 bin 571, Erzurum’da 16 bin
152, Niğde’de 15 bin 119, Osmaniye’de
14 bin 960, Kocaeli’nde 14 bin 821,
Adıyaman’da 13 bin 843, Çankırı’da 11
bin 984, Karaman’da 10 bin 50 traktöre
sahip durumda.
Traktör sayısı Kırşehir’de 9 bin 991,
Muş’ta 9 bin 962, Bilecik’te 9 bin 818,
Düzce’de 9 bin 677, Mardin’de 9 bin 430,
Zonguldak’ta 8 bin 900, Ardahan’da 8 bin
842, Elazığ’da 8 bin 711, Kırıkkale’de 8
bin 393, Sinop’ta 8 bin 82, Van’da 7 bin
978, Ağrı’da 7 bin 492, Erzincan’da 6 bin
170, Batman’da 5 bin 152, Karabük’te 5
bin 133’de kalıyor.
Trabzon’da 186, Rize’de 41 traktör var
Kilis’te 4 bin 957, Bartın’da 4 bin 792,
Iğdır’da 3 bin 762, Gümüşhane’de 3 bin
218, Bitlis’te 3 bin 14, Giresun’da 2 bin 828,
Bayburt’ta 2 bin 752, Yalova’da 2 bin 355,
Siirt’te 2 bin 325, Şırnak’ta 2 bin 173, Ordu’da
2 bin 154 traktör var. Traktör sayısı Tunceli’de
1360’a, Artvin’de 1109’a, Bingöl’de 1007’ye,
Hakkari’de 779’a, Trabzon’da 186’ya,
Rize’de 41’e kadar iniyor”
Bayraktar, Ocak ayında traktör sayısında, İzmir’in, Bursa’yı, Nevşehir’in,
Bolu’yu, Muş’un, Kırşehir’i geride bıraktığını bildirdi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
31
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Toprağa gereken
önem verilmiyor
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, insanlığın doğal kaynak olarak en önemli varlığının
toprak olduğunu vurgulayarak, “ toprağa gereken önemi vermeyerek onu kaybediyoruz” dedi.
Bayraktar, Türkiye’nin dünyada toprak rezervi azalan 20 ülkeden biri olarak topraklarını çok dikkatli ve doğru
kullanmak zorunda olduğunu belirterek
kaybedilen toprakların yeniden kazanılmasının çok zor olduğu, 1 santimetre
kalınlıktaki kaybolan toprağı yerine koymak için birkaç yüzyıl geçmesi gerektiği
bilgisini verdi.
Şemsi Bayraktar, Birleşmiş Milletlerin
toprağa yönelik farkındalığı artırmak ve
kritik öneme sahip bu kaynağın sürdürülebilir kullanımını teşvik etmek için 2015
yılını Uluslararası Toprak Yılı ilan etmesi
vesilesiyle yaptığı açıklamada, toprağın,
canlıların yaşamsal ihtiyaçları için gerekli besin maddelerini temin ettikleri, barındıkları ortam olduğunu belirtti.
Bayraktar, şöyle devam etti: “Toprağı
değerli ve yaşam için gerekli kılan, kuşkusuz, besin maddeleri için kullanılan
tahıllar, sebzeler ve meyvelerin toprakta
yetiştirilmesi, hatta hayvansal gıdaların elde edilmesine yönelik hayvanların
beslenmesinde kullanılan yem bitkilerinin üretimi, kısacası gıda güvencesi için
büyük öneme haiz olmasıdır.
32
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Dünya nüfusunun artmasına bağlı
olarak insan ve hayvanlar için gerekli
gıda ve barınmaya olan talep, toprağa
olan ilgiyi de artırmış, toprak ve su kaynakları, dünyada yaşanan sanayileşme
süreci ve hızlı nüfus artışıyla birlikte, aşırı kullanıma maruz kalmıştır. Başka bir
ifadeyle, doğal kaynakların bilinçsizce
kullanımı ve bunun sonucunda meydana gelen kayıplar ürkütücü boyutlara
ulaşmıştır.
nabilmiş değildir. Her ne kadar özellikle
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda çok sayıda traktörün yurdumuza
girmesiyle işlenen tarım arazileri nüfus
artışı ve nüfus artışına bağlı olarak büyüyen ülke ihtiyaçları, tarımsal alanların
büyümesini ve üretimin artırılmasını zorlamışsa da daha sonraki yıllarda tarım
topraklarımız azalış sürecine girmiştir.”
Hal böyleyken bugün gelinen noktada dünyamız, insanlığın geleceği için
evrensel emanet olan topraklarımızın
doğru kullanılmaması sonucu tehditlerle
karşı karşıya kalmıştır.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım
Örgütü (FAO) tahminlerinin dünyadaki
toprakların üçte birinin erozyon, sıkışma,
tuzlaşma, topraktaki organik ve besleyici maddelerin azalması, asitleşme,
kirlilik ve betonlaşma gibi sürdürülebilir olmayan arazi yönetim uygulamaları
yüzünden verimsizleştiğini gösterdiğini
vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
Bu olumsuzluklardan soyutlanamayan ülkemizde de toprak-su varlığındaki
kullanma durumu ve buna bağlı olarak
çıkan olumsuzluklar, yıllar itibariyle artma
eğilimine girmiştir. Sınırlı ve sonlu olan
toprak kaynaklarındaki kayıplar ve bu
kayıplara karşı zamanında önlem alınmaması ülkemize pahalıya mal olacaktır.
Dünyadaki küresel ısınma ve gelişmekte olan ülkelerin artan gıda ihtiyacı,
günümüze kadar önemli bulunmayan,
sanayi ve turizm amaçlı kullanımının
özendirildiği tarım arazilerinin önemini bir
anda gündemde ilk sıralara çıkarmıştır.
Ülkemizde ise, toprağın ve özellikle
tarım topraklarının önemi halen kavra-
Toprakların en önemli sorunları
erozyon, tuzluluk, çoraklaşma
“Ülkemiz topraklarının en önemli sorunları, tarımsal arazilerimizin amaç dışı
ve yanlış arazi kullanımından kaynaklanan erozyon, tuzluluk ve çoraklaşmadır.
Ülkemizde 1. sınıf tarım arazileri, sanayide kullanmanın ülke kalkınmasını
ve sanayisinin önünü açacağını belirterek kamu yararı gerekçesiyle tarım dışı
amaçla kullanıma tahsis edilmektedir.
Bu ve buna benzer uygulamalar, ülkemiz topraklarının en önemli sorunu
tarımsal arazilerimizin amaç dışı kullanımını beraberinde getirmiş, toprakları-
mız, hızlı bir şekilde yerleşim yerine ve
sanayinin kullanımına açılmış ve amaç
dışı kullanımında önemli artışlar yaşanmıştır.
Uzun yıllar boyunca milyonlarca dekar birinci ve ikinci sınıf tarım arazisi,
konut, sanayi ve turizm yapılaşmaları
nedeniyle elden çıkmakta ve araziler kabiliyetlerine uygun kullanılmamaktadır.
Alternatif olarak kullanılabilecek geniş
verimsiz alanlar varken verimli, hatta
yatırım yapılarak sulamaya açılmış tarım
arazilerinin bile tarım dışı amaçla kullanımı israftan başka bir şey değildir.
Ülkemizde amaç dışı kullanımla,
verimli tarım toprakları, bitkisel üretime
elverişlilik derecesine ve buna bağlı
olarak ekonomiye yapacağı katkıların
sürekliliğine, arazi kullanım sınıflamasına bakılmaksızın, tarım dışı amaç doğrultusunda kullanılmaktadır.
Türkiye’de amaç dışı arazi kullanımları özellikle Trakya, Bursa, Kocaeli,
Adapazarı, Gediz, Menemen, Salihli,
Kemalpaşa, Büyük Menderes, Küçük
Menderes, Antalya, Tarsus, Çukurova
ve Düzce gibi verimli tarım alanlarının
bulunduğu bölgelerde yoğunlaşıyor.
Böylece verimli tarım alanları kaybolurken, bu alanlarda daha önce büyük
masraflarla yapılmış sulama ve tarımsal
altyapı yatırımları da heba olmaktadır.
Verimli tarım arazilerini yapılaşmaya
açarsak, gelecek nesilleri bu topraklar
besleyemez hale gelir.
Kuşkusuz tarımsal üretimimiz için
topraklarımız korunurken ulusal ekonomimizin temel direklerinden biri olan
endüstrinin ihmal edilmesi düşünülemez. Ancak endüstri ve tarımın bir
arada, birbirini destekleyerek gelişmesi gerekmektedir. Elbette endüstri kuruluş sahası olarak ve tarım da üretim
alanı olarak topraktan yararlanacaktır.
Ancak, bir endüstrileşme süreci içerisinde olan Türkiye’de gerek endüstriyel
kuruluşlarının ve gerekse yerleşim yerlerinin seçiminde gerekli hassasiyetin
gösterilerek, tarım topraklarının tarım
dışı amaçlarla kullanılmasının önlenmesi büyük önem arz etmektedir.”
Türkiye’de “Yanlış Arazi Kullanımı”
da topraklarımızın elden çıkmasına yol
açan faktörlerden biri olduğunu belirten Bayraktar, “her yıl tonlarca toprağın
kaybolup gitmesine neden olan erozyonun ülke topraklarının en önemli sorunu
durumundadır. Topraklarımızın yaklaşık
yüzde 90’ında, tarım alanlarının yüzde
59’unda, meraların yüzde 64’ünde, orman arazilerinin ise yüzde 54’ünde çeşitli derecelerde erozyon belirlenmiştir.
Yapılan araştırmalara göre; her yıl erozyonla kaybedilen 1 milyar 400 milyon ton
toprağın yaklaşık 500 milyon tonu tarım
alanlarından gitmektedir. Bu durum
erozyon sonucunda her yıl yaklaşık 50
milyar metreküp yağışın depolanamıyor
olması anlamına gelmekte, verimli topraklarımız kaybolmakta, tarımsal üretim
düşmekte ve gıda güvencemiz tehlike
altına girmektedir” dedi.
Diğer taraftan Türkiye genelinde “Ülkesel Toprak Etütlerine” göre 2,78 milyon hektar arazide tuzluluk ve drenaj,
1,5 milyon hektarında ise çoraklaşma
problemi olduğunu ve çoraklaşan bu
arazinin toplam işlenen tarım arazilerinin yüzde 5,48’ine eşdeğer büyüklükte
bulunduğunu bildiren Bayraktar, şunları
kaydetti: “GAP’ın sulamaya açılması ile
birlikte yapılan yanlış sulama, toprak
ve bitki yönetiminden dolayı bugüne
kadar 15 bin hektar alan tuzlulaşmıştır.
Konya Ovası’nda aşırı şekilde çekilen
yeraltı sularının yarattığı olumsuz etkiler
ve azalan su miktarı ile birlikte başlayan
Tuz Gölü’nün kuruması, önümüzdeki
dönemlerde İç Anadolu’da başlayacak
olan kuraklık ve çölleşmenin de etkisiyle
birlikte tarım toprakları elden çıkacaktır.
Diğer bir olumsuzluk da uzun yıllardan bu yana bilinçsiz sanayileşme
çalışmaları sonrasında kirlilik boyutları
inanılmaz seviyelere yükselen ağır metal kirliliğidir. Özellikle toprakta ağır metallerin birikmesi topraklarımızda kirliliğe
neden olmaktadır.”
Yapılması gerekenler
Toprak ve su kaynaklarının korunmasının insanlığın ve yaşamın sağlıklı
devamlılığı için elzem olduğunu belirten
Bayraktar, yapılması gerekenleri şöyle
sıraladı:
“Öncelikle ayrıntılı toprak etütleri
tamamlanmalı, ülkesel arazi kullanım
planı yapılmalıdır. Bu kapsamda tarım,
turizm, sanayi ve yerleşim alanları belirlenmelidir.
Toprak ve su gibi envanterinin çıkarılmasında önümüzdeki dönemlerde
çok önemli konuma gelecek kaynakların devlet eliyle somut olarak bilinmesi,
korunması ve geliştirmesi için yeniden
Toprak-Su teşkilatları oluşturulmalıdır.
Toprak Kanunu, tavizsiz ve kararlı
biçimde uygulanmalı ve tüzük uygulanır hale getirilmelidir. Kanunun etkin bir
biçimde uygulanabilmesi için, Toprak
Koruma Kurullarında üye sayılarının tekrar düzenlenerek, çiftçi kuruluşlarının ve
diğer sivil toplum örgütlerinin ağırlığı artırılmalıdır.
Toprağın korunması, geliştirilmesi,
tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal
arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi
ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre
öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine
uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak olan 6537 sayılı Toprak Koruma
ve Arazi Kullanım Kanununda değişiklik
yapan kanunun yönetmeliği bir an evvel
çıkarılmalıdır.
Sıkı kontrol ve denetimle tarım arazileri üzerinde kaçak yapılaşma önlenmelidir.
Özellikle çölleşme tehlikesi ile karşı
karşıya olan Konya ovasını sulayacak
olan KOP ile GAP, DAP gibi bölgesel
projeler bir an önce tamamlanmalıdır.
Tuzluluk ve çoraklaşmaya neden
olan bilinçsiz sulamanın önlenmesi için
yöre üreticisi eğitilmelidir.”
2015 Toprak yılında herkesi toprak
için çalışmaya çağıran Bayraktar, “bir
Kızılderili reisinin dediği gibi ‘bu topraklar dedelerimizden miras kalmadı, onları
çocuklarımızdan ödünç aldık’. Bu anlayışla toprakları korumalı, çocuklarımıza
emaneti devretmeliyiz” dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
33
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Tarım üretici
fiyatları ve
istihdamında düşüş
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
“Ocak ayında yüzde 8,99 artan tarım üretici fiyatları,
Şubat ayında yüzde 0,72 ile düşüşe geçti
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda üretici
fiyatları ve istihdamda düşüş olduğunu
bildirerek, “Ocak ayında yüzde 8,99 artan
tarım üretici fiyatları, Şubat ayında yüzde
0,72 ile düşüşe geçti” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, gıda
ve alkolsüz içeceklerde Şubat ayında
tüketici fiyatları yüzde 2,59 artarken, tarımda üretici fiyatlarının yüzde 0,72 düştüğünü belirtti. Tarımda Şubat itibarıyla
yıllık enflasyonun, üretici fiyatlarında, gıda
tüketici fiyatlarının 0,17 puan altında gerçekleştiğini vurgulayan Bayraktar, gıda ve
alkolsüz içeceklerde Şubat ayı itibarıyla
tüketici fiyatlarının yıllık yüzde 13,70, tarımda üretici fiyatlarının yüzde 13,53 arttığını bildirdi.
Şemsi Bayraktar, Şubat ayında tarımın genelinde üretici fiyatlarının (ÜFE)
yüzde 0,72, tarım ve avcılık ürünlerinde
yüzde 0,95 gerilediğini, ormancılık ürünlerinde yüzde 1,30, balıkçılıkta yüzde 5,19
arttığını bildirdi.
Bayraktar, şunları kaydetti: “Haziran’da
yüzde 0,18, Temmuz’da yüzde 0,73,
Ağustos’ta yüzde 0,55 gerileyen tarımda üretici fiyatları, Eylül’de yüzde 2,29,
Ekim’de yüzde 0,18, Kasım’da yüzde
0,15 arttı. Aralık ayında yüzde 1,30 gerileyen üretici fiyatları Ocak ayındaki yüzde
34
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
8,99 artışın ardından yüzde 0,72 ile yeniden düştü.
Gıda ve alkolsüz içeceklerde fiyatlar,
Haziran ayında yüzde 0,36, Temmuz
ayında yüzde 0,30, Ağustos ayında yüzde 0,89, Eylül’de yüzde 0,31, Ekim ayında ise yüzde 2,65, Kasım’da yüzde 0,24
yükseldi. Aralık ayında artmayan fiyatlar,
Ocak ayında yüzde 3,52, Şubat ayında
yüzde 2,59 arttı.”
Yıllık rakamlarda da üretici
enflasyonu, tüketiciden düşük
Üretici fiyatlarının, Şubat ayı itibarıyla
son bir yıllık dönemde tarımın genelinde
yüzde 13,53, on iki aylık ortalamalara
göre yüzde 11,22 arttığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti: “Şubat ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde, tarım ve avcılık
ürünlerinde yüzde 13,12, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 10,92, ormancılık
ürünlerinde 15,01, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 13,83 artış oldu. Balıkçılıkta
Şubat ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde
fiyatlar yüzde 28,21, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 7,66 artış görüldü.
Gıda ve alkolsüz içeceklerde, Şubat
ayında tüketici enflasyonu yüzde 2,59,
Şubat itibarıyla son bir yıllık enflasyon
yüzde 13,70, on iki aylık ortalamalara
göre enflasyon ise yüzde 12,91 olmuştu.
Tüketici fiyatları ise Şubat ayında yüzde 0,71, Şubat ayı itibarıyla son bir yıllık
dönemde yüzde 7,55, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 8,77 artmıştı.”
Fiyatı artan ve düşenler
Şubat ayında fiyatlar, turunçgillerde
yüzde 7,85, yağlı meyvelerde yüzde 3,72,
sebze ve kavun-karpuzda, kök ve yumrularda yüzde 1,94, çeltikte yüzde 1,54,
tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 0,84,
diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyvelerde yüzde 0,49 arttı. Yine
Şubat ayında, fiyatlar, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 5,19, canlı kümes
hayvanları ve yumurtada yüzde 2,53,
canlı sığırlar, mandalar ile bunlardan elde
edilen işlenmemiş sütte yüzde 1,55, canlı
hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde
1,43, koyun ve keçiler ile bunların işlenmemiş süt ve yapağılarında yüzde 0,68,
diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,31, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 0,06 artış gösterdi.
Fiyatlar, çok yıllık bitkisel ürünlerde
yüzde 9,53, lifli bitkilerde yüzde 3,70, pirinç dışındaki tahıllar, baklagiller ve yağlı
tohumlarda yüzde 0,15 geriledi.
İşlenmemiş tütünde ve içecek üretiminde kullanılan bitkisel ürünlerde fiyatlar
değişmedi.”
Tarım istihdam 5 milyona indi
Yeni açıklanan 2014 Aralık ayı istihdam verilerini de değerlendiren Bayraktar, tarımın kadınlarda işsizliği 4,1 puanla düşürerek ve yüzde 16,7’den yüzde
12,6’ya, erkeklerde 1,3 puan düşürerek
yüzde 11,5’den yüzde 10,2’ye, toplamda
işsizliği 2 puan düşürerek yüzde 12,9’den
yüzde 10,9’a indirdiğini bildirdi.
Bayraktar, tarımın işsizliği Mart ayında
1,9, Nisan’da 1,8, Mayıs’ta 1,9, Haziran’da
2, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında
2,2, Ekim ayında 2,1, Kasım ve Aralık aylarında 2 puan azalttığını hatırlattı.
Şemsi Bayraktar, Aralık ayında tarımda
çalışan sayısının, Kasım ayına göre 170
bin kişi azalarak 5 milyon 180 bin kişiden 5
milyon 10 bin kişiye indiğini belirtti.
TZOB Genel Başkanı, Mart ayının ikinci yarısından sonra tarımda istihdamın
yoğunlaştığını hasadın ardından azalmaya başladığını, Ocak-Şubat aylarında en
düşük düzeye indiğini vurguladı.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 25
milyon 642 bin olan istihdam edilenlerin
13 milyon 537 bininin hizmetler, 5 milyon
266 bininin sanayi, 1 milyon 829 bininin
inşaat, 5 milyon 10 bininin ise tarımda çalıştığını vurguladı.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Mart
ayında tarımın istihdamda yüzde 20,8
olan payının, Nisan ayında yüzde 21,3’e,
Mayıs’ta yüzde 21,9’a, Haziran’da yüzde 22,3, Temmuz’da yüzde 22,4’e çıktığını, Ağustos ayında yüzde 22,1’e, Eylül
ayında yüzde 21,5’e, Ekim ayında yüzde
20,7’ye, Kasım ayında yüzde 20’ye, Aralık ayında ise yüzde 19,5 ile yüzde 20’nin
altına indiğini bildirdi.
Aralık ayında sanayinin toplam istihdamdaki payının yüzde 20,5, inşaatın
yüzde 7,1, hizmetlerin yüzde 52,8 olduğunu belirten Bayraktar, “Tarım 5 milyon
10 bin kişiye istihdam sağlarken, bu rakam sanayide 5 milyon 266 bini, hizmetlerde 13 milyon 537 bini buluyor. İnşaat
sektörü ise 1 milyon 829 bin kişiye iş
sağlıyor. Aralık ayında tarımın 2 milyon
757 bin erkek, 2 milyon 253 bin kadına
iş ve aş yarattığını, çalışan erkeklerin yüzde 15,3’ünün, çalışan kadınların yüzde
29,6’sının tarımda istihdam ediliyor” dedi.
Şubat itibarıyla yıllık enflasyon, üreticide, tüketicinin
0,17 puan altında gerçekleşti. Gıda ve alkolsüz
içeceklerde tüketici fiyatları yüzde 13,70, tarımda üretici
fiyatları yüzde 13,53 arttı
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
35
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Patateste
ekim
zamanı
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, patateste planlı ve sürdürülebilir bir üretimin şart olduğunu bildirerek, “üretim miktarı ve fiyatlardaki istikrarsızlık hem üreticiyi hem de
tüketiciyi olumsuz etkiliyor” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, ekimi
süren patateste üreticilerin, patates piyasa koşullarını gözden geçirerek ekim
alanlarını belirlemeleri gerektiğini, çünkü
patateste üretim miktarının fiyatı doğrudan etkilediğini, üretimin talebin üzerine
çıkması durumunda fiyatların maliyetleri
bile karşılamayacak seviyelere indiğini,
patatesin tarlada kaldığını belirtti.
Patates üretiminin sürdürülebilirliğinin
sağlanmasında ilk unsurun üretim planlaması olduğunun altını çizen Bayraktar,
şunları kaydetti: “Ülkemizde patates üretiminde meydana gelen dalgalanma ve
pazarlama sorunları, üreticiden tüketiciye
tüm tarafları derinden etkiliyor. Patates
üretiminde üretici kararını, diğer faktörler
yanında en çok bir önceki dönem hasılatı
belirliyor. Üretim bir önceki dönem fiyatına göre şekilleniyor. Üretimdeki dalgalanmaları dolayısıyla pazarlama problemlerini de beraberinde getiriyor. Üreticinin
düzenli gelir elde etmesine neden olan
36
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
patates üretiminin sürdürülebilirliğinin
sağlanması için pazarlama sorunları çözülmelidir.
Patateste başta ithal tohumluk olmak
üzere, elektrik, sulama, mazot ve gübre,
girdi maliyetleri, depolama, işleme ve tasnif
etme, ihracatta laboratuvar hizmetleri gibi
önemli sorunlar üreticimizi zorlamaktadır.
Patates üretiminin yoğun olarak yapıldığı illerimizde sulamanın yeraltından yapılması,
üreticilerimizin elektrik kullanımını artırmakta ve bu da üretimi doğrudan etkilemektedir. Üreticimizin rekabet gücü artırılmalı,
üretimde kalması sağlanmalıdır.”
Patateste, planlı ve sürdürülebilir üretim için gerekli olan bir diğer unsurun da
örgütlenme olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Üreticilerin örgütlenmesi için gerekli eğitim ve yayım faaliyetlerine ağırlık
verilmelidir. Özellikle pazarlama problemlerini çözmede örgütlenmenin önemi konusunda üretici bilinçlendirilmelidir” dedi.
Beslenmede tahıllardan sonra
önemli paya sahip
Patatesin, tahıllardan sonra insan
beslenmesinde önemli bir paya sahip
olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları
kaydetti: “Uygun fiyatı, birim alandan faz-
Bayraktar: "Patateste başta ithal tohumluk olmak üzere,
elektrik, sulama, mazot ve gübre gibi girdi maliyetleri,
depolama, işleme ve tasnif etme, ihracatta laboratuvar
hizmetleri önemli sorunlar ."
la verim sağlanması, besin değerinin yüksek oluşu, sindirim kolaylığı, endüstride
farklı şekillerde kullanılması ve her çeşit
iklimde yetişmesi nedeniyle bugün yaygın olarak yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Dünyada yaklaşık 368 milyon tonluk
üretimle buğday, mısır ve çeltikten sonra
en fazla üretimi yapılan dördüncü bitkidir.
Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) tarafından da taşıdığı ekonomik önem, besin değeri, dünyadaki açlığın ve kırsal yoksulluğun azaltılmasına
sağladığı katkı dolayısıyla patates, ‘Gizli
Hazine’ olarak tanımlanmıştır.
Dünyada üretilen patatesin yaklaşık
yarısı taze olarak tüketilmekte, geri kalanı ise işlenmiş gıda ürünü, hayvan yemi,
endüstriyel nişasta ve tohumluk olarak
kullanılmaktadır. Taze tüketim daha çok
fırında pişirme, haşlama, kızartma şeklinde olurken, işlenmiş gıda dondurulmuş
patates ve cips şeklindedir. Patates nişastası ise ilaç, tekstil ve kağıt endüstrilerinde
yapışkan, tutkal şekillerinde kullanılmaktadır. Patates kabuğu ve işlendikten sonra kalan diğer değersiz atıklar ise nişasta
yönünden zengin olduklarından sıvılaştırılabilmekte ve yakıt olarak kullanılan etanol
yapılmak üzere mayalanabilmektedir.”
Patates üretiminde sorunlar ve
yapılması gerekenler
Türkiye’de hemen hemen her ilde patates üretimi yapıldığını belirten Bayraktar, patatesteki sorunları ve çözüm yollarını şöyle sıraladı:
“Patates tohumluğu konusunda tescilli yerli çeşitler artırılmalı, ithalatın önüne
geçilmelidir.
Patates üretiminde maliyeti etkileyen en
önemli unsur elektriktir. Patates çok sulanan bir ürün olması nedeniyle birim fiyatın
düşürülmesi bakımından tarımda kullanılan
elektrikte uygulanmakta olan KDV oranı
yüzde 18’den yüzde 1’e düşürülmelidir.
Patateste üretim ve işleme çeşitliliği
sağlanmalı, bu sayede meydana gelebilecek arz dalgalanmalarının önüne geçilmelidir.
Üreticilerimizin patatesten hak ettiği
geliri elde edebilmesi bakımından, tasnif ve paketleme tesisleri kurulmalı, ihraç
edilecek ürünler başta olmak üzere pazara arz edilecek ürünlerde standardizasyon sağlanarak, yemeklik, tohumluk ve
sanayi tipi olmak üzere bir sınıflandırma
yapılmalıdır.
Taze patates için ihracat iadesi verilmelidir. Patates üretiminin ihracata yöneltilmesinde gerekli tedbirler alınmalıdır.
Ülkemizde patates daha çok adi
depo olarak adlandırılan, nem, hava
ve ışık kontrolünün yapılamadığı, ambar, kiler, bodrum, kaya mağara ve
hatta toprak altı çukurlarında saklanmakta ve yüzde 20’ye varan kayıplar
meydana gelmektedir. Tekniğine uygun depolarda azami yüzde 10’luk bir
kayıpla 8-10 ay süreyle, patatesleri
uygun fizyolojide ve kalitede saklamak
mümkündür.
Patates ihracatında istenen laboratuvar analizleri üreticilerimizi zorlamaktadır.
Önemli üretim bölgelerimiz, Nevşehir ve
Niğde’de laboratuvar kurulmalı, analiz
ücretleri düşürülmelidir.
Patates tarımının yoğun olarak yapıldığı yerlerde münavebenin yeterince
uygulanmaması toprak yorgunluğuna,
toprak yapısının bozulmasına, patatese
zarar veren hastalık, zararlı ve yaban-
Üreticilerimizin özelleştirilen elektrik
dağıtım şirketlerine olan elektrik borçları
da yapılandırılmalıdır.
cı ot oranının artmasına ve buna bağlı
olarak meydana gelen ürün kayıpları
neticesinde de verimde düşüşlere yol
açmaktadır. Üreticilerimiz, münavebe
süresi olan 3 yıllık süreye titizlikle uymalıdır.
Suyun daha verimli kullanılması teşvik
edilmelidir.
Doğru sulama ve gübreleme tekniklerinin uygulanması halinde minimum girdi
ile maksimum faydanın elde edildiği, verimli gübreleme yapılması mümkün olacaktır.
Etkin bir tarımsal mücadele yapılmalı,
kimyasal mücadele ilaçlarının uygun miktarda ve zamanında kullanılmasına dikkat
edilmelidir. Virüs hastalıkları için, dayanıklı çeşitler tercih edilmeli, sertifikalı tohumluk kullanılmalı, hijyen kurallarına dikkat
edilmelidir.”
Üreticilerin, işletmelerine gereken yatırımı yapmaları, optimum girdi kullanmaları, modern tarım teknikleri uygulamalarının gelir düzeylerini artıracağına dikkati
çeken Bayraktar, “Bunun yolu da üreticimizin desteklenmesinden geçmektedir”
dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
37
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Bayraktar: "İmar ve ıslah etmenin
yanında ormanları korumalı
ve alanlarını artırmalıyız."
Ormanlar Milli
Servettir
“Yapılan çalışmalar, 2023 yılına kadar
dünya nüfusunun yıllık ortalama yüzde
2 artacağını, orman alanlarının tahribinin
süreceğini, endüstriyel odun hammaddesi açığının artacağını belirtmektedir. Araştırmalar ormanların biyoçeşitlilik, toprak
koruma, su üretimi, rekreasyon, avcılık,
eko turizm gibi fonksiyonlarının giderek
önem kazanacağı ve bunun doğal orman
alanlarından yapılan üretim üzerinde bir
baskı unsuru oluşturacağını gösteriyor.
Ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve
mera ıslahı önemli
Bayraktar: "Ormanlar milli
ekonomiye katkıları, iklim, su
ve toprak rejimi üzerindeki
olumlu etkileri ve bir geçim
kaynağı olarak ulusal bir
servettir."
38
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, ormanların
milli ekonomiye katkıları, iklim, su ve toprak rejimi üzerindeki olumlu etkileri ve bir
geçim kaynağı olarak ulusal bir servet olduğunu bildirerek, “imar ve ıslah etmenin
yanında ormanları korumalı ve alanlarını
artırmalıyız” dedi.
tikçe artması nedeniyle sera gazlarının
olumsuz etkilerini gidermede ormanların
büyük önem taşıdığına vurgu yapan Bayraktar, ormanların su ve su kaynaklarını
koruyucu, toprak koruma fonksiyonundan dolayı suyu depolayıcı, su rejimini
düzenleyici, sel ve taşkın önleyici etkileri
bulunduğuna dikkati çekti.
Bayraktar, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada,
ormanın bir ülkede toprak ve su kaynaklarının muhafazası için hayati önem
taşıdığını belirtti. Küresel ısınma ve iklim
değişikliğine bağlı sorunların gün geç-
Ormanların, dünyada, son yüzyıl içinde büyük bir yok olma süreci yaşadığını,
neredeyse yarısından fazlasının orman
niteliğini kaybettiğini bildiren Bayraktar,
“bu değerli varlığı korumak için gereken
duyarlılık gösterilmemektedir” dedi.
Orman köylülerinin geliri artırılmalı
2014 verilerine göre 21 bin 584 orman köy ve mahallelerinde 7 milyon 346
bin 297 kişi yaşadığını, bu kesimin ülke
nüfusunun yaklaşık yüzde 9,6’sını, kırsal
nüfusun ise yüzde 40’ını barındırdığını
belirten Bayraktar, şunları kaydetti: “Orman köy ve mahallelerinde gelir düzeyi
diğer köy ve mahallelere göre daha düşük, işsizlik oranı Türkiye ortalamasının
üzerindedir. Orman köylülerin gelir seviyelerini diğer köy ve mahallelere yaklaştıracak ve işsizlik oranını düşürecek
projelere öncelik verilmeli, kırsal kalkın-
ma programlarıyla orman köylüsünün
toprağını terk etmesinin önüne geçilmelidir. Ormanlar büyük bir zenginlik kaynağı olabilir. Ormanların verimli olarak
işletilmesi, geliştirilmesi ve korunması,
geçimini doğal kaynaklara bağlı olarak
sürdüren ve kırsalda yaşayan insanlarımız açısından hayati önemdedir.”
Dünyadaki hızlı nüfus artışı ve sanayileşmenin, doğal kaynaklar üzerinde yoğun baskılar oluşturduğunu, ormanların
bu olumsuzluktan ciddi şekilde etkilendiğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri
verdi:
Ormancılığının geliştirilebilmesi, ülke
topraklarının korunması ve orman köylülerinin sorunlarının çözümü bakımından
ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve mera
ıslahı çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Biyolojik çeşitliliği sağlayacak türde fidanların seçimine özen gösterilmelidir. Orman
köylerindeki kooperatifçilik çalışmalarına
önem verilmeli, kooperatiflerin rekabet
gücü artırılmalıdır. Orman köylülerinin
kalkındırılması için alternatif çözümler
üretilmeli, bu konudaki projelere destek
verilmelidir. Tarım arazilerimizin sellerden
zarar görmemesi, topraklarımızın erozyonla kaybolmaması, iklim ve su rejimine
ait ekolojik dengenin bozulmaması için
çayır mera ve ormanların tahribatının önüne geçilmeli, mevcut orman varlığı ile çayır ve meralar korunmalı ve orman alanları
artırılmalıdır.”
Ağaçlandırma seferberliği
Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak ormanlar olmadan dünyamızda canlıların
yaşamlarını sürdüremeyeceği bilinciyle
ağaçlandırma çalışmalarına büyük önem
verdiklerini bildiren Bayraktar, “Çok daha
yeşil bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Bu
çerçevede 2012 yılında Ağaçlandırma
Seferberliği Kapsamında Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile protokol imzaladık. Ziraat
Odalarımız, bu kapsamda fidan dikme
çalışmalarını sürdürüyor” dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
39
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Su Zengini
Değiliz
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin
bilinenin aksine su zengini bir ülke olmadığını bildirerek, “kişi başına kullanılabilir su
miktarı 1500 metreküp civarında. Su kaynaklarımızı gözümüz gibi korumalı, tasarruflu
şekilde kullanmalıyız” dedi.
Bayraktar, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpten daha az suyu olan ülkelerin su fakiri, 1000-2000 metreküp arası olanların su azlığı çeken ülke sınıfında kabul edildiğini,
8000-10000 metreküpten daha fazla olan ülkelerin su zengini olarak görüldüğünü
belirtti.
1990’lı yıllardan bu yana su azlığı çeken ülke sınıfındayız
“Türkiye’de 2030’da yıllık kişi başına kullanılabilir su miktarının 1120 metreküp seviyelerine gerileyeceğini unutmamalı, suyun damlasını bile ziyan etmemeliyiz” diyen
Bayraktar, şunları kaydetti: “1990’lık yıllardan bu yana su azlığı çeken ülke sınıfındayız. Su zengini ülke değiliz. Nüfusta mevcut büyüme hızı, su tüketim alışkanlıklarının
değişmesi gibi faktörler su kaynakları üzerine baskı yapıyor. Geleceğe yönelik bütün
tahminler, mevcut kaynakların hiç tahrip edilmeden aktarılması durumunda söz konusu
olabilecek. Türkiye, gelecek nesillerine sağlıklı ve yeterli su bırakabilmesi için su kaynaklarını çok iyi ve akılcı kullanması gerekiyor.
Hızlı nüfus artışı ve kirlenmenin yanı sıra kentlerdeki şebekelerde su kaybının, su
israfının sıkıntı yarattığının altını çizen Bayraktar, “ülkemizde yıllık yağış ortalaması,
dünya ortalamasından düşüktür. Bu durumlar mevcut kaynakların daha dikkatli kullanılması ve kirlenmeye karşı gerekli tedbirlerin bir an önce alınması gerekliliğini ortaya
koymaktadır” dedi.
40
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
112 milyar metreküp suyun 32
milyar metreküpü tarımda kullanılıyor
Bayraktar: "Su zengini bir
ülke değiliz. Kişi başına
kullanılabilir su miktarı 1500
metreküp civarında. Su
kaynaklarını gözümüz gibi
korumalı, tasarruflu şekilde
kullanmalıyız."
Türkiye’nin kullanılabilir su potansiyelinin 112 milyar metreküp olduğunu,
bunun yaklaşık 7 milyar metreküpünün içme, kullanma suyu olarak, 5 milyar
metreküpünün sanayide, 32 milyar metreküpünün de tarımsal amaçlı kullanıldığını bildiren Bayraktar, şunları kaydetti: “Su kaynaklarımızın yetersizliği, başka amaçlarla su kullanımına olan talep, tarımsal sulamada da suyun ekonomik
kullanılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Şu anda kullanılabilir suyun yaklaşık
32 milyar metreküpü tarımsal sulama amacıyla kullanılmaktadır. Tarım arazilerimizin yaklaşık 8,5 milyon hektarı teknik ve ekonomik olarak yer altı ve yer üstü
sularla sulanabilir özelliktedir. Hala sulamaya açılmamış arazi miktarı 2,77 milyon hektar düzeyindedir. Sulamaya açılan 5,73 milyon hektar alanın da önemli
bir bölümünde salma sulama dediğimiz vahşi sulama yapılmaktadır. Ülkemizde
tarımsal sulamada bilinçlenme artsa da hala yanlış zamanda, yanlış miktarda
sulama yaygındır.”
Su yetersizliği riskini azaltmak için önlemler
Bayraktar, suyun kamu malı olduğu gerçeğinden hareketle korunması ve tasarrufuna azami riayet edilmesi için toplumun eğitimine de önem verilmesi gerektiğini vurguladı.
Şemsi Bayraktar, sanayileşmenin yoğun olduğu bölgelerde su kaynaklarının
hızlı biçimde kirlendiğini, ayrıca kaçak su çekimi nedeniyle üreticilerin sağlıklı ve
temiz su temininde sıkıntı çektiklerini belirtti. Ticari firmaların çayır ve meralarda
bulunan su kaynaklarını yoğun biçimde kullanmaları sonucu söz konusu alanlarda kuruma tehlikesi ortaya çıktığını belirten Bayraktar, “kirlilik kaynaklarının gerekli denetimlerle kontrol altına alınması ve kaçak su kullanımının önüne geçilmesi
gerekmektedir. Su kaynaklarının tasarruflu kullanılmasının yanı sıra kirletilmemesi
için de gerekli tedbirleri istisnasız almalı ve uygulamalıyız” dedi.
Bayraktar, şunları kaydetti: “Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Konya Ovası
Projesi (KOP), Doğu Anadolu Projesi (DAP) ve Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP)
gibi sulama, dere ıslahı, taşkın koruma ve drenaj yatırımlarını da içeren projeler,
en kısa zamanda tamamlanmalı, tarımsal sulamada damlama, yağmurlama gibi
modern, tasarruflu basınçlı sulama sistemlerine geçilmelidir.
Kıt olan suları verimli bir şekilde kullanmak ve kuraklık riskini azaltmak için
önlemler alınmalıdır.
Tarımda suyun ekonomik kullanımı için, tarla içi hizmetlerin geliştirilmesi paralelinde arazi ve bitkinin çeşidine göre damlama sulama veya yağmurlama sulama sistemleri hızla devreye sokulmalı ve bu sistemleri yaygınlaştırmak için gerekli
çalışmalara ağırlık verilmelidir.
Karık sulama yöntemine oranla, damlama sulama yüzde 60, yağmurlama sulama sistemi yüzde 30 civarında su tasarrufu sağlıyor. Teknik ve ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektar alanın tamamının sulanmaya başlaması halinde,
tasarruflu sistemlere geçilmemesi halinde milyarlarca metreküp daha fazla suya
ihtiyaç olacaktır.
Damlama ve yağmurlama gibi basınçlı sulama projelerine verilmekte olan hibeler artırılarak devam etmelidir.”
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
41
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
DOKAP’ta tarıma yatırım
bölgeyi geliştirecek
Bayraktar: "Su kaynaklarının, tarımın ve çevrenin sürdürülebilirliğinin
sağlanması, kamu yatırımları ve diğer faaliyetlerin yeniden
programlanmasıyla bölgenin birçok sorunu çözülecek,
topyekûn ve istikrarlı bir şekilde kalkınacak."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde tarıma yapılacak yatırımın
bölgeyi geliştireceğini bildirerek, “Su kaynaklarının, tarımın ve çevrenin sürdürülebilirliğinin sağlanması, kamu yatırımları
ve diğer faaliyetlerin yeniden programlanmasıyla bölgenin birçok sorunu çözülecek, topyekûn ve istikrarlı bir şekilde
kalkınacak” dedi.
DOKAP kapsamındaki iller, diğer unsurlarının yanı sıra hayvancılık, balıkçılık,
tarım, orman varlıklarıyla da önemli bir
konumda. Su kaynaklarının, tarımın ve
çevrenin sürdürülebilirliğinin sağlanması,
kamu yatırımları ve diğer faaliyetlerin yeniden programlanmasıyla bölge, topyekûn
ve istikrarlı bir şekilde kalkınacak. 20142018 Eylem Planı kapsamında 10 milyar
369 milyon lira kamu yatırımı yapılacak.”
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Samsun, Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane, Bayburt illerini kapsayan Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP)
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın, 3
Haziran 2011 tarihinde, sosyal, ekonomik
ve çevre konularında gözlenen olumsuzlukları gidermek amacıyla kurulduğunu
hatırlattı.
Tarım sektöründe gerçekleştirilecek
31 eylem
DOKAP’ın bölgenin ekonomik yapısını
güçlendirerek, bölge insanının ortalama
gelir düzeyini yükseltmeyi ve gelir dağılımını iyileştirmeyi, bölgenin sosyal gelişmesini, dayanışmasını ve iç entegrasyonu
sağlamayı, bölgenin doğal kaynaklarını
ve çevre kapasitesini koruyarak uzun dönemli sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmeyi amaçladığını bildiren Bayraktar,
şunları kaydetti: “Kalkınma stratejisi, ana
ulaşım altyapısının, çok amaçlı su kaynaklarının geliştirilmesi, toprak mülkiyeti
ve kullanımının iyileştirilmesi ve mahalli
idarelerin güçlendirilmesi olmak üzere 4
bileşenden oluşuyor.
42
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Eylem Planı’nda yer alan 128 eylemden 31’inin tarım sektörüyle ilgili
olduğunu bildiren Bayraktar, şu bilgileri
verdi:
“Bu çerçevede, bölgede tarımsal kirliliğin izlenmesi ve azaltılması projesi uygulanacak. Bizim de içinde yer aldığımız
çiftçi örgütlerimizle eğitim ihtiyaçları analiz edilecek ve gerekli görülen alanlarda
eğitim programları düzenlenecek. Devam
eden büyük su işleri hızlandırılarak sulama altyapısı geliştirilecek. Küçük sulama
işleri tamamlanacak. Küçük ölçekli tarımsal sulama projeleri kapsamında gölet ve
kapalı sulama sistemlerinin yapımı desteklenecek. Sulama sistemlerinin performansı izlenecek. Basınçlı sulama sistemleri ve etkin su kullanımı konusunda çiftçi
ve teknik eleman eğitimi yapılacak. Islah
ve taşkın koruma faaliyetleri hızlandırılacak. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri tamamlanacak.
KÖYDES Projesi kapsamında kırsal
altyapı sorunları çözüme kavuşturulacak.
Tarımsal araştırmalar altyapısı iyileştirilecek. Çiftçi eğitim ve yayım faaliyetleri geliştirilecek ve araştırma ile yayım faaliyetleri entegre biçimde yürütülecek. İl Gıda
Kontrol Laboratuvarları için gerekli altyapı
güçlendirilecek.
Sertifikalı tohum ve fidan üretimi ile
kullanımı desteklenecek. Bölgenin bitkisel üretim potansiyeli değerlendirilecek.
Potansiyel organik havzalar tespit edilecek. Çay ve fındık ürün kalitesi artırılacak.
Meraların ıslah ihtiyacı belirlenecek
ve sürdürülebilir yönetimi sağlanacak.
Tarıma dayalı sanayi yatırım potansiyeli araştırılıp geliştirilecek. Küçükbaş ve
büyükbaş hayvancılığın geliştirilmesi
sağlanacak. Çiğ sütün uygun koşullarda
toplanması için altyapı kurulumu, hayvancılıkta örnek üretim sistemleri ve arıcılık
desteklenecek.
Su ürünleri sektörü geliştirilecek.
Soğuk hava depolama kapasitesi artırılacak. Lisanslı depoculuk yaygınlaştırılacak. Tarımsal üreticilerin tarım dışı faaliyetlerden elde ettikleri gelir yükseltilecek.
Girdi temini ve ürün pazarlamaya ilişkin
olarak üreticilerin ortak girişimleri desteklenecek.
Orman kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi sağlanacak. Tıbbi aromatik bitkile-
rin envanteri çıkarılacak ve ticari kullanım
potansiyelleri araştırılacak. Organik gübre
üretimine yönelik araştırmalar yapılacak.”
Yumurta tavukçuluğu, arıcılık, tıbbi
ve aromatik bitkiler
Bölgede fındık ve çay üretimine alternatif olarak serbest sistem yumurta
tavukçuluğu, arıcılık, tıbbi ve aromatik bitkiler projelerine önem verildiğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Serbest sistem yumurta tavukçuluğu
projesinde pilot olarak seçilen Ordu ilinin
Altınordu, Perşembe, Fatsa ve Ulubey ilçelerinde 80, Akkuş ilçesinde 175 olmak
üzere toplamda 255 üretici başvuru yaptı.
Kredi, ruhsat ve kümes inşaatı olarak üretime başlama aşamaları devam ediyor.
30 tanesinin kümes yapım işlemi tamamlandı. 15 adedi işletmeye alındı.
Bölgede arıcılıkla ilgili eğitim çalışmalarına destek verildi. Bir yılda 1140 üreticiye eğitim hedeflendi. Şimdiye kadar 28
eğitim düzenlenirken, 417 kişi teorik ve
uygulamalı eğitime katıldı.
Ayrıca tıbbi ve aromatik bitkiler projesinde son aşamaya gelindi.”
DOKAP’ın potansiyeli ve sorunları
DOKAP’ın 48 bin 256 kilometrekare
yüzölçümüne sahip 8 ilden oluştuğunu,
bölgenin ana geçim kaynağının tarım
olduğunu hatırlatan Bayraktar, bölgede
1 milyon 148,3 bin hektar tarıma elverişli
arazi bulunduğunu bildirdi. Bu alanın yüzde 7,5’inin nadasa bırakıldığını belirten
Bayraktar, şunları kaydetti: “Bölgenin en
önemli ürünleri içinde fındık ve çay öncelikli. DOKAP’ta Samsun, Gümüşhane
ve Bayburt hariç 5 ilde (Ordu, Giresun,
Trabzon, Rize ve Artvin) tarım alanlarının
yüzde 70’i fındıklıklardan ve çay bahçelerinden oluşuyor. İşletme büyüklüğü,
bitkisel ürün çeşitliliği ve ürün verimliliği
bakımından dezavantajlı olan bölge, fındık, çay, kivi, arıcılık, alabalık yetiştiriciliği ve avcılık açısından şanslı konumda.
Samsun, Gümüşhane ve Bayburt hariç
özellikle sahil bandında 5 dekara kadar
inen işletme büyüklüğü, arazilerin hisseli
olması ve kadastro meselesi bulunması,
fındık ve çay bahçelerinin büyük bölümünün ekonomik ömrünü tamamlayan
bahçelerden oluşması bölgenin önemli
sorunları arasında.”
Bölge genelinde toplam sulanabilir arazinin 858 bin 873 hektar olmasına
karşın bu alanın sadece 256 bin 315
hektarının sulanabildiğine dikkati çeken
Bayraktar, “Su zengini Doğu Karadeniz
bölgemizde bile sulanan alanlar, sulanabilir alanların yüzde 30’unda kalıyor. Hızla
sulama yatırımları bitirilmelidir. Ayrıca, yıl
içinde yoğun yağış alan Doğu Karadeniz Bölgemizde taşkın riski de önemli bir
sorundur. Bölgenin sulama altyapısı modernize edilerek güçlendirilmeli, taşkın ve
ıslah faaliyetleri bir an önce tamamlanmalıdır. Ayrıca arazi toplulaştırma ve tarla
içi geliştirme hizmetleri de hızla bitirilmelidir” dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
43
TZOB DİYOR Kİ!
TZOB DİYOR Kİ!
Doğal afetler
tarımda
büyümeyi
vurdu
Buğdayda rekolte
beklentisi arttı
TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
“1 Ekim-28 Şubat döneminde yağışlar, geçen dönemin
yüzde 77,4, normalin yüzde 11,9 üzerinde gerçekleşti."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Ekim-28 Şubat döneminde yağışlar, geçen dönemin
yüzde 77,4, normalin yüzde 11,9 üzerinde gerçekleştiğini bildirerek, “Şartlar
bundan sonra da olumlu devam ederse
buğday üretimi rahatlıkla 22 milyon tonu
aşar” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2013
yılında 22 milyon 50 bin tona kadar yükselen buğdayda üretiminin 2014 yılında başta kuraklık olmak üzere yaşanan
doğal afetler nedeniyle 19 milyon tona
kadar gerilediğini, bu üretim sezonunda
toprağın kar ve yağmur yağışlarına doyduğunu belirtti.
Ekilen alan azalıyor, verim artıyor
Beslenmedeki temel ürünler içinde
başa gelen buğdayın stratejik bir ürün
olduğunu vurgulayan Bayraktar, son yıllarda mısır gibi ürünlere kayış nedeniyle, buğday ekim alanlarındaki azalmaya
rağmen, verimdeki artış nedeniyle üretim
miktarının değişmediğine dikkati çekti.
2013 yılında 7 milyon 772 bin hektar alanda dekar başına 283 kilogram verimle 22
milyon 50 bin ton buğday üretildiği bilgisini veren Bayraktar, 2014 yılında üretim
alanları 7 milyon 912 bin hektara çıksa da
kuraklık nedeniyle verimin dekarda 240
kilograma düşmesi sonucu üretimin 19
milyon tona indiğini hatırlattı.
Yağışlar sevindirdi
2014-2015 üretim döneminin başladığı Ekim ayından itibaren kar ve yağmur
şeklinde düşen yağışların ülke genelinde
hububat üretimi açışından oldukça önemli ve sevindirici olduğunu bildiren Bayrak-
44
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
tar, şunları kaydetti: “Sonbahar ve kış yağışlarıyla çimlenen hububat, yağan karın
yorgan vazifesi görmesiyle etkili soğuktan
ve dondan korundu, bahar dönemine iyi
bir şekilde hazırladı. Buğday gelişmesinin
ikinci devresi olan sapa kalkmada buğdayın 10–15 santigrat derece sıcaklık ve
yüzde 65 oranında nispi nem isteği oluyor. Buğdayın en fazla suya ihtiyaç duyduğu dönemleri çimlenme, kardeşlenme,
sapa kalkma, başaklanma ve süt olum
dönemleridir. Bu nedenle buğdayın çimlenmesini sağlayan yağışların yanında en
çok yağışa ihtiyaç duyulan dönemler Mart
sonu, Nisan ve Mayıs aylarının başlarıdır.
Yağışlar halen iyi bir şekilde sürüyor. 1
Ekim-28 Şubat döneminde yağışlar, geçen dönemin yüzde 77,4, normalin yüzde
11,9 üzerinde gerçekleşti. Önümüzdeki
günlerde don, dolu, sel ve aşırı yağış gibi
doğal afetler olmaz ve yağışlar mevsim
normallerinde gerçekleşirse rekolte çok
iyi olur. 2013’ler seviyesinde bir rekolte
bekleyebiliriz. Şartlar bundan sonra da
olumlu devam ederse buğday üretimi rahatlıkla 22 milyon tonu aşar.”
Buğdayın 12,3 milyon tonu kuruda,
6,7 milyon tonu suluda üretiliyor
Türkiye’de buğday tarımının çok büyük bir bölümünün kuruda yapıldığını,
bu alanlara düşen yağışın miktarı, şekli
ve periyodunun oldukça önem arz ettiğini belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Buğday ekilen 7,92 milyon hektar alanın
5,98 milyon hektarı kuru, 1,94 milyon hektarı sulu arazi. Buna karşın kuru arazide
12,33 milyon ton buğday üretilirken, sulu
arazideki üretim 6,67 milyon tonu buluyor. Buğday tarlalarının yüzde 75,4’ü,
4’te 3’ü kuru tarım arazisi. Bundan dolayı
yağışların iyi gitmesi buğdayda verimin
artması için şart. Ekilen alanın sadece
yüzde 24,6’sı, 4’te 1’i sulu arazi olmasına
karşın, üretimin yüzde 35,1’i, 3’te 1’inden
fazlası bu alanlarda yapılıyor. Kuru alanda dekar başına 209 kilogram olan buğday veriminin, sulu alanda 346 kilograma
çıkması ve yüzde 65,6 oranında artması
sulamanın önemini gösteriyor. Türkiye,
bir önce sulama yatırımlarını tamamlamalı, birim alanda aldığı verimi artırmalıdır.
Hala 2,63 milyon hektar alan ekonomik
ve teknik olarak sulanabilir olduğu halde
gerekli yatırımlar yapılmadığı için sulamaya açılmamıştır. Bu alanları sulamaya
açmalı, mevcut su kaynaklarımızı doğru
ve tasarruflu kullanmalı, su havzalarımızı
kirletmemeli, suyu tasarruflu kullanan basınçlı sulama sistemlerine geçişi hızlandırmalıyız.”
Suyun yanı sıra kaliteli tohum,
yeterli ve zamanında girdi
kullanımı da önemli
Bayraktar, buğdayda üretim artışı için
suyun yanında kaliteli tohum, yeterli ve
zamanında girdi kullanımının da önemli
olduğunu, bu alandaki maliyetlerin azaltılması gerektiğini vurguladı.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar,
Türkiye’nin mevcut potansiyelini kullanarak kısa zamanda rahatlıkla 25-26 milyon
ton buğday üretim rakamına ulaşabileceğini, verimi artırarak bu rakamı çok daha
yukarılara taşıyabileceğini bildirerek,
“halen ülkemiz dünya buğday üretiminin
yüzde 2,5’ini üretiyor. Türkiye, verimliliğini
artırarak potansiyelini harekete geçirirse,
büyük buğday ihracatçılarından biri haline gelebilir” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, doğal afetlerin
tarımda büyümeyi vurduğunu bildirerek,
“tarım 2014’te yüzde 1,9 küçüldü. Başta
don ve kuraklık olmak üzere 2014 yılını doğal afetlerle geçiren tarım, 2014 yılını yüzde 1,9 reel küçülmeyle tamamladı” dedi.
Bayraktar, cari fiyatlarla 2012 yılında
111,7 milyar lira, 2013 yılında 115,7 milyar
lira olan tarımsal hasılanın, 2014 yılında
125 milyar liraya yükseldiğini vurguladı.
Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada,
reel rakamlarla, 2014 yılının ilk çeyreğinde (Ocak-Şubat-Mart) yüzde 4,9, ikinci
çeyreğinde (Nisan-Mayıs-Haziran) yüzde
2,3, üçüncü çeyreğinde (Temmuz-Ağustos-Eylül) yüzde 1,9 büyüyen Türkiye
ekonomisinin, yılın son çeyreğinde (EkimKasım-Aralık) yüzde 2,6, yılın tamamında
ise yüzde 2,9 büyüdüğünü belirtti. 2013
yılının ilk çeyreğinde yüzde 3,5 büyüyen,
ikinci çeyreğinde yüzde 2,6, üçüncü çeyreğinde yüzde 4,9 küçülen tarım, ormancılık ve balıkçılığın, son çeyrekte yüzde
1,4 büyüdüğünü bildiren Bayraktar, yılın
tamamında ise tarımın yüzde 1,9 küçülme yaşadığını vurguladı.
Bayraktar, şunları kaydetti: “Son çeyrekteki büyüme, tarımda küçülmenin
daha da fazla olmasını önledi. 2014 yılı
çiftçimiz açısından hiç de iyi geçmedi.
2013 Ekim ayından itibaren görülen kuraklıktan, 2014 yılı Mart ayı sonu, Nisan
ayı başında yaşanan dondan, buğday,
arpa, çavdar, yulaf gibi tahıllar, fındık,
kayısı, ceviz, elma başta hemen tüm
meyve türleri çok olumsuz etkilendi. Yaşanan tabii afetlerin etkisiyle 2014 yılında,
2013 yılına göre tahıllar ve diğer bitkisel
ürünlerde yüzde 6,6, meyvelerde yüzde
6,2 üretim azalması oldu. Buğday üretimi
22 milyon 50 bin tondan 19 milyon tona,
arpa üretimi 7,9 milyon tondan 6,3 milyon
tona indi. Kayısı üretimi yüzde 65 azaldı.
Bunun milli gelir rakamlarına yansımaması mümkün değildi. Geçen yıl yaşanan
doğal afetlerden dolayı çiftçimizin başı
dertten kurtulmadı. Bu yıl yağışlar çok iyi
gidiyor. Önümüzdeki süreçte çok büyük
olumsuzluklar olmazsa üretim artışı yaşayacağız.
Tarım en son 2007 yılında
yüzde 6,7 oranında küçülmüştü.
Tarım, ormancılık ve balıkçılığın 2012
yılında 111 milyar 682 milyon 488 bin lira,
2013 yılında 115 milyar 658 milyon 178 bin
lira olan cari fiyatlarla hasılası 2014 yılında
125 milyar 18 milyon 135 bin liraya çıktı.
Tarım sektörünün, 2014 yılının ilk çeyreğinde 14 milyar 927 milyon 189 bin, ikinci
çeyreğinde 25 milyar 336 milyon 747 bin,
üçüncü çeyreğinde 55 milyar 193 milyon
939 bin lira olan hasılası, dördüncü çeyrekte 29 milyar 560 milyon 260 bin lira olarak gerçekleşti. Türkiye’nin cari fiyatlarla,
2012 yılında 1 trilyon 416 milyar 798 milyon 490 bin lira olan GSYH’sı 1 trilyon 561
milyar 510 milyon 15 bin liraya çıktı.”
Tarımın payı sabit fiyatlarla fazla
Tarım sektörünün, yüzde 7,9 olan
cari fiyatlarla 2012 yılında toplam GSYH
içindeki payının 2013 yılında yüzde 7,4’e,
2014 yılında yüzde 7,1 indiğini belirten
Bayraktar, “sabit fiyatlarla tarım, 2012 yılında yüzde 9,3 pay alıyordu. Bu rakam,
2013 yılında yüzde 9,2’ye, 2014 yılında
yüzde 8,8’e indi. Sabit rakamlar, 1998
yılı fiyatlarını baz alıyor. Bu durum tarımda milli gelire baz alınan fiyatların, 19982013 döneminde diğer sektörlerdeki fiyat
artışlarının arkasında kaldığını gösteriyor.
Bundan dolayı, sektörün toplam GSYH
içindeki payı reelde yüzde 8,8 iken, cari
fiyatlarda yüzde 7,1 oluyor” dedi.
Şubat ayında tarım ve gıda ihracatı
yüzde 5,9 azaldı
Bayraktar, tarım ve gıdada 2015 Şubat ayı ihracatının, 2014 yılı Şubat ayına
göre yüzde 5,9 azaldığını ve 85 milyon
747 bin dolar azalışla 1 milyar 457 milyon
887 bin dolardan 1 milyar 372 milyon 140
bin dolara gerilediğini, buna karşın Şubat
ayında ithalatın ise yüzde 17,5 artışla 841
milyon 854 bin dolardan 147 milyon 452
bin dolar artışla 988 milyon 854 bin dolara yükseldiğini bildirdi.
Şemsi Bayraktar, ithalat artışına hububat, yağlı tohumlar, hayvansal ve bitkisel
katı ve sıvı yağlar ile sebzeler etki ederken, ihracat azalışına etki eden kalemlerin
ise süt ve süt ürünleri, yumurtalar, sebze
ve meyveler, şeker ve şeker mamulleri,
hububat, un ve pastacılık ürünleri olduğunu belirtti.
Bayraktar, tarımda ve gıdada 2014 yılı
Şubat ayında 616 milyon 485 bin dolar
olan dış ticaret fazlasının, 2015 yılı Şubat
ayında yüzde 37,8 azalmayla, 383 milyon
286 bin dolara indiğini dikkati çekti.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
45
Bayraktar: Birliğimiz ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız arasındaki
yazışma ve görüşmeler sonuç verdi
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,
mazot, gübre ve toprak analizi desteklemelerinde başvuru süresinin 30 Nisan 2015 tarihine kadar uzatıldığını bildirerek, “Birliğimiz ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız arasındaki
yazışma ve görüşmeler sonuç verdi. Üreticilerimiz, 30 Nisan’a
kadar başvurularını mutlaka yapmalı ve desteklemelerden yararlanmalıdır” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Çiftçi Kayıt Sistemine dâhil
olan çiftçilere mazot, gübre ve toprak analizi destekleme ödemesi yapılmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
tebliğinin 3 Haziran 2014 tarihinde yayımlandığını anımsattı. Bu
tebliğde, desteklemelerden yararlanmak için belirtilen son başvuru tarihin 31 Aralık 2014 olduğunu hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti: “Çiftçilerimizin 31 Aralık günü mesai saati bitimine
kadar ilçe müdürlüklerine, merkez ilçede ise il müdürlüklerine
başvuru yapmaları gerekmekteydi. Ancak çeşitli sebeplerle baş-
46
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
vuruda bulunamayan binlerce çiftçimiz, Odalarımız aracılığıyla
ve doğrudan Birliğimize başvurarak, müracaat süresinin uzatılmasını talep ettiler. Birliğimiz ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız arasında yapılan yazışma ve görüşmeler neticesinde,
Bakanlığımız çiftçilerimizin bu talebini yerinde görerek tebliğde
değişikliğe gitti ve başvuru süresini uzattı.
Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe
giren bu değişiklikle; mazot, gübre ve toprak analizi desteğinden
faydalanmak isteyen çiftçilerimiz, 30 Nisan 2015 günü mesai saati bitimine kadar ilçe müdürlüklerine, merkez ilçede ise il müdürlüklerine başvuru yapacaklar.”
Bayraktar, çeşitli sebeplerle daha önce belirlenen sürede
başvurusunu yapamayan üreticilerin yapılan bu süre uzatımını
dikkate alarak başvurularını 30 Nisan’a kadar mutlaka yaptırmalarını, aksi takdirde desteklerden yararlanamayacaklarını belirtti.
AYIN KONUSU
Mazot, gübre ve toprak analizi
destekleme başvuru süresi uzatıldı
KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK
TZOB DİYOR Kİ!
AYIN KONUSU
Dr. İbrahim Özcan
Gıda Tarım ve Hayvanclık Bakanlığı
Hayvancılık Genel Müdür Vekili
AYIN KONUSU
liklerde önemli oranlarda artışlar sağlanmıştır.
Tablo 3: Türkiye Mera Varlığının Bölgesel Dağılımı
Bakanlığımızın Küçükbaş
Hayvancılık ve Destekleme
Politikaları
Bölgeler
Alan (ha)
Dağılım (%)
Kuru Ot Verimi (Kg/ha)
Ege
802.879
5.49
600
Marmara
552.662
3.78
600
659.334
4.51
500
İç Anadolu
Akdeniz
4.570.182
31.26
450
Karadeniz
1.533.603
10.49
1.000
Doğu Anadolu
5.485.449
37.52
900
1.012.576
6.92
450
14.616.685
100
-
Güney Doğu Anadolu
Toplam
Hayvancılıkta sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla hayvancılık işletmelerinin
en önemli gider kalemi olan kaba yem
ihtiyacını karşılamak için mevcut 14,6
milyon hektar mera alanımız önemli bir
potansiyel olarak değerlendirilmektedir.
Bakanlığımız proje teklifleri ile bütçe imkanları ölçüsünde mera ıslah çalışmaları
devam etmektedir.
Kaynak: BÜGEM
İnsanların yeterli ve dengeli beslenmesinde önemli rolü bulunan hayvancılık
sektörü; ulusal geliri ve istihdamı artırmak,
et, süt, tekstil, deri, kozmetik ve ilaç sanayi
dallarına hammadde sağlamak, kalkınmaya katkıda bulunmak ve ihracat yoluyla
döviz gelirlerini artırmak gibi önemli ekonomik ve sosyal fonksiyonlara sahiptir.
Yeryüzünde insanoğlunun ilk geçim kaynaklarından biri olarak bilinen küçükbaş
hayvancılık, tarih boyunca tarımsal ekonomideki yerini önemli ölçüde korumaktadır.
Kırmızı ete talep, dünya nüfusuna
bağlı olarak her geçen gün artmaktadır.
Dünya nüfusu son on yılda %13,5 oranında artarken kırmızı et üretiminde de
Tablo 1: Türkiye Küçükbaş Hayvan Varlığı
Yıl
Koyun
Keçi
Küçükbaş Toplam
1984
40.391.000
13.100.000
53.491.000
2002
25.173.706
6.780.094
31.953.800
2012
27.425.233
8.357.286
35.782.519
2013
29.284.247
9.225.548
38.509.795
2014
31.115.190
10.347.159
41.462.349
23,6
52,61
29,76
2002-2014
% Değişim
Ülkemizde hayvansal üretimin arttırılmasında, en önemli seçeneklerden
birisi küçükbaş hayvancılıktır.
Yürütülen çalışmalar sonucunda 2014 yılına gelindiğinde 2002 yılına göre koyun varlığımız yaklaşık %
23,6, keçi varlığımız ise
%52,6, toplam küçükbaş
varlığımız ise %29,8’den
fazla artışla 41,4 milyon
başı geçmiştir.
Bununla birlikte gerek damak tadı,
gerekse geleneksel yetiştirme ve tüketim alışkanlıkları ile ülkemiz coğrafi koşullarının uygunluğu, bu üretim tarzını
zorunlu kılmaktadır. Sosyal yapımız ve
inancımız gereği domuz eti üretimi olmayışı, kırmızı et talebinin karşılanmasında, kısa sürede üretim artışı sağlama
48
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Bakanlığımızın Küçükbaş
Hayvancılık Politika ve Desteklemeleri
Kaynak: TÜİK, 2014
aynı seyir gözlenmektedir. FAO verilerine göre yıllık ortalama kişi başı domuz
hariç kırmızı et tüketimi dünyada 11 kg,
Avrupa Birliğinde 16 kg civarındadır. Bu
süre içerisinde Avrupa Birliğinde ise sığır eti üretiminde olduğu gibi küçükbaş
eti üretiminde de yıl bazında azalmalar
devam etmiş, küçükbaş et üretimi %11,9
oranında azalmıştır.
liyetli ve kaliteli hayvancılık için önemli
potansiyele sahip olduğu görülmektedir.
Meralarımızın büyük çoğunluğu düşük
verimli olup, küçükbaş hayvancılık açısından daha uygundur.
imkânına sahip küçükbaş hayvancılığın
önemi ortaya çıkmaktadır.
Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, genel
olarak zayıf meralar ile nadas, anız ve
bitkisel üretime uygun olmayan alanları
değerlendirerek et, süt, yapağı, kıl ve deri
gibi ürünlere dönüştüren bir üretim etkinliğidir. Türkiye'nin doğal kaynaklarının,
özellikle çayır ve meraların koyun ve keçi
türlerine daha uygun oluşu, özellikle kırsal kesimdeki halkın tüketim alışkanlıkları
gibi etmenler, küçükbaş yetiştiriciliği için
uygun bir ortam yaratmıştır.
Ülkemiz hayvancılığının geliştirilmesi, sağlıklı üretimin ve sürdürülebilirliğin
sağlanması, kayıt sistemlerinin güncel
tutulması, hayvancılık politikalarının etkinliğinin arttırılması için yetiştiricilerimiz
desteklenmektedir. Bakanlığımızca yürütülen destekleme uygulamaları, faizsiz
ve düşük faizli yatırım ve işletme kredisi
kullandırılması, hibe programları ve uygulanan ıslah programları ile hayvancılık
sektöründe önemli gelişmeler sağlanmıştır.
Anaç Koyun-Keçi Desteklemesi
Bunların sonucunda hayvancılık faaliyeti, sadece yaşama biçimi olmaktan
çıkmış, teknolojiyi kullanan, rekabet ve
pazar odaklı, kalite ve verimliliği temel
alan nitelikli ekonomik faaliyetler arasında yerini almış, hayvan sayısı ve verimli-
Küçükbaş hayvanlarda 2008 yılından
itibaren anaç koyun ve keçilere destek
verilerek işletmelerin büyümesi ve üretimin sürdürülmesi sağlanmaktadır. Yapılan uygulama ile desteklenen yetiştirici
sayısı ile hayvan sayısında önemli artışlar
olmuştur.
Tablo 4: Anaç Koyun Keçi Desteklemeleri
Anaç Koyun - Keçi
Yılı
2008
Yetiştirici
Sayısı
88.365
Hayvan
Sayısı (Baş)
9.400.351
Destekleme
Miktarı (TL)
94.003.510
Birim Fiyatı
(TL/Baş)
10
2009
116.798
13.687.082
136.870.820
10
2010
160.379
17.746.546
177.465.460
10
2011
179.835
18.734.078
281.011.170
15
2012
189.682
19.913.282
358.439.076
18
2013
198.859
21.002.427
420.048.540
20
Kaynak: HAYGEM
Ülkemizin coğrafi yapısı ve geniş meraları göz önüne alındığında, ucuz ma-
Tablo 2: 2014 Yılı Türkiye Küçükbaş
İşletmelerin Kapasitelerine Göre Dağılımı
İşletme
Büyüklüğü
(Baş)
İşletme
Sayısı (Adet)
Dağılım
(%)
01-49
122.982
38,88
50-199
149.905
47,41
200-499
35.926
11,36
7.435
2,35
316.248
100
500 ve Üzeri
Toplam
Kaynak: HAYGEM
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
49
AYIN KONUSU
Tablo 5: Çiğ Süt Desteklemeleri
Tablo 7: Koyun ve Keçilerde Verimliliği Artırma Projesi
2010
Destek
Miktarı
(TL)
İnek Sütü
2011
Desteklenen
Süt Miktarı
(Ton)
Destek
Miktarı
(TL)
2012
Desteklenen
Süt Miktarı
(Ton)
Destek
Miktarı
(TL)
2013
Desteklenen
Süt Miktarı
(Ton)
242.311.774
6.057.794
409.156.969
6.320.181
459.593.202
7.339.227
Koyun Sütü
2.517.809
25.178
6.130.420
40.869
4.245.256
Keçi Sütü
3.773.276
37.732
6.256.939
41.713
6.613.430
5.292
132
6.816
104
49.113
Manda Sütü
TOPLAM
248.608.153
6.120.837
421.551.145
6.402.868
470.501.001
Destek
Miktarı
(TL)
2014
Desteklenen
Süt Miktarı
(Ton)
Destek
Miktarı
(TL)
Desteklenen
Süt Miktarı
(Ton)
501.864.913
7.551.757
345.166.549
6.893.393
28.245
8.106.164
40.531
11.148.681
55.743
44.002
10.794.147
53.970
12.975.122
64.875
326
94.593
474
155.829
779
7.411.800
520.859.817
7.646.732
369.446.211
7.014.790
Kaynak: HAYGEM *ilk on aylık
Çiğ süt desteklemesinde temel olarak
üreticilerin refah düzeylerinin yükseltilmesi, sürdürülebilir şekilde üretime devam
etmelerinin sağlanması amaçlanmaktadır. 2010 yılından itibaren ürettiği sütü
Bakanlığımızdan ruhsatlı süt işleyen fabrikalara satan üreticilerin küçükbaş sütüne
önemli desteklemeler yapılmıştır.
Tiftik Üretimi Desteklemesi
Tiftik, benzeri sentetik olarak üretilemeyen, önemli bir dokuma sanayi hammaddesidir. Bu sebeple Tiftik keçisi ye-
tiştiriciliği, Bakanlığımızca stratejik olarak
değerlendirilerek 2010 yılından itibaren
destekleme kapsamına alınmıştır.
Koyun ve Keçilerde Verimliliği
Artırma Projesi
Proje ile yetiştiricilerin elinde bulunan
koyun ve keçi sürülerinde kan değişimini
sağlayarak verimliliğin artırılması, sıkı kan
yakınlığı nedeniyle karşılaşılan olumsuzlukların önlenmesi, kırsal kesimde yaşayan insanlarımıza istihdam oluşturulması
amaçlanmıştır. Projeye ilişkin son beş yıla
ait bilgiler aşağıya çıkartılmıştır.
Tablo 6:Tiftik Desteklemesi
2010
2011
Oğlak
15
15
Ana Mal
14
14
Tali
2012
2013
2014
17
17
20
10
10
Tiftik Miktarı (Kg)
126.056
139.430
150.584
183.491
207.808
Destek Tutarı (TL)
1.749.857
1.918.509
2.559.928
3.119.347
4.164.472
Kaynak: HAYGEM
2010
Dağılan Koç-Teke Sayısı
(baş)
Ödenek Tutarı (TL.)
1.600.000
Sürü Yöneticisi istihdamı desteği
2014 Yılı Hayvancılık Desteklemeleri kapsamında Sürü Yöneticisi istihdamı
desteği uygulaması başlatılmıştır. Bu
kapsamda, 500 ve üzeri küçükbaş hayvan varlığına sahip işletmelere 5.000 TL
destekleme ödemesi yapılmaktadır. Bu
destekleme modeliyle sürü yönetimi elemanlarının sürü yönetimi ile ilgili faaliyetleri daha bilinçli bir şekilde yürütmeleri ve
kırsal alanda sürü yönetimi elemanlığının
daha cazibeli bir meslek haline getirilmesi amaçlanmıştır.
Kalkınma Bölgeleri Hayvancılık
Yatırımları Hibe Desteği
Kalkınma Bölgeleri Eylem Planları ile
Doğu Anadolu (DAP), Güneydoğu Anadolu (GAP), Konya Ovası (KOP) ve Doğu
Karadeniz Projeleri (DOKAP) Kapsamındaki İllerde 2014-2018 yılları arasında,
mevcut damızlık büyükbaş ve küçükbaş
işletmelerinin yeni inşaat veya tadilat projeleri için %50, damızlık boğa, koç, teke
alımlarında %80 oranında hibe desteği
uygulanması başlatılmıştır.
Proje Kapsamındaki İl
Sayısı
1376
40
2011
1.600.000
1181
40
2012
1.360.000
1076
40
2013
1.388.000
1351
41
2014
1.367.000
1660
30
Kaynak: HAYGEM
Halk Elinde Islah Projesi
Çiğ Süt Desteklemesi
Birim
Destek
TL/kg
Yılı
Halk elinde ıslah yaklaşımı sosyal tabanlı bir ar-ge projesidir. Ülkemizin genetik mirası olan safkan küçükbaş hayvan
ırklarımızı geliştirmek ve korumak üzere
başlatılan proje çerçevesinde safkan koyun ve keçi projeleri uyguladığımız tescilli sürülerin analarına 80 TL, yavrulara
50TL’ye kadar destekleme ödemesi yapılmaktadır.
Küçükbaş Hayvancılık ve
Çözüm Süreci
Son yıllarda küçükbaş hayvancılıkta
gözüken artışa yapılan desteklemeler ile
çözüm süreci politikaları etkili olmuştur.
Ülkemizde çözüm süreci ve uygulanan
politikalar ile; Ülkemiz hayvancılığı açısından da Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin coğrafi yapısı ve bölge insanının hayvan yetiştiriciliğine yatkın bir
kültüre sahip olması sonucu; bölgedeki
mevcut çayır ve meraların kullanımını artırmış, güvenlik nedeniyle kullanılamayan
arazilerin ekonomiye kazandırılması sağlanmış, boşaltılan kırsal yerleşim alanlarına kentten dönüşler başlamış, köylere
dönüş ile bölgede ekonomik faaliyetlerin
ve yatırımların artışı sağlanmıştır.
Küçükbaş hayvancılık işletmelerimizde karı sağlayacak ve arttıracak olan sadece verimlilik yaklaşımıdır. Kaliteli, sağlıklı ve güvenilir damızlık hayvan üretmek,
bunları ve üreme ürünlerinin pazarlanması verimliliği sağlayacaktır. Koyun ve keçi
yetiştiricisinin işletme verimliliğini sürdürmesi ise ıslah çerçevesinde işbirliğiyle
başarılabilecektir.
Ülkemizin ihtiyaç duyduğu küçükbaş
hayvancılık ıslahında başarı, yetiştirici
farkındalığı ve katkısına bağlıdır. Uluslararası standartlarda yetiştirici düzeyinde
yürütülecek ıslah çalışmalarda Damızlık Koyun Keçi Yetiştirici Birliklerine ve
bunların koordinasyonunu sağlayacak
Merkez Birliğinin etkinliği son derece
stratejik öneme sahiptir. Halen 80 ilde
damızlık koyun ve keçi yetiştiricileri birlikleri faaliyette olup sektörel manada
kendilerinden daha katılımcı ve paylaşımcı önemli hizmet vermeleri beklenmektedir. Birliklerimizin büyük bir özveri
ile öncelikle ıslah kültürünü yetiştiricilere
benimsetmeleri gerekmektedir. Bu süreçte Bakanlığımızın gözetiminde sürdürülecek çalışmalarda birliklerimizin
başarılı olacaklarını düşünüyor, sektörel
anlamda tüm paydaşların katkıları ile küçükbaş hayvancılığımızın daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum.
Küçükbaş hayvancılık, ülkemizin coğrafi olarak uygun olması nedeniyle üretici,
tüketici, sanayici işbirliği ile sosyal refah
seviyesi yüksek bir faaliyet olacaktır. Üreticilerimize bol kazançlı ve bereketli bir
gelecek diliyorum.
Tablo 8: Halk elinde Islah Projesi
Yıllar
Irkı
İl Sayısı
Yetiştirici
Sayısı
Hayvan Sayısı
Destek Tutarı
Milyon TL
2005-2010
12
13
472
81.900
12,2
2011
23
42
3027
478.529
16,4
2012
27
54
4.566
789.910
31,7
2013
28
61
5.000
960.000
38,7
Kaynak: TAGEM
50
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
51
AYIN KONUSU
Prof. Dr. İrfan Erol
Gıda Tarım ve Hayvanclık Bakanlığı
Gıda ve Kontrol Genel Müdürü
AYIN KONUSU
Hayvancılığın gelişmesinde ve çiftlikten
sofraya gıda güvenliğinin sağlanmasında,
bulaşıcı hayvan hastalıkların yayılmasının
önlenmesi, kontrol altına alınabilmesi ve
hastalıklarla mücadelede etkinliğin artırılabilmesi için hayvan hareketlerinin kontrol
edilmesi, bu nedenle de hayvanların ve işletmelerin kayıt altına alınması, hayvan satış yerlerinin ve kesimhanelerin ruhsatlan-
52
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
KÜÇÜKBAŞ HAYVAN
HASTALIKLARI VE
KARANTİNASI
dırılması, bu yerler dışında hayvan satışı
ve kesiminin yapılmamasının sağlanması
büyük önem taşımaktadır.
Hayvan hastalıklarının kontrol altına
alınması ve gıda güvenliği kapsamında
koyun-keçi türü hayvanların kayıt altına
alınması, kimliklendirilmesi ve hareketlerinin izlenmesi faaliyetlerinin etkin bir şekilde
yürütülmesi için Avrupa Birliği’ne uyumlu
sağlıklı ve güvenilir verilerin bulunduğu
elektronik bir kayıt sisteminin kurulması
amacıyla Genel Müdürlüğümüz tarafından
Koyun-Keçilerin Elektronik Kimliklendirilmesi ve Kaydı Projesi hazırlanmıştır.
2010 yılında yayımlanan Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanu-
nu ile hayvan ve bitki varlığının hastalık
ve zararlılara karşı korunması, mücadele
yöntemleri, hayvanlardan insanlara geçen
hastalıkların önlenmesi ve insan sağlığının
korunması ile çiftlikten sofraya gıda güvenilirliğini sağlamak amacıyla, birincil üretim
dahil, gıdanın üretim ve dağıtımının tüm
aşamaları ile ilgili kuralların belirlenmesi,
kontrolü ve izlenebilirliği amaçlanmıştır.
5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki
Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu gereğince,
Hayvan Hastalıkları ile Mücadeleye yönelik 39 adet yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu 39 yönetmelik arasında
yer alan “Tazminatlı Hayvan Hastalıkları
ve Tazminat Oranlarına Dair Yönetmelik”
ile tazminat oranları yeniden belirlenmiş
ve yetiştiricilerin kayıplarının daha fazla
miktarlarda karşılanmasına imkan sağlanmıştır. Yine “Hayvan Hastalıklarında
Tazminat Yönetmeliği” ile Tazminatlı Hayvan Hastalıkları ve Tazminat Oranlarına
Dair Yönetmelikte yer alan hayvan hastalıklarından hangilerine (Ruam, sığır tüberkülozu, sığır brusellozu, koyun ve keçi
brusellozu, sığır vebası, Afrika at vebası,
kuş gribi, sığırların nodüler ekzantemi,
kuduz ve şap) tazminat ödemesi yapılacağı, ödeme yapılacağı yer ve zamanı
belirlenmiştir. Hayvan Hastalığı Tazminat
Yönetmeliği ile ilk defa, kuduz, koyun ve
keçi brusellozu, sığırların nodüler ekzantemi ve mezbahada tespit edilen tüberkuloz hastalığı tazminat kapsamına alınmıştır. Yine bir yenilik olarak ilk defa bu
yönetmelikle tazminatlı hayvan hastalıkları nedeni ile imha edilen madde ve malzemeler için tazminat getirilmiştir.
Yine bu Yönetmelikler arasında yer
alan “İhbarı Mecburi Hayvan Hastalıkları
ve Bildirimine İlişkin Yönetmelik” ile 34
adet kara hayvanı hastalığı ve 17 adet su
hayvanı hastalığı ihbarı mecburi hastalık
olarak belirlenmiştir.
5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki
Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 4 üncü
ve 43 ncü maddesine dayanılarak hazırlanan Bulaşıcı Hayvan Hastalıkları ile Mücadelede Uygulanacak Genel Hükümlere
İlişkin Yönetmelikle, hayvan ve hayvansal
ürünlerden insan ve hayvanlara geçebilen hastalıklardan korunma ve bulaşıcı
hayvan hastalıkları ile mücadelede uygulanacak genel esaslar belirlenmiştir.
Söz konusu yönetmelik hayvan sağlığını
korumaya, bulaşıcı hayvan hastalıkları
ile mücadeleye ve bu hususta her türlü
tedbiri almaya dair yapılacak genel iş ve
işlemleri kapsamaktadır.
İhbarı mecburî bir hastalığın ortaya çıkması veya ortaya çıkma şüphesinin varlığı
halinde, hastalığın yayılmasının önlenmesi
için koruma ve gözetim bölgeleri oluşturulmakta, hastalıkla ilgili epidemiyolojik araştırma yapılmakta, gerekli kontrol, teşhis ve
diğer incelemeleri yapmak için numune
alınmakta, gerekli görülmesi halinde hayvanlar itlaf ve imha edilmekte ve hayvanların hareketlerinin kısıtlanması veya yasaklanması amacıyla kordon konulmaktadır.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
53
AYIN KONUSU
Hastalık mihraklarında alınacak karantina
tedbirlerinin yerine getirilmesinde Muhtarlık, Zabıta, Emniyet ve Jandarma teşkilatı
ile işbirliği yapılmaktadır.
Hayvan sağlığı hizmetlerinin daha
etkin ve verimli yürütülmesini sağlamak
için mevzuat ve uygulamalar konusunda,
İl/İlçe Müdürlüklerinde görevli tüm resmi veteriner hekimler, serbest veteriner
hekimler, belediye ve özel kesimhane
veteriner hekimleri, hayvan satış yeri yetkilileri, hayvan yetiştiricileri, kasap, celep
ve hayvan taşımacılığı ile uğraşan kişilere
yönelik olarak İl Müdürlüklerince eğitim
çalışması yapılmaktadır.
Hayvan Hastalıkları ile Mücadele Projesi kapsamında Ülkemiz hayvancılığının
geliştirilmesi, üretimin arttırılması, ekonomik yönden önemli kayıplara sebep olan
hayvan hastalıkları ile mücadele ve bu
hastalıkların ülke genelinde eradikasyonunun sağlanması amaç edinilmiştir. Söz
konusu proje ile uygulamaya konulan
projeler, koruyucu aşılama programları
ve hayvancılık desteklemeleri ile hayvan
hastalıklarının öncelikli olarak kontrolü ve
sonrasında eradikasyonu hedeflenerek,
Ülkemiz hayvancılığının geliştirilmesi,
üretimin artırılarak ekonominin canlandırılması, tarım sektörünün gayrisafi milli hasıla içerisindeki payının arttırılması
amaçlanmış olup, çalışmalarımız bu
amaç doğrultusunda devam etmektedir.
Hastalıklarla mücadelede koruyucu
aşılamalar çok önemlidir. Bu amaçla Türkiye genelinde aşı bedeli alınmadan Şap,
Brusella ve Koyun-Keçi Vebası hastalıklarına karşı aşılama yapılmaktadır.
İhbarı zorunlu hastalıkların çıkışında,
hastalığın yayılmasının önlenmesi için
Bakanlığımız İl/İlçe Müdürlüklerince kordon, karantina,, temizlik ve dezenfeksiyon tedbirleri alınmakta, bazı hastalıklarda zorunlu kesim uygulanmaktadır.
Küçükbaş hayvanlarda görülen ihbarı mecburi hayvan hastalıkların, spesifik
mücadelesinden bahsetmek gerekirse;
54
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
AYIN KONUSU
Şap
Şap Hastalığı ile mücadele kapsamında Bakanlığımızca aşı bedeli
alınmadan aşı uygulanmaktadır. Mücadelede kullanılan aşılar ücretsiz
olarak İl Müdürlüklerine gönderilmiş
ve yetiştiriciden aşı ücreti alınmadan
küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara
uygulanması sağlanmıştır.
Şap Hastalığı ile mücadele kapsamında 2014 yılında Anadolu’da küçükbaş hayvanlarda stratejik ve mihrak aşılaması, Trakya’da ise programlı
şap aşılaması uygulanmıştır.
2014 yılında Anadolu ve Trakya’da
şap hastalığını ve aşılamaları izlemek
amacı ile bölgesel serosurvey çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
Mavidil
Hastalıkla mücadelede aşılama, karantina, serosurvey ve
vektör kontrolü uygulamaları yapılmaktadır. Vektör mücadelesi amacıyla, su birikintileri ve bataklıkların
ekosisteme zarar vermeyen fakat
güçlü larvasidal etkili ürünlerle
uygun aralıklarla ilaçlanması sağlanmaktadır. Hastalık çıkan bölgelerde sirayete maruz hayvanlar
3 yıl boyunca aşılanmaktadır. Sineklerin aktif olduğu dönemlerde
duyarlı hayvanlarda klinik izleme
yapılmakta, mavidil şüpheli her
olgudan ilgili Enstitülere marazi
madde gönderilmektedir.
Koyun Keçi Brusellozu
Bakanlığımızca Şap hastalığının
kontrolüne yönelik olarak Risk Bazlı
Stratejik Plan hazırlanmıştır. Hastalıkla mücadelede, 3PD50 değerindeki
aşılar yerine, içerisindeki antijen oranı
daha yüksek 6PD50 değerindeki aşılar kullanılmıştır. Böylece Şap Enstitüsü tarafından yeni üretilen, hem daha
kaliteli, hem de hayvanlarda daha
kuvvetli bağışıklık oranı sağlayan aşı
ile, hastalıkla mücadelede etkinlik artırılmıştır. Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ve Şap Enstitüsü Müdürlüğü
uzmanlarında, şap hastalığı mihrakları
ziyaret edilmekte ve hastalığın bulaşma yolları ile yayılmasının önlenmesi
için alınan tedbirler değerlendirilmektedir. Söz konusu uzmanlar ve İl/İlçe
Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerimiz personellerince hastalık mihraklarından alınan örnekler, Şap Enstitü Müdürlüğümüzde incelenmekte ve
hastalık virüsünde değişiklikler görüldüğünde, mücadelede kullanılan aşı
üretiminde kullanılan aşı suşunda değişikliğe gidilerek, hastalık oluşturan
yeni virüse karşı aşı üretilmektedir.
Brusella hastalığı ile mücadelenin temelini aşılama oluşturmaktadır. Bakanlığımızca 2012 yılında
brusella ile mücadele stratejisi değiştirilerek subcutan aşılar yerine
konjuktival aşı uygulanmasına başlanmıştır.
Bakanlığımızın yeni hazırladığı
eylem planı çerçevesinde, Trakya’da
25 Mayıs 2010 tarihinde elde edilen
Şap Hastalığından aşılı ari statüsünün, 2018 yılında Ege ve Marmara
bölgesinde de elde edilmesi hedeflenmiştir.
Koyun keçi brusellozu hastalığı
tazminatlı hayvan hastalıkları arasına alınarak yetiştiricilerin farkındalıkları artırılmış, halk sağlığını tehdit
eden bu zoonoz hastalık ile mücadelede etkinliği artırılmıştır.
Hastalıkla mücadele kapsamında B.melitensis konjuktival aşısı ise
dişi koyun ve keçiler aşılanmaktadır.
Uygulanacak aşılama ile koyun ve
keçilerde Brusella sürü prevalansı öncelikle % 1 in altına çekilecek,
sonra test ve kesim metodu uygulanarak hastalığın eradikasyonu sağlanacaktır.
Ülkemiz genelinde yürütülen
2014 yılı aşılama kampanyasında,
Pendik Veteriner Kontrol Enstitü Müdürlüğü tarafından üretilen ve özel
sektörden temin edilen konjuktival
aşılar ücretsiz olarak İl Müdürlüklerine gönderilmiş ve yetiştiriciden aşı
ücreti alınmadan küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara uygulanmıştır.
Şarbon
Şarbon hastalığından korunma ve
mücadele amacı ile aşılama, karantina,
kordon ve itlaf tedbirleri uygulanmaktadır. Şarbon hastalığına yakalanan hayvanlar tazminatsız olarak öldürülmekte
ve imha edilmektedir. Hastalık görülen
mihraklarda bulunan büyükbaş, küçükbaş ve tek tırnaklıların tamamı beş
yıl boyunca aşılanmaktadır.
Koyun ve Keçi Çiçeği
Koyun ve Keçi Çiçeği Hastalığından korunma ve mücadele amacı
ile aşılama karantina ve kordon tedbirleri uygulanmaktadır. Hastalığın
görüldüğü bütün illerde küçükbaş
hayvan mevcudunun aşılamaları yoğun ve düzenli bir şekilde yapılmaktadır. Mihraklardaki koyun ve keçiler,
kuzu ve oğlaklar ile birlikte çıkış yılı ve
sonraki 2 yıl boyunca üst üste aşılanmaktadır.
Koyun Keçi Vebası (PPR)
Koyun Keçi Vebası Hastalığı ile
mücadele kapsamında Bakanlığımızca aşı bedeli alınmadan aşılama
uygulanmaktadır.
Bakanlığımızca 2010-2013 yılları
arasında yürütülen AB destekli “Koyun ve Keçilerin Küpelenmesi ve Aşılanması” projesi kapsamında temin
edilen aşılar ile tüm koyun ve keçi
varlığımız PPR hastalığına karşı aşılanmıştır. 2014 yılından itibaren ise
Bakanlığımız Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü
tarafından üretilen PPR aşılarının Ülkemiz genelinde yetiştiricilerden aşı
ücreti alınmadan koyun ve keçilerine
uygulanmasına devam edilmiş olup,
hastalığın ülkesel eradikasyonu gerçekleşinceye kadar aşılama çalışmalarımız devam edecektir.
Bakanlığımızca sürdürülen çalışmalar ile 2018 yılında Trakya’da PPR
hastalığından ariliğin sağlanması,
Anadolu’da hastalığın kontrol altına
alınması hedeflenmiştir.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
55
AYIN KONUSU
Mehmet Latif Maskan
TZOB Yönetim Kurulu Üyesi
Karayazı Ziraat Odası Başkanı
AYIN KONUSU
Doğu ve Güneydoğu
Anadolu Bölgelerinde
Küçükba ş hayvancılık
Şekil 1. Türkiye kıl keçisi sayısının illere göre dağılımı (%)
Şekil 2. Türkiye yerli koyun sayısının illere göre dağılımı (%)
yerli koyunların önemli bir kısmını barındırmakta olup, ilk 10 içindeki 6 il bölgemizde bulunmaktadır.
1.Hayvancılığın önemi
Hayvancılık ülkemizde, sektörler ve bölgeler arası dengeli
kalkınma, sanayi ve hizmetler sektörüne yeni istihdam imkanları yaratma, ulusal geliri artırma, kırsal alanda işsizlik sorununu
azaltma, göçü önleme ile kalkınma ve sanayileşmenin finansmanını öz kaynaklara dayandırma gibi önemli iktisadi fonksiyonları
yerine getirmektedir. Bunun yanında sektörün ulusal beslenme
ve koruyucu sağlık hizmetleri politikasının başarıya ulaşması
açısından sosyal amacı ağır basan görevi de bulunmaktadır.
Hayvancılık ayrıca, bir taraftan tarımsal işletmelere düzenli gelir,
diğer taraftan çeşitli sanayi kollarının hammadde ihtiyacını karşılayan önemli bir üretim dalıdır.
56
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Geçim büyük ölçüde hayvancılıktan sağlandığı için Doğu ve
Güneydoğu Anadolu Bölgesi için hayvancılık özellikle de küçükbaş hayvancılık daha da büyük bir anlam ifade etmektedir.
2.Hayvan sayılarının illere göre dağılımı
2014 yılında 10,169,348 baş kıl keçisi olup, bu mevcudun
%40,6’sı sadece 10 ilimizde bulunmakta, geriye kalan %59,4’ü
ise diğer illere dağılmıştır. Bu 10 ilden 5’i doğu ve güneydoğu
Anadolu bölgemizde olup, bu veriler bölgemizin hayvancılıktaki
yerini ve önemini açıkça göstermektedir. Ülkemizde 2014 yılında 29,011,546 baş yerli koyun mevcudu olup, bu mevcudun %
40,2’si 10 ilde, %59,8’i ise diğer illerde bulunmaktadır. Bölgemiz
Şekil 3. Türkiye merinos koyunu sayısının illere göre dağılımı (%)
2014 yılı Türkiye merinos koyunu sayısı 2,103,644 baş olup,
mevcudun %87,9’u 10 ilde bulunmakta olup, geriye kalan
%12,1’lik kısım diğer illere dağılmıştır. Görüldüğü üzere ilk 10
içinde bölgemize ait hiçbir il yoktur.
Türkiye’de 2014 yılı itibariyle 177,811 baş tiftik keçisi olup, bunun %95,9’u sadece 10 ilde bulunmakta, geriye kalan %4,1’lik
mevcut ise diğer illere dağılmıştır. İlk 10 içinde sadece 2 il bölgemizde bulunmaktadır.
3.En önemli yem kaynağımız çayır ve meralar
Hayvancılıkta ekonomik bir üretim yapılabilmesi için doğal
yem kaynaklarından yani çayır ve meralardan maksimum düzey-
Şekil 4. Türkiye tiftik keçisi sayısının illere göre dağılımı (%)
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
57
AYIN KONUSU
AYIN KONUSU
Tablo 1. Türkiye çayır ve mera alanları
Bölgeler
2001 Tarım Sayısı
Alan (ha)
Pay
(%)
1998-2013 tespiti
yapılan alan (ha) (B)
Tespitin toplam alana
oranı (%) (B/A)
Kuru ot verimi
(kg/ha)
Ege
802.879
5,49
356.766
44,4
600
Marmara
552.662
3,78
279.125
50,5
600
Akdeniz
659.334
4,51
511.828
77,6
500
4.570.182
31,27
3.682.710
80,6
450
İç Anadolu
Karadeniz
1.533.603
10,49
1.074.163
70,0
1000
Doğu Anadolu
5.485.449
37,53
3.698.449
67,4
900
450
Güneydoğu Anadolu
Toplam Mera alanı
1.012.576
6,93
542.441
53,6
14.616.685
100,00
10.145.482
69,4
Kaynak: http://www.tarim.gov.tr/sgb/Belgeler/SagMenuVeriler/BUGEM.pdf (*pay ve oranlama mevcut verilerden hesaplanmıştır)
de faydalanmak gerekmektedir. Çayır ve
mera alanlarının %37,5’inin Doğu Anadolu Bölgesinde, %6,9’unun ise Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunduğu, yani
meralarımızın yarıya yakınının bölgemizde bulunduğu dikkate alınırsa burada
ekonomik olarak hayvancılığın yapılabileceğini söyleyebiliriz. Kaldı ki özellikle
DAB’de meralarımızdan dekara 900 kg
ot alınabilmektedir. Bu verim Karadeniz
bölgemiz hariç diğer bölgelerle kıyaslandığında çok yüksek bir rakamdır.
Ancak öncelikle bu meraların kaliteli
ve üretim yapılabilir bir duruma getirilmesi gerekmektedir ki, bu durum 1998 yılında çıkarılan Mera Kanunu’nun önemini
bir kat daha artırmaktadır.
1998-2013 yılı tespit verilerine bakıldığında toplam mera alanımızın
%69,4’ünün tespitinin tamamlandığı görülmektedir. Bu oran Doğu Anadolu Bölgesinde %67,4 Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ise %53,6’dır.
58
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Beklentilerimiz
 Bölgedeki Mera Kanunu çalışmaları en kısa zamanda bitirilmeli ve meralar üreticilerin verimli bir şekilde
faydalanabilecekleri yapıya kavuşturulmasıdır. Ayrıca yem
bitkilerinin toplam ekilebilir alandaki payını artırıcı faaliyetler artırılmalıdır.
 Kaçakçılık bölge için en önemli risklerden birisidir.
Hayvan hastalıklarının özellikle bölgeye kaçak yollardan
giren canlı hayvanlar kanalıyla yayıldığı düşünüldüğünde,
bu konuda gerekli tedbirlerin sıkılaştırılması, cezaların caydırıcı noktaya getirilmesi önem arz etmektedir.
 Bölgede hayvancılık çoğunlukla meraya dayalı
küçükbaş hayvancılık özellikle koyunculuk şeklinde yürütülmektedir. Bu bölge, geçmiş bu imkanın azami düzeyde
değerlendirilmesi neticesinde özellikle küçükbaşta ihracat
üssü olmuştur. Ama ne yazık ki günümüzde bundan eser
kalmamıştır. Bölgenin teşvik ve uygun bölgesel politikalarla
tekrar bu konuda canlandırılmasına ihtiyaç vardır. İhracatta geçmişte yaşadığı kimliğin tekrar kazandırılması, bölge
refah düzeyinin artması, bölge insanı kadar ülke hayvancılığına da önemli katkılar sağlaması kaçınılmaz olacaktır.
 Küçükbaş hayvancılığa verilen destekler artırılmalıdır.
 Diğer yandan şehirleşme her geçen gün artmakta,
toplumsal talep de bu eksende gelişme göstermektedir.
Üretilen hayvansal ürünlerin bölgede üretilmesi ve değerlendirilmesi de bu açıdan bakıldığında, büyük önem arz
etmektedir. Bu yöndeki talepleri karşılayabilmek için hayvancılığa dayalı sanayiinin (et ve süt sanayii vb.) bölgede
yatırım yapması teşvik edilmelidir.
 Hayvan hastalıkları bölge ve dolayısıyla ülke hayvancılığının en önemli sorunudur. Bölgenin yapısı itibariyle
bu sorun daha da önem kazanmaktadır. Yapılacak olan
hayvan hastalıkları ile mücadele çalışmalarına ağırlık verilmeli ve hastalık riski minimum düzeye indirilmeye çalışılmalıdır.
 Bölgede birim hayvandan elde edilen verim, mevcut potansiyel dikkate alındığında genelde düşüktür. Nedeni ise yerli ırk hayvanların toplam içerisindeki payının
yüksek olmasıdır. Bölgemizde verim artırıcı faaliyetlere
ağırlık verilmelidir.
 Üreticilerin eğitim düzeyi bilimsel anlamda üretim
yapmalarını engellemektedir. Bölgede üreticilere bilgi aktarımını sağlayacak ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan verim
kayıplarını önleyecek danışmanlık hizmetlerinin sayı ve kalite olarak artırılmalıdır.
 İşletmelerin sermaye gereksinimini dikkate alacak
olursak, sermaye unsuru yeterli olmayan bir hayvancılık
işletmesinden üretimde artış beklemenin mümkün olamayacağını söyleyebiliriz. Kredi şartları, üretimin artırılmasını
sağlayacak ve istenildiği zamanda üreticilerin ihtiyacına
cevap verecek şekilde düzenlenmeli ve bölge üreticilerinin
hizmetine sunulmalıdır.
 Bölgemiz organik hayvancılık için çok uygun bir yapıya sahiptir. Bu alanda projelerin hayata geçirilmesi, bölge ve ülke hayvancılığına çok büyük katkılar sağlayacaktır.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
59
AYIN KONUSU
Prof. Dr. Veysel Ayhan
Türkiye Damızlık Koyun Keçi
Yetiştiricileri Merkez Birliği
Genel Başkanı
AYIN KONUSU
Ülkemizde küçükbaş hayvancılığın genel durumunu değerlendirirken göz ardı edemeyeceğimiz ve en başta söylenmesi gereken
sözümüz; sektörümüz ülke ekonomisi açısından çok önemlidir ve ülkemiz kırmızı et açığının kapatılmasında küçükbaş hayvancılık
sektörünün geliştirilmesinden başka bir seçeneğimiz bulunmamaktadır.
TÜİK verilerine göre; 2014 yılı Mayıs ayı
itibariyle Koyun sayımızın 32 milyon 186 bin
baş, keçi sayımızın da 10 milyon 186 bin
baş olmak üzere toplamda 42 milyon 372
bin baş olarak gerçekleştiğini görüyoruz.
olarak 250 yıl kadar önce başlamış olsa
da ülkemizde çok geç de olsa örgütlenme bilincine varılıp Birliklerin kurulmaya başlanmasından sonra bugün emin
adımlarla ilerleme kaydedildiği çok açık
olarak ortadadır.
Küçükbaş hayvan varlığımızın durumunu Avrupa
ve Dünya ülkeleri ile kıyasladığımız da 2013 yılı FAO
rakamlarına göre koyun
keçi sayılarının toplamında Avrupa da birinci
Dünyada ise 11. sırada
bulunan ülkemizin, 2014
yılı sonu için açıklanacak
rakamlarla en azından
Avrupa’daki yerimizi ko-
tışı için çalışmalar yapmak, dolayısıyla
damızlık hayvan yetiştiriciliğinin temelini
oluşturmaktadır. Nihayetinde de küçükbaş hayvancılığın sürdürülebilir olmasını
sağlayıcı çalışmalar yapmaktır.
2012 tarihinde yapılan 2. Olağan Genel Kurulumuz sonrasında göreve başladığımız andan itibaren geçen yaklaşık
3 yıllık süreçte Bakanlığımızın da büyük
katkı ve destekleriyle önemli işlere imza
atılmıştır.
Ülkemiz iklim ve topoğrafik yapısı bakımından koyun ve keçi yetiştiriciliği için çok uygundur. Doğal olarak günümüzde de insanımızın sosyal, kültürel ve ekonomik hayatında koyun ve keçi çok büyük yer tutmaktadır. Nitekim küçükbaş hayvancılıktan et, süt,
yapağı, deri gibi çeşitli ürünler elde etmenin yanında her yıl 2-2.5 milyon civarında küçükbaş hayvan kesimiyle kurbanlık ihtiyacını
karşılanmış olması nedeniyle de oldukça önemli bir yere sahiptir.
rurken Dünyadaki sıralamasında da
daha üst sıralara çıkabileceğini tahmin
ediyoruz.
Küçükbaş hayvan varlığımız artarken
et ve süt üretiminde de artışlar kaydedilmiş olup bu manada toplam kırmızı et
üretimindeki payı % 15, toplam süt üretimindeki payı ise % 10 olmuştur.
İki binli yılların başından itibaren ülkemizde küçükbaş hayvancılık adına bir
kıpırdanma başlamış ve gözle görülür bir
biçimde gelişim içine girmiştir. Bu anlamda en büyük atılımlardan biri kuşkusuz
küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin Birlikler
halinde ülkemiz genelinde örgütlenmeleri
olmuştur.
Her ne kadar gelişmiş ülkelerde özellikle de Avrupa Birliği’nde, küçükbaş hayvancılık örgütlenmeleri bundan yaklaşık
60
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Ülkemizde Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birlikleri ilk olarak 2001 yılında
kurulmaya başlamış olup bugün itibariyle
80 ilde Birlikler örgütlenmesini tamamlamıştır. Küçükbaş hayvancılıktaki örgütlenmenin gelişmesinde, Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı tarafından sağlanan destekleme politikaları teşvik edici
olmuştur. 2006 yılından itibaren koyun ve
keçilere küpe takılması ve küpe desteklerinin başlaması ile yetiştiricilerin birliklere
üyelikleri ve ilgisi artmıştır. Birlikler her geçen gün güçlenip, küçükbaş hayvancılığımızın yükünü sırtlanmaları gerektiğinin
bilincine vararak, Merkez Birliğimizin de
yeniden yapılanması ile birlikte daha hızlı
adımlarla kurumsallaşmaya başlamıştır.
Adından da anlaşılacağı gibi Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliklerimizin
temel amacı, ülkemiz koyun ve keçilerin
mevcut durumunu iyileştirmek, verim ar-
Öncelikle küçükbaş hayvancılığın
vazgeçilmezi olan ancak son yıllarda büyük sorun haline gelen çoban konusunda
önemli gelişmeler yaşanmış ve Mesleki
Yeterlilik Kurumu ve Merkez Birliğimizin
yoğun gayretleri sonucunda hazırlanan
çobanlık için ulusal meslek standardı 18
Nisan 2014 tarihinde Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Eğitim Yayım ve Yayınlar
Dairesi Başkanlığınca yürütülen ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği, İşkur Genel Müdürlüğü ile Merkez Birliğimizin de paydaşı olduğu "Sürü Yönetimi Elemanı Benim"
projesi uygulamasına 2013 yılının Ekim
ayında başlanmış ve açılan 4 kursta 99
çobanımız eğitimden geçerek sertifikasını almıştır. 2014 yılında ise açılan 235
kursta 8.463 çobanımız sürü yönetimi
elemanı eğitiminden geçmiştir. Bakanlığımızdan aldığımız bilgilere göre de 2015
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
61
AYIN KONUSU
AYIN KONUSU
Genel Müdürlüğü yetkilileri ile yapılan ısrarlı çalışmaları neticesinde 11 Temmuz
2012 tarihinde “Ormanlarda ve Orman
İçinde Bulunan Otlak, Yaylak ve Kışlaklarda Hayvan Otlatılmasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmelik” yayınlanmış, keçicilik yapan yetiştiricilerimiz rahat
bir nefes almıştır.
Bir diğer önemli konu da artık küçükbaş hayvanlarımızı diğer ülkelere ihraç
edebilecek konuma gelebilmemizdir. Bu
anlamda İzmir İli Damızlık Koyun Keçi
Yetiştiricileri Birliğimizce Azerbaycan’a
Cumhuriyet tarihinde ilk kez olmak üzere
90’ı dişi, 10’u teke olmak üzere 100 adet
keçi ihraç edilmiştir. Hayvancılık Genel
Müdürlüğümüz nezdinde Merkez Birliğimizin yaptığı girişimler ve çalışmalar
sonucunda yine tarihinde ilk kez olmak
üzere Türkmenistan’a 200 adet damızlık
koç ve koyun ihracatı gerçekleştirilmiştir.
62
yılında 12.775 kişinin eğitimden geçerek
sertifika alması planlanmıştır. Başlangıçta birkaç ilimizde uygulamasına başlanan
‘’Sürü Yönetimi Elemanı Benim ‘’ projesi
bugün itibariyle 81 ilimizde yürütülmektedir.
için en az 100 baş anaç, en çok 200 baş
anaç kapasiteli yeni ahır ve ağıl yapımı,
tadilatı ve kapasitelere uygun damızlık
erkek materyal alımına hibe desteği uygulanmaktadır.
Küçükbaş hayvancılığa son yıllarda
Cumhuriyet tarihinde görülmemiş destekler verilirken bu defa 2014 yılı tarımsal
desteklemeler kapsamında 1 Ocak 2014
tarihinden geçerli olmak üzere en az 500
küçükbaş hayvana sahip, çoban istihdam edecek işletmelere yıllık 5 bin lira
destek verilmesi kararlaştırılmıştır.
Hayvancılıkta en önemli hedef; birim
hayvandan yüksek verim elde etmek
olup, bunun da en önemli şartı; yüksek
nitelikli damızlıklarla sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturmaktır. Merkez Birliği
ve Birliklerimizin temel amacı yerli hayvan
ırklarımızın verim kapasitelerini yükseltmek amacıyla ıslah çalışmaları yapmaktır.
Küçükbaş hayvancılığın gelişmesine
çok büyük destekler veren Bakanlığımızın bir desteği de DAP, GAP, DOKAP ve
KOP kapsamında yer alan illerimizdeki
yetiştiricilerimize verdiği destektir. 2018
yılına kadar uygulanacak olan inşaat yapımı ve onarımı için % 50, koç ve teke
alımı için de % 80 hibe desteği şeklinde
verilen bu destek kapsamında, Türkvet
veya Koyun-Keçi kayıt sistemine göre işletmesi aktif olan yetiştiricilere, küçükbaş
Bugün itibariyle Birliklerimizin kurulmasıyla örgütlenme sorununun aşılmasına bağlı olarak özellikle Halk Elinde
Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi
ile önemli mesafeler katedilmiş, projenin
tanıtım etkinliği TAGEM Koordinatörlüğünde 3 Temmuz 2013 tarihinde başta
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın
Mehmet Mehdi EKER olmak üzere, yaklaşık 2500 kişinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Şu an itibariyle TAGEM, Üniversitelerimiz ve Birliklerimiz işbirliğinde devam
eden Proje, 2005 yılında 12 ırk için 13 il
de 472 yetiştiricinin sahip olduğu 82 bin
hayvanla başlamış olup, bugün 28 ırk için
61 ilimizde 5 bin yetiştiricinin sahip olduğu 1 milyon civarında küçükbaş hayvanla
yürütülmektedir.
Islah çalışmaları içinde önemli bir
husus olarak ta; 9 Şubat 2013 Tarih ve
28554 sayılı resmi gazetede yayımlanan
Safkan Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciliği Hakkında Tebliğ ile Birliklerimize soykütüğü tutma ve ıslah programı yapma
yetkisi verilmektedir. Merkez Birliğimizin
Bakanlığımız nezdinde yaptığı çalışmalar
sonucunda bu konuda önemli mesafeler alınmıştır. Uygulamaya koyduğumuz
Web tabanlı Koyun Keçi Bilgi Sistemi ile
ıslah programında aktif bir şekilde görev
almaktayız. Böylece veriler daha sağlıklı
toplanıp kaydedilerek ıslah programı aksamadan sürdürülebilir şekilde yürütülecektir. Diğer yandan Merkez Birliğimizce
ıslah programlarını ve yeni projeleri de-
ğerlendirmek üzere bir Islah Komisyonu
oluşturulmuştur.
Ormanlık alanlarda özellikle keçilerin otlamasını yasaklayan eylem planı
sonrasında Merkez Birliğimizin Orman
Son derece önemli olarak gördüğümüz bir diğer çalışma da Konya’da gerçekleştirilmiş, ülkemizde ilk kez küçükbaş
hayvancılığın durumunun uluslararası düzeyde görüşüldüğü bir kongre düzenlenmiştir. Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Enstitüsünün 100.kuruluş yıldönümü
anısına düzenlenen ‘’Küçükbaş Hayvancılık Kongresi’’ yerli ve yabancı bilim
adamları ile birlikte Damızlık Koyun Keçi
Yetiştirici Birliklerimiz ve üye yetiştiricilerin
yoğun katılımı ile Ekim 2014 de Konya’da
yapılmış, kongrede küçükbaş hayvancılığın bütün yönleri ele alınırken sürü yöne-
ticilerinin durumu ve mevcut sorunları da
uluslararası düzeyde görüşülmüştür.
Uluslararası alanda da bir takım çalışmaları takip etmek amacıyla kısa adı
ICAR olan Uluslararası Hayvan Kayıt Komisyonu tarafından bu yıl 39. düzenlenen
ve 2014 yılının Mayıs ayında Almanya’nın
Başkenti Berlin’de yapılan toplantıya katılarak ülkemiz temsil edilmiş, yurt dışında ilk kez böylesine önemli bir kuruluşun
davetine katılınmış olunması küçükbaş
hayvancılığımız adına önemli bir gelişme olmuştur. Türkiye’den sadece Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez
Birliğinin üye olduğu komisyona Merkez
Birliğimiz tarafından üye olma talebimiz
iletilerek süreç başlatılmıştır.
Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri
Birliklerine üye yetiştiricilerimizin pazara
erişim sorunlarının ortadan kaldırılması
amacıyla, Et ve Süt Kurumu ile Merkez
Birliğimiz arasında 6 Ocak 2015 tarihinde Birliklere üye yetiştiricilerin küçükbaş
hayvanlarının Merkez Birliğimiz aracılığı
ile İl Birliklerinden tedarik edilerek Et ve
Süt Kurumunun uygulamaya koyduğu
hayvan alım sözleşmeleri çerçevesindeki hayvanların satın alınmasına ilişkin bir
protokol imzalanmış, yetiştiricilerimizin
yıllarca küçükbaş hayvanlarını pazarlama
noktasında sıkıntılar yaşadığı bir ortamda
yaşanılan sıkıntıların bu çalışma ile aşılabileceği düşünülmüştür.
Küçükbaş hayvancılığımızın halen bir
takım sorunları olsa da son zamanlarda
büyük bir gelişim ve değişim yaşamasını göz önüne alarak bundan sonraki
dönemlerde de bizlere gelecek için bir
hayli ümit vaad etmektedir. Sektörün çok
daha iyi noktalara geleceğine inanmakla
birlikte küçükbaş hayvancılığın gelişimine ciddi destekler veren ve politikalarını
tamamen bu gelişime göre yön veren
Bakanlığın gelecek için belirlediği hedefleri önemsiyoruz. Bakanlığımız, 2023 yılı
stratejik hedefinde küçükbaş hayvandan
elde edilecek kırmızı et üretim hedefini
en az %25 olarak belirlemiştir. Ayrıca
temelde küçükbaş hayvanların yararlandığı mera alanlarının ıslah edilerek
arttırılacak olması hedefler arasında yer
almıştır. Bakanlığımızın bugüne kadar
yaptığı çalışmalarda olduğu gibi ileriye
dönük hedefleri de bizlere ayrı bir sorumluluk yüklemektedir.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
63
AYIN KONUSU
Kasım Piral
Et ve Süt Kurumu
Genel Müdürü
AYIN KONUSU
ET VE SÜT KURUMU'NUN
KÜÇÜKBA Ş HAYVANCILIK
AÇISINDAN PİYA SA
MÜDAHALE UYGUL AMAL ARI
ğu bulunan kurum, kuruluş ve kişiler tarafından düzeltici ve iyileştirici tedbirlerin
uygulamaya konulması en elzem ihtiyaçtır.
Kırmızı et, insanımızın beslemesinde
çok önemli ihtiyaç iken ülkemiz tarımında
da önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle
kırmızı etin stratejik bir ürün olarak nitelendirilmesi doğru bir yaklaşımdır.
Bilimsel çalışmaların ortaya koyduğu üzere, içerdiği eksojen aminoasitler, mineraller
geleceğe ilişkin yaptıkları tarımsal planlamalarda, bu hususu öncelikli olarak göz
önünde bulundurmaktadırlar. Ülkemizde
yapılan geleceğe ilişkin tarımsal planlamalarda, gerek iç dinamiklerimizi ve gerekse dünya çapındaki gelişmeleri göz
önünde bulundurmamız, sürdürülebilir
bir yapının oluşturulması için son derece
önem arz etmektedir. Gelişmiş dünya ülkelerinin mevcut durumuna bakıldığında
her ülkenin coğrafi özelliklerine ve
sosyal yapılarına göre kendilerine has bir politika
ürettiği görülmekte-
%7’sinin küçükbaş hayvanlardan karşılandığı görülmektedir (FA0,2013). Bu
oranların ülkemiz halkının, dini inanışı,
coğrafi yapısı, iklim, mera yapısı vb farklı
özellikleri nedeniyle ölçü kabul edilmesi
hiç de gerçekçi olmaz. Ancak bilinen bir
gerçek var ki, kırmızı et ihtiyacının sadece büyükbaş hayvandan karşılanmaya
çalışılması ülke hayvancılığındaki dengeleri bozan en önemli etkendir. Ki ülkemizde kırmızı etin ancak % 12 si küçükbaş
hayvanlardan karşılanabilmektedir. Bu
nedenle bu sorunun çözümüne katkı
sağlayacak tüm yaklaşımların, sığır etine
alternatif olan küçükbaş etinin üretimine,
dolayısıyla tüketimine yönelik olması gerekmektedir.
Düzensiz ve yetersiz yağış alan ülkemizin meralarının zayıf olması, kırmızı et
üretimine dönük meraya dayalı hayvan
beslemede ekonomik tercihin küçükbaş
hayvancılıktan yana yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Üretilen eti en ucuza mal
etmek için eldeki imkânları en verimli
şekilde kullanmak temel ilke
olmalıdır.
Bakanlığımızın 2014-2017
d ö n e m i
Bakanlığımızın bugüne kadar uyguladığı
yönlendirici metotlar ve destekleme politikaları ile küçükbaş hayvan üretimi büyük oranda yükselmiştir. Bu kapsamda,
üretimin yanı sıra küçükbaş hayvan etinin tüketiminin de artırılması hususunda,
resmi yetkili kurum ve kuruluşlarının, sivil
toplum örgütlerinin, medyanın, sağlık uzmanlarının ve tüketici konumundaki tüm
bireylerimizin kendilerine göre sorumluluklar yüklenmesi gerekmektedir.
rimizin ürünlerinin daha iyi fiyattan değerlendirebilmesi için planlı üretime dayalı
olan “Sözleşmeli Besicilik” modeli büyükbaşta olduğu gibi küçükbaşta da uygulamaya konulmuştur. Bu proje ile Kurumumuzla sözleşme imzalayan küçükbaş
üreticilerine kuzu ve oğlak için 50 krş /et
kg, toklu ve çebiç için 40 krş /et kg, koyun
ve keçi için 30 krş/ et kg tutarında sözleşme primi ödemesi yapılmaktadır.
Et ve Süt Kurumu olarak, faaliyet alanımız içerisinde yer alan konularda sürekli bir çözüm arayışı içerisindeyiz. Gıda
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın desteği ile yürütmekte olduğumuz çalışmalar
hakkında kamuoyunu bilgilendirmekte
fayda görüyor, bunlardan bazıları hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.
Küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin hayvan bakım ve besleme konularında teknolojik gelişimine katkı sağlayan örgütlenme çalışmalarına da destek olmak ve
örgütlenmeye teşvik etmek amacıyla bu
yönde faaliyet gösteren Türkiye Damızlık
Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği ile Kurumumuz arasında 2015 yılı içerisinde
“Hayvan Tedarik Protokolü” imzalanmıştır. Bu sözleşme ile bu Birliğimize üye
olan yetiştiricilerimize önceki belirttiğim
primlere ek olarak 10 krş /et kg prim ödemesi yapılması imkanı sağlanmıştır.
2015 yılı için Türk Silahlı Kuvvetleri ile
yapılan et satış protokolünde yer verilerek, küçükbaş hayvan eti satış miktarında
önemli önemli ölçüde artış sağladı. Konuya gösterdikleri duyarlılıktan dolayı Milli
Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri yetkililerine ve mensuplarına buradan teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
Halkımızın kırmızı ette tüketim
tercihinin sığır eti yönünde oluşması,
ülkemizin coğrafi ve mera özelliklerinin
küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine uygun
olması ile tezat teşkil etmekte ve bir türlü kırmızı et arzında ve talebinde istenen
denge kurulamamaktadır. Bu dengesizlik
kimi zaman tüketiciyi, kimi zaman yetiştiriciyi ve kimi zaman da sektörün diğer
aktörlerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Bu dengenin sağlanabilmesi için etken
faktörlerin çok iyi ortaya konulması ve
tespit edilen kritik noktalarda sorumlulu-
64
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Müşteri guruplarımız arasında yer alan
kamu kurumları ile yaptığımız görüşmelerle,
bu alanda da küçükbaş eti satışlarında da
önemli ölçüde artışlar sağlanmıştır. Bu konudaki çalışmalarımız devam etmektedir.
vitaminler ve yağlar ile insan beslemesinde alternatifsiz
bir gıda maddesi olması günümüzde
kırmızı etin stratejik bir ürün olarak nitelendirilmesinde en önemli etken olarak
ortaya çıkmaktadır. Bütün dünya ülkeleri
dir. Dünya kırmızı
et tüketimine
bakıldığında, ihtiyacın % 58,5’inin
domuzdan, % 34’ünün
büyükbaş hayvanlardan ve
Stratejik Planında ortaya konan
stratejik hedeflerden
birisi ülkemizdeki küçükbaş hayvan sayısını artırmaktır.
Kurumumuzca, satışın dışında üretim
boyutunda da çalışmalar yürütülmektedir. Daha öncesinde şarküteri ürünlerinin
üretiminde kullanılmayan küçükbaş etinin
kullanılması ve Türk halkının damak tadına uygun şarküteri ürünleri üretilmesi
yönünde çalışmalarımız yürütülmektedir.
Küçükbaş hayvan yetiştiricilerimize
garanti pazar sağlanması ve yetiştiricile-
Halkımızın bilgilendirilmesi amacıyla,
küçükbaş etinin insan beslenmesindeki
öneminin, bu konuda öncesinde kamuoyunda oluşturulmuş olan yanlış algıların,
özellikle kalp ve damar hastalıkları yönünden sağlık uzmanlarının tavsiyelerinin ve
Türk toplumunun damak tadına uygun
yöresel yemek tariflerinin yer aldığı ve
mağazalarımızda ücretsiz olarak dağıtılmasının planlandığı yayınların basımı ile
ilgili çalışmamız tamamlanmak üzeredir.
Küçükbaş eti tüketimiyle ilgili algıların
değiştiği, protein ihtiyacını karşılamak için
daha fazla küçükbaş hayvan eti tüketen
ve daha sağlıklı beslenen nesiller temenni
ediyorum.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
65
AYIN KONUSU
AYIN KONUSU
Levent Genç
Veteriner Hekim
TZOB Teknik Müşavir
DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE
KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK
ÜRETİMİ
1.Dünya’da küçükbaş hayvancılık
Dünyada 2013 yılında 1,5 milyar baş sığır, 194 milyon baş
manda, 976 milyon baş keçi ve 1,2 milyar baş da koyun mevcudu vardır. Sığırın en fazla Amerika (%34,4) ve Asya (%33,7)
kıtasında, manda (%96,6) keçi (%58,5) ve koyunun (%44) ise
Asya kıtasında yoğunlaştığı görülmektedir.
Sığır
Manda
Afrika
20,8
Amerika
34,4
0,7
3,7
7,4
Asya
33,7
96,9
58,5
44,0
Avrupa
8,3
0,2
1,7
11,2
Okyanusya
2,7
0,0
0,4
9,1
1.467.548.724
193.821.181
975.803.263
1.162.875.535
Dünya (baş)
2,2
Koyun
35,7
28,2
Tablo 4. Dünya sağılan hayvan sayıları (2013)
İnek
Tablo 3. Dünya kırmızı et üretimi (2013)
Manda
10,5
24,2
19,7
Amerika
48,3
0,0
2,3
4,7
Asya
22,5
89,2
70,8
49,5
Avrupa
15,8
0,3
2,1
13,2
4,5
0,0
0,5
12,9
Dünya (ton)
63.983.529
3.722.800
5.372.407
8.589.257
Kaynak: www.fao.org/
Kaynak: www.fao.org/
Dünyada 2013 yılında 299 milyon baş sığır, 26 milyon baş
manda, 438 milyon baş keçi ve 537 milyon baş da koyun kesilmiştir. Sığır kesiminin en fazla Amerika (%39,5) ve Asya (%30,8)
kıtasında, manda (%95) keçi (%68,9) ve koyunun (%48,8) ise
Asya kıtasında yoğunlaştığı görülmektedir.
Manda
Keçi
35,8
34,3
Amerika
26,6
0,0
4,6
0,7
Asya
51,9
99,6
55,1
51,4
Avrupa
18,4
0,4
4,5
13,6
3,2
0,0
0,0
0,0
204.166.744
59.519.507
200.008.068
219.686.641
Sığır eti üretiminin en fazla Amerika (%48,3), manda eti
(%89,2), keçi eti (%70,8) ve koyun etinin (%49,5) ise Asya kıtasında yoğunlaştığı görülmektedir.
2013 yılında Dünyada 707 milyon ton süt üretimi gerçekleştirilmiştir. Bu üretimin 601 milyon tonu inekten, 78 milyon tonu
mandadan, 18 milyon tonu keçiden, 10 milyon tonu da koyundan elde edilmiştir.
İnek sütü üretiminde en fazla pay % 35 ile Avrupa kıtasına,
manda (%99,7) keçi (%59,3) ve Koyun (%47,6) da ise Asya kıtasına aittir.
2.Türkiye’de Küçükbaş hayvancılık
Türkiye küçükbaş hayvancılığı; büyük oranda düşük verimli
yerli ırklardan oluşan popülâsyonu, ağırlıklı olarak otlatmaya dayalı
besleme koşulları ve sınırlı girdi ile üretimin hedeflendiği ekstansif
Tablo 5. Dünya süt üretimi (2013)
İnek
Afrika
Keçi
Koyun
5,7
3,4
23,3
22,2
Amerika
30,8
0,0
3,3
0,4
Asya
29,5
99,7
59,3
47,6
Avrupa
35,0
0,3
14,1
29,8
Okyanusya
4,7
0,0
0,0
0,0
Dünya (ton)
601.455.329
77.493.960
17.957.372
10.137.749
Kaynak: www.fao.org/
bir yapıya sahiptir. Sektörün bu özelliklerine; işletmelerin küçük ve
cılız bir yapıya sahip olması, girdi temini, ürün pazarlama ve değerlendirme olanaklarının yetersizliği, buna bağlı olarak üreticinin
pazar fiyatından düşük pay alması, üretimin büyük ölçüde geçimlik olarak yapılması da eklenebilir (Ertuğrul ve ark., 2010).
Koyun
Tablo 6. 2014 Yılı Türkiye Küçükbaş İşletmelerin
Kapasitelerine Göre Dağılımı
Afrika
12,2
4,7
26,3
22,8
Amerika
39,5
0,0
2,2
4,7
Asya
30,8
95,0
68,9
48,8
Avrupa
13,7
0,2
2,3
13,6
İşletme Büyüklüğü
(baş)
3,9
0,0
0,3
10,1
1-49
122.982
38,88
50-199
149.905
47,41
200-499
35.926
11,36
7.435
2,35
316.248
100
Okyanusya
Dünya (baş)
298.799.160
25.798.819
43.832.0371
536.742.256
Kaynak: www.fao.org/
500 +
TOPLAM
Dünya’da 2013 yılında 1,299,660,606 baş hayvan kesilerek
81,667,993 ton kırmızı et üretilmiştir. Yaklaşık 82 milyon tonluk
66
Manda
Ülkemizdeki yerli koyun ırkları Akkaraman, Morkaraman,
Dağlıç, İvesi, Kıvırcık, Karayaka, Sakız, Tuj, Güney Karaman ola-
Tablo 2. Dünya kesilen hayvan sayıları (2013)
Sığır
2,9
Koyun
Kaynak: www.fao.org/
Koyun
8,9
Okyanusya
Keçi
32,7
Dünya (baş)
Keçi
Manda
Afrika
Okyanusya
Afrika
Keçi
Sağılabilen hayvan mevcudunda; en fazla inek (%51,9),
manda (%99,6), keçi (%55,1) ve koyun (%51,4) Asya kıtasında
bulunmaktadır.
kırmızı etin; 64 milyon tonu sığırdan, 3,7 milyon tonu mandadan,
5,3 milyon tonu keçiden ve 8,6 milyon tonu da koyundan elde
edilmiştir.
Sığır
Tablo 1. Dünya hayvan sayıları (2013)
Dünyada 2013 yılında sağılabilen; 204 milyon baş inek, 60
milyon baş manda, 200 milyon baş keçi ve 220 milyon baş da
koyun mevcudu olmak üzere toplamda 683 milyon baştan fazla
hayvan mevcudu vardır.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
İşletme Sayısı
(adet)
Dağılım
(%)
Kaynak: HAYGEM
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
67
AYIN KONUSU
AYIN KONUSU
Şekil 3. Sağılan küçükbaş sayısının seyri (1991-2014)
Aslında hayvan sayısını 2009 öncesi ve 2009 sonrası diye
değerlendirmekte fayda vardır. Çünkü 1991-2009 arasında
koyun sayısı %46,2 keçi sayısı %52,4 toplam küçükbaş sayısı
ise %47,5 azalmışken, bu yıldan sonra bir anda artışa geçmiş, 2009-2014 yılları arasında yani 4 yılda koyun sayısı %43,
keçi sayısı %102, toplam küçükbaş sayısı ise %54 oranında
artmıştır.
rak sayılabilir. Bunların yanı sıra Kangal Akkaramanı, Herik, Hemşin, Gökçeada, Norduz, Çine Çaparı, Karya, Pırlak, Karakaş gibi
çok sayıda ırk, tip, yerel tip, varyeteden söz etmek olanaklıdır
(Ertuğrul ve ark., 2009).
Keçi yetiştiriciliği ülkemiz için en önemli hayvancılık üretim
dallarından birisidir. Özellikle keçi üretimi yapan işletmeler gelirlerinin %70’ini bu üretimden sağlamaktadırlar. Dolayısıyla bu
üretimde yaşanabilecek olumsuz bir gelişme üreticilerimizin
%70 gelir kaybına neden olmakta, sosyal yapıda da ciddi sorunlar yaratmaktadır. Geçmişte yaşanan ormanlık bölgelerde keçi
yetiştiriciliği yasaklarından vazgeçilmiş olması bu açıdan önemli
bir husus olarak kamuoyunu uzun süre meşgul etmişti.
Keçi hem eti hem sütü, hem de tiftik açısından değerlendirildiğinde önemli bir üretim olarak göze çarpmaktadır. Keçi sütü
anne sütüne en yakın süt olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle
özellikle bebeklerde sık tercih edilmekte, bebek mamalarında da
kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra, meşhur dövme Kahramanmaraş dondurmamız, kefir gibi ürünler keçi sütünden yapılmakta,
keçi sütünün önemi artıkça birçok keçi peyniri çeşidi de yaygın-
Yaşanan bu artışla keçi sayısı nerdeyse 1991’li yıllar seviyesine çıkarken, koyun sayısı ise 1996’lı yıllara yaklaşmıştır. 41
milyon başlık toplam küçükbaş hayvan sayısı ise nerdeyse 19951996’lı yıllara yaklaşmıştır.
laşmış, tüketiciler tarafından tercih edilir olmuştur. Keçi sütünün
probiyotik tatlıların üretiminde ve kozmetikte de kullanıldığı bilinmektedir.
Yine aynı şekilde keçi etinin diyetetik özelliği vardır. Kolesterol
ve yağ seviyesi diğer etlere göre daha düşük olduğundan dolayı, kalp ve damar hastalıklarını önlemede sağlıklı bir diyet olarak
kabul edilmektedir.
TÜİK verilerine göre; 1991 yılında; toplam koyun içerisinde
merinosun payı %2.1, yerli ırkın payı %97.9 iken 23 yıl sonra yani
2014 yılında; merinos %6.8’e yükselmiş, yerli ise %93.2’ye gerilemiştir. 1991 yılında; toplam keçi içerisinde kıl keçisinin payı %89,
tiftik ırkın payı %11 iken 23 yıl sonra yani 2014 yılında; kıl %98.3’e
yükselmiş, tiftik ise %1.7’ye gerilemiştir.
2.1.Türkiye’de küçükbaş hayvan işletmeleri
2014 yılında ülkemizde 316,248 baş küçükbaş hayvancılık işletmesi mevcuttur. İşletme kapasitelerine bakıldığında %47,4’lük
payla en fazla 50-199 başlık kapasitede yoğunlaşıldığı, bunu
%38,9’luk payla 1-49 başlık kapasitenin izlediği görülmektedir.
500+ işletmelerin oranı ise %2,35’dir.
1991 yılında 29,099,735 baş olan sağılan küçükbaş hayvan
sayısı 2014 yılında %35 oranında azalarak 18,913,164 baş olmuştur. Aynı dönemde koyun sayısı %37,5 azalışla 23,222,244
baştan 14,511,991 başa gerilemiş, keçi sayısı %25 azalışla
5,877,490 baştan 4,401,173 başa gerilemiştir.
2.2.Türkiye küçükbaş hayvan sayısı
TÜİK verilerine göre; ülkemizde 1991 yılında 40,432,340
baş koyun, 10,764,198 baş keçi ve toplamda 51,196,538 baş
küçükbaş hayvan mevcudu varken 2014 yılında; koyun sayısı
31,115,190 başa, keçi sayısı 10,347,159 başa, toplam küçükbaş
sayısı ise 41,462,349 başa gerilemiştir.
1991 yılında 1,462,181 ton olan küçükbaş süt üretimi 2014
yılında 1,576,523 ton olmuştur. Küçükbaş süt üretiminde 20022003 yıllarında katsayı değişikliği yapılmış, bu değişiklikle toplam süt üretimi bir yılda %21 oranında artarak 867,009 tondan
1,048,095 ton olmuştur. Veriler geriye doğru bu çerçevede yenilenmediği için değerlendirmenin bu yıldan sonraki dönemlere
göre yapılması daha gerçekçi olacaktır.
Tür ve rklara göre küçükbaş hayvan saylarnn dağlmnn seyri (1991‐2014)
120,0
Pay (%)
100,0
80,0
93,2
89,0
60,0
40,0
20,0
6,8
11,0
0,0 2,1
1,7
Yerli
Şekil 1. Tür ve Irklara göre küçükbaş sayılarının seyri (1991-2014)
68
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Yukarıda bahsedilen husus çerçevesinde bir değerlendirme
yapıldığında; 2003-2014 yılları arasında toplam küçükbaş süt
üretimi %50 oranında artarak 1,048,095 tondan 1,576,523 tona
yükselmiştir. Türler özelinde bakıldığında; üretimin koyunda %45
artışla 657,388 tondan 1,113,130 tona, keçi sütünün ise %67 artışla 278,136 tondan 463,394 tona yükseldiği görülmektedir.
98,3
97,9
Merinos
kl
tiftik
Şekil 2. Tür ve Irklara göre küçükbaş sayılarının dağılımının seyri (1991-2014)
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
69
Faruk Coşkun
Su Ürünleri Yetiştiricileri
Üretici Merkez Birliği Başkanı
TEKNİK
SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ
SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Dünya nüfusu giderek artmakta olup,
6,1 milyar olan insan nüfusunun 2015
yılında 7,2 milyara, 2030 yılında ise 8,2
milyara ulaşması beklenmektedir. Buna
karşın gıda kaynakları her gün daha da
azalmaktadır. Bu nedenle, ülkeler ve ilgili uluslararası örgütler, gıda kaynaklarını
yeterli hale getirmek, gıdaya erişimi kolaylaştırmak ve yeni kaynaklar oluşturmak
doğrultusunda yoğun çaba göstermektedir. Gıda kaynaklarının başında da hayvansal protein anlamında su ürünleri öne
çıkmaktadır.
Halen yaklaşık olarak toplam 153 milyon ton civarında olan dünya su ürünleri
üretiminin 2030 yılında 173 milyon tona
ulaşacağı, avcılık ve yetiştiricilik üretiminin eşitleneceği öngörülmektedir. Ancak,
bu öngörü alınacak çevresel tedbirler, su
kaynaklarının korunması ve planlı kullanımı ile mümkündür.
I.ve II. Su Ürünleri Yetiştiriciliği Çalıştaylarında ayrıca Sektör toplantılarında detayları ile görüşülmüştür. Ancak günümüzde
bu sorunların bazılarının halen devam
ettiği ve yenilerinin gündeme geldiği görülmektedir.
Pazarlama ile ilgili sorunlar;
Üretim planlamasının olmaması nedeni ile arz-talep dengesi içinde, talebe
olan azlığı gidermek açısından, tanıtım
faaliyetleri yetersizdir.
Ülkemizde bir balık borsası bulunmamaktadır.
Balık fiyatlarında istikrar sağlanamamaktadır.
Hallere faturasız balık girişi yapılmaktadır.
Ülkemizde de su ürünleri yetiştiriciliği
üretim, ihracat, istihdam ve kırsal kalkınma boyutu ile ekonomimize katkıda bulunan bir tarımsal- endüstriyel faaliyettir.
2000’li yılların başında 79 bin ton olan
yetiştiricilik üretimi 2013 yılında 233 bin
tona ulaşmıştır. En fazla yetiştirilen su
ürünleri türü denizlerde çipura ve levrek,
iç sularda alabalıktır. 2013 yılında 111 bin
ton çipura ve levrek üretilirken, 122 bin
ton alabalık yetiştirilmiştir.
Bu hızlı büyümede, modern tekniklerin kullanımı, kuluçkahanelerin devreye
girmesi, yem teknolojisindeki gelişmeler,
yem fabrikalarına, işleme ve değerlendirme tesislerine yapılan yatırımlar ve bilgi
birikimi büyük rol oynamıştır. Şüphesiz
ki bu gelişmeler bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu sorunların büyük
bir kısmı Merkez Birliğimizce düzenlenen
70
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Birçok ülkenin uyguladığı etiket ve
barkod uygulamasına geçilememiştir.
Arz fazlası balığın piyasadan çekilerek fiyat istikrarını sağlayacak bir müdahale kurumu bulunmamaktadır.
Maliyetin altında ve kar marjı olmayan balıkların satışını engelleyecek bir
sistem mevcut değildir.
Yem ile ilgili sorunlar;
Yem hammaddelerindeki fiyat artışı yem kalitesini etkilemekte, balık unu
oranları giderek düşmektedir.
Yemin içerisindeki hayvansal proteinin orijini ve oranı bilinemediğinden,
yemin kalitesi yönünden güvensizlik oluşmaktadır.
FCR oranlarındaki artış sonucu
daha fazla yemleme gerekmekte, bu da
yemden kaynaklanan birim maliyetleri artırmaktadır.
Yem etiketlerinde yem içeriği ve
özellikle kullanılan hayvansal protein orijini ve oranı belirtilmemektedir.
Sektörün temel girdisi, doğal su
kaynakları, deniz, göl ve akarsulardır. Bu
doğal kaynakların varlığı ve sürdürülebilir olması sektör için olmazsa olmazların başında gelmektedir. Bu nedenle bu
kaynakların çevresel etkilerden, aşırı kullanımdan, bozulup tahrip edilmesinden
üreticiler kaçınmalıdır.
Sektörle ilgili belirtilen bu sorunların
dışında ve doğrudan üretici birliklerimizi ilgilendiren önemli bazı sorunlara da
mevcuttur.
Üretici birliklerimiz ile Merkez Birliğimizin gücünü ve etkinliğini artıracak yasal
ve yapısal düzenlemeler yetersizdir.
Yemlerin ve yem hammaddelerinin
gümrük vergileri yüksek olup, ithalatı kolaylaştıracak tedbirler alınabilir.
Tüm yetiştiricilerin ve üreticilerin,
üretici birliklerine üye olma zorunluluğu
bulunmadığından, örgütlenme istenilen
seviyede değildir.
Yem kalitesinde görülen bu olumsuzluk balığın lezzetini de etkilemekte,
balığa olan talebi azaltmaktadır.
Destekleme ödemelerinden üretici
birliklerine ve Merkez Birliğine yapılan kesinti yetersizdir.
Diğer sorunlar;
Rizikosu yüksek bir sanayi olmasından dolayı sigortanın gelişmiş olmaması,
risk kriterleri, hasar kapsamı hususları yeniden ele alınmalıdır.
Üretici birliklerinin ve Merkez Birliğinin yaptırım gücünün artırılması ve
güçlenmesi açısından 5200 sayılı Üretici
Birlikleri Kanunu ihtiyaca kafi gelmemektedir.
Kira müddetleri kısadır.
Kişi başına tüketim azalmaktadır.
Kültür balığı hakkında ön yargıları
giderecek çalışmalar yapılmamaktadır.
Deniz balıkları üretim tesislerinin aşı
ve boylama yerleri ile ilgili ihtiyaçları giderilememiştir.
İskelelerin planlanması, yapımının
sağlanması konusunda kurumlar arasında koordinasyon eksikliği bulunmaktadır.
Su ürünleri yetiştiriciliği sektörünü her
yönüyle daha da ileriye götürmek, dünya
ve Avrupa ülkeleri arasında ilk sıralarda
yer almasını sağlamak, halkımıza sağlıklı
ve kaliteli ürünler sunarak tüketimi artırmak başlıca görevlerimizdir. Bu görevlerimizin başarı ile yapılması ise, sektör
analizinin doğru ve objektif olarak yapılması, rasyonel politikaların oluşturulması ile mümkündür. Ülkemizin 450 milyon
dolar civarında ihracat yapan bir su ürünleri sektörü bulunmaktadır. Bu rakam 1
milyar doları aştığında zaten sektörümüz
kendiliğinden ses getirecektir.
Alabalık ve füme ihracatında ülkemiz kaynaklı düşük fiyat teklifleri nedeni
ile olumsuzluklar yaşanmaktadır.
İhracatın artmasını sağlayacak ihracat teşvikleri; dondurulmuş, fileto ve füme
balıklara verilmemektedir.
Uzak doğu ve Amerika pazarlarının
artırılmasını sağlayacak navlun desteği
henüz gerçekleşmemiştir.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
71
ODALARIMIZDAN
ODALARIMIZDAN
TARIMIN GELECEĞİ İÇİN ÜRETİCİ
BİRLİKLERİ ŞART
Şehzadeler Ziraat Odası
HEPOKUR VE ODA
BAŞKANLARINDAN ZİYARET
Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Köse, göreve geldiği günden itibaren yaptıkları faaliyetleri özetledi, çalışmaların basında yansımalarını Hepokur ile paylaştı. Başkan Köse,
"İlçemizde tarımın gelişmesi için Bozkır Ziraat Odası olarak Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Genel Başkanımız Ş.Şemsi Bayraktar'ın tarım alanında gösterdiği hedeflerde çiftçilerimize hizmet etmeyi amaçlamaktayız” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Merkez delegelik seçimlerine katılan TZOB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Sorman,
2014 yılında büyükbaş havyan sayısının yüzde 7,5 artış ile 15
milyon adede, küçükbaş hayvan sayısının da yüzde 10 artış ile
2,5 milyona ulaştığını açıkladı.
Menteşe Öğretmenevinde gerçekleştirilen TZOB delege seçimine 11 ilçenin Ziraat odası başkan ve delegeleri katıldı. Oda
başkanları faaliyetlerini açıklarken, Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Başkanvekili Nuri Sorman, Türk tarımı ile ilgili bilgiler verdi.
Sorman, “Tarımda çok iyi bir yere gelmemiz için kooperatifçiliğin ve üretici birliklerinin mutlaka yaygınlaştırılması gerekmektedir. Havza bazlı üretim projesinin hayata geçirilmeyişinin sebebi devletten beklememizdendir. Artık devletin bu işleri yapması
mümkün değildir. Çünkü ülkemiz demokratik bir rejim ile idare
edildiği için bir vatandaşına ne hakkı veriyorsa diğer vatandaşına da aynı hakkı vermek mecburiyetindedir. Onun için bizlerin
mutlaka ve mutlaka kooperatifleşmeyi ve üretici birliklerini hayata
geçirmemiz gerekmektedir” dedi.
Tarımsal israf 45-50 milyar
Sorman, tarımsal üreticilerin milli gelirden yeteri kadar pay sahibi olamadığını belirterek, “Bugün ülkemizde 45-50 milyar dolar
tarımsal israf söz konusudur. Bu israflar ancak planlı üretimler
ile önlenebilir. 2014 yılında 18 milyar dolarlık ihracat yapan tarım
sektörü maalesef kendini sürdürülebilir şartlara hazırlayamamış
durumdadır. Ülkemizde bu kadar insanı barındıran, diğer sanayi
kuruluşlarına hammadde sağlayan, bu kadar istihdam yaratan
tarım sektörünün mutlaka ve mutlaka revize edilmesi gerekmektedir. Ülkemizin milli gelirine baktığımız zaman kişi başına 10 bin
500 dolar düşmektedir. Ama tarımcının milli gelirden aldığı paya
bakarsanız bunun üçte biri yani 3 bin 500 dolar civarında tarım
sektöründeki insanlara pay düşmektedir. 2014 yılında gıda ve
alkolsüz içecekler yüzde 12,7 artarken, tarımsal ürün fiyatları yüzde 6,7 civarında artmıştır. Yani üretici yüzde 12 enflasyon karşısında yüzde 6’lık bir fiyat farkı alarak ürünlerini satmak zorunda
kalmıştır” dedi.
72
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Bozkır Ziraat Odası
Ziyarette, TZOB Yönetim Kurulu Muhasip
Üyesi Mustafa Hepokur’un yanı sıra Meram
Ziraat Odası Başkanı Ali Ataiyibiner, Güneysınır Ziraat Odası Başkanı Mustafa Akman,
Hadim Ziraat Odası Başkanı Adem Arslanhan ve Meclis Başkanı Murat Yaman hazır
bulundu.
Büyük ve Küçükbaş Hayvan Sayısında Artış
Tarım sektörünün 2014 yılında ülkenin yüzde 20,7’sine istihdam sağladığını, 2014 yılında 18 milyar dolar ihracat yapan tarım
sektörünün yine 2014 yılında 12 milyar dolarlık ithalat yaptığını
belirten Sorman, 6 milyar dolar ülkenin dış ticaret fazlasının tarım
sektörü tarafından ülke ekonomisine katıldığını belirtti. Sorman,
“2014 yılında büyükbaş hayvan sayımız yüzde 7,5 artarak 15 milyon adede ulaşmıştır. Burada Sayın Genel Başkanımızın büyük
emekleri ve gayretleri vardır. Özellikle canlı havyan ve et ithalatını
Sayın Başbakan ile bizzat görüşmüş, hayvancılık yapan çiftçilerimiz biraz daha rahatlamıştır. Küçükbaş hayvan sayısı ise yüzde
10 artarak 2,5 milyon başa ulaşmıştır” şeklinde konuştu.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi
Mustafa Hepokur ile bölgedeki Ziraat Odaları Başkanları Bozkır
Ziraat Odası Başkanı Ali Köse'ye ziyarette bulundular.
BAKAN YARDIMCISI
ARZU’DAN ZİYARET
Aksaray Ziraat Odası
alanında ciddi atılımlar yaptığını belirterek, Aksaray’ın parlayan
bir yıldız olduğunu kaydetti.
Düşük Faizli Kredi Verilmeli
2014 yılında üretecinin kullandığı kredi borç miktarının yüzde
20 civarında artarak 45 milyar TL’ye ulaştığını belirten Sorman,
“Bu 45 milyar TL’nin yüzde 36’sı yüksek oranlı faizlerle alınan
kredilerdir. Mutlaka tarıma daha düşük faizli ve daha fazla kredi
verilmelidir. Kredilerin geri ödenmesine
baktığımız zaman da en dürüst ve borcunu ödeyen kesim yine tarım sektörüdür.
Geriye dönmeme oranı sadece yüzde 3
civarındadır. 2014 yılında girdi artışlarına
baktığımız zaman gübrede yüzde 1 ila
yüzde 11 arasında, mazotta yüzde 4,4
ve tarımsal elektriğin kilovat saati 30,3
kuruşa yükselmiştir. Bu girdilerin KDV ve
fonları mutlaka aşağıya düşürülmesi ve
üreticilerimizin daha ucuz maliyetle üretim yapması sağlanması gerekmektedir”
dedi.
Ziyarette Bozkır Ziraat Odasında işlem
yaptıran çiftçilerin istek ve temennilerini de
dinleyen Hepokur, Oda personeline çalışmalarında başarılar
diledi.
Ziraat Odası Başkanı Emin Koçak da ziyaretten duyduğu
memnuniyeti dile getirerek, Bakan Yardımcısı Arzu’ya tarım ve
hayvancılık alanında Aksaray’daki çalışmalar hakkında bilgiler
verdi.
Aksaray’da Ziraat Odası tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı kapsamında
Aksaray’a gelen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı
Kutbettin Arzu, Ziraat Odası Başkanı Emin Koçak’ı makamında
ziyaret etti.
Ziyaretinde Aksaray’ın tarım ve hayvancılık alanında bilgiler
alan Arzu, özellikle son yıllarda Aksaray’ın tarım ve hayvancılık
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
73
ODALARIMIZDAN
ODALARIMIZDAN
SERTİFİKALI FİDAN
SATIŞINA BAŞLADI
Akdağmadeni Ziraat Odası
HAYVANLARI TELEF OLAN
ÇİFTÇİYE YARDIM
kazanç elde edilebilmesi konusunda çalışma içerisinde olduklarını vurgulayan Elmalı, “Ziraat Odası olarak köydeki çiftçimizin
en az 100 meyve fidanı, 10 ineği ve 50 tavuğu olsun istiyoruz. Bu
sayede, köyden şehre göçü yavaşlatmak, çiftçimizin köyünde
geçimini en iyi şekilde sağlamasını istiyoruz” diye konuştu.
Ziraat Odası Başkanı Ali Balbay ise, “Buraya gelmeden zararın
bu kadar büyük olduğunu bilmiyorduk. Ailenin çok zor durumda
olduğunu gördük ve ziyaret sonrasında yönetim olarak bir araya
geldik ve ailemize bu şekilde yardım etmenin kararını aldık. Biz
gücümüzün yettiğince çiftçilerimizin zor günlerinde yanında olacağımıza söz vermiştik, yapmış olduğumuz işlerle bunun lafta
kalmayacağını da ispatlamış olduk. Yine geçtiğimiz hafta ilçemize
bağlı Akçalı köyünde de bir çiftçimizin ahırı çıkan yangından zarar
gördü. Yine yönetim olarak bir karar alıp bu çiftçimize de elimizden
geldiği kadar yardımcı olacağız. Çiftçilerimizin hiçbir tutunacağı
dalı yok. Bizler her zaman onların yanında olmaya hazırız. Çiftçilerimiz unutmasınlar ki onların bir Ziraat Odası var ve her zaman
onlara kapımız açık” diye konuştu.
Meyveciliğin yanında süt birliği kurarak hayvancılığı da desteklediklerini ifade eden Elmalı, “Bütün çalışmalarımız bölge çiftçisine yöneliktir. Bölge çiftçisi kazansın, üretsin. Bu güne kadar
60 bin meyve fidanı toprakla buluştu. Hedefimiz yüz bin meyve
fidanını toprakla buluşturmaktır” ifadelerini kullandı.
Yıldızeli Ziraat Odası yangın nedeniyle hayvanları telef olan
çiftçiye yardım eli uzattı.
Akdağmadeni Ziraat Odası bölge çiftçisine, maliyetine sertifikalı fidan ve yonca tohumu satışına başladı.
İlçeye bağlı Güneykaya beldesinde ikamet eden çiftçi Bayram Asartepe’ye ait ahır ve samanlıkta yangın çıktı. Yaklaşık bir
ay önce samanlıkta çıkan yangın nedeniyle bitişiğindeki ahırda
bulunan inekler de dumandan zehirlenerek telef oldu. Çıkan yangınla birlikte büyük maddi zarara uğrayan ve çok zor durumda
kalan çiftçi Bayram Asartepe’ye Ziraat Odası sahip çıkarak yardım elini uzattı.
Akdağmadeni Ziraat Odası Başkanı Eyyüp Elmalı, her yıl düzenli olarak başlattıkları sertifikalı fidan ve yonca tohumu satışlarının başladığını belirterek, “Ziraat odası olarak getirdiğimiz sertifikalı meyve fidanlarını çiftçimize maliyet fiyatına satıyoruz. Ceviz,
kayısı, armut, şeftali, dut, kiraz, vişne, ayva, erik, bodur elma gibi
fidanların satışı başladı” dedi.
Her zaman çiftçinin yanında olduklarını, çiftçinin daha fazla
ÇİFTÇİLERE BAĞ-KUR ÇAĞRISI
Bingöl Ziraat Odası
Bingöl Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Başkanlık Müşaviri Mehmet Uçar, Ziraat Odası Başkanı Mustafa Karaaslan’ı ziyaret etti.
Ziyarette sosyal güvenlik uygulamaları ile Bağ-Kur iş ve işlemleri
hakkında genel bilgiler veren Uçar, son yıllarda kayıt dışı istihdamın önlenmesine yönelik yapılan çalışmalara dikkati çekti.
Bingöl’de tarım sektörünün gelişmesi için çalıştıklarını belirten Ziraat Odası Başkanı Karaarslan da çiftçilerin Bağ-Kur sigortası ödemekte zorlandıklarını söyledi. Karaaeslan, SGK’nın çiftçilerin yaşam koşullarını göz önüne alarak düzenleme yapması
gerektiğini belirtti. Ziyaretten duyduğu memnuniyetini dile getiren
Karaarslan, bilgilendirme toplantılarının tekrarlanmasının büyük
fayda sağlayacağını, çiftçi üyeleriyle yapılacak toplantılarda SGK
temsilcilerinin de bulunmasının yararlı olacağını ve bu toplantılara müdürlük temsilcilerinin katılımın sağlanmasının kendilerini
memnun edeceğini belirtti.
74
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
Yıldızeli Ziraat Odası
Ziraat Odası Başkanı Ali Balbay, Başkan Yardımcısı Mehmet Karabulut ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Güneykaya
Beldesi’ne giderek almış oldukları ineği çiftçiye teslim etti. Almış
olduğu yardım karşısında duygulanan çiftçi Asartepe “Bir ile
10’un arasında hiçbir fark yok. Bu yapmış olduğunuz davranışla
zor günümüzde bizi mutlu ettiniz. Söyleyecek fazla bir şey bulamıyorum Allah sizlerden razı olsun.” dedi.
YAĞMUR ÜRETİCİYİ RAHATLATTI
Siirt'te yağmur çiftçinin yüzünü güldürdü. Siirt Ziraat Odası Başkanı Gündüz Tanık, uzun zamandan beri beklenen yağışların ekinlere iyi geldiğini, kurumaya yüz
tutmuş ürünü canlandırdığını söyledi. Tanık,
"Bu yıl kış aylarında fazla yağış görmedik.
Yağan kar da kısa sürede eriyince toprak
kurudu. Ancak Mart ayında üst üste yağan
Siirt Ziraat Odası
yağışlar toprağı iyice doyurdu, toprak yapısının suyu tutma özelliği açısından iyi oldu.
Çünkü çiftçinin en çok önemsediği, yağışların zamanlı olmasıdır. Yağışların zamanlı
yağması bizleri çok mutlu etti. Bu yağışlarla
birlikte bu dönem ürünleri gübreleme dönemidir. İlimizde çiftçilerin yüzü yağışla güldü"
dedi.
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
75
ODALARIMIZDAN
ODALARIMIZDAN
SİGORTA ÇAĞRISI
Adıyaman Ziraat Odası
Adıyaman Ziraat Odası Başkanı Salih Şahan, geçen yıl yaşanan doğal afetlere dikkati çekerek, çiftçilere tarım sigortası yaptırmaları çağrısında bulundu.
Şahan, tarım sektörünün dünya nüfusu açısından taşıdığı kritik
önemin yanı sıra ekonomik risklerden yüksek düzeyde etkilenen,
son derece hassas bir faaliyet sahası olduğunu dile getirdi. Şahan,
şöyle devam etti:“Geçen yıl meydana gelen aşırı rüzgâr ve dondan
dolayı ilimiz merkez ve ilçelerinde, başta meyvecilik ve sebzecilik
alanlarında olmak üzere, yaklaşık yüzde 40 ile yüzde 80 arasında
zarar oluşmuş ve sonuçta ürün sigortasını yaptırmayan birçok çiftçimiz mağdur duruma düşmüştür. Çiftçilerimizin aynı mağduriyeti
tekrar yaşamamaları için, olası herhangi bir doğal afete karşın, gerek bitkisel ürün ve gerekse hayvansal hayat sigortası yaptırmaları büyük önem taşımaktadır. Bitkisel Ürün Sigortası ve Hayvansal
Hayat Sigortasında, poliçede yazılı primin yüzde 50’si devletimiz
tarafından karşılanmaktadır. Tüm bitkisel ürünler için; dolu, fırtına,
hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını risklerinin neden
olduğu miktar kaybı ile meyve, sebze ve kesme çiçekler için doludan kaynaklanan kalite kaybı sigorta kapsamındadır.
TRAKTÖR MUAYENELERİ
MAHALLİNDE YAPILIYOR
Mudanya Ziraat Odası Başkanı Raif Döner, anlaşmalar çerçevesinde traktör muayenelerinin köylerde yapılmaya başlandığını bildirdi.
Ziraat Odası olarak yaptıkları çalışmaya muhtarların da destek
verdiğini kaydeden Döner, 23 mahallede çalışmaların tamamlandığını, ay sonuna kadar bütün çalışmaların bitirileceğini ifade etti.
Yeni yönetmelikle muayenesi olmayan traktörlerin 2. el satışının yapılamadığına dikkati çeken Başkan Döner, çiftçilerden bu
fırsatı değerlendirmelerini istedi.
Tarım sigortası yaptırmak isteyen çiftçilerimiz öncelikle Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıt yaptırarak, daha sonra
TARSİM’e bağlı sigorta acentelerine başvurularını yapmaları
gerekmektedir.”
ÇİFTÇİLERE MEYVECİLİK EĞİTİMİ
ZEYTİNYAĞI FABRİKA ÇIKIŞ
FİYATI ARTTI
Erdemli Ziraat Odası
Eğitime konuşmacı olarak Alata Bahçe Kültürleri Araştırma
İstasyonu Ziraat Mühendislerinden Rasim Aslan, Halil Gür ve
Mustafa Bircan katıldı.
Yapılan eğitim çalışmalarını önemsediklerini ifade eden Erdemli Ziraat Odası Başkanı Ahmet Öğer, “Çiftçilerimizin talepleri
doğrultusunda eğitimler gerçekleştiriyoruz. Ekonomisi meyveciliğe dayanan mahallemizde gerçekleştirdiğimiz bu çalışmayı
önemsiyoruz. Çiftçilerimiz uzmanlardan bugün doğru bilinen
yanlışları da öğrendi. Gerçekleştirilen bu tür eğitimler gerek verime, gerekse kaliteye olumlu yönde yansıyacak. Dolayısıyla ekonomik manada kazancı da arttıracak” dedi.
Öğer, talepler doğrultusunda eğitimlerin devam ettirileceğini
kaydetti.
Mut Ziraat Odası
Elde yağlık zeytin kalmayınca zeytinyağı fiyatlarının Türkiye
genelinde arttığını anlatan Çelik, "Mut ilçesinde yaklaşık 15 adet
zeytinyağı fabrikası bulunuyor. Bu işletmeler 2013 yılında zeytinyağını 5 ila 5,50 liradan aldı. 2014 yılı sonunda ise zeytinyağının
litre fiyatı 10 liraya çıktı, perakende fiyat ise 13–15 lira arasında
seyretti. 2015 yılında ise bu rakam fabrika çıkışı 15 lira ve perakende satış fiyatı ise 19 liraya yükseldi" dedi.
Erdemli Ziraat Odası ile Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Müdürlüğü işbirliğinde Fakılı Mahallesi’nde sert çekirdekli meyve yetiştiriciliği konulu eğitim verildi.
Eğitime katılan 35 çiftçiye ise şeftali, kiraz, erik yetiştiriciliği ile
budama, hastalık, ilaçlama, sulama teknikleri hakkında bilgiler
aktarıldı.
Mudanya Ziraat Odası
Türkiye’nin zeytinyağı üretiminin yüzde 5'ini karşılayan
Mersin’in Mut ilçesindeki fabrikalarda sızma zeytinyağı litre fiyatı
15 liraya çıktı.
Mut Ziraat Odası Başkanı Ali Çelik, geçen yıllar İspanya, İtalya
ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde zeytin ve zeytinyağı rekoltesinin düşük olduğunu, bu ülkelerin Türkiye'den zeytin ithal ettiğini
söyledi. 20 bin ton civarında ham zeytinyağı ihracatının bir anda
35 bin tonların üzerine çıktığını söyleyen Çelik, "2014 yılında Ege
Bölgesi'nde zeytinyağı rekoltesi düşük oldu. Bu nedenle tüccarların elinde zeytin ve zeytinyağı kalmadı. Ege’de rekoltenin düşük
olmasından dolayı, Egeli tüccar ilçemizden tonlarca zeytin alımı
yaptı. Hal böyle olunca doğal olarak zeytinyağı fiyatları artmış
oluyor" diye konuştu.
76
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
◄ TZOB ► ÇİFTÇİVEKÖYDÜNYASI
77
TZOB
Resmi Gazete’de Yayımlanan
Tarımla İlgili Kanun, Karar, Yönetmelik ve Tebliğler
13 Mart 2015
■ Çiftçi Kayıt Sistemine Dâhil Olan Çiftçilere Mazot, Gübre ve Toprak Analizi
Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2014/20)’de
Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2015/10)
14 Mart 2015
■ T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal
Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin
Uygulama Esasları Tebliği (No: 2015/8)
18 Mart 2015
■ Doğal Reçine ve Doğal Reçinelerden Elde Edilen Reçine Asitleri
İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Tebliğ
20 Mart 2015
■ 2015/7255 Orman Ürünlerinin Satış Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik
■ Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programını Tercih Eden Üreticilerin
Desteklenmesine Dair Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:
2011/24)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2015/12)

Benzer belgeler