Çukurova Bölgesinde Arıotu ve Kolza (Doktora Tezi)

Yorumlar

Transkript

Çukurova Bölgesinde Arıotu ve Kolza (Doktora Tezi)
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
DOKTORA TEZİ
ALİ KORKMAZ
Çukurova Bölgesinde Bal Arılarının (Apis mellifera L.) Arıotu
(Phacelia tanacetifolia Bentham) ve Yemlik Kolza (Brassica
napus L. Metzg.) ile Olan Bazı İlişkilerinin Saptanması Üzerine
Bir Araştırma
ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI
ADANA, 2003
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
ÇUKUROVA BÖLGESİNDE BAL ARILARININ (Apis mellifera L.) ARIOTU
(Phacelia tanacetifolia Bentham) VE YEMLİK KOLZA (Brassica napus L. Metzg)
İLE OLAN BAZI İLİŞKİLERİNİN SAPTANMASI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
ALİ KORKMAZ
DOKTORA TEZİ
ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI
Bu tez 21/02/2003 Tarihinde Aşağıdaki Jüri Üyeleri Tarafından Oybirliği/Oyçokluğu
ile Kabul Edilmiştir.
Prof. Dr Ulviye KUMOVA
Prof Dr. Osman KAFTANOĞLU
DANIŞMAN
ÜYE
Prof. Dr Nedim UYGUN
Prof. Dr. Turan SAĞLAMTİMUR
ÜYE
ÜYE
Doç. Dr. Fehmi GÜREL
ÜYE
Bu tez Enstitümüz Zootekni Anabilim Dalında hazırlanmıştır.
(Kod No : ****)
Prof. Dr. Fikri AKDENİZ
Enstitü Müdürü
Bu çalışma TAGEM ve Çukurova Üniversitesi Rektörlük Araştırma Fonu Tarafından Desteklenmiştir.
Proje No: FBE 2000-D25
* Bu tezde kullanılan özgün ve başka kaynaktan yapılan bildirişlerin, çizelge, şekil ve fotoğrafların
kaynak gösterilmeden kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki hükümlere tabidir.
İÇİNDEKİLER
Sayfa
ÖZ ..............................................................................................................
I
ABSTRACT ...............................................................................................
II
TEŞEKKÜR ...............................................................................................
III
SİMGELER VE KISALTMALAR ...........................................................
IV
ÇİZELGELER DİZİNİ ..............................................................................
V
ŞEKİLLER DİZİNİ ...................................................................................
X
1. GİRİŞ ..........................................................................................................
1
2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR ...........................................................................
9
2.1. Bitkilerin Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek Sayıları ...........................
9
2.2. Bitkilerin Çiçeklerinde Nektar Miktarı ve Nektar Kuru Madde
Düzeyi ile Nektar Potansiyeli ............................................................
12
2.3. Bitkilerin Çiçeklerinde Polen Miktarı ve Polen Potansiyeli ...............
16
2.4. Bal Arılarının Tarlacılık Etkinliğini Etkileyen Etmenler ...................
17
2.5. Bal Arılarının Polen Tercihine Etki Eden Etmenler ...........................
25
2.6. Bal Arılarının Nektar Tercihine Etki Eden Etmenler .........................
35
2.7. Bal Arılarının Koloni Populasyon Gelişimi ve Bal Verimi ...............
41
2.8. Bitkilerin Tohum Verimlerine Böceklerin Katkısı ............................
44
2.9. Bitkilerden Yararlanan Polinatörler ...................................................
48
3. MATERYAL VE METOT .........................................................................
58
3.1. Materyal .............................................................................................
58
3.1.1. Arı Kolonisi Materyali .............................................................
58
3.1.2. Bitki Materyali .........................................................................
58
3.1.3. Diğer Alet ve Ekipmanlar ........................................................
60
3.1.4. Deneme Alanının Toprak Özellikleri ......................................
62
3.1.5. Deneme Alanının Bitki Deseni ................................................
62
3.1.6. Deneme Alanının İklim Özellikleri .........................................
62
3.2. Metot ..................................................................................................
65
3.2.1. Bitki Materyalinin Hazırlanması .............................................
65
3.2.2. Arı Kolonilerinin Hazırlanması ...............................................
66
Sayfa
3.2.3. Arıotu ve Yemlik Kolza Parsellerine Kafeslerin
Yerleştirilmesi ve Kaldırılması ............................................................
69
3.2.4. Arıotu ve Yemlik Kolzanın Çiçeklenme Fenolojisi .................
69
3.2.5. Arıotu ve Yemlik Kolzanın Hasadı ..........................................
71
3.2.6. Arıotu, Yemlik Kolza ve Bal Arısı Kolonileri Üzerinde Ele
Alınan Özellikler Açısından Ölçümlerin Yapılması ve
Değerlendirilmesi .....................................................................
71
3.2.6.1. Arıotu ve Yemlik Kolzada Çiçek Sayılarının
Belirlenmesi ................................................................
71
3.2.6.2. Arıotu ve Yemlik Kolza Çiçeklerinde Nektar Miktarı,
Nektar Kuru Madde Düzeyi ve Nektar Potansiyelinin
Belirlenmesi ...............................................................
72
3.2.6.3. Arıotu ve Yemlik Kolza Çiçeklerinde Polen Miktarı
ile Polen Potansiyelinin Belirlenmesi .........................
73
3.2.6.4. Arıotu ve Yemlik Kolzada Nektar ve Polen Tarlacılığı
Yapan Bal Arılarının Belirlenmesi .............................
75
3.2.6.5. Bal Arılarının Topladığı Balda Bulunan Polenlerin
Belirlenmesi ................................................................
76
3.2.6.6. Bal Arılarının Topladığı Polenlerin Oranının
Belirlenmesi ................................................................
78
3.2.6.7. Arıotu ve Yemlik Kolzanın Tohum Verimine
Böceklerin Katkısının Belirlenmesi ............................
79
3.2.6.8. Arıotu ve Yemlik Kolzanın Arı Kolonilerinin
Populasyon Gelişimi Üzerine Etkisinin Belirlenmesi .
81
3.2.6.9. Arı Kolonilerinin Bal Veriminin Belirlenmesi ...............
84
3.2.6.10. Arıotu ve Yemlik Kolza Çiçeklerinden Yararlanan
Böceklerin Sınıflandırılması .......................................
84
4. BULGULAR ve TARTIŞMA .....................................................................
85
4.1. Birinci Yıl (1999-2000) Bulguları ........................................................
85
4.1.1. Arıotunun Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek Sayısı .....................
85
Sayfa
4.1.2. Arıotu Çiçeklerinde Nektar Miktarı ve Nektar Kuru Madde
Düzeyi..........................................................................................
88
4.1.3. Arıotu Çiçeklerinde Polen Miktarı .............................................
92
4.1.4. Arıotunda Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının
Sayısı ...........................................................................................
94
4.1.5. Arı Kolonilerinin Topladığı Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranı
105
4.1.6. Arı Kolonilerinin Arıotu Poleni Toplama Oranı .........................
108
4.1.7. Arıotunun Tohum Verimine Böceklerin Katkısı ........................
111
4.1.8. Arıotunun Arı Kolonilerinin Populasyon Gelişimi Üzerine
Etkisi ...........................................................................................
113
4.1.8.1. Yavrulu Alan Gelişimi....................................................
113
4.1.8.2. Ergin Arı Gelişimi ..........................................................
116
4.1.9. Arı Kolonilerinin Bal Verimi .....................................................
118
4.1.10. Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan Böcekler ..............................
120
4.2. İkinci Yıl (2000-2001) Bulguları .........................................................
127
4.2.1. Bitkilerinin Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek Sayısı ..................
127
4.2.1.1. Yemlik Kolzanın Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek
Sayısı .............................................................................
127
4.2.1.2. Arıotunun Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek Sayısı ........
129
4.2.1.3. Yemlik Kolza ve Arıotunun Çiçeklenme Fenolojisi ve
Çiçek Sayısının Karşılaştırılması ..................................
131
4.2.2. Bitkilerin Çiçeklerinde Nektar Miktarı, Nektar Kuru Madde
Düzeyi .........................................................................................
132
4.2.2.1. Yemlik Kolza Çiçeklerinde Nektar Miktarı, Nektar
Kuru Madde Düzeyi ......................................................
132
4.2.2.2. Arıotu Çiçeklerinde Nektar Miktarı, Nektar Kuru
Madde Düzeyi ...............................................................
137
4.2.3. Bitkilerin Çiçeklerinde Polen Miktarı ........................................
142
4.2.3.1. Yemlik Kolza Çiçeklerinde Polen Miktarı .....................
142
4.2.3.2. Arıotu Çiçeklerinde Polen Miktarı .................................
144
Sayfa
4.2.4. Bitkilerde Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının
Sayısı ...........................................................................................
147
4.2.4.1. Yemlik Kolzada Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal
Arılarının Sayısı ............................................................
147
4.2.4.2. Arıotunda Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal
Arılarının Sayısı ............................................................
161
4.2.5. Arı Kolonilerinin Topladığı Balda Bulunan Polenlerin Oranı.....
171
4.2.5.1. Arı Kolonilerinin Topladığı Balda Bulunan Yemlik
Kolza Poleni Oranı ........................................................
171
4.2.5.2. Arı Kolonilerinin Topladığı Balda Bulunan Arıotu
Poleni Oranı ..................................................................
173
4.2.6. Arı Kolonilerinin Bitkilerin Polenini Toplama Oranı .................
176
4.2.6.1. Arı Kolonilerinin Yemlik Kolza Poleni Toplama Oranı
176
4.2.6.2. Arı Kolonilerinin Arıotu Poleni Toplama Oranı ............
179
4.2.7. Bitkilerinin Tohum Verimine Böceklerin Katkısı ......................
182
4.2.7.1. Yemlik Kolzanın Tohum Verimine Böceklerin Katkısı .....
182
4.2.7.2. Arıotunun Tohum Verimine Böceklerin Katkısı ............
184
4.2.8. Yemlik Kolza ve Arıotunun Arı Kolonilerinin Populasyon
Gelişimine Etkisi .......................................................................
185
4.2.8.1. Yavrulu Alan Gelişimi ...................................................
185
4.2.8.2. Ergin Arı Gelişimi ..........................................................
188
4.2.9. Arı Kolonilerinin Bal Verimi ......................................................
190
4.2.10. Bitkilerinin Çiçeklerinden Yararlanan Böcekler .......................
193
4.2.10.1. Yemlik Kolza Çiçeklerinden Yararlanan Böcekler ......
193
4.2.10.2. Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan Böcekler ..................
199
4.3. Arıotunun 1. Yıl (1999-2000) ve 2. Yıl (2000-2001) Karşılaştırması ..
206
5. SONUÇLAR VE ÖNERİLER ...................................................................
209
KAYNAKLAR ..........................................................................................
216
ÖZGEÇMİŞ ..............................................................................................
240
ÖZ
DOKTORA TEZİ
ÇUKUROVA BÖLGESİNDE BAL ARILARININ (Apis mellifera L.) ARIOTU
(Phacelia tanacetifolia Bentham) VE YEMLİK KOLZA (Brassica napus L. Metzg.)
İLE OLAN BAZI İLİŞKİLERİNİN SAPTANMASI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
ALİ KORKMAZ
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
ZOOTEKNİ ANABİLİM DALI
Danışman : Prof. Dr. Ulviye KUMOVA
Yıl : 2003, Sayfa : 240
Jüri : Prof. Dr. Ulviye KUMOVA
Prof. Dr. Osman KAFTANOĞLU
Prof. Dr. Nedim UYGUN
Prof. Dr. Turan SAĞLAMTİMUR
Doç. Dr. Fehmi GÜREL
Bu araştırma ülkemizde tarımı yaygınlaşmış olan arıotu ve yemlik kolza ile
bal arılarının bazı ilişkilerini saptamak amacıyla iki yıl süreyle yürütülmüştür.
Araştırmanın birinci yılında arıotunun mart ortasında çiçeklendiği, 50 gün çiçekte
kaldığı ve 2722.39 ad/m2 çiçeğe sahip bulunduğu saptanmıştır. Arıotunun %15.90
kuru madde içeren 0.66 mg/çiçek/gün nektar ve 0.56 mg/çiçek/gün polen ürettiği; bal
arılarının %44.26 nektar, %55.74 oranında polen tarlacılığı yaptıkları belirlenmiştir.
Arıların topladığı balda %41.30, polende %15.09 oranında arıotu poleni
bulunmuştur. Böcek polinasyonu ile arıotunun tohum verimine %225.68 oranında
katkı yapıldığı saptanmıştır. Araştırmanın ikinci yılında arıotunun mayıs sonunda
çiçeklendiği, 38 gün çiçekte kaldığı ve 3238.94 ad/m2 çiçeğe sahip bulunduğu
saptanmıştır. Arıotunun %18.43 kuru madde içeren 0.30 mg/çiçek/gün nektar ve 0.45
mg/çiçek/gün polen ürettiği; bal arılarının %48.66 nektar, %51.34 oranında polen
tarlacılığı yaptığı belirlenmiştir. Arı kolonilerinin topladığı balda %16.00, polende
%23.45 oranında arıotu poleni bulunmuştur. Böcek polinasyonu ile arıotunun tohum
verimine %170.02 oranında katkı yapıldığı saptanmıştır.
Yemlik kolzanın şubat ortasında çiçeklendiği, 47 gün çiçekte kaldığı ve
2955.85 ad/m2 çiçeğe sahip olduğu saptanmıştır. Yemlik kolza %16.05 kuru madde
içeren 0.49 mg/çiçek/gün nektar ve 0.73 mg/çiçek/gün polen üretimi yapmıştır. Bal
arılarının %87.82 nektar, %12.18 oranında polen tarlacılığı yaptıkları görülmüş,
topladıkları balda %24.00, polende %12.73 oranında yemlik kolza poleni
bulunmuştur. Yemlik kolzanın tohum verimine böcek polinasyonu katkısı %117.86
olarak saptanmıştır.
Çukurova koşullarında yetiştirilen arıotu ve yemlik kolzanın floranın kuvvetli
olduğu yerlerde bal arıları için besin kaynağı sağlayacak destek bitkileri, zayıf veya
yetersiz olduğu yerlerde ana nektar ve polen kaynağı olabileceği belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler : arıotu, yemlik kolza, bal arısı, polinasyon, tarlacılık.
VIII
ABSTRACT
PhD THESIS
THE RESEARCH ON DETERMINATION OF SOME RELATIONS OF
HONEYBEES (Apis mellifera L.) AMONG THE PHACELIA (Phacelia
tanacetifolia Bentham) AND RAPE (Brassica napus L. Metzg.) IN ÇUKUROVA
REGION
Ali KORKMAZ
DEPARTMENT OF ANIMAL SCIENCE
INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES
UNIVERSITY OF ÇUKUROVA
Supervisor : Prof. Dr. Ulviye KUMOVA
Year : 2003, Page : 240
Jury : Prof. Dr. Ulviye KUMOVA
Prof. Dr. Osman KAFTANOĞLU
Prof. Dr. Nedim UYGUN
Prof. Dr. Turan SAĞLAMTİMUR
Assoc. Prof. Dr. Fehmi GÜREL
This study was carried out to determine some relations of honeybees among
phacelia and rape plants during two years. In the first year, phacelia plant was
flowered at the middle of march, and stayed at flowering during 50 days, and had
2722.39 number/m2 flowers. Phacelia plant produced 0.66 mg/flower/day nectar
which contains 15.90% dry matter, and 0.56 mg/flower/day polen. It is determined
that honeybees foraged on 44.26% nectar and 55.74% pollen. Honey and polen
gathered by bees contain 41.30% and 15.09% phacelia polen, respectively. It is
found that insect pollination contribute seed yield of phacelia at 225.68%. In the
second year, phacelia plant was flowered at the end of may and stayed at flowering
during 38 days, and had 3238.94 number/m2 flowers. Phacelia plant produced 0.30
mg/flower/day nectar which contains 18.43% dry matter, and 0.45 mg/flower/day
pollen. Honeybees foraged on 48.66% nectar and %51.34 pollen. Honey and polen
gathered by bees contain 16.00% and 23.45% phacelia polen, respectively.
Contribution of insect pollination on the phacelia seed yield was 170.02%.
Also, rape plant was flowered at the middle of february and stayed at
flowering during 47 days, and had 2955.85 number/m2 flowers. Rape plant produced
0.49 mg/flower/day nectar which contains 16.05% dry matter, and 0.73
mg/flower/day pollen. Honeybees foraged on 87.82% nectar and 12.18% pollen.
Gathered honey contains 24.00% rape pollen and polen contains %12.73% rape
pollen. Contribution of insect pollination on the rape seed yield was found 117.86%.
It is concluded that phacelia and rape plants which grown Çukurova condition
have potential to contribute to the beekeeping. They can be support plant for
honeybee colonies as nectar and polen sources in the vigorous flora. On the other
hand they can be main nectar and polen sources in the insufficient and poor flora.
Keywords: phacelia, rape, honey bee, pollination, foraging
IX
TEŞEKKÜR
Ülkemiz arıcılık araştırmalarında özgün bir yer tutacak ve bu konuda
araştırma çalışmalarına katkı sağlayacak olan bu çalışmayı yaptığım süre içerisinde
benden yardımlarını ve desteğini esirgemeyen sayın hocam Prof. Dr. Ulviye
KUMOVA’ya teşekkürü bir borç bilirim. Bu çalışmayı yürütebilmem için değerli
katkılarından dolayı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel
Müdürlüğü başta olmak üzere Enstitümüz yöneticileri sayın Ahmet KAVAK, Şekip
KESER, Dr. Ahmet YILDIZ, Hüseyin ERASLAN ve Dr. Kemal ÇELİKEL’e, bu
çalışmanın başlangıcından sonuna değin Tez İzleme Komitesinde görev alan ve beni
yönlendiren Sayın Prof. Dr. Erdoğan PEKEL, Prof. Dr. Nedim UYGUN ve Prof. Dr.
Osman
KAFTANOĞLU’na,
arazi
çalışmalarım
esnasında
hiçbir
yardımı
esirgemeyen sayın Prof. Dr. Turan SAĞLAMTİMUR’a, laboratuvar çalışmalarımda
yardımcı olan sayın Prof. Dr. Sinan ETİ’ye, polinatörlerin sınıflandırılmasında
yardımlarını
esirgemeyen
sayın
Prof.
Dr.
Hikmet
ÖZBEK
ve
Gonca
VATANSEVER’e, istatistiki analizlerde yol gösteren ve yardımcı olan sayın Prof.
Dr. Yüksel BEK, Doç. Dr. Tamer KAYAALP ve Ar. Gör. Soner ÇANKAYA’ya,
meteorolojik
kayıtların
elde
edilmesindeki
yardımlarından
dolayı
Mahmut
ÖZULUKALE’ye teşekkür ederim.
Polen miktarının saptanması için yöntem geliştirme konusunda Davut
KELEŞ’e, arazideki yardımlarından dolayı Cahit ÖZTÜRK, Ufukay AYDIN, Rafet
ERGAN ve Osman ATICI’ya, çeşitli aşamalarda yardımları olan Dr. Ayhan AYDIN,
Haluk HAKTANIR, Mustafa ÇAKIR, Yıldırım EKEN, Hürü ALTAN, Ramazan
OCAK, Duran ÖZKÖK, Hasan AKSOY, Ömer BERKİN, Mahir İNCEER, Barış
YILMAZ,
Barış
Cem
AVCI,
Güney
CEYRAN,
Hatice
ŞEN,
Gülsüm
VATANSEVER, Ali ULUHAN, Selahattin GELDİ, Atilla BİLGİN ve Murat
GÖÇER’e teşekkür ederim.
Ayrıca uzun soluklu olan bu çalışmayı yapmama etki eden ve beni bu günlere
taşıyan eğitimim için küçüklüğümden bu güne değin beni destekleyen anneme ve
babama, bu çalışmam esnasında yanımda olarak bana her türlü desteği sağlayan eşim
Meryem ve kendisine en güzel miras olarak bu çalışmayı bıraktığım oğlum Volkan’a
teşekkür ederim.
X
SİMGELER VE KISALTMALAR
ad
: adet
0
: santigrat derece
C
cm
: santimetre
cm2
: santimetrekare
da
: dekar
dk
: dakika
g
: gram
ha
: hektar
kg
: kilogram
km
: kilometre
m
: metre
m2
: metrekare
me
: miliekivalant
ml
: mililitre
mm
mm
: milimetre
3
: milimetreküp
rpm
: dakikada santrifüj dönüş hızı
sn
: saniye
sp
: tür
XI
ÇİZELGELER DİZİNİ
Sayfa
Çizelge 3.1. Araştırmanın Yürütüldüğü Ekim 1999-Mayıs 2000
Tarihlerindeki Adana İline Ait İklim Verileri ......................
63
Çizelge 3.2. Araştırmanın Yürütüldüğü Ekim 2000-Mayıs 2001
Tarihlerindeki Adana İline Ait İklim Verileri .....................
63
Çizelge 3.3. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Ölçümlerin Yapıldığı
Günlerde Adana İline Ait İklim Verileri...............................
64
Çizelge 3.4. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Ölçümlerin Yapıldığı
Günlerde Adana İline Ait İklim Verileri ..............................
64
Çizelge 3.5. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Ölçümlerin Yapıldığı
Günlerde Adana İline Ait Rüzgar Hızı (m/sn) Verileri ........
64
Çizelge 3.6. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Ölçümlerin Yapıldığı
Günlerde Adana İline Ait Rüzgar Hızı (m/sn) Verileri ........
65
Çizelge 4.1. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotunda Çiçeklenme
Süresince Açan Ortalama Çiçek Sayısı (ad/m2) ......................
86
Çizelge 4.2. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde
Nektar Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Dağılımı
(mg/çiçek/gün) .....................................................................
89
Çizelge 4.3. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde
Nektarda Bulunan Kuru Madde Düzeyinin Dönemler ve
Saatlere Göre Dağılımı (%) .................................................
91
Çizelge 4.4. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde
Polen Miktarı (mg/çiçek/gün) .....................................
92
Çizelge 4.5. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde
Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk)
94
Çizelge 4.6. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde
Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk) .
98
Çizelge 4.7. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde
Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk)
100
XII
Sayfa
Çizelge 4.8. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde
Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler
ve Saatlere Göre Oranı (%) .................................................
103
Çizelge 4.9. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Topladıkları Balda Bulunan Arıotu Poleni
Oranının (%) Dönemlere Göre Dağılımı .............................
106
Çizelge 4.10. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Kullanılan Arı
Kolonisi Gruplarının Arıotu Poleni Toplama Oranı (%) …..
108
Çizelge 4.11. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotunda Kafesli ve
Kafessiz Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarı (g/m2) .......
111
Çizelge 4.12. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi
Gruplarında Deneme Süresince Yavrulu Alan Gelişimi
(cm2/koloni) ………………………………………………..
114
Çizelge 4.13. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi
Gruplarında Deneme Süresince Ergin Arı Gelişimi
(ad/koloni) ............................................................................
117
Çizelge 4.14. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi
Gruplarının Ortalama Bal Verimi (kg/koloni) .....................
118
Çizelge 4.15. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinden
Yararlanan Böceklerin Dönemler ve Saatlere Göre Bal
Arısı ve Takımlar Düzeyinde Dağılımı (ad/gün/30 atrap) ....
121
Çizelge 4.16. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinden
Yararlanan Bal Arısı Dışındaki Hymenoptera Takımına Ait
Diğer Böceklerin Dönemler ve Saatlere Göre Familyalar
Düzeyinde Dağılımı (ad/gün/30 atrap) …………………….
123
Çizelge 4.17. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolzada
Çiçeklenme Süresince Açan Ortalama Çiçek Sayısı (ad/m2)
127
Çizelge 4.18. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotunda Çiçeklenme
Süresince Açan Ortalama Çiçek Sayısı (ad/m2) ……...........
129
XIII
Sayfa
Çizelge 4.19. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Nektar Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre
Dağılımı (mg/çiçek/gün) ......................................................
133
Çizelge 4.20. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Nektarda Bulunan Kuru Madde Düzeyi (%) ...
135
Çizelge 4.21. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Nektar Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Dağılımı
(mg/çiçek/gün) ......................................................................
138
Çizelge 4.22. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Nektarda Bulunan Kuru Madde Düzeyi (%) ........................
140
Çizelge 4.23. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Polen Miktarı (mg/çiçek/gün) .........................
143
Çizelge 4.24. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Polen Miktarı (mg/çiçek/gün) ……......................................
145
Çizelge 4.25. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı
(ad/m2/5 dk) ..........................................................................
148
Çizelge 4.26. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı
(ad/m2/5 dk) .........................................................................
150
Çizelge 4.27. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arılarının
Sayısı (ad/m2/5 dk) ...............................................................
154
Çizelge 4.28. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal
Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre Oranı (%) ………….
157
Çizelge 4.29. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk)
162
Çizelge 4.30. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk)
164
XIV
Sayfa
Çizelge 4.31. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk)
166
Çizelge 4.32. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler
ve Saatlere Göre Oranı (%) ..................................................
169
Çizelge 4.33. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı
Kolonisi Gruplarının Topladıkları Balda Bulunan Yemlik
Kolza Poleni Oranının (%) Dönemlere Göre Dağılımı ........
171
Çizelge 4.34. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı
Kolonisi Gruplarının Topladıkları Balda Bulunan Arıotu
Poleni Oranının (%) Dönemlere Göre Dağılımı …………...
174
Çizelge 4.35. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı
Kolonisi Gruplarının Yemlik Kolza Poleni Toplama Oranı
(%) ………………………………………............................
176
Çizelge 4.36. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı
Kolonisi Gruplarının Arıotu Poleni Toplama Oranı (%) .....
180
Çizelge 4.37. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolzada
Kafesli ve Kafessiz Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarı
(g/m2) ...................................................................................
182
Çizelge 4.38. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotuna Kafesli ve
Kafessiz Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarı (g/m2) ….
184
Çizelge 4.39. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arı Kolonisi
Gruplarında Araştırma Süresince Yavrulu Alan Gelişimi
(cm2/koloni) ………………………………………………..
186
Çizelge 4.40. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arı Kolonisi
Gruplarında Araştırma Süresince Ergin Arı Gelişimi
(ad/koloni) ............................................................................
189
Çizelge 4.41. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arı Kolonisi
Gruplarının Ortalama Bal Verimi (kg/koloni) ……………..
191
XV
Sayfa
Çizelge 4.42. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinden Yararlanan Böceklerin Dönemler ve Saatlere
Göre Bal Arısı ve Takımlar Düzeyinde Dağılımı (ad/30
atrap) .....................................................................................................
194
Çizelge 4.43. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinden Yararlanan Bal Arısı Dışındaki
Hymenoptera Takımına Ait Diğer Böceklerin Dönemler ve
Saatlere Göre Familyalar Düzeyinde Dağılımı (ad/gün/30
atrap) ……………………………………………………….
197
Çizelge 4.44. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinden
Yararlanan Böceklerin Dönemler ve Saatlere Göre Bal
Arısı ve Takımlar Düzeyinde Dağılımı (ad/30 atrap) ...........
200
Çizelge 4.45. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinden
Yararlanan Bal Arısı Dışındaki Hymenoptera Takımına Ait
Diğer Böceklerin Dönemler ve Saatlere Göre Familyalar
Düzeyinde Dağılımı (ad/gün/30 atrap) …………………….
203
XVI
ŞEKİLLER DİZİNİ
Sayfa
Şekil 3.1. Arıotu ve Yemlik Kolza Ekim Alanı ............................................. 59
Şekil 3.2. Arıotu (Phacelia tanacetifolia Bentham)’nun Görünümü ………. 61
Şekil 3.3. Yemlik Kolza (Brassica napus L.)’nın Görünümü ........................ 61
Şekil 3.4. Arıotu ve Yemlik Kolzanın Ekim Alanı ........................................ 68
Şekil 3.5. Arıotu ve Yemlik Kolza Alanında Arı Kolonileri ......................... 68
Şekil 3.6. Arıotu Alanında Kafeslerin Görünümü .......................................... 70
Şekil 3.7. Arıotu ve Yemlik Kolzada Çiçeklenme ......................................... 70
Şekil 3.8. Arıotu Çiçeklerinden Anter ve Nektar Örneklerinin Alınması ...... 77
Şekil 3.9. Kovan Önlerine Takılan Polen Tuzaklarının Görünümü ............... 77
Şekil 3.10. Polen Tuzaklarından Alınan Örneklerin Görünümü .................... 80
Şekil 3.11. Arıotu ve Yemlik Kolzadan Kafesli ve Kafessiz Alandan Elde
Edilen Tohumların Görünümü ..................................................... 80
Şekil 3.12. Ekili Alanda Arı Kolonilerinin Kontrolü ..................................... 82
Şekil 3.13. Kolonilerin Yavrulu Alan Gelişimlerinin Ölçülmesi ................... 82
Şekil 3.14. Kolonilerde Ergin Arı Gelişiminin Belirlenmesi ......................... 83
Şekil 3.15. Arıotu ve Yemlik Kolza Çiçeklerinden Yararlanan Böceklerin
Sınıflandırılması .......................................................................... 83
Şekil 4.1. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotunda Çiçeklenme
Süresince Açan Çiçek Sayısının Dönemlere Göre Değişimi ....... 86
Şekil 4.2. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Polen
Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi ........................ 93
Şekil 4.3. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Nektar
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre
Değişimi ...................................................................................... 95
Şekil 4.4. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Polen
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre
Değişimi ....................................................................................... 98
IV
Sayfa
Şekil 4.5. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde
Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere
Göre Değişimi .............................................................................. 101
Şekil 4.6. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Nektar
ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemlere Göre
Oransal Değişimi …………………………................................. 104
Şekil 4.7. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Topladıkları Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranının
(%) Dönemlere Göre Değişimi ................................................... 106
Şekil 4.8. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Arıotu Poleni Toplama Oranının Dönemler ve
Saatlere Göre Değişimi ................................................................ 109
Şekil 4.9. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotunda Kafesli ve
Kafessiz Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarının Değişimi ... 112
Şekil 4.10. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi Gruplarında
Deneme Süresince Yavrulu Alan Gelişiminin Dönemlere Göre
Değişimi ...................................................................................... 114
Şekil 4.11. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi Gruplarında
Deneme Süresince Ergin Arı Gelişiminin Dönemlere Göre
Değişimi ....................................................................................... 117
Şekil 4.12. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi Gruplarının
Bal Verimlerinin Değişimi .......................................................... 119
Şekil 4.13. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinden
Yararlanan Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Dönemlere Göre
Değişimi ...................................................................................... 122
Şekil 4.14. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinden
Yararlanan Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Saatlere Göre
Değişimi ....................................................................................... 122
V
Sayfa
Şekil 4.15. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza ve
Arıotunda Çiçeklenme Süresince Açan Çiçek Sayısının
Dönemlere Göre Değişimi .......................................................... 132
Şekil 4.16. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Nektar Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre
Değişimi ...................................................................................... 133
Şekil 4.17. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Nektarda Bulunan Kuru Madde Düzeyinin
Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi .......................................... 136
Şekil 4.18. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Nektar Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi ............ 138
Şekil 4.19. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Nektarda Bulunan Kuru Madde Düzeyinin Dönemler ve
Saatlere Göre Değişimi ................................................................ 140
Şekil 4.20. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Polen Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre
Değişimi ....................................................................................... 143
Şekil 4.21. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Polen
Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi ........................ 145
Şekil 4.22. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler
ve Saatlere Göre Değişimi ........................................................... 148
Şekil 4.23. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler
ve Saatlere Göre Değişimi ........................................................... 151
Şekil 4.24. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arılarının Dönemler
ve Saatlere Göre Değişimi ........................................................... 154
VI
Sayfa
Şekil 4.25. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinde Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının
Dönemlere Göre Oransal Değişimi ............................................. 157
Şekil 4.26. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza ve Arıotu
Çiçeklerinde Tarlacılık Yapan Bal Arılarının Dönemlere Göre
Değişimi ....................................................................................... 159
Şekil 4.27. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere
Göre Değişimi .............................................................................. 162
Şekil 4.28. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Polen
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre
Değişimi ...................................................................................... 164
Şekil 4.29. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere
Göre Değişimi ............................................................................. 166
Şekil 4.30. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde
Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemlere
Göre Oransal Değişimi ................................................................ 169
Şekil 4.31. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Topladıkları Balda Bulunan Yemlik Kolza Poleni
Oranının Dönemlere Göre Değişimi ........................................... 172
Şekil 4.32. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Topladıkları Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranının
Dönemlere Göre Değişimi ........................................................... 174
Şekil 4.33. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Yemlik Kolza Poleni Toplama Oranının Dönemler
ve Saatlere Göre Değişimi .......................................................... 177
Şekil 4.34. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Arıotu Poleni Toplama Oranının Dönemler ve
Saatlere Göre Değişimi ................................................................ 180
VII
Sayfa
Şekil 4.35. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolzada Kafesli
ve Kafessiz Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarının
Değişimi ....................................................................................... 182
Şekil 4.36. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotunda Kafesli ve
Kafessiz Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarının Değişimi ... 184
Şekil 4.37. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Deneme Koloni
Gruplarında Araştırma Süresince Yavrulu Alan Gelişiminin
Dönemlere Göre Değişimi ………………………....................... 186
Şekil 4.38. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arı Kolonisi Gruplarında
Araştırma Süresince Ergin Arı Gelişiminin Dönemlere Göre
Değişimi ....................................................................................... 189
Şekil 4.39. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arı Kolonisi Gruplarının
Bal Verimlerinin Değişimi........................................................... 191
Şekil 4.40. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinden Yararlanan Bal Arısı ve Diğer Böceklerin
Saatlere Göre Değişimi ……………............................................ 195
Şekil 4.41. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza
Çiçeklerinden Yararlanan Bal Arısı ve Diğer Böceklerin
Dönemlere Göre Değişimi …………………............................... 195
Şekil 4.42. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinden
Yararlanan Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Saatlere Göre
Değişimi....................................................................................... 201
Şekil 4.43. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinden
Yararlanan Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Dönemlere Göre
Değişimi ………………………………...................................... 201
VIII
1. GİRİŞ
İnsanlık tarihinde tarımsal uğraşın başlamasıyla birlikte tarımsal ürünlerin
elde edilmesi birinci öncelik olarak kabul edilirken, daha sonraki süreçte birim
alandan daha fazla verim alınması ilk sırayı almıştır. Ancak günümüzde gelinen
noktada bu ölçütün de yetersizliği kendini hissettirmektedir. Birim alandan daha
fazla verim almak yerine en üst düzeyde sağlıklı ürün elde etmek gerekliliği ön plana
çıkmaktadır. Bu nedenle günümüzde organik tarım olgusu her geçen gün yaygınlık
göstermekte ve doğayla barışık üretim sistemlerinin uygulanmaya başladığı üretim
modelleri üzerine çalışmalar yapılmaktadır (Stanghellini ve ark, 1998).
Dünya’da başlayan doğal olana dönüş düşüncesi içerisinde gerek arı
ürünlerinin üretiminde, gerekse arı besleme ilkelerinde bir değişime doğru
gidilmektedir (Krikava, 1980; Marshall, 1998). Arıcılığı gelişmiş ülkelerde olduğu
gibi ülkemizde de çeşitli bitkilerin karışımından oluşan arı meralarının oluşturulması
da gündeme gelmelidir. Arıcılığımızın, çağdaş üretim hedef ve teknikleri dikkate
alınarak daha bilimsel temele oturtulması, bitkisel varlığımızın daha sağlıklı bir
şekilde değerlendirilmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. Bitki polinasyonunda bal
arılarının etkin kullanımı için koruyucu ve özendirici önlemlerin alınarak
(Anonymous, 1995) bu gelişmenin daha hızlı yaşanması, atıl duran kaynakların kısa
zamanda daha verimli kullanımına da olanak tanıyacaktır. Bu açıdan polinasyon
olgusunun öneminin kavranmasına katkı getirecek çalışmalar yapılmalı, bitkipolinatör ilişkisi ülke ve bölge floraları dikkate alınarak incelenmeli ve bal arıları
başta olmak üzere polinatörlerin polinasyona olan katkıları net bir şekilde ortaya
konulmalıdır. Aksi halde yanlış tarımsal uygulamalar nedeniyle biyoçeşitliliğin yok
edilmesi ve polinasyonun yetersizliği sonucunda, tarımsal verimlilikte önemli oranda
kayıplar yaşanacağı beklenmelidir (Free, 1992; Gibbs ve Muirhead, 1998; Kumova
ve Korkmaz, 1999; Yıldız ve Korkmaz, 1999).
Bütün bu yaklaşımlara paralel olarak ülkemiz arıcılığında yeni üretim
tekniklerinin kullanılması yanında ekonomik değeri yüksek olan ve benzer iklimli
ülkelerde başarılı bir şekilde üretilen bitkilerin, ülkemizde de yetiştirilmesi gündeme
gelmiştir. Özellikle ikliminin bitkisel üretime uygun olması nedeniyle Çukurova
1
Bölgesinde bu konu daha da bir önem kazanmaktadır (Kumova ve Özkütük, 1988;
Kumova ve Korkmaz, 2000). Çukurova Bölgesinde arı yetiştiricileri, ilkbahar
aylarında kolonilerini ana nektar akımına kuvvetli bir populasyonla girdirebilmek
için ek besleme yapmaktadırlar. Bölgede beslemenin koloni populasyon gelişimi
üzerine etkisi çeşitli araştırmalar ile belirlenmiştir (Arslan,1988; Kumova ve ark,
1993; Kumova, 2000). Ancak bölgede arı-bitki ilişkisi ve arı merası oluşturmak veya
var olanları geliştirmek amacına yönelik çalışmalar yeterli düzeyde yürütülmemiştir.
Ayrıca bölgede her geçen yıl daha az girdi ile daha fazla verim alınması gibi
kaygılarla uygun olmayan bazı tarımsal uygulamalar yapılmaktadır. Monokültürel
tarımın yaygınlaşması, toprak işleme ve anız yakma gibi olaylara bağlı olarak bal
arısı ve diğer böceklerin yaşam alanları her geçen gün daraltılmakta, doğal bitki
populasyonları nitelik ve nicelik olarak azalmaktadır (Özbek, 1979). Varolan ve
çeşitliliği azalan bitki populasyonları da mevsim içindeki nektar ve polen
kaynaklarını nicel olarak azaltmakta, sonuçta arı kolonilerinin ve diğer böceklerin
çevreden yararlanma düzeyini engellemektedir. Buna karşılık polinatörlerin azalması
veya yok olmasına bağlı olarak da bitkisel verimlilikte önemli düzeyde kayıplar
yaşanabilmektedir. Bu nedenlerle Bölgemizde gerek ek besleme olayını en alt düzeye
indirmenin veya ortadan kaldırmanın, gerekse böcek yaşamını koruma ve
geliştirmenin yolu, bu amaca hizmet edecek olan yeni bitkilerin yöreye adaptasyonu
ile yetiştirme tekniklerinin geliştirilerek yöre çiftçilerine benimsetilmesi olmalıdır.
Bunun yanında arıcılık yönünden özellikle erken ilkbaharda arılara nektar ve polen
kaynağı olabilecek yeni ve farklı bitki desenlerinin geliştirilmesi de gerekmektedir.
Günümüz koşullarında yapılan göçer arıcılık sisteminin zorlukları da göz
önüne alınacak olursa, mart-nisan-mayıs aylarında Çukurova Bölgesinin ekolojik
yapısına uygun bitki deseninin düzenlenmesinin, arıcılık ve tarım alanlarının
değerlendirilmesi açısından büyük bir önemi bulunmaktadır. Bu açıdan ilkbahar
ortalarında bal arılarının yararlanabileceği, mevcut floraya alternatif veya destek
olabilecek çeşitli polen ve nektar kaynaklarına gereksinim olmaktadır. Bu nedenle
arıotu ve kolza bitkileri, bölgede kışlık ara ürün olarak yetiştirilebilen ve çok yönlü
kullanım alanlarına sahip yem bitkisi olmaları özelliği ile arı yetiştiricilerine yeni
katkılar sağlayabilecek özelliktedirler.
2
Bölgemiz ve ülkemiz için yeni bir bitki olan arıotu konusunda ülkemizde ilk
çalışmalar arıotunun yetiştirilebilecek türleri üzerinde ve çiftlik hayvanları için yeşil
yem üretimi açısından yapılmıştır (Çabuk, 1982; Sağlamtimur ve ark, 1988a). Bal
arıları için son derece çekici olan arıotu (McGregor, 1976; Stevenson ve Walker,
1976; Kumova ve ark, 2001) ekolojik yönden Çukurova koşullarında yetiştirilebilen
bir bitkidir (Sağlamtimur ve ark, 1988a; Tansı ve ark, 1996; 1999). Arıotu Çukurova
Bölgesinde pamuk ekiminden önceki 7-8 aylık boş bir süreyi değerlendirmekte, çiçek
ile arı yoğunluğu oldukça yüksek olmaktadır (Uçar ve Tansı, 1996; Tansı ve ark,
1996; Kumova ve ark, 2001). Bu özellikleri nedeniyle Çukurova koşullarında bal
arısı kolonilerinin kuluçka üretimine, ergin arı populasyon gelişimine önemli
katkılarda bulunmakta, kolonilerin bal mevsimine güçlü ve sağlıklı bir populasyon
ile girişine katkı sağlamaktadır (Korkmaz ve Kumova, 1998).
Kaliforniya orijinli olan arıotunun dünya üzerinde yaklaşık 13 türü
bulunmakta, ancak bunlardan dört türü (Phacelia distani, P. ramosissima, P. hispida,
P. tanacetifolia) bal arıları için değerli bir besin kaynağı oluşturmaktadır (Everett,
1963; Pellett, 1977; Crane ve ark, 1984; Williams ve Christian, 1991; Tansı ve ark,
1996; 1999). Çukurova Bölgesinde sonbahar mevsiminde erken ve geç ekimi
yapılarak (15 Ekim-30 Kasım) çiçeklenmenin yetersiz olduğu mart-nisan-mayıs
aylarında bal arıları (Korkmaz ve Kumova, 1998; Tansı ve ark, 1999) ve diğer
böcekler için uygun nektar ve polen kaynağı olabilmektedir. Bugün arıotunun bal
arılarına olan katkısından dolayı Çukurova başta olmak üzere ülkemizin pek çok
bölgesinde ekimi ve yaygınlaştırılması konusunda araştırmalar yürütülmektedir
(Yıldız, 1999; Coşkun, 2001).
Arıotu Kaliforniya’dan 1832 yılında Avrupa'ya getirilmiş ve Almanya başta
olmak üzere birçok Doğu Avrupa ülkesinde ve İngiltere'de yem bitkisi, erozyonu
önleyici örtü bitkisi olarak kullanımı yanında, elverişli bir nektar ve polen kaynağı
olarak da arı yetiştiricileri tarafından geniş bir şekilde ekimi yapılmıştır
(Sağlamtimur ve ark, 1988b; Jensen, 1991; Williams ve Christian, 1991). Arıotu
ülkemize ise Ç.Ü.Z.F. Tarla Bitkileri Bölümü tarafından Almanya’dan getirilerek
adaptasyonu sağlanmıştır. Arıotu bal arılarına nektar ve polen kaynağı sağlaması
açısından dünyanın en üstün yirmi nektar bitkisi arasında yer almakta (Crane, 1975),
3
Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Almanya'da bal arılarının yararlanması için
özellikle arılıkların önüne ekimi yapılmaktadır. Ayrıca çeşitli bitkilerle karışım
yapılarak bal arıları için besin kaynağı sağlamak amacıyla meralar oluşturulmakta
(Krikava, 1980; Beck, 1991), bazı Avrupa ülkelerinde ise arı yetiştiricileri
kolonilerini göçer arıcılık sistemi içerisinde arıotu ekili alanlara taşımaktadırlar
(Goltz, 1988).
Arıotunun arı-bitki ilişkisi açısından önemini vurgulayan pek çok araştırma
yurtdışında yapılmış olmasına karşın (Williams ve Christian, 1991; Marshall, 1998;
Ingram, 2000; Tew, 2000; Treu ve Emberlin, 2000), ülkemizde bu ilişkiyi irdeleyen
araştırmaların (Uçar ve Tansı, 1996; Tansı ve ark, 1996; Korkmaz ve Kumova, 1998;
Tansı ve ark, 1999; Kumova ve ark, 2001) sayısı oldukça sınırlı kalmıştır. Arıotu
konusunda Bölgede arı-bitki ilişkisini irdeleyen bu çalışmalar yapılırken, kolza
konusunda ülkemizde yapılan çalışmaların geçmişi çok daha eskilere dayanmaktadır.
Ancak yapılan bu araştırmalar kolzanın tarımsal ve kalite özelliklerini (Atakişi, 1978;
Baydar ve Yüce, 1996; Çalışkan ve ark, 1998; Özgüven ve Kırıcı, 1999; Koç, 1999;
Özgüven ve ark, 2000) aşamamış, arıcılık açısından konuya yaklaşılmamıştır. Kolza,
Türkiye’ye Bulgaristan ve Romanya’dan gelen göçmenlerle getirilmiş ve üretimine
ülkemizde ilk defa 1948 yılında başlanılmıştır (Özgüven, 1987). 1979 yılında 27.500
ha alanda yapılan ekimle 43.000 ton ürün alınmışken, 1999 yılında 187 ha alanda
330 ton ürün alınabilmiştir (Anonymous, 2001).
Günümüzde Kanada, Çin, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere pek
çok ülkede yemeklik yağ üretimini karşılamak amacıyla kolza yetiştiriciliği yaygın
bir şekilde yapılmaktadır (Özgüven, 1987). Bu ülkelerde kolza yetiştiriciliğinin
yayılması ve gelişmesi amacıyla kurulmuş olan kolza birlikleri çeşitli araştırma ve
üretim çalışmalarını da finanse etmektedirler (Anonymous, 1997). Ülkemizde ise
kolza yetiştiriciliği devlet desteği ile gelişmekte iken yağında ve küspesinde erüsik
asit ve glükozinolat bulunduğu gündeme gelmiştir. Bunun üzerine Sağlık ve Sosyal
Yardım Bakanlığı 21 Mayıs 1979 gün ve 5411 sayılı genelge ile dünyanın bu derece
önem verdiği kolza yağının insan, küspesinin ise hayvan sağlığı için zararlı olduğunu
belirterek işlenmesi, muhafazası, ticarete sevki, gıdalara katılması, yemeklik yağ
olarak satılması ve küspesinin hayvan yemi olarak kullanılmasını yasaklamıştır
4
(Doğan, 1981). Bu tarihten sonra ülkemizde kolza üretimi her geçen gün azalmış
1996 yılında 2 ha alanda 5 tonluk üretimle en alt düzeye inmiştir. Bu zaman
içerisinde ülkemizde kolza tarımı yasaklanırken 1970’li yıllardan sonra Avrupa ve
Amerika’da erüsük asit ve glükozinolat miktarları sıfır olan çeşitler geliştirilmiştir
(Baydar ve Yüce, 1996). Ancak çiftçilerimizin yaşamış olduğu bu acı deneyim ve
desteğin kalkması sonucunda yeniden kolza ekimine yönelmesi geri plana atılmıştır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı son yıllarda yaptığı çalışmalar sonucunda
ülkemiz ham yağ açığının kapatılması ve bu konuda dışa bağımlı durumdan
kurtarılması amacıyla yağlı tohumlu bitkilerin özellikle de kolza ekiminin
geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını gündeme getirmiştir. Dünya’da yağlı tohumlu
bitkiler arasında üçüncü sırada olan ve bünyesinde %45 yağ içeren kolzanın
üretiminin yok denecek kadar az düzeyde ekiminin gerçekleşmesi ülkemiz tarımı
için büyük bir eksiklik olarak görünmektedir (Karaaslan, 1999). Ülkemizde yetersiz
yağlı tohum üretimi sebebiyle ortaya çıkan bitkisel ham yağ açığını kapatmak
amacıyla 1998 yılı içerisinde 870 milyon USD değerinde ham yağ ithalatı yapılarak
talep karşılanabilmektedir (Anonymous, 1999a; Bahar, 2000). Tüm bu özellikleri
sebebiyle kolza alternatif "yenilenebilir hammaddeler" çerçevesinde ümit var bir
bitki olarak görülmekte ve bu özelliğiyle de ülkemiz ham yağ açığının kapanmasına
çözüm getirebilecek konumda bulunmaktadır (Kırıcı ve Özgüven, 1995).
Ülke gereksinimlerini bu kadar önemli düzeyde karşılayabilecek olan
kolzanın arıcılığımız açısından da büyük katkılar sağlayacağı muhakkaktır.
Yurtdışında kolza konusunda yapılan çalışmalar incelendiğinde kolza bitkisinin
polinasyonunda bal arısının katkısından çok kolzanın bal arısı kolonilerine olan
katkısı ön sırayı almaktadır. Kolza, arıcılık açısından değerlendirildiğinde bal
üretimine kaynak olan bitkiler arasında yer almaktadır (Crane, 1975). Ayrıca kolza
tarımı yağ üretiminin karşılanması yanında bal, polen ve balmumu gibi değerli arı
ürünlerinin de elde edilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu açıdan çok yönlü
faydası olan kolzanın ülkemiz tarımına kazandırılması (Doğan, 1981) günümüz
koşullarında daha da bir önem arz etmektedir.
Kolzanın yetiştirildiği ülkelerde kolza üreticisi ve arı yetiştiricisi arasında
ortak bir bağ kurulmuş olup karşılıklı sağlanan yararın son derece önemli düzeyde
5
olduğuna işaret edilmektedir. Kolza tarımının yapıldığı bir çok ülkede kolzanın
adaptasyonu, fenolojisi, tohum verimi, ıslahı ve arıcılık potansiyeli açısından önemi
konusunda araştırmalar yapılarak yararlılık düzeyi ortaya konulmuştur (Poulsen,
1973; Marquard, 1985; Free ve Ferguson, 1983; Pleines ve Friedt, 1989; Hauser ve
ark, 1997; Cresswell, 1999; Sweet ve ark, 1999; Ingram, 2000; Treu ve Emberlin,
2000). Ülkemizde ise tarımı desteklenen ancak daha sonraki yıllarda bu politikadan
vazgeçilen kolza yetiştiriciliğinin yeniden canlandırılması ve kolza üreticisinin teşvik
edilmesi arıcılık açısından üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.
Ülkemizde bal, polen ve balmumu üretimi açısından kolzanın potansiyelinin ortaya
çıkarılması konularında araştırmalar yapılması gerekmektedir (Kumova, 1999a).
Kolza dışındaki yağ bitkilerinin sulanabilir koşullarda yetiştirilmesine
karşılık, kolza ekiminin yağışların sulama yerine geçebildiği yer ve zamanlarda
yapılabilmesi de ülkemiz koşullarının kolza yetiştiriciliğine uygun bir avantaj
sağlamaktadır (Gizlenci ve Dok, 2001). Bugün ülkemizde Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı tarafından Karadeniz ve Marmara Bölgesi başta olmak üzere kolzanın
ekimi ve yaygınlaştırılması konularında araştırma ve yayım çalışmaları başlamış olup
olumlu gelişmeler elde edilmektedir. Ayrıca GAP Bölgesinde tarımın yaygınlaşması
ve çağdaşlaşması sebebiyle kolzanın ekimi de gündeme gelmiştir (Anonymous,
1999).
Ülkemizde gerek arıotu ve kolza bitkileri konusunda gerekse arı-bitki ilişkisi
konusunda yapılan çalışmalar, yurtdışında yapılan araştırmalarla (Gonzalez ve ark,
1995; Schmidt ve ark, 1987; Villalobos ve Shelly, 1996; Miller ve Winn, 1999;
Pierre ve Renard, 1999; Clare ve ark, 2000; Slaa ve ark, 2000; Treu ve Emberlin,
2000; Tronson, 2001) karşılaştırıldığında ülkemizde yapılan araştırmaların (Baydar
ve Gürel, 1998; Tan, 2000; Korkmaz ve Kumova, 1998) yeterli olmadığı
görülmektedir. Bu açıdan bal arısı kolonilerinin polinasyondaki etkinliğini göstermek
ve arı kolonilerine yeni ve yeterli besin kaynağı oluşturmak için bu tip çalışmaların
yaygınlaştırılmasının
gerekliliği
ortadadır.
Buna
bağlı
olarak
doğal
bitki
populasyonlarının sürekliliğinin sağlanması amacıyla da bitkiler ve polinatörler
arasındaki ilişkiler korunmalı ve karşılıklı yarar temeline dayalı bu yapının
sürekliliği sağlanmalıdır (Kearns ve ark, 1998; Korkmaz ve Aydın, 1999).
6
Doğada var olan bu denge ve ilişkilerin bozulması sürecinde biyoçeşitlilik
azalmakta ve bu durum da böcek populasyonlarının varlığını olumsuz bir şekilde
etkilemektedir (Özkan, 1999; Dewenter ve Tscharntke, 1999). Ayrıca biyoçeşitliliği
koruyan sistemlerin basit sistemlerden daha dengeli olduğu ve çeşitliliğin artmasıyla
birlikte zararlı sorunlarının da azaltılabileceği gerçeği, yeni bitki tür ve çeşitlerinin
doğaya kazandırılmasının tarımsal faaliyetler açısından önemini göstermektedir
(Tuncer ve Akça, 1994). Ayrıca bitki-polinatör ilişkisi üzerine yapılacak çalışmalarla
polinasyonunda zorluk çekilen bitkilere polinatörleri yönlendirmek amacıyla,
polinasyonu istenen bitkilerin çevresinde veya yanında polinatörleri kendine çeken
bitkilerin yetiştirilmesinin de büyük yararı olduğu bilinmektedir. Bu durumda zararlı
kontrolü
ve
polinatör
çekme
gibi
işlemler
doğaya
zarar
verilmeden
gerçekleştirilmektedir. Bitkiler ve polinatörler arasındaki gizemli ilişkilerin
çözülmesine bağlı olarak günümüzde bu işlemler için arıotu ve kolza bitkileri yaygın
olarak kullanılmaktadır (Long ve ark, 1998).
Ülkemiz sahip olduğu 10.000 bitki türüyle Avrupa’nın flora yönünden en
zengin ülkesidir. Bu bitkilerden 3.200’nün de endemik olmasının önemi büyüktür.
Ayrıca 100.000 kadar hayvan türüne sahip olan ülkemizde (Önder, 1997) gerek bitki
gerekse
böcek
populasyonlarının
sürekliliğini
sağlamak
amacıyla
yapılan
çalışmaların başında arı populasyonlarının korunması dikkate alınmalı ve bu amaca
yönelik rasyonel stratejiler de geliştirilmelidir (Osborne ve ark, 1999). Henüz küresel
kirlilikten çok fazla etkilenmemiş ve geriye dönülemez bir şekilde bozulmamış bir
flora ve faunaya sahip olan ülkemizde mevcut yapının tanınması, korunması ve
geliştirilmesi sonucunda önemli gelişmeler sağlanabilecektir.
Tarımın sürdürülebilirliği bağlamında olaya bakıldığında etkin ve yaygın bir
bitki üretim deseni oluşturularak tüm tarımsal dallarda olduğu gibi arıcılık
sektöründe de verimlilik artırılabilecektir. Günümüzde gelinen noktada ekosistem
içerisindeki herhangi bir birimin yok sayılarak oluşturulabilecek yapıların başarılı
olamayacağı anlaşılmıştır. Bu sebepten doğal dengeyi dikkate alan bir üretim
sisteminin kullanılması gerekmektedir. Zira yanlış tarımsal faaliyetler ve yoğun
pestisit kullanımı nedenleriyle bazı böcek türlerinin yok olmaya başlaması karşısında
arıotu ve kolza bitkileri başta olmak üzere ekimi yapılacak olan bitkilerin bu anlamda
7
doğaya katkıları yadsınamaz. Bunun için böceklerin faaliyet gösterdikleri
dönemlerde polinatörlere çekici gelebilecek özellikteki bitkilerin yetiştirilmesi önem
kazanmaktadır. Hatta ekonomik getirisini de çok fazla irdelenmeden bu tip bitkilerin
ekiminin çeşitli kuruluşlarca yapılması sorunun çözümüne önemli oranda katkı
sağlayacaktır. Böylece yok olma tehlikesinde olan bir çok gen kaynağımız kendine
yeni yaşam alanları bulacak ve neslini sürdürebilecektir. Ayrıca bitkisel çeşitliliğin
artması ve ekim alanlarının geniş tutulmasına bağlı olarak en etkili polinatör olan bal
arıları da bu bitkilerden yararlanabileceklerdir. İsrail’de ökaliptus (Eucalyptus spp.)
ağaçları (Eisikowitch, 1986) ile oluşturulan plantasyonları bal arılarına uzun süreli
nektar ve polen kaynağı sağlayabilecek şekilde planlanmıştır. Araştırma ve
geliştirme çalışmalarının yaygınlaşmasıyla birlikte yakın bir gelecekte ülkemiz için
de benzer uygulamaların gündeme gelmesi olasıdır. Bitkilerin polinatörlerle olan
karşılıklı
ilişkilerini
konu
alan
araştırma
çalışmalarının
başlaması
ve
yaygınlaşmasıyla birlikte bu süreç hızlanacak ve daha kısa zamanda sonuç
alınacaktır.
Bitkiler ile polinatörler arasındaki ilişkilere geniş bir açıdan bakmak amacıyla
yürütülen bu araştırma ülkemizde bitki-polinatör ilişkileri konusunda yapılan
çalışmalara katkı sağlamak, bölgemizde yetiştirilebilen arıotu ile kolza bitkilerinin
yoğun nektar akımı öncesine rastlayan dönemde bal arılarının koloni populasyon
gelişimi ve bal verimi için önemini saptamak amacıyla planlanmıştır.
Araştırma sonucunda bal arılarının arıotu ve kolza bitkilerinden nektar ve
polen bakımından yararlanma düzeyi ile bu bitkilerin Çukurova koşullarında
sağladığı nektar ve polen potansiyeli saptanmış, bitkiler üzerinde polinatörlük yapan
Hymenoptera takımına ait türler ile diğer böcekler sınıflandırılmış, bitkilerin tohum
verimlerine bal arılarının ne oranda katkı sağladığı belirlenmiştir.
Sonuç olarak arıotu ve kolza bitkilerinin Çukurova Bölgesinde bal arılarına
hangi besin kaynağı bakımından ne düzeyde katkı sağlayabileceği, arı ve bitki
yetiştiricileri açısından bu bitkilerle bal arısının ilişkisinin ne düzeyde olduğu
saptanmıştır.
8
2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR
2.1. Bitkilerin Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek Sayıları
McGregor (1976), kolzanın açık, parlak sarı renkte çiçeklere sahip olduğunu;
çiçek yapısının 4 taç, 4 çanak yaprak, 1 dişi organ ve 4 adeti uzun ve 2’si kısa olmak
üzere 6 erkek organdan oluştuğunu belirtmektedir. Kolzanın her bir çiçeğinde 4 adet
nektar bezi bulunduğunu ve çiçeklenme süresinin 22-45 gün arasında değiştiğini
bildirmektedir.
Goltz (1987), kolzanın Amerika Birleşik Devletleri koşullarında 40-60 gün
arasında çiçekte kaldığını ve özellikle Kanada’da bir nektar bitkisi konumunda
bulunduğunu belirtmektedir.
Sağlamtimur ve Baytekin (1988), Adana’da ekim-kasım ayları içerisinde
ekilen arıotunun kış aylarında gelişme göstererek mart başında çiçeklenmeye
başladığını
ve
çiçeklenmenin
4-6
hafta
kadar
sürdüğünü
saptamışlardır.
Araştırmacılar arıotunun çiçekte kaldığı nisan ayı başına kadar bal arılarının
yararlanmasına bırakılmasını ve daha sonra silaj amacıyla hasat edilmesinin daha
uygun olduğunu belirtmektedirler.
Sağlamtimur ve ark (1988b), yaptıkları bir çalışmada; arıotunun %50
çiçeklenme dönemine kadar bal arılarının yararlanması için bırakılmasını ve ot
hasadı amacıyla bu dönemde biçim yapılması gerektiğini vurgulamaktadırlar.
Bauer (1991), Avrupa Birliği ülkelerinde kültüre alınan boş alanların
artırılması amacıyla çeşitli bitki karışımlarından oluşan arı meralarının oluşturulması
gerektiğini ve içerisinde yoğunlukla arıotu bulunan bitki karışımlarının programa
alınarak ekilmesini önermektedir.
Muzaffar ve Ahmad (1991), Pakistan’da bal arılarına arı merası oluşturulması
amacıyla bitki seçimi yapılan bir çalışmada; bal arılarının poleni ve nektarı için
tarlacılık yaptığı 379 bitki türünün önemli olduğunu saptamışlardır. Araştırmacılar
Acacia modesta ve Robinia pesudoacacia bitkilerinin nisan ayında, Trifolium sp. ve
Prosopis sp. bitkilerinin nisan-haziran aylarında ve kolzanın ekim-şubat ayları
arasında bal arıları için ana nektar kaynağı olduklarını belirlemişlerdir.
9
Williams ve Christian (1991), arıları kendine çeken arıotunun, arı merası
yönünden değerini saptamak üzere, İngiltere'nin güneydoğu kesimlerinde farklı
tarihlerde ekimi yapılarak arıotunun çiçeklenme zamanı, çiçeklenme süresi, çiçek
yoğunluğu, günlük peryodisite ve bu bitkiden yararlanan arıların davranışlarını
belirlemişlerdir. Erken mayıs ayında ekimi yapılan arıotu parsellerinde, temmuz
başından ağustos sonuna; geç mayısta ekilen arıotu parsellerinde temmuz ortasından
eylül ortasına; geç temmuzda ekilen arıotu parsellerinde, eylül sonundan aralık ayına
kadar bitkinin çiçekte kalabildiğini gözlemişlerdir. Arıotunun en yüksek çiçeklenme
yoğunluğunu erken, orta ve geç ekilen parsellerinde sırası ile 2000, 4000 ve 3000
çiçek/m2 olarak saptamışlardır. Araştırmacılar bombus ve bal arılarının arıotunun
çiçeklenme
süresi
içerisinde
temmuz-ekim
aylarında
yararlanabildiklerini
belirlemişlerdir.
Kırıcı ve Özgüven (1995), Çukurova koşullarına uygun kolza çeşitlerini
saptamak amacıyla yürüttükleri bir çalışmada; birinci yılda 18 Kasım tarihinde
yapılan ekimde çeşide bağlı olarak çiçeklenmenin 10-25 Nisan tarihleri arasında
başladığını ve 19-26 Mayıs tarihleri arasında tüm tohumların olgunlaştığını
bildirmektedirler. İkinci yılda 19 Ekim tarihinde kolza ekimi yapılan parsellerde 18
Şubat-15 Mart tarihleri arasında çiçeklenmenin başladığını ve 22 Nisan-28 Mayıs
tarihleri arasında tüm tohumların olgunlaştığını bildirmektedirler.
Baydar ve Yüce (1996), Antalya koşullarında yaptıkları bir yetiştiricilik
çalışmasında; kolzanın çeşitlere bağlı olarak mart sonu-nisan sonu arasında
çiçeklendiğini bildirmektedirler.
Tansı ve ark (1996), ülkemiz için yeni bir yem bitkisi olan arıotunun
Çukurova koşullarında arı merası olarak kullanımı konusunda yaptıkları bir
araştırmada; 15 Eylül, 30 Eylül, 15 Ekim, 30 Ekim ve 15 Kasım tarihlerinde ekimi
yapılan parsellerde çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu dönemde sırasıyla 5950,
6216, 4733, 8933 ve 9250 ad/m2 çiçek bulunduğunu; çiçeklenmenin ilk üç parselde
mart ayının başından nisan ayının sonuna, son iki parselinde mart ayı sonundan
mayıs ayı ortasına kadar sürdüğünü saptamışlardır. Araştırmacılar arıotunun bu
yörede çok iyi adaptasyon gösterdiğini ve çiçeklenme süresinin uzun olması
nedeniyle bal arılarını cezbederek kendine çeken bir bitki olduğunu belirtmektedirler.
10
Uçar ve Tansı (1996), Çukurova koşullarında farklı ekim zamanlarının
arıotunun tohum verimine ve arı merası olarak kullanımına etkisini araştırmak
amacıyla yürüttükleri çalışmada; 15 Eylül-15 Kasım tarihleri arasında 15 gün ara ile
5 dönem halinde ekim yapmışlar ve 15 Kasım parselinden 98.56 adet salkım/m2 ile
en yüksek düzeyde çiçek salkımı elde edilirken diğer parsellerdeki çiçek sayılarının
61.79-71.79 adet salkım/m2 olduğunu saptamışlardır.
Korkmaz ve Kumova (1998), Çukurova koşullarında arıotu ve bal arısı
kolonileri arasındaki ilişkileri saptamak amacıyla yaptıkları çalışmada; arıotunun 18
Mart-06 Mayıs tarihleri arasında çiçeklendiğini bildirmektedirler.
Cresswell (1999), kolzada 4 adet nektar bezinden yalnız 2 tanesinin nektar
salgısı yapmakta olduğunu bildirmektedir.
Tansı ve ark (1999), kolza, arıotu ve bakla bitkilerinin arı merası olarak
kullanılabilirliği üzerine 3 yıl süreyle yaptıkları bir araştırmada, kolzada
çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu nisan ortalarında çiçek sayısını sırasıyla 185,
206 ve 136 ad/m2 olarak, çiçeklenme periyodunu ise mart ortası ve nisan sonu olarak
saptamışlardır. Arıotunda ise çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu dönemlerde 746,
212 ve 213 ad/m2 çiçek salkımı olduğunu, çiçeklenme süresinin nisan başı-mayıs
ortası döneme rastlayacak şekilde 36 gün sürdüğünü belirlemişlerdir.
Yıldız (1999), Ceylanpınar ovasında arıotunun bazı tarımsal özelliklerini
saptamak için yürüttüğü bir araştırma sonucunda arıotunun yörede ekim ve aralık
ayları içerisinde yapılan farklı ekim zamanına bağlı olarak, nisan ayı içerisinde
çiçeklendiğini ve çiçeklenme süresinin 29-33 gün arasında değiştiğini bildirmektedir.
Anonymous (2000), kolza çiçeklerinin açık sarı renkte olduğunu, çiçeklerin
genellikle sabah saat 09:00 civarında açtığını ve polinasyonun etkinliğine bağlı
olarak çiçeklerin 2-3 gün süreyle açık kalabildiği belirtilmektedir.
Kumova ve ark (2001), Çukurova koşullarında farklı arıotu çeşitlerinde çiçek
yoğunluğunu belirlemek amacıyla yaptıkları bir araştırmada; 12-19 Kasım 1998
tarihlerinde ekilen Turan 82 ve T-98/1 çeşitlerinde çiçeklenmenin 27 Mart-11 Mayıs
1999 tarihleri arasında gerçekleştiğini ve toplam 46 gün sürdüğünü; T-98/2 çeşidinde
çiçeklenmenin 02 Nisan-22 Mayıs 1999 tarihleri arasında olduğunu ve toplam 49 gün
çiçekte kaldığını ortaya koymuşlardır. Araştırmacılar denemeye alınan arıotu
11
çeşitlerinde ortalama çiçek sayısının sırasıyla 1077.60 çiçek/m2, 971.10 çiçek/m2 ve
1021.10 çiçek/m2 olduğunu bulmuşlardır.
2.2. Bitkilerin Çiçeklerinde Nektar Miktarı ve Nektar Kuru Madde
Düzeyi ile Nektar Potansiyeli
Root (1972), bitkilerin nektar miktarının pek çok iç ve dış etken tarafından
belirlenmekte olduğunu ve bunların başında bitkinin genetik yapısı ile ait olduğu tür,
çeşit veya varyetenin geldiğini belirtmektedir. Ayrıca kalıtsal etmenler dışında çiçek
genişliği, nektar bezi yüzeyi, çiçeğin yaşı ve olgunluğu gibi iç etmenlerin yanında
gübreleme, toprak nemi ve asitliği, arazinin yüksekliği, enlem ve boylamı, gün
uzunluğu, gün içerisindeki güneşli saat miktarı ve iklimden de önemli düzeyde
etkilendiğini bildirmektedir.
Simidchiev (1972), bal arılarının 16-28 gün süre ile şeftali (Prunus persica)
çiçeklerinde tarlacılık yaptığını ve bir arının dakikada 4.16-6.42 arasında çiçek
ziyaretinde bulunduğunu; bir çiçekten üretilen nektar miktarının çeşitlere bağlı olarak
2.173-5.375 mg/çiçek/gün arasında değiştiğini ve şeker yoğunluğunun %16.25-26.94
arasında olduğunu belirlemiştir. Ayrıca nektar salgısı miktarı ile yapısının hava
koşullarından önemli düzeyde etkilendiğini ve bal veriminin 3.48-13.24 kg/ha
arasında değiştiğini bildirmektedir.
Simidchiev (1973), altı badem (Prunus amygdalus L.) çeşidinde yaptığı
araştırmada hava koşullarına bağlı olarak bademin 18-39 gün arasında arı merası
işlevini gerçekleştirdiğini ve bireysel çiçeklerin 1.098-4.353 mg/çiçek/gün nektar
içerdiğini, nektar kuru madde düzeyinin %29.54-35.12 arasında değiştiğini; hava
koşullarının nektar salgısını ve şeker içeriğini önemli düzeyde etkilemesine karşılık
çiçek yaşının salgı üzerinde çok etkili olmasına karşın kuru madde üzerine etkili
olmadığını saptamıştır. Badem çiçeklerinin salgıladığı nektar ve polen nedeniyle
arılar için oldukça çekici olduğunu ve gün boyunca nektar ve polen tarlacılığı
yaptıklarını, badem bahçelerinde 4.58-19.1 kg/da bal elde edildiğini bildirmektedir.
12
Robinson ve Oertel (1975), kolzanın ABD’nin çeşitli eyaletlerinde bal arıları
için nektar ve polen kaynağı olarak önem taşıdığını ve nektarının %35.7 düzeyinde
kuru maddeye sahip olduğunu bildirmişlerdir.
Shuel (1975), nektar veren bitkilerde türler arası ve türler içi nektar üretim
miktarının oldukça değişken bir yapıda olduğunu ve arıotunun 18.3-113 kg/da nektar
üretim potansiyeline sahip olduğunu vurgulamaktadır.
McGregor (1976), Belozerova (1960)’nın yaptığı bir çalışmada; kolzanın
çiçeklenme başlangıcında 2.32 mg/çiçek/gün, en üst düzeyde çiçeklenmede 1.95
mg/çiçek/gün ve çiçeklenme sonunda 1.35 mg/çiçek/gün nektar içerdiğini
bildirmektedir.
Simidchiev (1976), ahududu (Rubus idaeus L.) ve böğürtlen (Rubus
fruticosus L.) bitkisinde nektar salgısı ve bal üretimi üzerine yaptığı çalışmada;
ahududunun 3.8-14 mg/çiçek/gün nektar ürettiğini ve kuru madde düzeyinin %38-59
olduğunu, çiçek yaşının artmasıyla nektar salgısının azaldığını, kuru madde
düzeyinin değişmediğini saptamıştır. Günlük nektar salgısının sabahleyin en yüksek
düzeyde olmasına karşılık daha sonra azaldığını ve öğleden sonra tekrar arttığını
belirlemiştir. Aynı bölgede bulunan böğürtlende ise 0.6-27 kg/ha bal verimi
üretildiğini belirtmektedir.
Jaablonski ve Skowronek (1982), arıotu türlerinin arıcılık açısından önemini
saptamak üzerine yaptıkları çalışmada; Phacelia tanacetifolia türünün nektar kuru
madde düzeyinin %36.3, nektar miktarının 0.60 mg/çiçek/gün ve potansiyel bal
üretim miktarının 30.3 kg/da olduğunu saptamışlardır.
Szabo (1982), kolzanın çeşitli varyetelerinin salgıladığı nektar miktarı üzerine
yaptığı çalışmada; 0.348 mg/çiçek/gün nektar salgılandığını, nektar kuru madde
düzeyinin %38.7 olduğunu saptamıştır.
Crane ve ark (1984), kolzanın nektar salgısının 0.60 mg/çiçek/gün olduğunu,
çeşitli etmenlerin etkisi altında bu miktarın değişkenlik gösterebileceğini;
nektarındaki kuru madde düzeyinin %55-65 nispi nemde %68.4, %80-90 nispi
nemde %21.8 olduğunu bildirmektedirler. Bal veriminin 0-30 kg/koloni arasında
değiştiğini, İngiltere’de optimum koşullar sağlandığında bal potansiyelinin 10-50
kg/da arasında, genellikle 5 kg/da olduğunu, Cirnu ve ark (1977)’nın Romanya
13
koşullarında yaptıkları çalışmaya göre 3.5-10 kg/da olduğunu bildirmektedirler.
Arıotunda ise nektar salgısının Hansson (1980)’e göre, 0.80-0.85 mg/çiçek/gün
arasında olduğunu, bazı çalışmalarda 1.04-1.62 mg/çiçek/gün arasında değiştiğini,
kuru madde düzeyinin Cirnu (1980)’ya göre %28, Hansson (1980)’e göre %40-43
olduğunu; bir mevsimde 5-9 kg/koloni bal hasadı yapılabilen arıotunda Szabo
(1982)’ya göre 30-100 kg/da, Maurizio ve Grafl (1982)’a göre 21.4-49.6 kg/da,
Polunin (1964)’e göre 13.4-112.9 kg/da, Cirnu ve ark (1980)’na göre 10-34 kg/da
olarak farklı miktarlarda bal veriminin elde edildiğini bildirmektedirler.
Szabo (1985), kolzanın ticari çeşidi olan kanola varyetelerinin nektar, polen
ve tohum üretimi üzerine yaptığı çalışmasında; kolzanın nektar kuru madde
düzeyinin %29.8±0.9 olduğunu, 0.452±0.01 mg/çiçek/gün nektar salgılandığını ve
nektardaki kuru madde miktarını 7.06±0.41 kg/ha olarak saptamıştır. Araştırmacı
bitki başına çiçek sayısı ile nektar kuru madde düzeyi; nektar hacmi, kuru madde
düzeyi ve tohum verimi arasında önemli düzeyde ilişkinin bulunduğunu belirlemiştir.
Beck (1991), bal arıları için arı merası olarak önerilen ve içerisinde en fazla
arıotunun bulunduğu karışımla oluşturulan deneme parsellerinde yaptıkları
araştırmada 24 saat süresince kese kağıdıyla kapatılan 10 adet arıotu çiçeğindeki
nektar miktarını 3.5 mg/10 çiçek/gün olarak belirlemiştir.
Free (1992), arıotunun nektar salgılamasının günün 13:00-15:00 saatleri
arasında en üst düzeye ulaştığını, arıcılık açısından nektar veren bitkilerin çok önemli
olduğunu ve literatürde nektar verimine göre bitkilerin I. Sınıf (0-25 kg/ha), II. Sınıf
(26-50 kg/ha), III. Sınıf (51-100 kg/ha), IV. Sınıf (101-200 kg/ha), V. Sınıf (201-500
kg/ha) ve VI. Sınıf (500 kg/ha’dan yukarı) olarak sınıflandırıldığını belirtmektedir.
Mesquida ve ark (1993), erkek steril kışlık kolza çeşitlerinde nektar salgısı
üzerine yaptıkları çalışmada; nektar salgısının saat 08:00’de arttığını, öğle saatlerinde
azaldığını ve nektar salgı miktarının çeşitlere bağlı olarak önemli düzeyde değişim
gösterdiğini saptamışlardır.
Öder (1993), kolzanın yetiştiği ortamlara bağlı olarak gün içerisinde 0.032.10 mg/çiçek/gün, arıotunun 0.069-0.98 mg/çiçek/gün kuru madde salgıladığını
bildirmektedir. Ayrıca arı meralarının verimliliği üzerine yaptığı derlemede kolza
ekili alanlarda 4-5 kg/da bal elde edilirken arıotunde bu değerin 15-20 kg/da
14
olduğunu, kolzanın 4-5., arıotunun ise 5-6. sınıf nektarlı bitkiler sınıfına girdiğini
vurgulamaktadır.
Öder (1994), nektar kuru madde düzeyinin değişken bir yapı gösterdiğini,
ekolojik ve meteorolojik koşulların bu değişime önemli düzeyde etki ettiğini
belirtmektedir. Genel olarak bitkilerde nektar salgılama işleminin sabahleyin,
öğleden sonra salgılanana göre daha sulu bir yapıda olduğunu, yağmurlu ve nemli
günlerde de çok sulu, rüzgarlı havalarda ise daha fazla yoğunlaştığını bildirmektedir.
Nektar salgılanmasının 16-250C sıcaklıkta, %60-80 nispi nemde en uygun olduğunu
ancak nektar içeriğinin bitkinin ait olduğu tür ve varyeteye göre değişim gösterdiğini,
ekim yapılan yerin yükseklik ve toprak yapısının nektar verimini etkileyebileceğini
vurgulamaktadır. Ekim alanına uygulanan toprak işleme, yabancı ot kontrolü yanında
potasyum ve fosforlu gübre kullanımının da çiçeğin gelişmesini ve nektar
salgılamasını teşvik ettiğini bildirmektedir.
Pernal ve Currie (1998), yazlık kolza çeşitlerinde yaptıkları çalışmada tüm
çeşitlerin çiçek başına kuru madde düzeyini 08:00-11:00 saatleri arasında düşük,
14:00-16:00 saatleri arasında yüksek olarak belirlemişlerdir. Bitkinin çiçek başına
kuru madde düzeyi çiçeklenme süresinin ikinci haftasında yüksek iken üçüncü ve
dördüncü haftalarında düşme gösterdiğini, ancak kolza çeşitlerinin nektar verimi
bakımından bal arılarını çekici bir bitki olduğunu bildirmektedirler.
Pierre ve ark (1999), kolza çiçeklerinde nektar miktarının 0.7-6 mg/çiçek/gün
arasında; nektar kuru madde düzeyinin çiçeklenme başlangıcında en yüksek düzeyde
(%30), çiçeklenme sonuna doğru en düşük (%10) düzeyde olduğunu belirlemişlerdir.
Araştırmacılar kolzadaki nektar miktarının bal arılarını cezbettiğini, hibrit tohum
üretimi için bu durumun çok önemli olduğunu vurgulamaktadırlar.
Anonymous (2000), Kanada koşullarında kolzada çiçeklerin 10-380C
sıcaklıkta nektar salgılamaya başladıkları, salgılanan bu nektarın %29.8 kuru madde
içerdiği ve 0.45 mg/çiçek/gün düzeyinde olduğu, bir dekarlık alanda gün boyunca
710 g nektar salgılandığı saptanmıştır.
Delaplane ve Mayer (2000), Kanada ve İngiltere koşullarında en önemli bal
bitkilerinden olan kolzanın bal veriminin 10-50 kg/da olduğunu bildirmektedirler.
15
2.3. Bitkilerin Çiçeklerinde Polen Miktarı ve Polen Potansiyeli
Crane ve ark (1984), kolza poleninin oldukça yüksek besleyici değerde
olmasına karşın yetiştirildiği yöreye bağlı olarak polen kaynağı sağlama yönünden
düşük özelliğe sahip olduğunu bildirmektedirler. Ayrıca arıotu poleninin orta
düzeyde olduğunu ve Maurizio ve Grafl (1982)’ın yaptığı çalışmaya göre 0.5
mg/çiçek/gün polen verimine sahip bulunduğunu bildirmektedirler.
Morse ve Hooper (1985), çiçeklerin erkek üreme birimi olan polenin
yapısında bulundurduğu pek çok besleyici öğe nedeniyle böcekler tarafından
toplandığını, çiçeklerin polen veriminin nektarda olduğu gibi pek çok iç ve dış etmen
tarafından etkilendiğini bildirmektedir.
Szabo (1985), kolzanın ticari çeşidi olan kanolada polen veriminin 15840
adet polen taneciği/anter, parselde toplam polen veriminin 9.33±0.54 kg/da olduğunu
belirlemiştir.
Gupta ve Bali (1990), kolzada polen salınımı için gerekli olan en üst
sıcaklığın 24.60C olduğunu bildirmektedirler.
Beck (1991), bal arıları için arı merası olarak arıotunun de içerisinde
bulunduğu karışımla oluşturulan araştırmada polen miktarını 3.0 mg/10 çiçek/gün,
polen potansiyelini ise 13.3 kg/da olarak belirlemiştir.
Marquard ve Walker (1995), bal arısı ve bombus arısının kolza
polinasyonunda önemli rol oynadığını; kolzanın çok fazla miktarda nektar ve polen
ürettiğinden dolayı arılar için çok çekici bir bitki olduğunu; kafesli ve arılı parselde
bulunan kolzanın kafessiz parseldekilere oranla daha hızlı ve erken polinasyonunu
tamamladığını; kolza poleninin arılar için büyük bir besin kaynağı olduğunu ve bal
üretim potansiyelinden yararlanmak için çiçeklenme sırasında kolza parseli yanına
bal arısı kolonileri konulması gerektiğini bildirmektedirler.
Anonymous (2000), kolza poleninin %18.4-27.1 düzeyinde ham protein
içeriğine sahip olup bitki tarafından günde 930 g/da polen salınımı yapılabildiği
belirtilmektedir.
16
2.4. Bal Arılarının Tarlacılık Etkinliğini Etkileyen Etmenler
Seyman ve ark (1969), hıyar (Cucumis sativus L.) bitkisinde, bal arısı
polinasyonunun etkisini saptamak amacıyla yaptıkları çalışmada; bal arılarının sabah
saat 08:00’de tarlacılık yapmaya başladıklarını, saat 12:00’ye kadar parselde arı
sayısının en üst düzeye ulaştığını ve bu saatten sonra azalmaya başlayarak saat
16:00’da en alt düzeye indiğini bildirmektedirler.
Free ve Williams (1974), bal arılarının genellikle kovanlarından 800 m
uzaklığa kadar tarlacılık etkinliğinde bulunduklarını, besin kaynaklarının azalmasına
ve artmasına bağlı olarak tarlacılık alanlarını besin kaynaklarının yoğun olduğu
yörelere doğru genişlettiklerini bildirmektedirler.
Free ve Williams (1979), doğada var olan bitkilerin polinasyonunda polen
tarlacılarının büyük etkisi olduğunu; nektar tarlacılarının polinasyon konusunda
genellikle başarısız kaldıklarını; polen için tarlacılık yapan bal arılarının, nektar için
tarlacılık yapan arılardan farklı olarak kovanları yakınında tarlacılık yapma
eğiliminde olduklarını ve bir polen yükünün nektardan daha kısa zamanda
toplanabildiğini bildirmektedirler.
Doğaroğlu (1981), ülkemizde yetiştirilen önemli bal arısı ırk ve ekotipleri ile
Çukurova koşullarında yaptığı performans çalışmasında; önemli bir tarlacılık ölçütü
olan uçuş etkinliği bakımından genotipler, dönemler ve yöreler arasında önemli
farklılıklar olduğunu; Anadolu genotipinin uçuş etkinliği bakımından yüksek bir
performans gösterdiğini belirlemiştir.
Free ve Williams (1983a), brüksel lahanasında (Brassica oleracea L.)
tarlacılık yapan bal arısı ve bombus arılarının çeşitler arasında ve bireysel arı bazında
kafesli parsellerde bile tarlacılık tercihinde bulunduklarını bildirmektedirler.
Scogin (1983), çiçek renginin polinatörlerin tercih davranışlarını kuvvetli bir
şekilde etkilediğini, arıların sarı ve mavi renkteki çiçekleri tercih ettiklerini
bildirmektedir. Arıları kendine çeken çiçeklerde floral renklerin oluşmasında,
antosiyaninler, karotinoidler ve betalainlerin rolü olduğunu belirtmektedir.
Wells ve Wells (1983), bal arılarının farklı renkteki çiçekli bitkilere olan
tercihine etki eden etmenleri araştırmak amacıyla, yapay çiçeklerle yürüttükleri bir
17
çalışmada; bireysel bal arılarının aynı renkteki çiçeklere bağımlılık gösterdiğini
saptamışlardır. Bal arılarının yöneldikleri besin kaynağının nitelik, nicelik ve salınma
sıklığı bakımından diğer çiçek kaynaklarından fazla olduğu durumlarda da bir renge
bağımlılık gösterdiklerini bildirmektedirler.
Johansen ve Mayer (1987), bal arılarının tarlacılık etkinliğine hava
sıcaklığının önemli etkide bulunduğunu, düşük sıcaklıklarda bal arılarının
tarlacılıktan vazgeçtiğini bildirmektedirler. Çiçek kokusunun tarlacı arıları
cezbettiğini, çok kötü kokuya sahip Anjou elma çeşidinde dakikada 2 arı, çekici
kokuya sahip Red Delicious elma çeşidinde 25 arı, çok çekici kokuya sahip olan
Dolga Crab elma çeşidinde 42 arının tarlacılık yaptıklarını saptamışlardır. Nektar
hacmi ile nektar kuru madde düzeyinin de bal arılarının tarlacılık yapmaları üzerine
etkide bulunduğunu, tarlacı arı dağılımının gün içerisinde bitkilerin salgıladığı besin
kalitesine bağlı olarak, önemli farklılıklar gösterdiğini belirtmektedirler.
Osborne ve ark (1991), arılarla tozlanan bitkilere ait çiçeklerin geniş, çekici
ve göze çarpacak şekilde pembe, mor, mavi ve sarı renklere sahip olduklarını,
genellikle bu bitkilerin doğada yaygın olarak bulunduğunu ve bunların sürekliliğinin
de genellikle bal arıları tarafından sağlandığını belirtmektedirler. Bal arılarının
polinasyonda etkin bir şekilde kullanılmasının ticari öneme sahip endüstri bitkileri,
sebze ve meyve üretiminde önemli düzeyde artışa neden olacağını bildirmektedirler.
Free (1992), bal arısı kolonilerinin tarlacılık bölgesi ile kolonilerin ergin arı
sayılarının pek çok etmene bağlı olarak değiştiğini bildirmektedir. Bu etmenler
içerisinde birim alanda kullanılabilir polen ve nektar kaynağının miktarı, hava
koşulları ve bölgenin fiziksel özelliklerinin çok önemli olduğunu; bitkinin türü,
arıların dağılımı, rüzgarın yönü ve arazinin topoğrafik özelliklerinin de tarlacılık
bölgesi üzerine etkide bulunabildiğini belirtmektedir.
Giurfa ve Nunez (1992), bal arılarının çiçek üzerinde tarlacılık yaparken
nektarı tükettikten sonra çiçekten ayrılmadan önce diğer bal arılarının bu çiçekleri
tekrar ziyaret ederek vakit kaybetmemeleri için koku işaretleri bıraktıklarını
bildirmektedirler.
Dewan (1995), Bangladeş koşullarında çeşitli bal arısı türlerinin (Apis cerena,
Apis dorsata, Apis florea) tarlacılık tercihlerini saptamak amacıyla yürüttüğü
18
çalışmada; tüm türlerin gün boyunca nektar topladıklarını, polen tarlacılığı işleminin
saat 10:00’da en üst düzeyde olmasına karşılık nektar tarlacılığı işleminde türlere
bağlı olarak farklı saatlere yoğunlaştıklarını saptamışlardır. Kovan önlerinden alınan
polen örneklerinde yaptıkları analiz sonucunda kolza poleninin de bulunduğunu;
balda yapılan analizler sonucunda içerisinde kolzanın de bulunduğu 25 bitki türünün
ya dominant (>%45) ya da ikincil sırada (%16-45) olduğunu belirlemiştir.
Evans ve ark (1995), havuç (Daucus carota) bitkisinin polinasyonunda bal
arısının önemli bir yeri olmasına karşılık, yakın çevrede üçgül (Trifolium repens L.),
arıotu ve kolzanın bulunması durumunda, bal arılarının bu bitkileri tercih ettiklerini
ve havuç polinasyonunda sorunlar yaşanabildiğini bildirmektedirler.
Gould (1995), bal arılarının nektar ve polen tarlacılığı davranışlarına pek çok
etmenin etki ettiğini, hiyerarşik önem düzeyine göre sırasıyla çiçeklerin koku, renk
ve şekil etmenlerine bağlı olarak tarlacılık yaptıklarını, kokunun en önemli etmen
olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca bal arılarının görülebilir tüm renkler yanında
menekşe rengini diğer renklerden daha hızlı öğrendiğini bildirmektedir.
Houston ve ark (1996), bal arılarının çiçeğe olan bağımlılığını ultraviyole
ışınlarını yansıtma özelliği olan kalsiyum oksalat kristallerinin ne derece belirlediğini
saptamak amacıyla yürüttükleri çalışmada; bal arılarının kalsiyum oksalatın varlığına
bağlı olmadan çiçekler üzerinde tarlacılık yaptıklarını; nektarda bulunan şeker
düzeyine bağlı olarak çiçekler arasında tercihte bulunduklarını ve bu durumun da
besinin sağladığı zengin enerji içeriğinden kaynaklandığını belirlemişlerdir.
Pierre ve ark (1996), taç yapraklı ve taç yapraksız kolza çeşitlerinde bal
arısının tarlacılık tercihini araştırdıkları çalışmada; her iki çiçek tipinin de bal arıları
için aynı düzeyde çekici olduğunu; bal arılarını bitkiye çekici etmenler arasında
birim alandaki çiçek sayısı ve nektar miktarı açısından çeşitler arasında fark
saptanamadığını, ancak nektar kuru madde düzeyi bakımından aralarında bir miktar
fark belirlendiğini; bal arılarının tarlacılık etkinlikleri sırasında taç yapraksız kolza
hattını, taç yapraklı kolza hattına göre daha fazla tercih ettiğini, fakat her iki çiçeğe
de bağımlılık gösterdiklerini saptamışlardır.
Uçar ve Tansı (1996), Çukurova koşullarında arıotunun arı merası olarak
kullanımını araştırdıkları çalışmada; 15 Kasım ekili parselin 25.99 arı/m2 ile en
19
yüksek düzeye ulaştığı, diğer parsellerin 11.68-18.84 ad/m2 düzeyinde kaldıkları
belirlenmiştir. Araştırmacılar birim alandaki arı yoğunluğuna dayanarak arıotunun
Bölge koşullarında geç ekiminin yapılmasının daha yararlı olduğunu saptamışlardır.
Roubik (1995), bal arılarının tarlacılık etkinliğini 10 km ve daha uzak
mesafelerde yapabilmelerine karşılık, tercihlerini genellikle kovanları yakınında
kullanma eğiliminde olduklarını; koloni bireylerinin büyük bir kısmının 400-500
metre alan içerisinde tarlacılık yapmakta olduklarını, ancak çevrede çekici bir bitki
olması durumunda 1.5-4 km uzaklık içerisinde de tarlacılık yaptıklarını
belirtmektedir. Ayrıca bal arılarının hava koşullarının elverişsiz olduğu günlerde
kovanlarından 200-300 metre uzaklıkta yoğunlaştıklarını bildirmektedir.
Tansı ve ark (1996), Çukurova Bölgesinde arı merası olarak arıotunun
kullanımı konusunda yürüttükleri çalışmada 15 Eylül, 30 Eylül, 15 Ekim, 30 Ekim ve
15 Kasım’da ekim yaptıkları parsellerde çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu
dönemlerde sırasıyla 130, 91, 66, 201 ve 183 ad/m2 bal arısı bulunduğunu
saptamışlardır. Bal arılarının bu derece yoğun tarlacılık yapmaları ve arıotunun erken
ilkbahar döneminde çiçeklenmesi nedeniyle, monokültürel ve yoğun tarımın doğal
mera ve eğimli arazilerdeki bitki populasyonlarını da azaltması sonucunda ortaya
çıkan boşluğu doldurarak, bal arısı kolonilerine destek olabilecek bir bitki
konumunda bulunduğunu belirtmektedirler.
Villalobos ve Shelly (1996), bitkilerin besin kaynağı olarak bal arılarına
sunduğu nektar ve polenden arıların genellikle birini, bazen de her ikisini toplamak
amacıyla bitkiye yöneldiklerini, bal arılarının pamuktan %40 düzeyinde polen için,
%60 düzeyinde nektarı için tarlacılık yaptıklarını saptamışlardır. Araştırmacılar bal
arılarının tarlacılık etkinliğinin genetik olmakla birlikte çevresel etmenlerin de etkisi
altında kalmakta olduğunu, bitkilerdeki görsel işaretler, koku olgusu ve nektar
düzeyinin bu faaliyeti etkilemekte olduğunu öne sürmektedirler.
Blight ve ark (1997), kolza çiçeklerinde bal arılarını cezbedici özellik taşıyan
maddelerden 16 tanesini belirlemişlerdir. Bu maddelerden bal arıları üzerinde
oldukça
yüksek
oranda
çekici
özellik
gösteren
maddenin
alpha-pinene,
phenylacetaldehyde, p-cymene, alpha-terpinene, linalool, 2-phenylethanol, alphafarnesene ve 3-carene olduklarını saptamışlardır.
20
Çakmak ve ark (1998), Apis mellifera syriaca ve Apis mellifera armeniaca
ırkı bal arılarının nektar değişkenliğine gösterdikleri tepkiyi saptamak amacıyla
yürüttükleri araştırmada; her iki ırkın besin kalitesindeki değişime benzer tepki
gösterdiklerini; ırkların renk tercihi göstermediklerini, ancak bazı bal arılarının mavi
ve beyaz rengin her ikisine bağımlılık göstermesine karşın bazı tarlacı arıların sadece
sarı renge bağımlılık gösterdiklerini; mavi ve beyaz çiçekler arasında nektar içeriğini
dikkate alarak tercih yaptıklarını belirlemişlerdir.
Long ve ark (1998), badem (Prunus amygdalus L.) alanında arıotu ve bazı
bitkilerin de bulunması nedeniyle bal arılarının bu bitkilere yönelerek badem
polinasyonunda sorunların yaşandığını; bu bitkiler üzerine bal arılarını uzaklaştırıcı
etkiye sahip RbCl püskürtülerek arıları çevrede bulunan badem ağaçlarına
yönlendirildiklerini belirtmektedirler.
Pankiw ve ark (1998), bal arılarının polen tarlacılığı etkinliğinin çevredeki
besin kaynaklarının elverişli olması yanında, tarlacı arıların genotipine, kolonide
depolanan polen miktarına ve kolonide bulunan larva miktarına bağlı olduğunu;
larvasında bulunan hekzan eksraktlarının bal arısının tarlacılık etkinliğini artırıcı
yönde uyardığını ve dışardan bu maddenin verilmesi ile polen tarlacılığının
artırılabildiğini vurgulamaktadırlar.
Schulz (1998), bal arısı kolonilerinde besin kaynaklarının azalmasına bağlı
olarak, koloni gereksinimlerini karşılamak amacıyla tarlacı arı oranında artış
olduğunu belirtmektedir.
Anderson ve Ratnieks (1999), kovana taşınan besin kaynağına göre bal
arılarının aralarında bir görev dağılımı yaptıklarını; koloni içerisinde koloniye
getirilen nektarı alan ve depolayan görevli arılar bulunduğunu bildirmektedirler.
Nektar akımının tahmin edilemeyen bir besin kaynağı olması dolayısıyla bal
arılarının en etkin bir şekilde nektar tarlacılığı ve depolama yönünde çalıştıklarını
belirlemişlerdir.
Dewenter ve Tscharntke (1999), bal arılarının kovanları yakınında bulunan
bitkilerde tarlacılık etkinliğinde bulunduklarını bildirmektedirler.
Dreller ve ark (1999), kolonide polen depolanmasının koloni gereksinimine
göre polen tarlacılığının artması veya azalmasına bağlı olarak ayarlandığını; nektar
21
tarlacılığı yapan arıların koloni içerisinde nektarın yeterli olup olmadığı dikkate
almadan çalışmalarına karşın polen tarlacılığı yapan arıların kolonideki larva miktarı
ile petek gözlerine depolanan polen miktarına bağlı olarak polen tarlacılığı
yaptıklarını belirtmektedirler.
Dyer (1999), bal arılarının çiçek tercihine etki eden etmenlerden biri olarak,
çiçek rengi üzerine yaptığı çalışmada; bal arılarının çiçek renkleri arasında ayrım
yapabildiğini; rengin çiçekleri tanımada böcekler için önemli bir etmen olduğunu ve
bu olayda bal arılarının renk açısından çiçeğe bağımlılık gösterdiğini ortaya
koymuştur. Arıların bazen diğer çiçeklerde besin kaynağı olduğunu bilmelerine
karşın önceden tarlacılık yaptığı çiçeklerde sınırlı kalabildiğini bildirmektedir. Bu
olayın, özellikle kapalı tohumlu bitkilerin polinasyonunda büyük yarar sağladığını ve
arıların da çiçeğin özelliklerini bir kere öğrenmeleri nedeniyle tarlacılık
etkinliklerinde kolaylık sağladığını belirtmektedir.
Griffiths ve ark (1999), çiçeklerin böcekleri görsel, dokunsal ve koklama
duyularının harekete geçecek şekilde kendine çektiğini ve bu amaçla bitkilerin çeşitli
kokular salgıladıklarını belirtmektedirler. Baklanın (Vicia faba) salgıladığı eugenol
ve cinnamyl alkol maddeleri ile bal arılarını kendine çektiğini; bazı bitkilerin
çiçeklerinin yüzeyinde bulunan mum bileşimindeki monoterpene hidrokarbon
maddesinin böcekleri çeken kokunun en yaygın bileşeni konumunda bulunduğunu
belirtmektedirler.
Laloi ve ark (1999), bal arılarının tarlacılık tercihi ve bu tercihin başarısının
kuvvetli bir şekilde bitkinin koku, renk gibi floral işaretleri ile araziyi karakterize
eden olguları öğrenmesine bağlı olduğunu bildirmektedirler.
Miller ve Winn (1999), çiçeklerin renk, büyüklük ve kokularına bağlı olarak
böcekleri kendilerine çektiklerini ve çiçeğin bu renklerini dokularında bulunan
antosiyaninler (mavi ve kırmızı), betasiyaninler (kırmızı), antoksantinler (sarı),
klorofil (yeşil) ve karotenlerin (turuncu ve sarı) verdiğini bildirmektedirler. Bitkiye
özel olan bu renkler ile bitkinin saldığı çeşitli kokuların farklı polinatörleri çekmede
ve bitkiye bağımlılık oluşturmakta önemli bir rol oynadıklarını belirtmektedirler.
Osborne ve ark (1999), pek çok bal arısının düzenli bir şekilde kovanlarından
70-631 m uzaklıkta tarlacılık yaptıklarını ve kolonilerin bol besin kaynağı sağlayan
22
bitkilerin yakınına konulması gerektiğini bildirmektedirler.
Tansı ve ark (1999), Çukurova’da arı merası olarak kolza, arıotu ve bakla
bitkileri ile yürüttükleri bir çalışmada; 1995, 1996 ve 1997 yıllarında, mart ortasınisan sonu periyodunda çiçeklenen kolzada, 5 dk süreyle yapılan sayımlarda yıllara
göre sırasıyla 3.7-10.4, 0-2.0 ve 2.0-9.0 ad/m2 arasında bal arısı belirlemelerine
karşılık, nisan başı-mayıs ortası dönemde çiçeklenen arıotunde sırasıyla 45.4, 56.0 ve
34.2 ad/m2 bal arısı belirlemişlerdir.
Shahar ve ark (2000), koloni yaş yapısı ve uçuş deneyiminin bal arılarının
tarlacılık etkinliğini etkileyen önemli bir etmen olduğunu ve tarlacı arılar ile bakıcı
arıların oranındaki değişikliklerin tarlacı arı düzeyini belirlediğini bildirmektedirler.
Araştırmacılar tarlacı arıların, görsel, kokusal, sessel ve manyetik alanın etkisinde
kaldıklarını, bu etkilere bağlı olarak pek çok kaynaktan çiçeklerin renk ve kokusunu
ayırt ederek öğrenme süreci sonucunda tarlacılık yaptıklarını saptamışlardır.
Clare ve ark (2000), çeşitli renklerde yapışkan tuzakların böcekleri
cezbetmedeki etkisi üzerine yaptıkları bir çalışmada; bal arılarının beyaz ve mavi
tuzaklara yakalanmasına karşın, bombus arılarının daha çok mavi tuzaklara
yakalandığını belirlemişlerdir.
Hrncir ve ark (2000), yüksek düzeyde sosyal yapı gösteren böceklerden
özellikle bal arılarında en yaygın olarak görülen davranışın, kolonileri yakınındaki
zengin besin kaynaklarından yararlanmakta olduklarını bildirmektedirler.
Çakmak ve Wells (2001), Apis mellifera armeniaca, Apis mellifera cypria ve
Apis mellifera syriaca arılarının mavi, beyaz ve sarı renkli çiçekleri tercihleri üzerine
yaptıkları çalışmada; aynı kovandaki bazı arıların sarı çiçekleri tercih etmelerine
karşılık diğerlerinin mavi ve beyaz çiçekleri tercih ettiklerini saptamışlardır.
Araştırmacılar Kafkas arısının (A.m. caucasica) çiçeklerden salgılanan nektar
miktarına bağlı kalmadan çiçeklerin renkleri arasında herhangi bir
tercihte
bulunmadıklarını belirlemişlerdir. Irksal özellik olarak koloni içerisinde çiçek
renklerine bağımlı olarak bir işbölümü bulunduğunu, Ermeni arılarında (A.m.
armeniaca) bu işbölümünün çok güçlü olduğunu, fakat Kıbrıs arısında (A.m. cypria)
böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirtmektedirler.
23
Fluri ve Frick (2001), arıotunde çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu
dönemde yapılan biçimde, bitki üzerinde 26 ad/m2 bal arısı saymışlardır.
Kumova ve ark (2001), Çukurova Bölgesinde yetiştirilen farklı arıotu çeşitleri
arasında bal arısının tercihini belirlemek amacıyla yürüttükleri bir çalışmada; Turan
82, T-98/1 ve T-98-2 çeşitlerine ait çiçekler üzerinde bulunan ortalama bal arısı
sayıları sırasıyla 68.10 arı/m2, 62.36 arı/m2 ve 62.23 arı/m2 olarak saptanmıştır.
Araştırmacılar bal arılarının arıotunun üç çeşidi arasında herhangi bir tercihte
bulunmadığını ve hepsinden yararlandığını belirlemişlerdir.
Tronson (2001), böcekleri bitkilere cezbeden en önemli etmenin çiçeğin
kokusundan önce rengi olduğunu; çiçek açık bir şekilde hazır olmadıkça çiçeklerin
tercih edilmesine etkide bulunan görsel çekiciliğin gerçekleşmediğini ve tarlacılık
etkinliğinin başlamadığını bildirmektedir. Ancak çiçek açtıktan sonra yayılan
kokunun arının antenleri tarafından alınmasına bağlı olarak koku alma olgusunun da
gerçekleştiğini, bu durumda koku olgusunun, görme, dokunma ve tatma duyuları
içerisinde en önemli etmen olarak öne çıkmakta olduğunu bildirmektedir. Koku alma
duyusuna bağlı olarak çiçeklerin seçimi, yerinin saptanmasının böcekler tarafından
yapılabildiğini ve çiçeklerde bulunan polenin yaydığı kokunun çiçekler arasındaki
farkın ayırt edilmesinde böceğe yardımcı olduğunu vurgulamaktadır.
Wells ve ark (2001), bal arılarına eşit özelliklerde nektar içeren farklı renkte
çiçekler sunulduğunda arıların çiçekler üzerinde aynı düzeyde tarlacılık yaptıklarını,
buna karşılık farklı oranlarda şeker içeren nektarlı çiçekler sunulduğunda en yüksek
şeker düzeyine sahip olan çiçekleri ziyaret ettiklerini saptamışlardır.
Anonymous (2002), böceklerin tarlacılık etkinliği üzerine çevresel koşulların,
bitki yoğunluğunun, polen ve nektar kaynaklarının kullanılabilme kapasitesinin
etkisinin bulunduğunu bildirmektedir. Bireysel bal arılarının kolza çiçeklerinin
nektar ve poleninin her ikisini birden toplama eğiliminde olduğunu ve bal arılarının
kovan yakınlarında bu bitkiye çok yoğun olarak tarlacılık yaptıkları belirtilmektedir.
24
2.5. Bal Arılarının Polen Tercihine Etki Eden Etmenler
Percival (1955), bal arılarının bazı bitkilerin polenini bol miktarda
toplamasına karşılık bazı bitkilerin polenini nadiren topladıklarını, farklı zamanlarda
farklı oranlarda polen tarlacılığı yaptıklarını bildirmektedir. Bitkilerin polen üretimi
ve salınımına nispi nem, yağmur, ışık yoğunluğu, sıcaklık gibi etmenlerin etkili
olduğunu, ekstrem koşullar altında polen salınımının çok olumsuz etkilendiğini; bal
arılarının bitkilerin polen salınım saat ve sürelerine bağımlı olduklarını, polen
miktarının artması ve azalmasına bağlı olarak tarlacılık yapan arı sayısının
değiştiğine dikkat çekmektedir. Araştırmacı yaptığı çalışma sonucunda her bitkinin
polen salınım saatleri arasında farklar olduğunu ve bunlar içerisinde arıotunun 06:0018:00 saatleri arasında çiçeğin açılmasıyla birlikte polen salınımı yaptığını, arıotunun
19-230C sıcaklıklarda polen salınımında bulunduğunu ve 0.3 mg/çiçek/gün polen
üretmekle birlikte Apis cinsine dahil arılar tarafından nektarıyla birlikte toplandığını
belirtmektedir.
Von Frisch (1967), arı türleri ile çiçekler arasındaki ilişkinin morfolojik
olmaktan ziyade davranışsal ve fizyolojik olduğunu vurgulamakta, bal arısının polen
tarlacılığı davranışı üzerine çiçek tarafından salınan koku etmeninin önemli düzeyde
rol oynadığına işaret etmektedir.
Free ve Nuttall (1968), karahindiba (Taraxacum officinale) ile elma (Malus
communis) bitkisinde bal arısının polen tercihini saptamak amacıyla yürüttükleri
araştırmada bal arılarının bitkilerin polen salınım saatlerine bağlı olarak tarlacılık
yaptıklarını, bireysel bal arılarının tercihlerinde bağımlılık gösterdiklerini, bir bitkide
gün içerisinde çiçeklenmenin bitmesine bağlı olarak tercihlerini genellikle diğer
bitkiden yana kullandıklarını bildirmektedirler.
Poulsen (1973), arılıktan 2 km uzaklık içerisinde bulunan 4 ha kırmızı üçgül
(Trifolium pratense L.), 6 ha beyaz üçgül (Trifolium repens L.), 3 ha bakla (Vicia
faba L.), 1 ha yonca (Medicago sativa L.) ve 1 ha kolzada bal arılarının polen
tercihini belirlemek için bir çalışma yürütmüştür. 09:00-12:00, 12:00-15:00 ve 15:0018:00 saatleri arasında topladığı 2207 polen örneğinde yaptığı analiz sonucunda bal
arılarının %13 kırmızı üçgül, %23 beyaz üçgül, %27 bakla, %29 kolza ve %8 diğer
25
bitkilerden polen tarlacılığı yaptığını saptamıştır. Kırmızı üçgül poleni genellikle
öğleden önce ve sonra, beyaz üçgül poleni tüm gün boyunca, bakla poleni öğle ve
öğleden sonra toplanmasına karşılık, kolza poleninden arılar sabah ve öğle
saatlerinde yararlandıklarını ve bu duruma bağlı olarak tarlacı arı sayısında 12:0018:00 saatleri arasında sabah saatlerine göre önemli ölçüde artış olduğunu
belirlemiştir. Kolonilerin polen tercihi üzerine kolonilerin genotipik yapısının etkili
olduğunu ve salınan polen miktarı bakımından bitkiler ile saatler arasında önemli bir
ilişkinin varlığı belirlenmiştir. Kolonilerin bitkilerden topladığı polen oranı koloni
bazında değişiklik göstermekle birlikte kolza poleni toplama bakımından herhangi
bir farklılık saptanamamıştır.
Michener (1974), bal arılarının nektar veya polen tarlacılığı amacıyla bitkiye
geçici bir bağımlılık gösterdiğini, nektar veya polen tarlacılığı yapan arıların diğer
günlerde çeşitli nedenlerle tarlacılık tercihlerini değiştirebileceğini bildirmektedir.
Koloni içerisinde çok fazla türde çiçekten besin toplayan bal arısı bulunmasına
karşılık bal arılarının tarlacılık çalışmalarında bireysel olarak bir tür bitkiye ait çiçeğe
bağımlılık gösterdiğini vurgulamaktadır. Bal arılarının genellikle kovanların
çevresinde tarlacılık yapma eğiliminde olduklarını; bal arılarının bitkilere olan
bağımlılığına çiçeğin şekil, renk ve kokusu başta olmak üzere, tarlacılık alanına
bağımlılığın günün belirli zamanının etkili olduğunu bildirmektedir. Bal arılarının
uçuş etkinliği üzerine sıcaklık, ışık yoğunluğu, rüzgar, yağmur, çiy, koloni
büyüklüğü, besin stoku, besinin elde edilmesinin kolaylığı, nektarın bolluğu,
nektardaki kuru madde düzeyi gibi etmenlerin de etkili olduğuna işaret etmektedir.
Free ve Williams (1976), koloni içerisinde bulunan yavru kokusu ve yavru
bakıcı bal arılarının, tarlacı arıları temas yoluyla polen tarlacılığı için uyarmakta
olduğunu bildirmektedirler. Bu durumda tarlacı arıların polen tarlacılığı işini birinci
öncelik olarak aldıklarını, yavru yetiştirmek amacıyla polen tarlacılığı yaptıklarını ve
petek gözlerinde depoladıklarını saptamışlardır.
Free ve Williams (1979), kıvırcık lahana (Brassica oleracea L.), kiraz
(Prunus avium L.), kırmızı üçgül (Trifolium pratense L.) ve bakla (Vicia faba L.)
bitkilerinde bal arılarının polen tercihini saptamak için bir araştırma yürütmüşlerdir.
Kiraz bahçesi içerisine konulan kolonilerde, toplanan kiraz poleni miktarı parselden
26
600 ve 800 metre uzaklığa konulan kolonilere göre daha fazla olmuştur. Deneme
sonucunda parsel uzağında bulunan koloni gruplarının %26 düzeyinde kıvırcık
lahana poleni toplamalarına karşın %13 düzeyinde kiraz poleni topladığı
saptanmıştır. Kıvırcık lahana denemesinde, parsel yanına konulan koloniler ile
parselin 500 ve 800 m uzağına konulan koloniler parselden uzaklaştıkça daha az
düzeyde kıvırcık lahana poleni toplamışlardır. Ancak tüm kolonilerin çevrede
bulunan akdiken (Crataegus monogyna) bitkisinden yoğun bir şekilde polen
tarlacılığı yaptıkları görülmüştür. Bakla denemesindeki koloniler de uzaklığa bağlı
olarak bakla poleninden azalan düzeyde yararlanmışlardır. Bu yararlanma düzeyi
uzaklığın artmasına bağlı olarak hardal başta olmak üzere diğer bitkiler yönünde
değişmiştir. Baklada polen tarlacılığı olayı günün her saatinde yapılmakla birlikte
15:00-19:00 saatleri arasında en üst düzeyde olmuştur. Kırmızı üçgül denemesinde
bal arıları üçgül poleni yerine çevrede bulunan ve daha çekici olan hardal (Sinapis
alba L.) bitkisini tercih etmişler, hardalda çiçeklenme bittikten sonra üçgül poleni
toplamışlardır. Aynı araştırmacılar Braun ve ark (1953)’nın yaptıkları çalışmada bal
arılarının üçgül polenini %4-83 düzeyinde topladıklarını ve bu duruma da çevrede
bulunan bitkilerin kırmızı üçgüle göre çekiciliğinin etki ettiğini belirtmektedirler.
Buchmann (1983), Apoidea üst familyasına ait arıların floral ödül olan polen
konusunda nektara göre oldukça seçici olduklarını; polende bulunan aminoasitlerin
fagostimulant olarak Apis cinsi tarafından besin kaynağının algılanmasında diğer
maddelerle birlikte etkide bulunabildiğini belirtmektedir.
Kevan (1983), sarı renkli çiçekler başta olmak üzere beyaz, mavi ve mor
renkli çiçeklerin de geniş bir böcek populasyonunu kendine çekme özelliğine sahip
olduğunu belirtmektedir.
Waddington (1983), bal arılarının %62-94 düzeyinde tek tip polen ve %6-38
düzeyinde karışık polen tarlacılığı yapmalarına karşılık, diğer arıların türler arasında
çok farklılık olmakla birlikte %20-84 düzeyinde tek tip polen, %16-80 düzeyinde
karışık polen tarlacılığı yaptıklarını bildirmektedir.
Williams (1983), bal arılarının çiçekler tarafından cezbedilmesine etki eden
en yaygın koku bileşenlerinin; monoterpenoidler, hidrokarbonlar, aromatikler ve bazı
azotlu bileşikler olduğunu belirlemiştir.
27
Schmidt ve ark (1987), bal arılarının ömür uzunluğuna etki eden en önemli
etmenin tüketilen polen miktarı, polendeki protein düzeyi ve tüketilen toplam protein
miktarı olduğunu vurgulamaktadırlar. Kolonilerin polen tarlacılığı ve tüketme
düzeylerinin bitkilerde bal arılarını kendine çeken cezbedicilerin varlığı veya
yokluğuna, zehirli bileşiklerin varlığına ve besleyici değerine bağlı olduğunu
belirtmektedirler. Bal arılarının protein içeriği yüksek olmasına karşın içerisinde
uzaklaştırıcı maddelerin bulunduğu bitki polenlerini toplamadıklarını, fakat kısmen
toksik
etkili
olan
bazı
polenleri
topladıklarını
ve
istekli
tükettiklerini
bildirmektedirler.
Free (1987), ana arı feromonunun tarlacılık etkinliği sırasında özellikle polen
yönünde uyarıcı yönde etki yaptığını; ana arının koloniden bir gün uzaklaştırılması
durumunda tarlacılar tarafından yapılan polen tarlacılığı etkinliğinin azaldığını, polen
tarlacılarının bir süre sonra nektar tarlacılığına başladığını bildirmektedir.
Winston (1987), bal arılarının nektar ve polen tarlacılığı davranışının, iklim
ve diğer çevresel koşullar tarafından etkilenmekte olduğunu; özellikle hızlı rüzgar ve
aşırı yağmurun tarlacılık yoğunluğunu azalttığını bildirmektedir.
Cripps ve Rust (1989), yedi Osmia arı türünün polen tercihleri üzerine
yaptıkları bir çalışmada; Osmia bakeri, Osmia indeprensa, Osmia kincaidii ve Osmia
lignaria’nın arıotu polenini diğer bitki polenlerine tercih ettiğini ve %100 düzeyinde
bu bitkinin poleninden topladığını belirtmektedirler. Araştırmacılar, arıotunun
çiçeklenmeye başladıktan sonra anterlerinin dik bir şekilde bulunduğunu ve
polenlerinin hemen salınmaya başladığını, arıların da bu durumda poleni kolay bir
şekilde topladıklarını saptamışlardır.
Singh (1989), Himalayalar bölgesinde Apis cerena arısının polen tercihleri
üzerine yaptığı çalışmada, bu arıların Brassica sp. başta olmak üzere Solanum sp.,
Helianthus sp. ve Ageratum sp. Bitkilerinin poleninden yoğun bir şekilde
yararlandıklarını belirlemiştir.
Dobson ve ark (1990), Rosa rugosa bitkisinin çiçek parçaları arasındaki
kokusal farklılıkları araştırmak amacıyla yürüttükleri çalışmada; arılar için çok çekici
yapıda olan taç yapraklarında terpenoid ve benzenoid alkollerin çiçek çekiciliğine
katkıda bulunduğunu; çanak yapraklarında da taç yapraklarda bulunan birkaç
28
bileşikle birlikte sesquiterpenlerin de bulunduğunu saptamışlardır. Polene kokusunu
veren bir yağ asiti türevleri olan 2-tridecanone, tetradecanol ve tetradecyl acetate
bileşiklerinin polen arayan böceklere uyarıcı bir işaret verdiğini bildirmektedirler.
Free (1992), kolonilerdeki tarlacı arıların mevsim boyunca besin kaynağı ile
sağladığı ilişki yeteneğine bağlı olarak, nektar veya polen, bazen her ikisini birden
topladıklarını; aynı bölgede bulunan farklı kolonilerin, çeşitli etmenlere bağlı olarak
var olan floradan farklı şekillerde yararlanabildiğini bildirmektedir.
Aynı
araştırmacının bildirişine göre Louveaux (1954), çiçeklenme süreleri arasında 10 gün
fark olan Brassica napus ve Brassica snapsis bitkilerinin polenlerini bal arılarının
herhangi bir ayrım yapmadan birlikte topladıklarını ve bu arıların Cruciferae
polenlerini özellikle tercih ettiklerini belirtmektedir. Bal arılarının bir tarlacılık seferi
sırasında bireysel olarak bir çiçek türüne bağımlılık gösterdiğini ve çiçek üzerinde
besin kaynaklarının yerini öğrenen arının, daha çabuk besin toplama davranışı
içerisine girdiğini bildirmektedir. Bununla birlikte bir tarlacı bal arısı, bir bitki
türünden yeterli düzeyde yararlanamazsa o bitki türünü terk edip yeni ve daha yararlı
bir türden yararlanmayı gerektirecek şekilde davranışını değiştirebilmektedir. Bal
arıları çiçek ve bitki türüne bağımlılık yanında bölgeye de bağımlılık
gösterebilmektedir. Besin kaynaklarının bol ve ortamın tarlacılık etkinlikleri için
uygun olduğu durumlarda sınırlı alanda çalışmayı, fakat besin kaynaklarının kısıtlı
olduğu
durumlarda
tarlacılık
alanlarını
genişletmeyi
tercih
etmedikleri
belirtilmektedir. Free (1992)’nin bildirdiğine göre Louveaux (1959), polenlerin
içerdiği fitosterollerin bal arılarını kendine çektiğini; Taber (1963), polenin içerdiği
hekzan ve etil eter ekstraktının tarlacı arılar için çok çekici olduğunu ve dolayısıyla
polen tarlacılığı davranışını başlattığını; polenden bu maddelerin uzaklaştırılması
durumunda polenin %97’sinin besleyici madde içermesine karşın bal arılarının bu
polenleri toplamadıklarını; Hopkins ve ark (1969) ise polenlerde bulunan trienoik
asitin bal arılarının polen tercihi üzerine etkili olduğunu vurgulamaktadır.
Herbert (1992), bal arısı kolonilerinin gelişmelerini sürdürebilmek için bol
miktarda polene gereksinim duyduklarını; bu gereksinimin karşılanamadığı
durumlarda yetiştirilen yavru miktarında büyük oranda düşme olduğunu ve işçi
arıların ömür uzunluğunun kısaldığını bildirmektedir.
29
Thomas ve Schumann (1993), polenin protein kaynağı olarak bal arısı
larvalarının beslenmesinde yaşamsal öneme sahip olduğunu vurgulamaktadırlar.
Gould (1995), polenin bal arıları için gerekli olan makro ve mikro besin
maddelerini karşıladığını; arıların tek bir bitki türüne ait çiçeklere bağımlılık
göstermesinin önemli bir sorun yaşatabildiğini, ancak koloni içerisinde çok sayıda
birbirinden bağımsız çalışan tarlacı arıların dengeli bir diyet oluşturmada etkili
olduklarını belirtmektedir.
Priore ve ark (1995), İtalya’da üretilen ballarda polen analizi yaparak bal
arılarının besin kaynağı olarak yararlandıkları bitkileri saptamak amacıyla
yürüttükleri çalışmada; en önemli polen kaynaklarını Helianthus, Brassica,
Umbelliferae, Trifolium, Rubus, Lotus ve Onobrychis olarak saptamışlardır. Ayrıca
daha
önceki
çalışmalarda
saptanmayan
arıotu
poleninin
de
bulunduğunu
belirlemişlerdir.
Roubik (1995), sarı renkli çiçeklere sahip olan kolzanın pek çok böcek
tarafından nektar ve poleni için ziyaret edildiğini, bu bitkide polen tarlacılığı
işleminin sabah saatlerinde en üst düzeye ulaştığını bildirmektedir.
Schmidt ve ark (1995), genç işçi arıların farklı beslenme tercihlerini saptamak
amacıyla kolza (Brassica napus L.) ayçiçeği (Helianthus annuus) ve susam
(Sesammin indicum) bitkisi polenleriyle yaptıkları deneme sonucunda; bal arılarının
kolza ve ayçiçeği polenini istekli, susam polenini isteksiz tükettiklerini; kontrol
gruplarına göre kolza poleni ile beslenen bal arılarının 2.5, ayçiçeği poleni ile
beslenenlerin 1.6, susam poleni ile beslenenlerin 1.7 kez daha uzun yaşadıklarını
belirlemişlerdir. Bu sonuçlardan, bal arılarının monokültür şekilde yetiştiriciliği
yapılan susam ve ayçiçeği bitkisi ekili alanlarda kullanılmaması gerektiğini,
kolonilerin dengeli beslenmesi için bu bitkilere alternatif veya destek olabilecek
kaynak sağlanması gerektiğini belirtmektedirler. Araştırmacılar bal arılarına seçim
şansı verildiğinde, diyetlerinde farklı polen kaynaklarını kullandıklarını, tercihlerinde
oldukça seçici olduklarını ve bazı bitkilerin polenlerinin tarlacı arılar tarafından
sıklıkla toplanmakta olduğunu, fakat bu polenlerin genç arılar tarafından
tüketilmediğini; dolayısıyla bal arılarının sağlıklı ve uzun ömürlü yaşamaları için
vitamin, mineral ve protein içeriği dengeli polen diyetini tercih ettiklerini
30
bildirmektedirler. Arıların kolza poleni ile beslenmelerinin, besin madde içeriği ve
uzun ömürlü yaşamaları üzerinde bir sorun yaratmadığı, bal arıları susam ve ayçiçeği
poleniyle
beslendiklerinde,
strese
bağlı
bir
ömür
azalması
yaşadıklarını
saptamışlardır. Susam bitkisi poleninde bulunan fagostimulantların düşük düzeyde
bulunmasından dolayı arıların istekli tüketmediği, ancak ayçiçeği bitkisi poleninin
besin içeriğinin daha düşük olmasına karşın daha istekli tüketildiği ve bal arılarının
optimum beslenme için fagostimulantlara gereksinim duydukları sonucuna
varmışlardır.
Abrol (1997), 54 elma (Malus communis) çeşidinin çiçeklerinde tarlacılık
yapan farklı türlere ait bal arılarının (Apis cerena ve A. mellifera) tercihleri üzerine
yaptığı çalışmada çiçek çekiciliği, polen ve enerji üretimi arasında önemli farklılıklar
olduğunu saptamıştır. Çiçeklerin polen üretimini 0.24-1.20 mg/gün/çiçek, enerji
üretimini ise 5.73-28.38 joule/çiçek olarak belirlemiştir. Bir dal üzerinde tarlacılık
yapan Apis cerena ve Apis mellifera sayısını ise sırasıyla 2.2-16.6 ve 1.4-12.6 adet
olarak belirlemiştir. Ayrıca her iki bal arısı türünün de çiçeklerde bulunan polen ve
enerji düzeyine bağlı olarak tarlacılık yaptıklarını ve bu olayın meyve üretiminde
nitelik ve nicelik değişimlerine yol açabileceğini vurgulamıştır.
Schneider ve Hall (1997), Afrika bal arısı (Apis mellifera scutellata) ve
Avrupa-Afrika hibrit bal arılarının tarlacılık uzaklığı ve diyet seçimi konularında
yaptıkları çalışmada; besin depolama, uçuş etkinliği, polen için tarlacılık etkinliği ile
polen ve nektar tarlacılığı için gidilen uzaklıklar ve koloni populasyon gelişimi
arasında farklılık bulunmadığını saptamışlardır. Araştırmacılar, bu ilişkilerin bal arısı
genotiplerinin genetik farklılığından daha çok çevresel koşullardan etkilendiğini,
ancak her iki genotipin de Afrika bal arısı kanı taşımasından dolayı bu ırkın
dominant etkili olabileceğini de belirtmektedirler. Ayrıca koloniye dakikada gelen
polenci bal arısı sayısı ile polen tarlacılığı etkinliğinin bu çalışmada kullandıkları
genotipler ile önceki çalışmalarda belirtilen Afrika bal arıları ile aynı düzeyde
olduklarını saptamışlardır.
Baydar ve Gürel (1998), Antalya ili doğal florasında bal arılarının yıl
boyunca 130 bitki familyasından sadece 16 familyaya ait olan 40 bitki taksonundan
polen gereksinimlerini giderdiklerini; bal arılarının daha çok Asteraceae ve Fabaceae
31
familyalarına ait bitkilerin polenlerini tercih ettiklerini saptamışlardır. Araştırmacılar
işçi arının bir seferde sadece bir veya birkaç bitki türünden polen tarlacılığı yaptığını
ve bir polen peletinde en fazla %5 düzeyinde diğer bitki poleni bulunduğunu;
Antalya florasının polenleri protein içeriği bakımından değerlendirildiğinde, akasya
poleninin %30.48 ile en yüksek, Inula viscosa’nın %9.56 ile en düşük düzeyde
protein içerdiğini saptamışlardır. Fabaceae familyasına ait bitki türlerinin
polenlerinin, diğer familyaların polenlerine göre protein ve mineral madde yönünden
çok daha zengin olduğunu; bal arılarının bu familya polenlerini tercih etmesinde
polenin besleyici değerinin çok önemli bir etmen olduğunu; polen tarlacılığı
yönünden Fabaceae familyasına ait bitkilerin çiçek yapısının diğer pek çok çiçek
yapısına göre daha güç ve zahmetli olduğunu bildirmektedirler.
Bonadé Bottino ve ark (1998), kolzanın çiçeklerinde bol miktarda nektar ve
polen bulunması nedeniyle bal arılarını ve diğer böcekleri kendine çeken bir bitki
olduğunu bildirmektedirler.
Camazine ve ark (1998), bal arılarının polen tarlacılığı tercihine kolonide
azalan polen miktarına bağlı olarak bakıcı arıların sentezlediği C-phenylalanine
içeren proteini geniş oranda tarlacılara vermesinin etkili olduğunu bildirmektedirler.
Cremonez ve ark (1998), bal arısı kolonilerinin nektar kaynağı olmadığı
durumlarda şurup verilerek uyarılmasına karşın polen kaynağının yetersiz olduğu
zamanlarda tüm koloni aktivitelerinin durduğunu bildirmektedirler. Polenin bal
arıları için doğal bir protein kaynağı olduğunu ve polen protein düzeyinin bitki
kaynağına bağlı olarak %8-40 arasında değiştiğini vurgulamaktadırlar.
Korkmaz ve Kumova (1998) arıotu ekili parsele 0, 150, 300 ve 2500 m
uzaklıkta bulunan kolonilerden toplanan polen içerisindeki arıotu poleni oranlarını
sırasıyla %5.19, %1.39, %2.61 ve %0 olarak belirlemişlerdir. Polen tuzağı kullanılan
kolonilerden toplanan polen örnekleri içerisindeki arıotu poleni miktarları üzerine,
kolonilerin arıotu alanına olan uzaklığının ve çiçeklenme süresinin etkisinin önemli
(P<0.01) olduğunu; bal arılarının kovanları yakınında bulunan çiçeklerden
yararlanma eğiliminde olduklarını ve arıotu ekili parselden uzaklaştıkça yararlanma
düzeyinin düştüğünü saptamışlardır. Araştırmacılar toplanan polen içerisindeki arıotu
poleni oranının çiçeklenme süresince %14.39 düzeyine kadar çıktığını, ancak tüm
32
dönem boyunca ortalama %3.06 olduğunu; bal arılarının kovanları çevresinde önemli
ölçüde besin kaynağı bulunmasına karşın koloni gereksinmesini karşılayabilecek
düzeyde besin maddeleri içeren polen karışımını tercih ettiklerini ve bu tercihe o
dönemde çevrede bulunan hardal (Sinapis alba L.) bitkisinin büyük oranda etkide
bulunduğunu belirtmektedirler.
Schmidt ve ark (1995), bal arılarının tek bir polenle beslenme davranışı ve
polenin kimyasal yapısını araştırdıkları bir çalışmada; kolza poleninin mineral
maddeler bakımından dengeli ve %24 proteinle besleyici bir özellik gösterdiğini,
susam bitkisi poleninin besin uyarıcıları yönünden fakir olmasına bağlı olarak az
tüketildiğini ve bal arılarının pek çok bitki türünden elde edilen polenlerle dengeli bir
beslenmeyi tercih ettiklerini saptamışlardır.
Greer (1999), kolza ve arıotunun bol polen bulundurmaları nedeniyle arılar
için çok çekici bir bitki olduğunu; bal arısı dışındaki arıların tarlacılık amacıyla çok
uzak yerlere uçuş yapmaması nedeniyle polinasyonunda sıkıntı çekilen bitkilerin
yanına yararlı böcekleri çekebilmek için kolza ve arıotunun ekilmesi gerektiğini
vurgulamaktadır.
Nagamitsu ve ark (1999), iğnesiz arıların polen diyetleri üzerine dört yıl
süreyle yaptıkları bir çalışmada; arıların polen tarlacılığı amacıyla farklı bölgelerde
bulunan çiçeklere bölünerek tarlacılık yaptıklarını; arıların polen diyetlerinin mevsim
ve yıllara bağlı olarak değişiklik gösterdiğini ve polen kaynaklarına dağılmanın bu
kaynakların kullanılabilirliğine bağlı olarak değiştiğini saptamışlardır.
Anonymous (2000), kolza poleninin %18.4-27.1 düzeyinde ham protein
içeriğine sahip olduğu, Avustralya koşullarında 400 da alana 88 arı kolonisi
konularak yapılan bir çalışmada bal arılarının %98.1 düzeyinde kolza poleni
toplamalarına karşılık %1.9 düzeyinde diğer bitki polenlerinden topladıkları
bildirilmektedir.
Da Silva ve Serrao (2000), bal arılarının topladığı farklı polenlerin farklı
besleyici değerlere ve sindirilebilme özelliğine sahip olduklarını bildirmektedirler.
Giray ve ark (2000), bal arılarının kolonilerinin besin gereksinimini
karşılamak amacıyla nektar ve polen tarlacılığı için koloni içerisinde görev bölümü
yapmakta olduklarını bildirmektedirler.
33
Ingram (2000), kolza poleninin böcekleri çekici bir özellikte olmasına karşın
ve hibrit kolza tohumu üretimi sırasında bal arılarının ürün tercihlerini
değiştirmelerine bağlı olarak 2 ile 4 km uzaklıklara gidebilmeleri nedeniyle yabancı
polen taşıma olasılığının her zaman bulunduğunu bildirmektedir.
Koltowski (2000), kolza çeşitlerinin polen üretimi ve nektar salgısı üzerine
yaptığı çalışmada; tüm çeşitlerin çiçeklerinde nektardan daha çok polen
bulunduğunu; yıllara bağlı olarak nektar miktarı ile polen üretimi arasında büyük
farklılıkların olduğunu ve bu durumun özellikle bitkilerin çiçeklenme periyodu
boyunca farklı hava koşullarının çok etkilediğini belirlemiştir.
Pernal ve Currie (2000), bal arılarının yeni toplanmış ve bir yıl bekletilmiş
Phacelia tanacetifolia, Malus domestica, Brassica campestris, Melilotus officinalis,
Helianthus annuum, Pinus banksiana polenleri ve yapay katkı maddeleri ile bal
arılarını besledikleri denemede özellikle arıotu poleninin, işçi arıların hipofaringeal
bezlerinin gelişimi üzerinde çok etkili olduğunu; bu etkinin de tüketilen polenin
miktarı ile protein içeriğinin yüksek olmasından kaynaklandığını belirtmektedirler.
Roulston ve Buchmann (2000), rüzgarla tozlanan bitkilerin polenlerinin
genellikle yağ içeriği ve kalori düzeyi bakımından düşük özellikte ve sindirilebilme
özelliğinin zor olmasından dolayı polenlerle beslenen polinatörler tarafından tercih
edilmediğini; mısır bitkisi (Zea mays) poleninin aynı özelliklere sahip olmakla
birlikte, bal arıları tarafından sevilerek ve bol miktarda toplandığını ileri
sürmektedirler.
Pernal ve Currie (2001), kolonilerin tarlacı arı populasyonları içinde
deneyimli ve deneyimsiz bal arılarının sayısını artırarak polenin kalitesinde değişim
sağladıklarını; bal arısı kolonilerinin protein tüketimine bağlı olarak polen tarlacılığı
ve depolama olayını kovandaki polenin kalitesine duyarlı kalarak ayarladıklarını
bildirmektedirler.
Somerville (2001), bal arısı tarafından toplanan polenlerin besleyici
özellikleri üzerine yaptığı çalışmada; kolza poleninin %22.8-26.1 düzeyinde ham
protein ile orta kalitede polene sahip bitkiler grubuna girdiğini, %7.3 yağ içeriği
değeri ile diğer bitki polenlerinden çok yüksek bir içeriğe sahip olduğunu; kolzanın
bal arıları açısından çok çekici olmasında bu yağ içeriğinin etki ettiğini; erken
34
ilkbaharda bal arıları için sevilen bir polen kaynağı olduğunu ve bal arılarının
gereksinimi olan esansiyel aminoasitler bakımından kolza poleninin tek başına
yeterli olduğunu belirtmektedir.
Silici (2001) entomofil bitkilere ait polen taneciklerinin yağlı, yapışkan ve
genellikle sarı renkli bir yapıyla kaplı olduklarını; bu yapı içerisinde, böceklerin
bitkilere yönelişini sağlayan koku üreten kimyasalların bulunduğunu; bu maddelerin
bal arılarının çiçekleri tanımalarına ve polenler arasında tercih yapmalarına neden
olduğunu vurgulamaktadır.
2.6. Bal Arılarının Nektar Tercihine Etki Eden Etmenler
Free (1962), bal arılarının bakla (Vicia faba L.) bitkisinin çiçek açtığı
dönemde başka bitkileri tercih etmediğini; ziyaretlerini genellikle bu bitkinin nektarı
için yapmak olduğunu; nektar ve polenin her ikisi için çok az tarlacılık yapıldığını
bildirmektedir.
Free ve Williams (1974), brüksel lahanası (Brassica oleracea L.) üzerinde
nektar için tarlacılık yapan bal arılarının vücutlarında %71.7-96.6 düzeyinde brüksel
lahanası poleni bulunduğunu; aynı bitkiyi ziyaret eden Hymenoptera, Diptera,
Coleoptera ve Lepidoptera takımından böceklerin bir kısmında hiç brüksel lahanası
polenine rastlanmamakla birlikte bazılarında %100 düzeyinde brüksel lahanası
poleni bulunduğunu belirlemişlerdir. Bitki üzerinde yapılan sayımlar sonucunda
çeşitlere bağlı olarak gün içerisinde %0-20.8 düzeyinde bal arısı polen tarlacılığı
yaparken, %51-100 düzeyinde bal arısının nektar tarlacılığı yaptığını, polen
tarlacılarının sayısının sıfır düzeyinde olduğu günlerde nektar tarlacılarının önemli
düzeyde artış gösterdiğini belirlemişlerdir. Araştırmacılar bal arılarının nektar
tarlacılığı yapma eğiliminde olmalarını, bitkinin küçük çiçek yapısına sahip olmasına
ve nektarının kolayca alınmasına bağlamışlardır.
Free (1982), bal arılarının tarlacılık etkinlikleri sırasında gün içerisinde bol
miktarda nektar salgılayan bitkilere bağımlılık göstermekte olduklarını ve arıların bu
bitkilerin nektar salgısı yaptığı dönemlere koşullandıklarını bildirmektedir.
35
Free (1992), bal arılarının tarlacılık etkinlikleri sırasında nektarın kokusundan
etkilenerek, bağımlılık gösterdikleri çiçeğin nektarını tercih ettiklerini; bal arılarının
bu bağımlılığından yararlanılarak, polinasyonu istenen bitkiye yönlendirilmeleri için
o bitkinin aromasına sahip şurupla kolonilerin beslendiğini bildirmektedir.
Baker ve Baker (1983) ile Buchmann (1983), pek çok böcek takımı tarafından
bitki çiçeklerinde bulunan nektarın karbonhidrat kaynağı olarak toplandığını ve
kullanıldığını bildirmektedirler.
Carpenter (1983) ve Heinrich (1983), nektar tarlacılığı yapan böceklerin
besinin miktarı ve enerji içeriğine bağlı olarak tarlacılık tercihinde bulunduklarını ve
besin toplama işlemini gerçekleştirdiklerini bildirmektedirler.
Free ve Williams (1983b), yapay çiçeklere bal arılarını çeken kokular sürerek
bal arılarının besin tercihine kokuların etkisini araştırdıkları bir çalışmada; bal
arılarının besin kaynağından gelen kokuya bağlı olarak tarlacılık yaptıklarını,
içerisinde şurup bulunmayan çiçeklere diğer arıların tekrar tarlacılık yapmalarını
engellemek için uzaklaştırıcı bir koku bıraktıklarını belirlemişlerdir.
Johansen ve Mayer (1987), elma (Malus communis) ağaçlarında bal arılarının
tarlacılık tercihlerine etki eden etmenleri araştırdıkları bir çalışmada; çiçeklenme
başlangıcında bal arısı sayısını 10 arı/ağaç/dk saptarken çiçeklenmenin en üst
düzeyde olduğu dönemde 30 arı/ağaç/dk saptamışlardır. Elmada düşük nektar miktarı
(0.0001 mg/çiçek/gün) olduğu dönemde, 50 adımlık bir şerit boyunca 3 adet bal
arısının tarlacılık etkinliğinde bulunduğunu; bol nektar salgısı (3.05 mg/çiçek/gün)
olduğu dönemde 24 adet bal arısının tarlacılık yaptığını belirlemişlerdir.
Moore ve ark (1989), bal arılarının nektarlı bitkiler üzerinde tarlacılık
yaparken günlük nektar üretiminin en üst düzeyde olduğu zamana uyum
sağladıklarını ve bal arısı kolonisindeki her bir tarlacı arı grubunun farklı çiçeklere
yüksek düzeyde bağımlılık gösterdiklerini belirlemişlerdir.
Herrera (1990), İspanya’da Lavandula latifolia bitkisinde polinatör etkinliği
üzerine yaptığı çalışmada; bitkinin gün boyunca çiçek açtığını, tüm gün nektar
salgılamakla birlikte sabahleyin ve öğleden sonra nektar salgısının en üst düzeyde
olduğunu, bu saatlerde bal arısı ile iki bombus türünün en üst düzeyde tarlacılık
etkinliği gösterdiğini saptamıştır.
36
Al Fattah (1991), kabak (Cucurbita pepo L.) bitkisi polinasyonunda bal
arılarının tarlacılık etkinliğini saptamak üzerine yaptığı çalışmada; kabak bitkisinin
nektar salgısı ile bal arısının tarlacılık etkinliğinin nispi nem, hava sıcaklığı ve rüzgar
hızı tarafından etkilendiğini; bu bitkide en uygun polinasyon saatlerinin 06:00-09:00
arasında olduğunu saptamıştır.
Abrol (1992), 13 çilek (Fragaria vesca L.) çeşidinde bal arılarının besin
kaynağı tercihini saptamak amacıyla yaptığı bir çalışmada; bal arılarının tarlacılık
tercihlerinde nektarın enerji içeriğinin çok önemli rol oynadığını ve yüksek kalori
içeriğine sahip çilek çeşitlerinin, diğer çeşitlere göre bal arılarını kendine daha fazla
çektiğini saptamıştır.
Williams ve Free (1992), soğan (Allium cepa L.) bitkisinin hibrit üretiminde
bal arısının rolü üzerine yaptıkları çalışmada; bal arılarının bu bitkiye saat 10:0012:00 arasında yoğun olarak poleni, gün boyunca nektarı için tarlacılık yaptığını;
ancak 12:00-15:00 saatleri arasında nektarı için yaptığı tarlacılık etkinliğini
artırdığını ve sonuçta bal arısının soğan çiçeklerinde birinci derecede nektarı için
tarlacılık yaptıklarını gözlemlemişlerdir. Ayrıca soğan parsellerine yakın bulunan
kolzanın polinasyondan olumsuz etkilendiğini saptamışlardır.
Thomas ve Schumann (1993), bal arılarının tarlacılık tercihini daima zengin
nektar kaynaklarından yana kullandıklarını ve arıların en üst düzeyde bal üretebilmek
için mümkün olduğu kadar uzun bir sürede nektar ve polen kaynağına gereksinim
duyduklarını; çiçeklenme süresinin uzun olması ile birlikte en az üç türün birlikte
yetiştirilmesinin iyi bir bal üretimi için yararlı olacağını bildirmektedirler.
Villanueva (1994), Avrupa ve Afrika bal arılarının yararlandığı nektar
kaynaklarını belirleyen çalışmasında; bal arıları tarafından ziyaret edilen 148 bitki
türünden 37 adetinin Avrupa bal arıları, 25 adetinin Afrika bal arıları tarafından
ziyaret edildiğini, her ikisi tarafından 86 adet bitki türünün ziyaret edildiğini
bildirmektedir. Arıların bu tercihlerinde, besin kaynağının uzaklığı, bitkinin nektar
ve polen sağlaması ile nektar kuru madde düzeyinin yüksek olmasının önemli bir
etmen olduğunu saptamıştır. Ayrıca çiçeklerin kendine özgü kokusu ve
morfolojisinin arıları bitkiye çekmesinde en önemli etken olduğunu vurgulamaktadır.
Abrol (1995), 12 badem (Prunus amygdalus L.) çeşidine ait çiçeklerin nektar
37
salgısı, nektar kuru madde düzeyi ile sağladıkları enerji miktarına bağlı olarak Apis
cerena ve Apis mellifera tarafından tercih edilme oranlarını araştırmıştır. Araştırmacı
nektar salgı miktarı (1.1-4.2 mg/çiçek/gün), nektar kuru madde düzeyi (%16-32.5) ve
günlük sağladıkları enerji bakımından (3.95-13.6 J/gün) çeşitler arasında farklılıklar
olduğunu, bu değişimler ile tarlacı arı sayıları arasında pozitif bir ilişki bulunduğunu;
çiçeklerde bulunan nektarın sağladığı yüksek enerji içeriğine bağlı olarak tarlacı
arıları kendilerine çekerek bademlerde polinasyonu artırdıklarını belirlemiştir.
Popovic (1995), karabuğday (Fagopyrum esculentum) bitkisinde bal arısı
polinasyonunun katkısını saptamak amacıyla yaptığı çalışmada; çiçekteki nektar
miktarının artmasına bağlı olarak nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısında önemli
düzeyde bir artış olduğunu ve bu değerin %2.1’den %16.2’ye kadar değiştiğini
bildirmektedir.
Benedek ve Nyeki (1996), 25 elma (Malus communis) çeşidinde yaptıkları
araştırma sonunda bitkilerin bal arılarına çekici olmasında polen ve nektar miktarı ile
nektardaki kuru madde dzüeyinin önemli rol oynadığını, çiçeğin çeşitli organlarının
pozisyonunun da arı davranışını etkilediğini bildirmektedirler.
Wroblewska (1995), Polonya koşullarında nektar üreten bitkileri tanımlamak
amacıyla ballarda polen analizi yaptıkları bir çalışmada; 20 bal örneğinin 3’ünde
sadece kolza poleni belirlenmesine karşılık, diğer örneklerde bal arılarının kolza
başta olmak üzere 37 farklı bitki türünün nektarını topladıklarını saptamıştır.
Hill ve ark (1997), bal arılarına mavi ve sarı renkte yapay çiçekler
sunulduğunda bu iki renkten birine bağımlılık gösteren arıların diğer renge nadiren
gittiğini saptamışlardır. Bu davranış şekli nektarın nitelik ve niceliği üzerinde yapılan
farklılıklar tarafından değiştirilememiştir. Sonuçta çiçeğe bağımlılığın bal arılarının
kendi doğasından kaynaklanabildiği sonucuna varmışlardır.
Waddington (1997), bitkilerin çiçekleri tarafından üretilen nektarın hacmi ve
kuru madde düzeyindeki değişimin, polinatörler tarafından alınan besinin miktarını
ve besin kaynağı seçim davranışını önemli düzeyde etkilediğini belirlemiştir.
Williams (1997), arıotunde bal arısının tercihi üzerine yaptığı çalışmada;
çiçek yaşı ile nektar salgı oranı arasında önemli bir ilişkinin bulunduğunu; 4 ile 7
saatlik çiçeklerde genç ve yaşlılara oranla daha fazla nektar salgısı olduğunu; çiçeğin
38
yaşına bağlı olarak değişen nektar salgısı oranının arıotu üzerinden tarlacılık yapan
bal arılarının sayısını ve ziyaret oranını etkilediğini saptamıştır.
Allsop ve ark (1998), bal arılarının nektar tercihine etki eden şekerlerin
varlığını araştırmak için yaptıkları çalışmada; Cape arısının (Apis mellifera capensis)
önemli polinatörü olduğu Proteaceae familyasına ait bitkilerin çiçeklerindeki
nektarın, ana maddesi olan xylose şekerinin bal arılarını çekici etkide bulunduğunu;
xylose şekeri oranının artmasının yaşamı kısaltıcı yönde etki yaptığını; bu familyaya
ait bitkilerde bulunan xylose şekerinin bal arıları için yararlı olmadığını ve bu
bitkilerin çiçek renkleri ve kokusunun xylose şekerinin olumsuz etkisini örttüğünden
dolayı bal arıları tarafından tercih edilmiş olabileceğini vurgulamaktadırlar.
Isham ve Eisikowitch (1998), avokado (Persea americana Mill.) çiçeklerinde
polinatör çekiciliği üzerine yaptıkları bir çalışmada; avokado bitkisinin çiçeklenme
dönemi başlangıcında, nektar tarlacıları bakımından daha cazip olan Citrus sp.
bitkileri ile, polen tarlacıları bakımından da Brassiceae ve Fabaceae bitkileri ile
yarıştığını saptamışlardır. Araştırmacılar avokadonun çiçeklenme süresinin sonuna
doğru Poaceae, Asteraceae ve Apiaceae çiçekleri ile yarışma içerisine girdiğini ve
bunlar karşısında göreceli bir şekilde çekicilik gösterebildiğini; avokado çiçeklerinin
sadece nektar tarlacıları tarafından yoğunlukla tercih edildiğini ve polinasyonunun bu
arılar tarafından tamamlanabildiğini bildirmektedirler.
Korkmaz ve Kumova (1998), arıotu parseline farklı uzaklıkta yerleştirilen
kolonilerin koloni ağırlığından yola çıkarak saptadıkları nektar tarlacılığı etkinliği
sonucunda; arıotu parseline farklı uzaklıkta bulunan tüm arı kolonisi gruplarının;
kontrol grubuna göre önemli düzeyde koloni ağırlığı oluşturduklarını ve arıotunde
çiçeklenme arttıkça, koloni ağırlık artışının da artmakta olduğunu belirtmektedirler.
Marshall (1998), böceklerin genellikle baklagil ve tek yıllık bitki türlerini
tercih etmelerinden yararlanarak yaptığı çalışmada; arıotunun %25-40 oranında
içinde bulunduğu bir karışımla mera oluşturulmasının yararlı olduğunu ve arıotunun
polinasyonu istenen bitkilere polinatör böcekleri çekmek amacıyla ekim alanlarının
kenarlarına ekilmesinin kullanım alanını yaygınlaştırdığını bildirmektedir.
Cresswell (1999), çiçekte bulunan nektar miktarının bitkiyi ziyaret eden
polinatör sayısını ve her bir polinatörün ziyaret ettiği çiçek sayısını doğrudan
39
etkilediğini, nektarın varlığının polinatörlerin bitkiyi ziyaret etme olayını
kamçıladığını ve ardışık seferler sırasında aynı bitki türüne bağımlı kalmasına
katkıda bulunduğunu bildirmektedir. Çiçek tarafından polinatörleri kendine çekmek
amacıyla salgılanan nektar miktarının, polinatörlerin davranışlarını etkileyerek
onların çiçekte kalma sürelerini artırdığını ve polinasyonun gerçekleşmesine katkıda
bulunduklarını saptamıştır. Ayrıca nektar miktarının fazla olması, aynı bitkinin diğer
çiçeklerine arıların bağımlılık göstermesini kolaylaştırdığını bildirmektedir.
Pierre ve Renard (1999), mutant kolzada bal arılarının tarlacılık tercihleri
üzerine yaptıkları çalışmada; bal arılarının taç yapraklı ve taç yapraksız olan kolzanın
her ikisinde de tarlacılık yapmakta olduklarını saptamışlardır. Taç yapraksız olan
kolzanın en az taç yapraklı olan kolza kadar çekici olduğunu, hatta bazen bal arısı
sayısının taç yapraksız bitkilerde daha fazla olduğunu belirlemişlerdir. Nektar üretim
bakımından bu çeşitler arasında, herhangi bir fark bulunamadığı gibi bodur ve uzun
boylu kolzalar arasında bal arısının çekiciliği bakımından da herhangi bir farklılığın
olmadığını saptamışlardır.
Scheiner ve ark (1999), bal arılarının sakkarozun konsantrasyon ve miktarının
öğrenme olayının sabit bir düzeyde bağımlı kalmasına neden olduğunu ve sakkaroz
konsantrasyonu ile nektar kaynağının kullanılması ve bitirilmesi arasında pozitif bir
ilişki bulunduğunu bildirmektedirler.
Adler (2000), nektarın kuru ağırlığının yaklaşık %90 kadarının karbonhidrat,
%10’luk kısmının da aminoasitler, lipitler, antioksidanlar, mineral maddelerden
oluştuğunu; nektarın kimyasal yapısının türlere bağlı olarak değişmekle birlikte, aynı
bitki türleri arasında değişim gösterebildiğini; polinatörler ile nektar kuru madde
düzeyi ve aminoasit kompozisyonları arasında bir ilişkinin var olması nedeniyle bazı
bitki türleri ile polinatörler arasında özel bir ilişki bulunduğunu bildirmektedir.
Fulop ve Menzel (2000), bal arılarının besin kaynağı seçimlerini çiçeğin
sunduğu ortalama nektar miktarına göre belirlediklerini ve her çiçek ziyareti
sırasında nektar miktarını dikkate aldıklarını saptamışlardır.
Kim ve Smith (2000), böceklerle tozlanan bitkilerin nektarlarında,
polinatörlerin diyetlerinde de önemli bir yeri olan aminoasitlerin bulunduğunu;
aminoasitlerin
düzeyine
bağlı
olarak
böceklerin
beslenme
davranışını
40
değiştirebileceğini; pek çok nektar ve polende yaygın olarak bulunan glycine
aminoasiti bulunan sakaroz şurubunun bal arıları tarafından tercih edildiğini ve
olumlu tepki verildiğini; dolayısıyla nektar içerisindeki aminoasit varlığının
polinatörleri bitkiye çekme açısından etkili olduğunu ve bal arılarının tarlacılık
etkinlikleri sırasında aminoasit gereksinimini dikkate aldıklarını saptamışlardır.
Anderson (2001), bal arısının tarlacılık etkinliği konusunda yaptığı çalışma
sonucunda; bal arısının nektar elde etmek için harcadığı zaman ve kazandığı
enerjiden yola çıkarak net kazanca (kazanç-maliyet) bağlı olarak tarlacı arıların
sayısında önemli bir artışın olduğunu saptamıştır. Ayrıca mevsimsel değişim, iklim
ve besin elde etme yarışının bal arılarının nektar tarlacılığı faaliyetini
etkileyebildiğini; bu olayın koloninin bir kısmı tarafından planlanabilmekte olduğunu
ve koloniler zengin floral kaynakların yanına konulduğunda tarlacı arıların hemen
çalışmaya başladıklarını saptamıştır.
2.7. Bal Arılarının Koloni Populasyon Gelişimi ve Bal Verimi
Bal arısı kolonilerinde verimliliğin önemli parametrelerinden olan, ergin arı
populasyonu ve yavrulu alan miktarı ile bal verimi arasında pozitif bir ilişkinin
bulunduğu bildirilmektedir (Doğaroğlu, 1981; Doğaroğlu ve ark, 1992).
Free (1982), ilkbahar mevsiminde tarlacılık etkinliğinin başlamasıyla birlikte
yavru yetiştirme işleminin de hızlandığını; tarlacı arıların sayısının artmasına bağlı
olarak da koloniye bol miktarda besinin sağlandığını ve koloni ergin arı gelişiminde
bir artışın gerçekleştiğini bildirmektedir.
Arslan (1988), Çukurova koşullarında bal arısı kolonilerinin ek yemlerle
beslenmesi üzerine yaptığı çalışma sonucunda proteinli ek yemlerle beslenen
koloniler ile kontrol kolonileri arasında yavru üretimi ve ergin arı sayısı bakımından
farklılık bulunmadığını, araştırma süresince bölgede bulunan kolonilerin yeterince
nektar ve
polen
tarlacılığı
yaptıklarını,
yavru
üretiminde taze polenden
yararlandıklarını saptamışlardır. Ayrıca bölgede kış aylarında bile çiçekli bitkilerin
bulunması ve iklim koşullarının arıların çalışmasına olanak tanıması nedeniyle
41
beslemenin herhangi bir etkisinin olmadığını bildirmektedir.
Sanford (1988), arıcılığın yoğun olarak yapıldığı yerlerde, arıcıların bitkilerin
polen veriminden ziyade nektar verimleri ile ilgilendiklerini ve başarılı bir arıcılık
sezonunun üretilen bal ile ölçüldüğünü bildirmektedir.
Genç (1990), koloni populasyon gelişimi ile bal verimi arasındaki var olan
pozitif ilişkiden yola çıkarak erken ilkbahar sezonunda bal arısı kolonilerine
sağlanacak olan ek besleme ile koloni populasyon gelişiminde artış sağlanacağı ve
bunun da bal verim düzeyini önemli ölçüde etkileyeceğini belirtmektedir.
Budak (1992), çeşitli kurumlarca üretilen ana arılar ile oluşturulan arı
kolonileri ile Ege Bölgesinde yürüttüğü performans çalışmasında; yavrulu alan
gelişimi ile koloninin sahip olduğu ergin arı gelişimi arasında r=+0.92, bal verimi ile
ergin arı gelişimi arasında r=+0.551, yavrulu alan gelişimi ile bal verimi arasında
r=+0.534 düzeyinde ilişki olduğunu bildirmektedir.
Kaftanoğlu ve ark (1992), arı kolonilerinin bal verimine arı populasyonu
gelişme hızının etkili ve önemli olduğunu; koloni populasyonunun gelişme hızı
üzerine koloninin genetik yapısı, ana arının yaşı, performansı, koloninin sağlık
durumu ile bitki populasyonunun etkide bulunduğu ve bitki populasyonuna bağlı
olarak ilkbahar mevsiminde koloni populasyonunda artışın olduğunu ve ana nektar
akımı döneminde kolonilerde populasyonun en üst düzeye çıktığını bildirmektedirler.
Kumova ve ark (1993), Çukurova Bölgesinde bal arısı kolonilerinin ek
yemlerle beslenmesinin koloni gelişimi üzerine etkilerini araştırdıkları çalışmada,
Bölgede çiçekli bitkilerin bulunması nedeniyle bal arılarının sonbahar ve kış
mevsiminde nektar ve polen tarlacılığı yaptıklarını; kolonileri şurup veya şurup+kek
karışımı ile beslemenin koloni populasyonunu artırdığını bildirmektedirler.
Bazlen (1995), Almanya koşullarında bal arısı kolonileri tarafından toplanan
polen ve bal örneklerinde yaptıkları analiz sonucunda; bal arılarının kovan
çevresinde bulunan Acer, Rubus, Trifolium, Brassica, Sinapis, Phacelia başta olmak
üzere pek çok bitkiden yararlandığını; bu bitkilerin bal arılarına çok önemli besin
kaynağı sağladıklarını ve bu bitki populasyonlarının kolonilerin populasyon
gelişimine önemli katkılar sağladığını bildirmektedir.
Güler (1995), Türkiye’nin önemli bal arısı ırk ve ekotiplerinin Akdeniz
42
Bölgesinde performanslarını belirlediği araştırmasında; kolonilerin ergin arı gelişimi
ile yavrulu alan gelişimi arasında r=+0.546, koloni ergin arı gelişimi ile bal verimi
arasında r=+0.918, yavrulu alan gelişimi ile bal verimi arasında r=+0.817 düzeyinde
yüksek ve önemli ilişki bulunduğunu saptamıştır.
Akyol (1998), bal arısı kolonilerinin yavrulu alan gelişimi ile ergin arı
gelişimi arasında r=+0.84 düzeyinde yüksek ve önemli ilişki olduğunu; güçlü
populasyonlar oluşturan kolonilerin daha fazla yavru ürettiklerini; bal verimi ile
ergin arı gelişimi arasında r=+0.85, bal verimi ile yavrulu alan gelişimi arasında ise
r=+0.82 düzeyinde yüksek ve önemli bir ilişki olduğunu, güçlü populasyonlar
oluşturan kolonilerin bal üretimlerinin daha yüksek çıktığını bildirmektedir.
Korkmaz ve Kumova (1998), Çukurova koşullarında yetiştirilen arıotu
parseline farklı uzaklıklarda yerleştirilen arı kolonilerinde yavrulu alan gelişimini
ortalama 2924.80 cm2/koloni, ergin arı gelişimini 8.46 ad/koloni olarak
saptamışlardır. Araştırmacılar bal arısı kolonilerinin yöre koşullarında arıotu parseli
kenarına yerleştirilmesinin kolonilerin populasyon gelişimi üzerine önemli düzeyde
etkide bulunduğunu ve kolonilerin bal mevsimine güçlü ve sağlıklı kolonilerle
girdiğini saptamışlardır.
Tew (1998), bitkilerin en üst düzeyde nektar ürettiği dönemlerde kuvvetli
kolonilerle çalışmanın başarılı bir bal üretimi için gerekli olduğunu ve bitkilerin
çiçeklenme ve çiçekte kalma sürelerinin bilinmesinin önemini vurgulamaktadır.
Kumova (1999b), Çukurova Bölgesinde bal arısı kolonilerinde farklı besleme
yöntemlerinin koloni gelişimi ve bal verimi üzerine etkisini araştırdığı bir
çalışmasında; kolonilere erken ilkbaharda uygulanan ek beslemenin yavrulu alan
miktarı ve arılı çerçeve sayısı üzerine etkisinin olduğunu ve kolonilerin bal
mevsimine kuvvetli ve yeterli sayıda işçi arı ile girdiklerini saptamıştır.
Tansı ve ark (1999), Çukurova Bölgesinde kolza, arıotu ve bakla bitkilerinin
bal arısı kolonilerinin populasyon gelişimi üzerine etkilerinin araştırıldığı 3 yıllık
çalışma sonucunda; ekili parseller yanında bulunan kolonilerin kontrol kolonilerine
göre ergin arı ve yavrulu alan miktarı bakımından her üç yılda da gelişme
gösterdiğini; Bölgede bal arısı kolonilerinin besin bulmakta güçlük çektiği mart,
nisan ve mayıs aylarında çiçeklenen bu bitkilerin, kolonilerin gelişimini önemli
43
ölçüde arttırdığını belirtmektedirler.
Güler (2000), koloni populasyon gelişimi üzerine Akdeniz Bölgesinde
ilkbahar sezonunda bal arısı kolonilerinde uygulanan şurupla beslemenin, sonbahar
döneminde yapılan ek beslemeden daha fazla etkili olduğunu bildirmektedir.
2.8. Bitkilerin Tohum Verimlerine Böceklerin Katkısı
Free (1962), bakla (Vicia faba L.) bitkisinde üniform tohum elde edilmesi ve
hasadın kolay yapılabilmesi için böcek polinasyonunun gerekli olduğunu; polinatör
sayısının
artmasına
bağlı
olarak
bu
olayın
daha
başarılı
gerçekleştiğini
bildirmektedir.
Von Frisch (1967), kolzanın kendine tozlanan bitki olmasına karşın yabancı
tozlanma ile daha fazla miktarda tohum elde edildiğini ve kontrol parsellerine göre
%23-39 oranında daha fazla ürün elde edildiğini bildirmektedir.
Langridge ve Goodman (1975), kolzanın açık ve kapalı alanda tohum
verimine polinatörlerin etkisini belirlemek amacıyla yürüttükleri çalışmada; kafesli
alandaki tohumsuz bitki sayısının, kafessiz alandakilerden %63.43 oranında daha
fazla olduğunu, kolzanın tohum veriminde %62.48 oranında kendine tozlanmasının
%37.52 oranında ise böcek polinasyonu katkısının olduğunu saptamışlardır.
McGregor (1976), böcek polinasyonu sonucunda kolzada tohum veriminin
arttığını, arılı ve kafesli parsellerde, arısız ve kafesli parsellere göre %25 oranında
daha fazla tohum elde edildiğini bildirmektedir. Aynı araştırmacıya göre Von Rhein
(1952)’in yaptığı bir çalışmada %17.4 düzeyinde tohum artışı sağladığını; Louveaux
ve Verge (1952) arısız kafesli parsel ile açıkta bulunan bitkilerin verimlerinin
karşılaştırıldığı çalışmada her bir baklada %50 düzeyinde verim artışı elde edildiğini;
Downey (1964) bal arısı ziyaretine kapalı ve açık olan birimdeki bitkilerde çiçek
başına tohum sayısının sırasıyla ve 2.8 adet ve 6.7 adet olduğunu; Koutensky (1959)
bal arısı polinasyonu ile kolzanın bir çeşidinde %64 tohum artışı sağlanmasına
karşılık, başka bir çeşidinde %25 düzeyinde artış sağlandığını; Meyerhoff (1954) bal
44
arısı polinasyonunun bitkideki bakla uzunluğunu %6.1 ve bakladaki tohum sayısını
%12.6 oranında artırdığını ve kolzada bal arısı polinasyonu ile ortalama %43.5 daha
fazla tohum elde edildiğini belirtmektedir.
Avcıoğlu (1977), kolza ile yapılan kafesli ve kafessiz polinasyon
çalışmasında kafeslenmemiş parselde 92 g/m2 tohum elde edilirken, arısız kafesli
parselde 22 g/m2 ve bal arısı ile kafesli parselde 202 g/m2 tohum elde edildiğini; bal
arılarının kolza polinasyonundaki payının %76 ve katkısının ise %318 olduğunu
saptamıştır.
Atakişi (1978), Çukurova koşullarında üç yıl süreyle kışlık olarak ekilen
kolza çeşitlerinin tohum verimlerini iklimsel etkilere bağlı olarak 44.3-95.9 g/m2
arasında saptamıştır.
Özbek (1979), tarımsal ürünlerin pek çoğunda verimlilik artışının bal arısı
polinasyonunun katkısı ile gerçekleştiğini, kültür bitkilerinin tozlaşmasında bal
arılarının çok önemli rol oynadığını ve yeterli bir tozlanma sağlanamadığı durumda
meyve gelişiminin tamamlanamadığını vurgulamaktadırlar.
Gori (1983), polinatör ziyaretinin artmasına bağlı olarak bitki parsellerinde
tohum veriminin olumlu etkilendiğini, bitkinin sağlıklı ve verimli olması durumunda
polinatörlerin çiçeklere ziyaret sayısını artırdığını bildirmektedir.
Kamler (1983), kolzane bal arısı polinasyonunun katkısını saptamak
amacıyla, bal arılı ve bal arısız kafesli koşullarda yürüttüğü bir çalışmada; bal arılı
kafesli kolza parselinde, bal arısız kafesli parsellerden %150 daha fazla verim
alındığını saptamıştır.
Szabo (1985), kolzanın ticari bir çeşidi olan kanola çeşitlerinde nektar, polen
ve tohum verimini belirlemek üzerine yaptığı çalışmada; tohum verimini 304.98 g/m2
olarak saptamıştır.
Goltz (1987), kolzanın ticari bir çeşidi olan kanolanın polinasyonunda bal
arısının önemli bir yeri olduğunu ve her 2 dekara kuvvetli bir koloni konulmasıyla
tohum veriminin artırıldığını bildirmektedir.
Corbet ve ark (1991), bitkilerin sürekliliğini sağlamak için böceklerle
tozlanmaya gereksinim duyan bitkilerin böcekleri cezbetmek için göz alıcı renk ve
kokulara sahip olduklarını; bol miktarda nektar ve polen ürettiklerini ve böcek
45
ziyareti sonucunda polinasyonu gerçekleşen bitkide tohum bağlama ve olgunlaştırma
sürecinin başladığını ve gerek kendini tozlar gerekse yabancı tozlanmaya gereksinim
duyan bitkilerin polinasyonunda bal arılarının etkili olmasının tohum ve meyve
üretiminde kaliteyi artırdığını bildirmektedir.
Pritsch (1991), çeşitli tarla bitkilerinin polinasyonunda bal arısı kolonisi
kullanımının tohum verimi üzerine etkisinin belirlendiği bir çalışmada; bal arılı
kafesli kolza parsellerinde alınan verimin %44’ünün kafessiz parsellerde alındığını,
arıotunde bu değerin %32 düzeyinde olduğunu belirlemiştir.
Free (1992), bitkilerde böcek polinasyonu sonucunda çeşide bağlı olarak
tohum veriminde, tohum kalitesinde, yağ içeriğinde ve lif miktarında önemli bir
artışın gerçekleştiğini, tohum miktarının belirlenmesinde kafes kullanımının en iyi ve
pratik bir yöntem olarak kullanılabileceğini, ancak kafes sisteminin zararlı böcekler,
hava hareketleri, gölge, nem ve ısı farklılığı nedeniyle tam bir tarla koşullarını
oluşturmadığını
vurgulamaktadır.
Aynı
araştırmacı
Soldatov (1976)’un
arı
polinasyonu ile yoncada %65, pamukta %28, salatada %11, ketende %35, kolzada
%30 verim artışı elde edildiğini; O’Grady (1987)’nin bitkiyi böcekle tozlanmaya
bağlılık seviyesi açısından yüksek (%90) orta (%50) ve düşük (%10) olarak
sınıflandırdığını bildirmektedir.
Miah ve ark (1993), kolzanın bal arılı ve kafesli alandan elde edilen
polinasyon oranının, açık alandan elde edilen orandan önemli düzeyde yüksek
olduğunu saptamışlardır.
Kırıcı ve Özgüven (1995), Çukurova koşullarında kolza çeşitlerinin
karşılaştırıldığı bir çalışmada; kolzadan birinci yılda 23-38.7 g/m2, ikinci yılda 34280 g/m2 tohum verimi elde etmişlerdir.
Uçar ve Tansı (1996), Çukurova koşullarında arıotunun farklı tarihlerde
ekiminin tohum verimi üzerine etkisini araştırdıkları çalışma sonunda yaptıkları
hasatta 15 Kasımda ekimi yapılan parselden 43.18 g/m2, diğer parsellerden 20.1137.52 g/m2 tohum elde edildiğini saptamışlardır.
Çalışkan ve ark (1998), Hatay koşullarında kolza çeşitlerinin tarımsal
özelliklerini araştırdıkları bir çalışmada, kolza çeşitlerinde tohum veriminin
değiştiğini, kışlık kolzadan 217.6 g/m2 tohum elde edildiğini saptamışlardır.
46
Dewenter ve Tscharntke (1999), hardal (Sinapis alba) ile turp (Raphanus
sativus) bitkilerinin tohum bağlaması üzerine yaptıkları çalışmada; çiçekler
üzerindeki polinatör sayısı ve çeşitliliği ile tohum bağlama arasında pozitif bir ilişki
olduğunu belirlemişlerdir.
Özbilgin (1999), bitkilerin tozlaşmasında bal arılarına %100 düzeyinde bir
gereksinim olduğunu; bal arılarının bitkisel üretime ve dolayısıyla ülke ekonomisine
çok yüksek katkısının olduğunu belirtmektedir.
Özgüven ve Kırıcı (1999), bazı kolza çeşitlerinin Çukurova koşullarında
tohum verimlerinin çeşitlere bağlı olarak 21.8-244.4 g/m2 arasında değiştiğini
bildirmektedirler.
Tansı ve ark (1999), Çukurova Bölgesinde kolza, arıotu ve bakla bitkileriyle
açık ve kafesli alanlarda yürüttükleri çalışmada; kolzadan açık alanda 229.4 g/m2,
kafesli alanda 172.8 g/m2 tohum verimi elde etmelerine karşılık, arıotunden açık
alanda 51.5 g/m2, kafesli alanda ise 19.1 g/m2 tohum verimi elde etmişlerdir.
Yıldız (1999), Ceylanpınar ovasında arıotunun ekim ve aralık aylarında farklı
tarihlerde ekilmesine bağlı olarak tohum verimini 21.52-36.57 g/m2 olarak
saptamıştır.
Basualdo ve ark (2000), Afrika ve Avrupa bal arısı ırklarının ayçiçeği
(Helianthus annuus L.) bitkisinin polinasyonundaki etkinliğini saptamak için
yaptıkları araştırma sonucunda; Afrika bal arılarının Avrupa bal arılarından daha
fazla polen tarlacılığı yaptıklarını ve buna bağlı olarak ayçiçeği polinasyonunda
Afrika bal arısı ırkını kullanmanın verim artışı sağlayacağını bildirmektedirler.
Manning ve Boland (2000), kolza polinasyonunda bal arısı kolonilerinin
kullanılması durumunda parsele olan uzaklık ile tohum verimi arasında bir ilişkinin
olduğunu, kolonilerin bitkiden 1000 m uzaklığa konulması sonucu bir bitkideki
baklaların %15.3’nün tohum bağlamadığını ve bunun da 32 g/m2 tohum kaybına
karşılık geldiğini belirlemişlerdir.
Slaa ve ark (2000), Apis mellifera, Nannotrigona testaceicornis ve
Tetragonisca angustula polinatörlerinin Salvia farinacea bitkisinin tohum verimi
üzerine etkinliğinin araştırıldığı bir çalışmada; tohum veriminin polinatör
bulunmayan kafesli parsellerde açık alana göre daha düşük, bal arılı kafeslerde diğer
47
polinatörlü kafeslilere oranla daha fazla olduğunu belirlemişlerdir.
Tan (2000), arı polinasyonu ile ayçiçeği tohum veriminde çeşitlere bağlı
olarak %25-82 oranında artış sağlandığını; polinasyona katkı sağlayan böceklerin
başında bal arısı, bombus arısı ve Halictidae familyasının rol oynadığını
bildirmektedir.
Korkmaz ve Aydın (2001), bitkilerin tohum oluşumu ve verimliliği üzerine
polinatörlerin etkisinin yadsınamayacak düzeyde olduğunu, sürdürülebilir bir
tarımsal üretim ve doğa için bal arılarının da polinasyona olan katkısını oldukça
yüksek bir düzeyde bulunduğunu bildirmektedirler.
2.9. Bitkilerden Yararlanan Polinatörler
Bohart (1952), bal arılarının doğada nektar ve polen tarlacılığı yapan en
önemli polinatörlerden olduğunu, Hymenoptera takımına ait diğer böcek türlerinin de
ekonomik bir önemi olduğunu vurgulamaktadır.
Poulsen (1973), baklada yapılan iki yıllık bir çalışmada; bal arısı sayısını
hektara sırasıyla 1110 ve 1458 adet, bombus arısı miktarını 125 ve 155 adet olarak
saptamıştır. Tarlacı arı populasyonunun gün içerisinde değişiklik gösterdiğini, bakla
çiçeklerini ziyaret eden bal arılarının çoğunluğunun polen tarlacılığı yaptıklarını,
fakat bombus arısı tarafından yan tarafı delinmiş olan çiçeklerden de nektar
tarlacılığı yaptıklarını gözlemlemiştir. Baklanın çiçeklenme süresinin ilk haftasında
birkaç arının tarlacılık yaptığını, ancak çiçeklenmenin 2 ve 3. haftalarında polen
tarlacılarının ve yan tarafı delik olan çiçeklerde tarlacılık yapan bal arısı sayısının
arttığına işaret etmektedir. Yapılan bireysel arı gözlemlerinde ise bir arının ziyaret
tipinin
sabit
yapmadıklarını,
olduğunu,
ancak
nektar
bazı
tarlacılığı
nektar
yapan
tarlacılarının
arıların
polen
polen
de
tarlacılığı
topladıklarını
bildirmektedir. Yaptığı çalışma sonucunda bitkilerin polen sunumu ile bal arılarının
polen tarlacılığı aktiviteleri arasında pozitif bir ilişki olduğunu; bal arılarının
bakladan nektar tarlacılığı davranışının çiçeklerin açılmasına bağlı olarak arttığını ve
en fazla nektar tarlacılığının öğle saatlerinde görüldüğünü bildirmektedir. Bu
48
çalışmada, bal arılarının baklada çiçek açıncaya kadar diğer bitki türleri üzerinde
tarlacılık etkinliği yaptığını belirtmektedir. Baklanın çiçek yapısının bal arılarından
ziyade bombus arılarının tarlacılık yapmasına daha uygun olmasına bağlı olarak;
bombus arılarının bal arılarından 2-3 kere daha fazla pozitif ziyarette bulunduklarını
ve bu nedenden baklanın en etkili polinatörünün bombus arıları olduğu ortaya
konmuştur.
Free ve ark (1975), yaban arısının (Polistes crinita Felt) erkek ve dişi
hindistan cevizi (Cocos nucifera L.) çiçeklerini nektarı için tercih ettiklerini,
özellikle dişi çiçekleri ziyaret ettiği zaman sürtünme yoluyla bir miktar polen
taşıdıklarını saptamışlardır. Yaban arıların çoğunun birkaç saat içinde bir veya iki
dişi çiçek ziyaret etmekte olduğunu ve bu çiçeklerde tarlacılık yapacak diğer yaban
arıları ve bal arılarını uzaklaştırmakta olduklarını bildirmektedirler.
Langridge ve Goodman (1975), kolzadan yararlanan böcekleri saptadıkları
çalışmada; toplam böceklerin %32.9’unu bal arısının oluşturmasına karşılık, %30.7
Syrphidae, %22.7 Calliphoridae, %4.9 yalnız yaşayan arılar ve %8.8’ini diğer
böceklerin oluşturduğunu saptamışlardır.
McGregor (1976), dünyada yaklaşık olarak 19.000 arının tanımının
yapıldığını ve bunlar arasında polinasyonda en yaygın olarak görev alan arıların
Andrenidae, Colletidae, Halictidae, Mellittidae, Anthophoridae, Apidae ve
Megachilidae familyasına ait arılar olduğunu belirtmektedir. Kolzada bal arısının
tarlacılığı üzerine çalışan Free ve Nuttall (1968)’ın tüm arıların polen ile birlikte
nektar da topladığını, kolzada polen için tarlacılığın sabah erken saatlerde yapıldığını
bildirmektedir. Araştırmacı kolzanın bal arıları için çok çekici bir bitki olduğunu ve
asıl tozlayıcılarının bal arıları olduğunu; Belozerova (1960)’nın Hindistan
koşullarında yaptığı bir çalışmada, kolzanın çiçeklenme başlangıcında, en üst
düzeyde çiçeklenmede ve çiçeklenme sonuna doğru sırasıyla %96.3, 95.3 ve 72.9
düzeyinde bal arıları tarafından ziyaret edildiğini bildirmektedir.
Collison (1977), çiçeğin nektar salgılaması ve anterlerinin patlamasının,
polinatör etkinliğinin başlamasına etki ettiğini ve bu etkinliğin hava sıcaklığına bağlı
olduğunu belirtmektedir.
Özbek (1978), Erzurum koşullarında elma (Malus communis) ağaçları
49
üzerinde bulunan polinatörleri incelediği çalışmasında; elma ağaçlarında 70 arı
türünün tarlacılık yaptığını, bu arılar içerisinde Apis mellifera, A. dorsata, Andrena
flavipes, A. polita, A. morio ile Halictus marginatus, H. malachurus, H. albipes,
Osmia cerinthidis, O. caerulexcens ve Colletes cascanus türlerinin yaygın olarak
görüldüğünü saptamıştır.
Bawa (1983), polinatörler arasında var olan yarışın polinatörlerin tarlacılık
etkinliğine ve bitkilerin dağılımı
ile oransal
miktarına bağlı
olmadığını
bildirmektedir. Ancak besin kaynaklarının az olduğu durumlarda türler arası bir
yarışın ortaya çıkmaya başladığını, diğer taraftan polinatörleri kendine çekecek
düzeyde fazla çiçeklenen bitkilerin farklı böcek türlerini kendine çekmekte
olduğunu, bu böceklerin bitkilere bağımlılık gösterdiğini ve besin tükenene kadar bu
bitkiler üzerinde tarlacılık yapmakta olduklarını belirtmektedir.
Erickson (1983), polinatörlerin tarlacılık etkinliklerinin temelinde çiçek rengi,
kokusu, nektar ve polen gibi ipucu ve ödül olacak özelliklerinin rol oynadığını
belirtmektedir. Polinatörlerin tarlacılık etkinliği sırasında bitki türleri arasındaki
farklılığı
bu
özellikler
sayesinde
tanıdığını
bildirmektedir.
Farklı
pamuk
genotiplerinin bal arıları çekiciliğinde farklı rol oynadıklarını saptamıştır.
Estes ve ark (1983), polinatörlerin tarlacılık etkinlikleri üzerine, çiçeklerde
bulunan çekici bileşenlerin, besin kaynağının bolluğu ve besleyici düzeyinin,
tarlacının duyusal ve hatırlama yeteneğinin, tarlacılık fizyolojisi ve morfolojisinin
etkili olduğunu belirtmektedir.
Heinrich (1983), polinatörler bakımından yöre bağımlılığının aynı zamanda
çiçek bağımlılığına da etkili olduğunu; pek çok arının, çiçeklenme döneminde olan
farklı bitkilerin bulunduğu aynı alanı paylaştığını fakat bireysel arı veya pek çok
türün tarlacılık yaparken farklı oranlarda farklı bitki türlerinin çiçeklerini ziyaret
ettiklerini bildirmektedir.
Kevan (1983), bazı böceklerin mevsime bağlı olarak çok bol bulunduğunda
ve besin kaynaklarının yetersiz olduğu durumlarda renk tercihlerini değiştirerek
başka bitkilere yönelebildiklerini bildirmektedir.
Currie ve ark (1990), bitkilerin yetiştirme ortamı ve çiçeklerin rengi gibi
etmenlere bağlı olarak tarlacı arıların bağımlılığının büyük değişim gösterdiğini,
50
baklada bal arısı tarlacılarının yaprakkesen (Megachile rotundata F.) arılarından
daha etkin bir şekilde tarlacılık yaptıklarını ve bal arısının %43 düzeyinde tarlacılık
yapmasına karşılık yaprakkesen arısının %22 düzeyinde tarlacılık yaptığını
bildirmektedirler. Ayrıca bal arılarının sabah erken ve öğleden sonra nektar
tarlacılığı, öğle saatlerinde ise nektar ve polen için tarlacılık yaptıklarını
vurgulamaktadır.
Inoue ve ark (1990), Japonya koşullarında çiçeklenme ile böcek ziyaretlerinin
mevsimsel değişimi üzerine yaptıkları çalışmada; arı türlerinin çiçek türleri arasında
tarlacılık tercihi bakımından ayrımda bulunduklarını; Colletidae familyası arılarının
Umbelliferae familyasına ait bitkileri tercih etmesine karşılık Halictidae ve
Andrenidae familyasının Saxifragaceae; Megachilidae familyasının Compositae;
Bombinae familyasının Balsaminaceae; Apinae familyasının Rosaceae familyasına
ait bitkilerin çiçeklerini tercih ettiğini bildirmektedirler.
Corbet ve ark (1991), Avrupa Topluluğu ülkelerinde yetiştiriciliği yaygın
olarak yapılan ürünler içerisinde yer alan kolzanın böcek polinasyonuna düşük
düzeyde gereksinim duyduğunu, ancak ekili alanlarda bal arıları, bombus arıları ile
yalnız yaşayan arılar tarafından sıklıkla ziyaret edildiğini bildirmektedirler. Ayrıca
kolzanın da içerisinde yer almış olduğu Brassicaceae familyasına ait bitkilerin
yetersiz polinasyon sonucunda oluşabilecek verim azalmasını gidermek amacıyla
tohum bağlama ve üretim düzeylerini garanti altına almada bal arılarından
yararlanılması gerektiğini; bu nedenden ticari ürün yetiştiriciliğinde bal arısı
dışındaki polinatörlere fazla güven duyulmaması gerektiğini vurgulamaktadırlar.
Osborne ve ark (1991), pek çok arı türünün çok sayıda çiçek türünü ziyaret
edebilme özelliğine sahip olmakla birlikte benzer yapılı çiçekler üzerinde
yoğunlaştıklarını bildirmektedirler. Bal arılarının dillerinin bombus arılarına göre
kısa olması nedeniyle derin tüplü olmayan çiçekler üzerinde tarlacılık yapmadıklarını
kolza ve ayçiçeği bitkilerinin çiçek yapılarının uygun olması açısından bu bitkilerin
polinasyonunda bal arılarının yoğun olarak kullanıldığını; her iki bitkinin gerek
yabani arılar gerekse bal arıları için nektar kaynağı olduğunu ve İngiltere’de ilkbahar
mevsiminde ana nektar kaynaklarından birini oluşturduklarını vurgulamaktadırlar.
Williams ve ark (1991), Avrupa Topluluğu ülkelerinde yoğun toprak işleme
51
nedeniyle pek çok polinatör türlerinin zaman içerisinde yok olduğunu, Orta
Avrupa’da 1960 yılından önce bulunan 14 türden günümüzde sadece birkaçının
kaldığını, Fransa ve Belçika’da bilinen 31 türden 10 türün önemli düzeyde azalmış
olduğunu ve 4 türün ise yok olduğunu bildirmektedirler. Yabani arı populasyonu
üzerine arıcılığın etkisini saptamak amacıyla çalışmalar yapılması gerektiğini
vurgulayan araştırmacılar, yoğun olarak bulunan bal arısı populasyonu ile yabani
arıların nektar ve polen için yapılan paylaşımda zarar görmekte olduklarına da vurgu
yapmaktadırlar. Bu açıdan küçük çaplı yapılacak arıcılık faaliyetleri ile şehirleşmeye
bağlı olarak sayıları gittikçe azalan yabani arı populasyonu üzerindeki bu baskının
kalkacağına da işaret etmektedirler.
Williams ve Christian (1991), arıotu ile yaptıkları çalışmada en yüksek
çiçeklenme döneminde bitki üzerindeki arı yoğunluğunu 20 arı/m2’nin üzerinde
belirlemişlerdir. Gözlemleri sırasında Bombus terrestris, Bombus lucorum, Bombus
pascuorum, Bombus lapidarius, Bombus ruderarius, Bombus hortorum, Bombus
pratorum
ve
Psithyrus
vestalis’in
arıotu
üzerinde
tarlacılık
yaptıklarını
saptamışlardır. Bombus arılarının bal arılarından daha erken saatlerde ve daha uzun
süreli olarak bu bitkiden yararlanarak en üst düzeyde tarlacı yoğunluğunu
sürdürdüklerini, arıotu üzerinde tarlacılık etkinliğinin, farklı tarihlerde ekilen
parsellerin hepsinde saat 13:00’e kadar yapılmakta olduğunu, bu saatten sonra büyük
oranda düşme başladığını belirlemişlerdir. Arıların arıotune çiçek ziyaretlerinin
nedeninin polen tarlacılığından çok nektar tarlacılığı amaçlı olduğunu, bal arılarının
%22'si ve bombus arılarının sadece %3'ünün polen için tarlacılık yaptıklarını
saptamışlardır. Bombus erkek ve ana arılarının bu bitkiyi sadece nektar için ziyaret
etmekte olduğunu, sonuçta arıotunun kullanımının bombus arıları gibi diğer arı
türlerinin
de
hayatta
kalabilmesi
için
özellikle
geliştirilmesi
gerektiğini
bildirmektedirler.
Bauer ve Engels (1992), içerisinde %40 oranında arıotunun bulunduğu 11
bitki çeşidiyle oluşturulan arı merasında 7 Bombus türü, Psithyrus, birkaç Andrena
türü, Sphecodes, Hylaeus ve Halictidae familyasına ait birkaç tür ile bal arılarının
tarlacılık yaptıklarını, fakat aralarında bir yarışın olmadığını bildirmektedirler.
Bombus arısının arıotuni tercih etmesine karşılık diğer yaban arıların arıotu dışındaki
52
bitkiler üzerinde tarlacılık yaptıklarını belirtmektedirler.
Free (1992), bir böcek çiçek üzerinde tarlacılık yaparken çiçeğin
büyüklüğüne bağlı olarak başka bir böcek geldiğinde ya ikisi ya da bir tanesinin
uzaklaşıp gittiğini, bu durumun da diğer çiçeklerin tozlanma şansını artırdığını öne
sürmektedir. Ayrıca bir böceğin etkili polinatör olabilmesi için aynı türün birkaç
çiçeğini ziyaret etmesi, bir çiçekten diğer bir çiçeğe hemen geçmesi, vücudunda bol
polen
taşıması
ve
çiçeklerin
stigmasına
poleni
taşıyabilmesi
gerektiğini
belirtmektedir. Bu nedenle en önemli tozlayıcı böceklerin yalnız yaşayan arılar,
bombus arıları ve bal arıları olduğunu, ancak son yıllarda çeşitli tarımsal faaliyetler
sonucunda yabani arıların ve diğer böceklerin sayısında hızla bir azalma görüldüğüne
vurgu yapmaktadır. Ayrıca diğer polinatörlerin doğadaki eksikliğini gidermek
amacıyla bal arılarının kullanılmasının zorunlu hale geldiğini bildirmektedir.
Zandigiacomo ve ark (1992), ayçiçeği ve arıotunda böcek polinasyonunun
önemi üzerine yaptıkları araştırmada, ayçiçeğinin asıl polinatörlerinin bal arısı
(%68), bombus arısı (%27) ve diğer arılar (%5) olmasına karşılık, arıotunde bal
arısının %60, bombus arısının %33 ve diğer arıların %7 düzeyinde tarlacılık
yaptıklarını saptamışlardır. Bal arısı kovanlarının önüne takılan tuzaklardan elde
ettikleri polen örnekleri üzerinde ve kovan bazında yaptıkları çalışma sonucunda
%52-76 düzeyinde ayçiçeği poleni ve %4-14 düzeyinde arıotu poleni ile %9-23
düzeyinde üçgül (Trifolium repens) poleni bulunduğunu belirtmektedirler. Ayrıca
ayçiçeğinin iyi bir nektar ve polen kaynağı olmadığını vurgulaması yanında
arıotunun iyi bir nektar kaynağı olduğuna ve farklı tarihlerde ekiminin yapılmasına
bağlı olarak çiçeklenme periyodunun değiştirilebileceğine işaret etmektedirler.
Patten ve ark (1993), arıların tarlacılık yaptığı 21 tür bitkiyle yaptığı
çalışmada; Nepeta mussinii, Borago officinalis ve Phacelia tanacetifolia bitkilerinin
kısa dilli bombus arıları için çekici olmasına karşılık bal arılarının B.officinalis,
Raphanus sativus ve Phacelia tanacetifolia bitkileri tarafından daha fazla
cezbedildiğini bildirmektedirler. Tarlacılık etkinliği bakımından bal arılarının saat
15:00’de en üst düzeyde tarlacılık yapmalarına karşın bombus arılarının gün içerisine
dağılmış bir şekilde tarlacılık yaptıklarını belirlemişlerdir.
Becker ve Hedtke (1995), bal arıları ve yabani arılar için besin kaynağı
53
sağlamak amacıyla geniş ve boş alanlara arıotu ve bazı bitkilerle yapılacak olan
karışımın (%35 arıotu + %25 karabuğday + %12 beyaz hardal + %10 kırmızı üçgül +
%10 yassı kuşayağı) ekilmesinin arıların tarlacılık etkinlikleri üzerine etkisini
araştırdıkları bir çalışmada; temmuz ve ağustos aylarında çiçeklenen bu bitkiler
üzerinde tarlacılık yapan böceklerin %79.5’inin bal arısı, %14.2’sinin bombus arısı
olduğunu belirlemişlerdir. Ayrıca bitkiler içerisinde arıotunun %91.6, beyaz hardalın
%4.6 oranında ziyaret edildiğini; çevrede yabani çiçekler üzerinde 41 yalnız yaşayan
arı türü bulunmasına karşılık sadece 13 türünün bu bitkiler üzerinde tarlacılık
yapmakta olduklarını saptamışlardır.
Roubik (1995), Avrupa’da kolzanın en kararlı ziyaretçisinin Bombus arıları
olmasına koşut olarak Hindistan’da Andrena leaena başta olmak üzere Halictus,
Amegilla, Anthophora, Ceratina, Colletes, Nomia, Xylocopa tarafından da ziyaret
edildiğini bildirmektedir.
Thakur ve ark (1995), badem (Prunus amygdalus L.) ağaçlarında böcek
polinasyonuna etki eden bazı etmenleri karşılaştırdığı çalışmalarında; erkenci badem
çeşitlerinde Apis cerena ve Apis mellifera’nın sırasıyla %42.9 ve %39.9 düzeyinde
tarlacılık yapmalarına karşılık geç çeşitlerde bu arıların %37.4 ve 30.8 düzeyinde
tarlacılık yaptıklarını; Diptera (özellikle Syrphidae) ile Bombus, Xylocopa ve
Halictus türlerine ait arıların da çiçekleri ziyaret ettiklerini; bal arılarının 3 badem
çeşidinden sadece polen tarlacılığı yapmalarına karşılık diğer çeşitlerden hem polen
hem de nektar topladıklarını saptamışlardır.
Kahl (1996), arıotunun böcekleri cezbetme özelliğinden yararlanılarak
yapılan biyolojik kontrol çalışmaları sonucunda bazı avcı böceklerin zararlının
bulunduğu yere çekilmesinde kullanıldığını; bu amaçla zararlının görüldüğü
parsellerdeki bitkilerin yanına nektar ve polen kaynağı olarak şerit halinde arıotunun
ekilerek Syrphidae familyasına ait avcı böceklerin çekildiğini ve Brüksel lahanasına
zarar vermekte olan Brevicoryne brassicae L. afitinin zararının önlenmeye
çalışıldığını bildirmektedir.
Oliveira (1997), doğada yapılan tahribat sonucunda böcek populasyonlarının
her geçen gün azalması nedeniyle biyoçeşitliliğin önemli bir bileşeni olan
polinatörlerin korunması ve geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
54
Özbek (1996), Apoidea üst familyasında bal arısı dışındaki arı türlerinin
yaklaşık 509 cins ve 11 familyadan oluştuğunu; ülkemizde ise bu sayının 1.000’in
üzerinde olduğunu bildirmektedir. Bal arılarının hafif rüzgarlı ve yağmurlu havalarda
tarlacılık işlemini yarıda bırakarak kovanlarına dönmelerine karşılık, yaban arılarının
arazide
besin
toplamaya
devam
ettiklerini
ve
polinasyon
işlemini
gerçekleştirdiklerini bildirmektedir. Özellikle 2000 m’nin üzerindeki yüksek yerlerde
bal arılarının sınırlı düzeyde çalışmalarına karşılık, yaban arılarının daha verimli
olduklarını belirtmektedir. Korunga bitkisinin yabancı döllenmeye gereksinim duyan
bir bitki konumunda bulunduğunu ve bal arısı yanında 210 kadar yabancı türün de
korungayı ziyaret ettiğini; bu türler arasında Melitturga, Melitta, Eucera, Anthophora
ve Bombus cinslerine ait bazı türlerin varlığını saptamıştır. Sonuçta korunga
bitkisinin yaban hayata olan katkısının, ekonomik değerinden çok daha fazla
olduğunu vurgulamaktadır. Araştırmacı birim alandaki arı sayısı ile çevredeki kovan
sayısı arasında yakın bir ilişki olduğunu belirterek kovan sayısı arttıkça arı sayısının
da arttığını belirlemiştir.
Özbek (1997), elma çeşitlerinin çoğu kendine verimli olmadıkları için böcek
tozlaşmasına gereksinim duyduklarını belirtmektedir. Elma bahçelerinde yaptığı
sürvey çalışmaları sonucunda bal arısının diğer arılara oranla %45-90 düzeyinde
elma ağaçlarını ziyaret ettiklerini; yaban arılarının da elma bahçelerinde önemli
tozlayıcılar olduğunu ve ülkemizde 100’den fazla arı türünün elma çiçeklerini ziyaret
ettiğini; yaban arılarının varlığı ve yoğunluğunun yıllara ve yöreye bağımlı olarak
değişkenlik arz ettiğini, arıların yanında Syrphidae ve Calliphoridae familyasına ait
türlerin de elma çiçeklerini ziyaret ettiğini bildirmektedir. Araştırmacı üründen
nitelik ve nicelik yönünden arzu edilen verimin alınması için ürünü almak amacıyla
tozlaşmaya gereken önemin verilmesini, bal arısı ve yaban arılarından en üst düzeyde
yararlanılmasını ve özellikle yaban arılarının doğadaki varlığının korunması
gerektiğini vurgulamaktadır.
Buchmann ve Van de Water (1998), Osmia lignaria arısının elma ve badem
ağaçlarının polinasyonunda kullanıldığını, ancak bu ağaçların yakın çevresinde arıotu
bulunduğu durumlarda bu arıların kendileri ve larvalarını beslemek amacıyla arıotu
polenini tercih etmekte ve bu bitkiye tarlacılık yapmakta olduklarını saptamışlardır.
55
Arıotunun bulunduğu ortamlarda serbest uçuş yapan Osmia kolonilerinde %115’in
üzerinde bir populasyon artışı saptandığını ve bu durumda ticari anlamda elma ve
badem üretimi amacıyla Osmia arısı kullanılacağında yakın çevrede arıotu ekili
alanın olmamasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar.
Kearns ve ark (1998), günümüzde doğada 250.000 tür kapalı tohumlu bitki
bulunmakta olduğunu ve bu bitkilerin %90’dan fazlasının böcekler tarafından
tozlandığını bildirmektedirler. Bitkiler ile polinatörlerin karşılıklı yarar ilişkisine
sahip bulunmasının tohum kalitesi, sayısı ve ürün olgunlaşmasında yeknesaklık
oluşturduğunu bildirmektedirler.
Lee ve Snow (1998), sarı ve beyaz renkli (Raphanus raphanistrum) çiçekli
bitkilerin bulunduğu alanda en fazla ziyaretçilerin Syrphid ve Bombus arılarının
olduğu, syrphidlerin 1.5 kere daha fazla sarı renkli çiçekleri tercih etmelerine karşılık
bombus arılarının herhangi bir tercih göstermediklerini saptamışlardır. Çiçek
renginin polinatör ziyaretini önemli düzeyde etkilediğini, beyaz çiçek miktarı baskın
olduğu durumlarda sarıların nispeten polinatörler tarafından tercih edildiğini, ancak
beyaz renk nadir olduğu durumda tercih edilmediğini bildirmektedirler.
Dewenter ve Tscharntke (1999), böceklerin yaşam alanlarının bozulması
sonucunda biyoçeşitliliğin hızla azaldığını, populasyonların yok olmasının ekosistem
dengesini ve canlı etkileşimlerini olumsuz bir şekilde etkilediğini bildirmektedir.
Yaptıkları çalışmada polinatörlerin en önemli grubu olarak yalnız yaşayan arılar,
bombus ve bal arılarını belirlemişler ve çiçek zenginliği ile çiçekleri ziyaret eden
yaban arıları arasında r=+0.92 düzeyinde oldukça yüksek ilişki saptamışlardır.
Çalışmalarında hardal bitkisinde bombus arısının çok az görüldüğünü, turp bitkisinde
ise hiç görülmediğini belirterek bu durumun bombus arılarının derin tüplü çiçekleri
tercih ettiğinden kaynaklanabileceğini belirtmişlerdir.
Ramsey ve ark (1999), İngiltere koşullarında kolzanın en önemli böcek
polinatörlerinin bal arıları olduğunu; kolonilerin kolza parsellerine yaygın bir şekilde
götürüldüklerini bildirmektedirler.
Calabuig (2000), Danimarka koşullarında arıların tarlacılık etkinlikleri
üzerine yaptığı çalışmada; bal arılarının en etkin polinatörler olduğunu, herbisit
uygulamalarının arılar açısından çiçekli bitkilerin kullanılabilirliği üzerine olumsuz
56
etkide bulunduğunu bildirmektedir. Araştırmacı yaptığı çalışma sonucunda bal
arılarının sayısı ile diğer arıların sayısı arasında herhangi bir ilişki olmadığını
belirtmektedir. Ayrıca yalnız yaşayan arıların kolzada sınırlı alanda tarlacılık
yaptıklarını ve polinasyon etkinliğine önemli bir katkı sağlamadıklarını, kışlık
yetiştirilen kolzanın erken yaz ve ilkbaharda çiçeklenmesine bağlı olarak bol
miktarda nektar salgılayarak arılara yararlı olduğunu vurgulamaktadır.
Colley ve Luna (2000), 11 tür çiçekli bitkinin böcekler için çekicilik
düzeyinin araştırıldığı çalışmasında; sarı ve beyaz çiçeklerin Diptera tarafından
beslenmek amacına yönelik olarak tercih edildiklerini, bu takıma ait böceklerin
beslenmede çok seçici davrandıklarını ve bazı böcek türlerinin türlerin tek bir bitki
türüne bağımlı kalmasına karşılık bazılarının pekçok bitkiyi ziyaret ettiklerini
bildirmektedirler. Araştırmacılar, bitkilerin böcekler üzerindeki çekiciliğinin önemli
düzeyde etki ettiğini, arıotu çiçeğinin bu böcekler için oldukça derin bir tüpe sahip
olmasına karşın polenlerinin bu böcekleri çektiğini vurgulamaktadırlar.
Delaplane ve Mayer (2000), kanolanın rüzgarla tozlaşmasının yanında
böceklerle de tozlaştığını belirtmekte, bal arıları için son derece çekici olan bu
bitkide bal arılarının %63.8 düzeyinde tarlacılık yapmalarına karşılık %23.8
marangoz arıları, %7.5 bombus arıları ve %5 diğer arıların tarlacılık yaptıklarını
bildirmektedirler. Ayrıca bazı sinekler, kelebekler ve Hemiptera takımına ait bazı
böceklerin de kanola çiçeklerinde tarlacılık yaptıklarını belirtmektedirler.
Dewenter ve Tscharntke (2000), bal arıları ile yaban arılarının besin yarışı
üzerine yaptıkları çalışmada; arılıktan uzaklaştıkça hardaldaki bal arısı sayısının
düştüğünü ve 1.5-2 kilometreden sonra bu değerin sıfır olduğunu saptamışlardır.
Yaban arılarının 57 bitki türünü beslenmek amacıyla ziyaret etmesine karşılık bal
arılarının 24 bitki türünü ziyaret ettiğini, bal arıları ile yabani arıların ortak kullandığı
bitki sayısının %45.5 düzeyinde olduğunu belirlemişlerdir. Polinatörler arasında olan
yarışın; çevresel koşulların değişimine, yarış yapan polinatörlerin varlığı ve sayısına
bağlı olarak ortaya çıkabildiğini; çiçekleri ziyaret eden yaban arıların sayısının
çiçeklenen bitki sayısının artmasına paralel olarak arttığını ve bal arılarının yaban arı
türlerinden
etkilenmeden
tarlacılık
yaptıklarını
saptamışlardır.
57
3. MATERYAL VE METOT
3.1. Materyal
3.1.1. Arı Kolonisi Materyali
Araştırmanın birinci yılında kullanılan arı materyali Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı Fethiye Arıcılık Üretme İstasyonundan 1999 yılında temin edilerek
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Arılığına getirilmiştir.
Arılığa getirilen koloniler 10 çerçevelik standart Langstroth tipi kovanlara
aktarılmışlardır. Aynı koloniden yetiştirilen bir yaşlı ana arılara sahip olan bu
kolonilerden 20 adet Muğla genotipi (Apis mellifera anatoliaca L.) bal arısı kolonisi
07/04/2000 tarihinde seçilmiştir.
İkinci yılda ise arı kolonisi materyali olarak Ç.Ü.Z.F. Zootekni Bölümü
Arılığında bulunan 40 adet Muğla orijinli Anadolu bal arısı (A. m. anatoliaca L.)
genotipi kullanılmıştır. Deneme kolonileri 2000 yılında aynı koloniden yetiştirilen
bir yıllık ana arılara sahip kolonilerden 09/02/2001 tarihinde seçilmişlerdir.
Muğla genotipi ülkemizin en önemli bal arısı genotipi olup özellikle Akdeniz
Bölgesi koşullarında yapılan performans çalışmalarında (Doğaroğlu, 1981; Güler,
1995) sıklıkla arı materyali olarak kullanılmaktadır. Bu ekotip çok hırçın özelliğe
sahip olmakla birlikte geniş miktarda koloni populasyonu oluşturma yanında temel
petek işleme, kuluçka üretim etkinliği ve bal verimi bakımından belirgin bir üstünlük
göstermektedir (Ruttner, 1988).
3.1.2. Bitki Materyali
Araştırmada bitki materyali olarak Ç.Ü.Z.F. Tarla Bitkileri Bölümünde
geliştirilen Turan-82 arıotu ve TS-82 yemlik kolza çeşit adayı bitkiler kullanılmış
olup bu bitkiler Araştırma ve Uygulama Çiftliğindeki Tarla Bitkileri deneme alanı
parsellerine 20’şer dekarlık parseller halinde yan yana ekilmişlerdir (Şekil 3.1).
58
Şekil 3.1. Arıotu ve Yemlik Kolza Ekim Alanı.
59
Arıotu (Phacelia tanacetifolia Bentham), Hydrophillaceae familyasına ait
Kaliforniya orijinli tek yıllık bir bitkidir. Dik olarak gelişen, 60-100 cm kadar
boylanan arıotunun sapının üzeri dikenimsi tüylerle kaplıdır. Yapraklar sap üzerinde
almaşıklı olarak dizilmiştir (Şekil 3.2). Çiçek salkımları, sapın daha çok üst
boğumlarından çıkmaktadır. Çiçek salkımında çiçeklenme alt kısımdan başlamakta
ve yaklaşık bir hafta sürmektedir. Çiçeklenme süresi, bir bitki için yaklaşık 1 ay, bir
tarla için ise 1.5-2 ay olmaktadır. Arıotunun 13 türü bilinmekte olup 5-6 türü arıcılık
açısından önem taşımaktadır (Williams ve Christian, 1991).
Yemlik kolza (Brassica napus L.) Cruciferae familyasına ait Brassica
cinsinden bir bitki olup –150C soğuklara dayanabilmektedir. Yıllık yağışı 500-600
mm olan bölgelerde sulama yapılmaksızın yetiştirilmektedir. Toprak isteği yönünden
pek seçici olmayan yemlik kolza, 70-200 cm arasında boylanmakta ve vejetasyon
süresi 120 gün civarında olmaktadır (Şekil 3.3). Tüm dünyada çiçekleri arılar için iyi
bir nektar ve polen kaynağı olmaktadır (Mc Gregor, 1976).
3.1.3. Diğer Alet ve Ekipmanlar
Arıotu ve yemlik kolzanın tohum verimine bal arısının ne düzeyde katkı
sağladığının saptanması amacıyla 3x3x2 m boyutlarında olan ve bal arısının
geçemeyeceği büyüklükte delikli tel ile kaplı, 9 m2’lik alana sahip 6 adet ahşap kafes
yapılmıştır. Ayrıca kovan önüne takılabilen özellikte 10 adet polen tuzağı, polen
kaynaklarının ve miktarının saptanması için hemasitometrik lam, 40X büyütmeli
mikroskop, oküler ağ mikrometre, bal içerisinde bulunan polenleri elde etmek için
3000 rpm'lik santrifüj, çiçekteki nektarı toplamak için 1 ml’lik insülin enjektörleri,
nektardaki kuru madde miktarını saptamak için refraktometre, petri kutuları,
polinatörleri yakalamak için atrap, yakalanan böcekleri öldürmek amacıyla siyanürlü
öldürme şişesi, 0.0001 g duyarlı terazi, polen ve anter örneklerinin muhafazası için
plastik şişeler ve derin dondurucu, peteklerin tartım işlemi için 50 g duyarlı el kantarı
kullanılmıştır.
60
Şekil 3.2. Arıotu (Phacelia tanacetifolia Bentham)’nun Görünümü.
Şekil 3.3. Yemlik Kolza (Brassica napus L.)’nın Görünümü
61
3.1.4. Deneme Alanının Toprak Özellikleri
Araştırmanın yürütüldüğü alan, düz ve sulu tarıma elverişli bir arazidir. Arazi,
drenajı iyi ve Arık toprak serisinden olup, 0-20 cm derinlikte katyon değişim
kapasitesi 30.4 me/100 g toprak, pH 7.29, kireç içeriği %33.02, kil %54.7, kum
%32.9, silt %12.4 ve tuz %0.055'dir.
İkinci yılda ekim yapılan alan killi tınlı yapıda, drenajı iyi ve Arık toprak
serisinden, 0-20 cm derinlikte katyon değişim kapasitesi 30.35 me/100 g toprak, pH
7.60, kireç içeriği %43.56, organik madde %1.79 ve tuz %0.011'dir (Özbek ve ark,
1974).
3.1.5. Deneme Alanının Bitki Deseni
Denemenin yürütüldüğü Ç.Ü.Z.F. Araştırma ve Uygulama Çiftliği, geniş bir
alan üzerine yayılmış olup kültür ve yabani formda pek çok bitkinin bulunduğu ve
yetiştirildiği flora açısından zengin bir alan konumundadır. Bu alanda turunçgiller
(Citrus sp.), ökaliptus (Eucalyptus sp.), yenidünya (Eriobotrya japonica) meyve
ağaçları ile bakla (Vicia faba L.), fiğ (Vicia sativa), üçgül (Trifolium sp.), yonca
(Medicago sativa), patates (Solanum tuberosum), karpuz (Citrullus vulgaris), nohut
(Cicer arietinum) ve aspir (Carthamus tinctorius) gibi çiçekli bitkilerin tarımı
yapılmaktadır. Yabani bitkilerden hardal (Sinapis sp.), çirişotu (Asphodelus aestivus)
ve ballıbaba (Lamium sp.) yaygın olarak bulunmaktadır.
3.1.6. Deneme Alanının İklim Özellikleri
Araştırmanın yürütüldüğü Adana ili, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve
yağışlı olan Akdeniz iklimi etkisi altındadır. Ancak son yıllarda dünya ölçeğinde
değişkenlik gösteren iklim değerleri Adana ilinde de hissedilir düzeyde olmuştur.
62
Araştırmanın yürütüldüğü birinci ve ikinci yılda Adana iline ait iklim verileri
Çizelge 3.1 ve 3.2’de, birinci ve ikinci yılda ölçümlerin yapıldığı günlerdeki iklim
verileri Çizelge 3.3 ve 3.4’te, birinci ve ikinci yılda ölçümlerin yapıldığı günlerdeki
rüzgar hızı (m/sn) değerleri Çizelge 3.5 ve 3.6’da verilmektedir (Adana Meteoroloji
Bölge Müdürlüğü, 2001).
Çizelge 3.1. Araştırmanın Yürütüldüğü Ekim 1999-Mayıs 2000 Tarihlerindeki
Adana İline Ait İklim Verileri.
Sıcaklık (°C)
Tarih
Nem
Yağış
Maksimum
Minimum
Ortalama
(%)
(mm)
Ekim 1999
29.0
16.9
22.4
68.7
7.7
Kasım 1999
23.0
9.9
15.5
61.1
3.0
Aralık 1999
19.7
7.5
12.1
70.4
36.8
Ocak 2000
11.9
3.0
6.8
71.3
93.6
Şubat 2000
15.1
4.7
9.4
69.2
120.4
Mart 2000
18.2
5.9
11.8
69.8
33.1
Nisan 2000
23.7
13.5
18.2
74.8
86.0
Mayıs 2000
27.2
15.5
21.4
72.4
68.1
Çizelge 3.2. Araştırmanın Yürütüldüğü Ekim 2000-Mayıs 2001 Tarihlerindeki
Adana İline Ait İklim Verileri.
Sıcaklık (°C)
Tarih
Nem
Yağış
Maksimum
Minimum
Ortalama
(%)
(mm)
Ekim 2000
27.1
15.4
20.2
67.8
135.7
Kasım 2000
24.4
10.6
15.4
66.9
30.8
Aralık 2000
17.4
6.5
10.9
70.7
37.7
Ocak 2001
17.4
6.4
10.7
72.6
8.6
Şubat 2001
17.2
6.3
10.9
72.9
74.9
Mart 2001
22.9
11.2
16.5
73.5
46.6
Nisan 2001
25.0
13.1
18.7
67.9
8.8
Mayıs 2001
27.5
16.7
21.8
60.2
139.4
63
Çizelge 3.3. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Ölçümlerin Yapıldığı Günlerde
Adana İline Ait İklim Verileri.
Sıcaklık (°C)
Tarih
Nem
Yağış
(mm)
Maksimum
Minimum
Ortalama
(%)
13/04/2000
26.6
16.8
20.6
64.7
-
21/04/2000
20.3
13.0
16.6
86.3
28.8
27/04/2000
29.5
13.8
21.9
58.3
-
04/05/2000
28.0
16.2
21.8
70.7
-
11/05/2000
30.0
12.9
21.8
54.0
-
18/05/2000
27.6
14.5
22.1
69.0
8.5
Çizelge 3.4. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Ölçümlerin Yapıldığı Günlerde
Adana İline Ait İklim Verileri.
Sıcaklık (°C)
Tarih
Nem
Yağış
Maksimum
Minimum
Ortalama
(%)
(mm)
27/02/2001
18.8
10.5
15.0
63.0
-
02/03/2001
20.0
14.4
16.0
68.3
-
06/03/2001
24.0
8.5
16.2
76.3
-
18/03/2001
24.3
8.8
15.5
66.0
-
22/03/2001
26.3
10.2
18.0
60.3
-
27/03/2001
24.0
15.0
18.1
79.0
-
05/04/2001
21.5
10.9
16.2
69.0
-
13/04/2001
23.4
10.7
16.5
72.0
-
17/04/2001
23.0
11.6
17.8
71.0
-
Çizelge 3.5. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Ölçümlerin Yapıldığı Günlerde
Adana İline Ait Rüzgar Hızı (m/sn) Verileri.
Ölçüm Saatleri
Tarih
06-07
07-08
08-09
09-10
10-11
11-12
12-13
13-14
14-15
15-16
16-17
17-18
13/04/2000
1.2
3.9
5.1
5.5
6.1
5.3
4.0
2.6
0.4
0.2
2.8
5.5
21/04/2000
-
0.2
0.5
0.2
0.1
0.4
0.5
1.6
1.6
0.1
0.1
-
27/04/2000
0.9
0.7
0.7
0.4
2.0
1.2
1.1
0.8
0.4
0.6
0.3
0.1
04/05/2000
0.6
1.0
2.1
3.3
3.1
2.6
2.7
3.2
3.6
2.4
1.5
1.1
11/05/2000
-
-
-
-
-
-
0.2
0.1
0.4
0.5
1.2
0.9
18/05/2000
-
-
-
-
0.1
0.3
0.3
0.2
1.1
1.8
0.7
0.6
64
Çizelge 3.6. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Ölçümlerin Yapıldığı Günlerde
Adana İline Ait Rüzgar Hızı (m/sn) Verileri.
Ölçüm Saatleri
Tarih
06-07
07-08
08-09
09-10
10-11
11-12
12-13
13-14
14-15
15-16
16-17
17-18
27/02/2001
2.2
2.6
2.4
2.1
3.5
3.4
2.9
3.7
3.8
3.3
3.1
2.3
02/03/2001
1.0
2.3
2.7
3.3
3.5
3.4
3.3
2.9
2.5
2.3
2.0
2.2
06/03/2001
-
0.1
0.2
0.1
0.5
0.8
0.6
0.6
0.8
1.0
1.3
1.0
18/03/2001
0.5
0.5
0.6
0.9
0.9
0.9
1.5
1.5
1.1
0.9
1.2
0.9
22/03/2001
0.9
0.8
0.4
1.1
0.8
0.3
0.2
0.6
0.5
0.2
0.2
0.5
27/03/2001
0.1
0.1
0.1
0.1
0.1
0.1
0.2
0.4
0.7
0.9
2.1
1.5
05/04/2001
-
-
0.2
0.9
1.1
1.4
1.8
2.9
2.7
3.0
2.2
2.3
13/04/2001
0.8
0.9
0.4
0.4
0.6
1.2
1.3
1.4
1.7
1.9
1.6
1.4
17/04/2001
0.8
1.4
1.9
2.3
3.0
2.8
2.9
2.4
1.9
1.9
1.5
0.7
3.2. Metot
3.2.1. Bitki Materyalinin Hazırlanması
Araştırmanın birinci yılında (1999-2000) Ç.Ü.Z.F. Araştırma ve Uygulama
Çiftliği Tarla Bitkileri Bölümü Deneme Alanına 25/11/1999 tarihinde 20 da arıotu ve
20 da yemlik kolzanın ekimi gerçekleştirilmiştir. Arıotu ve yemlik kolza sıra arası 80
cm, sıra üzeri ise 3-4 cm olacak şekilde ekilmiştir (Şekil 3.4). Arıotu çeşidi olarak
Turan-82, yemlik kolza çeşidi olarak TS-82 ekilmiş ve ekim sırasında taban gübresi
olarak 6 kg 20x20'lik kompoze gübre, buna ek olarak ilkbaharda bir kez 4'er kg saf N
verilmiş ve bitkilerin yetiştirme süresince sulama yapılmamıştır. Ancak mevsimin
bitki populasyonunun gelişmesi açısından elverişsiz geçmesi, aşırı sıcakların
yaşanması ve önlem alınmasına karşın ekili yemlik kolzanın tamamının kuşlar
tarafından yok edilmesi nedeniyle yemlik kolzada sorunlar meydana gelmiştir. 2000
yılı ilkbahar mevsiminde yağışların geç ve zamansız başlaması arıotunun çiçeklenme
süresini etkilemiştir. Arıotu 04/04/2000 tarihinde çiçeklenmeye başlamış ve
22/05/2000 tarihinde çiçeklenmesini tamamlamıştır.
Denemenin ikinci yılında (2000-2001) Ç.Ü.Z.F. Araştırma ve Uygulama
Çiftliği alanına 20 da arıotu ve 20 da yemlik kolzanın ekimi 02/11/2000 tarihinde
65
gerçekleştirilmiştir. Deneme alanı pulluk ile derin sürülmüş ve ikincil toprak işleme
aletleri ile ek sürümler yapılarak arıotu ve yemlik kolza için uygun ekim yatağı
hazırlanmıştır. Bitkilerin ekim zamanından önce toprağa 2 kg/da saf N ve 2 kg/da saf
P gelecek şekilde taban gübresi uygulanmıştır. Hazırlanan bu parsele arıotu çeşidi
olarak Turan-82 ve yemlik kolza çeşidi olarak TS-82 ekilmiştir. Ekimler sıra arası 80
cm, sıra üzeri 3-4 cm olarak dekara 2 kg tohum gelecek şekilde yapılmıştır. Bitkiler
8-10 cm olunca dekara 5 kg N gelecek şekilde gübrelenmiş ve bitkilerin gelişme
evreleri dikkate alınarak gerekli kültürel işlemler yapılmıştır. Çıkıştan sonraki ilk iki
hafta içerisinde yemlik kolza yapraklarında kuş zararını önlemek için gerekli
önlemler alınmıştır. Yemlik kolza 12/02/2001 tarihinde çiçeklenmeye başlamış ve
30/03/2001 tarihinde çiçeklenmesini tamamlamıştır. Arıotu 11/03/2001 tarihinde
çiçeklenmeye başlamış ve 17/04/2001 tarihinde çiçeklenmesini tamamlamıştır.
3.2.2. Arı Kolonilerinin Hazırlanması
Birinci yılda (1999-2000), araştırma sadece 20 da alanda arıotu parselinde
yürütülmüştür. Ekili her 2 da arıotu alanına 1 arı kolonisi hesap edilerek (Levin,
1986), kontrol kolonileri de dahil olmak üzere toplam 20 adet arı kolonisi 07/04/2000
tarihinde seçilmişlerdir.
Araştırmada kullanılan kolonilerin ana arısı 1 yaşında ve aynı koloniden larva
transferi yapılarak yetiştirilmiştir. Arı kolonileri ergin arı ve yavrulu alan miktarı
açısından deneme öncesi eşitlenerek rastgele 10'arlık iki gruba ayrılmıştır. Bu
kolonilerden 10 adeti Ç.Ü.Z.F. Araştırma ve Uygulama Çiftliğindeki Tarla Bitkileri
Deneme Alanına ekili arıotu parseli yanına, 10 adet kontrol kolonisi arıotu
parselinden 5 km uzaklıktaki Ç.Ü.Z.F. Zootekni Bölümü çevresine yerleştirilmiştir.
Koloniler 10/04/2000 tarihinde deneme alanlarına taşınmıştır. Arıotu parseli kenarına
konulan koloniler araziye eşit aralıklarla yerleştirilmişlerdir (Şekil 3.5).
Arıotunda çiçeklenmenin bitmesi sonrasında arı kolonileri gezginci arıcılık
kapsamında Kayseri ili Sarız ilçesine taşınmışlardır. Burada 24/07/2000 tarihinde
yapılan bal hasadından sonra koloniler Ç.Ü.Z.F. Araştırma ve Uygulama
66
Çiftliğindeki Zootekni Bölümü Arılığına getirilmiş ve denemenin birinci yılına son
verilmiştir. Bu dönem içerisinde arıotu ve yemlik kolza parselleri kenarına konulan
arı kolonilerinden 3, kontrol kolonilerinden ise 2 adeti ana arı kaybı nedeniyle
deneme dışı bırakılmışlardır.
Denemenin ikinci yılında (2000-2001) her 2 da arıotu ve yemlik kolza alanına
1 arı kolonisi hesap edilmiştir. Ekili alanın toplam 40 da olmasına bağlı olarak 20
adet parsel kolonisi ve 20 adet kontrol kolonisi olmak üzere toplam 40 adet arı
kolonisi seçilmiştir. Ana arıları aynı koloniden larva transferi yöntemi ile
yetiştirilmiş olan koloniler deneme öncesi ergin arı ve yavrulu alan miktarı açısından
eşitlenmiş ve rastgele 20'şerlik iki gruba ayrılmışlardır. 16/02/2001 tarihinde 20 adet
arı kolonisi Ç.Ü.Z.F. Araştırma ve Uygulama Çiftliğinde arıotu ve yemlik kolza ekili
alana, 20 adet kontrol arı kolonisi arıotu ve yemlik kolza parselinden 5 km
uzaklıktaki alana yerleştirilmişlerdir. Arıotu ve yemlik kolza ekili parsele konulan
koloniler, her iki bitki parselinin birleştiği sınır boyunca ve eşit aralıklarla
yerleştirilmişlerdir.
Arıotu ve yemlik kolzada çiçeklenmenin bitmesi sonrasında arı kolonileri
Kayseri ili Sarız ilçesine götürülmüşlerdir. Sarız’da 20/07/2001 tarihinde yapılan
birinci bal hasadını takiben arı kolonileri Şanlıurfa ili Akçakale ilçesine
götürülmüşlerdir. Burada 30/08/2001 tarihinde yapılan ikinci bal hasadından sonra
Ç.Ü.Z.F. Zootekni Bölümü Arılığına getirilerek denemeye son verilmiştir. Araştırma
süresince arıotu ve yemlik kolza parseline konulan kolonilerden 6 adet, kontrol
kolonilerinden 4 adet ana arı kaybı nedeniyle deneme dışı kalmışlardır.
Her iki yılda da araştırmaya başlamadan önce denemeye alınan arı
kolonilerine 1:1 oranında hazırlanan şeker şurubundan toplam birer litre verilerek iki
kez besleme yapılmıştır. Verilen şurup içerisine yavru hastalıklarını kontrol altına
almak amacıyla antibiyotik ilave edilmiştir. Denemeye alınan tüm arı kolonilerine
erken ilkbaharda bal arısı paraziti Varroa jacobsoni Qudemans’e karşı, amitraz etken
maddeli ilaç uygulaması 4 kez yapılmıştır. Gezginci arıcılık öncesine rastlayan
dönemde çiçeklenen arıotu ve yemlik kolzanın arı kolonilerinin populasyon
gelişimine olan etkisini net görebilmek için kolonilerin peteğe gereksinimi bir önceki
yıldan kabartılmış boş peteklerle karşılanmıştır.
67
Şekil 3.4. Arıotu ve Yemlik Kolzanın Ekim Alanı.
Şekil 3.5. Arıotu ve Yemlik Kolza Alanında Arı Kolonileri.
68
3.2.3. Arıotu ve Yemlik Kolza Parsellerine Kafeslerin Yerleştirilmesi ve
Kaldırılması
Böceklerin arıotu ve yemlik kolzanın tohum verimine katkılarını belirlemek
amacıyla hazırlanan tel ile kaplı kafesler, bitkilerin çiçeklenme başlangıcında arazide
tesadüfi olarak seçilen yerlere konulmuştur (Şekil 3.6).
Birinci yılda arıotu parseline kafes yerleştirme işlemi 04/04/2000 tarihinde
yapılmıştır. İkinci yılda ise kafesler yemlik kolza parseline 16/02/2001 tarihinde,
arıotu parseline 13/03/2001 tarihinde yerleştirilmiştir. Kafeslerin toprakla birleştiği
kısımlar polinatörlerin geçişini önlemek amacıyla toprakla doldurulmuştur.
Kafeslerin parselden kaldırılması işlemi kafes içerisindeki bitkilerin hasat
olgunluğuna gelmelerini izleyen günlerde yapılmıştır. Birinci yılda arıotundaki
kafesler, içerisindeki bitkiler hasat olgunluğuna gelmeleri için bir süre bekletilerek
hasat edildikten sonra 02/06/2000 tarihinde çıkarılmıştır.
İkinci yılda yemlik kolzadan 11/04/2001 tarihinde, arıotundan ise 26/04/2001
tarihinde çıkarılmış ve kafesli ve kafessiz alandaki bitkiler hasat edilmiştir.
3.2.4. Arıotu ve Yemlik Kolzanın Çiçeklenme Fenolojisi
Arıotu ve yemlik kolzada her bir parselde ilk çiçeklerin görüldüğü tarih
çiçeklenme başlangıç tarihi, bitki parsellerindeki çiçeklerin hemen hemen tamamının
sona erdiği tarih de çiçeklenme bitiş tarihi olarak dikkate alınmıştır.
Birinci yılda arıotunda çiçeklenme 04/04/2000 tarihinde başlamış, 22/05/2000
tarihinde sona ermiştir. İkinci yılda arıotunda çiçeklenme 11/03/12001 tarihinde
başlamış ve 17/04/2001 tarihinde bitmiştir.
Yemlik kolzada ise çiçeklenme 12/02/2001 tarihinde başlamış 30/03/2001
tarihinde sona ermiştir (Şekil 3.7).
69
Şekil 3.6. Arıotu Alanında Kafeslerin Görünümü.
Şekil 3.7. Arıotu ve Yemlik Kolzada Çiçeklenme.
70
3.2.5. Arıotu ve Yemlik Kolzanın Hasadı
Arıotunda hasat tarihi olarak salkımların dip kısmında bulunan tohumların
olgunlaşıp kahverengi renk aldıkları tarih dikkate alınırken, yemlik kolzada alt
kapsüllerin olgunlaştığı tarih dikkate alınmıştır (Sağlamtimur ve ark, 1988a).
Birinci yılda arıotunda 23/05/2000 tarihinde açık alandaki bitkiler hasat
edilirken kafes içerisindeki bitkiler 02/06/2000 tarihinde, denemenin ikinci yılında
ise yemlik kolza 11/04/2001 tarihinde hasat edilirken arıotu 26/04/2001 tarihinde
hasat edilmiştir
3.2.6. Arıotu, Yemlik Kolza ve Bal Arısı Kolonileri Üzerinde Ele Alınan
Özellikler Açısından Ölçümlerin Yapılması ve Değerlendirilmesi
3.2.6.1. Arıotu ve Yemlik Kolzada Çiçek Sayılarının Belirlenmesi
Parsellerde önceden tesadüfi olarak seçilen ve işaretlenen, her biri 0.30 m2'lik
alana sahip 3'ü arıotu, 3'ü de yemlik kolza parselinde olmak üzere toplam 6 yerde
çiçeklenme süresince haftada bir gün saat 11:00'de, ölçüm yapılan dönemler
içerisinde açmış olan çiçeklerin sayımı yapılmıştır (Williams ve Christian, 1991).
Deneme kapsamında yapılan ölçümler havanın açık ve güneşli olduğu
zamanlarda yapılmıştır. Havanın uygun olmadığı veya gün ortasında bal arısının
tarlacılık faaliyetini olumsuz etkilediği yağmurlu, rüzgarlı olduğu durumlarda
ölçümler bir sonraki güne bırakılmıştır (Tansı ve ark, 1996).
Her bir bitkiye ait veriler ayrı ayrı olmak üzere ölçüm yapılan dönemler
bakımından Kruskal Wallis Testine göre istatistiki analiz edilmiş ve ortalamalar
kendi aralarında Mann-Whitney U Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır (Gamgam,
1989).
71
3.2.6.2. Arıotu ve Yemlik Kolza Çiçeklerinde Nektar Miktarı, Nektar
Kuru Madde Düzeyi ve Nektar Potansiyelinin Belirlenmesi
Bir çiçekteki nektar miktarının belirlenerek arıotu ve yemlik kolza
çiçeklerinin Çukurova koşullarında ne kadar nektar verdiğini saptamak amacıyla,
haftanın ölçüm yapılan bir gününde saat 10:00, 13:00 ve 16:00’da 1 ml’lik insülin
enjektörü kullanılarak nektar toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu yönteme göre
henüz yeni açmakta olan ve böcekler tarafından ziyaret edilmemiş çiçeklerin dip
kısmındaki iki adet nektar bezi üzerinde bulunan nektar damlacıkları insülin
enjektörü yardımıyla çekilmiştir. Her defasında arıotu ve yemlik kolza için birer
enjektör kullanılmış ve bir enjektörde 20 adet çiçekten çekilen nektar biriktirildikten
sonra, arazi koşullarında herhangi bir sebeple ağırlık kaybı oluşmaması için
enjektörün ağzı sıkıca kapatılmıştır. Arıotu ve yemlik kolza için ayrı ayrı bu işlem
yapıldıktan sonra elde edilen nektar örneği 0.0001 g duyarlı terazinin kefesine
boşaltılarak saptanan ağırlık miktarı çiçek sayısına bölünerek çiçek başına düşen
nektar miktarı mg/çiçek/gün olarak belirlenmiştir.
Arıotu ve yemlik kolza çiçeklerine ait nektarların kuru madde düzeyleri
günün 10:00, 13:00 ve 16:00 saatlerinde elde edilen ve ağırlığı saptanmış olan nektar
örneklerinde refraktometre ile belirlenmiştir (Roubik, 1995). Bu verilerin
değerlendirilmesi sonucunda arıotu ve yemlik kolza çiçeklerinin gün içerisinde ne
oranda (%) kuru madde düzeyine sahip nektar salgıladığı saptanmıştır. Elde edilen
verilere açı transformasyonu uygulandıktan sonra Tesadüf Parselleri Deneme
Tertibine göre düzenlenerek (bitkixdönemxsaat) Faktöriyel Deneme Desenine göre
istatistiki analiz yapılmıştır. Ortalamaların karşılaştırılmasında Duncan Çoklu
Karşılaştırma (DÇK) Testi kullanılmıştır (Bek, 1986).
Arıotu ve yemlik kolzanın dekar başına nektar verimlerini saptamak
amacıyla, parsellere ekilmiş olan arıotu ve yemlik kolzadan tesadüfi olarak seçilen
10’ar adet bitki çiçeklenme süresi sonunda alınarak laboratuvara getirilmiştir.
Yemlik kolzadaki kapsül sayısı ile arıotundaki kavuz sayısından yola çıkılarak
çiçeklenme süresince bir bitki üzerindeki ortalama çiçek sayısı (ad/bitki)
72
saptanmıştır. Yine tesadüfi olarak seçilen 1 m2’lik büyüklüğe sahip 5 adet alanda
bulunan bitkiler sayılarak metrekareye düşen ortalama bitki sayısı (ad/m2) olarak
belirlenmiştir. Elde edilen metrekaredeki çiçek sayısı ile bir çiçeğe ait nektar ağırlığı
kullanılarak bitkilerin bir dekarda çiçeklenme süresince üretmiş olduğu nektar
potansiyeli (kg/da) belirlenmiştir.
3.2.6.3. Arıotu ve Yemlik Kolza Çiçeklerinde Polen Miktarı ile Polen
Potansiyelinin Belirlenmesi
Bir çiçekteki polen miktarının ağırlık (mg) olarak belirlenerek arıotu ve
yemlik kolzanın Bölge koşullarında ne kadar polen verdiğini saptamak amacıyla
haftanın ölçüm yapılan bir gününde saat 06:00, 11:00 ve 15:00'de arıotu ve yemlik
kolzanın her birinde 3 tekerrürlü olarak çiçek örneği toplanmıştır (Şekil 3.8). Arıotu
çiçeğinde 5 adet anter, yemlik kolza çiçeğinde 6 adet anter bulunmaktadır. Her bir
tekerrür için henüz anterleri patlamamış 20 adet çiçekten bir pens yardımıyla anterler
koparılıp üzerinde örneğin alındığı bitki, yer, tarih ve saat yazılı olan şişelere
konulmuştur. Daha sonra sayım yapmak amacıyla anterler konulan şişeler derin
dondurucuda saklamaya alınmışlardır. Çiçekteki polen miktarının ağırlık olarak
belirlenmesinde Keleş ve ark (2003)’nın geliştirdiği yöntem kullanılmıştır. Bu
yöntem iki aşamalı şekilde gerçekleştirilmiştir.
Çiçek başına polen miktarının belirlenmesinin birinci aşaması olarak anter
örnekleri alınan şişe içerisine 10 ml su konulmuş ve anterlerin su alarak 4-5 saatlik
bir zaman içerisinde şişmeleri sağlanmıştır. Daha sonra, şişen anterler bir baget
yardımıyla şişe içerisinde ezilerek içeriklerinin tamamen suya karışmaları
sağlanmıştır. Anterlerin tamamı patlatıldıktan sonra oluşan karışım içerisine yüzey
gerilimini
engellemek
amacıyla
eser
miktarda
sıvı
deterjan
damlatılarak
karıştırılmıştır. Karışımın homojen bir şekil alması için bir pipet yardımıyla karışım
içerisine birkaç kez üflenmiştir. Elde edilen bu karışımdan iki damla alınarak
hemasitometrik lam üzerinde bulunan iki sayma odacığı üzerine damlatılarak üzeri
73
lamel ile kapatılmıştır. İki sayma odacığından rastgele seçilen 4'er büyük kareden
yine tesadüfi olarak seçilen ve oküler ağ mikrometrede işaretli alan içerisinde
bulunan polenlerin tamamı sayılmıştır. Sonuçta bir lam üzerinde 8 ayrı yerde sayım
yapılmıştır. Bu sayımlar 2 paralel lamda olmak üzere bir örnekte toplam 16 sayım
gerçekleştirilmiştir.
Bir çiçekteki polen miktarının hesaplanabilmesi için sayma işleminde
kullanılan objektifin büyütme gücüne bağlı olarak oküler ağ mikrometrenin lam
üzerinde gördüğü alan ile büyük sayım odacığının hacminin 0.2 mm3 olduğundan
yola çıkılarak oküler ağ mikrometrede görülen karenin altına düşen hacim
belirlenmektedir. Oküler ağ mikrometrede işaretli alan altında bulunan hacim
içerisindeki polen miktarından da yola çıkılarak 0.2 mm3’lük hacimdeki polen
miktarı elde edilmektedir. Bu veri, başlangıçta kullanılan 10 mm3 hacimle
orantılandığında ortaya çıkan değer bir şişede bulunan 20 çiçeğe ait tüm anterlerde
var olan polenin sayısal miktarını (ad) vermektedir. Bu temele dayalı olarak yapılan
sayımlarda elde edilen veriler aşağıdaki formülde yerine konularak bir şişe içerisinde
bulunan polen miktarı (ad/şişe) saptanmıştır.
PM = (KSM * TPM * 1000) / (LS * OBG2 * HLD * BKS)
PM
: Polen Miktarı (ad/şişe)
KSM : Örneğe Konulan Su Miktarı (mm3)
TPM : Bir Örnekte Büyük Karelerde Sayılan Toplam Polen Miktarı (ad)
LS
: Bir Örnekte Sayım Yapılan Lam Sayısı (ad)
OBG : Oküler Ağ Mikrometrenin Objektif Büyütme Gücü (mm)
HLD : Hemasitometrik Lam Derinliği (mm)
BKS
: Bir Lamda Sayım Yapılan Büyük Kare Sayısı (ad)
Yöntemin ikinci aşamasında kullanılacak olan polen örneğini toplamak
amacıyla arıotu ve yemlik kolza çiçeklerinin her birinden yaklaşık 150-200 adet
çiçek örneği alınmıştır. Bu çiçeklerin çanak ve taç yaprakları koparılarak her bir
bitkinin çiçekleri ayrı ayrı petri kutularına alınmış ve güneş gören bir yerde anterleri
patlayıncaya kadar bekletilmişlerdir. Patlayan anterlerden dökülen polenler bir fırça
74
yardımıyla toplanarak darası önceden alınmış olan ayrı şişelere doldurulmuş ve
0.0001 g duyarlı terazide tartılarak polenlerin ağırlıkları saptanmıştır.
Ağırlığı saptanmış olan arıotu ve yemlik kolza polenleri ile aynı birinci
aşamada olduğu gibi sayım yapılmıştır. Bu sayımda da ağırlığı önceden belirlenmiş
polen yığını içinde bulunan polen taneciğinin kaç adet olduğu hesaplanmıştır.
Sonuçta elde edilen bu verilerden yararlanılarak aşağıdaki formül yardımıyla bir
çiçek başına düşen polen miktarı ağırlık olarak (mg/çiçek) belirlenmiştir.
Ağırlığı Saptanan Polenlerin Miktarı (mg) * 20 Çiçeğe Ait Polenlerin Sayısı (ad)
Polen Miktarı (mg/çiçek) =
Ağırlığı Saptanan Polenlerin Sayısı (ad) X 20 (çiçek)
Hesaplanan bu ağırlık miktarı da bir çiçeğe ait olan anter sayısına (arıotu için
5, yemlik kolza için 6) bölünerek anter başına polen miktarı (mg/anter)
belirlenmiştir. Elde edilen veriler Tesadüf Parselleri Deneme Tertibine göre
düzenlenerek (bitkixdönemxsaat) Faktöriyel Deneme Desenine göre istatistiki analiz
yapılmış ve ortalamalar DÇK Testi ile karşılaştırılmıştır.
Arıotu ve yemlik kolzanın dekar başına polen verimlerini saptamak amacıyla,
nektar potansiyeli hesabında kullanılan dekara çiçek sayısı ile bir çiçeğe ait polen
ağırlığı kullanılarak bitkilerin bir dekarda çiçeklenme süresince üretmiş olduğu polen
potansiyeli (kg/da) belirlenmiştir.
3.2.6.4. Arıotu ve Yemlik Kolzada Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal
Arılarının Belirlenmesi
Arazide önceden tesadüfi olarak seçilen ve işaretlenen, her biri 0.30 m2'lik
alana sahip 3'ü arıotu ve 3'ü de yemlik kolza parselinin her birinde olmak üzere
toplam 6 değişik noktada, haftada bir gün saat 10:00, 12:00 ve 15:00'de 5 dakika
içerisinde nektar ve polen için tarlacılık yapan bal arıları ayrı ayrı sayılmıştır.
75
Sonuçta bal arılarının arıotu ve yemlik kolzadaki çiçeklenme süresince besin kaynağı
olarak arıotu ve yemlik kolzanın nektar ve poleninden ne oranda (%) tarlacılık
yaptıkları ayrı ayrı belirlenmiştir.
Polen ve nektar için tarlacılık yapan bal arısı sayılarına ait verilere her bir
bitki için ayrı ayrı olmak üzere ölçüm yapılan dönemler ve saatler bakımından
Kruskal Wallis Testi, polen ve nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayılarının kendi
aralarında karşılaştırılması amacıyla Mann-Whitney U Testi uygulanmıştır.
3.2.6.5. Bal Arılarının Topladığı Balda Bulunan Polenlerin Belirlenmesi
Haftada bir kere, parsel yanında ve uzağında bulunan 5’er adetten toplam 10
kovan içerisindeki peteklerden, arıların yeni toplamış olduğu baldan yaklaşık 100 g
alınıp üzerinde kovan numarası, örneğin alındığı tarih ve yeri yazılı etiket olan bir
kavanoz içerisine konulmuştur. Daha sonra, alınan bal örneği içerisinde bulunan
polenlerden yararlanılarak bal arılarının toplamış olduğu baldaki arıotu, yemlik kolza
ve diğer bitki kaynaklarının poleninin oranı (%) saptanmıştır.
Bu işlem için bal örneğinden Roubik (1995)'in bildirişine uygun olarak önce
10 g bal alınarak 40°C sıcaklıktaki 20 cm3 suda çözülmesi sağlanmıştır. Eriyik 10 dk
3000 rpm'de santrifüje edilmiş, çökeltiden ayrılan sıvı çekilerek alındıktan sonra
tekrar 10 ml saf su ile yeniden karıştırılmış ve 5 dk santrifüje edilmiştir. Daha sonra
Eti (1990)’ye göre sayım yapılmak üzere tekrar üzerindeki sıvı alınıp atılmış ve
çökeltiden iki damla hemasitometrik lam üzerinde bulunan iki sayma odacığı üzerine
damlatılarak üzeri lamel ile kapatılmıştır. Polen kaynaklarının sınıflandırılmasında
olduğu gibi sayım gerçekleştirilmiş, sayımlar sonucunda polenler arıotu, yemlik
kolza ve diğer bitkilerin poleni olarak belirlenmiştir. Polen sayılarından yola
çıkılarak bal arılarının topladığı baldaki arıotu, yemlik kolza ve diğer bitkilerin oranı
(%) saptanmıştır. Elde edilen verilere açı transformasyonu uygulandıktan sonra
Tesadüf Parselleri Deneme Tertibine göre düzenlenerek (uzaklıkxbitkixdönem)
Faktöriyel Deneme Desenine göre istatistiki analiz yapılmıştır. Ortalamaların
karşılaştırılmasında DÇK Testi kullanılmıştır.
76
Şekil 3.8. Arıotu Çiçeklerinden Anter ve Nektar Örneklerinin Alınması.
Şekil 3.9. Kovan Önlerine Takılan Polen Tuzaklarının Görünümü.
77
3.2.6.6. Bal Arılarının Topladığı Polenlerin Oranının Belirlenmesi
Haftada bir gün 06:00-11:00, 11:00-15:00 ve 15:00-18:00 saatleri arasında
günde 3 kez olmak üzere (Poulsen, 1973) 5 adedi parsel yanında, 5 adedi de kontrol
kolonilerinde olması kaydıyla toplam 10 adet bal arısı kolonisine polen tuzağı
takılmıştır (Şekil 3.9). Polen tuzağı takma işlemi tüm deneme süresince gruplarda
bulunan kolonilere eşit bir şekilde dönüşümlü olarak yapılmıştır.
Her bir polen tuzağında biriken polen yükleri, üzerinde kovan numarası,
toplandığı yer ve saatler yazılı olan şişelere konulmuştur (Şekil 3.10). Daha sonra bu
polen örneklerinde laboratuvarda mikroskop altında arıotu, yemlik kolza ve diğer
bitki polenlerinin sayımı yapılarak bal arısının topladığı polenlerin oranı (%)
belirlenmiştir (Sawyer, 1981). Elde edilen polen yüklerindeki polen taneciklerinin
sayımı Eti (1990)'nin belirttiği yöntemle yapılmıştır.
Bu yönteme göre, polen yüklerinden alınan yaklaşık 10-20 g polen örneği
üzerine 10 ml su eklenmiş ve yüzey gerilimini azaltmak için de eser miktarda sıvı
deterjan damlatılmıştır. Daha sonra polen örneği bir cam bagetle karıştırılmıştır.
Karışımın daha homojen bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir cam pipetle karışım
içerisine birkaç kez üflenmiştir. Pipet yardımıyla bu karışımdan alınan iki damla,
hemasitometrik lam üzerinde bulunan iki sayma odacığı üzerine damlatılarak üzeri
lamel ile kapatılmıştır. İki sayma odacığında rastgele seçilen 4'er büyük karede
bulunan ve oküler ağ mikrometrede işaretli olan bölge içerisinde yer alan polenler
mikroskopta arıotu, yemlik kolza ve diğer bitki poleni olarak sayılmıştır. Sonuçta bir
lamda 8 ayrı yerde sayım yapılmıştır. Bu sayımlar 2 paralel lamda olmak üzere
tekrarlanmış ve toplam bir örnek için 16 adet sayım işlemi gerçekleştirilmiştir.
Verilerin değerlendirilmesi sonucunda bal arılarının arıotu ve yemlik kolzadan polen
bakımından hangisini, ne oranda tercih ettiği % olarak belirlenmiştir. Elde edilen
verilere açı transformasyonu uygulandıktan sonra Tesadüf Parselleri Deneme
Tertibine göre düzenlenerek (uzaklıkxbitkixdönemxsaat) Faktöriyel Deneme
Desenine göre istatistiki analiz yapılmışlardır. Ortalamaların karşılaştırılmasında
DÇK Testi kullanılmıştır.
78
3.2.6.7. Arıotu ve Yemlik Kolzanın Tohum Verimine Böceklerin
Katkısının Belirlenmesi
Arıotu ve yemlik kolzanın tohum verimine bal arılarının katkısının ne oranda
olduğunun saptanması amacıyla (Free, 1992) parsellerin her birine konulan ve 9
m2’lik alanlara sahip olan üçer adet kafes içinde ve üçer adet de tesadüfen seçilmiş
aynı miktardaki açık alanda bulunan bitkiler elle hasat edilmiştir. Hasat edilen
bitkilerin serin bir yere serilerek kurumaları sağlanmış, tohumların olgunlaşmalarını
takiben
elde
ufalamak
ve
rüzgarda
savurmak
suretiyle
tohum
hasadı
gerçekleştirilmiştir (Şekil 3.11). Hasat sonunda elde edilen tohum verimleri baz
alınarak metrekareye düşen tohum verimi (g/m2) hesaplanmıştır. Elde edilen veriler
her bir bitki için ayrı ayrı olarak t-testi ile değerlendirilmiştir.
Kafesli ve kafessiz alandan elde edilen veriler kullanılarak bitkilerin tohum
verimi artışındaki böcek polinasyonunun katkısının oranını (%) saptamak için
aşağıdaki formülden yararlanılmıştır.
Kafessiz Alandaki Verim (g/m2) - Kafesli Alandaki Verim (g/m2)
Böceklerin Katkısı (%) =
X 100
Kafesli Alandaki Verim (g/m2)
Bu formülden elde edilen değer, böcek polinasyonu ile tohum veriminde ne
oranda (%) artış sağlanacağının göstergesi olarak belirlenmiştir. Ayrıca bitkilerin
tohum veriminde böcek polinasyonunun payını (%) saptamak için aşağıdaki
formülden yararlanılmıştır. Bu formülden elde edilen değer, böceklerin polinasyonda
rol alması durumunda her 100 g’lık tohum üretimindeki payının ne kadar olduğunun
göstergesi olarak değerlendirilmiştir.
2
2
Kafessiz Alandaki Verim (g/m ) - Kafesli Alandaki Verim (g/m )
Böceklerin Payı (%) =
X 100
2
Kafessiz Alandaki Verim (g/m )
79
Şekil 3.10. Polen Tuzaklarından Alınan Örneklerin Görünümü.
Şekil 3.11. Arıotu ve Yemlik Kolzada Kafesli ve Kafessiz Alandan Elde Edilen
Tohumların Görünümü.
80
3.2.6.8. Arıotu ve Yemlik Kolzanın Arı Kolonilerinin Populasyon
Gelişimi Üzerine Etkisinin Belirlenmesi
Araştırmada kullanılan tüm arı kolonilerinde 21 günde bir yavrulu alan ve
ergin arı gelişimi belirlenerek koloni populasyon gelişimine bitkilerin etkisinin olup
olmadığı saptanmıştır (Şekil 3.12).
Denemeye alınan kolonilerin yavrulu alan gelişimi, Puchta yöntemine göre
petek üzerindeki yavrulu alanların uzun (a) ve kısa (b) ekseninin bir cetvelle
ölçülmesi ve yavru alanlarının elips şeklinde olduğu göz önüne alınarak
S=3.14*a/2*b/2 formülü ile cm2 cinsinden hesaplanmasıyla belirlenmiştir (Fresnaye
ve Lensky, 1961) (Şekil 3.13). Denemede her iki yılda da 1 yaşında ana arıların
kullanılması nedeni ile yavrulu alanlar arasında kalan boş gözlerin miktarına bağlı
etki, en alt düzeye indirilmeye çalışılmıştır.
Koloni populasyon gelişiminin diğer bir göstergesi olan ergin arı gelişimini
saptamak için deneme başından sonuna kadar geçen süre boyunca, arı kolonilerinin
arı ile kaplı çerçeve sayıları her 21 günde bir sayılarak adet olarak belirlenmiştir
(Şekil 3.14).
Parsellerde çiçeklenme bittikten sonra denemede kullanılan tüm koloniler,
gezginci arıcılık sistemi içerisinde hareket ettirilmiş ve bal hasadına kadar geçen süre
içerisinde de koloni populasyon gelişimi saptanmaya devam edilmiştir. Elde edilen
yavrulu alan gelişimine ait veriler Tesadüf Parselleri Deneme Tertibine göre
düzenlenerek (uzaklıkxdönem) Faktöriyel Deneme Desenine göre istatistiki analiz
yapılmıştır. Ergin arı gelişimine ait verilere ise uzaklık ve ölçüm yapılan dönemler
bakımından Kruskal Wallis Testi uygulanmıştır.
Yavrulu alan gelişimine ait ortalamalar DÇK Testi, ergin arı gelişimine ait
ortalamalar kendi aralarında Mann-Whitney U Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır.
81
Şekil 3.12. Ekili Alanda Arı Kolonilerinin Kontrolü.
Şekil 3.13. Kolonilerin Yavrulu Alan Gelişimlerinin Ölçülmesi.
82
Şekil 3.14. Kolonilerde Ergin Arı Gelişiminin Belirlenmesi.
Şekil 3.15. Arıotu ve Yemlik Kolza Çiçeklerinden Yararlanan Böceklerin
Sınıflandırılması.
83
3.2.6.9. Arı Kolonilerinin Bal Veriminin Belirlenmesi
Denemenin birinci yılında arıotu parseli yanına ve 5 km uzağına konulmuş
olan kolonilerde bal hasadı Kayseri ili Sarız ilçesinde 24/07/2000 tarihinde
yapılmıştır. İkinci yılda ise yine aynı ilçede 20/07/2001 tarihinde birinci hasat,
Şanlıurfa ili Akçakale ilçesinde 30/08/2001 tarihinde ikinci hasat yapılmıştır.
Kolonilerin bal verimini saptamak amacıyla her bir koloniye ait tüm petekler
50 g duyarlı terazi ile tek tek tartıldıktan sonra bal hasadı yapılmıştır. Bal hasadı
tamamlanan petekler tekrar tartılmış, elde edilen bal hasadı öncesi ve sonrası
ağırlıklar arasındaki fark, koloninin toplam bal verimi (kg/koloni) olarak
belirlenmiştir. Bal verimine ait verilerin değerlendirilmesinde t-testi kullanılmıştır.
3.2.6.10. Arıotu ve Yemlik Kolza Çiçeklerinden Yararlanan Böceklerin
Sınıflandırılması
Arıotu ve yemlik kolzada tarlacılık yapan böcekler, haftanın bir gününde saat
08:00, 13:00 ve 16:00'da, her bir parselde 3 yinelemeli şekilde 10'ar atrap sallanarak
yakalanmış ve siyanürlü öldürme şişesi kullanılarak öldürülmüşlerdir. Hymenoptera
takımına ait bal arısı dışındaki böcekler tür, diğer böcekler takım düzeyinde
sınıflandırılmak üzere (Free ve Williams, 1983b) yakalandığı bitki, yer, saat ve tarih
yazılı olan etiketlerle birlikte iğnelenerek muhafazaya alınmışlardır (Kansu, 1994)
(Şekil 3.15). Hymenoptera dışındaki böceklerin takım düzeyinde sınıflandırılması
Ç.Ü.Z.F. Bitki Koruma Bölümünde, Hymenoptera takımına ait böceklerin
sınıflandırılması Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümünde
yapılmıştır. Sınıflandırma sonucunda arıotu ve yemlik kolza çiçeklerinden yararlanan
bal arısı ile diğer polinatörlerin oranı ortaya konulmuştur. Elde edilen verilerin
istatistiki analizleri her bir bitkide ayrı ayrı olmak üzere ölçüm yapılan dönemler ve
saatler bakımından Kruskal Wallis Testine göre yapılmıştır. Ortalamalar kendi
aralarında Mann-Whitney U Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır.
84
4. BULGULAR ve TARTIŞMA
4.1. Birinci Yıl (1999-2000) Bulguları
4.1.1. Arıotunun Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek Sayısı
Arıotu Çukurova Bölgesinde yoğun nektar akımı öncesine rastlayan dönemde
çiçeklenerek bal arılarına ilkbahar mevsiminde ek besin kaynağı sağlamaktadır. Bu
araştırma sonucunda, bal arıları açısından arıotunun önemi ile Çukurova koşullarında
hangi dönemde ve ne düzeyde çiçek açtığı saptanmıştır. Arıotunda çiçeklenme
süresince açan çiçek sayısı (ad/m2) Çizelge 4.1’de, arıotundaki çiçek sayısının
dönemlere göre değişimi Şekil 4.1’de verilmektedir.
Araştırmanın birinci yılında arıotu 04/04/2000 tarihinde çiçeklenmeye
başlamış, 22/05/2000 tarihinde çiçeklenmesi sona ermiş ve toplam 50 gün süreyle
çiçekte kalmıştır. Bitkinin çiçeklenme başlangıcında 13/04/2000 tarihinde yapılan ilk
sayımda 176.33 ad/m2 olan çiçek miktarı, çiçeklenmenin ilerlemesine bağlı olarak
artma göstermiş ve çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu 27/04/2000 tarihinde
6538.67 ad/m2 miktarına ulaşmıştır (Çizelge 4.1 ve Şekil 4.1). Bu tarihten sonra
çiçek sayısında azalma başlamış ve 18/05/2000 tarihinde yapılan son ölçümde 508.33
ad/m2 çiçek saptanmıştır.
Arıotundaki çiçek sayılarına uygulanan Kruskal Wallis Testi sonucunda,
ölçüm dönemleri bakımından çiçek sayıları arasındaki farkın istatistiki açıdan P<0.01
düzeyinde önemli olduğu belirlenmiştir.
Ortalamalara uygulanan ÇKT sonucunda; çiçeklenmenin en üst düzeyde
olduğu 27/04/2000 tarihinde yapılan ölçüm dönemi I. grubu, 20/04/2000 tarihinde
yapılan ikinci ölçüm dönemi ile 04/05/2000 tarihindeki dördüncü ölçüm dönemi II.
grubu oluşturmuştur. 11/05/2000 tarihindeki ölçüm dönemi III. grupta, 18/05/2000
tarihindeki ölçüm dönemi IV. grupta yer alırken 13/04/2000 tarihindeki ölçüm
dönemi beşinci ve son grubu oluşturmuştur.
85
Çizelge 4.1. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotunda Çiçeklenme Süresince
Açan Ortalama Çiçek Sayısı (ad/m2).
2
Ortalama Çiçek Sayısı (ad/m )
Dönemler
13/04/2000
176.33±40.13
e
20/04/2000
3874.00±106.93
b
27/04/2000
6538.67±566.83
a
04/05/2000
3088.33±268.86
b
11/05/2000
2148.67±267.52
c
18/05/2000
508.33±57.43
d
X±Sx
2722.39±187.78
7000
Çiçek Sayısı (ad/m ²)
6000
5000
4000
3000
2000
1000
0
13/04/2000
20/04/2000
27/04/2000
04/05/2000
11/05/2000
18/05/2000
Ölçüm Dönemleri
Şekil 4.1. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotunda Çiçeklenme Süresince
Açan Çiçek Sayısının Dönemlere Göre Değişimi.
Araştırmanın birinci yılında arıotunun 04/04/2000-22/05/2000 tarihleri
arasında çiçeklenmesi ve çiçeklenme süresinin 50 gün sürmesi daha önce
Çukurova’da Kumova ve ark (2001) tarafından yapılmış olan çalışmada elde ettiği
sonuçla (46-49 gün) uyumlu, Sağlamtimur ve Baytekin (1988)'in 4-6 hafta, Tansı ve
ark (1999)'nın 39 gün sürdüğü bildirişlerinden yüksek bulunmuştur. Ayrıca
çiçeklenme tarihleri bakımından önceki çalışmalarla uyum sağlanmadığı, Korkmaz
86
ve Kumova (1988)'nın 18 Mart-06 Mayıs tarihleri arasında çiçeklendiği bildirişi ile
Tansı ve ark (1999)'nın nisan başı-mayıs ortası dönemde çiçeklendiği bildirişinden
farklı olduğu belirlenmiştir.
Arıotunun çiçeklenme süresi bakımından, İngiltere koşullarında Williams ve
Christian (1991) tarafından yapılan çalışma ile bu çalışmadan elde edilen sonuçlar
arasında da belirgin bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Aynı şekilde Yıldız (1999)
tarafından GAP Bölgesinde yapılan çalışmada arıotunun çiçeklenmeye başladığı
tarihler aynı olmasına karşın, çiçeklenme süreleri arasında oldukça belirgin bir fark
görülmüştür. Bu sonuçlar üzerine ülkesel ve bölgesel coğrafi konum ile iklimsel
farklılığın büyük bir etkisinin olduğu saptanmıştır.
Arıotu çiçek miktarı açısından pek çok çiçekli bitkiden çok daha fazla
miktarda çiçek açmaktadır. Araştırma sonucunda ortalama çiçek sayısının 2722.39
ad/m2 olduğu ve bu değerin Williams ve Christian (1991) tarafından İngiltere
koşullarında yapılan çalışmadan elde edilen değerlerle (2000-4000 çiçek/m2) uyum
içerisinde, Tansı ve ark (1996)’nın aynı yörede yaptıkları sayım değerlerinden (5950,
6216, 4733, 8933 ve 9250 ad/m2) oldukça düşük, Kumova ve ark (2001)’nın
değerlerinden (1077.60, 971.10 ve 1021.10 çiçek/m2) oldukça yüksek olduğu
bulunmuştur. Çiçek sayısı arasında değişik araştırmacıların bulguları arasındaki
farklılığın, bu çalışmada dönem içerisinde açılmış olan çiçeklerin sayıma dahil
edilmesinden kaynaklandığı; Tansı ve ark (1996) ile Kumova ve ark (2001)’nın aynı
gün içerisinde açan çiçekleri dikkate almasının ve farklı ekim tarihlerinin de bu
sonuçlar üzerinde farklı etkide bulunduğu belirlenmiştir.
Bauer (1991)’in arı merası yapmak amacıyla oluşturulacak bitki karışımları
içerisinde arıotunun oldukça yoğun bir şekilde kullanılabileceği görüşüne paralel
olarak, ülkemizin coğrafi yapısı ve arıcılık potansiyeli göz önüne alındığında arı
merası oluşturma yapısı içerisinde arıotunun da önemli bir yerinin olduğu ortaya
konmaktadır.
Sonuç olarak arıotunun ekim tarihi başta olmak üzere, ekildiği bölgenin iklim
özelliklerine bağlı olarak çiçeklenme başlangıç tarihi ve süresinin büyük farklılıklar
gösterdiği; aynı yöre koşullarında farklı yıllarda yapılan ekimlerde de farklı
87
çiçeklenme tarihleri ve süresine sahip olduğu belirlenmiştir. Bu durum arıotunun
ülkemizin coğrafi konum ve iklimsel farklılığına bağlı olarak çeşitli bölgelerde
ekiminin yapılarak ve ülke genelinde çiçeklenmenin uzun bir süreyle sürekliliğinin
sağlanabileceğini de desteklemekte, mevsimsel etkiler altında arıotunda çiçeklenme
süresinin artıp azalabileceğini ve bal arıları için uzun süreli besin kaynağı
oluşturabileceğini göstermektedir.
Arıotundaki çiçek sayısının ekim dönemine bağlı bir şekilde gelişen
çiçeklenme süresine bağlı olduğu, bu durumun da çiçek sayısını etkilediği ve yıllara
göre aynı yörede çiçek sayısı bakımından farklılıklar olabileceği belirlenmiştir.
4.1.2. Arıotu Çiçeklerinde Nektar Miktarı ve Nektar Kuru Madde
Düzeyi
Nektar Miktarı
Çiçekli bitkilerin bal arıları açısından önemini belirleyen önemli besin
kaynağından biri olan çiçek başına salgılanan nektar verimi (mg/çiçek/gün) araştırma
süresince dönem ve saatlere bağlı olarak belirlenmiştir. İlk dönemlerde kurutma
kağıdı kullanım esasına dayalı olan yöntemin uygulanmasından kaynaklanan
nedenlerden dolayı çiçeklerden nektar örneği alınamadığından veri eksikliği
yaşanmıştır. Araştırmanın birinci yılında arıotu çiçeklerinde bulunan nektar
miktarının dönemler ve saatlere göre dağılımı Çizelge 4.2’de verilmiştir.
Araştırmanın yürütüldüğü parseldeki arıotu çiçeklerinde günün belirli
saatlerinde yapılan nektar ölçümleri sonucunda, çiçek başına düşen nektar miktarı
bakımından gün içerisinde büyük bir değişim olduğu saptanmıştır. Çiçeklenmenin ilk
günlerinde oldukça yüksek olan nektar miktarı, sonraki günlerde daha dengeli bir
yapı kazanmıştır. Ayrıca çiçek başına düşen nektar miktarı genel olarak
değerlendirildiğinde arıotunun gün içerisinde sabah ve öğle saatlerinde bol nektar
salgıladığı, fakat akşam saatlerinde nektar miktarının azaldığı belirlenmiştir. Sonuç
olarak arıotunun tüm ölçüm dönemleri dikkate alındığında 0.66 mg/çiçek/gün nektar
88
salgıladığı; saatlere göre olay değerlendirildiğinde saat 10:00’da 0.70 mg/çiçek/gün
nektar salgılamasına karşılık, saat 13:00’de 0.80 mg/çiçek/gün, saat 16:00’da 0.50
mg/çiçek/gün nektar salgıladığı saptanmıştır.
Arıotunda çiçeklenme süresince toplam 21.894.000 ad/da çiçek bulunduğu ve
çiçeklerde saptanan 0.66 mg/çiçek/gün nektar miktarına bağlı olarak birinci yıl 14.45
kg/da nektar potansiyeline sahip olduğu ve yapılan sınıflandırmada IV. Sınıf nektarlı
bitkiler sınıfına girdiği belirlenmiştir.
Çizelge 4.2. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Nektar
Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Dağılımı (mg/çiçek/gün).
Ölçüm Saatleri
Dönemler
Ortalama
10:00
13:00
16:00
20/04/2000
1.40
1.20
0.50
27/04/2000
0.10
04/05/2000
0.60
11/05/2000
0.66
0.40
18/05/2000
0.70
Ortalama
0.70
0.80
0.50
Arıotunda nektar miktarının gün içerisinde değişken bir yapı göstermesi;
Root (1972), Shuel (1975), Morse ve Hooper (1985) ile Tew (1998)’in bildirişlerinde
belirtildiği gibi, bölge iklim verilerine bağlı olarak nektar miktarının etkilendiğini
göstermektedir. Özellikle güneşli ve yağmurlu havanın yörede etkin olması bu süreç
üzerinde önemli rol oynamaktadır.
Araştırma sonucu arıotunda çiçek başına elde edilen ortalama 0.66
mg/çiçek/gün nektar miktarı Crane ve ark (1984)'nın Hansson (1980)’dan arıotu için
bildirdiği 0.80-0.85 mg/çiçek/gün değerinden oldukça düşük; Jaablonski ve
Skowrenek (1982)’in arıotunun nektar miktarı olarak elde ettiği 0.60 mg/çiçek/gün
değeriyle tam bir uyum içerisinde olduğu saptanmıştır. Elde edilen arıotunun nektar
miktarı Simidchiev (1972)'in şeftali (2.173-5.375 mg/çiçek/gün), Simidchiev
(1976)’in badem (1.098-4.353 mg/çiçek/gün) ve Simidchiev (1973)'in böğürtlen
(3.8-14 mg/çiçek/gün) bitkisi çiçeklerinde saptadığı değerlerden oldukça düşük
bulunmuştur.
89
Arıotu çiçeklerinde nektar miktarının saatlere göre değişimi incelendiğinde
Simidchiev (1976)’in bildirişinden farklı olarak günlük nektar miktarının sabahtan
öğle saatlerine kadar arttığı, ancak saat 16:00’da azalmakta olduğu saptanmıştır. Bu
durum Free (1992)’nin nektar salgılamasının günün 13:00-15:00 saatleri arasında
olduğu bildirişi ile Williams (1997)’in çiçeğin yaşı ile nektar salgı oranı arasında bir
ilişkinin olduğu, 4-7 saat yaşlı çiçeklerin daha fazla nektar salgıladığı bildirişine de
uygun bir durum göstermektedir. Araştırmada elde edilen 14.45 kg/da nektar
potansiyeli değeri, Shuel (1975)’in bildirişinden daha düşük bulunmuştur. Bu sonuca
bölgesel iklim koşulları yanında çeşitler arası farklılık etkide bulunmaktadır.
Arıotu nektar potansiyeli bakımından değerlendirildiğinde; elde edilen
değerin bu konuda Jaablonski ve Skowrenk (1982)'in 30.3 kg/da ile Crane ve ark
(1984)'nın Szabo (1982)'dan bildirdiği 30-100 kg/da ile Maurizio ve Grafl (1982)'den
bildirdiği 21.4-49.6 kg/da bal verimi değerinden düşük olduğu; Polunin (1964)'den
bildirdiği 13.4-112.9 kg/da ile Cirnu ve ark (1980)'ndan bildirdiği 10-34 kg/da
sınırlarının içerisinde bulunduğu saptanmıştır. Ancak bu çalışma ile önceden yapılan
çalışmalar bir arada değerlendirildiğinde arıotunda çiçek başına nektar miktarı ve
nektar kuru madde düzeyinde olduğu gibi nektar potansiyelinin de oldukça farklı
miktarlarda ve değişken bir yapıda olduğu görülmektedir.
Sonuç olarak arıotunun öğle saatlerine kadar yoğun nektar salgıladığı fakat
akşama doğru azalma gösterdiği; nektar veriminin çevresel koşullar altında
değişkenlik gösterdiği, bu durumun da nektar potansiyelini önemli ölçüde etkilediği
ve bölgedeki nektar potansiyeline göre arıotunun IV. Sınıf nektarlı bitkiler sınıfına
girdiği saptanmıştır.
Nektar Kuru Madde Düzeyi
Araştırmanın birinci yılında arıotu çiçeklerinde nektarda bulunan kuru madde
düzeyinin dönemler ve saatlere göre dağılımı Çizelge 4.3’de verilmiştir
Alınan nektar örneklerinde yapılan kuru madde düzeyi ölçümleri sonunda
nektar miktarındaki gibi büyük bir değişimin olduğu belirlenmiştir. Özellikle nektar
miktarının oldukça fazla olduğu ilk ölçümlerde nektar kuru madde düzeyinin düşük
90
olması dikkat çekmektedir. Ancak zaman içerisinde çiçeklenmenin yoğunlaşmasına
paralel olarak, nektar kuru madde düzeyinin arttığı, fakat çiçeklenmenin sonuna
doğru bu miktarın düşme eğilimi gösterdiği saptanmıştır. Sonuç olarak arıotunun tüm
ölçüm dönemleri dikkate alındığında arıotu çiçeklerinde nektar kuru madde düzeyi
saat 10:00’da %15.30, saat 13:00’te %16.60 ve saat 16:00’da %15.80 olarak
saptanmıştır. Arıotunun genelde %15.90 düzeyinde kuru madde içeren nektara sahip
olduğu belirlenmiştir.
Çizelge 4.3. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde
Nektarda Bulunan Kuru Madde Düzeyinin Dönemler ve Saatlere Göre Dağılımı (%).
Ölçüm Saatleri
Dönemler
20/04/2000
10:00
13:00
16:00
10.80
11.00
15.80
Ortalama
27/04/2000
04/05/2000
19.30
11/05/2000
18/05/2000
Ortalama
15.90
22.20
15.80
15.30
16.60
15.80
Arıotunun%15.90 nektar kuru madde düzeyi, Simidchiev (1972)’in şeftali
(%29.54-35.12), Simidchiev (1976)’in ahududu (%38-59) çiçekleri için bulduğu
değerler ile Jaablonski ve Skowrenek (1982)’in arıotu çiçekleri için bildirdiği %36.3
değerinden oldukça düşük bulunmuştur. Ayrıca bu değer Crane ve ark (1984)’nın
Cirnu (1980)’dan bildirdiği %28 değerine yakın, fakat Hansson (1980)’dan bildirdiği
%40-43 değerlerinden düşük olarak saptanmıştır. Nektardaki kuru madde düzeyinin
önceki çalışmalara göre farklı olması, bitkinin ait olduğu tür, çeşit veya varyete
yanında, diğer çevresel faktörlerin de etkide bulunduğu, nektar salgı miktarı ile
nektar yapısının hava koşullarından önemli düzeyde etkilendiği (Simidchiev, 1972),
nektar yoğunluğunun ekolojik ve iklimsel koşullara göre değişken bir yapı gösterdiği
(Öder, 1994) bildirişleri ile uyum içerisindedir. Araştırmanın yürütüldüğü Bölgenin
Akdeniz ikliminin etkisinde olmasına bağlı olarak, çiçekteki nektar miktarı ile nektar
kuru madde düzeyinin dönemlere göre büyük bir değişkenlik gösterdiği saptanmıştır.
91
4.1.3. Arıotu Çiçeklerinde Polen Miktarı
Çiçekli
bitkilerin
arıcılık
bakımından
öneminin
ortaya
konulduğu
çalışmalarda üzerinde durulan en önemli konulardan birisi bitkilerin bal arısı
kolonilerine ne kadar besin kaynağı sağladıklarıdır. Özellikle nektar ve polen
kaynağı olarak bitkilerin sağladığı besin miktarı bitkinin önemi kadar değerini de
ortaya koymaktadır. Arıotu çiçeklerinde polen miktarına ait değerler Çizelge 4.4’de,
dönemler ve saatlere göre değişimi ise Şekil 4.2’de verilmektedir.
Arıotu çiçeklerinde bulunan polen miktarının çiçeklenme süresince ölçüm
yapılan dönemler ve saatlere göre genel olarak değişim gösterdiği görülmektedir
(Çizelge 4.4 ve Şekil 4.2). Arıotunun saat 08:00’de toplanan çiçeklerinde 0.53
mg/çiçek/gün, saat 12:00’de toplanan çiçeklerinde 0.61 mg/çiçek/gün polen miktarı
ve saat 16:00’da toplanan çiçeklerde 0.55 mg/çiçek/gün polen miktarı saptanmıştır.
Genel olarak çiçek başına polen miktarı 0.56 mg/çiçek/gün olarak belirlenmiştir.
Özellikle çiçeklenmenin artmakta olduğu 21/04/2000 ve çiçeklenmenin en üst
düzeyde olduğu 27/04/2000 tarihli ölçümlerde çiçek miktarının artmasıyla birlikte
polen miktarının da arttığı belirlenmiştir.
Arıotunda tüm çiçeklenme süresince toplam 21.894.000 ad/da çiçek
bulunduğu ve çiçeklerde 0.56 mg/çiçek/gün polen miktarı sonuçlarına dayanarak
birinci yılda arıotunun 12.26 kg/da polen potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir.
Çizelge 4.4. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Polen Miktarı
(mg/çiçek/gün).
Ölçüm
Ölçüm Saatleri
X±Sx
Tarihleri
08:00
12:00
16:00
13/04/2000
0.26±0.01
0.65±0.05
0.32±0.01
0.41±0.01
cd
21/04/2000
0.63±0.04
0.95±0.03
0.75±0.05
0.78±0.05
a
27/04/2000
0.69±0.10
0.65±0.09
0.74±0.06
0.69±0.04
ab
04/05/2000
0.53±0.04
0.32±0.07
0.17±0.02
0.34±0.06
d
11/05/2000
0.52±0.04
0.46±0.08
0.64±0.03
0.54±0.07
bc
18/05/2000
0.56±0.14
0.64±0.05
0.55±0.03
0.58±0.07
b
X±Sx
0.53±0.04
0.61±0.06
0.55±0.06
0.56±0.03
92
1
08:00
12:00
16:00
Polen Miktarı (m g/çiçek/gün)
0,9
0,8
0,7
0,6
0,5
0,4
0,3
0,2
0,1
0
13/04/2000
21/04/2000
27/04/2000
04/05/2000
11/05/2000
18/05/2000
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.2. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Polen Miktarının
Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
İstatistiki analiz sonucuna göre; arıotunun polen miktarı üzerine ölçüm
yapılan dönemlerin önemli düzeyde (P<0.01) etkili olduğu, ancak saatler ile
dönemxsaat interaksiyonunun önemsiz (P>0.05) olduğu saptanmıştır. Araştırmanın
birinci yılında arıotu çiçeklerinde polen miktarı verilerine uygulanan DÇK Testi
sonucunda, 21/04/2000 tarihli ölçüm dönemi I. grupta, 18/05/2000 tarihli ölçüm
dönemi II. grupta, 04/05/2000 tarihli ölçüm dönemi IV. grupta, diğer dönemler ise bu
gruplar arasında yer almıştır.
Araştırmada elde edilen 0.56 mg/çiçek/gün polen miktarı, Crane ve ark
(1994)’nın Maurizio ve Grafl (1982)’dan bildirdiği arıotuna ait 0.50 mg/çiçek/gün
polen miktarı ile uyum içerisinde, ancak Beck (1991)’in bildirdiği 0.35 mg/çiçek/gün
değerinden oldukça yüksek bulunmuştur. Bu durum arıotunda polen üretiminin,
yetiştirildiği yöre ve yetiştirme koşullarına bağlı olarak büyük bir değişim
gösterebildiğini ve polen verimi bakımından Çukurova Bölgesinin oldukça iyi bir
konumda olduğunu ortaya koymaktadır.
Arıotunun polen potansiyeli değerlendirildiğinde bölge koşullarında vermiş
olduğu polen miktarının Beck (1991)’in arıotundan elde etmiş olduğu değerden (13.3
93
kg/da) düşük olduğu saptanmıştır. Araştırmacının çiçek başına bildirmiş olduğu 0.35
mg/çiçek/gün değerinin bu çalışmada elde edilen değerden oldukça düşük olmasına
karşın polen potansiyeli olarak bildirdiği değerin yüksek olmasının, arıotunun
yetiştirildiği bölgelere bağlı olarak çiçek sayısındaki farklılıktan kaynaklanmış
olabileceği belirlenmiştir.
Sonuç olarak arıotunun bölgenin iklimsel koşullarından etkilenmekle birlikte,
çiçeklenme süresince açan çiçek sayısına bağlı olarak bol miktarda polen kaynağı
sağladığı saptanmıştır.
4.1.4. Arıotunda Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı
Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı
Çukurova Bölgesinde arıotunun çiçeklenme süresince; altı dönemde, günün
belirli saatlerinde yapılan sayımlarda bal arılarının arıotunu nektar ve poleni için
tercih ettikleri saptanmıştır. Araştırmanın birinci yılında arıotu çiçekleri üzerinde
yapılan sayımlar sonucunda elde edilen nektar tarlacılığı yapan bal arılarının sayısı
dönemler ve saatlere göre Çizelge 4.5’te, nektar tarlacılığı yapan bal arılarının
dönemler ve saatlere göre değişimleri Şekil 4.3’de verilmiştir.
Çizelge 4.5. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Nektar
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk).
Sayım Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
12:00
14:00
13/04/2000
0.00±0.00
0.00±0.00
8.89±2.94
2.96±1.70
b
21/04/2000
1.11±0.10
1.11±0.10
15.55±1.10
5.92±1.47
b
27/04/2000
62.22±8.20
93.33±6.97
88.89±2.98
81.48±2.47
a
04/05/2000
48.88±9.78
64.44±7.47
30.00±1.56
47.77±4.86
a
11/05/2000
73.33±11.71
85.55±7.67
71.11±6.76
76.66±9.16
a
18/05/2000
6.66±1.33
10.00±0.78
8.89±4.89
8.51±2.42
b
X±Sx
32.03±1.49
42.40±1.36
37.22±3.19
37.22±5.39
94
10:00
Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı (ad/m ²/5 dk)
100
12:00
14:00
90
80
70
60
50
40
30
20
10
0
13/04/2000
21/04/2000
27/04/2000
04/05/2000
11/05/2000
18/05/2000
Ölçüm Dönemleri
Şekil 4.3. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Nektar
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
Arıotunda çiçeklenmenin başlaması ile birlikte bal arıları nektar tarlacılığına
başlamış ve çiçeklenmenin artmasına bağlı olarak 27/04/2000 tarihinde bu sayı en üst
düzeye ulaşmıştır (Çizelge 4.5 ve Şekil 4.3). Çiçeklenme başlangıcında saat 10:00 ve
saat 12:00’de yapılan sayımlarda nektar tarlacılığı yapan bal arısı bulunmazken, saat
14:00’de yapılan sayımlarda bu değer 8.89 ad/m2/5 dk olarak saptanmıştır. Geçen
süre içerisinde nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısının artması yanında, gün
içerisinde bal arılarının arıotu nektarından tıpkı polenin de olduğu gibi gün boyu
yararlandıkları görülmüştür. Arıotunda çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu tarihe
(27/04/2000) kadar gittikçe artan nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısı, bu tarihten
sonra arıotunda çiçeklenmenin azalmasına ve çevrede yeni bitkilerin çiçek açmasına
koşut olarak azalmaya başlamıştır. Çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu dönemde
saat 10:00’da yapılan sayımlarda 62.22 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de 93.33 ad/m2/5 dk
ve saat 14:00’de 88.89 ad/m2/5 dk bal arısının arıotu çiçeklerinde nektar tarlacılığı
yaptıkları belirlenmiştir. Çiçeklenmenin sonuna doğru yapılan sayımlarda ise nektar
tarlacılığı yapan bal arısı sayısında azalma görülmüştür. Tüm çiçeklenme süresi
95
dikkate alındığında saat 10:00’da yapılan sayımlarda ortalama 32.03 ad/m2/5 dk, saat
12:00’de 42.40 ad/m2/5 dk nektar tarlacılığı yapan bal arısı saptanırken, saat 14:00’te
bu değer 37.22 ad/m2/5 dk olarak gerçekleşmiştir.
Birinci yılda, arıotu çiçekleri üzerinde nektar tarlacılığı yapan bal arısı
sayılarına uygulanan Kruskal Wallis Testi sonucunda nektar tarlacılığı yapan bal
arısı sayısı ile ölçüm dönemleri arasında P<0.01 düzeyinde önemli ilişki olduğu
saptanmıştır. Ölçüm yapılan saatler bakımından elde edilen verilere Kruskal Wallis
Testi uygulandığında nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısı ile ölçüm saatleri
arasındaki ilişki önemsiz (P>0.05) olarak belirlenmiştir.
Nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısı verilerine uygulanan ÇKT sonucunda
üçüncü (27/04/2000), beşinci (11/05/2000) ve dördüncü (04/05/2000) ölçüm
dönemleri I. grupta, diğer ölçüm dönemleri II. grupta yer almışlardır.
Araştırmanın birinci yılında elde edilen nektar tarlacılığı yapan bal arılarının
sayısı, önceki yıllarda bölgede yapılan benzer çalışmalarda saptanan toplam tarlacı
bal arısı değerlerinden oldukça yüksek olarak saptanmıştır (Tansı ve ark, 1996;
1999). Bu sonuca arıotunun çekiciliği yanında, arıotu ekili parsel yakınında bal arısı
koloni yoğunluğunun etkisinin olduğu söylenebilir. Ayrıca bal arılarının arıotunda
polen ağırlıklı tarlacılık yapma eğiliminde oldukları, ancak gün boyunca polen
yanında nektar tarlacığı da yaptıkları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar Free (1962)
ve Free (1982)’nin bildirişlerinin aksine bal arılarının arıotu tarafından sağlanan
besin kaynaklarında çok net bir şekilde işbölümü yaptıkları, çiçeklenme süresi ve
saatlere bağımlı kalmaksızın arıotunun nektar ve polenine dengeli bir şekilde
dağılarak her ikisini de topladıkları saptanmıştır. Bu durum kış mevsiminden çıkan
kolonilerin ilkbaharda populasyonlarını hızla geliştirmeye yönelik çalışmaları
nedeniyle nektar ve polenin her ikisine de gereksinim duymalarından kaynaklandığı
ve besin maddelerini elde etmek için Free (1982) ile Moore ve ark (1989)’nın, bal
arılarının bitkilerin nektar salgılama dönemlerine uyum sağlayarak çiçeklerine
bağımlılık gösterdiği ve besinin miktarı ile enerji içeriğine bağlı olarak (Carpenter,
1983; Heinrich, 1983) tercih yaptıklarını bildiren görüşlere uygun olmaktadır. Ayrıca
bal arısı ile arıotu arasında bulunan bu ilişki, Al Fattah (1991)’ın bal arısı etkinliğinin
pek çok çevresel faktör tarafından ortak bir şekilde etkilendiği sonucu ile uyum
96
içerisinde bulunmaktadır.
Bal arısı tarlacılarının bu dönemde gereksinimi olan nektarı karşılayabilmek
amacıyla gün içerisinde arıotuna bağımlılık göstermesi Abrol (1992) ile Popovic
(1995)’in bildirişleriyle uyum sağlamakta, ancak Williams ve Free (1992)’nin soğan
bitkisinde bal arılarının sabah saatlerinde yoğunlukla polen için tarlacılık yaptıkları,
ancak gün boyunca nektar toplamakta olduğu bildirişle uyum sağlamamıştır. Ayrıca
Abrol (1995) ve Abrol (1997)’un bal arılarının doğada bulunan çiçeklerden elde
ettiği nektarın elde edilebilirliği ile enerji içeriğine bağlı olarak tarlacılık tercihinde
bulunduğu gerçeği ile uyumlu olduğu görülmüştür.
Bu çalışmada arıotunda nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısının çiçeklenme
süresince oldukça yüksek düzeyde olması, Korkmaz ve Kumova (1998) tarafından
arıotu konusunda yapılan bir çalışmada; bal arısı kolonilerinde arıotundan
yararlanma düzeyinin çiçeklenme süresine bağlı olarak arttığı ve çiçeklenme
düzeyinin artmasına koşut olarak nektardan yararlanma düzeyi sonucunda
kolonilerde önemli düzeyde ağırlık artışı yaşandığı bildirişi ile uyum içerisindedir.
Sonuçta Bölge koşullarında bal arılarının arıotundan çiçeklenme başlangıcı
dışında günün her saatinde aynı düzeyde nektar tarlacılığı yapma eğiliminde olduğu;
ancak dönemler dikkate alındığında çiçek artış ve azalış sayısına bağlı olarak nektar
tarlacılığı yapan bal arısı sayısında da bir artma veya azalmanın olduğu görülmüştür.
Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı
Arıotunun çiçeklendiği dönemde bal arılarının polen tercihini saptamak için
yapılan sayımlarda elde edilen polen tarlacılığı yapan bal arılarının sayısı saatler ve
dönemlere göre Çizelge 4.6’da, polen tarlacılığı yapan bal arılarının dönemler ve
saatlere göre değişimi Şekil 4.4’te verilmiştir.
Arıotunda çiçeklenmenin başlaması ile birlikte polen tarlacılığı başlamış ve
bitkide çiçeklenmenin artmasına bağlı olarak, 27/04/2000 tarihinde yapılan
sayımlarda en üst düzeye ulaşmıştır (Çizelge 4.6 ve Şekil 4.4). Çiçeklenme
başlangıcında saat 10:00 ve saat 12:00’deki sayımlarda polen tarlacılığı yapan bal
arısı sayısı 1.11 ad/m2/5 dk düzeyinde olurken, saat 14:00’te yapılan sayımlarda
22.22 ad/m2/5 dk olarak belirlenmiştir. Çiçeklenme süresince polen tarlacılığı yapan
97
bal arısı sayısının artması yanında gün içerisinde bal arılarının arıotu poleninden gün
boyu yararlandıkları görülmüştür.
Çizelge 4.6. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Polen
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk).
Sayım Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
12:00
14:00
13/04/2000
1.11±0.10
1.11±0.050
22.22±1.19
8.14±1.97
e
21/04/2000
5.55±0.25
32.22±2.06
24.44±2.28
20.74±2.64
d
27/04/2000
129.99±4.03
130.00±4.14
130.00±6.60
130.00±7.93
a
04/05/2000
58.89±1.57
60.00±1.45
45.55±1.29
54.81±1.48
c
11/05/2000
74.44±8.60
86.66±6.67
65.55±3.10
75.55±3.91
b
18/05/2000
2.22±0.22
12.22±1.78
6.66±0.32
7.03±1.91
e
X±Sx
45.37±2.70
53.70±4.89
49.07±5.69
49.38±2.05
Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı (ad/m²/5 dk)
140
10:00
12:00
14:00
120
100
80
60
40
20
0
13/04/2000
21/04/2000
27/04/2000
04/05/2000
11/05/2000
18/05/2000
Ölçüm Dönemleri
Şekil 4.4. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Polen Tarlacılığı
Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
98
Arıotunda çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu tarihe (27/04/2000) kadar
gittikçe artan polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısı bu tarihten sonra arıotunda çiçek
miktarının azalmasına ve çevrede yeni bitkilerin çiçek açmasına koşut olarak
düşmeye başlamıştır. Çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu 27/04/2000 günü saat
10:00’da yapılan sayımlarda 129.99 ad/m2/5 dk, saat 12:00 ve saat 14:00’te yapılan
sayımlarda 130.00 ad/m2/5 dk bal arısının polen tarlacılığı yaptığı belirlenmiştir.
Çiçeklenmenin sonuna doğru yapılan sayımlarda ise polen tarlacılığı yapan bal arısı
sayısında azalma görülmüştür. Tüm çiçeklenme süresi dikkate alındığında saat
10:00’da yapılan sayımlarda 45.37 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de yapılan sayımlarda
53.70 ad/m2/5 dk polen tarlacılığı yapan bal arısı saptanırken saat 14:00’te yapılan
sayımlarda bu değer 49.07 ad/m2/5 dk olarak saptanmıştır.
Birinci yılda, arıotu çiçeklerinde polen tarlacılığı yapan bal arısı sayılarına
uygulanan Kruskal Wallis Testi sonucunda polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısı ile
ölçüm dönemleri arasında P<0.01 düzeyinde önemli ilişki olduğu saptanmıştır.
Ölçüm yapılan saatler bakımından elde edilen verilere Kruskal Wallis Testi
uygulandığında polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısı ile ölçüm saatleri arasındaki
ilişki önemsiz (P>0.05) olarak belirlenmiştir.
Ölçüm yapılan dönemler dikkate alınarak polen tarlacılığı yapan bal arısı
sayısı verilerine uygulanan ÇKT sonucunda; 27/04/2000 tarihinde yapılan üçüncü
ölçüm dönemi I. grupta, beşinci (11/05/2000) ölçüm dönemi II. grupta, dördüncü
(04/05/2000) ölçüm dönemi III. grupta, ikinci (21/04/2000) ölçüm dönemi IV. grupta
yer alırken, birinci (13/04/2000) ve altıncı (18/05/2000) ölçüm dönemleri V. grupta
yer almışlardır.
Nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayıları ile, polen tarlacılığı yapan bal arısı
sayıları karşılaştırıldığında; bal arılarının arıotunda polen ağırlıklı tarlacılık yapma
eğilimi gösterdikleri saptanmıştır. Bu sonucun Williams ve Christian (1991)’ın
İngiltere koşullarında yaptığı bal arılarının arıotunda nektar ağırlıklı tarlacılık
yaptıkları ve bu bitkiden sadece %22 düzeyinde polen tarlacılığı yaptıkları
bildirişleriyle uyum sağlamadığı görülmektedir. Araştırmada polen tarlacılığı
yönünde elde edilen tüm sonuçlar, arıotunun Çukurova koşullarında ilkbahar
mevsiminde çiçeklenmesi nedeniyle ön planda polen sağlayan bir besin kaynağı
99
durumunda olduğunu göstermektedir. Bal arılarının arıotunda öncelikle polen
tarlacılığına yönelmeleri; Free ve Williams (1976), Herbert (1992) ile Camazine ve
ark (1998)’nın koloni büyümesini sağlamak amacıyla yetiştirilen ve koloni içerisinde
bulunan yavru kokusunun tarlacı arıları öncelikle polen tarlacılığına yönelttikleri,
ayrıca Free (1987)’nin koloni içerisinde ana arının yavru üretiminde bulunmasının ve
kolonide bulunan larva miktarının polen tarlacılığı davranışını teşvik ettiği (Pankiw
ve ark, 1998; Dreller ve ark, 1999) görüşleriyle uyum içerisindedir.
Sonuç olarak bal arılarının arıotundan yöre koşullarında günün her saatinde
polen tarlacılığı amacıyla hemen hemen aynı düzeyde tarlacılık yapma eğiliminde
olduğu, ancak ölçüm yapılan dönemler göz önüne alındığında arıotunun
çiçeklenmesine bağlı olarak çiçek artış ve azalışına göre polen tarlacılığı yapan bal
arısı sayısında da artma veya azalmanın olduğu belirlenmiştir.
Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arısı Sayısı
Arıotu çiçeklerinde bal arılarının tarlacılık tercihini ortaya koyabilmek
amacıyla günün belirli saatlerinde yapılan sayımlarda, bal arılarının gün içerisindeki
toplam sayıları ve oranları saptanmıştır. Araştırmanın birinci yılında arıotu çiçekleri
üzerinde tarlacılık yapan toplam bal arılarının sayısı saatler ve dönemlere göre
Çizelge 4.7’de, tarlacılık yapan toplam bal arılarının dönemler ve saatlere göre
değişimi Şekil 4.5’te verilmiştir.
Çizelge 4.7. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Tarlacılık
Yapan Toplam Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk).
Sayım Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
12:00
14:00
13/04/2000
1.11±0.10
1.11±0.10
31.11±2.76
11.11±1.38
d
21/04/2000
6.66±1.92
33.33±5.09
40.00±1.67
26.67±5.66
d
27/04/2000
192.22±6.20
223.33±8.82
218.89±9.57
211.48±9.61
a
04/05/2000
107.77±5.02
124.44±9.67
75.55±3.47
102.59±8.79
c
11/05/2000
147.77±7.31
172.22±4.26
136.66±9.54
152.22±5.61
b
18/05/2000
8.89±1.10
22.22±3.53
15.55±1.78
15.56±4.90
d
X±Sx
77.41±5.65
96.11±3.44
86.29±1.91
86.60±2.16
100
Toplam Bal Arısı Sayısı (ad/m²/5 dk)
250
10:00
12:00
14:00
200
150
100
50
0
13/04/2000
21/04/2000
27/04/2000
04/05/2000
11/05/2000
18/05/2000
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.5. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Tarlacılık Yapan
Toplam Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
Çizelge 4.7 incelendiğinde, bal arılarının tarlacılık etkinliğine sabah
saatlerinde başlamalarına karşın, saat 12:00’de yapılan sayımlarda bal arısı
tarlacılığının öğle saatlerinde en üst düzeye ulaştığı ve öğleden sonra azaldığı
görülmektedir. Çiçeklenmenin başında bal arılarının öğleden sonra tarlacılık
etkinliğine başlamasına karşılık çiçeklenmenin yoğunlaşmasına ve iklimin daha
düzenli seyretmesine bağlı olarak arıotunda bal arılarının tarlacılık etkinliği gün
içerisine yayılmaya başlamıştır.
Çizelge 4.7’den görüldüğü gibi arıotu çiçeklerinde saat 10:00, 12:00 ve
14:00’te sırasıyla 1.11 ad/m2/5, 1.11 ad/m2/5 ve 31.11 ad/m2/5 dk bal arısı tarlacılık
yaparken çiçeklenmenin yoğunlaşmasına bağlı olarak bal arısı sayısında bir artış
gözlenmiş, 27/04/2000 günü saat 10:00, 12:00 ve 14:00’te yapılan sayımlarda
sırasıyla 192.22 ad/m2/5, 223.33 ad/m2/5 ve 218.89 ad/m2/5 dk olarak
gerçekleşmiştir. Çiçeklenme sonuna doğru 18/05/2000 tarihinde yapılan sayımda,
birim alanda azalan çiçek sayısına koşut olarak bal arısı sayısı da azalmış ve
tarlacılık yapan toplam bal arısı sayısı sırasıyla 8.89 ad/m2/5, 22.22 ad/m2/5 ve 15.55
ad/m2/5 dk olarak belirlenmiştir. Tüm dönemler boyunca 86.60 ad/m2/5 dk bal
101
arısının arıotu çiçekleri üzerinde tarlacılık yapmakta olduğu saptanmış, saat 10:00,
12:00 ve 14:00'te bu değerler sırasıyla 77.41 ad/m2/5, 96.11 ad/m2/5 ve 86.29
ad/m2/5 dk olarak gerçekleşmiştir.
Birinci yılda, arıotu çiçekleri üzerinde tarlacılık yapan toplam bal arısı
sayılarına uygulanan Kruskal Wallis Testi sonucunda, tarlacılık yapan toplam bal
arısı sayıları ile ölçüm dönemleri arasında P<0.01 düzeyinde önemli ilişki olduğu
saptanmıştır. Ölçüm yapılan saatler bakımından elde edilen verilere Kruskal Wallis
Testi uygulandığında bu bitki üzerinde tarlacılık yapan toplam bal arısı sayıları ile
ölçüm saatleri arasındaki ilişki önemsiz (P>0.05) olarak belirlenmiştir.
Arıotunda polen tarlacılığı ile nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayılarına ait
verilere uygulanan Mann-Whitney U Testi sonucunda aralarındaki farkın önemsiz
(P>0.05) olduğu saptanmıştır. Ölçüm yapılan dönemlerde tarlacılık yapan toplam bal
arısı sayılarına uygulanan ÇKT sonucunda, 27/04/2000 tarihinde yapılan üçüncü
ölçüm dönemi I. grupta, beşinci (11/05/2000) ölçüm dönemi II. grupta, dördüncü
(04/05/2000) ölçüm dönemi III. grupta yer alırken ikinci (21/04/2000), altıncı
(18/05/2000) ve birinci (13/04/2000) ölçüm dönemleri IV. grupta yer almışlardır.
Arıotu çiçeklerinde tarlacılık yapan toplam bal arısı sayıları bölgede önceki
yıllarda yapılan benzer çalışmalar ile karşılaştırıldığında, çiçeklenmenin en üst
düzeyde olduğu dönemde Tansı ve ark (1996)’nın bildirdikleri değerler (130, 91, 66,
201 ve 183 ad/m2) ile uyumlu, tüm dönem ortalamaları bakımından karşılaştırma
yapıldığında Tansı ve ark (1999)’nın elde ettiği değerlerden (45.4, 56.0 ve 34.2
ad/m2) oldukça yüksek, Kumova ve ark (2001)’nın değerleriyle (68.10, 62.36 ve
62.23 ad/m2) nispeten uyumlu olduğu, Fluri ve Frick (2001)’in bildirişleri (26 ad/m2)
ile uyumlu olmadığı saptanmıştır. Sonuçta bal arılarının arıotundan; ekim zamanı ve
bölgesi ile mevsimsel koşullardan etkilenerek farklı yoğunluk düzeyinde tarlacılık
yaptıkları görülmektedir.
Ölçüm saatleri ve dönemlerine göre elde edilen bal arısı sayıları
incelendiğinde; bal arılarının Free ve Williams (1974), Free (1992) ve Roubik
(1995)’in bildirişlerinde olduğu gibi kovan yakınlarında tarlacılık yapma eğiliminde
oldukları, tarlacılık faaliyetlerini kovanları yakınında bulunan çiçekli bitkilerin artış
veya azalışına bağlı bir şekilde değiştirdikleri ve tarlacılık faaliyetlerini çiçeklenme
102
süresine bağlı bir şekilde ayarladıkları görülmektedir.
Toplam tarlacı bal arısı bakımından değerlendirildiğinde bölge koşullarında
yetiştirilen arıotunun Percival (1955)’in bildirişiyle uyumlu olarak 06:00-18:00
saatleri arasında polen salınımı yaptığı ve bal arılarının da bu duruma uyum
sağlayarak gün boyu polen topladıkları saptanmıştır. Ayrıca bal arılarının çiçeklenme
süresince arıotunda çiçek sayısının oransal artış ve azalışına bağlı olarak tarlacılık
yaptığının ortaya konulması, Poulsen (1973)’in kolonilerin bitkiler ve saatler
bakımından önemli etkileşim içerisinde olduğu bildirişi ile uyum göstermektedir.
Çalışmada, tarlacılık yapan toplam bal arısı sayıları yanında besin kaynağına
göre bal arılarının oransal değişimleri de saptanmıştır. Nektar ve polen tarlacılığı
yapan bal arılarının oranları (%) Çizelge 4.8’de, nektar ve polen tarlacılığı yapan
tarlacı bal arılarının dönemlere göre oransal değişimleri Şekil 4.6’da verilmiştir.
Çizelge 4.8 ve Şekil 4.6 birlikte değerlendirildiğinde bal arıları arıotunun
çiçeklenme başlangıcında polen ağırlıklı tarlacılık yapma eğiliminde iken
çiçeklenmenin yoğunlaşmasına paralel olarak besin kaynaklarından eşit düzeyde
yararlanma eğilimi göstermiş ve son haftalarda nektar ağırlıklı tarlacılık yapma
eğilimine girdikleri görülmüştür. Tüm dönemler dikkate alındığında bal arılarının
arıotu çiçekleri üzerinde günün her saatinde polen ağırlıklı olarak tarlacılık yapma
eğiliminde bulundukları saptanmıştır.
Çizelge 4.8. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Nektar ve
Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre
Oranı (%).
Sayım Saatleri
Dönemler
10:00
Ortalama
12:00
14:00
N
P
N
P
N
P
N
P
13/04/2000
66.67
33.33
66.67
33.33
30.62
69.38
54.65
45.35
21/04/2000
11.10
88.90
2.56
97.44
42.26
57.74
18.64
81.36
27/04/2000
30.97
69.03
42.97
57.03
40.95
59.05
38.30
61.70
04/05/2000
43.94
56.06
52.21
47.79
39.40
60.60
45.18
54.82
11/05/2000
51.48
48.52
47.42
52.58
52.95
47.05
50.62
49.38
18/05/2000
66.67
33.33
64.28
35.72
43.53
56.47
58.16
41.84
Ortalama
45.14
54.86
46.02
53.98
41.62
58.38
44.26
55.74
103
Nektar ve Polen Tarlacılığı Oranı (%)
90
Polenci Arı
80
Nektarcı Arı
70
60
50
40
30
20
10
0
13/04/2000
21/04/2000
27/04/2000
04/05/2000
11/05/2000
18/05/2000
Ölçüm Dönemleri
Şekil 4.6. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinde Nektar ve Polen
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemlere Göre Oransal Değişimi.
Çiçeklenme başlangıcında 13/04/2000 tarihinde yapılan sayımlarda, bal
arıları ortalama %54.65 düzeyinde nektar tarlacılığı yaparken, %45.35 düzeyinde
polen tarlacılığı yapmışlardır. Bal arısı yoğunluğunun en üst düzeyde olduğu
27/04/2000 günü yapılan sayımlarda bu değerler sırasıyla %38.30 ve %61.70
olurken, çiçeklenmenin bitişine doğru 18/05/2000 günü yapılan sayımlarda bu
değerler sırasıyla %58.16 ve %41.84 olarak belirlenmiştir.
Tüm çiçeklenme süresi dikkate alındığında bal arılarının arıotu çiçekleri
üzerinde %44.26 düzeyinde nektar tarlacılığı yapmaları yanında %55.74 düzeyinde
polen tarlacılığı yaptıkları saptanmıştır. Ayrıca saatlere göre tarlacılık eğilimi
değerlendirildiğinde bal arılarının arıotu çiçekleri üzerinde nektar ve polen sağlama
açısından hemen hemen tüm saatlerde aynı düzeyde tarlacılık yapma eğiliminde
oldukları belirlenmiştir.
Arıotunun çiçek sayısındaki oransal değişimin, aynı zamanda bu çiçekler
üzerinde tarlacılık yapan bal arısı sayısı üzerinde de etkili olduğu ve kolonilerin de
bu duruma uyum sağlayarak tarlacı arı populasyonunu ve tarlacılık tercihini
104
düzenlediği Michener (1974)'in bildirişi ile uyumlu olarak belirlenmiştir. Ayrıca
Winston (1987)’un bildirişine uygun olarak ölçüm yapılan dönemlerde, gün
içerisinde çevresel koşulların değişmesine koşut olarak bal arılarının tarlacılık
tercihleri ile yoğunluğunun da değişim gösterdiği saptanmıştır.
Bal arılarının %44.26 düzeyinde nektar, % 55.74 düzeyinde polen tarlacılığı
yapmış olmaları, Williams ve Christian (1991)'ın bal arılarının %22'sinin polen
tarlacılığı yaptığı bildirişinden oldukça farklı bulunmuştur. Bu sonuca arıotunun
yetiştirildiği Bölge başta olmak üzere çiçeklendiği dönemin, bal arılarının
gereksinimleri açısından öneminin etkili olduğu görülmüştür.
Sonuçta, bal arılarının arıotu çiçeklerinin sağlamış olduğu nektar ve polen
kaynağından en üst düzeyde yararlandıkları, çiçeklenme süresi ve gün içerisindeki
iklimsel değişimler başta olmak üzere, çevresel koşulların etkisi altında besin
kaynağı tercihini ve besin kaynağına dağılım oranını değiştirdikleri saptanmıştır.
Ayrıca bal arılarının arıotunun sağlamış olduğu nektar ve polen kaynaklarından
çiçeklenme süresi ve gün boyunca eşit düzeyde yararlanma yönünde tarlacılık
yaptıkları belirlenmiştir.
4.1.5. Arı Kolonilerinin Topladığı Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranı
Arıotunun erken ilkbahar mevsiminde çiçeklenmesi bal arıları açısından bu
bitkinin de önemini artırmaktadır. Ayrıca bu dönemde bal arıları bal yapma
işleminden önce günlük besin gereksinmelerini karşılamak için yoğun bir nektar
arayışına girmektedirler. Arı kolonisi gruplarının topladığı balda bulunan arıotu
poleni oranı Çizelge 4.9’da, arıotu poleni oranının dönemlere göre değişimi Şekil
4.7’de verilmektedir.
Arıotunda çiçeklenmenin başladığı günlerde (13/04/2000) yapılan ilk ölçüm
döneminde, bal arılarının topladığı balda arıotu poleni %25.0 oranında olmuş ve
arıotu poleni oranı zaman içerisinde gittikçe artan ve azalan bir düzeyde devam
etmiştir. Çiçeklenmenin en yoğun olduğu 27/04/2000 tarihli ölçüm döneminde
%69.0 oranında olan arıotu poleni oranı, son ölçüm döneminde (18/05/2000) %11.5
105
oranında gerçekleşmiştir. Tüm dönemler dikkate alındığında bal arılarının topladığı
bal içerisindeki arıotu poleni oranı %41.3 oranında saptanmıştır.
Çizelge 4.9. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Topladıkları Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranının (%)
Dönemlere Göre Dağılımı.
Ölçüm Tarihleri
Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranı (%)
13/04/2000
25.0±0.15
bc
21/04/2000
12.0±0.09
c
27/04/2000
69.0±0.12
ab
04/05/2000
22.5±0.10
bc
11/05/2000
70.5±0.15
a
18/05/2000
11.5±0.05
c
X±Sx
41.3±0.11
Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranı (%)
80
70
60
50
40
30
20
10
0
13/04/2000
21/04/2000
27/04/2000
04/05/2000
11/05/2000
18/05/2000
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.7. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Kullanılan Arı Kolonisi Gruplarının
Topladıkları Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranının Dönemlere Göre
Değişimi.
106
Arıotu poleni oranı verilerine uygulanan istatistiki analiz sonucunda ölçüm
yapılan dönemlerin etkisi önemli (P<0.05) olarak saptanmıştır. Arıotu poleni oranı
ortalamalarına uygulanan DÇK Testi sonucunda beşinci (11/05/2000) ölçüm dönemi
I. grupta, ikinci (21/04/2000) ve altıncı (18/05/2000) ölçüm dönemi III. grupta yer
almasına karşılık üçüncü (27/04/2000) ölçüm dönemi I. ve II. grupta, birinci
(13/04/2000) ölçüm dönemi ise her üç grupta birden yer almıştır.
Araştırmada bal arılarının topladıkları balda bulunan arıotu poleni oranının
%41.3 gibi oldukça yüksek değerde saptanmış olması, bal arılarının nektar elde
etmek için harcadığı zaman ve kazandığı enerjiden yola çıkarak net kazanca bağlı bir
şekilde tarlacılık yaptıkları (Anderson, 2001) bildirişi ile örtüşmektedir. Ancak bal
arısı kolonilerinin başka nektar kaynaklarına da tarlacılık yaptığı ve sadece bir
bitkiye bağımlı bir şekilde hareket etmediği belirlenmiştir. Ayrıca Allsop ve ark
(1998)'nın bildirişine uygun olarak bal arılarının nektar kaynağı olarak belli bir
bitkiye yönlenmesinde çiçek kokusunun önemli bir yeri olması etkili olmuştur.
Ancak arıotundaki dönemlere bağlı olarak değişen çiçek sayısı ile balda bulunan
arıotu poleni oranları birlikte değerlendirildiğinde aralarında net bir ilişki olmadığı,
bal arılarının arıotundaki çiçek sayısına bağlı olamadan farklı nektar kaynaklarından
da farklı düzeylerde yararlandığı görülmüştür.
Bal arılarının arıotu nektarından bu düzeyde yararlanmasında arıotunun
kovan yakınında ekili olmasına bağlı olarak tarlacılığı belirleyen en önemli
ölçütlerden, harcanan emek karşılığında sağlanan nektar miktarının yüksek olması
etkili olmuştur. Ayrıca diğer bitkilerde olduğu gibi arıotunda tarlacılık etkinliğini
başlatan en önemli etmenlerin koku, renk ve çiçek çokluğu olması nedeniyle,
arıotunun bu bakımdan da büyük bir üstünlüğü bulunmaktadır. Bal arılarının arıotu
nektarından üst düzeyde yararlandığı konusunda elde edilen sonuçlar, Korkmaz ve
Kumova (1998) tarafından aynı bölgede yapılan çalışma sonuçları ile de uyum
içerisindedir.
Araştırmada yapılan gözlemler sonucunda önceden bal arısı tarafından ziyaret
edilmiş olan çiçeklerin başka bal arıları tarafından defalarca besin arama amacıyla
ziyaret edildiği saptanmıştır. Arıotunun bal arıları için çekici olması ve erken
ilkbahar döneminde besin kaynağı sağlamasına bağlı olarak Free ve Williams
107
(1983b)’ın bildirdiği, besin toplama işlemini tamamlayan bal arılarının çiçek üzerine
koku bıraktıkları ve diğer arıların ziyaretini engelledikleri bildirişi ile uyum
sağlanmamıştır. Bu sonuca arıotunun oldukça çekici bir yapı ve kokuya sahip
olmasının önemli düzeyde etki ettiği düşünülmektedir.
Sonuç olarak, bal arılarının arıotu nektarından; çiçeklenme süresince ölçüm
dönemleri ve çevrede bulunan diğer çiçekli bitkilere bağlı olarak yararlandıkları, bu
durum üzerinde bitkinin çiçeklendiği dönem ile çiçeğinin koku ve rengi başta olmak
üzere pek çok faktörün etkili olabileceği belirlenmiştir.
4.1.6. Arı Kolonilerinin Arıotu Poleni Toplama Oranı
Çiçeklenme süresince arıotu parseli yanında bulunan kovanların önüne
takılan polen tuzaklarından toplanan polen yüklerinde yapılan laboratuvar analizleri
sonunda elde edilen; bal arılarının arıotu poleni toplama oranı (%) Çizelge 4.10’da,
arıotu poleni toplama oranının dönemler ve saatlere göre değişimi Şekil 4.8’de
verilmektedir.
Çizelge 4.10. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Arıotu Poleni Toplama Oranı (%).
Ölçüm
Saatler
X±Sx
Tarihleri
06:00-11:00
11:00-15:00
15:00-18:00
07/04/2000
10.68±0.41
10.59±1.20
16.71±1.67
12.66±1.28
bcd
13/04/2000
22.52±2.41
11.11±1.83
31.22±2.54
24.82±2.29
a
21/04/2000
4.45±0.03
19.66±1.65
18.88±0.62
14.74±2.22
bcd
27/04/2000
14.17±2.83
18.24±2.16
16.38±2.86
16.41±1.64
abc
04/05/2000
5.59±1.19
13.21±2.61
9.66±0.80
9.46±1.42
d
11/05/2000
12.01±1.15
20.19±3.14
22.22±1.28
18.14±2.49
ab
18/05/2000
7.63±1.73
15.08±3.45
7.65±0.34
10.74±1.86
cd
9.92±1.13
16.20±1.24
19.22±2.79
b
a
a
X±Sx
15.09±1.09
108
35
06:00-11:00
11:00-15:00
15:00-18:00
Arıotu Poleni Toplam a Oranı (%)
30
25
20
15
10
5
0
07/04/2000 13/04/2000 21/04/2000 27/04/2000 04/05/2000 11/05/2000 18/05/2000
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.8. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Kullanılan Arı Kolonisi Gruplarının
Arıotu Poleni Toplama Oranının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
Araştırmada arı kolonileri, kovanları yakınında bulunan arıotu poleninden
saatler ve dönemlere bağlı olarak oldukça farklı düzeylerde ve büyük bir değişkenlik
gösterecek şekilde toplamışlardır. Çiçeklenmenin başında yapılan ölçümlerde bal
arıları tarafından arıotu polenini en üst düzeyde toplama gerçekleşirken çiçeklenme
ortalarına doğru azalma, çiçeklenme sonuna doğru ise bir miktar artma görülmüştür.
Tüm dönemler dikkate alındığında arı kolonilerinin 06:00-11:00 saatleri
arasında %9.92 ve 11:00-15:00 saatleri arasında %16.20 düzeyinde arıotu polenini
toplamalarına
karşılık,
15:00-18:00
saatleri
arasında
%19.22
düzeyinde
toplamışlardır. Tüm ölçüm dönemleri dikkate alındığında bal arılarının arıotu
polenini %15.09 düzeyinde topladıkları belirlenmiştir.
Arı kolonilerinin, arıotu polenini toplama oranı verilerine uygulanan
istatistiki analiz sonucunda; arı kolonilerinin arıotu polenini toplama oranı üzerine,
çiçeklenme süresince ölçüm yapılan dönemlerin ve saatlerin etkisi önemli (P<0.05),
dönemxsaat interaksiyonu önemsiz (P>0.05) olarak belirlenmiştir.
Arıotu polenini toplama oranına ait ortalamalara uygulanan DÇK Testi
sonucunda; çiçek başına en fazla polen üretiminin olduğu ikinci (13/04/2000) ölçüm
109
dönemi arıotu poleninden yararlanma bakımından I. grupta, beşinci (04/05/2000)
ölçüm dönemi IV. grupta yer alırken, diğer ölçüm dönemleri kendi aralarında gruplar
oluşturmuşlardır.
Elde edilen verilere saatler bakımından uygulanan DÇK Testi sonucunda;
11:00-15:00 ve 15:00-18:00 saatleri I. grupta yer alırken, 06:00-11:00 saatleri II.
grupta yer almıştır.
Bal arıları, kolonilerinin büyümesini sürdürmek ve gerek kendilerinin gerekse
kolonide bulunan yavruların protein gereksinimini gidermek amacıyla, bitkilerin
polenlerini toplamaktadırlar (Herbert, 1992; Thomas ve Schumann, 1993).
Bu araştırma sonucuna göre; arı kolonilerinin kovan yakınlarında yoğun bir
şekilde bulunan arıotu çiçeklerinden tüm dönemler boyunca ortalama %15.09
düzeyinde arıotu poleni topladıkları saptanmıştır. Bu sonuçlar Free ve Williams
(1979), Waddington (1983), Schmidt ve ark (1995) ile Korkmaz ve Kumova
(1998)’nın bal arılarının farklı bitkilerden polen toplayarak diyet oluşturdukları
bildirişleri ile uyum içerisindedir. Ayrıca polenlerin aminoasit içeriği başta olmak
üzere besin maddeleri bakımından farklı yapıda olması (Baydar ve Gürel, 1998;
Cremonez ve ark, 1998) bal arılarının bu tercihlerinde etkili olmakta, bal arılarının
dengeli diyet oluşturabilmeleri için farklı bitkileri ziyaret etmelerini de zorunlu bir
duruma getirmektedir. Böylece doğada polinasyonu gereken bitkilerin de bu
polinasyonu garanti altına aldıkları görülmektedir. Ayrıca doğada bir besin
kaynağının aniden yok olmasına bağlı olarak ortaya çıkacak olan yeni besin kaynağı
bulma sürecinde koloninin besinsiz kalmasının önüne geçilmiş olmaktadır.
Bal arılarının polen seçimi ve toplanması konusunda çok dikkatli oldukları;
rüzgarla tozlanan bitkilerin polenlerinin sindirimi çok zor olmakla birlikte
topladıkları (Roulston ve Buchmann, 2000); polen seçiminde polenlerde bulunan ve
besin alma olayını uyaran fagostimulantların etkili olduğu (Schmidt ve ark, 1987;
Dobson ve ark, 1990) bilinmektedir. Arıotunun bal arılarını ve diğer böcekleri
kendine çekmesinden dolayı bu özelliklere sahip bileşenleri yapısında yoğun bir
şekilde bulundurdukları öne sürülebilir.
Bu çalışmadan elde edilen %15.09 arıotu poleni toplama oranı ile Korkmaz
ve Kumova (1998)’nın Çukurova koşullarında arıotu ile yaptıkları çalışmada bal
110
arılarının çiçeklenme süresince %14.39 düzeyine kadar arıotu poleninden
yararlandığı, tüm dönemler boyunca ise ortalama %3.06 düzeyinde yararlandığı
bildirişi ile arasında oldukça farklılık bulunmaktadır. Bu sonuçların farklı olmasında
bitkilerin çiçeklendiği dönemlerde bölgede çok yoğun çiçek açan diğer bitkilerin
bulunmasının olumsuz etki yarattığı görülmüştür.
Araştırmada bal arılarının arıotu poleni yanında başka bitkilerden de polen
toplamasına karşılık, Osmia arılarının %100 arıotu polenini tercih etmeleri (Cripps
ve Rust, 1989) bildirişi ile uyum sağlanmamıştır. Roulston ve Buchmann (2000)’ın
bildirişine uygun olarak arıotu poleninin protein içeriğinin yüksek olmasından dolayı
bal arılarının diyetinde çok önemli bir yeri olduğu ve bal arıları tarafından sevilerek
tüketildiği belirlenmiştir.
Sonuç olarak; bal arılarının arıotu poleninden yararlanmakla birlikte
çevredeki diğer bitkilerin polenleriyle karışım yaptığı ve aminoasitlerce dengeli bir
diyet oluşturmak amacıyla başka polen kaynaklarına da yöneldikleri belirlenmiştir.
4.1.7. Arıotunun Tohum Verimine Böceklerin Katkısı
Bal arılarının en önemli etkinliği polinasyon olgusudur. Arıotunun tohum
verimine, böceklerin katkısını saptamak için kafesli ve kafessiz parsellerde yapılan
çalışmalar sonucunda arıotunun tohum miktarı saptanmıştır. Araştırmanın birinci
yılında arıotu üzerinde yapılan çalışmada kafesli ve kafessiz parsellerde belirlenen
tohum miktarı Çizelge 4.11, tohum miktarının gruplara göre değişimi Şekil 4.9’da
verilmektedir.
Çizelge 4.11. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotunda Kafesli ve Kafessiz
Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarı (g/m2).
Gruplar
n
Değişim Aralığı
X±Sx
CV
Kafesli
17.40±1.45
b
3
15.00-20.00
14.39
Kafessiz
56.67±4.02
a
3
50.00-63.89
12.28
111
60
Tohum Miktarı (g/m ²)
50
40
30
20
10
0
Kafesli
Kafessiz
Şekil 4.9. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotunda Kafesli ve Kafessiz
Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarının Değişimi.
Çizelge 4.11 ve Şekil 4.9 birlikte incelendiğinde; kafesli parsellerde 17.40
g/m2 tohum miktarı elde edilirken kafessiz parsellerde 56.67 g/m2 tohum elde
edilmiştir. Bu verilerin değerlendirilmesi sonucunda arıotunun tohum miktarı
artışında böcek polinasyonunun katkısı %225.68 olarak saptanmıştır. Başka bir ifade
ile her 100 gramlık arıotu tohum veriminde böcek polinasyonunun payı %69.29
olarak belirlenmiştir.
Araştırmada kullanılan kafesli ve kafessiz grupların tohum miktarlarına ait
verilere uygulanan t-testi sonucunda gruplar arasındaki fark önemli (P<0.01)
bulunmuştur.
Polinasyon olgusunun bal arılarıyla olan yoğun ilişkisinden dolayı (Gibbs ve
Muirhead, 1998; Özbilgin 1999) arıotunun tohum verimine böceklerin katkısını
saptamak amacıyla yapılan kafes denemelerinde, açık alandan elde edilen 56.67 g/m2
tohum verimi; bölgede önceden Uçar ve Tansı (1996)'nın bildirdiği 20.11-43.18
g/m2 ile Yıldız (1999)’ın bildirdiği 21.52-36.57 g/m2 değerinden oldukça yüksek,
ancak Tansı ve ark (1999)’nın yaptığı çalışmadaki değerle (51.5 g/m2) tam bir uyum
112
içerisinde olduğu görülmektedir. Ayrıca kafesli alan içerisinden alınan 17.40 g/m2
değeri Tansı ve ark (1999)’nın bildirdiği sonuçla (19.1 g/m2) uyumlu bulunmuştur.
Elde edilen bu sonuçlar yeknesak tohum elde edilmesinde ve kolay hasat
yapılmasının (Free, 1962) yanında verimliliğin artırılmasında bal arısı kullanımının
(McGregor, 1976; Özbek, 1979; Gori, 1983) önemini ortaya koymaktadır.
Arıotunun tohum veriminde böceklerin katkısının birinci yılda %225.68
düzeyinde verim artışı sağlaması ve bu verim içerisinde bal arısı polinasyonunun
payının %69.29 düzeyinde olması nedeniyle arıotu, Free (1992)’nin O’Grady
(1987)’den bildirmiş olduğu sınıflandırmaya göre böcekle tozlanmaya yüksek
bağımlılık gösteren sınıfına girmektedir. Arıotunun tozlaşmada böceklere olan
gereksinimi ve bal arıları için çekici olmasına (Greer, 1999) bağlı olarak bal
arılarının yoğun tarlacılık etkinliği yapmaları sonucunda tohum veriminde artış
sağlandığı görülmüştür.
Sonuçta böceklerin arıotu polinasyonunda önemli düzeyde etkili olduğu,
böcekler içerisinde ise bal arılarının büyük oranda polinasyonda görev aldığı ve
polinasyon sonucunda tohum verimi artışına büyük katkı sağladığı saptanmıştır.
4.1.8. Arıotunun Arı Kolonilerinin Populasyon Gelişimine Etkisi
4.1.8.1. Yavrulu Alan Gelişimi
Araştırmanın yürütüldüğü alan çiçekli bitkiler bakımından Çukurova Bölgesi
içerisinde zengin alanlardan biri konumundadır. Bu alana ek olarak ekilen 20 da
arıotu parseli yanına konulan kolonilerde bölgede yoğun nektar akımı öncesine
rastlayan dönemde bal arılarının ne düzeyde koloni populasyon gelişimi sağladığı
saptanmıştır. Araştırmanın birinci yılında arı kolonisi gruplarında elde edilen yavrulu
alan gelişimi (cm2) Çizelge 4.12’de, yavrulu alan gelişiminin dönemlere göre
değişimi Şekil 4.10’da verilmektedir.
Çizelge 4.12 ve Şekil 4.10 birlikte değerlendirildiğinde; parsel ve kontrol
kolonileri deneme başlangıcında sırasıyla 1764.09 cm2/koloni ve 1767.73 cm2/koloni
113
yavrulu alana sahip iken, deneme sonunda bu grupların sırasıyla 4786.56 cm2/koloni
ve 4404.15 cm2/koloni yavrulu alan gelişimine ulaştıkları belirlenmiştir. Araştırma
sonunda parsel ve kontrol koloni gruplarının sırasıyla ortalama 4248.38 cm2/koloni
ve 3964.48 cm2/koloni yavrulu alan gelişimine sahip oldukları saptanmıştır.
Çizelge 4.12. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi Gruplarında
Deneme Süresince Yavrulu Alan Gelişimi (cm2/koloni).
Ölçüm
Gruplar
X±Sx
Tarihleri
Parsel
Kontrol
07/04/2000
1764.09±39.96
1767.73±50.23
1765.91±31.01
c
28/04/2000
4974.74±180.31
4469.50±118.52
4722.12±122.96
a
19/05/2000
4949.92±300.18
4808.91±190.27
4879.41±172.75
a
09/06/2000
5023.22±192.58
4353.82±162.27
4688.52±149.22
a
30/06/2000
3991.73±200.88
3982.79±242.87
3987.26±152.25
b
21/07/2000
4786.56±277.22
4404.15±305.78
4595.35±205.39
a
4248.38±189.22
3964.48±165.90
a
b
X±Sx
4106.43±126.00
Yavrulu Alan Gelişim i (cm ²/koloni)
6000
5000
4000
3000
2000
Parsel
Kontrol
1000
0
07/04/2000
28/04/2000
19/05/2000
09/06/2000
30/06/2000
21/07/2000
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.10. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi Gruplarında Deneme
Süresince Yavrulu Alan Gelişiminin Dönemlere Göre Değişimi.
114
Araştırma gruplarında elde edilen yavrulu alan gelişimine ait verilere
uygulanan istatistiki analiz sonucunda; yavrulu alan gelişimi üzerine ölçüm
dönemlerinin P<0.01 düzeyinde; arıotunun ise P<0.05 düzeyinde önemli etkisi
olduğu, ölçüm dönemleri ile arıotu interaksiyonunun önemsiz (P>0.05) olduğu
belirlenmiştir.
Yavrulu alan gelişim ortalamalarına dönemler dikkate alınarak uygulanan
DÇK Testi sonucunda; ikinci (28/04/2000), üçüncü (19/05/2000), dördüncü
(09/06/2000) ve altıncı (21/07/2000) ölçüm dönemleri I. grubu oluştururken, beşinci
(30/06/2000) ölçüm dönemi II. grubu, birinci (07/04/2000) ölçüm dönemi III. grubu
oluşturmuştur.
Yavrulu alan gelişimi bakımından araştırma gruplarına uygulanan DÇK Testi
sonucunda arıotu parseli yanına konulan koloniler I. grubu, kontrol kolonileri II.
grubu oluşturmuşlardır.
İlkbahar döneminde çiçeklenen arıotunun bal arısı kolonilerinin populasyon
gelişimi üzerine etkisini saptamak amacıyla yürütülen bu çalışmada; arıotu ekili
parsel kenarına konulan bal arısı kolonilerinin arıotunda çiçeklenmenin başlamasıyla
birlikte
tarlacılığa
başladıkları
ve
bu
faaliyete
koşut
olarak
da
koloni
populasyonlarını artırdıkları görülmektedir. İlkbaharda tarlacılık etkinliğinin artışına
bağlı olarak yavru yetiştirme işleminin de arttığını ve tarlacı arıların sayısının artışına
bağlı olarak daha bol miktarda besin sağlandığı ve dolayısıyla koloni arı
populasyonunda da bir artış yaşandığı arıotu ekili alandaki kolonilerde de
saptanmıştır. Bu sonuçlar Free (1982) ve Arslan (1988)'ın bildirişleri ile örtüşmekte
olup, Kumova ve ark (1993), Güler (2000) ve Kumova (2000)’nın bu dönemlerde
önerdikleri ek besleme çalışmalarının yapılmasının aksine, bu çalışmada var olan
floraya destek olabilecek bitkilerin ekiminin sağlanması ile de koloni populasyon
artışının sağlanabildiği sonucu ortaya konulmuştur.
Arıotunun çiçeklenmesine bağlı olarak gelişen yavrulu alan miktarı Bazlen
(1995)’in belirttiği gibi nektarlı bitkilerin bulunduğu alanlarda bal arısı kolonilerinin
populasyon gelişimi bakımından gelişme sağladığı bildirişini desteklemektedir.
Bu çalışmada bal arısı kolonilerinin bölge koşullarında arıotu ekili parsel
kenarına yerleştirilmesinin kolonilerin populasyon gelişimi üzerine etkide bulunduğu
115
sonucu, Korkmaz ve Kumova (1998)’nın aynı koşullarda yaptığı çalışma ile
örtüşmektedir. Ayrıca bu durum Tansı ve ark (1999)’nın bölgede bal arısı
kolonilerinin besin bulmakta güçlük çektiği mart, nisan ve mayıs aylarında
çiçeklenen arıotu, kolza ve bakla bitkilerinin kolonilerin gelişimini arttırdığını
bildiren sonuçları ile de uyumlu bulunmuştur.
4.1.8.2. Ergin Arı Gelişimi
Koloni populasyonunun gelişimi bakımından gözle görülebilir en önemli
ölçüt koloninin sahip olduğu ergin arı gelişimidir. Bu açıdan ergin arı ile kaplı olan
arılı çerçevelerin sayısının performans ölçütü olarak önemi bulunmaktadır.
Araştırmanın birinci yılında arı kolonisi gruplarında deneme süresince elde edilen
ergin arı gelişimi Çizelge 4.13’de, arı kolonisi gruplarında deneme süresince elde
edilen ergin arı gelişiminin dönemlere göre değişimi Şekil 4.11’de verilmektedir.
Araştırma çalışmasına parsel ve kontrol kolonilerinde ortalama olarak
sırasıyla 6.13 ad/koloni ve 6.37 ad/koloni arılı çerçeve sayısı ile başlanmıştır.
Araştırmaya giren tüm kolonilerin arılı çerçeve sayıları deneme süresince gelişme
göstererek, deneme sonunda parsel yanındaki kolonilerin 27.37 ad/koloni ve kontrol
grubu kolonilerin 28.37 ad/koloni ergin arı gelişimine ulaştıkları görülmüştür. Sonuç
olarak parsel ve kontrol grubu kolonilerin ortalama 17.72 ad/koloni ve 18.58
ad/koloni ergin arı gelişimine sahip oldukları saptanmıştır.
Koloni gruplarının ergin arı gelişimlerine ait verilere uygulanan Kruskal
Wallis Testine göre, ergin arı gelişimi üzerine arıotunun etkisi önemsiz (P>0.05)
bulunmuştur.
Ancak
ölçüm
yapılan
dönemler
dikkate
alınarak
yapılan
değerlendirmede kolonilerin ergin arı gelişimi üzerine dönemlerin etkisinin P<0.01
düzeyinde önemli olduğu saptanmıştır.
Kolonilerin ergin arı gelişim ortalamalarına uygulanan ÇKT sonucunda
beşinci (30/06/2000) ve altıncı (21/07/2000) ölçüm dönemi I. grupta, dördüncü
(09/06/2000) ve üçüncü (19/05/2000) ölçüm dönemi II. grupta, ikinci (28/04/2000)
ölçüm dönemi III. grupta, birinci (07/04/2000) ölçüm dönemi IV. grupta yer almıştır.
116
Çizelge 4.13. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi Gruplarında
Deneme Süresince Ergin Arı Gelişimi (ad/koloni).
Ölçüm
Gruplar
X±Sx
Tarihleri
Parsel
Kontrol
07/04/2000
6.13±0.29
6.37±0.18
6.25±0.17
d
28/04/2000
13.50±0.32
12.75±0.61
13.12±0.35
c
19/05/2000
16.37±0.65
17.37±0.75
16.87±0.49
b
09/06/2000
17.12±0.58
18.25±0.75
17.68±0.48
b
30/06/2000
25.87±1.15
28.37±0.65
27.12±0.71
a
21/07/2000
27.37±0.62
28.37±0.65
27.87±0.45.
a
X±Sx
17.72±1.08
18.58±1.18
18.15±0.79
30
Ergin Arı Gelişim i (ad/koloni)
25
20
15
10
Parsel
Kontrol
5
0
07/04/2000
28/04/2000
19/05/2000
09/06/2000
30/06/2000
21/07/2000
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.11. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi Gruplarında Deneme
Süresince Ergin Arı Gelişiminin Dönemlere Göre Değişimi.
Koloninin ergin arı gelişimini belirleyen arılı çerçeve sayısı bakımından
koloni grupları arasında bir farklılık olmadığı, yavrulu alan gelişimi bakımından olan
gelişmenin ergin arı bakımından gerçekleşmediği saptanmıştır. Ergin arı gelişimi ile
yavrulu alan gelişimi arasındaki bu farklılığın, yavrulu alan gelişimi ile ergin arı
gelişimi arasındaki Budak (1992)’ın r=+0.92, Güler (1995)’in r=+0.546, Akyol
117
(1998)’un r=+0.84 düzeyinde olduğunu belirttikleri geniş aralıklı değişimden
kaynaklandığı belirlenmiştir. Dolayısıyla fazla yavrulu alan gelişimine sahip
koloniler, her zaman ergin arı gelişimi bakımından da aynı gelişmeyi göstermemekte,
doğal düşmanlar başta olmak üzere koloni içi ve dışı etkilere bağlı olarak bu ilişkide
değişimlerin olabileceği görülmektedir. Bu açıdan bitki kaynaklarının çok iyi ve bol
olduğu alanlarda kolonilerin ergin arı gelişiminde istenen artışı her zaman
sağlayacağı beklenmemelidir.
Sonuç olarak arıotu parseli kenarına konulan arı kolonilerinde yavrulu alan
gelişimi bakımından sağlanan bir miktar ilerlemenin yeterli olmadığı, ergin arı
bakımından herhangi bir gelişim yaşanmadığı ve bu duruma kontrol kolonilerinin
konulduğu alan çevresinde bulunan diğer bitkilerin olumsuz etkisinin olduğu
saptanmıştır.
4.1.9. Arı Kolonilerinin Bal Verimi
Arı yetiştiriciliğinde sezon sonunda elde edilen bal verimi önemli bir başarı
ölçütü olmaktadır. Arı kolonisi gruplarının bal verimleri Çizelge 4.14’te, bal
verimlerinin arı kolonisi gruplarına göre değişimi Şekil 4.12’de verilmektedir.
Deneme sonunda yapılan bal hasadında parsel yanında bulunan kolonilerin
35.43 kg/koloni bal verimine sahip olmalarına karşılık, kontrol kolonilerinin 37.11
kg/koloni bal verimine sahip oldukları saptanmıştır. Bu açıdan araştırmada kullanılan
koloni gruplarının bal verimlerine bakıldığında yavrulu alan ve ergin arı gelişimine
koşut olarak bir verim elde edildiği görülmektedir.
Çizelge 4.14. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi Gruplarının
Ortalama Bal Verimi (kg/koloni).
X±Sx
n
Değişim Aralığı
CV
Parsel
35.43±2.71
7
31.47-43.46
24.25
Kontrol
37.11±3.10
8
18.79-46.39
13.27
Gruplar
118
50
Bal Verim i (kg/koloni)
40
30
20
10
0
Parsel
Kontrol
Koloni Grupları
Şekil 4.12. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arı Kolonisi Gruplarının Bal
Verimlerinin Değişimi.
Koloni gruplarının bal verimi değerlerine uygulanan t-testi sonucunda arı
kolonisi grupları arasındaki farkın önemsiz (P>0.05) olduğu belirlenmiştir.
Önemli bir başarı ölçütü olarak görülen kolonilerin bal verimi (Sanford,
1988) üzerine koloninin genetik yapısı etkili olduğu kadar çevresel faktörlerin de
etkisi bulunmaktadır. Yavrulu alan gelişimine bağlı olarak gelişen ve değişen ergin
arı gelişiminin koloninin topladığı bal miktarı üzerine etkisi bulunmaktadır.
Doğaroğlu (1981) ile Doğaroğlu ve ark (1992)’nın ergin arı gelişiminin bal verimi ile
pozitif ilişkisi olduğu görüşü bu çalışmada görülmektedir. Arıotu parseli kenarına
konulan kolonilerde ortalama 17.72 ad/koloni ergin arı gelişimi ile 35.43 kg/koloni
bal verimi elde edilirken; 18.58 ad/koloni ergin arı gelişimi sağlanan kontrol
kolonilerinde 37.11 kg/koloni bal verimi gerçekleşmiştir. Bu durum, Genç (1990)’in
koloni populasyon gelişiminde sağlanacak artışla, bal veriminin önemli düzeyde
etkileneceği; Budak (1992)’ın bal veriminin yavrulu alan gelişiminden ziyade arılı
çerçeve sayısına bağlı olduğu ve aralarında r=+0.551 düzeyinde bir ilişkinin
bulunduğu, Güler (1995)’in ergin arı gelişimi ile bal verimi arasında r=+0.918,
Akyol (1998)’un ergin arı gelişimi ile bal verimi arasında r=+0.85 düzeyinde var
119
olan ilişkiden dolayı artabileceği, Kaftanoğlu ve ark (1992)’nın kolonilerin bal
verimi üzerine koloni populasyonunun gelişme hızının en önde gelen etkili bir etmen
olduğu bildirişleri ile uyum içerisinde görülmektedir.
Sonuç olarak araştırmanın birinci yılında kolonilerin ergin arı gelişimi
üzerine etki eden iç ve dış etmenler bal verimi üzerine de etkili olmuştur.
4.1.10. Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan Böcekler
Çukurova Bölgesi gerek bitki gerekse böcek varlığı açısından büyük bir
biyoçeşitliliğe sahiptir. Araştırmada arıotu çiçeklerinden yararlanan böceklerin
dönemler ve saatlere göre bal arısı ve takımlar düzeyinde dağılımı Çizelge 4.15’de,
arıotu çiçeklerinden yararlanan bal arısı ile diğer böceklerin dönemlere bağlı
değişimi Şekil 4.13’te, arıotu çiçeklerinden yararlanan bal arısı ile diğer böceklerin
saatlere bağlı değişimi Şekil 4.14’te verilmektedir.
Çizelge 4.15 ile Şekil 4.13 ve 4.14’ten görüldüğü gibi, arıotu üzerinde bal
arıları yoğun bir şekilde tarlacılık etkinliğinde bulunmaktadırlar. Ayrıca bal arısı
dışında Diptera takımına ait böceklerin de arıotundan yoğun bir şekilde
yararlandıkları saptanmıştır. Dönemlere göre arıotunda çiçeklenmenin artmasına ve
azalmasına paralel olarak bal arısı sayısında da bir artma ve azalma olduğu belirgin
bir şekilde görülmektedir. Bal arılarının günün her saatinde yoğun tarlacılık
faaliyetinde bulunmasına karşılık diğer böceklerin sabahın erken saatlerinde daha
çok tarlacılık yaptıkları, öğleden sonra azalma gösterdikleri belirlenmiştir.
Arıotunun çiçeklenme süresince saat 10:00’da yakalanan 259 bal arısı
dışında, 87 Diptera, 10 Coleoptera ve 4 Hymenoptera; saat 12:00’de 252 bal arısı
dışında, 1 Homoptera, 32 Diptera, 7 Coleoptera ve 1 Hymenoptera takımına ait
böcek yakalanmasına karşılık; saat 14:00’te 291 bal arısı dışında, 1 Homoptera, 33
Diptera, 3 Coleoptera ve 4 Hymenoptera takımına ait böcek yakalanmıştır. Tüm
dönemler boyunca arıotu üzerinde toplam 802 bal arısı yanında, 2 Homoptera, 152
Diptera, 20 Coleoptera ve 9 Hymenoptera takımına ait böcek yakalanmıştır.
120
Çizelge 4.15. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan
Böceklerin Dönemler ve Saatlere Göre Bal Arısı ve Takımlar
Düzeyinde Dağılımı (ad/gün/30 atrap).
Takımlar
Tarih
Saat
Bal Arısı
Homoptera
Diptera
Coleoptera
2
14:00
10
17
1
1
10:00
12:00
5
16
14:00
14
10
10:00
85
20
3
12:00
114
7
3
14:00
75
14
1
10:00
107
31
5
12:00
51
4
1
14:00
138
7
10:00
53
9
12:00
63
3
14:00
45
10:00
10
5
12:00
10
1
14:00
9
1
10:00
259
87
10
4
12:00
252
1
32
7
1
14:00
291
1
33
3
4
Genel
802
2
152
20
9
Toplam
13/04/2000
1
21/04/2000
9
27/04/2000
12:00
04/05/2000
3
10:00
11/05/2000
5
Hymenoptera
18/05/2000
4
Diğer
1
1
1
2
1
1
1
2
1
1
121
Bal Arısı
Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Sayısı (ad/30 atrap)
350
Diğer Böcekler
300
250
200
150
100
50
0
13/04/2000
21/04/2000
27/04/2000
04/05/2000
11/05/2000
18/05/2000
Ölçüm Tarihleri
Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Sayısı (ad/30 atrap)
Şekil 4.13. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan
Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Dönemlere Göre Değişimi.
Bal Arısı
350
Diğer Böcekler
300
250
200
150
100
50
0
10:00
12:00
14:00
Ölçüm Saatleri
Şekil 4.14. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan
Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Saatlere Göre Değişimi.
122
Araştırmanın birinci yılında arıotu çiçeklerinden yararlanan bal arısı dışındaki
Hymenoptera takımına ait diğer böceklerin dönemler ve saatlere göre familyalar
düzeyinde dağılımı Çizelge 4.16’da verilmektedir.
Çizelge 4.16. Araştırmanın 1. Yılında (1999-2000) Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan
Bal Arısı Dışındaki Hymenoptera Takımına Ait Diğer Böceklerin
Dönemler ve Saatlere Göre Familyalar Düzeyinde Dağılımı
(ad/gün/30 atrap).
Tarih
Tür
Sayısı
Toplam
Lasioglossom skovikovi Per.
3
3
Halictus marginatus Br.
1
2
Polistes gallicus L.
1
12:00 Anthophoridae
Eucera nitidiventris Mars.
1
1
14:00 Anthophoridae
Eucera tuberulata F.
1
1
14:00 Anthophoridae
Eucera nigrifacies Lep.
1
1
10:00 Anthophoridae
Eucera nigrifacies Lep.
1
1
Saat
Familya
10:00 Halictidae
13/04/2000
12:00
14:00
10:00
12:00
27/04/2000
14:00 Halictidae
Vespidae
10:00
04/05/2000
10:00
11/05/2000
18/05/2000
12:00
12:00
14:00
Çizelge 4.16'nın incelenmesinden, araştırmanın birinci yılında arıotu üzerinde
bal arısı dışında Hymenoptera takımına ait toplam 9 adet böceğin yakalandığı ve
4’ünün Anthophoridae, 4’ünün Halictidae ve 1’inin Vespidae familyasına ait olduğu
belirlenmiştir. Tüm dönemler dikkate alındığında arıotu üzerinde birinci yılda
123
%81.42 bal arısı, %0.20 Homoptera, %15.44 Diptera, %2.03 Coleoptera ve %0.91
Hymenoptera takımına ait diğer böceklerin tarlacılık yaptığı saptanmıştır.
Gün içerisinde ele alınan saatler açısından tüm dönemler dikkate alındığında,
saat 10:00’da %71.94 bal arısı, %24.17 Diptera, %2.78 Coleoptera ve %1.11 diğer
Hymenoptera; saat 12:00’de %86.00 bal arısı, %0.34 Homoptera, %10.93 Diptera,
%2.38 Coleoptera ve %0.35 diğer Hymenoptera; saat 14:00’te %87.65 bal arısı,
%0.30 Homoptera, %9.94 Diptera, %0.90 Coleoptera ve %1.21 diğer Hymenoptera
takımına ait böceklerin tarlacılık yaptığı belirlenmiştir.
Arıotu çiçeklerinden yararlanan toplam bal arısı ve diğer böcek sayılarına ayrı
ayrı uygulanan Kruskal Wallis Testi sonucunda, saatler bakımından aralarındaki
farkın önemsiz (P>0.05) olduğu, dönemler bakımından ise P<0.01 düzeyinde önemli
olduğu saptanmıştır.
Bal arısı ve diğer böceklerin sayıldığı dönem ortalamalarına uygulanan ÇKT
sonucunda, 27/04/2000 tarihli üçüncü dönem ve 04/05/2000 tarihli dördüncü dönem
I. grubu oluştururken, 11/05/2000 tarihli beşinci dönem II. grubu, 24/04/2000 tarihli
ikinci dönem, 18/05/2000 tarihli altıncı dönem ve 13/04/2000 tarihli birinci dönemi
III. grupta yer almışlardır.
Bal arısı ve diğer böcekler şeklinde düzenlenen verilere uygulanan MannWhitney U Testi sonucunda arıotu üzerinde tarlacılık etkinliği bakımından
aralarındaki farkın önemsiz (P>0.05) olduğu saptanmıştır.
Bu çalışmadan elde edilen bal arısı sayısı değeri, gerek parsel kenarına koloni
konulması gerekse doğada var olan polinatörlerin sürekli olarak azalmaları nedeniyle
oldukça yüksek bulunmuştur. Bu nedenden doğada bulunan Hymenoptera takımına
ait böceklerin, bitkilerin polinasyonunda çok önemli görevleri olmakla birlikte
(Bohart, 1952) bal arısının bu takım içerindeki önemi ortaya çıkmıştır. Ayrıca bal
arısı sayısı bakımından elde edilen değer oldukça yüksek olmakla birlikte, yapılan
gözlemlerde arıotu parselinde çok az miktarda bombus arısına rastlanmıştır. Bu
çalışmada elde edilen bal arısı ve bombus arısı sayısı değerleri ile Williams ve
Christian (1991) ile Poulsen (1973)'in bildirdiği değerler uyumsuzluk içerisinde
bulunmaktadır. Bu durum bombus arılarının Çukurova Bölgesinde uygulanan yoğun
tarım ve tarımsal mücadele ilacı kullanımı nedeniyle yetersiz düzeyde olduğunu, her
124
geçen gün populasyonlarının azaldığını ve polinasyonda önemli düzeyde etkin bir rol
oynamadıklarını göstermektedir.
Arıotu üzerinde tarlacılık yapan bal arısı ve diğer böceklerin tarlacı
sayılarındaki artış; Poulsen (1973) ve Collison (1977)’un bildirişlerine uygun olarak
bitkilerin besin kaynağı sunumuna paralel olarak ortaya çıktığını ve çiçeklenme
süresince çiçek sayısının artış ve azalışına paralel olarak tarlacılık yoğunluğuna sahip
olduklarını göstermektedir. Arıotu üzerinde tarlacılık yapan arıların %60’ının bal
arısı olmasına karşılık, %33 düzeyinde bombus arısı tarlacılığı olduğunu bildiren
Zandigiacomo ve ark (1992) ile çekici konumda olduğundan dolayı arıotunun
bombus arıları tarafından ziyaret edildiğini bildiren Patten ve ark (1993)’nın
bulguları ile de uyum sağlamamaktadır. Yine Becker ve Hedtke (1995) tarafından
yapılan arı merası oluşturma çalışmasında da belirtildiği gibi tarlacılık yapan
böceklerin %75’inin bal arısı ve %14.2’sinin bombus arısı olduğu, bu karışım
içerisinde en çok ziyaret edilen bitkinin ise arıotu olduğu bildirişi ile de uyum
sağlanamamıştır. Ancak Kahl (1996)’ın arıotunun böcekleri çekme özelliği olduğu
ve özellikle Syrphidae familyasına ait böcekleri çekmek amacıyla kullanıldığı
bildirişi ile uyum sağlanmıştır. Bu konuda Buchmann ve Van de Water (1998)’ın
polinasyonda kullanılan arılardan olan Osmia arı kolonileri yakınında çekici özelliği
nedeniyle arıotu ekili parsel bulunmaması gerektiği bildirişini de bu çalışmada elde
edilen değerler desteklemektedir.
Arazide yapılan gözlemlerde bal arıları veya diğer böceklerin tarlacılık
yaptıkları sırada, Free ve ark (1975) ile Free (1992)’nin bildirişlerinin aksine, aynı
çiçek
üzerinde
tarlacılık
yaptıkları
ve
birbirlerini
uzaklaştırıcı
faaliyette
bulunmadıkları, çiçeğin üzerinde besin toplama faaliyetini bitiren böceğin, diğeri
tarlacılığa devam ederken başka çiçeğe uçtuğu gözlenmiştir.
Elma ağaçlarındaki polinatörleri saptamak amacıyla Özbek (1978)’in yapmış
olduğu çalışmada Halictidae familyasına ait arıların yoğun olarak tarlacılık
yapmalarından farklı olarak, bu çalışmada sayıları az da olsa Halictidae familyasına
ait arıların arıotunda da tarlacılık yaptıkları saptanmıştır. Bu duruma diğer böceklerin
arıotu dışındaki diğer besin kaynaklarını tercih etmesinin etkisinin olabileceği gibi,
Williams ve ark (1991) ile Oliveria (1997)’nın bildirişlerine paralel olarak bu
125
familyaya ait arıların bölgede yeterli düzeyde olmadıkları veya azaldıkları da
söylenebilir. Ancak Çukurova Bölgesinde yoğun pestisit kullanımı nedeniyle böcek
populasyonunun azalmakta olduğu, Erzurum koşullarında Özbek (1978)'in yaptığı
çalışma ile karşılaştırıldığında görülmektedir. Zira araştırmanın birinci yılında
toplam 802 bal arısı yakalanmasına karşılık bal arısı dışında Hymenoptera takımına
ait toplam 9 arı yakalanmış olması ve bunların da sadece 4’ünün Halictidae
familyasına ait olması bu durumu net olarak ortaya koymaktadır.
Böceklerin arıotu çiçeklerine yoğun ilgi göstermelerinin temelinde bu bitkinin
yoğun çiçeğe sahip olması yanında çekici ve hissedilebilir düzeyde bir kokuya sahip
olması olumlu etkide bulunmaktadır. Erickson (1983), Estes ve ark (1983) ile Currie
ve ark (1990)’nın bildirişleriyle uyumlu olarak, bu çalışmada da bal arısı ve diğer
böceklerin tarlacılık için arıotunu tercih ettikleri saptanmıştır.
Arıotu üzerinde tüm ölçüm dönemlerinde toplam 802 bal arısı ve 183 adet
diğer böcekler yakalanmakla birlikte aralarında net bir şekilde yarış olmadığı
hepsinin birbirinden bağımsız tarlacılık yaptıkları, Bawa (1983) ile Dewenter ve
Tscharntke (2000)’nin bildirişleriyle uyumlu bulunmuştur. Ayrıca arıotu üzerinde bal
arısı ve diğer böceklerin belirgin bir düzeyde yarış yapmadıkları Bauer ve Engels
(1992)’in bildirişiyle de uyum içerisinde bulunmuştur. Ayrıca Diptera başta olmak
üzere diğer takımlara ait böceklerin de arıotu üzerinde tarlacılık yaptıkları
saptanmıştır. Diptera takımına ait böceklerin arıotu üzerinde yoğun tarlacılık
yapmaları bu konuda çalışma yapmış olan Colley ve Luna (2000) tarafından da
desteklenmektedir.
Sonuç olarak arıotunun çiçeklenme süresinin erken ilkbaharda başlaması ve
fazla çiçeğe sahip olması nedeniyle bal arısı dışındaki böceklere de besin kaynağı
sağladığı belirlenmiştir. Bunun yanında arıotunun yaban yaşamına olan katkısının,
korunga bitkisinde olduğu gibi, ekonomik değerinden çok fazla olacağı da göz ardı
edilmemelidir (Özbek, 1996). Çukurova Bölgesinde arıotunun nektar ve poleninden
bal arıları yanında pek çok böceğin yararlandığı saptanmış olup bu bitkinin ekiminin
yaygınlaşmasıyla erken ilkbahar döneminde böcek populasyonlarına hazır besin
kaynağı olabilecek ve populasyonların sürekliliği başta olmak üzere biyoçeşitliliğe
olumlu katkı sağlayabilecek bir bitki konumunda olduğu görülmektedir.
126
4.2. İkinci Yıl (2000-2001) Bulguları
4.2.1. Bitkilerinin Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek Sayısı
4.2.1.1. Yemlik Kolzanın Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek Sayısı
Bal arıları açısından çiçekli bitkilerin yetiştiriciliğinin önemi doğal bitki
populasyonlarının yok olmasına paralel olarak her geçen gün artmakta, yemlik kolza
ve arıotunun bu bakımdan yetiştiriciliği önem kazanmaktadır. Araştırmanın ikinci
yılında çiçeklenme süresince yemlik kolzada açan ortalama çiçek sayısı Çizelge
4.17’de verilmiştir.
Çizelge 4.17. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolzada Çiçeklenme
Süresince Açan Ortalama Çiçek Sayısı (ad/m2).
2
Ortalama Çiçek Sayısı (ad/m )
Dönemler
27/02/2001
781.00±50.59
e
02/03/2001
1676.33±120.40
d
06/03/2001
3417.33±65.28
c
13/03/2001
4946.33±155.45
b
18/03/2001
5658.33±110.43
a
22/03/2001
3508.67±158.31
c
27/03/2001
703.00±81.93
e
X±Sx
2955.85±111.11
Araştırmanın ikinci yılında yemlik kolzada ilk çiçeklenme 12/02/2001
tarihinde başlamış, 30/03/2001 tarihinde bitmiş ve çiçekte kalma süresi toplam olarak
47 gün sürmüştür.
Bal arılarının kışlama döneminden çıkışına rastlayan şubat ayı içerisinde
yemlik kolzanın çiçeklenmeye başlaması ile birlikte geçen zaman içerisinde mart ayı
ortasına
kadar
çiçeklenme
gittikçe
artmış,
bitkinin
çiçeklenme
süresini
tamamlamasına koşut olarak da birim alandaki çiçek sayısında azalma başlamıştır.
127
Yemlik kolzanın çiçeklenme başlangıcında 27/02/2001 tarihinde yapılan ilk sayımda
781.00 ad/m2 olan çiçek sayısı, en üst düzeyde çiçeklenmenin olduğu 18/03/2001
tarihinde 5658.33 ad/m2 olarak gerçekleşmiştir. Çiçeklenmenin sonuna doğru ise
çiçek sayısı hızla azalmaya başlamış ve en son ölçüm döneminde (27/03/2001)
703.00 ad/m2 olarak saptanmıştır. Yemlik kolza, sarı renkte çiçek açmakta, gün
içerisinde açılan çiçeklerin büyük bir kısmının açılması öğle saatlerine kadar
sürmekte ve bu saatten sonra daha az çiçeğin açtığı belirlenmiştir.
Dönemlere bağlı olarak saptanan yemlik kolzadaki açan çiçek sayılarına
uygulanan Kruskal Wallis Testi sonucunda ölçüm dönemleri bakımından çiçek
sayıları arasındaki farkın istatistiki olarak P<0.01 düzeyinde önemli olduğu
belirlenmiştir.
Yemlik kolzaya ait ortalama çiçek sayılarına uygulanan ÇKT sonucunda;
çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu 18/03/2001 tarihli ölçüm dönemi I. grubu,
13/03/2001 tarihinde yapılan dördüncü ölçüm dönemi II. grubu, 06/03/2001 ve
22/03/2001 tarihlerindeki üçüncü ve altıncı ölçüm dönemleri III. grubu, 02/03/2001
tarihinde yapılan ikinci ölçüm dönemi IV. grubu oluştururken, 27/02/2001 ve
27/03/2001 tarihlerinde yapılan birinci ve yedinci ölçüm dönemleri V. grubu
oluşturmuştur.
Yemlik kolzada ilk çiçeklenmenin 12/02/2001 tarihinde başlaması ve
30/03/2001 tarihinde bitmiş olmasına bağlı olarak çiçeklenmenin toplam olarak 47
gün sürmüş olması, McGregor (1976)'un kolzada çiçeklenmenin 22-45 gün arasında
sürdüğü ve Goltz (1987)’un 40-60 gün arasında çiçekte kaldığı bildirişleri ile uyumlu
bulunmuştur. Ancak çiçeklenme tarihleri olarak, Kırıcı ve Özgüven (1995)'in yaptığı
çalışmada birinci yılda 10/25 Nisan-19/26 Mayıs tarihleri arasında çiçeklendiği,
Baydar ve Yüce (1996)'nin mart sonu-nisan sonu arasında çiçeklendiği ile Tansı ve
ark (1999)'nın mart ortası-nisan sonu arasında çiçeklendiği bildirişlerinden farklı
bulunmuştur. Bu duruma farklı ekim tarihleri başta olmak üzere, yıllara göre
değişken bir yapı gösteren bölge ikliminin etkide bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu
durum Muzaffar ve Ahmad (1991)’in bildirişinde olduğu gibi kolzanın farklı iklimli
yerlerde farklı tarihlerde çiçekleneceği bildirişi ile de uyumlu bulunmuştur.
Araştırmada yemlik kolzada birim alanda, önceki yıllarda Tansı ve ark (1999)
128
tarafından bildirilen sonuçlardan (185, 206 ve 136 ad/m2) oldukça yüksek düzeyde
çiçek bulunduğu saptanmıştır. Çiçek sayısının bu çalışmada oldukça yüksek olması,
yemlik kolzanın ekim zamanı ve yetiştirme teknikleri başta olmak üzere çevresel
koşullardan önemli düzeyde etkilendiğini göstermektedir.
Sonuç olarak yemlik kolzanın bölge koşullarında yüksek çiçeklenme
yoğunluğuna sahip olduğu, ancak Bölgenin iklim koşullarına bağlı olarak
değişkenlik gösterebileceği belirlenmiştir.
4.2.1.2. Arıotunun Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek Sayısı
Araştırmanın ikinci yılında çiçeklenme süresince arıotunda açan ortalama
çiçek sayısı Çizelge 4.18’de verilmiştir.
Çizelge 4.18. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotunda Çiçeklenme Süresince
Açan Ortalama Çiçek Sayısı (ad/m2).
Dönemler
2
Ortalama Çiçek Sayısı (ad/m )
18/03/2001
90.67±18.94
f
22/03/2001
414.33±50.08
e
27/03/2001
2987.33±100.95
c
05/04/2001
10333.00±188.58
a
13/04/2001
4308.67±131.29
b
17/04/2001
1299.66±84.14
d
X±Sx
3238.94±95.40
Araştırmanın ikinci yılında arıotunda ilk çiçeklenme 11/03/2001 tarihinde
başlamış, 17/04/2001 tarihinde bitmiş ve çiçekte kalma süresi 38 gün sürmüştür.
Arıotundaki çiçeklenme nisan ayı başına kadar gittikçe artmış ve bu dönemden sonra
hızla azalmaya başlamıştır.
Arıotunun çiçeklenme başlangıcında 18/03/2001 tarihinde yapılan ilk
sayımda 90.67 ad/m2 olan çiçek sayısı, en üst düzeyde çiçeklenmenin olduğu
129
05/04/2001 tarihinde 10.333.00 ad/m2 olarak gerçekleşmiştir. Çiçeklenmenin sonuna
doğru ise çiçek sayısı hızla azalmaya başlamış ve en son ölçüm döneminde
(17/04/2001) 1299.66 ad/m2 olarak saptanmıştır. Arıotu, eflatun renkte çiçek
açmakta ve sabahın erken saatlerinde çiçek açma olayı başlamakta, gün içerisinde
açma işlemi sürmekte, fakat akşama kadar azalan bir şekilde devam etmektedir.
Ayrıca arıotu nektarının yemlik kolza nektarından oldukça fark edilebilir düzeyde
koku yaydığı ve bal arıları üzerinde çekici bir etki gösterdiği gözlenmiştir.
Dönemlere bağlı olarak saptanan arıotundaki çiçek sayılarına uygulanan
Kruskal Wallis Testi sonucunda ölçüm dönemleri bakımından çiçek sayıları
arasındaki farkın istatistiki olarak P<0.01 düzeyinde önemli olduğu belirlenmiştir.
Arıotuna ait ortalama çiçek sayılarına uygulanan ÇKT sonucunda;
çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu 05/04/2001 tarihinde yapılan dördüncü ölçüm
dönemi I. grubu, 13/04/2001 tarihinde yapılan beşinci ölçüm dönemi II. grubu,
27/03/2001 tarihinde yapılan üçüncü ölçüm dönemi III. grubu, 17/04/2001 tarihinde
yapılan ölçüm IV. grubu oluştururken 22/03/2001 ve 18/03/2001 tarihlerinde yapılan
ölçümler sırasıyla V. ve VI. grupta yer almışlardır.
Çiçeklenme başlangıç ve bitiş tarihi bakımından arıotu önceden bu konuda
yapılmış olan çalışmalarla karşılaştırıldığında Sağlamtimur ve Baytekin (1988),
Tansı ve ark (1996) ile Tansı ve ark (1999)'nın bildirişleriyle uyumlu, Kumova ve
ark (2001) ile Korkmaz ve Kumova (1998)'nın bildirişleri ile nispeten uyumlu, Yıldız
(1999)'ın bildirişi ile farklı bulunmuştur. Çiçeklenme başlangıç ve bitiş tarihleri ile
çiçeklenme süreleri arasında ortaya çıkan bu farklılığa arıotunun farklı tarihlerde
ekim yapılmasının etkili olmasının yanında, Çukurova Bölgesinde yıllara bağlı
olarak iklimsel koşulların farklılığının önemli düzeyde etkili olduğu görülmektedir.
Özellikle hava sıcaklığının artmasına bağlı olarak arıotunda çiçeklenme süresi
olumsuz etkilenmekte ve çiçeklenme kısa sürede bitmektedir.
Çiçek sayısı bakımından arıotu bölgede önceden bu konuda yapılmış olan
çalışmalarla karşılaştırıldığında; Tansı ve ark (1996)'nın çiçeklenmenin en üst
düzeyde olduğu döneme ait 5950, 6216, 4733, 8933 ve 9250 ad/m2 değerleri ile
Kumova ve ark (2001)’nın 1077.60, 971.10 ve 1021.10 ad/m2 bildirişlerinden
oldukça yüksek bulunmuştur. Çiçek sayısı bakımından araştırmada elde edilen
130
değerler, İngiltere koşullarında Williams ve Christian (1991) tarafından bildirilen
değerlerden de oldukça yüksek ve farklı olarak belirlenmiştir. Çiçek sayıları
arasındaki farklılığa bitkinin yetiştiriciliğinin yapıldığı bölge ile ikliminin önemli
düzeyde etkili olduğu, ayrıca önceki çalışmalarda aynı gün içerisinde açan çiçeklerin
veya çiçek salkımlarının sayılmasının yanında, bu çalışmada ölçüm döneminde açan
çiçeklerin sayılmasının etkili olduğu görülmüştür.
Sonuç olarak Çukurova koşullarında yetiştiriciliği yapılan arıotunun yıllara ve
ekim zamanına bağlı olarak oldukça yüksek düzeyde çiçek yoğunluğuna sahip
olduğu belirlenmiştir.
4.2.1.3. Yemlik Kolza ve Arıotunun Çiçeklenme Fenolojisi ve Çiçek
Sayısının Karşılaştırılması
Araştırmanın ikinci yılında çiçeklenme süresince yemlik kolza ve arıotunda
açan çiçek sayısının dönemlere göre değişimi Şekil 4.15’te verilmiştir.
Araştırmanın ikinci yılında yemlik kolzada ilk çiçeklenmenin 12/02/2001
tarihinde başlaması, arıotunda 17/04/2001 tarihinde bitmiş olması sonucunda, her iki
bitkinin bal arılarına besin kaynağı sağladığı çiçeklenme süresi toplam 65 gün olarak
gerçekleşmiştir. Yemlik Kolzada çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu dönemde
aynı alanda bulunan arıotunda çiçeklenmeye başlamış ve parsellerde oluşan
çiçeklenmede herhangi bir kesinti yaşanmamıştır. Arıotundaki çiçeklenme nisan ayı
başına kadar gittikçe artmış ve bu dönemden sonra hızla azalmaya başlamıştır.
Yemlik kolzada en üst düzeyde çiçeklenmenin olduğu 18/03/2001 tarihinde
5658.33 ad/m2 çiçek belirlenirken arıotunda en üst düzeyde çiçeklenmenin olduğu
05/04/2001 tarihinde bu değer 10333.00 ad/m2 olmuştur. Her iki bitkinin çiçeklenme
dönemlerinin birbirini izlemesi nedeniyle yaklaşık 2 ay süreyle bal arıları için
herhangi bir besin kaynağı kesintisi olmamıştır. Bal arıları da her iki bitkinin aynı
alanda çiçeklenmesine bağlı olarak bu bitkilerden nektar ve polen kaynağı olarak
yararlanmışlardır.
131
11000
10000
Çiçek Sayısı (ad/m ²)
9000
Yemlik Kolza
Arıotu
8000
7000
6000
5000
4000
3000
2000
1000
0
27.02.2001 06.03.2001 13.03.2001 20.03.2001 27.03.2001 03.04.2001 10.04.2001 17.04.2001
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.15. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza ve Arıotunda
Çiçeklenme Süresince Açan Çiçek Sayısının Dönemlere Göre Değişimi.
Sonuç olarak yemlik kolza ve arıotunda çiçeklenme fenolojisine ait değerlerin
iklimsel koşullar ve ekim tarihi tarafından önemli düzeyde etkilendiği ve bitkinin bal
arıları için önemini ve değerini de bu koşulların belirlediği saptanmıştır.
4.2.2. Bitkilerin Çiçeklerinde Nektar Miktarı ve Nektar Kuru Madde
Düzeyi
4.2.2.1. Yemlik Kolza Çiçeklerinde Nektar Miktarı ve Nektar Kuru
Madde Düzeyi
Nektar Miktarı
Araştırmanın ikinci yılında yemlik kolza çiçeklerinde nektar miktarının
dönemler ve saatlere göre dağılımı Çizelge 4.19’da, yemlik kolza çiçeklerinde nektar
miktarının dönemler ve saatlere göre değişimi Şekil 4.16’da verilmiştir.
132
Çizelge 4.19. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde
Nektar Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Dağılımı
(mg/çiçek/gün).
Ölçüm Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
13:00
16:00
27/02/2001
0.24
0.31
0.52
0.35±0.08
02/03/2001
0.21
0.36
0.90
0.49±0.08
06/03/2001
0.85
0.97
0.37
0.73±0.11
18/03/2001
0.00
0.75
0.81
0.52±0.06
22/03/2001
0.21
0.81
0.75
0.59±0.09
27/03/2001
0.04
0.39
0.35
0.26±0.07
X±Sx
0.25±0.02
0.59±0.01
0.61±0.09
0.49±0.07
1,20
10:00
13:00
16:00
Nektar Miktarı (m g/çiçek/gün)
1,00
0,80
0,60
0,40
0,20
0,00
27/02/2001
02/03/2001
06/03/2001
18/03/2001
20/03/2001
27/03/2001
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.16. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde Nektar
Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
Yemlik kolza çiçeklerinde nektar miktarının saptanması amacıyla yapılan
çalışma sonucunda yemlik kolza çiçeklerinin nektar salgılama yönünden çiçeklenme
süresince düzenli bir yapı izlediği ve gün içerisinde fazla değişkenlik göstermediği
saptanmıştır. Ancak çiçeklenme başında saat 16:00’da yapılan örneklemelerde
nispeten farklılık görülmekle birlikte çiçeklenmenin ikinci yarısında saat 10:00’da
133
yapılan ölçümlerde çiçeklerdeki nektar miktarında düşme görülmüştür. Ayrıca
çiçeklenme başında ve sonunda çiçek başına nektar miktarı çiçeklenme ortasına göre
oldukça düşük bulunmuştur.
Yemlik kolzada çiçeklenme başında yapılan ilk ölçümde (27/02/2001) nektar
miktarı saat 10:00’da 0.24 mg/çiçek/gün, saat 13:00’te 0.31 mg/çiçek/gün ve saat
16:00’da 0.52 mg/çiçek/gün olarak saptanmıştır. Çiçeklenmenin ortasına doğru çiçek
başına düşen nektar miktarı artış göstermiş ve 06/03/2001 tarihindeki ölçümde aynı
saatlerde sırasıyla 0.85 mg/çiçek/gün, 0.97 mg/çiçek/gün ve 0.37 mg/çiçek/gün
olarak gerçekleşmiştir. Saatler dikkate alındığında nektar miktarının saat 10:00’da
yapılan ölçümlerde 0.25 mg/çiçek/gün, saat 13:00 ve saat 16:00’da yapılan
ölçümlerde sırasıyla 0.59 mg/çiçek/gün ve 0.61 mg/çiçek/gün olduğu belirlenmiştir.
Tüm dönemler dikkate alındığında yemlik kolza çiçeklerinde ortalama 0.49
mg/çiçek/gün nektar üretildiği, yemlik kolzada nektar miktarının gün ve saate bağlı
olarak 0.04-0.97 mg/çiçek/gün arasında değişkenlik gösterdiği saptanmıştır.
Yemlik kolzada tüm çiçeklenme süresince toplam 9.682.000 ad/da çiçek
bulunduğu ve çiçeklerde saptanan 0.49 mg/çiçek/gün nektar miktarına bağlı olarak
yemlik kolza parselinin 4.74 kg/da nektar potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir.
Yemlik kolza çiçeklerinin salgıladığı nektar miktarı verilerine uygulanan
istatistiki analiz sonucunda çiçeklerin nektar verimi üzerine ölçüm dönemleri ve
saatlerin etkisinin önemsiz (P>0.05) olduğu saptanmıştır.
Yemlik kolza çiçeklerinden elde edilen 0.49 mg/çiçek/gün nektar değeri;
McGregor (1976)’un Belozerova (1960)’dan bildirmiş olduğu değerler (2.32
mg/çiçek/gün) ile Pierre ve ark (1999)’nın bildirdiği değerlerden (0.7-6
mg/çiçek/gün) oldukça düşük, Szabo (1982)’nun bildirdiği değerden (0.348
mg/çiçek/gün) yüksek olarak saptanmıştır. Ayrıca Szabo (1985)'nun 0.452
mg/çiçek/gün, Öder (1993)'in 0.03-2.10 mg/çiçek/gün ve Anonymous (2000)’un 0.45
mg/çiçek/gün bildirişleri ile tam bir uyum içerisinde olduğu belirlenmiştir.
Yemlik kolza çiçeklerinin öğle saatlerinde daha fazla nektar salgılaması
Mesquida ve ark (1993) bildirişleri ile uyumlu bulunmamıştır. Ancak Pernal ve
Currie (1998)’nin bildirişinde belirttiği gibi nektar kuru madde düzeyinin öğle
134
saatlerinde ve sonrasında arttığı bildirişine paralel olarak nektar miktarının da arttığı
saptanmıştır.
Yemlik kolzanın nektar potansiyeli olarak belirlenen 4.74 kg/da değerinin
Delaplane ve Mayer (2000)’in 10-50 kg/da bildirişleri ile uyum sağlamaması yanında
Koltowski (2000)'nin kolza nektarının değişkenlik gösterdiği bildirişi ile uyumlu
bulunmuştur. Bu duruma bitkinin yetiştirilen çeşit veya varyetesi başta olmak üzere,
yetiştirilme şekli ile ortamının etkide bulunduğu düşünülmektedir (Root, 1972;
Shuel, 1975; Morse ve Hooper, 1985; Tew, 1998).
Sonuç olarak yemlik kolzanın Çukurova koşullarında nektar miktarı
bakımından bal arıları için besin kaynağı olduğu, fakat bölge ikliminin değişken
yapısına bağlı olarak nektar miktarında da değişim olduğu ve II. Sınıf nektarlı
bitkiler sınıfında yer aldığı belirlenmiştir.
Nektar Kuru Madde Düzeyi
Elde edilen yemlik kolza nektar örneklerinde ağırlık miktarı saptandıktan
sonra kuru madde düzeyi ve gün içerisindeki değişimleri saptanmıştır. Araştırmanın
ikinci yılında yemlik kolza çiçeklerinde nektarda bulunan kuru madde düzeyi
Çizelge 4.20’de, yemlik kolza çiçeklerinde nektarda bulunan kuru madde düzeyinin
dönemler ve saatlere göre değişimi Şekil 4.17’de verilmiştir
Çizelge 4.20. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde
Nektarda Bulunan Kuru Madde Düzeyi (%).
Ölçüm Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
13:00
16:00
27/02/2001
22.00
17.00
22.00
20.33±1.67
02/03/2001
0.00
30.20
25.20
18.46±1.34
06/03/2001
13.80
14.80
13.00
13.86±0.52
18/03/2001
0.00
17.20
19.00
12.06±1.05
22/03/2001
17.40
16.80
17.00
17.06±0.17
27/03/2001
16.00
14.00
13.50
14.50±0.76
X±Sx
11.53±1.80
18.33±2.43
18.28±1.95
16.05±1.72
135
35
10:00
13:00
16:00
Kuru Madde Miktarı (%)
30
25
20
15
10
5
0
27/02/2001
02/03/2001
06/03/2001
18/03/2001
20/03/2001
27/03/2001
Ölçüm Dönemleri
Şekil 4.17. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde
Nektarda Bulunan Kuru Madde Düzeyinin Dönemler ve Saatlere Göre
Değişimi.
Yemlik kolza çiçeklerinde nektar kuru madde düzeyi 02/03/2001 tarihinde
yapılan ölçümde %30.2 düzeyine ulaşmakla birlikte, çiçeklenme ilerledikçe
azalmaya başlamıştır. Tüm dönemler süresince yemlik kolza çiçeklerinde kuru
madde düzeyi %13.5-30.2 arasında değişim göstermiş, yemlik kolzanın genel olarak
%16.05 düzeyinde kuru madde içeren nektara sahip olduğu belirlenmiştir.
Yemlik kolzada 22/02/2001 tarihinde yapılan ölçümlerde saat 10:00’da
%22.00, saat 13:00’de %17.00 olan nektar kuru madde düzeyi saat 16:00’da %22.00
olarak gerçekleşmiştir. Yemlik kolza çiçeklerinde nektar kuru madde düzeyi tüm
dönemler boyunca gittikçe azalan bir yapı göstermiş ve saatler dikkate alındığında
nektar kuru madde düzeyi aynı saatlerde sırasıyla %11.53, %18.33 ve %18.28 olarak
belirlenmiştir. Ancak bazı ölçüm dönemlerinde yemlik kolzanın kuru madde
içermeyen nektar salgıladığı belirlenmiş olup bunun nedeni anlaşılamamıştır.
Yemlik kolza çiçeklerinin nektar kuru madde düzeyi değerlerine uygulanan
istatistiki analiz sonucunda nektar kuru madde düzeyine ölçüm dönemleri ve
saatlerin etkisinin önemsiz (P>0.05) olduğu saptanmıştır.
136
Yemlik kolza çiçeklerinde tüm dönemler dikkate alındığında üretilen
ortalama %16.05 nektar kuru madde düzeyi, Robinson ve Oertel (1975)'in %35.7,
Szabo (1982)'nun %38.7, Szabo (1985)'nun %29.8 ve Anonymous (2000)'un %29.8
olarak bildirdiği değerlerden farklı olarak oldukça düşük bir düzeyde kalmıştır.
Ancak bu sonuç Crane ve ark (1984)’nın bildirmiş olduğu %21.8 değeri ile nispeten
uyumlu bulunmuştur.
Nektar kuru madde düzeyinin diğer çalışmalarda olduğu gibi bu çalışmada da
oldukça değişken bir yapı göstermesi bitkilerin ait olduğu varyete veya tür başta
olmak üzere ekiminin yapıldığı alanın toprak yapısı, gübreleme, sulama gibi kültürel
çalışmaların etkisi altında kaldığını; Çukurova Bölgesinde ay ve gün içerisinde hava
koşullarının büyük bir değişkenlik göstermesine paralel olarak nektar miktarı
yanında, nektar kuru madde düzeyinin de etkilendiğini göstermektedir (Simidchiev,
1973; Öder, 1994).
Sonuçta yemlik kolza çiçeklerinin Çukurova koşullarında iklim başta olmak
üzere çevresel koşulların etkisi altında değişken miktarda nektar kuru madde
düzeyine sahip nektar salgısında bulunduğu belirlenmiştir.
4.2.2.2. Arıotu Çiçeklerinde Nektar Miktarı ve Nektar Kuru Madde
Düzeyi
Nektar Miktarı
Araştırmanın ikinci yılında arıotu çiçeklerinde nektar miktarının dönemler ve
saatlere göre dağılımı Çizelge 4.21’de, arıotu çiçeklerinde nektar miktarının
dönemler ve saatlere göre değişimi Şekil 4.18’de verilmiştir.
Arıotunda çiçeklenme süresince iklimsel verilerin değişkenlik göstermesine
bağlı olarak gün içerisinde çiçekteki nektar miktarı sürekli olarak değişkenlik
göstermiştir. Ancak saat 10:00’da yapılan ölçümlerde arıotunda nektar miktarının
diğer saatlere göre daha az olduğu, saat 13:00’te yapılan ölçümlerde nispeten daha
üst düzeyde olduğu saptanmıştır. Çiçeklenme başlangıcında 18/03/2001 tarihinde
137
yapılan ilk ölçümde çiçek başına nektar miktarı saat 13:00’te 0.39 mg/çiçek/gün
olurken, saat 16:00’da yapılan ölçümde 0.54 mg/çiçek/gün olarak gerçekleşmiştir.
Arıotunda nektar miktarı, ölçüm yapılan saatlere göre değerlendirildiğinde; saat
10:00’da yapılan ölçümlerde 0.22 mg/çiçek/gün, saat 13:00 ve saat 16:00’da yapılan
ölçümlerde 0.34 mg/çiçek/gün nektar miktarı saptanmıştır. Tüm dönemler dikkate
alındığında, arıotunda 0.30 mg/çiçek/gün nektar salgısı yapıldığı belirlenmiştir.
Çizelge 4.21. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Nektar
Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Dağılımı (mg/çiçek/gün).
Ölçüm Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
13:00
16:00
18/03/2001
0.00
0.39
0.54
0.31±0.01
22/03/2001
0.31
0.41
0.25
0.32±0.04
27/03/2001
0.40
0.16
0.36
0.30±0.07
05/04/2001
0.18
0.53
0.42
0.37±0.02
13/04/2001
0.17
0.18
0.30
0.21±0.04
17/04/2001
0.30
0.36
0.18
0.28±0.05
X±Sx
0.22±0.09
0.34±0.05
0.34±0.03
0.30±0.03
Nektar Miktarı (m g/çiçek/gün)
0,60
10:00
13:00
16:00
0,50
0,40
0,30
0,20
0,10
0,00
18/03/2001
20/03/2001
27/03/2001
05/04/2001
13/04/2001
17/04/2001
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.18. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Nektar
Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
138
Arıotunda tüm çiçeklenme süresince toplam 26.045.000 ad/da çiçek
bulunduğu ve çiçeklerde nektar miktarının 0.30 mg/çiçek/gün belirlenmesine bağlı
olarak, ikinci yılda ekilen arıotu parselinin 7.81 kg/da nektar potansiyeline sahip
olduğu saptanmıştır.
Arıotu çiçeklerinin salgıladığı nektar miktarı değerlerine uygulanan istatistiki
analiz sonucunda; çiçeklerin nektar verimi üzerine ölçüm dönemleri ve saatlerin
etkisinin önemsiz (P>0.05) olduğu saptanmıştır.
Arıotunda ikinci yılda belirlenen 0.30 mg/çiçek/gün nektar değeri,
Simidchiev (1972)'in şeftalide (2.173-5.375 mg/çiçek/gün), Simidchiev (1973)'in
bademde (1.098-4.353 mg/çiçek/gün) ve Simidchiev (1976)’in ahudududa (3.8-14
mg/çiçek/gün) bildirdiği değerlerden oldukça düşük olmakla birlikte; Crane ve ark
(1984)'nın Hansson (1980)’dan arıotu için bildirdiği 0.80-0.85 mg/çiçek/gün değeri,
Jaablonski ve Skowrenek (1982)’in arıotu için saptadığı 0.60 mg/çiçek/gün değeri ile
Öder (1993)’in arıotu için bildirmiş olduğu 0.69 mg/çiçek/gün değerinden düşük
düzeyde olduğu bulunmuştur. Bu duruma, araştırmanın yürütüldüğü Çukurova
Bölgesinin iklim koşullarının yıllara göre değişken yapıda olması yanında arıotu ekili
alanın her iki yılda da farklı yapıda olmasının etkili olduğu düşünülmektedir.
Arıotunda nektar potansiyeli, bir önceki yıl elde edilen 14.45 kg/da değeri ile
karşılaştırıldığında, 7.81 kg/da değerinin oldukça düşük olduğu görülmektedir. Bu
verim düşüklüğünün çevresel koşullar altında büyük oranda değişiklik göstermiş olan
(Root, 1972; Shuel, 1975; Morse ve Hooper, 1985; Tew, 1998) çiçek başına nektar
miktarı azlığından etkilendiği belirlenmiştir.
Sonuç olarak Çukurova koşullarında yetiştirilen arıotu çiçeklerinde nektar
miktarının yıllara göre değişiklik gösterdiği ve III. Sınıf nektarlı bitkiler arasında yer
aldığı saptanmıştır.
Nektar Kuru Madde Düzeyi
Araştırmanın ikinci yılında arıotu çiçeklerinde nektarda bulunan kuru madde
düzeyi Çizelge 4.22’de, arıotu çiçeklerinde nektarda bulunan kuru madde düzeyinin
dönemler ve saatlere göre değişimi ise Şekil 4.19’da verilmiştir
139
Çizelge 4.22. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Nektarda
Bulunan Kuru Madde Düzeyi (%).
Ölçüm Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
13:00
16:00
18/03/2001
0.00
16.80
15.00
10.60±1.32
22/03/2001
16.20
18.40
0.00
11.53±1.80
27/03/2001
17.00
23.00
19.00
19.67±1.76
05/04/2001
23.20
29.00
29.10
27.10±1.95
13/04/2001
28.00
27.00
25.00
26.67±0.88
17/04/2001
0.00
21.00
24.20
15.06±1.58
X±Sx
14.06±1.78
22.53±1.95
18.71±1.24
18.43±1.25
35
10:00
13:00
16:00
Kuru Madde Miktarı (%)
30
25
20
15
10
5
0
18/03/2001
20/03/2001
27/03/2001
05/04/2001
13/04/2001
17/04/2001
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.19. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Nektarda
Bulunan Kuru Madde Düzeyinin Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
Araştırmanın ikinci yılında arıotunda, çiçeklenme başında düşük olan kuru
madde düzeyi çiçeklenme sonuna doğru sıcaklığın artmasıyla birlikte artış
göstermiştir. Kuru madde düzeyi, tüm dönemler dikkate alındığında %0.00-29.10
değerleri arasında gerçekleşmiştir. Arıotunda çiçeklenmenin başından ortasına kadar
geçen sürede saat 13:00’te yapılan ölçümlerde artış gösteren nektar kuru madde
düzeyi çiçeklenme ortası sonrasında azalma göstermiştir.
140
Arıotunda çiçeklenme başında 18/03/2001 tarihinde yapılan ölçümlerde saat
13:00’te %16.80 düzeyinde olan nektar kuru madde düzeyi saat 16:00’da %15.00
olarak gerçekleşmiştir. Arıotu çiçeklerinde nektar kuru madde düzeyi tüm dönemler
boyunca değişken bir yapı göstermiş ve tüm dönemler dikkate alındığında nektar
kuru madde düzeyi saat 10:00, 13:00 ve 16:00’da sırasıyla %14.06, %22.53 ve
%18.71 olarak belirlenmiştir. Arıotunun tüm dönemler boyunca %18.43 düzeyinde
kuru madde içeren nektara sahip olduğu saptanmıştır. Bazı dönemlerde nektarın kuru
madde içermemesinin nedeni anlaşılamamıştır.
Arıotu çiçeklerinde nektarda bulunan kuru madde düzeyine ait değerlere
uygulanan istatistiki analiz sonucunda; nektar kuru madde düzeyi üzerine ölçüm
dönemleri ve saatlerin etkisinin önemsiz (P>0.05) olduğu belirlenmiştir.
Arıotunda elde edilen %18.43 kuru madde düzeyinin; Simidchiev (1972)’in
şeftali (%16.25-26.94), Simidchiev (1976)’in ahududu çiçeklerinde bildirdiği
değerden (%38-59) oldukça düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca Jaablonski ve
Skowrenek (1982)’in arıotu çiçekleri için bildirdiği %36.3 değerinden, Crane ve ark
(1984)’nın Cirnu (1980)’dan bildirdiği %28 ile Hansson (1980)’dan bildirdiği %4043 değerinden de düşük olarak saptanmıştır.
Nektardaki kuru madde düzeyinin değişkenlik göstermesi; bitkinin ait olduğu
tür, çeşit veya varyetenin etkide bulunması yanında diğer çevresel faktörlerin de
etkili olduğu; Simidchiev (1972)’in nektar salgısı miktarı ile yapısının hava
koşullarından önemli düzeyde etkilendiği, Öder (1994)’in nektar yoğunluğunun
değişken bir yapı gösterdiği ve bu değişkenliği iklim koşullarının önemli düzeyde
etkilediği bildirişi ile tam bir uyum içerisindedir.
Çukurova Bölgesinin kısa zaman dilimleri içerisinde oldukça değişken bir
yapı gösteren Akdeniz ikliminin etkisinde olması, nektar miktarı ile nektar kuru
madde düzeyinin dönemler bazında büyük bir değişkenlik göstermesine önemli
düzeyde etkili olmaktadır. Ancak arıotunun, çiçeklenme süresinin sonuna doğru
havaların ısınmasına paralel olarak (Adana Meteoroloji Müdürlüğü, 2001) nektar
kuru madde düzeyinin arttığı belirlenmiştir.
Sonuç olarak arıotunun Bölge koşullarında oldukça değişken yapıda kuru
madde düzeyine sahip nektar salgısında bulunduğu belirlenmiştir.
141
4.2.3. Bitkilerin Çiçeklerinde Polen Miktarı
4.2.3.1. Yemlik Kolza Çiçeklerinde Polen Miktarı
Araştırmaya konu olan yemlik kolzanın çiçeklerinde polen miktarına ait
değerler Çizelge 4.23’de, polen miktarının dönemler ve saatlere göre değişimi Şekil
4.20’de verilmektedir.
Çizelge 4.23 ve Şekil 4.20 birlikte incelendiğinde; yemlik kolza çiçeklerinde
bulunan polen miktarının, çiçeklenme süresince ölçüm dönemleri ve saatler dikkate
alındığında
genel
olarak
değişim
gösterdiği
görülmektedir.
Çiçeklenme
başlangıcında 27/02/2001 tarihinde saat 08:00’de alınan polen örneklerinde 0.93
mg/çiçek/gün polen miktarı saptanırken, bu değer saat 12:00 ve saat 16:00’da yapılan
ölçümlerde sırasıyla 1.04 mg/çiçek/gün ve 0.85 mg/çiçek/gün olarak gerçekleşmiştir.
Çiçeklenmenin ilk günlerinde oldukça yüksek olan polen miktarının sonraki
ölçümlerde düşme gösterdiği, ancak çiçeklenmenin ilerlemesiyle birlikte daha
durağan bir yapı kazandığı görülmektedir. Sonuç olarak tüm dönemler dikkate
alınarak yemlik kolza genel olarak değerlendirildiğinde, saat 08:00’de alınan
örneklerde 0.71 mg/çiçek/gün, saat 12:00’de alınan örneklerde 0.75 mg/çiçek/gün,
saat 16:00’da alınan örneklerde 0.72 mg/çiçek/gün polen miktarı belirlenmiştir.
Genel olarak çiçek başına polen miktarının 0.73 mg/çiçek/gün olduğu, polen
miktarının çiçeklenme başlangıcında ve en üst düzeyde çiçeklenme olduğu
22/03/2001 tarihinde artış gösterdiği saptanmıştır.
Yemlik kolza çiçeklerinde bulunan polen miktarlarına ait değerlere uygulanan
istatistiki analiz sonucunda, yemlik kolza çiçeklerinde bulunan polen miktarı üzerine
ölçüm dönemleri, saatler ve dönemxsaat interaksiyonunun etkisinin önemsiz
(P>0.05) olduğu belirlenmiştir.
Yemlik kolzada çiçeklenme süresince toplam 9.682.000 ad/da çiçek
bulunduğu ve çiçeklerde belirlenen 0.73 mg/çiçek/gün polen miktarı dikkate alınarak
yemlik kolza parselinin 7.07 kg/da polen potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir.
142
Çizelge 4.23. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde Polen
Miktarı (mg/çiçek/gün).
Ölçüm
Ölçüm Saatleri
X±Sx
Tarihleri
08:00
12:00
16:00
27/02/2001
0.93±0.18
1.04±0.15
0.85±0.07
0.94±0.09
02/03/2001
0.71±0.14
0.73±0.10
0.51±0.13
0.64±0.13
06/03/2001
0.46±0.06
0.88±0.07
0.59±0.14
0.61±0.08
18/03/2001
0.94±0.11
0.60±0.07
0.43±0.04
0.65±0.03
22/03/2001
0.65±0.12
0.63±0.09
1.01±0.19
0.76±0.14
27/03/2001
0.65±0.10
0.69±0.09
0.84±0.11
0.73±0.11
X±Sx
0.71±0.09
0.75±0.07
0.72±0.09
0.73±0.04
08:00
1,10
12:00
16:00
Polen Miktarı (mg/çiçek/gün)
1,00
0,90
0,80
0,70
0,60
0,50
0,40
0,30
27/02/2001
02/03/2001
06/03/2001
18/03/2001
20/03/2001
27/03/2001
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.20. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde Polen
Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
Yemlik kolza çiçeklerinde saptanan 0.73 mg/çiçek/gün polen miktarı, arıotu
çiçeklerinde saptanan 0.45 mg/çiçek/gün polen miktarı ile karşılaştırıldığında, daha
yüksek olduğu saptanmıştır. Yemlik kolzanın polen potansiyeli bakımından 7.07
kg/da değerinde belirlenmesi bu konuda çalışan Szabo (1985)’nun bildirdiği
143
değerden düşük olduğunu göstermektedir. Ancak Anonymous (2000)'un bildirdiği
930 g/da polen verimi değerinden oldukça yüksek bulunmuştur. Yemlik kolzanın
polen potansiyeli bakımından büyük oranda değişkenlik gösteren bir yapıda olması
(Koltowski, 2000) yanında yemlik kolza çiçeklerinin polen salınımı yapması için
uygun iklim koşullarına sahip olmasına (Gupta ve Bali, 1990) bağlı olarak Çukurova
Bölgesinde bal arılarına besin kaynaklarının kıt olduğu dönemde önemli düzeyde
polen kaynağı sağladığını göstermektedir.
4.2.3.2. Arıotu Çiçeklerinde Polen Miktarı
Arıotu çiçeklerinde polen miktarına ait değerler Çizelge 4.24’te, arıotu
çiçeklerinde polen miktarının dönemler ve saatlere göre değişimi Şekil 4.21’de
verilmektedir.
Yemlik kolzada olduğu gibi arıotunun çiçeklerinde bulunan polen miktarının
çiçeklenme süresince ölçüm dönemleri ve saatler bazında genel olarak değişim
gösterdiği görülmektedir. Çiçeklenme başlangıcında 18/03/2001 tarihinde yapılan ilk
ölçümde saat 08:00’de 0.43 mg/çiçek/gün polen miktarı saptanmasına karşılık, saat
12:00 ve saat 16:00’da alınan örneklerde polen miktarının sırasıyla 0.44
mg/çiçek/gün ve 0.34 mg/çiçek/gün olduğu belirlenmiştir.
Arıotunun tüm ölçüm dönemleri dikkate alındığında saat 08:00’de alınan
örneklerde 0.50 mg/çiçek/gün, saat 12:00’de alınan örneklerde 0.43 mg/çiçek/gün
polen miktarı saptanırken saat 16:00’da alınan örneklerde 0.41 mg/çiçek/gün polen
miktarı belirlenmiştir. Tüm dönemler dikkate alındığında çiçek başına polen miktarı
0.45 mg/çiçek/gün olarak saptanmıştır. Arıotunda üst düzeyde çiçeklenmenin olduğu
05/04/2001 tarihinde polen miktarının da en üst düzeye çıktığı belirlenmiştir.
Araştırma sonunda arıotunda tüm çiçeklenme süresince toplam 26.045.000
ad/da çiçek bulunduğu ve çiçeklerde belirlenen 0.45 mg/çiçek/gün polen miktarı
dikkate alınarak, ikinci yılda ekilen arıotu parselinin 11.72 kg/da polen potansiyeline
sahip olduğu saptanmıştır.
144
Çizelge 4.24. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Polen
Miktarı (mg/çiçek/gün).
Ölçüm
Ölçüm Saatleri
X±Sx
Tarihleri
08:00
12:00
16:00
18/03/2001
0.43±0.13
0.44±0.11
0.34±0.12
0.40±0.06
22/03/2001
0.53±0.08
0.28±0.13
0.27±0.06
0.37±0.07
27/03/2001
0.56±0.07
0.38±0.05
0.48±0.07
0.47±0.05
05/04/2001
0.64±0.12
0.47±0.02
0.48±0.08
0.53±0.05
13/04/2001
0.42±0.05
0.50±0.06
0.39±0.04
0.44±0.03
17/04/2001
0.41±0.07
0.52±0.10
0.50±0.07
0.48±0.04
X±Sx
0.50±0.03
0.43±0.03
0.41±0.03
0.45±0.02
08:00
0,70
12:00
16:00
Polen Miktarı (mg/çiçek/gün)
0,65
0,60
0,55
0,50
0,45
0,40
0,35
0,30
0,25
0,20
18/03/2001
20/03/2001
27/03/2001
05/04/2001
13/04/2001
17/04/2001
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.21. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Polen
Miktarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
Arıotu çiçeklerinde bulunan polen miktarlarına ait değerlere uygulanan
istatistiki analiz sonucunda, arıotu çiçeklerinde bulunan polen miktarı üzerine ölçüm
dönemleri, saatler ve dönemxsaat interaksiyonunun etkisinin önemsiz (P>0.05)
145
olduğu belirlenmiştir.
Araştırma sonunda arıotu çiçeklerinde elde edilen polen miktarının ikinci yıl
değerinin (0.45 mg/çiçek/gün) birinci yıl değerinden (0.56 mg/çiçek/gün) daha düşük
bulunmasına karşın; Crane ve ark (1984)’nın Maurizio ve Grafl (1982)’dan bildirdiği
0.5 mg/çiçek/gün polen miktarı değeri ile uyum içerisinde olduğu görülmektedir.
Ancak elde edilen polen miktarı Beck (1991)’in bildirmiş olduğu 0.35 mg/çiçek/gün
değerinden yüksek bulunmuştur.
Elde edilen polen miktarı sonuçları Morse ve Hooper (1985)'ın bitkilerin
böceklere sağladığı polen miktarının bitkinin genetik yapısı ve çevresel koşulların
etkisi ile değişebileceği görüşünü desteklemektedir. Ayrıca polen üretiminin;
arıotunun yetiştirildiği yöre ve yetiştirme koşulları başta olmak üzere, bitkinin
büyüme koşullarını etkileyen iklimsel faktörlerin etkisi altında da büyük bir değişim
gösterebileceğini; arıotunun polen verimi bakımından Çukurova Bölgesinde yıllar
arasında bir farklılığın ortaya çıkmasına karşın oldukça iyi bir konumda olduğunu
göstermektedir.
Arıotu
polen
potansiyeli
bakımından
değerlendirildiğinde;
Çukurova
koşullarında ikinci yılda vermiş olduğu polen potansiyelinin de Beck (1991)’in elde
ettiği polen potansiyelinden düşük olduğu saptanmıştır. Bu durumun arıotunun
yetiştirildiği bölge ve yetiştirme şekline bağlı olarak, polen veriminin yıllara göre
değişkenlik gösterebildiğini ve iklimsel koşullardan etkilenebildiği sonucunu
göstermiştir.
Sonuç olarak Çukurova koşullarında arıotunun polen miktarı bakımından
oldukça değişken bir yapıya sahip olduğu ve yetiştirme koşulları başta olmak üzere
çevresel faktörlerin etkisi altında verimliliğinde önemli miktarda farklılıklar
olabileceği belirlenmiştir.
146
4.2.4. Bitkilerde Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı
4.2.4.1. Yemlik Kolzada Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal
Arılarının Sayısı
Yemlik Kolzada Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı
Yemlik kolza ve arıotunun çiçeklendiği dönemde bal arılarının nektar
tercihini saptamak için belirli saatlerde yapılan sayımlarda bal arılarının nektar
bakımından hangi saatlerde ve ne düzeyde bu bitkileri tercih ettikleri saptanmıştır.
Araştırmanın ikinci yılında yemlik kolza çiçekleri üzerinde yapılan sayımlar
sonucunda elde edilen nektar tarlacılığı yapan bal arılarının sayısı dönemler ve
saatlere göre Çizelge 4.25’te, nektar tarlacılığı yapan bal arılarının dönemler ve
saatlere göre değişimleri ise Şekil 4.22’de verilmiştir.
Çizelge 4.25 ve Şekil 4.22’den görüldüğü üzere yemlik kolzada
çiçeklenmenin başlaması ile birlikte yoğun bir şekilde nektar tarlacılığı başlamış ve
çiçeklenmenin artmasına bağlı olarak 18/03/2001 tarihinde yapılan sayımlarda en üst
düzeye ulaşmıştır.
Çiçeklenme başlangıcında 27/02/2001 tarihinde yapılan sayımlarda; saat
10:00’da 36.67 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de 18,89 ad/m2/5 dk ve saat 14:00’te 20.00
ad/m2/5 dk nektar tarlacılığı yapan bal arısı saptanmıştır. Geçen süre içerisinde
kolzada çiçeklenmenin artmasına paralel olarak nektar tarlacılığı yapan bal arısı
sayısında da bir artma görülmüştür. Yemlik kolzada çiçeklenmenin en üst düzeyde
olduğu 18/03/2001 tarihli ölçüm döneminde saat 10:00’da 194.44 ad/m2/5 dk, saat
12:00’de 175.55 ad/m2/5 dk ve saat 14:00’te 67.78 ad/m2/5 dk bal arısının yemlik
kolzada nektar tarlacılığı yaptıkları belirlenmiştir.
Yemlik kolzada çiçeklenmenin sonuna doğru yapılan sayımlarda nektar
tarlacılığı yapan bal arısı sayısında azalma görülmüştür. Tüm çiçeklenme süresi
dikkate alındığında saat 10:00’da yapılan sayımlarda ortalama 99.25 ad/m2/5 dk, saat
12:00’de yapılan sayımlarda 79.63 ad/m2/5 dk nektar tarlacılığı yapan bal arısı
saptanırken saat 14:00’te yapılan sayımlarda 41.85 ad/m2/5 dk nektar tarlacılığı
yapan bal arısı belirlenmiştir. Tüm dönemler bir arada incelendiğinde bal arılarının
147
çiçek sayısına bağlı olarak artan veya azalan düzeyde nektar tarlacılığı yapmalarının
yanında tarlacılık faaliyetlerinin önemli bir bölümünü sabah ve öğle saatlerinde
yaptıkları saptanmıştır.
Çizelge 4.25. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde
Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk).
Sayım Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
12:00
14:00
27/02/2001
36.67±2.01
18.89±2.84
20.00±1.47
25.18±2.11
b
02/03/2001
44.44±4.18
38.88±1.93
41.11±1.11
41.48±1.27
b
06/03/2001
192.22±9.20
138.89±3.10
60.00±2.77
130.37±2.37
a
18/03/2001
194.44±2.37
175.55±8.69
67.78±2.57
145.92±2.59
a
22/03/2001
126.67±3.33
100.00±3.33
42.22±1.55
89.63±3.69
a
27/03/2001
1.11±0.11
5.55±0.10
20.00±1.71
8.89±4.23
c
99.25±9.31
79.63±5.78
41.85±2.88
73.58±8.99
a
a
b
X±Sx
Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı (ad/m ²/5 dk)
250
10:00
12:00
14:00
200
150
100
50
0
27/02/2001
02/03/2001
06/03/2001
18/03/2001
20/03/2001
27/03/2001
Ölçüm Dönemleri
Şekil 4.22. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde Nektar
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
148
Araştırmanın ikinci yılında ekilen yemlik kolzanın çiçekleri üzerinde nektar
toplamak amacıyla tarlacılık yapan bal arısı sayılarına uygulanan Kruskal Wallis
Testi sonucunda nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısı ile ölçüm dönemleri arasında
istatistiki olarak P<0.01 düzeyinde önemli bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Ölçüm
yapılan saatler bakımından elde edilen verilere Kruskal Wallis Testi uygulandığında
ise nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısı ile ölçüm saatleri arasındaki ilişki P<0.05
düzeyinde önemli olarak belirlenmiştir.
Yemlik kolza çiçeklerinde ölçüm yapılan dönemler bazında nektar tarlacılığı
yapan bal arısı sayısı verilerine uygulanan ÇKT sonucunda 06/03/2001 tarihinde
yapılan üçüncü ölçüm dönemi ile 18/03/2001 ve 22/03/2001 tarihlerindeki dördüncü
ve beşinci ölçüm dönemleri I. grupta, 27/02/2001 ve 02/03/2001 tarihlerindeki
birinci ve ikinci ölçüm dönemleri II. grupta, 27/03/2001 tarihli altıncı ölçüm dönemi
III. grupta yer almıştır. Nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayıları saatler bakımından
karşılaştırıldığında saat 10:00 ve 12:00 I. grubu, saat 14:00 II. grubu oluşturmuştur.
Yapılan araştırma sonucunda Çukurova koşullarında erken ilkbahar
döneminde bal arısı kolonilerine nektar ve polen kaynağı sağlaması bakımından,
yemlik kolzanın önemli olduğu saptanmıştır. Bu durum bal arılarının bitkiye olan
bağımlılığında çiçeklerin renk ve kokusu, nektar miktarı ile şeker düzeyinin (Scogin,
1983; Wells ve Wells, 1983; Williams, 1983); Johansen ve Mayer, 1987; Osborne ve
ark, 1991; Gould, 1995); Benedek ve Nyeki, 1996; Scheiner ve ark, 1999; Fulop ve
Menzel, 2000; Çakmak ve Wells, 2001, Silici, 2001; Tronson, 2001) yanında nektar
içeriğinin de (Adler, 2000; Kim ve Smith, 2000) önemli rol oynadığı bildirişleri ile
de uyum içerisindedir. Ayrıca yemlik kolzanın çiçek yapısının bal arılarının tarlacılık
etkinliğini kolaylaştırıcı şekilde olması (Free ve Williams, 1974), taç yapraklarının
böcekleri çekici özellik gösteren sarı renkli ve nektarının da koku salması (Williams
ve Free, 1992; Marquard ve Walker 1995; Dyer, 1999; Miller ve Winn, 1999)
nedeniyle bal arıları için yöre koşullarında erken ilkbahar döneminde çekici
olmaktadır.
Yemlik kolzanın bal arıları için enerji kaynağına gereksinim olduğu dönemde
çiçeklenmesi ve bol nektar salgılaması da (Free, 1982; Baker ve Baker, 1983;
Houston ve ark, 1996; Abrol, 1997; Waddington, 1997; Williams, 1998; Creswell,
149
1999; Wells ve ark, 2001) bal arılarının yemlik kolzanın nektar tercihine önemli
düzeyde etkili olmaktadır. Ayrıca arı kovanlarının yakınına ekili olması da bal
arılarının tarlacılık etkinliklerinde daha az enerji harcayarak üst düzeyde besin
kazancı elde etmelerine olanak tanıdığı (Free ve Williams, 1974; Carpenter 1983;
Heinrich, 1983; Free, 1992; Roubik, 1995; Dewenter ve Tscharntke, 1999; Hrncir ve
ark, 2000; Osborne ve ark, 1999) bildirişleri de bu durumu desteklemektedir.
Bal arılarının yemlik kolza çiçeklerinde fazla çiçek açımı olduğu ve besin
kaynağı sağladığı sabah ve öğle saatlerinde yoğun bir şekilde tarlacılık yapmaları;
Seyman ve ark (1969), Moore ve ark (1989) ile Herrera (1990)’nın bildirişleri ile
uyumlu bulunmuştur. Popovic (1995)’in bitkinin nektar salgılarındaki artışa bağlı
olarak bal arısı sayısının da arttığını belirten bildirişi bu çalışmada yemlik kolzada da
belirlenmiştir.
Yemlik Kolzada Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı
Çukurova koşullarında yemlik kolza ve arıotu çiçeklerinde tarlacılık yapan
bal arılarının polen tercihini saptamak amacıyla, araştırmanın ikinci yılında yemlik
kolza çiçeklerinde yapılan sayımlarda elde edilen polen tarlacılığı yapan bal
arılarının dönemler ve saatlere göre sayısı Çizelge 4.26’da, polen tarlacılığı yapan bal
arılarının dönemler ve saatlere göre değişimleri Şekil 4.24’te verilmiştir.
Çizelge 4.26. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde Polen
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk).
Sayım Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
12:00
14:00
27/02/2001
4.45±1.22
7.77±1.18
5.55±1.22
5.92±0.06
a
02/03/2001
7.78±1.93
10.00±2.33
3.33±0.92
7.03±1.70
a
06/03/2001
2.22±0.22
8.89±1.84
0.00±0.00
3.70±0.03
a
18/03/2001
0.00±0.00
0.00±0.00
0.00±0.00
0.00±0.00
b
22/03/2001
0.00±0.00
0.00±0.00
0.00±0.00
0.00±0.00
b
27/03/2001
6.67±0.92
2.22±0.20
0.00±0.00
2.96±0.29
a
X±Sx
3.51±0.98
4.81±0.59
1.48±0.67
3.27±0.67
150
Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı (ad/m ²/5 dk)
12
10:00
12:00
14:00
10
8
6
4
2
0
27/02/2001
02/03/2001
06/03/2001
18/03/2001
20/03/2001
27/03/2001
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.23. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde Polen
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
Yemlik kolzada çiçeklenmenin başlaması ile birlikte polen tarlacılığı
başlamış ve bitkide çiçeklenmenin artmasına bağlı olarak 02/03/2001 tarihinde
yapılan sayımlarda en üst düzeye ulaşmıştır. Çiçeklenme başlangıcında 27/02/2001
tarihinde yapılan sayımlarda saat 10:00’da 4.45 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de 7.77
ad/m2/5 dk düzeyinde bal arısı bulunurken saat 14:00’da bu değer 5.55 ad/m2/5 dk
olarak gerçekleşmiştir (Çizelge 4.26 ve Şekil 4.23).
Çiçeklenme süresince polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısının ilk haftalarda
artması yanında, bitkide çiçeklenmenin ilerlemesine koşut olarak polen tarlacılığı
yapan bal arısı sayısında düşme görülmüştür. Ancak yapılan gözlemlerde; bal
arılarının yemlik kolzada çiçeklenmenin başında olduğu gibi belirgin bir düzeyde
besin kaynağına bağlı olarak özelleşmediği, fakat nektar tarlacılığı yaparken
sürtünme yoluyla polen de topladığı ve arka bacaklarında polen yükleri bulunduğu
gözlenmiştir. Özellikle çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu dönemlerde bu durum
daha belirgin bir şekilde görülmüştür. Yemlik kolzada, çiçeklenmenin sonuna doğru
151
27/03/2001 tarihinde yapılan sayımlarda polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısı saat
10:00’da 6.67 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de yapılan sayımda 2.22 ad/m2/5 dk olarak
belirlenmiştir.
Yemlik kolzanın tüm çiçeklenme süresi dikkate alındığında saat 10:00’da
yapılan sayımlarda ortalama 3.51 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de yapılan sayımlarda 4.81
ad/m2/5 dk ve saat 14:00’te yapılan sayımlarda 1.48 ad/m2/5 dk polen tarlacılığı
yapan bal arısı saptanmıştır. Araştırmada yapılan sayımlar sonucunda yemlik
kolzadan bal arılarının bölge koşullarında erken ilkbaharda çiçeklenmesine bağlı
olarak öğle saatlerine kadar polen tarlacılığı yapma eğiliminde olduğu görülmüştür.
Yemlik kolza üzerinde polen tarlacılığı yapan bal arısı sayılarına uygulanan
Kruskal Wallis Testi sonucunda polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısı ile ölçüm
dönemleri arasındaki ilişkinin istatistiki olarak P<0.01 düzeyinde önemli olduğu
saptanmıştır. Ölçüm yapılan saatler bakımından elde edilen verilere Kruskal Wallis
Testi uygulanması sonucu, polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısı ile ölçüm saatleri
arasındaki ilişkinin önemsiz (P>0.05) olduğu belirlenmiştir.
Ölçüm yapılan dönemler göz önüne alınarak, yemlik kolza üzerinde polen
tarlacılığı yapan bal arısı sayısı verilerine uygulanan ÇKT sonucunda 27/02/2001
tarihinde yapılan birinci ölçüm dönemi ile ikinci (02/03/2001), üçüncü (06/03/2001)
ve altıncı (27/03/2001) ölçüm dönemleri I. grupta, dördüncü (18/03/2001) ve beşinci
(22/03/2001) ölçüm dönemleri II. grupta yer almışlardır.
Bal arılarının yemlik kolza çiçeklerinde nektar ve polen tarlacılığı
yapmalarının üzerinde ilk aşamada koloninin besin gereksinimi etkili olmakla
birlikte çiçeğin koku ve rengi tarafından da çekilmektedirler. Bu olay Von Frisch
(1969), Free ve Williams (1983a), Kevan (1983), Çakmak ve ark (1998), Laloi ve ark
(1999), Shahar ve ark (2000)’nın bildirişleri ile de örtüşmektedir.
Yemlik kolza poleninden bal arılarının sabah ve öğle saatlerinde
yararlandıkları sonucu Poulsen (1973)’in bildirişi ile büyük bir uyum içerisinde
bulunmaktadır. Bal arıları çevrede farklı besin kaynakları bulunmasına karşın
Cruciferae familyasına ait yemlik kolzanın çiçeklerini özellikle tercih etmekte
oldukları sonucu, Von Frisch (1967), Free ve Williams (1979), Free ve Williams
(1983a), Singh (1989), Free (1992) ile Korkmaz ve Kumova (1998)’nın bildirişleri
152
ile uyum sağlamaktadır. Ancak bal arılarının yemlik kolzada çiçeklenmenin ilk
dönemlerinde nektar veya polen toplamak için net bir şekilde tarlacılık tercihinde
bulunurken, Michener (1974)’in bildirişi ile uyumlu olarak çiçeklenmenin ortasına
rastlayan dönemlerde tercihlerini değiştirmişler ve her iki besin kaynağı için
tarlacılık yapma eğilimine girmişlerdir. Villanueva (1994), Ingram (2000) ile
Anderson (2001)’un bildirişlerinde olduğu gibi bal arıları kovanları yakınında
bulunan nektar ve polen kaynaklarını tercih etmekte olduğundan besin kaynağı elde
etmek için yemlik kolza çiçeklerinde yoğun bir şekilde tarlacılık yapmışlardır. Ancak
polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısında belirgin bir azalma görülmüştür.
Bal arılarının polen ve nektar toplamak amacıyla ortaya koydukları bu
davranışın, koloni gereksiniminin farklı yönde tercih göstermesinden olmakla birlikte
yemlik kolza çiçeğinin anterlerinin kısa ve derin tüplü bir yapıya sahip olmasından
da kaynaklandığı öne sürülebilir. Yemlik kolza çiçeklerinde erken ilkbahar
döneminde bol miktarda polen ve nektar bulunması nedeniyle bal arılarını kendine
çektiği (Bonadé Bottino ve ark, 1998) ve dolayısıyla net bir işbölümünün bu
dönemdeki
besin
gereksinimini
karşılamak
amacıyla ortadan
kaldırıldığını
göstermektedir.
Sonuç olarak, bal arılarının çevrede yeterli düzeyde besin kaynağı olduğu
durumlarda koloni gereksinimi ve çevresel faktörlerin etkisi altında yemlik kolza
çiçeklerinde nektar ve polenin her biri için ayrı ayrı tarlacılık yapmakta olduğu,
ancak bazı durumlarda önceliği nektar toplamaya yönelttikleri ve sürtünme yoluyla
polen toplama davranışı gösterebildikleri belirlenmiştir.
Yemlik Kolzada Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arısı Sayısı
Yemlik kolza çiçeklerinde bal arılarının tarlacılık eğilimini ortaya koymak
amacıyla yapılan sayımlarda, bal arılarının gün içerisindeki oranları ve değişimleri de
saptanmıştır. Araştırmanın ikinci yılında yemlik kolza çiçekleri üzerinde yapılan
sayımlar sonucunda tarlacılık yapan toplam bal arılarının sayısı dönemler ve saatlere
göre Çizelge 4.27’de, tarlacılık yapan toplam bal arılarının dönemler ve saatlere göre
sayısal değişimleri Şekil 4.24’te verilmiştir.
153
Çizelge 4.27. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde
Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk).
Sayım Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
12:00
14:00
27/02/2001
41.11±3.65
26.66±1.71
25.55±2.71
31.11±3.20
b
02/03/2001
52.22±1.81
48.89±4.84
44.44±1.11
48.51±5.18
b
06/03/2001
194.44±2.89
147.78±1.72
60.00±5.77
134.07±2.20
a
18/03/2001
194.44±12.37
175.55±5.69
67.78±2.57
145.92±11.59
a
22/03/2001
126.67±3.33
100.00±9.32
42.22±5.55
89.63±1.36
a
27/03/2001
7.77±1.22
7.78±1.11
20.00±1.71
11.85±1.77
c
102.78±9.79
84.44±5.64
43.33±2.80
76.85±5.90
c
b
a
X±Sx
Toplam Bal Arısı Sayısı (ad/m ²/5 dk)
250
10:00
12:00
14:00
200
150
100
50
0
27/02/2001
02/03/2001
06/03/2001
18/03/2001
22/03/2001
27/03/2001
Ölçüm Dönemleri
Şekil 4.24. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde
Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre
Değişimi.
Çizelge 4.27 ve Şekil 4.24’ten görüldüğü gibi; yemlik kolza çiçeklerinde
27/02/2001 tarihli birinci ölçüm döneminde saat 10:00, 12:00 ve 14:00’te sırasıyla
41.11 ad/m2/5 dk, 26.66 ad/m2/5 dk ve 25.55 ad/m2/5 dk bal arısı tarlacılık yaparken
154
çiçeklenmenin yoğunlaşmasına bağlı olarak tarlacı bal arısı sayısında artış olmuş ve
18/03/2001 günü yapılan sayımlarda bal arısı sayısı aynı saatlerde sırasıyla 194.44
ad/m2/5 dk, 175.55 ad/m2/5 dk ve 67.78 ad/m2/5 dk olarak gerçekleşmiştir. Ancak
çiçeklenmenin sonuna doğru birim alanda azalan çiçek sayısına bağlı olarak tarlacı
bal arısı sayısı da azalmış ve 27/03/2001 tarihli ölçüm döneminde tarlacı bal arısı
sayısı aynı saatlerde sırasıyla 7.77 ad/m2/5 dk, 7.78 ad/m2/5 dk ve 20.00 ad/m2/5 dk
olarak belirlenmiştir.
Yemlik kolzada tüm dönemler dikkate alındığında saat 10:00, 12:00 ve
14:00’te sırasıyla 102.78 ad/m2/5 dk, 84.44 ad/m2/5 dk ve 43.33 ad/m2/5 dk bal
arısının; tüm dönemler boyunca ortalama 76.85 ad/m2/5 dk bal arısının tarlacılık
yaptığı saptanmıştır. Bal arılarının yemlik kolzada tarlacılık etkinliğine sabah
saatlerinde başladığı, gün içerisinde geç saatlere doğru gittikçe azalan bir şekilde
tarlacılık yaptıkları belirlenmiştir.
Yemlik kolzanın çiçeklenmeye başlaması ile birlikte çiçeklerinde tarlacı
arıların çoğunluğu nektar tarlacılığı yapmaya başlamıştır. Ancak gün içerisinde
saatlerin ilerlemesiyle birlikte kısmen var olan polen tarlacılığı yapan bal arısı
sayısında düşme görülmüştür. Özellikle çiçeklenme sonuna doğru nektar ve polen
tarlacılığı yapan arılar arasında herhangi bir davranış farklılığı görülmemiş, arıların
tamamı nektarla birlikte sürtünme yoluyla polen için de tarlacılık yapmışlardır.
Yapılan sayımlar sonucunda bal arılarının yemlik kolzadan yöre koşullarında
çiçeklenme başlangıcı dışında günün her saatinde nektar toplamak amacıyla aynı
düzeyde tarlacılık yapma eğiliminde olduğu saptanmıştır.
Araştırmanın ikinci yılında ekilen yemlik kolza çiçekleri üzerinde tarlacılık
yapan toplam bal arısı sayılarına uygulanan Kruskal Wallis Testi sonucunda; yemlik
kolza üzerinde tarlacılık yapan toplam bal arısı sayıları ile ölçüm dönemleri arasında
istatistiki olarak P<0.01 düzeyinde önemli ilişki olduğu saptanmıştır.
Ölçüm yapılan saatler bakımından elde edilen verilere uygulanan Kruskal
Wallis Testi sonucunda yemlik kolza üzerinde tarlacılık yapan toplam bal arısı
sayıları ile ölçüm saatleri arasındaki ilişki önemsiz (P>0.05) olarak belirlenmiştir.
Ayrıca yemlik kolza üzerinde polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısı ile nektar
tarlacılığı yapan bal arısı sayılarına ait verilere uygulanan Mann-Whitney U Testi
155
sonucunda aralarındaki farkın P<0.01 düzeyinde önemli olduğu saptanmıştır.
Ölçüm yapılan dönemler dikkate alındığında yemlik kolza çiçeklerinde
tarlacılık yapan toplam bal arısı verilerine uygulanan ÇKT sonucunda; üçüncü
(06/03/2001) ve dördüncü (18/03/2001) ölçüm dönemi I. grupta, beşinci
(22/03/2001) ölçüm dönemi II. grupta, birinci (27/02/2001) ve ikinci (02/03/2001)
ölçüm dönemleri III. grupta yer alırken altıncı (27/03/2001) ölçüm dönemi IV. grupta
yer almıştır.
Yemlik kolzanın çiçeklenme başlangıcında bal arılarının gün içerisinde
dengeli bir şekilde dağıldığı, ancak bitkide çiçeklenme yoğunlaştıkça öğle saatlerinde
bal arısı sayısının arttığı görülmektedir. Çiçeklenmenin ilerlemesi ve iklimin düzenli
seyretmesine bağlı olarak yemlik kolzada bal arılarının tarlacılık etkinliğinin gün
içerisine yayıldığı gözlenmiştir.
Yemlik kolza çiçeklerinde tarlacılık yapan toplam bal arısı sayısı
değerlendirildiğinde; yemlik kolzada tarlacılık yapan bal arılarının hemen hemen
tamamının nektar tarlacılığı yapmakta oldukları görülmektedir. Bu sonuç yemlik
kolzanın bal arıları için önemli bir nektar kaynağı olduğu ve bal arıları tarafından
poleni yanında özellikle nektarı için tercih edildiği bildirişleri (Dewan, 1995; Pierre
ve ark, 1996; Pierre ve Renard, 1999) ile uyum sağlamaktadır. Ayrıca bal arılarının
yemlik kolzanın nektar ve poleninin her ikisini birden toplama eğiliminde olması
Anonymous (2002) bildirişi ile de örtüşmektedir.
Sonuç olarak Çukurova Bölgesinde ekimi yapılan ve şubat ayı içerisinde
çiçeklenmeye başlayan yemlik kolzadan bal arılarının nektar kaynağı olarak
yararlandıkları, tarlacılık faaliyetlerini sabahın erken saatlerinde yoğunlaştırdıkları ve
gün içerisinde gittikçe azalan bir şekilde tarlacılık yaptıkları belirlenmiştir.
Tarlacılık yapan toplam bal arısı sayısı değerlerinin yanında bal arılarının
yemlik kolzadaki nektar ve polen tarlacılıklarının oranı (%) saptanmıştır.
Araştırmanın ikinci yılında yemlik kolza çiçeklerinde yapılan sayımlar sonucunda;
nektar ve polen tarlacılığı yapan bal arılarının oranları (%) Çizelge 4.28’de, nektar ve
polen tarlacılığı yapan bal arılarının dönemler ve saatlere göre oransal değişimleri
Şekil 4.25’de verilmiştir.
156
Çizelge 4.28. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde
Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve
Saatlere Göre Oranı (%).
Sayım Saatleri
Dönemler
10:00
Ortalama
12:00
14:00
N
P
N
P
N
P
N
P
27/02/2001
90.60
9.40
80.96
19.04
69.12
30.88
80.23
19.77
02/03/2001
84.95
15.05
80.19
19.81
92.67
7.33
85.94
14.06
06/03/2001
98.83
1.17
94.60
5.40
100.00
0.00
97.81
2.19
18/03/2001
100.00
0.00
100.00
0.00
100.00
0.00
100.00
0.00
22/03/2001
100.00
0.00
100.00
0.00
100.00
0.00
100.00
0.00
27/03/2001
11.10
88.90
77.77
22.23
100.00
0.00
62.96
37.04
Ortalama
80.91
19.09
88.92
11.08
93.63
6.37
87.82
12.18
Nektar ve Polen Tarlacılığı Oranı (%)
100
Polenci Arı
Nektarcı Arı
90
80
70
60
50
40
30
20
10
0
27/02/2001
02/03/2001
06/03/2001
18/03/2001
22/03/2001
27/03/2001
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.25. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinde Nektar
ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemlere Göre Oransal
Değişimi.
Çizelge 4.28 ve Şekil 4.25 birlikte değerlendirildiğinde; bal arılarının yemlik
kolzada çiçeklenme başlangıcından sonuna kadar nektar ağırlıklı tarlacılık yapma
157
eğiliminde oldukları belirlenmiştir. Ancak bu sonuca çiçeğin özgün yapısının büyük
etkide bulunduğu ve nektar tarlacılarının aynı zamanda birer polen tarlacısı oldukları
da saptanmıştır. Çiçeklenmenin ilerlemesine ve havaların nispeten ısınmasına paralel
olarak; bal arılarının nektardan yararlanma yönünde daha ağırlıklı çalışmaları,
çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu dönemde sadece polen tarlacılığı yapmadıkları,
nektar ve polenin her ikisi için de tarlacılık yaptıkları, ancak özellikle nektar
toplamayı hedefledikleri ve bu sırada sürtünme yoluyla vücutlarına bulaşan polenleri
de topladıkları saptanmıştır.
Bal arıları yemlik kolzanın çiçeklenme başlangıcında 27/02/2001 günü
yapılan sayımlarda, tüm gün boyunca ortalama %80.23 düzeyinde nektar tarlacılığı
yaparken %19.77 düzeyinde polen tarlacılığı yaptıkları saptanmıştır. Bal arısı
yoğunluğunun en üst düzeyde olduğu 18/03/2001 günü yapılan sayımlarda nektar ve
polen toplama düzeyi sırasıyla %100.00 ve %0.00 olurken, çiçeklenmenin sonuna
doğru 27/03/2001 günü yapılan sayımlarda bu değerler sırasıyla %62.96 ve %37.04
olarak belirlenmiştir.
Tüm çiçeklenme süresi dikkate alındığında bal arılarının yemlik kolza
çiçekleri üzerinde %87.82 düzeyinde nektar tarlacılığı, %12.18 düzeyinde polen
tarlacılığı yaptıkları belirlenmiştir. Ayrıca saatler dikkate alındığında yemlik kolza
çiçekleri üzerinde farklı besin kaynakları açısından bal arılarının tarlacılık eğilimi
değerlendirildiğinde sabahın erken saatlerinde var olan polen tarlacılığının günün
ilerlemesiyle birlikte yerini nektar tarlacılığına terk ettiği saptanmıştır.
Bitkilerde Tarlacılık Yapan Bal Arılarının Karşılaştırılması
Yemlik kolza ve arıotunun çiçeklenme sürelerinin çakıştığı noktada yemlik
kolzada çiçeklenmenin azalması ve arıotunda başlamasına bağlı olarak bal arıları
tarlacılık tercihlerini aniden değiştirmek yerine var olan bitkilerin çiçeklerinin her
ikisinden de yararlanma yönünde tarlacılık tercihlerini belirlemişlerdir.
Her iki bitkinin çiçeklenme süresince tarlacılık yapan toplam bal arılarının
dönemlere göre değişimi Şekil 4.26’da verilmektedir.
158
160
Yemlik Kolza
Toplam Bal Arısı Sayısı (ad/m ²/5 dk)
140
Arıotu
120
100
80
60
40
20
0
27/02/2001 02/03/2001 06/03/2001 18/03/2001 20/03/2001 27/03/2001 05/04/2001 13/04/2001 17/04/2001
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.26. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza ve Arıotu
Çiçeklerinde Tarlacılık Yapan Bal Arılarının Dönemlere Göre
Değişimi.
Yemlik kolza ve arıotunun Şekil 4.15’te verilen çiçeklenme süreleri ile Şekil
4.26’da
verilen
tarlacılık
yapan
toplam
bal
arılarının
sayısı
bir
arada
değerlendirildiğinde; yemlik kolzada çiçek miktarının arıotundan az olmasına karşın
bal arısı sayısının yemlik kolzada yüksek; arıotunda ise çiçek sayısının çok yüksek
olmasına karşın, bal arısı sayısının yemlik kolzaya göre az düzeyde olması dikkat
çekmektedir. Bu sonuca yemlik kolzanın çiçek açtığı dönemde çevrede besin
kaynaklarının az olmasının ve yemlik kolzanın bu dönemde erken çiçek açarak bol
besin kaynağı sağlamasının etkili olduğu belirtilebilir. Zira arıotunun çiçeklendiği
dönemde mevsimin ilerlemesine bağlı olarak çevrede farklı bitkilerde çiçeklenme
başlamakta ve çiçek sayısı artmaktadır. Ayrıca bal arılarının koloni populasyon
gelişimine bağlı olarak tarlacı bal arılarının sayısının da artmasına karşın arıotu
parselinde tarlacılık yapan bal arısı sayısında düşme görülmektedir. Bitkilerin
araştırma yapılan yıl açısından birbirini tamamlar şekilde çiçeklenmesi, bal arısı
kolonilerinin yararlanmaları bakımından önem kazanmakta ve bu sonuçlar Thomas
159
ve Schumann (1993)’ın bildirişi ile de uyumluluk göstermektedir. Ancak yemlik
kolza ve arıotu bitkilerinin çiçeklenme sürelerinin yakın tarihlerde gerçekleşmesi ve
dolayısıyla birinin çiçeklenme bitiş tarihinin diğerinin çiçeklenme başlangıç tarihi
olması nedeniyle bu bitkiler arasında bal arılarını kendine çekmek bakımından net bir
yarış gözlenememiş ve bal arıları her iki bitkiden de yararlanmışlardır. Bu durum
Isham ve Eisikowitch (1998)’in avokado ağaçları ile çevredeki bitkiler arasında bal
arısının tercihini avokadodan yana kullanmasını ve bal arılarının bitkiler arasındaki
yarışının net bir şekilde gözlenmesinin bu çalışmada yaşanmadığı görülmektedir.
Ayrıca bu sonuç bal arılarının Schulz (1998)’un bildirişine benzer olarak bal
arılarının besin kaynaklarından koloni gereksinimini karşılamak için tarlacı sayısını
artırmaktan ziyade, var olan besin kaynaklarına kolonideki tarlacıların dağıldığını
göstermektedir.
Araştırmada elde edilen tarlacı bal arısı sayısı (76.85 ad/m2/5 dk), bölgede
önceden Tansı ve ark (1999) tarafından yapılan çalışmada üç yılda da elde edilen
değerlerden (3.7-10.4 ad/m2/5 dk, 0-2.0 ad/m2/5 dk, 2.0-9.0 ad/m2/5 dk) oldukça
yüksek bulunmuştur. Bu duruma araştırmacıların mart ortası-nisan sonu döneminde
çiçeklenen yemlik kolza çiçeklerinde sayım yapmaları yanında parsel kenarına
konulan koloni sayısının da az olması etkili olmuştur. Ayrıca denemede ekimini
yaptıkları yemlik kolzada çiçek sayısının bu çalışmada kullanılan çeşidin çiçek
sayısından daha az olmasının da bu durum üzerine etkili olduğu sanılmaktadır.
Bal arılarının çevrede bulunan yemlik kolza ve arıotunun sağladığı besin
kaynaklarının çekiciliği nedeniyle ayrımda bulunmadan tarlacılık yapmalarından
dolayı bu bitkilerin, Evans ve ark (1995), Long ve ark (1998) ile Marshall (1998)‘ın
bildirişlerinde belirttiği polinasyonu istenen bitkilere polinatörleri çekmek amacıyla
kullanılabilecekleri görülmüştür.
Sonuç olarak bal arılarının Çukurova koşullarında erken ilkbahar döneminde
çiçeklenen yemlik kolzadan nektar başta olmak üzere polen de topladığını ancak
önceliği nektar toplamaya vermekle birlikte sürtünme yoluyla bitkinin polenlerini de
topladıkları belirlenmiştir.
160
4.2.4.2. Arıotunda Nektar ve Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının
Sayısı
Arıotunda Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı
Araştırmanın ikinci yılında arıotu çiçekleri üzerinde yapılan sayımlar
sonucunda elde edilen nektar tarlacılığı yapan bal arılarının sayısı dönemler ve
saatlere göre Çizelge 4.29’da, nektar tarlacılığı yapan bal arılarının dönemler ve
saatlere göre değişimleri Şekil 4.27’de verilmiştir.
Çizelge 4.29 ve Şekil 4.27’den görüldüğü üzere; arıotunda çiçeklenmenin
başlaması ile birlikte bal arılarının nektar tarlacılığı başlamış ve çiçeklenmenin
artmasına bağlı olarak 27/03/2001 tarihinde en üst düzeye ulaşmıştır. Çiçeklenme
başlangıcında 18/03/2001 tarihinde yapılan sayımlarda saat 10:00’da 3.33 ad/m2/5
dk, saat 12:00’de 8.88 ad/m2/5 dk ve saat 14:00’te 1.11 ad/m2/5 dk nektar tarlacılığı
yapan bal arısı saptanmıştır. Geçen süre içerisinde çiçeklenmenin de artmasına
paralel olarak, arıotu üzerinde nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısı artmış ve
çiçeklenmenin en üst düzeyde olduğu 27/03/2001 tarihinde saat 10:00’da yapılan
sayımlarda 13.33 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de yapılan sayımlarda 56.66 ad/m2/5 dk ve
saat 14:00’de yapılan sayımlarda 62.22 ad/m2/5 dk bal arısı belirlenmiştir.
Çiçeklenmenin sonuna doğru nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısında azalma
görülmüştür. Arıotunda tüm çiçeklenme süresi dikkate alındığında; saat 10:00’da
yapılan sayımlarda ortalama 15.74 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de 35.74 ad/m2/5 dk ve
saat 14:00’te 28.88 ad/m2/5 dk nektar tarlacılığı yapan bal arısı saptanmıştır.
Araştırmanın ikinci yılında ekilen arıotu çiçekleri üzerinde nektar tarlacılığı
yapan bal arısı sayısı verilerine saatler dikkate alınarak uygulanan Kruskal Wallis
Testi sonucunda; nektar tarlacılığı yapan bal arısı sayısı ile ölçüm yapılan saatler
arasındaki ilişki P<0.01 düzeyinde önemli olarak belirlenmiştir. Nektar tarlacılığı
yapan bal arısı sayısı ile ölçüm dönemleri arasında istatistiki olarak önemli (P<0.05)
ilişki olduğu saptanmıştır.
Arıotu üzerinde ölçüm yapılan dönemler açısından nektar tarlacılığı yapan bal
arısı sayısı verilerine uygulanan ÇKT sonucunda; 27/03/2001 tarihinde yapılan
üçüncü ölçüm dönemi ile 13/04/2001 tarihinde yapılan beşinci ölçüm dönemi I.
161
grubu, 22/03/2001 tarihinde yapılan ikinci ölçüm dönemi II. grubu, 05/04/2001
tarihinde yapılan dördüncü ölçüm dönemi III. grubu ve 18/03/2001 tarihinde yapılan
ilk ölçüm dönemi IV. grubu oluşturmuştur.
Çizelge 4.29. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Nektar
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk).
Sayım Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
12:00
14:00
18/03/2001
3.33±0.92
8.88±1.93
1.11±0.11
4.44±0.57
d
22/03/2001
22.22±2.28
32.22±2.94
23.33±1.33
25.92±2.92
b
27/03/2001
13.33±1.09
56.66±1.92
62.22±2.96
44.07±1.30
a
05/04/2001
4.44±0.11
41.11±1.89
16.67±1.92
20.74±2.00
c
13/04/2001
32.22±3.92
45.55±1.76
40.00±2.93
39.26±3.26
a
17/04/2001
18.89±1.68
30.00±1.93
30.00±3.39
26.29±1.59
b
15.74±1.64
35.74±2.10
28.88±2.86
26.79±1.86
b
a
a
X±Sx
Nektar Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı (ad/m ²/5 dk)
70
10:00
12:00
14:00
60
50
40
30
20
10
0
18/03/2001
22/03/2001
27/03/2001
05/04/2001
13/04/2001
17/04/2001
Ölçüm Dönemleri
Şekil 4.27. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Nektar
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
162
Tüm dönemler bir arada incelendiğinde; bal arılarının arıotunda açan çiçek
sayısına bağlı olarak artan veya azalan düzeyde nektar tarlacılığı yaptıkları ve bu
etkinliklerini özellikle öğle saatlerinde yoğunlaştırdıkları saptanmıştır.
Arıotunda Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı
Çukurova koşullarında, yemlik kolzada çiçeklenmenin bitmesine yakın
zamanda çiçek açan arıotunda tarlacılık yapan bal arılarının besin kaynağı
tercihlerinin ne düzeyde olduğu yapılan sayımlarla saptanmıştır.
Araştırmanın ikinci yılında arıotu çiçeklerinde yapılan sayımlar sonucunda
elde edilen polen tarlacılığı yapan bal arılarının sayısı dönemler ve saatlere göre
Çizelge 4.30’da, polen tarlacılığı yapan bal arılarının dönemler ve saatlere göre
değişimi Şekil 4.28’de verilmiştir.
Çizelge 4.30 ve Şekil 4.28’den görüldüğü üzere, arıotunda çiçeklenmenin
başlaması ile birlikte bal arısı tarlacılığı başlamış ve bitkide çiçeklenmenin artmasına
bağlı olarak 27/03/2001 tarihinde yapılan sayımlarda en üst düzeye ulaşmıştır.
Çiçeklenme başlangıcında 18/03/2001 tarihinde yapılan sayımlarda saat 10:00’da
11.11, ad/m2/5 dk saat 12:00’de 14.44 ad/m2/5 dk düzeyinde polen tarlacılığı yapan
bal arısı saptanırken, saat 14:00’te bu sayı 14.45 ad/m2/5 dk düzeyinde belirlenmiştir.
Çiçeklenme süresince arıotu çiçeklerinde polen tarlacılığı yapan bal arısı
sayısının ilk haftalarda artması yanında bitkide çiçeklenmenin ilerlemesine bağlı
olarak polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısında da artışın olduğu ve çiçeklenmenin
azalmasına paralel olarak birim alanda polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısında
azalma olduğu görülmüştür.
Arıotunda çiçeklenmenin sonuna doğru 17/04/2001 tarihinde yapılan
sayımlarda ise bu değerler saat 10:00, 12:00 ve 14:00’te sırasıyla, 12.22 ad/m2/5 dk,
13.33 ad/m2/5 dk ve 14.44 ad/m2/5 dk olarak belirlenmiştir.
Arıotunun tüm çiçeklenme süresi dikkate alındığında polen tarlacılığı yapan
bal arısı sayısı saat 10:00’da ortalama 30.18 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de yapılan
sayımlarda 25.56 ad/m2/5 dk ve saat 14:00’te 21.11 ad/m2/5 dk olarak
gerçekleşmiştir.
163
Çizelge 4.30. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Polen
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk).
Sayım Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
12:00
14:00
18/03/2001
11.11±1.11
14.44±2.93
14.44±2.84
13.33±1.75
b
22/03/2001
18.89±1.89
12.22±1.00
26.67±3.18
19.26±1.57
b
27/03/2001
61.11±2.28
32.22±1.81
34.45±4.00
42.59±2.17
a
05/04/2001
48.89±3.92
47.78±3.55
11.11±1.55
35.92±3.79
a
13/04/2001
28.89±1.11
33.33±3.32
25.55±1.00
29.25±1.90
a
17/04/2001
12.22±2.00
13.33±1.84
14.44±1.76
13.33±1.54
b
30.18±2.95
25.56±2.64
21.11±2.95
25.61±2.69
a
b
b
X±Sx
Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arısı Sayısı (ad/m ²/5 dk)
70
10:00
12:00
14:00
60
50
40
30
20
10
0
18/03/2001
22/03/2001
27/03/2001
05/04/2001
13/04/2001
17/04/2001
Ölçüm Dönemleri
Şekil 4.28. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Polen
Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
Araştırmanın ikinci yılında arıotu çiçekleri üzerinde polen tarlacılığı yapan
bal arısı sayısı verilerine saatler dikkate alınarak uygulanan Kruskal Wallis Testi
164
sonucunda; arıotunda polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısı üzerine saatlerin
etkisinin P<0.05 düzeyinde önemli olduğu saptanmıştır.
Ölçüm yapılan dönemler ele alınarak, arıotu üzerinde polen tarlacılığı yapan
bal arısı sayısı verilerine uygulanan ÇKT sonucunda 27/03/2001 tarihinde yapılan
üçüncü ölçüm dönemi ile dördüncü (05/04/2001) ve beşinci (13/04/2001) ölçüm
dönemi I. grupta, birinci (18/03/2001), ikinci (22/03/2001) ve altıncı (17/04/2001)
ölçüm dönemleri II. grupta yer almıştır.
Saatler bakımından polen tarlacılığı yapan arı sayısının karşılaştırılması
sonucunda saat 10:00’da yapılan sayımlar I. grupta, saat 12:00 ve saat 14:00’te
yapılan sayımlar II. grupta yer almışlardır.
Araştırmada yapılan sayımların değerlendirilmesi sonucunda; arıotunda bal
arılarının sabah saatlerinde yoğun olarak polen tarlacılığı yaptıkları ve saatler
ilerledikçe bu düzeyin oransal olarak azaldığı gözlenmiştir. 05/04/2001 tarihinde
havanın oldukça soğuk gitmesine paralel olarak, bal arıları tarlacılık faaliyetlerine
geç saatlerde başlamışlardır. Gün içerisinde havaların ısınmasına paralel olarak
tarlacılık faaliyeti artmış, ancak gün içerisinde saat 14:00’te yapılan sayımlarda polen
tarlacılığı yapan bal arısı sayısı oldukça düşmüştür.
Bal arılarının arıotunda öncelikle polen tercihinde bulunması sonucu, Free ve
Williams (1976), Herbert (1992) ile Camazine ve ark (1998)’nın koloni büyümesini
sağlamak amacıyla yetiştirilen ve koloni içerisinde bulunan yavru kokusunun tarlacı
arıları öncelikle polen toplamaya yönelttikleri; Free (1987)’nin koloni içerisinde ana
arı bulunmasının polen toplama üzerine etkide bulunduğu, Pankiw ve ark (1998) ile
Dreller ve ark (1999)’nın kolonide bulunan larva miktarının da polen toplama
etkinliğini teşvik ettiği görüşleriyle uyum içerisindedir.
Arıotunda Tarlacılık Yapan Toplam Bal Arısı Sayısı
Bitkiler üzerinde tarlacılık yapan toplam bal arısı sayısına bağlı olarak
arıotunun bal arıları tarafından ne düzeyde tercih edildiği belirlenebilmektedir.
Araştırmanın ikinci yılında arıotu çiçeklerinde tarlacılık yapan toplam bal arılarının
sayısı Çizelge 4.31’de, arıotu çiçeklerinde tarlacılık yapan toplam bal arılarının
dönemler ve saatlere göre değişimi Şekil 4.29’da verilmiştir.
165
Çizelge 4.31. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Tarlacılık
Yapan Toplam Bal Arılarının Sayısı (ad/m2/5 dk).
Sayım Saatleri
Dönemler
X±Sx
10:00
12:00
14:00
18/03/2001
14.44±1.11
23.33±2.09
15.55±4.84
17.78±2.48
d
22/03/2001
41.11±2.10
44.45±1.11
50.00±3.47
45.19±4.88
c
27/03/2001
74.45±3.28
88.89±8.69
96.67±5.24
86.67±1.75
a
05/04/2001
53.33±5.03
88.89±4.44
27.78±3.29
56.67±2.31
b
13/04/2001
61.11±2.81
78.89±3.69
65.55±5.88
68.52±5.61
a
17/04/2001
31.11±3.19
43.33±2.33
44.44±4.01
39.63±3.16
c
X±Sx
45.93±3.60
61.30±3.69
50.00±2.68
52.41±4.25
Toplam Bal Arısı Sayısı (ad/m ²/5 dk)
120
10:00
12:00
14:00
100
80
60
40
20
0
18/03/2001
22/03/2001
27/03/2001
05/04/2001
13/04/2001
17/04/2001
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.29. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Tarlacılık
Yapan Toplam Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi.
Çizelge 4.31 ve Şekil 4.29’un değerlendirilmesinden görüldüğü üzere; arıotu
çiçeklerinde 18/03/2001 tarihinde yapılan ilk sayımda saat 10:00, 12:00 ve 14:00’te
sırasıyla 14.44 ad/m2/5 dk, 23.33 ad/m2/5 dk ve 15.55 ad/m2/5 dk bal arısı tarlacılık
yaparken, çiçeklenmenin yoğunlaşmasına bağlı olarak bal arısı sayısında artma
166
olmuş ve 27/03/2001 günü aynı saatlerde sırasıyla 74.45 ad/m2/5 dk, 88.89 ad/m2/5
dk ve 96.67 ad/m2/5 dk olarak gerçekleşmiştir. Ancak çiçeklenmenin sonuna doğru
birim alanda azalan çiçek sayısına bağlı olarak bal arısı sayısı da azalmış ve
17/04/2001 tarihli son ölçüm döneminde bal arısı sayısı aynı saatlerde sırasıyla 31.11
ad/m2/5 dk, 43.33 ad/m2/5 dk ve 44.44 ad/m2/5 dk olarak belirlenmiştir. Tüm
dönemler dikkate alındığında arıotu çiçeklerinde 52.41 ad/m2/5 dk bal arısının
tarlacılık yaptığı belirlenmiştir.
Araştırmanın ikinci yılında arıotu çiçekleri üzerinde tarlacılık yapan toplam
bal arısı sayılarına uygulanan Kruskal Wallis Testi sonucunda toplam bal arısı sayısı
ile ölçüm yapılan saatler arasındaki ilişki P<0.01 düzeyinde önemli olarak
belirlenmiştir. Arıotu üzerinde tarlacılık yapan toplam bal arısı sayısı ile ölçüm
dönemleri arasındaki ilişkinin önemsiz (P>0.05) olduğu saptanmıştır.
Ölçüm yapılan dönemler dikkate alındığında, arıotu çiçeklerinde tarlacılık
yapan toplam bal arısı sayısı verilerine uygulanan ÇKT sonucunda; 27/03/2001
tarihinde ölçüm yapılan üçüncü dönem ile 13/04/2001 tarihinde ölçüm yapılan
beşinci dönem I. grupta, 05/04/2001 tarihinde ölçüm yapılan dördüncü dönem II.
grupta, 22/03/2001 ve 17/04/2001 tarihlerinde ölçüm yapılan ikinci ve altıncı
dönemler III. grupta ve 18/03/2001 tarihinde ölçüm yapılan birinci dönem IV. grupta
yer almıştır.
Arıotu çiçeklerinde tarlacılık yapan toplam bal arısı sayıları, çiçeklenmenin
en üst düzeyde olduğu dönemde bölgede önceki yıllarda yapılan benzer çalışmalar ile
karşılaştırıldığında Tansı ve ark (1996)’nın bildirdikleri değerlerden (130, 91, 66,
201 ve 183 ad/m2) genelde düşük, tüm dönem ortalamaları bakımından Tansı ve ark
(1999)’nın bulgularından (45.4, 56.0 ve 34.2 ad/m2) yüksek, Kumova ve ark
(2001)’nın sonuçları (68.10, 62.36 ve 62.23 ad/m2) ile nispeten uyumlu olduğu
belirlenmiştir. Sonuçta bal arılarının çevrede bulunan diğer bitkiler yanında
arıotunun ekim zamanı, yeri ve mevsimsel koşullar başta olmak üzere çeşitli
etmenler altında farklı yoğunluk düzeylerinde tarlacılık yaptıkları saptanmıştır.
Saatler ve dönemler göz önüne alınarak bal arısı sayıları incelendiğinde; bal
arılarının tarlacılık faaliyetlerini kovanları yakınında bulunan çiçekli bitkilerin artış
ve azalışına bağlı bir şekilde değiştirdikleri görülmüştür. Bunun yanında tarlacılık
167
faaliyetlerini bitkinin çiçeklenme süresine bağlı olarak ayarlamaları Free ve Williams
(1974), Free (1992) ve Roubik (1995)’in bal arılarının kovanları yakınlarındaki
bitkilerde tarlacılık yapma eğiliminde oldukları görüşünü desteklemektedir.
Çukurova koşullarında yetiştirilen arıotunun saat 06:00-18:00 arasında polen
salınımı yapması ve bal arılarının bu duruma uyum sağlayarak gün boyu polen
toplamaları, Percival (1955)’in bulguları ile örtüşmektedir. Ayrıca arıotunda çiçek
sayısının artma ve azalmasına bağlı olarak bal arılarının çiçeklenme süresince
tarlacılık yaptığının belirlenmesi, Poulsen (1973)’in kolonilerin bitkiler ve saatler
bakımından önemli etkileşim içerisinde olduğu görüşünü desteklemektedir.
Arıotu çiçeği sayısındaki değişimin, bu çiçekler üzerinde tarlacılık yapan
toplam bal arısı sayısı üzerinde etkili olduğu ve kolonilerin de bu duruma uyum
sağlayarak tarlacı arı populasyonunu ve tarlacılık tercihini düzenlediği sonucu
Michener (1974)'in bildirişiyle de uyum sağlamaktadır. Ölçüm yapılan dönemlerde
çevresel koşulların gün içerisinde değişmesine göre bal arılarının tarlacılık tercihi ile
yoğunluğunun değişim göstermesi Winston (1987)’un bildirişine uygun olarak
belirlenmiştir.
Arıotu çiçekleri üzerinde bal arılarının tercihini saptamak amacıyla bal arısı
sayısını belirlemek yanında tarlacılık yapan toplam bal arılarının dönemler ve
saatlere göre oransal değerlerinin belirlenmesi daha sağlıklı sonuçlar vermektedir.
Arıotu üzerinde nektar ve polen tarlacılığı yapan bal arılarının dönemler ve saatlere
göre oransal değerleri Çizelge 4.32’de, dönemler ve saatlere göre oransal değişimleri
Şekil 4.30’da verilmektedir.
Çizelge 4.32 ve Şekil 4.30'un birlikte değerlendirilmesi sonucunda, bal
arılarının arıotunun çiçeklenme başlangıcından sonuna kadar bal arılarının besin
kaynaklarından yararlanma bakımından dengeli bir tarlacılık yapma eğiliminde
oldukları görülmektedir. Çiçeklenme başlangıcında 18/03/2001 tarihinde bal arıları
tüm gün boyunca ortalama %21.48 düzeyinde nektar tarlacılığı, %78.52 düzeyinde
polen tarlacılığı yapmışlardır. Bal arısı yoğunluğunun en üst düzeyde olduğu
27/03/2001 tarihinde yapılan sayımda nektar ve polen tarlacılığı yapan bal arılarının
oranı sırasıyla %50.41 ve %49.59; çiçeklenmenin bitişine doğru 17/04/2001 tarihinde
yapılan sayımlarda ise bu değerler sırasıyla %62.65 ve %37.35 olarak saptanmıştır.
168
Çizelge 4.32. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Nektar ve
Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemler ve Saatlere Göre
Oranı (%).
Sayım Saatleri
Dönemler
10:00
Ortalama
12:00
14:00
P
N
P
N
P
N
P
18/03/2001
21.66
78.34
36.10
63.90
6.66
93.34
21.48
78.52
22/03/2001
55.65
44.35
72.89
27.11
51.96
48.04
60.17
39.83
27/03/2001
20.23
79.77
70.02
29.98
60.97
39.03
50.41
49.59
05/04/2001
8.47
91.53
48.86
51.15
68.18
31.82
41.84
58.17
13/04/2001
48.32
51.68
57.37
42.63
60.55
39.45
55.41
44.59
17/04/2001
53.79
46.21
67.53
32.47
66.61
33.39
62.65
37.35
Ortalama
34.69
65.31
58.80
41.20
52.49
47.51
48.66
51.34
Nektar ve Polen Tarlacılığı Oranı (%)
N
100
Polenci Arı
90
Nektarcı Arı
80
70
60
50
40
30
20
10
0
18/03/2001
22/03/2001
27/03/2001
05/04/2001
13/04/2001
17/04/2001
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.30. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinde Nektar ve
Polen Tarlacılığı Yapan Bal Arılarının Dönemlere Göre Oransal
Değişimi.
Tüm çiçeklenme süresi dikkate alındığında; bal arılarının arıotu çiçekleri
üzerinde %48.66 düzeyinde nektar tarlacılığı; %51.34 düzeyinde polen tarlacılığı
169
yaptıkları belirlenmiştir. Ayrıca saatler dikkate alındığında bal arılarının arıotu
çiçekleri üzerinde farklı besin kaynakları açısından sabah erken saatlerde polen
ağırlıklı, gün içerisinde de nektar ve polenin her ikisi için tarlacılık yaptıkları
saptanmıştır.
Saatler bakımından nektar ve polen tarlacılığı yapan bal arılarının tarlacılık
eğilimi değerlendirildiğinde; tüm dönemler açısından saat 10:00’da %34.69 nektar
tarlacılığı, %65.31 polen tarlacılığı; saat 12:00’de %58.80 nektar tarlacılığı ve
%41.20 polen tarlacılığı; saat 14:00’te %52.49 nektar tarlacılığı, %47.51 polen
tarlacılığı yaptıkları belirlenmiştir.
Arıotu üzerinde nektar tarlacılığı ile polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısına
ait verilere uygulanan Mann-Whitney U Testi sonucunda aralarındaki farkın önemsiz
(P>0.05) olduğu saptanmıştır.
Birinci yıl ekilen arıotunda olduğu gibi ikinci yılda da arıotu çiçeği
sayısındaki oransal değişimin, tarlacılık yapan bal arısı sayısı üzerinde etkili olduğu
ve kolonilerin tarlacılık etkinliklerini bu duruma göre düzenlediği Michener
(1974)'in bildirişi ile örtüşmektedir. Bal arılarının ikinci yılda %48.66 düzeyinde
nektar, % 51.34 düzeyinde polen tarlacılığı yapmış olmaları; Williams ve Christian
(1991)'ın bal arılarının %22'sinin polen tarlacılığı yaptığı bildirişinden oldukça farklı
ve yüksek bulunmuştur. Ancak ikinci yılda elde edilen bu değerlerin araştırmanın
birinci yılında elde edilen değerlerle büyük bir uyum içerisinde olduğu belirlenmiştir.
Ayrıca bal arılarının arıotu çiçeklerinin sağlamış olduğu nektar ve polen
kaynaklarından ikinci yılda da en üst düzeyde yararlandığı; çiçeklenme süresine ve
gün içerisindeki iklimsel değişimler başta olmak üzere çevresel koşulların etkisi
altında bal arılarının besin kaynağı tercihini ve besin kaynağına dağılım oranını
değiştirdiği saptanmıştır. Bal arılarının arıotunun sağlamış olduğu nektar ve polen
kaynaklarından çiçeklenme süresince eşit düzeyde yararlanma yönünde tarlacılık
yaptıkları belirlenmiştir.
Sonuçta arıotunun Çukurova koşullarında bal arıları için nektar ve polen
kaynağı bakımından aynı düzeyde tercih edildiği ve çiçeklenmesinin bal arılarının
yavru yetiştirme dönemine rastlaması nedeniyle öneminin olduğu saptanmıştır.
170
4.2.5. Arı Kolonilerinin Topladığı Balda Bulunan Polenlerin Oranı
4.2.5.1. Arı Kolonilerinin Topladığı Balda Bulunan Yemlik Kolza Poleni
Oranı
Bal arısı kolonilerinin topladığı balda bulunan dönemlere göre yemlik kolza
poleni oranı Çizelge 4.33’te, yemlik kolza poleni oranının dönemlere göre değişimi
Şekil 4.31'de verilmektedir.
Yemlik kolza poleni oranı çiçeklenmenin ilk döneminde 02/03/2001 tarihinde
yapılan ölçümlerde %11.0 olarak belirlenirken, 13/03/2001 tarihinde %47.0
düzeyinde saptanmıştır. Ancak çiçeklenme süresinin sonuna doğru, yemlik kolza
poleni oranı azalma göstermiş ve son ölçüm döneminde (26/03/2001) %21.0
düzeyinde belirlenmiştir. Tüm çiçeklenme süresinde bal arılarının topladığı balda
bulunan yemlik kolza poleni oranı %24.0 olarak saptanmıştır.
Yemlik kolza poleni oranı verilerine uygulanan istatistiki analiz sonucunda;
dönemlerin etkisi önemli (P<0.05) olarak saptanmıştır. Ortalamalara uygulanan DÇK
Testi sonucunda; üçüncü (13/03/2001) ve beşinci (26/03/2001) ölçüm dönemi I.
grup, birinci (02/03/2001) ölçüm dönemi II. grupta yer alırken ikinci (06/03/2001) ve
dördüncü (22/03/2001) ölçüm dönemi bu iki grup arasında yer almıştır.
Çizelge 4.33. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Arı Kolonisi Gruplarının Topladıkları Balda Bulunan
Yemlik Kolza Poleni Oranının (%) Dönemlere Göre Dağılımı.
Ölçüm Tarihleri
Balda Bulunan Yemlik Kolza Poleni Oranı (%)
02/03/2001
11.0±1.0
b
06/03/2001
19.0±3.1
ab
13/03/2001
47.0±5.2
a
22/03/2001
19.0±2.2
ab
26/03/2001
21.0±4.1
a
X±Sx
24.0±3.6
171
Balda Bulunan Yemlik Kolza Poleni Oranı (%)
50
45
40
35
30
25
20
15
10
5
0
02/03/2001
06/03/2001
13/03/2001
20/03/2001
26/03/2001
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.31. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi Gruplarının
Topladıkları Balda Bulunan Yemlik Kolza Poleni Oranının Dönemlere
Göre Değişimi.
Çevrede bulunan bitki kaynaklarından bal arılarının nektar tercihine etki eden
bitki çiçek yapısı (Free ve Williams, 1974) ve rengi bakımından (Hill ve ark, 1997)
yemlik kolzanın uygun olması nektar tercihinde olumlu rol oynamaktadır. Ayrıca
yemlik kolzanın yoğun olarak çiçeklendiği dönemde bölgede çiçekli bitki sayısının
az olması nedeniyle; bal arılarının bağımlılık gösterdiği (Free, 1982; Herrera, 1990),
nektar miktarının artmasına paralel bir şekilde nektar tarlacılığı yapan bal arısı
sayısındaki artışa bağlı olarak yemlik kolzaya uyum sağladıkları ve en üst düzeyde
yararlandıkları görülmüştür. Ancak Priore ve ark (1995)’nın bildirişine uygun olarak;
bal arılarının yemlik kolza ve arıotu yanında diğer bitkilerin çiçeklerine ait nektarları
da topladığı saptanmıştır.
Yapılan ölçümlerde bal arılarının topladığı balda bulunan ortalama %24.0
yemlik kolza poleni oranı bulgusu, bal arısı kolonilerinin çevrede bulunan başka
nektar kaynaklarından da yararlandıkları ve bir bitkiye bağımlı hareket etmediklerini
göstermektedir. Bu durum arıların belli bir bitkinin çiçeğine yönelmesinde nektar
172
miktarı ile kuru madde düzeyinin tek başına önem taşımadığı, çiçek rengi ve
kokusunun da önemli bir yeri olduğunu belirten Allsop ve ark (1998)'nın bulguları ile
örtüşmektedir. Bal arılarının yemlik kolza nektarından bu düzeyde yararlanmasında
kolonilerin yemlik kolza ekili alan yanında olması açısından tarlacılık için harcanan
emek karşılığında sağlanan nektar miktarının yüksek olması da etkili olmuştur.
Yemlik kolza çiçeklerinin sarı renkte olması nedeniyle bal arıları ve diğer
böcekleri kendine çektikleri (Hill ve ark, 1997), besin toplama işlemini tamamlayan
bal arılarının çiçek üzerine bir koku bıraktıkları Giurfa ve Nunez (1992) tarafından
bildirilmektedir. Araştırmada yapılan gözlemler sonucunda bal arısı tarafından
önceden ziyaret edilen yemlik kolza çiçeklerinin başka bal arıları tarafından besin
aramak amacıyla defalarca ziyaret edildiği, bu durum üzerine yemlik kolza
çiçeklerinin çekici bir yapı ve kokuya sahip olmalarının etkili olduğu görülmüştür.
Sonuç olarak, bal arılarının yemlik kolza nektarından çiçeklenme süresi ve
çevredeki diğer bitkilerin çiçeklenme süresine bağlı olarak yararlandıkları ve bitkinin
çiçeklerinin koku ve renginin de bu yararlanmada etkili olabileceği belirlenmiştir.
Nektarından bal arılarının üst düzeyde yararlanması nedeniyle yemlik kolza, Bölgede
aynı dönemde yetiştirilen ve polinasyonunda sıkıntı bulunan bitkiler arasına ekiminin
yapılmasıyla, gerek bu bitkilerin polinasyonunda başarıyı gerekse bal arılarına besin
kaynağı katkısını getirecek bir konumda bulunmaktadır.
4.2.5.2. Arı Kolonilerinin Topladığı Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranı
Arı kolonisi gruplarının topladığı balda bulunan arıotu poleni oranı Çizelge
4.34’te, arıotu poleni oranının dönemlere göre değişimi Şekil 4.32’de verilmektedir.
Toplanan balda bulunan arıotu poleni oranı çiçeklenmenin ilk döneminde
22/03/2001 tarihinde yapılan ölçümde %8.0 olarak, 03/04/2001 tarihinde %25.0
olarak saptanmıştır. Arıotunda çiçeklenmenin sonuna doğru arıotu poleni oranı
azalma göstermiş ve son ölçüm döneminde (10/04/2001) %18.0 olarak belirlenmiştir.
Tüm çiçeklenme süresinde bal arılarının topladığı baldaki arıotu poleni oranı %16.0
olarak saptanmıştır.
173
Çizelge 4.34. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Topladıkları Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranının (%)
Dönemlere Göre Dağılımı
Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranı (%)
Ölçüm Tarihleri
22/03/2001
8.0±1.1
b
26/03/2001
10.0±1.0
b
03/04/2001
25.0±3.2
a
10/04/2001
18.0±2.7
ab
X±Sx
16.0±2.3
Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranı (%)
30
25
20
15
10
5
0
20/03/2001
26/03/2001
03/04/2001
10/04/2001
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.32. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi Gruplarının
Topladıkları Balda Bulunan Arıotu Poleni Oranının Dönemlere Göre
Değişimi.
Balda bulunan arıotu poleni oranı verilerine uygulanan istatistiki analiz
sonucunda dönemlerin etkisi P<0.05 düzeyinde önemli bulunmuştur. Uygulanan
DÇK Testi sonucunda; 03/04/2001 tarihindeki üçüncü ölçüm dönemi I. grupta,
birinci (22/03/2001) ölçüm dönemi II. grupta, diğer ölçüm dönemleri bu iki grup
arasında yer almışlardır.
174
Yemlik kolzanın çiçeklenme süresi sonuna doğru, arıotunun çiçeklenmeye
yeni başlamış olması arı kolonilerinin bu dönem için her iki bitkiden de
yararlanmasını sağlamıştır. Bal arılarının topladığı balda 22/03/2001 tarihinde %19.0
yemlik kolza poleni oranı saptanırken, aynı dönemde arıotu poleni oranı %8.0 olarak
saptanmıştır. 26/03/2001 tarihinde yemlik kolza poleni oranı %21.0 olurken,
arıotunda bu değer %10.0 düzeyinde olmuştur. Ancak yemlik kolzada çiçeklenmenin
bitişinden sonraki dönemde arıotu poleni oranı %25.0 olarak gerçekleşmiştir. Bu
konudaki bulguları gösteren Çizelge 4.35 ve 4.36'nın incelenmesinden kolonilerin
çevrede bulunan diğer çiçekli bitkileri de tercih ederek dengeli bir şekilde
yararlandığı, tercihini ani bir değişim yapmadan kararlı bir şekilde gerçekleştirdiği,
ancak kolzada çiçeklenmenin bitişine kadar yemlik kolzadan yararlanmayı
sürdürdüğü saptanmıştır. Bu bulgular Free ve Nuttall (1968) ile Wroblewska
(1995)'nın bu konudaki görüşleri ile de uyum sağlamaktadır.
Arıotu ekili alan çevresinde bulunan bitkilerin bal arısının besin kaynağı
tercihinde önemli düzeyde rol oynaması, Free ve Williams (1974)'ın bildirişi ile
uyum içerisindedir. Ayrıca arıotunun çiçeklendiği dönemde bölgede çiçekli bitki
sayısının yemlik kolzanın çiçeklendiği döneme göre oldukça fazla olması nedeniyle
bal arılarının diğer bitkilere de bağımlılık gösterdiği (Free, 1982; Herrera, 1990) ve
bal arılarının topladığı balda yemlik kolza poleni oranına göre arıotu poleni oranı
daha düşük düzeyde belirlenmiştir. Koloni populasyonunun artmasına bağlı olarak
nektar gereksiniminin de artması sonucunda, nektar tarlacılığı yapan bal arısı
sayısında da artma olmuş, bal arılarının arıotuna uyum sağladıkları ve çiçeklenmenin
artmasına paralel bir şekilde topladıkları balda daha fazla arıotu poleni olduğu
saptanmıştır. Ancak Priore ve ark (1995)’nın bildirişinde de belirttiği gibi bal
arılarının arıotu yanında diğer bitkilerin nektarını da topladığı, tek nektar kaynağına
bağlı kalmanın sakıncasını ortadan kaldırdıkları saptanmıştır.
Toplanan balda bulunan %16.0 arıotu poleni oranı, bal arısı kolonilerinin
başka nektar kaynaklarına da tarlacılık yaptığı ve sadece bir bitkiye bağımlı hareket
etmediklerini göstermektedir. Bal arılarının topladığı balda arıotu poleninin bu
düzeyde bulunması, yemlik kolza ve arıotunun kovan yakınında ekili olmasına bağlı
olarak harcanan emek karşılığında sağlanan nektar miktarının yüksek olması etkili
175
olmuştur. Bal arılarının arıotunun nektarından yararlanması Tansı ve ark (1999)'nın
elde ettiği sonuçlarla uyum içerisindedir.
Arıotunda yapılan gözlemler sonucunda yemlik kolza çiçeklerinde olduğu
gibi önceden bal arısı tarafından ziyaret edilmiş olan arıotu çiçeklerinin de başka bal
arıları tarafından defalarca besin arama için ziyaret edildiği saptanmıştır.
Sonuç olarak bal arılarının arıotu nektarından, çiçeklenme süresi ile çevrede
bulunan ve arıotu ile aynı zamanda çiçeklenen diğer bitkilere bağlı olarak
yararlandıkları saptanmıştır. Ancak bu yararlanma düzeyinin yemlik kolzadan farklı
olarak çiçeklenme döneminde çevrede bulunan diğer bitkiler tarafından olumsuz
etkilenmesine paralel olarak gerçekleştiği belirlenmiştir.
4.2.6. Arı Kolonilerinin Bitkilerin Polenini Toplama Oranı
4.2.6.1 Arı Kolonilerinin Yemlik Kolza Poleni Toplama Oranı
Araştırmada kullanılan arı kolonisi gruplarının yemlik kolza poleni toplama
oranı (%) Çizelge 4.35’te, yemlik kolza poleni toplama oranının dönemler ve saatlere
göre değişimi Şekil 4.33’te verilmektedir.
Çizelge 4.35. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Yemlik Kolza Poleni Toplama Oranı (%).
Ölçüm
Saatler
X±Sx
Tarihleri
06:00-11:00
11:00-15:00
15:00-18:00
27/02/2001
24.40±1.97
6.76±0.77
6.79±0.07
11.19±0.64
bc
02/03/2001
9.70±0.75
7.25±0.52
6.70±0.15
7.88±0.92
bc
06/03/2001
3.83±0.11
7.45±1.72
7.96±0.95
6.41±0.13
bc
18/03/2001
20.67±2.30
19.33±1.42
5.08±0.49
14.72±1.36
ab
22/03/2001
42.49±1.50
25.00±1.04
11.65±1.57
26.38±1.85
a
27/03/2001
1.92±0.06
10.37±1.40
3.19±0.03
4.79±0.73
d
17.52±1.70
14.37±1.06
6.93±0.77
12.73±1.70
a
a
b
X±Sx
176
Yem lik Kolza Poleni Toplam a Oranı (%)
45
06:00-11:00
11:00-15:00
15:00-18:00
40
35
30
25
20
15
10
5
0
27/02/2001
02/03/2001
06/03/2001
18/03/2001
20/03/2001
27/03/2002
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.33. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi Gruplarının
Yemlik Kolza Poleni Toplama Oranının Dönemler ve Saatlere Göre
Değişimi
Bal arılarının yemlik kolza poleni toplama işlemini dönemler ve saatlere bağlı
olarak yaptıkları, çiçeklenmenin ilk günlerinde 27/02/2001 tarihinde yapılan ölçümde
bal arılarının saat 06:00-11:00 arasında %24.40, saat 11:00-15:00 arasında %6.76 ve
saat 15:00-18:00 arasında %6.79 oranında yemlik kolza poleni topladıkları
saptanmıştır.
Yemlik kolza poleni toplama oranı, çiçeklenmenin en yoğun olduğu
(18/03/2001) döneme kadar azalma göstermesine karşın bu dönemde yükselme
göstererek saat 06:00-11:00, 11:00-15:00 ve 15:00-18:00 arasında %20.67, %19.33
ve %5.08 olarak gerçekleşmiştir. Yemlik kolza poleni toplama oranı çiçeklenmenin
bitmesine yakın 27/03/2001 tarihinde yapılan ölçümlerde yine düşme göstermiş ve
aynı saatlerde sırasıyla %1.92, %10.37 ve %3.19 olarak belirlenmiştir. Tüm
dönemler dikkate alındığında bal arılarının aynı saatlerde sırasıyla %17.52, %14.37
ve %6.93 oranında yemlik kolza poleni topladıkları saptanmıştır. Tüm dönemler ve
saatler dikkate alındığında bal arılarının %12.73 oranında yemlik kolza poleninden
yararlandıkları belirlenmiştir.
177
Arı kolonilerinin topladıkları yemlik kolza poleni oranı verilerine uygulanan
istatistiki analiz sonucunda kolonilerin yemlik kolza poleni toplaması üzerine
çiçeklenme süresince dönemlerin etkisi P<0.01 düzeyinde, saatler ile dönemxsaat
interaksiyonunun etkisi P<0.05 düzeyinde önemli bulunmuştur.
Yemlik kolza poleni oranına ait ortalamalara uygulanan DÇK Testi
sonucunda 22/03/2001 tarihinde ölçüm yapılan dönem I. grubu, 27/03/2001 tarihli
ölçüm dönemi IV. grubu oluştururken, diğer dönemler bu iki grup arasında yer
almışlardır.
Saatler bakımından yemlik kolza poleni toplama oranına ait ortalamalar
karşılaştırıldığında saat 06:00-11:00 ve 11:00-15:00 ölçüm dönemleri I. grubu
oluştururken saat 15:00-18:00 ölçüm dönemi II. grubu oluşturmuştur.
Bal
arılarının
yemlik
kolza poleninden
tüm
çiçeklenme
süresince
yararlanması yanında, erken ilkbahar döneminde yemlik kolza poleninden en üst
düzeyde
yararlanma
gerçekleşirken
çiçeklenme
sonuna
doğru
arıotunun
çiçeklenmesine bağlı olarak bal arılarında yemlik kolzadan arıotuna doğru bir
yönelim başlamıştır.
Araştırmanın ikinci yılında bal arısı kolonilerinin kovan yakınlarında yoğun
bir şekilde bulunan yemlik kolza polenini ortalama %12.73 oranında topladıkları
saptanmıştır. Bu durum Free ve Williams (1979), Waddington (1983), Schmidt ve
ark (1995), Korkmaz ve Kumova (1998)’nın bal arılarının farklı bitkilerden polen
toplayarak diyet oluşturdukları bildirişleri ile de uyumlu bulunmuştur. Ayrıca
polenlerin farklı aminoasit içeriği başta olmak üzere besin maddeleri bakımından
farklı yapıda olması (Baydar ve Gürel, 1998) bal arılarının polen tercihlerinde etkili
olmakta ve dengeli bir diyet oluşturabilmeleri için farklı bitkileri ziyaret etmelerini
de zorunlu hale getirmektedir.
Bireysel bal arılarının yemlik kolza poleni yanında nektarını da ayrım
yapmadan toplamaları, Thomas ve Schumann (1993), Anderson ve Ratnieks (1999)
ile Giray ve ark (2000)'nın bal arılarının kolonilerin gereksinimini karşılamak için
çevrede bulunan besin kaynaklarından yararlanmak amacıyla koloni içerisinde bir
işbölümü yaptıkları bildirişleri ile de uyumludur. Bal arıları kovan yakınlarında bol
miktarda tek bitki çeşidine ait polen bulunsa bile koloni düzeyinde bu bitkiye
178
bağımlılık göstermemekte koloni içerisinde işbölümüne bağlı olarak farklı bitkilere
tarlacılık yapmak amacıyla bölünmekte (Nagamitsu ve ark, 1999; Da Silva ve Serrao,
2000) oldukları bildirişleri ile de uyum sağlamaktadır.
Sonuç olarak bal arılarının yüksek protein içeren (Somerville, 2001) ve arıları
kendine çeken kimyasal maddeler bulunduran yemlik kolza polenini (Blight ve ark,
1997) erken ilkbahar döneminde topladıkları, koloni gereksinimini gidermek için
çevrede bulunan diğer bitkilere ait polenlerle karışım yaparak aminoasitlerce dengeli
bir diyet oluşturmak için polen tarlacılarının farklı polen kaynaklarına yönelmelerini
sağladıkları görülmüştür.
4.2.6.2 Arı Kolonilerinin Arıotu Poleni Toplama Oranı
Araştırma sonucunda arı kolonisi gruplarında elde edilen arıotu poleni
toplama oranı (%) Çizelge 4.36’da, arıotu polenini toplama oranının dönemler ve
saatlere göre değişimi Şekil 4.34’te verilmektedir.
Bal arılarının çiçeklenmenin başladığı ilk günlerde 06:00-11:00 saatleri
arasında %12.41, 11:00-15:00 saatleri arasında %12.99 ve 15:00-18:00 saatleri
arasında %19.40 oranında arıotu poleni topladıkları saptanmıştır. Ancak arıotunda
çiçeklenmenin ilerlemesine paralel olarak yararlanma düzeyi dönemlere ve saatlere
bağlı olarak artan ve azalan bir yapı göstermiştir. Tüm dönemler dikkate alındığında
bal arılarının 06:00-11:00, 11:00-15:00 ve 15:00-18:00 saatleri arasında sırasıyla
%18.62, %31.30 ve %20.50 oranında arıotu poleni topladıkları belirlenmiştir. Tüm
dönemler ve saatler dikkate alındığında bal arılarının %23.45 oranında arıotu
poleninden yararlandıkları saptanmıştır.
Arı kolonilerinin arıotu poleni toplama oranı verilerine uygulanan istatistiki
analiz sonucunda; arıotu poleni toplama oranı üzerine bu bitkinin çiçeklenme
süresince dönemler ile dönemxsaat interaksiyonunun etkisi P<0.01 düzeyinde,
saatlerin etkisi P<0.05 düzeyinde önemli bulunmuştur.
179
Çizelge 4.36. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi
Gruplarının Arıotu Poleni Toplama Oranı (%).
Ölçüm
Saatler
X±Sx
Tarihleri
06:00-11:00
11:00-15:00
15:00-18:00
18/03/2001
12.41±2.43
12.99±2.76
19.40±2.36
15.07±1.89
b
22/03/2001
12.28±1.44
20.22±1.30
29.37±1.57
20.65±2.25
ab
27/03/2001
3.84±0.75
19.85±1.24
24.65±2.80
16.99±2.73
b
05/04/2001
22.34±2.31
29.93±2.49
77.08±0.84
34.63±3.98
ab
13/04/2001
20.72±1.59
23.48±2.54
1.97±0.20
15.39±3.17
b
17/04/2001
37.18±2.26
75.43±1.08
4.46±0.59
39.03±2.79
a
18.62±2.82
31.30±2.25
20.50±1.58
23.45±2.53
b
a
a
X±Sx
06:00-11:00
90
11:00-15:00
15:00-18:00
Arıotu Poleni Toplama Oranı (%)
80
70
60
50
40
30
20
10
0
18/03/2001
22/03/2001
27/03/2001
05/04/2001
13/04/2001
17/04/2001
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.34. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Kullanılan Arı Kolonisi Gruplarının
Arıotu Poleni Toplama Oranının Dönemler ve Saatlere Göre Değişimi
Toplanan arıotu poleni oranına ait ortalamalara uygulanan DÇK Testi
sonucunda 17/04/2001 tarihinde ölçüm yapılan son dönem I. grupta, birinci
(18/03/2001), üçüncü (27/03/2001) ve beşinci (13/04/2001) ölçüm dönemleri II.
grupta, diğer ölçüm dönemleri bu iki grup arasında yer almıştır. Saatler bakımından
180
ortalamalar karşılaştırıldığında ise 06:00-11:00 ve 15:00-18:00 ölçüm saatleri II.
grubu, 11:00-15:00 ölçüm saati I. grubu oluşturmuştur.
Araştırmanın ikinci yılında elde edilen veriler, birinci yıl verileri ile birlikte
değerlendirildiğinde arıotunda bal arılarının her iki yılda da kısmen polen ağırlıklı
olmak kaydıyla besin kaynaklarına dengeli bir şekilde dağılarak tarlacılık yaptıkları
saptanmıştır.
İkinci yılda yemlik kolzada çiçeklenmenin sonuna doğru arıotunun
çiçeklenmesine bağlı olarak bal arılarında yemlik kolzadan arıotuna bir yönelim
başladığı, arıotunda çiçeklenmenin artmasına bağlı olarak artan bir şekilde besin
tercihini arıotundan yana değiştirdikleri belirlenmiştir.
Araştırmanın ikinci yılında bal arısı kolonilerinin kovan yakınlarında yoğun
bir şekilde bulunan arıotu poleninden ortalama %23.45 düzeyinde yararlanmış
olmaları, Free ve Williams (1979), Schmidt ve ark (1995) ile Korkmaz ve Kumova
(1998)’nın bal arılarının farklı bitkilerden polen toplamak suretiyle kendi
gereksinimlerine uygun diyet oluşturdukları bildirişleri ile uyumlu bulunmuştur. Bu
durum Pernal ve Currie (2000)'nin arıotu poleninin protein içeriğinin yüksek olması
nedeniyle bal arılarının gelişimine katkı sağladığı, ancak protein kalitesini
düzenlemek için farklı bitkilerden polen topladıkları (Pernal ve Currie, 2001)
bildirişleri ile de örtüşmektedir.
Araştırmanın ikinci yılında elde edilen %23.45 arıotu poleninden yararlanma
düzeyi; birinci yıldaki %15.09 yararlanma düzeyi ile Korkmaz ve Kumova
(1998)’nın saptadıkları %14.39 arıotu poleninden yararlanma düzeyi birlikte
değerlendirildiğinde; bal arılarının arıotu poleninden, çevrede bulunan diğer polen
kaynaklarına bağlı olarak farklı düzeylerde yararlandığı görülmektedir.
Sonuç olarak bal arılarının yemlik kolzada olduğu gibi çiçeklenme süresince
arıotu poleninden de yararlandıkları, koloni gereksinimi için çevrede bulunan diğer
bitkilere ait polenlerle karışım yaparak dengeli bir diyet oluşturmak amacıyla polen
tarlacılarının farklı polen kaynaklarına yöneldikleri belirlenmiştir.
181
4.2.7. Bitkilerin Tohum Verimine Böceklerin Katkısı
4.2.7.1. Yemlik Kolzanın Tohum Verimine Böceklerin Katkısı
Araştırmanın ikinci yılında yemlik kolzada kafesli ve kafessiz parsellerde
elde edilen tohum miktarına ait değerler Çizelge 4.37’de, kolzada kafesli ve kafessiz
parsellerde elde edilen tohum miktarının değişimi Şekil 4.35’te verilmektedir.
Çizelge 4.37. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolzada Kafesli ve
Kafessiz Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarı (g/m2).
Gruplar
X±Sx
n
Değişim Aralığı
CV
Kafesli
55.47±9.60
b
3
44.00-74.55
29.98
Kafessiz
120.85±7.76
a
3
107.33-134.22
11.13
140
Tohum Miktarı (g/m ²)
120
100
80
60
40
20
0
Kafesli
Kafessiz
Şekil 4.35. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolzada Kafesli ve Kafessiz
Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarının Değişimi.
Araştırma sonucunda yemlik kolzada böcek polinasyonu olmayan kafesli
alandan ortalama 55.47 g/m2, açık alandan ortalama 120.85 g/m2 tohum elde
182
edilmiştir. Yemlik kolzada her 100 gramlık tohum veriminin 54.10 gramı böcek
polinasyonu ile gerçekleşmiştir. Ayrıca yemlik kolzada böcek polinasyonu ile tohum
miktarı artışına %117.86 düzeyinde katkı sağlanmıştır.
Araştırma gruplarına uygulanan t-testi sonucunda yemlik kolzada tohum
verimi bakımından gruplar arasındaki fark P<0.01 düzeyinde önemli bulunmuştur.
Yemlik kolzanın kafes denemelerinde, açık alandan elde edilen ortalama
120.85 g/m2 tohum veriminin; Atakişi (1978)'nin bildirdiği 44.3-95.9 g/m2 verim
değerinden, Kırıcı ve Özgüven (1995)’in birinci yıl bildirişinden (23-38.7 g/m2) ve
Avcıoğlu (1977)’nun değerinden (92 g/m2) yüksek; ancak Szabo (1985)'nun (304.98
g/m2), Çalışkan ve ark (1998)'nın bildirdiği verim değeri (217.6 g/m2) ile Özgüven ve
Kırıcı (1999)’nın bazı çeşitler için bildirdiği (244.4 g/m2) değerlerden oldukça düşük
bulunmuştur. Bulgular arasındaki bu farklılığın, yemlik kolza çeşidine ve yetiştirme
koşullarının etkisine bağlı olarak değiştiği görülmüştür.
Yemlik kolzanın 100 g tohum verimine böcek payı olarak saptanan 54.10 g
değeri, Von Frisch (1967)'in %23-39, McGregor (1976)’un %25 ve Langridge ve
Goodman (1975)'ın %37.52 değerlerinden yüksek, McGregor (1976)'un Meyerhoff
(1954)'tan bildirdiği %43.5, Koutensky (1959)'den bildirdiği %64 ve Pritsch
(1991)'in %44 değerleri ile benzer olduğu, ancak Avcıoğlu (1977)’nun %76
değerinden oldukça düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yemlik kolzada %117.86
düzeyinde saptanan böcek polinasyonu katkısı, Kamler (1983)'in bildirdiği %150
değerinden düşük olarak saptanmıştır. Yemlik kolzanın tohum veriminde böcek
polinasyonunun payının bu kadar farklı düzeylerde olmasına, kullanılan yemlik kolza
çeşidinin farklılığı başta olmak üzere bal arısı kolonilerinin parsele olan uzaklığı
(Manning ve Boland, 2000), kolonilerin gücüne bağlı olarak fazla bal arısı aktivitesi
(Tan, 2000) ve polinasyonda kullanılan kolonilerin ırkı (Basualdo ve ark, 2000) etkili
olmaktadır. Ayrıca böceklerin yemlik kolza polinasyonunda önemli rol oynaması
Miah ve ark (1993) ile Calabuig (2000)'in bildirişleri ile de örtüşmektedir. Sonuçta,
Çukurova koşullarında yetiştiriciliği yapılan yemlik kolzanın polinasyonunda
böceklerin özellikle de bal arılarının önemli düzeyde rol aldığı ve bölgenin değişken
iklim yapısının olumsuz etkilerini en aza indirerek kolzanın tohum verimi artışına
önemli katkılar sağladığı saptanmıştır.
183
4.2.7.2. Arıotunun Tohum Verimine Böceklerin Katkısı
Araştırmanın ikinci yılında arıotunda kafesli ve kafessiz parsellerde elde
edilen tohum miktarına ait değerler Çizelge 4.38’de, arıotunda kafesli ve kafessiz
parsellerde elde edilen tohum miktarının değişimi Şekil 4.36'da verilmiştir.
Çizelge 4.38. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotunda Kafesli ve Kafessiz
Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarı (g/m2).
Gruplar
X±Sx
n
Değişim Aralığı
CV
Kafesli
22.15±1.96
b
3
18.67-25.44
15.30
Kafessiz
59.81±9.04
a
3
45.56-76.56
26.16
70
Tohum Miktarı (g/m ²)
60
50
40
30
20
10
0
Kafesli
Kafessiz
Şekil 4.36. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotunda Kafesli ve Kafessiz
Parsellerde Elde Edilen Tohum Miktarının Değişimi.
Araştırma sonunda arıotundaki tohum verimi, kafesli alanda ortalama 22.15
g/m2 ve açık alanda ortalama 59.81 g/m2 olarak gerçekleşmiştir. Arıotunda her 100
184
gramlık tohum veriminin 62.96 gramı böcek polinasyonu ile gerçekleşmiştir. Ayrıca
arıotunda böcek polinasyonu ile tohum verimi artışına %170.02 düzeyinde katkı
sağlanmıştır. Araştırma gruplarına uygulanan t-testi sonucunda arıotunda tohum
verimi bakımından gruplar arasındaki fark P<0.05 düzeyinde önemli bulunmuştur.
Arıotunun tohum verimine böcek polinasyonu katkısını saptamak amacıyla
yapılan kafes denemelerinde, açık alandan elde edilen 59.81 g/m2 tohum veriminin,
bölgede önceden Uçar ve Tansı (1996)'nın elde ettiği 20.11-43.18 g/m2 değeri ile
Yıldız (1999)'ın değerinden (21.52-36.57 g/m2) oldukça yüksek, ancak Tansı ve ark
(1999)’nın sonuçları (51.5 g/m2) ile uyum içerisinde bulunmuştur. Ayrıca kafesli
alan içerisinde belirlenen 22.15 g/m2 arıotu tohum verimi, Tansı ve ark (1999)'nın
bildirdiği değerle (19.1 g/m2) benzer bulunmuştur.
Sonuçta böceklerin, özellikle de böcekler içerisinde önemli oranda yer tutan
bal arılarının Çukurova koşullarında yetiştiriciliği yapılan arıotunun polinasyonunda
önemli düzeyde rol aldığı ve değişken yapıdaki Bölge ikliminin olumsuz etkilerini
yaptığı polinasyon sonucunda en aza indirerek arıotunda da tohum verimi artışına
önemli katkılar sağladığı saptanmıştır.
4.2.8. Yemlik Kolza ve Arıotunun Arı Kolonilerinin Populasyon
Gelişimine Etkisi
4.2.8.1. Yavrulu Alan Gelişimi
Yemlik kolza ve arıotunun bal arısı kolonilerinin populasyon gelişimi üzerine
etkilerini saptamak amacıyla, denemenin ikinci yılında araştırma kolonilerinde
yavrulu alan gelişimi 21 günde bir belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci yılında arı
kolonisi gruplarında, araştırma süresince yavrulu alan gelişimi Çizelge 4.39’da, arı
kolonisi gruplarında, deneme boyunca yavrulu alan gelişiminin dönemlere göre
değişimi Şekil 4.37’de verilmiştir.
185
Çizelge 4.39. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arı Kolonisi Gruplarında
Araştırma Süresince Yavrulu Alan Gelişimi (cm2/koloni).
Ölçüm
Gruplar
X±Sx
Tarihleri
Parsel
Kontrol
09/02/2001
317.98±32.86
368.50±30.12
344.92±22.32
g
02/03/2001
618.57±63.82
748.23±78.24
687.72±51.81
f
23/03/2001
1505.82±214.11
1607.93±219.87
1560.28±151.71
e
13/04/2001
3572.95±184.39
3575.31±197.88
3574.21±133.84
b
04/05/2001
2323.10±98.03
2554.66±126.03
2446.60±82.77
d
25/05/2001
2835.86±277.02
2389.96±248.06
2598.05±186.37
cd
08/06/2001
4677.17±174.40
3915.87±171.03
4271.14±139.30
a
29/06/2001
2916.50±189.67
2674.21±164.61
2787.28±124.51
c
20/07/2001
1634.07±105.91
1695.63±104.79
1666.90±73.54
e
X±Sx
2266.89±129.94
2170.03±107.49
2215.23±83.34
5000
Yavrulu Alan Gelişim i (cm ²/koloni)
4500
4000
3500
3000
2500
2000
1500
Parsel
Kontrol
1000
500
0
09/02/2001
02/03/2001
23/03/2001
13/04/2001
04/05/2001
25/05/2001
08/06/2001
29/06/2001
20/07/2001
Ölçüm Dönemleri
Şekil 4.37. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Deneme Koloni Gruplarında
Araştırma Süresince Yavrulu Alan Gelişiminin Dönemlere Göre
Değişimi.
186
Araştırmanın başlangıcında 317.98 cm2 yavrulu alan gelişimine sahip olan
parsel kolonilerinde 20/07/2001 tarihinde yapılan son ölçümde 1634.07 cm2 yavrulu
alan gelişimi saptanmıştır. Kontrol kolonilerinde bu değerler deneme başlangıcında
368.50 cm2 ve deneme sonunda 1695.63 cm2 olarak gerçekleşmiştir. Deneme
başlangıcından (09/02/2001) itibaren 08/06/2001 tarihine kadar geçen süre içerisinde
kolonilerin yavrulu alan gelişimlerinde artış saptanırken bu tarihten sonra yavrulu
alan gelişiminde azalma görülmüştür.
Elde edilen yavrulu alan gelişim verilerine uygulanan istatistiki analiz
sonucunda; yavrulu alan gelişimine ölçüm dönemlerinin P<0.01 düzeyinde etkisi
önemli bulunurken, yavrulu alan gelişimi bakımından gruplar arasında farkın ve
grupxdönem interaksiyonu etkisinin önemsiz (P>0.05) olduğu saptanmıştır.
Koloni gruplarına ait yavrulu alan gelişimi ortalamalarına uygulanan DÇK
Testi sonucunda 08/06/2001 tarihli ölçüm dönemi I. grubu, 13/04/2001 tarihli
dördüncü ölçüm dönemi II. grubu, diğer dönemler ise farklı grupları oluşturmuştur.
Şekil 4.37‘den de görüldüğü gibi; gerek yemlik kolza ve arıotunda gerekse
çevredeki diğer bitkilerde çiçeklenmenin sona ermesi ile parsel kolonilerinde yavrulu
alan gelişimi bir duraklama dönemi, bir süre sonra da gerileme dönemi yaşanmıştır.
Kontrol kolonilerinin de aynı eğimle hareket ettiği ve parsel kenarına konulan
kolonilerle aynı doğrultuda gelişme sağladıkları görülmektedir. Denemede kontrol
kolonilerinin yerleştirildiği alan ve çevresinde çeşitli bitki kaynaklarının bulunması
ve çiçeklenme sürelerinin 2001 yılındaki iklimsel değişikliklerden dolayı yemlik
kolza ve arıotu bitkileri ile aynı döneme rastlaması sonucunda, kolonilerin
populasyon gelişimleri arasında belirgin bir farklılık saptanamamıştır.
Deneme alanının Çukurova Bölgesinin genelini temsil eder nitelikte
olmaması, kaynak açısından son derece zengin olması nedeniyle parsel ve kontrol
kolonilerinin populasyon gelişimleri arasında farklılık oluşmamasına yol açmıştır. Bu
nedenden çiçeklenmenin yetersiz olduğu başka bölgelerde bal arısı kolonileri için bu
bitkilerin kolonilere besin kaynağı sağlamak amacıyla yetiştirilmesi yararlı olacaktır.
Korkmaz ve Kumova (1998)’nın Çukurova koşullarında yaptığı çalışmada da
belirlediği gibi bal arısı kolonilerinin bölge koşullarında arıotu ekili parsel kenarına
187
yerleştirilmesinin kolonilerin populasyon gelişimi üzerine önemli düzeyde etkide
bulunduğu ve kolonilerin bal mevsimine güçlü ve sağlıklı kolonilerle girdiği bildirişi
ile uyum sağlanamamıştır. İkinci yılda kontrol kolonilerinin konulduğu alanın çiçekli
bitkilerce zengin olmasının koloni grupları arasındaki farkı gözlenemeyecek bir
şekilde etkilediği görülmüştür. Bu nedenden Tansı ve ark (1999)’nın bölgede bal
arısı kolonilerinin besin bulmakta güçlük çektiği mart, nisan ve mayıs aylarında
çiçeklenen yemlik kolza ve arıotunun kolonilerin gelişimini önemli ölçüde arttırdığı
bildirişini destekleyen sonuca ulaşılamamıştır.
Sonuç olarak Çukurova koşullarında ekimi yapılan yemlik kolza ve arıotunun
bal arısı kolonilerinin yavrulu alan gelişimi üzerine etkili olabilecek bitkiler
konumunda olduğu, ancak çiçekli bitki varlığının yoğun olduğu yer ve dönemlerde
bal arıları için besin kaynağı sağlayacak destek bitkileri, floranın zayıf olduğu
yerlerde ise ana nektar bitkileri olabileceği belirlenmiştir.
4.2.8.2. Ergin Arı Gelişimi
Kolonilerin yıl içerisinde durumlarını belirleyen en önemli gösterge ergin arı
gelişimini gösteren arılı çerçeve sayısıdır. Araştırmanın ikinci yılında deneme koloni
gruplarında araştırma süresince elde edilen arılı çerçeve sayısı Çizelge 4.40’ta,
koloni gruplarında araştırma süresince elde edilen arılı çerçeve sayısının dönemlere
göre değişimi Şekil 4.38’de verilmektedir.
Deneme başlangıcında sırasıyla ortalama 4.28 ad/koloni ve 4.37 ad/koloni
arılı çerçeveye sahip parsel ve kontrol kolonileri, araştırma süresince gelişme
göstermişlerdir. Deneme sonunda parsel kolonileri 10.57 ad/koloni, kontrol
kolonileri 10.06 ad/koloni arılı çerçeveye erişmişlerdir. Sonuçta parsel ve kontrol
kolonileri sırasıyla ortalama 10.23 ve 10.68 ad/koloni arılı çerçeveye ulaşmışlardır.
Koloni gruplarına ait arılı çerçeve sayısı verilerine uygulanan Kruskal Wallis
Testine göre yemlik kolza ve arıotunun, ergin arı gelişimine etkisi önemsiz (P>0.05)
bulunmuştur. Ancak dönemler dikkate alındığında, kolonilerin ergin arı gelişimine
ölçüm dönemlerinin P<0.01 düzeyinde etkisi olduğu saptanmıştır.
188
Çizelge 4.40. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arı Kolonisi Gruplarında
Araştırma Süresince Ergin Arı Gelişimi (ad/koloni).
Ölçüm
Gruplar
X±Sx
Tarihleri
Parsel
Kontrol
09/02/2001
4.28±0.12
4.37±0.12
4.33±0.08
e
02/03/2001
5.42±0.17
5.43±0.22
5.43±0.14
e
23/03/2001
7.85±0.20
8.31±0.34
8.10±0.20
d
13/04/2001
11.35±0.84
12.93±0.86
12.20±0.61
b
04/05/2001
13.00±0.61
13.31±0.91
13.16±0.55
b
25/05/2001
11.78±0.78
13.12±1.02
12.50±0.65
b
08/06/2001
15.57±0.91
15.68±0.84
15.63±0.60
a
29/06/2001
12.28±0.77
12.93±0.71
12.63±0.51
b
20/07/2001
10.57±0.54
10.06±0.21
10.30±0.27
c
X±Sx
10.23±0.37
10.68±0.37
10.47±0.26
18
Ergin Arı Gelişim i (ad/koloni)
16
14
12
10
8
6
Parsel
4
Kontrol
2
0
09/02/2001 02/03/2001 23/03/2001 13/04/2001 04/05/2001 25/05/2001 08/06/2001 29/06/2001 20/07/2001
Ölçüm Dönem leri
Şekil 4.38. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arı Kolonisi Gruplarında Araştırma
Süresince Ergin Arı Gelişiminin Dönemlere Göre Değişimi.
189
Arılı çerçeve sayısı ortalamalarına uygulanan ÇKT sonucunda 08/06/2001
tarihinde ölçüm yapılan dönem I. grupta, 13/04/2001, 04/05/2001, 25/05/2001,
29/06/2001 tarihinde ölçüm yapılan dördüncü, beşinci ve altıncı dönemler II. grupta,
20/07/2001 tarihli dokuzuncu ölçüm dönemi III. grupta, 23/03/2001 tarihli üçüncü
ölçüm dönemi IV. grupta ve 09/02/2001 ve 02/03/2001 tarihinde ölçüm yapılan
birinci ve ikinci dönemler V. grupta yer almışlardır.
Araştırmanın ikinci yılında ergin arı gelişimi bakımından koloni grupları
arasında farklılık belirlenememiştir. Koloninin sahip olduğu ergin arı gelişimi ile
yavrulu alan gelişiminin araştırma süresince benzer gelişme göstermesi Doğaroğlu
(1981) ile Doğaroğlu ve ark (1992)’nın bildirişleri ile uyumlu bulunmuştur. Ancak
bu sonuç ergin arı gelişimi ile kuluçka etkinlikleri arasında Budak (1992)’ın r=+0.92
ve Akyol (1998)’un r=+0.84 düzeyinde olduğunu belirttiği ilişki ile çelişki
göstermektedir. Bu durum üzerine kolonilerin yavrulu alan gelişimine etki eden
deneme alanının bitki yapısının etkisi önemli düzeyde olmuştur. Kontrol
kolonilerinin konulduğu alanın bitkisel kaynaklarca zengin olması ergin arı gelişimi
bakımından da gruplar arası farklılığın gözlemlenmesine engel olmuştur.
Sonuç olarak yemlik kolza ve arıotunun Çukurova koşullarında bal arısı
kolonilerinin ergin arı gelişimine yararlı olabilecek bitkiler konumunda olduğu,
ancak koloni populasyonunun gelişimi bakımından bal arılarının yararlanabileceği
çiçekli bitki deseninin yoğun olduğu yer ve zamanlarda bal arıları için erken ilkbahar
döneminde nektar ve polen kaynağı sağlayacak destek bitkileri, floranın zayıf veya
yetersiz olduğu yerlerde ana nektar bitkisi olabilecekleri görülmüştür.
4.2.9. Arı Kolonilerinin Bal Verimi
Başarılı arıcılığın temel ölçütlerinden biri olan kolonilerin bal verimine
koloninin genetik yapısı etkili olduğu kadar çevresel faktörlerin de önemli düzeyde
etkisi bulunmaktadır (Sanford, 1988). Kolonilerin erken ilkbahar dönemine rastlayan
ana nektar akımı öncesinde geliştirdiği yavrulu alan miktarına bağlı olarak ergin arı
190
gelişiminin
koloninin
topladığı
bal
miktarı
üzerine
etkisi
bulunmaktadır.
Araştırmanın ikinci yılında kullanılan arı kolonisi gruplarının bal verimleri Çizelge
4.41'de ve bal verimlerinin gruplara göre değişimi Şekil 4.39’da verilmektedir.
Çizelge 4.41. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arı Kolonisi Gruplarının
Ortalama Bal Verimi (kg/koloni).
X±Sx
n
Değişim Aralığı
CV
Parsel
16.81±1.31
14
8.50-26.15
21.18
Kontrol
16.07±1.23
16
6.90-27.10
20.68
Gruplar
Bal Verim i (kg/koloni)
16
11
6
1
Parsel
Kontrol
Şekil 4.39. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arı Kolonisi Gruplarının Bal
Verimlerinin Değişimi.
Denemenin ikinci yılında koloni gruplarından Sarız ve Akçakale ilçelerinde
iki kez bal hasadı yapılmıştır. Yapılan bal hasadı sonucunda bitki parseli yanında
bulunan kolonilerden ortalama 16.81 kg/koloni, kontrol kolonilerinden ortalama
16.07 kg/koloni bal verimi saptanmıştır.
Araştırmanın birinci yılında parsel ve kontrol koloni gruplarından sırasıyla
191
ortalama 35.43 kg/koloni ve 37.11 kg/koloni bal verimi elde edilirken, ikinci yılda bu
gruplardan ortalama 16.81 kg/koloni ve 16.07 kg/koloni bal verimi alınmış; iki yıl
arasında oldukça yüksek bir farklılık ortaya çıkmıştır.
Araştırmada kullanılan arı kolonisi gruplarının bal verim değerlerine
uygulanan t-testi sonucunda bal verimi bakımından aralarındaki farkın önemsiz
(P>0.05) olduğu belirlenmiştir.
Bu çalışmada ergin arı gelişimi ile bal verimi arasında Doğaroğlu (1981) ile
Doğaroğlu ve ark (1992)’nın bildirişine uygun olarak, pozitif bir ilişkinin varlığı
gözlemlenmiştir. İkinci yılda yemlik kolza ve arıotu parseli kenarına konulan
kolonilerde ortalama 10.23 ad/koloni arılı çerçeveye ile 16.81 kg/koloni bal verimi
elde edilirken ortalama 10.68 ad/koloni arılı çerçeveye sahip olan kontrol
kolonilerinde bu değer 16.07 kg/koloni olarak gerçekleşmiştir. Bu durum; Genç
(1990)’in koloni populasyon gelişiminde sağlanacak artışla bal veriminin de önemli
düzeyde etkileneceği, Budak (1992)’ın bal veriminin yavrulu alan gelişiminden
ziyade kolonilerin ergin arı gelişimine bağlı olduğu; Güler (1995)’in ergin arı
gelişimi ile bal verimi arasında r=+0.918 düzeyinde ilişki bulunduğu, Akyol
(1998)’un ergin arı gelişimi ile bal verimi arasında r=+0.85 düzeyinde olan ilişkiden
dolayı artabileceği ve Kaftanoğlu ve ark (1992)’nın bal verimi üzerine etki eden
etmenlerin başında koloni populasyon gelişme hızının etkili olduğu bildirişleri ile
örtüşmektedir.
Sonuçta bal arısı kolonilerinin bal verimi üzerine koloni iç ve dış koşullarının
önemli düzeyde etkide bulunduğu, özellikle koloni populasyon düzeyinin bal verim
miktarını etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca deneme alanında bulunan diğer çiçekli
bitkiler, araştırma kolonilerinin populasyon gelişimleri ile birlikte bal verimlerinde
de farklılık yaşanmamasına neden olmuştur.
192
4.2.10. Bitkilerinin Çiçeklerinden Yararlanan Böcekler
4.2.10.1. Yemlik Kolza Çiçeklerinden Yararlanan Böcekler
Çukurova Bölgesinde yoğun ve monokültürel tarım yapılması nedenleriyle
kullanılan pestisitler zaman içerisinde böcek populasyonlarının varlığını tehlikeye
sokmaktadır. Bu durum da polinasyonda görev alan polinatörlerin sayısı ve varlığı
üzerinde olumsuz etkide bulunmaktadır. Bu çalışmada görüldüğü gibi böceklerin
varlığı ve sayısı, yıllara ve yöresel koşullara göre büyük oran ve miktarda değişiklik
göstermektedir. Yemlik kolza çiçeklerinden yararlanan böceklerin dönemler ve
saatlere göre bal arısı ve takımlar düzeyinde dağılımı Çizelge 4.42’de, yemlik kolza
çiçeklerinden yararlanan bal arısı ve diğer böceklerin saatlere göre değişimi Şekil
4.40’ta, yemlik kolza çiçeklerinden yararlanan bal arıları ve diğer böceklerin
dönemlere göre değişimi 4.41’de verilmektedir.
Yemlik kolzanın çiçeklenme süresince üzerinden atrapla yakalanan böcek
sayımı sonucunda; saat 10:00’da 326 bal arısı dışında, 81 Diptera, 4 Coleoptera, 2
Hemiptera ve 21 Hymenoptera; saat 12:00’de 227 bal arısı dışında, 3 Hemiptera, 72
Diptera, 1 Lepidoptera, 6 Coleoptera ve 7 Hymenoptera; saat 14:00’te 114 bal arısı
dışında, 2 Hemiptera, 125 Diptera, 6 Coleoptera ve 26 Hymenoptera takımına ait
böcek yakalanmıştır. Tüm dönemler dikkate alındığında yemlik kolza çiçekleri
üzerinden toplam 667 bal arısı yanında, 7 Hemiptera, 278 Diptera, 1 Lepidoptera, 16
Coleoptera ve 54 Hymenoptera takımına ait böcek yakalanmıştır.
Yemlik kolza üzerinde tarlacılık yapan böceklerin %65.20 bal arısı, %0.68
Hemiptera, %27.18 Diptera, %0.09 Lepidoptera, %1.57 Coleoptera ve %5.28 bal
arısı dışında Hymenoptera takımına ait böceklerin oldukları belirlenmiştir.
Yemlik kolza çiçeklerinden yararlanan bal arıları ve diğer böcekler olarak
düzenlenen verilere ayrı ayrı Kruskal Wallis Testi uygulandığında, saatler arasındaki
fark önemsiz (P>0.05), dönemler arasındaki fark önemli (P<0.05) olarak
saptanmıştır.
193
Çizelge 4.42. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinden
Yararlanan Böceklerin Dönemler ve Saatlere Göre Bal Arısı ve
Takımlar Düzeyinde Dağılımı (ad/gün/30 atrap).
Takımlar
Tarih
Saat
Bal Arısı
Hemiptera
Diptera
Lepidoptera Coleoptera
Diğer
Hymenoptera
14
19
1
20
1
1
12:00
20
6
14:00
25
4
1
1
87
1
15
1
6
12:00
107
3
16
4
4
14:00
63
121
12:00
53
10:00
10:00
10:00
10:00
49
6
1
5
12:00
26
9
1
3
14:00
10
18
4
7
10:00
8
17
12:00
3
6
1
14:00
2
2
34
1
2
10:00
326
2
81
4
21
12:00
227
3
72
6
7
14:00
114
2
125
6
26
Genel
667
7
278
16
54
Toplam
27/02/2001
14:00
02/03/2001
21
06/03/2001
18
18/03/2001
12:00
22/03/2001
28
27/03/2001
41
10:00
1
23
1
8
14
2
8
14
27
14:00
7
1
1
1
194
Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Sayısı (ad/30 atrap)
350
Bal Arısı
Diğer Böcekler
300
250
200
150
100
50
0
10:00
12:00
14:00
Ölçüm Saatleri
Şekil 4.40. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinden
Yararlanan Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Saatlere Göre Değişimi.
Bal Arısı
Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Sayısı (ad/30 atrap)
300
Diğer Böcekler
250
200
150
100
50
0
27/02/2001
02/03/2001
06/03/2001
18/03/2001
20/03/2001
27/03/2001
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.41. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinden
Yararlanan Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Dönemlere Göre Değişimi.
195
Dönem ortalamalarına ÇKT uygulandığında üçüncü (06/03/2001) ölçüm
dönemi I. grupta, ikinci (02/03/2001) ve altıncı (27/03/2001) ölçüm dönemi III.
grubu oluşturmuş, diğer dönemler bu iki grup arasında yer almışlardır. Bal arısı ve
diğer böcekler olarak düzenlenen verilere uygulanan Mann-Whitney U Testi
sonucunda arıotu üzerinde tarlacılık yapan bal arıları ve diğer böcekler bakımından
aralarında farklılık (P>0.05) olmadığı saptanmıştır.
Yemlik kolzada ölçüm yapılan dönemlere ait ortalamalara uygulanan ÇKT
sonucunda, 06/03/2001 tarihli üçüncü ölçüm dönemi I. grupta, 02/03/2001 ve
27/03/2001 tarihli ikinci (02/03/2001) ve altıncı (27/03/2001) ölçüm dönemleri II.
grupta, diğer ölçüm dönemleri bu iki grup arasında yer almışlardır.
Çizelge 4.42 ile Şekil 4.40 ve 41’den görüldüğü gibi, yemlik kolza çiçekleri
üzerinde bal arıları yoğun bir şekilde tarlacılık faaliyeti yapmaktadırlar. Bal arısı
dışında Diptera takımına ait böceklerin yemlik kolza çiçeklerinde yoğun bir şekilde
yararlandıkları
saptanmıştır.
Dönemler
bakımından
yararlanma
düzeyi
incelendiğinde yemlik kolzada çiçeklenmenin artmasına ve azalmasına paralel olarak
bal arısı ve diğer böceklerin sayısında bir artma ve azalma olduğu görülmektedir.
Saatler ele alınarak yararlanma düzeyi değerlendirildiğinde, bal arılarının yemlik
kolza çiçeklerinde günün her saatinde yoğun tarlacılık faaliyetinde bulunmakla
birlikte saat 14:00’de yapılan sayımlarda bir azalma görülmektedir. Ancak bal arısı
sayısında görülen bu azalmaya karşılık, diğer böceklerin sayısında bir artış söz
konusudur.
Araştırmanın ikinci yılında yemlik kolza çiçeklerinden yararlanan bal arısı
dışındaki Hymenoptera takımına ait diğer böceklerin dönemler ve saatlere göre
familyalar düzeyinde dağılımı Çizelge 4.43’te verilmektedir.
196
Saat
10:00
06/03/2001
Tarih
02/03/2001
Çizelge 4.43. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Yemlik Kolza Çiçeklerinden
Yararlanan Bal Arısı Dışındaki Hymenoptera Takımına Ait Diğer
Böceklerin Dönemler ve Saatlere Göre Familyalar Düzeyinde
Dağılımı (ad/gün/30 atrap).
Sayısı
Toplam
Andrena parviceps Kr.
1
1
14:00
Halictidae
Halictus marginatus Br.
1
1
10:00
Halictidae
Halictus concinnus vestitus Lep.
1
6
Halictidae
Halictus cristulus Br.
3
Halictidae
Halictus tetrozoniaellus Strd.
1
Halictidae
Lagioglossom skovikovi Per.
1
Halictidae
Halictus marginatus Br.
1
Halictidae
Halictus cristulus Br.
2
Halictidae
Lagioglossom skovikovi Per.
1
Halictidae
Halictus marginatus Br.
4
Halictidae
Halictus cristulus Br.
2
Halictidae
Halictus bicollossus Mor.
1
Andrenidae
Andrena oulskii Kr.
1
Halictidae
Halictus marginatus Br.
8
8
Halictidae
Halictus marginatus Br.
5
7
Halictidae
Halictus bicollossus Mor.
1
Andrenidae
Andrena flavipes Pz.
1
10:00
Halictidae
Halictus marginatus Br.
5
5
12:00
Halictidae
Halictus marginatus Br.
1
3
Halictidae
Halictus cristulus Br.
1
Halictidae
Halictus pallens Br.
1
Halictidae
Halictus marginatus Br.
5
Andrenidae
Andrena minutula H.
2
Halictidae
Halictus marginatus Br.
1
1
Halictidae
Halictus cristulus Br.
3
3
12:00
12:00
10:00
4
8
12:00
14:00
22/03/2001
18/03/2001
Tür
Andrenidae
14:00
14:00
27/03/2001
Familya
10:00
7
12:00
14:00
197
Yemlik kolza çiçekleri üzerinde tarlacılık yapan bal arısı dışındaki
Hymenoptera takımına ait böcekler familya düzeyinde değerlendirildiğinde,
Halictidae ve Andrenidae familyasına ait böceklerin tarlacılık yaptıkları saptanmıştır.
Tüm dönemler boyunca Andrenidae familyasına ait 3 adet arı yakalanırken,
Halictidae familyasına ait 51 adet arı yakalanmıştır. Sonuç olarak, yemlik kolzanın
Halictidae familyasına ait arılar tarafından da tercih edildiği belirlenmiştir.
Yemlik kolzanın arıotuna göre erken dönemde çiçeklenmesine bağlı olarak
Diptera ve Hymenoptera takımına ait böcekler tarafından daha fazla ziyaret edilmesi;
yemlik kolzanın çiçeklendiği dönemde çevrede çiçek bulunmaması yanında sarı
renkli çiçeklere ve bol miktarda polene sahip olmasından kaynaklanmaktadır.
Yemlik kolza üzerinde Halictidae familyasına ait arıların yakalanmış olması
Özbek (1978)’in elma ağaçlarında yapmış olduğu çalışmadaki bildirişi ile uyumlu
olup Halictidae familyasına ait arıların Çukurova Bölgesinde çeşitli bitkilerin
polinasyonunda rol oynadıklarını göstermektedir. Ancak Bölgede yoğun pestisit
kullanımı nedeniyle böcek populasyonunun azalmakta olduğu; bu çalışmada elde
edilen
değerlerle
Erzurum
koşullarında
yapılan
çalışmadaki
değerler
karşılaştırıldığında görülmektedir.
Yemlik kolza üzerinde çeşitli takımlara ait böcekler arasında net bir şekilde
tarlacılık etkinliği bakımından yarış olmadığı, hepsinin birbirinden bağımsız
tarlacılık yaptıkları, Bawa (1983) ile Dewenter ve Tscharntke (2000)’nin
bildirişleriyle uyumlu bulunmuştur. Ayrıca arıları kendine çeken yemlik kolzanın
yoğun çiçek açtığı ve yemlik kolzaya yönelen arıların çiçeklerden gereksinimlerini
giderene kadar yararlandıkları gözlenmiştir.
Yemlik kolza üzerinde tarlacılık yapan böceklerin oransal dağılımının
Langridge ve Goodman (1975)’ın bildirdiği değerlerden oldukça farklı olduğu
görülmektedir. Özellikle bal arısı oranının bu çalışmada yüksek olmasının, parsel
kenarına konulan kolonilerden kaynaklandığı ve bunun da oransal dağılımı önemli
düzeyde değiştirdiği saptanmıştır. Bu bulgular yemlik kolzanın sarı renkli çiçeklere
sahip olduğu için tercih edilmesi yanında Diptera takımı tarafından besin kaynağı
toplamak amacıyla ziyaret edildiğini (Lee ve Snow, 1998) desteklemektedir. Ayrıca
bu durum çeşitli böceklerin belli bitkileri özellikle tercih ettiği (Inoue ve ark, 1990)
198
görüşü ile de uyumlu bulunmuştur. Bal arıları dışındaki yaban arılarının kolzayı
ziyaret ettiği görüşü McGregor (1976)’un bildirişi ile desteklenmekte, ancak
Belozerova (1960)’dan bildirdiği bulgular ile uyumlu bulunmamaktadır. Oransal
dağılım bulguları Delaplane ve Mayer (2000)’in bildirişi ile karşılaştırıldığında, bal
arısı oranlarının benzer olmakla birlikte, diğer arıların ve oranlarının farklı oldukları
görülmektedir. Bu farklılığa yemlik kolza ekili alanın çevresinde bulunan yaban arısı
populasyonlarının tür ve sayısının etkide bulunduğu öne sürülebilir.
Yemlik kolza böcek polinasyonuna arıotu kadar gereksinim duymamakta ise
de gerek böceklerin besin gereksinimini karşılamak amacıyla yemlik kolzanın
ekiminin yaygınlaştırılması gerekse bu bitkilerin tohum veriminin azalmasını
önlemek için bal arılarından yararlanılması (Corbet ve ark, 1991; Osborne ve ark,
1991; Ramsey ve ark, 1999) gibi çift yönlü çalışmaların yapılması yerinde olacaktır.
Çünkü bitkilerden fazla verim alınması için polinasyonun gerçekleşmesini garanti
altına almak amacıyla, yaban arılarının doğadaki varlığının korunması (Özbek, 1997)
hala önemini korumaktadır.
Sonuç olarak Çukurova Bölgesinde ekimi yapılan yemlik kolzanın nektar ve
poleninden bal arıları başta olmak üzere pek çok böceğin yararlandığı saptanmıştır.
Ayrıca yemlik kolza erken ilkbahar döneminde böcek populasyonlarına hazır besin
kaynağı olabilecek ve populasyonların sürekliliği başta olmak üzere biyoçeşitliliğe
olumlu katkı sağlayabilecek bitki konumunda bulunmaktadır.
4.2.10.2. Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan Böcekler
Bölge koşullarında bal arıları için yemlik kolza yanında arıotu da aynı işlevi
görecek ve birbirini tamamlayacak iki bitki konumundadır. Araştırmada arıotu
çiçeklerinden yararlanan böceklerin dönemler ve saatlere göre bal arısı ve takımlar
düzeyinde dağılımı Çizelge 4.44’te, arıotu çiçeklerinden yararlanan bal arısı ile diğer
böceklerin dönemlere bağlı değişimi Şekil 4.42’de, arıotu çiçeklerinden yararlanan
bal arısı ile diğer böceklerin saatlere bağlı değişimi Şekil 4.43’te verilmektedir.
199
Çizelge 4.44. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan
Böceklerin Dönemler ve Saatlere Göre Bal Arısı ve Takımlar
Düzeyinde Dağılımı (ad/gün/30 atrap).
Takımlar
Bal Arısı
Tarih Saat
Diğer
2
1
9
5
1
3
14
12:00
36
2
14:00
2
10:00
15
16
12:00
42
14
14:00
30
10:00
89
12:00
66
1
2
1
14:00
86
3
2
3
10:00
55
4
1
12:00
68
2
3
14:00
7
11
10:00
45
8
1
12:00
56
2
2
14:00
37
3
10:00
12
1
12:00
22
14:00
21
10:00
235
12:00
290
14:00
Genel
Toplam
18/03/2001
1
19
22/03/2001
1
10:00
27/03/2001
Coleoptera
05/04/2001
Homoptera
13/04/2001
Diptera
17/04/2001
Hemiptera
3
3
20
Hymenoptera
9
5
4
4
6
1
1
4
3
2
1
1
1
1
2
1
1
49
2
6
10
1
22
6
8
3
183
10
45
17
13
708
11
116
31
26
8
200
Bal Arısı
Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Sayısı (ad/30 atrap)
350
Diğer Böcekler
300
250
200
150
100
50
0
10:00
12:00
14:00
Ölçüm Saatleri
Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Sayısı (ad/30 atrap)
Şekil 4.42. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001 Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan Bal
Arısı ve Diğer Böceklerin Saatlere Göre Değişimi.
Bal Arısı
300
Diğer Böcekler
250
200
150
100
50
0
18/03/2001 20/03/2001 27/03/2001 05/04/2001 13/04/2001 17/04/2001
Ölçüm Tarihleri
Şekil 4.43. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan
Bal Arısı ve Diğer Böceklerin Dönemlere Göre Değişimi.
201
Çizelge 4.44, Şekil 4.42 ve Şekil 4.43’ten görüldüğü gibi, bal arılarının
arıotunda yoğun tarlacılık yaptıkları gözlenmiştir. Ayrıca bal arısı dışında Diptera
takımına ait böceklerin de yoğun bir şekilde yararlandıkları belirlenmiştir. Ölçüm
yapılan dönemlere göre, arıotunda çiçeklenmenin artma ve azalmasına bağlı olarak
bal arısı sayısında da artma ve azalma olmakta, ancak yemlik kolzaya göre daha
kararlı bir yapı gösterdiği görülmektedir. Saatlere göre yararlanma düzeyi
değerlendirildiğinde, bal arılarının arıotunda öğle ve sabah saatlerinde yoğun
tarlacılık yaptıkları, saat 14:00’de tarlacı sayısında bir azalma görüldüğü, ancak bu
saatte diğer böceklerin sayısında bir artışın kaydedildiği belirlenmiştir.
Arıotunun üzerinden atrapla; saat 10:00’da 235 bal arısı dışında, 49 Diptera, 2
Homoptera, 6 Coleoptera, ve 10 Hymenoptera; saat 12:00’de 290 bal arısı dışında, 1
Hemiptera, 22 Diptera, 6 Homoptera, 8 Coleoptera ve 3 Hymenoptera takımına ait
böcek yakalanmasına karşılık, saat 14:00’te 183 bal arısı yanında, 10 Hemiptera, 45
Diptera, 17 Coleoptera ve 13 Hymenoptera takımına ait böcek saptanmıştır. Tüm
dönemler ele alındığında arıotunda toplam 708 bal arısı, 11 Hemiptera, 116 Diptera,
8 Homoptera, 31 Coleoptera ve 26 Hymenoptera takımına ait bal arısı dışındaki diğer
böcekler yakalanmıştır. Arıotu üzerinde tarlacılık yapan böceklerin %78.67 bal arısı,
%1.22 Hemiptera, %12.89 Diptera, %0.89 Homoptera, %3.44 Coleoptera ve %2.89
bal arısı dışındaki Hymenoptera takımına ait diğer böcekler oldukları belirlenmiştir.
Arıotu üzerinde tarlacılık yapan bal arısı dışındaki Hymenoptera takımına ait
böcekler familya düzeyinde değerlendirildiğinde, Halictidae, Andrenidae, Scoliidae,
Anthophoridae ve Apidae familyalarına ait böceklerin tarlacılık yaptıkları
belirlenmiştir. Tüm dönemler bakımından 5 adet Andrenidae, 2 adet Scoliidae, 1 adet
Apidae, 4 adet Anthophoridae familyasına ait arı saptanırken, 14 adet Halictidae
familyasına ait arı belirlenmiştir. Sonuç olarak arıotunun yemlik kolzadan farklı
olarak, daha fazla sayıda familyaya ait arı türü tarafından tercih edildiği, ancak
sayısal olarak daha az düzeyde arı tarafından tarlacılık yapıldığı ve Halictidae
familyasına ait arılar tarafından daha fazla tercih edildiği saptanmıştır. Araştırmanın
ikinci yılında arıotu çiçeklerinden yararlanan bal arısı dışındaki Hymenoptera
takımına ait böceklerin dönemler ve saatlere göre familyalar düzeyinde dağılımı
Çizelge 4.45’te verilmektedir.
202
Çizelge 4.45. Araştırmanın 2. Yılında (2000-2001) Arıotu Çiçeklerinden Yararlanan
Bal Arısı Dışındaki Hymenoptera Takımına Ait Diğer Böceklerin
Dönemler ve Saatlere Göre Familyalar Düzeyinde Dağılımı
(ad/gün/30 atrap).
Tarih
Sayısı
Toplam
Andrena moria Br.
2
2
Halictus marginatus Br.
1
5
Halictidae
Halictus cochlearitarsis Br.
1
Halictidae
Halictus tetrozoniaellus Strd.
1
Andrenidae
Andrena Mori Br.
2
Dasyscolia ciliata F.
1
Halictus pallens Br.
2
Halictus cochlearitarsis Br.
2
Eucera tuberulata F.
2
Halictus marginatus Br.
3
Andrena albopicta Rad.
1
Lagioglossom skovikovi Per.
3
3
Dasyscolia ciliata F.
1
2
Bombus terrestris L.
1
12:00 Anthophoridae
Eucera nigrifacies Lep.
1
1
14:00 Anthophoridae
Eucera nitidiventris Mars.
1
1
10:00 Halictidae
Lagioglossom skovikovi Per.
1
1
Saat
Familya
10:00 Andrenidae
Tür
18/03/2001
12:00
14:00 Halictidae
22/03/2001
10:00 Scoliidae
Halictidae
12:00
14:00 Halictidae
Anthophoridae
10:00 Halictidae
27/03/2001
3
Andrenidae
4
4
12:00
14:00 Halictidae
05/04/2001
10:00
12:00 Scoliidae
Apidae
17/04/2001
13/04/2001
14:00
10:00
12:00
14:00
203
Araştırmada arıotu çiçeklerinden yararlanan bal arısı ve diğer böcekler olarak
düzenlenen verilere ayrı ayrı uygulanan Kruskal Wallis Testi sonucunda dönemler ve
saatlerin aralarındaki fark önemsiz (P>0.05) olarak saptanmıştır. Bal arısı ve diğer
böcekler olarak düzenlenen verilere uygulanan Mann-Whitney U Testi sonucunda
arıotu üzerinde tarlacılık bakımından bal arıları ile diğer böcekler arasındaki farkın
P<0.01 düzeyinde önemli olduğu saptanmıştır.
Yemlik kolzanın erken çiçeklenmesine paralel olarak yakalanan bal arısı
sayısı, daha sonra çiçeklenen arıotunda yakalananlara oranla düşük düzeyde
kalmıştır. Bu duruma kolzanın çiçeklendiği dönemde bal arısı kolonilerinde bulunan
ergin arı populasyonunun arıotunun çiçeklendiği döneme göre daha az düzeyde
olmasının etkili olduğu belirlenmiştir. Ancak arıotunun çok fazla çiçeğe sahip
olmasına karşın az sayıda bal arısı saptandığı da dikkati çekmektedir. Bu olayın
arıotunun çiçeklendiği dönemde çevrede başka çiçekli bitkilerin bulunmasından
kaynaklandığı gözlemlenmiştir. Birinci yılda arıotunda yakalanan bal arısı sayısı ile
ikinci yılda yakalanan bal arısı sayısının uyumlu olması arıotunun her iki yılda da
eşit düzeyde tercih edildiğini göstermektedir.
Araştırmanın ikinci yılında arıotunda elde edilen bal arısı sayısının yüksek
olmasına, parsel kenarına kolonilerin konulması etkide bulunmuştur. Araştırmada
ikinci yılda arıotu ekili parselde de çok düşük düzeylerde bombus arısının görülmesi;
Poulsen (1973) ile Williams ve Christian (1991)’in bildirişleri ile bağdaşmamaktadır.
Bal arısı sayısı bakımından elde edilen değer araştırmacıların bildirdiği değerlerden
oldukça yüksek olmakla birlikte yapılan gözlemlerde arıotu parselinde çok az
miktarda bombus arısına rastlanmıştır. Arıotunda tarlacılık yapan bal arısı ve diğer
böceklerin; sayılarının bitkilerin besin kaynağı sunumuna ve çiçeklenme süresince
çiçek sayısının artış ve azalışına paralel olarak artış gösterdiği sonucunun Poulsen
(1973) ve Collison (1977)’un bildirişlerine uygun olduğu saptanmıştır. Ayrıca arıotu
üzerinde bal arılarının tarlacılık oranı ile ilgili sonuçlar; Zandigiacomo ve ark
(1992)'nın arıotu üzerinde %60 bal arısı, %33 bombus arısının tarlacılık yaptığını,
Patten ve ark (1993)'nın arıotunun bombus arılarını kendine çektiğini; Roubik (1995)
ile Becker ve Hedtke (1995)'nin arı merası olarak oluşturdukları bitki deseninde %75
bal arısı, %14.2 bombus arısının tarlacılık yaptığını bildiren bulgular ile farklılık
204
göstermektedir. Ancak Kahl (1996)’ın arıotunun özellikle Syrphidae familyasına ait
böcekleri çekmek amacıyla kullanıldığı bildirişi ile uyum sağlanmaktadır.
Yemlik kolzanın erken dönemde çiçeklenmesine bağlı olarak Diptera ve
Hymenoptera takımına ait böcekler tarafından arıotundan daha fazla ziyaret edilmesi
yemlik kolzanın çiçeklendiği dönemde çevrede yeterli düzeyde çiçek bulunmaması
yanında sarı renkli çiçeklere ve bol miktarda polene sahip olmasından
kaynaklanmaktadır. Arıotunun çiçeklendiği dönemde ise çevrede daha fazla çiçekli
bitki bulunduğu için diğer böceklerin tarlacılık alanları genişlemiş ve yemlik kolzaya
göre arıotu üzerinde daha az düzeyde tarlacılık yapmışlardır. Araştırmanın ikinci
yılında yemlik kolzada olduğu gibi arıotu üzerinde de Halictidae familyasına ait
arılar yakalanmış olması Özbek (1978)’in bildirişine paralel bir şekilde Halictidae
familyası arılarının düşük düzeyde de olsa Bölgede çeşitli bitkilerin polinasyonunda
rol oynadıklarını göstermektedir
Arıotu üzerinde tarlacılık yapan bal arısı ve diğer böcekler arasında istatistiki
olarak önemli düzeyde fark bulunduğu saptanmıştır. Bal arılarının arıotu çiçeklerine
yoğun ilgi göstermesine bu bitkinin fazla miktarda çiçeğe sahip olması, çiçek renk ve
kokusunun çekici ve hissedilebilir düzeyde olması olumlu etkide bulunmaktadır. Bu
çalışmada bal arısı ve diğer böceklerin tarlacılık için arıotunu tercih etmeleri
Erickson (1983), Currie ve ark (1990) ile Griffiths ve ark (1999)’nın bildirişleri ile
uyumlu bulunmuştur.
Arıotu üzerinde bal arısı ve diğer böcekler Bauer ve Engels (1992)’in
bildirişiyle de uyumlu olarak yarışta bulunmamıştır. Diptera takımına ait böceklerin
arıotu üzerinde yoğun tarlacılık yapmaları bu konuda çalışma yapmış olan Colley ve
Luna (2000) tarafından da desteklenmektedir.
Sonuç olarak Çukurova Bölgesinde arıotunun nektar ve poleninden bal arıları
başta olmak üzere pek çok böceğin yararlandığı belirlenmiştir. Bu nedenle
biyoçeşitliliğe olumlu katkı sağlayabilecek bitkiler içerisindeki arıotunun ekonomik
getirisine bakılmaksızın ekiminin yaygınlaştırılması gerekmekte, polinasyonu istenen
bitkilere çeşitli polinatörleri yönlendirmek ve erken ilkbaharda ortaya çıkan böcek
populasyonlarının gelişimi için arıotunun ekimi önem kazanmaktadır.
205
4.3. Arıotunun 1. Yıl (1999-2000) ve 2. Yıl (2000-2001) Karşılaştırması
Araştırmanın birinci yılında 25/11/1999 tarihinde ekimi yapılan arıotu
04/04/2000 tarihinde çiçeklenmeye başlamış ve 22/05/2000 tarihinde çiçeklenme
sona ermiş, toplam 50 gün süreyle çiçekte kalmıştır. Araştırmanın ikinci yılında ise
arıotunda çiçeklenme 11/03/2001 tarihinde başlamış, 17/04/2001 tarihinde bitmiş ve
çiçeklenme süresi 38 gün sürmüştür. Birinci yılda arıotunda ortalama 2722.39 ad/m2
çiçek bulunurken ikinci yılda bu değer 3238.94 ad/m2 olarak gerçekleşmiştir.
Arıotunda çiçeklenme başlangıç ve bitiş tarihleri, çiçeklenme süresi ve çiçek sayısı
bakımından birinci ve ikinci yıl arasında yaşanan farklılığa iklim koşulları başta
olmak üzere ekim tarihi önemli düzeyde etkide bulunmuştur.
Araştırmanın birinci yılında arıotunda 0.66 mg/çiçek/gün, ikinci yılda 0.30
mg/çiçek/gün nektar miktarı değeri saptanmıştır. Nektarda kuru madde düzeyi ise
birinci yılda %15.90, ikinci yılda %18.43 olarak belirlenmiştir. Birinci yıla oranla
ikinci yılda elde edilen nektar miktarındaki düşmeye karşılık kuru madde düzeyinde
kuru madde düzeyinin artma eğiliminde olduğu görülmüştür.
Araştırmanın birinci yılında 0.56 mg/çiçek/gün, ikinci yılında 0.45
mg/çiçek/gün polen miktarı saptanmıştır. Her iki yılda elde edilen polen miktarı
uyumlu olup Bölgede arıotunun bal arıları için polen kaynağı olduğu belirlenmiştir.
Arıotu çiçeklerinde toplam bal arısı sayısı bakımından 86.60 ad/m2/5 dk bal
arısının arıotu çiçeklerinde tarlacılık yapmakta olduğu, tarlacılık yapan bal arılarının
%44.26 oranında nektar tarlacılığı, %55.74 oranında polen tarlacılığı yaptıkları
belirlenmiştir. İkinci yılda arıotunda tarlacılık yapan 52.41 ad/m2/5 dk bal arısının
%48.66’sının nektar ve %51.34’ünün polen tarlacılığı yaptıkları belirlenmiştir.
Sonuçta bal arılarının arıotunda farklı besin kaynakları açısından sabah erken
saatlerde polen ağırlıklı tarlacılık yaptıkları, fakat gün içerisinde nektar ve poleni
dengeli bir şekilde topladıkları saptanmıştır. Bal arılarının arıotu çiçeklerinin
sağlamış olduğu besin kaynaklarından yararlandıkları, çiçeklenme süresi içerisindeki
çevresel koşulların besin kaynağı tercihini ve besin kaynağına dağılım oranını
etkilediği; bal arılarının arıotunun nektar ve poleninden çiçeklenme süresince eşit
düzeyde yararlanma yönünde tarlacılık yaptıkları belirlenmiştir.
206
İkinci yılda yetiştirilen arıotu üzerinde polen tarlacılığı yapan bal arısı sayısı
(25.61 ad/m2/5 dk) birinci yıl verileri (49.38 ad/m2/5 dk) ile karşılaştırıldığında;
ikinci yılda bal arısı sayısında yarı yarıya bir azalmanın olduğu görülmektedir. Polen
tarlacılığı yapan bal arısı sayıları arasında farklılığın olmasına; birinci yılda ekim
yapılan alanda ikinci yıla göre daha az çiçekli bitki bulunmasına bağlı olarak bal
arılarının arıotu üzerinde daha yoğun bir şekilde tarlacılık yapmalarının etkide
bulunduğu görülmüştür. Ayrıca birinci yılda arı kolonileri arıotunda çiçek açtığı
dönemde parsel kenarına taşındıkları için bal arılarının kovanları yakınında bulunan
çiçeklere bağımlılık gösterdikleri ve çiçeklenme süresince de bu alışkanlıklarını
korudukları gözlenmiştir. İkinci yılda ise arı kolonileri yemlik kolzanın çiçek açma
döneminde parsele taşındıkları için arıotunda çiçek açana kadar kolonilerin
tercihlerinde o döneme kadar çevrede açmış olan çiçeklerin etkide bulunduğu, arıotu
çiçek açtığında da bu etkinin devam ederek arıotunda yapılan tarlacılık etkinliğini
düşürdüğü gözlenmiştir.
Birinci yılda arıotunda gün içerisine dağılmış bir şekilde polen tarlacılığı
yapan bal arıları, ikinci yılda da sabahtan akşama kadar azalan düzeyde polen
tarlacılığı yapmışlardır. Birinci yılda arıotunda gün içerisine dağılmış bir şekilde
polen tarlacılığı yapan bal arıları, ikinci yılda da sabahtan akşama kadar azalan
düzeyde polen tarlacılığı yapmışlardır. Bu sonuç, Williams ve Christian (1991)’ın
İngiltere koşullarında bal arılarının arıotunda nektar ağırlıklı tarlacılık yaptıkları ve
%22 düzeyinde polen tarlacılığı yaptıkları bildirişleriyle uyum sağlamamaktadır. Bal
arılarının bu dönemde polen ağırlıklı tarlacılık yapmış olmaları, Çukurova
koşullarında ilkbahar döneminde çiçeklenen arıotundan bu dönemde bal arısı
kolonilerinde yavru yetiştirme faaliyetinin yoğun olması nedeniyle öncelikle polen
kaynağı olarak yararlandıklarını göstermektedir.
Araştırmanın birinci yılında arı kolonisi grupları saat 06:00-11:00 arasında
%9.92 ve saat 11:00-15:00 arasında %16.20 ve saat 15:00-18:00 arasında %19.22
düzeyinde arıotu poleni toplamışlardır. Tüm dönemler dikkate alındığında bal
arılarının arıotu polenini %15.09 oranında topladıkları saptanmıştır. İkinci yılda bal
arısı kolonilerinin aynı saatlerde sırasıyla %18.62, %31.30 ve %20.50, tüm dönemler
dikkate alındığında %23.45 oranında arıotu polenini topladıkları belirlenmiştir.
207
Araştırmanın ikinci yılında bal arısının topladığı balda bulunan %16.0 arıotu
poleni oranı, birinci yılda elde edilen %41.3 oranından oldukça düşük olarak
belirlenmiştir. Bu duruma bitkilerin yetiştirildiği çevrede çiçekli bitkilerin bulunması
ve arıotunda çiçek başına düşen nektar miktarının önemli düzeyde düşük olması
yanında, bal arılarının ikinci yılda yeni besin arayışlarına girmesine bağlı olarak
çevresel koşulların (Schneider ve Hall, 1997) etkide bulunduğu saptanmıştır.
İkinci yıl kafesli ve açık alanlarda elde edilen tohum verimleri (22.15 g/m2 ve
59.81 g/m2), birinci yılda kafesli ve açık alanda elde edilen değerlerle (17.40 g/m2 ve
56.67 g/m2) karşılaştırıldığında, arıotu tohum verimi sonuçlarının birbirine benzer
olduğu görülmüştür. Ancak birinci yılda arıotunda böcek polinasyonunun %225.68
katkı düzeyi, ikinci yılda %170.02 olarak gerçekleşmiştir. Arıotunun tohum
verimindeki böcek polinasyonunun payı birinci yılda %69.29 olurken, ikinci yılda bu
değer %62.96 olarak gerçekleşmiştir.
Araştırmanın birinci ve ikinci yılında ekimi yapılan arıotundan bal arıları ile
Diptera takımına ait böceklerin yoğun bir şekilde yararlandıkları belirlenmiştir.
Araştırmanın 1. yılında çiçeklenme süresince arıotu üzerinde toplam 802 bal arısı
yanında, 2 Homoptera, 152 Diptera, 20 Coleoptera ve 9 Hymenoptera takımına ait
böcek yakalanmıştır. Bal arısı dışındaki Hymenoptera takımına ait böceklerin 4’ü
Anthophoridae, 4’ü Halictidae ve 1’i Vespidae familyasına ait oldukları görülmüştür.
Tüm dönemler dikkate alındığında birinci yılda arıotu üzerinde %81.42 bal arısı
yanında, %0.20 Homoptera, %15.44 Diptera, %2.03 Coleoptera ve %0.91
Hymenoptera takımına ait diğer böceklerin tarlacılık yaptığı belirlenmiştir.
Araştırmanın ikinci yılında ise arıotunda çiçeklenmenin artma ve azalmasına paralel
olarak bal arısı sayısında da bir artma ve azalma olduğu saptanmıştır. Tüm dönemler
boyunca arıotunda toplam 708 bal arısı yanında, 11 Hemiptera, 116 Diptera, 8
Homoptera, 31 Coleoptera ve 26 Hymenoptera takımına ait böcek yakalanmıştır. Bal
arısı dışındaki Hymenoptera takımına ait böceklerin 5’i Andrenidae, 2’si Scoliidae,
1’i Apidae, 4’ü Anthophoridae ve 14’ü Halictidae familyasına aittir. Arıotunda
tarlacılık yapan böceklerin %78.67 bal arısı, %1.22 Hemiptera, %12.89 Diptera,
%0.89 Homoptera, %3.44 Coleoptera ve %2.89 bal arısı dışındaki Hymenoptera
takımına ait böcekler oldukları belirlenmiştir.
208
5. SONUÇLAR VE ÖNERİLER
Son yıllarda Çukurova Bölgesi başta olmak üzere ülkemiz koşullarında
yetiştiriciliği yaygınlaşan arıotu ve yemlik kolza ile bal arılarının bazı ilişkilerini
saptamak amacıyla bu çalışma yürütülmüştür. Araştırma sonucunda bal arılarının
arıotu ve yemlik kolza bitkilerinden nektar ve polen bakımından yararlanma düzeyi
ile bu bitkilerin Çukurova koşullarında sağladığı nektar ve polen potansiyeli
saptanmış, bitkiler üzerinde tarlacılık yapan polinatör böcekler sınıflandırılmış,
bitkilerin tohum verimine böceklerin ne oranda katkı sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca
bu bitkilerin Çukurova Bölgesinde bal arılarına hangi besin kaynağı bakımından ne
düzeyde katkı sağlayabileceği, arı ve bitki yetiştiricileri açısından bu bitkilerle bal
arısının ilişkisinin ne düzeyde olduğu saptanmıştır. İki yıl süreyle yürütülen bu
araştırma çalışmasında aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.
1. Araştırmanın birinci yılında 25/11/1999 tarihinde ekimi gerçekleştirilen
arıotu 04/04/2000 tarihinde çiçeklenmeye başlamış ve 22/05/2000 tarihinde
çiçeklenme sona ermiş, toplam 50 gün süreyle çiçekte kalmıştır.
İkinci yılda yemlik kolzada çiçeklenme 12/02/2001 tarihinde başlamış,
30/03/2001 tarihinde bitmiş ve çiçeklenme toplam olarak 47 gün sürmüştür.
Arıotunda çiçeklenme 11/03/2001 tarihinde başlamış, 17/04/2001 tarihinde bitmiş ve
çiçeklenme süresi 38 gün sürmüştür. Her iki bitkinin bal arılarına besin kaynağı
sağladığı çiçeklenme süresi toplam 65 gün olduğu görülmüştür.
Birinci yılda arıotunda ortalama 2722.39 ad/m2 çiçek bulunurken ikinci yılda
bu değer 3238.94 ad/m2 olarak gerçekleşmiştir. Yemlik kolzada bitkisinde ortalama
çiçek sayısı 2955.85 ad/m2 olarak belirlenmiştir.
Arıotu ve yemlik kolzada çiçeklenme süresi, başlangıç ve bitiş tarihi ile çiçek
sayılarının; ekim tarihi ve iklimsel koşullar tarafından önemli düzeyde etkilendiği,
bitkilerin bal arıları için önemini ve değerini de bu koşulların belirlediği saptanmıştır.
2. Arıotu birinci yılda 0.66 mg/çiçek/gün nektar salgılamasına karşın ikinci
yılda 0.30 mg/çiçek/gün nektar salgısı yaptığı, yemlik kolza çiçeklerinde 0.49
mg/çiçek/gün nektar salgısı yapıldığı belirlenmiştir.
Nektar potansiyeli bakımından arıotunda birinci yılda toplam 21.894.000
209
ad/da çiçek bulunduğu ve 14.45 kg/da nektar potansiyeli ile IV. Sınıf, ikinci yılda
toplam 26.045.000 ad/da çiçek bulunduğu ve 7.81 kg/da nektar potansiyeli ile III.
Sınıf nektarlı bitkiler içerisinde yer aldığı saptanmıştır. Yemlik kolzada toplam
9.682.000 ad/da çiçek bulunduğu ve 4.74 kg/da nektar potansiyeli ile II. Sınıf
nektarlı bitkiler içerisinde yer aldığı belirlenmiştir.
Arıotu nektarında birinci yılda %15.90 kuru madde düzeyine sahip olmasına
karşılık, ikinci yılda bu değer %18.43 düzeyinde gerçekleşmiştir. Yemlik kolza
çiçeklerindeki nektarın %16.05 düzeyinde kuru madde içerdiği saptanmıştır.
Arıotu ve yemlik kolza çiçeklerinde bulunan nektar miktarı, nektar kuru
madde düzeyi ile nektar potansiyelinin, yetiştirilen çeşit ve yer başta olmak üzere
iklim koşullarının etkisi altında farklı düzeylerde olduğu, Bölge koşullarında her iki
bitkinin de nektarlı bitkiler sınıfına girdiği belirlenmiştir.
3. Arıotunun birinci yılda 0.56 mg/çiçek/gün polen üretmesine karşın ikinci
yılda 0.45 mg/çiçek/gün polen ürettiği, yemlik kolza çiçeklerinde 0.73 mg/çiçek/gün
polen üretimi yapıldığı saptanmıştır.
Polen potansiyeli bakımından arıotunun birinci yılda 12.26 kg/da, ikinci yılda
11.72 kg/da verime sahip olduğu saptanmıştır. Yemlik kolzada toplam 9.682.000
ad/da çiçek bulunduğu ve 7.07 kg/da polen potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir.
Arıotu ve yemlik kolzanın polen miktarı bakımından oldukça değişken bir
yapıya sahip olduğu ve yetiştirme koşulları başta olmak üzere çevre faktörlerinin
etkisi altında verimliliklerinde önemli miktarda farklılıklar olabileceği belirlenmiştir.
4. Arıotu çiçeklerinde bal arısı tarlacılığı düzeyini saptamak amacıyla yapılan
sayımlarda birinci yılda saat 10:00’da 32.03 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de 42.40 ad/m2/5
dk, saat 14:00’te 37.22 ad/m2/5 dk nektar tarlacılığı yapan bal arısı belirlenmiştir.
Ayrıca saat 10:00’da 45.37 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de 53.70 ad/m2/5 dk ve saat
14:00’te 49.07 ad/m2/5 dk polen tarlacılığı yapan bal arısı saptanmıştır. Toplam bal
arısı sayısı bakımından 86.60 ad/m2/5 dk bal arısının arıotu çiçeklerinde tarlacılık
yapmakta olduğu, tarlacılık yapan bal arılarının %44.26 düzeyinde nektar tarlacılığı,
%55.74 düzeyinde polen tarlacılığı yaptıkları belirlenmiştir.
İkinci yılda yapılan sayımlarda saat 10:00’da 15.74 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de
35.74 ad/m2/5 dk ve saat 14:00’te 28.88 ad/m2/5 dk nektar tarlacılığı; saat 10:00’da
210
30.18 ad/m2/5 dk, saat 12:00’de 25.56 ad/m2/5 dk ve saat 14:00’te 21.11 ad/m2/5 dk
polen tarlacılığı yapan bal arısı saptanmıştır. Toplam bal arısı sayısı bakımından
arıotu çiçeklerinde tarlacılık yapan 52.41 ad/m2/5 dk bal arısının %48.66’sının nektar
tarlacılığı ve %51.34’ünün polen tarlacılığı yaptıkları belirlenmiştir.
Sonuçta bal arılarının arıotu çiçeklerinde farklı besin kaynakları açısından
sabah erken saatlerde polen ağırlıklı tarlacılık yaptıkları, fakat gün içerisinde nektar
ve poleni dengeli bir şekilde topladıkları saptanmıştır. Bal arılarının arıotu
çiçeklerinin sağlamış olduğu besin kaynaklarından yararlandıkları, çiçeklenme süresi
içerisindeki iklimsel nedenler başta olmak üzere çevresel koşulların besin kaynağı
tercihini ve besin kaynağına dağılım oranını etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca bal
arılarının arıotunun nektar ve poleninden çiçeklenme süresince eşit düzeyde
yararlanma yönünde tarlacılık yaptıkları belirlenmiştir.
5. Yemlik kolzanın tüm çiçeklenme süresinde; saat 10:00’da 99.25 ad/m2/5
dk, saat 12:00’de 79.63 ad/m2/5 dk ve saat 14:00’te 41.85 ad/m2/5 dk nektar
tarlacılığı yapan bal arısı saptanmıştır. Ayrıca saat 10:00’da 3.51 ad/m2/5 dk, saat
12:00’de 4.81 ad/m2/5 dk ve saat 14:00’te 1.48 ad/m2/5 dk polen tarlacılığı yapan bal
arısı belirlenmiştir. Tüm dönemler dikkate alındığında ortalama 76.85 ad/m2/5 dk bal
arısının tarlacılık yaptığı saptanmıştır. Bal arılarının yemlik kolzada tarlacılık
faaliyetlerine sabah saatlerinde başlamış olmakla birlikte gün içerisinde akşama
doğru gittikçe azalan bir şekilde tarlacılık yaptıkları görülmüştür.
Bal arılarının yemlik kolzada %87.82 düzeyinde nektar tarlacılığı, %12.18
düzeyinde polen tarlacılığı yaptıkları belirlenmiştir. Bölge koşullarında yemlik
kolzanın erken ilkbaharda çiçeklenmesine bağlı olarak, bal arılarının öğle saatlerine
kadar polen tarlacılığı yapma eğiliminde olduğu, günün ilerlemesiyle birlikte polen
tarlacılığının yerini nektar tarlacılığına terk ettiği saptanmıştır. Sonuçta bal arılarının
Çukurova koşullarında erken ilkbaharda çiçeklenen yemlik kolzadan nektar başta
olmak üzere polen de topladığını, ancak önceliği nektar toplamaya vermekle birlikte
sürtünme yoluyla polenlerini de topladığı belirlenmiştir.
6. Araştırmanın birinci yılında arı kolonisi gruplarının topladıkları polen
içerisinde saat 06:00-11:00 arasında %9.92 ve saat 11:00-15:00 arasında %16.20 ve
saat 15:00-18:00 arasında %19.22; tüm dönemler dikkate alındığında %15.09
211
oranında arıotu poleni bulunduğu belirlenmiştir. İkinci yılda bal arısı kolonilerinin
aynı saatlerde sırasıyla %18.62, %31.30 ve %20.50, tüm dönemler dikkate
alındığında %23.45 oranında arıotu poleni topladığı görülmüştür.
Araştırmanın ikinci yılında ekimi yapılan yemlik kolzada bal arılarının aynı
saatlerde sırasıyla %17.52, %14.37 ve %6.93, tüm dönemler dikkate alındığında
%12.73 düzeyinde yemlik kolza poleni topladıkları saptanmıştır.
Bal arılarının arıotu ve yemlik kolza polenlerinden yararlandıkları ve koloni
gereksinimini gidermek için çevrede bulunan diğer bitkilere ait polenlerle karışım
yapmak ve aminoasitlerce dengeli bir diyet oluşturmak amacıyla polen tarlacılarının
farklı polen kaynaklarına yönelmelerini sağladıkları belirlenmiştir.
7. Bal arılarının topladığı bal içerisinde birinci yılda %41.3 oranında, ikinci
yılda %16.0 oranında arıotu poleni bulunduğu saptanmıştır. Yemlik kolza poleni ise
%24.0 oranında bulunmuştur.
Bal arılarının arıotu ve yemlik kolza nektarından çiçeklenme süresince
çevrede bulunan diğer bitkilere bağlı olarak yararlandıkları ve bu durum üzerinde de
bitkilerin çiçeklendiği dönem ile çiçeğin kokusu başta olmak üzere pek çok faktörün
etkili olabileceği belirlenmiştir.
8. Birinci yılda arıotunda böcek polinasyonuna kapalı alanda 17.40 g/m2, açık
alanda 56.67 g/m2 tohum elde edilmiştir. Bu verilerin değerlendirilmesi sonucunda
arıotunun tohum veriminde böcek polinasyonunun katkısı %225.68 olarak
saptanmıştır. Ayrıca her 100 gramlık arıotu tohum veriminde böcek polinasyonunun
payı 69.29 g olarak belirlenmiştir. İkinci yılda böcek polinasyonuna kapalı alandan
22.15 g/m2, açık alandan 59.81 g/m2 tohum elde edilmiştir. Arıotunda her 100
gramlık tohum veriminin 62.96 gramı böcek polinasyonundan elde edildiği, böcek
polinasyonu ile tohum verimi artışına %170.02 düzeyinde katkı sağlandığı
belirlenmiştir.
Yemlik kolzada böcek polinasyonu olmayan kafesli alandan 55.47 g/m2, açık
alandan 120.85 g/m2 tohum elde edilmiştir. Yemlik kolzada her 100 gramlık tohum
veriminin 54.10 gramının böcek polinasyonu ile elde edildiği, böcek polinasyonu ile
tohum verimi artışına %117.86 düzeyinde katkı sağlandığı saptanmıştır.
212
Çukurova koşullarında yetiştiriciliği yapılan arıotu ve yemlik kolzanın
polinasyonunda böceklerin, özellikle de bal arılarının önemli düzeyde rol aldığı ve
değişken bir yapıya sahip olan Bölge ikliminin olumsuz etkilerini, yaptığı polinasyon
sonucunda en aza indirerek tohum verimi artışına önemli düzeyde katkılar sağladığı
saptanmıştır.
9. Araştırmanın birinci yılında kullanılan parsel ve kontrol arı kolonisi
gruplarının sırasıyla ortalama 4248.38 cm2/koloni ve 3964.48 cm2/koloni yavrulu
alan gelişimi sağladıkları saptanmıştır. Ancak ikinci yılda kullanılan kolonilerde bu
değerler sırasıyla 2266.89 cm2/koloni ve 2170.03 cm2/koloni olarak gerçekleşmiştir.
Birinci yılda araştırma başlangıcında sırasıyla 6.13 ad/koloni ve 6.37
ad/koloni ergin arı gelişimine sahip parsel ve kontrol arı kolonisi gruplarının 17.72
ad/koloni ve 18.58 ad/koloni ergin arı gelişimine sahip oldukları saptanmıştır.
Çukurova koşullarında yetiştiriciliği yapılan arıotu ve yemlik kolzanın bal
arısı kolonilerine yararlı olabilecek bitkiler konumunda olduğu, ancak çiçekli bitki
deseninin yoğun olduğu yerlerde bal arıları için erken ilkbahar döneminde nektar ve
polen kaynağı sağlayacak destek bitkileri, floranın zayıf veya yetersiz olduğu
yerlerde ana nektar ve polen bitkileri olabileceği belirlenmiştir.
10. Araştırmanın birinci yılında yapılan bal hasadında parsel yanında bulunan
arı kolonilerinin 35.43 kg/koloni bal verimine sahip olmalarına karşılık kontrol
kolonilerinin 37.11 kg/koloni bal verimine sahip oldukları saptanmıştır.
Denemenin ikinci yılında yapılan bal hasadında parsel yanında bulunan
kolonilerin 16.81 kg/koloni, kontrol kolonilerinin 16.07 kg/koloni bal verimine sahip
oldukları saptanmıştır.
11. Araştırmada arıotundan bal arıları ile Diptera takımına ait böceklerin
yoğun bir şekilde yararlandıkları belirlenmiştir. Çiçeklenme süresince arıotu üzerinde
toplam 802 bal arısı yanında, 2 Homoptera, 152 Diptera, 20 Coleoptera ve bal arısı
dışında 9 Hymenoptera takımına ait böcek yakalanmıştır. Bal arısı dışındaki
Hymenoptera takımına ait böceklerin 4’ü Anthophoridae, 4’ü Halictidae ve 1’i
Vespidae familyasına ait oldukları görülmüştür. Tüm dönemler dikkate alındığında
birinci yılda arıotu üzerinde %81.42 bal arısı, %0.20 Homoptera, %15.44 Diptera,
213
%2.03 Coleoptera ve %0.91 bal arısı dışında Hymenoptera takımına ait böceklerin
tarlacılık yaptığı belirlenmiştir.
Araştırmanın ikinci yılında arıotunda çiçeklenmenin artma ve azalmasına
paralel olarak bal arısı sayısında da bir artma ve azalma olduğu saptanmıştır. Tüm
dönemler boyunca arıotunda toplam 708 bal arısı yanında, 11 Hemiptera, 116
Diptera, 8 Homoptera, 31 Coleoptera ve bal arısı dışında 26 Hymenoptera takımına
ait böcek yakalanmıştır. Bal arısı dışındaki Hymenoptera takımına ait böceklerin 5’i
Andrenidae, 2’si Scoliidae, 1’i Apidae, 4’ü Anthophoridae ve 14’ü Halictidae
familyasına aittir. Arıotuda tarlacılık yapan böceklerin %78.67 bal arısı, %1.22
Hemiptera, %12.89 Diptera, %0.89 Homoptera, %3.44 Coleoptera ve %2.89
Hymenoptera takımına ait oldukları belirlenmiştir. Sonuçta arıotunun yemlik
kolzadan farklı olarak Halictidae familyası başta olmak üzere daha fazla sayıda
familyaya ait arı türü tarafından tercih edildiği, ancak sayısal olarak daha az düzeyde
arı tarafından tarlacılık yapıldığı saptanmıştır.
Yemlik kolza çiçekleri üzerinde bal arıları ile Diptera takımına ait böceklerin
de yoğun bir şekilde yararlandıkları saptanmıştır. Tüm dönemler boyunca yemlik
kolza üzerinde toplam 667 bal arısı yanında, 7 Hemiptera, 278 Diptera, 1
Lepidoptera, 16 Coleoptera ve bal arısı dışında 54 Hymenoptera takımına ait böcek
yakalanmıştır.
Yemlik kolza üzerinde tarlacılık yapan böceklerin %65.20 bal arısı, %0.68
Hemiptera, %27.18 Diptera, %0.09 Lepidoptera, %1.57 Coleoptera ve %5.28
Hymenoptera takımına ait oldukları belirlenmiştir. Hymenoptera takımına ait
böceklerin; 3'ünün Andrenidae, 51'inin Halictidae familyasına ait olduğu, yemlik
kolzanın Halictidae familyasına ait arılarca tercih edildiği belirlenmiştir.
Sonuçta Çukurova Bölgesinde arıotu ve yemlik kolzanın nektar ve
poleninden bal arıları başta olmak üzere pek çok böceğin yararlandığı saptanmıştır.
Bu bitkilerin, ekiminin yaygınlaşmasıyla erken ilkbaharda böcek populasyonlarına
hazır besin kaynağı olabilecek ve populasyonların sürekliliği ile biyoçeşitliliğe
olumlu katkı sağlayabilecek bitki konumunda bulundukları, floranın kuvvetli olduğu
214
yerlerde bal arıları için besin kaynağı sağlayacak destek bitkileri, zayıf olduğu
yerlerde ise ana nektar bitkisi olabilecekleri belirlenmiştir.
Araştırmada elde edilen tüm veriler bir arada değerlendirildiğinde arıotu ve
yemlik kolzanın gelişen sürdürülebilir tarım bağlamında iki önemli bitki olduğu
görülmektedir. Özellikle gittikçe daha çok yapay yöntemler denenen arıcılık
sektöründe bal arılarına doğal enerji ve protein kaynağı sağlanmasında işlevleri
olabilecek iki bitki konumundadırlar. Bugün dünya ve ülkemiz tarımının geldiği
aşamada sağlıklı besin elde edilmesi ile doğal yollardan üretim yapılması ilkelerine
bağlı olarak bu iki bitkinin öne çıkmakta olduğu, gerek arıcılık sektöründe gerekse
diğer tarımsal sektörlerde önemli yerinin bulunduğu görülmektedir. Yemlik kolzanın
çok amaçlı kullanımı yanında arıotunun da değerlendirilebileceği tarımsal yapıların
gelişmesi ülkemiz için de kaçınılmaz olmaktadır. Tarımımızın daha çağdaş temellere
oturtulması yanında kendi iç dinamiklerinden yararlandırılması ve gelişmesi için bu
iki bitkiye değer verilmesi gerekmektedir. Bu açıdan ülkemizde son yıllarda gelişen
tarımsal bilinç de bu yönde ivme kazanmaktadır.
Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere doğayla barışık olmayan tarımsal
yöntemlerin kullanıldığı pek çok ülkede polinatörler başta olmak üzere böceklerin
yok olması bu konuda ülkemizde de zaman geçmeden bazı önlemler alınmasını
gerektirmektedir. Bu çalışmada da görüldüğü gibi ülkemiz henüz bu kaynaklarını
geriye dönülemez bir şekilde kaybetmemiştir. Dolayısıyla polinatörlerin korunması
bağlamında alınacak önlemlerin başında, onların yararlanabileceği bitkilerin
tarımının yaygınlaştırılması da gelmektedir. Bu nedenle renk ve koku başta olmak
üzere böcekleri kendine çeken ve besin kaynaklarının kısıtlı olduğu dönemde
çiçeklenen bu bitkilerin ekiminin desteklenerek yaygınlaştırılması yerinde olacaktır.
Ayrıca ülkemizde son yıllarda nispeten bir gelişme sağlanmakla birlikte
henüz yeterli bir düzeyde olmayan polinasyon bilincinin gelişmesi yönünde etkili
adımlar atılmalıdır. Bitki yetiştiricilerinin arıcıların faaliyet alanını daraltmalarına
neden olan uygulamalarının kaldırılması ve bal arılarının polinasyona olan
katkılarının bu tip çalışmalarla ortaya konularak çiftçilerimizin bilinç düzeylerinin
artırılması
gerekmektedir.
215
KAYNAKLAR
ABROL, D. P., 1992. Energetics of Nectar Production in Some Strawberry Cultivars
as a Predictor of Floral Choice by Honeybees. J. of Biosci. 17(1):41-44.
ABROL, D. P., 1995. Energetics of Nectar Production in Some Almond Cultivars as
a Predictor of Floral Choice by Honeybees Apis cerena indica F. and Apis
mellifera L. (Hymenoptera: Apidae). Proceedings of the Indian National
Science Academy. Part B. Biological Sciences. 61(4):285-289.
ABROL, D. P., 1997. Comparative Foraging Behaviour of Apis cerena F. Apis
mellifera L. on Apple Flowers. Current Research University of Agricultural
Sciences Bangalore. 26(6-7):118-122.
ADLER, L. S., 2000. The Ecological Significance of Toxic Nectar. OIKOS.
91(3):409-420.
AKYOL, E., 1998. Kafkas ve Muğla Arılarının (Apis mellifera L.) Saf ve Karşılıklı
Melezlerinin
Morfolojik,
Fizyolojik
ve
Davranışsal
Özelliklerinin
Belirlenmesi. Doktora Tezi. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Adana.
(Yayınlanmamış).
AL FATTAH, M. A., 1991. Behaviour of Honeybee Foragers and Their Influence as
Pollinators on Summer Squash Flowers (Cucurbita pepo L.). Bulletin of
Faculty of Agriculture. University of Cairo. 42(4):1169-1186.
ALLSOPP, M. H., NICOLSON, S. W., JACKSON, S., 1998. Xylose as A Nectar
Sugar: the Response of Cape honeybees (Apis mellifera capensis)
Eschscholtz (Hymenoptera: Apidae). African Entomology. 6(2):317-323.
ANDERSON, C., 2001. The Adaptive Value of Inactive Foragers and the ScoutRecruit System in Honey Bee (Apis mellifera) Colonies. Behavioral
Ecology. 12(1):111-119.
ANDERSON, C., RATNIEKS, L. W., 1999. Task Partitioning in Insect Societies. I.
Effect of Colony Size on Queueing Delay and Colony Ergonomic
Efficiency. The American Naturalist. 154(5):521-535.
ANONYMOUS, 1995. Bitkisel Üretimde Daha Fazla Verim İçin Polinasyon. Tarım
ve Köy. 104:65.
216
ANONYMOUS, 1997. Consensus Document on the Biology of Brassica napus L.
(Oilseed Rape). OECD Environmental Health and Safety Publications.
Series on Harmonization of Regulatory Oversight of Biotechnology. No:7.
ANONYMOUS, 1999a. Yağlı Tohumlu Bitkiler ve Danışma Kurulu. Tarım ve Köy.
130:36-37.
ANONYMOUS, 1999b. GAP Yöresinde Tarla Tarımı II. Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı. Yayın Dairesi Başkanlığı. Ankara.
ANONYMOUS, 2000. Honeybee Pollination of Crops and Orchards in Western
Australia. Chief Executive Officer of Depart. of Agric. Western Australia.
ANONYMOUS, 2001. Tarımsal Yapı. DİE Yayın No:2457. Ankara.
ANONYMOUS, 2002. The Biology and Ecology of Canola (Brassica napus L.).
Office of the Gene Technology Regulator. Australia. 34 pp.
ARSLAN, S., 1988. Çukurova Bölgesi Koşullarında Bal Arısı (Apis mellifera L.)
Kolonilerinin Proteinli Ek Yemlerle Beslenmesi Üzerinde Bir Araştırma.
Çukurova Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Zootekni Anabilim Dalı,
Yüksek Lisans Tezi. Adana. (Yayınlanmamış).
ATAKİŞİ, İ., 1978. Çukurova’da Yetiştirilebilecek Kolza Çeşitlerinin Önemli
Tarımsal
ve
Kalite
Özellikleri
Üzerinde
Araştırmalar.
Çukurova
Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yıllığı. Sayı 1. 27-56.
AVCIOĞLU, R., 1977. Arıcılık ve Baklagil Yembitkileri Kültürü İlişkileri.
Hayvansal Üretim. 7:25-29
BAHAR, E., 2000. Türkiye’de Yağlı Tohumlu Bitkilere Uygulanan Destekleme
Politikaları. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. 15(1):15-24.
BAKER, H. G., BAKER, I., 1983. Floral Nectar Sugar Constituents in Relation to
Pollinator Type. (C. E. JONES, R. J. LITTLE, Editors) Handbook of
Experimental Pollination Biology. Van Nostrand Reinhold Company
Limited. Wokingham, Berkshire, England. 117-141.
BASUALDO, M., BEDASCARRASBURE, E., De JONG, D., 2000. Africanized
Honey Bees (Hymenoptera: Apidae) have a Greater Fidelity to Sunflowers
than European Bees. Journal of Economic Entomology. 93(2):304-307.
217
BAUER, M. H., 1991. Preliminary Results of Sowing Plants as Pasture for Bees on
Former Ploughland. Apidologie. 22(4):428-430.
BAUER, M., ENGELS, W., 1992. The Utilization of the Pasture for Bees on Former
Ploughland by Wild Bees. Apidologie. 23(4):340-342.
BAWA, K. S., 1983. Patterns of Flowering in tropical Plants. (C. E. JONES, R. J.
LITTLE, Editors) Handbook of Experimental Pollination Biology. Van
Nostrand Reinhold Company Limited. Wokingham, Berkshire, England.
394-410.
BAYDAR, H., GÜREL, F., 1998. Antalya Doğal Florasında Bal Arısı (Apis
mellifera L.)’nın Polen Toplama Aktivitesi, Polen Tercihi ve Farklı Polen
Tiplerinin Morfolojik ve Kalite Özellikleri Tr. J. of Agriculture and
Forestry. 22:475-482.
BAYDAR, H., YÜCE., S. 1996. Kışlık Ekimde Yazlık ve Kışlık Kolza (Brassica
napus L.) Çeşitlerinin Büyüme ve Gelişme Özellikleri, Kuru Madde
Birikimleri ve Kalite Özelliklerinin Karşılaştırılması. Tr. J. of Agriculture
and Forestry. 20:237-242.
BAZLEN, K., 1995. A Year’s Study of the Food Sources and Development of Honey
Bee Colonies in a Forest at Schonbuch. Msc Thesis. Diplomarbeit der
Fakultat fur Biologie der Universitat Tubingen. Germany. 100 p.
BECK, W., 1991. On the Pollen and Nectar Value of Phacelia, Mallow, Sunflower
and Buckwheat. Bienenpflege. 7:227-230.
BECKER, K., HEDTKE, C., 1995. Foraging of Wild Bees and Honey Bees on a
Mixture of Entomophilous Plants on Extensification Areas. Apidologie.
26(4):344-346.
BEK, Y., 1986. Araştırma ve Deneme Metotları. Çukurova Üniversitesi Ziraat
Fakültesi. Ders Notu Yayınları. No:92. Adana.
BENEDEK, P., NYEKI, J., 1996. Pollinating Efficiency of Honeybees on Apple
Cultivars as Affected by Their Flower Characteristics. Horticultural
Science. 28(1-2):40-47.
218
BLIGHT, M. M., METAYER, M., DELEGUE, M. H., PICKETT, J. A., POLL, F.
M., WADHAMS, L. J., 1997. Identification of Floral Volatiles Involved in
Recognition of Oilseed Rape Flowers, Brassica napus by Honeybees.
Journal Chem. Ecol. 23(7):1715-1727.
BOHART, G. E., 1952. Pollination by Native Insects. Insect. The Yearbook of
Agriculture. USDA. 107-121.
BONADÉ BOTTINO, M., GIRARD, C., JOUANIN, L., MÉTAYER, M., NIZOU,
A. L. P., SANDOZ, G., DELÈGUE, M. H. P., LERIN, J. 1998. Effects of
Transgenic Oilseed Rape Expressing Proteinase Inhibitors on Pest and
Beneficial Insects. Acta Horticulturae. 459:235-242
BUCHMANN, S. I., 1983. Buzz Pollination in Angiosperms. (C. E. JONES, R. J.
LITTLE, Editors) Handbook of Experimental Pollination Biology. Van
Nostrand Reinhold Company Limited. Wokingham, Berkshire, England. 73113.
BUCHMANN, S. L., VAN de WATER, P. 1998. Phacelia (Hyrophyllaceae): Pollen
and Nectar Host Plants for Orchard Mason Bees (Osmia lignaria) as
Managed Pollinators in Southern Arizona. United States Department of
Agriculture. Agric. Research Serv. http://www.nalusda.gov/ttic/tektran/data/
0000096219.html.
BUDAK, M. E., 1992. Ülkemizde Çeşitli Kurumlarca Yetiştirilen Ana Arılar ile
Oluşturulan
Kolonilerin
Fizyolojik,
Morfolojik
ve
Davranışsal
Farklılıklarının Araştırılması. Doktora Tezi. Ankara Üniversitesi Fen
Bilimleri Enstitüsü Zootekni Anabilim Dalı. Ankara. (Yayınlanmamış).
CALABUIG, I., 2000. Solitary Bees and Bumblebees in a Danish Agricultural
Landscape. PhD Thesis. Univesity of Copenhagen, Department of
Population Ecology. 103.
CAMAZINE, S., CREILSHEIM, K., HRASSNIGG, N., ROBINSON, G., E.,
LEONHARD, B., KROPIUNIGG, H., 1998. Protein Trophallaxis and the
Regulation of Pollen Foraging by Honey Bees (Apis mellifera L.).
Apidologie. 29(1-2):113-126.
219
CARPENTER, F. L., 1983. Pollination Energetics in Avian Communities: Simple
Concepts and Complex Realities. Insect Foraging Energetics. (C. E. JONES,
R. J. LITTLE, Editors) Handbook of Experimental Pollination Biology. Van
Nostrand Reinhold Company Limited. Wokingham, Berkshire, England.
215-234.
CLARE, G., SUCKLING, D. M., BRADLEY, S. J., WALKER, J. T. S., SHAW, P.
W., DALY, J. M., McLAREN, G. F., WEARING, C. H., 2000. Pheromone
Trap Colour Determines Catch of non-Target Insects. New Zealand Plant
Protection. 53:216-220.
COLLEY, M. R., LUNA, J. M. 2000. Relative Attractiveness of Potential Beneficial
Insectary Plants to Aphidophagous Hoverflies (Diptera: Syrphidae).
Environ. Entomol. 29(5):1054-1059.
COLLISON, C. H., 1977. The Interrelationships of Honey Bee Activity, Foraging
Behaviour, Climatic Conditions, and Flowering in the Pollination of
Pickling Cucumbers, Cucumis sativus. Dissertation Abstracts International.
37:12, 5957B-5958B.
CORBET, S. A., WILLIAMS, I. H., OSBORNE, J. L., 1991. Bees and the
Pollination of Crops and Wild Flowers in the European Community. Bee
World. 72(2):47-59.
COŞKUN, M., 2001. GAP Bölgesi Koşullarında Arıotu (Phacelia tanacetifolia
Bentham)’nun Buğdayla (Triticum durum Desf.) Karışım Yetiştirilme
Olanakları Üzerinde Bir Araştırma. Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri
Enstitüsü. Tarla Bitkileri Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. Adana.
(Yayınlanmamış).
CRANE, E., 1975. Honey: A Comprehensive Survey. Heinemann in Co-operation
with International Bee Research Association. London. UK.
CRANE, E., WALKER, P., DAY, R., 1984. Directory of Important World Honey
Sources. International Bee Research Association. London.
CREMONEZ, T. M., JONG, D. D., BITONDI, M. M. G., 1998. Quantification of
Hemolymph Proteins as a Fast Method for Testing Protein Diets for Honey
Bees (Hymenoptera: Apidae). J. Econ. Entomol. 91(6):1284-1289.
220
CRESSWELL, J. E., 1999. The Influence of Nectar and Pollen Availability on Pollen
Transfer by Individual Flowers of Oilseed Rape (Brassica napus) When
Pollinated by Bumblebees (Bombus lapidarius). Journal of Ecology.
87:670-677.
CRIPPS, C., RUST, W., 1989. Pollen Preferences of Seven Osmia Species
(Hymenoptera: Megachilidae). Environ. Entomol. 18(1):133-138.
CURRIE, R. W., JAY, S. C., WRIGHT, D., 1990. The Effects of Honeybees (Apis
mellifera L.) and Leafcutter Bees (Megachile rotundata F.) on Out-crossing
between Different Cultivars of Beans (Vicia faba L.) in Caged Plots. Journal
of Apicultural Research. 29(29):68-74.
ÇABUK, A., 1982. Çukurova Koşullarında Fazelya (Phacelia tanacetifolia
Bentham)’nın Tohumluk Miktarlarının Verim ve Tarımsal Karakterlere
Etkisi Üzerine Araştırma. Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü.
Tarla
Bitkileri
Anabilim
Dalı.
Yüksek
Lisans
Tezi.
Adana.
(Yayınlanmamış).
ÇAKMAK, İ., WELLS, H., 2001. Reward Frequency: Effects on Flower Choices
Made by Different Honeybee Races in Turkey. Turk J. Zool. 25:169-176.
ÇAKMAK, İ., WELLS, H., FIRATLI, Ç., 1998. Response of Apis mellifera syriaca
and A. m. armeniaca to Nectar Variations: Implications for Agriculture. Tr.
J. of Agriculture and Forestry. 22:561-571.
ÇALIŞKAN, M. E., MERT, A., MERT, M., İŞLER, N., 1998. Hatay Ekolojik
Koşullarında Bazı Kolza Çeşitlerinin Önemli Tarımsal Özellikleri ile Bu
Özelliklerin Verim Oluşumuna Etkileri. Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat
Fakültesi Dergisi. 3(2):31-46.
Da SILVA, P. G., SERRAO, J. E., 2000. Nutritive Value and Apparent Digestibility
of Bee-Collected and Bee-Stored Pollen in the Stingless Bee, Scaptotrigona
postica Latr. (Hymenoptera, Apidae, Meliponini). Apidologie. 31:39-45.
DELAPLANE, K. S., MAYER, D. F., 2000. Crop Pollination by Bees. CABI
Publishing. USA. 385 pp.
221
DEWAN, S. M. A. L., 1995. Foraging and Resource Utilization of Apis spp.
(Hymenoptera: Apidae) of Bangladesh. Msc. Thesis. University of Wales.
Cardiff. UK. 294 pp.
DEWENTER, I. S., TSCHARNTKE, T., 1999. Effects of Habitat Isolation on
Pollinator Communities and Seed Set. Oecologia. 121:432-440.
DEWENTER, I. S., TSCHARNTKE, T., 2000. Resource Overlap and Possible
Competition between Honey Bees and Wild Bees in Central Europe.
Oecologia. 122:288-296.
DOBSON, H. E., M., BERGSTROÖM, G., GROTH, I., 1990. Differences in
Fragrance Chemistry between Flower Parts of Rosa rugosa Thunb.
(Rosaceae). Israel Journal of Botany. 39:143-156.
DOĞAN, K., 1981. Türkiye Tarımından Kolzayı Esirgemeyiniz. Yem Sanayi
Dergisi. 33:17-24
DOĞAROĞLU, M., 1981. Türkiye'de Yetiştirilen Önemli Arı Irk ve Tiplerinin
Çukurova
Doktora
Bölgesi
Tezi.
Koşullarında
Çukurova
Performanslarının
Üniversitesi
Ziraat
Karşılaştırılması.
Fakültesi
Adana.
(Yayınlanmamış).
DOĞAROĞLU, M., ÖZDEMİR, M., POLAT, C., 1992. Türkiye’deki Önemli Bal
Arısı
Irk
ve
Ekotiplerinin
Trakya
Koşullarında
Performanslarının
Karşılaştırılması. Tr. J. of Veterinary and Animal Sciences. 16:403-414.
DRELLER, C., PAGE, R. E., FONDRK, M. K., 1999. Regulation of Pollen Foraging
in Honeybee Colonies: Effects of Young Brood, Stored Pollen, and Empty
Space. Behavioral Ecology and Sociobiology. 45(3):227-233.
DYER, A. G., 1999. Broad Spectral Sensitivities in the Honeybee’s Photoreceptors
Limit Colour Constancy. J. Comp. Physiol. 185:445-453.
EISIKOWITCH, D., 1986. The Search for Nectariferous Plants in Marginal
Agricultural Regions in Israel. American Bee Journal. 126:181-183.
ERICKSON, E. H., 1983. Pollination of Entomophilous Hybrid Seed Parents. (C. E.
JONES, R. J. LITTLE, Editors) Handbook of Experimental Pollination
Biology. Van Nostrand Reinhold Company Limited. Wokingham,
Berkshire, England. 493-535.
222
ESTES, J. R., AMOS, B. B., SULLIVAN, J. R., 1983. Pollination from Two
Perspectives: the Agricultural and Biological Sciences. (C. E. JONES, R. J.
LITTLE, Editors) Handbook of Experimental Pollination Biology. Van
Nostrand Reinhold Company Limited. Wokingham, Berkshire, England.
536-554.
ETİ, S., 1990. Çiçek Tozu Miktarını Belirlemede Kullanılan Pratik Bir Yöntem.
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 5(4):49-58.
EVANS, A., SCHAFFER, M., WRATTEN, S. D., FRAMPTON, C., FRANCE, C.,
1995. The Influence of a Fly Attractant on Hybrid Carrot Pollination.
Proceeding of the 48th New Zealand Plant Protection Society Conference.
8-10 August 1995. Hastings.
EVERETT, T. H., 1963. New Illustrated Encyclopedia of Gardening. The Greystone
Press. New York. USA.
FLURI, P., FRICK, R., 2001. Losses of Bees during Mowing of Flowering Fields.
Swiss Bee Research Centre. www.apis.admin.ch/english/pdf/poisoning/
maehen_e.pdf
FREE, J. B., 1962. The Behaviour of Honeybee Visiting Field Beans (Vicia faba).
Journal of Animal Ecology. 31:497-502.
FREE, J. B., 1982. Studies on the Seasonal Changes in the Activities of Honeybee
Colonies.
Honeybee
Biology.
Central
Association
of
Beekeepers
Publications. 171-179.
FREE, J. B., 1987. Pheromones of Social Bees. Cornell University Press. Chapman
and Hall. London. 218 pp.
FREE, J. B., 1992. Insect Pollination of Crops. Academic Press Harcourt Brace.
Jovanovich Publishers.
FREE, J. B., FERGUSON, A.W., 1983. Foraging Behaviour of Honeybees on
Oilseed Rape. Bee World. 64(1):22-24.
FREE, J. B., NUTTALL, P. M., 1968. Effect of the Time of Day at which Honeybee
Colonies are First Allowed Flight in a New Location on Their Choice of
Flower Species. Nature. 218:982.
223
FREE, J. B., WILLIAMS, I. H., 1974. The Foraging Behaviour of honeybees (Apis
mellifera L.) on Brussels Sprout (Brassica oleracea L.). J. Appl. Ecol.
10:489-499.
FREE, J. B., WILLIAMS, I. H., 1976. The Effect on The Foraging Behaviour of
Honeybees of The Relative Locations of The Hive Entrance and Brood
Combs. Applied Animal Ethology. 2:141-154.
FREE, J. B., WILLIAMS, I. H., 1979. Influence of the Location of Honeybee
Colonies on Their Choice of Pollen Sources. Journal Applied Ecology.
11:925-935.
FREE, J. B., WILLIAMS, I. H., 1983a. Foraging Behaviour of Honeybees and
Bumble Bees on Brussels Sprout Grown to Produce Hybrid Seed. Journal of
Apicultural Research. 22(2):94-97.
FREE, J. B., WILLIAMS, I. H., 1983b. Scent-Marking of Flower by Honeybees.
Journal of Apicultural Research. 22(2):86-90.
FREE, J. B., RAW, A., WILLIAMS, I. H., 1975. Pollination of Coconut (Cocos
nucifera L.) in Jamaica by Honeybees and Wasps. Applied Animal
Ethology. 1:213-223.
FRESNAYE, J. B., LENSKY, Y., 1961. Methods d’Appreciation des Surfaces de
vain Dans les Colonies d’Abeilles. Ann. Abeille. 4(4):369-376.
FULOP, A., MENZEL, R., 2000. Risk-Indifferent Foraging Behaviour in
Honeybees. Animal Behaviour. 60(5):657-666.
GAMGAM, H., 1989. Parametrik Olmayan İstatistiksel Teknikler. Gazi Üniversitesi.
Yayın No:140. Ankara.
GENÇ, F., 1990. Erzurum Şartlarında Arı Kolonilerindeki Varroa Bulaşıklık
Düzeyinin Kışlatmaya; Yemleme, Mera ve Ana Arı Çıkış Ağırlığının
Koloni Performansına Etkileri. Atatürk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü.
Zootekni Anabilim Dalı. Doktora Tezi. Erzurum. (Yayınlanmamış).
GIBBS, D. M. H., MUIRHEAD, I. F., 1998. The Economic Value and
Environmental Impact of the Australians Beekeeping Industry. A Report for
The Australian Beekeeping Industry. 56.
224
GİRAY, T., NOVOA, E. G., ARON, C. W., ZELINSKY, B., FAHRBACH, S. E.,
ROBINSON, G. E., 2000. Genetic Variation in Worker Temporal
Polyethism and Colony Defensiveness in the Honey Bee, Apis mellifera.
Behavioral Ecology. 11(1):44-55.
GIURFA, M., NUNES, J. A., 1992. Honeybees Mark with Scent and Reject Recently
Visited Flowers. Oecologia. 89:113-117.
GİZLENCİ, Ş., DOK, M., 2001. Kolza ve Kolza Tarımı. Karadeniz Tarımsal
Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü. 17-18 Mayıs 2001. Hizmet İçi Eğitimi.
Samsun.
GOLTZ, L., 1987. Honey and Pollen Plants. Part VIII. Cruciferae-Mustard, Cresses
and Canola (Rapeseed). American Bee Journal. November. 779-781.
GOLTZ, L., 1988. Honey and Pollen Plants. Part X. Miscellaneous Honey Plants.
American Bee Journal 128(2):97-100.
GONZALEZ, A., ROWE, C. L., WEEKS P. J., WHITTLE D., GILBERT, F. S.,
BARNARD C. J., 1995. Flower Choice by Honey Bees (Apis mellifera L.).
Sex-phase of Flowers and Preferences Among Nectar and Pollen Foragers.
Oecologia, 101:258-264.
GORI, D. F., 1983. Post-Pollination Phenomena and Adaptive Floral Changes. (C. E.
JONES, R. J. LITTLE, Editors) Handbook of Experimental Pollination
Biology. Van Nostrand Reinhold Company Limited. Wokingham,
Berkshire, England. s.31-49.
GOULD, J. L., 1995. Ethological and Comparative Perspectives on Honey Bee
Learning. (Ed. A. J. LEWIS). Insect Learning. 18-78.
GREER, L., 1999. Alternative Pollinators: Native Bees. Horticultural Technical
Note. National Center for Appropriate Technology. Rural Business.
Cooperative Services. U.S. Department of Agriculture.
GRIFFITHS, D. W., ROBERTSON, G. W., SHEPHERD, T., RAMSAY, G., 1999.
Epicuticular Waxes and Volatiles from Faba Bean (Vicia faba) Flowers.
Phytochemistry. 52:607-612.
GUPTA, S., K., BALI, S. V., 1990. Effect of Temperature on Pollen Production in
Rapeseed. Plant Cell Incompatibility Newsletter. 22:13-14.
225
GÜLER, A., 1995. Türkiye’deki Önemli Balarısı (Apis mellifera L.) Irk ve
Ekotiplerinin Morfolojik Özellikleri ve Performanslarının Belirlenmesi
Üzerinde Araştırmalar. Doktora Tezi. Çukurova Üniversitesi Ziraat
Fakültesi. Adana.
GÜLER, A., 2000. Arıcılıkta Yer Daraltma ve İlave Yemlemenin Kolonilerin Bazı
Fizyolojik Özelliklerine Etkileri. Turk J. Vet. Anim. Sci. 24:1-6.
HAUSER, T. P., JORGENSEN, R. B., OSTERGARD, H., 1997. Preferential
Exclusion of Hybrids in Mixed Pollinations Between Oilseed Rape
(Brassica napus) and Weedy Brassica campestris (Brassicaceae). American
Journal of Botany. 84(6):756-762.
HEINRICH, B., 1983. Insect Foraging Energetics. (C. E. JONES, R. J. LITTLE,
Editors) Handbook of Experimental Pollination Biology. Van Nostrand
Reinhold Company Limited. Wokingham, Berkshire, England. 187-214.
HERBERT, E. W., 1992. Honey Bee Nutrition. J.M. Graham (ed). The Hive and
The Honey Bee. Dadant and Sons. Hamilton, Illinois. 197-233.
HERRERA, C. M., 1990. Daily Patterns of Pollinator Activity, Diffrential
Pollinating Effectiveness, and Floral Resource Availability, in a SummerFlowering Mediterranean Shrub. Oikos. 58(3):277-288.
HILL, P. S. M., WELLS, P. H., WELLS, H., 1997. Spontaneous Flower Constancy
and Learning in honey Bees as a Function of Colour. Animal Bahaviour.
54(3):615-627.
HOUSTON, J., AMSPOKER, M., SILKEY, B., WELLS, H., 1996. Floral Calcium
Oxalate Crystals as Foraging Cues for Honey Bees. Journal of Apicultural
Research 34:197-203.
HRNCIR, M., JARAU, S., ZUCCHI, R., BARTH, F. G., 2000. Recruitment
Behavior in Stingless Bees, Melipona scutellaris and M. quadrifasciata. II.
Possible Mechanisms of Communication. Apidologie. 31:93-113.
INGRAM, J., 2000. Report on the Separation Distances Required to Ensure CrossPollination is Below Specified Limits in Non-seed Crops of Sugar Beet,
Maize and Oilseed Rape. Ministry of Agriculture Fisheries and Food.
National Institute of Agricultural Botany. Huntington Road. Cambridge.
226
INOUE, T., KATO, M., KAKUTANI, T., SUKA, T., ITINO, T., 1990. Insect-Flower
Relationship in the Temperate Deciduous Forest of Kibune, Kyoto: an
Overview of the Flowering Phenology and the Seasonal Pattern of Insect
Visits. Contributions from the Biological Laboratory. Kyoto University.
27(4):377-463.
ISHAM, G., EISIKOWITCH, D., 1998. Low Attractiveness of Avocado (Persea
americana Mill.) Flowers to Honeybees (Apis mellifera L.) Limits Fruit Set
in Israel. Journal of Horticultural Science and Biotechnology. 73(2):195204.
JAABLONSKI, B., SKOWRONEK, J., 1982. Estimation of the Apicultural Value of
a Phacelia Cultivar. Pszczelnicze Zeszyty Naukowe. 26:115-121.
JENSEN, E. S., 1991. Nitrogen Accumulation and Residual Effects of Nitrogen
Catch Crops. Acta Agric. Scand. 41:334-344.
JOHANSEN, C. A., MAYER, D. F., 1987. Observations on Honey Bee Foraging
Behavior. American Bee Journal. March. 194-196.
KAFTANOĞLU,
O.,
KUMOVA,
U.,
YENİNAR,
H.,
1992.
Ana
Arı
Yetiştiriciliğinin Önemi ve Ana Arı Kalitesini Etkileyen Faktörler. Doğu
Anadolu Bölgesi I. Arıcılık Semineri. Erzurum. 48-60.
KAHL, H., 1996. Border Strip Planting to Enhance Biological Control of the
Cabbage
Aphid,
Brevicoryne
brassicae
(L.)
by
Hoverflies
(Diptera:Syrphidae). Christchurch Polytechnic. Institute of Technology.
http://www.cpit.ac.nz/hort/res3.htm. New Zealand.
KAMLER, F. 1983. Response of Selected Winter Rape Cultivars to Pollination by
Honeybees. Rostlinna Vyroba. 29(3):225-234.
KANSU, İ. A., 1994. Genel Entomoloji. Kıvanç Basımevi. Ankara. 426s.
KARAASLAN, D., 1999. Kanola Tarımı ve Biodizel Üretimi. Karadeniz Bölgesi I.
Tarım Sempozyumu. 4-5 Ocak 1999. Samsun. 2:607-616.
KEARNS, C. A., INOUYE, D. W., WASER, N. M., 1998. Endangered Mutualisms:
the Conservation of Plant-Pollinator Interactions. Annu. Rev. Ecol. Syst.
29:83-112.
227
KELEŞ, D., KORKMAZ, A., ETİ, S., 2003. Kayısı (Prunus armeniaca l.) ve
Yenidünya (Eriobotrya japonica Lindl.) Çiçeklerinde Üretilen Polen
Miktarının Ağırlık Olarak Saptanması. Alatarım. 1(2):30-34.
KEVAN, P. G., 1983. Floral Colors Through the Insect Eye: What They are and
What They Mean. (C. E. JONES, R. J. LITTLE, Editors) Handbook of
Experimental Pollination Biology. Van Nostrand Reinhold Company
Limited. Wokingham, Berkshire, England. 3-30.
KIM, Y. S., SMITH, B. H., 2000. Effect of an Amino Acid on Feeding Preferences
and Learning Behavior in the Honey Bee, Apis mellifera. Journal of Insect
Physiology. 46:793-801.
KIRICI, S., ÖZGÜVEN, M., 1995. Çukurova Bölgesinde Verim, Kalite ve
Erkencilik
Bakımından
Uyabilecek
Kolza
Çeşitlerinin
Saptanması.
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. 10(3)105-120.
KOÇ, H., 1999. Tokat Kazova Ekolojik Şartlarında Bazı Yazlık Kolza (Brassica
napus spp oleifera L.) Çeşitlerinde Farklı Ekim Zamanı ve Sıra Aralığının
Verim ve Verim Öğeleri Üzerine Etkileri. Karadeniz Bölgesi I. Tarım
Sempozyumu. 4-5 Ocak 1999. Samsun. 2:617-627.
KOLTOWSKI, A., 2000. The Results of Nectar Secretion and Pollen Production of
New Cultivars of Rape (Brassica napus L.). The 8th International Pollination
Symposium. July 10-14, 2000. Abstracts. Mosonmagyarovar.
KORKMAZ, A., AYDIN, A., 1999. Sürdürülebilir Tarımda Bal Arısının (Apis
mellifera L.) Rolü. Ziraat Mühendisliği Dergisi. 323:24-26.
KORKMAZ, A., KUMOVA, U., 1998. Çukurova Bölgesi Koşullarında Yetiştirilen
Fazelya (Phacelia tanacetifolia Bentham) Bitkisinin Bal Arısı (Apis
mellifera L.) Kolonilerinin Populasyon Gelişimine, Nektar ve Polen
Toplama Etkinliğine Olan Etkilerinin Araştırılması. Çukurova Üniversitesi
Ziraat Fakültesi Dergisi. 13(2):121-130.
KRIKAVA, J., 1980. Hyssop, A Medicinal Plant with Important Biological
Properties. Acta Universitatis Agriculturae. 28(3-4):583-585.
KUMOVA, U., 1999a. Arıcılık Açısından Kolza Bitkisi (Brassica napus L.).
TİGEM. 13 (70): 11-16.
228
KUMOVA, U., 1999b. Bal Arısı (Apis mellifera L.) Kolonilerinde Farklı Besleme
Yöntemlerinin Koloni Gelişimi ve Bal Verimi Üzerine Etkilerinin
Araştırılması. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. 14(4):91-98.
KUMOVA, U., 2000. Bal Arısı (Apis mellifera L.) Kolonilerinde Farklı Besleme
Yöntemlerinin Koloni Gelişimi ve Bal Verimi Üzerine Etkilerinin
Araştırılması. Hayvansal Üretim. 41:55-64.
KUMOVA, U., KAFTANOĞLU, O., YENİNAR, H., 1993. Çukurova Bölgesinde
Bal Arısı (Apis mellifera L.) Kolonilerinin Ek Yemlerle Beslenmesinin
Koloni Gelişimi Üzerine Etkileri. Ç.Ü.Z.F. Dergisi. 8, (1):153-166.
KUMOVA, U., KORKMAZ, A., 1999. Polinasyonda Bal Arılarının (Apis mellifera
L.) Yeri ve Önemi. Tarım ve Köy. 121:53-56.
KUMOVA, U., KORKMAZ, A., 2000. Türkiye Arı Yetiştiriciliğinde Çukurova
Bölgesinin Yeri ve Önemi. Hayvansal Üretim. 41:48-54.
KUMOVA, U., ÖZKÜTÜK, K., 1988. Çukurova Bölgesinde Arı Yetiştiriciliğinin
Önemi. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. 3(1):26-35.
KUMOVA, U., SAĞLAMTİMUR, T., KORKMAZ, A., 2001. Research on
Honeybee (Apis mellifera L.) Foraging Preferences Among Varieties of
Phacelia (Phacelia tanacetifolia Bentham). Mellifera. 1-1:60-64.
LALOI, D., SANDOZ, J. C., NIZOU, A. L. P., MARCHESI, A., POUVREAU, A.,
TASEI, J. N., POPPY, G., DELEGUE, M. H. P., 1999. Olfactory
Conditioning of the Proboscis Extension in Bumble Bees. Entomologia
Experimentalis et Applicata. 90:123-129.
LANGRIDGE, W. H. R., GOODMAN, A., 1975. Rapeseed Crop with and without
Pollinators. Aust. J. Exp. Agric. Animal Husbandary. 15:285-288.
LEE, T. N., SNOW, A. A., 1998. Pollinator Preferences and the Persistence of Crop
Genes in Wild Radish Populations (Raphanus raphanistrum, Brassicaceae).
American Journal of Botany. 85(3):333-339.
LEVIN, M. D., 1986. Using Honeybees to Pollinate Crops. USDA. Number : 549.
LONG, R. F., CORBETT, A., LAMB, C., HORTON, C. R., CHANDLER, J.,
STIMMANN, M., 1998. Beneficial Insects Move from Flowering Plants to
Nearby Crops. California Agriculture. 52(5):23-26.
229
MANNING, R., BOLAND, J., 2000. A Preliminary Investigation into Honey Bee
(Apis mellifera) Pollination of Canola (Brassica napus cv. Karoo) in
Western Australia. Aust. J. of Experimental Agriculture. 40(3):439-442.
MARQUARD, R., 1985. The Influence of Temperature and Photoperiod on Fat
Content, Fatty Acid Composition, and Tocopherols of Rapeseed (Brassica
napus) and Mustard Species (Sinapis alba, Brassica juncea, and Brassica
nigra). Agrochimica. 29(2):145-153.
MARQUARD, R., WALKER, K. C., 1995. Enviromental Impact of Rapeseed
Production. Brassica Oilseeds-Production and Utilization. (D. S. Kimber, D.
I. McGregor, Editors). Centre for Agriculture and Biosciences. 195-214.
MARSHALL, E. J. P., 1998. Guidelines for the Siting, Establishment and
Management of Arable Field Margins, Beetle Banks, Cereal Conservation
Headlands and Wildlife Seed Mixtures. IACR-Long Ashton Research
Station. Department of Agricultural Sciences. Issue No:2. Bristol.
McGREGOR, S. E., 1976. Insect Pollination of Cultivated Crop Plants. Agricultural
Handbook No : 496. USDA. 411pp.
MESQUIDA, J., DELEQUE, M. H. P., MARILLEAU, R., METAYER, M.,
RENARD, M., 1993. Nectar Secretion by Flowers of Male Sterile Hybrid
Winter Rape (Brassica napus L.). Agronomie. 11(3):217-227.
MIAH, M. K., ALAM, M. Z., ISLAM, Z., HOSSAIN, M., 1993. Influence of
Honeybee on Pollination and Seed Production in Synthesized Cabbage
(Brassica napus L.). Bulletin of the Institute of Tropical Agriculture.
16:107-113.
MICHENER, C. D., 1974. The Social Behavior of the Bees. Harvard University
Pres. Cambridge, Massachusetts. 405pp.
MILLER, T. E., WINN, A. A., 1999. Pollination Biology. Department of Biological
Science Florida State University. Tallahassee. Experimental Biology BSC
3402L.
MOORE, D., SIEGFRIED, D., WILSON, R., RANKIN, M. A., 1989. The Influence
of Time of Day on the Foraging Behavior of the Honeybee, Apis mellifera.
Journal of Biological Rhythms. 4(3):305-325.
230
MORSE, R. A., HOOPER, T., 1985. The Illustrated Encyclopedia of Beekeeping.
Blandford Press. Frome, Somerset, UK. 432.
MUZAFFAR, N., AHMAD, R., 1991. Some Honeybee Flora for Apis spp. in
Pakistan. Pakistan Journal of Zoology. 23(3):201-218.
NAGAMITSU, T., MOMOSE, K., INOUE, T., ROUBIK, D. W., 1999. Preference in
Flower Visits and Partitioning in Pollen Diets of Stingless Bees in an Asian
Tropical Rain Forest. Res. Popul. Ecol. 41:195-202.
OLIVERIA, D. D., 1997. Insect Pollinators and Integrated Production Management.
VII International Symposium on Pollination. Lethbridge, Alberta, Canada.
ISHS Acta Horticulturae. 437:385-390.
OSBORNE, J. L., WILLIAMS, I. H., CORBET, S. A., 1991. Bees, Pollination and
Habitat Change in the European Community. Bee World (3):99-116.
OSBORNE, J. L., CLARK, S. J., MORRIS, R. J., WILLIAMS, I. H., RILEY, J. R.,
SMITH, A. D., REYNOLDS, D. R., EDWARDS, A. S., 1999. A
Landscape-scale Study of Bumble Bee Foraging Range and Constancy,
Using Harmonic Radar. Journal of Applied Ecology. 36:519-533.
ÖDER, E., 1993. Bazı Önemli Ballı Bitkiler. Hasad Dergisi. 92:34-38.
ÖDER, E., 1994. Arı Meraları ve Özellikleri. Teknik Arıcılık Dergisi. 45:21-25.
ÖNDER, F., 1997. Türkiye’den Yurtdışına Kaçırılan Biyolojik Zenginliklerimiz.
Tarım ve Köy. 114:48-51.
ÖZBEK, H., 1978. Doğu Anadolu’nun Bazı Yörelerinde Elma Ağaçlarında
Tozlaşma Yapan Arılar (Hymenoptera: Apoidea). Atatürk Üniversitesi
Ziraat Dergisi. 9(4):73-83.
ÖZBEK, H., 1979. Kültür Bitkilerinin Tozlaşmasında Balarısı (Apis mellifera).
Atatürk Üniversitesi Ziraat Dergisi. 1-2:171-177.
ÖZBEK, H., 1996. Korunga (Onobrychis sativa Lam.) Tohumu Üretiminde Arıların
Yeri ve Önemi. Türkiye 3. Çayır-Mera ve Yembitkileri Kongresi. 17-19
Haziran 1996. Erzurum. Bildiri Kitabı. 429-434.
ÖZBEK, H., 1997. Elmanın Tozlanmasında Arıların (Hymenoptera: Apoidea) Önemi
ve Elma Çiçeklerini Ziyaret Eden Arı Türleri. Yumuşak Çekirdekli
Meyveler Sempozyumu. 2-5 Eylül 1997. Bildiri Kitabı.107-114. Yalova.
231
ÖZBEK, H., DİNÇ, U., KAPUR, S. A., 1974. Çukurova Üniversitesi Yerleşim
Sahası Topraklarının Detaylı Etüt Haritası. Çukurova Üniversitesi
Yayınları: 73. Ankara Üniversitesi Basımevi. Ankara.
ÖZBİLGİN, N., 1999. Bal Arıları ile Sağlanan Tozlaşmanın Ekonomik Değeri: ABD
Örneği. Polinasyon Projesi. Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü.
Hizmetiçi Eğitim Semineri. 16-18 Şubat 1999. Menemen İzmir.
ÖZGÜVEN, M., 1987. Yağ Bitkileri. Cilt 2. (Kolza, Ayçiçeği, Hintyağı). Çukurova
Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ders Kitabı. No:47. Adana.
ÖZGÜVEN, M., KIRICI, S., 1999. Bazı Kolza Çeşitlerinin Çukurova Bölgesinde
Verim ve Verim Komponentlerinin Belirlenmesi. Çukurova Üniversitesi
Ziraat Fakültesi Dergisi. 14(1):41-48.
ÖZGÜVEN, M., KIRICI, S., İBRİKÇİ, H., GÜR, A., ÖZEL, A., KARAASLAN, D.,
KIRPIK, M., AKINCI, C., GÜL, İ., İNAN, M., 2000. Güneydoğu Anadolu
Bölgesinde Kolza (Brassica napus L.) Çeşitlerinde Azot Miktarı ve Bitki
Yoğunluğunun Tohum Verimi ve Yağ Oranına Etkisi. Türkiye Tarımsal
Araştırma Projesi Sempozyumu. Program ve Bildiri Özetleri. 20-21 Eylül
2000. Şanlıurfa.
ÖZKAN, A., 1999. Çevrenin Korunmasında Yabancı Otlar ve Böceklerin
Fonksiyonu. Çiftçi. 32(116):11-12.
PANKIW, T., PAGE, R. E., FONDRK, M. K., 1998. Brood Pheromone Stimulates
Pollen Foraging in Honey Bees (Apis mellifera) Behavioral Ecology and
Sociobiology. 44(3):193-198.
PATTEN, K. D., SHANKS, C. H., MAYER, D. F., 1993. Evaluation of Herbaceous
Plants for Attractiveness to Bumble Bees for Use Near Cranberry Farms.
Journal of Apicultural Research. 32(29):73-79.
PELLETT, F. C., 1977. American Honey Plants. Dadant and Sons. Hamilton.
Illinois.
PERCIVAL, M. S., 1955. The Presentation of Pollen in Certain Angiosperms and its
Collection by Apis mellifera. New Phytol. 54:353-368.
232
PERNAL, S. F., CURRIE, R. W., 1998. Nectar Quality in Open-Pollinated, Pol CMS
Hybrid, and Dominant SI Hybrid Oilseed Summer Rape. Canadian Journal
of Plant Science. 78(1):79-89.
PERNAL, S. F., CURRIE, R. W., 2000. Pollen Quality of Fresh and 1 year-old
Single Pollen Diets for Worker Honey Bees (Apis mellifera L.). Apidologie.
31:387-409.
PERNAL, S. F., CURRIE, R. W., 2001. The Influence of Pollen Quality on Foraging
Behavior in Honeybees (Apis mellifera L.). Beh. Ecol. Sociobiol. 51:53-68.
PIERRE, J., PIERRE, J. S., MARILLEAU, R., DELEGUE, M. H. P., TANGUY, X.,
RENARD, M., 1996. Influence of the Apetalous Character in Rape
(Brassica napus) on the Foraging Behaviour of Honeybees (Apis mellifera).
Plant Breeding. 115(6):484-487.
PIERRE, J., MESQUIDA, J., MARILLEAU, R., DELEGUE, M. H. P., RENARD,
M., 1999. Nectar Secretion in Winter Oilseed Rape, Brassica napus
Quantitative and Qualitative Variability Among 71 Genotypes. Plant
Breeding. 118(6):471-476.
PIERRE, J., RENARD, M., 1999. Plant Development Mutants: Incidence on Honey
Bees Behaviour and Pollination. “New Horizons for and ol crop”
Proceedings of the 10th International Rapeseed Congress. 26.09.1999.
Canberra, Australia. 386-391.
PLEINES, S., FRIEDT, W., 1989. Genetic Control of Linolenic Acid Concentration
in Seed Oil of Rapeseed (Brassica napus L.). Theor. Appl. Genet. 78:793797.
POPOVIC, I., 1995. Honeybee Pollination of Buckwheat (Fagopyrum esculentum).
The XXXIVth International Apicultural Congress. Lausanne, Switzerland.
15-19 August 1995. 276-277.
POULSEN, M. H., 1973. Diurnal and Inter-Colony Variation Pollen Collection from
Different Seed Crops by Honeybees (Apis mellifera L.). Entomologica
Scand. 4:100-104.
PRIORE, R., QUARANTA, M., BARRERA, R. V., 1995. New Contribution to the
Botanical Characterization of Honey from Marche. Apicoltura. 10:1-9.
233
PRITSCH, G., 1991. Management of Honeybees for Pollination Purposes in the
GDR. 6th Pollination Symposium. Acta Horticulturae. 288:440-442.
RAMSEY, G., THOMPSON, C., E., NEILSEN, S., MACKAY, G. R., 1999.
Honeybees as Vectors of GM Oilseed Rape Pollen. (Ed) Lutman, P. J. W.,
Gene Flow and Agriculture: Relevance for Transgenic Crops. BCPC
Symposium Proceedings. No:72.
ROBINSON, F. A., OERTEL, E., 1975. Sources of Nectar and Pollen. The Hive and
Honeybee. Dadant and Sons. Hamilton. Illinois.283-302.
ROOT, A. I., 1972. Nectar. The ABC and WYZ of Bee Culture. The A. I. Root
Company. 703pp.
ROUBIK, D. W., 1995. Pollination of Cultivated Plants in the Tropics. FAO
Agricultural Services Bulletin. No:118. Rome. 196pp.
ROULSTON, T. H., BUCHMANN, S. L., 2000. A Phylogenetic Reconsideration of
the Pollen Starch-Pollination Correlation. Evolutionary Ecology Research.
2:627-643.
RUTTNER, F., 1988. Biogeography and Taxonomy of Honey Bees. Springer,
Verlag, Berlin. 293 pp.
SAĞLAMTİMUR, T., BAYTEKİN, H., 1988. Arıcılık İçin İdeal, Silaj Üretimine
Uygun Bir Bitki: Arıotu. Adana’da Tarım Dergisi. Sayı 3.
SAĞLAMTİMUR T., TANSI, V., BAYTEKİN H., 1988a. Yem Bitkileri Yetiştirme.
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ders Kitabı. No:74. Adana
SAĞLAMTİMUR T., TANSI, V., BAYTEKİN H., 1988b. Çukurova Koşullarında
Kışlık Ara Ürün Olarak Yetiştirilen Fazelya (Phacelia californica
Cham.)'nda Biçim Zamanının Bitki Boyu ve Ot Verimine Etkisi Üzerinde
Bir Araştırma. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. 4(1)76-83).
SANFORD, M. T., 1988. Beekeeping: Florida Bee Botany. University of Florida.
Florida Cooperative Extension Service. Institute of Food and Agricultural
Sciences. Circular No:686.
SAWYER, R., 1981. Pollen Identification for Beekeepers. Uni. College. Cardiff
Press.
234
SCHEINER, R., ERBER, J., PAGE, R. E., 1999. Tactile Learning and the Individual
Evaluation of the Reward in honey Bees (Apis mellifera L.). J. Comp.
Physiol. A., 185:1-10.
SCHMIDT, L. S., SHMIDT, J. O., RAO, H., WANG, W., XU, L., 1995. Feeding
Preference and Survival of Young Worker Honey Bees (Hymenoptera:
Apidae) Fed Rape, Sesame, and Sunflower Pollen. Journal of Econ.
Entomol. 88(16):1591-1595.
SCHMIDT, J. O., THOENES, S. C., LEVIN, M. D., 1987. Survival of Honey Bees,
Apis mellifera (Hymenoptera: Apidae), Fed Various Pollen Sources. Ann.
Entomol. Soc. A. 80:176-183.
SCHNEIDER, S. S., HALL, H. G., 1997. Diet Selection and Foraging Distances of
African and European-African Hybrid Honey Bee Colonies in Costa Rica.
Insectes Soc. 44:171-187.
SCHULZ, D., J., HUANG, Z., ROBINSON, G. E. 1998. Effects of Colony Food
Shortage on Behavioral Development in Honey Bees. Behav. Ecol.
Sociobiol. 42:295-303.
SCOGIN, R., 1983. Visible Floral Pigments and Pollinators. (C. E. JONES, R. J.
LITTLE, Editors) Handbook of Experimental Pollination Biology. Van
Nostrand Reinhold Company Limited. Wokingham, Berkshire, England.
160-172.
SEYMAN, W. S., BARNETT, W. W., THORP, R. W., STANGER, W., PAYNE, P.
B., 1969. Bee Pollination in Cucumbers for Pickling. California Agriculture.
23(1):12-14.
SHAHAR, B. Y., THOMPSON, C. K., HARTZ, S. M., SMITH, B. H., ROBINSON,
G. E., 2000. Differences in Performance on a Reversal Learning Test and
Division of Labor in Honey Bee Colonies. Anim. Cogn. 3:119-125.
SHUEL, R. W., 1975. The Production of Nectar. The Hive and Honeybee. Dadant
and Sons. Hamilton. Illinois. 265-282.
SİLİCİ, S., 2001. Tozlaşmada Polen ve Nektar Cezbediciliğinin Önemi. III. Türkiye
Arıcılık Kongresi. Abstract Kitabı. 01-03 Kasım 2001. Adana
235
SIMIDCHIEV, T., 1972. Study of Nectar and Honey Production in Peach (Prunus
persica). Gradinarska i Lozarska Nauka. 9(1):25-32.
SIMIDCHIEV, T., 1973. Studies on the Almond as a Honey Plant. Gradinarska i
Lozarska Nauka. 10:2-3.
SIMIDCHIEV, T., 1976. Studies of Nectar and Honey Production in Raspberry
(Rubus ideaus L.) and Blackberry (Rubus fruticosus L.). Gradinarska i
Lozarska Nauka. 13(2):42-49.
SINGH, M. P., 1989. Melissopalynology and Identification of the Himalayan Races
of Honeybees by Computer Asisted Multivariate Analysis. Msc. Thesis.
Department of Bio-Sciences. Himachal Pradesh University. Shimla. India.
SLAA, E. J., SANCHEZ, L. A., SANDI, M., SALAZAR, W., 2000. A Scientific
Note on The Use of Stingles Bees for Commercial Pollination in
Enclosures. Apidologie. 31:141-142.
SOMMERVILLE, D. C., 2001. Nutritional Value of Bee Collected Pollens. Australia
Rural Industries Research&Development Corporation. RIRDC Publication
No. 01/047. s 166.
STANGHELLINI, M. S., AMBROSE, J. T., SCHULTHEIS, J. R., 1998. Seed
Production in Watermelon: A Comparison Between Two Commercially
Available Pollinators. HortScience. 33:28-30.
STEVENSON, J. H., WALKER, J., 1976. Oilseed Rape and Honeybee Poisoning.
Proceedings of the Eight British Insecticide and Fungicide Conference, 1720 November 1975. Brighton, England. 1:497-501.
SWEET, J. B., SIMPSON, E. C., NORRIS, C. E., THOMAS, J. E., 1999.
Hybridisation and Persistance in Herbicide Tolerant Oilseed Rape (Brassica
napus). New Horizons for An Old Crop. Proceedings of The 10th
International Rapeseed Congress. Canberra. Australia.
SZABO, T. I., 1982. Nectar Secretion by 28 Varieties and Breeder’s Lines of Two
Species of Rapeseed (Brassica napus and Brassica campestris). American
Bee Journal. 122(9):645-647.
SZABO, T. I., 1985. Variability of Flower, Nectar, Pollen and Seed Production in
Some Canadian Canola (Rapeseed) Varieties. Am. Bee J. 125(5):351-354.
236
TAN, Ş., 2000. Bal Arısı Polinasyonunun Ayçiçeğinde Önemi. Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı. Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Yayın No:98.
TYUAP Ege-Marmara Dilimi 2000 Yılı Tarla Bitkileri Bilgi Alışveriş
Toplantısı Bildirileri. 23-25 Mayıs 2000. Menemen-İZMİR.269-296.
TANSI, V., KUMOVA, U., KIZIL, S., 1999. Bazı Yem Bitkilerinin Arı Merası
Olarak Kullanılma Olanakları ve Tohum Verim Kalitelerinin Saptanması
Üzerine Bir Araştırma. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi.
14(4):81-90.
TANSI, V., SAĞLAMTİMUR, T., KUMOVA, U., KIZILŞİMŞEK, M., 1996.
Çukurova Bölgesinde Yeni Bir Yembitkisi Olan Phacelia tanacetifolia
Bentham’ın Arı Merası Olarak Kullanılma Olanakları. Teknik Arıcılık.
52:2-6.
TEW, J. E., 1998. Nectar and Pollen Producing Plants of Alabama. Guide for
Beekeepers. Alabama Cooperative Extension System. ANR-351.
TEW, J. E., 2000. Some Ohio Nectar and Pollen Producing Plants. Both Major and
Minor Sources. Ohio State University Extension Fact Sheet. HYG-2168-98.
THAKUR, S. S., KUMAR, J., MISHRA, R. C., 1995. Nectar Secretion,
Concentration and Type of Sugars and Foraging by Insects on Almond,
Prunus amygdalus Batsch. Indian Bee Journal. 57(1):1-5.
THOMAS, M. G., SCHUMANN, D. R., 1993. Income Opportunities in Special
Forest Products: Self-Help Suggestions for Rural Entrepreneurs. U.S.
Department of Agriculture. Agriculture Information Bulletin. AIB-666.
TREU, R., EMBERLİN, J., 2000. Pollen Dispersal in The Crops Maize (Zea mays),
Oilseed Rape (Brassica napus ssp. oleifera), Potatoes (Solanum tuberosum),
Sugar Beet (Beta vulgaris ssp. vulgaris) and Wheat (Triticum aestivum).
National Pollen Research Unit. University College Worcester.
TRONSON, D., 2001. The Odour, the Animal and the Plant. Molecules. 6:104-116.
TUNCER, C., AKÇA, İ., 1995. Bitkisel Çeşitlilik ve Böcekler. Ondokuz Mayıs
Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. 10(1):157-168.
237
UÇAR, H., TANSI, V., 1996. Çukurova Koşullarında Farklı Ekim Zamanı ve Sıra
Aralığının Arıotunun (Phacelia tanacetifolia Bentham) Tane Verimi ve Arı
Merası Olarak Kullanılması Bakımından Etkileri. Türkiye 3. Çayır Mera ve
Yem Bitkileri Kongresi. 17-19 Haziran 1996. Erzurum. 415-421.
VILLALOBOS, E. M., SHELLY, T. E., 1996. Temporal and Spatial Variation in the
Foraging Behavior of Honey Bees (Hymenoptera: Apidae) at Chinese
Violets. Florida Entomologist. 79(3):398-408.
VILLANUEVA, R. G., 1994. Nectar Sources of European and Africanized Honey
Bees (Apis mellifera L.) in the Yucatan Peninsula, Mexico. Journal of
Apicultural Research. 33(1):44-58.
Von FRISCH, K., 1967. The Dance Language and Orientation of Bees. The Belknap
Press of Harvard University Pres. Cambridge, Massachusetts. 566pp.
Von FRISCH, K., 1969. The Foraging Bee. How She Finds and Expiloits Sources of
Food. Bee World. 50(4):141-152.
WADDINGTON, K. D., 1983. Floral-Visitation-Sequences by Bees: Models and
Experiments. (C. E. JONES, R. J. LITTLE, Editors) Handbook of
Experimental Pollination Biology. Van Nostrand Reinhold Company
Limited. Wokingham, Berkshire, England. 461-473.
WADDINGTON, K. D., 1997. Foraging Behavior of Nectarivores and Pollen
Collectors. VII International Symposium on Pollination. ISHS Acta
Horticulturae. 437:175-192.
WELLS, H., ÇAKMAK, I., COBURN, P., ATHENS, M., HILL, P. S. M., 2001.
Honeybee (Apis mellifera ligustica) Use of Color and Pattern in Making
Foraging Choices. Journal of the Kansas Entomological Society. 73(4):195207.
WELLS, H., WELLS, P. H., 1983. Honey Bee Foraging Ecology: Optimal Diet,
Minimal Uncertainty or Individual Constancy. Journal of Animal Ecology.
52:829-836.
238
WILLIAMS, I. H., 1983. Floral Fragrances as Cues in Animal Behavior. (C. E.
JONES, R. J. LITTLE, Editors) Handbook of Experimental Pollination
Biology. Van Nostrand Reinhold Company Limited. Wokingham, Berkshire,
England. 50-72.
WILLIAMS, C. S., 1997. Nectar Secretion Rates, Standing Crops and Flower Choice
by Bees on Phacelia tanacetifolia. Journal of Apicultural Research.
36(1):23-32.
WILLIAMS, I. H., CHRISTIAN, D. G., 1991. Observations on Phacelia
tanacetifolia Bentham (Hydrophyllaceae) as a Food Plant for Honey Bees
and Bombus Bees. Journal of Apicultural Research. 30(1):3-12.
WILLIAMS, I. H., CORBET, S. A., OSBORNE, J. L., 1991. Beekeeping, Wild Bees
and Pollination in the European Community. Bee World (4):170-180.
WILLIAMS, I. H., FREE, J. B., 1992. The Pollination of Onion (Allium cepa L.) to
Produce Hybrid Seed. 409-418.
WINSTON, M. L., 1987. The Biology of the Honey Bee. Harward University Press.
Cambridge, Massachusetts. London, England. 281pp.
WROBLEWSKA, A., 1995. Sources of Bee Flows in Pollen Analysis of Honeys of
the Biala Podlaska Neighbourhood. Pszczelnicze Zeszyty Naukowe.
39(1):37-47.
YILDIZ, A., KORKMAZ, A., 1999. Kayısı (Prunus armeniaca L.)’da Bal Arısı
(Apis mellifera L.) Polinasyonunun Önemi. Derim, 16(2):59-65.
YILDIZ, C., 1999. Ceylanpınar Ovasında Arı Otunun (Phacelia tanacetifolia
Bentham) Bazı Tarımsal Özellikleri ve Tohum Verimine Farklı Ekim
Zamanlarının Etkileri Üzerinde Bir Araştırma. Çukurova Üniversitesi Fen
Bilimleri Enstitüsü Tarla Bitkileri Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi.
Adana. 41. (Yayınlanmamış).
ZANDIGIACOMO, P., GREATTI, M., BARBATTINI, R., 1992. Insect Pollinators
of Sunflower (Helianthus annuus L.) and Phacelia (Phacelia tanacetifolia
Bentham) in the Friuli Region. Apicoltura. 8:81-97.
239
ÖZGEÇMİŞ
1964 yılında Samsun’da doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Samsun’da
gördükten sonra 1981 yılında girmiş olduğu Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Zootekni Bölümünde 1985 yılında lisans öğrenimini tamamladı. 1995-1997 yılları
arasında “Çukurova Bölgesi Koşullarında Yetiştirilen Fazelya (Phacelia tanacetifolia
Bentham) Bitkisinin Bal Arısı (Apis mellifera L.) Kolonilerinin Populasyon
Gelişimine, Nektar ve Polen Toplama Etkinliğine Olan Etkilerinin Araştırılması”
konulu tez çalışması ile yüksek lisans eğitimini tamamladı.
1990-1992 yılları arasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Bitlis
Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde, görev yaptı. 1992 yılından bugüne kadar
Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde görev yapmaktadır. Evli
ve iki çocuk babasıdır.
240

Benzer belgeler

Kaysı Polinasyonu

Kaysı Polinasyonu çiçeğin nektar verimi 0.3-11.9 mg/çiçek/gün olarak saptanmıştır. Her bir anter başına polen taneciği sayısı 500-5900, bir çiçekte ise 14000-16600 adet arasındadır. Yapılan bir çalışmada 10 dakikalı...

Detaylı