RAFLARDA KAZANÇLI İŞBİRLİĞİ 2013 nasıl geçti?

Yorumlar

Transkript

RAFLARDA KAZANÇLI İŞBİRLİĞİ 2013 nasıl geçti?
Türkiye Perakendeciler Federasyonu Dergisi
2013 Sayı:36
48
ÇEVKO
"Yeşil Nokta"yı
anlatacak
2013
nasıl geçti?
34
Organik yumurtaya
talep artıyor
RAFLARDA KAZANÇLI
İŞBİRLİĞİ
32
Yaşam markası
Parex
28
e-fatura
dönemi başlıyor
1
2
perder
başkandan
Değerli Dostlarım,
Selamet Aygün
TPF Başkanı
2013 yılı her açıdan farklı bir yıl oldu.
Gerek Türkiye açısından gerekse perakende açısından gerekse de dünya açısından
çok farklı bir yıl oldu. Gelecek yılların daha
da zor olacağının sinyallerini verdi bizlere.
Genel anlamda toplam perakendeye
bakıldığında ülke büyümesinde daha çok
büyümüştür. Aynı şekilde yerel perakende olarak bizler hedeflerimizi tutturmuş
bulunmaktayız. Ülkemizdeki değişim
ve gelişim çok kolay olmamıştır. Gerek
ekonomik açıdan gerekse siyasi açıdan
birçok değişim yaşanmıştır. Mutlaka
perakende olarak etkilendik, lakin istikrarlı
büyümemiz hedeflerimizdeki isabetten
anlaşılmıştır.
adım atmış olduk.2014 yılında Perakende
Akademisiyle ilgili olarak gerek üyelerimizin nitelikli personel ihtiyacını gerekse
kariyer hedeflerine ulaşmak anlamında
çalışanların eğitimlerinin planlamasını yaparak perakende sektörüne büyük bir ivme
kazandıracağız. Bölgelerdeki eğitimlerle
üyelerimizin ufuklarını açarken, çalışan
personelimizin uzaktan eğitim uygulamalarıyla daha verimli ve bilinçli bir sektör
çalışanı olmasını sağlayacağız. Çok uzun
çalışmalar sonunda 2014 yılında faaliyete
geçireceğimiz Perakende Akademimiz
şimdiden tüm perakende sektörüne hayırlı
olsun. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma da
teşekkür ediyorum.
Müşterideki değişim yine en üst seviyelerde olmuştur. Bizler de 2013 yılındaki yaptığımız etkinliklerle üyelerimizin gelecek
hedeflerine ulaşmalarının sağlamak adına
destek verdik. Üyelerimizin bilinçlenmesinin yanı sıra sosyal sorumluluk adına Van
Erciş’e okul yapımı ve yine Gözütok Köyüne sağlık ocağı, taziye evinin yanı sıra halkın bilinçlenmesi adına kamu spotları yaptık. Aynı zamanda nitelikli personel için
başlatmış olduğumuz Perakende Akademisinin temellerini atarak sektörün ortak
sorun olan eğitim konusunda büyük bir
2013 yılında üç adet yapmayı planladığımız ve sektörel bir dergi olan T_Retail Türkiye ile beraber ortak yapmış olduğumuz
Anadolu Konferanslarının ilkini D.Anadolu
Perder ile Erzurum’da, ikincisini Ankara
Perder ile Ankara’da ve sonuncusunu
25-26 Aralık’ta Bursa Perder ile Bursa’da
gerçekleştireceğiz. Yine sektörden son
gelişmelerin konuşulduğu ve alanında
lider firmaların tecrübe paylaşımlarıyla
gerçekleştirmeye planladığımız etkirliğimiz üyelerimizin birçok konuda aydınlanmasını sağlayacaktır.
4
2013 yılında Gümrük ve Ticaret Bakanlığımızın üzerinde yıllarca çalıştığı ve günümüzdeki gelişmeleri de göz önüne alarak
taslak haline getirdiği Perakende Yasası ile
ilgili görüşmelerimizi Bakanlık yetkililerine
ulaştırdık. Genel ticarette ve istihdamda
ülkemizin üçüncü büyük sektörü olan perakendenin bir yasasının olması sektörün
önünü daha da açacaktır. Yasa taslağındaki birçok maddeye ilavelerimizi ve
düzeltmelerimizi sunmuş bulunmaktayız.
Özellikle stratejik planların hazırlanması
bölgelerin ihtiyaçlarına göre isletmelerin
açılmasını sağlayacaktır. Stratejik Plan
komisyonunda özellikle perakende ile
ilgili sivil toplum kuruluşların olması daha
verimli olacağını düşünmekteyiz.
Belki klişe bir söylem olacak ama 2014 yılı
tüm sektörler için bir önceki yıllara göre
zor bir yıl olarak görülüyor. Sürekli gelişim
halinde olan kurumlar için ne kadar zor bir
yıl olursa olsun rahat geçecektir. Bizler TPF
olarak 2014 yılında sadece Türkiye’de değil etkinliklerimizi yurtdışına da taşıyarak
ufuk çizgimizi daha da yukarılara çekeceğiz. Şimdiden tüm sektöre ve ülkemize
hayırlı ve verimli bir yıl diliyorum.
Tarih 3 Aralık 2013.
Değerli müşterimiz
Aşınızın Aşkı
Kamaş Baharatları
reklam ajansını yani
bizi arayarak güzel
bir dergi tasarımı istedi.
Fakat biz Kamaş
Baharatlarının lezzetini
sıradan bir yemek
tasarımıyla anlatmak yerine,
ilk günden beri kullanan
iyi bir tüketici olarak
yemeklerinizde kullanmanızı
tavsiye etmeyi uygun gördük.
Bu nedenle tasarımın
tamamı bu olup,
lezzet severlerin,
raflarda aşağıdaki
logonun yer aldığı
her ürünü gönül
rahatlığı ile almasını
tavsiye eder, tamamen doğal olan
bitki çaylarının da her derde deva
olduğunu hatırlatmak isteriz...
www.kamasbaharat.com
5
perder
içindekiler
Türkiye Perakendeciler
Federasyonu Adına İmtiyaz
Sahibi
İhsan Biçen
Rüzgarlıbahçe Mah. Selvi Sok. No:6
K:6 Beykoz / İstanbul
Perakende Turu
6
YZB 2013
22
Röportaj “PAREX”
32
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Babur Akyol
Bahariye Cad. Canan Sok. 33/5
Kadıköy / İstanbul
Editör
Cennet Yavuzsoy Günel
[email protected]
14
Gündem
Yazı İşleri
Emre Durdu
Yönetim Yeri
Rüzgarlıbahçe Mah. Selvi Sok.
No:6 K:6 Beykoz / İstanbul
Tel: 0216 537 63 08
Fax: 0216 537 63 10
TPF PERDER dergisi yerel süreli
yayındır.
2 ayda bir Türkçe yayınlanır.
Konusu: Marketler ve market
tedarikçileri
Baskı Tarihi: Aralık 2013
Baskı ve Cilt
ŞAN OFSET MATBAACILIK
Ayazağa Mah. Kemerburgaz Cad.
No:13 Şişli/İstanbul
Tel: 0212 289 24 24
26
Araştırma
Yapım
Ortakalan Sektörel Yayıncılık
San. Tic. Ltd. Şti.
Bahariye Cad. Canan Sok. 33/5
Kadıköy / İSTANBUL
Tel: 0216 418 00 99
www.ortakalan.com.tr
Dizgi & Mizanpaj
3yaprak Reklam Organizasyon
Danışmanlık Şirketi
www.3yaprak.com
6
perder
içindekiler
Serbest Köşe
Nakit yönetimi
her şeydir
Pazar
34
Ercüment Tunçalp
Danışman
12
Perakende Akademisi
Faaliyetlerine başlıyor
48
Sivil Toplum
Yılmaz PEKMEZCAN
Akademisyen
Dosya
52
30
Tüketicinin Korunması
Hakkındaki Kanun
Rıza KOÇAK
Avukat
38
Eğitimde Pedagojik
Yaklaşım
58
Röportaj “SEDAT TAHİR”
Ekber IŞIK
TPF Eğitim Danışmanı
50
2013 Değerlendirme,
2014 Planlama
Haberler
64
Gurbet Altay
TPF Genel Koordinatörü
62
7
perder
perakende turu
Darülaceze’de “Aşure Günü”
Reis Gıda yetkilileri, “Aşure Günü”nde Darülaceze sakinleri ile buluştu
Resi Gıda, “Aşure Günü” kapsamında Aile
ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Darülaceze
Başkanlığı’nda bir organizasyon düzenledi.
Organizasyona Darülaceze Başkanı Nevzat
Bayhan ve Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis de katıldı.
Darülaceze Başkanı Nevzat Bayhan, “Aşure
Günü”ne atıfta bulunarak şunları söyledi:
“Geçmişin derinliklerine kadar uzanmış
kökleri üzerinde doğrulmuş ve geçmişinden beslenen insanoğlunun, bu köklerine
olan ilgisinin arttırılması zaman zaman
onu hatırlamakla mümkündür. Dünyayı
değiştiren onlarca hadisenin vuku bulduğu
“Aşure Günü”nde, insanların kaynaşma,
dayanışma adına bir arada olması toplumların güçlenmesi için çok önemli özel bir
adımdır.
vurgulamakta. Kimi zaman yoğun şehir
yaşamında, oturduğumuz apartmandaki
komşularımızı tanımaya fırsat bulamayabiliyoruz. Muharrem ayı, komşulukların
başlaması ve dostluklarımızın pekişmesi
için önemli bir tarihtir. Reis Gıda ailesi
olarak, böylesine anlamlı bir günde, büyüklerimiz ile bir arada olup, onların anılarını
dinlemekten büyük bir mutluluk ve gurur
duyuyoruz” diye konuştu.
Darülaceze sakinlerinden Nazmiye Özkul,
“Eskiden, Aşure gününe hürmet edilirdi.
Çocukken annelerimiz erkenden kalkar,
bizleri kaldırır, önce eve su getirmeye gönderirlerdi. Böylelikle, bereketle başlardık.
Aşure Günü’ne hürmeten oruç tutar, bu
güne özel üzücü hadiseleri anardık. Suyu
özendiren bardaklarda içmemeye özen
gösterirdik. Aşureler pişer ve tüm komşulara dağıtır, bugünü beraber yaşardık .Ben
de, 6 sene devam ettirdim bu geleneği. Kurumumuzda da bu şekilde devam ettirmek
beni çok mutlu ediyor” dedi.
Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet
Reis ise, “Komşularımız, ailemizden sonra,
bize en yakın olan sosyal çevremiz. Evimizde, acil bir şeye ihtiyaç duyduğumuzda,
yanımızda herkesten önce komşularımız
var. ‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır’, ‘Ev alma, komşu al’ atasözlerimiz de,
komşuluğun kültürümüzdeki önemini
Elita 42’nci sırada
Elita Gıda, Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi listesine 42. sıradan girdi
AllWorld Network ve TOBB’un öncülüğünde,
TEPAV’ın desteğiyle Türkiye’nin en hızlı
büyüyen şirketlerine küresel ölçekte dikkat
çekmek için yürütülen “Türkiye 100 Proje-
si” çalışmasının sonuçları açıklandı.
Sonuçlara göre Sunar Grup şirketlerinden
Elita Gıda, Adana’dan 3 firmanın girdiği
Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi
listesine 42. sıradan girerek Adana’nın en
hızlı büyüyen şirketi unvanını adı. Sunar
Grup, 2010-2012 dönemi arasında gerçekleştirdiği yüzde 202’lik büyüme oranıyla
listeye girip kazananlar arasında yer aldı.
Sunar Grup Koordinatörü Erol Çomu, 5. İzmir İktisat Kongresi’nde Sunar Grup adına
aldığı “Türkiye 100 Projesi Ödülü” nü, Elita
Gıda Genel Müdürü İbrahim Ethem Can ile
birlikte Sunar Grup Yönetim Kurulu Başkanı
Nuri Çomu’ya takdim etti. Ödülün takdimi
esnasında Nuri Çomu, “Grup şirketlerinden Elita Gıda’nın kısa sürede gösterdiği
bu büyüme bizi oldukça sevindirdi. Sunar
Grup’un büyüyerek ülkemize katma değer
sağlaması için sergilediğiniz çaba sebebiyle sizlere teşekkür ediyorum, başarılarınızın
devamını diliyorum” dedi.
8
perder
perakende turu
NAMETRUB bölgesine
Gökçelik atandı
Unilever’de Şahin Ali Gökçelik, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Türkiye, Rusya, Ukrayna&Belarus bölgesine Tedarik Zinciri Direktörü olarak atandı
Son olarak, İsviçre’de dondurma kategorisi Küresel Tedarik Zinciri Direktörü olarak görev yapan
Şahin Ali Gökçelik, Unilever Kuzey Afrika, Ortadoğu, Türkiye, Rusya, Ukrayna&Belarus (NAMETRUB) bölgesine İçecek ve Dondurma Kategorisi Tedarik Zinciri Direktörü olarak atandı.
Elektronik Mühendisliği ve MBA mezunu olarak kariyerine 1990 yılında Unilever’de başlayan
Şahin Ali Gökçelik, daha öncesinde Unilever Filipinler’de Başkan Yardımcılığı (Güneydoğu Asya
Bölgesi), Algida Türkiye Tedarik Zinciri Direktörlüğü (Avrupa, AMET Bölgesi) ve Unilever Türkiye
gıda ve dondurma operasyonlarında fabrika, lojistik, mühendislik, proje yönetimi gibi farklı
görevler üstlendi.
Lisanslı basketbol geçmişi bulunan Gökçelik’in diğer hobileri arasında futbol, binicilik,
köpek yetiştiriciliği, orman ve dağ gezisi yapmak yer alıyor. Uluslararası köpek yarışması
hakemi olan Gökçelik, evli ve 2 çocuk babası.
UNO’dan yeni yatırım
UNO, iki yılda 90 milyon dolarlık yatırım ile beş üretim tesisi daha açacak
30 milyar lira büyüklüğündeki Türkiye
unlu mamuller pazarında, 2011 yılında
300 milyonuncu ekmeğini üreten UNO,
yüzde 65’lik pazar payı ile Türkiye’nin lider
paketli ekmek markası olmaya devam ediyor. 2013 yılını yüzde 55 büyüyerek 310
milyon liralık ciro ile kapatmayı öngören
şirket, yeni yatırımlar için de düğmeye
bastı. 2015’e kadar 90 milyon dolarlık yeni
yatırım yapacak olan UNO, paketli ekmek
pazarında artan talebi karşılamak için beş
yeni üretim tesisi kuracak. UNO’nun, İstanbul ve Ankara dışındaki ilk tesisi İzmir’de
faaliyete başlayacak.
UNO’nun yeni dönem projelerine ilişkin detayların paylaşıldığı basın toplantısı, Yıldız
Holding Mali İşler Başkanı Dr. Cem Karakaş,
UNO Yönetici Ortak ve CEO’su Federico
Caruncho ile UNO Yönetim Kurulu Başkanı
Hasip Gençer’in katılımıyla gerçekleşti.
Yıldız Holding’in gıda vizyonunu ve UNO
ile ilgili hedeflerini anlatan Yıldız Holding
Mali İşler Başkanı Dr. Cem Karakaş; “Yıldız
Holding olarak UNO’ya 2008 yılında ilk yatırımımızı gerçekleştirdik. Aradan geçen 5
yıl içerisinde bu yatırım bizi çok memnun
etti ve UNO bizim için artık stratejik bir iş
haline geldi. Bu sebeple UNO’da hisselerimizi yüzde 60’a çıkartarak, bu sektörde
uluslararası alanda uzmanlığı bulunan Sn.
Federico Caruncho ile ortak olarak şirketi
daha süratli büyütmeye karar verdik. Bu
noktada, Federico Caruncho UNO’nun
yönetici ortağı olarak şirketin başına geçmiştir. Yine ortaklığımız bulunan Komşufırın’daki çoğunluk hisselerimizi ise Hasip
Gençer’e devretmiş bulunuyoruz” dedi.
Beş yeni fabrika için 90 milyon dolarlık yatırım
Beş yeni fabrika için 90 milyon dolarlık yatırım
Yıllık 65 bin ton ekmek üreten UNO, halen İstanbul’da Dudullu
ve İkitelli’de iki ve Ankara’da bir fabrika olmak üzere toplam
üç tesiste üretim yapıyor. Şirket, önümüzdeki iki yıl içerisinde
Türkiye’nin farkı bölgelerinde yeni üretim tesislerinin inşasına
hazırlanıyor. Yeni tesislerin ilk kısmı taze ürün kategorisinde
2014’de İzmir’de hayata geçecek. 2014 Mayıs’ında İstanbul
Dudullu’da 35 milyon dolarlık donuk ürün tesisi işletmeye
alınacak. 2015’te ise yine taze ürün kategorisinde Antalya ve
Doğu Karadeniz’de iki yeni tesis, donuk kategoride ise Akdeniz
bölgesinde ilave bir tesis açılması hedefleniyor.
9
perder
perakende turu
Nestle’den dev yatırım
Karacabey çoklu üretim tesisleri, Nestle’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki ihracat
üretim merkezi haline geldi
de 2012 yılının başında da yaklaşık 85
milyon TL’lik yatırımla kahvaltılık gevrek
fabrikasının açılışını yapmıştı. İhracata
yönelik bu yeni üretim hatlarıyla birlikte
Karacabey Çoklu Üretim Tesisleri’nin
Nestle’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki en büyük üretim merkezlerinden
biri olma konumu daha da güçlenmiş
bulunuyor. Yüksek teknolojiye sahip
makinelerin kullanıldığı hatların üretim
kapasitesi 2 katına çıkarak; dakikada
1.200 paketlik üretim gerçekleştirilecek.
Hatlarda yapılacak üretim ağırlıklı olarak
Suudi Arabistan pazarına ihraç edilecek.
Nestle, yeni yatırımla birlikte Türkiye’de
istihdam ettiği 3.800 kişiye ilave olarak,
Karacabey’de yaklaşık 100 ‘e yakın ek
istihdam sağlayacak.
Nestle, Ortadoğu’daki en büyük üretim
merkezlerinden biri olan Bursa Karacabey Çoklu Üretim Tesisileri’nde, 22
milyon TL’lik yatırımla ihracata yönelik
iki ek üretim hattı açtı. Bu yeni hatlarda,
bulyon talebi artmakta olan Ortadoğu
pazarına yönelik olarak üretim yapılacak.
Hattın açılışı Nestle’nin Asya, Okyanusya,
Afrika ve Ortadoğu’dan Sorumlu Kıdemli
Başkan Yardımcısı Nandu Nandkishore ve
Nestle Türkiye Genel Müdürü ve Yönetim
Kurulu Başkanı Reinhold Jakobi’nin katılımıyla gerçekleştirildi. 2012 yılını yüzde
15 büyüme ve 1.4 milyar TL ciro ile tamamlayan Nestle’nin Türkiye’ye yaptığı
yatırım her yıl ortalama 100 milyon TL
olarak gerçekleşiyor. Türkiye’de 100 yılı
aşkın bir süredir faaliyet gösteren Nestle,
Karacabey’deki çoklu üretim tesisleri’n-
Unilever Türkiye’den yeni tesis
Unilever, Konya’da yeni bir üretim tesisine 150 milyon Avro’yu aşkın yatırım
yapacağını açıkladı
Yeni fabrika, şirketin büyüme hedeflerine
paralel olarak, üretim kapasitesini önemli
ölçüde artıracak ve OMO, Domestos, Yumoş, Cif, Rinso, Elidor ve Dove gibi pek çok
markanın üretimi bu tesiste yapılacak. Bu
fabrikanın tasarımında da, tıpkı Unilever’in
kısa bir süre önce Konya’da açılan Dondurma Fabrikası gibi, Unilever’in sürdürülebilir
iş modeli prensiplerine uygun şekilde,
çevre üzerindeki etkisi çok düşük olan
10
fabrikalar tasarlamakta kullandığı model
temel alınacak. Konya’daki Ev ve Kişisel
Bakım ürünleri fabrikasının enerji etkin
motorlar, yağmur suyu toplama ve tam
su arıtımı uygulamalarıyla LEED sertifikalı
ve “0 katı atık” bir fabrika olması hedefleniyor. Unilever Türkiye CEO’su Mehmet
Altınok “Ev ve kişisel bakım pazarının
toplam boyutu yaklaşık 2.5 milyar USD ve
%8-9 oranında büyüyor. Unilever için çok
büyük bir potansiyele sahip ve Konya’daki
yeni fabrika yatırımımızla bu potansiyeli
sermayeye dönüştürebileceğiz.” dedi.
Unilever’in Türkiye’de doğrudan kendisine bağlı 5000’i aşkın çalışanı bulunuyor.
Merkez ofisi İstanbul’da bulunan şirket,
Anadolu, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde toplam 8 üretim tesisine sahip.
perder
perakende turu
Büyümeye
devam edecek
Kotex, kendi segmentinde yüzde 15 payla pazarda ikinci sıraya yerleşti
Kimberly Clark, Türkiye pazarına 2006 yılında girdi. Kotex Türkiye,
pazara girdiği 7 yılda 3 milyon haneye ulaştı, bu yıl itibarıyla yüzde
15’lik pazar payıyla ikinci sıraya yerleşti. Pazardaki büyümenin
sonucunda 2012 yılında Kurtköy’de üretime de başlayan şirketin
hedefi inovasyonda öncü bir marka olmak, daha fazla Türk kadının
hijyenik ürünlerle tanışmasını sağlamak. Türkiye pazarında kısa sürede bu noktaya gelmelerinin önemli bir başarı olduğunu söyleyen
Kotex Pazarlama Direktörü Deniz Gürler Utkutan, “Pazarın cirosal
büyüklüğü 2012’de 211 milyon dolar, hacim olarak 1.9 milyar adet
oldu. 2013’ün ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre ciro yüzde 7 hacim yüzde 5 büyüdü. Kotex’in bu yıl 9 ayda cirosal büyümesi yüzde 26, adetsel büyümesi yüzde 28” diye konuştu. Türkiye’de
hijyenik ped kullanım alışkanlığının her geçen yıl arttığını da
kaydeden Deniz Gürler Utkutan, şöyle devam etti: “Bunun en önemli
etkenleri arasında; gelir düzeyindeki artış ve sosyo-ekonomik yapıdaki değişim sayılabilir. Eğitim ve çalışan kadın sayısındaki artış
da hijyenik kadın ürünleri tüketimini artıran faktörler arasında. Biz
de bu gelişmeler doğrultusunda yatırımlarımızı planlıyoruz. 2014
yılında ürün tarafında yeni yatırımlarımız olacak.”
Kükrer’den
önemli hamle
Kemal Kükrer Japon ortakla pazarda 5
yılda 3 kat büyüme hedefliyor
Bir asra yaklaşan tarihi ile Türkiye’nin en büyük sirke ve sos üreticisi Kemal Kükrer, sektöründe bir ilki gerçekleştirerek yine kendi
konusunda dünyanın en büyük gıda şirketleri arasında yer alan
Japon Ajinomoto ile bir ortaklığa imza attı. Les Ottomans Hotel’de
düzenlenen basın toplantısında şirket yöneticileri sektörde büyük
ses getiren ortaklıkla ilgili detaylı açıklamalarda bulundu. Kükre
A.Ş. Genel Müdürü Sabri Gülel: “37 bin tona yaklaşan yıllık üretim
kapasitesi ve 33 milyon TL’nin üzerindeki cirosuyla sirke ve sos
grubunda Türkiye’nin lider şirketi olarak uluslararası düzeydeki bu
ortaklıkla yeni tatlar ve yeni ürünlerle hem pazarda büyümek hem
de pazarı büyütmeyi hedefliyoruz. Yeni tatlar ve ürünlerle mevcut
pazarı geliştirmek ve yeni yatırımlar yapmak her zaman öncelikli
hedeflerimiz olmuştur. Şu anda sektörde önemli bir pazar payına
sahibiz ama yerimizi daha da sağlamlaştırmak ve sektörün gelişimi
için uzun zamandır dünya genelinde kendini ispatlamış bir firma
ile yetenek ve ‘know-how’ anlamında birliktelik yapmak istiyorduk.
Bu birlikteliğin aynı zamanda ülke ekonomisine fayda sağlamada da yapılabilecek en doğru ve hızlı yöntem olduğuna inandık.”
açıklamasında bulundu. Gülel, ortaklık sonrası kısa ve orta vadedeki
yatırımlarıyla ilgili olarak da “Kısa vadedeki yatırım planımız içerisinde mevcut ürünlerimizden bir kategoriyi büyütmek amacıyla
yapacağımız yeni bir üretim tesisi var. Burada da yaklaşık 80 kişilik
bir istihdam yaratacağımızı öngörüyoruz.” açıklamasında bulundu.
11
perder
perakende turu
Cihan Group’tan yeni fabrika
Cihan Group, Adapazarı’nda kurduğu fabrika ile bebek bezi üretimine giriyor
Türkiye’nin en önemli distribütörlerinden
biri olan Cihan Group, şimdiye kadar 100’e
yakın ulusal ve uluslararası markanın satış
ve dağıtım organizasyonlarını üstlendi.
Adapazarı’nda 100 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen fabrikada üretilecek baby&baby markası Cihan Group’un
ticaretteki en önemli atılımlarından biri
olacak. 2014 yılında market raflarında
yerini alacak olan baby&baby, Türkiye’de
bebek bezi kullanım alışkanlığını artıracak ve bu konuda ciddi bir bilinçlenme
yakalanmasını sağlayacak. Konuyla ilgili
gerçekleştirilen basın toplantısında Cihan
Group CEO’su Mehmet Hanifi Çiftçi, “Yeni
yaptığımız yatırımla bebek bezi pazarına yeni bir boyut kazandıracağız. Fiyat
olarak uygun, ancak kalite olarak ise üst
seviyede bir ürün yapılabileceğini ispat
ediyoruz” dedi. Çiftçi grubun hedefleriyle
ilgili de şunları aktardı: “Yine 2014 yılında
Mavibeyaz 3 katlı ürün grubu, Ekobeyaz
relansmanı, Flexilife relansmanı ile yüksek
bir çıkış yapmaya hazırlanan grup; 2015
yılında tamamlanacak olan Adapazarı’ndaki 100 bin metrekare açık alan üzerindeki
50 bin metrekare kapalı alanda 5 ayrı üretim tesisine dönüşecek ve 100 milyon $ ile
tamamlanacak olan fabrika ve hat yatırımı
ile üretim kapasitesini 3 kat arttırmayı hedeflemektedir. 2014 yılı vizyonunda mevcut 20 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatını 35
ülkeye çıkarmayı hedefleyen Cihan Group
ülke ekonomisine katma değer ve yeni
istahdam sağlamayı hedeflemektedir.”
Numil’e inovasyon ödülü
Numil Gıda, Avrupa İş Dünyası Ödülleri’nde ‘Türkiye İnovasyon Şampiyonu’ oldu
Sağlıklı nesillerin yetişmesine katkıda bulunmak misyonu ile bebek
beslenmesi sektöründe faaliyet
gösteren Numil, ‘Avrupa İş Dünyası
Ödülleri’ (European Business Awards)
elemelerinde ‘İnovasyon Şampiyonu’
olarak Türkiye’yi Avrupa elemelerinde temsil etme hakkı kazandı. İş dünyasının en prestijli ödüllerinden biri
olan Avrupa İş Dünyası Ödülleri’nin
Türkiye 2013 – 2014 ‘Ulusal Şampiyonları’ Temmuz ayında açıklandı.
Ulusal Şampiyon olan 40 şirket,
Kasım 2013’te başlaması planlanan
halk oylamasının ardından, Ocak ve
Nisan aylarında gerçekleştirilecek
12
elemelerde ‘Ruban D’Honneur’ ünvanı
için mücadele edecek. İnovasyon, iş
mükemmeliyeti ve sürdürülebilirlik
konularında yüksek performans sergileyen şirketlerin değerlendirildiği
ve iş dünyasında Oscar Ödülü niteliği
taşıyan yarışmaya bu yıl 31 Avrupa
ülkesi katıldı. Birçok sektörden
binlerce şirketin; inovasyon, liderlik,
sosyal sorumluluk, pazarlama,
büyüme stratejileri, çalışan bağlılığı,
süreç yönetimi ve müşteri sadakati
alanlarındaki çalışmalarını paylaştığı
yarışma, Avrupa’da şirketlerin kendi
güç ve potansiyellerini göstermeleri
için bir fırsat sunuyor.
perder
perakende turu
Henkel, kârlılığını artırdı
Henkel, 2013 yılının üçüncü çeyreğinde 4 milyar 184 milyon Euro’luk bir satış gerçekleştirdi
2013 yılının üçüncü çeyrek mali sonuçları
açıklandı. Mali sonuçları değerlendiren
Henkel CEO’su Kasper Rorsted, “Henkel,
giderek daha da zorlu bir hal alan pazarda
güçlü performansını sürdürerek, 2013
yılının üçüncü çeyreği itibarıyla organik
büyümesini hızlandırdı. Vergi öncesi kâr
marjımız ilk kez yüzde 16’yı aştı. Tüm iş
birimlerimizin ve bölgelerimizin katkısı
ile sağlam bir organik büyüme elde ettik.
Yükselen pazarlar bir kez daha son derece
dinamik bir gelişme sergiledi. Ancak kur
etkileri, satışlar üzerinde olumsuz bir
etkiye sahip oldu” dedi.
Rorsted, yılın son bölümüyle ilgili şu
değerlendirmeyi yaptı: “Ekonomik ortam
zorlu olmaya devam edecek. Bu nedenle,
değişken pazar ortamında esnekliğimizi
ve verimliliğimizi daha fazla artırabilmek
için süreçlerimizi ve yapılarımızı buna
göre uyarlamaya devam edeceğiz. Daha
önceden belirtmiş olduğumuz gibi, organik büyümenin mali yılın tamamı için
yüzde 3 ila 5 arasında olmasını ve düzeltilmiş imtiyazlı hisse başına kazancın
da yaklaşık yüzde 10 civarında artmasını
bekliyoruz. Düzeltilmiş vergi öncesi kar
marjımızla ilgili olarak tahminimizi yaklaşık yüzde 14,5’ten yaklaşık yüzde 15’e
çıkartmaktayız.”
2013 yılı üçüncü çeyrek mali performansı
Henkel, 2013 yılının üçüncü çeyreğinde
4 milyar 184 milyon Euro’luk bir satış
gerçekleştirdi. Bu miktar, yüzde 6,7
civarında gerçekleşen olumsuz
kur etkileri nedeniyle önceki
yılın aynı dönemine ait miktarın
altında kaldı. Kur ve satın alma/
satış etkilerinden arındırılmış
organik büyüme ise yüzde
4,2 artış gösterirken, tüm iş
birimleri buna katkıda bulundu.
Çamaşır ve Ev Bakımı iş birimi
yüzde 5,5’lik sağlam bir organik büyüme sağladı. Güzellik ve
Bakım yüzde 3,1 ile sağlam
bir organik büyüme elde etti.
Yapıştırıcı Teknolojileri de önceki
yılın aynı çeyreğine oranla yüzde
4,2’lik bir artışla organik satışlarda sağlam bir büyüme yakaladı.
Her üç iş biriminin de katkısıyla
faaliyet karı yüzde 6,5’lik artışla
631 milyon Euro’dan 672 milyon
Euro’ya yükseldi. Satış gelirleri
yüzde 1,4 gibi önemli bir artışla
yüzde 14,7’den yüzde 16,1’e
çıktı. Döneme ait net gelir yüzde
16,7 artarak 402 milyon Euro’dan
469 milyon Euro’ya çıktı. İmtiyazlı hisse başı kazanç ise 0,90
Euro’dan 1,06 Euro’ya yükseldi.
Henkel’in 2013 Yılına Genel Bakışı
Henkel, 2013 mali yılında yüzde 3 ila 5
arasında organik büyüme öngörüyor.
Şirket, her bir iş biriminin bu aralıkta
büyüme göstermesini bekliyor. Henkel, düzeltilmiş satış gelirleri için yüzde
14,5 ile yüzde 15’lik (2012: yüzde 14,1)
öngörüsünü tekrar teyit ederek, tüm iş
birimlerinin önceki yıla oranla elde edilecek olan artışa katkıda bulunmasını bekliyor. Henkel ayrıca imtiyazlı hisse senedi
başına kazancının yüzde 10 civarında
yükselmesini bekliyor. (2012: 3,7 Euro)
Konuk’a yeni görev
Panko Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk, Dünya Pancar ve Kamış Üreticileri
Birliği Yönetim Kurulu’na seçildi
Dünyada şeker sektörünün görüşüldüğü Londra’da ilk gün Uluslararası Şeker Örgütü (ISO) ile Dünya
Pancar ve Kamış Üreticileri Birliği’nin
(WABCG) istişare toplantısı yapıldı.
Sektördeki mevcut durum ile fırsat
ve tehditlerin görüşüldüğü istişare
toplantısının ardından, WABCG’nin
Genel Kurulu gerçekleştirildi.
WABCG’nin önümüzdeki 3 yıl için
yeni yönetiminin belirlendiği Genel
Kurul’da Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, Hollanda, Fransa,
ABD başta olmak üzere çok sayıda
ülkenin üretici birlikleri tarafından
aday gösterildiği seçimde ittifakla
Yönetim Kurulu’na seçildi. Organizasyonun ikinci ve üçüncü gününde ise
şeker sektörünün tarımsal üretimden
sanayisine kadar tüm aktörlerinin bir
araya geldiği ve 66 ülkeden yaklaşık
450 temsilcinin katıldığı Uluslararası
Şeker Örgütü (ISO) semineri gerçekleştirildi. Her yıl Kasım ayında
gerçekleştirilen bu seneki seminere
sektör temsilcilerinin yanı sıra büyük
enerji şirketleri ile finans sektörü
yoğun ilgi gösterdi.
13
perder
serbest köşe
Nakit yönetimi her şeydir
Ercüment Tunçalp
Danışman
Evdeki hesap çarşıya uymayınca
da kötü sonuç kaçınılmazdır. Oysa,
işletmenin finansal yükümlülükleri karşılamak üzere yeterli nakit
sağlaması birinci kuraldır. Büyüme
ve yatırım fırsatlarından yararlanmak için ise daha fazlasına ihtiyaç
vardır.
Nakit akışını yönetemiyorsanız şirketi de
yönetemezsiniz. Bu bakımdan mağaza
içinde yaptığımız bütün doğru işler iyi nakit yönetimi ile sonlandırılmalıdır. Tersden
okursak, başarılı nakit yönetimi için her
şeyi doğru yapmalıyız. İyi stok yönetimi, doğru ürün portföy yönetimi, verimli
alan yönetimi ve kontrollü gider yönetimi
başarılamadan nakit yönetiminde istikrar
sağlanamaz.
Nasıl ki canlıların yaşamını sürdürmesi
için toprak, su, hava ve ışığa ihtiyaç varsa,
şirketlerin yaşamını sürdürmesi için de ko-
14
lay nakite dönen varlıklara ihtiyaç vardır.
Ancak toplumsal alışkanlığımız; her zaman
hazırlıklı olmak yerine, ne miktarda ve ne
zaman geleceği garanti olmayan cirolara
ve ticari alacaklara göre borçlanmamızdır.
Evdeki hesap çarşıya uymayınca da kötü
sonuç kaçınılmazdır. Oysa, işletmenin
finansal yükümlülükleri karşılamak üzere
yeterli nakit sağlaması birinci kuraldır.
Büyüme ve yatırım fırsatlarından yararlanmak için ise
daha fazlasına ihtiyaç vardır.
Bu şekilde önemli ölçüde faiz
tasarrufu sağlamak mümkündür ve hatta gereklidir.
Zira bizim iş kolumuz kredi
maliyetini karşılayacak net
karları üretemez. Oysa, birçok
patronun dağ gibi stokları
kafaya takmadan kredi arayışına girdiklerini görmekteyiz.
İşte şaşırtıcı olan budur. Zira
stoklar arttıkça işletme sermayesi gereksinimi de artar.
Stok, perakendecinin bilançodaki en büyük varlıklarından biridir. Aynı zamanda kar ve zarar
tablosuna ek maliyetler ekler. Stok tutma
maliyeti, eskime, faiz oranları, sigorta,
stok alanı vb…
Dolayısıyla stok ayarlamaları yoluyla
işletme sermayesini azaltma kararı da
ihtiyaçtır.
Ancak müşteri hizmeti düzeyi üzerindeki
etkisini de önceden analiz etmelidir.
Her gün aynı rüyayı görmemek için
günlük faaliyetlerin gerektirdiği ihtiyaçları
karşılamak ve vadesi gelmiş ödemeleri
yapabilmek üzere çok önceden o parayı
garantiye almak önemlidir. Buna likidite
sorumluluğu diyoruz. Elbette bu kadarı
yetmez.
Dönemsel ve mevsimsel dalgalanmalar ile
beklenmedik durumlara karşı da hazırlıklı
olmak amacıyla nakit bulundurulmalıdır. Yine yetmez.
Avantajlı yatırım fırsatlarından
yararlanmak veya spekülatif
alım yapabilmek üzere de nakit bulundurmak şarttır. Oysa
bu paraların lüks otomobillere
veya gayrimenkullere gittiği
çok rastlanan olaylardandır. Az
rastladığımız olay ise nakdin
güce dönüştürülmesi, ciro ve
karlılıkta rekorlar kırılabilmesidir. Ülkemizde bunu başaran
10-11 şubeli örnek bir yerel
zincir bulunmaktadır. Alımlarını peşin yaparak kimsenin
ulaşamadığı düşük maliyetlere ulaşmaktadır. Elbette rekor cirolara ve karlara da…
Demek ki, el altında nakit bulundurmanın,
ezberlenmesi gereken birçok yararı vardır.
Birincisi, günlük faaliyetlerin gerektirdiği
ödemeleri aksatmadan yapabilme gücüdür. Vadesi gelen ödemelerde sorun yaşamamak diğer faydasıdır. Peşin alımlarda
nakit ıskontosundan faydalanabilmektir.
Olağanüstü olaylar karşısında hazırlıklı
olmaktır. Bankalar nezdinde itibarlı olmaktır. Ani çıkan karlı yatırım imkanlarından
yararlanabilmektir.
Nakit yetersizliğini düşünmek bile istemiyorum. Zira birçok sakıncası bulunmaktadır. Öncelikle ya kredi sağlama imkanı zorlaşacak ya da kredi koşulları kötüleşecek
demektir. Vade farkları yükselecek veya
tedarikçiler işletmeye ikinci sınıf müşteri
muamelesi yapacak demektir. Rakipler
nakit ıskontosundan yararlanabilirken,
elverişli koşullarda bile alım yapamama
durumuna düşülecek demektir.
Bu kötümser tablo her zaman ihtimal dahilinde iken işletme sermayesi kavramı da
tam anlaşılamamaktadır. “Nasıl olsa vadeler uzun, satar öderiz” mantığı yaygındır.
Oysa işletme sermayesi, işletmenin iş
hacmini genişletebilmesi, riskini azaltabilmesi, olağanüstü durumlarda mali
yönden zorlanmaması, faaliyetlerini karlı
ve verimli bir biçimde yerine getirebilmesi
için ilk şarttır.
O zaman bütün şirketlerin, etkin işletme
sermayesi yönetimi ihtiyacı konusunda
hiç tereddüt yaşamaması gerekir. Bu
konuda mutlaka yetişmiş insan kaynağına sahip olmak veya en azından ilgili
kadroları eğitimle desteklemek gerekir.
Daimi finans danışmanı bulundurmakta
alternatifler arasındadır.
15
perder
gündem
2013 nasıl geçti?
Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Selamet Aygün ve bölgelerdeki
PERDER Başkanları, geride bıraktığımız 2013 yılının sektör açısından neler getirdiğini
ve 2014 yılından beklentilerini açıkladı
2013 yılını geride bıraktığımız şu günlerde
sektör açısından hareketli günler yaşanıyor. Öncelikle Perakende Yasa Tasarısı’nın taslak metninin Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı tarafından açıklanması ardından
Selamet AYGÜN
görüşlerini bulabilirsiniz. Ayrıca hareketli
başlayan 2013 yılının son çeyreğinde
yaşanan durgunluğun nedenleri ve 2014
yılıyla ilgili beklentilerde görüşlerin içinde
yer alıyor.
- TPF Başkanı
Rakamlara baktığımızda Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) üye sayısının 370’e, bu üyelerin toplam mağaza
sayısının ise 3590’a ulaştığını görüyoruz.
Federasyonumuza son bir yılda ilk defa
gıda dışında bir dernek olan Beyaz Eşya Perakendecileri Derneği ve yine ardından ilk
defa ülkemiz dışından uluslararası bir katılımla KKTC PERDER katıldı. Bu iki katılımla
TPF’ye üye dernek sayısı 16’ya yükseldi.
Sektörle ilgili genel tabloya baktığımızda;
2013’ün ilk yarısının daha hareketli, ikinci
yarısının ise biraz daha durgun geçtiğini
gözlemledik. Buna rağmen yerel zincirler,
sektörde en hızlı gelişen yapı olmayı sürdürdüler. Bildiğiniz gibi yeni mağaza açacak alanlar sınırlandı hem de fiziki büyüme
ile ciro artışı yapmak artık sektörün geldiği
noktada bizler adına anlamını yitirmeye
başlıyor. Daha verimli çalışmak ve mevcut
operasyonumuzu iyileştirerek satışlarımızı
artırmak zorundayız.
Üyelerimizin bu durumun çok net farkında olduğunu ve hemen hepsinin insan
kaynaklarını ve teknolojiyi maliyetleri
düşürmek adına daha aktif kullanmaya çalıştığını görüyoruz. Perakende sektörünün
yıllardır çıkmasını beklediği “Perakende
Yasası”nın, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından taslak halinde kamuoyuna sunulması biz perakendecilerde yeni bir heyecan
yarattı. Gümrük ve Ticaret Bakanımız
Hayati Yazıcı, tasarının 2014 ilk çeyreğinde
yasalaşacağını dile getirdi. Umarım bu
heyecanımız tüm tarafları memnun eden
bir yasanın hayata geçirilmesiyle büyük bir
sevince dönüşür. Başından beri perakende
sektörünün bir yasaya ihtiyacı olduğunu
savunduk ve bu yönde yapılan çalışmalara elimizden gelen katkıyı sunduk. İlgili
makamlarla yaptığımız görüşmelerde
taleplerimizi dile getirdik. Türkiye perakende sektörünün bir düzene kavuşması için
kayıtlı ve kurallı bir sistemle hareket edilmesi gerektiğinin bir kez daha altını çizmek
istiyorum. Perakende sektöründe faaliyet
16
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından açıklanan kredi kartlarıyla
ilgili yasal düzenleme sektörün gündeminde yerini aldı. Aşağıdaki görüşlerde her
iki konuyla ilgili, PERDER Başkanları’nın
gösteren irili ufaklı çok sayıda işletme var.
Haliyle her ölçekteki işletmelerin istek ve
beklentileri farklılık gösteriyor. Şu andaki
taslak metnin tam anlamıyla bu istek ve
beklentilerin tamamına cevap vereceği
kanısında değiliz. Taslak metnin yayınlanmasının ardından tekrar ilgili makamlara
ilettiğimiz birçok eksik madde bulunuyor.
Bu eksiklerin tamamlanması adına yasa
çıkana kadar ve çıktıktan sonra da çalışmalarımıza devam edeceğiz.
İstanbul PERDER Yönetimi’nin gayretleriyle PERDER Akademi bu yıl pilot bir proje
olarak start aldı. Burada hemen unutmadan altını çizeyim bu projenin ilk günlerinden itibaren eğitimcilerini göndererek
bizlere destek olan üretici firmalarımıza da
teşekkür ediyoruz. Şimdi bu pilot projenin
de başarısını gördükten sonra Türkiye
çapında yaygınlaştırıyor ve TPF’nin bütün
üyelerinin yararlanmasını sağlıyoruz.
PERDER Akademi artık bir iktisadi teşebbüs
oldu. Yani kendi yönetimi, geliri, gideri ayrı
olan, profesyonel yapıda bir kurum oldu.
Bu kurum, bizim üyelerimizin dışında da
sektörün tamamına hizmet verir konumda
olacak. Türkiye Perakendeciler Federasyonu’nun kurulduğu günden itibaren en çok
önem verdiği konu eğitim oldu. Türkiye
çapında her bölgemizde çok sayıda projeye
imza atttık. Gerek bölgelere gönderdiğimiz hocalarımız gerek üretici firmalardan
aldığımız eğitim destekleri gerekse de
İŞKUR ve Milli Eğitim Bakanlığı destekleriyle gerçekleştirdiğimiz projelerle bu
konuda sürekli aktif bir çalışma gösterdik.
Ancak bu zamana kadarki eğitim çalışmalarımızda bizim açımızdan en büyük
handikap, bu çalışmaların dönemsel fayda
ile sınırlı kalması oldu. Ancak bundan
sonrasında konuyu bir ileri safhaya taşıyor
ve dönemsel gelişmelere bağlı olmaktan
çıkarıp sürdürülebilir bir yapıya getiriyoruz.
PERDER Akademi’yi hayata geçirmemizin
nedeni bu. Eğitim müfredatı oluştururken
hem üyelerimize hem tedarikçilerimize
sorduk. Sonrasında eğitimlere uygun
kadroyu belirledik. Bu kadroyu belirlerken
sektöre hizmet veren değerli eğitimci dostlarımızdan hem de üretici firmalarımızın
profesyonel kadrolarından faydalandık.
Mezun olanlara tüm sektörde geçerli olacak
sertifikalar vereceğiz. Bu sertifikalara sahip
olmak gıda perakendeciliğinde çok önemli
bir artı olacak. Mezun olan kişinin hem
uzmanlığı ve bilgisi artmış olacak hem de
sektöre bağlılığı ve perakendeyi bir meslek
olarak devam ettirme kararının pekişmesi sağlanacak. PERDER Akademi’nin en
önemli avantajlarından biri ise oluşturduğumuz altyapı sayesinde görüntülü eğitim
hizmeti sunmak olacak. Böylece eğitim
almak isteyen sektör temsilcileri, bu içeriğe
istedikleri zaman ve istedikleri şehirden
ulaşma imkanına sahip olacak.
Perakendecilik zor bir meslek… Bu işin zor
olduğunun en iyi biz yerel zincir yöneticileri farkındadır çünkü bu işin mutfağından
geldik. Geçmişe göre kıyasladığımızda
çalışma saatlerinin artık daha düzenli ve
adil seviyelere geldiğini görüyoruz. Bunun
böyle olmasında firmaların teknolojiyi
daha doğru kullanmaya başlaması ve bazı
süreçleri kolaylaştırması, hızlandırması da
bir etken oldu. Çalışma koşullarında da her-
perder
gündem
kes elinden gelen iyileştirmeleri yapıyor.
Daha sosyal bir ortam yaratmak, motivasyonla ilgili organizasyonlar, ödüllendirme,
çeşitli sosyal haklar gibi konuları özellikle
PERDER üyeleri artık çok daha istekli ve
aktif. Biz bu çalışmaları, PERDER Akademi
ile beraber düzenli bir şekilde eğitim ile
destekleyerek perakendeyi daha tercih edilir bir meslek haline getirmeye çalışıyoruz.
Tabi kanun koyucunun bu konuyu yasa ile
desteklemesini de arzu ederiz. Bu da gerçekleşirse çok iyi bir noktaya geleceğimizi
düşünüyorum.
Bu yıl tüketiciyi bilinçlendirmek adına
önemli bir proje gerçekleştirdik. Tarım ve
Gıda Bakanlığı ile birlikte kamu spotlarını yayınladık. Tüketici sağlığı adına bu
çalışmanın etkili olduğu ve önemli bir fark
yarattığını bakanlık yetkilileri bizimle paylaştı. Biz de memnun olduk. Biliyorsunuz iki
konu vardı. Biri gıda takviyelerinin yanlış ve
gereksiz kullanımıydı. İkincisi de alışveriş
sürecindeki yanlışlar yüzünden soğuk zincir gerektiren ürünlerde oluşan tehlikelerdi.
Bu iki konuyla ilgili de kamu spotlarının
çok yararlı olduğunu gördük. Bizim adımıza
da TPF’nin sorumluluklarının televizyonlarda tüketici tarafından da görülmesi önemli
bir değer oldu. Bu tarz çalışmalara devam
etmek istiyoruz.
Mevcut derneklerin bölgelerinde yer alan
ve halen üye olmayan ya da zamanında
olmuş ama üyelikten çıkmış perakende
zincirleri var. Bu arkadaşları aramıza katmak için çalışmalar yapıyoruz, yapmaya
da devam edeceğiz. Yerel ve yerli peraken-
denin ayrı bir kültürü, duygusal bir bağı ve
ortak değerleri var. Bu değerleri hep birlikte
geleceğe taşımak için, sesimizin daha
güçlü çıkması için bu arkadaşlarımızı da
aramızda görmek istiyoruz.
2014 yılında PERDER Akademi’nin etkinleştirilmesi, yasadaki eksiklerin giderilmesi,
sosyal sorumluluk çalışmaları ve diğer
faaliyetlerimizin dışında organizasyonlarımız da devam edecek. Bu organizasyonların en büyüğü tabi ki YZB olacak. 2014
yılında Yerel Zincirler Buluşuyor’un ana
teması “markalaşma” olarak belirlendi. Bu
konuyla ilgili çok değerli, uzman isimleri
katılımcılarla buluşturacağız. Yıl boyunca
da “markalaşma” konusunu pekiştiren
toplantılar, seminerler gerçekleştirmeye
devam edeceğiz.
Yusuf EROL - Akdeniz PERDER Başkanı
Akdeniz’de Bölgesi ve Antalya açısından
ele aldığımızda 2013 yılı beklentilerimizi
karşılamaktan uzaktı. Sektör 2012 yılına
göre ciro kaybı yaşadı. Bizim bölgemizin
kendine has bazı zorlukları var. Kalifiye
personel bulmakta her zaman problem
yaşanıyor çünkü genç nüfus marketler yerine turizm sektöründe çalışıyor. Özellikle
yaz aylarına girilirken müthiş bir sirkülasyon, giriş çıkış yaşanıyor. Bu durum verdiğiniz eğitimleri de boşa çıkarıyor. Ayrıca
dükkan kiraları artık anormal seviyelere
yaklaştı. Bazı bölgelerde market açmak
imkansız hale geldi. Market açılabilecek
kiraların olduğu yerlerde ise her sokakta
neredeyse 50 metre arayla discountlar sıralanmış durumda. Tabi ki kentin
büyümesi, zenginleşmeye devam etmesi
bir şekilde pazarı ayakta tutuyor. Ancak
rekabet koşulları her yıl daha da zorlayıcı hale gelmeye devam ediyor. 2014 ve
sonrası için artık marketçiliği çok daha
verimli yapmak gerektiğini düşünüyorum.
Buradaki marketlerde turizm sezonunda
ayrı, normal sezonda ayrı ürün grupları
satılıyor. Fakat bu lojistik olarak doğru
yönetilmediğinde marketlere yarardan çok
zarar veriyor. Lojistik yönetimi, ürün yönetimi, stok yönetimi gibi konularda hata
kaldırmayan bir döneme giriyoruz.
Mustafa ALTUNBİLEK - Ankara PERDER Başkanı
2013 yılının ikinci yarısı, özellikle Kurban
Bayramı sonrası perakende sektöründe
durgunluk yaşandı. Rekabet şartlarının
zorlaştığını, kâr marjlarının düştüğünü zaten biliyoruz. Bu dönemde ekstra durgunluk olmasının nedeni bence kredi kartları
ile ilgili yaşananlar oldu. Türkiye’de ciddi
bir kredi kartı sorunu yaşanıyor. Maalesef tüketiciler geçmişten bugüne karta
çok yüklendiler ve hesapsız açıldılar. Bu
harcamalar daha çok gıda dışı alanlarda
olmasına karşın bugün gelinen noktada
bizleri de etkilemeye başladı. Özellikle yeni
yasal düzenlemeyle birlikte herkes harcamalarına dikkat etmeye başladı. Gıda
maddeleri ve temel tüketim ürünleri yine
alınıyor ancak bizim güçlü olduğumuz şarküteri, sebze meyve gibi alanlarda tüketici
kısıntıya gidiyor. Bu durum önümüzdeki
1 yıl boyunca sürecek ve süpermarketleri
zorlayacak.
Diğer bir gündem maddesi olan Yasa
Tasarısı’nda, bakanlığın kararlı olması ve
yasanın artık 2014 ilk çeyreği içinde çıkacak hale gelmesi tabi ki önemli bir konu.
Yasanın şu andaki taslağında eksikler
elbette çok. Türkiye Perakendeciler Federasyonu’nun ısrarla üzerinde durduğu birkaç madde taslakta yok. Bazı maddeler ise
eksik ele alınmış. Bunları biliyoruz ancak
yasa çıktıktan sonra bunları tamamlamak
daha kolay olacaktır. Bu zamana kadar
uzlaşma sağlanmaması yasanın çıkmasını
geciktirdi. Eksikleri olsa da yasanın çıkması, sonrasında düzenlemelerin geliştirilmesi için yeni bir kapı açacaktır.
Rekabet açısından hepimizi zorlayan konu
tabi ki discountlar oluyor. Hipermarket
formatında kan kaybı yaşanıyor. Özellikle
Ankara’da ciddi bir AVM kirliliği var. Birçoğu da iş yapmıyor. İş yapmamasına karşın
yenilerinin açılması gündemde… Bunların
hem trafik yükü hem de sosyal anlamda
artık Türkiye’ye zarar verdiğini hükümetin
de anlamaya başladığını düşünüyorum.
Tahmin ediyorum yakın tarihlerde birçoğunun kapandığını veya başka mecralara
dönüştürüldüğünü göreceğiz. Yasaya bağlı
17
perder
gündem
olmaksızın buna mecbur kalabilirler. Fakat
kredi kartlarıyla ilgili son düzenlemeden
sonra tüketicilerin daha ucuz ürünlere
kaçabileceğini düşünüyorum. Bu durum
hipermarketlere hipermarketlerin kaybettiği pazarı artık bizlerin değil discountların
daha fazla almasına yol açabilir. Bu açıdan
dikkatli olmak gerekli… Tamamen müşteri
odaklı çalışmamız gereken bir döneme
giriyoruz. Özellikle lojistik verimlilik sağlamak artık çok önemli hale geldi. 2008’de
yaşanan global durgunluğun yararı, o
dönemde birçok yerel zincirin mağaza
açmayı yavaşlatıp lojistik yatırımlarını
başlatması oldu. Bugün itibariyle birçok
yerel zincir, lojistik altyapı anlamında geçmişe kıyasla çok daha iyi noktalara geldi.
Şimdi ise önemli olan bu tesisleri doğru
kullanmak olmalı. Sadece lojistik merkez
yapmakla olmaz. Bunu en verimli şekilde
kullanmalıyız.
Şakir OKTAY - Batı Karadeniz PERDER Başkanı
Bizim bölgemizde perakendeciliği veya
herhangi bir ekonomik gelişmeyi tersanelerden ayrı değerlendirmenin anlamı
olmaz. Tersaneler tekrar kendini toparlamadığı, eski günlerine dönmediği sürece
zaten Batı Karadeniz’de hiçbir olumlu yükseliş beklememek gerekli. Tersaneler 2008
sonrası dibe vurduktan sonra hala toparlanmış değil. İşsizlik devam ediyor. İkinci
sektör olan demir çelikte de sıkıntılar
var. Fabrikalar özelliştiriliyor, küçülüyor.
Birçok kişi işten çıkarıldı. Dolayısıyla bizim
açımızdan zaten marketçiliği konuşmanın
anlamı kalmıyor. Parası, işi olmayan insana ne satacaksın. Bunların yanında bir de
her tarafımıza sürekli discount marketler
açılmaya devam ediyor. Bu durumu daha
oda zora soktu. Birkaç yıldır insanlar,
parası işi olmasa bile sürekli kredi kartına
yüklenip az da olsa harcama yapıyorlardı. Şimdi yeni düzenlemeyle de onun da
önüne geçildi. Sosyal açıdan baktığımızda
ben kararı doğru buluyorum. Mutlaka bir
şey yapılması gerekiyordu, o işin sonu
felaketti. Ancak bizim açımızdan baktığımızda şimdi harcamalar iyice azalacak. Şu
anda hükümetten beklentilerimiz var. Bu
bölgenin sorunlarına artık çare bulmaları
gerekli.
Bursa PERDER Başkanı Haşim Kılıç
Türkiye’de belli bir süredir ekonomiyi
inşaat sektörü sürüklüyor. Üretime dayalı
sektörlerde önemli sıkıntılar var. Tekstil,
tarım, hayvancılık gibi reel ekonomiyi
oluşturan alanlarda yatırımın, emeğin karşılığını almakla ilgili problemler var. Enerji
maliyetleri, lojistik maliyetleri üretime
dayalı sektörleri artık çok zorluyor. Sadece
inşaat sektöründeki büyümeye dayanarak
Türkiye’nin yol alması çok tehlikeli. Bu
açıdan mutlaka genel anlamda bazı tedbirlerin alınması gerekiyor.
Gıda perakendeciliği ile ilgili baktığımızda 2013 yılı iyi değildi. Özellikle Kurban
Bayramı sonrası gerçekten çok sıkıntılıydı.
Tüketiciler, geçmişte kriz dönemlerinde
bile yiyeceğinden içeceğinden kısıtlamaya
gitmezdi. Bu yıl, Kurban Bayramı sonrası
ilk defa bunu gördük. Maaşlı çalışan insanlardan asgari ücretle geçinenlerin zaten
kredi kartlarında artık harcama yapabilecekleri bir limit kalmadı. Birazcık daha
iyi durumda olanlar ise ev kredisi, araba
kredisi gibi borçların altındalar. Herkes şu
anda bankalara borçlu durumda… Kredi
kartıyla ilgili yapılan yasal düzenlemeyi
yerinde buluyorum. Bu işin bir şekilde önü
alınmalıydı. Ancak bu düzenleme, özelikle
2014 boyunca perakende sektörünü daha
da zorlayacaktır.
18
Belki de daha kademeli
olarak insanların borçlarını
eritecek daha yumuşak bir
düzenleme getirilebilirdi.
Yasa Tasarısı’nın 2014
yılında yasalaşıp meclisten
geçme ihtimali güçlendi
fakat tasarının şu andaki
durumunda büyük belirsizlikler var. Özellikle yetki
karmaşasıyla ilgili sorunlar
çözülmemiş durumda. Bugün perakendecileri herkes
denetleme yetkisine sahip.
Mağazalarımıza her gün
farklı farklı bakanlıklardan
bir denetimci geliyor. Biz
kime bağlıyız, kim neyi denetliyor önce
bunun sadeleştirilmesi ve tek bir mecraya
bağlanması gerekiyor. Ayrıca daha önemlisi bu denetimlerin tekil marketlere ve
geleneksel kanala uygulanmasındaki hakkaniyetin oluşturulmasıdır. Yeni mağaza
açmakla ilgili düzenleme gelmesi gerekli.
Bursa’da bütün ulusalların ve yerellerin bir
arada, dip dibe mağaza açtıkları caddeler var. Bu konunun yerel yönetimlerin
yetkisine bırakılması yerine kesin kurallara
bağlanması gerekir. Çalışma saatleri ve
Pazar günü tatiliyle ilgili de herhangi bir
madde yok. Dolayısıyla bu yasa çıksa bile
herhangi bir şey değiştirmeyecek. Fakat en
azından bir yasa olmuş olacak, bunun üzerine eklemeler yapma şansımız olacak. Bu
açıdan çıkması, hiç olmamasından iyidir.
2014 yılında, 2013 yılının son çeyreğindeki
bu daralmanın etkileri sürecektir. İkinci
çeyrekte, bahar aylarına girerken belki
biraz düzelebilir. Yeni bir yatırım yaparken
herkes çok daha dikkatli olacaktır. Yatırıma
gücü olanların da bunu bilinçsiz mağaza
açmak yerine altyapıya, lojistiğe harcaması gerektiğini düşünüyorum. Servisçilikten
depoya, arka ofisten promosyon uygulamalarına kadar bütün detaylara tek tek
bakmamız gerek. Şu anda hiç kimsenin
verimsiz iş yapma lüksü kalmadı.
perder
gündem
Ömer DÜZGÜN - Doğu Anadolu PERDER Başkanı
Bölgenin şartları gereği süpermarketlerin
ölçek ekonomisini uygulaması mümkün
olmuyor. Zincir tanımına uyan az sayıda
firma var. Dolayısıyla ürün satın alma şartları her geçen gün bu firmalar açısından
daha zor hale geliyor. Mantıksal olarak
bakıldığında zaten bu şartlar altında birkaç
şubeli yerel zincirlerin discountlar ile aynı
fiyatlarda ürün satabilmesi mümkün değil.
Bizlerin yapabileceği şarküteri ve sebze
meyvede güçlü kalmak ayrıca tüketici ile
samimiyete dayalı ilişkimizi geliştirmek,
hizmet kalitesini üst seviyede tutmak. Bunları hepimiz en iyi şekilde yapmaya gayret
ediyoruz. Fakat gelecek günlerde bunlar
yetecek mi derseniz, çok iyimser değiliz.
Doğu Anadolu’nun iklim şartlarından dola-
yı yakınlık, tüketicinin mahallesinde olmak
her zaman için en büyük avantaj olmuştur.
Bizler burada zaten hipermarketlerden
hiçbir zaman korkmadık. Korkmamız için
bir sebep yoktu. Ancak discountlar son yıllarda bu yakınlık avantajını ortadan kaldırdılar. Bir umudumuz olan Yasa Tasarısı’nda
bizim dertlerimize derman olacak herhangi
bir madde göremiyorum. Discountlar yine
istedikleri yere açabilecek. Private Label’de
herhangi bir kısıtlama yok. Dolayısıyla
yasa bizler açısından pozitif etki yaratmıyor. Doğu bölgesinin tek kurtuluş umudu
ticari olarak bir güç birliği olabilir. Bunu
nasıl yaparız, Türkiye Perakendeciler Federasyonu’nun bizlere bu yönde ne katkısı
olabilir, onu değerlendirmemiz gerekli.
Veli GÜRLER - Ege PERDER Başkanı
Sektör 2013 yılına, 2012 yılından süre
gelen bir durgunlukla girmiştir. İlk 7 ayda
daha normal seviyelerdeydi. Temmuz
ayından sonra mevcut mağazalarla büyüme sağlanamadı. Ancak yeni mağazaların
açılışı ile büyüme gözüktü.
Bunun sebeplerinden bir tanesi; bölgenin
kapasitesinin üzerinde mağaza açılmış
olmasıdır. Özellikle Ulusal perakendecilerin
agresif yayılma politikaları yerel perakendecilerin işini daha da zorlaştırmaktadır.
Bir diğer faktör ise ülkenin genel ekonomik
durumunun geçen seneye göre düşüş
yaşamasıdır. Buda perakende sektöründe
daralmaya yol açmaktadır.
Toplumda kredi, kredi kartı taksitlendirme
gibi olmayan parayı harcama alışkanlığının yaygınlaşması piyasayı daha çok
daraltmaktadır. Yerel perakendenin mevcut mağazalar ile cirolarının artmaması ve
sabit maliyetlerinin düşmemesi durumu
zorlaştırmaktadır.
Bu piyasa koşulları böyle devam eder ve
üst üste mağaza açılmaya devam ederse
özellikle yerel perakendeci adına durum
hiç iç açıcı görünmemektedir.
Bu tabloya göre, zaman içerisinde yerel
perakendecilerde birleşmeler görülebilir.
Derviş SEVGİ - Güneydoğu PERDER Başkanı
Bölgemizde perakendecilik hep zordu,
2013 yılında da zor olmaya devam etti.
Genel anlamda bölgede bu yıl güvenlik ve
huzur ortamının daha güçlü olmasıyla birlikte bir morallenme var. Bu tabi ki bizleri
de çok memnun ediyor. Ancak bu ortam
işlerimize çok pozitif yansımıyor.
Geleneksel perakendeciliğin halen çok
güçlü olduğu bölgemizde ayrıca discountlar da çok yaygınlaştı. Dolayısıyla bizim
açımızdan işler iki kat daha zor. Halk etini,
sütünü geleneksel yapılardan alıyor. Markalı ürünü ise ucuz diye discounttan alıyor.
Ancak buna rağmen özellikle yaz aylarında
çok sayıda açılış gerçekleşti. Üyelerimiz
gençler için istihdam yaratmaya, onları
topluma kazandırmaya devam etti. Ayrıca
birçok okulun onarımını yaptık, özürlüler ve
engellilere yardımlarda bulunduk. Sosyal
amaçlarla kurulan dernekler ve kuruluşlara katkılarımız oldu. Fakir ve yoksullara
hizmet götüren devletin ilgili birimlerine
bağışlarda bulunduk. Güneydoğu PERDER,
bölge ticareti açısından önemli bir dernek
haline geldi. Ekonomik koşullara ve mesleğin zorluklarına rağmen bölgede huzurlu
bir ortam devam ettiği sürece işlerimizin
yine de gelişeceğini düşünüyoruz.
19
perder
gündem
Vedat CERGİBOZAN - İpek Yolu PERDER Başkanı
Bölgemizde market sahipleri çok bilinçli
davranmadıkları, bazı konularda eksikleri
olduğu için zararına çok satışlar oluyor.
Bazı arkadaşlarımız beşe alıp dörde satıyor.
Müşteri ürünü tarladan alsa marketteki
raf fiyatından daha pahalıya geliyor. Bu
da sektörü çok zorluyor. Mesela bizim
bölgede 2-3 şubeli pek çok firma var ve
batanlar oldu. Her yıl birkaç firma batıyor.
Bu durum elbette sektör için büyük bir
kayıp ama aynı zamanda zarar da veriyor.
İşini doğru yapmayan firmaların sektörün
tamamını kötü etkilememesi için yasal
düzenlemeler getirilmesi gerekli.
Yeni tasarıda birçok eksik var ancak en
azından yürürlüğe girmesi iyi olur.
Üzerine eklemeler yapılabilir.
Sektörün geleceğine baktığımızda tek tek
konuşulabilecek birçok ayrıntı tabi ki var
ama aslında belirleyici olan firmaların
finansal yapıları olacak. Ayağını yorganına
göre uzatmış, kendini bilerek büyümüş
firmalar birkaç tedbir alarak sıkıntılı
dönemi atlatabilir. Fakat borç yükünün
altına girmiş, geleceği kendi kararlarından
çok tedarikçisinin veya bankanın insafına
kalmış firmalar için zor günler yaşanabilir.
Birçok satın alma göreceğimizi düşünüyorum. Bunların yerel perakendenin gücünü
bölmemesi ve PERDER’in kendi içinde
olması daha iyi olacaktır.
İhsan BİÇEN - İstanbul PERDER Başkan
Sektörümüzde 2013 yılındaki rekabet
şartlarını ve genel görünümü, 2012 yılı ile
kıyasladığımızda birbirine benzer olduğunu
görüyoruz. Bundan sonraki yıllarda da bu
şartlar devam edecek. Dolayısıyla şartların değişmesini beklemek yerine onlara
uygun hareket etmeliyiz. Yerel zincirlerin
öncelikle “Tüketici neden beni tercih etsin?” sorusunu kendisine sorması gerekli...
Tüketicilerin tercihi konumuna gelmek için
sadece taze sebze meyve satmak, kaliteli
şarküteri satmak veya temiz bir mağaza
açmak yeterli değil. Bunlar standart hale
geldi, şimdi daha ötesine bakmak gerek.
Yönetim becerilerimizi geliştirmemiz
gerekiyor. Her bir kategoriyi ayrı ayrı ele
almak gerekiyor. “Sadece manavım iyi olsun, diğerlerini rafa dizeriz satılır” mantığı
yanlış. Örneğin bir “erkek kişisel bakım”
kategorisini ele alırsak bu yerel zincirlerde
genelde zayıftır. Fakat üzerinde çalışılsa,
emek harcansa verimliliğinin artacağını
göreceğiz. Bunun gibi pek çok kategori var.
Yapabileceklerimizi yapmıyorsak şikayet
etmeye de hakkımız kalmaz. Şu anda
yapmamız gereken her bir kategoriyi ayrı
ayrı ele alıp hepsinin verimliliğini artırmak
için titizlikle çalışmak. Başka bir seçeneğimiz yok.
Eğitimin öneminden hep bahsettik. Bundan sonrasında da en öncelikli konumuz
bu olmalı. PERDER Akademi’nin kurulması
ve ilk mezunlarını vermiş olması önemli.
Şimdi bu çalışmayı Türkiye genelinde
yaygınlaştıracağız. Gerektiğinde hocalarımız gidecek fakat bu her zaman ola-
20
mayacağı için, kesintisiz eğitimi devam
ettirmek adına uzaktan eğitim sistemini
devreye sokuyoruz. Altyapı çalışmaları
tamamlandı. Firmalarımız kendilerine en
uygun zamanda, istedikleri konuda, gerek
duydukları eğitimi, çalışanlarına görüntülü
olarak izletebilecekler.
Rakamsal verilerle 2013 yılında İstanbul’da
perakendeciliğin durumunu ele aldığımızda; bu yıl lokal zincirlerin payının yüzde
19,7’ye çıktığını görüyoruz. 2010 yılında
bu oran yüzde 13,2 seviyesinde idi. Yani
zor şartlara rağmen son 3 yılda önemli bir
büyüme gerçekleştirdik. Ulusal zincirlere
baktığımızda ise 2010 yılında yüzde 13,4
olan pazar payları, yüzde 12,7’ye geriledi.
Biz büyürken onlar son üç senede pazar
kaybetti. Araştırmamıza göre yerel zincirler
bu büyüme esnasında yüzde 4 ulusallardan, yüzde 21 geleneksel kanallardan
pay alırken büyümenin yüzde 74’ünü
de organik olarak yeni marketler açarak
gerçekleştirdi.
Bu rakamların da gösterdiği önemli bir
sonuç yerel zincirler, perakendede halen
en çok gelişen ve büyüyen yapı. Ayrıca
değişen rekabet şartlarının ulusalları da
çok zorladığını, özellikle hipermarket
segmentine büyük darbe vurduğunu
görüyoruz. Öte yandan bütün bunların
yanında bir discount gerçeği olduğunu
unutmamak gerekiyor. Discount marketler
taze ürün grupları olmamasına karşın yerel
zincirleri en çok zorlayan unsur haline
geldiler. Discountlar şu zamana kadar daha
çok büyümeye odaklı hareket etti. Kendi
aralarında tam anlamıyla fiyat rekabeti
yapmadılar. O tarz bir rekabet başlarsa ve
fiyatları daha da aşağı çekerlerse, durum
süpermarket segmenti açısından daha da
riskli hale gelebilir.
Sonuç olarak; evet rekabet etmek zorlaştı,
para kazanmak zorlaştı. Her bir mağazadaki her rafın verimliliğinin hesaplanması
gereken günlere geldik. Bu dönemin gelmesi, beklenmedik bir şey değildi. Hepimiz
işlerin zorlaşacağını biliyorduk. PERDER kurulmamış olsa, yerel zincirler gerek eğitim
gerek teknoloii konusunda son yıllardaki
gelişimlerini yapmamış olsa çok daha
hazırlıksız yakalanabilirdik. Fakat şu anda
çok karamsar olmak için sebep yok.
perder
gündem
Yunus KEKLİK - Kayseri PERDER Başkanı
2012 iyi bir yıl değil diyorduk ancak 2013
daha kötü. Bu sene yüzde 5’lere varan ciro
kayıpları yaşandı. Diğer Anadolu kentlerinde durum daha da kötü olabilir. Kayseri’de
nispeten insanların ekonomik durumu
iyidir ve damak tadına önem verir. Şarküteride, sebze meyvede iyi ürün sattığınız
sürece tüketici alır. Ancak buna rağmen
discountlar o kadar çok sayıya ulaştı
ki artık bu bile kurtarmamaya başladı.
Kredi kartındaki düzenlemenin maalesef
discountlara yönelimi daha da artıracağını düşünüyoruz. Türkiye Perakendeciler
Federasyonu’nun eğitimle ilgili desteklerinden memnunuz. Ancak bunun yanında
bizim isteğimiz firmaların özellikle mali
durumları, finansal yapılarıyla ilgili destek
almak. Firmalarımızın çoğu kendi durum-
larından habersiz… Ne durumda olduklarını
iş işten geçince görebiliyor. Dolayısıyla
TPF’nin üyelerine bu anlamda bir check-up yapması gerektiğini düşünüyorum.
Uzmanlarla anlaşıp, firmaların durumunu
denetlettirmesini istiyorum. Gerçeklerden
kaçmak çözüm değil, gerçekleri görürsek
tedbir alabiliriz.
Bölgemizde kısa süre önce bir satın alma
yaşandı ve Şehzade Market, Polbay’ı aldı.
Bu satın almanın iki PERDER üyesi arasında olması bizi mutlu etti. Bundan sonra
da mutlaka satın almalar, birleşmeler
devam edecek. PERDER’in yarattığı iletişim
ortamının bu açıdan faydası var. Satmak
isteyenler önce yerellerle görüşüyor ve yerli sermayenin kendi içinde daha fazla kan
kaybetmemesi sağlanıyor. Bundan sonraki
dönemde de bütün firmalarımızın Polbay
örneğinde olduğu gibi bu konuda hassas
olması gerektiğini düşünüyoruz.
Darcan YAMAN - KKTC PERDER Başkanı
Ülkemizde faaliyet gösteren yerli marketlerimiz, son yıllarda kendi aralarında rekabet
etmekten öte Güney Kıbrıs’taki marketlerle
rekabet etmek durumundalar. Halk rahatça
Güney’e geçip istediği ürünü alabiliyor.
Bizim onlarla rekabet edebilmemizin yolu
eşit şartlara sahip olmamızdır. Fakat eşit
şartlarda mücadele edemiyoruz. Özellikle
elektrik maliyetinde inanılmaz bir fark
var. Biz onlardan neredeyse 5 kat maliyetli elektrik kullanıyoruz. 2013 yılında
gerçekleştirilen zamlarla bu daha da vahim
boyutlara geldi. Ürün alımında lojistik olarak marketlere herhangi bir kolaylık getirilmiyor. Sigorta ve diğer denetlemelerde de
klasik esnafa göre çok daha fazla üzerimize
geliniyor. Bu açıdan baktığımızda bizim
Güney Kıbrıs ile rekabet edebilmemiz için
destek olunması gereken bütün konularda
maalesef engellerimiz var. 2013’ün iyi yanı
biz eskiden bu sorunları sadece biliyorduk.
Herhangi bir şekilde dile getiremiyorduk.
Birleşik Market ve Süpermarketler Birliği
ile Marketçiler Birliği Kooperatifi adıyla
yapılanmamızı tamamlayınca bunları
bir sivil toplum örgütü olarak hem devlet
yetkililerine hem de ticaret odasına iletme
şanmışız oldu. Bundan sonra da anlatmaya devam edeceğiz. Ayrıca tabi ki Türkiye
Perakendeciler Federasyonu’na üye olmak
bu sene bizler açısından güzel bir moral
oldu. Bu vesileyle tekrar teşekkürlerimizi ve
selamlarımızı iletiyorum.
Ahmet Müjdat ATAKAN - Van PERDER Başkanı
2013 yılının özellikle son çeyreği bizler
açısından oldukça sıkıntılı geçti. Cirolarda
önemli kayıplar yaşadık. Maalesef 2014
için tablo daha da kötü gözüküyor. Deprem
sonrası ertelenen vergi borçları, tarım kredileri 2014 yılında ödenmeye başlanacak.
Ayrıca TOKİ’nin yaptığı konutların ödemeleri de 2014 yılında başlıyor. Bunlara ek
olarak bir de kredi kartı düzenlemesi geldi.
İnsanlar kredi kartı borçlarını da kapatmaya çalışacak. Dolayısıyla kentte ciddi bir
sıkıntı var. Halkın şarküteri gibi reyonlarda
harcamalarını kısıtladığını, diğer ürünlerde
de daha hesaplı olduğunu düşündükleri
discountlara doğru yöneldiklerini görüyoruz. Burada BİM’ler zaten çok yaygındı.
Üstüne bir de A101’in gelmesi ve BİM’in
olduğu her sokağa bir tane de onların
açması işleri iyice zorlaştırdı. Karamsar
olmak istemiyoruz ama iyimser olmak için
de pek neden göremiyoruz. Özellikle Yasa
Tasarısı’nda discountların bu şekilde dur
durak bilmeden büyümesini engelleyebilecek maddeler olabileceğini düşünüyorduk.
Ancak gördüğümüz kadarıyla böyle bir
madde olmayacak. Batıda durum daha
farklı olabilir. Süpermarketler taze ürün
gruplarıyla ayakta kalabilir. Ancak Doğu
Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da halk bu
ürünlerde işini daha geleneksel kanallardan halletmeye, markalı ürünlerde de
tamamen discountlara yönelmeye başladı.
Açıkçası işimiz zor.
21
perder
röportaj
İnternetten de satış yapacak
Yurt Konserve, hem resmi web sayfası hem de e-ticaret siteleri kanalıyla ürünlerini tüketiciye ulaştıracak
Hazır yemek sektörünün öncü markalarından olan Yurt Konserve, çok kısa bir süre
sonra ürünlerini web sayfası ve e-ticaret siteleri üzerinden satışa sunacak. Böylelikle
markanın müdavimleri, oturduğu yerden sipariş verebilecek. Ürünlerin, ilk etapta hem
firmanın resmi web sayfası www.yurtkonserve.com.tr üzerinden hem de www.globalpiyasa.com sitesi üzerinden satışı yapılacak.
Yurt markalı ürünleri tüm satış mecraları kanalıyla tüketicilere ulaştırmak istediklerini
belirten Yurt Konserve Satış Direktörü Şerafettin Ünsal, “Hiçbir açık kapı bırakmak istemiyoruz. Her alanda olmak istiyoruz” dedi.
Amerika Macerası...
Ailesi Erzurumlu olan ve İstanbul’da doğan
Şerafettin Ünsal’ın maceralarla dolu bir
geçmişi var. Lise eğitimini İstanbul’un
önemli eğitim kurumlarından olan Vefa
Lisesi’nde tamamlayan Ünsal, İstanbul
Üniversitesi Gazetecilik bölümünü kazanır.
Ancak o yıllar ülkenin karışık olduğu, safların keskin çizgilerle belirlendiği yıllardır.
Ülkede yaşanan olumsuzluklar Ünsal’ın
yurt dışı sevdasını daha da artırır. İkinci
sınıfa geldiğinde bir tanıdık vasıtasıyla
Amerika’ya gider.
Ünsal Amerika macerasını şöyle anlatıyor: “O yıllar vize vermiyorlardı. Ama nasıl
bir mucizeyse vize alabildik. Hiç kimse
inanamadı. San Francisco’ya gittim. Ne cebimizde paramız ne bursumuz var. Oradan
da New York’a geçtim. Asıl Amerika maceram orada başladı. New York’ta bir benzin
istasyonunda işe başladım. Üniversite
öğrenciliğinden pompacılığa geçmiştim
yani. O kadar çok yurt dışı sevdası vardı
ki, o iş bile bana zevkli geliyordu. Yabancı
dil öğreniyorsunuz, o muhteşem ülkede
yaşıyorsunuz. Çok büyük ve heyecan verici
bir olaydı. Pompacılık, müdürlük, yöneticilik derken kendi benzin istasyonum oldu.
American Oil Company diye bir firma vardı,
sonra bu şirkete bağlı üç tane benzin istasyonu sahibi olmak nasip oldu bana. 1997
yılında Amerikan vatandaşlığına geçtim.
17 yılın sonunda vatan hasreti başladı.
22
Çünkü Türkiye’ye sık sık gelemiyordum.
Dört yılda bir ancak geliyordum. Türkiye’ye
1997 yılında döndüm. “
Vatan hasreti
Amerika’dan dönünce, yapı elemanları
sektöründe faaliyet gösteren bir firmada
kısa bir dönem yöneticilik yapan Ünsal,
oradan ayrıldıktan sonra Volvo’da Bayi
Geliştirme Müdürü olarak işe başlar. Volvo’daki kariyerini daha sonra bölge satış
müdürlüğü ve filo müdürlüğü pozisyonlarında devam ettirir. Emeklilikten sonra da
yani 12 yıldan sonra, kendi aile şirketi olan
Yurt Konserve’ye döner.
Vatan Konserve’nin devamı olarak faaliyet
gösteren Yurt Konserve’nin kurucusu
Ünsal’ın eniştesi Osman Kabasakaldır.
Şerafettin Ünsal, “2011 yılında burada
başladım. Hiç bir yere ihracatımız yokken
benim Amerika’da yaşamış olmamdan
dolayı FDA numaralarımızı aldık. İhracat
yapmaya başladık. Özel ürünlerden tutun
Yurt markalı ürünlere kadar. Hepsini Amerika’ya vermeye başladık. Sonra Kanada ve
Malezya geldi. Avustralya, Almanya , Azerbaycan, Türkmenistan, İran, Birleşik Arap
Emirlikleri, Suudi Arabistan, KKTC, Suriye,
Japonya... Şimdilik buralara ürün veriyoruz
ve dünyanın her yeriyle de irtibattayız.
Belirli bir bölge hedefimiz yok. Ulaşabildiğimiz her yere ürünlerimizi gönderiyoruz.
Yurt içi satış da bizim için çok önemliydi.
Sıcak satış filosunu başlattık. İlk etapta 8 tane araç
alıp, hepsini Yurt markası
ile giydirdik. Karakter işe
alarak çalışmalarımıza
devam ettik. Takım ruhuyla,
ağabey kardeş ilişkisiyle
yönetmeye başladık. Çünkü
satış dünyası motivasyonla çok alakalıdır. “Koşun,
satın, gidin, emrettim size”
ile olmaz. İçinden gelmeli
satıcının, ürünü sahiplenmeli. Burada da çok başarılı
Şerafettin ÜNSAL
olduk. Şimdi hapishanelere kadar ürün
veriyoruz. Hastanelerden tutun da catering
firmalarına kadar yayılıyoruz. Bütün
bayilik ağımızı geliştirdik ve yerel zincirlere
kadar girdik” dedi.
2012 yılında ihracatlarının 950 bin TL civarında olduğunu kaydeden Ünsal, 2013’te
bu rakamın 1 buçuk milyon TL’ye ulaşmak
üzere olduğunu söyledi. Ünsal şu anda 3
bin noktaya ürün verdiklerini bildirdi.
“Konserve hayat kurtarır”
Şerafettin Ünsal, açıklamalarını şu cümlelerde sonlandırdı: “Biz hiçbir zaman şunu
demiyoruz; bırakın her şeyi sabah akşam
konserve yiyin. İnsanın taze gıdaya ihtiyacı var. Salatayı, meyveyi, sebzeyi taze
yiyeceksiniz. Ama konserve nedir? Acil
durumlarda kurtarıcıdır. Hayat kurtarır.
Bir elektrik kesilse, bir deprem olsa ne
fırında ekmek bulabilirsiniz ne marketten gıda ürünü alabilirsiniz. Bir tek şey
kalıyor geriye konserve. Konservenin ömrü
15-20 yıldır. TSE standartları gereği üç
yıl olarak süre belirlenmiştir. Çünkü içine
hava girmediği sürece o gıdaya hiçbir şey
olmaz. Bir de gıda taze alınır, kutunun içine
konur ve öyle kapatılır. Tüm vitamini içinde
kalır. Konserve herkesin evinde olmalı.
Ben, evimin her köşesine, görünmeyecek
yerlere tabii; bir şişe su, 3-4 tane konserve
koyuyorum. Allah korusun, bir deprem
olur sıkışır kalırsanız önce su sonra gıdaya
ihtiyaç duyarsınız.”
DÖNÜŞÜMÜ BAŞLAT GELECEĞİ KAZAN
insan marka teknoloji
16-17 Nisan, Haliç Kongre Merkezi, İstanbul
Markanız Fark Edilsin,
Imajınız Tazelensin!
Yerel Zincirler Buluşuyor 2014 Konferansı ve Fuarı
www.yzb.globusfairs.com
www.yerelzincirlerbulusuyor.org / f: facebook.com/TurkiyePerakendecilerFederasyonu / t: twitter.com/TPF_info
23
BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ) İZNİ İLE DÜZENLENMEKTEDİR
perder
YZB 2013
YZB 2013,
başarılı isimleri ağırladı
Türkiye Perakendeciler Federasyonu tarafından Nisan ayında Haliç Kongre Merkezi’nde 5’incisi gerçekleştirilen “Yerel Zincirler Buluşuyor” organizasyonu bu yıl
da önemli başarılara imza atmış isimleri ağırladı. “İnsan Kaynak Değil, Kıymettir”
oturumunun konuşmacısı Gazeteci, Yazar, Halkla İlişkiler ve İletişim Uzmanı Ali
Saydam, Eski İK Modeli ile Yeni İK Modeli Arasındaki Farklar konusunu örnekleyerek katılımcılara aktardı
Konya’nın Bozkurtdere Köyü Dikilitaş
Yaylası’nda bir hayratın üzerine dikilmiş
taşta “neydim, ne oldum, ne olacağım”
yazıyor. İşlerimize bu 3 kavram çerçevesinde bakmazsak, işlerimizi yönetmemiz
çok zor. İnsan meselesine de bu 3 kavram
çerçevesinde bakmak lazım, yani eskiden
insanlık meselesinde neymişiz, şimdi
neredeyiz ve gelecekte ne olacağız. Bu üçü
çerçevesinden bakarsak bu işi çözebiliriz
diye düşünüyorum.
Ülkemizde tarım toplumu, sanayi toplumu
ve bilgi toplumu var. Hem tarım toplumunun hem sanayi toplumunun hem de bilgi
toplumunun koşullarını yaşıyoruz. Şimdi
insan çerçevesinde bir meseleye değineceğiz. Önce tarım toplumunu ele alırsak;
tarım toplumunda bir köle toplumu var.
Kölelerin alınıp satıldığı, seçkinler dışında
insan kıymetinin olmadığı bir toplum.
Tarım toplumunda seçme meselesi yok.
Seçim sadece seçkinler arasında. Peki o
zaman insan ne? İnsan o zaman bir meta
yani bir eşya, alınıp satılan bir eşya.
“İnsanlara hâlâ kaynak gözüyle bakılıyor”
Şirketimizde de ben arkadaşların unvanını
“insan kıymetleri yöneticisi” yapsam da,
hâlâ insanlara kaynak gözüyle bakılıyor.
Aynı mantıkta seçmene bakmakta yarar
var. Tarım toplumundaki seçmene bakış
açısıyla, sanayi toplumundaki seçmene
bakış açısı, bilgi toplumundaki seçmene
bakış açısı tamamen değişmiş vaziyette.
İnternet ortamında sanayi toplumu ve
insan kaynakları konusunda edilen laflar
var. Biraz esprili laflar etmişler; ama çok
önemli gerçeklere parmak basıyor bence.
Bu tanımların bazısını ele alalım isterseniz.
İlk tanım stresle başa çıkabilir, şöyle açıklamışlar; dünya yansa umurunda olmayan
rahat kişilik, gevşeklikte ve lakaytlıkta
“İnsan, sanayi toplumunda kaynak”
Sanayi toplumuna geliyoruz. Sanayi
toplumunda fabrikalar kuruluyor, acayip
gökdelenler alıyor başını gidiyor. İnsanlar
buralarda çalışıyor ve artık o dönemden
sonra seçilme demokrasinin de başladığı
bir sanayi toplumu oluşuyor. O dönemde
insan artık kaynak olarak ele alınıyor. Her
ne kadar başta personel olarak alınmışsa
da, kavram olarak personel artık bitti.
Hiçbir yerde artık personel denmiyor.
İnsan artık sanayi toplumunda kaynak.
Nasıl kaynak? Tüketilen, yok edilen, zaman içinde bitirilen, enerji gibi, para gibi,
zaman gibi bir kaynak. Bu anlayışın sanayi
toplumunda uzun bir süre devam ettiğini
biliyoruz. Nasıl tarım toplumunda insanın
eşya olarak görülmesi uzun yıllar devam
ettiyse, sanayi toplumunda da insanın
kaynak olarak görülmesi uzun yıllar devam edecek gibi görünüyor.
24
Ali SAYDAM
sınır tanımayan. Bir sonraki; suya sabuna
dokunmayan, etliye sütlüye karışmayan,
silik kişican, TRT korosunda 30 yıl soloya
çıkmadan durabilir. Devam edelim, problem çözmeye yeteneği olan tanımı; havuz
problemleri çözerek büyümüş olduğundan
her konuda çözülecek problem arayan,
rahatsız mizaçlı kolej talebesi. Sonraki
menopozisyon tanımı; sittin sene olarak
ifade edilebilecek uzun bir süredir şirkette
çalıştığı için işten çıkarılamayan sadık
çalışanın, emekliliğini beklerken oyalandığı, yetkileri ve fonksiyonları azaltılmış
pozisyon. Benim en sevdiğim tanımdır
bu. Bir sonrakine bakalım, kalite çemberi
tanımı; kaliteyi iyileştirmek veya işin asıl
sahiplerinin bile kemikleşmiş sorunlarını çözmek hedefiyle bir araya getirilen
insanların, bir dolu mesai saati ve tonla
kırtasiye malzemesi, çay, kahve falan harcadıktan sonra, tam daireyi tamamlayarak
bulunduğu noktaya geri dönmesidir. Böyle
tanımlıyorlar kalite çemberini. Evet bir
sonraki müşteri odaklı tanımı; şirkete karşı
müşterilerle ittifak yapan hain tip, Brütüs.
Bunlar sanayi toplumu insan kaynakları
tipi. Bir sonraki, motivasyonu yüksek tanımı; sazan gibi her işe atlayan, bilumum
angarya yüklenebilir şahsiyet, iyi iletişim
becerilerine sahip, neymiş efendim sürekli telefonla konuşur hani cep telefonu
elinden düşürmeyen bir tipoloji vardır ya
o. Zamanını iyi kullanan tanımı; müdürünün ruhu bile duymadan mesai saatleri
içinde kahve içip fal baktıran, internette
gezip solitaire oynayan, kadınsa kuaföre
gidip saç baş bile yaptıran, yaratıcı, neşeli
eğlenceli, saat 6 oldu mu çıkıp giden tip.
Bu tanım da çok iyiydi. Evet bir sonraki,
koçluk yapabilir tanımı; ara gaz verip çalışanları ucuza hatta bedavaya çalışmaya
ikna edebilen hin oğlu hin. Etkili satış becerilerine sahip tanımı; ağızlarından girip
burunlarından çıkmak suretiyle müşterileri kandırmayı başarabilen tilki şahsiyet.
Her şeyi satabilir bu tipler. Sizi de satabilir,
dikkatli olun. Bakın buna çok rastlarsınız
perder
YZB 2013
iş İngilizcesi bilen tanımı; Türkçe cümlelerin içine İngilizce kelimeler serpiştirerek
konuşan çok bilmiş. Örnek; Ebru benim
reportu final hale getirdim yarın beraber
review edelim mi ? Bu çok sık yapılan bir
numara, bunların konuştuğu böyle ucube
bir Türkçe var, çok dikkat edin bunlara,
bunların kafası karışık. Son olarak bariyer
planlaması var. Bariyer planlaması tanımı;
çekirdekten yetişmiş alaylı yöneticinin,
ileride kendisine rakip olabilecek zehir gibi
ve eğitimli genç elemanı rotasyon iyidir,
satışta öğrenirsin, kariyer için faydalı olur
ayaklarıyla kandırıp, başka bir bölüme
postalamasıdır. Buna bariyer planlaması
diyorlarmış.
“Motivasyon çok aldatıcıdır”
Efendim işte bu, insanın kaynak olarak
görüldüğü sanayi toplumunun karmaşık
durumu. Sanayi toplumundaki insan
kaynağını hâlâ bugün nasıl ölçüyoruz?
İnsan kaynağını bugün 3 noktadan ve 3
alandan ölçüyoruz. Birincisi performans,
İkincisi motivasyon, üçüncüsü de sadakat.
Bu üç alana göre zaten ücret ve pirim alınıyor, kariyer yapılıyor, rütbe alınıyor, terfi
ediliyor. O yüzden hâlâ performans değerlendirme diye bir şeyden bahsediliyor.
Performans değerlendirmesi sadakatin
ölçülüp, yani on yıllık çalışana rozet, yirmi
yıllık çalışana kol saati, otuz yıllık çalışana
altın dolma kalem falan filan. Motivasyon
çok aldatıcıdır. Yüzü sürekli gülüyor. Fakat
hiçbir üretim yok, katma değer yok, hiçbir
şey yok. Çok aldatıcı bu sistem. Tarım
toplumundan çıkarken, bunların hiçbiri
yokken mesela, ne oldu? Toplam kalite
yönetimi diye yırtınıyorduk. Toplam kalite
yönetimi nerede, hangi şirketimizde çok
ciddi olarak ele alınıyor? Performans,
motivasyon, sadakat ve odağında kârlılık
buna göre yürüdü sanayi toplumunda.
Burada çok radikal işler yapmamak lazım.
Çünkü, Türkiye üç alanın da aynı anda
yaşandığı bir ülke. Yani hem tarım hem
sanayi hem de bilgi toplumunu bir arada
yaşıyoruz. Tavlamızı atıyoruz, maça gidiyoruz ana avrat sövüyoruz, sonra bilgisayarları çıkarıp çalışıyoruz, hepimiz mobiliz.
“İnsan sürekli artan bir kıymet...”
Gelelim bilgi toplumuna... Bilgi toplumu
deyince akla kitaplar, bilgiler geliyor;
fakat bu kitaplar artık çağımızda ufacık
bilgisayarların içine sığdırılmış durumda. Bundan 150-200 sene önceki dünya
üzerindeki tüm bilgilerin toplamı şu an
her birimizin cep telefonunda. Fakat bu bir
şey ifade etmiyor. Biliyorsunuz Al Gore,
Amerika bilgi çöplüğüne döndü demişti.
Bilginin çok olması bir şey ifade etmez.
Bunun bilgiye, bilgeliğe doğru bir yol
izlemesi lazım, yani işin başka bir boyuta
taşınması lazım. İş hayatında görüyoruz
ki; insan artık bilgi toplumunda ne meta
ne kaynak. İnsan sürekli artan bir kıymet
olarak ele alınmak durumunda. Bu seçmen
için de geçerli artık. Seçmen bir oy deposu
olarak görülmemeli. Seçmeni böyle gören,
ya medyayı ele geçirdiğim zaman ben bu
işi hallederim; bütün seçimleri kazanır bu
kitleyi de kandırırım diyen yanılıyor. 1983
seçimlerinde bütün medya yanıldı. Turgut
Özal’ın karşısındaydı. Medya MDP’yi
destekliyordu. Artık herkes 4 gözle bekliyordu MDP iktidara gelecek diye. Ben hiç
unutmuyorum; Milliyet’te çalışıyordum.
Kenan Evren, dedi ki; “Turgut Özal’a oy
vermeyin, o yalancıdır.” Ertesi gün bütün
bu halk gitti, Turgut Özal’ı tek başına
iktidar yaptı ve bütün medya karşısında
olmasına rağmen. Demek ki, medyayı ele
geçirince seçmeni kandırırsın gibi bir durum yok. 2002 seçimlerinde bütün medya
AKP’den yana mıydı? Hayır tamamen
karşısındaydı. Fakat buna rağmen AKP
tek başına iktidara geldi. Şimdi medyayı
çok büyültmemek, kitleyi de bir o kadar
küçültmemek gerekiyor.
Kazan kazan ilişkisi
İnsanlar fark ederler, anlarlar. Bu millet
anlamaz diye düşünmek çok yanlıştır.
O yüzden insanı kıymet diye görmek
dönemindeyiz. İnsanı kaynak gibi görme
dönemi bitmiştir artık. İnsanı kıymet gibi
görenler, rekabetçi avantaj kazanacaklardır. Böyle görenler, onlarla ilişkisini
düzenleyeceklerdir. Eskiden bir alışveriş
yapıldığı zaman bir taraf kazanır, bir taraf
kaybederdi. Artık günümüzde kazan kazan
ilişkisinden bahsediliyor. Bir alışveriş
olduğu zaman iki taraf da kârlı çıkabilir.
Şimdi millet birbirini ortak olarak ve kıymet olarak görüyor. Bakın, bu üçgen şimdi
nasıl değişti. Yeni üçgenin temelinde artık
kârlılık değil, sürdürülebilirlik var. Yani
bugün kârlı oldunuz, yarın olamadınız,
üç gün sonra yine kârlı oldunuz, beş gün
sonra battınız... böyle bir şey yok. Sürdürülebilirlik olması gerekiyor.
Sadakat yerine adanmışlık
Performans bir şey ifade etmiyor artık.
Etkili olmak bir şey ifade ediyor. Performansınız istediği kadar yüksek olsun, bazı
adamlar vardır sabah altıda gelir aksam
sekize kadar çalışır hiçbir anlamı yoktur.
Çağımızda ne kadar etkili olduğunun anlamı var. Motivasyonun da bir anlamı yok;
entelektüel katma değer getirip getirmediğinin anlamı var. Bu entelektüel katma değer; bizim marketimiz daha çok nasıl para
kazanır, daha verimli nasıl olur, müşteri
memnuniyetini nasıl arttırırız, bu konuda
kafa patlatıp tezgahtarından müdürüne
kadar katma değer getirmesini beklemek
motivasyondan çok daha önemli. O kadar
motive olması gerekmiyor çalışanın. Şimdi
en önemli yere geliyoruz; sadakat yerine
adanmışlık çok daha önemli. Herhangi bir
değişim getirdiğiniz zaman, sizinle beraber
çalışanın kendini adaması önemli. Çalışan
bunu sağlayabildiği takdirde sürdürülebilir
bir başarı elde edersiniz.
İnsanlar CV’leriyle işe alınır, karakterleriyle çıkartılırlar. İnsanlar hakikaten
kaynak döneminde CV’sine bakılarak işe
çağırılırlardı. Oysa insanlar karakterleriyle
kaybediyorlar veya kazanıyorlar. Kariyer,
o karakterle yapılıyor. Önce bunu ölçmek
lazım, ölçebilmek için de başarıya bakmak
lazım. Başarının da çağımızda üç tane
alanı var; bir tanesi irade, diğeri beceri,
bir başkası da odaklanma. Futbolcuları
karşılaştırmışlar; mesela bir tanesi Melo,
diğeri Selçuk. Hangisinin iradesi daha fazla
mesela? Melo’nun diyen kısım daha az,
Selçuk’un diyen kısım daha çok. Bunun
üzerinden puan verecek olsak, Selçuk’a
daha çok puan vereceğiz. Beceri, Melo’nun
daha düşük; Selçuk’un daha yüksek diyelim. Peki yaptığı işe odaklanma, Selçuk
yine önde gördüğünüz gibi. İlk ikisinden
tercih yapacağız, hangisini alacağız? Açık
ara Selçuk‘u...Bu kadar basit, yani insana
kıymet olarak baktığınızda buradan yola
çıkmanız lazım, CV’den değil. Sizi hedefe
götüreni tercih edeceksiniz.
Duygular
3H’yi gerçekleştirirseniz rahatlıyorsunuz
bu dünyada. 1.Hazır 2.Hızır 3.Huzur. Eğer
hazırlığı doğru dürüst yaparsanız hızır
geliyor, hızır gelirse de huzura kavuşuyorsunuz. Bütün kapıları açan şey bence
duygulardan geçiyor. Hem insanların hem
de şirketlerin duygulara hitap etmeyi
bilmesi lazım. Bilgi toplumu =duygusallık
köprüsünü kurmanızı tavsiye ediyorum.
Yani duygusallığı eklemeden bu iş olmuyor. Artık çağımızda didaktik anlatım bitti.
Türkiye’de en çok ölümlü kazaların olduğu
dönem trafik canavarı olmayın kampanyasının yapıldığı dönemdir. Emir kipinde
akıla, mantığa, düşünceye hitap eden
şeyler kesinlikle çalışmıyor.
Neydim, ne oldum, ne olacağım?
Özetleyecek olursak, bu üç dalganın
neresinde olduğumuzu iyi tespit edelim;
neydim, ne oldum, ne olacağım. Bu çok
önemli, bunu her gün sormak lazım. Bir de
tarım, sanayi ve bilgi toplumunun neresinde olduğuna bakmak lazım. Oradan da
şuna bakmak lazım; insan benim için bir
meta mı, alıp satıyor muyum onu, yoksa
bir kaynak mı, tüketiyor muyum, yoksa
bir kıymet mi, geliştiriyor muyum. Çünkü
buna bakmazsak, rekabetçi avantajı sağlamak mümkün değil. En son ve en önemlisi
bütün bunları yaparken duygulara hitap
etmeyi bilmek lazım.
25
perder
röportaj
Kafkas’tan kestaneli tatlar
Ali Tatveren, “Ciromuzu önümüzdeki 4-5 yılda en az 2 katına çıkaracak projelerimiz
var”
Kafkas’ın kurucusu Ali Şakir Tatveren,
Yugoslavya’dan Kars’a göç eder. Sonrasında Kafkasya’da yaşar. Bursa’ya döndükten
sonra pastanesini açar. Kafkasya günlerinin anısına firmasının ismini Kafkas koyar.
1930 yılında da, ilk mağazasını Heykel’de
açar. İlk üretimlerini, dükkânın arkasındaki evde yapar. 1960’lı yılların sonunda
üretim, Hürriyet’e kaydırılır. Aynı zamanda Santral Garaj’a bir dükkân daha açar.
1980’li yıllardan itibaren Bursa dışından
gelen talepleri karşılamak için bayilik
verilmeye başlar. 1999 yılında İzmir Yolu
üzerindeki fabrika faaliyete geçer. Bugün
13 mağaza ve 100 civarında bayii ile faaliyetlerine devam eden Kafkas, bir yıl önce
çıkardığı Kestanella ürünü ile tüketicilere
farklı tatlar sunuyor.
Kafkas A.Ş. Genel Müdürü Ali Tatveren,
üretim faaliyetleri ve gelecek dönem
hedeflerini paylaştı.
Kendi grubumuzda lider bir kuruluşuz. Bu
seviyede kalmak için etkin çalışmalarımız
devam ediyor. Müşteri memnuniyeti konusundaki çalışmalarımız, AR-GE çalışmalarımız ve geliştirdiğimiz yeni ürünle
pazar payımızı yükseltmeyi sürdürüyoruz.
Üretimlerimizi iki ayrı tesiste yapıyoruz.
Bir tesisimizde, kestane ve kestaneli ürünler, reçel-marmelat, şekerleme, dondurma
üretiyoruz. Bu tesisimizde, kestane işleme
kapasitesi, yılda 3.000 tondur. Tesisimiz
tam entegre ve modern bir tesistir. Diğer
tesisimizde pasta ve unlu mamuller
üretiyoruz. Buradaki ağırlıklı üretimimiz,
yaş pasta grubudur ve yılda 200.000 adet
turta üretimi yapıyoruz.
Bunun yanında yılda
150.000 kg börek, mayalı ürünler, kuru pasta
üretimi yapıyoruz.
Dış pazar Ortadoğu...
Ürün çeşitliliğimiz çok
zengindir. Kestaneli
ürünler, reçel-marmelat,
şekerleme, dondurma
üretimi yaptığımız tesisimizde yaklaşık olarak
150 çeşit ürün üretiyoruz. Diğer pasta ve unlu
mamuller grubunda
da yaklaşık olarak 250
çeşit ürünümüz var. Her
zaman ürün çeşitliliği
sayımızı arttırmayı
hedefleyen bir firmayız.
Satış noktalarımızın istekleri doğrultusunda ürün çeşitliliğimizi arttırıyoruz ve
private-label üretimler yaptırarak, satış
noktalarımızın çeşitlilik isteklerine destek
oluyoruz. En son bu ürün grubuna gofret
ve gofret pastasını kattık. Ayrıca, hali
hazırda ürettiğimiz ürünlerde alım gücünü
dikkate alarak, ambalaj ve gramaj çeşitliliğine gideceğiz. Dış pazar olarak Ortadoğu
üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyoruz.
Avrupa pazarında çok atak olmayı düşünmüyoruz.
Besleyici değeri yüksek Kestanella
Kestaneyi kullanarak çok sayıda inovatif
diyebileceğiniz ünler üretiyoruz. Bu ko-
nuda son yıllarda piyasaya sunduğumuz
yeni kestaneli ürünleri şöyle sıralayabilirim: Kestanella (Sütlü Tatlı), Kestano (Kestane Çerezi), Kafkas soyulmuş kestane,
Kestane Unu, Yeni nesil karyokalar (5 çeşit), Yeni nesil karyoka – 3’lü ve 12’li kestane şekerlemeleri, MAP ambalajda kestane
şekeri. Kestanella ürünümüzü üretirken
amacımız, besleyici değeri yüksek kestaneli bir sütlü tatlı geliştirmekti. Bunun
üzerine çalışmalar yapıldı. 2006 yılında
başlayan çalışmalar 2012 de sonlandırıldı.
Şu an yaklaşık 1 yıldır satışta. Her geçen
gün satış miktarı yükseliyor.
“Ciromuzu 2 katına çıkaracak projelerimiz var”
Satışlarımızı ağırlıklı olarak, kendi bünyemizdeki mağazalar ve bayi ağımız ile yapıyoruz. 2012 yılında başlattığımız sıcak
satış kanalı da her geçen gün büyüyerek
devam ediyor. AR-GE olarak çıkarmayı
planladığımız 5 ürünün 3 adedini bugüne
kadar piyasaya sürdük. Sıcak satış hedefleri % 90 oranında tutturulacak gibi
gözüküyor. Ana kalemlerimiz olan kestane
şekeri ve kestaneli ürünler ile pasta ve
unlu mamuller grubunda hedeflerin üzerinde bir satış miktarını yakaladık. 2013
yılında hedeflerimiz arasında olan ulusal
marketlerde ürün başlatma hedefini gerçekleştirdik ve bugünlerde üretime başlıyoruz. 2014 yılında, 2013 yılında başlayıp
tamamlayamadığımız ürün gruplarını tamamlayacağız. Unlu mamuller grubunda
da yatırımlarımız devam edecek. Kafkas
2014 ve ileriki yıllarda daha ileri gidecektir. Bu konuda ciddi alt yapı çalışmalarımız
var. Ciromuzu önümüzdeki 4-5 yılda en az
2 katına çıkaracak projelerimiz var.
26
Ali TATVEREN
27
perder
araştırma
Performansa dayalı ücret
yaygınlaşıyor
Türkiye Ücret Araştırması 2013” raporunda enflasyon-ücret artış oranı bağlantısının
da zayıfladığı anlaşılıyor
Towers Watson tarafından açıklanan
“Türkiye Ücret Araştırması 2013” raporuna göre ülke çalışanlarının 2014 yılında
ücretlerinde yüzde 8 oranında artış olacağı
öngörülüyor. Bu öngörünün gerçekleşmesi halinde, 2013 yılında yüzde 8 olarak
gerçekleşen ücret artış oranı 2014 yılında
da değişmemiş olacak. Towers Watson
tarafından son 10 yılda yapılan ücret araştırmalarının sonuçları, enflasyonla ücret
arasındaki bağlantının zayıfladığını gösteriyor. Buna göre; 2011 yılında yüzde 10,5
oranında gerçekleşen enflasyona karşılık
ücret artışlarının bu oranın yaklaşık üç
puan altında kalarak yüzde 7 seviyesinde
gerçekleştiği görülüyor. 2012 yılında enflasyon oranı yüzde 6,2 seviyesine inerken
şirketlerin 8 oranında ücret artışı yaptığı
tespit ediliyor. Araştırma yöneticilerin
baz ücrette ortalama yüzde 7 oranında
daha fazla, satış rollerinin yaklaşık yüzde
20 oranında daha düşük ücretlendirildiği
gözleniyor. Ancak değişken ücret gelirleri de dikkate alındığında, hedef toplam
nakit gelirleri açısından yönetici rollerinde
anlamlı bir değişim gözlemlenmiyor; buna
karşın satış rolleri açısından yüzde 20
oranındaki aşağı yönlü farklılık kapanarak yüzde 8’e kadar iniyor. Ekonomik
istikrardaki artış ve enflasyon seviyelerindeki düşüşle birlikte baz maaş odaklı
ücret yönetiminin, yerini performansa
dayalı değişken ücret yönetimine bıraktığı
gözleniyor. Buna bağlı olarak, Türkiye’de
faaliyet gösteren birçok yerel ve yabancı
şirketin performans kültürünü yaygınlaştırma yoluna gittiği görülüyor. Şirketler
mevcut kısa vadeli teşvik planlarını gözden
geçiriyor, uzun vadeye yayılmış değişken
ücret planları geliştirmek üzere çalışmalar
yapıyorlar. Şirketlerin yan hak politikaları
değerlendirildiğinde ise son yıllarda emeklilik yan hakları sunan şirketlerin artan bir
hızda yaygınlık gösterdiği gözleniyor.
Perakende sektörünün
odağı Asya
EY’nin gerçekleştirdiği ankete katılanların yüzde 69’u büyümenin gelişmekte olan
pazarlardan kaynaklanacağına inanıyor
Anketten çıkan sonuca göre Asya’da başarı şirketler için kritik bir önem taşıyor.
EY’nin araştırması, 2017 yılına kadar
küresel tüketim ürünleri sektörünün yüzde 25’ini (2007 yılında %15) ve sektörel
büyümenin yüzde 38’ini gelişmekte olan
Asya ülkelerinin temsil edeceği sonucunu
ortaya koyuyor Öte yandan, tüketim
ürünü firmalarının bu zorlayıcı koşullarda
müşterilerine değer yaratmaları ve kârlı
bir şekilde büyüyebilmeleri için kaynaklarını doğru kullanmaları ve stratejilerini
planlı bir şekilde uygulamaları gerekiyor.
Başarılı tüketim ürünü firmaları 8 kritik
28
konuya odaklanıyorlar. Araştırmaya katılan şirketlerin ancak yüzde 20’sinin halen
rakiplerinden daha karlı oldukları ve sürdürülebilir büyümeyi sağladıkları ortaya
çıkarken, tüketim ürünü firmalarının
yapılan araştırma sonucunda ortaya çıkan 8 kritik konuya eğilmeleri gerektiğine
vurgu yapılıyor. Raporda, tüketim ürünü
firmalarının kârlı bir şekilde büyüyebilmeleri için stratejilerini yeniden değerlendirmeleri, geleneksel bakış açısından
uzaklaşmaları ve pazardaki beklentileri
daha hızlı karşılamaları gerektiği ön plana çıkarken, 2017 yılına kadar sektörel
büyümenin yüzde 38’ini temsil edeceği
öngörülen Asya’nın gelişen ülkelerinde
başarılı olmanın kritik bir önem taşıdığına dikkat çekiliyor. Asya’nın gelişen
ülkelerinin sektördeki payının 2017 yılına
kadar yüzde 25’e ulaşacağı öngörülen
raporda, birçok tüketim ürünü firmasının
onlarca yıldır bölgede faaliyette bulunmalarına karşın, maliyeti ne olursa olsun
pazar payı peşinde koşulan dönemin
geride kalması ve şimdiki anahtar stratejinin ‘kârlı büyüme’ olması gerektiğine
vurgu yapılıyor.
perder
araştırma
Güven endeksi geçen yıla
göre iyi
Türkiye Ekonomi Politikaları araştırma Vakfı Perakende Güven Endeksi , Kasım ayında bir önceki aya ve geçen yıla göre yükseldi
TEPAV kasım ayı Perakende Güven Endeksi araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Buna göre, TEPE, kasım ayında bir önceki aya ve
geçen yıla göre yükseldi. TEPE’de geçen 3 aya ve geçen yıla göre işlerdeki toparlanma algısı, önümüzdeki 3 aydaki sipariş, satış ve
satış fiyatı beklentilerinin geçen yıla göre yükseldiği belirlendi. Geçen yıla göre işlerdeki toparlanma algısı son 28 ayın en yüksek
seviyesine ulaştı. Ekimde düşen AB perakende güveni, kasım ayında da düşüşünü sürdürdü.
TEPE, geçen aya ve geçen yıla göre yükseldi. Ağustos ve eylül aylarında düşüşün ardından ekim ayında yükselen TEPE, kasım ayında
da yükselişini sürdürdü. TEPE, kasımda sıfırın altında 0,1 değerini aldı. Bir önceki aya göre 1,9 puan, geçen yılın aynı dönemine göre
ise 3,4 puan yükseldi. TEPE’nin yükselmesinde önümüzdeki 3 aya ilişkin satış beklentilerindeki artış etkili oldu. Mevsimsellikten arındırılmış TEPE’nin 2013 değerleri, eylül ayında 2012’den düşük değer alırken, ekim ayında 2012 ile aynı değeri aldı. Kasım ayında ise
TEPE, 2013 yılında geçen yıldan daha yüksek değer aldı. Son 2 yılda ekim ayından kasım ayına geçerken düşen TEPE, 2013 yılında
ise yükseldi.
Satış beklentileri yükseldi
Önümüzdeki 3 aya ilişkin beklentilerin
denge değeri Kasım 2013’te 18,6 puan
oldu. Beklentilerde kasım 2012’ye
göre 7,2 puan, ekim 2013’e göre ise
5,5 puan yükseldi. Ekimde TEPE anketi
katılımcılarının yüzde 29,9’u önümüzdeki 3 ayda işlerinde iyileşme beklerken, işlerinde kötüleşme bekleyenlerin
oranı yüzde 30,7 düzeyinde kaldı.
Mevsimsellikten arındırılmış 3 aya ilişkin beklenti değerlerine 2013 ve 2012
yılları itibariyle bakıldığında, 2013 yılı
beklenti değerleri eylül ve ekim aylarında geçen yıldan düşük değer alırken
kasım ayında yüksek değer aldı.
İşlerdeki toparlanma algısı son 28 ayın en yüksek değerini
aldı
İşlerin geçen yılın aynı dönemine göre durumunun denge değeri kasımda sıfırın altında
13,5 puan oldu. İşlerin geçen yılın aynı dönemine kıyasla durumunda ekime göre 7,7
puan, geçen yılın kasım ayına göre ise 16,3 puan arttı. Kasımda aldığı değerle işlerin geçen yılın aynı dönemine göre durumu, son 28 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
AB-27 ülkeleri ve Türkiye’nin Perakende Güven Endeksi değerlerine bakıldığında, Yunanistan geçen yıla göre en fazla artış yaşanan ülke oldu. Yunanistan’ı, Portekiz, İsveç, İspanya
ve Litvanya takip etti. Geçen yıla göre en fazla düşüş İngiltere’de yaşandı. Bir önceki
aya göre en fazla artış ise Finlandiya’da oldu. Avro Bölgesi Perakende Güven Endeksi,
geçen yıla ve geçen aya göre AB-27’ye oranla daha iyi performans sergiledi. Alt sektörler
itibariyle bakıldığında geçen yılın aynı dönemine göre, yiyecek, içecek ve tütün ürünleri
sektörü en iyi performansı gösteren sektör oldu. Bu sektörü, elektrikli ev aletleri, radyo
ve televizyonlar, mobilya ve aydınlatma ekipmanları ve ev içi kullanım ürünleri, motorlu
taşıtlar ve diğer (akaryakıt istasyonu, eczane, parfümeri, nalbur, züccaciye, kırtasiye gibi)
sektörleri izledi. Bu 5 sektör dışındaki sektörlerde geçen yıla göre düşüş oldu. Geçen yıla
göre en fazla düşüş tekstil, hazır giyim ve ayakkabı sektöründe oldu. Bu sektörü birden
fazla türde ürün satan bakkal, market ve büyük mağazalar takip etti. TEPE anketine soru
bazında bakıldığında ekime göre “önümüzdeki 3 aydaki istihdam beklentileri” ve “geçtiğimiz 3 aya göre işlerin durumu” dışındaki tüm beklenti ve mevcut durumlarda artış
yaşandı. Ekime göre en fazla artış “önümüzdeki 3 aydaki satış beklentilerinde” ve “geçen
yıla göre işlerin durumunda” oldu. Geçen yılın kasım ayına göre tüm beklenti ve mevcut
durumlarda artış görüldü. Geçen yılın kasım ayına göre en fazla artış “geçtiğimiz 3 aya ve
geçen yıla göre işlerin durumunda” yaşandı.
29
perder
araştırma
e-fatura dönemi başlıyor
Perakendeci ve tedarikçilerini yakından ilgilendiren E-fatura uygulaması için
entegrasyon süreci başladı
Yeni Türk Ticaret Kanunu, sabit POS
uygulaması derken, son olarak e-fatura
ve e-defter uygulamaları hayatımızdaki
yerini aldı. E-fatura aslında çok da yeni bir
uygulama sayılmaz. 2008 yılından beri telekomünikasyon şirketlerinin faturalarında
e-fatura sistemi kullanılıyor. 2010 yılından
bu yana ise perakende sektöründeki
büyük oyuncular ve birçok tedarik şirketi
e-fatura uygulamasını kullanıyor.
Ancak, bilindiği gibi kapsam genişledi
ve çok daha fazla şirket sistem içerisine
dahil edildi. Konuyla ilgili yasal mevzuatın tanıdığı süre 1 Eylül’de tamamlandı,
uygulamaya geçiş ise 1 Ocak’ta başlıyor.
Kapsama giren mükelleflerin 1 Eylül 2013
tarihine kadar Gelir İdaresi Başkanlığı’na
başvurularını yapmaları gerekiyordu. Hem
1 Eylül’e kadar kayıt yaptırmayanları hem
de 1 Ocak’ta uygulamaya geçemeyen
işletmeleri usulsüzlük cezaları bekliyor.
Yasal zorunluluğa göre, e-fatura uygulamasına dahil olma zorunluluğu getirilen
mükellefler e-fatura uygulamasına kayıtlı
olan diğer mükellefler ile kağıt ortamında
fatura düzenleyemeyecekler; düzenlemeleri halinde kağıt ortamında düzenlenen
bu faturalar hiç düzenlenmemiş sayılıyor.
Kayıtlı olmayan mükellefler ile yapılan
ticarette ise kağıt fatura düzenlemeye
devam edebiliyorlar.
E-fatura uygulamasından özel entegratör
ile yararlanacak olanlar ile entegrasyon
yapacak olan mükelleflerin 31 Aralık’a
kadar entegrasyon ve özel entegrasyon
süreçlerini tamamlamaları gerekiyor.
“Özel entegratör ile anlaşma yapacak
olan mükellefler Gelir İdaresi Başkanlığı
tarafından yetkilendirilen özel entegratörlerle anlaşma yapmalı, bunun dışındaki firmalara itibar etmemeli” demişti
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek konuyla
ilgili olarak yaptığı açıklamada. Ancak, bu
konudaki sözleşmeler ve entegratör firma
seçimi kafaları karıştırıyor.
Her ne kadar Mehmet Şimşek, “Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından yetkilendirilen şirketlere itibar edilmeli” dese de,
piyasada bu konuda istekli birçok kuruluş
bulunuyor.
E-fatura kapsamına, 2014 yılı başından
itibaren 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına
sahip olanlar ile bunlardan 2011 yılında
mal alan mükelleflerden 31.12.2011 tarihi
itibariyle asgari brüt 25 milyon lira satış
hasılatına sahip olan işletmeler ve 4760
sayılı ÖTV Kanunu’nda belirtilen alkollü
içecekler, kolalı gazozlar ve tütün mamulleri imal veya ithal eden şirketler ile
bunlardan 2011 yılında mal alan mükelleflerden 31.12.2011 tarihinde asgari brüt
10 milyon lira satış hasılatına sahip olan
firmalar giriyor.
Bununla birlikte Türkiye’de e-fatura uygulaması çok da yeni bir uygulama değil.
Nitekim bazı büyük perakende şirketleri
ile tedarikçilerin bu uygulamayı 2010
yılından beri gerçekleştirdiklerini biliyoruz.
Buna ek olarak telekomünikasyon sektöründe de 2008 yılından bu yana e-fatura
kullanılıyor.
Uzun vadede daha hesaplı
Yeni uygulama çok daha fazla sayıda
şirketin sisteme dahil olmasını öngörüyor. Yapılan açıklamalara göre, e-fatura
sistemine 2014 yılından itibaren 30 bin
firmanın geçmesi bekleniyor. E-faturanın
şirketler için yatırım maliyeti oluşturduğu
bir gerçek. Bununla birlikte, özellikle devlet
kanadından yapılan açıklamalar, e-fatura
uygulamasının şirketler için orta ve uzun
vadede daha hesaplı olduğu yönünde.
Buna göre, e-fatura düzenlemenin maliyetinin kağıt faturaya göre satıcı için yüzde
57, alıcı için ise yüzde 62 oranında tasarruf yarattığı belirtiliyor. Maliye Bakanlığı
daha önce, işletmelerin e-fatura için
yapmış oldukları harcamaları 6 ay ile 15
yıl içerisinde amorti edebileceğine yönelik
açıklamalar yapmıştı hatırlanacağı gibi.
Fatura basım ve kağıt maliyetinin yanı
sıra; gönderim, kurye, karşılama, kontrol,
kayıt ve arşiv süreleriyle birlikte düşünüldüğünde, e-fatura kullanımının işletmelere önemli oranda hız kazandıracağı
özellikle vurgulanıyor.
E-fatura uygulaması üç temel yöntemle
yürütülüyor. Peki, hangisini seçmeli?
Küçük ölçekli çalışan ve az sayıda fatura
kesen işletmeler için Gelir İdaresi Başkanlığı’nın portalı tavsiye ediliyor. Bu sistemde e-faturalar, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın
web tabanlı portalı üzerinden elle giriş yapılarak düzenleniyor ve gelen e-faturalar
da portal üzerinden alınıyor, lokal sisteme
manuel olarak indiriliyor.
Daha büyük ölçekli olan, yani çok sayıda
fatura kesen; aynı zamanda bilişim altyapısı da bulunan şirketler için entegrasyon
yöntemi öneriliyor. Bu uygulamada şirket,
kendi sistemi üzerinden kurulan entegrasyon ile uygulamayı gerçekleştiriyor.
Kendi sistemi üzerinde entegrasyon gerçekleştirmek istemeyen veya bunun için
yeterli altyapısı olmayan şirketler için de
özel entegrasyon sistemi öneriliyor. Özel
entegrasyonda da genellikle çok sayıda fatura kesen orta ve büyük ölçekli işletmeler
yer alıyor. Bu noktada şirketlerin özel entegratör şirketlerle konuyla ilgili sözleşme
yapmaları gerekiyor.
30
perder
araştırma
Şirketler için maliyeti
E-faturaya entegrasyonun şirketler için
belli maliyetleri var. Şirketlerin de, uygulama ile ilgili olarak sıkıntı yaşadıkları noktalardan bir tanesi bu. Nitekim e-fatura’ya
geçiş maliyeti işletmenin büyüklüğüne,
kestiği fatura adedine ve kullandığı sisteme bağlı olarak büyük oranda değişiklik
gösteriyor. Eğer, aylık fatura adediniz
düşükse ve bilgi işlem altyapınız yeterli
değilse; uzmanlar Gelir İdaresi Portalı’nın
kullanılmasını tavsiye ediyor. Nitekim
portal, aylık 5 bin adede kadar fatura
kesen işletmelerin bu konudaki ihtiyacını
karşılayabiliyor. E-fatura oluşturulması,
alıcıya gönderilmesi, e-fatura alınması ve
elektronik ortamda arşivlenmesi hizmetlerini kapsayan bu uygulamanın işletmeler
açısından donanım veya işletme maliyeti
bulunmuyor.
çalışmasından; ayrıca güvenliğinden de
sorumlu sayılıyor. Bu da doğal olarak yatırım maliyetlerini yükseltiyor. Bu noktada
ayrıca lisans maliyeti de bulunuyor. Bu
sistemin maliyeti de şirketin büyüklüğüne ve fatura trafiğine bağlı olarak büyük
değişkenlik gösteriyor. Bununla birlikte,
maliyetin 7 bin 500 lira ile 75 bin lira
arasında değiştiği söylenebilir. Eğer kendi
içinizde entegrasyon yapmak istiyorsanız,
Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan konuyla ilgili
teknik onay almanız gerekiyor. Tüm bu
süreci ise en geç 31 Aralık tarihine kadar
tamamlamak durumundasınız. Eğer söz
konusu tarihe kadar teknik altyapıyı sağlayamazsanız, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın
portalı 1 Ocak 2014 tarihinden itibaren
sizin için aktif hale getiriliyor ve e-fatura
işlemlerini bu portal üzerinden gerçekleştirmeniz sağlanıyor.
Üçüncü seçenek olan özel entegratör ile
çalışma seçeneği ise en çok tartışılan
konular arasında yer alıyor. Şirketlerin özel
entegratör firma seçerken dikkatli olması
öneriliyor. Genellikle aylık 5 bin adetten
fazla fatura kesen ve bilgi işlem altyapısı
yeterli olmayan işletmelerin özel entegratörler ile çalışması öneriliyor. Bir başka
deyişle işletmeniz, kendi faaliyet alanı dışında bir de bu yönde ekstra bir geliştirme
yapmak istemiyorsa, özel entegratörler ile
çalışabilirsiniz. Özel entegrasyon hizmeti
Aylık 5 bin adedin üzerinde fatura kesen
şirketlerin, eğer bilgi işlem altyapısı da
yeterli ise kendi bünyelerinde Gelir İdaresi
Başkanlığı ile entegre bir sistem kurabileceği belirtiliyor. Eğer, çok sayıda fatura
düzenliyor, alıyor ve tüm bu faturaları
kendi bilgi işlem sisteminizde saklamak
istiyorsanız bu konuda bazı yatırımlar
yapmanız gerekiyor. Bu durumda şirketiniz, yukarıda bahsedilen tüm hizmetlerden ve bu hizmetlerin 7 gün 24 saat
almanın işletmelere maliyeti iki türlü
olabiliyor. Kimi entegratörler aylık 200300 Euro civarı sabit bir rakam ile birlikte
fatura başına 0.02 Euro gibi bir hizmet
bedeli talep ediyor. Kimi özel entegratörler ise sabit rakam talep etmeyip, sadece
fatura başına ücret talep ediyor ki bu
durumda fatura başına ücret ortalama 0.8
lira ile 0.15 lira arasında değişebiliyor. Bu
sistemde ayrıca kullanıcı başına da belli
bir ücret talep edilebiliyor. Ayrıca, özel
entegratör firmalar, şirket içinde sistemi
kullanacak olanlara da eğitim veriyorlar ve
bu da ek bir maliyet yaratıyor. Son olarak
özel entegratör firmalara belgelerin saklanması için de sabit veya fatura başına
ücret ödenmesi gerekiyor.
Entegrasyon sürecini tamamlayamayan
şirketleri belirttiğimiz gibi usulsüzlük cezaları bekliyor. Buna göre, 1 Eylül’e kadar
kayıt yaptırmayan şirketlerden ve birinci
sınıf tüccarlardan bin 200 lira, ikinci sınıf
tüccarlardan ise 600 lira usulsüzlük cezası
alınıyor.
Bununla birlikte asıl cezaların yeni yıl
ile birlikte devreye gireceği belirtiliyor.
Nitekim şirketlerin 1 Ocak 2014 itibariyle
e-fatura kullanıyor olması gerekiyor. Aksi
halde e-fatura sistemine dahil olup da
e-fatura kullanmayan mükelleflere her
bir fatura için fatura tutarının yüzde 10’u
kadar özel usulsüzlük cezası kesilecek.
“Dünya standartlarına ulaşmayı amaçlıyoruz”
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, e-fatura
uygulamasında merak edilenlerle ilgili
basına bir açıklama gönderdi. Şimşek
açıklamasında şunlara değindi:
“Maliye Bakanlığı uzun zamandır geliştirmiş olduğu ve başarıyla uyguladığı
elektronik uygulamalarla sadece mükelleflerimizin iş ve işlemlerini kolaylaştırarak dünyayı onlar için daha düz
ve engelsiz bir hale getirmekle kalmadı;
aynı zamanda bu yenilikçi uygulamaları
ile hem başka kamu kurumlarına örnek
oldu, hem de özel sektörün bir çok alanda
tasarrufta bulunmasına imkan sağladı.
Bugün bakanlık olarak geliştirdiğimiz
elektronik uygulamalar sadece Orta Asya
ve Ortadoğu’daki ülkeler tarafından örnek
alınmıyor; aynı zamanda birçok OECD
raporundan da görülebileceği üzere, dünyadaki gelişmiş başka ülkeler tarafından
da yakından takip edilip onlara ilham
kaynağı oluyor. Bakanlığımızın kademeli
bir şekilde hayata geçirmeye çalıştığı
son yılların en önemli projelerinden birisi
de elektronik fatura (e-fatura) projesidir.
e-Fatura kamu ve özel sektör kurumlarına
çok farklı açılımlar sağlayan hayati bir
e-devlet projesidir. Özel sektör açısından
e-fatura ülkemizdeki firmaların kendi
aralarındaki kağıt faturalaşma süreçlerinden kaynaklanan problemleri ortadan
kaldıracaktır. Ayrıca firmalara çok sayıda
maliyet avantajı sunacak ve yurt dışındaki birçok firma ile entegrasyona imkan
sağlayacaktır. Bakanlık olarak e-faturada
benimsediğimiz veri format ve standardı bugün bütün dünyada gittikçe daha
yaygın bir şekilde kullanılan ortak bir
format ve standarttır. Dünyada yaygın bir
şekilde kullanılan bu ortak ve tek standardın benimsenmesi ile faturaların sadece
ülke içinde değil, uluslararası ticarette de
birlikte işlerliği sağlanmaktadır. Ayrıca
e-faturada kullanılan nitelikli elektronik
imzalama süreçleri ile belgelerin bütünlüğü, değişmezliği ve kaynağının doğruluğu
da sağlanmış olmaktadır. Firmaların e-fatura kullanmakla sağlayacakları tasarruflar sayılamayacak kadar çok. e-Faturanın
en görünür avantajları arasında kâğıt faturadan kurtularak baskı, yazdırma, posta
ve arşiv maliyetlerinin çok büyük ölçüde
ortadan kaldırılması yer almaktadır.”
Mehmet ŞİMŞEK
31
perder
serbest köşe
Perakende Akademisi
faaliyetlerine başlıyor
Yılmaz PEKMEZCAN
Akademisyen
Türkiye Perakendeciler Federasyonu’nun
bir sivil toplum kuruluşu olarak yaptığı
en önemli proje ve çalışmalardan bir
tanesi olarak düşündüğüm bu çalışmada sona yaklaştık.
Türkiye Perakendeciler Federasyonu yönetimi tarafından, başta eğitim olmak üzere
ülkemiz perakendesinin lokal kanalında
faaliyet gösteren zincir marketlerin ve tüm
sektörün İnsan Kaynakları ve Kurumsal
Gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla
“Akademi” kurulmasına karar verildi.
Bu kararın ardından akademinin tasarım
süreçleri ile ilgili sorumluluk da tarafıma
verilmişti. İlk günden itibaren bu süreçteki
tek amacım; kurulacak yapının özerk ve
tam anlamıyla amacına hizmet edebilecek
en uygun yapı ile kurulması oldu. Bu anlamda Federasyonumuz bünyesinde bir İktisadi İşletme kurularak tüzel ve kurumsal
bir kişilik kazanmış oldu. Bu yapının resmi
sorumluluğunu da kendi alanında çok
genç yaşta çok ciddi deneyimleri bulunan,
bir vakıf üniversitemizin strateji geliştirme
daire başkanlığı görevini de yürüten,
eğitimci ve akademik yönü ile dikkat
çeken bir ismi; Ali Cihan Kurt’u önerdik
ve Federasyon yönetimimiz tarafından
ataması gerçekleştirildi. Ardından en
32
önemli kadrolardan bir tanesi olarak
düşündüğüm, gerek akademinin kuruluş
ve tasarım çalışmaları sırasında, gerekse
kuruluştan sonra eğitim içerik, müfredat
ve yürütülmesi ile ilgili konularında başta
perakende ve insan kaynakları deneyimi
olan hem de eğitim süreçlerinde bizzat
bulunmuş ve bu süreçlere hakim bir ismin
bulunması gerekiyordu. Uzunca bir süre
devam eden arayış ve görüşmelerimizden
sonra nihayet “aranılan kan” bulundu. Bu
isim, sektöre yakınlığı, yürüttüğü mağaza
içi görevleri ve deneyimleri ve de en önemlisi eğitim ile ilgili sahip olduğu deneyimleriyle gerçek bir “perakende aşığı” olarak
düşündüğüm biriydi. Yüzü tamamen
insana dönük kişiliği ile ender insanlardan
biri olarak değerlendirebileceğim Fezanur
Aykaç Hanımı uzun süren görüşmelerimiz sonunda Akademi’mizin Eğitim ve
Geliştirme Direktörü unvanı ile bünyemize
katmış olduk. Bu süre içerisinde fırsat
buldukça bize hiçbir desteğini esirgemeyen Kiler Holding İnsan Kaynakları Müdürü
Sayın Ahmet Kik’e de aramızda olduğu için
teşekkürlerimi iletmek isterim.
Öncelikli işi eğitim olacak olan Akademi’nin, kadro yapısı ile birlikte kullandığı yöntem ve faaliyetlerinin kuruluş
gayesine uygun olarak dizayn edilmttesi
gerekiyordu. Bu nedenle öncelikli iş olarak
Akademi çatısı altında yürütülebilecek
faaliyetlerin neler olduğunun belirlenmesi
gerekliydi. Bunun için de, uzunca bir süre
fikir ve kuluçka dönemi diyebileceğimiz
bir zaman diliminde bu konularla ilgili
faaliyetleri bulunan ve deneyimli kurum
ve kişi ile yüz yüze, mail ortamında ya
da telefonla yüzlerce görüşmeler yapıldı.
Gece geç saatlere kadar süren birçok
toplantılar düzenlenerek en doğru formatı
belirlemeye çalıştık. Ve Akademi başta eğitim faaliyetleri ile iştigal olurken
hem de sektörü ile ilgili konularda farklı
çalışmaları da beraberinde yürütmeliydi.
Örneğin gıda perakendesi ile ilgili endeks
oluşturacak bir yapıda olması gerekirken
hem de sektöre hizmet anlamında yayınlarını da oluşturmalıydı.
Konuyla ilgili bir akademisyen grubu
oluşturuldu ve 2014 yılının ilk çeyreğinde
endeksimizi yayınlıyor olacağız. İlk
yayınlayacağımız konuları ve el ki-
tapçıklarımızı şimdiden belirledik. Ar-Ge
birimi ile başta üyelerimizi olmak üzere
sektörü ilgilendiren her konuda araştırmalar yaparak öneriler sunacağız. Doğru
tercihler ve kararların alınması adına
bizden talep edilen ve istenen her konuda
saha çalışmaları yapacağız. Her alandaki doğruları modelleyerek tüm ülkeye
uygulayabilecek yöntemleri geliştiriyor
olacağız. Gerek kurumsal gerekse bireysel
gelişimlere katkı sağlayabilecek her türlü
eğitim ve içerik desteğini tüm üyelerimizin
hizmetine sunabileceğimiz bir yapıyı inşa
ediyoruz.
İlk eğitimlerimizi, ülkemizin en güzide
kurumlarından olan bir üniversitemiz
ile ortaklaşa geliştirdiğimiz “Yönetici
Geliştirme Programı” kapsamında, mağaza
müdürlerimize yönelik gerçekleştireceğimiz “Sertifikalı” başlatıyoruz.
Aralık ayı içerisinde tüm detaylar değerli
üyelerimiz ve kamuoyu ile paylaşılacaktır. www.perakendeakademisi.com adresi
üzerinden bir kısmı e-öğrenme ve diğer
önemli kısımları yüz yüze gerçekleştirilecek eğitimler KKTC dahil tüm bölgelerimizde görev yapan mağaza müdürlerimizin
katılımına açık olacaktır. Ayrıca diğer tüm
çalışanlarımız, sahip ve patronlarımız ile
ikinci kuşakların sürece dahil edilerek
tasarlanan eğitim ve platformlar, kurumsal bir yapı içerisinde gelişim ve pozitif
dönüşüme katkı sağlayacak bir şekilde
planlanmaktadır. Uzaktan eğitimler başta
olmak üzere bir çok içerik ve formlar ile
önemli bilgi ve deneyim paylaşımlarının
yer alacağı portalımız pek yakında hizmetinize girecektir. Türkiye Perakendeciler
Federasyonu’nun bir sivil toplum kuruluşu
olarak yaptığı en önemli proje ve çalışmalardan bir tanesi olarak düşündüğüm bu
çalışmada sona yaklaştık. Sistem ve uygulama esasları hakkındaki teknik bilgileri
yakında sizlerle paylaşıyor olacağız.
“ Her şey değişebilir! Hatta kendi irademizle değiştiririz. Değişmeyecek olan; hayata
şekil veren ve ona bizim damgamızı vuran
şeylerdir “
Ahmet Hamdi TANPINAR
33
perder
röportaj
Yaşam markası Parex
Parex 2013 yılını 90 milyon TL ciro ile kapatacak
Kimyasal olmayan temizlik ürünleri sektöründe 2010 yılından bu yana faaliyet gösteren
Provel, Parex markasıyla kadınların hayatını kolaylaştırarak ve onlara yenilikçi ürünler
sunarak ciddi bir pazar payına ulaştı. Markanın pazardaki mevcut durumunu ve hedeflerini Provel Genel Müdürü Ferhat Sucu’ya sorduk.
Sektörün mevcut durumunu değerlendirir misiniz?
Parex’in sektördeki yeri hakkında
bilgi verir misiniz?
Kimyasal olmayan temizlik ürünleri segmentinde global rakiplerin yanında sektörün en güçlü yerli markasıyız. Pazarda
bunun dışında yeni oyuncular ve markalaşamayan firmalar yer alıyor. Mutfak yardımcıları sektöründe hane penetrasyonları
hala istenilen düzeyde değil. AB ülkelerinin
gerisindeyiz. Kimyasal temizlik sektörü
gibi değil, tüketicide marka sadakati de
düşük.
Parex, sektöründe lider markalardan biri
olma hedefiyle yola çıktı. Türk kadınını
yeni ürünlerle tanıştırmak, temizliği, ev
işlerini pratik hale getirmek için çalışıyoruz. Bu bakış açısı da Parex’i rakiplerinden
ayrıştırıyor. Parex’in kimyasal olmayan
temizlik sektöründe payı yüzde 27.5. Çok
güçlü iki global rakip karşısında 2 yılda bu
kadar agresif pazar payına ulaşıyor olmamız aslında sektörde ne kadar önemli bir
konumda olduğumuzu gösteriyor. Yenilikçi
ve pratik ürünler sunan dinamik bir marka
olduğumuz için de hızlı bir şekilde büyümeye devam edeceğimizi düşünüyorum.
2014 yılı hedefimiz pazarda lider konuma
yükselmek.
Önümüzdeki yıl için neler planlıyorsunuz?
Parex, hem kendi pazar payını hem de
pazarı büyütüyor. 2014 yılında kategoriyi
yenilikçi ürünler ile büyütmeye devam
edeceğiz. Hedef pazar lideri olmak. Otomatik temizlik sektöründe ‘Twister’ ile büyük
bir çıkış yakaladık. Kadınlar pratik temizlik
sunan ürünleri artık tercih ediyor. Biz de
her ay kadınlara pratik, evde hijyeni kolay
sağlayabilecekleri ürünler sunmaya devam
edeceğiz. Önümüzdeki dönem bez ve sünger grubuna ağırlık vermeyi planlıyoruz.
Yurt dışında bu sektör ülkemizdekinden ne gibi farklılıklar gösteriyor?
AB ülkelerinde pazar doygunluğa erişmiş
durumda. Bizim ise gidecek çok yolumuz
var. Kimyasal olmayan temizlik ürünleri
kategorisinde büyüme potansiyelimiz epey
yüksek. Önemli olan pazarın ihtiyaçlarına
cevap verebilmek. Yurt dışında tüketiciler
kimyasal olmayan temizlik ürünlerini genellikle marketlerden temin ederken, bizde
alternatif satış kanallarında da tüketiciler
ile buluşmak mümkün.
Bu kadar kısa sürede iddialı bir konuma gelmenizi neye bağlıyorsunuz?
Parex, çok genç bir şirket olmasına rağmen
kısa bir sürede hızla büyüdü. Sektöründe
lider markalardan biri olurken, yenilikçi
olmayı ve yapılmamışı gerçekleştirmeyi
hedefledi. İnsanların ihtiyaçlarını belirleyip
yenilikçi ürünler sunduğunuz zaman başarı
elde edebiliyorsunuz. Parex’i rakiplerinden ayrıştıran en büyük fark; tüketicilere yenilikçi ürünler sunması. Şu anda
temizlik portföyümüzde tüm rakiplerimizin
toplamından fazla ürünümüz bulunuyor.
Ürün çeşitliliği de kısa sürede tüketiciler
tarafından benimsenmemize neden oldu.
Biz, özellikle temizlik kategorisinde jenerik
isim olmayı hedefliyoruz. Bu noktada da
ar-ge’ye büyük önem veriyoruz. Her evde
bir hatta birkaç Parex ürünü bulunana
kadar çalışmaya devam edeceğiz.
Markalaşma çalışmalarınıza değinir misiniz?
Parex, faaliyet gösterdiği tüm kategorilerde yenilikçi ürün portföyü, yüksek
kalitede ürün spectleri ve tüm bunlara
rağmen rekabetçi fiyatları ile ilk yılında
çok ciddi cirolar yapıp, iddialı pazar payı
almayı başarmıştır. Özellikle tüm mecralarda yaptığı tanıtım, reklam ve farklı
aktivitelerle 2 yıl önemli oranda marka
bilinirliği yaratmıştır.Marka bilinirliğimizi
arttırmada tanıtım faaliyetlerimiz önemli
34
Ferhat SUCU
bir yer tutuyor. Tüketici ile buluşma noktamız marketlerde sürekli aktivitelerimiz
oluyor. İletişim çalışmalarına çok önem
veriyoruz. İstanbul’da ve Anadolu’da açık
hava mecralarını lansman dönemlerimizde kullanıyoruz, otobüs giydirmeye çok
önem veriyoruz. Sivil Toplum Kuruluşlarıyla
işbirliği yapıyoruz. Hedef kitlemiz kadınlara olumlu mesajlar iletmeyi seviyoruz.
Bu konsepte ‘Mutluluk’ paketleri oluşturuyoruz. Pratiklik, kolay temizlik, enerji vb.
pozitif bir dili iletişimde de kullanmamız
Parex’in kadınlar tarafından benimsenmesini kolaylaştırdı.
Ürünlerin üretimi nerede gerçekleştiriliyor?
Çerkezköy’de yıllık 35 bin ton kapasiteli
bir çöp torbası ve poşet ürünlerin üretimini gerçekleştiren bir fabrika yatırımımız
bulunuyor. Provel A.Ş.aynı zamanda
plastik ürünlerin üretildiği ayrı bir üretim
ve tüm ürünlerin paketlemesinin yapıldığı
bir paketleme tesisine sahip. 5.000 m2’lik
çok gelişmiş bir ana deposu ve de 1.000
m2’lik merkez ofisi ile ilk yılında alt yapı
işlemlerini başarı ile tamamlamıştır. Parex,
Türk tüketicisinin ihtiyaçlarını karşılayarak temizliği pratik hale getirmek, pazarı
yenilikçi ürünlerle tanıştırmak gibi hedefler
doğrultusunda ar-ge çalışmalarına büyük
önem veriyor. Özellikle temizlik sistemlerimizde ar ge çalışmalarımıza hız verdik.
Fabrikamız hizmete girdikten sonra ar-ge
ekibimizi genişlettik. Yetenekli, işinde iyi,
heyecanlı isimlerle çalışıyoruz.
perder
röportaj
Yeni ürünlerinizle evlerdeki temizlik
daha da kolaylaştı diyebilir miyiz?
Kesinlikle. Zaten Parex’in var olma amacı
kadınların hayatını kolaylaştırarak onlara
pratik temizlik için çözüm önerileri sunmak. Büyük şehirlerde yaşayan kadınların
çoğu yoğun tempoda, evlerine çok az
zaman harcayabiliyorlar. Biz Parex ailesi
olarak, kadınların ihtiyaçlarını karşılayan,
temizliği onlar için daha kolay ve pratik
hale getiren, ergonomik tasarıma sahip, az
yer kaplayan temizlik sistemleri geliştiriyoruz. Bu alana da yatırım yapmaya
devam edeceğiz. Parex, aynı zamanda
bir yaşam markası olmayı hedeflediği
için 2014 yılında da evin her alanında da
kullanılacak ‘fonksiyonel ürünler’ üretmeye devam edecek. Bunun ilk örneğini 2 ay
önce pazara sunduğumuz Rainbow’larda
gördük. Rainbow’lar 2 ayda büyük satış
adetlerine ulaştılar. Kadınlar artık evlerinde
az yer kaplayan ama çok işe yarayan ürünleri tercih ediyorlar. Biz de bu alana yatırım
yapmaya devam edeceğiz.
Parex’in kimyasal olmayan temizlik sektöründe payı yüzde 27.5.
Çok güçlü iki global rakip karşısında 2 yılda bu kadar agresif pazar
payına ulaşıyor olmamız aslında
sektörde ne kadar önemli bir konumda olduğumuzu gösteriyor.
Şu anda satışa sunduğunuz kaç adet
ürününüz var?
2011 yılında 81 ürünle yola çıktık. Şimdi
ise; 280 çeşit ürünümüz bulunuyor.
2014 yılında markaya eklenecek
yeni bir ana kategori veya ürün
olacak mı?
Parex 3 kategoride tüketicilere ürün sunuyor: Kimyasal Olmayan Temizlik Ürünleri,
Mutfak Yardımcıları ve Çöp Torbaları. 2014
yılında bu ‘Yaşam’ kategorisini buna ekleyeceğiz. Bu kategoride evin her alanında
kullanılacak fonksiyonel ürünler sunacağız. Başlangıç olarak 1 milyon TL yatırım
yaptık.
Bir alışverişçi neden Parex’i tercih
etmeli sizce?
Parex’in, tüm rakiplerinin toplamından
daha fazla sayıda ürünü tüketicisiyle buluşturması, temizlik kategorisinde hayatı
kolaylaştıran ve yüksek performanslı ürünleri uygun fiyatla sunması, Türkiye’nin her
yerinde olması, ulaşılabilirliği, kadınların
ihtiyaçlarını iyi analiz ederek yenilikçi
ürünler sunması Parex’i rakiplerinden öne
çıkarıyor.
Ürünlerinizde ve ambalajlarınızda
mor renk hakim. Bu rengi seçmenizin
özel bir nedeni var mı?
Pazarlama stratejisi olarak ilk amacımız
kategori raflarında farkındalık yaratan
rengimiz, ambalaj tasarımlarımız ve aile
bütünlüğümüzü tüketiciye gösterebilmekti. Bu yüzden kadınların en favori renklerinden biri olan moru seçtik. Mor kadınların
kendilerine en yakın bulduğu renk, aynı zamanda pozitif enerjinin de rengi… Özellikle
bu rengi tercih ettik.
Satış kanallarınızdan bahseder
misiniz?
Parex ile Türkiye’nin her yerinde tüm
yerel ve ulusal zincirlerde yer alıyoruz.
Bunun dışında yapı marketlerde, alışveriş
sitelerinde, geleneksel satış kanalları olan
nalburlarda, süper marketlerde de ürünlerimiz bulunuyor.
2013 yılı hedefiniz neydi ve bu hedefe
ulaştınız mı?
Parex 2013 yılını çok iyi geçirdi. Hedeflerimize ulaştık diyebiliriz.
Önümüzdeki yıl için evleri ne gibi
yenilikler bekliyor?
2014 yılı hedefimiz pazar lideri olmak ve
bunu sürdürmek. Şu anda 17 bin noktada
satılıyoruz. Satış noktalarımızı yüzde 50
büyütmek ve alternatif satış kanallarında
da yer almak bir diğer hedefimiz. İhracat
yaptığımız ülke sayısını 2014 yılında 35,
2015 yılında 50 ülkeye çıkarmak da hedeflerimiz arasında. Bunun dışında Parex,
sürekli yeni ve yenilikçi ürünler geliştiren
bir firma. Her ay kategorimizdeki ürünlere
yenilerini ekliyoruz. Yeni ürün geliştirirken de tüketici ihtiyaçlarını ve dünyadaki
trendleri çok iyi takip ediyoruz. Tüketicilerimizin karşısına hayatlarını kolaylaştıran,
farklı ve fonksiyonel ürünler ile çıkmaya
devam edeceğiz.
Yerel zincir kanadında iş ortaklığınız
nasıl gidiyor?
Parex büyüdükçe yerel zincirler ile iş ortaklığımızda paralel olarak gelişiyor. Yatırım
yaptığımız tüm kategorilerde kıyasıya
rekabet yaşanıyor. Bu rekabetin yaşanmasında; yaptığımız yatırımların, dinamik
şirket yapımızın, inovatif ürün yaklaşımımızın etkili olduğunu düşünüyoruz.
Sektörde rekabetin gelişmesinde Parex’in
rolü büyük...Rafta, tüketicinin gözü önünde
yaşanan bu rekabet pazarın ortalamanın
üstünde büyümesini sağlıyor. Yerel zincirler esnek ve çabuk hareket kabiliyetleri ile
genelde bu duruma hızla uyum sağlayıp,
yüksek kategoride büyüme sağlıyor. Yerel
zincirler ile birlikte Parex’in de büyümesi
cirolarımızı, tecrübe ve bilgi paylaşımımızı da artırıyor. İlerleyen dönemlerde iş
ortaklığımızın daha da gelişeceğini ve yeni
fırsatlar doğuracağına inancımız tam.
Bu yılı 90 milyon TL ciro ile kapatacağız.
35
perder
pazar
Organik yumurtaya talep
artıyor
Henüz beş yıl önce, organize perakendede sıfır düzeyine yakın olan sertifikalı organik
yumurta pazarı, artık büyük kentlerdeki marketlerde raf payını giderek artırmaya
başladı
Türkiye’de yumurta üretimi, en taze
verilerin açıklandığı 2012 yılı itibariyle
1100 ticari işletme, 3000 kümes, 15.7
milyar adete ulaşan üretim ve 351 1
milyon dolara ulaşan ihracat rakamlarıyla, sürekli büyüme eğiliminde. Yumurta
sektörü yaklaşık 3 milyar TL ciroya sahip
olup, hali hazırda 100 bin civarında kişiye
doğrudan ve dolaylı olarak istihdam
sağlamakta.
Yumurta sektörünün en belirgin özelliği
canlı materyal ile üretim yapmasıdır. Bu
açıdan pazarda arz talep dengesini oluşturmak zordur. Öte yandan yumurtanın
pazarda kalma süresi 21 gündür. Buna
rağmen yumurta sektörünün en büyük
avantajı yumurta satışlarının peşin ya da
kısa vadeli olması nedeniyle nakit akışının hızlı olmasıdır. Artan maliyetlere ve
zorlaşan rekabet şartlarına rağmen “yumurta üreticisi” yumurta ihracatında son
yıllarda başarılı bir grafik sergilemektedir.
2013 yılında 351 milyon dolar değerinde
yaklaşık 4 milyar adet yumurta ihracatı
gerçekleşt. Bu miktar Türkiye yumurta
üretiminin yaklaşık %27 sine tekabül
etmektedir.
Türkiye’de hali hazırda organik hayvancılık yapan 137 üretici bulunmakta. Organik Ürün Sanayicileri Derneği’nin 2011
yılı rakamlarına göre, bin 350 ton organik
36
et, 15 bin ton organik süt, 26 milyon
da organik yumurta üretiliyor. Organik
hayvancılık, hayvanların tamamen doğal,
organik yemle beslendiğini ve organik bir
alan üzerinde serbest ortamda dolaşması
üzerine kurulu. Dolayısıyla hem ürünlerin
devir hızı, hem de üretim maliyetleriyle
ilgili endüstriyel üretime göre zorlukları
var.
Türkiye’de günde yaklaşık 45 milyon
yumurta üretiliyor. Bunun içerisinde
organik yumurta üretimi % 1 seviyesinde. Bu durum yurtdışında ise %2 ila 3
civarındadır. Organik yumurtanın şu anda
ulaştığı pazar hacmi 30 milyon dolardır.
Organik yumurtanın raf ömrü, normal
yumurtada olduğu gibi 28 gündür. Üretimden, son tüketiciye ulaşıncaya kadar
soğuk zincirin korunması halinde (5-12
C arasında) raf ömrü doluncaya kadar
rahatlıkla tüketilebilir.
Endüstriyel tavukçulukta yani rafta
bulunan klasik tavuk ürünleri ve yumurtalarda anabolizan, hormon türevlerinin
ve yüksek miktarda antibiyotik kullanıldığı yıllardır dile getirilen bir konu. Bu
konuyla ilgili, sektördeki üreticiler pek
çok kez yalanlama yaptı. Dolayısıyla biz
de bunun bir iddia olduğunu hatırlatırız.
Bu iddayı dile getirmemizin nedeni ise
organik yumurta pazarının son yıllardaki
büyümesinin nedenini ortaya çıkarmak.
Bu haberler neticesinde tüketicilerde
organik ürünlere doğru ciddi bir yönelim
oluyor. Özellikle de tavuk ve yumurta da
bu eğilim daha fazla.
Yumurta, anne sütünden sonra insanın
ihtiyacı olan tüm besin öğelerini bulunduran tek besin kaynağıdır. A, D, E ve B
grubu vitaminleri önemli oranda içeren
yumurta, içinde bulunan KOLİN sayesinde beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynar. Yumurta sarısı,
D vitamini sağlayan birkaç besinden
biridir ve güneş ışıklarından da yeterince
faydalanıldığı taktirde yumurta özellikle
çocuklarda D vitamini eksikliğine bağlı
kemik bozukluğu oluşmasını engeller.
Yumurta, demir ve çinko gibi sağlığımız
açısından önem taşıyan mineralleri de
içerir. Demir, kan yapımı için gereklidir.
Ayrıca demirin büyüme, gelişme ve
hastalıklardan koruma rolü vardır. Yetersizliği de çocukların öğrenme yeteneğini
ve okul başarısını azaltır. Yumurtadaki
protein tüm besinler içinde en kalitelidir.
Yumurtada proteinin biyolojik yararlığı
%100 iken bu değer sütte %85, balıkta
%76, sığır etinde %74’de kalmaktadır.
Ayrıca 6’ncı aydan sonra yumurta, küçük
çocuklar için değerli bir demir kaynağıdır.
perder
pazar
“Organik üretimde birinciyiz”
2007 yılında 3.000 adet organik tavuk
kapasiteli bir kümes ile üretime başladık.
Özellikle tüm dünyada organik üretim
standartlarının olması bu işe başlamamızda asıl etkendir. Türkiye’de konvansiyonel yumurta üretimi tamamen batarya
kafes sistemlerinde gerçekleşmektedir ve
üretim standartları net olmayıp daha çok
ticari kazanç elde edilmesi amaçlanır. AB
ülkelerinde batarya kafes üretimi 2012 yılı
itibarı ile yasaklanmış olup, yerine hayvan
refahını gözeten, yenilikçi, kafessiz sistemlere geçilmiştir. Yine ülkemizde 2012 yılı
başında yayınlanan Hayvansal Üretimde
İyi Tarım Uygulamaları Kriterleri Genelgesi
ve ekleri ile kanatlı sektörü için İyi Tarım
Uygulamaları ve Hayvan refahı kriterleri
belirlenmiş olup, 2015 yılında batarya kafes sistemlerinde üretimin yasaklanması
gündemdedir. Türkiye’de bu standartlarda
üretim yapan ilk firma olarak, 2015 yılından önce tüm konvansiyonel kümeslerimizde bu yenilikçi üretim sistemlerini
kurmuş olmayı hedefliyoruz.
İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Bursa, Adana, Mersin ve Antalya olmak üzere 8 ana
bölgede satış kanallarımız mevcut. Günlük
organik yumurtalarımız aynı gün paketlenerek, haftanın 3 günü tüm Türkiye geneli
sevkiyatları gerçekleşmektedir. Organik
yumurta üretiminde tüm Türkiye geneli
satışlarımız mevcut olup kapasitemiz ihtiyacı karşılamaktadır. Önümüzdeki yıllarda
ihracat noktasında özellikle AB ülkelerine
organik yumurta ihraç edebilmek için
çalışmalara şu an başlamış bulunuyoruz.
Organik yumurta deyince, öncelikle tüm
dünyada standartları paralellik gösteren
bir üretim şekli akla gelmelidir. Bu üretimde, üretimin tüm aşamaları sertifikasyon firmaları tarafından yakından takip
edilmekte ve raporlanarak Gıda Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı denetimi ve kontrolü
sağlanmaktadır. Standartlara uygun üretim kaliteyi birlikte getirir. Organik üretim
koşullarında olmazsa olmaz diyebileceğimiz kriterler söz konusudur. En önemlisi
hayvanların beslenmesi için hazırlanan
yemlerin içerik hammaddeleri tamamen
organik olup sertifikalandırılmış olmalıdır. Konvansiyonel yumurta üretiminde
hayvansal kaynaklı yem olarak yeterince
hijyenik hale getirilmemiş, ilaç kalıntıları da içerebilen çeşitli kesimhane yan
ürünleri ve kadavra unları kullanılması da
bazı sağlık sorunlarına neden olmaktadır.
Mesela halk arasında deli dana olarak bilinen hastalık, İngiltere’de 1980’li yıllarda
üreticilerin maliyeti düşürmek için sığır
yemlerine, hastalıklı koyunların kadavra
unlarını katmalarıyla olduğunu biliyoruz.
Bu yemlerle beslenen hayvansal ürünleri
tüketen kişilerde deli dana olgusuna rastlanmıştır. Bu tarz yemlerin yasaklanması
ile vakalarda azalma görüldü.
“Üretimde kimyasal ilaç kullanmak
yasak”
Organik üretim koşulları günümüzdeki en
üst düzey üretim modeli olup, hayvanların serbest dolaşım alanlarında rahatlıkla
dolaşabildikleri, kanatlarını açarak rahat
hareket edebildikleri, toprak banyosu
yapabildikleri, eşelenebildikleri, güneşlenebildikleri daha bakımlı koşullarda doğal
davranışlarını serbestçe sergileyebildikleri
hayvan refahının en üst seviyede olduğu
üretim şeklidir. Organik yumurta üretiminde verimi artırmak için kimyasal ilaçlar,
hormon kullanılması yasaktır. Kısacası
ürün miktarından çok, ürün kalitesinde
sağlık kriterlerinin öncelikli olduğu bir üretim şeklidir.
Sektörde
organik üretimde mevcut
kapasitemiz
ile Türkiye’de
birinci firma
olduğumuzu
söylemeliyiz. Yine
Flotty-Baby
(minik organik
yumurta),
Flotty-sports
(balık yağı-omega3) ve
Flotty-Herbs
(baharatlı)
ürün çeşitliliğimiz ile
tüketiciye
alternatif
sunuyoruz.
Cengiz Gülmez
Flotty Yönetim Kurulu Başkanı
Bölgemizdeki çiftçileri organik buğday
başta olmak üzere, organik mısır ve soya
üretimine teşvik ediyoruz. Böylece yöremize ait ürünleri kullanarak, yumurtada
yöresel bir lezzeti, kaliteyi ve farklılığı
yakalamış oluyoruz.
“Organik yumurtanın raf ömrü 28
gündür”
Türk Gıda Kodeksi Yumurta ve Yumurta
Ürünleri Tebliğinde belirtilen yumurta
ürününün paketlenmesi, muhafazası,
depolanması, taşınması ve pazarlanmasını
sağlamak üzere ürün özellikleri belirlenmiş
olup konvansiyonel veya organik yumurta
için raf ömrü 28 gündür. Organik yumurta
ürünlerinin etiket-ambalajlarında ürünün
depolanması gereken sıcaklık ve bu
sıcaklıkta tutulabileceği süre yer alır. (+5)
– (+12)°C sıcaklıklarda muhafaza edilir ve
taşınır. Ancak 24 saatten fazla olmamak
üzere sevkiyat sırasında veya 72 saatten fazla olmamak üzere perakendecide
+5°C’nin altındaki bir sıcaklıkta tutulabilir.
“Yıllık 185 adet yumurta tüketiliyor”
Tavuk yumurtası üretimi 15,6 milyara
ulaştı. Dünya yumurta üretimde onuncu, ihracatında ikinci sıradayız. Organik
yumurta, yumurta pazarında şimdiden
yüzde 2 paya ulaştı. Türkiye’de kişi başına
yıllık 185 adet yumurta tüketiliyor. AB
ülkelerinde ortalama kişi başı yumurta
tüketimi 250-300 adettir. Organik yumurta tüketimi de, diğer organik ürünlerde
olduğu gibi Avrupa’dakine kıyasla düşük
seviyededir. Bunda en etkili faktör elbette
alım gücüdür. Organik kültür her geçen
gün artarak devam etmektedir. Çok kısa
sürede organik ürün potansiyelimizin
başta AB olmak üzere, tüm dünyada örnek
gösterilecek seviyeye ulaşacağına
inanıyoruz.
37
perder
pazar
“Sektörü birlikte büyütmeliyiz”
Temel besin maddelerinin organik şemsiyesi altında raflara girebiliyor olması
gerekli. Son yıllarda yumurta güzel örnek
oldu. Klasik FMCG ürünleriyle organik
ürünler arasındaki fiyat farkını, yurt dışı
pazarları da göz önüne alarak kayaslamak
gerekli… Öncelikle alış fiyatı üzerinden değerlendirme yapacağımı belirtmek isterim.
Yani her iki segmentte üreticiden ürünü
alan ve perakende zincirine satacak olan
tedarikçinin fiyatlarını size söylüyorum.
Buna göre örneğin meyve ve sebzede yüzde 10 ila 40 arasında değişen bir fark var.
Yumurta ve diğer temel besin maddelerinde ise bu oran yüzde 50 civarlarında. Bu
makas aralıkları Avrupalı muadillerinden
kesinlikle fazla değil hatta bazı ürünlerde
daha bile düşük seyretmektedir. Biz bu
konuda ayrıca bir çalışma da gerçekleştirdik. Büyük bir market zincirinden en temel
ürünlerle dolan bir sepetin aynısını City
Farm ürünleriyle doldurduk. Burada beyaz
et, kırmızı et, sebze meyve, konserve gibi
birçok ürün grubunu koyduk. Fark yüzde
35 oldu. Yani temel gruplarda, gerçekten
yiyebileceğiniz en kaliteli ürünleri aldığınızda mesela 35 TL’lik bir sepeti 50 TL’ye
doldurabiliyorsunuz.
Ürünün perakende kanallarına ulaşma-
sında markanın, toptancının ve zincirin
ticari kondisyonları devreye giriyor. Ancak
bu rakamlar FMCG ürünlerinde olduğu
gibi değil, daha yüksek bedeller isteniyor.
Yanlış anlaşılmasın burada perakende
zincirlerini eleştirmiyorum. Kendilerine
göre haklılar çünkü onlar da “Bu ürünlerin
benim rafımda dönme hızı, konvansiyonel
ürün gibi değil. O zaman daha yüksek
garantiler almalıyım” diyor. Fakat şu da bir
gerçek, bu ürünlere bu bedeller uygulandığı sürece fiyatlar inmiyor ve ürünlerin
rafta dönme hızı artmıyor. Ayrıca şunu da
belirteyim bizim çalıştığımız perakende
zincirleri satışlardan ve karlılıktan çok
memnun. Bu meselede dikkat edilmesi gereken tek şey lokasyon. Bazen her semtte,
her bölgede istenilen sonuç alınamıyor.
Fakat yeni konut projeleri, birçok semtte
yaşam kalitesinin artması ve tüketici
profilinin gelişmesiyle bu da değişiyor.
Perakende zincirleri bu konuda mutlaka
algılarını açık tutmalı.
Son bir kaç yılda arzın artmasıyla talep de
canlanıyor. Türkiye’de bundan 7-8 sene
önce organik dediğimiz zaman, bizim
alıştığımız Türk fındığı, Türk kayısısı,
sultani incir organik olarak anılırdı. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin, Türkiye’ye
Ayhan Sümerli
Organik Ürün Sanayicileri Derneği Başkanı
özgü ürünleri organik olarak talep etmesi
sonucunda 1998’de organik tarım, daha
sonra 2003-2004’de de organik tavuk, süt,
yumurta gibi hayvansal ürünler de buna
eklenerek ürün deseni artmaya başladı.
Özellikle, son dönemde kanser vakalarının
artması, gıdadaki taklit ve tağşiş olaylarının etkisiyle de tüketici bilinçleniyor ve
organik ürünlerine talep artıyor
“Organik yumurta gelişime açık”
Keskinoğlu olarak, günde 4 milyon adet
yumurta üretiyoruz. Türkiye yumurta
perakende pazarındaki payımız yüzde 75’e
yaklaşmış durumda. Türkiye’deki ulusal
ve yerel perakende zincirlerinin neredeyse
tamamıyla işbirliği yapıyoruz. Türkiye’deki
ürün satış nokta sayımız 50 bin dolaylarında. Bunun dışında, oteller, pastaneler ve
catering firmaları gibi endüstriyel üretim
yapan müşterilerimiz de bulunuyor.
Türkiye’de günde yaklaşık 45 milyon yumurta üretiliyor. Bunun içerisinde organik
yumurta üretimi % 1 seviyesinde. Bu durum yurtdışında ise %2 ila 3 civarındadır.
Organik yumurtanın şu anda ulaştığı pazar
hacmi 30 milyon dolardır. Organik yumurtanın raf ömrü, normal yumurtada olduğu
gibi 28 gündür. Üretimden, son tüketiciye
ulaşıncaya kadar soğuk zincirin korunması
halinde (5-12 C arasında) raf ömrü doluncaya kadar rahatlıkla tüketilebilir.
Organik tavuk yetiştiriciliğinde öne çıkan
en büyük fark, kullanılan yemin tamamen
organik olması. Bunun dışında elbette ki,
Bakanlığımızın da belirttiği diğer önemli kıstaslar var. Organik üretimde yem
dışında gözetilmesi gereken ve bizim de
Keskinoğlu olarak uyduğumuz öne çıkan
diğer kriterler ise şöyle:

• Bağımsız denetleme kuruluşlarının gözetimi altında üretim yapılması
• Kümeslerin yerleşim birimlerinden en az
40 kilometre uzağa kurulması
• Kullanılan yemin tamamen organik sertifikalı bitkisel yemler olması.
Besin değerleri açısında organik yumurta
ve doğal yumurta arasında bir fark bulunmuyor. Öne çıkan en büyük fark, tavuk-
38
Keskin Keskinoğlu
Keskinoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu
Üyesi ve Pazarlama Grup Başkanı
ların beslendiği yemin tamamen organik
olmasıdır. Tüketicilerin organik yumurtayı
gözle görerek ayırt edebilecekleri bir bilgi
maalesef yok. Tüketiciler ancak Bakanlık
tarafından sertifikalandırılmış organik
yumurta üreticilerinin ürünlerini almaya
özen göstermeli, satış kararı öncesinde
güvendikleri markaları tercih etmelidirler.
39
perder
serbest köşe
Tüketicinin Korunması
Hakkındaki Kanun
ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel
tehlikelerden korunmasını sağlayıcı,
tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici
önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve
bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik
etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.
Perakende satıcılar da yasa gereğince,
önemli sorumluluğu bulunan aktörlerden
birisidir. Yasa gereğince öncelikle satıcı
olarak kabul edilecektir. Ancak mağaza
markalı ürünler yönünden aynı zamanda
üretici/ithalatçı/tedarikçi olarak kabul
edilebilecektir.
Rıza KOÇAK
Avukat
Öncelikle yasa, ürüne ilişkin fiyat
etiketini özel olarak düzenlemiş
bulunmaktadır. Özellikle indirimli
satışlara ilişkin fiyat etiketi düzenlemesi zorunluluğuna dikkat edilmesi
gerekir. Yasa malın normal satış fiyatı
ile indirimli fiyatının açık ve görülebilir şekilde tüketiciye gösterilmesi
gerektiğini hüküm altına almaktadır.
Ticari hayatın temel aktörleri olarak kabul
edilen ve özel yasal düzenlemeler ile mal
ve hizmet alımları düzenlenen grup TÜKETİCİLERDİR.
Bu konuda 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun uygulanmakta
iken artan ve değişen ihtiyaçlara uygun
olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun 07/11/2013 tarihinde kabul edilmiş ve yasa 28/11/2013 tarihinde
Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmıştır.
Yasa 87. Maddesi hükmü gereğince,
yayınlandığı tarihten 6 ay sonra yani
28/05/2013 yürürlüğe girecektir. Yasa,
tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını korumak esaslı olarak
gösterilmiştir.
Amaç
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu
yararına uygun olarak tüketicinin sağlık
40
Tüketici de ticari/mesleki olmayan amaçlarla mal ve hizmet alan gerçek ve tüzel
kişidir.
Kapsam
MADDE 2- (1) Bu Kanun, her türlü tüketici
işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.
Tanımlar
MADDE 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
i) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla
tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın
adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan
amaçlarla hareket eden gerçek veya
tüzel kişiyi,
n) Üretici: Kamu tüzel kişileri de dâhil
olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan
mal ya da bu malların hammaddelerini
yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine markasını, unvanını veya herhangi
bir ayırt edici işaretini koyarak kendisini
üretici olarak gösteren gerçek veya tüzel
kişiyi,
Yasa kapsamında özellikle perakende satıcıların dikkate etmesi gereken hükümlerin
bazıları şunlardır.
Öncelikle yasa, ürüne ilişkin fiyat etiketini
özel olarak düzenlemiş bulunmaktadır.
Özellikle indirimli satışlara ilişkin fiyat
etiketi düzenlemesi zorunluluğuna dikkat
edilmesi gerekir. Yasa malın normal
satış fiyatı ile indirimli fiyatının açık ve
görülebilir şekilde tüketiciye gösterilmesi
gerektiğini hüküm altına almaktadır.
Konunun önemine binaen yasa, etiket
ve promosyonlu satışlara ilişkin ayrıntılı
yönetmelik düzenlemesi yapılacağını da
düzenlemiştir.
Fiyat etiketi
MADDE 54- (1) Perakende satışa arz
edilen malların veya ambalajlarının
yahut kaplarının üzerine kolaylıkla
görülebilir ve okunabilir şekilde tüketicinin ödeyeceği tüm vergiler dâhil satış
fiyatı ve birim fiyatını gösteren, üretim
yeri ve ayırıcı özelliklerini içeren etiket
konulması; etiket konulması mümkün
olmayan hâllerde aynı bilgileri kapsayan
listelerin görülebilecek şekilde uygun
yerlere asılması zorunludur. Hizmetlerin
tarife ve fiyatlarını gösteren listeler de
bu madde hükmüne göre düzenlenerek
asılır.
(2) Etiket, tarife ve fiyat listelerinde belirtilen fiyat ile kasa fiyatı arasında fark
olması durumunda tüketici lehine olan
fiyat uygulanır.
(3) İndirimli satışa konu edilen mal veya
hizmetlerin indirimli satış fiyatı, indirimden önceki fiyatı, tarife ve fiyat listeleri
ile etiketlerinde gösterilir. İndirimli
satışa konu edilen mal veya hizmetlerin
indirimden önceki fiyattan daha düşük
fiyatla satışa sunulduğunun ispatı satıcı
veya sağlayıcıya aittir.
(4) Bakanlık, belediyeler ve ilgili odalar,
bu madde hükümlerinin uygulanması
ve izlenmesine ilişkin işleri yürütmekle
görevlidirler.
(5) Etiket, tarife ve fiyat listeleri, indirimli satışlara ilişkin süre ile diğer uygulama
usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.
Fiyat etiketi uygulamasına aykırılık halinde ağır idari para cezası öngörmektedir.
Yasanın 77/1. Maddesi hükmünce, tespit
edilecek her bir ihlal için 200.000.-TL
(ikiyüzbinlira) idari para cezası uygulanabilecektir.
perder
serbest köşe
Ceza hükümleri
MADDE 77- (1) Bu Kanunun 4 üncü, 6 ncı,
7 nci, 18 inci, 19 uncu, 20 nci, 21 inci,
23 üncü, 26 ncı, 30 uncu, 33 üncü, 35
inci, 48 inci, 49 uncu, 51 inci, 52 nci, 54
üncü ve 57 nci maddelerinde belirtilen
yükümlülüklere aykırı hareket edenler
hakkında aykırılığı tespit edilen her bir
işlem veya sözleşme için iki yüz Türk
Lirası idari para cezası uygulanır.
Ağır idari para cezası uygulaması getirilen
düzenleme nedeniyle perakende satıcılarımızın şimdiden uygulamaya yönelik çalışma yapmaları, uygulamadaki
aksakları önceden tespit ederek, soruna
çözüm üretmelerinin de önünü açacaktır.
Bu arada özellikle mağaza personeline bu
yönde gerekli eğitimin verilmesi gerekeceği açıktır.
Yasanın dikkate çekici bir hükmü de
yiyecek taklidi ürünlerin üretilip satılmasını, bu suretle tüketicinin yanıltılmasını
yasaklamaktadır.
Yasa gıda ürünü olmamasına rağmen asıl
ürüne benzer şekilde, koku ve renk içeren
ürünlerin, gıda ürünü gibi satışının yapılmasını yasaklamaktadır.
Gerçekten de son dönemde sahte bal satışı
ile gündeme gelen, insanların sağlığını
bozan ürünlerin varlığı dikkate alındığında bu yönde yapılan düzenlemenin çok
isabetli olduğu izahtan varestedir.
Yiyecek taklidi ürünler
MADDE 79- (1) Gıda ürünü olmamalarına rağmen, sahip oldukları şekil, koku,
renk, görünüm, ambalaj, etiket, hacim
veya boyutları nedeniyle olduklarından
farklı görünen ve bu sebeple tüketiciler,
özellikle çocuklar tarafından, gıda ürünleriyle karıştırılarak tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan ürünlerin
üretilmesi, pazarlanması, ithalatı ve
ihracatı yasaktır. Gıda ürünü olmamalarına rağmen geleneksel el sanatı ürünü
olarak gıda ürünü şeklinde üretilen ve
sağlığa zarar vermeyen ürünler, üzerinde
uyarı işareti ve yazısı bulunması şartıyla
bu hükmün dışındadır.
edilmektedir.
(2) Bakanlık, olduklarından farklı görünerek tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan bu ürünlere karşı
gerekli tedbirleri almaya ve düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.
Üretimin veya satışın durdurulması ve
malın toplatılması
MADDE 74 – (1) Satışa sunulan bir seri
malın ayıplı olduğunun tespiti, üretiminin veya satışının durdurulması, ayıbın
ortadan kaldırılması ve satış amacıyla
elinde bulunduranlardan toplatılması
için Bakanlık, tüketiciler veya tüketici
örgütleri dava açabilir.
(2) Satışa sunulan seri malın ayıplı
olduğunun mahkeme kararı ile tespit
edilmesi hâlinde, mahkeme ayıbın niteliğine göre malın satışını geçici olarak
durdurma veya ayıbı giderme kararları
verebilir. Üretici veya ithalatçı mahkeme
kararının tebliğ tarihinden itibaren en
geç üç ay içinde malın ayıbını ortadan
kaldırmakla yükümlüdür. Malın ayıbının
ortadan kalkmasının imkânsız olması hâlinde mal, üretici veya ithalatçı
tarafından toplanır veya toplattırılır.
Toplatılan mallar taşıdıkları risklere göre
kısmen veya tamamen imha edilir veya
ettirilir. İmha edilen malla ilgili tüketicinin dava ve tazminat hakları saklıdır.
(3) Piyasaya arz edilmiş olan bu ürünlerin güvensizliğinin tespit edilmesi hâlinde alınacak önlemler ile bu önlemlerin
Avrupa Komisyonuna bildirilmesi hususunda Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın
Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair
Kanun hükümleri uygulanır.
(4) Bakanlık, bu kapsamdaki ürünlerin
piyasa gözetimi ve denetimini yapmakla
görevlidir.
(5) Yiyecek taklidi ürünleri satın alan tüketicilerin uğradıkları maddi ve manevi
zararlar nedeniyle dava açma hakları
saklıdır.
Yasanın Ceza Hükümlerini içeren 77/14
maddesi hükmünce de bu tür ürünleri
idari para cezasının uygulanacağı hüküm
altına alınmıştır. Bu ürünleri üreten kişiler
hakkında TCK’nun 186.maddesi hükmünce
cezai sorumluluğu ayrıca bulunmaktadır.
(14) Bu Kanunun 74 üncü maddesinde
belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket
eden üretici veya ithalatçılar hakkında
yüz bin Türk Lirası; 79 uncu maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında beş
bin Türk Lirası idari para cezası uygulanır.
Ticari hayatın sağlıklı, güvenilir, çevre ve
insan sağlığını koruyucu şekilde yapılması
gerektiği açıktır.
Yine tüketicilerin özel yasalarla korunması uygulaması nedeniyle de perakende
satıcıların yasa yürürlüğe girmesinden
önce hazırlıklarını tamamlamaları tavsiye
(3) Satışa sunulan bir seri malın, tüketicinin güvenliğini tehlikeye sokan bir ayıp taşıması durumunda Ürünlere İlişkin Teknik
Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır.
Yasanın bu hükmü nedeniyle satışa arz
edilen perakende ürünün, satıcı elinde iken de toplatılması, satışına engel
olunması sonucu doğacaktır. Perakendeci
üreticinin sebep olduğu ayıp nedeniyle
ürün satmaktan men edilebilecektir.
Yine tüketicilerin özel yasalarla korunması uygulaması nedeniyle de perakende
satıcıların yasa yürürlüğe girmesinden
önce hazırlıklarını tamamlamaları tavsiye
edilmektedir.
41
perder
ekipman dünyası
“Verimlilik detaylardan
geçiyor”
Eurometall, verimlilik ve tasarruf sağlayan yardımcı ekipmanları
perakendecilerin hizmetine sunuyor
Market ve mağaza ekipmanlarında ana ürün gruplarının yanı sıra yardımcı ürün grupları dediğimiz çok
geniş bir alan var. Üçge zaten üretimdeki büyük gücü ve potansiyelini kullanarak bu ürünleri üretiyordu.
Ancak Üçge’nin kendi ana iş kollarında çıtayı çok yükseğe taşıması, yeni bir düzenleme yapmak gerekliliğini ortaya çıkardı. Çünkü kendine özgü detayları olan yardımcı ürün gruplarında konsantre olmadan
ve yoğunlaşmadan başarıya ulaşmanız zor. Üçge’nin üzerinde çalıştığı gerçekten büyük hacimli projeler
esnasında, yan ürün gruplarıyla ilgili detayların üzerine eğilmek verimlilik ve müşteri memnuniyeti
açısından sıkıntı yaratabiliyordu. Organizasyonun yapısı ile beraber düşünüldüğünde aslında bu normal
bir durum... Eurometall bu tespit doğrultusunda devreye girdi ve oradaki problemi çözdü. Eurometall Pazarlama ve Satış Yönetmeni Acun Tekin ile firmanın kuruluşundan bugüne gösterdiği gelişimi konuştuk.
Acun TEKİN
Eurometall’in ürün ve hizmet portföyünden bahseder misiniz?
Eurometall başlarken market sepetleri ve
market arabaları ile başladı ancak zamanla birçok ürünü ekledi. Genel kategori başlıklarıyla ele aldığımızda market sepetleri
ve arabaları, satış destekleme sistemleri,
ürün teşhir sistemleri, display ürünleri ve
lojistik/depo ekipmanları olarak ayırabiliriz. Tabi ki her bir kategorinin altında da
geniş bir yelpaze var. Hizmet verdiğimiz
sektörlerin başında perakende geliyor.
Hem mağaza hem market tarafında çok
sayıda müşterimiz var. Ancak bununla
sınırlı değiliz, HORECA’ya yönelik faaliyetlerimiz de her geçen gün artıyor.
Uluslararası ürünlerde çalıştığınız
firmalar hangileri?
Belirli ürün gruplarında marka ürünlerle
yol almanın çok avantajı var. Bu sebeple
belli gruplarda exclusive distribütörlüklerimiz var. İspanya’dan Polycart ve
Shopping Basket, Almanya’dan Pricoplex
ve Hollanda’dan Simple Click distribütörü
olduğumuz markalardan bazıları.
Eurometall’in sektöre sunduğu yeni
ürünler olacak mı?
Bizim stratejimizdeki temel ilkelerden
biri de bu. Yeni ve yenilikçi teknolojileri
tasarlamak, ürettirmek veya takip edip
yurt dışından getirerek sektörün hizmetine
sunmak istiyoruz. En son olarak Bagomat
poşet dispenseri ürününü sektöre sunduk.
Şu anda Özhan Marketler’de kullanılıyor, yakın zamanda başka zincirlerde de
görüyor olacaksınız. Bu ürünü ilk günden
bugüne çok geliştirdik. Atlet tipi her ebatta
poşetle çalışıyor, özel bir çabaya gerek
yok. Poşet sayacı, dijital kontrol paneli,
reklam alanlarıyla gelir kazandırmak gibi
birçok özellik ekledik. Marketlerde poşet
42
sarfiyatını yüzde 20 ila yüzde 30 oranında azaltıyor. Müşteri tarafında da ciddi
anlamda bir düzen ve hijyen bir ortam
sağlıyor.
Değişmesi gerekli çünkü bu ekipmanlar
kendilerine harcanan parayı çok makul sürelerde geri kazandırıyor. Perakendecilerin
bunu fark etmemesine imkan yok.
Türkiye’de perakende sektörünün
teknoloji ve ekipman kullanımı
açısından şu andaki durumunu nasıl
görüyorsunuz?
Yan ekipmanların alımında perakendecilerin dikkat etmesi gereken
unsurlar neler?
Eskiye oranla teknolojiye ve ekipmanda
çeşitliliğe daha açık olduğunu söyleyebiliriz ama yeterli olduğunu düşünmüyorum.
Özellikle yan ekipman konusunda bir
odaklanma problemi var. Bir çok durumda
konu maliyet noktasından öteye geçmiyor. Discount’un yapısı gereği zaten böyle
davranması doğal ancak süpermarket
konseptinde farkı yaratan unsur detaylar
ve yan ekipmanlar, bu çok önemli. Özellikle yerel zincirlerimiz, sürekli mağaza
açarken ve hızlı büyürken bu tip ayrıntıları atlayabiliyor. Ancak özellikle bu yılla
birlikte çok hızlı büyümenin zorlaştığını
görüyoruz. Süpermarket zincirlerinin kendi
süreçlerine dönmesi, detaylara eğilmesi
çok daha gerekli hale geldi. Yurt dışında
satışı artırmak ve desteklemek adına kullanılan birçok yaratıcı sistem var. Bunlar
Türkiye’de halen maliyet olarak görülebiliyor. Zamanla değişeceğini düşünüyorum.
Öncelikle az önce konuştuğumuz gibi
işlevselliği ve firmaya, markaya getirisi
önemli. Genel olarak tercih edilen bir ürün
değil de daha yenilikçi bir ürün alıyorsa
bunun kendisine yararlarını hesaplamalı.
Onların dışında tabi ki son kullanıcı yani
tüketici kullanacaksa sağlamlık, emniyet, ergonomi ve hijyen gibi unsurlar öne
çıkıyor.
İhracatla ilgili çalışmalarınız var mı?
İhracatı grup içinde çözüyoruz. Ayrıca Kazakistan, Bulgaristan, Yunanistan, Kıbrıs,
Lübnan gibi ülkelerde distribütörlerimiz
var. Seçici ve sağlam adımlarla gidiyoruz
çünkü zaten Üçge, ekipman alanında ihracat lideri ve onun getirdiği kazanımlarla
bizim açımızdan ihracat kapısı hep açık.
Bunun üzerine artı bir şeyler koyarken çok
acele etmeden emin adımlarla yol almayı
tercih ediyoruz.
Eurometall’in geleceğe dair hedeflerini öğrenebilir miyiz?
2013 yılı, Türkiye’nin gündemini de etkileyen pek çok büyük gelişmeye karşın ekonomi anlamında çok olumsuz bir gelişme
olmadan geçiyor. Belli bir ritmi koruyabiliriz gibi görünüyor. Bu yıla dair hedeflerimizde sapma olacağını düşünmüyoruz. Yıl
sonuna kadar bazı yatırımlar gerçekleştireceğiz. Bunların karşılığını 2014 yılında
alacağımızı düşünüyorum. Şu anda bizim
için asıl hedef 2014 yılı, burada önemli bir
çıkış yakalayacağız.
43
perder
istatistik
PERDER üyeleri açılış
perfomansı
Ortakalan Araştırma Grubu tarafından hazırlanan listemizde 10 şube ve üstüne sahip
91 PERDER üyesi zincir marketin 2013 Kasım ayı başı itibariyle açılış performansını
görebilirsiniz
Ortakalan Araştırma Grubu tarafından hazırlanan araştırmamızda 10 ve daha üzeri
şube sayısına PERDER üyesi marketlerin
geride bıraktığımız iki aylık dönemindeki
performanslarını değerlendiriyoruz.
Aşağıdaki tablodan 88 zincirin “Temmuz
- Ağustos 2013” dönemindeki performanslarını ve hemen ardından da bunların toplu
değerlendirmelerini görebilirsiniz.
“Market” kelimesini “içerisinde gıda
satışı da olan perakende satış noktaları”
olarak tanımladığımızı ve satış kalemleri
içerisinde gıda olmayan; “elektronik market”, “yapı market”, “tekstil market” gibi
isimlere sahip olan perakende noktalarını
listemizin dışında tuttuğumuzu tekrar
belirtiriz.
Ortakalan Araştırma Grubu
SIRA
ZİNCİR MARKET
1 KASIM 2013
Dergimizdeki listeye 10 şube ve üzeri
marketleri dahil etme nedenimiz bütün
PERDER üyelerinin fiziki büyüme rakamlarının dergi sayfaları dahilinde verilmesinin mümkün olmayışıdır. Dergi ölçeğine
sığabilecek ve PERDER üyelerinin istikrarlı
büyümesi hakkında sektörde fikir oluşturabilecek bir veri oluşturmak adına bu
kriter uygulanmıştır.
www.ortakalan.com.tr
1 EYLÜL 2013
FARK 1
1 KASIM 2012
FARK 2
1
Hakmar Express (İstanbul discount)
264
260
4
246
18
2
Bizim Toptan Satış (Ulusal)
146
144
2
134
12
3
Genpa (Antalya)
101
101
0
98
3
4
Mopaş (İstanbul)
98
94
4
83
15
5
Pekdemir (Denizli)
79
78
1
50
29
6
Çağdaş (Ankara)
76
76
0
72
4
7
Altunbilekler (Ankara)
71
71
0
63
8
8
Yunus (Ankara)
63
62
1
54
9
9
Başgimpa (Ankara)
51
50
1
45
6
10
Rammar (İstanbul)
50
50
0
47
3
11
Hadim (Bursa)
47
47
0
42
5
12
Birebir (Antalya)
46
46
0
37
9
13
Peynirci Baba (Kocaeli)
46
42
4
39
7
14
Akyurt (Ankara)
45
45
0
41
4
15
Soykan (Ankara)
42
42
0
40
2
16
Çağrı Semt (İstanbul - Discount)
42
42
0
19
23
17
Marka AVM (sivas)
38
38
0
35
3
18
Çağrı (İstanbul)
38
37
1
30
8
19
Sammar (Samsun)
38
34
4
1
37
44
perder
istatistik
20
Efor (İstanbul)
36
39
-3
15
21
21
Tahtakale Spot (Antalya)
36
36
0
26
10
22
Kibaroğlu (İzmir)
34
33
1
30
4
23
Özhan (Bursa)
33
33
0
29
4
24
Öncü (Sivas)
32
32
0
30
2
25
Sincap (Konya)
31
31
0
26
5
26
Grup Hatipoğlu (İstanbul)
30
30
0
29
1
27
Kiler Kilpa (Trabzon)
28
28
0
26
2
28
Çetinkaya AVM (Mersin)
28
28
0
25
3
29
Milli Pazar (Bursa)
28
28
0
25
3
30
Fiskomar (Giresun)
27
29
-2
25
2
31
Onur Hipermarketleri (İstanbul)
26
26
0
24
2
32
Öztürk (Ankara)
25
26
-1
24
1
33
Tema (Erzurum)
24
24
0
24
0
34
Halciler (Ankara)
23
26
-3
27
-4
35
Seyhanlar (Bursa)
23
23
0
23
0
36
Çergibozanlar (Gaziantep)
23
23
0
19
4
37
Gri Ucuz Satış (İstanbul)
23
23
0
22
1
38
Özkuruşlar (İstanbul)
22
22
0
19
3
39
Büyük Pastırmacı (Kırşehir)
21
21
0
19
2
40
Barış Gross (İzmir)
21
19
2
19
2
41
Biçen (İstanbul)
20
20
0
20
0
42
Hakmar (istanbul)
20
20
0
18
2
43
Gürmar (İzmir)
20
20
0
17
3
44
Bildirici (Ankara)
20
20
0
18
2
45
Groseri (Adana)
20
20
0
18
2
46
Irmaklar (İstanbul)
19
19
0
18
1
47
Ravza (Bursa)
19
19
0
16
3
48
Gün (Denizli)
19
18
1
17
2
49
Jestpa (Aksaray)
19
18
1
18
1
50
Oruç (İstanbul)
18
18
0
18
0
51
Şanmar (Şanlıurfa)
18
17
1
13
5
52
Show (İstanbul)
18
15
3
15
3
53
Erdemler (Ankara)
17
16
1
16
1
45
perder
istatistik
54
Emin (İstanbul)
17
16
1
15
2
55
Hat-Mar (Hatay)
16
16
0
16
0
56
Yeşil Portakal (Manisa)
16
16
0
14
2
57
Şehzade (Kayseri)
16
14
2
11
5
58
Öğütler (Ankara)
15
15
0
14
1
59
Gökküşağı (İstanbul)
15
15
0
13
2
60
Lider Gedikler (İçel)
15
15
0
11
4
61
Metropol (Çorum)
15
15
0
13
2
62
Uysal Market (Çanakkale)
15
14
1
10
5
63
Snowy (İstanbul)
15
14
1
13
2
64
Aymar (Trabzon)
14
14
0
12
2
65
Anberra (Uşak)
14
14
0
10
4
66
Mevlana (İstanbul)
13
13
0
12
1
67
Neşeli (Eskişehir)
13
13
0
13
0
68
Denmar (İzmir)
13
13
0
11
2
69
Sembol Center (Gaziantep)
13
12
1
10
3
70
Çelikler (Ankara)
12
14
-2
14
-2
71
Çarmar (Diyarbakır)
12
12
0
10
2
72
Uğur AVM (Bursa)
12
12
0
10
2
73
İsra (Bursa)
11
11
0
10
1
74
Karadeniz Ismar (Trabzon)
11
11
0
11
0
75
Karabıyık (İzmir)
11
11
0
10
1
76
Seyhanlar (İstanbul)
11
11
0
10
1
77
Düzpaş (Düzce)
11
11
0
11
0
78
Sultan AVM (Bursa)
11
10
1
9
2
79
Gülenler (Kırıkkale)
11
10
1
9
2
80
Gümüş AVM (İçel)
10
11
-1
15
-5
81
Sarıyer Market (İstanbul)
10
10
0
10
0
82
Çelikkayalar (Konya)
10
10
0
8
2
83
Yeni Kandemirler (Kırıkkale)
10
10
0
10
0
84
Can AVM (Sivas)
10
11
-1
9
1
85
Örnek Hipermarket (İstanbul)
10
10
0
9
1
86
Azda Market (Muğla)
10
10
0
9
1
87
Düzgün Market (Erzurum)
10
10
0
9
1
88
Üçler Market (İstanbul)
10
10
0
9
1
89
Kule AVM (Aksaray)
10
10
0
9
1
90
Şekerciler (Adana)
10
10
0
9
1
91
Portakal (Kayseri)
10
10
0
9
1
2670
2643
27
2321
349
TOPLAM
46
perder
istatistik
Değerlendirmeler
1 Eylül 2013 – 1 Kasım 2013 döneminde
10 ve üzeri mağaza sayına sahip olan 91
PERDER üyesi zincirinin, sahip oldukları
toplam şube sayılarına göre sıralanışları
yukarıdaki gibidir.
Eylül - Ekim 2013 döneminde Türkiye’deki
10 market ve üzeri PERDER üyesi firmanın
toplam mağaza sayısı 2670’e ulaştı.
Dergi sayfalarına sığabilecek ölçekte bir
veri grubu toparlamak adına liste en az 10
şube kriteriyle ele alınmıştır. Bu tablodaki
rakamlar ışığında Türkiye Perakendeciler Federasyonu çatısı altında büyüyen
PERDER üyelerinin gösterdiği büyüme performansı hakkında genel bir bilgi edinmek
mümkün
Listede yer alan 91 firma, iki aylık bir
dönemde total mağaza artışı 27 oldu.
Tablonun da gösterdiği gibi PERDER
üyelerinin büyüme performansı sadece iki
aylık süreçte yeni bir supermarket zincirini
sıfırdan yaratacak kadar güçlü. Üstelik bu
performans belirli coğrafi bölgelerle sınırlı
değil, PERDER üyeleri Türkiye’nin her
yerinde büyümeye devam ediyor.
10 şube ve üzeri ilk 91 firmanın yıllık açılış
rakamlarına baktığımızda ise toplamda
349 yeni mağaza görmekteyiz. Bu rakam
ise her sene ulusal ölçekte liderliğe oynayacak yeni bir market zincirinin oluşmasına eşdeğer.
İlk 12 market zincirinin payı
SIRA
ZİNCİR MARKET
1 EYLÜL 2013
1 KASIM 2013
FARK
(%)
1
Hakmar Express (İstanbu)
264
260
4
14,81
2
Bizim toptan Satış (Ulusal)
146
144
2
7,4
3
Genpa (Antalya)
101
101
0
0
4
Mopaş (İstanbul)
98
94
4
14,81
5
Pekdemir (Denizli)
79
78
1
3,7
6
Çağdaş (Ankara)
76
76
0
0
7
Altunbilekler (Ankara)
71
71
0
0
8
Yunus (Ankara)
63
62
1
3,7
9
Rammar (İstanbul)
51
50
1
3,7
10
Başgimpa (Ankara)
50
50
0
0
11
Hadim (Bursa)
47
47
0
0
12
Birebir (Antalya)
46
46
0
0
2585
1092
2516
1079
69
13
2188
48,15
Diğer 70 zincir toplam
1578
1564
14
51,85
Genel toplam
2670
2643
27
100
12TOPLAM
zincir toplam
Bu listede PERDER üyesi zincir marketlerin içinde en fazla şube sayısına sahip 12 firmaya ayrı mercek tuttuk... Tabloda ilk 12’yi almamızın nedeni bu marketlerin ana listedeki toplam şube sayısının yarısına yakınına sahip olmaları... Bu listedeki 12 market zincirinin
toplam şube rakamı olan 1092, ana listemizdeki toplam şube rakamı olan 2670’in yaklaşık yüzde 48’ini karşılıyor.
91 firmalık listenin en üst sırasında yer alan ilk 12 firma açılış rakamında 13 yeni mağazalık performans sergilemiş durumda… İlk 12
firmanın büyüme oranı içindeki paylarını da bu tabloda görebilirsiniz. Bu listemizde yer alan firmalar bu dönemde büyüme oranınn
yüzde 48’ini gerçekleştirmiş durumda. İlk 12 firma arasında Ankara merkezli 3 marka bulunuyor, onu İstanbul ve Bursa, Antalya ve
Denizli takip ediyor.
47
perder
istatistik
Eylül - Ekim 2013 döneminde 1’den fazla mağaza açanlar
SIRA
ZİNCİR MARKET
AÇILIŞ
1
Hakmar Express (İstanbul discount)
4
2
Mopaş (İstanbul)
4
3
Peynirci Baba (Kocaeli)
4
4
Sammar (Samsun)
4
5
Show (İstanbul)
3
6
Bizim Toptan Satış (Ulusal)
2
7
Barış Gross (İzmir)
2
8
Şehzade (Kayseri)
2
TOPLAM
25
Bu listede yer alan 8 market, toplamda 25 açılış gerçekleştirmiş durumda. Listedeki araştırmayı kapsayan iki aylık dönem içinde
birden fazla şube açılışı gerçekleştiren marketleri görebilirsiniz. Listeyi iller bazında incelediğimizde İstanbul, Kocaeli, Samsun, İzmir,
Kayseri gibi birçok farklı kentin büyümeye katkı sağladığını görmekteyiz.
Bir yıllık sürede en çok mağaza açan 10 PERDER üyesi
SIRA
ZİNCİR MARKET
ARTIŞ
1
Sammar (Samsun)
37
2
Pekdemir (Denizli)
29
3
Çağrı Semt (İstanbul discount)
23
4
Efor (İstanbul)
21
5
Hakmar Express (İstanbul discount)
18
6
Mopaş (İstanbul)
15
7
Bizim Toptan Satış (Ulusal)
12
8
Tahtakale Spot (Antalya)
10
9
Yunus (Ankara)
9
10
Birebir (Antalya)
9
TOPLAM
183
2013 yılının 1 Kasım tarihi ile 2012 yılının 1 Kasım tarihi arasında geçen bir yılda en çok açılış yapan 10 PERDER üyesi yukarıdaki listede yer alıyor. Bu listede yer alan 10 firmanın ise bir sene içinde 183 yeni mağaza açtığını görmekteyiz. Yıllık açılış rakamı olan 355’in
önemli bölümünü bu 10 firma gerçekleştirdi. Listenin zirvesinde 2013 yılının başında Samsun’daki yerel marketlerin güç birliği ile kurulan Sammar bulunuyor. Onu önemli bir satınalmaya imza atan Pekdemir izliyor. İstanbul merkezli yerel discountlar Çağrı Semt ve Hakmar Express onları izliyor. Yine satınalma ile büyüyen Efor ve Mopaş’ı da bir yıl içinde en çok büyüyen firmalar arasında görmekteyiz.
Ortakalan Araştırma Grubu
48
49
perder
sivil toplum
ÇEVKO
“Yeşil Nokta”yı anlatacak
Mete İmer, “Yeşil Nokta bir işletmenin ambalaj atıklarıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiğinin bir göstergesi. Herkes ambalajların üzerine gelişigüzel koymamalı.”
1991 yılından bu yana ambalaj atıklarının geri kazanımı alanında çalışmalar yapan ÇEVKO Vakfı(Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı), yeni bir
bilinçlendirme çalışması için kolları sıvadı. Vakıf, geri kazanımı sembolize eden ve
ülkemizde kullanım hakkının sadece ÇEVKO’da olan “Yeşil Nokta” işaretinin ne ifade
ettiğini öğretmek ve izinsiz kullanımını engellemek için satış noktalarında bilgilendirme aktiviteleri yapacak. Özellikle üretici firmalar ve tüketicilere yönelik olarak
yapılacak olan bu çalışma ile ürün ambalajlarında kullanılan “Yeşil Nokta” işretinin
önemi vurgulanacak.
“Yeşil Nokta”, ambalaj atıklarının geri kazanımı ve plastik poşet tüketimi gibi önemli başlıkları ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ile konuştuk.
“Yeşil Nokta” işaretinin önemini ve
projenizi anlatır mısınız?
“Yeşil Nokta”, Avrupa’da faaliyet gösteren Pro-Europe kurumuyla 2002 yılında
sözleşme yaparak, Türkiye’de kullanım
haklarını aldığımız bir işaret. “Yeşil
Nokta”nın anlamı şu; bu işareti kullanan
işletmeler çevresel yasal yükümlülüklerini
yerine getiriyor. “Yeşil Nokta”, çok yaygın
kullanılan bir işaret. Firmalar, ithal edilen
veya Türkiye’de üretil en ürünlerin üzerine
bu işareti koyabilirler. Üretim Türkiye
sınırları içerisinde ise, bu işaretin kullanım
hakkı ÇEVKO Vakfı’na aittir. Dolayısıyla
üretici firmanın bizimle işbirliğine girmesi
ve sözleşme yapması gerekiyor. Bu şu
anlamda önemli; “Yeşil Nokta”yı herkes
ambalajların üzerine gelişigüzel koymamalı. “Yeşil Nokta” bir anlam ifade ediyor.
O işletmenin ambalaj atıklarıyla ilgili
yükümlülüklerini yerine getirdiğinin bir
göstergesi. Dolayısıyla işletmenin bizimle
işbirliği yapıp, sözleşme imzalaması lazım.
Bu işaret özellikle Avrupa’daki tüketiciler
nezdinde ciddi bir prestij konusu. Çevre
duyarlılığı arttıkça, tüketiciler de satın
alacakları ürünlerin ambalajlarının
üzerinde bu işareti arıyorlar. Çevreye sorumlu olan firmanın ürününü alıp
kullanmak istiyorlar. Bu, firma için bir artı
değer. Ayrıca iyi bir pazarlama enstrümanı
olabilir. Sonuç olarak biz, “Yeşil Nokta”
işaretinin doğru kullanımını Türkiye’de
daha çok duyurmak istiyoruz. Tüketicilere
daha iyi anlatmak istiyoruz. Bu yüzden şu
anda satış noktalarıyla işbirliği içindeyiz.
Hem “Yeşil Nokta”yı kullananlar hem
satış noktaları hem ÇEVKO, hep birlikte
bununla ilgili birtakım etkinlikler yapmayı
hedefliyoruz.
Ambalaj atıklarının geri kazanımı
çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
2005 yılında Ambalaj Atıklarının Kontrolü
Yönetmeliği yürürlüğe girdi. Bu yönetmelikte yetkilendirilmiş kuruluş tanımı var.
Biz de Çevre Bakanlığı’na başvurduk ve
ÇEVKO Türkiye’nin ilk yetkilendirilmiş kuruluşu ilan edildi. Ambalajlı ürün piyasaya
süren firmalar ambalaj atıklarını toplayıp,
belli hedefler doğrultusunda geri kazanmakla sorumlular. ÇEVKO, bu anlamda
Mete İMER
firmaların yükümlülüklerini devredebileceği yetkili bir kuruluş oldu. Ondan sonra
da çalışmalarımızın kapsamı genişledi. Şu
anda 1.500’ün üzerinde firma, yükümlülüklerini ÇEVKO’ya devretmiş durumda. 27
ilde yüze yakın belediye ile işbirliği içindeyiz. Ambalaj atıklarının toplanmasında bakanlıktan veya çevre il müdürlüklerinden
lisans almış kuruluşlar etkin. Atıkları bu
kuruluşlar topluyor. ÇEVKO Vakfı, atıkları
doğrudan kendisi toplamıyor. Ancak bunu
organize ediyor. Sözleşme yapıyor, bu sözleşmeyi belediyeler ve lisanslı toplayıcılarla tekrarlıyor ve toplama ayırma sistemine
destek veriyor. Dolayısıyla sanayinin bu
konu ile ilgili faaliyetlerinin karşılanması
hakkındaki yükümlülüğünü yerine getirmeye çalışıyor.
2013 yılında
Türkiye genelinde
geri dönüştürülen
ambalaj atıklarının
miktarı 500 bin
tona yaklaştı
Geri kazanımı rakamlarla ifade edecek olursanız...
2013 yılında Türkiye genelinde geri dönüştürülen ambalaj atıklarının miktarı 500
bin tona yaklaştı. Geçtiğimiz yıl bu rakam
400 bin tondu. ÇEVKO’nun 2012 yılı geri
kazanım rakamlarına değinecek olursak;
180 bin ton kağıt karton ambalaj atığı geri
kazanıldı. Bu, 3 milyon ağacın kesilmesinin önlenmesi anlamına geliyor. Ayrıca
4,8 milyar litrelik su tasarrufuna tekabül
ediyor. Bu da yaklaşık İstanbul’un iki günlük su ihtiyacına denk geliyor. 129 bin ton
50
perder
sivil toplum
plastik ambalaj atığı geri dönüştürüldü.
Plastiğin hammaddesi petrol. O zaman bu,
ciddi bir petrol tasarrufu demek . Yaklaşık
7 milyon aracın bir depo benzinine eşit bir
tasarruf söz konusu. Aynı şekilde elektrik
tasarrufu demek. Çünkü plastik üretilirken
yine elektrik enerjisi kullanılıyor. 270 bin
ailenin bir aylık elektrik tüketimine eşit
bir tasarruf. Yine geçtiğimiz yıl 29 bin
ton metal ambalaj atığının geri kazanımı
gerçekleşti. Böylelikle 12 futbol sahası
büyüklüğünde çöp depolama sahasından
tasarruf sağlandı. 56 bin 400 tonluk cam
ambalaj atığı geri dönüştürüldü. 56 bin
400 ton cam atığı ambalaj üretiminde
kullandığımız takdirde bir uçağın dünya
etrafında 888 kez dönmesiyle ilgili salınan
emisyon miktarından tasarruf ediyoruz.
O da 18 bin ton sera gazı salımına denk.
250 bin metreküplük fosil yakıt tasarrufu
var. 4,9 milyon litre küplük su, 2,4 milyon
metrekarelik bir depolama alanından tasarruf, 480 bin ton karbondioksit eşdeğerinde sera gazının önlenmesi. Maddi olarak
baktığınızda sadece bir yılda 1 milyon 350
bin TL’lik bir tasarruf söz konusu. Kazanç
Türkiye’nin yani.
dayız. Yazılanın uygulanır hale gelmesi
önemli. Yasal düzenleme diyor ki; belediyeler, ambalaj atıklarını kaynakta ayrı
toplayacak. Tüketicilere diyor ki; ambalaj
atıklarınızı ayrı biriktireceksiniz. 2005’ten
itibaren ambalaj atıklarını ayrı biriktirmekle yükümlüyüz aslında. Sanayi kuruluşlarına diyor ki; siz ürettiğiniz ambalajların
miktarlarını azaltma yolunda çalışmalar
yapacaksınız. Satış noktalarına diyor ki;
satış noktaları yükümlülüğünü yerine
getirmeyen, piyasaya sürenlerin ürünlerini
satmamakla yükümlü diyor.
Çok taraflı, çok sorumlusu bulunan bir
düzenlemeden bahsediyoruz. Belediyeler
üzerine düşen görevi yapsa, buralarda
kaynak ayırma çalışmalarını başlatsa
Model olabilecek bir yaptırım önerir
misiniz?
Çöp depolama sahaları yeterli mi?
Çöp depolama sahaları büyük yatırım gerektiren alanlar. Türkiye’de 60’a yakın çöp
depolama sahası var. Çöp depolama sahalarının amacı, geri dönüştürülemeyecek
atıkları depolamak. Eğer siz geri dönüştürülecek atıkları da getirip atarsanız, kısa
sürede bu depolar doluyor ve ömürlerini
tamamlıyor. Orada bir kaynak israfı söz
konusu oluyor. Hem yeni depolara ihtiyaç
duyuluyor hem de değerlendirilebilir atığı
siz oraya gömerek ondan da faydalanamıyorsunuz.
Ambalaj Atıkları Yönetmeliği ihtiyacı
karşılıyor mu?
Yönetmelik sürekli değişiyor. Bu iyi bir
şey belki de. Birtakım sıkıntılar doğuyor, o
sıkıntılara çözüm önerileri ortaya çıkıyor.
Ama sürekli değişiklik olduğu zaman da
uyum ve sistemi oturtmak zorlaşıyor.
Yönetmelikte hedeflerle ilgili tanımlama
yok. Biz genel geri kazanım, genel geri
dönüşüm gibi iki ayrı hedef olmasını savunuyoruz. Malzemeye dönük geri dönüşüm
hedefleri olmalı ayrıca. Ne olursa olsun
biz yazılanı uygulanacak şekilde gerekli
denetim ve yaptırımları yapmak zorun-
liğimize göre, atıkların yalnızca lisanslı
firmalar tarafından toplanması gerekiyor.
Onun dışındaki toplama yasak. Gidip
bakanlıktan lisans almanız gerekiyor.
Lisans almanız için tesis ve toplama aracı
olması lazım. Dolayısıyla bu kişiler, bu tip
tesislerin çatısı altına girecekler veya ayrı
örgütlenip lisans alarak bu işi yapacaklar.
Daha düzenli toplamaya ihtiyaç var. Burada tüketicilere de iş düşüyor. Eğer siz, atıklarınızı çöpe atarsanız; o zaman birisi, gelir
kaynağı olarak çöpün içinden bunu ayırıp
gelirini temin etmeye çalışır. Bizim verilerimize de yansıyor bu durum. Türkiye’de
ne kadar ambalaj atığı geri kazanılıyor,
bunu belgeli olarak söylemek mümkün
değil. Olayın hem kayıt içine alınması hem
sağlık koşulları için yapılması için burada
bir iyileştirmeye ihtiyaç var.
Türkiye’de bu yaygınlaşmış olacak.
Belediyeler üzerine düşeni neden
yapmıyor?
Bu, belediyelerin ilgi alanları ve öncelikleri
ile ilgili. Belediyelerin, çözüm bekleyen çok
sorunu var; onu da kabul etmek gerekir.
Belediyelerin yüzde 10’u yükümlülüklerini
yerine getiriyor. Bunu yapanlar yapmayanların karşısında bir haksız rekabete
uğruyor. Dolayısıyla bir denetim mekanizması, bir yaptırım mekanizması kurmak
uygun olur bize göre.
Ambalaj atıklarının toplanmasında
ne gibi sıkıntılar yaşanıyor?
Ambalaj atıklarının kaynağında ayrı
toplanmasıyla ilgili bir sıkıntı var. Bunların
düzgün bir şekilde toplanıp, düzgün bir
şekilde ayrılmasına kadarki süreçte iyileştirme gerekiyor. Bir kere atıkların tüketiciler tarafından ayrı biriktirilmesi lazım. Başlangıç
orası. Eğer çöple karışırsa
ve çöpten bunlar ayrılırsa
Birinci
o zaman hem verimli hem
önerimiz, plastik poşetin
hijyenik olmuyor. Bildiğiniz
gibi sokak toplayıcıları var.
ambalaj olarak kabul edilmesi
Sokak toplayıcıları aslında
ve hedeflere tabi olması. İkincisi,
toplumsal bir olgu. Her
gönüllü anlaşmalar yoluyla satış
ülkede bu yok. Bu da onlar
noktalarında poşet tüketimini
için bir geçim kaynağı. Onlar
azaltma yolunda çalışmaya
bu işi kendi bildikleri gibi
yapıyorlar. O işi yaparken
gitmek. Üçüncüsü, bunlara bir
hem kendileri hem çevrebedel konulabilir. Dördüncüsü
de yaşayanlar için sağlık
de, bioçözünür malzemelerle
sorunları oluşuyor. Hem
ilgili son durumu analiz etmek
de bunlar çöpten ayrıldığı
gerekir.
için toplanan malzemelerin
kalitesi düşüyor. Onları, bir
şekilde düzgün toplama yapacak halde sisteme entegre
etmek gerekiyor. Yönetme-
Yurt dışında attığın kadar öde gibi uygulamalar var. Çok miktarda çöp atan daha
çok para ödüyor. Ambalaj atıklarından
bir bedel alınmıyor. Dolayısıyla ambalaj atıklarını biriktirmeye teşvik ediyor.
Belediyelerin düzenli depolama sahalarına
götürdüğü atıklarla ilgili vergi alınıyor.
Eğer belediye gömmek için çok fazla atık
götürüyorsa o miktara orantılı olarak
bir vergi söz konusu. Belediye o zaman
ambalaj atıklarını ayrı toplama gereğini
duyuyor. Bu tip finansal sistemlerle bu işi
belli bir noktaya getirmek gerekiyor.
Plastik poşet tüketimine gelirsek...
Tüketilen poşet miktarı çok yüksek değil
aslında. Atıklar içinde belki yüzde 2’nin
altında bir rakamdan bahsediyoruz. Ambalaj Atıkları Kontrolü Yönetmeliği poşeti
ambalaj olarak kabul etmiyor. Her şeyden
önce bunu düzenlemek lazım. Ambalaj
olarak kabul ettiği takdirde ambalajın geri
kazanılması ile ilgili hedeflere dahil olacak.
Dolayısıyla bu hedefler artacak ve poşeti
azaltmak için satış noktasında bir yaptırım
olacak. Eğer siz bir yılda 100 ton poşet
veriyorsanız bunun 42 tonunu geri dönüştürülmesini sağlamak zorunda kalacaksınız. Bu da poşet kullanımını azaltmaya
yöneltiyor. Onun toplanıp geri kazanılması
bir maliyet. Ya bu maliyete katlanacaksınız veya bunu azaltma yoluna gideceksiniz. Birinci önerimiz, plastik poşetin
ambalaj olarak kabul edilmesi ve hedeflere
tabi olması. İkincisi, gönüllü anlaşmalar
yoluyla satış noktalarında poşet tüketimini azaltma yolunda çalışmaya gitmek.
Üçüncüsü, bunlara bir bedel konulabilir.
Dördüncüsü de, bioçözünür malzemelerle
ilgili son durumu analiz etmek gerekir.
Bioçözünür poşet tipleri olursa, sorun ortadan kalkıyor gibi gözüküyor. Ama gerçek
bize göre öyle değil. Bunlar aslında yok
olmuyorlar. Bioçözünür poşetlerin geri dönüşümü kolay değil. Tamamen yok olmuyor doğada. Kendi kendine yok olmuyor,
küçülüyor sadece. Biz kurum olarak plastik
poşet kullanımının yasaklanmasının çok
doğru olduğunu düşünmüyoruz. Çünkü bir
ihtiyaç varsa, bu bir şekilde kullanılacaktır.
Belli standartlar getirebilirsiniz. Yasaklamak bize göre çözüm değil.
51
perder
serbest köşe
Eğitimde pedagojik yaklaşım
formasyonlarıdır. Pedagoji, İngilizce “ pedagogy
“ sözcüğünden gelen “ eğitim bilim ve teorisi “
anlamını taşımaktadır. Formasyon ise, İngilizce
“Formation“ sözcüğünden türeyen “biçimlenme“
olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla pedagojik
formasyon kavramını “Eğitim-öğretim verebilmek
için sahip olunması gereken biçimlenme durumu“ olarak düşünülebilir. Pedagojik formasyon
eğitimi “eğitimci“ olabilmek için sahip olunması
gereken bir eğitimdir. Pedagojik formasyon
eğitimi ile eğitimci, öğretim metotlarının doğru
bir tarzda kullanılmasını sağlar.
Ayrıca yine bu eğitim ile birlikte eğitimci, gelişim
psikolojisi, ölçme ve değerlendirme, öğretim teknolojileri ve tasarımı, öğretmenlik uygulaması ve
rehberlik alanlarında da önemli bir bilgi birikimi
kazanır.
Sonuç olarak, etkin nitelikli ve verimli bir eğitim
için eğitimin bütünselliği içerisinde süreç bütün
taraflarıyla değerlendirilmelidir.
Eğitim pedagojisinde önemli bir kural olarak
karşımıza çıkan “eğitim süreçlerindeki bireylerin
doğru analiz edilmesi“ ilkesine anekdot oluşturan
“PULSUZ DİLEKÇE“yi siz değerli okurlarla paylaşmak istiyorum.
PULSUZ DİLEKÇE
Sevgili anneciğim, babacığım;
Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:
Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum.
Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.
Ekber IŞIK
TPF Eğitim Danışmanı
Eğitim, iki sac ayağı üzerinden inşa edilir.
Birincisi bilgilenme temelindeki TEORİK
SÜREÇ, bir ikincisi ise edinilen bilginin
davranışa dönüşüm süreci olarak tanımlanan
PRATİK SÜREÇ.
Eğitim, bireylerin yaşadığı doğayı anlamaları,
algılamaları, değiştirmeleri, geliştirmeleri ve yönetme süreçlerinde belirli konularda bilgi, beceri
ve davranış kazandırmak için öğretim-öğrenim
sistematiği içerisinde yürütülen faaliyetler
bütünlüğüdür. Eğitim, işgücüne ise vasıf ve
nitelik kazandırarak üretim süreçlerinde emek
faktörünün niteliğini arttırır.
Eğitim, bireyin doğumundan ölümüne (beşikten
mezara) süren uzun yaşam yolculuğunda onun
yol arkadaşıdır. Bu yolculukta birey hayatı boyunca “HAYAT OKULUNUN“ hem öğretmeni hem
de öğrencisi durumundadır.
Eğitim, iki sac ayağı üzerinden inşa edilir. Birincisi bilgilenme temelindeki TEORİK SÜREÇ, bir
ikincisi ise edinilen bilginin davranışa dönüşüm süreci olarak tanımlanan PRATİK SÜREÇ.
Teorik süreç pratik süreçle buluşarak bir vücuda
dönüşebilir. Aksi takdirde yalnız başına teorik
süreç bir kas yığını, pratik süreç ise bir iskelet
yığını olarak kalır. Kas ve iskelet buluşması ile
bir vücuda dönüşüm gerçekleşir.
Özcesi eğitim süreçlerinin herhangi bir ayağının
eksik olması eğitim sürecini kesintiye uğratmaktadır. Eğitimin etkin, verimli, katılımcı ve
bilimsel esaslar üzerinden sürdürülmesi için
Eğitim Pedagojisi temel alınmalıdır.
Eğitim Pedagojisi, bütün öğrenim dönemlerini
kapsayan süreçlerde bireyin “DAHA ETKİN ve VERİMLİ NASIL ÖĞRENİLİR?“ sorusuna yanıt arar.
Ayrıca eğitimin rastgele değil bilimsel temeller
üzerinden şekillenmesini sağlar.
Eğitim pedagojisinde eğitmen, bireylerin farklı
öğrenme özgünlüğünü analiz ederek grup içerisinde farklı yeteneklerin erimesine, kaybolmasına karşı önlem alır.
Nitelikli eğitim süreçlerinin en önemli kilometre
taşlarından birisi ise eğitimcilerin pedagojik
52
Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim
görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi
biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutamayınca sizlere güvenim azalıyor.
Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz
kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.
Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve
sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende
daha iyi iz bırakır. “Ben senin yaşında iken...” diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.
Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni, korkutup
sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin.
Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.
Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü
olsun. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin.
Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.
Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın; bana süre
tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak
zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama
beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların
önünde güç durumlara düşürebilirim.
Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz;
tersine, beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum, ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden
istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan
vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.
Benden “Örnek çocuk” olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.
Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.
Sevgiler,
Çocuğunuz.
53
perder
dosya
Raflarda kazançlı işbirliği
Türkiye’de spor odaklı başlayan lisanslı ürünler sektörü, son yıllarda gıda perakendesinin her segmentinde yapılan marka işbirlikleriyle market zincirlerinde de ağırlığını
artırdı
Yabancı film, dizi, basketbol gibi alanlarda
da artık oldukça söz sahibi olan lisanslı
ürünler pazarı önü açık olan ve büyümesi
hız kesmeyecek sektörlerden biri. Dünyada
170 milyar dolarlık büyüklüğe sahip sektörün Türkiye’de ise emekleme aşamasında
olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira Türkiye’de lisanslı ürünler pazarı henüz 100
milyon Euro’luk bir büyüklüğe sahip.
Ancak sektör özellikle çocukların ilgisi
ve yarattığı ürün skalasıyla ülkemizde
de çok hızlı bir büyüme grafiği yakalamış durumda. Lisanslı ürünler pazarı çok
geniş faaliyet yelpazesine sahip. Oyuncak, sahası lisans sektörünün lokomotifi.
Kırtasiye sektörü pek çok ürün grubunu
bir araya toplayan, oyuncak dışındaki tek
lider. Tekstil ve gıda sektörleri kırtasiyenin
ardından sıralanıyor.
Lisans, bir firmanın diğer bir firmanın
markasını imtiyaz veya ücret karşılığı
kullanabilmesine imkan veren bir anlaşmadır. Lisans aracılığıyla gerçekleştirilen
bir marka stratejisi, organizasyona imtiyaz
karşılığı bir mal, hizmet veya promosyon
ile marka, marka ismi, marka işareti veya
ticari ismin bağlantılı kullanılmasına
imkan verir.
Marka konumu yerine oturmuş, bilinirlik düzeyi yüksek, reputasyonu istenen
düzeyde olan bir kurum gerek projelerine
54
gerekse kurumsal olarak, satış ve gelir
yaratmaya yönelik ürünler tasarlatıp,
üretimini yaptırabilir.
Satış kanallarını, seçmeli, planlamalı ve
anlaşmalarını yapmalıdır. Burada kanallar,
federasyona bağlı klüp binaları, antreman
ve karşılaşmaların yapıldığı tesislerdeki
mağazalar olabileceği gibi, spor ürünleri
satan mağazalar ve zincirler de olabilir.
Lisanslı spor ürünleri uygulaması spor
takımları ve organizasyonlarının yaşamı
için hayati önem taşımaktadır. Başta spor
kulüpleri olmak üzere sürdürülebilir bir
gelir mekanizması oluşturmaya çalışan
organizasyonlar gençleri sadık bir tüketici
haline getirmeye çalışmaktadır. Başta
ABD olmak üzere pek çok gelişmiş ülkede
lise ve üniversite öğrencilerinin lisanslı
spor ürünlerine yoğun ilgi gösterdiği
görülmektedir. ABD’de kolej ve üniversite
takımlarının lisanslı ürünlerinin yaygın bir
biçimde satışa sunulduğu ve buralardaki
öğrencilerin bu tür lisanslı ürünlere yoğun
ilgi gösterdiği görülmektedir.
Bu anlamda lisanslı ürünler sektörünün
yarattığı iş fırsatları da her geçen gün artıyor. Zira lisansör firmalar, lisansiyerlerine
ilgili karakterin sadece görselini kullanma
hakkını vermekle kalmayıp, aynı zamanda
arkasında durduğu çok güçlü bir pazar-
lama planıyla destek de sağlıyor. Bazen
ürettiğiniz bir süt veya bir oyuncak markası, pazarı olmasına rağmen, ürün kaliteli
olsa dahi, hatta gerekli tanıtımı yapılsa
bile piyasada tutunamayabiliyor. Aynı
ürün, göz önünde olan sanal bir karakterle
birlikte anıldığında o karakterin toplum
nezdinde kabul görme ve sevilme oranına
göre ilgi gördüğü, karşılık bulduğu gözlemlenmektedir. E tabi bu durum satışlara da
olumlu biçimde yansımakta. Örneğin, bir
çikolata markası normalde beş satıyorsa
Pepee gibi sevilen bir karakterin resmiyle
ambalajı tasarlandığı anda yirmi kat daha
fazla talep görebiliyor. Bu durum bize
perakendecinin algısının ne denli geniş
olması gerektiğini de çok güzel bir şekilde
anlatıyor. Perspektifi geniş, vizyonu her
daim açık olan, ânı ve sektörün gittiği
noktayı en iyi biçimde okuyan perakendeci kazanan tarafta yer alacaktır.
Her yıl yenilenen tasarım rehberleriyle,
firmalara kendi ürün konseptlerini yenileme ve trendleri takip etme şansını tanıyor.
Lisanslı karakter, dünya markası olmanın
tanınırlık ve gücüyle firmalara her alanda
destek sağlıyor. Lisanslı ürünler sektörü
içerisinde hala bakir pazar alanları arasında yer alan hediyelik eşya, video ve online
oyunların ise lisanslı ürünler sektöründe
kısa zamanda büyüme odağı olacağı ifade
ediliyor.
perder
dosya
“İşbirliğinden gayet memnunuz”
Azize Yıldırım
Ürün Müdürü
Pepee, ilk Türk çizgi film kahramanı ve çok
sevilen bir karakter… Banat’ta ilk Türk diş
fırça üreticisi ve her iki firma için bu özel
durumu güzel bir iş birliği ile pekiştirmek
istedik. Ayrıca, çocukları diş fırçalamaya
teşvik edecek itici bir güç çok önemli ve
biz Pepee karakterli diş fırçalarının bunu
destekleyeceğini hissettik ve haklı çıktık.
Çocuk fırçalarında onların sevdiği karakterlerin olması çok önemli... Bizde Pepee
ile bu itici gücü gördük. Tüketicinin ilgisini
çeken tasarımlar olduğundan; gayet güzel
tepkiler aldık ve iyi bir satış grafiği elde
ettik.
Ayrıca 10 yılı aşkın süredir Galatasaray,
Fenerbahçe ve Beşiktaş lisanslı taraftar diş
fırçalarımız var. Bunları hem yetişkin hem
de çocuklar için üretiyoruz. Yakın biz zamanda yine spor kulüplerinden Bursaspor
ve Trabzonspor içinde lisanslı çocuk ve
yetişkin diş fırçaları katılacak. Çocuklar
içinde çok yakında yine çok sevdikleri bir
karakterin lisanslı diş fırçası ve diş macununu çıkaracağız.
Lisanslı ürünlerin markanın gücünü ve
bilinirliğini arttırmaktaki faydası yadsınamaz ama bizi bu ürünleri üretmeye iten en
önemli etken, tüketicilerimizin sevdikleri
ve gönül verdikleri takımların ve karakterlerin ürünlerini ile buluşturmak. 67 yıldır
tüketicilerimizin mutluluğunu düşünen
ve hayatlarına tertemiz
fikirler katmak
isteyen bir
marka olarak
bu mutluluk
ve dolayısıyla
lisanslı ürünler
çok önemli.
“Çocuklara tahin pekmezi sevdireceğiz”
Mehmet Göksu
Seyidoğlu Genel Müdürü
Geleneksel lezzetlerin 60 yıllık
üreticisi Seyidoğlu, çocuklar
için özel bir seri hazırladı.
Çocuklara; Osmanlı sofrasının
vazgeçilmezi tahin, pekmez,
helva gibi lezzetleri sevdirmeyi
amaçlayan Seyidoğlu, çizgi
film kahramanlarından destek
alacak.Yaptığı lisans anlaşmasıyla Pepee görsellerinin
ürünlerde kullanım hakkını
satın alan Seyidoğlu, cam
kavanoz ve tüplü ürünlerin
üzerinde çizgi film kahramanlarının resimlerini kullanacak.
İlk Türk çizgi film kahramanı
Pepee resimleriyle tasarlanan
Seyidoğlu’nun yeni serisi ile
çocukların bedensel ve zihinsel
gelişimlerinde önemli bir yeri
olan tahin ve pekmezin tüketimini artırmak hedefleniyor. Çocuklara özel olarak tasarlanan
yeni seri ile Pepee’nin eğlenceli
dünyasını Osmanlı lezzetleriyle
birleştiren Seyidoğlu, kavanoz
ve tüp şeklinde eğlenceli amba-
laj tercihleri sunuyor.
Tahin pekmez, son derece
yararlı ve çocukların mutlaka
yemeleri gereken bir ürün…
Sürülebilir ürünler arasında
çocukların bence diğerlerinden
öncelikli olarak yemesi gereken
bir ürün. Esasında çocukların
tahin pekmezi sevmeme gibi
durumu yok, bir kere tadına
baktıkları zaman çok seviyorlar.
Ancak maalesef tadına bakmıyorlar. Tahin pekmezin hedef
kitlesi daha çok yetişkinler. Biz
bu ürünü çocuklara sevdirmek
için ne yapabiliriz diye düşündüğümüzde onların sevdiği
bir kahramandan yararlanma
fikri geldi. Araştırdığımızda
Pepee’nin bu amaca çok uygun
olduğunu gördük. Umarız başarılı olacağız ve kendi adımıza
bir başarı yakalamanın ötesinde çocukların sağlıklı gelişimi
adına da güzel bir iş olacak.
55
perder
dosya
“Yeni anlaşmalar yapabiliriz”
Doğuş Çay ve Gıda, 1985 yılında bir aile
şirketi olarak kuruldu. İlk yatırımını çay
sektöründe gerçekleştiren firmanın;
3’ü dünyanın en büyük çay fabrikaları
olmak üzere; Rize’de 5 adet çay işleme ve
Ordu’da 1 adet çay paketleme ile yıllık 35
bin ton üretim kapasitesine sahip tesisleri bulunmaktadır. Doğuş Çay markası
altında; dökme çay, poşet çay, yeşil çay,
bitki ve meyve çayları çeşitleri mevcuttur. İlerleyen yıllarda şeker ve konserve
faaliyetlerine de başlayarak yer aldığı
sektörlerde hızlı bir yükseliş gösteren
firmanın diğer ürün gruplarını el değmeden üretilen Doğuş Şeker ve Doğuş Bahçe
Domates Salçası oluşturmaktadır. Nisan
2013’te Patos, Cipso ve Çerezos markalarının sahibi Kraft Gıda’nın hisselerinin yüzde
100’ünü devralan firma, büyük bir yatırım
yaparak Aksaray’da üretim tesisi açmış ve
cips pazarına adım atmıştır.
Patos, Cipso ve Çerezos markalarını çocukların çok sevdiği bir karakter olan Hello
Kitty ile olan lisans anlaşması 3 yıldır
devam ediyor. Bu başarılı bir anlaşma ve
özellikle çocukların bu tarz ürünlere ilgisi
büyük. Gelecek günlerde yeni karakterler
ile lisanlı anlaşma sayımızı artırabiliriz.
Alpaslan Karakan
Doğuş Çay Genel Müdür Yardımcısı
“Sosyal sorumluluk açısından bakıyoruz”
Kaynağından doğal olarak şişelenen ve kalsiyum içeren doğal
mineralli su Saka, 2010 yılında, suyun doğadan gelen sağlığını,
çocukların en sevdiği çizgi film kahramanlarından Sünger Bob
karakterlerinin yer aldığı özel tasarımlı ambalajlar ile birleştirdi.
Çocukların eğlenceli bir şekilde su tüketmesini amaçlayan Saka
Sünger Bob şişeleri, içiminin daha kolay ve güvenli olması amacıyla mini ambalaj ve sarı spor kapaklı olarak üretiliyor. Sünger
Bob karakterli Saka, tüketicilere kolaylık sağlamak amacıyla, Saka
damacana bayileri üzerinden de sipariş verilebiliyor.
8,22’lik pH değeri ile sağlığına önem verenlerin tercihi Saka Su,
kalsiyum, magnezyum gibi doğal mineraller içeren alkali bir
sudur. Doğal mineralli sular vücudun gün boyunca kaybettiği
minerallerin bir kısmını geri kazanmasını sağlar. Kalsiyum, kemik
sağlığı için büyük önem taşımaktadır. pH’ı 7’nin üzerinde olan
sular, içinde doğal oksijen iyonu daha fazla olan alkali sulardır.
Suat Atalay
Çocukların su gereksinimleri için beslenme çantalarına mutlaka
Saka Su Genel Müdürü
pH değeri yüksek doğal mineralli su koyulması gerekli, bu şekilde
çocukların hem mineral ihtiyaçları hem de susuzlukları gideriliyor.
Sıcak havada egzersiz yapan çocuklarda yapılan gözlemlerde,
çocuklarda sıvı kaybı (dehidratasyon) görüldüğünü ve çocukların vücut ısılarının yetişkinlere oranla daha hızlı yükseldiği
ortaya koymuştur. Sonuç olarak çocuklarda yeterli su alımı çok
önemlidir. Vücudun kaybettiği sıvı miktarını yerine koymak için
çocuğunuza susamasa da su içirmeli, özellikle doğal mineralli ve
pH değeri yüksek alkali suları tercih etmelisiniz.
56
perder
dosya
“Sağlıklı beslenmeye teşvik ediyor”
Gülçin Arslan Hazar
Arbella Genel Müdür Yardımcısı
Warner Brosla 2009 yılında bir lisans anlaşması yaparak, çocukların sevdiği çizgi kahramanları makarna paketlerimize taşıdık.
Arbella Family paketlerindeki çizgi kahramanlar, bir yandan
çocuklara sağlıklı ve enerji veren bir yiyecek olan makarnayı
daha çok sevdiriyor, bir yandan da vitamin ve mineral katkısıyla,
ihtiyaçları olan besin desteğini sağlıyor. Çocuklar için beslenme
dengesi kurulması, çocukların sağlıklı gelişimi için büyük önem
taşıyor. Nitekim okulların açılmasıyla birlikte, okul kantinlerinde
satılan sağlıksız gıda ürünleri ile yine çocukların sağlığını tehdit
eden ve obeziteye yol açan fast food ürünler de gündeme geliyor.
Ailelerin gelişme çağındaki çocukların beslenme dengesine
dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan uzmanlar, yüksek enerji
içeren kaliteli makarna tüketiminin de, buna katkı yapacağını
vurguluyor. Makarnaya ilişkin şişmanlığa yol açar, kolestrol
içerir gibi bazı yanlış yargılar var. Oysa sağlıklı soslarla hazırlanmış, kaliteli durum buğdayından yapılan makarnalar beslenme
dengesine katkı sağladığı gibi, şişmanlığa da yol açmaz. Glisemik
indeksi düşük olan besinler kilo vermeye yardımcı olur. Makarna
da glisemik indeksi düşük bir besin maddesidir. Ve makarna,
gelişme çağındaki çocukların ihtiyacı olan enerjiyi verir. Biz
Arbella Familyde çocukların ihtiyaç duyacağı vitamin ve mineral
katkısını da yapıyoruz.Çocukların beslenmesine dikkat!Özellikle
bedensel etkinliği yoğun olan sporcuların ve çocukların kompleks karbonhidrat ve protein içeriği zengin bir beslenme şeklini
tercih etmeleri gerektiğini anlatan Arslan, makarnanın da bu ürün
çeşidinin içinde yer aldığını dile getiriyor ve anne babalara da şu
uyarılarda bulunuyor: Ebeveynler okulların yeni açıldığı bu günlerde, çocuklarının sağlıklı beslenmesine dikkat etmeli. Bazı okul
kantinlerinde satılan sağlıksız gıda ürünlerinin yol açtığı zehirlenmeleri biliyoruz. Ayrıca obeziteye yol açtığı kanıtlanan fast-food
alışkanlıkları da çocuklar için ciddi bir risk. Bunun için çocukların
beslenme programlarında makarna mutlaka yer almalı.Arbella
Family paketlerinde şu Warner Bros çizgi karakterleri yer alıyor:
Looney Tunes, Bugs Bunny, Daffy Duck, Sylvester, Tazmanya
Canavarı, Tweety, Justice League, Superman, Batman ve Wonder
Woman.
“Feminen tarzı yansıttı”
1930’lardan bu yana dünyanın en
sevilen çizgi karakterlerinden biri olan,
Marilyn Monroe, Madonna gibi ünlü
isimlere ilham veren Betty Boop’u Papia
kağıt mendil, ıslak mendil, kutu mendil
gibi segmentlerinin sıra Papia Decor
Havlular segmentinde de evini renklendirmek ve mutluluk katmak isteyenler
için özel bir tasarım olarak sunduk. Her
iki kategoride de gayet iyi geri dönüşler
aldık. Papia’nın 2013 yılında piyasaya
sunduğu Papia Betty Boop Dekor Kağıt
Havlu ürünü, BrandSpark International araştırma şirketi tarafından, bu
yılın kağıt kategorisinde “En İyi Yeni
Ürün” ödülüne layık görüldü. Papia’nın
feminen kimliğinin yanına taşıdığımız,
moda, güzellik, kendine güven sembolleriyle özdeşleşen Betty Boop karakteriyle
dekor kağıt havluda tüketicilerimizin beğenisini kazandığımız için gerçekten çok
mutluyuz. Böylesine güzel bir başarıyı
kazanmamızı sağlayan kullanıcılarımıza
teşekkür ediyoruz.
Aysel Aydın
Hayat Kimya
Temizlik Kağıtları Pazarlama Müdürü
57
perder
dosya
Ürünlerin perakendede kullanımı
Perakende ticarete konu edilen çeşitli ürünlerde son dönemde ticari ilgiyi
artırmak, satış alanını genişletmek için
kullanılan yöntemlerden birisi de lisanslı
ürünlerin başka ticari ürünlerde kullanılmasıdır. Konuyla ilgili temel yasa 5846
Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunudur.
Zira her türlü fikir ve sanat eserlerinin bu
yasa kapsamında korunacağı açıktır.
Rıza Koçak
Avukat
Günümüz ticari hayatında, ticaret hacmini
artırmak, ilgi ve dikkati çekmek için birçok
ürün ve araçlardan yararlanılır. Ticari
işletmelere, hedef kitlelerine ulaşmak
amacıyla çeşitli yöntemlere başvurdukları
gibi ticari sahasına giren müşterilerine de,
satış esnasında çok çeşitli ürün ve hizmet
sunmaktadırlar.
58
Yine diğer bir yasa da 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname de uygulama alanı bulacaktır. Ulusal mevzuat dışında uluslararası
alanda koruma alanı bulunan markaların
korunması aynı zamanda Paris Sözleşmesi
olarak tanımlanan 1883 yılından beri uygulana gelen Sınai hakları koruyan temel
metinlerden birisidir.
Günümüzde, perakende satışa konu
edilen bu tür ürünlerin “taklit” ürün olup
olmadığı, lisans sahibinin, satışa arzedilen
ürün yönünden, lisanlı ürününü kullanmaya muvafakat edip etmediği önem
taşımaktadır. Ürün yönünden, satışa arz
edilen üründe kullanılan takım logosunun,
ilgili kişi/kuruştan izin alınması suretiyle
satışının yapılması gerekmektedir.
Aksi halde satıcının elindeki ürünün toplatılması, ürünlere el konulması söz konusu
olabilecektir. Satışa arz edilen ürünlerin
faturaları ve irsaliyeleri mevcut olacağından, taklit ürün satılması yönünden
perakende satıcısına yasal sorumluluk
yüklenemeyecektir. Ancak bu husus, ürünün raflardan ve depolardan toplanmasına
engel olmayacaktır.
Belirtilen şekilde bir sorunla karşılaşılmaması için öncelikle satın alma prosedürüne, satın alınan üründe kullanılan, başka
kişi/kuruluşlara ait olan, olduğu bilinmesi
gerekenler ürünler için, lisans kullanım
izin/onayının aranması, mümkünse bir
örneğinin talep edilerek, satın alma dosyasına konulması daha yararlı olacaktır.
Bu suretle nihai satıcı konumunda olan
perakende satıcıları, lisans sahibi olan kişi/
kuruluşları da korumuş olacaklardır. Bu
uygulama ayın zamanda haksız kazanç
sağlamalarına da engel olunacaktır.
59
perder
röportaj
Sedat Tahir’den yenilikçi
ürünler
FMCG sektörünün köklü markalarından Sedat Tahir, çeyrek aşırı aşkın süredir tüketicilerin hayatını kolaylaştıran yenilikçi ürünleri market raflarıyla buluşturuyor
Sedat Tahir, COOK markası adı altında streç film, alüminyum folyo, buzdolabı poşetleri, buz torbası, fırın torbası, yağlı pişirme kağıdı, kokulu/kokusuz büzgülü çöp torbası çeşitleri, sanayi ve ev tipi çöp torbaları çeşitlerimiz ile toplamda 7 farklı ürün kategorisinde hizmet veriyor. Ayrıca COOK Desenli Streç
Film, mikrodalgada kullanım amaçlı tasarlanmış yüksek ısılara dayanabilen COOK Mikrodalga Streç
Film, yine Türkiye’de bir ilk olan ve patentli kutusu sayesinde streç filmin ucunun içeriye kaçmasını
engelleyen COOK Bas & Kes Streç Film, firmanın yenilikçi ürünleri arasında. MEST ve ASTRA markaları
ise firmanın farklı tüketici segmentlerine hitap eden, fiyat odaklı olan tüketicilire yönelik markaları.
Önümüzdeki yıl yeni fabrikasına taşınmaya hazırlanan firmadaki gelişmeleri Cook –Sedat Tahir A.Ş.
Strateji ve İş Geliştirme Koordinatörü Gökhan Tiritoğlu ile konuştuk
Üretim kapasitesi, üretim alanı ve
çalışan sayısı olarak Sedat Tahir’in
bugün geldiği nokta hakkında bilgi
verir misiniz?
Üretime 1988 yılında Ostim’de başladık,
2010 yılında üretim tesislerimizi Ankara
Sanayi Odası 1.Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 10 bin metrekare kapalı alana
taşıdık. Şu anki alanımızın yaklaşık iki katı
kapasitesinde olan yine 1.Organize Sanayi
Bölgesi’nde yeni bir fabrika yatırımı
yaptık, 2014 yılında oraya
taşınacağız. Bugün, 300
personelimiz ile
yıllık 5 bin
60
tonluk kapasite ile çalışıyoruz. 6 kendi
markamız da dâhil olmak üzere Türkiye’nin ve dünyanın en önemli firmalarıyla
40’tan fazla markanın üretimini gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz.
Üretim kapasitemizi, makine parkurumuzu genişleterek her geçen gün daha da
arttırıyoruz, yeni teknoloji ve otomasyona
yönelik yatırımlar ile orta ve uzun vadede
üretim maliyetlerinin düşürülmesi için
çalışmalar yürütüyoruz.
Sedat
Tahir’in
sektöre
kazandırdığı yenilikler
ve ilklerden
bahseder
misiniz?
Gökhan TİRİTOĞLU
1984 yılında
ülke olarak serbest ticaret düzenine
geçtikten sonra, Sedat Tahir A.Ş. olarak
Türkiye’ye aralarında fırın torbasının da
olduğu çeşitli ürünlerin ithalatını gerçekleştirmeye başladık. Türkiye’ye ilk fırın
torbasını bitmiş ürün olarak İngiltere’den
ithal ettik. Daha sonra o
perder
röportaj
zamanki gümrük vergilerinin çok yüksek
olması nedeniyle ürünün içini dışarıdan
alıp paketlemeyi burada yapmaya karar
verdik. Ürüne olan talebin hızla artması ile
de beraber ürünün tamamen Türkiye’de
üretimine başladık. COOK ’da fırın torbası
ürününe marka olarak bu aşamada ortaya
çıktı. İlerleyen süre zarfında kategoriyi tamamlayıcı ürünler olan, alüminyum folyo
ve yağlı pişirme kağıdı üretimine başladık.
Son olarak da buzdolabı poşetleri, buz
torbası ve çöp torbalarını ürün portföyümüze ekledik.
Böylece 1985 yılında yanmaz fırın torbası,
1987 yılında streç film, 1997 yılında yağlı
pişirme kağıdı, 2013 yılında doğada çözünür streç film ürünleriyle Türkiye ilk kez
COOK markası sayesinde tanışmış oldu.
Mikro organizmaların
tüketimi ile de “COOK
Doğada Çözünür
Streç Film” 2 yıl gibi
çok kısa bir sürede
doğada çözünmesini
tamamlamış oluyor.
Standart streç filmlerin tüm özelliklerine ve hatta daha
fazlasına sahip olan
bu ürünü her türlü gıdanın
doğrudan teması veya saklanmasında
güvenle kullanabilirsiniz. Buzdolabı veya
derin dondurucunuz içerisinde saklama
amaçlı ve mikrodalga fırın içerisinde ısıtma işlemlerinde kullanmanızda da hiçbir
sakınca yoktur.
Çevre dostu özellikleriyle ön plana çıkan yeni ürün “Cook Doğada
Çözünür Streç Film” hakkında bilgi
alabilir miyiz?
Bundan sonrası için çevre ile daha
uyumlu ürünler konusunda ne düşünüyorsunuz, bu konuda yeni çalışmalarınız olacak mı?
Bahsetmiş olduğunuz gibi geçtiğimiz ay
uzun süredir üzerinde çalıştığımız yeni
bir ürünü tanıttık. Doğada çözünür ürün
olarak çöp torbaları üretiyorduk, ancak
olayı daha da ileriye taşımak istedik. Bu
sebepten dolayı Türkiye’de bir ilke daha
imza attık doğada çözünür özelliğe sahip
ilk streç filmi ürettik.
Günlük hayatımıza giren birçok plastik
gibi normal streç filmin doğaya bırakıldığı
andan itibaren çözünmesi uzun yıllar alabiliyor. Yeni COOK Doğada Çözünür Streç
Film ise 2 yıl içerisinde doğada tamamen
yok oluyor. 2 yıl içerisinde gerçekleşen bu
çözünme, doğanın yapısında bulunan dal
ve samanın çözünme süresinden bile daha
kısa.
Streç filmin üretim formülünü değiştirerek
içerisine doğada çözünmesini sağlayan
katkı maddesi ekliyoruz. Bu katkı maddesi,
streç filmi toprakta bulunan mikro organizmaların besin kaynağı olarak kullanabileceği bir yapıya indirgiyor.
COOK markamız ile insan sağlığına ve
çevreye dost olan yeni ürünlere yönelik AR-GE çalışmalarımızı yoğun olarak
sürdürerek yeniliklerin markası olmaya
devam edeceğiz.
Sedat Tahir’in sosyal sorumluluk çalışmalarıyla ilgili bilgi alabilir miyiz?
Başta çevre, eğitim ve sosyal yardımlar
olmak üzere toplumun gelişimi için ihtiyaç duyulan birçok alanda, hem kurumsal
yapımızla hem de çalışanlarımızın gönüllü
katkılarıyla toplumsal duyarlılık bilincinin
yaygınlaşması için projeler yürütmekteyiz.
Çöp torbası kullanımı Türkiye’de henüz
maalesef oturmadı. Market poşetini çöp
torbası olarak görüyor ve evlerde kullanıyoruz. Çöplerimizi ayırmıyoruz, bu da geri
dönüşümü sağlanacak ürünlerin çok zor
ayrıştırılmasına sebebiyet veriyor. Tüketici
bilinçlenmesini sağlamak için her sene bu
alanda sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiriyoruz. Her sene Haziran ayında dünya çevre gününde Mogan gölünü çeşitli
ilköğretim okulu gönüllüleri ile beraber
olarak
temizliyoruz.
Bilgilendirme broşürleri ve
ücretsiz çöp torbası dağıtarak ziyaretçilere
bilgiler veriyoruz.
Ayrıca engelli çocukların daha temiz ve
sağlıklı ortamda yaşamalarına destek
olmak adına bir okulumuzun yemekhane
ve mutfağını yeniledik. Kanserli Çocuklar Umut Vakfı tarafından hazırlanan
İstanbul’da tedavi olan hasta çocuklar ve
ailelerine konaklama hizmeti veren ¨Aile
Evi¨ etkinliğine destek verdik.
Sedat Tahir ailesi olarak, içinde yaşadığımız toplum, çalışanlarımız, tedarikçilerimiz ve hizmet sunduğumuz müşterilerimiz için değer yaratan iyi bir kurumsal
vatandaş olma hedefiyle sosyal sorumluluk faaliyetlerine devam etmekteyiz.
İhracatta önemli bir başarınız var.
Bundan ve ihracatla ilgili geleceğe
dair hedeflerden bahseder misiniz?-
Şu anda Almanya, Fransa, İtalya, Rusya,
Hollanda, Polonya, Yunanistan, Şili, Güney
Afrika, Bulgaristan, Slovenya, İsrail, başta
olmak üzere 30’un üzerinde ülkeye ihracatlarımız mevcut. 2013 yılında toplam
ciromuzu yüzde 35 büyüterek yüzde 40’ını
ihracattan gerçekleştirme hedefimiz var.
61
perder
teknoloji
CMT’den yeni el terminali
CMT’nin sunduğu Ares MT7100 El Terminali, zorlu senaryolar için en uygun çözüm
olmayı hedefliyor
Ares’te Marvell PXA320 (806 MHz) işlemcisinin, merkezi uygulamaların talepleri göz
önüne alınarak 512 MB RAM ve 1 GB ROM
ile güçlendirildiğini görüyoruz. Yazılım
konusunda da her türlü endüstriyel yazılım çözümleri için rahat ve sorunsuz bir
platform olması adına Microsoft Windows
CE 5.0 ve Microsoft Windows Embedded
Handheld 6.5 işletim sistemi seçenekleri
sunulmuş. Dünya devi Honeywell tarafından üretilen okuyucu ünitesi sayesinde
1D ve 2D tüm barkodları hızlı ve sorunsuz
okuyor. Ama sadece okuyucu ile yetinmeyenler, kayıt da almak isteyenler içim
3 MP kamerası, ortam fotoğraflama ve
uygulama kaydı oluşturmada başka bir
üniteye gerek bırakmamış. İşlerinde ileri
teknolojinin uçlarında gezmeyi bilenler
için RFID modülü, HF çözüm seçeneği ile
opsiyonel olarak Ares’e dahil edilmiş. İş
yeri ve saha senaryoları için de hazırlıklı
olan Ares’de WiFi ve BlueTooth iletişimi
standart. Saha kullanıcıları içinse GPS ve
3G bağlantı opsiyonel olarak geliyor. Sadece 363 gr ağırlığında ve 36 mm inceliğinde
olmasına karşın Ares, cüssesinden beklenmeyecek bir dayanıklılığa sahip.
Aymaksan’dan özel çözümler
Aymaksan ürün portföyünü perakendecilere sunduğu özel çözümlerle geliştiriyor
Aymaksan yeni ürünü krom yer bariyerini
market ve mağazaların kullanımına sundu.
Dolap, reyon, vitrin ve kasaları muhafaza
eden ürün, plastik tapa ve haraketli köşe
dönüşlerine sahip. Ürünün diğer özellikleri arasında paslanmaz boru ön plana
çıkarken ayrıca isteğe bağlı soğuk oda ve
paneller için hijen ve uzun ömürlü plastik
ayaklar bulunuyor. Ürün şık ve hijyenik,
özel bir bariyer tasarımıyla pazara sunul-
du. Aymaksan’in diğer bir yeni yeni ürünü
paslanmaz kalın köşe bariyeri kalitesiyle
mağaza giriş , çıkış ve depo kapılarını
muhafaza ediyor. Paslanmaz kalın köşe
bariyeri darbe emici poliamid destekli
olmasıyla dikkat çekiyor. Paslanmaz ve
hijyenik malzemeden imal edilen ürün
ayrıca kullanım kolaylığı sağlayan özel
köşeli tasarıma sahip,
Eurometall’den yeni ürün
Eurometall’in sektöre sunduğu Bagomat ile marketler poşet konusunda daha verimli
çalışıyor
Bagomat’tan önce, reyona veya rafa çakılan
çivilere asılmış şekilde ya da rulo sistemlerle
yapılan poşet sunumu ve bu poşetleri göz
kararı miktarlarda alarak tüketmek artık
tarih oluyor; bu sistemlerin yerini Bagomat
alıyor. Böylece hem kasa çıkışları hem
de meyve sebze reyonlarında Bagomat’ın
sağladığı avantaj ve katkılar yatırımcı ve
tüketicilere aynı anda sunulmuş oluyor.
Yeni dönemde özellikle manav reyonları-
62
nın yenilenmesini tamamlayan özelliği ile
Bagomat özel konumunu pekiştirmiş oldu.
Marketlerin sebze ve meyve reyonlarındaki
karlılığının diğer ürünlere kıyasla nispeten
daha iyi olması sebebiyle, bu reyonlar daha
büyük ve modern tasarımlarla ve artan ürün
çeşitliliği ile tüketicinin karşısına çıkıyor ve
bu da Bagomat’ın işlevselliğini ve yarattığı
katma değeri yeniden gözler önüne seriyor.
63
perder
serbest köşe
2013 değerlendirme,
2014 planlama
Çin’deki ekonomik daralma herkesi etkiledi. Özellikle bazı aylardaki nakit dar boğaz
önlemler alınmasına sebep oldu.
Yatırımlar tabii ki durmadı 2013’te aynı
şekilde 2014’de de durmayacak. Özellikle
yerel perakendedeki %15’in üzerindeki
büyüme umut verici olmasına rağmen
önceki yıllara göre daha az büyümesi gelecek yılların daha zor geçeceği sinyallerini
verdi.
Şimdi gelelim inovasyon-yenileşime.
Gelecekte en çok intiyacımız olan şeydir,farklılık. Herkes işletmelerinde farklı şeyler
yapıyordur,lakin bu farklılığın da farklısını,yetmeyip sürdürülebilir olunmalıdır.
oldu. Nasıl mı,neler de mi değişim yapılmalı isterseniz biraz değineyim. Neler
değişiyor perakende de, müşteri, sektör,
yasalar, personel ve her şey.. Evet her şey
değişiyor. Peki nereden başlamalı yine
klasik bir cevap olacak ama heryerden
başlamalı. Toplam kalite yani. Öncelikle
kendimizden yani yönetim kurulundan
başlamalı değişime. Sonra mı personel ve
tabii ki eş zaman da diğerleri değişmeli.
Peki bu değişimi ne kadar zamanda
yapmalı veya ne zamana kadar yapmalı!
Her daim desem herhalde tam anlaşılacaktır. Yani değişimi gelişim olduğu her
an yapılmalıdır. Gelişim de hep olduğuna
göre değişim de hep olmalı.
Konferanslara katılmak mı?
Bu çok kolay mı?
Gurbet ALTAY
Genel Koordinatör
2014 yılı belki 2013’den daha zor olacak. Neden mi? Dünyadaki değişimin
hızı ve insanoğlunun doyumsuzluğu.
Özellikle perakendedeki gelişme her
geçen gün değişim hissedilmektedir.
Burada yenilikleri önceden yakalayabilen ayakta kalacaktır.
Her yıl birçok değerlendirmeler yapılarak
yeni yıl hazırlığı yapılır. 2012 yılında 2013
yılı çok zor geçecek aman dikkat diyerek
planlar yaparız. 2013 yılında da yine aynı
şey 2014 zor bir yıl olacak ama dikkat demeye devam ediyoruz. Demek ki bundan
sonraki yıllar çok da kolay olmayacak.
Peki ne zamana kadar bu zorluklar devam
edecek?
Ne yapmalı da bu zor yılları kolaylaştıracağız?
Perakende de yıllar nasıl kolay geçer?
Tüm bunların cevabı belli esasen,inovasyon yani Türk Dil Kurumunun değimi ile
Yenileşim yapılmalıdır.
2013 yılı genel anlamda ilk çeyreğinde
yumuşak bir geçiş olmasına rağmen son
çeyreğe doğru tüm dünyada genel kriz ki
64
Hem evet hem de hayır tabii ki!
Nasıl ki her gün güneş yeniden doğuyor,her gün hücreler kendini yenilemektedir.
Biz de kendimizi her zaman her daim
yenilemeliyiz.Bu perakende de daha da
hızlı olmalıdır. Müşteri istekleri her zaman
değişmekte ve algıyı yönetmek çok da
kolay değildir. 2013 yılındaki dünyadaki
değişim her sektörde hissedilmiş olup,özellikle yabancı yatırımcılar açısında da
temkinli bir yıl olmuştur.
2013 yılındaki Gümrük ve Ticaret bakanlığının perakende yasa taslağıyla ilgili
tüm tarafları toplayarak görüş alışverişinde bulunuş olup,taslak önerilerini tüm
taraflara açmıştır. Bizler TPF olarak da ger
platformda önerilerimizi dile getirdik.2014
yılı perakende yasasının çıkması genel
ticaret ve istihdamda üçüncü büyük sektör
olan perakende sektörü açısından verimli
olacağını düşünmekteyiz.
2014 yılı belki olağan şeyleri söyleyeceğim ama 2013’den daha zor olacak.
Neden mi? Dünyadaki değişimin hızı ve
insanoğlunun doyumsuzluğu. Özellikle
perakendedeki gelişme her geçen gün değişim hissedilmektedir. Burada yenilikleri
önceden yakalayabilen ayakta kalacaktır.
Diğerleri mi diğerleriydi olacaktır.
Perakende de her yönüyle değişim şart
Yeni teknolojileri görmek ve kendimize
uygun olanı kullanmak mı?
İnsan - müşteri algısının nasıl değiştiğini
gözlemlemek mi?
Yeni nesil neler istiyor bilmek mi?
Gördüğünüz gibi her şey değişiyor
gelişiyor ve gelecekte var olabilmek için
ise bizlerinde her şeye dokunmamız
gerekmektedir. En iyi olmak için en iyileri
bilmek gerekmektedir.En iyileri bilmek için
ise ataların değimiyle;
“çok gezen mi,çok okuyan mı bilir!”
Sözünde olduğu gibi ,çok okuyup çok
gezmek gerekmektedir.
Bizler perakendeciler olarak 2014 yılında
öncelikle kendimizde yenileşimi - inovasyonu yapmalıyız. Sonra şirketimizde
yeniliklere açık ve uygulayıcı olmalıyız.
Tüm bunların ortak paydası da;
“gelişim sürekli ise değişim de sürekli
olmalıdır.” Olgusudur.
2014 yılında perakende yasası beklentileri
perakendecilik mesleğine ilgiyi daha da
artıracaktır. Gerek istihdamdaki nitelikli
personel sorununun masaya yatırılması,gerekse perakendecilik sektörünün disipline edilmesi daha perakende de çok uzun
yolumuzun olduğunu göstermektedir.
65
perder
haberler
Altunbilekler engellileri
ağırladı
Altunbilekler, Uluslararası Engelliler Derneği’ne ev sahipliği yaptı
Ankara’da engelli istihdamı konusunda Uluslararası Engelliler Derneği ile sürekli işbirliği
içerisinde olan Altunbilekler, bu yıl 3’üncü defa
Dünya Engelliler Günü’nde dernek etkinliğine
ev sahipliği yaptı. Anıtkabir ziyaretinin ardından Şaşmaz Altunbilek Sofrası’nda düzenlenen etkinliğe Uluslararası Engelliler Derneği
yöneticileri, öğretmenleri, engelli vatandaşlar
ve aileleri, Altunbilekler yöneticileri katıldı.
Dernek Başkanı İsmet Türker ve Altunbilekler
Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altunbilek,
yaptıkları konuşmalarda engellilik olgusuna,
yapılan çalışmalara ve daha fazla neler yapılabileceğine dikkat çekti.
Geçen yıl 3 Aralık’ta Uluslararası Engelliler
Derneği ile ortaklaşa hayata geçirilen “Benim
Çantam Umut Dolu” projesi kapsamında üretilen geri dönüşümlü çantaların satışından elde edilen gelirin derneğe bağışlandığını açıklayan Mustafa Altunbilek, engelli istihdamı
konusunda şirket imkanlarını geliştirmeye ve desteğe devam edeceklerini dile getirdi.
PERDER üyeleri eğitimde
Bursa PERDER’in Çanakkale’deki üye firmalarının çalışanları “mağaza yönetimi eğitimi”nde bir araya geldiler
Uzman Eğitimci Yazar Sinan Asılyazıcı, Bursa
PERDER’in Çanakkale’de faaliyet gösteren
üyelerine yönelik olarak “Mağaza Kendini Ele
Verir, 4x4 Kasiyer, Satmak İçin Almak” başlıkları altında eğitim verdi. Çanakkale Ticaret
ve Sanayi Odası Kongre ve Fuar Merkezi’nde
üç gün eğitim veren Uzman Eğitimci Sinan
Asılyazıcı; “Mağaza Kendini Ele Verir” başlığı
altında mağazalarda müşteri beklentileri
ve bu beklentileri karşılamak için yapılması
gereken önemli noktaların yanı sıra merchandising uygulamaları, tanzim–teşhir
standartlarını aktardı. Asılyazıcı, eğitimlerin
ikinci gününde “4x4 Kasiyer”, son gününde
ise “Satmak İçin Almak” başlıklı eğitim verdi.
Bursa PERDER Başkanı Haşim Kılıç, “Uluslararası firmalarla yaşanan rekabette ihtiyaç
duyulan bilgiye ulaşma noktasında Bursa
PERDER olarak, üyelerimize ve üyelerimizin
personellerine gerekli seminerleri ve eğitim
programlarını sunmaya hassasiyet gösteriyoruz. İlerleyen zamanda farklı konu başlıklar altında yeni seminerleri ve eğitim programlarını üyelerimize kazandırmaya devam
edeceğiz. Bu eğitimlerle amacımız, yerel perakendeci üyelerimizi sektörde çağın gerisinde kalmamasını sağlayarak, uluslararası
firmalarla aynı şartlarda rekabet edebilir düzeye getirmek” şeklinde konuştu.
66
perder
haberler
PERDER’den Bozbey’e ziyaret
Bursa PERDER Yönetim Kurulu Üyeleri, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i
makamında ziyaret etti
sahibi olmuş pek çok ismi ve
bürokratı bu önemli zirvede
kentimizde ağırlayacağız.
Kentin ve 2013 perakende
organizasyonlarının son
ayağı olan Uludağ Perakende Zirvesi, gerek Bursa’nın
vizyonu noktasında gerekse
de Bursa ekonomisi ve
perakendesine önemli katkı
sağlayacak” dedi.
Nilüfer Belediye Başkanı
Mustafa Bozbey’i ziyaret
eden Bursa PERDER üyeleri,
25-26 Aralık tarihlerinde
Türkiye Perakendeciler
Federasyonu tarafından
düzenlenen ‘Perakende
Konferansı”na ev sahipliği
yapacaklarını belirttiler. Bursa PERDER Başkanı Haşim
Kılıç, Türkiye’nin dört bir
yanından perakende sektörünün önemli temsilcilerinin
katılacağı organizasyonda
Nilüfer Belediyesi’nden de
destek istedi.
Bursa ekonomisinin ve yerel
marketler zincirlerinin geleceği için önemli adımların
atılacağını vurgulayan Başkan Haşim
Kılıç, “Türkiye genelinde faaliyet gösteren
perakende sektörünün önemli temsilcilerinin yanı sıra Türkiye ekonomisinde söz
Nilüfer Belediye Başkanı
Mustafa Bozbey ise, zirvenin Bursa’nın vizyonu ve
ekonomisi adına önemli bir
organizasyon olduğunu işaret ederek, “Nilüfer Belediyesi olarak Bursa PERDER’e
gereken desteği vererek dev
zirvede yalnız bırakmayacağız” şeklinde
konuştu.
Düzgün ile yola devam
Doğu Anadolu PERDER Başkanlığına Ömer Düzgün yeniden seçildi
Doğu Anadolu PERDER 2. Olağan Genel
Kurulu yapıldı. Ömer Düzgün, oy birliğiyle yeniden başkan seçildi. Başkan Ömer
Düzgün, “Yapılan genel kurulda arkadaşlarımız bize teveccüh edip yeniden yönetime seçtiler. Güvenlerinden ötürü hepsine
teşekkür ediyorum. Onların bu teveccühüne layık olmak için elimizden geleni
yapacağımıza kimsenin kuşkusu olmasın”
dedi. Düzgün yeni dönemde yapacakları
çalışmalarla ilgili olarak da bilgiler vererek
derneğin misyonuna uygun faaliyetler
gerçekleştirmeyi amaçladıklarını belirtti.
Federasyon ve dernek olarak amaçlarının
üretici ile perakendeciyi ve tüketiciyi buluşturmak olduğuna dikkat çeken Düzgün,
“Dernek olarak bölgedeki yerel perakendecinin sorunlarını gündeme getirip çözüm
arıyoruz. Şu anda hükümet nezdinde
yaptığımız görüşmelerimiz sonuç vermeye
başladı. Yasa taslağı hazırlandı ve bizlere
sunuldu. Perakendeciliği düzenleyen
yasayla ilgili taslak metin üzerinde çalışıp,
eksik gördüğümüz kısımların eklenmesine, yanlış gördüklerimizin düzeltilmesine
gayret sarf edeceğiz. Ayrıca yeni dönemde
ulusal ve uluslar arası bir çok etkinliğe
şehrimizin ve bölgemizin ev sahipliği yapması konusunda projelerimiz var. Sektör
çalışanlarının eğitimini çok önemsiyoruz,
yeni dönemde bununla ilgili olarak da
çalışmalar gerçekleştireceğiz” dedi.
67
perder
haberler
PERDER üyeleri eğitimde
Ege PERDER, eğitim çalışmalarına devam ediyor
Ege PERDER, 2013 – 2014
başladı. Ekonomi Üniversitesi Peile ortaklaşa sürdürülen projenin
başladı. İzmir Kaya Thermal
di. Toplam 130 kasiyerin katıldığı
Bölümü eğitmenlerinden Berrin
Ege Üniversitesi İletişim FaGaye Özdemir tarafından verilen
Üniversitesi Perakende Mağaza‘Uzaktan Eğitim Sertifika PrograPERDER çalışanlarına yönelik
saatlerde, evde bilgisayar
eğitimde başarılı olanlara sertifakat vakit sorunu nedeniyle
tüm çalışanlar bu programdan
dönemi eğitim çalışmalarına hızlı
rakende Mağazacılık Yüksekokulu
ilk ayağı kasiyer eğitimleri ile
Otel’de “4x4 Kasiyer Eğitimi” verileğitimi Perakende Mağazacılık
Yangınözü verdi.
kültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.
eğitime ilgi yoğundu. Ekonomi
cılık bölümü tarafından
mı’ ile ilgili bir sunum yapıldı. Ege
programda, önceden belirlenen
başında, online olarak verilecek
fika verilecek. Sektörde çalışan
eğitim alamayan lise mevzunu
yararlanabilecek.
İstanbul PERDER
engellileri unutmadı
İstanbul PERDER Yönetim Kurulu Üyeleri, Dünya Engelliler Günü dolayısıyla Türkiye
Omurilik Felçlileri Derneği’ne bağlı Hüsnü Bakım Ayık Merkezi’ni ziyaret etti
Kurulduğu günden bu yana sosyal ve
toplumsal konulara karşı duyarlı bir
yaklaşım sergileyen İstanbul PERDER,
bu kez Dünya Engelliler Günü dolayısıyla
Türkiye Omurilik Felçlileri
Derneği(TOFD) bünyesindeki Hüsnü Bakım Ayık
Merkezi’ni ziyaret etti.
TOFD Başkanı Ramazan
Baş, ziyaret kapsamında
İstanbul PERDER Yönetim
Kurulu Üyelerine bakım
merkezi hakkında detaylı
bilgi aktardı. Baş, “Bakım
merkezi; ağır engelli,
bakıma muhtaç, bakacak
kimsesi olmayan omurilik
felçlilerine hizmet vermek
üzere, Gürpınar’da 24 engellinin kalabileceği tam
zamanlı bir merkez olarak
2008 yılında kuruldu.
Doktor, psikolog, hemşire, sosyal hizmet
uzmanı ve özürlüye bakım konusunda
yeterli deneyime sahip personelin görev
aldığı bakım evinde, öncelikli olarak
kişilerin barınmaları ve sosyal hayata
dahil olmaları sağlanmaktadır. Aslında
bu tür bakım evlerine çok fazla ihti-
68
yaç var. Binlerce engelli vatandaşımız,
sığınıcak bir evi olmadığı için sokakta
kalıyor ve hayatını kaybediyor. Kurulduğu günden bu güne kadar üzerinden 5 yıl
geçti. Bu 5 yıl içinde bakım merkezimizin
ihtyaçlarını gerek belediyeden aldığımız
destek, gerekse bağış yapan insanların
yardımıyla karşıladık. Ama şu anda bu
bakım merkezinde kalan arkadaşlarımızın ihtiyaçlarını ve merkezin ekskliklerini
gidermekte çok zorlanıyoruz. Bunun için
bu zamana kadar bizden desteklerini
esirgemeyen çok değerli siz işadamlarımızdan ve PERDER’den destek istiyoruz.
İstanbul PERDER Başkanı
İhsan Biçen, konuşmasına tüm engellilerin Dünya
Engelliler Günü’nü kutlayarak
başladı. İstanbul PERDER
olarak, her zaman engellilerin
yanında olduklarını belirten
Biçen, bundan sonra da hep
beraber olaklarını söyledi.
Biçen, “Engelli arkadaşlarımız tarafından üretilen bez
poşet projesinde, mavi kapak
toplayarak akülü tekerlekli
sandalye alımında, engelli
arkadaşlarımız tarafından
sahnelen gösterilere gerek
izleyici olarak gerekse maddi
destekçi olarak elimizden geleni yapmaya çalışacağız. Hiçbir zaman azminizden
vazgeçmediğiniz için sizleri de ayrıca
kutluyorum” dedi.
Ziyaretin ardından Hüsnü Bakım Ayık
Merkezi gezisi yapıldı.
perder
haberler
KAÇUV Aile Evi’ne ziyaret
İstanbul PERDER Yönetim Kurulu Üyeleri, kanserli çocukların ve ailelerinin rahat konaklaması için hizmet veren Aile Evi’ni ziyaret etti
Kanser tedavisi için kent dışından gelen
çocukların ailelerinin konakladığı KUÇUV
Aile Evi, yardımseverlerin desteğiyle
ayakta kalıyor. 4 ay önce KAÇUV Aile
Evi’nin tüm gıda ihtiyaçlarını karşılamaya
başlayan İstanbul PERDER, Aile Evi’ni
ziyaret etti.
KAÇUV Genel Sekreteri Gözde Kaymaz,
“Ülkemizde kanser konusunda bilinç ve
doktora ulaşım kolaylaştı. Bu da tedavi
başarısını yıllar içinde yükseltti. Aile Evi;
İstanbul dışından gelen, kanser tedavisi
görmek için devlet hastanelerinde yatan
ve maddi imkânları yeterli olmayan çocuk
ve ailelerine, tedavi sırasında ücretsiz
konaklama imkanı sunuyor. Şu anda bu
evlere o kadar çok ihtiyaç var ki. Çünkü,
her geçen gün bu hastalık artıyor. Maddi
imkanı olmayan aileler çocuklarını tedavi
ettirebilmek için hastane kapılarında
sefil oluyorlar. Daha fazla destek olmak,
yardım elimizi daha çok aileye uzatabilmek için bir tane de Anadolu yakasın-
da aile evi açmak istiyoruz.
Bunun için bir belediye ile
görüşmeler içindeyiz. Umarım bize bu imkanı tanırlar
ve bizler de ihtiyaç sahibi
daha çok aileye yardım elimizi uzatmış oluruz” dedi.
Ailelere geçmiş olsun
dileklerini ileten İstanbul
PERDER Başkanı İhsan
Biçen, “Sizlerin bu ailelere
vermiş olduğunuz destek
çok önemli. Moral gerektiren
bir tedavi süreci var. Siz de
onlara bu imkanı sağlıyorsunuz. Bunun için sizlere
teşekkür ederiz. İstanbul
PERDER olarak bizler elimizden geldiği kadar yardıma
hazırız. Her ay sizin talepleriniz doğrultusunda gıda ihtiyaçlarını karşılamaya
devam edeceğiz” dedi.
Ziyaret sonunda KAÇUV Genel Sekreteri
Gözde Kaymaz, İstanbul PERDER Başkanı
İhsan Biçen’e desteklerin dolayı teşekkür
plaketi verdi ve Aile Evi’ni gezdirdi.
Kaya, yeniden Başkan
Konya PERDER Olağan Genel Kurulu’nda Ali Kaya yeniden başkanlığa seçildi
Konya PERDER Olağan Genel Kurul’u
Dedeman Otel’de gerçekleşti. Tek liste ile
gidilen seçimlerde başkanlığa yeniden Ali
Kaya seçildi.
PERDER’in bu anlamda hazırladığı en
büyük ve ilk kurs. Kursta 120 saat ambalaj
ve paketleme, 40 saat örgütsel iletişim, 80
saat iş ve sosyal hayatta iletişim, 40 saat
sosyal hayatta iletişim ve 152 saat reyon
görevlisi eğitimi dersleri verilecek.”
Yönetim Kurulu olarak en önemli icraatlarının perakende sektöründeki istihdam açığını ortadan kaldırmak için attıkları adım
olduğunu belirten Kaya; bu kapsamda PERDER, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Milli
Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa kapsamlı bir
meslek edindirme protokolu imzalayarak
kurs düzenlediklerini söyledi.
Sektörlerin en büyük ihtiyacı olan kalifiye
eleman sorunu tamamen çözmeyi planladıklarını belirten Kaya şunları söyledi: “Konya’nın istihdam açığı rakamlarını aşağılara
çekmek için yapılan kapsamlı iş garantili
kurslardan birini açtık. Düzenlediğimiz
bu kurslarla sektörün daha kaliteli olması
açısından ilerleme sağladık. Ocak ayına
kadar devam edecek olan bu kurs Konya
69
perder
haberler
Teknik kadro buluştu
İstanbul Market Ekipman ve Teknolojileri Konferansı, İstanbul ByOtell’de
gerçekleştirildi
Ortakalan Sektörel Yayıncılık Ltd Şti, market ekipmanları sektöründeki eşsiz deneyimini 2013 yılı boyunca yerel perakende
de öne çıkan dört şehirde perakendecilerle
paylaşmak için, Türkiye Perakendeciler
Federasyonu’nun desteği ve Perakende
Ekipman ve Teknolojileri Bilgi Platformu’nun katkıları ile Türkiye’nin ilk Market
Ekipman ve Teknolojileri Konferans dizisini
gerçekleştirdi.
Market Ekipman ve Teknolojileri Konferansı dizisinin 2013 finali ise 14 Kasım
Perşembe günü İstanbul ByOtell’de sahne
aldı.
Gün boyunca
139 kişinin giriş
yaptığı İstanbul
Market Ekipman
ve Teknolojileri Konferansı,
12’şer dakika ile
dikkati dağıtmayacak şekilde
gerçekleştirilen
sunumları ve
hem salonda
hem fuayede
konuların tartışıldığı interaktif
formatıyla
katılımcıların
“Market Ekipmanları ve Teknolojileri” konusuna odaklandığı
ve bilgilerini tazelediği bir organizasyon
oldu.
İstanbul PERDER’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen Market Ekipmanları ve Teknolojileri Konferansları’nın dördüncüsünde
İstanbul’daki zincir marketlerin üst düzey
yöneticileri, bilgi işlem ve otomasyon
yöneticileri, teknik müdürler ve teknik
satınalmacılar izleyici grubunu oluşturdu.
Diğer katılımcı grup ise market ekipman
ve teknolojileri üreticisi ya da tedarikçisi
firmaların üst düzey yöneticileriydi.
İstanbul PERDER Yönetim Kurulu Üyesi
İhsan Korkmaz’ın açılış konuşması ile
start alan konferansta satış destekleme
sistemlerinin doğru kullanımı, aydınlatmada LED teknolojisinin ayrıntıları, başta
sosyal medya olmak üzere perakendede
geleceğe yön verecek pazarlama ve satış
teknikleri, plastik kart sistemlerindeki yeni
uygulama alanları, soğutma sistemlerinde
enerji verimliliği ve yöneticiler için bilimsel
Teknik Kadro Buluşuyor sloganı ile
düzenlenen konferansların ilki 24 Ocak
tarihinde Bursa Hilton’da gerçekleştirilmiş,
sonrasında 21 Mart’ta Kayseri Hilton’da
ve 6 Haziran’da Ankara Ramada Otel’de
konferanslara devam edilmişti.
sunum teknikleri konularında sunumlar
gerçekleşti.
Konferans sonunda sunumları dikkatle
dinleyen ve sunumlarla ilgili soruları en
hızlı cevaplandıran 7 market zincirine
Sinan Asılyazıcı’dan birer eğitim hediye
edildi. İstanbul Market Ekipman ve Teknolojileri Konferansı hep birlikte yenilen
akşam yemeği ile sona erdi.
Konferans dizisinin İstanbul etabı ve
önceki konferanslarla ilgili bilgi almak için
www.marketekipmanlarikonferansi.com
adresini ziyaret edebilirsiniz.
PERDER, Öztürk’ü ağırladı
Ankara PERDER üyeleri, Erdemler ev sahipliğinde bir araya geldiler
Perakende sektöründe uzun yıllar önemli ve üst
düzey görevler üstlenen Nurullah Öztürk, Ankara
PERDER üyeleri ile bir araya geldi. Erdemler ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda Öztürk, perakendenin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili görüşlerini
Ankara PERDER üyeleriyle paylaştı. Fırıncı Orhan
Eryaman tesislerinde gerçekleşen toplantıda Ankara PERDER Başkanı Mustafa Altunbilek, Perakende
Ticaretinin Düzenlenmesine Yönelik Yasa Taslağı
üzerinde Ankara Ticaret Odası tarafından yapılan
çalışmalar hakkında üyelere bilgi verdi.
Perakende ticaretinin geleceğine ilişkin öngörülerini paylaşan Nurullah Öztürk, PERDER üyelerine
son kitabı olan “Dünyayı Yöneten Güç: Ticaret ve
Perakende”yi hediye etti.
70
perder
yeni üye
YENİ ÜYELERİMİZ
BAYMAR AVM
Dernek: Karadeniz PERDER
Dernek: Çukurova PERDER
Market Adı: ANKAMAR Market
Market Adı: Baymar AVM
Şube Sayısı: 5
Şube Sayısı: 9
MERİŞ AVM
ALDA MARKET
Dernek: Çukurova PERDER
Dernek: Çukurova PERDER
Market Adı: Meriş AVM
Market Adı: ALDA Market
Şube Sayısı: 5
Şube Sayısı: 12
TÜRKİYE PERAKENDECİLER FEDERASYONU
HER GEÇEN GÜN BÜYÜYOR
Üye
Satış Noktası
Personel
370
3.590
64.447
m2
2.360.291
71
25 Aralık Çarşamba/Hilton Bursa Hotel
TÜRKİYE EKONOMİSİ
VE PERAKENDE YANSIMALARI
ANA SPONSORLAR
GALA YEMEĞİ SPONSORU
LEZZET SPONSORU
ULUSAL SPONSORLAR
72
BASIN SPONSORU
PROGRAM
Türkiye ekonomisi ve perakende yansımaları
11:00 - 11:20
Hoşgeldiniz
Haşim Kılıç/Bursa PERDER Başkanı
11:20 - 11:40
Yerel perakendecilerin yasal düzenlemeden bek lentileri
Selamet Aygün/TPF ( Türkiye Perakendeciler Federasyonu) Başkanı
11:40 - 12:00
Üretici firmaların yasal düzenlemeleri
Özer Matlı/Bursa Ticaret Borsası Başkanı
12:00 - 12:20
Organize perakendenin önemi
İbrahim Burkay/Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
12:20 - 12:40
Açılış konuşması
Ziya Altunyaldız/Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı
12:40 - 13:40
Öğle yemeği
13:40 - 14:00
Bir başarı hik ayesi: Twigy
Sinan Öncel/Ter teks Yönetim Kurulu Başkanı
14:00 - 14:20
Türk iye’de ve Dünya’da perakende sektöründe gelecek dönem
Özgür Yalta/Deloitte Türkiye Tüketim Endüstrisi Lideri
14:20 - 14:40
Gıda perakendeciliğinin geleceği
Hacı D. Beğendik/Beğendik İcra Kurulu Başkanı
14:40 - 15:10
Çay, kahve arası
15:10 - 17:10
Panel: Hedef 2023
Panel Başk anı:
Panelist:
Panelist:
Panelist:
Panelist:
19:00 - 23:00
BURSA
Celal Toprak/EGD Başkanı
Abdurrahman Yıldırım/Haber türk Gazetesi
İdris Çokal/Para Dergisi
Meliha Okur/Sabah Gazetesi
Sadi Özdemir/Hürriyet Gazetesi
Gala yemeği
İpek Koza Balo Salonu (Meşhur Tavacı Recep Usta)
73
Programdaki konuşmacılar ve konu başlıkları değişiklik gösterebilir
perder
üyelerimiz
Bahçeli Gıda’dan 5’inci şube
Karadeniz PERDER üyesi
Bahçeli Gıda, Karşıyaka
şubesini açtı
Bahçeli Gıda’nın yeni şube açılışına
Çorum Vali Yardımcısı Zülkarnin Öztürk de katıldı. Bahçeli Gıda Alışveriş
Merkezi Genel Müdürü Yücel Şen, 425
metrekare alanda 2 kasa, 10 çalışanı
ile faaliyet gösterdiklerini söyledi. Yeni mağazaları ve açılışa özel
kampanyalarından da bahseden Şen,
96 ayrı üründe kaçırılmaz indirimler
uyguladıklarını kaydetti.
KARADENİZ
PERDER
Çelikkayalar Bosna’da...
Konya PERDER üyesi Çelikkayalar, 10’uncu şubesini açtı
Çelikkayalar AVM, yeni şubesini Bosna Hersek
Mahallesi’nde açtı. Açılışa, Konya Milletvekillerinden
Mustafa Kabakçı, İlhan Yerlikaya, Hüseyin Üzülmez,
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek,
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk katıldı.
KONYA
PERDER
Hatipoğlu’ndan 31’inci şube
İstanbul PERDER
üyesi Grup Hatipoğlu,
yeni şubesini
Ümraniye’de açtı
Grup Hatipoğlu 31’inci şubesini
Ümraniye Namık Kemal Mahallesi’nde hizmete açtı. Açılışı Grup
Hatipoğlu Yönetim Kurulu Başkanı
Selamet Aygün ile Modoko Camii
İmamı Hüseyin Güleç yaptı.
74
İSTANBUL
PERDER
perder
üyelerimiz
Gürmar’dan 21’inci şube
Ege PERDER üyesi Gürmar,
21’inci şubesini Bornova Manavkuyu’da açtı
Gürmar yeni şubesiyle zincirine bir halka daha ekledi. Bornova Manavkuyu’da 21’inci şubesini açan
Gürmar, İzmir’in her noktasına hizmet götürmeye
devam ediyor. Açılışa katılan Bornova Belediye
Başkanı Kamil Okyay Sındır, “Gürmar, milli sermayeyle çalışan, kazancı yine yerelde tüketilen bir
mağazalar zinciri. Tüm yurt çapına yayılarak sermayemizi yurt içinde tutan ve yarattığı istihdamla
ekmek kazanma vesilesi olan mağazalar açmalarını
diliyorum” dedi.
450 metrekare satış alanına sahip mağazada; 22
personel ve 3 kasa bulunuyor.
EGE
PERDER
Snowy, 16’ncı mağazasını
açtı
İstanbul PERDER Üyesi olan Snowy Ulu Kardeşler, Gaziosmanpaşa’da 3’üncü, İstanbul
Avrupa Yakası’ndaki 11’inci ve toplamda 16’ıncı mağazasını hizmete açtı
Gaziosmanpaşa Yenidoğan Mahallesi
Ordu Caddesi’nde açılan GOP3 Şubesi 550
metrekare satış alanında 3 kasa ile hizmet
verecek. Snowy Ulu Kardeşler Gaziosmanpaşa GOP3 Şube açılış konuşmasını, Adalet
ve Kalkınma Partisi Sinop Milletvekili,
TBMM İçişleri Komisyonu Başkanveki-
li&Yerel Yönetimler Başkan Yrd. Mehmet
Ersoy yaptı. Açılışa; Ak Parti Sinop İl
Başkanı Cengiz Tokmak, Sinop Belediyesi
için Ak Parti Belediye Başkan Adayı Hamza
İnce ile Sinop ve İstanbul’dan dernek yöneticileri, Sinop il genelinden birçok siyasi
isim katıldı. Açılış konuşmasının ardından
İlçe Müftüsü tarafından dua okundu ve
açılış kurdelesi Mehmet Ersoy, Snowy Ulu
Kardeşler Yönetim Başkanı Ramazan Ulu,
Şaban Ulu ve Mustafa Ulu tarafından birlikte kesildi. Açılış törenine gelen katılımcılar
Mehteran Takımı’nın gösterisini büyük
beğeni ile izledi.
1e1’den açılış
Akdeniz PERDER üyesi 1e1 Market, yeni şubesini
Fener Caddesi üzerinde açtı
1e1 Marketin’in yeni şubesi bölge halkının katılımıyla açıldı. 1e1 Genel Müdürü Altan Vural “Yerel olmanın tüm özelliklerini tüketicimize yansıtırken,
KDV üretip ülke ekonomisine katkı koymanın ve istihdam yaratarak yüzlerce çalışanımız ve tedarikçilerimizle büyük bir aile olmanın haklı gururunu
yaşıyoruz” dedi.
AKDENİZ
PERDER
75
perder
üyelerimiz
Beşmar’dan
3 şube birden
Karadeniz PERDER üyesi Beşmar, üç
şubeyi birden hizmete açtı
Beşmar’ın şube açılışlarına Amasya Vali Yardımcısı Suat Seyitoğlu da katıldı. Seyitoğlu, “Beş genç girişimci arkadaşımızın el ele
vererek çok önemli yatırımlara, önemli bir hizmete imza attıklarını burada görebiliyoruz. Bu güzel başarıya imza attıkları için bu
genç 5 arkadaşımızı tebrik ediyorum. Bundan sonra da çok güzel
yatırımlara öncülük edeceklerini umut ediyoruz” dedi.
KARADENİZ
PERDER
Düzgün Market Yıldızkent’te
Doğu Anadolu PERDER üyesi Düzgün Market 11’inci şubesini açtı
DOĞU ANADOLU
PERDER
Düzgün Marketler Zinciri, halkasına bir yenisini daha ekleyerek 11’inci
şubesini Yıldızkent’te açtı. Açılışa Erzurum Valisi Ahmet Altıparmak, Yakutiye Kaymakamı Ahmet Katırcı, İl Emniyet Müdürü Halit Turgut Yıldız,
Ak Parti İl Başkanı Murat Kılıç, Büyükşehir Başkanvekili Eyüp Tavlaşoğlu,
Yakutiye Belediye Başkanı Ali Korkut katıldı.
Erzurum Valisi Ahmet Altıparmak, “Yeni bir işyeri, yeni istihdamlar
ekonominin hareketliliği demektir. Erzurum’da yatırım iklimi oluşturma
gayreti içerisindeyiz. Gelen yatırımcıların her işini kendi işimiz gibi takip
edeceğiz. Bu iklimden onlarından yararlanmasını arzu ediyoruz” şeklinde
konuştu.
Düzgün Marketler Zinciri Yönetim Kurulu Başkanı İskender Düzgün,
“Bugün Düzgün Market’in 11’inci şubesini açıyoruz. Erzurum’da bir marka
olmanın gururunu birlikte yaşıyoruz. Erzurumluya değer katmaya devam
edeceğiz” dedi.
Ekomar Gaziemir’de açıldı
Ege PERDER üyesi Ekomar, 10’uncu
şubesini açtı
Ekomar, yeni şubesini Gaziemir’de hizmete açtı. Ekomar Alışveriş
merkezleri olarak Menderes ve Gaziemir bölgesinde yoğunlaştıklarını dile getiren Ekomar Yönetim Kurulu Başkanı Hasan
Karaduman, yılbaşından önce Menderes Gölcükler’de 11’inci
mağazalarını açacaklarını söyledi. Toplamda 185 kişiye istihdam
sağladıklarını da vurgulayan Karaduman, “Kurulduğumuz günden bu yana emin adımlarla ilerliyoruz. Kendimize esas olarak
aldığımız müşteri memnuniyeti ilkesinden asla taviz vermiyoruz.
Ürün çeşidi, ürün kalitesi ve fiyat politikası olarak her zaman
rekabetçiyiz. Ekomar olarak 2023 yılında 23 mağazaya ulaşmayı
hedefliyoruz” dedi.
76
EGE
PERDER
perder
üyelerimiz
Niktaş, 10’uncu mağazasını
açtı
Karadeniz PERDER üyesi Niktaş Marketler zinciri, Tokat’ın Turhal ilçesine yeni bir mağaza daha açtı
Cumhuriyet Mahallesi Turgut Özal Caddesi üzerine açılan Niktaş Market’in
ilçedeki 3’üncü şubesi olduğu açıklandı. Marketin açılış programına Kaymakam Yunus Fatih Kadiroğlu, Belediye Başkanı Ali Gözen, Ilçe Müftüsü Mehmet Akpınar, Niktaş Genel Müdürü Bekir Keklik, Turhal Hastane Yöneticisi
ve Başhekimi Op.Dr. M. Cihat Eker, Turhal Sanayici ve Işadamları Derneği
(TUSIAD) Başkanı Sami Dinler, Ak Parti Ilçe Başkanı Orhan Koç ve davetliler
katıldı. Marketin açılış duasını yapan Müftü Akpınar, birlik, beraberlik ve
kardeşlik mesajları vererek, yeni iş yerinin ilçeye hayırlı olması temennisinde bulundu. Kaymakam Yunus Fatih Kadiroğlu da konuşmasında, istihdama
ve ekonominin hareketlenmesine katkı sağlayan iş yerlerinin açılışına katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ilçe ekonomisinin her geçen
gün daha da iyiye gittiğini ifade eden Kadiroğlu, ilçede son zamanlarda yeni
açılan iş yerlerinde artış gözlendiğine dikkat çekti.
KARADENİZ
PERDER
Mopaş’tan
yeni şube
İstanbul PERDER üyesi MOPAŞ, Pendik 2
şubesini açtı
İSTANBUL
PERDER
MOPAŞ Marketçilik, zincirine bir halka daha ekledi. Yani açılan Pendik
2 şubesi 650 metrekare alanda, 3 kasa ve 25 personeliyle hizmet
veriyor.
Show’dan iki açılış
İstanbul PERDER üyesi Show Hipermarket, Esenyurt’ta ve Çağlayan’da açtığı mağazalarla şube sayısını 17’ye yükseltti
Show Hipermarket’in Esenyurt mağazası,
500 metrekarede 3 kasa ve 22 personelle hizmet vermeye başladı. Saadetdere
Mahallesi, Tonguç Baba Caddesi, Orkide
Sokak’ta hizmete giren mağazanın açılışı-
na bölge halkı yoğun bir katılım gösterdi. Esenyert’un hemen ardından Vatan
Caddesi’nde hizmete başlayan 17’nci
şube ise450 metrekare satış alanına ve 3
kasaya sahip. Mağazada 20 çalışan görev
yapacak. Show Hipermarket Genel Koordinatörü İshak Arslan yıl sonuna kadar
Mecidiyeköy’de bir mağaza daha açarak
bu yılı 18 şube ile kapatmayı hedeflediklerini bildirdi.
77
perder
vitrin
Ülker’den Saklıköy
Ülker’in yepyeni ve iddialı bisküvi markası Ülker Saklıköy güneş ve toprağın harmanladığı en özel
besinlerden olan tahılı bambaşka bir lezzet haline getiriyor. Tam tahıllar, lezzetini kaybetmesin
diye taş değirmende yavaş yavaş öğütülüyor, özenle pişiriliyor ve ağızda dağılan Ülker Saklıköy
bisküvisi ortaya çıkıyor. Klasik, Yulaflı, Sütlü Kremalı ve Fındıklı Kremalı çeşitleri ile tüm bisküvi
severlere hitap eden Ülker Saklıköy, lif kaynağı yapısı ile damağınızda eşsiz bir lezzet bırakarak
keyif almanızı sağlıyor.
Bakterilere kolay çözüm
Pratik kullanımı sayesinde temizlik için harcanan uzun vakitlere son veren Premax
Dezeks Dezenfektan Islak Temizleme Bezi, her ortamda yardımcınız oluyor. Klasik
temizlik bezleri ıslak kaldıklarında bakteri üremesine ortam hazırlıyor ve tekrar tekrar
kullanıldıkları için hastalık yapıcı mikrop ve bakterilerin yüzeyler arası dolaşımına
sebebiyet veriyor. Premax Dezeks Dezenfektan Islak Temizleme Bezi, tek kullanımlık
özelliği ile evde, arabada, ofiste, kısacası ihtiyacınız olan her ortamda kalıcı hijyen
sağlıyor. Türkiye’nin ilk Sağlık Bakanlığı ruhsatlı yüzey temizleyicisi olan Premax
Dezeks Dezenfektan Islak Temizleme Bezi, su ve deterjana gerek kalmadan, zahmetsiz
temizlik işleminin kapılarını aralıyor. 30 saniyede bakterilerin yüzde 99.9’unu öldürme
etkisine sahip olan ıslak temizleme bezi ile kusursuz temizliği bulunduğunuz her alana
kolayca taşıyabilirsiniz.
Dankek Mini raflarda
Seçme derdini ortadan kaldıran Ülker Dankek 8 Kek’in yeni ürünü miniler raflardaki yerini aldı.
En sevilen lezzetler çikolatalı&muzlu ve çikolatalı&çilekli çeşitlerinin mini boyları tüketicisiyle
buluştu. Ülker Dankek aynı anda iki lezzeti sunma vaadini yeni çıkardığı mini boylarda da devam
ettiriyor. Paketlerin içinde çikolatalı&muzlu ve çikolatalı&çilekli ayrı ayrı paketlenmiş 5 adet mini
kek bulunuyor. Canı tatlı çekenler, sevdikleriyle Dankek 8 Kek’ini paylaşmak isteyenler için ideal.
Ülker Dankek 5 yıl önce yenilikçi bir ürünü hayata geçirmek için kolları sıvadı. Özel bir yatırımla
2008 yılında Türkiye’de ilk kez iki ayrı lezzeti çok farklı bir kek tasarımında buluşturdu. Çikolata
kaplamasının altında iki farklı renk hamur ve iki ayrı tat 8 şeklinde bir kekte bir araya geldi.
Milka’dan baloncuklu tablet
Farklı ve yenilikçi lezzetleriyle tablet çikolatada rakiplerinden farklılaşan
Milka’nın yeni tablet çikolatası Milka Bubbly üç farklı çeşidiyle tüketicilerle
buluşuyor. Baloncuklu görünümü ve benzersiz dokusu ile farklı bir tadım
lezzeti sunan Milka Bubbly, sütlü çikolata, bademli sütlü çikolata ve fındıklı
beyaz çikolata varyantlarıyla market raflarına çıkıyor. Türkiye’nin aeration
(havalandırma) teknolojisiyle üretilen ilk ve tek çikolatası olan Milka Bubbly,
hem iç yapısında hem de kalıbında baloncuklar barındırıyor. Kalpleri yumuşatan Milka kıvamını ve lezzetini farklı görünümü ve köpüklü yapısıyla sunan
yeni Milka Bubbly çikolata severlere farklı bir alternatif sunarak yeni bir ürün
platformunun da habercisi oluyor.
78
perder
vitrin
Izgara Köfte ve
Kievski
Lezita, birbirinden çeşitli seçeneklerin bulunduğu ileri işlenmiş ürün grubuna, birbirine göre çok farklı lezzette iki yeni ürün daha ekledi. Lezita,
piliç etinin en lezzetli parçalarını; ekmek, soğan, yumurta, geleneksel
baharatlar ve maydanoz ile yoğurdu. Ortaya nefis ve pratik bir lezzet
olarak Lezita Izgara Köfte çıktı. Izgara keyfini eve getiren Lezita Izgara
Köfte, çok sevilen bir klasik olarak doğal parmak izine sahip şekli ile göze
de hitap ediyor.
Lezita, marine edilmiş piliç etlerini, özel baharatlar ile karıştırarak hamur
haline getirdi. Dairesel şekilde form vererek, içerisine halis tereyağı,
peynir ve ıspanaklı karışım ilave etti. Ortaya, komşu ülkelerimizde çok
sevilerek tüketilen bir lezzet olan Kiev usulü tavuk Kievski çıktı. Lezita
Kievski, evde pişirildiğinde tereyağının nefis kokusu etrafa yayılıyor.
Yurt’tan geleneksel lezzet
Yurt Konserve, aşure sevenleri her zaman tüketebilecekleri yeni ürünüyle buluşturdu
Yurt Konserve, ürünlerine geleneksel bir lezzeti daha kattı. Aşure sevenler
sadece Muharrem ayında değil, yılın her gününde Yurt Aşure ile buluşacaklar.
Fasulyeden nohuda, kuru kayısıdan, incire ,kuru üzümden fındık içine dek
aşurenin tüm malzemelerini en kalitelisiyle buluşturan Yurt Konserve, yeni
ürünüyle raflardaki yerini aldı.
200 gramlık tek kişilik ambalajıyla pratik bir seçim sunan Yurt Aşure, kolay
açılabilir kapağı ve hijyenik bir şekilde korunan plastik kaşığıyla kolayca tüketilebiliyor. Hem evde hem de iş yerinde kullanım kolaylığı sunan Yurt Aşure,
misafirler için de eşsiz bir seçenek. Yurt Konserve Aşure’nin 200 gramlık ambalajları 12 adetlik kolilerde marketlere ulaşıyor.
Bingo’dan ultra
yoğun seri
Bingo, Türk kadınının çamaşır suyu konusunda “şartlı şurtlu” temizlik
anlayışından yola çıkarak yepyeni bir ürün serisi üretti. Yaptığı tüketici
araştırmalarında, titiz kadınların banyoda kullandığı çamaşır suyunu, gıdaların bulunduğu mutfakta kullanmaktan veya mutfakta kullanılan çamaşır
suyunu, banyoda kullanılmaktan kaçındıkları sonucuna ulaşan Bingo, yeni
çamaşır suyu serisiyle mutfağa ayrı, banyoya ayrı özel ultra yoğun çamaşır
suyu geliştirdi. Özel ambalajları, çamaşır suyunun keskin kokusunu hafifleten özel kokuları ve özel formülü ile beğeni toplayacak olan Bingo Ultra
Çamaşır Serisi, Bingo Ultra Çamaşır Suyu Mutfak, Bingo Ultra Çamaşır Suyu
Banyo ve Bingo Ultra Çamaşır Suyu Klasik olmak üzere 3 farklı üründen
oluşuyor.
79
perder
vitrin
Tariş’ten doğal güzellik
Doğal güzelliğin sırrını keşfeden kadınlar, tamamen geleneksel yöntemlerle ve katkısız
olarak üretilen Tariş Ta-Ze’nin bitki ve meyve özleriyle yarattığı sabunlardan kullanarak, yeni bir trendin öncülüğünü yapıyorlar. Üzüm Çekirdekli, Ihlamurlu, Zeytin
Yapraklı, Kayısılı, İğdeli Naneli, Lavantalı, Biberiyeli… Tariş, cildinizin tipine ve ihtiyacına göre tam 16 farklı sabun üretiyor. Ta-Ze’nin Üzüm Çekirdekli Sabunu, antioksidan
özelliğine sahip. C ve E vitamini bakımından güçlü olduğu için yaşlanmayı geciktiriyor.
Ihlamurlu Sabun, cilt lekelerine iyi gelirken, E ve A vitaminleri bakımından zengin olan
Kayısılı Sabun cilt hücrelerini yenliyor. Marmaris bölgesindeki günlük ağacından elde
edilen Sığlalı Sabun ise, aknelere iyileştirdiği gibi cildi rahatlatıyor ve yumuşatıyor. TaZe’nin “Eskisi Gibi” sabun serisi ise gerçek bir efsane… Kaz Dağı eteklerinden toplanan
lavantalar cildinizle buluşurken, Akdeniz’in kekik ve biberiye rüzgarları aromaterapi etkisi yaratarakhem ferahlatıyor, hem de doğanın gençlik ve güzelliğini armağan ediyor.
Danino’dan
yeni eğlence
Danino ailesinin yeni üyesi Danino Fışşlat, çocukları hem eğlendirecek hem desağlıklı büyümeleri ve gelişmeleri için onlara destek olacak.
Danino’nun yepyeni ve eğlenceli kalsiyum kaynağı çilekli ve muzlu lezzetleriyle çok yakında tüm bakkal ve marketlerde yer alacak. Tekli Çilekli
ve Tekli Muzlu çeşitlerinin yanında Danino Fışşlat, çocukların zor kararı
“Çilekli mi? Muzlu mu?” seçimine de ikili paketiyle eğlenceli bir çözüm
sunuyor. Türkiye’de bir ilk olan İkili Çilekli-Muzlu Danino Fışşlat eğlence,
lezzet ve sağlığı bir araya getiriyor. Çocuklar böyle eğlence görmedi,
haydi, Danino’yu çocuğunuzla birlikte katlayın, sının ve fışlatın, eğlenceyi
başlatın! Şimdi Danino’yu fışlatma zamanı!
Solo’dan akıllı
çözümler
Uzun Ar-Ge çalışmaları sonucunda geliştirilen, özel teknolojiyle sıkıştırılmış
40 ruloluk paket, 32 ruloluk paketlere göre yüzde 15 daha az yer kaplıyor.
Normal rulolara göre %50 daha uzun rulolara sahip olan, Solo Uzun Rulo
Kağıt Havlu ve Tuvalet Kağıdı çabucak bitmiyor, size zamandan kazandırarak
ailenize daha fazla vakit ayırma şansı veriyor. Solo Akıllı Çözümler Aliesi’den
Solo Çek-Al Peçete ve Havlu, hijyenik ve pratik kutusuyla dağılmıyor, ıslanmıyor ve her zaman tertemiz kalıyor; farklı renklerdeki kutularıyla evinizin
her köşesine uyum sağlayan, pratik ve hijyenik çözümler sunuyor. Üstelik
yedek paketi sayesinde bittikçe yenilenebiliyor.
80
perder
vitrin
İglo’dan çıtır lezzet
İglo, yeni Elma Dilim Patates ile lezzetli ve pratik bir alternatif daha sunuyor. Türkiye’nin en iyi tarlalarından seçilip, dilimlenip dondurulan iglo elma dilim patates kızartılarak veya hiç yağ kullanmadan fırınlanarak çıtır çıtır ve leziz tadıyla tüketicilerin
beğenisine sunuluyor. Gıda uzmanı İglo, yeni Elma Dilim Patates ile lezzetli ve pratik
bir alternatif daha sunuyor. Türkiye’nin en iyi tarlalarından seçilip, dilimlenip dondurulan İglo elma dilim patates kızartılarak veya hiç yağ kullanmadan fırınlanarak
çıtır ve leziz tadıyla tüketicilerin beğenisine sunuluyor. Taze patatese kıyasla daha
düşük yağ çekme özelliğine sahip İglo Elma Dilim Patates, dışındaki incecik kabuk ve
çıtırlığı, içindeki yumuşak lezzet ile tadına doyulmaz bir atıştırmalık.
Viking ile havanız değişecek
Viking On Air Oda Parfümü; Paradise, Carnival ve Secret seçenekleri ile evlerin havasını
değiştiriyor
Evde ya da ofiste hissedeceğiniz ferahlık, tüm gününüzün güzel geçmesini
sağlar. Rahatsız edici kokulardan ortamı arındıran Viking On Air Oda Parfümü, bulunduğunuz yerin havasını değiştirerek, mis gibi kokmasını sağlıyor.
Etkisini uzun süre koruyan oda parfümü, itici gaz içermeyen yapısıyla çevre
dostu bir ürün.
Viking On Air Oda Parfümü Paradise: Doğanın incileri olan müge çiçeği, zambak, nergis kokularıyla evinizi, günün yorgunluğunu atacağınız, stresten uzak
bir merkeze dönüştürüyor.
Viking On Air Oda Parfümü Carnival: Uzak Doğu’nun kiraz çiçeklerinden esinlenen büyülü çiçek ve amber kokularıyla mekanın enerjisini değiştirip, kendinizi
yenilenmiş hissetmenizi sağlıyor.
Viking On Air Oda Parfümü Secret: Müge çiçeği, yasemin ve lotus kokularıyla,
ortamın havasını yenileyerek, kalıcı bir ferahlık yaratıyor.
Viking On Air Oda Parfümü, 400 ml’lik ambalajı ile tüketiciye sunuluyor.
Yepyeni bir
çikolata
ETİ Petito Ayıcık’ın sütlü krema dolgulu yeni ürünü, yeni bol sütlü krema dolgusu ve
çikolatasıyla hem çocukların hem de annelerin vazgeçilmez ürünleri arasına girmeye
aday. ETİ Petito Ayıcık, “Petito Ayıcık’tan bol sütlü, eğlence dolu, yepyeni bir çikolata. Harekete geç Petito Ayıcık’la!” sloganı ile tüketicilerin karşısına çıkıyor. Petito
Ayıcık’ın yeni ürünü çocukların kalbini bu kez de ‘Pati’ şeklindeki oyuncaklı şekliyle
fethediyor.
81
perder
dernek iletişim bilgileri
82

Benzer belgeler

yzb 2014, sektö rü buluşt - Türkiye Perakendeciler Federasyonu

yzb 2014, sektö rü buluşt - Türkiye Perakendeciler Federasyonu Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Babur Akyol Bahariye Cad. Canan Sok. 33/5 Kadıköy / İstanbul Editör Cennet Yavuzsoy Günel [email protected]

Detaylı