türkçe ders notları - Kahta İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü

Yorumlar

Transkript

türkçe ders notları - Kahta İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü
8. SINIF
TÜRKÇE DERS NOTLARI VE KAZANIMLARI
2013
1
SÖZCÜKTE ANLAM
Dilin bir iletişim aracı olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Sözcükler bir dilin temel taşlarıdır.
Konuşurken ya da yazarken hep sözcüklerden yararlanırız. Bu yüzden sözcüklerin anlamlarını çok iyi
bilmemiz gerekir. Kullandığımız sözcüklerin anlam özelliklerini yeterince bilmiyorsak, anlatımlarımızda
belirsizlik veya yanlışlıklar olur.
Türkçe, çok anlamlılık bakımından oldukça zengindir. Bir sözcüğün birden çok anlamda kullanıldığını,
yazılı ve sözlü anlatımlarda hepimiz görmüşüzdür. Anlamını çok iyi bildiğimiz bir sözcük farklı
cümlelerde hiç bilmediğimiz anlamlarda kullanılabilir.
El sözcüğünü ele alalım:
El sözcüğünün gerçek anlamı, "kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya
yarayan bölümüdür."

"Elimi kapıya çarptım." cümlesinde el sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır.

"Eren'in eliyle ona mektup gönderdim." Bu cümlede ise el sözcüğü, bildiğimiz anlamın dışında
bir anlamda kullanılmıştır.
İşte sözcüklerin kullanıldıkları yerlere göre kazandıkları anlamlara gerçek, mecaz, terim ve yan
anlam denir.
Gerçek (Temel) Anlam:
Bir sözcüğü okuduğumuzda veya duyduğumuzda aklımıza gelen ilk anlama gerçek anlam denir.
Aç sözcüğü, yemek yeme ihtiyacı olan anlamındadır; tokun karşıtıdır.

"Dün akşamdan beri açım." cümlesinde aç sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır.
AteĢ sözcüğünün gerçek anlamı, yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışıktır.

"İzciler kamp ateĢinin etrafında toplandılar." cümlesinde ateş sözcüğü gerçek anlamıyla
kullanılmıştır.
Çocuk sözcüğünün gerçek anlamı, küçük yaştaki oğlan veya kızdır.

"Kapının önünde ağlayan çocuğun başını okşadı." cümlesinde çocuk sözcüğü gerçek anlamıyla
kullanılmıştır.
Mecaz (DeğiĢmece) Anlam:
Bir sözcüğün, gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak başka bir anlamda kullanılmasına mecaz anlam
denir.

"Ne aç insan, istiyor ki bütün dünya benim olsun." cümlesinde aç sözcüğü gözü doymaz
anlamında kullanılmıştır.

"Böyle davranarak kendinizi ateĢe atıyorsunuz." cümlesinde ateş sözcüğü tehlike, felaket yerine
kullanılmıştır.

"Kırk yaşına gelmiş, ama daha çocuk." cümlesinde yaşına uygun davranışta bulunmamak
anlamıyla kullanılmıştır.
Örnek Soru:
Nihayet sabah oldu. Gecenin keskin ayazına yenik düşmedim. Yorgunluktan yataklarında sızıp kalanları
uyandırmakla işe başladım. Biraz acele edersek güneş yükselmeden yola çıkabilirdik.
Parçada altı çizili sözcüklerden hangisi mecaz anlamıyla kullanılmıĢtır?
A) Nihayet
B) Yükselmeden
C) Sızıp
D) Keskin
Yanıt: D
Yan Anlam:
Bir sözcüğün, gerçek anlamından kopmadan değişik anlamlarda kullanılmasına yan anlam denir.
"Yaprak" sözcüğünü ele alalım:
Yaprak sözcüğünün gerçek anlamı, "bitkilerde solunum ve terleme gibi olayları gerçekleĢtiren
organdır."

"Çınarın yaprakları çabuk sarardı." cümlesinde yaprak sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır.

"Bu tepsideki baklavada seksen yaprak var." cümlesinde ise yaprak sözcüğü yufka anlamına
gelerek yan anlamıyla kullanılmıştır.

"Kırk yapraktan oluşuyor bu kitap." cümlesinde yaprak sözcüğü "ön ve arka yüzü oluşturan
kâğıtlardan her biri" anlamına gelmektedir.
"Bırakmak" sözcüğünü gerçek ve yan anlamlarıyla kullanalım:
2
Bırakmak sözcüğünün anlamı, "elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak"tır.

"Karşıdan karşıya geçerken çocuğun elini bırakma." cümlesinde bırakmak sözcüğü gerçek
anlamıyla kullanılmıştır.

"Onunla görüşmeyi haftaya bırak." cümlesinde bırakmak sözcüğü ertelemek anlamına gelerek yan
anlamıyla kullanılmıştır.

"Bırakın, içeri girsin." cümlesinde ise bırakmak sözcüğü engel olmamak anlamıyla kullanılmıştır.
Örnek Soru:
1. Bütün eşyalarını toplayıp bize yerleşti.
2. Çocuk, bozuklukları istemeyince ona bütün para verdi.
3. Bütün bir ekmeği, bir öğünde bitirdi.
4. Bilgisayarla ilgili bütün dergileri takip ederdi.
"Bütün" sözcüğü yukarıdaki cümlelerde kaç değiĢik anlamda kullanılmıĢtır?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 4
Yanıt: C
Terim Anlam:
Sözcüğün bir bilim, bir sanat veya bir meslek dalıyla ilgili olarak kullanılmasına terim anlam denir.

"Türkçede kökler ikiye ayrılır." cümlesinde kök sözcüğü, dilbilgisi terimi olarak kullanılmıştır.

"Top taca çıktı." cümlesinde taç sözcüğü, futbol terimi olarak kullanılmıştır.
Uyarı: Bir sözcüğün terim olabilmesi için yukarıda verilen tanıma uyması gerekir.

"Yaşlının, artık direnci kalmadı."

"Altının direnci bakıra göre azdır."
Birinci cümlede direnç sözcüğü terim değildir; ikinci cümlede ise fizikle ilgili bir terimdir.
Ağız sözcüğünü aşağıdaki cümlelerde gerçek, yan, mecaz ve terim anlamlarıyla kullanalım:

"Çocuğun ağzında bir şey vardı." (gerçek anlam)

"Bıçağın ağzı keskin değildi." (yan anlam)

"O, kimseye ağız açtırmadı. (mecaz anlam)

"Rumeli ağzıyla konuşuyor." (terim anlam)
Örnek Soru:
AĢağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerden hangisi terim anlamlıdır?
A) Hayatımızı bu açıdan ele alalım.
B) Uzmanlar, henüz hücrenin yapısını çözememişler.
C) Suyun içinde bazı cisimler vardı.
D) Kış aylarında soğuk algınlığına dikkat edin.
Yanıt: B
Somut-Soyut Anlamlı Sözcükler:
Somut sözcük, varlığını beĢ duyu organımızın (göz, kulak, dil, burun ve cildimiz) en az biriyle
algıladığımız varlıkların isimleridir.

Ses, soğuk, ışık, hava, elektrik...
Soyut sözcük, varlığını beĢ duyu organımızla değil, akıl ve düĢünce yoluyla kavradığımız
varlıkların isimleridir:

Sevgi, rüya, nefret, ruh, hayal...
3
SomutlaĢtırma:
Soyut varlıklara, somut varlıkların özelliklerini kazandırmaktır.
"Kimlik" soyut anlamlı bir sözcüktür; "kimliği bilinmeyen bir kadın" örneğindeki gibi. "İçeri girerken
bir görevli bana kimliğimi sordu." cümlesinde "kimlik", "kim olduğunu ortaya koyan belge, hüviyet"
yerine kullanılarak somut anlam kazanmıştır.

"Başarı basamaklarını hızla tırmandı."
Bu cümlede baĢarı sözcüğü soyuttur; ama basamak gibi düşünülerek somutlaştırılmıştır.
SoyutlaĢtırma:
Somut varlıklara, soyut kavramların özelliklerini vermektir.

"Bitirme tezini hangi dalda hazırladın?"
Dal sözcüğü asıl olarak ağacın bir bölümüdür, yani somuttur; bu cümlede mecazlaşarak branş anlamına
gelmiş, soyutlaşmıştır.

"Arkadaşın bize sıcak davrandı."
Sıcak sözcüğü somut anlamlı olduğu hâlde, bu cümlede samimi anlamına gelerek soyutlaşmıştır.
Örnek Soru:
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde somutlamaya örnek vardır?
A) Sen, sevgimi yerlere attın.
B) Bazen duygularımızı anlatamayız.
C) Akıl, her zaman her şeyi kavramaz.
D) Göz, insanın en önemli organıdır.
Yanıt: C
EĢ Anlamlı (AnlamdaĢ) Sözcükler:
Aynı anlamı karşılayan sözcüklere anlamdaĢ sözcükler denir.

Siyah-kara

Yollamak-göndermek

Sözcük-kelime

Baş-kafa
* Sözcüklerin eĢ anlamlı olup olmadıkları cümledeki anlamlarıyla ilgilidir.

"Çöplükten pis koku çıkıyor."
Bu cümlede geçen çıkmak eyleminin gerçekte bir eş anlamı yoktur. Ancak bu cümlede yayılmak
anlamına geldiğinden çıkmak eyleminin eş anlamlısı bu cümle için yayılmak eylemidir.
Örnek Soru:
"Bilmek" kelimesi aĢağıdaki cümlelerin hangisinde "anlamak" anlamında kullanılmıĢtır?
A) Kuşların çırpınışından yem mi, su mu istediklerini bilirim.
B) Onu dost biliyordum; ama zor günümde görünemedi.
C) Bu işte ben, başkasını değil, seni bilirim.
D) Hepimiz konuşuyoruz; ama ana dilimizi bilmiyoruz.
Yanıt: A
KarĢıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler:
Anlamca birbirinin karşıtı olan sözcüklerdir.

uzun/kısa

iyi/kötü

tembel/çalışkan
* Sözcüklerin karĢıt anlamlı olabilmesi için her ikisinin de gerçek ya da mecaz anlamlı olması
gerekir.

"Dün akşam bize geldi." (gerçek anlam)

"Bu işin sonu neye gider?" (mecaz anlam)
Yukarıdaki cümlelerde gelmek ve gitmek birbirinin karşıtı değildir; çünkü gelmek gerçek, gitmek mecaz
anlamıyla kullanılmıştır.
4
Ayağı takılıp yere düĢtü; ama hemen kalktı.
Bu cümlede geçen "düĢtü" ve "kalktı" sözcükleri karşıt anlamlıdır.
Uyarı: Olumsuz sözcükler birbirinin karĢıt anlamlısı değildir.

kirli/kirsiz

evli/evsiz

geldi/gelmedi

okudu/okumadı

Örnek Soru:
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükler birbiriyle karĢıt anlamlı
olarak kullanılmamıĢtır?
A) Pazarlama işinden iyi para kazandı; ama kötü harcadı.
B) Kaba tezgâhlarda dokunan kilimlerin ince motifleri vardı.
C) İnsan dostunu da düşmanını da zor günlerinde tanıyor.
D) Yokuşta zorlanan atlarımız inişte rahat etti.
Yanıt: A
SesteĢ (EĢ sesli) Sözcükler:
Dilimizde bazı sözcüklerin yazılışları, okunuşları aynı; anlamları farklıdır. Bu tür sözcüklere sesteĢ
sözcükler denir.
çay: bitki
çay: akarsu
Uyarı: ama/âma, eyer/eğer, hala/hâlâ, kar/kâr, aşık/âşık...
Bu sözcükler birbirinin sesteĢi değildir; çünkü yazılıĢları farklıdır.

"Bu kitaplar bende vardı."

"Köye erken vardı."
'Bu cümlelerde var sözcükleri birbirinin sesteşidir. Birinci cümlede var, yok sözcüğünün karşıtı; ikinci
cümlede var, ulaşmak eylemi anlamındadır.

"Karabatak suya daldı."

"Uzmanlığını hangi dalda tamamladı."
Bu cümlelerde dal sözcükleri birbirinin sesteşi değildir; çünkü birinci cümlede dal sözcüğü gerçek
anlamıyla, ikinci cümlede dal sözcüğü ağacın bir organı olan dal sözcüğünün yan anlamıyla
kullanılmıştır.
Örnek Soru:
Bülbül güle "gül" dedi
Gül gülmedi gitti.
Bülbül güle, gül bülbüle
Yâr olmadı gitti.
Parçada altı çizili kelimeler aĢağıdakilerden hangisidir?
A) Eş anlamlı
B) İkileme
C) Zıt anlamlı
D) Eş sesli
Yanıt: D
Yansıma Sözcükler:
Doğadaki varlıkların çıkarmış oldukları seslerden etkilenerek ortaya konan sözcüklere yansıma denir.

Cız, gür, şır, pat, tık, hav, me, cik...
Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcükler yansımalardan türemiştir:

"Yağın cızırtısını balkondan duydum."

"Dün gece, suyun Ģırıltısından uyuyamadım."

"Sabahlan koyun kuzu meleĢir."
Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcükler yansıma sözcük değil, çıkan sesin adıdır.

"Aslanın kükremesiyle orman canlandı."
5

"Kuşların ötmesi ne güzel."
Uyarı: Yansımada mutlaka ses olmalıdır, ses anlamı yoksa yansıma değildir.

Kabartı, morartı, parıltı, ışıltı... gibi sözcükler yansıma değildir.
Örnek Soru:
AĢağıdaki cümlelerin nangisınae altı çizili sözcük yansıma değildir?
A) Makinenin gürültüsü artık çekilmiyor.
B) Tavan arasındaki tıkırtıları duydun mu?
C) Kedi, bahçede acı acı miyavlıyor.
D) Çocuğun ellerinde kızartılar vardı.
Yanıt: D
Dolaylama:
Bir sözcükle anlatılabilecek bir varlık ya da kavramı birden çok sözcükle anlatmaktır.

balık ==> derya kuzusu

aslan ==> ormanların kralı

sinema ==> beyaz perde

turizm ==> bacasız sanayi

kaleci ==> file bekçisi
Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi bir varlık, birden çok sözcükle anlatılmıştır.
Örnek Soru:
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylamaya örnek vardır?
A) Futbolcu meşin yuvarlağı dışarı attı.
B) Memleket hasreti, artık çekilmez oldu.
C) Kara tren siyah dumanlar çıkararak gelir.
D) Yol yapım çalışmaları bütün hızıyla sürüyor.
Yanıt: A
Ġkilemeler:
Anlatımı güçlendirmek için eş anlamlı, karşıt anlamlı sözcüklerin veya aynı sözcüğün tekrar edilmesiyle
oluşan söz gruplarıdır.
Dilimiz ikilemeler yönüyle oldukça zengindir. İkilemeler farklı farklı şekillerde karşımıza çıkar. Şimdi
ikilemelerin oluşumunu birlikte inceleyelim:
a. Aynı sözcüğün tekrarlanmasıyla oluĢan ikilemeler: mışıl mışıl, iri iri, ağır ağır...

"Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik."
b. KarĢıt anlamlı sözcüklerden oluĢan ikilemeler: ileri geri, bata çıka, büyük küçük...

"İki kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece."
c. EĢ anlamlı sözcüklerden oluĢan ikilemeler: akıllı uslu, ses seda, güçlü kuvvetli...

"Evde ses seda yoktu, bir boşluk karşıladı bizi."
d. Yakın anlamlı sözcüklerden oluĢan ikilemeler: yalan yanlış, eş dost, şöyle böyle, ağır aksak...

"Her zaman kılık kıyafetine önem verirdi."
e. Biri anlamlı, diğeri anlamsız sözcükten oluĢan ikilemeler: eski püskü, eğri büğrü, yarım yamalak,
çer çöp, konu komşu...

"Yine saçma sapan konuşuyor."
f. Her ikisi de anlamsız sözcükten oluĢan ikilemeler: ıvır zıvır, eften püften, mırın kırın... "Kahvaltıdan
sonra abur cubur yeme."
Uyarı: Ġkilemeler arasına noktalama iĢareti konmaz.
Deyim Aktarması:
Doğadaki varlıklar için kullanılan sözcükleri insanlar için kullanmaktır.

"Arkadaşımın babası çok sert bir insandı."
Bu cümlede sert sözcüğü doğadaki varlıkların bir niteliğidir, oysa bu cümlede karakter bakımından sinirli
anlamında kullanılmıştır.

"Sen daha çiğsin."
Bu cümlede de çiğ sözcüğü yetişkin olmayan anlamıyla kullanılarak doğadan insana aktarma yapılmıştır.
6
Örnek Soru:
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde doğaya ait bir özellik insana verilmiĢtir?
A) Kış, bütün şiddetiyle geliyor.
B) Kuşlar, karın yağmasıyla yuvasız kaldı.
C) Ne katı kalpli bir insanmış o.
D) Bebek, nasıl da sevimli görünüyor.
Yanıt: C
Genel ve Özel Anlamlılık:
Kimi sözcüklerin karşıladıkları varlıkların alanı ger ken kimilerininki daha sınırlı olabilir; sözcüklerin
özelliklerine genel ve özel anlamlılık denir.
En genel anlamlı sözcük varlıktır. Çünkü canlı can her şey varlık içine girer.
Genelden özele bir sıralama yapalım: Canlı==>hayvan==>kuş==>atmaca
Özelden genele: Köy==>ilçe==>il==>ülke
Aşağıdaki cümlelerde genelden özele sıralanış vardır:

"Köyümü, ailemi ve annemi özledim."

"Kitabı özellikle romanı çok severim."
Aşağıdaki cümlelerde ise özelden genele doç sıralanış vardır:

"El kesilir, kolu kurtarmak için."

"Sözcükler cümleleri, cümleler paragrafı oluşturur

Örnek Soru:
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde özelden genele doğru bir anlatım vardır?
A) Petrol ürünlerinden benzine zam geldi.
B) Türk tarihinde Çanakkale Savaşı'nın yeri önemli
C) Alfabenin yirmi dördüncü harfi t'dir.
D) Çocukluk günlerim ömrümün en güzel dönemidir.
Yanıt: D
Sözcükler Arasındaki ĠliĢkiler:
Dilimizde sözcükler arasında çeşitli ilişkiler vardır. Bu ilişkiler eş anlam, zıt anlam olduğu gibi başka
anlam özellikleri de olabilir.
Okul - öğrenci arasındaki ilişkiyi bulalım. Öğrenci okulda eğitim görür. Bu ilişkinin benzeri kıĢla asker sözcüklerinde vardır. Çünkü asker, kışlada eğitilir.
Örnek Soru:
AĢağıdaki sözcük çiftlerinden hangisinde "kalem-kağıt" arasındakine benzer bir iliĢki vardır?
A) Fırça - boya
B) Sözcük - cümle
C) Sayfa - defter
D) Tebeşir - tahta
Yanıt: D
7
KONU TARAMA TESTĠ-I
1. "Basit" sözcüğü aĢağıdakilerin hangisinde gerçek anlamıyla kullanılmıĢtır?
A) Basit takılmalarla ortamın havasını yumuşatıyordu.
B) Ayağında eski bir ayakkabı, üstünde de basit bir elbise vardı.
C) Heyecandan en basit soruları bile çözememişti.
D) Kendisini yetiştirmemiş, basit bir insandı.
2. "Aç" sözcüğü aĢağıdakilerin hangisinde mecaz anlamıyla kullanılmıĢtır?
A) Aç ve yoksul insanlara yardım etmeliyiz.
B) Sporcularımız başarıya aç.
C) İhtiyar iki gündür açmış.
D) Dün gece yine aç yatmış.
3. AĢağıdaki altı çizili sözcüklerin hangisi sözlükteki ilk anlamıyla kullanılmıĢtır?
A) İş başvurumun kabul edilmesiyle bana yeni bir kapı açıldı.
B) Yaşanan tatsızlıktan sonra onu benim hakkımda iyice doldurmuşlar.
C) Dün geceki elektrik kesintisi sabaha kadar sürdü.
D) İstanbul'da düzenlenen final maçı renkli görüntülere sahne oldu.
4. AĢağıdaki dizelerde yer alan altı çizili sözcülerden hangisi somut anlamda kullanılmamıĢtır?
A) Bir kurtuluştur o an senin adın
B) Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
C) Bir bakışın içimde binlerce lamba yakar
D) Sesin ne kadar yakın, sesin ne kadar sıcak
5. "Açık" sözcüğü aĢağıdakilerin hangisinde mecaz anlamıyla kullanılmıĢtır?
A) Bu saatte açık dükkân bulamazsınız.
B) Açık balkon kapısından kafasını uzattı.
C) Gemiler birkaç gün açıklarda bekledi.
D) Lafı gevelemez, her zaman açık konuşurdu
6. AĢağıdakilerin hangisindeki altı çizili sözcük gerçek anlamıyla kullanılmıĢtır?
A) Yazar, kahramanlarını başarılı bir biçimde anlatmış.
B) Kuru, tekdüze bir anlatımı var yapıtın.
C) Oldukça kültürlü, derin bir insandı.
D) Aklıma önce ilk dize düşer, sonra şiirin devamı gelir.
7. Adamın önüne deste deste para koydular.
Bu cümledeki altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aĢağıdakilerin hangisinde vardır?
A) Annesine demet demet çiçek getirmişti.
B) İşini yetiştirmek için çabuk çabuk hareket ediyordu.
C) Havaalanında yaşadıklarını, polise bir anlattı.
D) Taşları renk renk ayırıp ipe dizdi.
8. AĢağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili sözcüğün sesteĢi yoktur?
A) Top çarpınca kulak zarı delinmiş.
B) İlkokulu mahalledeki okulda bitirmişti.
C) Küçük yaramaz çayı dökünce annesi kızdı.
D) Çocuğun yüzünde tuhaf bir gülümseme vardı.
8
9. "Eski ateşi kalmadı; işe geç kaldığı bile oluyor." cümlesindeki altı çizili sözcük, somut anlamlı iken
anlam genişlemesiyle soyut anlam kazanmıştır.
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde benzer bir kullanım vardır?
A) Ufaklık gazeteleri bir koşuda alıp getiriverdi.
B) Son köşe yazısındaki taşı da bize atmıştı.
C) Yeni fikirlerine alışmamız epey, zaman almıştı.
D) Bahçedeki erik ağacı iki senede meyve verdi.
10. "Kuru" sözcüğü aĢağıdaki cümlelerin hangisinde "yaş" veya "nemli" sözcüklerinin karĢıt
anlamlısı olarak kullanılmıĢtır?
A) Kapının önünde kara, kuru bir çocuk bekliyor.
B) Bahçedeki kuru çamaşırları toplayıp, ütüleyecekti.
C) Bir kuru çorbayla akşama kadar dolaştık.
D) Akıcılıktan yoksun kuru bir anlatımla kalıcılığı yakalayamaz.
Cevaplar: 1-C 2-B 3-C 4-A 5-D 6-A 7-A 8-B 9-B 10-B
KONU TARAMA TESTĠ-II
1- AĢağıdaki cümlelerin hangisinde ―AteĢ‖ sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıĢtır?
A)Bile bile kendini ateşe attı çocuk.
B)Masadaki kağıtları ateşe attı.
C)Ateş yakmak için çakmak arıyor.
D)Ağaçların arasında ateş yakmak tehlikelidir.
2- Niçin kondun a bülbül
Kapımdaki asmaya
Ben yârimden vazgeçmem
Götürseler asmaya
Yukarıdaki dizelerde altı çizili sözcükler arasında nasıl bir iliĢki vardır?
A)Eş anlamlı sözcükler
B)Zıt anlamlı sözcükler
C)Sesteş sözcükler
D)Birleşik sözcük
3- AĢağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma sözcük yoktur?
A) Bu aylarda kediler çokça miyavlar.
B) Bu sözlerim üzerine sınıfta homurtular başladı.
C) Köyde sabahleyin koyunların meleyişleriyle uyandık
D)Nedense bugün hiç havamda değilim.
4-AĢağıdaki cümlelerin hangisinde eĢ anlamlı sözcükler bir arada kullanılmıĢtır?
A)Bunlar kıymet bilmeyen değerden anlamayan insanlarmış.
B) Ağlarım zora geldikçe gülüştüklerimiz.
C)Kışın soğuğunu yaşadıkça yazın sıcağını arar oldum.
D)Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.
5-―ince‖ kelimesi aĢağıdaki cümlelerin hangisinde gerçek anlamda kullanılmıĢtır?
A-Adam çok ince bir kişiliğe sahipmiş.
B-Kestiğin dal çok inceymiş.
C-Hediye alman çok ince bir davranıştı.
D-İnce bir konuşmayla giriş yapmalısın
9
6- AĢağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerde hangisinde özelden genele doğru gidilmiĢtir?
A)Birçok sanat yapıtı içinde,roman benim için en iyisidir.
B) Çok savaş kazandık,en önemlisi Kurtuluş Savaşıydı.
C)Papatya , sevgiliye verilebilecek en güzel çiçektir
D)Paragraftaki en etkileyici cümle sondakiydi.
7- "Hikaye" ile "yazar" arasında anlamca bir iliĢki vardır. "şiir" ile aĢağıdakilerin hangisi arasında
buna benzer bir iliĢki kurulabilir?
A) Sanatçı
B) Şair
C) Tiyatrocu
D) Şiir kahramanı
8- I. Bizim süremiz burada bitti. II.
III. Bu tarlada arpa bitmez
IV.
Her an yanında bitebilir bu çocuk.
Artık bittim, daha fazla çalışamayacağım.
"Bitmek" sözcüğü, yukarıdaki cümlede kaç değiĢik anlamda kullanılmıĢtır?
A) 1
B) 2
C)3
D)4
9-― Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmıĢlardır. Bazı
deyimler ise anlamlarından çıkmamıĢlardır.‖ AĢağıdaki cümlelerde kullanılan hangi deyim
anlamından çıkmamıĢtır?
A)Sınıfta kalırsam hapı yuttum.
B)Çocuğun çenesi düştü yine.
C)Bu işinde çoğu gitti azı kaldı
D)Bir türlü dikiş tutturamadı işlerinde.
10-AĢağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi gerçek anlamında kullanılmıĢtır?
A-Bundan kurtulmanın bir yolu yok mu?
B-Odanın havası iyice ağırlaştı.
C-Gürültüden kafam şişti.
D-Ağacın dalını kestiler.
11- ― Bu kötü olaya Ģahit oldum.‖ Cümlesindeki ―Ģahit‖ kelimesinin eĢ anlamlısı aĢağıdaki
cümlelerin hangisinde vardır?
A-Göç eden kuşları gözlemledim.
B-Yaşananlara tanıklık etmek güzeldi.
C-Görmeden alış-veriş yapmayı sevmem.
D-Senin oturduğun evi bulmak zordu.
12-― SavaĢ düĢüncesine tahammül edemiyorum.‖ Cümlesinde altı çizili olan sözcüklerin eĢ
anlamlıları hangi seçenekte verilmiĢtir?
A.
Barış - zihniyet - kanıtlamak
B. fikir- ispatlamak- harp
C. harp – fikir – katlanmak
D. katlanmak – harp -fikir
13- AĢağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerin hangisi anlam iliĢkisi bakımından diğerlerinden
farklıdır?
A-Hızlı giden araçlar süratten dolayı kaza yaptı.
B- İyi günde kötü günde birlikteyiz.
C-Dost başa düşman ayağa bakarmış.
D-Bana sıcak gelen ona soğuk gelir nedense.
14-
I. Yüze kadar sayabilir.
II. Ne kadar tatlı bir yüzün var.
III. Denizde bol bol yüzdüm.
IV. Koyunun derisini yüzerlerken bakamam.
V. Annem yastıklara yüz geçirdi.
VI. Binanın ön yüzü daha aydınlık.
Yukarıdaki cümlelerdeki ―yüz‖ kelimesi kaç farklı anlamda kullanılmıĢtır?
A)6
B) 5
C) 4
D) 3
10
15- AĢağıdaki cümlelerde geçen deyimlerden hangisi anlamıyla birlikte kullanılmıĢtır?
A-Kırk yaşını geçti, hâla bir baltaya sap olamadı.
B-Bu kız her zaman dünyayı toz pembe görürdü.
C-Elbisesini sürekli isteyerek başının etini yedim.
D-Arkadaşımı defterden sildim.
16- AĢağıdaki sözcüklerden hangisinin sesteĢi yoktur
A) yeni
B) dal
C) kır
D) saç
17- AĢağıdaki cümlelerin hangisinde "kestirmek" sözcüğü, "anlayamamak" anlamında
kullanılmıĢtır?
A-Saçlarımı kestirmek için geldim.
B- Ne olduğunu kestiremediğimden korktum.
C-Konuşmamı kestiğinde çok kızdım.
D-Biraz kumaş kestirip getirir misin?
18-AĢağıdaki cümlelerin hangisinde "acı" sözcüğü, diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıĢtır?
A)Annemin acısı hep içimde yaşayacak.
B)Bu kadar acı biber yiyemem..
C)Acı bir çığlıkla sıçradım yataktan.
D)Acı sözlerine dayanamıyorum artık.
19-AĢağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi diğerlerinin yerine kullanılamaz?
A) Çok şen bir kişiliğe sahipti Esma.
B) Eğlenceli bir yaşam sürmek gibisi var mıdır ki?
C) Komşum hoşgörü sahibi bir adamdı.
D) Ablamın neşeli hâli bir ömre bedel
20- AĢağıdaki cümlelerden hangisinde yansıma sözcük kullanılmamıĢtır?
A) Köpek sabaha kadar havladı.
B) Gece sürekli dişlerini gıcırdatıyor..
C) Kuşlar ötüyor pencerenin kenarında.
D) Bahçedeki ahırdan çıtırtılar geliyor.
21-AĢağıdakilerden hangisinde ―öğretmen‖ sözcüğü özel anlamda kullanılmıĢtır?
A) Öğretmen, çocukların öğrenme yaşantısına yön veren kişidir.
B) Öğretmen, ders bitimine kadar testi bitirmemi söyledi..
C) Öğretmen, öğrencilerin öğrenmesini programlayan kişidir.
D) Öğretmen, okuma yazmayı öğreten kişidir.
22-AĢağıdakilerin hangisinde altı çizili sözcük terim anlamı taĢımaz?
A) Bu ders kafiye çeşitlerini işleyeceğiz
B) Ameliyata 3 uzman doktor girdi.
C) Perde kapanmadan seyirciler ayağa kalktılar.
D) Yazılarında yaptığı eleştirilerde ölçüyü biraz kaçırmış.
23-AĢağıdaki cümlelerin hangisinde "Ģimdi" sözcüğü, "Doktor Ģimdi gelir, endiĢelenme."
cümlesindeki anlamıyla kullanılmıĢtır?
A)
Olayın bu kadar ciddi olduğunu şimdi duydum.
B) Kadın şimdi okula doğru gitti.
C)
Şimdi anlarız olayın aslını.
D)
Adam şimdi çıktı, koşarsanız yetişirsiniz.
24- AĢağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi soyut değildir?
A) Rüzgar çıkınca çocuklar evlerine dağıldı.
B) Adam sinirli olma durumunu araştırıyormuş
C) Sevgi dolu bir insandı.
D) Müzisyen kederli kederli bakıyordu.
11
25-AĢağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi temel anlamda kullanılmıĢtır?
A)Çocuk ağzını peçeteyle sildi.
B)Dağın sırtına doğru çıktık.
C)Köprünün ayağına bomba koymuşlar.
D)Kitapları taşırken kolum koptu.
CEVAP ANAHTARI
1-A 2-C 3-D 4-A 5-B 6-C 7-B 8-D 9-C 10-C 11-B 12-C 13-B 14-A 15-C 16-A 17-B 18B 19-C 20-C 21-B 22-D 23-C 24-A 25-A
CÜMLEDE ANLAM
1) NEDEN-SONUÇ ĠLĠġKĠSĠ
Neden-sonuç cümleleri iki bölümden oluşur. Birinci bölüm neden (sebep), ikinci bölüm ise sonuç bildirir.
Bu tür sorularda eylemin hangi nedenle maydana geldiği bizim için önemlidir. Daha çok "için, -den, diğinden, ile" gibi edatlarla sağlanır.
Örnekler:
Malzeme yetersizliğinden inşaat yarım kaldı.
Seni ziyaret edemedim, çünkü hastaydım.
Yağmurun yağmasıyla herkes içeri kaçıştı.
Yorgun olduğu için işi erken bıraktı.
Kazanamama korkusuyla gece gündüz çalışıyor.
Maddi imkânsızlık yüzünden okuyamamış.
Fazla ışık gözlerime dokunduğundan perdeyi kapattım.
Büyükbaba öldü, sonra üzüntüsünden büyükanne öldü.
Müdür, yaşlı adama ters ters baktı. Adamcağız utancından büzüldükçe büzüldü.
Saha çamur olduğu için maç ertelenmiş.
Çocukların susuzluktan dudakları çatlamıştı
Şiddetli soğuklardan elleri ince ince yarılmıştı.
2) AMAÇ-SONUÇ ĠLĠġKĠSĠ
Eylemin hangi amaca bağlı olarak gerçekleştiği vurgulanır. Bu tür cümlelerde de "için, diye, üzere" gibi
edatlardan yararlanılır.
Örnekler:
Öfkesini yenmek için dışarı çıktı.
Yoksulluktan kurtulmak için şehre göç etmiş.
Kardeşi iyileşsin diye Allah'a dua ediyor.
Bildiklerini anlatmak üzere karakola başvurdu.
Bu sıkıntılara sınavı kazanalım diye katlanıyoruz.
Yabancı dil öğrenmek için kursa gidiyor.
3) KARġITLIK ĠLĠġKĠSĠ
Anlam bakımından birbirinin zıddı olan sözcüklerin kullanıldığı cümlelerdir. Bu tür cümlelerde konu
genellikle aynı, fakat konuya bakış açısı farklıdır.
Örnekler:
Adamın yüzündeki yumuĢak ifade bizimle konuşurken birdenbire sertleĢmiĢti.
Dışarısı günlük güneĢlik, sımsıcak, halbuki burada paltolarımız bile bizi ısıtmaya yetmiyor.
Derin boğazlara girdiğinde coĢup köpüren ırmaklar, düze inince miskinleĢiyor.
12
4) KOġUL-SONUÇ ĠLĠġKĠSĠ
Bazı cümlelerde temel yargının gerçekleşmesi bir şarta bağlanır. Buna göre birinci bölüm (yan yargı)
koşul, ikinci bölüm ise o koşula bağlı olarak ortaya çıkan sonuçtur (temel yargı).
Türkçede koşul anlamı asıl olarak ―-sE‖ şart ekiyle sağlanır. ―ise‖, ―-dİkçE‖, ―mİ‖, ―ama‖, ―üzere‖, ―yeter
ki‖ ile de koşul anlamı sağlanır.
Örnekler:
Lodos eserse hava temizlenir.
Ne demek istediğimi, bu kitabı okursan anlarsın.
Yardım edersen işimi çabuk bitiririm.
Babanı gördü mü olanları anlatır.
Sizin için izin alırım, ama erken döneceksiniz.
İki saat sonra dönmek üzere gidebilirsin.
İstediğin arabayı alırım, yeter ki sınavı kazan.
Okula gideceksin ama otobüsle.
Onu gördükçe seni hatırlıyorum.
5) KARġILAġTIRMA ĠLĠġKĠSĠ
İki kavram, nesne, eser, kişi arasında yapılan kıyaslamaya karşılaştırma denir. Karşılaştırmada benzerlik,
farklılık, üstünlük gibi değişik durumlar ifade edilir. Yani karşılaştırmanın hangi yönden yapıldığı ortaya
konur. Bu durumda benzetme ve karşılaştırma edatları kullanılır.
Örnekler:
Adnan yaşça Ahmet‘ten büyük(tür).
Yeni şiirler eski şiirlere göre daha anlaşılır bir dille; ama daha anlaşılmaz imgelerle yazılmaktadır.
Sağlığım geçen haftaya göre daha iyi.
Televizyon da sinema kadar etkilidir.
Bu konuda senden daha bilgilisi yok.
Bu çalışmayla daha iyi bir puan alabilirdin.
Dinlemek de konuşmak kadar önemlidir.
Öğretmen, sınıfın en çok konuşanını öne oturttu.
Öykülerini de okudu; ama bunları şiirleri ve oyunları kadar beğenmedi.
6) TAHMĠN, ĠHTĠMAL, OLASILIK ĠLĠġKĠSĠ
İhtimal, olasılık ve tahmin, bazı verilere dayanarak gelecekteki bir şeyi, bir olayı kestirmek, onun
olabilme ihtimalini göz önünde bulundurmaktır.
Bu tür cümleler, gerçekleşme şansı, ihtimali, tehlikesi olan bir durumu veya olayı ifade ederler.
Tahmin cümlelerinde olayların akışından hareketle sonuç görülmeye çalışılır. Kesinlik taşımayan, öznel
yargılardır; cümleyi söyleyenin kendince ulaştığı bir sonuçtur.
Örnekler:
Bu kış, şiddetli geçebilir. (bir ihtimal, belki)
Dün beni arayan Hakan olmalı. (büyük ihtimalle odur)
Adnan Bey‘in yanındaki kardeşi olacak. (galiba)
Dün evde değildim, Fikret beni aramıştır. (aramış olmalı, büyük ihtimalle)
** UYARI**Ek-fiilin geniş zamanında kullanılan ―-dir‖ eki fiillerden sonra kullanıldığında cümleye
ihtimal, olasılık, tahmin veya kesinlik, kuvvetlendirme anlamları katar.
Bizin eller yeşillenmiştir. (tahmin)
Yurt dışına gidince bizleri unutmuştur. (tahmin, ihtimal)
Sınav iki basamak hâlinde uygulanacaktır. (kesinlik)
13
** UYARI**Bu eklerin dışında, “belki, galiba, sanırım, sanıyorum, zannederim, sanki, gibi” vb
sözcüklerle ve ―-ebil-‖ ekiyle de cümlelere olasılık anlamı katılabilir.
Örnekler:
Yarın sizi ziyarete gelebiliriz.
Bu akşam geç kalabilirim.
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.
Sanıyorum o konu anlatılmadı.
Zannederim bu konuyla ilgileniyorsunuz.
Geç kaldık; sanırım o gitmiştir.
―-e-bil-‖ yeterlilik bildiren yardımcı fiil olarak olasılık değil gücü yeterlik bildirir:
Öyle deme, ben de ağır işlerde çalışabilirim.(çalışmaya gücüm yeter)
CÜMLENĠN KONUSU
Bir yazının olduğu gibi cümlenin de konusu vardır. Cümlenin genelinde üzerinde durulan duygu ya da
düşünceler o cümlenin konusunu oluşturur. ―Bu cümlede neyden söz ediliyor?‖ sorusu, bize o cümlenin
konusunu verecektir.
"Çocuğa ana dilini, bir işçi elindeki âlet gibi nasıl kullanıldığını ilk öğreten, ona bu dilin türlü hünerlerini;
kıvraklığını, zenginliğini, inceliğini ilk öğreten masaldır." Bu cümlenin genelinde ―masal‖ ın ana dil
eğitimindeki yerinden söz edilmektedir. O hâlde bu cümlenin konusu ―masalın dil öğrenimine katkısı‖dır.
Örnekler:
"Küçüklükte öğrenilen taş üzerine yazı yazmaya, yaşlılıkta öğrenilen ise su üzerine yazı yazmaya
benzer."
Konu: Eğitimin yaşı
"İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur."
Konu: Alışkanlık.
ANLATIM YÖNÜNDEN CÜMLE
1) NESNEL ANLATIM
Nesnel: Objektif.
Gerçekliği kanıtlanabilir, bilimsel, ölçülebilir, herkese göre aynı olan; göreceli olmayan; kişilerin
duygularına dayanmayan anlatım nesnel anlatımdır.
Nesnel anlatımda ölçülebilir, kanıtlanabilir ve yorumlara meydan vermeyen bir anlatım vardır. Nesnel
anlatımda "bence" ve "bana göre"ye yer yoktur:
Örnekler:
Yahya Kemal 20. yüzyılda yaşamış bir edebiyatçıdır.
İstanbul Türkiye‘nin en büyük şehridir.
Nesnel anlatım sorularında her zaman ―aşağıdakilerin hangisinde nesnellik vardır?‖ gibi soru kökleri
olmayabilir. Kimi zaman da ―aşağıdakilerden hangisi söyleyenin kişisel düşüncelerini içermemektedir?‖
veya ―yukarıdaki cümlelerin hangilerinde düşünce eksiksiz ve belirli bir kesinlikle anlatılmıştır?‖ gibi
sorular nesnelliğe aittir.
14
Örnekler:
Kitaptaki ilk öykünün konusu köy yaşamıdır.
Oyundaki olaylar bir çiftlikte geçiyor.
Yazar, bu romanından sonra peş peşe altı oyun yazdı.
Romanın sonunda kahramanların hiçbiri umduğunu bulamıyor.
Bu, sanatçının en son çıkan şiir kitabıdır.
Öyküdeki kişilerin dördü kadın, üçü erkektir.
Romanda anlatılanlar Kurtuluş Savaşı yıllarında geçiyor.
Oyundaki olaylar, üç bin kişilik bir kasabada, bir çiftlikte geçiyor.
2) ÖZNEL ANLATIM
Öznel: İzafî, sübjektif, göreli, göreceli...
Öznel ifadeler, doğruluğu ve yanlışlığı kişilere göre değişebilen, kanıtlanamayan, tartışmalı, öznel,
ölçülemeyen, duygulara bağlı, yorumlanabilir, bilimsel olmayan yargılardır.
Bu tür cümlelerde izlenimler, yorumlar, duygular, beğeniler ve kişisel görüşler anlatılır.
Örnekler:
Yahya Kemal, 20. yüzyılın en başarılı şairidir.
İstanbul Türkiye‘nin en güzel şehridir.
Karadeniz insanı çok inatçıdır.
En güzel kış meyvesi portakaldır.
Hikâyeciliğimizdeki en başarılı dönem o yıllardı.
En güzel yıllarımı o köyde geçirdim.
Şehirde yaşamak köyde yaşamaktan daha zordur.
Öykülerinde bir kuruluk, bir tekdüzelik görülüyor.
Oyundaki dekorlar, seyirciyi o günün ortamına götürerek oyunun etkisini büyük ölçüde artırıyor.
Öznel cümleleri varsayım ve olasılık; yorumlama, yakınma, eleştiri ya da beğeni içeren cümleler gibi
gruplara ayırmak mümkündür.
a. VARSAYIM
Varsayıma bir olayın gerçek olup olmadığını bilmeden gerçek saymaya varsayım denir .Kimi cümleler
gerçekte olmadığı hâlde varmış gibi kabul edilen durumları anlatabilir. Bu tür cümlelere varsayım
cümleleri denir. Varsayım anlamı ―diyelim (ki), farz edelim (ki), tut ki, tutalım (ki), kabul edelim (ki)‖
gibi sözcüklerle sağlanır.
Örnekler:
Diyelim ki cüzdanını kaybettin..
Farz edelim okulu bıraktın, ne yapacaksın?
Böyle olduğunu kabul edelim, gururuna yedirebilecek misin?
Tut ki karnım acıktı.
Diyelim ki bu olay gerçek değildir.
Diyelim ki bu sınavı kazandın.
Tut ki yüz elli yıl yaşadın.
Diyelim ki insanlar uzaya şehirler kurdu.
Dikkat edilirse bu cümleler devamı olan cümlelerdir; tamamlanmamış ya da cevap beklenen cümleler...
Eğer ―Dileyelim ki bu iş anlatıldığı gibi olmasın.” gibi bir cümle kurulursa, bu varsayım cümlesi olmaz.
15
b. YORUMLAMA
Bu tür cümlelerde gizli veya hayali şeylerden anlam çıkarma söz konusudur.
Örnekler:
Son günlerde hiç konuşmuyor, sanki bana gücenmiş.
Kimse beni dinlemiyor, sanki herkes bana cephe almış.
İkide bir karşıma çıkıyor, sanki beni izliyor.
Sanki suçlu benmişim gibi surat asıyorsun.
c. YAKINMA
Bu tür cümleler insanı pişman edecek şekilde sonuçlanmış olaylardan şikayeti dile getirir. "keşke, bari,
hiç değilse, hiç olmazsa" gibi sözcüklerle ve "ki" bağlacıyla kurulan cümlelerdir.
Örnekler:
Keşke o gün evden çıkmasaydık.
Hiç olmazsa son sınavdan iyi not alsaydın.
Beni düşünmüyorsun bari kendini düşün.
Yüz kere söylesen de anlamaz ki!
Hiç değilse bir kez geç kalma.
Bu kadar fırsat verdik değerlendirmedi ki!
d. ġAġIRMA
Şaşırma anlamı soru ekiyle de sağlanabilir:
Örnekler:
Biraz sonra bir batağın içine dalmayayım mı?
Bizim Ali orada da karşımıza çıkmasın mı?
e. TAHMĠN
Bir kişinin sonucunu bilmediği bir olay ya da durum ile ilgili nasıl sonuçlanacağına dair kendi görüşünü
bildirmeye tahmin denir.
"Geç kaldık, sanırım Selim gitmiştir." cümlesini düşünelim. Burada henüz Selim'in gidip gitmediği
bilinmiyor. Sadece "gitmesi" ile ilgili bir tahminde bulunulmuştur.
Örnekler:
Kardeşim bu soruların hepsini çözer.
Bizim oralara bahar gelmiştir artık.
f. ÖNERĠ
Herhangi bir şeyde görülen eksikliğin nasıl giderilebileceğini bildiren cümlelere öneri denir.
Örnekler:
"Kitabın sonuna yararlanılan kaynaklar eklenirse, okuyucuya daha yararlı olur."cümlesinde kitabın
sonunda kaynakların olmaması bir eksiklik olarak görülmüş ve bunun giderilmesi için öneride
bulunulmuştur.
16
g. YORUM
Söyleyenin bir konu ile ilgili düşüncelerine, sözlerine kendi duygu ve görüşlerini kattığı anlatıma yoruma
dayalı anlatım denir. Yorumlar kişinin kendi beğenisini, kendi görüşünü anlattığından özneldir, kişiye
özeldir.
"Evimin balkonundan bakınca Boğaz'ın muhteşem güzelliği beni mest ediyor." cümlesinde "muhteşem
güzellik" sözleri kişinin manzarayı beğendiğini bildirir. Bu manzarayı herkesin beğenmesi gerekmez ve
bu muhteşemliğin kanıtlanmasına da gerek yoktur. Çünkü bu, benim Boğaz'a bakışımın ifadesidir. Benim
Boğaz'ı değerlendirişimdir. O hâlde bu cümlede yorum söz konusudur.
"Taraftarlar, şampiyonları havaalanında karşıladı." cümlesinde görülenler anlatılmış, şampiyonların gelişi
ile ilgili kişi kendi görüşünü belirtmemiştir. Bu nedenle bu cümlede yorum yapılmamıştır.
Örnekler:
Plânınızın yeniden gözden geçirmenizin doğru olacağı düşüncesindeyim.
Günün belli saatlerinde, belli aralıklarla ders çalışırsan daha iyi olur.
Sanatçı, kişisel konuların yanında toplumsal konulara da yer vermelidir.
3) DOĞRUDAN ANLATIM
Başkalarına ait sözleri söylendiği gibi aktarmaktır.
Örnekler:
Ali: "Bu kitabı iki kez okudum." dedi.
Öğretmen:" Bu test sorularını evde çözeceksiniz." dedi.
Dersten sonra etüt yapacağız, dediler.
Başbakan: "Kıbrıs, bizim toprağımızdır." dedi.
Öğretmen, Ali'ye: "Arkadaşına söyle, yarın ödevini mutlaka getirsin!" dedi.
4) DOLAYLI ANLATIM
Başkalarına ait sözleri değiştirerek, sadece içerik olarak aktarmaktır.
Örnekler:
Ali, bana bu kitabı iki kez okuduğunu söyledi.
Yazar, roman kahramanının gerçek hayatta da yaşadığını söyledi.
Annem, akşam eve erken gelmem gerektiğini söyledi.
PARAGRAFTA ANLAM
Paragraf, bir düşünceyi tam olarak anlatabilmek için bir araya getirilen cümleler topluluğudur. Yani
paragrafın bütün cümleleri aynı konuyu işler ve aynı düşünceyi açıklar ya da destekler. Tek bir düşünce
etrafında oluştuğundan kendi içinde bir bütünlük gösterir; kendinden önceki ya da sonraki paragraflara bir
bağlılık göstermez.
Bu konudaki sorular paragrafın değişik özellikleriyle ilgilidir. Genellikle paragrafın ana düşüncesi,
yardımcı düşünceleri, konusu, başlığı sorulur ya da paragrafın oluşturulmasıyla ilgili özellikler üzerinde
durulur. Bir veya iki tane soruda da paragrafın anlatımıyla ilgili bilgiler sorulabilir.
Paragraf sorularının çözümünde bazı noktalara dikkat etmeliyiz. Bunlardan en önemlisi paragrafa yorum
karıştırmamaktır. Paragrafı okurken önyargılarımızı, kabullerimizi bir kenara bırakıp paragrafta
sözü edilenler üzerinde durmalıyız. Bazen bize göre çok yanlış bir düşüncenin doğruluğu savunulabilir.
Paragrafta ne savunulursa onun doğru olduğu kabullenilerek soruya yaklaşmak gerekir.
PARAGRAFIN KONUSU
Paragrafta hakkında söz söylenen düşünce, olay ya da durumlar konuyu verir. Konuyu bulmak için
―Parçada neden söz ediliyor?‖ diye sorabiliriz. Yani üzerinde durulan neyse konu da odur. Bununla ilgili
sorular değişik soru kökleriyle karşımıza çıkar.
17
―Bu parçada aĢağıdakilerden hangisinden söz edilmektedir?‖
―Bu parçanın konusu aĢağıdakilerden hangisidir?‖
―Bu parçada aĢağıdakilerden hangisinden yakınılmaktadır?‖
gibi sorular konuyu sorar.
Parçada konuyu soran bir diğer soru şekli de paragrafın bir soruya cevap olarak verilmesidir. Elbette
bunlarda yazara sorulan sorunun konusu neyse cevap da o konuda olacaktır.
Konumuzun paragraf olması, konu, başlık, anadüşünce vs. gibi soruların sadece paragraftan olacağı
anlamına gelmez. Bazen bir şiir parçası verilerek de bu tür özellikler sorulabilir.
PARAGRAFIN BAġLIĞI
Paragrafın bir düşünce etrafında döndüğünü ve daima bir konudan söz ettiğini söylemiştik. Bir bakıma
paragraf, bir makalenin, bir denemenin, bir fıkranın küçültülmüş şekli gibidir. Öyleyse nasıl bu tür
yazıların bir başlığı varsa, paragrafın da bir başlığı olur. Ancak yazı başlıklarının dikkati çekme, ilgi
uyandırma ya da şaşırtma gibi özellikleri vardır. Oysa paragrafın başlığı bu amaçla seçilmez. Konuyu en
iyi şekilde yansıtan bir veya birkaç söz başlık olarak belirlenir.
PARAGRAFIN ANADÜġÜNCESĠ
Anadüşünce, parçada yazarın okuyucuya vermek istediği mesajdır. Buna yazarın paragrafı yazma amacı
da diyebiliriz. Her paragrafın belli bir anadüşüncesi vardır. Bu düşünce bazen paragrafın herhangi bir
yerinde bir cümle halinde verilir. Diğer cümleler bu düşünceyi açıklar ya da destekler. Bazen ise belli bir
cümleyle verilmez, paragrafın bütününe sindirilir.
Paragrafın anadüşüncesini bulabilmek için kendimize ―Yazar bu parçayı hangi amaçla yazdı?‖, ―Bize ne
demek istedi?‖ gibi soruları sorabiliriz.
Anadüşünce, değişik soru biçimleriyle karşımıza çıkar.
―Bu paragrafın anadüĢüncesi aĢağıdakilerden hangisidir?‖
―Bu paragrafta anlatılmak istenen aĢağıdakilerden hangisidir?‖
―Bu parçada aĢağıdakilerden hangisi vurgulanmıĢtır?‖
gibi sorular anadüşüncenin sorulduğu soru tiplerinden bazılarıdır.
Anadüşünceyi veren cümleler kesin bir yargı bildirir, açık ve anlaşılır bir anlam taşır.
Anadüşünce, parçada sözü edilenleri en kapsamlı bir biçimde bildirir. Parçada olmayan konular
anadüşünce içinde yer almayacağı gibi, parçanın bir kısmını bildiren cümleler de ana düşünceyi vermez.
Parçanın tümünü kapsayacak biçimde olması gerekir onun.
―Bir dilin söz dağarcığıyla o dili konuĢan toplumun yaĢama biçimi arasında çok sıkı bir iliĢki
vardır. Sözgelimi sözcük sayısı Türkçeye oranla çok fazla olan Ġngilizcede yeĢil için birkaç sözcük
bulunurken, Türkçede, doğayla içli dıĢlı olmanın bir sonucu olarak yosun yeĢili, çağla yeĢili, tirĢe,
ördekbaĢı gibi birçok sözcük vardır. Bunun gibi, söz dağarcığını oluĢturan öğelerin somutluğu,
soyutluğu da yine toplumun yaĢama biçimine bağlıdır.‖
Yukarıdaki parçaya baktığımızda toplumun yaşayış biçimiyle söz dağarcığı arasında ilgi kurulduğunu
görürüz. Yazar bize vermek istediği mesajı ilk cümlede vermiş. Daha sonra ―sözgelimi‖ diyerek ileri
sürdüğü bu düşünceyi örneklendirmiş. İlk cümlenin genel ve kesin bir yargı bildirmesi de ana düşünceyi
vermesinin diğer bu yanıdır. Bu parçadan ―Türkler doğayla iç içe yaşadığı için doğayla ilgili birçok
sözcüğe sahiptir.‖ yargısını çıkarabiliriz. Ancak bu yargı ana düşünce olmaz; çünkü parçanın sadece bir
kısmını karşılar. ―Söz dağarcığının genişliği toplulukların gelişmişlik düzeyini gösterir.‖ gibi bir yargı ise
gerçekte doğru olsa bile parçada sözü edilmediğinden parçanın ana düşüncesi olamaz.
PARAGRAFIN YARDIMCI DÜġÜNCELERĠ
Her paragrafın tek bir konu üzerinde durduğunu ve bir ana düşünce etrafında döndüğünü söylemiştik.
Paragrafta bunun dışında, ana düşüncenin daha iyi açıklanmasını sağlayan, onu daha belirgin hale getiren,
işlediği konunun sınırlarını çizen düşünceler de vardır. Bu düşüncelere de paragrafın yardımcı düşünceleri
denir. Bir paragrafta ana düşünce bir tane iken yardımcı düşünce sayısı birden fazla olabilir.
Yardımcı düşünceyle ilgili sorular çoğu zaman olumsuz biçimdedir.
18
―Bu paragraftan aĢağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?‖
―Bu paragrafta aĢağıdakilerden hangisine değinilmemiĢtir?‖
―Bu parçadan aĢağıdakilerden hangisine ulaĢılamaz?‖
gibi sorular hep yardımcı düşünceleri sormaktadır. Bir parça üzerinde yardımcı düşünceleri inceleyelim.
Gündelik dil bilincimiz ile algımız, ister istemez birtakım toplumsal kalıplarla koĢullanmıĢtır. Oysa
Ģiirin, öykünün, romanın sunduğu kurmaca dünya, bizim yeni bir algı durumuna girmemizi
gerektirir. Gerçekte, okuma sırasında bir beklentiden ötekine, bir varsayımdan ötekine geçerek
sürdürdüğümüz bilinç etkinliği, bu yeni algı konumunun aranıĢından baĢka bir Ģey değildir.
HaĢim‘in Ģiirindeki karanfil, bizim gündelik deneylerimizden tanıdığımız karanfil olmaktan çok
uzaktır.‖
Şimdi bu parçadan hangi düşüncelerin çıkabileceğine bakalım;
a. Toplumsal kalıplar algımızı ve bilincimizi koşullandırır.
b. Şiir, öykü, roman gibi türler bize kurmaca bir dünyanın kapılarını açar.
c. Şiirin kurduğu dünya ile romanınki birbirinden oldukça farklıdır.
d. Okuma sırasında bilinç etkinliğimiz sürekli değişir.
e. Şiirin etkileme gücü, düzyazıdan daha çoktur.
f. Gündelik hayatta karşılaştığımız nesneler, şiirde karşımıza farklı nesneler olarak çıkabilir.
g. Haşim şiirinde karanfili en güzel biçimde betimlemiştir.
Parçayı incelediğimizde, şiirle romanın karşılaştırmasının yapılmadığını görürüz. Öyleyse c‘deki cümle
parçadan çıkmaz. Eserlerin etkileme gücünden söz edilmediğinden e, Haşim‘in karanfili nasıl
betimlediğinden söz edilmediğinden g parçadan çıkarılamaz. Diğerlerine ise parçada yer verilmiştir.
ANLATIM BĠÇĠMLERĠ
A) AÇIKLAYICI ANLATIM:
Herhangi bir konu hakkında bilgiler vermek, bir şeyler öğretmek amacına yönelik anlatım biçimidir.
ÖRNEK: Memduh Şevket Esendal öykülerini sade ve temiz bir Türkçe‘ yle yazmış, öykücülükte Çehov
tarzını benimsemiştir. Onun öykülerini okuyanlar eserin içinde kendilerini, çevrelerini ve hayatta
karşılaştıkları kişileri bulur gibi olurlar. Esendal, günlük hayatı iyimser bir hava içinde verir.
Öykülerindeki olaylar son derece basittir.
B) TARTIġMACI ANLATIM:
Okuyucuyu veya dinleyiciyi istenilen davranış ve düşünce biçimine yöneltmek amacıyla başvurulan bir
anlatım biçimidir. Bu anlatım biçimiyle okuyucunun sahip olduğu düşüncenin değiştirilmesi amaçlanır.
Yani amaç düşünce ve konularda değişiklik yapmaktır.
ÖRNEK: Edebiyat metninin dili günlük iletişim dilinden bütün bütüne ayrıymış gibi görülegelmiştir
bizde. İstiareli, aktarmalı, doğallıktan uzak bir dil olarak düşünülmüştür hep. Edebiyat sözcüğü; süslü
püslü, özentili, abartmalı ve boş sözler yığını gibi bir anlam kazanmıştır bu yüzden. Bunu da ,edebiyat
dilini günlük dilden apayrı gören bir anlayışa bağlayabiliriz. Oysa edebiyat dili günlük dilden tümüyle
kopuk bir dil değildir. Gündelik dilin güzel, duygusal bir doku içinde yeniden düzenlenimidir bir bakıma.
C) ÖYKÜLEYĠCĠ ANLATIM:
Bu anlatımda amaç; olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak, anlatmak istenileni bir olay içerisinde
vermektir. Öyküleyici anlatımda olaylar oluş haline uygun olarak bir dizi halinde verilirse birbirine
bağlanır. Öyküleme, tasarlanan ya da yaşanan bir olayın anlatımıdır. Roman, hikaye ve masalların
anlatımı öyküleyici anlatım biçimindedir.
19
ÖRNEK: Ağır adamlarla kahveye girdi Hasan. Olanları düşündü bir süre. Otursam mı oturmasam mı
diye bir tereddüt geçirdi. Sonra oturdu bir köşeye isteksiz. Babadan kalma tütün tabakasını çıkardı,
kalınca bir sigara sardı. Öyle dalmıştı ki masasına konan çay bardağının sesi bile dikkatini çekmemişti.
D) BETĠMLEYĠCĠ ANLATIM (TASVĠR ETME):
Betimleme en yalın biçimiyle sözcüklerle resim çizme işidir. Varlıkların niteliklerini, bu varlıkların
duyularımız üzerinde uyandırdıkları izlenimleri belirtmektir. Betimleme nesnelerin, varlıkların, belirgin
özelliklerini tanıtıp göz önünde canlandırmaktır. Bu anlatımda okuyucunun çeşitli duyularına seslenilerek
anlatılan varlıkla ilgili izlenim kazanılması amaçlanır. Bu amacın gerçekleşmesi için titiz bir gözlem
gerekir. Gözlem sırasında ayırt edici özelliklerin anlatılmasına özen gösterilir.
ÖRNEK: Eski bir taş köprü geçildikten sonra fakir mahallelere giriliyor ve sefalet,bütün dehşeti ve
çirkinliğiyle başlıyordu.Ortalarından akan çirkin sularında yarı çıplak çocuklarla çamurdan köpekler, eğri
büğrü sokaklar… Tezekten, çamurdan yapılmış yarı yarıya toprağa gömülmüş penceresiz kulübeler…
DÜġÜNCEYĠ GELĠġTĠRME YOLLARI
Bir yazıda ileriye sürülen görüş ve düşüncenin inandırıcılığını sağlamak amacıyla yazar çeşitli yollara
başvurur.Düşünceyi geliştirmek için başvurulan yöntemler şunlardır:
1) TANIMLAMA:
Bir kavrama ya da olayın belirgin özellikleriyle tanıtılmasına tanımlama denir.Tanım kısaca ―nedir‖
sorusuna verilen cevaptır.
ÖRNEK:
* İnsan vücudunun en küçük yapı taşına hücre denir.(Nesnel)
*Yiğitlik, kahramanlık, savaş temalarını işleyen şiirlere epik şiir denir.(Nesnel)
*Yaşam, güçlükleri yenebilme sanatıdır.(Öznel)
*Toros dağlarının etekleri Akdeniz‘den başlar.(Değil)
2) ÖRNEKLENDĠRME:
İleriye sürülen soyut düşüncenin somutlaştırılması yöntemidir.Söylenmek istenilenin okuyucunun
kafasında canlandırılmasını sağlayan bir yöntemdir.
ÖRNEK:
Genç Kalemler hareketi,edebiyatımıza özellikle dil konusunda yepyeni bir anlayışı getirmiştir.Türkçe
kendi benliğine yavaş yavaş dönmeye başlamış;halk,aydınların yazdıklarını anlar duruma
gelmiştir.1911‘li yıllarda yazan Ömer Seyfettin‘i, Ziya Gökalp‘i açıp okuyun, severek, anlayarak
okursunuz yazdıklarını.Sözcükler, tamlamalar…hep anlayacağınız biçimdedir.
3) KARġILAġTIRMA:
Karşılaştırmada iki varlık, iki kavram ya da iki şey arasındaki benzerlik ve karşıtlıklardan yararlanma söz
konusudur.Benzerliklerin ya da karşıtlıkların ortaya konması karşılaştırma ile olur.
ÖRNEK: Özge Ali‘ye göre daha çalışkandır.
*En çok sevdiğim arkadaşım sensin.
*Eski şiir hayali öğeleri yeni şiir ise somut öğeleri içerir.
4) TANIK GÖSTERME(ALINTI YAPMA):
Anlatılmak istenilen düşüncenin başkalarının görüşlerinden,sözlerinden yararlanarak açıklanması
yoludur.Başkalarının aynı konuda söylediği sözler yazı içerisinde alıntı olarak gösterilir.Tanık olarak
düşüncesine başvurulan kişinin, konusunda uzman güvenilir olması gerekir.
ÖRNEK: Mutluluk, aslında herkesin çok yakınında.İsteyen herkes, her an mutlu olabilir.Fizolof
Sokrates: ―Bir kitap, bir çiçek, bir kuş…ne büyük saadet!‖ derken bunu anlatmıyor mu?
20
5) SAYISAL VERĠLERDEN YARARLANMA: Düşünceyi inandırıcı kılmanın yollarından biri de
sayısal verilerden yararlanmadır.İnsanlar okuduklarının sayılarla desteklendiğini görürlerse yazıyı daha
da inandırıcı bulurlar.
ÖRNEK: Ada pazarı Şeker Fabrikası 1953‘te işletmeye açıldı. Kuruluşta günde 1800 ton olan pancar
işleme kapasitesi 1980‘de 6000 tona çıkarıldı. Bu büyük bir gelişme.
PARAGRAFTA ANLAM KONU TARAMA TESTĠ
Artık benim için zaman ve saat denilen şeylerin ölçüsü kalmamıştır... Nihayet gün batımı başlar.
Karşımda "Cebeli Ekra" bu süslü, renkli güzel ova manzarası karşısında çıplaklığından utanarak kel
tepesine batı güneşinden bir şal sarar, yalçın yamaçlarına uzaktaki Akdeniz'in göğe vuran akislerden mavi
bir bornoz geçirir, beline "Asi‘ nin gümüş alevlerinden bir kemer takar ve eteklerine akşamın yumuşak
gölgelerinden kürkler çevirir; o da süslenir. Gündüzki sert, kırıcı yüzünü hüzün bürümüş, insancıl bir
üzüntü içinde şirinleşmiştir.
(1. ve 2. sorular parçaya göre cevaplandırılacaktır.)
1. Paragrafta hangi anlatım tekniği ağır basmaktadır?
A) Betimleme
B) Öyküleme
C) Tanımlama
D) Açıklama
2. Paragrafta hangi varlık kiĢileĢtirilmiĢtir?
A) Nehir
B) Dağ
C) Kemer
D) Gün Batımı
3. Doğru mu yapıyoruz, iyi mi ediyoruz? Bana kalırsa daraltıyoruz yaşam alanımızı. Bir zevkimiz bile
olmadığını kabullenmiş oluyoruz. Herkesle bir oluyoruz. Herkesin seçtiğini seçiyor ve sevdiğini
seviyoruz. Herkesten ayrı bir yanımız, farklı bir rengimiz kalmıyor ondan sonra. Biz istediğimiz kadar
"birey" olmanın anlamından ve faziletlerinden söz edelim.
Parçada yazarın asıl yakındığı hangisidir?
A) Yaşam alanlarımızın daralması
B) Herkesin birbirini sevmesi
C) İnsanların farklı yanlarının olmaması
D) Kendimize ait zevklerimizin olması
4. Şiir yazan devlet reislerini biliyoruz. Fakat devlet reisliği yapan şairler görmedik. Bizim görüşümüze
göre, şair ve sanatkâr devlet reisi olması asla şart olmayan, fakat gerektiğinde en yüksek devlet reisini
kendi kadrosundan çıkaran bir kimliğe sahip olmalıdır.
Paragraftan çıkarılamayacak düĢünce aĢağıdakilerden hangisidir?
A) Bir insanın şair veya sanatkâr olabilmesi için önemli mevkilerde olması asla gerekmez.
B)Şair ve sanatkâr gerektiğinde devlet reisliği bile yapabilecek karakterde olmalıdır.
C) Devlet reisleri, şiir ve sanatla uğraşmak zorundadır.
D) Devlet reislerinden bazıları şiir ve sanatla uğraşmışlardır.
5. Şiir, edebiyat önce ev içlerinden, sokaklardan, kahve ve konak köşelerinden sonra da okullardan çekilip
gitti. Edebiyatın eksikliğindendir ki bugün sokaklarda kavga var. Şiirler, tekerlemeler yerine dedikodular
çalınıyor kulaklarımıza ve yumruklar, silahlar konuşuyor. O eski sokaklar-dansa geriye bir hatıra olarak
yalnız isimler kalmıştır. Gülbeyaz Sokağı, Hoşseda Sokağı....
Yukarıdaki paragraftan aĢağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
A) Edebiyatın eksikliğinden dolayı sokaklarda kavga vardır.
B) Şiir yavaş yavaş önce evlerden, sokaklardan çekilmiştir.
C) Sokaklardan geriye hatıra olarak kalan tek şeyin isimlerdir.
D)Şiir ve edebiyat sevgisi okullarda hâlâ devam etmektedir.
6. (I) Ben, 21. yüzyıl modern insanının ve onun yarattığı değerlerin doğayı nasıl hiçe saydığını anlattım.
(II) Bunu yapabilmek için kuşları, insanları, çamuru ve hatta dünyanın kendisini konuşturdum. (III) Oysa
hepimiz doğayı yaşatmak için el ele çalışmalıydık. (IV) Doğanın o saf güzelliğini zamanla kaybetmiş
olmaktan doğan acılarımı anlatmaktı niyetim.
Parçada numaralandırılmıĢ cümlelerden hangisi düĢüncenin akıĢını bozmaktadır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
21
7. Denemenin bütün sırrı "şölen" kelimesinde saklıdır. Deneme, akla gelebilecek her anlamda, hem
düşünce, hem de dilin salınışı bakımından bir şölendir. Tabi hangi deneme? Ustasının elinden çıkmış
olanı... Kimin için? Düşünmenin ve okumanın, dahası dilin tadına adamakıllı varabilmiş okurlar için.
Parçada denemeyle ilgili aĢağıdakilerden hangisine değinilmemiĢtir?
A) Denemenin bir düşünce ziyafeti olduğuna
B) Denemenin, içinde pek çok sır taşıdığına
C) Dilin tadına varan okurlar için şölen olduğuna
D) Usta kalemlerden çıkanların zevk verdiğine
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş Maviliklerde sefer etmek! Bir sahilden çözülüp gitmek Düşünceler gibi
başıboş.
(8. ve 9. soruları yukarıdaki dörtlüğe göre cevaplandırınız.)
8. Dörtlükte kişileştirilen varlık aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tanrı
B) Mavilik
C) Sahil
D) Düşünceler
9. Dörtlüğe göre şair için hangisi söylenebilir?
A) Yorgun
B) Telaşlı
C) Sevinçli
D) Endişeli
10. Her zamanki gibi otobüsten inip eve doğru yürüdüm. Sokaklar bomboş. Yalnız bir kişi dolaşıyor
sokakta. Evet, o kişi: Kadir Abi. Hava soğuk. Elbisesi paramparça» .Dayanamadım. Paltomu çıkarıp,
kendisine vermek istedim. Mahcup bir tavırla sadece "sağol" dedi. Bu insan herkesin korkup kendisinden
kaçtığı" Deli Kadir'di.
Bu sözleri söyleyen kiĢinin en belirgin özelliği aĢağıdakilerden hangisidir?
A) Duygusuz
B) Vurdumduymaz
C) Duygusal
D) Duyarlı
11. Bizim çocukluğumuzun sayılı günlerinden biri de Hıdrellez' di. Aslı Hızır llyas. Türk ağzından son
şeklini böyle almış, olmuş Hıdrellez. Eskiden 23 Nisan'a rastlardı. Şimdi 6 Mayıs'a. Bir gün önceden
hazırlıklar başlar. Tertibat, gidilecek yere göre alınır. Haydarpaşa çayırı, Kâğıthane, Çırpıcı veya
Veliefendi çayırları bugünün mesireleri idi. Bir şenlik, bir şenlik... Ne güzel günlerdi, sormayın gitsin.
Parçada sözü geçen dönemle ilgili aĢağıdakilerden hangisinden söz edilmemiĢtir?
A) Çocukluğun sayılı günlerinden olduğundan B) Hızır ilyas'ın Hıdrellez'e dönüştüğünden
C) Hıdrellez için hazırlık yapıldığından
D)Artık Hıdrellez şenliklerinin bittiğinden
12. İsmini vermek istemediğim bir yazar, bir gün yazdıklarını üst üste koymuş, kendi boyunu aştığını
görmüş sevinmiş, çevresindekilere dönerek: "Bakın yazdıklarım boyumu aştı." demiş. Yazara saygısızlık
etmek istemiyorum. Ancak şunu sormaktan da kendimi alamıyorum. Peki bu yazarın boyunu aşan
yapıtlarından günümüze ne kaldı?
Yukarıdaki sözleri söyleyen birisinden aĢağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?
A) Önemli olan kalıcı eserler verebilmektir.
B) Nicelik, nitelikten daha önemlidir.
C) Yazarın övüneceği şey özlü olmaktır.
D) Sayı çokluğunun önemi yoktur.
Göz yeşile doymak ister,
Yürek sevgiye...
Hele bir korunsun, korunabilsin yeşil,
Demir parmaklık, tahta çitle,
Gün ola harman ola sıra sevgiye gele
(13. ve 14. soruları yukarıdaki şiire göre cevaplayınız.)
13. ġair için hangisi söylenemez?
A) Duyarlı B) Sevgi dolu C) Endişeli D) Telaşlı
14. ġiirde vurgulanmak istenen nedir?
A) Tabiata karşı sevgi duymak gerekir.
B) Tabiatı korursak, sevgiyi hakim kılabiliriz.
C) Yeşil renk gözleri yormaz.
D) Sevgiyi, çevreye tercih etmeliyiz.
22
15. İnsan Bir Ormandır adlı yapıtın birçok kesiminde çeşitli özel adlar, yer adları sıralanmaktadır:
Taksim, Şişli, Beyoğlu, Zeki Müren'in filmleri, Ferdi, Orhan Müslüm... vb. Gerçek yaşamda bu kişi ve
yerleri görebilir, bulabiliriz.
Bu parçada yapıtın hangi özelliği daha çok vurgulanmıĢtır?
A) Çok çeşitli konuların işlenmiş olması
B) Yapıtın herkes tarafından okunuyor olması
C)Günümüz hayatını yansıtmış olması
D) Bütün ayrıntılarıyla incelenmiş olması
16. O da yetmez yüreğimize... Derinden, yumuĢak Esmeli duygular rüzgârı Aklın oturduğu tepeleri
okĢayarak...
Dörtlükte şairin asıl istediği nedir?
A) Rüzgârların devamlı esmesi
B) Yüreğinde duyguların hâkim olması
C) Duygularının anılması
D) Tepelerde rüzgâr olması
17. Bakışların pırıltılı, yüreğin dolu, Halin sıcak..
Anlıyorum, anlıyorum ama Ben o değilim desem artık ne olacak? İçimdeki çocuk, doymuyorsun ki
oyuna.
ġiire göre Ģair için hangisi söylenemez?
A) Artık büyüdüğünü düşünmektedir.
C) Kendini çocuk gibi hissetmektedir.
B) Hayata karşı umudu vardır
D) Çocuksu yanıyla çelişmektedir.
Seninle başım dertte Ne yapsam bilmiyorum Canımdan bir parçasın Söküp atamıyorum.
(18. ve 19. sorular dörtlüğe göre cevaplandırılacaktır.)
18. Yukarıdaki dörtlüğe göre aĢağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Şair kararsız bir durumdadır.
B) Sevgilisi ile arası iyi değildir.
C) Sevgilisinden vazgeçememektedir. D) Sevgilisi, şairi sevmemektedir.
19. Dörtlükte en ağır basan duygu hangisidir?
A) Kararsızlık
B) Istırap C) Sevinç
D) Ayrılık
20. Her sıra başı yazar gibi elbette etkisi oldu. Olacak da daha. Ne var ki, durmadan gelişen hayat
koşulları, her şeyi olduğu gibi, hikâye sanatını, hikâyecilik tekniğini ve açılarını da durmadan değiştiriyor.
Onun için Sait Faik etkisinden yarına ne kalacağını bugünden kestirmek kolay değildir.
Bu sözler aĢağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı olabilir?
A) Sait Faik'in hikâyeciliğimizdeki etkisini hayat koşullarına bağlamak mümkün mü?
B) Bugün hikâyecilik tekniğinde sürekli değişimler oluyor, yarının hikâyeciliğinde Sait Faik'in etkisi ne
olabilir?
C)Sait Faik'le yarının hikâyeciliği arasındaki bağı nasıl açıklayabiliriz?
D) Sıra başı yazarlar arasındaki etkileşimi nasıl açıklayabiliriz?
1. A 2. B 3. C 4. C 5. D 6. C 7. B 8. D 9. C 10. D 11.D 12. B 13. D 14. B 15. C 16. B 17. C 18. D 19. A
20. B
23
1.kazanım (Fiilimsiyle, fiil ve isim soylu kelimeler arasındaki
farkları kavrar.)
FİİLİMSİLER (EYLEMSİLER)
Fiillerden türeyen, cümlede “ ad, sıfat ve zarf ” olmalarının yanı sıra eylem (fiil) anlamalarını da
kaybetmeyen, fakat fiiller gibi çekime girmeyen sözcüklere fiilimsi denir.
….. FİİLİMSİLERİN ÖZELLİKLERİ…..
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
Fiil kip ve kişi eklerini almazlar, yani fiiller gibi çekime girmezler.
Fiilimsilerin olumsuzu yapılabilir.
Fiilimsiler isim çekim eklerini alabilirler.
Fiilimsiler cümlede doğrudan yüklem olamazlar. Yüklem olabilmeleri için ek fiil almaları gerekir.
Fiilimsiler, bulundukları cümleyi birleşik yapılı hale getirir.
Fiilimsiler birleşik cümlelerde yan cümle kurarlar.
Fiilimsi ekleri yapım ekidir.
2. kazanım (Fiilimsilerin işlevlerini ve kullanım özelliklerini kavrar.)
Fiilimsiler görevlerine göre üç grupta incelenir:
1. ĠSĠM FĠĠLLER: Fiillerden türeyen ve eylem anlamlarını kaybetmeden cümlede isim
görevinde kullanılan sözcüklere isim fiil denir.
İsim filer, fiillere getirilen “-me, -ma, -mek, -mak, -ış, -iş, -uş, -üş” ekleriyle yapılırlar.
24
Örnekler:

Bu notlara çalışmanız gerek.

Artık uyanma ve ders çalışma vakti geldi.

Kitap okumayı çok seviyorum.

Buralardan gitmeyi düşünüyorum.

Arkadaşıma mektup yazmak istiyorum.

Bu konuyu iyice düşünmek gerekiyor.

Amasya‘ya gelmenize çok sevindim.

Seninle tartışmak istemiyorum.

Neşeli olduğu gelişinden anlaşılıyor.

Gün biter gülüşün kalır bende.

Seninle akşamları yürüyüşe çıkalım.

Bir bakışı ömre bedel.

Adamın yalvarışlarını görmeliydiniz.
NOT: İsim fiil eki olan ―–me, -ma‖ ile olumsuzluk eki olan ―–me, -ma‖ yı
birbirine karıştırmamaya da dikkat etmemiz gerekir.
Sana bi rdaha buraya gelme,demiştim.
Bana bu sorunun cevabını açıklamamana çok üzüldüm.
2. SIFAT FİİLLER: Fiillerden türeyen ve eylem anlamlarını kaybetmeden cümlede sıfat
görevinde kullanılan sözcüklere sıfat fiil denir.
Sıfat fiiller, fiillere getirilen “-an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş”
ekleriyle yapılırlar.
Örnekler:

İşleyen demir ışıldar.

Dün okula gelen adamı tanıyor musun?

Kırılası ellerini üzerimden çek.

Yıkılası evlerinden kötülük fışkırıyor.

Kör olası adam hayatımızı kararttı.

Annemin öpülesi ellerinden tuttum.

Ödevimi tükenmez kalemle yazdım.

Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç.
25
ÖNEMLİ: İsim fiil ve sıfat fiil ekleriyle türetilen bazı kelimeler kalıplaşarak
fiilimsi özelliklerini kaybeder ve kalıcı isim olurlar. Bu eklerle yapılan bir
kelimenin kalıcı isim olup olmadığı ancak cümle içindeki kullanımına bakılarak
anlaşılır. Kalıcı isim durumuna gelmiş olanların olumsuzu yapılamaz, bu da
ayırıcı bir özelliktir.
Örnekler:
* dolma (yemek)
* çakmak (yakma aracı) * dondurma (yiyecek)
* kaymak (süt kaymağı)
* kavurma (yiyecek) * danışma(başvuru yeri)
* görüş (fikir)
*deneme (yazı türü)
* yağış (yağmur)
* kazma (kazma aracı)
*yemek (yiyecek)
* sarma (yiyecek)
*dolmuş (ulaşım aracı) *giyecek (elbiseler * geçmiş (mazi anlamında)
*gelecek (istikbal)
* yemiş (meyve)
* tamlama (dil bilgisi-terim)
-mez ,-ecek , -miş sıfat fiil eklerini zaman ekleriyle karıştırmamalıyız.Çekimli fiiller
de kip ve şahıs ekleri biraradadır.
Sen bana akşama geleceğim ,demiştin.( ÇEKİMLİ FİİL)
Sen bana akşama geleceğini söylemiştin.(FİİLİMSİ)
26
3. ZARF FĠĠLLER (Ulaçlar – Bağ fiiller) : Fiillerden türeyen ve cümlede zarf görevi alarak
yüklemde bildirilen işin zamanını, yapılış biçimini, sebebini veya amacını gösteren, bazen de kelime ve
cümleler arasında bağlama görevi üstlenen sözcüklere zarf fiil denir.
En çok kullanılan zarf fiil ekleri şunlardır: -ıp (-ip, -up, -üp), -erek(-arak), -ken, -e……-e, -ınca (ince), -r………-mez, -eli (-alı), -madan (-meden)…
NOT: Zarf fiillerin birçoğu kendilerinden sonra bazı kelimelerle veya başka eklerle kalıplaşarak
zarf işlevi görür:
-dığı zaman, -madan önce, -dıktan sonra, -ıncaya kadar, -dığından,
-dığı için, -eceği için, -dığı halde ……….
Cümleye kattıkları anlam bakımından zarf fiiller şu şekilde sıralanabilir:
Zaman ifa e edenler
Durum ifade edenler
-ınca(-ince), -r……-mez, - dıkça,
-arak(-erek), -a….-a, -madan, -ıp
-asıya(-alı(-eli), -ken, -dığında, -ıncaya kadar, esiye), -maksızın, -cesine
-eceği zaman,
-eceği gibi
* Havalar soğuyunca kazakları çıkardık
* Kardeşim ağlaya ağlaya eve gitti.
* Eve giderken bize uğra.
* Gençliğimizde güle oynaya yaşıyorduk.
* Ders anlatılırken dikkatli dinleyin.
* Akşama kadar durmaksızın çalıştı.
* Mektubu okuduğunda her şeyi öğrenirsin
* Bugün kahvaltı yapmadan okula gitti.
* Yemek yedikten sonra hemen uyudu.
* Arkadaşım koşarak yanıma geldi.
* Sizleri tanıdıkça daha çok sevdim.
* Konuyu anlayacağınız gibi anlatmaya
çalışıyorum
* Sen gideli yüzüm gülmez oldu.
*
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor
* Zil çalar çalmaz dışarı fırladı.
*
Adamı öldüresiye dövmüşler.
* Güneş batıncaya kadar çalıştık.
* Ödevlerini bitirip uyumaya gitti.
* Yeri geldikçe konuyu tekrar ediyoruz.
* Bütün geceyi oturmakla geçirdi.
* Amasya‘ya gittiğinizde ona uğrayın.
Sebep ifad edenler
Bağlama görevinde kullanılanlar
Bağlama görevinde kullanılan zarf fiil eki -ıp (-ip, -dığından, -makla, -maktan, -diği için
up, -üp) ekidir. Bu ek çoğunlukla ―ve‖ bağlacıyla
……
aynı işlevde kullanılır. Bazen -erek eki de ―-ıp‖
* Çok yemek yediğinden kilo alıyor.
eki gibi kullanılabilir.
* Böyle davranmakla çok yanlış yaptın.
* Arabaya binip gitti.(Arabaya bindi ve gitti.)
*Adamın sözlerine gülmekten bayıldık.
* Yaşlı kadının elinden tutup karşıya geçirdi.
* Sizi beklettiğim için çok üzgünüm.
* Yaşlı kadının elinden tutarak karşıya geçirdi.
* Okuması için bir kitap aldım. (Amaç)
* Yaşlı kadının elinden tuttu ve karşıya ge irdi.
* Seni görmek için geldim. (Amaç)
3. kazanım (Fiilimsileri özelliklerine uygun biçimde kullanır.)









Çok güler yüzlü bir insandı.
Erken kalkmak için çalar saati kurdum.
Okuduğunuz kitapları vaktinde teslim edin.
Saatlerdir tanıdık bir yüze rastlayamadık.
Amasya’da gezilmedik yer bırakmadık.
Okunacak kitapları ayrı yere koydum.
Gelecek hafta sınavım var.
Ölmüş eşek kurttan korkmaz
Ağarmış saçlar sevgiye engel değildir









Gülünce gözlerinin içi gülüyor.
Yollar açılıncaya kadar bekledik.
Olayı adeta yeniden yaşıyormuşçasına anlattı.
Eve geç geldiğinden dolayı annesinden azar işitti.
Otobüs gelinceye dek burada bekleyeceğiz.
Bu iş sandığın kadar kolay değil.
Her şey bazen istediğiniz gibi olmayabilir.
Seni görmek için geldim.
Çalıştığı takdirde başarılı olur.
27
4. kazanım(Cümlede, fiilimsiye bağlı kelime veya kelime
gruplarını bulur.)
28
29
CÜMLENĠN ÖĞELERĠ
KAZANIM: Cümlenin temel öğelerini ve özelliklerini kavrar.
* Tanım: Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir hareketi, durumu, tam ve eksiksiz olarak anlatan kelime ya
da kelime gruplarına denir. Yargı bildirmek bir eylemin ya da bir durumun kip ve şahıs eki bildirecek şekilde
ortaya konmasıdır.
* Öge: Cümleyi oluşturan bölümlerin her birine öge denir. Anlamlı ve doğru cümleler kurmaya yarayan
bölümleridir.
► Bir cümlede öge bulunurken önce yüklem daha sonra özne bulunur.
1. Yüklem:
Cümlede iş, oluş, hareket bildirmeyi yüklenen ya da cümleyi bir yargıya bağlayan kelime ya da kelime
grubudur. Yüklem, bir kelimeden oluşabileceği gibi birden fazla kelimeden de oluşabilir.
a) Çekimli fiiller:
Ör: Bugün çok ders çalıştım.
yüklem
b) İsim tamlamaları:
Ör: Beni arayan Türkçe öğretmenimdi.
yüklem
c) Sıfat tamlamaları:
Ör: Ahmet, tanıdığım en dağınık adamdı.
yüklem
ç) Edat grubu: Edatlar tek başına yüklem olamaz.
Ör: Bu yapılanlar senin iyiliğin içindi.
yüklem
d) Zamirler:
Ör: Sana yardım eden hep bendim.
yüklem
e) Fiilimsiler:
Ör: Her gün yaptığı tek iş uyumaktı.
yüklem
f) Deyimler:
Ör: Memleket, burnumda tütüyor.
yüklem
g) Birleşik fiiller:
Ör: Maçtan sonra hemen banyo yaparım.
yüklem
30
2. Özne:
Yüklemde bildirilen iş, oluş, hareket ve eylemi gerçekleştiren ögeye özne denir. Cümlenin öznesini bulmak için
yükleme ―kim‖ ve ―ne‖ soruları sorulur.
Ör: Ali dün akşam geldi. (kim geldi → Ali)
Babam bize para verdi. (kim verdi → babam)
Çantamda kalem var. (ne var → kalem)
Kitabım kayboldu. (ne kayboldu → kitabım)
► İnsanlar için ―kim‖ diğer varlıklar için ―ne‖ sorusu
sorulur.
► Her cümlenin öznesi olacak diye bir şart yoktur. Öznesiz cümleler de olabilir.
Ör: Geniş kapıdan içeri girildi.
Yer tamlayıcısı zarf tümleci yüklem
► Özne olan kelime(ler) cümlede hiçbir hâl eki almadan kullanılırlar. Herhangi bir hâl eki alırlarsa özne değil;
nesne, dolaylı tümleç veya zarf tümleci olurlar.
Ör: Ahmet bugün geldi. (özne)
Ahmet‘ten bugün aldım. (yer tamlayıcısı)
Ahmet‘i pazarda gördüm. (belirtili nesne)
► Özne, çokluk ekini ve iyelik eklerini alabilir.
Ör: Kitaplar masanın üzerinde duruyor. (özne)
Dedemin gözlüğü kayboldu. (özne)
* Gizli Özne: Her cümlenin öznesi olması gerekmez. Bazen özne belli olur ama cümlede yazılmaz. Böyle
öznelere gizli özne denir. Gizli özne seçeneklerde gösterilmez.
Ör: Dün gece beni aramış. (O → gizli özne)
Okula yarın gideceğim. (Ben → gizli özne)
Yarın idmanlara başlıyoruz. (Biz → gizli özne)
Ne zaman geleceksin? (Sen → gizli özne)
* Sözde Özne: Bazen özne işi yapan değil de işten etkilenen öge olabilir. Buna sözde özne denir.
Ör: Banka soyuldu. Camlar silindi.
sözde öz. yüklem sözde öz. yüklem
► Tabiat olaylarında sözde öznelik durumu yoktur.
Ör: Hava birdenbire açıldı. (cümlesinde ―hava‖ sözcüğü sözde özne değil, gerçek öznedir.
Sürekli yağmur yağardı. (yağmur → gerçek özne)
Güneş yarın açacak? (güneş → gerçek özne)
KAZANIM: Cümlenin yardımcı öğelerini ve özelliklerini kavrar.
31
3. Nesne:
Yüklemde bildirilen ve öznenin yaptığı işten doğrudan etkilenen ögedir. İkiye ayrılır:
a) Belirtisiz nesne: Yükleme sorulan ―ne‖ sorusunun cevabıdır.
Ör: Annem iki kilo portakal aldı. (ne aldı?)
özne belirtisiz nesne yüklem
► Özneyle nesnenin karıştırılmaması için yüklemden sonra ilk bulunması gereken ögenin özne; ikincisinin ise
nesne olduğu unutulmamalıdır.
Ör: Kumar pek çok aile yıkmıştır.
özne belirtisiz nesne yüklem
► Belirtisiz nesne daima yüklemden hemen önce gelir. Yüklemle belirtisiz nesne arasına ―de, dahi, bile‖
edatlarından başka bir kelime giremez.
Ör: Her hafta kitap okurum.
Bu günlerde herkes böyle şeyler anlatıyordu.
b) Belirtili nesne: Yükleme sorulan ―kimi, neyi‖ sorularının cevabıdır. ―-i ‖ hâl eki alır.
Ör: Fatma babasını özlemiş. (kimi özlemiş?)
özne belirtili nesne yüklem
Mehmet, kitabını kaybetti. (neyi kaybetti?)
özne belirtili nesne yüklem
► -ı/ -i ekini alan her sözcük nesne değildir.
Ör: Defteri kayboldu.
özne yüklem
4. Zarf Tümleci:
Yüklemin zamanını, durumunu, miktarını, yönünü belirten ögedir. Yükleme sorulan ―nasıl, niye, neden, niçin,
ne kadar, ne zaman, ne zamandan beri...‖sorularıyla bulunur.
Ör: Babam dün akşam gelmedi.
özne zarf tümleci yüklem
Hepsi geri dönmüş.
özne zarf t. yüklem
► ―Dün gece geldi.‖ cümlenin türüne göre zarf tümleci, kelime türü olarak ―dün‖ sözcüğü ise sıfattır.
► Bazı zarflar ek aldıklarında zarf olmaktan çıkar, zarf tümleci oluşturmazlar.
Ör: Yarın benimle gelir misin? (zarf)
Yarını bekleyemem. (isim)
5. Yer Tamlayıcısı (Dolaylı Tümleç):
Yüklemin yöneldiği, bulunduğu, çıktığı yeri bildirir. ―-e, -de, -den" eklerini alır. Fiile sorulan ―neye, kime,
nereye; neyde, kimde, nerede; neyden, kimden, nereden‖ sorularıyla bulunur.
Ör:
İstanbul‘dan
Azerbaycan‘a
taşındık.
yer tamlayıcısı
yer tamlayıcısı
yüklem
Ör:
Seni
nesne
bugün
zarf t.
sinemada
yer tamlayıcısı
gördüm.
yüklem
32
► -e / -de / -den eki alan her sözcük yer tamlayıcısı değildir. Burada asıl önemli olan fiile sorulan sorulardır.
Ör: Beni ayakta karşıladılar. (nasıl)
nesne zarf t. yüklem
Birden ağlamaya başladı. (ne zaman)
zarf t. yer tam. yüklem
Akşama sizde olurum. (ne zaman)
zarf t. yer tam. yüklem
► ―Nereye‖ sorusuna verilen cevap yer yön zarfıysa öge de zarf tümleci olur.
Ör: Adam dışarı çıktı.
özne zarf t. yüklem
Adam dışarıya çıktı.
özne yer tam. yüklem
► Soruların ve cevapların aynı ekleri alması zorunluluğu, yer tamlayıcısının diğer ögelerle karışmasına engel
olur.
► Yer soran soru kelimeleri de dolaylı tümleçtir.
Ör: Bu elbiseyi nereden aldınız?
Benim kalemim kimde kalmış?
► -e/-den hâl eki ―için‖ edatı görevinde kullanılıyorsa ya da sebep bildiriyorsa zarf tümleci kurar.
Ör: Korkudan kızın dili tutulmuştu.
Babasıyla kavga ettiğinden eve uğramıyor.
► Yer tamlayıcısını bulmak için sorulan ―Neyden?‖ sorusu ile zarf tümlecinin sorusu olan ―Neden?‖ sorusu
birbirine karıştırılmamalıdır.
Ör: Bu düşünceleri okuduğu kitaplardan edinmiş.
(Neyden?→ yer tamlayıcısı)
Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmış.
(Neden?→ zarf tümleci)
CÜMLENĠN ÖGELERĠYLE ĠLGĠLĠ ÖZELLĠKLER
1. Bir ögenin arasına başka öge girebilir.
Pazardan
elma , fırından ekmek aldı.
D.T
D.T
2. Deyimlerin fiilleşmesine dikkat edilmelidir.
Ör: Çocuk
Özne
öğretmenin gözüne
Dolaylı tümleç.
en sonunda
Zarf tümleci
girdi.
yüklem
3. Bağlaçlar cümlenin ögesi değildir.
Ör: Ahmet ile Ali geldi.
cümle dışı unsur
33
4. Bazı ögeler iç içe geçebilir.
Ör: Sinemanın akşam ışıkları yanmıştı. (sinemanın
ışıkları→ özne; akşam→ zarf tümleci)
5. Bir öge, tek bir sözcükten oluşabileceği gibi, bir sözcük öbeğinden de oluşabilir.
Ör: Yaşlı adam duvar dibinde
özne
yer tamlayıcısı
diz çöktü.
yüklem
6. Ögelere ayırmada tamlamalar, deyimler ve birleşik fiiller bölünmez.
Ör: Gecekondu bölgesinde
dolaylı tümleç
belirtisiz isim tamlaması
evi
vardı.
* Ara Söz: Bir ögenin açıklayıcısı olan söze denir. Ara sözün başında ve sonunda virgül (,) ya da kısa çizgi (-)
kullanılır.
Ör: Dün annem, benim her şeyim, beni aradı.
Bugünlerde Gölcük‘ü, o felaket şehrini, gördüm.
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.
► Hiçbir ögenin açıklayıcısı olmayan ara sözler de vardır.
Ör: Bu adam, seni temin ederim, mükemmel biridir.
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.
* Cümle DıĢı Unsur: Yükleme sorulan soruların hiçbirine cevap vermeyen sözcüklere cümle dışı unsur denir.
Ör: Beyler, hepiniz buraya gelin.
cümle d.u özne yer tam. yüklem
► Ünlem, hitap sözcükleri cümle dışı unsurdur.
Eyvah, babam geldi!
cümle d.u özne yüklem
► ―Ali gel.‖ (cümlesinde ―Ali‖ seslenme ünlemi olduğu için cümle dışı unsurdur. Bu cümlede ―sen‖ kelimesi
gizli özne, ―gel‖ kelimesi ise yüklemdir.)
KAZANIM: Cümlede vurgulanmak istenen ifadeyi belirler.
* Vurgu:
Cümlenin en önemli ögesine vurgu denir. Vurgu cümlede özellikle belirtilen ögedir. Vurgu cümlede değişik
yerlerde olabilir:
a) Yüklemden önce gelen öge vurgudur.
Ör: Bugün beni annem aradı.
Vurgu yüklem
Annem bugün aradı beni.
Annem aradı beni bugün.
b) ―de‖ bağlacından önce gelen öge vurgudur.
34
Ör: Sen de yarın bizimle gel. (vurgu: özne)
Annen bize de gelsin. (vurgu: yer tamlayıcısı)
► Soru cümlesinin içinde ―de‖ bağlacı bulunuyorsa vurgu soru ekinden önceki ögedir.
Ör: Sen de bugün mü işe gitmedin?
c) Soru cümlelerinde vurgu, soru sözcüklerinin kendisi olur.
Ör: Ne zaman annen seni aradı? (zarf tümleci)
Kim bugün seni aradı? (özne)
Seni bugün arayan kimdi? (yüklem)
► İçinde soru sözcüklerinin bulunduğu ama soru anlamı bulunmayan cümlelerde vurgu yüklemden önce gelen
ögedir.
Ör: Ne zaman geleceğini arkadaşlarıma söylemedi.
dolaylı tümleç
ç) Soru anlamı ―-mı/-mi‖ ekiyle sağlanırsa vurgu bu eklerden önce gelen öge olur.
Ör: Seni mi bugün annen aradı? (nesne)
Seni bugün annen aradı mı? (yüklem)
Yarını mı kaldı. (özne)
► Yüklem başa gelene kadar vurgu yüklemden önce gelen öge, yüklem başa geldiğindeyse vurgu yüklemin
kendisi olur.
Ör: Aradı beni bugün annem.
Vurgu
SORU KALIPLARI ve ÇÖZÜM YOLLARI
1. AĢağıdakilerin hangisinde ―ve‖ bağlacı özneleri bağlama göreviyle kullanılmıĢtır?
► Yüklemde bildirilen iş, oluş, hareket ve eylemi gerçekleştiren ögeye özne denir. Buna göre ―ve‖ bağlacının
en az iki özneyi bağladığı seçeneğin tespit edilmesi gerekir.
Ör: Annem ve babam tiyatroya gitti.
2. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde öznenin yaptığı iĢten etkilenen bir öge vardır?
► Öznenin yaptığı işten etkilenen öge nesnedir. Bu açıklamaya göre nesne bulunan seçeneğin tespit edilmesi
gerekir.
Ör: Çantasından kalemlerini çıkardı. (nesne)
3. AĢağıdaki cümlelerden hangisi ögelerine yanlıĢ ayrılmıĢtır?
► Ögelerine ayrılmış bölümler cümlenin yüklemi ile birlikte okunduğunda anlamlı ve anlamı asıl cümleden
farklı olmayan cümleler ortaya çıkmalıdır. Özellikle bu tip sorularda tamlamaların, kelime gruplarının ve
kalıplaşmış söz öbeklerinin birbirinden ayrılamayacağı unutulmamalıdır.
35
Ör: Buraya / kim bilir / ne zaman / gelir. (yanlış)
Buraya / kim bilir ne zaman / gelir. (doğru)
4. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde farklı bir öge vurgulanmıĢtır?
► Ögeler, yükleme olan yakınlıklarına göre değer kazanır. Bu nedenle yüklemden hemen önce bulunan öge
cümlenin en önemli ögesi olur ve vurgulu okunur. Buna göre farklı olan öge bulunur.
Ör: Bu kitabı bugün aldım. (zarf tamlayıcısı)
Bu kitabı ben aldım. (özne)
Bu kitabı okuldan aldım. (yer tamlayıcısı)
5. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde ad tamlaması yüklem görevindedir?
► Ad tamlaması belirtili, belirtisiz ve zincirleme ad tamlaması olarak üçe ayrılır. Bu tamlamalardan birinin
yüklem olduğu seçenek tespit edilmelidir.
Ör: Osman, sınıfın çalışkanıdır. (ad tamlaması→ yüklem)
6. Yukarıdaki cümlede geçen ara söz, hangi ögenin açıklayıcısıdır?
► Bir cümlenin kuruluşunda açıklayıcı olarak kullanılan, kaldırıldığı zaman cümlenin anlamını bozmayan, iki
virgül ya da iki çizgi arasına konulan kısmına ara söz denir. Cümlede herhangi bir ögenin açıklayıcısı ve
açıkladığı öge ile aynı görevde olabilir.
Ör: Arkadan biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu. (özne)
Ali Bey‘e, eski komşuma, gittik. (yer tamlayıcısı)
Doğduğu yeri, memleketini, çok özlemişti. (nesne)
7. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde özne, söz öbeğinden oluĢmamıĢtır?
► Tek sözcükle anlatılamayan, anlatımı için birden çok sözcüğe gereksinim duyulan nesne ve kavramları
karşılamaya yarayan dil birliklerine söz öbeği denir. Söz öbeği en az iki sözcükten oluşmalı.
Ör: Günahına ağlayan adam, seccadeye
özne
kapandı.
yüklem
8. AĢağıdakilerden hangisi ―özne, yer tamlayıcısı, zarf tamlayıcısı ve yüklem‖ den meydana gelmiĢtir?
► Cümledeki ögeleri bulmada sıra takibi önemlidir. Önce yüklem arkasından özne en sonunda da diğer ögeler
bulunmalıdır. Buna göre; yükleme; özneyi bulmak için ―kim, ne‖, yer tamlayıcısını bulmak için ―kim (-e,-de, den), nere (-e,-de, -den)‖, zarf tamlayıcısını bulmak için ―nasıl, ne zaman, niçin, ne kadar‖ soruları sorulup
bulunur.
Ör: Zeynep, tiyatroya ertesi gün gidecek.
özne yer taml. zarf taml. yüklem
9. AĢağıdaki sorulara verilen cevaplardan hangisi, özne ya da yüklem değildir?
► ―Kimi, neyi, nasıl, ne zaman, ne kadar, niçin‖ gibi yükleme sorulan soruların cevabı özne ya da yüklem
değildir.
10. AĢağıdaki sorulardan hangisi nesneyi buldurmaya yöneliktir?
► Nesneyi bulmak için yükleme ―kimi, neyi, ne‖ soruları sorulur.
Ör: Tatile kimi götürecek?
Çantandan neyi kaybetmiştin?
Pazardan ne aldın?
36
FĠĠLLERDE ÇATI
KAZANIM: Cümlede fiilin çatı özelliklerini kavrar.
ANLATIM: Fiillerin özne ve nesneye bağlı olarak kazandığı anlama ve girdiği biçime çatı denir.
Çatı, sadece fiil cümlelerinde aranan bir özelliktir. İsim cümlelerinde hâliyle olmaz.
Fiiller, özne ve nesne alıp almamalarına; belirtilen işin nasıl yapıldığına; işten nesnenin ve öznenin nasıl
etkilendiğine göre çatılar ayrılırlar.
Fiil çatılarının oluşmasında hem fiilin anlamı hem de aldığı yapım eki önemlidir.
Çatılarına göre fiiller Ģunlardır:
1. Öznelerine Göre Fiil Çatıları
Bu başlık altındaki fiillerde özne ve fiil arasındaki ilişki göz önüne alınır.
Öznenin fiille Ģu iliĢkileri olabilir:

Özene fiilde anlatılan işi kendisi yapabilir.

Başkasının yaptığı işten etkilenebilir.
a. Etken Fiil
—Etken fiilin belirttiği işi, oluşu, hareketi, durumu ve kılışı yapan öznenin kendisidir.
—Özne gerçek öznedir.
—Dilimizde tüm fiiller kök hâlinde iken etkendir.
—Bu fiiller geçişli de olabilir geçişsiz de.

Yaşlı nine, çocuktan kendisini karşı tarafa geçirmesini istedi.

Çocuk da öğrenciliğin verdiği bir bilinçle seve seve ona yardım etti.
b. Edilgen Fiil
Gerçek öznesi söylenmeyen (ve bilinmeyen) fiillerdir.

Cam kırıldı
kimin kırdığı belli değil

Bir bildiri okundu.
Okuyan belli değil

Ev satıldı.
*Fiile "-°l, -°n" ekleri getirilerek yapılır.

Kapı açıldı

Araba yıkandı.
* Bu tür fiillerin öznesi sözde öznedir. Yüklemde bildirilen işten etkilenen varlık cümlede özne gibi kullanılır,
ama asıl özne söylenmemiştir. Kapı ve araba açma ve yıkama fiillerini yapan değil, bu fiillerden etkilenen
varlıklardır.
* Bazı cümlelerde iĢi yapan "tarafından" sözüyle ya da "-cE" ekiyle belirtilebilir.

Hırsızlar polis tarafından yakalanamadı.

Bu kararlar milletçe verilmedi.
* Sözde ya da gerçek öznesi olmayan edilgen ve geçiĢsiz fiiller de vardır:

Bu sıcakta uyunmaz.

Bu söze gülünür.

Yarın pikniğe gidilecek.

Burada kalınacak.
37
2. Nesnelerine Göre Fiil Çatıları
Fiillerin nesne alıp almadıkları, alıyorlarsa hangi özellikleri taşıdığı göz önünde tutulur.
a. GeçiĢli Fiil
-Belirtili ya da belirtisiz nesne alabilen fiillerdir.
-Bu fiillere "ne?, neyi?, kimi?" soruları sorulduğunda belirtili ya da belirtisiz nesne bulunur.
-İş, kılış fiilleri geçişlidir.

Titizlikle elindeki yazıları inceliyordu.

Son gelişinde Ankara'yı da dolaşmıştı.
*Cümlede nesne kullanılmamıĢ olsa da bu fiiller geçiĢlidir.

Dikkatli bakmayınca fark edemezsiniz.
b. GeçiĢsiz Fiil
—Nesne alamayan fiillerdir.
—Oluş ve durum fiilleri geçişsizdir.
--Yükleme nesneyi bulmak için sorulan "ne?, neyi?, kimi?" sorularının cevabı yoktur.
Kar yağdı, tren durdu, ben uyudum, kartallar uçtu, dışarıda kaldı, o da yoruldu...
Not: Bazı fiiller hem geçiĢli hem geçiĢsiz olarak kullanılabilirler: Gezmek, dolaşmak, geçmek, sürmek,
çalmak,
ÖRNEK SORULAR:
1. ―Kasadaki çürüyen meyveler çöpe atıldı.‖
Cümlesindeki görülen özne – yüklem iliĢkisi, aĢağıdaki cümlelerin hangisinde yoktur?
A) Okulu bitirip hemen hayata atıldı.
B) Bu fabrikadan pek çok işçi atıldı.
C) Sanatçının (bilgi yelpazesi) üzerine gül atıldı.
D) Suç, babasının üzerine atıldı.
2. Yüklemi çekimli eylem olan cümleler çatı bakımından incelenir.
AĢağıdakilerden hangisinin yüklemini çatı yönünden inceleyebiliriz?
A) Sınavda başarılı olamadı.
B) Cebinde harcayacak parası yoktu.
C) Bağıran sınıftaki öğrenciydi.
D) Orası çıkmaz sokaktı.
3. ―Yatıverdi‖ fiilinin çatı özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) edilgen-geçişli
B) edilgen-geçişsiz
C) etken-geçişsiz
D) etken-geçişli
38
Cümleler, kendini oluşturan sözcüklerin anlamlarına, cümlede bulundukları yerlere, türlerine göre değişik
özellikler gösterir. İşte bu özelliklere göre cümleler değişik gruplar altında incelenir. Bu grupları biz dörde
ayırabiliriz.
A.
B.
C.
D.
Yüklemlerine Göre Cümleler
Öğe DiziliĢlerine Göre Cümleler
Anlamlarına Göre Cümleler
Yapılarına Göre Cümleler
A – YÜKLEMLERĠNE GÖRE CÜMLELER
Buna ―yükleminin türüne göre‖ de denilebilir. Çünkü cümleyi yüklemine göre incelerken yüklemi
oluşturan sözcüklerin türüne bakılır.
1. Fiil Cümlesi
Yüklem durumunda bulunan söz, çekimlenmiş bir fiilse, cümle fiil cümlesidir.
―Soğuk günler artık geride kaldı.‖
cümlesinde ―kaldı‖ yüklemdir. Bu yüklem ―kalmak‖ fiilinin bilinen geçmiş zamanda çekimlenmesiyle
oluştuğundan, cümle, yüklemine göre fiil cümlesi olur.
Örnekler:
O gün annesine kavuşacaktı. (çekimli fiil)
Tüm arkadaşları bana yardım etmişti. (çekimli fiil)
Yarın dedemler bize gelecek.
Kitap okumayı çok severim.
Elindekini masaya bırak lütfen.
Hatasını anlayınca mahcup oldu
2. Ġsim Cümlesi
Yüklem çekimli bir fiil değilse, ister isimden ister edattan isterse fiilimsiden oluşsun isim cümlesi sayılır.
Ġsim cümlelerinde yüklem olan isimler –idi , -imiĢ , -ise ek fiillerinden birini alırlar.
Çiçeği büyüten sevgidir. (İsim)
39
Sanki bütün olanların sorumlusu bendim. (zamir)
Söylediklerinin hepsi güzel. (dir)
Karnesinde bir sürü zayıfı varmıĢ.
En sevdiğim sayı altıdır.
Şu anda yapmam gereken şey buradan gitmektir
! UYARI: Ekfiilin geniş zamanında üçüncü tekil şahıstaki –dır, -dir, -dür, -dur (–tır, -tir, -tür, -tur) ekleri
çoğu zaman düşer. Bu ekler kullanılmazsa cümlenin anlamında değişme olmaz.
Bir yer var bilemediğim. ( isim) ( vardır)
Çalışmaktan başka yaptığımız bir şey yok. (yoktur)
! UYARI: İsim cümlelerini sadece ismin yüklem olduğu cümleler olarak anlamamak lazımdır. Sıfat
tamlamaları veya isim tamlamaları da yüklem olabilir.
―Bu roman, yazarın okuduğum ilk kitabıydı.‖
cümlesinde yüklem ―kitabıydı‖ sözü üzerine kuruludur ve ―kitap‖ ismi ―idi‖ ekfiilini alarak yüklem
olmuştur. Elbette yüklem bu cümlede ―yazarın okuduğum ilk kitabıydı‖ şeklinde bir isim ve sıfat
tamlamasından oluşan söz öbeğidir.
Örnekler:
―Duyduğumuz ses, yağmurun sesiydi.‖ ( belirtili isim tamlaması)
―Cansu, oldukça baĢarılı bir müzisyendir ―( sıfat tamlaması)
Örnek Soru :
1.Aşağıdakilerden hangisi isim cümlesidir?
A) İnsanın aklını başından alan nedir?
B) Tecrübelerimizle bunun cevabını bulabiliriz.
C) Önce soruyu anlayalım, sonra gözeriz.
D) Anlatılanları iyi dinlemelisin.
Cevap: A ― Nedir‖ yüklemi isim soylu bir kelimedir.
B- YÜKLEMĠN YERĠNE GÖRE CÜMLELER
1Kurallı cümleler
2Devrik cümleler
3Eksiltili cümleler
41-KURALLI CÜMLELER:
Yüklemi sonda olan cümleler kurallıdır.
Örnekler:
Çocuklar bahçe avlusunda top oynuyorlar.
Saatler önce seni biri sordu.
Güneş yeşil tepelerin ardından yavaş yavaş yükseliyordu.
Her cümlenin bir anlamı vardır.
Konuşmak gibi susmakta bir sanattır.
40
2- DEVRĠK (KURALSIZ) CÜMLELER.
Yüklemi sonda olmayan cümleler devrik cümledir. Yüklem ortada ya da başta olabilir.
Örnekler:
Anlamaz beni ben olmayanlar bu şehrin sokaklarında.
Seninle bir yağmur baĢlıyor iplik iplik.
Anlattığınız hikayeyi duymuĢtum daha önce.
Görüyorum hayal denen gerçeği.
Çok çalıĢkanmıĢ bizim oğlan.
Örnek Soru:
"Kim demiş bitmez ileride dertler." cümlesinin kurallı cümleye çevrilmiş hali aşağıdakilerden hangisidir?
A) İleride dertler kim bitmez demiş.
B) Dertler ileride bitmez kim demiş.
C) Kim ileride dertler bitmez demiş.
D) Bitmez ileride dertler kim demiş.
Cevap: C demiş yüklemini sona getirdiğimizde kurallı cümle olur.
3- EKSĠLTĠLĠ
CÜMLE
Yüklemi belirtilmemiş cümleler eksiltili cümlelerdir. Böyle cümlelerde yüklem bulunmadığı halde anlam
eksikliği olmaz.
Örnekler:
Az veren candan, çok veren maldan… ( bu cümlede ― olur‖ yüklemi olmalıydı; fakat kullanılmadığı
için cümle eksiltili cümle olmuştur.)
Önce hafif bir rüzgar, sonra yağmur … ( ―Önce hafif bir rüzgar ― cümlesinde ― esti ― yüklemi ; ―sonra
yağmur‖ cümlesinde de ― yağdı‖ yüklemi düşmüştür. Bu sebeple eksiltili cümledir)
KarĢımızda geniĢ ve yemyeĢil bir ova... Onun tam ortasında küçük ama çok güzel bir göl...
cümlelerinde yüklem yoktur. Üç noktalar yüklemin eksik olduğunu gösterir. Ancak biz cümlede ―vardı
görünüyordu bulunuyordu‖ gibi bir yüklemlerin verilmek istendiğini anlıyoruz. Öyleyse bu cümleler
eksiltili cümlelerdir.
C) ANLAMLARINA GÖRE CÜMLELER
1. OLUMLU CÜMLE:
İşin, oluşun ve hareketin yapıldığını bildiren cümlelerdir. –ma , -me olumsuzluk eki almazlar.
Sabah erkenden yola çıkmışlar.
Onu göreceğini umarak son derslere dayanmış.
Günler su gibi akıp gidiyor.
Her sorunun bir cevabı vardır.
Reşat Nuri, en sevdiğim yazardır.
Ahmet camı kırdı.
41
2. OLUMSUZ CÜMLE
Bir işin gerçekleşmediğini veya gerçekleşmeyeceğini bildirir. ―yok, değil‖
kelimeleri ve ―-me, -ma, -mez, -maz, -sız, -siz, -suz, -süz‖ ekleriyle yapılır.
Ör:
Havanın karardığını fark etmemiştim.
Bu şehirde hiç dostu yoktu.
Kendinden başka kimseye yalan söylemezmiş
Bu kalbi size vermem mümkün değil.
Bu konulardan söz etmek çok anlamsız.
Senden hiçbir beklentim yok.
Ödevlerimi daha yapmadım.
NOT:
Kelimenin sözlük anlamının olumsuz olmasının, cümlenin olumsuzluğu ile ilgisi yoktur. Önemli olan
yargını gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
Ör:
Kadıncağız hüngün hüngür ağlıyordu. (Olumlu cümle)
Küçük kızın hastalığı çok ilerlemiş. (Olumlu cümle)
Kadıncağız hüngün hüngür ağlamıyordu. (Olumsuz cümle)
Küçük kızın hastalığı çok ilerlememiş. (Olumsuz cümle)
NOT: Bir cümlenin biçimiyle anlamı çelişebilir, yani biçimce olumlu bir cümle anlamca olumsuz, biçimce
olumsuz bir cümle anlamca olumlu olabilir.
Biçimce Olumlu, Anlamca Olumsuz Cümle
Biçim olarak olumlu olan, yani olumsuzluk bildiren kelime ve ek bulunmayan; ancak anlamında
olumsuzluk bulunan cümlelerdir.
Ör:
Ne yemek yapıyor, ne de temizliğe yardım ediyor. (yapmıyor, etmiyor)
Sana nasıl inanabilirim ki artık? ( inanamam)
Kim ister seninle arkadaş olmayı? ( istemez)
Sana kızdığımı mı sandın? (kızmadım)
Bu havada dışarı çıkılır mıymış? ( çıkılmaz)
Biçimce Olumsuz, Anlamca Olumlu Cümle
Biçim olarak olumsuz olan, yani olumsuzluk bildiren kelime ve ek bulunan; ancak anlamca olumlu olan
cümlelerdir.
Ör:
Seni duymadığımı sanma. (Duydum)
Anlattıklarını bilmez olur muyum hiç? (biliyorum)
Kim sevmez pasta yemeyi? (herkes sever)
Karşıdaki okulu görmüyor değilim. ( görüyorum)
Bu mağazada yok yok. (her şey var)
42
3. SORU CÜMLESĠ
Cevap almak amacıyla kullanılan cümleler soru cümlesidir. Soru cümleleri olumlu
ya da olumsuz olabilir. Bir cümleye soru anlamı, mı/mi soru ekiyle, soru sıfatıyla,
soru zamiriyle ve soru zarfıyla katılabilir.
Ör:
Toplantıya katılacak mıyız? (Olumlu Soru)
Onu aramayacak mısın? (Olumsuz Soru)
Sen de bizimle gelecek misin? (Soru edatı)
Kapıya gelen çocuk ne istiyormuş? (Soru zamiri)
Annemin gününe kaç kişi gelecek? (Soru sıfatı)
Sonuçlar ne zaman açıklanıyor? (Soru zarfı)
Not:
!!! Yanıt gerektiren soru cümlelerine ―gerçek soru cümlesi‖ denir.
Ör:
Geldiğimi ondan mı öğrendin?
Ne kadar harçlık alırsın?
Gömleğini yıkamamış mı?
!!! Yanıt gerektirmeyen soru cümlelerine ise ―sözde soru cümlesi‖ denir.
Ör:
Kim oluyorsun da bana bağırıyorsun?
Nasıl inanırım sana?
Kim demiş onu sevmediğimi?
Uyarı: Sözde soru cümlelerinin sonuna da soru işareti konulabilir.
Örnek Soru:
Aşağıdaki cümlelerin hangisi soru cümlesi değildir?
A) Tek üzüntüm nedir bilir misiniz.
B) Neden bu soruyu çözemiyorum.
C) Bilmiyorum şimdi kim duyar beni.
D) En yakın dostların mı kırdı seni.
Cevap: C Burada herhangi bir soru yoktur.
4. ġART CÜMLESĠ
Eylemin gerçekleşmesini bir şarta bağlı olarak ifade eden cümlelerdir. Şart cümlelerinde genellikle –sa –se
sart eki kullanılır.
Bu soruyu da çözdüm mü sınav bitiyor.
Tanırsan seversin.
Bahar geldi mi insan daha sakin oluyor.
Eve giderim; ama sende gelirsen.
43
Anlatırım; yalnız dikkatli dinleyeceksin.
Ödevini bitirirsen dışarı çıkabilirsin.
5. ÜNLEM CÜMLESĠ
Öfke, sevinç, hayret gibi duyguları ifade eden cümlelerdir.
Örnekler:
Eyvah, süt taştı!
Aaa, sen burada ne arıyorsun!
Yeter artık, sen fazla oluyorsun!
Ooo! Kimler gelmiş.
Hey! Buraya bak.
Off! Çok sıkıldım.
NOT: Bu cümlelerin sonunda ünlem işareti olur.
Örnekler:
Aaa, sen burada ne arıyorsun!
NOT: Bazen de ünlem olan kelimeden sonra ünlem ( !) işareti kullanılır.
Örnekler:
Ooo! Kimler gelmiş.
Hey! Buraya bak.
Off! Çok sıkıldım.
6. ĠSTEK CÜMLESĠ
Bir arzuyu, bir dileği anlatmak için kullanılan cümlelerdir.
Örnekler:
Akşama bize gidelim.
Keşke evimizde olsak.
Ders biraz daha uzasa.
Şimdi İstanbul‘da olmak vardı.
7. EMĠR CÜMLESĠ
Bir işin yapılmasını ya da yapılmamasının istendiği cümlelerdir. Yüklemi emir kipinde çekimlenmiştir.
Örnekler:
Ardına bakmadan git.
O eski şarkıyı hatırlatma.
Çimenlere basmayınız.
Kitabı sev, ufkunu aç.
44
Örnek Soru:
"En azgın taylardan, en iyi atlar yetişir." cümlesi için hangisi söylenebilir?
A) Kurallı-fiil-olumlu
B) Kuralsız-isim-olumlu
C) Kurallı-isim-olumlu
D) Kuralsız-fiil-olumsuz
Cevap: A
D- Yapısına Göre Cümleler
Cümlelerde; yargı (yüklem) sayısına ya da yan cümlecik olup olmamasına bakılır. Cümleler yapısı yönüyle
dörde ayrılır.
1.
2.
3.
4.
Basit Cümle
BileĢik Cümle
Sıralı Cümle
Bağlı Cümle
Yapısına göre cümlelerin çeşitlerine geçmeden önce ―yan cümlecik‖ kavramını görelim.
Yan Cümlecik: Cümlede, kendi içinde cümle özelliği gösteren ve daha çok, fiilimsiyle kurulan sözcüğe
ya da sözcük grubuna yan cümlecik; geri kalan bölüme ise temel cümlecik denir. Yan cümlecik, genellikle
temel cümleciğin bir öğesi olur.
Ali , okuldan gelirken bize uğradı.
Bu cümlede ― gelirken‖ kelimesi zarf fiil eki aldığı için fiilimsidir. Aynı zamanda cümlenin zarf
tümlecidir. Yani bir öğesidir. Bu nedenle bu cümlede yan cümle
―okuldan gelirken‖ dir.
Aşağıdaki cümlelerde koyu olarak yazılan yan cümleciklerin oluşturduğu öğeler ayraç içinde belirtilmiştir.
Aşağıdaki her örnekte bir fiilimsi vardır. Bu fiilimsiler yan cümle oluşturmuşturlar.
Onun bu sınavı kazanması hepimizi sevindirdi. (“kazanması “ isim fiildir. Yan cümlecik özne görevinde)
Rüzgâr, sararmış yaprakları sağa sola savuruyor. (“sararmış “ sıfat fiildir. Yan cümlecik nesne görevinde)
Konferans için gelenlere birer kitapçık verildi. (“gelenler” sıfat fildir. Yan cümlecik dolaylı tümleç
görevinde)
Görevliler, havalar soğuyunca kaloriferleri yaktı. (“ soğuyunca “ zarf fiildir .Yan cümlecik zarf tümleci
görevinde)
1. Basit Cümle
Yan cümleciği bulunmayan, yani bir yargıdan ( yüklemden ) oluşan cümledir. Bu cümlelerde fiilimsi de
yoktur.
Ödevlerimi sabah erkenden yaparım.
45
Bu cümle, yan cümleciği olmadığı için, yapıca basit bir cümledir.
Aşağıdaki eylem ve ad cümleleri de yan cümleciği olmadığı için, yapıca basit cümlelerdir.
Örnekler:
Yolcuların çoğu, uçağa vaktinde bindi.
Hafta sonu babama işyerinde yardım edeceğim.
Uzun ve yorucu bir günün ardından hepimiz uyuyakalmıştık.
Dedemin, köyün hemen yakınında kocaman bir çiftliği vardı.
Okulun kitaplığı benim için eşsiz bir hazineydi.
Bugün hava her zamankinden serindi.
2. BileĢik Cümle
Yargı bildiren yüklemin dışında yan cümleciği de bulunan cümledir.
Senin yarın buraya geleceğini duyduk.
Yan cümlecik
Temel cümle
Bu cümle, yüklemi (temel cümle) dışında, bir eylemsi sayesinde (geleceğini) yan cümleciği olduğu için,
yapıca bileşik bir cümledir.
!!! Yan cümlecik, genellikle eylemsilerle kurulur ve cümlenin herhangi bir öğesi olur, demiştik. Yan
cümlecik farklı yollarla da kurulabilir ve buna göre, bileşik cümleler dörde ayrılır.




a. GiriĢik BileĢik Cümle
b. ġartlı BileĢik Cümle
c. Ki‘li BileĢik Cümle (Ġlgi Cümlesi)
d. Ġç Ġçe BileĢik Cümle
a. GiriĢik BileĢik Cümle
Yan cümleciği fiilimsi ile kurulan bileşik cümledir. Kısacası içinde fiilimsi varsa giriĢik birleĢik
cümledir.
ÖRNEKLER:
Okuduğum kitapların özetlerini bir deftere yazardım. (“okuduğum” sıfat fiili)
Yan cümle
temel cümle
Bu şehirde yola erken çıkanlar trafiğe takılmaz. (“çıkanlar” sıfat fiili)
Yan cümle
temel cüm.
Seni görünce mutlu oluyorum ( ―görünce‖ zarf fiili)
Yan cüm.
Temel cüm.
b. ġartlı BileĢik Cümle
Yan cümleciği dilek-şart (-sa, -se) kipiyle kurulan bileşik cümledir. Dilek-şart kipinin oluşturduğu bölüm
yan cümleciktir.
Örnekler:
Bu yoldan giderseniz havaalanına daha çabuk varırsınız.
46
Yan cüm.
Temel cüm.
Derslerine düzenli çalışırsan başarılı olursun.
Yan cüm.
Temel cüm.
c. Ki‘li BileĢik Cümle (Ġlgi Cümlesi)
Yan cümleciği temel cümleciğe ―ki‖ bağlacıyla bağlanan bileşik cümledir.
Anladım ki hep çile çekermiş anneler.
Yan cüm.
Temel cüm.
O kadar çok şaşırmıştı ki hiçbir şey söyleyemedi.
Yan cüm.
Temel cüm.
Tam geliyordum ki beni engellediler.
Yan cüm.
Temel cüm.
d. Ġç Ġçe BileĢik Cümle
Bir cümle başka bir cümlenin içinde yer alır ve onun bir öğesi olursa buna iç içe birleşik cümle denir. İç
cümle temel cümlenin öznesi, nesnesi ya da başka bir öğesi olabilir.
Öğretmenimiz, yine görüşeceğiz, dedi.
İç cümle
(İç cümlecik Nesne)
Kapıdaki tabelada, rahatsız etmeyin, yazıyor.
İç cümle
Ben gidiyorum, dedi.
İç cümle
(İç cümlecik Nesne)
(İç cümlecik Nesne)
Adam: Beni burada bekleyin, dedi.
İç cümle
(İç cümlecik Nesne)
3. Sıralı Cümle
Birden fazla yargının (yüklemin) birbirine virgül (,) ya da noktalı virgül (;) ile bağlanmasıyla oluşan
cümledir.
Sonbahar geldi , köyde kış hazırlıkları başladı.
Birinci cümle
İkinci cümle
Bu cümlede, iki yüklem (geldi, başladı), yani iki ayrı cümle vardır. Birinci cümle (Sonbahar geldi) ikinci
cümleye (köyde kış hazırlıkları başladı) virgülle bağlanarak sıralı cümle oluşturulmuştur.
Aşağıdaki cümleler, birbirine virgül ya da noktalı virgülle bağlanmış sıralı cümlelerdir.
Güneşli havalar birkaç gün sürdü, insanlar parklara doluştu.
Otobüsümüz sabah hareket etti, akşama İzmir’e vardı.
Deniz dün çok dalgalıydı, vapur seferleri iptal edildi.
Yaşlı kadın, kahvaltı hazırladı, çocukları kaldırdı; evi topladı, pazara gitti.
47
a. Bağımlı Sıralı Cümle
Öğe ortaklığı olan sıralı cümledir.
Çocuklar güverteye çıktılar, martılara ekmek attılar.
Özne
Yüklem
Yüklem
Burada sıralı cümleyi oluşturan ilk cümlenin yüklemine (çıktılar) ve ikinci cümlenin yüklemine (attılar)
sorduğumuz ―kim‖ sorusunun cevabı olarak her iki cümlenin öznesinin ―çocuklar‖ sözcüğü olduğunu
görüyoruz. Yani bu sıralı cümleyi oluşturan cümlelerin öznesi ortaktır.
Aşağıdaki cümlelerde ortak öğeler koyu yazılmış, öğelerin türü ayraç içinde verilmiştir.
Ben hep eşyalarımı dağıtırdım, annem de toplardı. (nesnesi ortak sıralı cümle)
Müdür, başarılı öğrencileri sahneye çağırdı, tek tek kutladı. (öznesi ve nesnesi ortak sıralı cümle)
O, arkadaşlarına çok güvenir, rahatlıkla sırlarını söylerdi. (öznesi ve dolaylı tümleci ortak sıralı cümle)
b. Bağımsız Sıralı Cümle
Öğe ortaklığı olmayan sıralı cümledir.
Bizim çocukken sokağımıza dondurmacı gelirdi, hepimiz çevresinde toplanırdık.
Birinci cümle
İkinci cümle
Bu cümlenin yüklemlerine (gelirdi, toplanırdık) öğeleri bulmak için gerekli soruları sorduğumuzda,
cümlelerde öğe ortaklığı olmadığı görülmektedir. Öyleyse bu cümle, öğe ortaklığı olmayan sıralı bir
cümledir.
Aşağıdaki cümleler, öğe ortaklığı olmayan sıralı cümlelerdir.
Babam beni çalıştırdı, sonunda zayıf derslerimi düzelttim.
Annem mutfaktaydı, biz salonda oturuyorduk.
Bu sene bahar erken geldi, ağaçlar çiçeklerini vakitsiz açtı.
Hava çok soğuktu, biz hiç üşümüyorduk.
4. Bağlı Cümle
Birden fazla cümlenin birbirine bağlaçla bağlandığı cümledir. Sıralı cümledeki virgül ya da noktalı
virgül yerine, bağlaç getirilirse ortaya bağlı cümle çıkar.
Örnek:
Evin kapısı açıldı ve dışarı yaşlı bir adam çıktı.
Birinci cümle
ikinci cümle
48
Bu cümlede, iki yüklem (açıldı, çıktı), yani iki ayrı cümle vardır. Birinci cümlenin (Evin kapısı açıldı)
sonuna nokta konmamış, ikinci cümle (dışarı yaşlı bir adam çıktı) küçük harfle başlamıştır. Bu iki cümle
birbirine bağlaçla (ve) bağlanarak bağlı cümle oluşturulmuştur.
Aşağıdaki cümleler, birbirine bağlaçla bağlanan cümlelerden oluşan bağlı cümlelerdir.
Örnekler:
Sabah erken kalktık; ama yine de derse yetişemedik.
Takımımız iyi mücadele etti; ancak yenilmekten kurtulamadı.
Bu koca kitabı bitirdik de sınava girdik.
Kardeşim bugün ne ders çalıştı ne kitap okudu.
Hem suçlu olduğunu biliyorsun hem de özür dilemiyorsun.
Örnek Soru:
Aşağıdaki cümlelerin hangisi diğerlerinden farklı bir yapıdadır?
A) Balıkçılar oltaları ümitle salladılar.
B) Teknemiz azgın dalgalarla boğuşuyor.
C)Bu şiiri okuyup yorumlayın hemen.
D) Balıkçılar derin derin iç çekiyordu.
Cevap: C bu cümlede ― okuyup‖ fiilimsisi vardır. Yani girişik birleşik cümledir. Diğer cümleler ise basit
cümledir.
CÜMLE ÇEġĠTLERĠ KONU TARAMA TESTĠ 1
1. AĢağıdaki cümlelerin hangisi yüklemine göre diğerlerinden farklıdır?
a)
Eskiden burada büyük bir orman vardı.
b)
Dağcılar akşama doğru zirveye vardı.
c)
Sınavın başlamasına biraz zaman vardı.
d)
Düşen uçakta yüz yirmi bir yolcu vardı.
2. AĢağıdaki cümlelerin hangisi anlamca olumsuzdur?
a)
Ders çalışmayı sevmiyor değil.
b)
Okulda iyi arkadaşım yok değil.
c)
Öğrenciler konuyu bilmiyor değil.
d)
Dostlarına sırtını dönecek değil.
3. AĢağıdaki cümlelerin hangisi yüklemine göre ―İnsanlığın en muhteşem eseri, bir amaçla yaşamayı
bilmektir.‖ cümlesine uygundur?
a)
Duvarı nem, insanı gam yıkar.
b)
Bedava sirke baldan tatlıdır.
c)
Her horoz kendi çöplüğünde öter.
d) Kalaylı bakır küflenmez.
4. AĢağıdakilerden hangisi soru cümlesidir?
a)
Niçin geç kaldığımı sordu
b)
Biz ne günler (bilgi yelpazesi) gördük böyle
c)
Sorunu nasıl çözeceğimi biliyorum
d) Kitabı çok mu beğendin sen
5. AĢağıdakilerin hangisinde bağlı cümle vardır?
49
a)
b)
c)
d)
Bilgisayarı çok istiyorsan git de al.
Kitap okuyor, kendini geliştiriyor.
Çalışan öğrenciyi öğretmenler sever.
Hayvanlar da doğanın bir parçasıdır.
6. AĢağıdakilerden hangisi özneleri ortak sıralı cümledir?
a) Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
b)
Danışan dağı aşmış, danışmayan düz ovada şaşmış.
c)
Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan.
d) Keçi can derdinde, kasap yağ derdinde.
7. AĢağıdaki bağlı cümlelerin hangisinde özne ortak değildir?
a) Kitabı okudum ve çok beğendim.
b)
Bana çok kızdı ama beni sever.
c)
Fındık enerji verir, cildi güzelleştirir.
d)
Sanatı herkes sevmeli, ben seviyorum.
8. AĢağıdaki cümlelerin hangisi anlamca olumludur?
a)
Çocuklara dayak atılır mı hiç?
b)
Sanma ki bu işten kurtulacaksın!
c)
Burada sana kim inanır ki!
d)
Tiyatroyu sevmiyor değilim.
9. AĢağıdakilerin hangisinde giriĢik birleĢik cümle vardır?
a)
Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini.
b)
Yazık olmuş o gözlerden sana akan yaşlara.
c)
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
d)
Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa.
10. Yüklemine göre farklı olan cümle hangi seçenekte verilmiĢtir?
a)
Yaşadığımız güzellikler rüyalarımıza etki edebilir.
b)
Telepatinin annelerimizde örneklerini görmek mümkündür.
c)
Doğuda olan parapsikoloji çalışmaları Batı üniversitelerinde de yaygındır.
d)
Amaçları, telepatinin somut bir olay olmadığını göstermektir.
CEVAPLAR ANAHTARI
1.b 2.d 3.b 4.d 5.a 6.a
7.d 8.d 9.b
10.a
CÜMLE ÇEġĠTLERĠ KONU TARAMA TESTĠ 2
1.AĢağıdakilerden hangisi isim cümlesidir?
A) İnsanın aklını başından alan nedir?
B) Tecrübelerimizle bunun cevabını bulabiliriz.
C) Önce soruyu anlayalım, sonra gözeriz.
D) Anlatılanları iyi dinlemelisin.
2. Dante gibi ortasındayız ömrün.
Yukarıdaki dize hakkında aĢağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A)Olumlu-isim -basit-kurallı
B) Olumsuz-fiil -birleşik-devrik
50
C)Olumlu-fiil -bağlı-devrik
D)OlumIu -fiil -bağlı-kurallı
3.AĢağıdaki cümlelerden hangisi yapısı bakımından diğerlerinden farklıdır?
A) Bu derse; planlı bir şekilde çalışmalısın.
B) Kartalın beğenmediğini kargalar kapışır.
C) Hava güzel olursa maça gideriz.
D) Dünyanın kimseye kalmadığını bilmelisin.
4.‖Kim demiĢ bitmez ileride dertler.‖ cümlesinin kurallı cümleye çevrilmiĢ hali aĢağıdakilerden
hangisidir?
A) ileride dertler kim bitmez demiş.
B) Dertler ileride bitmez kim demiş.
C) Kim ileride dertler bitmez demiş.
D) Bitmez ileride dertler kim demiş.
5. AĢağıdaki cümlelerin hangisi diğerlerinden farklı bir yapıdadır?
A) Balıkçılar oltaları ümitle salladılar.
B) Teknemiz azgın dalgalarla boğuşuyor.
C)Bu şiiri okuyup yorumlayın hemen.
D) Balıkçılar derin derin iç çekiyordu.
6.‖Artık o eski kıĢlar, çoktan hatıralara karıĢmıĢtı.‖ cümlesi için aĢağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Olumlu-basit-kurallı-fiil cümlesi
B) Olumsuz-basit-kurallı-fiil cümlesi
C)Olumlu-birleşik-kurallı-isim cümlesi
D)Olumlu-birleşik-kurallı-fiil cümlesi
7.AĢağıdaki cümlelerden hangisi yükleminin çeĢidi yönüyle diğerlerinden farklıdır?
A) Kardelen, hızlı koşan bir atmış.
A) Suçu, arkadaşının üzerine atmış.
B) Gidip gurbette kazandım, diye hava atmış.
C) Cevapları bilemeyince kafadan atmış.
8. I. Rüyalar her zaman dolar boşalır.
II.Temaşa eder insan sahilsiz enginleri.
III.Ağlarım görünce sessizce gidenleri.
IV.Eskiyenin yerini bir bir alır yeniler.
Yukarıdakilerden hangisi öge diziliĢi bakımından farklıdır?
A) I B) II C) III D) IV
9. ―En azgın taylardan, en iyi atlar yetiĢir.‖ cümlesi için hangisi söylenebilir?
A) Kurallı-fiil-olumlu
B) Kuralsız-isim-olumlu
C)Kurallı-isim-olumlu
D) Kuralsız-fiil-olumsuz
10. AĢağıdakilerden hangisi fiil cümlesidir?
A) Sınıfın en iyisi sensin.
B) Yanımda hiç para yok.
51
C) Bugün onu hiç görmedim.
D) Bebeğin çok ateşi var.
11. Yüklemine göre farklı olan cümle aĢağıdakilerden hangisidir?
A) Kıskançlık bizim mayamızda yok değil mi?
B) Buz gibidir ormandaki pınarın suyu.
C) Dünkü toplantıda ne kadar kişi vardı?
D) iyilik yapmadan geçer, iyilik görmenin yolu.
12. AĢağıdaki cümlelerin hangisi yapı bakımından diğerlerinden farklıdır?
A) Neler söylediğini, kimse duymadı.
B) Seninle arkadaş olmaktan mutluyum.
C) Dergideki haberi duyunca çok şaşırmıştım.
D) Tembellikten yakınıyor, çare arıyordu.
13. ―Haykırsam duysa sesimi ufuklar‖ cümlesinin kurallı cümleye çevrilmiĢ hali aĢağıdakilerden
hangisidir?
A) Sesimi duysa haykırsam ufuklar
B) Ufuklar haykırsam sesimi duysa
C) Ufuklar sesimi duysa haykırsam
D) Haykırsam sesimi ufuklar duysa
14. AĢağıdaki cümlelerin hangisi soru cümlesi değildir?
A) Tek üzüntüm nedir bilir misiniz?
B) Neden bu soruyu çözemiyorum.
C) Bilmiyorum şimdi kim duyar beni.
D) En yakın dostların mı kırdı seni.
15. ―Kendisine gerçekten güvenen adam, kendisini beğenmeyenlerin sözünü öfke ile değil, şaşırarak
karşılar.‖
Yukarıdaki cümle ile ilgili olarak aĢağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Yapısına göre bağlı cümledir.
B) Anlamına göre olumsuz cümledir.
C) Öğelerin dizilişine göre devrik cümledir.
D) Yüklemine göre fiil cümlesidir.
16. AĢağıdaki cümlelerden hangisi, yükleminin çeĢidine göre diğerlerinden farklıdır?
A) Piknikte yediler, içtiler, top oynadılar.
B) İçeri girdi, seni aradı ama, bulamadı.
C) Sabah olsun da öyle konuşalım seninle.
D) Öğretmenler, fedakâr, cana yakın insanlardır.
17. AĢağıdaki cümlelerin hangisi isim cümlesidir?
A) Dökülür köpüklü sular yarından.
B) Baharlar yaratır kışın karından.
C) Bir ıssız ev gibi gezdiğin bu yurt.
D) Vatan derdiyle ah eder Bayburt.
18. ―Seninle oturup uzun uzun konuĢalım‖ cümlesi hakkında verilen bilgilerden hangisi yanlıĢtır?
A) istek cümlesi
B) Fiil cümlesi
52
C) Devrik cümle
D) Olumlu cümle
19. AĢağıdaki cümlelerin hangisi yapısına göre diğerlerinden farklıdır?
A) Ona danışmaktansa hiçbir şey yapmamayı tercih ederim.
B)Gün geçtikçe bu sorunun karşılığını kendi kendime buluyorum.
C)0 her zaman çok yer gezip görmüş olmakla övünür.
D) Her ay iki üç defa Mehmet Ali‘yi kasabaya götürürdü.
20. I. Bastığın yerleri ―Toprak‖ diyerek geçme tanı
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı
Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı
Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı
Yukarıdaki dörtlükte kaçıncı mısrada kurallı cümle kullanılmıĢtır?
A) I B) II C) III D) IV
CEVAPLAR
1. A 2. A 3. A 4. C 5. C 6. A 7. A 8. A 9. A 10. C 11.D 12. D 13. D 14. C 15. D 16. D 17. C 18. C 19. D
20. A
YAZIM KURALLARI
Sözcüklerin ve harflerin yazılışıyla ilgili belli kurallar da vardır. Bunları şimdi ayrı ayrı göreceğiz.
BÜYÜK HARFLERĠN KULLANILDIĞI YERLER

Her cümle büyük harfle baĢlar. Ancak sıralı cümlelerde, cümleler arasında noktalı virgül
kullanıldığında, bu iĢaretten sonraki cümle küçük harfle baĢlar.
―Her sabah, erkenden kalkarım; işe geç kalmamaya özen gösteririm.‖
cümlesinde birinci cümle büyük harfle başladığı halde, ikinci cümle küçük harfle başlamıştır.

Kitap, dergi isimleri, kurum, kuruluĢ isimleri ve diğer özel isimler daima büyük harfle
baĢlar.
―Ben bu Yalnızız romanını çok beğeniyorum.‖
―Sonunda Milli Eğitim Bakanlığı‘nda iş bulmuş.‖

Özel isimlere bağlı unvan ve lakaplar özel isimden önce de gelse sonra da, büyük harfle
baĢlar.
―Bunu yapsa yapsa Borazan Mustafa yapar.‖
―Bugün bize Avukat Rıza Bey gelecek.‖

Ay, GüneĢ, Dünya ve öteki gezegen isimleri gerçek anlamıyla kullanılırsa büyük harfle,
mecaz anlama gelirse küçük harfle baĢlar.
53
―Artık Dünya‘nın Güneş‘e uzaklığı biliniyor.‖
cümlesinde altı çizili sözcükler gerçek anlamda olduklarından büyük harfle başlamış ve ekler kesmeyle
ayrılmıştır.
―Haberi duyunca dünyalar benim oldu sanki.‖
cümlesinde altı çizili söz mecaz anlamda olduğundan küçük harfle başlamış ve ekler ayrılmamıştır.

Yön bildiren isimler, yönünü bildirdiği isimden önce gelirse (yani sıfat olursa) büyük harfle,
sonra gelirse küçük harfle baĢlar.
―Bu derste Kuzey Anadolu‘yu göreceğiz.‖
―Bu derste Anadolu‘nun kuzeyini göreceğiz.‖
cümlelerinde altı çizili söz birinci cümlede sıfat olmuş ve büyük harfle yazılmış, ikincide isim olmuş ve
küçük harfle yazılmıştır.

Tarihler arasında kullanılan gün ve ay isimleri büyük harfle baĢlar.
―30 Mart 1994 Pazartesi günü bir oğlum oldu.‖
―Buraya her yıl mart ayında gelirler.‖
Cümlelerinde tarihler arasında kullanıldığı birinci cümlede büyük harfle başlatılan ―mart‖ sözü tarihler
arasında olmadığı ikinci cümlede küçük harfle başlatılmıştır.
―MĠ‖ SORU EDATININ YAZIMI

Bu edat kendinden önceki sözcüğe ayrı, kendinden sonraki eklere bitiĢik yazılır.
―Bunu biliyor musunuz?
―Bu olayı Emre‘ mi anlattı?‖
yanlış
―Bu olayı Emre mi anlattı?‖
doğru
ĠKĠLEMELERĠN YAZIMI

Ġkilemeyi oluĢturan sözcüklerin arasına hiçbir noktalama iĢareti getirilmez.
―Olanları bana bir, bir anlattı.‖
yanlış
―O buraya aşağı-yukarı iki saatte bir uğrar.‖
yanlış
cümlelerinde birincide virgül, ikincide kısa çizgi, yazım yanlışına neden olmuştur.

PekiĢtirmeli sözcükler ise daima bitiĢik yazılır.
―Koskocaman adamsın, sapasağlamsın çalış biraz.‖
54
SAYILARIN YAZIMI

Sayı isimleri birbirinden ayrı yazılır.
―Yirmi iki bin sekiz yüz altmış yedi lira artmış.‖

Sayılara gelen ekler sayının okunuĢuna göre getirilmeli.
―Yarışmada 6′ıncı olduğuma sevindim.‖
cümlesinde altı çizili söz yanlış yazmıştır. Çünkü sayıyı yazıyla yazsak ―altıncı‖ olur yani ek ―-ncı‖
olacaktır.
―Bana 3′de geleceğini söylemişti.‖
cümlesinde de ekte hata vardır. Çünkü ―üç‖ sözü sert sessizle biter, buna göre ek de sert sessiz olmalı yani
―3′te‖ olmalıdır.
―KĠ‖ BAĞLACININ YAZIMI
Türkçe‘de üç tür ―ki‖ vardır: İlgi zamiri, sıfat yapan ek ve bağlaç. Bunlardan ilk ikisi kendinden önceki
sözcüğe bitişik, sonuncusu ayrı yazılır.
İlgi zamiri daima bir ismin yerine geçer ve cümleden çıkarılamaz.
―Sizin arabanız yeni, bizimki biraz eskice.‖
cümlesinde ―-ki‖ araba isminin yerine geçmiştir.
Sıfat yapan ek, eklendiği sözcüğe ait olan bir ismin sıfatı olur. Cümleden çıkarılamaz.
―Çantandaki kalemleri çıkar bakalım.‖
Bağlaç olan ki ise cümlede açıklama anlamı verir. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulmaz.
Çekimli fiillerden sonra gelen ―ki‖ ler daima bağlaçtır.
―Baktım ki gelmiyor, ben yanına gittim.‖
―O ki bunu bana yaptı, herkes yapar.
―DE‖ BAĞLACININ YAZIMI
Türkçe‘de iki tür ―de‖ vardır: Hal eki ve bağlaç.
Hal eki cümlede yer, zaman bildirecek şekilde kullanılır ve cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı
bozulur.
―Beni durakta bekle.‖
―Geldiğinde beni arardı.‖
Cümlelerindeki ―de‖leri çıkarırsak cümlenin anlamsız hale geldiğini görürüz.
Bağlaç olan ―de‖ cümlede başka şeylerin de olduğu anlamını verir. Cümleden çıkarıldığında cümlenin
anlamı daralır ama bozulmaz.
―Sen de gelecek misin?‖
―Baktı da tanımadı.‖
Cümlelerinde ―de‖leri çıkarırsak, birincide başka şeylerinde olduğu anlamı ortadan kalkar, ama cümle yine
anlamlıdır. İkincide ise daralma bile olmaz.
―Bu soru hiç te zor değil.
yanlış
―Bu soru hiç de zor değil.
doğru
Bizimle Yunus‘da gelecek mi?
yanlış
55
Bizimle Yunus da gelecek mi?
doğru
Yusuf‘ki bunu bilemedi, kimse bilemez.
yanlış
Yusuf ki bunu bilemedi, kimse bilemez.
doğru
BĠLEġĠK SÖZCÜKLERĠN YAZIMI
Bileşik sözcükler daima bitişik yazılır. Ancak bileşik fiillerin bir bölümünün, bileşik sıfatların ayrı
yazılanları da vardır.
Buna göre kurallı bileşik fiiller (yeterlik, sürerlik, tezlik, yaklaşma fiilleri) daima bitişik yazılır.
―gelebilir, gidiverdi, bakakaldı, düşeyazdı‖
Yardımcı fiille yapılanlarda isim durumundaki sözcükte ses düşmesi ya da türemesi oluyorsa bitişik,
olmuyorsa ayrı yazılır.
―yolcu etti, sabretti, hissetti‖
Anlamca kaynaşmış bileşik fiillerin ise kimileri bitişik kimileri ayrı yazılır belli bir kuralı yoktur.
―Dalga geçme, vazgeçme‖
İki sözcüğün anlamını kaybedip kendi anlamlarından başka bir anlama gelerek oluşturdukları bileşik
sözcükler bitişik yazılır. Bileşik sözcükler konusunu yeniden gözden geçirin.
―Bu gecekondu kimin acaba?‖
―Böyle gelişigüzel konuşmayı bırak.‖
Burada özellikle, karıştırılan birkaç sözcüğü de anlatmadan geçmeyelim.
―Herhangi bir sorun yok ortalıkta.‖
―Hiçbir soru zor değildi.‖
―Birtakım insanlar giyimlerine önem vermezler.‖
―Birkaç kişinin sözü birçoğunu üzdü.‖
―Elverir ki bir gün bana, gel, desin.‖
YAZIMI KARIġTIRILAN SÖZCÜKLER
Kimi sözcüklerin yazımı çoğu zaman, seslerin yeri değiştirildiğinden yanlış olur. Bunlardan birkaçını
gösterelim.
Yanıl
Yalın
Kırp
–
–
–
ış
ız
ık
®
®
®
D
yanlış
yalnız
kirpik
kibrit
Y
yalnış
yanlız
kiprik
kirbit
KISATMALARIN YAZIMI

Sözcüklerin baĢ harflerinin alınmasıyla oluĢturulan kısaltmalar daima büyük harfle yazılır.
Bu kısatmalara ek getirilirken, harflerin ifade ettiği sözcükler söylenmez sadece harfler okunarak
getirilir.
―ÖSS‘de başarılı olamadı.‖
56
cümlesinde eğer harflerin ifade ettiği sözcükleri söylesek ek ―Öğrenci Seçme Sınavı‘nda‖ şeklinde olacaktı.
Kısaltıldığında ―de‖ şeklinde olmuştur.
NOKTALAMA ĠġARETLERĠ
NOKTA (.)

Anlamca tamamlanmıĢ cümlelerin sonunda kullanılır.
―Bu konuyu mutlaka öğrenmeliyim.‖
―Seni de bekliyoruz bu akşamki yemeğe.‖

Sözcüklerin kısaltılarak yazılmaları halinde kullanılır.
―Seni bir de Dr. Ali Bey‘e götürelim.‖
―Askerlere Yzb. Ahmet emir vermiş.‖
Sözcüklerin baş harflerinin alınmasıyla yapılan kısaltmalarda artık nokta kullanılmıyor.
―Arkadaşım DSİ‘de çalışıyormuş.‖

Rakamla yazılan tarihler arasında kullanılır.
―15.5.1995 tarihinde anlaşma imzalandı.‖

Sıra bildiren ―-ncı, -nci‖ eklerinin yerine kullanılır.
―Şimdi de 2. maddeyi inceleyelim.‖

Saat ve dakikaların yazımında kullanılır.
―Bugün 8.45‗te toplantı var.‖
VĠRGÜL (,)

EĢ görevli sözcük ve söz öbeklerinin aralarında kullanılır.
―Kitaplarını, defterlerini, kalemlerini alıp gitti.‖
cümlesinde nesnelerin ayrılmasında,
―Kırmızı, güzel bir arabası vardı.‖
cümlesinde sıfatların ayrılmasında kullanılmıştır.

Anlamca karıĢan öğelerin ayrılmasında kullanılır.
―Yaşlı kadının yanına yaklaştı.‖
57
―Yaşlı, kadının yanına yaklaştı.‖
cümlesinde virgül özneyi ayırmakta kullanılmıştır. Eğer olmasaydı, ―yaşlı‖ sözü sıfat olurdu.

Arasözlerin baĢında ve sonunda kullanılır.
―Bu evi, çocukluğumun geçtiği yeri, asla sattırmam.‖

Ġçinde baĢka virgül bulunmayan sıralı cümlelerin ayrılmasında kullanılır.
―Beni çağırdı, kendisi gelmedi.‖

Cümle içindeki ünlem bildiren sözcüklerden sonra kullanılır.
―Yoo, bu kadarına dayanamam!‖

Seslenme bildiren sözcüklerden sonra kullanılır.
―Arkadaşlar, biraz beni dinler misiniz?‖
NOKTALI VĠRGÜL (;)

Öğe sayısı fazla olan ya da cümle içinde virgül bulunan sıralı cümleler arasında kullanılır.
―Öğretmen, elindeki not defterini açtı; sözlü yapacağı bir öğrenci aradı.‖

Bir bağlaçla birbirine bağlanan cümleler arasında bağlaçtan önce kullanılır.
―Beni davet etmediniz; ama bunun için size kızmıyorum.‖

Aralarında nitelik farkı bulunan söz öbeklerinin ayrılmasında kullanılır.
―Sözcükler isim, sıfat, zamir, zarf; edat, bağlaç, ünlem; fiil gibi gruplara ayrılabilir.

Öznenin diğer öğelerle karıĢtığı yerlerde kullanılır.
―Küçük; eski bir eve girdi.‖
cümlesinde giren ―küçük‖tür. Eğer virgül koysaydık bu sözcük evin sıfatı olarak da düşünülebilirdi.
ĠKĠ NOKTA (:)

Bir cümlede açıklama yapılacaksa, açıklamaya baĢlamadan hemen önce iki nokta kullanılır.
―Türkçe‘de sözcük kökleri iki ana gruba ayrılır: İsim ve fiil.

Kavramlar tanımlanırken ya da açıklanırken kullanılır.
İsim: Varlıkları, kavramları karşılayan sözcüklerdir.

KonuĢma metinlerinde kullanılır.
Ahmet: ―Ne zaman geldiniz eve?‖ diye sordu.
ÜÇ NOKTA (…)

Benzer örneklerin sürdürülebileceğini göstermek için kullanılır.
―Bahçede elma, portakal, … daha birçok meyve ağacı vardı.‖
58

Anlamca tamamlanmamıĢ cümlelerin sonunda kullanılır.
―Bir de istediğimi almamışsa….‖

Söylenmek istenmeyen sözler yerine kullanılır.
―Bu suçu … işlemiş olabilir.‖

Bir alıntının alınmayan yerleri yerine kullanılır.
Ahmet Haşim ―… sözden ziyade musikiye yakın …‖ sözleriyle tanımlamıştır şiiri.

Sözün bir yerde kesildiğini anlatmak için kullanılır.
– Niçin gelmedin?
– Benim …
– Mazereti bırak da gerçeği söyle.

Yüklemi bulunmayan cümlelerin sonunda kullanılır.
―Karşıda başı dumanlı dağlar … Yan tarafta küçük bir dere …‖
SIRA NOKTALAR (…..)

ġiirde alınmayan dizelerin, yazıda alınmayan bölümlerin yerine kullanılır.
Ne sitem ne korku yalnızlıktan
…..
Süslenmiş gemiler geçse açıktan
…..
dizelerindeki kafiyeleri inceleyelim.

KonuĢmalarda kiĢinin sustuğunu göstermek için kullanılır.
– Neden geldin?
– …..
– Seni o mu çağırdı?
KISA ÇĠZGĠ (-)

Bir olayın baĢlangıç ve bitiĢ tarihleri arasında kullanılır.
―Bu savaş 1939 – 1945 yılları arasında olmuştur.‖

Birbiriyle ilgili ülke ya da kavram isimleri arasında kullanılır.
―Türkiye – Suriye ilişkileri biraz gergin.‖
―Devlette yasama – yürütme – yargı organları net olarak ayrılmalıdır.‖

Cümle içindeki arasözlerin baĢında ve sonunda kullanılır.
―Bu konuyu – sen de hatırlarsın – onunla konuşmuştuk.‖

Cümle sonunda sözcük yarım kaldığında kullanılır.
―Şiir konusunda onun da benimle aynı görüşte olduğunu duyunca çok sevindim.‖
59
Eğer satır sonunda özel isim bitmiş ve ona ait olan ek diğer satıra düşmüşse, arada kısa çizgi değil kesme
(‗) kullanılır.
―Sizinle geçen yıl bugün yine aynı şehirde Ankara‘da karşılaşmıştık .‖

Dilbilgisinde eklerin ve mastar halindeki fiillerin gösterilmesinde kullanılır.
―Kitapçı‖ sözcüğü ―-çı‖ yapım ekini almıştır.
―Çalışkan‖ sözcüğü ―çalış-‖ fiilinden türemiştir.

Osmanlıca tamlamalarda kullanılır.
―Servet-i Fünun edebiyatından sonra Fecr-i Ati topluluğu gelir.‖
UZUN ÇĠZGĠ (—)
KonuĢma metinlerinde, konuĢmaların baĢında kullanılır.
– Sen de bizimle gelecek misin?
– Neden gelmeyeyim?
– Hiç, sordum sadece.
KESME ĠġARETĠ (‗)

Özel isimlere gelen çekim eklerinin ayrılmasında kullanılır.
―Bu konuda bir de Ahmet‘in fikrini alalım.‖
Eğer özel isim, yapım eki almışsa çekim ekleri kesmeyle ayrılmaz.
―Bu soruyu bir de İzmirlilere soralım.‖

Sayılara ek getirilirken kullanılır.
―Toplantı 10.45′te başlayacaktır.‖

Kısaltmalara ek geldiğinde kullanılır.
―Sorun BM‘de görüşülecekmiş.‖

Ġki sözcüğün kaynaĢtırılarak söylenmesi sırasında ses düĢmesi olursa ya da Ģiirde vezin gereği
ses düĢmesi yapılmıĢsa kullanılır.
―Acep bu yerde var m‘ola
Şöyle garip bencileyin‖
―Yine n‘oldu da ağlıyorsun?‖

Anlamca karıĢan sözcüklerin yazımında kullanılır.
―Bu sorunun nasıl çözüleceğini bilmiyorum.‖
Cümleside altı çizili sözün ―soru‖ mu yoksa ―sorun‖ mu olduğu belli değil. Bu karışıklığı kesmeyle
giderebiliriz.
―Bu soru‘nun nasıl çözüleceğini bilmiyorum.‖
cümlesinde sözcüğün ―soru‖ olduğu açıklanmış olur.
60
SORU ĠġARETĠ (?)

Soru anlamı taĢıyan cümlelerin sonunda kullanılır.
―Sana bu haberi kim verdi?‖

Sözcüğün karĢıt anlamının ifade edilmek istendiği yerlerde kullanılır.
―Burada ondan daha akıllı (?) biri var mı ki?

Kesin olarak bilinmeyen tarihler yerine kullanılır.
―Yunus Emre (? – ?) Tekke şiirinin kurucusudur.‖
TIRNAK ĠġARETĠ (― ‖)

Cümle içinde baĢkasına ait sözlerde kullanılır.
O bana: ―Şimdi sizinle gelemem.‖ demişti.

Cümle içinde geçen kitap, dergi isimleri tırnak içine alınabilir.
Bu derste ―Aşk-ı Memnu‖ romanını inceledik.
Tırnak içindeki söze ek gelirse, tırnaktan sonra gelir ve kesme kullanılmaz.
Siz bir de Haşim‘in ―O Belde‖ sini okuyun.

Cümlede önemsenen, vurgulanmak istenen sözcükler tırnak içine alınabilir.
Benim söylediklerim ―vaad‖ değil ―gerçek‖tir.

Alıntılar tırnak içine alınarak verilir.
Yunus‘un ―Bana seni gerek seni‖ dizesi, amacını ortaya koyar.
Tırnak içindeki cümlenin içinde bir tırnak daha kullanmak gerekirse bu kez tekli tırnak (‗ ‘) kullanılır.
―Haşim, şiirin yoruma açık olmasını ister ve daima ‗Şiir her okuyanda ayrı duygular uyandırmalıdır.‘ der.‖
PARANTEZ (AYRAÇ) ĠġARETĠ ( ( ) )

Cümle içinde bir sözcüğün eĢ anlamlısı verilirse kullanılır.
―Bu dizede teşhis (kişileştirme) yapılmış.‖

Cümledeki herhangi bir sözcüğün açıklanması durumunda kullanılır.
―Kıbrıs konusunda iki ülke (Türkiye ve Yunanistan) hiçbir zaman anlaşamaz.‖

Cümle içinde kullanılan tarihler ya da bir sözcüğün anlamıyla ilgili noktalamalar parantez
içine alınır.
―Bu öğretim yılında (1993 – 1994), devlet yine gelişmiş (?) eğitim sistemleri deneyecekmiş.‖

Yabancı sözcüklerin okunuĢu parantez içinde gösterilir.
―Bacon (Beykın) ünlü bir deneme yazarıdır.‖

Tiyatro metinlerinde hareketleri anlatan bölümler parantez içine alınır.
61
―Kadın (başını öne eğerek): ―Bilmiyorum.‖ dedi.
ÜNLEM ĠġARETĠ (!)

Ünlem cümlelerinin sonunda kullanılır.
―Hey, bana baksana sen!‖
―Yandım!‖
―Aman Allah‘ım!‖

Bir sözün yanında parantez içinde ünlem işareti bulunuyorsa, o söze inanılmadığını gösterir.

―Ne kadar nazik (!) biri olduğunu göreceksin.‖
NOKTALAMA İŞARETLERİ KONU TARAMA TESTİ:
1„‟Arabanın muşamba örtülerinde( )yağmurun çıkardığı sesleri dinleyerek bir hayli gittik(
)sonra birdenbire sarsıntı oldu( )hayvanlar( )bir şeyden ürkmüş gibi( )bir iki adım gerileyerek durdular(
)
Ayraçlarla belirtilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırayla getirilmelidir?
a) ( , ), ( . ), ( ; ), ( ; ), ( , ), ( : ), ( . )
b) ( , ), ( . ), ( , ), ( ; ), ( , ), ( , ), ( . )
c) ( ; ), ( . ), ( : ), ( : ), ( , ), ( , ), ( . )
d) ( ; ), ( . ), ( ; ), ( : ), ( , ), ( , ), ( . )
2.
vardır?
a)
b)
c)
d)
3-
Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde iki nokta (:) işaretinin kullanımıyla ilgili yanlış bir bilgi
Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur.
Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur.
Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur.
Sesbiliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır.
Aşağıdakilerin hangisinde ‗‘kısa çizgi‘‘(-)kullanılmaz?
a) Bir olayın bitiş ve başlangıç tarihleri arasında
b) Cümle içinde arasözlerin başında ve sonunda
c) Dilbilgisi incelemelerinde, eklerin başında
d)
Cümle içinde eş görevli sözcüklerin arasında
4.
„‟Anıları yazmanın belli bir çağı var mıdır( )Genellikle yaşlılık dönemi gösterilir bu çağ için(
)Çünkü yaşlılığın bir belirtisi de kişinin gözlerini geleceğe değil, geçmişe çevirmiş olmasıdır.‟‟ Gençler
umutlarla, yaşlılar anılarla yaşar.‟‟ sözü de bu görüşü destekler( )
Ayraçlarla belirtilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırayla getirilmelidir?
a) ( ? ), ( . ), ( : ), ( . )
b) ( ! ), ( . ), ( ; ), (...)
c) ( ? ), (...), ( ! ), ( . )
d) ( ? ), ( . ), ( ; ), (...)
5- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde noktalama yanlışlığı yoktur?
62
a) Öğretmen sana: yarın da gelecek misin , diye niçin sordu?
b) Öğretmen sana:‘‘ yarın da gelecek misin?‘‘ diye niçin sordu.
c) Öğretmen sana:‘‘ Yarın da gelecek misin?‘‘ diye niçin sordu?
d) Öğretmen sana:‘‘ Yarın da gelecek misin ‗‘diye niçin sordu?
6- AĢağıda belirtilen yerlerden hangisinde üç nokta (...)kullanılmaz?
a)
b)
c)
d)
Aktarma cümlelerin başında ve sonunda
Tamamlanmamış cümlelerin sonunda
Açıklama isteyen kelime ya da bölümlerin yerine
Alıntılarda, alınmayan kelime ve bölümlerin yerine
7- „„Günümüzde yaygın bir yanlış var ( ) Bilimin kesin olduğu inancı ( ) çağdaş yaşayışın ( ) çağdaş
uygarlığın değişmez temeli olan bilimsel kesinlik.‟‟
Ayraçlarla belirtilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırayla getirilmelidir?
a)
b)
c)
d)
( . ), ( ; ), ( , )
( : ), ( ; ), ( , )
( ; ), ( , ), ( , )
( : ), ( , ), ( , )
8- Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde ünlem ( !) işaretinin kullanımıyla ilgili yanlış bir bilgi vardır?
a)
b)
c)
d)
Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur.
Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur.
Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem kullanılır.
Bilinmeyen yer, tarih v.b durumlar için kullanılır.
9„‟Edirne‟den gelen bir yük treni ( ) yerleri sarsarak ( ) hızla gelip geçiyor ( ) Baş döndürücü
bir geçiş ( ) iki evin arasındaki dar aralıktan vagonları geçtiği görülüyor. Geçti, geçti( )sonra birdenbire
bitti.Oh( )Nuri Efendi,rahatsız olmuştu.
Ayraçlarla belirtilen yerlere aĢağıdaki noktalama iĢaretlerinden hangileri sırayla getirilmelidir?
a)
b)
c)
d)
( , ), ( ; ), ( . ), ( ... ), ( , ), ( ! )
( ;), ( , ), ( . ), ( ! ), ( , ), ( ... )
( , ), ( , ), ( . ), ( ! ), ( , ), ( ! )
( , ), ( , ), ( . ), ( . ), ( , ), ( ! )
10- Kitabı kapadı. Sokağa çıktı. Bahar geliyordu. Güneşli fırtınalar, renk renk çiçekler...ve başka
insanlarla birlikte .
Bu parçada üç noktanın (...) kullanılıĢ gerekçesi aĢağıdakilerden hangisidir?
a)
b)
c)
d)
11-
Cümlenin bittiğine dikkati çekme
Benzer örneklerin sürdürülebileceğini gösterme
Söylenmek istenmeyen sözcükler olduğunu belirtme
Sözün bir yerde kesildiğini anlatma
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ayraçla belirtilen yere noktalı virgül ( ; ) getirilmelidir?
63
At ölür, meydan kalır ( ) yiğit ölür şan kalır.
Ahşap ( ) iki katlı, eski bir evde oturuyordu.
‗‘Yoo ( ) güvercinlerime dokunmayınız.‘‘ dedi
Parlak yüzlü, beyaz saçlı ( ) otuz yaşlarında bir adamdı.
a)
b)
c)
d)
12Sanatçının uzun süre yaşadığı bu ev ( , )(1) çocukları tarafından müzeye dönüştürülmüş.
Odalardan
birinin duvarında yer alan fotoğraflarla sanki bir soyağacı oluşturmuş. Başka bir
odada onunla bütünleşmiş eşyalar sergilenmiş ( : ) (2) küçük el radyosu, fotoğraf makinesi,
daktilosu, gözlüğü ( ... )
(3)
Hastalandığında ve ölümünden sonra gelen mektuplar ve telgraflarla ( , ) (4) kitapları da
camekânlı dolaplarda saklıyor.
Yukarıdaki parçada, numaralanmış noktalama işaretlerinden hangisi gereksizdir?
a) 1
13-
b) 2
c) 3
d) 4
Aşağıda belirtilen yerlerden hangisine noktalı virgül (;) kullanılmaz?
a)
Cümle içinde virgüllülerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur.
b)
Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için kullanılır.
c)
Kendilerinden evvelki cümle ile ilgi kuran ancak, yalnız, fakat vb. cümle başı bağlaçlarından önce
konur.
d)
Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur.
14- „‟Yazar bir yazısında şöyle der ( ) ( ) Sanatçının konusu insandır( ) Bir insanın yaşamı o insanın
düşlerinin de kaynağıdır.( ) Bu söze katılıyorum.‟‟
Ayraçlarla belirtilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırayla getirilmelidir?
a)
b)
c)
d)
( ; ), ( ‗ ), ( , ), (‗ )
(; ), ( ‗ ), (; ), (‗ )
(: ), ( ‗ ), ( . ), (‗ )
( : ), ( - ), (. ), (; )
15- „‟ O tüm insanları severdi. Onun için zenginin, yoksulun; yaşlının, gencin dostlukta hiçbir farkı
yoktur.‟‟
Bu cümlede noktalı virgülün( ; ) kullanılma gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
a)
b)
c)
d)
Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak
Birbiriyle ilgili söz öbekleri arasındaki nitelik farklarını belirlemek
Birbirine anlamca bağlı yargılar arasında ilgi kurmak
Öznenin diğer öğelerle karışmasına engel olmak
16- „‟ Edebiyatımız karamsar mı değil mi ( ) Tartışılması gereken bir konu ( ) Yalnız önce şunu
belirtmeliyim ( ) Karamsar konusunda sorun ( ) yazarın gerçeğe bakışıdır.‟‟
Ayraçlarla belirtilen yerlere aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri sırayla getirilmelidir?
a) ( ? ), ( .), (,), (:)
c) ( ? ), ( .), ( ,), (. )
b) ( . ), ( :), ( ,), ( :)
d) ( : ), ( .), ( ,), (. )
64
17- AĢağıdaki cümlelerin hangisinde iki nokta ( : ) yerinde kullanılmamıĢtır?
a)
Onun tek bir dostu vardı: Ahmet
b)
Anladım ki: Burada istenmiyorum
c)
Öğretmen bize:‘ ‘Size verdiğim ödevleri yarın istiyorum.‘‘ dedi
d) Sonunda şunu hissettim: Ben yalnız daha mutluyum.
18- “Romanda düşsel yaşantı, biyografide ( hayat hikâyesinde ) ise gerçek söz konusudur.”
Bu cümlede parantezin kullanımına benzer bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde yoktur?
a)
Bir şiirin iletisinin (mesajının ) ne olduğu belirgin olmamalıdır.
b)
Yazar baştan sona yazım ( imla ) kurallarına ters düşen dil kusurları işliyor.
c)
Her ulusun kendine has gülmece ( mizah ) anlayışı vardır.
d)
Bu eser Shakespeare ( Şekspir ) tarafından yazılmış olmalı.
19- “Sanatçı bir mektubunda:‟Şiirin bir tek dizesi bile, koskoca bir yazının anlatmak istediğini bir
çırpıda anlatıverir.‟ diyor.”
Bu parçanın noktalama bakımından doğru olması için aĢağıdaki değiĢikliklerden hangisi
yapılmalıdır?
a)
b)
c)
d)
İki nokta (:) yerine noktalı virgül (;) getirilmelidir.
Cümledeki tekli tırnak ( ‗ ) kaldırılmalıdır.
Tekli tırnak kapatılmadan önce nokta (.) getirilmelidir.
Cümledeki virgülün (,) yerine noktalı virgül (;) getirilmelidir.
20- Bir bilginin Ģüpheyle karĢılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde kullanılan
noktalama iĢareti hangisidir?
a)
Soru işareti
b)
Ünlem işareti
c)
Üç nokta
d)
Uzun çizgi
CEVAP ANAHTARI
1234567-
b
c
d
a
c
a
b
891011121314-
d
c
b
a
d
d
c
151617181920-
b
a
b
d
c
a
65
ANLATIM BOZUKLUKLARI
1
Küçük Begüm, her akşam
öldürülen babasının işten
çıkıp eve gelmesini bekliyor.
Pazar 23 Kasım 1997Milliyet Günün sözü
“Bizim içinde bulunduğumuz helikopter “Geçenlerde gazetede bir
ölüm tehlikesi geçirdi.” açıklama duydum.”
(Gazeteci-yazar Yavuz Gökmen, “Siyaset (“Mega Zoom” Programı‟nda muhabir Seher
Meydanı‟nda Güneydoğu izlenimlerini anlatırken) _arkışla‟nın bir popçuya sorusundan)
Pazar 22 ġubat 1998Milliyet
Ġsrail, olası bir savaĢ ihtimaline karĢı…
(Serap Ezgü, Kanal D Haber’de söyledi.)
Kadın bayan
―Talk Showcu‖ kadın
bayan var mı?
(Özlem Conker Nurseli İdiz’e soruyor.)
şanmış gerçek aşk öyküleri
Ne güzel işte!
“Saçlarımı yüzde doksan
herkes beğeniyor.”
Demet Akalın
Kaybolan gol
Evet sevgili izleyenler, BeĢiktaĢ
1-0’lık mağlubiyetten 2-0’lık
galibiyete ulaĢtı.
(Beşiktaş-Malmo maçı spikeri)
Her açıdan
“Bu konser, hem ülkemiz hem de
Türkiye açısından çok önemlidir.”
Atilla Özdemiroğlu
Komple MaĢallah
―Az sonra ödül töreni verilecek.‖ “Benim dedem 50 senedir evli, bir asrı devirdiler yani.”
Murathan … (Biz Evleniyoruz’dan Aybars)
Gayet net görünüyor
“Görüyorsunuz, dağ keçileri
yaklaĢık yıllardır burada.”
(Star TV‟de “Yaz Güneşi” adlı
programın muhabiri)
66
“Ben insanları tanımadan infazsız “Neticesinde bu üç neticeli bir maç.
yargı yapmak istemiyorum.” Her türlü netice olabilir.”
Ferhat Güzel Kıvanç Oktay
Numunelik
“Bana Ģöyle örnek olarak bir
örnek verebilir misin?”
Erman Toroğlu
Kuyruk içeride Hiç hoĢ değil
“Futbolcunun sol ön ayağı “BeĢiktaĢ son zamanlarda oynadığı
ceza sahasının dıĢında.” en iyi oyunlardan birini oynadı.”
Ali Aydın Faik Çetiner
Güzel sorular
Haber: Mahkûmlar tünel kazarak kaçtılar?
Reha Muhtar sorar:
─ Mahkûmlar kaçmak için mi tünel kazdılar?
***
Reha Muhtar sorar:
─ DoğuĢtan kör olduğunuzu anladım
da beyefendi, küçükken de gözleriniz
görmüyor muydu? O
nu soruyorum.
Darbukayı eğittik
“_arkının büyük bir bölümünde
darbuka ve ben söylüyorum.”
(Özcan Deniz yeni albümünden
söz ederken)
Hepimiz oradaydık
“Bayanlar gülle atma finali, hatırlayacaksınız ilk kez
M.Ö. 776 yılında Atina’da yapılmıĢtı.”
Zafer Akyol
Aman inciler
dökülmesin!
67
ANLATIM BOZUKLUĞU NEDĠR?
Sözlü ve yazılı anlatımda başarılı olabilmemiz için dili doğru kullanmamız gerekir. Bu da dilimizin kurallarını
ve anlatım ilkelerini iyi bilmemize bağlıdır. Dilin kurallara ve anlatım ilkelerine aykırı kullanılmasından
kaynaklanan bozukluklara anlatım bozukluğu denir. Anlatım bozukluklarının çeşitli nedenleri vardır. Şimdi
bunlar üzerinde ayrıntılıca duralım:
A. GEREKSĠZ SÖZCÜK KULLANIMI
İyi bir cümle yeterince sözcükten oluşur. Başka bir deyişle, gereksiz sözcük içermez. Buna duruluk denir.
Duruluğu sağlamak için anlatıma katkısı olmayan sözcükleri kullanmamak gerekir. Yoksa anlatım bozuk
olur. Aşağıdaki cümleler, koyu yazılan sözcüklerin gereksiz kullanımı nedeniyle duru değildir:
Yağan yağmur sele neden oldu.
İşe gitmek üzere evden dışarı çıktı.
Buraya çöp dökmek kesinlikle yasaktır.
Hemen derhal sınıfa gir.
Endişeli, kaygılı bir bekleyiş başladı.
Cümlelerin duruluğunu bozan etkenleri şu başlıklar altında ele alabiliriz:
1. Cümlede Anlama Katkısı Olmayan Sözcükler Kullanılması
Cümleden çıkarıldığında anlamda herhangi bir daralmaya neden olmayan sözcük ya da sözcükler gereksiz
kullanılmış demektir.
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcüklerin kullanımı gereksizdir:
İşe gidiş saatlerinde durak yeri çok kalabalık oluyor.
Aramızdaki mevcut sorunları çözelim.
Birçok banka taşıt aracı kredisi veriyor.
Onunla üç saat süreyle görüştü.
Bu karşılıklı tartışmaya son verin artık.
2. EĢ Anlamlı Sözcüklerin Aynı Cümlede Kullanılması
Eş anlamlı sözcükleri aynı cümlede kullanmak yanlıştır. Bunlardan birinin kullanılması yeterlidir. Aşağıdaki
cümleler bu ilkeye uyulmadığı için anlatımca bozuktur. Koyu yazılı sözcüklerden biri atılırsa, cümlelerdeki
anlatım bozukluğu ortadan kalkar:
Her zaman böyle öfkeli, sinirli midir?
Bu boş, anlamsız inadı bırak artık.
Kurtuluş Savaşı’nı ne güç ve zor koşullarda kazandığımızı unutmayalım.
Bu yıl da yine yağış az oldu.
3. “Etmek, Olmak” Yardımcı Fiillerinin
Gereksiz Kullanılması
Dilimizde “etmek, olmak” yardımcı fiillerini sıkça kullanırız. Bilindiği gibi, bu fiiller ad soylu sözcüklerle
birlikte kullanılarak birleşik fiil oluşturur. Ancak bunlardan bir bölümünü tek başına karşılayan fiiller vardır.
Bunlar varken yardımcı fiille oluşan birleşik fiilleri kullanmaya gerek yoktur:
Hastanın kısa sürede iyi olacağını umut ediyorum. (Yanlış kullanım)
Hastanın kısa sürede iyileşeceğini umuyorum. (Doğru kullanım)
***
Kadıncağız yine hasta olmuş. (Yanlış kullanım)
Kadıncağız yine hastalanmış. (Doğru kullanım)
***
Ondan kuşku ettiğim için çok utanıyorum. (Yanlış kullanım)
Ondan kuşkulandığım için çok utanıyorum. (Doğru kullanım)
“Etmek, olmak” fiilleri dışındaki bazı fiillerin kullanımında da gereksizlikler görülebilir. Bunlara da dikkat
etmek gerekir:
68
İşe girmek isteğinde bulunanların bir form doldurması gerekiyormuş. (Yanlış kullanım)
İşe girmek isteyenlerin bir form doldurması gerekiyormuş. (Doğru kullanım)
***
Sınav için başvuru yaptın mı? (Yanlış kullanım)
Sınav için başvurdun mu? (Doğru kullanım)
ÖRNEK SORU 1
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili
sözcüğün kullanılması gereksizdir?
A) Hâlâ bana bakıp duruyor.
B) Atatürk‟ü çok seviyorum.
C) Bu iş sana pahalıya patlar.
D) Sabahları genellikle erken kalkarım.
ÇÖZÜM
İlk seçenekteki “bakıp durmak” eylemin sürdüğünü
bildirdiğine göre, “hâlâ” sözcüğünün kullanımı
gereksizdir.
Yanıt A
ÖRNEK SORU 2
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz
sözcük kullanımından kaynaklanan bir anlatım
bozukluğu vardır?
A) Annem şimdi dışarı çıktı.
B) Çocuk pencereden içeri baktı.
C) Akşamki film oldukça güzeldi.
D) Gizli sırrımı kimseye söyleme.
ÇÖZÜM
Son seçenekteki “gizli” sözcüğünün kullanımı
gereksizdir. Çünkü “sır” zaten gizlilik özelliği taşır.
Yanıt D
B. AÇIKLIĞI BOZAN KULLANIMLAR
Anlatılanların kolayca anlaşılır olmasına açıklık denir. Bir cümleden farklı anlamlar çıkarılıyorsa, o cümle
açık değildir.
Cümlenin açıklığını bozan etkenleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Sözcüklerin Uygun Yerde Kullanılmaması
Sözcüklerin uygun yerde kullanılmamasıyla ilgili anlatım bozuklukları, genellikle sıfatlarla zarfların yanlış
kullanımından kaynaklanmaktadır.
AĢağıdaki örnekleri inceleyelim:

Birçok işçi sigortasız iş yerlerinde çalıştırılıyor.
Bu cümle açık değildir. Bu durum, “sigortasız”
sözcüğünün “iş yerlerinde” tamlamasının sıfatı olarak
kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Bu sözcüğün
“çalıştırılıyor” fiilinin zarfı olarak kullanılması
gerekirdi:

Birçok işçi iş yerlerinde sigortasız çalıştırılıyor.
69
Yeni evden çıkmıştım ki telefon çaldı.
Bu cümlede de “yeni” sözcüğü “evden” sözcüğünün
sıfatı olarak değil; “çıkmıştım” fiilinin zarfı
olarak kullanılmalıydı:


Evden yeni çıkmıştım ki telefon çaldı.
2. KarĢılaĢtırmaların YanlıĢ Kullanılması
Anlatımda zaman zaman birtakım karşılaştırmalara başvururuz. Bunların yanlış yapılması cümlenin
anlaşılır olmasını engellediğinden anlatım bozukluklarına neden olur: Cümlenin duruluğu yanında bir de
yalınlığı söz konusudur. Bu iki kavram çoğu kez birbirine karıştırılmaktadır. Yalınlık, cümlenin süs ve
özentiden arındırılması demektir. Örneğin, güzel konuşup yazacağım diye, doğallıktan uzaklaşarak
düşünce ve duyguları gereksiz ve abartılı benzetmelerle anlatmaya çalışmak yanlış bir tutumdur. Önemli
olan, anlatmak istediklerimizin kolayca anlaşılır olmasıdır.
Aşağıdaki cümlelerden hangilerinin yalın olup olmadığını inceleyelim:
ÖRNEKLER:

Kızcağızın gözlerinden akan yaşlar, bir ırmak gibi süzülerek yanaklarından akıyordu. (Yalın değil)
Kızcağız ağlıyordu. (Yalın)
***
Kemal Sunal da Tanrı’nın yüce rahmetine kavuştu. (Yalın değil)
Kemal Sunal da öldü. (Yalın)
UYARI
Ağabeyim futbolu benden çok sever. Bu cümlede anlatılmak istenenin ne olduğu açık değildir. Ağabey,
futbolu kardeşini sevdiğinden çok mu seviyor; yoksa ağabeyin futbol sevgisi, kardeşinin futbol sevgisinden
mi fazla? İkinci anlam anlatılmak isteniyorsa cümlenin şu biçimlerde olması gerekir:
ÖRNEKLER:
Ağabeyim, futbolu benim sevdiğimden çok sever.
Ağabeyimin futbol sevgisi benimkinden çoktur.
***
Babama göre annem tutumlu.
Bu cümleden de iki anlam çıkarılabilir:

Babamın düşüncesine göre annem tutumlu.
Annem, babamdan tutumlu.
Bu durumda, anlatılmak istenen neyse, cümle
ona göre kurulmalıdır.
3. Zamirlerin Eksik ya da YanlıĢ Kullanılması
Tamlayanı zamir olan ad tamlamalarında tamlayanın kullanılmaması bazen anlatım bozukluğuna yol açar.
Böyle durumlarda mutlaka tamlayan durumundaki zamiri kullanmak gerekir:

ÖRNEKLER:

Bana yaptıklarını unutabilir miyim?
Bu cümle açık değildir. Çünkü “yaptıklarını” sözcüğünün tamlayanı kullanılmamış, bu da bir
anlam kapalılığına neden olmuştur. Bu tamlayan “senin” ya da “onun” sözcüğü olabilir. Her ikisi de
70
olabileceğine göre, bu cümleden iki anlam çıkar.Bunu önlemek için, “yaptıklarını” sözcüğünün başına
anlatılmak istenene uygun bir kişi zamiri getirilmelidir:

Senin bana yaptıklarını unutabilir miyim?
Onun bana yaptıklarını unutabilir miyim?
***
Sınıf başkanı, Oya’yı sınıfta olduğu hâlde yoklama listesinde yok göstermiş; onu uyarmalıyım.
Bu cümledeki “onu” zamirinin “sınıf başkanı” nın mı, yoksa “Oya”nın mı yerine kullanıldığı belli değildir. İşte
burada olduğu gibi, bir zamiri iki adın yerini tutacak biçimde kullanmak açıklığa engel olur. Söz konusu
cümle anlatılmak istenene göre şu biçimlerde kurulabilir:

Sınıf başkanını uyarmalıyım; Oya’yı sınıfta
olduğu hâlde yoklama listesinde yok göstermiş.

Oya’yı uyarmalıyım, sınıf başkanı onu sınıfta
olduğu hâlde yoklama listesinde yok göstermiş.
4. Noktalama ĠĢaretlerinin Eksik ya da YanlıĢ Kullanımı
Noktalama işaretlerinin özellikle de virgülün eksik ya da yanlış kullanımı anlamda birtakım belirsizliklere
neden olabilir. Bunlara dikkat etmek gerekir.
AĢağıdaki cümleleri inceleyelim:
ÖRNEKLER:
Oku baban gibi cahil kalma.
Bu cümlede virgül kullanılmamasından kaynaklanan bir anlam kapalılığı, dolayısıyla anlatım bozukluğu
vardır. Çünkü cümleden iki anlam çıkarılabilmektedir: “çocuğun okuması, babası gibi okumayıp cahil
kalmaması” ve “çocuğun da babası gibi okuması, cahil kalmaması.” Bu durumda, anlatılmak istenene göre,
cümle şu iki biçimde noktalanabilir:

Oku, baban gibi cahil kalma.
Oku baban gibi, cahil kalma.
***
Aşağıdaki cümlelerde de virgülün farklı yerlerde kullanılmasının anlam üzerindeki etkilerini görüyoruz:
Yaralı, hemşireye yalvarırcasına baktı.
Yaralı hemşireye, yalvarırcasına baktı.
ÖRNEK SORU 1
AĢağıdaki cümlelerin hangisi açıklık ilkesine
uygundur?
A) Bana göre Orhan inatçı.
B) Ünlü Türk yazarı Jack London‟un romanlarını
çok beğendiğini söyledi.
C) Güneşte çok kaldığı için hastalanmış.
D) Kaybolan annemin bileziğini bahçede buldum.
ÇÖZÜM
A, B, D seçeneklerindeki cümleler açık değildir. A‟da, “Bence Orhan inatçı.” ve “Orhan benden inatçı.”
anlamları çıkıyor. B‟de, “yazarı” sözcüğünden sonra virgül konulmadığı için bir anlam belirsizliği oluşuyor,
sanki Jack London Türk yazarıymış gibi bir anlam çıkıyor. Bu, aynı zamanda bir bilgi yanlışına da neden
oluyor. D‟de, “kaybolan” sözcüğünün yanlış yerde kullanılması anlamı belirsizleştiriyor. Bu sözcüğün
“annemin” sözcüğünden sonraya alınması gerekir. Bu durumda açıklık ilkesine uyan üçüncü seçenekteki
cümledir.
Yanıt C
71
ÖRNEK SORU 2
AĢağıdaki cümlelerin hangisi açık değildir?
A) Yağmur yine sele neden oldu.
B) Söylediklerinden hiçbir şey anlamadım.
C) Suçlu, polis tarafından göz altına alındı.
D) Murat benden uzun boyludur.
ÇÖZÜM
İkinci seçenekte kişi zamiri eksikliğinden kaynaklanan
bir anlam kapalılığı vardır. Bunu ortadan
kaldırmak için “söylediklerinden” sözcüğünden
önce “senin” ya da “onun” sözcüğü getirilmelidir.
Yanıt B
C. AKLA UYGUN OLMAYAN KULLANIM
Bir cümle biçimsel yönden olduğu kadar mantıksal açıdan da doğru olmalıdır. Bir başka deyişle, bir cümle
biçimsel açıdan doğru, mantıksal açıdan yanlışsa, o cümlenin anlatımı bozuk demektir. Cümlenin akla
uygun olmayışı çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bunları şu başlıklar altında sıralayabiliriz:
1. Bilgi YanlıĢları
Yanlış bilgi aktarımı cümlede anlatım bozukluğuna neden olur:
ÖRNEKLER:

İstanbul 29 Mayıs 1553’te fethedildi.
Bu cümle yanlıştır. Doğrusu şu biçimdedir:
İstanbul 29 Mayıs 1453’te fethedildi.
Bilgi yanlışına düşmemenin yolu, kişinin bilmediği konulara girmemesidir.
2. Benzetme YanlıĢları
Benzetmede benzeyenle kendisine benzetilen arasında yanlış ilgi kurmak cümlenin akla uygunluğuna
aykırıdır:

ÖRNEKLER:

Ezgi, keçi gibi kurnazdır.
Keçi, dilimizde “kurnazlığın” değil; “inatçılığın” simgesi olarak kullanılır. Bu durumda cümlenin şöyle olması
gerekir:
Ezgi, keçi gibi inatçıdır.
3. ÇeliĢen Sözcüklerin Birlikte Kullanılması
Aynı cümlede çelişen sözcükleri birlikte kullanmamak gerekir.
AĢağıdaki cümleleri inceleyelim:
Onunla aramızda aşağı yukarı tam üç yaş var.
Bu cümlede, yaklaşıklık bildiren “aşağı yukarı” ikilemesiyle kesinlik bildiren “tam” sözcüğünün birlikte
kullanılması yanlıştır. Cümle şu biçimlerde kurulmalıdır:
72
ÖRNEKLER:

Onunla aramızda tam üç yaş var.
Onunla aramızda aşağı yukarı üç yaş var.
***
Bu maç kesinlikle berabere bitebilir.
Bu cümlede, ya “kesinlikle” sözcüğü çıkarılmalıdır ya da “bitebilir” yerine “biter” denilmelidir:

Bu maç berabere bitebilir.
Bu maç kesinlikle berabere biter.
***

Öyle öfkeliydi ki gözleri parlıyordu.
Bu cümlede, “öfkeli” olmak ile “sevinç” ve “istek” ifade eden “gözleri parlamak” deyimi birbiriyle anlamca
çelişmektedir. Cümlenin doğru biçimi şunlardan biri olabilir:
Öyle öfkeliydi ki gözlerinde şimşekler çakıyordu.
Öyle öfkeliydi ki gözlerini kan bürümüştü.
Öyle öfkeliydi ki gözleri dönmüştü.
***

Ne konuştuklarını görmedim.
Bu cümlede de “konuşma” ile “görme” birbiriyle çelişmektedir. Çünkü konuşma görülmez, duyulur.
Öyleyse cümlenin doğrusu şu biçimdedir:
Ne konuştuklarını duymadım.
ÖRNEK SORU 1
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde çeliĢen sözcüklerin
birlikte kullanılmasından kaynaklanan
bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Filmle ilgili olumlu tepkiler var.
B) Bebeğin elleri pamuk kadar yumuşaktı.
C) Onu arada bir gördüğüm oluyor.
D) O da benim kadar üzülmüş olsa gerek.
ÇÖZÜM
İlk seçenekte kullanılan “olumlu tepkiler” çelişkili
bir deyiştir. Çünkü “tepki”, olumlu bir eylem değil;
bir olaya karşı gösterilen olumsuz davranıştır.
Söz konusu cümlede, “olumlu tepki” yerine “olumlu
eleştiri” kullanılmalıdır.
Yanıt A
ÖRNEK SORU 2
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla
ters düĢmektedir?
A) Ağzı pektir, ondan laf çıkmaz.
B) Gözünü boyuyor, alıcıyı bir güzel aldatıyorlar.
C) Buz üstüne yazı yazardı, işte böyle yetenekliydi.
D) İnce eleyip sık dokuyor, her şeyi enine boyuna
düşünüp hesaplıyor.
ÇÖZÜM
Seçeneklerde sırasıyla “ağzı pek, göz boyamak,
buz üstüne yazı yazmak, ince eleyip sık
dokumak” deyimleri kullanılmıştır. Bunlardan
73
“buz üstüne yazı yazmak” açıklamasına ters
düşmektedir. Çünkü söz konusu deyimin anlamı,
“süresi, etkisi çok az olacak bir iş yapmak;
bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek”
tir. Bunun “yetenekli olmak”la bir ilgisi yoktur.
Yanıt C
Ç. SÖZCÜKLERĠN BĠRBĠRĠYLEKARIġTIRILMASI VE ANLAMINA DĠKKAT
EDĠLMEDEN KULLANILMASI
Çoğu kez, anlamları farklı bazı sözcükler kökçe ya da sesçe birbirine benzediği için yanlış kullanılmaktadır.
Bazen de cümlede kullanılan sözcükler, anlamı iyi bilinmediği için yanlış seçilmektedir. Dolayısıyla bu
durumlar anlatım bozukluklarına neden olmaktadır. Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılı sözcüklerin
kullanımını inceleyelim:
ÖRNEKLER:

O çiy yumurtadan hoşlanır.
Bu cümlede “çiy” sözcüğü değil, “çiğ” kullanılmalıdır. Çünkü “çiy”, “havada buğu durumundayken
akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde ya da bitkilerde toplanan küçük su damlaları”dır. “Çiğ” ise “pişmemiş
ya da az pişmiş” anlamındadır. Öyleyse cümlenin doğru biçimi şudur:
O çiğ yumurtadan hoşlanır.
***

Onlar öyle üzeri gelirler.
Bu cümlede “öyle” sözcüğü yerine “öğle” sözcüğü kullanılmalıdır. Çünkü “öyle”, “onun gibi,
Ona benzer” anlamındadır. “Öğle” ise “gün ortası” anlamında bir zaman dilimidir. Bu durumda cümlenin
doğru biçimi şöyledir:
Onlar öğle üzeri gelirler.
***

Bulutlar gökyüzünü kapsadı.
Bu cümlede de “kapsamak” sözcüğü yerine “kaplamak”kullanılmalıdır. Çünkü “kapsamak”, “içine almak”
anlamındadır. “Kaplamak” ise “her yanını örtmek” anlamına gelmektedir. Öyleyse cümlenin doğru biçimi
şudur:
Bulutlar gökyüzünü kapladı.
***
Aşağıda birbiriyle sıkça karıştırılan sözcüklere örnekler verilmiştir. Bunların anlamlarını sözlükten öğreniniz.
ekmek-dikmek, kapsamak-kaplamak, süre süreç,
çoğunluk-çokluk, karĢın-karĢılık, bağlı bağımlı,
öğrenim-öğretim, sonunda-sonucunda,
fiyat-ücret-bedel, azımsamak-küçümsemek, eyer eğer,
tepki-yankı, zorunlu-zorunda, ayrıcalık ayrılık,
ayrıntı-ayrım, saptama-saplantı, yakın yaklaĢık,
grup-gurup, yayın-yayım, güçlenmek güçleĢmek,
olanak-olasılık …
ÖRNEK SORU
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde sözcüğün
yanlıĢ kullanımından kaynaklanan bir anlatım
bozukluğu vardır?
A) O kadar çalışmasına karşın Türkçe yazılısından
iyi not alamadı.
B) Tarlanın kıyısına fidan ekmişler.
C) Çoğunluk sağlanamadığı için toplantı ertelendi.
D) Aşırı yağmur sele neden oldu.
74
ÇÖZÜM
İkinci seçenekteki “ekmek” sözcüğü yanlış kullanılmıştır.
Çünkü “ekmek” sözcüğü taneli bitkiler
için kullanılır. “Fidan” için kullanılması gereken,
“dikmek” sözcüğüdür.
Yanıt B
D. TAMLAMA YANLI_LARI
Ad ve sıfat tamlamalarının yanlış kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozuklukları vardır.
Bunları inceleyelim:
1. Ad Tamlamasıyla Ġlgili YanlıĢlar
Ad tamlamasıyla ilgili yanlışları şu başlıklar altında ele alabiliriz:
a. Tamlayan-Tamlanan Eklerinin Eksik
Kullanılması
Kişiler düşünceleri birbirinden farklı olabilir.
Bu cümlede “düşünceler” sözcüğünün tamlayanı olan “kişiler”e “-in” tamlayan eki getirilmemesi, anlatım
bozukluğuna neden olmuştur. Cümlenin doğru biçimi şöyledir:
Kişilerin düşünceleri birbirinden farklı olabilir.
***

Çetin’in ceket kirlenmiş.
Bu cümlede ise “Çetin” sözcüğü “-in” tamlayan eki aldığına göre, “ceket” sözcüğünün de “-i” tamlanan
eki alması gerekirdi. Bu ekin eksik kullanımı nedeniyle söz konusu cümlede anlatım bozukluğu vardır.
Cümlenin doğrusu şu biçimdedir:
Çetin’in ceketi kirlenmiş.
***
Burada bir noktayı daha açıklayalım: Bilindiği gibi ad tamlamasında “tamlanan eki” olarak kullanılan
“-i”, tamlayan sözcük düştüğü zaman “iyelik eki” olarak adlandırılmaktadır:
Dedemin evi çok güzelmiş. (Tamlanan eki)
Evi çok güzelmiş. (İyelik eki)
Kimi zaman tamlanan olmamasına karşın bazı sözcüklere “-i” iyelik ekinin getirildiği görülmektedir.
Bu da bir anlatım bozukluğu nedenidir.
Aşağıdaki cümleleri inceleyelim:
ÖRNEKLER:

Güzel konuşmasını bilmiyorsun. (Bozuk anlatım)
Güzel konuşmayı bilmiyorsun. (Doğru anlatım)
b. Tamlayanın Eksik Kullanılması
Virgüllerle sıralanmış ya da bağlaçlarla bağlanmış cümlelerde gerektiği hâlde tamlayanın kullanılmaması
açıklığı önler; dolayısıyla anlatım bozukluğuna yol açar.
Aşağıdaki örneği inceleyelim:
Sınıfımıza yeni bir kız öğrenci geldi, mevcudu çoğaldı.
Bu cümlede “mevcudu” sözcüğünün başına bir tamlayan getirilmemesi, anlatım kapalılığına neden
olmuştur. “Mevcudu çoğalan”ın kızlar mı, yoksa sınıf mı olduğu belli değil. Anlatılmak istenene göre, cümle
şu biçimlerde olmalıdır:

Sınıfımıza yeni bir kız öğrenci geldi, kızların mevcudu çoğaldı.
75
Sınıfımıza yeni bir kız öğrenci geldi, sınıf mevcudu çoğaldı.
c. Tamlayan ile Tamlananın Birbirine Uygun Kullanılmaması
Kimi zaman bir tamlananın birden fazla tamlayanı olabilir. Bu tür kullanımlarda tamlayan ile tamlanan
arasında uyum sağlanamaması, anlatım bozukluğuna neden olur.
Aşağıdaki örneğe bakalım:
ÖRNEKLER:
Benim ile onun düşüncesi örtüşmüyor.
Bu cümlede “düşüncesi” tamlananının iki tamlayanı var. Bunlar, “benim” ve “onun” sözcükleridir.
“Onun düşüncesi” tamlamasının kullanımı doğrudur; ancak “benim düşüncesi” biçiminde bir kullanım
yanlıştır. Doğrusu “benim düşüncem” biçimindedir. Bu durumda cümlenin doğru biçimi şöyledir:
Benim düşüncem ile onun düşüncesi örtüşmüyor.
ç. Belirtisiz Ad Tamlamalarında Açıklayıcı Sözlerin YanlıĢ Yerde Kullanılması
İzmir eski valisi nereliydi?
Belirtisiz ad tamlamalarında açıklayıcı sözler tamlayanla tamlanan arasına girmez. Bu sözler
tamlayanın başına getirilir. Bu durumda, “İzmir valisi” tamlamasının “İzmir eski valisi” biçiminde değil;
“eski İzmir valisi” olarak kullanılması gerekir. Öyleyse cümlenin doğru biçimi şudur:
Eski İzmir valisi nereliydi?
AĢağıdaki örneklere bu açıdan göz gezdirelim:
eğitici çocuk filmi (Doğru)
çocuk eğitici filmi (Yanlış)
yeni bulaşık makinesi (Doğru)
bulaşık yeni makinesi (Yanlış)
yüksek makine mühendisi (Doğru)
makine yüksek mühendisi (Yanlış)
d. Sıfat Tamlamasıyla Ġlgili YanlıĢlar
Toplantı üç günlerdir devam ediyor.
Aradan birçok yıllar geçti.
Yukarıdaki cümlelerde koyu yazılı sıfat tamlamaları yanlış kullanılmıştır. Çünkü özel durumlar
dışında sayı sıfatları ile bazı belgisiz sıfatların tamlananları tekil olarak kullanılır. Bu durumda yukarıdaki
cümlelerin doğru biçimleri şöyledir:
Toplantı üç gündür devam ediyor.
Aradan birçok yıl geçti.
Bu arada bir noktayı daha açıklığa kavuşturalım. Tamlayan ile tamlanan arasındaki uyuşmazlıklar, ad ve
sıfat tamlamalarının birlikte kullanımı sırasında daha çok görülür. Bu tür kullanımlarda dikkatli olmak
gerekir. Çünkü böyle durumlarda iki tamlanan için bir tamlayan kullanılmasından kaynaklanan anlatım
bozuklukları ortaya çıkmaktadır.
Aşağıdaki örneği inceleyelim:
ÖRNEKLER:

Kırsal ve kent yaşamı birbirinden çok farklıdır.
Bu cümlede “yaşamı” tamlananının “kırsal” ve “kent” olmak üzere iki tamlayanı var. Ancak bu
tamlayanlardan biri (kırsal) sıfat, diğeri (kent) addır.
Bu durumda ortak tamlanan durumundaki “yaşamı” adı, tamlayan olan “kırsal” sıfatıyla uygun
76
düşmemektedir. Çünkü tamlamanın “kırsal yaşamı” değil, “kırsal yaşam” biçiminde kullanılması gerekir.
Dolayısıyla her tamlayan için ayrı bir tamlanan kullanmak gerekir. Söz konusu cümlenin doğru biçimi
şöyledir:

Kırsal yaşam ve kent yaşamı birbirinden çok
farklıdır.
ÖRNEK SORU
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım
bozukluğu vardır?
A) Pazardan biraz meyve al.
B) Her günleri böyle geçiyor onun.
C) O iki yaş büyük benden.
D) Ağacın uzun dallarını kestiler.
ÇÖZÜM
İkinci seçenekteki “her günleri” tamlamasının “her
günü” biçiminde kullanılması gerekir. Çünkü “her”
sıfatının tamlananı “tekil” biçimde kullanılır. Cümlenin
doğrusu, “Her günü böyle geçiyor onun.” biçimindedir.
Yanıt B
E. CÜMLENĠN KURULU_UYLAĠLGĠLĠ YANLIġLAR
Anlatım bozukluklarının bir bölümü; birleşik olan, virgül ve noktalı virgüllerle sıralanan ya da bağlaçlarla
birbirine bağlanan cümlelerde görülür.
Bunları şu başlıklar altında ele alabiliriz:
1. Yüklem YanlıĢları
a. Yüklem Eksikliği
Kimi zaman birden fazla yüklem içeren cümleler kullanırız. Bu tür cümlelerde yüklem eksikliğinden
kaynaklanan anlatım bozuklukları ortaya çıkmaktadır.
Aşağıdaki örnekleri inceleyelim:

ÖRNEKLER:
Basketbolu az, futbolu ise hiç sevmem.
Bu cümlede anlatılmak istenen, “basketbolun az sevildiği, futbolun ise hiç sevilmediği”dir. Ancak
“az” sözcüğünden sonra virgül getirilerek “sevmem” yüklemi “basketbol” ve “futbol” için ortak kullanılmıştır.
O zaman da “basketbolu az sevmem” gibi garip bir anlam ortaya çıkmaktadır.
Cümlenin doğru olması için “az” sözcüğünden sonra “severim” yüklemi getirilmelidir:
Basketbolu az severim, futbolu ise hiç sevmem.
***


Markalı ve ezik olmayan tüpleri kullanmalıyız.
Bu cümlede “olmayan” yardımcı fiili, “markalı” ve “ezik” sözcükleri için ortak kullanılmıştır. Bu durumda
“markalı olmayan” biçiminde bir kullanım söz konusu olmaktadır ki, bu da anlatılmak istenenle
örtüşmemektedir. Bunun çözümü “markalı” sözcüğünden sonra “olan” fiilimsisini getirmektir:
Markalı olan ve ezik olmayan tüpleri kullanmalıyız.
Cümlenin şöyle olması daha uygundur:
Ezik olmayan, markalı tüpleri kullanmalıyız.
***


77
Onun gelmesi ile gidişi bir oldu.
Bu cümlede “gelmesi” ve “gidişi” fiilimsileri yapıca farklı kullanılmıştır. Bunlardan birinin yapısı
yeğlenmelidir:
Onun gelmesi ile gitmesi bir oldu.
Onun gelişi ile gidişi bir oldu.
Aşağıda da yüklem eksikliğinden kaynaklanan
anlatım bozuklukları vardır. İnceleyiniz.

Önce biraz yemek, sonra çay içtik.
Ya herkese ya da kimseye söylemeyin.
b. Ek Fiil Eksikliği
Yüklemi ek fiille kurulmuş birden çok yargılı cümlelerde, yargıların birinde ek fiilin kullanılmaması
anlatım bozukluğuna neden olur:
Uzun boylu, ama zayıf değildi.
İki yargıdan oluşan bu cümlede ilk yargı olumlu, ikinci yargı olumsuz olarak düşünülmüştür. Ancak
“uzun boylu” tamlamasının “-di” ek fiiliyle tamamlanmaması, yargının olumluluğunu ortadan kaldırmış;
“Uzun boylu değildi.” gibi olumsuz bir anlam yüklenmesine neden olmuştur. Cümle şu biçimde kurulursa bu
yanlışlık ortadan kalkar:

Uzun boyluydu, ama zayıf değildi.
***
Babam bu konuda beni uyarmış, ama onu
dinlememiştim.
Bu cümlede de birleşik zamanlı iki fiil (uyarmışdinlememiştim) var. Ancak özneleri farklı olan bu fiillerden
ilki (uyarmış), sonuna “-di” ek fiili getirilmediği için yanlış kullanılmıştır. Çünkü bu durumda, “dinlememiştim”
fiilinin sonuna getirilen ek fiil, diğer fiil için de geçerli olmakta, “Babam bu konuda beni uyarmıştım.”
biçiminde yanlış bir kullanım ortaya çıkmaktadır. Cümlenin doğrusu şu biçimdedir:
Babam bu konuda beni uyarmıştı; ama onu dinlememiştim.
c. Çatı UyuĢmazlığı
Ortak özneli cümlelerde birden fazla yüklem kullanılması durumunda bunların çatı yönünden uyumuna
dikkat etmek gerekir. Bu uyumun sağlanamadığı durumlarda anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
Aşağıdaki örneğe bakalım:
Oğuz, o sabah erkenden kalkıp yola çıkıldı.
Bu cümlede aynı özne için etken olan “kalkmak” fiili ile edilgen olan “yola çıkılmak” fiilinin kullanılması
anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Bu anlatım bozukluğunun giderilmesi için iki yol vardır:
Özne belirtilmek isteniyorsa cümle şöyle kurulmalıdır:
Oğuz, o sabah erkenden kalkıp yola çıktı.
Özne belirtilmek istenmiyorsa cümle şu biçimde
olmalıdır:

O sabah erkenden kalkılıp yola çıkıldı.
Aşağıdaki bozuk anlatımlı cümleleri bu çerçevede inceleyiniz.
Eşyalar bir odaya toplanıp evi boyadı.
Paragraf soruları kısa sürede çözemeyecek kadar zordu.
78
ÖRNEK SORU
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem eksikliğinden
kaynaklanan bir anlatım bozukluğu
vardır?
A) Kardeşim gömlek, ben kazak aldım.
B) Kısa boyluydu; ama şişman değildi.
C) Az ve öz konuşan insanlara bayılırım.
D) Derslerine düzenli çalışır, iyi notlar alırdı.
ÇÖZÜM
Anlatım bozukluğu ilk cümlededir. “Aldım” yüklemi
“ben” sözcüğü için geçerlidir; ancak üçüncü tekil
kişi olan “kardeşim” sözcüğü için uygun değildir.
Çünkü, “aldım” yüklemi birinci tekil kişiyi ifade
etmektedir. Bu durumda, cümlenin doğrusu,
“Kardeşim gömlek aldı, ben kazak aldım.” biçimindedir.
Yanıt A
2. Özne YanlıĢları
Özne yanlışları, cümlede özne bulunmaması ya da özne olamayacak bir sözcüğün özne gibi
kullanılmasından kaynaklanmaktadır:
ÖRNEKLER:

Öğretmenlerimize ne kadar saygı göstersek
azdır, çünkü hep bizim iyiliğimizi düşünürler. Bu cümlede virgülden sonraki kısmın öznesi yoktur.
Dolayısıyla bir anlatım bozukluğu söz konusudur. Ancak, ikinci kısmın öznesi aynı sözcük
olamaz. Çünkü “düşünenler”in “öğretmenler” olduğu belli. Bu durumda en iyi çözüm, ikinci kısmın
başına “onlar” zamirini getirerek cümleyi, “Öğretmenlerimize ne kadar saygı duysak azdır; çünkü,
onlar hep bizim iyiliğimizi düşünürler.” Biçiminde kullanmaktır.
***

Herkes sorumluluğunu biliyor, görevini aksatmıyor.
Bu cümlede de cümlenin virgülden sonraki kısmında bir başka özne kullanılmayışı anlatım
bozukluğuna neden olmuştur. Çünkü “herkes” öznesi “biliyor” ve “aksatmıyor” yüklemlerinin ortak öznesi
olarak kullanılmış. Bu özne; “biliyor” yüklemi için uygunken “aksatmıyor” için uygun değildir. Cümlenin ikinci
kısmına uyan özne; “kimse, hiç kimse, hiçbiri” sözcüklerinden biridir. Öyleyse cümle, “Herkes
sorumluluğunu biliyor, kimse görevini aksatmıyor.” biçiminde olmalıdır. Özne ve yüklemle ilgili anlatım
bozukluklarının bir bölümü de özne-yüklem uyumsuzluğundan kaynaklanmaktadır. Bu konuda yanlışlığa
düşmemek için özne-yüklem uyumuyla ilgili kuralları iyi bilmek gerekir.
Aşağıdaki bozuk anlatımlı cümlelere bir göz atalım:

ÖRNEKLER:

Birçoğu işin önemini kavramıyorlar.
Bu cümlede özne ile yüklem arasında tekillik- çoğulluk uyumu yoktur. Çünkü özel durumlar dışında, özne
tekilse, yüklem de tekil; özne çoğulsa, yüklem de çoğul olur. Yukarıdaki
cümlede bir çokluk ifade eden “birçoğu” belgisiz zamirinden sonra yüklemin tekil kullanılması gerektiği
gözden kaçmıştır. Bu durumda cümlenin doğru biçimi şöyledir:

Birçoğu işin önemini kavramıyor.
***
Arkadaşım ve ben sinemaya gittim.
Bu cümlede ise özne ile yüklem arasında kişi uygunluğu yoktur. Çünkü özne kaçıncı kişiyi
gösteriyorsa yüklemin de ona uyması gerekir.
79
“Arkadaşım” ve “ben” birinci çoğul kişi
olan “biz” demektir. Bu durumda yüklemin “gittim”
değil, “gittik” biçiminde kullanılması gerekir.
Öyleyse cümlenin doğru biçimi şöyledir:
Arkadaşım ve ben sinemaya gittik.
ÖRNEK SORU
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu
yoktur?
A) Son günlerde bacaklarım çok ağrıyorlar.
B) En sevdiği oyuncağı kırıldı, çok üzüldü.
C) Bu sorunları saymakla bitmez.
D) O ve sen iyi anlaşıyorsunuz.
ÇÖZÜM
Son seçenekteki cümlede anlatım bozukluğu yoktur. A‟da, “Organ adları çoğul özne de olursa yüklem
tekil olur.” kuralına uyulmamıştır. B‟de, cümlenin virgülden sonraki kısmına ayrı bir özne getirilmelidir.
Çünkü “en sevdiği oyuncağı” öznesi, “üzüldü” yükleminin öznesi olamaz. Cümle, “En
sevdiği oyuncağı kırıldı, çocuk çok üzüldü.” Biçiminde kurulmalıdır. C‟de ise cümlenin öznesi yoktur.
Nesne olan “bu sorunları” tamlaması özne gibi düşünülmüştür. Bu tamlamanın özne olarak
kullanılması için “-i” durumundan kurtarılıp “bu sorunlar” biçiminde kullanılması gerekir. Öyleyse
cümlenin doğrusu, “Bu sorunlar saymakla bitmez.” biçimindedir.
Yanıt D
3. Tümleç YanlıĢları
a. Nesne (Düz Tümleç) Eksikliği
Nesnenin eksik ya da yüklemlerin tümüne uygun kullanılmaması anlatımı bozar:

ÖRNEKLER:

Atatürk’e hayrandı, çok severdi.
Bu cümlede birbirine virgülle bağlanmış iki yüklem var. Bu yüklemler için ortak ögeler kullanılmış. Buna
göre cümleleri ikiye ayırarak yazalım:

Atatürk’e çok hayrandı. (Doğru)
Atatürk’e çok severdi. (Yanlış)
Bu yanlışlık, “severdi” yüklemine nesne getirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Cümlenin doğru
biçimi şöyledir:

Atatürk‟e hayrandı, onu çok severdi.
***

Paramı çarptı ve dövdü.
Bu cümlede de, “Paramı çarptı.” olur; ama “Paramı dövdü.” olmaz. “Dövdü” yüklemine ayrı bir nesne
getirilmesi gerekir. Cümlenin doğrusu şu biçimdedir:
Paramı çarptı ve beni dövdü.
b. Dolaylı Tümleç Eksikliği
Orhun’u tanır, güvenir.
Bu cümlede, “Orhun‟u tanır.” deyişi doğru; ama
“Orhun‟u güvenir.” deyişi yanlıştır. Cümle şöyle kurulmalıdır:
Orhun’u tanır, ona güvenir.
80
***
Kimsesiz çocukları koruyalım, yardım edelim.
Bu cümlede de dolaylı tümleç kullanılmaması anlatım bozukluğuna neden olmuştur. “Kimsesiz
çocukları koruyalım.” olur; ama, “Kimsesiz çocukları yardım edelim.” olmaz. Cümle şu biçimde kurulursa
anlatım bozukluğu ortadan kalkar:
Kimsesiz çocukları koruyalım, onlara yardım edelim.
c. Zarf Tümleci Eksikliği
Bütün güçlüklere göğüs gerdi, başa çıktı.
Yukarıdaki cümlede yargılardan biri doğru, diğeri yanlıştır:

Bütün güçlüklere göğüs gerdi. (Doğru)
Bütün güçlüklere başa çıktı. (Yanlış)
Bu yanlış, cümlenin ikinci kısmına zarf tümleci getirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Cümle şöyle
kurulursa doğru olur:

Bütün güçlüklere göğüs gerdi, onlarla başa çıktı.
ÖRNEK SORU 1
“Ünlü sanatçı, şarkılarıyla dinleyicileri coşturdu; neşeli dakikalar yaşattı.” cümlesindeki anlatım
bozukluğu aĢağıdaki yollardan hangisiyle giderilebilir?
A) “Coşturdu”dan sonra “ve” bağlacı getirilerek
B) “Dinleyicileri” yerine “izleyicileri” getirilerek
C) “Neşeli”den önce “onlara” getirilerek
D) “Dakikalar” yerine “anlar” getirilerek
ÇÖZÜM
Cümledeki anlatım bozukluğu da tümleç (dolaylı tümleç) eksikliğinden kaynaklanmaktadır. “Neşeli”
sözcüğünden önce “onlara” sözcüğü getirilmesiyle bu anlatım bozukluğu ortadan kalkar.
Yanıt C
ÖRNEK SORU 2
AĢağıdaki cümlelerin hangisinde nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Durumu Özge‟ye anlattım ve uyardım.
B) Teklifimi yeniden değerlendirmenizi dilerim.
C) Onun kadar yüreklisine rastlamadım.
D) Bu işe yatırım yapmaktan korkuyor gibiydi.
ÇÖZÜM
İlk cümlede “uyardım” fiilinden önce “onu” nesnesinin getirilmemesi anlatım bozukluğuna neden
olmuştur. Cümle, “Durumu Özge‟ye anlattım ve onu uyardım.” biçiminde olmalıdır.
Yanıt A
1. AĢağıdaki cümleleri gereksiz sözcüklerden arındırarak noktalı yerlere yazınız.
a. Böyle kötü bir felaket yaşamamıştım.
………………………………………………….
b. Ara sıra bazen tiyatroya gidiyorum.
………………………………………………….
c. Geziye arkadaşını da yanında getirdi.
………………………………………………….
ç. Bu otomobiller dışarıya ihraç ediliyormuş.
………………………………………………….
81
d. Sözleri bana çok etki etti.
………………………………………………….
2. AĢağıdaki cümleleri açık duruma getirip yeniden yazınız.
a. Anlattıklarına inanmamı mı bekliyorsun?
………………………………………………….
b. Genç yabancıya bankanın yerini tarif etti.
………………………………………………….
c. Kar yağışının durması üzerine ulaşıma kapanan köy yolları açıldı.
………………………………………………….
ç. Kendini geliştirmiş şirketin başına geçmeyi başarmıştı.
………………………………………………….
d. Birçok sanata meraklı gencin tiyatroyu seçmesinin nedenini düşündüm.
………………………………………………….
3. AĢağıdaki cümlelerde altı çizili sözcükler yanlıĢ kullanılmıĢtır. Bunların yerine doğrularını
yazınız.
a. İnsanlar arasında büyük ayrıcalıklar var.
b. Tam ona özge bir davranış bu.
c. Eğitim uzun bir süredir.
ç. Elindeki olasılıkları iyi değerlendirmelisin.
d. İşçi fiyatlarına zam yapıldı.
4. AĢağıdaki cümleleri anlamsal çeliĢkilerden kurtararak yeniden yazınız.
a. Uykusuz araç kullanmak tehlikelidir.
………………………………………………….
b. Kardeşimle aramızda yaklaşık tam üç yaş var.
………………………………………………….
c. Sınavı kazandığını öğrenince etekleri tutuştu.
………………………………………………….
ç. Bu olayın tek canlı tanığı bendim.
………………………………………………….
d. Kamuoyundan olumlu tepkiler geldi.
………………………………………………….
5. AĢağıdaki cümlelerde tamlama yanlıĢlarından
kaynaklanan anlatım bozuklukları vardır. Bunları
düzelterek cümleleri yeniden yazınız.
a. Fen ve askerî lise sınavlarına hazırlanıyorum.
………………………………………………….
b. Orada çok arkadaşlar edindim.
………………………………………………….
c. Yasa dışı her türlü etkinliklere karşıyım.
………………………………………………….
ç. Benim ile onun dünya görüşü çok farklı.
………………………………………………….
d. Bunca yıllarımı boşuna geçirmişim.
………………………………………………….
6. AĢağıdaki cümlelerde öge eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozuklukları vardır. Bunları
düzelterek cümleleri yeniden yazınız.
a. Dedesini hem seviyor hem çekiniyordu.
………………………………………………….
b. Çevresine baktı, ama göremedi.
………………………………………………….
82
c. Burcu‟yu ne gördüm ne de konuştum.
………………………………………………….
ç. Sorumlu müdürü çağırdı ve teşekkür etti.
………………………………………………….
d. Bahçeye çam fidanı ve çim ekti.
………………………………………………….
UYGULAMALAR
7. AĢağıdaki cümlelerin hangilerinde anlatım bozukluğu olduğunu baĢındaki kutucuğa çarpı (X)
koyarak belirtiniz. Sonra da bunları doğru biçimleriyle altlarına yazınız.

Yaşadığım bir anımı size anlatayım.
Deprem sayesinde birçok aile perişan oldu.
Çalışkan, ama zeki değildi.
Sence bu cümlede anlatım bozukluğu var mı?
Ev boyanıp eşyaları taşıdık.
Ben bir, o iki kilo almış.
Terliyken soğuk su içersen hastalanırsın.
Onunla iki saat süreyle pazarlık ettim.
Yasa, Resmî Gazete‟de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Son zamlar yaşam koşullarının ağırlaşmasını sağladı.
Sorunlar her geçen gün gittikçe büyüyor.
Öyle becerikliydi ki, kılı kırk yarardı.
Merdivenlerden aşağı hızla indi.
O bana masal anlatır, ben de dinlerdim.
Bu olay onun kulağına küpe olsun.
Sayı ve belgisiz sıfatları iyi bilmiyorum.
Dedemin kulakları eskisi kadar iyi duymuyorlar.
Orhan‟ı sever, övgüyle söz ederdi.
Kimse ondan yardım istemedi.
Cumhuriyet 29 Ekim 1923 yılında ilan edildi.
Evlerinde iki tane bilgisayar varmış.
Söylediği sözler beni çok etkiledi.
Bu işten çok kişiler çıkar sağladı.
Ondan aylardır bir haber almadım.
Karşılıklı mektuplaşmamız beş yıl sürdü.
Onunla ilk kez Ankara‟da tanıştım.
1. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük gereksiz kullanılmıĢtır?
A) Annem bana bu yüzden dolayı çok kızdı.
B) Kimse onunla boy ölçüşemez.
C) Seni şimdi daha iyi anlıyorum.
D) Bu iş canımı sıkmaya başladı.
2. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde açıklık yoktur?
A) Başkalarının düşüncelerine hiç değer vermezdi.
B) Arada bir çalıştığı iş yerinden ayrılırdı.
C) Onu bu konuda uyarmalısın.
D) Onu görmeyeli tam beş yıl oldu.
83
3. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde deyimin anlamına uygun kullanılmamasından kaynaklanan bir
anlatım bozukluğu vardır?
A) Kendi hâlinde biriydi, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmazdı.
B) Parasına hiç kıyamazdı, eli sıkıydı.
C) Kaza haberini alınca çok üzüldü, tepesinden kaynar sular döküldü sanki.
D) Çok aceleciydi, ağzına geleni söylerdi.
4. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde tamlama yanlıĢından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Deprem nedeniyle yüzlerce insanlar evsiz kaldı.
B) Sizden biraz anlayış bekliyorum.
C) Bilimsel ve kültürel gelişmeleri yakından izlemeliyiz.
D) Yaz yağmuru kısa sürer.
5. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu
vardır?
A) Annesini hiç üzmez, o ne derse yapardı.
B) Aradan uzun yıllar geçti, çocuklar büyüyüp evlendiler.
C) O bana, ben de ona güvenirim.
D) İzmir‟i çok beğendi ve oraya yerleşti.
6. Zeki öğrenciler parçayı bir okuyuşta hemen kavrayıverdiler.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aĢağıdaki nedenlerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Gereksiz sözcük kullanılmasından
B) Tümleç eksikliğinden
C) Sözcüğün yanlış yerde kullanılmasından
D) Anlam kapalılığından
7. İnsanlar arasında dil, din, ırk, cinsiyet … yapılmamalıdır.
Bu cümlede boĢ bırakılan yere aĢağıdaki sözcüklerden hangisi getirilirse anlatım bozukluğu
oluĢmaz?
A) ayrılığı
B) aykırılığı
C) ayrıcalığı
D) ayrımı
8. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) Müdür yardımcısı, onun dün de okula gelmediğini söyledi.
B) Havalar her geçen gün gittikçe soğuyor.
C) Uçak biraz önce havalandı.
D) Alanya‟da güzel mi güzel günler geçirdim.
9. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Asılsız ve doğru olmayan haberlerle kamuoyunu yanlış yönlendiriyorlar.
B) Takımımız son final maçını kazanıp şampiyonluğa ulaştı.
C) Kumar tutkusu bir ailenin daha dağılmasına neden oldu.
D) Söylenenlere fazla ilgi ve önem vermedi.
10. 1. Her dediğimi yapar, incitmezdi.
2. Çocuğun boyu bayağı büyüdü.
3. Oldukça kaygılı, endişeli görünüyordu.
4. Peyniri az, eti de hiç yemezdi.
5. Çocuğa oyuncaklar aldı, gezdirdi.
Yukarıda numaralanmıĢ cümlelerin hangilerinde aynı nedenden kaynaklanan anlatım bozukluğu
vardır?
A-1 ile 3
B) 2 ile 4
C) 3 ile 5
D) 1 ile 5
1. “Bugün Türkiye‟nin turizm alanında gelişmiş turist bölgeleri vardır.” cümlesinde hangi sözcük gereksiz
ve yanlıĢ kullanılmıĢtır?
A) turizm
B) alanında
C) turist
D) Türkiye‟nin
84
2. “Bugün arkadaşımın oğluyla yolda karşılaştım ve ona, „Ben senin çocukluğunu iyi hatırlıyorum.‟
dedim.” cümlesinde geçen aĢağıdaki sözcüklerden hangisi çıkarılırsa, anlamda bir değiĢme olmaz?
A)Bugün
B) Ben
C) iyi D) yolda
3. “Kardeşim, toplantıdan hemen ayrılmak istediğini kulağıma yavaşça fısıldadı.” Cümlesinde aĢağıdaki
sözcüklerden hangisi gereksizdir?
A) kardeşim
B) hemen
C) kulağıma
D) yavaşça
4. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) Akşama kadar fazla oturdu.
B) Havuzda çok fazla kaldı.
C) Yemeğin suyu fazla geldi.
D) Kasadaki para fazla çıktı.
5. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Oğlu gelince sevinçten etekleri tutuştu.
B) Ben öyle öğütlere pabuç bırakır mıyım?
C) Onu görünce korkudan kan başıma sıçradı.
D) Büyüklerinin sözüne hiç kulak asmazdı.
6. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcüğe gerek yoktur?
A) Dağcıyı bulduğumuzda soğuktan donmak üzereydi.
B) Ona nerede rastlasam bana gülümserdi.
C) _aka bile çocuğu sinirlendirmeye yetiyordu.
D) Hasta kadın sedyede kendini kaybetti.
GEÇMĠġ YILLARIN SINAV SORULARI
7. “Korkunç bir gürültü sesi duyuldu.” Cümlesindeki anlatım bozukluğunun benzeri aĢağıdakilerin
hangisinde vardır?
A) Biriken borçlar, ülkenin ekonomik yönden dışa bağımlılığını sağladı.
B) Sanatın tarihsel geçmişine göz atmak, ilginç sonuçlarla karşılaşmaya eş değerdir.
C) Olası ihtimal hesaplarıyla bir yere varılmaz.
D) Kuzu etini sağlıklı ve yaşlı olmayan kimseler yemelidir.
8. “Buzlu yollarda araçların kaza yapma şansı artar.” cümlesindeki anlatım bozukluğunun nedeni
aĢağıdakilerden hangisidir?
A) Gereksiz sözcük kullanılması
B) Özne-yüklem uyumsuzluğu
C) Öznenin iyelik eki alması
D) Yanlış sözcük kullanılması
9. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Düşünceleri beni etkilediler.
B) Birçok yerlerde bu yetişmez.
C) Eti çok, sebzeyi sevmiyor.
D) Çalışmaları ile göz doldurdu.
10. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Bu işe, içinde bulunduğumuz devre döneminde başlayacağız.
B) Yukarıda belirtilen koşul ve şartlara uymak zorundayız.
C) Çankırılı hemşerilerimize teşekkür ve şükranlarımı sunarım.
D) Dilimiz, sözcük türetilmesine son derece elverişlidir.
85
11. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde yanlıĢ sözcük kullanımından oluĢan anlatım bozukluğu
vardır?
A) Beyaz renk özgürlüğün simgesi olmuştur.
B) İkizler arasında az da olsa bir ayrıntı vardır.
C) Karıncalar, yuvalarına durmadan yiyecek taşıyorlardı.
D) Gemiciler güneşin batışını güverteden izliyorlardı.
12. Bizim çocukların mahallede dün yaptıkları maçtan sizin haberiniz yok.
Bu cümleden aĢağıdaki sözcüklerin hangisi çıkarılırsa cümlenin anlamı değiĢmez?
A)Bizim
B) dün
C) mahallede
D) sizin
13. “Oyuncularımız, giydikleri rengârenk kıyafetleriyle de bütün seyircileri etkiledi.” cümlesinde
aĢağıdaki sözcüklerden hangisi gereksizdir?
A) giydikleri
B) rengârenk C) de D) bütün
14. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) Çalışkan insanlar her yerde sevilirler.
B) Onların ne dediklerini hatırlamıyorum.
C) İnsanlar dünyada mutlu olmak isterler.
D) Bizden başka herkes orada toplanmışlardı.
15. AĢağıdakilerin hangisinden altı çizili sözcük çıkarılırsa cümlenin anlamında değiĢme olmaz?
A) Ahmet ablasıyla birlikte bize geldi.
B) Alp, yazılı sınavdan yine iyi not aldı.
C) Ailece güzel bir evde oturuyorlar.
D) Doğduğu kenti, Ankara‟yı, çok özlemişti.
16. AĢağıdakilerin hangisinden altı çizili sözcük çıkarılırsa cümlenin anlamında daralma olmaz?
A) Aklına geleni birden söyleyiverdi.
B) Genç kızın gözleri artık onu görmüyordu.
C) Sohbet ilerledikçe herkesin neşesi artıyordu.
D) Dağların arasından geniş bir düzlüğe çıkmışlardı.
17. AĢağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) Yorgun ve sinirli araba kullanmak tehlikelidir.
B) Köy halkı, konukları karşılamak için meydanda toplandı.
C) Ülkemin her alanda çalışkan insana ihtiyacı vardır.
D) Kemal Tahir, Türk romanının ustalarındandır.
YANIT ANAHTARLARI
ÖRNEK TEST
1. A 2. B 3. D 4. A 5. C
6. A 7. D 8. B 9. C 10. D
GEÇMĠġ YILLARIN SINAV SORULARI
1. C 2. B 3. D 4. A 5. D
6. A 7. C 8. D 9. D 10. D
11. B 12. D 13. A 14. D 15. A
16. A 17. A
86

Benzer belgeler

anlatım bozukluğu

anlatım bozukluğu Dilin bir iletişim aracı olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Sözcükler bir dilin temel taşlarıdır. Konuşurken ya da yazarken hep sözcüklerden yararlanırız. Bu yüzden sözcüklerin anlamlarını çok ...

Detaylı

Türkçe

Türkçe 6. AĢağıdakilerin hangisindeki altı çizili sözcük gerçek anlamıyla kullanılmıĢtır? A) Yazar, kahramanlarını başarılı bir biçimde anlatmış. B) Kuru, tekdüze bir anlatımı var yapıtın. C) Oldukça kült...

Detaylı

ÇALIŞMA KÂĞITLARI - Sadık Kerim UZAN

ÇALIŞMA KÂĞITLARI - Sadık Kerim UZAN 32-İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi. 33-Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk. 34-Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum. 35-Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı. 36-Rakibim...

Detaylı