Yeni Divriği Gazetesi SAYI-31

Yorumlar

Transkript

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-31
15 TEMMUZ 2012
SAYFA 1
SAYI: 31
Resimlerde de görüldüğü gibi 5
ayrı yerde yoğun bir şekilde yol
çalışmaları yürütülüyor. Yeni yol
tamamlanınca kısmetse en geç 1.5
saatte Arapkir’deyiz. yolun 37
km.’sinin satıh kaplamasının
yapıldığı ifade edildi.9 km.’sinin
toprak işleri bitmiş(Konak Köyüne
kadar). “hadi bahse girelim,
Seneye bu yol biterse sana
Kiğılı’dan bir takım elbise
alacağım”dedim. “Hocam,48
beden giyiyorum, şimdiden alsan
iyi edersin,”dedi.
Genç mühendis kardeşimin kararlı ve azimli tutumuna saygı duydum.
Arapkir yol çalışmalarını yerinde görmek için arkadaşımız Vayis Güneş ile 24 Haziran 2012
günü yola koyulduk.
Şimşekler firmasının en büyük şantiyesi olan Brestik Nahiyesi yakınındaki bir köy kadar
büyükçe olan şantiyeye uğradık. Kendimizi tanıttık,”Yeni Divriği İnternet Gazetesi” adına
haber yapmak için geldiğimizi, bize ne gibi yardımda bulunabileceklerini sorduk; hiç vakit
kaybetmeden Muşlu İnşaat Mühendisi, aynı zamanda “Saha Amiri” sevgili Cengiz Belet,bizi
arabasına davet etti her tarafı dolaştırdı...
Resimlerde de görüldüğü gibi 5 ayrı yerde yoğun bir şekilde yol çalışmaları
yürütülüyor.Yağışların yakın zamana kadar sürmesinden dolayı, inşaat sezonunun yeni
yeni rayına oturduğundan söz etti.
İrtibat: [email protected]
Arapkir yol çalışması
Saha Amiri İnşaat
Mühendisi Sevgili
Cengiz Belet ile
beraberim.
Belet,Muşlu,
yurtesver,ülke
bütünlüğünden yana
çalışkan bir
arkadaşımız.
Ben, Divriği- Arapkir yolunu, Sivas- Divriği yolu gibi tahmin ediyordum. Hatta daha
az engebeli diye düşünüyordum;oysa,çok zor bir arazi.Brestik’ten Sarıçiçek
Bölgesine, Konak Köyüne kadar arazi o kadar inişli çıkışlı ki anlatmak mümkün
değil.İş makineleri çoğunlukla yamaçlarda çalışıyor, yapılan çok sayıda dolgu var,
“Palha Köprüsü” başlı başına bir sanat eseri...
Demek bu yaşımıza kadar Divriği’den Arapkir’e gidemeyişimizin nedeni olmayan
yolmuş.Mevcut yol, “yol demeye bin şahit lazım” denecek seviyede patikadan biraz
iyice...Ama yeni yol tamamlanınca kısmetse en geç 1.5 saatte Arapkir’deyiz.
Arapkir Yolu iki ayrı bölümde ele alınıyor:
Birinci Parkur: Divriği Şehir geçişi 6200m.Bu yol Parke taşlı veya son söylemlere göre
kaliteli asfalt olacak.
Benzer
menfez
çalışmalarınd
an çok sayıda
var. Örnek
olması
açısından
Konak Köyü
yakınındakini
resimledik
İkinci Parkur: Divriği- Arapkir arası 51 km.
-Bu yolun 3.2 km.siDuble Yol olacak ( Tahminen Zıraat Bahçesi Piknik Alanına kadar)
-48 km. de “A-1 Sınıfı”yol olacak.
Bu yolun 37 km.’sinin satıh kaplamasının yapıldığı ifade edildi.9 km.’sinin toprak işleri
bitmiş(Konak Köyüne kadar)
MUSTAFA
TARAKÇI *
TÜRKÜ KANALLARI NE
YAPTIĞINIZIN FARKINDA
MISINIZ?
KÖY DERNEKLERİ,
DİVRİĞİ KÜLTÜR DERNEĞİ
NASIL BİR GELECEK, NASIL
BİR GENÇLİK
TASARLIYORSUNUZ?
Türkü, bizim özümüz, güzel söz
yumağımız, saz eşliğinde
duygulandığımız, üzüldüğümüz,
ağladığımız, sevindiğimiz,
sevdalandığımız nameler...
(DEVAMI s.’de)
* www.mustafatarakci.com Özgeçmiş
15 TEMMUZ 2012
SAYI: 31
Konak Köyü Divriği’nin bu istikametteki son köyü.Buradan sonra
Konak Köyü Divriği’nin bu istikametteki
son kadar
köyü.Buradan
Arapkir’e
kadar Köprü“sanat yapıları”
KöprüArapkir’e
“sanatsonra
yapıları”
denen
Menfezdenen
çalışmaları
Menfez çalışmaları devam ediyor. devam ediyor.
Bu Yol çalışmalarını Merkezi Ankara’da olan “ŞİMŞEKLER” Firması yürütüyor.
Firmanın Bölgemizde: 60 kamyon,6 dozer,15 ekskavatör,2 delici olmak üzere
Toplam 83 araç ve iş makinesi var.
Bölgedeki mühendis toplamı:6,tekniker toplamı:5, İşçi toplamı:370
Bizimle yakından ilgilenen, 3 saatini bizim için ayıran 2006 yılı Süleyman Demirel
Üniversitesi İnşaat Mühendisi Bölüm mezunu Muşlu Kardeşimiz Saha Mühendisi
Sevgili Cengiz Belet’e, “Bu iş iki senede zor biter!” dememe karşılık, kararlı
konuştu:”Seneye geldiğinizde bu yolun bittiğini göreceksiniz” dedi.”Zor olanı
bitirdik, bundan sonra dolgu, düzeltme işleri var, onlar pek zaman almaz” dedi.
Ben yarı şaka yarı gerçek “hadi bahse girelim” edim.”Seneye bu yol biterse
sana Kiğılı’dan bir takım elbise alacağım” dedim.
“Hocam,48 beden giyiyorum, şimdiden alsan iyi edersin,”dedi.
Genç mühendis kardeşimin kararlı ve azimli tutumuna saygı duydum.
Firmanın şantiyesinden başka beton üretim tesislerini, taş ocağı işletme ve taş kırım
Tesislerini gördük. Günde 350metreküp beton döküyorlar, günde 3500 kamyon
sefer ile dolgu/ hafriyat yapıyorlar.
SAYFA 1
ÜCRETSİZDİR
15 TEMMUZ 2012
SAYI: 31
KONAK KÖYÜNDEN SAYIN ALİ
CANLI
Arapkir Yol çalışmalarını incelerken, Konak Köyünde Sayın Ali
Canlı’yı balkonda otururken gördük, selam verip sohbet ettik:
-Kışın İstanbul Şirinevler de oturuyor, yazları eşiyle birlikte
buraya geliyormuş, Diğer köylüler de onun gibilermiş, yazlıkçı...
-Ne işim var bu yaştan sonra İstanbul’da, diyor. İşleri çocuklara
devrettik, kilim, halı, mobilya üzerinde çalışıyoruz...
Köyde elektriğin sık sık kesilmesinden başka şikâyeti yok.
“Çarşamba günleri mutlaka Divriği’de inerim,hem tanıdık bildik
dostları, arkadaşları ziyaret eder,onlarla sohbet eder hem de
Hükümet Binası önüne açılan pazardan sebze meyve alırım.
Bazen hanım da benimle gelir. Minübüs var, gitme gelme sorun
olmuyor,”diyor.
Resmin çekme teklifimi memnuniyetle karşıladı, tokalaşıp
dostça ayrıldık.
Ömrün uzun olsun Ali Abi...
SAYFA 2
İrtibat: [email protected]
SAYIN SADIK ÖZGÜR HASTANESİNİ
FAALİYET HALİNDE GÖRDÜ
KONUŞMALARI DİNLEDİ
Değerli İşadamı hemşerimiz Sayın Sadık Özgür beraberinde eşi hanımefendi ve Kale Holding Yönetim Kurulu Başkan
yardımcısı Kenan Kızıltan olduğu halde 10 Temmuz 2012 Salı günü Divriği’ye geldi. Öğleden sonra 17oo gibi İlçemize
giriş yapan Özgür doğrudan Hastaneye geldi. Şehir anons sistemiyle hatırı sayılır bir kalabalık hastane önünde
karşılama için toplanmıştı. Hastane balkonundan kalabalığa hitap eden Sayın Özgür’ün alçak çıkan sesini duyurmak
için Yeşil Divriği Gazetesi sahibi Sayın Hayber Bozkurt yardımcı oldu. Daha sonra Hastane gezildi, Konferans
salonunda Baştabip’ten bilgi aldı; sorunları dinledi:
Hastaneye acil dahil günde ortalama 500 hastanın geldiği,
halen 26 hastanın yayttığı,5 uzman tabip,24 hemşire,7
hizmetli olduğu ifade edildi. Değerli Hemşerimiz huzurunda birkaç
değerlendirme yapıldı:
Hayber Bozkurt,Hastane açılışını Sayın Başbakan’ın yapması
için imza kampanyası başlattığını ve imza sayısının 5000’e
ulaştığını belirtti. Divriği’nin Nüfusunun artmasına ihtiyaç
duyulduğunu bu maksatla bir kampanya başlattıklarını,
durumu uygun olan öncelikle emekli köy kökenli
hemşerilerimizin ikametlerini Divriği’ye almalarını tavsiye
ettiklerini belirtti.
AKP İlçe Başkanı Sayın Selahattin Mermer, Hastane açılışına
Sayın Başbakan’ın gelme ihtimalinin kuvvetle muhtemel
olduğunu vurguladı. Divriği ile ilgili yapılan çalışmalarda koordine eksikliğine dikkati çekti.
Toplantıda hazır bulunan Yeni Divriği Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Tarakçı üç konu üzerine dikkatleri
çekti: Hastane mimarisinin Divriği mimari yapılaşmasında gerek TOKİ gerekse özel şahıslara örnek teşkil edeceğini
bu kalite ve estetiği onlarında yakalama ihtiyacı duyacağını, Hastane’nin hasta azlığından dolayı kategori
yükseltmesinin belki sorun olacağını ancak özel girişimle ortopedi ve çocuk doktoru ile mevcut kadro takviye
edilebileceğini son olarak da Hastane’nin, küçük ailelerin büyük evlerde, malikânelerde oturma misali şimdilik
büyük gelebileceği ama Divriği de hasta sayısının çok olmasını istemenin de hiç kimse tarafından arzu
edilemeyeceğini esas sorunun Divriği’den göçü terse çevirmek olduğunu vurguladı.
Sadık Özgür küçük bir jest yaşatıldı. Kendi hastanesinde tansiyonunun ölçülmesi istendi. O da kırmadı. Tansiyon
sonucu gayet normaldi. (Haber: MT- Divriği)
DEĞERLİ OKURLARIMIZ,
LÜTFEN DİKKAT:
YENİ DİVRİĞİ GAZETESİ
OKUNMAYA DEĞMEYECEK HİÇ BİRŞEY YAZMAZ!
Genel Yayın Yönetmeni
ve
Yayın Koordinatörü
MUSTAFA TARAKÇI
Mizanpaj:
Mutlucan AYDIN
Bünyamin ŞAHİN
Halkla İlişkiler-Tanıtım:
Ayla YERLİKAYA
VERGİ DAİRESİ: Göztepe
VERGİ KİMLİK NO:
8.230.105.579
15 TEMMUZ 2012
SAYI:31
SAYFA 2
ÜCRETSİZDİR
15 TEMMUZ 2012
SAYI:31
BOŞ BESİ ÇİFTLİĞİ MEĞERSE
GEÇİCİ BOŞMUŞ!
SAYFA 3
İrtibat: [email protected]
ESKİ HASTANE HUZUREVİ OLSUN!
HAYRAT ÇEŞME
Yeni Hastane devreye girince eski hastane ne durumda deyip yola
çıktık. Şehrin göbeğinde İstiklal İlköğretim Okuluna bitişik
hastanemize açık kapılardan girdik. Lojmanlar bölgesini, bahçesini,
bina önünü, arkasını bir güzel dolaştık.
Hastane çalışanları fesbukta eski hastaneye duydukları özlemi dile
getiriyorlardı. Haksız da sayılmazlar. Şehrin merkezinde asırlık
ağaçlar içinde huzur veren bir ortam...
Bu hastane binası “sağlam değil” gerekçesiyle yıkılırsa çok yazık
olur. Eski hastane binası yukarda saydığımız nedenlerle içinde
sağlık ünitesi de olan “devlet huzurevi” olması çok isabetli olur
diye düşünüyoruz.
İmamoğlu Mahallesi’nden eski Arapkir
yolu ile Uluzar’a giderken, Mustafa
Necati İlkokulu’na gelmeden Naci
Demirağ Caddesi üzerinde, geçen sene
olmayan bir hayrat Çeşme gördük. Eğilip
suyunu içtik. Ahmedişah Suyu, Hayrat
da , Bayatoğlu Ailesi tarafından Rahmetli
Şevket Bayatoğlu adına yaptırılmış.
Bu ve benzer hayratlar ilk değil ama,
diğer hemşerilerimizi teşvik adına bu
haberi sayfalarımıza taşımak istedik.
Bayatoğlu Ailesine teşekkür ederi,
“Allah Razı Olsun” deriz. ( M.T.- Divriği)
HABER: MT-Divriği
Sabah yürüyüşünü anlamlı kılayım dedim. Dumbuca Dağı
istikametinde, solda, tepe üzerinde kalan “Garipler Mezarlığı’nı
ziyaret ettim. Dua okuyanları olmayanlar için dua okudum.
Geçmişlerimi andım, aşağı doğru, Cağlı Cami istikametinde
yürüyorum,
Bir Besi Çiftliği önünden geçtim. Dumbuca eteğindeki 3 besi
çiftliğinden birisi...
Etrafında dolaştım, bir sessizlik, bir ıssızlık var.8-10 tavuk gık-gık
sesleriyle yem arıyor o kadar!
Arka kapı aralığından içinin boş olduğunu gördüm. Üzülmedim
desem yalan olur:
“Bu güzel girişim de mi başarısızlıkla sonuçlandı, burası da mı
kapısını kilitledi” dedim, içimden...
Derken biraz aşağılarda, kapı önünde dut sallayan karı koca ile
selamlaştım. Hatırlarını sordum, derken merakımı gidermek
istedim:”Bu besi çiftliği de mi iflas etti?”dedim.
Cevap sevindirici oldu:
“O besi çiftliği Tuğutluların, boş değil mallar yaylaya çıktı, kışa
doğru gelirler...”deyince çok sevindim.
Birimizin başarısı hepimizin başarısı, birimizin üzüntüsü hepimizin
üzüntüsü, öyle değil mi?
SULAMA SUYU DİVRİĞİ’DE
HAYATİ ÖNEM TAŞIR !
DİĞER SAYFALARDA NELER
VAR?
HABER-4 : Divriği CHP Halk Şöleni
RÖPORTAJ : MHP Divriği İlçe Bşk.
Hasan Ali Korkmaz
SOSYAL MEDYA: Halk Şöleninden
Görüntüler
KÖŞE YAZARLARI: Ahmet Yozgatlı
Şengül Duran Gençdal
Temel Yıldırım
İYİ OKUMALAR....
Yetkililere canı gönülden sesleniyoruz. Divriği’de yaşlı nüfuz her
geçen gün çoğalıyor. İnsan ömrü uzuyor, daha da uzayacak.
Huzurevi, çağdaş bir ihtiyaç. Hem köylerde kalan hem Divriği
merkezinde yaşayan yaşlılarımız için buranın huzurevi olması çok
yerinde olur.
Ömürlerinin son demini bu güzel yeşillikler içinde, şehrin
göbeğinde geçirirler. Onlar buna fazlasıyla layık. Başka
gerekçelerle, okul gibi,yurt gibi ihtiyaçlarla bu mekanı
değerlendirmek stratejik bir hata olur. ( MT-Divriği)
Yeni Divriği İnternet Gazetesi eski
sayılarını okumak için
www.mustafatarakci.com
Haziran –Temmuz- Ağustos aylarında Sulama Suyu Divriği’de hayati önem
taşır. 1950’li yıllardan beri Divriği Halkı Siyasilere Divriği bahçelerinin,
Palanga’nın sulanması için Baraj talebinde bulunur. Bu talep 1993 yılında
Mursal Barajı ile hayata geçer. Ancak, DSİ tarafından yapılan sulama
kanallarında aksaklıklar, eksiklikler olduğundan Divriği’nin ihtiyacı olan
sulama suyu tam olarak gelmemektedir. Bu konu, yerinde incelenecek ve
size bu konuda önümüzdeki sayılarda bilgi verilecektir.
15 TEMMUZ 2012
SAYI: 31
Sitesini tıklayınız.
SAYFA 3
ÜCRETSİZDİR
15 TEMMUZ 2012
SAYI: 31
SAYFA 4
İrtibat: [email protected]
CUMHURİYET HALK PARTİSİ HALK ŞÖLENİ GÜZEL GEÇTİ
CHP Divriği İlçe Başkanı Hüsamettin Kırkayak’ın büyük çabaları ve
Belediye Başkanı Sayın Gök’ün desteğiyle Divriği Belediye Piknik
Alanı’nda 8 Temmuz 2012 Pazar günü güzel bir gün yaşandı.
Genel olarak Divriği’de oturan köy kökenli hemşerilerimiz ve
Samancı Deresi köyler başta olmak üzere çevre köylerde gelen kimi
yazlıkçı kimi yerleşik hemşerilerimizin katılımıyla azımsanmayacak
bir kalabalık vardı. Sabahleyin erken gelip masa ayarlayanların yanı
sıra geç kalıp yerlere kilim serenler de az değildi.
Pikniğe üst düzey olarak CHP Sivas Milletvekili Sayın Malik Ecder
Özdemir katıldı. Onunla beraber, Sivas’tan genel seçimlerde
Sivas’tan aday olan milletvekili adayları da vardı.
Kendilerine önceden davetiye sunulan diğer partilerden Divriği
MHP İlçe Başkanı Hasan Ali Korkmaz ve AKP İlçe Yönetiminden
Mustafa Yıldırım nezaket gösterip pikniğe katılmışlardı. Protokol
terasında bir süre oturup daha sonra ayrıldılar.
Çok sayıda sanatçı sahne aldı. Neredeyse aralıksız türküler
söylendi, halaylar çekildi. Sunucu Cemal Özgür Taşkıran abartıya
kaçmadan seviyeli sunumlarıyla dikkati çekiyordu.
Hüsamettin Kırkayak yaptığı kısa konuşmada, emeği geçenlere ve
katılımcılara teşekkür etti, Belediye Başkanı ile uyum içinde
olduklarını vurguladı.
Ankara Divriği Kültür Dermeği Başkanı Muharrem Höbek’e de
konuşma yapma şansı tanınmıştı. Sayın Höbek vurgulayıcı ve
oldukça etkili konuşmasında AKP iktidarına yönelik eleştiriler
getirdi.
Önemli son iki konuşmayı Belediye Başkanı Sayın Halkan Gök ile
Milletvekili Sayın Malik Ecder Özdemir yaptılar:
Hakan Gök konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
-3 yıl önce bana görev verdiniz. 3 yıl içinde neler yaptığımı size
anlatmak istiyorum. Halka hesap vermeyi esas alıyorum.2.5 trilyon
borçla aldım. Borcum bitti. Hem borç ödedik hem de çalıştık.
-9 adet sıfır araç aldık,
-Mezarlık etraflarını telle çevirdik,
-5 evlerden Hüseyin gazi’ye kadar parke döşedik,
-Mahalle parkları yaptık. Taşbaşı’nı yeniden düzenledik,
-Piknik alanını yeniden düzenledik, sizlere yakışır hale soktuk,
-Maden bitince tarım ve turizm’den ekmek yiyeceğiz.
-Sayın Sadık Özgür,50 yataklı, 5 yıldızlı bir hastane yaptı, ama
doktorumuz yok.”Orda nüfus yok”dediler;biz insan değimliyiz?Sarkışla’da
Suşehri’nde doktor var bizde yok bunun hesabını sormalıyız.
-Cemevi konusunda bizi şikâyet ettiler. Onu siz biliyorsunuz,
arabasına binmeyip dükkânına gitmeyeceksiniz. Cemevi için bağış
yapmak zorundasınız. Benim gibi Kurban kesmeyip bağış
yapacaksınız. Son sözü “ Biz bu cemevi’ni Divriği’ye
yapacağız,”oldu.
15 TEMMUZ 2012
SAYI: 31
Milletvekili, Sayın Malik Ecder Özdemir konuşmasında
özet olarak şunları söyledi:
-Uzun bir meclis maratonundan sonra bir haftadır
Sivas’tayım.2 Temmuz törenlerine katıldım. Konuşma
yaptım. Madımak CHP iktidarında “aydınlanma müzesi”
olacaktır. Orada, laik, demokratik Cumhuriyete karşı
başkaldırı vardı.19 yıl geçmiş olmasına rağmen maalesef
hukuk tatmin edici bir sonuca
varamadı.
-Tayyip Bey döneminde devlet
adalet
değil adaletsizlik dağıtıyor. Özel
yetkili
mahkemeler isim değiştirdi,
hukukçular değişecek, kendi
adamları bu kez iş başına geçecek, bu faşizan birtutumdur.
-Diyanet İşleri Başkanlığı on bakanlıktan fazla bütçeye
sahip. Buna rağmen Cem evlerine karşı olmak neden?
-İki dönemdir siz Divriğili hemşerilerimin desteğiyle
meclis’teyim. Hepinize teşekkür ederim.
-Adayımız kim olursa olsun, CHP Divriği Belediye
Başkanlığını vermemeli, vermeyecektir!
( HALK ŞÖLENİYLE İLGİLİ DİĞER RESİMLER SOSYAL MEDYA SAYFASINDA)
SAYFA 4
ÜCRETSİZDİR
15 TEMMUZ 2012
SAYI: 31
SAYFA 5
MT-Sayın Korkmaz, MHP olarak Divriği’de ne durumdasınız? Yerel ve genel seçimlerde oy
oranınız neydi? Bu konuda özet bilgi verebilir misiniz?
HAK-Mustafa Bey, her şeyden önce Sizi takdirle karşıladığımı ifade etmek isterim. Divriği
için güzel şeyler yapıyorsunuz. İnternet Gazetesi çıkarıyorsunuz. Yeşil Divriği Gazetesinde
yazıyorsunuz. Divriği için özgün ve güzel düşünceleriniz var. Bize de zaman ayırdığınız,
düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşma imkânı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. MHP
ilçe binasına hoş geldiniz.
Bu bina Marangoz Hasip Bahadıroğlu’nun binası. Kira veriyoruz.15 yıldır buradayız.
Mobilyalarımız, Sivas’ta oturan hemşerimiz Kemal Aslan’ın hediyesi. Divriğili mobilyacı
arkadaşların da hediyeleri var. Türkeş’in resimlerine gelince, O bizim değişmez
Başbuğumuz. Tüm Teşkilatlarda Onun resmi vardır.
Sorunuza gelince:
Mart 2009 yerel seçimlerinde MHP olarak 1140 oy aldık. AKP 2000 civarında, CHP 3000
civarında oy aldılar. Bizim yabana atılmayacak bir oyumuz vardı. Ancak, Sayın Muhsin
Yazıcıoğlu’nın seçimlerden dört gün önce menfur bir kaza ile hayatını kaybetmesi son dört
gün de olsa çalışmamızı olumsuz etkiledi.
Genel seçimlerde oyumuz pek yüksek sayılmaz. Köylerden aldığımız oy düşüktü.
İrtibat: [email protected]
MT- MHP olarak sizde” ön seçim”uygulaması var mı?
HAK-Bizde adaylarımızı üye olarak hep beraber belirleriz. Partiye üye
arkadaşlar bir araya gelir isimler üzerinde mutabık kalırız. Bizde genel hava
onu belirler. Biz birbirimizi iyi tanırız. Kimin neyi yapabileceğini iyi
değerlendiririz. Bizim verdiğimiz isimleri de genellikle Ankara’ da aynen
benimser.
Bizde kapalı kapılar arkasında faaliyet olmaz. Biz gönüllülük esasına göre
göreve talip olur, herkesin huzurunda karar alırız.
Ben 16 yıldır MHP İlçe Başkanlığını yürütüyorum. Hep bu şekilde çalıştık.
MT- Üye durumunuz nedir. Üye kaydı konusunda özel bir gayretiniz oluyor mu?
HAK-Yok, biz MHP’ye gönül vermiş insanları şimdiye kadar üye yapmışız.
Kimseye de “gel bize üye ol “demeyiz. İçinden gelecek, milliyetçi harekete gönül
verecek. Bu bizim için önemli!
Halen 95 kadar üyemiz var. Uzun bir süredir bu rakam değişmedi.
Bizde üyelerin hepsi İlçe seçimlerinde oy kullanır. İl’e gidecek 11 arkadaşımızı
da üyeler belirler.
MT- Sizin iktidar olduğunuz 1999-2002yıllarınada Divriği ne kazandı. Bu
konuda neler hatırlıyorsunuz?
HAK-99’da üçlü koalisyon hükümetiydik. DSP_MHP-ANAP koalisyonuydu.
Bizdeki bakanlıklardan sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı çok güzel çalışmalar yaptılar. Özellikle Tarım Balkanlığı Divriği için
çok özel gayretler gösterdi:
Tarım Bakanı Sivaslı Hüsnü Ziya Gökalp, Divriği’ye bir şeyler yapmanın
heyecanı içindeydi.Dosya hazırlayın getirin,size yardımcı olayım
dedi.Kooperatifleşmeyi önemsiyordu.Şimdi yeniden işletmeye açılan Mandıra
onun zamanında açılmıştı.
Erzincan- Divriği karayolu üzerinde ilk çalışmalar o dönem yapıldı.
Sağlık Bakanı Sayın Osman Durmuş bize Ambülâns tahsis etmişti. Türkiye
genelinde 80 ambülans alınmıştı, bunlardan bir tanesini biz aldık.
MT- Son olarak neler söylemek istersiniz?
HAK-Biz belli ideolojisi olan, sağlam ideolojiler üzerine inşa edilen bir
partiyiz.Bugün siyasi tarihe baktığımızda hiç yıkılmayacak gibi görünen
DYP,ANAP, RP tarihe karıştılar.Ancak, bizim partimiz MHP, bu sağlam
ideolojisinden dolayı ayaktadır.Ayakta kalmaya devam edecektir.
Biz 57. Hükümet olarak 2002 de sıfır terörle teslim ettik.2002’den 2012 yılına
kadar her sene şehit sayımız aratarak devam ediyor.
Kendi Milletvekilimiz Engin Alan Bey içerde.APO’yu Kenya’dan getiren bu
komutan içerde;Habur’dan elini kolunu sallayarak gelmeler kabul edilir gibi
değil.
45 senelik bir geçmişi olan bir partiyiz. 3.5 yıl iktidar ortağı olduk, hepsi bu...
MT-Divriği Küçülüyor. Divriği’nin problemleri var. AKP’nin iktidar CHP’nin Belediye
yönetimi konusunda siz neler söylemek istersiniz?
HAK- Mustafa Bey, Divriği söylediğiniz gibi küçülüyor. Bu konuda yönetici durumda olan
arkadaşlar herhangi bir tedbir düşünmüyorlar. Bunun en yakın örneği; Ulucami etrafındaki
evlerin yıkımında karşılaştığımız durum:
218 evden yaklaşık 180 tanesi y yıkıldı. Vatandaşa evini boşalt denildi, ama TOKİ ev
yapmamıştı, Belediye tedbir almamıştı, yeteri kadar kiralık ev de olmayınca
hemşerilerimizden en az 80 aile çekti gitti.
Ben yakinen biliyorum. Bunların çoğu başını sokacak bir yer yokluğundan gitti. Oysa
yıkımdan önce tedbir alınsaydı, bu istenmeyen göç yaşanmaz, Divriği de kan kaybetmezdi.
Diğer bir sorun “su meselesi”:
Maalesef bu konuda da herhangi bir somut adım yok. Sayın Başbakan geldiğinde Sayın
Belediye Başkanı bu konuda bir dosya sundu. Proje çalışmaları başlatıldı deniyor, ama
herhangi bir faaliyetin başlatıldığı yok.
İşsizlik var ama Divriğili mevsimlik işlere pek tevessül etmiyor. Bunun en yakın örneğini
İşkur’un asgari ücretle yaz döneminde işçi almasında gördük. Özel İdare 20 kişi almak
istedi 18 müracaat 20 olmadı. Yalnız Belediye ve Milli Eğitim Kadrolarına alımlar oldu.
MT- Yerel Seçimlere yaklaşık bir yıl kaldı. Bu konuda stratejiniz neler olacak, ne
düşünüyorsunuz?
HAK-Genel Merkezimizin kesin talimatı var; bir oy da çıksa Belediye Seçimlerine aday
çıkaracağız. Adayımızın kim olacağı konusunda bugünden bir şey söylemek mümkün değil.
Herhangi bir partiyi desteklemeden kendi adayımız arkasında duracağız.
MT- Yerel seçimlerin 6 ay öne alınmasına katılıyor musunuz?
HAK-İktidar Partisi kendi çıkarına göre hareket eder. Yaz tatiline çıkan daha çok diğer
partiye mensup seçmenlerin oy kullanmak için dönmemesini göz önünde bulundurur.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine daha rahat çalışma fırsatı yaratmak istenebilir.
15 TEMMUZ 2012
SAYI: 31
Divriği özelinde şunları söyleyebilirim:
Mezbaha hane yer değiştirmeli, Divriği’nin dışına çıkmalıdır. Festivaller tek
taraflı değil, herkesi kucaklayacak şekilde yapılmalıdır. Divriği’de birlik ve
beraberliğe daha fazla önem verilmelidir.
MT- Teşekkür ederim.
SAYFA 5
ÜCRETSİZDİR
15 TEMMUZ 2012
SAYI: 31
SAYFA 6
İrtibat: [email protected]
Bir dost sofrasında
tanıştık. Güler yüzü, tatlı
dili, hayata sevgi dolu
bakışı dikkatimizi
çekti.İlerlemiş yaşı
elindeki bastonuyla çıkıp
gelmişti.”Bulut kat kat
olmuş ayın önüne”
türküsünü de bir güzel
söyledi.Adını
sordum.Bana “KARA
GELİN”derler dedi...(MT)
15 TEMMUZ 2012
SAYI: 31
SAYFA6
ÜCRETSİZDİR
15 TEMMUZ 2012
SAYFA 7
SAYI: 31
İrtibat: [email protected]
Yedi Ulu Ozan-3
Arzu Karaca Ayçiçek
İBRETLİK
HALK İSTERSE BENİ DE KOVAR!
1935 senesiydi. Atatürk’ün Çanakkale’ye geleceği
rivayetleri dolaşıyordu.
O zamanlar dünyanın bazı yerlerinde olduğu gibi,
memleketimizin de bazı bölgelerinde Yahudiler
aleyhinde bir hareket ve ayaklanma baş göstermişti.
Bu hal karşısında bütün Museviler mallarını,
mülklerini satarak yolculuğa hazırlanıyorlardı.
YANLIŞ ZAMAN
boş evler çağırdı bizi
doluştuk acıkondu odalara
çıkarıp baktık bir daha
iç cebimizde sakladığımız sözleri
eskiyen acıları gömdük toprağa
Nevşehir Hacıbektaş Dergahı sınırları içinde
Yedi Ulu Ozan Büstü
Yedi Ulular olarak anılan şairler:
burası umut çarşısı. hayat yürüyor
kuşların ağaçlardan dökülen sesleri
yankılanıyor parklarda bahçelerde
pazar yerlerinde limon satan nane satan
çocukların sırtlarında ceza rengi çantaları
kimi lükse boğulmuş kimi karlı patikalarda
ipek kanatlı atlar gibi umuda koşmakta kimi
gecenin kalbinde ağdalı bir ışık dokunuyor
içime
rüzgâr didikleyip duruyor sonbaharın saçlarını
akbabalar ekmeği ıslatan kanı gizlemekteler
herkes kendi yarasına saplanıp kalmış
sessizliğin ustasıydım konuştum
geceye karışmak üzereyim dışarısı ayaz
bir yanda kıyım bir yanda dirilişin ateşi
dünyanın bütün dillerinde haykıran
tekel işçilerinin sesi çınlıyor karanlıkta
‘kavel’ ateşinin etrafında dönmekteler
ne çok acı ne çok sancı ankara kar
yem kavgasına tutuşmuş kuşlar gibiyiz
bir hırka bir derviştik yüzümüz gömülü
dünyaya
soğuk salonlardan geçtik kıyım günlerinden
teneke kokularından gözü kara bir isyandı
ömür dağlarımızdan dökülen kar eriyikleri
terkimizde umut, değdikçe hayatın tuşlarına
omzumuzda bir çift beyaz güvercin
sürgünlerde sevdamız vardı
güneş çığlık çığlığa
şubat 2010
TAM MANASI
Fıtratına : karakterine, yapısına,
Fersah :yaklaşık 5 km. uzunluk
Figan : bağırarak ağlama,inleme,
Menfez : girecek veya geçecek yer,
Sulamada sifon : suyun vadinin bir yamacından
girip diğer yamacından çıktığı kanal,
Sundurma :arkası duvara dayalın yağmurluk
veya güneşlik/üstü kapalı balkon,
Maharet :beceri, ustalık,
Mevzubahis : söz konusu,
Armu :damın kenarına dizilen taş sırası,
Gavar :behçe veya tarla sulamak için açılan su
yolu
1-Fuzuli(16. yy.)
2-Şah İsmail Hatayi (16. yy.)
3-Kul Himmet (16. yy.)
4-Virani (16. yy.)
5-Yemini (15. yy.)
6-Seyyid Nesimi (14. yy.)
7-Pir Sultan Abdal (16. yy.) 'dır.
KUL HİMMET
16. Yüzyılda yaşamış bir halk ozanıdır.
Mezarı, doğduğu yer olan Tokat iline bağlı Almus ilçesinin
Görümlü (Varzıl) köyündedir. Alevi-Bektaşi mezhebinin Erdebil
Tekkesi'ne bağlı Safeviye kolundan olduğu öne sürülür. Yaşadığı
dönemde, Pir Sultan Abdal ve Şah Hatayi 'yle adı anılmıştır ve
Yedi Ulu Ozan'dan biridir. İnancından dolayı çileli bir hayat
geçirdiği, zindanlarda yattığı söylenir. Ölümüyle ilgili kesin bilgiler
olmamakla beraber, Pir Sultan Abdal’ın 1560'da asılmasından
sonra uzun süre kaçak yaşayıp köyünde vefat ettiği sanılmaktadır.
Sevgi, barış, dostluk temelli nefesler söylemiştir.
Şiirlerinde tarikat kurallarını her kültür düzeyinden AleviBektaşilerin anlayabileceği bir yalınlıkla anlattı. Kul Himmet'le
ilgili bilgi ve şiirleri Cahit Öztelli, "Pir Sultan'ın Dostları" (1984) adlı
kitabında derledi.
SEYYAH OLUP ŞU ÂLEMİ GEZERİM
Seyyah olup şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkarımca okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
İki elim gitmez oldu yüzümden
Ah ettikçe yaşlar gelir gözümden
Kusurumu gördüm kendi özümden
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Bozuk şu dünyanın temeli bozuk
Tükendi daneler kalmadı azık
Yazıktır şu geçen ömre yazık
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kul Himmet üstadım ummana dalam
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum şal giydim bir zaman
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Bunlar, o zaman rivayet olunduğuna göre Filistin’e
gitmek istiyorlardı.
İşte bu sıralarda “Atatürk Çanakkale’ye geliyor,”
dediler.
Çok sevindim. Çünkü Atatürk’ü hiç görmemiştim.
Heyecanla Atatürk’ün geleceği Balıkesir Caddesi’ne
dikildim.
Bu esnada yanımda bulunan birkaç Yahudi’nin fısıltı
ile pek hararetli olarak konuştuklarını gördüm.
Alakadar olmaya vakit kalmadan karşıdan birkaç
otomobil göründü. “Atatürk geliyor,”
sözü yeniden ağızdan ağza dolaştı.
Halkın “Yaşa, varol!” nidaları arasında Atatürk
otomobilinden indi.
Alkışlar devam ediyor, o da halkın arasında
ilerliyordu.
Garip bir tesadüf ve talih eseri olarak Atatürk bizim
önümüze gelince hafif bir duraklama yaptı.
Halka bakıyor ve kalabalığı selamlıyordu.
Tam bu esnada yanımda bulunan ve biraz evvel fısıltı
halinde, fakat hareketli konuşan Yahudilerden biri,
ileriye doğru yürüdü ve Ata’nın önüne atıldı.
Muhafızlar mani olmak istedi. Atatürk
“Bırakın gelsin!” dedi.
Bu Musevi vatandaş, Atatürk’ün önünde ellerini açtı,
omuzlarını yukarıya kaldırarak, “Paşam bizi
kovuyorlar. Biz ne yapacağız?” dedi.
Atatürk bu şekilde önüne atılan bu adamın ne demek
istediğini ve kim olduğunu derhal anlamıştı.
Buna rağmen sordu:
- Sen kimsin?
- Ben paşam, Çanakkale Musevileri’nden Avram
Palto.
- Sizi kim kovuyor? Hükümet mi? Kanun mu? Polis
mi?
Jandarma mı? Bana söyle.
Bu Musevi vatandaş durakladı, şaşaladı. Biraz sonra
kendini toparlayarak cevap verdi:
- Hayır paşam, halk kovuyor.
Atatürk, bu adamın yüzüne dikkatle baktı, gülümsedi.
“Halk isterse beni de kovar,” dedi ve yürüdü.
YARIM MİLYON ÖLMEYE HAZIR MI?
Bir gün Müslüman memleketlerinden birinde (Mısır’da)
bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal’i
görmeye gelmişti, kendisine “Bizim hareketin de başına geçmek
istemez misiniz?” diye sordu.
Dün gece seyrim içinde
Dün gece seyrim içinde
Ben dedem Ali'yi gördüm
Olabilecek bir şey değildi ama insan yoklamalarını pek seven
Mustafa Kemal, “Yarım milyonun bu uğurda ölür mü?” diye
sordu.
Egildim niyaz eyledim
Düldül'ün nalini gördüm
Kanber'i durur saginda
Salinir cennet baginda
Ali, Musa Turdagi'nda
Ben dedem Ali'yi gördüm
Adamcağız bakakaldı.
- Fakat paşa hazretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum
var? Başımızda siz olacaksınız ya...
- Benimle olmaz, beyefendi hazretleri, yalnız benimle olmaz.
Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse, o vakit
gelip beni ararsınız.
Yedi iklim dört kösede
15 TEMMUZ 2012
SAYI:31
Ben dedem Ali'yi gördüm
Yüce daglar boran coskun
SAYFA 7
ÜCRETSİZDİR
15TEMMUZ 2012
SAYI: 31
SAYFA 8
Şöyle çevreme bakıyorum, mühendis olan ,mimar olan, doktor olan, tasarımcı olan
gençlerimizin sayısı çok az. Nerdeyse parmakla sayılacak kadarlar. Türkü söyleyen, saz
çalan ne bileyim sıradan işlerle meşgul olan gençlerimizin sayısı olması gerekenden bir
hayli fazla...
Gelecek gençlerle şekillenecek!
Gençlerimizi doğruya, güzele, iyiye yönlendirmek öncelikle anne ve babaların, yakınların
sonra biz basın, radyo-televizyon kurumunun görevi.
Yapılacak tv programlarında, yeni buluşlar yapan bilgisayar becerisi çok yüksek,
bilgisayar tasarımında çok özgün eserler ortaya koyan çocuklarımızı da en az saz çalan
türkü söyleyen çocuklarımız kadar öne çıkarsak doğru olmaz mı? Her şey saz çalmak
değil; hayat saz çalmakla yürümüyor!
Kültür dernekleri gençlerimize yönelik kurs programları
düzenlerken ağırlıklı olarak bilgisayar kullanımı ve internet
programcılığı üzerine yoğunlaşmaları uygun olmaz mı?
İnternet artık çağımızda her yaşın vazgeçemeyeceği bir
teknoloji harikası. Bu eğitimin fazla bir maliyeti de yok.
Bu konuda fazla sermayeye gerek duymadan birçok konuda gençlerimizi yetiştirebilir
onları geleceğin küçük Bill Gates’leri yapabiliriz.
Gençlerimizin geleceğine doğru yön vermek, onları istihdama ve ekonomiye uygun
olarak teçhiz etmek, gerek Köy Derneklerinin, gerekse
Divriği kültür derneklerinin göz ardı edemeyecekleri
bir görev olarak değerlendirilmektedir. Bu konuda yola
çıkacak yöneticilerin gönüllü eğiticiler bulacağından da
kuşku duymuyorum...
MUSTAFA TARAKÇI
Alb.
İrtibat: [email protected]
Yrd. Doç. Dr./ Em. Kur. Alb.
[email protected]
TÜRKÜ KANALLARI NE YAPTIĞINIZIN FARKINDA MISINIZ?
KÖY DERNEKLERİ,
DİVRİĞİ KÜLTÜR DERNEĞİ
NASIL BİR GELECEK, NASIL BİR GENÇLİK
TASARLIYORSUNUZ?
Türkü, bizim özümüz, güzel söz yumağımız, saz eşliğinde duygulandığımız,
üzüldüğümüz, ağladığımız, sevindiğimiz, sevdalandığımız nameler...
Türkü vardır ve var olmalıdır! Şarkıya, pop müziğine, taverna müziğini de
saygılıyız. Ancak, hedef kitlesi alevi insanlar olan, ismini vermek istemediğim 4-5
tv kanalı nerdeyse bütün gün saz çalıyor çaldırtıyor, türkü söylüyor, halay
çektiriyor, köy hayatından nostaljiler sunuyor velhasıl; güne dair, bugünkü
gerçeklere dair, küreselleşen dünyada teknolojinin başını alıp gittiği, her geçen
gün yeni bir ürün veya yeni bir modelle karşılaştığımız bir ortamda, teknolojiyi
takip etmekte, onu kullanmakta zorlandığımız bir süreçte, gençlerimizi sürekli
türkü ile uyutmak, yatıp kalkıp onlara türkü dinletmek sözüm ona onlarca
sanatçıyı bir bir sunmak, okuyup pozitif ilimle meşgul olup, çağın gereği insan
olmak yerine sanatçı olmaya özendirmek, onları gereğinden fazla yüceltmek ne
kadar doğru ne kadar yararlı?
Türkü kanalı sahipleri belki bu stratejik gerçeğin farkında değiller! Arz-talep
dengesi içinde onlarda para kazanmak istiyorlar ama alevi gençleri bu
tutumlarıyla uyuşukluğa ittiklerinin, onları yalnız saz çalmaya türkü söylemeye
teşvik ederek gerçeklerden uzaklaştırıldıklarının farkındalar mı?
GEÇMİŞİNE SAHİP ÇIKMAYAN ULUSLAR
GELECEĞİNİ İYİ TASARLAYAMAZLAR
AHMET YOZGATLI
Öğretmen (E)
Divriği Tabiat Varlıklarını
Koruma Derneği Bşk. Yrd.
DİVRİĞİ GEZİMİZ
Sivas Eğitim Enstitüsü mezunları olarak 7 Temmuz 2012
Cumartesi günü Sivas’ta buluştuk. İstanbul’dan ben, Mehmet
Gülgel,Osman Hamullu ve Bahattin Örs katılmak için birlikte gittik. Sivas ta
bizlere hemşerilerimizden Mehmet Tellioğlu ve Mustafa Erozan da katıldı.
Sivas’ta Belediye Başkanı Doğan Ürgüp bizlere Sivas Paşa Fabrikası mesire
yerinde 9.30 da sabah kahvaltısı verdi. 136 arkadaş katılmıştı. Ne yazık ki
Sivas ta bulunan iki arkadaşımızın çocuklarının düğünleri nedeniyle 39
arkadaşla oradan bir otobüsle saat 11.00 de Divriği’ye hareket ettik. Üç
saatlik bir yolculuktan sonra Divriği’ye vardık. Saat 14.00 gibi Divriği’ye
vardık. Gogili Naci (Naci Savrunlu) abinin pişirmiş olduğu bir kazan
Divriği Plovunu misafirlerimize Yatılı Bölge okulu yemekhanesinde ikram
ettik.Divriği’de olduğunu bildiğimiz Mustafa Tarakçı arkadaşımız,
ağabeylerimizi de yemeğe davet ettik. Yemekten sonra hep beraber Okul
arkadaşımız Hayrettin Ulubay’ın mezarını ziyaret ettik. Sonrada eşsiz eser
Ulu Camii ye geçtik. Ulu Camii Müezzini Nail Ayan, gelen arkadaşlarımıza
camii hakkında bilgi verildi. Şans eseri batı kapısında çıkan gölgenin çıkış
saatine denk geldiğinden herkesin ağızlarının açık şekilde izlemelerine
şahit olduk. Oradan Abdullah Paşa Konağına geçtik oranın gezilmesinden
sonrada Ayanağa Konağına geçtik. Mehmet Durdu arkadaşımız tarafından
Ayanağa Konağında misafirlerimize çay ve bal ikramı yapıldı.
15HAZİRAN 2012
SAYI: 29
Gelen bütün arkadaşlarımız Ulu Camii ye hayran kaldılar. Böyle bir eseri daha
önce görmedikleri için kendilerini suçlu addettiler. Bir arkadaşımız ‘’ Ecdadımız
Anadolu’nun kalbine bu eserle mührünü vurmuşlar. Anadolu’nun bizim olduğunu
en büyük tapusu işte bu ‘’ dedi. Hakikatten bu vatan toprağımızın en büyük kanıtı
değil mi. Herhalde bizlerden başka bu eserin değerini herkes biliyor ama bizler
maalesef halen kıymetinin farkında değiliz.
Gelen arkadaşlarımızı saat 17.30 da Sivas’a uğurladık. Ben, Mehmet Gülgel,
Osman Hamulu, Bahattin Örs,Mehmet Tellioğlu ve Mustafa Erozan Divriği de
kaldık
DİVRİĞİLİ, DİVRİĞİ İÇİNDE BİRBİRİNE BİRAZ SOĞUK,MESFELİ DURSA BİLE
CANDIR,CİĞERDİR GARDAŞTIR.DİVRİĞİ DIŞINDA DA SAMİMİ BİR
DOSTTUR.
SAYFA 8
ÜCRETSİZDİR
15 TEMMUZ 2012
SAYFA 9
SAYI: 31
İrtibat: [email protected]
Yine oldukça öfkeli bir kadın büyüğümüz ''eşyamızı taşımamıza bile saygı göstermediler, biz eşya
taşırken aşağıda boşaltılmış evleri değil, komşumun evini yıktılar, toz duman içinde kaldık''diyor.
Başka bir kadın ise ''ağaçlarımızı kökünden söküp attılar ciğerlerimin sızladığını hissetim''diyor.
ŞENGÜL DURAN GENÇDAL
Divriği ÖDP eski İlçe Bşk
[email protected]
MAHALLESİZ KALAN ULU CAMİİ
La Fontaine' in masalını bilirsiniz kurt suyu bulandırdığını iddia ettiği kuzuyu illaki yiyecektir.
Kuzunun suyu bulandırmayacak kadar kurdun aşağısında olmasının bir önemi yoktur. Önemli
olan kurdun niyetidir. Kuzuyu yemeye karar vermiştir ve bu isteğini gerçekleştirmek için her türlü
bahaneyi öne sürecektir
Toplumun sosyal tepkisizliğe mahkum edilişinin en önde gelen sebepleri ''itaatçi'' ve
''örgütsüz'' olmalarıdır.Sosyal patlamaların olmayışı insanların güce olan tapınmaları (buna bir
yerde korkaklık hatta yalakalık da diyebiliriz) sabretmeye,dayanmaya koşulsuz bağlılıkları ciddi
anlamda bir travma bana göre .Boyun eğen,itaat eden böylece daha az sorunsuz yaşayacağını
düşünen insanlar günden güne çoğalıyor artık.
Divriği’ye geldiğimden beri tarif edemeyeceğim duygular içerisindeyim.
Kamulaştırma adı altında, enkaz altında kalan mahallemize bakınca geçmişime dair hiçbir şey
göremeyişim çok etkiledi beni. Evlerimizin üzerine topraktan bir perde çekmişler bütün o güzel
günler ve insanlarla beraber çocukluğumuz ve ilk gençliğimiz de gömülmüş sanki. Yok edilen her
evin ayrı bir hikayesi,ayrı bir yaşanmışlığı vardı. ARTIK YOK...
Geriye kalan, kamyonlara yüklenip götürülen moloz yığınlarından inatla, dirençle
ait olduğu yerden vazgeçmeyerek kepçenin aralıklarından düşmeyi başarmış birkaç kiremit
kırıntısı,tuğla kırığı,beton artığı ve birkaç küçük ağaç parçacıkları gözüme çarpıyor. Bizim evden
mi, amcamların yada büyükbabamların evinden mi, Faik amcaların çatısından mı,Cabir amcaların
balkonundan mı,Fatma teyzenin bahçesinden mi,Cemal amcaların kömürlüğünden mi,Hıdır
amcaların tandırlığından mı kalmış bilmiyorum ama götürülen moloz yığınlarından geriye zafer
kazanmış gibi görünüyorlar gözüme.Yüzümdeki tebessüm anında kayboluyor.Moloz yığını kadar
olamamış insanlar geliyor gözümün önüne.Teslim olmuş,vazgeçmiş,aldığı paraya sevinip gıkını
bile çıkarmadan yerini yurdunu güle oynaya terk eden insanlar geliyor aklıma.Birde sırtında
kum,çimento,tuğla,su taşıyarak kendi emeğiyle alın teriyle bir yerden artırdıklarıyla parça
parça,biriktire biriktire şartlarını zorlayarak kendine göre dünyanın en değerli en güzel evin evini
yapan insanlar geliyor aklıma.Sohbet ediyorum onlarla ''emeklerimizi,hayallerimizi yıktılar
televizyonda izler geçerdik, ne kadar zor olduğunu başımıza gelince anladık'' diyorlar. Yukarı
taraftan yaşlı bir kadın mahalle sakini ''bakamadım yıktıklarında ellerimi yüzüme basıp hıçkırarak
ağladım'' diyor.
Ben şehir planlamacısı değilim ancak şunu da iyi bilirim ki yıkımlar sırf alan boşaltmak için
yapılmaz. Yeniden inşalar çoğu kez kaçınılmazdır. Ulu Cami’nin muhteşem bir eser olduğu ve
özenle korunması gerektiğine olan inancım tam. Hatta yerleşim alanlarının bu denli yakınına
yapılmasına izin verilmesi 1970'lerden gelen bir belediyecilik hatası olduğu gibi, bu izinlerin
2012'de zulme, eziyete dönüşmesi de ayrı bir belediyecilik hatası. Belki bazı şeyler için geç
kalınmış olabilir ama insanın olduğu yerde her zaman hayat vardır ve o yaşam alanlarının
korunması insani, ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur.
Belediyecilik sadece temizlik işleri, zabıta işleri, vergi işlemleriyle uğraşan bir kurum değildir.
Hangi bakanlığın yetki alanına girerse girsin o kurumlara karşı ilçenin menfaatlerini, çıkarlarını
koruyan bir kurum olmalıdır. Halk sizi hizmet etmeniz ve haklarını korumanız için
yetkilendirmiştir.''Yapabileceğim bir şey yoktu''deme hakkınız asla olamaz. Ne mi yapabilirdiniz?
Ayrıntılarına girmeden çok basit 3 soru eşliğinde 3 seçenek...
1-Neden %99’unun oyunu aldığınız mahalle sakinlerine yeni bir yerleşim alanı
temin etmeden evlerini başlarına yıktınız? (prefabrik veya konteynır evler gibi)
2-Attığınız o imzayı yani tüm yetkilerinizi elinizden aldırdığınız o imzayı TOKİ
bitinceye kadar erteleyemez miydiniz? (böylelikle güvenilirliği ayrı bir tartışma konusu olan
TOKİ’yi de hızlandırmış olacaktınız belki)
3-Hadi hiçbir şey yapamadınız da mahalle sakinlerini ziyaret edip, dertlerini demi
dinleyemezdiniz? O insanların evlerini başlarına yıkarken yanlarında olup acılarını paylaşamaz
mıydınız? Özellikle fırsatçılığa dönüşen kiralık evlere önlem almak için toplantılar düzenleyip
birlik ve dayanışma içinde halkı empatiye davet edemez miydiniz.(ahırlarını onarıp 200 tl ye
kiraya veren fırsatçılara şahit oldum)
Sürekli insanlar arasında bir ayrışma, kin,öfke ve nefret pompalayan
anlayışlardan bunu beklemek saflık olur biliyorum ama insan olmanın da dayanılmaz bir
boğuntusunu ve utancını yaşıyorum.Bizlere bu duyguları yaşatanların yüreklerinde azıcık da olsa
SEVGİ,MERHAMET ve ADALET duygusu kaldı mı dersiniz...
İLGİ SEVGİNİN TEMELİDİR.
KONUK YAZAR
GELECEĞİNİ ARAYAN KENT… DİVRİĞİ
Şehirlere yaşayanlar hayat vermekle birlikte nüfusun devamlı devridaim etmesiyle
insanların bıraktıkları eserler devreye girer ve yaşayanlarla birlikte bir zenginlik
oluşturur.İşte Divriği’de böyle bir konumda olan bir şehir..Ne var ki Dünya şaheseri
Ulu Camii ve Darüşşifası,Tarihi Konakları,Divriği ve Kesdoğan Kaleleri,yeni keşfedilen
(!)Çaltı Kanyonu,Hanları,Kiliseleri (bir rivayete göre ilçemiz ve köylerindeki kiliselerin
toplamı 18 adettir)eşsiz doğası ve halim selim kadirşinas insanlarıyla bezeli ilçenin
gelin bugününe bir göz atalım..
Yukarıda saydığımız zenginliklerin farkında olmayan bu ilçe halen faaliyette
bulunan geçmişte devlet kanalıyla yaklaşık 2500 kişinin istihdam edildiği maden
işletmelerine gözünü dikmiş;zengini fakiri oraya girebilmenin peşinde koşmuş ve
nihayet bugüne gelindiğinde madende çalışan sayısı taşeron firmalarla yaklaşık 700
civarına inmiş,gelir düzeyi düşmüş ve ilçede bir panik başlamış..O Lale
Devri(!)döneminde ülke standartları üzerinde gelir elde eden çalışanlar ve ilçe esnafı
kazandığı parayı ilçe dışına aşırmış maalesef bu güzel ilçeye bir çivi çakılmamış.Buna
yerel yönetimlerin,mülki idarenin ve iktidarların basiretsizlikleri,yönetim zafiyetleri
de eklenince bundan 20 yıl önce Sivas’ın en zengin ve en büyük ilçesi olan bu şehir
bugün nüfusu 10.000’in(on bin)altına inmiş kalanların bir ışık görse kaçacağı bir
duruma gelmiştir.
Son yıllarda Ulu Cami’in yüzü suyu hürmetine ilçemizdeki konakların restorasyonu
ve konakların yoğun olduğu 7 sokak projesi hayata geçirilmiş ve halen çalışmalar
devam etmektedir.Ulu Camii çevresinde 1.etap yıkım çalışmaları yapılmış olup devamı
gelecektir.İşte tam bu sırada yapılan bir yanlış fark edilmiş;biz nüfus azalmasın aman
buraları terk etmeyelim derken yıkım kararı alınan binaların sahiplerine istimlak
bedelleri ödenmiş herkes elindeki para ile ortada kalmış.
15 TEMMUZ 2012
SAYI: 31
Ev ya da arsa almak için sağa sola koşturanlar fiyatlardaki uçukluğu görünce ilçenin
tarihi bir kez daha tekerrür etmiş(!) ve hemşerilerimize bir kez daha gurbetin yolu
görünmüş..Geçen hafta çarşıda karşılaştığım bir arkadaşıma nerelerdesin
görünmüyorsun diye sorduğumda istimlak bedeli olarak aldığı para ile buradan ev
alamadığını üstüne biraz daha ilave yaparak Ankara’dan daire aldığını söyledi.
Kısaca beni buraya bağlayan bir şey kalmadı dedi.Acaba bu istimlak yapılırken yerel
yöneticiler,mülki idarenin yetkilileri önlem olarak TOKİ’yi getirip bu
hemşerilerimize yıktığı evin bedeli olarak birer daire yapıp teslim edemez
miydi?diye soruyorum kendime..İstimlak paralarının ödenmesi sonucu yaklaşık 5060 hane maalesef ilçeyi terk etmiş.
Bir başka konu;geçtiğimiz haziran ayında ilçemize UNESCO’dan bir heyet ziyarette
bulundu.40 ülkeden gelen ziyaretçiler Ulu Camii ve Darüşşifa’sına hayran kaldılar ;
röportajlar çekimler yaptılar.İlçe sakinleri olarak biz zerre kadar ilgilenmedik ,bu
etkinlikle ilgili bir heyecan duymadık.Halbuki bizim geleceğimizde turizm önemli
bir yer tutuyor.Yine ilçemizin değerlerinden Sn. Sadık ÖZGÜR Beyefendi ilçemize
geldi.Belediyeden yapılan anonsta karşılamanın Sadık Özgür Devlet Hastanesi
önünde yapılacağı söylendi.Katılım oldukça düşük seviyede kaldı.İlçemize sayısız
eserler kazandıran birine bu yapılmamalıydı.
Sonuç olarak bu ilçenin geleceği parlak;yeter ki biz inanalım.Ne istediğimizi
bilmeli yarınlara kendimizi hazırlamalıyız.Ulu Camii ve Kale çevresinde yapılacak
çevre düzenlemesi ve restorasyonlar,konakların ve 7 sokak bakım ve
restorasyonu,meydan düzenlemesi,arasta çarşısı çalışmaları bizi
Safranbolu,Beypazarı gibi ilçelerin önüne geçirmeye yeterde artar bile..
Temel Yıldırım/ Divriği
SAYFA 9
DİVRİĞİ’YE HİZMET ETMEK MUTLULUKTUR..
ÜCRETSİZDİR
15 TEMMUZ 2012
SAYFA 10
SAYI: 31
İrtibat: [email protected]
DEMİR KÖPRÜ
12 EYLÜL’E GİDEN SÜREÇ VE 13 EYLÜL
( BUNDAN ÖNCEKİ SAYININ DEVAMI)
-24 Ocak 1980’de hükümet bazı ekonomik kararları yürürlüğe koyar. Dolar 35
liradan 70 liraya yükselir. Her şeye büyük oranda zam gelir. Türkiye dışarıya
borçlanır. Yokluklar, kuyruklar ortadan kalkar. Bu arada DİSK genel greve gider
TARİŞ’de olaylar dinmez. Öğrenci-Jandarma-Polis çatışmaları başlar...
Demirel 24 Ocak kararları için Turgut Özal’ı 1. Derece sorumlu planlayıcı olarak
görevlendirmiştir. Özal, askerlere brifing verir onları ekonomik konularda ikna
eder. Tereddütlerini giderir.
Yukarıdaki resimde görülen kanyonun iki
yakasını birleştiren çelik ve kavisli bir köprü
yapılmasını hayal ederdim. Bu hem
Divriği'nin demir madenlerine sahip
olmasını simgeler hem de "jumping"
turizmine hizmet ederdi. Dünyanın en harika
köprülerinden biri olurdu. Sanırım çaydan
yüksekliği 300-400 metre olabilir.Köprü
Iğınbat'ın arka tarafında, Darphane denilen
bölgeye, kanyon yamaçlarının en yüksek
olduğu iki yaka arasına yapılmalıydı.
Fotoğrafta sağda arkada görülen en yüksek
kayalar mevki olarak uygun.
Hüseyin Tarakçı
NURAY ÖDEK’ ten
Vefalı güzel dostlarıma benden çay:) ♥♥
Vefâ; arkanda bıraktığını, giderken yaktığını
yabana atmamandır....
Vefâ; dostluğun asaletine, verilen sözlere,
kurulan hayallere ihanet katmamandır.
Vefâ; bir tebessüme bin gözyaşı feda
edebilmenin diğer adıdır.
Vefâ; sevgidir. Şartsız, hesapsız, sonu olmayan
bir sevginin ta kendisidir.
Vefâ; ..sahipsiz kapanmayan bir yaradır.
Bir Gönül Borcudur.....
HERġEY SENĠ SEVMEKLE BAġLADI ♥⊱╮
Bir asırlık uykudan seni sevmekle uyandı
yüreğim.
Gökyüzüne düsen her yağmur tanesine
seni yükledim
Sırılsıklam sen olmak içindi niyetim..
SENI ÜFLEDIM RÜZGARLARA..KOKUNU
SALDIM YOLLARA.
Çiçeklere güllere seni aĢıladım
Her NEFESIMDE SENI SOLUMAK ve
KOKLAMAK ĠCINDĠ NĠYETĠM
SOL ayağıma seni sağ ayağıma beni
yazdım
Yürüdüğüm her yerde ♥ SEN ve BEN♥
olmak içindi niyetim ♥ SEN VE BEN ♥ ...!!!
“Ey YÜREĞĠM...
Sєn KASIRGALARA dayanmıĢsın...
RÜZGARLA mı yıkılacaksın..?
BaĢka çaren yok YÜREĞĠM...
DOSTA DÜġMANA karĢı ayakta hep
dimdik KALACAKSIN”
6 Nisan 1980’de Cumhurbaşkanı Koru Türk’ün görev süresi sona erecektir. 1
Nisan günü Van Cezaevinden 58 kişi tünel kazarak firar eder. Cumhurbaşkanlığı
için Adalet Partisinin adayı Saadettin Bilgiç, CHP’nin adayı Eski Hava Kuvvetleri
Komutan’ı Muhsin Batur’dur. Batur 265 Bilgiç 209 oy alır yeterli oyu alan
olmamıştır.
Demirel cumhurbaşkanını halk seçsin der. Ecevit Yanaşmaz.
28 Mayıs 1980’de Çorum olayları yaşanır. 239 ölü, 577 yaralı vardır.
Gelişen bunca olumsuz olay ve Cumhurbaşkanının seçilememe krizi karşısında
Evren’in başkanlığında Üst Komuta Kademesi müdahale kararı alır. İlk darbe
tarihi 11 Temmuz olarak planlanır. Ancak Demirel’in 3 Temmuz’da meclisten
tekrar güvenoyu alması müdahaleyi geciktirecektir.
19 Temmuz 1980 günü eski başbakan Nihat Erin İstanbul’da öldürülür.
Cumhurbaşkanlığına uzun süredir meclis başkanı İhsan Sabri Çağlayangil
vekalet ediyordur. 11 Temmuz 1980 günü Çankaya Köşkü’nde bir toplantı
yapılır; tüm siyası parti liderleri ve grup temsilcileri katılır, konu
cumhurbaşkanlığı seçimidir. Bir sonuca varılamaz.
Ağustos 1980’de Cumhurbaşkanı hala seçilemediğinden meclis tatile
girmemiştir. Anarşi ve terör iyice tırmanır. Aylık bilanço 385 ölü, 468 yaralıdır.
Genelkurmay müdahale günü yeniden gözden geçirilir ve 12 Eylül’e karar
kılınır.
12 Eylül 1980 günü sabah saat 06.35’de radyodan yayınlanan Kenan
Evren’inden şu hususlar dile getirilir.
® Siyasiler üzerine düşen görevi yerine getirmediler. Görevde olanlar
partizanca hareket ettiler
® TSK’leri uzun bir süredir gelişmeleri takip etti son 8 aydır yaptığımız uyarı ve
öneriler dikkate alınmadı.
® Son iki yıl içinde terör 5241 can almış,14.152 kişinin yaralanmasına veya
sakat kalmasına sebep olmuştur. Oysa Sakarya Savaşında şehit sayımız 5713,
yaralı miktarımız 18.480’dir.
® Bugünden itibaren yeni hükümet ve yasama organı kuruluncaya kadar geçici
bir zaman için yasama ve yürütme yetkileri benim başkanlığımda Kara Deniz
Hava Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanı’ndan oluşan Milli Güvenlik
Konseyi tarafından kullanılacaktır.
SAYI: 31
Divriği'ye geldim, yirmili yaşın başı
Nasip oldu bulduk, burada biz aşı
Gelenin de, gidenin de gözündedir yaşı
Farklıdır ama, bu akan gözlerin yaşı...
Divpelet iken özelleşmeye zeminle, oldu
Divhan
Futboluyla adından söz ettirdi, kaynaştı insan
Unutulmaz isimler Sait, Hasan Ali, Kel Hakan,
Pire Erol, gol makinası Dr. idi Adanalı Kayhan
13 EYLÜL’DE NE OLDU
Parlamento kapatılmış, bütün siyasi faaliyetler yasaklanmış. Dört siyasi parti
lideri Gelibolu’ya gönderilmiştir( Alparslan Türkeş Hariç onun henüz yeri belli
değildi.)
Sokağa çıkma yasağı konulmuştur.
Bütün yurtta sıkıyönetim ilan edilmiştir.
Ülkenin bir numaralı sorunu olan anarşi ve terörün halledilmesi için ne
gerekiyorsa yapılma kararı alınmıştır.
Milli Güvenlik Konseyi’nin 2nolu bildirisinde şu ifadeler kullanılıyordu.
® “ Sıkıyönetim komutanları, ülkede devlet otoritesinin tesisi, anarşi,
emniyet, huzur can ve mal güvenliğinin sağlanması için lüzum görecekleri her
türlü tertip ve tedbiri almaya yetkili kılınmışlardır.”
(İşte bu geniş yetkiler uygulamada pek çok sorunları da beraberinde
getirecektir. Sıkıyönetim komutanlarına ve onun icracı unsurlarına o kadar
insiyatif vermek hukuk içinde kalınma zorunluluğunun olmaması ister
istemez istenmeyen sonuçlar doğurmuştur.)
Mamafih olaylar bir gün içinde son buldu! Sıkıyönetim Komutanları emniyetle
işbirliği halinde geriye dönük olarak eylemlere katılmış veya şüpheli olan
kişileri gözaltına almaya başladılar.
Tespit bu değerlendirme siz kıymetli Yeni Divriği Gazetesi okurlarının.
Aziz din kardeşimdi merhum Sait Kaya
Kazasını duydum Başsavcının makamında
Yudumladığımız çaylar kalmıştı masada
Seviyoruz O'nu, artık aramızda olmasa da
Alim unutulmaz günler yaşadı, yıl yaşadı
Yeşil Divriği ile birlikte çok şey başardı
Özelleştirme rüzgarı Divriği'den etti ama,
Bu sevgiyi, dostluğu gönlünde ebedi yaşadı.
RECEP ÂLİM
DERLEME: Mustafa Tarakçı
15 TEMMUZ 2012
Divriği'de gençlik...
SAYFA 10
ÜCRETSİZDİR

Benzer belgeler

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-54

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-54 Mursal Barajı ile hayata geçer. Ancak, DSİ tarafından yapılan sulama kanallarında aksaklıklar, eksiklikler olduğundan Divriği’nin ihtiyacı olan sulama suyu tam olarak gelmemektedir. Bu konu, yerind...

Detaylı

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-55

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-55 Bu özverili gayret ve maddi fedakârlıklarından dolayı, Divriği‟nin internet üzerinden en önemli sesi ve nefesi olan “Yeni Divriği İnternet Gazetesi” olarak her iki hemşerimiz Sayın Mahir Tevrüz ve ...

Detaylı

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-8

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-8 sivil bir anayasa yapılması söz konusudur. Biz bugün kaba hatlarıyla siz değerli Yeni Divriği İnternet Gazetesi okurlarına mevcut anayasanın hangi konuları içerdiğini hatırlatmak istedik. Yeniyi ka...

Detaylı

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-37

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-37 büyük gelebileceği ama Divriği de hasta sayısının çok olmasını istemenin de hiç kimse tarafından arzu edilemeyeceğini esas sorunun Divriği’den göçü terse çevirmek olduğunu vurguladı. Sadık Özgür kü...

Detaylı

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-6

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-6 halen 26 hastanın yayttığı,5 uzman tabip,24 hemşire,7 hizmetli olduğu ifade edildi. Değerli Hemşerimiz huzurunda birkaç değerlendirme yapıldı: Hayber Bozkurt,Hastane açılışını Sayın Başbakan’ın yap...

Detaylı

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-32

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-32 masrafından kurtulmak istendiği ileri sürülmektedir ve bu hastanenin D grubunda kalmaya devam etmesi istenmektedir.

Detaylı

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-42

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-42 sonucu gayet normaldi. (Haber: MT- Divriği)

Detaylı

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-43

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-43 büyük gelebileceği ama Divriği de hasta sayısının çok olmasını istemenin de hiç kimse tarafından arzu edilemeyeceğini esas sorunun Divriği’den göçü terse çevirmek olduğunu vurguladı. Sadık Özgür kü...

Detaylı

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-27(15.05.12)

Yeni Divriği Gazetesi SAYI-27(15.05.12) Genelde, dünya da barıştan Türkiye’de” tam bağımsızlık”tan, kardeşçe birlikte yaşamaktan, özelde de “Divriği sevdalılarını çoğaltmaktan” yanadır! Nerden nereye ağaçlar yeşerdi bizim Divriği sevdası...

Detaylı