Çakıl Kuşları – Aşır TUNCA

Yorumlar

Transkript

Çakıl Kuşları – Aşır TUNCA
© BU KİTABIN YAYIN HAKKI YAZARINA AİTTİR
Aşır TUNCA 2 ÇAKIL KUŞLARI
ÇAKIL KUŞLARI
AŞIR TUNCA
ŞİİRLER
Aşır TUNCA 3 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 4 ÇAKIL KUŞLARI
HİKMETİNİ BİLEN VARSA
Minareler yıldızlara kilitli
Hikmetini bilen varsa söylesin
Devran böyle döner durur sürekli
Hikmetini bilen varsa söylesin
Zerreler kürenin peşinde döner
Görünce güneşi ışıklar söner
Yeryüzünde nice canlılar ürer
Hikmetini bilen varsa söylesin
Yüce dağ başından çıkar pınarlar
Kimi göl oluşmuş, kimi akarlar
Çağladıkça dağı taşı yıkarlar
Hikmetini bilen varsa söylesin
Memleket var dolu bilmez, kar görmez
Kutuplar var güneş görmez, nur görmez
Aşıklar var sevda çeker, yâr görmez
Hikmetini bilen varsa söylesin
Canlar vardır mala, mülke taparlar
Hakikatten, hak yolundan saparlar
Tok olanlar, aç olandan kaçarlar
Hikmetini bilen varsa söylesin
Bu alemde elbet iki yol vardır
Aşır Tunca senin gibi kul vardır
Arı sokar, onda petek bal vardır
Hikmetini bilen varsa söylesin.
Aşır TUNCA 5 ÇAKIL KUŞLARI
MERHABA
Bu topraklar bize Hak’tan emanet
Kıymetini bilenlere merhaba
Alparslan’dan, Malazgirt’ten ganimet
Yâd edip de sevenlere merhaba
Bu toprağa şehit düşen aslandır
Cennet bahçesinde açmış reyhandır
Silâhımız şahâdetle kalkandır
Nur içinde yatanlara merhaba
Karadeniz, Akdeniz’di gölümüz
Trablus’un ötesiydi çölümüz
Zalimlere isyan eder ölümüz
Bir Fâtiha okuyana merhaba
Aldık emaneti, Kur’an okuduk
Boş durmadık, halı kilim dokuduk
Düşmanların kalesine sokulduk
Emaneti koruyana merhaba
Aşır TUNCA 6 ÇAKIL KUŞLARI
GÖTÜR BENİ
Attın beni gurbet ele
Usanmışım buralardan
Kavuşayım murvetime
Götür beni buralardan
Haçlıları Toroslar’da durdurduk
Kılıç, kalkan derelere doldurduk
Vatikan’ın saçlarını yoldurduk
Aslanlara, yiğitlere merhaba
Acele gel götür beni
Bıkmışım ben buralardan
İste hemen bitir beni
Bıkmışım ben buralardan
Bağdat kapısına vardık dayandık
Yemen çöllerinde kaldık uyandık
Viyana’da kılıç, kalkan oynadık
Balkanlara, Kosova’ya merhaba
Özlemişim kucağını
Sımsıcak dudağını
Mutfağımı ocağımı
Götür beni buralardan
Küfürbazın yuvasını çürüttük
Dağ başında gemileri yürüttük
Yerde iken gökyüzünde göründük
Mehmet Han’ın ordusuna merhaba
Hasret yüreğimi yakar
İki gözüm yola bakar
Götürmezsen canım çıkar
Bıkmışım ben buralardan
Sanmayın ki bu milleti uyuttuk
Hak’ka tapan Hak yolunda unuttuk
Bıyıkları terlememiş çocuktuk
Gelibolu sırtlarına merhaba.
Gelmiyorsan söyle bana
Uymam artık fermanına
Kıyarım tatlı canıma
Götür beni buralardan
Aşır TUNCA 7 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 8 ÇAKIL KUŞLARI
EYLÜL RÜZGÂRLARI
NESLİMİZİN SONU
Yakar yakar kavurursun
Eylül rüzgarları gibi
Duman duman savurursun
Eylül harmanları gibi
Gül bülbülü söyleştirir
Kusurluysa eleştirir
Gizli düşmanlara karşı
Küskünleri birleştirir
Bakışların ok oluyor
Girip kalbime doluyor
İçimden bir ses geliyor
Eylül rüzgarları gibi
Uğraşalım derdimizle
Barışalım kendimizle
Alçak yeri sevmeyene
Gül sunalım sevgimizle
Dillerinle çekiyorsun
Gözlerinle yakıyorsun
Çokta nefis kokuyorsun
Eylül çiçekleri gibi
Düşman uzaklardan bakar
İçimize fesat sokar
İşbirlikçi olanlara
Güller çirkin, çirkin kokar
Sarılara bürünürsün
Daha güzel görünürsün
Sevildikçe öğünürsün
Sonbahar gülleri gibi
Çalışmayıp yatıyorsak
Geleceği satıyorsak
Neslimizin sonu viran
Eve haram katıyorsak
Güzelsin dört mevsimlerde
Çok sevilen isimlerle
Kalbimdesin resimlerle
Eylül resimleri gibi
Gül dalına tutunalım
Bülbül olup konuşalım
İlim irfan öğrenerek
Düşmanlarla yarışalım
Aşır TUNCA 9 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 10 ÇAKIL KUŞLARI
KORUYALIM VATANI
Gelin beyler koruyalım vatanı
Üzmeyelim şehidimi atamı
Vatandaşlık defterinden silelim
Toprağını ecnebiye satanı
İnsanlarım yapar kendi tankını
Ellerine verirlerse imkanı
Sen de oyna, güçlü devlet dansını
Gelin beyler koruyalım vatanı
Danışmadan devlet bile satamaz
Halk oyuna sunulmadan yapamaz
Türküm diyen Türklüğünden sapamaz
Gelin beyler koruyalım vatanı
Kul olacak kişileri seçmeyin
Cennet yerden Cehenneme düşmeyin
Türkiye’nin sevdasından geçmeyin
Gelin beyler koruyalım vatanı
Devlet malı milletine emanet
Güvenip tapuya yapma ihanet
Paraya tapmanın sonu cehalet
Gelin beyler koruyalım vatanı
Kaldır yumruğunu göster gücünü
İsrail’den öğren de al öcünü
Söz verdiysen sen de gel tut sözünü
Gelin beyler koruyalım vatanı
Satmayalım Manavgat’ı Fırat’ı
Asmayalım fakirliğe suratı
Ecnebiler her işime el attı
Gelin beyler koruyalım vatanı
Hani derler içimizde çıyan var
Çıyan değil kırk ayaklı yılan var
Hakkımızda bin bir türlü plan var
Gelin beyler koruyalım vatanı
Petrol çıkar kuyularım kapanır
Elin oğlu içmek için yalanır
Bizde milli duygu biraz yufkadır
Gelin beyler koruyalım vatanı
İçimizden sahtekârlık ayrılsın
Al bayrağa bütün eller sarılsın
Darılacak varsa varsın darılsın
Gelin beyler koruyalım vatanı
Kendi toprağını kendin çalıştır
Dışarıdan ithal etmek ayıptır
Milletimiz güzel şeye layıktır
Gelin beyler koruyalım vatanı
Düşman oyun bozmak için can atar
İçimize fitne fesatlık sokar
İman eden yalnız Allah’tan korkar
Gelin beyler koruyalım vatanı
Aşır TUNCA 11 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 12 ÇAKIL KUŞLARI
ÇEKEMEDİM
ÇAKIR DİKENLERİ
Sevenlerim hiç aramaz
Çekemedim gurbet seni
Derdimden kimse anlamaz
Sevemedim gurbet seni
Çakırdikenleri gibi
Yüreğime batıyorsun
Bakır zehirleri gibi
Zehirleyip yakıyorsun
Gurbet elin çilesi çok
Kimisi aç kimisi tok
Cana yakın birisi yok
Çekemedim gurbet seni
Seni nasıl sevdiğimi
Hiç anlamış değilsin ki
Sana aşık güllerimi
Yakıp, yakıp atıyorsun
Penceremin duvarından
Güneş girer kenarından
Sevabından, gazabından
Çekemedim gurbet seni
Çiçeğimi çiğnesen de
Sevdiğimi bilmesen de
Gözlerinle görmesen de
Hep karşıma çıkıyorsun
Hiç yüzüme bakan olmaz
Kapılarım tıkılanmaz
Ne haldeyim akıl almaz
Sevemedim gurbet seni
Kayıtlısın yüreğimde
Yemeğimde ekmeğimde
Bal olmuşsun peteğimde
Yudum yudum akıyorsun
Çektiğimi eller bilmez
Bekliyorum haber gelmez
Gözyaşımı kimse silmez
Çekemedim gurbet seni
Kaderimin acısısın
Çakır tikenleri gibi
Hayatımın sancısısın
Ayrık kökenleri gibi
Aşır TUNCA 13 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 14 ÇAKIL KUŞLARI
ZAMAN KALMADI
GÜCÜM KALMADI
Kayıp olup gittin gözükmüyorsun
Çıkıp gelsen bile zaman kalmadı
Sönmüş kıvılcımı körüklüyorsun
Ateş küle dönmüş, duman kalmadı
Kaçtı uykularım gittin gideli
Ellerin uzakta tutamıyorum
Güneşin gizlenip sindiği gibi
Bulutlar kapatmış tutamıyorum
Küf tutmuş yüreğim çörekleniyor
Sevda sellerinde, sürükleniyor
Dilimle, dudağım, kilitleniyor
Aman dilemeye zaman kalmadı
Kapımı açan yok çalmaz zilleri
Gözlerim unutmaz gamzelerini
Ne bir haber gelir ne de teselli
Yoruldum peşinden koşamıyorum
Ateş olan yerden duman çıkarmış
Ecel yakın ise zaman akarmış
Dostlar bahaneyi başa kakarmış
Sözüme, sazıma, kızan kalmadı
Çıkar hafızandan kötü günleri
Eğer bir kerecik sevdiysen beni
Hatırına olsun dönüver gayrı
Seni yüreğimden atamıyorum
İnsan avcıları savaş başlatmış
Tuzaklar ruhları sarmış kuşatmış
Bağlıyken elimiz, köre taşlatmış
Körün oyununu bozan kalmadı.
Resmine baktıkça başım dönüyor
Bu son sigaramdı söndü sönüyor
Aklım parçalandı uçup gidiyor
Tahammül edecek gücüm kalmadı
İnsanlık tükenmiş, Allah kulunda
Merhamet kalmamış insan oğlunda
Çakallar tilkiler her gün avında
Ar ile namusu yazan kalmadı.
Aşır TUNCA 15 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 16 ÇAKIL KUŞLARI
ESER BULURSAK
Anlamadın benim duygularımı
Sende insanlıktan eser kalmamış
Yaşattın tahmini kaygılarımı
Saygıdan sevgiden eser kalmamış.
SENİ YAZARIM
Kalbini okudum hafızamdasın
İçimde zehirli kara yılansın
Gönlümün içinde boş bir alansın
Sevgi çiçeğinden eser kalmamış
Çekilmişim tek başıma odama
Seni düşünürüm seni yazarım
Görenler delidir derler adama
Deli deseler de yine yazarım
Ayrılık çanları çalıyor şimdi
Sevgi vermeyenler alır mı sevgi
Bilmem ki bizlere kim nazar değdi
İlk aşkımızdan eser kalmamış
Yeminler etmiştim hepsini bozdum
Mermer taşlarına ismini kazdım
Adına binlerce şiirler yazdım
Deli deseler de seni yazarım
Belki yakalarız yine denersek
Kaybolan yıllara geri dönersek
Sevda çiçeğini bulup seversek
Aşkı yakalarız eser bulursak
Çaresiz kalmışım derdim eksilmez
Yalan söylemekle insan yükselmez
Seven sevdiğini kızıp küstürmez
Küskün dursak bile seni yazarım
Kara tahtaları, bulup silelim
Kör talihi bir kez daha delelim
Gönüller severse biz de sevelim
Belki yaşatırız sevgi bulursak
Sevgiyle yalvarıp yakar Tanrı’ya
Dargınlık yakışmaz senin şanına
Ne nizama uyar, ne de kanuna
Seni düşünürüm seni yazarım.
Aşır TUNCA 17 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 18 ÇAKIL KUŞLARI
BİZİ DELİ SEPETİNE KOYANLAR
Doğmamış bebeğin hakkı alındı
Geleceği gasp edildi, çalındı
Çala çırpa bir zirveye varıldı
Memleketi soğan gibi soyanlar;
Acımadan yavrulara kıyanlar.
Bülbülümü kanadından vurdular
Çiçeğimi goncasından kırdılar
Kuşattılar, her yerimi sardılar.
Memleketi karpuz gibi soyanlar;
Avrupa’nın (A) harfine kananlar.
Kendir dağın yuvarlanır taşları
Çırpınır kanatsız yavru kuşları
Silinmiyor gözlerimin yaşları
Memleketi giydirmeden soyanlar;
Bizi deli sepetine koyanlar.
İnsanlığa kara leke sürdünüz
Keloğlan’ın saçlarını ördünüz
Geçip karşımıza bir de güldünüz
Memleketi güpegündüz soyanlar;
Bizi ördek, kaz yerine koyanlar.
Biz Hünkâr’a güvenip de susarız
Balkanları bir düdükte aşarız
Edirne’den, Hakkari’ye koşarız
Bunu bilin, memleketi soyanlar;
Çıkmaz olur yuvasından yılanlar.
Aşır TUNCA 19 ÇAKIL KUŞLARI
SEVGİLİLER GÜNÜNE
Her canlının yüreğinde sevgi var
Sevgililer günü, benim neyime
Her sevginin karşılığı, dengi var
Sevgililer günü, benim neyime
Sevgi sokaklara atılmak mıdır
Haktan geldi deyip, katılmak mıdır
Feleğe küsüp de yakınmak mıdır
Yakınacak sevgi, benim neyime
Sevgi Hak’dan gelir, bunu bilmezler
Âşıkları sevdiğine vermezler
İki gönül seviyormuş demezler
Esir düşen sevgi, benim neyime
Aşır TUNCA 20 ÇAKIL KUŞLARI
BAYRAĞIM
Seher vakti düştün gülün üstüne
Hilâl’imsin, yıldızımsın bayrağım
Dalgalan sen Türkiye’min göğsünde
Hilâl’imsin,yıldızımsın bayrağım
Zalimin şerrinden sakınmak mıdır
Allah aşkı için dokunmak mıdır
Paralı, pulluya tapınmak mıdır
Sevgi tapınmaksa, benim neyime
Sevgi insanlığın özü, mayası
Gönüllerin, yüze vuran aynası
Kabul olur sevenlerin duası
Yılda bir gün sevgi, benim neyime
Sevgi gönüllerde gizli, saklanır
Hak sevgisi varsa, ruhu paklanır
Gerçek sevgi, sevdiğine mıhlanır
Kandırılmış sevgi, benim neyime
Sevgidir vatanı, bayrağı sevmek
Anayı, babayı, evlâdı bilmek
Özenip, sevgiye emeği vermek
Böyle sevgi, elbet değer ölmeye
Aksi olan sevgi, benim neyime
Aşır TUNCA 21 ÇAKIL KUŞLARI
Sevdalıyım al kırmızı rengine
Tutulmuşum Türkiye’min gülüne
Sana kötü gözle bakan olursa
Mil çekerim kötü bakan gözüne
Elbette ki kıskananlar olacak
Türküm diyen Hak yolunda duracak
Nice renkler sararacak, solacak
Senin rengin ebediyen kalacak
Türkiye’min al kırmızı gülüsün
Dalgalan ki, ay yıldızın görülsün
Sana uzanacak düşman elinin
Sinesinden eli, kolu çürüsün
Dağlarımın alacalı karısın
Milletimin namususun, arısın
Dalgalan sen şehidimin göğsünde
Türk’üm diyen sana, sıkı sarılsın
Aşır TUNCA 22 ÇAKIL KUŞLARI
SEN, HAK NEDİR BİLMEZ MİSİN?
Huzurlu yol Hak yoludur
Sen hak nedir bilmez misin?
Yamuk, yumuk yol doludur
Sen hak yolu görmez misin?
BİTER Mİ BİLMEM?
Kat kat olup bükülürsün
Gazel gibi dökülürsün
Yırtılırsın, sökülürsün
Sen Hak yolu, bilmez misin?
Rüzgârları yarıp yanına varsam
Hasretim, özlemim biter mi, bilmem?
Kalbine girip de misafir kalsam
Hasretim, özlemim biter mi, bilmem?
Gökyüzüne bakan gözler
Umutsuzca geri döner
Bir gün hayat sona erer
Sen Hak nedir, bilmez misin?
Beni seviyor mu, kalbine sorsam ?
Kanayan yarene bir merhem olsam
Bülbül olup gonca güllere konsam
Hasretim, özlemim biter mi, bilmem?
Göz kapanır ışık söner
Canlar topraklara girer
Yerinde baykuşlar öter
Sen Hak nedir, bilmez misin?
Ayrılık ateşi yakıyor beni
Alevler sarıyor bütün bedeni
Savursam içimde yanan külleri
Hasretim, özlemim biter mi bilmem?
Bir gün ona dönülecek
Hesap, mizan görülecek
Elimize verilecek
Sen Allah’ı bilmez misin?
Garibin derdini bilen Allah’tır
Aşk ile sevgiyi veren Allah’tır
Deneyip kulunu, seven Allah’tır
Hasretim, özlemim gider mi bilmem?
Aşır TUNCA 23 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 24 ÇAKIL KUŞLARI
GÖZLER YALAN SÖYLEMEZ
ÇEK, ÇEKEBİLİRSEN?
Ak süt gibi beyazlara bürünsen
Gözlerinin içi yalan söylemez
Yalan yazıp, yazdığınla öğünsen
Gözlerinin içi yalan söylemez
Meyhaneler açılır kafa çekmeye
Dünyanın halini seç, seçebilirsen
Minareler dikilir zikir etmeye
Dünyanın halini seç, seçebilirsen
İnsanların aynasıdır yüzleri
Diller uydursa da yalan sözleri
Işık tutup, şifre sunar gözleri
Nurlu gözler, diller yalan söylemez
Harman olan yerde harman savrulur
Yanlış yolu seçenin canı kavrulur
Kitabımız Kur’ânda böyle buyrulur
Emir Allah’tandır dön dönebilirsen
Yanlışların başa belâ olmadan
Yüzündeki menekşe, gül solmadan
Doğru konuş, ecel gelip bulmadan
Dil yanılsa, gözler yalan söylemez
Gözlerini kapatsan dünya görünmez
Ayak, bacak olmasa yollar yürünmez
Öleyim desem bile hemen ölünmez
Emeksiz cennete gir girebilirsen
İçin dışın güzelliği anlatsın
Hak’tan gelen ilham seni ağlatsın
Dudak dili, hapis edip kapatsın
Seven gözler asla yalan söylemez
Düşünüp kafayı çek çekebilirsen
Zehiri, zıkkımı iç içebilirsen
Sırat Köprüsü’nü geç geçebilirsen
Rabbini,kendini tanıyabilirsen
Dil uzatıp dosta kötü söylenme
İlim diye, dalavere öğrenme
Baki sanıp, bu âlemde eğlenme
Bilen gözler, inan, yalan söylemez
Aşır TUNCA 25 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 26 ÇAKIL KUŞLARI
ORUÇLU
HANGİ YÜZLE?
Zincirlere vurulmuş, azgın nefisler
Gönüller oruçlu, kalpler oruçlu
Alnımız secdede, dilde zikirler
Gönüller oruçlu, kalpler oruçlu
Bin bir türlü belâ sardın başıma
Hangi yüzle geldin söyle karşıma?
Zehir kattın ekmeğime, aşıma
Hangi yüzle çıktın söyle, karşıma?
Camiler şenlenir, öter bülbüller
Bizden uzaklaşır, kara cahiller
Cennet kapısında bekler huriler
Bedenler oruçlu, diller oruçlu
Güvendim de düştüm, dipsiz kuyuna
Vurulmuştum senin, selvi boyuna
Bulgur pilav salınmazmış suyuna
Hangi yüzle geldin şimdi karşıma?
Deli gönül oruç tutup, uslanır
Göktekiler, yerdekiler kıskanır
İmansızlar köşe, bucak saklanır
Kulaklar oruçlu, gözler oruçlu
Seninkisi sevgi değil hiledir
Hataların, yanlışların çiledir
Sen sanırsın, canlar sana köledir
Hangi yüzle geldin şimdi karşıma?
Bekleriz on bir ay seni hasretle
Nimetler sunulur ikram, izzetle
Gizlidir içinde Kadir elbette
Mideler oruçlu, nefis oruçlu
Unuttum sanmıştım, karşıma çıktın
Bahçemi kuruttun, gülümü yaktın
Hançerleyip, yüreğimi kanattın
Söyle hangi yüzle geldin karşıma?
Cennet kapıları sende açılır
Halkın üzerine rahmet saçılır
Teravih kılana atlas biçilir
Gönüller oruçlu, ruhlar oruçlu
Kuş değilsin uçamazsın fezaya
Seven sevdiğinden gitmez uzağa
Çektiren de düşer bir gün tuzağa
Anlat haydi, neden çıktın karşıma?
Aşır TUNCA 27 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 28 ÇAKIL KUŞLARI
SÜLÜN GÖZLÜ YÂR
DARILMIŞ HAYATA
Çeşmede rast geldim ben bir güzele
Gülleri sararmış dönmüş gazele
Ayrı düşmüş sevdiğinden zavallı
Darılmış kendine bir de feleğe
Güğümünden sular taşmış akıyor
Arada bir gözler şimşek çakıyor
Sevgi sözü iğne olmuş batıyor
Darılmış kadere, bir de feleğe
Çeşmenin önünde sıra oluklar
Su içiyor kuzularla oğlaklar
Güzel gördüm subaşında uyuklar
Darılmış hayata, küsmüş kadere
Anlamıştım bu güzelin derdini
Söyledim ki, yakma kendi kendini
Körletme gel, içindeki sevgini
Söyledi ki, ben küskünüm feleğe
Canım dayanmadı, düştüm peşine
Selam verdim kapıdaki dervişe
Ne insana benzer, ne de fesine
Budur dedi dargınlığım feleğe
Aşır TUNCA 29 ÇAKIL KUŞLARI
Tanyeri ağarıp şafak sökmeden
Beklerim gelmezsin sülün gözlü yâr
Diz çöküp feleğe içim dökmeden
Beklerim gelmezsin sülün gözlü yâr
Gözlerim yolunu şirin sözlü yâr
Uzaktaki dağlar şimşek çakıyor
Çeşmeler çaresiz, sensiz akıyor
Yüreğimi alev sarmış yakıyor
Beklerim gelmezsin sülün gözlü yâr
Elma yanaklı yâr, güneş yüzlü yâr
Dua ettim seher vakti Rabbim’e
Ne verirse versin kara bahtıma
Hak ettiğim haktan verir hakkıma
Görmezsin halimi, sülün gözlü yâr
Beklerim gelmezsin şirin sözlü yâr
Çekil gayri kara talih önümden
Haber gelmez oldu nazlı yârimden
Bülbül güle ötmez oldu gönülden
Özledim gelmezsin, sülün gözlü yâr
Perişan haldeyim, güneş yüzlü yâr
Adını sayıklar garip bülbülüm
Tutuştu yüreğim, savruldu külüm
Kurudu bağımda çiçeğim, gülüm
Beklerim gelmezsin, sülün gözlü yâr
Halimi bilmezsin şirin sözlü yâr
Aşır TUNCA 30 ÇAKIL KUŞLARI
BİZ KUR’ÂNSIZ OLAMAYIZ
AYRI DÜŞELİ
Kur’an Allah katındandır
Yazılanı bozamayız
İnsan yolun başındadır
Benzerini yazamayız.
Yüreğimde bir kıvılcım kıpırdar
Aşkın deryasına düştüm düşeli
Gönül boşa kürek çekip tıpırdar
Yârin sevdasına düştüm düşeli.
Yolumuzda rehberimiz
İnsanlığı öğreniriz
Muhammed’dir serverimiz
Yazılanı bozamayız.
Buzlu ırmaklara girdim sönmedim
Acılara göğüs gerdim ölmedim
Söz verdiğim sözlerimden dönmedim
Bağrıma kıvılcım düştü düşeli.
İçindedir yerler, gökler
Gelip geçmiş Peygamberler
Allah deyip çarpar kalpler
Yolumuzdan dönemeyiz.
Yar yüzünden ıstıraplar çekerim
Oyun oynar kurtlarımı dökerim
Aslan olur, av peşinde kükrerim
Ben bu sevdalara düştüm, düşeli.
Kur’an lütuf pınarıdır
Ayet ayet nur dağılır
İnsanlığa armağandır
Biz Kur’ansız olamayız.
Deli dolu gençliğimi bitirdim
Genç yaşımda sevdiğimi yitirdim
Dede olup bir kenara itildim
Saçlarıma aklar düştü düşeli.
Okuyanlar feyiz alır
Cümle alem faydalanır
Çıkmaz kalbimizde kalır
Okumadan duramayız.
Yaşlı beden, nefes alıp çekemez
Sökülmeyen derdi kimse sökemez
El bağına giren bülbül ötemez
Gülistandan, gülden ayrı düşeli.
Aşır TUNCA 31 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 32 ÇAKIL KUŞLARI
DÖN GEL DOSTUM
YÂR YÂR
Telefonun tellerini eklerdin
İnanmıştın sen o kutsal göreve
Gece gündüz nöbet tutup, beklerdin
İnanmıştın sen bu kutsal göreve.
Yâr yâr deyip düştüm ince yollara
Yâri sordum, yâr bilmeyen kullara
Deryalara, karalara, semaya
Esen rüzgârlara, akan sulara
Yaz demedin, kış demedin çalıştın
Fidan boylu güzellerle tanıştın
Yazar oldun, şairlerle buluştun
İnanmıştın sen bu kutsal göreve.
Dost edindim sevdiğimi, yârimi
Yâr biliyor gizli, saklı halimi
Tartışılmaz güzelliği, kudreti
Ezelidir, ebediyen, dâimi
Altmışından sonra düştün sevdaya
Dostum, şimdi düştün kötü belâya
Bir gün postalarız seni Mevlâ’ya
Zarar verir oldun kutsal göreve.
Yâri, arıyorum yârin peşinde
San ki, gönül kafesimin içinde
Çıkılmıyor menzilinden dışarı
Yüreğimde fırtınalar esince
Heyecandan elin, dilin dolaşır
Aşk dediğin ölümüne oynaşır
Bu hastalık bizlere de bulaşır
Dön gel dostum, dön gel kutsal göreve.
Mekân onun, mekânında yaşarım
Emri ile yüce dağlar aşarım
Rızkı verir, ışık sunar nurundan
Onu sevdim, ona doğru koşarım
Gelme dostum sakın, sen bu oyuna
Hile yapma, evlendiğin yuvana
Çıkarırlar bir gün yüce divana
Dön gel dostum, hak yoluna, göreve.
Sahibidir yerin, göğün, semânın
Rızkların, nâsiplerin, duânın
Kuşatmıştır ilmi ile âlemi
Sonsuz hükümdârı arş-ı âlanın
Aşır TUNCA 33 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 34 ÇAKIL KUŞLARI
SEN, YUNUS’U SEVMEZ MİSİN?
DOST KUCAĞI AÇALIM
Asfalt yolu yarıp çıkan
Ayrıkları görmez misin
Allah’ımın kudretini
İbret alıp görmez misin?
Sen, Allah’ı sevmez misin?
Düşman bizi, bize kırdırmak ister
Gelin dostluklara kucak açalım
Tükenmeden içimizde ümitler
Gelin dostluklara kucak açalım
Hakkımızla, hak yoluna koşalım
Bahar geçer yaza döner
Kış gelince, buza döner
Aşkın sözü, saza döner
İbret alıp görmez misin?
Sen, Allah’ı sevmez misin?
Ortadoğu bulgur gibi kaynıyor
Hak edilen, hak yerine varmıyor
Kimse sultanını sevip, saymıyor
Gelin gönüllere sevgi saçalım
Dostluk sofrasını kurup açalım
Yağar yağmur, yer yeşerir
Çimenden halı döşenir
Çiçekler hep yemişlenir
İbret alıp görmez misin?
Sen, Allah’ı sevmez misin?
Çekiversek kalbimizden yalanı
Kuşak sarsak belimize kolanı
Rehber etsek kendimize Kur’ânı
Şimdi birlik, beraberlik zamanı
Birlik olup, gök yüzüne uçalım
Akıl vermiş, bilsin diye
Hakikâti görsün diye
İmân edip sevsin diye
İbret alıp görmez misin?
Sen, Allah’ı sevmez misin?
Pişman olup, sonra rezil olmadan
Akbabalar, başımıza konmadan
Bayrağımız, yıldızımız solmadan
Gelin neslimize ışık tutalım
Gönüllere şefkat yolu açalım
Bin bir çeşit nimet vermiş
Yer yüzüne koymuş, sermiş
Şükür demiş, Yunus derviş,
Sen, Yunus’u sevmez misin?
Hâk yolunu bilmez misin?
Geleceğe, gerçek gözle bakalım
Vatan toprağına sahip çıkalım
Uykumuzdan uyanalım, kalkalım
Tek vücut olmanın, şimdi zamanı
Gelin dosta, dost kucağı açalım
Aşır TUNCA 35 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 36 ÇAKIL KUŞLARI
BİZE HAK’TAN TERCÜMANDIR
Menekşeyle gül sereriz
Muhammed’in yollarına
Canları kurban ederiz
Muhammed’in yollarına
Sefere çıksa geliriz
Yolu haktır biz, biliriz
Ölürüz, şehit düşeriz
Muhammed’in yollarına
O ne güzel bir cânandır
Bize haktan tercümandır
Canlar ona hep kurbandır
Muhammed’in yollarına
Âhir zaman peygamberi
Çoktur onun merhameti
Rabbim vermiş cennetini
Muhammed’in yollarına
Cümle âlem seviyorlar
Yolu haktır biliyorlar
Akın, akın gidiyorlar
Muhammed’in yollarına
Aşır TUNCA 37 ÇAKIL KUŞLARI
UYDURUK
Uyduruktur, bu zamanın sevdâsı
Boşa çıkar, çırpınanın çabası
Âşık olmaz bülbül, serçe kuşuna
Güzelleri kandırırlar boşuna.
Mahkemesiz sona erer dâvası.
Yediveren çiçek olsa her gülde
Sarı çiğdem, menekşede, sümbülde
Hak sevgisi yoksa, öten bülbülde
Uyduruktur, günümüzün sevgisi
Pişman olur, tövbe eder evlisi.
Hani nerde, gül kokulu mektuplar
Dokununca, şimşek çakan kutuplar
Yıldızların altındaki mehtaplar
Uyduruktur, şu zamanın sevdası
Âşkı unutturur, şöhret kavgası.
Aşır TUNCA 38 ÇAKIL KUŞLARI
KUR’ÂN DİNLE
İnsanlığın gerçek yolu
Kur’ândadır, Kur’an oku
Olacaksan hakkın kulu
Kur’ândadır, Kur’ân oku.
Gerçek âşkın acıları silinmez
Çektikleri ıstıraplar bilinmez
Âşk perisi, her âşığa görünmez
Uyduruktur, yüreklerin yarası
Gönül eyler, hilecinin parası.
Âşka düşen, gizli sevda çekmeli
Damla damla göz yaşları dökmeli
Hak’tan gelenlere boyun bükmeli
Moda olmuş, sahte sevgi uydurmak
Cebren hile yapıp, gönül kandırmak.
Âşık olan her belâya diretir
Hâktan gelmiş deyip zikir üretir
Ah çekince yeri, göğü inletir
Var mı şimdi, Kerem ile Aslı’lar
Hâk aşığı Mevlâna’lar, Yunuslar.
Aşır TUNCA 39 ÇAKIL KUŞLARI
Muhammed Mustafa doğdu
Geçmiş dinler bâtıl oldu
Kur’ân, kanun, nizâm koydu
Kur’ân dinle, Kur’ân oku.
Fâkirleri giyindirmek
Yetimleri sevindirmek
Olgunlaşıp Hâkk’a ermek
Kur’ândadır, Kur’ân oku.
Yaşamayı seviyorsan
Mutlu olmak istiyorsan
Rızkı Hâktan bekliyorsan
Kur’ân dinle, Kur’ân oku.
Kur’ân bizim rehberimiz
İlim, irfan her şeyimiz
Muhammed, peygamberimiz
Kur’ân dinle, Kur’ân oku.
Aşır TUNCA 40 ÇAKIL KUŞLARI
GERÇEKTİR
HAYIR GÖRMEZ
Dostlar size, dostça nâsihatim var
Bu alemi gören gözler mercektir
Azrail’e denmez, “mâzeretim” var
Hayat gelip geçer, ölüm gerçektir.
İnsanlarda kibir vardır
Kurtulamaz kibrinden
Asabidir sinir vardır
Kurtulamaz sinirinden
Öten bülbüllerim, açan gülüm var
İlkbaharda susuz yanan çölüm var
İnsanlığa, insanlıktan zulüm var
Zulüm etme dostum, ölüm gerçektir.
Kör nefiste zehir vardır
Kurtulamaz zehrinden
İblisten sihir vardır
Kurtulamaz sihrinden
Âşk içinde Hâk’tan gelen sevgi var
Âşka giden yolda, nefse ilgi var
Akıl denen beyinlerde, bilgi var
Kanma nefislere, ölüm gerçektir.
Arkadaşa kazık atar
Kurtulamaz kazıklardan
Uyarınca bozuk atar
Kurtulamaz bozuklardan
Çalışırsak rızkımıza sabırla
Yakma canı, canı üzen kâhırla
Anan, baban, deden nerde, hatırla
Hazırlan ölüme, ölüm gerçektir.
Hem abtestli, hem namazlı
Kurtulamaz günahlardan
Hem niyazlı, hem de nazlı
Hayır görmez sevaplardan
Bu âleme giriş çıkış var mıdır?
Düşün, yolu geniş midir, dar mıdır?
Kabir çukuruna düşen yâr mıdır?
Mezar olan yerde, ölüm gerçektir.
Bu insanlar Allah kulu
Ağzı yavan dili sulu
Türkmen abdalların oğlu
Hayır görmez insanlıktan.
Aşır TUNCA 41 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 42 ÇAKIL KUŞLARI
SUSAT BENİ
PARA DENEN İLLETLE
Kahvaltında, çorbandayım
Giyindiğin urbandayım
Çok yakınım inan sana
Hamaylında, boynundayım
Kullar kula tapınıyor
Para denen şu illetle
İnsanlıktan sapılıyor
Para denen bu illetle
Kırma gönül kafesimi
Dinliyorum nefesini
Başın dara düşüyorsa
Çağır dağın efesini
Para sesi duyulmuyor
Parasızlar soyulmuyor
Kapılardan kovulmuyor
Para denen, şu illetle
Adımı an, beni yaşat
Bedenimi sarıp, kuşat
Sevgi istiyorsan benden
Ateşinle yakıp, susat
Paralıdır nice beyler
Parasızla gönül eyler
Ürperiyor kıllar, tüyler
Para denen bu illetle
Yakınında, dibindeyim
Telefonda cebindeyim
Başkasını görmez gözüm
İnan senin kalbindeyim
Her ürüne zam yapılır
Maaşlıya az bakılır
Garip gönüller yıkılır
Para denen bu illetle
Eğer beni özlüyorsan
Adım adım izliyorsan
Üzülürüm, yanarım ben
Sevdiğini gizliyorsan.
Zengin kat kat zengin olur
Fukaraya vergi konur
Devletin den, millet soğur
Para denen şu illetle.
Aşır TUNCA 43 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 44 ÇAKIL KUŞLARI
UMUTLARIM SABIR BEKLER
Tükendi umutlar sanki, içimde
Dolaşıyor düşmanlarım peşimde
Lokma lokma satılıyor toprağım
Kurtuluşun yolu şimdi seçimde.
ŞÜKÜR
Vatan seven, bayrak seven belirdi
Toprak satan pişman oldu, delirdi
Halk desteği, seçim ile gelirdi
Çıkmaz yolun sonu erken seçimde.
Bayrak yakanlarla, birlik olunmaz
Toprak satanlarla dirlik kurulmaz
Birlik varsa orda, mertlik bozulmaz
Efelik, yiğitlik şimdi seçimde.
Bayrağımı siyasete soktunuz
Toprağımı gram, gram sattınız
Şehidime, kötü gözle baktınız
Şehit oğlu çaresizlik içinde.
Tutturdunuz, bir Avrupa sevdası
Bu millete var mı zerre, faydası
Hak’tan umut bekler Türklük dünyası
İşsiz vatandaşın derdi geçimde.
Her dönemde zora düştü bu millet
Vurulsa da zincirlere hürriyet
Can damara dayansa da maliyet
Maliyete giden yollar seçimde.
Umutlarım sabır bekler içimde
Aşır TUNCA 45 ÇAKIL KUŞLARI
İman ettik Allah’a
Şükür Elhamdülillah
Peygamberim Mustafa
Şükür Elhamdülillah.
Bu aleme gönderdi
Varlığını bildirdi
Muhammed’i sevdirdi
Şükür elhamdülillah.
Hayat verip yaşattı
İlmi ile kuşattı
Rahmetinden boşalttı
Şükür elhamdülillah.
Kalplere ilham gönder
Bizi Hak yola dönder
Nimet dolu öğünler
Şükür elhamdülillah.
Ayaklarla yürürüz
Gözümüzle görürüz
Nefes alıp veririz
Şükür elhamdülillah.
Aşır TUNCA 46 ÇAKIL KUŞLARI
ALACALI KEKLİĞİM
Yolum düştü Çebiçli’nin dağına
Arkadaşla çıktık keklik avına
Uçurdular kekliğimi yuvadan
Kurşun almış düşmüş, Argıt çayına
Çebişli’de çöğür armut dişlerim
Kafeslerde yavru keklik beslerim
Yarin sevdasına düştüm düşeli
Geri kaldı tarladaki işlerim
Alacalım, ötüver de göreyim
Sen öterken, ben çiftimi süreyim
Düşmanların gelip, vururlar seni
Sana dayanamaz, benim yüreğim.
Yaylalarda çayır, çimen biçerim
Çam oluğun sularından içerim
Kaçma benden, on parmağı kınalım
Sen kaçarsan, ben peşine düşerim.
Yaylalarda arpa, buğday yolundu
Avcılardan, keklik soyu kurudu
Dizilmişler bir kekliğin peşine
Vedalaşıp o da uçtu, vuruldu.
Alma avcı kekliklerin âhını
Kaybedersin makamını, tahtını
Alacalım, çil kekliğim nerdesin
Kararttılar kaderini, bahtını
Duymaz olduk derelerde yankını.
Aşır TUNCA 47 ÇAKIL KUŞLARI
ŞAFAKTAKİ SABAHA
Koşturdum yolunda sevdalanmış hevesle
Sorguya çekildim, içimdeki nefisle.
Pervaneler gibi döndüm senin peşinde
Dolunayda, güneşte, rüyâmda, düşümde.
Ağarmış saçlarım, dönse kışa ne çıkar?
Gelecekse gelsin, fırtınalı sonbahar.
Çıktı yörüngesinden, doğmamış şafaklar
Neye yarar, tanyerinden sonra ufuklar?
Açtım penceremi, içimdeki Hudâ′ya
Belki kavuşurum, şafaktaki sabaha.
Çevirdim kalbimi, yaratana, Mevlâ′ya
Bağladım dilimi, duacıyım Allah’a.
Aşır TUNCA 48 ÇAKIL KUŞLARI
BU ÂLEMDE
Bu âlemde günah, sevap tartılmaz
Esirgeyen, bağışlayan Allah’tır
Cana kıyan, can çekişir kurtulmaz
Derdi veren, çektiren de Allah’tır.
NAMAZ KILALIM
İnsanoğlu, kulun kulu değildir
Şükür eder, Yaratan’a eğilir
Sevenleri yerler gökler beğenir.
Gönüllere sevgi veren Allah’tır.
Batan güneş, batık yerden dönemez
Güneş sabit durur, gözler göremez
Sevgi yoksa, hiçbir canlı üremez
Üreten de, yaratan da Allah’tır.
Avuçlayıp, yıldızları toplasak
Buket yapıp, çiğdem diye koklasak
Akıl olan beyinleri tıklasak
Beyinlere akıl veren Allah’tır.
Bu âlemde, yangın da var, kül de var
Çiçeklerden Menekşeyle, gül de var
Seher vakti dua eden dilde var.
Bülbüllere dili veren Allah‘tır.
Bal dağıtan, balcı küpü delinmez
Çalan elle menzillere erilmez
Bu alemde hırsız, haydut sevilmez.
Kul başına bela veren Allah’tır.
Kul başına bela veren Allah’tır.
Aşır TUNCA 49 ÇAKIL KUŞLARI
Ateşten korkuyorsak
Namaz kılalım namaz
Cenneti istiyorsak
Namaz kılalım, namaz
Can girmeden kabire
Düşmeden cehenneme
Kur’anın emri ile
Namaz kılalım, namaz
Abdest alıp yenile
Çevir yönü kıbleye
Derman olur derdine
Namaz kılalım, namaz
Namaz dinin direği
Unutma besmeleyi
Ateş yakmasın teni
Namaz kılalım namaz
Namaz sağlık, sıhhattir
Kör şeytanla cihattır
Yolumuzdur, sırat’tır
Namaz kılalım, namaz.
Aşır TUNCA 50 ÇAKIL KUŞLARI
YAVRU KUZUSU
GÜÇ KATMANIN ZAMANI
Sen varsın yanağımda
Sıcacık dudağımda
Dolaşırsın durmadan
Kılcal damarlarımda.
Darılıp da gidenleri, geri çağırsak
Birlik olup güçlenmenin, şimdi zamanı
Güçsüzlere, işsizlere zaman ayırsak
Zaman ile yarışmanın şimdi zamanı.
Gönlümün nazı yârim
Aşkımın sazı yârim
Anasının kınalı
Yavru kuzusu yârim
Boynumuza binenleri itip, indirsek
Doyurup da fakiri, yoksulu giydirsek
Gül kokusu sevenlere, gülü sevdirsek
Diretmeden, üretmenin şimdi zamanı.
Bilirim peşimdesin
Aklımda, düşümdesin
Kalbimde yaşıyorsun
Sen benim her şeyimsin
Vatan görevinden kaçan, olur ahlâksız
Bayrağını sevmeyenler, kalır bayraksız
Kel başını taramazmış, sedef taraksız
Beyinleri taramanın şimdi zamanı..
Hep seni söyleşirim
Dilimin ucundasın
Seninle dertleşirim
Kalbimin içindesin
Yağmursuz derenin suyu taşıp, sel olmaz
Akmayan sulardan, deniz olmaz, göl olmaz
Yurttaş yurdu seviyorsa, toprak çöl olmaz
Gönüllere gül sunmanın şimdi zamanı.
Senin için harcadım
Gençliğimi varımı
Durduramaz kimseler
Bu aşkın yağmurunu
Selamlaşıp el versek, tutar dilekler
Göçüklere bel versek, kalkar direkler
Sokaklara dil dökmeyle bitmez sinekler
Gücümüze güç katmanın şimdi zamanı.
Kalmadı aşkın hayrı
Kavuşmayız biz gayrı
Ayırdı zalim felek
Gideriz ayrı ayrı
Aşır TUNCA 51 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 52 ÇAKIL KUŞLARI
HAK SEVGİSİ
Ergin elma düşer kendi dalından
Nasipliler bulup yesinler diye
Bal arısı ikram sunar balından
Çalışıp üretmiş desinler diye
Çaya düşen dal bulursa tutunur
Aşık olan dertlerini unutur
Gamsız insan kambur olmaz, dik durur
Kaderin cilvesi görünsün diye
Emeklerin özü alın teridir
Terlemeden yemek elin kiridir
Adem ile Havva sevda piridir
Haktan gelen sevgi sevilsin diye
Hak sevgisi yerde, gökte yürütür
Bebeleri çağaları büyütür
Yardan akan sular, buğday öğütür
Suyun alameti görünsün diye
Dünya döner kenarları görünmez
Dönenlerin işi varsa, sürünmez
Birlik olan, devlet, millet bölünmez
Birliğin sırları çözülsün diye.
Zengin sultan saray yapar, yıktırır
Milletini kendisinden bıktırır
Allah, sevgi bilmeyene çektirir
Canlar canı, candan sevsinler diye.
Aşır TUNCA 53 ÇAKIL KUŞLARI
DOĞANIN KANUNU
Bal alırken her çiçekten arılar
Goncalara taze güle konarlar
Arılara ikram sunan çiçekler
Boyun büker yavaş, yavaş solarlar.
Anlamadan çiçeklerin dilinden
Bir çiçeğe esir düşer insanlar
Vazgeçemez goncasından, gülünden
Arı gibi oğul verir özünden.
Doğanın kanunu verir dersini
Dünyayı sevenler, ister hepsini
Çalışır, uğraşır ibret alanlar
Yalnız kalır, gerçekleri bulanlar.
Acı poyraz ıslık çalıp, estirir
Dersten anlayana dersini verir
Bilmeden doğanın kanunlarını
Kimi oyun olsun diye evlenir.
Bal arısı çiçeklerle buluşur
Kırmızı gül bülbülüyle konuşur
Dans ederek kelebekler uçuşur
Karıncalar gece gündüz çalışır
Öğretir doğanın kanunlarını.
Aşır TUNCA 54 ÇAKIL KUŞLARI
VURDU BENİ
ZALİMLER DE TOPRAK OLACAK
Akmaz oldu gümüş dere suları
Başımıza takmış düşman yuları
Semer kırık, yağır olmuş çulları
Çevirsek de yüzümüzü Kâbe’ye
Kösteklemiş ayakları, kolları.
Demir kazık yapıp çakmış bayıra
Ulaşmıyor zincirimiz çayıra
Bu tuzaktan Mevlâ’m bizi kayıra
Aklımızı başımıza alırsak
Kurtuluruz, kavuşuruz huzura.
Kazancımız gider gavur malına
Yetmeyince kefil ister borcuna
Elbet bir gün kopacaktır curcuna
Beyler sözlerinin eri değilmiş
Bunlar gider bu milletin zoruna.
Biri gelip bu oyunu bozacak
Defterine satır satır yazacak
Kudurmuşlar köpürecek, azacak
Sanılmasın düzen, böyle kalacak
Zalimler de bir gün toprak olacak.
Aşır TUNCA 55 ÇAKIL KUŞLARI
Kurşunum yok meteliğe
Boyun büktüm kaderime
Teslim oldum ellerimle
Vurdu beni yerden yere..
Irgat oldum, çoban oldum
Ayrı düştüm, yaban oldum
Sari saman gibi soldum
Sattı beni elden ele..
Gurbet eller geze geze
Yolum çıkar sandım düze,
Takıldım bir ümitsize
Serdi beni serden sere..
Teslim ettim her şeyimi
Kalbimdeki gül bahçemi
Anlamadı hiç halimi
Vurdu beni hançeriyle..
İşte böyle birisinin
Kulu oldum, kölesiyim
Ömür boyu çilesiyim
Sevdim onu ölesiye..
Aşır TUNCA 56 ÇAKIL KUŞLARI
KİTABIM KUR’ÂN
Medine’yi, Mekke’yi
Göster gözlerimize
Beytullâh’ı, Kâbe’yi
Nasip et ömrümüze.
ASMAM
Allah Allah, Hû Allah
Dinim İslâm’dır Allah
Muhammed Resulullah
Kitabım Kur’ân Allah
Asmalardan üzüm sarktı
Helvasını yapan yaptı
Serçeler tadına baktı
Helvasını kapan kaptı.
Hazreti Adem’in
İbrahim, İsmail’in
Makamıdır, evidir
Muhammed ümmetinin
Asmam yükün çekmez oldu
Kaynatıldı pekmez oldu
Taneleri serpmez oldu
Helvasını kapan kaptı.
Allah Allah, Hû Allah
Dinim İslâm’dır Allah
Muhammed Resulullah
Kitabım Kur’ân Allah
Âşıkların bağrı yanar
Bağında bülbülü ağlar
Üzümünden şıra damlar
Helvasını kapan kaptı.
Can boğazdan çıkarken
Şahadet nasip eyle
Cennet makamlarını
Bize münasip eyle
Doğru söyler içim, özüm
Üzüm gibi iki gözüm
Helvacıya yoktur sözüm
Helvasını yapan yaptı.
Allah Allah, Hû Allah
Dinim İslâm’dır Allah
Muhammed Resulullah
Kitabım Kur’ân Allah
Salkım olur tanelenir
Güzelleri sürmelenir
Nasip olan yedi, tattı
Helvasını kapan kaptı
Aşır TUNCA 57 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 58 ÇAKIL KUŞLARI
CUMHURİYET YAŞATIRDI MEYDANLAR
NİNEM ÇEŞMESİ
Çıktım Kayas Dağı’na
Girdim incir bağına
Çifte yumurta kırmış
Yârim zeytin yağına
Kayas Dağı yaş olmaz
Yaylasında kış olmaz
Gel beni kaçır yârim
Bu ayrılık baş olmaz
Daldan zeytin düşürür
Üşenmeden devşirir
Izgaralı mangalda
Keklik eti pişirir
Kayas köyü dağları
Bulvar olmuş yolları
Garibanlık çekenler
Allah’ına yalvarı
Ninem Çeşmesi derler
Suyunu met ederler
Pınar başına gelir
Sevda çeken güzeller
Aşır TUNCA 59 ÇAKIL KUŞLARI
Ellerinde bayraklarla çocuklar
İçimizde iz bırakmış bayramlar
Süslenirdi bayraklarla meydanlar
Atatürk’e gülümserdi bayraklar.
Ellerinde şeker dolu bohçalar
Bayram kutlar bekçilerle, muhtarlar
Güm güm öter trampetle, davullar
Nerde şimdi o güzelim bayramlar?
Demirciler demir döver geçerdi
Kalaycılar körük çekip üflerdi
Zurnalar, kavallar durmaz öterdi
Var mı şimdi, iz bırakan meydanlar?
İnletirdi meydanları bandolar
Geçiyordu uygun adım ordular
Bölük bölük geçer bütün okullar
Cumhuriyet yaşatırdı meydanlar.
Arabaya yüklerlerdi atları
Geçit resmi çakar nalbant nalları
Alkışa tutardık sanatkârları
Gelin kızlar giyinirdi alları
Nerde şimdi, bayram dolu meydanlar?
Aşır TUNCA 60 ÇAKIL KUŞLARI
SEVGİ
GÖNÜL SEN HADDİNİ BİL
Şu dağlar yüce dağdır
Arkası bahçe, bağdır
Beni yakıp kavuran
Ceylan gözlü bir yârdır
Dağların deresine
Ben yandım birisine
Ne ilâç var, ne merhem
Derdimin yâresine
Yanarım ateşlerde
Düştüm çaresiz derde
Beni berbat ediyor
İçimdeki bu yâre
Karşı yoldan yâr gelir
Fırtınalı kar gelir
Düşmanıma yâr olmuş
Bu dert bana zor gelir
Aşığa çile haktır
Çektireni Allah’tır
Gönül sen haddini bil
Haddi aşmak günâhtır
Aşır TUNCA 61 ÇAKIL KUŞLARI
Sevgi lütûf pınarıdır
Gönüllere akar durur
Sevgi suyu içmeyenin
Akan pınarları kurur
Sen Sevgiyi bilmiyorsun
Yüreğinden sevmiyorsun
Emanettir Hak’tan bize
Sevgi saçar, sevgimize
Huzur verir hepimize
Allah’ımın bir nûrudur
Sevgi nedir bilmiyorsun
Can evinden sevmiyorsun
Sevgi nedir öğrenmeli
Öğrenip de öğretmeli
Suskun dile söyletmeli
Öğrenmeyen dil tutulur
Sen sevgiyi bilmiyorsun
Yüreğinden sevmiyorsun
Bize Hak’tan emânettir
Öğrenmemek cehâlettir
Başı, sonu selâmettir
Yerler, gökler selâm durur
Sen onları görmüyorsun
Yüreğinden sevmiyorsun
Hem sevelim, sevilelim
Secde edip, eğilelim
Selâm alalım, verelim
Allah bizden razı olur
Öğrenmişsin, gülüyorsun
Can evinden seviyorsun
Aşır TUNCA 62 ÇAKIL KUŞLARI
BAYRAM ARİFESİNDE
ÖPÜLECEK ELLER VARDIR
Baklavalar açılır
Bayram arifesinde
Nûr’undan nûr saçılır
Bayram arifesinde
Bayramlarda el öpelim
Öpülecek eller vardır
Sohbetleri dinleyelim
Öpülecek diller vardır
Kıyı kenar silinir
Temizlik yenilenir
Gönüller temizlenir
Bayram arifesinde
Küçüklerden saygı görsek
Büyüklerin elin öpsek
Nineleri sevindirsek
Öpülecek eller vardır
Bakraçta şeker erir
Baklava dilimlenir
Melekler selam verir
Bayram arifesinde
Bayramlarda huzur vardır
Hak’dan Hıdır, Hızır vardır
Sultan vardır, vezir vardır
Öpülecek eller vardır
Sevgi dolar yürekler
Türlü tatlı yemekler
Kabul olur dilekler
Bayram arifesinde
Bayram bize kutlu olsun
İçimize sevgi dolsun
Bütün alem mutlu kalsın
Öpülecek eller vardır
Hak yolundan ayrılma
Kavuşturur bayrama
El açalım Mevlâ’ya
Bayram arifesinde
Kahvelerde hapis kalma
Hizmet eyle güzel yurda
Sonra pişman olup yanma
Öpülecek eller vardır
Aşır TUNCA 63 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 64 ÇAKIL KUŞLARI
AŞKIMIZA KIYDILAR
CEVİZ
Bir arada dolaştık
El ele gelemedik
Türkülerle konuştuk
Muhabbet edemedik
Ceviz dalı yan yan gider
Arasında kamyon döner
Ömür boyu gülüşenler
Sevdalanıp sevişirler
Aşka umut bağladık
Gizli saklı ağladık
Uzaktan el salladık
Merhaba diyemedik
El kılından çul yapılmaz
Malından mal paylaşılmaz
Sevdiğine varmayanın
Yanağında gül açılmaz
Bize tuzak kurdular
Arkamızdan vurdular
Yaka, yokuş yordular
Vurgunuz, diyemedik.
Ceviz kırıp yemiyoruz
Kıymet nedir bilmiyoruz
Uzaktan el sallasak da
Bir araya gelmiyoruz
Umutlarla bekledik
Biz böyle istemedik
Tanrıdan dilemedik
Aşkımıza kıydılar
Ceviz besin kaynağıdır
Yârim afyon kaymağıdır
Karşılıklı sevişenler
Hem ağadır, hem paşadır
Küstük kahpe feleğe
Yük olmuşuz kadere
Kara kaplı deftere
Bir çizik çizemedik
Daldan ceviz taşlamalı
Ceviz yiyip kışlamalı
Sevenleri ayıranı
Sıcak suda haşlamalı
Aşır TUNCA 65 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 66 ÇAKIL KUŞLARI
GEL
YAĞMUR BEKLER UMUTLAR
Gökyüzünde kara kara bulutlar
Dağ başında püslü, sisli kör duman
Dökülür, umut verir zaman zaman
Yağmur ister yüreklerde umutlar
Hasret kalmış suya kara topraklar
Boyun bükmüş, körpe taze başaklar
Tanrıya el açmış, kıvrık yapraklar
Yağmur ister duadaki umutlar
Toprak ısınmış, yer sıcak, sımsıcak
Böcekler uçuşur, koşar kıskıvrak
Çiçekler, koncalar soldu, solacak
Yağmur ister çaresizce umutlar
Yağmur bekler ırmaktaki balıklar
Umursamaz olmuş, esen rüzgârlar
Yorgun düşmüş, karıncalar, arılar
Yağmur bekler içimdeki umutlar
Umutlar kesilmez, tükenmez haktan
Yeter ki istesek, hünkârdan, şahtan
Yaratır yeniden, her şeyi baştan
Rahmetinden yağmur bekler umutlar.
Aşır TUNCA 67 ÇAKIL KUŞLARI
Yüreğimde bir kor yanar
Seni özler, seni sorar
Çıban olmuş yârem, kanar
Doktor ol gel, tabip ol gel
Yeter ki sen, yanıma gel…
Bekliyorum gelmiyorsun
Kadir kıymet bilmiyorsun
Sen de beni özlüyorsun
Bıktım artık beklemekten
Acele et, çabuk ol, gel…
Ne uyku var, ne de tünek
Çektiriyor zalim felek
Ne un kaldı, ne de elek
Geleceksen, acele gel
Yeter ki sen, yanıma gel...
Duygularım dolup taştı
Yüreğimi efkâr bastı
Kimin var ki, bize kastı
Sabırlı ol, kararlı gel
Seviyorsan, acele gel…
Kara kaşlım, siyah gözlüm
Ay cemâlim, güneş yüzlüm
Biliyorum, seni üzdüm
Özür diliyorum senden
Afet beni, çabuk ol, gel.
Aşır TUNCA 68 ÇAKIL KUŞLARI
İNSANLAR GÖRÜYORUM
İnsanlar görüyorum
Umutları yıkılmış
İnsanlar görüyorum
Imefeye satılmış
GELMİYORSUN
Devir döndü, devran geçti
İki bayram geldi geçti
Ayrılanlar hep birleşti
Bekliyorum, gelmiyorsun.
Ramazanla Kurban geçti
Aylar geçti, yıllar geçti
Kader bizi, kurban seçti
Bekliyorum, gelmiyorsun.
Telefona mesaj gelmez
Derdimi kimseler bilmez
Bayram geçti, yüzüm gülmez
Gençlik bitti, gelmiyorsun.
Kapım açık zili çalmaz
Halim nedir, kimse sormaz
Alır felek, öcün koymaz
Söyle, neden gelmiyorsun?
Bayramları devir ettim
Bana küsüp, kahır ettin
Hayatımı zehir ettin
Gözüm yolda, gelmiyorsun.
Aşır TUNCA 69 ÇAKIL KUŞLARI
İnsanlar görüyorum
Çocuklarına düşkün
Ağzını bıçak açmaz
Asabi, deli, suskun
İnsanlar görüyorum
İşi yok, borca batık
Gözü pek, kaşı çatık
Başı dik, surat asık
İnsanlar görüyorum
Çilesine tavırlı
Düzenbaza kahırlı
Öfkesine sabırlı
İnsanlar görüyorum
Zorlukları aşacak
Köpük köpük taşacak
Menzillere koşacak
İnsanlar görüyorum
Fermanları okunmuş
Teçhizatı kuşanmış
Bayrağına tutunmuş
İnsanlar görüyorum
Vız gelir ona ölüm…
Aşır TUNCA 70 ÇAKIL KUŞLARI
KİME NE?
İster zirvedeyim, ister zeminde
Hayat benim hayatımsa, kime ne?
İster sokakta yatarım, ister evimde
Hayat benim hayıtımsa, size ne?
CANGARA DERESİ
Cangara’nın suları, üç değirmen döndürür
Âşıkların bağrını, oluk suyu söndürür
Gövermiş, yeşillenmiş Cangara’nın deresi
Bekârlıktan bezenler, evlenmekmiş çaresi
Gökyüzünde bulutlar, koşuyor aya doğru
Susuzluktan yananlar, gidiyor suya doğru
Sarı yapraklarını dökmüş, meşe dalları
Asılmış gül dalına, güzellerin şalvarı
Islık sesi geliyor, değirmenin damından
Üç güzel gelip geçti kenarından, yanından.
Güzel olur, hoş olur Cangara’yı gezmesi
Güzellere verirler fındık, lokum ezmesi
Erken öter diyorlar, Cangara’nın kekliği
Delikanlı palazlar, bilir bizim çiftliği
Aşır TUNCA 71 ÇAKIL KUŞLARI
Boyun eğip sabrederim derdime
Günahım da, sevabım da kendime
Saygım vardır insanların ilmine,
Hayat benim hayatımsa, kime ne?
Ben içimi gerçek dosta dökerim
Gönüllere gül kokusu serperim
Suçum varsa cezasını çekerim
Hayat benim hayatımsa, size ne?
Alışmış bu gönül, tokat, silleye
Razı olur, Hak’tan gelen çileye,
Bir simide gelse bile yövmiye
Hayat benim hayatımsa, kime ne?
Sevemem suçlarımı başa kakanı
Af edemez kullar benim hatamı
Seviyorum bayrağımı, vatanı
Seviyorsam, seviyorum, size ne?
Girebilsek insanların özüne
Bakabilsek, gariplerin yüzüne,
Güven var mı, Aşır TUNCA sözüne
Benim sözüm anlayana, size ne?
Aşır TUNCA 72 ÇAKIL KUŞLARI
HATIR SORMAK
DOST BULAMADIM
Derdine olamam belki bir derman
Adet olmuş hatır sormak, neyleyim?
Çıkarmışlar ikimize bir ferman
Adet olmuş, hatır sormak neyleyim?
Alemin aklı yele çalışır
Kendime göre dost bulamadım
Çamur çirkefe, sele karışır
Kendime uygun dost bulamadım
Bir zalimin kapısında köleyim
Ne muradın varsa söyle, bileyim
Hatırını sorayım da öleyim,
Hatır sormak, adet olmuş neyleyim?
Arkadaş deyip takılıyorsun
Suçuna ortak katılıyorsun
Ayni kefede tartılıyorsun
Kendime uygun, dost bulamadım
Susuz kalmış, yanakların kurumuş
Çöle dönmüş, dudakların yarılmış,
Islak gözler bir zalime darılmış,
Hatır sormak, adet olmuş neyleyim?
Mızrap vururlar sağır tellere
Yalan katarlar tatlı dillere
Zarar verirler gonca güllere
Gönlüme göre dost bulamadım
Hatır bilmeyende sevgi bulunmaz
Sevgi olmayanla denge kurulmaz
Sevda yollarında koşan yorulmaz
Hatır sormak, bizde adet neyleyim?
Fikir satarlar kendilerine
Dostu atarlar yaban ellere
Yalancı dostluklar benim neyime
Fikrime uygun dost bulamadım
Hatır sormak, hatırlanmak güzeldir
Daldan düşen sarı yaprak gazeldir
Sevenlere, sevdiği yâr özeldir
Hatır sormak, bizde adet neyleyim?
Sevdim diyenler yalandan sevdi
Kimisi ısırdı, kimisi gevdi
Tuttuğum dallar elime geldi
Aklıma uygun dost bulamadım.
Aşır TUNCA 73 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 74 ÇAKIL KUŞLARI
BU ÂLEMİN SIRLARI
Bu âlemin sırlarına erilmez
Sultan vardır, adaleti görünmez
Hükümdar var kendisiyle övünmez
Bu âlemin sırlarına erilmez
Erilse de dil tutulur, söylemez
Yağmur yağar, kara toprak sürülmez
İnsan vardır, kimin kulu, bilinmez
Gönül vardır kapısından girilmez
Bu âlemin sırlarına erilmez
Göz görse de, dil tutulur söylemez
Deli vardır sokak sokak dolaşır
Sevmediği insanlara bulaşır
Duaları Hakk’a varıp ulaşır
Bu âlemin sırlarına erilmez
Beden ölür, ruhlar bize görünmez
Garip vardır, kimse bilmez halından
Meyveleri düşer kendi dalından
Melekler de tutar onun salından
Bu âlemin sırlarına erilmez
Hak’ka giden Hak yolundan dönülmez
Yerler, gökler Mevlâ’mızın serveti
Alemleri kuşatmıştır kudreti
Rızık verip doyuruyor herkesi
Bu alemin sırlarına erilmez
Hak’tan emir gelmeyince ölünmez.
Aşır TUNCA 75 ÇAKIL KUŞLARI
SARI BÜLBÜL
Ne ağlarsın sarı bülbül
Dök içini bana bir bir
Boyun bükmüş, menekşe gül
Ağlama gel, sarı bülbül
Seher vakti eser yeller
Akar gözlerinden seller
Ne bilecek derdin eller
Anlat bana, sarı bülbül
Dertli bülbül, sarı bülbül
Özlemişsin yâri bülbül
Aç bağrını serinletsin
Karşı dağın karı bülbül
Bahçendeki güller solmuş
Yuvan, yurdun viran olmuş
Hasret yüreğini sarmış
Sevdalısın sarı bülbül
Ötme bülbül yıkılırsın
Uçamazsın, çırpınırsın
Âşıkları ağlatırsın
Dertli bülbül, sarı bülbül
Aşır TUNCA 76 ÇAKIL KUŞLARI
SIRRINA
YAYLADAKİ HARMANLAR
Arş’ın nûru gizli girer gönüle
Akıl sahipleri erer sırrına
Sinek konmaz, arı konar gülüne
Akıl sahipleri erer sırrına.
Şenlenirdi yayladaki harmanlar
Buğday dolar, bağlanır kıl çuvallar
Alacalı, çakır gözlü oğlaklar
Kaval dinler, mest olurdu kulaklar
Hakikatin üzerinde sır vardır
Gönüllere ışık veren nûr vardır
Aşılmaz dağlarda, karlı yol vardır
Yolu bilen erer işin sırrına.
Korunurdu koruluklar, fidanlar
Çimen kokar çayırdaki pınarlar
Yamaçlarda kıldan kara çadırlar
Bir başkaydı yayladaki harmanlar
Çarpışmadan döner nice küreler
Yaşlandıkça çöker gonca sineler
Kula sabır için gelir çileler
Sabır eden erer işin sırrına.
Çam kokusu yayar, esen rüzgârlar
Gökyüzünde atmacalar, kuzgunlar
Çekilirdi develerle samanlar
Şenlenirdi yayladaki harmanlar
Göktekiler devran sürüp dönerler
Arşın kanununa boyun eğerler
Koşturuyor geceleri, gündüzler
Çözebilen erer işin sırrına.
Kara tencerede bulgur pilavı
Tazılarla yakalarlar her avı
Çam sakızı kapatırdı yarayı
Saman kokar yayladaki harmanlar
Açılır perdeler, canı coşturur
Yolu bilen, Hak yoluna koşturur
Sanılmasın sahne ardı, boş durur
Gülümseyen gözler erer sırrına.
Yaylaları orman dikip kapattık
Yoklukları, biz kendimiz yarattık
Yayladaki otlakları daralttık
Şimdi yalnız yayladaki ormanlar
Aşır TUNCA 77 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 78 ÇAKIL KUŞLARI
SEVMEYİ, SEVİLMEYİ BİLMEDEN
Takıldığım tutkular götürüyor çıkmaza
Sevdanın ilimini, terimini bilmeden
Bülbüllerim sustu, güllerim çekildi naza
Sevdanın yolunu, yöntemini bilmeden
Bahar çiçeklerinin kokusuna aldandım
Düşünmedim ömrümün gençliğini harcadım
Hazan mevsimine döndü başımdaki saçlarım
Sevdanın çilesini, hilesini bilmeden
DEĞİŞİR
Anlamadan sevdayı düştüm çile yoluna
Tereciyi görmeden, çıktım tere avına
Nelerimi kaybettim, sevdaların uğruna
Sevginin manâsını, dehâsını bilmeden
Susuz sevgi, kavuşursa yağmura
Baharı değişir, yazı değişir
İnsan yönelirse Hak’kın yoluna
Çehresi, siması, özü değişir
Sevdaya aşktır deyip geçiverir kimimiz
Dert küpüne dönüşür, yüreğimiz, içimiz
Ne dilimiz konuşur, ne de susar sesimiz
Sevdanın sırrını, sırdaşını bilmeden
Allah diyen diller, nûr’a kavuşur
Zaman bulur, Hak yoluna alışır
Hamlık yok olur, erginlik oluşur
Bakışı, görüşü, sözü değişir
Takılırız peşine, azgın akan sellerin
Yüzü güler, aç kalmış denizlerin, göllerin
Ne feleğin kabahati var, ne de kaderin
Sevdanın dilini, dinini bilmeden
Dünya görünse de, dolu beşiğe
Huzur verir, Hak sevgisi kişiye
Vedâ eder, zehir saçan şişeye
Astarı, kumaşı, bezi değişir
Bir zerrecik sevginin, peşindeyiz hepimiz
Asılmış boynumuza ilmek ilmek ipimiz
Sevdalara tutkunuz, sevgisine esiriz
Öğrenmeden sevmeyi, sevilmeyi bilmeden
Dostlar dosta, uzatırsa elini
Küfürlerden sakınırsa dilini
Hak temizler kalbindeki kirini
Evrene bakışı, gözü değişir
Aşır TUNCA 79 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 80 ÇAKIL KUŞLARI
RİCAT BORUSU
Yaralılar bir dereye dizildi
Bekleriz, çalmıyor ricat borusu.
Analar ağladı, kızlar üzüldü
Bekleriz, çalmıyor ricat borusu.
Hak sevgisi varsa, insan özünde
Nûr görülür, onun kirli yüzünde
Sevgi arar, Muhammed’in izinde
Yüreğin yanışı, közü değişir
Kişi hakikate doğru koşarsa
Terk edip de, kötülüğü boşarsa
Dünyasını sevgi ile yaşarsa
Ahlâkı, edebi, tezi değişir
Haramdan kaçınıp helâl içersek
Gelecek nesile, fidan dikersek
Emek verip, alın teri dökersek
Bu yurdun yakası, düzü değişir
Tellerin mızrabı, sazı değişir
Yüreğin çırpınan, hızı değişir
Av peşinde koşan, tazı değişir
Düşmanı dost bilip, halktan kaçarsak
Ülkede tat kalmaz, dozu değişir
Aşır TUNCA 81 ÇAKIL KUŞLARI
Sakarya’yı vurup, geçtik ileri
Söküldü düşmanın çelik siperi
Kanatlanmış uçar Türk’ün askeri
Bekleriz, çalmıyor ricat borusu.
Dumlupınar, kuşatılıp çevrildi
Girilmeyen şehirlere girildi
Düşman surları, kalesi devrildi
Bekleriz, çalmıyor ricat borusu.
Keçelendi trenlerin ayağı
Meleklerle bir yapmıştık duayı
Kahpe düşman kendi buldu belayı
Bekleriz, çalmıyor ricat borusu.
İzmir’in üstünde, kara bulutlar
Açıldı yeniden, sisli ufuklar
Çekildi göndere,şanlı bayraklar
Bekleriz, çalmıyor ricat borusu.
Aşır TUNCA 82 ÇAKIL KUŞLARI
KEVSER IRMAĞI GİBİ
Nemli gözlerinden yaşlar süzülür
Cennet-i âla’nın damlası gibi
Boncuk boncuk gül yanağa dizilir
Kevser ırmağının damlası gibi
İLHAM PERİSİNDEN HABER GELMEDİ
Gözlerinle yüreğimi yakarsın
Can evime kirpiğinle batarsın
Gürlemeden yağmur olup akarsın
Kevser ırmağının akışı gibi
Kalemle, kâğıtla ettik sabahı
İlham perisinden haber gelmedi
Geceler üstlendi suçu, günâhı
İlham perisinden haber gelmedi.
Göz yaşların Allah deyip, dökülür
Taşa dönmüş kâlbin, harcı sökülür
Gizli saklı Hak önüne çökülür
Kulun Hak’ka teslim oluşu gibi
Kalemle kağıtla sustuk, bekledik
Yükümüze bir yük daha yükledik
Saatlere birer saat ekledik
İlham perisinden haber gelmedi
Besmeleden çıkar Kevser ırmağı
Huri kızlar taşır gümüş bardağı
Koklatırlar mis kokulu damlayı
Isparta gülünün kokusu gibi
Bastırdı uykular ela gözleri
Çeşmelere vurduk sersem yüzleri
Dağıtıp, topladık sırlı sözleri
İlham perisinden haber gelmedi
Allah diyen bulur Cennet yolunu
Hak affeder, Hak’ka tapan kulunu
Nasip olan içer Kevser suyunu
Zemzemin gönüle akışı gibi
Abdest alıp, kıyam durduk kıbleye
Koyduk alnımızı yere, secdeye
Hasret kaldık, bir ufacık müjdeye
İlham perisinden haber gelmedi
Kevser suyu akar gümüş oluktan
Gül kokusu gitmez, gülen dudaktan
Çiğ damlası damlar nûrlu yanaktan
Güllerin bülbüle bakışı gibi
Bülbüller uyandı vakti seherde
Açıldı goncalar bütün güllerde
Aşır Tunca bekler, sözler dillerde
İlham perisinden haber gelmedi.
Aşır TUNCA 83 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 84 ÇAKIL KUŞLARI
SARI YILDIZLAR
GEL DELİRME
Deniz mavisine dönmüş gökyüzü
Gülücükler saçar sarı yıldızlar
Işıkları sönmez, tükenmez közü
Göz kırpıyor gökte sarı yıldızlar
Dert küpüdür için dışın
Kız delirme, sinirlenme
Hep önüne eğik başın
Gel delirme, sinirlenme..
Görevleri ışık alıp vermektir
İnsanlığa uzaklardan gülmektir
Akıbetin sırlarını bilmektir
Göz kırpıyor bize sarı yıldızlar
Düzen bozuk, ne yaparsın
Malımız yok, ne satarsın
Şaşırıp, şaşkın bakarsın
Kız delirip, sinirlenme..
Ayna gibi yansıtıyor ışığı
Her birisi hakikatin aşığı
Ne yazlığı vardır, ne de kışlığı
Kıpır kıpır güler sarı yıldızlar
Şakşakçılar yolu keser
Zor yolları sabır geçer
Bir gün bu devran da düşer
Kız delirip, sinirlenme..
Dalga dalga noktalıdır çehresi
Ne parası vardır, ne de akçesi
Görünmüyor topukları, ökçesi
Kıpır kıpır güler sarı yıldızlar
Sakin ol, bir sigara yak
Yok oluruz, giderayak
Ne tel kalmış, ne de duvak
Kız delirip, sinirlenme..
Ne kusurları var, ne de hatası
Değişiktir her birinin rotası
Onlar evren tespihinin halkası
Kıpır kıpır döner sarı yıldızlar
Yalan dünya, her şey yalan
Ne ilaç var, ne de derman
Biliyorsan, oku Kur’an
Gel delirme, sinirlenme..
Aşır TUNCA 85 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 86 ÇAKIL KUŞLARI
İŞTE GELDİK, GEÇİYORUZ
MÜMİN MİDİR, MÜSLÜMAN MI?
Anlamadık şu dünyanın sırrından
Pişirmeden, pişkin yedik fırından
Ömür bitmiş, habersiziz yarından
İşte geldik, geçiyoruz dünyadan
Atıp, tutar palavradan
Haklı söze söyler yalan
Tecavüzle, mal, mülk çalan
Mümin midir. Müslüman mı?
Bağrımızda menekşe, gül solmadan
Aklımızı çalıştırıp, yormadan
Hedef tahtasını, görüp vurmadan
İşte geldik, geçiyoruz dünyadan
Kardeş hakkı yiyip yatan
Sakal koyup, kul aldatan
Kendisinin sanır vatan
Vatandaş mı, Müslüman mı?
Niceleri bu yollardan geçtiler
Ecel pınarından şerbet içtiler
İyi, kötü ne ektiyse biçtiler
Biz de geldik, geçiyoruz dünyadan
Para toplar, cami yapar
Kıyıdan, kenardan çırpar
Duvar çökmüş, kubbe sarkar
Hayırsever Müslüman mı?
Sevecenler, kendisini sevdirir
Dik duracak başa boyun eğdirir
Hak bilenin, Mevlâ’m yüzün güldürür
İşte geldik, geçiyoruz dünyadan
Sazı varken, caz getiren
Evli eve, kız getiren
Adaleti vazgeçiren
Mümin midir, Müslüman mı?
Bu alemi kimse baki sanamaz
İstediği kadar burada kalamaz
Sevgi vermeyenler, saygı alamaz
Saydık, sevdik, geçiyoruz dünyadan.
Siyasetle uğraşanlar
Hak, hak deyip dalaşanlar
Yalan, yanlış konuşanlar
İnsan mıdır, Müslüman mı?
Aşır TUNCA 87 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 88 ÇAKIL KUŞLARI
ÇAKIL KUŞLARI
Geçirdim ömrümü, kör kuyunun başında
Derdimin dermanı, öksüz çakıl kuşları
Davazlı Sabri’nin bahçe duvar taşında
Arar yuvasını, yavru çakıl kuşları
Keklikler ötüşür, Akçay’ın ötesinde
Yıkık bir çardak, kör kuyu var köşesinde
Aklım uzaklarda, bir zalimin peşinde
Beni mutlu eden yalnız çakıl kuşları
Dört yılda bir bal yalatan
Mülk çalarak, mal yaratan
Kul olup da, kul ağlatan
Mümin midir, Müslüman mı?
Müslüman’a atar kazık
Çaldığını yapar azık
İşte budur, sütü bozuk
Söyle, bunlar Müslüman mı?
Susuz çaya olta atar
Gökten, yerden balık tutar
Ar’ı bilmez, namus satar
Namussuzlar Müslüman mı?
Çalan zengin satan sefil
Uyan gayrı, uyan gafil
Müslümanlık bu değildir
Bilen canlar Müslüman’dır
Hak’ka tapan kul insandır.
Aşır TUNCA 89 ÇAKIL KUŞLARI
Mutluluk vermedi bana kötü kaderim
Saklasam sevdamı, kınalıydı ellerim
Kırık filizlerden açtı, yine güllerim
Bana umut veren, yalnız çakıl kuşları
Omzumda balyoz, kazma, çapa, küreğim
İçimde yangın var, alev alev yüreğim
Parçalar taşları, çakıl yapar bileğim
Bana eşlik eden, yalnız çakıl kuşları
Akçay’ın suları deli köpük, köpürür
Karıncalı dağdan çürük zeytin dökülür
Ellerim kınalı, sevdaları süpürür
Sevdamı anlayan, yalnız çakıl kuşları
Kemer Barajı’na o yıl yolum düşmedi
Alev alev içim, ama yürek pişmedi
Gönlüm Bozdoğan’ın sevdasından geçmedi
Yuvasına koşar yavru çakıl kuşları.
Aşır TUNCA 90 ÇAKIL KUŞLARI
GURBET KUŞLARI
AĞLAMA SEN
Bozdoğan’ın yüreğinde bere var
Dağlarında sevda izi yare var
Ne ağlarsın Kazandere, Haydere
Günümüzün her derdine çare var
Üzülme sen Madran dağı derdine
Hesap ver gel, sen de kendi kendine
Niceleri hasret kaldı sevgine
Ağlama sen Karapınar, Yenice
Nazilli’yi sıcak basar, yaz olur
Kuyucak’ın arpaları tez olur
Bozdoğan’ın suyu tatlı buz olur
Ağlama sen Karacasu, Başaran
Gönül dostlarıyla geldik düğüne
Araplı’dan Kılavuzlar Köyü’ne
Özleyip de geldik Baraj Gölü’ne
Ağlama sen Yenipazar, Alamut
Aydın ili, hepimizin ilidir
Şükrü Öksüz, kulağıdır, dilidir
Kerim Özbek, Nazilli’nin piridir
Ağlama sen Çubukdağı, Horsunlu
Aşır TUNCA 91 ÇAKIL KUŞLARI
Nazilli’nin Gar’ında, gecenin yarısında
El sallar vagonlardan, geçer gurbet kuşları
Karapınar Dağı’nda, Pirlibey Ovası’nda
Yonca biçer Yenipazar’da gurbet kuşları
Çekmiş çoban Mehmet, gölgeliğe koyunu
Kargılar serinletir, toprak testi suyunu
Pinar kökünün közlerinde demler çayını
Sıcaklara boyun eğmez gurbet kuşları
Güneş dikilmiş Karıncalı Dağ’ın üstünde
Kimi söğüt gölgesinde, kimi de köşkünde
Beş dakika molayı bekler, gözler tütünde
Ayları, haftaları sayar, gurbet kuşları
Belinde urganı var, omuzlarda kolanı
Anlamaz işi olan, geçip giden zamanı
Kara tren gibidir, sigaranın dumanı
Çilesini doldurup uçar gurbet kuşları.
Gün dolunca bir anda bırakırlar urganı
Alırlar Nazilli’nin basmasından yorganı
Birer çuval incirle, bir de zeytin sabunu
Sevinç nâraları ile coşar gurbet kuşları
Biner kara trenlere, uçar gurbet kuşları.
Aşır TUNCA 92 ÇAKIL KUŞLARI
İLLET
ÇALIŞMAK DA İBÂDETTİR
Sevda dedikleri illet
Gele gele buldu beni
Şah damarımdan girip
Can evimden vurdu beni
Evlât için baş koyarsın
Sen istersen taş oyarsın
İşi sevip, çalışırsan
Aç kalmazsın, hep doyarsın
Bir avcıya beni sattı
Şaşkın ördek gibi yaptı
Vicdansıza esir edip
Ocağına atıp, yaktı
Çalış yavrum, durma çalış
Zor işlere sen de alış
Memleketin hâli belli
Satıyorlar karış, karış
Bu sevdanın sonu yoktur
Örtüsü var, donu yoktur
Ne bilecek bunu doktor
Uçuruma attı beni
İşyerine uyum sağla
Başını eğ, elin bağla
Sağın, solun ağlıyorsa
Ağlayanla sen de ağla
Bildiğimiz sevda değil
Deniz değil, dalga değil
Hem güleriz, hem ağlarız
Sevgi değil, kavga değil
Aklımızı işe versek
Arkadaşı candan sevsek
Bileğini büken olmaz
İman edip güçlenirsek
Muhabbet var, nefret de var
Ayrı kalsak, hasret de var
Hayat böyle geçip gider
Çilesi var külfet de var.
Açar doğruluktan güller
Ömür biter geçer günler
Çalışmak da ibâdettir
Aşır baba doğru söyler
Aşır TUNCA 93 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 94 ÇAKIL KUŞLARI
ÇIKILMAZ
AYRILMAZ
Teraziler yanlış tartı tartıyor
Bu düzenle, bu yokuşlar çıkılmaz
Günden güne, kötülükler artıyor
Bu düzenle bu yokuşlar çıkılmaz.
Yiğitlerin türlü huyları vardır
Güzel huyu kapan, ondan ayrılmaz
Ceylan Gözlü ince, nârin yâr vardır
Yâri seven, o yârinden ayrılmaz
İlâh gibi “İmefe”ye tapıldı
Cadde, sokak çapulcuya satıldı
Atatürk’ün hedefinden sapıldı
Bu düzenle, zor yokuşlar çıkılmaz
Gözler, gönül gözlerinden bakarsa
Sevda seli, gönüllere akarsa
Yâr sevgisi, yüreklere batarsa
Seven gönül, sevdiğinden ayrılmaz
Geçim derdi, vatandaşı sıkıyor
İnsanoğlu yaşamaktan korkuyor
Koca köy’ü eşkıyâlar basıyor
Bu düzenle bu yokuşlar çıkılmaz
Kılavuzsuz bulur sevgi Mevlâ’yı
Susturamaz yerler. Gökler sevdayı
Işın ışın kâlbe giren dalgayı
Alan gönül sevdiğinden ayrılmaz
İnsanımız taştan ekmek çıkarır
İşsiz, güçsüz Allah diye yakarır
Bedende can isyan eder, zıbarır
Bu düzenle, bu yokuşlar çıkılmaz
Köle olup, koşumlara koşulsa
Alevlerde dağlanıp da yakılsa
Yıldızlara, starlara tosulsa
Can sevdiği cânanından ayrılmaz
Aşır der ki, sabır taşı çatladı
Takkelinin malı bine katladı
Sır çözenler, sırlarını sakladı
Bu düzenle, bu yokuşlar çıkılmaz
Sevda seli bulanıktır, durulmaz
Zeytin yağı gibi sudan sıyrılmaz
Sevenlere sevda nedir, sorulmaz
Beden ölür gider, gönül ayrılmaz.
Aşır TUNCA 95 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 96 ÇAKIL KUŞLARI
YAŞANIR MI?
Sandığımda şal tükendi
Salça bitti, bal tükendi
Kazanmadan mal tükendi
Yaşanır mı şu âlemde
Tutunacak dal tükendi.
Yaka, bayır sahiplendi
Hırsız, haydut nasiplendi
Açık kapı, küskülendi
Yaşanır mı bu âlemde
Verilmeden hep istendi.
Kilim eski, çürük halı
Gül diyorlar, o bir çalı
Kıyı sahil, dolmuş yalı
Yaşanır mı şu âlemde
Çin’den gelse eşek nalı?
Ne mera var, ne de sazlık
Sarayı var kışlık, yazlık
İşlerimiz, hep cambazlık
Yaşanır mı şu âlemde?
Düzen baştan sona bozuk.
Bayrak diksem, yırtıyorlar
Yer, yurt versem satıyorlar
Çalışmayıp, yatıyorlar
Yaşanır mı şu âlemde?
Haram helâl, tıkıyorlar.
Aşır TUNCA 97 ÇAKIL KUŞLARI
GÖZYAŞLARIM KURUDU
Diz çökmüştüm, dizlerinin önüne
Ağlamaktan, gözyaşlarım kurudu
Vurulmuştum, gözlerinin rengine
Ağlamaktan, gözyaşlarım kurudu.
Çıkılmayan yokuşlara tırmandım
Veli iken, deli gibi kıvrandım
Gonca güldüm bir zalime aldandım
Ağlamaktan, gözyaşlarım kurudu
Kalmadı gönlümün orta ayarı
Kardeşlerden gördüm, bunca zararı
Kuruttular, kâlbimdeki pınarı
Ağlamaktan, gözyaşlarım kurudu
Haksızlara, hâkikatler görünmez
Hakkı bilen, kendisiyle övünmez
Eyvah çekip, mâhşer günü dövünmez
Ağlamaktan, gözyaşlarım kurudu
Gel hâkikat sevgisine gönül ver
Şükür bilen, Hâk’tan gelenleri yer
Yazı, kader ondan gelirmiş meğer
Ağlamaktan, gözyaşlarım kurudu.
Aşır TUNCA 98 ÇAKIL KUŞLARI
GÜMÜŞ DAĞI
SEVENLER GİTMEZ
Sabahları gün doğmadan kalkarız
Gümüş Dağ’a umutlarla bakarız
Biz bu dertten kurtuluruz, çıkarız
Çalışırsak, emek verip toprağa
Sevenler, ayrılıp gitmez
Düğün, dernek gününde
Yalvarsan da, hiç fark etmez
Yıldızların önünde.
Gümüş Dağ’a güneş doğar erkenden
Çıkılmıyor yamaçlara dikenden
Bereketi, incir ile zeytinden
Çalışırsak emek verip toprağa
Başkasını seviyorsan
Utanmadan söyle git
Eğer pişman oluyorsan
Gel hakkını helâl et.
Gümüş dağın bir tarafı Şarlak’tır
Çalışmayan avaredir, aylaktır
Çalışkanlar ışıldaktır, parlaktır
Emek verip, çalışırsak toprağa
Dayanamaz, gönlüm sana
Sevdiğimi bilirsin
Istırap çektirme cana
Perişansın, rezilsin.
Sarmaşıkla boy ölçüşür lâleler
Aşık olan, Gümüş Dağ’da dağ deler
Kara saban sürer toprağı, eler
Emek verip çalışırsak toprağa
Gitmek, sana yakışmıyor
Gururlanıp, direnme
Kimsecikler sataşmıyor
Gel, kendinle öğünme
Tarih kervanları geçmiş tependen
Memnun musun, şehir olmuş Söke’nden
Gümüş Dağı, kazıyorlar kökünden
Sur olup da dikilmeli toprağa.
Elbet bir gün anlayıp da
Pişman olup dönersin
Gurbet elde kalmayıp da
Gelir beni seversin.
Gümüş Dağı, gümüşlerin nerede
Akmaz olmuş suyun, şarlak derede
Göster gayri, neyin varsa bize de
Emek verip çalışalım toprağa.
Aşır TUNCA 99 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 100 ÇAKIL KUŞLARI
SÖYLE FELEK
Haber salmış o yâr, gelemem diye
Söyle zalim felek, sana ne ettim
Ak gerdana yüzüm süremem diye
Söyle zalim felek, sana ne ettim
Cebim delik, gurbet elden dönemem
Üç kuruşu, beş nüfusa bölemem
Derdim çoktur, kimselere söylemem
Söyle zalim söyle, sana ne ettim
Çıkamadım yâr yoluna, sılaya
Sabır çektim, başa gelen belâya
Hasret kaldım, nazlı yârla anaya
Söyle zalim söyle, sana ne ettim
Gurbet elin çilesi hiç tükenmez
Delikanlı, gencin boynu bükülmez
Gariplerin kursağına çökülmez
Söyle felek söyle, sana ne ettim
Elbet bir gün kara günler geçecek
Zulüm eden, zalimler de bitecek
Gönül sevgi pınarından içecek
Söyle felek söyle sana ne ettim.
Aşır TUNCA 101 ÇAKIL KUŞLARI
KARA AĞA MAHSULÜ
Seher vakti geldim bahçe suyundan
Sabah erken kaldırırlar uykumdan.
Haydi yavrum al tırpanı eline,
İki yufka ekmek koydum heybene.
Evlek evlek ekinleri biçerim,
Dolu testi varsa suyu içerim.
Destelerden yorgan, yatak yaparım.
Seher vakti atak yapar kalkarım.
Dumanlı toz, samanlarla kapışır
Bedenime islik, gömlek yapışır.
Alıç dallarına astım helkeyi,
Döküp yemiş, fark etmedim tilkiyi.
Acı soğan, kuru ekmek talim et,
Emeklerim kardeşlere ganimet.
Tırmık çeker, desteleri toplarım;
Karpuz kabuğunu görsem, koklarım.
Soğuk suyum uzaktaki kuyuda,
Kırda yatmak, özletiyor çayı da.
Aşır TUNCA 102 ÇAKIL KUŞLARI
Kara kağnı öküzlere koşulur.
Deste yığın harmanlara taşınır.
Katar olmuş saplar, harman yerinde,
Ağaç dirgen, demir dirgen elimde.
Katar saplar didik didik yayılır,
Top desteler çimdiklenir, dağılır.
Çiğnenince düven koşup sürülür,
Malamanın altı, tane serilir.
Altı üstü aktarılır, çevrilir;
Öbek yığın yaba kürek savrulur.
Eleklerle, kalburlarla elenir;
Kıl çuvallar doldurulur, belenir.
Buğday değirmene girer öğünür,
Değirmenci hüneriyle övünür.
Fırın tandır ateşlenir, yakılır,
Beze hamur, yufka, börek açılır.
Unutmayız geleneği, töreyi;
Selam veren yesin katmer, böreği.
Bereketli olsun, selam verelim.
Buyur edip beraberce yiyelim.
Şükür edip besmeleyi çekelim,
Toprak tava gelsin, yine ekelim.
İşte böyle, devran dönüp dolaşır;
Kara Ağa mahsulüyle uğraşır.
Aşır TUNCA 103 ÇAKIL KUŞLARI
AKŞEHİR’İ DÜŞÜNÜRÜM
Akşehir’i düşünürüm
Hayal eder dolaşırım
Sultan dağın eteğinden
Kekik kokan çiçeğinden
Yaylasına ulaşırım
Akşehir’i düşünürüm.
Tekke köyün deresinden
Adım adım ilerlerim
Dorukları seyrederim
Hayaller penceresinden
Akşehir’i düşünürüm.
Terk edilen kayıkları
Bitmiş, sazan balıkları
Makasala çorapları
Sırça küpten, yayıkları
Akşehir’i düşünürüm.
Aşır TUNCA 104 ÇAKIL KUŞLARI
HASAN DAĞI
Sakinleşmiş yaylaları
Bulgurları, yarmaları
Isparta’ya esir düşmüş
Kirazları, elmaları
Akşehir’i düşünürüm.
Yavaş yavaş yürüyorum
Yoğurt pazarına doğru
Etli ekmek görüyorum
İçi, içli kıyma dolu.
Akşehir’i düşünürüm.
Gören var mı, Hasan dağını
Çimene boyanmış yaylalarını
Zirvesindeki Nemrut gölünü
Bereketli vadileri, ovalarını
Gören var mı, Melendiz çayını
Kitrelli’nin cevizlerini, armutlarını
Bağ bozumunda keletir çeken
Gacır gacır öten kara kağnılarını
Gören var mı, yeşil gölcük başını
Taşa oyulmuş kral koltuklarını
Dapır tepesini, Misli ovasını
Nakış nakış işlenmiş saklı mağaraları
Çıkıyorum Hıdırlık’a
Bakıyorum Akşehir’e
İniyorum mezarlığa
Nasrettin’i ziyarete
Akşehir’i düşünürüm.
Gören var mı, patates tarlalarını
Çapa çeken çalışkan kadınlarını
Başları dik inatçı mı inatçı
Sanki onlar gerçek Hasan dağlı
Bermende’nin yollarında
Can kurtaran bölgesinde
Meşelerin gölgesinde
Dolaşırım pınarında
Akşehir’i düşünürüm.
Gören var mı, Kömürcü köyünün
Fakir garip insanlarını
Düşünceye dalar insanın aklı
Kim bilir Hasan dağında
Binlerce gizli, sırlı Kapadokya saklı
Yolum reis kasabası
Emir Yavaşgel türbesi
Çakırları, yayla beleni
Akşehir’i düşünmez mi?
Hasret kalmış sevenleri.
Gidip görün Hasan dağını Anadolu’yu
Ne batıyı unutun ne de doğuyu
Çıkıp görün Hasan dağın zirvesini
Çekin üzerinden sis perdesini
Bu günü unutup görün Nemrut çağını.
Aşır TUNCA 105 ÇAKIL KUŞLARI
Aşır TUNCA 106 ÇAKIL KUŞLARI
UMUT ÇİÇEKLERİ
Umut Çiçekleri
Aşır Tunca'nın 144 sayfalık şiir kitabı. Şairimizin şiirleri genelde hece vezniyle yazılmış, şekillendirilip sayfalara aktarılmış
şiirler. Sayfa 5'teki "Onun" adlı şiirinden iki dörtlük alarak devam
edelim. Buyrun:
"Gönülleri, gönüllerle,
Buluşturup sevdirelim.
Eren ermiş, nail olmuş,
Biz hamları erdirelim...
Yerler gökler, kürre O'nun,
Damla damla zerre O'nun,
Yedi katlı semalarla,
Kabe O'nun, Merve O'nun..."
Evet, her şey... Görünen görünmeyen O'nun değil mi? Öyle... O halde, inancımızı, geleceğimizi O'na göre ayarlamalıyız,
sıralamalı ve değerlendirmeliyiz. Gelecekle bugün arasındaki
köprünün sağlamlığına ona göre yön vermeliyiz.
Aşır Tunca yazarken, ortaya koyarken, bundan önce de değerlendirirken fazla zorluk çekmiyor. Ve sayfa 82'deki "Bitir bu
çileyi" şiire kulak verelim, neler söylüyor şairimiz:
- Senden çektiklerim acı, ıstırap/ Aşk değil seninki, bir kuru
merak/ Çöllere düşürüp gösterdin serap/ Bitir bu çileyi, kurtulam
senden...
Dua, istek, talep, beklenti bunlar efendim.
Burdur'da Bugünlük, Dr. İsa KAYACAN
Yeni Gün Gazetesi, Sayı: 15690 - Sayfa: 2 - 31 Aralık
2005 Cumartesi.
Aşır TUNCA 107 ÇAKIL KUŞLARI
Aradım ben bulamadım,
Seni elden soramadım.
Bülbül oldum seherlerde,
Gonca güle konamadım.
Aşır TUNCA
Söke Şair ve Yazarlar Derneği üyesi olan Sayın Aşır Tunca son çıkardığı “Umut Çiçekleri” adlı ikinci şiir kitabını imzalamış, göndermiş.
Daha önce bu köşede, aynı derneğin “Sarızeybek” isimli
edebiyat, kültür ve sanat dergisini tanıtmıştık. Dergide yer alan
Eskişehirli şairlerden örnekler vermiştik. Böylece Eskişehir ve
Sökeli şairler arasında bir köprü kurulduğuna inanıyorum.
Bu yazının da aynı manada değerlendirileceğine inanıyorum.
Şiirlerini hece vezniyle yazan Tunca’nın kitabında 130 şiir
bulunmaktadır. Bu şiirlerden 21’i 7’li, 42’si 8’li, 65’i 11’li ve iki
şiirde 12’li hece ölçüsüyle yazılmıştır. Buna göre şairin en çok
11’li heceyi tercih ettiği anlaşılmaktadır.
Sade, açık, duru bir Türkçe ile şiirlerini yazan şair, çeşitli
konularda rahat okunan şiirler yazmıştır. Bazı şiirleri maneviyat
ile yoğrulmuştur.
“Selam Olsun” adlı şiirden:
Canlar varlığını bilir,
Bilenlere selam olsun.
Hakk’ı inananlar görür,
Görenlere selam olsun. (s.12)
İçinde yaşadığı ilçeyi, çevreyi anlatan şiirleri, tabiat güzelliklerini tasvir eden şiirleri dikkat çekmektedir.
Ömer Sedat TOPAL
İki Eylül Gazetesi, 31 Ocak 2006 Yıl: 18
Aşır TUNCA 108 ÇAKIL KUŞLARI
ÇAKIL KUŞLARI * İÇİNDEKİLER
Aşır Tunca, İyi Şair…
Gerçek şiir, yaşayacak olan gerçek şiir; geçmiş ve gelecek
arasında kurulmuş en sağlam bir köprüdür. Bu köprüden milletinin tarihi, talihi, sevdaları dizi dizi geçtikçe geçer.
Bugün TV’lerde şiir okuyanları ben de dinliyorum. Hepsi
de aynı dalda, sanki aynı şiiri okuyor gibi davranıyorlar. Ünlü
şiirlerin çoğunda, öznesi değiştirilmiş bir “sol yanım” şiiri almış
başını gidiyor. Bu yol, günümüz şiirinin çıkmazıdır. Aslında milletimiz, bu şiirlerden hoşlanmıyor ama sofrasına çıkarılanla da
yetinmek zorunda olduğunu biliyor. “Canım, sevgilim, şekerim”ler ya da fotokopi “tekerlemeler”le şiir severe yaklaşmak zor. Anlayacağınız, yanlış yoldayız.
Yayıncılar mı? Onlar zaten ortada yok. İktidar sahiplerine
arka çıkan havanların demiri olup çıkmışlar. Yunus’u bas, yok
sat. Orijinali kendisi olan bir gencin, ya da genç söylemlerle seslenen bir şairin kitabını bas, yok sat. Ama ille de -örneklemedirNazım Hikmet’i bas, satılmayınca sesini yükselt, olmaz.
Şiiri yakalamak, güçlü şair olmak için, şiirimizin kurallarını
kırıp dökmek de olmaz. Benim gördüğüm, çağının aynası olabilenler, sonradan şair diye anılanlardır. Onlar hem geçmişte, hem
de şimdilerde bize gerçek yolu göstermek ve bir şeyler anlatabilmek derdinde olanlardır. Aklımızda ve yüreğimizde serin izler
bırakanlardır.
Aslında şairin görevi de bu değil mi?
Aşır Tunca’yı, okudunuz.
Ne dersiniz?
Aşır Tunca, iyi bir şair değil mi?
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Aşır TUNCA 109 ÇAKIL KUŞLARI
Hikmetini Bilen Varsa 5
Merhaba 6
Götür Beni 8
Eylül Rüzgârları 9
Neslimizin Sonu 10
Koruyalım Vatanı 11
Çekemedim 13
Çakır Dikenleri 14
Gücüm Kalmadı 15
Zaman Kalmadı 16
Eser Bulursak 17
Seni Yazarım 18
Bizi Deli Sepetine Koyanlar 19
Sevgililer Gününe 20
Bayrağım 22
Sen, Hak Nedir Bilmez Misin? 23
Biter Mi Bilmem 24
Çek, Çekebilirsen 25
Gözler Yalan Söylemez 26
Oruçlu 27
Hangi Yüzle? 28
Darılmış Hayata 29
Sülün Gözlü Yâr 30
Biz Kur’ânsız Olamayız 31
Ayrı Düşeli 32
Dön Gel Dostum 33
Yâr Yâr 34
Sen, Yunus’u Sevmez Misin? 35
Dost Kucağı Açalım 36
Bize Hak’tan Tercümandır 37
Uyduruk 38
Kur’ân Dinle 40
Gerçektir 41
Aşır TUNCA 110 ÇAKIL KUŞLARI
Hayır Görmez 42
Susat Beni 43
Para Denen İlletle 44
Umutlarım Sabır Bekler 45
Şükür 46
Alacalı Kekliğim 47
Şafaktaki Sabaha 48
Bu Âlemde 49
Namaz Kılalım 50
Güç Katmanın Zamanı 51
Yavru Kuzusu 52
Hak Sevgisi 53
Doğanın Kanunu 54
Zalimler De Toprak Olacak 55
Vurdu Beni 56
Kitabım Kur’ân 57
Asmam 58
Ninem Çeşmesi 59
Cumhuriyet Yaşatırdı Meydanlar 60
Gönül Sen Haddini Bil 61
Sevgi 62
Bayram Arifesinde 63
Öpülecek Eller Vardır 64
Aşkımıza Kıydılar 65
Ceviz 66
Yağmur Bekler Umutlar 67
Gel 68
Gelmiyorsun 69
İnsanlar Görüyorum 70
Cangara Deresi 71
Kime Ne? 72
Hatır Sormak 73
Dost Bulamadım 74
Bu Âlemin Sırları 75
Sarı Bülbül 76
Aşır TUNCA 111 ÇAKIL KUŞLARI
Sırrına 77
Yayladaki Harmanlar 78
Sevmeyi, Sevilmeyi Bilmeden 79
Değişir 80
Ricat Borusu 82
Kevser Irmağı Gibi 83
İlham Perisinden Haber Gelmedi 84
Sarı Yıldızlar 85
Gel Delirme 86
İşte Geldik, Geçiyoruz 87
Mümin midir, Müslüman Mı? 88
Çakıl Kuşları 90
Ağlama Sen 91
Gurbet Kuşları 92
İllet 93
Çalışmak Da İbâdettir 94
Çıkılmaz 95
Ayrılmaz 96
Yaşanır Mı? 97
Gözyaşlarım Kurudu 98
Sevenler Gitmez 99
Gümüş Dağı 100
Söyle Felek 101
Kara Ağa Mahsulü 102
Akşehir’i Düşünürüm 104
Hasan Dağı 106
Umut Çiçekleri, Dr. İsa Kayacan 107
Umut Çiçekleri, Ömer Sedat Topal 108
Aşır Tunca, İyi Şair… Oyhan Hasan BILDIRKİ 109
İçindekiler 110
Aşır TUNCA 112 ÇAKIL KUŞLARI

Benzer belgeler