Can Kardeş Kreş ve Gündüz Bakımevi Rehberlik Servisi Mayıs Ayı

Yorumlar

Transkript

Can Kardeş Kreş ve Gündüz Bakımevi Rehberlik Servisi Mayıs Ayı
Can Kardeş Kreş ve Gündüz Bakımevi
Rehberlik Servisi Mayıs Ayı Bülteni
Erken Çocukluk Döneminde Model Alma
Öncelikle bu yaş döneminin özelliklerine bir göz atalım.
Doğumdan sonraki ilk üç yılı geride bıraktıktan sonra pek çok çocuk da, artık ondan her istenilene
“hayır” deme ve inatlaşmanın yerini girişkenlik alır.
3-4 yaşlarındaki çocuk fiziksel açıdan oldukça gelişmiş ve çok hareketlidir. Bundan dolayı çocuğun
eylem, istek ve hedefleri de genişlemiştir. “Girişim”, yaptığı her işin zorunlu bir parçasıdır. Bitmek
bilmez bir öğrenme merakı ile enerjisi hiç bitmeyecekmiş gibi sürekli hareket halindedir ve dış
dünyayla ilgili pek çok soru sorar. Sorularına da bıkmadan, sabırla, uygun ve doğru cevaplar
vermek öğrenme motivasyonunun kırılmaması açısından çok önemlidir. İnce motor becerileri de
gelişmiştir, kalem tutmaya bir şeyler karalamaya başlar. Bu dönem tehlikeli durumlara daha fazla
maruz kalabilecekleri, kazaların sıkça yaşanabileceği yaşlardır. Bu sebeple anne ve babaların çok
dikkatli olmaları gerekir. Ama bunu fazla abartmadan yapmak, koruyuculuk hissine de bir sınır
koyabilmek çok önemlidir.
Unutmamak gerekir ki bu süreç de çocuğun olumlu bir benlik olarak geliştirdiği girişim duygusu,
onun özgür düşünmesini ve bağımsız davranmasını sağlayarak, onun geleceğe yönelik hedefler
kurmasına, bir işe kalkışmak için özgüvenin gelişmesine ve kendini güçlü hissetmesine yardımcı
olacaktır. Eğer çocuğun yaptığı her hareket, giriştiği her eylem anne baba tarafından kısıtlanır,
yasaklanır ise bu durumda girişimciliğin yerini suçluluk duygusu alacaktır. Çocuk yaptığı her
davranışta aileden bir tepki gördüğü için kendini hatalı görecek, kısıtlanmış hissedecek, ceza
korkusu ve suçluluk hissi duyacaktır. Böyle bir çocukta özgüveni eksik, ürkek, çekingen,
yaptıklarının sorumluluğunu alamayan, ailesine bağlıbir birey olarak yetişecektir.
Motor hareketlilik ile birlikte sosyal, zihinsel ve dil becerileri de gelişme göstermiştir.
Benmerkezcilikten bir parça daha uzaklaşmış olan
çocuk artık yavaş yavaş bir oyun arkadaşı ile oyun
oynamaya hatta bir grup içerisinde bulunmaya başlar.
Arkadaş
ilişkileri
öğrenmeye
biraz
başlar.
daha
Grubun
gelişir,
paylaşmayı
istemediği
bir
şey
yaptığında ve ısrarcı olduğunda kabul görmeyeceğini
bilir.
Yaptıklarının
neticesinde
ne
ile
karşılaşacağını
öğrenmeye başlar. Birine vurduğunda onun canını acıttığını, annesini kızdırdığında onun
sinirlendiğini üzüldüğünü anlar. Kuralları anlamaya, onlara uymaya, bazen kendi kendine
çözümler bulmaya başlar. Dikkat süresi biraz daha fazlalaşmıştır. Beş dakikada bir oyuncak
değiştirmeden, daha uzun süre bir oyunla oynayabilir. Kelime sayısı da oldukça fazlalaşmıştır.
Kendini daha iyi ifade eden cümleler kurmaya başlar. Öz bakım becerileri de gelişir artık kendi
kendine
yemek
yemek,
giyinmek,
soyunmak,
diş
fırçalamak
vs.
onun için daha kolaydır.
Kendinin diğerlerinden farklı bir birey olduğunun farkındadır. 3 yaşındaki çocuk artık kız mı erkek
mi olduğunu bilir. Özellikle karşı cinsten bir kardeşe sahip olan çocuk bunu daha kolay fark eder.
Kız, annesi ile erkek çocuk da babası ile birbirlerine benzediğini fark eder.
Önceleri farklı cinse olan ilgi ve merak yavaş yavaş yerini hemcinse benzemek ve onunla
özdeşleşmeye bırakır. Bu yaşlarda çocuğun hayal dünyası oldukça gelişmiş olduğundan yaptıkları
faaliyetler de yaratıcı olmaya başlar. Kendilerini en sevdikleri masal kahramanının yerine
koymayı, hikayeler uydurmayı, dinlemeyi çok severler. Hayal gücünün içine başkalarını taklit
etmek de girer.
Örneğin en sevdikleri arkadaşları ya da yuva öğretmenleri gibi konuşmak, yürümek, onlar gibi
davranmak çok hoşlarına gider. Tabi en fazla taklit edilen kişiler anneler ve babalardır. Çünkü en
fazla vakit, evde onlarla geçirilir. Küçük yaşlardan itibaren çocuk evde annesini gözlemlemeye
başlar, bir yaş civarında özellikle annenin yüzündeki mimiklerden çok etkilenir. O gülümsüyorsa,
bebek de gülümser. Ağlıyorsa o da üzgün görünür. Anne bir şeyden ya da birinden korkmuş,
tedirgin gözüküyorsa bebeğin de o ortamda korkuyor görünmesi çok normaldir.
Çünkü annesi onun aynasıdır, anne nasıl
hissediyorsa bu bebeğine de yansır.
Hamilelik dönemi ve sonrasında, annenin
sürekli mutsuz, üzgün olmasının, çocuklarının
gelişimlerini
olumsuz
yönde
etkilediğini
görebiliyoruz. Bu nedenle küçük yaşlardan
itibaren annenin çocuğuna yansıttığı durum
çok ama çok önemlidir.Büyüdükçe ve becerileri
geliştikçe anneyi taklit etme daha da fazla
alana yayılır. Onun gibi konuşmak, ev işlerini taklit etmek (süpürmek, toz almak, sofraya tabak
dizmek, yatağı toplamak, telefonla konuşmak vs.) en sık görülen davranışlar arasındadır. Zamanın
çoğu anne ile geçirildiğinden hem kız hem de erkek çocuğun anneyi özellikle ev işlerinde daha
fazla model aldığı görülebilir. Ama zamanla, erkek çocuk baba ile özdeşim kuracağından babayı
model almaya başlar. Banyoya gidip o da traş olmaya çalışır, araba kullanmak ister, onun gibi
yürümeye ve oturmaya çaılışır.
Taklit etme sadece anne ve baba ile sınırlı değildir. Özellikle anne çalışıyorsa ve çocuk evde bir
bakıcı ya da anneanne veya babaanne ile vakit geçiriyor ise onları kendine model alır. Bununla
birlikte, televizyonda izlenen programların niteliği de oldukça önemlidir. Çocuk kendine bir çizgi
film, masal kahramanını model alabilir. Bu nedenle ailelerin bu konuda da tedbirli olması, uygun
olmayan
programların
izletilmemesi
açısından
önemlidir.
Model almak en önemli öğrenme yollarından biri olduğundan çocuğun gelişimi açısından büyük
önem taşır. Anne ve babalar çocuklarında görmek istemeyecekleri, tasvip etmeyecekleri
davranışları kendileri de yapmaktan uzak durmalıdırlar. Bir problemle karşılaşıldığında anne
ve/veya baba agresif davranıyor, küfürlü konuşuyor ise, çocuk da bir çözüm yöntemi olarak
agresifliği öğrenecektir. Tam tersi olarak da, çocuk da görülmek istenilen olumlu davranışın, anne
baba olarak çocuğun önünde sürekli sergilenmesi, onun bu davranışı öğrenmesine yardımcı
olacaktır. Örneğin, bağırıp çağırmadan sakince konuşup sorunları çözebilmek, sırasını bekleyerek
konuşmak,kitap okumak,saatlerce tv seyretmemek vs.
Sonuç olarak, her anne babanın çocuğunu olumsuz davranışları nedeniyle eleştirmeden, ona ceza
vermeden önce bir dönüp kendilerine bakmaları,“Ben nasıl davranıyorum, onun için iyi bir örnek
oluşturuyor muyum?”sorusunu kendilerine sormaları önemlidir.
Anne ve Babalara düşen görevler:
*Çocuğunuzu her koşulda sevdiğinizi gösterin. “Uslu bir çocuk olmazsan seni artık sevmem” gibi
cümlelerden uzak durun.
*Ne tamamen çocuğu ürkütecek katı bir disiplin anlayışı, ne de tutarsız, kuralsız, kontrolsüz bir
disiplin yöntemi uygulayın. Mantıklı kurallar koyun. Ailedeki herkesin fikirlerini rahatça
söyleyebildiği, paylaşımcı, ortak kararlar alınabilen bir ortam oluşturun. Anne baba olarak da bu
düzeni korumaya öncelikle siz özen gösterin.
*Çocuklarınıza tutamayacağınız sözler vermeyin.
*Annelik kadar babalık rolünün de çok önemli olduğunu unutmayın. Olumlu yönde kurulmuş bir
baba-oğul ilişkisi, çocuk için doğru bir rol model oluşturacağı gibi, kız çocuk için de karşı cinsle
kurulmuş ilk ilişki olduğundan, bundan sonraki yaşamında kuracağı ilişkilere dair temelleri
oluşturur.
SEVGİ MÖNÜSÜ
Siz hatırlatmadan yerine getirdiği bir
sorumluluk için mutlaka çocuğunuza ve eşinize
teşekkür edin, memnuniyetinizi belirtin.
Eşinize ve çocuğunuza “keşke öyle
yapmasaydın” ya da “tabi öyle yaparsan böyle olur”
yerine “ böyle bir durumda başka ne yapılabilirdi”
demeyi tercih edin. Çözüm için suçlamak yerine başka alternatifler düşünmesine
yardımcı olun.
Bakımından sorumlu tutacağınız bir bitkisi olmasını sağlayın. Ona özel bir isim
vermesini isteyin.
Alışveriş sonrası alınan şeylerden uygun olanları dolaba yerleştirmesi için
çocuğunuza sorumluluk verin.
Çocuğunuza her zaman ona güvendiğinizi hissettirin. Beceremezsin, yapamazsın,
düşersin, dökersin gibi olumsuz beklentilerinizi dile getirmeyin. Yapabileceği şeyler için
cesaret verin, yapamayacağını düşündüğünüz şeyler için başlangıçta mutlaka yardım
edin., yavaş yavaş yardımınızı azaltın. Gerekmedikçe yardım etmeyin, gerekli olduğunda
ise mutlaka yanında olun.
Sevgiler…
Psikolog
Ebrar İLHAN YAVUZ