11. Ulusal Ergonomi Kongresi - Bildirileri

Yorumlar

Transkript

11. Ulusal Ergonomi Kongresi - Bildirileri
1
2
ÖNSÖZ
Ergonomi Ulusal Kongrelerinden 11. sine ulaĢmaktan ve bunu Ġstanbul Teknik Üniversitesine
gerçekleĢtirmiĢ olmaktan bütün Ergonomi uzmanları adına büyük mutluluk duymaktayım.
10. Ergonomi Kongresinde sunmuĢ olduğumuz, Küresel Rekabet IĢığında Ergonomi Eğitimin
Yeniden Yapılandırılması çalıĢmamızın kapsamında Dünya üniversitelerinde Ergonomi ve
Ergonomiyle iliĢkili verilen dersler çıkarılmıĢ ve konularına göre gruplandırılmıĢtır. Bu yıl ki
Kongremiz de bu gruplara ait izleyen konular ele alınmaktadır: Fiziksel ve BiliĢsel Ergonomi,
Ġnsan Performansı, Ġnsan Hatası, ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği, Makro Ekonomi, ĠĢ Analizi ve
Tasarımı, ĠĢ Ölçümü, Ürün Ergonomisi, Hizmet Sektöründe Ergonomi ve Ġnsan-Bilgisayar
EtkileĢimi alanlarını kapsamaktadır.
Ergonominin ülkemizdeki geliĢimi açısından aĢağıdaki önemli tarihsel aĢamalardan
bahsetmeyi gerekli görmekteyim:
Benim kiĢisel olarak Ergonomi ile ilk bilimsel anlamdaki ilgim, 1964 yılında ĠTÜ Makina
Fakültesini bitirdikten sonra Almanya Darmstadt Teknik Üniversitesinin ĠTÜ‟ye tahsis ettiği
1 kiĢilik bursu kazanarak bu Üniversite‟nin ĠĢbilim Enstitüsünde 1965 yılında Doktora
çalıĢmalarına baĢlamam ile oldu. Darmstadt Teknik Üniversitesi‟nin o zamanki Rektörü bana
makamında “HoĢ Geldin” derken hangi Enstitüyü istersem orada çalıĢabileceğimi söyledi.
Ben de Üniversitedeki AraĢtırma Enstitüleri içinde Ġnsan-Makina Sistemlerinin Tasarımı
açısından ilginç araĢtırmalar yapan “Institut für Arbeitswissenschaft” (ĠĢbilim) Enstitüsünde
çalıĢmayı arzu ettiğimi söyledim.
ġimdi maalesef ağır bir hastalık geçiren o zamanki Enstitü direktörü Prof.Dr. Walter Rohmert
bana büyük bir anlayıĢ ve misafirperverlikle bu Enstitüde çalıĢma olanağı vermiĢ ve Doktora
çalıĢmalarım için de EĢ DanıĢman olmayı kabul etmiĢti. Kendisi Fiziksel Ergonominin
kurucularından ve Almanya‟da da bu alanın en baĢta gelen öncülerindendir.
Ben daha sonra ĠTÜ Makina Fakültesi Takım Tezgahları ve Fabrika Organizasyonu
Kürsüsüne Asistan olarak döndükten sonra Prof. Rohmert‟i ĠĢbilim alanında Konferanslar
vermek üzere 1975 yılında Türkiye‟ye çağırdığımda hiç tereddüt etmeden gelmiĢ ve iki
konferans vermiĢti. Tarafımdan Türkçe‟ye çevrilen bu konferanslar o tarihte ĠTÜ Makina
Fakültesi yayınları arasında da yer aldı. Ders müfredatları arasında Ergonominin yer alması
i
ise Türkiye‟de ilk kez 1969 yılında yine ĠTÜ Makina Fakültesinin “Fabrika Organizasyonu”
dersinin bir bölümü olarak bilimsel anlamda tarafımdan verilen derslerle oldu. Daha sonra da
ODTÜ, Boğaziçi ve diğer Üniversitelerimizde Ergonomi alanındaki çalıĢma ve araĢtırmalar
geliĢerek devam etti. Dünya‟da uluslararası alanda düzenlenen ve BaĢkanlığı tarafımdan
yapılan ilk Uygulamalı Ergonomi Konferansı olan “First International Congress on Applied
Ergonomics” Kongresini de 1996 yılında Ġstanbul‟da düzenledik. Hasta olduğundan Almanya
dıĢına çıkmayan hocam Prof. W. Rohmert bu Konferansa da hiç tereddüt etmeden katıldı.
Almanya‟da Ergonomi konusunda çalıĢmalara baĢlamamdan bu yana 41 yıl, Yedek Subaylık
hizmetini yaparken 21 ġubat 1968 tarihinde Türkiye‟de bu alandaki ilk bilimsel sunum olan
“ĠĢbilim” adlı Konferansı TMMOB Ankara Makina Mühendisleri Odasında verdiğimden bu
yana ise tam 38 yıl geçti.
Ġlkini 1987 yılında Ġstanbul Teknik Üniversitesinde gerçekleĢtirdiğimiz bu Kongrelerin 2003
yılından bu yana her yıl düzenleme kararı almıĢ olmanızın ne kadar isabetli olduğunu bu
Kongre ile bir kez daha somut olarak görmüĢ bulunuyoruz. Çok çeĢitli disiplinlerden gelen
arkadaĢların bu alanda yaptıkları çalıĢma ve araĢtırmalar Türk Sanayi, Hizmet ve hatta Tarım
Sektörünün yararlanabileceği önemli bulgular ortaya koymaktadır.
Ġnsanlık tarihinin en önemli eseri olan bilim dünyasında ilk kez 41 yıl önce tanıĢtığım
Ergonomi alanında ülkemizde daha çok Ģeyler yapılması gerektiğine inanıyorum. Bu arada
ĠĢbilim ile Ergonomi arasındaki farka da değinmek isterim. ĠĢbilim (Work Science), ĠnsanMakina Sistemlerinin tasarımında doğrudan insanla ilgili olmayan ĠĢ Etüdünün Metot Etüdü,
Standart Zamanlar vb. gibi konularını da kapsar. Bir baĢka deyiĢle, iĢ ile ilgili diğer bilim
alanlarının konularının da ortak adıdır. Nitekim halen Almanya‟da yaygın olarak
“Arbetswissenschaft”
(Arbeit-ĠĢ, Wissenschaft-Bilim) terimi kullanılmakta ancak, zaman
zaman Ergonomie (Ergonomi) teriminin kullanıldığı da olmaktadır. Ayrıca ABD‟de konunun
ilk adı olan Human Factors Engineering (Ġnsan Faktörü Mühendisliği)‟nin yanında
Ergonomics baĢlığı altında da ilgili çalıĢmalar yer almaktadır. ĠĢbilim adı ilk defa yine
tarafımdan, daha önce belirtildiği gibi, 1968 yılında kullanılmıĢtır.
Ülkemizde ĠĢbilim veya Ergonomi adını taĢıyan ve daha çok derleme niteliğinde olan bazı
kitap ve yayınlar son zamanlarda çok daha sık olarak görülmeye baĢladı. Ancak bu konuda
çok önemli bir bilimsel etik eksikliğine de bu vesile ile vurgu yapmak isterim. Bu yayın ve
ii
kitaplarda yer alan Ģekil, resim, grafik vb. yayın öğelerinin hiç birinde alınan kaynaklar –
benimkiler de dahil olmak üzere- zikredilmiyor. Kitabın önsözünde bu kaynakların sadece
bazılarını ifade etmek yeterli olmaz. Bilimsel dürüstlük her Ģekil, resim, grafik vb.‟nin altına
yararlanılan kaynağın eksiksiz bir Ģekilde belirtilmesini gerektirir.
Ergonomi uzmanlarının üzerinde önemli durması gereken konulardan biri de bu alandaki
Türkçe terimlerin geliĢtirilmesidir. Zira dil salt bir iletiĢim aracı olmaktan öte üzerinde
düĢüncenin yeĢerdiği topraktır. Bir insan ancak kendi anadilinin söz değerleriyle, derinliğine
hissederek ve açık seçik düĢünebilir. Yabancı kökenli terimlere dayalı bir eğitim ve öğretim
düzeninde bilinçli bir düĢünme ve öğrenme olanaklı değildir. Kavramları içselleĢtirmek yerine
ezberlemek söz konusu olur. Bilimsel araĢtırma ve inceleme yeteneğinin geliĢmesi ulusal dilin
söz değerleriyle biçimlendirilirse Türkçe‟mizi tüm bilim alanlarında Ģimdikinden daha da ileri
düzeyde bir bilim dili katına çıkarmamız mümkün olur. “Türkçe bilim dili değildir” diyenler
dilimize haksızlık ediyorlar. Türkçe‟nin Bilim Dili olması bizlerin çabalarına bağlıdır. Dilin
bu konuda bir suçu yoktur. Dil, bizim çabalarımızı bekliyor. Bu konudaki dağınık ve bireysel
düzeydeki çalıĢmaların örgütlenmesi gerekmektedir. Türk Ergonomi Derneği olarak mümkün
olan en kısa zamanda bir “ĠĢbilim” sözlüğü çıkarmak arzusundayız. Üç ayda bir defa
yayımlanacak bir “Türk Ergonomi Dergisi” de artık bir zorunluluk haline gelmiĢtir. Tüm
Kamu Kurumlarına ve baĢta Belediyelere Ergonominin kentsel yaĢamdaki önemini anlatmalı;
yol, kaldırım, otobüs durağı ve binalarda Ergonominin önemini vurgulamalıyız.
Teknoloji transferi, Türkiye‟ye özgü koĢulları göz önüne alınmadan yapılırsa baĢarılı olamaz.
Matematiğin sonsuz güzelliğini Ergonomik Modellerin Matematiksel ifadelerinde de ortaya
koyabiliriz.
Türkiye‟de yeni çıkan 4857 sayılı ĠĢ Yasası da ĠĢ Sağlığı ve güvenliği ile Ergonomi arasındaki
yakın iliĢkiyi Ģimdiye kadar olduğundan daha büyük bir önemle ortaya çıkarmaktadır. Avrupa
Birliğine giriĢ süreci içinde çalıĢma koĢullarının iyileĢtirilmesi, verimlilik, iĢe uyum vb.
konuları içeren bir çok sosyal ve bilimsel alanda Ergonomin öneminin daha da artacağını
söylemek yanlıĢ olamaz.
Ülkemizde ĠĢletmelerde Ergonomi, Uygulamalarının aĢağıdaki aĢamalardan geçmesinin
uygun olacağını düĢünüyorum:
iii
1. Tüm ĠĢletme Elemanlarına Ergonominin temel konuları hakkında yaklaĢık 4 saatlik bir
ön eğitim vermek.
2. ÇeĢitli Bölüm veya birimlerde özellikle problemli ĠĢ Ġstasyonlarında Pilot çalıĢmalar
yapmak.
3. Pilot çalıĢmaları tüm iĢletme içinde yaygınlaĢtırmak.
4. Belli aralıklarla denetimler yaparak aksaklıkları düzeltmek.
5. ĠĢletmedeki Toplam Kalite Yönetimi, Toplam Üretken Bakım, KAĠZEN, 6 Sigma vb.
çalıĢmalarda Ergonomik Öğelerin asla ihmal edilmemesini sağlamak.
6. Ergonomiyi ĠĢletme Kültürü içinde sürekli ve sevilerek uygulanan bir konu haline
getirmek.
Bu çalıĢmalar iĢletmedeki ilgili elemanlar ile Ergonomi Uzmanlarının ortak çalıĢmaları ile
gerçekleĢtirilmelidir.
BaĢta Kongreyi düzenlemede emeği geçenler olmak üzere Gazi Üniversitesi yöneticilerine ve
katılan herkese içten teĢekkürlerimi sunarak, diğer Ergonomi Kongreleri gibi bilim dünyasına
katkılar sağlamasını diliyorum.
Prof.Dr. Ahmet Fahri ÖZOK
Türk Ergonomi Derneği BaĢkanı
ĠTÜ ĠĢletme Fakültesi Dekanı
iv
ĠÇĠNDEKĠLER
Çoklu Vardiya Düzeninin Bireysel ve Örgütsel Bazda Etkileri, Sonuçları ve Çözüm Önerileri
Gamze AKINCI, Hande ALACA .......................................................................................... 3
ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Hukuku ve Ergonomi
Gülsevil ALPAGUT ............................................................................................................. 11
Kadınların Evde ĠĢ KolaylaĢtırma Yöntemlerine ĠliĢkin GörüĢleri ve Bu Yöntemleri Kullanma
Durumları
Nurten ÇEKAL .................................................................................................................... 19
Ege Üniversitesi Hastanesinde ÇalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği
Konusundaki GörüĢlerinin Ġncelenmesi
Zeynep ÇOPUR, Berrin ERGÜDER VARLI, Melda AVġAR, Merve ġENBAġ ............... 27
Kot Pantolonda Bel Açılma Probleminin Ġncelenmesine Yönelik Ergonomik Bir YaklaĢım
Mithat ÇORUH, Tuba VURAL, Esen ÇORUH................................................................... 35
Antropometrik Mutfak Mobilyası Tasarımı
Ercüment N. DĠZDAR, Recep Serkan ALTIPARMAK ...................................................... 43
Bilgisayar Destekli Erken Uyarı Modeli: TEUM&KAP
Ercüment N. DĠZDAR, Yusuf KURTGÖZ.......................................................................... 51
Demir-Çelik Endüstrisinde Meydana Gelen ĠĢ Kazalarının Kaza Türü Açısından Ġncelenmesi
Ercüment N. DĠZDAR, Yusuf KURTGÖZ.......................................................................... 59
Uygulanan Kuvvet, Elkavrama Aralığı ve Omuz DuruĢunun Maksimal Kabuledilir Ġzometrik
ve Kesikli El Kontraksiyon Frekansına Etkileri
Mahmut EKġĠOĞLU ........................................................................................................... 67
12-15 YaĢlarındaki Öğrencilerin Antropometrik Ölçülerinin Belirlenmesi ve Okul
Mobilyalarına Uyarlanması
G. Cankız ELĠBOL, Yılmaz KILIÇ, Meliha ULUPINAR, Erol BURDURLU ................... 75
E-Ticaret Web Siteleri Tasarımının Ergonomik Açıdan Değerlendirilmesi
Ergün ERASLAN ................................................................................................................. 83
Üretimde Rgonomi Yoluyla Kalite ĠyileĢtirme (EYKĠ) Metodolojisi: Teorik Altyapı ve
Kavramsal Model
Oğuzhan Erdinç, Özalp Vayvay ........................................................................................... 91
Ege Üniversitesi Hastanesinde ÇalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin ĠĢ Kazası Geçirme Durumunun
Ġncelenmesi
Berrin ERGÜDER VARLI, Zeynep ÇOPUR, Melda AVġAR, Merve ġENBAġ ............... 99
Klimalı Koltuklarda Koltuk-Sürücü Temas Noktalarındaki Ölçümlerle Konfor AraĢtırması
Tülin GÜNDÜZ CENGĠZ, Fatih C. BABALIK ................................................................ 107
Düzce Orman Ürünleri Sanayinde ĠĢ Güvenliği, ĠĢçi Sağlığı ve ÇalıĢma KoĢullarının Analizi
Tarık GEDĠK, Canberk BATU .......................................................................................... 115
Tekstil Endüstrisinde Bir ĠĢ Ġstasyonunun Ergonomik Analizi: Remayöz Makinesi
Selin GÜRSOY, Erhan GÖNÜLTAġ, Mahmut EKġĠOĞLU ............................................ 123
Evle Ġlgili ĠĢlerde Verimlilik: Kadınların Çevresel Tasarıma ĠliĢkin Bilgi Düzeyleri
Velittin KALINKARA, Nurten ÇEKAL ........................................................................... 131
1
YaĢlı Kadın Vücut Özelliklerine Uygun Giysi Tasarım ve Üretiminde Kullanılabilecek
Yöntem ve Uygulamalar
Sevil KĠġOĞLU, Birsen ÇĠLEROĞLU, NeĢe Y. ÇEĞĠNDĠR .......................................... 139
ĠĢletmelerde ĠĢ Güvenliği, ĠĢ Kazaları ve ĠĢçi Sağlığı Analizi
Gülseren KURUMER, Ceren LÜLECĠ, Arzu ġEN, Önder YÜCEL ................................. 147
MTM Uygulamaları Ġle Eczane Ortamında ÇalıĢma KoĢullarının Ġncelenmesi ve
GeliĢtirilmesi
Gülseren KURUMER, CEREN Lüleci .............................................................................. 155
Kullanıcı Odaklı Bir Kurumsal Çağrı Merkezi Uygulaması
Altay ONUR, Hakan SUBAġIOĞLU ................................................................................ 163
Tornavida Kullanımında Uygulanan Dönme Momenti Büyüklüğüne Tornavida Sap
Geometrisi ve Malzemesinin Etkileri
B.Türker ÖZALP, Fatih C. BABALIK .............................................................................. 169
Ev Ġdaresi Personelinin KarĢılaĢtığı Sorunların Ġncelenmesi
ġükran ġAFAK, Canan YERTUTAN, Sibel ERKAL, Özge ASLAN .............................. 175
Doktor, DiĢ Doktoru ve Avukatların Özel ĠĢyerlerinde ÇalıĢma KoĢullarının Analizi (Trabzon
Ġli Örneği)
Kemal ÜÇÜNCÜ, Tarık GEDĠK, Aytaç AYDIN .............................................................. 183
Engellilerin Ġstihdamında Ergonomik Tasarımın Önemi
Yasemin VATANDAġ ....................................................................................................... 191
F ve Q Klavyelerinin Türk Kullanıcılar Açısından Ergonomik Analizi
U. Mahir YILDIRIM, Nihan ÖZġAMLI, Ece ERKOL ..................................................... 199
Büyük Beden Bayan Tüketicilerin Hazır Giyim Ürünlerinde Ergonomik Açıdan
KarĢılaĢtıkları Problemler
Halime YÜCEER ARSLAN, Sezin SAFA ........................................................................ 207
Zihinsel ĠĢlerde Ġnsan Hatasının Bulanık Mantıkla Modellenmesi
Gülçin YÜCEL, Ahmet Fahri ÖZOK ................................................................................ 215
Küresel Rekabet IĢığında Ergonomi Eğitimin Yeniden Yapılandırılması
Ahmet Fahri ÖZOK, Gülçin YÜCEL* .............................................................................. 223
GEMĠLERDE ÇALIġMA KOġULLARINA YÖNELĠK ANKET ÇALIġMASI
SONUÇLARININ ĠRDELENMESĠ
ArĢ. Gör. Metin ÇELĠK , Arman DEMĠR.......................................................................... 229
GEMĠLERDE KÖPRÜSTÜ - MAKĠNE DAĠRESĠ ĠLETĠġĠMĠNDE ERGONOMĠK DĠZAYN
GEREKSĠNĠMLERĠNĠN ANALĠZĠ
ArĢ. Gör. Metin ÇELĠK , ArĢ. Gör. Fatih TÜRKER ......................................................... 237
BĠR GIDA ĠġLETMESĠNDE OHSAS 18001 Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ YÖNETĠM
SĠSTEMĠ PERFORMANSININ ANALĠZĠ
Ġhsan KAYA1, Hasan TAVLICAN2, Orhan ENGĠN2 ...................................................... 245
WORK RELATED MUSCULOSKELETAL DISORDERS DURING COMPUTER USE
Orhan Korhan, Adham Machieh ........................................................................................ 253
2
ÇOKLU VARDĠYA DÜZENĠNĠN BĠREYSEL VE ÖRGÜTSEL BAZDA ETKĠLERĠ,
SONUÇLARI VE ÇÖZÜM ÖNERĠLERĠ
Gamze AKINCI*, Hande ALACA
Ġstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü
ÖZET
Günümüzde iĢletmeler gerek teknolojik zorunluluklar ve toplumsal hizmet, gerekse de
ekonomik kaygılardan dolayı çoklu vardiya sistemini uygulamaktadırlar. Ancak, bir makina
olmayan ve çeĢitli sosyal, psikolojik, bedensel ve ruhsal ihtiyaçları barındıran insan, bu
çalıĢma düzenine kolay uyum sağlayamamakta, çeĢitli sorunlar ile karĢı karĢıya kalmaktadır.
Bunun yanında örgütsel bazda ele alındığında vardiyalı çalıĢma birçok sorunu beraberinde
getirmektedir. ÇalıĢmamız kapsamında, bu konu hakkında yapılmıĢ olan araĢtırmalar
değerlendirilerek vardiyalı çalıĢma düzeninin getirdiği sorunlar ve bu sorunlara neden olan
etmenler irdelenecektir. Önceden yapılmıĢ olan araĢtırmaları destekler nitelikte bir Ģirkette
çalıĢan 13 ustabaĢı üzerinde bir anket çalıĢması yapılmıĢtır. Elde edilmiĢ olan bulgular,
vardiyalı çalıĢmanın bireysel etkilerini ortaya koymuĢtur. Anket yapılan Ģirketten elde edilen
vardiyalı çalıĢma düzenine iliĢkin istatistiksel veriler, bireysel etkilerin yanında örgütsel
etkileri de ortaya koymaktadır. Sonuç olarak saptanan tüm bulgular değerlendirilerek
vardiyalı çalıĢmanın olumsuz etkilerini en az düzeye indirecek öneriler geliĢtirilecektir.
Anahtar Sözcükler: Ergonomi, Vardiya sistemi, Performans
1. GiriĢ: Çoklu vardiya düzeni geliĢen teknoloji ve artan rekabet ile iĢletmeler tarafından
uygulanması kaçınılmaz bir iĢ örgütlemesi tekniği haline dönüĢmüĢtür. Ancak bu düzen
iĢletmelere sağladığı fayda yanında, iĢletme içinde örgütsel ve bireysel düzeyde olumsuz
etkilere neden olmaktadır. Bu sebepten dolayı, çoklu vardiya düzeni ile çalıĢan Ģirketler,
karĢılaĢılan sorunları çözmek ve azaltmak amacıyla sorunların köküne inerek bu tekniği
etkileyen etmenler üzerine yoğunlaĢmalıdırlar. Gece vardiyası çalıĢmaları sonucunda oluĢan
sorunları belirleyen etmenleri ve sorunları ġekil 1 ve ġekil 2‟deki gibi özetlemek mümkündür.
Vardiya ÇalıĢmasının Zamansal
Biyolojik ĠĢlevlerin Zamansal
Yapısı
Yapısı
Toplumsal
YaĢam
Düzeltici
Etmenler
Çoklu
Vardiya
DeğiĢimi
Sorunları
Çevresel
Etmenler
Yapılan ĠĢin
Niteliği ve ĠĢ
Yükü Miktarı
KiĢisel
Özellikler
ġekil 1 Çoklu Vardiya DeğiĢimi Etmenleri
*
[email protected]
3
Çoklu Vardiya ÇalıĢma
Sistemi Sorunları
Örgütsel
Sorunlar
Bireysel
Sorunlar
Psikofizyolojik
sorunlar
Psikotoplumsal
sorunlar
ĠĢ Örgütlemesi
Sorunları
Performans
Sorunları
ĠĢ Kazalarının
ArtıĢı
Motivasyon
Sorunları
ġekil 2 Çoklu Vardiya Sistemi Sorunları
Devamsızlık
Sorunları
2. Metod: Yapılan çalıĢma çoklu vardiya sisteminden dolayı oluĢan sorunları, bu sorunların
temel etmenlerini ve sorunlara karĢı geliĢtirilmiĢ olan çözüm önerilerini kapsamaktadır.
ÇalıĢmamız kapsamında daha önce yapılmıĢ olan araĢtırmalar analiz edilerek elde edilen
bulgular ve değerlendirmeler belirtilmiĢtir. Ayrıca bir Ģirkette çalıĢan 13 ustabaĢı üzerinde bir
anket çalıĢması yapılmıĢ ve bu anket çalıĢması sonuçları incelenmiĢ olan araĢtırmalar ile
karĢılaĢtırılmıĢtır. Anketi yapmıĢ olduğumuz çalıĢanların yaĢ dağılımı 16 ila 40 yaĢ ve üstü
olmak üzere değiĢmektedir. 1 kiĢi 16-20 yaĢ arasında, 2 kiĢi 20-24 yaĢ arasında, 1 kiĢi 25-29
yaĢ arasında, 3 kiĢi 30-34 yaĢ arasında, 3 kiĢi 35-39 yaĢ arsında, 3 kiĢide 40 yaĢının
üstündedir. Bu kiĢiler içindeki 3 kiĢi 1 yıldan az vardiya deneyimine sahip iken 1 kiĢi 3 ila 5
yıl, 4 kiĢi 5 ila 10 yıl ve 5 kiĢi de 10 yıldan fazla vardiyalı çalıĢma deneyimine sahiptir.
2.1. Sorunlar: Çoklu vardiya sisteminin sorunları bireysel sorunlar ve örgütsel sorunlar
olmak üzere iki ana baĢlık altında toplanmıĢtır. Bireysel sorunlar psikofizyolojik ve
psikotoplumsal sorunlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Psikofizyolojik sorunlar biyolojik saat
düzeniyle olan uyumsuzluklardan, psikotoplumsal sorunlar ise toplumsal saat düzeniyle olan
uyumsuzluklardan kaynaklanmaktadır.
Psikofizyolojik sorunların ilki genel sağlık sorunlarıdır. Bu sorunlar biyolojik iĢlevin
zamansal yapısı ve kiĢisel özellikler etmenleri ile doğrudan iliĢkilidir. YapmıĢ olduğumuz
anket çalıĢmasında farklı vardiya tipleri için gözlenen genel sağlık sorunları Tablo 1 „de
görülmektedir.
4
Tablo 1: Anket Sonuclarına Göre Vardiyanın Psikofizyolojik Etkileri
Etkilemez
Az
Biraz
Etkiler
Etkiler
Dikkatsizlik
%100
Yorgunluk
%50
%50
Gündüz vardiyası
Uykusuzluk
%85
%15
etkileri
Sinirlilik
%25
%42
%33
Mide-bağırsak
%17
%50
%33
Ģikayetleri
BaĢ ağrısı
%33
%67
Görme problemi
%83
%17
ĠĢitme problemi
%90
%10
-
Gece vardiyası
etkileri
Dikkatsizlik
Yorgunluk
Uykusuzluk
Sinirlilik
Mide-bağırsak
Ģikayetleri
BaĢ ağrısı
Görme problemi
ĠĢitme problemi
%23
-
-
Oldukça
Etkiler
-
-
-
Etkiler
%8
-
%77
%66
%50
%77
%83
%16
%33
%15
%17
%9
-
%9
%17
-
%75
%60
%75
%9
%40
%16
%16
-
%9
-
Sonuçlara göre gece vardiyasının kiĢiler üzerindeki etki dereceleri gündüz vardiyasına kıyasla
daha yüksektir. Gece vardiyası, biyolojik iĢlevleri aksatması ve hormonal dengeyi bozmasının
yanı sıra beslenme düzeni ve uyku alıĢkanlıklarını da değiĢtirerek kalp-damar hastalıklarının
oluĢmasına dolaylı yoldan neden olmaktadır. Ayrıca, gece çalıĢması nevrozu olarak
isimlendirilen iç daralması, hırçınlık, öfkelilik, saldırganlık, aĢırı duyarlılık, uykusuzluk,
dikkatsizlik, depresyon gibi belirtiler gösteren sinirsel yorgunluğa sebebiyet vermektedir.
Tüm bunlara ek olarak geceleri sindirim sisteminin daha yavaĢ çalıĢması ile gece
vardiyalarında alıĢılmıĢ beslenme düzeninden uzaklaĢılmakta ve bu durumda da çalıĢanlarda
sindirim sistemi bozuklukları meydana gelmektedir.
Diğer bir fizyolojik sorun ise gece vardiyası sonucunda oluĢan yorgunluktur. Bu yorgunluk
fiziksel ve zihinsel yorgunluk olmak üzere karĢımıza çıkmaktadır. Zihinsel yorgunluk
ölçümleri nesnel olarak ölçülmemekle birlikte, iĢ baĢarımı göstergeleri üzerindeki
değiĢiklikler bu yorgunluk derecesinin saptanmasında etkilidir. Fiziksel yorgunluk ise kalp
atım sayısı, oksijen tüketimi, vücut ısısı ve beyin dalgaları gibi değerlerin ölçümü ile
belirlenebilmektedir. Yapılan birçok araĢtırma gece vardiyasının gündüz vardiyasından daha
yorucu olduğunu ortaya koymaktadır. Gece çalıĢmasının daha yorucu olması bir yandan
organizmanın dinlenme evresinde olmasından, öte yandan ise gündüz saatlerinde alınan
uykunun yeterince dinlendirici olmamasından kaynaklanmaktadır. Sabah saatlerinde
yorgunluğun öğle saatlerinden fazla olmasının nedeni ise etkin vardiya değiĢimi nedeniyle
uykunun yeterince alınmamasına bağlanabilir (Ġncir,1998). YapmıĢ olduğumuz anket
çalıĢmasında da daha önce yapılan araĢtırmaları destekler nitelikte sonuçlar elde edilmiĢtir.
Tablo 1 de gösterilen sonuçlara göre gündüz vardiyasının yorgunluk üzerindeki etkisi yok
veya çok az iken gece vardiyasının yorgunluğa etkisinin anlamlı derecede yüksek olduğu
sonucuna varılabilir. Sonuçlarda da görüldüğü üzere bu yorgunluk uykusuzluk ile paralellik
göstermektedir.
Gece vardiyasının yarattığı diğer bir psikofizyolojik sorun ise erken yaĢlanma ve erken
ölümlerdir. YaĢlanma hem fizyolojik, hem de psikolojik olarak düĢünülebilir. Gece
5
vardiyalarında çalıĢan insanların biyolojik ritim harmonileri değiĢmekte ve bu değiĢim
sonucunda daha önce de bilirttiğimiz genel sağlık sorunları ortaya çıkmaktadır. Bu sağlık
sorunlarına paralel olarak çalıĢanlarda erken yaĢlanma belirtileri görülmekte ve bu sağlık
problemleri ileri düzeylere ulaĢtığında kiĢilerde erken ölümler meydana gelmektedir.
Psikolojik açıdan bakıldığında ise, kiĢilerin diğer insanların uyuduğu zamanda çalıĢır
durumda olmaları ve hayatın hareketli olduğu gündüz saatlerinde ise uyuyor olmaları
çalıĢanlar üzerinde baskı oluĢturabilir. Bu durumda, kiĢilerde karamsallıklar ve psikolojik
açıdan da yaĢlanmalar görülmektedir.
Bir baĢka psikofizyolojik sorun ise, uyku düzensizlikleridir. Yapılan araĢtırmalara göre
biyolojik ritim, ailesel ve toplumsal etkinlikler, beslenme alıĢkanlıkları ve dıĢ dünyaya ilgi
düzeyi ya da dıĢ dünyaya katılma arzusu gibi öğeler uykunun doyuruculuğunu etkilemektedir
(Ġncir, 1998). Gece vardiyası insanın biyolojisini etkilediğinden, uyku düzeni üzerinde de
olumsuz etkilere neden olmaktadır. YapmıĢ olduğumuz anket çalıĢması bulguları bu hipotezi
destekler niteliktedir. AraĢtırma sonuçlarına göre uyku ve beslenme durumlarının düzene
girme sürelerinde çalıĢanların %24‟ü 1 gün sonra yanıtını verirken, %38‟i 2 veya 3 gün sonra
ve %38 „i de bu değiĢime hiç alıĢamadıklarını belirtmiĢlerdir. Buna karĢılık bu değiĢime
hemen uyum gösteren bulunmamıĢtır. Ayrıca, ankete göre çalıĢanların %92 „si gündüzleri
geceleri kadar rahat uyuyamadıklarını belirtirlerken, gündüzleri geceleri kadar rahat uyuyan
çalıĢanların oranı ise %8‟dir.
Gece vardiyalarında çalıĢan iĢçiler için konut koĢulları, yapılan iĢin niteliği ve miktarı, ilaç
kullanımı ve yaĢlanma gibi unsurlar da uyku düzenini etkilemektedir. Konut koĢulları
uykunun süresine bağlı olarak uyku niteliğini de etkilemektedir. Çevre gürültüsünün fazla
olduğu evlerde ikamet eden kiĢiler, gece vardiyası sonunda uyku açıklarını kapatmak için
sahip oldukları gündüz uykularında sürekli bölünmeler ve kalitesizlik yaĢayacaklardır. Anket
sonuçları da bu savı destekler niteliktedir. Sonuçlara göre çalıĢanlara gündüzleri iyi
uyuyamamalarının etmenleri sorulduğunda, %43 oranla çevreden gelen gürültü, %17 oranla
evdeki gürültü ve %40 oranla da gün ıĢığı cevapları alınmıĢtır. Ayrıca gece vardiyasında
yapılan iĢin niteliği ve miktarı da kiĢinin çalıĢmadan sonra sahip olacağı uyku kalitesini
belirler. Foret yapmıĢ olduğu anket çalıĢmalarında, vardiyalı çalıĢanlar, iĢyerinde ortaya çıkan
herhangi bir sorunu çözmeden eve döndüklerinde uykuya çabuk geçemedikleri ve uyku
süresince sık sık uyandıkları bulgusunu elde etmiĢtir (Ġncir,1998). Gece vardiyasından sonra
uyumak amacı ile kullanılan uyku ilaçları her ne kadar kısa vadede kiĢiler üzerinde etkili olsa
da , uzun vadede ciddi sağlık problemlerine neden olmaktadır. Diğer taraftan da yaĢlanma ile
birlikte kiĢilerin uyku süreleri kısalmakta ve gece vardiyaları sonunda sahip oldukları gündüz
uykularında çalıĢanlar daha az uyumaktadırlar. Bu durumda ise vücudun uyku açığı gittikçe
artmakta ve yorgunluk, sağlık problemleri gibi diğer sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Çoklu vardiya sisteminin bireysel bazdaki diğer sorunları ise psikotoplumsal sorunlar olarak
karĢımıza çıkmaktadır. Toplumsal yaĢamın hayat bulduğu gündüz saatlerinde çalıĢanların bu
yaĢam içinde aktif olarak yer alamamaları, toplumsal yaĢamın dinlendiği gece saatlerinde ise
çalıĢanların iĢte olmaları, kiĢilerin kendileri dıĢında sahip oldukları aile yaĢantılarını ve
toplumsal yaĢantılarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Vardiyalı çalıĢanın çalıĢma dıĢı
yaĢamının zamansal akıĢıyla, toplumsal yaĢantının, toplumsal etkinliklerin zamansal akıĢı
arasındaki uyumsuzluklar, çalıĢanı yalnızlığa itmekte, topluma yabancılaĢtırmakta ve onun
önüne aĢılması güç engeller, sorunlar koymaktadır (Ġncir,1998). YapmıĢ olduğumuz anket
çalıĢmasında da çalıĢanların %70 i gündüz vardiyasından sonra sosyal hayat için boĢ
vakitlerinin olduklarını belirtirlerken, bu oran akĢam vardiyası için %30 „dur. Bunun yanısıra
iĢçiler, gece vardiyasından sonra sosyal yaĢam için yeterince boĢ vakit elde edemediklerini
söylemiĢlerdir. Anket bulgularına göre çalıĢanların %40‟ı gece vardiyası sonrasındaki tatil
günlerini uyuyarak geçirdiklerini, %30‟u bir kısmını uyuyarak, bir kısmını dinlenerek
6
geçirdiklerini, % 30‟u ise bu tatillerin diğer vardiyalardan sonra sahip oldukları tatillerden
farklı geçmediğini belirtmiĢlerdir.
Çoklu vardiya çalıĢma düzeni bireysel sorunlara yol açması yanında örgütsel alanda da
sorunlara neden olmaktadır. ĠĢin örgütlenmesi sırasında karĢılaĢılan zorluklar örgütsel
sorunları oluĢturan önemli etmenlerden biridir. ĠĢlevsel anlamda yaĢanan sorunların kaynağı
örgüt
amaçları
doğrultusunda
gerçekleĢtirilen
iĢlevlerin
eĢgüdümlenmesinin
sağlanamamasıdır. Belirli bir iĢ, farklı vardiyalarda farklı kiĢiler tarafından yapıldığından
çeĢitli iletiĢim kopuklukları ve kalite farklılıkları oluĢmaktadır. Bu durumda üretim
etkenliğinde ve kalitesinde düĢüĢ gözlenmektedir.
Vardiya sisteminin hiyerarĢik boyuttaki sorunları incelendiğinde, iĢin asıl sorumlularının gece
vardiyasında bulunması kararların zamanında alınamamasına neden olur. Buna bağlı olarak da
üretim aksamaları, zincirleme bozuklukluklar ve iĢ kazaları oluĢur. ĠĢçilere büyük
sorumluluklar verilmesi bazı çalıĢanları motive ederken bazılarında ise tam aksi olarak strese
neden olmaktadır.
ĠĢ baĢarımı düzeyinin çeĢitli olumsuz etmenlerden dolayı düĢmesi örgütsel bazda oluĢan diğer
bir sorundur. Tekdüze, yinelenen ve iĢ yükünün fazla oluğu gece vardiyası çalıĢmalarında iĢ
baĢarım düzeyinin düĢtüğü yapılan araĢtırmalar sonucu saptanmıĢtır (Gillberg, 2003). Bu
görüĢe karĢıt olarak diğer bir araĢtırma sonucuna göre belli bir düzeyde ergonomik olmayan
koĢullara sahip çalıĢma yerinde aĢırı yorgunluk oluĢmasına rağmen iĢ baĢarım düzeyi
artmaktadır (Ġncir, 1998) . Gece vardiyasında performansın gündüz vardiyasına göre aynı
kalması veya artması çeĢitli etmenlerle açıklanabilir. ÇalıĢanların belirli hedeflere ulaĢma
zorunluluğu, ücret artıĢı kazanmak ve bazı iĢlerin baĢarımının gece çalıĢmalarında daha
yüksek olması gibi nedenlerle çalıĢan performasında artıĢ gözlenir. Porcu ve diğerleri gece
vardiyası performans ölçümleri ile ilgili yaptıkları araĢtırma sonuçlarına göre basit ve
karmaĢık olmayan iĢlerde iĢ baĢarımının geceleri daha yüksek olduğu saptanmıĢtır (1998).
Bunun nedenini de karmaĢık olmayan iĢlerde hata yapma riskinin az olduğu ve iĢçilerin
yaptıkları iĢ ile ilgili olarak sorumluluk almalarının onları olumlu yönde etkilediği Ģeklinde
açıklamak mümkündür. YapmıĢ olduğumuz anket çalıĢmasına bakıldığında çalıĢanların
%86‟sı gündüz vardiyasının daha verimli olduğunu düĢünmekteyken gece vardiyasının daha
verimli olduğunu düĢünenlerin oranı %14‟tür.
Gece vardiyalarında iĢ kazalarının artıĢ gözlenmesi, örgütlerin çoklu vardiya sisteminde
karĢılaĢtıkları bir diğer önemli sorundur. Gece vardiyalarında gündüz vardiyalarına oranla iĢ
kazası riskini arttıran en önemli etkenin uyanıklığın yitirilmesi olduğu çeĢitli araĢtırmalar
sonucunda saptanmıĢtır (Lamond, 2004; Ġncir,1998). Bunun yanı sıra iĢin niteliksel yapısı, iĢ
yükü miktarı, motivasyon düzeyinin düĢük olması da iĢ kazalarının oluĢmasına neden olan
diğer etmenlerdendir. Çernobil, Bhobal ve Three Mile Island faciaları, bu konuyla ilgili
yapılan araĢtırmaları destekler niteliktedir ve gece vardiyasının yol açtığı sorunları açık bir
Ģekilde ifade etmektedir.
ÇalıĢanların motivasyonunun azalması, organizasyonlar için verimsizlikleri de beraberinde
getirmektedir. Gece vardiyası çalıĢanlarının karĢılaĢtıkları bireysel sorunlar dikkate alınarak iĢ
doyumlarının arttırılması ile örgütün genel motivasyonu olumlu yönde etkilenecek ve böylece
gece vardiyasının yarattığı örgütsel sorunlar hafifleyecektir. Buna ek olarak iĢçi
devamsızlıklarının artması çoklu vardiya düzeninde gece vardiyasında karĢılaĢılan bir baĢka
örgütsel sorun olarak ele alınmaktadır. Birçok araĢtırma genel sağlık sorunlarına ve iĢ
kazalarına bağlı olarak çalıĢanlarda devamsızlıkların daha çok görüldüğünü ileri sürmektedir
(Ġncir, 1998,Kimençe 2002). ÇalıĢanların motivasyonlarının düĢük olması, zihinsel ve
bedensel yorgunluk iĢçilerin iĢten kaçmalarına, iĢe geç gelmelerine ve iĢi aksatmalarına neden
olmaktadır.
7
2.2. Etmenler: Çoklu vardiya düzeninde meydana gelen sorunların temel etmenlerini 7 ana
grupta toplamak mümkündür. Olumsuz etkileri belirleyen bu etmenler önceden yapılmıĢ
araĢtırma sonuçlarına bağlı olarak belirlenmiĢtir.
Çoklu vardiya sisteminde oluĢan sorunları belirleyen etmenlerden birincisi vardiya
çalıĢmasının zamansal yapısıdır. Bu yapı içinde vardiyanın baĢlangıç ve bitiĢ saatleri, vardiya
süresi, vardiyanın dönüĢüm hızı ve yönü, haftanın günleri bulunmaktadır. Ġnsanın 24 saatlik
biyolojik ritmi içerisinde uyanıklık düzeyinin, fiziksel ve zihinsel aktivitesinin en düĢük
olduğu zaman aralığı gece 3:00 ve 5:00 saatleri arasındadır. Genel olarak iĢletmelerde vardiya
baĢlangıç saatleri 6:00, 6:30, 7:00 ve 8:00 olarak tercih edilmektedir. Ancak, yapılan hataları
en alt düzeye indirmek amacıyla saat 3:00 ile 5:00 arasında bulunan kritik bölgeyi vardiya
baĢlangıç ve bitiĢ süreleri olarak paylaĢtırmak, bitiĢin ve baĢlangıcın diriminden yararlanmayı
sağlayacaktır (Ġncir, 1998). Fletcher ve Dawson‟nın yaptıkları uyanıklık ve performans
testlerine dayanarak vardiya süresinin 8 saatten fazla olduğu durumda yorgunluk miktarının 8
saatten az olduğu duruma göre yaklaĢık %15 daha fazla olduğunu bulunmuĢtur (2001). Diğer
taraftan vardiya dönüĢüm hızı üzerinde yapılan araĢtırmalarda çeliĢkiler olduğu sonucuna
varılmıĢtır. Bougrine ve diğerlerinin 1998 yılında yapmıĢ oldukları araĢtırmada yavaĢ
rotasyon olan vardiya sisteminde, vücutun uyum yeteneği değerlendirilerek çalıĢanların
performansa tepki süresi ve uyanıklığın daha yüksek düzeyde olduğu bulunmuĢtur. Buna
karĢılık olarak, 2004 yılında Lamond‟un yayımlamıĢ olduğu makalede Folkord‟un yapmıĢ
olduğu araĢtırmalardan bahsedilerek yavaĢ rotasyonun vardiya sisteminde vücut ritmini
değiĢtirmesi sonucunda yorgunluğun arttığı ve bu doğrultuda da hızlı rotasyonun uygun
olduğu vurgulanmıĢtır.
Vardiya dönüĢüm yönü ile ilgili Akerstadt yapmıĢ olduğu
araĢtırmalarda saat yönü vardiya dönüĢüm yönünün (sabah-akĢam-gece) çalıĢanlara daha fazla
dinlenme payı sağladığı için saat yönü tersi dönüĢüm yönüne (gece-akĢam-sabah) tercih
edildiği belirtilmektedir (1998). Haftanın günlerinin vardiya sistemindeki etkilerinin
incelemek amacı ile Fletcher ve Dawson‟nın
yapmıĢ oldukları araĢtırmada haftanın
günlerinin uyanıklık ve performans üzerinde herhangi bir etkisi bulunmadığı sonucuna
varılmıĢtır (2001).
Çoklu vardiya sisteminde oluĢan sorunları belirleyen bir diğer etmen ise biyolojik iĢlevlerin
günboyu gösterdiği dalgalanmalardır. Biyolojik iĢlevlerin yüksek olduğu gündüz saatlerinde
insanların çalıĢmaya daha yatkın olmalarına karĢılık gece saatlerinde salgılanan melatonin
hormonuna bağlı olarak kiĢilerin uyku düzeylerinde artıĢ, iĢ yapma isteklerinde ise azalıĢ
olduğu gözlenmektedir. Vardiya saatleri düzenlenirken biyolojik ritmin yapısı da göz önüne
alınmalıdır.
Üçüncü etmen ise iĢin niteliksel yapısı ve iĢ yükünün miktarı olarak ele alınmıĢtır. ĠĢin
zihinsel ve fiziksel ağırlıkta olması gece vardiyasındaki performansı önemli ölçüde
etkilemektedir. Bir baĢka unsur ise iĢin tekdüze olmaması, anlamlı ve çekici olmasıdır.
Gillberg ve diğerleri yapmıĢ oldukları araĢtırmalarda iĢin tekdüzeliği azaldığında ve iĢ sürekli
dikkat gerektirmeyen bir iĢ olduğunda gece vardiyasındaki hata oranının azaldığı ve
performansın arttığı bulgularını elde etmiĢlerdir (2003). Yine aynı araĢtırma sonuçlarına göre
gece vardiyasındaki uyku hali daha yüksek olmasına karĢın yapılan araĢtırmada bu durumun
performans üzerine etkisi olmadığı bulunmuĢtur. Bu durumun önemli nedenlerinden biri daha
düĢük üretim miktarı ve buna bağlı olarak da hata yapma riskinin azalmasıdır (Gillberg ve
diğerleri, 2003).
Bir diğer etmen ise çalıĢanların kiĢisel özellikleridir. 45 yaĢ üstü çalıĢanlar için daha önceden
belirtilen psikofizyolojik sorunların artmasından dolayı bu kiĢilere gece vardiyası
görevlerinde mümkün olduğunca yer verilmemesi veya bu kiĢilerin sağlıksal yapıları göz
önüne alınarak görev paylaĢımının düzenlenmesi gerekir. Bunun yanı sıra çalıĢanların kıdem
sürelerindeki artıĢ, kiĢilerin vardiya sisteminin etkilerine dayanabilme miktarını da
arttırmaktadır (Kimençe, 2002; Baker ve diğerleri 2004; Gillberg ve diğerleri, 2003).
8
ÇalıĢanların maruz kaldıkları çevresel etmenler de gece vardiyası sorunlarına yol açan
etmenler arasındadır. ÇalıĢma saatleri dıĢında çalıĢanlara daha fazla zaman kalması ve
kiĢilerin boĢ zamanlarını daha etkili ve verimli olarak değerlendirmeleri için ulaĢım için geçen
toplam sürenin az olması gerekir. Yaptığımız anket çalıĢmasında ise bu sürenin % 60‟ının 1
saatten az olduğu saptanmıĢ ve bu çalıĢanlar için bir avantaj olarak değerlendirilmiĢtir.
Bunlara ek olarak çalıĢanların ikamet ettikleri çevrenin gürültü miktarı, gece vardiyası
sonunda gündüz uyuyan kiĢilerin uyku kalitesi üzerinde etki göstermekte ve bu da çalıĢanların
iĢ performanslarını etkilemektedir.
Vardiya sisteminin çalıĢanlar üzerindeki yıpratıcı etkilerini hafifletmek amacı ile kiĢilerin
tatminkarlıklarını arttıracak olanaklar sağlanmalıdır. Gece vardiyası için verilen ek ücret,
çalıĢma koĢullarının ergonomik açıdan uygun hale getirilmesi, olumlu arkadaĢ ve üst-ast
iliĢkileri, gece vardiyasına gönüllü olma gibi düzeltici etmenler oluĢacak sorunların en alt
düzeye indirlmesine yardımcı olur.
Son olarak, toplumsal yaĢam oluĢacak olan sorunları etkilileyen etmenler arsında yer
almaktadır. ÇalıĢmanın zamansal yapısı, bireysel etkilerle toplumsal etkinlikler arasındaki
koĢutluğu bozduğu ölçüde çoklu vardiya düzeninin çalıĢma üzerindeki yıpratıcı etkisi
büyümektedir (Ġncir, 1998) .
2.3. Öneriler: Çoklu vardiya sisteminin bahsettiğimiz sorunlarını en alt düzeye indirecek
önlemlerin bu çalıĢama sistemini uygulayan Ģirketler tarafından alınması gerekir. Yapılan
literatür taraması ve anket çalıĢmasından elde edilen bulgular bizim optimum sistemi
oluĢturmamızı sağlamıĢtır.
Çoklu vardiya sisteminde vardiya baĢlangıç ve bitiĢ sürelerinin eğer mümkünse 3:00 ile 5:00
arasına rastlatılması gerekir ve vardiya süresinin 8 saatten az olması, iki vardiya arasındaki
sürenin ise 12 saatten az olmaması çalıĢanlar açısından yarar sağlayacaktır. Bunların yanı sıra
vardiya sistemi kurulurken hızlı rotasyon ve vardiya dönüĢüm yönünün saat yönünde olması
tercih edilmelidir. Kurum içerisinde gece vardiyalarında gönüllü olarak çalıĢmak isteyenler
belirlenmeli ve bu kiĢilere de düĢük iĢ gücü miktarı, tekdüzeliği azaltılmıĢ ve zenginleĢtirilmiĢ
iĢler verilmelidir. ĠĢin karmaĢıklığının azaltılması için iĢi standartlaĢtırmak ve iĢ basitleĢtirme
tekniklerini uygulamak çok büyük yarar sağlayacaktır. Eğer gece vardiyasına kalacak olan
kiĢiler 45 yaĢının üstünde ise bu kiĢlere periyodik sağlık tetkikleri yapılmalıdır. ĠĢçi seçiminde
eğer tercih unsuru var ise iĢ yerine yakın yerde ikamet eden kiĢilerin seçilmesi çalıĢanlara
avantaj sağlayacaktır. Bunun yanında Ģirket tarafından da çalıĢanlarına servis hizmetlerinin
verilmesi gerekir. ÇalıĢanların çalıĢma koĢullarının ergonomiklik ve performanslık kriterleri
göz önüne alınarak iyileĢtirilmesi,
olumlu ast-üst iliĢkileri ve arkadaĢlık iliĢkileri
oluĢturularak gece varidyalarında motivasyonu arttırma yollarına baĢvurulmalıdır. Diğer bir
motivasyon unsuru ise gece vardiyasına kalan iĢçilere ayrımcılık oluĢturmayacak Ģekilde
tatmin edici ek ücretin sağlanmasıdır. Ayrıca, hem iĢçilere verilen sorumluluğun çalıĢanlar
üzerinde stres ve eylemsizlik yaratmasını önlemek ve onları motive etmek, hem de sistemin
çalıĢanlar üzerinde yarattığı psikolojik etkileri yok etmek amacı ile çalıĢanlara eğitimler
verilmelidir. Vardiya değiĢimleri sırasında çalıĢanların arasında etkin bilgi akıĢının
sağlanması için iletiĢimin arttırılması hem bireysel hem de örgütsel bazda kiĢilere ve Ģirkete
fayda sağlayacaktır. Gece vardiyaları sırasında uyanıklığı sağlamak amacı ile biyolojik ritmin
düĢtüğü saatlerde molalar çoğaltılmalı, mümkünse çalıĢanlara “Ģekerleme” adı verilen uyku
molaları sağlanmalı ve çok fazla olmamamak kaydı ile kahve kullanımına izin verilmelidir.
Uyku açıcı ilaçların ise gelecekte sağlık problemlerine yol açtığından dolayı çalıĢanlar
tarafında alınmaması uyarılarında bulunulmalıdır. Bunun yanı sıra alıĢılmıĢ aydınlatma
düzeyinin üzerinde ıĢık kullanarak melatonin hormonunun salgılanması geciktirilebilir ve
uygun ses düzeyinde müzik yayınları yapılarak kiĢilerin vücut dinamikleri ayakta tutulabilir..
Ayrıca, gece vardiyasında çalıĢan iĢçilerin enerji gereksinimlerini karĢılamak amacı ile
9
sindirim kolaylığı sağlayacak besinlerin verilmesi ve bu amaçla da sindirim rahatsızlıklarını
en alt düzeye indirilmesi sağlanmalıdır.
3. Sonuçlar ve Değerlendirmeler: Yaptığımız araĢtırma sonucunda çoklu vardiya sisteminin
bireysel ve örgütsel bazdaki sorunları ve bu sorunları meydana getiren etmenler ele alınmıĢtır.
ġirketler hem bünyelerinde çalıĢtırdıkları kiĢilerin hayat standartlarını ve çalıĢma
performanslarını en çoklamak, hem de Ģirketin örgütsel anlamdaki performansını en çoklamak
için ergonomik yatırımlar ve düzenlemelerden kaçınmamalı, aksine bu yatırm ve
düzenlemelerin geri dönüĢünün hem bireysel hem de örgütsel bazda katlanarak elde edileceği
bilincine sahip olmalıdırlar. KiĢilerin performanslarının düĢüklüklerinin nedenleri
araĢtırılırken ilkin Ģirketin ergonomi alanında neler yaptığının araĢtırılması gerekir. Aksi
taktirde uygun olmayan koĢullar altında çalıĢan iĢçilerin bireysel performansları hakkında
doğru yorumlar yapılamaz.
Yapılan çalıĢma literatür taraması ile yapılan farklı çalıĢmalarının sonuçlarını harmanlayarak
en uygun vardiya sisteminin gereklililiklerini ortaya koymuĢtur. Bu çalıĢma kapsamında
yapılan anket çalıĢması bu konu hakkında yapılacak diğer çalıĢmalarda daha büyük bir
örneklem grubuna yapılarak daha net sonuçlar elde edilebir.
4. Kaynaklar:
Akerstedt, T., 1998. Shift work and disturbed sleep/wakefulness, Sleep Medicine Reviews, 2,
117-128.
Akerstedt, T. and Landström, U., 1998. Work place countermeasures of night shift fatigue,
International Journal of Industrial Ergonomics, 21, 167-178.
Baker, A., Roach, G., Ferguson, S. and Dawson, D., 2004. Shift work experience and the
value of time, Ergonomics, 47, 307-317.
Bougrine, S., Mollard R., Ignazi G. and Cablentz, A., 1998. Days off and bright light:
Effects of adaptation to night work, International Journal of Industrial
Ergonomics, 21, 187-198.
Cavolla A., Ris M. D. and Succop P., 2003. The night float paradigm to decrease sleep
deprivation: good solution or a new problem, Ergonomics, 46, 653-663.
Eransal, Y.C., 1993. Vardiya çalıĢmasının ergonomik tasarımı, Doktora Tezi, Ġ.T.Ü. Fen
Bilimleri Enstitüsü, Ġstanbul.
Fletcher, A. and Dawson, D., 2001. Field-based validations of a work-related fatigue model
based on hours work, Transportation Research, F4, 75-88.
Gillberg, M., Kecklund, G., Göransson, B. and Akerstedt, T., 2003. Operator performance
and signs of sleepiness during day and night work in a simulated thermal
power plant, International Journal of Industrial Ergonomics, 31, 101-109.
Ġncir, G., 1998. Çoklu Vardiya Sisteminin Ergonomik Tasarımı, MPM, Ankara.
Ġncir, G., 1998. Çoklu vardiya çalıĢmasının yol açtığı örgütsel sorunlar, Verimlilik Dergisi, 3,
53-68.
Ġncir, G., 1998. Vardiya çalıĢması ve kronobiyolojik araĢtırmalar, Verimlilik Dergisi, 1, 5972.
Kimençe, T., 2002. Vardiya çalıĢmasının zihinsel performans üzerindeki etkisinin
arĢtırılması, Yüksek Lisans Tezi, Ġ.T.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Ġstanbul.
Lamond, N., Dorrian, J., Burgess, H.J., Holmes, A.L., Roach, G.D., McCulloch, K.,
Fletcher, A. and Dawson, D., 2004. Adaptation of performance during a week
of simulated night work, Ergonomics, 47, 154-165.
Porcu, S., Bellatreccia, A., Ferrara, M. and Casagrande, M., 1998. Sleepiness, alertness
and performance during a laboratory simulation of an acute shift of the wakesleep cycle, Ergonomics, 41, 1192-1202.
10
Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ HUKUKU VE ERGONOMĠ
Gülsevil ALPAGUT
Ġ.Ü. Hukuk Fakültesi, ĠĢ ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı
ÖZET
Multidisipliner bir sistem olan ergonominin önemli bir boyutunu ĠĢ Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği
Hukuku oluĢturur. 4857 sayılı yeni ĠĢ Kanunu ile iĢ sağlığı ve iĢ güvenliği alanında oldukça
kapsamlı hukuki düzenlemeler getirilmiĢ, önemli değiĢiklikler gerçekleĢtirilmiĢtir.
Düzenlemelerde esas itibariyle AB mevzuatı temel alınmıĢ ve Yasanın uygulanmasını
sağlamak üzere Yönetmelikler çıkarılmıĢtır. Ancak, kavram olarak “ergonomi” hukuki
metinlerde sınırlı bir yer tutmaktadır.
ĠĢ sağlığı ve iĢ güvenliği ile ilgili Yönetmeliklerin temel özelliği genel ve soyut nitelikte
olmalarıdır. 1475 sayılı ĠĢ Kanunu döneminden farklı olarak önlemlerin kazuistik olarak
sayılmaması yeni eğilimlere uygun çağdaĢ bir yöntem olarak değerlendirilmekte ise de,
mesleki standartların henüz yerleĢmediği ülkemizde uygulama güçlüklerini de beraberinde
getirecektir. Nitekim, “gerekli önlemler alınacaktır” Ģeklinde genel nitelikli soyut
yükümlülüklerin getirilmesi, ancak bu yükümlülüklerin içeriğinin belirlenmemesi, iĢyerlerinin
% 99‟unun küçük ve orta ölçekli iĢyeri niteliğine sahip bir ortamda ciddi bir eksiklik olarak
değerlendirilmelidir.
ĠĢ sağlığı ve iĢ güvenliğinin bir baĢka boyutunu iĢ kazası ve meslek hastalıklarının sigorta
hukukundaki yeri oluĢturur. Meslek hastalıklarının tespiti bakımından Sosyal Sigortalar
Sağlık ĠĢlemleri Tüzüğü‟ne ekli liste mevcuttur. Ancak 1972 tarihli listenin değiĢen teknoloji
ve tıp biliminin verileri karĢısında yeniden alınması gereği tartıĢmasızdır.ĠĢ kazası veya
meslek hastalığı, iĢverenin iĢ sağlığı ve iĢ güvenliği ile ilgili önlemlere uymaması nedeni ile
meydana gelirse, iĢveren Sosyal Sigortalar Kurumuna ve iĢçiye karĢı hukuki bakımdan
sorumlu bulunduğu gibi, cezai sorumluluğu da mevcuttur.
Sonuç olarak; hukuki düzenlemelerin esas itibariyle AB mevzuatı ile uyumlu olduğu, ancak
mesleki standartların oluĢturulması gerektiği ve sorunun uygulama ile denetim noktasında
yoğunlaĢtığı gözlenmektedir.
Anahtar Sözcükler: ĠĢ sağlığı ve güvenliği, ergonomi, iĢ kazası ve meslek hastalıkları, iĢ
ekipmanları, kiĢisel koruyucu donanımlar
I. Genel Olarak
ÇalıĢma koĢullarının, iĢ araç ve gereçlerinin insana uydurulmasını ifade eden ergonomi, iĢ
veriminin artırılmasına hizmet ettiği gibi, iĢçinin sağlıklı bir ortamda çalıĢmasını hedefler.
GeniĢ anlamda ele alındığında ergonomi; iĢyerindeki iĢ sağlığı ve güvenliği ile ilgili tüm
çalıĢma koĢullarıyla bağlantılıdır . ĠĢyeri ortamının gürültü seviyesi, aydınlatma, ısıtma,
kullanılan alet ve araçların insana uyumunun yanı sıra, çalıĢma saatlerinin, fazla çalıĢmaların,
ara dinlenmelerinin sağlıklı bir çalıĢma ortamı oluĢturacak Ģekilde düzenlenmesi ergonominin
içeriğine dahildir.
11
Ergonominin iĢçi ve sonuçta toplum bakımından önemi kuĢkusuz ĠĢ Sağlığı ve Güvenliğinin
sağlanmasıdır. Multidisipliner bir sistem olan ergonomi; bir yandan endüstriyel tasarımı, diğer
yandan tıp bilimini, iĢ sağlığı ve güvenliği hukukunu ilgilendirir. ĠĢ sağlığı ve güvenliği
hukuku iĢçilerin sağlıklarının ve güvenliklerinin korunması için alınması gereken önlemleri
belirler. Bu bağlamda hukuki düzenlemeler; çalıĢma ortamının, iĢyerindeki çevresel Ģartların
ergonomik olarak Ģekillendirilmesi için uyulması zorunlu emredici hukuk kurallarını içerir.
ĠĢçinin maruz kalabileceği en yüksek gürültü seviyesinin tespiti tıp bilimince belirlenir, insan
sağlığına zararlı gürültünün önlenebilmesi için gerekli teknik sistemin oluĢturulması
mühendislik biliminin alanına dahildir. Tüm bunların toplumda uyulması zorunlu hukuki
düzenlemeler olarak Ģekillendirilmesi ise, hukukun görevidir. ĠĢ sağlığı ve iĢ güvenliği bir
anlamda iĢ kazası ve meslek hastalıklarının ortaya çıkmasından önce koruma amacına hizmet
eden sistem bütünü ve iĢ sağlığı iĢ güvenliği hukuku da bunun esaslarını belirleyen hukuk
dalıdır. Ergonominin iĢ sağlığı ve güvenliği ile bir diğer bağlantı noktası; iĢ kazaları ve
meslek hastalıkları ve hukuki sonuçlarıdır. Ergonomik olmayan iĢ ve iĢyeri koĢulları
nedeniyle iĢçinin iĢ kazasına uğraması veya meslek hastalığına yakalanması durumunda;
iĢçilere sağlık ve parasal yardımların yapılması, iĢverenlerin iĢçiye ve kuruma karĢı
sorumlulukları konunun bir diğer hukuki boyutunu oluĢturur. Dolayısıyla hukuk; bir yandan
önleme diğer yandan tazmin iĢlevi ve hedefi ile sistemde yer alır.
II. 4857 Sayılı ĠĢ Yasası Çerçevesinde ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği
10 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı ĠĢ Yasası iĢ sağlığı iĢ güvenliği
alanında önemli yenilikler içermektedir. Yasanın tümünde olduğu gibi, bu alanda da Avrupa
Birliği‟nin hukuki düzenlemeleri temel alınmıĢ ve yine Yasanın uygulanmasını sağlamak
üzere Yönetmelikler çıkarılmıĢtır(1).
ĠĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin hükümlere genel olarak bakıldığında Ģu özellikler ortaya
çıkmaktadır. Yasa kapsamlı bir iĢ sağlığı ve güvenliği sistemi öngörmüĢtür. Sistemin
uygulanmasında iĢverenin yükümlülüklerinin yanı sıra, iĢçilerin katılımı benimsenmiĢtir. Bu
bağlamda dıĢ denetim yanında iç denetim de ön plana çıkarılmıĢ ve nihayet sisteme uzman
kiĢiler dahil edilmiĢtir. Sistem risk değerlendirmesi, iĢyerlerinin risk gruplarına ayrılması gibi
yeni kavramlar içermekte, dolayısıyla çok daha profesyonel bir yaklaĢımla uzman kiĢilerin
katılımını öngören bir yapı oluĢturmaktadır (2). Amaç sürekli iyileĢtirme ve iĢyerlerinde genel
bir önleme politikasının geliĢtirilmesi ve yerleĢtirilmesidir.
Yasanın beĢinci Bölümü 77. vd. maddeler iĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin hükümler
içermektedir. Yasanın 77. maddesine göre; “iĢverenler iĢyerlerinde iĢ sağlığı ve güvenliğinin
sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak,
iĢçiler de iĢ sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
ĠĢverenler iĢyerinde alınan iĢ sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını
denetlemek, iĢçileri karĢı karĢıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal
hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iĢ sağlığı ve güvenliği eğitimini
vermek zorundadırlar. “
Bu bağlamda iĢverenin;
 iĢ sağlığı ve iĢ güvenliği önlemi almak
 önlemlere uyulup uyulmadığını denetlemek
 iĢçileri bilgilendirmek ve eğitmek yükümlülüklerinin bulunduğu görülmektedir.
12
Yukarıda da belirtildiği gibi, yasada iĢ sağlığı ve güvenliği konusunun iĢyerlerinde
profesyonel bir yaklaĢımla ele alınması gereği dikkate alınmıĢ ve bu konudaki iĢyeri
örgütlenmesi düzenlenerek, sisteme uzman kiĢiler dahil edilmiĢtir.
ĠĢK. mad. 80 uyarınca; sanayiden sayılan devamlı olarak en az elli iĢçi çalıĢtıran ve altı aydan
fazla sürekli iĢlerin yapıldığı iĢyerlerinde her iĢveren bir iĢ sağlığı ve güvenliği kurulu
kurmakla yükümlüdür.ĠĢK. mad. 81‟e göre; devamlı olarak en az elli iĢçi çalıĢtıran iĢverenler
iĢyerindeki iĢçi sayısına ve iĢin tehlike derecesine göre bir veya daha fazla iĢyeri hekimi
çalıĢtırmak ve bir iĢyeri sağlık birimi oluĢturmakla yükümlüdür. ĠĢK. mad. 82 hükmü
uyarınca; iĢverenler “sanayiden sayılan, devamlı olarak en az elli iĢçi çalıĢtıran ve altı aydan
fazla sürekli iĢlerin yapıldığı iĢyerleri” nde bir veya birden fazla mühendis veya teknik eleman
görevlendirmek zorundadır.
Özellikle iĢ sağlığı ve güvenliği konusundaki iĢyeri örgütlenmesine bakıldığında; iĢ sağlığı ve
güvenliği kurulu oluĢturulması, mühendis veya teknik eleman ile iĢyeri hekimi çalıĢtırma
zorunluluğunun 50 ve daha fazla iĢçi çalıĢtıran iĢyerleri bakımından getirildiği görülmektedir
(3). Ülkemizde mevcut iĢyeri profilini % 99 civarında küçük ve orta ölçekli iĢyerlerinin
oluĢturduğu, iĢ kazalarının % 73‟ünün yine küçük ve orta ölçekli iĢyerlerinde ortaya çıktığı
dikkate alındığında 50 iĢçi ölçütünün gerçekçi olmadığı belirtilmelidir. Yine iĢyerlerinde risk
analizi, iĢçilerin uzman kiĢilerce eğitimi, gibi yeni kavram ve tedbirler kuĢkusuz önemli
adımlar niteliğindedir. Ancak, büyük oranda kobi‟lerden oluĢan ve görevli teknik bir elemanın
dahi bulunmadığı iĢyerlerinde etkin bir uygulamanın gerçekleĢtirilebilmesi güçtür.
III. ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği ile Ġlgili Yönetmeliklerde Ergonominin Yeri
ĠĢ Kanununun 73 vd. maddelerine dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde ergonomi, genel ve
geniĢ anlamı ile değil, iĢçilerin eğitimi, iĢ ekipmanları ve kiĢisel koruyucu donanım ile ilgili
olarak ele alınmıĢtır. Ancak, yönetmeliklerin hemen her alanı kapsadığı dikkate alındığında,
içerik olarak ergonominin mevzuatta her yönüyle yer aldığı söylenmelidir.
Doğrudan ergonomi kavramına yer verilen düzenlemelere bakıldığında; öncelikle iĢverenlerin
eğitim yükümü ile bağlantılı olarak konunun ele alındığı görülmektedir. “ÇalıĢanların ĠĢ
Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” de (4)
iĢverenin iĢçiye eğitim verme yükümü, iĢçilerin bu eğitime katılma zorunluluğu ve eğitimin
konuları belirtilmiĢtir. Yönetmeliğin 11. maddesine göre; eğitim konuları iĢyerinin faaliyet
alanına göre, maddede öngörülen veya benzeri konulardan seçilecektir. Maddede “ergonomi”
de eğitim verilecek konulardan sayılmıĢtır. Belirtmek gerekir ki, madde hükmü bizzat
iĢyerinin faaliyet alanını dikkate alarak iĢverene eğitim konularını seçim hakkı verdiğinden
tüm iĢverenler bakımından ergonomi konusunda eğitim verme yükümünün bulunduğundan
söz edilemez. Ancak, iĢverenin örneğin ergonomi konusunda eğitim gereğinin bulunmadığını
düĢünmesi ve eğitimi baĢka konularda yoğunlaĢtırması, ileride meydana gelecek iĢ kazası ve
meslek hastalığından sorumlu tutulmasında etkide bulunmaz. Eğer kaza veya hastalığın
ergonomi eğitiminin verilmeyiĢi nedeni ile ortaya çıktığı tespit edilebiliyorsa, iĢveren gerek
iĢçi gerekse kuruma karĢı sorumlu tutulabilecektir.
Ergonomiye kavram olarak yer verilen bir diğer düzenleme; “ĠĢ Ekipmanlarının
Kullanımında Sağlık ve Güvenlik ġartları Yönetmeliği” (5) dir. Yönetmeliğin amacı
“iĢyerinde iĢ araç ve gereçlerinin kullanımı ile ilgili sağlık ve güvenlik yönünden uyulması
gereken asgari Ģartları belirlemektir” (mad.1).Yönetmelikte iĢverenin yükümlülükleri
belirtilmiĢtir. Buna göre iĢveren; iĢyerinde kullanılacak iĢ ekipmanının yapılacak iĢe uygun
13
olması ve bu ekipmanın iĢçilerin sağlık ve güvenliğine zarar vermemesi için tüm tedbirleri
alacak, iĢ ekipmanını seçerken iĢyerindeki özel çalıĢma Ģartlarını, sağlık ve güvenlik
yönünden tehlikeleri göz önünde bulundurarak bu ekipmanın kullanımının ek bir tehlike
oluĢturmamasına dikkat edecek, iĢ ekipmanının çalıĢanların sağlık ve güvenliği yönünden
tamamen tehlikesiz olması sağlanamıyorsa, riski en aza indirecek uygun önlemleri alacaktır.
KuĢkusuz iĢ ekipmanının sağlık ve güvenlik koĢullarına uygun olması ergonomik olmasını
ifade eder.
Yönetmeliğin “ĠĢ sağlığı ve Ergonomi” baĢlığını taĢıyan 9. maddesine göre; “ Asgari sağlık ve
güvenlik gereklerinin uygulanmasında, iĢçilerin iĢ ekipmanı kullanımı sırasındaki duruĢ
pozisyonları ve çalıĢma Ģekilleri ile ergonomi prensipleri iĢverence tam olarak dikkate
alınacaktır”. Yönetmelikte iĢ ekipmanları ve bunların kullanımına iliĢkin olarak iĢçilerin
bilgilendirilmesi, iĢçilerin eğitimi, iĢçilerin görüĢlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması
hususlarına da yer verilmiĢtir.
Ergonominin ele alındığı bir diğer Yönetmelik; “KiĢisel Koruyucu Donanımların
ĠĢyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik” (6) dir. Yönetmeliğin amacı;
“iĢyerindeki risklerin önlenmesinin veya yeterli derecede azaltılmasının, teknik tedbirlere
dayalı toplu koruma ya da iĢ organizasyonu veya çalıĢma yöntemleri ile sağlanamadığı
durumlarda, kullanılacak kiĢisel koruyucuların özellikleri, temini, kullanımı ve diğer
hususlarla ilgili usul ve esasları belirmektir”.
KiĢisel koruyucu donanım, risklerin toplu korumayı sağlayacak teknik önlemlerle veya iĢ
organizasyonu ve çalıĢma yöntemleriyle önlenemediği veya tam olarak sınırlandırılamadığı
durumlarda kullanılır (mad. 5). Yönetmelikte kiĢisel koruyucu donanımların Yönetmelik
hükümlerine uygun olması gerektiği belirtildikten sonra; donanımların, kullanan iĢçinin sağlık
durumuna ve ergonomik gereksinimlerine uygun olacağı hükmüne yer verilmiĢtir (mad.6).
“KiĢisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği” nde (7); kiĢisel koruyucu donanımların imalatı,
ithalatı, dağıtımı, piyasaya arzı, hizmete sunumu ve denetimi ile üçüncü Ģahısların can ve mal
güvenliğinin tehlikelere karĢı korunmasına iliĢkin usul ve esaslar düzenlenmiĢtir (mad.1).
Yönetmelik hükümleri kiĢisel koruyucu donanımlarda standardizasyonun sağlanması
bakımından önemlidir. UyumlandırılmıĢ Avrupa Standardı, UyumlandırılmıĢ Ulusal Standart,
AT uygunluk beyanı, AT tip inceleme belgesi, CE uygunluk iĢareti vasıtası ile sağlık ve
güvenlik risklerine karĢı koruyucu donanımlarda bulunması gerekli özelliklerin sağlanması
hedeflenmiĢtir. Üretim öncesi ve sonrası etkin bir denetim mekanizması ile standartlara
uygunluğun belgelendirilmesi gereği, iĢyerinde ergonominin sağlanması bakımından önemli
adımlardır.
Yönetmelik ekinde kiĢisel koruyucu donanımlarda bulunması gereken özellikler
düzenlenirken; tasarım prensipleri altında ergonomi‟ye yer verilmiĢ, kiĢisel koruyucu
donanımın tehlike içeren iĢ yapılırken, öngörülebilen koĢullarda ve amaçlanan doğrultuda
kullanımı sırasında kullanıcıyı en yüksek düzeyde koruyacak Ģekilde tasarlanarak imal
edilmesi gerektiği belirtilmiĢtir (Ek-II,1).Yine, tehlike alanlarına göre yapılan sınıflandırmalar
vasıtasıyla kiĢisel donanımların nitelikleri ve sahip olması gereken tasarım özellikleri
düzenlenmiĢtir.
“Elle TaĢıma ĠĢleri Yönetmeliği” (8) yine ergonomi ile doğrudan iliĢkilidir. Yönetmelikte
elle taĢıma iĢi; “olumsuz ergonomik koĢullar ve nitelikleri bakımından iĢçilerin bel ve sırt
incinmelerine neden olabilecek yüklerin, bir veya daha fazla iĢçi tarafından elle veya beden
14
gücü kullanılarak kaldırılması, indirilmesi, itilmesi, çekilmesi, baĢka bir yere götürülmesi
veya hareket ettirilmesi gibi iĢlerin yapılması veya bu iĢlerin yapılması için fiziki olarak
destek olunması” Ģeklinde tanımlanmıĢtır.
Yönetmelikte iĢverenin yükümlülükleri düzenlenmiĢ, iĢ ve iĢin yapıldığı yerin sağlık ve
güvenlik bakımından organizasyonu, iĢçilerin eğitimi ve bilgilendirilmesi, iĢçilerin
görüĢlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması konularına yer verilmiĢtir. Yine,
yönetmelik Ek 1‟de yükle ilgili risk faktörleri, Ek 2‟de ise, bireysel risk faktörleri
düzenlenmiĢtir. Yükle ilgili risk faktörleri; yükün niteliğine örneğin; ağır veya büyük olması
halinde sırt ve bel incinmesine yol açabileceği; iĢin çok yorucu olması, mutlaka vücudun
bükülmesi ile yapılabilmesi durumunda yine sırt ve bel incinmelerine neden olabileceği,
çalıĢma ortamının yeterli geniĢlik veya yükseklikte olmaması durumunda sırt incinmelerinin
ortaya çıkabileceği, yetersiz ara ve dinlenme süresinin bel ve sırt incinmesini oluĢturabileceği
gibi; gerekli fiziksel güç, çalıĢma ortamı ve iĢin gereklerinden kaynaklanan risklere iĢaret
edilmiĢtir. Ek 2‟de düzenlenen bireysel risk faktörleri ise; kiĢinin fiziksel yapısının uygun
olmaması, uygun olmayan giysi, ayakkabı veya diğer kiĢisel eĢyalar kullanması, yeterli ve
uygun bilgi ve eğitime sahip olmaması halleridir.
Yönetmeliğin 5. maddesine göre; ĠĢveren, yüklerin elle taĢınmasına gerek duyulmayacak
Ģekilde, iĢ organizasyonu yapmak ve yükün uygun yöntemlerle, özellikle mekanik sistemler
kullanılarak taĢınmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Yükün elle
taĢınmasının kaçınılmaz olduğu durumlarda, yönetmelik Ek 1‟de belirtilen risk faktörlerini
dikkate alarak elle taĢımadan kaynaklanan bu riskleri azaltmak için uygun yöntemler
kullanılmasını sağlayacak ve gerekli düzenlemeleri yapacaktır.
Yönetmeliklerle ilgili kısa bir değerlendirme yapıldığında; öncelikle yönetmeliklerin büyük
çoğunluğunun AB Yönergelerinin tercümesi niteliğinde olduğu görülmektedir. Uyum süreci,
Türkiye‟nin ulusal program çerçevesinde taahhütleri Yönergelerin iç hukuka aktarılmasını bir
zorunluluk olarak ortaya çıkarmıĢtır. Ancak, yönergelerin iç hukuka doğrudan tercüme
biçiminde aktarılıĢı aynı zamanda bir takım uygulama sorunlarını da beraberinde
getirmektedir. Bunlardan ilki; yönetmelik hükümlerinin soyut hükümler niteliğinde oluĢudur.
“ĠĢveren gerekli önlemleri alacaktır”, “…uygun boyutlarda olacaktır”, “…yeterli
dayanıklılıkta olacaktır” gibi düzenlemelerin içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu
noktada yönetmelik hükümleri ile benimsenen yöntem Türk Hukuku bakımından yenidir.
1475 sayılı Kanun döneminde konuya iliĢkin Tüzüklerin oldukça ayrıntılı olması karĢısında
bugün yaĢanan sorun; hangi önlemlerin alınması, iĢyeri koĢullarının nasıl oluĢturulması
gerektiğidir.
Her bir risk alanı için alınması gereken önlemlerin hukuki düzenlemelerde ayrıntılı sayılıp
sayılmaması bir tercih sorunudur. ÇalıĢma Bakanlığınca; yönetmeliklerin ayrıntılı olarak
oluĢturulmayıĢının gerekçesi olarak; geliĢen teknoloji ile birlikte alınması gereken önlemlerin
de sürekli değiĢtiği, bu nedenle genel esasları tespit etmenin çağdaĢ bir yaklaĢım olduğu
belirtilmektedir (9). Ancak; batılı anlamda iĢ sağlığı ve güvenliği bilinci yerleĢmemiĢ, büyük
ölçüde kobi‟lerden oluĢan, mesleki standartların belirlenmediği ülkemiz Ģartlarında iĢveren,
yargıç, bilirkiĢi ve hatta teftiĢ ile görevli elemanların bir takım zorluklar yaĢaması
kaçınılmazdır.
Sorunun çözümü öncelikle; sürekli ve değiĢen koĢullara göre her risk alanında alınması
gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerinin tespiti ve bu konuda standartların oluĢturulmasını
gerektirmektedir. Standartların oluĢturulmasında en ideal çözüm, bağımsız bilim kurullarınca
15
yapılacak tespitlerdir. Yine, Bakanlık bünyesinde onaylanmak suretiyle yürürlüğe girecek
listeler, sendika ve konfederasyonların bu konuda yapacakları çalıĢmalar önem taĢıyacaktır.
IV. Sosyal Sigortalar Kanunu ve Ġlgili Mevzuat Ġçerisinde Ergonomi
Ergonomi ilk planda meslek hastalığı ile ilgili olarak ortaya çıkmakta ise de, iĢ kazaları
bakımından da önem taĢımaktadır. Ergonomik olmayan bir iĢ ekipmanı veya kiĢisel donanım
iĢ kazasının oluĢmasına imkan verebilecektir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 11. maddesinde iĢ kazası ve meslek hastalığı
tanımlanmıĢtır. Buna göre; iĢ kazası aĢağıdaki hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve
sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.
- sigortalının iĢyerinde bulunduğu sırada,
-iĢveren tarafından yürütülmekte olan iĢ dolayısıyla,
-Sigortalının, iĢveren tarafından görev ile baĢka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl
iĢini yapmaksızın geçen zamanlarda,
-emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
-sigortalıların, iĢverence sağlanan bir taĢıtla iĢin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp
getirilmeleri sırasında.
Meslek hastalığı, sigortalının çalıĢtırıldığı iĢin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya iĢin
yürütüm Ģartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza
halleridir.
Sosyal Sigortalar Kanunu anlamında meslek hastalığından söz edebilmek için; hastalık veya
sakatlığın yürütülen iĢin sonucu olarak ortaya çıkması, uzun bir zaman parçası içinde
meydana gelmesi, hastalığın Sosyal Sigorta Sağlık ĠĢlemleri Tüzüğünde1 ve bu Tüzüğe ekli
Meslek hastalıkları listesinde adının bulunması ayrıca listede belirtilen süre içinde ortaya
çıkmıĢ olması ve hastalığın sağlık kurulu raporu ile saptanması gerekir (SSSĠT mad. 64).
Sosyal Sigorta Sağlık ĠĢlemleri Tüzüğü Bakanlar Kurulunun 26.05.1972 gün ve 7/4496 sayılı
kararıyla yürürlüğe konulmuĢtur. Buna bağlı meslek hastalıkları listesi, önce 12.11.1978 tarih
ve 7/16989 sayılı Kararname ile (RG. 23.3.1979), son olarak da 31.5.1985 tarih ve 85/9529
sayılı Kararname ile değiĢikliğe uğramıĢtır (RG. 3.7.1985, 18800).
Ülkemizde bir hastalığın meslek hastalığı olup olmadığının belirlenmesi hususunda karma bir
sistem benimsenmiĢtir. Bu sistem uyarınca; sigortalıda tüzüğe bağlı listede adı bulunan bir
hastalık tespit edildiği takdirde bu hastalığın görülen iĢin niteliğinden veya yürütüm
Ģartlarından ileri geldiği sabit olacak ve artık o iĢçiden o hastalığın meslek hastalığı olmasını
ispat etmesi istenmeyecektir. Sigortalının uğradığı hastalık meslek hastalıkları listesinde yer
almamasına rağmen onun meslek hastalığı olduğu ileri sürülebilir. SSK mad. 11/son hükmüne
göre; “bu kanuna göre tespit edilmiĢ olan hastalıklar listesi dıĢında herhangi bir hastalığın
meslek hastalığı sayılıp sayılmaması üzerinde çıkabilecek uyuĢmazlıklar Sosyal Sigortalar
Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır”.
Bir hastalığın meslek hastalığı sayılması için listede adının bulunması da yeterli değildir.
Bunun yanı sıra, hastalığın iĢçi iĢte çalıĢmaya baĢladıktan itibaren belirli bir zaman
506 sayılı Yasanın 18. maddesinde, 4958 sayılı Yasa ile yapılan değiĢiklik sonucu; Sosyal Sigorta Sağlık
ĠĢlemleri Yönetmeliği‟nin çıkarılması öngörülmüĢse de, henüz bu yönetmelik çıkarılmamıĢtır.
1
16
geçmesinden sonra ortaya çıkması da gereklidir. Meslek hastalığı, iĢçinin iĢten ayrılmasından
sonra da ortaya çıkabilir. Ancak bu olasılıkta da, sigortalının eski iĢinden fiilen ayrılmasıyla
hastalığın meydana çıkması arasında geçen sürenin, sözkonusu Tüzükte o hastalık için
belirtilmiĢ süreden daha uzun olmaması gerekir (SSK. mad. 18/II). Ancak meslek hastalığının
klinik ve laboratuar bulgularıyla kesinleĢtiği hallerde, yükümlülük süresi aĢılmıĢ olsa bile,
sözkonusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı
sayılabilir. Meslek hastalığının ortaya çıkabilmesi için gerekli süreye yükümlülük süresi
denir (SSSĠT mad. 64/son). Tüzüğe ekli meslek hastalıkları listesinde çeĢitli hastalıklar için
belirlenmiĢ yükümlülük süreleri 3 gün ila 15 yıl arasında değiĢmektedir (10).
Meslek hastalıkları; Tüzüğün değiĢik 64. maddesinde ve meslek Hastalıkları Listesinde beĢ
grupta toplanmıĢtır. Bunlar A. Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları B. Mesleki Cilt
Hastalıkları, C. Pnömokonyozlar ve diğer mesleki solunum sistemi hastalıkları, D. Mesleki
bulaĢıcı hastalıklar, E. Fizik etkenlerle olan meslek hastalıklarıdır.
Belirtmek gerekir ki, meslek hastalıkları listesinin eski tarihli oluĢu bugün için en önemli
eleĢtiri noktalarından birini oluĢturmaktadır. 1972 tarihli listenin aradan geçen süre içerisinde
hem iĢyeri çalıĢma ortamının özellikle endüstrileĢme, makine yapısı ve biçiminde meydana
gelen büyük değiĢiklikler ve hem de tıp alanındaki sürekli geliĢmeler karĢısında
güncellenmesi gereği açıktır.Yasal sistem meslek hastalığı listesinde yer almayan bir
hastalığın meslek hastalığı olduğunun kanıtlanabilmesine imkan vermekte ise de, en azından
mevcut yükümlülük süreleri dahi olması gerekenin altında veya üzerinde kalabilecektir.
ĠĢ kazası ve meslek hastalıklarının Sosyal Sigortalar Kanunu bakımından hükümleri iĢçinin
sağlık yardımları ve parasal yardımlardan yararlanmasıdır. Sağlık yardımları; sigortalıyı
doktora muayene ettirme, teĢhis için gerekli klinik ve laboratuar muayenelerini yaptırma,
gerekiyorsa sağlık kurumlarına yatırma ve her türlü tedaviyi yaptırma, tedavi süresince
gerekli ilaç ve iyileĢtirme araçlarını sağlama, protez araç ve gereçlerinin sağlanması,
takılması, onarılması ve yenilenmesi, tedavi için sigortalının yurt içinde baĢka yere veya
yabancı ülkeye gönderilmesi, kurumun dinlenme evlerine yatırılma, yeniden iĢe
alıĢtırmadır.Parasal yardımlar ise; geçici ve sürekli iĢ göremezlik ödenekleridir.
ĠĢ kazası meslek hastalığının önemli bir hukuki boyutu iĢverenin kuruma karĢı
sorumluluğudur. Sigortalının iĢ kazasına uğraması ya da meslek hastalığına yakalanması
halinde SSKurumu sigortalıya sağlık yardımı ve parasal yardım yapar. Ancak belirli
koĢulların varlığı halinde, kurum yaptığı harcamaları iĢverenden geri isteme hakkına sahiptir.
SSK mad. 26 uyarınca; “iĢ kazası veya meslek hastalığı, iĢverenin kastı veya iĢçilerin
sağlığını koruma ve iĢ güvenliği ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç
sayılabilir bir hareketi sonucu olmuĢsa, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan
veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarı ile gelir bağlanırsa bu
gelirlerin 22 nci maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı
sigortalı veya hak sahibi kimselerin iĢverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak
üzere Kurumca iĢverene ödettirilir”.
Bu bağlamda; iĢverenin iĢ sağlığı iĢ güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi;
bu arada çalıĢma ortamının ergonomik olmayıĢından kaynaklanan iĢ kazası ve meslek
hastalıklarında kuruma karĢı sorumluluğu bulunmaktadır. Yine iĢveren sigortalının kurumca
karĢılanmayan zararından sorumludur.
17
V. Değerlendirme ve Sonuç
Türkiye‟de 2004 yılında 83.830 iĢ kazası, 384 meslek hastalığı meydana gelmiĢtir.
Kaybedilen iĢ günü sayısı 1.983.410 dur. Bu rakamlara kayıtdıĢı çalıĢan iĢçiler dahil değildir.
Türkiye bakımından iĢ kazası sayısında bir önceki yıla göre artıĢ gözlenmekle birlikte, meslek
hastalıkları sayısında yıllar itibariyle azalma gözlenmektedir. Ancak azalma, meslek
hastalığının olmamasından değil, çoğu kez tespit edilememesinden kaynaklanmaktadır.
Meslek hastalıkları sayısının genelde ülkenin geliĢmiĢlik düzeyi ile paralel olarak % 0,4 ile %
0,12 arasında olduğu dikkate alındığında, saptayamadığımız 20.000-60.000 civarında meslek
hastalığının varlığı kabul edilmelidir (11). Nitekim, ortaya çıkıĢ koĢulları gereği iĢ kazasının
tespiti kolaydır. Hukuki uyuĢmazlıklar da büyük ölçüde iĢ kazalarından kaynaklanmaktadır.
SSK istatistiklerine bakıldığında ; örneğin 2004 yılında E grubuna dahil 6 meslek hastalığının
tespit olunduğu görülmektedir. E grubu “fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları” na
iliĢkindir. Ġstatistikte yer alan sonuçların gerçeği ne derecede yansıttığı tartıĢmalıdır.
Meslek hastalığı yapılan iĢin sonucu olarak doğrudan ortaya çıktığında örneğin- sürekli taĢıma
iĢini yapanlar bakımından kemik rahatsızlıklarının ortaya çıkmasında olduğu gibi- hastalığın
meslek hastalığı olduğunun tespiti daha kolay olmaktadır. Ancak, oturulan sandalyenin veya
çalıĢılan tezgahın ergonomik olmaması nedeniyle iĢçinin hastalanması durumunda tespit
güçleĢmektedir. Bunun nedenleri; öncelikle bu yönde bir bilincin yerleĢmemiĢ olması, iĢçinin
kendisinin dahi ergonomik bir çalıĢma ortamı hakkında bilgisiz olması, hastalığın çoğu kez
iĢten ayrıldıktan sonra ortaya çıkabilmesi ve iĢyeri ortamının bu süre zarfında değiĢebilmesi,
dolayısıyla gerek SSKurumu gerekse yargı aĢamasında mahkemelerce durumun sağlıklı bir
değerlendirme yapılamamasıdır. Bu bağlamda; esasen konunun çok yönlü ele alınması
zorunluluğu kendisini bir kez daha göstermektedir. Yasal düzenlemeler bu gün için çağdaĢ
düzeydedir. Ancak mesleki standartların en kısa zamanda ortaya konması gereklidir. Bunun
dıĢında denetim önemli bir eksiklik olarak ortaya çıkmaktadır. ÇalıĢma Bakanlığı denetim
görevini gereği gibi yerine getirememektedir. Nihayet; üretim süreci, endüstriyel tasarım ve
üretimde standartların yerleĢmesi konunun önemli bir ayağını oluĢturmaktadır.
KAYNAKLAR
1. 4857 sayılı Yasanın konuya iliĢkin hükümleri ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Süzek, S., ĠĢ
Hukuku, 2. Bası, Ġstanbul 2005, 661; Cılga, E, ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatındaki
DeğiĢiklikler ve ĠĢveren Yükümlülükleri Semineri, TĠSK- PERYÖN, Ankara 2004, 23 vd
2. Alpagut, G., ĠĢ Sağlığı ĠĢ Güvenliği ve ĠĢverenin Yükümlülükleri, AB Perspektifinde ĠĢ
Sağlığı ve Güvenliği Uygulamaları, Ankara 2005, 22
3. Ekmekçi, Ö., 4857 Sayılı ĠĢ Kanunu‟na Göre ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Konusunda ĠĢyeri
Örgütlenmesi, Ġstanbul 2005
4. RG. T. 07.04.2004, RG. No:25426
5. RG. T. 11.02.2004, RG. No:25370
6. RG. T. 11.02.2004, RG. No:25370
7. RG. T. 09.02.2004, RG. No:25368
8. RG. T. 11.02.2004, RG. No. 25370
9. Güven, R., AB Perspektifinde ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Uygulamaları, Ankara 2005, 48 vd.
10.Tuncay, A.C., Ekmekçi, Ö., Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, 11. Bası, Ġstanbul 2005,
280; Güzel, A., Okur, A.R., Sosyal Güvenlik Hukuku, 10. Bası, Ġstanbul 2004, 240 vd.
11. Karadağ, Ö.K., ĠĢ Sağlığı Bilim Uzmanı, Türk Tabipleri Birliği Mesleki Sağlık ve
Güvenlik Dergisi, S.11, Temmuz 2002
18
KADINLARIN EVDE Ġġ KOLAYLAġTIRMA YÖNTEMLERĠNE ĠLĠġKĠN
GÖRÜġLERĠ VE BU YÖNTEMLERĠ KULLANMA DURUMLARI
Nurten ÇEKAL*
Pamukkale Üniversitesi, Denizli Meslek Yüksekokulu
Ġktisadi ve Ġdari Programlar Bölümü
ÖZET
Bu çalıĢma Denizli kent merkezinde yaĢayan çalıĢan ve çalıĢmayan evli kadınların evle ilgili iĢ
kolaylaĢtırma yöntemlerine iliĢkin görüĢlerini ve bu yöntemleri kullanma durumlarını belirlemek
amacı ile planlanmıĢ ve yürütülmüĢtür. AraĢtırma kapsamına rasgele örnekleme yöntemi ile 126
çalıĢan ve 136 çalıĢmayan olmak üzere toplam 262 evli kadın dahil edilmiĢtir. Kadınların evde iĢ
kolaylaĢtırma yöntemlerine iliĢkin görüĢleri ve iĢ kolaylaĢtırma yöntemlerine çalıĢma durumunun
etkisi t testi, yaĢın ve öğrenim durumunun etkisi ise varyans analizi ile araĢtırılmıĢtır. AraĢtırma
bulguları dikkate alınarak kadınların evde iĢ kolaylaĢtırma yöntemlerine iliĢkin önerilerde
bulunulmuĢtur.
Anahtar Sözcükler: ĠĢ kolaylaĢtırma, ev iĢleri
GĠRĠġ
Evde bir ücret karĢılığı yapılamayan üretim faaliyetleri ev iĢlerini oluĢturur. Ev iĢleri, ailenin
fonksiyonunu yerine getirebilmesi ve bireylerin refahının sağlanabilmesi için gereklidir (Deacon and
Firebaugh 1981). Günümüzde yemek hazırlama, çamaĢır yıkama, temizlik, çocuk bakımı gibi ev iĢi
olarak adlandırılan pek çok hizmet ve faaliyet kadın tarafından gerçekleĢtirilmektedir. Düzenli ve
mutlu bir aile yaĢamının sürdürülmesinde önemli rol oynayan ev iĢlerinin gerçekleĢtirilmesinde de
temel sorumluluk kadına ait olmakta ve kadınların çoğunluğu ev iĢlerine bağımlı olmaktadır. Dolayısı
ile kadın ev dıĢında para getiren bir iĢte çalıĢsa da, diğer mesleği olan ev kadınlığını sürdürmektedir
(Terzioğlu 1988).
Ev iĢlerinin yürütülmesinde materyal kaynaklar kadar zaman, fiziksel kapasite ve zihinsel yetenek gibi
insansal kaynaklarda önemli rol oynar. Bireyin iĢe karĢı olan ilgi ve tutumu iĢ hakkındaki bilgi ve
becerisi ,iĢ için gereken zaman ile o iĢ için ayrılan zamanın uygunluğu iĢi kolaylaĢtırır (Kundak 1973).
ĠĢ kolaylaĢtırma, evle ilgili iĢlerin daha etkili yollarla, süratli ve güçlük çekilmeden yapılabilmesi ve
iĢin daha kolay yapılma yollarının geliĢtirilmesi olarak tanımlanabilir. Evle ilgili iĢlerde özellikle
insansal ve materyal kaynakların optimum kombinasyonu iĢleri büyük ölçüde kolaylaĢtırır
(Fitzsimmons et al 1953). ĠĢ kolaylaĢtırma, iĢi yaparken insan gücünden ve kullanılan materyal
kaynaklardan maksimum düzeyde yararlanma yolları ile iĢi yapan bireylerin en uygun koĢullar altında,
minimum düzeyde enerji harcayarak çalıĢmasını sağlayacak fiziksel çevre koĢullarını ve olanaklarını
araĢtıran bir bilim dalıdır (Nickell and Dorsey 1952).
Ev iĢlerini yapan kimseler iĢlerin daha kolay yapılmasını arzu ederler. Ev iĢlerini kolaylaĢtırmada ilk
adım her iĢe iliĢkin tutumların belirlenmesi ve iĢin doğru yapılıp yapılmadığının araĢtırılmasıdır. Bu
nedenle iĢ; niçin yapılıyor, nasıl yapılıyor, iĢ daha az zaman ve çaba harcayarak yapılabilir mi, çalıĢma
yeri ve araç gereçler yeniden düzenlenerek daha uygun bir çalıĢma ortamı sağlanabilir mi, iĢin
yürütülmesi için daha uygun ekipmanlar kullanılabilir mi gibi soruların cevaplandırılması gerekir.
Bu soruların cevaplanması genellikle bir sonraki adım için yol gösterir, gerekli düzenlemelerin
yapılması ise mevcut yöntemin değerini artırır.Hiç kimse iĢin yapımı ile ilgili bazı sonuçları görmeden
mevcut alıĢkanlıklarını değiĢtirmeyi istemez. Bu nedenle yeni bir yöntemin davranıĢa dönüĢtürülmesi
oldukça güç olmaktadır.ĠĢin yapım yöntemlerinin düzeltilmesi ve yeni yöntemin yararlarının fark
*
[email protected]
19
edilmesi, yorgunluğu ve harcanan zamanı azaltarak faaliyetin kolaylıkla planlanmasını ve daha verimli
yürütülmesini sağlayabilir (Nickell and Dorsey1952).
MATERYAL VE YÖNTEM
Bu araĢtırma Denizli kentsel kesimde çalıĢan ve çalıĢmayan kadınların iĢ kolaylaĢtırma yöntemlerine
iliĢkin görüĢleri ve bu yöntemleri kullanma durumlarını belirlemek amacı ile planlanmıĢ ve
yürütülmüĢtür. AraĢtırma kapsamına herhangi bir kamu kurumunda çalıĢan ve ev dıĢında hiçbir
kurumda çalıĢmayan evli kadınlar tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiĢ ve 126 çalıĢan 136
çalıĢmayan olmak üzere toplam 262 evli kadın alınmıĢtır. AraĢtırma ile ilgili veriler anket formu ile
kadınlar ile yüz yüze görüĢülerek toplanmıĢtır. Kadınların evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırma
yöntemlerine iliĢkin görüĢleri kesinlikle katılıyorum ve kesinlikle katılmıyorum arasındaki 5'li
derecelendirme ile yapılmıĢtır. Puanlama cevabın doğruluk durumuna göre 5'den 1'e veya 1'den 5'e
Ģeklinde değerlendirilmiĢtir. Kadınların iĢ kolaylaĢtırma yöntemlerini kullanma durumlarına göre evet
3 puan, bazen 2 puan, hayır 1 puan olarak değerlendirilmiĢtir. Puanlama cevabın doğruluk durumuna
göre 3'den 1'e ve 1'den 3'e Ģeklinde değerlendirilmiĢtir .Elde edilen veriler SPSS 11.00 Ġstatistik
programında değerlendirilmiĢtir. Kadınların evde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemlere iliĢkin görüĢleri ve iĢ
kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma durumlarına çalıĢma durumunun etkisi (t testi) ile, yaĢın ve
öğrenim durumunun etkisi ise (varyans analizi) ile araĢtırılmıĢtır.
ARAġTIRMA SONUÇLARI
Kadınlara yönelik genel bilgiler
AraĢtırma kapsamına alınan kadınların yaĢları 19-68 arasında değiĢmekte olup ortalama yaĢları
34±8.35‟tir. Üniversite mezunu olan kadınların oranı %34.7, lise mezunu ve ilkokul mezunu olanların
oranları birbirine eĢittir (%26.3). Kadınların %12.6‟sı ise ortaokul mezunudur. Kadınların evlilik
süreleri 1-48 yıl arasında değiĢmekte olup ortalama evlilik süreleri 12.5±8.99‟dur. Deneklerin %48.1'i
herhangi bir kamu kurumunda çalıĢmakta, %51.9'u ise ev kadınıdır.
ÇalıĢan ve çalıĢmayan kadınların iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma durumları
ÇalıĢan kadınlarda “yeni ürünü denemeden reddedenlerin (t= -1.353 F=7.106 p<0.01)”,
“sonuçlarından emin olmasa bile yeni fikirlere açık olanların (t=3.669 F=4.555 p<0.05)”, “iĢi adımlara
bölenlerin (t=3.672 F=5.325 p<0.05)”, “yeni yemekleri piĢirme yöntemlerini denemeye çalıĢanların
(t=2.865 F=21.623 p<0.01)”, “arkadaĢları yada yakınları ile iĢ kolaylaĢtırma yöntemlerini tartıĢanların
(t=2.302 F=8.159 p<0.01)”, “piyasaya çıkan ürünleri (t=2.313 F=12.321 p<0.01)” ve “ürün ve
malzemeler konusundaki değiĢiklikleri izleyenlerin (t=3.500 F=24.860 p<0.01)” oranlarının
çalıĢmayan kadınlardan daha yüksek olduğu ve farklılığın istatistiksel olarak da önemli bulunduğu
belirlenmiĢtir. Ütüleme sırasında ütü masası (t=2.806 F=35.655 p<0.01), buharlı veya pres ütü (t=2.314 F=22.998 p<0.01) kullanma bakımından çalıĢan ve çalıĢmayan kadınlar arasındaki farklılık
istatistiksel olarak önemli bulunmuĢtur. ÇalıĢan kadınların bu tip iĢ kolaylaĢtırıcı materyalleri daha
fazla kullandıkları belirlenmiĢtir.
Çizelge 1. ÇalıĢan ve çalıĢmayan kadınların evle ilgili iĢlere yönelik iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri
kullanma durumu iliĢkisi (t testi)
Evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma
X
t
F
p
durumları
Yeni bir ürünü hiç denemeden reddeder misiniz ?
Sonuçlarından emin olmasınız bile yeni fikirlere açık mısınız ?
Önerilen yöntemleri acil durumlar dıĢında da kullanır mısınız ?
ĠĢi adımlara böler misiniz ?
Bazı iĢlem basamaklarını/ adımları atlar ya da bazılarını birleĢtirir
misiniz ?
Yeni yemekleri ve piĢirme yöntemlerini öğrenmeye çalıĢır mısınız ?
20
2.0894
2.1942
2.5610
2.2518
2.3089
2.0144
2.6260
2.3309
2.3902
2.2806
2.7154
-1,353
7.106
.008*
3.669
4.555
.034*
3.312
2.265
.133
3.672
5.325
.022*
1.297
.013
.911
2.865
21.623
.000**
Evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma
durumları
Ürün ve malzemeler konusundaki değiĢiklikleri izler misiniz?
ArkadaĢlarınız ve yakınlarınızla iĢ kolaylaĢtırma konularını tartıĢır
mısınız ?
Piyasaya çıkan yeni ürünleri izler misiniz ?
ĠĢ yaparken her iki elinizi birlikte kullanır mısınız ?
GidiĢ-geliĢi önlemek için tepsi, sini veya servis arabası kullanır
mısınız ?
Kirli kapları eviyenin sağında mı depoluyorsunuz ?
Ütüleme sırasında ütü masası kullanıyor musunuz ?
Ütülemede buharlı veya pres ütü kullanıyor musunuz ?
ÇamaĢırları asarken, çamaĢır sepetini yüksek bir obje üzerine
yerleĢtirir misiniz ?
Ev temizliğini yaparken elektrikli süpürgenin kol uzunluğu ve/ veya
fırçanın boyu eğilmeyi önleyecek kadar uzun mu ?
X
2.4892
2.6585
2.3597
2.6260
2.4317
2.5122
2.3094
2.7805
2.8273
2.5772
2.6978
2.2602
2.1007
2.9350
2.7842
2.9024
2.7626
2.3171
2.3237
2.7561
2.7698
t
F
p
3.500
24.860
.000**
2.302
8.159
.005*
2.313
12.321
.001**
-.769
1.770
.185
-1.438
2.571
.110
1.412
.853
.357
2.806
35.655
.000**
2.314
22.998
.000**
-.069
.604
,.438
-.175
,076
,783
*p < 0.05 ** p < 0.01
Kadınların iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma durumları üzerine yaĢın etkisi
Kadınların yeni bir ürünü kullanmadan reddetme durumu üzerine yaĢın etkisi istatistiksel olarak
önemli bulunmuĢtur. Buna göre 46 yaĢ ve daha üzeri yaĢ grubundaki kadınlar ile diğer yaĢ
gruplarındaki kadınlar arasındaki farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmuĢtur (F=5.490 p<0.01).
Yeni ürünleri deneyen kadınların oranının 46 yaĢ ve daha üst yaĢ grubunda diğer yaĢ gruplarındaki
kadınlardan daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir. Bazı iĢlem basamaklarını atlama yada bazılarını
birleĢtirme durumu üzerine yaĢın etkisinin istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiĢtir. Bazı iĢlem
basamaklarını / adımları atlamayan yada birleĢtirmeyen kadınların oranının 26-35 yaĢ grubunda 25 yaĢ
ve daha genç gruba göre daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir (F=3.775 p<0.05). Yeni yemekleri piĢirme
yöntemlerini öğrenmeye çalıĢma bakımından 46 yaĢ ve daha üst yaĢ grubundaki kadınların oranın
diğer yaĢ grubundaki kadınlara kıyasla daha düĢük olduğu belirlenmiĢ olup bu farklılık istatistiksel
olarak önemli bulunmuĢtur (F=6.018 p<0.01). Kadınların arkadaĢları ve yakınları ile iĢ kolaylaĢtırma
konularını tartıĢma durumları üzerine yaĢın etkisinin istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiĢtir
(F=3.275 p< 0.05). Buna göre 26-35 yaĢ grubundakilerin 46 yaĢ ve daha üst yaĢ grubundaki
kadınlardan arkadaĢları ve yakınları ile iĢ kolaylaĢtırma konusunda daha fazla tartıĢtıkları
belirlenmiĢtir. Piyasada çıkan yeni ürünleri izleme üzerine yaĢın etkisi istatistiksel olarak önemli
bulunmuĢtur (F=5.674 p< 0.01). Piyasada çıkan yeni ürünleri takip edenlerin oranının 46 yaĢ ve daha
üst yaĢ grubundaki kadınlarda 25 yaĢ ve daha genç ve 26-35 yaĢ grubundaki kadınlardan daha düĢük
olduğu belirlenmiĢtir.
Çizelge 2. Kadınların iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma durumları üzerine - yaĢın etkisi (Oneway
ANOVA)
Evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma Kareler F
p
Scheffe
durumları
toplamı
Yeni bir ürünü hiç denemeden reddeder misiniz ?
6.192
5.490
.001
Sonuçlarından emin olmasınız bile yeni fikirlere açık mısınız ?
1.491
1.024
.383
Önerilen yöntemleri acil durumlar dıĢında da kullanır mısınız ?
1.154
.716
.543
ĠĢi adımlara böler misiniz ?
3.216
2.469
.062
21
1-4, 2-4, 3-4
Evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma Kareler F
durumları
toplamı
p
Scheffe
Bazı iĢlem basamaklarını/ adımları atlar ya da bazılarını
birleĢtirir misiniz ?
5.134
3.775
.011
1-2
Yeni yemekleri ve piĢirme yöntemlerini öğrenmeye çalıĢır
mısınız ?
7.136
6.018
.001
1-4, 2-4, 3-4
Ürün ve malzemeler konusundaki değiĢiklikleri izler misiniz ?
1.154
.774
.510
ArkadaĢlarınız ve yakınlarınızla iĢ kolaylaĢtırma konularını
tartıĢır mısınız ?
4.525
3.275
.022
2-4
Piyasaya çıkan yeni ürünleri izler misiniz ?
8.239
5.674
.001
1-4, 2-4
.513
.705
.705
1.506
14.075
1.075
Kirli kapları eviyenin sağında mı depoluyorsunuz ?
.875
.335
.335
Ütüleme sırasında ütü masası kullanıyor musunuz ?
1.453
2.549
.056
Ütülemede buharlı ve pres ütü kullanıyor musunuz ?
.959
1.324
.267
ÇamaĢırları asarken, çamaĢır sepetini yüksek bir obje üzerine
yerleĢtirir misiniz ?
1.664
.921
.431
Ev temizliğini yaparken elektrikli süpürgenin kol uzunluğu ve/
veya fırçanın boyu eğilmeyi önleyecek kadar uzun mu ?
.558
.467
.706
ĠĢ yaparken her iki elinizi birlikte kullanır mısınız ?
GidiĢ-geliĢi önlemek için tepsi, sini veya servis arabası kullanır
mısınız ?
YaĢ grubu= 1: ≤25, 2:26-35, 3: 36-45, 4: 46≥ Sd=3
Kadınların iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma durumları üzerine öğrenimin etkisi
“Sonuçlarından emin olmasanız bile yeni fikirlere açık mısınız ?” sorusuna evet diyenlerin oranının
ortaokul mezunu kadınlarda üniversite mezunu kadınlara oranla daha yüksek olduğu belirlenmiĢ olup
bu farklılığın istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıĢtır (F=2.908 p<0.05). “Önerilen yöntemleri
acil durumlar dışında da kullanma” üzerine öğrenimin etkili olduğu belirlenmiĢtir. Üniversite mezunu
ve lise mezunlarının önerilen yöntemleri acil durumlar dıĢında ortaokul mezunu kadınlardan daha
fazla kullandıkları belirlenmiĢtir (F=7.302 p<0.01). “İşi adımlara bölme” durumu üzerine öğrenimin
etkisinin önemli olduğu (F=10.746 p<0.01), üniversite mezunu ve lise mezunu kadınların ilkokul
mezunu kadınlara göre iĢi daha fazla adımlara böldükleri belirlenmiĢtir. Üniversite ve lise mezunu
kadınların yeni yemekleri piĢirme yöntemlerini ilkokul mezunu kadınlara kıyasla daha fazla
öğrenmeye çalıĢtıkları belirlenmiĢ olup bu farklılık anlamlıdır (F=10.871 p<0.01). Ortaokul ve lise
mezunu kadınların ürün ve malzemeleri ilkokul mezunu kadınlara oranla daha fazla izledikleri
belirlenmiĢtir (F=7.954 p<0.01). Ġlkokul mezunu kadınların “arkadaşları ve yakınları ile iş
kolaylaştırma yöntemlerini tartışma” oranının ortaokul, lise ve üniversite mezunu kadınlardan daha
düĢük olduğu ve bu farklılığın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiĢtir (F=7.551 p<0.01).
Piyasaya çıkan yeni ürünleri izleme üzerine öğrenim durumunun etkisi istatistiksel olarak önemli
bulunmuĢtur. Lise ve üniversite mezunu kadınların yeni çıkan ürünleri izleme oranları ilkokul mezunu
kadınlara göre daha yüksektir (F=10.874 p< 0.01).
Çizelge 3. Kadınların iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma durumları üzerine öğrenimin etkisi
(Oneway ANOVA)
Evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma Kareler F
p
Scheffe
durumları
toplamı
Yeni bir ürünü hiç denemeden reddeder misiniz ?
.583
.409
.746
Sonuçlarından emin olmasanız bile yeni fikirlere açık mısınız ?
4.144
2.908
.035
2-4
Önerilen yöntemleri acil durumlar dıĢında da kullanır mısınız ?
10.948
7.302
.000
2-3,2-4
22
Evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemleri kullanma Kareler F
durumları
toplamı
ĠĢi adımlara böler misiniz ?
p
Scheffe
12.802
10.746
.000
Bazı iĢlem basamaklarını/ adımları atlar ya da bazılarını
birleĢtirir misiniz ?
4.295
3.135
.026
Yeni yemekleri ve piĢirme yöntemlerini öğrenmeye çalıĢır
mısınız ?
12.245
10.871
.000
1-3,1-4
Ürün ve malzemeler konusundaki değiĢiklikleri izler misiniz ?
10.963
7.954
.000
1-2,1-3
9.957
7.551
.000 1-2,1-3,1-4
14.942
10.874
.000
ĠĢ yaparken her iki elinizi birlikte kullanır mısınız ?
.934
1.292
.278
GidiĢ-geliĢi önlemek için tepsi, sini veya servis arabası kullanır
mısınız ?
.304
.215
.886
Kirli kapları eviyenin sağında mı depoluyorsunuz ?
5,685
2.221
.086
Ütüleme sırasında ütü masası kullanıyor musunuz ?
1,877
3.321
.020
Ütülemede buharlı ve pres ütü kullanıyor musunuz ?
.701
.963
.411
ÇamaĢırları asarken, çamaĢır sepetini yüksek bir obje üzerine
yerleĢtirir misiniz ?
1.038
.572
.634
Ev temizliğini yaparken elektrikli süpürgenin kol uzunluğu ve/
veya fırçanın boyu eğilmeyi önleyecek kadar uzun mu?
.360
.301
.825
ArkadaĢlarınız ve yakınlarınızla iĢ kolaylaĢtırma konularını
tartıĢır mısınız ?
Piyasaya çıkan yeni ürünleri izler misiniz ?
1-3,1-4
1-3,1-4
Öğrenim durumu= 1: Ġlkokul, 2: Ortaokul, 3:Lise, 4:Üniversite / Yüksekokul Sd=3 *p < 0.05 ** p < 0.01
Kadınların evle ilgili iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemlere iliĢkin görüĢleri
Kadınların ''Bireyin potansiyeli arttıkça iĢ verimi de artar'' (t=2.555 F=.4.548 p<0.05), ''Kullanılan
araç -gereçler ve çalıĢma alanları değiĢtirilerek ya da yeniden düzenlenerek iĢ kolaylaĢtırılabilir''
(t=2.210 F=12.937 p<0.05), ''ĠĢin yapılmasındaki adımlar/iĢlem basamakları değiĢtirilerek iĢ
kolaylaĢtırılabilir'' (t=2.777 F=9.925 p<0.01), ''Verimlilik artıĢı bireyden çok kullanılan aracın
niteliğine bağlıdır‟‟'(t=3.01 F=1.546 p<0.01)ifadelerinde çalıĢan ve çalıĢmayan kadınlar arasındaki
farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmuĢtur. Bu ifadelerde çalıĢan kadınlarının ortalamalarının ev
kadınlarından daha yüksek olduğu, ''Evle Ġlgili iĢlerde alıĢılagelmiĢ yöntemlerin değiĢtirilmesi zordur''
(t=-2.883 F=.008 p<0.01), ''Araçla yapılan iĢ araçsız yapılana oranla daha iyi sonuç verir '' (t=-4.624
F=21.013 p<0.01), ''Vücut duruĢu, hareketlerin sayısı ve çeĢidi değiĢtirilerek iĢ kolaylaĢtırılabilir''(t=4.148 F=31.029 P< 0.01) ifadelerinde ise ev kadınlarının ortalamalarının çalıĢan kadınlardan daha
yüksek olduğu ve bunun da istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiĢtir.
Çizelge 4. ÇalıĢan ve çalıĢmayan kadınların evle ilgili iĢ kolaylaĢtırma yöntemlerine iliĢkin görüĢleri
(t testi)
Evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemlere iliĢkin görüĢler X
t
F
p
Evle ilgili iĢler rutin faaliyetler olup, planlama yapmayı gerektirmez.
Bireyin potansiyeli arttıkça iĢ verimi de artar.
Sevilen iĢlerde verim, sevilmeyenlerden daha yüksektir.
ĠĢ yaparken eğilip kalkma ve yüksek bir yere eriĢmede daha fazla
enerji tüketilir.
ĠĢin planlı bir Ģekilde yapılması yorgunluğu ve iĢ verimini etkilemez.
Oturarak yapılan faaliyetler, ayakta durarak yapılanlara göre daha
23
2.8963
3.0000
4.5159
4.2426
4.5079
4.6176
4.3095
4.1838
3.4048
3.4265
3.0397
-.557
.344
.578
2.555
4.548
.011*
-1.154
2.562
.249
1.022
,029
.308
-.141
4.482
.888
-.414
8.947
.679
Evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemlere iliĢkin görüĢler X
yorucudur.
ĠĢin yapılma Ģekli iĢ verimini ve harcanan zamanı etkilemez.
Zihinsel güç ve planlama yapmayı gerektiren iĢler, diğerlerine göre
daha az yorucudur.
Verimlilik artıĢı bireyden çok kullanılan aracın niteliğine bağlıdır.
Evle ilgili iĢlerde alıĢılagelmiĢ yöntemlerin değiĢtirilmesi zordur.
Araçla yapılan iĢ araçsız yapılana oranla daha iyi sonuç verir.
ĠĢin nasıl yapılacağının bilinmesi bireye zaman kazandırır.
Vücut duruĢu, hareketlerin sayısı ve çeĢidi değiĢtirilerek iĢ
kolaylaĢtırılabilir.
Kullanılan araç- gereçler ve çalıĢma alanları değiĢtirilerek ya da
yeniden düzenlenerek iĢ kolaylaĢtırılabilir.
ĠĢin yapılmasındaki adımlar / iĢlem basamakları değiĢtirilerek iĢ
kolaylaĢtırılabilir.
Son üründe/ çıktıda değiĢiklik yapmak iĢi kolaylaĢtırabilir.
ĠĢin yapımında kullanılan materyal değiĢtirilerek iĢ kolaylaĢtırılabilir.
Verimlilik artıĢı eğitimle ilgili değildir.
3.1029
3.6429
3.5882
3.1587
3.0737
2.4762
2.0221
3.4762
3.9044
3.7698
4.3971
4.5714
4.3971
1.9048
2.4412
4.0556
3.7574
4.0714
3.7574
3.4444
3.2941
3.8492
3.8015
3.2540
2.9265
t
F
p
,373
.567
.709
.506
12.529
.613
3.01
1.546
.002*
-2.883
.008
.004*
-4.624
21.013
.000**
1.652
2.848
.100
-4.148
31.029
.000**
2.210
12.937
.028
2.777
9.925
.006**
1.129
4.510
.260
.399
.054
.690
.100
1.787
0.075
Sd=1 *p < 0.05 ** p < 0.01
Kadınların evle ilgili iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemlerine iliĢkin görüĢlerine öğrenimin etkisi
''Evle ilgili işlerde alışılagelmiş yöntemlerin değiştirilmesi zordur'' ,ifadesine kesinlikle katılanların
oranlarının ilköğrenimli ve ortaöğrenimli kadınlarda lise ve üniversite, mezunu kadınlara kıyasla daha
yüksek olduğu ve bu farklılığın da istatistiksel olarak önemli bulunduğu belirlenmiĢtir. (F=13,027 p<
0.01). ''Araçla yapılan iş araçsız yapılana oranla daha iyi sonuç verir'' ifadesine kesinlikle katılan
kadınların oranının ilkokul mezunu kadınlarda üniversite mezunu kadınlardan daha yüksek olduğu
saptanmıĢtır (F=4.850 p<0.01).
“Vücut duruşu, hareketlerin sayısı ve çeşidi değiştirilerek iş kolaylaştırılabilir” ifadesine kesinlikle
katılanların oranının lise ve üniversite mezunu kadınlarda ilkokul mezunu kadınlara oranla daha
yüksek olduğu ve bu farklılığın istatistiksel olarak anlamlı bulunduğu belirlenmiĢtir (F=6.561 p<0.01).
''Kullanılan araç gereçler ve çalışma alanları değiştirilerek yada yeniden düzenlenerek iş
kolaylaştırılabilir' (F=7.634 p< 0.01)”, ''işin yapılmasındaki adımlar / işlem basamakları değiştirilerek
iş kolaylaştırılabilir (F= 6.364 p< 0.01)” ifadelerine kesinlikle katılanların ve katılanların oranlarının
lise ve üniversite mezunu kadınlarda ilkokul mezunu kadınlara oranla daha yüksek bulunduğu
belirlenmiĢtir. “Verimlilik artışı eğitimle ilgili değildir (F=10.401 p< 0.01)” ifadesine kesinlikle
katılanların oranının ilkokul mezunu kadınlarda ortaokul, lise ve üniversite mezunu kadınlara kıyasla
daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir.
Çizelge 5. Kadınların evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemlere iliĢkin görüĢleri üzerine öğrenimin
etkisi (Oneway ANOVA)
Evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemlere Kareler F
p
Scheffe
iliĢkin görüĢler
toplamı
Evle ilgili iĢler rutin faaliyetler olup, planlama yapmayı
gerektirmez
Bireyin potansiyeli arttıkça iĢ verimi de artar.
24
20.435
3.116
0.027
4.367
1.926
.126
Evle ilgili iĢlerde iĢ kolaylaĢtırıcı yöntemlere Kareler F
iliĢkin görüĢler
toplamı
Sevilen iĢlerde verim, sevilmeyenlerden daha yüksektir.
ĠĢ yaparken eğilip kalkma ve yüksek bir yere eriĢmede
daha fazla enerji tüketilir.
ĠĢin planlı bir Ģekilde yapılması yorgunluğu ve iĢ
verimini etkilemez.
Oturarak yapılan faaliyetler, ayakta durarak yapılanlara
göre daha yorucudur.
ĠĢin yapılma Ģekli iĢ verimini ve harcanan zamanı
etkilemez.
p
Scheffe
.665
.372
.773
4.069
1.376
.250
14.944
3.289
0.021
4.634
1.014
.387
10.856
2.643
0.050
Zihinsel güç ve planlama yapmayı gerektiren iĢler,
diğerlerine göre daha az yorucudur.
9.024
1.639
.181
Verimlilik artıĢı bireyden çok kullanılan aracın niteliğine
bağlıdır.
4.435
.995
.396
Evle ilgili iĢlerde alıĢılagelmiĢ yöntemlerin değiĢtirilmesi
zordur.
50.933
13.027
.000**
1-3, 1-4, 2-3, 2-4
Araçla yapılan iĢ araçsız yapılana oranla daha iyi sonuç
verir.
ĠĢin nasıl yapılacağının bilinmesi bireye zaman
kazandırır.
18.077
4.850
.003**
1-4
4.113
1.888
.132
Vücut duruĢu, hareketlerin sayısı ve çeĢidi değiĢtirilerek
iĢ kolaylaĢtırılabilir
21.493
6.561
.000**
1-3, 1-4
Kullanılan araçdeğiĢtirilerek ya
kolaylaĢtırılabilir.
25.725
7.634
.000**
1-3, 1-4
16.165
6.364
.000**
1-3, 1-4
iĢi
5.664
1.665
.175
ĠĢin yapımında kullanılan materyal değiĢtirilerek iĢ
kolaylaĢtırılabilir.
.906
.320
.811
62.378
10.401
.000**
gereçler ve
da yeniden
ĠĢin yapılmasındaki adımlar /
değiĢtirilerek iĢ kolaylaĢtırılabilir
Son
üründe/
kolaylaĢtırabilir
çıktıda
çalıĢma alanları
düzenlenerek iĢ
iĢlem
değiĢiklik
basamakları
yapmak
Verimlilik artıĢı eğitimle ilgili değildir.
1-2, 1-3, 1-4
Öğrenim durumu= 1: Ġlkokul, 2: Ortaokul, 3:Lise, 4:Üniversite / Yüksekokul Sd=3
SONUÇ VE ÖNERĠLER
AraĢtırma sonuçları çalıĢan kadınlarda, iĢi adımlara bölen, sonuçlarından emin olmasa bile yeni
fikirlere açık olan, ürün ve malzemeler konusundaki değiĢiklikleri izleyen, piyasaya çıkan yeni
ürünleri takip eden, yeni yemekleri piĢirme yöntemlerini denemeye çalıĢan ve arkadaĢları yada
yakınları ile iĢ kolaylaĢtırma yöntemlerini tartıĢanların oranlarının çalıĢmayan kadınlardan daha
yüksek olduğunu ortaya koymuĢtur.Bu durum çalıĢan kadınların yenilikleri çalıĢmayan kadınlara
kıyasla daha fazla takip ettikleri sonucunu ortaya koymuĢtur.
Yeni ürünleri denemeden reddetmeyenlerin oranı 46 yaĢ ve daha üst yaĢ grubundaki kadınlarda diğer
yaĢ gruplarındaki kadınlardan daha yüksek iken, yeni yemekleri piĢirme yöntemlerini öğrenmeye
çalıĢma, piyasada çıkan yeni ürünleri takip etme ve arkadaĢları ya da yakınları ile iĢ kolaylaĢtırma
konularını tartıĢma bakımından ise 46 yaĢ ve daha üst yaĢ grubundaki kadınların oranının diğer yaĢ
grubundaki kadınlara kıyasla daha düĢük olduğu belirlenmiĢtir.
Üniversite ve lise mezunu kadınların diğer öğrenim grubundaki kadınlara kıyasla önerilen yöntemleri
acil durumlar dıĢında da daha fazla kullanmakta olduğu ve iĢi adımlara böldüğü, yeni yemekleri
piĢirme yöntemlerini öğrenmeye çalıĢtıkları ve piyasaya çıkan ürünleri daha fazla takip ettikleri
25
araĢtırma sonucunda ortaya konmuĢtur. Ġlkokul mezunu kadınların ise arkadaĢları veya yakınları ile iĢ
kolaylaĢtırıcı yöntemleri diğer öğrenim grubundaki kadınlardan daha az tartıĢtıkları belirlenmiĢtir.
Kadınların ''Bireyin potansiyeli arttıkça iĢ verimi de artar'' , ''Kullanılan araç -gereçler ve çalıĢma
alanları değiĢtirilerek ya da yeniden düzenlenerek iĢ kolaylaĢtırılabilir'', ''ĠĢin yapılmasındaki
adımlar/iĢlem basamakları değiĢtirilerek iĢ kolaylaĢtırılabilir'', ''Verimlilik artıĢı bireyden çok
kullanılan aracın niteliğine bağlıdır'' ifadelerinde çalıĢan ve çalıĢmayan kadınlar arasındaki farklılık
istatistiksel olarak önemli bulunmuĢtur. Bu ifadelerde çalıĢan kadınlarının ortalamalarının ev
kadınlarından daha yüksek olduğu, ''Evle Ġlgili iĢlerde alıĢılagelmiĢ yöntemlerin değiĢtirilmesi zordur''
, ''Araçla yapılan iĢ araçsız yapılana oranla daha iyi sonuç verir '', ''Vücut duruĢu, hareketlerin sayısı ve
çeĢidi değiĢtirilerek iĢ kolaylaĢtırılabilir'' ifadelerinde ise ev kadınlarının ortalamalarının çalıĢan
kadınlardan daha yüksek olduğu ve bunun da istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiĢtir.
AraĢtırma sonucunda ''evle ilgili işlerde alışılagelmiş yöntemlerin değiştirilmesi zordur'' ifadesine
kesinlikle katılanların oranlarının ilköğrenimli ve ortaöğrenimli kadınlarda lise ve üniversite mezunu
kadınlara oranla daha yüksek olması kadınların yeni yöntemleri benimsemesinde öğrenim durumunun
etkili olduğu ve ilkokul ve ortaokul mezunu kadınların eski alıĢkanlıklarını bırakma ve yeni
yöntemleri benimseme konusunda lise ve üniversite mezunu kadınlara kıyasla daha fazla
zorlandıklarını ortaya koymaktadır. ''Verimlilik artışı eğitimle ilgili değildir'' ifadesine kesinlikle
katılanların oranının ilkokul mezunu kadınlarda ortaokul, lise ve üniversite mezunu kadınlara kıyasla
daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir. Bu durum ilkokul mezunu kadınların eğitim konusunda diğer
öğrenim grubundaki kadınlara kıyasla daha bilinçsiz olduklarını vurgulamaktadır.
Sonuç olarak kadınların yaĢı, çalıĢma durumu ve öğrenim durumu ne olursa olsun ev iĢlerini
kolaylaĢtırmada ilk adım her iĢe iliĢkin tutumların belirlenmesi ve iĢin doğru yapılıp yapılmadığının
araĢtırılmasıdır. Bu nedenle iĢ; niçin yapılıyor, nasıl yapılıyor, iĢ daha az zaman ve çaba harcayarak
yapılabilir mi, çalıĢma yeri ve araç gereçler yeniden düzenlenerek daha uygun bir çalıĢma ortamı
sağlanabilir mi, iĢin yürütülmesi için daha uygun ekipmanlar kullanılabilir mi gibi soruların
cevaplandırılması gerekir. Hiç kimse iĢin yapımı ile ilgili bazı sonuçları görmeden mevcut
alıĢkanlıklarını değiĢtirmek istemez. Bu nedenle yeni bir yöntemin davranıĢa dönüĢtürülmesi oldukça
güç olmaktadır. ĠĢin yapım yöntemlerinin düzeltilmesi ve yeni yöntemin yararlarının fark edilmesi,
yorgunluğu ve harcanan zamanı azaltarak faaliyetin kolaylıkla planlanmasını ve daha verimli
yürütülmesini sağlayabilir (Nickell and Dorsey 1952).
KAYNAKLAR
Deacon, R.E. and Firebaugh, F.M., 1981. Family Resource Management, Principles and
Aplications, Allyn and Bacon, Inc., Boston, 1981.”alınmıştır” Kalınkara, V ve Salman, M.
1996. Evle ilgili iĢlerde çalıĢma yöntemlerinin ve ortam koĢullarının iyileĢtirilmesi: ĠĢ
kolaylaĢtırma. Verimlilik Dergisi, 55-68.
Fitzsimmons, C., Goble, E. and Monhaut, G., 1953. Easy Ways, Purdue University, Extension
Bulletin 391, Agricultural Extension Service, Indiana.
Kalınkara, V., Ersoy, A.F. ve Nazik, H, 1997. Evde iĢ kolaylaĢtırma ve donanım tasarımı. Ulusal Ev
Ekonomisi Kongresi. 6-7 Kasım 1997, Ankara. (s.180-188).
Kalınkara, V. ve Salman, M. 1996. Evle ilgili iĢlerde çalıĢma yöntemlerinin ve ortam koĢullarının
iyileĢtirilmesi: ĠĢ kolaylaĢtırma. Verimlilik Dergisi, 55-68.
Kundak, S., 1973. ĠĢ kolaylaĢtırma, H.Ü.Ev Ekonomisi Yüksekokulu, Ev Ġdaresi ve Aile Ekonomisi
Bölümü, (BasılmamıĢ ders notları).
Nickell, P. and Dorsey, J.M., 1952. Management in Family Living, John Wiley and Sons, Inc., New
York. “alınmıştır” Kalınkara V. ve Salman, M. 1996. Evle ilgili iĢlerde çalıĢma yöntemlerinin
ve ortam koĢullarının iyileĢtirilmesi: ĠĢ kolaylaĢtırma. Verimlilik Dergisi, 55-68.
Terzioğlu, G. 1988.Kadınların evle ilgili günlük faaliyetlerinin değerlendirilmesi. Ev Ekonomi
Dergisi, 4:10-18.
26
EGE ÜNĠVERSĠTESĠ HASTANESĠNDE ÇALIġAN EV ĠDARESĠ PERSONELĠNĠN Ġġ
SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ KONUSUNDAKĠ GÖRÜġLERĠNĠN ĠNCELENMESĠ
Zeynep ÇOPUR*, Berrin ERGÜDER VARLI, Melda AVġAR, Merve ġENBAġ
Hacettepe Üniversitesi Aile ve Tüketici Bilimleri Bölümü
Ege Üniversitesi Hastanesi Öz Örnek Temizlik ġirketi
ÖZET
Hastanedeki alanların temiz ve sağlıklı olmasından sorumlu olan ev idaresi bölümü hastane
için alınan sağlık önlemlerinde önemli role sahiptir. Bu araĢtırma hastanelerde ev idaresi
alanında çalıĢan personelin iĢ sağlığı ve güvenliği konusundaki görüĢlerini belirlemek
amacıyla planlanmıĢ ve yürütülmüĢtür. AraĢtırma kapsamına Ege Üniversitesi Hastanesinde
çalıĢan tüm ev idaresi personeli (n=260) alınmıĢtır. AraĢtırmanın verileri Eylül-Ekim 2005
tarihlerinde toplanmıĢtır.
AraĢtırmaya alınan personelin %50.8‟i kadın, %75.4‟ü ilkokul mezunu, %41.5‟i “30-39” yaĢ
grubundadır. Personelin hizmet yılları 1 ile 15 yıl arasında değiĢmekte olup, ortalama 4.6
yıldır. Personelin %96.9‟u kurum tarafından iĢ elbisesi, %86.1‟i eldiven, %72.3‟ü de iĢ
ayakkabısı sağlandığını belirtmiĢtir. AraĢtırma sonucunda personelin tamamına yakınının
(%95.4) hizmet içi eğitim aldığı, hizmet içi eğitim alanların iĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin
olarak “temizlik yöntemleri” (%88.7), “temizlik maddelerinin kullanımı” %79.4, “kazalardan
korunma” (%68.1), “hijyen” (%65.3), “araç-gereçlerin bakımı ve kullanımı” (%64.5),
“enfeksiyon kontrolü” (%60.5), “ilkyardım” (%37.9) konularında eğitim aldığı saptanmıĢtır.
Personelin iĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin görüĢleri incelendiğinde; en fazla oranda
“Yaptığım iĢlerle ilgili sorumluluklarımın iyi bir Ģekilde tanımlandığını düĢünüyorum”
(%95.4), “Aldığım eğitimleri pratikte kolayca uygulayabiliyorum” (%93.8), “ĠĢimi iyi bir
Ģekilde yapabilmek için gerekli araç, gereç ve donanıma sahibim” (%91.9) ifadelerine, en az
oranda ise, “Kurum tarafından sağlanmıĢ olan yemek salonu, soyunma ve dinlenme odalarını
yeterli buluyorum” (%59.6), “Kurumda iĢ yeri hekimi tarafından verilen sağlık hizmetlerini
yeterli buluyorum” (%64.6) ifadelerine katıldıkları belirlenmiĢtir.
Anahtar Kelimeler: Ev Ġdaresi personeli, iĢ sağlığı ve iĢ güvenliği
1. GiriĢ: Dünyada ve ülkemizde teknolojik geliĢmelere paralel olarak kurumlarda çalıĢanların
sağlığı ve güvenliği ile ilgili birtakım sorunlar ortaya çıkmıĢtır. BaĢlangıçta önemsenmeyen
bu sorunlar iĢ verimini ve kurumu tehlikeye sokmasıyla önem kazanmıĢ ve üzerinde
düĢünülmesi gerekliliği ortaya çıkmıĢtır. ĠĢ güvenliği, çalıĢma hayatında üretimden
kaynaklanan tehlikelerden ve sağlığa zararlı koĢullardan korunmak için yapılan sistemli
çalıĢmaların tümüdür (Sabancı, 2001).
Uluslar arası ÇalıĢma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü uzmanlarına göre “ĠĢ Sağlığı”; bütün
mesleklerde çalıĢanların bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik hallerinin en üstün düzeyde
tutulması, sürdürülmesi ve geliĢtirilmesi çalıĢmalarıdır (Bilir; 1997). ÇalıĢanların ruh ve
beden sağlıklarını iĢyerlerinin olumsuz etkilerinden korumak, iĢ kazaları ve meslek
hastalıklarına karĢı önlem almak onların rahat ve güvenli ortamlarda çalıĢmalarını sağlamak,
iĢçi sağlığı ve iĢ güvenliği çalıĢmalarının ana amacını oluĢturur (Yüksel, 1998).
*
[email protected]
27
ĠĢçi sağlığı ve güvenliği, Kurum Ev Ġdaresinin önemli bir sorumluluk alanıdır. (Çopur, Erkal,
ġafak; 2001). Her kurum çalıĢanlarının da bundan haberdar olduğu yeterli sağlık ve güvenlik
politikasına sahip olmalıdır. Bu politika; eğitim, ekipman ve materyallerin doğru kullanımı,
iĢlerdeki güvenlik yöntemleri, kiĢisel güvenlik, ilkyardım ve enfeksiyon kontrolü gibi
konuları içermelidir (Hatfield, Winter; 1991).
Bu nedenle hizmetleri yürütecek personelin kurum ev idaresi alanında yeterli temel bilgi ve
beceriye sahip olması, personelin sağlık ve güvenlik kuralları ile ilgili konularda eğitilmesi
gerekir. (ġafak, Yertutan, 1992). Ayrıca iĢçi sağlığı ve güvenliği konusunda yeterli bilgi ve
eğitim almıĢ ev idaresi personeli kendi sağlığının ve güvenliğinin korunmasının yanı sıra
kurumun hizmet verdiği kiĢilerin ve çalıĢanların sağlığının ve güvenliğinin de korunmasını
sağlar. Zaten iĢ sağlığı çalıĢmalarının amacı; kurumda bulunan sağlık risklerini etkili bir
Ģekilde kontrol altına alarak çalıĢanlara sağlıklı ve güvenli bir çalıĢma ortamı hazırlamak ve
böylece çalıĢanların sağlığını korumak ve geliĢtirmektir (Çopur, Erkal, ġafak; 2001).
ÇalıĢanların iĢ güvenliği açısından, güvenli olmayan kendi davranıĢlarının ve çevresinde olup
bitenlerin farkında olması gerekir. ĠĢ güvenliği bilinci herkes tarafından öğrenilmeli ve her
çalıĢanın iĢinin bir parçası haline gelmelidir (Topçuoğlu, Özdemir; 2003). ĠĢ yeri koĢullarının
sağlıklı ve güvenli hale getirilmesiyle, çalıĢma ortamının çalıĢanların sağlığı üzerindeki
olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması ve böylece çalıĢanların iĢ yerindeki sağlık
sakıncalarına karĢı korunmaları mümkün olacaktır (Yertutan; 2000).
Yaptığı iĢin sağlığına olumsuz yansıması ve iĢin kendisi için oluĢturduğu tehlikeler hakkında
bilgilendirilmeyen personelin yüksek performans göstermesi ve verimliliğini artırabilmesi
kolay değildir (Güler, 2003). Bu nedenle bu araĢtırma, hastanelerde ev idaresi alanında çalıĢan
personelin iĢ sağlığı ve güvenliği konusundaki görüĢlerini belirlemek amacıyla planlanmıĢ ve
yürütülmüĢtür.
2. AraĢtırma Yöntemi ve Araçları: AraĢtırma kapsamına Ege Üniversitesi Hastanesinde
çalıĢan tüm ev idaresi personeli (n=260) alınmıĢtır. AraĢtırmanın verileri hazırlanan anket
formuna bağlı kalınarak Eylül-Ekim 2005 tarihinde ev idaresi personeli ile yüz yüze yapılan
görüĢmeler sonucu toplanmıĢtır. Bu çalıĢmada ev idaresi personelinin iĢ sağlığı ve güvenliği
konusundaki görüĢleri ile kurumca bu personele sağlanan olanaklar incelenmiĢtir. AraĢtırma
sonucunda elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirilmesi SPSS programında Ki-Kare
analizi ile yapılmıĢtır. Kurum Ev Ġdaresi personelinin iĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin
görüĢlerini belirlemek amacıyla bir ölçek hazırlanmıĢtır. Ölçek personelin iĢ sağlığı ve
güvenliği konusundaki görüĢleri ile ilgili olarak 14 likert-tipi ifadeyi içermektedir. Bu ifadeler
“kesinlikle katılıyorum‟dan”, “kesinlikle katılmıyorum‟a” kadar sıralanan seçeneklerle, 1-5
arasında değiĢen puanlara sahiptir. Ölçeğin toplam puanı 14-70 arasındadır. Ġfadelerin tamamı
pozitif olarak hazırlanmıĢtır. Ev Ġdaresi personeline uygulanan 260 anket formu
değerlendirilerek ölçeğin yapı geçerliliği ve güvenirlik testi yapılmıĢtır. Ölçeğin yapı
geçerliliğini kontrol etmek için faktör analizi tekniği uygulanmıĢtır. Faktör analizinde madde
faktör yük değerlerinin 0.45 ve üstü olması önerilmekle birlikte pratikte 0.30 yük değerinin alt
sınır olarak alınabildiğine de rastlanılmaktadır. Bu çalıĢmada personelin iĢ sağlığı ve
güvenliğine iliĢkin görüĢlerini belirlemeye yönelik olarak hazırlanan 14 maddenin faktör yük
değerlerinin 0.54 ile 0.78 arasında değiĢtiği görülmüĢtür. Açıklanan varyans ise %43.9‟dur.
Ölçeğin güvenirliği için iç tutarlılık katsayısı olan “Cronbach Alpha” hesaplanmıĢtır. Ölçeğin
güvenirliği için hesaplanan alpha değeri =0.89, madde toplam korelasyon değerleri ise, 0.46
ile 0.72 arasında bulunmuĢtur. Bulunan tüm değerler kabul edilebilir limitler dahilinde
olduğundan ölçeğin geçerliliğe ve güvenilirliğe sahip iyi bir ölçüt olduğu belirlenmiĢtir.
AraĢtırmada Tablo 1‟de personelin iĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin görüĢlerini belirlemek
28
amacıyla oluĢturulan ifadelere verdikleri “kesinlikle katılıyorum” ile “katılıyorum” ve
“kesinlikle katılmıyorum” ile “katılmıyorum” cevapları birlikte değerlendirilmiĢtir.
3. Bulgular ve TartıĢma
3.1. Personel Hakkında Genel Bilgiler: AraĢtırmaya alınan personelin %50.8‟inin kadın,
%49.2‟sinin erkek, %75.4‟ünün ilkokul ve daha az öğrenim gördüğü, %14.6‟sının ortaokul,
%10.0‟unun lise mezunu olduğu saptanmıĢtır. Personel arasında “30-39” yaĢ grubunda
(%41.5) olanların daha fazla olduğu, bunu sırasıyla “40-49” (%30.0), “18-29” (%17.3), “50
ve daha fazla” yaĢ grubunda olanların izlediği (%11.2) bulunmuĢtur. Personelin hizmet yılları
1 ile 15 yıl arasında değiĢmekte olup, ortalama 4.6 yıldır.
AraĢtırmaya alınan personelin %96.9‟u kurum tarafından “iĢ elbisesi”, %86.1‟i “eldiven”,
%72.3‟ü de “iĢ ayakkabısı” sağlandığını belirtmiĢtir.
Çopur, Erkal, ġafak, ve Yertutan „ın (2001) yaptığı çalıĢmada da, ev idaresi personeline
kurum tarafından iĢ elbisesi ve eldiven sağlandığı belirlenmiĢtir.
AraĢtırmada personelin tamamına yakınının (%95.4) hizmet içi eğitim aldığı, hizmet içi
eğitim alanların iĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin olarak sırasıyla “temizlik yöntemleri”
(%88.7), “temizlik maddelerinin kullanımı” (%79.4), “kazalardan korunma” (%68.1),
“hijyen” (%65.3), “araç-gereçlerin bakımı ve kullanımı” (%64.5), “enfeksiyon kontrolü”
(%60.5), “iletiĢim” (%51.2), “ilkyardım” (%37.9) ve “haĢere kontrolü” (%22.6) konularında
eğitim aldığı saptanmıĢtır. Eğitim alan personelin %54.4‟nün, bu eğitimi düzenli olarak,
%25.8‟nin ayda bir kez, %9.7‟sinin ise iĢe yeni baĢladığında aldığı belirlenmiĢtir. ġafak ve
Yertutan (1992) tarafından yapılan araĢtırmada ise ev idaresi personeline temizlik yöntemleri,
temizlik araç ve maddeleri konusunda eğitim verilmiĢ ve eğitimden sonra aldıkları puanların
ortalamasının eğitimden önce aldıkları puanların ortalamasına göre artıĢ olduğu saptanmıĢtır.
Gönen ve Özgen‟in (1993) çalıĢmasında da personelin tamamının hizmet içi eğitim aldığı
görülmüĢtür. Erkal ve ġafak (1998) tarafından yapılan araĢtırmada ise ev idaresi personelinin
%50.6‟sının hizmet içi eğitim aldığı, eğitim alan personelin en fazla eĢit oranlarda (%88.8)
“enfeksiyon kontrolü” ve “kiĢisel hijyen” konusunda eğitim aldığı saptanmıĢtır. Çopur, Erkal,
ġafak ve Yertutan „ın (2001) yaptığı çalıĢmada da personelin tamamının iĢ sağlığı ve
güvenliği konusunda eğitim aldığı personelin %95.2‟sinin bu eğitimi düzenli olarak aldığı
belirlenmiĢtir. Eğitim alan personelin en fazla “hijyen” (%70.5), daha sonra “kazalardan
korunma” (%39.0) konusunda eğitim aldığı bulunmuĢtur. ġafak ve arkadaĢlarının (2004)
yaptığı araĢtırmada da personelin tamamına yakınının (%98.8) iĢ sağlığı ve güvenliği
konusunda eğitim aldığı, eğitim alan personel arasında “hijyen” konusunda eğitim aldığını
belirtenlerin (%84.2) önde geldiği belirlenmiĢtir.
AraĢtırmaya alınan personelin tamamına yakını (%95.8) kazalara karĢı önlem aldığını
belirtmiĢtir. Konu cinsiyete göre incelendiğinde; kadınların %97.0‟sinin, erkeklerin
%94.5‟nin kazalara karĢı önlem aldığı belirlenmiĢtir (ġekil 1). Bu bulgu kadınların erkeklere
göre kazalara karĢı önlem alma konusunda dikkatli oldukları izlenimini vermektedir. Konu
öğrenim düzeyine göre incelendiğinde; ilkokul ve daha az öğrenim gören personelin
%96.4‟nün, ortaokul mezunlarının %94.7‟sinin, lise mezunlarının %92.3‟nün kazalara karĢı
önlem aldığı belirlenmiĢtir (ġekil 1) (p>0.05). Öğrenim düzeyi yükseldikçe, personelin
kazalara karĢı önlem alma konusunda daha dikkatli olması beklenirken, bu çalıĢmada ise
eğitim düzeyi yükseldikçe kazalara karĢı önlem alanların oranının az da olsa düĢmesi dikkat
çekicidir.
29
100
90
80
70
60
50
40
30
20
10
0
94,5
97.0
94,7
96,4
92,3
Evet
Hayır
7
3.0
Kadın
Erkek
3,6
Ġlkokul ve
daha az
7,7
5,3
Ortaokul
Lise
ġEKĠL 1: Kurum Ev Ġdaresi Personelinin ĠĢ Yaparken Kaza Geçirmemek Ġçin Önlem Alma
Durumuna ve Açıklayıcı DeğiĢkenlere Göre Dağılımı
Kazalara karĢı önlem aldığını belirten personel önlem olarak en fazla iĢ yaparken “eldiven”
(%87.5), “iĢ elbisesi” (%84.3) giydiğini ve “elektrikli araçları kullanırken ellerin kuru
olmasına dikkat ettiğini” (%74.3) belirtmiĢtir.
Personelin kazalara karĢı aldığı önlemler cinsiyetlerine göre incelendiğinde; kadınların
%96.1‟nin “iĢ yaparken eldiven giyme”, erkeklerin %81.0‟nin ise “iĢ yaparken iĢ elbisesi
giyme”yi ilk sırada belirttikleri bulunmuĢtur (ġekil 2). Konu öğrenim düzeyine göre
incelendiğinde; ilkokul ve daha az öğrenim görenler ilk sırada “iĢ yaparken iĢ elbisesi
giymeyi” (%91.5), ortaokul mezunu olanlar “iĢ yaparken eldiven giymeyi” (%80.6)
belirtirken, lise mezunu olanlar “temizlik maddelerini birbirine karıĢtırmamayı” (%83.3)
belirtmiĢlerdir (ġekil 3). Personelin iĢ yaparken “eldiven”, “iĢ elbisesi”giyme, “temizlik
maddelerini birbirine karıĢtırmama”, “lambaları temizlerken elektrik düzeneğini kapatma” ve
“elektrikli araçları kullanırken ellerin kuru olmasına dikkat etme” ile cinsiyet arasındaki
iliĢkinin istatistiksel açıdan önemli olduğu görülmüĢtür (p<0.05)
Erkal ve ġafak‟ın (1998) yaptığı araĢtırmada da personelin %92.7‟sinin iĢ yaparken kaza
geçirmemek için çeĢitli hususlara dikkat ettiği, bu hususlar arasında en fazla çöp toplarken
eldiven takmaya (%51.2), daha sonra sırasıyla “elektrikli araçlara dokunurken ellerin kuru
olmasına” (%21.4), “tuzruhu-ovucuyu birlikte kullanmamaya” (%13.1) ve “emniyetli
olmayan merdiven kullanmamaya” (%9.1) özen gösterdikleri görülmüĢtür. Çopur, Erkal,
ġafak ve Yertutan „ın (2001) yaptığı çalıĢmada, personelin tamamının “iĢ yaparken iĢ elbisesi
giydiği”, %98.0‟nin “eldiven” kullandığı görülmüĢtür. ġafak ve arkadaĢlarının yaptığı
araĢtırmada da (2004), personelin tamamının “iĢ yaparken iĢ elbisesi giydiği” ve “iĢ bittikten
sonra araç-gerecin düzenli temizliğini yaptığı”, tamamına yakınının “iĢten önce ve sonra
ellerini yıkadığı” (%99.4), “iĢ yaparken eldiven giydiği” (%98.8) saptanmıĢtır.
30
100
96,1
92,2
90
92,2
81,0
78,5
81,3
76,0
80
73,4
71,9
66,9
66,1
70
60,2
59,5
54,5
60
50
40
30
20
4,7
10
3,3
0
Eldiven giy me Maske kullanma ĠĢ ay akkabısı
giy me
ĠĢ elbisesi
giy me
Temizlik
maddelerini
birbirine
karıĢtırmama
Kadın
Lambaları
temizlerken
elektrik
düzeneğini
kapatma
Elk.araçları
kullanırken
ellerin kuru
olmasına dikkat
etmek
Terlik giy me
Erkek
ġekil 2: Kurum Ev Ġdaresi Personelinin Kaza Geçirmemek Ġçin Aldıkları Önlemlere ve
Cinsiyete Göre Dağılımı
100
90
89,9
91,5
86,8
83,3
80,6
79,2
80
70
72,5
75,0
69,4
62,5
58,3
58,3
57,7
70,4
69,4
63,9
60
76,7
75,0
55,6
54,2
45,8
50
40
30
20
4,8
10
2,8
0
Eldiven giyme
Maske kullanma
ĠĢ ayakkabısı
giyme
ĠĢ elbisesi giyme
Temizlik
maddelerini
birbirine
karıĢtırmama
Ġlkokul ve daha az
Lambaları
temizlerken
elektrik
düzeneğini
kapatma
Ortaokul
Elk.araçları
kullanırken
ellerin kuru
olmasına dikkat
etmek
Terlik giyme
Lise
ġekil 3: Kurum Ev Ġdaresi Personelinin Kaza Geçirmemek Ġçin Aldıkları Önlemlere ve
Öğrenim Düzeyine Göre Dağılımı
31
3.2. Personelin ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Konusundaki GörüĢleri
AraĢtırma kapsamına alınan 260 personelin iĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin görüĢlerinin
incelendiği ölçekten aldığı puanlar 14-63 arasında değiĢmekte olup, genel puan ortalaması ise
26.37 dır. Personelin iĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin ifadelere vermiĢ oldukları yanıtlar
katılma oranlarına göre Tablo 1‟de verilmiĢtir. Personelin iĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin
görüĢleri incelendiğinde; en fazla oranda “Yaptığım iĢlerle ilgili sorumluluklarımın iyi bir
Ģekilde tanımlandığını düĢünüyorum” (%95.4), “Aldığım eğitimleri pratikte kolayca
uygulayabiliyorum” (%93.8), “ĠĢimi iyi bir Ģekilde yapabilmek için gerekli araç, gereç ve
donanıma sahibim” (%91.9) ifadelerine, en az oranda ise, “Kurum tarafından sağlanmıĢ olan
yemek salonu, soyunma ve dinlenme odalarını yeterli buluyorum” (%59.6), “Kurumda iĢ yeri
hekimi tarafından verilen sağlık hizmetlerini yeterli buluyorum” (%64.6) ifadelerine
katıldıkları belirlenmiĢtir (Tablo 1).
Tablo 1: Personelin ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Konusundaki GörüĢlerinin Dağılımı
ĠĢ
Sağlığı
ve
Güvenliği
Konusundaki GörüĢler
ĠĢlerimi daha iyi yapabilmem için
yeterli eğitim veriliyor
Aldığım eğitimleri pratikte kolayca
uygulayabiliyorum
Yaptığım
iĢlerle
ilgili
sorumluluklarımın iyi bir Ģekilde
tanımlandığını düĢünüyorum
Ekip arkadaĢlarımla birlikte verimli
ve uyumlu çalıĢıyorum.
Üstlerimle (amirlerimle) iletiĢim
problemi yaĢamıyorum.
ĠĢimi iyi bir Ģekilde yapabilmek için
gerekli araç gereç ve donanıma
sahibim.
Kullandığım araç gerecin vücut
ölçülerime
uygun
olduğunu
düĢünüyorum
Kurum tarafından sağlanmıĢ olan
yemek salonu, soyunma ve dinlenme
odalarını yeterli buluyorum
ÇalıĢtığım
birimin
büyüklüğü,
amaca
uygunluğu,
aydınlatma,
havalandırma,
ısı,
ıĢık
gibi
özelliklerinin
yeterli
olduğunu
düĢünüyorum.
Kurumda iĢ kazalarından korunmak
için gerekli kiĢisel ekipmanlara
sahip olduğumu düĢünüyorum
Kurumda iĢ kazalarından korunmak
için alınan güvenlik önlemlerinin
yeterli olduğunu düĢünüyorum
Kurumda hastalıklardan korunmak
için gerekli önlemlerin alındığını
düĢünüyorum.
Kurumda iĢ yeri hekimi tarafından
verilen sağlık hizmetlerini yeterli
buluyorum
Herhangi bir acil durumda ne
yapılması gerektiğini biliyorum.
Kesinlikle
katılıyorum+
Katılıyorum
Kararsızım
Kesinlikle
katılmıyorum+
Katılmıyorum
Sayı
%
16
6.2
Sayı
236
%
90.8
Sayı
8
%
3.1
244
93.8
13
5.0
3
248
95.3
8
3.1
234
90.0
11
233
89.6
239
TOPLAM
Sayı
260
%
100.0
1.2
260
100.0
4
1.6
260
100.0
4.2
15
5.8
260
100.0
14
5.4
13
5.0
260
100.0
91.9
8
3.1
13
5.0
260
100.0
228
87.7
12
4.6
20
7.7
260
100.0
155
59.6
28
10.8
77
29.6
260
100.0
208
80.0
19
7.3
33
12.7
260
100.0
209
80.3
25
9.6
26
10.0
260
100.0
199
76.5
25
9.6
36
13.9
260
100.0
173
66.5
38
14.6
49
18.9
260
100.0
168
64.6
31
11.9
61
23.5
260
100.0
208
80.0
25
9.6
27
10.4
260
100.0
32
4. Sonuçlar ve Değerlendirmeler: Hastanelerde Ev Ġdaresi personelinin iĢ sağlığı ve
güvenliği konusundaki görüĢlerini belirlemek amacıyla yapılan bu araĢtırmadan elde edilen
sonuçlar Ģu Ģekilde özetlenebilir:






Personelin tamamına yakını iĢ sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim almaktadır.
Personelin yarıdan biraz fazlası bu eğitimi düzenli olarak aldıklarını belirtmektedirler.
Hizmet içi eğitim alan personelin eğitim aldıkları konular arasında “temizlik
yöntemleri”, “temizlik maddelerinin kullanımı”, “kazalardan korunma”, “hijyen” ve
“araç-gereçlerin bakımı ve kullanımı” konusunu belirtenler önde gelmektedir.
Personele kurum tarafından en çok “iĢ elbisesi”, “eldiven” ve “iĢ ayakkabısı”
sağlanmaktadır.
Personelin tamamına yakını kazalara karĢı önlem aldığını, aldıkları önlemler arasında
en fazla iĢ yaparken “eldiven”, “iĢ elbisesi” giydiklerini ve “elektrikli araçları
kullanırken ellerin kuru olmasına dikkat ettiklerini” belirtmektedirler.
Personel iĢ sağlığı ve güvenliğine iliĢkin olarak en fazla oranda “Yaptığım iĢlerle ilgili
sorumluluklarımın iyi bir Ģekilde tanımlandığını düĢünüyorum”, en az oranda ise
“Kurum tarafından sağlanmıĢ olan yemek salonu, soyunma ve dinlenme odalarını
yeterli buluyorum” ifadelerine katıldıklarını belirtmektedirler.
Bu sonuçlar doğrultusunda;





Personelin sağlığının ve güvenliğinin korunması için, kurum tarafından sağlanan
çalıĢma ortamının uygun hale getirilmesi, gerekli tedbirlerin alınması,
Kurumda iĢ yeri hekimi tarafından verilen sağlık hizmetlerinin artırılması,
Personelin yeteneğine uygun bir iĢte çalıĢtırılması,
Personelin kiĢisel koruyucu ekipmanları kullanmasını alıĢkanlık haline
getirmesinin sağlanması ve personelin belirli sıklıklarla kontrolünün yapılması,
Ayrıca personelin gerek kendisinin gerekse çevresinin sağlığını korumaya yönelik
olarak olumlu davranıĢ kazanmalarını sağlamaları için eğitim programlarının
uygun eğitim yöntemiyle verilmesi ve verilen bu eğitimin tekrarlanarak
kalıcılığının sağlanması önerilebilir.
KAYNAKLAR:
Bilir, N., 1997. ĠĢ Sağlığı. Halk Sağlığı Temel bilgiler (Ed Bertan, M; Güler, Ç.) GüneĢ
Kitabevi, Ankara.
Çopur, Z.; Erkal, S; ġafak, ġ., Yertutan, C., 2001. Ankara‟da Bir Eğitim Kurumunda
ÇalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Konusundaki Bilgi ve DavranıĢlarının
Ġncelenmesi, Ev Ekonomisi Dergisi, 8: 10, 1-5.
Çopur, Z.; Erkal, S; ġafak, ġ., 2001. ĠĢçi Sağlığı ve Güvenliği Açısından Ev Ġdaresi
Personeli Ġçin Eğitim programı GeliĢtirme, Ev Ekonomisi Dergisi, 7:8, 40-46.
Erkal,S.; Yertutan,C., 1992. “Hastane Temizlik Hizmetinde ÇalıĢan Personelin Ellerinde
Görülen Cilt rahatsızlıkları.” Ev Ekonomisi Dergisi, 5, 73-77.
Erkal, S.; ġafak, ġ., 1998. “Hastanelerde ÇalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin Hijyen Kurallarına
ĠliĢkin DavranıĢlarının Ġncelenmesi.” Ev Ekonomisi Yüksek Okulu Yayınları, No:1,AraĢtırma
Serisi 1, Ankara.
33
Gönen, E. Özgen,Ö., 1993. “Kurumlarda Ev Ġdaresi Hizmetlerini Yürüten Personelin
ÇalıĢma KoĢullarının Ergonomik Açıdan Ġncelenmesi.” 4. Ergonomi Kongresi. MPM
Yayınları:509, Ġzmir.
Güler, Ç., 2003. Ġnsan Kaynakları Yönetiminde ĠĢçi Sağlığı ve Güvenliği, İş Sağlığı ve
Güvenliği Kongresi, Yayın no E/2003/317, Adana 2-3 Mayıs, s.
Hatfield, D.; Winter, C.,1991. Professional Housekeeping, J Covent Gordon, London.
Sabancı, A., 2001. ĠĢ Sağlığı-ĠĢ Güvenliği ve Ergonomi, İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi,
Adana, 11-12 Mayıs, s.
ġafak,ġ.; Yertutan, C.,1992. Bir Kamu KuruluĢunda ÇalıĢan Kurum Ev Ġdaresi Personelinin
Yürüttükleri ĠĢlerle Ġlgili Bilgi Düzeylerinin Saptanması. Ev Ekonomisi Dergisi. 8(5), 68-73.
ġafak, ġ., Yertutan, C., Erkal, S., Çopur, Z., Ergüder, B., 2004. Hastanelerde Ev Ġdaresi
Alanında ÇalıĢan Personelin ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Konusundaki Bilgi ve DavranıĢlarının
Ġncelenmesi, I. Ulusal Sağlığı Geliştirme ve Sağlık Eğitimi Sempozyumu (Uluslar arası
Katılımlı), Bildiri Özetleri, Ankara, 24-26 Kasım.
Topçuoğlu, H; Özdemir,ġ., 2003. ĠĢ sağlığı ve Güvenliğinde DavranıĢ DeğiĢikliği Yaratma
Süreci, İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi, Yayın no E/2003/317, Adana 2-3 Mayıs, s.
Yertutan, C., 2000. Kurumlarda Ev Ġdaresi Hizmetlerinin Verimliliği. Minpa Matbaacılık
Tic. Ltd.ġti. Ankara.
Yüksel, Ö., 1998. Ġnsan Kaynakları Yönetimi, Ġlksan Matbaası, Ankara.
34
KOT PANTOLONDA BEL AÇILMA PROBLEMĠNĠN ĠNCELENMESĠNE YÖNELĠK
ERGONOMĠK BĠR YAKLAġIM
Mithat ÇORUH, Tuba VURAL, Esen ÇORUH*
BaĢkent Üniversitesi, Toplam Kalite Yönetimi Merkezi
Gazi Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Giyim Endüstrisi ve Moda Tasarımı
Eğitimi Bölümü
ÖZET
Kot pantolon, bakımının kolay olması, dayanıklılığı, rahatlığı, her mevsim giyilebilmesi ve her zaman
moda olması nedeniyle pek çok birey ve özelliklede üniversite gençliği tarafından tercih edilen bir
giysi olmaktadır. Kot pantolon tasarımlarına, moda çizgilerin yansıtılması ile de güncelliğini sürekli
olarak korumaktadır. Gençlerin modayı ilk benimseyip uygulayan grup olması nedeni ile modaya
uygun giysi tasarımlarının yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Günümüz kot pantolon modası, ağırlıklı olarak düĢük bel modellerden oluĢmakta ve bu tür modeller
günlük yaĢamda belin açılması, tenin ve iç çamaĢırın görünmesi gibi bazı estetik olmayan durumlara
neden olmaktadır.
Bu araĢtırmada, daha estetik bir görünüm kazandırabilmek için, kot pantolonda bel açılma probleminin
incelenmesi amaçlanmıĢ ve bunun için bir anket formu hazırlanmıĢtır. Anket formu bireysel özellikler
olarak; cinsiyet, yaĢ, boy, kilo ve bel özelliği ve bel açılma problemine iliĢkin bulgular için ise;
oturma, çömelme, merdivenden çıkma ve eğilme hareketleri ile sınırlı tutulmuĢtur. AraĢtırmanın
verilerini, Gazi Üniversitesi‟nde okuyan 770 öğrenci oluĢturmuĢ, veriler SPSS programında analiz
edilmiĢ ve elde edilen bulgular doğrultusunda ürün kalitesini arttırmak amacıyla kot pantolonu
tasarımcılarına gelecekte oluĢturacakları tasarımlar için önerilerde bulunulmuĢtur.
Anahtar Sözcükler: Ürün Kalitesi, Giysi Ergonomisi, Giysi Tasarımı
1. GiriĢ
Ġnsan mühendisliği olarakta kullanılan ergonomi, insan kullanımına yönelik tasarım, çalıĢma ve
yaĢama koĢullarının optimal hale getirilmesini amaçlayan uygulamalar bütünüdür (Pamuk, 2005: 218).
Bu uygulamalar, insani değerleri ön plana çıkarma, insana önem vermeyi amaçlamakta ve bu konudaki
çalıĢmalara yön vermektedir (Vural, Ağaç, Çivitci, 1998: 622).
Ergonomik çalıĢmalar, ürünlere ait problemlerin giderilmesi için ürün tasarımına yönelik konuları
içermekte ve ürün kalitesini arttırmak amacıyla kalite yönetimi yaklaĢımı ile desteklenmektedir. Kalite
Yönetimi yaklaĢımının baĢlıca prensipleri; müĢteri ihtiyaç ve beklentilerini tatmin etmek, süreç
iyileĢtirme çalıĢmaları yapmak, tasarım ve uygulamalarda sıfır hatalı üretimler üretmektir (Çoruh,
1997: 2). Kalite yönetimi yaklaĢımı, ilk olarak endüstriyel üretimde uygulanmaya baĢlanmıĢ ve üretim
sonunda ürünün kontrolü ile ürün kalitesini arttırmaya odaklanmıĢtır (Çoruh, 1998: 10). Bunun için,
ürün kalitesi ile ilgili özelliklerin belirlenmesi ve olabilecek ihtiyaç ve beklentilerin karĢılanmasını
gerektirmektedir (Ağaç, Çileroğlu, 2004: 13).
Günümüzde hazır giyim sektörünü önemli ölçüde moda eğilimlerinin yönlendirdiği bir gerçektir. Giysi
ne kadar kaliteli ve ergonomik üretilirse üretilsin, moda olma özelliği taĢımıyorsa, satıĢ Ģansının
olmayacağı bir gerçektir (Çivitci, 2004: 82). ĠĢletmelerinde varlıklarını sürdürebilmeleri için,
*
[email protected]
35
tüketicilerin beklentileri ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek moda ürünleri kalite ve ergonomi
kavramlarını dikkate alarak üretim yapmaları gerekmektedir.
MuhteĢem Kot‟un Türkiye‟ye kotu ilk getiren kiĢi olmasından bu yana kot pantolon her zaman ve her
grup tarafından tercih edilmekte ve hala güncelliğini pekiĢtirerek korumaktadır. Önemli bir pazara
sahip olan bu giysi, hazır giyim üreticileri tarafından moda çizgilere göre üretilerek
güncellenmektedir. Bu giysinin, günümüzdeki moda çizgisi düĢük belli modellerden oluĢmaktadır.
Ancak, günlük yaĢamdaki etkinlikler sırasında bel açılma problemi ile karĢılaĢılmakta ve hoĢ olmayan
durumlar yaĢanmaktadır.
Bu araĢtırma, rahatlığı nedeniyle pazar payı yüksek olan kot pantolonunun müĢteri memnuniyetini
arttırmak, ürün kalitesini iyileĢtirmek ve vücut ile uyumunu ergonomik açıdan incelemek amacıyla
yapılmakta ve sürekli iyileĢtirmeyi misyon edinen hazır giyim iĢletmelerine, gelecekte oluĢturacakları
tasarımlar için altyapı oluĢturması açısından önemli görülmektedir.
2. Materyal ve Yöntem
AraĢtırmanın materyalini; Gazi Üniversitesi‟nde öğrenimine devam eden ve anket sorularını
cevaplayan 770 üniversite öğrencisi ve bu öğrencilerden elde edilen veriler oluĢturmaktadır.
AraĢtırmanın kapsamında kot pantolonda bel açılma probleminin incelenmesine amacı ile betimsel
yöntem kullanılmıĢ ve tesadüfi olarak belirlenen 770 üniversite öğrencisine anket uygulanmıĢtır.
AraĢtırmada, kot pantolonda bel açılma probleminin incelenmesi amacı ile bir anket formu
hazırlanmıĢtır. Formun hazırlık aĢamasında, gençlerin karĢılaĢtıkları problemler ile ilgili olarak
fikirleri alınmıĢ ve satıĢ elemanları ile görüĢülerek bilgi edinilmiĢ ve kaydedilmiĢtir. Ġncelemeler
doğrultusunda konu ile ilgili akademisyenlerin görüĢleri alınmıĢ ve anket formu oluĢturulmuĢtur.
Ankete pilot uygulama yapılmıĢ ve sonucuna göre anket formuna son Ģekli verilmiĢtir. Anket
formunda kiĢisel bilgiler bölümünde; cinsiyet, yaĢ, boy, kilo be bel özelliği ile ilgili sorular yer
almaktadır. Kot pantolonda bel açılma problemi ile ilgili bölüm ise; oturma, çömelme, merdiven
çıkma ve eğilme hareketleri ile sınırlı tutulmuĢtur.
Veriler, araĢtırmanın örneklemini oluĢturan 770 üniversite öğrencisinden elde edilmiĢ ve SPSS
programında analizi yapılmıĢtır.
Kot pantolonda bel açılma probleminin incelenmesine iliĢkin sorular için, derecelendirme ölçeği
hazırlanmıĢtır. Her soru için sıklık derecesi olarak her zaman, genellikle, bazen, nadiren ve hiçbir
zaman seçenekleri verilmiĢtir. Bu derecelendirme SPSS programına; her zaman 5, genellikle 4, bazen
3, nadiren 2 ve hiçbir zaman 1 olarak kodlanmıĢ ve bilgisayar ortamına aktarılmıĢtır. Verilerin;
frekansları, yüzde dağılımları, aritmetik ortalamaları, standart sapmaları ve önem düzeyleri ile ilgili
istatistiksel iĢlemler doğrultusunda analizleri yapılmıĢtır. Cinsiyet değiĢkeninde t-Test, diğer
değiĢkenlerde Scheffe testi uygulanmıĢ ve istatistiksel sonuçlar elde edilmiĢtir.
3. AraĢtırma Bulguları ve TartıĢma
3.1. Temel Ġstatistik Değerler
AraĢtırmaya katılan gençlere ait kot pantolonda bel açılma problemini incelemeye yönelik; cinsiyet,
yaĢ, boy, kilo ve bel değiĢkenlerinin frekans ve yüzde dağılımlarına iliĢkin temel istatistik değerleri
Tablo 1‟de verilmiĢtir.
36
Tablo 1: Temel Ġstatistik Değerler
Seçenekler
n
%
Kadın
394
51,2
Cinsiyet Erkek
376
48,8
Toplam
770 100,0
19 yaĢ ve altı
110
14,3
20-22 yaĢ
497
64,5
YaĢ
23-25 yaĢ
144
18,7
26 yaĢ ve üstü
19
2,5
Toplam
770 100,0
159 cm ve altı
83
10,8
160-169 cm
275
35,7
Boy 170-179 cm
288
37,4
180-189 cm
118
15,3
190 cm ve üstü
6
0,8
Toplam
770 100,0
49 kg ve altı
61
7,9
50-59 kg
274
35,6
Kilo 60-69 kg
214
27,8
70-79 kg
162
21,0
80 kg ve üstü
59
7,7
Toplam
770 100,0
DüĢük bel
277
36,0
Bel
Normal bel
465
60,4
Yüksel bel
28
3,6
Toplam
770 100,0
AraĢtırmaya katılan gençlerin; % 51,2‟sinin kadın, % 48,8‟inin erkek; % 64,5‟inin 20-22 yaĢ; %
37,4‟ünün 170-179 cm boy; % 35,6‟sının 50-59 kg oldukları ve % 60,4‟ünün normal bel özelliğine
sahip kot pantolon giydikleri Tablo 1 incelendiğinde görülmektedir.
3.2. Kot Pantolonda Bel Açılma Problemine ĠliĢkin Ġstatistik Sonuçları
AraĢtırmaya katılan gençlerin cinsiyete göre kot pantolonda bel açılma problemine iliĢkin aritmetik
ortalamaları, standart sapmaları ve t değerleri Tablo 2‟de sunulmuĢtur.
Tablo 2: Cinsiyete Göre Bel Açılma Probleminin t-Testi Sonuçları
Önem
Hareketler Cinsiyet
x
s
t-Testi
Düzeyi
Kadın
3,41 1,09
Otururken Erkek
2,34 1,24 163,347 p< 0,0001
Toplam
2,89 1,28
Kadın
3,70 1,13
Çömelirken Erkek
2,66 1,37 132,119 p< 0,0001
Toplam
3,19 1,36
Kadın
1,99 1,17
Merdiven Erkek
1,56 0,95 31,266 p< 0,0001
Çıkarken Toplam
1,78 1,09
Kadın
3,57 1,23
Eğilirken Erkek
2,76 1,38 74,023 p< 0,0001
Toplam
3,18 1,36
n= 770
37
AraĢtırmaya katılan gençlerin cinsiyet değiĢkenine göre bel açılma problemine bakıldığında; elde
edilen ortalamalar ve t-Testi sonuçları bütün hareketlerde anlamlı farklılık göstermiĢ ve anlamlılık
düzeyleri p < 0,0001 düzeyinde anlamlı bulunmuĢtur. Hareketlere iliĢkin kadınların aritmetik
ortalamaları ( x ) oturma, çömelme, merdiven çıkma ve eğilme hareketlerini yaparken erkeklere oranla
daha çok problem yaĢadıkları sonucunu vermiĢtir.
Kot pantolonların vücut ile uyumunun incelenmesi amacı ile yapılan araĢtırmada kot pantolonlarında
yapılan düzeltme iĢlemleri ele alınmıĢtır. AraĢtırma sonuçlarında kadın deneklerin bel daralttırma
iĢlemini erkeklere göre daha çok yaptırdıkları sonucu elde edilmiĢtir (Çoruh, Vural, Çoruh, 2005: 42).
Kot pantolon beden ölçüleri her iki cins içinde ortak kullanılmaktadır. Ancak, kadın ve erkek
vücudunun anatomik yapısı farklılık göstermektedir. Kadın vücudunda bel ile kalça ölçüleri arasındaki
fark erkeklere oranla daha fazladır. Tablo 2‟de elde edilen sonuçlarda araĢtırma kapsamında ele alınan
hareketlerde kadın deneklerin bel açılma problemini erkeklere göre daha fazla yaĢamaları cinsler
arasındaki anatomik farklılıktan kaynaklanabilir.
Gençlerin yaĢ, boy, kilo ve bel özelliği değiĢkenlerine göre; oturma, çömelme, merdiven çıkma ve
eğilme hareketlerinde bel açılma probleminin incelenmesine yönelik elde edilen bulguların aritmetik
ortalamaları, standart sapmaları, F değerleri, önem düzeyleri ve Scheffe testi sonuçları Tablo 3, 4, 5 ve
6‟da verilmiĢtir.
Eğilirken
Merdiven
Çıkarken
Çömelirken
Otururken
Tablo 3: YaĢa Göre Bel Açılma Durumunun Varyans Analizi Sonuçları
F
Önem Scheffe
Hareketler
YaĢ
x
s
Değeri Düzeyi
Testi
(1) 19 yaĢ ve altı
2,96
1,15
(2) 20-22 yaĢ
2,96
1,28
(2-3)
(3) 23-25 yaĢ
2,59
1,35 3,288 p< 0,05
(4) 26 yaĢ ve üstü
2,79
1,27
Toplam
2,89
1,28
(1) 19 yaĢ ve altı
3,30
1,27
(2) 20-22 yaĢ
3,26
1,35
(2-3)
(3) 23-25 yaĢ
2,83
1,40 4,290 p< 0,01
(4) 26 yaĢ ve üstü
3,32
1,38
Toplam
3,19
1,36
(1) 19 yaĢ ve altı
1,83
1,12
(2) 20-22 yaĢ
1,80
1,12
1,192 p> 0,05
(3) 23-25 yaĢ
1,63
,94
(4) 26 yaĢ ve üstü
1,89
1,20
Toplam
1,78
1,09
(1) 19 yaĢ ve altı
3,30
1,36
(1-3)
(2) 20-22 yaĢ
3,27
1,35
(2-3)
(3) 23-25 yaĢ
2,79
1,35 5,295 p< 0,01
(4) 26 yaĢ ve üstü
2,89
1,29
Toplam
3,18
1,36
n= 770
AraĢtırmaya katılan deneklerin yaĢ değiĢkenine göre bel açılma probleminin oturma, çömelme,
merdiven çıkma ve eğilme hareketlerinde anlamlı olup olmadığı tek yönlü varyans analizi ile kontrol
edilmiĢ ve oturma, çömelme ve eğilme hareketlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuĢtur (Tablo 3). YaĢ
grupları arasındaki bu anlamlı farklılığın hangi yaĢ grupları arasında olduğunun belirlenmesi amacı ile
yapılan analizde oturma, çömelme ve eğilme hareketlerinde 23-25 yaĢ grubunun bel açılma problemini
20-22 yaĢ grubuna göre daha az yaĢadıkları sonucuna varılmıĢtır. Merdiven çıkma hareketinde ise, yaĢ
değiĢkenine göre anlamlı bir farklılık bulunamamıĢtır.
38
Yertutan‟ın “Gençlerin Hazır Giyimde Antromometrik Ölçülerle Ġlgili KarĢılaĢtıkları Sorunlar” konulu
araĢtırmasında problemle karĢılaĢılan giyim eĢyaları arasında her iki cinsiyette ve tüm yaĢlardaki
gençlerde problem olan giysiler arasında pantolon 1. sırada (%71,9) gelmektedir. Giyim eĢyalarının
uygun olmayan kısımları arasında ilk sırada bacak boyu gelirken (%60,5), kalça geniĢliği (%31,7)
ikinci sırada gelmektedir.
Eğilirken
Merdiven
Çıkarken
Çömelirken
Otururken
Tablo 4 : Boya Göre Bel Açılma Probleminin Varyans Analizi Sonuçları
F
Önem
Scheffe
Hareketler
Boy
x
s
Değeri Düzeyi
Testi
(1) 159 cm ve altı
3,24
1,08
(1-3)
(2) 160-169 cm
3,25
1,14
(1-4)
(3) 170-179 cm
2,65
1,35
(2-3)
(4) 180-189 cm
2,38
1,23 15,688 p< 0,0001
(2-4)
(5) 190 cm ve üstü
2,50
1,38
Toplam
2,89
1,28
(1) 159 cm ve altı
3,45
1,13
(2) 160-169 cm
3,49
1,22
(1-4)
(3) 170-179 cm
3,02
1,46
(2-3)
(4) 180-189 cm
2,71
1,35 9,421 p< 0,0001
(2-4)
(5) 190 cm ve üstü
3,00
1,67
Toplam
3,19
1,36
(1) 159 cm ve altı
1,99
1,10
(2) 160-169 cm
1,87
1,14
(3) 170-179 cm
1,69
1,06
p>0,05
(4) 180-189 cm
1,64
1,03 2,300
(5) 190 cm ve üstü
1,50
0,84
Toplam
1,78
1,09
(1) 159 cm ve altı
3,39
1,22
(2) 160-169 cm
3,49
1,31
(1-4)
(3) 170-179 cm
3,00
1,38
8,523
p<
0,0001
(2-3)
(4) 180-189 cm
2,76
1,37
(2-4)
(5) 190 cm ve üstü
3,24
1,08
Toplam
3,25
1,14
n= 770
AraĢtırmaya katılan gençlerin boy değiĢkenine göre bel açılma probleminin varyans analizi sonuçları
incelendiğinde; oturma, çömelme ve eğilme hareketlerinde p< 0,0001 düzeyinde anlamlı bulunmuĢtur
(Tablo 4). Oturma hareketinde; 159 cm ve altı ( x= 3,24) ile 160-169 cm ( x=3,25) boya sahip
gençlerin 170-179 cm ( x=2,65) ile 180-189 cm ( x= 2,38) boya sahip gençlere göre bel açılma
problemini daha sık yaĢadıkları sonucu elde edilmiĢtir. Çömelme ve eğilme hareketlerinde, 159 cm ve
altı ile 160-169 cm boy ölçülerine sahip gençlerin bel açılma problemini 170-179 cm ile 180-189 cm
boy ölçülerine sahip gençlere göre daha sık yaĢadıkları görülmektedir. Bu sonuçlar, gençlerin boyu
kısaldıkça bel açılma problemini yaĢama oranlarının arttığı sonucunu vermektedir. Merdiven çıkma
hareketinde ise, anlamlı bir iliĢki bulunamamıĢtır.
39
Eğilirken
Merdiven
Çıkarken
Çömelirken
Otururken
Tablo 5: Kiloya Göre Bel Açılma Probleminin Varyans Analizi Sonuçları
F
Önem
Scheffe
Hareketler
Kilo
x
s
Değeri Düzeyi
Testi
(1) 49 kg ve altı
3,11
1,00
(1-3)
(2) 50-59 kg
3,34
1,11
(1-4)
(3) 60-69 kg
2,52
1,32
(4) 70-79 kg
2,54
1,36 17,727 p< 0,0001 (2-3)
(2-4)
(5) 80 kg üstü
2,83
1,21
Toplam
2,89
1,28
(1) 49 kg ve altı
3,30
1,16
(2) 50-59 kg
3,57
1,18
(2-3)
(3) 60-69 kg
2,89
1,45
(4) 70-79 kg
2,91
1,45 10,278 p< 0,0001 (2-4)
(5) 80 kg üstü
3,15
1,26
Toplam
3,19
1,36
(1) 49 kg ve altı
1,70
0,95
(2) 50-59 kg
1,97
1,18
(2-3)
(3) 60-69 kg
1,68
1,04
3,482
p<
0,05
(2-4)
(4) 70-79 kg
1,66
1,05
(5) 80 kg üstü
1,61
0,97
Toplam
1,78
1,09
(1) 49 kg ve altı
3,30
1,23
(2) 50-59 kg
3,50
1,23
(2-3)
(3) 60-69 kg
2,99
1,44
7,107
p<
0,0001
(2-4)
(4) 70-79 kg
2,94
1,44
(2-5)
(5) 80 kg üstü
2,88
1,30
Toplam
3,18
1,36
n= 770
Kilo değiĢkenine göre bel açılma probleminin varyans analizi sonuçlarına bakıldığında; oturma,
çömelme ve eğilme hareketlerinde p< 0,0001, merdiven çıkma hareketinde p< 0,05 düzeyinde anlamlı
bulunmuĢtur (Tablo 5). Bütün hareketlerde, 50-59 kg ağırlığa sahip gençlerin 60-69 kg ve 70-79 kg
ağırlığa sahip gençlere göre daha fazla bel açılma problemi yaĢadıkları sonucu elde edilmiĢtir.
Çoruh, Vural ve Çoruh tarafından yapılan “Denim KumaĢtan Üretilen Pantolonların Vücut Ġle
Uyumunun Ġncelenmesi” isimli çalıĢmada ağırlık değerleri düĢük olan gençlerin bel daralttırma
iĢlemini daha sık yaptırdıkları sonucu elde edilmiĢtir.
Bu araĢtırmada bulunan sonuçlar, düĢük kilo değerli gençlerin bel açılma problemini daha sık
yaĢadıklarını göstermekte ve üretimde kullanılan ölçülerin arz-talep dengesini sağlamadığını açıkça
ortaya koymaktadır. Vücuda uygun olmayan bir kot pantolonda bel açılma problemi ile
karĢılaĢılmaktadır.
40
Eğilirke
n
Merdive
n
Çıkarken
Çömelir
ken
Otururke
n
Tablo 6: Bel Özelliğine Göre Bel Açılma Probleminin Varyans Analizi Sonuçları
F
Önem
Scheffe
Hareketler Bel Özelliği
x
s
Değeri Düzeyi
Testi
(1) DüĢük bel
3,40
1,13
(1-2)
(2) Normal bel
2,57
1,27
(3) Yüksel bel
2,96
1,29 39,983 p<0,0001
Toplam
2,89
1,28
(1) DüĢük bel
3,65
1,19
(1-2)
(2) Normal bel
2,89
1,38
(3) Yüksel bel
3,54
1,26 30,161 p<0,0001 (2-3)
Toplam
3,19
1,36
(1) DüĢük bel
1,92
1,15
(1-2)
(2) Normal bel
1,64
0,99
(3) Yüksel bel
2,64
1,47 15,512 p<0,0001 (1-3)
(2-3)
Toplam
1,78
1,09
(1) DüĢük bel
3,51
1,27
(1-2)
(2) Normal bel
2,98
1,38
p<0,0001
13,894
(3) Yüksel bel
3,18
1,39
Toplam
3,18
1,36
n= 770
AraĢtırmaya katılan deneklerin bel özelliğine göre bel açılma problemine iliĢkin varyans analizi
sonuçları incelendiğinde; tüm hareketlerde anlamlı farklılıklar elde edilmiĢtir (Tablo 6). Bu
hareketlerde düĢük bel pantolonların normal bel pantolonlara göre daha çok açıldığı sonucuna
ulaĢılmıĢ ve anlamlılık düzeyleri tüm hareketlerde p < 0,0001 düzeyinde bulunmuĢtur. Çömelme ve
merdiven çıkma hareketinde normal bel ve yüksek bel arasında da iliĢki olduğu saptanmıĢtır. Yüksek
bel kot pantolon giyenlerin bel açılma problemini normal bel pantolon giyenlere göre daha sık
yaĢadıkları sonucu elde edilmiĢtir. Bu sonuç, kot pantolon kalıplarının iyi tasarlanmadığından
kaynaklanmıĢ olabilir.
Aydın, GürĢahbaz ve Özelmas Kahya tarafından yapılan “Hazır Giyim Sektöründe Üretilen Eteğin
Vücut Hareketleri Ġle Uyumunun Ergonomik Açıdan Ġncelenmesi” konulu araĢtırmada en fazla
karĢılaĢılan sorun bel hattında gerginlik ve ikinci sırada kalça hattında gerginlik olarak tespit
edilmiĢtir. AraĢtırmada elde edilen bulgular hazır giyim sektöründe üretilen etekte Türk kadınlarının
vücut hareketleri sırasında sorunlar yaĢadıkları sonucunu vermiĢtir.
5. Sonuç ve Öneriler
AraĢtırmaya katılan gençlerin verdikleri cevaplar doğrultusunda elde edilen sonuçlar aĢağıda
sunulmuĢtur;
- Oturma, çömelme, merdiven çıkma ve eğilme hareketlerinde kadınların erkeklere göre
daha fazla bel açılma problemi yaĢadıkları görülmüĢtür (Tablo 2).
- YaĢ değiĢkenine göre; oturma, çömelme ve eğilme hareketlerinde anlamlı farklılık
bulunmuĢ ve 20-22 yaĢ grubu gençlerinin bel açılma problemini daha çok yaĢadıklarını
belirlenmiĢtir (Tablo 3).
- Boy değiĢkenine göre bel açılma probleminin varyans analizi sonuçlarında oturma,
çömelme ve eğilme hareketlerinde anlamlı farklılık bulunmuĢtur. Kısa boylu gençlerin bel
açılma problemini daha çok yaĢadıkları sonucu elde edilmiĢtir (Tablo 4).
- Gençlerin kiloya göre bel açılma problemlerinin varyans analizi sonuçları bütün
hareketlerde anlamlı farklılık olduğunu göstermiĢ ve ağırlık değerleri azaldıkça problemle
karĢılaĢma sıklıkları artmıĢtır (Tablo 5).
- Bel özelliğine göre bel açılma problemine iliĢkin varyans analizi sonuçları tüm
hareketlerde anlamlı bulunuĢ ve düĢük bel kot pantolon giyenlerin bel açılma problemi ile
daha sık karĢılaĢtıkları sonucuna ulaĢılmıĢtır (Tablo 6).
41
AraĢtırma sonuçlarından yola çıkarak Ģu öneriler yapılabilir;
- Kot pantolonda bel açılma probleminin kumaĢ, ölçü, kalıp veya üretimden
kaynaklanabilecek nedenleri araĢtırılmalıdır.
- Cinsiyet, yaĢ, boy ve kilo değiĢkenleri dikkate alınarak gençlerin vücut geliĢimleri ve
değiĢimleri incelenerek beden ölçü skalası oluĢturmak için bilimsel çalıĢmalar
yapılmalıdır.
- DüĢük bel, normal bel ve yüksek bel pantolon ölçüleri standardize edilerek ergonomik bel
ölçüleri oluĢturulmalıdır.
- Kot pantolon kalıplarında arka ağ ön ağa göre daha yüksek çalıĢılarak bel açılma problemi
engellenmelidir.
- Kot kumaĢların boyuna ve enine çekme değerleri aynı veya birbirine yakın olacak Ģekilde
kumaĢ üretimi yapılmalıdır.
6. Kaynaklar
Ağaç, S. ve Çileroğlu, B., 2004. Kalite Kontrol 1, YA-PA, Ġstanbul.
Ağaç, S., 2003. Erkek pantolonu üretiminde kalite kontrol noktalari, Tekstil Maraton Dergisi,
İstanbul, 55, 71-80.
Aydın, S., GürĢahbaz, N. ve Özelmas, S., 2003. Hazır giyim sektöründe üretilen eteğin vücut
hareketleri ile uyumunun ergonomik açıdan incelenmesi, 9. Ulusal Ergonomi
Kongresi, Pamukkale Üniversitesi, Denizli, 16-18 Ekim, s. 337-343.
Çivitci, ġ., 2004. Moda Pazarlama, Asil Yayın, Ankara.
Çivitci, ġ., 1996. Blue jean alıcısının ürün tercihleri üzerine bir araĢtırma, Çağın Tekstil Dergisi,
İstanbul, 54-55, 182-183.
Çoruh, M., 1997. Yüksek Öğretimde Sürekli Kalite ĠyileĢtirme, Yeni Fersa Matbaacılık, Ankara.
Çoruh, M., 1998. Yüksek Öğretimde Toplam Kalite Yönetimi Prensiplerinin Uygulanması, Yeni
Fersa Matbaacılık, Ankara.
Çoruh, M., Vural, T. ve Çoruh, E., 2005. Denim kumaĢtan üretilen pantolonların (kot pantolon)
vücut ile uyumunun incelenmesi, Tekstil ve Konfeksiyon Dergisi, İzmir,1,40-46.
Pamuk, B., 2004. Üretim Planlaması, Ya-Pa Yayınları, Ġstanbul.
Yertutan, C., 2001. Gençlerin hazir giyimde antropometrik ölçülerle ilgili karĢılaĢtıkları sorunlar, 8.
Ulusal Ergonomi Kongresi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ġzmir, 25-26 Ekim, s. 59-65.
Vural, T., Ağaç, S., Çivitci, ġ., 1998. Hazır giyim iĢletmelerinde çalıĢma yerlerinin ergonomik açıdan
değerlendirilmesine iliĢkin bir araĢtırma, 6. Ergonomi Kongresi, Milli Prodüktivite
Merkezi, Ankara Üniversitesi, Ankara, 27-29 Mayıs, s. 621-630.
YeĢilpınar, S., 1999. 18-22 YaĢ grubu Türk genç kızlarının beden ölçüleri üzerine bir araĢtırma, 1.
Ulusal Çukurova Tekstil Kongresi, Çukurova Üniversitesi, Adana, 6-8 Ekim, s. 252265.
42
ANTROPOMETRĠK MUTFAK MOBĠLYASI TASARIMI
Ercüment N. DĠZDAR*, Recep Serkan ALTIPARMAK
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Karabük Teknik Eğitim Fakültesi, Karabük
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Karabük
ÖZET
Mutfak tasarımlarıyla ilgi yapılan çalıĢmalar literatürde oldukça zengin görülmekle beraber, ülke
insanlarının vücut ölçüleri birbirine göre farklılık gösterdiğinden, ülkemiz insanına uygun
mutfak donanımları ancak onlardan sağlanacak antropometrik ölçülerin doğruluk ve
güncelliğine bağlıdır. Bu bağlamda, yapılan bu çalıĢmada, öncelikle (normal çalıĢma
postüründe fiziksel özrü bulunmayan, 19 yaĢ ve üzeri, toplam 906 bayandan) konuyla ilgili
12‟si ayakta olmak üzere toplam 27 vücut ölçüsünün yer aldığı bir veri bankası
oluĢturulmuĢtur. Daha sonra da bu veriler ıĢığında Türk insan antropometrisine uygun
tasarımı yapılacak mutfak mobilyaları için referans ölçüler elde edilmiĢtir.
Anahtar Sözcükler: Antropometri, Mutfak mobilyası, Ürün ergonomisi
1. GiriĢ
Konutlar, ergonomik anlamda bir çalıĢma ortamı olmakla beraber yaĢamla ilgili birçok
faaliyetin yürütüldüğü bir çevredir. Mutfak, konuttaki baĢlıca çalıĢma alanlarından biri olması
açısından önem taĢıyan, sık aralıklarla ve yoğun olarak kullanılan bir mekan olmaktadır
(Parcells et al., 1999; Maria et al., 2000; Kirvesoja et al., 2000; Kroemer et al, 2001). Tüm
çalıĢma ortamlarında olduğu gibi, mutfaklardaki çalıĢma ortamlarının da düzenlenmesinde
uygun ölçülerin uygulanması gerekir.
Mutfakta yürütülen faaliyetler, bu faaliyetlerin yapılmasında ihtiyaç duyulan ekipmanlar
belirli merkezlerde odaklandığından, doğru düzenlemeler ıĢığında daha çabuk, daha rahat ve
daha verimli bir Ģekilde yapılabilir (Anttonen and Anttonen, 1988; Resendiz, 1988).
Mutfakta, uygun çalıĢma ortamının oluĢturulmasında, yemek hazırlama ve yemek yeme gibi
faaliyetlerin yapısına bağlı olarak, tüm ekipman ve çalıĢma yüzeylerinin iĢi yapan kimsenin
fiziksel ihtiyaçlarına uygun düzenlenmesi gerekir. Böylelikle fizyolojik ve psikolojik açıdan
daha rahat ve sağlıklı ortamlar sağlanmasıyla, yorgunluk ve kaza faktörlerinin en aza
indirilmesi mümkün olabilir (Glasser, 1986; Resendiz, 1988)
Mutfaklardaki optimum iĢ yüksekliğinin, diğer iĢ ortamlarında olduğu gibi, iĢi yapan
kimsenin antropometrik ölçülerine uygun olması gerekir. Bu ise, mutfakta iĢ yapılarak
geçirilen süreyi azaltacaktır (Glasser, 1986; Bubb, 1990). Antropometrik veriler insanın
kullandığı donanım ve ekipmanın ölçüm ve biçimi ile insanın çalıĢma alanını saptamak için
kullanılabilir. Mutfak çalıĢma ortamında ev kadınının fizyolojik ve psikolojik açıdan rahat bir
Ģekilde, daha az zaman harcayarak ve daha az yorularak çalıĢmasına imkan sağlayacak bazı
düzenlemelerin gerçekleĢtirilebilmesi için ev kadınının antropometrik ölçümlerinin bilinmesi
gerekmektedir (Bubb, 1990; Kirvesoja et al., 2000).
*
[email protected]
43
Konuyla ilgili yapılan çalıĢmalara bakıldığında, (ABD, Almanya, Fransa, Hollanda, Ġngiltere
ve Ġsviçre gibi) BirleĢik Devletler ve Avrupa Birliği ülkelerinin bir çoğunda mutfakların
antoropometrik düzenlemesi için bayanların antropometrik ölçüleri referans olarak alınmıĢtır
(Grandjean; 1973; Gönen, 1988; Parcells et al., 1999; Lee et al., 1998; Akın ve Sağır, 1998;
Smellie, 2003). Ülkemizde günümüze kadar yapılan bazı antropometrik çalıĢmalar Ģunlardır
(Sabancı, 1977; Gönen ve Kalınkara, 1993; Pheasant, 1996; Kroemer, 1997; Akın ve Sağır,
1998; Lee et al., 1998; Parcells et al., 1999; Park et al., 1999; Sabancı, 1999; Leon et al.,
2001; Smellie, 2003):
 Askeri araç-gereç ve kıyafetlerle ilgili olarak kullanılmak amacı ile askerlerden alınan
antropometrik ölçümler (Hertzberg ve ark. 1961; Pekintürk, 1968),
 ÇeĢitli yaĢ grubundaki öğrencilerden farklı amaçlar için alınan antropometrik ölçümler
(Bostancı, 1956; Bayazıt, 1971; Güven, 1979; KayıĢ, vd, 1986; KayıĢ, 1987, KayıĢ,
1988)
 Ġnsan-makine sistemlerinin tasarımında kullanılmak amacı ile endüstriyel iĢ yerlerinde
çalıĢan iĢçilerden alınan antropometrik ölçümler (KayıĢ vd., 1991; Özok, 1981; Özok,
1988).
Yapılan bu çalıĢmanın amacı konuyla ilgili güncel antropometrik ölçülerinin elde edilmesi ve
mutfak mobilyalarının tasarımlarında referans ölçüler olarak kullanılmasıdır.
2. Antropometrik Mutfak Mobilyalarının Tasarımı
2.1. Gerekli Vücut Ölçüleri
Ölçümler belirli bir referans noktasından (anatomik yapıdan) bir diğer referans noktasına
(anatomik yapıya) göre yapılmıĢtır.
1.a. Diz Üstü Yüksekliği (DÜY)
2.b. Maksimum ÇalıĢma Yüksekliği (MÇY)
3.a. Dirsek Sonrası Kolun Maksimum ÇalıĢma Yarıçapı (DSMÇY)
4.b. Omuz Sonrası Kolun Maksimum ÇalıĢma Yarıçapı (OSMÇY)
5.c. Normal Uzanmalı ÇalıĢma Alanının (OSMÇY) ile (DSMÇY) nin kesiĢtiği noktanın
çalıĢma baĢlangıç noktasına olan normal mesafesi. (NUÇM)
6. d. Maksimum Uzanmalı ÇalıĢma Alanının (OSMÇY) ile (DSMÇY) KesiĢme Noktasının
Mesafesi (MUÇM)
7.f. Toplam (sağ+sol) Maksimum ÇalıĢma Mesafesi (TMÇM)
8.e. Toplam (sağ+sol) Normal ÇalıĢma Mesafesi (TNÇM)
9.h. Engelsiz Maksimum Dikey Uzanma Yüksekliği (MDUY)
10.h. Engelli Normal Dikey Uzanma Yüksekliği (ENDUY)
11.h. Engelli Maksimum Dikey Uzanma Yüksekliği (EMDUY)
12.h. Engelsiz Raf Sonuna Uzanma Mesafesi (RSUM)
13.h. Engelli Raf Sonuna Uzanma Mesafesi (ERSUM)
14.h. Engelli Raf Üstüne Uzanma Mesafesi (ERÜUM)
15.h. Engelsiz Raf Üstüne Uzanma Mesafesi (RÜUM)
16.a. Düz Yürüme Mesafesi (DYM)
17.a. Yan Yürüme Mesafesi (YYM)
18.a. Oturma Yüksekliği Ġle BaĢ Üstü Arasındaki Mesafe (OYBM)
19.b. Yerden Diz Üstü Yüksekliği Arasındaki Mesafe (YDÜM)
20.c. Oturma Yüzeyinden Dirsek Altına Olan Mesafe (OYDAM)
21.d. Oturma Yüksekliği Ġle Bacak Üstü Arasındaki Fark (Baldır) (OYBAF)
22.e. Bacak Önü Ġle Sırt Arkası Arasındaki Fark (BÖSAF)
44
23.f. Topuk Arkası Ġle Sırt Arkası Arasındaki Fark (TASAF)
24.g. Oturma Yüzeyi Ġle Omuz-Ense KesiĢim Noktası Arasındaki Fark (OYOEKF)
25.h. Yerden Bacak Altı Arasındaki Fark (YBAM)
26.i. Yerden Diz Kabuğu Altı Arasındaki Fark (YDAM)
27.h. Boy Yüksekliği (BY)
2.2. Örnekleme Sayısının Tespiti
Örneklem hacminin tespiti için bir ön çalıĢma ile gerekli doneleri tespit edilmiĢtir. Ön saha
araĢtırmasında 50 bireyden veri toplanarak, hangi veri gurubu için kaç tane ölçüm yapılması
gerektiği (örneklem büyüklüğü) hesaplanmıĢtır (Sabancı, 1999; Dizdar, 2003; Dizdar, 2004).
En az 13 ölçüm (YBAM; % 95), en fazla ise 199 ölçüm (TMÇM, % 99) yapılması
gerekmektedir. Ancak, çalıĢmada (verilerin sıhhatli olması amacıyla), örneklem hacmi
oldukça büyüterek toplam 970 kiĢiden ölçü alınmıĢtır.
2.3. Antropometrik Ölçümlerin Yapılması
Bireyin sabit pozisyonlarda vücut boyutlarının ölçülmesi ile elde edilen veriler yapısal (statik)
antropometrik verilerdir. Yapısal antropometrik veriler özellikle mobilya boyutlarının
belirlenmesi ve giysi bedenlerinin alt-üst sınırlarının ayarlanması vb. alanlarda kullanılırlar
(Roebuck, J.A., 1975; Sabancı, 1999; Dizdar, 2002; Dizdar, 2003; Kaya vd., 1993; Özok,
1988; Özok, 2002; Dizdar, 2004). Her deneğe, adı ve soyadı, yaĢı, doğum yeri ve memleketi
sorulmuĢtur. Bu bilgilere ek olarak denekler, cinsiyetleri de veri formunda belirtilerek, her
denekten toplam 27 (statik antropometrik) ölçü (antropometreyle) alınmıĢtır. Ölçümler (saha
araĢtırması) bu konuda eğitimli kiĢilerce yapılmıĢtır.
2.4. Bulgular
Ölçüsü alınan deneklerin 64‟ü (yaĢ vb. sebeplerden ötürü) çalıĢmadan çıkarılmıĢtır. Ġstatistiki
analizler toplam 906 denek üzerinden tamamlanmıĢtır. Bu kiĢiler fiziksel özrü bulunmayan,
yetiĢkin (19 yaĢ ve üzeri) deneklerdir.
AraĢtırma kapsamına alınan deneklerin ayakta durma ve oturma pozisyonundaki boyutsal
ölçümlerine iliĢkin betimsel değerleri (aritmetik ortalama, max. ve min değerleri) standart
sapma, basıklık ve çarpıklık değerleri ile yüzdelik (% 90 ve % 99 güven sınırlarında alt-üst
sınır değerleri) değerleri hesaplanmıĢtır (Tablo 1).
45
Tablo 1 Deneklerin antropometrik ölçülerine iliĢkin, istatistiki ve yüzdelik değerler
Antropometrik
Ölçüler
Ortalama Std. Sp.
95%
5%
1.a (DÜY)
53,25
3,11
58,37
48,12
2.b (MÇY)
192,18
2,79
196,77
187,58
3.a (DSMÇY)
41,32
2,35
45,18
37,46
4.b (OSMÇY)
64,9
2,36
68,78
61,02
5.c (NUÇM)
41,84
2,1
45,31
38,38
6.d (MUÇM)
60,49
2,63
64,82
56,16
7.f (TMÇM)
122,02
2,99
126,93
117,11
8.e (TNÇM)
98,39
2,59
102,65
94,14
9.h (MDUY)
191,01
3,53
196,81
185,2
10.h (ENDUY)
176,16
3,03
181,14
171,18
11.h (EMDUY)
192,71
2,38
196,63
188,8
12.h (RSUM)
176,05
2,57
180,28
171,81
13.h (ERSUM)
169,21
2,17
172,78
165,65
14.h (ERÜUM)
180,88
1,88
183,97
177,79
15.h (RÜUM)
186,08
2,64
190,42
181,75
16.a (DYM)
63,28
1,97
66,52
60,03
17.a (YYM)
41,98
2,67
46,37
37,59
18.a (OYBM)
84,01
2,45
88,05
79,97
19.b (YDÜM)
51,08
1,9
54,21
47,95
20.c (OYDAM)
20,56
2,53
24,72
16,4
21.d (OYBAF)
17,42
1,9
20,55
14,28
22.e (BÖSAF)
56,87
1,59
59,49
54,25
23.f (TASAF)
43,13
1,88
46,22
40,03
24.g (OYOEKF)
60,24
2,12
63,73
56,76
25.h (YBAM)
43,78
1,69
46,57
41
26.i (YDAM)
43
1,55
45,55
40,44
27.j (BY)
163,48
3,86
169,83
157,14
2.5. Tasarımda Antropometrik Verilerin Kullanımı
Ġstatistiki bilgiler doğrudan bir tasarım problemine uygulanamaz. Öncelikle antropometrik
bulgular analiz edilmeli, uyumsuzluklar olabileceği gözden kaçırılmadan, hangi
antropometrik bulguların, çözümün neresinde kullanılacağına karar verilmelidir. Yani,
“kullanıcı ile ürün arasında ne Ģekilde uyuma gidilecektir” sorusuna yanıt bulunmalıdır. Son
adım ise, cevabı bulunan yukarıdaki soru için, söz konusu ölçünün uygun yüzdeliğinin, yani
“iç” minimum (% 95) ya da “dıĢ” maximum (% 5) seçimidir.
Bu bağlamda, aĢağıdaki Tablo 6‟da, veri bankası oluĢturulup, istatistiki analizi tamamlanarak
tablolanmıĢ (Tablo 1) bilgilere göre, mutfaklarda kullanılacak eĢyaların boyutlandırılmasında
referans (standart) kabul edilmesi gereken ölçüleri sunulmaktadır.
Bu bağlamda, veri bankası oluĢturulup, istatistiki analizi tamamlarak Tablo 1‟de verilen
bilgilere göre, mutfaklarda kullanılacak eĢyaların boyutlandırılmasında referans (standart)
kabul edilmesi gereken ölçüler ve örnekleri Tablo 2‟de sunulmuĢtur.
46
Tablo 2. Mutfaklardaki eĢyaların (dolap, masa, sandalye vb.) ölçülendirilmeleri
Antropometrik
Ölçüler
1.a (DÜY)
2.b (MÇY)
3.a (DSMÇY)
4.b (OSMÇY)
5.c (NUÇM)
6.d (MUÇM)
7.f (TMÇM)
8.e (TNÇM)
9.h (MDUY)
10.h (ENDUY)
11.h (EMDUY)
12.h (RSUM)
13.h (ERSUM)
14.h (ERÜUM)
15.h (RÜUM)
16.a (DYM)
17.a (YYM)
18.a (OYBM)
19.b (YDÜM)
20.c (OYDAM)
21.d (OYBAF)
22.e (BÖSAF)
23.f (TASAF)
24.g (OYOEKF)
25.h (YBAM)
26.i (YDAM)
27.j (BY)
Kullanım Yerine Örnek
Tercih
Masa altı yüksekliği
Mikrodalga fırın yüksekliği
Tek kiĢilik masa eni
Masa eriĢim
Tezgah derinliği
Tezgah derinliği
Tezgah geniĢliği
Tek kiĢilik tezgah geniĢliği
Cihaz kontrolü ve raf yüksek.
Tezgah üstü dolap altının yüksekliği
Tezgah üstü dolap altının yüksekliği
Düz duvara monteli dolap yük.-derinliği
Tezgah üstü dolap yük.-derinliği
Tezgah üzeri dolap yüksekliği
Düz duvara monteli dolap yüksekliği
Mekansal alan düzenlemesinde
Mekansal alan düzenlemesinde
Sandalye üzerindeki alan için
Masa altı yüksekliği
Sandalye kolçağı yüksekliği
Özel tasarımlar
Masa altı diz derinliği
Oturak derinliği
Yaslanma yüksekliği
Oturma yüksekliği
Oturma yüksekliği
Düz duvara monteli dolap yüksekliği
MĠN
MAX
MAX
MAX
MĠN
MAX
MAX
MĠN
MAX
MAX
MAX
MAX
MAX
MAX
MAX
MĠN
MĠN
MĠN
MĠN
MĠN
MĠN
MĠN
MĠN
MĠN
MĠN
MĠN
%5
48,12
187,58
37,46
61,02
38,38
56,16
117,11
94,14
185,20
171,18
188,80
171,81
165,65
177,79
181,75
60,03
37,59
79,97
47,95
16,40
14,28
54,25
40,03
56,76
41,00
40,44
157,14
% 95
58,37
196,77
45,18
68,78
45,31
64,82
126,93
102,65
196,81
181,14
196,63
180,28
172,78
183,97
190,42
66,52
46,37
88,05
54,21
24,72
20,55
59,49
46,22
63,73
46,57
45,55
169,83
3. Sonuçlar ve Değerlendirme
Ülkemiz insanının antropometrik ölçülerinin yeterli olarak araĢtırılmadığı bir gerçektir.
Hâlbu-ki kullanılagelen araç-gereçlerin tasarım aĢamasında antropometrik verilerin dikkate
alınması önemli bir zorunluluktur. Zira bilinmelidir ki, toplumumuzun boyutsal ölçülerine
uyan ergonomik tasarımların gerçekleĢtirilebilmesi ile gelecek kuĢakların bedensel ve ruhsal
sağlıkları bir ölçüde korunabilecektir.
Bu anlamda, yapılan bu çalıĢma ile, mutfak mobilyalarındaki çalıĢma merkezlerinin
tasarımında, ülkemiz insanının antropometrik verileri derlenerek konuyla ilgilenenlerin
hizmetine sunulmuĢtur.
Ayrıca, çalıĢmada sunulan veriler, sadece mutfakların ya da mobilyaların projelendirilmesinde
değil, tasarımlarında ülkemiz insan ölçülerinin ihtiyaç duyulduğu (ya da yakın gelecekte
ihtiyaç duyacakları) tüm (mekan, alet ve ekipman vb) çalıĢmalarda kullanılabilir.
Son olarak, yapılan çalıĢma sonucu Ģu öneriler geliĢtirilmiĢtir :
47
 Ölçümlerde ileride yapılacak (mekansal boyutlandırmaya ait) kapsamlı çalıĢmalar için
kullanılabilir. Ancak, güncelliğini yitirecek olması durumunda, bilgilerin yenilenmesi gerekir.
 Bu çalıĢmada, (araĢtırma alanının sınırlarından dolayı) sadece mutfak mobilyaları
üzerinde durulmuĢtur. Konu, uzmanlarınca hem kapsam bazında, hem de konu bazında daha
da detaylı uygulamalarla zenginleĢtirilebilir. Kaldı ki, hakkında standardı bulunmayan birçok
konu araĢtırıcılarını beklemektedir.
 ÇalıĢmada sadece mutfak mobilyalarının daha efektif kullanılabilmesi için, önemli bir
parametre olan insan vücut ölçülerine uygunluğu üzerinde durulmuĢtur. Ancak, mutfaklarda
kullanılan ahĢap malzemelerin iyileĢtirilmesi gibi birçok konu sırada beklemektedir.
 ÇalıĢmada, insanın yaĢama mekanlarından mutfaklar ele alınmıĢtır. Ancak,
unutulmaması gereken, insan için yaĢam sadece mutfak değildir! YaĢama ait ne varsa (tüm
mekan ve zamanlar), onların huzur ve sükuneti için tasarlanmalıdır.
4. Kaynaklar
Akın, G., Sağır M., 1998. Ġlköğretim Sıra ve Altlıklarının Ergonomik Tasarımında
Antropometrik Veriler, VI. Ulusal Ergonomi Kongresi, MPM Yayın No: 622,
68-78, Ankara.
Anttonen P., Anttonen, H., 1988. The effect of working height on the loading of the
muscular and skeletal systems in the kitchens of workplace canteens, Applied
Ergonomics, Volume 19, Issue 4, 306-308.
Bayazıt, N. 1971. Ġnsan Ölçümlerinin Belirlenmesi Üzerine Bir ÇalıĢma, İstanbul Teknik
Üniversitesi Dergisi, 29 (92 : 27-33.
Bostancı, E. 1956. Türk Erkek ve Kız Çocuklarında Kol, Üst Kol ve El Büyümesi ile Bedenin
Diğer Kısımları Arasındaki Korelasyonlar Üzerine Bir AraĢtırma. A. Ü. Dil ve
Tarih-Coğrafya Fak. Dergisi, XIV (1-2) : 103 - 149
Bubb, H., 1990. A contribution to the ergonomic design of kitchen furniture, Applied
Ergonomics, Volume 21, Issue 4, Page 341
Dizdar, E. N., 2003. Antropometrik Optimizasyon, Z.K.Ü., Fen Bilimleri Enstitüsü (Ders
Notları), Karabük.
Dizdar, E. N., 2003. Ergonomik ĠĢ Ġstasyonu Tasarımında Ġlk Adım: Antropometri, Mesleki
Sağlık ve Güvenlik Dergisi, (14) s. 38-44.
Dizdar, E. N., 2003. İş Güvenliği, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, (Ders Kitabı), Dilara
Yayınevi ve Matbaacılık, Trabzon.
Dizdar, E. N., 2004. Uygulamalı İstatistik ve Olasılık, (Zonguldak Karaelmas Üniversitesi
Ders Kitabı), Dilara Yayın Evi, Trabzon.
Dizdar, E. N., Kurt, M., 2002. İş Güvenliği, Gazi Üniversitesi, Ders Kitabı, Kale Ofset,
Ankara.
Glasser, I., 1986. The Culture Of A Soup Kitchen: Sanctuary, The Unıversıty Of Connecticut,
Phd. Thesis, pp. 285, USA.
48
Gönen, E. 1988. İş ve İşgücü Planlaması, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları :
1054, Ders Kitabı : 308, Ankara.
Gönen, E., Kalınkara V. 1993. Üniversiteye Devam Eden Kız Öğrencilerin Boyutsal
Ölçülerinin Ġncelenmesi, IV. Ulusal Ergonomi Kongresi, MPM Yayın No: 509,
93-107, Ankara.
Grandjean, E. 1973. Ergonomics of the Home, Taylor Francis Ltd., London.
Güven N. 1979. Farklı Sosyo-Ekonomik KoĢullarda YetiĢen Ġlkokul Çocuklarında Görülen
Antropometrik Farklılıkların Ġncelenmesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, H. Ü.
Sağlık Bilimleri Enstitüsü.. Ankara.
Hertzberg, H.T.E. 1961. Dynamic Antyropometry of Working Positions, Damon, A. 1963.
Anthropometric Survey of Turkey, Greece and ıtaly. A Gradograph No : 73.
Kaya, M.D., Halisoğlu A.S., Bayramoğlu, M., YeĢilyurt H., Özok, A.F. 2003. A New
Approach to Estimate Anthropometric Measurements by Adaptive Neurofuzzy Inference System, International Journal of Industrial Ergonomics (32),
105-114.
KayıĢ B, Özok A.F., 1986. Ġlkokul Öğrencilerinin Boyutsal Ölçülerinin Saptanması, Ankara:
TÜBİTAK, YAE, Rapor No: 128.
KayıĢ, B. 1987. İlköğretim Yapılarına Yönelik Ergonomik Tasarımlarda Boyutsal Verilerin
Kullanımı. Tubitak Yayın No : a67, Tubitak Matbaası, Ankara
KayıĢ, B. 1988. Ġlköğretim Yapılarına Yönelik Donanımların Ergonomik Tasarımı, I. Ulusal
Ergonomi Kongresi, MPM Yayın No: 372, 433-439, Ankara.
KayıĢ, B., Özok, A.F., 1991, The Anthropometry of Turkish Army Men, Applied
Ergonomics, 22(1): 49-54.
Kirvesoja, H, Vayrynen, S., Haikiök, A., 2000. Three evaluations of task-surface heights in
elderly people's homes, Applied Ergonomics 31, 109-119
Kroemer, K. H. E., 1997. Engineering Anthropometry, Salvendy, G. (ed.) Handbook of
Human Factors and Ergonomics, pp. 219-232, John Wiley&Sons.
Kroemer, K.H.E., Kroemer, A.D., 2001. Office Ergonomics, Taylor&Francis, London, pp.
87-89.
Lee, Y.S., Nahm, Y.E., Kim, D.J., Park, S.C., 1998, Development of Anthropometric and
Biomechanical Office Chair, Proceedings of the Fifth Pan-Pacific Conference
on Occupational Ergonomics, July 21-23, Japan, pp. 80-83.
Leon, L.R.P., Chaurand, R.A., Munoz, E.L.G. 2001. Antropometric Study of Mexican
Primary School Children, Applied Ergonomics, (32), 339-345.
Maria R. P., Stefania De M., Clarke V. S., 2000. Alfredo Bianchi, Andre Zlotnicki and
Claudio Napoli, Technical note: Ergonomics, gerontechnology, and design for
the home-environment, Applied Ergonomics, Volume 31, Issue 3, 1 Pages 317322
Özok, A, 1981. Türk Sanayi ĠĢçileri Üzerine Antropometrik Bir AraĢtırma, Ġstanbul.
Özok, A. F. 1988, Ergonomik Açıdan Çalışma Yeri Düzenleme ve Antropometri, Türk Metal
Sen., No: 125, Ġstanbul.
Özok, A. F. 2002, İşbilim, Ġ.T.Ü., ĠĢletme Fakültesi, Ġstanbul.
49
Parcells, C., Stommel, M., Hubbard, R.P., 1999. Mismatch of Classroom Furniture and
Student Body Dimensions. Empirical Findings and Health Implications,
Journal of Adolescent Health, (24): 265-273.
Park, S.J., Park, C.P., Kim, J.H., Kim, C.B. 1999. Biomechanical Parameters on Body
Segments of Korean Adults, International Journal of Industrial Ergonomics,
(23),23-31.
Pekintürk, T. 1968. Kara Ordusu Erlerinin Beden Numaralarının Tesbiti I., II. T.C. Genel
Kurmay PR-GE BaĢkanlığı, Ankara.
Pheasant S., 1991. Ergonomics, Work and Health, Mac Millian Press, Australia.
Resendiz, A.J., 1988. Kitchen layout and dimensions for the ambulatory and wheelchairbound elderly, Applied Ergonomics, Volume 19, Issue 1, p. 80-81
Roebuck, J.A., Kroemer, K.H.E., Thomson, W.G., 1975. Engineering Anthropometry
Methods”, John Wiley and Sons, NewYork, USA.
Sabancı, A., 1977. Tasarımda İnsan Makine İlişkileri ve Antropometrik Ölçülerin Önemi, Ç.
Ü. Ziraat Fakültesi, Adana.
Sabancı, A., 1999. Ergonomi, Baki Kitapevi, Adana.
Smellie, S., 2003. The Limitations of a Standard Workstation for its User Population,
Ergonomics, 6 (3-4): 101-108.
50
BĠLGĠSAYAR DESTEKLĠ ERKEN UYARI MODELĠ: TEUM&KAP
Ercüment N. DĠZDAR*, Yusuf KURTGÖZ
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Karabük Teknik Eğitim Fakültesi
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Karabük Meslek Yüksekokulu
ÖZET
Teknolojideki geliĢmeler iĢ hayatındaki güvenlik yönetiminin önemini artırmıĢtır. Bu
geliĢmeler, iĢ sisteminde insana daha fazla değer vermeyi ve daha fazla yatırımı gerekli
kılmıĢtır. Burada karĢımıza Ģu problem çıkmıĢtır: Acaba insanların maruz kalabilecekleri
kazaları önceden tahmin edip, alınacak tedbirler ile bu kazaları önlemek mümkün müdür?
1998 yılında geliĢtirilen Tehlike Erken Uyarı Modeli ile, meydana gelebilecek olası iĢ
kazalarının önceden tahmini mümkün kılınmıĢtır. Yapılan bu çalıĢma ile, bu model ile analiz
edilecek kaza verilerinin kısa bir sürede incelenmesine olanak verecek bir yazılım
gerçekleĢtirilmiĢtir. ÇalıĢmada, bu yazılım hakkında bilgi verilmiĢtir.
Anahtar Sözcükler: ĠĢ Güvenliği, Tehlike Erken Uyarı Modeli, Tehlike Analiz Teknikleri.
1. GiriĢ
Üretimin vazgeçilmez ve en değerli elemanı olan insanın, üretim sürecinde karĢılaĢması
muhtemel kazalara karĢı korunması onun en doğal hakkıdır. Çünkü insan, üretimin sadece
aracı değil aynı zamanda amacıdır. Ancak yaĢanan iĢ kazaları akla Ģu soruyu getirmektedir:
“Kazalar önceden tahmin edilebilir mi?”
Mesele sadece iĢin insani boyutuyla sınırlı değildir. Zira firma için her kaza ek bir masraf,
zaman ve maliyet demektir. Bu durumda bir yönetici için en önemli konu eğer mümkün ise
kazaları olmadan önce tahmin ederek gerekli tedbirler ile bertaraf etmektir.
Bu konuya birçok araĢtırmacı parmak basmıĢ, ama iĢin içinden çıkılamamıĢ, problemin
çözümü yolunda müspet bir geliĢme kaydedilememiĢtir. Günümüze değin, onlarca teknik
geliĢtirilmiĢ olmasına rağmen, (üretimdeki olası iĢ kazalarının önceden tahmini için) yapılan
çalıĢmalar tatminkar sonuçlar vermekten oldukça uzak kalmıĢtır!
Bu konuda Kurt (1993) fikirlerini Ģöyle dile getirmiĢtir: “ĠĢletmeler kendi özelinde meydana
gelen kazaları analiz ederek, yerinde ve zamanında alacağı tedbirlerle muhtemel kazaların
önüne geçebilecektir. Dolayısıyla iĢ kazalarının önlenebilmesi veya azaltılabilmesi, öncelikle
önceden tahmin edilmesi ile mümkündür. Ama bu konu çözümsüzlüğünü korumaktadır.”
Bazı araĢtırmacılar problemin zorluğunu Ģu Ģekilde ifade etmiĢtir: “Kazaların tahmini için
iĢçinin yaĢı, tecrübesi, çalıĢtığı bölüm ve çalıĢma süresi gibi hangi faktörün, hangi oranda
kaza üzerinde daha etkili olduğunun bilinmesi gerekir. Ġlk bakıĢta bunların belirlenmesi kolay
zannedilir. Oysaki bu görüldüğü kadar kolay değildir”. Dahası bazıları daha da ileri giderek,
iĢ kazalarının oluĢumundaki faktörlerin ayrı ayrı olduğu gibi, etkileĢimlerinin de kaza
üzerinde etkili olduğunu söylemiĢtir. Ancak kazaya sebep olacak tüm faktörlerin ötesinde
*
[email protected]
51
etkileĢimlerinin de hesaba katılmasının, çözümü neredeyse imkansızlaĢtırdığını söylemiĢtir
(Dizdar, 1998; Dizdar, 2003).
Konuyla ilgili olarak Brude (1995) Ģunları söylemiĢtir: “Kazaların tahmini çözülmesi kolay,
sıradan bir problem değildir. Bu güne kadar yapılan tüm çalıĢmalara, geliĢtirilen tüm
tekniklere rağmen, halen üretim sistemlerinde uygulanabilecek, ciddi, sistematik ve güvenilir
bir çalıĢma elimizde bulunmamaktadır”.
Hollnagel‟e (1993) göre “Kazaları tahmin etmek için bugüne kadar harcanan bütün gayretlere
ve önerilen tüm çözümlere rağmen, bu problem hala mevcuttur. Aslında teknolojik sistemlerin
artan kompleksliğine bağlı olarak bu problemler daha da vahim hale gelebilir!”.
Aslında iĢ kazaları için yapılan “çevre ile kasıtsız, istenmeyen, beklenmeyen, tesadüfi,
görünür bir sebebi olmayan, tahmin edilemeyen, kaçınılamayan etkileĢimler” gibi tanımlar
onların doğrudan tespitini oldukça zorlaĢtırmaktadır. Zira, kazaların tamamen sebepsiz,
rasgele veya sadece Ģansa bağlı olduğunun kabulü, bilimsel çalıĢmalar için ciddi bir engel
teĢkil eder.
Diğer taraftan “tahmin konusunda matematikçi birçok teorisyen “hiçbir olayın tesadüfen,
rasgele meydana gelmediği” hakkında hem fikirdirler. Ancak bu tip problemlerin çözümünde
ise çaresizdirler.
2. Tehlike Erken Uyarı Modeli
ĠĢ kazaları Ģüphesiz ki sıfıra indirilemez. Ancak kabul edilebilir bir seviyeye indirilebilir. Bu
perspektiften hareketle, yukarıda ifade edilen problem yakın bir geçmiĢte çözülmüĢtür. 1998
yılında kabul gören (Dizdar, 1998) bir doktora çalıĢması ile iĢ kazaları artık yüksek bir yüzde
ile tahmin edilebilmektedir.
Söz konusu tezde geliĢtirilen Tehlike Erken Uyarı Modelinde, veriler bilgisayar ortamında
değerlendirilerek erken uyarı mesajları (diagnostics messages) elde edilir. Daha sonra bu
mesajlar rapora dönüĢtürülerek üst yönetime sunulur (ġekil 1).
Tehlike Erken Uyarı Modeli, üst yönetime iĢ güvenliği ile ilgili bütçenin harcanmasında
önemli bir karar desteği sağlar. Yani “Fabrika büyük. Her yıl onlarca kaza oluyor. Yeni
kazalar için alınacak tedbirlere nereden baĢlanmalı? Yeni kazalar hangi atölyede
gerçekleĢecek! Ne zaman! Kimlerin baĢına gelecek! Önlemler aciliyetlerine göre, hangi
sırada, nerelerde ve kimler için alınmalı?” gibi sorulara büyük bir hassasiyetle, yüksek bir
doğrulukla cevap verir.
Model, algoritmasındaki tüm kompleksliğine rağmen, firmadan bilgi olarak sadece geçmiĢ
kaza raporlarını ister. Bunca sorunun cevabı için bu kadar bilgi istenmesi ĢaĢırtıcı ya da basit
gelebilir. Ancak, Oborne‟nin (1995) dediği gibi “Kaza raporlarında çok önemli bilgiler
saklıdır! Veriler değerlidir, ama değerlendirilebilirse!”.
52
OLASI Ġġ KAZALARI ALINACAK ÖNLEMLER
1. Önlem: ġubat ayında, 5. Atölyede, tornacıların yapabilecekleri kazalar için
önlem alınması,
2. Önlem: Mart ayındaki, gündüz (730-1530) vardiyalarında, presçilerin
geçirecekleri kazalar için önlem alınması,
3. Önlem: Nisan ayının, son 10 gününde, II. Haddehanede, elektrik çarpması
kazaları için önlem alınması,
4. Önlem: Ekim ayında, 21-25 yıllık tecrübeye sahip, presçilerin kaza geçirme
riskine karĢı önlem alınması,
5. Önlem: Ġzabecilerin, Kasım ayının ilk 10 gününde kaza geçirme riskine karĢı
önlem alınması,
6. Önlem: 6-10 yıllık tecrübeye sahip, 21-25 yaĢındaki iĢçilerin, gece (2330-730)
vardiyasında, cisim düĢmesi kazalarına karĢı önlem alınması,
7. Önlem: Tornacıların, ayların 11-20‟si arasında kaza geçirme riskine karĢı
önlem alınması,
8. Önlem: Ayların 1-10‟u arasında, 4. Atölyede, yanma kaza riskine karĢı önlem
alınması.
ġekil 1 Üst Yönetime Sunulması Ġçin Tehlike Erken Uyarı Modelinin Çıktısına
Dayandırılarak Hazırlanan Bir Örnek
Evet, kaza raporlarından değerli birçok bilgi elde edilebilir. Ama unutulmamalıdır ki, bunların
değerlendirilmesiyle günümüze kadar problemin çözümüne yönelik tatminkar bir sonuç elde
edilememiĢtir! Zira, Kemmlert‟in (1995) dediği gibi “sağlam veriler önemlidir, ancak çözüm
için yeterli değildir”. Yani, doğru ve tatmin edici sonuçlara ancak doğru ve yeterli
algoritmalarla ulaĢılabilir.
Tehlike Erken Uyarı Modeli, literatüre kazandırdığı bu olağanüstü tahmin edebilme
kabiliyetinin ötesinde; verimlilik hedeflerini tutturabilmek gayesiyle bünyesinde meydana
gelen iĢ kazalarını elimine etmek isteyen firmalar için, güvenilirliliğini en üst düzeyde
kanıtlamıĢ üstün bir tehlike analiz metodudur.
Mantığı, algoritması ve akıĢ diyagramı bahsi geçen tezde sunulan modelin yapılacak ek
çalıĢmalarla “tam-otomatik” hale getirilmesi tavsiye edilmiĢtir (Dizdar, 1998). Yapılan bu
çalıĢmada da, yapılan bu öneri uyarınca, Tehlike Erken Uyarı Modeli‟ne, bilgisayar yazılımı
desteği sağlanmıĢtır.
3. Tehlike Erken Uyarı Modeli Kaza Analiz Programı
3.1. Yapısı
Meydana gelen iĢ kazalarının analizini yapmak üzere geliĢtirilen Tehlike Erken Uyarı
Modelini destekleyen bilgisayar yazılımı “Kaza Analiz Programı”, kısa adı ile
“TEUM&KAP” tanıtılacaktır.
TEUM&KAP‟ın özellikleri Ģöyle sıralanabilir:
 Arayüzün kullanıcı dostu olması için, görsel programlama dillerinden Delphi 7.0 ile
geliĢtirilmiĢtir,
 Kolay kullanılabilir olduğundan Microsoft Access veritabanı kullanılmıĢtır,
 ĠĢlemlerin daha kolay yapılabilmesi için, veritabanı üzerinde ayrıca SQL (Structured
Query Language) komutları kullanılmıĢtır.
53
TEUM&KAP‟ın çalıĢma prensibi Ģu Ģekilde özetlenebilir:
 Program çalıĢtırıldığında Delphi 7.0 ile geliĢtirilen kullanıcı arayüzü ekrana gelir,
 Kaza ile ilgili verilerin saklandığı Microsoft Access veritabanına bağlanır,
 Veriler bu veritabanı kullanılarak girilir ya da güncellenir,
 TEUM‟nin analizi yazılımdaki kodlar ve SQL komutları sayesinde yapılır.
3.2. TEUM&KAP’ın Tanıtımı
GiriĢ Penceresi
TEUM&KAP aĢağıda ġekil 2‟de gösterilen açılıĢ ekranı (Splash Screen) ile kullanıcının
karĢısına gelmektedir.
ġekil 2 TEUM&KAP AçılıĢ Ekranı
Ana Pencere
TEUM&KAP‟nın ana penceresi aĢağıda Ģekil 3‟de gösterilmiĢtir. ġekil 3‟de görüldüğü gibi
veritabanı ve istatistik menüleri yardımı ile MSAccess veritabanı dosyasına ulaĢılmakta ve
gerekli veri giriĢleri ve analizler yapılabilmektedir. Aynı zamanda, menülerde seçeneklerin
üzerine gelindiğinde durum çubuğunda (statusbar) o seçenek ile ilgili açıklama
gösterilmektedir.
ġekil 3 TEUM&KAP Ana Penceresi
Kaza Veri GiriĢ Penceresi
Ana pencerede veritabanı menüsünden “kaza veri giriĢleri” seçeneği seçildiğinde Ģekil 4‟deki
form ekrana gelmektedir.
54
ġekil 4 Kaza Veri GiriĢleri Formu
Kullanıcı bu form aracılığı ile yeni meydana gelen kazaların giriĢlerini, daha önce girilmiĢ
olan kaza verilerine ait güncellemeleri ve silinecek kayıt varsa silme iĢlemlerini
yapabilmektedir.
Analiz Pencereleri
TEUM&KAP‟da varyans analizi kullanıldığından faktörler, cevap değiĢkeni ve faktörlerin de
kendi içerisindeki seviyelerinin bilinmesi gerekmektedir. Faktörler içerisindeki seviyeler
kuruluĢun yapısına ve meydana gelen kazaya bağlı olarak değiĢiklik gösterebilmektedir.
Bundan dolayı, TEUM&KAP‟da Ģekil 5‟de gösterilen form ile faktörlere ait seviye giriĢleri
yapılabilmektedir.
ġekil 5 Faktörlere Ait Seviye GiriĢleri Formu
Yukarıdaki forma, ana penceredeki veritabanı menüsünden masomer bilgileri seçeneğinden
baĢlayarak ünite bilgileri seçeneğine kadar hangi faktörün seviyeleri görülmek isteniyorsa o
faktör seçilerek ulaĢılır. Bu form ile istenilen faktörün seviyelerinde düzenleme yapılabilir
Örneğin kaza veri giriĢleri formunda, meydana gelen kazaya ait ünite bilgisi girilirken açılan
55
kutuda kazanın meydana geldiği ünite yok ise öncelikle ünite bilgileri faktörüne ait seviyelere
o ünite eklenmelidir. Bu iĢlemden sonra kaza veri giriĢleri sayfasında kazanın meydana
geldiği ünite seçilebilir. Programın bu Ģeklide çalıĢmasının sebebi ise iliĢkisel veritabanı
kullanılmasıdır. ĠliĢkisel veritabanı kullanılarak veri bütünlüğü sağlanmaktadır.
TEUM&KAP‟da istatistik menüsünden varyans analizi seçeneğine tıklandığında aĢağıda Ģekil
6‟de görülen pencere kullanıcının karĢısına gelmektedir. Bu form ilk defa açıldığında
aĢağıdaki Ģekilde gösterilen 1, 2 ve 3 numaralı gridler boĢ olarak görünmektedir. Formun alt
tarafındaki “Kaza Verileri” sekmesinde Kaza Veri GiriĢleri formunda girilen verilerden faktör
ve cevap değiĢkeni olarak değerlendirilenler ile girilen verilere göre hesaplatılan faktörler yer
almaktadır. Yine baĢlangıçta formun alt tarafındaki grafik sekmesinde çizdirilen herhangi bir
grafik yoktur.
1
3
2
ġekil 6 Varyans Analizi Formu.
Kullanıcı bu form aracılığı ile istediği bir faktör ile cevap değiĢkeni olan kayıp iĢ günü
arasında varyans analizi yapabilmektedir. Bu iĢlem için kullanıcının faktör açılan kutusundan
istediği faktörü seçmesi ve ANOVA butonuna tıklaması yeterlidir. ANOVA butonuna
tıklandıktan sonra yukarıdaki Ģekilde görülen 1 numaralı alanda varyans analizi ile ilgili
hesaplanan değerler, 2 numaralı alanda seçilen faktörün seviyeleri ve her seviyede meydana
gelen kaza sayısı ile o seviyedeki ortalama kayıp iĢ günü değerleri, 3 numaralı alanda ise
seçilen faktör ve cevap değiĢkenine ait değerler yan yana gösterilmektedir. Grafik sekmesinde
ise seçilen faktöre ait kaza sayısı – ortalama kayıp iĢgünü grafiği çizdirilmektedir (ġekil 7).
56
ġekil 7 TEUM&KAP‟da Seçilen Faktöre Ait OluĢturulan Kaza Sayısı-Ortalama Kayıp ĠĢ
Günü Grafiği.
4. Sonuçlar
ĠĢ kazaları sonucunda meydana gelen iĢ gücü kayıpları, onarım masrafları, iĢçiye ödenen
tazminatlar, tıbbi müdahale ve hastane masrafları, üretimin kısmen veya tamamen durması
sonucunda meydana gelen üretim kayıpları, yeni iĢçi yetiĢtirmek için harcanan zaman ve
eğitim giderleri, devletçe yapılan soruĢturma masrafları, yaralanan ya da sakat kalan iĢçinin
rehabilitasyonu gibi faktörler parasal değerlere çevrildiğinde iĢ kazaları maliyetinin ne kadar
yüksek olduğunu ortaya çıkarır.
Bu çalıĢmanın konusu olan “Tehlike Erken Uyarı Modeli”, sistemdeki olası iĢ kazalarını
vukuundan önce tahmin ederek üst yönetime bir rapor halinde sunar. Bu raporda, olası kazalar
tahmin edilmiĢ ve dolayısıyla gelecek dönemler için alınması gereken önlemler aciliyet ve
ağırlıklarına göre sıralanmıĢtır.
Tehlike Erken Uyarı Modeli‟nin tatbiki ile firmanın sağlayacağı kazançlar Ģöyle özetlenebilir:
1. Yönetimin eline iĢ güvenliği stratejileri için önemli bir karar destek sistemi sunulmuĢ olur.
Bu Ģekilde kazaları önlenmesi için ayrılan finansmanın optimum kullanımı sağlanır. Yani,
bütçe kaynakları zorlanmadan, gerekli yerlere gerektiği kadar harcama yapılarak,
minimum masraf ile maksimum iĢ güvenliği sağlanmıĢ olur.
2. Kazalardaki azalma ile üretimdeki kayıp zamanlar, iĢ gücü değiĢtirme ve ek istihdam
maliyetleri, hasar ve tamir-bakım masrafları, sipariĢ kaybı ya da sipariĢ gecikme zararları,
tıbbi merkez ve sağlık harcamaları düĢeceğinden üretim maliyetlerinde düĢme
yaĢanacaktır.
3. Gerekli tedbirlerin alındığını gören iĢçi kendini daha güvenli hissedeceğinden daha
yüksek performansla çalıĢır. Bu suretle üretimdeki (iĢçi denetimli) standart zamanlar
azalacağından birim maliyetler de düĢecektir.
4. ĠĢleme faaliyetlerindeki verimlilik, üretkenlik ve rekabet edebilirlilik artacağından karlılığı
yükselecektir.
Yukarıda ifade edilen kazançlar dikkatlice incelendiğinde, iĢ güvenliği yatırımlarındaki klasik
yaklaĢımlar “kazaların vukuundan önce tespit edilerek eliminasyonu” doğrultusunda
değiĢecektir.
57
Kaynaklar
Brude, U., 1995. What is happening to the number of fatalities in road accidents-a model for
forecasts and continuous monitoring of development up to the year 2000,
Accident Analysis and Prevention, 27(3), 405-410.
Dizdar E. N., 1998. Üretim Sistemlerinde Olası ĠĢ Kazaları Ġçin Bir Erken Uyarı Modeli,
Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Endüstri Müh. Böl.,
Ankara.
Dizdar, E. N., 2003. ĠĢ Güvenliği, Dilara Yayınevi, Trabzon.
Hollnagel, E., 1993. Human Reliability Analysis Context and Control, Academic Press Inc.,
San Diego, USA.
Kemmlert, K., 1995. A method assigned for the identification of ergonomic hazardsPLIBEL, Applied Ergonomics, 26(3), 199-211.
Kurt, M., 1993. ĠĢ Kazalarının Ergonomik Analizi, Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Fen
Bilimleri Enstitüsü, Endüstri Müh. Böl., Ankara.
Oborne, D., 1995. Ergonomics at Work: Human Factors in Design and Development, 3rd
Edition, John Wiley&Sons Ltd.
58
DEMĠR-ÇELĠK ENDÜSTRĠSĠNDE MEYDANA GELEN Ġġ KAZALARININ KAZA
TÜRÜ AÇISINDAN ĠNCELENMESĠ
Ercüment N. DĠZDAR*, Yusuf KURTGÖZ
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Karabük Teknik Eğitim Fakültesi
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Karabük Meslek Yüksekokulu
ÖZET
Ülkemizde Demir-Çelik Endüstrisinde çalıĢan personel sayısı, hızla geliĢen teknoloji ve
sanayileĢmeye bağlı olarak artıĢ göstermektedir. Demir-Çelik Endüstrisi çalıĢanlara ağır bir iĢ
yükü getirdiğinden, bu sektörde çalıĢanların en büyük problemlerinden birisi iĢ kazaları ve
meslek hastalıklarıdır. Bu sektördeki iĢ kazalarının sıklığı ve kazalara bağlı olarak meydana
gelen kayıp iĢ günlerinin fazlalığı yapılan istatistik çalıĢmalardan açıkça görülmektedir.
Bundan dolayı bu konuda yapılacak çalıĢmalar meydana gelen iĢ kazalarını en aza indirmek
yönünde olmalıdır. Bu araĢtırmada, Batı Karadeniz Bölgesinde Demir-Çelik Endüstrisinde
faaliyet gösteren endüstriyel kuruluĢlarda meydana gelen kazalar incelenmiĢ, en sık oluĢan
kaza türü ile ortalama olarak en fazla kayıp iĢ gününe sebep olan kaza türü tespit edilmiĢ ve
çözüm önerileri geliĢtirilmiĢtir.
Anahtar Sözcükler: ĠĢ Kazaları, Demir-Çelik Endüstrisi, ĠĢ Güvenliği.
1. GiriĢ
ĠĢ kazaları bir firmanın itibarına zarar verebilir, verimliliğini düĢürebilir ve büyük masrafların
meydana gelmesine sebep olabilir. Yaralanan çalıĢanlar sadece acı ve rahatsızlık çekmekle
kalmaz, aynı zamanda geçici veya kalıcı sakatlıklar geçirebilir hatta ölebilirler (Sheu et al.,
1999). Bu yaralanmalar çalıĢma yeteneğinin kaybına sebep olabildiği gibi çalıĢanların
kendileri ve aileleri üzerinde de ciddi bir etki oluĢturabilir.
Farklı sektörlerin hedef güvenliklerinin seçimi, her ülkede milli düzeyde yapılmalıdır. Böyle
bir seçimin yapılması farklı teknik uygulamalar ve ekonomik potansiyellerden dolayı
gerekmektedir. Hedef değerlerin benimsenmesine yönelik kararlar verilmeden önce mevcut
sektörlerin güvenlik düzeylerinin belirlenmesi gerekmektedir (Androic, 1998).
ĠĢ yerlerinde iĢ verimini düĢüren sebeplerden olan iĢçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili sorunlar,
bu konularla ilgili çalıĢmalar yapılmasını zorunlu hale getirmiĢtir. Her yıl birçok insanın
yaralanmasına, sakatlanmasına ve hatta ölümüne sebep olan iĢ kazalarının sık görüldüğü iĢ
kollarından birisi de Metal Endüstrisidir (ĠSGÜM, 1992). Bu araĢtırmanın konusu olan
Demir-Çelik Endüstrisi, ülkemizde iĢ kazaları ve meslek hastalıklarının sıklıkla ortaya çıktığı
bir iĢ koludur (DĠE, 1990-2001). Bu sebeple, bu konuda yapılacak olan kaza önleme
çalıĢmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Ülkemizde Demir-Çelik Endüstrisinde meydana gelen iĢ kazaları ülkemiz ekonomisine
önemli ölçüde zarar vermektedir. Kaliteli, piyasasında tutunabilen ve uluslararası
standartlarda ürün üretebilmek ve hizmet sunabilmek için endüstriyel sistemler kurarken
dikkat edilmesi gereken temel ölçütlerden birisi de iĢçi sağlığı ve iĢçi güvenliğinin
*
[email protected]
59
sağlanmasıdır. ÇalıĢanların sağlık ve güvenliklerinin sağlanması ve olası iĢ kazaları ve meslek
hastalıkları için gerekli önlemlerin alınması ile kaçınılmaz olarak nitelenen iĢ kazalarının
önüne geçilebilir. ÇalıĢanları iĢ kazalarından uzak tutmak için gerekli önlemleri almak,
personelin en doğal hakkıdır (Dizdar, 1996).
Ülkemizde büyük sanayi kuruluĢlarını desteklemek üzere plansız olarak geliĢen atölyeler
halinde çalıĢan siteler tarzında yan sanayi kuruluĢları mevcuttur. Demir-Çelik Endüstrisinde iĢ
güvenliğini sağlayıcı önlemlerin kapsamlı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira iĢ
kazaları ülke ekonomisine ağır maddi yükler getirmekte ve ülkemizin geliĢmesinde önemli bir
engel teĢkil etmektedir (Arseven, 1994).
ĠĢ kazalarını önleyebilmek için kazalara sebep olan faktörlerin araĢtırılması zorunludur. Bu
faktörler üzerinde ne kadar çok bilgiye sahip olunursa, o ölçüde önemli tedbirler almak
mümkündür. Bundan dolayı, bu çalıĢma Demir-Çelik Endüstrisinde meydana gelen kaza
türlerini (cisim kesmesi, cisim çarpması, yanma vb.) toplanan veriler ıĢığında istatistiksel
olarak incelemek, hangi kaza türünün daha çok gözlendiğini, hangi kaza türünün ortalama
olarak daha fazla kayıp iĢ gününe sebep olduğunu tespit etmek amacıyla yapılmıĢtır.
2. Demir-Çelik Endüstrisi ve ĠĢ Kazaları
ĠnĢaat sektöründen beyaz eĢya üretimine kadar farklı üretim dallarında yoğun bir Ģekilde
kullanılan metal malzemeler, günlük hayatımızın önemli ihtiyaçlarını karĢılamaktadır. DemirÇelik Endüstrisi ise bu ihtiyaçları karĢılayan büyük sanayi kuruluĢlarından, bu kuruluĢların
paralelinde çalıĢan üretim ve tamir atölyelerine kadar birçok üretim kuruluĢundan
oluĢmaktadır (Kurt, 1996).
Demir-Çelik Endüstrisinde el iĢçiliğinden daha çok makine iĢçiliği gerekmekte olup faklı
kesici ve sert aletlerle çalıĢılmaktadır. Bundan dolayı çalıĢanların kullanılan makineleri, iĢlem
sırasını ve tehlikesiz bir imalat için uyulacak kuralları bilen kalifiye iĢçiler olmaları
gerekmektedir. Bu sektördeki özellikle de küçük iĢ yerlerinde çalıĢanların büyük çoğunluğu
usta-çırak yöntemiyle yetiĢmektedir. Fakat ayrıca çıraklık eğitimi gibi bir mesleki eğitim
görmeleri de büyük önem taĢımaktadır. Bu çalıĢanlara Çıraklık-Kalfalık okullarında haftanın
bir günü eğitim verilebilmektedir. Kurum, hizmet içi eğitim verse de bu genellikle mesleki
bilgiler ile sınırlı kalmaktadır. Bütün bunların sonucunda Demir-Çelik Endüstrisi ülkemizde iĢ
güvenliği problemlerinin en sık yaĢandığı iĢ kolu olmaktadır (Kurt, 1996, Dizdar, 1996, Kurt,
1999).
Yukarıdaki sebeplerden baĢka Demir-Çelik Endüstrisinde yer yer geleneksel üretim
sistemlerinin kullanılması, yetiĢmiĢ iĢ gücü eksikliği ve çocuk yaĢtaki çırak iĢçi sayısının
yüksek olması ile birlikte bu çocukların ustalık gerektiren iĢlerde de çalıĢtırılmaları kazaların
meydana gelmesini kolaylaĢtırmaktadır. ÇalıĢanların iĢ yeteneği ve organizasyonel bağlılıkları
yüksek zihinsel sağlığa ve yüksek firma performansına sebep olmaktadır. Aynı zamanda iyi iĢ
yeteneği çalıĢanlar arasında düĢük duygusal yorgunluğa ve firmalar arasında yüksek rekabete
sebep olmaktadır. Birisinin zihinsel rahatsızlığı duygusal yorgunluğun zararlı etkilerini
artırmaktadır. Bütün bunların sonucunda, dünyada bu iĢ kolunda yaĢanan en ağır ve en sık iĢ
kazaları ülkemizde yaĢanmaktadır (ILO, 1995-2000, Tuomi et al., 2005 ).
ĠĢ kazalarının ve iĢ güvenliği sorunlarının Demir-Çelik Endüstrisinde sık sık meydana
gelmesinden dolayı bu konuda alınması gereken tedbirler gündeme gelmektedir. Yapılan bu
çalıĢmanın konusu ülkemizde iĢ kazaları ve meslek hastalıklarının yüksek oranda meydana
geldiği Demir-Çelik Endüstrisi sektörüdür.
60
3. Materyal ve Metot
Batı Karadeniz Bölgesinde Demir-Çelik Endüstrisi sektöründe çalıĢan firmalarda 1999 ve
2003 yılları arasında meydana gelen kazalara ait veriler toplanmıĢtır. AraĢtırmaya konu olan
kaza türü, bağımsız bir değiĢken (faktör) ve kayıp iĢ günü de kaza türünden etkilenen bağımlı
bir değiĢken (cevap değiĢkeni) olarak değerlendirilmiĢtir. Kaza türü faktörünün kayıp iĢ günü
üzerinde bir etkisi olup olmadığını tespit etmek için varyans analizi (anova) yapılması
gerekmektedir.
Varyans analizi yapabilmek için kaza türleri kendi içerisinde gruplandırılmıĢ ve kaza türlerine
tablo 1‟de gösterildiği gibi seviye numaraları verilmiĢtir.
Tablo 1 Kaza Türleri ve Seviyeleri
Seviye
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
Kaza Türü
Açık alevle yanma
Araçtan düĢme
Asitle yanma
Cisim arasına sıkıĢma
Cisim çarpması
Cisim düĢmesi
Cisim kesmesi
Cisim sıçraması
Düzde düĢme
Elektrik çarpması
Seviye
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Kaza Türü
Gazla zehirlenme
Maden yanması
Makinelere kaptırma
Merdivenden düĢme
Muhtelif
Sıcak malzemeyle yanma
Sıvı-cisim ve toz çapak kaçması
Trafik
Yük kaldırırken incinme
Yüksekten düĢme
Toplanan verilerden faydalanılarak iĢ baĢı tarihinden kaza tarihi çıkarılarak meydana gelen
kaza için oluĢan kayıp iĢ günü elde edilmiĢtir (Kayıp ĠĢ Günü = ĠĢ BaĢı Tarihi – Kaza Tarihi).
Varyans analizi için aĢağıdaki iki hipotezi kuracağız.
H0: Kaza türünün kayıp iĢ günü üzerinde etkisi yoktur.
H1: Kaza türünün kayıp iĢ günü üzerinde etkisi vardır.
Meydana gelen 581 kazanın, kaza türü ve kayıp iĢ günü bilgileri Ek-1‟de gösterildiği gibi
düzenlenerek istatistik paket programlarından olan Minitab programına aktarılmıĢtır. Paket
program aracılığı ile kaza türü faktörü ile kayıp iĢ günü arasında varyans analizi yapılarak
aĢağıdaki sonuçlara ulaĢılmıĢtır (Tablo 2).
Tablo 2 Anova Tablosu (Kaza Türü: Faktör, Kayıp ĠĢ Günü: Cevap DeğiĢkeni)
Varyasyon Kaynağı
Gruplar Arası
Grup içi
Toplam
Serbestlik Derecesi
19
561
580
Kareler Toplamı
358096
2498636
2856731
Kareler Ortalaması
18847
4454
F Hesap Değeri
4,23
Yapılan varyans analizinin sonucuna göre hesaplanan F değeri, FH = 4,23 olarak bulunmuĢtur.
F Tablo değeri FT = F0,95;19,561 = 1,59‟dir.
FH > FT olduğundan H0 red edilir, H1 kabul edilir. Yani kaza türlerinin kayıp iĢ günü
üzerindeki etkilerinin birbirinden farklı olduğu söylenebilir. BaĢka bir ifade ile kaza türlerinin
kayıp iĢ gününü %95 güven düzeyinde etkileyen bir faktör olduğu tespit edilmiĢtir.
Kaza türlerinin yıllara göre kaçar defa gözlendiği, ortalama olarak kaç kayıp iĢ gününe sebep
oldukları tespit edilmiĢtir.
61
4. Bulgular ve Yorumlar
Batı Karadeniz Bölgesinde ilgili sektörde 1999–2003 yılları arasında meydana gelen 581
kazanın kaza türlerine göre yapılan değerlendirmeleri aĢağıda sunulmuĢtur.
Tablo 3 1999–2003 Yılları Arasında Meydana Gelen Kazaların Kaza Türlerine Göre Sayıları,
Ortalama Kayıp ĠĢ Günleri Ve Toplam Kayıp ĠĢ Günleri
Kaza Türü
Seviye
Toplam Kaza
Sayısı
Açık alevle yanma
Araçtan düĢme
Asitle yanma
Cisim arasına sıkıĢma
Cisim çarpması
Cisim düĢmesi
Cisim kesmesi
Cisim sıçraması
Düzde düĢme
Elektrik çarpması
Gazla zehirlenme
Maden yanması
Makinelere kaptırma
Merdivenden düĢme
Muhtelif
Sıcak malzemeyle yanma
Sıvı-cisim ve toz çapak kaçması
Trafik
Yük kaldırırken incinme
Yüksekten düĢme
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
18
7
4
118
67
34
51
22
67
10
5
17
9
19
40
20
10
7
19
37
Ortalama Kayıp ĠĢ
Günü
16,00
29,86
6,75
24,93
11,12
14,71
11,00
11,95
22,67
14,90
0,80
161,00
27,78
27,89
20,15
14,70
14,80
18,86
15,00
31,00
Toplam Kayıp
ĠĢ Günü
288
209
27
2942
745
500
561
263
1519
149
4
2737
250
530
806
294
148
132
285
1147
AĢağıda grafik 1‟de görüldüğü gibi 4. seviyedeki kaza türünün (Cisim arasına sıkıĢma) 1999–
2003 yılları arasında 118 defa meydana geldiği ve en çok sayıda meydana gelen kaza türü
olduğu tespit edilmiĢtir. Buna karĢın 12. seviyedeki kaza türüne (Maden yanması) çok sayıda
(17 defa) rastlanmamasına rağmen bu kaza türünün ortalama olarak en fazla kayıp iĢ gününe
sebep olduğu tespit edilmiĢtir.
Kaza Türlerine Göre Kaza Sayıları ve Ortalama Kayıp İş Günleri
140
180,00
160,00
120
Kaza Sayısı
120,00
80
100,00
60
80,00
60,00
40
Ort. Kayıp İş Günü
140,00
100
40,00
20
20,00
0
0,00
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10 11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Seviye
Kaza Sayısı
Ort.Kayıp İş Günü
Grafik 1 1999–2003 Yılları Arasında Meydana Gelen Kazaların Kaza Türlerine Göre Sayıları
Ve Ortalama Kayıp ĠĢ Günleri Grafiği.
62
21%
22%
CİSİM ARASINA SIKIŞMA
MADEN YANMASI
DÜZDE DÜŞME
4%
YÜKSEKTEN DÜŞME
CİSİM ÇARPMASI
4%
CİSİM KESMESİ
MERDİVENDEN DÜŞME
CİSİM DÜŞMESİ
4%
20%
Diğer
6%
8%
11%
Grafik 2 Kaza Türlerinin Toplam Kayıp ĠĢ Günlerine Göre Dağılım Grafiği
16%
20%
CİSİM ARASINA SIKIŞMA
DÜZDE DÜŞME
3%
CİSİM ÇARPMASI
CİSİM KESMESİ
3%
YÜKSEKTEN DÜŞME
3%
CİSİM DÜŞMESİ
12%
3%
CİSİM SIÇRAMASI
SICAK MALZEMEYLE YANMA
MERDİVENDEN DÜŞME
3%
YÜK KALDIRIRKEN İNCİLME
AÇIK ALEVLE YANMA
4%
MADEN YANMASI
12%
6%
6%
Diğer
9%
Grafik 3 Meydana Gelen Kazaların Kaza Türlerine Göre Kaza Sayıları Dağılımı
Grafik 2 ve grafik 3‟te ise kaza türlerinin meydana gelme sıklığı ile sebep oldukları kayıp iĢ
günlerine baktığımızda, bir kaza türü ne kadar çok meydana geliyor ise sebep olduğu kayıp iĢ
günü sayısı da o kadar çok diyemiyoruz. Bir kaza türünün az sayıda meydana gelmesine
rağmen sebep olduğu kayıp iĢ günü sayısı fazla olabilmektedir. Bunu tersi bir durumla da
karĢılaĢmak mümkündür. AĢağıda tablo 4‟de ise hangi kaza türlerinin hangi yıllarda kaçar
defa meydana geldiği görülmektedir.
Tablo 4 Kaza Türlerinin Yıllara Göre Dağılımları
Seviye
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
Kaza Türü
Açık alevle yanma
Araçtan düĢme
Asitle yanma
Cisim arasına sıkıĢma
Cisim çarpması
Cisim düĢmesi
Cisim kesmesi
Cisim sıçraması
Düzde düĢme
Elektrik çarpması
Gazla zehirlenme
Maden yanması
Makinelere kaptırma
Merdivenden düĢme
Muhtelif
Sıcak malzemeyle yanma
Sıvı-cisim ve toz çapak kaçması
1999
4
1
1
21
4
2
8
6
13
3
4
1
2
2
4
2
63
2000
6
35
21
10
16
5
19
4
1
5
3
3
7
2
2
2001
3
4
1
21
15
6
10
3
10
2
2002
1
1
2
2
11
4
3
3
1
4
7
4
1
27
12
12
9
3
10
1
2003
4
2
2
14
15
4
8
5
15
4
4
2
8
13
6
2
Seviye
18
19
20
Kaza Türü
Trafik
Yük kaldırırken incinme
Yüksekten düĢme
1999
2
8
6
2000
1
3
13
2001
4
5
2002
4
1
7
2003
3
6
5. Sonuçlar ve Öneriler
Hızlı bir Ģekilde geliĢen teknolojiye ve sanayileĢmeye paralel olarak yaĢanan iĢ kazaları ve
meslek hastalıkları baĢta çalıĢanlarımıza ve yakınlarına, daha sonra firmaya ve ülke
ekonomisine zararlar vermektedir.
Demir-Çelik Endüstrisinde meydana gelen kazaları kaza türleri açısından incelediğimiz bu
çalıĢmamızda elde edilen sonuçlar aĢağıdaki gibidir:




Yapılan varyans analizi sonucunda kaza türünün, %95 güven düzeyinde kayıp iĢ günü
sayısını etkileyen bir faktör olduğu tespit edilmiĢtir.
Cisim arasına sıkıĢma Ģeklinde meydana gelen kazaların 1999–2003 yılları arasında en
çok sayıda gözlendiği sonucuna ulaĢılmıĢtır.
Maden yanmasının sebep olduğu kazalara az sayıda rastlanmasına rağmen, bu kaza
türünün ortalama olarak en fazla kayıp iĢ gününe sebep olduğu tespit edilmiĢtir.
Bir kaza türünün çok sayıda meydana gelmesine rağmen ortalama olarak az sayıda
kayıp iĢ gününe sebep olabileceği ve baĢka bir kaza türünün de az sayıda meydana
gelmesine karĢın ortalama olarak çok sayıda kayıp iĢ gününe sebep olabileceği
sonucuna varılmıĢtır.
Yukarıda elde edilen sonuçlara göre iĢ kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek için
aĢağıdaki öneriler geliĢtirilmiĢtir:







KuruluĢlar bünyelerinde, çalıĢanlarının güvenli bir ortamda çalıĢmaları için gerekli iĢ
güvenliği tedbirlerini almalıdır.
ÇalıĢanlara iĢ kazaları ve mesleki hastalıklar alanında gerekli eğitim verilmelidir.
Atölyelerde güvenlik için gerekli ikaz, uyarı iĢaret ve yazıları asılmalıdır.
Yapılan iĢe göre çalıĢanların kiĢisel koruyucular (Gözlük, maske, eldiven vb.)
kullanmaları sağlanmalıdır.
Yaptığımız bu çalıĢmaya göre en çok meydana gelen kaza türlerinin (baĢta cisim
arasına sıkıĢma olmak üzere) oluĢum nedenleri incelenmelidir.
Aynı Ģekilde ortalama olarak en çok kayıp iĢ gününe sebep olan kaza türlerinin (baĢta
maden yanması olmak üzere) oluĢum nedenleri incelenmelidir.
Daha sık meydana gelen ve daha çok kayıp iĢ gününe sebep olan bu tür kazaların en
aza indirilmesi için kuruluĢlar gerekli güvenlik önlemlerini almalıdır ve bu tür kazalar
hakkında çalıĢanlar bilgilendirilmelidir.
64
EK_1 1999-2003 Yılları Arasında Meydana Gelen Kazalara Ait Bilgiler
No
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
S
K No
9
2 55
7
7 56
19 18 57
4 145 58
4 155 59
13
4 60
8 10 61
5 10 62
9
9 63
7
1 64
15
4 65
4 10 66
4 10 67
4
2 68
7
0 69
10 10 70
2 44 71
9 17 72
5 24 73
15 28 74
7
7 75
15 57 76
6
7 77
4 49 78
15
0 79
20 67 80
4
4 81
6 15 82
15 90 83
5
0 84
4
8 85
7
4 86
4
3 87
6
2 88
5
0 89
10 27 90
7
0 91
20 23 92
17 10 93
8 85 94
4 34 95
4 17 96
4
0 97
4 12 98
1
6 99
4 17 100
7
0 101
1 90 102
7
0 103
16 20 104
2 77 105
19
5 106
5
8 107
5
2 108
S
K No
7
5 109
9
2 110
5
0 111
4 10 112
4 38 113
9 15 114
13 11 115
15
2 116
4
7 117
5 66 118
4
9 119
15 15 120
2 10 121
2
0 122
14 82 123
15 33 124
5
0 125
9 12 126
17
2 127
5
0 128
4
2 129
9 14 130
5
0 131
15 40 132
20
8 133
6 33 134
9
0 135
15 13 136
7
0 137
17
0 138
1
3 139
16
3 140
3 23 141
15 11 142
5 20 143
20
0 144
4 21 145
6
4 146
5
3 147
12 11 148
8
2 149
9 10 150
20
6 151
19 20 152
4
0 153
6 29 154
16 11 155
5 22 156
14 56 157
9 187 158
19 10 159
5
0 160
16 11 161
7
0 162
S
K No
5 29 163
6
4 164
14
0 165
18 76 166
18
4 167
4
0 168
18
1 169
9
0 170
18
5 171
9 40 172
15
2 173
15
2 174
4
0 175
7
1 176
4 99 177
20
3 178
1 17 179
1
0 180
6 52 181
5
0 182
5 12 183
4 42 184
5 10 185
4
6 186
14 112 187
4 11 188
12 17 189
15 47 190
6
4 191
4 62 192
4
9 193
17
1 194
4 12 195
4 10 196
8
2 197
15 21 198
9 16 199
5
9 200
4
0 201
9
0 202
15 25 203
1
5 204
7 16 205
4
0 206
15
1 207
20 20 208
6
3 209
4 15 210
4 90 211
5 13 212
6
7 213
6
4 214
6 11 215
16
6 216
S
K No
6
6 217
4 82 218
8
3 219
14
7 220
12 40 221
4
7 222
7
0 223
12 38 224
5 15 225
14 17 226
15
3 227
4 58 228
7
0 229
7
0 230
11
0 231
13 81 232
6 16 233
17
0 234
4
2 235
7 11 236
4
0 237
20 29 238
7
9 239
10
2 240
7
9 241
9 33 242
5
2 243
4 366 244
4 14 245
12 47 246
15
0 247
7 101 248
6 20 249
7
4 250
7
7 251
8
0 252
9 47 253
5
5 254
15
3 255
4
0 256
1 11 257
7
6 258
20 264 259
4 29 260
14
5 261
10 10 262
7
0 263
5
7 264
4 16 265
4
1 266
19 10 267
6
3 268
9 12 269
19
6 270
65
S
9
5
13
10
4
4
5
9
9
13
5
4
9
20
9
1
5
9
6
4
6
9
4
7
20
5
4
4
5
4
8
5
7
4
6
9
4
7
14
4
17
4
16
15
8
4
5
8
4
4
4
20
1
20
K No
8 271
1 272
7 273
16 274
22 275
18 276
2 277
0 278
0 279
0 280
19 281
47 282
34 283
3 284
25 285
12 286
2 287
5 288
0 289
3 290
0 291
6 292
31 293
52 294
34 295
1 296
33 297
10 298
10 299
20 300
0 301
0 302
0 303
2 304
10 305
14 306
2 307
5 308
30 309
5 310
3 311
3 312
23 313
33 314
2 315
3 316
0 317
12 318
31 319
7 320
7 321
6 322
48 323
41 324
S
K No
15
1 325
6 55 326
5
0 327
7
2 328
4
2 329
5 96 330
10
7 331
5
3 332
5
7 333
7 37 334
7 51 335
4
0 336
9 137 337
8 13 338
9 29 339
9 29 340
4 12 341
6
3 342
16 60 343
9 23 344
4 33 345
14 17 346
5
0 347
4
7 348
4 34 349
6 27 350
6 68 351
6
1 352
4
5 353
4
4 354
12
0 355
16
0 356
5
0 357
20 28 358
7 14 359
4 31 360
15
6 361
9 29 362
9 26 363
6
4 364
20 30 365
4
2 366
4 13 367
15
7 368
20
4 369
9 12 370
4 50 371
15 10 372
4 45 373
4 61 374
4
4 375
9 17 376
15
0 377
5 17 378
S
K No
12
33 379
15
4 380
5
21 381
16
2 382
12
16 383
5
0 384
11
0 385
9
0 386
20
16 387
7
3 388
6
18 389
9
0 390
5
0 391
5
0 392
4
9 393
20
3 394
20 103 395
5
2 396
9
12 397
20
15 398
19
30 399
13
4 400
9
2 401
20
9 402
4
12 403
6
4 404
12
46 405
1
14 406
4
30 407
7
8 408
5
15 409
9
2 410
9
35 411
7
18 412
16
9 413
4
5 414
5
7 415
5
61 416
5
11 417
4
24 418
5
9 419
19
24 420
5
29 421
20
61 422
18
39 423
4
10 424
20
23 425
7
3 426
8
16 427
12 1096 428
12 1096 429
9
71 430
10
10 431
4
58 432
S
K
4 31
16 19
20
8
20 40
9 15
15 54
14 95
1
7
13 44
19
2
3
0
3
0
19
0
20
5
14 18
5 13
4
0
8
0
4
0
14 18
4 20
5
1
15 42
20 17
9
2
5 33
7
0
12 10
7
4
15 32
6
3
8 16
4 35
20 88
4 91
5
9
5
5
14 19
9 10
20 41
14
2
17
0
17 117
9
9
4 24
5
0
1
0
15
0
8
0
1 19
15 11
7
8
9
0
4 20
No
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
S
11
11
8
15
15
6
15
5
7
16
16
4
6
7
16
5
9
1
4
14
K
2
2
13
43
34
3
50
7
0
14
12
2
24
88
49
52
76
7
1
2
No
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
S
14
13
4
9
5
16
9
7
5
5
12
14
5
4
11
9
15
9
15
9
K
24
88
10
24
12
19
91
0
10
0
45
3
12
5
0
2
16
91
14
20
No
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
S
K No
7 10 493
15 35 494
20 26 495
19
9 496
4 24 497
20 39 498
6 18 499
15 11 500
4
6 501
20
6 502
12 195 503
9
9 504
9 18 505
15
6 506
1 14 507
9 20 508
2 64 509
1 19 510
19 13 511
4
9 512
S
4
9
9
7
10
20
7
4
17
14
19
16
4
4
19
5
4
4
5
4
K
10
14
38
8
38
13
6
4
8
14
15
3
31
20
27
3
27
20
12
52
No
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
S
9
4
1
7
8
16
9
4
8
8
16
17
16
9
9
20
9
7
7
19
K No
6 533
50 534
4 535
8 536
25 537
4 538
2 539
48 540
2 541
9 542
4 543
7 544
15 545
14 546
5 547
20 548
19 549
5 550
3 551
19 552
S
4
1
4
4
3
19
5
9
9
8
13
4
12
7
20
6
4
5
20
12
K
2
12
13
44
4
35
3
7
19
9
11
27
7
3
27
11
14
3
10
12
No
553
554
555
556
557
558
559
560
561
562
563
564
565
566
567
568
569
570
571
572
S
4
10
18
18
4
8
14
19
12
19
7
4
19
4
8
6
7
9
10
20
K
10
18
2
5
36
11
9
23
28
9
2
6
10
8
19
31
16
17
11
11
No
573
574
575
576
577
578
579
580
581
S
4
16
8
2
7
9
2
9
9
K
63
10
14
8
19
12
6
18
29
No: Kaza no / S: Seviye numarası (Kaza türü faktörü için) / K: Kayıp iĢ günü
Kaynaklar
Androic B., 1998. Safety indices obtained by calibration of existing steel structures in
Croatia, Journal of Constructional Steel Research, 46, 132-133.
Arseven, A. A., 1994. Alan AraĢtırma Yöntemleri; Ġlkeler, Teknikler ve Örnekler, 2. Baskı,
Gül Yayınevi, Ankara.
DĠE, 1990-2000. ÇalıĢma Sanayi Ġstatistikleri, Ankara.
Dizdar, E. N. ve Kurt, M., 1996. Olası ĠĢ Kazaları Ġçin Bir Erken Uyarı Modeli, Journal of
the Institute of Science and Technology of Gazi University, 9, No: 4, 525-532.
ILO, 1990-2000. World Rapor, Geneva.
ĠSGÜM, 1992. Metalden EĢya Ġmal Eden ĠĢ Yerlerinde ĠĢ Güvenliği KoĢullarının
AraĢtırılması, Ankara.
Kurt, M., Dizdar E. N., Gündüz H. ve Ağır A., 1996. Knowledge, Attitude and Behaviors
of Apprentices to Work Accidents Working in the Workshops Manufacturing
Goods From Metal, 18. Yöneylem Araştırması/Endüstri Mühendisliği Kongresi
(YA/EM’96), Harbiye, Ġstanbul 23-25 Ekim, s. 152-155.
Kurt, M., Dizdar, E. N., Yüksel, Ġ. ve Piskin, B., 1999. Bursa'da Çelik Döküm Yapan
ĠĢyerlerindeki ĠĢ Kazalarının Ġncelenmesi, Ergonomi’99, Adana, Ekim (Poster).
Sheu, J., Hwang, J. and Wang, J., 2000. Diagnosis and monetary quantification of
occupational injuries by indices related to human capital loss: analysis of a
steel company as an illustration, Accident Analysis and Prevention, 32, 435443.
Tuomi, K., Vanhala, S., Janhonen, M. and Nykyri, E., 2005. Employees' work ability and
company performance: A follow-up study in the metal industry and in retail
trade, International Congress Series, 1280, 234-237
66
UYGULANAN KUVVET, ELKAVRAMA ARALIĞI VE OMUZ DURUġUNUN
MAKSĠMAL KABULEDĠLĠR ĠZOMETRĠK VE KESĠKLĠ EL KONTRAKSĠYON
FREKANSINA ETKĠLERĠ
Mahmut EKġĠOĞLU*
Endüstri Mühendisliği Bölümü, Boğaziçi Üniversitesi
ÖZET
Ergonomi biliminde optimal çalıĢma frekanslarının; yani, çalıĢma temposunun, belirlenmesi
önemli bir araĢtırma konusudur. Amaç, çalıĢanların aĢırı yorulmadan, hastalanmadan verimli
bir Ģekilde çalıĢmalarını sağlamaktır. Endüstride iĢlerin büyük çoğunluğu, otomasyonu hariç
tutarsak, elle, özellikle de, elkavrama kontraksiyonları ile yapılır. Bu nedenle, genel adı
kümülatif (birikimsel) travma olan hastalıkların büyük bir kısmı vücudun bu bölgesinde,
kolda (el, bilek, önkol, dirsek, omuz), görülür; örneğin, karpal tüneli sendromu. ġimdiki
çalıĢma, izometrik ve kesikli (isometric-intermittent) el kontraksiyonlarının kabuledilir
frekansını, elkavrama kuvveti (grip force), elkavrama-aralığı (handgrip-span), ve omuz
duruĢunun (shoulder posture) bir fonksiyonu olarak araĢtırdı. Bu laboratuar çalıĢmasında,
psikofizik ve elektromyografi metodları birlikte kullanıldı. YaĢ erimi 21-33 yıl olan on iki
sağlıklı gönüllü erkek deneylere katıldı. Ġncelenen üç çeĢit elkavrama-aralığı Ģunlardı:
optimal, optimal‟den 2 cm dar ve 2 cm geniĢ. Ġncelenen iki kuvvet seviyesi: maksimal istemli
kontraksiyon (MĠK)un %15 ve %30u. Ġncelenen iki omuz duruĢu: 25o fleksiyon ve 30o
abduksiyon. Bulunan genel sonuçlar katılımcıların, düĢük kuvvet gerektiren
kontraksiyonlarda dar kavrama aralığı ile daha hızlı çalıĢtıklarını, fakat yüksek kuvvet
gerektiğinde ise optimal kavrama aralığını tercih ettiklerini gösterdi. Yüksek kuvvetle (%30
MĠK) çalıĢıldığında kontraksiyon frekansı azaldı. Ġncelenen omuz duruĢlarının frekans
üzerinde önemli bir etkisi görülmedi. Bu sonuçlar, elektromiyografi sonuçları ile de
desteklendi. Bu çalıĢma, optimalliğin mutlak değil, fakat göreli olabileceğine iĢaret ediyor.
Sonuçlar, optimal elkavrama aralığının maximal kabuledilir kontraksiyon frekanslarının
belirlenmesinde önemli olduğunu gösterdi. Buna göre, elaletleri, bireyler arasındaki optimal
elkavrama aralığının farklılığını hesaba katarak, ayarlanabilir Ģekilde dizayn ve imal
edilmelidir.
Anahtar Sözcükler: Maksimal Ġstemli Kontraksiyon, Maximal Kabuledilir Frekans,
Elkavrama Kontraksiyonu, Kavrama Aralığı, Psikofizik, Fizyoloji, Elektromyografi
1. GiriĢ
Kısa kontraksiyon-gevĢeme çevrimli, tekrarlı elkavrama iĢleri endüstride sıklıkla
görülmektedir; mesela, montaj bantı (Bystrom ve Fransson-Hall 1994). Eğer bu tip iĢler
düzenli bir tempoda yapılmazlarsa veya yeterli mikro-duraklamalar olmadan yapılmaya
devam edilirlerse, bölgesel kas yorgunluğuna ve üretkenliğin düĢmesine neden olurlar
(örneğin; Silverstein et al. 1987, Putz-Anderson 1988, Kilbom 1994). Hatta biriken
yorgunluğun ve yetersiz dinlenme aralıklarının mikro-tavmalara ve sonunda da kas-iskelet
sistemi hastalıklarına (KISH) neden oldukları, genel olarak, hipotez edilir. Sözkonusu
hipotez, mikro dinlenmelerin tekrarlı iĢlerdeki önemine iĢaret etmektedir. Bu nedenle,
maksimal kabuledilir frekansların (MKF) belirlenmesi gerekmektedir.
*
[email protected]
67
GeçmiĢte, birçok araĢtırmacı elkavrama iĢlerinin güvenli çalıĢma-dinlenme çevrimlerini
psikofiziksel ve fizyolojik yaklaĢımlarla belirlemeye çalıĢtı (örneğin; Mundale 1970,
Bjorksten ve Jonsson 1977, Hagberg 1981, Bigland-Ritchie et al. 1986, Sjogaard et al. 1988,
Byström ve Kilbom 1990, Dahalan ve Fernandez 1993). Bu çalıĢmaların sonuçları Ģöyle
özetlenebilir: MKF, uygulan kuvvet, kontraksiyon suresi, titresim, ve hatalı duruĢ artıĢıyla
azalmaktadır.
Fakat, ihtiyaç olmasına rağmen, Ģimdiye kadar ki araĢtırmalar elaleti dizayn parametrelerinin
optimal kontraksiyon-gevĢeme çevrimlerine etkisini incelemedi. Halbuki, kavrama kuvvetinin
çift saplı elaleti kavrama aralığının bir fonksiyonu olduğu ve uzun sureli elle çalıĢmalarda
önkol kas uzunluğunun değiĢmesine neden olarak lokal (yerel) kas yorulmasını etkilediği
önceki birçok çalıĢmada gösterilmiĢti (örneğin; Bechtol 1954, Hertzberg 1955, Montoye ve
Faulkner 1965, Cotten ve Bonnell 1969, Greenberg ve Chaffin 1976, Petrofsky et al. 1980,
Pheasant ve Scriven 1983, Kilbom et al. 1991, Fransson ve Winkel 1991, Winter 1992,
EkĢioğlu 2004). Maksimal toplam kas kuvveti (aktif ve pasif komponent gerilimlerinin toplamı)
kasın gevĢek uzunluğunun %125‟inde elde edilir (kuvvet-uzunluk iliĢkisi). Bu uzunluk bir
eklemin dinlenik pozisyonuna rastlamaktadır (Buchthal et al. 1957, Basmajian ve DeLuca 1985,
Lamb ve Hobart 1992). Bu demektir ki, optimal uzunluktaki bir kas, kısalmıĢ veya aĢırı gerinmiĢ
bir kastan daha fazla kuvvet üretme kapasitesine sahiptir. Cift saplı aletlerle yapılan el
çalĢımalarına gelince; önkol kas kuvvet-uzunluk iliĢkisi elkavrama-aralığının bir fonksiyunudur.
Bu makalenin yazarının önceki bir çalıĢmasında, göreli optimal kavrama aralığı (GOKA) kiĢinin
başparmak-boğum uzunluğu (baĢparmağın dibinden orta parmağın orta boğumuna, bir kaliperle
elin ana eksenine paralel olarak ölçülmüĢ, uzunluk) nun bir fonksiyonu olarak belirlenmiĢti
(EkĢioğlu 2004). GOKA‟nin belirlenmesinde maximal istemli kontraksiyon (MĠK), kavramaaralığı verimi (alet çıkıĢ kuvvetinin EMG ile ölçülmüĢ kas eforuna oranı), ve sübjektif
değerlendirme ölçütler (ktriterler) olarak kullanılmıĢtı.
ġimdiki çalıĢmada yazar, kabuledilir çalıĢma frekanslarının, öteki parametrelerle birlikte,
özellikle elkavrama aralığının da bir fonksiyonu olduğunu öneriyor (hipotez). Bu çalıĢmanın
esas amacı da bu önermenin gerçekliğini araĢtırmak; psikofiziksel ve fizyolojik metodları
kullanarak kavrama aralığı, kuvvet, duruĢ ve bunların etkileĢiminin (interaksiyon) kesikli
elkavrama iĢlerinin optimal kontraksiyon-gevĢeme çevrimlerinin belirlenmesinde katkıda
bulunmaktır. MKFların belirlenmesinde Ģu ölçütler (kriterler) kullanıldı: Sekiz saatlık olağan
iĢ vardiyasını gözönünde bulundurarak, kiĢinin hissettiği yorulma ve maksimal üretkenlik
ölçütlerine göre, çalıĢanın kontraksiyon frekansını kabulü (psikofiziksel ölçüt); ve kassal
minimal veya hiç yorulma belirtilerinin olmaması (fizyolojik ölçüt). Ġlk ölçüt psikofizik‟in
ayarlama metoduna göre (Gescheider 1984), ikinci ölçüt ise elektromyografi (EMG) tekniği
ile belirlendi. (EMG, kas fonksiyonunun, kasın kasılmasını (kontraksiyon) sağlayan
myoelektrik sinyalinin analizi ile incelenmesi tekniğidir. Özellikle myoelektrik sinyalin iki
komponenti, frekans ve amplitüd (genlik) ergonomi çalışmalarında önemlidir).
2. Metodoloji
Bu laboratuar çalıĢmasında katılımcılar, izometrik ve kesikli el kontraksiyonları egzersizini,
omuz duruĢu, kuvvet ve kavrama aralığı kombinasyonlarının bir fonksiyonu olarak doğal bir
oturuĢ pozisyonunda yaptılar. On iki (12) Ģağ eli baskın sağlıklı erkek deneylere gönüllü
olarak katıldı.
2.1. Ekipman
Yukarda bahsedilen elkavrama iĢinin simulasyonunu Ģağlayacak bir iĢ istasyonu inĢa edildi.
GeliĢtirilmiĢ bir elkuvvet dinamometresi (Lafayette Instrument Co., Lafayette, IN, USA)
68
elkavrama kontraksiyonlarının simulasyonunda kullanıldı. ĠĢin simulasyonunu olanak veren
bir bilgisayar programı geliĢtirildi. Dinamometre, 30 mm den 105 mm ye kadar kavrama
aralığı ayarına izin veriyordu. Kuvvet erimi ise 0 to 980 N (100 kgf) idi. Dinamometre 5-volt
güç kaynağı ile güçlendirilmiĢti. Uygulanan kuvvete karĢılık gelen analog voltaj sinyalleri bir
Kiethley Metrabyte MIA-16 A/D dönüĢtürücü (Kiethley Instruments, Inc., Cleveland, OH,
USA) tarafından dijitize edildi ve bilgisayar ekranında grafiksel olarak gösterildi.
Farklı deney Ģartlarının önkol lokal (yerel) kas yorulmasına etkilerinin incelenmesi bu
çalıĢmanın amaçlarından biriydi. Bu amaçla iki ML-220 önamplifikatörlü yüzey elektrodu
(Motion Control Inc., Salt Lake City, UT, USA) EMG sisteminin bir parçası olarak kullanıldı.
Bir bilgisayarın içine yerleĢtirilmiĢ Analog/Dijital veri çevirici (Data Translation DT-2814;
Data Translation Inc., Marlboro, MA, USA) EMG sinyallerinin dijitize edilmesinde
kullanıldı. EMG sinyalleri Labtech Notebook sinyal iĢleyici programı ile iĢlendi. Bir dijital
osiloskop (Tektronix 2430A; Tucker Electronics, Garland, TX, USA) EMG sinyallerinin
testler esnasında sürekli izlenmesinde kullanıldı.
Yüzey elektrodları önkol fleksiyon ve ekstensiyon kaslarının (fleksor digitorum superficialis
ve ektensor digitorum) üzerine yerleĢtirildi (Basmajian ve DeLuca 1985, Zipp 1982). Dijitize
edilen sinyaller zaman ve frekans bölgelerinde incelendi. Medyan frekansın düĢük değerlere
doğru sapmalar göĢtermesi fizyolojide yorulmanın bir iĢareti olarak kabul edilir. Elektrodlar,
farklı deney günlerinde kaydedilen EMG sinyalleri arasındaki farkı minimuma indirmek için
herzaman deri yüzeyine iĢaretlenmiĢ aynı bölgeye yerleĢtirildiler. EMG ölçüm ve
elektrodların seçilmiĢ kaslar üzerine yerleĢtirilme detayları daha önce bildirildi (EkĢioğlu
2004). EMG değerleri her test oturumunun baslangıcında ve testler esnasında kaydedildi.
EMG sinyalindeki alçak ve yüksek freakans gürültüleri, kesim frekans değerleri 10 Hz ve 500
Hz olan bant-geçiş-filtreleri ile temizlendi. EMG sinyalleri 1024 Hz örnekleme hızı ile (en
yüksek kesim fekansının iki katından daha fazla--Nyquist örnekleme hızı), bilgisayara
kaydedildi.
Katılımcılar arasındaki farklılıklar, farklı deney günleri, elektod konumunda olabilecek hafif
sapmalar, deri dokusu özelliklerinde veya sıcaklığında olabilecek değiĢimleri gözönünde
bulundurulması gerekiyordu. Mikrovoltların mutlak değerlerini kullanmak farklı deney
Ģartlarına karĢılık gelen kas fonksiyonlarının kıyaslanmasında doğru sonuçlar vermeyebilirdi
(LeVeau ve Andersson 1992). Bu nedenle, Deney oturumlarının son dakikasına (25inci
dakika) karĢılık gelen EMG medyan frekans değerleri ilk dakika EMG frekans değerlerini
referans alarak normalize edildiler. CalıĢmanın amacı toplam önkol kas yorulmasını saptamak
olduğundan, normalize etmede, tek tek kaslar yerine agonist ve antagonist kasların EMG
sinyallerinin kombine değerleri kullanıldı. Normalizasyonda aĢağıdaki yöntem kullanıldı:
norMFÖK 
MFs ÖK
MFbÖK
norMFÖK = önkol kaslarının normalize edilmiĢ MF EMG değerleri
MFsÖK = önkol kaslarının test sonu MF EMG değerleri
MFbÖK = önkol kaslarının test baĢlangıcı MF EMG değerleri
2.2. Deney Prosedürü
Deneysel görev izometrik elkavrama kontraksiyonlarının omuz duruĢu, kuvvet ve kavrama
aralığının kombinasyonlarının bir fonksiyonu olarak yapılmasıydı. Deney oturumalarında,
katılımcılar sırt ve ayakları iyice destekli rahat bir dik oturuĢ pozisyonundaydılar. Diz ve
kalça açıları yaklaĢık 90 derecede, ve önkol ve kalçalar yere paralel olacak Ģekilde ayaklar
69
yere iyice basmaktaydılar. Önkol ve bilekler nötral bir duruĢtaydılar. Baskın (sağ) omuz
duruĢu test kombinasyonuna göre ya 25o omuz fleksiyonu (25oFLEK) veya 30o omuz
abduksiyonu (30oABD) olarak değiĢtirildi. Bütün kol ve dinamometre sağlamca desteklenmiĢ
ve böylece yerçekim etkisi asgari hale getirilerek yalın bir kavrama çalıĢması amaçlanmıĢtı.
Psikofiziksel ayarlama metodunun doğru bir Ģekilde uygulanması için katılımcılara verlen
talimat kısaca söyleydi: El kontraksiyon egzersizlerini, aĢırı yorulmamak ve maksimal
üretkenlikle (maksimal frekansta) 8-saat normal çalıĢma gününü hesaba katarak
gerçekleĢtirecekelerdi.
Taraflılığı (biasness) önlemek için, katılmcılar bütün deney
kombinasyonları için aynı derecede yorulma hissedeceklerdi. Yani bütün test
kombinasyonlarına eĢit davranılacaktı. Eğer hissedelin yorulma derecesi farklı test
oturumlarında farklı olursa bu elde edilen MKF değerlerinin doğruluğunu etkileyecekti.
Katılımcılar doğru deney prosedürü için ön eğitimden geçirildiler. Katılımcıların, esas
testlere geçmeden önce, hazır kabul edilebilmeleri için, rasgele (random) secilmiĢ iki deneme
testininin herbirini iki kere tekrarlayıp en fazla %10 hata payı ile tamamlamalari gerekiyordu.
Kuvvet, omuz duruĢu ve kavrama aralığı araĢtırmacı tarafından belirlenmiĢti. Fakat
katılımcılar, hissedilen yorulmaya göre, kontraksiyon frekansını (birbirini takip eden iki
kontraksiyon arasındaki dinlenme süresini) azaltıp çoğaltabilmekte özgürdüler. Aslında bir
katılımcının esas görevi de buydu. Bir test oturumu süresi, 20 dakika deneme-yanılma ve 5
dakika son seçilen frekansta olmak üzere, toplam 25 dakika idi. Deneysel görev, bir
katılımcının bilgisayardan gönderilen iĢitsel-görsel baĢlama iĢaretiyle birlikte dinamometreyi
kavraması ile baĢladı. Bunun üzerine katılımcı dinamometreye istenilen derecede kuvveti
(seviyesi katılımcı tarafından bilinmiyen) uygulayarak bu kuvveti kontraksiyon süresi olan 5
saniye tutmak durumundaydı. Bir kontraksiyon süresinin bitimi katılımcıya yine bilgisayar
tarafından görsel-iĢitsel olarak bildiriliyordu.
Uygulanan kuvvetin öngörülen kuvvet olduğu bilgisayar ekranından grafiksel olarak takip
edilebiliyordu. Katılımcı bilgisayar klavyesinin yukarı-aĢağı oklarıyla oynayarak kendisince
kabul edilebilir frekansları 20 dakika deneme-yanılmadan sonra belirliyordu. Bundan sonra, 5
dakika da bu son seçilen frekansta çalıĢıyordu. Böylece seçilen frekansın herhangi bir
yorğunluğu neden olup olmadığı kontrol ediliyordu. Bu son seçilen kontraksiyon frekansı
katılımcı tarafından o deney kombinasyonuna karĢılık gelen maksimal kabuledilir
kontraksiyon frekansı (MKF) olarak kaydedildi.
2.3. Deney Tasarımı
Deneysel bağımsız değiĢkenler Ģunlardı: Uygulan kuvvet (iki seviyede: %15 MĠK ve %30
MĠK), kavrama aralığı (üç seviyede: optimal (GOKA), GOKA-2 (optimalden 2 cm kısa) ve
GOKA+2 (optimalden 2 cm uzun)), ve omuz duruĢu (iki seviyede: 25o FLEK (fleksiyon) ve
30o ABD (abduksiyon). Oniki (12) test oturumu oniki (12) katılımcı tarafından toplam
yüzkirkdört (144) oturumda tamamlandı. Bağımlı (yanıt) değiĢkenler ise Ģunlardı: MKF ve
EMG. Uç faktör-rasgeleleĢtirilmiĢ tam öbek (blok) tasarımı (katılımcılar öbek olarak) seçildi.
Her katılımcı oniki deney oturumunu random olarak yerine getirdi. Kontraksiyon süresi,
endüstride sıkça rastlanan, 5 saniye olarak belirlendi (örneğin; Byström ve Fransson-Hall
1994, Volvo otomobil montaj fabrikasindaki montaj bandında kontraksiyon frekanslarının
ortalama olarak 5 s olduğunu bildirdi (Gothenburg, Isveç)).
3. Sonuçlar ve Değerlendirmeler
Tablo 1 MKFların istatistiksel bir özetini göstermektedir. Bu sonuçlar grafiksel olarak da ġekil
1 ve 2 de gösterildi. MKFların en yüksek değeri 15%MĠK/25oFLEK kombinasyonunda elde
70
edildi. Parametrik varyans analizi sonuçları bütün ana faktörlerin (kuvvet, duruĢ, ve kavrama
aralığı) ve duruĢ*kuvvet ve kuvvet*aralık etkileĢimlerinin MKF‟nin değiĢiminde istatistiksel
olarak önemli olduğunu gösterdi (Tablo 2). Varyans analizi sonrası testler (t-tests) MKFların
GOKA-2/15%MĠK kombinasyonunda öteki kombinasyonlara göre önemli derecede daha
yüksek olduğunu gösterdi. Ayrıca MKF, GOKA/15%MĠK kombinasyonundan
GOKA+2/15%MĠK kombinasyonuna doğru azalma görüldü. Bunun aksine, yüksek kuvvet
uygulanan kombinasyonlarda, GOKA/30%MĠK en yüksek MKF‟a karĢılık geldi. MKF
değerleri, GOKA-2/15%MĠK kombinasyonunda diğer kombinasyonlara göre daha yüksek
değerler gösterdi. En düĢük değerler GOKA+2 kombinasyonlarında görüldü. Iki omuz
duruĢu arasında ise önemli bir etki farkı gözlenmedi. Kas miyoelektrik aktivitelerinin
incelenmesinde ise Ģu sonuçlar elde edildi. Önkoldaki parmak fleksor ve ekstensor kaslarının
normalize ortalama MF EMG değerlerinin yaklaĢık „1‟ olması bu değerlerde testlerin basından
sonuna kadar düĢük değerlere bir kaymanın olmadığını gösterdi. Bu sonuç varyans analizi ile de
istatistiksel olarak onaylandı. Bu da bu kaslarda önemli derecede bir yorulmanın olmadığının
fizyolijik (objektif) bir kanıtı oluyor. Ġncelenen izometrik ve kesikli elkavrama
kontraksiyonlarında görüldü ki katılımcılar göreli olarak düĢük kuvvet uyguladıklarında
(%15MĠK), genel olarak dar kavrama aralığını (GOKA-2)
Tablo 1 MKF, ZD, ve norMFÖK„un Betimsel Ġstatistiği
Omuz Duruşu
Kuvvet
Kavrama Aralığı
25o Fleksiyon
15% MĠK
GOKA-2
GOKA
GOKA+2
4.8(1.0)
4.3(1.0)
3.9(1.21)
7.6 (2.8)
9.0(3.4)
10.3(4.7)
1.0(0.1)
1.0(0.2)
30% MĠK
GOKA-2
GOKA
GOKA +2
2.9(0.8)
3.2(0.7)
2.4(0.9)
16.0(8.4)
14.5(5.2)
20.0(11.1)
1.0(0.1)
1.0(0.1)
1.0(0.1)
15% MĠK
GOKA -2
GOKA
GOKA +2
4.4(1.0)
3.7(1.0)
3.3(0.9)
8.7(3.4)
11.1(5.5)
13.1(5.9)
1.0(0.1)
1.0(0.1)
1.0(0.2)
MKF
ZD
(kontraksiyon./dakika)
(sec)
Ortalama (Standart Sapma)
norMFÖK
1.0(0.1)
30o Abduksiyon
30% MĠK
GOKA -2
2.9(1.0)
15.7(9.0)
0.9(0.2)
GOKA
3.0(1.0)
15.3(8.5)
1.0(0.1)
GOKA +2
2.5(0.8)
19.1(10.7)
1.0(0.1)
MİK: maksimal istemli kontraksiyon; GOKA: göreli optimal kavrama aralığı; ZD: minimal kabuledilir gevĢeme
(dinlenme) süresi; norMFÖK: normalize edilmiĢ önkol MF EMG
6
6
15%MİK
15%MİK
5
30%MİK
30%MİK
MKFkontraksiyon/dak/
MKFkontraksiyon/dak/
5
4
3
2
1
4
3
2
1
0
GOKA-2
GOKA
0
GOKA+2
Fleksiyon
Göreli Kavrama Aralığı
ġekil 1 Göreli El Kavrama Kuvveti ve Kavrama
Abduksiyon
Omuz Duruşu
ġekil 2 Göreli El Kavrama Kuvveti ve Omuz
71
Aralığı EtkileĢiminin MKF‟ye Ortalama Etkisi
Etkisi
(Çubuklar Standart Sapmaları Gösteriyor)
DuruĢu EtkileĢiminin MKF‟ye Ortalama
(Çubuklar Standart Sapmaları Gösteriyor)
Tablo 2 Bağımlı DeğiĢkenlerinin Varyans Analiz Özeti (Sayılar F ve p Değerlerini Gösteriyor)
MKF
norMFÖK
DuruĢ
Kuvvet
5.5(0.02)*
0.00(0.95)
154.5(0.00)*
2.7(0.10)
Faktörler ve EtkileĢimleri
Kavrama
DuruĢ*
DuruĢ*
Aralığı
Kuvvet
Kavrama
Aralığı
16.3 (0.00)* 6.2 (0.01)* 0.2 (0.81)
0.5 (0.61)
0.6 (0.42) 1.1 (0.32)
Kuvvet*
Kavrama
Aralığı
3.9 (0.02)*
1.2 (0.31)
DuruĢ*Kuvvet*
Kavrama Aralığı
1.6(0.20)
*faktörün değiĢkene etkisinin önemli olduğunu iĢaret eder (p<0.05). MKF: maksimal kabuledilir frekans; norMFÖK:
normalıze önkol MF EMG
optimal aralığa (GOKA) ve GOKA+2‟ye tercih ettiler. Buna karĢılık uygulanan kuvvet göreli
olarak arttığında (%30MĠK) ise genel olark optimal kavrama aralığını tercih ettiler. Bu
beklenmeyen ilginç bir sonuçtu. Bunun bir açıklaması su Ģekilde yapılabilir: Dar kavrama
aralığında kuvvet sadece kasın aktif komponentinin gerilimi ile üretildi (parmakların içeri
kıvrılmıĢ durumundan dolayı kas uzunluğu dinlenme uzunluğundan daha kısa durumdaydı,
dolayısı ile pasif komponet gerilimde değildi ve kuvvet üretimine katkıda bulunamadı).
Dolayısı ile rahatsızlık hissi sadece aktif komponent geriliminin bir fonksiyonu idi. Bundan
dolayı toplam hissedilen rahatsızlığın derecesi daha düĢük olmuĢ olabilir. Buna karĢılık,
optimal aralıkla çalıĢmada, kuvvet aktif ve pasif komponentlerin toplam gerilimi ile üretildi.
Bundan dolayı kombine rahatsızlık daha yüksek derecede hissedilmiĢ ve MKF değerlerinin
daha düĢük olmasına neden olmuĢ olabilir. Fakat, efor seviyesi yükseldiğinde (%30MĠK),
GOKA, kuvvet üretimi için el ve parmaklara daha iyi mekaniksel avantaj sağladı, ve
katılımcıların daha hızlı çalıĢabilmelerine olanak verdi. Burada biyomekaniksel avantaj ile
parmakların statiksel olarak yüklenmesi, pasif komponentin gerilmesi ile oluĢan ilave
rahatsızlık hissi, ve antagonist kasların zıt etkisi arasında bir ödünleĢim olma ihtimali var.
Bütün test kombinasyonlarında MF EMG sonuçlarının istatistiksel olarak herhangi önemli bir
yorulmaya iĢaret etmemesi, bu fizyolojik değiskenin psikofiziksel MKF sonuçlarını
desteklediğini göstermektedir. Bu sonuç aynı zamanda ölçüt 2 yi sağlamaktadır.
Bu çalıĢma, laboratuar ortamında, izometrik-kesikli bir manuel iĢin simulasyonunu içerdi.
Endüstride sıklıkla görülmekte olan bu tip manuel iĢler kümülatif travma hastalıkları, diğer bir
adıyla kas iskelet sistemi hastalıkları, ile ilintili bulunmuĢlardır. Bu inceleme, psikofizik ve
fizyolojik yaklaĢımları kullanarak maksimum kabuledillir frekans değerlerini, uygulanan
kuvvet, kavrama aralığı ve omuz duruĢunun bir fonksiyonu olarak inceledi. Elde edilen deney
sonuçlarının incelenmesine dayanarak, göreli olarak az kuvvet gerektiren el kavrama iĢleri
için optimal‟den daha dar kavrama aralığı, ve göreli olarak fazla kuvvet gerektiren kavrama
iĢlerinde optimal kavrama aralığı tavsiye edilmelidir. Mamafih, daha kesin kavrama aralığı ve
kuvvet değerleri için kavrama aralığı ve kuvvet değiĢkenlerinin daha hassas değerleri
incelenmelidir. Son olarak elaletlerinin kavrama aralığının kullanıcıların değiĢen el ölçülerine
göre ayarlanabilecek Ģekilde tasarımlanmalı ve imal edilmesi tavsiye olunur.
72
Kaynaklar
Basmajian, J.V. and Deluca, C.J., 1985. Muscles Alive-Their Functions Revealed by
Electromyography, 5th Ed., Baltimore, MD: Williams & Wilkins, 198-200.
Bechtol, C., 1954. Grip Test: The Use of a Dynamometer with Adjustable Handle Spacings.
Journal of Bone and Hand Surgery, 26-A, 820-824.
Bigland-Ritchie, B., Furbush, F. and Wodds, J.J., 1986. Fatigue of Intermittent
Submaximal
Voluntary Contractions: Central and Peripheral Factors. Journal of Applied
Physiology,
61, 421-429.
Bjorksten, M. and Jonsson, B., 1977. Endurance Limit of Force in Long Term Intermittent
Static Contractions. Scandinavian Journal of Work and Environmental Health, 3, 2327.
Buchthal, F., Guld, C. and Rosenfalck, P., 1957. Multielectrode study of the territory of a
motor unit. Acta Physiologica Scandinavica, 39, 83–103.
Bystrom, S. E. G., and Kilbom, A., 1990. Physiological Response in the Forearm During
and
after Isometric Intermittent Handgrip. European Journal of Applied Physiology and
Occupational Physiology, 60, 457-466 (Springer-Verlag).
Bystrom, S. and Fransson-Hall, C., 1994. Acceptability of Intermittent Handgrip
Contractions
based on Physiological Response. Human Factors, 36(1), 158-171.
Cotten, D. J. and Bonnell, L., 1969. Investigation of the T-5 Cable Tensiometer Grip
Attachment for Measuring Strength of College Women. Research Quarterly, 40, 848850.
Dahalan, J. B. and Fernandez, J. E., 1993. Psychophysical Frequency for a Gripping Task.
International Journal of Industrial Ergonomics, 12, 219-230.
Eksioglu, M., 2004. Relative Optimum Grip Span as a Function of Hand
Anthropometry.
International Journal of Industrial Ergonomics, 34 (1), 1-12.
Fransson, C. and Winkel J., 1991. Hand Strength: The Influence of Grip Span and Grip
Type. Ergonomics, 34(7), 881-892.
Geschedier, G.A., 1984. Psychophysics: Method, Theory and Application, 2nd Ed., Hillsdale,
NJ: Lawrence Erlbaum Associates.
Greenberg, L. and Chaffin, D. B., 1976. Workers and Their Tools, Midland, MI: Pendall
Publishing Co.
Hagberg, M., 1981. Muscular Endurance and Surface Electromyogram in Isometric and
Dynamic Exercise. Journal of Applied Physiology, 51(1), 1-7.
Hertzberg, T., 1955. Some Contribution of Applied Physical Anthropology to Human
Engineering. Annals of the NY Academy of Science, 63, 616-629.
Kilbom, A., 1994. Repetitive Work of the Upper Extremity: Part II: The Scientific Basis
(Knowledge Base) for the Guide. International Journal of Industrial Ergonomics, 14,
59-86.
Kilbom, A., Makarainen, M., Sperling, L. Kadefors, R. and Liedberg, L., 1991. The
Significance of Tool Design and Individual Factors for Efficiency and Fatigue in
Work
with Plate Shears, Stockholm: Swedish Institute of Occupational Health.
Lamb, R. and Hobart, D., 1992. Anatomic and Physiological Basis for Surface
Electromyography. In Selected Topics in Surface Electromyography for Use in the
73
Occupational Setting: Expert Perspectives, G.L. Soderberg (Ed.), DHHS (NIOSH),
Publication No. 91-100, 6-21, Cincinnati, OH: U.S. Department of Health and Human
Services, National Institute for Occupational Safety and Health.
Leveau, B. and Andersson, G., 1992. Output Forms: Data Analysis and Applications. In
Selected Topics in Surface Electromyography for Use in the Occupational Setting:
Expert Perspectives, G.L. Soderberg (Ed.), DHHS (NIOSH), Publication No. 91-100,
621, Cincinnati, OH: U.S. Department of Health and Human Services, National
Institute
for Occupational Safety and Health.
Montoye, H. J. and Faulkner, J. A., 1965. Determination of the Optimum Setting of An
Adjustable Grip Dynamometer. The Research Quarterly, 35 (1), 29-36.
Mundale, M. O., 1970. The Relationship of Intermittent Isometric Exercise to Fatigue of
Hand
Grip. Archives of Physical Medicine and Rehabilitation, 51 (9), 532-539.
Petrofsky, J. S., Williams, C., Kamen, G. and Lind, A. R., 1980. The Effect of Handgrip
Span On Isometric Exercise Performance. Ergonomics, 23 (12), 1129-1135.
Pheasant, S. T. and Scriven, J. G., 1983. Sex Differences in Strength. Some Implications for
the Design of Hand Tools. In Proceedings of the Ergonomics Society Conference,
K. Coombes (Ed.), 9- 13, London: Taylor & Francis.
Putz-Anderson, V. (Ed.), 1988. Cumulative Trauma Disorders: A Manual for
Musculoskeletal
Diseases of the Upper Limbs, New York: Taylor & Francis.
Silverstein, B.A., Fine, L.J., and Armstrong, T.J., 1987. Occupational Factors and Carpal
Tunnel Syndrome. American Journal of Industrial Medicine, 11, 343-358.
Sjogaard, G., Savand, G., and Juel, J., 1988. Muscle Blood Flow During Isometric Activity
and its Relation to Muscle Fatigue. European Journal of Applied Physiology, 57, 327335.
Winter, D.A. ,1992. Biomechanics and Motor Control of Human Movement, 2nd Ed., New
York: John Wiley & Sons.
Zipp , P., 1982. Recommendations for the Standardization of Lead Positions in Surface
Electromyography. European Journal of Applied Physiology, 50: 41-54.
74
12-15 YAġLARINDAKĠ ÖĞRENCĠLERĠN ANTROPOMETRĠK ÖLÇÜLERĠNĠN
BELĠRLENMESĠ VE OKUL MOBĠLYALARINA UYARLANMASI
G. Cankız ELĠBOL*, Yılmaz KILIÇ, Meliha ULUPINAR, Erol BURDURLU
Hacettepe Üniversitesi, Mesleki Teknoloji Yüksekokulu, AğaçiĢleri Endüstri
Mühendisliği Bölümü, Beytepe, Ankara
ÖZET
Ankara ilinde yaĢayan ve farklı gelir seviyeli aileleri temsil eden 12-15 yaĢ aralığındaki 668
öğrenci (332 erkek, 336 kız) üzerinde antropometri araĢtırması yapılmıĢ; ergonomik okul
mobilyası tasarımında önemli olan 16 adet ölçü belirlenmiĢtir. Doğal olarak bu ölçüler, yaĢa
ve cinsiyete göre farklılık göstermiĢtir. AraĢtırmada elde edilen ölçüler söz konusu yaĢ
grubunun kullanımına yönelik okul mobilyaları tasarımında kullanılmıĢ, örnek bir sıra
tasarımı gerçekleĢtirilmiĢtir.
Anahtar kelimeler: Antropometri, Ergonomi, Mobilya, Tasarım.
1. GiriĢ
Ġnsan, yaptığı tüm eylemlerde, bedenini rahatlık içinde kullanmalıdır. Bu Ģart sadece,
kullanılan cihazların, aletlerin, makinelerin, dekorasyon ve donatı elemanlarının ve çeĢitli
çalıĢma hacimlerinin, insan bedeni boyutları ile uyum içinde olması ile mümkün olabilecektir.
Bireyin bedensel ölçüleri yaĢ, cinsiyet, beslenme durumu ve genetik yapı gibi birçok faktöre
bağlı olarak değiĢiklik göstermektedir. Bu sebeple, tasarımda bu farklılık göz önünde
tutulmalı ve ürün bu ölçülere uygun olarak tasarlanmalıdır. Bir ürünün tasarlanmasında,
ürünün kullanıcı kitlesi belirlenmeli ve bireylerden alınan bedensel ölçüler istatistik olarak
değerlendirilip, ürünün boyutlandırılmasında kullanılmalıdır.
Verimli ve sağlıklı olabilmenin koĢullarından biri de insanın yaĢadığı her mekanın ve
kullandığı her aracın, gerecin onun boyutsal ve biyomekanik özelliklerine uygun olmasıdır
(Gönen ve Kalınkara, 1993).
Bir ürünü toplumdaki tüm insanlara uyacak Ģekilde üretmek, pratik olmamakla birlikte çok
pahalı bir çözümdür. Çoğu ürün kullanıcı kitlenin büyük bir kısmına uyacak Ģekilde tasarlanıp
üretilmektedir. Seri üretimi yapılacak ürünün üretiminden önce ergonomistler, ürünün ne
Ģekilde kullanılacağını tanımlayarak, kullanılabilirlik unsurlarını belirlemelidirler. Muhtemel
kullanıcı kitlesi belirlenmeli ve antropometrik veriler değerlendirmeye bu aĢamada alınmalıdır
(Sabancı, 1999).
Antropometrinin oldukça geniĢ bir bilim dalı olması sebebiyle, pek çok alanda konuyla ilgili
araĢtırmalar farklı amaçlarla yapılmıĢtır. Özellikle tıp ve antropoloji alanlarında, büyümeyi
kontrol etmek, ırkların ve bölge halkının anatomik yapısını inceleme gibi genel amaçlarla
gerçekleĢtirilse de, zamanla antropometrik değerlerin pek çok ürünün tasarımındaki yeri
anlaĢılmıĢ ve tasarım amaçlı çalıĢmalar da yürütülmüĢtür.
*
[email protected]
75
Ergonomik mobilya ve araç-gereç tasarımda kullanılabilecek antropometrik ölçülerin
belirlenmesinin ve ölçülerin ilkokul öğrencilerine yönelik tasarımlara uyarlanmasının
amaçlandığı bir çalıĢmada, Ankara‟da bulunan okullardan seçilmiĢ 1800 erkek ve 1784 kız
öğrenciden alınan, ağırlık ve 13 adet bedensel ölçü incelenmiĢtir. Farklı sınıflarda farklı
boyutlarda okul mobilyalarının kullanılması uygun bulunmuĢtur (KayıĢ and Özok, 1991).
Duyar (1992), ortaokul ve lise çağındaki (12-17 yaĢ arası), Türk çocuklarının optimal büyüme
standartlarının oluĢturulmasının amaçlandığı çalıĢmasında, 600 erkek, 600 kız olmak üzere
1200 denek ele almıĢ ve 22 antropometrik değiĢkenin yanı sıra 13 indisin ergenlik dönemi
boyunca gösterdiği değiĢimi incelemiĢtir. ÇalıĢma sonunda, Türk çocuklarının büyük bir
kısmının olması gereken boyutlara ulaĢamadığı görülmüĢtür.
Göral-Yıldızlı (1996), çocuklardaki büyüme-geliĢme ve bunları etkileyen faktörleri saptamada
antropometrik ölçütlerin ölçütlerin önemini belirlemek amacıyla, 0-6 yaĢ grubu 1800 çocuğun
antropometrik ölçülerini kullanmıĢlar, malnütrisyon oranlarını incelemiĢlerdir.
Mayda (1997), Sivas il merkezinde bulunan 7770 kız, 7189 erkek olmak üzere 14959 ilkokul
öğrencisi üzerinde yaptığı araĢtırmada, yerel büyüme ve geliĢme standartlarının
geliĢtirilmesini amaçlamıĢtır.
Knight and Noyes (1999), geleneksel okul mobilyalarının çocukların oturma pozisyonları ve
davranıĢları üzerindeki etkilerinin “Chair 2000” adı verilen yeni tasarlanmıĢ bir sandalye ve
birleĢik bir masa ile kıyaslandığı deneysel bir çalıĢma gerçekleĢtirmiĢlerdir. Yeni tasarlanan
mobilyanın tanıtılmasıyla birlikte, çocukların davranıĢlarında ılımlı ve belirgin bir geliĢme ve
oturma pozisyonlarında değiĢme olduğunu görmüĢlerdir.
YaĢları 6 ve 11 arasındaki Meksikalı öğrenciler üzerinde yapılan bir antropometri
araĢtırmasında, 4758 öğrenciden 50‟Ģer adet bedensel ölçü alınmıĢ; Amerikalı, Kübalı ve
Meksikalı öğrencilerin ölçüleri kıyaslanmıĢ ve okul mobilyalarına uyarlanmıĢtır (Prado-Leon
et al., 2001).
Ġlkokul öğrencilerine yönelik bir araĢtırmada, yaĢları 7 ile 12 arasında bulunan 90 kız, 90
erkek toplam 180 öğrenciden alınan ölçüler ile okullarda kullanılan mobilyaların ölçüleri
kıyaslanmıĢtır. Sandalyelerin ve sıraların çok yüksek olduğu ve ayrıca sandalyelerin oturma
yüzeylerinin fazla derin olduğu saptanmıĢtır (Panagiotopoulou et al., 2003).
Okul mobilyalarının boyutlarının belirlenmesi amacıyla, Hırvat ve Slovak lise öğrencileri
üzerinde bir antropometri araĢtırması gerçekleĢtirilmiĢtir. Hırvatistan ve Slovakya‟da bulunan
450‟den fazla öğrenci üzerinde ölçüm yapılmıĢ, okul mobilyalarının karakteristiklerini
belirlemek üzere 16 temel antropometrik ölçü incelemeye alınmıĢtır. Kullanılan mobilyaların
ergonomik karakteristiklerinin, bugünün öğrencilerine uyum sağlamadığı görülmüĢtür.
Problemlerin çoğunlukla, yüksek oturak ve alçak sıra yüzeyinden kaynaklandığı belirlenmiĢtir
(Jelacic et al., 2003). Yapılan bir diğer çalıĢmada ise Avrupa‟daki öğrenciler için okul
mobilyalarının ölçüleri incelenmiĢtir. GeliĢtirilen yeni yaklaĢımla, ölçülendirmede boy
uzunluğundan öte oturma yüksekliğinin kullanılması uygun bulunmuĢtur (Molenbroek et al.,
2003).
Milanese and Grimmer (2004), genç bireylerin belkemiğiyle ilgili sorunları ile kiĢisel
antropometrik ölçüleri ve kullandıkları mobilyaların boyutları arasındaki iliĢki
76
araĢtırmıĢlardır. 1269 öğrenciden alınan antropometrik ölçüler ve kaydedilen bel
rahatsızlıkları incelenmiĢ, kartillere ayrılan grup ayrı ayrı değerlendirilmiĢlerdir. Gençlerde
görülen sırt ağrısının önlenmesi için okul mobilyası ve antropometrik ölçüler arasındaki
eĢleĢmenin araĢtırılması gerekli bulunmuĢtur.
Bu çalıĢmanın amacı, geliĢme çağındaki öğrencilerin, günlerinin büyük bir bölümlerini
geçirdikleri sınıf ortamında rahat ve verimli olabilmelerini sağlamaktır. AraĢtırma
kapsamında alınan ölçüler istatistiksel olarak değerlendirilmiĢ, okul sıralarının
boyutlandırılması için gerekli olan kriterlerin belirlenmesinde kullanılmıĢtır.
2. Yöntem
AraĢtırma kapsamına alınan bireyler, Ankara‟nın merkez ilçelerinde bulunan 12 farklı
ilköğretim okulundan rasgele olarak seçilmiĢtir. Örneklem, 332 erkek ve 336 kız, toplam 668
öğrenciden oluĢmaktadır. YaĢları 12 ve 15 arasında değiĢen bireylerden antropometrik ölçüler
alınmıĢtır. Bu ölçümlerin alınmasında 100g hassasiyetli dijital baskül, 1mm hassasiyetli boy
ölçme cihazı, 1mm hassasiyetli 150cm‟lik kumpas ile 1mm hassasiyetli büyük (60 cm) ve
küçük (30 cm) antropometre kullanılmıĢtır.
Ölçümler sağ taraftan ve minimum kıyafetle yapılmıĢtır. Boy ölçümü dıĢındaki tüm ölçümler,
dik rahat oturma pozisyonunda, dizler 90 kıvrık olarak alınmıĢtır (ġekil 1). Her bireyden
alınan 11 adet ölçü aĢağıda belirtilmiĢtir.
1. Boy (A): Yer düzlemi ile baĢın en üst noktası arasındaki dikey uzunluktur.
2. OmuzYüksekliği (oturarak) (B): Oturma yüzeyinin en üst noktası ile omuz kemiğinin
en üst noktası arasındaki dikey uzunluktur.
3. Dirsek Yüksekliği (oturarak) (C): Dirseğin 90 kıvrık olması durumunda ölçülen;
oturma yüzeyinin en üst noktası ile dirsek kemiğinin en alt noktası arasında kalan
dikey uzunluktur.
4. Göz Yüksekliği (oturarak) (D): Oturma yüzeyinin en üst noktası ile göz arasındaki
dikey uzunluktur.
5. Omuz Genişliği (E): Omuzların en dıĢ noktaları arasındaki yatay uzunluktur.
6. Kalça Genişliği (oturarak) (F): Oturma esnasında kalçanın en dıĢ noktaları arasındaki
yatay uzunluktur.
7. Omuz – Dirsek Uzunluğu (G): Dirseğin 90 kıvrık olması durumunda ölçülen; omuz
kemiğinin en üst noktası ile dirsek kemiğinin en alt noktası arasında kalan dikey
uzunluktur.
8. Dirsek – El ucu Uzunluğu (H): Dirseğin 90 kıvrık olması durumunda ölçülen; dirsek
kemiğinin en arka noktası ile eldeki en uzun parmağın uç noktası arasında kalan yatay
uzunluktur.
9. Oturma Yüzeyi Derinliği (I): Kalçanın en arka noktası ile dizin arka noktası arasındaki
yatay uzunluktur.
10. Diz Yüksekliği (J): Yer düzlemi ile dizin en üst noktası arasındaki dikey uzunluktur.
11. Oturma Yüzeyi Yüksekliği (K): Yer düzlemi ile dizin arka noktası arasındaki dikey
uzunluktur.
77
ġekil 1 Alınan antropometrik ölçüler
3. Bulgular
3. 1. Antropometrik Ölçümler
Bireylere ait antropometrik ölçüler Tablo 1‟de verilmiĢtir. YaĢlara göre ölçülerdeki değiĢim
ve standart sapmalar görülmektedir.
Tablo 1 Ortalamalar ve standart sapma değerleri (birimler mm alınmıĢtır)
YaĢ
Ölçümler
Cinsiyet
Kız
Erkek
Omuz yüksekliği (oturarak) Kız
Erkek
Dirsek
yüksekliği Kız
(oturarak)
Erkek
Göz yüksekliği (oturarak) Kız
Erkek
Omuz geniĢliği
Kız
Erkek
Kalça geniĢliği (oturarak)
Kız
Erkek
Omuz-dirsek uzunluğu
Kız
Erkek
Dirsek-el ucu uzunluğu
Kız
Erkek
Oturma yüzeyi derinliği
Kız
Erkek
Diz yüksekliği
Kız
Erkek
Oturma yüzeyi yüksekliği Kız
Erkek
Boy
12
X
1547
1504
515
491
209
189
647
657
364
359
311
305
307
302
398
384
411
401
504
499
414
421
13
SS
79
65
39
36
31
31
47
36
27
30
29
33
23
17
31
24
39
34
33
29
31
22
78
X
1611
1591
536
529
210
208
713
674
374
380
326
306
326
322
417
420
424
441
522
527
428
436
SS
55
83
34
33
25
18
35
53
25
32
28
26
19
22
20
28
28
40
24
33
28
23
14
X
SS
1641 59
1671 81
547
32
548
46
217
29
210
29
728
42
728
46
374
19
394
25
338
24
332
33
330
18
337
25
428
21
439
28
433
34
442
35
535
24
557
31
439
24
452
24
15
X
SS
1667 57
1749 71
553
33
545
33
212
22
194
21
731
32
751
41
382
26
420
25
340
22
343
29
340
20
350
23
437
20
463
24
443
33
486
33
541
24
570
28
446
22
463
22
YaĢa ve cinsiyete göre ölçülerin %5‟lik ve %95‟lik kapsam değerleri Tablo 2‟de verilmiĢtir.
Tablo 2 Antropometrik ölçümlerin yüzdelik kapsam değerleri (birimler mm alınmıĢtır)
YaĢ
12
Ölçümler
Boy
Omuz yüksekliği (oturarak)
Dirsek yüksekliği (oturarak)
Göz yüksekliği (oturarak)
Omuz geniĢliği
Kalça geniĢliği (oturarak)
Omuz-dirsek uzunluğu
Dirsek-el ucu uzunluğu
Oturma yüzeyi derinliği
Diz yüksekliği
Oturma yüzeyi yüksekliği
%
5
Kız
13
Erkek
Kız
Erkek
14
Kız
Erkek
15
Kız
Erkek
1417
1398
1521
1454
1543
1539
1573
1633
95 1677
1611
1702
1728
1738
1804
1760
1866
5
451
431
481
455
494
472
499
490
95 580
551
591
566
600
623
607
600
5
347
344
385
375
394
393
404
424
95 449
424
450
466
463
486
470
502
5
596
598
655
587
659
652
679
685
95 751
716
771
760
797
803
784
818
5
320
310
332
327
344
352
339
379
95 408
408
415
433
405
436
426
469
5
263
251
281
264
299
277
305
296
95 359
359
372
349
377
386
376
390
5
269
271
295
285
301
296
307
313
95 345
331
358
359
359
379
374
388
5
347
344
385
375
394
393
404
424
95 449
424
450
466
463
486
470
502
5
342
345
379
376
378
384
388
432
95 475
457
470
507
489
500
497
540
5
450
453
482
472
495
506
502
524
95 557
545
563
582
574
607
580
616
5
362
384
382
398
400
413
410
428
95 465
458
474
475
477
492
482
499
4. Sonuç ve Öneriler
79
Elde edilen veriler, geliĢme çağının büyük bir kısmını içeren 12-15 yaĢ aralığında,
antropometrik ölçülerin oldukça değiĢken olduğunu göstermiĢtir. Bu geniĢ dağılım göz
önünde tutulduğunda, tüm bireylerin aynı boyutlardaki sıralarda rahat ve verimli ders
izlemesinin çok güç olacağı anlaĢılmaktadır. Bu sebeple, öğrencilerin en azından büyük
çoğunluğunun antropometrik ölçülerine uygun sıraların tasarlanması gerekmektedir.
Sıraların boyutlandırılması esnasında, her antropometrik ölçü farklı bir boyutun
belirlenmesinde kullanılmıĢtır. Ölçülerin %5‟lik, %95‟lik veya ortalama değerleri alınarak,
boyutsal belirlemeler gerçekleĢtirilmiĢ, bu değerlendirme Tablo 3‟te özetlenmiĢtir. Ayrıca her
antropometrik ölçünün karĢılık geleceği sıra boyutu ve bu boyutların değiĢim aralıkları da
belirtilmiĢtir.
Tablo3 Boyutsal belirlemeler ve ölçü aralıkları
Antropometrik ölçü
Dirsek yüksekliği (oturarak) - C
Omuz geniĢliği - E
Kalça geniĢliği (oturarak) - F
Dirsek-el ucu uzunluğu - H
Oturma yüzeyi derinliği - I
Diz yüksekliği - J
Oturma yüzeyi yüksekliği - K
Yüzdelik
dilim
5 – 95
95
95
50
50
5 – 95
5 – 95
Sıra boyutu
Masa üst tabla yükseklği (1)
ÇalıĢma alanı geniĢliği (3)
Oturma yüzeyi geniĢliği (4)
ÇalıĢma alanı(üst tabla) derinliği (5)
Oturak derinliği (6)
Masa alt tablası yüksekliği (2)
Oturak yüksekliği (7)
Ölçü aralığı
(cm)
35,0 – 50,0
47,0 min.
36,0 – 39,0
40,0 – 46,5
40,0 – 41,0
45,0 – 58,0
36,0 – 48,0
Ölçü aralıkları dikkate alındığında, sabit bir mobilyanın, tüm beklentilere yanıt veremeyeceği
görülmektedir. Bu durumda, ayarlı modüllerin kullanılması uygun bir çözüm olabilecektir.
Ayarlı sistemlerin sınırlarının belirlenmesinde Tablo 3‟teki ölçü aralıklarından yararlanılması,
sıra boyutlarının öğrencilerin antropometrik ölçülerine uygun hale getirilmesi açısından
önemlidir. Birey, kendi ölçülerine ve kullanım alanına göre yapacağı ayarlamalar ile sınıf
ortamında daha verimli olabilecektir. Fiziksel açıdan rahat olan bireyin konsantrasyonunun
daha yüksek olabileceği düĢünülürse, bu ergonomik çözümün öğrenim açısından da önemli
olduğu ortaya çıkacaktır.
Tüm bunlar ıĢığında, üst ve alt tabla yüksekliği ayarlanabilen bir masa ile oturak yüksekliği
ayarı olan ve öne-arkaya hareketi destekleyebilen bir sandalye önerilmektedir. Önerilen
sıranın genel görünümü, ölçüleri ve ayar sistemleri ġekil 2 „de gösterilmiĢtir.
80
ġekil 2 Önerilen sıra modeli
Bu ayarlamaların yanında, masa üst tablası ve oturak için yatay (sağ-sol) doğrultuda hareketin
sağlanacağı bir sistem, kullanım rahatlığı açısından olumlu olabilecektir. Oturma esnasında,
bireyin kullanacağı alanın geniĢletilmesini destekleyecek olan bu ayarlamalar, ergonomik bir
okul mobilyası tasarlanmasında önemli olmaktadır. Ayrıca, önerilen sıranın yerle
bağlantısının sabit olması halinde sınıf içi düzen korunmuĢ olacak ve öğrenciler sınırlı
hacimde dahi boyutsal ayarlamalarla özgür hareket edebileceklerdir.
Önerilen sırada kullanılan mekanizmaların maliyeti arttıracağı düĢüncesi ortaya çıkabilecektir.
Ancak, gelecek nesillerin sağlıklı ve verimli yetiĢmeleri, verilecek değerde kısıtlamaya
gidilmemesini gerektirecek kadar önemlidir. Ayrıca, söz konusu sıranın bir defa monte
edildikten sonra, zaman içinde öğrencilerde oluĢacak olan fiziksel değiĢime ayak
uydurabilecek olması, amortisman süresini kısaltacaktır.
81
Kaynaklar
Duyar, Ġ., 1992, 12-17 YaĢlarındaki Türk Çocuklarının Büyüme Standartları, Yüksek
Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Gönen, E., Kalınkara, V., 1993, Üniversiteye Devam Eden Kız Öğrencilerin Boyutsal
Ölçülerinin Ġncelenmesi, IV. Ergonomi Kongresi Bildiri Kitabı, Dokuz Eylül
Üniversitesi – Milli Prodüktivite Merkezi, MPM Yayınları, Ġzmir
Göral-Yıldızlı, M., 1996, Büyüme ve GeliĢmenin Değerlendirilmesinde Antropometrik
Ölçüler, Bilim Uzmanlığı Tezi, Çukurova Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü,
Adana.
Jelacic, D., Darko, M., Tomislav, G., Viera, G., 2003, Research on ergonomic
characteristics of high school furniture, Wood Research, Stanty Drevarsky
Vyskumny Ustav, v48, n3, pp53-62.
KayıĢ, B., Özok, A. F., 1991, Anthropometric survey among Turkish primary school
children,Technical Note, Applied Ergonomics, Elsevier Ltd.,v22, n1, pp 55-56.
Knight, G., Noyes, J., 1999, Children’s behaviour and the design of school furniture,
Ergonomics, Taylor&Francis Ltd., v42, n5, pp747-760.
Mayda, A. S., Koçoğlu, G., 1999, Sivas Ġl Merkezindeki Çocuklar Ġçin Referans
Antropometrik Değerler, Cumhuriyet Üniversitesi Yayınları:79, Sivas, 51s.
Milanese, S., Grimmer, K., 2004, School Furniture and the user population: An
anthropometric perspective, Ergonomics, Taylor&Francis Ltd., v47, n4, pp 416426.
Molenbroek, J. F. M., Kroon-Ramaekers, Y. M. T., Snijders, C. J., 2003, Revision of the
design of a standard for the dimensions of school furniture, Ergonomics,
Taylor&Francis Ltd., v46, n7, pp681-694.
Panagiotopoulou, G., Christoulas, K., Papanckolaou, A., Mandroukas, K., 2003, Classroom
furniture dimensions and anthropometric measures in primary school, Applied
Ergonomics, Elsevier Ltd., v35, n2, pp 121-128.
Prado-Leon, L. R., Avila-Chaurand, R., Gonzalez-Munoz, E. L., 2001, Anthropometric
study of Mexican primary school children, Applied Ergonomics, Elsevier Ltd., v
32, n4, pp 339-345.
Sabancı, A., 1999, Ergonomi, Baki Kitabevi, Adana, 592s.
82
E-TĠCARET WEB SĠTELERĠ TASARIMININ ERGONOMĠK AÇIDAN
DEĞERLENDĠRĠLMESĠ
Ergün ERASLAN*
BaĢkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü
ÖZET
İnternet teknolojilerinin kullanımı temelinde insan–bilgisayar etkileşimini web siteleri
sağlamaktadır. Web siteleri günümüzde her geçen gün daha yaygın olarak kullanılan
uygulamalardır. Bu siteler içinde e-ticaret sitelerinin özellikli bir yeri bulunmaktadır. E-ticaret
web sitelerinin insanın kullanımına uygun olması için ergonomik kriterlere göre düzenlenmesi
önemli bir gerekliliktir. Bu çalıĢmada, e-ticaret içerikli ergonomik bir web sitesi tasarımı için
gerekli faktörler literatür çalıĢmaları ve uzman görüĢleri yardımıyla belirlenmiĢ, bu faktörler
Analitik HiyerarĢi Prosesi (AHP) ile analiz edilmiĢ ve ağırlıklandırılmıĢtır. Bu faktörler
belirlenen ağırlıklarına göre ergonomik bir tasarıma ıĢık tutacak Ģekilde düzenlenmiĢ ve
tasarım aĢamasında kullanılmıĢtır.
Anahtar Sözcükler: İnsan-bilgisayar etkileşimi, E-ticaret siteleri, AHP, BiliĢsel Ergonomi,
Web sitesi tasarımı
1. GiriĢ
Günümüzde web arayüzleri oldukça sık kullanılan uygulamalar durumuna gelmiĢtir. Bu
arayüzlerin kullanıcıya uygun tasarımına yani ergonomisine dikkat etmek önemli bir
gerekliliktir. Kullanıcı odaklı tasarım aslında bu uygulamaların kullanılabilirliğini ifade
etmektedir. Yazılım ve web arayüz tasarım terimlerinin geliĢmesiyle “kullanılabilirlik”
kullanım kolaylığı ve kullanıcı dostluğu terimleriyle eĢ tutulmaya baĢlanmıĢtır. Eğer kullanıcı
ilk kullanımında istediğini elde edemezse bu kullanıĢsızlık olarak kabul edilir. Tasarımın
yapılması ve kullanabilirlik testlerin uygulanması belli bir kitle için özel tasarlanmıĢ sitelerin
kullanım kolaylığını sağlamada en önemli kısmı kapsar. Kullanılabilirliği kullanıcı
arayüzünün bir özelliği olarak düĢünmek yanlıĢtır. Ergonomi literatüründe kullanabilirlik
kriterler ve ölçütlere göre değerlendirilir. Kullanabilirlik kriterleri, kullanım daha etkin, daha
verimli ve daha rahat olmasını sağlamak amacıyla kullanılan kritelerdir. Bundan dolayı
kullanıcı arayüzü değerlendirmelerinde kullanabilirlik kriterleri baz alınmalıdır.
Bu çalışmada genel olarak elektronik ticaret alanında faaliyet gösteren web sitelerinin genel
yapısı incelenmiĢ ve e-ticaret siteleri için kullanılabilirlik kriterleri belirlenmiĢtir. Belirlenen
kriterler e-ticaret sitelerin tasarımında dikkat edilmesi gereken hususların belirlenmesi için
değerlendirilmiĢtir. E-ticaret siteleri müĢteri ve satıcılara sağladığı pek çok fayda sayesinde
günümüzün en popüler web sitesi türlerinden birisidir. Ancak gün geçtikçe artan bu tür
sitelerin sayısı müĢterileri daha seçici olmaya itmiĢtir. MüĢteriler alıĢveriĢ yapacakları siteyi
seçerken çeĢitli kriterleri göz önünde bulundurmaktadırlar. Bu yüzden e-ticaret siteleri yoluyla
satış yapmak isteyen firmalar, tasarım faaliyetlerinde çok daha dikkatli ve özenli çalıĢmak
zorundadırlar. Bu firmalar her yönden dört dörtlük iĢleyen ve müĢteri isteklerine tam yanıt
vermek suretiyle onların üzerinde olumlu etki bırakan web siteleri tasarlamak zorundadırlar.
Böylelikle müĢterilerde o siteye karĢı bir güven duygusu oluĢacak ve o siteye bağımlı hale
*
[email protected]
83
geleceklerdir. Bunun sonucunda da asıl amacı siteye gelen “ziyaretçileri” “müĢteriye“
çevirmek olan e-ticaret sitesi tasarımcıları hedeflerine ulaĢmıĢ olacaklardır.
Bu aĢamada e-ticaret siteleri için kullanılabilirlik kriterleri belirlenmiĢ site tasarımı yapan
kiĢilere uygulanan bir ölçüm skalası ile kriterler önem derecelerine göre sıralandırılmıĢtır.
Böylece, hedeflenen site için gerekli olan tüm tasarım özellikleri belirlemek mümkün
olacaktır. Kriterlerin en doğru Ģekilde belirlenip önem sırasının oluĢturulmasıyla gerek
dolaĢım faaliyetlerinde ve gerekse kullanıĢlılık özelliklerinde hiçbir problem yaĢamaması
amaçlanan bir e-ticaret sitesi hazırlanacaktır.
Çalışmanın öncelikli kapsamında literatür araĢtırması yapılarak web sitesi tasarımı ve e-ticaret
siteleri ile ilgili yayımlanmıĢ makaleler kullanılabilirlik kriterlerinin belirlenmesi amacıyla
incelenmiĢtir. Bu makalelerin bazıları aĢağıda verilmiĢtir:












Web sitesi tabanlı kullanılabilirlik kriterlerinin belirlenmesi (Besecker, 1999)
İletişim sistemlerinde kullanılabilirliğin gelişiminde yeni teknikler (Kjeldskov and
Stage, 2003)
Web Sitesi Tasarımları: Tasarımcıların tecrübesinin ve tasarım kriterlerinin etkileri
(Chevalier and Ivory, 2003)
Web sitesi tasarımı ve müĢteriye karĢı örgütsel sorumluluğun iliĢkisi (Kent et.al.,
2003)
Web sitesi tasarımcılarının beklentileri ile kullanıcıların davranıĢları arasındaki
farkın keĢfedilmesi (Nakayama et.al., 2000)
Web Sitesi Tasarımının Evrimi: Ġnternet üzerinden tıp eğitimi verilmesi açısından
anlamı (Chu and Chan, 1998)
WSDM: Web siteleri için kullanıcı odaklı bir tasarım metodu (De Toyer and
Leune, 1998)
Web sitelerinin karakteristik özelliklerinin tüketicilerin duyguları ve internetten
alıĢveriĢ hakkındaki görüĢleri üzerindeki etkileri (Mummalaneni, 2003)
E-ticarette müĢterinin modellenmesi (Helander and Khalid, 2000)
Kullanıcı arayüzünün kullanıbilirlik kriterleri ile ölçümünün uygulanması (Park
and Lim, 1999)
İnsan ve bilgisayarın karĢılıklı etkileĢim standartları (Bevan, 1995)
Ergonominin Tasarım Sürecine Entegrasyonu (BağoĢ ve ġimĢek, 2002)
2. Kullanılabilirlik Kriterlerinin Belirlenmesi
AĢağıda literatürden derlenmiĢ ve sezgisel değerlendirmelerde çokça kullanılan
kullanılabilirlik kriterleri İşlevsellik, Kontrol Edilebilirlik, Esneklik, Hata Yönetimi,
Kullanıcıya Uygunluk, Kendi Kendini Betimleme, Tutarlılık, İş Yükü, Öğrenilebilirlik
verilmiĢtir (Besecker, 1999, Park and Lim, 1999, Bevan, 1995). Bu ana kriterlerin
ağırlıklandırılması iĢlemi her bir kriter için bağımsız olarak 0-1 arasında bir değer vermek
suretiyle yapılabileceği gibi, Analitik HiyerarĢi Prosesinde (AHP) kullanılan ikili
karĢılaĢtırma matrisi yoluyla da yapılabilir. Kullanılabilirlik kavramı ölçülemeyen fakat
ölçülebilir kullanılabilirlik parametrelerine indirgenebilen genel bir kavramdır. Ölçülebilir
kullanılabilirlik kriterleri iki gruba ayrılabilir. Bunlar, kullanıcının sistemi kullanırken
performansını ölçen objektif performans ölçütleri ile kullanıcıların sistem ile ilgili
düĢüncelerini yansıtan subjektif kullanıcı ölçütleridir (Besecker, 1999).
84
Uluslararası Standardizasyon KuruluĢu (ISO) kullanılabilirliği (ISO9241-11) bir sistemin
kullanımıyla belirlenen amaçlara ne derece ulaĢıldığının (etkililik-effectiveness), belirlenen
amaçların elde edilmesi için harcanması gereken zaman, para, zihinsel çaba vb. kaynakların
(etkinlik-efficiency) ve kullanıcının, sistemi kabul edilebilir bulma derecesinin (tatminsatisfaction) bir ölçüsü olarak tanımlamaktadır (Bevan, 1995). Etkililik(effectiveness),
etkinlik (efficiency) ve tatmin (satisfaction) bir ürün veya sistemin kullanılabilirliğini
belirleyen önemli üç faktördür. Bu faktörleri değerlendirebilmek için bunların alt kriterlere
ayrılması gerekmektedir. Bu alt kriterler aracılığıyla da sistemin kullanılabilirliği ölçülebilir.
Kullanılabilirlik faktörleri, karakteristiklerine göre Ģu Ģekilde alt kriterlere ayrıĢtırılabilir (Park
and Lim, 1999).
Etkililik (Effectiveness)
1 Görevi baĢarılı bir Ģekilde tamamlayan kullanıcıların yüzdesi
2 Belirli bir sürede tamamlanan görev sayısı
3 Kullanıcıların yaptıkları hata sayısı
4 Tamamlanan görevlerin ortalama doğruluğu
5 Hatalarla etkileşimde başarı oranı
Etkinlik (Efficiency)
1 Bir iĢi yapmak için geçen zaman
2 Birim zamanda tamamlanan iĢler
3 Yardım için kullanılan referans sayısı
4 Yardım kullanmada harcanan zaman.
5 Çaba (Fiziksel/Zihinsel iĢ yükü)
6 Öğrenme süresi.
Tatmin (Satisfaction)
1 Kullanıcı tatmininin derecelendirilmiĢ ölçüsü
2 Bir sistemi diğer alternatiflere tercih ettiğini söyleyen kullanıcıların oranı
3 Test esnasında sistem hakkında ifade edilen olumlu görüĢlerin oranı
4 Şikayet sıklığı.
Etkililik, kullanıcıların yaptığı görevlerin tamlığı ve doğruluğu ile ilgilidir. Etkinlik ise bu
görevleri yerine getirmek için harcanan kaynaklar ile ilgilidir. Bu kaynaklar kullanıcının
etkinliği ile ilgili bilgileri veren zihinsel veya fiziksel çaba olabileceği gibi, zaman veya baĢka
kaynaklar da olabilir. Tatminin ölçüsü, kullanıcıların etkileĢim içinde oldukları sistem
hakkında verdikleri öznel cevaplardan elde edilir.
2.1. E- Ticaret Siteleri İçin Kullanılabilirlik Kriterleri
Yukarıda anlatılanlar ıĢığında e-ticaret siteleri için belirlenen kriterler aĢağıda verilmiĢtir:
Maksada uygunluk :
 E-ticaret sitesi ve Satılan Ürünler Hakkında Bilgi
 Kullanıcı ĠĢlemleri için Gerekli Bilgi
 Güncelleme
Esneklik:
 Kullanıcılara farklı kullanım Seçenekleri sunma (Site haritası ve Arama butonu
v.b.)
 Aranan bilgiye(ürüne) kısa zamanda ulaĢım
 Aranan ürüne kısa zamanda ulaĢım
 Farklı kullanıcı gruplarına farklı hizmetler sağlama
Estetik ve mimalist tasarım:
 Tasarımda etkileyici olma
85


Metin, yazı büyüklüğü ve renk öğelerinin doğru kullanılması
Aynı anda birkaç ürünün indirimde olduğunu veya baĢka bir sitenin reklamının
yapılabileceği reklam alanları oluĢturma
 Gerekli bilgileri öncelik sırasına göre veren sayfalar
Kontrol edilebilirlik:
 Kullanıcının istediği zaman sistemi terk etme ve ana sayfaya dönme imkanı
 Kısayollar
 Geribildirim, kılavuzluk ve destek bilgilerinin sağlanması (Geri butonu, Oklar
v.b.)
Tutarlılık:
 Sitenin bilgi sunum ve çalışma Ģeklinin kendi içinde tutarlı olması
 KarmaĢıklığı önleme
 Kabul görmüĢ satış ve satınalma iĢlemlerinin uygulanması
Kullanıcıya uygunluk :
 Sitenin kullannımını kolay öğrenebilme
 Sitenin kullanımını kolay hatırlayabilme
 Kulanıcı beklentilerini karĢılayabilme
 Basit doğal diyolag kurma, kullanıcı dilini konuĢabilme
Hata önleme:
 Hata oluĢumunu engellemek
 AnlaĢılabilir ve görülebilir hata mesajları sunmak
 Hatanın kolayca giderilebilmesini sağlamak
 Güvenli bir alışveriĢ platformu sağlamak(SET,SSL)
Dökümantasyon ve yardım:
 Linkler ve sitenin kullanımı hakkında gerekli bilginin sunulması
 Şifre değiştirme, unutulması gibi durumda gerekli yardım menüleri sunmak
 7 gün 24 saat belirli sorulara hemen e-mail ile cevap verebilme hizmetinin
sunulması
 Yardım mesajlarının anlaĢılabilir ve fark edilebilir konumda olması
2.2.Tasarım Kriterlerinin Göreceli Olarak Ağırlıklandırılması (Analitik HiyerarĢi
Prosesi (AHP) Yöntemi)
Karar vermede insan yargılarının kullanımı son zamanlarda dikkati çeken bir ölçüde artıĢ
göstermiĢtir. AHP yöntemi, karar verme sürecinde insan yargılarının da kullanıldığı bir
yöntem olup 1977 yılında Thomas L. Saaty tarafından literatüre kazandırılmıĢtır. Çok Ölçütlü
Karar Verme Problemleri’ndeki analize benzer olarak bu yöntemde seçenekler, farklı ölçütler
ve bir hedef kümesi vardır.
Üç çeĢit karar mevcuttur: En iyi bir seçeneğin seçimi, aralarında bir oran olmaksızın bir
ölçekle seçeneklerin sıralanması ve aralarında bir oran yardımıyla sıralama. Son tür karar
AHP yaklaĢımıdır ve diğerlerini içine alır. HiyerarĢi, karmaĢık sistemleri organize etmede en
etkin yoldur. Bu yolla, hiyerarĢik olarak bir yapı sunulur ve kontrol ve geçiĢ bilgileri aĢağı
doğru ilerler. HiyerarĢik olamayan problemlerde sistematik bir çerçeve çizmek oldukça
güçtür.
2.2.1. AHP’de Ölçek Kullanımı
AHP’nin temel yapısı ikili karĢılaĢtırma matrislerine dayalıdır. Eğer i ölçütü j ölçütü ile
karĢılaĢtırıldığında Tablo 1’deki değerlerden birini alıyorsa, j ölçütü ile i ölçütünün
86
karĢılaĢtırma değeri, i ve j ölçütü aldığı değerin çarpmaya göre tersidir. Kısaca; a(i,j)=1/a(j,i)
olarak gösterilebilir. Örneğin; a(i,j)=3 ise a(j,i)=1/3 değeri alır.
Tablo 1 AHP’de Kullanılan Temel Ölçek ve Tanımları
DüĢük
Orta
Yüksek
1
EĢit önemli (düĢük düĢük)
2
3
4
5
6
7
8
9
Ara değer (orta düĢük)
Orta derecede önemli (yüksek düĢük)
Ara değer (düĢük orta)
Kuvvetli derecede önemli (orta orta)
Ara değer (yüksek orta)
Çok kuvvetli derecede önemli (düĢük yüksek)
Ara değer (orta yüksek)
Kesin önemli (yüksek yüksek)
2.2.2. İkili Karşılaştırma Matrislerinin Oluşturulması, Özvektörlerin Hesabı ve
Tutarsızlık Oranları
İkili karşılaştırmalar AHP’nin en önemli aşamasıdır. İkili karşılaştıralar ile AHP’de yargılar
bir matrise dönüştürülür. aij, i özellik ile j özelliğin ikili karĢılaĢtırma değerini verecek olursa
genel olarak ikili karĢılaĢtırma matrisi;
A =
 a11
a
 21
 .

a n1
a12
.
.
.
. a1n 
. . 
. .  =

. a nn 
 a11
1 / a
 12
 .

1 / a1n
a12
.
.
.
. a1n 
. . 
. . 

. a nn 
şeklinde yazılır. İkili karĢılaĢtırma matrisinin çözümünden elde edilecek öncelik veya özdeğer
vektörü W = (w1, w2, ..., wn) ile gösterilir (Saaty, 1980).
Hesaplamalar sonucu elde edilen özdeğer vektörlerinin tutarsızlığının kontrolü yapılabilir.
Tutarsızlık hesabı için özvektör yöntemi büyük kolaylık sağlamaktadır. KarĢılaĢtırma
matrisinin büyüklüğü ile bu ölçümün normalleĢtirilmesi Tutarsızlık İndeksi (T.İ.)’ni
vermektedir. Bu indeks sayesinde Tutarsızlık Oranı (T.O.) hesaplayabilmek mümkündür.
Tutarsızlık Oranının %10 değerinden küçük olması önerilmektedir.
E-ticaret sitesi tasarlamak için gerekli olan tüm kriterler belirlendikten sonra bir sonraki
aĢamada bu kriterlerin ağırlıklandırılması çalıĢmalarına baĢlanmıĢtır. Belirlenen kriterler için
yapılan ikili karĢılaĢtırılmalar Tablo 2 de verilmiĢtir. İkili karĢılaĢtırmalar sonucunda kriterler
kendi aralarında önem sıralarına göre dizilmiĢlerdir. Bu karĢılaĢtırmanın yapılabilmesi için
kriterlerin birbirleri arasındaki önemlerinin belirlenmesinde sübjektif yargılar
kullanılmaktadır.
Tablo 2 Kullanılabilirlik Kriterlerinin Ġkili KarĢılaĢtırılması
HÖ KA T
KİY
KULLANILABİLĠRLĠK MU KK E
Maksada Uygunluk
1
3
4
3
4
2
4
Kullanıcı Kontrolü
1
1/2 1/3 2
2
1
Esneklik
1
1/3 1
2
1
87
Ö
3
1
1
KULLANILABİLĠRLĠK MU
Hata Önleme
Kendini Anlatma
Tutarlılık
Kullanıcı ĠĢ Yükü
Öğrenilebilirlik
KK
E
HÖ
1
KA
1
1
T
2
1
1
KİY
1
1
1
1
Ö
1
1
1/3
1
1
Mevcut tasarım kriterlerinin sayısı çok fazla olduğundan Expert Choice yazılımı
kullanılmıĢtır. Bu uygulama sonucunda kriterlerin kendi aralarındaki ağırlıkları ve global
ağırlıkları hesaplanmıĢtır. Tüm kriterlerin ağırlıklandırılması iĢlemi tamamlandıktan sonra
hesaplanan ortalama tutarsızlık oranının 0,06 olduğu tespit edilmiĢ ve bu miktarın da kabul
edilebilirlik sınırları içerisinde olduğu görülmüĢtür (Saaty, 1980).
3. Kullanılabilirlik Kriterlerinin Değerlendirilmesi
Çalışmanın bu bölümünde daha önce bulunan baĢlıca önemli kullanılabilirlik kriterleri web
sitesi tasarımı yapan ve bu siteleri sıkça kullananlara uygulanarak sayısal değerlendirme
yapmaları istenmiĢtir yapılan değerlendirmelerin ortalamaları modele yansıtılmıĢtır. Bu
uygulamanın yapılmasının amacı kullanılabilirlik kriterlerinin sayısallaĢtırılarak AHP
yönteminde kullanılabilmesidir.
E-ticaret siteleri için oluĢturulan kullanılabilirlik kriterleri değerlendirme formu, bu siteler
hakkında bilgi sahibi kiĢilerin kendi düĢüncelerini sayısal olarak bildirmeleri amacıyla
hazırlanmıştır. Her bir ana kriterin alt kriterlerine göre toplam 100 puan üzerinden
değerlendirilmeleri istenmiĢtir. Hazırlanan değerlendirme formları, BaĢkent Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Bölümünün akademik çalışanlarına ve site tasarımı yapan kiĢilere
dağıtılmıĢ ve 30 adet değerlendirilmiĢ anket toplanmıĢtır. Bundan sonra bu anketlerin
değerlendirilmesi çalıĢmalarına baĢlanmıĢtır.
Çalışmanın sonraki aĢamasında toplanan 30 adet anketteki soruların her birine verilmiĢ olan
cevaplar değerlendirilmiĢ ve bu çalışma kullanılan her bir kriter için ortalamalar
hesaplanmıştır. Hesaplanan ortalamalar AHP programına göre ölçeklendirilip Expert Choice
programı tarafından önem sıralarının belirlemek amacıyla çözdürülmüĢtür. Kriterlerin
karĢılaĢtırılması ile elde edilen ağırlıklar ġekil 1 de görülmektedir:
4. Sonuçlar ve Değerlendirmeler
Web sitesi tasarımı hakkında yapılan araĢtırmalar sonucunda, elektronik ticaret sitesi tasarımı
hakkında önceden yapılmıĢ bir çalıĢmaya rastlanamamıĢtır. Bu çalışma kapsamında tam
anlamıyla kullanıcıyı temel alan yani kullanılabilirlik kriterlerini değerlendirerek bir
elektronik ticaret sitesi hazırlayabilmek için tasarım aĢamasında uyulması gereken kriterler
belirlenmiĢtir.
88
Şekil 1 Kriterlerin Hesaplanan Ağırlıkları (Expert Choice çıktısı)
Belirlenen kullanılabilirlik kriterlerinin sayısının çok fazla olması ve bir insanın hafıza
özellikleri düĢünüldüğünde; tasarım aĢamasında bütün bu kriterleri göz önünde
bulundurulamayacağı temel alınarak bu kriterler içinden en önemlilerinin belirlenmesi
çalıĢmalarına baĢlanmıĢtır. Bu amaçla ilgili değerlendiricilere formlar dağıtılmıĢ ve sonuçların
değerlendirilmesinde bir çok ölçütlü karar verme tekniği olan “Analitik HiyerarĢi Prosesi”
yönteminden yararlanılmıĢtır. Bu yöntem sayesinde kriterlerin kiĢisel görüĢlere dayanan ikili
karĢılaĢtırmaları yapılarak bulunan sonuçlar sayısallaĢtırılmıĢ ve kriterlerin her birinin global
ağırlıkları hesaplanmıĢtır. Ayrıca verilen yargıların doğruluğunu kanıtlar nitelikte olan
tutarsızlık katsayıları da hesaplanarak yapılan çalıĢmaların bilimsel olarak da kabul edilebilir
nitelikte olduğu görülmüĢtür.
Yapılan çalıĢmaların sonucunda elde edilmiĢ olan baĢlıca önemli kullanılabilirlik kriterleri,
tasarımcılara e-ticaret sitesi tasarlayabilmelerinde yol gösterici olmakla birlikte mevcut web
sitelerinin bu kriterlere göre değerlendirilerek iyileĢtirilmesi faaliyetlerinde de bir yardımcı
kaynak olma özelliği taĢımaktadır. Sonuç olarak kullanıcı odaklı bir web sitesi tasarlamak
isteyen kiĢilere, konusunda bir kılavuz niteliğinde kaynak oluĢturulmuĢtur.
Zamanla birlikte teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak internet ortamında, kullanıcıların
bilgisayarlarının donanımları ve yazılımlarında da geliĢmeler yaĢanmaktadır. Bu geliĢmeler
paralelinde kullanıcı beklentileri ve web sitelerinin sundukları içerik de sürekli bir değiĢim ve
geliĢim içerisindedir. Bu nedenlerden dolayı; bu çalışmada yapılan araĢtırmalar sonucunda
bulunan kullanılabilirlik kriterlerine her geçen gün yenileri eklenebilmekte ve çok geniĢ bir
kriter topluluğu ortaya çıkabilmektedir. Bu kadar çok kısıtın bulunması da tasarım
faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu sebeple kriter güncellemeleri yapıldıktan
sonra bu çalışmada izlenen yollar sırası takip edilerek, geliĢen ihtiyaçlara uygun, e-ticaret
sitesi tasarlamak için güncelleĢtirilmiĢ bir tasarım kılavuzu kolaylıkla elde edilebilir.
89
Bu çalışmada verilen kararlar kullanıcıların subjektif değerlendirmeleridir. Subjektif
değerlendirmelerden kurtulmak ve modeli geliĢtirmek için değerlendirmelerin Bulanık Mantık
çerçevesinde yapılmasında yarar vardır. AHP‟nin ikili karĢılaĢtırma matrisleri de bu Ģekilde
bir değerlendirmeye oldukça uygundur. Böylece tüm farklı görüĢler üyelik dereceleri
ölçüsünde modele yansıtılabilecektir. Mevcut değerlendirme sonucunda oluĢabilecek faktör
ağırlık değiĢimleri dikkate alınarak daha uygun bir tasarım yapılabilecektir.
Kaynaklar
Bağış, A. ve ġimĢek, M., 2002. Ergonominin Tasarım Sürecine Entegrasyonu, Standard
Dergisi, 484, 81-85.
Besecker, K.A.,1999. Developing A Usability Testing System For Web Based Research.
Bevan, N., 1995. Human-Computer Interaction Standards, Proceedings of the 6th
International Conference on Human-Computer Interaction, Yokohama, Japan,
Elsevier, 885-890.
Chevalier, A. and Ivory, M.Y., 2003. Web site designs: Influences of designer’s expertise
and design constraints, Int. J. Human-Computer Studies, 58, 57-87.
Chu, F.Y. and Chan, B.K., 1998. Evolution of web site design: implications for medical
education on the internet, Computers in Biology and Medicine, 28, 459-472.
De Troyer, O.M.F. and Leune, C.J., 1998. WSDM: a user centered design method for web
sites, Computer Networks and ISDN Systems, 30, 85-94.
Helander, M.G. and Khalid, H.M., 2000. Modeling the customer in electronic commerce,
Applied Ergonomics, 31, 609-619.
Kent, M.L., Taylor, M. and White, W.J., 2003. The relationship between web site design
and organizational responsiveness to stakeholders, Public Relations Review,
29, 63-77.
Kjeldskov, J. and Stage, J.,2003. New techniques for usability evaluation of mobile systems.
Department of Computer Science, Aalborg University, Fredrik Bajers Vej 7E,
DK-9220 Aalborg East, Denmark.
Mummalaneni, V., 2005. An empirical investigation of web site characteristics, consumer
emotional states and on-line shopping behaviors, Journal of Business
Research, 58, 526-532.
Nakayama, T., Kato, H. and Yamane, Y., 2000. Discovering the gap between web site
designers’ expectations and users’ behavior, Computer Networks, 33, 811-822.
Park, K.S. and Lim, C.H., 1999. A structured methodology for comparative evaluation of
user interface designs using usability criteria and measures, Department of
Industrial Engineering, Korea Advanced Institute of Science and Technology,
373-1, 305-701.
Saaty, T.L., 1980. The Analytical Hierarchy Process, pp.1-48, McGraw-Hill International
Book Company. USA.
90
ÜRETĠMDE RGONOMĠ YOLUYLA KALĠTE ĠYĠLEġTĠRME (EYKĠ)
METODOLOJĠSĠ: TEORĠK ALTYAPI VE KAVRAMSAL MODEL
Oğuzhan Erdinç*, Özalp Vayvay
Hava Harp Okulu Endüstri Müh. Bölüm BaĢkanlığı
Marmara Üni. Mühendislik Fak. / Mühendislik Yönetimi Anabilimdalı BaĢkanı
ÖZET
Ergonomi ve kalite üretimde etkileĢen, insan odaklı kavramlardır. Ergonomik geliĢtirmelerin
kalite performansını arttırdığı, kalite çalıĢmalarının da insana uygun çalıĢma koĢulları ve iĢ
güvenliğinin sağlanması gibi ergonomik geliĢimleri kolaylaĢtırdığı literatürde ortaya
konmuĢtur. Üretimde kalite sorunlarının temelindeki insan hatasının azaltılması için
çalıĢanlara uygun, fiziksel ve zihinsel zorlanma yaratmayan çevresel ve organizasyonel
koĢulları sağlamak büyük önem arz eder. Ancak üretimde ergonomi uygulamaları yoluyla
kalite iyileĢtirmeye yönelik proje seviyesinde bir metodoloji bulunmamakta, literatürde bu
yönde somut çalıĢmalara ihtiyaç duyulduğu dile getirilmektedir. Mevcut çalıĢmanın amacı bu
ihtiyacı karĢılamaktır. ÇalıĢmanın ilk bölümünde ergonomi yoluyla kalite iyileĢtirme
konusundaki literatür derlenmiĢtir. Takiben proje seviyesi uygulamalar için geliĢtirilen;
Ergonomi Yoluyla Kalite ĠyileĢtirme (EYKĠ) metodolojisi kavramsal model düzeyinde ortaya
konmuĢtur. EYKĠ metodolojisinin insanın etkili olduğu üretim süreçleri gerçekleĢtiren, aktif
bir kalite sistemine ve sürekli geliĢim felsefesine sahip firmalarda baĢarıyla uygulanabileceği
öngörülmektedir.
Anahtar Sözcükler: Ergonomi, Kalite, Üretim
1. GiriĢ
Üretimin iki temel alanı; ergonomi ve kalite arasında, çok boyutlu bir iliĢki vardır. Bu
iliĢkinin önemli bir yönü, ergonomik uygulamaların kalite iyileĢitirme amaçlı
kullanılabilmesidir. AraĢtırmacılar, ergonominin kalite performansını arttırdığı, kalite
sistemlerinin de iĢ güvenliği, çevresel koĢulların iyileĢtirilmesi gibi ergonomik geliĢmeleri
kolaylaĢtırdığı görüĢünü paylaĢmaktadır (Drury, 1997, Eklund, 1997). Ancak üretimde
ergonomi yoluyla kalite iyileĢtirmeye yönelik bir metodoloji bulunmamakta, bir çok
araĢtırmacı ergonominin kalite iyileĢtirmeye etkisini somut ve sayısal olarak ortaya koyan
çalıĢmalara ihtiyaç duyulduğunu vurgulamaktadır (Axelsson, 2000, Drury, 1997, Eklund,
1997, Hagg, 2003).
Bu çalıĢmanın temel amacı, üretimde ergonomi yoluyla kalite iyileĢtirmeye yönelik bir
metodoloji geliĢtirmek, bu metodolojinin teorik altyapısını ve kavramsal modelini sunmaktır.
ÇalıĢmanın ilk bölümünde üretimde ergonominin kalite iyileĢtirmedeki rolünü ortaya koyan
literatür bulguları yer almaktadır. Takiben proje seviyesi uygulamalar için geliĢtirilen;
ergonomi Yoluyla Kalite ĠyileĢtirme (EYKĠ) metodolojisinin teorik içeriği ve kavramsal
çerçevesi sunulmuĢtur.
*
[email protected]
91
2. Üretimde ergonomi ve kalite arasındaki çok boyutlu iliĢki
Üretimde kaliteyi belirleyen iki ana faktör; ürün tasarımında kalite ve hatasız üretimdir.
Üretim kalitesi iki ana yönde; müĢteri memnuniyetini attrıracak yönde ürün tasarımının
geliĢtirilmesi ve insan hatasını en aza indirerek ürünün belirlenen kalite ölçütlerine
uygunluğunun arttırılması yoluyla iyileĢtirilebilir. Ergonomi, her iki yönde kaliteye katkıda
bulunabilir. Ergonomik yöntemlerle özellike insan-makine etkileĢimimnin yoğun olduğu
ürünlerin kullanım kolaylığının arttırılması yoluyla ürün tasarım kalitesi iyileĢtirilebileceği
gibi, ergonomik çalıĢma Ģartlarının sağlanması ve sağlıklı çalıĢma yöntemlerinin
uygulanmasıyla, insan hatasının en aza indirilmesi yoluyla üretim kalitesi iyileĢtirilebilir.
EYKĠ metodolojisi, temelde insan hatasının azaltılması yoluyla üretim kalitesinin attırılmasını
hedefler. Ergonomi bilimi, insan performansını ve insan hatasını oluĢturan faktörleri inceler.
Ġnsan hatasının temel sebepleri, ergonomi bilgilerinden yararlanılarak ortadan kaldırılabilir ve
hatasız üretim gerçekleĢtirilebilir. (Drury, 2000b, Eklund, 1997). Ġnsan hatasına iliĢkin teoriler
bu çalıĢmanın kapsamı dıĢındadır, ancak ergonomik yetersizliklerin ve insana
uyumlandırılmamıĢ çalıĢma ortamının insan hatasına sebep olduğu ortaya konmuĢtur (Labar,
1996, Douglas ve Grout, 2001). Eklund, (1997), olumsuz çevresel koĢulları (ör. yetersiz
aydınlatma, titreĢim), tekrarlı hareketler, monotonluk, fiziksel rahatsızlıklar gibi faktörlerin
insan hatasının sıklığını ve kalite hatalarını arttırdığını ortaya koymuĢtur. Hedef davranıĢlar
için gereken uyarımların ve Ģartların sağlanamadığı üretim ortamları “hataya açık” olarak
nitelendirilir (Labar, 1996). ÇalıĢana doğru ve yeterli uyarımın verildiği üretim ortamlarının
tasarlanması, insan hatasını önlemenin etkli bir yoludur (Douglas ve Grout, 2001).
Kurumsal çapta kalite, Toplam Kalite Yönetimi (TKY), ISO 9000 gibi kalite sistemleri ile
yönetilir ve uygulanır. Ergonominin, üretim kalitesindeki rolüne bağlı olarak kurumsal kalite
sistemlerinde önemli bir yeri vardır. (Eklund, 1997, Drury, 2000b, Onur ve Özok, 1996).
Ergonomi üretim kalitesini arttırırken, kalite sistemleri de ergonomik geliĢtirmeler ve
yenilikler için kurumsal altyapıyı sağlar (Drury, 1997, Matias ve Coelho, 2002, Eklund,
1997). Ozok ve ark., (1996), SIMKO‟da TKY sistemi kapsamında Uygulamalı Ergonomi
Projeleri uygulamıĢlardır. Katılımcılara, Özok tarafından ergonomi eğitimi verilmiĢ, 20
alanda ergonomik geliĢtirmeler gerçekleĢtirilmiĢ ve ergonomiyle ilgili önerilerde % 30 artıĢ
olduğu rapor edilmiĢtir. Üretim kalitesine yönelik önemli bir kalite sistemi olan ISO
9001:2000 kapsamındaki; müĢteri memnuniyeti, müĢteri odaklılık, uygun ekipman kullanımı,
sürekli geliĢim gibi bir çok madde, ergonominin yaygın uygulamalarına iĢaret etmektedir
(Eklund, 1997, Vayvay ve Erdinc, 2004b).
Juran, (1993),‟ın kalite üçlemesinin son aĢaması olan kalite iyileĢtirme kronik kalite
sorunlarını hedefler. Adam ve Foster, (2000)‟ın modeline göre kalite iyileĢtirme gerçekleĢen
kalite düzeyini hedeflenen kalite düzeyine çıkarma çalıĢmalarının bütünüdür. Bu modelde
ergonomi, kurum içi çevrenin önemli bir öğesidir. Noro, (1991), Pareto analizi, balık kılçığı
diagramı gibi kalite iyileĢtirme araçlarının ergonomik araĢtırmalarda etkili olarak
kullanılabildiğini ortaya koymuĢtur. Literatürde kalite iyileĢtirme amaçıyla ergonominin
uygulamalarına yönelik çalıĢmalar olmasına rağmen, özel olarak tasarlanmıĢ bir metodoloji
bulunmamaktadır. Bu ihtiyacı gidermek üzere tasarlanan Ergonomi Yoluyla Kalite GeliĢtirme
(EYKĠ) metodolojisi; kalite iyileĢtirme teorileri, uygulamaları ve araçları, kalite yönetimi
uygulamaları, ergonomi teorisi, kurumsal ergonomi programları, ergonomik geliĢtirme
yöntem ve araçları, literatürdeki uygulamalı çalıĢmalar, kalite ve ergonomi alanındaki modern
yaklaĢımlar konularını içeren geniĢ literatür taraması ve kavramsal araĢtırmalar temel alınarak
tasarlanmıĢtır.
92
3. Ergonomi Yoluyla Kalite ĠyileĢtirme (EYKĠ) Metodolojisi:Kavramsal Model
3.1.EYKĠ Metodolojisinin ÖnkoĢulları
EYKĠ metodolojisinin uygulanması için üç önĢart sağlanmalıdır.
 Üretimde insanın anlamlı rolü olmalıdır.
Üretimde ergonomi, çalıĢma metotlarının ve çalıĢma ortamının insana uyumlandırılmasının
bilimidir. Dolayısıyla, ergonominin etkili olabilmesi için üretimde insanın anlamlı bir yeri
olmalıdır (MacLeod, 1995). EYKĠ metodolojisi, emek yoğun, insanın etkili rol aldığı üretim
ortamlarında uygulanabilir.
 Üretimde aktif bir kalite sistemi olmalıdır.
EYKĠ metodolojinin uygulanabilmesi için üretimde aktif bir kalite sistemi olması gereklidir.
Bu kalite sisteminin boyutu; kalite kayıtlarını tutan ve inceleyen bir kalite uzmanından
kurumsal kalite sistemlerine kadar uzanabilir. Önemli nokta, kalitenin tanımlanmıĢ olması,
kalite yaklaĢımının, üretim kalitesi hedeflerinin, ölçütlerinin ve göstergelerinin belirlenmiĢ
olması ve aktif olarak takip edilmesidir. Bu sayede, hatalı ürün oranları, kalite hataları,
müĢteriden dönen ürün oranları gibi geçerli kalite verilerinin sistematik ve güncel biçimde
takip edilebilmesi hedeflenmektedir.
 Sürekli iyileĢtirme yaklaĢımı benimsenmelidir.
EYKĠ Metodolojisi, temel alınan kalite ve ergonomi çalıĢmaları gibi üretim ortamına ve
üretim süreçlerine değiĢiklikler getirecektir. Kalite iyileĢtirme hedeflerinin gerçekleĢmesi için
kurumsal düzeyde değiĢime ve katılıma açık, bilimsel geliĢime öncelik verilen bir yaklaĢım
benimsenmelidir.
3.2. EYKĠ Metodolojisinin Temel Unsurları
3.2.1. Yönetimin desteği ve katılımı
Tüm kurumsal projeler gibi, ergonomi projelerinin baĢarısı için en önemli faktör üst
yönetimin desteğidir (Drury, 1997, Hendrick, 2003, Noro, 1991). EYKĠ metodolojisi de üst
yönetime, kurumsal hedeflere hizmet yönüyle açıklanmalı ve yararları ortaya konmalıdır.
Yönetimin desteği kapsamında, uygulama alanı, incelenecek üretim süreci, kaynak aktarımı,
yetki ve sorumluluklar belirlenmelidir. Belirlenen sınırlar içinde yönetimin desteği görünür,
sürekli ve aktif olmalıdır (Hendrick, 2003). EYKĠ metodolojisi mikro üretim hedeflerine
değil, kurumsal hedeflere hizmet etmelidir. Kalite yönü ile EYKĠ projesinin kurumsal
hedefler temelinde yönetime iletilebileceği ve destek alacağı öngörülmektedir.
3.2.2. ĠletiĢim
Kurumsal projelerin baĢarısı için en önemli faktörlerden biri, amaçlar, uygulamalar ve
sonuçlar konusunda etkili iletiĢimdir (Macleod, 1995, Hendrick, 2003). Macleod, (1995),
ergonomi projelerinin baĢarısızlığa uğramasında en önemli sebeplerden birinin, yetersiz
iletiĢim olduğunu vurgular. EYKĠ Metodolojisi kapsamında iletiĢim, planlama aĢamasında ele
alınmalıdır. Projenin etki sahasındaki ara yöneticiler ve çalıĢanlar ile iletiĢim ve raporlama
Ģekli planlama safhasında belirlenmelidir. Proje geliĢiminin ve analiz sonuçlarının Ģeffaf
biçimde iletilmesi ve raporlanması, projenin baĢarısına olan güveni sağlayacak ve
uygulamaların kurum gündeminde kalmasına yardımcı olacaktır.
3.2.3. Katılımcılık
Katılımcılık, ergonomi ve kalite çalıĢmalarının odak noktalarındandır (Feigenbaum, 1991,
Wilson ve Haines, 1997, Deming, 1986). Deming, (1986), kurum üyelerinin fiziksel
kabiliyetleri yanında fikir ve tecrübelerinden yararlanılmasının önemini vurgulamıĢtır.
Ergonomik geliĢtirmelerin uzmanlar tarafından yürütülen mikro uygulamalarla sınırlanması
93
yerine, katılımcı bir yaklaĢımla örgüt içerisine yerleĢtirilmesi ve yaygınlaĢtırılması, 90‟ların
baĢlarından beri savunulmaktadır (Axelsson, 2000, Drury, 2000b, Keyserling ve ark., 1991,
Noro, 1991). Nagamachi, (1995), katılımcı ergonomiyi, “çalıĢanın kendi çalıĢma ortamında
ergonomi bilgilerinin ve usullerinin uygulamalarına katılması” olarak tanımlar ve katılımın
yöneticiler kadar iĢçileri de kapsamasının önemini vurgular. Örgütsel yapıların göz ardı
edildiği teknik ağırlıklı ergonomik geliĢtirmelerin baĢarılı olacağı Ģüphelidir (Hendrick,
1991). Yönetici ve iĢçilerin yanında, iĢyeri hekimlerinin de EYKĠ projesinde aktif rol
almasının yararlı olacağı öngörülmektedir (Keyserling ve ark., 1991). Noro, (1991),
ergonomik problemlerin katılım gruplarıyla çözülebilecek somut alt problemlere
indirgenmesinin katılımcı tatminini ve verimini arttıracağını ifade etmiĢtir. Ergonomi ve kalite
çalıĢmalarında katılım, kalite çemberleri, süreç iyileĢtirme takımları gibi farklı yapılarda
sağlanır. Kurumsal ergonomi projeleri disiplinler arası katılımın yararını örnekler (Butler,
2003, Hagg, 2003, Joseph, 2003, Smyth, 2003). EYKĠ Metodolojisi kapsamında katılım
planlama aĢamasında ele alınmalı, ergonominin disiplinler arası yapısına, proje amaçlarına,
mevcut kalite sisteminde uygulanan katılım yapısına uygun olmalıdır (Wilson ve Haines,
1997).
3.3.4. Eğitim
Ergonomi projeleri kapsamında ergonomi eğitimininin önemine literatürde geniĢ yer
verilmiĢtir. Eğitim, çalıĢanların ergonomik sorunları tespit etmesini ve çözümler geliĢtirmesini
sağlar. Eğitim almadan, özellikle akademik eğitim seviyesi düĢük çalıĢanların ergonomik
sorunları tanımlaması ve çözümler geliĢtirmesi mümkün değildir (Ulfsfalt ve ark., 2003,
Moreau, 2003). EYKĠ Metodolojisinde eğitimin, ergonomik geliĢtirme öncesinde, ergonomik
sorunları ve geliĢtirme alternatiflerini tartıĢacak yapıda planlanması öngörülmüĢtür. Eğitim,
EYKĠ uygulamasından etkilenen yönetici ve çalıĢanları kapsamalı, ortak bir iletiĢim ve bilgi
alanı yaratmalıdır. Eğitim içeriği katılımcıların eğitim düzeyine uygun olmalıdır.
Katılımcılara pratik bilgiler içeren kaynaklar (ör: el kitabı) sağlamak, eğitimin ciddiyetini ve
kalıcılığını arttıracaktır (Macleod, 1995).
3.3.5. Kalite tanımı, kalite hedefleri ve kalite göstergeleri
Kalite uygulamaları, sektörel, yönetimsel, sosyo-kültürel yapılara göre Ģekillenen kurumsal
kalite anlayıĢına uyumlu olmalıdır. Kurumsal kalite tanımı, kalite performansının ölçülmesi
için önemlidir (Adam ve Foster, 2000). Kalitenin çalıĢanlar tarafından farklı algılanması,
kalite hedeflerine odaklanmayı zorlaĢtıracaktır. Kalite tanımının, kalite hedeflerinin ve kalite
göstergelerinin belirlenmesi, EYKĠ metodolojisinin uygulaması açısından çok önemlidir.
Ergonomik analiz ve geliĢtirme uygulanacak süreçlerin kalite yönünden kritik süreçler olması,
metodolojinin faydalarını arttıracaktır. Kalite-ergonomi iliĢkisini iĢleyen örnek çalıĢmalarda;
Gonzalez ve ark., (2003), parti baĢına reddedilen ve tekrar iĢlenen ürün oranını, Lin ve ark.,
(2001), haftada üretilen hatalı ürün sayısını ve Yeow ve Sen, (2003), müĢteriden dönen
ürünlere bağlı maliyetleri kalite göstergesi olarak almıĢlardır. EYKĠ kapsamında seçilecek
göstergelerin; geliĢtirmeden önce/sonra ölçülebilmesi, insan hatalarını temel alması,
ergonomik geliĢtirmelerin sonucunu yansıtması gereklidir.
3.3.6. Ergonomik analiz ve geliĢtirme yöntemleri
Üretim ortamlarında yaygın olarak uygulanan ergonomik analiz yöntemleri; doğrudan ölçüm
yöntemleri, gözlemsel yöntemler ve subjektif yöntemler olmak üzere üçe ayrılır (Li ve
Buckle, 1999). AraĢtırmalar, ergonomik analizlerde en az iki yöntemin tamamlamalı olarak
kullanılması gerektiğini ortaya konmuĢtur (Li ve Buckle, 1999). Ergonomik analiz
yöntemleri, uzman olmayan çalıĢanlar tarafından kullanılabilecek düzeyde basit ve kullanımı
kolay olmalıdır (Noro, 1991),
94
Doğrudan ölçüm metotları (ör: EMG), net sonuçlar vermelerine rağmen, uygulama zorlukları,
yüksek maliyet, özel teçhizat ve teorik ergonomi bilgisi gereksinimleri gibi etkenler bu
yöntemlerin gerçek üretim ortamlarında kullanımını sınırlamaktadır. Gözlemsel ve subjektif
yöntemler üretim ortamlarında uygulanabilirliği daha yüksek ve maliyet-etkin yöntemlerdir.
RULA, (Mcatamney ve Corlett, 1993) ve OWAS (Karhu ve ark., 1977), gibi gözlemsel analiz
yöntemlerinin farklı üretim alanlarındaki kullanımı literatürde örneklenmiĢtir. Bu yöntemlerin
odak noktası, çalıĢma duruĢlarının videoya alınarak incelenmesidir (Keyserling ve ark., 1991).
AraĢtırmacıların önemli kısmı, video incelemesini uygulamaktadır (Lin ve ark., 2001, Yeow
ve Sen, 2003, Gonzalez ve ark., 2003). Durağan üretim süreçleri için kağıt-kalem türü
yöntemler de önerilmektedir (Li ve Buckle, 1999). Çeklist ve anket uygulamaları gibi
subjektif analiz yöntemleri de, uygulama kolaylıkları ve düĢük maliyetler sebebiyle üretimde
yoğun olarak kullanılmaktadır (Kuorinka ve ark., 1987). Doğrudan ölçüm yöntemlerinden
farklı olarak subjektif yöntemler çalıĢanların ergonomik sorunlara yönelik algısının da sayısal
analizini mümkün kılmaktadır. EYKĠ Metodolojisi için seçilecek analiz yöntemleri ve
araçları, proje hedeflerine, katılımcı grubun ve üretim ortamının özelliklerine uygun olmalıdır.
Bu tür projelerde önemli bir beklenti üretimin aksamamasıdır. Dolayısıyla ergonomik analiz
yöntemi üretim akıĢına uyumlu olmalıdır. Kalite performansı açısından önemli, yoğun kalite
sorunu yaĢanan, insan hatasının kalitede belirleyici unsur olduğu süreçler seçilmelidir.
Ergonomik geliĢtirmeler, üretim sürecine uygun tasarlanmalı, maliyetsiz ve kolay sonuç
verecek yöntemlere öncelik verilmeli, sürekli iyileĢtirme yaklaĢımıyla, çalıĢanların
benimsemesini kolaylaĢtıracak aĢamalı bir geliĢtirme yöntemi tercih edilmelidir.
GeliĢtirmelerin amaçları, sebepleri ve beklenen yararlar etki alanındaki çalıĢanlara
açıklanmalı, onlardan beklenen uygulamalar vurgulanmalıdır.
3.3. EYKĠ Metodolojisinin Kavramsal modeli
EYKĠ Metodolojisinin kavramsal modeli aĢağıdaki Ģekilde sunulmuĢtur.
4. Sonuç ve Değerlendirmeler
Bu çalıĢmanın amacı, ergonomi yoluyla kalite iyileĢtirmeye yönelik bir metodoloji
geliĢtirmek ve kavramsal model düzeyinde sunmaktır. ÇalıĢmada ergonominin kalite
iyileĢtirmedeki rolü incelenmiĢ, geniĢ bir literatür taraması ve kavramsal çalıĢmaya dayanan
Ergonomi Yoluyla Kalite ĠyileĢtirme (EYKĠ) metodolojisinin önkoĢulları, temel unsurları ve
kavramsal modeli sunulmuĢtur. EYKĠ metodolojisinin insanın üretiminde etkili olduğu,
sürekli geliĢim felsefesine ve kalite sistemine sahip kurumlarda uygulanabileceği, ergonomik
geliĢtirmeler ile kalite iyileĢtirme sağlayacağı değerlendirilmektedir. Üretim ortamında
gerçekleĢtirilecek uygulamalar ile EYKĠ metodolojisinin geçerliliğinin sınanabileceği ve
metodolojinin geliĢtirilebileceği değerlendirilmektedir.
95
ġekil 1. EYKĠ Metodolojisi kavramsal modeli
KAYNAKLAR
Adam, E. and Foster, S.T., 2000. Quality improvement approach and performance: multisite
analysis within a firm, Journal of Quality Management, 5, 143-158.
Axelsson, J., 2000. Quality and ergonomics management: Toward an emerging integrated
paradigm, Proceedings of the Human Factors and Ergonomics Society 44th
Annual Meeting, San Diego, California, USA, July 30-August 4, 2, 467- 470.
Butler, M.P., 2003. Corporate ergonomics programme at Scottish & Newcastle, Applied
Ergonomics, 34, 35-38.
Deming, W.E., 1986. Out of crisis. Massachusetts Institute of Technology, USA.
Douglas, M.S. and Grout, J.R., 2001. The human side of mistake-proofing, Production and
Operations Management, 10, 440- 459.
Drury, C.G., 2000a. Human factors and quality: Integration and new directions, Human
Factors and Ergonomics in Manufacturing, 10, 45-59.
Drury, C.G., 2000b. Global quality: Linking ergonomics and production, International
Journal of Production Research, 38, 4007-4018.
Drury, C.G., 1997. Ergonomics and the quality movement, Ergonomics, 40, 249-264.
Eklund, J. A. E., 1997. Ergonomics, quality and continuous improvement conceptual and
empirical relationships in an industrial context, Ergonomics, 40, 982-100.
96
Eklund, J. A. E., 1995. Relationship between ergonomics and quality in assembly work,
Applied Ergonomics, 26, 15-20.
Feigenbaum, A. V., 1991. Total quality control. 3rd Ed.; McGraw Hill Inc., USA.
Gonzalez, B. A., Adenso-Diaz, B. and Torre, P. G., 2003. Ergonomic performance and
quality relationship: an empirical evidence case, International Journal of
Industrial Ergonomics, 31, 33-40.
Hagg, G.M., 2003. Corporate initiatives in ergonomics: An introduction, Applied
Ergonomics, 34, 3-15.
Helander, M.G. and Burri, G.J., 1995. Cost effectiveness of ergonomics and quality
improvements in electronics manufacturing, International Journal of Industrial
Ergonomics, 15, 137-151.
Hendrick, H.W., 2003. Determining the cost-benefits of ergonomics projects and factors that
lead to their success, Applied Ergonomics, 34, 15-20.
Hendrick, H.W., 1991. Ergonomics in organizational design and management, Ergonomics,
34, 743-756.
Joseph, B.S., 2003. Corporate ergonomics programme at Ford Motor Company, Applied
Ergonomics, 34, 23-28.
Juran, J.M. and Gryna, F.M., 1993. Quality planning and analysis. 3rd Ed., McGraw Hill
Inc., Singapore.
Karhu, O., Kansi, P. and Kuorinka, I., 1977. Correcting working postures in industry: A
practical method for analysis, Applied Ergonomics, 8, 199-201.
Karltun, J., Axelsson, J. and Eklund, J., 1998. Working conditions and effects of ISO 9000
in six furniture-making companies: Implementation and processes, Applied
Ergonomics, 29, 225-232.
Keyserling, W.M., Armstrong, T.J. and Punnett L., 1991. Ergonomic job analysis: A
structured approach for identifying risk factors associated with overexertion
injuries and disorders, Applied Occupational and Environmental Hygiene, 6,
353-363.
Klatte, T., Daetz, W. and Laurig, W., 1997. Quality improvement through capable
processes and ergonomic design, International Journal of Industrial
Ergonomics, 20, 399-411.
Kuorinka, I., 1997. Tool and means of implementing participatory ergonomics, International
Journal of Industrial Ergonomics, 19, 267-270.
Kuorinka, I., Jonsson, B., Kilbom, A., Vinterberg, H., Biering-Sorensen, F., Anderson,
G. and Jorgensen, K., 1987. Standardised Nordic questionnaires for the
analysis of musculoskeletal symptoms, Applied Ergonomics, 18, 233-237.
Labar, G., 1996. Can ergonomics cure „human error‟?, Occupational Hazards, 58, 48- 51.
Li, G. and Buckle, P., 1999.Current techniques for assessing physical exposure to workrelated musculoskeletal risks, with emphasis on posture-based methods,
Ergonomics, 42, 674-695.
Lin, L., Drury, C.G. and Kim, S.W., 2001. Ergonomics and quality in paced assembly lines,
Human Factors and Ergonomics in Manufacturing, 11, 377–382.
Macleod, D., 1995. The ergonomics edge: Improving safety, quality and productivity. 1st Ed.;
Van Nostrand Reinhold, New York, USA.
Matias, J.C.O. and Coelho, D.A., 2002. The integration of systems of quality management,
environmental management and occupational health and safety management,
International Journal of Production Research, 4, 3857-3866.
Mcatamney, L. and Corlett, E.N., 1993. RULA: A survey method for the investigation of
work-related upper limb disorders, Applied Ergonomics, 24, 91-99.
97
Moreau, M., 2003. Corporate ergonomics programme at automobiles Peugeot-Sochaux,
Applied Ergonomics, 34, 29-34.
Nagamachi, M., 1995. Requisites and practices of participatory ergonomics, International
Journal of Industrial Ergonomics, 15, 371-377.
Noro, K., 1991. Concept, methods and philosophy, In Participatory Ergonomics,1st Ed.;
Noro K.; Imada A.S.: Eds.; Taylor and Francis, London, England.
Onur, A. ve Özok, A.F., 1995. An ergonomic application model in industry, 5. Ergonomi
Kongresi, ITÜ, Istanbul, 15-17 Kasım, 485- 494.
Özok, A.F., Uğurel, C. and Ünsal, S., 1996. The role of ergonomics in developing a
company culture, Proceedings of the 1st International Conference on Applied
Ergonomics (ICAE’96), Istanbul, May 21-24, 191-194.
Park, K.S., 1997. Human Error, In Handbook of Human Factors and Ergonomics, 2nd Ed.;
Salvendy G., Ed.; John Wiley & Sons, New York, USA, 151- 173.
Rooney, J.J., Vanden, L.N.V. and Lorenzo, D.K., 2002. Reduce human error, Quality
Progress, 35, 27- 36.
Smyth, J., 2003. Corporate ergonomics programme at BCM Airdrie, Applied Ergonomics,
34, 39-43.
Ulfsfalt, U.M., Falck, A., Forsberg, A., Dahlin, C. and Eriksson, A., 2003. Corporate
ergonomics programme at Volvo Car Corporation, Applied Ergonomics, 34,
17-22.
Vayvay, Ö. and Erdinç, O., 2004a. Dimensions of the relationship between ergonomics and
quality in manufacturing: A review, YA/EM Kongresi Bildirileri, GaziantepCukurova Üni.,Gaziantep-Adana, 15-18 Haziran, 404-406.
Vayvay, Ö. and Erdinç, O., 2004b. Interaction of ergonomics and ISO 9001:2000 quality
management system in manufacturing, Proceedings of Symposium on
Intelligent Manufacturing Systems (IMS’2004), Sakarya University, Sakarya,
September 6-8, 339-347.
Wilson, J. R. and Haines, H. M., 1997. Participatory ergonomics, In Handbook of Human
Factors and Ergonomics, 2nd Ed.; Salvendy G., Ed.; John Wiley & Sons, New
York, USA 490- 513.
Yeow, P.H.P. and Sen, R.N., 2003. Quality, productivity, occupational health and safety and
cost effectiveness of ergonomic improvements in the test workstations of an
electronic factory, International Journal of Industrial Ergonomics, 32,
147 - 163.
98
EGE ÜNĠVERSĠTESĠ HASTANESĠNDE ÇALIġAN EV ĠDARESĠ PERSONELĠNĠN Ġġ
KAZASI GEÇĠRME DURUMUNUN ĠNCELENMESĠ
Berrin ERGÜDER VARLI*, Zeynep ÇOPUR, Melda AVġAR, Merve ġENBAġ
Hacettepe Üniversitesi Aile ve Tüketici Bilimleri Bölümü
Ege Üniversitesi Hastanesi Öz Örnek Temizlik ġirketi
ÖZET
Kurumlarda kazalardan korunma ve önlem almaya yönelik olarak her meslek grubunun ve her
düzeyde personelin sorumluluğu vardır. Bu meslek gruplarından biri de ev idaresi bölümünün
yönetiminden sorumlu olan Ev Ekonomistleridir. Kurumlarda olabilecek kazalardan korunmada ev
idaresi bölümünün yeri ve rolü çok önemlidir. Bu nedenle bu araĢtırma hastanelerde ev idaresi
alanında çalıĢan personelin iĢ kazalarından korunmada aldıkları önlemleri, iĢ kazası geçirme
durumlarını ve geçirdikleri kaza tiplerini belirlemek amacıyla planlanmıĢ ve yürütülmüĢtür. AraĢtırma
kapsamına Ege Üniversitesi Hastanesinde çalıĢan tüm ev idaresi personeli (n=260) alınmıĢtır.
AraĢtırmanın verileri Eylül-Ekim 2005 tarihlerinde toplanmıĢtır.
AraĢtırmaya alınan personelin %50.8‟i kadın, %75.4‟ü ilkokul mezunu, %41.5‟i “30-39” yaĢ
grubundadır. Personelin hizmet yılları “1 ile 15” yıl arasında değiĢmekte olup, ortalama “4.6” yıldır.
AraĢtırma sonucunda personelin tamamına yakınının (%95.4) hizmet içi eğitim aldığı saptanmıĢtır.
Hizmet içi eğitim alanların %68.1‟i “kazalardan korunma” konusunda eğitim aldıklarını
belirtmiĢlerdir. Personelin tamamına yakınının (%95.8) kazalara karĢı önlem aldığını belirttiği, önlem
alanlar arasında da “iĢ yaparken eldiven giydiğini” (%87.5) belirtenlerin önde geldiği saptanmıĢtır.
Personelin tamamına yakını kazalara karĢı önlem aldığını belirtmesine rağmen %21.2‟sinin iĢ kazası
geçirdiği, iĢ kazası geçirenlerde en fazla “iğne batması” (%21.8), “kesik” (%18.2), “açık yara” ve
“sıyrık” (%16.4) meydana geldiği belirlenmiĢtir.
Anahtar Sözcükler: Ev Ġdaresi personeli, iĢ kazaları
1. GiriĢ: Günümüzde kazalar, sağlık hizmetleri, iĢgücü ve yaĢam kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri,
maddi kaybı, korunabilir olma özellikleri ve özellikle de insana verdiği zararlar nedeniyle mutlaka
önlenmesi gereken bir durumdur (Alper, 1991; Bertan, Çakır,1997). Dünya Sağlık Örgütü‟nün
tanımlamasına göre kaza; önceden planlanmamıĢ ve beklenmeyen ancak yaralanma ile
sonuçlanabilecek bir olaydır (Bertan, Çakır,1997). Dünya Sağlık Örgütü iĢ kazasını da; önceden
planlanmamıĢ, çoğu kez kiĢisel yaralanmalara, üretimin bir süre durmasına yol açan bir olay olarak
tanımlamaktadır (Ünsar, 2004).
Ülkemizde meydana gelen iĢ kazaları sonucunda her yıl bir çok insan hastalanmakta, yaralanmakta,
sakatlanmakta, yaĢamını yitirmekte ve bunun sonucunda çok büyük maddi kayıplar meydana
gelmektedir (Akçın, 2001; Erkal, ġafak, 2002). Bütün geliĢmekte olan ülkelerde olduğu gibi
ülkemizde de iĢ kazaları geliĢmiĢ ülkelere oranla daha sıktır(Erkal, ġafak, 1998:1). Türkiye‟de
kazaların gerçek durumunu yansıtacak rutin bilgi sistemine dayalı sağlıklı veriler yoktur. ĠĢ kazalarına
yönelik verileri elde edebileceğimiz en önemli kaynak SSK yıllık istatistikleridir(www.ttb.org.tr,
2005). SSK istatistiklerine göre 2003 yılında 76.668 iĢ kazası meydana gelmiĢ, bu iĢ kazalarının kaza
tiplerine göre dağılımı incelendiğinde ise; %37.8‟inin “bir veya birden fazla cismin ezmesi, batması,
kesmesi”, %15.6‟sının “düĢen cisimlerin çarpıp devirmesi”, %13.4‟ünün “makinelerin sebep olduğu”
kazalar ve %11.8‟inin de “düĢmeler” olduğu bulunmuĢtur(www.isggm.calısma.gov.tr, 2005).
Kurumlarda iĢin yürütülmesi ile ilgili olarak oluĢan tehlikelerden, sağlığa zarar verecek durumlardan
korunmak ve daha iyi iĢ ortamı yaratmak için çaba gösterilmelidir. Kurumlarda olabilecek kazalardan
korunmada Ev Ġdaresi bölümünün yeri ve rolü çok önemlidir(Erkal, ġafak, 2002). Kurumlarda Ev
*
[email protected]
99
Ġdaresi hizmetleri ağırlıklı olarak insan gücüne dayalı olarak yürütüldüğü için, personelin kazaya
uğrama olasılığı yüksektir(Yertutan, 2000). Bu amaçla kazaya yol açan unsurların ortadan
kaldırılması, bunun için de öncelikle kazaya yol açan sebeplerin belirlenmesiyle bu sebepleri ortadan
kaldırıcı önlemlerin alınması gerekir(Alper, 1991).
Kazalar çevresel ve kiĢisel nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. KiĢisel nedenler; kazalara karĢı
korunmadaki bilgi eksikliği, bazı mental bozukluklar, alkol ve toksik maddelere karĢı alıĢkanlık
halleri, yorgunluk, dikkatsizlik, uykusuzluk, bazı ilaçların kullanımı, akut hastalıkların geçirilmesi v.b.
nedenleri içerir(Erkal, ġafak, 1998:2). Mekanik ve çevresel nedenler ise; makinelerde, araçlarda
korunma düzeneğinin eksikliği, iĢ yerinin genel düzeni, geçitler, merdivenler, ikaz levhalarının
kullanılmaması, koruyucu giysi, eldiven v.b.nin uygun Ģekilde kullanılmaması gibi faktörlerdir(Erkan,
1997; Erkal, ġafak, 1998:2).
Bu nedenler ortadan kaldırılabilirse kazalar önemli ölçüde önlenebilir(Erkal, ġafak, 2002). ÇalıĢma
yaĢamının kalitesini geliĢtirecek verimlilik artıĢının sağlanabilmesi için iĢ kazaları geçirenlerin
tedavisi kadar, onların kazalardan korunmaları gerekmektedir(Cop, Ofluoğlu, 1998). Kazalardan
korunma çalıĢmaları insan hayatını korur, iĢ görmezliği önler, iĢe devamı sağlar, prodüktiviteyi
yükseltir(Erkal, ġafak, 1998:1).
OSHA‟ya (Occupational Safety and Health Act) göre kazaların %98.0‟i insan hatalarından
kaynaklanmaktadır(Schneider, Tucker, 1989). Bu nedenle, iĢ kazalarından doğrudan etkilenen
personele ihmalkarlık, sabırsızlık, acelecilik yapmaması, iĢi ciddiye alması, bilgili ve tecrübeli olması,
kiĢisel koruyucu ekipmanları giymesi gerektiği konusunda eğitim verilmelidir(Çam, 1991).
Kurum Ev Ġdaresi bölümünün kazaları kontrol altına almasında yapacağı ilk iĢ bir emniyet programı
hazırlamaktır(Erkal, ġafak, 2002). Bunun için de görülen emniyetli, güvenli olmayan bir durum hemen
rapor edilmelidir(ġafak, 1997). Bir kaza raporunda da kazanın ne olduğu, kaza ile ilgili belirtiler, ne
zaman olduğu, hangi bölümde veya nerede olduğu, neden olduğu, nasıl önlenebileceği
belirtilmelidir(Erkal, ġafak, 1998:1). Bu araĢtırma hastanelerde ev idaresi alanında çalıĢan personelin
iĢ kazalarından korunmada aldıkları önlemleri, iĢ kazası geçirme durumlarını ve geçirdikleri kaza
tiplerini belirlemek amacıyla planlanmıĢ ve yürütülmüĢtür.
2. AraĢtırma Yöntemi ve Araçları: AraĢtırma kapsamına Ege Üniversitesi Hastanesinde çalıĢan tüm
ev idaresi personeli (n=260) alınmıĢtır. AraĢtırmanın verileri hazırlanan anket formuna bağlı kalınarak
Eylül-Ekim 2005 tarihinde ev idaresi personeli ile yüz yüze yapılan görüĢmeler sonucu toplanmıĢtır.
Bu çalıĢmada ev idaresi personelinin iĢ kazalarından korunmada aldıkları önlemler, iĢ kazası geçirme
durumu ve geçirdikleri kaza tipleri incelenmiĢtir. AraĢtırma sonucunda elde edilen verilerin
istatistiksel değerlendirilmesi SPSS programında Ki-Kare analizi ile yapılmıĢtır.
3. Bulgular ve TartıĢma
3.1. Personel Hakkında Genel Bilgiler: AraĢtırmaya alınan personelin %50.8‟inin kadın, %49.2‟sinin
erkek, %75.4‟ünün ilkokul ve daha az öğrenim gördüğü, %14.6‟sının ortaokul, %10.0‟unun lise
mezunu olduğu saptanmıĢtır. Personel arasında “30-39” yaĢ grubunda (%41.5) olanların daha fazla
olduğu, bunu sırasıyla “40-49” (%30.0), “18-29” (%17.3), “50 ve daha fazla” yaĢ grubunda olanların
izlediği (%11.2) bulunmuĢtur. Personelin hizmet yılları 1 ile 15 yıl arasında değiĢmekte olup ortalama
4.6 yıldır.
AraĢtırmada personelin tamamına yakınının (%95.4) hizmet içi eğitim aldığı, hizmet içi eğitim
alanların sırasıyla “temizlik yöntemleri” (%88.7), “temizlik maddelerinin kullanımı” (%79.4),
“kazalardan korunma” (%68.1), “hijyen” (%65.3), “araç-gereçlerin bakımı ve kullanımı” (%64.5),
“enfeksiyon kontrolü” (%60.5), “iletiĢim” (%51.2), “ilkyardım” (%37.9) ve “haĢere kontrolü” (%22.6)
konularında eğitim aldığı saptanmıĢtır. Eğitim alan personelin %54.4‟nün, bu eğitimi düzenli olarak,
%25.8‟nin ayda bir kez, %9.7‟sinin ise iĢe yeni baĢladığında aldığı belirlenmiĢtir.
ġafak ve Yertutan (1992) tarafından yapılan araĢtırmada ise ev idaresi personeline temizlik yöntemleri,
temizlik araç ve maddeleri konusunda eğitim verilmiĢ ve eğitimden sonra aldıkları puanların
ortalamasının eğitimden önce aldıkları puanların ortalamasına göre artıĢ olduğu saptanmıĢtır. Gönen
100
ve Özgen‟in (1993) çalıĢmasında da personelin tamamının hizmet içi eğitim aldığı görülmüĢtür. Erkal
ve ġafak (1998:1) tarafından yapılan araĢtırmada ise ev idaresi personelinin %50.6‟sının hizmet içi
eğitim aldığı, eğitim alan personelin en fazla eĢit oranlarda (%88.8) “enfeksiyon kontrolü” ve “kiĢisel
hijyen” konusunda eğitim aldığı saptanmıĢtır. Çopur, Erkal, ġafak ve Yertutan „ın (2001) yaptığı
çalıĢmada da personelin tamamının iĢ sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim aldığı personelin
%95.2‟sinin bu eğitimi düzenli olarak aldığı belirlenmiĢtir. Eğitim alan personelin en fazla “hijyen”
(%70.5), daha sonra “kazalardan korunma” (%39.0) konusunda eğitim aldığı bulunmuĢtur.
3.2.Personelin ĠĢ Yaparken Kazalara KarĢı Aldıkları Önlemler:
AraĢtırmaya alınan personelin tamamına yakını (%95.8) kazalara karĢı önlem aldığını belirtmiĢtir.
Kadınların %97.0‟sinin, erkeklerin %94.5‟nin kazalara karĢı önlem aldığı belirlenmiĢtir (ġekil 1).
Konu öğrenim düzeyine göre incelendiğinde; ilkokul ve daha az öğrenim görenlerin %96.4‟nün,
ortaokul mezunlarının %94.7‟sinin, lise mezunlarının %92.3‟nün kazalara karĢı önlem aldığı
belirlenmiĢtir (ġekil 1) (p>0.05). Öğrenim düzeyi yükseldikçe, personelin kazalara karĢı önlem alma
konusunda daha dikkatli olması beklenirken, bu çalıĢmada ise öğrenim düzeyi yükseldikçe kazalara
karĢı önlem alanlarının oranının az da olsa düĢmesi dikkat çekicidir.
100
90
80
70
60
50
40
30
20
10
0
97.0
94,5
96,4
94,7
92,3
Evet
Hayır
7.0
3.0
Kadın
Erkek
3,6
5,3
Ġlkokul ve
daha az
Ortaokul
7,7
Lise
ġEKĠL 1: Kurum Ev Ġdaresi Personelinin ĠĢ Yaparken Kaza Geçirmemek Ġçin Önlem Alma Durumuna
ve Açıklayıcı DeğiĢkenlere Göre Dağılımı
Kazalara karĢı önlem aldığını belirten personel önlem olarak en fazla iĢ yaparken “eldiven” (%87.5),
“iĢ elbisesi” (%84.3) giydiğini ve “elektrikli araçları kullanırken ellerin kuru olmasına dikkat ettiğini”
(%74.3) belirtmiĢtir. Personelin kazalara karĢı aldığı önlemler cinsiyetlerine göre incelendiğinde;
kadınların %96.1‟nin “iĢ yaparken eldiven giyme”, erkeklerin %81.0‟nin ise “iĢ yaparken iĢ elbisesi
giyme”yi ilk sırada belirttikleri bulunmuĢtur (ġekil 2). Konu öğrenim düzeyine göre incelendiğinde;
ilkokul ve daha az öğrenim görenlerde “iĢ yaparken iĢ elbisesi giymeyi” (%91.5), ortaokul
mezunlarında “iĢ yaparken eldiven giymeyi” (%80.6) belirtenler önde gelirken, lise mezunlarında
“temizlik maddelerini birbirine karıĢtırmamayı” (%83.3) belirtenler önde gelmektedir (ġekil 3).
Personelin iĢ yaparken “eldiven”, “iĢ elbisesi”giyme, “temizlik maddelerini birbirine karıĢtırmama”,
“lambaları temizlerken elektrik düzeneğini kapatma” ve “elektrikli araçları kullanırken ellerin kuru
olmasına dikkat etme” ile cinsiyet arasındaki iliĢkinin istatistiksel açıdan önemli olduğu görülmüĢtür
(p<0.05)
Erkal ve ġafak‟ın (1998:1) yaptığı araĢtırmada da personelin %92.7‟sinin iĢ yaparken kaza
geçirmemek için çeĢitli hususlara dikkat ettiği, bu hususlar arasında en fazla “çöp toplarken eldiven
kullanmaya” (%51.2), daha sonra sırasıyla “elektrikli araçlara dokunurken ellerin kuru olmasına”
(%21.4), “tuz ruhu-ovucuyu birlikte kullanmamaya” (%13.1) ve “emniyetli olmayan merdiven
kullanmamaya” (%9.1) özen gösterdikleri görülmüĢtür. Çopur, Erkal, ġafak ve Yertutan „ın (2001)
yaptığı çalıĢmada, personelin tamamının “iĢ yaparken iĢ elbisesi giydiği”, %98.0‟nin “eldiven”
kullandığı görülmüĢtür. ġafak ve arkadaĢlarının yaptığı araĢtırmada da (2004:1), personelin
tamamının “iĢ yaparken iĢ elbisesi giydiği” ve “iĢ bittikten sonra araç-gerecin düzenli temizliğini
101
yaptığı”, tamamına yakınının “iĢten önce ve sonra ellerini yıkadığı” (%99.4), “iĢ yaparken eldiven
giydiği” (%98.8) saptanmıĢtır. ġafak ve arkadaĢlarının (2004:2) yaptığı bir diğer araĢtırmada da,
personelin tamamı sağlık problemi ile karĢılaĢmamak için önlem aldıklarını ve önlem olarak da
“atıkları hijyen kurallarına uygun olarak topladıklarını”, “temizlik maddelerinin kullanımında cilde ve
vücuda vereceği zararlardan korunduklarını”, “iĢ elbisesini iĢ bitiminde değiĢtirdiklerini”
belirtmiĢlerdir. Rızaların yaptığı araĢtırmada ise, temizlik iĢlerinde personele eldiven ve önlük giymesi
önerildiği halde sadece %4.6‟sının bunu yaptığı saptanmıĢtır.
96,1
100
92,2
90
92,2
81,0
78,5
76,0
80
Erkek
73,4
71,9
66,9
66,1
70
Kadın
81,3
60,2
59,5
54,5
60
50
40
30
20
4,7
10
3,3
0
Eldiven giy m e
Maske kullanm a ĠĢ ay akkabısı giy m e ĠĢ elbisesi giy m e
Tem izlik
m addelerini
birbirine
karıĢtırm am a
Lam baları
Elk.araçları
tem izlerken elektrik kullanırken ellerin
düzeneğini kapatm a kuru olm asına dikkat
etm ek
Terlik giy m e
ġEKĠL 2: Kurum Ev Ġdaresi Personelinin Kaza Geçirmemek Ġçin Aldıkları Önlemlere ve Cinsiyete
Göre Dağılımı
100
90
80
89,9
91,5
79,2
50
72,5
63,9
70
60
86,8
80,6
57,7
83,3
76,7
75,0
75,0
69,4
58,3
58,3
70,4
55,6
54,2
69,4
62,5
45,8
40
30
20
4,8
10
2,8
0
Eldiven giy me Maske kullanma ĠĢ ay akkabısı
giy me
Ġlkokul ve daha az
Ortaokul
ĠĢ elbisesi
giy me
Lise
Temizlik
maddelerini
birbirine
karıĢtırmama
Lambaları
temizlerken
elektrik
düzeneğini
kapatma
Elk.araçları Terlik giy me
kullanırken
ellerin kuru
olmasına dikkat
etmek
ġEKĠL 3: Kurum Ev Ġdaresi Personelinin Kaza Geçirmemek Ġçin Aldıkları Önlemlere ve Öğrenim
Düzeyine Göre Dağılımı
3.3. Personelin Kaza Geçirme Durumu
Personelin tamamına yakını (%95.8) kazalara karĢı önlem aldığını belirtmesine rağmen %21.2‟sinin iĢ
kazası geçirdiği belirlenmiĢtir. Kaza geçirme durumu cinsiyete göre incelendiğinde; her iki cinsiyette
de kaza geçirenler eĢit oranlardadır (%21.1) (P>0.05)(ġekil 4). Personelin kaza geçirme durumu
öğrenim düzeylerine göre incelendiğinde; Ġlkokul ve daha az öğrenim görenlerin %20.9‟nun, ortaokul
mezunlarının %13.2‟sinin, lise mezunlarının ise %34.6‟sının kaza geçirdiği saptanmıĢtır. Öğrenim
102
düzeyi yükseldikçe kaza geçirenlerin oranında da azalma beklenirken, bu çalıĢmada lise düzeyinde
öğrenim gören personelin en fazla kaza geçirdiği görülmüĢtür. Bu iliĢki istatistiksel olarak da önemli
bulunmuĢtur (p<0.05) (ġekil 4). Konu hizmet içi eğitim alma durumuna göre incelendiğinde ise,
hizmet içi eğitim almayan personelin (%25.0), hizmet içi eğitim alan personele (%21.0) göre daha
fazla kaza geçirdiği bulunmuĢtur (ġekil 4). Bu sonuç kaza geçirmede hizmet içi eğitim almanın önemli
olduğunu göstermektedir.
86,8
78,8
90
78,9
79,0
79,1
75,0
80
65,4
70
60
50
34,6
40
30
25,0
21,1
21,1
20,9
21,0
13,2
20
10
0
Kadın
Erkek
H.iç eğitim
alan
H.iç eğitim
almayan
Ġlkokul ve
daha az
Ortaokul
Lise ve
Üniversite
Hayır
Evet
ġEKĠL 4: Kurum Ev Ġdaresi Personelinin Kaza Geçirme Durumuna ve Açıklayıcı DeğiĢkenlere Göre
Dağılımı
3.4. Personelin Geçirdiği Kaza Tipi:
ĠĢ kazası geçiren personelde en fazla “iğne batması” (%21.8), daha sonra sırasıyla “kesik” (%18.2) ve
eĢit oranlarda (%16.4) “açık yara ve sıyrık” meydana geldiği belirlenmiĢtir (ġekil 5).
16,4
21,8
3,6
1,8
1,8
1,8
1,8
16,4
3,6
5,5
18,2
1,8
Açık yara
Kırık
Çürük
Sıyrık
Şişme
Burkulma
Kesik
Ezik
Yanık
Zehirlenme
Elektrik çarpması
Boğulma
Ġğne batması
5,5
ġEKĠL 5: Kurum Ev Ġdaresi Personelinin Geçirdikleri Kaza Tiplerine Göre Dağılımı
Kadınların %21.4‟ü “iğne batması”, erkeklerin %22.2‟si ise eĢit oranlarda “kesik” ve “iğne batması”
geçirmiĢtir. (ġekil 6). Konu öğrenim düzeyine göre incelendiğinde; Ġlkokul ve daha az öğrenim gören
personel arasında “kesik” (%22.0) kazası geçirenler önde gelirken, ortaokul mezunu olanlarda “iğne
batması”, lise mezunu olanlarda ise “açık yara” (%33.3) kazası geçirenler önde gelmektedir.(ġekil 7).
Sarri‟nin (1991) yaptığı araĢtırmada da; 1985-1988 yılları arasında her 100 kurum ev idaresi
personelinden 46‟sının yaralandığı, yaralanmaların %37.0‟sinin kesik olduğu belirlenmiĢtir. Erkal ve
103
ġafak‟ın (2002) yaptığı çalıĢmada da; personelin %9.6‟sı kaza geçirdiğini, kaza geçirenlerin
%61.2‟sinin “kesik”, %28.6‟sının “düĢme”, %8.2‟sinin “zehirlenme”, %2.07‟sinin de “yanma” kazası
geçirdiği saptanmıĢtır. Rızaların (1996) araĢtırmasında da yardımcı personelin %69.3‟nün iğne
yaralanmasına uğradığı görülmüĢtür. Krzystof (1997) tarafından yapılan araĢtırmada da, personelin
%45.8‟nin kaza geçirdiği saptanmıĢtır. Krasinki ve arkadaĢlarının (1987) yaptığı araĢtırmada ilk sırada
hemĢirelerin yaralandığı, bunu temizlik personelinin izlediği görülmüĢtür. Fesci‟nin (1991) yaptığı
çalıĢmada da hizmetli personelin yarısının kesici bir materyalle yaralandığı belirlenmiĢtir.
25
22,2
22,2
21,4
20
18,5
17,9
14,8
14,3
14,3
15
10
7,4
7,1
5
3,5
7,4
3,7
3,5
7,1
3,5
3,5
3,7
0
Açık yara
Kırık
Çürük
Sıyrık
ġiĢme
Burkulma
Kesik
Kadın
Ezik
Yanık
Zehirlenme
Elektrik
çarpması
Boğulma
Ġğne
batması
Erkek
ġEKĠL 6: Kurum Ev Ġdaresi Personelinin Geçirdikleri Kaza Tiplerine ve Cinsiyete Göre Dağılımı
60,0
60
50
40
33,3
30
22,3
22,0
20,0
20.0
19,5
20
14,6
14,6
11,1
11,1
10
7,3
11,1
11,1
7,3
4,9
2,4
2,4
2,4
2,4
0
Açık yara
Kırık
Çürük
Sıyrık
ġiĢme
Burkulma
Kesik
Yanık
Ezik
Zehirlenme
Elektrik
çarpması
Ġlkokul ve daha az
Ortaokul
Boğulma
Ġğne
batması
Lise
ġEKĠL 7: Kurum Ev Ġdaresi Personelinin Geçirdikleri Kaza Tiplerine ve Öğrenim Düzeyine Göre
Dağılımı
104
4. Sonuçlar ve Değerlendirmeler: Hastanelerde Ev Ġdaresi personelinin kaza geçirme durumunu ve
geçirdikleri kaza tiplerini belirlemek amacıyla yapılan bu araĢtırmadan elde edilen sonuçlar Ģu Ģekilde
özetlenebilir:






Personelin tamamına yakını hizmet içi eğitim almaktadır.
Personelin yarıdan biraz fazlası bu eğitimi düzenli olarak aldıklarını belirtmektedirler.
Hizmet içi eğitim alan personelin eğitim aldıkları konular arasında “temizlik yöntemleri”,”
temizlik maddelerinin kullanımı”, “kazalardan korunma”, “hijyen” ve “araç-gereçlerin
bakımı ve kullanımı” konusunu belirtenler önde gelmektedir.
Personelin tamamına yakını kazalara karĢı önlem aldığını, aldıkları önlemler arasında en
fazla iĢ yaparken “eldiven”, “iĢ elbisesi” giydiklerini ve “elektrikli araçları kullanırken
ellerin kuru olmasına dikkat ettiklerini” belirtmektedirler.
Personelin tamamına yakını kazalara karĢı önlem aldığını belirtmesine rağmen iĢ kazası
geçiren personele rastlanmaktadır.
ĠĢ kazası geçiren personelde en fazla “iğne batması”, “kesik”, “açık yara” ve “sıyrık”
kazası meydana gelmiĢtir.
Bu sonuçlar doğrultusunda;

Kurumlarda çeĢitli alanlarda kullanılan araç, gereç, materyal ve eĢyaların kazaya neden
olmayacak özelliklere sahip olması ve kuruma uygun bir Ģekilde yerleĢtirilmesi ve
bakımının yapılması,
 Kurumlarda çeĢitli alanlarda kazaya yol açabilecek durumları ortadan kaldırmak amacıyla
düzenli olarak kontrolün yapılması,
 Kazaların önlenmesi için kazaya uğrama olasılığı olan alanlara uyarı levhalarının asılması,
 Personelin koruyu giysi kullanımının sağlanması,
 Ülkemizde iĢ kazaları ile ilgili yeterli kayıtların olmaması nedeniyle kurumlarda geçirilen
kazalarla ilgili kayıt tutulması, her personele ait kiĢisel bilgi formunun geliĢtirilmesi,
 Personele düzenli aralıklarla hizmet içi eğitim verilmesi önerilebilir.
KAYNAKLAR:
.....................:2005. 2003 Yılı SSK Ġstatistikleri.
(http:/www.isggm.calisma.gov.tr/haberler/sskistatistik‟den alınmıĢtır).
....................: 2005. ĠĢ Kazaları ve Türkiye. (http:/ www.ttb.org.tr/isak.‟den alınmıĢtır)
Akçın, N., 2001. ĠĢ Kazalarının Nedenleri ve Önlenmesi, İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi, Adana, 1112 Mayıs, 237-245.
Alper, Y., 1991. Ġnsan-Makine ĠliĢkileri Açısından ĠĢ Kazaları, Verimlilik Dergisi, 1, 161-176, Milli
Prodüktivite Merkezi Yayını, Ankara.
Bertan, M.; Çakır, B., 1997. Halk Sağlığı Yönünden Kazalar. Halk Sağlığı Temel bilgiler (Ed
Bertan, M; Güler, Ç.) GüneĢ Kitabevi, Ankara.
Cop, R.; Ofluoğlu, G., 1998. ĠĢ Kazaları ve Meslek Hastalıklarından Kaynaklanan Psiko-Sosyal
Sorunlar ve YaĢam Kalitesi Üzerindeki Etkileri, Ergonomisi, 27-29 Mayıs, Ankara.
Çam, Ġ., 1991. Türkiye‟deki ĠĢ Kazaları ve Meslek Hastalıkları Probleminin Çözümünde ĠĢ Güvenliği
Eğitiminin Önemi Üzerine Bir AraĢtırma. Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniversitesi Çankırı Meslek
Yüksekokulu.
Çopur, Z.; Erkal, S; ġafak, ġ., Yertutan, C., 2001. Ankara‟da Bir Eğitim Kurumunda çalıĢan Ev
Ġdaresi Personelinin ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Konusundaki Bilgi ve DavranıĢlarının Ġncelenmesi, Ev
Ekonomisi Dergisi, 8: 10, 1-5.
Erkal, S.; ġafak, ġ.,1998:1. Ev Ġdaresi Hizmetlerinin Yürütülmesinde KarĢılaĢılacak Kazalar ve
Önlemler, I. Ulusal Kurum Ev İdaresi Kongresi (Uluslar arası Katılımlı), Ankara, 21-23 Ekim, 243249.
105
Erkal, S.; ġafak, ġ., 1998:2. “Hastanelerde ÇalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin Hijyen Kurallarına ĠliĢkin
DavranıĢlarının Ġncelenmesi.” Ev Ekonomisi Yüksek Okulu Yayınları, No:1,AraĢtırma Serisi 1,
Ankara.
Erkal, S.; ġafak, ġ., 2002. Ankara‟da Hastanelerde ÇalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin KarĢılaĢtığı
Kazaların Ġncelenmesi, Sağlık ve Toplum, 12:1, 72-79.
Erkan, N., 1997. Ergonomi, Milli Prodüktivite Merkezi Yayınları, No:373, Mert Matbaası, Ankara.
Fesci, H., 1991. Doktor, HemĢire, Hizmetli
Grubunun hastane Atıklarının Yok Edilmesi
AĢamalarında Gördükleri Problemler ve Çözüm Yolları, H.Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Doktora
Tezi. (Erkal, S.; ġafak, ġ., 1998. “Hastanelerde ÇalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin Hijyen Kurallarına
ĠliĢkin DavranıĢlarının Ġncelenmesi.” Ev Ekonomisi Yüksek Okulu Yayınları, No:1,AraĢtırma Serisi 1,
Ankara‟den alınmıĢtır)
Gönen, E. Özgen,Ö., 1993. “Kurumlarda Ev Ġdaresi Hizmetlerini Yürüten Personelin ÇalıĢma
KoĢullarının Ergonomik Açıdan Ġncelenmesi.” 4. Ergonomi Kongresi. MPM Yayınları:509, Ġzmir.
Kransinki, K.; LaCouture, R., Holzman, R.S., 1987. Effect of Changing Needle Disposal Systems
on
Needle
Puncture
Injuries.
Infection
Control
8:2, 59-62. (http://www.pubmed.gov‟dan alınmıĢtır.)
Krzysztof, S., 1997. Monitoring of Accidents and Risk Events in Industrial Plants, Journal of
Occupational Health, 39:2, 100-104. (http://joh.med.uoeh-u.ac.jp/e/E/39/E39_2_05.html „den
alınmıĢtır.)
Rızalar, S., 1996. Hasta Bakımına Doğrudan Katılan Personelinin Hastane Enfeksiyonları ile Ġlgili
Bilgi ve Uygulamalarının Saptanması, Yüksek Lisans Tezi, H.Ü. HemĢirelik Programı, Ankara. (Erkal,
S.; ġafak, ġ., 1998. “Hastanelerde ÇalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin Hijyen Kurallarına ĠliĢkin
DavranıĢlarının Ġncelenmesi.” Ev Ekonomisi Yüksek Okulu Yayınları, No:1,AraĢtırma Serisi 1,
Ankara‟ den alınmıĢtır)
Sarri, C., Eng, E., Runyan, C., 1991. Injuries Among Medical Laboratory Housekeeping Staff:
Incidence and Worker perceptions, Journal of Occupational Medicine, 33:1, 52-56
(http://www.pubmed.gov‟dan alınmıĢtır.)
Schneider, M.; Tucker, G., 1989,. Professional Housekeeper, Third Edition, New York.
ġafak, ġ., 1997. Kurumlarda Ev Ġdaresi, Damla Matbaacılık, Ankara.
ġafak,ġ.; Yertutan, C.,1992. Bir Kamu KuruluĢunda ÇalıĢan Kurum Ev Ġdaresi Personelinin
Yürüttükleri ĠĢlerle Ġlgili Bilgi Düzeylerinin Saptanması. Ev Ekonomisi Dergisi. 8(5), 68-73.
ġafak, ġ., Yertutan, C., Erkal, S., Çopur, Z., Ergüder, B., 2004:1. Hastanelerde Ev Ġdaresi
Alanında ÇalıĢan Personelin ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Konusundaki Bilgi ve DavranıĢlarının
Ġncelenmesi, I. Ulusal Sağlığı Geliştirme ve Sağlık Eğitimi Sempozyumu (Uluslar arası Katılımlı),
Bildiri Özetleri, Ankara, 24-26 Kasım.
ġafak, ġ., Yertutan, C., Erkal, S., Çopur, Z., Ergüder, B., 2004:2. Bir Hastanede Ev Ġdaresi
Hizmetlerinde çalıĢan Personelin ĠĢ Yaparken Sağlığını Korumaya Yönelik Aldıkları Önlemlerin ve
KarĢılaĢtıkları Sağlık Problemlerinin Ġncelenmesi, IX. Halk Sağlığı Kongresi, Bildiri Özetleri, Ankara,
3-6 Kasım.
Ünsar, A., 2004. ĠĢ Kazaları ve Örgütsel Verimlilik, Verimlilik Dergisi, 3, 89-102, Milli Prodüktivite
Merkezi Yayını, Ankara.
Yertutan, C., 2000. Kurumlarda Ev Ġdaresi Hizmetlerinin Verimliliği. Minpa Matbaacılık Tic.
Ltd.ġti. Ankara.
106
KLĠMALI KOLTUKLARDA KOLTUK-SÜRÜCÜ TEMAS NOKTALARINDAKĠ
ÖLÇÜMLERLE KONFOR ARAġTIRMASI
Tülin GÜNDÜZ CENGĠZ*, Fatih C. BABALIK
Uludağ Üniversitesi, Mühendislik-Mim. Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü
ÖZET
Otomobilde klima fonksiyonu, termal konfor açısından önemli bir parametredir.
Isıtmalı/soğutmalı koltuk, genel klimadan daha etkili olmaktadır. Bu çalıĢmada kliması
kontrollü deney odasında, dört denekle, iki ayrı ortam sıcaklığında klimalı dört ayrı otomobil
sürücü koltuğu ile yapılan konfor deneyleri sunulmuĢtur. Koltukla temas halinde olan dört
ayrı noktada deri sıcaklığı ve bir noktada vücut nemi ölçülmüĢtür. Deneyler esnasında
deneklere konforla ilgili olarak sübjektif sorgulama yapılmıĢtır. Bu çalıĢmada objektif
ölçümler ve sübjektif sorgulamalar karĢılaĢtırmalı olarak değerlendirilmiĢtir. Konfor
değerlendirmesinde, koltukla temas halinde olan ölçüm noktalarından elde edilen değerlerin
konforla doğrudan anlamlı iliĢkili olduğu tespit edilmiĢtir.
Anahtar Sözcükler : Klimalı Otomobil Koltuğu, Termal Konfor
1. GiriĢ
Ġnsan vücudu sürekli olarak ısı üretir. Üretilen ısı dinlenme durumundaki bir insan için 100W
değerinden, ağır idman yapan bir insan için 1000W değerine kadar değiĢir. Vücut sıcaklığı,
insanların kendilerini rahat hissedebilmeleri için küçük bir sıcaklık aralığında, aĢırı sıcak veya
soğuğun etkilerinden korunmak içinse biraz daha geniĢ bir aralıkta değiĢebilir. Bu nedenle
vücut sıcaklığının istenen aralıkta kalması, vücuttan yayılan ısının dikkatli bir biçimde
denetimini gerektirir. Vücutta üretilen ısı düzgün dağılımlı olmayıp, vücut yüzeyinden eĢit bir
biçimde de yayılmaz. Fakat mühendislik uygulamalarının çoğunda vücudu, çevreye düzgün
dağılımlı ısı yayan bir silindir olarak ele almak mümkündür. Fanger tarafından geliĢtirilen
sürekli rejim modelleri, vücudun ısıl dengede olduğunu ve enerji depolamasının ihmal
edilebileceğini kabul eder. Vücut içi ve deri tek bir bölme olarak ele alındığı için, titreme ve
kan akıĢı ile denetim göz önüne alınmaz ve sıcaklık zamana göre sabit kabul edilir (Ashrae,
1992). Sürekli rejimde üretilen ısıl enerji, ısı kaybına eĢit olur ve enerji dengesi Ģu Ģekilde
ifade edilir :
M  W  Q sk  Q res  (C  R  E sk )  (C res  E res )
Burada,
M : Metabolik ısı enerji üretimi, [W/m2]
W : Yapılan mekanik iĢ, [W/m2]
Qres : Solunum ile olan toplam ısı kaybı, [W/m2]
Qsk : Deriden olan toplam ısı kaybı, [W/m2]
Cres : Solunumla ilgili taĢınım kaybı, [W/m2]
Eres : Solunumla ilgili buharlaĢma kaybı, [W/m2]
C + R : Deriden duyulur ısı kaybı, [W/m2]
Esk : Deriden toplam buharlaĢma kaybı, [W/m2]
*
[email protected]
107
(1)
Konfor göreceli bir kavramdır, kiĢiye, yaĢa, cinsiyete, kültüre göre vs. değiĢir. Fanger (1973),
bu konuyla ilgili olarak 1300 denek ile termal konfor belirlemesine yönelik deneysel bir
anket çalıĢması yapmıĢtır. %50 ortam nemi, 0.1m/s hava hızı ve hafif giyimli deneklere hangi
sıcaklıkta kendilerini nasıl hissettikleri sorulmuĢtur. Ġnsanların kendilerini rahat hissettikleri
sıcaklık değerinin değiĢken olduğu ve konfor için böyle bir deneyde deneklerin maksimum
%60‟nın kendilerini rahat hissettikleri belirlenmiĢtir. Örneğin 24C‟yi deneklerin %60‟ı rahat
bir sıcaklık olarak tanımlarken, %10‟u sıcak, yaklaĢık %30‟u da serin-soğuk arası olarak
tanımlamıĢlardır. Brooks ve Parsons (1999), kapsüle edilmiĢ karbonlu kumaĢ ile kaplanmıĢ
ısıtmalı bir otomobil koltuğu kullanarak termal konfor için yaptıkları ergonomi
araĢtırmalarında, üst gövde ve uyluk bölgesinde deri sıcaklığının ısıtmasız koltuğa göre daha
yüksek değerlere sahip olduğunu ve sübjektif sorgulama sonucunda da sırt ve uyluk
bölgesinde deneklerin rahatsızlık hissetmediklerini tespit etmiĢlerdir. Nishimatsu ve diğ.
(2000) otomobil koltuğunun konfora etkisi ile ilgili çalıĢmalarında, koltuk konforunun
sübjektif sorgulamayla belirlenen “yüksek kalite” ve “yumuĢaklık” belirteçlerine bağlı
olduğu, konforun koltuk yüzeyinde kullanılan malzemeyle direk iliĢkide olduğu, “kavrama”
ve “katılık” hislerinin koltuğun yaslanma bölgesi denek sırtı arasındaki temas bölgesinden
anlaĢılabileceği sonuçlarına varmıĢlardır. Taniguchi ve diğ. (1992) yaptıkları deneysel
çalıĢmada, termal hassaslığın ortalama deri sıcaklığı ve ortam sıcaklığı ile iliĢkili olduğunu
tespit etmiĢlerdir. Ebe ve Griffin (2000), yaptıkları deneysel çalıĢmada, konforunun hem
statik hem de dinamik konfordan etkilendiği ve statik konforun etkisinin titreĢim genliğine
bağlı olarak değiĢtiği sonuçlarına varmıĢlardır.
Çok sıcak yaz günlerinde veya soğuk kıĢ günlerinde otomobilin genel kliması sürücü için
yeterli olmamaktadır. Otomobilde klima fonksiyonu, artık otomobillerin seçmeli özellikleri
arasından çıkıp, standart özellikler içinde yerini almıĢtır. Ortam kliması otomobilin içini
ısıtmakta veya soğumakta, ilk etapta lokal olarak sürücüye etki etmemektedir. Otomobilin
ısınması ya da soğuması, belli bir zamanı almakta ve eğer otomobilde 4‟den daha az kiĢi
varsa, atıl alanlar da ısıtılmakta veya soğutulmaktadır. Bu hem zaman kaybı, hem de fazladan
enerji harcanması anlamına gelir. Bu yüzden otomobil koltuklarına ısıtma ve soğutma sistemi
yerleĢtirilerek, zaman kaybı ve enerji harcanması azalmaktadır.
Klimalı koltuğun çalıĢması, koltuğun içine yerleĢtirilmiĢ olan mikrotermal modül ile
sağlanmaktadır. Koltuğun yaslanma yüzeyi ve oturma yüzeyi içine yerleĢtirilmiĢ olan iki adet
mikrotermal modülde, ısı dönüĢtürücüsünden çıkan soğuk veya sıcak hava, hava sirkülasyon
kanalları ile sürücüye etkimektedir. Hava sirkülasyon kanalları, koltuğun köpük üretimi
sırasında oluĢturulmuĢtur. Bu kanallardan çıkan hava, dağıtma tabakasından geçtikten sonra,
delikli deri yüzeyindeki deliklerden geçerek sürücüye ulaĢmaktadır (Babalık ve Cengiz,
2004).
Türkiye‟de henüz klimalı otomobil koltuğu üretilmemektedir. Ancak Avrupa‟da sadece pahalı
otomobillerde değil, artık üretilen otomobillerin standart konseptinde de yer almaya
baĢlamıĢtır. Bu çalıĢma, klimalı otomobil koltuğunda termal konfor parametrelerinin en
önemlilerinden olan sıcaklık ve nem değerleri karĢılaĢtırmalı olarak incelemek amacıyla
yapılmıĢtır.
108
2. Deneysel ÇalıĢma
2.1 Deney Koltukları
Yapılan deneysel çalıĢmada, dört ayrı firmanın ürettiği klimalı otomobil sürücü koltukları
kullanılmıĢtır. Koltukların her biri beĢ ayrı kademede ısıtma fonksiyonuna ve beĢ ayrı
kademede soğutma fonksiyonuna sahiptirler. Koltuklar klima odasında simülasyon
düzeneğinin önüne yerleĢtirilmiĢtir. Her bir koltuğun pozisyon ayarı, deneklerin kendilerini en
iyi hissettikleri açıda kendileri tarafından ayarlanmıĢtır.
2.2 Denekler
YaĢları 20 ile 40 arasında değiĢen 4 denek ile deneyler gerçekleĢtirilmiĢtir. Denekler, beyaz
renkli kısa kollu penye ve pantolondan oluĢan 0,5 clo‟luk giysi yükü ile yüklenmiĢlerdir. 3‟ü
erkek, biri bayandan oluĢan deneklerin yaĢ ortalaması 29, ağırlık ortalaması 65,75kg, boy
ortalaması 175,5cm ve beden kitle indeksi ortalaması 21,30‟dur.
2.3 Deney Parametreleri
Deneyler yaz Ģartları düĢünülerek, iki ayrı sıcak hava durumuna göre 28C ve 35C‟de
gerçekleĢtirilmiĢtir. Ortamın relatif nem değeri, geniĢ bir yelpazedeki termal değiĢim
durumunu inceleyebilmek amacıyla %40 olarak belirlenmiĢtir. Hava hızı 0,15 m/s olarak
sabitlenmiĢtir. 1 saat süreyle yapılan deneylerde, yaz Ģartlarında sürücüye güneĢ ıĢığı geldiği
göz önüne alınarak, ortamın ıĢınım sıcaklığı 32C‟ye ayarlanmıĢtır.
2.4. Deney Odası ve SürüĢ Simülasyonu
Deneyler Darmastadt Teknik Üniversitesi, Makine Mühendisliği Bölümü, ĠĢbilim kürsüsünün
Klima Odası‟nda yapılmıĢtır. 4 m x 4 m boyutlarındaki odanın çevreyle olan ses ve ısı iletimi
olmayacak Ģekilde kapalı çevrim sistemidir. Klima odası parametreleri sıcaklık için (-50 ~
+50°C), hava hızı için (0 – 3 m/s), relatif nem için (%15 - %95) ve ıĢınım sıcaklığı için (-150
– 2500 kcal/m2hgrad) aralıklarında ayarlanabilir özelliklere sahiptir. Deney odasına, deney
koltuğu, bilgisayar, masa, titreĢimli direksiyon, pedal, hava hızı paneli ve ıĢınım kaynağı,
yerleĢtirilmiĢtir Deney odasında sürüĢ ortamı sağlamak için sürücünün önüne ekran
yerleĢtirilmiĢtir. Sürücü, bilgisayar programıyla deney esnasında otomobil kullanmıĢtır
(Babalık ve Cengiz, 2004).
3. Ölçümler
Öğleden önce ve öğleden sonra olmak üzere iki zaman diliminde yapılan deneylerde, denek
önce laboratuara alınmıĢtır. Deney sensörleri denek üzerine yerleĢtirilip, her denek için aynı
olan kıyafetler giydirilmiĢtir. Ardından deney odasına alınan denek, koltuğa oturtulduktan
sonra deney baĢlatılmıĢtır.
3.1. Objektif Ölçümler
Vücudun dört ayrı noktasında sıcaklık ölçümü, bir noktada da vücut nemi ölçümü yapılmıĢtır.
Tablo 1‟de ölçüm noktaları verilmiĢtir. Deney aleti olarak, saniyede 10 veri toplayabilen
PAR-Port fizyolojik ölçü aleti kullanılmıĢtır. Deney sonuçları Origin adlı programla
109
diyagramlaĢtırılmıĢ ve SPSS veri değerlendirme programıyla da verilerin grafiksel ve
istatistiki sonuçları elde edilmiĢtir.
Tablo 1. Ölçüm Noktalarının Anlamları
Ölçüm Ölçülen
Ölçüm
noktası değer
bölgesi
T1
Sıcaklık
Sırt üzeri
T2
Sıcaklık
Sırt altı-bel
T3
Sıcaklık
Kalça üzeri
T4
Sıcaklık
Arka baldır
N2
Nem
Sırt
3.2. Sübjektif Değerlendirmeler
Her 3 dakikada bir olmak üzere deneklere objektif ölçümlerle paralel olacak Ģekilde sorular
sorulmuĢtur. Verilen cevaplar skala paralelinde numaralandırılarak kaydedilmiĢtir. Sıcaklık
sorgulaması ISO 7730‟da (1994) belirlenen skalaya göre yapılmıĢtır Daha sonra tablo halinde
kaydedilerek, objektif verilerle karĢılaĢtırılmak üzere SPSS programına yüklenmiĢtir.
Deneylerde sorulan sorular Tablo 2‟de verilmiĢtir.
Soru no
1
2
3
4
Soru
bölgesi
T1
T2
T3
T4
5
6
N1
-
Tablo 2. Sübjektif Sorgulama
Nasıl hissettikleri bölge yeri sorusu
Sırt üzeri bölgenizi nasıl hissediyorsunuz?
Sırt altı-belinizi nasıl hissediyorsunuz?
Kalça üzerinizi nasıl hissediyorsunuz?
Arka baldırınızı nasıl hissediyorsunuz?
Koltuk yaslanma konforunu tanımlayınız
Koltuk oturak konforunu tanımlayınız
Derecelendirme
7. Çok sıcak
6. Sıcak
5. Ilık
4. Rahat
3. Serin
2. Soğuk
1. Çok soğuk
3. Çok iyi
2. Orta
1. Az
4. Deney Sonuçları
Dört koltuk, dört denek ve iki ayrı ortam sıcaklığında 32 adet deney yapılmıĢtır. Saniyede 10
veri toplanarak yapılan objektif ölçüm sonuçları her deney için 1 saat boyunca kaydedilmiĢtir.
Sübjektif sorgulama verileri, objektif ölçüm sonuçlarıyla birleĢtirilerek SPSS veri
değerlendirme programı yardımıyla tüm sonuçlar değerlendirilmiĢtir. Bütün diyagram
isimlendirmelerinde “s” harfi sübjektif sorgulamayı, “o” harfi de objektif ölçümü temsilen
kullanılmıĢtır. Diyagramlarda box-plot gösterim tekniği kullanılmıĢtır. Bu teknikte elde edilen
veriler büyükten küçüğe doğru sıralanır. En üst çizgi elde edilen verilerin en büyük olanını, en
alt çizgi ise verilerin en küçük olanını ifade etmektedir. Dikdörtgen kutu Ģeklindeki bölüm,
elde edilen verilerin %50‟lik bölümünü göstermektedir. Dikdörtgenin üstündeki bölüm
verilerin %75-%100‟lük arasındaki değerleri, dikdörtgenin altındaki bölüm de verilerin ilk
%25‟lik bölümünü ifade etmektedir. Ortadaki çizgi ise verilerin median‟ını yani ortadaki veri
değerini ifade etmektedir.
110
4.1. Alt Gövde Ġçin Deney Sonuçları
38
8
Kalça, T3s
T3o (°C)
Koltuk oturak konforuna göre kalça bölgesi deri sıcaklığı değerleri ġekil 1‟de görüldüğü
gibidir. Konfor hissi iyiye doğru gittikçe, her iki ortam sıcaklığı için median değerlerde
kademeli olarak azalma olduğu görülmektedir. Ancak 35C ortam sıcaklığı için19 defa
söylenen “çok iyi” değerlendirmesi, minimum 27,6C‟den maksimum 36,6C‟ye kadar olan
9C‟lik çok geniĢ bir aralıkta değiĢmektedir. Oturak konforuna göre deneklerin “kalça
bölgenizi nasıl hissediyorsunuz” sorusuna karĢılık gelen yanıtlar ġekil 2‟de görülmektedir.
Denekler her iki ortam sıcaklığında da çok iyi algılaması için, kalça bölgesinde sapmasız
olarak ideal/rahat cevabı vermiĢlerdir.
36
7
6
34
5
4
32
3
30
Sicaklik
28
28
26
37
67
67
az
59
orta
43
28
1
0
35
N=
Sicaklik
2
35
N=
19
37
69
67
az
çok iyi
59
orta
43
19
çok iyi
Koltuk oturak konforu
Koltuk oturak konforu
ġekil 1. Koltuk Oturak Konforu Ġle Kalça
Bölgesi Deri Sıcaklıkları Arasındaki
Korelasyon
ġekil 2. Koltuk Oturak Konforu Ġle
Kalça Bölgesi Sübjektif Sorgulama
Sonuçları Arasındaki Korelasyon
38
8
Arka baldir, T4s
T4o (°C)
ġekil 3‟de oturak konforuna göre arka baldır bölgesindeki deri sıcaklıkları değiĢimi
görülmektedir. Oturak konforu iyiye doğru gittikçe burada da her iki ortam sıcaklığında
kademeli olarak düĢüĢ olmaktadır. 35C için konforun en iyi olduğu durumda yine sıcaklık
değeri minimum 29,2C ve maksimum 35,4C olmak üzere 6,2C‟li geniĢ bir aralıkta
değiĢmektedir. Arka baldır bölgesi için konfora göre deneklerin verdikleri cevaplar
incelendiğinde ise ġekil 4‟deki durum görülmektedir. Oturak konforunun en iyi olduğu
durumda her iki ortam sıcaklığı için arka baldır termal algılama median değerleri ideal/rahat
olmaktadır.
36
34
7
6
5
4
32
3
Sicaklik
30
28
28
37
67
az
67
59
orta
43
28
1
0
35
N=
Sicaklik
2
35
N=
19
37
69
az
çok iyi
67
59
orta
43
19
çok iyi
Koltuk oturak konforu
Koltuk oturak konforu
ġekil 3. Koltuk Oturak Konforu Ġle Arka
Baldır Bölgesi Sıcaklık Değerleri
arasındaki korelasyon
ġekil 4. Koltuk Oturak Konforu Ġle Arka
Baldır Ġçin Sübjektif Sorgulama
arasındaki korelasyon
111
4.2. Üst Gövde Ġçin Deney Sonuçları
39
8
Sirt, T1s
T1o (°C)
Koltuk yaslanma konforuna verilen cevaplar için sırt bölgesindeki deri sıcaklığı değiĢimi
ġekil 5‟de görülmektedir. 28C ortam sıcaklığında belirgin bir fark gözetilmemekte iken, 35
C ortam sıcaklığındaki median değerleri kademeli olarak artmaktadır. 35C‟de konforun
“iyi/çok iyi” olduğu durumda sırt bölgesi deri sıcaklığı median değeri 36C‟dir. Yaslanma
konforuna göre deneklerin “sırtınızı nasıl hissediyorsunuz” sorusuna verdikleri cevaplar, ġekil
6‟da görüldüğü gibidir. Her iki ortam sıcaklığında da deneklerin yaslanma konforunun en iyi
olduğu durum için tüm sorgulamada sırtlarını “ideal/rahat” hissettikleri görülmektedir.
38
7
6
37
5
36
4
35
3
Sicaklik
34
28
33
32
115
170
89
az
87
orta
90
28
1
35
N=
Sicaklik
2
0
35
35
N=
115
çok iyi
172
89
az
Koltuk yaslanma konforu
87
orta
90
35
çok iyi
Koltuk yaslanma konforu
ġekil 6. Koltuk Yaslanma Konforuna
Göre Sırt Bölgesi Sübjektif Sorgulama
ġekil 5. Koltuk Yaslanma Konforuna
Göre Sırt Bölgesi Deri Sıcaklıkları
38
Bel, T2s
T2o (°C)
Koltuğun yaslanma bölümüyle direk temasta olan ve konfor açısından en hassas bölgelerden
biri olan bel bölgesi incelendiğinde, yaslanma konforu ile bel bölgesi deri sıcaklığı arasındaki
korelasyon ġekil 7‟de görüldüğü gibidir. Burada 28C‟de konfor açısından iyiye doğru
gittikçe, sıcaklıkta az da olsa düĢüĢ görülmektedir. 35C‟de ise belirgin bir değiĢim
görülmemektedir. 28C‟de deneklerin yaslanma konforunu çok iyi olarak tanımladıklarında
bel sıcaklığının median değeri 34,4C, 35C ortam sıcaklığında bu değer 35,4C olmaktadır.
Ayrıca 28 derecede denekler tarafından yaslanma konforu için deneyler boyunca 90 defa çok
iyi cevabı alınmıĢken, 35C „de ancak 35 defa bu cevap alınmıĢtır. Deneklerin “belinizi nasıl
hissediyorsunuz” sorusuna verdikleri cevaplarla yaslanma konforu arasındaki korelasyon,
ġekil 8‟de görüldüğü gibi çok iyiye doğru gittikçe termal konforun da ideale doğru
gitmektedir.
37
8
7
6
36
5
35
4
34
3
Sicaklik
33
28
32
31
115
170
az
89
87
orta
90
28
1
0
35
N=
Sicaklik
2
35
N=
35
115
172
az
çok iyi
89
87
orta
90
35
çok iyi
Koltuk yaslanma konforu
Koltuk yaslanma konforu
ġekil 7. Koltuk Yaslanma Konforuna
Göre Bel Bölgesi Deri Sıcaklıkları
ġekil 8. Koltuk Yaslanma Konforuna
Göre Bel Bölgesi Sübjektif Sorgulama
Sonuçları
112
Arka gövde nem (%)
Vücudun nemi, termal konfor algılamasında çok önemi bir parametredir. Yaslanma konforuna
göre arka gövdede ölçülen nem değerleri ġekil 9‟da görüldüğü gibidir. Nem değerleri zamanla
geniĢ bir aralıkta değiĢmekle beraber, her iki ortam sıcaklıkları için konfor algılamasında
iyiye doğru gidildikçe anlamlı bir Ģekilde azalmaktadır. Yaslanma konforunun en iyi olarak
tanımlandığı durumda, 28C ortam sıcaklığı için median nem değeri %37, 35C ortam
sıcaklığında ise median nem değeri %49 olmaktadır.
120
100
80
60
Sicaklik
40
28
20
35
N=
115
170
az
89
87
orta
90
35
çok iyi
Koltuk yaslanma konforu
ġekil 9. Koltuk Yaslanma Konforu Ġle Arka Gövde Nem Değerleri Arasındaki
Korelasyon
5. Değerlendirme
Klimalı otomobil koltuklarının termal konfora etkilerinin deneysel olarak araĢtırılması yeni
bir konudur ve çalıĢmalar halen Avrupa‟nın önde gelen üniversitelerinde devam etmektedir.
Konunun yeni ve halen araĢtırılıyor olması, araç koltuğu üretiminde önemli bir potansiyele
sahip olan ülkemizin de bu tür çalıĢmalara baĢlaması durumunda baĢarılı olacağını
göstermektedir.
Klimalı koltukta konfor değerlendirmesinde, alt gövde ve üst gövde için koltuğa temas eden
bölgeler, konfor değerlendirmesinde önemli rol oynamaktadır. Deneysel çalıĢma sonucu
yapılan tüm incelemelerde, deneklerden alınan sübjektif sorgulama verilerinin kendi içinde
anlamlı bir iliĢki oluĢturduğu, ayrıca sübjektif verilerle objektif verilerin de her bir inceleme
durumu için anlamlı iliĢkide uyumlu olduğu görülmüĢtür.
6. Kaynaklar
ASHRAE, 1992. Ashrae Handbook Fundamentals, Thermal environmental conditions for
human occupancy, ANSI/ASHRAE Standard 55, Tulie Circit, Atlanta.
Brooks, J.E. ve Parsons, K.C., 1999. An ergonomics investigation into human thermal
comfort using an automobile seat heated with encapsulated carbonized fabric, Ergonomics,
42(5), 661-673.
Babalık, F.C. ve Cengiz, T.G., 2004. Klimalı otomobil sürücü koltuğunda termal konfor
üzerine deneysel bir çalıĢma, Mühendis ve Makine, 45(539), 22-32.
Ebe, K. ve Griffin, M.J., 2000. Qualitative models of seat discomfort including static and
dynamic factors, Ergonomics, 43(6), 771-790.
113
Fanger, P.O., 1973. Thermal Comfort, Analysis and Applications in Environmental
Engineering. New York.
ISO 7730, 1994. Moderate Thermal Environments-Determination of the PMV and PPD
Indices and Spesification of the Conditions for Thermal Comfort.
Nishimatsu, T., Hayakawa, H., Shimizu, Y., Toba, E., 2000. Influence of Top Coated Cloth
for Sitting Comfort of Car Driver's Seat, IEEE Instrumentation and Measurement Technology
Conference, USA; 915-919.
Taniguchi, Y., Aoki, H., Fujikake, K., Taniguchi, H., 1992. Study on car air conditioning
system controlled by car occupants' skin temperatures – Part 1 : Research on a Method of
Quantitative Evaluation of Car Occupants‟ Thermal Sensations by Skin Temperatures, SAE
Techical Paper Series, USA, 13-19.
114
DÜZCE ORMAN ÜRÜNLERĠ SANAYĠNDE Ġġ GÜVENLĠĞĠ, ĠġÇĠ SAĞLIĞI VE
ÇALIġMA KOġULLARININ ANALĠZĠ
Tarık GEDĠK*, Canberk BATU
KTÜ Orman Fakültesi Trabzon
AĠBÜ Düzce Orman Fakültesi, Düzce
ÖZET
Orman Ürünleri Sanayinde iĢ güvenliği, iĢçi sağlığı ve çalıĢma koĢullarının analizi olarak
hazırlanan bu çalıĢmada Düzce ilindeki orman ürünleri firmaları ele alınmıĢ ve Düzce Ticaret
ve Sanayi Odası‟na kayıtlı bulunan firmalara yüz yüze anket uygulanarak veriler elde
edilmiĢtir. ÇalıĢmada kullanılan ankette toplam 21 soru yer almıĢtır. Sorular; demografik
özelliklerden, çalıĢanın iĢ memnuniyeti ve iĢ kazasıyla ilgili bilgilerden ve malzeme taĢıma, el
aletleriyle çalıĢma, aydınlatma, gürültü-titreĢim, hava Ģartları, toz, duman, buhar, zehirli gaz
gibi etmenlerle ilgili çalıĢma koĢullarının analizine yöneliktir. Elde edilen sonuçlar SPSS
programıyla değerlendirilmiĢtir. Değerlendirme sonucunda elde edilen bulgular ıĢığında
Düzce orman ürünleri sanayisinin iĢ güvenliği, iĢçi sağlığı ve çalıĢma koĢullarının ne olduğu
tespit edilmiĢ ve düzeltilmesi gerekli görülen çalıĢma koĢulları için öneriler getirilmiĢtir.
Anahtar Sözcükler: Ergonomi, ĠĢ Güvenliği, ĠĢçi Sağlığı, ÇalıĢma KoĢulları, Orman
Ürünleri Sanayi
1. GiriĢ: ÇalıĢma yerlerinde iĢ yeri çalıĢma koĢullarına uyulmaması iĢ kazalarının ve meslek
hastalıklarının artmasına neden olmaktadır. Eğer çalıĢma yerlerinde verimliliğin arttırılması
amaçlanıyorsa öncelikle verimliliğin artmasında en önemli faktör olan insan gücünün çalıĢma
koĢullarının iyileĢtirilmesi gerekmektedir. ĠĢyerlerinde çalıĢma koĢularının iyileĢtirilmesinde
ergonomik çalıĢma ilkelerinin yerinde ve zamanında uygulanması gerekmektedir. Uluslararası
ve yurdumuzda yapılan çalıĢmalar incelendiğinde ergonomik çalıĢma koĢularına göre dizayn
edilmiĢ çalıĢma yerlerinde dizayn edilmemiĢ çalıĢma yerlerine göre daha fazla verimlilik elde
edilebilmektedir. Yaptığımız bu çalıĢma ile gerek büyük çaplı gerekse küçük çaplı
iĢletmelerde ergonomik ilkelere iliĢkin temel kriterler incelenmiĢ ve inceleme sonucunda
pratik ve maliyeti düĢük iyileĢtirme noktaları tespit edilmeye çalıĢılmıĢtır. Bulunan sonuçlar
dâhilinde iĢyerlerinin çalıĢma koĢullarını iyileĢtirmeleri için uymaları gereken noktalar tespit
edilmiĢtir. Orman ürünleri sanayinde faaliyette bulunan iĢletmelerin ergonomik ilkelere ne
kadar dikkat ettikleri ve özellikle dikkat edilmesi gereken noktaların tespiti çalıĢmanın temel
amaçlarından biri olarak ele alınmıĢtır. ÇalıĢmada ele alınan temel noktalar “Ergonomik
Kontrol Noktaları” olarak 1988 yılında basılan ve küçük ve orta ölçekli iĢletmelerde
iĢyerlerinin iyileĢtirilmesi için bir kılavuz olarak tasarlanan, ILO yayını “Higher Productivity
and A Better Place to Work: Action Manuel” isimli kitabın bir sonraki basamağı olarak
hazırlanan çalıĢmanın temel noktalardır.
2. Genel Bilgiler: Ġnsanlar iĢ görürken; çeĢitli el aletlerini, mekanik araç ve gereçleri, iĢ
makinelerini, belli bir iĢ için programlanmıĢ sistemleri kullanırlar. Bu iĢbirliğindeki amaç,
insanların fizik ve mental yeteneklerini desteklemektir. Ġnsanların kullandığı her türlü araç ve
gerecin en etkin bir Ģekilde hizmete sokulması ise, onları kullananların; duruĢ, oturuĢ, genel
sağlık, güvenlik ve sisteme uyum konularının dikkate alınmasını gerektirir. Bu nedenle insan
*
[email protected]
115
varlığının bedensel ve ruhsal gereksinimlerini dikkate almak, davranıĢlarını tanımlamak,
insanların kullanımı için tasarlanmıĢ tüm sistemleri onlara uygun ve üstün verim ile çalıĢan
sistemler olarak düĢünmek gerekir. Ġnsanlar endüstriyel ortamda; soğuk, sıcak, yüksek ya da
alçak basınç, rutubet gibi çeĢitli ortam stresleri ile karĢı karĢıya kalabilirler. ĠĢ ortamında
ayrıca; toz, duman, zehirli gaz ve buharlar, zehirleyici maddeler, iyonizan radyasyon gibi
çeĢitli sakıncalar da bulunabilir. Bu arada, endüstriyel gürültü, titreĢimler, yetersiz ya da fazla
ıĢık gibi çevre faktörleri de, insan sağlığını ve iĢ verimini etkileyebilir. Bütün bu sorunlar
karĢısında, insan-makine-çevre iliĢkilerini inceleyen, böyle bir ortamda insanın sağlıklı ve
üretken bir Ģekilde çalıĢabilmeleri için gerekli düzenlemeleri yapan bilim alanı olarak
ergonomiden bahsedilebilir (Erkan, 2003).
Ergonomi, geniĢ anlamda insan-makine sisteminin çalıĢması sırasında uyumluluğu arttırmayı,
insanın fiziksel özelliklerini, fizyolojik ve psikolojik yeteneklerini en uygun biçimde
kullanarak en iyi çalıĢma ortamını sağlamayı amaçlayan bir bilim dalıdır. Buna göre
ergonominin temel amacı, iĢ ile insan arasında uyum sağlayarak verimliliği arttırmaktır.
Ergonomi, insanların anatomik ve antropometrik özelliklerini, fizyolojik kapasite ve
toleranslarını göz önünde tutarak, endüstriyel iĢ ortamındaki bütün faktörlerin etkisiyle
oluĢabilecek organik ve psikososyal stresler karĢısında sistem verimliliği ve insan-makineçevre uyumunun temel kurallarını ortaya koymaya çalıĢan çok disiplinli bir araĢtırma ve
geliĢtirme alanıdır (Üçüncü, 2005).
Ġnsanların iĢyerlerinde sağlıklı, güvenli ve verimli olarak çalıĢabilmeleri için çalıĢma yeri ve
gerekli donanımın, ses, aydınlatma, çevre sıcaklığı gibi faktörler ile iĢ organizasyonu ve
yönetime yönelik sistemlerin insanın yapısal, boyutsal ve psikolojik özelliklerine göre
düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle çalıĢma koĢulları ve çalıĢma yerleri ile ilgili olarak kabaca
uyulması gerekenleri Ģu Ģekilde sıralayabiliriz (Akal, 1997):
 ÇalıĢma alanında mümkün olduğu ölçüde gürültüsüz bir çalıĢma ortamı oluĢturulmalıdır.
 ÇalıĢma esnasında çalıĢanlar titreĢimden en az düzeyde etkilenmelidir.
 ÇalıĢma yerleri mümkün olduğunca yer seviyesi veya daha yüksekte yapılmalıdır. Yapılan
binaların pencere yüzeyleri taban alanının %17‟sinden az olmamalıdır.
 ÇalıĢma yerinde tavan yüksekliğinin 3 metreden daha az olmaması ve çalıĢan baĢına 10
m3‟lük havanın düĢmesi sağlanmalıdır.
 ÇalıĢma yerinde duvarlar, tavanlar hatta kapı ve pencerelerin kirlenmeyi, nemlenmeyi
önleyecek; hatta gürültü ve tozu azaltacak Ģekilde kaplanması yada boyanması sağlanmalıdır.
 ÇalıĢma alanının taban kaplamaları ahĢaptan yapılmalı; bu sağlanamıyorsa kaplamaların
kaymayan, toz tutmayan, kolay temizlenen, ısı yalıtımında iyi olması sağlanmalıdır.
 ĠĢyerlerinin temiz ve düzenli tutulması için gereken özen gösterilmelidir.
 ÇalıĢma alanlarında kullanılan ekipmanlar düzenli olarak bakımdan geçirilmeli ki meslek
hastalığı ve kaza riski azalsın ve verimlilik artsın.
 Özellikle yaz aylarında iĢçilerin soğuk su içmeleri sağlanmalıdır. Ve sağlanan bu suyun da
sağlık yetkililerince onaylanmıĢ ve dönemsel olarak kontrol ediliyor olması sağlanmalıdır.
 ĠĢyerinde gerekli aydınlatma yapılmalıdır.
 Aydınlatma yapılırken ıĢığın titreĢimsiz olması, yansımaların olmaması, aydınlatmanın
bütün alanlarda eĢit yayılması, ıĢık yüzeyinin ve aydınlatma yüzeyinin düzenli aralıklarla
temizlenmesi, yayılan ıĢığın tekdüze olarak yayılması gölgelemeler yapmaması ve son olarak
da iĢyerinde uygun duvar renkleri seçilmesi gerekir.
 Genel aydınlatmada kullanılan ıĢık kaynakları elverdiği ölçüde yükseğe yerleĢtirilmelidir.
 ÇalıĢma yerlerinde gürültü ve titreĢimin en az düzeye indirilmesi için gerekli önlemler
alınmalıdır.
116
 ĠĢyerinde temiz hava akımı sağlanmalı; pis kokuların, çalıĢmayı etkileyecek hava
Ģartlarının ortadan kaldırılması gerekir. ĠĢyerleri düzenli olarak havalandırılmalıdır. Uzun süre
havası değiĢtirilmeyen ortamlardaki hava hem psikolojik hem de sağlık açısından zararlı hale
geldiği ve bayatlayan havada O2 oranının azalıp CO2 oranının arttığı bunun sonucu olarak da
bayat havadaki negatif ve pozitif iyon sayısının da taze havaya oranla daha az bulunacağı ve
insan iĢtahını kapatıp, yorgunluk hissini arttıracağı unutulmamalıdır (Tamer, 1972).
 Bedensel iĢlerde çalıĢan iĢçilere çalıĢılan iĢle ilgili olarak; vücut duruĢu ve tutuĢ Ģekilleri,
kullanılan gücün azaltılması için neler yapılması gerektiği, kasların uygun kullanılmasının
nasıl yapılacağı, kuvvetli kas gruplarının kullanılmasının gerektiği, statik çalıĢmalardan
kaçınmaları gerektiği, çalıĢtığı iĢle ilgili olarak optimum kuvvet yönünün ne taraf olduğu ve
kısa dinlenme araları ile dinlenmelerinin gerektiği belirtilmelidir.
 ÇalıĢma alanında nemliliğin %40–65 arasındaki değerlerde kalması sağlanmalıdır.
 ĠĢyerinde ortalama iĢyeri sıcaklığının çalıĢma koluna göre değiĢiklik gösterse de ortalama
olarak 18±2 oC‟de olması sağlanmalıdır. Sıcak ve nemli havalarda nabzın artmasından dolayı
böyle havalarda uzun süreli kassal çalıĢmalardan kaçınılmalıdır. AĢırı sıcakta çalıĢanlarda
dolaĢım bozuklukları, cilt bozuklukları, kanamalar, sıcak çarpmasından dolayı termik doku
bozuklukları, özellikle merkezi sinir sisteminde tahribat ve yüksek vücut sıcaklığı meydana
gelir (Kurt ve Önder, 1988).
 ĠĢyerlerinde ısı etkilerinden korunmanın genel esasları olarak; hacmi çevreleyen yapı
elemanlarının ısı geçirgenlik dirençlerini iyi olması, hacmi dıĢ havadan ayıran yapı
elemanlarının hava geçirgenliklerinin en az olması, yapı elemanlarının ısı depolama
yeteneğinin iyi olması ve malzemelerin ısı geçirme geciktirmelerinin iyi olması
gerekmektedir (Özer, 1974).
 ĠĢyerlerinde hava cereyanı ve akımının olmaması sağlanmalıdır. Eğer hava giriĢi varsa
giren havanın soğuk olmaması gerekmektedir.
 ÇalıĢma ortamında tozlanmanın mümkün olduğunca önüne geçilmelidir. Zehirli ya da
zehirli olmayan toz parçalarının solunmasından kaçınılmalıdır.
ĠĢyerinde stressiz bir çalıĢma ortamının sağlanması hem iĢçilerin sağlığı hem de iĢlerin daha
iyi yapılabilmesi için gereklidir. ĠĢ ortamında kiĢilerde stresin var olmasının sebeplerini iç ve
dıĢ olarak ikiye ayrılabilir. Ġç stres kaynakları kiĢinin kendi kiĢiliği, geçmiĢ yaĢantıları,
düĢünce yapısı, fizyolojik ve psikolojik özellikleri, olaylara yaklaĢım tarzı ile alakalıdır. DıĢ
etkenler ise kiĢinin dıĢında, kendi tesiri olmadan geliĢen ve onu etkileyen, bulunduğu yer,
zaman, fiziki çevre ile alakalıdır. Ancak günümüzde insanlığın tamamen yerleĢik hayata
geçmesi, buna bağlı olarak örgütsel yapının geliĢimi ve küreselleĢme sonucunda stres
kaynaklarını üç ana baĢlık altında toplayabiliriz (Akyüz ve Gedik, 2004) Bunlar; iĢ (Örgüt) ile
ilgili stres kaynakları, kiĢi ile ilgili stres kaynakları ve dıĢ çevre ile ilgili stres kaynaklarıdır.
Stresin olası etkileri olarak; kiĢi bireysel bütünlüğüne yönelen tehditlere karĢı, özellikle
zihinsel düzeyde baĢarılı bir mücadele veremezse, baĢa çıkamadığı streslerin biriken ve
yoğunlaĢan etkileri sonucu fizyolojik, duygusal, biliĢsel, davranıĢsal tepkiler verir (ġahin,
1995).
Ġnsanların stres düzeylerine bakıldığında; düĢük stres koĢullarında insanlar performanslarını
yükseltmeleri için aktif hale getirilmeye çalıĢılır. Orta stres bireyleri genellikle yaratıcılığa
götürmektedir. Yüksek stres durumunda ise bireyin performansı düĢmektedir. Stresin aĢırılığı
bireyin dikkat ve enerjisini tüketir. Birey enerjisini performansı yerine stresini azaltmaya
harcar. ĠĢ performansına bireyin ayıracağı çok az enerji kalır (Steers, 1981).
3. Materyal Yöntem: ÇalıĢma orman ürünleri sanayi için doğal bir laboratuar olan Düzce
Ġli‟nde yapılmıĢtır. ÇalıĢmada kullanılacak orman ürünleri sanayi kuruluĢlarının minimum
117
sayısı; Düzce Ticaret ve Sanayi Odası‟na kayıtlı bulunan toplam 282 adet firmanın %90
güven düzeyi ve %10 hata payı ile hesaplanan 55 adet firmadan oluĢmaktadır. Bulunan bu
örneklem sayısı toplam 70 firmaya çıkarılmıĢ ve 70 firmaya anket yöntemi ile ulaĢılmıĢtır.
Firmalar Düzce‟de faaliyette bulunan orman ürünleri firmaları arasından tesadüfü olarak
seçilmiĢtir. Uygulanan anket yönteminde yüz yüze görüĢme tekniği kullanılmıĢtır. Anketin
hazırlanmasında “Ergonomik Kontrol Noktaları” olarak 1988 yılında basılan ve küçük ve orta
ölçekli iĢletmelerde iĢyerlerinin iyileĢtirilmesi için bir kılavuz olarak tasarlanan, ILO yayını
“Higher Productivity and A Better Place to Work: Action Manuel” isimli kitaptan
yararlanılmıĢ (Vardar ve ark. 2005) ve toplam 21 soruluk bir anket hazırlanmıĢtır. Ankette yer
alan sorulardan ilk kısım soruları demografik özellikleri içermektedir. Ġkinci kısım soruları ise
çalıĢanın çalıĢtığı iĢten memnuniyetini ölçmeye yarayan ve iĢ kazası ile ilgili soruları
içermektedir. Üçüncü kısım sorularda malzeme taĢıma, el aletleri ile çalıĢma ve aydınlatma,
gürültü-titreĢim, hava Ģartları, toz, duman, buhar, zehirli gaz gibi etmenlerle ilgili çalıĢma yeri
koĢularının analizini sağlayan sorulardan oluĢmaktadır. Üçüncü kısım sorularda var/yok
ölçeğinden yararlanılmıĢtır. Uygulamalar sonucunda elde edilen anketler SPSS paket
programı ile değerlendirilmiĢtir.
4. Bulgular: ÇalıĢmaya toplam 70 orman ürünleri firması katılmıĢtır. Yüz yüze görüĢme
tekniği ile uygulanan anket çalıĢmasına cevap verenlerin %97‟si erkek, %3‟ü ise bayandan
oluĢmaktadır. Katılımcıların %83‟ü evli, %17‟si ise bekârdır. ÇalıĢmaya katılan katılımcıların
yaĢ ortalaması 37,67‟dir. Katılımcıların en düĢük yaĢı 16, en yüksek yaĢı ise 65‟dir. Ankete
cevap verenlerin eğitim durumları incelendiğinde ağırlıkla ilkokul (%44,3) ve lise (%28,6)
mezunu oldukları görülmüĢtür. Katılanlardan üniversite mezunlarının oranı ise %11,4 olarak
bulunmuĢtur. ÇalıĢmaya katılanların iĢyerlerinde ortalama çalıĢma yılları 16,49 olarak tespit
edilmiĢ; en az çalıĢanın 1 yıl en fazla çalıĢanın ise 45 yıldır aynı firmada çalıĢtığı
bulunmuĢtur. Katılımcılara çalıĢtıkları iĢin kaçıncı iĢleri olduğu sorulduğunda; %51,4 ile ilk
iĢleri olduğu, %20 ile üçüncü iĢleri olduğu, %15,7 ile ikinci iĢleri olduğu tespit edilmiĢtir.
Katılımcıların %94‟ü çalıĢtıkları iĢten memnun olduklarını, %6‟sının da memnun
olmadıklarını bildirmiĢlerdir. ÇalıĢanlar; çalıĢma saatleri olarak 08.00–17.00 arasında
çalıĢtıklarını vurgulamıĢlardır.
ÇalıĢanlara bu iĢi seçmelerinde etkili olan faktörlerin ne olduğu sorgulanmıĢ ve bulguları
Tablo 1‟de gösterilmiĢtir. Tablo 1 incelendiğinde çalıĢtıkları iĢi kendi isteği ile seçenlerin
oranı en yüksek değerdedir (%44,3). Kendi isteği ile seçenlerden sonra %34,3 oranı ile
çalıĢanların çalıĢtıkları iĢ kolunun babadan kalma bir iĢ olduğunu göstermektedir. Bu mesleğe
olan ilgisinden dolayı çalıĢtığı iĢ kolunu belirleyenlerin oranı ise %7,1 olarak tespit edilmiĢtir.
En düĢük oran %1,4 ile maddi olarak gelecek vaat etmesidir.
Tablo 1 ÇalıĢanların çalıĢtıkları iĢi seçmelerinde etkili olan faktörler
Faktörler
Kendi isteğim
Babamın iĢi olması (büyüklerden beri gelmesi)
Bu mesleğe olan ilgimden dolayı
BaĢka iĢ bulamadığımdan
Ailemin bu yöndeki ısrarı
Maddi olarak gelecek vaat etmesi
Diğer
% Değeri
44,3
34,3
7,1
5,7
2,9
1,4
4,3
ÇalıĢmaya katılanların %29‟u çalıĢmaları esnasında bir iĢ kazasına maruz kalmıĢlardır. ĠĢ
kazasına maruz kalanların iĢ kazasına maruz kalma zamanlarına bakıldığında ortalama olarak
meslek hayatlarının 9,9. yılında iĢ kazası geçirdikleri tespit edilmiĢtir. ĠĢ kazasına maruz kalan
118
20 kiĢiden 18‟nin vücudunun herhangi bir yerinde iz kaldığı bulunmuĢtur. Malzeme taĢıma, el
aletleri ile çalıĢma ve aydınlatma, gürültü-titreĢim, hava Ģartları, toz, duman, buhar, zehirli
gaz gibi etmenlerle ilgili çalıĢma yeri koĢularının analizini için ergonomik kontrol noktaları
sonucunda elde edilen bulgular tek tek incelenmiĢtir.
Malzeme taĢıma ile ilgili olarak elde edilen çalıĢma yeri koĢullarına ait bulgular Tablo 2‟de
gösterilmiĢtir. Tablo incelendiğinde katılımcıların hepsinin soruların hepsine tam cevap
vermedikleri, her soru için en az 1 tane boĢ cevap verildiği görülmüĢtür.
Tablo 2 Malzeme taĢıma ile ilgili çalıĢma koĢulları analizi
Faktörler
TaĢıma iĢlerinde kullandığınız güzergâhlar iki yönlü taĢımaya imkân veriyor mu?
Operatörün iĢ baĢında rahat çalıĢabilmesi için çalıĢma alanları yeterli mi?
TaĢıma güzergâhlarında zemin kaymaya müsait mi?
TaĢıma güzergâhları arasında seviye farkı olan zeminler var mı?
Gereksiz yükleme/boĢaltma iĢlemlerini ortadan kaldırmak için hareketli raflar var mı?
Ağır malzemelerin kaldırılması/indirilmesi için mekanik düzenlemeler var mı?
ĠĢyerinizde acil çıkıĢ yolları var mı?
Acil çıkıĢ yollarının önlerinde herhangi bir engel var mı?
Oturularak çalıĢılıyorsa ayaklar için uygun hacimde bir girinti mevcut mudur?
ĠĢyerinizdeki yerleĢtirme düzeninin iyileĢtirilmesi ile malzeme hareketlerinde azalma olabilir mi?
Evet
61,4
85,7
12,9
35,7
27,1
68,6
88,6
0
47,1
54,3
Hayır
31,4
8,6
82,9
60
68,6
27,1
7,1
88,6
27,1
38,6
Tablo 2 incelendiğinde Düzce Orman Ürünleri Sanayi iĢletmelerinin %61,4‟ünün taĢıma iĢleri
için iki yönlü taĢımaya elveriĢli güzergâhlara sahip olduğu bulunmuĢtur. Çift yönlü taĢıma
imkânının olamadığı iĢletmelerin oranı %31,4‟dür. Operatörlerin iĢ baĢında rahat olarak
çalıĢması için çalıĢma ortamının rahat olduğunu söyleyen iĢletme çalıĢanlarının oranı
%85,7‟dir. ÇalıĢmaya katılan iĢletmelerin %82,9‟unun taĢıma güzergâhlarının kaymaya
elveriĢli olmayan zeminlerin olduğu vurgulanmıĢtır. TaĢıma güzergâhları arasında seviye
farkı olmayan iĢletmelerin oranı %60; olan iĢletmelerin oranı ise %35,7‟dir. ĠĢletmelerin
%68,6‟sında gereksiz yükleme-boĢaltma iĢlemlerini ortadan kaldırmak için hareketli rafların
olmadığı saptanmıĢtır. Ağır malzemelerin kaldırılması ya da indirilmesi için mekanik
düzenlemelerin olduğu iĢletmelerin oranı %68,6‟dır.
ĠĢletmelerin %88,6‟sında acil çıkıĢ yolları vardır. Acil çıkıĢ yolları olan iĢletmelerin
%88,6‟sında bu çıkıĢ yollarının önlerinde herhangi bir engel olmadığı tespit edilmiĢtir.
ĠĢletmelerin %11,4‟ü bu soruya cevap vermemiĢtir. ĠĢletmelerde ayakta çalıĢma zorunluluğu
olan durumlarda uygun hacimde bir girintinin mevcut olduğu iĢletmelerin oranı %47,1 olarak
tespit edilmiĢtir. Bu soruda katılımcıların %25,7‟si soruya cevap vermemiĢlerdir. ĠĢyerlerinde
yerleĢtirme düzeninin iyileĢtirmesi ile malzeme hareketlerinde azalma olacağına inanan
katılımcıların oranı %54,3‟ken inanmayanların oranı ise %38,6‟dır.
El aletleri ile ilgili çalıĢma koĢullarının analizine ait bulgular Tablo 3‟de gösterilmiĢtir. Tablo
3‟deki el aletleri ile ilgili çalıĢma koĢulları incelendiğinde; tekrarlanan iĢler için özel amaçlı
aletler kullanan iĢletmelerin oranı %75,7, kullanmayanların oranı ise %20‟dir. ĠĢletmelerde
kullanılan elektrikli aletlerin güvenli olduğunu vurgulayan iĢletmelerin oranı %95,7‟dir.
ĠĢyerlerinde malzemelerin ve iĢ parçalarının tutturulmasında mengene ya da kelepçe gibi
yardımcı aletlerden yararlanan iĢletmelerinin oranı %70, kullanmayanların oranı ise
%22,9‟dur. Kullanılan elektrikli el aletlerinde elektrik çarpması ve yanmayı önleyici
koruyucuların olduğu iĢletmelerin oranı %84,3, olmayanların oranı ise %10 olarak tespit
edilmiĢtir. ĠĢletmelerde kullanılan el aletlerinden dolayı meydana gelen titreĢim ve gürültüsü
olan iĢletmelerin oranı %61,4, olamayanlarınkinin oranı ise %31,4‟dür. ĠĢletmelerin
%87,1‟inde kullanılan el aletlerinin muayene ve bakımı düzenli olarak yapılmaktadır.
119
ÇalıĢmaya katılanların %52,9‟u kullandıkları elektrikli ya da motorlu aletler için bir eğitim
aldıkları, %41,4‟ünün ise bir eğitim almadıkları tespit edilmiĢtir.
Tablo 3 El aletleri ile ilgili çalıĢma koĢullarının analizi
Faktörler
Tekrarlanan iĢler için özel amaçlı aletler kullanıyor musunuz?
Kullandığınız elektrikli aletlerin güvenli olduğundan emin misiniz?
Malzemeleri ve iĢ parçalarını tutturmak için mengene ya da kelepçe kullanıyor musunuz?
El aletlerinizde elektrik çarpması ve yanmayı önleyici korucuları var mı?
Kullandığınız el aletlerinden kaynaklanan titreĢim ve gürültü var mı?
Kullandığınız el aletlerinin muayene ve bakımını düzenli olarak yapıyor musunuz?
Elektrikli ya da motorlu alet kullanıyorsanız bu aletler için bir eğitim aldınız mı?
Kullandığınız alet ve makinelerin kapasite ve özellikleri yapılan iĢe uygun mu?
Kullandığınız alet ve makinelerin koruyucu ekipmanları var mı?
Alet ve makinelerin yerleĢtirilme düzeni iĢ akıĢına uygun mu?
Alet ve makineler sağlam ve uygun bir zemine monte edilmiĢler mi?
Evet
75,7
95,7
70
84,3
61,4
87,1
52,9
85,7
82,9
84,3
84,3
Hayır
20
1,4
22,9
10
31,4
7,1
41,4
7,1
12,9
11,4
11,4
ĠĢletmelerde kullanılan alet ve makinelerin kapasite ve özellikleri yapılan iĢe uygun diyen
katılımcıların oranı %85,7, uygun değildir diyenlerin oranı ise %7,1‟dir. ĠĢletmelerin
%82,9‟unda kullanılan alet ya da makinenin koruyucu ekipmanları varken, %12,9‟unda ise
koruyucu ekipmanların olmadığı bulunmuĢtur. Alet ve makinelerin yerleĢtirilme düzeninin iĢ
akıĢına uygun olduğunu söyleyen katılımcıların oranı %84,3, uygun değil olduğunu
vurgulayan iĢletmelerin oranı ise %11,4‟dür. ĠĢletmelerin %84,3‟ünde alet ve makineler
sağlam ve uygun bir zemine monte edildiği bulunmuĢtur. %11,4 oranındaki iĢletmede ise alet
ve makinelerin uygun zemine monte edilmediği bulunmuĢtur.
Aydınlatma, gürültü-titreĢim, hava Ģartları, toz, duman, buhar, zehirli gaz gibi etmenlerle ilgili
çalıĢma yeri koĢularının analizini için ergonomik kontrol noktaları sonucunda elde edilen
bulgular Tablo 4‟de gösterilmiĢtir.
Tablo 4 Aydınlatma, gürültü-titreĢim, hava Ģartları, toz, duman, buhar, zehirli gaz gibi
etmenlerle ilgili çalıĢma yeri koĢularının analizi
Faktörler
Gün ıĢığından yeterli miktarda yararlanıyor musunuz?
ÇalıĢma alanınızda homojen bir aydınlatma mevcut mu?
Yaptığınız hassas iĢler ve test iĢlemleri için lokal aydınlatma yapılıyor mu?
Aydınlatma ıĢığı göz kamaĢtırması yapıyor mu?
ĠĢ gören olarak gözünüz ıĢık kaynağının titremesinden rahatsız oluyor mu?
IĢık kaynaklarının tamir, bakım ve temizlikleri düzenli olarak yapılmakta mıdır?
Araçların ve makinelerin gürültü düzeylerini azaltmak için düzenli bakımları yapılıyor mu?
Ortamdaki gürültü iletiĢimi, güvenliği ve etkenliği etkilemekte midir?
ÇalıĢma alnınızda gürültüyü azaltmak için herhangi bir önlem alınmıĢ mıdır?
ÇalıĢma esnasında herhangi bir yönden titreĢim etkisi altında kalıyor musunuz?
ÇalıĢma alanınızda titreĢime karĢı herhangi bir tedbir alınmıĢ mıdır?
ÇalıĢma alanınızın yeteri kadar havalandığına inanıyor musunuz?
ÇalıĢma esnasında aĢırı hava akımına sıcak ya da soğuk maruz kalıyor musunuz?
Açık havada çalıĢma yapmak zorunda kalıyor musunuz?
ÇalıĢtığınız ortamda havanın aĢırı kuruluğu var mı?
Yapılan iĢ; talaĢ, toz, gaz, duman ve kimyevi maddelere maruz kalmayı gerektiriyor mu?
Toz, duman, yanıcı, patlayıcı gaz ve buhar için gerekli önlemler alınmıĢ mıdır?
Alınan önlemlere uyulup uyulmadığının kontrolü yapılmakta mıdır?
ÇalıĢtığınız yerde lokal hava emme tertibatı var mı?
Lokal hava emme tertibatının bakımı yapılıyor mu?
ĠĢyerinizde günlük temizlik iĢleri yapıyor musunuz?
ÇalıĢanlar olarak kiĢisel koruyucu ekipmanlarınız var mı?
120
Evet
95,7
72,9
55,7
7,1
20
78,6
80
55,7
37,1
30
38,6
84,3
38,6
54,3
20
78,6
67,1
68,6
64,3
64,3
91,4
67,1
Hayır
2,9
24,3
42,9
90
77,1
18,6
18,6
40
60
67,1
55,7
14,3
60
44,3
77,1
20
24,3
20
30
15,7
7,1
28,6
Tablo 4 incelendiğinde Düzce Orman Ürünleri Sanayi iĢletmelerinin gün ıĢığından yeteri
kadar yararlananlarının oranı %95,7‟dir. Yine iĢletmelerin %72,9‟unda çalıĢma alanında
homojen bir aydınlatma mevcutken, %24,3‟lük kısımda ise homojen bir aydınlatma mevcut
değildir. ĠĢletme çalıĢanlarından yaptıkları hassas iĢler ve test iĢlemleri için lokal aydınlatma
kullananların oranı %55,7, kullanmayanların oranı ise %42,9‟dur. ĠĢletmelerin %90‟ında
aydınlatma ıĢığı göz kamaĢmasına neden olmamaktadır. ĠĢletmelerde çalıĢan iĢ görenlerin %
77,1‟i ıĢık kaynağının titremesinden dolayı bir rahatsızlık duymazken, rahatsızlık duyanların
oranı ise %20 oranında bulunmuĢtur. ĠĢletmelerin %78,6‟sında ıĢık kaynaklarının tamir bakım
ve temizlikleri düzenli olarak yapılırken, %18,6‟sında ize düzenli olarak yapılmamaktadır.
ĠĢletmelerdeki araç ve makinelerin gürültü düzeylerini azaltmak için düzenli olarak
bakımlarını yapan iĢletmelerin oranı %80, yapmayanların oranı ise %18,6‟dır.
ĠĢletmelerin %55,7‟sinde ortamdaki gürültü; iletiĢimi, güvenliği ve etkenliği etkilemekte;
%40‟ında ise etkilememektedir. ÇalıĢma yerlerinde gürültüyü azaltmak için önlem almayan
iĢletmelerin oranı %60, önlem alanların oranı ise %37,1‟dir. ÇalıĢma esnasında herhangi bir
yönden titreĢim etkisi altında kalanların oranı %30, kalmayanların oranı ise %67,1 olarak
bulunmuĢtur. ÇalıĢma alanında titreĢime karĢı tedbir alan iĢletmelerin oranı %38,6,
almayanların oranı ise %55,7‟dir. ĠĢletmelerde çalıĢma alanlarının yeteri kadar
havalandırıldığına inananların oranı %84,3, inanmayanların oranı ise %14,3 olarak tespit
edilmiĢtir. ÇalıĢanların %60‟ı çalıĢma esnasında aĢırı hava akımına, sıcak ya da soğuk havaya
maruz kalmamaktadır. %38,6‟lık bir kısım ise maruz kaldığını vurgulamıĢtır. Açık alanda
çalıĢmak zorunda kalanların oranı %54,3, açık alanda çalıĢmak zorunda olmayanların oranı
ise %44,3 olarak bulunmuĢtur. ĠĢletmelerin %77,1‟inde çalıĢma ortamının havasında aĢırı bir
kuruluk yokken, %20‟sinde ise aĢırı kuruluk vardır. Orman ürünleri sanayinde faaliyette
bulunan katılımcı iĢletme çalıĢanlarının %78,6‟sı yaptıkları iĢ gereği talaĢ, toz, gaz, duman,
ıĢın ve diğer kimyevi maddelere maruz kaldıklarını bildirmiĢler, %20 oranında çalıĢan ise bu
tür maddelere maruz kalmadıklarını vurgulamıĢlardır. ĠĢletmelerin %67,1‟inde toz, duman,
yanıcı, patlayıcı gaz ve buhar için gerekli önlemler alınmıĢken, %24,3 oranındaki iĢletmede
gerekli önlemlerin alınmadığı bulunmuĢtur. Ayrıca alınan önlemlere uyulup uyulmadığının
kontrolünü yapan iĢletmelerin oranı %68,6, kontrolünü yapmayan iĢletmelerin oranı ise
%20‟de kalmıĢtır.
Katılımcıların %64,3‟ü çalıĢtıkları yerde lokal hava emme tertibatının olduğunu ve %64,3
oranında da düzenli bakımlarının yapıldığını bildirmiĢlerdir. Lokal hava emme tertibatının
olmadığı çalıĢma ortamlarının oranı %30, düzenli olarak bakımı yapılmayan lokal emme
tertibatının oranı ise %15,7‟dir. ĠĢletme çalıĢanlarının %91,4‟ü düzenli olarak günlük temizlik
iĢlerini yapmaktadırlar. Günlük temizlik yapmayanların oranı %7,1‟dir. ÇalıĢanların
%67,1‟inin kiĢisel koruyucu ekipmanları varken %28,6‟sında ise kiĢisel koruyucu
ekipmanlarının olmadığı bulunmuĢtur.
5. Sonuçlar: Düzce orman ürünleri sanayinde gerçekleĢtirilen bu çalıĢmaya 70 firma
katılmıĢtır. ÇalıĢmaya cevap veren katılımcıların %97‟si erkektir. Ankete cevap verenlerin
yaĢ ortalaması 37,67 olarak bulunmuĢtur. YaĢ ortalamasının yüksek olması, orman ürünleri
sanayinde çalıĢmak için deneyimli olmayı gerektirmektedir. ÇalıĢmaya katılanların %53‟ü
ilkokul ve ortaokul mezunu olarak saptanmıĢtır. Ankete cevap veren katılımcılarda ortalama
olarak çalıĢma yılı 16,49 olarak tespit edilmiĢtir. ÇalıĢma saatleri olarak 8.00-17.00
saatlerinde çalıĢma yapılması mesaiye kalınmadığını göstermektedir. ÇalıĢmaya katılanların
%29 herhangi bir iĢ kazasına maruz kalmıĢtır. Orman ürünleri sanayinde çalıĢanların neden bu
sektörü seçtikleri incelendiğinde %44,3 oranında kendi istekleri ile seçtikleri ve %34,3
oranına da babalarının iĢlerinin olmasından dolayı seçtikleri bulunmuĢtur. Dolayısı ile orman
ürünleri sanayi iĢletmelerinin aile iĢletmeleri oldukları söylenebilir. Ayrıca çalıĢanların
121
%78,6‟sının çalıĢtıkları iĢ kolundan memnun olduğu kanaatine varılabilir. Operatörlerin iĢ
baĢında rahat çalıĢabilmeleri için çalıĢma alanlarının %85,7 oranında yeterli olduğu
bulunmuĢtur. ÇalıĢma alanlarında taĢıma güzergahlarındaki zeminler %82,9 oranında
kaymaya müsait değildir. ĠĢletmelerin %68,6‟sında gereksiz yükleme-boĢaltma iĢlemlerini
ortadan kaldırmak için hareketli raflar yoktur. Ağır malzemelerin kaldırılıp-indirilmesi için
mekanik araçlardan yararlanan iĢletmelerin oranı %68,6 olarak bulunmuĢtur. Ağır iĢçiliğin
daha yoğun olarak yapıldığı orman ürünleri sanayi iĢleri için bu oran düĢük bulunmuĢtur.
ÇalıĢanlar tekrarlanan iĢler için %75,7 oranında özel amaçlı aletler kullanmaktadırlar.
Özellikle ağaç sanayinde özel amaçlı aletlerin kullanılması gerektiği bulunan bu sonuç ile de
desteklenmektedir. ÇalıĢanların %95,7‟si kullandıkları elektrikli aletlerin güvenli olduğunu
vurgulamıĢtır. Ayrıca %84,3 oranında da bu aletlerde elektrik ve yanmayı önleyici
ekipmanların olduğu tespit edilmiĢtir. ÇalıĢanlar kullandıkları ekipmanları %87,1 oranında
düzenli olarak bakımdan geçirmektedirler. ĠĢçilerin kullandıkları elektrikli ya da motorlu
aletler için %52,9 oranında eğitim aldıkları tespit edilmiĢtir. Alet ve makinelerin yerleĢtirilme
düzenine uygunluğu %84,3 oranında kabul edilmektedir. ĠĢletmeler %95,7 oranında gün
ıĢığından yeteri kadar yararlanmaktadırlar. ÇalıĢma alanlarında homojen bir aydınlatmanın
olduğu iĢletmelerin oranı %72,9‟dur. Yapılan iĢe göre lokal aydınlatma kullanan iĢletmelerin
oranı ise %5,7 olarak bulunmuĢtur. Aydınlatma için kullanılan ıĢık %90 oranında göz
kamaĢmasına neden olmamaktadır. IĢık kaynaklarının tamir, bakım ve temizliklerinin düzenli
olarak yapıldığını bildiren iĢletmelerin oranı %78,6‟dır. ÇalıĢanların çalıĢma ortamlarında
meydana gelen gürültü %55,7 oranında iletiĢimi, güvenliği ve etkenliği etkilemektedir. Ayrıca
bu negatif etkiye rağmen iĢletmelerin %60‟ı çalıĢma alanındaki gürültüyü azaltmak için
herhangi bir önlem almamaktadır. ÇalıĢanların %67,1‟i çalıĢma esnasında herhangi bir
yönden titreĢim etkisi altında kalmamaktadır. Ayrıca %55,7 oranında da titreĢim için herhangi
bir önlem alınmamıĢtır. ÇalıĢanların %84,3‟ü çalıĢma alanlarının yeteri kadar
havalandırıldığına inanmaktadır. ÇalıĢanların %60‟ı çalıĢma esnasında aĢırı hava akımına,
sıcak ya da soğuğa maruz kalmamaktadırlar. Açık alanda çalıĢmak zorunda kalanların oranı
%54,3 olarak bulunmuĢtur. ÇalıĢanlar yaptıkları iĢ gereği %78,6 oranında talaĢ, toz, gaz,
duman, ıĢın ve diğer kimyevi maddelere maruz kalmaktadırlar. ĠĢletmeler bu durumu en aza
indirmek için %67,1 oranında gerekli önlemleri aldıklarını belirtmiĢlerdir. Ayrıca %68,6
oranında alınan bu önlemlere uyulup uyulmadığı kontrol edilmektedir. ĠĢletme çalıĢanları,
iĢyerlerinde %91,4 oranında günlük temizlik iĢlerini düzenli olarak yapmaktadırlar.
ÇalıĢanların %67,1‟inin kiĢisel koruyucu ekipmanları vardır.
6. Kaynaklar:
Akal, Z., 1997, ĠĢ Etüdü, Milli Prodüktivite Merkezi Yayınları: 29, Ankara
Akyüz, Ġ., Gedik, T., 2004, Örgütsel ve Bireysel Stres Kaynakları (Üniversite Akademik Personeli Üzerine Bir
Uygulama), V. Ulusal Orman Fakülteleri Öğrenci Kongresi Bildiriler Kitabı, 2. Cilt, Trabzon
Üçüncü, K., 2005, Ergonomi ve ĠĢ Etüdü, KTÜ Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü Ders
Notları No: 77, Trabzon
Erkan, N., 2003, Ergonomi: Verimlilik, Sağlık ve Güvenlik Ġçin Ġnsan Faktörü Mühendisliği, MPM Yayınları
No: 373, Ankara
Kurt, M., ve Önder, H., 1988, Ġklimin Ġnsan Verimine Etkileri, MPM Yayınları 372, I. Ulusal Ergonomi
Kongresi, Ankara
Özer, M., 1974, Yapıların Isı, Su ve Buhar Yalıtımı, HaĢmet basımevi, Ġstanbul
Steers, R., 1981, Introduction to Organizational Behavior,Glenview, Illinois: Scott, Foresman and Company
ġahin, N. H., 1995, Stresle BaĢa Çıkma, Sistem Yayıncılık, Ġstanbul
Tamer, ġ., 1972, Klima ve Havalandırma, Sevinç Matbaası, Ankara
Vardar, B., Karabacakoğlu, Ç., Fidan, E., ve Bozkurt, R., 2005, Ergonomik Kontrol Noktaları ĠĢ Güvenliği,
ĠĢçi Sağlığı ve ÇalıĢma KoĢullarının ĠyileĢtirilmesine ĠliĢkin Kolay Uygulanabilir Çözüm Önerileri,
MPM Yayınları No: 682, Ankara
122
TEKSTĠL ENDÜSTRĠSĠNDE BĠR Ġġ ĠSTASYONUNUN ERGONOMĠK ANALĠZĠ:
REMAYÖZ MAKĠNESĠ
Selin GÜRSOY*, Erhan GÖNÜLTAġ, Mahmut EKġĠOĞLU
Endüstri Mühendisliği Bölümü, Boğaziçi Üniversitesi
ÖZET
Tekstil endüstrisi genellikle güvenli bir çalıĢma ortamı olarak algılanmaktadır. Diğer
endüstrilerle karĢılaĢtırıldığında, tekstil fabrikalarında ciddi hasarlarla sonuçlanan iĢ
kazalarının gerçekleĢme oranı daha düĢüktür. Bu endüstrideki çalıĢma koĢullarının yol açtığı
bedensel hasarlar, genellikle anlık kazalar ya da ölümcül risklerden kaynaklanmamakta,
çalıĢma koĢullarının olumsuz etkilerinin zaman içerisinde birikimi (kümülatif travma)
sonucunda ortaya çıkan kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları olarak kendini göstermektedir. Bu
rahatsızlıklar çalıĢanların daha çok bilek, omuz, boyun ve sırt bölgelerinde görülmektedir. Bu
kapsamda Türkiye‟nin önde gelen tekstil üretim fabrikalarından birinde yapılan çalıĢmanın
sonucuna göre, remayöz makinesi operatörleri kas ağrıları ve rahatsızlıkları konusunda
oldukça riskli bir konumdadır. ÇalıĢmanın bir diğer sonucu da remayöz makinesi
operatörlerinde artan çalıĢma yıllarıyla birlikte göz bozukluğu oluĢtuğuna iĢaret etmektedir.
Ġncelenen remayöz istasyonu fiziksel özelliklerinin söz konusu rahatsızlıkların temel kaynağı
olduğu bu çalıĢmanın bir sonucu olarak tespit edilmiĢtir. Bu çalıĢma remayöz istasyonunda iĢ
görmeyi ergonomik açıdan analiz ederek ilgili ergonomik sorunları belirlemiĢ ve alınabilecek
önlemleri ve olası çözüm önerilerini sunmuĢtur.
Anahtar Sözcükler: Tekstil Endüstrisi, Ergonomik Analiz, ĠĢ Ġstasyonu, Remayöz Makinesi
1. GiriĢ
ÇalıĢma Ģartları açısından ağır iĢler kapsamına alınmayan tekstil endüstrisinde yapılan
gözlemler ve araĢtırmalar, bu sektörde çalıĢanların uygun olmayan çalıĢma koĢulları
nedeniyle kümülatif travma rahatsızlıklarına maruz kaldıklarını göstermektedir. Yapılan iĢin
türüne göre, özellikle bilek, kol, boyun ve sırt bölgelerinde ağrılara ve göz bozukluğuna yol
açan, çalıĢanın sağlığı açısından yeterli iyileĢtirme çalıĢmaları yapılmamıĢ iĢ istasyonları,
çalıĢanların verimliliğini de olumsuz etkilemekte ve maliyet sorunlarını da beraberinde
getirmektedir (Gunning ve diğerleri, 2001). Genel olarak tekstil sektöründe performansa bağlı
olarak ücret verilmesi ve iĢ garantisinin düĢük olması ise, bahsedilen riskleri önemli derecede
artırmaktadır. GerçekleĢtirilen bu çalıĢmanın amacı, tekstil endüstrisindeki belirli bir iĢ
istasyonunu ele alarak çalıĢma koĢullarının yol açtığı rahatsızlıkların nedenlerini, alınabilecek
önlemleri ve olası çözüm önerilerini gündeme getirmek ve Türkiye‟nin ihracat gücünü
oluĢturan ve ülke ekonomisi açısından büyük önem taĢıyan iĢgücünün içinde bulunduğu
Ģartlara iliĢkin bir örnek vermektir. ÇalıĢmanın gerçekleĢtirildiği iĢletme ağırlıklı olarak
yurtdıĢına ihracat yapan, 1998 yılında kurulmasından bu yana hızlı bir büyüme sürecine
girmiĢ yüksek üretim potansiyeli olan yerli bir tekstil firmasıdır. Ġncelenen iĢ istasyonu kendi
içinde küçük atölyelere ayrılmıĢ her biri 4000 m2 olan iki binada yerleĢik, günde ortalama
8000 parça dikebilen konfeksiyon bölümünde bulunmaktadır. ĠĢletme içinde Ģimdiye kadar
ciddi bir iĢ kazası yaĢanmamasına karĢın, çalıĢanlardan gelen Ģikayetler ve zaman içerisinde
*
[email protected]
123
beliren ve artan rahatsızlıklar nedeniyle Ģirket yönetimi ilgili nedenler ve olası çözüm
önerileri ile ilgilenmektedir.
2. Metodoloji
ÇalıĢanlarda rahatsızlıklara yol açabilecek potansiyel risk faktörlerine sahip iĢ istasyonuyla
ilgili bilgiler çalıĢma esnasında iĢin gözlenmesi, çeĢitli açılardan video ve fotoğraf çekimi,
operatörlere ve yöneticilere yöneltilen sorular, iĢ istasyonun boyutlarının ölçülmesi, kullanılan
el aletlerinin ölçülmesi ve çevre koĢullarının gözlemlenmesiyle toplanmıĢtır. ĠĢ istasyonun
boyutları makine, oturma yeri ve çalıĢma alanı bazında incelenmiĢ ergonomik kriterlere
uymayan özellikler ortaya konmuĢtur. ÇalıĢmada üst uzuv risklerinin ön planda olması
sebebiyle bu risklerin uygun bir biçimde değerlendirilmesi için Rapid Upper Limb
Assessment ve Strain Index metotları uygulanmıĢtır. Gözlemler ve değerlendirmeler sonucu
ortaya çıkarılan potansiyel risk faktörlerini azaltacak öneriler sunulmuĢtur.
3. Remayöz Operasyonu
Gözlemler ve iĢletmenin üretim yöneticileri ile yapılan görüĢmelerden alınan geribildirimler
sonucunda inceleme yapmak üzere tekstil endüstrisi genelinde en fazla uzmanlık ve hassasiyet
gerektiren iĢlerden biri olan remayöz makinesi operatörlüğü seçilmiĢtir. Dikime hazırlanmıĢ
örgü ürünlerin yaka, bant, pat, cep, yan dikiĢ ve lastik dikim iĢlemlerini gerçekleĢtiren
remayöz makineleri ürün çeĢidine göre farklı may sayısına sahiptirler ve bu makinede yapılan
operasyonlar devamlı incelikli çalıĢma gerektirmektedir. Remayöz makinelerinde karĢılıklı
olarak bir remayöz usta operatörü ve yardımcısı eĢgüdümlü ve eĢzamanlı olarak
çalıĢmaktadır.
ÇalıĢmanın yapıldığı istasyonda bir inç baĢına 14 may yer alırken atölyedeki en hassas
makine bir inçte 18 maya sahiptir. Ġnç baĢına may sayısı arttıkça göz kontrolü ve dikkat büyük
önem kazanmaktadır; çünkü 1 mayın yanlıĢ geçmesi tüm parçanın sökülmesi ve yeniden
dikilmesi anlamına gelmektedir.
Gözlemlenen iĢ istasyonunda yaka takma remayöz iĢlemi yapılmaktadır. Yaka takma remayöz
iĢlemi üç ana adımdan oluĢmaktadır: (1) yakanın tamamının maylara takılması, (2) bedenin
yakanın üstüne takılması, (3) yakanın beden üstüne kapatılarak enseye giydirilerek dikilmesi.
Yüksek tekrarlı olan yaka takma iĢinin 49,9 saniye olarak ölçülen çevrim süresinin %94'ünü
iĢlemler oluĢturmaktadır.
4. Analiz ve Değerlendirme
4.1. GörüĢme ve Semptom Anketi Sonuçları
Uygulanan semptom anketi (NIOSH, 1997) ve yapılan görüĢmeler sonucunda remayöz
operatörlerinde en sık görülen rahatsızlıkların bilek, omuz, boyun ve sırt bölgelerindeki
ağrılar ve kramplar olduğu ortaya çıkmıĢtır. Sağ bilek ve omuz en çok Ģikayete neden olan
bölgelerin baĢında gelmektedir. Bilek bölgesiyle ilgili Ģikayetler ağrıya iĢaret ederken boyun,
omuz ve sırt bölgelerinde ağrı, yanma ve kramplar Ģikayet konularını oluĢturmaktadır.
ÇalıĢanlar bu rahatsızlıklarına sebep olarak çalıĢma esnasında kollarının uzun süre havada
kalmasını, çalıĢılan ürüne daha yakından bakabilmek için eğilmelerini ve hatalı bilek
duruĢlarını göstermektedirler. Anket sonucuna göre 5 yıldan daha uzun süredir bu iĢte
çalıĢmakta olanlarda göz bozukluğu önemli bir Ģikayet konusu oluĢturmaktadır. Usta
konumunda çalıĢmakta olanların büyük çoğunluğu gözlük kullanmaktadır. Göz
bozukluklarının temel nedenini çok yakın mesafeden göz konsantrasyonuyla uzun süreli
incelikli çalıĢma oluĢturmaktadır. Bir baĢka genel Ģikayet konusu sağ el baĢ, iĢaret ve daha az
sıklıkla orta parmağında duyulan acıdır. Bu rahatsızlığa sebep olarak çalıĢma esnasında çok
124
sık tekrarlı olarak parmaklarda koruyucu araç kullanmaksızın parçayı maylara takmak ve
kapatmak için kıstırma ve itme hareketi uygulanması gösterilmektedir.
4.2. Genel Ergonomik Risk Analizi Kontrol Listesi Sonuçları
Genel ergonomik risk analizi kontrol listesi (NIOSH, 1997) remayöz operasyonunun kasiskelet sistemi gereklilikleri, iĢ istasyonu tasarımı, çevre koĢulları ve yönetim uygulamalarına
bağlı olarak ergonomik risk faktörlerine sahip olduğunu göstermektedir. Tespit edilen
ergonomik risk faktörü göstergeleri Tablo 1'de özetlenmiĢtir.
Tablo 1 Genel Ergonomik Risk Analizi Kontrol Listesi
Genel Ergonomik Risk Analizi Kontrol Listesi
Kas-İskelet Sistemi Gereklilikleri
ĠĢ sık ve tekrarlı hareketler gerektiriyor
ÇalıĢma duruĢları boyun, omuz, dirsek, bilek ve parmak eklemlerinin sık olarak eğilmesini
gerektiriyor
ÇalıĢma pozisyonu sık değiĢtirilemiyor
Parmakla kıstırarak kavrama kullanılıyor
ÇalıĢma duruĢu üst uzuvların uzun süreli kas kontraksiyonunu gerektiriyor
Çevre Koşulları
ÇalıĢma yerinin aydınlatması zayıf
Rahatsız edici ve dikkat dağıtıcı gürültü var
Genel Çalışma Yeri
Görevleri yerine getirmek için yeterli boĢ alan ve eriĢim kolaylığı yok
Yönetim
ĠĢ çok tekrarlı ve monoton
ĠĢ çok sorumluluk gerektiren ve hataya tolerans göstermeyen görevler içeriyor
4.3. ĠĢ Ġstasyonunun Değerlendirilmesi
Remayöz iĢ istasyonunda bir adet remayöz makinesi, karĢılıklı oturan operatörler için iki adet
sandalye, ürünlerin içerisine konduğu iki adet sepet bulunmaktadır.
4.3.1. ÇalıĢma Sandalyesi
Remayöz iĢ istasyonunda uzun süreli oturmaya uygun olmayan plastik bahçe sandalyeleri
kullanılmaktadır. Sandalyelerde döĢeme bulunmamaktadır ve çalıĢanların kendi getirdikleri
minderleri ve montlarını destek olarak kullanmak gibi bireysel çözümler buldukları
gözlemlenmiĢtir. ġekil 1'de remayöz yardımcı operatörü oturma Ģekli görülmektedir.
Sandalyelerin ayarlanabilir olmaması operatörün sırtını yaslanamamasına ve çalıĢma alanına
uygun Ģekilde yaklaĢamadığı için normal olmayan pozisyonda oturmasına sebep olmaktadır.
ġekil 1 Operatör Sandalyesi ve Oturma ġekli
125
4.3.2. Remayöz Makinesi
Remayöz makinesinde çalıĢma yüzeyi yüksekliğinin ve açısının ayarlanamıyor olması
sebebiyle operatörün normal olmayan pozisyonda çalıĢma zorunluluğu; makinenin altında
operatörler için yeterli bacak boĢluğu bulunmaması ve makinede operatörlerin kollarının ve
ellerinin direkt temas ettiği keskin kenarlar olması sebebiyle temas stresi oluĢması çalıĢanlar
için risk teĢkil etmektedir. ġekil 2'de remayöz makinesiyle çalıĢma esnasında oluĢan riskler
görülmektedir
ġekil 2 Remayöz Makinesinde ÇalıĢma Esnasında OluĢan Riskler
4.3.3 Ürün Sepeti
ÇalıĢma alanının iki tarafında yer alan ürün sepetlerinde gözlenen en büyük risk faktörü
operatörün yeni çalıĢma parçası almak için her çevrim süresinde bir kez yerde duran sepete
eğilmesidir. ĠĢlenen parçalar azaldıkça uzanılan mesafe artmakta ve yer seviyesine
ulaĢmaktadır. Sekil 3'de çalıĢma esnasında operatörün parçaya uzanırken aldığı pozisyon
görülmektedir.
ġekil 3 Sepetten Ürün Alma
4.4. El Aletleri
Remayöz makinesinde dikiĢ esnasında ek donatım olarak iki çeĢit el aleti kullanılmaktadır.
Bunlarla ilgili bilgiler Tablo 2'de özetlenmiĢtir. Aletlerin kullanım süresinin kısa olması ve
sürekli kullanım gerektirmemesi risk faktörlerinin doğurabileceği olumsuz sonuçların
ciddiyetini azaltmaktadır.
4.5. Çevre Faktörleri
Remayöz iĢ istasyonu için en kritik öneme sahip çevre faktörü aydınlatmadır. Ġlmek
detaylarının rahatça görülebilmesi ve göz zorlanmasının önlenerek göz sağlığının
korunabilmesi için minimum 2000 lüks Ģiddetinde bir aydınlatma gerekmektedir. Ancak ilave
çalıĢma nesnesi aydınlatmalı, çalıĢma yerine bağlı aydınlatma aparatı olan remayöz
126
makinelerinde bu aparat ihmal sonucu kullanılmamaya baĢlanmıĢtır. Gözlemler ve
operatörlerin ifadeleri doğrultusunda aydınlatmanın yetersiz olduğu sonucuna varılmıĢtır.
Tablo 2 El Aletleri
El Aleti
Kullanım
Makas
Özellikler
Biten
ürünün
zincir dikiĢ ipini
kesmekte
Yardımcı operatör
tarafından maylara
Çizgi TaĢı
dizilen parçanın
iĢaretlenmesinde
Resim
Risk
 Sapın yumuĢak
dokulu
malzemeden
olmaması temas
stresi yaratıyor
 Farklı boylarda
bulunmuyor
 Paslanmaz çelik
 Uzunluk 14 cm
 Göz Çapı ~2.8 cm
 Kıstırma
hareketi
gerektiriyor
 Parlak sarı
 Çap ~4 cm
Gözlemler doğrultusunda rahatsızlığa sebep olduğu sonucuna varılan bir diğer çevre faktörü
gürültüdür. DikiĢ makinelerinin çıkardıkları ses yapılan iĢin ayrıntısı ve detayıyla doğru
orantılı olarak artmaktadır. Ġnceleme altına alınan remayöz makinesi en yüksek kalitedeki
üretimin yapıldığı atölyede yer almaktadır ve ortamda çalıĢanların seslerini yükseltmek
zorunda kaldıklarının gözlemlenmesi ve vardiyaları sonrasında kulak çınlamasından Ģikayet
etmeleri gürültü problemi olduğuna iĢaret etmektedir.
4.6. Rapid Upper Limb Assessment Uygulaması
Rapid Upper Limb Assessment (RULA) iĢe bağlı olarak üst uzuv rahatsızlıkları görülen
çalıĢma yerlerinin ergonomik incelemeleri için geliĢtirilmiĢ bir duruĢ, kuvvet ve kas kullanımı
değerlendirme aracıdır (detaylı bilgi için bkz. McAtamney ve Corlett, 1993). Remayöz
makinesiyle dikiĢ iĢinin potansiyel riskinin değerlendirilmesi amacıyla en çok Ģikayet alan sağ
bölgenin usta remayöz operatörü için RULA skoru hesaplanması Tablo 3, Tablo 4 ve Tablo
5'de detaylandırılmıĢtır. Tablolarda detaylandıran usta remayöz operatörünün sağ taraf
skorları toplam RULA skorunu 7 olarak vermektedir. Bu skor, iĢ koĢullarında acilen inceleme
ve değiĢiklikler yapılması gerektiğine iĢaret etmektedir. Usta remayöz operatörü sol taraf
değerlendirmesi ise iĢte yakın bir zamanda inceleme ve değiĢiklikler yapılması gerektiğini
göstermiĢtir. Yardımcı
Grup B
Grup A
Tablo 3 ÇalıĢma DuruĢu Ġçin Gözlemler ve Skorlar
DuruĢ
Ekstra Faktörler
Sağ üst kol
20o-45o
Sağ ön kol
>100o
o
Bilek
>15
Bilek dönüĢü
Pronasyon
o
Boyun
>20
Gövde
20o-60o
Bacaklar
Dengeli
Abduksiyon
Skor
2+1=3
2
Ulnar/Radyal deviasyon
3+1=4
2
Çevirme ve yana eğme
3+1+1=5
Çevirme ve yana eğme
2+1+1=4
1
127
Tablo 4 Frekans Skorları
Grup
Frekans
Skor
Çok sık (dakikada 4 kereden fazla tekrarlanan)
Statik duruĢ (1 dakikadan fazla)
Grup A
Grup B
Tablo 5 Kuvvet Skorları
Grup
Kuvvet
Grup A
Grup B
1
1
Skor
2 kgdan daha az kuvvet
2 kgdan daha az kuvvet
0
0
remayöz operatörü temel olarak usta operatörle aynı hareketleri yaptığı için RULA skorları
usta operatörle aynıdır.
4.7. Strain Index Değerlendirmesi
RULA ile birlikte ikinci bir analiz aracı olarak Strain Index (SI) uygulanmıĢtır. SI el, bilek ve
dirsek bölgesinde risk meydana getirebilecek iĢleri değerlendiren bir iĢ analizi aracıdır. SI
skoru iĢle ilgili değiĢkenleri temsil eden 6 değerin çarpımıyla oluĢturulmaktadır. Bu
değiĢkenler uygulanan kuvvetin Ģiddeti, bir çevrimdeki kuvvet uygulama süresi, dakika baĢına
kuvvet uygulama sayısı, el/bilek duruĢu, çalıĢma hızı ve bir günlük çalıĢma süresidir (detaylı
bilgi için bkz. Moore ve Garg, 1995). Remayöz usta operatörü için SI skoru Tablo 6'da
görülen değerlerle hesaplanmıĢtır.
SI skorunun 7 değerinden büyük olması iĢin tehlikeli olduğu yorumunu getirmektedir. En
büyük etkiye sahip çarpanlar dakika baĢına kuvvet uygulama sayısı, bir çevrimdeki kuvvet
uygulama süresi ve el/bilek duruĢu değiĢkenlerine aittir.
Tablo 6 Remayöz Usta Operatörü SI Skoru
DeğiĢken
Uygulanan Kuvvet ġiddeti
Gözlem/Ölçüm
Hafif
Kuvvet
Uygulama %95
Süresi/Çevrim
Kuvvet
Uygulama 100
Sayısı/Dakika
El/Bilek DuruĢu
Belirgin deviasyon
ÇalıĢma Hızı
Günlük ÇalıĢma Süresi
KarĢılaĢtırma Ölçütü
Tanım
Skala
Çarpan
<10% Maksimum Güç
Hafif
1..13
1
>80%
>80%
0,5..3
3
>20
0,5..3
3
Kötü
1..3
2
Hızlı
1..2
1,5
>8 saat
0,25..1,50
1,5
>20
41-55o ekstansiyon,
21-25o ulnar deviasyon
Acele ediyor ama Acele
ediyor
ama
yetiĢebiliyor
yetiĢebiliyor
8,5 saat
>8 saat
SI skoru
40,5
Görüldüğü gibi, her iki analiz aracı, remayöz operatörlerinin yüksek ergonomik risk altında
olduklarına iĢaret etmektedirler.
5. Öneriler
5.1. Görme Problemleri
Remayözde dikiĢ iĢleminin incelikli iĢ görme ve detay algılama zorunluluğunun operatörün
gözlerinde yarattığı zorlanmayı azaltmak için makineyle operatör arasında yer alacak bir
büyütecin kullanımı maylara geçirilen ilmeklerin ayırt edilmesini kolaylaĢtıracak ve iĢlemin
gözleri daha az yorarak yapılmasını sağlayacaktır. Kullanılacak büyüteç operatörün ana
128
çalıĢma bölgesini kapsayacak özelliklere sahip olmalı, yüksekliği ve açısı operatöre göre
ayarlanabilir Ģekilde tasarlanmalıdır. Ek olarak operatörlerin çalıĢma esnasında kendilerini
rahat hissetmelerini sağlamak ve incelikli çalıĢmaya bağlı olarak geliĢen göz yorgunluğu ve
göz bozukluklarını önlemek için remayöz makinelerinin aydınlatma aparatları kullanılmaya
baĢlanmalıdır. Aydınlık uyumlarının yakın çevrede 3:1 oranında çalıĢma mekanında ise 10:1
oranında olmasına dikkat edilmelidir. Kullanılan yardımcı görme ve aydınlatma aparatlarına
ek olarak dikilen parçaların da göz yorgunluğunu önlemeye yönelik hazırlanması operatörler
açısından faydalı olacaktır. Dikilecek parçada dikiĢten sonra sökülecek olan fire kısmı ve fire
kısmıyla asıl parça arasında yer almakta olan göz ayarlarıyla ilgili yapılacak değiĢiklikler
operatörün göz zorlanmasını azaltacaktır. Fire katının çok ince olması operatörü yoracağından
firenin 4 kat iplikten oluĢması ve en az 1 cm geniĢliğinde olması operatörün iĢini
kolaylaĢtıracaktır. Ayrıca seçilen ipliğin renginin ayırt edici özelliğinin olması görüĢ
açısından kolaylık sağlayacaktır. Mayların geçirileceği göz ayarının da mümkün olduğunca
açık yapılması operatörün zorlanmasını azaltacaktır.
5.2. Sırt ve Boyun ile Ġlgili Problemler
Remayöz istasyonlarında çalıĢanların eğilmelerine bağlı olarak çektikleri sırt ağrılarının
giderilmesi için mevcut plastik ve hiçbir ayarlama imkanı vermeyen sandalyelerin çalıĢanların
boyuna göre ayarlanabilir ve çalıĢanların arkalarına yaslanmalarına imkan verecek
sandalyelerle değiĢtirilmesi gerekmektedir.
ÇalıĢanların yanal olarak uzanarak iĢlenecek parçaları aldıkları derin kutuların da çalıĢanların
eğilmelerini engelleyecek yükseklikte yer alan daha alçak kutularla değiĢtirilmesi
gerekmektedir. Bu Ģekilde, çevrim zamanı oldukça düĢük olan bu iĢte sürekli eğilme
hareketinden doğacak rahatsızlıklar minimuma indirilebilecektir.
Diğer yandan çalıĢanların görme problemleri için getirilen tüm öneriler çalıĢanların iĢlenen
parçaya yakın durma ihtiyacını ortadan kaldıracak ve çalıĢanların daha rahat ve eğilmeden
normal vücut duruĢunda çalıĢmalarına imkan verecektir.
5.3. El ve Kollar ile Ġlgili Problemler
Remayöz istasyonlarında özellikle kol ağrılarının minimuma indirilmesi için yüksek tekrarlı
ve uzun süreli yapılan bu iĢte bir kol askısı kullanılarak kolların sürekli havada kalması
engellenmelidir. Kullanılacak askının tavandan uzanarak takılabilen ve ayarlanabilir olması
ve çalıĢana yeterli hareket esnekliği vermesi gerekmektedir.
Düzgün bilek duruĢu için çalıĢanın sandalye yüksekliğinin ayarlanması da önem taĢımaktadır.
Parçayı maylara takarken uygulanan kıstırma hareketine bağlı olarak çalıĢanların
parmaklarında meydana gelen acı ve hasarı engellemek için yüksük benzeri koruyucu araç
kullanımı teĢvik edilmelidir.
5.4. ĠĢ Organizasyonu ile Ġlgili Problemler
Tekrarlı hareketlerin monotonluğunu kırmak için iĢ rotasyonu uygulamasına geçilmelidir.
ÇalıĢanların kapasitelerinin üstünde çalıĢmalarına sebep olan performansa bağlı ücretlendirme
sistemi kaldırılmalıdır. ÇalıĢanlara potansiyel problemleri tanımalarını ve kendilerini
korumalarını sağlayacak eğitim verilmelidir. Gürültü sorununa yol açan sıkıĢık, basık ve çok
çeĢitli makinenin bir arada yer aldığı atölye düzeninden planlı, bölünmüĢ, yeterli alana sahip
çalıĢma düzenine geçilmelidir. Uzun vadede otomasyon desteğinden yararlanılmalıdır.
129
6. Sonuçlar ve Değerlendirmeler
Bu çalıĢmada genel olarak güvenli bir sektör olarak algılanan tekstil endüstrisi çalıĢanlarının
ne tür risklere maruz kaldıkları ve baĢlıca rahatsızlıklarının sebepleri konfeksiyon atölyesinde
yer alan bir remayöz iĢ istasyonunun incelenmesiyle örneklenmiĢtir. ÇalıĢma koĢullarının
olumsuz etkileri operatörlerde birikimli olarak rahatsızlıklara sebep olmaktadır. ÇalıĢma
remayöz makinesi operatörlerinin artan çalıĢma yıllarıyla birlikte bilek, omuz, boyun ve sırt
ağrısı çektiklerine dikkati çekmektedir. Uzun süreli incelikli çalıĢmanın gözler üzerindeki
olumsuz etkileri de ortaya konmuĢtur. Bu olumsuz etkileri azaltacak çözüm önerileri
incelemeler sonucunda sorunların kaynağına inilerek yapılmıĢtır.
7. Kaynaklar
Gunning J., Eaton J., Ferrier S., Frumin E., Kerr M., King A. and Maltby J., 2001.
Ergonomics Handbook for the Clothing Industry, Union of Needletrades, Toronto.
McAtamney, L. and Corlett, N., 1993. RULA: A survey method for the investigation of
work-related upper limb disorders, Applied Ergonomics, 24 (2), 91-99.
Moore, J. and Garg, A., 1995. The Strain Index: A proposed method to analyze jobs for risk
of distal upper extremity disorders, Am. Ind. Hyg. Assoc. J., 56, 443-458.
National Institute for Occupational Safety and Health (NIOSH), 1997. Elements of
Ergonomics Programs NIOSH Publication No: 97-117, National Institute of Occupational
Safety and Health, Cincinnati.
130
EVLE ĠLGĠLĠ ĠġLERDE VERĠMLĠLĠK: KADINLARIN ÇEVRESEL TASARIMA
ĠLĠġKĠN BĠLGĠ DÜZEYLERĠ
Velittin KALINKARA*, Nurten ÇEKAL
Pamukkale Üniversitesi, Denizli Meslek Yüksekokulu, DENĠZLĠ
ÖZET
Ev endüstriyel anlamda bir çalıĢma ortamı olmamasına karĢın yaĢamla ilgili pek çok
faaliyetin yürütüldüğü bir çevredir. Evde yürütülen faaliyetler enerji tüketimini, mekan, çevre
ve donanımın tasarımını gerektirir. Günümüzde mimari ve diğer tasarım çözümlemelerinde ve
evlerde özel faaliyet alanları için optimal çevreler yaratmada yeterli bilgi donanımına sahip
olunmasına karĢın, bu bilgiler aynı ölçüde tasarıma yansıtılamamaktadır. Uygun olmayan
tasarım ev iĢlerinde verimliliği azalttığı gibi, yaĢam tatminini de azaltır. Ġdeal olanı, evin
çevresel tasarımının bireylerin günlük ihtiyaçlarını karĢılaması ve potansiyellerini
yansıtmasına olanak vermesidir. Bu nedenle, çalıĢma ortamı ergonomik faktörler dikkate
alınarak tasarlandığında evle ilgili faaliyetler daha kolay ve verimli biçimde yapılabilir.
Uygun ekipman kullanılarak, araç-gereç, depolama yerleri ve biçimleri değiĢtirilerek ve
gereksiz iĢ adımları elemine edilerek iĢ büyük ölçüde kolaylaĢtırılabilir. Ġnsanların fiziksel
özellik, ilgi, beceri ve yeteneklerinin birbirinden farklı olması, çevresel etkenlere karĢı
duyarlılık ve etkilenme düzeyleri üzerinde etkili olur. Bireylerin çevresel koĢullara iliĢkin
bilgi düzeyleri, uygun ortamın yaratılmasında etkili olarak, mekanın ve donanımın kendilerine
uygun biçimde Ģekillenmesini sağlar.
Kadınların evle ilgili iĢlerde verimlilik artıĢında çevresel tasarıma iliĢkin bilgi düzeylerini
belirlemek amacıyla yapılan bu araĢtırma Denizli il merkezinde çalıĢan ve çalıĢmayan evli
kadınlar üzerinde yürütülmüĢtür. AraĢtırmaya kamu sektöründen 126 ve çalıĢmayan 136
olmak üzere toplam 262 kadın alınmıĢtır. Evle ilgili iĢlerde verimlilik artıĢında çevresel
tasarıma iliĢkin bilgi düzeyleri üzerinde kadına ve konuta iliĢkin özelliklerin etkisi
araĢtırılmıĢtır. Evle ilgili faaliyetleri zorlaĢtıran ve kolaylaĢtıran faktörlerin neler olduğu
sorgulanarak, tasarıma yönelik önerilerde bulunulmuĢtur.
Anahtar sözcükler: Verimlilik, ev iĢleri, çevresel tasarım
GĠRĠġ
Teknoloji hem fiziksel iĢi azaltma hem de zihinsel iĢ yükünü artırmada potansiyel sağlar.
YaĢam biçimi ile kadının eğitim ve çalıĢma durumundaki farklılıklar aile yaĢamı için
kompleks ortamlar yaratmaya katkıda bulunur. Ev iĢlerinin karmaĢık olduğunu bilmek,
tüketim ürünlerinin tasarımı ve seçimi, çalıĢma ortamının düzenlenmesi ve evle ilgili iĢler için
gerekli fiziksel iĢi önemli ölçüde azaltmaktadır. GeliĢtirilen yeni ekipmanlar ev iĢlerini
azaltmaktan çok çıktının kalitesini artırma amacındadır. Evde kullanılan teknolojiler yalnız
yaĢam standardını yükseltmekle kalmamıĢ, aynı zamanda ev iĢlerinin yönetimini de karmaĢık
hale getirmiĢtir (Steidl 1975; Kalınkara 1997).
Ev iĢlerinin yapılmasında, fiziksel çevre düzenlemesi önemlidir. Çevresel koĢullar iĢ akıĢını
olumlu ya da olumsuz etkileyebilir. Sahip olunan araç-gereç, ekipman ile konut alanları ve bu
alanların tasarımı gibi çevresel koĢullar iĢin yapılmasını etkiler. Ancak, mekanın ev iĢleri
*
[email protected]
131
üzerindeki etkisini belirlemek oldukça zor olmasına karĢılık, iyi tasarımlanmıĢ konut
alanlarının iĢleri kolaylaĢtırdığı ve yaĢam tatminini artırdığı bir gerçektir (Deacon and
Firebaugh 1975; Steidl 1972). Ev endüstriyel bir çalıĢma ortamı olmamasına karĢın yaĢamla
ilgili pek çok faaliyetin yürütüldüğü bir çevredir. Evde yürütülen faaliyetler enerji tüketimini,
mekan, çevre ve donanımın tasarımını gerektirir. Günümüzde mimari ve diğer tasarım
çözümlemelerinde ve evlerde özel faaliyet alanları için optimal çevreler yaratmada yeterli
bilgiye sahip olunmasına karĢın, bu bilgilerin tasarıma aynı ölçüde yansıtıldığını söylemek
olanaklı değildir. Uygun olmayan tasarım ev iĢlerinde verimliliği azalttığı gibi, yaĢam
tatminini de azaltır. Ġdeal olanı, evin çevresel tasarımının bireylerin günlük ihtiyaçlarını
karĢılaması ve potansiyellerini yansıtmasına olanak vermesidir. Bu nedenle, çalıĢma ortamı
ergonomik faktörler dikkate alınarak tasarlandığında evle ilgili faaliyetler daha kolay ve
verimli biçimde yapılabilir. Uygun ekipman kullanılarak, araç-gereç, depolama yerleri ve
biçimleri değiĢtirilerek ve gereksiz iĢ adımları elemine edilerek iĢ büyük ölçüde
kolaylaĢtırılabilir. Ġnsanların fiziksel özellik, ilgi, beceri ve yeteneklerinin birbirinden farklı
olması, çevresel etkenlere karĢı duyarlılık ve etkilenme düzeyleri üzerinde etkili olur.
Bireylerin çevresel koĢullara iliĢkin bilgi düzeyleri, uygun ortamın yaratılmasında etkili
olarak, mekanın ve donanımın kendilerine uygun biçimde Ģekillenmesini sağlar (Kalınkara vd
1997). Yapılan araĢtırmalar, çalıĢma ortamının yeniden düzenlenmesinin ya da çalıĢma
yönteminin değerlendirilmesinin evle ilgili faaliyetlerin daha kolay yürütülebileceğini ve
çalıĢanın verimliliğini artıracağını ortaya koymaktadır. Bu anlamda, konutun tasarımı
aĢamasında, donanımın yerleĢtirilmesinde ve çalıĢma ortamının düzenlenmesinde tasarımı
gerçekleĢtiren ve mekanı kullananların bilgileri önem taĢır.
MATERYAL VE YÖNTEM
Kadınların evle ilgili iĢlerde verimlilik artıĢında çevresel tasarıma iliĢkin bilgi düzeylerini
belirlemek amacıyla yapılan bu araĢtırma Denizli il merkezinde çalıĢan ve çalıĢmayan evli
kadınlar üzerinde yürütülmüĢtür. AraĢtırmaya kamu sektöründen 126 ve çalıĢmayan 136
olmak üzere toplam 262 kadın alınmıĢtır. Evle ilgili iĢlerde verimlilik artıĢında çevresel
tasarıma iliĢkin bilgi düzeyleri üzerinde kadına ve konuta iliĢkin özelliklerin etkisi
araĢtırılmıĢtır. Bilgi düzeyleri kesinlikle katılıyorum ve kesinlikle katılmıyorum arasındaki
5‟li derecelendirme ile yapılmıĢtır. Puanlama cevabın doğruluk durumuna göre 5‟den 1‟e
veya 1‟den 5‟e Ģeklinde değerlendirilmiĢtir. Evle ilgili faaliyetleri zorlaĢtıran ve kolaylaĢtıran
faktörlerin neler olduğu sorgulanarak, tasarıma yönelik önerilerde bulunulmuĢtur.
AraĢtırmada kadının evle ilgili iĢlerde verimlilik artıĢında çevresel tasarıma iliĢkin bilgi
düzeyleri üzerinde çalıĢma (t testi), öğrenim ve yaĢın etkisi (varyans analizi) araĢtırılmıĢtır.
BULGULAR
Genel bilgiler
Örneklemi oluĢturan kadınların % 48.1‟i herhangi bir kamu kurumunda çalıĢmakta, % 51.9‟u
ise ev kadınıdır. Kadınların yaĢları 19-68 arasında değiĢmektedir, ortalama yaĢ 34‟tür. Yüksek
öğrenim gören kadın oranı % 34.7, lise ve ilkokul öğrenimi görenlerin oranları birbirine eĢit
olup % 26.3‟tür. Kadınların % 12.6‟sı ise ortaokul öğrenimi görmüĢtür. Deneklerin %
51.5‟inin oturduğu konut kendilerine ait, % 48.5‟i kiracıdır. Kadınların % 69.1‟i apartman
dairesinde, % 19.8‟i müstakil konutta, % 4.2‟si dubleks konutta, % 6.9‟u ise gecekonduda
yaĢamaktadır. Yeni konutta oturanların oranı % 58.4, bakıma ihtiyacı olan konutta oturanların
oranı % 38.2, çok eski harap durumdaki konutta oturanların oranı % 1.9, yeni olmayıp ancak
bakıma da ihtiyacı olmayan konutta oturanların oranı ise %1.5‟tir.
Kadınların tasarıma ilişkin bilgi düzeyleri
Çizelge 1‟de kadınların evle ilgili iĢlerde verimliliğinin artırılmasında çevresel faktörlere
iliĢkin bilgi düzeyleri ele alınmıĢtır. Buna göre hem çalıĢan hem de çalıĢmayan kadınların
132
büyük çoğunluğunun “yetersiz ve uygun olmayan çalışma yüzeyi evle ilgili işlerde yorgunluğu
artırarak verimliliği azaltır”, “tezgah yüksekliğinin kadının boyutsal ölçülerine ve yapılan işe
uygun olmaması yorgunluğu artırır” ve “uygun çalışma yeri ve ekipman iş verimini
artırır”cümlelerine kesinlikle katıldıkları veya katıldıkları belirlenmiĢtir. Aynı Ģekilde,
kadınlar “konutun kalitesi iş verimini etkiler”, “konutun iyi planlanmaması yürünen mesafeyi
artırarak yorgunluğa neden olur”, “çalışma yüzeylerinin ayarlanabilir olması yorgunluğu
azaltarak iş verimini yükseltir”, “benzer objelerin birlikte depolanması iş verimini artırır“ ve
“depolama alanının yetersiz olması karışıklığa neden olarak evle ilgili işlerde verimliliği
azaltır” cümlelerine büyük ölçüde olumlu yanıt vermiĢlerdir.
Çizelge 1.Kadınların evle ilgili iĢlerde verimliliğinin artırılmasında çevresel faktörlere iliĢkin
bilgi düzeyleri (çalıĢma durumuna göre % olarak)
Evle ilgili iĢlere iliĢkin bilgi düzeyleri
Çalışma KK KT
KR KTM KKT
Yetersiz ve uygun olmayan çalıĢma yüzeyi evle ilgili
iĢlerde yorgunluğu artırarak verimliliği azaltır
Tezgah yüksekliğinin kadının boyutsal ölçülerine ve
yapılan iĢe uygun olmaması yorgunluğu artırır.
Tezgah uzunluğunun fazla olması yürünen mesafeyi
artırarak çalıĢanın verimini düĢürür.
Soğutucu, eviye ve ocak arasındaki mesafenin fazla
olması yürünen mesafeyi artırarak, çalıĢanın verimini
düĢürür.
ÇalıĢma üçgeni mesafesinin çok kısa olması iĢ
verimini düĢürür.
ĠĢ verimliliği ile araç-gerecin depolama yeri arasında
bir iliĢki yoktur.
Ağır ekipmanların yüksekte depolanması iĢ verimini
etkilemez.
Depolama alanının yetersiz olması karıĢıklığa neden
olarak evle ilgili iĢlerde verimliliği azaltır.
Benzer objelerin birlikte depolanması iĢ verimini
artırır.
Konutun iyi planlanmaması yürünen mesafeyi
artırarak yorgunluğa neden olur.
Uygun çalıĢma yeri ve ekipman iĢ verimini artırır.
Konutun kalitesi iĢ verimini etkiler
ÇalıĢma yüzeylerinin ayarlanabilir olması yorgunluğu
azaltarak iĢ verimini yükseltir.
ÇK
EK
ÇK
EK
ÇK
EK
ÇK
EK
55,6
56,6
54,0
55,1
22,2
22,1
19,8
18,4
37,3
38,2
38,1
39,0
31,7
18,4
30,2
18,4
3,2
,7
2,4
3,7
10,3
27,2
10,3
15,4
1,6
1,5
2,4
,7
26,2
21,3
28,6
40,4
2,4
2,9
3,2
1,5
9,5
11,0
11,1
7,4
ÇK
EK
ÇK
EK
ÇK
EK
ÇK
EK
ÇK
EK
ÇK
EK
ÇK
EK
ÇK
EK
ÇK
EK
15,9
13,2
8,7
11,0
14,3
6,6
44,4
33,1
41,3
47,8
41,3
39,7
51,6
55,1
44,4
55,9
46,0
52,2
29,4
25,0
18,3
8,8
15,9
11,8
38,1
47,8
47,6
45,6
47,6
41,9
39,7
36,8
43,7
31,6
45,2
36,8
15,9
23,5
13,5
18,4
6,3
16,2
5,6
12,5
3,2
4,4
5,6
10,3
3,2
7,4
7,9
8,1
4,8
4,4
34,1
25,0
39,7
41,9
46,8
38,2
8,7
3,7
5,6
,7
3,2
5,1
4,0
,0
3,2
3,7
3,2
2,9
4,8
13,2
19,8
19,9
16,7
27,2
3,2
2,9
2,4
1,5
2,4
2,9
1,6
,7
,8
,7
,8
3,7
ÇK=ÇalıĢan kadın (n=126) EK=Ev kadını (n=136)
Buna karĢılık, hem çalıĢan hem de çalıĢmayan kadınlar “iş verimliliği ile araç-gerecin
depolama yeri arasında bir ilişki yoktur” cümlesine katılmadıklarını ifade etmiĢlerdir. Ancak,
bu oran çalıĢanlarda % 59.5, çalıĢmayanlarda % 61.8 düzeyinde gerçekleĢmiĢtir. Bunun
dıĢında kalan kadınların (% 40.5-38.2) kararsız ya da katılmadıkları anlaĢılmaktadır. Benzer
yaklaĢım “ağır ekipmanların yüksekte depolanması iş verimini etkilemez” cümlesinde de
görülmektedir. “Tezgah uzunluğunun fazla olması yürünen mesafeyi artırarak çalışanın
verimini düşürür”, ”soğutucu, eviye ve ocak arasındaki mesafenin fazla olması yürünen
mesafeyi artırarak, çalışanın verimini düşürür” ve “çalışma üçgeni mesafesinin çok kısa
olması iş verimini düşürür” cümlelerine verilen yanıtlarda ise katılan, katılmayan ve
133
kararsızların birbirine yakın değerlerde olduğu belirlenmiĢtir. Bu durum, kadınların mutfak
büyüklüğü, çalıĢma üçgeni ve soğutucu-eviye-piĢirici mesafelerinin ne olması gerektiği
konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları ile ilintilidir (Çizelge 1).
ÇalıĢan ve çalıĢmayan kadınların evle ilgili iĢlerde verimliliğinin artırılmasında çevresel
faktörlere iliĢkin bilgi düzeyleri arasında fark olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan t
testinde “ağır ekipmanların yüksekte depolanması iş verimini etkilemez- t=2.060, F=4.910 p<
0.05” cümlesi dıĢında iki grup arasında farklılık olmadığı belirlenmiĢtir (p>0.05) (Çizelge 2).
Ancak, ortalama değerler ele alındığında “yetersiz ve uygun olmayan çalışma yüzeyi evle ilgili
işlerde yorgunluğu artırarak verimliliği azaltır”, “tezgah yüksekliğinin kadının boyutsal
ölçülerine ve yapılan işe uygun olmaması yorgunluğu artırır”, “uygun çalışma yeri ve
ekipman iş verimini artırır”, “konutun kalitesi iş verimini etkiler”, “çalışma yüzeylerinin
ayarlanabilir olması yorgunluğu azaltarak iş verimini yükseltir”, “konutun iyi planlanmaması
yürünen mesafeyi artırarak yorgunluğa neden olur”, “benzer objelerin birlikte depolanması iş
verimini artırır” ve “depolama alanının yetersiz olması karışıklığa neden olarak evle ilgili
işlerde verimliliği azaltır” cümlelerinde ortalamanın daha yüksek olduğu anlaĢılmaktadır
(Çizelge 2).
Çizelge 2. ÇalıĢan ve çalıĢmayan kadınların evle ilgili iĢlerde verimliliğinin artırılmasında
çevresel faktörlere iliĢkin bilgi düzeyleri arasındaki iliĢki (t testi)
Evle ilgili iĢlere iliĢkin bilgi düzeyleri
x
t
F
p
Yetersiz ve uygun olmayan çalıĢma yüzeyi evle ilgili iĢlerde
yorgunluğu artırarak verimliliği azaltır
Tezgah yüksekliğinin kadının boyutsal ölçülerine ve yapılan iĢe
uygun olmaması yorgunluğu artırır.
Tezgah uzunluğunun fazla olması yürünen mesafeyi artırarak
çalıĢanın verimini düĢürür.
Soğutucu, eviye ve ocak arasındaki mesafenin fazla olması
yürünen mesafeyi artırarak, çalıĢanın verimini düĢürür.
ÇalıĢma üçgeni mesafesinin çok kısa olması iĢ verimini düĢürür.
ĠĢ verimliliği ile araç-gerecin depolama yeri arasında bir iliĢki
yoktur.
Ağır ekipmanların yüksekte depolanması iĢ verimini etkilemez.
Depolama alanının yetersiz olması karıĢıklığa neden olarak evle
ilgili iĢlerde verimliliği azaltır.
Benzer objelerin birlikte depolanması iĢ verimini artırır.
Konutun iyi planlanmaması yürünen
yorgunluğa neden olur.
mesafeyi
artırarak
Uygun çalıĢma yeri ve ekipman iĢ verimini artırır.
Konutun kalitesi iĢ verimini etkiler
ÇalıĢma yüzeylerinin ayarlanabilir olması yorgunluğu azaltarak
iĢ verimini yükseltir.
*
4.421
4.441
4.373
4.456
3.310
3.191
3.191
3.000
3.175
3.000
2.564
2.493
2.643
2.324
4.119
4.044
4.198
4.375
4.222
4.103
4.357
4.456
4.278
4.382
4.325
.198
.027
.870
.816
1.457
.229
-.728
1.396
.238
-1.177
1.882
.171
-1.150
.196
.658
.465
.575
.449
2.060
4.910
.028*
-.607
3.026
.083
1.717
.920
.338
-1.034
.800
.372
1.029
1.297
.256
1.024
.655
.419
-.153
2.118
.147
4.309
p < 0.05
Farklı yaĢ grubundaki kadınların evle ilgili iĢlerde verimliliğinin artırılmasında çevresel
faktörlere iliĢkin bilgi düzeyleri arasında fark olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan
134
varyans analizinde “depolama alanının yetersiz olması karışıklığa neden olarak evle ilgili
işlerde verimliliği azaltır” cümlesinde 45 yaĢın üzerindeki kadınların bilgi düzeylerinin diğer
yaĢ gruplarına göre daha düĢük olduğu (F=2.773, p<0.05), buna karĢılık diğer üç yaĢ grubu
arasında farkın anlamlı olmadığı ortaya çıkmıĢtır (Çizelge 3). “Tezgah yüksekliğinin kadının
boyutsal ölçülerine ve yapılan işe uygun olmaması yorgunluğu artırır” cümlesinde ise yaĢ
ilerledikçe bilgi düzeyinde azalma olmasına karĢın farklılık anlamlı bulunmamıĢtır (p>0.05).
Çizelge 3. Farklı yaĢ grubundaki kadınların evle ilgili iĢlerde verimliliğinin artırılmasında
çevresel faktörlere iliĢkin bilgi düzeyleri arasındaki iliĢki (Oneway ANOVA)
Evle ilgili iĢlere iliĢkin bilgi düzeyleri
Kareler F
p
LSD
toplamı
Yetersiz ve uygun olmayan çalıĢma yüzeyi evle ilgili iĢlerde
yorgunluğu artırarak verimliliği azaltır
Tezgah yüksekliğinin kadının boyutsal ölçülerine ve yapılan iĢe
uygun olmaması yorgunluğu artırır.
Tezgah uzunluğunun fazla olması yürünen mesafeyi artırarak
çalıĢanın verimini düĢürür.
Soğutucu, eviye ve ocak arasındaki mesafenin fazla olması
yürünen mesafeyi artırarak, çalıĢanın verimini düĢürür.
ÇalıĢma üçgeni mesafesinin çok kısa olması iĢ verimini
düĢürür.
ĠĢ verimliliği ile araç-gerecin depolama yeri arasında bir iliĢki
yoktur.
Ağır ekipmanların yüksekte depolanması iĢ verimini etkilemez.
Depolama alanının yetersiz olması karıĢıklığa neden olarak evle
ilgili iĢlerde verimliliği azaltır.
Benzer objelerin birlikte depolanması iĢ verimini artırır.
Konutun iyi planlanmaması yürünen mesafeyi artırarak
yorgunluğa neden olur.
Uygun çalıĢma yeri ve ekipman iĢ verimini artırır.
Konutun kalitesi iĢ verimini etkiler
ÇalıĢma yüzeylerinin ayarlanabilir olması yorgunluğu azaltarak
iĢ verimini yükseltir.
YaĢ grubu= 1: ≤25, 2:26-35, 3: 36-45, 4: 46≥
2.545
1.218
.304
4.962
2.500
.060
2.690
.516
.672
2.396
.463
.709
8.646
.929
.125
3.435
.754
.521
1.831
.381
.767
8.100
2.773
.042
1.649
.787
.502
2.538
.971
.407
.120
.066
.978
2.403
1.176
.319
3.842
1.678
.172
1-4, 2-4,
3-4
Sd=3
Farklı öğrenim grubundaki kadınların evle ilgili iĢlerde verimliliğinin artırılmasında çevresel
faktörlere iliĢkin bilgi düzeyleri arasında fark olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan
varyans analizinde “konutun iyi planlanmaması yürünen mesafeyi artırarak yorgunluğa neden
olur” cümlesinde ilk öğrenim görenlerle ortaokul ve üniversite öğrenimi görenler arasında
fark anlamlı bulunmuĢtur (F= 3.374, p<0.02). “Depolama alanının yetersiz olması karışıklığa
neden olarak evle ilgili işlerde verimliliği azaltır” cümlesinde ise ilk öğrenim görenlerle lise
öğrenimi görenler arasında farklılık bulunduğu anlaĢılmaktadır (F=3.015, p<0.03). Bu durum
her iki cümlede de ilk öğrenim görenlerin diğer öğrenim gruplarına göre daha düĢük bilgi
düzeyine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Çoğu cümlede ilk öğrenim görenlerin bilgi
düzeyi düĢük olmasına karĢın fark anlamlı değildir.
135
Çizelge 4. Farklı öğrenim grubundaki kadınların evle ilgili iĢlerde verimliliğinin
artırılmasında çevresel faktörlere iliĢkin bilgi düzeyleri arasındaki iliĢki (Oneway ANOVA)
Evle ilgili iĢlere iliĢkin bilgi düzeyleri
Kareler F
p
LSD
toplamı
Yetersiz ve uygun olmayan çalıĢma yüzeyi evle ilgili iĢlerde
yorgunluğu artırarak verimliliği azaltır
Tezgah yüksekliğinin kadının boyutsal ölçülerine ve yapılan iĢe
uygun olmaması yorgunluğu artırır.
Tezgah uzunluğunun fazla olması yürünen mesafeyi artırarak
çalıĢanın verimini düĢürür.
Soğutucu, eviye ve ocak arasındaki mesafenin fazla olması
yürünen mesafeyi artırarak, çalıĢanın verimini düĢürür.
ÇalıĢma üçgeni mesafesinin çok kısa olması iĢ verimini
düĢürür.
ĠĢ verimliliği ile araç-gerecin depolama yeri arasında bir iliĢki
yoktur.
Ağır ekipmanların yüksekte depolanması iĢ verimini etkilemez.
Depolama alanının yetersiz olması karıĢıklığa neden olarak evle
ilgili iĢlerde verimliliği azaltır.
Benzer objelerin birlikte depolanması iĢ verimini artırır.
Konutun iyi planlanmaması yürünen mesafeyi artırarak
yorgunluğa neden olur.
Uygun çalıĢma yeri ve ekipman iĢ verimini artırır.
Konutun kalitesi iĢ verimini etkiler
ÇalıĢma yüzeylerinin ayarlanabilir olması yorgunluğu azaltarak
iĢ verimini yükseltir.
Öğrenim durumu= 1: Ġlkokul, 2: Ortaokul, 3:Lise, 4:Üniversite / Yüksekokul
2.857
1.369
.253
3.254
1.623
.184
4.463
.860
.462
2.852
.551
.648
9.124
2.038
.109
6.660
1.474
.222
2.590
.540
.656
8.784
3.015
.031
3.052
1.467
.224
8.580
3.374
.019
3.502
1.958
.121
1.298
.631
.595
3.663
1.599
.190
1-3
1-2, 14
Sd=3
Evle ilgili iĢleri kolaylaĢtıran ve zorlaĢtıran çevresel etkenler
Kadınların evle ilgili iĢleri yürütürken karĢılaĢtıkları zorlanmaların çevreden kaynaklanan
nedenleri sorgulanmıĢ ve Çizelge 5‟de verilmiĢtir. Çizelgeden anlaĢılacağı gibi kadınların
büyük çoğunluğu her 3 tercihi de iĢaretlemiĢ, % 3.2 ve daha azı ise tercih yapmada
zorlanmıĢtır. Buna göre evle ilgili iĢleri kolaylaĢtıran çevresel etkenler arasında ilk sırayı 68.7
tercih yüzdesi ile “iş kolaylaştırıcı, kaliteli araçlara sahip olma” almakta, bunu % 42.7 ile
“çalışma yüzeyinin yeterli ve uygun olması” ve % 38.5 ile “depolama alanlarının yeterli ve
uygun olması” izlemektedir. Genel tercih %‟sinde de “odalar arasındaki ve odalardaki
sirkülasyonun uygun olması” 14.9 tercih %‟si ile son sırayı almaktadır.
Tercih sırası incelendiğinde “çalışma yüzeyinin yeterli ve uygun olması” % 24.8 oranı ile ilk
sırayı almakta, bunu % 22.1 ile “iş kolaylaştırıcı, kaliteli araçlara sahip olma” ve % 17.6 ile
“konutun yeni ve yapının kaliteli olması” izlemektedir. Tercihte ikinci sıranın baĢında % 27.5
oranı ile “iş kolaylaştırıcı, kaliteli araçlara sahip olma” gelmektedir. Bunu % 20.2 oranı ile
“depolama alanlarının yeterli ve uygun olması” ve % 10.3 oranı ile “ekipmanların yerinin ve
işin yapıldığı ortamın uygun olması” izlemektedir. Tercihte üçüncü sıranın baĢında % 19.1
oranı ile “iş kolaylaştırıcı, kaliteli araçlara sahip olma” gelmekte, bunu % 12.6 ile “konutta
çevresel faktörlerin (sıcaklık, nem, gürültü, aydınlatma vb.) uygun olması” gibi termal çevre
faktörleri ve % 11.1 ile “konut alanının ve konuttaki oda sayısının uygun olması” takip
etmektedir.
136
ĠĢin kolaylaĢtırılmasında en az etkili olanlarda ilk tercih % 1.5 ile “odalar arasındaki ve
odalardaki sirkülasyonun uygun olması”, ikinci tercihte % 3.1 oranı ile “konutta çevresel
faktörlerin (sıcaklık, nem, gürültü, aydınlatma vb.) uygun olması” ve üçüncü tercihte ilk sırayı
% 6.5 ile “ekipmanların yerinin ve iĢin yapıldığı ortamın uygun olması” almaktadır.
Çizelge 5. Evle ilgili iĢleri kolaylaĢtıran ve zorlaĢtıran çevresel etkenler
Çevresel etkenler
I.
II.
III.
Tercih
ĠĢi kolaylaĢtıran etkenler
Tercih Tercih Tercih %’si
ÇalıĢma yüzeyinin yeterli ve uygun olması
24.8
8.00
9.9
42.7
Depolama alanlarının yeterli ve uygun olması
8.0
20.2
10.3
38.5
ĠĢ kolaylaĢtırıcı, kaliteli araçlara sahip olma
22.1
27.5
19.1
68.7
Ekipmanların yerinin ve iĢin yapıldığı ortamın uygun 7.3
10.3
6.5
24.0
olması
Mobilyaların ve yer döĢemelerinin uygun olması
4.2
9.2
9.9
23.3
Konut alanının ve konuttaki oda sayısının uygun 4.2
8.4
11.1
23.7
olması
Odalar arasındaki ve odalardaki sirkülasyonun uygun 1.5
3.8
9.5
14.9
olması
Konutta çevresel faktörlerin (sıcaklık, nem, gürültü, 9.9
3.1
12.6
25.6
aydınlatma vb.) uygun olması
Konutun yeni ve yapının kaliteli olması
17.6
6.5
6.9
30.9
99.6
97.0
96.8
Toplam
ĠĢi zorlaĢtıran etkenler
ÇalıĢma yüzeyinin yetersiz ya da uygun olmaması
20.3
7.3
8.0
35.6
Depolama alanlarının yetersiz veya uygun olmaması 9.2
18.7
10.3
38.2
ĠĢ kolaylaĢtırıcı ekipmanlara sahip olmama
19.1
21.0
15.3
55.4
ĠĢ ile ilgili ekipmanların ve iĢin yapıldığı ortamın 10.8
10.3
6.4
27.5
uygun olmaması
Mobilyaların ve yer döĢeme malzemelerinin uygun 2.3
6.1
7.6
16.0
olmaması
30.9
Odaların kalabalık ve düzensiz olması
8.0
13.4
9.5
Oda sayısının yetersiz ya da fazla olması
4.6
8.0
13.4
26.0
Oda büyüklüklerinin uygun olmaması
1.2
2.7
9.1
13.0
Konutta çevresel faktörlerin (sıcaklık, nem, gürültü, 7.3
5.0
7.6
19.9
aydınlatma vb.) uygun olmaması
Konutun eski ve yapının kalitesiz olması
17.2
6.1
11.1
34.4
100.0
98.6
98.3
Toplam
ĠĢi zorlaĢtıran etkenler incelendiğinde; tercih %‟sinde ilk sırayı % 55.4 ile “iş kolaylaştırıcı
ekipmanlara sahip olmama” almakta, bunu % 38.2 oranı ile “depolama alanlarının yetersiz
veya uygun olmaması” ve % 35.6 ile “çalışma yüzeyinin yetersiz ya da uygun olmaması”
izlemektedir. Buna karĢılık, 13.0 tercih %‟si ile “oda büyüklüklerinin uygun olmaması” iĢi
zorlaĢtırmada en az etkili faktör olarak ortaya çıkmıĢtır.
Tercih sırası incelendiğinde % 20.3 ile “çalışma yüzeyinin yetersiz ya da uygun olmaması” iĢi
zorlaĢtıran en önemli etken olarak görülmektedir. Bunu, % 19.1 ile “iş kolaylaştırıcı
ekipmanlara sahip olmama” ve % 17.2 ile “konutun eski ve yapının kalitesiz olması”
izlemektedir. “Mobilyaların ve yer döşeme malzemelerinin uygun olmaması”nın iĢi
zorlaĢtırmada çok etkili olmadığı anlaĢılmaktadır (% 2.3). Tercihte ikinci sıranın baĢında %
21.0 ile “iş kolaylaştırıcı ekipmanlara sahip olmama” gelmektedir. Bunu % 18.7 ile
“depolama alanlarının yetersiz veya uygun olmaması” ve % 13.4 ile “odaların kalabalık ve
137
düzensiz olması” izlemektedir. Tercihte üçüncü sıranın baĢında % 15.3 ile “iş kolaylaştırıcı
ekipmanlara sahip olmama” gelmektedir. Bunu % 13.4 ile “oda sayısının yetersiz ya da fazla
olması” ve % 11.1 ile “konutun eski ve yapının kalitesiz olması” izlemektedir.
ĠĢin zorlaĢtırılmasında en az etkili olanlarda ilk tercih % 1.2 ile ikinci tercihte % 2.7 oranı ile
“oda büyüklüklerinin uygun olmaması” ve üçüncü tercihte ilk sırayı % 6.4 ile “iş ile ilgili
ekipmanların ve işin yapıldığı ortamın uygun olmaması” almaktadır.
Kadınların evle ilgili iĢleri kolaylaĢtırdıklarını düĢündükleri çevresel faktörler üzerinde
çalıĢmanın ve öğrenim durumunun etkisi incelendiğinde; “çalışma yüzeyinin” ve “depolama
alanlarının yeterli ve uygun olması”, “iş kolaylaştırıcı, kaliteli araçlara sahip olma” ve
“konutun yeni ve yapının kaliteli olması” özellikle çalıĢan ve öğrenim düzeyleri yüksek olan
kadınlar tarafından dikkate alınan bir durumdur ve aradaki fark istatistiki olarak da önemlidir
(p<0.05).
Kadınların evle ilgili iĢleri zorlaĢtırdıklarını düĢündükleri çevresel faktörler incelendiğinde;
“konutun eski ve yapının kalitesiz olması” ve “oda sayısının yetersiz ya da fazla olması” evle
ilgili iĢleri zorlaĢtıran en önemli ve ikinci derecede önemli etmen olarak değerlendirilmiĢtir.
Bu değerlendirmede çalıĢmayan kadınların oranı çalıĢanların yaklaĢık 3 katı kadardır (p<0.01)
ve öğrenim düzeyleri çalıĢanlara göre oldukça düĢüktür.
SONUÇ
AraĢtırma sonuçları dikkate alındığında; çalıĢan ve çalıĢmayan kadınların evle ilgili iĢlerde
verimliliğin artırılmasında çevresel faktörlere iliĢkin bilgi düzeyleri çalıĢanlarda yüksek
olmasına karĢın birkaç soru dıĢında bu istatistiki olarak anlamlı bulunmamıĢtır. Aynı Ģekilde
yaĢ ve öğrenim durumunun etkisi de “depolama alanının yetersiz olması karışıklığa neden
olarak evle ilgili işlerde verimliliği azaltır” ve “konutun iyi planlanmaması yürünen mesafeyi
artırarak yorgunluğa neden olur” cümleleri dıĢında anlamlı değildir.
Buna karĢılık, çalıĢan kadınlar için “çalıĢma yüzeyinin” ve “depolama alanlarının yeterli ve
uygun olması”, “iĢ kolaylaĢtırıcı, kaliteli araçlara sahip olma” ve “konutun yeni ve yapının
kaliteli olması” gibi evle ilgili özellikler iĢlerin kolaylaĢtırılmasında önem taĢımaktadır.
“Konutun eski ve yapının kalitesiz olması” ve “oda sayısının yetersiz ya da fazla olması” ise
evle ilgili iĢleri zorlaĢtıran en önemli faktörler olarak belirlenmiĢtir.
Bu sonuçlara göre konutun yeni, yeterli çalıĢma yüzeyi ve depolama alanlarının olduğu ve iĢ
kolaylaĢtırıcı araçlara sahip konutlar çalıĢan kadınlar için önem taĢırken, çalıĢmayan kadınlar
planlama ve depolama alanı ile ilgili özelliklerden çok konuttaki oda sayısı, konutun
büyüklüğü vb. gibi faktörlerle ilgilenmektedirler. Bu durum çalıĢan ve öğrenim düzeyi yüksek
kadının konuta bakıĢ açısını ortaya koymakta, daha teknolojik ve donanımlı yeni konutları
tercih ettiklerini göstermektedir.
KAYNAKLAR
Deacon, R.E. and Firebaugh, F.M., 1975. Home Management Context and Concept.
Houghton Mifflin Company, Boston.
Kalınkara, V., 1997. Ev iĢlerinde verimliliğin artırılması: Ġnsan-çevre faktörleri yaklaĢımı.
Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, 3:75-86.
Kalınkara, V., Ersoy, A.F. ve Nazik, H., 1997. Evde iĢ kolaylaĢtırma ve donanım tasarımı.
Ulusal Ev Ekonomisi Kongresi, 6-7 Kasım 1997, Ankara. (s.180-188).
Steidl, R.E., 1972. Difficulty factors in homemaking tasks: Implications for environmental
design. Human Factors, 14(5): 471-482.
Steidl, R.E., 1975. Complexity of homemaking tasks. Home Economics Research Journal,
3(4): 223-240.
138
YAġLI KADIN VÜCUT ÖZELLĠKLERĠNE UYGUN GĠYSĠ TASARIM VE
ÜRETĠMĠNDE KULLANILABĠLECEK YÖNTEM VE UYGULAMALAR
Sevil KĠġOĞLU, Birsen ÇĠLEROĞLU*, NeĢe Y. ÇEĞĠNDĠR
Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi, Giyim Endüstrisi ve Moda Tasarımı Eğitimi
Bölümü
ÖZET
Son yıllardaki bilimsel ve teknolojik geliĢmeler, insanların çevre ve yaĢam kalitesinin
iyileĢmesini sağlamıĢ, yaĢam sürelerini yükseltmiĢtir. Buna bağlı olarak Dünyada ve
Türkiye‟de yaĢlı nüfusun artıĢı, bu gruptaki insanların ihtiyaçlarına yönelik beklentileri de
artırmıĢtır. Giyinme, insanların temel gereksinimleri içerisinde değerlendirilmektedir.
YaĢın ilerlemesi ile birlikte vücutta meydana gelen anatomik ve fizyolojik değiĢimlerin
bireylerin, vücut özelliklerinde farklılaĢmalara neden olduğu bilinmektedir. Bu değiĢimler
vücuda uyumlu olması beklenen giysilerin özelliklerini de etkilemektedir. Giysilere yönelik
beklentilerin karĢılanmasında en önemli unsur giysinin vücut ölçülerine uyumudur. Amaca
yönelik hazırlanacak giysilerin ölçümlendirme, tasarım, üretim faaliyetleri bu değiĢimler
dikkate alınarak gerçekleĢtirilmelidir.
Bu çalıĢmada 60 yaĢ ve üstü yaĢlı kadınların vücut özelliklerine uygun giysi tasarımı ve
üretiminde kullanılabilecek yöntemler ve tasarlanmıĢ giysi örneklerine ait uygulamalar
sunulmuĢtur. Bu amaçla yaĢlı kadın vücut ölçülerine ve giysilerden beklentilerine iliĢkin
olarak yapılmıĢ araĢtırmaların sonuçları dikkate alınarak giysi tasarımları ve üretimleri
yapılmıĢtır. Üretimi yapılan giysi örnekleri yaĢlı kadınlar tarafından değerlendirilmiĢ ve
sonuçları sunulmuĢtur.
Anahtar Sözcükler: Ölçümlendirme, YaĢlılık, Giysi Tasarımı.
GĠRĠġ
Maddi kültür öğelerinden ve insanın sahip olduğu ilk nesnelerden olan giysi, günümüzde hem
estetik hem de iĢlevsellik açısından tasarım ile bir bütün olarak değerlendirilmektedir. YaĢam
kalitesinin arttırılmasına katkı sağlayacak her alanda etkin olan ergonomi bilimi giysi
tasarımlarında tasarımın insana uyumunda gerekli öğeleri vurgular. Bu konuda yapılan
araĢtırmalar; tasarlanan giysilerin vücuda uyumlu olmasının moda çizgilerini taĢımasından
daha çok talep edildiğini belirtmektedirler. Hazır giyim ürünlerini de kapsayan endüstriyel
tasarımın temelini; hedef kitlenin ihtiyaç ve beklentilerini karĢılayabilme özelliği
oluĢturmaktadır. Hedef kitlenin özel durum ve farklılıklara sahip olması yapılan tasarım
faaliyetlerinin beklentileri karĢılama gerekliliğini daha önemli hale getirmektedir. Özellikle
yaĢlı bireyler için yapılacak giysi tasarımlarında fonksiyonelliğin dikkate alınması, yaĢam
kalitesini ve kullanılan ürünlere ait memnuniyeti arttıracaktır.
Ġnsan yaĢamının doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olan yaĢlanma; bireyin fizyolojisi, zihinsel
yetenekleri ve sosyal iliĢkilerinde değiĢmelere neden olan bir süreçtir. Bu süreçte giysi
tasarımı ve üretimi açısından da bilinmesi gerekli olan değiĢiklikler;
*
[email protected]
139








Kemik uçlarında oluĢan bozulmalar ve eklem dokularında meydana gelen değiĢiklikler
hareket güçlüklerine neden olmaktadır.
Hareketlerin dengesi ve zamanlamasında değiĢiklik ve zayıflamalar oluĢmaktadır.
Omurga ve disklerde oluĢan dejenerasyon sonucu vücut duruĢunda öne doğru eğilme
ve boyda kısalma meydana gelmektedir.
Göğüsün geniĢliği ve derinliği arasındaki iliĢki azalmaktadır.
Omuz boyun hizasından aĢağı düĢmekte ve omuz baĢları yuvarlak bir görünüm
kazanmaktadır.
Metabolizmanın yavaĢlaması sonucu ağırlık artmakta, göğüs, karın ve kalça ölçüleri
geniĢlemektedir.
Fizyolojik değiĢiklikler sonucu kas hareketleri yavaĢlamaktadır.
Ciltte kuruluk ve hassasiyet oluĢmaktadır (Vural, Çivitci:2003)
YaĢlanma ile ortaya çıkan bu değiĢikliklerin yaĢlıların giyim özelliklerinde de dikkate
alınması, onların yaĢamlarını kolaylaĢtırması ve yaĢam kalitelerini yükseltmesi bakımından
önemlidir (Park, 1989).
Hazır giyim üretici ve satıcıları ile ilgili pazarı tanımak ve yaĢlı kadınların giyim ihtiyaçlarını
saptamak amacı ile Ġsveçli kadınlar üzerinde yapılan bir pazar araĢtırmasında 65 yaĢ ve üstü
kadınların % 46‟sının bedenlerine uygun, % 51‟inin ise modern giysiler bulmakta
zorlandıklarını ve gri renkli yaĢlı kadın tarzındaki giysiler ile sınırlandırılmaktan
hoĢlanmadıkları belirlenmiĢtir. (Rosenblad v.d.:1986, Aktaran Özdipçiner:)
Türkiye‟de yapılan araĢtırmalarda da yaĢlı kadın tüketicilerin çoğunluğunun giysilerini hazır
aldıkları belirlenmiĢtir. Yine Türkiye‟de yapılan araĢtırmalar yaĢlı kadınların giysilerinde
kahverengi, siyah, lacivert gibi koyu renkleri tercih ettiklerini ortaya çıkarmıĢtır(Vural
v.d.2001,Özgen ve Ufuk:1999 )
Hazır giyim sektöründeki geliĢmeler toplumun bütününde olduğu gibi yaĢlı kadın tüketicilerin
tercihlerini de bu yönde kullanmalarını beraberinde getirmiĢtir. Ancak yaĢlı tüketicilerin
eğiliminin hazır giysilerin kullanımından yana olmasına rağmen hazır giyim sektörünün bu
beklentilere yeterince cevap verebildiği söylenemez.
YaĢlı kadınların giysilerinden duydukları rahatsızlıkları dile getirirken özellikle giysilerinin;
 Vücut özelliklerine uymadığından kullanım rahatlığına sahip olmadıkları,
 Moda çizgilerini yansıtmadıkları ve
 Sıkıcı görünüm taĢıdıklarını belirtmektedirler (Vural ve Çivitci 2003, Akaydın ve
Kutlu:2001).
YaĢlı bireylerin dıĢ ortam ısısına uyum güçlükleri, kötü hava koĢullarından olumsuz yönde
etkilenmeleri, dermatolojik sorunları, bakteriyel ortamlardan fazla etkilenme gibi çeĢitli
kısıtlarını gidermek amacıyla teknik tekstillerin kullanımını değerlendiren çalıĢmalarda
özellikle; renk ve tutum haslığı yüksek, termal konforlu ve yüksek performanslı tekstil
yüzeylerinin kullanımı önerilmektedir (GürĢahbaz ve Aydın:2001). Bu ürünlerin kullanımıyla
yaĢlıların giysilerinin sağlık ve kullanım rahatlığı açısından ihtiyaç ve beklentilerini karĢılama
düzeyi artacak Bunun yanı sıra maliyetleri yükselecektir.
YaĢlı kadın vücut ölçüleri üzerinde yapılan bir araĢtırmaya göre; vücutlarında çeĢitli yapısal
değiĢimler yaĢanmasına rağmen bireylerin vücut ölçüleri birbirleriyle iliĢkilidirler ve bazı
ölçüler temel ölçüler yardımıyla yordanabilmektedir. Bu kitleye yönelik olarak yapılacak ölçü
140
standardizasyonu çalıĢmalarında giysi kalıbı oluĢturmada kullanılan temel ölçüler ile
yordanabilmesi güç olan ölçülerin alınması önerilmektedir (Vural, Çileroğlu, Çoruh:2004).
Alınacak ölçü sayısı sınırlandırılsa bile ölçü standardizasyonu çalıĢmaları zaman ve emek
maliyeti yüksek olan çalıĢmalardır. Ancak bu çalıĢmalar gerçekleĢtirilinceye kadar bireylerin
ihtiyaçları en iyi düzeyde giderilebilmelidir. Bu nedenlerle sunulan bu çalıĢmada yaĢlı
kadınların vücutlarında oluĢan değiĢimlerin giysi üretimi açısından gerektirdiği uygulamalar
belirlenmeye çalıĢılmıĢtır.
YÖNTEM
Bu araĢtırma Ankara ilinde yaĢayan 60 yaĢ ve üstü yaĢlı kadınların giysilerinin kullanımında
yaĢadıkları sorunlarının ve beklentilerinin belirlenmesi sonucunda bu hedef kitle için
gerçekleĢtirilecek tasarım ve üretim faaliyetlerinde yer alabilecek yöntem ve uygulamalara
iliĢkin ipuçları oluĢturmaya ve hazır giyim üreticilerinin konuya dikkatlerini çekebilmeye
yönelik olarak planlanıp yürütülmüĢtür. AraĢtırmacıların konu ile ilgili yaptıkları diğer
araĢtırma bulguları ve farklı araĢtırmaların sonuçları da değerlendirilerek ürün tasarımları
değil yapılacak tasarımlarda kullanılabilecek, giysilerin iĢlevselliği ve kullanım rahatlığı
sağlamaya yönelik bazı temel uygulamaları içermektedir.
YaĢlı kadınların giysi temin etme durumlarının belirlendiği araĢtırmalarda yaklaĢık % 60 ve
daha fazla oranlarda hazır giyim ürünlerini tercih ettiklerinin belirlenmiĢ olması sonucu bu
çalıĢma hazır giyim sektöründe yapılacak tasarım / üretim yöntem ve uygulamalarına yönelik
olarak gerçekleĢtirilmiĢtir.
Uygulamalarda, 60 yaĢ ve üzeri kadınların giysilerinden Ģikayet ve beklentilerine ait görüĢleri
ile yaĢlılık döneminin kısıtları dikkate alınmıĢtır. Ayrıca önerilen uygulamaların araĢtırmaya
katılan bir grup yaĢlı kadın tarafından değerlendirilmesi yapılmıĢ ve sonuçları sunulmuĢtur.
BULGULAR
AraĢtırma kapsamındaki kadınların ihtiyaçlarını karĢılayabilecek giysi tasarım ve üretiminde
kullanılması önerilecek tekniklerin belirlenmesi amacıyla bu kadınların giysilerinde rahatsız
oldukları unsurlar, günlük aktivitelerini yerine getirmede karĢılaĢtıkları sorunlar ve
giysilerinden beklentileri konusunda elde edilen bulgular aĢağıda ki tablolarda sunulmuĢtur.
Tablo I. Kullandıkları Giysilerde En Çok
Tablo II. Günlük Aktivitelerinde En Çok
Rahatsız Oldukları Unsurlar
YaĢadıkları Kısıt Ve Rahatsızlıklar
Rahatsız Olunan Unsurlar
f
%
Kısıt Ve Rahatsızlıklar
f
%
Günlük aktivitelere uygun 40 36.4
Kol ve bacak hareketlerinde
33 30
olmamaları
Eğilip doğrulma hareketlerinde 60 54.6
Giyinip-soyunmada güçlük
48 43.6
Oturup kalkma hareketlerinde 17 15.4
Modellerinin güncel olmaması 22 20
Toplam
110 100
Toplam
110 100
Tablo III. Giysilerinden Beklentileri
Beklentiler
Vücut ölçü ve özelliklerine uyum
Giyinme ve kullanım esnasında rahatlık sağlaması
Estetik ve güncel çizgiler taĢıması
Fiyatının uygun olması
Ġç çamaĢırlar vücudu sıkmadan sarması
Ġç çamaĢırlar vücuda form vermesi
Ġç çamaĢırlar sıhhi kumaĢlardan yapılmıĢ olması
141
f
110
110
102
97
95
78
98
%
100
100
93
88
86
70
89
60 ve üzeri yaĢtaki kadınların giysilerinde yaĢadıkları sorunlar ve bu giysilerden beklentileri
konusunda elde edilen sonuçlar daha önce yapılmıĢ araĢtırma sonuçlarıyla paralellik
göstermektedir (Akaydın ve Kutlu:2001, Vural v.d.2001,Özgen ve Ufuk:1999 ). YaĢanılan
sorun ve beklentilerin benzer nitelik taĢıması hazır giyim sektörünün belirtilen hedef kitleye
yönelik ürünlerini tüketicilere yeterli oranda ulaĢtırmadığı sonucunu düĢündürmektedir.
Belirlenen sorunlar, kısıtlar ve beklentiler dikkate alınarak hazır giyim sektöründe yaĢlı
tüketiciler için üretim yapan firmalara önerilen yöntem ve uygulamaların yaĢlılık döneminin
kalitesini arttıracağı düĢünülmektedir.
142
143
144
YaĢlı kadınların en çok kullandıkları giysilerden olan etek üretiminde güncel ve Ģık çizgilerin
yanı sıra rahat giyilip soyunulabilecek Ģekilde eteğin her iki yan dikiĢinde de gizli fermuar
kullanılabilir ya da ikinci örnekte olduğu gibi yine iki yanda cep görüntüsü verilen giyinme
açıklıkları yapılmalıdır. Böylece özellikle kadınlarda kilo artıĢının karın çevresinde
odaklanması sonucu bacaklarla karın arasındaki ölçü geniĢlemesinin giyinmeyi zorlaĢtırıcı
etkisi azaltılmıĢ olur.
Yine sıklıkla tercih edilen giysilerden olan pantolonun giyinme ve bazı günlük ihtiyaçların
yerine getirilmesinde kolaylık sağlaması amacıyla ütü hattı üzerinde normal fermuar boyunda
ya da hareket kısıdı fazla olan bireyler için ayak ucuna kadar uzanan her iki paçada da yer
alan fermuarlar kullanılabilir. Pantolon ağlarında; kilo artıĢıyla birlikte uzayan ağ çevresini
karĢılaması için geniĢletme ve derinleĢtirme uygulamaları yapılmalıdır. Bel hattı; geniĢleyen
karın çevresinde kesin olarak belirlenemediği için, giysilerin belde istem dıĢı hareketini
önlemek amacıyla model özelliğine uygun olarak yükseltilebilir. Vücut duruĢunun öne doğru
eğilmesi ve omuzun düĢmesi nedeniyle kol evi geniĢletilmeli, omuz baĢları yuvarlaklaĢtığı
için kola daha basık bir form kazandırılmalıdır.
Ġç çamaĢırlarının, üst giysilerde görüntü düzgünlüğü elde etmek amacıyla kan basıncına
olumsuz etkide bulunmayacak oranda vücudu sarması sağlanmalıdır. Hareket rahatlığı
gereken bölgelere çeĢitli kup uygulamaları ve verev kesimler kullanılarak bu özellikler
kazandırılabilir.
145
Ayrıca yaĢlıların ısı hassasiyetlerinin giderilmesi amacıyla kullanımı yük getirmeyecek
yaĢamı kolaylaĢtırıcı giysi örnekleri de tasarlanmalı ve üretilmelidir. Sunulan örnek
kullanılması ve kontrolü yaĢlılar için daha güç olan Ģala alternatif olarak düĢünülmüĢtür.
Sunulan bu uygulamalar araĢtırma kapsamındaki kadınlardan bir grubun görüĢlerine sunulmuĢ
ve aĢağıdaki sonuçlara ulaĢılmıĢtır.
Kadınların büyük çoğunluğu;
 Pantolon ağı ve kol oyuntusundaki yaĢadıkları hareket kısıtlarının giderileceğini,
 Ġç çamaĢırlarının daha sıhhi kumaĢlarda kullanıldığı taktirde vücutlarını sarmasından
memnun olacaklarını,
 Önerilen fermuar açıklıklarının Ģık ve kullanıĢlı olduğunu,
 Giysilerinde cep kullanımının sürekli yanlarında taĢımak istedikleri malzemeler için
(ilaç, para, anahtar v.b.) çok gerekli olduğunu,
 ġal yerine önerilen giysi modellerinin kullanılabileceğini ifade etmiĢlerdir.
Bu konuda üreticilerin ürün yelpaze ve özelliklerini geliĢtirecek giriĢimlerde bulunmaları
gerektiği düĢünülmektedir.
SONUÇ
YaĢlıların yaĢamlarını bağımsız ya da daha az bağımlı bir Ģekilde sürdürebilmeleri için etkili
bir sosyal hizmet ve destek sistemi ile iyi tasarlanmıĢ bir çevre ve ürünlere ihtiyaçları vardır.
Çevrenin insana uyumlulaĢtırılması amacını taĢıyan ergonomik yaklaĢımda ilk adım giysi
ergonomisinin etki alanını büyütmek olmalıdır.
Çünkü en yakın çevreniz;
GĠYSĠNĠZDĠR.
KAYNAKLAR
AKAYDIN M.,KUTLU N.,”YaĢlıların Hazır Giyime Yönelik Sorunları Üzerine Bir
AraĢtırma”, 1. Ulusal YaĢlılık Kongresi, 10-11 Ekim 2001, Ankara.
GÜRġAHBAZ N., AYDIN S.,”Teknik Tekstillerin YaĢlı giysilerinde Kullanılması Ġle Ġlgili
Öneriler”, 1. Ulusal YaĢlılık Kongresi, 10-11 Ekim 2001, Ankara.
ÖZGEN Ö.,UFUK H., “YaĢlıların Giysi Tüketimine Yönelik DavranıĢları ve Sorunları”,H.Ü.
Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Dergisi,17(2), 1999.
PARK, J.M.C., Self dressingfor the elderly arthritic: A case study, Journal of home
economics81(3),1989.
(ROSENBLAD-WALLĠN ve KARLSSON, Clothingfor the elderly at home and in nursing
homes, Journal of Consumer Studies and Home Economics, (10),1986
VURAL T., ÇĠLEROĞLU B., ÇORUH E., “YaĢlı Kadın Vücut Ölçülerinin Giysi Tasarımı
Açısından Değerlendirilmesi” 10. Ergonomi Kongresi, 2004, Bursa.
VURAL T., ÇĠVĠTCĠ ġ., AĞAÇ S., “YaĢlı tüketiciler Ġçin Fonksiyonel Giysi Tasarımları ve
Örnek Bir ÇalıĢma”, 1. Ulusal YaĢlılık Kongresi, 10-11 Ekim 2001, Ankara.
VURAL T., ÇĠVĠTCĠ ġ.,”YaĢlı Tüketiciler ve Giyim”,YaĢlılık (Disiplinler Arası YaklaĢım,
Sorunlar, Çözümler), Odak Yay. 2003, Ankara.
146
ĠġLETMELERDE Ġġ GÜVENLĠĞĠ, Ġġ KAZALARI VE ĠġÇĠ SAĞLIĞI ANALĠZĠ
Gülseren KURUMER, Ceren LÜLECĠ*, Arzu ġEN, Önder YÜCEL
Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü,
Ege Üniversitesi Bayındır Meslek Yüksekokulu
ÖZET
Günümüzde iĢ güvenliği, iĢyerlerindeki çalıĢma koĢullarının sağlıklı ve güvenli olmasını
sağlayarak iĢ kazaları ve meslek hastalıklarını azaltan, hem iĢveren hem de iĢçi açısından
önemli olan bir bilim dalı haline gelmiĢtir. ĠĢletmede kaliteli üretimin elde edilebilmesi için iĢ
kazaları, meslek hastalıkları ve bunlardan ayrı olarak incelenmesi gereken iĢ ile ilgili
hastalıklar tüm üretim birimlerinde üzerinde durulması gereken kavramlardır. ĠĢ güvenliği
plansız ve düzensiz bir önlemler dizisi olmayıp, baĢlı baĢına bir tekniktir. ĠĢ güvenliği tekniği
öncelikle insanı korumayı amaçlamaktadır. Uygulama bölümünde ÇalıĢma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığının konu ile ilgili yönetmelikleri temel alınarak hazırlanan anket
yardımıyla, çeĢitli sektörlerde üretim yapan iĢletmelerin, iĢ güvenliği ve iĢçi sağlığı ile ilgili
güncel durumu ortaya çıkarılmaya çalıĢılmıĢtır. Anket yoluyla elde edilen bu araĢtırma
verileri analiz edilerek sonuçlara ulaĢılmıĢtır.
Anahtar Sözcükler: ĠĢ Güvenliği, ĠĢ Kazası, ĠĢletmede Risk Faktörleri
1.GiriĢ
ĠĢ güvenliği, iĢyerinde çalıĢma koĢullarının meydana getirdiği, çalıĢanlara, makine ve tesislere
veya üretime yönelik tehlike, zarar ve aksaklıkların araĢtırılması ve önlenmesi bakımından
yapılan metotlu çalıĢmaların tümü, Ģeklinde tanımlanabilmektedir. Günümüzde iĢ güvenliği,
iĢyerlerindeki çalıĢma koĢullarının sağlıklı ve güvenli olmasını sağlayarak iĢ kazaları ve
meslek hastalıklarını azaltan, hem iĢveren hem de iĢçi açısından önemli olan bir bilim dalı
haline gelmiĢtir (1). Son yıllarda üzerinde oldukça fazla durulan iĢ güvenliği çalıĢmaları,
iĢyerlerinde çalıĢanların iĢin yapılması ile ilgili olarak ortaya çıkan tehlikelerden, bedensel ve
ruhsal olarak zarar görmemesi için alınması gerekli hukuki, teknik ve tıbbi önlemleri
sağlamaya yönelik çalıĢmaları kapsamaktadır (2). ĠĢ güvenliği genel anlamda yalnız
çalıĢanların güvenliğini değil, tüm iĢletmenin ve üretimin de güvenlik içinde yürütülmesini
içermektedir. Bir iĢletme ancak; iĢ güvenliği, iĢletme güvenliği ve üretim güvenliğinin birlikte
bulunması ile baĢarıyla yürütülebilmekte ve çalıĢanların güvenliği sağlanabilmektedir (3).
Bu araĢtırmanın amacı; iĢ güvenliği, iĢ kazası kavramlarının tanımlanması ve bunun yanında
iĢ kazalarından korunma yollarının ve bu kazaların maliyetlerinin incelenmesidir. ÇalıĢmanın
uygulama bölümünde ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının konu ile ilgili yönetmelikleri
temel alınarak hazırlanan anket yardımıyla, çeĢitli sektörlerde üretim yapan iĢletmelerin, iĢ
güvenliği ve iĢçi sağlığı ile ilgili güncel durumu ortaya çıkarılmaya çalıĢılmıĢtır.
2. ĠĢ Güvenliğinin Önemi
Bir iĢletme ancak; iĢ güvenliği, iĢletme güvenliği ve üretim güvenliğinin birlikte bulunması ile
baĢarıyla yürütülebilmekte ve çalıĢanların güvenliği sağlanabilmektedir (3). Bir iĢletmede iĢ
güvenliğinin sağlanmasının hem iĢveren, hem iĢçi hem de ülke ekonomisi açısından ayrı ayrı
önemi bulunmaktadır.
*
[email protected]
147
Bir iĢletmedeki verimliliği artırmaya yönelik çabaların iĢ güvenliğini sağlamaya yönelik
çabalara benzer olduğu, bu yolda kullanılacak yöntemlerin de aynı olacağı Amerikalı
araĢtırmacı H. W. Heinrich tarafından ortaya atılmıĢ bulunmaktadır. AraĢtırmacıya göre,
kazalardan korunma yöntemleriyle, üretim hatalarını kontrol altına alma yöntemleri bütünüyle
birbirine benzemektedir. Gerçekten de, ürünün kalitesini bozan ya da üretim miktarını
düĢüren uygunsuz davranıĢlar ve uygunsuz mekanik ve fiziksel ortam koĢulları aynı zaman da
iĢ güvenliğini de tehlikeye düĢürmektedir. ĠĢ güvenliğini sağlama yöntemleri ise, örneğin ürün
kalitesini yükseltme amacına yönelik yöntemlerle benzer olmaktadır. Bu benzerliği göz önüne
alarak herhangi bir iĢletmede iĢ güvenliğine yönelik her çabanın aynı zamanda verimliliği
artırmaya yönelik bir çaba olacağı söylenebilmektedir. ĠĢ güvenliği konusunda yapılan
çalıĢmalar insani yükümlülüklerin yerine getirilmesi yanında, maliyetlerde bir düĢüĢe de yol
açmaktadır.
ĠĢ güvenliği çabalarıyla maliyetlerin düĢebileceği ve elde edilen ürün düzeyinde artıĢ
sağlanabileceği ilk bakıĢta çeliĢkili bir düĢünce olarak görülebilmektedir. Alınacak güvenlik
önlemlerinin iĢletmeye belli bir maliyet yükleyeceği ve hatta seri çalıĢmayı engelleyerek
üretimi düĢürebileceği düĢünülebilmektedir. Ancak bu düĢünce bir dereceye kadar doğru
bulunmaktadır. Çünkü iĢyerinde kazaları azaltmak amacıyla alınabilecek önlemlerin bir sınırı
bulunmamaktadır. Günümüzde, geliĢigüzel alınan iĢ güvenliği tedbirlerinin bir yarar
sağlamadığı, kazaları azaltmadığı ve hatta iĢletmeleri gereksiz yük altına ve zararlara soktuğu
kesinleĢmiĢ bir teknik gerçek olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle araĢtırılması gereken
konu, iĢ güvenliği tedbirlerinin hangi noktaya kadar ürün artıĢlarına ve maliyetlerin
düĢmesine etki yapacağı ve hangi noktadan sonra gereksiz ve masraflı hale geleceğidir.
AraĢtırmacılar iĢ güvenliği masrafları ile maliyet arasında parabolik bir iliĢkinin var olduğunu
ortaya koymaktadırlar. ĠĢ güvenliği için yapılan harcamalar belli bir değere kadar maliyetleri
düĢürmekte, minimum bir maliyet değerine ulaĢıldıktan sonra yapılacak masrafların etkisi
maliyeti artırıcı yönde gerçekleĢmektedir. Bu nedenle, iĢverenlerin üzerinde dikkatle durması
gereken nokta, bir yandan maliyetleri minimum düzeyde tutarken, diğer yandan iĢletmedeki
çalıĢma koĢullarını düzenleyerek iĢ kazaları ve meslek hastalığına engel olacak güvenlik
önlemlerinin nasıl olacağına karar vermektir.
ĠĢ güvenliği önlemleri, bir yandan verim artıĢlarına neden olurken, diğer yandan üretim
etkenliğini sağlayıcı etkiler de yapmaktadırlar. Güvenlik, maksimum etkenliğin
sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. ĠĢ kazaları nedeniyle makinelerde ve iĢ gücünde
uğranılacak kayıplar maliyetleri etkileyeceği için de kazalar arttıkça üretimde etkenlik
azalmaktadır. Ancak iĢ güvenliği ile üretim etkenliği arasındaki iliĢkinin bir açıdan iĢ
güvenliği ile verimlilik arasındaki iliĢkiden farkı bulunmaktadır. Çünkü bir iĢletmede kısa bir
dönem için verimlilik artıĢları güvenlik ve üretim etkenliği bir kenara itilerek
gerçekleĢtirilebilmektedir. Sonuç olarak, kısa dönemde güvenlik ve üretim etkenliği feda
edilerek verimlilik artıĢları sağlanabilmektedir. Ancak bu durum uzun dönemde geçerli
olamayacağı gibi, iĢ güvenliğini feda ederek etken bir üretimi gerçekleĢtirmek de mümkün
olamayacaktır. Ayrıca iĢ kazaları azaltılırken maliyetlerde de düĢme sağlanabildiği
görülmektedir.
Planlı, yöntemli ve bilimsel bir Ģekilde yapılan iĢ güvenliği harcamaları, sadece kaza ve
meslek hastalıklarını önlemekle kalmayıp, verimliliği artırmakta ve üretim etkenliğini
sağlamaktadır. ĠĢ güvenliği önlemlerini almanın iĢverenlere baĢka yararları da bulunmaktadır.
Bunlardan biri vasıflı iĢçiyi kaybetmemektir. Vasıflı iĢçi sayısı az olduğundan ve çeĢitli iĢ
148
kolları yoğun bir Ģekilde vasıflı emek kullanımını gerektirdiğinden, iĢveren, iĢletmesindeki
üretim biçimini kavramıĢ iĢçisini kaybetmeyi göze alamamaktadır.
ĠĢverenin bir diğer kazancı; iĢletmesindeki hammadde, makine ve diğer araç gereçlerin alınan
önlemler yoluyla korunmasıdır. Kaza halinde hasara uğraması, bozulması ve çalıĢamaz
duruma gelmesi olağan olan birçok makinenin, güvenlik kurallarına uygun koruyucu parçalar,
uyarıcı sinyaller, ziller ile donatılması hasara uğrama olasılığını düĢürmektedir.
ĠĢ güvenliğinin iĢveren açısından önemi olduğu kadar iĢçi açısından da önemi bulunmaktadır.
ĠĢ kazaları ya da meslek hastalıklarıyla karĢılaĢan iĢçi, geçici ya da sürekli iĢ göremezliği
karĢılığı bir ödenek almaktadır. Ancak sürekli olarak iĢ göremez duruma düĢtüğünde gelir
yaratma kapasitesi sınırlanmakta, rehabilitasyon sonrası ancak daha düĢük gelir getiren bir
iĢte çalıĢabilmektedir. Kaza ölümle sonuçlandığında ise yukarıdaki olasılıklar da ortadan
kalkmaktadır. Sözü edilen durumda iĢçinin kendisi olduğu kadar ailesi de zarar görmektedir.
Bu nedenle iĢ güvenliği önlemleri bir yandan iĢçinin moralini ve çalıĢma Ģartlarını düzeltirken
öte yandan iĢçi ve ailesinin kazalar yüzünden doğabilecek ekonomik sıkıntılarını da
engellemektedir.
ĠĢ güvenliği önlemlerinin alınması ekonominin üretken kapasitesini de olumlu yönde
etkilemektedir. Bu durum, gerek insan kaynaklarının, gerekse hammadde ve sermaye
mallarının korunması yoluyla gerçekleĢmektedir. ĠĢ güvenliğinin sağlanmasının kaynak
dağılımı yönünden de önemi bulunmaktadır. Ülke kaynaklarının bir kısmının güvenlik
eğitimi, organizasyonu ve önlemlerine yöneltilmesi, getireceği verimlilik artıĢları ve etken
üretim ile, ekonomik kalkınmaya katkıda bulunacağından bir yatırım Ģeklinde
düĢünülebilmektedir. Elde edilen kazanç, iĢçi, iĢveren ve ekonomiye yarar getirecektir. Oysa
aynı kaynaklar güvenlik önlemlerine yöneltilmediğinde, zorunlu olarak kazalar ve hastalıklar
için yapılacak ödemelere ayrılacaktır. Kaza geçirmiĢ iĢçiye yapılan ödeme, onun üretken
gücünü geri getirmeyecek, ekonomi açısından ise bir yatırım değil, sosyal yardım olacaktır.
Anlatılan tüm nedenlerle iĢ güvenliği önlemlerini almak, ileriyi gören bir firma ve ekonomi
politikasının gereği olmalıdır (1).
3. ĠĢ Kazaları
ĠĢ kazaları, önceden planlanmamıĢ, bilinmeyen ve kontrol altına alınamamıĢ olan, çevresinde
sakıncalar yaratabilecek nitelikteki olaylar olarak tanımlanabilmektedir. ĠĢ güvenliğinin
sağlanmasında, iĢ kazalarının en önemli nedenlerinden biri olan iĢçinin güvensiz
davranıĢlarının ve uygun olmayan ortam koĢullarının ortadan kaldırılmasına çalıĢılmaktadır.
Konuyla ilgili çalıĢmalarda, iĢçinin güvensiz davranıĢlarının dört temel nedene dayandığı
saptanmaktadır. Bu nedenleri; iĢçinin uygunsuz ve gereksiz davranıĢları, bilgi veya ustalık
eksikliği, fiziksel uygunsuzluk ve uygun olmayan mekanik çevre ve fiziksel ortam koĢulları
olarak saymak mümkün olmaktadır (3).
ĠĢ kazaları nedeniyle iĢletmeye yüklenen maliyetleri, dolaysız maliyetler ve dolaylı maliyetler
olarak iki grup altında toplamak mümkün olmaktadır (4). Dolaysız maliyetler olarak;
iĢletmelerin Sosyal Sigortalar Kurumuna yaptıkları iĢin tehlike derecesi üzerinden verdikleri
kaza primleri ile karĢılanan masraflar (tıbbi müdahale ve hastane masrafları, tedavi ve ilaç
bedelleri, geçici ve sürekli iĢ görememezlik, ölüm ödenekleri gibi…), mahkeme giderleri,
kazaya uğrayana ya da ailesine ödenen tazminat ve bunun gibi maliyetler sayılabilmektedir.
Dolaylı maliyetler olarak ise; iĢ gücü kaybı, üretim kaybı, sipariĢlerin müĢteri ile anlaĢılan
149
sürede karĢılanamaması nedeniyle ortaya çıkan kayıplar ve üst makamlar ve hükümet
tarafından yapılan araĢtırma masrafları sayılabilmektedir. ĠĢ kazalarının iĢletmeye yüklediği
hem dolaylı hem de dolaysız maliyetlerinin olması, iĢ kazalarından korunmanın önemini
ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle iĢletmelerde iĢ kazalarından korunmada sırasıyla Ģu dört
temel kuralın uygulanması gerekmektedir:
 Mühendislik Revizyonu: Ġlk yapılması gereken çalıĢma olup, genel olarak tehlike
yaratan mekanik ve fiziksel koĢullara karĢı alınacak önlemlerin bilinmesi, analizi,
önlenmesi yollarının ortaya konması, uygulanması ve iĢlerinin yürütülmesi anlamını
taĢımaktadır.

Ġnandırma ve Özendirme: Mühendislik revizyonu ile kazaları tamamen önlemek
olanağı olmadığından inandırma ve özendirme yoluna gidilmesi gerekmektedir. Bu
kural; eğitim ve öğretimi, çeĢitli yarıĢmaları, uyarı afiĢlerini, propagandayı ve
ödüllendirme yöntemlerini içermektedir.

ĠĢe Uygun ĠĢçi Seçme: ĠĢçinin fiziksel yeteneklerine göre makine, donanım ve araçlar
geliĢtirme bu konu ile ilgili bulunmaktadır. Bu çalıĢmalar günümüzde ergonomi (iĢ
bilimi) adı altında teknik bir bilim dalı olarak ele alınmaktadır. ĠĢ güvenliği, kazaların
ve meslek hastalıklarının önlenmesinde ergonomi bilim dalının önemli bir uygulama
konusu olarak kabul edilmektedir. Bu bilimin getirdiği sonuçlardan, iĢ güvenliğinin
sağlanmasında yararlanılmaktadır.

Disiplin Önlemleri: Disiplin önlemleri, iĢ güvenliğinin sağlanmasında son yöntem
olarak baĢvurulmaktadır.
Bu çalıĢma aĢamaları önem ve öncelik sırasında bulunmaktadır. Örneğin, mühendislik
revizyonuna göre gereken koruyucusu yapılmamıĢ bir makinada, dikkatli çalıĢma uyarısı bir
değer taĢımamaktadır. Her iki çalıĢma ile kaza teknik açıdan kesinlikle önlenemiyorsa, o
zaman ergonomik çalıĢma yapılması gerekmekte, örneğin iĢçiye daha elveriĢli bir oturma
biçimi ya da aracı sağlanmaktadır. Bütün bu çalıĢmalar yapılmadan iĢçinin dikkatsizliğinden
ötürü suçlanması doğru olmamaktadır. Bu dört aĢamalı yöntemin bir baĢka özelliği de her
türlü iĢ güvenliği çalıĢmasına uygulanabilir olmasıdır. Yöntem iĢyerinin tümüne veya bir
bölümüne uygulanabildiği gibi, herhangi bir iĢ güvenliği probleminin çözümünde de
kullanılabilmektedir (3).
4. Materyal ve Yöntem
AraĢtırmada, iĢ güvenliği, iĢ kazası, meslek hastalığı ve iĢ ile ilgili hastalık kavramlarının
tanımlanması ve bunun yanında iĢ kazalarından korunma yollarının ve bu kazaların
maliyetlerinin ve ölçütlerinin incelenmesi amaçlanmıĢtır. ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının konu ile ilgili yönetmelikleri baz alınarak hazırlanan anket yardımıyla,
iĢletmelerin iĢ güvenliği ve çalıĢanlarının sağlığı ile ilgili güncel durumu ortaya çıkarılmaya
çalıĢılmıĢtır. AraĢtırma kapsamında 32 firmaya 26 sorudan oluĢan bir anket uygulanmıĢtır.
5. AraĢtırma Bulguları
Bu araĢtırmada farklı iĢ kollarından seçilmiĢ 32 iĢletmenin iĢ güvenliği ve çalıĢanlarının
sağlığı ile ilgili güncel durumu ortaya çıkarılmaya çalıĢılmıĢtır. Anketin uygulandığı
iĢletmelerin; %18.75‟inin entegre tekstil iĢletmesi, % 6,25‟inin tekstil terbiye iĢletmesi,
%65,62‟sinin konfeksiyon iĢletmesi ve % 9,38‟inin ise diğer iĢ kollarında üretim yapan
iĢletmeler olduğu belirlenmiĢtir.
150
Ankette yer alan konulardan birini iĢ kazaları oluĢturmaktadır. Anket sonuçlarına göre,
iĢletmelerin % 56.25‟inde gerçekleĢen iĢ kazalarının sayısı veya sıklığı ile ilgili kayıt
tutulduğu, ancak iĢletmelerin % 43.75‟inde ise hiçbir kaydın bulunmadığı belirlenmiĢtir. Bu
kazalar sonucunda genelde çalıĢanların sağlığının zarar gördüğü saptanmıĢ ve bu kazaların
makineye parmak kaptırma, parmak kesilmesi gibi ciddi kazalar olduğu belirlenmiĢtir.
ĠĢletmedeki iĢ kazalarının gerçekleĢme nedenine bakıldığında ise %48.9‟unun insan
hatasından kaynaklandığı tespit edilmiĢtir. Ġnsan hatasından kaynaklanma nedeninin de
dikkatsizlik ve yorgunluktan dolayısıyla literatür kısmında bahsedilen güvencesiz
davranıĢlardan meydana geldiği sonucuna varılmıĢtır.
ĠĢ kazalarının gerçekleĢme nedenlerinin ikinci sırasında ise % 26.5 ile eğitim eksikliğinin
bulunduğu görülmüĢtür. Bununla birlikte iĢletmelerin sadece % 34.38‟inde iĢ güvenliği
eğitimi verildiği ve bu eğitimin de %64.52‟sini acil durum eğitiminin oluĢturduğu ve
verilmesi gereken iĢ güvenliği ve çalıĢma metodu eğitiminin oranının % 35.48‟de kaldığı
belirlenmiĢtir.
Anket sonuçlarına göre, çalıĢma sırasında çalıĢanların % 56.25‟inin iĢ güvenliği açısından, iĢ
kazalarından koruyucu özel bir iĢ elbisesi ya da aracı kullandığı, % 43.75‟inin ise hiçbir Ģey
kullanmadığı tespit edilmiĢtir. ĠĢ güvenliği için malzeme kullananların da %33.33‟ünün
eldiven, % 29.4‟ünün maske % 27.45‟inin de gözlük kullandığı görülmüĢtür. Ayrıca
çalıĢanların %56.25‟inin kiĢisel koruyucu ekipmanlarla ilgili eğitim aldıkları saptanmıĢtır.
Yapılan anket çalıĢmasına katılan iĢletmelerin % 72,4‟ünde bir takım meslek hastalıklarının
gözlendiği belirlenmiĢtir. Gözlenen bu meslek hastalıklarının %50‟sini bel fıtığı
rahatsızlıkları, % 25‟ini çeĢitli alerjiler, %12,5‟ini strese bağlı hastalıklar, % 12.5‟ini ise varis
oluĢturmuĢtur. Bu hastalıklardan bel fıtığı tarzındaki rahatsızlıkların ağır kaldırma ve yanlıĢ
çalıĢma pozisyonlarından kaynaklanabildiği, varis tarzındaki rahatsızlıklara ise ayakta durarak
yapılan çalıĢmaların neden olduğu tespit edilmiĢtir. Alerjilere yeterince havalandırılmamıĢ
tozlu ve kimyasal madde içeren bölgelerdeki havanın solunmasının neden olabileceği
düĢünülmüĢtür. Fazla mesaili çalıĢmaların, aĢırı yorgunlukların ve ortam koĢullarının kötü
olmasının ise strese bağlı hastalıkları tetiklediği sonucuna varılmıĢtır. Ayrıca anket sonuçları
incelendiğinde, iĢletmelerin % 87.5‟unda çalıĢanların sağlık sorunları nedeniyle yaptıkları
devamsızlıkların kayıtlarının tutulduğu saptanmıĢtır.
Anketten elde edilen sonuçlara göre; iĢletmelerin % 57.16‟sında haftada 4 gün ve üzerinde,
%10,71‟inde 3 gün, %10,71‟inde 2 gün ve % 21,42‟sinde sadece 1 gün iĢyeri hekimi
bulunduğu tespit edilmiĢtir. Ayrıca ankete katılan iĢletmelerin % 86.7‟sinde verilen sağlık
hizmetinden memnun olunduğu, ancak iĢletmelerin % 13.3‟ünün sağlık hizmetini yeterli
bulmadığı saptanmıĢtır.
Anket sonuçlarından, iĢletmelerin %84.38‟inde üretim yapılan ortam sağlık açısından uygun,
%78,13‟ünde de güvenli bulunmuĢtur. Ortamı güvenli bulmayanların ise % 35.25‟i bunu
yetersiz havalandırma koĢullarına, %17,65‟i ortamın sıcaklığına, %17.65‟i ortamın
gürültüsüne, % 17.65‟i ergonomik açıdan uygunsuzluğa, %5.9‟u ortamın nemine, diğer bir
% 5.9‟luk kısım ise ortamın aydınlatmasına bağlamıĢtır. Ayrıca anket sonuçlarında,
araĢtırmaya katılan iĢletmelerin %56,25‟inde kimyasal maddelerle çalıĢılan bölgelerin
bulunduğu tespit edilmiĢ ve iĢletmelerin % 66.7‟sinde çalıĢanların bu bölgelerin havalandırma
koĢullarını yeterli bulmadığı saptanmıĢtır.
151
Ankette incelenen konulardan biri de iĢ güvenliğidir. Anket sonuçlarına göre, iĢletmelerin
sadece %53.13‟ünde iĢ güvenliği çalıĢmaları yapan bir birimin bulunduğu, % 46.87‟sinde ise
böyle bir birimin bulunmadığı tespit edilmiĢtir. Ayrıca alınan bilgilerden, birimin olduğu
iĢletmelerde de iĢlevini tam olarak yerine getirmediği ve çalıĢanlar tarafından bilinmediği
görülmüĢtür. Elde edilen sonuçlardan; iĢletmelerin % 87,5‟unda iĢ güvenliği ile ilgili uyarı
levhalarının bulunduğu ve % 90.6‟sında acil çıkıĢ yolları ve kapılarının belirlendiği
saptanmıĢtır. Ayrıca bu sonuçlarda, iĢletmelerin % 62,5‟unun acil durumda görev yapacak
ekiplerini belirlediği ve bunlara eğitim verdiği görülmüĢtür.
6. TartıĢma ve Sonuç
Bir iĢletmede iĢ güvenliğinin sağlanmasının hem iĢveren, hem iĢçi hem de ülke ekonomisi
açısından ayrı ayrı önemi bulunmaktadır. Bu nedenle iĢletmede gerek iĢveren gerekse
çalıĢanlar bu konuda üzerlerine düĢen görevi yerine getirmelidirler. Bu araĢtırma sonucunda
iĢveren ve çalıĢanların yapması gerekenler hakkında aĢağıdaki sonuçlara ulaĢılmıĢtır:
 ÇalıĢma koĢullarının uygun hale getirilebilmesi için, iĢletmelerde verimli çalıĢma
yöntemleri kullanılarak fazla mesaisiz çalıĢılmalıdır. Böylece kazaya neden olan dikkatsizlik
ve yorgunluk faktörleri azaltılacak, dolayısıyla kazaların oranı da düĢecektir.
 ĠĢletme içerisinde tüm çalıĢanlara özellikle riskli gruplara, hem gerekli iĢ eğitimi hem
de iĢ güvenliği eğitimi verilmelidir.
 ÇalıĢanlar için iĢ elbisesi ve gerekli bölümlerde kullanmak üzere eldiven, maske ve
gözlük gibi kiĢisel koruyucular temin edilmeli ve ayrıca bu koruyucuların faydaları
konusunda çalıĢanlar bilinçlendirilmelidir.
 ĠĢletmelerde sıkça görülen meslek hastalıklarının oluĢmasına sebep olan etkenler
ortadan kaldırılmalıdır. Bu nedenle, iĢletme koĢulları çalıĢanın vücut yapısına uygun olarak
dizayn edilmelidir. ÇalıĢma esnasında çalıĢanın vücut pozisyonu, iĢ alanının düzenlenmesi ve
çalıĢanın yaptığı değiĢik etmenlerden etkilenmektedir. Bu durumlar genellikle insan
vücudunun karakteristik özellikleri dikkate alınmadan iĢ dizayn edildiğinde ortaya
çıkmaktadır. OluĢan iĢ rahatsızlıkları ise kısa süreli veya kronik sağlık sorunlarına yol
açmaktadır. Bu nedenle çalıĢanlara iĢ süresince oluĢan rahatsızlıklarını söyleyebilme
serbestisi verilmelidir. Ayrıca çalıĢanlar iĢyerinde sağlığına zarar verecek etkenler alanında,
özellikle de hangi vücut hareketlerinin rahatsızlıklarına katkıda bulunacağı ve hangi hafif
rahatsızlıkların uzun sürede kronik sakatlanmalara yol açacağı konusunda
bilinçlendirilmelidir. Bu rahatsızlıkların ortadan kaldırılması için de iĢveren ve iĢyeri
hekiminin ortak çalıĢmalar yapması ve iĢyeri dizaynına dikkat edilmesi gerekmektedir. Ġyi
dizayn edilmiĢ bir iĢ ve iĢyerinin, sağlıklı ve güvenli iĢ için önemli olduğu unutulmamalıdır
(6).
 Devamsızlıkların iĢletmede büyük verim kayıplarına yol açacağı göz önünde tutularak,
bunların nedenleri saptanmalı ve mümkün olan iyileĢtirmeler yapılarak devamsızlığa neden
olabilecek etmenlerin yok edilmesine çalıĢılmalıdır.
 Özellikle kimyasal maddelerle çalıĢılan bölgelerdeki havalandırma yetersizliğinin
alerji tarzındaki bir takım rahatsızlıklara neden olabileceğinin unutulmaması gerekmektedir.
152
Bu nedenle havalandırma problemleri giderilmeli, iĢ yeri düzenlenmesinde ortamın
aydınlatılması, ısıtılması ve ses düzeyinin ayarlanması konusunda uygun koĢullar
belirlenmeli, aksi takdirde bu problemlerin çalıĢanların sağlığını etkileyeceği
unutulmamalıdır.
 ĠĢ kanunu gereğince 50‟nin üzerinde iĢçi çalıĢtıran iĢletmelerde iĢ yeri hekimi
bulundurma zorunluluğu bulunmaktadır (7). ĠĢyeri hekimlerinin iĢyerinde bulunduğu sürenin
ve verdiği hizmetin konuyla ilgili yönetmeliğe uygun olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca
iĢyeri hekimi iĢletmelerde sadece klinik hizmeti vermemeli, iĢ güvenliği ve iĢyeri hijyeni
hakkında araĢtırmalar yaparak, bu konuda gerekli eğitimin verilmesini sağlamalıdır.
 Ankette incelenen konulardan biri de iĢ güvenliğidir. ĠĢ kanunu gereğince, 50 ve
50‟nin üzerinde iĢçi çalıĢtıran iĢletmelerde ĠĢçi Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği Kurulu bulundurulması
gerekmektedir (7). ĠĢletmelerde, ĠĢçi Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği Kurulları iĢ kanunlarının
gerektirdiği Ģekilde oluĢturulmalıdır. Bu kurulların iĢletmelerde aktif olarak çalıĢması
sağlanmalı ve tüm çalıĢanlara iĢ güvenliği ve iĢ eğitimi verilmelidir. Ayrıca iĢletmelerde
gerekli olan iĢ güvenliği ile ilgili uyarı levhaları temin edilip bu konuda da çalıĢanlar
bilinçlendirilmelidir.

Sonuç olarak, iĢletmeler iĢçi sağlığı ve iĢ güvenliği konusunda belirlenen yasalara
uymalıdırlar. Ancak bu uyumu sadece kanunlara uymak amacıyla yapmamalı, gerçekten
çalıĢanına değer vererek iĢçi sağlığı ve iĢ güvenliğini bir sistem haline dönüĢtürmelidirler.
ĠĢçilerin sağlıklı olmalarının iĢletmeye verim olarak yansıyacağı düĢüncesiyle hareket edilerek
iĢ güvenliğine gereken önem verilmelidir.
153
7. Kaynaklar
1. Akkök, A.., 1977, ĠĢ Kazalarının Maliyeti ve ĠĢ Güvenliği, Milli Prodüktivite Merkezi
Yayınları, Ankara
2. Dizdar, E., Kurt M., 2001, ĠĢ Güvenliği, Ankara
3. Akyüz, N., 1978, ĠĢyerinde Fiziksel Ortamın ĠyileĢtirilmesi Semineri Bildirileri, Milli
Prodüktivite Merkezi Yayınları, Ankara
4. Erbay, F., Erbay, N.Ö., 1993, ĠnĢaat Sektöründe ĠĢ Güvenliği, TMMOB ĠnĢaat
Mühendisleri Odası Yayınları, Ankara
5. Konu ile ilgili yönetmelikler, 2004, ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Yayınları Resmi Gazeteler, Ankara
6. Dengizler, Ġ., 2004. Konfeksiyonda ergonomi ve sağlık arasındaki iliĢki, Tekstil ve
Konfeksiyon Dergisi, 4, 247-250
7. Dengizler, Ġ., 2004. Konfeksiyon sektöründe iĢçi sağlığı ve iĢ güvenliği, IV. Ulusal
Üretim AraĢtırmaları Sempozyumu,Selçuk Üniversitesi, 8-10 Ekim, s.627-632
154
MTM UYGULAMALARI ĠLE ECZANE ORTAMINDA ÇALIġMA KOġULLARININ
ĠNCELENMESĠ VE GELĠġTĠRĠLMESĠ
Gülseren KURUMER, CEREN Lüleci*
Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü,
Ege Üniversitesi Bayındır Meslek Yüksekokulu
ÖZET
MTM, hareket akıĢlarını temel hareketlere ayıran bir metottur. ĠĢin yapılması sırasında
gözlenen her temel hareketin standart süresi belirlidir. Bu standart değerler temel hareketlerin
her birine etki eden faktörler göz önüne alınarak saptanmaktadır.
Bu metod, tamamen etki edilebilen iĢ akıĢları ile sınırlandırılmıĢtır. ġartlı olarak etki
edilebilen veya hiç etki edilemeyen iĢlerde genellikle kronometre ile zaman ölçümü
uygulanmaktadır. MTM metodu, evet-hayırdan fazla karar verilmesini gerektiren zihinsel
aktivitelerde kullanılamaz.
MTM, kullanıcıyı süreleri hesaplamadan önce çalıĢma metodunu detaylı olarak tespit etmeye
zorlar. Yani daha planlama aĢamasında bile optimum Ģartları sağlayacak metod belirlenebilir.
Bu çalıĢmada önce MTM metodu çeĢitli yönleriyle tanıtılmıĢ, sonra uygulama bölümüne
geçilmiĢtir.Eczanede çalıĢanların ve müĢterilerin gün boyunca yaptıkları hareketler incelenmiĢ
ve gereksiz hareketler elenmiĢtir. ĠĢlerin daha kısa sürede ve daha rahat koĢullarda
yapılabilmesini sağlamak amacıyla bazı iyileĢtirmeler önerilmiĢtir. ĠyileĢtirme öncesindeki ve
sonrasındaki durum incelenerek sonuçlara ulaĢılmıĢtır. ÇalıĢma ortamında yapılan bazı
değiĢikliklerle iĢlerin daha kolay, hızlı ve güvenli yapılmasını sağlamak amaçlanmıĢtır.
Anahtar Sözcükler: MTM, ĠĢ Etüdü, ĠĢ Analizi, Metod GeliĢtirme, ĠĢyeri ġekillendirme
1. GiriĢ
MTM (Method of Time Measurement) hareket akıĢlarını temel hareketlere ayrıĢtıran bir
sistem olup, bu sistemde her temel hareketin bir norm (standart) değeri bulunmaktadır. ĠĢlem
sürelerinin defalarca ölçümü sonucu bulunan bu standart süreler, temel hareketlerin her birine
etki eden faktörler göz önüne alınarak saptanmaktadır. Bu yöntemin uygulanabilmesi için
iĢlem basamakları ve çevrim zamanının sınırlarının (baĢlangıç ve bitiĢ ölçüm noktası) çok iyi
tanımlanmıĢ olması gerekmektedir. Bu metod en çok elektronik montaj endüstrisinde
kullanılmaktadır. ĠĢlemler açık olarak belirlendiği için iĢ eğitimi de kolaylaĢmaktadır.
MTM, tamamen etki edilebilen iĢ akıĢları ile sınırlandırılmaktadır. ġartlı olarak etki edilebilen
veya hiç etki edilemeyen iĢler genellikle kronometre ile zaman ölçümüyle incelenmektedir.
MTM, kullanıcıyı süreleri hesaplamadan önce çalıĢma metodunu detaylı olarak tespit etmeye
zorlamaktadır. Yani daha planlama aĢamasında bile optimum Ģartları sağlayacak metod
belirlenebilmektedir. Bu metod evet-hayırdan fazla karar verilmesini gerektiren zihinsel
aktivitelerde kullanılamamaktadır.
*
[email protected]
155
MTM kullanımının avantajları Ģöyle sıralanmaktadır:
1. ÇalıĢmaya baĢlamadan önce çalıĢma metodunu ve süresini detaylı olarak saptamak
mümkündür. ĠĢ üretime girmeden önce etüdü hazırlanmakta ve bu Ģekilde ön maliyet analizi
yapılabilmektedir.
2. MTM, kullanıcıyı iĢ zamanını hesaplamadan önce çalıĢma metodunu detaylı olarak tespit
etmeye zorlar. GeliĢtirilen metod incelendiğinde verilen Ģartlara göre daha planlama
aĢamasında bile optimum metod belirlenebilmektedir.
3. Hareket elemanlarının kodlanması iĢ akıĢının uluslar arası tekrarlanabilir Ģekilde
tariflenmesini sağlamaktadır.
4. Performans tahmini yoktur. Bu da zaman verilerine daha fazla güvenilmesini
sağlamaktadır.
5. ÇalıĢan kiĢinin eğitimi MTM analizleri yardımıyla yapılabilmektedir. Bu nedenle iĢ
öğrenme için gereken zaman minimuma inmektedir.
6. MTM verime bağlı ücretlendirmede birim zamanın hesaplanmasında kullanılırsa, herhangi
bir Ģikayet durumunda probleme iliĢkin daha objektif bir tartıĢma olanağı sağlamaktadır.
MTM, çalıĢma metodunun planlanmasında ve düzeltilmesinde, araç-gereç ve malzeme
akıĢının düzenlenmesinde, çalıĢma araçlarının ve ürünlerin geliĢtirilmesinde kullanılmaktadır.
Bunlara ek olarak bu metod, plan zamanlarının oluĢturulmasında, verime bağlı
ücretlendirmede birim zaman hesaplamalarında, ön maliyet oluĢturmada ve iĢ eğitimi alanında
eğitim dokümanı olarak metodun tariflenmesinde kullanılmaktadır.
Bu çalıĢmada bir eczanede çalıĢanların ve müĢterilerin gün boyunca yaptıkları hareketler
incelenmiĢtir. ĠĢlerin daha kısa sürede ve daha rahat koĢullarda yapılabilmesini sağlamak
amacıyla bazı iyileĢtirmeler önerilmiĢ ve uygulama yapılmıĢtır. ĠyileĢtirme öncesindeki ve
sonrasındaki durum incelenmiĢtir. ÇalıĢma ortamında yapılan bazı değiĢikliklerle iĢlerin daha
kolay, hızlı ve güvenli yapılmasını sağlamak amaçlanmıĢtır.
2. Materyal ve Metod
Bu çalıĢmaya materyal olarak bir eczane seçilmiĢtir. Eczanede çalıĢanların gün boyunca
yaptıkları hareketler analiz edilmiĢ ve eczanenin planı incelenmiĢtir. Bu planda üzerinde
iyileĢtirme yapılacak üç bölge belirlenmiĢtir. Bu bölgeler Ģunlardır :
A Bölgesi : Eczanenin giriĢi
B Bölgesi : Tartı bölgesi
C Bölgesi : Kalfanın çalıĢtığı, raflı dolaplar ile bankolar arası bölüm
Bu üç çalıĢma bölgesinin her biri ile ilgili olarak çalıĢma metodunu geliĢtirmeye yönelik
noktalar belirlenmiĢtir. Bu bölgelerde iyileĢtirme yapılması uygun görülen noktalar Ģunlardır:
A1 : Kapı eĢiğinin yenilenmesi
A2 : Nöbet tabelalarının düzenlenmesi
B1 : Tartının giriĢe, zeminle aynı düzeye yerleĢtirilmesi
C1 : Raf kapaklarının sürmeli hale getirilmesi
C2 : Bankolar arasındaki kapının yaylı duruma getirilmesi
C3 : Reçete tasnifi için çekmeceli kutu kullanımı
ĠyileĢtirme yapılacak noktalardaki çalıĢma Ģekli analiz edilip, MTM metoduna göre hareket
kodları ve hareket sürelerinin bulunduğu tablolar oluĢturulmuĢtur.
156
Bu tablolarda kullanılan hareket kodlarının anlamları Ģu Ģekilde sıralanmaktadır:
R : Uzanma (Reach) – BoĢ elin veya parmağın belli olan veya belli olmayan bir yere doğru
uzanması hareketidir.
G : Kavrama (Grasp) – El veya parmağın takip eden hareketi yapabilmesi için bir veya daha
fazla parçayı kontrol altına alma hareketidir.
M : TaĢıma (Move) – Elde bulunan bir parçanın herhangi bir yere doğru hareket ettirilmesidir.
SC : Statik BileĢen (Static Component) – TaĢıma hareketi sırasında kuvvet oluĢturmak üzere
kasların hazırlanmasıdır.
W : Dinamik BileĢen (Dynamic Component) – TaĢıma hareketi sırasında parçayı kontrol
altında tutmak için uygulanan kuvvettir.
P : YerleĢtirme (Position) – Hedef hassasiyeti 12 mm.‟ den küçük ise yerleĢtirme hareketi
incelenmektedir.
AP : Bastırma (Apply Pressure) – Herhangi bir yer değiĢimi meydana gelmeden bir parçanın
direncini kontrollü olarak yenmek üzere kas kuvvetinin kullanılmasıdır.
T : Döndürme (Turn) – Dolu veya boĢ elin kol ekseni etrafındaki hareketidir.
ET : BakıĢ Kaydırma (Eye Travel) – BaĢı çevirmeden gözün bir noktadan diğer noktaya
kaydırılmasıdır.
EF : Kontrol Etme (Eye Focus) – Gözün bir nesneye odaklanması ve kontrol hareketidir.
SS : Yana Adım Atma (Side Step) – Ayağın yana doğru kaydırılması ile vücut ekseninin yer
değiĢtirmesidir.
RL : Bırakma hareketidir.
TMU : 1 Time Measurement Unit = 0.0001 saat = 0.006 dakika = 0.36 saniye
ÇalıĢma ortamındaki iyileĢtirmelerden sonra bu noktalar için MTM metoduna göre hareket
kodları ve hareket sürelerinin yeni tabloları oluĢturulmuĢtur.
ĠyileĢtirme öncesi ve sonrası farkının daha rahat görülebilmesi için bir karĢılaĢtırma tablosu
hazırlanmıĢtır.
3. AraĢtırma Bulguları :
Yapılan çalıĢma sonucunda iyileĢtirme yapılmak üzere seçilen bölgelerle ilgili aĢağıdaki
bulgular elde edilmiĢtir:
A BÖLGESĠ : Eczanenin GiriĢi
1 ) A1 : Kapı EĢiğinin Yenilenmesi
Bu bölgede sokak seviyesinden eczane tabanına ulaĢmak için tek basamaklı bir merdiven
bulunuyordu. Bu merdivenin bebek arabaları, engelli sandalyeleri ve eczaneye koli taĢınan
tekerlekli taĢıyıcılar için problem yarattığı gözlendi. Ortalama 12 kg. ağırlığındaki bir arabayı
eczaneye sokmak için gerekli süre hesaplandı.
Tablo 1: Kapı EĢiğinin Eski Durumu
Sol El
TMU
Sağ El
R 20 B
10
R 20 B
G1A
2
G1A
SC 12 / 2
4,3
SC 12 / 2
M 40 B 12 /2
17,472
M 40 B 12 /2
W-PL
Toplam TMU :
17
50,772
W-PL
157
Eczane giriĢindeki basamak kaldırıldı. Eğik düzlem Ģeklinde beton döktürüldü. Bu Ģekilde
bütün yükü kaldırmak yerine sürüklemek yeterli oldu. TaĢınan ağırlığın bu Ģekilde yarı yarıya
azalacağı öngörüldü. 12 kg ağırlığındaki arabayı eczaneye sokmak için gereken süre yeni
uygulamada Ģu Ģekilde hesaplandı.
Sol El
R 20 B
G1A
Tablo 2: Kapı EĢiğinin Yeni Durumu
TMU
Sağ El
10
R 20 B
2
G1A
SC 6 / 2
2,8
SC 6 / 2
M 40 B 6 /2
W-P
Toplam TMU :
16,692
15
46,492
M 40 B 6 /2
W-P
Kapı eĢiğinden basamağın kaldırılması ve eğik düzlemin yerleĢtirilmesi ile 4,28 TMU
kazanıldı.
2 ) A2 : Nöbet tabelalarının düzenlenmesi
Nöbet tabelası Ģu Ģekilde düzenleniyordu. KarıĢık halde bulunan, ince ve keskin kenarlı metal
levhalardan, üzerinde nöbetçi eczanenin ismi yazılı olan levha seçiliyor , sürgülü yuvasına
yerleĢtiriliyordu.
Sol El
-
Tablo 3: Nöbet Tabelalarının Eski Durumu
TMU
Sağ El
8,4
R 10 D
7,3
G4A
15,1
M 30 C
25,3
P 2 SS D
10,6
APA
2
RL 1
Toplam TMU :
68,7
Bu zorlanmayı kaldırmak için nöbet levhaları araĢtırıldı. Küçük bir hafızası bulunan,
hafızasına ilçedeki eczanelerin isimlerinin kaydedilebildiği dijital bir nöbet levhası alındı.
ĠĢlem bir butona basmaya indirgendi.
Sol El
-
Tablo 4: Nöbet Tabelalarının Yeni Durumu
TMU
Sağ El
6,1
R 10 A
-
0
G5
0
RL 2
Toplam TMU :
6,1
Böylece her gün tekrarlanan nöbet levhası düzenleme konusunda 62,6 TMU kazanç sağlandı.
158
B Bölgesi : Tartı bölgesi
3 ) B1 : Tartının giriĢe, zeminle aynı düzeye yerleĢtirilmesi
Eczaneye girenlerin büyük bir çoğunluğunun tartılmak istediği gözlendi. Kolaylık sağlamak
amacıyla tartı bankonun ardındaki yerinden alındı. Eczane giriĢinde yerdeki karolardan biri
söktürüldü. Tartı eczane tabanına, yerle aynı düzeyde olacak Ģekilde yerleĢtirildi. Böylece
müĢterilerin kapıdan adım atar atmaz kilolarını öğrenebilmeleri sağlandı. Bu konuda TMU
hesabı yapılmadı, ancak eczane çalıĢanlarının müĢterilere sürekli tartının yerini göstermesi ve
tartının ayarının yer değiĢtirmeler nedeniyle bozulması önlendi.
C Bölgesi : Kalfanın çalıĢtığı, raflı dolaplar ile bankolar arası bölüm
4 ) C1 : Raf kapaklarının sürmeli hale getirilmesi
Rafların cam kapakları menteĢeler ile açılıp kapanıyordu. MenteĢeli sistem gün içinde sürekli
açılıp kapamalarda zorluklarla karĢılaĢılmasına neden oluyordu. Ayrıca banko ile raflar
arasındaki dar alanda eğilip kalkarak çalıĢan kalfanın baĢını sık sık açık unutulan cam raf
kapaklarına çarptığı gözlendi.
Bir rafın kapağını açmak ve yana bir adım atarak raf içine ulaĢabilir hale gelmek için gereken
süre Ģu Ģekilde analiz edildi.
Tablo 5: Raf Kapaklarının Eski Durumu
Ayak
TMU
Sağ El
-
15,6
2
5,4
R 40 B
G1A
T 90 S
-
2
RL 1
SS - C1
17
Toplam TMU :
42
Raflara raf kapaklarının hareket edebileceği yuvalar açılarak, cam raf kapakları sürgülü açılır
kapanır hale getirildi. Böylece raftan her ilaç alıĢta tekrarlanan bu hareket kolaylaĢtırıldı.
Ayak
Tablo 6: Raf Kapaklarının Yeni Durumu
TMU
Sağ El
-
15,6
R 40 B
-
0
12,7
0
G5
M 30 A
RL 2
Toplam TMU :
28,3
Bu Ģekilde raf kapağı açma kapama konusunda 13,7 TMU kazanç elde edildi. Ayrıca açık
unutulan raf kapağına çarpma Ģeklindeki iĢ kazaları önlendi.
5 ) C2 : Bankolar arasındaki kapının yaylı duruma getirilmesi
Bankoların arkasına geçmek için menteĢeli ve çoğunlukla açılmadan eğilerek altından geçilen
bir kapak kullanılıyordu. Kapağın açılarak geçilmesinin ya da eğilerek altından geçilmesinin
oldukça zor ve vakit alan bir iĢlem olduğu gözlendi. Kapağın açma kolunun açılması ve
ardından kapağın kaldırılması ile ilgili bir analiz yapıldı.
159
Sol El
-
Tablo 7: Bankoların Eski Durumu
TMU
Sağ El
6,1
R 10 A
-
2
5,8
G1A
M6C
-
2
RL 1
R 10 A
G1A
T 180 M
6,1
2
14,8
-
RL 1
2
-
Toplam TMU :
40,8
Bu kapak kaldırılarak yerine yaylı bir kapı takıldı. Yaylı kapı her iki yönden geçiĢlerde
kolaylık sağladı. Kapıya sadece dokunmak bile açılması için yeterli olur hale geldi.
Tablo 8: Bankoların Yeni Durumu
Sol El
TMU
Sağ El
6,1
R 10 A
-
0
G5
0
RL 2
Toplam TMU :
6,1
Bu iyileĢtirme ile 34,7 TMU kazanç sağlandı.
6 ) C3 : Reçete tasnifi için çekmeceli kutu kullanımı
Reçeteler geniĢ bir dolabın içinde tasnif edilmeden biriktiriliyor ve bilgisayara bilgi giriĢi için
ele alınması gerekenler bu dağınık grubun içinden ayıklanıyordu. Bu seçme ve bulma iĢlemi
gün içinde sık sık tekrarlanıyor ve zaman kaybına yol açıyordu. Dolabın açılması ve ilgili
reçetenin bulunup, dolabın tekrar kapatılması Ģu Ģekilde incelendi.
Tablo 9 : Reçete Tasnifinin Eski Durumu
Sol El
TMU
Sağ El
15,6
R 40 B
2
G1A
5,4
T 90 S
2
RL 1
11,4
R 20 C
7,3
EF
-
7,3
G4A
-
15,8
2
M 40 A
RL 1
-
15,6
2
5,4
2
R 40 B
G1A
Toplam TMU :
93,8
T 90 S
RL 1
160
Birbiriyle aynı özellikte olan reçetelerin gruplanarak yerleĢtirilebileceği, alt alta 8 çekmeceli
küçük bir plastik dolap temin edildi. Bu çekmeceli tasnif dolabı bankonun üzerine
yerleĢtirildi. Her bir çekmeceye tanımlama etiketi yapıĢtırıldı. Bu düzenleme ile reçete bulma
iĢlemi oldukça kolay hale geldi.
Tablo 10 : Reçete Tasnifinin Yeni Durumu
Sol El
TMU
Sağ El
-
6,3
2
R 10 B
G1A
-
9,6
M 20 A
-
2
-
10
7,3
RL 1
R 20 B
EF
-
7,3
9,6
2
6,3
G4A
M 20 A
RL 1
-
2
G1A
M 20 A
RL 1
R 10 B
9,6
2
Toplam TMU :
76
Bu Ģekilde 17,8 TMU kazanıldı. Ayrıca daha düzenli bir görünüm elde edildi.
4. Sonuçlar ve TartıĢma:
Yapılan ĠyileĢtirme
Tablo 11: KarĢılaĢtırma Tablosu
Eski TMU
Yeni TMU
A1 : Kapı eĢiğinin yenilenmesi
A2 : Nöbet tabelalarının düzenlenmesi
50,772
68,7
Kazanç
46,492
6,1
4,28
62,6
B1 : Tartının giriĢe, zeminle aynı düzeye
yerleĢtirilmesi
-
-
C1 : Raf kapaklarının sürmeli hale
42
getirilmesi
28,3
13,7
C2 : Bankolar arasındaki kapının yaylı
40,8
duruma getirilmesi
6,1
34,7
C3 : Reçete tasnifi için çekmeceli kutu
93,8
kullanımı
76
17,8
Toplam Kazanç :
133,08
- Kapı eĢiğinde yapılan Ģekillendirme ile 4.28 TMU kazanç sağlanmıĢtır. Eczane 20 gün
gözlenmiĢ ve ortalama olarak bir günde 500 giriĢ çıkıĢ yapıldığı sonucuna varılmıĢtır. Bu
durumda 2140 TMU zaman tasarrufu yapıldığı da sonucuna varılmıĢtır. Buna ek olarak bebek
161
arabaları, engelli sandalyeleri ve eczaneye koli taĢınan tekerlekli taĢıyıcılar ve eczaneye sık
sık girip çıkan sağlıksız insanların hareketi kolaylaĢtırılmıĢtır.
- Nöbet tabelalarının düzenlemesi ile elde edilen zaman kazancı 62.6 TMU‟ dur. Bu
iyileĢtirme ile iĢ kazasına yol açabilecek olan ve karıĢık halde bulunan, ince ve keskin kenarlı
metal levhalar ortamdan uzaklaĢtırılmıĢtır.
- Tartının giriĢe ve zemin hizasına gömülmesi ile eczane çalıĢanlarının müĢterilere sürekli
tartının yerini göstermesi ve tartının ayarının yer değiĢtirmeler nedeniyle bozulması
önlenmiĢtir. Ayrıca bu iyileĢtirme müĢterilerin ilgisini çekmiĢ ve sadece tartılmak amacı ile
gelen müĢterilerin bile eczanede göz gezdirmesi ve alıĢ veriĢe yönelmesi sağlanmıĢtır.
- Raf kapaklarının sürmeli hale getirilmesi bütün eczane çalıĢanları için kolaylık sağlamıĢtır.
Yapılan analiz sonucu bir iĢlem için 13.7 TMU zaman kazancı elde edildiği sonucuna
varılmıĢtır. Buna ek olarak, açık unutulan raf kapağına çarpma Ģeklindeki iĢ kazaları
önlenmiĢtir.
- Bankolar arası kapının yaylı duruma getirilmesi eczane içi dolaĢımı oldukça
kolaylaĢtırmıĢtır. Eczacı, kalfa ve çırak haricinde eczanede bulunan kiĢilerin banko arkasına
eriĢiminin önlenmesi amacıyla kapının tamamen kaldırılmasından kaçınılmıĢtır. Yaylı kapı ile
34.7 TMU zaman kazancı sağlanmıĢtır. Eczane 20 gün gözlenmiĢ ve ortalama olarak bir
günde bankoların ardına 100 geçiĢ yapıldığı sonucuna varılmıĢtır. Bu durumda 3470 TMU
zaman tasarrufu yapılmıĢtır. Tüm bunlara ilave olarak göze daha hoĢ gelen bir görünüm elde
edilmiĢtir.
- Reçete tasnifi için çekmeceli kutu kullanımı, kalfanın iĢini büyük ölçüde kolaylaĢtırmıĢtır.
Tek bir reçete arama olayı için 17.8 TMU kazanç sağlanmıĢtır. Yapılan 20 günlük gözlem
sonucu bir günde ortalama 45 defa reçete grubunda arama yapıldığı tespit edilmiĢtir. Bu
durumda günde 801 TMU reçete arama zamanı kazanılmıĢtır.
Bu çalıĢmada yapılan 6 adet iĢ yeri düzenlemesi ile iĢlerin bir kez gerçekleĢmesi için toplam
133.08 TMU zaman kazanılmıĢ ve çalıĢanların kazanılan zamanlarda diğer eczane
faaliyetlerine daha fazla zaman ayırması sağlanmıĢtır. Söz konusu iĢlerin gün içinde defalarca
tekrarlandığı düĢünülse bile kazanılan bu süre oldukça az olarak değerlendirilebilir. Fakat
MTM uygulamalarının tek amacı iĢlem sürelerini kısaltmak değildir. Bu analiz yardımıyla
eczanede en sık tekrarlanan hareketler incelenmiĢ ve iĢlerin daha kolay ve güvenli olarak
yapılmasını sağlayacak çözümler üretilmiĢtir. Eczanede yapılan bu değiĢikliklerle, üzerinde
çalıĢılan noktalarda çalıĢma metodu ve araçları geliĢtirilerek zaman kazancı ve daha güvenli
çalıĢma ortamı sağlanmıĢtır.
5. Kaynaklar
Kurumer, G., 2004. ĠĢletmelerde Uygulamalı ĠĢ Etüdü Teknikleri Ders Notları
Kurumer, G., 2000. Zaman Ekonomisi Tekniklerinden Maliyetleri DüĢürmek Yerine
Önleyici Bir Yöntem “Standart Zamanlar Sistemi”
Ercan, M. N.., 2004. ĠĢ ve Zaman Etüdü, Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil, Hazır Giyim ve
Boya AraĢtırma Uygulama Merkezi Yayınları No : 4, Ġzmir
Deutsche MTM – Vereinigung E.V., 1975. MTM Standard-Daten Lehrgang
General Sewing Data (GSD), 1990. Student Manual Supplementary Module
162
KULLANICI ODAKLI BĠR KURUMSAL ÇAĞRI MERKEZĠ UYGULAMASI
Altay ONUR*, Hakan SUBAġIOĞLU
Siemens San. ve Tic. A.ġ.
ÖZET
ġirketlerde CRM (Customer Relationship Management) süreci kapsamında yer alan Çağrı
Merkezleri müĢteri hizmetlerinin yanı sıra Ģirket çalıĢanlarına yönelik olarak da kullanılmaya
baĢlanmıĢtır. Özellikle değiĢik yerleĢkelerde konuĢlanmıĢ veya holding türü kuruluĢlarda
çalıĢan memnuniyetinin sağlanmasında önemli bir yer tutan iç iletiĢim özellikle hizmet
bölümlerinin performansının ölçülmesinde önemli bir yer tutmaktadır.
Bu tür bir kurumsal çağrı merkezinin amacı; Ģirket iĢ süreçlerine katma değer sağlamak,
çalıĢan memnuniyetini ve iĢ verimliliğini artırmaktır. Kurumsal kimliğe uygun bir ĢemĢiye
çözüm olarak hizmet birimlerinin süreçlerini merkezi bir sistem üzerinden izlemek, görevler
atamak, raporlamak, sistemi dinamik bir yapıda tutarak eĢzamanlı güncel geri beslemeler ile
performans ölçümünü yapabilmek, sistemden istenen baĢlıca iĢlevlerdir.
Bu çalıĢmada hizmet birimlerinde kullanılan ve birimlerin ihtiyaçlarına göre içeriği
düzenlenebilen Ģirket içi çağrı merkezi uygulamasında görev alan kiĢilerin kullanıdığı intranet
tabanlı bir Çağrı Merkezi (Call Center) yazılımının temel fonksiyonları tanıtılacaktır. MüĢteri
ĠliĢkileri Yönetimi‟nin (CRM) önemli unsurlarından biri olan çağrı merkezleri, Ģirket
çalıĢanlarına dönük yüzü ile iç müĢteri memnuniyetinin sağlanmasında önemli bir yer
tutmakta, iĢ süreçlerine sağladığı katma değer ile iĢ verimliliğini yükseltmektedir.
Anahtar Sözcükler: CRM, çağrı merkezi, çalıĢan memnuniyeti, verimlilik.
1. GiriĢ
CRM (MüĢteri ĠliĢkileri Yönetimi) süreci kapsamında müĢteriye hızlı ve etkin bir hizmet
vermenin gün geçtikçe önem kazandığı günümüzde çağrı merkezleri doğrudan müĢteri ile
iletiĢimde bulunma özelliği nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Her ne kadar öncelikle Ģirketler
ürün veyay hiizmet sundukları müĢterilerine karĢı bu çağrı merkezleri kurmuĢlarsa da CRM
sürecinde Ģirket çalıĢanlarının da yer aldığı ve bu nedenle süreçler arası iliĢkilerde iç müĢteri
memnuniyetinin ölçülmesi gerektiğinden hareketle, özellikle Ģirket bünyesinde hizmet
sağlayan birimlerde iç bünyede kullanılan kurumsal çağrı merkezlerinin gündeme geldiği ve
birçok firmada bunun üst yönetim tarafından hizmet biriminin performansının ölçülme kriteri
olarak belirlendiği görülmektedir.
Bu bildiride Siemens A.ġ. bünyesinde Kurumsal Ġnsan Kaynakları tarafından çalıĢanlara
sunulan hizmetler için “askHR” adı altında oluĢturulan bir kurumsal Çağrı Merkezi (ÇM)
uygulamasından bahs edilecektir.
*
[email protected]
163
2. Çağrı Merkezi süreç yapısı
Çağrı Merkezi Yönetimi
MüĢteri
istekleri
Koordinason
ve Planlama
Uygulama
Ġzleme
ve kontrol
3. Kurumsal Çağrı Merkezi (Corparate Workspace) amacı
Ortak sorunlar:
 ÇalıĢanlar hizmet birimleri ile igili sorunlarına doğrudan tek bir yerden ulaĢamıyor,
zaman kaybı yaĢıyor, diğer çalıĢma arkadaĢlarını meĢgul ediyor.
 Hizmet birimleri belli dönemlerde (bayram, nema, maaĢ, sigorta, vergi iadesi vb) aĢırı
telefon trafiğine maruz kalıyorlar, operatif iĢlerini yapmakta zorlanıyorlar.
 Hizmet birimlerinin -çağrılarla ilgili- iĢ yükü kayıt altına alınamadığından verilen
hizmetin performansı ölçülemiyor.
 MüĢteri memnuniyeti tam olarak ölçülemiyor.
 Performans ölçümlemesi yapılamadığından çalıĢanların motivasyonu olumsuz yönde
etkilenebiliyor, görev dağılımında sorunlar yaĢanıyor.
“Corparate Workspace” Konsepti fayda ve fırsatlar:
 Siemens çalıĢanlarına yönelik ulaĢabileceği tek bir Hizmet Noktası (Call Center:
#1111) oluĢturulması.
 Hizmet birimlerinin ihtiyaç ve taleplerinin bir elde toplanması ve sinerjik bir
yaklaĢımla optimum çözüm sağlanması
 Kaynakların optimizasyonu (Her bir bölüm için farklı bir ÇM yerine tek bir ÇM
oluĢturulması, telefon karmaĢasının azaltılması)
 Düzenli ve anlamlı merkezi raporlama yapılması.
 Her bir hizmet bölümünün kendi performansını ölçebilir olması ve bunu çalıĢan
hedefine dönüĢtürebilmesi.
 Çağrılardan elde edilen verilerin değerlendirilebilmesi (Raporlama, performans ölçme vb)
 Katma Değer yaratıcı aktiviteler
Hedefler:
 Katma Değer Yaratma
 Ġç MüĢteri Memnuniyeti
 ĠĢ verimliliği
 Hizmet Performansını Ölçme
4. Çağrı Merkezi iĢ akıĢı
ġirket çalıĢanlarının Kurumsal Ġnsan Kaynakları (CHR) ile ilgili her türlü konudaki soru ve
isteklerini iletebilmek amacıyla kurulan askHR Ġnsan Kaynakları Çağrı Merkezi iĢ akıĢı genel
olarak; çalıĢanların Ģirket içinde dahili telefon üzerinden 1111 numarayı arayarak isteklerini
operatrise bildirmeleri ve bu çağrının sisteme kaydedilerek ilgili CHR uzmanına
yönlendirilmesi, çözümün telefon ve/veya e-posta ile çalıĢana bildirilmesi esasına
dayanmaktadır.
a) ÇalıĢan kiĢi dahili çağrı merkezini (1111) arar
b) Operatris arayanın ismini sisteme kaydeder, talebini dinleyerek gerekli güncel bilgiyi
hemen verir
164
c) Operatris, müĢteri talepleri doğrultusunda kaydı açar ve telefonu ilgili bölüme
(yöneticiye/uzmana) yönlendirir
d) Ġlgili uzman sorunu çözer ve verileri menülere girerek kaydı kapar.
e) E-posta ile müĢteriye bilgi gönderilir.
f) Yönetici online olarak iĢlemleri takip eder.
Rapor alır...
Bununla ilgili iĢ akıĢı ġekil-1‟de belirtilmiĢtir.
ġekil-1: askHR Çağrı Merkezi çağrı alma ve geri bildirim iĢ akıĢı
5. Çağrı Merkezi Görev dağılımı
arkHR Çağrı Merkezi yapısında aĢğıdaki görevler tanımalnmıĢtır.
a) Sistem admini
- Uyarlamalar
b) Call Center görevlisi
- Problemi bildirien kiĢinin ana verisinin bulunarak istek kaydına kopyalanması
- Problemi çözüme ulaĢtıracak doğru bölümün tespit edilmesi
- Problemin çözümü ile ilgili gurubun tespit edilmesi
- Kayıt açıldıktan sonra müĢteriye "kaydınız açıldı geri bildiriminin" ulaĢtırılması
- Seçilen bölümün grup yöneticisinin açılan iĢ hakkında haberdar edilmesi
c) Grup yöneticisi
- Seçilen bölümün grup yöneticisinin eğer gerekiyorsa problemi diğer çözüm
guruplarına aktarması
- Seçilen bölümün grup yöneticisi problemi, kendi gurubu içinde çözecekse kendi çözüp
problemi kapatabilir yada iĢi grup içinde birine atar ve iĢ atama maili gönderir.
d) Problem çözen
- Kendisine iĢ atandığını öğrenen kiĢi sisteme eriĢerek problem statüsünü iĢleme alır.
165
Problem statüsünü iĢleme alan kiĢi istiyorsa problem sahibi kiĢiye,probleminizle ben
ilgileniyorum Ģeklinde mesaj gönderir.
- Problemle ilgilenen kiĢi problemi çözdüğünde çözüm notunu yazarak statüyü kapanıya
getirir.
- Problemi çözen kiĢi problem sahibi kiĢiye,probleminiz çözüldü bildirimi gönderir.
e) Bütün kullanıcılar
- Raporlar
-
6. askHR Destek Hattı (Help Desk) programı konsolunun kullanılması
Çağrı Merkezi kullanıcı arayüzü aĢağıdaki fonksiyonlardan oluĢmaktadır;
1.Güncel iĢ durumunun görüntülenmesi ve genel tanıtım
2.Kullanıcılar için konsol
- Konsolun görüntülenmesi
- Kullanıcının problemi iĢleme alması
- Kullanıcının problemi kapatması
3.Grup yöneticileri için konsol
- Konsolun görüntülenmesi
- Problemin ilgili kiĢiye atanması
- Problemle ilgilenecek kiĢiye iĢ atama maili göndermek
- Problemin bir baĢka gruba devredilmesi
4.Sistem yöneticisi için konsol
Arayüz ile ilgili bazı menüler aĢağıda verilmiĢtir.
Ana menü ikonları üzerinden kullanıcılar istedikleri verilere kolayca ulaĢabilmekte veya
sisteme kaydedilmiĢ bilgileri sorulayabilmektedirler. Sistemde ayrıca bir Help Desk
fonksiyonu ile desteklenmiĢ olup sekiz değiĢik konu hakkında detaylı bilgiler içeren bir
kullanım kılavuzuna eriĢimi sağlamaktadır (ġekil-2).
ġekil-2: Kullanıcı arayüzü ana menüleri ve Help Desk menüsü görüntüsü
Sisteme operatrisler tarafından müĢterlerin bildirdiği istekler problem tanımı menüsüne
girilmektedir. Problem numarasının sistem üzerinden otomatik olarak verildiği bu tür bir
menüye ait bir örnek ġekil-3‟de verilmiĢtir. Problem tanımından sonra ilgi uzmanlar
tarafından yapılan iĢler ve çözüm yine aynı menüye yazılarak sisteme kaydedilmektedir.
166
ġekil-3: askHR Çağrı Merkezi problem giriĢ menüsü örneği
Program üzerinden müĢteri bilgilerine ulaĢılmaktadır. Her bir müĢteri kaydının satırındaki
buton üzerinden detay bilgilere kolayca ulaĢılmaktadır (ġekil-4)
ġekil-4: MüĢteri kayıtları
Raporlama için ana menüden ilgili ikon üzerine tıklayarak grafiksel görüntü sağlanmakta,
yine her bir grafik sütünu üzerine tıklayarak ilgili iĢlemlere ait birimlerin yapmıĢ olduğu iĢler
ve içerikleri hakkında detay bilgiye eriĢilmektedir (ġekil-5).
167
ġekil-5: Birimler bazında kapanan iĢlerin dağılımı
7. Sonuçlar ve değerlendirmeler
askHR Ġnsan Kaynakları Çağrı Merkezi için Ģirket bünyesinde geliĢtirilen ve kullanılan
yazılım programı hem operatrislerin, hem de uzman personelin ve yöneticilerin eĢzamanlı
olarak kullanabilecekleri yapıda hazırlanmıĢtır. Tamamen görsel ikonlar yardımıyla menülere
ulaĢılmakta ve yine menüler üzerindeki linkler yardımıyla ilgili konular hakkında detay
bilgilere kolayca ulaĢılmaktadır. Sistemin aynı zamanda Ģirket çalıĢanları adres bilgi bankası
ve outlook programı ile senkron bir Ģekilde çalıĢması iletiĢimi e-posta üzerinden hızlandırarak
zaman tasarrufu sağlamakta, insani hataları önlemekte, böylece kiĢilere bağımlı insiyatifleri
azaltarak daha ergonomik bir arayüz yardımıyla kullanıcı odaklı bir mimari sunmaktadır.
ÇalıĢanların memnuniyeti yıllık olarak yapılan anketlerle değerlendirilmektedir.
8. Kaynaklar
 “Çağrı Merkezi Yönetimi”, 06/2005, CIM yöntem talimatı, Y-008, Siemens A.ġ.
(firmaya özel)
 “askHR Destek Hattı (Help Desk) programı konsolunun kullanılması”, 2004, Siemens
A.ġ. IK APP, Kullanım Kılavuzu (firmaya özel)
 “Corparate Workspace” Kurumsal Çağrı Merkezi konsepti, Siemens A.ġ. CIM
Customer Interaction Management, 02/2005 sunum dosyası (firmaya özel)
 Canbek, Taner. 2001, Çağrı merkezinde hizmet ve satıĢ, SFS CRM Günleri,
Sigortacılık&Bankacılık, Activeline.
168
TORNAVĠDA KULLANIMINDA UYGULANAN DÖNME MOMENTĠ
BÜYÜKLÜĞÜNE TORNAVĠDA SAP GEOMETRĠSĠ VE MALZEMESĠNĠN
ETKĠLERĠ
B.Türker ÖZALP*, Fatih C. BABALIK
Uludağ Üniversitesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Endüstri Müh. Böl.
Uludağ Üniversitesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Makine Müh. Böl.
ÖZET
Pek çok iĢyerinde, el aletleri iĢin önemli elemanlarıdır. Düzgün tasarlanmayan el aletleri ile
çalıĢmalar, gereksiz fizyolojik sarfiyata veya uzun süreli birikmiĢ travma rahatsızlıklarına,
örneğin tendonlarda, tendon kılıflarında, el, bilek ve kol sinirlerinde ilerlemiĢ hasara neden
olabilmektedir. Söz konusu zararlı etkiler, iĢ yerinde elveriĢsiz el aletlerinin kullanılmasıyla
iliĢkili düĢük performansın ve artan devamsızlığın sebebi olabilir. HoĢ görünüĢlü ve ucuz el
aletleri kolayca pazarlanabilir, fakat bu durum ergonomik açıdan yeterli bir kriter değildir. El
aletlerinin saplarının Ģekli, kalınlığı, uzunluğu, hacmi, yüzeyinin pürüzlülüğü ve yapıldığı
maddenin cinsi de, iĢlemsel performansı ve fizyolojik zorlanmayı etkilemektedir. Bu
araĢtırma için tornavidaların seçilme nedeni hemen her yerde kullanılan el aletleri olmaları ve
her alet kutusunda bulunmalarıdır. 12 erkek, gönüllü, ücretsiz denek, 10 farklı saplı
tornavidanın kullanıldığı tornavida test serilerinde yer aldı. Pronasyon ve supinasyon için
maksimum tork tayin edildi. Sapın, hacim ve yüzey pürüzlülüğü ile iliĢkili olarak pronasyon
ve supinasyonla bağlantılı maksimum tork değerleri arasında anlamlı ve esaslı farklar
saptandı. Balmumu gibi kaygan yüzeyli saplar daha az uygun sonuçlar ürettiler. Buna karĢın
poliüretan gibi kaymaya karĢı yüzey direnci yüksek kimyasal madde ile kaplı tornavida
sapları ile büyük hacimli saplar ergonomik açıdan ele daha uygun bulundular.
Anahtar Sözcükler: Maksimum Dönme Momenti, Supinasyon, Pronasyon.
1. GiriĢ
Ġnsan, yaĢam gereksinimlerini karĢılayabilmek için ekonomik nedenlerle çalıĢmak zorundadır.
ÇalıĢma kavramı, insanın meslek yaĢamı dahil günlük yaptığı tüm iĢleri kapsamaktadır.
Ġnsanlar çalıĢma ortamında tüm kapasitelerini ortaya koyarak üretimin verimliliğini arttırmaya
çaba harcamaktadırlar. Üretimin verimliliğini ve sonuçta insanın verimliliğini arttırabilmek
için çalıĢma ortamı ile beraber akli ve fiziksel iĢ yükü, bilgi akıĢı, diğer çalıĢanlarla olan
sosyal iliĢkileri ve dinlenme süreç ve sıklıkları göz önüne alınmalıdır. Ġnsanın fiziksel iĢ
kapasitelerinin sınırlı olması nedeniyle insan ile kullandığı makineler ve çevresi arasındaki
iliĢki iyice incelenmelidir. “Ġnsan-Makine-Çevre” iliĢkilerini analiz ederek, çalıĢanların daha
sağlıklı ve üretken bir Ģekilde çalıĢabilmelerini sağlayabilmek için insanın anatomik
özelliklerini, fiziksel ve akli yeteneklerini göz önünde bulundurmak gerekmektedir.
Ġnsanların en belirgin anatomik özelliklerinden biri bazı bölgelerini aktif olarak kasıp
gevĢeterek yer değiĢtirebilmeleri, kol ve bacaklarını hareket ettirerek karĢı kuvvet
uygulayabilmeleri ve iĢ yapabilmeleridir. Ġnsan iĢ yerinde kol ve bacaklarını hareket ettirerek;
el ve ayaklarını kullanarak mekanik iĢ yaparken, negatif etken olan “ fizyolojik kas
zorlanması ve kas hasarları” ve “Yorgunluk” kavramı ile karĢılaĢmaktadır.
*
[email protected]
169
Pek çok iĢ yerinde el aletleri iĢin önemli gereçlerini oluĢtururlar. KiĢinin eline uygun
tasarlanmayan el aletleri, onu kullananlarda zararlı etkiler yaratan iĢ koĢulları oluĢtururlar. El
aletleri sık sık veya uzun süreli kullanıldıklarında „Uzun-Süreli BirikmiĢ Travma
Rahatsızlıklarına (CTDs) (Cumulative Trauma Disorders) örneğin tendonlarda ilerlemiĢ
hasarlara, tendon kılıfında, el, bilek, dirsek, kol ve omuz kaslarında gerilme hasarlarına neden
olurlar (Rempel, 1994). Söz konusu travma rahatsızlıkları ile iskelet kası Ģikayetleri, uygun
olmayan iĢ tasarımı ve kullanıĢsız el aletleri nedeniyle oluĢabilmektedir. ĠĢ yerinde
performansın azalması ve kas hasarları nedeniyle iĢçinin iĢinin baĢında bulunamaması gibi
üretimi aksatan durumlar, ancak basit el aletlerinin tasarımına ergonomik yaklaĢım ile
önlenebilir. Bu nedenle araĢtırmalarda; ürün ergonomistlerinin yaklaĢımları ile iĢ aletlerinin
tasarımı açısından el-kol sisteminin anatomik ve fizyolojik karakteristiklerinin göz önüne
alınması “insana uygun olan= ele uygun dur” (Strasser, 1996) eĢitliğine dayanan mutlak,
zorunlu bir prensiptir. Büyük ve küçük ölçekli iĢ yerlerinde tornavidalar elle tutulan iĢ aletleri
olarak çok kullanılmaktadır; her alet çantasında bulunurlar ve elinden her iĢ gelen kiĢilerde bir
kaç farklı boyutta tornavida büyük olasılıkla vardır. Fakat tornavida sapları nadiren elin
anatomisine uygun Ģekil ve boyutlara sahiptirler. Tornavida saplarının Ģekli, kalınlığı,
uzunluğu, hacmi, ağırlığı, yüzeyinin düz veya pürüzlü olması ve sapın yapıldığı maddenin
cinsi (tahta, selüloz asetat, polipropilen, kauçuk gibi) hem iĢlemle ilgili performansı ve hem
de fizyolojik zorlanmayı etkilemektedir (Bullinger ve Solf, 1979; Cedervist ve Lindberg,
1993; Wang ve Strasser, 1993; Strasser, 1996; Kluth ve ark., 2004; Babalık, 2005) Bu
nedenle vidalama iĢi sona erdikten sonra pek çok tornavida kullanan, kas ağrısı ile
karĢılaĢmakta ve avuç içleri ile parmakları tahriĢ olmaktadır. El aletlerini ergonomik açıdan
değerlendirmekte kullanılan yöntemler: üretim verimi, maksimum dönme momenti ölçümü,
lokal kas zorlanmasının fizyolojik ölçümü ile çalıĢanların söz konusu el aletlerini kiĢisel
değerlendirmeleridir (Strasser, 1991; Keller ve Strasser, 1998; Keller ve ark., 2004; Kluth
ve ark., 2004).Bu çalıĢmanın amacı, farklı sapları olan (ağırlık, Ģekil, büyüklük, kesit alanı,
yüzey pürüzlülüğü ve sap üretiminde kullanılan madde cinsi farklı) ve Ģehrimizde ticari olarak
mevcut on adet tornavidanın Maksimum Dönme Momentini, 12 (11denek sağ elini kullanıyor,
bir denek de sol elini tercih ediyor) gönüllü, ücretsiz erkek denekle ölçerek, söz konusu
tornavidaları ergonomik açıdan değerlendirmektir.
2. Materyal ve Yöntem
2.1. Denekler ve Prosedür
12 erkek, gönüllü, ücretsiz denek; yaĢları (29,2 ± 5,7 yıl), vücut ağırlığı (84,8 ± 9,2 kg),
boyları (178,7 ± 7,3 cm), dirsek yüksekliği (113,2 ± 5,3 cm), açısından homojen yapıya sahip
bir grup, tornavida test serisinde yer aldı. Deneylerde, deneklerin kuru elle tornavida
kullanımlarında Maksimum Dönme Momenti (Maksimum Tork Kuvveti) (pronasyon ve
supinasyon için ayrı ayrı), Bursa Fiat-Powertrain Fabrikasındaki BLM tork metre kullanılarak
ölçüldü.
2.2. Deneylerde Kullanılan Tornavidalar
“Philips cross-slot”, PH2 uçlu-12.5 cm uzunluğunda ve 10 farklı sapı olan (uzunluk, çap, boy,
hacim, ağırlık, yüzey kalitesi ve yapıldığı madde açısından farklı) - (yalnız tahta saplı
tornavida (Tor 1) Türkiye‟de tek tip olarak satılmakta ve uç kısmı 12,5 cm değil 10 cm
uzunluğundadır.) yerli yapım ve ithal, Bursa‟da ticari olarak satılan yıldız tornavidalar bu
araĢtırma için seçildiler. 10 farklı tornavida toplu halde ġekil 1‟de saplarının boyutları ve
saplarının yapıldıkları malzeme cinsi ile beraber sergilenmektedir. Tornavida saplarının
yapıldığı kimyasal maddelerin bileĢimi, TOFAġ-FIAT Fabrikası-Kimya laboratuarında, saplar
analiz edilerek saptanmıĢtır.
170
2.3. Deney Düzeneği
Maksimum tork uygulamalarını ölçmek için Bursa Fiat-Powertrain fabrikasındaki BLM
marka tork metre cihazı kullanıldı. Vida sıkma-gevĢetme cihazının iĢ yüksekliği, her
defasında deneğin dirsek yüksekliğine, tornavidaların uzunlamasına ekseni ile deneğin ön
kolu aynı doğrultuda olacak Ģekilde ayarlandı. Vidalama esnasında deneklere, güç kavraması
değil, fakat el ayası ve beĢ parmakla çevreledikleri, tornavida sapını kavramaları söylenmiĢ ve
maksimum tork‟ un söz konusu koĢullarda uygulanması sağlanmıĢtır.
H1
MEġE
H2
POLĠPROPĠLEN
H6
GÖVDE: POLĠPROPĠLEN
KILIF: POLĠÜRETAN
H7
GÖVDE: POLĠPROPĠLEN
KILIF: POLĠÜRETAN
H3
POLĠESTER
H4
H5
SELÜLOZASETAT BUTĠRAT SELÜLOZASETAT BUTĠRAT
H8
GÖVDE: POLĠPROPĠLEN
KILIF: POLĠÜRETAN
H9
GÖVDE: POLĠPROPĠLEN
(% 17 MINERAL KATKILI)
KILIF: PVC
H 10
GÖVDE: POLĠPROPĠLEN
GRĠ KESĠT: POLĠPROPĠLEN
KILIF: POLĠÜRETAN
ġekil 1. Deneylerde kullanılan 10 farklı tornavidanın saplarının boyutları (mm) ile saplarının
imal edildikleri malzeme cinsi
ġekil 2. Demir masa ve üzerine monte edilmiĢ olan transducer
Vidalama iĢi için hazırlanan ve cıvatayı (PH2 ucuna uygun) içeren silindir Ģeklindeki adaptör,
tranceducera o da BLM torkmetre‟ye bağlanmaktadır (ġekil 2.). Transducer maksimum 30
Nm‟lik tork ölçümü için kalibre edilmiĢtir. Maksimum torklar digital olarak okunmaktadır.
Deneklerin duruĢ Ģeklindeki farklılıkların, oluĢturulan torklardaki anlamlı etkileri göz önüne
alınarak, tam duruĢ pozisyonu deneğe belirtilerek duruĢ Ģeklinden gelecek darboğazlar
önlenmeye çalıĢılmıĢtır. Transducerin bağlanacağı adaptör, VCN150 kodlu malzemeden
171
FIAT-Powertrain fabrikasında bu araĢtırma için imal edilmiĢtir. Adaptör bağlı konumda iken,
cıvata ağzının döĢemeden yüksekliği, 94 cm. olarak saptanmıĢtır. Farklı deneklerin dirsek
yükseklikleri ile cıvata ağzının yüksekliğini eĢitlemek için masa ayaklarının altına
20.0*20.0*1.2 cm‟lik PDF malzemesinden yaptırılan destekler, gerekli miktarlarda fork-lift
operatörü vasıtasıyla ilave edildi. Her denek için farklı olmak üzere ,rasgele (randomize,
geliĢigüzel) tornavida kullanılıĢ sırası düzenlendi.
3. Maksimum Dönme Momenti Ölçüm Sonuçları ve Değerlendirmeler
12 deneğin 10 farklı tornavida sapı ile kuru elle gerçekleĢtirdikleri supinasyon ve pronasyon
iĢlemlerinden elde olunan Maksimum Dönme Momenti ölçüm sonuçlarının ortalamaları
tornavida baĢına hesap edilerek ġekil 3‟ de moment ekseninde sütun grafikleri Ģeklinde
sunulmaktadır. Supinasyondaki, “Maks. Dönme Momenti” verileri karĢılaĢtırıldığında, en
düĢük “Maks. Dönme Momenti” deneklerce, Tor 5, ve Tor 2‟ye uygulanırken, en yüksek
“Maks. Dönme Momenti” de Tor 8 ve Tor 10‟a uygulanmaktadır. Tor 8 ve Tor 10 her ikisinin
sapı da polipropilenden üretilmiĢ olup dıĢ yüzeyleri poliüretanla kaplıdır. Tor 5 ise
selülozasetatdan üretilmiĢtir.ve Tor 2 ve Tor 5; parlak ve pürüzsüz yüzeye sahipken, Tor 8
pürtüklü yüzeyi ile dikkati çekmekte, Tor 10 ise 10 farklı tornavida sapı arasında hacmi en
büyük tornavida olarak dikkatleri üzerinde toplamaktadır.
ġekil 3. Kuru elle yapılan supinasyon ve pronasyon esnasındaki maksimum dönme
momentlerinin karĢılaĢtırılması
172
ġekil 4. Kuru elle yapılan supinasyon ve pronasyon esnasındaki maksimum dönme
momentlerinin birbirlerine karĢı üstünlükleri
Tor8 ve Tor 10 ayrıca parmak yuvalarına sahip bulunuyorlar. Tor 7 ve Tor 8 Ģeklen ve
hacimce ve üretildikleri kimyasal madde açısından birbirine çok benzemekte ise de, Tor 8,
üzerindeki dairesel pürüzler ile, Tor 7‟ den ayrılmakta ve supinasyondaki “Maks. Dönme
Momenti” de Tor 8 için, Tor 7‟dekinden daha fazla olmaktadır. Kuru elle pronasyondaki
“Maks. Dönme Moment”leri ile ilgili ġekil 3 de sunulan grafikler incelendiğinde, en düĢük
pronasyon değerleri Tor 5 ve Tor 2 ile elde olunurken, en yüksek “Maks. Dönme Momenti”
değerleri Tor 8 ve Tor 10 ile oluĢmaktadır. Kuru elle yapılan supinasyon ve pronasyon iĢlemi
esnasında uygulanan “Maks. Dönme Momenti” verileri karĢılaĢtırıldığında Tor 1 (tahta
silindirik saplı,üzeri cilalı) ve Tor 9 dıĢında, diğer sekiz tornavida için içeri doğru rotasyon
yüksek olmakta, fakat aradaki fark Tor 3‟de %5.1, Tor 5‟de % 9.6 iken Tor 8‟de % 2.9 ve Tor
10‟da % 10‟a ve Tor 2‟de % 10.3‟e yükselmektedir (ġekil 4). Elde edilen bu sonuçlar daha
önceki çalıĢmalarda saptanan sonuçlarla uyuĢmaktadır (Strasser, 1991; Strasser, 1996;
Strasser ve Wang, 1998; Kluth ve ark., 2004).
Tek solak kiĢi olan denek 11‟in ise kuru elle supinasyondaki “Maks.Dönme Momenti” nin
ortalama değeri 3.02 Nm iken pronasyondaki “Maks. Dönme Momenti”nin ortalama değeri
3.51 Nm olup, aradaki fark % 14 „dür. Solak olan denek 11‟in kuru elle supinasyon ve
pronasyon değerleri karĢılaĢtırıldığında Tor 3 hariç, diğer dokuz tornavida sapı için sol kuru
elle pronasyon değerlerinin, sol kuru elle supinasyon değerlerinden daha yüksek olduğu
saptanmıĢtır.
Özetle; 12 erkek denekle on farklı saplı tornavida ile kuru elle gerçekleĢtirilen supinasyon ve
pronasyon iĢleminde “Maks. Dönme Momenti” ölçümlerinin sonuç tartıĢmaları Tor 10, Tor 8
ve Tor 7‟nin tercih edilebilir tornavidalar olduklarını göstermektedir. Tor 7, Tor 8 ve Tor
10‟un sapları polipropilenden imal edilmiĢ olup, dıĢ yüzeyleri kaymayı önleyen poliüretanla
kaplanmıĢtır. Tor 7 ve Tor 8, Ģekil ve büyüklük açısından birbirine çok benzemekte olup
173
Maks.Tork değerleri de birbirine yakındır. Tor 10, hacim olarak kullanılan tornavidalar
arasında sap hacmi en büyük olanı olup, en büyük Maks. Dönme Momenti değerleri bu
tornavida ile elde olunmuĢtur.
Kaynaklar
[1]
Babalık, F.C., 2005. Mühendisler Ġçin Ergonomi-ĠĢbilim. Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, Ġstanbul, Ġzmir.
[2]
Bullinger, H.-J. and Solf, J.J., 1979. Ergonomische Arbeitsmittelgestaltung II - Handgeführte
Werkzeuge-Fallstudien. Wirtschaftsverlag NW, Bremerhaven.
[3]
Cedervist, T. and Lindberg, M.,1993. Screwdrivers and their use from Swedish construction industry
perspective. Applied Ergonomics 24 (3), 148-157.
[4]
Keller, E. and Strasser, H., 1998. Electromyographic and subjective evaluation of a wrist rest for VDU
operators. Occupational Ergonomics 1(4), 239-257.
[5]
.Keller; E., Fleischer R. and Strasser, H., 2004. Estimated and experienced subjective assessment of the
ergonomic quality of a keyboard. Occupational Ergonomics 4 (2), 121-131.
[6]
Kluth; K., Chung H.-C. and Strasser, H. 2004. Verfahren und Methoden zur Prüfung der
ergonomischen Qualität von handgeführten Arbeitsmitteln: Professionelle Schraubendreher im Test. Dr.
Curt Haefner – Verlag, Heidelberg.
[7]
Rempel, D.M., 1994. Carpal tunnel pressure studies: implications for prevention and rehabvilitation.
Proceedings of IEA-94 Vol.3 ,,pp.244-246, Eds. Mcfadden, S., Innes, L. and Hill, M., Human Factors
Association of Canada,Totonto.
[8]
Strasser; H., 1991. Different grips of screwdrivers evaluated by means of measuring maximum torque,
subjective rating and by registering electromyographic data during static and dynamic test work.,
Advances in Industrial Ergonomics and Safety III, pp.413-420. Eds. Karwowski W.,and Yates,
J.W.,Taylor and Francis, ” London, New York, Philadelphia.
[9]
Strasser, H., 1996. Electromyography of upper extremity muscles and ergonomic applications.
Electromyography in Ergonomics, pp.183-226, Eds. S.Kumar,- A.Mital,, Taylor and Francis, London,
New York. ,
[10]
Strasser, H., and Wang, B., 1998. Screwdriver torque strength and physiological cost of muscles
dependent on hand preference and direction of rotation. Occupational Ergonomics, 1(1) , 13-22.
[11]
Wang, B. and Strasser, H., 1993. Left- and right-handed screwdriver torque strength and physiological
cost of muscles involved in arm pronation and supination, in: The Ergonomics of Manual Work, pp. 223226. Eds. Marras, W.S.. Karwowski, W J., Smith L.and Pacholski, L., Taylor and Francis, London,
Washington DC,
174
EV ĠDARESĠ PERSONELĠNĠN KARġILAġTIĞI SORUNLARIN ĠNCELENMESĠ
ġükran ġAFAK, Canan YERTUTAN, Sibel ERKAL*, Özge ASLAN
Hacettepe Üniversitesi, Ev Ekonomisi Y.O., Aile ve Tüketici Bilimleri Bölümü
Özet: Kurumlarda iĢ gücünden en yüksek verimi sağlayabilmek için çalıĢanların fiziksel,
sosyal, ekonomik, psikolojik, fizyolojik tüm çalıĢma koĢulları ve ihtiyaçları ne kadar iyi
belirlenir ve planlanırsa iĢ gücü veriminden faydalanma derecesi o ölçüde artar. Hastanelerde
Ev Ġdaresi hizmetlerinin verimli olarak yürütülebilmesi için de bu hizmetleri yürüten personeli
olumsuz etkileyen faktörlerin belirlenmesi gerekir. Bu araĢtırma, Ankara‟da bir hastanede
çalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin iĢ yaĢamında karĢılaĢtığı sorunları belirlemek ve sorunların
çözümüne yönelik önerilerde bulunmak amacıyla planlanmıĢ ve yürütülmüĢtür. AraĢtırmanın
verileri araĢtırmacılar tarafından hazırlanan anket formunun 23 ġubat-1 Nisan 2005 tarihleri
arasında Sağlık kurumunda çalıĢan Ev Ġdaresi Personeline (N:250) dağıtılması ve cevaplanan
formların ( N:159) toplanması sonucu elde edilmiĢtir.
AraĢtırmaya alınan personelin kiĢisel sorunları arasında % 31,4 ile sağlık sorunlarını
belirtenler ilk sırada yer almaktadır. Personelin öğrenim düzeyi arttıkça iĢi sevmeme,
yönetim, eldiven, maske vb konusunda sorun yaĢadığını belirtenlerin oranı da artmaktadır.
Personelin çalıĢma koĢullarına iliĢkin sorunları arasında % 66,7 ile izinle ilgili sorunları
belirtenler önde gelmekte, bunu aydınlatma, havalandırma, gürültü vb fiziksel çevre
koĢullarına iliĢkin sorun yaĢadığını bildirenler izlemektedir. Öğrenim düzeyi arttıkça
kullanılan araçlar, görev tanımı, iĢin yapılma zamanı ve sıklığı, dinlenme araları konusunda
sorun yaĢadığını belirtenlerin oranı da artmaktadır.
Anahtar Sözcükler: Ev Ġdaresi Personeli, personel sorunları
GĠRĠġ
Hastanelerde Ev Ġdaresi hizmetlerinin verimli olarak yürütülebilmesi için hizmeti yürüten
personeli olumsuz etkileyen faktörlerin belirlenmesi gerekir (Yertutan,2000). Personelin
karĢılanması gereken temel gereksinimleri vardır. Çoğunlukla bunlardan bir veya birkaçının
karĢılanmaması sorunlara neden olmaktadır ((Miller,1981 ). Personelin verimliliğini artırmak
için sağlıklı ve rahat çalıĢmaya önem verilmelidir ( ġafak,1997; Jones; Philips,1984). Çünkü
bir insanın bir iĢ gününde yaptığı iĢ miktarını istenen kalitede maksimuma çıkarabilmesi,
kullandığı araç-gereç ve yöntemlerin yanı sıra çalıĢma sırasındaki yeterliliğini etkileyen;
motivasyon, moral, diğer çalıĢanlarla iliĢki vb sosyo-psikolojik faktörlere, çalıĢma sırasındaki
fizyolojik durumuna, çevresel faktörlere, zamana, iĢin yapılması için sağlanan kolaylıklar ve
çalıĢma düzenine, ücret, sosyal yardımlar vb ekonomik faktörlere de bağlıdır (Terzioğlu,1998;
Hatfield, 1986). Bu nedenlerle iĢ gücünden en yüksek verimi sağlayabilmek için fiziksel,
sosyal, ekonomik, psikolojik, fizyolojik tüm çalıĢma koĢulları ve ihtiyaçları ne kadar iyi
belirlenir ve planlanırsa iĢ gücü veriminden faydalanma derecesi o ölçüde artar (Terzioğlu,
1998).
Tüm çalıĢanların iĢlerini yürütürken içinde bulundukları çalıĢma ortamı, üretim sürecinde
genellikle bireyin dıĢında oluĢan, ancak bireyin sürekli olarak etki tepki iliĢkisi içinde olduğu
*
[email protected]
175
bir faktörler toplamıdır. ÇalıĢan, çoğunlukla kendisi dıĢında oluĢan faktörlerden etkilenerek
üretim sürecine katılmaktadır. Bu etkiler olumsuzsa kiĢiler hastalıklara, ruhsal gerginliklere
uğramakta, daha fazla yorulmakta, daha fazla kaza ve hata yapmakta, iĢ de daha fazla zaman
ve enerji harcamaktadır. Ayrıca karar verme, yönetme, planlama, kontrol etme ve
değerlendirme gibi yönetimsel görevlerin gerçekleĢtirilmesi de olumsuz yönde
etkilenmektedir (Yertutan, 2000). ÇalıĢma ortamının çalıĢanın motivasyonu, verimliliği ve iĢ
doyumu üzerinde etkisi büyüktür (Aykanat; Tengilimoğlu,2003). Günümüzde ergonomik
çalıĢmalarla ulaĢılmak istenen amaç, çalıĢma ortamını insan için yaratabileceği tehlikelerden
ve kazalardan arındırmanın ötesinde, bu çalıĢma ortamını, insanın hoĢuna gidecek ve onu
mutlu edecek, güdüleyici bir ortama dönüĢtürmektir ( Ġncir,1988). Böylece iĢ sisteminin insan
üzerinde yarattığı fizyolojik, psikolojik zorlanmalar en aza indirilecek, çalıĢanın verimliliğinin
olabildiği ölçüde yüksek tutulması ve sağlıklı kiĢiler olarak uzun yıllar çalıĢmaları mümkün
olacaktır.
Bu araĢtırma, Ankara‟da bir hastanede çalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin iĢ yaĢamında
karĢılaĢtığı sorunları belirlemek ve sorunların çözümüne yönelik önerilerde bulunmak
amacıyla planlanmıĢ ve yürütülmüĢtür.
ARAġTIRMA YÖNTEMĠ
AraĢtırma, Ankara ili BüyükĢehir Belediye sınırları içinde yer alan bir hastanede gündüz
vardiyasında çalıĢan, temizlik iĢini fiilen yürüten tüm Ev idaresi personeli üzerinde
yürütülmüĢtür. AraĢtırmanın verileri, araĢtırmacılar tarafından hazırlanan anket formunun 23
ġubat – 1 Nisan 2005 tarihleri arasında Sağlık kurumunda çalıĢan toplam 250 Ev Ġdaresi
Personeline dağıtılması ve cevaplanan 159 formun toplanması sonucu elde edilmiĢtir.
Bu çalıĢmada ev idaresi personelinin kiĢisel ve çalıĢma koĢullarına iliĢkin karĢılaĢtıkları
sorunlar öğrenim düzeyleri ve cinsiyete göre incelenmiĢtir. AraĢtırma sonucunda elde edilen
verilerin istatistiksel değerlendirmesi SPSS programında yapılmıĢtır.
BULGULAR VE TARTIġMA
AraĢtırmada personelin % 35,2‟si kadın, % 67,8‟i erkek, % 38,4‟ü ilk ve daha az, % 33,3‟ü
ortaokul, % 28,3‟ü lise ve üniversite mezunudur. AraĢtırmada da, personel kiĢisel sorunları
arasında sağlık sorunlarını ( % 31,4) ilk sırada belirtmiĢtir. Bu sonuç, hastanede ev idaresi
personelinin sağlıkla ilgili sorunlarını azaltmaya yönelik çalıĢmalara öncelik verilmesi
gerektiğini düĢündürmektedir. ÇalıĢmada kadınlarda sağlık ( % 46,4), erkeklerde ise aile
sorunlarını ( % 24,3) belirtenler önde gelmektedir (ġekil 1).Bu iliĢki istatistiksel açıdan da
önemli bulunmuĢtur (P<0,05). Erkal ve ġafak‟ın (1998) çalıĢmasında ev idaresi personelinin
%28,6‟sının iĢe bağlı olarak sağlık problemiyle karĢılaĢtığı bulunmuĢtur. ġafak ve arkadaĢları
( 2004) tarafından yapılan araĢtırmada ev idaresi personelinin %7,8‟inin yaptığı iĢe bağlı
olarak sağlık problemiyle karĢılaĢtığı bulunmuĢtur. Yertutan ve arkadaĢları (1995) tarafından
ev idaresi personeli ile yapılan bir çalıĢmada, hastane personelin iĢ güvenliği ve sağlığından
memnun olmadıklarını belirtmiĢlerdir.
176
50,0
45,0
40,0
35,0
30,0
25,0
20,0
15,0
10,0
5,0
0,0
46,4
41,1
26,8
ay
ke
El
di
ve
n,
M
as
ak
k
şl
ab
vb
ı
ar
ı
15,5
D
iğ
er
Ç
al
ış
Fo
m
a
üm
Bö
l
da
ış
a
Yö
on
m
n
İş
i
Kadın
Erkek
16,1
14,6
10,7 10,7
rm
a-
tim
ne
lu
ğ
ot
on
ar
ı
12,6
u
e
vm
em
im
M
es
İş
i
le
ki
Se
ge
liş
Ai
le
ğl
ık
16,1
12,6
nl
12,5
ar
ka
19,6 19,4
8,7
5,4
Sa
19,6
17,5
Ça
l
24,3
23,3
ġekil 1- Personelin KiĢisel Sorunlarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı
Ġlk ve daha az öğrenimlilerde aile sorunları (% 40,9), ortaöğrenim görenlerde sağlık sorunları
(% 35,8), lise ve üniversite mezunlarında ise yönetimle ilgili sorunları olduğunu belirtenler
(% 37,8) ilk sırada yer almaktadır (ġekil 2). Öğrenim düzeyi arttıkça iĢi sevmeme (ilk ve daha
az % 16,4 ortaokul % 16,9, lise- üniversite % 26,7), yönetim (ilk ve daha az % 4,9, ortaokul
% 16,9, lise- üniversite % 37,8), diğer bölüm çalıĢanları( ilk ve daha az % 6,6, ortaokul %
13,2, lise- üniversite % 24,4),çalıĢma arkadaĢları (ilk ve daha az % 4,9, ortaokul % 13,2, liseüniversite % 22,2), eldiven, maske ( ilk ve daha az % 9,8, ortaokul % 18,9, lise- üniversite %
33,3) konusunda sorun yaĢadığını belirtenlerin oranı da artmaktadır (ġekil 2). Ġstatistiksel
olarak da aile, iĢin monotonluğu, yönetim, diğer bölüm çalıĢanları, çalıĢma arkadaĢları,
eldiven, maske konusunda sorunu olduğunu belirtenler arasındaki fark önemli bulunmuĢtur (
P<0,05). Bu sonuca göre, öğrenim düzeyinin yükselmesiyle personelin sorunlarının bilincinde
olduğu söylenebilir.
45,0
40,0
35,0
30,0
25,0
40,9
35,8
37,8
35,6
33,9
33,3
28,9
26,7
24,6
20,0
15,0
13,3
11,1
16,9
16,4
3,8
5,0
22,2
16,9
13,2
8,2
6,6
10,0
24,4
4,9
3,8
13,2
6,6
18,9
16,9 15,6
9,8
8,2
4,9
vb
as
ke
El
di
ve
n,
M
ya
kk
ab
ı
m
aa
a
al
ış
m
Ç
Fo
r
ka
da
şl
ar
ı
ar
al
ış
an
la
rı
öl
üm
Ç
Yö
ne
tim
iğ
er
B
D
İş
in
m
on
ot
on
lu
ğu
em
e
Se
vm
İş
i
ge
liş
im
M
es
le
ki
Ai
le
Sa
ğl
ık
0,0
İlk ve daha az N=61
Ortaokul N=53
Lise-Üniversite N= 45
ġekil 2- Personelin KiĢisel Sorunlarına ve Öğrenim Düzeylerine Göre Dağılımı
177
AraĢtırmada, personelin çalıĢma koĢullarına iliĢkin sorunları arasında izinle ilgili ( % 66,7)
sorunları belirtenler önde gelirken, Akkaya‟nın (2002), Gönen ve Özgen‟in (1993), Yaman ve
ġanlı‟nın (2001) çalıĢmalarında “ücretin yetersizliğini” belirtenler ilk sırada yer almaktadır.
Yertutan ve arkadaĢları ( 1995) tarafından yapılan çalıĢmada iĢlerinden memnun olmadığını
belirten personelin iĢ sağlığı- güvenliği ( % 17,1), yönetimin politikası ( % 16,7), kurumda
sağlanan olanaklar ( % 15,4), kullanılan araç-gereçler ( % 14,1),insan iliĢkileri ( % 12,0),
çalıĢma ortamının fiziksel koĢullarıyla ilgili ( % 6,8) faktörlerden memnun olmadığı
belirtilmiĢtir.
Bu araĢtırmada her iki cinsiyette de izinle ilgili sorun yaĢadığını bildirenler ilk sıradadır (ġekil
3). Ġlk ve daha az ve ortaöğrenim görenlerde ( ilk ve daha az % 73,8, ortaokul % 54,7), izinle
ilgili, lise ve üniversite mezunlarında ise eĢit oranlarla ( % 71,1) izin ve dinlenme odaları
konusunda sorunu olduğunu belirtenler yüksek orandadır (ġekil 4). Öğrenim düzeyi arttıkça
kullanılan araçlar( ilk ve daha az % 1,6, ortaokul %9,4, lise- üniversite %15,6), görev tanımı(
ilk ve daha az % 3,3, ortaokul % 11,3, lise- üniversite % 17,8), iĢin yapılma zamanı( ilk ve
daha az % 3,3, ortaokul % 15,1, lise- üniversite % 24,4) ve iĢin sıklığı( ilk ve daha az % 13,1,
ortaokul % 18,9, lise- üniversite % 40,0), dinlenme araları (ilk ve daha az %24,6, ortaokul %
32,1, lise- üniversite % 40,0), ücret ( ilk ve daha az % 36,1, ortaokul % 43,4, lise- üniversite
% 46,7) konusunda sorun yaĢadığını belirtenlerin oranı da artmaktadır. Ġstatistiksel açıdan da
dinlenme odaları, kullandıkları araçlar, görev tanımı, iĢin yapılma zamanı, sıklığı, kiĢisel
temizlik olanaklarını sorun olarak bildirenler arasındaki fark önemli bulunmuĢtur ( P<0,05).
Bu bulgu,
öğrenim düzeyinin yükselmesiyle personelin çalıĢma koĢullarına iliĢkin
sorunlarının farkında olduklarını düĢündürmektedir (ġekil 4).
178
0,0
27,2
Kadın
179
28,6
33,0
10,7
14,6
17,5
Erkek
ġekil 3- Personelin ÇalıĢma KoĢullarına ĠliĢkin Sorunlarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı
İkramiye vb ödüller
41,7
Ücret
21,4
Yemek
21,4
Vardiya
25,0
28,6
28,2
Dinlenme araları
32,1
Tatil günleri
70,0
Çalışma saatleri
10,79,7
İzin
37,5
35,9
Kişisel temizlik
olanakları (Duş vb)
30,0
İşin yapılma sıklığı
20,0
İşin yapılma zamanı
7,1 8,7
Görev tanımı
10,0
Kullandıkları araçlar
40,0
Dinlenme odaları
50,0
Aydınlatma,
havalandırma,gürültü
vb Fiziksel çevre
koşulları
80,0
73,2
63,1
60,0
50,5
48,2
42,9
40,8
30,4
34,9
17,9
16,5
7,1
73,8
71,1
60,0
51,1
50,0
18,9
13,1
32,1
28,9
24,6
42,2
36,1
32,1
31,1
28,3
24,6
17,8
11,513,2
22,6
18,9
8,2
İlk ve daha az
Ortaokul
Lise-Üniversite
ġekil 4- Personelin ÇalıĢma KoĢullarına ĠliĢkin Sorunlarına ve Öğrenim Düzeylerine Göre Dağılımı
180
İkramiye vb ödüller
Ücret
Yemek
Vardiya
3,3
Dinlenme araları
Dinlenme odaları
Aydınlatma,
havalandırma,gürültü
vb Fiziksel çevre
koşulları
0,0
3,3
1,6
15,1
28,3
22,9 24,4
Tatil günleri
10,0
17,8
11,3
46,7
43,4
40
39,3
Kişisel temizlik
olanakları (Duş vb)
15,6
9,4
İşin yapılma sıklığı
20,0
54,7
26,4
24,4
İşin yapılma zamanı
20,8
24,6
20,8
Görev tanımı
30,0
37,7
Kullandıkları araçlar
40,0
40
71,1
Çalışma saatleri
66,7
70,0
İzin
80,0
SONUÇ VE ÖNERĠLER
Hastanelerde Ev Ġdaresi alanında çalıĢan personelin iĢ yaĢamında karĢılaĢtığı sorunları
belirlemek ve sorunların çözümüne yönelik önerilerde bulunmak amacıyla planlan bu
araĢtırmadan elde edilen sonuçlar Ģu Ģekilde özetlenebilir.
 Personel, kiĢisel sorunları arasında sağlık problemini ilk sırada belirtmiĢtir.
 Kadınlarda sağlık, erkeklerde aile sorunlarını belirtenler önde gelmektedir.
 Öğrenim düzeyi arttıkça iĢi sevmeme, yönetim, diğer bölüm çalıĢanları,çalıĢma
arkadaĢları,
eldiven, maske konusunda sorun yaĢadığını belirtenlerin oranı da
artmaktadır
 Personelin çalıĢma koĢullarına iliĢkin sorunları arasında izinle ilgili sorunları
belirtenler önde gelmektedir.
 Öğrenim düzeyi arttıkça kullanılan araçlar, görev tanımı, iĢin yapılma zamanı ve iĢin
sıklığı, dinlenme araları, ücret konusunda sorun yaĢadığını bildirenler de artmaktadır.
Bu sonuçlar doğrultusunda;
 Kurumda personelin sağlığını olumsuz yönde etkileyen faktörlerin ortadan
kaldırılması (aydınlatma, havalandırma, ısıtma, nem, gürültü, iĢ dağılımındaki
dengesizlik, monotonluk, araçların ergonomik olmaması vb.), personeli motive edecek
bir çalıĢma ortamın oluĢturulması,
 Yöneticilerin, kurumda günlük olarak her personelin; hangi iĢi nerede, ne kadar
sürede, ne zaman, ne sıklıkta, ne ile ve nasıl yürüteceğini gösteren çalıĢma programı
hazırlamaları, bu programı uygulamaları,
 Personele iĢe baĢlamadan önce ve hizmet sırasında eğitim verilmesi ve eğitimin
sürekliliğinin sağlanması, sürekli kontrol yapılması,
 Yöneticilerin, personelin sorunlarını tespit ederek, çözümlemeye çalıĢmaları,
 Personel sorunlarını belirleyecek daha geniĢ
çaplı araĢtırmaların yapılması
önerilebilir.
KAYNAKLAR
-Akkaya, G ( 2002) “Otellerde Ev Ġdaresi Hizmetlerinin Yürütülmesinden Sorumlu Yönetici
ve Personelin KarĢılaĢtıkları Sorunların Ġncelenmesi”.H.Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ev
Ġdaresi ve Aile Ekonomisi Programı Bilim Uzmanlığı Tezi, Ankara.
-Anon (2005) Office Safety. http://medical.smis.doi.gov/office.html.EriĢim 7,12,2005.
-Aykanat,S; Tengilimoğlu, D (2003) “Hastanelerde Sağlık Personelini Motive Eden
Faktörlere ĠliĢkin Bir Alan ÇalıĢması”. Hacettepe Sağlık Ġdaresi Dergisi ; 6; 2.
-Erkal, S.; ġafak, ġ. (1998). “Hastanelerde ÇalıĢan Ev Ġdaresi Personelinin Hijyen
Kurallarına ĠliĢkin DavranıĢlarının Ġncelenmesi.” Ev Ekonomisi Yüksek Okulu Yayınları
No:1,AraĢtırma Serisi 1,Ankara.
-Gönen, E. Özgen,Ö (1993). “Kurumlarda Ev Ġdaresi Hizmetlerini Yürüten Personelin
ÇalıĢma KoĢullarının Ergonomik Açıdan Ġncelenmesi”. Dördüncü Ergonomi Kongresi. MPM
Yayınları:509, Ġzmir.
-Hatfield,D; Winter, C. ( 1986) Professional Housekeeping. London.
-Ġncir,G (1988). “Güdüleyici ÇalıĢma Ortamı ve Verimlilik”. I.Ulusal Ergonomi Kongresi,
Ankara.54-64.
Jones,I.Philips,C; (1984). Commercial Housekeeping Maintanence. Stanley Thornes
Publishers Ltd. England.
-Miller,C.B (1981).Efficient Hospital Housekeeping. American Hospital Publishing. Inst.
Newyork.
-ġafak, ġ.(1997). Kurumlarda Ev Ġdaresi. Damla Matbaacılık Yayıncılık. Ankara.
181
-ġafak, ġ, C. Yertutan, S. Erkal, Z. Çopur, ve B. Ergüder, ( 2004).“ Bir Hastanede Ev
Ġdaresi Hizmetlerinde ÇalıĢan Personelin ĠĢ Yaparken Sağlığını Korumaya Yönelik Aldıkları
Önlemlerin ve KarĢılaĢtıkları Sağlık Problemlerinin Ġncelenmesi”.IX. Ulusal Halk Sağlığı
Kongresi Bildiriler Kitabı, 3-6 Kasım,173, Ankara.
-Terzioğlu, G.(1998). “Kurum Ev Ġdaresi ve Verimlilik. I. Ulusal Kurum Ev Ġdaresi Kongresi
(Uluslar arası Katılımlı) 21-23 Ekim, Ankara
-Yaman,M; ġanlı,N. (2001). “Kurumlarda ÇalıĢan Temizlik Elemanlarının ĠĢ Sağlığı ve ĠĢ
Güvenliğinin Ġncelenmesi”. Sekizinci Ergonomi Kongresi,25-26 Ekim,
-Yertutan, C.; Sökmen, A; Öztop, H. (1995). “Hastanede ÇalıĢan Ev Ġdaresi Personelini
ĠĢlerinden Memnun Olma Durumları ve Bunu Etkileyen Faktörler”. BeĢinci Ergonomi
Kongresi .MPM Yayınları No: 570, Ġstanbul.
-Yertutan, C. (2000). “Kurumlarda Ev Ġdaresi Hizmetlerinin Verimliliği.” Minpa
Matbaacılık Tic. Ltd.ġti. Ankara.
182
DOKTOR, DĠġ DOKTORU VE AVUKATLARIN ÖZEL ĠġYERLERĠNDE ÇALIġMA
KOġULLARININ ANALĠZĠ (TRABZON ĠLĠ ÖRNEĞĠ)
Kemal ÜÇÜNCÜ, Tarık GEDĠK*, Aytaç AYDIN
KTÜ Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü, 61080 Trabzon
ÖZET
Bu çalıĢmada, Trabzon merkez ilçede alanındaki meslek odasına kayıtlı bulunan doktor, diĢ doktoru
ve avukatların özel iĢyerleri incelenerek çalıĢma koĢullarının analizi yapılmıĢtır. Toplam 749 iĢyerinin
156‟sı üzerinde yüz yüze görüĢme yöntemi ile anket uygulanmıĢtır. Anketin ilk bölümünde
katılımcıların demografik özellikleri ve çalıĢma alanlarına iliĢkin bilgiler toplanmıĢtır. Ġkinci ve
üçüncü bölümde çalıĢma alanı donanımları ile çalıĢma esnasındaki hareket biçimleri, çalıĢma
koĢullarına bağlı rahatsızlıklar, rahatsızlıkların nedenleri ve çözüm önerilerine iliĢkin sorgulamalar
yapılarak bunların değerlendirilmesinde beĢli Likert ölçeği kullanılmıĢtır. Sonuçlar SPSS paket
programı ile değerlendirilmiĢtir. Ortalama ayakta çalıĢma süresi 2.7 saat olup, doktorların % 37.5‟i 4
saat, diĢ doktorlarının % 33.3‟ü 5 saat ve avukatların % 80.6‟sı 1 saat ayakta çalıĢmaktadır.
ÇalıĢanların % 80.1‟i ofis ergonomisi bilgisine sahip olduklarını ifade ederken, % 98.7‟si çalıĢma
donanımlarının ergonomik olarak tasarlanmasının yararına inanmaktadır. ÇalıĢanlar, çalıĢma
ortamının genel olarak uygun koĢullar taĢıdığını belirtmiĢlerdir. ÇalıĢma koĢullarından ileri gelen en
önemli rahatsızlıklar % 77.6 ile bel ağrısı ve % 71.8 ile baĢ ağrısıdır. En fazla bel ağrısı % 84.4 ile
doktorlarda, en fazla baĢ ağrısı % 82.3 ile avukatlarda, en fazla dengesiz duruĢ sorunu da % 76.7 ile
diĢ doktorlarında görülmüĢtür. Rahatsızlıkların % 83.3‟ünün stresten, % 63.5‟inin de dengesiz
duruĢtan kaynaklandığı belirtilmiĢtir. ÇalıĢanlar, genel olarak çalıĢma koĢullarından ileri gelen
rahatsızlıkların azaltılması için uygun dinlenme sürelerinin uygulanması, sistematik egzersiz
alıĢkanlığının kazandırılması ve stressiz çalıĢma ortamının oluĢturulması gerektiğini çözüm önerisi
olarak öne sürmüĢlerdir.
Anahtar Sözcükler: Ergonomik ÇalıĢma KoĢulları, Özel ĠĢ Yeri, Rahatsızlık
GĠRĠġ
ÇalıĢma alanı iĢgörenlerin iĢini yaptıkları alan veya bölgedir. Bu alanda çalıĢma sektörüne göre
makineler, göstergeler, masa ve sandalye veya bilgisayar bulunabilir. Ġyi planlanmıĢ çalıĢma alanı kötü
koĢulların oluĢturduğu olumsuzlukları önler. ÇalıĢma alanı iĢgörenle birlikte iĢin gerektirdiği koĢullara
göre etkin bir Ģekilde tasarlanmalıdır. Uygun biçimde tasarlanmayan alanlarda önemli sağlık sorunları
ile karĢılaĢılır. ÇalıĢma ortamında oluĢan sağlık sorunlarının muhtemel sebepleri olarak; kötü
tasarlanmıĢ sandalye, uzun süre ayakta durma, uzak bölümlere uzanma ve yetersiz aydınlatma nedeni
ile iĢçinin iĢine yakın durması sayılabilir (Üçüncü, 2005).
Ġnsanlar, beden iç ısısında değiĢikliklere neden olabilecek iĢyeri, genel çevre ya da iklim
değiĢikliklerine pek dayanıklı değillerdir. ÇalıĢanlar kendilerini rahat hissettikleri iĢ kollarında verimli
çalıĢabilirler ve her türlü ortam streslerinden etkilendiklerinde, bu verimli çalıĢma aksamaya baĢlar.
ĠĢyerlerinde ortam koĢullarını etkileyen faktörler; hava sıcaklığı, ısı kaynaklarından yansıyan ısı,
ortam nemliliği ve hava hareketleri Ģeklinde özetlenebilir. ġüphesiz insanların giyimleri ve yaptıkları
iĢlerin güçlük derecelerinin de dikkate alınması gerekir (Erkan, 2003).
GeniĢleyen ve geliĢen teknoloji içinde insanların karĢı karĢıya kaldıkları sorunların baĢında meslek
hastalıkları ve iĢ kazaları gelmektedir. ĠĢ kollarına göre yapılan iĢin türü, niteliği, ağırlığı veya çalıĢma
saati gibi faktörler insan vücudunda kas – iskelet sistemine ait yaralanmalara veya farklı türde
problemlere sebep olabilir. ÇalıĢma kapsamında çalıĢma koĢullarına bağlı olarak karĢılaĢılan
*
[email protected]
183
rahatsızlıkları meslek hastalıkları olarak ele alabiliriz. Meslek hastalığı, kiĢinin çalıĢtığı iĢin niteliğine
göre, tekrarlanan bir sebep veya iĢin yürütüm Ģartları nedeniyle meydana gelen, geçici veya sürekli
hastalık, sakatlık, ruhi arıza halidir. ÇalıĢma koĢullarında ve çalıĢma ortamında yapılacak
iyileĢtirmeler ile iĢ kazaları ve mesleki hastalıklardan en az seviyede etkilenmenin yolları
araĢtırılmalıdır. ĠĢ kazalarında, dolaylı maliyetlerin (iĢ zamanında kayıp, Ģahitlik ve kaza soruĢturması,
üretim duruĢları, malzeme israfı, iĢ gecikmeleri, olası yasal masraflar vb.) doğrudan maliyetlere göre
genellikle daha fazla, bazı durumlarda dört kat yüksek olduğu anlaĢılmıĢtır (Akal, 1997; URL 1; URL
2).
Doktor, diĢ doktoru ve avukatların çalıĢma bürosu olarak kullandıkları alanlar ergonomik açıdan ne
kadar olumlu olursa o ölçüde çalıĢma Ģartları kolaylaĢacak ve iĢlerinde verimlilik artacaktır. ĠĢyerinde
düzenin sağlanması veya uyumlu ve disiplinli bir çalıĢmanın sürdürülmesinde liderlik, haberleĢme, iĢ
tatmini, Ģikâyetler ve uyuĢmazlıkların çözümü, yönetime katılma, iĢçi sağlığı ve iĢ güvenliği gibi
çeĢitli faktörler önem kazanmaktadır (Bingöl, 1990). Genelde tek baĢlarına ya da bir sekreterle çalıĢan
katılımcıların liderlik, haberleĢme, yönetime katılma faktörlerini kendilerinin bilmeden de olsa
yaptıkları düĢünülebilir. ĠĢ tatmini, Ģikâyetler, uyuĢmazlıkların çözümü ve iĢçi sağlığı ile iĢ güvenliği
konularında çalıĢtıkları alanlarda yapacakları düzenlemelerle bir iyileĢtirme sağlanabilir. Bu çalıĢma
ile Trabzon ili özel iĢyeri çalıĢanlarının iĢ tatmininde; kullandıkları çalıĢma araçları ve psikolojik etkisi
olan objeler incelenmiĢ, çalıĢma koĢullarına bağlı rahatsızlıklar ve bu rahatsızlıkların giderilmesi için
nelerin yapılması gerektiği araĢtırılmıĢtır. ĠĢçi sağlığı ve iĢ güvenliği ile ilgili olarak katılımcıların
ergonomik çalıĢma koĢulları değerlendirilmiĢtir.
MATERYAL VE YÖNTEM
ÇalıĢmada Trabzon ili merkezde bulunan, odalarına kayıtlı 266 doktor (URL 3), 250 diĢ doktoru
(Anonim) ve 233 avukattan (URL 4) oluĢan toplam 749 özel iĢyeri çalıĢma evreni olarak ele
alınmıĢtır. % 95 güven düzeyi ve % 10 hata payı ile örneklem sayısı 84 olarak hesaplanmıĢ, toplam
156 adet anket yüz yüze görüĢme yöntemi ile doldurulmuĢtur. Kullanılan anket 3 bölümden oluĢmakta
ve 21 soru içermektedir. Ġlk bölümde yer alan sorularda katılımcıların demografik özellikleri ve
çalıĢma alanları ile ilgili bilgiler ele alınmıĢtır. Ġkinci bölümde yer alan sorularla çalıĢma alanında yer
alan objelere ait sorgulamalar beĢli Likert ölçeği kullanılarak değerlendirilmiĢtir. Üçüncü ve son
bölüm sorularında çalıĢma esnasındaki hareket biçimleri, çalıĢma koĢullarına bağlı rahatsızlıklar,
rahatsızlıkların nedenleri ve çözüm önerilerine ait sorgulamalarda da beĢli Likert ölçeği kullanılmıĢtır.
Elde edilen sonuçlar SPSS programı ile değerlendirilmiĢtir.
BULGULAR VE TARTIġMA
ÇalıĢma kapsamında değerlendirilen 156 adet özel iĢyerlerinin % 41.0‟i doktor, % 39.7‟si avukat ve %
19.3‟ü de diĢ doktorundan oluĢmaktadır. Katılımcıların cinsiyeti; % 65.0‟i erkek ve % 35.0‟i bayan,
medeni durumu; %72.0‟si evli ve % 28.0‟i bekâr, yaĢ dağılımı; % 27.0‟si 30– yaĢında, % 26.0‟sı 31 –
35 yaĢ arasında, % 22.0‟si 36 – 40 yaĢ arasında ve % 25.0‟i de 41+ yaĢ veya daha yukarı yaĢtadır.
Katılımcıların % 23.7‟si 1 – 3 yıl, % 23.1‟i 4 – 7 yıl, % 23.7‟si 8 – 10 yıl ve % 29.5‟i de 11+ yıldan
beri kendi özel iĢyerlerinde çalıĢmaktadırlar. Doktorların % 31.3‟ü 11 yıl ve daha fazla süre, % 28.1‟i
1 – 3 yıldır, diĢ doktorlarının % 43.3‟ü 11+ yıl, % 26.7‟si 8 - 10 yıldır ve avukatların % 32.3‟ü 4 – 7
yıl, % 25.8‟i 1 – 3 yıldır özel iĢyerlerinde çalıĢmaktadır. Özel iĢyerleri olan ve aynı zamanda kamu
kuruluĢunda çalıĢan katılımcıların oranı % 54.5‟dir. Doktorların % 65.5‟i, diĢ doktorlarının % 23.3‟ü
ve avukatlarında % 58.1‟i aynı zamanda bir kamu kurumunda da çalıĢmaktadır. Büro çalıĢanlarının %
48.0‟i günde 4 – 5 saatlerini özel iĢyerlerinde geçirmektedirler. 6 - 7 saat büroda çalıĢanların oranı %
33.0‟dür. Meslek gruplarına göre özel iĢyerlerinde en çok vakit geçirdikleri süreler incelendiğinde;
doktorların % 67.2‟sinin günde 4 – 5 saat, diĢ doktorlarının % 43.3‟ünün 6 – 7 saat ve avukatların %
41.9‟unun 4 – 5 saat özel iĢyerlerinde çalıĢmakta oldukları görülmüĢtür. Büro çalıĢanlarının ortalama
ayakta çalıĢma süresi 2.7 saattir. Doktorların % 37.5‟inin 4 saat, % 23.4‟ünün 3 saat; diĢ doktorlarının
% 33.3‟ünün 5 saat, % 16.7‟sinin 6 saat; avukatların % 80,6‟sının 1 saat ayakta çalıĢtıkları
görülmüĢtür. En fazla diĢ doktorları ve en az avukatlar ayakta çalıĢmaktadırlar.
Meslek gruplarına göre özel iĢyerlerinde kullanılan objelere iliĢkin bulgular Tablo 1‟de verilmiĢtir.
Doktorların ve avukatların tamamının iĢyerinde masa bulunurken, diĢ doktorlarının % 6.7‟sinin masa
184
bulundurmadıkları görülmüĢtür. Buna karĢılık her üç meslek grubuna ait iĢyerlerinin tamamında
sandalye bulunmaktadır. Avukatların tamamı ayarlanabilir döner çalıĢma koltuğuna sahipken,
doktorların % 6.2‟sinin, diĢ doktorlarının ise % 6.7‟sinin döner çalıĢma koltuğu bulunmamaktadır.
Avukatların % 98.4 ile en çok, diĢ doktorlarının ise % 83.3 ile en az bilgisayara sahip oldukları
görülmüĢtür. ÇalıĢanların % 52.6‟sı özel bilgisayar masası kullanmakta olup, en çok bilgisayar masası
kullanan meslek grubu % 70.0 ile diĢ doktorlarıdır. IĢıktan korunma araçlarının genel kullanım oranı
% 97.4, meslek grupları arasında kullanım oranları bakımından önemli fark bulunmamıĢtır. Meslek
guruplarının % 95.5‟i kitaplık kullanırken, en yaygın kitaplık kullanan grup % 100 ile avukatlardır.
Dolap kullanım oranı % 96.8 olup, avukatların % 100‟ü dolap kullanmaktadır. Doktor ve avukatların
% 100‟ü misafir koltuğu kullanırken, diĢ doktorlarının % 13.3‟ü misafir koltuğu kullanmamaktadır.
AraĢtırma toplumunun % 90.4‟ü televizyon / radyo kullanmakta, diĢ doktorları % 80 ile en az
televizyon / radyo kullanan grubu oluĢturmaktadır. Doktorların ve avukatların % 98.4‟ü, diĢ
doktorlarının ise % 86.7‟si çiçek, tablo, vb. psikolojik etkili nesne kullanmaktadır. Meslek gruplarının
tamamı telefon / faks kullanmaktadır. Avukatların tamamı, doktorların % 94.7‟si, diĢ doktorlarının ise
% 96.7‟si sehpa kullanmaktadır. AraĢtırma toplumunun % 93.4‟ü ankette adı geçen objelere sahipken,
bu oran doktorlar için % 94.7, diĢ doktorları için % 89.2 ve avukatlar için % 94.0‟dür. Özel iĢyerinde
çalıĢanların % 98.1‟i çalıĢtıkları objelerle ilgili olarak herhangi bir rahatsızlık geçirmemiĢ, % 80.1‟i
ofis ergonomisi hakkına bilgi sahibi olduklarını belirtirken, % 98.7‟si çalıĢma objelerinin ergonomik
tasarımının ve düzenlenmesinin yararına inanmaktadır. Faktörler arasında ve faktörlere verilen evet
cevapları bakımından meslek grupları arasında % 95 güven düzeyinde anlamlı fark bulunmamıĢtır.
Tablo 1. ÇalıĢma esnasında kullanılan objelerin meslek gruplarına göre dağılımı
Kullanılan objeler
Masa
Sandalye
Ayarlanabilir döner çalıĢma koltuğu
Bilgisayar
Özel bilgisayar masası
GüneĢ ve ıĢıktan korunmak için perde, jaluzi
Kitaplık
Çekmeceli, raflı dolap
Misafir koltuğu
Televizyon, radyo
Çiçek, tablo, vb psikolojik etkili obje
Telefon, faks
Sehpa
Genel Ortalama
Ort. (%)
E
H
98.7
1.3
100
0
96.2
3.8
94.2
5.8
52.6 47.4
97.4
2.6
95.5
4.5
96.8
3.2
97.4
2.6
90.4
9.6
96.2
3.8
Dr. (%)
E
100
100
93.8
95.3
59.4
98.4
95.3
96.9
100
95.3
98.4
H
0
0
6.2
4.7
40.6
1.6
4.7
3.1
0
4.7
1.6
E
93.3
100
93.3
83.3
70
93.3
86.7
90
86.7
80
86.7
Dt. (%)
H
6.7
0
6.7
16.7
30
6.7
13.3
10
13.3
20
13.3
Av. (%)
E
100
100
100
98.4
37.1
98.4
100
100
100
90.3
98.4
H
0
0
0
1.6
62.9
1.6
0
0
0
9.7
1.6
100
0
100
0
100
0
100
0
98.7
93.4
1.3
6.6
98.4
94.7
1.6
5.3
96.7
89.2
3.3
10.8
100
94.0
0
6.0
ÇalıĢma alanının ergonomik tasarımı ile ilgili özelliklerin meslek gruplarına göre
derecelendirilmesinin beĢli likert ölçeğine göre ortalaması Tablo 2‟de verilmiĢtir. (1: en az ya da hiç
yok, 5: en çok anlamındadır).
Doktor, diĢ doktoru ve avukatların çalıĢma alanının ergonomik olarak tasarlanması yönünden çalıĢma
alanının yeterince ve uygun olarak havalandırılması likert ölçeğine göre 4.17 ile en yüksek oranda
bulunmuĢtur. Doktorlar ve diĢ doktorlarında bu faktör ortalamanın üstünde bulunmuĢtur. ÇalıĢma
alanının yeterince ve uygun olarak aydınlatılması faktörü ortalamada ikinci sırada bulunmuĢtur.
Burada sadece doktorlarda bu oran ortalamanın üstünde iken, diĢ doktorlarında en alt seviyesindedir.
Duvarların tekniğe uygun renkte boya ile boyanması yargısının ortalaması 4.09 ortalama ile çoğunda
mevcuttur. Bu faktörde doktorlar ve avukatlar ortalamanın üstünde yer alırken, diĢ doktorları 3.97
oranı ile ortalamanın altında kalmıĢtır. Meslek gruplarına göre çalıĢma alanının boyutlarının ne olması
gerektiğinin bilinmesi en az ortalamada bulunmuĢtur. DiĢ doktorları 3.80 ortalama ile en yüksek
oranda ve ortalamanın çok üstünde olmasına karĢılık, avukatlarda bu oran 2.77 oranı ile ortalamanın
185
en altında bulunmuĢtur. Doktorlarda bu faktör ortalamanın üstünde bulunmuĢtur. Mevcut yargıların
genel ortalaması 3.94 iken, bu faktör doktorlar için 4.05 ile ortalamanın üstünde, diĢ doktorları için
3.89 ve avukatlar için 3.85 olmak üzere ortalamanın altındadır. Alan tasarımı konusunda tasarım
faktörleri arasında ve faktörler bakımından meslek grupları arasında % 95 güven düzeyinde anlamlı
fark bulunmamıĢtır.
Tablo 2. Meslek gruplarına göre çalıĢma alanının ergonomik olarak tasarımı
ÇalıĢma alanının ergonomik tasarım özellikleri
ÇalıĢma alanının yeterince ve uygun havalandırılması
ÇalıĢma alanının yeterince ve uygun aydınlatılması
ÇalıĢma alanının yeterince ve uygun soğutulması
ÇalıĢma alanının yeterince ve uygun ısıtılması
Duvarların tekniğine uygun renk boya ile boyanması
ÇalıĢma yerinin yeterli alan ve hacimde olması
ÇalıĢma alanının boyutlarının ne olması gerektiğinin bilinmesi
Genel Ortalama
Ort.
4.17
4.13
4.10
4.09
4.09
3.83
3.17
3.94
Dr.
4.23
4.27
4.25
4.23
4.13
3.97
3.25
4.05
Dt.
4.20
3.97
3.73
3.87
3.97
3.67
3.80
3.89
Av.
4.10
4.06
4.11
4.05
4.11
3.77
2.77
3.85
Doktor, diĢ doktoru ve avukatların çalıĢmaları esnasındaki hareket biçimleri ve çalıĢma koĢullarının
beĢli likert ölçeğine göre değerlendirilmesi Tablo 3‟de verilmiĢtir.
Tablo 3. ÇalıĢma alanına göre çalıĢma esnasındaki hareket biçimleri ve çalıĢma koĢulları
ÇalıĢma alanında hareket biçimi ve çalıĢma koĢulları
ÇalıĢırken sıkça öne doğru eğilme
Sık kullanılan çalıĢma nesnelerinin çalıĢanın karĢısına koyması
Sandalyede olabildiğince dik oturma
Sürekli aynı pozisyonda oturmamaya çalıĢma
Düzenli olarak belirli aralıklarla mola verip dinlenme
ÇalıĢma alanında fazla çalıĢma nesnesi bulundurma
Aynı pozisyonda ve kollara dayanarak uzun süre oturma
Telefonla konuĢurken ahizeyi baĢ – omuz arasında tutma
Katılımcının telefonu, kullanmadığı el tarafında tutma
Ayaklarımın tabana yatay olarak temas etmesine özen gösterme
Sık ve düzenli göz kontrolü yaptırma
Sık ve düzenli olarak iskelet – kas sistemi kontrolü yaptırma
Genel Ortalama
Ort.
3.35
3.31
3.28
3.25
3.21
3.19
3.10
3.08
3.01
2.99
2.42
2.25
3.04
Dr.
3.61
3.39
3.39
3.36
3.33
3.19
3.16
3.14
2.75
3.09
2.56
2.34
3.11
Dt.
3.77
3.37
3.17
3.40
3.23
3.30
2.77
3.50
3.83
3.17
2.87
2.67
3.25
Av.
2.87
3.21
3.21
3.06
3.06
3.13
3.21
2.82
2.89
2.73
2.05
1.95
2.85
Meslek gruplarının özel iĢyerlerinde çalıĢma esnasındaki hareket biçimleri ve çalıĢma koĢulları
incelendiğinde; katılımcıların iĢle ilgili olarak en fazla yaptıkları hareket tarzının 3,35 ortalama ile
sıkça öne doğru eğilme olduğu görülmüĢtür. DiĢ doktorları çalıĢma esnasında öne doğru eğilme
hareketini en çok yapan meslek gurubudur. Avukatlar ise bu hareket biçimini en az kullanan meslek
grubudur. ÇalıĢma esnasında sık kullanılan çalıĢma objelerinin hemen karĢılarında bulundurulması
3.31 ortalama ile en çok rastlanan ikinci hareket biçimidir. Bu faktör hem doktorlarda hem de diĢ
doktorlarında ortalamanın üstünde bulunmuĢtur. Sık ve düzenli olarak kas – iskelet sistemi ile ilgili
muayene yaptırmak 2,25 ortalama ile en az rastlanan faktör olarak tespit edilmiĢtir. Burada doktor ve
diĢ doktorları bu faktöre avukatlardan daha fazla önem vermektedirler. Genel olarak faktörler
incelendiğinde, diĢ doktorlarının aynı pozisyonda ve kollara dayanarak uzun süre oturma faktörü
dıĢındaki tüm faktörlerde genel ortalamanın üstünde olduğu tespit edilmiĢtir. Doktorlar; telefonu,
kullanmadığı el tarafında tutma faktöründe genel ortalamanın altında bulunurken, diğer tüm
faktörlerde genel ortalamanın üstünde bulunmuĢtur. Avukatlarda ise aynı pozisyonda ve kollara
dayanarak uzun süre oturma faktörü genel ortalamanın üstünde bulunurken, diğer tüm faktörler genel
ortalamanın altında tespit edilmiĢtir. ÇalıĢma alanında hareket biçimleri ve çalıĢma koĢullarına iliĢkin
yargılara uyumun genel ortalaması 3.04 iken, doktorlar için 3.11 ve diĢ doktorları için 3.25 ile
ortalamanın üstünde, avukatlar için 2.85 ile ortalamanın altındadır. ÇalıĢma alanı ve hareket biçimleri
ile ilgili faktörler arasında % 95 güvenle anlamlı fark bulunmuĢ, bu faktörler bakımından meslek
grupları arasında ise fark bulunmamıĢtır.
186
Doktor, diĢ doktoru ve avukatların çalıĢma koĢullarına ve alanlarına bağlı olarak karĢılaĢtıkları
rahatsızlıkların meslek guruplarına göre dağılımı ġekil 1‟de gösterilmiĢtir. Katılımcıların en çok
Ģikâyet ettiği rahatsızlık bel ağrısıdır. Bel ağrısını baĢ ağrısı ve boyun ağrısı izlemektedir.
Katılımcıların en az Ģikâyet ettiği rahatsızlık türleri yaygın olarak ağrı Ģikâyetinin olması, diz ağrısı,
kalça ağrısı ve bilek ağrısıdır. Bel ağrısından en fazla rahatsızlık duyan kesim % 84.4 oranında
doktorlar olurken; avukatlar % 72.6 ile en az rahatsızlık duymaktadır. Doktorların rahatsızlık duyduğu
en yüksek oran bel ağrısı olurken, bunu baĢ ağrısı ve boyun ağrısı izlemektedir. DiĢ doktorlarında da
en fazla görülen rahatsızlık % 73.3 oranı ile bel ağrısıdır. Bunu sırt ağrısı izlemektedir. Avukatlarda
ise en fazla görülen rahatsızlık % 82.3 oranı ile baĢ ağrısı olurken, bunu bel ağrısı ve ayak ağrısı
izlemektedir. Doktorlar ve diĢ doktorlarında ayak ağrısı Ģikayetine fazla rastlanmamasına rağmen
avukatlarda bu rahatsızlık diğer iki meslek grubuna göre daha fazla hissedilmektedir. Bunun muhtemel
nedeni statik duruĢun uzun sürmesi olabilir. AraĢtırma toplumunun % 32.0‟si rahatsızlık Ģikayetinde
bulunurken, doktorların % 34.7‟si, diĢ doktorlarının % 27.5‟i ve avukatların % 34.6‟sı rahatsızlık
Ģikayetinde bulunmuĢlardır. Rahatsızlıkla ilgili faktörler arasında ve faktörlerin etkileri bakımından
meslek grupları arasında % 95 güvenle anlamlı fark bulunmuĢtur.
100
Doktor
Rahatsızlık yüzdesi
80
Diş doktoru
Avukat
60
40
Yaygın ağrı
Diz ağrısı
Bilek ağrısı
Ayak ağrısı
Omuz ağrısı
Sırt ağrısı
Boyun ağrısı
Baş ağrısı
Bel ağrısı
0
Kalça ağrısı
20
Rahatsızlık
ġekil 1. ÇalıĢma alanına ve çalıĢma koĢullarına bağlı karĢılaĢılan rahatsızlıklar
Doktor, diĢ doktoru ve avukatlara göre çalıĢma alanı ve çalıĢma koĢullarına bağlı olarak meydana
gelen ağrıların nedenlerine ait bulgular ġekil 2‟de gösterilmiĢtir. Bütün meslek grupları için rahatsızlık
nedenlerinin baĢında % 83.3 ile stres gösterilmiĢtir. Meslek grupları arasında stres, avukatlarda %
88.7 ile en yüksek, diĢ doktorlarında ise % 73.3 ile en düĢük düzeyde görülen rahatsızlık nedenidir.
Stresi izleyen rahatsızlık nedenleri % 63.5 ile dengesiz duruĢ, % 55.8 ile yorgunluk ve dalgınlık, %
53.8 ile yanlıĢ vücut hareketi, % 50.6 ile iĢle ilgili olarak yapılan zorunlu hareketlerdir. Avukatlar
stresi en çok yaĢayan meslek grubu olarak tespit edilmiĢtir. DiĢ doktorları ise ortalamanın altında bir
oranda en az stres yaĢayan meslek grubudur. Doktorlarda iĢleri ile ilgili olarak yaptıkları zorunlu
hareketler rahatsızlık nedenleri arasında % 76.6 ile ikinci sırada bulunurken, avukatlarda bu faktör %
12.9 ile en az rahatsızlık nedenleri arasında yer almaktadır. Doktorlara göre çalıĢma yerlerinde sosyal
faaliyet olmaması, çalıĢma yerinde dayanıĢma olmaması ve içe kapanıklık faktörleri rahatsızlık
yapacak faktörler arasında yer almamaktadır. Meslek gruplarına göre rahatsızlığa neden olmayan
faktörler olarak da çalıĢma yerlerinde sosyal faaliyet olmaması, çalıĢma yerinde dayanıĢma olmaması
ve içe kapanıklık faktörlerinin olduğu tespit edilmiĢtir. Meslek gruplarının % 36.7‟si önerilen
nedenlerin rahatsızlık nedeni olduğunu belirtmiĢ ve meslek grupları arasında önemli fark
bulunmamıĢtır. Bununla birlikte, çalıĢanların beyan ettikleri rahatsızlıkların tamamının çalıĢma
koĢulları ve hareket biçimlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının uygun yöntem ve tekniklerle
araĢtırılmasının gerektiği unutulmamalıdır. Rahatsızlık nedeni faktörler arasında % 95 güvenle anlamlı
fark bulunmakla birlikte, faktörlere bağlı olarak meslek grupları arasında anlamlı fark bulunmamıĢtır.
187
100
Doktor
Diş doktoru
60
Avukat
40
20
Eksik
dayanışma
Eksik
sosyal
faaliyet
İçe
kapanıklık
Tatminsiz
çalışma
Zorunlu
hareketler
Yanlış
vücut
hareketi
Yorgunluk
ve dalgınlık
Dengesiz
duruş
0
Stres
Rahatsızlık nedeni yüzdesi
80
Rahatsızlık nedenleri
ġekil 2. ÇalıĢma alanı ve koĢullarına bağlı rahatsızlıkların çalıĢma alanına göre nedenleri
Doktor, diĢ doktoru ve avukatlara göre çalıĢma alanı ve çalıĢma koĢullarından kaynaklanan
rahatsızlıkların ortadan kaldırılmasına iliĢkin öneri sonuçları Tablo 4‟da verilmiĢtir.
Rahatsızlıkların giderilmesine iliĢkin önlemler arasında % 95 güvenle anlamlı fark bulunurken, bu
faktörlere bağlı olarak meslek grupları arasında anlamlı farkın olmadığı görülmüĢtür. Doktor, diĢ
doktoru ve avukatlara göre çalıĢma alanı ve çalıĢma koĢullarından kaynaklanan rahatsızlıkların
ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerin baĢında % 87.2 ile egzersiz yapma alıĢkanlığının
kazanılması ilk sırada yer almıĢtır. Bu faktörü % 86.5 ile çalıĢma / dinlenme süresi arasında dengenin
sağlanması, % 79.5 ile ergonomik düzenlemelerin yapılması ve stressiz ortam oluĢturulması, % 78.2
ile korunma yöntemlerinin öğrenilmesi, % 74.4 ile eğitim, % 72.4 ile uygun hareket biçimi ve % 69.2
ile çalıĢma organizasyonundaki düzensizliklerin giderilmesi izlenmiĢtir. Avukatlara göre çalıĢma
süresi / dinlenme süresi arasındaki iliĢki dengelenmesi % 96.8 oranı ile en yüksek rahatsızlıktan
kurtulma yolu olurken, doktorlarda bu faktör % 87.5 ile en yüksek değerdedir. DiĢ doktorlarına göre
ise egzersiz yapma alıĢkanlığının kazandırılması % 90 oranında rahatsızlıktan kurtulmak için en
önemli faktör olarak tespit edilmiĢtir. Meslek gruplarına göre çalıĢma organizasyonlarındaki
düzensizliklerin giderilmesi rahatsızlıkların engellenmesinde % 69.2 oranı ile en az etkili faktördür.
DiĢ doktorlarına göre % 60 oranında düzensizliklerin giderilmesinin herhangi bir faydasının
olmadığına inanılmaktadır. AraĢtırma toplumunun rahatsızlıkların önlenmesine iliĢkin yargılara
katılım ortalaması % 78.4 iken, bu eğilim doktorlar için % 79.7, diĢ doktorları için % 53.8 ve avukatlar
için % 88.9‟dur. DiĢ doktorları, rahatsızlıkları giderilmesi için yapılması gerekenler konusundaki
yargılardan en fazla % 90 ile egzersiz yapma alıĢkanlığına katılmıĢ, diğer yargılara katılım oranları
diğer meslek gruplarına oranla daha düĢük bulunmuĢtur.
Tablo 4. Rahatsızlıklardan kurtulmak çalıĢma alanına bağlı olarak yapılması gerekenler
Rahatsızlıktan kurtulmak için yapılması
gerekenler
Egzersiz yapma alıĢkanlığı kazandırılmalı
ÇalıĢma / dinlenme süresi dengelenmeli
Ergonomik düzenlemeler yapılmalı
Stressiz bir ortam oluĢturulmalı
Kendini koruma yöntemleri öğretilmeli
Bunlar için eğitim verilmeli
ÇalıĢmaya uygun çalıĢma hareketi oluĢturulmalı
ĠĢ organizasyonunda düzensizlikler giderilmeli
Genel Ortalama
Ort.
E
87.2
86.5
79.5
79.5
78.2
74.4
72.4
69.2
78.4
188
(%)
H
12.8
13.5
20.5
20.5
21.8
25.6
27.6
30.8
21.6
Dr. (%)
E
H
85.9 14.1
87.5 12.5
81.3 18.8
82.8 17.2
78.1 21.9
75
25
76.6 23.4
70.3 29.7
79.7 20.3
Dt. (%)
E
H
90
10
63.3 36.7
60.0 40.0
43.3 56.7
56.7 43.3
40.0 60.0
36.7 63.3
40.0 60.0
53.8 46.2
Av. (%)
E
H
87.1 12.9
96.8 3.2
87.1 12.9
93.5 6.5
88.7 11.3
90.3 9.7
85.5 14.5
82.3 17.7
88.9 11.1
SONUÇ VE ÖNERĠLER
AraĢtırma toplumuna ait meslek gruplarına mensup çalıĢanların ortalama ayakta çalıĢma süresi 2.7
saat olup, doktorların % 37.5‟i 4 saat, diĢ doktorlarının % 33.3‟ü 5 saat ve avukatların % 80.6‟sı 1 saat
ayakta çalıĢmaktadır. ÇalıĢanların % 80.1‟i ofis ergonomisi bilgisine sahip olduklarını, % 98.7‟si
çalıĢma donanımlarının ergonomik olarak tasarlanmasının yararlı olacağına inandıklarını ifade
etmiĢlerdir. ÇalıĢanlar, çalıĢma ortamının genel olarak uygun koĢullar taĢıdığını belirtmiĢlerdir.
Kullanılan objeler arasında ve objelerin kullanım oranı bakımından meslek grupları arasında % 95
güven düzeyinde anlamlı fark bulunmamıĢtır. Buna göre, meslek çalıĢanlarının objelerin gerekliliğine
hemen aynı düzeyde inandıkları söylenebilir.
ÇalıĢma alanının ergonomik tasarımı özellikleri arasında ve bu özelliklerin benimsenmesi bakımından
meslek grupları arasında % 95 güven düzeyinde anlamlı fark bulunmamıĢtır. ÇalıĢanlar, ergonomik
tasarım ile ilgili faktörlerin önemli olduğunu vurgularken, söz konusu faktörlere yakın düzeyde önem
vermiĢlerdir.
ÇalıĢma alanında hareket biçimleri ve çalıĢma koĢulları arasında % 95 güven düzeyinde anlamlı fark
bulunurken, bu faktörlerin benimsenmesi bakımından meslek grupları arasında anmalı fark
bulunmamıĢtır. ÇalıĢma alanı ve çalıĢma koĢulları ile ilgili faktörler aynı önem düzeyinde değillerdir.
Öncelikle doktor ve diĢ doktorlarının çalıĢma sırasında sıkça öne doğru eğilme eğiliminde olmalarının
yarattığı sağlık sorunlarının çözümü daha önemli bulunmuĢtur. Bununla birlikte meslek gruplarının
söz konusu faktörlere verdikleri anlamlar arasında fark yoktur.
ÇalıĢanların maruz kaldıkları rahatsızlıklar arasında ve söz konusu rahatsızlıklara maruz kalan meslek
grupları arasında % 95 güven düzeyinde anlamlı fark bulunmuĢtur. OluĢan rahatsızlıklar arasında
anlamlı fark bulunması, önemli rahatsızlıkların olduğunu ve bu rahatsızlıkların giderilmesi yönünde
çabanın artırılmasının gerektiğini göstermektedir.
Rahatsızlık nedeni faktörler arasında % 95 güven düzeyinde anlamlı fark bulunmuĢ olmakla birlikte,
bu faktörler bakımından meslek grupları arasında anlamlı fark bulunmamıĢtır. ÇalıĢanlar tarafından
stres en önemli ortak rahatsızlık nedeni olarak gösterilmekle birlikte, diĢ doktorları için yanlıĢ vücut
hareketi en önemli rahatsızlık nedenidir. Doktorlar için ikinci ve üçüncü sırada gelen rahatsızlık
nedenleri ise zorunlu hareketler ve yanlıĢ vücut hareketidir. Buna göre, rahatsızlık nedeni faktörlerin
ağırlık derecelerine göre çözüm önerileri üretilmelidir.
Rahatsızlıkların giderilmesi için alınabilecek önlemler arasında % 95 güvenle anlamlı fark bulunmuĢ,
aynı faktörler için meslek grupları arasında anlamlı fark bulunmamıĢtır. Meslek gruplarının
rahatsızlıktan kurutulmak için önerilen çözüm yolları arasında fark bulunmamakla birlikte,
rahatsızlıktan kurutulmak için yapılması gerekenler arasında anlamlı fark bulunmaktadır. Genel olarak
egzersiz yapma alıĢkanlığı % 87.2 ortalama ile ilk sırada önerilirken, doktorlar ve avukatlar çalıĢma /
dinlenme süresinin dengelenmesi, diĢ doktorları ise egzersiz yapma alıĢkanlığının kazandırılması ile
rahatsızlıkların azalacağına inanmaktadırlar. Rahatsızlıkların giderilmesi bakımından en düĢük etkiye
sahip faktörler doktorlara ve avukatlara göre çalıĢma organizasyonu düzensizlikleri, diĢ doktorlarına
göre çalıĢma koĢullarına uygun çalıĢma hareketinin oluĢturulması olarak görülmüĢtür. DiĢ
doktorlarının çalıĢma koĢullarına uygun çalıĢma hareketinin oluĢturulması faktörüne az önem
vermelerinin muhtemel nedeni bu konuda bilgi sahibi oldukları Ģeklinde yorumlanabilir.
ÇalıĢma sürelerini çoğunlukla ayakta geçiren doktor ve diĢ doktorları, iĢlerini sıkça öne doğru eğilerek
görmektedirler. Buna bağlı olarak, bu çalıĢanların çoğu bel ve baĢ ağrısına maruz kalmaktadırlar.
ÇalıĢma koĢullarından ileri gelen en önemli rahatsızlıklar % 77.6 ile bel ağrısı ve % 71.8 ile baĢ
ağrısıdır. En fazla bel ağrısı % 84.4 ile doktorlarda, en fazla baĢ ağrısı % 82.3 ile avukatlarda, en fazla
dengesiz duruĢ sorunu da % 76.7 ile diĢ doktorlarında görülmüĢtür. Rahatsızlıkların % 83.3‟ünün
stresten, % 63.5‟inin de dengesiz duruĢtan kaynaklandığı belirtilmiĢtir. ÇalıĢanlar, genel olarak
çalıĢma koĢullarından ileri gelen rahatsızlıkların azaltılması için uygun dinlenme sürelerinin
uygulanması, sistematik egzersiz alıĢkanlığının kazandırılması ve stressiz çalıĢma ortamının
189
oluĢturulması gerektiğini çözüm önerisi olarak öne sürmüĢlerdir. AraĢtırmada iĢgücü kayıplarına
yönelik inceleme yapılmamıĢ olmakla birlikte, oluĢan rahatsızlıkların çalıĢma verimini olumsuz yönde
etkileyeceği bilinmektedir.
KAYNAKLAR:
Akal, Z., 1997, ĠĢ Etüdü, Milli Prodüktivite Merkezi Yayınları No: 29, Ankara
Anonim. Trabzon diĢ hekimleri odası üye kayıtları
Bingöl, D., 1990, ĠĢyeri Disiplini ve ÇalıĢma BaĢarısı, Sistem Yayıncılık, s. 87
Erkan, N., 2003, Verimlilik, Sağlık ve Güvenlik için Ġnsan Faktörü Mühendisliği: Ergonomi, Milli
Prodüktivite Merkezi Yayınları No: 373, Ankara
Üçüncü, K., 2005, Ergonomi ve ĠĢ Etüdü, KTÜ Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği
Bölümü Ders Notları No: 77, Trabzon
URL 1. http://www.ttb.org.tr/isak/msg/nisan02/13.html, (04.10.2005)
URL 2. http://www.milliyet.com.tr/2005/09/05/ekonomi/eko03.html, (04.10.2005)
URL 3. http://www.trabzonto.org/genelbilgi.asp (04.10.2005)
URL 4. http://www.trabzonbarosu.org/avukatlar.asp?order=adi (04.10.2005)
190
ENGELLĠLERĠN ĠSTĠHDAMINDA ERGONOMĠK TASARIMIN ÖNEMĠ
Yasemin VATANDAġ*
Endüstri Mühendisliği Bölümü, Ġstanbul Teknik Üniversitesi, Maçka Ġstanbul
ÖZET
Endüstri mühendisliğinin en temel çalıĢma alanlarından birini de ergonomi bilimi
oluĢturmaktadır. Ergonomi insanlar için, gerek günlük yaĢantıda gerekse iĢ hayatında,
fiziksel ve psikolojik zorlanmayı en aza indirgeyen ortamlar ile araç, gereç ve donanımları
tasarlamayı amaçlayan bir bilimdir. Özellikle iĢ yaĢamında ergonominin rolü, sadece çalıĢan
sağlığı açısından değil, aynı zamanda iĢletme verimliliği ve ürün ve/veya hizmet kalitesi
bakımından da önemli rol oynamaktadır. Diğer yandan ergonominin önemi, iĢverenler
tarafından yeterince kavranamamakta ve uzun dönemde getireceği kazançlar göz ardı
edilerek, maliyetli olacağı düĢüncesiyle ergonomik tasarımların uygulanmasında sorunlar
yaĢanmaktadır. Bu sorundan en çok etkilenenler ise engellilerdir. Engellilerin çalıĢabileceği
ortamların oluĢturulması için ergonomik tasarımın yapılması zorunludur ancak pek çok
iĢletmede bu durum göz ardı edilmekte ve bu nedenle, nüfus içerisinde ciddi bir paya sahip
olan engelliler istihdam edilememektedir. Bu durum hem önemli miktarda bir iĢgücünün
değerlendirilememesine, hem de engellilerin sosyal hayata uyumunun sağlanamamasına
neden olmaktadır. Sadece pratikte değil, teoride de engellilerin istihdamı için ergonomi
tasarımına gereken önem verilmemiĢtir. Bugüne kadar, engellilerin özel durumunu yansıtacak
ergonomik çalıĢmaların sayısı yeterli sayıya ve niteliğe ulaĢamamıĢtır. Bu çalıĢmanın amacı,
engelliler için iĢ yerlerinde ergonomik tasarım konusunun önemine ve bu konuda yapılan
çalıĢmaların eksikliğine, bazı istatistikler yardımıyla dikkat çekerek, gelecekte bu konuda
yapılacak araĢtırmalar için bir baĢlangıç noktası oluĢturmaktır.
Anahtar Sözcükler: Engelli Ġstihdamı, Ergonomik Tasarım.
1. GiriĢ
1.1. ÇalıĢmanın Amacı
Bu çalıĢmanın amacı, engellilerin istihdam konusunda yaĢadıkları sorunları, konuya ait
istatistikler ve yurtdıĢında bu alanda yapılan çeĢitli araĢtırmalar ıĢığında ortaya koymaktır. Bu
çalıĢma ile engellilerin iĢgücü potansiyellerinin değerlendirilememesinin nedenleri
incelenecek ve ergonomik tasarım eksikliğinin bu nedenler içerisindeki yeri vurgulanmaya
çalıĢılacaktır. Ayrıca, literatürde bu konu üzerindeki çalıĢma eksikliğine dikkat çekilerek,
bundan sonraki ergonomik araĢtırmalarda, engellilerin istihdam edilebilmeleri ve iĢ yerlerinde
daha rahat çalıĢabilmelerini sağlayacak ergonomik tasarım ve düzenlemeler üzerine
yoğunlaĢılması için bir baĢlangıç noktası oluĢturulmaya çalıĢılacaktır.
1.2. Problemin Tanımı
Endüstri mühendisliğinin en temel uğraĢı dallarından birini oluĢturan ergonomi bilimi; hizmet
ve üretim sektörlerinde çalıĢanlar için en uygun fiziksel ve psikolojik koĢulları belirlemek ve
*
[email protected]
191
bunları sağlamak suretiyle bir yandan iĢyerlerinde verimliliği ve üretkenliği arttırmak, diğer
yandan da mevcut iĢgücünden azami faydayı –insancıl koĢullarda- sağlamayı
hedeflemektedir.
Yapılan ergonomi çalıĢmaları sırasında gözden kaçırılan bir nokta ise, engellilerin özel
durumlarından ötürü, nüfusun genel çoğunluğu göz önünde bulundurularak tasarlanan
ergonomik ortamlara uyum sağlayamama ihtimallerinin yüksek oluĢudur.
Günümüzde gerek Türkiye‟de, gerekse diğer ülkelerde engelliler, bir iĢgücü potansiyeli olarak
görülmemekte ve bu nedenle istihdam edilme aĢamasında güçlüklerle karĢılaĢmaktadırlar. Bu
güçlüklerin temelinde, çok geniĢ bir yelpazeye yayılan sosyal, ekonomik ve hukuksal
düzenleme eksiklikleri yatmaktadır. Bu eksiklikler, aslında bir sistem sorununun varlığına
iĢaret etmektedirler. Ancak daha yüzeysel olarak bakıldığında, engellilerin istihdamındaki bu
güçlüğe yol açan nedenler silsilesinin baĢında, engellilerin mesleki eğitim fırsatlarından
yararlanma yoksunluğu ve iĢyerlerinde engellilerin rahatça çalıĢabileceği, ergonomik bir
fiziksel ortamın hazırlanmadığı gerçeği gelmektedir. Mesleki bir eğitim alamayan engelliler,
bir iĢyerinde istihdam edilme Ģansına sahip olamamakta, istihdam edilebilseler bile gerekli
fiziksel tasarım ve teknoloji mevcut olmadığından yeterli verimi sağlayamamaktadırlar.
Örneğin, iĢverenlerin engellilerle olan iliĢkisini inceleyen bir çalıĢma yapan Blackburn, bir
bireyin bir binaya ulaĢamamasının, bir iĢ çevresi sorunu olarak adlandırıldığını söylemiĢtir. (s.
4) Blackburn ayrıca, belli bir göreve getirilmeye uygun ancak o göreve ait yere ulaĢamayan
kiĢinin de bir “istihdam engeli” ile karĢılaĢtığını ve engellilerin istihdam edilirken iĢ çevresi
faktörlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtmektedir (2002).
Bunun dıĢında pek çok iĢveren, engellilerin istihdamını bir maliyet unsuru olarak görmekte ve
bu nedenle engellileri istihdam etmekten kaçınmaktadırlar. Blackburn‟ün çalıĢmasında
belirttiğine göre engellilerin istihdamı ile birlikte; denetim, tazmin maliyetleri ve uyum için
harcanan kaynaklar gibi maliyet kalemleri ortaya çıkmaktadır. Blackburn, Cimera (2002)‟dan
yaptığı alıntıya dayanarak denetim maliyetlerinin, engelli kiĢilerin istihdamında, engelsiz
kiĢilere nazaran daha önemli bir değiĢken olduğunu vurgulamaktadır. Cimera‟ya göre, engelli
bir kiĢiyi denetlemek saat baĢına 0.11 $ daha fazla maliyete neden olmaktadır.
Yukarıda belirtilen örnekler engellilerin istihdam konusunda yaĢadıkları güçlüklere dikkat
çekmektedirler. Bu olguyu desteklemek üzere Blackburn; O‟Keeffe‟ye ithafen “engellilerin;
davranıĢsal, mimari, iletiĢimsel ve politik engellerden ötürü, sosyal ve ekonomik yaĢamdan
soyutlandığını” belirtmiĢtir (s. 5). Ayrıca, 1999 yılında düzenlenen I. Özürlüler ġurası‟ndan
sonra yayımlanan Komisyon Raporları ve Genel Kurul GörüĢmeleri‟ni içeren kitapta da,
engellilerin iĢe yerleĢtirilme oranlarında son yıllarda bir iyileĢme görülmesine rağmen, bu
oranların istenen seviyede olmadığı vurgulanmıĢtır (s. 193, 1999).
2. Literatür Taraması
2.1. Türkiye’de Engellilerin Durumu
2.1.1. Türkiye’deki Engellilere Ait Ġstatistikler
Ülkemizdeki engellilere ait en son istatistik veriler, 2003 Aralık ayında Devlet Planlama
TeĢkilatı MüsteĢarlığı Devlet Ġstatistik Enstitüsü BaĢkanlığı tarafından yapılan bir
çalıĢmanın sonuçlarından elde edilmiĢtir (Türkiye Cumhuriyeti Engelli Ġstatistikleri Aralık
192
03‟, www.engelliler.net). Bu verilerden hareketle, engellilerin istihdam konusunda yaĢadığı
sorunların nedenleri de ortaya konulabilir.
Yapılan çalıĢmaya göre, ülkemizdeki toplam 68.622.559 nüfusun 8.431.937‟si engellidir.
Toplamda %12 olan engelli nüfus oranı erkeklerde %11, kadınlarda ise %13 olarak ortaya
çıkmaktadır.
Yine aynı çalıĢmada, 12 yaĢ üzerindeki engelli nüfusun toplam %22,19‟unun iĢgücüne dâhil
olduğu belirtilmektedir. Bu iĢgücünün içerisinde de %2,59‟luk bir kesim iĢsizken, iĢgücüne
dâhil olmayan engelli nüfusun oranı %77,81‟dir.
ĠĢgücüne dâhil olan engelli nüfusun, çalıĢılan sektöre göre dağılımları Tablo 1‟de görülebilir.
Tablo 1 Ġstihdam Edilen Engelli Nüfusun Sektöre Göre Yüzde Dağılımı (12 YaĢ Üzerindeki
Engelli Nüfus)
TOPLAM
ERKEK
KADIN
Kamu sektörü
18,23
18,36
17,64
Özel sektör
34,85
35,02
34,04
ĠĢveren
3,09
3,58
0,73
Kendi hesabına
35,71
40,16
14,63
Ücretsiz aile iĢçisi
8,11
2,87
32,96
Bilinmeyen
0,02
0,02
0
Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Engelli Ġstatistikleri Aralık 03‟, Devlet Planlama TeĢkilatı MüsteĢarlığı Devlet
Ġstatistik Enstitüsü BaĢkanlığı (www.engelliler.net)
Yapılan bu istatistik çalıĢmasının dıĢında, I. Özürlüler ġurası‟nda yer alan Komisyon
Raporları‟ndaki veriler, engellilerin niçin istihdam edilemediklerinin uzun döneme yayılan
nedenlerini ortaya koymaktadır. Söz konusu raporlarda, rehabilitasyon hizmetlerinden
yararlanabilen engellilerin oranının %1‟den az olduğu, mesleki rehabilitasyon çalıĢmalarının
ise el becerileri ile kısıtlandığı ve bu rehabilitasyon eksikliğinin bir sonucu olarak, nitelikli bir
engelli iĢgücü havuzunun oluĢamadığı belirtilmektedir (s.203, 1999). Yine aynı raporlarda yer
alan bilgilere göre, eğitim hizmetlerinden yararlanabilen engellilerin oranı %2,97‟dir. Bu
oranın düĢük olmasının sebebi olarak, engellilere verilmesi gereken “özel eğitim” kavramının
yanlıĢ algılanarak, bu eğitimin sadece özel eğitim kurumlarında verilebileceği düĢüncesiyle
engellilerin genel eğitim sisteminden dıĢlanmaları ve eğitimde fırsat eĢitliğinden
yararlanamamaları gösterilmiĢtir (s. 204). Raporda ayrıca “Engellilerin özelliklerine uygun
mesleki eğitimlerinin bugüne dek sağlanamamıĢ olması, geçiĢ planları ile ilgili mevzuat
hükmü eksikliği ve geçiĢ planlarının yapılmayıĢı istihdamda önemli bir engel
oluĢturmaktadır” denmektedir (s. 205).
Komisyon Raporları‟nda istihdam ile ilgili olarak, engelliler alanında teknoloji kullanımı
sorununa da değinilmektedir:
“Bugün ülkemizde istihdam zorunluluğu 4382 sayılı yasa ile %3
olarak belirlenmesine rağmen özürlülerin büyük bir
çoğunluğunun toplum içine katılamadıkları, özürlülüğün
getirdiği eksikliklerini gideremedikleri gözlenmektedir. Bunun
baĢlıca nedeni kendileri için dünyada birçok ülkede var olan
tamamlayıcı araçlardan habersiz olmaları ya da farklı özrü olan
bireylerin hem evde, hem de toplumsal yaĢamlarında yerine
193
getirdikleri faaliyetlerini, çalıĢma olanaklarını, günlük
yaĢamlarını kolaylaĢtıracak araç gereç ve donanımın ya hiç
üretilememesi ya da mevcut olanların bir kısmının kalitesiz
olmasıdır” (s. 623).
Yukarıdaki bilgilerin ıĢığında özet olarak; Türkiye‟deki engelli iĢgücünün %77,81‟inin,
gerekli eğitim ve rehabilitasyon eksiklikleri ve diğer nedenler yüzünden, istihdama dahil
edilemediği söylenebilir. Teknolojik –ve bu bağlamda ergonomik- araçların eksikliği de
mevcut sorunu daha da kötüleĢtirmektedir.
2.1.2. Türkiye’de Engellilerin Ġstihdamına ĠliĢkin Hukuksal Durum
BirleĢmiĢ Devletler‟in yürürlüğe koymuĢ olduğu Standart Kurallar‟a göre devletler; ülkedeki
engellilerin istihdam edilmesini sağlayacak önlemleri almak, faaliyetlerde bulunmak ve
gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlüdürler (Komisyon Raporları, s. 193).
Engellilerin istihdamına iliĢkin olarak ülkemizde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 1475
[4857, 22.05.2003] sayılı ĠĢ Kanunu ve 399 sayılı KHK [Kanun Hükmünde Kararname] fırsat
eĢitliği sağlamak üzere bazı hükümler getirmiĢtir (s. 193). 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu‟nun 53. maddesi, 2. ve 3. fıkralarında kurum ve kuruluĢlar, %3 oranında engelli
çalıĢtırmakla yükümlü kılınmıĢlardır (1999).
22.05.2003 tarihinde kabul edilen 4857 sayılı ĠĢ Kanunu‟nun 30. maddesi ile iĢverenler,
çalıĢtıracakları toplam iĢçilerin %6‟sını eski hükümlü ve engellilerden oluĢturmakla yükümlü
kılınmıĢlardır. Aynı maddeye göre, çalıĢtırılacak olan engellilerin oranı ise toplam oranın
yarısından az olamaz, denmiĢtir (www.engelliler.com).
Bunların dıĢında, BüyükĢehir Belediyeleri‟nin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ile “Ġlgili kurum ve kuruluĢlarla iĢbirliği yaparak genç ve yetiĢkin engelliler için
bölgenin iĢgücü piyasasına uygun mesleklerde, meslek ve beceri kazandırma kursları, iĢ
eğitim merkezleri ve yaĢam merkezleri açılmalıdır” denilerek engellilerin eğitim ve istihdamı
konusunda yerel örgütlere de sorumluluk verilmiĢtir (Komisyon Raporları, s. 195).
Yine I. Özürlüler ġurası‟nda yayınlanan Komisyon Raporları‟na göre, “16 Mart 1987 tarihli
“Özürlülerin Ġstihdamı Hakkında Tüzük” ile, [engellilerin] engel gruplarına göre
yapabilecekleri iĢler belirlenmiĢ…tir” (s. 195). Engel gruplarına göre belirlenen iĢler
listesinde çok geniĢ bir yelpazeye yayılan 1000‟den fazla iĢ konusu yer almaktadır
(www.engelliler.net). Engellilerin bu kadar çok çeĢitli iĢte çalıĢabilecek olmalarına rağmen,
halen istenen düzeyde istihdam edilemiyor olmalarının nedeni, iĢ analizi kavramının eksikliği
olarak gösterilebilir. “Ülkemizde iĢin özelliklerine iliĢkin analizinin henüz çıkartılmamıĢ
olması, diğer gruplar gibi engellilerin de çalıĢma hayatı içinde etkin yerlerinin saptanmasını
güçleĢtirmektedir” (Komisyon Raporları, s. 206). Bu durum, endüstri mühendisliğinin çalıĢma
konularından olan iĢi analizlerinin de gerçek anlamıyla icra edilmesi gerekliliğini de ortaya
koymaktadır.
194
2.2. Dünyada Engellilerin Durumu
2.2.1. Dünyadaki Engellilere Ait Ġstatistiklere Örnekler: ABD’de Engelli Ġstatistikleri
Amerika BirleĢik Devletleri‟nde engelliler üzerine yapılan çeĢitli çalıĢmalardan derlenen
istatistiklerden, engellilerin istihdamı konusunun ABD‟de de bir sorun olarak görüldüğü ve
istenen istihdam oranlarına orada da ulaĢılamadığı görülebilir.
Blackburn, yaptığı çalıĢmada Harrington‟dan yaptığı alıntı ile çeĢitli seviyelerde fiziksel
engelden muzdarip olan kiĢilerin büyük çoğunluğunun iĢsiz olduğunu vurgulamaktadır (s.5,
2002) . Aynı çalıĢmada, ABD‟de engelli ve engelsiz insanlar arasında çalıĢma oranlarında
%25‟lik bir fark olduğundan bahsedilmektedir (Haris & Associates, 2000). Jackson, Furnham
ve Willen‟den (2000) yapılan alıntıya göre ise, engellilerin toplumla doğrudan temasta
bulunabilecekleri “görünür” pozisyonlarda istihdam edilmesinden kaçınılmaktadır.
Unger tarafından yapılan baĢka bir çalıĢmada, US Census Bureau‟dan alınan bilgilere göre
engellilerin sadece %34,6‟sının istihdam edildiğini, bu oranın engelli olmayan iĢgücü söz
konusu olduğunda %79,8 olduğu vurgulanmaktadır (s. 18-19, 2001). Aynı çalıĢmada yer alan
baĢka bir veriye göre, üniversite mezunu engellilerin %52‟sinin iĢgücü pazarında aktif
olabildiği belirtilmiĢtir (DOL, 1999).
Loy‟un yaptığı çalıĢmada ise, Bureau of Census (1999)‟tan alınan verilere göre, ABD‟de
yıllara göre ağır engele sahip olan nüfusun istihdam oranları Tablo 2‟deki gibidir (s. 23,
2001).
Tablo 2 ABD‟de Yıllara Göre Ağır Engellilerin Ġstihdam Verileri
1991
1993
23,3
25
Yüzde
2,91
3,45
Sayı (Milyon)
1994
26,1
3,71
Kaynak: The Economic impact of the Americans with Disabilities Act: An analysis of Title 1, Loy, B. A., 2001
2.2.2. Dünyada Engellilerin Ġstihdamına ĠliĢkin Hukuksal Durum
Dünyada engellilik ve engellilerin sorunlarını ayrıntılı ve özel bir biçimde ele alan 2 örgüt
ILO (Dünya ÇalıĢma Örgütü) ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) „dur (Komisyon Raporları, s.
171). ILO 1987 yılında engellilerin mesleki rehabilitasyonu ve istihdamı hakkındaki
sözleĢmeyi kabul etmiĢtir (1999).
I. Özürlüler ġurası‟nda yer alan Komisyon Raporları‟na göre, engellilerin iĢ fırsatlarından ve
kamu hizmetlerinden yoksun kalmasını engellemeyi amaçlayan, iĢverenlerin, kamusal ve özel
kurumların engelliler için “uygun düzenlemeler” yapması yükümlülüğünü getiren Engelli
Amerikalılar Yasası (ADA), 1990 yılında ABD‟de yürürlüğe girmiĢtir (s. 174). Blackburn‟ün
yaptığı çalıĢmada tanımlandığı üzere “uygun düzenlemeler”, “engelli kiĢinin iĢ
olanaklarından, faydalarından ve imtiyazlarından engelsiz kiĢiler kadar yararlanabilmesi için
iĢ ve/veya çalıĢma yerinde yapılması gereken değiĢiklikler ve düzenlemeler” anlamına
gelmektedir (s. 8, 2002). Yani Engelli Amerikalılar Yasası, engellilerin uygun Ģartlarda
çalıĢabilmeleri için çalıĢma yerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasını bir yükümlülük haline
getirmiĢtir.
195
Dünyanın diğer ülkelerinde de; örneğin Belçika, Danimarka, Ġrlanda, Ġtalya, Yunanistan,
Hollanda, Lüksemburg, Portekiz ve Ġspanya‟da da engellilerin mesleki rehabilitasyonları ve
istihdamı konusundaki hukuksal düzenlemeler mevcuttur (Komisyon Raporları, s. 175).
2.3. Ergonomik Tasarım Kontrol Listesi
Corlett ve Clark ergonomiyi; bir iĢi, sistemleri ve kullanılan ekipmanın tasarımını etkileyen
insan olanakları ve özelliklerini konu alan bir çalıĢma olarak tanımlamıĢlardır (1995). Ayrıca;
etkinliği, güvenliği ve iĢ görenin salahiyetini geliĢtirmeyi amaçlayan bu çalıĢma dalının,
mühendislik, psikoloji, anatomi ve organizasyon konuları üzerine kurulan disiplinler arası bir
etkinlik olduğunu belirtmiĢlerdir (s. 2).
Ergonomik tasarımın adımlarını açıkladıkları kitaplarında, Corlett ve Clark, ergonomik
tasarımın ilk adımı olarak kullanıcı popülâsyonunun uzlaĢtırılacak özelliklerinin seviyelerinin
belirlenmesini öngörmüĢlerdir (s. 5). AĢağıdaki tabloda ergonomik faktörler ile tasarım ve
performans kriterlerinin arasındaki iliĢkiyi gösteren tablodan bir bölümü görmek mümkündür
(s. 15). Bu tabloda x etkileĢimin var olduğunu, xx ise etkileĢimin kuvvetli olduğunu
göstermektedir. BoĢ hücreler ise etkileĢim olmadığı anlamına gelmektedir.
Tablo 3 Ergonomik Faktörler ile Tasarım ve Performans Kriterleri Arasındaki Ana
EtkileĢimler
Tasarım ve Performans Faktörleri
ĠĢlevsel
gereksinimler
Maliyet
Büyüklük
Kullanılabilirlik
Güvenlik
Elde
edilebilirlik
Vücut Büyüklüğü
x
x
xx
xx
xx
xx
Uzanma, açıklık
x
x
xx
xx
xx
xx
DuruĢ rahatlığı
x
xx
xx
x
x
Oturma tasarımı
x
x
x
x
xx
xx
xx
xx
xx
x
x
Ergonomik Faktörler
Dayanıklılık
Estetik
Fiziksel Çalışma Yeri
Güç: sınır ve
varyasyonlar
Fiziksel iĢ kapasitesi,
dayanım
xx
xx
x
Kontrol tasarımı
x
x
x
xx
xx
x
x
x
ĠĢin ve kontrollerin
yerleĢimi
x
x
x
xx
xx
xx
x
x
x
x
x
xx
xx
x
x
x
x
xx
xx
x
x
x
x
x
xx
xx
x
x
x
x
xx
xx
x
x
x
x
xx
xx
x
x
xx
xx
xx
x
ĠĢitsel sinyaller ve
göstergeler (dikkat,
iĢlem, hafıza)
x
x
x
xx
x
x
Bilgi yükü
xx
xx
xx
Görsel Çalışma Yeri
Gösterge ve Bilgi
Görsel olanaklar ve
engeller
Görsel görev tasarımı
Görsel gösterge
tasarımı
Görsel görev ve
göstergelerin yerleĢimi
Kontrol - Gösterge
uyumluluğu
Pasif göstergeler
(etiket, sembol, vs)
x
x
x
Kaynak: The Ergonomics of Workspaces and Machines, Corlett, E. M. and Clark, T. S., 1995, s. 15.
196
x
x
Tabloda görüldüğü gibi iĢ istasyonunun fiziksel tasarımı, performans faktörlerini
doğrudan etkilemektedir. Buradan çıkarılacak sonuç, engellilere uygun ergonomik tasarım
eksikliğinin, engellilerin herhangi bir iĢte istihdamını engelleyebilecek en önemli
nedenlerden birisi olduğudur. Bunun dıĢında, listede yer alan gösterge tasarımı da, yine
engelliler için özel olarak düĢünülmesi gereken bir tasarım faktörüdür. Özellikle görsel ve
iĢitsel engelli kimseler için gösterge kontrollerinin tasarımı, hem engellilerin
yapabilecekleri iĢlerde istihdamlarının kolaylaĢtırılması, hem de iĢyeri kazalarının önüne
geçilebilmesi için büyük rol oynamaktadır.
Yukarıdaki tabloda yer alan ergonomik tasarım kriterleri, özellikle ülkemizde, pek çok
iĢyerinde dikkate alınmamaktadır. ĠĢyeri tasarımında bu kriterlere önem veren
iĢletmelerde ise, nüfusun %5-%95‟i aralığını kapsayan fiziksel ve zihinsel ortalamalar
dikkate alınmaktadır. Bu aralığın dıĢında kalan engelliler için ayrı bir ergonomik tasarım
uygulanmamaktadır. Yukarıda özet olarak verilen ergonomik tasarım kontrol listesinin
haricinde, sadece engellilerin özel durumunu dikkate alan bir ergonomik tasarım listesi ise
literatürde mevcut değildir.
3. Yorum ve Öneriler
Yapılan literatür çalıĢması sonucu, engellilerin istihdamında büyük sorunlar yaĢandığı
ortaya konmuĢtur. Engelliler, gerek eğitim eksikliği ve gerekse de iĢyerlerindeki kendilerine özel- ergonomik tasarım eksikliği nedeniyle bir iĢgücü olarak
değerlendirilmemektedir. Engellilerin yapabilecekleri iĢler çok çeĢitli olmasına rağmen,
kısıtlı fiziksel koĢullar çerçevesinde, ya çalıĢamamakta, ya da kendi yetkinliklerinin
karĢılayacağı nitelikteki iĢlerdense, özel niteliklilik gerektirmeyen iĢlerde çalıĢmak
zorunda kalmaktadırlar.
Bu durumun önüne geçebilmek için, bölüm 2.3‟te verilen ergonomik tasarım listesi,
engelli kiĢilerin fiziksel ve zihinsel gereksinimleri göz önünde bulundurularak
geniĢletilmeli ve iĢyerlerinde, engellilerin çalıĢabileceği iĢ istasyonlarında, bu liste
ıĢığında bir ergonomik tasarım yapılmalıdır. Engellileri konu alan bu ergonomik tasarım
listesinin oluĢturulması için disiplinler arası bir çalıĢma gerekmektedir. Literatürde
bugüne dek, engellilere odaklanan bu tip bir çalıĢmaya rastlanmamıĢtır.
4. Değerlendirme ve Sonuç
Engellilerin yaĢadığı en büyük problemlerden biri olan istihdam sorununun kaynağında,
toplumdaki yanlıĢ algılamaların ve fiziksel çevrenin uygunsuzluğunun bir sonucu olan
eğitim eksikliği ve çalıĢabilecekleri iĢler için kendilerine uygun ergonomik tasarım
yapılmaması yatmaktadır. Burada dikkat çekici olan nokta ise, engellilerin istihdam
oranını artırmaya yönelik ergonomik tasarım çalıĢmalarının, literatürde dahi gerektiği
kadar üzerinde durulmamıĢ olmasıdır. Yapılan ergonomi çalıĢmaları, nüfusun genelini
kapsayan ergonomik tasarım ölçütleri üzerine yoğunlaĢmıĢ, engellilerin çalıĢma
koĢullarını iyileĢtirecek, onların istihdam edilmesini kolaylaĢtıracak ve hâlihazırda
çalıĢmakta olanların da iĢyeri güvenliğini sağlayacak çalıĢmaların eksikliği göz ardı
edilmiĢtir.
Yapılan bu çalıĢmada, engellilerin istihdam sorunu ortaya konmaya çalıĢılmıĢ ve bu
sorunu konu alan literatür çalıĢmalarının eksikliğine dikkat çekilmiĢtir. Bu sorunun
çözümüne iliĢkin yapılması gereken çalıĢmalar, bundan sonraki ergonomik çalıĢmalar için
197
oldukça geniĢ bir araĢtırma potansiyeli oluĢturmaktadır. Bu potansiyelin
değerlendirilmesi, hem ergonomi biliminde yeni açılımlar sağlayacak hem de engellilerin
istihdam sorununun çözülmesi için bir baĢlangıç noktası oluĢturacaktır.
Kaynaklar
1. Özürlüler ġurası, 1999. ÇağdaĢ Toplum, YaĢam ve Özürlüler, BaĢbakanlık Özürlüler
Ġdaresi BaĢkanlığı, Ankara.
Blackburn, R. L., 2002, Relationships between employers‟ attitude toward people with
disabilities, awareness of ADA, and willingness to comply, PhD Thesis, A&M
University, Texas.
Unger, D. D., 2001, A national study of employers‟ experiences with workers with
disabilities and their knowledge and utilization of accommodations, PhD
Thesis, Virginia Commonwealth University, Richmond, VA.
Loy, B. A., 2001, The Economic impact of the Americans with Disabilities Act: An analysis
of Title 1, PhD Thesis, West Virginia University, Morgantown, WV.
Corlett, E. M. and Clark, T. S., 1995, The Ergonomics of Workspaces and Machines,
Taylor and Francis, London.
www.engelliler.net
198
F VE Q KLAVYELERĠNĠN TÜRK KULLANICILAR AÇISINDAN ERGONOMĠK
ANALĠZĠ
U. Mahir YILDIRIM*, Nihan ÖZġAMLI, Ece ERKOL
Ġstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü
ÖZET
Bu çalıĢmada F ve Q klavye harf dizilimleri Türk kullanıcılar açısından ergonomik olarak
analiz edilmiĢtir. Türk Dil Kurumu‟nun (TDK) güncel yazım kılavuzunda ve Türkiye‟nin en
çok satılan gazetelerinden birindeki tüm köĢe yazarlarının son iki yıla ait yazılarında bulunan
harflerin ve harf gruplarının sıklıkları belirlenerek mevcut klavye dizilimleri
karĢılaĢtırılmıĢtır. Bu karĢılaĢtırma yapılırken harflerin belirlenen sıklıkları yanında ellerin
yüklenme oranları göz önünde bulundurulmuĢtur.
Anahtar Sözcükler: F ve Q Klavye KarĢılaĢtırması, Türkçe‟deki Harflerin Kullanılma
Oranları, Ergonomi
1. GiriĢ
Bilindiği gibi dünyada konuĢulan bütün dillerin değiĢik ses, hece ve harf özellikleri vardır.
Dillerde farklı alfabeler kullanıldığı gibi, aynı alfabeyi kullanan dillerde de farklı harfler ve
farklı ses bilgisi (fonetik) özellikleri bulunmaktadır. Örneğin, Kiril, Arap, Çin, Japon ve Latin
alfabeleri birbirlerinden farklı harfler içermektedir ve bununla birlikte aynı alfabeyi kullanan
Almanca ve Fransızca gibi dillerin kendilerine özgü bir takım sesleri belirten “é, ß, è, ê, ü, ç,
ö” harfleri de bulunmaktadır. Bu farklılıklarının var olması, dünya çapında tek bir standart
klavye oluĢturulmasını olanaksız kılmaktadır. [2]
Günümüzde Q klavye birçok ülkede standart klavye olarak kullanılmaktadır. Ancak birçok
ülkede Q klavyenin kendi dillerine uygun olmadığı düĢünülerek kendilerine özgü klavyeler
geliĢtirilmiĢtir. Ġngilizce için Dvorak, Fransızca için AZERTY ve Ġtalyanca için QZERTY
klavyeleri bu duruma örnek verilebilir. Bunların yanında Portekiz, Norveç, Danimarka ve
Estonya gibi ülkeler de kendi dilleri için uygun klavyeler geliĢtirmiĢlerdir. [3]
Ġngilizce için oluĢturulmuĢ ilk alternatif klavye olarak ortaya çıkan Dvorak klavyesi, harf
dizilimine bağlı bilimsel çalıĢmalar sonucu, Profesör August Dvorak tarafından
oluĢturulmuĢtur. Bu çalıĢmalar Ģu aĢamaları içermektedir: Ġngilizce‟deki harflerin kullanım
oranları ele alınmıĢ; en sık kullanılan harfler orta sıraya yerleĢtirilmiĢ; çok kullanılan ikili harf
grupları Q klavyede aynı parmak tarafından basılacak Ģekilde yerleĢtirilmiĢken Dvorak
klavyesinde bu durum önlenmeye çalıĢılmıĢ; Dvorak klavyesinde sağ ele ve iki elde de orta
parmağa ve baĢparmağa daha çok ağırlık verilmiĢtir. Dvorak klavyesinin performansıyla ilgili
çeĢitli kaynaklarda farklı sonuçlar elde edildiği görülmüĢtür [10]. Dvorak‟ın kendisi, bu
klavye yerleĢimi ile yazma hızını ve doğruluğunu yüzde 10 geliĢtirdiğini ispatlamayı
baĢarmıĢtır [6]. 1956 yılında Dr. Earl P. Strong tarafından yapılan ve Amerika BirleĢik
Devletleri Hükümeti tarafından desteklenen çalıĢmada Q ve Dvorak klavyesine yeterli
derecede alıĢkın iki grup üzerinde yapılan testler, iki klavye düzeninin yazma hızında anlamlı
farklılık yaratmadığı sonucunu ortaya koymuĢtur [10].
*
[email protected]
199
Yazma verimliliğini arttırmak amacıyla yapılan çalıĢmalar sadece klavye üzerindeki harf
diziliminin değil, klavyenin fiziksel yapısının da değiĢtirilmesini içermektedir. Bu Ģekilde
klavyenin fiziksel yapısının değiĢtirilmesini öngören bir çalıĢma Profesör Teodosio Galotta
tarafından Uluslararası Intersteno Federasyonu‟nun 41. Dünya Kongresi‟nde sunulmuĢtur.
Bu çalıĢmada, yazma iĢlemi sırasında parmakların klavye üzerine uyguladıkları kuvvetler göz
önünde bulundurularak tuĢların yükseklikleri değiĢtirilmiĢtir. Ayrıca Dvorak tarafından
yapılan çalıĢmaların benzeri Ġtalyanca için uygulanarak tuĢlar klavye üzerinde dağıtılmıĢtır
[5].
Fiziksel yapının değiĢtirilmesine dair yapılan bir diğer çalıĢma da Delia E. Treaster ve
Williams S. Marras tarafından gerçekleĢtirilmiĢtir. Bu çalıĢmada alternatif klavyelerin
(Microsoft Natural™, Kinesis™, standart klavye ve Lexmark™) kullanımındaki parmak
hareketleri, bilek hareketleri ve tendonların yer değiĢtirmesi değerlendirilmiĢtir [11].
F klavyenin oluĢturulma sürecindeki çalıĢmalar dıĢında Türkiye‟de F klavye üzerine yapılmıĢ
baĢka bir çalıĢma bulunmamaktadır. Literatürde, F klavye ile Q klavyenin karĢılaĢtırılması
açısından bir boĢluk bulunmaktadır. Bu çalıĢma, özellikle klavye tartıĢmalarının alevlendiği
son zamanlarda, literatürdeki bu boĢluğu doldurmak amacıyla hazırlanmıĢtır.
ÇalıĢmanın bundan sonraki kısmı Ģu Ģekilde bölümlendirilmiĢtir. Bölüm 2‟de F ve Q
klavyelerinin ortaya çıkıĢı ve geliĢim aĢamaları açıklanmıĢtır. Bölüm 3‟de, F ve Q
klavyelerinin karĢılaĢtırılması için yapılan çalıĢmada incelenen kaynaklar, yapılan ölçümler
ve bu ölçümler sonucu elde edilen değerler verilmiĢtir. Bölüm 4‟de ise sonuçlar ve
değerlendirmeler ortaya konulmuĢtur.
2. F ve Q Klavyelerinin OluĢumu
2.1 Q Klavyenin OluĢumu
1860 yılında geliĢtirilen ilk orijinal daktilo klavyesi alfabetik sırayla düzenlenmiĢ iki sıradan
oluĢmaktaydı. Ancak bu klavyede kullanıcının kullanma hızına bağlı olarak mekanik kolların
birbirine çarpması sonucu, zamanla değiĢik malzemelerden imal edilen kollarda kırılma veya
eğrilme meydana gelmekteydi. 1873 yılında C. Latham Sholes tarafından oluĢturulan ve 1879
yılında patenti alınan standart Q klavye, kullanıcının yazma hızını düĢürerek bu sorunu
ortadan kaldırmayı amaçlamıĢtır. BaĢka bir deyiĢle, bu çalıĢmadaki amaç, insan verimliliğinin
değil, makine verimliliğinin sağlanmasıdır [6]. Remington Arms Company tarafından
1874‟de seri üretimine baĢlanan standart Q klavyede yüzyıl içinde değiĢen tek Ģey “M”
tuĢunun yeri olmuĢtur.[7]
Zaman içinde, daktilo teknolojisindeki geliĢmelerin mekanik kolların takılma ve kırılma
sorununa çözüm getirmesiyle klavye düzeninin değiĢtirilmesi için bir takım çalıĢmalar
gündeme gelmiĢtir [8]. Bu çalıĢmalardan en bilineni 1936 yılında Washington
Üniversitesi‟nden Dr. August Dvorak tarafından geliĢtirilen “BasitleĢtirilmiĢ Klavye” olarak
bilinen klavyedir. Bu klavye oluĢturulurken, Ġngilizce‟deki harflerin kullanım sıklıkları temel
alınmıĢ; elde edilen verilerden yola çıkılarak en çok kullanılan harfler orta sıraya
yerleĢtirilmiĢtir [12]. Bu çalıĢmanın sonucu ortaya çıkan Dvorak klavyesine geçmek için,
federal hükümetler bazında birtakım maliyet araĢtırmaları yapılmıĢ; klavye tuĢlarının
yerlerinin değiĢtirilmesi ve halen QWERTY kullanıcısı olan çalıĢanların Dvorak klavyesine
alıĢtırılması maliyetleri göz önünde bulundurularak Dvorak klavyesine geçilmesinden
vazgeçilmiĢtir.[12]
200
1936‟dan bu yana ülkelerin ulusal tabanda oluĢturdukları birtakım alternatif klavyeler
yaygınlaĢamamıĢ, ticari ve sosyal etkilerle birlikte standart Q klavyenin egemenliği
sürmüĢtür.
2.2 F Klavyenin OluĢumu
On parmak yöntemi ile Türkçe için ideal klavye, bir diğer adıyla F klavye, daktilo öğretmeni
Ġhsan Sıtkı Yener ve yabancı uzmanlarla da pekiĢtirilirmiĢ Ġhtisas Komisyonu tarafından
oluĢturulmuĢtur. Bu klavyenin oluĢturulması için Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu‟ndan
yararlanılarak sözcüklerin istatistiği çıkarılmıĢtır. 29934 sözcük içinde her harften kaçar adet
bulunduğu tespit edildikten sonra parmakların fiziksel güçleri ve hareket özellikleri de dikkate
alınarak harfler yerleĢtirilmiĢtir. Yapılan klavyede sol el yaklaĢık yüzde 49, sağ el ise yüzde
51 oranında kullanılacak Ģekilde harflerin dağılımı oluĢturulmuĢtur [4]. Türkçe‟de her hecede
en fazla bir ünlü harf bulunmasına rağmen ünsüz harflerin sayısının en az bir olabileceği
dikkate alınarak ve Türkçe‟nin fonetik özelliğine uygun olarak ünlü harfler sol elde
toplanmıĢtır. Böylece yazma iĢinin iki ele eĢit oranda dağıtılması sağlanmıĢtır [9].
F klavye, 1955 yılında Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi‟nce “Standart Türk
Klavyesi” olarak kabul edilmiĢtir. YurtdıĢından F klavye dıĢında bir klavyenin getirilmesini
engellemek amacıyla, 1963 yılında Gümrükler kanununa, Türkiye‟deki tüm daktilo
makinelerinin Milli Klavyeye dönüĢtürülmesi eklenmiĢtir. F klavyenin Türk Standartları
Enstitüsü tarafından zorunlu standart olarak kabul edilmesi 1974 yılında gerçekleĢtirilmiĢtir
[1].
1955 yılında Türkiye‟de F klavyenin, standart Türk klavyesi olarak kabul edilmesi ve kamu
kurumlarında kullanılmaya baĢlanmasıyla birlikte yaygınlaĢmasını; Q klavyenin, yasal
boĢluktan yararlanılarak, bilgisayarların ithalatıyla birlikte Türkiye‟ye giriĢi sona erdirmiĢtir.
3. F ve Q klavyelerinin karĢılaĢtırılması
KarĢılaĢtırmada kullanılan kaynaklar ve ölçüm prensipleri aĢağıda açıklanmıĢtır.
3.1 Ölçüm Yapılan Kaynaklar
On parmakla bakmadan yazma yöntemiyle temellendirilen bir klavye düzeni oluĢturulurken;
dil özellikleri ile parmak, bilek ve dirseklerin kullanım nitelikleri önem taĢımaktadır [12]. Bir
dilin farklı klavye düzenlerine uygunluğunun ölçümü, bu dilde kullanılan tüm sözcüklerin ve
metin örneklerinin incelenmesiyle gerçekleĢtirilebilir.
Ġncelenen kaynaklardan ilki olan TDK yazım kılavuzu, Türkçe‟deki tüm sözcüklerin güncel
yazım kurallarına uygun halinin bulunduğu en güvenilir kaynak olmasından dolayı
seçilmiĢtir. Bir dilin en güncel yazılı kaynağı olması gerekçesiyle de gazete metinlerinin
incelenmesine karar verilmiĢtir. Ġncelenecek gazetenin seçimi ise gazetelerin günlük satıĢ
rakamları göz önünde bulundurularak yapılmıĢtır.
Bu çalıĢmada, F ve Q klavyelerinin Türkçe‟ye uygunluklarının karĢılaĢtırılması için yazım
kılavuzundaki tüm sözcükler birleĢtirilerek, bir havuz oluĢturulmuĢtur. Bununla birlikte,
Türkiye‟nin en çok okunan gazetelerinden birindeki 49 köĢe yazarının, son 2 yıla ait, yirmi
dörder makalesi her aydan rasgele bir tane seçilerek birleĢtirilmiĢ, ikinci bir sözcük havuzu
oluĢturulmuĢtur.
201
3.2 Yapılan Ölçümler
Bölüm 2.1‟de açıklanan, BasitleĢtirilmiĢ Klavye oluĢturulurken kullanılan yöntemler göz
önünde bulundurularak, bu çalıĢmada da ölçüm yapılan kaynaklarda kullanılan harfler ve ikili
harf gruplarının oranları belirlenmiĢtir. Analiz sonucunda elde edilen ikili harf gruplarının
oranları, iĢ yükünün ellere nasıl dağıldığını belirlemek için kullanılmıĢtır. Bu amaçla,
öncelikle her harf grubunun; yalnız sağ el, yalnız sol el ve her iki el kullanımından hangisi ile
yazıldığı belirlenmiĢtir. Elde edilen harf oranları ise, yazma iĢlemi sırasında iĢ yükünün ellere
dağılımının yanı sıra, parmaklara dağılımını da belirlemekte kullanılmıĢtır.
3.3 Yöntemin Uygulanması
Bu bölümde, TDK Yazım Kılavuzu‟nda bulunan 63.890 sözcükteki 555.890 harf ve incelenen
metinlerde bulunan 1.474.253 sözcükteki 4.963.183 harf içinde; harflerin ve harf gruplarının
istatistikleri çıkarılmıĢtır.
3.3.1 Harflerin Analizi
Harf istatistikleri, internet ortamındaki Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu‟nun ve gazete
makalelerinin indirilmesiyle oluĢturulan sözcük havuzlarındaki harf kullanım sayılarının,
havuzdaki toplam harf sayısına oranı hesaplanarak çıkarılmıĢtır (Tablo 1). Yazım kılavuzu ve
metinlerdeki harflerin kullanım sayılarının grafik üzerindeki gösterimi ġekil 1‟de verilmiĢtir.
Tablo 1 Harf Kullanım Oranları
A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
Ġ
J
K
L
M
Yazım
Kılavuzundaki
Harf
Kullanım
Oranları
12,606
1,896
1,424
1,369
2,239
8,631
0,900
1,230
0,788
1,224
4,935
7,179
0,152
7,355
7,251
5,707
Metinlerdeki
Harf
Kullanım
Oranları
11,903
2,497
0,995
1,058
4,208
9,175
0,528
1,229
1,007
1,103
4,802
8,434
0,081
4,611
6,274
3,656
N
O
Ö
P
R
S
ġ
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
202
Yazım
Kılavuzundaki
Harf
Kullanım
Oranları
4,408
2,320
0,741
1,310
5,542
3,759
2,121
4,762
2,887
1,994
0,980
2,319
1,972
0,000
0,000
0,000
Metinlerdeki
Harf
Kullanım
Oranları
7,302
2,754
0,757
0,937
6,936
3,121
1,554
3,540
3,048
1,801
1,027
3,507
1,539
0,003
0,031
0,007
Harflerin Kullanım Sayıları
700000
a
600000
e
500000
i
400000
n
l
ı
300000
k
d
200000
m
c
â
ç
f
g ğ h
0
î
ö p
j
t
s
o
b
100000
r
y
u
ü
ş
v
z
û
Harfler
ġekil 1 Harflerin Kullanım Sayıları
Bu verilerden yola çıkılarak F ve Q klavyeleri üzerinde ġekil 1 ve 2 „de görülen iĢ yükü
dağılımları ortaya konulmuĢtur.
ġekil 1 F klavye üzerinde iĢ yükü dağılımları
203
ġekil 2 Q klavye üzerinde iĢ yükü dağılımları
3.3.2 Harf Gruplarının Analizi
Harf grubu istatistikleri için Türkiye‟nin en çok satan gazetelerinden birinin köĢe yazıları,
internetten indirilmiĢtir. Bu istatistikler; öncelikle 841 ikili harf kombinasyonunun sözcük
havuzu içinde kullanım sayısı bulunarak; sözcük havuzundaki harf kullanım sayılarının,
havuzdaki toplam harf grubu sayısına oranı hesaplanarak çıkarılmıĢtır.
Harf Grupların Ellere Dağılımı (Metin)
kullanım oranı
100,00
80,00
60,00
40,00
Q Klavye
20,00
0,00
F Klavye
Yalnız Sol Yalnız Sağ
Her İki El
El
El
Q Klavye
22,76
28,30
48,94
F Klavye
8,82
10,72
80,46
ġekil 3 Metinlerdeki Ġkili Harf Gruplarının Ellere Dağılımı
204
Harf Grupların Ellere Dağılımı (Yazım Kılavuzu)
kullanım oranı
80,00
60,00
40,00
Q Klavye
20,00
0,00
F Klavye
Yalnız Sol Yalnız Sağ
Her İki El
El
El
Q Klavye
19,81
26,74
53,45
F Klavye
10,43
12,12
77,45
ġekil 4 Metinlerdeki Ġkili Harf Gruplarının Ellere Dağılımı
4. Sonuçlar ve Değerlendirmeler
Yazım kılavuzu ve metindeki harf kullanımı sayılarına bağlı olarak hesaplanan harf kullanım
oranları, F ve Q klavye yerleĢimi üzerinde belirtildiğinde (ġekil 1 ve ġekil 2) ulaĢılan
sonuçlar oldukça dikkat çekicidir. Zira F klavyede sol el ve sağ el kullanım yüzdeleri oldukça
yakındır; fakat Q klavyede, yazım kılavuzundaki kullanım oranlarında, sağ el ve sol el
arasındaki kullanım yoğunluğu farkı nispeten az iken (yine bu fark F klavyedeki farktan
oldukça fazladır); metinlerde bu fark dramatik bir Ģekilde fazladır.
On parmak kullanım prensiplerine göre parmakların en kolay ulaĢacağı harf sırası Q klavyede
A harfinin, F klavyede U harfinin olduğu sıradır. Bu prensipler, kullanım oranının en yüksek
olduğu sıranın bu sıralar olmasını gerektirmektedir; zira, F klavyede bu sıraların kullanım
oranları %57 ve %62‟ye ulaĢırken, Q klavyede bu oranlar %43 ve %46‟da kalmaktadır. Bu
durum da F klavyenin daha ergonomik olduğunu gösteren önemli bir sonuçtur.
Harf grupları göz önünde bulundurulduğunda, ideal durum, ikili harf grubunun iki farklı el
tarafından yazılmasıdır; çünkü iki ardıĢık harfin aynı elde yazılması, eldeki yüklenmenin
artmasına neden olacaktır. ġekil 3 ve ġekil 4‟teki veriler; ikili harf gruplarının her iki elde
yazılma oranlarının; F klavyede, Q klavyeden oldukça fazla olduğunu göstermektedir
El ve parmakların kullanıma elveriĢlilik sırası sağ el, sol el, iĢaret parmakları, orta parmaklar,
yüzük parmaklar, küçük parmaklar, baĢparmaklardır [12]. F ve Q klavye düzenlerinde,
parmak kullanım oranlarına bakıldığında ise, F klavyenin oldukça uygun bir dağılıma sahip
olduğu açıkça gözlenmektedir.
Yukarıda yapılan değerlendirmeler sonucu, F klavyenin Q klavyeden, çalıĢmada ele alınan her
açıdan daha ergonomik olduğu belirlenmiĢtir.
ÇalıĢmalar sonucu ortaya konulan değerlendirmelerin yanı sıra, Türkçe için F klavyenin
üstünlüğünün daha net bir Ģekilde ortaya konulabilmesi için aĢağıdaki çalıĢmalar yapılabilir:
Harf kullanımı için incelenen metinlerin hacmi ve çeĢitliliği çoğaltılabilir; örneğin farklı
205
mesleki disiplinlere ve bilim dallarına ait farklı makaleler üzerinde harf kullanım sayısı
hesaplanabilir.
Bunun yanında; on parmak klavye diziliminde, aynı parmağın basmakla yükümlü olduğu
tuĢların üzerindeki hareket mesafeleri hesaplanarak mevcut klavye dizilimleri
karĢılaĢtırılabilir; hatta daha ileri bir çalıĢma olarak Türkçe için parmakların kat ettiği
mesafeleri minimize edecek matematiksel bir model kurulabilir.
Kaynaklar
1 Atakan, Y. (2005). F Klavyenin Öyküsü. Hürriyet Gazetesi. Ekim 16, 2005,
http://dosya.hurriyetim.com.tr/harflerimiz/fklavyeoyku.asp
2 Devlet Planlama TeĢkilatı Özel Ġhtisas Komisyonu Raporu (Klavye Bölümü) 2001-2005
Yılı Kalkınma Planı. 2000.
3 Ersöz, Y. ( 2003). Q Klavye- F Klavye. Türk Dili Dergisi, Ağustos 27, 2005,
http://www.turkdilidergisi.com/96/ievren.htm
4 F klavye. 27 Eylül, 2005. http://www.turkishrepublics.com/article/articleview/447/1/6/
5 Galotta, T. ( Temmuz, 1995). Alpha-Numerical Keyboard For Electronic Typewriter and
Computers. 41. Uluslararası Intersteno Federasyonu Dünya Kongresinde sunulmuĢtur.
6 Horstein, A., 2002. An Evaluation of Alternative Keyboard Layouts for Handheld
Computers. Thesis, California State University, Long Beach, MA.
7 Mc Crary, T. (1997). Relationships Among User Group, Perception of Error and Keyboard
User Preference and Performance. Yüksek Lisans Tezi, Austin State University,
Nacoqdoches, ABD.
8 Sertoğlu, S. 1956. 20 Ekim 1955 Klavye Ġnkilabı,. Sekreter Daktilograf, 1, 8-9.
9 Sertoğlu, S. 1956. 20 Ekim 1955 Klavye Ġnkilabı,. Sekreter Daktilograf, 4, 13.
10 Strong, P., E. A.,1956. Comparative Experiment In Simplified Keyboard Retraining and
Standard Keyboard Supplementary Training. General Service Administration,
Washington D.C.
11 Treaster, D. E., Marras, W. S. 2000. An Assessment of Alternate Keyboards Using Finger
Motion, Wrist Motion and Tendon Travel. Clinical Biomechanics ,15, 499-503, 20
Ekim 2005, ScienceDirect Veritabanından.
12 Yener, Ġ.,S. 1956. Standart Türk Klavyesinin Mucip Sebepleri. Sekreter Daktilograf, 4, 1617.
206
BÜYÜK BEDEN BAYAN TÜKETĠCĠLERĠN HAZIR GĠYĠM ÜRÜNLERĠNDE
ERGONOMĠK AÇIDAN KARġILAġTIKLARI PROBLEMLER
Halime YÜCEER ARSLAN*, Sezin SAFA
G.Ü Mesleki Eğitim Fakültesi Giyim Endüstrisi ve Moda Tasarımı Eğitimi Bölümü
Giyim Endüstrisi ve Giyim Sanatları Bölümü
Özet: Alınan enerjinin kullanılan enerjiden fazla olması durumunda ĢiĢmanlık ortaya
çıkmaktadır. ġiĢmanlık, orta yaĢın hastalığı gibi görünüyorsa da yaĢamın herhangi bir
döneminde ortaya çıkabilir. Gerek genetik, gerek yaĢ faktörü, cinsiyet, psikolojik faktörler,
besleme alıĢkanlıkları, fiziksel aktivitenin azalması, sosyo-ekonomik düzey, çevresel
faktörler, gerekse daha baĢka faktörler ĢiĢmanlığa sebep olmaktadır. Sebebi her ne olursa
olsun ĢiĢmanlık, önemli bir uygarlık hastalığı niteliğini kazanmıĢtır.
Günümüzde ĢiĢmanlık konusu tüm dünyada olduğu gibi Türkiye‟de de güncelliğini devam
ettirmektedir. Teknolojinin geliĢmesine paralel olarak ĢiĢmanlık da Dünya‟da, dolayısıyla
Türkiye‟de daha ciddi bir hal almaktadır. ġiĢman insan sayısı gün geçtikçe arttığından giyim
ihtiyacı da aynı orada artıĢ göstermektedir.
Bu durum karĢısında, pazarda var olan hazır giyim ürünlerinin büyük beden bayan
tüketicilerin rahatça satın alabileceği çeĢitte olup olmadığı, var olan giysilerin ihtiyaçlarını ne
derece karĢılayabildiklerini ve bu ürünleri kullanma problemlerinin ergonomik açıdan neler
olduğu araĢtırılmıĢtır.
Bu araĢtırma ile büyük beden kadın tüketicilerin pazarda var olan hazır giyim ürünlerinden ne
ölçüde yararlanabildikleri, var olan ürünlerin ihtiyaçlarına ne derece cevap verebildiği,
ürünler ile ilgili beklentileri, alım ve kullanım anında karĢılaĢtıkları problemler tespit
edilmiĢtir. Ayrıca büyük beden bayan tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarını karĢılayabilmelerine
yardımcı olmak için önerilerde bulunulmuĢtur.
Anahtar Kelimeler: ġiĢmanlık, Büyük Beden, Ergonomi
1. GiriĢ
Günlük hayata makinelerin girmesiyle birçok temel ve doğal hareketler insan yaĢamında
azalmaktadır. Günlük yaĢamdaki bu değiĢmelere paralel olarak birey, beslenme
alıĢkanlıklarını değiĢtirmediği ve fiziksel aktivitelerini arttırmadığı için alınan enerjinin
kullanılan enerjiden fazla olması sonucu ĢiĢmanlık ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde ĢiĢmanlık, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye‟de de önemli bir yer tutmaktadır.
Türk ve Dünya kadını bugün 40 beden ve üstü giymektedir. Fakat moda deyince akla 34
beden mankenlerin giydiği daracık kıyafetler geldiği için hazır giyim üreten firmalar modaya
uygun olarak üretim yapmaktadır. Bu yüzden büyük beden kadınlar ölçülerine göre giysi
bulmakta zorlanmakta ya da ölçülerine uygun ne bulabiliyorlarsa onu giymek zorunda
kalmaktadırlar. Oysa büyük beden bayanlar da modayı takip etmek, istediği gibi giyinebilmek
ve ikinci sınıf müĢteri muamelesi görmemek istemektedirler.
*
[email protected]
207
2. ġiĢmanlık
Normal bir insandaki yağ yüzdesi veya ağırlık fazlası saptanarak bu kiĢinin ĢiĢman olup
olmadığı kolayca söylenebilir. Normal bir kiĢide yağ oranı erkeklerde %20'den kadınlarda
%30'dan küçük olmalıdır. Yağ erkeklerde %20'yi kadınlarda %30'u aĢarsa ĢiĢman, %50-70'i
aĢarsa ağır ĢiĢman, tanımına girer. Eğer yağ %'si azsa ise zayıf olarak tanımlanır†.
Vücuttaki yağ miktarını ve dağılımını tespit etmek için en sık kullanılan yöntem “Beden Kitle
Ġndeksi” nin hesaplanmasıdır. Kilogram cinsinden beden ağırlığının, metre cinsinden boyun
karesine bölünmesiyle hesaplanır‡.
Ağırlık (kg)
VKĠ = 
Boy Uzunluğu (m2)
2.1. ġiĢmanlığın Nedenleri:








Genetik Faktörler
YaĢ
Cinsiyet
Psikolojik Faktörler
Beslenme AlıĢkanlıkları
Fiziksel Aktivite
Sosyo-Ekonomik Düzey
Çevresel Faktörler
3. Materyal Ve Yöntem
AraĢtırma, Türkiye‟nin değiĢik illerinden gelerek Ankara da yaĢayan, 44 beden ve üstü 50
bayan tüketici ile sınırlandırılmıĢtır. AraĢtırmada denek olarak kullanılan kadınlar 20 ile 75
yaĢ arasında çeĢitli yaĢ gurupları arasından tesadüfü yöntemle belirlenmiĢtir.
AraĢtırma verilerini toplamak amacıyla anket formu hazırlanmıĢtır. Hazırlanan anket formu
denekler tarafından kolay anlaĢılabilecek niteliktedir ve konu ile ilgili kaynaklar ve daha önce
yapılmıĢ bazı araĢtırmalardan yararlanılarak oluĢturulmuĢtur. GeliĢtirilen anket formunun
iĢlerliğini saptamak amacıyla önce 10 büyük beden bayan tüketici ile mülakat yapılmıĢ ve
alınan cevaplardan yararlanılarak anket formu yeniden düzenlenmiĢtir. Anket formu bizzat
araĢtırmacı tarafından yüz yüze yapılan mülakat tekniği ile uygulanmıĢtır. Uygulanan anket
sonucunda elde edilen veriler mutlak ve yüzde değerleri gösteren tablolara dönüĢtürülerek
değerlendirilmiĢtir.
4. AraĢtırma Sonuçları Ve TartıĢma
AraĢtırmaya katılan büyük beden bayanların % 20‟sini 46 beden, % 16‟sını 48 beden, %
16‟sını 52 beden, % 14‟ünü 44 beden, % 12‟sini 50 beden, % 10‟unu 54 beden % 6‟sını 56
beden, % 6‟sını da 58 beden bayan tüketiciler oluĢturmaktadır.
4.1. Büyük Beden Bayanların AlıĢveriĢe Çıktıklarında Ġstediklerini Bulabilme Durumu
AraĢtırma kapsamına giren büyük beden bayan tüketicilerin giyim alıĢveriĢine çıktıklarında
istediklerini bulabilme durumlarına ait bulgular tablo 1‟de sunulmuĢtur.
†
‡
Peker, 2000
Bağrıaçık, 1999
208
Tablo 1. AlıĢ VeriĢe Çıktıklarında Ġstediklerini Bulabilme Durumu
Sayı (n)
% Oran
Ġstediğimi bulup alabiliyorum
14
28
Ġstediğimi bulamıyorum
7
14
Ġstediğimi alamıyorum, ekonomik açıdan hangisi uygunsa onu alıyorum
11
22
Bedenime uygun ne bulursam onu alıyorum
18
36
Toplam
50
100
Cevaplar
Tablo 1 incelendiğinde araĢtırma kapsamındaki büyük beden bayanların % 32‟sinin
bedenlerine uygun ne bulurlarsa onu aldıkları, % 28‟inin istediklerini bulup aldıkları,
%22‟sinin istediğini alamadığı, ekonomik açıdan hangisi uygunsa onu aldığı, % 14‟ünün ise
istediğini bulamadığı anlaĢılmaktadır.
4.2. Pazarda Var olan Büyük Beden Hazır Giyim Ürünlerinin Büyük Beden Bayanların
Zevklerine Hitap Etme Durumu
Pazarda var olan büyük beden hazır giyim ürünlerinin araĢtırma kapsamı içinde yer alan
büyük beden bayan tüketicilerin zevklerine hitap etme durumuna ait bulgular tablo 2‟de
sunulmuĢtur.
Tablo 2. Hazır Giyim Ürünlerinin Zevkine Hitap Etme Durumu
Sayı (n)
% Oran
Bazen edebiliyor
34
68
Evet ediyor
1
2
Çoğunlukla ediyor
4
8
Hiçbir zaman etmiyor
11
22
Toplam
50
100
Cevaplar
Tablo 2 incelendiğinde, büyük beden hazır giyim ürünlerinin, araĢtırma kapsamı içerisinde
yer alan büyük beden bayanların, % 68‟inin zevklerine bazen hitap ettiği, % 22‟sinin hiçbir
zaman zevkine hitap etmediği, % 8‟inin çoğunlukla zevkine hitap ettiği, % 2‟sinin ise zevkine
hitap etmediği anlaĢılmaktadır.
4.3. Büyük Beden Bayanların Ölçülerine Uygun Giysi Bulabilme Durumu
AraĢtırma kapsamına giren büyük beden bayan tüketicilerin ölçülerine uygun giysi bulabilme
durumuna ait bulgular tablo 3‟te sunulmuĢtur.
Tablo 3. Ölçülerine Uygun Giysi Bulabilme Durumu
Sayı (n)
% Oran
Evet bulabiliyorum
5
10
Bazen bulabiliyorum
29
58
Çoğunlukla bulabiliyorum
14
28
Hiçbir zaman bulamıyorum
2
4
Toplam
50
100
Cevaplar
209
Tablo 3 incelendiğinde, araĢtırma kapsamı içerisinde yer alan büyük beden bayan tüketicilerin
% 58‟inin bazen ölçülerine uygun kıyafet bulabildikleri, % 28‟inin çoğunlukla bulabildiği, %
10‟unun bulabildiği, % 4‟ünün de bulamadığı anlaĢılmaktadır.
4.4. Büyük Beden Bayanların Kendilerine Hitap Eden Mağazaları Ekonomik Açıdan
Uygun Bulma Durumu
AraĢtırma kapsamına giren büyük beden bayan tüketicilerin kendilerine hitap eden mağazaları
ekonomik açıdan uygun bulma durumlarına ait bulgular tablo 4‟te sunulmuĢtur.
Tablo 4. Büyük Beden Mağazalarını Ekonomik Açıdan Uygun Bulma Durumu
Sayı (n)
% Oran
Evet buluyorum
2
4
Bazılarını buluyorum
19
38
Çoğunlukla buluyorum
3
6
Hayır bulmuyorum
26
52
Toplam
50
100
Cevaplar
Tablo 4 incelendiğinde, araĢtırma kapsamındaki büyük beden bayanların % 58‟inin
kendilerine hitap eden mağazaları ekonomik açıdan uygun bulmadığı, % 38‟inin bu
mağazalardan bazılarını uygun bulduğu, % 6„sının bu mağazaların çoğunluğunu uygun
bulduğu, % 4‟ünün de tüm bu mağazaları uygun bulduğu anlaĢılmaktadır.
4.5. Büyük Beden Bayanların Kilolarını Gizleyen Kıyafetleri Ya Da Beğendikleri
Kıyafetleri Tercih Durumları
AraĢtırma kapsamına giren büyük beden bayan tüketicilerin kilolarını gizleyen kıyafetleri ya
da beğendikleri kıyafetleri tercih durumlarına ait bulgular tablo 5‟te sunulmuĢtur.
Tablo 5. Kilolarını Gizleyen Kıyafetleri ya da Beğendikleri Kıyafetleri Tercih Durumu
Sayı (n)
% Oran
Kilomu gizleyen kıyafetleri almayı tercih ederim
17
34
Beğendiğim kıyafeti alırım. Kilomu gizleyip gizlememesi önemli değil
12
24
Her ikisini de tercih ederim
18
36
Ne bulursam onu alırım
3
6
Toplam
50
100
Cevaplar
Tablo 5 incelendiğinde, araĢtırmaya katılan büyük beden bayanların % 36‟sının beğendikleri
ve aynı zamanda da kilolarını gizleyen kıyafetleri almayı tercih ettikleri, % 34‟ünün kilolarını
gizleyen kıyafetleri almayı tercih ettikleri, % 24‟ünün beğendiği kıyafeti almayı tercih ettiği,
kilosunu gizleyip gizlememesinin önemli olmadığı, % 6‟sının ise ne bulursa onu aldığı
anlaĢılmaktadır.
4.6. Büyük Beden Bayanların Alt Giyim Ya Da Üst Giyimde Sorun YaĢama Durumu
AraĢtırma kapsamına giren büyük beden bayan tüketicilerin hazır giyim ürünlerinde en fazla
alt giyimde ya da üst giyimde sorun yaĢama durumlarına ait bulgular tablo 6‟da sunulmuĢtur.
210
Tablo 6. Alt Giyimde ya da Üst Giyimde Sorun YaĢama Durumu
Sayı (n)
% Oran
Alt giyim alırken, en çok da pantolonda-etekte
28
56
Üst giyimde, en çok da gömlekte-bluzda
11
22
Elbise alırken sorun yaĢıyorum
3
6
Hiç sorun yaĢamıyorum
8
16
Toplam
50
100
Cevaplar
Tablo 6 incelendiğinde, araĢtırma kapsamı içine giren büyük baden bayanların % 56‟sının alt
giyim alırken, en çok da pantolonda-etekte, % 22‟sinin üst giyim alırken, en çok da gömlektebluzda sorun yaĢadığı, % 16‟sının hiçbirinde sorun yaĢamadığı, % 6‟sının ise elbise alırken
sorun yaĢadığı anlaĢılmaktadır.
4.7. Büyük Beden Bayanların Elbise Alırken KarĢılaĢtıkları Problemleri Belirtme
AraĢtırma kapsamına giren büyük beden bayanların elbise alırken karĢılaĢtıkları problemlere
ait bulgular Tablo 7‟de sunulmuĢtur.
Tablo 7. Elbise Alırken KarĢılaĢılan Problemler
Sayı (n)
% Oran
Kollarımı hareket ettirirken arka/sırt bölgesi zorluyor
10
20
Üst ve alt bedenim orantılı olmadığı için kendime uygun elbise bulmakta
zorlanıyorum
16
32
Genellikle elbiselerin kalça bölümü dar geliyor
14
28
Bir problem yaĢamıyorum
10
20
Toplam
50
100
Cevaplar
Tablo 8 incelendiğinde, araĢtırma kapsamına giren büyük beden bayanların % 32‟sinin üst ve
alt bedeninin orantılı olmadığı için kendisine uygun elbise bulmakta zorlandığı, % 28‟inin
genellikle elbiselerin kalça bölümünde sorun yaĢadığı, % 20‟sinin kollarını hareket ettirirken
elbisenin sırt bölgesinde sorun yaĢadığı, % 20‟sinin ise bir problem yaĢamadığı
anlaĢılmaktadır.
4.8. Büyük Beden Bayanların Gömlek ve Bluz Alırken KarĢılaĢtıkları Problemleri
Belirleme
AraĢtırma kapsamındaki büyük beden bayan tüketicilerin gömlek ve bluz alırken
karĢılaĢtıkları problemlere ait bulgular tablo 8‟de sunulmuĢtur.
211
Tablo 8. Gömlek ve Bluz Alırken KarĢılaĢılan Problemler
Sayı (n)
% Oran
Kol geniĢlikleri yeterli değil
11
22
Yaka çok oyuk ve yayık
13
26
Omuzlar düĢük, kalıbı biçimsiz, üzerimde emanet gibi duruyor
15
30
Hiç bir sorun yaĢamıyorum
11
22
Toplam
50
100
Cevaplar
Tablo 8 incelendiğinde, araĢtırma kapsamı içine giren büyük beden bayanların % 30‟unun
gömlek ve bluz alırken, omuzlar düĢük, kalıbı biçimsiz ve üstte emanet gibi durduğu için, %
26‟sının yaka çok oyuk ve yayık olduğu için, % 22‟sinin kol geniĢlikleri yeterli olmadığı için
sorun yaĢadığı, % 22‟sinin de gömlek ve bluz alırken hiçbir sorun yaĢamadığı
anlaĢılmaktadır.
4.9. Büyük Beden Bayanların Pantolon ve Etek Alırken KarĢılaĢtıkları Problemleri
Belirleme
AraĢtırma kapsamındaki büyük beden bayan tüketicilerin pantolon ve etek alırken
karĢılaĢtıkları problemlere ait bulgular tablo 9‟da sunulmuĢtur.
Tablo 9. Pantolon ve Etek Alırken KarĢılaĢılan Problemler
Sayı (n) % Oran
Cevaplar
Genellikle kalça kısımları çok dar geliyor
24
48
Genellikle pantolonların paça kısımları çok dar olduğu için rahat giyemiyorum
2
4
Bel bölgesi çok dar / bol geliyor
15
30
Hiçbir sorun yaĢamıyorum
9
18
Toplam
50
100
Tablo 9 incelendiğinde, araĢtırma kapsamı içerisine giren büyük beden bayanların % 48‟inin
pantolon ve etek alırken genellikle kalça kısımları dar geldiği için, % 30‟unun bel bölgesi çok
dar ya da bol geldiği için sorun yaĢadığı, % 18‟inin hiçbir sorun yaĢamadığı, % 4‟ünün ise
genellikle pantolonların paça kısımları çok dar olduğu için sorun yaĢadığı anlaĢılmaktadır.
5. Sonuçlar ve Değerlendirmeler
Büyük beden bayan tüketicilerin hazır giyim karĢılaĢtıkları en önemli sorunların baĢında,
bedenlerine ve vücut yapılarına uygun giysi bulamamaları gelmektedir. Büyük beden giysi
kalıbı çıkarmak ayrı bir uzmanlık gerektirmektedir. Özel tüketici grubu içerisinde
değerlendirilmesi gereken büyük beden bayanlara üretilen giysilerde bu durumun göz önüne
alınması gerekmektedir.
AraĢtırma sırasında literatür ve materyal elde etmek amacıyla iĢletmelere yapılan ziyaret ve
ön görüĢmelerde sistemli ve bilinçli bir Ģekilde büyük beden bayan tüketici grubunu hedef
alarak üretim yapan çok az iĢletmeye rastlanmıĢtır. Hazır giyim firmaları büyük beden
üretimini maliyetin yüksek olmasından dolayı kısıtlı sayıda ve belirli modellerde üretmeyi
tercih etmektedirler. Bu yüzden büyük beden bayan tüketiciler, bu giysilerin çoğunda
212
aradıkları özellikleri tam anlamıyla bulamamakta ve sorun yaĢamaktadırlar. Giysiyi seçme
imkânı düĢük ve ödenen ücret fazla olmaktadır. Bu da, büyük beden bayan tüketicilere maddi
ve manevi olarak külfet olmaktadır.
AraĢtırmada; büyük beden bayan tüketicilerin beden yapılarına uygun giysi bulmakta güçlük
çektikleri türün çoğunlukla pantolon ve etek olduğu sonucuna varılmıĢtır. Büyük beden bayan
tüketiciler, pantolon ve etek alırken, bu giysilerin genellikle kalça kısımlarının dar gelmesi ve
bel bölgesinin çok dar veya bol gelmesinden dolayı sorun yaĢamaktadırlar.
Alırken ve kullanırken bir diğer problem yaĢanılan tür de gömlek ve bluzdur. AĢırı kilo artıĢı
nedeniyle kol evi geniĢlemektedir. Bu durum kolların hareket ettirilmesi sırasında arka sırt
bölgesinin zorlanmasına sebep olmaktadır. Yapılan araĢtırmada, kol geniĢliklerinin yeterli
olmamasının, ayrıca yakaların çok oyuk ve yayık olmasının giysinin kullanımı sırasında
problemlere neden olduğu görülmüĢtür.
AraĢtırmada büyük beden bayan tüketicilerin çoğunluğunun klasik giyimden hoĢlandığı,
kumaĢ seçimlerinde kumaĢ cinsinin önemli olmadığı, fakat düz renkli kumaĢları tercih
ettikleri anlaĢılmaktadır. Ve yine büyük çoğunluğunun giyimlerinde siyah, lacivert, füme gibi
koyu renkleri tercih ettikleri anlaĢılmaktadır. Büyük beden bayan tüketicilerin koyu renkleri
tercih etmelerinin sebebinin, koyu rengin daha ince göstermesi olarak düĢünülmüĢtür.
AraĢtırmada büyük beden bayan tüketicilerin büyük çoğunluğunun giysilerde rahatlık kadar
Ģıklık ve kaliteye önem verdiği gözlemlenmiĢtir. Giyside aranılan diğer bir özellik de
ucuzluktur. AraĢtırmaya katılan büyük beden bayan tüketicilerin büyük çoğunluğunun,
kendilerine hitap eden mağazaları ekonomik açıdan uygun bulmadığı anlaĢılmaktadır. Bu da
alıĢ veriĢ sırasında karĢılaĢılan sorunlardan önemli bir tanesidir.
Ülkemizde geliĢmiĢ bir hazır giyim sektörü bulunmasına karĢın, var olan bu iĢletmeler karın
fazla olduğu sektörlerde faaliyet gösterdiklerinden sektörde büyük beden bayanlara yönelik
üretim yapan çok az sayıda firmaya rastlanmıĢtır. Oysa büyük beden bayan nüfusu
azımsanamayacak kadar çoktur ve büyük beden bayan tüketicilere yönelik özel giysi tasarımı
yapılmalı ve üretilmelidir. Türkiye‟de bulunan stilist, modelist gibi modaya yön veren
elemanlar büyük beden bayanların giysi ihtiyaçları konusunda bilgilendirilmeli ve
iĢletmelerde çalıĢma yapmaları sağlanmalıdır.
Büyük beden bayanların, beden ölçülerine ve vücut yapılarına uygun giysi üretilmelidir.
Bunun için giysilerde kullanılan ölçü ve kalıplar standart hale getirilmeye çalıĢılmalı, Türk
büyük beden bayan ölçüleri ve giysi kalıpları üzerinde çalıĢmalar yapılmalı ve bu çalıĢmalar
çeĢitli kurum ve kuruluĢlar tarafından desteklenmelidir.
Ülkemizde, büyük beden bayanların gereksinim duyduğu giysi türleri ve giysilerde
bulunmasını istedikleri özellikler hakkında bilinçli bir tutumla pazar araĢtırması yapılmalı ve
bu ihtiyaçlar dikkate alınarak giderilmeye çalıĢılmalıdır.
Büyük beden bayanların bir kısmının basen ile bel kısmı orantısız olarak Ģekil almaktadır. Bu
durum etek ve pantolonlarda sorun yaĢanmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle büyük beden
bayanların vücut yapısı dikkate alınarak hazırlanan kalıplara hareket rahatlığı sağlamak amacı
ile gereken bolluklar verilerek üretim yapılmalıdır. Beli lastikli etek ve pantolonlar büyük
beden bayanlar tarafından daha rahat kullanılacaktır. Büyük beden bayanlara yönelik
hazırlanan pantolonların, vücut özelliği dikkate alınarak ağ kısmının geniĢletilmesi
gerekmektedir. Bu durumda giyside oluĢan bacak ve kalça kısmındaki darlıklar sebebiyle
duyulan rahatsızlık önlenecektir.
213
AĢırı kilo artıĢı nedeniyle kol evinde geniĢleme meydana gelir. Giysilerdeki kol
geniĢliklerinin yeterli olmaması giyinip soyunmayı ve kullanımı zorlaĢtırmaktadır. Bu
nedenle giysilerin özellikle kol geniĢlikleri olabildiğince geniĢ olmalı, model uygulamaları
esnasında kol evinin “kuĢ” (kol altına konulan hareket rahatlığı sağlayan üçgen bir parça)
parçası ile takviye edilmesi, daha rahat hareket edilmesini sağlayacaktır.
Büyük beden bayanlara yönelik hazır giyim ürünlerinde çoğunlukla koyu renkler
kullanılmalıdır. Ancak, bunu sadece siyah, lacivert, füme tonlarındaki renklerle sınırlamayıp,
bordo, gülkurusu, mavi, yeĢil gibi renklerin koyu tonları olarak çeĢitlendirmek hem büyük
beden bayanları psikolojik açıdan rahatlatacak, hem de seçenekleri arttıracaktır. Ayrıca,
kiĢisel farklılıklar göz önüne alınarak sadece koyu renkler değil, alternatif olarak pastel veya
canlı renklerde giysiler üretilmelidir. Böylece büyük beden bayanlara istediği renkte giysi
seçmesi için fırsat oluĢturulmuĢ olacaktır.
6. Kaynaklar
Bağrıaçık, N., 1999. Diabet ve Metabolizma Hastalıkları, Türk Diabet Obezite Vakfı
Yayınları, Ġstanbul.
Peker, Ġ., 2000. Egzersiz Biyokimyası ve Obezite, Ġstanbul.
214
ZĠHĠNSEL ĠġLERDE ĠNSAN HATASININ BULANIK MANTIKLA
MODELLENMESĠ
Gülçin YÜCEL*, Ahmet Fahri ÖZOK
Ġstanbul Teknik Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü
ÖZET
Günümüz karmaĢık sistemlerindeki birçok kazanın ve hatanın gerçek veya potansiyel kaynağı
çoğunlukla insan hatası olmaktadır. Three Mile Island ve Chernobyl gibi nükleer felaketler
de, insan hatasının güvenlik konusunda oynadığı rolü bir kez daha göstermiĢtir. Ġnsan hatası
modellemesi üzerine yapılan çalıĢmalar literatürde iki ayrı koldan yürütülmektedir: nedensel
yaklaĢım ve matematiksel yaklaĢım. Nedensel yaklaĢım, performans etkileyici faktörler(PEF)
ve insan hata mekanizmalarıyla ilgilidir. Matematiksel modellemede ise, klasik güvenirlik
alanındaki teknikler kullanılarak insan hata olasılığını (ĠHO) belirleme vardır. Bulanıklık
insan performansında önemli role sahip olduğu için, insan hatası modellemelerinde hesaba
katılmalıdır. Bulanık kümeler teorisi bulanıklığın matematiksel gösterimi ve iĢletimiyle ilgi
olması nedeniyle insan hatası modellemelerinde çok güçlü bir araçtır. Ancak, buna rağmen
insan odaklı sistemlerde bulanık kümeler teorisinin uygulamaları oldukça azdır. Bu
çalıĢmada, insan hatası çalıĢmalarındaki potansiyel faydalarından ötürü, insan hatası
sayısallaĢtırmada bulanık kümeler teorisi kullanılmıĢtır. Öncelikle, insan güvenilirliğini
belirlemek için, bulanık kümeler yardımıyla ĠHP‟ler belirlenmektedir. Daha sonra, incelen
iĢle ilgili PEF‟lere göre elde edilen nominal HEP değerleri modifiye edilmektedir. ÇalıĢma
insan hatasını sayısallaĢtırması yönüyle matematiksel yaklaĢım, PEF‟leri modele dahil
edilmesi yönüyle nedensel yaklaĢım özelliği taĢımaktadır. Bu nedenle çalıĢmanın iki
yaklaĢımının sentezi olduğu söylenebilir
Anahtar Sözcükler: Ġnsan Hatası, Bulanık Mantık, Perfomans Etkileyici Faktörler, Ġnsan
Güvenilirliği Analizi
1. GiriĢ
Son yıllarda hızla geliĢen teknoloji sistemlerin giderek daha da otomasyonlaĢmasına neden
olmuĢtur. Bu geliĢmeler, günümüz sistemlerinde insanın sistem içindeki rolünün azalmasına
neden olduğunu düĢündürmesine rağmen, yüksek düzeyde otomasyonlaĢmıĢ yeni iĢ
biçimlerinde dahi insan hala sistemin kilit noktasıdır. Özelikle, Three Mile Island ve
Chernobly gibi nükleer felaketler, geliĢmiĢ sistemlerdeki insan rolünün önemini bir kez daha
gözler önüne sermiĢtir. Ġnsan hatalarına yönelik bilimsel çalıĢmalar ilk olarak, 1947 yılında
Fitts ve Jones adlı araĢtırmacıların pilot hataları üzerine yaptığı çalıĢmalarla baĢlamasına
rağmen, bu çalıĢmaların ivme kazanması 1979 yılında Three Mile Island(TMI) felaketinin
gerçekleĢmesiyle birlikte olmuĢtur (Rankin,2000).
Bu çalıĢmada, insan hatalarının sayısallaĢtırılmasını temel alan matematiksel model yaklaĢımı
baz alınmıĢtır. Ancak, insan hata olasılığını ve buradan yola çıkarak sisteminin güvenilirliğini
ortaya konan matematiksel modellerde, insan hatası gibi belirsiz ve kesinlik taĢımayan olaylar
verimli bir Ģekilde ele alınamazlar (Terano ve diğ.,1992). Çünkü; insan hatası performans
Ģekillendirme faktörler gibi bir çok faktörden etkilenmektedir, ve insan hatalarının baskın
olduğu olaylarda, rakamlarla iyi ifade edilemeyecek kadar karmaĢıktır. Bu nedenle, insan
hatasını klasik kümeler teorisini kullanarak tahmin etmek neredeyse imkansızdır. (Huang ve
*
[email protected]
215
diğ., 2001). Bu dezavantajın üstesinden gelmek için, matematiksel modellemede bulanık
kümeler yaklaĢımı kullanılmıĢtır. Öte yandan, matematiksel modellerde insan hatası olasılığı
(ĠHO) belirlenirken, nedensel yaklaĢımının temel konusu olan insan hatasına etki eden
faktörlerinin etkisi göz ardı edilebilmektedir. Bu nedenle, geliĢtirilen insan hatasını
sayısallaĢtırma modeline performans etkileyici faktörler(PEF) de dahil edilmiĢtir. ÇalıĢma,
insan hatasını bulanık mantık kullanarak sayısallaĢtırması yönüyle matematiksel yaklaĢım,
hataya etki eden faktörleri modele dahil edilmesi yönüyle nedensel yaklaĢım özelliği
taĢımaktadır. Bu nedenle çalıĢmanın iki yaklaĢımının sentezi olduğu söylenebilir.
2. Ġnsan Hatası ve Ġnsan Hatasınaı Etkileyen Faktörler
Birçok kazanın ve istenmeyen sonuçların nedeni olarak belirtilen Ġnsan Hatasının değiĢik
açılardan ele alınmıĢ olması bir çok tanımının yapılmasına neden olmuĢtur. AĢağıda bu
tanımlardan bazıları verilmiĢtir:
 Ġnsan hatası, teknik ve ergonomik çevre koĢullarının belirlediği tolerans limitleri
dıĢındaki hareketlerdir (Richei ve diğ.,2001).
 Ġnsan Hatası, normal kabul edilen davranıĢ modellerine veya önceden tanımlanmıĢ
prosedürlere uymayan insan hareketi olarak tanımlanabilir (Lin,1997).
 Ġnsanın öngörülen bir hareketi istenen hassasiyet, sıra ve zamanda yerine
getirememesidir (Hagen and Mays,1981).
Yukarıda sayılan benzeri insan hataları tanımları genel bir tanımla ifade edilecek olursa, insan
hatası insan performansının öngörülen toleransları dıĢında olması olarak tanımlanabilir.
Ġnsan davranıĢı stabil değildir ve çevredeki bir çok faktörün etkisi altında değiĢkenlik
gösterebilmektedir, Ġ-M sistemindeki insan unsuru bu yönüyle makineden faklıdır. ĠĢte, insan
davranıĢlarını ve bunun sonucunda insan performansını üzerinde etkili her bir faktöre
performans etkileyici faktörler(PEF) adı verilmektedir (Kim ve Jung, 2003).
PEF‟ler, olay ağaç analizinde insan hatalarının nedenleri veya tetikleyicileri olarak ele
alınmaktadır. Ayrıca, güvenlik oluĢturmada insan faktörünün rolünü belirlemede bir temel
oluĢturmaktadırlar. PEF faktörlerinin incelenmesinin önemi, hataların ortaya çıkmasına neden
teĢkil etmeleri, ve bundan ötürü hata zincirin kırılması veya insan hataların azaltılması için
hangi faktörlerde değiĢiklik gerektiğini göstermesidir (Rankin ve diğ., 2000).
3. Ġnsan Faktörlerinde Bulanık Modelleme
Ġnsan faktörleri/ergonomi uygulamaları, insanın fiziksel/psikolojik karakteristiklerini ve
karmaĢık insan-makine-çevre iliĢkilerini inceleyerek, iĢ sisteminin optimum çalıĢmasını amaç
edinen disiplinler arası çalıĢmaları içerir(Karwoski ve Mital, 1996). Ergonominin ana konusu
olan insan odaklı sistemler oldukça karmaĢıktır ve bu nedenle analiz edilmeleri oldukça
güçtür. KarmaĢıklığın yanı sıra bu sistemlerinin analiz edilmesini güçleĢtiren 3 tip belirsizlik
söz konusudur: hata, rassalık ve muğlaklık(Evans ve Karwoski, 1996).
1965‟te Lotfi Zadeh tarafından ortaya atılan bulanık mantık kavramı, karmaĢık, belirsiz ve
geniĢ sistemlerin insan mantığı kullanılarak modellenmesi için geliĢtirilmiĢtir. Zadeh‟in
uyuĢmazlık prensibi ile, karmaĢıklık ve belirsizliğin arasındaki iliĢkiyi: “ Bir gerçek dünya
problemi ne kadar yakından incelenirse, çözümü de o kadar belirsiz olur.” Ģeklinde
açıklamıĢtır (ġen, 2001).
216
Bir sistem hakkında ne kadar fazla bilgi sahibi olursak, sistemin karmaĢıklığı o kadar azalır ve
sistemi anlamamız o derece artar. Ross‟a göre, karmaĢıklığı dolayısıyla belirsizliği az olan
sistemlerin modellenmesi için kapalı formda matematiksel eĢitliklerden faydalanmak uygun
yaklaĢım olacaktır. Buna karĢın, biraz daha karıĢık, fakat anlamalı verinin bulunduğu
sistemlerde,yapay sinir ağı gibi modelden bağımsız yöntemler kullanmak, geçmiĢ verinin
öğrenme amaçlı kullanılmasıyla belirsizliği azaltarak güçlü anlamlar çıkarılmasını sağlar. Son
olarak, sayısal verinin az olduğu ve sadece belirsiz verilerin bulunduğu, en karmaĢık
sistemleri bulanık mantıkla modellenmesi, gözlemlenen girdi ve çıktıların arasına yaklaĢık
ifadesi koymamızı sağlayarak, sistem davranıĢını anlamamızı sağlar. (Ross, 1995). Buna
göre, insanın özne olduğu karmaĢık belirsizliğe ait bir problemle karĢı karĢıya kalındığında,
bulanık kümeler teorisi en uygun yaklaĢımdır.
4. Ġnsan Hatasının Bulanık Modellenmesi
4.1. Modelin Kapsamı veAlgoritması
GeliĢtirilen modelin 3 ana aĢaması vardır.

Sistemin analizi: Ġncelen sistemin olay ağaç analizi oluĢturulması

Girdilerin tayini: Modelin girdilerini oluĢturan, olaylara ait olabilirliklerin, bağımlık
düzeylerinin, kritiklik düzeylerinin, incelen iĢ üzerinde etkili olan PEF‟lerin ağırlıkları
ve değerlerinin belirlenmesi

Kantitatif Analiz:
belirlenmesi.
Dalların
olabilirlikleri
ve
sonucu
etkileme
derecelerinin
GeliĢtirilen modelin algoritması aĢağıdaki gibidir.
 Sistem incelenerek, bir baĢlangıç olayı tanımlanır.
 BaĢlangıç olayından çıkılarak, tüm etkinlikler için olası hata ve baĢarı durumları, olay
ağacını oluĢturmak üzere tanımlanır.
 Ġnsan hatalarını değerlendirmek için dilsel değiĢkenler belirlenir, ve uzmanlar bu dilsel
değiĢkenler aracılığıyla insan hata olasılığını iyi ve kötü senaryolara göre
değerlendirir.
 Dilsel ifadeler bulanık sayılara dönüĢtürülür ve farklı uzmanların görüĢleri tek bir
bulanık sayıda birleĢtirilir.
 Bulanık sayılar bulanık olabilirlik skorlarına çevrilerek, her hatanın
olasılığı(ĠHO nomin al ) elde edilir.
 Ġncelen sistem üzerinde etkili olan PEF‟ler seçilir, ve ağırlıkları belirlenir.
 PEF‟lerin değerleri tayin edilir.
 Olay ağaç analizinde elde edilen ĠHO nomin al değerleri, PEF‟lerin değerlerine göre
modifiye edilerek, ĠHO basic değerleri elde edilir.
 Farklı olayların gerçekleĢme olabilirlikleri ve olaylar arası bağımlılık düzeyinden
hareketle, dalların olabilirlikleri hesaplanır.
Dalların kritiklik düzeyinden hareketle, dallar olabilirlikler ve sonucu etkileme açısından
sıralanır, ve sonuçlar değerlendirilir.
217
4.2. Sayısal Örnek
Olay Ağacının Oluşturulması
GeliĢtirilen model, aĢağıdaki Ģekil‟de olay ağacı verilen örneğe uygulanmıĢtır. Ġncelen örnekte
olaylar, bankamatikte para bitti uyarısıyla baĢlamaktadır. Bankamatikten gelen uyarıyla
baĢlayan zincir her basamağında hata ve baĢarı olmak üzere 2 seçenekli olarak
dallanmaktadır. Olay zincirinin ilk basamağını uyarının fark edilmesi veya edilememesi
oluĢturuyor. Uyarının fark edilmemesi halinde hata oluĢuyor ve zincir kopuyor. Fark edilmesi
halinde, olay zinciri Ģekildeki gibi devam ediyor.
6
5
4
2
1
3
6'
5'
4'
3'
2'
1'
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Uyarı fark ediliyor
Ġhmal edilmiyor
Bankamatik açma Ģifresini doğru girme
Doğru miktarda para girme
Paraları doğru yerleĢtirme
Bankamatik kapama Ģifresini doğru girme
İnsan hatalarını dilsel değişkenler ile belirlenir
Ġnsan performansının önceden tahmin edilemezliğinin sonucu olarak, Ġ-M sistemindeki
insandan kaynaklı hatalar sübjektif olarak değerlendirilebilmektedir. Bu yaklaĢım uzmanların
verilen bir olayın gerçekleĢme sıklığını tahmin edebilme yeteneğinde olduğunu varsayar. Öte
yandan, bir çok olayda uzmanların verilen olayın gerçekleĢme sıklığında direk olarak karar
vermesi mümkün değildir. Ayrıca, verilen olay iyi tanımlandığında, uzmanlar olayın
gerçekleĢme sıklığı için basitçe “düĢük”, “yüksek”, “çok yüksek” gibi tanımlamalar
kullanacaklardır. Sübjektif olayları tahmin etmek için, dilsel tanımlamalar kullanmak doğaldır
(Lin ve Wang, 1997). Bu çalıĢmada, dilsel değiĢkenlerin üyelik fonksiyonları, üçgensel ve
yamuk bulanık sayılar olarak belirlenmiĢtir.
Farklı uzmanların görüşleri ortlama metoduyla birleştirilir:
•
Ortalama Metodu
M= (1/n) (x) (A(+) A(+)………..(+) A)
•
α-kesimi
f(z) = max (f(x) Λ f(y) )
Hata Olabilirliklerinin(İHO nomin al ) Hesabı
218
Uzman görüĢleri ait tek bir bulanık sayı elde edildikten sonra, bulanık sayılar bulanık
olabilirlik skorunu(BOS) çevrilir. Bulanık sayıların, BOS‟lara dönüĢtürülmesi Chen ve
Hwang‟ın sol ve sağ bulanık sıralama metoduna dayanır (Lin ve Wang, 1997).
Buna göre örnekteki Olaylara Ait Ġyimser ve Kötümser GerçekleĢme Olabilirlikleri aĢağıdaki
Tablo 1‟deki gibidir.
Tablo 1 : Ġyimser ve kötümser gerçekleĢme olabilirlikleri
Ġyimser
Kötümser
Ġyimser
Kötümser
Ġyimser
Kötümser
Ġyimser
Kötümser
Ġyimser
Kötümser
Ġyimser
Kötümser
Olay 1
Olay 2
Olay 3
Olay 4
Olay 5
Olay 6
FPS R (W)
0.8181
0.5090
0.7545
0.6000
1
0.7272
0.8181
0.6636
0.7818
0.5727
1
0.7272
FPS L (W)
0.2727
0.6090
0.4000
0.5181
0.1818
0.3636
0.2727
0.5454
0.3363
0.5818
0.1818
0.3636
FPS T (W)
0.7726
0.4499
0.6773
0.5406
0.9091
0.6818
0.7727
0.5591
0.7227
0.4954
0.9091
0.6818
PEF’lerin tayini:
Bulanık kümeler metodolojisi kullanılarak ĠHO nomin al değerleri belirlendikten sonra, PEF
faktörlerine göre ĠHO nomin al değerleri modifiye edilir. Bunun için, öncelikle performansta en
etkili olan PEF‟ler ve bu PEF‟lerin relatif ağırlıkları uzmanlarca belirlenir. Daha sonra,
seçilen PEF‟lerin kalite yüzde skorları gene uzmanlarca tayin edilir. Ġncelen problemdeki,
PEF‟ler, ağırlıkları ve kalite yüzde skorları Tablo 2‟de özetlenmiĢtir.
Tablo 2 : PEF‟lerin Ağırlıkları ve Kalite Yüzde Değerleri
PEF
Zaman
Baskısı
ĠĢ Yükü
Yorgunluk
Gürültü
Monotonluk
Relatif Ağırlık
Kalite % Skoru
0.3
0.3
0.2
0.1
0.1
60
70
20
10
20
Tablo 2‟de ağırlıkları ve yüzde skorları belirlenen PEF‟lerin birleĢik kalite değerleri Park ve
Jung (1996) tarafından geliĢtiren ĠHO modifikasyonu modeli kullanılarak bulunur.
Olay ağacında her bir dal için hata ve baĢarı olmak üzere, iki seçenekli yol vardır. Bu nedenle
olayın baĢarısıyla, hatası arasında;
Prob(baĢarı) = 1 - Prob(hata)
Ģeklinde bir iliĢki vardır, ve bu iliĢki iki yönde de geçerlidir. Ağaçtaki olaylara ait ĠHO temel
değerleri Tablo 3‟te özetlenmiĢtir.
Tablo 3 : Örnekteki Olaylara Ait ĠHO temel Değerleri
1
UUB
0,5501
LUB
0,2274
ĠHO temel
0,3546
219
Prob(BaĢarı)
0,6454
2
3
4
5
6
0,4594
0,3182
0,4409
0,5046
0,3182
0,3227
0,0909
0,2273
0,2273
0,0909
0,3854
0,1707
0,3172
0,3395
0,1707
0,6146
0,8293
0,6828
0,6605
0,8293
Dal Olabilirliklerin Hesabı:
Dal olabilirlilikleri sürecinin iki girdisi vardır; olaylara ait gerçekleĢme olabilirlilikleri ve
olaylar arası bağımlılık düzeyidir. Bu adımda, uzmanlar tarfından olaylara ait bağımlılık
düzeyi belirlenir. Uzmanlar tarafından 2.olayın bağımlılık düzeyi yüksek diğerleri sıfır
belirlenmiĢtir. Öncelikle, olaylara ait koĢullu olabilirlikler hesaplanır. Daha sonra, dalların
olabilirlikleri bulunur. Tüm dallara ait olabilirlikler tablo 4‟teki gibi bulunur.
Tablo 4: Dallara Ait Olabilirlikler
Dal No
1'
2'
3'
4'
5'
6'
Prob(dal)
0,3546
0,4691
0,1707
0,3172
0,3395
0,1707
Dal Sonuçların Değerlendirilmesi
Dal sonuçlarının değerlendirilmesi için, dallardaki olayların gerçekleĢme olabilirliklerinin
yanı sıra, sisteme olan etkilerinde göz önüne alınması gerekir. Ancak bu sayede, dalların
kıyaslamak ve sıralamak suretiyle, sistemin güvenilirliğini sağlamak için hangi faktör
üzerinde durulması gerektiği saptanabilir.
Bu amaçla, öncelikle örnek olayda tanımlanan olayların hatayla sonuçlanması durumunda,
sisteme olan etkileri uzmanlarca üzerinde uzlaĢılarak tayin edilir. Yapılan hesaplara göre,
dallara ait kritiklik düzeyi ve sonucu etkileme dereceleri aĢağıdaki gibidir:
Tablo 5 : Örnekteki Olayların Sonucu Etkileme Dereceleri
Dal No
Kritiklik Düzeyi
Sonucu etkileme derecesi
2'
Büyük
0,4691
1'
Büyük
0,3546
5'
Büyük
0,3395
4'
Büyük
0,3172
3'
Küçük
0,0171
6'
Küçük
0,0171
Olay ağacını oluĢturan bütün dallar gerçekleĢme olabilirlikleri ve sonucu etkilemedeki rolleri
açısından önemlerine göre aĢağıdaki gibi sıralanmaktadır:
Dal 2', Dal 1', Dal 5', Dal 4', Dal 6', Dal 3'
Birinci sırada yer alan Dal 2' gerçekleĢme olabilirliği ve sonuç için oluĢturduğu risk açısından
en önemli dal olmaktadır. Aynı Ģekilde, Dal 3' en az öneme sahip daldır.
220
5. Sonuçlar ve Öneriler
GeliĢtirilen model genel olarak üç aĢamadan oluĢmaktadır. Ġlk adım sistemin analiz edilerek,
olay ağacının oluĢturulmasıdır. Ġkinci adımı girdilerin tayinidir. Modelde, hataların
olabilirliklerinin yanı sıra çeĢitli ĠGA yöntemlerinde kullanılabilen bağımlılık, kritiklik ve
performans etkileyici faktörler de girdi olarak kullanılmaktadır. PEF‟ler insan hatasının
oluĢumunda rol almaları, bağımlılık, güvenilirlikte sonuç üzerinde önemli bir etki yapması,
kritiklik de hatanın sonuca etkisi üzerine daha gerçekçi ve doğru yorumlar yapmayı sağlaması
yönüyle modelde girdi olarak alınmıĢtır. Girdiler belirlendikten sonra modelin üçüncü
aĢamasında, dalların olabilirlikleri belirlenir ve dal sonuçlarının değerlendirilir.
Modelin çıktısı, dalların olabilirlikleri ile ihtimal ve kritiklik açısından hata dallarının
sıralanması olmaktadır. Bundaki sonraki adım, bu hataların ortadan kaldırılmasına yönelik
tedbirlerin geliĢtirilmesi olmalıdır. Bu amaçla, öncelikle sonuca etkisi en fazla olan daldan
baĢlamak üzere sistem üzerinde etkili PEF faktörlerin belirlenmeli ve bu faktörler Ergonomi
disiplini perspektifinden incelenerek iyileĢtirilmelidir. Bu sayede, otomasyonun etkisiyle
geliĢen yeni iç biçimlerinde verimlilik artıĢı sağlanabilir. Ayrıca unutmamak gerekir, hatalar
bir çok faktörün bir araya gelmesi sonuncunda ortaya çıkmaktadır, ve bu faktörlerin çoğu
yönetilebilir konumdadır. Bu nedenle, bu faktörler yönetilerek insan güvenilirliği ve buna
bağlı olarak sistem güvenilirliği artırılabilir (Rankin ve diğ, 2000).
Bu çalıĢmada sadece insan güvenilirliği ele alınmıĢtır. Sistemlerin güvenilirliği söz konusu
olduğunda, donanım güvenilirliklerini de belirlemek gerekmektedir. Bundan sonra yapılacak
çalıĢmada insan güvenilirliği belirlendikten sonra, insan ve donanım güvenilirliği anlam bir
Ģekilde birleĢtirilerek sistem güvenilirliğin belirlenmesi olabilir. Bir diğer husus da, insan
güvenilirliği belirlendikten sonra insan hata olasılığının nasıl azaltılacağı olmalıdır. Bunun
için geliĢtirilen mekanizma PEF‟lerin iyileĢtirilmesidir. Ancak, bu mekanizmada karar
verilmesi gereken bir hususta öncelikli hangi PEF‟lerin iyileĢtirilmesi gerektiğidir. Bunun için
iĢe ait hata tipleri ve iĢ üzerinde etkili PEF‟ler belirlenerek, yapay sinir ağları ile her bir hata
üzerinde hangi PEF‟(ler)in etkili olduğu ve ne kadar etkili olduğunun bulunması olarak
düĢünülebilir. Bu yönteminin, hata azaltma rehberi olarak geliĢtirilmesi ayrı ve önemli bir
çalıĢma konusu olarak düĢünülmektedir.
Son olarak, en önemlisi hatalardan ders çıkarmak ve öğrenmektir.
6. Kaynaklar
Evans, G.W. and Karwoski, W. 1996. A perspective on mathematical modeling in human
factors, Applications of Fuzzy Set Theory in Human Factors, pp. 3-27, Elsevier
Science Publishers B.V., Amsterdam.
Hagen, E. and Mays, G., 1981. Human Factors Engineering in the USA Nuclear Arena,
Nuclear Safety, 22, 337-346.
Lin, C.T. and Wang, M.J.J., 1997. Hybrid fault tree analysis using fuzzy sets, Reliability
Engineering and System Safety, 58, 205-213.
Lin, X. 1997. Development and Validation of cognitive nodels in for human error reduction,
PhD Thesis, Purdue University.
Karwoski, W. and Mital, A. 1996. Fuzzy Concepts in Human Factors/Ergonomics research,
Applications of Fuzzy Set Theory in Human Factors, pp. 29-41, Elsevier
Science Publishers B.V., Amsterdam.
Kim, J.W. and Jung, W.,2003. A taxonomy of performance influencing factors for human
reliability analysis of emergency tasks, Journal of Loss Prevention, 16, 479495.
221
Park, K.S. anf Jung, K.T., 1996. Considering performance shaping factors in situation
specific human error probabilities., International Journal Of Industrial
Ergonomics, 18, 325-331.
Rankin, W., Hibit, R., Allen, J. and Sargent, R., 2000. Development and evaluation of the
Maintenance Error Decision Aid(MEDA) process, International Journal of
Industrial Ergonomics, 26, 261-276.
Richei, A., Hauptmanns, U. and Unger, H., 2001. The human error rate assessment and
optimizing system HEROS-a new procedure for evaluating and optimizing the
man-machine interface in PCA, Reliability Engineering and System Safety, 72,
153-164.
Ross, T.J. 1995. Fuzzy logic with engineering applications McGraw-Hill, New York
Terano, T., Asai, K. and Sugeno, M., 1992 Fuzzy systems theory and its applications,
Academic Press, Boston.
222
Not: Bu bildiri Bursa Uludağ Üniversitesi 10. Ergonomi Kongresinde sunulmuş ancak bir hata
sonucu kongre CD’sinde yer almamıştır.
Türkiye’de Ergonomi ile ilgilenenlerin yararına sunulma amacıyla 11. Ergonomi Kongresinin bu
CD’si içinde yer almıştır.
KÜRESEL REKABET IġIĞINDA ERGONOMĠ EĞĠTĠMĠN YENĠDEN
YAPILANDIRILMASI
Ahmet Fahri ÖZOK, Gülçin YÜCEL*
Ġstanbul Teknik Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü
ÖZET:
Bu makalede, Türk Üniversiteleri‟ndeki Ergonomi eğitiminin yeniden yapılandırılması için
bir program önerilmektedir. Ergonomi eğitim programları yeniden yapılanırken, Dünya
Üniversiteleri‟ndeki Ergonomi eğitim programları ve Türk Sanayi/Hizmet Sektörünün
Ergonomik gereksinimleri esas alınmıĢtır. Öncelikle, baĢlıca Dünya Üniversiteleri‟nde
Ergonomi ile ilgili tüm dersler ve içerikleri taranarak, küresel geliĢim ıĢığında Türk
Üniversiteleri‟ndeki Ergonomi eğitiminin geliĢtirilmesi gereken noktalar saptanmıĢtır. Ancak,
Türk Üniversiteleri‟ndeki Ergonomi programları belirlenirken, sadece geliĢmiĢ ülkelerdeki
müfredatın göz önüne alınmasının doğru olmayacağı düĢünülmüĢ, ve gereksinimler için
mevcut sosyo-kültürel koĢullar göz önüne alınmıĢtır. Ayrıca, bu amaçla Türk Sanayi ve
Hizmet Sektörünün Ergonomi alanındaki çalıĢmalarını da belirlemek üzere genel bir
değerlendirme anketi hazırlanarak, firmalarca cevaplanması sağlanmıĢ ve bazı sonuçlar elde
edilmiĢtir. ÇalıĢmanın ilerde yapılacak müfredat değiĢikliklerine yardımcı olacağı
düĢünülmektedir.
Anahtar Kelimler: Dünya Üniversitelerinde Ergonomi Eğitimi , Ergonomi Değerlendirme
Anketi, Türk Üniversitlelerinde Ergonomi Eğitimi
1. Zamanımızda Ergonomi Eğitimi
Günümüzde Ergonomi Eğitiminin nasıl olduğunu belirlemek için Dünya Üniversiteleri‟ndeki
Ergonomiyle ilgili dersler ve içerikleri incelendi. Öncelikle, 92‟si önde gelen Amerikan
Üniversitesi olmak üzere 146 Dünya Üniversitesinde verilen Ergonomi derslerin listesi
çıkarıldı. Daha sonra, bu dersler konularına göre gruplandırıldı. Üniversitelerin, bu ders
gruplarından hangilerini müfredatında bulundurduğunu gösteren bir tablo çıkarıldı. Bu
çalıĢmanın sonucunda aĢağıdaki sonuçlar elde edilmiĢtir.
Dünya Üniversitelerinin müfredatında, ne kadar Ergonomi ile direk veya dolaylı olarak ilĢkili
olan derslerin sayısı belirlenmiĢ ve Tablo-1‟de özetlenmiĢtir.
Buna göre, Dünya Üniversitelerinde Endüstri Mühendisliği bölümlerinde verilen Ergonomi
alanındaki ders sayısının ortalaması; 3.88, Ergonomi alanındaki herhangi bir dersi
müfredatında bulunduran Dünya Üniversitelerinde verilen Ergonomi ders sayısının ortalaması
2.22 olarak bulunmuĢtur.
*
[email protected]
223
Tablo-1
Üniversite
North Carolina State University
Virginia Techinical University
University of Wisconsin-Madison
University of Michigan
University of Louisville
5 Üniversitede
6 Üniversitede
10 Üniversitede
10 Üniversitede
26 Üniversitede
84 Üniversitede
Ergonomi Alanında
Verilen Ders Sayısı
17
12
12
10
8
6
5
4
3
2
1
Dünya üniversitelerinde Ergonomi ve Ergonomiyle iliĢkili verilen dersler konularına göre
gruplandırılmıĢ ve Ergonomi derslerine ait 17 grup oluĢturulmuĢtur. Bu gruplar, Tablo-2‟de
yer almaktadır
Bu ders gruplarından her birinin ne kadar Üniversitenin müfredatında yer aldığını gösteren
sonuçlar Tablo-2‟de yer almaktadır.
Tablo-2
Ders Grupları
Ergonomi(Ergonomics)
ĠĢ Güvenliği (Safety Eng.)
Ġnsan Faktörleri(Human Factors)
Ġnsan Faktörleri Müh. (Human Facors Eng.)
Endüstriyel Ergonomi(Industrial Ergonomics)
ĠĢ Analizi ve Dizaynı (Work Analysis&Design)
Ġnsan-Bilgisayar Sistemleri (HumanUygulamalı Ergonomi (Applied Ergonomics)
Biomekanik (Biomechamic)
Ġleri Ergonomi(Advanced Ergonomics)
Ürün Ergonomisi &Güvenliği
(Product Ergonomics&Safety)
ĠĢ Çeveri ( Work Environmen)
BiliĢsel Ergonomi (Cognitive Ergonomics)
ĠĢ Ölçümü (Work Measurement)
Ġnsan Performansı (Human Performance)
Makro Ergonmi (Macro Ergonomics)
Hizmet Sektöründe Ergonomi (Ergonomics in
Service)
Amerikan
Üniversiteleri
38
20
28
28
10
13
10
5
11
7
4
Dünya
Üniversiteleri
47
3
7
2
2
6
5
1
Toplam
4
4
3
2
1
1
8
1
-
12
5
3
2
1
1
85
23
35
30
12
19
15
5
11
7
5
Ġncelen üniversitelerin ders içeriklerine bakıldığında, göze çarpan en önemli husus
uygulamanın oldukça ön planda tutulması olmuĢtur. Ġncelenen Üniversitelerde; Ergonomi,
Ġnsan Faktörleri, Ġnsan Faktörleri Mühendisliği, Endüstriyel Ergonomi, ĠĢ Analizi ve Dizaynı
derslerinin laboratuvar uygulamalarının yapıldığı ve bazı Üniversitelerde labratuvar
derslerinde tasarım amaçlı yazılım programlarının kullanıldığı görülmüĢtür. Bu
üniversitelerde, uygulamayı geliĢtirmeye yönelik bir diğer faaliyette, Ergonomi dersleri
kapsamında, endüstriyel Ģirketlerde Ergonomiyle ilgili problemlerin analiz edilerek,
çözülmekte ve uygulanmakta oluĢudur.
224
2. Türkiye’de Genel Durum:
a. Öğretim Açısından:
Türkiye‟de Ergonomi eğitiminin profilini çıkarmak amacıyla, Endüstri Mühendisliği eğitimi
veren Türk Üniversitelerindeki Ergonomi dersleri ve içerikleri incelendi. Öncelikle, incelenen
üniversitelerinde verilen Ergonomi konulu derslerin listesi çıkarılmıĢtır. Daha sonra, bu
dersler konularına göre gruplandırılmıĢ, ve incelen üniversitelerin bu gruplardaki dersleri
içerip/içermedikleri gösteren bir tablo çıkarılmıĢtır. Bu çalıĢmanın sonuçları Tablo-3 ve
Tablo-4 gösterilmektedir. Tablo -3‟e göre, Türk Üniversitelerinde Endüstri Mühendisliği
bölümlerinde verilen Ergonomi alanındaki ders sayısının ortalaması: 1,8 olarak saptanmıĢtır.
Tablo-3
Üniversiteler
6 Üniversitede
17 Üniversitede
8 Üniversitede
1 Üniversitede
Ortalama
Ergonomi Konulu
Ders Sayısı
3
2
1
0
1,8
Tablo-4
Ders Grupları
Ergonomi/ĠĢbilim
ĠĢ Etüdü
Ergonomi ve ĠĢ Etüdü
Ġnsan faktörleri Müh.
ĠĢ Güvenliği ve Sağlığı
Biyomekanik
Ġnsan-Bilgisayar Sistemleri
ĠĢletmelerde Metot iyileĢtirme
Üniversite Sayısı
21
18
3
10
2
1
1
1
b. Uygulama Açısından
Türk Sanayi/Hizmet Sektörünün Ergonomik açıdan profilini çıkarmak, ve buradan yola
çıkarak Ergonomik Gereksinimlerini belirlemek için bir Ergonomi değerlendirme anketi
hazırlanmıĢtır. Bu ankette amaçlanan, ġirketin genel Ergonomi bilgi ve bilinç düzeyinin
saptanması, Ergonomiye karĢı tutumun saptanması ve Ergonominin hangi prensiplerinin
uygulandığının saptanmasıdır.
Ankette Ölçülmek Ġstenen Kriterler aĢağıda özetlenmeĢtir;
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
ĠĢletmenin Genel Ergonomi Bilgi ve Bilinç Düzeyi
ĠĢletmenin Ergonomiye KarĢı Tutumu
BiliĢsel Ergonomiye ĠliĢkin Ġlkelerinin Uygulanma Düzeyi
Malzeme TaĢımasına Yönelik Ġlkelerinin Uygulanma Düzeyi
El aletlerinin Kullanımına ĠliĢkin Ġlkelerinin Uygulanma Düzeyi
Makinelerin ĠyileĢtirilmesine Yönelik Ġlkelerin Uygulanma Düzeyi,
ĠĢ Ġstasyonların ĠyileĢtirilmesine Yönelik Ġlkelerin Uygulanma Düzeyi
ĠĢyeri Çevresinin KoĢullarıyla Ġlgili Ġlkelerin Uygulanma Düzeyi
KiĢisel Koruma Araçlarının Kullanımına ĠliĢkin Ġlkelerin Uygulanma Düzeyi
ĠĢin Organize Edilmesine ĠliĢkin Ġlkelerin Uygulanma Düzeyi
Mesleki Sağlık ve Güvenlik Ġlkelerinin Uygulanma Düzeyi, olarak belirlendi.
Ankette Kullanılan Referanslar:
225
 “Küçük Sanayide Daha Verimli Nasıl ÇalıĢırız?”, Ahmet Fahri Özok
 “Ergonomics in Northern Ireland: a survey of knowledge, attitudes, and
implementation in industry and the public services”, James D., Ergonomics, 1994,
vol.37, no.5, p953-963
 The Ergonomics checkpoints (ILO, 1999)
Ergonomi değerlendirme anketiden aĢağıdaki sonuçlar elde edilmiĢtir.
 ĠĢletmelerin % 30‟u Ergonominin ne olduğunu hiç bilmiyor. ĠĢletmelerin %70‟i
Ergonomi hakkında fikri olduğunu iddia etti.
 ĠĢletmelerin %37,5‟u Ergonomiyi, çalıĢma yerinin insanın fizyolojik ve antropometrik
özelliklerine uygun hale getirilmesi olarak, %25‟i, verimliliği artırmak için iĢin insana
uygunlaĢtırılması olarak, ve %12,5‟u Ekonomiklik ve rekabet üstünlüğü sağlamak için
bir araç olarak tanımladı.
 Ankete katılan iĢletmelerin sadece 1 tanesinin organizasyonunda, ergonomik
çalıĢmalarını yürüten ayrı bir grup vardır. Bu firma aynı zamanda, ergonomi
değerlendirme anketinden 5 üzerinden 4,32 alarak, en yüksek puanlamaya sahip firma
olmuĢtur.
 ĠĢletmelerin % 58,3‟inde üst yönetim ergonomik çalıĢmaları destekliyor, % 16,7 „si
desteklemiyor.
 ĠĢletmelerin %25‟inde Ergonomik iyileĢtirme projeleri yürütülüyor.
 ĠĢletmelerin %16,7 „sinde, çalıĢanlara Ergonomi hakkında genel bir eğitim verilmiĢ.
 ĠĢletmelerin %16,7 „sinde, çalıĢanlar kendi iĢ istasyonlarında ergonomik iyileĢtirme
yapmak için teĢvik ediliyorlar.
 ĠĢletmelerin %41,7‟sinde, çalıĢanların yaĢadıkları Ergonomik sorunları iletebileceği
bir sistem mevcuttur.
 ĠĢletmelerin %25‟inde yapılan iĢlerle ilgili her konuda Ergonomik düĢünce göz önüne
alınıyor.
 ĠĢletmelerin %33,3‟ü Ergonomik çözümleri uygulamanın maliyeti, faydasından çok
olacağını düĢünüyor.
 ĠĢletmelerin %75‟i Ergonomik konuların iĢ güvenliği ve sağlığı için gerekli olduğuna
katılıyor.
 ĠĢletmelerin % 67‟si, Ergonomik konularda yetkili olmak için eğitim almanın gerekli
olduğuna katılıyor.
 ĠĢletmeler tarafından en yüksek ortalama puanlamaya sahip soru Ergonomi konusunda
yetkili olmak için Ergonominin gerekli olup/olmadığıdır. ĠĢletmeler Ergonomik
konularda yetkili olmak için eğitim almanın Ģart olduğuna katılıyor.
 ĠĢletmeler tarafından en düĢük ortalama puanlamaya sahip sorular, iĢletmelerde mental
iyileĢtirme çalıĢmaları yürütülüp/yürütülmediği ve iĢ yükü ölçümleri
yapılıp/yapılmadığıdır. ĠĢletmelerin en yetersiz olduğu Ergonomi uygulama alanı
mental iĢ yükü ölçümleri ve mental iyileĢtirme çalıĢmaları olmuĢtur.
 ĠĢletmeler BiliĢsel Ergonominin uygulanmasına iliĢkin sorulardan 5 üzerinden 2.85
puan aldı.
 ĠĢletmeler Malzeme taĢımaya iliĢkin ilkelerin uygulanması sorularından ortalama 3,21
puan aldı.
 El aletlerin kullanımına iliĢkin ilklerin uygulanması sorularından ort. 3,40 puan aldı.
 Makine sistemlerinin geliĢtirimesine iliĢkin ilklerin uygulanması sorularından ort. 3,70
puan aldı.
 ĠĢ istasyonlarının geliĢtirilmesine iliĢkin ilkelerde uygulanması sorularından, 3,13
puan aldı.
 ĠĢyeri çevresinin koĢullarıyla ilgili ilkelerin uygulanmasına sorulardan 3,35 puan aldı.
226
 KiĢisel koruma araçlarının kullanımına iliĢkin ilkelerin Uygulanmasına sorularından
3,50 puan aldı.
 ĠĢin organize edilmesine iliĢkin ilkelerin uygulanmasın sorularından 3,17 puan aldı
 Mesleki Sağlık ve Güvenlik ilkelerinin uygulanma düzeyi uygulanmasın sorularından
3,18 puan aldı.
 Ankete katılan firmaların, Ergonomi değerlendirme anketinden aldıkları sonucun
ortalaması 3,19 „dur.
c. Öğretimde Ne Yapılmalı?
Ergonomi değerlendirme anketinden dönen cevaplardan, ergonominin ne olduğunu
bilmeyenlerin sayısı, ve yetersiz tanımlar yapanlar göz önüne alındığında, Ergonomin
prensiplerinin uygulamasının getireceği faydalarının Ergonomi eğitimi sırasında önemle
vurgulanması gerektiği saptanmıĢtır. Ergonomi biliminin ne olduğunu bilenlerin Ergonomiye
karĢı pozitif tutumu vardır. Ancak, firmaların ergonominin uygulamalarına ait ilkelerin hiç
birinden 4 veya 5 puan alamamıĢ olmaması, uygulamadaki yetersizlikleri iĢaret etmektedir.
Öte yandan, Dünya üniversitelerinde Ergonomi ders içeriklerine de bakıldığında,
uygulamanın önemli yer tuttuğu görülmektedir. Buradan yola çıkılarak, Türk
üniversitelerinde Ergonomi dersleri kapsamında, yapılacak laboratuvar dersleriyle
uygulamaya ağırlık verilmesi, ve Üniversite-Sanayi iĢbirliği çerçevesinde endüstriyel
Ģirketlerdeki Ergonomiyle ilgili problemlerin analiz edilmesi ve bunların çözümlerinin o
firmalarda uygulanması önerilebilir.
Firmalarından dönen anketlerden çıkan bir diğer önemli sonuç da firmaların en düĢük puan
aldığı bölümün biliĢsel ergonomi ilkeleri olmasıdır. Oysa ki özelikle zihinsel iĢlerdeki
hataların önlenebilmesi ve istenen performans düzeyin yakalanabilmesi BiliĢsel Ergonomiye
ait ilkelerin uygulanmasıyla mümkün olabilir. Ancak, Türk Üniversitelerindeki Ergonomi
eğitimine bakıldığından, ders içeriklerinin Genel/Fiziksel Ergonomiyle sınırlı kaldığı
görülmektedir. BiliĢsel Ergonominin ilkelerinin uygulanmasının yaygınlaĢtırılması için, Türk
Üniversitelerinin ilgili bölümlerinde, BiliĢsel Ergonomi dersleri açılması veya Ergonomi
derslerinin kapsamına alınması tavsiye edilebilir. Anketten dönen cevaplara bakıldığında bir
önemli eksik de, firmaların çoğunda(%83,7) çalıĢanlara Ergonomi hakkında genel bir eğitim
verilmemiĢ olmasıdır. Oysa ki unutmamak gerekir ki eğitim, en ucuz iyileĢtirme/geliĢtirme
yöntemidir.
Dünya Üniversitelerine bakıldığında hem verilen Ergonomi alnındaki ders saysının(3,88),
hem de ders çeĢidinin(17 ders grubu), Türk Üniversitelerindeki ders sayısından(1,8) ve ders
çeĢidinden (8 ders grubu) oldukça fazla olduğu görülür. Ergonominin çok geniĢ kapsamlı bir
araĢtırma alanı olması nedeniyle, açılacak seçmeli/zorunlu Ergonomi dersleriyle Ergonomini
çeĢitli alanları incelenebilir.
"Ġnsan-Makina Sistemlerinin sayısallaĢtırılması, amaca uygun bir Ģekilde tasarımından sonra,
sayısal olarak değerlendirilebilmeleri için en önemli adımlardan biridir.”(Özok, 1991 : 75).
Buradan yola çıkarak, Ġnsan-Makina sistemlerinin sayısallaĢtırılabilmesi için ise, Ergonomi
derslerinde, Ġnsan-Makine Sistemlerinin çeĢitli matematiksel yöntemlerle modellenmesine de
yer verilmesi tavsiye edilebilir.
3. Sonuç
Dünyadaki küresel rekabet koĢulları giderek artan ölçüde iĢ mükemmeliyetine ulaĢmayı
gerektirmektedir. Bu değiĢim, daha kaliteli daha ucuz ve tam zamanında üretim yapmayı
zorunlu kılmaktadır. Çevreye karĢı olan toplumsal sorumluluklar ve sosyal etkinlikler
227
iĢletmeler için giderek artan ölçüde önemli hale gelmektedir. Ülkemizdeki ulusal ve
uluslararası firmalar da yukarıda anılan geliĢmeler ıĢığında Ergonomi konusuna daha fazla
eğilmek durumundadırlar. Buna uygun Ergonomi eğitiminin üniversite programlarında yer
alması önümüzdeki yıllarda hem iĢletmelerimize ve hem de Türk toplumuna çok önemli
katkıda bulunabilir.
Avrupa Birliği‟ne giriĢ açısından da Ergonomi konusunun büyük önemi bulunmaktadır. ĠĢin
insancalaĢtırılması, iĢ sistemlerinin AB‟ye uyumu açısından vazgeçilmez bir ön koĢuldur.
Avrupa mütesabatında çalıĢan ve çalıĢtırılanlarla ilgili çok sayıda hüküm bulunmaktadır.
Halen AB‟ye üye ülkeler bu konudaki yükümlülüklerini yıllar önce yerine getirmiĢ
bulunmaktadırlar. O halde uygulamada ortaya çıkması muhtemel olumsuz geliĢmeleri
önlemek üzere Ģimdiden gereken çalıĢmalar yapılmalıdır.
Türkiye açısından diğer bir önemli konu da, yeni uygulamaya konulan “ĠĢ Güvencesi
Yasası‟dır. Bu yasaya göre, çalıĢanların iĢten çıkarılabilmesi ancak 3 nedenle mümkün
olmaktadır. Bu nedenler; ekonomik zorunluluklar, disiplinsiz davranıĢlar ve çalıĢanın
kendisinden beklenen performansın altında çalıĢmasıdır. Ancak, her Ġnsan-Makine
sisteminden beklenen üretimin nitelik ve nicelik açısından bilimsel olarak ölçülüp
değerlendirilmesi, Ergonomik ilkeler gözönüne alınmadan mümkün değildir. Hatta ileride
hukuki anlaĢmazlıklar söz konusu olduğunda Ergonomi ve ĠĢ Etüdü uzmanları dıĢındaki
elemanlar tarafından iĢ sistemlerinde performans ölçülmesinin yapılması büyük sakıncalar
doğurabilir. Bu konuda Ģimdiden önlem almak gerekmektedir.
Özetle, Türkiye çapında Ergonomi eğitiminin yeniden düzenlenmesi; dünyada geliĢim, AB
üyeliğimiz ve yeni ĠĢ Güvencesi Yasasının hükümleri ıĢığında büyük bir gereksinim olarak
ortaya çıkmaktadır.
KAYNAKÇA:
James D. (1994) Ergonomics in Northern Ireland: a survey of knowledge, attitudes, and
implementation in industry and the public services”, Ergonomics, vol.37, no.5,
p 953-963
Özok, A. F. (1985) Küçük Sanayide Daha Verimli Nasıl ÇalıĢırız?”, İTO Yay. No: 13,
Ġstanbul
Özok, A. F. (1991) Ġnsan-Makina Sistemlerinin SayısallaĢtırma Yöntemleri, 3. Ergonomi
Kongresi Bildiriler Kitabı, MPM Yayınları, 441, 75-82
The Ergonomics Checkpoints (ILO, 1999)
228
GEMĠLERDE ÇALIġMA KOġULLARINA YÖNELĠK ANKET ÇALIġMASI
SONUÇLARININ ĠRDELENMESĠ
ArĢ. Gör. Metin ÇELĠK §, Arman DEMĠR
Ġstanbul Teknik Üniversitesi, Denizcilik Fakültesi
Özet: Ġnsan-makine sistemi, belirli bir çalıĢma ortamı içinde bir veya daha fazla insanla, bir
veya daha fazla makine arasında gerçekleĢtirilen etkileĢimlerle istenilen üretimi yapan bir
sistem olarak tanımlanabilir. Bu tanımlamadan yola çıkılarak, denizlerde yük ve yolcu
taĢımacılığı yapan gemilerin makine daireleri, geminin sevk ihtiyacı için gerekli gücü
karĢılamak için yapılandırılmıĢ örnek bir insan-makine sistemi olarak ele alınabilir. Ergonomi
bilimi, bu tür bir tesisin tasarım ve inĢa aĢamalarında aĢağıda sıralanan hedeflerin
gerçekleĢmesi için teori ve prensiplerden faydalanır.





ĠĢçi sağlığı ve iĢ güvenliğinin sağlanması
ĠĢgücü kayıplarının önlenmesi
Yorulmanın ve iĢ stresinin azaltılması
ĠĢ kazaları ve mesleki risklerin en düĢük seviyeye indirilmesi
Verimlilik ve kalitenin yükseltilmesi
KarmaĢıklık derecesi yüksek tesisler sınıfında yer alan gemi makine dairesi, aynı anda birçok
gereksinimi yerine getirmesi beklenen alt sistemlerden oluĢmaktadır. Bu yapının alt sistemleri
ile iĢletmeci personel arasındaki etkileĢimin optimum düzeyde gerçekleĢmesi gerekmektedir.
Bu noktada iĢletmeci personel yeterliliği, sistemlerin iĢletme koĢullarında ortaya çıkan
beklentilere cevap verme yeteneği ve bu iki kavram arasındaki arayüzlerin sağlanması
gerekmektedir. Ancak, yukarıda anılan hedeflerden sapmalar dizayn kökenli ve servis altında
ortaya çıkan birtakım uygunsuzlukların doğmasına neden olmaktadır.
Yapılan çalıĢmada, Ġ.T.Ü Denizcilik Fakültesi, Gemi Makineleri ĠĢletme Mühendisliği III.
sınıf öğrencilerinin 2004-2005 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde açık deniz gemilerinde
tamamladıkları stajlarda karĢılaĢtıkları gemi makine daireleri sistem uygunsuzlukları ve
yarattığı sorunlar konusunda yapılan anket verileri kullanılmıĢtır. Bu uygunsuzlukların
önlenebilmesi için ergonomik açıdan yürütülebilecek tasarım analiz yaklaĢımı incelenerek,
örneklerden biri için uygulanmıĢtır. Anket sonuçlarına dair değerlendirmeler ile çalıĢma
sonuçlandırılmıĢtır.
Anahtar Sözcükler: Gemi makine dairesi, Ergonomi, Emniyet, Uygunsuzluklar
1. GiriĢ
Teknik sistemler, bir amaç doğrultusunda Ģekillenen görevleri yerine getirme kabiliyetine
sahip teknik elemanlar bütünüdür. Teknik sistemden beklentiler temel dizayn özellikleri
olarak tanımlanan parametrelerin yeterliliği doğrultusunda gerçekleĢir. Teknik sistemlerin
tasarımı, yapılandırılması ve iĢletilmesi esansında yürütülen faaliyetlerin kapsamı sistemin
karmaĢıklık derecesi ile değiĢim göstermektedir [1]. KarmaĢık sistem; çok çeĢitli ekipman ve
iç bağlantılardan oluĢan, tanımlanması ve tasarlanması zor etkileĢimlere sahip olan çok
§
Metin ÇELĠK, AraĢtırma Görevlisi, Ġ.T.Ü Denizcilik Fakültesi, 34940, Tuzla, Ġstanbul - Türkiye.
E-posta: [email protected]
229
fonksiyonlu sistemler bütünü olarak tanımlanabilir. Mühendislik sistemleri için yapılacak bir
sınıflandırma ile bu sistemlerin sınırlarının çizilmesi sağlanacaktır [2].
Teknik sistemlerin karmaĢıklık derecesine göre sınıflandırılması tablo 1‟de gösterilmiĢtir [3].
Tablo 1 Teknik Sistem KarmaĢıklık Derecelerinin Sınıflandırılması
KarmaĢıklık
Derecesi
I
(En Basit)
Teknik Sistem
Karakteristik
Eleman, Parça
Montaj iĢlemi yapılmayan temel yapılar
II
Mekanizma
Montaj Elemanları
Özel fonksiyonları karĢılayan basit sistemler
III
Makine , Teçhizat
Tanımlanan bir fonksiyonu yerine getiren sistemler
IV
Tesis
KarmaĢık Makine Sistemleri
Birden fazla fonksiyonu yerine getirmesi beklenen
sistemler bütünü
KarmaĢıklık derecesi, sistem tanımlanması ve tasarlanması için gerek duyulan bilgi
derinliğinin yanı sıra sistem elemanlarının sayısı ve fonksiyonel görevleri doğrultusundaki
etkileĢim seviyelerini etkilemektedir [4]. Bu çalıĢmada ergonomik açıdan ele alınacak gemi
makine dairesi sistemleri, en yüksek karmaĢıklık düzeyine sahip tesisler arasında yer
almaktadır.
2. Teknik Sistem ve Kullanım Kalitesi
Kalite; belirlenen Ģartlar altında ve belirlenen bir zaman süresi içinde istenilen fonksiyonları
yerine getirebilme kabiliyetidir. Kalite, sınırları devamlı geniĢleyen bir kavramdır. Teknoloji,
değiĢen koĢullar, ihtiyaçlar kaliteye değiĢik boyutlar getirmektedir. Kalite kavramı, niteliği
bakımından dinamik bir özellik taĢımakta, tüketici ihtiyaçlarına paralel olarak geliĢmekte ve
değiĢmektedir. Uluslararası Standardizasyon TeĢkilatı (ISO), teknik sistem özelliklerindeki
bütünlüğü ve ürünün önceden belirlenmiĢ gereklilikleri yerine getirebilme yeteneğini kalite
olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, kalite ile teknik sistem özellikleri arasındaki bağlantıya
iĢaret etmektedir. Sistemin kalite değerlendirmesi üç farklı açıdan yapılabilir. Bunlar; dizayn
kalitesi, üretim ve montaj kalitesi, servis ve kullanım kalitesidir [1]. MüĢteri veya kullanıcı
tarafından kendi çalıĢma aktiviteleri esnasında fark edilen kalite unsuru, servis ve kullanım
kalitesi olarak adlandırılır. MüĢterilerin Ģimdiki ve gelecekteki ihtiyaçlarını anlamaya ve
müĢteri beklentilerini yerine getirmeye yönelik müĢteri odaklı bir çalıĢma ile kullanım kalitesi
arttırılabilir. Sistem tasarım çalıĢmaları; müĢteri istekleri, kullanıcı merkezli aktiviteler ve
çevresel gereksinimler ile desteklendiğinde sistem fonksiyonel özelliklerinin tam olarak
entegrasyonu sağlanacaktır.
KarmaĢıklık derecesi yüksek tesisler sınıfında yer alan gemi makine dairesi, aynı anda birçok
gereksinimi yerine getirmesi beklenen alt sistemlerden oluĢmaktadır. Bu yapının alt sistemleri
ile iĢletmeci personel arasındaki etkileĢimin optimum düzeyde gerçekleĢmesi gerekmektedir.
Bu noktada iĢletmeci personel yeterliliği, sistemlerin iĢletme koĢullarında ortaya çıkan
beklentilere cevap verme yeteneği ve insan-sistem arayüzlerin sağlanması gerekmektedir.
Ancak, bu hedeflerden sapmalar dizayn kökenli ve servis altında ortaya çıkan birtakım
uygunsuzlukların doğmasına neden olmaktadır.
230
3. Uygunsuzluk Tanımı
Uygunsuzluk, belirlenmiĢ bir gereksinimin yerine getirilmediğini iĢaret eden ve nesnel kanıtın
var olduğu karĢılaĢılan bir durumdur [5]. Bu çalıĢmada, gemilerde sistemler ve ekipmanların
yapısal eksikliklerinden kaynaklanan ve çalıĢma performansını etkileyen, risk ve ekonomik
kayıplar yaratan hatalar inĢa kökenli uygunsuzluk olarak tanımlanmıĢtır. Bu uygunsuzlukların
tespiti için anket çalıĢmasından faydalanılmıĢtır.
4. Anket ÇalıĢması
Anket çalıĢması, Ġ.T.Ü. Denizcilik Fakültesi, Gemi Makineleri ĠĢletme Mühendisliği III. Sınıf
öğrencilerinin, 2004-2005 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde açık deniz gemilerinde
tamamladıkları staj sonrasında yapılmıĢtır [6]. Bu çalıĢma ile makine dairesinde farklı
koĢullar altında yaĢanan vakaların, farklı bakıĢ açıları ile değerlendirilmesi hedeflenmiĢtir. Bu
hedef doğrultusunda ve kullanım kalitesi tanımlaması göz önünde bulundurularak, anket
katılımcıları gemilerde Yardımcı Vardiya Zabiti olarak Açık Deniz Staj Eğitimlerini
tamamlayan Gemi Makineleri ĠĢletme Mühendisliği Bölümü öğrencileri seçilmiĢtir.
4.1. Katılımcıların ÇalıĢma Süreleri
Anket katılımcılarının, açık deniz gemilerinin makine dairelerinde Yardımcı Vardiya Zabiti
olarak görev aldığı sürelere iliĢkin grafik Ģekil 1‟de gösterilmektedir.
ANKET KATILIMCILARININ GEMĠDE ÇALIġMA
SÜRELERĠ
KATILIMCI SAYISI
25
20
15
10
5
0
Series1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
0
0
0
0
0
20
10
5
SÜRE(AY)
ġekil 1 Katılımcı-ÇalıĢma Süresi Grafiği
4.2. Uygunsuzlukların Temel Nedenlerinin Analizi
Katılımcıların yanıtladığı anketlerden faydalanılarak makine dairesinde karĢılaĢılan
problemlere yönelik temel nedenler ile ilgili birtakım sonuçlara ulaĢılmıĢtır. Bu sonuçlara
yönelik yüzdelik dağılımı Ģekil 2‟de sunulmuĢtur.
Makine Dairesi Sistem Yetersizlikleri
İşletmeci Personel Hataları
10
7
42
Şirket Yönetiminin Yetersiz Desteği
18
23
Doğa Koşulları
Diğer
ġekil 2 Makine Dairesi Sorunlarının Temel Nedenlerinin Dağılımı
231
Bu grafik, gemilerde görev alan iĢletmeci personele göre, makine dairesinde yaĢanan
sorunların temel sebepleri arasında sistem yetersizliklerinin etkin olduğunu göstermektedir.
4.3. Uygunsuzluk Örnekleri
Anket çalıĢmasında elde edilen 100 adet uygunsuzluklar içerisinden, ergonomik tasarım
gereksinimlerinin eksikliğinden kaynaklanan örneklerden bir kısmı aĢağıda sıralanmıĢtır.
 Ana makine etrafındaki çalıĢma alanının sınırlı olması nedeni ile yürütülen bakımonarım çalıĢmalarının etkinliği azalmakta, çalıĢma süreleri ve iĢgücü kayıpları
artmaktadır. Bu durum özellikle liman periyotlarında zamanın yetersizliği neden ile
bakım-tutum çalıĢmalarının eksiksiz yürütülmesini önlemekte ve personelde
yorgunluğa sebep olmaktadır.
 Ana makine üzerine yerleĢtirilen kreyn düzeneği piston çekme esnasında piston
kolunun silindir dıĢına alınacak yeterli yüksekliğe sahip olmaması nedeni ile
operasyon tamamlanamamıĢtır.
 Ana makine üzerindeki hidrolik kreynin arızalanması durumunda kullanılabilecek
cayraskalların monte edileceği bir düzenek düĢünülmemiĢtir. Bu tür bir durumda
personel tarafından ana makine ile ilgili bakım-onarım faaliyetlerinin yürütülmesi
imkansızdır.
 Ana makine üzerindeki gösterge muslukları açıldığı zaman çıkan duman ve alevler
gösterge musluklarının devre yönlerinden dolayı personelin yüksek sıcaklık ve
dumandan etkilenmesine yol açmaktadır.
 Ana makine yakıt devresi üzerindeki otomatik Ģoklu filtre düzeneği için by-pass
devresi düĢünülmemiĢtir. Seyir esnasında Ģoklu filtre düzeneğinde meydana
gelebilecek bir kontrol arızası veya filtre kirliliği ana makinenin yakıtının kesilmesini
ve stop edilmesini gerektirmektedir.
 Acil durum kaçıĢ yolları; kazan, ana makine, seperatör mahalli gibi yangın olasılığı
yüksek bölgelerden geçirilmiĢtir. Bu sorun makine dairesinden bağımsız ve kıçüstüne
direkt bağlı kapalı bir merdiven düzeneği ile çözülebilir.
 Makine dairesine yerleĢtirilmiĢ merdiven açılarının uygunsuzluğu iĢgücü kaybına ve
kazalara yol açmaktadır.
 Yakıt tanklarından gelen buhar geri dönüĢleri direkt olarak hotvel tankına
yapılmaktadır. ĠĢletmeci personel tarafından yakıt kaçaklarının fark edilmesi ihtimali
azalmaktadır. Bunun yerine dönüĢlerin öncelikli bir gözlem tankına yapılması bu
devrelerde oluĢan hasar sonrası dönüĢ devrelerine karıĢan yakıtı tespit etmek için
faydalı bir uygulamadır.
 Hotvelde tuzluluk derecesini kontrol eden bir uyarı cihazı bulunmaması nedeniyle
kondenserde deniz suyu karıĢtığı aylık testler neticesinde anlaĢılmıĢtır. Bu durum
personel tarafından durumun anlaĢılmasını önlemiĢ ve kazanda kıĢır oluĢumunun
baĢlamasına yol açmıĢtır.
 DeğiĢtirilebilir kanat açılı pervane sisteminde hidrolik yağ tankı çıkıĢ filtresinin
temizliği için tüm tankın boĢaltılması gerekmektedir. Dolayısı ile operasyon için
gerekli zaman periyodu uzamaktadır. Bu sorun filtre öncesine konulacak bir valf
düzeneği ile çözülebilir.
 Makine dairesi fanlarının kapasitesinin düĢük olması nedeni ile ortam sıcaklığının
yüksek değerlere eriĢmesi iĢletmeci personel için ağır çalıĢma koĢulları yaratmaktadır.
 Makine dairesi jeneratör ve sintine katındaki aydınlatmanın yetersiz olması personelde
dikkat kaybına yol açmaktadır.
 Sintine katındaki pompa ve valfların üzerinden gecen devreler pompa bakımının
yapılmasını ve layna alınmasını zorlaĢtırmaktadır.
232

Sintine katındaki pompaların üzerine bakım-onarım esnasında kullanılmak üzere
gerekli mapa, kaldırma düzeneklerinin bulunmaması montaj ve layna alma iĢlemlerini
zorlaĢtırmaktadır.
 Bir Ro-Ro gemisinde makine dairesi fan alıcısı araç rampası alabandasına yapılmıĢtır.
Bu bölgeden fanların emdiği egzost gazları makine dairesine verilmektedir. Bu kirli
hava makine dairesinde personel sağlığını etkilemenin yanı sıra sistemler üzerinde
birçok olumsuz etki yapmaktadır.
 Yağ kulerinin ve insineratör ön kapağının alabandaya çok yakın olması nedeni ile
bakım-onarım ve temizlik iĢlemleri zor Ģartlar altında ve uzun zaman periyotlarında
yürütülmektedir.
 Bir kimyasal tankerde, ana makine yağ kulerinin yanından geçirilen elektrik
kablolarının izolasyonları sıcaklığın etkisiyle eriyerek kısa devreye yol açmıĢtır ve bu
durum makine dairesinde yangına yol açmıĢtır.
 Gemide bakım tutumu en zor olan makinelerden biri olan yakıt seperatörü kat
merdiveninin altına konmuĢtur. Bu durum, personelin iĢe ayırdığı zamanı arttırmıĢtır
ve dengesiz biçimde kaldırılan ağırlıklar personel sağlığı için tehlikeler oluĢturmuĢtur.
ĠnĢa kökenli bu uygunsuzluklar ergonomik açıdan değerlendirildiğinde, iĢ güvenliğini
azaltmakta, iĢ performansını düĢürmekte, çalıĢma ortamı için olumsuz etkiler yaratmakta ve
insan hatalarının artmasına neden olmaktadır. Tüm bu etkiler iĢletme verimliliğini düĢürmekle
birlikte kaza olasılılarının artmasına neden olmaktadır. Tasarım ve inĢa aĢamalarında
sistematik olarak kullanılacak ergonomik prensipler bu tür uygunsuzlukların önlenmesinde
etkin rol oynayacaktır.
5. Analiz
Ergonomi bilimi, tesis tasarım ve inĢa aĢamalarında;
 ĠĢçi sağlığı ve iĢ güvenliğinin sağlanması,
 ĠĢgücü kayıplarının önlenmesi,
 Yorulmanın ve iĢ stresinin azaltılması,
 ĠĢ kazaları ve mesleki risklerin en düĢük seviyeye indirilmesi,
 Verimlilik ve kalitenin yükseltilmesi için teori ve prensiplerden faydalanır.
Bu Ģartlar, tasarım ve yapılandırma iĢlemleri esansında yürütülecek sistematik bir yaklaĢım ile
sağlanabilir. Bu noktada, klas kuruluĢlarının tavsiye niteliğinde kararları referans alınarak
uygunsuzluklar analiz edilebilir.
5.1. Analiz Yöntemi
Ergonomik dizayn gereksinimlerinin analizi; 1.Eski Dizaynların Analizi, 2.Ġnsan Görevlerinin
Analizi, 3.Personelin Karakteristikleri , 4.Çevresel Analizler , 5. En Kötü Durum ġartlarının
Tespiti olmak üzere 5 temel aĢamadan oluĢmaktadır [7].
5.2. Örnek Uygunsuzluğun Analizi
Bu kısımda tespit edilen uygunsuzluk örnekleri arasından seçilen bir örnek ergonomik tasarım
gereksinimleri paralelinde irdelenecektir. Uygunsuzluk analizi hatanın tanımlanması ile
baĢlamakta, uygunsuzluğun Ģekillenmesini önlemek için izlenmesi gereken sistematik
yaklaĢım basamakları ile sürmekte ve analiz bulguları ile tamamlanmaktadır.
5.2.1. Uygunsuzluğun Tanımlanması
Sintine katı yürüme sacının altındaki yakıt transfer pompası alıcı devresi üzerinde bulunan ve
aynı zamanda üzerinde uzaktan kontrol donanımı yerleĢtirilmiĢ olan valf için, konumu nedeni
ile bakım-onarım imkanlarının ve kontrol iĢlemlerinin yürütülmesi sırasında zorluklar
yaĢanmaktadır [6]. Bu durumun önüne geçilmesi için dizayn aĢamasında valf yerleĢiminin
233
belirli bir plan ve yöntem çerçevesinde yürütülmesi gerekmektedir. Bu konuda ABS Klas
KuruluĢu‟nun önerdiği 4 aĢamadan oluĢan analiz iĢlemleri ve çalıĢmalar sonucu valf
tasarımına yönelik elde edilen bulgular aĢağıda özetlenmiĢtir.
5.2.2. Uygunsuzluk Ġrdeleme Basamakları
I. AĢama : Personel görevlerini tanımlama
Kullanıcı personel; valfın, devreye montaj edildiği bağlantıların, uzaktan kontrol donanımının
görsel bir denetlemesini yapabiliyor olmalıdır. Valfın yerleĢimi ve aydınlatması imkanları,
iĢletme ve bakım yapma için fiziksel temasın ve görsel denetlemenin her ikisinin de
yapılabilmesini sağlamak zorundadır. Ayrıca, valfın kaçırma durumunda veya uzaktan kontrol
donanımının görevini yerine getiremediği durumlarda bakım-onarım veya yenilenme
gereksinimi olabilecektir. Bu gibi durumlarda valfın yerinden sökülmesi, üzerindeki
donanımların valftan ayrılması gerekmektedir. Personel tarafından yerine getirilecek bu
görevler için belirli oranca fiziksel güç kullanımı gerekecektir. Dolayısı ile uygun bir çalıĢma
yüzeyinin tasarlanması gerekmektedir.
II. AĢama : Görevi yerine getirecek olan personeli teĢhis etme
Gemide görev alması muhtemel kimselerin ırklarının genel fiziksel değerlerine göre bir
yaklaĢım hedeflenmektedir. Ancak, personelin değiĢkenliği bu bölüm için daha ileri bir
çalıĢma gerektirmektedir. Cinsin, ırkın ve bölgesel kökenin bir fonksiyonu olarak insani vücut
ölçülerinin ve gücünün değiĢkenliğinin ölçümüne antropometri denilmektir. Eğer gemide
hangi ırktan personelin görev alacağı bilinirse, personelin fiziksel ölçülerini teĢhis etme
görevini yapmak daha kolay olacaktır.
III. AĢama : ĠĢletme Ģartlarını teĢhis etme
Bu örnekte görevler zihinsel yapılan iĢlerle karĢılaĢtırıldığında, genel olarak fizikseldir ve
kısa sürelidir. Bu nedenle fiziksel çalıĢma çevresinin sıcaklık, nem, ses gibi etkileri kritik
önem taĢımayabilir. Buna rağmen çalıĢma alanının aydınlatma seviyesi önemli bir çevresel
sorun olabilir.
IV. AĢama : En kötü durum Ģartlarını teĢhis etme
En kötü durum Ģartları aĢağıda verilenlerin bir birleĢimi olabilir.

Normalde bir görevi tamamlama deneyimine sahip bir gemi personeli herhangi bir
sebepten dolayı görevi tamamlayamayabilir ve bu görevin daha az tecrübe sahibi biri
tarafından tamamlanması zorunlu hale gelebilir.
 Stres ve baskı oluĢturan olağanüstü durum Ģartları altında görevin yerine getirilmesi
gerekli olabilir.
 ġiddetli veya kötü iĢletme Ģartları altında görev tamamlanabilir. TitreĢim, sıcaklık
gibi aĢırı çevresel değerler ve ağır deniz koĢulları bunlara örnek gösterilebilir.
Geminin dizaynı aĢamasında, en kötü durum Ģartlarının önceden düĢünülmesi gereklidir ve bu
uygulama insan hatalarının düĢürülmesinde olumlu katkılar sağlayacaktır. Dolayısı ile
planlama aĢamasında aĢağıdaki kriterlerin dikkate alınması gerekmektedir.
 Valf için uygun aydınlatma düzeyleri seçilmelidir.
 Valfa ulaĢma için personele izin veren vasıtalar düzenli yerleĢtirilmelidir.
 Valfı tamir etme çalıĢmasına müsaade edecek bir çalıĢma platformu düĢünülmelidir.
5.2.3. Analiz Bulguları
Valfın tasarım iĢlemleri sırasında aĢağıda sıralanan gereksinimler yerine getirilmesi
gerekmektedir.
234







Ġncelenen valf olağanüstü durumlar sırasında hızlı kullanılması gereken ayrıca, normal
koĢullarda sık ulaĢılması gereken bir valftır. Dolayısı ile kritik valf tanımına
uymaktadır.
Uzaktan kapama kontrol donanımı ile uygulanabilirlik açısından Kategori 1 valfları
arasında yer almaktadır, yani güvenlik için kritik önemi olan valflar sınıfındadır.
Valfın el kontrolü ile açılıp kapatıldığı süreçte gereken güç 450 N. altında olmalıdır.
Aydınlatma, standart makine dairesi elektrik teçhizatı ya da bu amaç için bulundurulan
aydınlatma ile sağlanabilir. Bu özel durumda, aydınlatma el feneri gibi taĢınabilir bir
aydınlatma kaynağı veya seyyar bir lamba donanımı ile sağlanabilir.
ABS Klas KuruluĢu tarafından uygulanan ĠĢletme ve Bakım Yapma Alanları Ġçin
Aydınlatma Kriteri‟ne göre; makine kontrol odaları için en az 300 Lux‟luk bir
aydınlatma seviyesinin, jeneratör dairesi, fan daireleri gibi diğer makine alanları içinde
en az 150 Lux‟luk bir aydınlatma seviyesinin sağlanması gerekmektedir.
Valf sapına sahip olan dikey konumda yerleĢimi tercih edilen valfın, valf manivelası
bir yürüme yolu içinde yer aldığı için; bu valf, montaj yüksekliği ne olursa olsun, valf
sapı yatay ve valf manivelası dikey konumda monte edilmelidir.
Valf ayakta durulan yüzeyin altına yerleĢtirilmiĢtir. Bu tür bir yerleĢim için valfın
yürüme sacından belirli bir uzaklıkta konumlandırılması gerekmektedir. ġekil 3‟de bu
tür bir valf için gerekli maksimum ve minimum değerler gösterilmektedir.
ġekil 3 Panyon Sacı Altında Valf Konumlandırılması
 Ayakta durulan yüzeylerin altına yerleĢtirilmiĢ valfların iĢletimi için eğilmek ya da
çömelmek gerekli olur. ĠĢleticinin ya da bakım yapan kiĢinin tercih edilen vücut
pozisyonuna göre valfın merkezinin belirli mesafelerde olması gerekmektedir. ġekil
4‟te bu değerler gösterilmektedir.
ġekil 4 Panyon Sacı Seviyesindeki Valfın Kontrolü
235
YerleĢim uygunsuzluğu tespit edilen valfın, bu tür bir yöntem kullanılarak tasarlanması
halinde kontrolü daha kolay ve bakım-onarım imkanları için daha elveriĢli bir pozisyona sahip
olacaktır.
6. Sonuçlar ve Değerlendirmeler
Yapılan çalıĢmada, deniz taĢımacılığı sektörünün araçları olan gemilerin, makine dairesi
sistemleri ergonomik gereksinimler açısından irdelenmiĢtir. Bu amaç doğrultusunda 30 kiĢilik
bir katılım ile tamamlanan anket çalıĢması ile aĢağıdaki bulgulara ulaĢılmıĢtır.

Anket çalıĢmasına gemilerde Yardımcı Vardiya Mühendisi olarak görev alan 30 kiĢi
katılmıĢtır. Katılımcıların gemilerde görev alma süreleri ortalama olarak 6.5 aydır.
 Anket çalıĢmasında tespit edilen 100 adet uygunsuzluk içerisinden 56 tanesi
ergonomik açıdan eksiklik ve hatalardan oluĢmaktadır.
 Anket çalıĢması sonuçlarına göre, gemilerde yaĢanan sorunların temel nedenleri; % 42
oranında sistem yetersizliklerinden, % 23 oranında iĢletmeci personel hatalarından, %
18 oranında sahil yönetimi yetersiz desteğinden, % 10 oranında doğa ve deniz
Ģartlarından ve % 7 oranında diğer nedenlerden kaynaklanmaktadır.
 Deniz taĢımacılığı sektöründe, yaygınlaĢan önlemler ve uluslararası kurallara rağmen
kaza analizlerinde saptanan insan hatalarının % 58 düzeylerinde devam etmesi bu
konuda detaylı çalıĢmalar yapılmasını gerektirmiĢtir. Sigorta firmalarının yaptıkları
incelemeler neticesinde kaza nedenleri arasında yer alan iĢletme personeli hataları
içerisinde sistemin yapısal uygunsuzluklarından kaynaklanan insan hataları önemli yer
tutmaktadır. Bu yaklaĢım, çalıĢma ortamı ile ilgili eksikliklere dikkat çekmektedir.
Bu çalıĢma ile, gemilerin makine dairelerinde ergonomik tasarım gereksinimlerinin
eksikliğinin iĢletmeci çalıĢma koĢulları ve insan hata oranları üzerinde yarattığı olumsuz
etkiler ortaya konulmuĢtur. Ayrıca anket çalıĢması ile tespit edilen uygunsuzluklar; ergonomi,
ekonomi, risk, güvenilirlik konularında yapılacak detaylı analizler için kullanılabilir
niteliktedir. Uygunsuzluklar için yapılacak bu tür analizler neticesinde tespit edilen hata temel
sebepleri kullanılarak düzeltici ve önleyici faaliyet çalıĢmaları yürütülmesi mümkündür.
7. Kaynaklar
[1] Hubka, Vladimir, and Eder, W. Ernst, 1992. Engineering Design: General Procedural
Model of Engineering Design, Heurista, Switzerland.
[2] Magee, C.L., Weck, O.L., 2004. Complex System Classification, Fourteenth Annual
International Symposium of the International Council On Systems Engineering
(INCOSE), Toulouse, France, 20-24 June.
[3] Hubka, Vladimir, Eder, W. Ernst, 1988. Theory of Technical Systems, Springer-Verlag
Limited, Berlin.
[4] Kolmogorov, A.N., 1983. Combinatorial Foundations of Information Theory and the
Calculus of Probability, Russian Mathematical Surveys, 38, pp 29-40.
[5] Söğüt, O.S., Türkay, F., 1997. Uluslarası Güvenlik Yönetimi (ISM) Kodu IMO
Uygulama Esaları, Ġstanbul.
[6] Çelik, M., Demir, A., 2005. Gemilerde KarĢılaĢılan ĠnĢa Hatalarının ve Nedenlerinin
Tespiti, Anket Çalışması, Ġstanbul.
[7] ABS, 2003. Guidance Notes for The Application of Ergonomics To Marine Systems,
USA.
236
GEMĠLERDE KÖPRÜSTÜ - MAKĠNE DAĠRESĠ ĠLETĠġĠMĠNDE ERGONOMĠK
DĠZAYN GEREKSĠNĠMLERĠNĠN ANALĠZĠ
ArĢ. Gör. Metin ÇELĠK **, ArĢ. Gör. Fatih TÜRKER
Ġ.T.Ü Denizcilik Fakültesi
Özet: Ergonomi biliminin odaklandığı noktalardan biri de insan-sistem ortak yüzeyinin
dizaynıdır. Bu konuda kullanıcı personel ve sistemler arasındaki ortak yüzeylerin etkin bir
Ģekilde tasarlanması hedeflenmiĢtir. Bu hedeflere ulaĢmada dizayn yaklaĢımları anahtar rolü
oynamaktadır. Genel olarak, insan-sistem ortak yüzeyi dizayn yaklaĢımı; ergonomik dizayn
gereklerinin analizi, ortak yüzey dizaynlarının geliĢtirilmesi, dizayn onayı gibi aĢamalardan
oluĢmaktadır. Ġnsan-ortak yüzey dizayn gerekliliklerinin analiz yönteminde kullanılan 5
önemli kriter aĢağıda sıralanmıĢtır.
 Eski dizaynların analizleri
 Ġnsan görevlerinin ve çalıĢmalarının analizi
 Personelin karakteristikleri
 Çevresel analizler
 En kötü durum Ģartlarını teĢhis etme
Bu aktiviteler; yeni bir geminin tamamının, yaĢam mahallinin, köprüstünün, makine
dairesinin dizaynı gibi büyük çapta olabildiği gibi, donanımın yalnız bir kısmının örneğin
elektronik bir harita göstergesinin veya makine telgrafının dizaynı gibi alt sistem elemanları
düzeyinde olabilir. Yapılan çalıĢmada, ABS (American Bureau of Shipping) klas kuruluĢunun
bu konuda yayınladığı yol gösterici notlardan ve yukarıda özetlenen sistem kontrol
metodundan faydalanılmıĢtır. Gemi makine dairesi ve köprüstü arasındaki manevra ve kontrol
sistemleri ve her iki bölgedeki ilgili donanımlar örnek sistem olarak ele alınarak dizayn
yaklaĢımı ile irdelenmiĢtir. Bu konuda mevcut gemilerdeki eksiklikler vurgulanarak bu
eksikliklerin muhtemel etkileri ortaya konulmuĢtur.
Anahtar Sözcükler: Ticari gemiler, Ergonomik unsurlar, Köprüstü, Makine dairesi
1. GiriĢ
Teknik iĢlem; herhangi bir haldeki madde, enerji, bilgi öğelerinin planlı bir biçimde teknik
sistem veya insan kökenli etkiler altında istenilen çıktılara dönüĢtüren yapay bir oluĢum
olarak tanımlanabilir. ġekil 1‟de teknik iĢlem modeli gösterilmiĢtir [1].
Metin ÇELĠK, AraĢtırma Görevlisi, Ġ.T.Ü Denizcilik Fakültesi, 34940, Tuzla, Ġstanbul - Türkiye.
E-posta: [email protected]
**
237
ĠġLETĠCĠLER
Yönetici Sistem
Ġnsan
Öğesi
ĠġLENEN
1. durum
Ġkincil
girdiler
Teknik
Sistem
Bilgi
Yönetimi
Çevre
ĠġLENEN
2. durum
Teknik ĠĢlem
Operasyonlar
Teknoloji
Ġkincil
çıktılar
Konum x , Zaman y
ġekil 1 Teknik ĠĢlem Modeli
ĠĢletmeci olarak insan ve teknik sistem öğelerinin kontrolü altında, bilgi yönetimi ve teknoloji
ile desteklenerek gerçekleĢen iĢlenen öğenin değiĢimi teknik iĢlem modeli olarak
tanımlanmıĢtır. Bu noktada teknik sistem insan kontrolü ile birlikte dönüĢüm iĢleminin
gerçekleĢmesi için gerekli temel öğe olarak ortaya çıkmaktadır. Ergonomi bilimi, girdilerin
istenilen çıktılar olarak elde edildiği dönüĢüm iĢlemi esnasında, insan-sistem uyumluğunu
hedeflemektedir. Sistem-insan uyumluluğu; fiziksel, algısal, biliĢsel, duygusal, sosyal,
organizasyonel ve çevresel etmenleri içeren bütün katmanlarda düĢünülmelidir [2]. Dolayısı
ile, insan ile sistemler arasındaki arayüzlerin tasarım ve yapılandırma iĢlemlerinin belirli bir
sistematik çerçevesinde Ģekillendirilmesi gerekmektedir.
2. Ġnsan-Sistem EtkileĢimi ve Gemi Sistemleri
Ġnsan-makine sistemi, belirli bir çalıĢma ortamı içinde bir veya daha fazla insanla, bir veya
daha fazla makine arasında gerçekleĢtirilen etkileĢimlerle istenilen üretimi yapan bir sistem
olarak tanımlanabilir. Ġnsan-makine sistemleri, verilen girdileri arzu edilen çıktılara
dönüĢtürmede kullanılan ve birbirleriyle karĢılıklı olarak etkileĢebilme özelliklerine sahip
iĢleticiler ile bir veya daha çok sistemden oluĢur [3]. Bu tanımlamadan yola çıkılarak, gemi
makine dairesi, geminin sevk ihtiyacı için gerekli gücü karĢılamak için yapılandırılmıĢ örnek
bir insan-makine sistemi olarak ele alınabilir. Öte yandan, köprüstü geminin sevk ve idaresini
kontrol amacı ile yapılandırılmıĢ insan-makine sistemi örneğidir. Her iki sistemin etkin bir
Ģekilde iĢletilmesi için dikkate alınması gereken hususlardan en önemlileri aĢağıda
belirtilmiĢtir.
 Sistemin iĢletilmesi ile ilgili bilgiler çalıĢana doğru, eksiksiz ve en kolay yoldan
iletilmeli, insan bilgileri alırken ayrıca çaba sarf etmemelidir. Bu konuda gemideki
sistem ve ekipmanlara ait mevcut bilgiler ve yazılı dokümanlar ile gemi iĢletmesi sahil
yönetiminin teknik desteği büyük önem arz etmektedir.
 Ġnsanlar, göstergelerden yararlanarak edindiği bilgileri iyi değerlendirip uygun kararlar
alabilecek durum ve konumda olmalıdır. Bunun ön koĢulu, iĢe fizyolojik uygunluk,
uygun psiko-sosyal ortam ve yeterli iĢ eğitimidir.
 Sistemler üzerindeki kontrol cihazları, insanların bunları en kolay ve rahat
kullanabileceği Ģekil ve konumda olmalıdır.
 Sistem, ekonomik ömrünün sürdürebilirliğini sağlayacak aktivitelerin iĢletmeci
tarafından yerine getirebilmesi imkanlarını sağlayacak bir yapıya sahip olmalıdır.
Bu niteliklerin sistemlere entegrasyonunun sağlanabilmesi için, insan-sistem arayüzlerinin
tasarım iĢlemlerinde sistematik bir yaklaĢım kullanılmalıdır.
3. Ġnsan-Sistem Arayüzleri
238
Bir insan-makine sistemine, basit bir sistemin elemanının iĢletilmesi örnek teĢkil edebileceği
gibi, karmaĢıklık düzeyi yüksek tesisler de birer insan-makine sistemi örneği olarak kabul
edilebilir. Sistemin istenilen hedefleri gerçekleĢtirebilmesi, bir takım fonksiyonları yerine
getirebilmesi ile mümkündür. Bu fonksiyonların her biri ya bir insan ya da çeĢitli insan-sistem
kombinasyonları ile gerçekleĢtirilir.
3.1. Köprüstü Ġnsan-Sistem Arayüzleri
Köprüüstü insan-sistem arayüzlerinin tanımlaması yapılabilmesi için öncelikle
köprüüstündeki çalıĢma alanlarını tanımlanması gerekmektedir. Köprüüstü geminin sevk ve
idaresindeki en önemli yer olması nedeniyle pek çok kontrol ve kumanda iĢleminin yapıldığı
karmaĢık bir yapıdadır. ÇalıĢma alanları seyir ve manevra, gözleme, elle kumanda,
yanaĢma/kalkma manevraları, planlama ve dokümantasyon, emniyet ve haberleĢme çalıĢma
alanları olarak sınıflandırılabilir [4].
Seyir ve manevra için çalıĢma alanı:
Geminin seyir ve manevrası ile ilgili ana çalıĢma alanıdır. Ayakta ve oturur pozisyonda
optimum görüĢ sağlanmalı ve manevra ile ilgili tüm ekipmanlara ve ilgili bilgilere rahat
ulaĢılabilir olmalıdır.
Gözleme alanı:
Güvertede çalıĢmakta olan ekipmanı ve seyir halinde iken etrafın gözlenmesi için planlana
alandır. Seyir halinde iken kaptan ve/veya pilota geminin manevrası ile ilgili tavsiye için
optimum görüĢ alanına sahip olmalıdır.
Elle kumanda için çalıĢma alanı:
Geminin elle sevk ve idare gerekli veya zorunlu olduğu durumlarda görevli personelin gemi
dümenini idare edeceği çalıĢa alanıdır.
YanaĢma için çalıĢma alanı:
YanaĢma/kalkma manevraları için köprüüstü kırlangıçlarındaki çalıĢma alanıdır. Gemi
kaptanına ve mevcutsa pilota manevra ile ilgili dahili ve harici tüm bilgilerin ve geminin
ilgili kontrollerinin yapılabilmesi ve optimum görüĢ alanına sahip olması gerekmektedir.
Planlama ve dokümantasyon için çalıĢma alanı:
Gemi operasyonları ile ilgili planlamaların yapılması ve ilgili dokümantasyonun yapılması
için çalıĢma alanıdır.
Emniyet ile ilgili çalıĢma alanı:
Geminin emniyet sistemleri ile ilgili bilgilerin ve kontrollerin bulunduğu çalıĢma alanı.
HaberleĢme çalıĢma alanı:
Tehlike ve emniyet haberleĢmeleri ile rutin haberleĢme ekipmanın bulunduğu çalıĢma alanı.
ġekil 2‟de tavsiye niteliğindeki köprüstü yerleĢimi ana hatları ile gösterilmektedir.
239
Gözleme
YanaĢma
Seyir&Manevra
YanaĢma
Elle kumanda
HaberleĢme
Planlama
ve
dokümantasyon
Emniyet
ġekil 2 Köprüstü YerleĢimi
3.2. Makine Kontrol Odası Ġnsan-Sistem Arayüzleri
Bu bölümde makine kontrol odasındaki insan-sistem arayüzlerinden bir kısmı için ergonomik
tasarım prensipleri irdelenecektir. Ġncelenecek olan arayüzler; 1. Kontrol Donanımları, 2.
Göstergeler ve Alarmlar, 3. ÇalıĢma Ġstasyonları olarak sıralanabilir [5].
3.2.1. Kontrol Donanımları
Bir operatörün yada bakım yapan kiĢinin bir sinyalin giriĢini sağlamak için yada düzenek
veya sistemlerin çalıĢma konumunu değiĢtirmek için kullandığı bir alettir. ġalterler,
manivelalar, klavyeler, ayak pedalları ve parmakla döndürülerek kontrol sağlayan düğmeler
örnek olarak gösterilebilir. Bu donanımların tasarım ve yerleĢiminde ana hatları ile aĢağıdaki
kriterler göz önünde bulundurulmalıdır.
a. Kontrol Donanımının Seçimi: Kontrol donanımının seçiminde aĢağıdaki kriterler öncelikli
olarak göz önünde bulundurulmalıdır.
 Kontrol donanımının gerektirdiği hız ve eriĢilebilirlik dikkate alınmalıdır.
 Kontrol donanımları, hasar oluĢturabilecek kazalardan en az etkilenecek Ģekilde
tasarlanmalıdır.
 Kontrol donanımı hareketleri ile olası gemi hareketleri uygun olacak Ģekilde tasarım
yapılmalıdır.
 Kontrol donanımlarının kolaylıkla teĢhis edilebilir yapıda olmasına önem verilmelidir.
b. Kontrol Hareket Gereksinimleri: Kontrol hareketinin yönü, benzer görev ve uygulama
arasında tutarlı olmalıdır ve çalıĢacak operatörlerin beklentilerine göre çalıĢmalıdır. Dolayısı
ile, kontrol hareketi beklentilerinin, kontrolün yerleĢtirilmesinde bir iĢleticinin yada bakım
yapan kiĢinin vücut pozisyonuna bağlı olarak değiĢim gösterecektir. ġekil 2‟de bu durum
gösterilmektedir.
240
ġekil 2 Kontrol Hareketlerinin Gereksinimleri
c. Kontrol Aralığının Belirlenmesi: Kontrol donanımları arasındaki aralık uygun olmalıdır.
Bu aralığın, bir kontrolün kullanımının diğer kontrolleri istemeyerek etkilemesine yol açması
engellenmelidir. Elle iĢletilen kontroller için yerleĢim ölçüleri çıplak elle çalıĢma için kabul
edilebilir ancak personel koruyucu eldiven kullandığı takdirde bu ölçüler arttırılmalıdır.
d. Montaj ĠĢlemlerinde Öncelikler: Paneller üzerine montajı yapılacak donanımlar için ayakta
durma, diz çökme ve oturma gibi değiĢken pozisyonlar göz önünde bulundurulmalıdır. ġekil
3‟te bu tür durumlar için tasarlanan değerlenen gösterilmektedir.
ġekil 3 ÇalıĢma Pozisyonlarının Etkisi
e. Kodlama: Kodlama; durum ve kontrol fonksiyonlarının ölçü, Ģekil, renk, bünye, yerleĢim,
etiketleme yada diğer Ģemaların kullanımı ile teĢhis edilmesinin desteklenmesi için sistemlere
241
eklenir. Sistemin daha iyi ifade edilebilmesi için, aynı anda birkaç kodlama metodu için
birleĢtirilmiĢ olabilir.
3.2.2. Göstergeler ve Alarmlar
Göstergeler, iĢitilebilir ve görülebilir olmak üzere 2 türdür. ĠĢitilebilir gösterge; göstergenin
kaydettiği ölçümleri, durumları ya da makinenin, ekipmanın ya da sistemin çalıĢma
parametrelerinin durumlarını ses sinyalleri ya da sesli mesajlarının kullanımını sağlayan bir
alettir. Görülebilir göstergeler ise, göstergenin kaydettiği ölçümleri, durumları ya da
makinenin, ekipmanın ya da sistemin çalıĢma parametrelerini sağlayan bir alettir.
Göstergelerin yerleĢimi için aĢağıda belirtilen kriterler göz önünde bulundurulmalıdır. Bunlar;
a. GörüĢ hattı ve çevre uyumu
b. Okunabilirlik ( Kesinlik, Lokal göstergeler, Aydınlatma dereceleri, Operasyonlar için
yerleĢim)
c. Montaj ( GörüĢ alanı öncelikli göstergeler, GörüĢ alanı ikinci öncelikli göstergeler, Paneller
üzerindeki yükseklik, Diz üstüne çökme ve çömelme için yükseklikler)
d. Ölçü kodlama
e. Renk kodlama ( Kültür, Personel beklentileri)
3.2.3. ÇalıĢma Ġstasyonları
Konsol çeĢitleri, ayakta durarak çalıĢma için, oturarak yapılan çalıĢmalar için yada ayakta
durarak ve oturarak yapılan çalıĢmaların bir birleĢimi için dizayn edilmiĢ olanları içerir.
Kontroller ve göstergeler kullanım önemi ve sıklığına göre gruplandırılır. Kullanım sıklığı ve
gerekli kusursuz okuma veya Ģartlara göre, kontroller ve göstergeler ana görüĢ ve eriĢim
alanında merkezlendirilmelidir. Sık kullanılmayan kontroller ve göstergeler konsolun en uç
kenarlarının yakınına yerleĢtirilmelidirler. ġekil 4‟te bir konsol yerleĢiminde dikkate alınması
gereken ölçüler ve gösterge donanımlarının pozisyonları gösterilmektedir.
ġekil 4 Konsol YerleĢimi
5. Köprüstü-Makine Kontrol Odası EtkileĢim Analizi
5.1 Analiz Kademeleri
Ġnsan-ortak yüzey dizayn gerekliliklerinin analiz yönteminde kullanılan 5 önemli kriter
aĢağıda sıralanmıĢtır.
 Eski dizaynların analizleri
 Ġnsan görevlerinin ve çalıĢmalarının analizi
242
 Personelin karakteristikleri
 Çevresel analizler
 En kötü durum Ģartlarını teĢhis etme
5.2. Eski Dizaynların Analizi
Bazı sistemlerin dizaynlarında uygulanmıĢ olan insan-ortak yüzey dizayn aktivitelerinden biri,
eski dizaynların analizidir. Bu aktivitenin amacı, yeni dizaynda ya da yapılacak değiĢikliklere
bir temel sağlamak için eski dizaynların baĢarılarını ve baĢarısızlıklarını teĢhis etmektir. Bu
çalıĢmanın ana sonucu, hem eski dizaynların ilerleme sağlatması gereken olumlu hallerinden
hem de değiĢtirilmesi veya geliĢtirilmesi gereken yönlerin ortaya çıkarılmasıdır.
Eski sistemlerde yanaĢma/kalkma manevraları için köprüüstündeki makine kontrollerinin
baĢında bir personel ve dümen kumandasının baĢında da bir personel olmak üzere ekstra iki
kiĢi daha kullanılmaktadır. Gemi kaptanının komutları el telsizleri ve/veya ses vasıtasıyla
içeriye iletilmekte ve gerekli müdahaleler içerideki kiĢiler tarafından yapılarak, yapılan
müdahale kaptana geri raporlanır.
Bu sistemlerdeki en büyük problem kırlangıç ile köprüüstü arasındaki iletiĢim sırasında
meydana gelen yanlıĢ anlaĢılma ve/veya duyulmama sorunudur. Ayrıca kritik manevralarda,
komut aktarımı sırasında meydana gelen gecikmeler önem kazındığından tehlikeli
olabilmektedir.
5.2.1. Ġnsan Görevlerinin Analizi
En kritik insan-ortak yüzey aktivitelerinden biri, insan görevlerinin ve çalıĢmalarının
analizidir. ÇalıĢma analizleri, personelin aĢağıda verilen Ģartlar içinde sistem ile birlikte
yapacağı çalıĢmaların ve görevlerin yorumunu bir noktaya getirir.
Makine ve dümen kontrollerinin ve manevra ile ilgili bilgilerin bulunduğu bir konsolun gemi
kırlangıçlarında bulunması, hızlı karar alma ve uygulama gerektiren yanaĢma/kalkma
manevrası esnasında gemi kaptanına büyük kolaylık sağlayacak ve kaptan kontrollere kendisi
müdahale edebilecektir.
Gemi kaptanı yanaĢma/kalkma manevraları esnasında eğer bulunuyorsa pilotun tavsiyeleri
doğrultusunda gemiyi sevk ve idare eder. Bu manevralar sırasında kaptan, halatların durumu,
makinenin durumu, varsa baĢ/kıç iticilerin kontrolü ve dümen kontrolleri ile ilgili kararlar
vermektedir. Bu kararları verirken bir yandan görsel teması (halatlar için) sağlamalı, bir
yandan da yanaĢma hızı, rüzgar yönü gibi etkileri hesaba katmalıdır.
Üzerinde kontroller ve gerekli veriler olan bir konsol kaptanın hızlı karar vermesi için gereken
bilgilere ilk elden ulaĢmasını sağlayacaktır. Köprüüstü ile temasa geçmesine gerek
kalmaksızın kaptan, gerekli bilgileri konsoldan edinip komutları kendisi uygulayabilecek ve
bu sayede iletiĢim sırasında meydana gelecek gecikme ve yanlıĢ anlaĢılmaların önüne
geçilecektir.
5.2.2. Personelin Karakteristikleri
Ergonominin üzerine yoğunlaĢtığı insan-ortak yüzey hususu için yaptığı çalıĢmalar,
iĢletmeciler ya da bakım yapan kiĢiler gibi sistem kullanıcılarının karakteristiklerinin teĢhis
edilmesi için gereklidir.
Manevralar sırasında tüm kontrol gemi kaptanındadır. Gemi kaptanları uzun süren deniz
tecrübeleri ve teknik yeterlilikleri sonucu seçilir. Gemi kaptanı hukuki olarak gemi ile ilgili
iĢlemlerde tam sorumludur. Bu nedenle özellikle manevralar sırasında üzerinde baskı
oluĢmaktadır. Kaptanın verilere ilk elden ulaĢması ve komutları kendisi uygulayabilmesi
karar alma sürecinin etkinliğini arttıracaktır.
243
5.2.3. Çevresel Analizler
YaĢama alanı ve çalıĢma alanı çevresel Ģartlarının insan performansına etkilerinden önce
personelin maruz kalacağı çevresel Ģartların teĢhis edilmesine ihtiyaç vardır. Çevresel
analizler; sıcaklık artmaları, yüksek sese, titreĢime ve aydınlatmaya maruz kalma, beklenen
platform hareketleri ve deniz Ģartları gibi dahili ve harici faktörlerin belirlenmesi için yapılır.
Bu faktörlerin hepsi tasarım aĢamalarında dikkate alınmalıdır.
Konsolun bulunduğu kırlangıç açık havada olmasından dolayı her türlü hava olayına açıktır.
Bu nedenle yağmur, kar gibi hava etmenlerinden etkilenmeyecek Ģekilde yapılmalıdır. Ayrıca
gemi manevralarının gerek gündüz gerekse gece yapılabilmesinden dolayı kullanılacak
ekipmanın aydınlatmalarının her iki durumda da kullanıcıyı rahatsız etmeyecek düzeyde
ayarlaması gerekmektedir.
5.2.4. En Kötü Durum ġartlarını TeĢhis Etme
Bütün dizayn çalıĢmalarında, olası en kötü durum iĢletme ve bakım yapma senaryolarının ne
olabileceğinin önceden bilinmesi önemlidir.ÇalıĢmalar görevi yerine getirme için daha az
veya yetersiz eğitime sahip olabilen personel tarafından ya da kötü aydınlatma ile aĢırı soğuk
veya aĢırı sıcak ortam Ģartları altında yerine getirilmek zorunda olabilir. Bu nedenle konsol
optimum kullanım kolaylığına ve anlaĢılırlığa sahip olmalıdır. Ayrıca kullanıcı personelin
konsolu açık havada kullandığı göz önünde bulundurulmalı ve ekipmanın her hava koĢulunda
kullanılabilecek Ģekilde dizayn edilmesi gerekmektedir.
6. Sonuçlar ve Değerlendirmeler
ÇalıĢmada, gemi sistemleri için çalıĢma ortamının insan performansı üzerindeki etkileri
incelenerek, tasarım çalıĢmalarında ergonomik yaklaĢımların önemi vurgulanmıĢtır. Bu hedef
doğrultusunda, gemilerde köprüstü ve makine kontrol odası bölümlerinde ortaya çıkan insansistem arayüzlerinin Ģekillendirilmesinde kullanılan aĢamalar irdelenmiĢtir. Makine dairesinde
kontrol donanımları, göstergeler, alarmlar ve çalıĢma istasyonları için ergonomik tasarım
kriterleri vurgulanmıĢtır.
Değerlendirmeler ıĢığında kırlangıçlara yerleĢtirilecek makine ve dümen kumandalarının ve
manevra ile ilgili bilgilerin bulunacağı bir konsolun hızlı karar almak gereken gemi
manevralarında tek baĢına kumanda eden gemi kaptanına yardımı olacağı ve köprüüstü
kaynak yönetiminin verimini arttıracağı görülmektedir. Bu konsol gerek makinenin durumunu
karar mekanizmasına aktararak gerekse gemi kaptanının kararlarının makine kontrolden
izlenebilmesini sağlayarak hem köprüüstü içinde iletiĢim ile ilgili olabilecek aksaklıkları
önleyecek hem de makine kontrolün manevranın ilerleyiĢi konusunda aktif bilgi sahibi
olabilmesine olanak tanıyacaktır.
7. Kaynaklar
[1] Hubka, Vladimir, and Eder, W. Ernst, 1992. Engineering Design: General Procedural
Model of Engineering Design, Heurista, Switzerland.
[2] Karwowski, W., 2000. Symvatology: The Science of an Artifact-Human Compatibility
Design, Theoretical Issues in Ergonomics Science, 1, pp. 76-91.
[3] Erkan, N., 2000. Ergonomi; Verimlilik, Sağlık ve Güvenlik Ġçin Ġnsan Faktörü
Mühendisliği, 5. Basım, Ankara.
[4] IMO, 2000. Guidelines On Ergonomic Criteria For Bridge Equipment And Layout, London
[5] ABS, 2003. Guidance Notes for The Application of Ergonomics To Marine Systems,
USA.
244
BĠR GIDA ĠġLETMESĠNDE OHSAS 18001 Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ YÖNETĠM
SĠSTEMĠ PERFORMANSININ ANALĠZĠ
Ġhsan KAYA1††, Hasan TAVLICAN2, Orhan ENGĠN2
1
2
Ġ.T.Ü. ĠĢletme Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü, Maçka, ĠSTANBUL
Selçuk Üniversitesi Müh. Mim. Fak. Endüstri Mühendisliği Bölümü, KONYA.
Özet: Ülkemizde ve Dünyada, sanayileĢme ve teknolojik geliĢmelerle birlikte iĢ yerlerinde
çalıĢan kiĢilerin sağlık ve güvenliği ile ilgili bir takım sorunlar ortaya çıkmaya baĢlamıĢtır.
Günümüzde, üretim ve hizmet iĢletmelerinde, çalıĢanlar için iĢin ve iĢyeri ortamının sağlıklı
ve güvenli hale getirilmesi kanuni bir zorunluluktur. OHSAS 18001, organizasyonların
performanslarını geliĢtirmek ve iĢ sağlığı-güvenliği risklerini kontrol etmek amacıyla Ġngiliz
standartlar Enstitüsü tarafından geliĢtirilen ve bütün Dünyada kabul görmüĢ, risk
değerlendirilmesine dayalı bir yönetim sistemidir. Bu araĢtırma, Konya da faaliyet gösteren,
bitkisel yağları rafine eden bir gıda iĢletmesinde gerçekleĢtirilmiĢtir. AraĢtırma kapsamında,
2000 yılından beri, OHSAS 18001 sistemini uygulayan firmada, iĢ sağlığı ve güvenliği
yönetim sistemi incelenmiĢtir. Ayrıca firmanın iĢ sağlığı ve güvenliği yönetim politikası
analiz edilerek son dört yılda bu politika kapsamında gerçekleĢtirilen faaliyetler irdelenmiĢ ve
performans analizi yapılmıĢtır. Gıda iĢletmesindeki risk değerlendirmesi, risk analizlerinin
firma tarafından kontrol altına alınıp alınamadığı araĢtırılmıĢtır. AraĢtırmada özetle OHSAS
18001 iĢ sağlığı ve güvenliği yönetim sisteminin firmadaki performansı ve iĢletme ile
çalıĢanlara katkısı belirlenmeye çalıĢılmıĢtır.
Anahtar Kelimeler: OHSAS, 18001, Gıda iĢletmesi, Performans Analizi
1. GiriĢ
Üretim ve hizmet iĢletmelerinde iĢin, çalıĢanlar için sağlıklı ve güvenli hale getirilmesi
ülkemizde kanuni bir zorunluluktur. OHSAS 18001 (Occupation Health and Safety
Assessment Series), ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Sistemi, bu zorunluluğun yerine getirilmesi
sürecinde iĢletmelere yardımcı olacak uluslar arası bir standarttır. OHSAS 18001 ĠĢ Sağlığı ve
Güvenliği sistem standardı, meslek hastalıklarını ve iĢ kazalarını minimuma indirmek, iĢçi
sağlığı iĢ güvenliği ile ilgili yasal yükümlülükleri yerine getirmek isteyen organizasyonlar için
yapılması gereken Ģartları içermektedir (Anonymous, 2005).
OHSAS 18001, ilk olarak 1999 yılında yayınlanan Ġngiliz standartlarından olan BS 8800
(British Standards 8800) temeline dayanan uluslar arası bir standart tır (Jorgensen ve ark.,
2005). Bu standart, bir kuruluĢun ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği (ĠSG) risklerini kontrol etmesi ve
performansını iyileĢtirmesini sağlamak için ĠSG yönetim sistemi Ģartlarını kapsar (TS 18001,
2004).
Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinde, ülkemizde ĠSG ile ilgili yoğun bir faaliyet
sürdürülmektedir. ĠĢ kanunun yeniden düzenlenmesi, bu kanun ile bağlantılı olarak ÇalıĢma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından bir dizi yönetmelik ve tebliğin çıkartılması bu
süreçte yeni bir dönemin baĢladığının göstermektedir.
††
Sorumlu Yazar: Ġhsan KAYA
E-Mail:[email protected]
Tel: 0212–293 13 00–2766
Faks: 0212–240 72 60
245
ĠSG hizmetleri kapsamında mamul ve hizmet üreten iĢletmelerimizde aĢağıdaki faaliyetler
gerçekleĢtirilir (ISAG-OHS, 2005);
 ĠĢ yerlerinde sağlık ve güvenlik risklerinin tanımlanması ve değerlendirilmesi,
 Eğer iĢveren ev, kantin ve benzeri olanaklar sağlıyorsa bunların iĢçi sağlığını nasıl
etkilediğinin değerlendirilmesi, iĢ uygulamaları ve iĢ çevresinin gözlenmesi,
 ĠĢ uygulamalarının iyileĢtirilmesi, yeni teçhizatın sağlık açısından değerlendirilmesi ve
test edilmesi için program geliĢtirme faaliyetlerine katılım,
 ĠĢ planlaması ve organizasyonu, iĢyerinin tasarımı, makine seçimi ve bakımı, iĢte
kullanılan teçhizat ve maddeler üzerine tavsiyeler,
 ĠĢ sağlığı, güvenliği, hijyen, ergonomi, bireysel ve toplu koruma teçhizatı üzerine
tavsiyeler,
 ÇalıĢanların sağlığının yapılan iĢle iliĢkisinin gözlenmesi,
 ĠĢçinin iĢi benimsemesinin sağlanması,
 ĠĢ sağlığı, hijyen ve ergonomi alanında eğitim ve bilgi verilmesi,
 Mesleki rehabilitasyon uygulamaları,
 Ġlk yardım ve acil durum uygulamaları,
 ĠĢ kazaları ve hastalıklarının analizidir.
Bu çalıĢmanın ikinci bölümünde OHSAS 18001 Standardı kısaca izah edilmiĢ, üçüncü
bölümde bir gıda iĢletmesinde OHSAS 18001 standardının uygulanması sonucunda yapılan
faaliyetler ve elde edilen iyileĢtirmeler incelenmiĢ ve çalıĢma sonuç bölümü ile
tamamlanmıĢtır.
2. ĠĢ Sağlığı Ve Güvenliği Yönetim Sistemleri (OHSAS 18001)
OHSAS 18001 standardı, bir kuruluĢun ĠSG risklerini kontrol etmesi ve performansını
iyileĢtirmesini sağlamak için ĠSG yönetim sistemi Ģartlarının kapsayan uluslar arası bir
standarttır. Standart ilk olarak 1999 yılında yayınlanmıĢ ve 2004 tarihinde de TSE tarafından
Türk standardı olarak kabul edilmiĢtir. Bu standart aĢağıdakileri gerçekleĢtirmeyi amaçlayan
her kuruluĢta uygulanabilir (TS 18001, 2004) ;
 KuruluĢun faaliyetleri ile ilgili olarak ĠSG risklerine maruz kalabilecek çalıĢanlar ile
ilgili diğer taraflar için riskleri yok etmek veya en aza indirmek üzere bir ĠSG yönetim
sistemi oluĢturmak,
 Bir ĠSG yönetim sistemi kurmak, uygulamak ve sürekli iyileĢtirmek,
 KuruluĢun beyan ettiği ĠSG politikasına uygunluk konusunda kendine güvence
sağlamak,
 Bu uyumu baĢkalarına göstermek,
 KuruluĢun ĠSG yönetim sisteminin bir dıĢ kuruluĢ tarafından belgelendirilmesini/
tescilini sağlamak,
 Bu standardın Ģartları ile uyumun sağladığını tayin ve bu durumu beyan etmek.
ĠSG Yönetim Sistemi Unsurları aĢağıdaki gibidir (Topçuoğlu, Özdemir, 2003);
 Politika,
 Planlama,
 Uygulama ve ĠĢletim,
 Kontrol ve Düzeltici Faaliyetler,
 Yönetimin Gözden Geçirmesi ve
 Sürekli iyileĢtirmedir.
OHSAS 18001 ĠĢ sağlığı ve güvenliği yönetim sistemini kuracak olan firmaların ĠSG
politikasını da dokümante etmeleri gerekir. Bu politika aĢağıdaki baĢlıkları içerecek Ģekilde
hazırlanmalıdır (TS 18001, 2004);
 ĠSG iĢ performansının entegre bir parçası olarak tanımlanmak,
246










Yüksek bir ĠSG performansına ulaĢmak,
Yasaların gerektirdiği düzenlemeleri kapsamak,
Sürekli maliyet-yarar performans geliĢimi sağlamak,
Politikayı uygulamaya yönelik uygun ve yeterli kaynakları sağlamak,
ĠSG Politikasının amaçlarını hazırlamak ve iĢletme içindeki herkesin bilgilenmesine
yönelik olarak yayınlamak,
ĠSG yönetimine birinci derecede öncelik vermek,
ĠSG Politikasının iĢletmede tüm seviyelerde anlaĢılmasını, uygulanmasını ve
yerleĢtirilmesini sağlamak,
ÇalıĢanların politikaya uymak ve uygulanmasını sağlamak konusunda iĢbirliğini
sağlamak,
ĠSG Politikasını belirli aralıklarla gözden geçirmek,
Her seviyede çalıĢanların ĠSG politikası uyarınca sorumluluklarını yerine
getirebilmeye yönelik uygun eğitimleri aldıklarından emin olmak.
3. Bir Gıda ĠĢletmesinde ĠĢ Sağlığı Ve Güvenliği Yönetim Sisteminin Performansının
Analizi
OHSAS 18001 Standardının uygulaması, Konya‟da faaliyet göstermekte olan bir gıda
iĢletmesinde gerçekleĢtirilmiĢtir. ĠĢletme 2000 yılından beri OHSAS 18001 yönetim sistemini
uygulamaktadır. ĠĢletme 1994 yılında ISO 9002 Kalite güvence belgesi almıĢtır. Firma
OHSAS politikasını aĢağıdaki gibi belirlemiĢtir. Firmanın ticari ismi ABC Ģeklinde
kodlanmıĢtır.
1. ABC A.ġ. olarak değiĢimi yakalamak ve büyümek için “Sürekli GeliĢime” ve ilgili
taraflara açık olacağız,
2. ÇalıĢan Sağlığı ve ĠĢ güvenliği tüm ABC A.ġ. çalıĢanlarının sorumluluğudur,
3. Kanun, mevzuat, yönetmelikleri ve diğer ÇalıĢan Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği
gerekliliklerini için sorumluluk ve yetkiler tüm çalıĢanlarımız arasında paylaĢılacaktır,
4. ABC A.ġ.‟de ÇalıĢan Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği diğer iĢ amaçlarımız kadar önemlidir,
5. Tüm kazalar önlenebilir ve önlenmelidir,
6. Her iĢi yapmak için daima daha güvenli bir yol vardır,
7. ABC A.ġ.‟de; OHSAS 18001 standardını etkin bir Ģekilde uygulamak ve ÇalıĢan
Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği konuları hakkındaki ferdi sorumluluk bilincini oluĢturmak ve
geliĢtirmek için her yerde ve her zaman eğitim vazgeçilmezdir,
8. ABC A.ġ.‟de iç ve dıĢ her türlü kaynak; verimli, güvenli ve sağlıklı bir çalıĢma ortamı
sağlamak, iletiĢimi etkin kılmak, çalıĢanların bireysel performansını artırmak ve
bilgiyi ve baĢarıyı ödüllendirmek üzere en doğru ve en faydalı Ģekilde kullanılacaktır.
3.1.Tehlike Tanımlaması, Risk Değerlendirmesi ve Risk Analizi için Planlama
ABC A.ġ. risk analizlerini dokümante etmiĢtir. Firma kontrol altına alabileceği Risk
Analizleri; Sistem Koordinasyon Kurulu tarafından sorumlular, operatörler ve gerekli ise
doktorlarla yapılan görüĢmeler sonrasında hazırlanmıĢtır. Risk Analizi hazırlanırken faaliyet,
ürün veya hizmetin ÇalıĢan Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği açısından risk oluĢturacak bir etki olup
olmadığına karar verilirken ilgili kanun, tüzük ve yönetmelikler dikkate alınmıĢtır. Risk
analizlerinin bir bölümü Tablo-1‟de özet olarak sunulmuĢtur.
247
TEHLĠKE
Ham yağ Tankının
TaĢması
Ham yağ Tankının
Delinmesi
Ham yağ Pompasının
Kaçırması
Ham yağ Boru
Hatlarının Delinmesi
Ham yağ Silolarının
TaĢması
Soapstock Tanklarının
TaĢması
Soapstock Tanklarının
Delinmesi
Soapstock Boru
Hatlarının Delinmesi
Kostik Tanklarının
Delinmesi
Kostik Tank Boru
Hatlarının Delinmesi
Rafine
Dairesi
Rafine
Dairesi
Rafine
Dairesi
Rafine
Dairesi
Ham yağ
Depoları
Rafine
Dairesi
Rafine
Dairesi
Rafine
Dairesi
Rafine
Dairesi
Rafine
Dairesi
Kayarak
DüĢme
Kayarak
DüĢme
Kayarak
DüĢme
Kayarak
DüĢme
Kayarak
DüĢme
Kayarak
DüĢme
Kayarak
DüĢme
Kayarak
DüĢme
Kimyasal
Yanma
Kimyasal
Yanma
Risk= Olasılık X Etki
Olasılık
1: Çok DüĢük
2: DüĢük
3: Normal
4: Yüksek
5: Çok Yüksek
Hedef ve Program:
SONUÇ
ĠLGĠLĠ
BĠRĠM
ETKĠ
FAALĠYET/ÜRÜN/
HĠZMET
OLASILIK
Tablo 1 Tehlikelerin Tanımlanması ve Risk Analizleri
1
2
2
1
2
2
3
2
6
1
2
2
1
2
2
2
2
4
Rafine Personeli
3
2
6
Rafine Personeli
Ziyaretçiler
1
2
2
Rafine Personeli
1
4
4
Rafine Personeli
2
4
8
ETKĠLENECEK
KĠġĠLER
Rafine Personeli
Ziyaretçiler
Rafine Personeli
Ziyaretçiler
Rafine Personeli
Ziyaretçiler
Rafine Personeli
Ziyaretçiler
Tüm Personel
Ziyaretçiler
Rafine Personeli
DEĞERLEN
DĠRME
Kabul
edilebilir
Kabul
edilebilir
Az Riskli
Kabul
edilebilir
Kabul
edilebilir
Kabul
edilebilir
Az Riskli
Kabul
edilebilir
Kabul
Edilebilir
Az Riskli
Değerlendirme
0–5 : Kabul Edilebilir
6–9 : Az Riskli
10–15 : Riskli
16–20 : Çok Riskli
21–25 : Kabul Edilemez
Etki
1: Çok DüĢük
2: DüĢük
3: Normal
4: Yüksek
5: Çok Yüksek
10 Puan ve üzerinde olanlara, yani değerlendirme sonucunda riskli, çok riskli ve kabul
edilemez durumda olan tehlikeleri ortadan kaldırmak için hedef ve program yazılır. Bu
yaklaĢım diğer tehlikelerin önemsenmediği anlamına gelmez ama öncelikle bu tehlikelerin
önlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Sürekli gözden geçirme ve iyileĢtirme çalıĢmaları
sürecinde diğer tehlikelerde ortadan kaldırılmaya çalıĢılır.
ĠĢletmede çalıĢanların rutin ve rutin olmayan faaliyetleri gerçekleĢtirirken kullanmaları
gereken koruyucu malzemeler firmada ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Koruyucu Malzeme Listesinde
verilmiĢ olup ayrıca bu liste ortaya çıkabilecek tehlikeleri ve mevcut riskleri de
kapsamaktadır. Bu liste aĢağıda Tablo-2‟de verilmiĢtir.
248
Tablo 2 ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Koruyucu Malzeme Listesi
Ünite: Ters Ozmoz Birimi
KORUYUCU EKĠPMAN
RĠSK/TEHLĠKE
FAALĠYET
Yüz siperliği
Asit sıçraması sonucu yanma
Asit dozaj tankı
Aside dayanıklı eldiven
Asit sıçraması veya dökülmesi sonucu
yanma
Asit sıçraması veya dökülmesi sonucu
Asit dozaj tankı
Asit sıçraması veya dökülmesi sonucu
yanma
Solunum yolunun tahriĢ olması
Asit dozaj tankı
Gözlere toz kaçması sonucu tahriĢ ve
yanık
Çözeltinin Deriyi tahriĢ etmesi ve
tozun ciltte kaĢıntıya sebebi
Sodyumbisülfit çözeltisi hazırlama
Eldiven
Hijyenin sağlanması
Yemek piĢirme ve dağıtımı
Maske
Hijyenin sağlanması
Yemek piĢirme ve dağıtımı
Bone
Hijyenin sağlanması
Yemek piĢirme ve dağıtımı
Eldiven
El yaralanmaları ve elektrik çarpması
Normal çalıĢma ve çim biçme
Çizme
Yaralanmalar ve elektrik çarpması
Normal çalıĢma ve çim biçme
Gözlük
Tozun gözlere zarar vermesi
Normal çalıĢma
Aside dayanıklı önlük
Çizme
Maske
Gözlük
Eldiven
Asit dozaj tankı
Sodyumbisülfit çözeltisi hazırlama
Sodyumbisülfit çözeltisi hazırlama
Ünite: Yemekhane
Ünite: Bahçe Birimi
Ünite: Buhar ve Isı Santrali Birimi
Bez eldiven ve Montaj eldiveni
Yüksek sıcaklık sonucu yanıklar
Yüz siperliği
Yüksek sıcaklık sonucu yanıklar
Numune alma ve bakım onarım
iĢleri
Numune alma
Kulak tıkacı
Gürültünün kulaklara zarar vermesi
ĠĢletmenin çalıĢtırılması
Tablo 2 ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Koruyucu Malzeme Listesi(devamı)
KORUYUCU EKĠPMAN
RĠSK/TEHLĠKE
FAALĠYET
Ünite: Rafineri Birimi Elektrik ĠĢleri
Eldiven
Elektrik çarpması
Normal çalıĢma
Baret
Elektrik çarpması
Normal çalıĢma
Yalıtkan ayakkabı
Elektrik çarpması
Normal çalıĢma
Gözlük veya yüz siperliği
Gözlere talaĢ vb. kaçması
TaĢlama ve kesme iĢlemleri
Ünite: Rafineri Birimi Bakım Onarım ve Montaj ĠĢleri
Kaynak iĢlemleri
Kaynak eldiveni
Kaynağın göz alması ve yüzde
meydana gelecek yanıklar
Elde meydana gelecek yanıklar
Montaj eldiveni
El yaralanmaları
Normal çalıĢma
Baret
BaĢ yaralanmaları
Normal çalıĢma
Çelik burunlu ayakkabı
Ayak yaralanmaları, ezilmeleri
Normal çalıĢma
Emniyet kemeri
Yüksekten düĢme sonucu muhtelif
yaralanmalar ve ölüm
Boru
köprüleri,
aydınlatma
direkleri vb. yerlerde çalıĢma
Kaynak maskesi
249
Kaynak iĢlemleri
Ünite: Laboratuar Birimi
Muhtelif
yaralanmalar,
yanıklar,
tahriĢler
Muhtelif
yaralanmalar,
yanıklar,
tahriĢler
Ağartma ve vinterize toprağı tozunun
solunum yollarını tahriĢ
Ağartma ve vinterize toprağının göze
kaçarak tahriĢ etmesi
Çözelti hazırlama, deney yapma ve
numune alma
Çözelti hazırlama, deney yapma ve
numune alma
Ağartma ve vinterize toprağı
taĢınması ve depolanması
Ağartma ve vinterize toprağı
taĢınması ve depolanması
Yüz siperliği, Aside dayanıklı
eldiven, Önlük, çizme
Kulak tıkacı
Ağartma ve vinterize toprağın göze
kaçarak tahriĢ etmesi
Gürültünün kulaklara zarar vermesi
Ağartma ve vinterize
taĢınması ve depolanması
Normal çalıĢma
toprağı
Maske
Ağartma ve vinterize
taĢınması ve depolanması
Bakım onarım iĢleri
toprağı
Eldiven
Ağartma ve vinterize toprağı tozunun
solunum yollarını tahriĢ etmesi
Muhtelif yaralanmalar
Gözlük
Parça sıçraması, muhtelif yaralanmalar
Torna,
matkap
tezgâhların
taĢlama
Gözlük
Eldiven
Maske
Gözlük
Ünite: Rafineri Birimi
ve
3.2 ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi Hedefleri
ĠĢletmede sürekli iyileĢtirme ve geliĢtirme çalıĢmaları kapsamında güncellenen hedefleri ile
ilgili olarak yapılan iĢ sağlığı ve güvenliği hedefleri incelenmiĢ ve 2005 yılı için belirlenen
hedefler Tablo 3‟de sunulmuĢtur. ĠĢletmenin onayı olmadığı için diğer yıllara ait hedefler
araĢtırma içerisinde sunulamamıĢtır.
Tablo 3 ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi 2005 Yılı Hedefleri
FAALĠYET/ÜRÜN/
HĠZMET
PLANLANAN
BÜTÇE
ĠYĠLEġTĠRME
OLASILIK
Kostik Tanklarının TaĢmasının
Engellenmesi
Kostik Tank Boru Hatlarının
DeğiĢtirilmesi
Vakum Buhar
Hatlarının onarılması
15.000 YTL
4
2
22.000 YTL
4
2
8.000 YTL
4
2
Asit Yağ Tankının DeğiĢtirilmesi
16.000 YTL
3
2
Sülfirik Asit Boru
Hatlarının DeğiĢtirilmesi
Kaynağın Göz Almasının
Engellenmesi
Çim Biçme Makinesinin
DeğiĢtirilmesi
Yangın Konusunda Firma
ÇalıĢanlarının Bilgilendirilmesi
12.000 YTL
5
2
1.000 YTL
3
3
2.500 YTL
5
2
500 YTL
5
2
Logar Kapaklarının Kapatılması
500 YTL
-
1
3.3 ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi Kapsamında Eğitim
ĠĢletme, OHSAS 18001 sistemin kurduktan sonra çalıĢanlarına aĢağıda belirtilen eğitimleri
vermiĢtir.
 Genel Bilgilendirme,
 Ġlk Yardım-Radyasyon Güvenliği-Sivil Savunma,
 Kimyasal ve Koruyucu Madde Kullanımı,
 Ucuz Atlatma ve ĠĢ Kazaları,
250
 Seperatörlerin Emniyetli Monte Edilmesi,
 Deprem anında yapılacaklar BoĢaltma ve Tahliye Tatbikatları,
 Risk Analizi-Ekipman Kullanımı,
 Su Baskınları-Arıtma Sisteminin Devre DıĢı Kalması.
ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sisteminin iĢletmede kurulması sonucunda elde edilen
faydalar sonuçlar bölümünde tartıĢılmıĢtır.
4. Sonuçlar
Bu araĢtırma, Konya da faaliyet gösteren, bitkisel yağları rafine eden bir gıda iĢletmesinde
gerçekleĢtirilmiĢtir. AraĢtırma kapsamında, 2000 yılından beri, OHSAS 18001 sistemini
uygulayan ve 1994 yılında ISO 9002 Kalite yönetim sistem belgesini alıp ve baĢarılı bir
Ģekilde uygulayan firmada, iĢ sağlığı ve güvenliği yönetim sisteminin uygulanması ile genel
olarak aĢağıdaki sonuçların elde edildiği belirlenmiĢtir:
 OHSAS 18001 sistemi, iĢ güvencesi ve iĢçi sağlığı hedeflerine sahip ve bu anlamda
iyileĢtirme yapmayı düĢünen iĢletmeler için sistematik bir yaklaĢım sunmakta ve
hedeflere ulaĢmak için planlı bir yol haritası oluĢturabilmek imkânı sağlamaktadır,
 Sistem kurulduktan sonra, iĢletmenin tanıtımına olumlu faydalar sağlamıĢ, iĢletmenin
tanınma düzeyi artmıĢ, iĢletme imajı olumlu yönde etkilenmiĢ, iĢletmeye olan saygı
artmıĢ ve iĢletmenin güvenirliliği artmıĢtır,
 Sistem kurulduktan sonra, özellikle son yıllarda, önceki yıllara oranla iĢ kazalarında
azalma sağlanmıĢ ve sistemde otomasyonun daha fazla kullanılması ile beraber firma
neredeyse sıfır kazayla yılı tamamlamaktadır,
 Firmanın pazar payında ve satıĢlarında artma olmuĢtur,
 ÇalıĢma ortamı ve Ģartları iyileĢtirilmiĢ, çalıĢanların motivasyonu artmıĢ, buna bağlı
olarak iĢçi performansı ve verimi artırmıĢtır,
 Maliyetlerde zamanla düĢüĢler sağlanmıĢtır. ĠĢ kazalarının sebep olduğu maliyetler
neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıĢtır,
 ÇalıĢanların iĢ güvenliği ve iĢçi sağlığı konusunda bilinçlendirilmesi sağlanmıĢ, ilgili
ekipmanların kullanımı daha verimli hale getirilmiĢtir,
 Düzeltici ve önleyici faaliyetler sonucunda istenmeyen durumlar önceden
engellenmiĢtir,
 Sistemin kurulması sonucu markalaĢmaya olumlu faydalar kazandırılmıĢ ve firmanın
olumlu reklâmı yapılmaya baĢlanmıĢ ve sistem firma için kurumsallaĢma yolunda
olumlu katkılarda bulunmuĢtur,
 Gerek OHSAS 18001 gerekse firmanın uygulamakta olduğu diğer yönetim sistemleri
sayesinde yapılmakta olan iĢlerin dokümante edilmesi sağlanmıĢtır.
 Sistemin varlığından ötürü bilimsel destek ve kredi yardımları kolaylaĢmıĢtır.
5. Kaynaklar
Anonymous, 2005, The Health and Safety & OHSAS Guide, http://www.ohsas-18001occupational-health-and-safety.com, 20.12.2005
ISAG-OHS, 2005. Güvenlik Kültürü Seminerleri Eğitim Dokümanı, ÇalıĢma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı, ĠĢ Sağlığı Ve Güvenliği Genel Müdürlüğü- Avrupa Komisyonu,
Ankara
Jorgensen, T.H., Remmen, A., Mellado, M.D., 2005, Integrated Management SystemsThree different levels of integration, Journal of Cleaner Production, Article in Pres.
TS 18001, 2004. ĠĢ Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri ġartlar, Türk Standartları
Enstitüsü, Ankara.
251
Topçuoğlu, H., Özdemir ġ., 2003, OHSAS 18001 ĠĢ Sağlığı Ve Güvenliği Yönetim Sistemi,
Mühendis ve Makina, Mayıs 2003 - Sayı 520
252
WORK RELATED MUSCULOSKELETAL DISORDERS DURING COMPUTER USE
Orhan Korhan, Adham Machieh
Department of Industrial Engineering,
Eastern Mediterranean University
Abstract: There is a continued interest in the relationship computer use and the work-related
musculoskeletal disorders (WMSDs). The purpose of this study is to develop a descriptive
statistical multivariate analysis on the physical and psychosocial risk factors, such as the
user‟s experiences with keyboard use, attitudes and perceptions towards ergonomic qualities
in the workplace, experiences with aches, pains and discomforts related to keyboard use and
to explain a possible relationship between the computer use and the perceived WMSDs. In
order to find the best regression model to define which independent variables best describes
the dependent variable, the analysis is performed by the Forward Stepwise (conditional)
Logistic Regression method within a 95% confidence interval to determine automatically
which variables to be added or dropped from the model. The results of the study indicate that
aches, pains and discomfort in the hand during keyboard use, symptoms of having pain and
weakness in the hands during day and night, and daily time spent on keyboard were the most
significant factors accounted for 43% of the variance explaining the causation of WMSDs.
Logistic regression analysis provided an important finding that psychosocial risk factors are
not significant predictors of WMSDs.
Keywords: musculoskeletal disorders, work related, computers, upper extremities
1. Introduction
The National Institute for Occupational Safety and Health (NIOSH) in the USA
defines a Musculoskeletal Disorder (MSD) as a disorder that affects a part of the body‟s
musculoskeletal system, which includes bones, nerves, tendons, ligaments, joints, cartilage,
blood vessels and spinal discs. These are the injuries that result from repeated motions,
vibrations and forces placed on human bodies while performing various job actions. The
factors that can contribute to musculoskeletal symptoms include heredity, physical condition,
previous injury, pregnancy, poor diet, and lifestyle.
Work-related musculoskeletal symptoms occur when there is a mismatch between the
physical requirements of the job and the physical capacity of the human body (NIOSH).
Musculoskeletal disorders are work-related when the work activities and work conditions
significantly contribute to their development, but not necessarily the sole or significant
determinant of causation. Work-related musculoskeletal disorders (WRMSDs) describe a
wide range of inflammatory and degenerative conditions affecting the muscles, tendons,
ligaments, joint, peripheral nerves, and supporting blood vessels. These conditions result in
pain and functional impairment and may affect neck, shoulders, elbows, forearms, wrists and
hands.
There is no doubt that the musculoskeletal disorders have been observed and severely
experienced at workplaces, especially where the computers are frequently used. Recent
increases in the number of employees working with computer and mouse coincide with a

Email: [email protected]
253
huge prevalence increase of WRMSDs and sick leave, which affects the physical health of
the workers and poses financial burdens on the companies.
The causes of musculoskeletal disorders in the workplace are diverse and poorly
understood. The meaning that working has to an individual may help to explain why
certain psychological factors are associated with musculoskeletal discomfort and may
eventually provide one way to intervene to reduce MSD.
1.1. Economic Impact
Apparently this is an important and costly health problem. Musculoskeletal disorders
account for nearly 70 million physician office visits in the US annually and an estimated
130 million total health care encounters including outpatient, hospital, and emergency
room visits. In 2001, nearly 1 million people took time away from work to treat and
recover from work-related musculoskeletal pain. Conservative estimates of the economic
burden imposed, as measure by compensation costs, lost wages and lost productivity are
between $45-54 billion annually (US Commission on Behavioral and Social Sciences and
Education, 2000).
Most of the information on the total costs of musculoskeletal disorders comes from
cost-of-illness studies. An illness or injury imposes both direct and indirect costs on society.
The costs of resources consumed because of an illness are the “direct costs”, for which a
monetary payment may or may not be provided to the resource owner. These include medical
costs associated with an illness, treatment and prevention of disease, and costs of an injured
worker‟s time to seek medical care and recover from an injury. The “indirect costs” of an
illness or injury include losses of potential output, at work or home unexpected deaths, and
reductions in health related quality of life. The value of the lost productivity associated with
an illness or injury can be estimated as the difference between an individual‟s projected
lifetime earning with and without illness.
It was estimated that the total cost of musculoskeletal conditions in the USA in 1995
at $215 billion. Direct medical costs account for 41% of the total, indirect costs account for
59% (American Academy of Orthopedic Surgeons). Also, the total cost of musculoskeletal
disorders was estimated in Canada in 1994 at $19.2 billion ($US) with direct medical costs
accounting for 29% of the total and indirect productivity losses accounting for 71%. The
relative importance of direct and indirect costs varies across countries because of differences
in health care systems, including differences in administrative costs, service intensity, and the
wages of physicians and other health care providers, and because of differences in labor
markets that affect productivity losses.
1.2. Research Objective and Hypothesis
This research addresses student/staff/faculty perception and attitudes towards
computer keyboard use, and their experiences with musculoskeletal symptoms and diagnoses.
This study assesses and analyzes EMU IE‟s student, staff, faculty attitudes and experiences on
musculoskeletal symptoms developed by computer keyboarding. Specifically, subjects
responded to a series of questions especially designed to uncover what symptoms, aches,
pains, and/or discomfort are associated with the use of computer keyboards.
For this particular study, we developed a survey to understand and examine the
Human Factors issues related with keyboard usage, particularly focusing on the physical and
psychosocial aspects. A system developed to measure several social, physical-content
feedback strategies with some of the subjects, in an effort to understand and examine their
physiological state and aspects of computer keyboarding. The research questions were derived
254
from literature highlighting concerns of the psychosocial risk factors of related
musculoskeletal symptoms.
Aches, pains and/or discomforts in several body regions are hypothesized to produce a
statistical difference in respect to experiences with musculoskeletal symptoms while using a
computer keyboard. Moreover, they are results to several symptoms, thus they have
significant impact on experiencing musculoskeletal symptoms. This study aims to reveal the
relationship between the computer use and the perceived WMSDs.
2. Literature Review
Matias, Salvendy and Kuczek (1998) worked on a study to develop a theoretically
based operational quantitative predictive model of the risk of work-related carpal tunnel
syndrome (CTS) among VDT (video display terminal) operators. They collected data on job
exposure, anthropometry and posture factors using questionnaires, direct observation and
video-recordings. In order to develop operational models, they performed discriminant
analysis and logistic regression. They found out that percentage of workday working with a
VDT was the most significant factor and accounted for 60% of the variance explaining the
causation of musculoskeletal discomforts associated with CTS. Additionally, it was found that
increasing the daily work duration from 1 hour to 4 hours increases the probability of CTS
risk from 0.45 to 0.92. As the results of their study suggested that the main causation of CTS
is job design, the secondary is posture associated with the workplace design and the least
contributing factor to CTS causation is the individual‟s anthropometric make-up.
Computer users with a long daily duration of computer use and mouse use experienced
more musculoskeletal symptoms than those with a short duration of computer use. Computer
work in general involves repetitive movements, which may be a risk factor for
musculoskeletal symptoms. Jensen et al. (2002) studied associations between duration of
computer and mouse use and musculoskeletal symptoms among computer users. They
delivered a questionnaire with a 69% participation rate. Logistic regression analyses on fulltime working employees showed that working almost the whole working day with a computer
was associated with neck symptoms and shoulder symptoms among women and hand
symptoms among men. Among respondents working almost all of their work time with a
computer the gender and age-adjusted odds ratio for mouse use more than half of the work
time was 1.68 for hand/wrist symptoms. Call center and data entry workers experienced the
lowest possibilities for development at work.
Baker et al. (2002) thought that the causes of musculoskeletal disorders in the
workplace are diverse and poorly understood. Therefore, they conducted an exploratory study
to see if there was an association between the meaning of working and musculoskeletal
discomfort and if that association was predictive of the severity of the discomfort. They asked
170 to fill out a survey about the meaning of work, and a questionnaire on musculoskeletal
discomfort. They entered seven component composites of the meaning of working (work
centrality, obligation, entitlement, comfort, promotion/power, expressive, and social support)
into a linear multiple regression models. The results suggested that there was a moderate,
significant association between overall musculoskeletal discomfort and promotion/power as
well as the control variables age, gender, job satisfaction, average hours worked, and site. A
logistic linear regression found that these composites, along with social support, could
accurately identify who was in a none/mild discomfort category or a moderate/severe
discomfort category with success of 72% of the time. The overall pattern suggested that
females who worked longer hours, valued promotion and power and disliked social support
were most likely to develop moderate to severe musculoskeletal discomfort.
Blatter and Bonger (2002) examined the association between work-related upper limb
disorders (WRULDs) and duration of computer and mouse use, to investigate differences in
255
these associations between men and women. They examined whether a possible relationship
between duration of computer use and WRULDs was explained by physical or psychosocial
risk factors. Participants filled out a questionnaire on job characteristics, job content, physical
workload, psychosocial workload and musculoskeletal symptoms. Working with a computer
more than 6 h/day was associated with WRULDs in all body regions. The analyses showed
that the strength of the associations differed between men and women. In men, only moderate
associations were seen for computer use more than 6 h/day. In women, moderate increases
were observed for duration of computer use of more than 4 h/day and strong increased risks
for a computer use for duration more than 6 h/day.
3. Methodology
The method utilized for this particular study consists of multivariate statistical analysis
of a survey self-administered by a non-probability, convenience sample from the Department
of Industrial Engineering of the Eastern Mediterranean University. The sample targeted the
response of the graduate students (M.S. and Ph.D. students), faculty, and staff. The instrument
was designed on the basis of open and close ended questions about computer keyboard tasks
and the musculoskeletal symptoms.
The survey was designed on the basis of open and close ended questions about
computer keyboard and mouse tasks and the musculoskeletal symptoms. The research
questions were derived from literature, regarding job characteristics, workplace ergonomics,
physical workload, and musculoskeletal symptoms. In the questionnaire, the questions aimed
to investigate the demographic characteristics of the sample targeted in the instrument; status
and responsibilities at the workplace; physiological and psychosocial characteristics; the
participants‟ experiences with computer keyboards (type of keyboards used, time spent daily
on typing on a keyboard, and years of keyboard use); the ergonomic qualities in the working
environment; experience of having aches, pains, or discomfort (rate level of intensity via a
Likert-type scale) during keyboarding tasks; musculoskeletal symptoms; and diagnosis of the
medical conditions (musculoskeletal disorders).
3.1. Data Analysis
The main concern in this study is to predict any relationship between the computer use
and the perceived WMSDs. For this purpose, we are proposing a Logistic Regression to
predict the MSD diagnosis (from experience) of the respondents based on the performed
computer keyboarding tasks. Logistic Regression was chosen for multivariate analysis,
because experiences with musculoskeletal symptoms (MSD diagnosis) are dichotomous,
discrete, and dependent variables.
Logistic regression presents a unique complement to multiple regression in its ability
to utilize binary dependent variable. That is, the primary difference from the user‟s viewpoint
between the logistic regression and multiple regression is the use of a dichotomous dependent
variable. In this particular case, our dependent variable is the MSD diagnosis. The
respondents provide answers regarding whether they had been experienced MSD
(musculoskeletal disorders) or not. Such situation cannot be studied with ordinary regression,
because in doing so we would violate several assumptions. Logistic regression does not face
the strict assumptions of multiple regression (linearity, homoscedasticity, independence of the
error terms, and normality of the error term distribution), thus making its application
appropriate in many more situations. The most critical is that the error term of a discrete
variable follows the binomial distribution instead of the normal distribution, thus invalidating
all statistical testing performed in regression.
We had obtained 20 responses from the questionnaire. All 20 respondents provided
complete responses, resulting in 20 observations available for analysis. However, for this
256
particular study, our specific aim is to illustrate the relationship between the computer use and
the perceived WMSDs. Therefore we should clearly identify all relevant and irrelevant
variables, and then list the number of independent variables and the dependent variable. As it
is previously stated, our dependent variable is the “MSD diagnosis”. The regarding
independent variables are;
 The demographic characteristics of the respondents,
 The types of computers used,
 The total time that the respondent spends typing on a computer keyboard daily,
 The years of using computer keyboard use,
 The descriptions of workplace ergonomic qualities,
 The aches, pains, or discomfort in some of the body regions, while using a
keyboard during the last 6 months,
 The intensity of the aches, pains, or discomfort in some of the body regions, while
using a keyboard during the last 6 months,
 The physiological characteristics,
 The experiences of the symptoms of having numbness, tingling in the fingers
during day or night, and having pain and/or weakness in the hands during day or
night.
The next attempt is concerned with the sample size is the level of relationship (R2) that
can be reliably detected with the proposed regression analysis. The sample of 20 observations
also meets the proposed guideline for the ratio of observations to independent variables with a
ratio of 20 to 1. While we can assure that, they are not in danger of overfitting the sample, and
they still validate the results to ensure the generalizability.
Several grouping of variables were regressed against the dependent diagnosis variable
(diagnosis of the MSDs) to assess the ability of the models and explain relation between
psychological reactions and musculoskeletal symptoms associated with the use of computer
keyboard. The first step is to regress MSD diagnosis against all independent variables.
From this dichotomous value of the MSD diagnosis, the procedure predicts the
estimate of probability that the event will or will not occur. If the predicted probability is
greater than .50, then the prediction is yes, otherwise no.
Pr ob(event )
 e B0  B1x1 ... Bn xn
Pr ob(noevent )
Actually, the estimated coefficients ( B0 , B1 , B2 ,..., Bn ) are the measures of the changes
in the ratio of the probabilities, termed the odds ratio. The procedure that calculates the logit
coefficient compares the probability of an event occurring with the probability of its not
occurring. Moreover, these coefficients are expressed in logarithms, such that they need to be
transformed back (the antilog of the value has to be taken) so that their relative effect on the
probabilities is assessed more easily. The use of this procedure does not change in any manner
the way we interpret the sign of the coefficient. A positive coefficient increases the
probability, while a negative value decreases the predicted probability.
At this point, the logistic regression model is as follows;
ln p /(1  p)  a  BX  e , or
 p /(1  p)  e a .e BX .e e
257
where:







a is the coefficient of the constant term,
B is the coefficient(s) on the independent variable(s),
X is the independent variable(s),
e is the error term,
p is the probability that MSD diagnosis occurs,
p/(1-p) is the “odds ratio”, and
ln[p/(1-p)] is the log odds ratio (or logit).
The logistic regression model is simply a nonlinear transformation of the linear
regression. The logit distribution constrains the estimated probabilities to lie between 0 and 1.
For instance, the estimated probability is:
p
e
( a  BX )
1  e

a  BX

or
p
1  e
1
(  a  BX )

Therefore;
 if a  BX  0 , then p=.50, (this is why the cut value at table 2.3 is .50)
 as a  BX gets really big, p approaches to 1, and
 as a  BX gets really small, p approaches to 0.
That is, if B is positive, its transformation (antilog) will be greater than 1, and the odds
ratio will increase. This increase occurs when the predicted probability of the occurrence of
the MSD diagnosis increases and its predicted probability of not occurring is reduced. Thus
the model has a higher predicted probability of occurrence of the MSDs. Likewise, if B is
negative, the antilog is less than one, and the odds will be decreased. Therefore, the model
predicts a low probability of occurrence for the MSDs.
3.1.1 Assessing the Goodness-of-Fit of the Estimated Model
Maximum likelihood estimation (MLE) is a statistical method for estimating the
coefficients of a model. MLE is usually used as an alternative to nonlinear least squares for
nonlinear equations. The likelihood function (L) measures the probability of observing the
particular set of dependent variable values ( p1 , pn ,..., pn ) that occur in the sample. It is written
as the probability of the product of the dependent variables:
L  Pr ob( p1  p2  ... pn )
The higher the likelihood function, the higher the probability of observing the ps in the
sample. MLE involves the coefficients (a, B) that makes the log of the likelihood function
(LL<0) as large as possible or -2 times the log of the likelihood function (-2LL) as small as
possible. A well fitting model has a small value for -2LL. The minimum value for -2LL is
zero (a perfect fit has a likelihood of 1, and -2LL is then 0).
The model summary given in the table 3.1 illustrates that the stated model‟s (MSD
diagnosis as regressed by all independent variables) -2LL decreases to a value of 0.00 at the
fifth step. Thus, this provides the perfect fit for the model at 5 steps.
Table 3.1 Model summary
Step
-2 LL Cox & Snell R2 Nagelkerke R2
1 80.477
.210
.490
2
.000
.429
1.000
3
.000
.429
1.000
258
4
.000
.429
1.000
5
.000
.429
1.000
Although -2LL is a test of goodness-of-fit, we should note that R2 like measures are
not goodness-of-fit tests, they are rather an attempt to measure the strength of association.
Cox and Snell‟s R square is an attempt to imitate the interpretation of multiple R2
based on the likelihood, but its maximum can be less than 1.0, making it difficult to interpret.
In order to understand which model describes the relationship better, we should address the
one which has a greater value of Cox and Snell‟s R square, because as previously stated, it
provides us the ability to measure and compare the strength of the association. In this
particular model, we observe that the Cox and Snell‟s R square has a value of .429. This states
that the strength of the association is relatively strong, and the predictors of MSD diagnosis
have a strength of 42.9% of explaining the variance.
Nagelkerke R square is a further modification of the Cox and Snell‟s coefficient to
assure that it can vary from 0 to 1. That is, Nagelkerke‟s R2 divides Cox and Snell‟s R2 by its
maximum in order to achieve a measure that ranges from 0 to 1. Therefore, Nagelkerke‟s R2
is normally higher than the Cox and Snell‟s R2.
3.1.2 Testing for Significance of the Coefficients
Having 95% confidence interval, table 3.2 shows that for large logit coefficients (B),
standard error (S.E.) is inflated, lowering the Wald statistic and leading to Type II errors
(thinking the effect is not significant when it is). That is, there is a flaw in the Wald statistic
such that very large effect may lead to large standard errors.
Table 3.2 Variables in the equation
B
S.E.
Step 1
PAINDYNG
-2.190
.374
Constant
6.972
.932
Step 2
PAINDYNG -90.347
2142.306
DAILYKEY -60.543
1514.250
Constant 527.824 12685.661
Step 3
PAINDYNG -48.644
1990.430
DAILYKEY -31.842
1292.482
YEARKEY
-9.502
1394.970
Constant 319.745 12534.980
Step 4
PHAND
25.882
3266.347
PAINDYNG -18.571
3873.901
DAILYKEY
-9.395
1937.716
YEARKEY
-7.851
5154.247
Constant
89.268 13129.482
Step 5
PHAND
23.279
2766.200
PAINDYNG -23.501
2971.848
DAILYKEY -11.959
1213.699
Constant
77.919
8088.127
a Variable(s) entered on step 1: PAINDYNG.
b Variable(s) entered on step 2: DAILYKEY.
c Variable(s) entered on step 3: YEARKEY.
d Variable(s) entered on step 4: PHAND.
Where;
 B is the estimated logit coefficient,
259
Wald
34.267
56.006
.002
.002
.002
.001
.001
.000
.001
.000
.000
.000
.000
.000
.000
.000
.000
.000
df Significance
1
.000
1
.000
1
.966
1
.968
1
.967
1
.981
1
.980
1
.995
1
.980
1
.994
1
.996
1
.996
1
.999
1
.995
1
.993
1
.994
1
.992
1
.992
Odds Ratio
.112
1065.971
.000
.000
1.70
.000
.000
.000
7.30
1,7E+11
.000
.000
.000
5,9E+38
1,3E+10
.000
.000
6,9E+33

S.E. is the standard error of the coefficient,
2



 B 
Wald  

 S .E. 
“Sig.” is the significance level of the coefficient
“Odds ratio” is the Exp(B) of the individual coefficient.
The Forward Stepwise (conditional) regression method is used to determine
automatically which variables to be added or dropped from the model. Based on the findings
from the forward stepwise logistic regression, the independent variables which are associated
with the MSD diagnosis regarding the computer keyboard use are found to be “phand”(aches,
pains or discomfort experienced in the hands/wrists during the last 6 months), “paindyng”
(pain and/or weakness in the hands during day/night), and “dailykey” (how much time in total
that the respondent spends typing on a computer keyboard daily). Therefore, the equation of
the model could be stated as;
e g(X )
PMSD X  
,
where;
1  e g(X )


g ( X )  77.919  (11.959  Dailykey)  (23.501 Paindyng )  (23.279  Phand )
The predictors of MSD diagnosis regarding the computer keyboard use have a strength
of 42.9% of explaining the variance.
4. Conclusion
Several conclusions are drawn from the statistical analysis of the data obtained from
the questionnaire. The following conclusions resulted from this study.
 The approach where all significant independent variables considered was the
model which provided the perfect fit at 5 steps.
 The strength of the association of the model (predictors of MSD diagnosis) have a
strength of 42.9% of explaining the variance.
 The aches, pains or discomfort experienced in the hands/wrists during the last 6
months, pain and/or weakness in the hands during day/night, and the daily time spent
on computer keyboard were the most significant predictors of the MSD diagnosis.
 Logistic regression analysis also provided an important finding that psychosocial
risk factors are not significant predictors of MSD according to the developed model.
4.1. Further Extensions
There is no doubt that musculoskeletal health depends on psychological and social
conditions, physical ergonomic factors, and individual factors. Psychosocial factors, which
can cause stress, might also influence or be related to ergonomic factors such as repetition of
work and posture that have been identified as risk factors for musculoskeletal symptoms.
Monotonous work, high perceived stress and physical ergonomic factors are related to
musculoskeletal symptoms.
More research needs to be done on the area of psychosocial factors of musculoskeletal
symptoms, associated with keyboarding. Further research is also needed in the area of
perception and attitudes towards computer keyboard use. Replication of this study with more
precise quantitative scales, as well as different musculoskeletal disorder types would verify
the results presented in this study.
260
Increasing the sample size and the area of recruitment would provide greater
generalizability to the study. Including people with a wider array of technological background
and especially educational level may yield different results. Including people outside of the
university community would also increase the reliability of psychosocial aspect of this study.
Exploration of the effects of different profession areas would further the study of
impacts of computer keyboard use. Those individuals that did not have computers at home or
home may lack the knowledge of how the keyboard use has an impact on the musculoskeletal
system. This population could experience the aches, pains or discomfort intensively and
frequently, as they are not familiar with the use computer keyboard.
However, perception and privacy issues differ from person to person because of
culture and living standards, and may not be shared in such study. Further research is needed
on how income would affect the computer keyboard use, and the musculoskeletal experience.
5. References
Allread, W. G., 2000. An Investigation of the Relationship between Personality and Risk
Factors for Musculoskeletal Disorders. Dissertation Abstracts International, vol. (2-B),
1019.
Amell, T. K., Kumar, S., 1999. Cumulative trauma disorders and keyboarding work.
International Journal of Industrial Ergonomics 25, 69-78.
Aptel, M., Aublet-Cuvelier, A., Cnockaert, J. C., 2002. Work-related musculoskeletal
disorders of the upper limb 69, 546-555.
Babski-Reeves, K. L., Crumtpon-Young, L., 2002. Comparisons of measures for
quantifying repetition in predicting carpal tunnel syndrome. International Journal of
Industrial Ergonomics 30(1), 1-6.
Baker, N.A., Jacobs, K., Tickle-Degnen, L., 2003. The association between the meaning of
working and musculoskeletal discomfort. International journal of Industrial Ergonomics
31 (4), 235-247.
Blatter, B. M., Bongers, P. M., 2002. Duration of computer use and mouse use in relation to
musculoskeletal disorders of neck or upper limb. International Journal of Industrial
Ergonomics 30, 295-306.
Bongers, P. M., de Winter, C. R., Kompier, M. A., Hildebrandt, V. H., 1993.
Psychosocial Factors at Work and Musculoskeletal Disease. Scandinavian Journal of
Work, Environment & Health, vol. 19 (5), 297-312.
Buckle, P. W., Devereux J. J., 2002. The nature of work-related neck and upper limb
musculoskeletal disorders. Applied Ergonomics 33, 207–217.
Carey, E. J., Gallwey, T. J., 2002. Effects of wrist posture, pace and exertion on discomfort.
International Journal of Industrial Ergonomics 29, 85-94.
Cook, C., Burgess-Limerick, R., Chang, S., 2000. The prevalence of neck and upper
extremity musculoskeletal symptoms in computer mouse users. International Journal of
Industrial Ergonomics 26 (3), 347-356.
Cook, C., Burgess-Limerick, R., Papalia, S., 2004. The effect of upper extremity on upper
extremity posture and muscle activity during keyboard use. Applied Ergonomics 35,
285-292.
Fagarasanu, M., Kumar, S., 2003. Carpal Tunnel Syndrome due to keyboarding and mouse
tasks: a review. International Journal of Industrial Ergonomics 31 (2), 119-136.
Gerard, M. J., Armstrong, T. J., Rempel, D. A., 2002. The effects of work pace on withinparticipant and between-participant keying force, electromyography, and fatigue.
Human Factors 44 (1), 51-61.
261
Jensen, C., Finsen, L., Søgaard, K., Christensen, H. Musculoskeletal symptoms and
duration of computer and mouse. International Journal of Industrial Ergonomics 30 (45), 265-275.
Keir, P.J., Wells, R.P., 2002. The effect of typing posture on wrist extensor muscle loading.
Human Factors 44(3), 392-403.
Ming, Z., Zaproudina, N., 2003. Computer use related upper limb musculoskeletal
(ComRULM) disorders. Pathophysiology 9, 155-160.
Punnett, L., Wegman, D. H., 2004. Work-related musculoskeletal disorders: the
epidemiologic evidence and the debate. Journal of Electromyography and Kinesiology
14, 13-23.
Tayyari, F., Emanuel, J. T., 1993. Carpal tunnel syndrome: An ergonomics approach to its
prevention. International Journal of Industrial Ergonomics 11 (3), 173-179.
Tepper, M., Vollenbroek-Hutten M. M. R., Hermens, H. J., Baten, C. T. M., 2003. The
effect of an ergonomic computer device on muscle activity of the upper trapezius
muscle during typing. Applied Ergonomics 34, 125-130.
Tittiranonda, P., Rempel, D., Armstrong, T., Burastero, S., 1999. Effect of four computer
keyboards in computer users with upper extremity musculoskeletal disorders. American
Journal of Industrial Medicine 35, 647-661.
262

Benzer belgeler