pdf

Yorumlar

Transkript

pdf
Prag
Prag, Avrupa’nın en sevilen şehirlerinden biri. Tarihinin verdiği olgunluk ve
ağırbaşlılıkla çok kendi halinde bir şehir olmasına rağmen, hiç yalnız
kalmıyor. Bu duruşuyla yüzyıllardır sanatçılara ilham veriyor, hayallerinin
peşinden giden genç öğrencilere kucak açıyor. Böylece kendisi de hep genç
ve güncel kalabiliyor. Bir tablodan fırlayıp gerçek olmuş gibi görünen nehir
ve çevresi, dar ve taştan sokakları, kırmızı çatıları, avant garde mimarisi,
köprüleri ve gece ışıklı siluetiyle büyüleyici bir şehir. İlham arayanlar, âşık
olanlar, ince göz ve damak zevkleri peşinde koşanlar, dev bir mıknatısla
şehre çekiliveriyorlar. Hatta bazen Prag bu çekim işini öylesine ileri
götürüyor ki New York, Paris ve Londra sevdalılarının gönlünü çelip
kendine âşık ediyor. Başta bahsettiğimiz ağırbaşlılığı bir yana, yere bakan
yürek yakan bir şehir Prag aynı zamanda. Bizden söylemesi, siz de dikkatli
olun ki Prag’dan Türkiye’ye ayrılık acısıyla değil, güzel anılarla dönün!
>>NEREDE KALMALI?
En İyiler
 Boscolo Hotels: 19. yüzyılın sonlarında tamamlanan bina uzun yıllar
banka olarak hizmet vermiş. Otelin ihtişamlı art nouveau cephesinde
bankanın tabelasını hâlâ görebiliyorsunuz. Eski bir banka binasından
çok saraya benzediği de söylenebilir. Klasik iç mekân tasarımının
özellikleri minimalist bir stille uyarlanmış. Cucina adlı restoranı ve
Inn Ox adlı lounge’unun yanı sıra bir de Cigar Bar’ı var. Otelin en şık
köşelerinden biri burası. Spa’sı da sarnıçları andıran bir tasarıma
1
Prag
sahip. Ayrıca Boscolo, golf oynamak, romantik bir tatil yapmak,
ailece şehri gezmek, gurme bir tur yapmak isteyenler için özel
paketler sunuyor.
 Mandarin Oriental: Mandarin Oriental, şehrin en büyüleyici
otellerinden biri. 14. yüzyıldan kalma bir manastır binasına yerleşmiş.
Binanın özellikleri sayesinde oluşan atmosfer gerçekten çok etkileyici.
Odaların kimi şehre, kimi avludaki şirin bahçeye bakıyor. Tasarımda
klasik çizgileri modern bir yorumla buluşturmuşlar. Essensia adlı
restoranında Asya ve Çek mutfağından lezzetler tadabilirsiniz.
İlaveten, iki katlı geniş spa’sında çok çeşitli terapi ve masaj
seçenekleri bulunuyor. Üç ayrı spa süiti de spa meraklılarını
şımartmak üzere düşünülmüş.
 Kempinski Hotel Hybernska: Hybernska, 17. yüzyıldan kalma
ihtişamlı bir binada bulunuyor. Bu tarihi dış dokunun aksine, iç
mekânlar oldukça modern bir zevkle tasarlanmış ve retro dokunuşlar
eklenmiş. Duvarlarda dikkat çeken sanat eserleri bulunuyor. Daha
fazlasını görmek isterseniz, otelin sanat galerisini gezebiliyorsunuz.
Ayrıca otel, şehrin tüm galerilerinden, turlarından, gezilerinden geniş
bir katalog sunuyor. Otelin 3 restoranı, barı, lounge’u ve mini
pastanesi de harika lezzetleriyle konuklarını bekliyor.
 The Augustine: Augustine, Wallerstein Bahçesi, Prag Kalesi ve St.
Thomas Manastırı’nın çevrelediği 13. yüzyıldan kalma tarihi bir
komplekste bulunuyor. Sizi Prag’ın geçmişte kalmış otantik
atmosferinde karşılıyor. Otele doğru yaklaşırken at arabanızdan yeni
inmişsiniz gibi hissetseniz bile, içeri girdiğinizde modern ve
teknolojik konfor sizi sarıp yeniden bugüne getiriyor. Otelin restoranı
2
Prag
Lichfield, slow food akımını destekleyen restoranlardan biri. Bunun
yanı sıra, manastıra ait eski bira üretim atölyesi de şu an otelin
bünyesinde ve bira üretimine hâlâ devam ediyor. The Augustine’de
kalmıyor olsanız bile, St. Thomas Brewery Bar’ı atlamayın, buraya
bira tadımına mutlaka gelin.
 Aria Hotel: Aria Hotel de şehrin tarihi binalarından birinde
bulunuyor. Bahçe içinde bohem bir malikâne havası taşıyor. İç
tasarımını Versace mağazalarının bir kısmının tasarımını yapmış olan
mimarlar hazırlamış. Otelin her katı farklı bir müzik türünden
esinlenilerek hazırlanmış. Beethoven, Mozart ve Billie Holiday isimli
süitler ve odalarda geniş bir müzik arşivinin kayıtlı olduğu iPod’lar,
Aria’nın bohem havasına hoş bir melodi ekliyor. Restoranı Coda,
sinema salonu, müzik odası, bahçesi ve spa’sı da bu sakin konakta
keyifli bir konaklama yaşatmak için özel olarak düşünülmüş.
Bunlara Da Bakmaya Değer
 Ma Maison: Ma Maison’un Prag’da üç ayrı alternatif sunuyor.
Bunlardan biri otelden ziyade bir rezidans. Daha çok iş için şehirde
bulunan ve uzun süre kalacak olanların tercih ettiği bir alternatif.
Riverside ve Pachtuv Palace ise benzer tarzlara sahip iki ayrı otel. Her
ikisi de klasik çizgilere modern bir yorum getirmişler. Pachtuv
sunduğu hizmetleriyle çok daha lüks bir otelcilik anlayışı sunuyor.
Restoranı Amade, mutlaka göz atmanız gereken bir adres. Şık ortamı
3
Prag
ve usta şefleriyle not edilmeyi hak ediyor. Günün herhangi bir öğünü
için uğrayabilirsiniz.
 Alchymist Hotel: Alchymist, Prag’da üç farklı konaklama alternatifi
sunuyor. Bunlardan Alchymist Grand Hotel & Spa şehrin tarihi
meydanının biraz dışında bulunuyor. 16. yüzyılda şehrin zengin
burjuva aileleri için sıra sıra yaptırılmış olan evlerden birinde
bulunuyor. Sekiz tip odasının her biri evin geçmişteki gösterişli
havasını
yansıtacak
şekilde
tasarlanmış.
Otel,
gastronomik
deneyimlerde çok başarılı. Aquarius, sarayların yemek odasını andıran
bir atmosferde Akdeniz mutfağından lezzetleri bir araya getiriyor.
Café Barocco, masallardaki şatolardan fırlamış bir pasta ve kurabiye
salonu. Dekoruyla, masaj teknikleriyle ve ritüelleriyle spa’sı da insanı
bir anda Bali’ye götürüveriyor. Ancak yine de kararınızı vermeden
önce Alchymist Prague Castle Suites’in sarayları andıran ortamında
sunduğu lüks konaklama seçeneklerine de bir göz atmanızı tavsiye
ederiz.
 Maximilian Hotel: Otel binası, 1920’li yıllarda Çek mimarlık tarihçisi
Karel Teige tarafından tasarlanmış. Bina modern ve düz hatlarla
tamamen
yenilendikten sonra, 1995 yılından hizmete açılan
Maximilian, tarihi dış görünümünün aksine oldukça çağdaş bir stile
sahip. Otelin restoranı yok ancak içinden çıkmak istemeyeceğiniz,
Planet Zen isimli bir spa’ya sahip. Sağlık, rahatlama ve güzellik için
üç ayrı kategoride pek çok masaj ve terapi seçeneği sunuyor.
Romantik bir hafta sonu için gelen çiftler için özel paketler de mevcut.
 Buddha Bar Hotel Prague: Buddha Bar Hotel, harika manzarası ve
başarılı konseptiyle şehrin dikkat çeken otellerinden biri. Buddha Bar
4
Prag
severlerin
özellikle
beğeneceği
bir
tarza
sahip.
Aralarında
büyüklükleri dışında çok büyük bir fark olamayn 3 ayrı tip oda
mevcut. Esas uzmanlıklarını yeme-içme konusunda konuşturmuşlar.
Kahvaltı bile Siddharta Café’de bambaşka. Spa’ya Tayland’ın hem
geleneksel mimarisinin özelliklerini, hem de masaj tekniklerini
başarıyla taşımışlar.
 Fusion Hotel: Fusion Hotel, şehrin hip otellerinden biri. Endüstriyel
bir stili var. Odalarda dolap yerine uzun elbise askıları ve varilden
bozma gibi duran tabureler tercih edilmiş. Üçayaklı stüdyo ışıkları ve
duvarlardaki çizimler de, otelin stilini pekiştirmiş. Otelin içinde 3
durak var: Soup in the City’de Çek mutfağında önemli bir rolü olan
çorbalara geniş yer verilmiş. Çorbaların yanı sıra salata ve sandviç
seçenekleri de mevcut. Epope ise tamamen Çek mutfağına odaklanmış
durumda. Barı 360o’da ise canlı müziğin ve kokteyllerin tadını
çıkarabilir, nargile içebilir ve dünyanın herhangi bir noktasına ücretsiz
olarak görüntülü arama yapabilirsiniz. Fusion’un, şehrin uygun fiyatlı
ve en sevilen otellerinden biri olduğunu da son bir not olarak eklemek
isteriz.
>>NEREDE YEMELİ?
Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler
 Kogo Havelska: Havelska, şehrin en şık restoranlarından biri. Öğlen iş
yemekleri için ve akşam romantik yemekler için çok tercih edilen bir
5
Prag
yer. İtalyan mutfağının ön plana çıktığı menüsüne eşlik eden oldukça
zengin bir de şarap menüsü bulunuyor. Bunların yanı sıra Havelska,
kahvaltısıyla da çok iddialı bir yer. Günün herhangi bir öğününde şık
ve resmi atmosferinin keyfini çıkarabilirsiniz.
 Aromi: Sekiz metrelik upuzun barı ve tuğlalardan örülmüş
duvarlarıyla sevimli bir atmosferi var. Çağdaş görünümünün içine
Ortaçağ tavernalarını çağrıştıran ufak detaylar gizlenmiş. Oldukça
sade bir menüsü var. Tamamı İtalyan mutfağının en gurme lezzetleri
arasından seçilmiş başlangıçlar ve tatlılar dahil 26 seçenek sunuyor.
Şarap menüsü ise çok daha uzun ve menüdeki gurme tatlara uygun bir
şekilde düzenlenmiş.
 Cestr: Cestr, özel olarak yetiştirilen bir Çek sığırı cinsine verilen isim.
Restoran bu tür için özel olarak geliştirilmiş yöntemleri yeniden
keşfetmiş ve otantik kesim teknikleri kullanıyor. Kırmızı et
yemeyenler için günlük, taze balıklardan hazırlanan seçenekler de
sunuyorlar. Ancak elbette deniz ürünlerinden çok kırmızı et
seçeneklerini denemekte fayda var. Özenle kesilen ve pişirilen
biftekler, özel sosu, buharda pişirilmiş sebzeler ve baharatlı patates
kızarması ile tahta üzerinde servis ediliyor.
 Cafe Savoy: Cafe Savoy, 1800’lerde yapılmış bir mekânda,
1940’larda hizmet veren bir lokanta görünümünde. Kesinlikle bu
zamandan değil gibi bir görünse de lezzetler tam da bugünün tatlarını
ve zevklerini yansıtıyor. İnsanın başını döndüren bir kahvaltı
menüsüne sahip. Öğlen gidecek olursanız günlük menüsünde
tanıdığınız yemekler bulacaksınız. Ancak gurme menüsüne göz
atarsanız, Cafe Savoy’un füzyon formülleriyle de tanışabilirsiniz.
6
Prag
 Grand Cafe Orient: Şehirdeki kübist rüzgârların en şiddetli estiği
yerlerden biri de burası. Prag’ın kübik tarzıyla dikkat çeken
binalarından birinin girişinde bulunuyor. O zamanlar sanatçıların ve
entelektüellerin sık geldiği bir yermiş ancak 10 sene hizmet verdikten
sonra 1920’lerde kapatılmış. 2005 yılında orijinaline sadık kalınarak
yeniden açılmış. Avrupa’nın bohem havalı, sanatçıların gelip gittiği
kafelerini dolaşmayı seviyorsanız burayı es geçmeyin.
Akşam Yemeği
 Alchymist
Club
Restaurant:
Restoran,
Alchymist
Residence
Nosticova adlı otelin restoranı. Oryantal desenli kırmızı kadife
koltukları, ağır ve görkemli avizeleri ve halılarıyla doğulu bir sarayın
yemek odasında gibi hissettiriyor. Menü Fas ve İtalyan mutfağı
ağırlıklı. Live Tyler, Charlotte Gainsbourg ve Ben Kingsley restoranın
bugüne kadar misafir ettiği isimlerden bazıları.
 Vzatisi: Vzatisi resmi bir atmosferde esprili bir üsluba sahip. Menü
Hint ve İtalyan yemeklerinden oluşuyor. Oldukça geniş bir şarap ve
şampanya menüsüne sahip. Aralarında Çek şaraplarından da
seçenekler bulunuyor. Öğlen 12:00-15.00 arasında, akşam ise 17:3023:00 arasında açık.
 Le Terroir: Şef Jan Puncohar, büyük bir tutkuyla ülkenin en iyi
çiftçilerini ve üreticilerini arayıp buluyor. Buralardan topladığı
malzemelerle hazırladığı yemekleri, duvarları taştan örülmüş, kemerli
bir salonda sunuyor. Menüde yalnızca birkaç seçenek var. Her birine
7
Prag
harcanan zamanı ve gösterilen özeni siz düşünün! Yemek menüsünün
tersine uzunca bir şarap menüsü mevcut. Fransız peynirlerinden
oluşan tabağı da oldukça başarılı.
 U Modre Kachincky: Restoran ilk bakışta antikalarıyla dikkat çekiyor.
Koltuklar, aynalar, tablolar, birkaç büfe ve bir de piyanodan oluşan
dekorundaki tüm parçalar antika imiş. Av etinde oldukça iddialı olan
U Modre Kachincky’de ördek seçeneklerinden birini denemenizi
tavsiye ederiz.
 La Degustation: Degustation adından da anlaşılacağı gibi tadıma çok
önem veriyor. Bu yüzden de yemeklerini çok küçük porsiyonlarda
sunuyor. Böylece peş peşe pek çok tabak tadabiliyorsunuz. Hatta
neredeyse menüdeki yemeklerin yarısını bir oturuşta tadabiliyorsunuz.
Her tabağın ayrı ayrı lezzetli olduğu restoranlarda bu sistem çok hoş
oluyor çünkü böylece hiçbir yemekte aklınız kalmıyor. Yemekten
sonra da kahve ve çay seçenekleri arasında kaybolmaya hazır olun.
Atıştırmalıklar
 Au Gormand: Au Gourmand, insanın önce sadece gözlerinin
kararacağı, ardından da tüm benliği ile tam bir kurabiye canavarına
dönüşebileceği yer. Ekler, brownie, tart çeşitleri, cheesecake’ler
arasında karar vermek hiç kolay olmuyor. Öğlen sandviç, salata ve kiş
seçenekleriyle hafif bir yemek de yiyebilirsiniz.
8
Prag
GECE KUŞLARINA
 Duplex: Duplex’te her akşam başka bir tema, yani her akşam parti
yapmak için ayrı bir bahane var. Oldukça kalabalık oluyor. DJ’lerin
performansları ve dans şovları da bu kalabalığın coşkusunu daha da
arttırıyor.
 Le Clan: Genelde konutların bulunduğu Vinohrady’de bulunan Le
Clan, VIP kurallarını tanımıyor ve VSP (Very Strange People) olan
herkese kapısını açıyor. Yer altındaki tüneli ise gazetecilere
yakalanmadan eğlenmek isteyen isimler için burayı çok cazip bir hale
getiriyor. İsimleri açıklanmasa da Queen Latifah ve Bruce Willis’in
eğlenmek için Le Clan’ı seçtiği biliniyor. Kulübün 2:00’da açıldığını
ve sabaha hatta bazen öğlene kadar da açık kaldığını belirtelim.
 M1 Lounge: Şehrin popüler ve kalabalık gece kulüplerinden bir diğeri
de M1. DJ’lerin R&B, hip hop, house ve indie türlerine ağırlık verdiği
bir yer. Pazartesi günleri hariç, her gün saat 18:00 gibi açılıyor ve
04:00’a kadar açık kalıyor. Kıyafet kurallarını oldukça ciddiye
alıyorlar. Spor kıyafetlerle içeri girmek pek mümkün değil.
 Radost FX: Pazar ve Pazartesi günleri kapalı olan Radost FX, haftanın
diğer her günü için ayrı bir parti düzenliyor. Oymalı tavanına küçük
küçük aynalar yerleştirilmiş. Işıltılı ve hoş bir atmosferi var. Daha
sakin bir gece geçirmek isteyenler lounge ve chill-out ağırlıklı bir
playlist’e sahip olan lounge kısmını tercih edebilirler.
 Bugsy’s: Bugsy’s o klasik barlardan biri. Dapdar bir koridor gibi
uzanıyor. Bir duvar boydan boya bar ve karşısındaki duvarda da sıra
9
Prag
sıra küçük yuvarlak masalar dizilmiş durumda. Bugsy’s’in öne çıkan
isimleri de DJ’leri değil, her biri usta birer miksolog olan barmenleri.
Kokteyl gurmelerinin mutlaka denemesi gereken bir yer.
 Bar and Books: Bar and Books, New York menşeli ve birkaç şubesi
olan bir yer. Ahşap kütüphanesi ve deri koltuklarıyla 1960’ların New
York’undan ışınlanmış gibi duruyor gerçekten de. Blues eşliğinde
viski veya Martini, Manhattan veya Sour Goody gibi kokteyllerden
tatma fikri hoşunuza gittiyse mutlaka uğrayın.
>>YA BAŞKA?
Alışveriş
 Leeda: Leeda Lucie Kutalkova ve Lucie Trnkova adlı iki tasarımcının
kurdukları bir moda atölyesi. Hem gündüz, hem gece, hem de işe
giyebileceğiniz şeyler tasarlıyorlar. Sokak stilinin radikal ve rahat
tavrını alıp, günün her saati giyilebilecek şık bir hale getirmişler.
Mağazalarında sık sık moda partileri düzenliyorlar.
 Botas: Botas 60’lardan beri bez spor ayakkabılar yapan bir marka.
Konsept mağazaları Botas 66’da yalnızca kendi ürünlerinin yanı sıra,
değişik tasarımlara sahip defterler, çoraplar, diş fırçaları, fotoğraf
makineleri, kulaklıklar da bulabiliyorsunuz.
 Moser: 155 yıllık bir cam ve kristal işçiliği tarihine sahip olan Moser,
Karlovy Vary’de doğmuş bir isim. Kadeh ve karaf setlerinin
zarifliğiyle isminden çok söz ettirir. Hazır buraya kadar gelmişken
10
Prag
hem alışveriş
yapabilir hem de şehirdeki
müzesini ziyaret
edebilirsiniz. Hatta yolunuz Karlovy Vary’e düşerse atölye ve müze
turu yapabilirsiniz.
 Artel Glass: Artel, cam tasarımlarda daha genç bir isim. Bu genç ruh
tarzına da yansıyor. Moser’e göre daha çağdaş ve renkli bir çizgisi
var. Genç olmasına genç belki ama kristalinin ünü New York, Paris,
Londra gibi şehirlerde çoktan yayılmış durumda. Şehirdeki iki
mağazasından birine mutlaka uğrayın.
 Becherovka: Çek’lerin, formülü sır olarak saklanan meşhur içkisi
Becherovka. Çeşitli bitkilerden yapılıyor ve tarçın veya zencefil
aromalı çeşitleri bulunuyor. Alkol oranı %38. Genelde soğuk içiliyor.
Tonikle karıştırıldığı zaman Becherovka’nın “be”si, toniğin “ton”u ile
birleştiriliyor ve “beton” isimli bir kokteyl yapılıyor. Karlovy Vary’de
Becherovka’ya adanmış bir de müze bulunuyor.
 Czech Marionettes: Çek kuklaları ve kukla sanatçıları oldukça
meşhurdur. Hem kendinize hem başkalarına hediye alışverişi
yapabileceğiniz iyi bir kuklacı arıyorsanız bu adresi mutlaka not edin.
Fiyatları 30-2300$ arasında değişen kuklalar bulabilirsiniz.
 Minty: Minty hem bir sanat galerisi, hem de tasarım ürünleri bulup
alabileceğiniz bir dükkân. Modern sanat meraklılarının da tasarım
ürün avcılarının da görmesi gereken bir yer.
Müzeler
11
Prag
 National Museum: Müzede tarihi 14 milyon parça eser bulunuyor.
Sayı gözünüzü korkutup sizi yıldırmasın. Tersine Prag’a her
geldiğinizde yeni bir şeyler görmek içi koşa koşa gelebileceğiniz bir
yer olarak düşünün. Zaten gece binanın ışıltılı halini görünce, ertesi
sabah açıklanamayan bir çekimle burada buluveriyor insan kendini.
 National Gallery: Galerinin koleksiyonunun büyük çoğunluğu
Veletrzni Sarayı’nda bulunuyor. Rönesanstan 20. yüzyıla kadar
uzanan geniş bir koleksiyonu var. 19 ve 20. yüzyılların daha geniş yer
tuttuğu koleksiyonda Picasso, Rodin ve ünlü Çek sanatçıların
eserlerinden parçalar bulunuyor.
 Kafka Müzesi: Müzenin en ilginç özelliği, var olan ve hayali iki Prag
topografisi çiziyor olması. Var olan topografi de Kafka’nın şehirle
olan ilişkisine değiniliyor. Hayali topografi de ise yazarın eserlerinde
yarattığı Prag’dan söz ediliyor. İkisini yan yana görmek ilginç bir
deneyim.
 Jewish Museum: 20. yüzyıl başlarında şehrin Yahudi Mahallesi’nde
ciddi bir dönüşüm gerçekleştirilmiş. Müze, bu dönüşüm sırasında
yıkılan sinagoglardan kalan eserleri koruma altına almak için
kurulmuş.
 Bertramka Mozart’s Museum: Bertramka isimli bu köşk, Mozart’ın
sık sık misafir olarak geldiği bir evmiş. 1956 yılında müze olarak
ziyarete açılan ev, Mozart’ın ve onu konuk eden Dusek Ailesi’nin
anısına yapılmış.
12
Prag
Gitmeden Göz Atılacaklar
 ‘Les Bien-Aimés’: 2011 yapımı film, aralarında Catherine Deneuve,
Milos Forman ve Ludivine Sagnier’nin de bulunduğu geniş bir
kadroya sahip. Filmin hikâyesi Paris, Montreal, Prag ve Londra’da
geçiyor. Böylece oturduğunuz yerden Prag dahil, tatlı bir Avrupa turu
yapabilirsiniz.
 ‘Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği’: Çek yazar Milan Kundera’nın
ünlü eseri 1960-70’lerde Prag’da geçiyor. Edebiyat tarihinde de
önemli yeri olan romanı, henüz okumadıysanız, seyahat bahanesiyle
okumanızı tavsiye ederiz. Ayrıca Philip Kaufman’ın yönetmenliğini
yaptığı film uyarlamasını izleyebilir veya Kundera’nın diğer
kitaplarına da göz atabilirsiniz.
 Kafka: Kafka, Prag’ın gurur duyduğu yazarlarından biri. Kitaplarında
çoğunlukla şehri olduğu gibi değil de kendi algısında canlandırdığı
şekliyle aktarır. Gene de seyahat öncesinde Kafka’nın bir eserini
okumak ve bu şehirde yaşamış bir yazar olarak, onun Prag’ı nasıl
deneyimlediğini hissetmek ilginç olacaktır.
 ‘Prague Tales’:
Prague Tales’de Jan
Neruda şehrin farklı
köşelerinden farklı hikâyeler anlatıyor. Kitabın, kendisinden sonra
yetişen genç Çek yazarları da etkilediği söyleniyor.
 Joraslav Hasek: Prag doğumlu bir başka ünlü yazar ve gazeteci.
Hasek esprili dili ve hicivleriyle tanınan bir yazar. 1500 civarında kısa
hikâye yazmış üretken bir yazar aynı zamanda. Çoğunlukla ‘The
Good Soldier Svejk’ isimli romanıyla tanınır.
13
Prag
 ‘The Golem’: The Golem çok daha az bilinen bir eser. Yeni bir şey
keşfetmek isteyenler bu bilim kurgu romanını okuyabilir ve 1920
yapımı filmini, bulabilirlerse, izleyebilirler.
Aman Aman!
Karlovy Vary, Prag’ın bohem sayfiyesi olarak düşünülmüş ve 1300’lü
yıllarda kurulmuş bir şehir. Prag’dan trenle 3 saatte gidebiliyorsunuz. Şehir
baharda çok güzel oluyor. Şehrin eylül ayında gerçekleşen film festivali ise,
dünyanın en prestijli birkaç festivalinden biri.
Sıkıcı Bilgiler
Prague Ruzyne Havaalanı’ndan şehir merkezine taksiyle gitmek en az yarım
saat sürüyor ve 25€ civarında tutuyor. Şehir içinde taksiye binerken dikkatli
olun. Genelde taksimetre açmıyorlar. Otelinizden güvenilir bir durak sorup
numarasını mutlaka kaydedin.
Restoranlarda genelde kuver hesaba dâhil ediliyor. Bahşiş için de hesabı
yukarı doğru yuvarlamanız yeterli oluyor.
14

Benzer belgeler

pdf - WINGS

pdf - WINGS 04:00’a kadar açık kalıyor. Kıyafet kurallarını oldukça ciddiye alıyorlar. Spor kıyafetlerle içeri girmek pek mümkün değil.  Radost FX: Pazar ve Pazartesi günleri kapalı olan Radost FX, haftanın d...

Detaylı

PRAG, Bohemian rhapsody 26°C, parçalı bulutlu, varışta Doğu

PRAG, Bohemian rhapsody 26°C, parçalı bulutlu, varışta Doğu Yazılan Yorumlar ve Sorular...  Benim sorum bankamatikle ilgili olacaktı . gelecek hafta eşimle birlikte prag ,viyana ve budapeşteyi kapsayacak tura çıkacağız . yanımıza euro alarak gideceğiz ,anc...

Detaylı