Edirne Doğa Turizmi Master Planı

Yorumlar

Transkript

Edirne Doğa Turizmi Master Planı
T.C.
ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI
III. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ
EDİRNE ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ
EDİRNE İLİ
DOĞA TURİZMİ
MASTER PLANI
EDİRNE
2013
SUNUġ
Orman ve Su ĠĢleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Veysel EROĞLU’ nun 2012 yılındaki talimatları
üzerine bütün Türkiye’de Orman ve Su ĠĢleri Bakanlığı Bölge Müdürlüklerine bağlı illerde
DOĞA TURĠZMĠ MASTER PLANI çalıĢmaları baĢlatılmıĢtır.
Bu çalıĢmaların temel hedefi “kırsal sahaların, yaylaların, köy kültürünün turizmle tanıĢması,
bundan gelir elde etmesi ve dolayısı ile ülkemizin turizminin geliĢtirilmesinin yanında doğal
alanlarını koruma etkinliğinin artırılmasıdır”. Turizm faaliyetlerinin uzun dönemde
sürdürülebilir olması için geniĢ kapsamlı, dikkatli, katılımcı ve paylaĢımcı olarak planlaması,
sürecin etkin yönetimi ve izlenmesi de gereklidir. Aksi takdirde, bu faaliyetlerin geri dönüĢü
mümkün olmayan olumsuz etkileri ortaya çıkacak ve turizm bu alanları tahrip eden bir faktör
haline gelecektir. ĠĢte bu nedenle bu çalıĢmaya,“ DOĞA TURĠZMĠ GELĠġME (MASTER)
PLANI” çalıĢmasına lüzum duyulmuĢtur.
1
ÖNSÖZ
Her alanda devamlı değiĢim ve geliĢimlerin yaĢandığı günümüzde doğaya bakıĢ açısı da
değiĢmektedir. Geleneksel turizm anlayıĢı yanında doğa turizmi olarak tanımlanan, doğa
içinde yapılan çeĢitli etkinliklerle kendini gösteren bu turizm türü kentleĢen ve doğadan
uzaklaĢan insanlar için daha fazla önem arz etmektedir.
Yoğun kent yaĢamından bunalan insanların doğayla birlikte oldukları yegâne alanlar korunan
alanlardır. Korunan alanların kullanımında bizden sonra gelen nesillerin de faydalanabilmesi
için sürdürülebilirlik ilkesine uygun olarak planlama yapılması gerekmektedir. GeliĢigüzel
yararlanmalar telafisi olmayan zararlara dahi sebep olabilmektedir.
Bu planla kendine has doğal güzellikleri , tarihi ve turistik yapıları bulunan serhat Ģehrimiz
Edirne’nin günümüzde ve gelecekte olan gereksinimlerini göz önüne alarak doğal kaynak
değerlerinin bozulmadan , sürdürülebilirlik ve katılımcılık ilkeleri ıĢığında planlanarak doğa
turizmine katkı sağlanması amacıyla doğa turizmi master planı çalıĢması yapılmıĢtır.
2
ÇALIġMANIN MAKSADI
Bu çalıĢmanın amacı; doğal güzellikleri, tarihi ve turistik yapısı ile zengin bir doğa turizmi
potansiyeline sahip olan Edirne’de, bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarını göz önüne alarak doğal
kaynak değerlerin, sürdürülebilirlik, katılımcılık ve çevreye duyarlılık temel ilkeleriyle
planlanarak doğa turizminin geliĢtirilmesini sağlamaktır. Bu plan ile Edirne Ġlinde doğa
turizminin geliĢtirilmesi için amaç, hedef ve stratejiler saptanarak yapılması gereken projeler
belirlenmiĢtir.
Bu master plan, Edirne Ġlinin doğa turizmi konusundaki üst düzey amaç ve hedeflerini
açıklamaktadır. Planda 2013-2023 yıllarını kapsayan 10 yıllık dönem için toplu bir
değerlendirme yapılmaktadır. Bu kapsamda, master plan çerçevesinde daha alt düzeyde
detaylı eylem, taktik ve stratejik planları hazırlanabilir.
Bu plan, baĢta Orman ve Su ĠĢleri Bakanlığının birimleri olmak üzere belediyeler,
kaymakamlıklar, doğa dernekleri ve konu ile ilgili kurum ve kuruluĢların doğa turizmi ile
ilgili yapacakları faaliyetler ve yatırımlar için yol gösterici bir çalıĢma niteliği taĢımaktadır.
3
ĠÇĠNDEKĠLER
1. GiriĢ
1.1. Doğal Alanlar, Yöre Ġnsanının Geleneksel Hayatı, Kırsal Kalkınma, Sürdürülebilir
Turizm Alternatifi Ve Edirne Vilayetinde Sürdürülebilir Doğa Turizmi
1.2. Doğal Alanlar Ve Sürdürülebilir Kalkınma
1.3. Sürdürülebilir Doğa Turizmi
1.4. Sürdürülebilir Doğa Turizmi GeliĢme Stratejisi
2. Sürdürülebilir Doğa Turizmi GeliĢimine ĠliĢkin ÇalıĢmalar
2.1. Kaynak Analizi
2.2. DoğaTurizmi Potansiyeli
2.3. TaĢıma Kapasitesi
3. Ġlgi Grubu Analizi Ve Yerel Organizasyonun OluĢturulması
3.1. Ġlgi Grupları/PaydaĢlar
3.2. Ġlgi Grubu Kategorileri
3.3. Ġlgi Grubu Analizi
3.4. Toplum Temelli YaklaĢım
3.5. Yerel Organizasyonun OluĢturulması
3.6. Tarihçe
3.7. Edirne Ġlinin Genel Özellikleri
3.8. Ġlgi Grubu ve PaydaĢ Analizi
4. Doğa Turizmi Arzı
4.1. Doğa Turizmi Değerleri (Doğa Turizmi Arzı)
4.2. Edirne Ġlinin Doğa Turizmi (Arzı) Değerleri ve Bilinirlik Değerlendirmesi
4.3. EDĠRNE Ġlinde Doğa Turizmi Amaçlı Kullanılan ve Koruma Statülü Alanlar
4.4. Seçkin Özellikli Diğer Sahalar
4.5. Edirne Ġlinde Doğa Turizmi ÇeĢitleri
5. Seçkin ve Yüksek Değer TaĢıyan (x) Yıldız Alanların Değerlendirilmesi ve Potansiyelini
GeliĢtirme Ġmkanlarının Ortaya Konulmasına ĠliĢkin Analizler
6. Edirne Ġli Sürdürülebilir Doğa Turizmi Stratejileri
6.1. GeliĢme Stratejileri
6.2. Pazarlama Stratejisi
6.3. Ziyaretçi Yönetimi Stratejisi
6.4. Ġzleme ve Değerlendirme Stratejisi(Turizmin Etkilerinin ve Sürdürülebilirliğin
Ġzlenmesi
4
1. GĠRĠġ
1.1 DOĞAL ALANLAR, YÖRE ĠNSANININ GELENEKSEL HAYATI, KIRSAL
KALKINMA, SÜRDÜRÜLEBĠLĠR TURĠZM ALTERNATĠFĠ ve
EDĠRNE VĠLAYETĠNDE SÜRDÜRÜLEBĠLĠR DOĞA TURĠZMĠ
Tabiatı korumanın geleceği kırsal alanların geleceğine, kırsal hayatın korunmasına ve sağlıklı
yürüyen bir kırsal ekonomiye bağlıdır. Kırsal alanlardaki düĢük ve dağınık nüfus ile beraber
yetersiz gelir söz konusu olduğunda bu alanların turizm köyleri vb. faaliyetler için
kullanılması söz konusu olacaktır. Bu tür giriĢimlerin önemli bir kısmı korunan alanlarda veya
dıĢında yapılmaktadır. Bazı etkinliklerin korunan alanlara ve tabiata çok zarar verdiği de
görülmektedir. Bu sebeple tabiatı korumakla görevli olan bizlerin çevremiz ile iyi bir proaktif
iliĢkiler içinde olmamız lüzumludur. Proaktif kiĢi; iliĢkilerde ve faaliyetlerde inisiyatifi eline
alan kiĢi demek olup tabiattaki faaliyetlerin kontrolü için Doğa Koruma ve Milli Parklar
Genel Müdürlüğü taĢra kuruluĢlarının kırsal sahalarda doğa turizminin geliĢtirilmesinde öncü
olması doğru bir harekettir.
5
Son yıllarda sivil toplum kuruluĢları ve diğer kuruluĢlar korunan alanlar, doğal alanlar, kırsal
kalkınma, kalkınma için iĢbirliği gibi konuları tamamıyla farklı bir bakıĢ açısı ile algılamaya
baĢlamıĢlardır. Tabiat ve geleneksel kültürler üzerinde turizmin yarattığı olumsuz tesirler ve
bunların neticesinde duyulan korkular kitle turizmine karĢı alternatif çevre duyarlı turizmi ve
tabiatı korumayı öne çıkarmıĢtır. Sürdürülebilir doğa turizmi ve ekoturizm tabiatın korunması
için bir umut olarak ortaya çıkmıĢtır. Algılamadaki bu değiĢiklik, doğal alanlar, korunan
alanlar ve çevresinin bölgesel planlamasında turizme iliĢkin proje ve çalıĢmaların giderek
artmasına yol açmıĢtır. Bu sayede turizm, zaman içinde kırsal alanların kalkınmasında,
yoksulluğun azaltılması ve yöresel kültürel zenginliğinin korunmasında anahtar bir kelime
haline gelmiĢtir.
Sürdürülebilir doğa turizmi, kırsal ekonominin çeĢitlendirilmesi, kırsal nüfus için yeni bir
bakıĢ açısı yaratılması, yoksulluğun ve kırsal göçün azaltılmasında en önemli seçeneklerden
biri olarak görülmektedir. Ancak, turizmin yalnızca yerel ekonomi ile doğru Ģekilde
bütünleĢtirildiği takdirde beklentileri karĢılayabileceği ve yöre halkı ile diğer ilgi gruplarına
fayda sağlayacağı unutulmamalıdır.
1.2 DOĞAL ALANLAR VE SÜRDÜRÜLEBĠLĠR KALKINMA
1980’li yıllardan itibaren BirleĢmiĢ Milletler Çevre Programının (UNEP) çevre konularına
iliĢkin çalıĢmaları giderek artan bir etki yaratmıĢtır. Dünya Çevre Kalkınma Komisyonu’nun
1987 yılında tamamladığı çalıĢmalar sonunda “ortak geleceğimiz” adlı bir rapor
hazırlanmıĢtır. GeliĢmiĢ ve geliĢmekte olan ülkelerde, çevre ve kalkınma konularına çok farklı
yaklaĢılması gerektiği bu raporda vurgulanmıĢ olup, kalkınmanın ve insanlığın sahip olduğu
kaynakların sürdürülebilir olduğuna değinilmiĢtir. Raporda ortaya konan “sürdürülebilir
kalkınma” kavramı, insanların elinde bulundurduğu ve onlara muhtaç olduğu ekolojik,
kültürel ve sosyo-ekonomik kaynakların nadir ve eĢsiz olduğu görüĢüne dayanmaktadır.
Bir sahanın sahip olduğu kaynaklar, çok farklı maksatlar için kullanılabilmektedir. Örneğin,
bir orman kereste imalatı için kullanılabilir, üzerindeki ağaçlar kesilerek tarım toprağı olarak
kullanılabilir, korunan alan olarak kullanılabilir. Alanın ve alanda yaĢayan yöre halkının
özelliklerine bağlı olarak bu seçeneklerden bazıları uygulanabilirken, bazıları ise kesinlikle
uygulanamaz. Yalnızca korumacı bir yaklaĢım içine girildiğinde doğru görülen seçenek
ormanın el değmemiĢ eski haline bırakılması olsa da yöre halkı ve diğer iĢ gruplarının bu
kaynakların sürdürülebilir kullanımı yaĢam kalitelerini yükseltmek için ormandan hak iddia
etmeleri mevzubahistir. Bu sebeple yüzde yüz sürdürülebilir kalkınmaya her zaman
ulaĢılamasa da bu hedef üzerine yoğunlaĢılmalıdır.
Doğal ve korunan kırsal alanlarda, geçmiĢten günümüze yerel topluluklar ile arazinin
beraberliği çok önemli olmaktadır. Korunan alan ağı büyüdükçe korunan alan kavramının
anlamı da değiĢmeye ve geliĢme göstermeye baĢlamıĢtır. Bu geliĢme içinde yöre insanlarının
varlığı ve faydalanmalarının sürdürülebilirliği de öne çıkmaktadır.
Bir doğal alan ve korunan alanın ve içinde yer aldığı bölgenin sürdürülebilir kullanımı,
turizm, ekolojik tarım, hayvancılık, yeni bölgesel ürünler, sürdürülebilir ormancılık, hatta
enerji üretimindeki yatırımlarla birlikte düĢünüldüğünde daha baĢarılı olacaktır.
Doğal
alanlarda
faaliyetlerin
açıklanmasında
Kırsal
alan,
Kırsal
kalkınma
ve
Sürdürülebilir Kalkınma gibi kavramlar değerlendirilmelidir, bu kavramlar Ģu Ģekilde
açıklanabilir;
Kırsal alan; ġehir diye tabir edilen yerleĢme sahalarının dıĢında kalan tarımla ilgili
etkinliklerin yapıldığı alanları da içeren köy, mezra, kom vb. adlarla anılan insan
yerleĢimlerinin var olduğu alanları “kırsal alan” olarak tanımlayabiliriz.
6
Kırsal kalkınma kavramı: Kırsal kalkınma, küçük toplulukların içinde bulundukları
ekonomik, toplumsal ve kültürel koĢulları iyileĢtirmek amacıyla giriĢtikleri çabaların devletin
bu konudaki çabalarıyla birleĢtirilmesi, bu toplulukların tüm ülke insanlarının tümüyle
kaynaĢtırılması ve ulusal kalkınma çabalarına tam biçimde katkıda bulunmalarının sağlanma
süreci Ģeklinde tanımlanmıĢtır.
Kırsal alan kalkınması; Hem bir eğitim hem de örgütlenme iĢi olup kırsal alan, toplumun
gereksinimlerinin göz önünde tutulması, kırsal alan kalkınma politikası ile ilgili planların
alınması sırasında topluma zorla kabul ettirilmemesi gereken bir konudur. Toplum
istediklerini elde etmedikçe kırsal alan çalıĢmalarına katılmayacaktır. Tarımsal çalıĢmalar,
beslenme, eğitim, mesleki önderlik ve öğretim, kooperatifler, el sanatları, küçük sanayiler,
sosyal güvenlik çalıĢmaları, planlama ve sağlık politikaları nitelikleri kırsal alan ve ülke
planları ile bir bütünlük sağlamalıdır.
Sürdürülebilir kalkınma: ekolojik, ekonomik ve sosyo-kültürel kaynakların sürdürülebilir
kullanımına dayanmaktadır. Burada ekolojik, ekonomik ve sosyo kültürel sürdürülebilirlik
Ģartlarının tamamının sağlanması önemli olmaktadır.
Kırsal alanlar turizm ve boĢ zamanların değerlendirilmesinde önemli bir yer tutmaktadır.
Kırsal alan, turistlere sakin ve huzurlu bir seçenek sunmaktadır. 2005 yılında Fransız
vatandaĢları tatillerinin %52’sini ya bir ailenin yanında ya da bir arkadaĢının evinde, %26’sı
evlerinde geçirdiklerini ve %9’luk bir kısmı ise kırsal alanda ikinci bir eve sahip olduklarını
ifade etmiĢlerdir. Kırsal alanlar ayrıca doğa için önemli role sahiptirler.
Tabii kaynakların korunması, biyolojik çeĢitliliğin sürdürülmesi, doğal felaketlere karĢı
koruma, iyi hayat Ģartlarının korunması ve doğal manzaranın korunması doğal çevre ile ilgili
hususlardır.
1.3 SÜRDÜRÜLEBĠLĠR DOĞA TURĠZMĠ
Sürdürülebilir kalkınma, ekolojik, ekonomik ve sosyo-kültürel kaynakların sürdürülebilir
kullanımına dayanmaktadır. Sürdürülebilir turizmin geliĢimi de sürdürülebilir kalkınma ile
bağlantılı bir yaklaĢımdır. Sürdürülebilir turizmin geliĢiminde turistlerin ve ziyaret edilen
yerlerin bugünkü ihtiyaçlarının, gelecekteki fırsatları koruyup geniĢleterek karĢılanması
amaçlanmaktadır. Bu yaklaĢım, ekonomik, sosyal ve estetik ihtiyaçların, kültürel bütünlüğün,
7
gerekli ekolojik süreçlerin, sosyal ve estetik ihtiyaçların, kültürel bütünlüğün, gerekli ekolojik
süreçlerin, biyolojik çeĢitliliğin ve kırsal hayatı destekleyen süreçlerin devamını içerecektedir.
BirleĢmiĢ Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün tanımına göre sürdürülebilir bir turizm
geliĢimi;
Çevresel kaynakların en iyi Ģekilde kullanılmasını sağlamalı,
Ziyaret edilen toplulukların sosyo-kültürel yapısına, gelenekselliğine saygı göstermeli,
Bütün ilgi gruplarına adil bir Ģekilde dağıtılan sosyo-ekonomik faydalar ile tutarlı ve uzun
vadeli ekonomik faaliyetler ortaya koymalıdır.
Buna göre sürdürülebilir kırsal/doğa turizminin geliĢme ölçütleri;
a. Biyolojik çeĢitliliğin korunması,
b. Ekonomik tutarlılık,
c. Kültürel zenginlik,
d. Yöre halkının refahı,
e. Ġstihdam kalitesi,
f. Sosyal eĢitlik,
g. Ziyaretçi memnuniyeti,
h. Yetkinin yerele doğru dağıtılması,
i.
Toplumun genelinin refah ve mutluluğu,
j.
Fiziki bütünlük,
k. Kaynakların etkin kullanımı,
l.
Çevre temizliğidir.
Korunan alanlar açısından; tabiatın seçkin parçaları olan korunan alanlar ile turizm arasındaki
bağ, korunan alanların tarihçesi kadar eskidir.
Korunan alanlar turizme, turizm korunan alanlara ihtiyaç duymaktadır. Turizm korunan
alanların kurulması ve yönetiminde göz önüne alınması gereken önemli bir bileĢendir.
Aynı Ģekilde koruma altında olmayan flora ve faunanın tutunduğu tabiat alanlarına ve insanın
yaĢadığı sahalardaki yöresel kültüre de turizm bağımlıdır. Bu bağımlılık doğa ve kültürün
bozulmaması için tedbirler gerektirir. Bu tedbirlerin neler olacağının “sürdürülebilir kırsal
kalkınma” ilkeleri çerçevesinde tespiti de lüzumludur.
Turizmin önemli bir ekonomik faaliyet olması ve tüm göstergelerin bu faaliyetin büyüme
eğiliminde olacağı yönünde olması önemli bir husustur. Turizmdeki büyümeyle beraber
sürdürülebilir turizm, doğaturizmi gibi doğayla ilgili turizme olan talep artmıĢ ve turizm
ürünleri ile destinasyonlar çeĢitlenmiĢtir. Turistlerin talepleri de değiĢmiĢ ve çeĢitlenmiĢtir.
8
Turistlerin talepleri konaklamada konforun sağlanması yanında, yöreye özgü kültürel değerler
hakkında bilgi edinme, yöre halkıyla iletiĢim, bölgenin flora ve faunası, özel ekosistemler,
doğal hayat ve bunların korunması da dahil olmak üzere daha sorumlu bir seyahat deneyimi
kazanmak da söz konusudur.
Beklenen büyüme ve yeni eğilimler turizmi o kadar stratejik bir konuma taĢımıĢtır ki, turizm
eĢsiz özellikli doğal veya korunan alanların sürdürülebilirliğinin yanı sıra bu alanların
çevresinde yaĢayan yöre halkının kalkınma potansiyeline de müspet etki sağlayabilmektedir.
Bu durumda turizm, doğal alanların korunması ve yöre halkı ile ziyaretçilerin çevre bilincinin
arttırılmasında kullanılabilecek çok önemli bir araç olabilmektedir. Dolayısıyla turizm
sayesinde koruma çalıĢmaları için gerekli mali kaynakların kazanılmasının yanı sıra
ziyaretçiler ile yöre halkına yönelik bilinçlendirme ve eğitim programlarının oluĢturulması ve
uygulanması gibi hedeflere de ulaĢılabilmektedir.
En önemli husus; turizm faaliyetlerinin uzun dönem de sürdürülebilir olması için geniĢ
kapsamlı, dikkatli, katılımcı ve paylaĢımcı olarak planlaması, sürecin etkin yönetimi ve
izlenmesi de gereklidir.
Aksi takdirde, bu faaliyetlerin geri dönüĢü mümkün olmayan
olumsuz etkileri ortaya çıkacak ve turizm bu alanları tahrip eden bir faktör haline gelecektir.
ĠĢte bu nedenle bu çalıĢmaya “SÜRDÜRÜLEBĠLĠR DOĞA TURĠZMĠ GELĠġME
(MASTER) PLANI” çalıĢmasına lüzum duyulmuĢtur.
1.4 SÜRDÜRÜLEBĠLĠR DOĞA TURĠZMĠ GELĠġME STRATEJĠSĠ,
Yukarıda da bahsedildiği üzere, insan kullanımı bakımından hassas olan sahalarda turizm söz
konusu olduğunda turizmin iyi planlanması ve yönetilmesi önemli olmaktadır.
AlıĢılmıĢ turizm stratejileri ile Sürdürülebilir Doğa Turizmi GeliĢme Stratejisi arasındaki fark
Ģudur; alıĢılmıĢ yöntemler yukarıdan aĢağıya bakıĢ açısı ile uygulanmaktadır.
Yani kararlar merkezden alınmakta ve uygulanması için yerele taĢınmaktadır. Yöre halkı
katılımcı olamamaktadır.
Sürdürülebilir turizm ise aĢağıdan yukarıya bir yaklaĢım için gayret göstermektedir. Bu
yaklaĢımda yöre halkının beklentileri ele alınır, yönetime katılmasını sağlayıcı yapı kurulur,
yörenin kalkınma potansiyelini bünyesinde barındıran tabii değerlerin korunması için kararlar
ortak alınır ve karar almanın yanında uygulama ve izleme aĢamalarında da yöre halkının
becerilerini, bilgisini, en uygun Ģekilde kullanmak esastır. Bu yaklaĢım yöre halkının, yerel
otorite ve organizasyonların yetkilendirilmesine dayanır.
-Sürdürülebilir turizm geliĢim aĢamasında doğa ve çevresinin ortak çıkarları söz konusudur.
Konaklama ve diğer turizm altyapıları mümkün olduğunca doğal alan dıĢında olmalıdır. Bu
9
durum doğaya ve kültüre zararı en aza indirdiği gibi ev pansiyonculuğu gibi faaliyetlerin
yapılabileceği gibi yöreye faydayı arttırabilir.
-Yöre halkı ve diğer bölgesel ilgi grupları turizm geliĢiminde önemli ortaklardır, söz konusu
gruplar turiste konaklama imkanı sunacaklar, sunacakları ürünün kalitesinin korunmasında da
sorumluluk alacaklardır.
-Günübirlik ziyaretçiler yerine uzun süreli konaklamaya lüzum duyan turistle hedefleniyorsa,
doğal ve kültürel mirasa dayalı çekim noktaları, el sanatları gibi faaliyetler ortaya konmalıdır.
-Doğal alanlar genellikle çok hassastır, bu sebeple ekolojik değerler, belirli bir saha ile sınırlı
olmayacaktır. Geleneksel hayat, yerel kültür, kırsal sosyal ekonomik yapılar da aynı zamanda
turizmin temel kaynağı olmaktadır.
- Sürdürülebilir Doğa Turizmi GeliĢme (Master) Planı’nın ilimizde/bölgemizde ve ülkemizde
doğa turizmine konu olacak sahaların tüm ilgi grupları için anlamlı ve cazip bir bakıĢ açısına
dayandırılmasına esas olmalıdır.
- Sürdürülebilir Doğa Turizmi GeliĢme (Master) Planı’nda turizm doğayı koruma, kırsal
kalkınma için bir araç olarak ele alındığından, doğa turizmi yönetim planı olarak ele
alınmalıdır. Halihazırda olan turizm etkinlikleri de tartıĢılmalı, değerlendirilmelidir. Ġlde
sürdürülemez olan turizm veya gelir getirici faaliyetler de tanımlanmalıdır. Ayrıca iyi bir
yönetim için tehditler ve fırsatlar da ele alınarak bunlardan hareketle ortaya çıkacak fikirler
ortaya konmalıdır.
-Doğaya dayalı turizm yönetiminin entegre bir anlayıĢla (alan ve çevresinin sahip olduğu
doğal, tarihi ve sosyo-ekonomik kaynakların bütüncül ele alınması) değerlendirilmesi de
önemlidir.
-Turizm geliĢimi genel olarak piyasa talebine göre yönlendirilir. Bir alanın turizm
potansiyelinin değerlendirilmesi, rekabetçi ve özgün bir destinasyon oluĢturması için gerçekçi
beklentiler ortaya konulmalıdır. Yüksek ekolojik değerlere sahip olan sahalar yüksek turizm
değeri içermeyebilir. Turizm, ancak doğru pazar ürünlerini hedeflediği zaman baĢarılı olabilir.
Özellikle hassas tabiat alanlarında taĢıma kapasitesi düĢük iken, bu alanlardan beklenen
faydalar yüksek olmaktadır. TaĢıma kapasitesinin düĢüklüğü sınırlı sayıda turist demektir. Bu
sebeple taĢıma kapasitesinin değerlendirilmesi de önemli olmaktadır.
-Entegre doğal alan yönetimi, Sürdürülebilir Doğa Turizmi GeliĢme (Master) Planı ile doğa
ve turizm yönetimi için tüm ilgi gruplarının desteğini almayı hedefler. Tüm ilgi gruplarının
etkin desteği önem taĢır. Turizm geliĢiminin karmaĢık yapısı göz önüne alınırsa, ilgi
10
gruplarının etkin iĢbirliği oldukça önemlidir, planın herkes tarafından sahiplenilmesi ayrıcalık
olacaktır.
-Sürdürülebilir kırsal kalkınma için kapsamlı bir vizyon belirlenmesine de ihtiyaç vardır.
-Pazarlama stratejisi de Sürdürülebilir Doğa Turizmi GeliĢme (Master) Planı’nın bir parçası
olup, kalkınma ve rekabete açık ürün-Pazar kombinasyonu için yaratıcı yaklaĢımlar
içermelidir. Pazarlar, hedef gruplar, turist sayısı, ürünler, hizmetler, yaratıcı yaklaĢımlar bu
stratejide yer almalıdır.
-Turizm destinasyonu yönetimi; yaygın bir stratejik yaklaĢım olup, destinasyonu rekabete
açık hale getirir, bir turizm pazarını iyi bir Ģekilde yönetmek, pazarlamak, bir destinasyonu
rekabetçi yapabilmek için gereken tüm unsurları içeren bir rekabetçi yaklaĢımdır.
-Ġyi tanımlanmıĢ amaçlarla ve göstergelerle mantıksal bir çerçeve kurmak, ayrıntılı bütçe,
mali portre ve ilgi gruplarının tümüne açık görev ve sorumluluklar veren bir iĢ planı
hazırlamak gereklidir.
-Ziyaretçinin izlenmesi ve ziyaretçi yönetim planı: Madem ki doğa gibi hassas bir sistemde
çalıĢılıyor bu durumda turist ziyaretinin ilkelerini belirleyen bir ziyaretçi yönetim planı
lüzumludur. Aynı zamanda da hem geri bildirim temin etme, hem de taĢıma kapasitesinin
11
kontrolü için izleme programı da olmalıdır.
Geribildirimler
kalitenin
arttırılması,
sunumların
taleplere
uygun
hale
getirilmesi
(iyileĢtirilmesi) ve hizmetteki aksamaların doğadaki değiĢimlerin takibi için çok gereklidir.
ġu unutulmamalıdır ki; Turizm, doğanın korunması için ortaya konan ana hedeflere ulaĢmak
garanti edildiği takdirde teĢvik edilmelidir.
2. SÜRDÜRÜLEBĠLĠR DOĞA TURĠZMĠ GELĠġĠMĠNE ĠLĠġKĠN ÇALIġMALAR
2.1 KAYNAK ANALĠZĠ
GeliĢme planı ve stratejisi için öncelikle kaynak analizi yapılması zorunludur. Bir alanın sahip
olduğu kaynaklar, o alanın kalkınması için bir sermaye veya potansiyel oluĢturmaktadır. Bu
kaynakların analizi de önemli veri ve bilgi oluĢturulmasını temin etmektedir.
Ekolojik ve kültürel kaynakların yanında sosyo-ekonomik özellikler de turizm geliĢimi için
önemli bir temel oluĢturmaktadır. Örneğin kırsal turizmin tarımsal faaliyetleri desteklemediği
durumlarda kırsal turizmin gerçekleĢtirildiği bölge hem kendi sermayesini hem de kırsal olma
özelliğini kaybedecektir.
Gerek turizm potansiyeli gerekse taĢıma kapasitesi turizm kaynaklarının mevcut durumuna
bağlı olduğundan kaynak envanterinin mutlaka yapılması gerekir.
2.1.1 Kaynak Analizinde Ele Alınacak Unsurlar
a. Doğal Kaynaklar: turizmin geliĢimi için önemli olan yöreye özgü doğal kaynaklardır. Bu
kaynakların halihazırdaki ekonomik kullanımları, korunma durumları, statüleri, iklim gibi
turizm geliĢimi için potansiyel kaynakların envanterini içermektedir.
Seçkin Doğal Kaynaklar: Turizm yalnızca korunan doğa parçaları ile ilgili değildir. EĢsiz
manzaralar, dağlar ve nehirler gibi ve korunmayan türler de turizm için ilgi çekici
olmaktadırlar. Örneğin; ormandaki ağaçların üzerinde gezinen sincapları konakladığımız evin
penceresinden gözlemlemek son derece çekicidir. Bir orman öncelikli olarak odunculuk
amacıyla kullanılsa da dağ bisikleti gibi bir aktivite için ortamı çekici hale getirebilmektedir.
Seçkin Doğal Kaynakların Halihazırdaki Ekonomik Kullanımlarının Tanımlanması
Doğal kaynakların çok çeĢitli kullanımları söz konusudur, ormanların odunculuk amaçlı
kullanımı, nehirler ve göllerin sportif balıkçılık, su sporları ve enerji üretmek için kullanımları
gibi. Bu kullanımlardan bazıları gelenekseldir ve düĢük etkilere sahiptir.
Bazıları ise
sürdürülebilir değildir. Bu sebeple bunlar turizm geliĢimi için de uygun değildir.
Kaynağın Korunma Durumu ve Statüsü: Bazı doğal kaynaklar mevcut kanunlarla korunur.
Bunların turizmde kullanımı da bu kanunlara uygun olmalıdır.
Ġklim; mevsimlerin dağılımı, ortalama sıcaklık, nem ve günlük ortalama optimal güneĢ ıĢığı
saatlerine bağlı olarak iklim analizi yapılmaktadır. Burada önemli olan iklimin farklı
mevsimlerde turizm için elveriĢli olup olmadığıdır.
Turizm GeliĢimi Ġçin Potansiyel Doğal Kaynaklar: Potansiyel kaynakların tespiti turizm
planlaması için önemli ve özellikle yönlendirici olmaktadır. Tüm bu kaynakların envanter
çalıĢmalarının haritaya aktarılması, turizm ürünleri ve hizmetlerinin geliĢmesi ve altyapı ile
tesislerin fiziksel planlaması için önemli olmaktadır.
b. Kültürel Kaynaklar: Kültürel kaynakların envanteri doğal kaynaklara iliĢkin çalıĢmalara
benzerlik göstermektedir. Özellikle doğal ve kültürel kaynaklardan oluĢan kombinasyonlar,
turistler tarafından yüksek ilgi ile karĢılanmaktadır. Kültürel mirasın korunmasının önemi
konusunda farkındalık meydana getirilebilirse, sürdürülebilir turizm geliĢimine ve doğa
korumaya verilen destek artacaktır.
12
c. Sosyo-Ekonomik Kaynaklar: Altyapı, insan kaynakları ve farklı ekonomik sektörlerin
bileĢimini içermektedir. Bu konuda yapılacak envanter çalıĢması, birbiri ile bağlantılı birçok
farklı unsurlar içermesi ve bu unsurların turizm geliĢimi için ilk bakıĢta kavranamaması
mümkündür. Bölgenin kalkınma potansiyelinde, sosyal ve ekonomik rekabet edebilirlik
unsurları büyük öneme sahiptir. Yerel nüfusun turizme yaklaĢımı, turizm sektöründe çalıĢma
isteği gibi bazı unsurların turizm ile doğrudan iliĢkisi bulunmaktadır.
Altyapı: Bir bölgenin turizmde rekabet edebilirliği ve kalkınma seviyesinin tespiti için altyapı
kalitesi önemli bir göstergedir. Altyapının kalitesi, yerel nüfusun hayat kalitesini ortaya
koymanın yanı sıra turizm geliĢimi için de zorunlu bir Ģarttır. Alan, güvenli içme suyu,
donanımlı sağlık tesisleri gibi temel unsurları içermiyorsa turizm geliĢimi asla baĢarılı
olamayacaktır.
Altyapının farklı unsurları için Ģartlar, kalite ve gelecekteki durum değerlendirilmelidir.
Kaynak halihazırda turizm için mi kullanılmaktadır? Sorusu hem kaynağın turizm geliĢimi
için önemi konusunda hem de kaynak kalitesi hakkında göstergeleri ortaya koyabilmektedir.
-
Su kaynaklarına yönelik etütler; kaliteli su kaynağının sağlanması, su kaynağının
sürdürülebilir kullanımı ve su çıkarmanın çevresel etkisini de içerir.
-
ĠletiĢim ağına yönelik etütler; turistlerin refahı ve turizm geliĢimi için önemli olan cep
telefonlarının da olmak üzere telefon ve internet ağlarının kalitesine yönelik etüdleri
içermektedir.
-
Sağlık hizmetlerinin; kalite, miktar ve coğrafi dağılımı son derece önemlidir.
-
Güç kaynaklarına yönelik etütler; elektrik Ģebekesi, ısınma ve yemek piĢirme için enerji
kaynaklarının varlığı önemlidir. Her ne kadar resmi standartlara göre planlansa ve tehlike
içermese de turistler nükleer santrallerin yakınında konaklamamaktadır.
-
Su ve toprak kirliliği etkisi olan atık su sistemleri önemli olup, bölgeye gelen turistlerin
sayısı ile meydana gelecek atık su miktarı da dikkate alınmalıdır.
-
Katı atıkların düzenli depolaması toplum için olduğu kadar çevre için de önemlidir. Katı
atıkların görüntü kirliliğine de yol açması ayrı bir menfi etkisidir.
-
Yol ağlarının durumu; çoğu turistin tercihlerini yaparken en önemli etkendir.
-
Güvenlik; kamu güvenliğini ve asayiĢi sağlamak turist güvenliği gibi unsurlar önemli
olmaktadır. AĢırı kar yağıĢı, kanyon veya dağ kurtarma timlerinin olup olmaması da çok
önemlidir.
-
Politik istikrarsızlık ve suçlar; turist için caydırıcı etki yapmaktadır.
13
Ġnsan Kaynakları; Bir bölgenin insan sermayesini ifade eden bu unsur, turizm
geliĢiminde anahtar etmenlerden biridir. Ġnsan kaynakları hem hizmeti hem de manevi
nitelikteki kültür ve kimliği oluĢturmaktadır.
Ġnsan kaynaklarına iliĢkin etütler aĢağıdaki unsurları içermelidir;
-
Yöre halkının nüfusu,
-
Göç vb. eğilimler,
-
Demografik yapı,
-
Aktif nüfus ve yapısı, eğitim seviyesi, potansiyel bilgi ve beceriler, açık fikirlilik,
geleceğe odaklanma, çalıĢma ahlakı,
-
Yöreye özgü geleneksel ekonomik faaliyetleri ve yöresel sanatları yapabilme,
-
Turizm geliĢimine iliĢkin tutum, misafir severlik duygusu, hizmete yönelim,
-
Sosyal tutarlılık, esneklik, mevcut sosyal iliĢkilerin kalitesi ve aralarındaki iĢbirliğini
içeren sosyal yapı,
-
Yerel kurumlar, idareler, yönetiĢim, bürokrasiden kaçınma vb. hususlarla finansal
kaynaklar ve yönetimleri,
-
Alanın kültürü ve kimliği, alanda etkin görev alacak kiĢilerin ortak değerleri, ilgileri,
yaklaĢımları, algılama Ģekilleri, özel ilgi ve becerileri, özgün gelenekler, o topluma ait
olma ve o toplumda yaĢamaktan onur duyma gibi durumları içerir,
-
Farklı ekonomik sektörler; söz konusu coğrafi bölgeye ve ile yoğunlaĢma durumları, firma
sayısı, ölçeği, ortalama karlılık, geleceğe yönelik bakıĢ açısı, pazarları ve dıĢ iliĢkileri,
sektörler arası iĢbirliği son derece önemlidir, tüm sektörler turizm sektörü ile iliĢkili
olabilmektedir.
Kaynak analizinin sonuçları; sürdürülebilir turizm yönetimi ve kalkınmada sermayeyi
oluĢturan kullanılabilir kaynaklara genel bir bakıĢı sağlamakla beraber, bölgenin mevcut
kalkınma durumunu ve sürdürülebilirliğini değerlendiremeye yönelik bir resim
sunmaktadır.
Analiz aynı zamanda; bölgenin sürdürülebilir kalkınmasına yönelik bir
vizyon oluĢturulmasını ve turizm geliĢiminin diğer sektörlerle bütünleĢtirilmesini
sağlayacaktır.
2.2 DOĞATURĠZMĠ POTANSĠYELĠ
Yüksek değerlere sahip doğal ekolojik sahalar her zaman yüksek turizm potansiyeli
içermezler;
14
- Bazı doğa parçaları araĢtırma yapan uzmanlara, iyi eğitimli ekoturistlere hitap etmektedir.
Bu alanlar sayıca az olduğu için de sınırlı bir turizm potansiyeli içerirler,
- Bazı doğal sahalar, eriĢim, güvenlik gibi nedenlerle turistler için elveriĢli olmayan yerlerde
bulunurlar,
- Ekolojik kaynakların kullanımlar karĢısındaki duyarlılığı (taĢıma kapasitesi), ziyaretçi
giriĢinde kısıtlamalara sebep olmaktadır,
Bir sahanın daha fazla turist çekebilmesi için ihtimalleri ortaya koyan turizm potansiyeli
önemli bir konudur. Turizm potansiyelinin tespiti için arz ve talebin ortaya konması gerekir.
Bu potansiyel sınırlıysa baĢarılı bir turizm giriĢimini baĢlatmak imkanı olmayacaktır.
Turizm ekonomik bir faaliyet olduğundan ancak turizm pazarında sürdürülebilirliği için bir
talebi karĢılaması lüzumludur.
Turizme iliĢkin motivasyon ve istekler değiĢkendir, kaynakların değeri aynı kalırken değiĢen
tüketici davranıĢları turizm potansiyelini etkilemektedir. Dolayısıyla turizm potansiyeli
tüketicinin bakıĢ açısı (talebi) ile değerlendirilmelidir.
Turizm potansiyeline iliĢkin veri toplarken, istatistiki veriler, anketler gibi yöntemlerle veri
elde edilebilir, ayrıca derinlemesine görüĢmeler, katılımcı gözlemleme, olaylar üzerinde
çalıĢmalar ile veri elde etmek için kullanılan niteliksel araĢtırma metotları kullanılmaktadır.
Turizm potansiyeli için “turizm talebi” incelemesi aĢağıdaki hususların tespiti ile yapılabilir;
-
Halen yapılan turizm,
-
Halihazırdaki turist miktarı,
-
Her bir ziyaretçinin günde harcadığı miktar,
-
Ortalama kalma zamanları,
-
Turist profili,
-
Dürtü analizi; hangi temel etmenlerin turistler için rol oynadığı,(doğa, kültür, sağlık,
güneĢ, vb.)
-
Benzer bir il veya saha ile kıyaslama yapılması, milli veya milletlerarası bir il ile
kıyaslama yapılması ve neden o ilin tercih edildiği,
-
Gelecekte rakip olacak iller hangileridir, nedeni,
“Turizm arzı” incelemesinde ise aĢağıdaki hususlar öne çıkmaktadır;
15
-
Ġlimizde bir uluslararası havaalanı var mıdır veya yakın bir ilden yararlanma imkanı
makul müdür?
-
Alan ulaĢım hangi araçlarla olur?(demiryolu, özel taĢıt, genel taĢımacılık, vd.), bunlara
yaklaĢım nasıl olmaktadır (kötü, yeterli, iyi gibi),
-
Alana ulaĢma durumu (kolay-rahat, çaba ile zor ve tehlikeli)
-
Ġle gelmek için yabancı turistler ülkemizden vize alıyor mu?
-
Sahamızın istikrarlı bir yönetimi var mı?
-
Güvenlik ve ulaĢım açısından ne gibi problemler yaĢanabilir?
-
Alt yapı incelemesi; taĢımacılık ağı, yerel yolun durumu (toprak, asfalt), anayolla
bağlantısı, demiryolu ağı, yerel genel taĢımacılığın yaygınlığı, program, ücretler,
hat/duraklar, döngü patikaları, patikalar, yollar, iĢaret levhaları, genel enformasyon
levhaları, araç-otobüs park kapasitesi, bilgi alma, tercüme kolaylıkları,
-
Yiyecek içecek ve barınma; restoran sayısı, restoranların sınıflandırılması (iyi-sayısı, orta
iyi-sayısı vb.)
-
Hangi standartta yiyecek sunuluyor? (yüksek, yeterli, kötü)
-
Ġl ve çevresinde ne tür barınma alanları var? (otel, hotel, yatak kapasitesi, rota üstü
barınma kulübeleri, bungalov, parkları, kamp alanı, diğerleri),
-
Hangi standartlarda barınma sunuluyor? (yüksek, yeterli, kötü),
-
Ġlinizin seçkin özellikteki doğal alanlarının özellikleri (sundukları ile tek mi biraz farklı
mı, diğer seçkin özellikli yerlere benziyor mu?)
-
Alan turist gezi rotasına girecek Ģekilde turistlerin ilgisini çekebilecek diğer sahalara yakın
mı? (diğer çekici sahalara yakın, orta derecede potansiyel, düĢük veya yakında böyle bir
potansiyel bulunmamakta),
-
Ġlin alanlarında yaban hayatı; (bayrak tür, ilginç diğer türler, temsil edici yaban hayatı,
farklı yaban hayatı izleme aktiviteleri, yürüyerek, botla, gözlem noktası ile vb.),
-
Yaban hayatı izleme de tatmin edicilik durumu (garanti etme, genellikle, Ģans veya
mevsime bağlı),
-
Bölgedeki önemli yaban hayatının tanımı,
-
Yardımcı tesislerin durumu (rekreasyonel, spor, diğer; durumu:kötü-yeterli-iyi),
Kaynakların turizm potansiyelinin değerlendirilmesi;
16
-
doğal değerler: (sahiller, sahil kayalıkları, kumullar, dağlar, ormanlar, korunmuĢ izole
olmuĢ alanlar, Ģelaleler, göller, nehirler, mağaralar, yaban hayatı, hayvan-kuĢ, deniz
canlıları, iklim, diğerleri)
-
kültürel değerler; (tarihi binalar, tarihi yerler, anıtlar, arkeolojik yerler ve koleksiyonlar,
folklor ve gelenekler, el iĢleri, müzeler, sahne sanatları, sanayi mirası vb.)
-
Toplumun turizm potansiyeli; (Ġnsan kaynakları; aktif nüfusun büyüklüğü ve yapısı, eğitim
düzeyi ve profesyonel bilgi, beceriler, eğitimler, orijinal-karakteristik ve geleneksel
özellikleri, ekonomik faaliyetler-sanatlar profesyonel olmayanlar dahil, resmi olmayan
bilgi ve beceriler, turizm geliĢimine yaklaĢımlar, misafir severlik anlayıĢı, hizmet
eğilimleri, yerel kuruluĢ ve idareler ile yönetim, alanın kültürü ve kimliği;)
-
Ekonomik kaynakların turizm potansiyeli; (tarım, ormancılık, balıkçılık, sanayi ve diğer)
-
Altyapı; (su sistemleri, ulaĢım ağları, sağlık imkanları, ulaĢım terminalleri, enerji
kaynakları, kanalizasyon sistemleri, katı atık ve yok etme sistemi, caddeler/yollar,
güvenlik sistemleri vd.)
-
İş ve hizmet altyapısı; (fırınlar, kasaplar, bakkallar, süpermarketler, doğrudan satıĢ yapan
çiftlikler, kiralık araç, servis istasyonları, taksiler, otobüsler, kiralık bisiklet, kiralık spor
malzemeleri ve bakımı, postaneler, bankacılık hizmetleri, doktorlar, diĢçiler, eczaneler,
kafe ve restoranlar, atm’ler, bankalar, diğer iĢ ve hizmetler.)
Turizm Talebi; turizmin mevcut durumunun incelenmesi;
Ziyaretçi; boĢ zamanlarını geçirmek için bir yere gelen kiĢi olarak tanımlanabilir, turist ise
alanda bir veya daha fazla gece konaklamaktadır. Her turist bir ziyaretçidir, ancak her
ziyaretçi turist değildir. Dolayısı ile turist ve ziyaretçi sayılarının ayrılması gerekmektedir.
Ziyaretçi ve turist ayrımı farklı talepleri sebebi ile yapılmak durumundadır, ayrıca her ikisinin
de farklı etkileri bulunmaktadır. Bir turistin ortalama harcaması alanda daha fazla zaman
geçirdiğinden, konaklamaya, ilave yiyecek ve içeceğe ödeme yaptığından genellikle daha
yüksek olmaktadır.
Turizme iliĢkin mevcut durumun ortaya konabilmesi için;
-
Turist ve ziyaretçilerin ayrı ayrı sayısı (yıllık, mevsimlik, aylık, haftalık, günlük),
-
Son on yılda turistlerin/ziyaretçilerin değiĢimi,
-
Ortalama kalıĢ süreleri, konaklama ve ulaĢım Ģekilleri önemlidir.
17
(Sürdürülebilir doğa turizm gelişme planımızda ana unsur turizm olduğundan turizme iliĢkin
veri kullanılamaz olduğu hallerde ikinci en iyi seçenek olarak ziyaretçilere ait veriler
üzerinden değerlendirme yapılması mecburiyeti doğmaktadır).
-
Turist baĢına ortalama harcama,
-
Grup hacmi ve düzeni,
-
Turistlerin ağırlıklı yaĢ grubu,
-
Yaptıkları faaliyetler,
-
Ziyaret edecekleri-ettikleri yere iliĢkin seçimleri,
-
Memnuniyeti, deneyimleri ve para harcama Ģekilleri,
-
Ġkinci ziyaretlerin yüzdesi ve sayısı,
-
Kullanılabilir ilave veriler.
Talep incelemesinde ilimizi rakip olarak gördüğümüz veya bizimle rekabet eden benzer il
veya illerle karĢılaĢtırmak faydalı ve yerinde olacaktır.
Turizm Arzı:
Konum Faktörü; Bir ilin baĢka turizm pazarları ile iliĢkili olarak nasıl konumlandığını,
bir turistin alana ulaĢmak için harcadığı zamanı, parayı/enerjiyi belirtir.
Bir saha ne kadar güzel olursa olsun, hedef grup tarafından kolayca ulaĢılabilir değilse asla
baĢarılı bir turizm geliĢimi sağlanamayacaktır. Yerel nüfusun değil turistin algılama durumu
dikkate alınmalıdır. Örneğin bakir alanları ziyaret etmekten zevk alan ve ilkel patika yollarla
ulaĢılan yerleri ziyaret etmek isteyen turistler için düĢünülen uzak mesafeler için alanın sınırlı
sayıda turist potansiyeli olacaktır.
-
Uzun mesafeden gelen turistler için hava alanına uzaklık çok önemlidir,
-
Tur operatörlerinin çoğu havayolu ulaĢımını zorunlu görmektedirler, bu sebeple bağımsız
turistler veya tur operatörleri hedeflenebilir,
-
Tren, otobüs veya özel araçlarla eriĢim de konum faktörleri içinde önemlidir,
-
Alana ziyaret, iklim Ģartları açısından da kısıtlı imkanlara neden olabilir,
-
Ġle özgü yapılan bürokratik iĢlemlerin bıktırıcılığı da önemlidir, sık sık güvenlik birimleri
tarafından kimlik sorulmak, aranmak gibi,
18
-
Turizm arzında; iĢaretlemeler, doğru yönlendirmeler, bilgiye ulaĢma kolaylığı da önem
arz etmektedir. Haritalar, broĢürler, internet imkanı, kılavuz ve rehberler önemli bir arz
faktörüdür.
-
Yiyecek içecek sunumu ve konaklama arzı; Sunumun ürün ve hizmet kalitesi, hijyenik
standartlar, özgünlük/otantik, yöresel olması, yer ve ürünlerin çeĢitliliği, ortam ve
konukseverlik önemlidir.
-
Restoranların sınıflaması önceden yapılırsa turist için kolaylık olacaktır.
-
Konaklama tüm türleri içerebilmelidir, ürün ve hizmetlerin kaliteli olması, özellikle
hijyeniklik konaklamada çok önemlidir.
Doğal Alanın Kendine Has Özellikleri; Doğal alanların değer yaratması, kırsal kalkınmada
rol oynaması beklentisi de son yıllarda öne çıkan bir görüĢtür. Doğal alanların alternatif
kaynak kullanımına dönüĢtürülmesi için yapılan baskılar sonucu tehdit altında olduğu
yerlerde devamlılığını sürdürebilmeleri, diğer alternatif kaynak kullanımları karĢısında
koruma ve kullanma dengesinin uzun dönemli ekonomik değerinin gösterilebilmesine
bağlıdır. Tabiat ve kültürel miras, yaban hayatının gözlemlenmesi, yöreye özgü özellikler ve
korunması gereken öncelikli türler, doğa ile ilgili çalıĢan ve doğanın kıymetini bilen ekoturistler için son derece önemlidir.
2.3 TAġIMA KAPASĠTESĠ
- Belirli bir sürede ( yıl, ay, hafta, gün, saat ) bir bölgenin alabileceği ziyaretçi sayısı veya
bölgenin kaynakları üzerinde istenmeyen veya planlanmamıĢ etkilere sahip olmayan ve
sürdürülebilir kalkınmayı tehdit etmeyecek düzeyde bir alanda aynı anda bulunabilecek
ziyaretçi sayısı,
- Bir bölgenin, hayati önemde olduğu düĢünülen değerleri, ekolojik süreç ve koĢulları
tehlikeye atmadan ve sürdürülebilir kalkınma imkanlarını azaltmadan belirli bir süre boyunca
destekleyebileceği insan faaliyetlerinin (ağaç kesimi, avlanma, tarım) ve diğer etmenlerin
(örneğin: Ġklim değiĢikliği, kirlenme vb.) baskısı,
- Ziyaret edilen bir alan veya tesisin sahip olduğu kaynaklar üzerinde koruma amaçlarını
tehlikeye atmadan, istenmeyen ve planlanmayan etkilere neden olmadan belirli bir süre (yıl,
ay, gün, an) boyunca alabileceği ziyaretçi sayısı Ģeklinde tanımlanmaktadır.
TaĢıma kapasitesi, Sürdürülebilir Doğa Turizmi Gelişme (Master) Planında önemli bir
planlama aracıdır. Turizmin geliĢimi ve korunmasında önemli bir kavramdır.
TaĢıma
kapasitesinin analizi ve izlenmesi, yönetim kararları yönünden girdi sağlayacaktır. TaĢıma
19
kapasitesi sayesinde kullanımı sınırlamak, en elveriĢli ziyaretçi sayısını tamamlayarak müspet
etkileri azamiye çıkartmak, olumsuz etkileri en aza indirmek mümkün olabilecektir. Kısaca
Doğa Turizmi Gelişme (Master) Planındaki “sürdürülebilirlik” taĢıma kapasitesinin
aĢılmaması ile temin edilir.
Ziyaretçi sayısı ve etkinin büyüklüğü arasında doğrudan iliĢki vardır. Ancak alan içinde tek
tehdit unsuru ziyaretçiler değildir. Doğa için önemli olan tehditlerin tümünün birleĢik
etkisidir.
2.3.1. TaĢıma Kapasitesinin Elemanları;
Sosyal TaĢıma Kapasitesi,
Turizm için yerel tolerans limitleri olarak tanımlanmakta olup yöre halkı üzerindeki olumsuz
etkilerinden ve ziyaretçiler ile yöre halkı arasındaki çatıĢmalardan kaçınılmasını içerir. Bu
unsurun turizm geliĢimi içerisinde anahtar rolü vardır. Yöre halkı turizmi desteklemezse
kalkınma asla olmaz.
Yerel kabulü belirleyen temel etmenler, sosyal yapı ve kültürün hassaslığı, toplumun
değiĢimin üstesinden gelebilme yeteneği, turizmin algılanıĢı, yöre halkı ile ziyaretçilerin
iliĢkileri, kullanıcı grupların davranıĢları, birbiri ile uyumu ve paydaĢ olmanın ekonomik ve
toplumsal faydalarıdır.
Ekonomik TaĢıma Kapasitesi;
Sürdürülebilir bir turizm geliĢiminde turizm, ekonomik yapı ile bütünleĢmiĢtir ve diğer
sektörleri de desteklemektedir.
Ekonomik taĢıma kapasitesi; turizm geliĢimini sağlayan bir yerel ekonomi ve yerel
ekonominin sürdürülebilirliğini sağlayan bir turizm geliĢimi anlamına gelmektedir. Yani
temel kıstas; turizm geliĢimi ile yerel ekonomi arasındaki sinerjidir.
Ekonomik taĢıma önemli olan iki unsur; Beklenen faydaları temin etmek için asgari turist
sayısı ve ekonominin üstesinden gelebileceği azami turist sayısıdır.
Ekolojik TaĢıma Kapasitesi;
Ekolojik taĢıma kapasitesi, ziyaretçilerin/turistlerin ziyaret edilen alandaki ekosistemler,
ikamet yerleri ve canlı türleri üzerinde ortaya koyduğu ekolojik zararlardır. Burada, ekolojik
değerlerin, ziyaretçi akıĢlarının ve davranıĢlarının uzun süreli ve sistematik olarak izlenmesi
ve veri toplanması önemli olmaktadır.
20
Ġdari/fiziki TaĢıma Kapasitesi;
Fiziki taĢıma kapasitesi aynı anda ve belirli bir zamanda müĢteri olarak alınabilecek ziyaretçi
sayısıdır. Bu kapasite, alana uygun insan sayısına, yani alanın büyüklüğü ve diğer fiziki
Ģartlar (doğal, coğrafi koĢullar ve hava Ģartları) ile turizm altyapısının kapasitesine
dayanmaktadır. Burada temel göstergeler; kalabalık, kuyruklar ve trafik sıkıĢıklığıdır.
Fiziksel kapasite yönetiminin verimliliği ve etkinliği Ģu unsurlara bağlıdır;
-
Organizasyon kaynaklarının kapasitesi (insan ve ekonomik kaynaklar vb. gibi),
-
Ziyaretçi yönetiminin kapasitesi,
Bir sahanın ziyaretçi kullanımına/ turizm gelişimine karşı hassas olan kaynakları: Kırmızı
liste ve endemik türlerin habitatları, alanın savunmasız olan diğer kaynakları, göçe hassas
türler,
Ziyaretçi yönetimi de dahil olmak üzere yönetim amaçları ve hedefleri: Genel bir doğa
koruma planı, amaçlar, hedefler ve doğa koruma politikası, tür koruma politikaları, bölgeleme
sistemi, izleme sistemi,
Ziyaretçiler/turistler, turizm gelişimi ve etkileri üzerine veriler; tüm güzergahlar, tesisler,
konaklama ve ziyaretçi/turist için olan etkinlikler ve detaylı haritalar, ziyaretçi sayısı,
özellikleri, akımları, ziyaretçi modelleri, etkinlikler ve mevsime bağlı özelliklere iliĢkin
bilgiler vb. ziyaretçiler tarafından özel olarak gerçekleĢtirilen faaliyetler, ziyaretçi etkilerine
iliĢkin veriler, etkilerin izlenmesi ve değerlendirilmesine iliĢkin yöntemler, ölçütler ve
göstergeler.
Coğrafi bilgi sistemleri (CBS) teknikleri ile bilgilerin gösterilmesi mümkündür.
Psikolojik TaĢıma Kapasitesi;
Psikolojik taĢıma kapasitesi bir alanın belirli bir zaman diliminde ziyaretçi deneyimleri
üzerinde olumsuz etkilenmeye sebep olmaksızın kaldırabileceği maksimum ziyaretçi
sayısıdır.
21
3. ĠLGĠ GRUBU ANALĠZĠ VE YEREL ORGANĠZASYONUN
OLUġTURULMASI
3.1 ĠLGĠ GRUPLARI/PAYDAġLAR
Ġlgi grupları, “belirli bir koruma ve sürdürülebilir kalkınma projesi ile ilgili olarak fayda
sağlayan, projenin içinde yer alan veya söz konusu projeden olumlu ya da olumsuz etkilenen
bireyler, gruplar veya organizasyonlar” olarak tanımlanabilirler.
PaydaĢlar, bir problemi çözmek için sürdürülebilir doğa turizmi geliĢimine ve amaçlarımıza
ulaĢmak için güvenebileceğimiz kiĢilerdir.
Ġlgi gruplarının hepsi sürdürülebilir doğa turizmi geliĢimine ortak değildir veya olmaları
gerekmez. Çünkü bir ortağın projeye olumlu bir bakıĢı, tutumu olmalıdır ve amaçlara ulaĢmak
için iĢbirliği yapmalıdır.
Bazen bir ilgi grubu projeye olumsuz bakabilir ve hatta aktif bir tehdit bile olabilir, ilgi
gruplarını iĢbirliği yapılanlar haline getirmek onlara paydaĢ değeri verilmesi ile mümkün olur.
3.2 ĠLGĠ GRUBU KATEGORĠLERĠ
Turizmde ilgi grupları;
-
Yöre halkı, kiĢiler ve kurumlar,
-
Alana dayalı ilin sorumlu yöneticileri,
-
Bölgesel yetkililer,
-
Ulusal yetkililer,
-
Turizm ofisleri, yerel turizm organizasyonları, konaklama ve hizmet sunanlar,
taĢımacılar,
-
Turizmle ilgili sektörler,
-
Tarım, ormancılık ve balıkçılık gibi farklı ekonomik sektörlerin temsil edildiği ticaret
ve sanayi odaları ve el sanatları ile ilgili birimler,
-
ĠĢçi sendikaları, dernekler, STK’lar,
-
Eğitim ile ilgili birimler,
22
3.3 ĠLGĠ GRUBU ANALĠZĠ
Ġlgi grubu analizi sürdürülebilir doğa turizmi gelişme planının ortaya konması ve
uygulamasında yer alan farklı taraflara iliĢkin genel bir izlenim sahibi olabilmek, niyet
okumak için kullanılan bir araçtır. Yalnızca bir envanter olarak ele alınmamalıdır,
sürdürülebilir doğa turizmi gelişme planının planlanmasında potansiyel ortaklarımızın kimler
olduğunu ve hangi tarafla çeliĢkiler yaĢayacağımızı bize bildirmektedir. Ayrıca projenin farklı
seviyelerinde destek temini için de son derece elveriĢli bir analizdir.
Ġlgi grupları analizine dayalı olarak sürdürülebilir doğa turizmi gelişme planının
yönetiminden sorumlu bir organizasyon oluĢturulmalıdır.
Sürdürülebilir doğa turizmi geliĢimi için, detaylı bir ilgi grubu analizi ilgi gruplarının;
-
Genel hedeflerini,
-
Turizmden beklediği faydaları
-
Turizmdeki rollerini tanımlamalıdır.
Bu süreç; Ģu adımlardan oluĢur;
23
1. Ġlgi gruplarının tanımlanması,
2. Her ilgi grubunun çıkarlarının, önceliklerinin ve değerlerinin belirlenmesi,
3. Her ilgi grubunun davranıĢlarının belirlenmesi,
4. Ġlgi grubunun gücünün ve ilgi grupları arasındaki muhtemel koalisyonlarının gücünün
tahmin edilmesi,
5. Ġlgi gruplarının mevcut ihtiyaçlarının ne düzeyde karĢılandığının değerlendirilmesi,
6. Ġlgi grupları ile birebir iletiĢimlerin baĢlatılması ve ilgi gruplarının güveninin
kazanılması,
7. Ortak menfaatler, sinerji ve baĢarı unsurlarının tanımlanması,
8. PaydaĢların bir araya getirilmesi,
9. Ortak hedef ve amaçların ve onlara ulaĢmak için gerekli olan stratejinin ortaya
konması,
10. Organizasyon çerçevesinin oluĢturulması,
11. Uygulama
(zaman
çizelgesinin
ve
hedeflerin
ortaya
konması,
iletiĢim
organizasyonunun oluĢturulması, ilgi gruplarına somut sorumlulukların verilmesi.)
12. Ġzleme ve geri bildirimin yapılması
3.4 TOPLUM TEMELLĠ YAKLAġIM
Sürdürülebilir Doğa Turizmi GeliĢme Planı’nın hazırlanmasında toplum temelli yaklaĢım
uygulanması neticesinde;
-
Yöre halkı için sürdürülebilir geçim kaynakları ortaya koymak,
-
Toplulukların kendi yapılarını korumalarını teĢvik etmek ve
-
Doğal alanların koruma hedeflerinde yerel faydayı oluĢturmak mümkündür,
Toplum temelli turizmin en önemli özelliği, doğal kaynakların kalitesi ile alanın kültürel
mirasının bozulmamıĢ ve turizmle güçlendirilmiĢ olmasıdır. Doğal çevre üzerindeki
olumsuz etkiler en aza indirilmeli ve yerel kültür korunmalıdır. Turizm, insanların kendi
yerel kültürlerini yaĢatma ve değerlendirmeye teĢvik etmelidir.
3.5 YEREL ORGANĠZASYONUN OLUġTURULMASI
Ġlgi grubu analizine dayalı olarak, korunan alan ve çevresi için, Sürdürülebilir Doğa Turizmi
GeliĢme Planını izlemek veya biçimlendirmek amacıyla, korunan alan yönetimi ve tüm ilgi
gruplarının resmi iĢbirliğine dayalı bir organizasyon oluĢturulmalıdır. Sürdürülebilir Doğa
Turizmi GeliĢme Planını uygulamak, desteklemek ve sorumluluklarını, karar verme gibi
hususları düzenler.
3.6 TARĠHÇE
Tarih öncesi ve Ġlkçağ:
Günümüzden 5-6 bin yıl öncesine giden Neolitik dönem sonrası Madenler Çağı
baĢlangıcına tarihlendireceğimiz, yazıdan önceki; yani, tarih öncesi (Prehistorya) dönemine
ıĢık tutan ilk kültür buluntularına ise, Edirne'nin 10 km. uzağındaki Avarız Köyü yolu ile
Tunca arasında (Çardakaltı mevkiinde) rastlanmıĢtır.
Buradaki buluntular bu alanın bir çeĢit köy diye niteleyebileceğimiz yerleĢim noktası
olduğuna iĢaret eder niteliktedir. Edirne çevresinde yaklaĢık M.Ö. 5300 yıllarına dayandırılan
bir baĢka Neolitik Çağ yerleĢim yeri de güneyde Enez'de HocaçeĢme mevkiidir.
Kuzeyde LalapaĢa'da ise Edirne çevresini Son Tunç Çağı ile ilk Demir Çağı baĢlarına
ve yaklaĢık M.Ö. 1400 - 900 yıllarına götüren kalıntılar, yani Megalitik Anıtlar adı verilen ve
yörede Dolmen veya Kapaklıkaya ve Menhir (DikilitaĢ) denilen büyük mezarlar bulunur.
Edirne sınırları içinde çok sayıda Tümülüs görülebilir. (Tümülüs; bir mezar odasını örten
toprak yığınıdır.)
24
Ġlk Çağ'da Edirne'nin bugünkü yerinde ise bir Trak Köyü'nün bulunduğu ve adının
Orestia (veya Orestias) olduğu kabul edilmektedir. Orestia'yı kuranların Traklar'ın en büyük
kolu Odrisler olduğu bilinir.
M.Ö. 1400 - 1200 yılları arasında bu bölgede Akhalar yaĢamıĢtır.
M.Ö. V. yüzyıl ortalarına kadar Perslerin hakimiyetinde kalmıĢtır.
M.Ö.
IV. Yüzyılda Makedonya Kralı II.Filip tarafından Makedonya'ya katılmıĢtır.
Orestia M.Ö. 280'de Galatlar, M.Ö. 168'de de Romalılar'ın nüfuzu altına girmiĢtir.
Romalılar Dönemi:
Romalılar Orestia'yı Hadrianopolis yaptılar.Trakya günümüzden 2170 yıl önce
Romalılar'ın nüfuzu altına girince, Roma Orduları buraları istila etmeye baĢladılar.Trakya
üzerindeki hakimiyetlerini, buralarda bazı krallıklar veya prenslikler kurarak, hatta varolanları
koruyarak sürdürüyorlardı. Örneğin o dönemlerde Doğu Trakya Krallığı adıyla varolan ve
merkezinin Vize olduğu bilinen Krallığı güdümleri altına alarak; bu Krallığı, Doğu Trakya'nın
iĢbirlikçi bekçileri haline getirmiĢlerdi. Ancak yerli halk, Roma'nın sadık bendesi haline gelen
Krallarına karĢı ayaklandı. Bu tür isyanlar, Ġmparator Cladius zamanında (M.S. 44-46)
bastırıldı, Trakya bütünüyle Roma'ya katıldı ve Roma Ġmparatorluğu'nun bir eyaleti oldu.
Romalılar buralarda yeni ve kendilerine uygun düĢen idari düzenlemeler yaptılar. Trakya'da
yeni Ģehirler kurmaya baĢladılar veya var olan eski kasabaları "ġehir Hukuku" altına alıp
kendi kültürlerini iyice yerleĢtirdiler.
Edirne'nin Orestia'dan Hadrianopolis Adına GeçiĢi:
M.S. 123-124 yılında uzun bir seyahate çıkan Ġmparator Hadrianus o dönemde küçük
bir yerleĢim yeri olan ve bugünkü Edirne'nin yerinde bulunan Orestia Kasabasını stratejik
konumuyla da çok beğendi ve buraya "ġehir Hukuku" armağan etti. Böylece Hadrianus'un
ġehri anlamına gelen Hadrianopolis Ģehri kurulmuĢ oldu ki; Edirne Ġlk Çağ boyunca bu adla
anılacaktır.
Hadrianopolis Hakkında:
Hadrianopolis'te diğer Roma ġehirleri gibi idari muhtariyete sahip; iç iĢlerinde
bağımsız, dıĢ siyasette Roma'ya bağlı bir Ģehir devleti durumundaydı. M.S. 2. ve 3. yüzyıllar
diğer Ģehirlerle birlikte Hadrianopolis'in de en parlak dönemi olarak kabul edilir.
Hadrianopolis yaklaĢık 360.000 metrekarelik bir alanı kaplıyordu ve yamuk dörtgen
Ģeklindeki bu alanın etrafı kuvvetli duvarlarla çevriliydi. Her köĢede silindirik birer kule vardı
ki bu kulelerden günümüze ulaĢabilen tek yer Saat Kulesi olarak bildiğimiz, asıl adı
Makedonya Kulesi olan yerdi. Kuleler arasında onikiĢer burç bulunmaktaydı ve dokuz kapısı
vardı. Kale bir hendekle çevriliydi. ġehir planının Roma Askeri kolonilerinin veya castrum
denilen Roma Ordugahlarının planlarına uyduğu görülür. BaĢka bir deyiĢle burası M.S. 3.
yüzyılda bir askeri istihkam (castrum) olarak kullanılmıĢtır. Hadrianopolis hakkındaki
bilgilerin çoğu günümüze ulaĢan sikkelerden (o dönemde kullanılan madeni paralar) elde
edilmektedir.
25
Eyalet BaĢkenti Olduğu Dönemde Hadrianopolis
Edirne, bize yaklaĢık 90 yıl baĢkentlik ettiği dönem öncesinde, Hadrianopolis
döneminde de bir eyalete baĢĢehirlik yapmıĢtır .Hadrianopolis Ġmparator Diokletianus'un
gerçekleĢtirdiği idari reformlar ve mülki teĢkilatlandırma sonrasında Trakya Eyaletinin altı
vilayetinden birini teĢkil eden Haemimontus'un baĢĢehri olmuĢtur .Bu durum Hadrianopolis'in
kurulduğu M.S. 2. yüzyılı izleyen 3. yüzyılda da ne denli önemli bir konumda bulunduğunu
göstermektedir. Ne yazık ki Hadrianopolis'ten günümüze kalanlar fazla değildir.
Bizans Dönemi:
Hadrianopolis 4. yüzyıldan itibaren çevresinde yaĢanan pek çok savaĢa tanık olmuĢ,
zaman zaman bu savaĢların odak noktası durumuna gelmiĢ ve iĢgaller yaĢanmıĢtır. Örneğin
Castantinus ile Liciunus'un orduları bu Ģehir etrafında savaĢmıĢlar, M.S. 314 yılında Liciunus
mağlup olmuĢ ve Hadrianopolis'e sığınmıĢtır. Ġkinci savaĢta ise, Liciunus, Ġstanbul'a çekilmiĢ
ve kendisini Roma'da yine mağlup eden Constantinus Roma'yı bırakarak Constantinopolis
adını verdiği Ġstanbul'u baĢĢehir yapmıĢtır. Ġstanbul baĢkent olunca, burasını Orta Avrupa'ya
ve Roma'ya bağlayan yol üzerindeki (Via Egnatia Yolu) Hadrianopolis daha da önem
kazanmıĢtır.
4. yüzyılın ortalarında ise Trakya, Hunlar'ın ve Gotlar'ın istilasına uğrar .Ostrogotlar
Trakya'yı istila ettiklerinde Hadrianopolis'te Got Askerlerinin baĢında bulunan iki komutan
da bunlara katıldı. Fakat müstahkem bir Ģehir durumundaki Hadrianopolis'i zaptedemediler.
Gotlar M.S. 378 de ikinci kez Hadrianopolis üzerine yürüyünce; Trakya topraklarında ve Ģehir
yakınlarında Ġlkçağ'ın en büyük muhaberelerinden biri yaĢandı.
Roma Ġmparatorluğu M.S. 395 yılında ikiye bölünüp bütün Balkan Yarımadası gibi
Hadrianopolis Ģehri de Bizans'ın (Doğu Roma Ġmparatorluğu) payına düĢtükten sonra, kent
sıklıkla el değiĢtirdiği bir sürece girmiĢtir. Örneğin, M.S. 5. yüzyılda Hun Hakanı Atilla
Kumandasındaki askerlerin eline geçti. M.S. 6. yüzyılda Avarların idaresine girdi. Bizanslılar
Hadrianopolis'i Avarlardan tekrar geri aldılar ve Avarlar bu topraklardan çekildiler. M.S. 7.
yüzyılın ortalarından itibaren Hadrianopolis Bulgarlar'ın saldırılarına sahne oldu. Bu
saldırılarda kent bir kaç kez el değiĢtirdi, yakılıp yıkıldı.
M.S. 812 yılında Bulgar Hanlarından Krum Hadrianopolis'i kuĢattı ve 811 yılında ele
geçirdi. Bu savaĢlarda Bulgar Askerlerinin öldürdükleri Bizans Ġmparatoru Nikephoros'un
kafatasını gümüĢ ile kaplatıp Ģarap kupası olarak kullandıkları anlatılır. Krum bu savaĢta
Hadrianopolis halkını da esir almıĢ ve tamamen çevre köylerdeki halkla birlikte Tuna
Nehri'nin ötesine Banat toprakları denilen yere sürmüĢtür ki; kaynaklar o dönemde kentin
nüfusunun 12 bin civarında olduğunu yazarlar. Krum ölünce yerine geçen Omurtag,
Bizanslılarla uzun süreli bir anlaĢma yaptı ve Hadrianopolis yeniden Bizans toprakları içinde
kaldı.
M.S 914'te Bulgar Kralı Simeon Hadrianopolis'i aldıysa da Ģehir bir süre sonra yine
Bizanslılar'ın oldu. Bulgar saldırıları ve Hadrianopolis etrafındaki savaĢlar değiĢik aralıklarla
26
sürdü. Örneğin; M.S. 1003'te Bulgar Kralı Samuel yortu törenleri sırasında Hadrianopolis'i
aldı ve halk (adet olduğu üzere) kılıçtan geçirildi. Aynı savaĢlarda bu kez Samuel'in askerleri
yenildi ve 15 bin esirin gözleri oyuldu. Kral Samuel ordusunun bu durumunu görünce
hastalanmıĢ ve ölmüĢtür.
Sonraki yıllarda Hadrianopolis Peçeneklerin kuĢatmalarıyla karĢı karĢıya kaldı. M.S.
1050'de Peçenekler Hadrianopolis önlerinde mağlup oldular. 1077'de yeniden kuĢattılar.
Sonuçta bütün bu savaĢ ve iĢgallere rağmen Hadrianopolis Bizans'ın elinde kalmıĢtır. M.S.
1361'de Osmanlı Türklerince fethedilene kadar...
Hadrianopolis Önce Edrine Oldu :
Bizans Dönemi Sonları
1361'e gelinen yıllarda Hadrianopolis bir yandan dıĢ akınlara maruz kalırken diğer
yandan da Bizans'ın iç mücadelelerine sahne oluyordu. Nitek 1072 yılında Bizanslılar bir
isyanla karĢı karĢıya kalmıĢ ve bu isyan Hadrianopolis'te yaĢayan biri tarafından
yönlendirilmiĢtir.Bir sonraki isyanda da yine Hadrianopolis'in rolü etkin olmuĢtur.
Peçeneklerin de taraf olduğu bu kargaĢa dolu yıllardan sonra Hadrianopolis Kumanlar'ın
saldırılarıyla karĢılaĢmıĢtır.
Haçlı Seferleri ve Sonrası
Birinci Haçlı Seferinde bir dalga Hadrianopolis'e gelmiĢ, buradan Ġstanbul önüne
gitmiĢtir.Diğer dalga ise Ġmparatorun "Aynı Ģehirde üç günden fazla kalınmaz" yönündeki
emrine uyarak Hadrianopolis'te iki gün kalmıĢ; Ġkinci Haçlı Seferinde Haçlı Ordusu M.S.
1189'da Hadrianopolis'te kıĢlamıĢtır.
Sonraki yıllarda Dimetoka'da baĢlayan bir ayaklanma, Hadrianopolis'e
sıçrayacaktır.1205 yılında ise Ġmparator Naibi Henri, Hadrianopolis önüne dayandı. KuĢatma
oldu. Hatta ilk hendek geçilerek merdivenler, kuleler ve diğer aletler faaliyete geçirildiyse de
Hadrianopolis halkı bir çıkıĢ yaparak kuleleri yaktılar ve Henri kuĢatmayı kaldırmaktan baĢka
çare bulamadı.
Hadrianopolis, Ġznik Prensi'nin iĢgali ile de karĢılaĢmıĢtır. Ancak Ģehir bütün
huzursuzluğuna rağmen bir ticaret merkezi olmayı sürdürdü. Burası o yıllarda kumaĢ ticareti
merkezi idi ve burada bir çok Avrupalı tüccar yaĢamaktaydı.1305'te Hadrianopolis'te kanlı
Katalan - Bizans mücadelesi yaĢandı.
Bu olaydan yaklaĢık 40 yıl sonra Hadrianopolis'te yaĢanan bir isyan ve kanlı sınıf
mücadelesi ise kendini 1341'de Ġmparator ilan eden Kantakuzenos'un Osmanlılardan yardım
istemesine yol açtı. Sözkonusu sınıf mücadelesinde o, eĢraf ve asillerin baĢındaydı ve Zelotlar
denilen zümreye karĢı savaĢtı. Türkler'den yardım isteyip Umur Bey'le dostluk kurunca
kuvvetlerimiz Kantakuzenos'un yanında savaĢtı. (Bu savaĢın da anlatıldığı bir eserde Edirne
sözcüğü kullanılmıĢtır.) Daha sonra Kantakuzenos, damadı durumuna gelen Orhan Gazi'den
yardım istedi. Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Bey, idaresindeki 10 bin askerle 1352'de
27
kazanılan zafer sonrasında, 1354'te bir gece Gelibolu Kalesini alıverdi. Böylece Trakya
akınları da baĢladı.
Osmanlı Dönemine Kadar Kentsel GeliĢim
Edirne, tarihi boyunca adım adım giderek büyüyen, geliĢen tipik bir kentleĢmeden
çok, zaman zaman geriye dönümlü bir kentleĢme süreci izlemiĢtir. Bu durum esas olarak
Edirne'nin coğrafi konumunun öneminden kaynaklanmıĢtır. Denebilir ki, hiç bir kent, coğrafi
konumuna Edirne kadar bağlı bir kentleĢme süreci izlememiĢtir. Öyle ki, elveriĢli coğrafi
konumu, Edirne'nin hem kentleĢmesinin en önemli itici nedeni olmuĢ, hem de tam tersi,
zaman zaman gerilemesinin ve sönükleĢmesinin kaynağı olmuĢtur.
Edirne'nin, son derece elveriĢli coğrafi konumu, onun tarihi, sosyal, siyasi ve
ekonomik yaĢamını derinden etkilemiĢ, hatta kenti bütün yönleriyle belirleyen ana etken
olmuĢtur. Ancak, kentin bu geriye dönümlü geliĢmesinde doğal olayların da payı olmuĢtur.
Edirne, tarihi boyunca sayısız saldırı ve iĢgale uğradığı gibi, çeĢitli zamanlarda yangın, yer
sarsıntısı, su baskını, salgın hastalık gibi olaylarla da karĢı karĢıya kalmıĢtır. Kent, her saldırı,
iĢgal, hastalık ve doğal afetle yıkıma uğramıĢ, harap olmuĢ ve nüfusu azalmıĢtır. Edirne,
kurulduğu ilk dönemden günümüze kadar benzeri olayları her zaman yaĢamıĢtır. Ancak Ģehir,
bütün huzursuzluğuna rağmen bir ticaret merkezi olmayı sürdürmüĢtür. Osmanlılarca
fethedilene kadar uzun bir dönem kumaĢ ticareti merkezi olmuĢtur. Bu nedenle burada bir çok
Avrupalı tüccar yaĢamıĢtır. Fetihten sonra da sağlanan özgürlük ortamı nedeniyle bir ticaret
merkezi olarak cazibesini sürdürmüĢtür. Adriyatik'ten baĢlayarak Ġstanbul'a uzanan tarihi
Roma Yolu (Via Egnatia) üzerinde bir merkez olarak, her dönem Edirne pazarları yerli ve
yabancı tüccarların odak noktası olmuĢtur.
PadiĢahlar Dönemi
Osmanlı Dönemi BaĢlangıcı :
Edirne'nin Fethi:
1361'e doğru önce Dimetoka fethedildi. Sultan I.Murat Edirne'ye yönelik hareketine,
Ġstanbul yolu üzerindeki Çorlu'yu alarak devam etti. Daha sonra Lala ġahin PaĢa'yı Edirne'ye
gönderdi. Kale dıĢına çıkan Bizans kuvvetleri ile yaĢanan savaĢta Bizanslılar yenilerek kaleye
çekilmek zorunda kaldılar. Bundan sonra Sultan I.Murat, Hacı Ġlbey ve Evrenos Bey
yönetimindeki uç akıncı kuvvetlerini de yanına çağırdı. Bunlar ordunun öncü birliklerini
oluĢturdular. Güçlü Osmanlı Ordusunu Kale kapılarında gören ve zaten yenilmiĢ olduğundan
direnme güçleri kalmayan Bizanslılar da kenti Lala ġahin PaĢa'ya teslim ettiler.
Sarı Saltuk Sultan Menkıbesinde bizzat Peygamberimiz Hz.Muhammet'in Edirne'ye
Dar-ün Nasr (üstün Ģehir) adını verdiği Hikayet-i BeĢir Çelebi'de anlatılmaktadır. Ayrıca
tarihte kentin adı Dar-ül Karar (kıyamete kadar yaĢanacak Ģehir), Dar-ül Mülk(BaĢkent), Darül Meymene (Ordular Kenti) olarak geçmektedir.
28
Bir değerlendirmeye göre PadiĢah Sultan I.Murat; sevincini çevredeki Müslüman-Türk
Beyliklerine mektupla bildirirken, Hadrianopolis adını Edrine olarak değiĢtirmiĢ; (Bu isim
zaman içinde farklı biçimlerde söylenmiĢtir.) günümüzdeki Edirne adı ise, 18. yüzyılın ilk
yıllarından itibaren kullanılmaya baĢlanmıĢtır.
PadiĢahlar Döneminde Edirne
Sırpsındığı mevkiinde, Balkanlardaki Osmanlı ilerlemesine karĢı oluĢturulan ilk Haçlı
Ordusunun yenilmesinden sonra (1364 - Sırpsındığı Zaferi) Sultan I.Murat, 1365 yılında
devlet merkezini Bursa'dan Edirne'ye taĢıdı. Sultan I.Murat Döneminde Ģimdi Selimiye'nin de
bulunduğu alanda bir saray yapıldı. Sultan Yıldırım Beyazit zamanında saray büyütüldü.
Yıldırım Beyazit Ġstanbul'u kuĢatma hareketini buradan yürüttü. Edirne ilk yıllarında Rumeli
harekatı için bir üs olarak önemsenirken; 1402'den sonra, Süleyman Çelebi'nin hazineyi ve
devlet arĢivini de buraya taĢımasıyla, siyasi merkez olma süreci tamamlandı. Bu dönemde
Edirne, ünlü ġehzadeler mücadelesine sahne olmuĢtur.
Edirne'nin Osmanlı Ġmparatorluğu'nun siyasi tarihinde önem kazanması da, tam bu
Ģehzadeler mücadelesi sırasında olmuĢtur. 1402 yılındaki Ankara SavaĢı, Sultan Yıldırım
Beyazit komutasındaki Osmanlı Ordusunun Timur'a yenilmesiyle sonuçlanınca, Anadolu
Beyleri eski topraklarını ele geçirdiler ve Sultan Beyazit'in oğulları arasındaki taht mücadelesi
Devletin bir dönem karıĢıklık içinde kalmasına neden oldu. Bu dönem tarihimizde Fetret
Devri (1402 - 1413) olarak anılır.1403'te Süleyman Çelebi, 141O yılında da Musa Çelebi
Edirne'yi ele geçirdi. Edirne'de ilk kez para bastıran Osmanlı Hükümdarı Musa Çelebi'dir.
Ankara bozgunu ile baĢlayan karıĢıklık dönemi, Çelebi Sultan Mehmet'in 1413'te Edirne'yi
Musa Çelebi'den geri almasıyla noktalandı. Çelebi Sultan Mehmet(I.Mehmet), saltanatının
bundan sonraki bölümünü Edirne'de geçirdi ve 1421'de burada vefat etti. Sultan I.Mehmet'in
vefatından sonra, taht kavgaları yeniden baĢladı. Tahta çıkan Sultan II.Murat'a karĢı, önce
Sultan Yıldırım Beyazit'in oğullarından Mustafa Çelebi, sonra da II.Murat'ın kardeĢi Küçük
Mustafa ayaklandı. Bu isyanları bastıran Sultan II.Murat, 1422 yılında Edirne'ye ayak bastı.
Fiziki geliĢim açısından Sultan II.Murat dönemi, Edirne için en verimli yıllar olarak kabul
edilir. Onun zamanında kent, hızla geliĢti.
1424 - 1439 yılları arasında Edirne, çeĢitli yabancı elçi, heyet ve hükümdarlar
tarafından ziyaret edildi. Bu dönemde cami, hamam, köprü, medrese, imaret gibi önemli
yapılaĢmalar yaĢandı. Aynı yıllarda Edirne, ünlü ġehzade Düğünlerine sahne oldu(Oğulları
Mehmet ve Aleaddin için yapılan Sünnet Düğünleri). Tunca Nehri boylarında ikinci sarayın
yapımı da bu dönemde baĢladı. Sultan II. Murat, Edirne'yi aynı zamanda bir askeri üs olarak
değerlendirmiĢ ve çeĢitli seferleri buradan yönetmekle kentin ün kazanmasını sağlamıĢtır.
Fatih Sultan Mehmet Edirne'de dünyaya geldi ve Ġstanbul'un alınması planları burada
oluĢtu. Ġkinci saray onun döneminde tamamlandı. Oğlu Sultan II. Beyazıd kendi adıyla anılan
Külliye ve ünlü DarüĢĢifa'yı yaptırdı.16. yüzyıl muhteĢem abidelerin inĢa edildiği ve Ģehrin
29
fiziki açıdan klasik formunu kazandığı bir dönemdir. Kanuni Sultan Süleyman batıya yaptığı
seferler sırasında çoğu kez Edirne'de konakladı. Edirne'nin suyolları onun zamanında yapıldı.
Bu dönem Edirne'nin, özellikle yüzyılın son çeyreğinden itibaren, imparatorluğun sınırlarının
geniĢlemesinin de etkisiyle askeri bir sınır merkezi olmaktan çıkarak padiĢahların bir
dinlenme yerine dönüĢmeye baĢladığı dönemdir. Selimiye Camisi bu dönemin ürünüdür.17.
yüzyıl hanedan mensupları burasını çoğu zaman sürekli ikamet yeri olarak kullandılar. Edirne
adeta ikinci payitaht özelliği kazandı. Ġstanbul'un saray çekiĢmelerinden bunalan padiĢahlar
Edirne'ye sığındı. Sultan I. Ahmet ile baĢlayan Edirne ilgisi giderek arttı. Sultan II.Osman ve
IV. Murat döneminde geniĢ koruluk ve ormanlarıyla Edirne bir av sporu ve eğlenceleri
merkezi oldu. Ancak özellikle Sultan IV. Mehmet (Avcı Mehmet olarak ta bilinir.) döneminde
Edirne gerçek anlamda bir siyasi merkez olarak Ġstanbul'a rağmen ağırlık kazandı. PadiĢah,
vaktinin çoğunu Edirne'de geçirir ve elçileri de burada kabul ederdi. Sultan II. Süleyman
Edirne'de vefat etti. Yerine geçen Sultan II. Ahmet'in cülus töreni burada yapıldı. Edirne
Vak'ası denilen ayaklanma sonrasında Sultan II. Mustafa tahtından oldu. O da Edirne'de
yaĢamayı çok seviyordu. Edirne'de dünyaya gelmiĢ, burada tahta çıkmıĢtı. Döneminde
Edirne'ye KöĢkler, ÇeĢmeler yapıldı. Bu yıllarda Edirne'nin nüfusu 200 binlere ulaĢmıĢtır.
Edirne Vak'ası:
18. yüzyılın baĢında meydana gelen bir ayaklanmadır. Bu ayaklanma ile PadiĢah
tahtından indirilmiĢ, Sadrazam azledilmiĢ, ġeyhülislam da öldürülmüĢtür. Olayların geliĢimi
Ģu Ģekildedir: Sultan II.Ahmet vefat etmiĢ, yerine Sultan II.Mustafa yine Edirne'de tahta
çıkmıĢtı. PadiĢah, devlet iĢleriyle ilgilenmiyor, vaktinin çoğunu avcılıkla geçiriyordu.
Sadrazam ve ġeyhülislam ise görevlerini kötüye kullanmakla suçlanıyorlardı. Ġstanbul'daki
muhalifler yeni Sadrazam ve ġeyhülislam tayin ederek Edirne üzerine yürüdüler. Sultan
II.Mustafa, Yeniçerilerin de isyancılara katılmasıyla tahtından indirildi. Yerine Sultan
III.Ahmet geçirildi(1703). ġeyhülislam Feyzullah Efendi ise Bat-Pazarında katledildi ve
cesedi KiriĢhane'ye kadar sürüklenerek Tunca Nehrine atıldı.
Sultan III.Ahmet sonrası; Edirne'nin, yavaĢ yavaĢ gözden düĢtüğü ve siyasi önemini
kaybettiği kabul edilir. 18. yüzyılla birlikte kentin talihi tersine dönmüĢtür. Yönetim
bozuklukları, baĢarısızlıklar, Batıda terkedilen kale ve bölgelerden gelen göçlerin de etkisiyle
eski ihtiĢamını kaybetmeye baĢlayan Edirne, önce depremler ve yangınlarla, sonra da
iĢgallerle sarsılır.
Edirne Kıyamı:
Edirne 19. yüzyılda da siyasi ve tarihi açıdan hareketli olaylara sahne olur. Sultan III.
Selim'in baĢlattığı yeniliklerin bunda payı büyüktür. Bu yeniliklere karĢı 1801 yılındaki ilk
ayaklanmayı 1806'daki Edirne Kıyamı izler. Sultan III. Selim'in Edirne'de Nizam-ı Cedid adı
altında, Yeniçerilere alternatif, modern askeri eğitim görmüĢ yeni birlikler oluĢturulması
amacıyla, verdiği buyrukla meydana getirilen Kıt'alara karĢı, Yeniçerilerin Ģiddetli direniĢ
30
göstermesi ve ayaklanması nedeniyle, PadiĢah kararından vazgeçmek zorunda kalmıĢ ve
Nizam-ı Cedid birliklerinin kaldırılmasına karar vermiĢ, Yeniçeriler de bu karara dayanarak
Edirne'de mevcut tüm Nizam-ı Cedid birliklerini katletmiĢlerdir. ĠĢte bu olaya da tarihte
Edirne Kıyamı denir.
Edirne'nin Bir Osmanlı Müslüman Kenti Olarak GeliĢimi:
Edirne fethedildiği dönemde Balkanlar'ın önemli yerleĢim alanlarındandı. Fetih
sonrasında ise bu Ģehir; memleketin sosyal ve ekonomik yaĢamında rol oynayanlarca ve
devlet yönetiminin ileri gelenleri ile hükümdarın öncülüğünde adeta yeniden kurulmuĢtur.
Fetihle birlikte Kent, tarihinin yepyeni bir evresine girmiĢ oldu. Kısa süre içinde çok büyük
bir geliĢme gösterdi ve dünya tarihinde adları ön sırada anılan kentlerden bir durumuna geldi.
Edirne'ye yerleĢmeye baĢlayan ve çoğunluğunu sipahi ailelerinin oluĢturduğu
Osmanlılar, kale çevresinde yeni mahalleler meydana getirdiler. Ne var ki Kaleiçi'nde de bazı
düzenlemelere gidildi. Müslüman halkın bir bölümü (iki mahalle) buraya yerleĢtirildi. Ġki
kilise camiye çevrildi(1752 depreminde yıkılan Ayasoyfa Kilisesinden dönüĢtürülen Cami ile
Aina varoĢundaki(Yıldırım Mahallesi) Yıldırım Camisi, hamam ve imaret yapımına baĢlandı.
Bu yapılanmada uygulanan özgün yöntem; "vakıflar" yoluyla kurulup idare edilen "imaret"
sistemiydi. ġehrin kale dıĢındaki ana mahalleleri bu yolla kurulmuĢtur ki; bu oluĢumda cami,
hamam, medrese, aĢevi gibi sosyal ve dini hizmetlere dönük üniteler de mutlaka yerini alırdı.
Edirne'nin YaĢadığı ĠĢgaller - Dört ĠĢgal Dönemi:
1361 yılında fethedilen Edirne, 1829 Rus iĢgaline dek 459 yıl iĢgal yaĢamamıĢtır.
1829 Rus ĠĢgaline gelene kadar gerçekleĢen tarihi olaylar silsilesi Ģu Ģekildedir:
Ġlk Rus ĠĢgali Dönemi
Sultan III. Selim'den sonra tahta çıkan Sultan II. Mahmud'un kararıyla, "Vakayi
Hayriye - Hayırlı Olay" olarak anılan ve Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla sonuçlanan
olaydan
sonra,
Osmanlı
Ġmparatorluğu'nun
yeni
kurulan,
daha
yeterince
teĢkilatlandırılamamıĢ bir Ordu'yla neredeyse Ordusuz denilebilecek bir döneminde, Ruslar
bu zaafı değerlendirip savaĢ ilan ederler ve ünlü 1828-1829 Osmanlı - Rus SavaĢı böylece
baĢlamıĢ olur. Ġki yıl süren bu savaĢta, 1828 yılındaki ilk Rus saldırısı durdurulduysa da, 1829
yılındaki ikinci saldırılarıyla Ruslar, Sadrazam ReĢit PaĢa yönetimindeki Osmanlı Ordusunu
yenilgiye uğratırlar ve Edirne fetihten beri ilk kez iĢgal yaĢar. Kent, savaĢın bitiminde
Osmanlı Tarihinin en ağır anlaĢmalarından birine tanık olur.
Edirne AnlaĢması:
Osmanlı Ġmparatorluğu'nun Küçük Kaynarca AnlaĢmasından sonra imzaladığı en ağır
anlaĢmadır. Önemli maddeleri özetle Ģunlardır:
Ruslar, aldıkları toprakları geri verecek, Prut Nehri sınır olmaya devam edecekti.
31
Rus Ticaret Gemilerine boğazlardan geçiĢ hakkı tanınacak, Rus uyruklular Osmanlı
topraklarında serbestce ticaret yapabileceklerdi.
Eflak ve Boğdan'da Osmanlı Askeri bulunmayacaktı.
Osmanlı Ġmparatorluğu 11.5 milyon duka altın savaĢ tazminatı ödeyecekti.
Ġkinci Rus ĠĢgali Dönemi:
Edirne'nin ikinci kez iĢgali, halk arasında 93 Harbi olarak ta bilinen 1877-78 Osmanlı
- Rus SavaĢı'na rastlar. Nisan 1877'de baĢlayan savaĢ, irili ufaklı bir dizi çatıĢmanın ardından
Rusların Edirne üzerine yürümesiyle geliĢir. Bunun üzerine Kentteki askeri birliklerin
komutanı Ahmet Eyüp PaĢa kenti boĢaltır ve 20 Ocak 1878'de teslim olur. SavaĢ, 31 Ocak
1878'de Edirne'de barıĢ ilkelerini saptayan bir anlaĢmayla kesilir. SavaĢı sonuçlandıran asıl
anlaĢma ise 3 Mart 1878'de imzalanan Ayestefanos AnlaĢmasıdır.
1903 yılındaki Bulgar Ġsyanı dıĢında Edirne, 1877-78 savaĢını izleyen yaklaĢık 30 yılda savaĢ
görmedi, barıĢ içinde yaĢadı.
Bulgar ĠĢgali - Üçüncü ĠĢgal Altındaki Dönem
Edirne, üçüncü kez 1913'te iĢgal edildi. 22 Eylül 1912'de Bulgaristan, Romanya,
Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan temsilcileri, Sofya'da toplanarak saldırıya yönelik bir
bağlaĢma anlaĢması imzaladılar. BağlaĢıklar, Ekim ayı ortalarında Osmanlı Topraklarına
saldırdılar.
9 Ekim 1912'de de Bulgarlar'ın Edirne saldırısı baĢlar. Ünlü Edirne Müdafii ġükrü
PaĢa'nın örgütlediği Edirne Savunması, her türlü yokluk ve yoksunluğa rağmen altı aya yakın
sürer. 26 Mart 1913'te kent Bulgarlar'a teslim edilir.
Balkan SavaĢı'ndan Tarihi bir kesit : Hıdırlık Tabyası
1877-78 Osmanlı-Rus SavaĢı nedeniyle inĢa edilen ve en son Balkan SavaĢlarında
kullanılan Tabyaların en büyüğü Hıdırlık Tabyası'dır. Diğer önemli bir Tabya olarak Kıyık
Tabyası Balkan SavaĢı Müzesi haline getirilmiĢtir. Ancak tarihi açıdan Hıdırlık Tabyası daha
büyük önem arzeder. Bu tabya; ünlü Edirne Savunması sırasında Komutan ġükrü PaĢa'nın
karargah olarak kullandığı ve Edirne teslim olduğunda beyaz teslim bayrağı'nın çekildiği
tarihi yer olarak bilinir.
Edirne Savunması ve ġükrü PaĢa Hakkında:
ġükrü PaĢa 1912-13 Balkan SavaĢı sırasında, Edirne'yi kendisinden istenen süreden
fazla Savunarak düĢmanın Ġstanbul'a geçmesini önleyen ünlü bir kahramandır. Edirne büyük
acılar ve yoksulluklar içinde 155 gün düĢmana karĢı, onun Komutanlığında savunulmuĢ ve
kendisine Edirne Müdafii adı verilmiĢtir. Ancak 5 aylık savunma sonunda, 26 Mart 1913
32
günü, biraz da Edirne'nin Ata yadigarı ünlü Selimiye Camisi gibi mukaddes mekanlarının, top
atıĢlarıyla yok edilmesini engellemek amacıyla, teslim olmayı kabul ederek kılıcını Bulgar
komutanı General Ġvankov'a teslim etmiĢtir. Ne var ki bu savunmada gösterdiği kahramanlık
nedeniyle Kendisine hayran olan ve saygı duyan Bulgar Kralı Çar Ferdinand, Kılıcı ġükrü
PaĢa'ya Edirne'de iade etmiĢ ve barıĢ yapılana kadar PaĢayı bir esir gibi değil misafir gibi
ağırlamıĢtır.
ġükrü PaĢa 1857 Erzurum doğumludur. Almanya'da dört yıl eğitim görmüĢ olup,
Almanca, Ġngilizce ve Fransızca bilmekteydi. Harbiye ve DarüĢĢafaka Okullarında balistik ve
matematik öğretmenliği de yapan ġükrü PaĢa Edirne'ye topçu komutanı olarak tayin edilmiĢti.
Tuğgenerallikten Orgeneralliğe kadar süren görevini Edirne'de yaptı. SavaĢ yıllarının olumsuz
koĢulları nedeniyle yakalandığı siyatik hastalığını tedavi için gittiği Bursa Kaplıcalarında
zatürre oldu ve bu hastalık nedeniyle Ġstanbul'da 5 Haziran 1916'da vefat etti. Mezarı önceleri
Merkez Efendi Mezarındayken yakın zamanda adına yapılan ġükrü PaĢa Anıtı'na
getirilmiĢtir."
30 Mart 1913'te imzalanan Londra BarıĢ AnlaĢması ile, Türkiye - Bulgaristan sınırı Midye Enez Hattı olarak belirlendi.
Bulgar ĠĢgalinin Sona Ermesi:
Böylece Edirne, Bulgaristan'a terkedilmiĢ oldu. Balkan SavaĢı neticesinde Osmanlı
Ġmparatorluğu'ndan elde ettikleri toprakları paylaĢamayan Balkan Devletleri, yeniden, bu kez
aralarında savaĢmaya baĢladılar. Bulgaristan, bir süre sonra Romanya ve Sırbistan'ın
saldırısına uğrayınca, Edirne'yi boĢaltmak zorunda kaldı. Bundan yararlanan Osmanlı
Hükümeti harekete geçti ve Enver PaĢa komutasındaki birliklerimiz 21 Temmuz 1913'te
Edirne'yi iĢgalden kurtardı. 29 Eylül 1913'te imzalanan Ġstanbul AnlaĢmasıyla da fiili durum
resmiyet kazandı.
Edirne'nin Son ĠĢgali:
Edirne, I. Dünya SavaĢı'nın bitimiyle birlikte bir baĢka önemli geliĢmeye tanık oldu.
Yunanlılar'ın Mondros Mütarekesini izleyen günlerde Anadolu ve Trakya'da baĢlattıkları iĢgal
hareketleri 25 Temmuz 1920'de Edirne ve tüm Doğu Trakya'nın istila edilmesiyle sonuçlandı.
Edirne, son defa yaklaĢık iki yılı aĢkın bir süre Yunan iĢgali altında kaldı.
Edirne'nin KurtuluĢu:
Kuvvay-ı Milliye'nin gösterdiği güçlü direniĢ ve Yunanlıları Sakarya'da uğrattığımız
ağır yenilgi, Ġtilaf Devletlerini 1922 yılı içinde tutum değiĢikliğine zorladı. Nitekim Mart
1922'de toplanan Paris Konferansı, Edirne ve Kırklareli dıĢında, bütün Doğu Trakya'nın bize
geri verilmesini önermiĢti. Doğal olarak Ata yadigarı Edirne’mizin iĢgal altındaki durumunun
devamını öngören bu tasarı, Ankara Hükümetince reddedildi.
Edirne'nin kaderi, Büyük Taarruz'un zaferle sonuçlanmasıyla değiĢmeye baĢladı. 11
Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Mütarekesine göre Yunanlılar Karaağaç'ta içinde olmak
33
üzere Meriç'in batısına dek bütün Doğu Trakya'dan çekilecek, yerlerine geçen itilaf birlikleri
bu bölgeyi, en çok bir ay içinde Türk Birliklerine bırakacaklardı.
Mudanya Mütarekesi, 14 Ekim 1922'den baĢlayarak yürürlüğe girdi. 25 Kasım
1922'de birliklerimiz Edirne'ye ayak bastı. Lozan Konferansı uyarınca, Karaağaç Nahiyesi ile
Ġstasyonunun 15 Eylül 1923'te boĢaltılmasından sonra, Trakya tam olarak iĢgalden kurtulmuĢ
oldu ve bugünkü sınırlarımıza ulaĢıldı. Tarihinde yeni bir sayfa baĢlayan Edirne, böylece
Türkiye Cumhuriyeti'nin sınır kenti, serhad Ģehri oldu.
3.7 EDĠRNE ĠLĠNĠN GENEL ÖZELLĠKLERĠ
3.7.1
3.7.2
3.7.3
3.7.4
3.7.5
3.7.6
3.7.7
3.7.8
3.7.9
Ġlin Topoğrafyası ve Jeomorfolojik Durumu
Jeolojik Yapı ve Stratigrafi
Ġklim Özellikleri
Toprak Özellikleri
Orman Varlığı
Flora-Fauna
YerleĢim Alanları ve Nüfus
Ekonomik Faaliyetler
UlaĢım ve Konaklama
34
Edirne Marmara Bölgesi’nin Trakya bölümünde bulunan bir ilimizdir. Doğusunda
Kırklareli ve Tekirdağ, Güneyinde Çanakkale ili ve Ege Denizi , Kuzeyinde Bulgaristan ,
Batısında Yunanistan yer almaktadır. Edirne ili Türkiye’nin Kuzeybatısında yer almakta olup
40 ° 35’ ve 42° 00’ kuzey enlemleri ile
26 °02’ ve 27°00’ doğu boylamları arasında yer
almaktadır.
Ġlimizde merkez ilçe dahil 9 ilçe bulunmaktadır.
35
3.7.1. ĠLĠN TOPOĞRAFYASI VE JEOMORFOLOJĠK DURUMU
Ġlimizin dağları, ovaları ve akarsuları, gölleri aĢağıda verilmektedir.
Dağları:
Batı Istıranca Dağları: Edirne Ġli’nin Kuzeyini, LalapaĢa Ġlçesini kaplar.
Koru Dağı: KeĢan Ġlçesinin Güneydoğusunu kaplar. Ġlin en yüksek yeridir. Yerlisu Tepesi 725
metre yüksekliktedir.
Çandır Dağı: Ġpsala ve Enez Ġlçelerinin adeta doğa sınırını meydana getirir. En yüksek tepesi
Çandır 385 metredir.
Uzunköprü Dağları: Uzunköprü Ġlçesinin Güneydoğusu dağlıktır. En yüksek tepesi Süleymaniye
Tepesi 378 metredir.
Ovaları:
Tunca Ovası: Tunca Irmağı vadisindeki ovalar küçük parçalar halindedir.
Kazanova: Meriç Vadisinde Kapıkule ile Edirne arasındadır.
Ġpsala Ovası: Meriç Vadisindedir. Ġpsala Ġlçesi topraklarının çoğunu içine alır, Enez’e kadar
uzanır. Ġlin en büyük ovasıdır.
Ergene Ovası: Ergene Vadisindedir. Uzunköprü, Meriç Ġlçe topraklarının büyük bir bölümünü
içine alır. Ovanın toprakları çok verimli olup, her çeĢit bitki üretilmeye elveriĢlidir.
Edirne ovalarında çeltik, pancar, ayçiçeği, süpürge, mısır, kabak, karpuz ve kavun çok
yetiĢtirilir.
Akarsular: Edirne Ġlinde yer alan akarsuların en önemlisi Meriç Nehri’dir. Meriç Nehri
Bulgaristan’ın Rodop Dağları üzerinde Rila Tepesinden doğmaktadır. Kısa sürede geniĢleyen
Meriç Nehri Bulgaristan’da sırası ile Pazarcık, Filibe, Dimitrovgrat, Mustafa PaĢa gibi önemli
yerleĢim ve sanayi bölgelerinin içinden geçer. Meriç Nehri Bulgaristan’da yaklaĢık 200 km
yol kat ederek Edirne yakınlarında Karaağaç istasyonu Kuzeyinde Türk Topraklarına girer.
Meriç Nehri, Türk sınırları içinde ilk olarak Edirne Kuzeyinde Arda Nehri ile karıĢır. Bundan
sonra Edirne Güneyinde Tunca Nehri, Meriç Nehri ile birleĢir. Uzun bir süre Türk Yunan
sınırını çizerek akan Meriç Nehri’ne Ġpsala Ġlçesi yakınlarında Ergene Nehri karıĢır. Meriç
Nehri Ġpsala Güneyinde baĢlıca iki kola ayrılır. Birinci kol Türk Sınırını terk ederek
Yunanistan’a geçer ve Saros Körfezine dökülür, diğer kol ise bataklıklar oluĢturarak Gala
Gölü gibi göllenmeler yaparak Türk Topraklarından Enez yakınlarında Saros Körfezine (Ege
Denizine) dökülür. Meriç Nehrinin Türk Topraklarındaki eğimi % 0.2 civarındadır. GeniĢliği
yer yer 100 metre civarında olup, Meriç Nehri 150-300 km yol kat eder.
Meriç Nehri’nin debisi mevsimlere göre değiĢir. KıĢın daha fazla olan akıntı yazın çok azalır.
Bu azalmaya Bulgaristan’ın Meriç Nehri üzerine inĢaa ettiği bir barajın etkisi olduğu kesindir.
1998 yılında Meriç Nehrinin debisi ortalama 157 m³/sn olarak belirlenmiĢtir. Meriç Nehri
Ġpsala Köprüsü Ġstasyonunda 1979 yılından bu yana sürdürülmekte olan su kalitesi gözlem
sonuçlarından elde edilen ortalama değerlere göre, bu istasyonda nitrit azotu, toplam fosfor,
demir ve bakır parametreleri açısından su kalitesi Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde verilen
kriterlere göre III. sınıf yani kirlenmiĢ su özelliği taĢımaktadır.
Edirne Ġlinde yer alan diğer önemli akarsu Ergene Nehri’dir Ergene Nehri’ni oluĢturan
havzanın yağıĢ alanı 11.026 km² olup, Trakya’nın topraklarımızda kalan bölümünün %
36
46.5’ini kapsamaktadır. Ergene Havzasının Batısında Meriç Havzası, Kuzey ve Doğusunda
Yıldız Dağları (Istıranca), Güneyinde IĢıklar ve Koru Dağları ile sıralanmıĢtır. Ergene
Havzasının büyük bir bölümü tarıma elveriĢli arazilerden oluĢmaktadır. Ergene Nehri
Tekirdağ Saray Ġlçesi’nin Kuzeyinde Yıldız Dağlarının 312 rakımlı TaĢpınar Tepesi
civarındaki kaynaklardan doğan ve Ergene Nehri Deresi adını alarak Güneye doğru iner,
soldan Sara ve Makine Derelerini alarak Güneybatıya yönelir. Ġnanlı yakınlarında Çorlu
suyunu alarak Ergene Nehri adı altında Kuzeybatıya döner. Eski Bedir Köyü civarında Batıya
dönen nehir Düğüncülü, Katrancı yakınlarında Lüleburgaz Deresi Karakavak civarında
Hayrabolu Deresi ile birleĢir. Katrancı yakınlarında ġeytan Deresi, Pehlivanköy yakınlarında
da Ana Dereyi (Teke-Süloğlu) alan Ergene Nehri Güneybatıya yönelerek Uzunköprü’den
geçer ve Balabancık Köyü Batı kısmında 6.00 metre kotlarında Meriç Nehri ile birleĢir. Meriç
ve Ergene Havzasında kara iklimi sürmekte olup, kıĢlar soğuk ve yağıĢlı, yazlar sıcak ve
kuraktır. Havzada çok sayıda DMĠ. ve DSĠ.’ye ait (HMĠ) hidrometeoroloji istasyonları ile
EEĠ. ve DSĠ.’ye ait (AGĠ) Akım Gözlem Ġstasyonları mevcuttur. Ergene Havzasında bu güne
kadar ölçülmüĢ en düĢük sıcaklık -24.2 °C, en yüksek sıcaklık 42.8 °C ve yıllık ortalama
sıcaklık miktarı 13 °C olup, yılık ortalama yağıĢ miktarı 606.3 mm’dir. 1998 yılı Ergene
Nehrinin ortalama debisi 14 m³/sn’dir. Ergene Havzasında sanayi olarak, Tekirdağ Ġli’nin
Çerkezköy ve Çorlu Ġlçelerinde genellikle özel sektöre ait beyaz eĢya ve tekstil sanayi,
Kırklareli Alpullu’da Ģeker fabrikası, Pıranhisar’da çimento fabrikası, Lüleburgaz’da doğal
gaz tesisleri, BüyükkarıĢtıran’da cam ve büyük yağ fabrikaları faaliyet göstermektedir.
Ayrıca, Ergene Havzasındaki Ġl, Ġlçe ve büyük yerleĢim yerinde tarıma dayalı yağ, un, peynir
fabrikaları, tarım aletleri tesisleri ve özellikle Edirne Ġli Uzunköprü Ġlçesinde çeltik fabrikaları
faaliyet göstermektedir.
Meriç Nehri Su Potansiyeli
Meriç Nehri Türkiye GiriĢi 4084 hm³
Tunca Nehri Türkiye GiriĢi 673 hm³
Arda Nehri Türkiye GiriĢi 1085 hm³
TOPLAM GĠREN SU (EDĠRNE) 5842 hm³
Yer altı Su Kaynakları
LalapaĢa Ġlçesi ve civarı gnays, Ģist, mermer, amfibolit yapıda olup; yer altı suları zayıf ancak
çatlak zonlarda kaynakları boldur. Edirne’nin Kuzey bölgesi kalkerli formasyonda olup; yer
altı suyu iyi, kalkerlerin çatlaklarından yer altı suyu teminini mümkündür. Edirne Ġli
çevresinde pliyosen kil, kum, çakıl formasyonları hakim; yer altı suyu olarak da iyi, serbest ve
basınçlı akiferler mevcuttur. Meriç Nehri boyunca alüvyonlarda sığ kuyu ile su temini
mümkündür. Miosen yumuĢak, kum-çakıl, siltli akiferlerden su almak mümkündür. Ġlde
özellikle Höyüklü, Karakasım, Doyran ve Tayakadın Köyü bölgelerinde alüvyon akiferlerinde
çok derin kuyular yer almaktadır. Bu yerleĢim yerlerinde içme suyu bu derin kuyulardan
sağlanmaktadır. Hasköy ile Havsa Ġlçesi arasında da yeterli yer altı suyu mevcuttur.
37
Uzunköprü Ġlçesi ve çevresinde de pliyosen formasyonu görülmekle birlikte; yer altı suyu
daha çok Uzunköprü’nün Kuzeyinde Kırcasalih Bölgesindeki serbest basınçlı akiferlerden
sağlanmaktadır.
Uzunköprü KeĢan arası yer altı suyu yönünden zayıftır. KeĢan Ġlçesinin Kuzey kısımlarında
oligosen, gre, marn, Ģeyl formasyonları görülmekte; yer altı suları ise zayıftır. KeĢan Ġlçesinin
Güney kısmında ve Saros Körfezinin Kuzeyinde oligosen, filiĢli formasyonlar yer almakla
birlikte yer altı suları çok zayıftır.
Gala Gölü ve Hisarlı Dağları civarında volkanik tüf, agdomera, breĢ formasyonları
görülmekte, yer altı suları yönünden ise iyi serbest basınçlı akiferler yer almaktadır.
Ġpsala ve civarında jeolojik olarak temel kaya oligosen yaĢlı kil taĢı ve silt taĢı formasyonları
ile üstte kliosen yaĢlı kil, silt, kum, çakıldan oluĢan birimler bulunmaktadır. Ġpsala Ovası da
kuvarterner, yaĢlı kil, silt, kum ve az çakıldan oluĢan alüvyon birimlerden oluĢmaktadır. Bu
formasyonlar bu civarda akifer özelliği taĢımaktadır. Alüvyon ve alüvyon altında az miktarda
kullanma suyu alınabilmektedir. Havza yer altı suyu bakımından debisi ölçümlemiĢ daha çok
nehir suyu hakim olmaktadır.
Ġpsala Ovasındaki akiferlerin Meriç Nehri kesimi ile Enez Ovasındaki özellikle sahil
Ģeridindeki akiferlerin kalitesi kötüdür. Bu kesimlerdeki yer altı suları tuzludur. Edirne Ġlinde
akiferler, Hisarlı Dağlarının çevrelediği Enez Ovasında, Ġpsala Ovası, Meriç Nehri alüvyonları
ile Ġlin Kuzey kesimlerinde yer almaktadır. Ġldeki yer altı sularının debileri ortalama 35-50
lt/sn diğer bölgelerdeki yer altı su Kaynaklarının debileri ortalama 35-40 lt/sn
civarındadır.Ġklimin yer altı sularına etkisi daha çok yağıĢlarda görülmektedir. YağıĢların
etkisiyle akiferlerdeki su miktarları artmasına rağmen derin kuyulara yağıĢın bir etkisi
olmamaktadır. Kalite yönünden yer altı suları içme suyu kalitesindedir. Bazı yer altı sularının
kalitesinin düĢüklüğünden dolayı sulamada kullanılmaktadır. Özellikle Ġpsala Ovası ve Enez
sahil Ģeridindeki yer altı sularının tuzlu olması nedeniyle sulamada da kullanılmamaktadır.
Ancak tuzlu suda yetiĢebilen ürünleri üretmek mümkündür.
Ġlimize içme suyu Süloğlu Barajından ve PaĢaçayır Mevkiinde bulunan 2 adet derin kuyudan
karĢılanmaktadır
Gölleri:
Gölbaba: Edirne Merkez Ġlçesine bağlı Büyükdöllük Köyü ile Değirmenyeni Köyleri
arasındadır.
Tekke Gölü: Enez Ġlçesinde bulunur.
Bücürmene Gölü: Tekke Gölü’nün Güneyindedir.
Harmanlı Gölü: Enez Ġlçesinin Güneyindedir.
38
Gala Gölü: Enez, Ġpsala, KeĢan Ġlçeleri arasındadır.
Sığırcılı Gölü: Ġpsala, Karpuzlu Gölünün Doğusundadır.
Pamuklu Gölü: Ġpsala, Karpuzlu Köyünün Güneydoğusundadır.
3.7.2 JEOLOJĠK YAPI VE STRATĠGRAFĠ
Trakya Genel Jeoloji Kesiti; Yörenin jeolojik yapısını tersiyer kuvarterner yaĢlı birimler
oluĢturmaktadır. YaĢlıdan gence doğru Ģöyle sıralanırlar; Tersiyere ait Oligosen devrini
Yenimuhacir Formasyonu, Üst Oligosen devrineait DaniĢment Formasyonu, Pliyosene ait
Ergene Formasyonu ve Kuvarternere ait Genç Çökeller yani Alüvyonlar oluĢturmaktadır.
Yenimuhacir Formasyonu: KeĢan Ġlçesi’nin Kuzey kesiminde Yenimuhacir Köyü
yakınlarında yüzlek verirler. Genellikle ince taneli elemanlardan (kil, silt, az kum taĢı)
oluĢmuĢ sarı-kızıl kahve renktedir. Yer yer karbonatlı seviyelere rastlanır. Kil ağırlıklı
olduğundan yörede yapılan su yapılarında (baraj, gölet vs.) geçirimsiz doğal yapı gereci
olarak kullanılmaktadır. Ayrıca inĢaat sanayisinde tuğla-kiremit ham maddesi olarak
kullanılmakta olup, formasyonun kalınlığı tahminen 600 m’dir. DaniĢment Formasyonu:
Yenimuhacir Formasyonu üzerinde geçiĢli olarak yer almaktadır. Kil- silt- kum ve çakıllı olan
birim içerisinde, yer yer linyit oluĢumlarına rastlanılmaktadır. Yer altı suyu bakımından zayıf
akifer olarak bilinen bu formasyonun kalınlığı 300- 600 metre arasında değiĢmektedir.
Süloğlu Üyesi: Sarı, kahve renkli kum taĢı, kil taĢı, silt taĢı ile yer yer kömür bantlarından
oluĢan birim DaniĢment Formasyonunun üyesi olarak kabul edilmiĢtir.
Ergene Formasyonu: Bu formasyon siltli, kumlu, çakıllı yer yer killi birimlerden
oluĢmaktadır. Formasyonun kalınlığı 100-500 metre arasında değiĢken olup, yapısı itibariyle
Trakya’nın akifer özelliğindeki en önemli yer altı suyu bulunduran birimidir.
Alüvyon: Trakya yöresinde akarsu vadilerinde oluĢmuĢ genç çökeller olup, kalınlıkları akarsu
yatağının konumuna bağlı olarak değiĢir. 2 - 20 metre arasında kalınlık arz eden alüvyonlarda
killi, siltli kum ve çakıl birimleri gözlenir.
3.7.3 ĠKLĠM ÖZELLĠKLERĠ
Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde bulunana Ġlimiz ve civarı karasal iklim özelliklerine
sahiptir. Yazları sıcak ve kurak, kıĢlar çok soğuk ve sert geçmektedir. Marmara ve Meriç
Havzalarında yer alan Edirne Ġli genel nemlilik indislerine göre de yarı nemli iklim tipine
girmektedir. Ġlin Güneyinde ve Ege Denizi Saroz Körfezinde yer alan Enez Ġlçesi ve sahil
Ģeridinde Akdeniz iklimi hüküm sürmekte olup, yazlar sıcak ve kurak, kıĢlar ılık ve yağıĢlı
geçer.
2008 Yılı içerisinde; 12 gün kar yağıĢı ve 42 gün sis olayı görülmüĢtür. Yıllık ortalama yağıĢ
miktarı 32,1 mm yıllık sıcaklık ortalaması 14,5 °C, nem oranı % 68,8'dir. Yıllık rüzgar hızı
ortalaması 2,0 m/s, yıllık basınç ortalaması 1011.2 mb/hg, hakim rüzgar “N” Kuzey
39
yönündedir. Edirne Ġlinin denizden yüksekliği 51.19 m, enlem derecesi 41° 40’, boylam
derecesi 26°34’ dır.
Meteoroloji istasyonu çeĢidi sinoptik ve büyük klima istasyonudur.
Rüzgar :2008 yılı ölçümlerine göre hakim rüzgar “N” Kuzey yönünde olup, ortalama rüzgar
hızı 2,0 m/s’dir.
Basınç:2008 yılı ölçümlerine göre yıllık basınç oranı 1011.2 mb/hg’dır. Basıncın en düĢük
olduğu Mart ayında 1003,7 mb/hg, en yüksek olduğu ġubat ayında ise 1020.9 mb/hg’dır.
Nem: 2008 yılı ölçümlerine göre yıllık ortalama nisbi nem; % 68,8’dir. Nemin en düĢük
olduğu ay Ağustos ayı % 49, en yüksek olduğu ay ise Ocak ayı olup, % 88’dir. 2008 yılı
ölçümlerine göre Ocak ayı 13 gün ile sisin en yoğun olduğu ay olarak saptanmıĢtır.
Sıcaklık : Edirne, Akdeniz iklimi ve Orta Avrupa’ya özgü kara ikliminin etkisi altında kalan bir geçiĢ
bölgesidir. Edirne toprakları, yılda ortalama olarak 20 gün karla örtülüdür. Sıcaklık ortalamaları,
ilkbaharda 19,3 °C, yaz aylarında 25 °C, sonbahar aylarında 12 °C, kıĢ aylarında ise 7,9 °C
civarındadır.. Ġlin yıllık sıcaklık ortalaması 13.5 °C ve ortalama yıllık yağıĢ miktarı da 600 mm.
civarındadır.
BuharlaĢma: BuharlaĢma oranı 2008 yılı ortalamasına göre 87,1 mm’dir. BuharlaĢmanın en
yoğun olduğu ay 212,2 mm ile Ağustos ayı, 0.0 mm ile en düĢük buharlaĢmanın Ocak, ġubat,
Mart, ve Aralık aylarında olduğu görülmektedir.
Yağmur: 2008 yılında Edirne Ġlindeki yağıĢ türü genelde yağmur ve kar Ģeklindedir. Yıllık
toplam yağıĢ miktarı 385,2 mm’dir. YağıĢın en fazla olduğu ay 71,6 mm ile Eylül ayı, en az
olduğu ay ise 2,8 mm ile ġubat ayıdır.
Kar, Dolu, Sis ve Kırağı : 2008 yılı ölçümlerine göre; Ocak ayında 4 gün, ġubat ve Kasım
aylarında 2 gün, Mart ayında 1 gün, Aralık ayında 3 gün kar yağıĢı görülmüĢ olup, diğer
aylarda kar yağıĢı görülmemiĢtir. 2008 yılı ölçümlerine göre Ocak ayı 17 gün ile en çok don
olduğu aydır.
Seller: Edirne ili yükseltisinin fazla olmaması nedeniyle yüzyıllardan beri sel baskınlarına
sahne olmaktadır.
Kuraklık:2008 yılı itibariyle, ġubat ayı en kurak ay olmuĢtur. Bu ay içerisinde 2,8 mm yağıĢ
görülmüĢtür.
Mikroklima: Edirne Ġlinde Meriç Nehri ve ormanlık alanları kısmi mikroklima bölgesi olarak
kabul edebiliriz. Ġl genelinde köyler üzerinden mikroklima arz eden rakım farkı dolayısıyla
gerek ağaçlandırma gerekse yükseklik bakımından Uzunköprü Ġlçesinde Süleymaniye Köyü
ile Meriç ve Ergene Nehirlerinin Ġlçe sınırları içerisinde bulunmasından ötürü bu yerlerde nem
ve rutubet oranı değiĢikliği gözlenmekte olup, bu yerlerde nem ve rutubetten dolayı Ġlçe
iklimi yer yer etkilenmektedir.
40
3.7.4.TOPRAK ÖZELLĠKLERĠ
Alüvyal Topraklar (A): Bu topraklar, akarsular tarafından taĢınıp depolanan materyaller
üzerinde oluĢan (A) C profili genç topraklardır. Bulundukları iklime uyabilen her türlü kültür
bitkisinin yetiĢtirilmesine elveriĢli ve üretken topraklardır. Alüvyal topraklar Edirne Ġlinde
daha çok Meriç Nehri boyunca uzanmaktadır. Toplam alanları 87.570 hektardır. Bunun
51.653 hektarı I. sınıf, 13.750 hektarı yetersiz drenajlı ve II. sınıf; 11.939 hektarı III. sınıf,
5443 hektarı IV. sınıf, 165.000 hektarı V. sınıf ve 4620 hektarı VI. sınıf olup, fena drenajlı
arazilerden oluĢmaktadır.
Hidromorfik Alüvyal Topraklar (H): Alüvyal toprakların fena drenajlı kısımlarında
bulunan bu topraklar Ģimdiki halleri ile tarıma uygun değildirler. Bu toprakların bazısı yılın
büyük bir bölümünde yüzeyde veya yüzeye yakın taban suyuna sahiptir. Bazısında nemli serin
mevsimlerde su yüzeye yakındır. Fakat yazın sonlarında kısa bir süre için bir metrenin altına
kadar düĢer. Toprakların bir kısmı ise taĢkınlara maruzdur. Halen çayır veya otlak olarak
değerlendirilen bu topraklar ıslah edilse tarımda kullanılabilir. Hidromorfik Alüvyal topraklar
Edirne’de daha çok Alüvyal toprakların fena drenajlı kısımlarında bulunmakta olup, toptan
miktarları 14.120 hektardır. Bu miktarın 655 hektarı V. sınıf, 13.465 hektarı VII. sınıf araziler
olup, tamamı fena drenajlı topraklardır.
Kahverengi Orman Toprakları (M): Kahverengi Orman Toprakları kireççe zengin ana
madde üzerinde oluĢur. Profilleri A (B) C Ģeklinde olup, horizonlar birbirine tedricen geçiĢ
yapar. A horizonu çok geliĢmiĢ olduğundan iyice belirgindir, koyu kahverengi ve dağılgandır.
Gözenekli ve granüler bir yapıya sahiptir. Kahverengi orman toprakları genellikle geniĢ
yapraklı orman örtüsü altında oluĢur. Drenajları iyidir. Tarıma alınmıĢ olanların verimi iyidir.
Kahverengi Orman toprakları Edirne’de orta ve dik eğimlerde bulunmakta olup, toplam
miktarları 10.268 hektardır. Bunun 11.83 hektarı II. sınıf, 3235 hektarı III. sınıf, 4503 hektarı
IV. sınıf, 610 hektarı VI. sınıf ve 737 hektarı VII. sınıf arazilerden oluĢmaktadır. Bu
toprakların % 38.1’ü iĢlemeli tarıma uygun II., III ve IV. sınıf arazilerden oluĢmaktadır. %
7.7’si mera, % 48.3’ü orman, % 4.5’i fundalık ve % 1.2’si yerleĢim yeri arazileridir.
Kireçsiz Kahverengi Orman Toprakları (N): A (B) C profili topraklardır. A horizonu iyi
oluĢmuĢtur ve gözenekli bir yapısı vardır. (B) horizonu zayıf oluĢmuĢtur. Kahverengi veya
koyu kahverengi, granüler veya yuvarlak köĢeli blok yapıdadır. (B) horizonunda kil birikimi
yok veya çok azdır. Horizon sınırları geçiĢli ve tedricidir. Kireçsiz kahverengi orman
toprakları genellikle yaprağını döken orman örtüsü altında oluĢur. Kireçsiz kahverengi orman
toprakları Edirne’de dik ve çok dik eğimlerde bulunmakta olup, derinlikleri çok sığ ve çok
sığdır. Toplam miktarları 201.926 hektardır. Bunun 5124 hektarı I. sınıf, 52.865 hektarı II.
sınıf, 72.275 hektarı III. sınıf 20.029 hektarı IV. Sınıf, 28.506 hektarı VI. sınıf ve 23.127
hektarı VII. sınıf araziden oluĢmaktadır toprakların % 41.8’i iĢlemeli tarıma uygun I., II., III.,
IV., sınıf arazilerden oluĢmaktadır. % 6.5’i mera % 30.1’i orman, % 19.9’u fundalık, % 1.7’si
yerleĢim alanından ibarettir.
41
Kireçsiz Kahverengi Topraklar (U): (B) C profilli topraklardır. A horizonu kahverengi,
Kırmızımsı kahverengi, grimsi kahverengi, yumuĢak kıvamda veya biraz sıkıdır. B horizonu
daha ağır bünyeli, daha sert, kahverengi veya kırmızımsı kahverengidir. B horizonunun
normal olarak kireci yıkanmıĢtır. Fakat reaksiyon nötr veya kalevidir. A’dan B’ye geçiĢ
tedricidir. Kireçsiz kahverengi topraklar asit ana madde üzerinde olduğu kadar kireç taĢı
üzerinde de oluĢabilir. Doğal bitki örtüsü çalı ve otlar ile yaprağını döken ormandır. Doğal
drenajları iyidir. Kireçsiz kahverengi topraklar Edirne Ġlinde genellikle dik ve çok dik
eğimlerde yer alıp, derinlikleri sığ ve çok sığdır. Toplam miktarları 201.970 hektardır. Bunun
12.315 hektarı I. sınıf, 86.162 hektarı II. sınıf, 77.318 hektarı III. sınıf, 16.444 hektarı IV.
sınıf, 5001 hektarı VI. sınıf, 4730 hektarı VII. sınıf arazilerden ibarettir. Bu toprakların %
82.6’sı iĢlemeli tarıma uygun olan I., II., III., IV., sınıf arazilerden oluĢmaktadır. % 10.5’i
mera % 0.3’ü orman % 4.4’ü fundalık ve % 2.2’si yerleĢim yeri arazilerinden ibarettir.
Rendzina Topraklar (R): Ġntrazonal toprakların ikinci üyesi olan rendzina topraklarında A1
katmanı koyu grimsi kahverengiden siyaha kadar değiĢen renklidir. Ġçinde bol miktarda kireç
taĢı, marn ve tebeĢir parçaları mevcuttur. Rendzinaların çoğu tarım altına alınmıĢtır.
Çoğunlukla nadassız kuru tarım uygulanan bu topraklarda tahıl yetiĢtirilmektedir. Rendzina
topraklar Edirne’de çok az miktarda olup, toplam miktarları 17 hektardır. Tamamı II. sınıf
araziler olup, olup kuru tarımda kullanılmaktadır.
Vertisol Topraklar (V): Bu toprak kurak mevsiminde büzülen, yağıĢlı mevsimlerde
geniĢleyen koyu renkli ve çok killi topraklardır. Bu topraklardan montmorillonit denen kil
minerali fazla bulunur. Toprağın ĢiĢip büzülmesi bu minerallerden ileri gelir. ġiĢme ve
büzülme sonucu bu toprakların yüzeyinde gevĢek granüler yapı, kabarıklık ve çöküntüler
meydana gelir. Üzerlerindeki doğal bitki örtüsü çoğunlukla kısa otlar ve az olarak ta karıĢık
orman fundalıktır. YetiĢtirilen ürünler daha çok buğday ve ayçiçeğidir. Bu toprak üzerinde az
miktarda bağ ve bahçede bulunmaktadır. Vertisoller Edirne’de Merkez, Havsa, Uzunköprü ve
Ġpsala Ġlçelerinde yaygındır. Toplam miktarları 10.131 hektardır. Bunun 376 hektarı I. sınıf,
71.704 hektarı II. sınıf, 31.051 hektarı III. Sınıf arazilerden oluĢmaktadır. % 93.8’i iĢlemeli
tarıma uygun I.,II.,III., sınıf arazilerden oluĢmaktadır. % 3.7’si mera, % 0.2’si orman, % 0.8’i
fundalık ve % 1.4’ü yerleĢim yeri arazilerinden ibarettir.
Çıplak Kaya ve Molozlar: Üzerinde toprak örtüsü bulunmayan, parçalanmıĢ veya kısmen
parçalanmıĢ sert kaya ve taĢlarla kaplı sahalardır. Genellikle bitki örtüsünden yoksundurlar.
Edirne’de
bu
tür
arazilerin
toplamı
29
hektardır.
Irmak TaĢkın Yatakları: Akarsuların normal yatak dıĢında feyezan halinde iken yayıldıkları
alanlardır. Genellikle kumlu, çakıllı ve molozlu malzeme ile kaplıdırlar. Suları ile sık sık
yıkanmaya maruz kaldıklarından toprak materyali ihtiva etmezler. Bu nedenle arazi tipi olarak
nitelendirilirler. Tarıma elveriĢli olmadıkları gibi üzerilerinde doğal bitki örtüsü de yoktur. Bu
tür arazilerin Edirne’deki miktarı 1081 hektardır.
Kıyı Kumulları: Akarsular tarafından kıyılarda biriktirilen kum yığınlarından oluĢmaktadır.
Tarımsal kullanıma uygun değildir. Bitki örtüleri yoktur. Edirne’de bu tür arazilerin toplamı
423 hektardır.
42
3.7.5 ORMAN VARLIĞI
Edirne Ġli Merkez Ġlçe, LalapaĢa, Süloğlu, Havsa, Uzunköprü, Meriç Ġlçeleri grubunda
ormanlar daha çok Ġlimizin yüksek kısımlarında bulunmaktadır. LalapaĢa Muhittin Baba (601
m) sırtı ve civarı ile Uzunköprü B. Hacıdağ (359 m) silsilesi geniĢ orman alanlarıdır. Edirne
Ġli Merkez Ġlçe, LalapaĢa, Süloğlu, Havsa, Uzunköprü ve Meriç Ġlçelerini kapsamaktadır.
Edirne Ġli orman alanları Kırklareli il sınırı ile Bulgaristan hududunun kesiĢtiği, kuzey ve
kuzeydoğu bölgeleriyle Enez-KeĢan hattının güneyinde yayılıĢ göstermektedir. Edirne Ġli’nin
genelinde sulak alan ekosistemi, antropojen step sahası ve kuru orman alanlarının dağınık
yayılıĢ göstermesi ve büyük tarım alanlarının olması orman alanlarının yayılıĢ ve
bütünleĢmesini etkilemektedir. Edirne Ġl Merkezi’nden Uzunköprü yönünde bulunan köy
yerleĢimlerinin yakın çevresindeki orman alanları, büyük tarım alanlarıyla iç içedir. Bu
nedenle, orman alanlarının büyük bir kısmı parçalı dağılıĢ gösteren meĢe ormanlarıdır.
Uzunköprü-Meriç arasındaki, orman alanları Meriç yerleĢiminin kuzeybatısı ve
güneydoğusunda yayılıĢ göstermektedir. Kuzeybatı kesimindeki asli türler meĢe olup, kısmen
bozuk meĢelere ve ibreli türlere de rastlanmaktadır. Meriç yerleĢiminin güneydoğusunda ise
meĢe türleri hakim meĢcereyi oluĢtururken, Saatağacı, PaĢayenice Köyleri çevresinde
Karaçam ve Kızılçam plantasyonları yer almaktadır. Uzunköprü Ġlçesi’nin güneydoğusunda
kalan ormanlarda yapraklı türlerin, Ömerbeyli, Gazimehmet köylerinde meĢe türlerinin,
Dereköy ve Hasanpınar Köyleri’nin güneyinde ise karıĢık türlerin hakim olduğu meĢcereler
yer almaktadır. Beykonağı yerleĢmesinin güneyinde plantasyon sahaları bulunmaktadır.
Süleymaniye, Karaburçak, Harmanlı, Kırköy yerleĢmelerinin yakın çevresindeki orman
alanları, yapraklı türlerin yayılıĢ gösterdiği alanlardır ve meĢe asli orman ağacıdır.
KeĢan Orman ĠĢletme Müdürlüğünün sorumluluğunda bulunan ormanlardaki ağaç türleri ve
yayılım alanları: KeĢan, Enez, Ġpsala Ġlçeleri ile Gelibolu Ġlçesinin küçük bir kısmını
kapsamaktadır. Bu sahalarda bulunan ibreli ağaç türleri kızılçam, karaçam, sahil çamı, fıstık
çamı türlerinden oluĢmaktadır. Ancak kızılçam çoğunluktadır. Yapraklı ağaç türlerinden
meĢe, diĢbudak, ıhlamur, akasya, gürgen, aylantus ve kavak bulunmakta olup ibreli türler
genel olarak sahaların çoğunda yayılıĢ gösterirken, yapraklı türler genellikle dere kenarları ile
yangın emniyet yolları kenarlarında kavak ise Meriç Nehri kenarında yayılıĢ göstermektedir.
EDİRNE İLİNİN ORMAN VARLIĞI
Edirne
EDİRNE
Uzunköprü
TOPLAM
VERİMLİ
ORMAN
Ha.
BOZUK
ORMAN
Ha.
TOPLAM
AÇIKLIK
ORMANLIK
ALAN
ALAN Ha.
Ha.
GENEL
ALAN
Ha.
12845,0
6683,0
19528,0
197721,0
217249,0
12400,0
25245,0
9637,0
16320,0
22037,0
41565,0
143558,0
341279,0
165595,0
382844,0
43
3.7.6 FLORA – FAUNA
Trakya Bölgesi endemizm yönünden zengin sayılmamaktadır. BaĢlıca endemik bitkiler
Ģunlardır.
Centaurea kilea (Asteraceae: Papatyağiller),
Helleborus vesicarius Noel gülü (Ronunculaceae: Düğün çiçeğigiller),
Paronychia argyroloba (III ecebraceae),
Fraxinus ornus ssp. cilicia (Oleaceae: Zeytingiller),
Anchusa heterophylla ssp. incana (Boraginaceae),
Asperula Lilaciflora ssp. phrygia (Rubiaceae),
Crocus biflorus ssp. pulchriclor (Iridaceae: Süsengiller),
Edirne Ġlinin faunasını iç su balıkları, semender, kurbağalar, sürüngenler, kuĢlar, memeliler
oluĢturmaktadır. Faunistik çalıĢmalar Omurgasız Hayvanlarda; tayyare böcekleri, hap
böcekleri, karıncalar, parazitoit arıcıklar; Omurgalı Hayvanlarda; kuyruklu ve kuyruksuz
kurbağalar, kuĢlar ve özellikle kemirici memelileri içermektedir. Trakya Bölgesi fauna ve
endemik hayvan türlerine ait bilgiler aĢağıdaki tabloda verilmektedir.
44
3.7.7 YERLEġĠM ALANLARI VE NÜFUS
Ġlçe Adı
2010 ADNKS NÜFUS (31.12.2010)
Toplam
Merkez
Enez
Havsa
Ġpsala
KeĢan
LalapaĢa
Meriç
Süloğlu
Uzunköprü
Toplam
152.993
10.818
20.875
30.112
77.246
7.523
15.970
7.628
67.263
390.428
Ġl ve ilçe
Merkezi
Belde ve
Köyler
2011 ADNKS NÜFUS (31.12.2011)
Toplam
138.793 14.200 158.929
3.826
6.992 11.066
8.602 12.273 20.477
8.332 21.780 29.629
54.314 22.932 80.010
1.347
6.176
7.706
3.158 12.812 15.816
3.394
4.234
8.415
40.154 27.109 67.268
261.920 128.508 399.316
Yıllık Nüfus ArtıĢı KiĢi (20112010)
Ġl ve ilçe
Merkezi
Belde ve
Köyler
144.531
4.074
8.499
8.169
57.195
1.661
3.205
4.340
40.620
272.294
14.398 5.936
6.992
248
11.978
-398
21.460
-483
22.815 2.764
6.045
183
12.611
-154
4.075
787
26.648
5
127.022 8.888
Toplam
Ġl ve ilçe
Merkezi
5.738
248
-103
-163
2.881
314
47
946
466
10.374
Belde ve
Köyler
Ġlçe bazında
yıllık Nüfus
ArtıĢ Hızı % 0
(Binde)
198
0
-295
-320
-117
-131
-201
-159
-461
-1.486
38,07
22,67
-19,25
-16,17
35,16
24,03
-9,69
98,19
0,07
22,51
Açıklama: Ġl, ilçe, belediye, köy ve mahallelere göre nüfuslar belirlenirken: Nüfus ve VatandaĢlık ĠĢleri Genel Müdürlüğü
tarafından, ilgili mevzuat ve idari kayıtlar uyarınca Ulusal Adres Veri Tabanı (UAVT)'nda yerleĢim yerlerine yönelik olarak yapılan;
idari bağlılık, tüzel kiĢilik ve isim değiĢiklikleri dikkate alınmıĢtır.
2011 yılında Edirne’nin toplam nüfusu 2010 yılı nüfusuna göre 8.888 kiĢi artmıĢtır. Edirne
merkez ilçenin nüfusu (köyler hariç) 2010 yılında 138.793 kiĢi iken 2011 yılında 5.936 kiĢi
artarak 144.531 kiĢi olmuĢtur. Edirne ilinde; Merkez, Enez, KeĢan, LalapaĢa, Süloğlu ve
Uzunköprü ilçelerinin toplam nüfusları artarken, diğer ilçelerin nüfusları azalmıĢtır. Edirne
genelinde il ve ilçe merkezlerinde oturan kiĢi sayısı 10.374 kiĢi artarken, belde ve köylerde
oturan kiĢi sayısında ise 1.486 kiĢilik azalma olmuĢtur.
3.7.8 EKONOMĠK FAALĠYETLER
Edirne’nin ekonomisinde ağırlık tarıma dayanır. Faal nüfûsun % 73’ü tarım, balıkçılık, avcılık
ve ormancılıkla uğraĢır. Gayri sâfi hâsılasının % 42’si tarımdan elde edilir. Sanâyi hızla
geliĢmektedir. Avrupa’yı Ortadoğu’ya, Anadolu ve Ġstanbul’a bağlayan transit yol buradan
geçer.
Tarım: Edirne’de çeĢitli tarım ürünleri yetiĢir. Ovaları çok bereketlidir. Tarla tarımı çok
geliĢmiĢtir. Tahılda buğday, sanâyi ürünlerinde Ģekerpancarı ve ayçiçeği ön sırayı alır.
Meyvecilikte, kavun, karpuz yetiĢtiriciliği ve bağcılık ileridir. Son 10 senede tarım ürünleri
bir kat artmıĢtır. Buğday, pirinç, ayçiçeği, Ģekerpancarı, fasulye, susam, kolza, domates,
patlıcan, pırasa ve lahana ilde yetiĢtirilen baĢlıca tarım ürünleridir. Meyve olarak kavun,
üzüm, karpuz, elma, armut, erik, kızılcık ve bâdem önemli yer tutar. Sulama, gübreleme ve
modern tarım araçları kullanma hususunda önde gelen iller arasındadır.
45
Hayvancılık: Çayır ve mer’aların gittikçe azalmasına rağmen hayvan potansiyeli yüksektir.
Koyun, kıl keçisi, sığır ve manda beslenir. Koyunların çoğu kıvırcıktır. Eti yağsız, sütü bol ve
yapağısı kalitelidir. KıĢın Balkanlardan gelen yaban ördek sürüleri boldur. Beyaz peyniri
meĢhurdur.
Madenleri: Edirne’de çıkarılan baĢlıca maden linyittir. KeĢan, Demirhanlı, Küçük Doğanca,
Enez ve Meriç linyit ocaklarından senede yaklaĢık 50 bin ton linyit çıkarılır. Türkiye
ihtiyacının yarısını karĢılayacak tabiî gaz rezervleri Trakya’da bulunmaktadır. Edirne’de tabiî
gaz ve petrol aramalarına devam edilmektedir.
Sanayi: Yakın zamana kadar Edirne’nin sanayii tarıma dayalı, yağ, un, beyaz peynir ve kaĢar
peyniri fabrika ve mandıralarından ibaretti. Son 10 senede sanayi hızla büyümüĢtür. Mühim
kısmı imalat, gıda, tarım, sıhhi tesisat malzemeleri, dokuma ve deri sanayiine aittir.
3.7.9 ULAġIM VE KONAKLAMA
UlaĢım: Edirne Türkiye’nin Avrupa’daki sınır kapısıdır. Anadolu’yu, Ġstanbul’u, Ortadoğu’yu
Avrupa’ya bağlayan kara ve demiryolları Edirne’den geçer. Avrupa’dan Türkiye’ye giren 4
sınır kapısından 3’ü Yunanistan ve biri Bulgaristan sınırındadır. Kapıkule sınır kapısından
baĢlayan E-5 Karayolu, Edirne-Havsa-Babaeski-Çorlu-Silivri-Ġstanbul güzergâhını takip eder.
Ġpsala sınır kapısından baĢlayan yol, Ġpsala-KeĢan-Malkara-Tekirdağ-Silivri güzergâhını takip
eder ve E-5 Karayolu ile birleĢip Ġstanbul istikâmetine devam eder. Edirne ile ilçeleri birbirine
asfalt yollarla bağlanmıĢtır. Köy yolları düzgündür. Motorlu araç sayısı hızla artmıĢtır.
Demiryolu bakımından da Edirne iĢlek bir yerdedir. Her gün Ġstanbul- Sofya-Venedik-Paris,
Ġstanbul-Sofya-Belgrad-Zagreb-Viyana, Ġstanbul-Sofya-BükreĢ- Moskova seferleri karĢılıklı
olarak Kapıkule’den yapılır .Ayrıca Ġstanbul-Selanik-Atinatren seferleri Uzunköprü ve
Eskiköy üzerinden yapılır. 230 km’lik düzgün bir yolla Ġstanbul’a bağlıdır. Ġstanbul-Edirne
güzergahından karayolu ve demiryolu mevcut olup bu güzergah dıĢında kalan çevre illerden
Edirne’ye ulaĢımda tek alternatif yol karayoludur.
Konaklama: Kaliteli hizmet veren butik oteller ve özel belgeli konaklama tesislerinin yanı
sıra, kamp yapılabilecek ĠĢletmeler de mevcuttur.
46
3.8. ĠLGĠ GRUBU ve PAYDAġ ANALĠZĠ
Edirne Kültür ve Turizm Müdürlüğü
Edirne Gençlik Hizmetleri ve Spor Ġl Müdürlüğü
Enez, KeĢan, Süloğlu Belediyeleri
Trakya Üniversitesi
Trakya Kalkınma Ajansı
Edirne Doğa Sporları Kulübü Derneği
KeĢan Doğa Çevre ve Kültür Derneği
Avcı Dernekleri
4.
DOĞA TURĠZMĠ ARZI
4.1 DOĞA TURĠZMĠ DEĞERLERĠ (DOĞA TURĠZMĠ ARZI)
47
4.2. EDĠRNE ilinin Doğa Turizmi (Arzı) Değerleri ve Bilinirlik Değerlendirmesi
Değerin bilinirliği; Bölgesel seviyede B, Ülke seviyesinde T ,
Milletlerarası seviyede: M
Milli Park ve Benzeri Sahalar
Adı
Ġlçesi
Gala Gölü Milli Parkı
Enez
Gökçetepe Tabiat Parkı
KeĢan
DaniĢment Tabiat Parkı
KeĢan
Bilinirlik
M
B
B
4.3. EDĠRNE Ġlinde Doğa Turizmi Amaçlı Kullanılan ve Koruma Statülü Alanlar
2873 sayılı Milli Parklar Kanunu çerçevesinde bulunan alanlar;

Gala Gölü Milli Parkı

Gökçetepe Tabiat Parkı

DaniĢment Tabiat Parkı
4.4. Seçkin Özellikli Diğer Sahalar
 Göller
o Gala Gölü
o Dalyan Gölü
o TaĢaltı Gölü
o I.Tuzla Gölü
o II.Tuzla Gölü
o Bücürmene Gölü
o Sığırcık Gölü
o Pamuklu Göl
o Gölbaba
 Barajlar
o Alrınyazı Barajı
o Alıç Regülatörü
o Kadıköy Barajı
o Süloğlu Barajı
o Sultanköy Barajı
o Hamzadere Barajı
 Kıyılar
o Saros Körfezi Kıyıları (Ege Denizi)
 Akarsular
o Ergene
o Meriç
o Tunca
o Arda
48
Edirne Milli Park ve benzeri sahalara ait SWOT Analizi
Güçlü Yönler
Zayıf Yönler
GALA GÖLÜ MĠLLĠ PARKI:
- Gala Gölü Milli Parkının Uzun Devreli GeliĢme
Planının son aĢamaya gelmiĢ olması.
- Gala Gölü Milli Parkı sınırları içerisinde Ġnsan
faaliyetli hayvancılık faaliyetlerinin devam etmesi.
- 163 kuĢ türü ve 16 balık türünün bulunması
- Milli Park yanında bulunan çeltik sahalarında
bulunan çeltik evi tabir edilen binalarda av
sezonunda yoğun bir Ģekilde avcı konaklaması
olması , Zaman zaman Milli Park sahasında kaçak
avlanma teĢebbüslerinin olması.
- Hem sulak alan hem de ormanlık alanın iç içe
bulunması.
DANĠġMENT TABĠAT PARKI:
- DaniĢment Tabiat Parkına deniz turizmi için
gelen müĢteri kitlesine; Kamping ve plaj
hizmetlerinin bir arada verilebilmesi
2008 yılında 29 yıllığına ĠĢletmeciye
kiralanması ve iĢletmecinin alanı geliĢtirecek
çalıĢmalarda bulunmaması.
- UlaĢımı kolay ve düzgün olması ayrıca Erikli
sahiline 3 km mesafede bulunması.
GÖKÇETEPE TABĠAT PARKI:
-
-
Ġlimizin doğal güzelliklerinin (deniz, kum,
yeĢillik) bir arada bulunduğu nadir yerlerden
biri olması.
Alanın büyüklüğü (50,0 ha) ve kamp
alanının kullanım kapasitesi 1140 kiĢi/gün
olması.
Fırsatlar
Olumsuz etkilerinin minimum seviyeye
çekilebilmesinin sağlanması için 2873 sayılı Milli
Parklar Kanunu’ nun 4. maddesi gereği Uzun
Devreli GeliĢim Planı YaptırılmıĢtır. 2873 sayılı
Milli Parklar Kanunu 7. ve 8. maddeleri ile Milli
Parklar Yönetmeliği 23/a bendi gereği UDGP
süreci sonuçlanmadan milli park sahası içerisinde
uygulamaya yönelik hiç bir ( su ürünleri emvali
üretim ve avcılığı da dâhil) proje
yapılamamaktadır. Plan uygulamaya geçtiği
zaman Milli Park Kriterlerine uygun yatırımlar
yapılarak Milli Park Yönetimi faaliyetine
baĢlayacaktır
Kıyı kenar çizgisi tespitinin gecikmesi
dolayısıyla geliĢme planlarının yapımının
baĢlamamıĢ olması.
Tehditler
Yakında bulunan tarım alanlarında yapılan zirai
ilaçlamalar ekosistemde zararlı etkilere sebep
olmaktadır.
Tabiat parklarında profesyonel Ģekilde hizmet
verilemediğinden daha az sayıda ziyaretçi
gelmekte ve kaynak değeri düĢmektedir.
49
Milli Park ve benzeri sahalara dayalı doğa turizmi uygulamalarında güçlü yönlerin daha
geliĢtirilmesi, güçlü yönler ve fırsatlardan yararlanarak zayıflık ve tehditlerin
önlenmesine ve doğa turizminin geliĢtirilmesine yönelik stratejik kararlar;
1. Ġlimizde Gala Gölü, Meriç Nehri , Ganos Ormanları, Gökçetepe ve DaniĢment Tabiat
Parkları doğa turizmi için en elveriĢli alanlardır. Bu alanlarda doğa yürüyüĢleri, bitki inceleme
ve kuĢ gözleme faaliyetleri, kamp ve karavan turizmi, su ve plaj sporları teĢvik edilmelidir.
2. Edirne ili sulak alanları kuĢların göç yolu üzerinde olmasından dolayı tüm Meriç Nehri
boyunca ve Gala Gölü Milli Parkında kuĢ gözlem yerleri oluĢturulmalıdır.
3. Edirne Ġlinin turizm potansiyeli en yüksek olan değerlerinden biri de nehirleridir. Özellikle
merkezde bulunan Meriç ve Tunca Nehirleri kıyılarında bulunan tesisler nehir kaynaklarının
rekreasyonel olarak kullanılmasından hayli uzak bulunmaktadır. Nehir kenarında yürüyüĢ ve
bisiklet yolları halkın en fazla talep ettiği bir durumdur.
4. Enez Ġlçesi her yönüyle gezilecek bir tarihi, arkeolojik bulgulara ve doğal güzelliklere sahip
Ģirin bir ilçedir. Yıllardır askeri yasak bölge kapsamında olması nedeniyle yabancı turizme
açılamayan Enez yakın zamanda yasak bölge kapsamından çıkarılmıĢtır. Enez’de her yıl
Temmuz ayı içerisinde bir Av ve Balık Festivali düzenlenmektedir. Bu amaçlarla gelen yerli ve
yabancı turistlerin Enez merkeze 10 km uzaklıkta bulunan Gala Gölü Milli Parkında kuĢ
gözlemi ve doğa yürüyüĢleri yapabilecekleri alanlar oluĢturulmalıdır.
5. Edirne ilinde av turizmi için en uygun ilçeler Enez, Ġpsala ve Uzunköprü Ġlçeleridir. Av
sezonunda çevre illerden yoğun bir Ģekilde avcı grupları gelmektedir. Ġpsala ve Enez Ġlçelerinin
Gala Gölü Mili Parkı sınırları dıĢında kalan bölgelerinde av turizmine yatırım yapılmalıdır.
Özellikle Yeni Karpuzlu beldesinde Avcıların gece kalabilecekleri konaklama yerlerinin
yapılması çeltik sahalarında bulunan çeltik evlerinin kullanılmasının önüne geçebilecek
böylece daha düzenli bir turizm politikası uygulanmasına ve kayıtdıĢı ekonominin de önüne
geçecektir.
50
4.5 EDĠRNE ĠLĠNDE DOĞA TURĠZMĠ ÇEġĠTLERĠ
KuĢ Gözlemciliği
Doğa YürüyüĢü
Av Turizmi
Bisiklet Turizmi
Oryantiring
Agro-Doğa Turizmi
Kano ve Su Sporları
EDĠRNE ĠL VE ĠLÇELERĠNĠN DOĞA TURĠZMĠ
MATRĠSĠ
Enez Ġlçesi
KeĢan Ġlçesi
Ġpsala Ġlçesi
LalapaĢa Ġlçesi
Havsa Ġlçesi
Meriç Ġlçesi
Süloğlu Ġlçesi
Uzunköprü Ġlçesi
Değerler toplamı
Merkez Ġlçesi
Aktivite/değer
9
12
8
2
3
1
1
3
1
Rafting (R)
51
Canyoning/kanyon
yürüyüĢü (C)
Mağaracılık (M)
Dağ
(DB)
Denizel
(DS)
bisikletçiliği
değerler
X
X
X
X
X
X
X
DüzenlenmiĢ doğa
gezisi rotası(DGR)
X
X
X
X
Tabiata
X
X
X
X
Dağ-yayla
gezisi
imkanı ( DG)
X
X
Peyzaj
güzelliği/fotosafari
(PF)
Yaylada
konaklama/kamping
(YK)
uyumlu
kırsal
gezisi(KMG)
miras
Pansiyonculuk(P)
X
Kır havasında Ģehir
merkezleri(KHġM)
X
X
X
Aktif yaylacılık(AY)
Kelebek gözlemciliği
imkanı(KeG)
KuĢ
gözlemciliği
imkanı(KuG)
X
Sportif
balıkçılığı
imkanı(SOB)
olta
X
Milli
park
sahalar(MP)
vb
X
X
X
X
Milli park vb. nde
konaklama(MPK)
KıĢ
sporları
potansiyeli(KSP)
52
Aktif kıĢ sporları
merkezi(KSM)
Estetik
Ģelale
bulunan yerler(Eġ)
Estetik göl/baraj olan
yerler(EGB)
Botanik
gezilerine
uygun saha(BOG)
Tescilli avlak sahası
(AvS)
Yabana
hayatı
geliĢtirme
sahası(YHGS)
Garantili
yaban
hayatı
gözlemi(GYHG)
Ġzole
ilginç
X
ekosistemler(ĠE)
Çim kayağı(ÇK)
Sualtı
Gözleme
(SAG)
YaĢamı
Ġmkanı
Bakir Küçük Koylar
(BKK)
Ormanaltı
florası
tanıma
gezi
imkanı(Mantar
ve
benzeri dahil) (FGĠ)
X
Endemik Bitkilerin
Gözlemi (EBG)
Köy Pazarları(Orman
meyvelerinden reçel
marmelat,
kurutulmuĢ meyve
satılması kaydıyla)
(KP)
X
X
Çayır
Ģeklinde
gruplanmıĢ
dağ
çiçekleri
gezisi
(görselliği
yüksek
olacak) (DÇG)
Doğal
taĢlardan
tabiat
tarihi
gezisi(Gezi sırasında
en az 10-15 değiĢik
taĢ
türü
ve
jeomorfolojik yapılar
tanıtılmalıdır)
(DTTTG)
Bakir doğa parçaları
keĢif
gezisi(Bakir
vadi ve bakir orman
gibi
gizli
kalan
değerleri
keĢfetme
gezileri) (BDPKG)
Gastronomi
gezisi
(Gezi günü belirlenir.
Gezi
günü
ziyaretçilerle yöresel
yemekler yapılarak
53
X
yedirilir) (GG)
Dokusu bozulmamıĢ
kırsal miras gezisi
(köyler) (KMG)
Yayla gezisi imkanı
(Ya)
X
Yaya
(Y)
X
gezi
imkanı
Tarihi eserler,
alanı (Ts)
X
X
sit
ġelale görme imkanı
(ġ)
Peyzaj değeri yüksek
yerler,fotoğrafik
yerler (P)
Mağara gezisi (Mğ)
Motorlu gezi imkanı
(M)
Jeolojik
jeomorfolojik
değerler (Jm)
54
ve
Kano ve Su Sporları
görme imkanı (Cn)
Agro-Doğa Turizmi
imkanı
Bakir orman gezisi
(Bo)
Atla geziye uygun
(At)
X
X
X
X
Edirne’nin doğa turizmi yönünden öne çıkan ilçeleri;
- Merkez ilçe, (Meriç Nehri Deltası)
- Enez Ġlçesi, (Gala Gölü Milli Parkı)
- KeĢan Ġlçesi, (DaniĢment ve Gökçetepe Tabiat Parkları)
.
5. SEÇKĠN VE YÜKSEK DEĞER TAġIYAN (X) YILDIZ ALANLARIN
DEĞERLENDĠRĠLMESĠ VE POTANSĠYELĠNĠ GELĠġTĠRME ĠMKANLARININ
ORTAYA KONULMASINA ĠLĠġKĠN ANALĠZLER
Gala Gölü Milli ParkınınTurizm Talebi Değerleri tablosu
Halihazırda ki ziyaretçi Sahayı gezmek maksatlı gelen ve konaklayan: - .kiĢi
sayısı
Ziyaretçi (konaklamayanlar) : 3 000 kiĢi
Para harcama
Ziyaretçi Profili
GeliĢlerinin Ġlk 5 Sebebi
Kıyaslanabileceği saha
Konaklama, yeme-içme, yanında yöresel el sanatı ve yöresel
kurutulmuĢ veya konserve ürünler alınarak para ödeme Ģekilleriyle
KiĢi baĢına ortalama en az ………-…… TL harcama yapılmaktadır
Bireysel gezginler : % 90
EĢler: %.............Aileler : %.............
Tur grupları (tanıdık ve benzer talepteki kiĢilerin bir araya gelmesi
Ģeklinde) : %..........
Diğerleri : % 10
1- Av Turizmi
2- KuĢ Gözlemciliği
55
UlaĢılabilirlik Analizi
Sahanın Uluslararası
havaalanına yakınlığı
Alana UlaĢım
Orta derecede yakın; 3 saat
Özel taĢıt
(X)
Toplu taĢıma
( )
Diğerleri
(X)
(Bisiklet, motosiklet, yürüyüĢ,
atlı vb.)
Ziyaretçinin Genel ulaşım
kanaati:
UlaĢım için problemler:
Altyapı Analizi
TaĢımacılık ağı
Yerel ağ(toprak, asfalt)
Anayollara bağlantı
Yerel genel taĢımacılık
Programlar
Ücretler
Ring patikaları
ĠĢaret levhaları
Genel yer iĢaret
levhaları
Bilgi panoları
Araçlar için park
kapasitesi
Bilgi alma ve tercüme
kolaylıkları
Restoran sayısı
Yetersiz
Yeterli
Ġyi
Açıklama
X
X
X
X
X
X
56
X
2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun 4. maddesi gereği Uzun Devreli GeliĢim
Planı yapılmıĢ olup, Kurum görüĢleri aĢamasındadır. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu 7.
ve 8. Maddeleri ile Milli Parklar Yönetmeliği 23/a bendi gereği Uzun Devreli GeliĢim Planı
süreci sonuçlanmadan milli park sahası içerisinde uygulamaya yönelik hiçbir proje
yapılmamaktadır. Plan uygulamaya geçtiği zaman Milli Park kriterlerine uygun yatırımlar
yapılarak Milli Park Yönetimi faaliyetine baĢlayacaktır.
Danişment Tabiat Parkının Turizm Talebi Değerleri tablosu
Halihazırda ki ziyaretçi Sahayı gezmek maksatlı gelen ve konaklayan: 9071.kiĢi
sayısı
Ziyaretçi (konaklamayanlar) : 6 500 kiĢi
Para harcama
Ziyaretçi Profili
GeliĢlerinin Ġlk 5 Sebebi
Konaklama, yeme-içme, yanında yöresel el sanatı ve yöresel
kurutulmuĢ veya konserve ürünler alınarak para ödeme Ģekilleriyle
KiĢi baĢına ortalama en az 100-200 TL harcama yapılmaktadır
Bireysel gezginler : % 11
EĢler: %.............Aileler : % 40
Tur grupları (tanıdık ve benzer talepteki kiĢilerin bir araya gelmesi
Ģeklinde) : % 39
Diğerleri : % 10
1- Deniz Turizmi
2- Hafta sonları piknik
Kıyaslanabileceği saha
UlaĢılabilirlik Analizi
Sahanın Uluslararası
havaalanına yakınlığı
Alana UlaĢım
Orta derecede yakın; 3 saat
57
Özel taĢıt
(X)
Toplu taĢıma
(X)
Diğerleri
(X)
(Bisiklet, motosiklet, yürüyüĢ,
atlı vb.)
Ziyaretçinin Genel ulaşım
kanaati:
UlaĢım için problemler:
Altyapı Analizi
TaĢımacılık ağı
Yerel ağ(toprak, asfalt)
Anayollara bağlantı
Yerel genel taĢımacılık
Programlar
Ücretler
Ring patikaları
ĠĢaret levhaları
Genel yer iĢaret
levhaları
Bilgi panoları
Araçlar için park
kapasitesi
Bilgi alma ve tercüme
kolaylıkları
Restoran sayısı
Yetersiz
Yeterli
X
X
X
X
X
X
X
X
X
Ġyi
Açıklama
Yeme içme konaklama analizi
Restoranların durumu
Yemek Standartları
Barınma imkanları
Kategori
Sayısı
Turistik
Yerel
Yüksek standartlı yemek sunanlar :
Yeterli ve yöresel standartta yemek sunanlar:
Kötü standartta yemek sunanlar :
Kategori
KuruluĢ Sayısı
Açıklama
Yatak Sayısı
(iyi-kötü-orta)
Oteller
Hosteller (Misafirhaneler)
Yatak&kahvaltı oteli
Rota üstü kulübeler
Bungalov tarzı
Kamp alanı
iyi
Müdürlüğümüzce
kamp alanı
düzenleme iĢi ihalesi
yapılarak uygun bir
ortam sağlanmıĢtır.
Diğerleri: Pansiyon
58
Sahanın kendine has seçkin ve diğer önemli özellikleri;
Sunduğu değerlerden
Alan turist ziyaret
döngüsüne girecek
Ģekilde turistlerin
ilgisini çekecek diğer
alanlara yakın mı?
Alandaki yabanıl
varlıklar
Var-Yok
Yok
Tek-eĢsiz olanlar
var mı?
Biraz farklı ama
değerli olanlar
Diğer ilgi çeken
yerlere benzer
olanlar
Evet
Neler?
Yok
Yok
Hangi Sahalar
Erikli sahiline 3 km
mesafededir.
Sunduğu özellikleri
Bayrak türler
Diğer ilginç yaban
hayatı (fauna)
1.
1.
2.
2.
Kelebekler
Apollo kelebeği
….. tür
……. tür
Endemik bitkiler,
59
Tatmin edici yaban hayatı izleme imkanı (Varsa)
Tatmin edici yaban
hayatı izleme imkanı
Garanti edilen türler var
mı?
Genellikle rastlanma
ihtimali
ġans veya mevsime
bağlı olanlar
Alanda bulunan tesisler
Sahadaki tesisler
Rekreasyonel tesisler
Spor tesisleri
Diğerleri
KuĢlar
Memeliler
Yetersiz
X
X
Yeterli
Ġyi
Açıklama
Durum Açıklaması
Çadır ve
karavanlarda
konaklama
yapılmaktadır.
TaĢıma Kapasitesi Analizi
Sosyal ve ekonomik taĢıma kapasitesi Değerlendirme ġekli: 1- Tamamen Sağlanabiliyor, 2- Genel
Olarak Sağlanıyor, 3- Veri Yok, 4- Çoğunlukla Sağlanamıyor
5- Hiç Sağlanamıyor
Göstergeler
Tüm ilgi grupları turizmden elde edilen gelirden eĢit pay alırlar
Tüm ilgi grupları turizm geliĢimine oranlı bir miktar para
yatırımı yapabilir
Yerel ekonomi için turizm faydaları açıktır
Turizm geliĢimiyle ilgili paydaĢların ihtiyaç,istek ve önerileri
ele alınıyor
Tüm ilgi gruplarına önem veriliyor
Ġlgi gruplarının birbiriyle olan iliĢkileri iyi
Beraber çalıĢmanın önemi biliniyor
Ġyi bir iĢbirliği içindeler
Belirli kararların alınma amacı saklanmıyor
Yerel ilgi grupları karar almada söz sahibi
Bölgesel ilgi grupları karar almada söz sahibi
Diğer sektörler de turizm geliĢimine fayda sağlıyor
Turizm kırsal ekonomiye destek veriyor
Geleneksel faaliyetler ve üretim türleri turizm geliĢiminden
sonra geliĢme gösterdi
Turizm geliĢimi istihdamı artırma beklentilerini karĢılıyor
Yerel halk, özellikle gençler için yeni iĢ imkanı ortaya çıktı
Kendi turizm iĢini kurmak isteyenlere yeterli destek veriliyor
Turizm iĢi kurmak için eğitim ve öğretim veriliyor
Planlı turizm uygulaması yapılıyor
Yerel köyler ve kamusal alanın özelliği turizmden sonra zarar
görmemiĢtir.
Turizm temel olarak yerel mal ve hizmetlerden faydalanır
Bölgemizi ziyaret eden turist sayısı yeterlidir
Turizm kültürel mirasın devamına yardımcı oluyor
Turizm endüstriyel mirasın sürdürülmesi için yardımcı oluyor
Turizm geliĢimi peyzaj dokusuna zarar vermiyor
Turizm doğanın korunmasına yardımcı oluyor
Turizm kültürel manzaranın korunmasına yardımcı oluyor
Turizm hayat kalitesini artırıyor
1
2
3
X
X
4
5
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
60
Sosyal ve Ekonomik TaĢıma Kapasitesi Verilerini Değerlendirme Sonuçları;
Ekolojik taĢıma kapasitesi analizi
Etki
Faaliyet
Kamping&piknik
AhĢap Hediyelik
eĢyaların satılması,
Dağcılık,trekking
Su sporları
Rafting
Olta balıkçılığı
Normal spor
etkinlikleri
Yeme içme
Doğa yürüyüĢü
Mağaracılık
Kanyoning
Yaban hayatı
gözlemi
Bilimsel geziler
Genel
etkiler
Müspet
/menfi
Müspet
Korunan alan
üzerindeki etki
Müspet
Kabul
edilebilir
Kabul
edilemez
Kabul edilebilir
ancak;
X
X
61
Ġzlemeye esas olan Ekolojik Göstergeler aĢağıdaki Ģekilde incelenmelidir.
1- Tamamen doğru, 2- Genel olarak doğru, 3- Veri yok, 4- Çoğunlukla yanlıĢ, 5- Hiç yok,
Ekolojik taĢıma kapasitesinin etkileri;
Ekolojik göstergeler
Bitkiler turizm artıĢından etkilenmemektedir
YürüyüĢ yolarından yürümeyen turistler bitkilere çok zarar
veriyor
Turizmden dolayı daha fazla toprak erozyonu meydana
gelmektedir
Korunan alanın suları gözle görünür Ģekilde kirlenmektedir
Turizm geliĢimi sebebi ile balık miktarı azalmıĢtır
Korunan alanın yer altı suları içme suyu olarak kullanılabilir
Turistler yaban hayatı için rahatsız edici bir faktördür
Turizmden dolayı flora ve faunada ölümler artmıĢtır
1
2
3
4
5
Ekolojik TaĢıma Kapasitesi Verilerini Değerlendirme Sonuçları;
Fiziki/idari TaĢıma Kapasitesi Ġncelemesi ve Değerlendirmesi;
(1-Akıcı, yeterli 2- Ġyi, 3- Fena değil, 4- Kötü, 5- Çok Kötü)
Fiziki/idari taĢıma kapasitesi
Altyapı
Park giriĢi
Park yeri imkanları
Bilgi imkanları
Yiyecek içecek temini
Ticaret
Kolaylık tesisleri
Patika ağı
Yaban hayatı izleme noktaları
Aktiviteler
ÇalıĢanlar
Yer
Korunan alana giriĢ yolları
Korunan alandaki yol ağı
Korunan alan içindeki toplu
taĢıma araçları
Park etme
akıĢ
Yer sayısı
Biletleme
yönlendirme
ĠĢaret levhaları
Yetkililer
Ziyaretçi merkezi
Ofisler
Basılı ve görsel materyal
Tedarik
Seçenekler
Tuvaletler
Atıkların toplanması
Yeterlilik durumu
Sayısı ve uygunluğu
seçenekler
Paket doğa turları
Bisiklet kiralama
Araç kiralama
At-katır kiralama
Yeterli sayıda
Donanımlı
Kapasite 1
2 3
X
X
X
4
5
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
X
62
X
X
X
X
X
Fiziki/idari taĢıma kapasitesi yönünden yapılan değerlendirme;
Psikolojik TaĢıma Kapasitesi: ( Göstergeler; turistlerle kavga olayları var mı? Sürekli mi?
Turistler hakkında genel kanı-Olumlu/olumsuz vb. göstergeler)
Gökçetepe Tabiat Parkı Turizm Talebi Değerleri tablosu
Gökçetepe Tabiat Parkı 2010 yılında ihale yolu ile ĠĢletmeciye kiralanmıĢ olup;
GeliĢim planı yapım aĢamasında olduğundan ayrıca Altyapı ve tesis yapım iĢleri devam
ettiğinden dolayı kullanıma açılmamıĢtır.
EDĠRNE ĠLĠ VE ĠLÇELERĠNĠN KIYAS YÖNTEMĠ ĠLE KISA DEĞERLENDĠRMESĠ
KarĢılaĢtırma yöntemi, kapsam dahilindeki unsurun benzerleri ve rakipleri ile arasındaki farkı
görmesi ve daha ilerlemesine itici güç olması amaç edinilerek verimliliği arttırma yöntemidir.
Karşılıklı bilgi alışverişi olarak değerlendirilen bu yöntemde, kopyalama değil, kendi
ürünlerimize yönelik ilham almak, uyarlamak hedeftir. Gelecek eğilimlerini şimdiden görüp,
müşterinin isteklerini şimdiden karşılamaya hazırlıklı olmayı gerektirir.
Karşılaştırma yapılan ilçenin/ilin başarılı oluğu hususta takip ettiği yolun ilçede/ilde
alınabilirliği araştırılmalıdır.
63
KIYAS YÖNTEMĠ ĠLE DOĞA TURĠZMĠ POTANSĠYELĠ YÜKSEK OLAN BAZI
ĠLÇELERĠN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ
Edirne ili
Ġlçe
Kıyaslanan
Kıyaslama
Örnek Alınacak Deneyim
Ġl/ilçe
sebebi,
KeĢan
Ġklim, doğa ve
Doğa ve deniz kültürleri yapıları
Enez
Ģehir yapısı
birbirlerine benzerliği sebebiyle
Enez’in doğa kültürünü geliĢtirmesi
açısından KeĢan örnek olabilir.
Merkez
Enez
Tarihi ve
kültürel yapısı
Edirne merkezi tarihi değerleri yüksek
bir yer olması sebebiyle Enez ilçesinde
de bulunan tarihi yerlerin turizm
açısından geliĢtirilmesine örnek
olabilir.
6. EDĠRNE ĠLĠ SÜRDÜRÜLEBĠLĠR DOĞA TURĠZMĠ STRATEJĠLERĠ
6.1.GeliĢme Stratejileri
Strateji 1.
“Doğa turizmi yatırım projelerine uygulanmak için teĢviklerin sağlanması ile
Edirne’de turizm sektöründe yatırımların arttırılması”
Strateji 2.
“Turizm sektöründeki karar verme süreçlerinde merkezi-yerel-sivil toplum
kuruluĢlarının beraber çalıĢmasının ve iĢbirliği içinde olmasının sağlanabileceği
organizasyonların yapılarak alınacak kararların uygulanması süreçlerinde
yeralmak”
6.2. Pazarlama Stratejisi
Strateji 1.
“Zengin tarihi ve kültürel değerlere sahip alanlara yakın doğal değerlere de sahip
yerlerin bütünleĢtirilerek , turistler için bir çekim noktası haline getirilmesi”
Strateji 2.
“Toplumun farklı kesimlerine uygun fiyatta, kaliteli turistik ürün
alternatiflerinin sunulması, faydalandırmada yüksek ekonomik güç sahibi
olmanın gerekmemesi ”
6.3. Ziyaretçi Yönetimi Stratejisi
Strateji 1.
“ Genel kurallar ve Koruma ilkeleri ile birlikte müĢteri beklentilerine de dayalı
sürdürülebilir ziyaretçi yönetiminin sağlanması”
64
6.4. Ġzleme ve Değerlendirme Stratejisi (Turizmin etkilerinin ve
sürdürülebilirliğin izlenmesi)
Strateji 1.
“Doğa temelli turizmin geliĢimindeki amaç ve hedeflerin ne kadar gerçekleĢtiğinin
değerlendirmesi ve izlenmesine iliĢkin geliĢmelerin belirli bir sıklıkta raporlanarak
ilgili tarafların ve Kurumların değerlendirmesine sunulması”
65
66

Benzer belgeler