işletme yönetimi

Yorumlar

Transkript

işletme yönetimi
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
TEKNİK BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU
İŞLETME YÖNETİMİ
2014-2015
Öğr.Gör.Nezir AHİ
1
İŞLETME YÖNETİMİ
I.
Bölüm
A- ĠġLETME VE YÖNETĠMĠN TEMEL KAVRAMI, AMAÇLARI VE ÇEVRE ĠLĠġKĠLERĠ
Ġnsan ve Ġhtiyaç
İnsanı diğer canlılardan üstün kılan en belirgin özellik aklını kullanıyor olmasıdır. İnsan aklını
kullanarak hem doğaya hem de diğer canlılara üstünlük sağlayabilmektedir.
Yeryüzündeki bütün bilimler insan varlığı ile ortaya çıkmıştır. Yaşamı kolaylaştıran tüm
yöntemleri insanlar bulup geliştirmiştir. Bilimin amacı da insanları daha mutlu bir yaşam düzeyine
ulaştırmaktır.
Tarih süreci içerisinde insanoğlu ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli çalışmıştır. İhtiyaçlar sürekli
değişmekle birlikte nitelik olarak aynı amaca hizmet etmektedir, o da insana. İnsan, ihtiyaçları giderildiği
zaman mutlu olur.
İhtiyaçların ortaya çıkma süreci bütün insanlarda aynıdır. Fakat ihtiyacın çeşidi ve yönelimi
farklıdır. Örneğin kimi insanlar giyinmeye öncelik verirken kimi eğlenceye veya beslenmeye vermektedir.
İnsan ihtiyaçları çok çeşitli ve karmaşıktır. İhtiyaçlar değişik şekillerde sınıflandırılabilir.
İhtiyaçlar genel olarak iki gruba ayrılır.
1.Birincil İhtiyaçlar: Hava , yeme,içme,giyinme ,barınma gibi.
2.İkincil İhtiyaçlar: Sosyal ihtiyaçlar; sevme . sevilme, arkadaş edinme, kültür alma, beğenilme
gibi.
İnsanlar hem fiziksel hem de duygusal açıdan doyurulmaya ihtiyaç duyarlar.İnsanların, davranış
ve tutumlarını bu açıdan sınıflandıran en Önemli bilim adamlarından biri de Ahraham Harold Maslow
„dur. Maslow ihtiyaçların bir listesini hazırlayarak, en temelinden en karmaşığına kadar şiddet derecelerine
göre sınıflandırmıştır. Maslow „a göre ihtiyaçlar insanlarda hiyerarşik (basamaksal) yapı içinde ortaya
çıkar.
2
Maslow „a göre bazı ihtiyaçların tatmini diğerlerinden daha fazla öncelik arz etmektedir.
Hiyerarşinin ilk basamağındaki ihtiyaçların giderilmesinden sonra, üst basamaktakiler tatmin edilmelidir.
1.
Fizyolojik ihtiyaçlar : doğuştan var olan temel ihtiyaçlardır. İnsan organizmasını dengede tutmak
için hava, su. tuz, şeker, protein gibi maddeleri belirli miktarlarda belirli sürelerde alması gerekir. Bu
ihtiyaçların tatmini için insan çeşitli davranışlarda bulunur.
2.
Güvenlik İhtiyacı; Can ve mal güvenliği .korunma iç güdüsü.
3.
Sosyal İhtiyaç : Sevgi ve ait olma ihtiyacı; sosyal ve kültürlü olabilmesi.
4.
Kendini gösterme ihtiyacı; saygın kişi olma isteği, toplumda kendini kabul ettirme arzusu,
5.
Kendini tamamlama ihtiyacı ;Alt basamaktaki ihtiyaçlar tamamlanmadan ortaya çıkmazın iyiyi
ortaya koyma ile hareket eden insanlarda bu tür ihtiyaçlar rastlanır. Bu insanlar ülkelerine, insanlığa mal
olacak eserler koyarak kendi ideallerini gerçekleştirmek isterler.
TEMEL KAVRAMLARI
Ekonomi (İktisat): İnsanların ve toplumun ihtiyaçlarını tatmin etmek için, toplanı arz ve talep arasındaki
dengenin sağlanmasına denir. Ekonomi, var olan ihtiyaçların giderilmesi için mal ve hizmetlerin ortaya
konmasına yönelik tüm çabalardan oluşur.
Ekonomi, Para kullanarak veya kullanmayarak, inanalar arasında değiş tokuşa sebep olana faaliyetleri
inceleri. İnsanların çeşitli mallar üretmek ve bunları tüketmek üzere toplumun çeşitli üyelerine dağıtmak
için kıt ve sınırlı üretim kaynaklarının ne şekilde kullanıldığını inceler.
İhtiyaç: İnsanları çalışmaya yönelten itici güçtür. Tatmin edilmediği, giderilmediği zaman sahibine
hoşnutsuzluk, sıkıntı acı veren bir duygudur.
Talep: Herhangi bir anda, bir tüketicinin veya toplam tüketicilerin, belli bir maldan çeşitli fiyatlarda
almak isledikleri miktarları gösteren bir çizelgedir. Talep, Fiyatın azalan bir fonksiyonudur.
Toplam Talep: Bireysel taleplerin toplamıdır. Teke tek tükenicilerin ve tüketim birimlerinin aile gibi,
talebelerinin toplamından meydana gelir.
Arz: Bir satıcının veya üreticinin arzı, belirli bir zaman süresi içinde, elinde bulundurduğu malın değişik
fiyatları karşısında, piyasada bu maldan satmaya razı olduğu miktardır. Fiyatın artan fonksiyonudur.
Toplam Arz: Bir malın arzına etki yapan unsurların toplamı veya piyasa arzında gözlemlenir. Bireysel
arzların toplamıdır.
Mal: Belirli bir ihtiyacı ve isteği doyurma özelliği bulunana ve değişime konu olan, dokunulur ve
dokunulmaz niteliklerin oluşturduğu bir bütündür.
Hizmet: Tüketicinin ihtiyacını karşılamak ve tatmin etmek amacıyla üretilen, maddi olmayan, herhangi
bir sahiplenmeyle sonuçlanmayan, tüketiciye sunulan faaliyetlerdir.
Serbest Mal: İnsanın yaşamı için hayati önem taşımasına karşın doğada bol miktarlarda bulunduklarından
parasal değer taşımayan hava, yağmur, su. güneş ışığı gibi mallara denir.
Ekonomik Mal: İnsan gereksinimlerinin karşılanmasına yarayan ve genellikle parayla ya da başka mal ve
hizmetle değişimi yapılan araçlara denir.
Ekonomik Faaliyet: Talebin arzuladığı mal ve hizmetlerin ortaya konması, bir yandan da tükenmek
bilmeyen yeni ihtiyaçları giderici mal ve hizmetlerin üretilmesi amacıyla o toplum bireylerinin kişisel veya
toplu harcadıkları çabadır.
Fayda: Mal ve hizmet üreterek insanların ihtiyaçlarını karşılamaktır.
Mal veya hizmetlerin ihtiyaçları giderme özelliğidir. Kullanma değeri olan bir şeye faydalı, kullanma
değeri olmayan bir şeye ise faydasız denilmektedir.
3
Fiyat: Pazarlama karmasının dört karar değişkeninden biridir. Pazara dayalı ekonomilerde, arz ve talebi
karşılaştırır. Mal veya hizmetin para karşılığındaki değeridir.
Üretim: Mal ve hizmet yaratmaktır. Beşeri ve maddi faktörlerin mal veya hizmete dönüşümüdür. Zaman,
yer, mülkiyet ve toplumsal kaynaklar malın faydalarını artırır.
Ekonomi Bilimi Açısından Üretim Faktörleri: Emek, doğal kaynaklar ve sermayedir. Daha sonra
girişimci ve son olarak da teknoloji ilave edilmiştir.
Emek: işletme sahiplerinin ve işletme çalışanlarını amaca ulaşabilmek için gerek bedensel, gerekse zihinsel
çabalarının tümü emek olarak adlandırılır.
Doğal Kaynaklar: arazi, konumluk yer veya bunlara ödenen bedeldir.
Sermaye: işletmen.çalışmalarını sürdürebilesi için gerekli tüm maddesel ve maddesel olmayan varlıkların
toplamıdır.
İşletme Bilimi Açısından Üretim Faktörleri: İş gücü, işletme araçları ve hammaddelerdir. İyi işleyen,
etkili ve verimli bir üretim sürecinin temel özellikleri de uzmanlaşma, çeşitlendirme, standartlaştırma,
entegrasyon genişleme ve daralma Önemli faktörlerdir.
İş: Bir kişinin faaliyetlerin oluşturan görevlerin toplamıdır.
Görev: Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş yada iş görme yetisi, (fonksiyon)
İşlev: Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş.
Çalışan(eleman, personel, iş gören,işçi): Bir hizmet anlaşması ile fikri veya bedeni emeğini işverenin
emrine arz eden ve işverene ait bir işte ücret karşılığı çalışan insanlardır.
Patron: Bir ticaret ve sanayi kurumunun başı, mal sahibi.
Müşteri: Kendisinin veya bir başkasının ihtiyaçlarını karşılamak için pazara çıkan kişidir.
Tüketici: Kendisinin veya ailesinin istek ve ihtiyaçlarını tatmin etmek için satın alma satın alma
faaliyetinde bulanan veya potansiyeli olan geçek kişilerdir.
Tüketici Hakları: Tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını
koruyucu,aydınlatıcı,eğitici,zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı
önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki
politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin kavramlardır.
Ücret: Üretim faktörlerinde emeğin karşılığıdır. İşveren açısından, iş görene bedensel veya fikirsel olarak
yaptığı iş ya da işler karşılığında ödenen bir giderdir.
Ücret, teşebbüsün kar veya zararına bağlı olmayan ve müteşebbis tarafından emek sahibine üretilen malın
satışı beklenmeden ödenen miktarı belirlemiş bir gelirdir.
Kar: İşletmenin kazancı ile sermayesi arasındaki ilişkidir. Satış geliri ile maliyet arasındaki farktır. Bir
başka deyişle bir işin riskine katlamanın bedelidir.
Faiz: Fon sahibi olan kişiler bunları şimdi tüketmek yerine ileride tüketmeye razı olmak için ve/veya bu
çeşit fonları arttırmak yani tasarruf etmek için belirli bir getiridir. Ödünç alınan belirli bir fonun kullanma
bedelidir.
4
Rant: Bir arazi parçası veya her türlü doğal kaynak ve servetler kiraya verilince, bunların sağladığı gelire
denir.
Sermaye: Üretimde kullanılan ve kendileri de üretilmiş olan mallardır.
İşletmecililik Açısından Sermaye: işletmenin çalışmalarım sürdürebilmesi için gerek duyduğu tüm
maddesel ve maddesel olmayan varlıkların toplamıdır.
Bilim: Evrenin ya da olayları bir kısmını konu edinip deney yollan ile ve gerçekliğe dayanılarak yasalara
yükselmeye çalışan bilgidir.
İşletme Bilimi: İşletme yapılarının sürekli, gelişme gösteren, değişken ve değişken okluğu kadar dinamik
bir yapıya sahip olmasıdır.
Sanayii (Endüstri): Büyük işletmelerin makineler kullanarak mekanik ve kimyasal yöntemlerle çeşitli
maddelerden üretim yaptıklarını ortaya koymalarıdır. Girdi olarak kullanılan ham maddeleri, yarı
mamulleri veya mamulleri çeşitli işlemlerden geçirerek, insanlara belili yararlar sağlayan tüketim mallarına
yada endüstriyel mamalar dönüşmesini sağlayan büyük ve küçük ölçekli işletmelere denir.
Sanayii Devrimi: Kömürün ve ısı makinasının büyük çapta kullanımı ile genişleyip büyük insan
topluluklarım egemenliği altına almasıdır. 1763'de James Watt'ın icat ettiği buhar makinasının teknolojik
yeniliğe dönüşmesiyle başlamıştır, önce buhar daha sonra elektrik enerjisi üretim sürecinin içine girmiştir.
Bu dönem .aynı zamanda fabrika üretiminin ortaya çıkışıyla yoğunlaşan işçi hareketinin dünyaya
devrimler yaşattığı bir dönemdir.
Teknoloji: “Teknoloji; bilimsel yöntemleri kullanarak gerçek hayat problemlerinin çözülmesinde bir
köprü oluşturmaktır”
Veri: Bir araştırmanın bir tartışmanın ir muhakemenin temeli olan ana öğe, mut veya done. Bilişim de
olgu, kavram veya komutların iletişim yorum ve işlem için elverişi biçimli gösterimi.
Data( Veri)
Amaç: Belli bir süre içinde gerçekleştirilmesi veya ulaşılmak istenen sonuçlardır.
Amaçlar, işletmenin erişmeye çalıştığı uzun dönemi genel sonuçlardır.
Hedef: Amaçlara erişmek için gerekli olan kısa dönemli şama durumlarını oluşturur. Daha açık ve
ölçülebilirdir.
Hedef, belirlenmiş bulunana stratejik amaçların işletmenin bölümlerine göre ayrıntılı hale getirilmiş
son durumudur.
Kapasite: Bir işletmenin elindeki üretim faktörlerini en iyi şekilde kullanarak yapabileceği üretim
faktörüdür.
Verimlilik: Verimlilikten işçiler başka, işverenler başka, hükümet de başka bir anlam çıkarma eğilimi
sergilemektedir. İşçiler yönünden "ücret karşılığı olmaksızın daha çok çalışma" biçiminde
anlamlandınldığı için ürküntüyle karşılanan verimlilik işverenler yönünden “karlılıkta bir yükselme”,
hükümet yönünden ise “vergilerdeki artış" diye anlaşılabilmededir. Verimlilik tek bir anlam taşımakta ve
kaynakların ürüne dönüşebilirlik düzeyini yansıtmaktadır.
İktisadilik: İktisadi faaliyetin veya çalışma amacının ihtiyaçlarının giderilmesidir.
Karlılık : İşletmenin belli bir dönemde sağladığı karın aynı dönem işletmede kullanılan sermayeye
oranıdır.Karlılık ayrıca üretim maliyetinin sermayeye bölünmesi şeklinde de formüle edilebilir.
5
Üretkenlik: Üretken olma durumu.
Etkenlik: etki yapan olma durumu-faktör.
Etkinlik: işletme/kurumun amaçlarını gerçekleştirebilmek için kaynaklarını, sinerjik güçlerini
değerlendirerek, çevresi ile ilişkilerini de dikkate alıp, kurumun yapısını buna göre biçimlendirmesini ifade
etmektedir.
Etkililik: Etkili olma durumuna denir.
Risk: Zararın veya hasarın ortaya çıkmasının muhtemel olduğu durumdur. Risk temel olarak yatırılan
paranın kaybedilme tehlikesidir.
Organizasyon : Belirli bir hedefe yönelik olarak oluşturulan ve şuurlu biçimde kurulan sosyal birim.
Müessiriyet: Minimum kaynakla istenilen çıktıyı elde etmek.
Performans : Organizasyonun hedeflerine ulaşabilmek için kaynaklarını etkili ve müessir biçimde
kullanabilme kabiliyetidir.
Verimlilik: verimlilikten işçiler başka, işverenler başka, hükümet de başka bir anlam çıkarma eğilimi
sergilemektedir. İşçiler yönünden “ücret karşılığı olmaksızın daha çok çalışma" biçiminde
anlamlandınldığı için ürküntüyle karşılanan verimlilik işverenler yönünden “karlılıkta bir yükselme”,
hükümet yönünden ise “vergilerdeki artış" diye anlaşılabilmededir. Verimlilik tek bir anlam taşımakta ve
kaynakların ürüne dönüşebilirlik düzeyini yansıtmaktadır.
Ekonomik olaylar
Ekonomi, insanların sınırsız olan ihtiyaçlarını, eldeki kıt kaynaklardan en çok fayda sağlama
yöntemini gösteren bir bilim dalıdır. Bu tanıma göre ekonomi ilminin amacı, insan ve toplumun refah
düzeyini yükseltmektir.
Mal ve Hizmetler
İnsan ihtiyaçlarının bir bölümü fiziksel yapıya sahip maddelerle giderilirken, bir bölümü de maddi
olarak değerlendirilmeyen bir takım faaliyetlerle giderilmektedir.
Mallar; ekonomik olmayan maddeler (hava , su gibi ) ve ekonomik maddeler ( para ile alınıp- satılabilen)
diye ikiye ayrılır.
İnsan ihtiyaçlarını gidermeye yarayan, para ile ölçülebilen, bir değeri olan ekonomik maddelere mal ,
toplumda : insan ihtiyaçlarını karşılamaya sunulan soyut faaliyetlere hizmet denir.
Üretim Faktörleri
Doğadaki kaynakların çoğu, insan emeği kullanılarak ihtiyaçları karşılayabilecek duruma getirilir.
İnsan ihtiyacını gideren mal ve hizmetlerin ortaya konması için yapılan her türlü faaliyetlere üretim
.ihtiyaçları karşılamak için mal veya hizmetin faydasından yararlanmaya tüketim olarak tanımlamıştık.
Fayda ise, mal ve hizmetlerin insan ihtiyaçlarını giderme özelliği olarak ifade ettik. Üretim sonucunda
malların, şekil,zaman ,yer ve mülkiyet faydalan ortaya çıkar. Mallar. bulundukları halde ve şekilde de
faydalı olarak ihtiyacımızı giderebilirler.
Üretilen mal ve hizmetlere ürün veya çıktı,. bunları üretmek için kullanılan girdilere üretim
faktörleri veya girdiler denilmektedir.
Günümüzde herhangi bir mal ve hizmet üretimini gerçekleştirmek için dört tür üretim faktörüne ihtiyaç
vardır. Bunlar; tabiat, emek , sermaye ve müteşebbis' tir
6
Üretim Dönüşüm Süreci
Üretim faktörleri, insan ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmetlerin elde edileceği şekilde arz, ve talep
edilirler.
Üretim faktörlerinin üretimden aldıkları paylar ( gelirler ) şu şekilde karşımıza çıkmaktadır, Toprak
sahiplerinin gelirine rant, emeğin gelirine ücret, sermayenin gelirine faiz ve müteşebbisin ( girişimcinin )
gelirine kar olarak ifade edildiğini söylemiştik.
Müteşebbis olmadan, diğer üretim faktörlerini bir araya getirerek mal ve hizmet üretmek mümkün
değildir.
ĠĢletme
İşletmeler, Öteden beri insanların ihtiyaçlarını gidermek, yaşamlarını kolaylaştırmak için faaliyet
gösteren kuruluşlardır.
Kar gayesi ile mal ve hizmet üretmek veya pazarlamak için üretim faktörlerini planlı, tutarlı ve akılcı
bir sistemle bir araya getiren teknik ve ekonomik birime işletme denir.
Geçmişten günümüze, ihtiyaçlar ve kaynaklar arasında tam bir dengeyi temin ederek, ihtiyaçların
rasyonel bir biçimde giderilmesi, insanların en büyük uğraşları arasında yer almıştır. Bu uğraşların tümüne
işletmecilik denir. İşletmecilik ; işletmenin amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla, üretim faktörlerinin bir
araya getirilerek mal ve hizmet üretiminin bir meslek olarak sürdürülmesi anlamına gelmektedir. Söz
konusu etkinlikleri yerine getiren şahıslara “ işletmeci” , yaptıkları işe “işletmecilik" . ve işin yapıldığı yere
“işletme" denir.
İşletmenin Temel özellikleri
1.
2.
3.
4.
5.
İşletme, kar gayesi ile üretim faktörlerinin bir araya getirildiği ekonomik bir birimdir.
İşletmenin amacı, ihtiyaçları karşılayacak mal ve hizmetleri üretmek veya pazarlamaktır.
İşletme sosyal bir organizasyondur. İş gören ve yöneticileri bir arada bulundurur.
İşletme teknik bir çalışma birimidir.
İşletme, sürekliliği amaçlamaktadır.
Bir ekonomik birimin işletme sayılabilmesi için şu iki özelliğe sahip olması gerekir.
1.
2.
İhtiyaçları tatmin edecek mal ve hizmetleri ortaya koymalıdır.
Bu amaca ulaşmak için gerekli üretim faktörlerini uyumlu bir şekilde bir araya getirmelidir.
ĠĢletme Faaliyetlerinin Tarihsel GeliĢimi
Mal ve hizmetlerin üretilmesi ve pazarlanması gibi ekonomik faaliyetler, insanlık tarihi kadar eskidir.
İşletmecilikle ilgili en önemli ve kapsamlı gelişmeler 18. yüzyıldaki Sanayi devrimi ve beraberindeki
gelişmeler ile konunun bilimsel olarak ele alındığı ve günümüz modern işletmecilik anlayışının ortaya
konulduğu 20. yüzyılda olmuştur. 18. Yüzyılda İngiltere „ de başlayan Sanayi Devrimi. 19. yüzyıl ve 20.
yüzyıl Avrupa ve Amerika‟da gelişen Sanayi Devrimi, işletmecilik ve yönetim düşüncesi bakımından son
derece önemli bir olaydır.
Sanayi Devriminin Önemli Özellikleri:
7
•
Buharın bulunması ile Pazar için üretim başlamıştır.
•
İşbölümü bir zorunluluk haline gelmiştir.
•
El işinin yerini. makine ile üretim ve verimi arttırmak olmuştur.
•
Fabrikalarda çok kişinin çalışması yönetim ve örgütleme problemlerini ön plana çıkartmıştır.
•
Sermaye birikimi, nakdi birim ve toprak gelişmesi yerine , sanayi Üretim araçları şekline
dönüşmeye, iş adamlarının da sanayiciliğe yönelmelerine yol açmıştır.
•
Ücret sistemleri ortaya çıkmaya başlamıştır,
•
Sanayiinin gelişmesi ile iktisadi , toplumsal ve siyasal problemler değişirken, özellikle sanayi
kapitalizminin problemleri olarak büyük işletmelerin örgütlenmeleri, tekelleşme . iç ve dış Pazar bulma ve
finansman konuları daha büyük önem kazanmaya başlamıştır.
Sanayi Devrimi. 1765 „te James Watt „ın Buhar Makinesini bulması, buharın enerji kaynağı olarak
kullanılması ve yeni teknolojilerin üretimle ilgili ekonomik alanda artan ölçüde kullanılması ile
başlamıştır. 1789 Fransız devriminin yeni teknolojik gelişmelere yaptığı sosyal etkilerin sebebiyle de .
oluşan yeni toplumsal yapı. kısaca sanayi toplumu adlandırılmıştır.
ĠĢletmenin Amacı
İşletmeler, insanlara mal ve hizmet sunarak onların ihtiyaçlarını karşılarken, sahiplerine kar sağlamayı
amaç edinirler.
Bu amaçlarını, belirli bir Pazar veya piyasada faaliyet göstererek gerçekleştirmeye çalışırlar.
İşletmeler amaçlarına ulaşmada, varlıklarını sürdürmek ve büyümek için ayrıca çaba gösterirler.
İşletmelerin genelde kabul edilen amaçlan şu şekilde sıralanabilir:
1.
Uzun Dönemde Kar Elde Etme,
2.
Topluma hizmet Sunma,
3.
Bağımsız Olma ve Prestij Sağlama
4.
İşletmenin sürekliliğini sağlama ( Ömrünü Sürekli Kılma )
MüteĢebbis (giriĢimci)
Kar elde etmek gayesi ile mal ve hizmet üretmek veya pazarlamak için diğer üretim faktörlerini
kullanarak riski göz önüne alan kişidir.
Müteşebbis olmadan mal ve hizmetlerin üretimi imkansızdır.
Müteşebbisin özellikleri;
1. Girişimler sonucu doğacak risklere katlanma.
2. Diğer üretim faktörlerini sağlama ve bunları belirli bir ihtiyacın karşılanmasına yöneltmedir.
GiriĢimci: Belirli işletmecilik faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla sahip olduğu finansal kaynakları
riske eden ve kar amacı güden kişilere denir.
Ekonomik mal ve/veya hizmet üretmek ve/veya pazarlamak için üretim faktörlerini ele geçirip, düzenli bir
şekilde bir araya getiren, kar amacı güden ve girişimlerinin sonucu doğabilecek tüm risklere katlanan
kişidir.
Girişimci, öncelikle başkalarının baktığı ama göremediği fırsatları görüp, bunları birer iş fikrine
dönüştürülebilmesini sağlayan ve risk alma yatkınlığı olan kişidir.
Girişimci, Mal veya hizmet üretmek ve/veya pazarlamak için ya kendi sahip olduğu, veya başka
kaynaklardan sağladığı sermayeyi tehlikeye koyar,
İşletmenin amaç veya amaçlarına ulaşması için toplumun ihtiyaç ve isteklerini ve bunlardaki gelişmeleri en
iyi biçimde bilir ve sezer. İsterse, işletme yöneticiliği de yapabilir.
Yönetim görevini bizzat yürütmek istemiyorsa bunu, bir başkasına devredebilir.
Fırsat GiriĢimciliği: Pazardaki fırsatları görerek ya da potansiyel fırsatları sezinleyerek mevcut
olan bir mal veya hizmeti pazara sunmaktır. Bu fırsat mevcut bir mal veya hizmetin pazara yeterince
sunulmaması veya pazarda hiç olmamsı yada pazarda ki mevcut işletmelerin istenilen kalitede ki mal veya
hizmet pazara sunmamaları nedeniyle ortay çıkar. Bu tür girişimcilik pazardaki fırsatları
değerlendirebilecek görüş açısını ve kar edecek biçimdeki kaynakları organize ederek, yönlendirme
yeteneği gerektirir.
8
Yaratıcı GiriĢimcilik: Yeni bir İlk ir yada buluşun veya mevcut olan bir mal veya hizmetin,
dizayn, fiyat kalite gibi yönlerden iyileştirilerek, kar edecek biçimde pazara sunulmasıdır.
TeĢebbüs Kavramı
Teşebbüs ; başkalarının ihtiyacını sürekli olarak karşılamak üzere , pazarı olan ve pazarda fiyatı
oluşan ekonomik mal ve hizmetleri ortaya koymak ve sahibine kar sağlamak amacını güden bir işletmedir.
Her teşebbüs bir işletmedir. Fakat her işletme bir teşebbüs değildir. İşletme , ekonomik mal ve
hizmetler üretimini ortaya koyan teknik bir birimdir. Teşebbüs ise. daha üst konumda yer alan,
bünyesindeki bir veya birden fazla işletmeyi organize eden . yöneten, finanse eden ve bunlara sahip olan
kuruluştur.
Bir başka görüşte teşebbüsle işletmeyi birbirinden ayrı iki varlık olarak kabul etmektedir. Bu görüşe
göre teşebbüs, işletmeden daha üst düzeyde yer alan ve bir veya birden çok sayıdaki işletmeyi bünyesinde
toplayarak, örgütleyen, yöneten finanse eden ve bunlara sahip olan bir kuruluştur.
Bir başka görüşte işletme ve teşebbüsü birbiriden farklı iki varlık olarak görmeyip, aynı kuruluşun
değişik işlevlerini üstlenmiş birimleri olarak kabule etmektedir.
Girişim bir işletmeyi kurma düşüncesine sahip olma, bunun için çaba sarf etme ve bir işletmeyi kurmadır.
İşletme teknik konuyu, girişim ise yasal ve finansal konuları ifade etmektedir.
Yönetici Kavramı
Ekonomik mal ve hizmetlerin üretilmesi ve pazarlanması gayesi ile tabiat. emek , sermaye gibi
üretim faktörlerini tedarik eden kullanımlarını sağlayan yetenekli kişilere her zaman ihtiyaç vardır.
Yönetici
Yönetici; kar ve riski müteşebbise ait olmak üzere . bir ücret karşılığında üretim faktörlerini mal ve
hizmet üretecek veya pazarlayacak şekilde organize eden . yöneten ve yönetim işini kendine meslek edinen
kişidir.
Başka bir ifade ile Yönetici: Başkaları vasıtasıyla iş gören kişidir.
İşletmeler, yönetimlerine önem verdikleri sürece başarılı olurlar. Yetenekli yöneticilere sahip
işletmeler benzer işletmelere göre daha da başarılı olur.
Yöneticilere işletmede, yönetim yeteneklerini kullanabilecekleri ve geliştirebilecekleri bir ortam
hatırlanmalıdır.
Yönetici, müteşebbisin adına çalışmak ve belirlenen amaçlara ulaşmak için çaba göstermek
zorunda olup müteşebbise karşı sorumludur. Yönetici, işletme faaliyeti sonucunda doğabilecek kar veya
zararı üstlenmez.
Yönetici, emrine verilmiş bir grup insanı belirli bir takım amaçlara ulaştırmak için ahenk ve
işbirliği içinde çalıştıran kimsedir. Daha net bir tanımla yönetici, bir zaman dilimi içerisinde bir takım
amaçlara ulaşmak için insan, para hammadde, malzeme, makine, demir baş v.b üretim amaçlarını bir araya
getiren onlar arasında uygun bir bileşim, uyumlaşma ve ahenkleşme sağlayan kimsedir.
Yönetici kendisini işe alan işletme sahibine karşı sorumludur. Ve çalışmaları işletme sahibi tarafından
denetlenir.
Yöneticinin Özellikleri
İşletmeler canlı organizma gibidir. Doğar . büyür ve yok olurlar. Bu organizmada iş görenler, işletmenin
sinir .sitemi: para, damarlarda dolaşan kan: yönetici de bu organizasyonunun beynidir. Yönetici
şüphesiz, birçok özellik ve yeteneklere sahip olması gerekir.
Başarılı bir yöneticide bulunması gereken özellikler şu şekilde sıralanabilir:
İşi ve iş görenleri yakından tanıyabilme ,
Zamanında ve doğru karar verebilme
Tarafsız ve insancıl davranabilme,
Sorumluluk taşıyabilme.
Hoşgörülü olabilme.
Grup çalışmasını özendirebilme
Demokratik olabilme,
İyi bir eğitici olabilme.
Sabırlı.karalı,iradeli,sağ duyulu ve cesur olabilmelidir.
Yönetici ve müteşebbis kavramları farklı anlam taşır. Girişimci, üretim faaliyetlerine katılırken
sermayenin bir kısmını ya da tamamını kendisi koyar. Kar elde etme amacı güder ve her türlü riske
9
katlanır. Yönetici ise. sermaye ve elde edilen karla bu yönde ilgisi olmayan ve riske katlanmayan bir
kişidir. Yönetici, girişimciye karşı sorumlu olup işletme amaçlarını en iyi biçimde gerçekleştirmek zorunda
olan kişidir.
ĠġLETME YÖNETĠMĠ
Günümüzde insan ihtiyaçlarının gün gittikçe artması , sınırlı kaynakların daha akılcı bir
biçimde kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu ise çeşitli birimler yoluyla gerçekleştirilebilir.
ĠĢletme: Her çeşit ekonomik fayda yaratama çalışmalarının yapıldığı yerdir.Mal veya hizmet
üretmek için ve /veya pazarlamak için kurulan kuruluşlardır.
Kısacası; işletmeler, toplumun ihtiyacı olan mal ve hizmetlerin ortaya konulması için ortaya çıkan
sistemlerdir.
İşleme, amaçlarını gerçekleştirmek ve insan gereksinimlerini Pazar istekleri doğrultusunda karşılama için
(ki bu amaçlar kar. topluma hizmet, istihdam sağlamak, global normları sağlamak...) üretim faktörleri ile
teknoloji, finansman ve insan kaynaklarının mal ve hizmet üretimine belirli bir yönetim kültürü
çerçevesinde yönlendirildiği yapılara ya da örgütlere kuruluşlara denir.
ĠĢletme Yönetimi: Belirli bir amaca ulaşmak için, işletme çalışanların tüm uğraşlarını planlamak,
örgütlemek, düzenlemek, yöneltmek, denetlemek ve bu arada insan dışı tüm diğer kaynaklarında en verimli
olacak şekilde amaca uygun kullanılmasını sağlama sürecidir.
Yönetim ; insanların iş birliğini sağlama ve onları bir amaca doğru yürütme işlerinin ve
faaliyetlerinin tümünü ifade eder.
Yönetim organları ; İşletme veya kurum gibi örgütlenmiş bir toplulukta görev alan ve bu görevi
yerine getiren kişi veya kişilere yönetim organları denir.
Yönetimde, başkalarına iş yaptırma ve onların yardımını sağlama söz konusudur. Bu durumda iş
yaptıranlar yönetici , işleri yapanlar da yönetilenler konumundadır. Yönetim biliminde, yönetim görevini
üstlenenlere amir (üst) yönetilenlere de ast denir.
Yönetimden söz edebilmek için şu unsurların bir arada bulunması gerekir:
1 .İş görenler olmalı,
2. İş görenler arasında iş birliği sağlanmalı,
3. Sağlanan iş birliği, belirli bir amaca yönelik olmalıdır.
Bir işletmeyi incelediğimiz zaman , şu üç temel öğeye rastlarız : Bunlar; İş görenler , işler ve yönetim
„dir. İşletmenin değişik birimlerinde çalışan işçiler, memurlar, şefler, teknisyenler, danışmanlar,
mühendisler vb. iş görenler grubunu , bu kişilerin işletmede yaptığı tüm eylemler ise işleri ifade eder.
Bu kişilerin ve işlerin belirli bir amacı gerçekleştirecek şekilde planlanması, organizasyonu.yürütülmesi,
uyumlu çalıştırılması ve denetlenmesi ise yönetimi ifade eder.
YÖNETĠMĠN ÖNEMĠ
Başarılı organizasyonlar ancak iyi yönetilenlerdir.
Yönetim her seviyedeki organizasyon için (aile, şirket, devlet vs.) gereklidir.
Yönetimin temel kavramları ve ilkeleri evrenseldir.
Yönetimin temel ilkeleri organizasyonların olduğu kadar bireylerin başarısı açısından da önemlidir.
Yönetici Kavramı ve Yöneticide Bulunması Gereken Vasıflar
Teknik vasıflar : Belirli bir alanla ilgili uzmanlık bilgisi ve tecrübesidir.
Beşeri Vasıflar : Diğer insanlarla birlikte, takım ruhuna uygun olarak çalışabilme kabiliyeti
Zilini (kavramsal) vasıflar : Organizasyonu bir bütün olarak görebilme ve parçalar arasında ilişki (sebep
sonuç) kurabilme kabiliyeti (stratejik düşünme, vizyon sahibi olma vs.)
10
YÖN ETĠ M Ġ N ÖZELLĠ K LE R Ġ
Yönetim olayının başlıca özellikleri şunlardır:
Yönetim insancıl bir faaliyettir.
Yönetimde birden fazla kişiye ( gruba ) ihtiyaç vardır.
Modem yönetimde bireycilik değil, ekip vardır.
Bir amaca yöneliktir.
İş birliği yapılmalıdır.
Yönetim düzeni mevcuttur. ( üst-ast)
İş bölümü ve uzlaşma.
Demokratik özellik.
Düşünme ve karşılaştırma yapma.
Karar ve uygulama süreci.
Haberleşme kanallarının kurulması.
Somut olma özelliği, gibi bir çok özellik sıralayabiliriz.
Yönetimin bir bilim ve sanat yönü vardır. Yöneticilik yeteneği ve eğitimi olan insanlar daha başarılı bir
yönetim gösterirler.
YÖNETĠCĠ ÇEġĠTLERĠ
1.Dikey Farklılıklar : yöneticilerin organizasyon hiyerarşisi içindeki konumlarına göre farklılıklar
a.Üst düzey yöneticiler
b. Orta kademe yöneticileri
b.Alt kademe yöneticileri
2. Yatay Farklılıklar : eşit seviyedeki yöneticilerin fonksiyonel departmanlara göre görev farklılıkları
(mesela üretim yöneticisi, fınans yöneticisi, insan kaynakları yöneticisi gibi)
YÖNETĠCĠ ROLLERĠ
Yöneticiler bulundukları konumlara göre değişen roller üstlenirler.
Yönetici patrona karşı çalışanları, çalışanlara karşı da patronu temsil eder.
Yöneticilerin üstlenecekleri roller, bulundukları pozisyona, departmana, iş yapış biçimine veya
organizasyon kültürüne göre değişiklikler arz eder.
YÖNETĠCĠ YETKĠLERĠNĠ NEREDEN ALIR
Aileden alır
Siyasetten alır
Sosyal ilişkilerden alır
Kendi kabiliyet ve meziyetlerinden alır (profesyonel yönetici)
ĠġLETMENĠN TEMEL FONKSĠYONLARI
Üretim Yönetimi : Kaynak planlama, üretim biçimine ve yönetimine ve miktarına karar verme vs.
Finans : işletme fınans kaynaklarına uygun hareket etmeli
Satış ve pazarlama : üretilen ürünün satılması ve pazarlanması gerekir. Satacağınız ürünü üretmelisiniz.
İnsan Kaynakları Yönetimi: üretimin en önemli bileşeni insandır.
Muhasebe : yapılan her işin kaydı tutulmalı, hesabı bilinmelidir.
Bilişim Yönetimi: bilgi ve iletişim organizasyonun sinir sistemleri gibidir.
YÖNETĠMĠN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE GELECEĞĠ
TARĠHĠ ARKA PLAN
Klasik (Geleneksel) Ekol:
11
1.Bilimsel Yönetim anlayışı (Taylor. Gilberth & Gilberth. Gantt)
2.Yönetim Süreci anlayışı ( Henry Fayol)
3.Bürokrasi anlayışı (Weber)
BĠLĠMSEL YÖNETĠM YAKLAġIMININ ANA ĠLKELERĠ
İşler unsurlarına ayrılarak, göre bilimsel yöntemlerle incelenmeli
Standartlar oluşturulmalı
Her işe uygun işçiler görevlendirilmeli
Bilimsel yöntemlerle eğitim verilmeli
Teşvik edici ücret sistemi uygulanmalı
Sıkı bir denetleme ile verimlilik maksimum olmalı.
BĠLĠMSEL YÖNETĠM YAKLAġIMININ KATKILARI
Performans (verimlilik) kavramına vurgu yapmış ve verimliliğe dayalı ücret sistemini geliştirmiştir. İşin ve
iş yapma biçiminin detaylı olarak analizi yapılmıştır.
Personel seçme ve eğitim konusunda standartlar getirmiştir.
İlk defa yönetimde bilimsel yöntemler kullanılmıştır.
YÖNETĠM SÜRECĠ YAKLAġIMI (HENRY FAYOL)
Bilimsel yönetim üretim sürecine odaklanırken, yönetim süreçleri yaklaşımı organizasyonun bütününe
odaklanmıştır.
Yönetime iş bölümü, emir-komuta birliği, merkezi yönetim, adil yönetim gibi kavramlar getirmiştir.
Yönetim süreci: planlama, organizasyon, yürütme, koordinasyon ve kontrol.
Weber’in Bürokrasi YaklaĢımı
Çalışanların yetki ve sorumlulukları açıkça ve yazılı olarak belirlenmeli
Hiyerarşik bir emir-komuta zinciri oluşturulmalı
İşe alma ve terfiler teknik verilere göre yapılmalı
Yönetim kararları yazılı olmalı
Yönetim şirketin sahiplerinden ayrı olarak ele alınmalı
Yöneticiler dahil herkes önceden belirlenmiş kurallara sıkı sıkıya uymalı.
Sonuç : Klasik Yönetim Anlayışında
Üretim biçimi: kitle üretimi
Organizasyon yapısı: merkezi emir komutaya bağlı hiyerarşi
ÇalıĢma iliĢkileri: çatışma ve uyuşmazlık çözme üzerine kurulu
Yönetim anlayıĢı: kuralları koy, standartları belirle ve kontrol et şeklinde
KLASĠK YAKLASIMIN KISITLARI
İnsan unsuru ihmal edilmiştir
Rasyonel düşünce esastır
Organizasyonlar kapalı sistemler olarak ele alınmıştır
DAVRANIġSAL EKOL
Bu ekol klasik yaklaşımın bilimsel rasyonellik ilkesini benimsemekle birlikte onun eksik bıraktığı insan
unsurunu inceleme konusu yapmıştır.
12
Bu anlayışa göre verimliklik sadece teknik şartlara bağlı değildir. İnsanın moral gücü ve motivasyonu da
verimli çalışma açısından son derece önemlidir.
Hawthorne Araştırmaları Beşeri İlişkiler Hareketi
X TEORİSİ
1. Tipik olarak insanlar çalışmaktan hoşlanmaz ve kaçmak ister
2. Tipik olarak insan sorumluluktan kaçar
3. İnsana iş yaptırmak için onu zorlamak, sıkı bir şekilde denetlemek ve gerektiğinde cezalandırmak
gerekir.
Y TEORİSİ
Çalışmak insan tabiatının bir parçasıdır.
Uygun ortam sağlandığında insanlar çalışmak ve başarmak isterler.
İnsanlar doğru hedefler gösterildiğinde sorumluluk almak isterler.
İnsanlar çalıştıkları kuruma katkı yapmak isterler ve bunu yapabilirler.
ĠġLETME YÖNETĠMĠNĠN FONKSĠYONLARI
Yönetim süreci, belirli bir akış içinde ve üç aşamada gerçekleşir.
Birici aşamada geleceğe yönelik hazırlık çalışmaları yapılarak planlama ve organizasyon
fonksiyonunu yerine getirilir.
İkinci aşamada uygulamaya geçilir. Bu aşamada, hazırlık çalışmalarında belirlenen amaçların
gerçekleştirilmesi için kararlar alınır ve uygulanır. Bununla birlikte işletme, emir komuta fonksiyonunu
kullanarak . sürekli çalışır hale gelir.
üçüncü ve son aşama; denetim fonksiyonunu ifade eder. Bunun yanında yönetim sürecinin her
seviyesinde, iş birliği ve uyum sağlamak için koordinasyon fonksiyonuna ihtiyaç duyulur.
Yönetimin ana fonksiyonları şunlardır:
1.Planlama.
2.0rganizasyon ( örgütleme ).
3.Sevk ve idare ( Yöneltme ).
4.Koordinasyon
5.Denetim
•
PLANLAMA
Plan, izlenecek yol ve davranış biçimidir. Planlama ise, bir anuta gerçekleştirmek için en iyi hareket
şeklini seçme ve geliştirme özelliği taşıyan bilinçli hır süreçtir.İşletmeler, amacına ulaşmak
için ne gibi işlerin yapılması gerekliğini, bunların sırasını,zamanım.süresini, kimler tarafından ve hangi
yollar izlenerek yapılacağını gösteren bir tasarı hazırlarlar. Hazırlanan hu tasarıya, planlama denir.
Plansız bir çalışma kişiyi veya işletmeyi başarısızlığa götürür. Planlama, akılcı bir yönetim biçiminin
oluşturur. Planlama ilerlemeyi görmeyi sağlar. Planlama ile izlenecek yol önceden kararlaştırılır.
Yöneticiler , planlama sayesinde ne yapacaklarını önceden düşünmek imkanına sahip olabilirler.
Planlama ile neyin , ne zaman , nasıl , nerede ve kim tarafından yapılacağı önceden kararlaştırılır.
Planlama önemini kısaca bir cümle ile şu şekilde açıklayabiliriz ; “ Nereye gideceğinizi bilmiyorsanız.
hiçbir yol sizi oraya götürmez.”
Planlamanın işletme açısında iki önemli fonksiyonu vardır.
1.İşletmenin amaçlarını ve hedefini tespit ederek . bu amaç ve hedeflere ulaştıracak yaklaşım ve
yöntemleri belirler.
2.işletme faaliyetlerinin hangi yönde gitmekte olduğunu ve hedefe varmak için izlenecek yolları
belirler.
Planlamanın AĢamaları
Planlama şu temel aşamalarından meydana gelmektedir.
13
A- Amaçların Tespit Edilmesi
B- Amaçlara Ulaştıracak Seçeneklerin Tespiti ve Uygunun Seçimi
C- İzlenecek Politikaların Kararlaştırılması
İyi bir planlamada, gelecekteki iç ve dış çevre şartlarının ne zaman . hangi yerde , nasıl ve ne kadar
değişeceği tasarlanmalıdır.
1.Plan açık, kesin ve geçerli bir amaca yönelik olmalıdır.
2.Esnek olmalıdır.
3.En uygun bir süreyi kapsamalıdır.
4.İşletmenin
benimsediği ilke ve standartlara uygun olmalıdır.
5.Planın hazırlanması ve uygulanması en az. giderle gerçekleştirilmelidir.
6.Karşılaşılabilecek
güçlükleri, en az kayıpla giderme ile ilgili önlemleri de beraberinde taşıyabil mel
id ir.
7.İşletmenin
çeşitli kademelerinde uygulanabilmelidir. Alt kademede daha ayrıntılı ve kısa süreli
planlar olmalı : üst kademelere çıkıldığında ise planlar , daha genel olmalı ve uzun dönemi kapsamalıdır.
Planlamanın Faydaları
•
•
•
•
•
•
•
•
Zaman ve emeğin boşa harcanmasını önler.
Olayların gidişi ve akışı hakkında yöneticiyi düşünmeye yöneltir.
Yöneticilere kısa süreli kararlar alma yerine, uzun süreli düşünme alışkanlığı kazandırır.
Daha akılcı ve verimli kural ve ilkelerin geliştirilmesine yardımcı olur.
Yetki devrini kolaylaştırır.
Denetimde kullanılacak standartların, (ölçütleri ) ortaya koymasını sağlar.
İmkanların, amaçlara yönelip yönelmediğinin kontrolünü sağlar.
İşletme faaliyetlerinin düzenli olarak yürütülmesini sağlar.
Planın Sakıncaları
Zaman ve kaynak harcamasına neden olduğu için masraflı bir faaliyettir.
Eksik olarak hazırlanabilir veya uygun bir süreyi kapsamayabilir.
Plan uygulamada, görevlilerin inisiyatif kullanmasını engeller.
Kesin bir özellik taşır, olumsuz sonuçlara neden olabilir.
Plan Türleri
Planlar çeşitli açılardan sınıflandırılabilir. Örneğin kullanış biçimi ve süresi açısından kısa planlar ve
sürekli planlar olarak ikiye ayrılır.
Kapsadığı süre bakımından planlar ; kısa vadeli, orta vadeli ve uzun vadeli planlar olmak üzere üçe
ayrılır. Kısa vadeli planlar l yıla kadar olan süreyi, orta vadeli planlar 1-5 yıllık süreyi ve uzun vadeli
planlar ise 5 yıldan fazla bir süreyi kapsar.
Planlamada en büyük zorluk t geleceği tahmin etmeden kaynaklanmaktadır.Planın amaca ulaşmasında,
tahminlerin isabetli olması büyük rol oynar.
2.ORGANĠZASYON ( ÖRGÜTLEME )
Yönetimin ikinci önemli fonksiyonu organizasyondur. Örgütleme ile işletme, belirlenen amaçlara
ulaşabilmek için düzenli ve sürekli işleyen bir sistem kurmuş olur.
Planlamada belirlenen işletme amaçlarına ve bunlara ulaşmak için seçilen işler, kişiler ve iş yerleri
arasında yetki ilişkilerinin kurulması faaliyetlerinin tümüne organizasyon denir.
Küçük bir işletmenin faaliyet kapsamı dar olacağı için işler bir veya birkaç kişi yürütebil ir. İşletme
sahibi, işletmenin amaçlarını ve amaçlara ulaşmak için uygulanacak politikaları kendisi
14
belirleyebilir.Çalışanlara verdiği görevleri, bunların sorumluluklarını, ayrıca faaliyetlerin denetimini de
kendisi yapabilir.
İşletme büyüdükçe, faaliyetlerin kapsamı ve bu işleri yerine getirecek personelin sayısı da artar.Bu
durumda yönetim kademeleri ve iş bölümü genişler.İş bölümü genişledikçe , çeşitli birimlerin
faaliyetlerini, ortak amaca ulaşacak biçimde düzenleme, görevleri dağıtma .yetki ve sorumlulukları
belirleme ön plana çıkar.
Örgütleme, çalışanları belirli amaçlara varabilmelerinde etkin rol oynar ve onlara birlikte çalışma
imkanı verir. İşletmedeki iş görenlerin görevleri arasında bağlantı kurmayı sağlar.Yöneticinin hangi işleri
kendisinin yapacağını, kimlerin kendine yardımcı olacağını.kimlere karşı sorumlu bulunacağını.kimlerin
kendine karşı sorumlu olacağı kesin bir şekilde bilmesi gerekir. Bunun yanında birlikte çalıştıkları kişi ve
gurupların durumunu,kendi konumunu ve haberleşme sistemini de bilmelidir. Bu ise örgütün başarılı
olması için önemli bir süreçtir.
Örgütleme ilkeleri;
1. Amaç birliği
2. Yeterlilik
3. İş bölümü ve Uzlaşma
4. Görev tanımı
5. Hiyerarşi ( Basamaklar sırası )
6. İstisna (Ayrılı) ilkesi
7. Komuta birli&i
8. Yöneltme birliği
9. Sorumluluk
10. Yetki ve sorumluluğun denkliği
11. Denge ilkesi
12. Değişebilirlik ( Esneklik )
13. Süreklilik
14. Liderliğin kolaylaştırılması
Örgütlenmenin AĢamaları
Örgütleme işlemi aşamalarını üç grupta toplamak mümkündür,
a- İşlerin organizasyonu,
b- İnsan gücünün organizasyonu,
c- Yer, araç ve yöntemlerin belirlenmesi.
SEVK VE ĠDARE ( yöneltme)
3.
Yöneltme, yürütme ve emir komuta gibi isimlerle de anılır.
Yönetimde, planlama ve örgütlemeden sonra.kurulan örgütün çalıştırılarak harekete geçirilmesi
amaçlanır.
Yöneltme; planlar yapılıp organizasyon yapısı oluşturarak ortak amaç doğrultusunda harekete geçmek
demektir.
Yöneltme fonksiyonunun etkinliği ve verimliliği büyük ölçüde emretme biçimine bağlıdır. Astlara ne
yapmaları gerektiğini bildiren emir ve talimatlar açık, kesin, eksiksiz ve mantığa uygun olmalıdır. Emir,
amacın yanlış anlaşılmasına meydan vermeyecek şekilde düzenlenmiş olmalıdır. Amacı belirlenmiş
emirler, astlara yetenek, bilgi ve zeka düzeylerine bağlı olarak inisiyatif kullanma imkanı da sağlar.
Emirler sözlü veya yazılı olabilir. Emirlerin uygulanması yakından takip edilmeli, gerekirse
değiştirilmeli.hatta tümü geri alınabilmelidir. Emirler yıkıcı değil yapıcı ve demokratik olmalı, çalışanların
gururunu incitmemelidir. Emir verirken, astların görüşü alınmalıdır.
Yöneltmenin etkili ve verimli olması . iyi bir haberleşme ağının bulunmasına ve işletilmesine de
bağlıdır.
İşletmede etkili bir yöneltme düzeninin şartları şunlardır :


Örgütte takım ruhu gerçekleştirilmeli,
Personel iyi tanınmalı,
15










İşin gerektirdiği görev ve sorumlulukları yüklenemeyecek derecede yetersiz kişiler işletmeden
çıkarılmalı,
İş görenler sürekli olarak denetlenmeli,
Sık sık toplantılar yapıp ilgililerden yazılı veya sözlü raporlar istenmeli.
Astların yetenek ve becerilerine uygun mevkiler verilmeli.
Etkin bir ödüllendirme ve cezalandırma sistemi kurulmalı,
Yönetici, asılara karşı kişilik ve davranışları ile örnek olmalı,
Astlara hoş görülü ve yol gösterici olunmalı.
Yönetici gereksiz ayrıntılarla uğraşmamalı,
Yönetimde danışmalı bir düzen kurulmalı.
Örgütte iyi işleyen bir iletişim kurulmalıdır.
4.KOORDĠNASYON ( DüzenleĢtirme )
Koordinasyon : Çalışmayı kolaylaştırmak ve başarıyı sağlamak için bir işletmenin bütün faaliyetlerinin
uyum içerinde yürütülmesidir.
İşletmeler büyüdükçe ve iş hacimleri arttıkça, rekabet şartları, yasal düzenlemeler, iş yöntemimdeki
değişiklikler vb. koordinasyon görevini zorlaştırmaktadır.
Yönetici, koordinasyon ile işletme faaliyetlerinin ve iş görenleri birbirleri ile uyumlu hale getirerek
grup amacım gerçekleştirmeye çalışır.
Koordinasyonun sağlanmasında tüm yönetim fonksiyonları rol oynar. Koordinasyon işletmede
politika, ilke ve kuralların sapmadan uygulanmasını sağlar, kişiler arası ilişkileri geliştirir. Problemlerin
çözümünü kolaylaştırır karışıklığı önler.
Etkili bir koordinasyonun sağlanması için şu hususların göz önüne alınması gerekir :
1.İyi ve yalın bir örgüt yapısı kurma
2.Plan ve programların uyumlu hale getirilmesi.
3.İyi ve etkili bir haberleşme sisteminin kurulması.
4.Personelin kendi arasında iş birliği anlayışının geliştirilmesi.
5.Gözlem yoluyla uyumlaştırma.
Koordinasyon Organları
İşletme içerisinde yer alan birimler hem kendi aralarında, hem de birbirleri ile belirli bir uyum içinde
olmalıdırlar. İler birimin başındaki kişi, koordinasyonla görevlidir. İşletmenin başındaki yönetici ise
işletmenin koordinasyonundan sorumludur.
5.DENETĠM ( Kontrol Etme)
Denetim, planlama ile başlayan, yönetim sürecini tamamlayan son fonksiyondur.Denetim, diğer
fonksiyonların neyi, nasıl ve ne derecede başardığını araştırır ve belirler. İşletmenin hedeflenen amaçlara
ne derece ulaşabildiği ancak denetim fonksiyonun yerine getirilmesi anlaşılabilir.
Denetim ile işletme faaliyetlerinin, hazırlanan planlara, verilen emirlere ve belirlenen ilkelere uygun
yapılıp yapılmadıkları kontrol edilir. Denetimde hedeflenen amaç . denetim konusu olan faaliyetlerin
eksik, hatalı yanlarını tespit ederek gerekli önlemleri almak ve işletme dengesini sağlamaktır.
Denetim fonksiyonu, birbirini izleyen aşamalardan ve bölümlerden oluşur. Buna göre denetimin
yapılabilmesi için dört temel aşamadan geçilmesi gerekir.
•
Denetim standartlarının belirlenmesi.
•
Gerçekleşen durumun ölçülmesi,
•
Gerçekleşen durum ile standartların karşılaştırılması.
•
Farklılıkların (sapmaların) nedenlerinin belirlenmesi ve gerekli düzeltici önlemlerin alınması.
Bir işletmenin başarılı bir şekilde yöneltilmesi için tüm yönelim fonksiyonlarının gereği gibi yerine
getirilmesi gerekir. Bunların içinde denetleme fonksiyonunun daha farklı bir yönü vardır. Çünkü etkili bir
denetleme ile yönetimin başarılı veya başarısız olduğu ortaya konulur.
İşletmede iyi bir denetleme sisteminin kurulabilmesi ve etkili bir denetimin yapılabilmesi için önemli
olan şu denetleme ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerekir.
1.Denetleme sistemi, işletmenin amaçlarına ve yapısına uygun olmalıdır.
2.Yöneticiler ve iş görenler denetlemenin nasıl yürütüleceğini bilmelidir.
16
3.İşletmenin organizasyon yapısı, denetlemeyi kolaylaştıracak özellikte olmalıdır.
4.Denetleme sistemi, planlardan sapmaları hemen giderebilmeli ve nedenlerini araştırmalıdır.
5.Denetleme sistemi esnek olmalıdır.
6.Denetimde görev ve sorumluluk alanları açıkça belirlenmelidir.
7.Denetim sistemi, ekonomik bir şekilde kurulmalıdır.
Günümüzde işletmeler, geliştirilmiş çok çeşitli denetim araç,gereç ve teknikleri kullanmaktadır.
B- ĠġLETMELERĠN SINIFLANDIRILMASI
Dünyada değişik tür ve nitelikte işletmeler faaliyet göstermektedir. Ülkemizde de nitelik ve nicelik
yönünden birbirinden farklı değişik işletme türleri mevcuttur. İşletmeleri daha iyi tanıyabilmek için tek
değil . birçok ana ölçüte ( kritere) göre sınıflama yapmak daha uygun olacaktır. Genellikle kabul edilen
ölçütlerin en önemlileri şunlardır.
1. Üretim Araçlarının Mülkiyetine göre ĠĢletmeler
a.Özel işletmeler
b.Kamu İşletmeleri
c.Karma İşletmeler
d.Yabancı sermayeli işletmeler
2.Yasalar Açısından ĠĢletmeler
a.Tek Kişi İşletmeleri
b.Şirketler
c.Kooperatifler
3.Büyüklüklerine Göre ĠĢletmeler
a.Küçük ve Orta İşletmeler
b.Büyük İşletmeler
c.Çok Uluslu İşletmeler
4.Üretilen Mal Cinsine Göre ĠĢletmeler
a.Dayanıklı Mal Üreten İşletmeler
b.Dayanıksız Mal Üreten İşletmeler
c.Tüketim Malı Üreten İşletmeler
d.Endüstri Malı Üreten İşletmeler
5.Sektörler Açısından ĠĢletmeler
a)
Farım İşletmeleri
b)
Sanayi İşletmeleri
c)
Ticaret İşletmeleri
d)
Hizmet İşletmeleri
6.Faaliyet Alanlarına Göre ĠĢletmeler :
a)
Üretim işletmeleri
b)
Ticari işletmeler
c)
Her iki tür faaliyeti birlikte üniten işletmeler.
1.ÖZEL ĠġLETMELER
Özel sektör olarak da bilinen bu işletme türünde sermayenin tamamı özel şahıslar tarafından
konulmuştur. Bu işletmelerin en büyük amacı karını en yüksek düzeyde gerçekleştirmek için verimli ve
etkili çalışmaktır.
Özel İsletmelerin Özellikleri:
Gerçek veya tüzel kişilere ait hür ve faaliyetleri yasalarla korunan özel işletmelerin bir takım özellikleri
vardır. Bunlar;
a)
Özel Mülkiyet ve özgür Teşebbüs
b)
Kar amacı
c)
Az bulunma ve fırsat Maliyeti
d)
Rekabet
e)
Arz ve Talep
17
2.KAMU ĠġLETMELERĠ
Sermayesinin tamamı veya büyük bir kısmı ( % 51 „ den fazlası) kamu tüzel kişilere ait olan
işletmelerdir. Kamu işletmelerinin amacı kar elde etmekten çok topluma hizmet götürmektir.Kamu kuruluş
amaçları şunlardır.
Kamu kurumlarına gelir sağlamak .
Gelişmemiş veya az gelişmiş yörelerin, sosyal , kültürel ve ekonomik yönden gelişmesini sağlamak,
ülkenin ekonomik kalkınmasını hızlandırmaktır.
Devlet, ekonomik faaliyetlerini azaltmak amacıyla kamu işletmelerinin çoğunu günümüzde özel
sektöre devretmektedir. Diğer bir ifade ile özelleştirmektedir.
Özelleştirme: Kamu mülkiyetinde olan işletmelerin, üretimde verimliliği sağlamak için özel sektöre
bırakılması olayıdır.
Özelleştirme, üretimi arttırmak, maliyetleri düşürmek , rekabeti geliştirerek kamu işletmelerinin
verimlilik ilkelerine göre çalıştırılması amacını taşır.
Türkiye de kumu işletmelerini aşağıdaki başlıklar altında toplamak mümkündür.
•
Kamu İktisadi Teşebbüsleri ( KİT ):
a- İktisadi Devlet Teşekkülü : Ziraat Bankası, Türkiye Şeker Fabrika.Kurumu. T.Kömür İşi.
Gibi,
b- Kamu İktisadi Kuruluşları : Çay İşi.Genel Müdürlüğü, Tekel İşi.Gen.Müdürlüğü. TC.
Devlet Demir Yollan gibi
•
Sosyal Güvenlik Kuruluşları; ( Emekli sandığı. SSK, Bağ-Kur)
•
Döner Sermayeli İşletmeler; Sağlık Bak.Bağlı Hastaneler. Devlet Üretme Çiftliği gibi
•
Yerel Yönetim ( Mahalli İdare ) İşletmeleri; Su. Doğalgaz . Toplu Taşıma İşletmeleri gibi
•
Özel Bütçeli Devlet İşletmeleri ( Spor Toto. Milli Piyango . Sayısal Loto gibi)
3.KARMA ĠġLETMELERĠ
Kamu ve özel işletmelerin ortak girişimleri sonucu doğan işletmelerdir. Gerçek veya tüzel olsun, özel
kişiler ile kamu tüzel kişilerinin birlikte kurdukları işletmelerdir.
Örnek olarak : Gübre Sanayii Anonim Ortaklığı. Ereğli Demir Çelik gibi işletmeler.
Yabancı Sermayeli İşletmeler; Yabancı ülkelerin müteşebbislerinin, girdikleri ülkede, özel veya
kamu işletmeleri ile işbirliği yaparak kurdukları,işletmelerdir. Mülkiyetleri yabancı girişimcilere ait olan
işletmelerdir.
Özellikle 1980 sonrası ülkemize yabancı sermaye girişinde artış olmuştur, ülkemizde yatırım yapan
yabancı ülkelerin başında Fransa , Hollanda . İsviçre . Almanya , ABD ve Japonya gibi ülkeler
gelmektedir.
Adi Ortalık: Şirketlerin özelliklerine sahip olmayan ve özel kanunlarla kurulan işletmelerin dışında
kalan ortaklıklardır. Tüzel kişiliği yoktur. Ticaret unvanı olmak zorunda değildir,siciline şirket olarak kayıt
olmaz, borçlar kanını hükümlerine tabidir.
Kolektif Ortaklık: Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvan altında çalıştırmak amacıyla gerçek kişiler
arasında kurulan, ortaklıkların her birinin şirket alacaklarına karşı sınırlı sorumlu olmaları alacaklıları karşı
sınırsız sorumlu olduğu ortaklılara denir.
Adi Komandit Ortaklık: en az iki kişi tarafından kurulur, yazılı ve imzaları noterce imzalanmış bir
sözleşmeyle kurulu. Sınırsız bir biçimde tüm mallarından sorumlu olan ortaklara komandite, yalnızca
koydukları sermayeden sorumlu olanlara ise komanditer ortak denir.
Anonim Ortaklık: Beş yada daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından kurulmuş ve paylara bölünmüş
bir temel kapitali, ekonomik amaç ve konusu bulunup, borçlarından ötürü yalnızca şirketin varlığı
kadarıyla sorumlu olduğu ortaklıklara denir.
18
Limited Ortaklık: Ekonomik amaç ve konuları için en az iki en çok elli gerçek veya tüzel kişi
tarafından bir ticaret unvanı altında kurulmuş olup, ortaklarının sorumluluğu şirkete getirmeyi taahhüt
ettikleri sermaye ile sınırlı ve temel kapitali beli olan ortaklıklara denir.
Kooperatif: Tüzel kişiliğe haiz olmak üzer ortaklarının belirli ekonomik çıkarlarını ve özellikle meslek
ve ekonomik gereksinimlerini karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla
gerçek e kamu tüzel kişileri ile özel iareler, belediyeler. köyle ve dernekler tarafından kurulan esnek sayıda
ortaklık ve esnek sermayeli kuruluşlardır.
Dernek Ve Vakıf ĠĢletmeleri: Kazanç paylaştırma dışında kurulan kişi ve mal topluluklarıdır. Temel
amaçlarına ulaşmak için iktisadi amaçlı işletmeler kurabilirler.
Kamu Sektöründeki ĠĢletme Sınıfları:
Genel Yönetim İçinde Faaliyet Gösteren İşletmeler: İdarenin içinde diğer kamu hizmetleri gibi
yürütülürler. Bazılarının, ek nitelikte bir ticaret ya da üretim işini sürdürmek için bir bütçede ayrılan
sermaye anlamında döner sermayeli oldukları görülür.
Katma Bütçeli Dairelere Bağlı İşletmeler: Bağlı bulundukları daireden döner sermaye olarak
faaliyetleri yürütürler.
Özel Yapılı (Statülü Kuruluşlar): Hizmetin niteliği ve günün koşulları gereği çeşitli düzenlemelerde
kurulurlar.
Yerel Yönetim İşletmeleri: yönetim yapısı içinde yerel yönetim kurumlan olarak görülen il özel idaresi,
belediyeler ve koy idarelerine bağlı olarak kurulan işletmelerdir.
Kamu İktisadi kuruluşları (KİK) Ve İktisadi Devlet Teşekkülleri(İI)T): Kamu İktisadi Kuruluşları
(KİK) 1984 yılında çıkarılan 233 sayılı kanun hükmünde kararnameye göre sermayesinin tamamı devlete
ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üremek ve pazarlamak üzere kurulan kamu
hizmeti niteliği ağır basan kuruluşlardır.Semayesinin tamamı devlete ait iktisadi alanda ticari esaslara göre
faaliyet göstermek için kanunla kurulan kuruluşlara İktisadi Devlet Teşekkülü(İDT) denilmektedir.
C- ĠġLETMENĠN KURULUġ ÇALIġMALARI, BÜYÜKLÜĞÜ VE KAPASĠTESĠ
A- ĠĢletme KuruluĢ Yeri Faktörleri
a- En Uygun Kuruluş Yeri
İşletme kurmaya girişen müteşebbisin karşılaştığı ilk problem işletme için en uygun kuruluş yerinin
seçimi olacaktır. Kuruluş yeri diğer kuruluş yerleri ile karşılaştırılarak seçilen en uygun yerdir. En uygun
yeri maliyet masraflarının en düşük , karın ise en yüksek olduğu yerdir. En uygun kuruluş yeri olan
işletme, diğer işletmelerle rekabet yapabilen işletmedir.
En Uygun Kuruluş yerinde Kurulan bir İşletme :
1. Üretim faktörlerini en düşük maliyetle sağlayabilen,
2. Hammaddeyi istenilen özelliklerde ve kesintisiz temin edebilen,
3.Üretim faktörlerini en düşük maliyetle birleştirebilen.
4- En ucuz üretim sağlayarak üretilenleri tüketim bölgelerine en düşük maliyetle ulaştırabilen, işletmedir.
b- KuruluĢ Yeri faktörlerinin Sınıflandırılması
İşletmenin kuruluş yeri faktörleri genellikle dört bölümde toplanır:
Ekonomik faktörler
Psikolojik, fizyolojik ve politik faktörler,
Doğal faktörler.
Sosyal faktörler.
c- KuruluĢ Yeri Faktörleri
Yukarıda ana gruplar halinde verilen kuruluş yeri faktörleri çok çeşitlidir. Bu faktörler şu şekilde
sıralanabilir.
Hammadde
Pazar
19
İklim koşulları ve Ulaşım
İşgücü
Enerji ve su kaynakları
Arazi
Sosyal ve Kültürel Kurumlar
Vergi ve Harçlar
Teşvikler ve alt yapı
Askeri tehlike ( sınır boylarından uzak bölgeler olmalı)
B- KuruluĢ ve Planlama AĢamaları
İşletmenin amaçlarını gerçekleştirebilmenin en önemli şartı işin başında sistematik ve akılcı bir sürecin
izlenmesi ile mümkün olur. İşletmenin kurulması çok yönlü ve sorunludur.
Bir sanayi işletmesinin kurma düşüncesini uygulamaya koymadan önce çok yönlü araştırma yapmak üzere
fizibilite etüdüne ihtiyaç vardır. Bir fizibilite etüdü çalışması, yatırım projesi fikrinden işletme üretime
geçinceye kadar yedi (7) aş amadan geçmesi gerekir.
•
Yatırım Düşüncesinin Doğuşu
•
Fizibilite Çalışmaları
•
Fizibilite Raporu
•
Değerlendirme ve Yatırım Karan
•
Kesin Proje
•
Projenin Uygulanması
•
İşletme Aşaması ( Üretime geçiş )
C - KuruluĢ Yeri Kararına etki Eden faktörler
İşletmenin kuruluş yeri ile ilgili karalarını etkileyen faktörler çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır
a- Sosyal Faktörler
b- Ekonomik Faktörler :
1 - Pazarın Büyüklüğü ve Yakınlığı
2 - Hammadde Kaynaklarına Yakınlığı
3 - Taşıma İmkanları
4 - Kuruluş Maliyetleri
5 - İş gücü , Enerji Kaynakları. Su ve İklim Faktörleri
6 - Benzeri İşletmelere Yakınlığı ve Mevcut Yatırımlar
7 - Devletin özendirici ya da Caydırıcı Politikaları
c- çevresel Faktörler
1 Bölgesel Faktörler
2 Ulusal Faktörler
3 Uluslararası Faktörler
Kuruluş Yeri Seçiminde Bölge Ve Yer Seçimini Etkileyen Faktörler: Ticari yarışma durumunda
belirlenen üretim yöntemleri ve büyüklüğü altında olası öteki kuruluş yerlerine kıyasla en yüksek kazancı
ve rantabiliteyi sağlayan yerdir. Ekonomik ve ekonomik olmayan faktörler şeklinde sınıflandırılabilir.
Aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
Pazara Yakınlık
Hammadde, Enerji. İklim Ve Su
İşgücü
Taşıma
Devletin Teşvik Ve Sınırlamaları İşletme Dışı Tasarruflar. Kültürel ve Sosyal Şartlar
KonuĢlandırma Yeri: Toplam maliyeti minimum olan yerin seçilip spesifik olarak, şehrin hangi kısmı,
hangi arsa veya arazinin en uygun olduğuna karar verildiği yerdir.
Çevre: İşletmenin kendi dışındaki fakat kendisiyle doğrudan veya dolaylı olarak ilgili faktörleri ifade
eder.
İşletme Çevresi :
•
Toplumsal Çevre
•
Ekonomik Çevre
•
Hukuki Çevre
•
Teknolojik
•
Siyasal Çevre olmak üzere 5‟e ayrılır.
20
D- Talep ve Üretim Miktarı tahminleri
Piyasaya sunulmak üzere işletmenin ne üreteceği, ne kadar üreteceği ve hangi hedef kitleye satacağı talep
tahminleri ile belirlenir. Üretilerek mal ve hizmete karşı piyasa ne kadar açtır ? Hedef kitlenin zevk ve
tercihleri piyasa araştırmaları ile belirlenmeye çalışılır.
D- ĠġLETME FONKSĠYONLARI
İşletmeler çeşidi faaliyetleri yerine getirmek amacıyla kurulurlar. Bu çalışmalar benzerlikleri açısından
belli gruplar altında toplanabilir. Benzerliklerine göre guruplanan işletme faaliyetleri, işletme fonksiyonları
olarak adlandırılır. İşletmeler tarafından yerine getirilen işlevlerden bazıları, işletmenin amacına
ulaşabilmesi için gerekli olan çalışmalardır. Bunlara Temel İşletme fonksiyonları denir. Temel
fonksiyonların yürütülmesine yardımcı olan çalışmalara da Destekleyici işletme Fonksiyonları denir.
Temel işletmecilik fonksiyonları beş grupta toplanabilir.
1.Üretim Fonksiyonu,
2.Pazarlama Fonksiyonu.
3.Finansman Fonksiyonu,
4.İnsan Kaynakları Fonksiyonu,
5.Yardımcı ( Destekleyici ) Fonksiyonlar.
1.Üretim Fonksiyonu :
Dar anlamda üretim, mal ve hizmetlerin miktarlarının veya faydalarının arttırılması sürecidir. Bununla
birlikte, üretim denilince akla ilk gelen biçim değişikliği olmalıdır. İşletmelerin asıl fonksiyonlarından biri
olan üretim fonksiyonu . dört pazarlama bileşeninden biri olan ürünün ortaya konulması ile ilgili süreci
kapsar.
Üretim, bir firmanın katma değer yaratma faaliyetidir. Dar anlamda üretim fayda sağlama işlemidir ve mal
ile hizmetlerin miktarlarının veya faydalarını artırılması çabalarının tümüdür. Ancak üretim kavramı
yalnızca biçim değişikliği yoluyla fayda sağlama işlemiyle sınırlı değildir. Zira üretim kavramı fiziki
ürünlerle ilgili olduğu kadar, fiziki olmayan ürünlerle de ilgilidir.
Üretim; İnsan ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla belirli girdilerin, dönüştürme sürecinde çeşitli işlemlerden
geçirilerek mal veya hizmet olarak çıktıların elde edilmesidir. Üretim işleminin üç önemli elemanı
bulunmaktadır. Bunlar ; girdi.işlem ve çıktıdır.
Üretim ĠĢleminin Yapısı ve Elemanları
Üretim, girdi veya üretim faktörlerinin tedariki ile başlayan bir süreçtir. Tedarik işleminin üretimde
bulunabilmesi için ihtiyaç duyduğu üretim faktörlerinin temin edilip, üretim hazır hale getirilmesidir.
Üretim sistemi; işgücü, malzeme, bilgi, enerji, sermaye gibi girdilerin belirli bir dönüştürme sürecinden
geçirilerek . mal ve hizmetin üretilmesidir.
Üretim anlayıĢındaki değiĢiklikleri şu şekilde özetleyebiliriz;
a)
Üretilen mal ve hizmetlerde globalleşme.
b)
Ar-Ge çabalarındaki artış.
c)
Talepteki hızlı değişmeler ve ürünlerin ömrünün kısalması.
d)
Otomasyon uygulamalarının yaygınlaşması
e)
Üretim girdilerinin çeşitlenmesi.
Yaygın Olarak Yürütülen Üretim Yöntemleri
1 - Kütle Üretim :Aym malın , aynı üretim tekniğini kullanarak çok sayıda üretimesidir.
21
2
3
4
- Akış veya Proses Üretimi : Makine ve tesisler yalnız bir cins mamulü üretecek şekilde dizayn
edilmiş ve yerleştirilmiştir. Parti halinde veya devamlı olarak yapılabilir.
- Proje Tipi Üretim : Üretime konu olan mamul oldukça büyüktür.(Gemi, Uçak,Otomobil Bina
vb.)
- Parti Üretimi : Bir mamulün özel bir siparişi veya sürekli bir talebi karşılamak amacıyla belirli
miktarlardan oluşan partiler halinde üretilmesidir.
Yeni Üretim AnlayıĢı ve Teknikleri
Günümüzde işletmelerin rekabet güçlerini koruyabilmeleri kalite, hız. esneklik, sürekli gelişim ve
çeşitlilik faktörlerine daha fazla önem vermeleri sayesinde sağlanabilmektedir. Müşteri ihtiyaçlarının
saptanmasında , tasarımda, üretimde ve sevkıyatta sürat faktörü hayati bir unsur haline gelmiş, esnek,
dinamik ve gelişmelere uyum sağlayabilen işletmeler ön plana çıkmaya başlamıştır.
Modern bir imalat işletmesinde üretim planlamanın kaçınılmaz bir şekilde yer almasını gerektiren nedenler
şöyle sıralanabilir:
a- Üretim sistemlerinin faaliyet yoğunluğu ve karmaşıklığı,
b-lşletme içi faaliyetlerin koordinasyon sorumluluğu,
c-İşletmeler arasındaki bağımlılık ve ilişkilerin gelişmesi,
d-Tedarik ve dağıtım faaliyetlerinin geniş bir alana yayılması.
e-Ttiketici kütlesinin genişlemesi ve isteklerinin değişik olması,
f-l lizmet. kalite ve fiyat rekabetinin yoğunlaşması.
g-İşletmenin ekonomik düzeyde çalışmasını sağlamak amacı ile malzeme, makine zamanı ve insan gücü
kayıplarının minimum düzeye indirme zorunluluğu.
Üretim Planlarının Hazırlanması için Vapılacak ĠĢler
aÜretim planının kapsayacağı zaman aralığı tespit edilir,
bEkonomik stok düzeyleri hesaplanır,
eTalep tahminleri yapılır.
dPlan dönemi başındaki ve sonundaki stok düzeyleri belirlenir,
eBaşlangıç ve bitiş stokları arasındaki fark bulunur,
fÜretilmesi istenen miktar dönem dilimlerine dağıtılır.
2.Pazarlama Fonksiyonu
Pazarlama , zannedildiği gibi sadece bir satış eylemi değildir: Üretimden önce yapılan Pazar araştırmaları
ile hangi ürünün üretilip, hangi Pazar veya pazarlara sunulacağı, pazarlamanın konusuna girdiği gibi ,
üretim sürecindeki yol göstericilik yanında, satış sonrası yedek parça veya yetkili servis gibi hizmetler de
pazarlama faaliyetleridir.
Pazarlama Kavramının Tanımı
Yaklaşık aynı anlamda olmakla birlikte pazarlamanın birçok tanımı yapılmıştır. Pazarlamanın . kişilerin
ve gurupların istek ve ihtiyaçlarını oluşturma ( ürün ) , sunma ( hizmet ) ve ürünleri diğer değerli mal ve
hizmetle değiştirmek suretiyle , tatmin eden sosyal ve yönetimsel bir süreçtir.
Pazarlama Türleri
1 - Yeşil Pazarlama : Daha az paket kullanma ve ambalajların yeniden kullanılması. ürünlerin
çevreye zarar vermeyecek şekilde üretimi , ürünlerde doğal maddelerin kullanımı gibi gelişmeler,
başta pazarlama yöneticileri olmak üzere işletme üst yöneticilerinin dikkatlerini bu konulara
çevirmiştir.
2 -Maksi Pazarlama : Bu pazarlama .işletmenin pazarlama kapasitesinin en yüksek düzeyde
kullanımını ve uzun dönemde değişen çevre koşullarına uygun olarak tüm kaynaklardan en yüksek
düzeyde yararlanılmasını öngören bir kavramdır.
3 Doğrudan Pazarlama : Doğrudan pazarlama ile ilgili olan bir kuruluş olan ve doğrudan
pazarlama uygulayan kişi ve kurumların oluşturduğu Amerikan Doğrudan Pazarlama
Birliği'nin belirlediği tanıma göre . doğrudan pazarlama ; herhangi bir yerden ölçülebilir bir tepkiye
ve/veya faaliyete neden olmak veya müşterilerin fikirlerini etkilemek amacı ile bir veya birden fazla
reklam aracı doğrudan kullanan etkileşimli bir pazarlama sistemidir.
4 - Mega marketing : Belirli bir pazara girmek ve/veya bu pazarda başarılı bir şekilde faaliyet
göstermek için çeşitli grupların işbirliğini sağlamak bakımından ekonomik , psikolojik.politik ve
halkla ilişkiler, beceri, bilgi ve araçların uygulamasıdır.
22
- Sosyal Pazarlama : Ürün pazarlama , fiyatlandırma iletişim .dağıtım ve Pazar araştırması gibi
araçlardan yararlanarak sosyal fikirlerin kabul edilmesini kolaylaştıracak ,etkileyecek
programların tasarlanması . uygulaması ve kontrolüdür. İletişim teknolojisi gelişmeler pazarlama
türleri arasına İnternet yolu ile pazarlamayı eklemiştir. Bu tür pazarlama :
a) İşletmeden işletmeye
b) İşletmeden Nihai tüketiciye olmak üzere ikiye ayrılır.
6 -Kitlesel ( Seri) Pazarlama : Satıcının ya da pazarlamacının bir tek ürünü, tüm alıcılara . toplu
üretip, seri olarak dağıtır, kitlesel pazarlayıp , kitlesel tutundurma çalışmasıdır.
7 - Ürün FarklılaĢtırması ve ÇeĢitlemesine Dayalı Pazarlama : Satıcı, farklı özellikler,
stiller, kalite , boyut vb. gösteren iki veya daha çok sayıda ürün üretir. Parklı ambalajlarda çeşitli
büyüklükte hazırlanan ürünler farklı Pazar dilimlerine hitap etmekten çok, alıcılara çeşit
sunmaktır.
Pazar AraĢtırması : Geleneksel pazarlama araştırması konulan ile ilgili olarak şöyle bir sıralama
yapmak mümkündür.
1.Ekonomik koşullarla ilgili araştırmalar.
2.Satış ve pazarla ilgili araştırmalar.
3.Malla ilgili araştırmalar.
4.Fiyatla ilgili araştırmalar.
5.Dağıtımla ilgili araştırmalar.
6.Tutundurma ile ilgili araştırmalar.
Pazarlama : İşletmeler mal veya hizmet pazarlayarak yaşamlarını sürdürürler.
Tutundurma : Üretilen mal ve hizmetlerin satışının sağlanması ve giderek artırılması için yapılan tüm
çabalara tutundurma denir.
Tutundurmanın Elemanları :
a- Reklam
b- Halkla İlişkiler
c- Yüzyüze Satış
d- Satış Teşviki ( Promosyon )
3. Finansman Fonksiyonu
Genel anlamda finansman fonksiyonu , işletmeye yeterli zamanla ve ucuz maliyetli fon sağlamak olarak
düşünülmüştür. Halbuki günümüzde finansman fonksiyonu yalnız fonların sağlanması sorunuyla değil,
aynı zamanda fonların yatırımı ile de ilgilenmektedir. Bu anlamda finansman fonksiyonu, işletmenin
ihtiyaç duyduğu fonların en uygun şartlarla ele geçirmek ve ele geçirilen fonların en etkin kullanımını
sağlamaktadır.
Buna göre finansman fonksiyonu ;
a- Nakit ihtiyacının karşılanması,
b- Nakillerin en uygun bir şekilde kullanılmasıdır.
4.
Ġnsan Kaynakları Fonksiyonu
Personel yönetimi, işletmenin işlevlerini ve amaçlarını yerine getirebilecek ve maksimum
düzeyde etkinlik ve verimlilik sağlayacak, nitelikli işgücünü kazanma, geliştirme ve korumadır. Personel
yönetimi, örgütler için gerekli insan kaynağını sağlayabilme ve bu kaynaklardan etkili ve verimli bir
şekilde yaralanabilmc çabalarım kapsar. İnsan kaynaklan ise. örgütün amaçlarını gerçekleştirebilmek için
yaptığı faaliyetlerde rol alan bütün insanları ifade eder.
İşletmelerde insan kaynaklarının seçim sürecinin temel aşamalarını „iş-analizlerinin yapılması', „insan
kaynaklan planlaması', insan kaynakları tedariki-aday havuzu oluşturma- ve insan kaynaklarının seçimi
şeklinde sıralamak mümkündür. İnsan kaynağını bulma { tedarik etme ) ; insan kaynaklan planlaması
sonucunda ortaya çıkan personel gereksimini karşılamak üzere gerekli bilgi, yetenek, beceri ve
motivasyona sahip adayları araştırma ve kuruluşa çekebilme faaliyetleridir.
5. Yardımcı ( Destekleyici) Fonksiyonlar
Bu fonksiyon her işletmenin özelliğine göre değişebiliyor; Toplam Kalite . Ar-Cîe birimi vb.
Toplanı Kalite yöneliminde bugünkü işletmecilik anlayışında, organizasyonda çalışan herkes . kaliteden
sorumludur. Toplam kalite yönetiminin temel felsefesi sürekli gelişme ve geliştirmedir.
Ar-Ge ise: işletmelerin araştırma ve geliştirme birimleridir. Büyük işletmelerde Araştırma ve Geliştirme
birimleri bulunur.
E- ORGANĠZASYONLARIN ĠġLEYĠġĠ
Organizasyon. Latince müzik aleti anlamına gelen “ organon “ sözcüğünden türetilmiştir, önceleri doğal
birimlerde organ ve organizma anlamında kullanılmaya başlamıştır.: daha sonraları da iş idaresi ve
5
23
ekonomide kullanılmaya başlamıştır. Organizasyonu, “yönetim organlarının belirtilmesi “ biçiminde
tanımlamak mümkündür. İlkel ve basit dc olsa bu tanım, organizasyon kavramı konusunda bir fikir
vermektedir.
Daha ayrıntılı ve bilimsel olarak organizasyonu şöyle tanımlamak mümkündür .“Organizasyon. üretim
faktörlerini en etkin, sistemli,olumlu ve uyumlu bir biçimde kullanarak mal ve hizmetleri üretebilmek için,
insanların görevlerini en iyi biçimde yapmak üzere düzene konması ve gerekli her türlü araç, gereç ve
imkanla donatılmasıdır." Bu tanım organizasyonun en genel tanımı düşünülebilir.
Geniş anlamda organizasyon ; “ İnsanların,fiziksel araç ve imkanların, bir amacı gerçekleştirecek biçimde
düzenlenip hizmete konulması “ demektir. Bu anlamda organizasyon, insanlar, araç,gereç, makineler,
binalar, işyeri, çalışma şartları ve benzer bütün şartlar arasındaki ilişkilerin kurulmasıdır.
Bölümlere Ayırma
İşletme organizasyonu yapılırken, işletmede çalışkan insanlar arasında görev bölümü yapılır. İşletmenin
kuruluş yeri, işleyiş çeşidi, tüketiciler vb. dikkate alınarak aşağıdaki iş grupları meydana getirilir.
Fonksiyonuna Göre Gruplandırma ( ġekil - 1 )
Şekil-1
2.Üretilen Mal ve Hizmet ÇeĢidine Göre Gruplandırma (ġekil 2 )
(Şekil – 2)
3.Coğrafi Yere Göre Gruplandırma : Bu gruplandırma bir işletmenin birden fazla yerde yerinin
olması ve bu yerlerde atayacağı yöneticinin merkeze bağlı olduğunu ifade eder.
24
Örneğin: A firması İstanbul. Ankara .İzmir gibi illerde Fabrikaları olsun A- İstanbul. A-Izmir. A-Ankara
merkezdeki işletme müdürüne bağlı olarak iş görürler.
4.MüĢterilere Göre Gruplandırma,
5.Sayı Temeline Göre Gruplandırma,
6.Vardiyeli çalıĢmada,Üretim Süresine Göre Gruplandırma.
Genel Organizasyon Çeşitleri
a) Merkezi Organizasyon : Bu organizasyon tipindeki yetkiler, teşebbüs sahibi ya da genel müdüründen,
belirli fonksiyonları yerine getirmekle görevli yardımcılara, onlardan da alt kademe nezaretçiler aracılığı
ile işçilere kadar uzanır. Yetki ve talimat bağlantıları . bu organizasyon tipinde genel müdürden işçiye
kadar kesintisiz bir çizgi halinde izlenebilir.
Her bölüm yöneticisi, tipinin bir takım avantajlı ve sancılı yönleri vardır.
BaĢlıca, avantajları;
1. İşin yapılıp yapılmadığını kontrolde etkinlik sağlar,
2. Emirlerin hemen yerini bulması,
3. Kırtasiyeciliğin önlenmesi,
4. Disiplinli bir ortamın yaratılması.
5. Tedbirlerin hemen alınabilme imkanlarını sağlamasıdır.
Sakıncaları ise ;
1 Her nezaretçi yönetim fonksiyonlarının sahip olmayabilir. Örneğin, herhangi bir bölümün
müdürü hem denetleme, hem planlama , hem de sevk ve idare vs. yapamaz.
2 Bir bölüm yöneticisi işinin başında olmadığında o bölümde işler durabilir.
b) Merkezi Olmayan ( Fonksiyonel ) Organizasyon : Bu tip organizasyonda her hir bölümün
başında uzman yöneticiler bulunur. Bu yöneticiler kendi bölümü üzerindeki yetkilerin dışında, konusuyla
ilgili durumlarda tüm bölümlerin üzerinde de emir . otorite ve yetki gücünü kullanırlar.
Bu organizasyonun en sakıncalı durumu . komuta birliğini zedelemesi ve hele komuta yetkisini
taşıyan şefin astları üzerindeki prestijini sarsma tehlikesini yaratmasıdır.
25
6. Karma Organizasyon : Bu örgütleme şeklinde de Merkezi organizasyonda olduğu gibi yetki
ve otorite hat' lar boyunca seyreder . İler bölüm yöneticisinin görev, sorumluluk ve yetkileri
merkezi organizasyonda olduğu gibidir. Ancak . bu organizasyon tipinin ayrıcalıklı bir yönü
vardır. Bu alt kademe yöneticilerin başında uzman kişilerin bulunmasıdır. Bunlara kurmaylar da
denilir. Hat yöneticilerin komuta yetkisi yanında uzmanların da kurmay yetkileri vardır. Kurmay
yetkisi, danışma ve öğüt yetkisidir. Bu yetki komuta yetkisine yardım eder; yönetim
fonksiyonlarında olan bilgi elde edilmesi, kestirme, planlama işlerinde komuta yetkisini taşıyan
yürütücüye, yardımcı bir yetkidir.
Günümüz işletmelerinin . büyük çoğunluğunun karma organizasyon tipi şeklinde teşkilatlandıkları
görülmektedir.
Organizasyon Çeşitlerinin Karşılaştırılması
Merkezi organizasyon şekline özellikle küçük şahıs işletmelerinde ve kamu işletmelerinde rastlanmaktadır.
Ancak gerçek olan şudur ki bu tip örgütler ilmin ve gelişen teknolojinin etkisi ile gittikçe azalmaktadır.
Merkezi olmayan Organizasyonda komuta birliği zedelendiğinden ülkemizde fazla rağbet görmemiştir.
Karma organizasyonda yetki kargaşası olması, kurmayların komuta yetkisini taşıyanların haklarına
müdahale edilmesi gibi sakıncaları olmasına rağmen günümüz işletmelerinin büyük çoğunluğunun karma
organizasyon tipi şeklinde teşkilatlandıkları görülmektedir.
Organizasyonlarda Yetki ve Sorumluluklar
İşletmeleri daha iyi geliştirmek ve daha iyi yönetmek için baş yönetici bir kısım yetkilerini alt yöneticilere
devreder. Onlar da yetkilerinin bir bölümünü bir alt kademeye devrederler. Bu durumda her yöneticinin
kendi işi ile ilgili belli yetkileri olur.
Yöneticinin işletmeyi belli amaçlara ulaştırmak için gereken işlerin yapılmasını isteme hakkına yetki
denir.
Yetki yukarıdan aşağıya doğru devredilir. Yani yetki üst „ten ast 'a yetki aktarılır. Bu yetki her kademedeki
yöneticiler arasında yapılır.
Yetki Devrinin kuralları
1 Yetki devredilir ama sorumluluk devredilemez.
2 Bir kimse iki amirin emrine verilmemelidir.
3 Yetki ve sorumluluk birlikte verilmelidir.
Yetki Devrinde Dikkat edilecek Hususlar
1 Yetki verecek amir, yetki alana güven duymalıdır.
2 Yetki alan, yaptığı işler hakkında yetki verene bilgi vermelidir.
3 Bir iş için verilen yetki işin bütününe ait olmalıdır.
4 Yetki verilen kişi kendi başına bırakılmamalı, yetki veren tarafından cesaret verici yardımlar
yapılmalıdır.
5 Yetki verilecek kişi iyi seçilmeli ve yeteneklerinden emin olunmalıdır.
26
II. Bölüm
1. Yönetim Sistemleri'nin GeliĢimi
Yönetim görüşlerinde meydana gelen gelişmeleri, aralarında kesin sınırlar ve geniş ayrılıklar
olmamakla beraber klasik, neo-klasik ve modem teoriler olmak üzere üç ana grupta toplamak
mümkündür.
1.Klasik Organizasyon Teorisi
Klasik Organizasyon Teorisi. işletmenin formal yapısını kendisine inceleme ve araştırma sahası olarak
alan, organizasyon konusunda ortaya çıkan ilk teoridir. Bu görüş Fransa‟da Fayol (1916), Amerika'da
Taylor (1911), Mooney ve Reiley (1932), Ailen (1958), İngiltere‟de Urwick (1928 vc 1943) ve Brech
(1957)‟in eserlerinde göze çarpmaktadır.
Klasik teoride organizasyon, gaye ve bedellerin gerçekleştirilmesi için bir araç olarak düşünülmekte,
mevcut kaynaklardan maksimum düzeyde yararlanılarak organizasyonun gayelerinin gerçekleştirilmesi ön
planda ele alınmaktadır.
Klasik Organizasyon Teorisi adı altında üç ayrı yaklaşım bulunmaktadır. Bu üç yaklaşım: öncülüğünü
Taylor'un yaptığı “Bilimsel Yönetim Yaklaşımı”, öncülüğünü FayoPun yaptığı “Yönetim Süreci
Yaklaşımı" ve öncülüğünü Weber'in yaptığı "Bürokrasi Yaklaşımındır. İler üç yaklaşım da,
organizasyonlarda etkinlik ve verimliliğin arttırılması için hangi ilkelere uyulması gerektiğini araştırmıştır.
Klasik Organizasyon Teorisi'nde iş ve pozisyonlar ile bunlar arasındaki ilişkiler ön planda
değerlendirilirken, insan unsuru veri olarak kabul edilir ve psiko-sosyal karakteri ile psikolojik ve sosyal
çalışma koşulları gö/ önüne alınmaz. Bunun anlamı, bu teori neyin, nasıl, ne /aman ve ne karşılığı olarak
yapılacağının açık ve kesin bir biçimde tayin edilmesi gerektiğini ve bu iş, kural, yöntem ve disiplinine sıkı
bir biçimde uymayanı ücretini kesme, işten atma gibi kesin cezalandırma önlemleriyle yola getirme
zorunluluğunu ileri sürer. İşte bu özelliklerinden dolayı, klasik doktrin dar, sınırlı, mekanik
ve
bürokratik
olmakla eleştirilmiştir.
1.2.Neoklasik Organizasyon Teorileri
Klasik görüşe karşı eleştiriler ikinci dünya savaşı öncesi başlamış ve bu arada bir çok sosyolog ve sosyal
psikoloji uzmanı bu konuda çeşitli araştırmalar yapmıştır. İşletmelerin verimliliğinde insan unsurunun
oynadığı önemli rol açığa çıkmıştır.
Organizasyonun sosyal ve beşeri yönünü öne alan Neoklasik Görüşün Önderliğini yapan Mayo (1933).
Roethlisberger (1941) ve onların izinden yürüyen Bakke, White, Garrdner ve Moore (1955). Davis (1957).
McGregor (1960), Dubin ve Likert gibi bilimadamları, eserlerinde zamanımızın en önemli sorununun
bireyler ve organizasyonlar arasında işbirliği ruh ve anlayışının geliştirilmesi olduğunu ileri sürerek klasik
organizasyonu bir bakıma eleştirmekte bir bakıma da tamamlamaktadır. Bıı düşünceye göre organizasyon
kavramı, önceden belirlenmiş bir tüzük şeklindeki bilimsel olmayan gruplardan oluşmakta ve biçimsel
organizasyon tamamen biçimsel kalıp işlememekte, yerini sosyal ve psikolojik ilişkilerin geliştirildiği bir
organizasyona bırakmaktadır.
Ancak neoklasik teori de örgütü oluşturan unsurların kendi başlarına birer varlık oldukları görüşünden
kurtulamamış, motivasyon konusuna gereğinden fazla ağırlık vermiştir. Biçimsel ve biçimsel olmayan
unsurların birleşmesini açıkça ortaya koymadığı ve motivasyon teorisini kıymetler, bunalım, öğrenme,
psikoloji, sağlık teorileriyle birlikle ele almadığı için uygulamada beklenen sonuçlar alınamamıştır.
Öte yandan, toplumların sosyal değerlerinin zamanla değişmesi, çalışanlarla işverenler arasındaki
ilişkilerin düzenlenmesinde devlet ve sendikaların etkin olmaya başlaması, organizasyonu oluşturan
grupların davranışlarını büyük oranda etkileyip, karşılıklı tutumlarının değişmesine neden olmuştur. Bu
durumda, dinamik bir yapıya sahip olan organizasyonun, zaman içinde oluşumu ve gelişimi, çevre
koşullarındaki değişime paralel olarak düzenlemeli ve özellikle beşeri unsurun davranışlarındaki
değişimlerin dikkate alınması gerektiği fikri yeterince ortaya çıkmamıştır.
1.3.Modern Yönetim DüĢüncesi
Yönetim ve organizasyon konusundaki modernizasyon yaklaşımları. 1950 - 1960 yılları arasında Modern
Yönetim Düşüncesinde neoklasik yaklaşıma paralel olarak başlatılmıştır. İşle bu yaklaşımın temelini
oluşturan akımlar Sistem Yaklaşımı ve Durumsallık Yaklaşım’ dır.
2.Sistem YaklaĢımı'nın DoğuĢu
1950'lerden günümüze kadarki dönem bir gelişme ve sentez dönemidir. Bu dönemde psikoloji,
sosyoloji, antropoloji gibi bilimlerin gelişmesinden ve sistem kavramından yararlanılmıştır.
Modern organizasyon teorisinin temelini sistem görüşü temsil eder. Bu teorinin en önemli özelliği analitik
bir temele sahip olmasıdır. Organizasyonların karmaşık yapıya sahip olması kesin kurallarla yönetilmesini
27
imkânsızlaştırdığından organizasyon bilimciler yeni bazı boyutları düşünmeye başlamışlardır, Eski Çin,
Mısır ve Roma uygarlıklarına kadar giden organizasyon kavramı devamlı değişmiştir. Sistem yaklaşımı da
bu yaklaşımın safhalarını oluşturmuştur. Sistem Yaklaşımı her ne kadar Modem Yönetim düşünceleri
arasında sayılsa da sistem anlayışı çok eskilere dayanmaktadır. Aristo‟nun "bütün, parçaların toplamından
daha fazladır” sözü, sistem görüş açısını ifade etmektedir.
Sistem kavramının önemi “beşeri ilişkiler" hareketinin başlangıç noktasını teşkil eden Hawthorne
araştırmalarından anlaşılmıştır. Yirminci yüzyılın başlarında işletmeler gözden geçirilirken verimlilik bir
sorun olarak görülmekte ve organizasyonların amaçlarına neden ulaşıp ulaşmadıkları düşünülmekteydi.
İlk olarak diğer bilim dallarında uygulanmış ve biyoloji dalında düşünülmüştür. Bertalanffy. Genel
Sistem Teorisi'nde. her olayı belirli bir çevre içinde başka olaylarla ilişkili olarak incelemenin olayları
anlama, tahmin ve kontrol etme açısından daha etkin olduğu ileri sürülmüştür. Bertalanffy, biyolojide
uyguladığı sistem teorisini diğer alanlara da uygulamak istemiş ve çeşitli disiplinler için ortak prensiplerin
var olduğunu göstererek hepsine uygulanabilecek genel bir analitik model geliştirmeye çalışmıştır. Diğer
bir bilim adamı ise, sibernetik alanında öncülük yapmış matematikçi Norbert Wiener'dir. 1948 yılında,
aynı amaçlar çerçevesindeki sistemlerin birleşiminin yapısını oluşturmak konusuyla ilgili önemli bir kitap
yayınlamıştır. Böylece “genelci” ve “bütüncü" bir görüşün yönetim ve organizasyon konularına
uygulanması ile yönetimde sistem yaklaşımı adı verilen yeni düşünce tarzı ortaya çıkmıştır.
2.1.Genel sistem teorisi ve tarihçesi
Sistem kavramının çok eski bir geçmişi vardır. “Sistem Yaklaşımı” veya “Genel Sistem Teorisi",
19.yüzyılın başında şekillenmeye başlamıştır. Bu konuda en eski ve temel kavramlar Alman filozofu
Georg Wilhelm, Friedrich Hegel (1770-1831) tarafından ileri sürülmüş, ancak o dönemde
yeterince ilgi uyandıramamıştır. Bununla birlikle. Enerji Mühendisliğinin gelişmeye başladığı dönemlerde
önem kazanmaya haşladığı söylenebilir.
20. yüzyılın başlarında Köhler, konuyu fizik alanında incelemiştir. Lotka ise, 1925 yılında
sistem kavramını genel olarak ele almış ve temel formüller geliştirmiştir.
Bu dönemlerde sistemleri açıklamaya yönelik iki görüşten sözedilmekteydi; birincisi, „‟Mekanistik Görüş":
her oluşumun esasının fiziksel ve kimyasal etkenlere bağlı olduğunu savunuyordu. İkinci görüş ise
“Vitalistik Görüş”; buna tepki olarak canlılığın metafizik kurallara bağlı olduğunu ileri sürmekteydi.
Ancak, 1937 yılında Ludwig Von Bcrtalanffy'nin “Genel Sistem Teorisi” adıyla sunduğu bir bildiri, bu
alandaki en önemli çalışmalardan biri olmuştur.
Genel Sistem Teorisi uygulama alanında en geniş haliyle üç ana başlıkta ele alınmıştır:
. Sistem Mühendisliği
. Yöneylem Araştırması
. Beşeri Mühendislik (Human Engineering)
Genel Sistem Teorisi çalışmalarında ise iki yöntemden söz edilebilir. Birincisi, Ludwig Von
Bertalanffy'nin geliştirdiği temelde deneysel olan bir yöntemdir. Buna göre, sistemler algılandıkları
biçimde gözlenip incelenir ve daha sonra bu gözlem sonuçlan ifadelendirilir.
İkinci olarak ise. Ashby'nin düşünülebilen bütün sistemleri gözönüne alarak bunları, üzerinde işlem
yapılabilecek, yargılara varılabilecek en uygun boyuta indirgediği yöntem yer almaktadır. İler iki yöntemin
de üstünlükleri ve sakıncaları bulunmaktadır. Belirtilmek istenen genel sistem teorisi çalışmalarında tek bir
yöntemden söz edilemeyeceğidir. Bu teorinin amacı, genel olarak sistemlere uygulanabilecek genel
prensiplerin oluşturulması ve formülasyonudur.
Kenneth E. Boulding ise genel sistem teorisinin yerini şöyle tanımlamıştır; “Genci sistem teorisinin amacı,
ilgili disipline ilişkin teorilerden ve saf matematikten yararlanarak yeni bir model inşasıdır.”
Görüldüğü üzere temelde bu disiplinin amacı, bilimler arasındaki haberleşmeyi mümkün kılarak
medeniyetin daha çabuk ilerlemesine katkıda bulunmaktır. Bıı amaçla. 1954 yılında meydana gelen “The
Society of the Advancement of General Systems Theory” adlı kuruluş, 1957 yılında “The Society of
General Systems Theory” adını almıştır. Bu kuruluş, günümüzde “International Society of Social Sciences
(ISSS)” adı altında varlığını sürdürmektedir.
1970„li yıllarda Ulrich. işletmeyi üretim yapılan, sosyal bir sistem olarak tanımlayarak yönetim alanında da
Sistem Yaklaşımı'nın etkilerini göstermiştir.
2.2.Sistem YaklaĢımının Diğer Disiplinlerle ĠliĢkisi
a. Yönetim bilimi ve sistem yaklaşımı: Yönetim bilimi, organizasyonun amaçlarını ve
kaynaklarım dikkate alarak, bilimsel problem çözme teknikleriyle, organizasyonun uzun,
orta ve kısa dönemli politika ve kararlarını belirlemektedir.
28
b. Yöneylem araştırması ve sistem yaklaşımı: Yöneylem araştırması, örgütün bütünleşik
amaçlarına en iyi uyum sağlayacak biçimde organize (insan-makine) sistemlerin kontrol
edilebilir problemlerinin çözümünde disiplinlerarası bir ekiple, bilimsel yöntem
uygulamasıdır. Yöneylem araştırması, çözüm aradığı problemi tüm çevresindeki sistemle
birlikte ele almakta ve yöntemin elverdiği ölçüde tüm bileşenleri incelemektedir.
ġekil 1 : Sistem Biliminin Diğer Disiplinlerle Olan ĠliĢkisi
Endüstri mühendisliği ve sistem yaklaşımı: Endüstri mühendisliği, insan-makine ve diğer
bileşenlerin oluşturduğu sistemleri bilimsel yaklaşımla ele almaktadır. Bu nedenle, sistem
teorisiyle yakından ilişkilidir.
d. Sibernetik ve sistem yaklaşımı: Sibernetik sözcüğünün yaratıcısı, ünlü matematikçi
Norbert Wiener'dir. Sibernetik, “Tüm hayvanlar ve makinalarla ilgili kontrol ve
haberleşme teorisi'* anlamına gelmektedir. Norbert Wiener‟ a göre sibernetik, ikinci
endüstri devrimin i temsil etmektedir. Bu yeni gelişimin amacı, sadece insan kaslarının
yerini alan makinaların (I. endüstri devrimi), yine makinalar tarafından kontrol edilmesini
(2. endüstri devrimi) sağlamaktadır. Sibernetiğin temel uğraş alanı sistem kavramıdır.
Sadece, sistemlerde kontrol, haberleşme ve geri besleme kavramlarını derinliğine
incelemesi ile genel sistem teorisinden farklılık göstermektedir. Sibernetik kavramında en
önemli özellik geri beslemedir.
2.3.Sistem Analizinin Genel Görüntüsü
Sistem analizinin kendine özgü klasik ve neoklasik organizasyon teorilerinde üzerinde pek durulmamış bir
görüş açısı vardır. Burada birbirine bağlı bir dizi sorudan hareket edilmektedir.
1 Sistemim stratejik parçaları nelerdir?
2 Parçaların karşılıklı bağıntılarının niteliği nedir?
3 Sistem içinde parçaları bağlayan ve birbirine uymalarını kolaylaştıran ana süreçleri nelerdir?
4 Sistemin ulaşmaya yöneldiği amaçlar nelerdir?
5 Sistemler çevreleriyle birlikte nasıl değişirler?
c.
3.Sistem YaklaĢımının Temel Kavramları
Sistem Yaklaşımının ilk olarak biyolog Ludwig von Bertalanffy tarafmdan “Genel Sistem Teorisi”
(Allgemeine System Theorie) adı altında ortaya çıkarıldığından daha önce söz etmiştik. Bertalanffy. o güne
kadar fizik alanında çalışılan tüm sistemlerin kapalı olduğuna, dış dünya ile etkileşim içinde olmadıklarına
dikkat çekli. Oysa bir biyolog olarak çoğu fenomen için böyle bir yaklaşımın imkansız olduğunu biliyordu.
29
Yaşayan bir organizmanın çevresinden ayrıldığında, kısa bir şiire içinde oksijen, besin ve su
yetersizliğinden öleceğini hatırlatarak organizmaların açık sistemler olduğunu ve açık sistemlerin sürekli
olarak çevreleriyle madde ve enerji değişimi yapmadan yaşayamayacaklarını dile getirdi. Böylece ilk kez
dış çevre faktöründen bahsedilmiş oldu.
Açık sistemlerin kendileri dışındaki sistemlerle etkileşim içinde olmaları, bu tür sistemlerin en büyük
özelliğidir. Bu etkileşimin iki yolu vardır: Girdi ve Çıktı. Girdi, sisteme dıĢarıdan gelen herĢey,
çıktı ise sistemden çevreye gitmek için ayrılan h erĢey olarak tanımlanabilir. Sistem ve
çevre bir sınırla birbirlerinden ayrılırlar. Örneğin canlı sistemlerde deri, sınır görevini
görür, liir sistemin çıktısı, genellikle girdinin direk ya da endirek sonucudur. DıĢarı çıkan
hcrĢey daha önceden içeri girmiĢ olmalıdır. Tabii ki sistem girdi ve çıktı arasında kalan
bir geçiĢ tüneli değildir; aktif bir iĢlemcidir. Örneğin aldığımız oksijen vücudumuzdan
karbondioksit olarak çıkar. Girdinin sistem tarafından çıktıya dönüĢtürülmesi iĢlemine
dönüşüm (transformation) denir.
3.1. Sistem Kavramı
"Sistem, bir veya daha çok amaca veya sonuca ulaşmak üzere aralarında ilişkiler olan fiziksel veya
kavramsal, birden çok bileşenin oluşturduğu bütündür.”
Burada dört önemli öğe vardır: sistemin parçaları olan birden çok soyut veya somut bileşenin
bulunması, sistemi bir yığın olmaktan kurtaran ve birbirine bağlayan bileşenler arasındaki ilişkiler, bu
bileşenlerin oluşturduğu bütün (fonksiyonunu yerine getiren bir oluşum) ve bu bütünün bir amacının
olmasıdır.
Oxford Engilsh Dictionary'e göre sistem, karmaşık bir birim oluşturmak için birbirine bağlanmış
veya birleştirilmiş set veya takımdır. Belli bir plan veya projeye göre sırayla düzenlenen parçaların
oluşturduğu bütündür.
3.2.Sistem Nedir?
. Sistem, kaos olmayan herhangi bir durumdur (Kenneth Boulding. 1985).
. Sistem, organize edilmiş unsurlardan oluşan bir yapıdır (Churchman, 1979).
. Sistem, bir amacı gerçekleştirmek için organize edilmiş iletişim hatları ile birbirlerine bağlı insan,
makine
ve materyal toplamıdır (İş Yönelimi).
. Sistem, bazı fonksiyonları gerçekleştirmek için tasarlanmış entegre bir bütün oluşturan, karşılıklı
olarak birbirlerini etkileyen birim ya da elemanlar topluluğudur (Lars Skyttner. 1996).
.
Bir ilişkiler sistemi ve etkileşim içinde olan sistem parçalarının veya öğelerinin düzenli bir şekilde
biraraya getirildiği, organize veya karma bir bütündür.
. Gerçekler, ilkeler ve doktrinlerin belli bir düşünce ve bilgi alanında, düzenli vc kapsamlı bir şekilde
bir bütün oluşturmasıdır.
.
Sistem, birbirleri ve birbirlerinin nitelikleri arasında ilişkiler olan nesneler dizisidir.
Sistemin bölümleri sövle özetlenebilir:
1. Temel bölümü, birey ve bireyin oluşturduğu bir organizasyon kişiliği.
2 Biçimsel organizasyon düzeni.
3 Biçimsel olmayan organizasyon,
4 Statü ve rol düzenlenmesi,
5 Fiziksel ortam.
30
ġekil 3:
Sistemin unsurları vc yönetimdeki fonksiyonları
Sistem, birçok alt sistemden oluşan, ve bu alt sistemlerin her birinin kendi özellikleri olmasıyla
birlikte, birbirleriyle karşılıklı etkileşim içinde bulunduğu bir bütündür. 'İşte sistem yaklaşımı bütünü
oluşturan bu parçaları, bunların birbirleriyle olan ilişkilerini bir arada incelemektedir.”
Bütünü oluşturan parçalar birbirlerini etkilediği gibi bütünü de etkilerler. Alt sistemlerden herhangi
birinde aksaklık olduğunda bu. bütüne de yansıyacaktır. Yani, sistemdeki bir durumu anlayabilmek, onu
oluşturan alt sistemleri ve bu sistemlerin birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyerek mümkün olabilir.
Sistem yaklaşımının temeli, asıl önemli olanın bütün olduğu ve parçaların bu bütünü etkilediği
oranda önemli olduğu görüşüne dayanmaktadır.
3.3. FEEDBACK (GERĠ BESLEME)
Bir sistemde dönüşümün olduğu yerde girdi ve çıktılar da bulunur. Girdiler, çevrenin sisteme etki
etmesinin sonucu iken çıktılar, sistemin çevreye etkisinin sonucudur, glirdi ve çıktı, “önce ve sonra" ya da
“geçmiş ve şimdi" gibi zaman sürekliliğiyle ayrılırlar.
İler dönüşümün sonunda oluşan bilginin tekrar sistemin girdisine girdi verisi olarak gönderilmesiyle geri
besleme oluşur. Eğer bu yeni veri, dönüşümü öncekilerle aynı yönde etkiliyor, ya da dönüşüme pozitif bir
ivme kazandırıyorsa bu. pozitif bir geri beslemedir. Eğer yeni veri önceki sonuçların tersi yönde bir etkide
bulunuyorsa bu. negatif bir geri beslemedir.
geri beslemelerde her artı başka bir artıya yol açar; çığ etkisi vardır. Buna bir çok örnek sayabiliriz: nüfîıs
patlaması, zincirleme reaksiyon, endüstriyel genişleme, enflasyon, kanser hücrelerinin çoğalması, vb. Bir
eksi başka bir eksiye yol açtığında ise olaylar tamamen durur. Tipik örnekleri: iflas ve ekonomik
depresyon.
31
Dış çevreden sağlanan geribildirimle sistem, dinamik bir denge sağlayabilir. Denge, organizasyon sabit bir
konuma ulaştığında oluşur ve böylece yok olma tehlikesi ortadan kalkar.
4. Sistemin Özellikleri
1Bir sistem açık veya kapalı olabilir.
2 Açık sistem yaşamak için dış çevreyle ilişki kurmalıdır: Bıı. sistemin dinamik bir denge sağlaması
için gereklidir.
3İler sistemde bir amaç ve amaçlar vardır: İler sosyal sistem belirli bir amaca ulaşmak için
kurulmuştur ve sisteme hüviyetini kazandıran da budıır.
4 Sistemler çevre ile ilişki kurarlar.
5 Sistemde geribildirim ilişkisi vardır: Sistem bu sayede eksikliklerini ve aksaklıklarını öğrenebilir.
6 Sistemin kesin sınırları yoktur. Ancak, bir sistemin varlığından bahsedebilmek için onu dış
çevreden ayıran sınırlarının olması gerekir. Organizasyon dış çevreden ayırt edilmelidir.
7 Sistemin alt sistemleri vardır.
8 Sistemde olumlu ve olumsuz “entropi” görülür: Bir sistemde faaliyetlerin bozulması, dengenin
kaybolması ve sonunda sistemin durması yönünde bir eğilim vardır. Entropi, bu eğilimi ifade eder.
Kapalı sistemler, entropinin etkisinde kalır. Enerji kaybındaki artış sonuçta sistemin ölümüne
neden olur. Açık sistemler, bunun üstesinden gelebilme yeteneğine sahiptir.
5.Sistem ÇeĢitleri
5.1.Kenneth Botılding’in sınıflandırması
Kenneth Boıı/ding yeryüzündeki sistemleri basitten karmaşığa doğru belirli bir hiyerarşi içinde dokuzlu
bir sınıflamaya tabii tutmuştur.
1.Statik yapı düzeyindeki sistemler; buna örnek olarak masa, sandalye, binalar gösterilebilir.
2.Bazı belirli hareketlere sahip hasit dinamik sistem düzeyi; buna örnek olarak da güneĢ
sistemi, yıldız sistemleri, saatlerin çalıĢması gösterilebilir.
3.Kontrol mekanizmalı sistem veya sibernetik sistemi; bu sistem dengeyi koruma
bakımından kendi kendini otomatik olarak ayarlayabilmektir. Buna örnek olarak
termostat, makineli tüfekler gösterilebilir.
4 Kendi kendini koruyucu ve çevre ile etkileĢimi olan acık sistem; buna örnek o larak
canlı hücreleri gösterebiliriz.
5 Jenetik-toplumsal düzey sistemi; bu sistem çevresiyle etklileşim halindedir. Ancak hareketli
değildir. Örnek olarak bitkileri gösterebiliriz.
6 Hayvan Sistemi; bu sistem çevresiyle etkileşim halinde olduğu gibi artan bir hareketliliğe
sahiptir. Kendinin farkındadır, diğer bir deyimle yaşamak için yiyecek arar, tehlikelerden kaçar,
dost bildiklerine sığınır.
7 Ġnsan Sistemi; bu sistem çevre ile etkileşim, hareketlilik, kendi farkında olma yanında dil ve
sembol kullanarak fiziki çevresi sınırları dışında da etkili olabilmektir.
8 Ġnsan örgütü sistemleri veya Sosyal Sistemler; aile. ordu, millet, devlet, okul, işletme,
arkadaş grubu gibi biçimsel olarak kurulsun veya biçimsel olmayan şekilde kendiliğinden oluşsun,
insan gruplarının meydana getirdiği sistemlerdir. Tüm insanları bir arada tutan ve kaynaştıran,
ortak amaçlan, dilleri, değer ve inanç sistemleri ile maddi ve manevi çıkarları vardır. Bu insanlar
belirli gün veya günün belirli saatlerinde belirli bir yerde ve düzen içinde bir arada olmayı sadece
çıkarlar açısından değil duygusal açıdan da uygun görmektedirler. Çünkü insan, yalnız olduğu
zaman kendisini zayıf ve güçsüz hisseder, başka insanlarla birarada bulunmak ister, diğer bir
deyimle, sosyaldir. Her insan, kendisi bir sistem olduğu gibi, sosyal sistemlere girerek onun bir
parçası, elemanı veya alt sistemi olmaktadır.
9 Fizik ötesi sistemler; bunlar kaçınılmaz bilinmeyenler, nedeni tam izah edilemeyen olaylardır.
Sistematik yapıyı ve ilişkileri ortaya koyar. Matematikdeki postula ve bağıntılar gibi, bunları ispat
etmek mümkün değildir. Ancak, varlıkları kabul edilmektedir.
5.2.Ludwig von Bertalanffy'nin sınıflandırması
Ludwig Von Bertalanffy ’ye göre sistem çeşitleri (1972):
. Gerçek Sistem (Somut ya da Fiziksel):Sonuçları gözlemlerden çıkarılan, gözlemciden bağımsız
olarak bulunan sistemlerdir. Sonradan yapılmış ya da doğal, canlı veya cansız sistemler olabilirler.
. Kavramsal Sistem: Sembolik fikir yapıları (dilbilimi, matematik, mantık).
. Soyut Sistem: Gerçeklikle aynı olan kavramsal sistemler (trafik modeli, bir köprü).
. Canlı ve Cansız Sistemler: Biyolojik özelliklere sahip sistemlere canlı sistemler, doğum ölüm
gibi gerçek anlamda canlılık göstermeyen sistemlere ise cansız sistemler denir. (Yapı ve genetik,
kontrol ve özgürlük)
32
. Açık / Kapalı Sistemler:Açık sistem, sürekli madde, enerji ya da bilgi transferi yapabileceği bir
çevreye bağımlıdır. Kapalı sistem, sadece bilui girdisi(enerji) için açık olan sistemdir.
6.Sistemlerde HiyerarĢi
6.1. Cansız Sistemler
Birinci düzey, statik vapı düzeyidir. Çatı (ana) düzey adı da verilir (framework).
İkinci düzey, gerekli faaliyetleri önceden düzenlenmiş ilkel dinamik sistemler düzeyidir. Bu düzeye, saat
gibi işleyen sistemler düzeyi denir. Güneş sistemi buna en iyi örnektir.
Üçüncü düzey, denetim düzenine sahip sibernetikleri içeren denetim düzeyidir. Sibernetik, geri besleme ve
bilişim teorileri kullanılmaktadır. Termostat örnek olarak verilebilir.
6.2.Canlı Sistemler
Dördimcii düzey. açık sistemler veya kendi varlığını sürdürebilen sistemler düzeyidir. Canlılık
başlamıştır bu yüzden hücre düzeyi adı verilir.
Beşinci düzey, ilkel organizmalar düzeyidir. Daha az bilgiyle varlığını sürdüren nispeten gelişmiş bir iş
bölümüne sahip yaşayan organizmalardan oluşur. Bu düzeye bitkiler örnek verilebilir.
Altıncı düzeyde, hayvanlar düzeyine ulaşılır. Bu düzeyin en büyük özellikleri, artan hareketlilik,
çevreyle iletişim ve kendi varlığının farkında olmalarıdır. Bu düzeydeki sistemler, gelişmiş sinir sistemine
sahiptir.
Bir sonraki düzey, insan düzeyidir. Hayvanların sahip olduğu özelliklerin hemen hepsine ilave olarak
daha karmaşık düşünebilme yeteneğinin yanında insan, sadece bilmeyip bildiğini de bilmektedir (kendi
kendinin bilincindedir).
İnsanı çevreleyen sosyal organizasyon ayrı bir kategori olarak kabul edilmektedir. Kullanılan teoriler,
sosyal yapısı, ekonomik durumu, tarihi ve kültürü gibi unsurlarına ilişkin kurallardır.
Hiyerarşik yapıyı tamamlamak için sembolik sistemler adında bir düzey eklemeye gerek duyulmuştur.
İlk sekiz düzeyde olmayıp da sistem özelliği gösteren dil. mantık, matematik, sanat ve hatla bugün
bilmediğimiz tüm sistemler bıı düzeyin konusudur.
6.3.Açık ve Kapalı Sistemler
Sistemin çevresi kavramı, bu iki tip sistemin tanımlanmasında önemli rol oynar. Kapalı sistemler,
kendisi dışında hiçbir sistem olmayan veya çevresindeki sistemlerden hiçbir şekilde etkilenmeyen
sistemlerdir. Açık sistemler ise. mutlaka bir çevresi ve onlarla ilişkileri olan, haberleşen ve birbirlerini
değiştiren sistemlerdir. Tüm canlı sistemler açık, cansız sistemler ise kapalı sistemlerdir. Termodinamiğin
ikinci yasasına göre sistemler, maksimum entropi yönünde hareket ederler. Açık sistemler aynı son
duruma farklı başlangıç koşullarından ulaşabilirler. Bunun nedeni, açık sistemlerin çevreyle farklı
etkileşimde bulunabilmesidir. Bu özelliğe “Eş-sonluluk" denir. Kapalı sistemlerde geri- beslemelerle
ulaşılan denge durumu hem başlangıç koşullarına hem de sistemin yapısına bağlıdır.
Kapalı sistemler, kendi başına süreklidir ve dışarıdan enerji ve kaynak almaz. Çevreleriyle ilişki içine
girmeye ihtiyaçları yoktur. Enerji kullanımı olmadığından entropi adındaki çökme durumunu yaşarlar.
Organizasyonlarla ilgili en önemli ilerleme, onların kapalı bir sistem olmadığının
anlaĢılmasıdır. Çünkü onların, enerji sağlamak için dıĢ çevrelerine gereksinimleri vardır.
Açık sistemler entropiden kaçınabilirler ve fiziksel, insan ve fınans kaynakları Ģeklinde
enerji giriĢi sağlayarak negatif entropi adında bir durum yaratabilirler.
Açık sistemler organizasyonların dış çevrelerindeki önemli kaynaklardan enerji temin etmeleri (girdi)
gerektiğini kabul eder. Örneğin, GM bağımsız tedarikçilerden parçalar, işçi kumullarından işçiler ve
yatırımcı ve borç verenlerden nakit temin eder. Bunun yanında, çıktılarını işletmenin dışında yer alan
müşterilerine satar. Ürünlerin ve hizmetlerin satışı, nakit akışına yol açar ve sisteme daha fazla enerji girişi
sağlar. Dış çevrenin diğer birçok yönü de her işletmenin varlığı açısından kritiktir.
Dış çevreye cevap vermede organizasyonlar iki tür kuvvetle mücadele etmek /orunladırlar. Birincisi,
organizasyonun yaptığı işe devam etmesini ve yeni malzeme ve bilgi almamasını teşvik eder. Diğeri ise.
33
organizasyonu değişmeye sevk eder. Verimli (efektif) organizasyonlar, ikisini dengelemeye çalışarak kaos
veya hızlı değişimden kaynaklanan belirsizliğe yol açmaksızın gerekli değişimi gerçekleştiriler.
Şekil 4: İşletme ile çevresi arasındaki ilişki modelleri,
(Omer Dinçer, Stratejik Yönetim ve İşletme Politikası, 5. Baskı, Beta Yayinları, İ stanbul, 1998, s. 202)
Girdi ve çıktı kısımları açık sistem modellerinin kritik kısımlarıdır. Çünkü, bunlar organizasyonun
dış çevreyle olan içyüzünü temsil etmektedir. Bu girdi ve çıktı fonksiyonları sınır kapsamı (boundary
spanning) altsisteminin bir parçasıdır.Girdi alt birimleri, kaynakların ve bilginin organizasyona
sağlanmasından sorumludur. Çıktı birimleri ise, organizasyonla ilgili bilgilerin yayılması ve firma
çıktılarının dağıtımının sağlanmasından sorumludur. Burada önemli olan nokta, bu faaliyetlerin
çalışanların karşılıklı olarak birbirleriyle ve dış çevreyle yoğun bir şekilde gerçekleştirdiği etkileşimlerinin
varlığıdır. Dış çevrenin hem enerji ve hem de organizasyon için büyük bir belirsizlik kaynağı olduğu
unutulmamalıdır ve organizasyonlar, yaşamak için çevresiyle alışveriş halinde bulunmalıdır.
Sistem modelinin geriye kalan prosesi, dönüşüm sürecidir. Birkaç önemli olay gerçekleşmektedir.
İlki, girdilerin çıktıya dönüştürülmesinden sorumlu olan üretim alt sistemidir. İmalat firması olan GM'da
çelik, plastik, dış lastik gibi sayısız girdi, işçilik, sermaye ve bilginin de kullanımıyla, taşıt şekline
dönüştürülmektedir. Diğer faaliyetler de dönüşüm sürecini desteklemek için gereklidir. Organizasyonlar,
değişen dış çevreye uyum sağlayabilmek için durağanlık vc öngörüye gereksinim duyarlar. Durağanlık ve
öngörü iki önemli alt sistemin sorumluluğudur.
Yönetim, çeşitli alt sistemlerin koordinasyonu ve kontrol faaliyetlerinden ve organizasyonun
hedeflerine ulaşma, dizayn ve yapısından sorumludur. Bu fonksiyonlar, organizasyon içinde öngörülü vc
durağanlık etkileşimi sağlar. İkincisi, düzgün, sorunsuz işler bakını ve destek a/t sistemi (maintenance
subsystem) nin sorumluluğudur. Bu alt sistemdeki faaliyetler, insanların temizlemesi ve tamir etmesiyle
üretim vasıtalarının bakımı ve kanuni birimler, klinikler, bilgi sistemleri ve diğer gerekli ama merkezi
olmayan fonksiyonlar gibi, destek tesisat ve vasıtaların işletilmesini kapsar.
34

Benzer belgeler