MADENCİLİK SEKTÖRÜNDE YAŞANAN İŞ KAZALARI

Yorumlar

Transkript

MADENCİLİK SEKTÖRÜNDE YAŞANAN İŞ KAZALARI
MADENCİLİK SEKTÖRÜNDE YAŞANAN İŞ KAZALARI
Madencilik sektörü, doğası gereği özellik arz eden, bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli
denetimi gerektiren dünyanın en zor ve riskli iş koludur. Son günlerde madencilik faaliyetleri
sırasında yaşanan iş kazalarında pek çok çalışan yaşamını kaybetmekte ya da sakat
kalmaktadır. Yine son yıllardaki kaza istatistikleri incelendiğinde, özellikle madencilik
sektöründe iş kazalarının belirgin bir şekilde artarak devam ettiği görülmektedir.
Türkiye, maden kazaları sonucu yaşanan ölümlerde dünyada ilk sıralarda yer almaktadır.
Dünyanın en büyük kömür üreticilerinden bir tanesi olan Çin'de, 2008 yılında 100 milyon ton
başına düşen ölüm sayısı 127 olurken, Türkiye'de bu rakam 722 olarak kaydedilmiştir. Çin'de,
2008 yılında 100 milyon ton başına 127 kişi hayatını kaybederken, bu sayı 2013 yılında 37'ye
düşmüştür. Dünyanın en büyük kömür üreticilerinden birisi olan ABD’nde de, 100 milyon ton
üretim başına 1 ile 6 kişi yaşamını yitirmiştir. Türkiye'de ise 2000 yılında 100 milyon ton
başına 710 kişi hayatını kaybederken, 2008 yılına gelindiğinde bu rakam 722'ye çıkmıştır.
Bilindiği gibi ülkemiz, iş kazalarında dünyada üst sıralarda yer almakta, maden kazaları son
yıllarda belirgin olarak artmaktadır. TÜİK kayıtlarına göre; 2008 yılında 43 maden çalışanı iş
kazası sonucu yaşamını yitirmişken, 2009 yılında bu sayı 92‘ye çıkmıştır. 2010 yılında 105
işçi, 2011 yılında 77 işçi, 2012 yılında 61 işçi maden kazalarında yaşamını yitirmiştir. 2014
yılında maden sektöründe iş kazaları sonucu 400 civarında insan hayatını kaybetmiştir. Son
11 yıldaki büyük ölümcül yer altı maden kazaları incelendiğinde durum daha da net ortaya
çıkmaktadır.
YER
TARİH
Aşkale
Ermenek
Çorum/Bayat
Küre
Gediz
Dursunbey
M.Kemalpaşa
Dursunbey
Karadon
Elbistan
Kozlu
Soma
Ermenek
TOPLAM
8.8.2003
22.11.2003
9.8.2004
8.9.2004
21.4.2005
2.6.2006
10.12.2009
23.2.2010
17.5.2010
10.2.2011
8.1.2013
13.5.2014
28.10.2014
MADENİN
CİNSİ
Kömür
Kömür
Kömür
Bakır
Kömür
Kömür
Kömür
Kömür
Kömür
Kömür
Kömür
Kömür
Kömür
OLAYIN
ŞEKLİ
Grizu patlaması
Grizu patlaması
Grizu İştiali
Yangın
Grizu patlaması
Grizu patlaması
Grizu patlaması
Grizu patlaması
Grizu patlaması
Şev kayması
Metan degajı
Ocak yangını
Su Baskını
ÖLÜ
SAYISI
8
10
3
19
18
17
19
13
30
11
8
301
18
475
Son 11 yıl içinde maden kazalarında toplam 1.275 maden emekçisi hayatını kaybederken
yukarıdaki tabloda da verildiği gibi büyük maden kazalarında toplam 475 madenci hayatını
kaybetmiştir. Sadece yer altı maden işletmelerinin incelendiği bu tabloda da görüleceği gibi
bu kazalardan sadece birinin metal (Kastamonu/Küre) madeninde bant yangın sonucu
oluştuğu diğer tümünün yeraltı kömür işletmelerinde meydana geldiği görülmektedir.
Diğer taraftan son 30 yılda ülkemizde meydana gelen büyük maden kazaları incelendiğinde;
20 büyük kaza meydana geldiği ve bu kazalarda toplam 956 kişinin yaşamını kaybettiği
görülecektir. 1992 yılında Zonguldak-Kozlu’da yaşanan ve 263 maden emekçisinin hayatını
kaybettiği maden kazası kamu için milat olmuş ve 1992 yılından bu yana kamuda facia
niteliğinde kaza olmadığı görülmüştür.
Yine bu kazalar dikkatle incelendiğinde iki kaza hariç tüm kazaların taşeron veya rödevans
uygulamasının olduğu ocaklarda meydana geldiği görülmektedir. Bu durumda bizlere
göstermektedir ki taşeronlaşma olarak nitelendirdiğimiz ve giderek emek sömürü haline
dönüşen sistemin gözden geçirilmesi ve en azından madencilik başta olmak üzere ağır iş
kollarında izin verilmemesi gerekmektedir. Madencilik sektörü ölüm ve kaza istatistiklerinde
de görüldüğü gibi eğer köklü değişiklikler yapılmaz ve gerekli önlemler alınmaz ise
önümüzdeki birkaç yıl içerisinde benzeri birçok facianın yaşanması kuvvetle muhtemeldir.
Son yıllarda ülkemizde yaşanan ölümcül madencilik kazaları dikkatle incelendiğinde bu
kazaların en önemli nedenlerinden birisinin de taşeron firma ya da rödövansla çalışan firma
tarafından oluşturulan üretim zorlaması olduğu bilinmektedir. 13 Mayıs tarihinde Soma’da
meydana gelen ve 301 madencinin hayatını kaybettiği madencilik kazası ön raporunda taşeron
şirketin saha sahibi TKİ ile yapılan sözleşmeye göre 1.500.000 ton/yıl yapılması gerekli
üretim yerine 3.500.000 ton/yıl üretim yaptığı görülmüştür. Denetim kurumları bu duruma
müdahele etmediği gibi taşeron şirketin televizyonlar karşısına çıkarak ocak devletin elinden
çıktıktan sonra kömür üretim maliyetinin 1/3’e kadar düştüğünün reklamı yaptırılmıştır.
Yine aynı raporda ruhsat sahibi TKİ ile yapılan sözleşmeye göre 9 Mart 2017 tarihinde
tamamlanması gereken üretim miktarı 15 milyon ton iken bu rakam 2014 yılı Mayıs ayı
başında yakalandığı görülmektedir. Bu üretim miktarının elde edilmesi için düşük ilk yatırım
maliyeti ile dar alanda mekanize üretim yerine emek yoğun klasik üretim yöntemi belli
kısımlarda uygulanmıştır. 13 Mayıs tarihinde Soma’da meydana gelen ve 301 madencinin
hayatını kaybettiği madencilik kazasında 200’ün üzerinde ölüm bu kısımda meydana
gelmiştir.
Maden kazalarında görülen bir diğer aksaklık ise gerek devletin gerekse de ilgili şirketlerin bir
Acil Durum Planı’nın bulunmayışıdır. Bilindiği gibi madencilik kurtarma (Tahlisiye)
faaliyetleri kendine has özelliklere sahiptir. Gerek Soma’da yaşanan madencilik kazası ve
gerekse de Ermenek’teki kazada da görüldüğü gibi kazanın oluştuğu ilk anlarda kurtarma
faaliyetlerinin AFAD, AKUT ve itfaiye ekiplerinin ocağa girmesi çok büyük bir yanlışlıktır.
Ocağa girmesi gereken ilk ekibin yer altı kurtarmaları konusunda uzman tahlisiye ekibi
olması ve bu ekiplerin yönlendirilmesi sonucunda diğer yardımcı ekiplerin görev alması
gerekmektedir. Ayrıca her ocakta işveren tarafından hazırlanmış ve uygulanabilen bir acil
durum planının olması ve uygulanması gerekmektedir.
Madenlerdeki denetim eksiklikleri ve yanlışlıkları konusu sektör çalışanları tarafından her
platformda dile getirilmesine rağmen bu konularda en ufak bir mesafe kat edilememektedir.
Maden ve İş Güvenliği Mevzuatları’nın işçi ölümlerinin, meslek hastalıklarının önlenmesinde
tek başına yeterli olmadığı Soma ve Ermenek’te yaşanan facialar ile bir kez daha açığa çıkmış
ve bu facialar fiili olarak ilgili mevzuatın yetersiz olduğunu kanıtlamıştır.
Madencilik sektöründe yapılması gereken en önemli denetlemeler olan ve maden mühendisi
tarafından yapılacak teknik nezaret ile iş güvenliği uzmanı denetlemelerinin birçok eksik
noktası bulunmaktadır. Bu konuda birçok şey söylemek mümkün ancak kamu adına denetim
görevi gören bu insanların günümüz Türkiye’sinde maaş aldıkları kuruma karşı tam bir
denetim yapamayacakları da son derece açıktır. ETKB’na bağlı Maden İşleri Genel
Müdürlüğü ve Çalışma Bakanlığına bağlı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün
denetimlerinin ise göstermelik ve kâğıt üzerinde denetimler olduğu artık tüm kamuoyu
tarafından bilinmektedir.
ÖNERİLER
Son 30 yılda önemli madencilik kazaları incelendiğinde, bu kazaların büyük oranda yer altı
maden işletmelerinde ve kömür ocaklarında olduğu görülmektedir. Yurdumuzdaki yer altı
kömür ocakları ise ağırlıklı olarak Trakya havzası (Edirne, Tekirdağ), Ege havzası (Soma,
Gediz, Muğla, Eynez), Karaman Havzası (Karaman, Ermenek) ve Zonguldak’ta (Zonguldak,
Bartın) bulunmaktadır. Daha küçük ölçekli Çayırhan, Merzifon, Suluova gibi yer altı maden
işletmeleri de vardır.
Bu yüzden madencilik kazalarının sıkca yaşandığı bu havzalar bir bütün şeklinde
değerlendirilmeli ve ilgili devlet kurumlarınca havzanın özel koşulları dikkate alınarak havza
ile ilgili özel işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınmalıdır. Yine bu havzalarda, havza
madenciliği ve ölçek ekonomisi mutlaka yaşama geçirilmeli üretim zorlamasına engel
olunmalıdır.
Yer altı ocaklarında çalışan başta teknik nezaretçilik görevini üstlenen maden mühendisleri
olmak üzere madencilik eğitimi konusu yeniden ele alınmalıdır. Madenciliği, mühendisliğin
bilim ve tekniğinden uzaklaştıran ve mühendisi işverenin insafına bırakan yanlış madencilik
politikalarından derhal vazgeçilmelidir. Yer altı madenlerinde iş sağlığı ve güvenliği uzmanı
olarak görev yapacak kişiler mutlaka konunun uzmanı kişiler olmalıdır. Teknik Nezaretçinin
ve İş Güvenliği Uzmanının ücretini işverenden alması engellenmeli, mesleki bağımsızlıkları
güvence altına alınmalıdır. Yer altı maden işletmelerinde çalışan işçilerin kesinlikle sendikalı
olmaları sağlanma, maden işletmeciliğine yönelik lLO sözleşmeleri imzalanmalı ve yaşama
geçirilmelidir.
Günümüzde mostra madenciliği giderek azalmakta ve gelecekte derin yeraltı madenciliğine
doğru bir gidiş yaşanmaktadır. Bu anlamda yeraltı üretim kültürünün yaşatılması büyük önem
taşımaktadır. Yeraltı üretim kültürünün yaşatılması için, bu konuda deneyimli TTK ve TKİ
gibi kamu kuruluşlarımızın ayakta kalması ve geliştirilmesi gerekmektedir. Bu
kurumlarımız üretim yaparken aynı zamanda iş güvenliği ve eğitim anlamında
okul görevi de görmektedirler. Bu nedenle güçlendirilmeleri için gerekli çalışmalar zaman
geçirilmeden yapılmalıdır.
Madenlerimiz; kamu yararı öncelikli olarak, mühendislik bilim ve tekniğine, ölçek
ekonomisine ve havza madenciliğine uygun olarak planlanmalı ve işletilmelidir. Ucuz
işgücüne dayalı maden işçilerini köleleştiren çalışma anlayışı terk edilmelidir. İşçi sağlığı ve
iş güvenliğine ilişkin kararların alınmasında, üniversiteler, sendikalar ve meslek odalarından
görüş alınmalı madenciliğin tüm bileşenlerinin taleplerini karşılayacak bir yapı
oluşturulmalıdır. Bundan önce olduğu gibi "gerekenler yapılacaktır" gerekçesinin arkasına
sığınılmadan gerçek sorumlular belirlenmelidir.
Nadir AVŞAROĞLU
Maden Mühendisi

Benzer belgeler