AVRUPA NEDEN KÖMÜRDEN VAZGEÇİYOR

Yorumlar

Transkript

AVRUPA NEDEN KÖMÜRDEN VAZGEÇİYOR
AVRUPA KÖMÜRDEN VAZGEÇİYOR
Son yıllarda Avrupa Birliği ve üye ülkeler sera gazlarıyla mücadele çerçevesinde birçok
önlem almaya çalışıyorlar. AB Komisyonu’nun iklim değişikliği ve enerji politikasıyla ilgili
olarak sera gazlarında kesinti, daha fazla yenilenebilir enerji ve daha verimli enerji kullanımı
önerileri tüm üye ülkeleri bağlar nitelikte.
2000’li yılların başında AB Komisyonu tarafından hazırlanan bir raporda, 2030 yılına kadar
sera gazlarının emisyonunda 1990’daki seviyelere oranla % 40 civarında kesinti
öngörülmüştü. Raporda önerilen strateji, yenilenebilir enerji kaynaklarının, Avrupa’daki
enerji karışımında en az % 27’lik bir paya sahip olmasını hedeflenmektedir. Komisyon aynı
zamanda daha verimli ve rekabetçi bir enerji üretimiyle, AB’nin karbon emisyon ticaretini
desteklemeyi planlamıştı.
Yüzyıllar boyunca Avrupa’daki sanayinin lokomotifi olan kömür, artık birçok sanayileşmiş
Avrupa ülkesinde sera gazlarının etkisinin azaltılması amacıyla kullanımı azaltılmakta hatta
birçok kömür ocağı kapatılmakta. Bu ocaklar arasında ekonomik olmalarına rağmen devletin
verdiği desteğin çekilmesi dolayısıyla kapatılan ocaklarda bulunmakta. Kısacası, başta
Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülke kömür üretiminden artık vazgeçmektedir.
25 Nisan 2017 tarihli gazetelerde “İngiltere Sanayi Devriminden Bu Yana İlk Kez Kömürsüz
Bir Gün Geçirdi” başlıklı bir haber yayınlandı. Ontrava adlı İngiltere’de yayın yapan saygın
bir internet sitesinin haberine göre; İngiltere'de sanayi devriminden bu yana ilk kez 24 saat
boyunca kömür kullanmadan enerji üretimi devamlılığı sağlandı.
Haberde; yaklaşık 135 yıllık bir geçmişi olan sanayi devriminden bu yana, İngiltere ilk kez
enerji ihtiyaçlarını kömür olmadan 24 saat boyunca karşılandığı belirtiliyor. National Grid'in
yaptığı açıklamalara göre, temiz enerji kullanımı İngiltere genelinde daha da artacak gibi
duruyor. Açıklamaya göre İngiltere’de kullanılan enerjinin yarısına yakını doğal gazdan ve
kalan kısmının önemli bir bölümü de nükleer yapılardan elde ediliyor. Rüzgar, biyokütle ve
ithal edilen enerji miktarı sonrası kömürden vazgeçildiğinin altı çiziliyor. Bilindiği gibi
geçtiğimiz yıl İngiltere hükümeti aldığı bir karar ile 2025 yılına kadar bütün kömür
kaynaklarını bitireceğini açıklamıştı. Yüzyılı aşkın süredir üretim yapan birçok kömür madeni
geçtiğimiz yıllarda kapatılmış ve yerine daha sonra güneş panelleri, rüzgâr gülleri gibi temiz
enerji üreten yapılar getirilmişti.
Dünyanın başlıca sanayi ülkeleri arasına girmesini aynı zamanda kendi madenlerinden
çıkardığı kömüre de borçlu olan Almanya da “kara altına” veda ediyor. Geçtiğimiz yıl
Başbakan Angela Merkel başkanlığında yapılan ve “Taşkömürü Zirvesi” olarak adlandırılan
toplantı sonucunda sübvansiyonların 2018 yılından itibaren kaldırılması kararlaştırılmıştı.
Böylelikle Almanya’nın yakın tarihinin ve özellikle de İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan
Alman ekonomik mucizesinin önemli bir parçası olan Alman Taşkömürü İşletmeleri’ne
verilen sübvansiyonlar 2018’den itibaren son bulacak.
Taşkömürünün altın gibi parladığı yıllar geride kaldı. 1950'li yıllarda Almanya'da 153
taşkömürü madeni bulunuyordu. 600.000 kişinin çalıştığı madenlerde yılda 125 milyon ton
kömür çıkarılıyordu. Kömür ülkenin hızlı ekonomik gelişmesinde önemli rol oynamıştı.
1960'lı yıllardan itibaren maden ocaklarının kapısına kilit vurmaya başlandı. Taşkömürü
madenlerinin kapatılması 2011 yılında kararlaştırılmıştı. 1980 yılında 87 milyon ton kömür
çıkarılan madenlerden 2014 yılında sadece 7,5 milyon ton kömür elde edildi. Kömür
madenciliğinde istihdam edilen işçi sayısı 8.000’lere kadar düştü. Yılda 2,5 milyar euroluk
devlet desteğinin kesilmesiyle birlikte kapatılacak olan kömür ve maden ocaklarında yaklaşık
34.000 kişi çalışıyor. Yan sektörlerle birlikte Alman Taşkömürü İşletmeleri’nde istihdam
edilenlerin sayısı 100.000’ni bulduğu tahmin ediliyor. Almanya taşkömürüne veda ediyor ama
teknolojik birikimine bütün dünyada önem veriliyor.
Fransa’nın tarihinde “Gueules Noires” (kara ağızlılar) olarak adlandırılan kömür madencileri
sadece 270 yıllık bir iş kolunu değil, aynı zamanda sosyal ve siyasal kazanımların da önder ve
motor rolünü üstlenen mesleki bir yapıyı simgeliyordu. Gerek endüstrileşme çağında gerekse
de her iki dünya savaşında da Fransa ekonomisinin itici gücü olan kömür madenciliği 1950
yılında 51,2 milyon ton üretim ve 358.000 işçi istihdam ediyordu. 1960 yılına gelindiğinde
üretim yıllık 57 milyon tona kadar çıktı. 2000 yılına geldiğimizde Fransa’da üretilen kömür
3,45 milyon tona, çalışan madenci sayısı 7.837’ye düştü. 2014 yılında ise Fransa’da bulunan
tüm kömür ocakları artık kapatılıyor ve bir çoğu müzeye dönüştürülüyor.
Benzer bir durum Belçika için de geçerli. Belçika’da kömür endüstrisi, 1990’lı yıllardan bu
yana birbiri ardına kömür santrallerin kapanıyor olması dolayısı ile ciddi düşüşteydi. 2009
yılında, ünlü Fransız enerji şirketi E.ON Antwrep’te kömür santrali kurmayı planlamasına
rağmen, toplumdan yükselen tepkiler nedeniyle hükümet şirkete gerekli izinleri vermemişti.
Langerlo termik santralinin 30 Mart 2016’da son kömürü yakmasıyla birlikte, Belçika’da
kömürden enerji üretimi son buldu. Önemli bir üretici olarak Belçika’da kömürden elektrik
üretiminin son bulması, fosil yakıtlardan kurtuluşun önemli bir adımı olarak görülmekte ve
Belçika’nın kömürü terk etmesi, kömür endüstrisinin altın çağının bittiğinin başka önemli bir
kanıt olarak gösterilmektedir.
Avrupa kömür üretimindeki payı yüksek olmasa da aynı durum İspanya için de geçerli.
Geçtiğimiz yıllarda İspanya, AB iklim değişikliğiyle mücadele kriterleri için önemli bir adım
atmış ve 2018 yılına kadar ülkedeki eski ve verimi düşük 26 kömür madenini kapatma kararı
almıştı. Avrupa Komisyonu İspanya'nın bu planının AB yardım kuralları çerçevesinde
olduğunu açıklayarak finansal yardım için yeşil ışık yakmış ve bu çerçevede AB'nin
İspanya'ya 2.13 milyar euro finans sağlaması kararı alınmıştı.
Kaynak : Bloomberg New Energy Finance, 2015
2017 başı itibarı ile Belçika, Güney Kıbrıs, Luksemburg, Malta ve Baltık Ülkeleri’nden
bulunan toplam 7 AB üyesi ülke kömürsüz enerjiye geçmiş durumda. Ayrıca başka birçok AB
ülkesi de kömürsüz enerji yolunda ilerliyor. 2025 yılında tamamen kömürü terk edeceğini
açıklayan İngiltere’de geçen yıl itibari ile kömür kapasitesinin üçte biri kapatıldı. Portekiz,
2020 yılında, Avusturya 2025 yılında, Finlandiya ise 2020li yıllarda kömürü terk etmeyi
planlıyor.
Avrupa’da 300 yıla yakın hüküm süren kömür serüveni tarihe karışmış durumda. Artık
Avrupa’daki maden ocakları günümüzde birer müze konumunda. Başta Fransa ve Almanya
olmak üzere Avrupa artık kömür üretmiyor. Var olan kömür ihtiyacını gelişmekte olan
ülkelerden ithal ediyor.
AVRUPA NEDEN KÖMÜRDEN VAZGEÇİYOR
Son yıllarda yapılan araştırmalar ve resmi kayıtlara göre Dünya üzerinde kömüre olan talep,
2015 yılında global olarak kayıtlardaki en hızlı düşüşünü yaşadı. Yine bu araştırmalar
gösteriyor ki, Dünya üzerinde bulunan tüm fosil yakıt rezervleri yakıldığında dünyanın 10 0C
derece ısınacağına işaret ediyor.
BP’nin 1951 yılından bu yana her yıl yayınladığı ve enerji sektörüyle ilgili geniş kapsamlı
verilerin bir araya toplanarak analiz edildiği 2016 BP Enerji İstatistikleri Raporu’na göre,
2015 yılında dünya kömür tüketimi % 1,8 oranında düşerek şimdiye kadarki en yüksek düşüş
oranına sahip oldu. Rapora göre, kömür 2015 yılında pazar payını kaybeden tek yakıt oldu.
ABD'de kömür tüketimi % 12,7 azalırken, Çin'de kömür tüketimi ise % 1,5 oranında azaldı.
Hindistan'da tersi bir seyir izleyen kömür tüketimi % 4,8 oranında, Endonezya'da % 15
oranında arttı. Dünya birincil enerji tüketiminde kömürün payı ise 2005 yılından bu yana en
düşük seviyeye gerileyerek % 29,2 oldu.
Raporda kömürün dünyanın en zararlı yakıt türü olduğuna vurgu yapılırken, iklimler, su
kaynakları ve kamu sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekiliyor. Rapora göre, yıllık
karbondioksit salımları yaklaşık 8 milyar ton olacak. Bu rakamda günümüzdeki fosil
yakıtlardan kaynaklanan salımların % 20-25'i demek oluyor. Bir başka ifadeyle, şu anda başka
bir Çin ya da yeni bir ABD daha yaratmak anlamını taşıyor.
Kaynak : PIRA, S&P Global Platts, 2016
Avrupa Sağlık ve Çevre Birliği’nin raporuna göre AB’de kömürün zararlı etkileri yılda
196.218 yaşam yılı kaybına, 18.247 erken doğum kaynaklı bebek ölümüne, 8.500 bronşit
hastasına ve 4 milyonun üstünde kayıp iş gününe neden oluyor. Avrupa Sağlık ve Çevre
Birliği’nin (HEAL) raporuna göre, kömürün sağlığa etkilerinin ekonomiye zararı Avrupa’da
yılda 54,7 milyar Euro’yu buluyor.
Pek çok Avrupa üyesi başta olmak üzere Çin ve ABD gibi birçok ülke kömür tüketimini
azaltıyor. Aralarında Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, OECD üyesi
ülkelerin ihracat-ithalat bankaları, ING, Credit Agricole, JP Morgan ve HSBC gibi birçok özel
banka ve Axa, Allianz gibi özel finans kurumları ve yatırımcılar da kömür finansmanını
istisnai koşullarla sınırlandırdıklarını veya bu yatırımlardan çekildiklerini açıkladılar.
Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) Küresel Kömür Risk Değerlendirmesi Raporu’na göre,
dünya genelinde üzerinde çalışılan 1.200 yeni kömür santrali projesi olduğunu ve bunun iklim
için yıkıcı etkileri olacağı ifade edildi. Analizde planlanan projeler ülke bazında
detaylandırılmış ve Türkiye de, üzerinde çalışılan 49 kömürlü santral projesi ile raporda
dördüncü sırada yer alıyor.
Dünya Kaynakları Enstitüsü tarafından hazırlanan bu raporda küresel sıcaklığı 2 dereceden
fazla etkileyebilecek iklim değişikliğinin önüne geçilebilmesi için bilinen petrol, kömür ve
doğal gaz rezervinin kullanılmaması gereken kısmı da hesaplanarak belirlenmiş. Dünya
çapında planlanan projelerin hepsinin yapılması durumunda, toplam kurulu güce 1,4 milyon
megawatt, yani Amerika'daki mevcut kömür santrallerinin dört katı kapasite eklenmesi
anlamına geleceğine, bunun da iklim değişikliğine neden olan karbon salımlarının,
önümüzdeki 20 yılda dünyayı iki derece daha ısıtacağına dikkat çekiliyor.
Ayrıca, kömürlü santraller en fazla su tüketen enerji türü. Yeni kurulması planlanan santraller
20-40 kübik kilometre su kullanacak. Bu santrallerin tükettiği su, yaklaşık olarak kentlerde
yaşayan 600 ila 900 milyon insanın su kullanımına eşit olduğu kabul ediliyor.
Buhar gücünün keşfi ve sanayileşme ile birlikte küresel bazda enerjinin büyük bir kısmı fosil
yakıtlardan sağlanmaktadır. Yaklaşık 200 yıldır enerji elde etmek için fosil yakıtların bu denli
çok kullanılması sonucunda ortaya aşırı bir biçimde çıkan sera gazı emisyonları çoğunlukla
karbon ve karbondioksit gazlarının yoğun biçimde atmosfere salınımı, küresel ısınma ve iklim
değişikliğine neden olmaktadır.
Yayınlanan raporlarda ve yapılan analizlerde de görüldüğü gibi dünya üzerinde Çin giderek
büyüyen sanayisini bu denli yoğun kömür tüketimiyle gerçekleştiriyor. Türkiye’de Çin,
Hindistan, Rusya’nın ardından 4. sırada bulunuyor. En büyük tüketimi gerçekleştiren Çin ve
Hindistan gibi ülkeler küresel bazda telafisi olmayacak bir zarara bizleri sevk ediyor.
Nadir AVŞAROĞLU
Maden Mühendisi
2017

Benzer belgeler