bakırköy`de nevruz (yenigün) şenliği

Transkript

bakırköy`de nevruz (yenigün) şenliği
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN ÇOCUKLAR
+.-V
[email protected];A&2'[email protected]!53AB7?*[email protected]=2?B
%)+.%V"
)-.2VV
&UDTKTJSDSVDSLURTKVTMTPV1UNORN<LV1TQTMSLTHSV,T6QSHVLTHS
%IR9UPVTKSPNULUV>[email protected]:RETLSV9ULUKUV>T5SRJTN
[email protected],ULOHVULOPMUPVSKSCURTPV1UNORN<L0GPVKGJ
JU9UQQTQTRSPMTV1UNORN<LQGQTR0TVLUDQONVHSPTJUVNTL/S
LUBUKU6UNQUROPOVU5ONQUMO=V
-UDOHOV=VHUL/UMU
+008B?"<4%:B8)()1164"B%6B761/6"6/[email protected]:9B<,<:9:'4<[email protected]"<1(B7<9:9'4619B94<<":</B9:6B9:9:9B</,,B<,1:< <:</
B0=+;[email protected][email protected]*-3*3BA=*[email protected]=5=;?B?8?B&7+=;[email protected]*[email protected]+3;
DLUDO6OQURV8TV4IDIV)PBUUK===V1IV9TRVSNSV/SRJUVLU:KONQUROVLUDOQOV8TV><RHTQ
SQUPQURMUVMTPSDTVHO/ORVMUSRTQTRVMSLER=V2IRSDJVUQUPQUROPMUVMUSRTVEQIRVJI'V1I
URUMUVLINUROMUNSV/[email protected]/KUV><[email protected]>SCSV9TRVSNSV:RETMTVMTV"VJTKRTQSNVHU9SQ
BTRSMSVNTPMSVURUDSQTRSLJSBV>SCSV><HKTRSQSLER=V$LHUVNSV"VJTKRTVLUPSVNOLOVNTPUR
/03!0)!13,220(*1+++
A=0=;8.;@!B$*?=;[email protected];A&2'-=
[email protected]>[email protected]#TPKTRV.QOB8TRSB
,TRNTDS0PSPVNU:[email protected]@OVH<LQTPKSQTRSVMEQUBOLERMI=V2EPV#TPKTR
HU9S:QTRSV4TJTRCIR>UDVPS8TRHSKTHSVSQTVUPQUBKOV8TV4TJTRCIR>UDV1UNORN<L
-TRQTBNTHS
5UQOBJUQURO
CUBQUKOQMO=
)HKUPCIQ
4TJTRCIR>UD
PS8TRHSKTHSV2O:V8T
6DU6OQON
UNGQKTQTRS0PMTP
HEPRUV3SB
*[email protected]
UNGQKTHSVMTVMU9SQ
EQJUNVGDTRT
1UNORN<[email protected]
CSQSJQTRSPMTV
LTPSV:RE>RUJ
U5OLER=
-UDOHOV=VHUL/UMU
5SD>SHSV9UQNUVU5ONKOR=V1IVMIRIJMUV9TRVSNSV:RETPSPVCSPUVMI8URQUROPMUPVCUBQULUP
URUDS7VNOLOVNTPURV5SD>[email protected]><RTVLU:OQUPVCIVHUKOBQURV2GNTKS6S
-UHUHO0PUV><[email protected]'V-U:OQUPVCIVRTNQUJQUROPVMIRMIRIQJUHO
>TRTNJSLERVJI'V 2(2,.),-*20421((42(/,2!2,214+2&247568*3
[email protected];A&[email protected]@-=0?7?BA.;.5-.
5DROV3DFSAS<QTVKFKQVMNPPURV6SFJTIVTIJSBVSHSJPTRVESRVURUMUV=TPTRTOV;UONRO?M
3DFSOV.OULTJSOV#UPNBJUPURNV-TRQTAS<QSVOKRLK8
;UONRO?MV3DFSOV.OULTJSOV#UPNBJUPURNV-TRQTAS<QSQVOKRK4KPURNVURUHNQLU
$;UONRO?M<DQV.AUETMS&VGPURUOVULPUQLNRNPUQV/TP7KOV1KRI9V"KJ6KREUBOUQPNAN
1PUHSOV5DRO
3DFSAS
1GRGHKVT2S
,UIS6V/UP=UR9
5 5
/UQUI7NHN
,URKOV/UP=UR
:TV5DRO
3DFSAS<QT
TJTOPTRS
=T7TQ
SHSJPTRVMTR
UPNMGR8
+UFNHNV8V
HUM2ULUV
3
Kaybolan Bakırköy’ün
büyülü geçmişi,
yıllarını bu semte
vermiş
bir Bakırköylü’nün
kaleminden…
“BİR ZAMANLAR
BAKIRKÖY”
Bakırköy’lü tarihçi-yazar Turgay
Tuna’nın “Bir Zamanlar Bakırköy”
isimli kitabı çıktı. Turgay
Tuna, “Bir Zamanlar
Bakırköy” kitabını ilk
defa 1996 yılında
yayımladı. Aradan
yıllar gelip geçti,
kaleme almış
olduğu ilk kitabını
yaptığı eklemelerle
daha da geniş bir hale
getirdi.
İstanbul’un en hızlı
değişen semtlerinden
biri olan Bakırköy’de
yaşayanlar acaba
semtlerinde akıp giden ve
hızla değişen zamana tanık
olabiliyorlar mı? Doğma
büyüme Bakırköylü olan
Turgay Tuna, kaybolup
giden eski Bakırköy’e
bakarak, “Bir Zamanlar
Bakırköy” diyor…
Tuna, çocukluğundan
günümüze uzanan
anılarının ördüğü çerçeve
içinde Bizans’tan kalma bu
eski İstanbul köyünü
anlatıyor. Kimi zaman
Zuhuratbaba’dan İncirli’ye
uzanan mekânlarda
dolaşıyor, Kartaltepe’den
Yenimahalle’ye koşuyor,
mezarlıklarda oyun oynuyor; kimi zaman da henüz
Sahilyolu’ nun geçmediği
kıyılarda denize giriyor,
Viyana Gazinosu’ndan
Miltiyadi’ye uzanıyor,
Lambo’dan dondurma
alıyor, Mihran’da fotoğraf çektiriyor, Turşucu
Şükrü’nün önünde sıraya giriyor.
Turgay Tuna Kimdir?
1951 Yılında İstanbul Bakırköy’de doğdu.
Galatasaray Lisesi yıllarından sonra Turizm
Otelcilik eğitimi gördü ve Hacettepe Üniversitesi
Turizm bölümüne devam etti.
1970’li yılların başlarından bu
yana profesyonel tercümanrehberlik mesleğini sürdüren
Turgay Tuna, aynı
yıllarda profesyonel olarak
yazmaya ve fotoğraf
çekmeye başladı. Hayat
Mecmuası’ndan
Cumhuriyet Gazetesi’ne,
Arkeoloji ve Sanat
Dergisi’nden Popüler
Tarih Dergisi’ne birçok
dergi ve gazetede 600’den
fazla makale yazdı,
konferans ve dia sunumları
yaptı, kitaplar yayımladı,
TRT İstanbul Radyosu’nun
değişik programlarında
İstanbul üzerine sunumlar
gerçekleştirdi. İstanbul
Collection Club’ün kurucu
üyelerinden olan Turgay
Tuna, ayrıca İstanbul ve
Bakırköy temalı sergilerde
yer aldı, kişisel sergiler
açtı, Bakırköy Belediyesi
Kent Müzesi’nin
küratörlüğünü yaptı.
Halen, yeni kitabı “Eski
Bakırköy ve Yeşliköy’den
Portreler” adlı kitabını
yayıma hazırlamakta
bunun yanı sıra çeşitli
kurumlarda konferanslar,
sunumlar ve dersler
vermektedir.
Tuna’nın yayımlanmış
olduğu bazı kitapları:
Bir Zamanlar Bakırköy
(İletişim Yayınları),
Hebdomon’dan Bakırköy’
e (Bakırköy Belediyesi Kültür Yayınları), Bakırköy
Rehberi (Pera Ajans Yayınları), Minyatür ve
Fotoğraflarla MakriHori’den Bakırköy’e,
Ayastefanos’tan Yeşilköy’e (Sabriye Şeker ile
ortak çalışma -Mimarlar Odası Kültür yayınları),
Kıyı Köşe İstanbul (e-yayınları),
Tarihçi - Yazar Turgay Tuna Eski Bakırköy’ü Anlattı.
ATAKÖYLÜLER ESKİ BAKIRKÖY’Ü DİNLEDİLER
“Bir Zamanlar Bakırköy” kitabının yazarı Turgay
Tuna, Ataköy 7-8 Kısım’da bulunan Gazi Sitesi
içinde yer alan Taşlık Sahaf Kahve’de
Ataköylüler’le buluşarak, eski Bakırköy’ü anlattı.
Söyleşide Bakırköy’ün tarihini, Bakırköy’deki
yaşanmışlıkları slayt gösterisi eşliğinde
fotoğraflarla anlatan Turgay Tuna, Bakırköy’deki
bir çok tarihi yapıların ve kalıntıların yok
olmasından dolayı büyük üzüntü duyduğunu
söyledi.
Söyleşi sonunda ise Ataköylüler, Turgay Tuna’ya
verdiği tarihi bilgiler için teşekkür ettiler.
AYIN
YAZISI
HALKI YOK SAYARSANIZ
SONUÇ BU OLUR
Bakırköy Belediyesi, Bakırköy’ün 7
mahallesinde Kentsel Dönüşüm ile ilgili
bir karar almıştı. Alınan bu karara göre
bu mahallelerdeki tüm binalar yok
sayılıyordu. Yani anlayacağınız dille, bu
mahallelerin tamamını arsa olarak
görüyorlardı. Yapılacak plan ve
projelere göre tüm binalar yeniden inşa
Özcan Atamer
edilecekti. Aylarca bu konuşuldu. Her
kafadan bir ses çıktı. Bu arada inşaat
ruhsatları verilmedi. Tüm söylemlere karşı belediyeden hiçbir
açıklama gelmedi. Gazetemizi baskıya gönderdiğimiz şu ana kadar
da herhangi bir açıklama yapılmadı. Sonuç ne oldu? Konu ile ilgili
yaptığımız yayınlar üzerine bu mahallelerde oturan yüzlerce kişi
gazetemizi aradı. Çok sayıda Bakırköylü gazetemize gelerek
tepkilerini dile getirdiler.
Geçtiğimiz günlerde TMMOB Yenimahalle’deki Cem Karaca Kültür
Merkezi’nde “Bakırköy’de Kentsel Dönüşüm Gerçeği” konulu bir
panel düzenledi. Panele binlerce Bakırköylü katıldı. Toplantıya
katılanlar belediyeyi çok ağır dille eleştirdi. Çok uzun süredir
Bakırköylüler’in meselelerine bu kadar yoğun katılımla destek
verdiğini görmemiştik.
Sonuç ne mi oldu? Kentsel Dönüşüm şimdilik rafa kaldırıldı.
Verilmeyen inşaat ruhsatları verilmeye başlandı.
Böylece toplumun tamamını ilgilendiren bir konunun kapalı kapılar
ardında alınan kararlarla yapılamayacağı gerçeği bir kez daha
kanıtlanmış oldu.
Ataköy Sahilleri’ndeki inşaat karmaşası devam ediyor. Ataköy
Konakları’nın tam karşısına düşen, sahilde Kuzu İnşaat lansman
yaparak inşai çalışmalarına hız verdi. Bu konu ile ilgili TMMOB
İstanbul Büyükşehir Şube Sekreteri Ali Hacıalioğlu ile yaptığımız
söyleşiyi okuduğunuzda hukukun nasıl ayaklar altına alındığını,
birçok şeyin nasıl kılıfına uydurulduğunu göreceksiniz.
Bu arada hani Ataköy Sahili halka açık olacaktı?
Gazetemizin birinci sayfasındaki fotoğraflara bakın, Kıyı Kenar
Kanunu’nun yok sayıldığını göreceksiniz. Denizden itibaren 50
metrenin halka açık olması gerekirken 50 metre binaların duvarlarına
kadar geldiği, ancak bu alanlarda yaptıkları çevre düzenlemesine
bakıldığında kendi arsalarıymış gibi gösterildiğini göreceksiniz.
Biz bu alana giremedik. Tarihi binalardan birisi olan Köşk-ü
Humayün’ün resmini çekmek istedik. Ancak demir kapı ve duvarları
aşamadık. Kapıyı kırmaya kalkmadık. Görevliye hakaret etmedik ama
oradaki görevlinin polis çağırdığını gördük. Aracımıza binmek
üzereyken polis ile birlikte yanımıza gelen kişiler bağırıp çağırarak
konuşmaya başlayınca biz de aynı tonla cevap verdik. Polislerden
birisi, onları susturacağına bizi susturmaya çalıştı. Kendilerini uyardık.
Aracımıza binip oradan ayrıldık.
Gelen polislerin yapması gereken kendilerini çağıranlara “Zorlama
yok, darp yok, hakaret yok, siz bizi niye çağırdınız?“ diyerek,
çağıranlar hakkında gerekli işlemi yapması gerekmez miydi?
Bana göre Mart ayının en önemli haberi Japon mühendisin intihar
etmesiydi. Kim di bu Japon Mühendis? İzmit Körfezi’nde yapımı süren
asma köprüde görevliydi. Köprünün taşıyıcı halatı koptu. Ne ölen ne
yaralanan vardı. Japon mühendis, sorumluluk bende idi diyerek intihar etti. Japon ahlak ve sorumluluk seviyesinin ne olduğunu bir kez
daha gördük.
Bizde öyle mi? Sorumluluk taşıyanların bırakın intihar etmeyi (ki
böyle bir şeyi arzu etmiyoruz) istifa ettiğini gördünüz mü?
Bizde insanlar ölür, hayatlar söner, tek kişi bile sorumluluğu üzerine
almaz. Ölen öldüğüyle, hayatı kararan, hayatının karardığı ile kalır.
O sorumlular TV’lere çıkar, bir de gözlerimizin içine bakarak pişmiş
kelle gibi sırıtırlar.
Çünkü bizde para ve siyasi güç her şeyin başında gelir.
Asma köprüde yerli firmaların üretimi olan halat kopuyor, sadece
körfez geçişinde bazı aksamalar oluyor ama Japon Mühendis Ryoichi
Kishi kendini bu olaydan sorumlu hissediyor, gururuna yediremiyor
ve Yalova Altınova’da bir mezarlık yanında maket bıçağıyla boğazını
keserek intihar ediyor.
Bu olayı değerlendirin. Bizi yönetenlerin büyük bölümünün
yaptıklarını düşünün, Soma olayında olduğu gibi yüzlerce kişinin
ölümüne davetiye çıkaranları, sahte belgelerle yüzlerce kişinin
hayatlarını karartanları düşünün...
Hala aramızda hangi yüzle dolaşabildiklerini düşünün...
Bırakın intihar etmeyi hatalarını kabul edip istifa edene veya en
azından “hatalıydım” özür dilerim diyene rastladınız mı?
İşte Japonya ile ülkemiz arasındaki fark...
e-mail: [email protected]
Gerçek bir Pazar Brunch’ına hazır mısınız?
Bu Hyatt sizin
Uluslararası şeflerimiz sizleri zengin Türk peynir çeşitlerinden, gurme soğuk et köşesine, salata barından,
odun ateşinde ızgara et ve balık çeşitlerine, deniz mahsüllerinden, ceviche istasyonuna, Asya usulü noodle
barından, ev yapımı dondurmalar da içeren tatlı büfesine kadar uzanan geniş menüsüyle yöresel tatlar
eşliğinde benzersiz bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. Her Pazar saat 12:30 – 16:00 arasında Brizo
Restoran’ımızda düzenlenen Pazar Brunch’ında bu benzersiz lezzet şölenini kaçırmayın!
Detaylı bilgi ve rezervasyon için bizlere 0212 463 1330 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.
5
5
BAKIRKÖY’DE NEVRUZ (YENİGÜN) ŞENLİĞİ
Türk Dünyası’nın bütün
coğrafyasında kutlanan, geleceğe
olan ortak inancın paylaşıldığı
Nevruz (Yenigün) Şenliği
Bakırköy’de kutlandı.
Türk Ocakları Bakırköy Şubesi’nin
öncülüğünde gerçekleştirilen
etkinlikler kapsamında
Cumhuriyet Meydanı ve Leyla
Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen
programlar çerçevesinde müzik dinletileri, dans
gösterileri yapıldı.
Nevruz etkinlikleri ilk olarak Bakırköy Cumhuriyet
Meydanı’nda Nevruz Duası ve
Nevruz Ateşi’nin yakılması ile
başladı. Ardından protokol
konuşmaları yapıldı. Protokol
konuşmalarının ardından da
Türk Dünyası ve Akraba
Toplulukları Halk Dansları ve
Müziği gösterileri gerçekleştirildi.
Etkinlikler kapsamında diğer bir
program da Leyla Gencer Opera
ve Sanat Merkezi’nde
gerçekleştirildi. Buradaki
törende de katılım yoğundu. Programda, Kazakistan Cumhuriyeti
Halk Dansları ve Müziği,
Kırgızistan Cumhuriyeti Halk
Dansları ve Müziği, Tataristan
Cumhuriyeti (RF) Halk Dansları
ve Müziği, Karaçay Cumhuriyeti
Ocağı, Avrasya Türk Dernekleri
Federasyonu, Nogay Türkleri
Derneği İstanbul Şubesi, Gagauz
Dostluk Kültür ve Dayanışma
Derneği, Kazak Türkleri Eğitim ve
Araştırma Derneği, Kırgız Türkleri
Kültür ve Yardımlaşma Derneği,
İstanbul Azerbaycan Kültür Evi,
Türkistanlılar Kültür ve Sosyal
(RF) Halk Dansları ve Müziği, Kafkas Yıldızları Halk
Dansları Topluluğu gösterileri izleyenleri büyüledi.
Bakırköy Türk Ocağı’nın öncülüğünde
gerçekleştirilen Nevruz Şenliği’ne İstanbul Türk
Yardımlaşma Derneği, Afganistan Türkmenleri
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği,
Afganistan Türkleri Uluslararası Kültür ve Sosyal
Yardımlaşma Derneği, Suriye Türkleri Eğitim ve
Yardımlaşma Derneği, Doğu
Türkistan Göçmenler Derneği,
Türkmeneli İnsan Hakları
Derneği, Irak Türkleri Kültür ve
Yardımlaşma Derneği, Karapapak Tenekeme Türkleri Kültür
Derneği, Türk Uygur Dostluk
Derneği, Kırım Türkleri Kültür ve
Yardımlaşma Derneği İstanbul
Şubesi, Şanlıurfa Özbekler
Sosyal Yardımlaşma Kültür ve
Dayanışma Derneği, Kafkas
Yıldızları Halk Dansları
Topluluğu, Sultanmurat Halk
Oyunları Gençlik ve Spor
Derneği ve Moldova Dostluk
Kültür ve Dayanışma Derneği de
destek verdi.
(Yavuz ARPACIK)
7
BAKIRKÖY MÜZİK AKADEMİSİ KURULDU
Türk Müziği’ne uzun yıllar hizmet etmiş isimler bir araya gelerek
Bakırköy Müzik Akademik Çalışmaları Derneği’ni kurdu.
Bakırköy Müzik Akademik Çalışmaları Derneği kurucuları
arasında “Bakırköy’ün Ağabeyi” olarak adlandırılan Selçuk Kurt,
Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Şefi Fatih Salgar,
TRT Sanatçısı Faruk Salgar ve Türk Müziği’ne emekleri geçen
isimler yer alıyor.
Yeni kurulan Bakırköy Müzik Akademik
Çalışmaları Derneği’nin yönetim kurulu üyeleri
gazetemizi ziyaret ederek, derneğin kuruluş
aşaması ve amaçları hakkında bilgiler
verdiler.
Uzun yıllar Bakırköy Musiki Konservatuarı
Vakfı’nda Türk Müziği’ne hizmet ettiklerini
fakat son yıllarda ve özellikle de son aylarda vakıfta yaşanan
olumsuzluklar nedeniyle kendisi ile birlikte Fatih Salgar ve Faruk
Salgar’ın vakıftan istifa ettiklerini ve yeni bir oluşum içine
girdiklerini belirten Bakırköy Müzik Akademik Çalışmaları Derneği
Başkanı Selçuk Kurt, “Bizim konservatuardan istifa edişimizin
nedeni tamamen iletişim ve üslup anlaşmazlığıdır. Birkaç yıldır bu
devam ediyordu ama biz sabırla, bilhassa kursiyerlere olan
saygımız ve onlara olan sevgimizden buna sabrettik. Ama artık
yürütemeyeceğimizi anladık. Ve istifa ettik Musiki Vakfı’ndan biz
çok zor ayrıldık. Orada yaşanmışlıklarımız vardı. Ama ayrılmamız
gerekiyordu” dedi.
“KURSİYERLERİN TEVECCÜHÜ
BİZİ DERNEK KURMAYA YÖNELTTİ”
Bakırköy Musiki Konsevartuarı’ndan istifa etmelerinin ardından
özellikle kursiyerlerden çok büyük bir ilgi
ve baskı gördüklerini ve bu nedenle
dernek kurduklarını dile getiren Kurt,
“Kursiyerlerimizin bize olan teveccühü
bizi çok mutlu etti. Biz Musiki
Vakfı’ndan ayrıldığımız zaman kursiyerlerimize bizimle gelmek zorunda
olmadıklarını söyledik. Ama onların bize
olan sevgisi o kadar fazlaymış ki, bizimle
geldiler. Bu bizi çok mutlu etti. Bize
”Hocalarımızı sevdiğimiz için sizinle
geliyoruz. Ve onlara büyük bir saygımız var.
Öğretimlerinden fevkalade memnunuz.
Hiçbir yerde olmayan şekilde bizlere
bilgilerini aktarıyorlar” dediler. Bakırköy
Müzik Akademik Çalışmaları Derneği’ni
kısaca Bakırköy Müzik Akademisi’ni
kurmamızın nedeni de bu arkadaşların,
oradaki kusiyerlerin bir an önce bir şahsiyet kazanalım, bir
dernek kuralım demeleridir. Ve bu şekilde bir uğraşının içine
girdik. Ve kısa zamanda bu derneği kurduk. Derneğin
kurulmasında da üyemiz Emekli Kurmay Albay Yahya Bacak
beyefendinin çok büyük çabaları oldu. Kendisine teşekkür
ediyoruz.” diye konuştu.
Derneğin yapısı hakkında bilgiler veren Selçuk Kurt şunları
söyledi; “Derneğimizin tam adı Bakırköy Müzik Akademik
Çalışmaları Derneği, Derneğimizin kurucuları ben, Fatih Salgar,
Yahya Bacak, Canan Salgar, Nalan Ayışık, Hüya Kocabalkan,
Mine Bilgi, Neşe Tokuşoğlu ve Bülent Köseahmetoğlu. Tabiki
derneğimizin eğitim bölümünde rol üstlenen Faruk Salgar
Hocamız da bizimle her zaman beraber. Derneğimizi kurduktan
sonra geçici yönetim kurulunu oluşturduk ve görev dağılımı
yaptık. Dernek Başkanlığı’na arkadaşlarımız beni layık gördü.
Başkan Yardımcısı Fatih Salgar, Genel Sekreter Yahya Bacak,
Sayman Canan Salgar ve üye Hülya Kocabalkan derneğimizin
geçici yönetim kurulunu oluşturan isimler.”
Kurt, amaçlarının ise bin yılı kapsayan Türk Kültürü’nü akademik
bir şekilde her yaştan insanlara öğretebilmek, aktarabilmek ve
icrasını yapabilmek olduğunu da söyledi.
“BELEDİYE
BAŞKANI
KERİMOĞLU’NA
TEŞEKKÜR
EDİYORUZ”
Bakırköy Müzik Akademisi’nin şu anda
çalışmalarını İspirtohane Kültür Merkezi’ne
sürdürdüğünü fakat Musiki Vakfı’nın
kendilerinin İspirtohane’de çalışmamaları
için belediyeye dilekçe verdiğini söyleyen
Kurt, “Başta ben olmak üzere Fatih ve Faruk
hocam, 3 kişiyi İspirtohane’de görmek
istemiyoruz diyorlar. Bu konuda da
belediyeye dilekçe vermişler. Tabi ben bunları Musiki Vakfı’nın
yeni yönetiminin bilgisizliğine, acemiliğine veriyorum. Bu, saygılı
bir ifade değil. Yetkileri de yok. Üstelik biz aynı zamanda o kurumun Mütevelli Heyeti üyesiyiz. Ben 6 yıl orada başkanvekilliği
yaptım. Fatih ve Faruk Hocam binbir ricalarla üye yapılmış, orada
çok büyük emekleri var, hepimizin emekleri var. Ben ve yönetim
kurulumuz belediyeye verilen bu dilekçeyi dikkate almayıp,
İspirtohane’de çalışmalarımızı sürdürmemize izin veren Bakırköy
Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’na teşekkür ediyoruz.” dedi.
Bakırköy Müzik Akademisi Başkan Yardımcısı ve
Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Şefi Fatih Salgar da,
“Bugüne kadar biz Bakırköy Musiki Vakfı’nda 15 senedir canla
başla, birçok şeyi göz ardı ederek hizmet ettik. Ve büyük bir
sonuca ulaştığımızı düşünüyorum. Hakikaten bizim dönemimizde
vakıf bir yıldız gibi parladı. Bunda tabi
Selçuk Bey’in, Nevzat Atlığ’ın, son iki
yılını hariç tutarak eski Başkan Hikmet
Özkahraman’ın emekleri var. Burada biz
Selçuk Bey’in dediği gibi çok sabrettik.
Ama artık geçmişte yaptığımız görevleri
yapamayacağımız kanaati doğdu ve
ayrıldık. Bu kanaat oluşunca hiçbir yerde
durmayız. Çünkü ilkelerimiz var. Ayrıldıktan
sonra ise orada bulunan kursiyerlerimizin
yoğun isteği ve talebi sonucunda Bakırköy
Müzik Akademisi’ni kurduk. Ve çok başarılı
olacağımıza da inanıyoruz” diye konuştu.
Derneğin eğitim alanında görevler üstlenen
TRT Sanatçısı Faruk Salgar ise, Bakırköy
Muzik Akademisi’nde çok başarılı
çalışmalar yapacaklarını ve Türk Müziği’ne
hizmet etmeye devam edeceklerini söyledi.
İLK KONSER MUHTEŞEMDİ
Bakırköy Müzik Akademisi
Bergüzar Korosu ilk konkonserini Ataköy Yunus Emre
Kültür Merkezi’nde verdi.
Yüzlerce müzik severin
katıldığı konserde Şef
Faruk Salgar yönetimindeyönetimindeki koro Kürdilihicazkar ve
Hicaz şarkılar seslendirdi.
Konserde Dernek Başkanı
Selçuk Kurt da bir
konuşma yaparken,
konserin sunuculuğunu
Abbas Evvel yaptı.
Konser sonunda salonda
bulunan dinleyiciler
koroyu uzun süre ayakta
alkışladı.
9
5
Günün
G ünün farklı saatlerinde misafirlerini ağırlayabilen Alaçatı
Muhallebicisi’nde sabahın erken saatlerinde el yapımı poğaçaların
eşlik ettiği enfes Ege kahvaltısıyla güne başlayabilir, öğlen ve akşam
saatlerinde Ege’nin
kendine özgü lezzetli ve
sağlıklı yemeklerinden
yiyebilir ve doğal meyve
tanecikleri ile üretilen
dondurmalarla
damağınızda unutulmaz bir
deneyim yaşatabilir ya da
Alaçatı’nın eşsiz süt
tatlılarıyla kendinizi
şımartabilirsiniz.
Ataköy Marina Park’ta
açılan Alaçatı
Muhallebicisi’ni ziyaret
ederek, İşletme Müdürü
Ersin Yılmaz ile Alaçatı
Muhallebicisi hakkında
konuştuk.
Mönüleriniz hakkında bilgi verir misiniz?
Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Biz sadece bir muhallebici değiliz.
Misafirlerin 3 öğün yemek yiyebileceği mönülerimiz mevcut. Ve tüm
mönülerimizde çok iddialıyız. El yapımı böreklerin ve poğaçaların da içinde
olduğu çok zengin ve
ekonomik olarak uygun sabah
kahvaltımız var. Ana yemeklerimiz çok zengin. Ana
yemeklerimizde kullandığımız
tüm otlarımız Alaçatı’dan,
etlerimiz kendi üretim
tesislerimizden, Kumru
ekmeğimiz de İzmir’den
geliyor. Özellikle yaz aylarında
daha mevsimsel deniz
börülcesine, kabak çiçeği
dolması gibi zeytinyağlılara
yer veriyoruz. Soğuk ve sıcak
içeceklerimiz ve tabi ki
tatlılarımız. Tatlılarımız da
doğal meyvelerden,
konusunda uzman aşçılarımız
tarafından yapılıyor.
En iddialı olduğunuz
mönünüz nedir?
Tüm yemeklerimizde iddialıyız.
Etlerde çok iddialıyız. Bu ara
en çok sattığımız ürünlerimiz
ise sakızlı muhallebimiz,
dondurmamız ile İzmir Kumru
ve el yapımı limonatamız...
Ataköy Alaçatı Muhallebicisi’nde özel
günler, grup yemekleri, toplantı
yemekleri gibi organizasyonlar
yapılabiliyor mu?
Evet, mekanımız bu tür organizasyonlar için
çok uygun. Açık alanda 120 kapalı alanda
100 kişi olmak üzere 220 kişilik bir
mekanımız var. Özellikle kahvaltılar
düzenliyoruz. Bunun dışında özel günlerde,
doğum günü ve babyshower
organizasyonları ile grup yemekleri ve
toplantı yemeklerine de mekanımızda yer
veriyoruz.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Alaçatı Muhallebicisi Ege’nin
kendine has doğasından ilham
alır. Alaçatı, doğallığı temel değer
olarak benimsemiştir. Biz de
Alaçatı’nın Avrupa Yakası’ndaki
ilk şubesi olan Ataköy’de Ege’nin
eşsiz lezzetlerini Bakırköylüler’e
sunuyoruz. Ve tüm Bakırköylüler’i
İstanbul’un keşmekeşinden biraz
uzaklaşıp, Ege’nin lezzet
rüzgarından almaya davet
ediyoruz. Ayrıca Bakırköy ve
Ataköy civarına da paket servisi
yapıyoruz. Paket servis
numaramız 0212 560 70 03...
ATAKÖY’DE
ATAKÖY’DE
Alaçatı Muhallebicisi
hakkında bilgi verir
misiniz?
Alaçatı Muhallebicisi Tatlı
Bereket firmasının
markalarından birisidir.
Ülkenin en iyi restoran
işletmecisi şirketlerinden birisi
olan Özsar tarafından kurulmuştur. Özsar
Şirketler ailesinin kurucusu Mehmet Ali Sarı
tarafından 3,5 yıl önce kurulan bir işletme.
Merkez fabrikamız ve üretim tesislerimiz
İzmit’te. İzmit’te iki şubemiz, İzmir Çeşme’de
bir şubemiz ve İstanbul’da da Pendik,
Bahçeşehir Akbatı AVM, Zorlu Center ve
Ataköy Marina’da olmak üzere 4 şubemiz
var. İstanbul’da Avrupa Yakası’ndaki ilk
şubemiz de Ataköy Marina içinde açtığımız
şubemiz.
Ataköy şubeniz ne zaman açıldı ve
Avrupa Yakası’ndaki ilk şubenizi
Ataköy’de açmanızın nedenleri nedir?
Ataköy Marina Park içindeki şubemiz 01
Ocak 2015 tarihinde açıldı.
Alaçatı Muhallebicisi konsept
olarak marinalarda açılıyor ve
Ataköy gerçekten Alaçatı
konusunda çok bilinçli bir kesim.
Bizim ne anlatmak istediğimizi
anlayabilecek, kendimizi çok iyi
anlatabileceğimiz bir nokta.
Avrupa yakasında ilk girdiğimiz
lokasyon. Ve o yüzden doğru
noktalardan ilerlememiz
gerekiyordu. Hem konseptimize
uyması hem de insanlara
beklentilerimizi sunabilmek
adına Ataköy ile başladık. Çok
da güzel oldu. Çok iyi talepler
var. Çok olumlu geri dönüşler
alıyoruz.
Ataköy Alaçatı Muhallebicisi
konseptini nasıl belirlediniz,
nelere dikkat ettiniz?
Her şubemizde olduğu gibi
Ataköy’deki mekanımızda da
Alaçatı ortamını yaratmaya
çalıştık. Birebir Alaçatı resimlerini
kullandık. Biz,
mekanın
kapısından
içeriye
giren
insanlara
İstanbul’dan
uzaklaşıp,
Alaçatı’da
tatlı yemeye
gelmiş
hissini
vermeye
çalışıyoruz. İnsanlara tatilde havası yaratmayı amaçlıyoruz. Bunun için
özellikle Alaçatı’nın renkleri ana temamızı oluşturuyor. Masalar ve
sandalyelerimiz de aynı tarzda. Ve yerdeki çinilerimiz bile Alaçatı’dan
geliyor.
ALAÇATI’NIN
HİKAYESİ
Özsar şirketler ailesinin
kurucusu Mehmet Ali Sarı, tatil
için Çeşme Alaçatı’ya gider ve
buranın dünyaca ünlü
şöhretine şahit olur. Arnavut
kaldırımlı dar sokaklarda
maviye boyanmış fesleğen
kokulu tahta
bir masaya
oturup
sakızlı
muhallebi
sipariş eder.
Taş duvarlardan
sarkan
sardunyalar,
hanımeller
arasında
tatlısını
kaşıklarken aklına yıllardır hayalinde
olan, yapmak istediği dondurma fikri gelir. Keçi sütünden ve tamamen
doğal şeker, meyve, yerli sahlep ve çikolatadan üretilmiş dondurma ve
süt tatlılarına “Alaçatı’’ ismini koyacaktır ve böylece
Alaçatı’yı hiç unutmayacaktır.
Arzu Girit
yüzünüzü
gözlüğe
uydurmayın...
g¨oö zl¨uügg̃˜¨uün¨uüz¨uü
g¨oö
e
ANLAŞMALIDIR
Gözlük & Lens
Bakırköy
Bağcılar
Zeytinlik Mh. Fişekhane Cd.
Merkez Mh. Esenler Cd. 6. Sk.
N:32/A Bakırköy İstanbul
N:70/B Bağcılar İstanbul
"Capacity AVM karşısı"
"Bağcılar Eğitim Araştırma Has.Karşısı"
T: 0 212 660 88 51
T: 0 212 410 60 70
Gaziosmanpaşa
Hürriyet Mh. Eski Edirne Asfaltı
N:142 Beşyüzevler İstanbul
"Avrupa Göz Merkezi Çaprazı”
T: 0 212 497 37 10
Öneriyoruz
Yapıyoruz
Sunuyoruz
Sağlıyoruz
İzliyoruz
Yüzünüzün yapısına en uygun gözlük.
Bakım ve temizlik.
Yeni trendler.
Yüksek kalite, düşük fiyat.
Göz sağlığınıza dair yeni gelişmeler.
0 212 410 6070 | www.mayoptik.com.tr
Mağazalarımızda ücretsiz gözlük bakımı ve ayarını yapıyoruz, üstüne gözlük temizleme bezi hediye ediyoruz.
11
TOWN CENTER, KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BAKIRKÖY YERLEŞKESİ OLUYOR
Açıldığı günden bu yana istediği başarıyı
yakalayamayan Town Center Alışveriş Merkezi’nin
kapatılacağı, otel olacağı söylentileri dolaşıyordu.
Town Center sahipleri Kemerburgaz
Üniversitesi ile anlaştı ve Kemerburgaz Bakırköy Yerleşkesi
çalışmaları başlatıldı.
Kemerburgaz Üniversitesi Kurumsal
İletişim Direktörü Sibel Kahraman’nın
gazetemize gönderdiği açıklamayı
aynen yayınlıyoruz.
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi
Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ,
sağlık bilimlerinde atılım
yaptıklarını belirterek, “Tıp,
eczacılık, diş hekimliği fakültelerimiz ile Sağlık Hizmetleri MYO
Bakırköy yerleşkemizde eğitim
verecek. Ayrıca diş hekimliği hastanesi de hayata geçiyor. Sağlık
Hizmetleri Meslek Yüksekokulumuzda da halen eğitim verilen ilk
ve acil yardım, odyometri ve
optisyenlik programlarına ek
olarak ağız ve diş sağlığı, ameliyathane hizmetleri, anestezi, fizyoterapi, radyoterapi ve tıbbi görüntüleme teknikleri programları yer
alacak” dedi.
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Mehmet
Kıldır, gelişen teknolojinin sağlık alanına
uygulanmasının bu alandaki çalışmaların ekipler
tarafından yürütülmesi gereğini doğurduğunu
söyledi. Prof. Dr. Kıldır, “Sağlık Hizmetleri Meslek
Yüksekokulu, üniversiteli gençlerimizin mezuniyet
sonrası iyi bir iş sahibi olabilme beklentisine insan
sağlığı alanında elde edeceği bilgi ve beceriler
yoluyla kavuşmasını sağlamak amacıyla kuruldu.”
diye konuştu.
TOWN CENTER FİZİKSEL İMKÂNLAR
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu,
Bakırköy’ün en merkezi bölgesinde olan Kartaltepe
Mah. İncirli Cad. No: 11’de toplamda
39.600 m² alanlı birbiri ile bağlantısı
olan iki bloktan oluşmaktadır. Tıp,
Eczacılık, Diş Hekimliği ve Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile beraber faaliyetini
sürdürmektedir.
Bloklardan biri iki bodrum, zemin + üç
kattan oluşmaktadır. Toplam: 14.700
m² alana sahip.
Diğer blok ise iki bodrum kat, zemin + 7 kattan
oluşmaktadır. Toplam: 8.400 m²’den oluşmaktadır.
Bina içerisinde 4 kat kapalı otopark
bulunmaktadır. Toplam: 16.500 m²,
Otopark harici kullanılan alan 23.100 m²’dir.
1 adet 250 kişilik konferans salonu, 7 adet 120
kişilik amfi, 80-100 kişi kapasiteli 6 derslik, 28
adet 50-60 kişilik derslik, 12 adet 25-30 kişilik
derslik, 4400 m² laboratuvar, 2000 m²’lik diş
kliniği bulunmaktadır. Derslik, amfi, konferans
salonu ve laboratuvarlarda internet erişimi
sağlanabilmekte olup dersler projeksiyon cihazları
ile anlatılmaktadır.
60 adet bilgisayara sahip laboratuvarı, 1000 m²’lik
kütüphanesi, 250 kişi kapasiteli yemekhanesi, bina
içerisinde 150 kişilik ve bina girişinde de 3 adet
toplam 150 kişilik kafeteryası bulunmaktadır.
Toplam kafeterya sayısı 4 olmaktadır. Kütüphanesi, kitap ve veri tabanı hizmeti açısından üniversite
kütüphanesinin devamı
niteliğindedir.
Yerleşkeye en yakın sağlık tesisi
125 metre uzaklıktadır. Tıp fakültemizin afiliye hastanesi ise 2 km
mesafede bulunmaktadır.
Yerleşke ile D 100 karayolu arası 2
km olduğu için ulaşımı son derece
kolaydır.
Yerleşkeye ulaşım; toplu taşıma,
şahsi araçlar ve deniz yolu ile
yapılabilmektedir.
Tüm alanlara ait havalandırma,
ısıtma ve soğutma sistemleri mevcuttur. Isıtma fan coil ve VRV ve klimalar ile yapılmaktadır. Bina içi
iklimlendirmelidir. Alanlardaki
soğutma Chiller grubu ve klima
santrali ile yapılmaktadır. Sürekli
olarak sıcak su bulunmaktadır.
Toplam 3220 kVA kapasiteli 4 adet jeneratör ve
trafosu bulunmaktadır.
Bina içerisinde toplam 4 adet servis, 6 adet yolcu
asansörü ile beraber 15 adet de yürüyen merdiven
bulunmaktadır.
24 saat vardiya usulü ile özel güvenlik ile güvenlik
sağlanmaktadır. Kapalı devre kamera ile tüm bina
gözetlenmektedir.
Bakırköy Belediyesi’ne bağlı BYUAŞ’ta çalışan taşeron işçilerin grevi devam ediyor.
ANLAŞMA SAĞLANAMADI GREVE DEVAM...
Bakırköy Belediyesi’ne bağlı BYUAŞ’ta çalışan
taşeron işçiler, 21 Mart’ta başlattıkları süresiz grevi
Bakırköy Cumhuriyet (Özgürlük) Meydanı’nda
açtıkları direniş çadırında sürdürüyor.
Bakırköy Belediyesi’ne bağlı Bakırköy Yapı İnşaat
ve sözleşmelerine aykırı olarak, başka birimlere
gönderilen ve içlerinden biri sendika iş yeri temsilcisi olan dört arkadaşımızın eski birimlerine iade
edilmesini, 2014 yılına ait olan ödenmemiş tüm
alacakların ve hakların verilmesini, İş güvencesine
olarak verilmesini istiyoruz. Bunların dışında söylenen, söyletilen ve dedikodu yapılmak suretiyle bize
mal edilmeye çalışılan düşünce ve söylemler, iftiradan ibarettir ve tamamen haklılığımızı karalamaya yöneliktir.”
KERİMOĞLU GREV ÇADIRINI
ZİYARET ETTİ (!)
Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu da
Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan grev
çadırını ziyaret ederek, Bakırköy Belediyesi
tarafından işten atılan işçilerle bir süre sohbet etti.
Kerimoğlu grev çadırını ziyareti sonunda, sosyal
medya hesabından “Demokratik haklarını kullanarak greve çıkan Belediye-İş Sendikası'nı grev
çadırında ziyaret ettim.” diye yazdı.
İŞÇİLERE DESTEK ÇIĞ
GİBİ BÜYÜYOR
Ulaşım Hizmeti A.Ş.’de (BYUAŞ) çalışan işçiler,
toplu iş sözleşmesi (TİS) sürecinde yaşanan
anlaşmazlık, sendikaya üye olmalarının engellenmesi ve üye olanların da işten atılmalarına karşı
21 Mart’ta aldıkları süresiz grev kararını Bakırköy
Özgürlük Meydanı’nda kurdukları direniş
çadırında sürdürüyor.
Bakırköy Belediyesi’ne grev pankartını asan,
Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda direniş çadırında
bekleyen işçiler, geri adım atmayacaklarını ifade
ediyorlar.
İŞÇİLER TALEPLERİNİ SIRLADILAR
Greve çıkan işçiler taleplerini ise şu şekilde belirttiler: “Evrakları eksik bahanesi ile işten çıkartılan
arkadaşlarımızın işe iade edilmesini, (evraklar
belediyenin ilgili şirketindedir), Haksız, gerekçesiz
ve insanca
yaşam
standartlarına
kavuşmak için
Toplu İş
Sözleşmesi’nin
yapılmasını, İş
yerlerimizde
Mobbing
uygulamalarının
olmamasını, Tiyatro işçilerinin
ve İşçi kadrosunun T.İ.S 'den
kaynaklı
haklarının tam
Bakırköy Cumhuriyet
Meydanı’nda çadır kurarak
grevlerini sürdüren BYUAŞ
işçilerine ise Bakırköylüler’in,
sivil toplum kuruluşlarının,
derneklerin ve bazı
forumların da desteği her
geçen gün artarak devam
ediyor. Çok sayıda
vatandaşın ziyaret ederek
desteklediği işçiler,
“Vatandaşların desteği bizi
çok mutlu ediyor.
Politikacısından, emeklisine,
esnafına kadar tüm insanlar
bize destek verdiklerini,
emekten, işçiden yana
olduklarını söylüyorlar. Bu da
bizi mutlu ediyor.” diyorlar.
(Yavuz ARPACIK)
12
yaşatan ruh neydi? Milli bilinç ve beraberlik
değil miydi? Büyük lider asrın siyasetçisi M.
Kemal ATATÜRK, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”
diyerek bu zaferlere baş koymadı mı? Bize bu
yolun daha demokratik ve insanlığa faydalı
olduğunu anlatmadı mı? Yoksa biz bu bütün
bilinçleri unutmaya mı başladık. İstediğmiz
tekrar Lozanlar’ı yaratmak mıdır? Sonuç
olarak dünyanın en güzel coğrafya parçası
olan Türkiyemiz’de “ÜNİTER, DEMOKRAT,
SOYAL DEVLET” ve bağımsız biçimde yaşayaİSTANBUL’DAKİ İMAR YAĞMALARI
bilmek için birlik ve beraberliğe, sevgiye,
saygıya, değer vermek zorunda olduğumuzu
Hepinizin bildiği bu konuyu burada bir kez
görmek zorunda değil miyiz? Onun için bu
daha dile getirmek suretiyle özellikle “MEGA
kargaşayı yaratmayacak, bizleri gerçek
ŞEHİR” diye sunulan İstanbul’un Pür-i perişan
bağımsız ve demokratik yaşamaya kavuşturahaline bir bakalım birlikte. Zira İstanbul tüm
cak yeni bir yönetime ihtiyacımız var. O
özelliğini beton bloklar sayesinde 50 katlı
binalar içinde kaybetmiş durumdadır.
nedenle bu coğrafya çizgileri içinde Türkiye
Demokrasiyle yönetilen tüm ülkelerde “ŞehirCumhuriyeti insanlarının kendilerini uluscilik planları” diye bir kavram vardır. Önceliklararası arenada ayakta tutabilmek, geleceği
le her şehrin veya beldenin kuruluş düzeyinde
çocuklarımıza, torunlarımıza, Atamız’ın isteko yörenin ulusal normlara uygun şehir planlaleri doğrultusunda ortak akıl ve ortak çıkar
ması hazırlanır, onaylanır ve bu plan ve probilinci içinde birleşmekte ve yaşamakta
jeler en az 40-50 yıl değiştirilemez, yok edilehakkımız yok mudur? Bunu bizi yönetenlerin
mez olarak düzenlenir. Oysa bildiğiniz ve her
de çok iyi düşünmesi ve bu noktada artık
gün ot biter gibi her köşede yükselen 30-40
sağlam bir sonuca ulaşması gerekmektedir.
katlı kulelerin yok ettiği İstanbulumuz’un
Aksi taktirde leş kargaları parçalanmamızı,
halen bir onaylı “mevzi imar planı”nın bulundağılmamızı, birbirimizi yememizi bekliyorlar.
madığını söylersem bu ot misali beton blokTarih okuyanlar İstiklal Savaşı’nı, Osmanlı
larının nasıl ve neden bu kadar kolay ortaya
İmparatorluğu’nun ne iken ne olduğunu
Fikret TORAMAN
çıkabildiği anlaşılmış olur.
bilenler bunları hatırlamak
Aslında değerli okuyucuzorundadırlar.
larım, anlattığım bu imar
İSTANBUL’DAKİ İMAR REZALETİ - MİLLETİMİZİN BİRLİK Biz bu konuda birlik ve
gelişmelerini, şartlarını bizi
beraberlik mecburiyetinden
BERABERLİĞİ - VEKİL ADAYLIKLARI
yönetenlerin bilmemesi
bahsederken bu beraberliğe
mümkün değildir. Ancak,
ters düşmeyecek şekilde
örnek vererek noktalıyorum.
işlerine çıkarlarına böylesi daha uygun
yaşamak zorunda iken aynı safta bulundukBoğaz’da
tüm
İstanbullular’ın
senelerdir
düştüğünden bu onaylı proje bilerek hazırlanları bilinen koskoca T.C. hükümeti üyesi ile
nefes aldıkları piknik ve mesire alanlarından
maz, böylece İstanbul’daki karmaşa sürer
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın
olan meşhur “SEVDA TEPESİ” arazisi Suudilgider.
dalaşmalarına baktınız mı? 20 yıldır beraber
er’e ve yine Üsküdar’da Boğaz’a nazır çok
Çünkü düzenlenecek şehir planlarında yergötürdükleri yönetimlerde her ikisinin atışdeğerli
bir
arazinin
(146,147,148
parseller)
İş
leşim, dinlence, sanayi, eğitim, parklar, spor
maları, suçlamaları, beraberlik tablosu
Adamı
Halis
Toprak’tan
TMSF’ye
geçen
bu
çok
alanları, ormanlar gibi yerlerin projede sabit
yaratabiliyor mu?
değerli
yer
inanılmaz
imar
ve
kotlama
oyunyerleşmeleri düzenlenmiştir, değiştirilemez,
Onun için bu iki muhtereme buradan sorları
ile
meşhur
Dubai
Şeyhi
“EL
MAKTUM”a
oralara kimse saldıramaz.
mak
lazım;
satılmıştır. Ve oraya tasarlanan 198 bin
Oysa bizde son 10 yıldır Türkiyemiz’in yalnız
1- Sen Sayın hükümet sözcüsü 20 yıldır
metrekare
inşaat
alanlı
yere
yandaşlara
İstanbul’da değil hazineye ait tüm yeşil alanAnkara parsellenirken bu yönetimin kuruhediye olsun diye 600 bin metrekareye
ları, boş alanlar, yağma edilmiştir, edilmeye
cusu dürüst bir insan olarak bildiklerinizi
çıkarılarak
hediye
edilmiştir.
Yani
yağma
devam etmektedir. TOKİ gibi devlet içinde
yargıya neden taşımadınız ve seçimleri neden
Hasan’ın
böreği,
yiyin
beyler,
yiyin,
afiyet
devlet olan bir kuruluş tarafından ne bir projbeklersiniz? Merak konusudur.
şeker
olsun.
Tabi
haram
da
olsun
bu
arada...
eye ne de bir onaya lüzum göstermeksizin bu
2- Sen ey Ankara’yı perişan eden hile ile
işi organize etmektedir. Oysa sabitleşmiş,
yönetimini
devam ettiren muhterem, madem
ÜLKEMİZDEKİ İNSANLARIN
onaylı projelerde bu yerlere imar verilmesi söz
ki
muhatabın
cemaat ile aşna-fişna içinde idi,
konusu olamazdı. İşte işin püf noktası budur
BİRLİK BERABERLİĞİ
neden
sustun,
neden gereğini yapmadın?
değerli okuyucularım. Plansız projesiz bu
Çok değerli okuyucularım yukarıda
Bence
ikinize
de
esef etmek lazım. Çocuk mu
şehirde doğa katliamı devam etmektedir.
andığımız Türkiye’nin kurtuluşu olan
kandırıyorsunuz?.
Dünyanın gelişmiş modern şehirlerinde bu ve
“ÇANAKKALE SAVAŞI”nın sonrası ve onunla
-
Çok değerli okuyucularım; Milletimizin
yeniden varoluşu ile ülkemizde demokrasiyi
taşıyan geçtiğimiz 18 Mart’taki Çanakkale
Savaşı’nın 100. yılını da andıktan ve bu büyük
varoluşu sağlayan asrın lideri ve silah
arkadaşlarına saygıyla rahmet sunduktan
sonra; yukarıdaki başlıkları birlikte paylaşarak
bizleri uyutarak, hipnotize ederek, sürü gibi
yönetenlerin marifetlerini de görmeye
çalışalım.
YA Ş A M I N
İÇİNDEN
benzeri projeler hazırlanırken insan varlığı ve
onun yaşam düzenine en iyi hizmeti sunmak
düşünceleri öne çıkmaktadır.
Bizde ise sadece yandaşlara ve belirli kesimlere menfaat sağlamak amacı esastır. Planlanan çalışmanın ve verilen imarların hedefleri tektir, o da menfaat elde etmektir. Onun
için ülkemizin her köşesindeki millet malı
(Hazine arazileri) tarım alanları olsa da kişisel
çıkarlar doğrultusunda birilerine rant sağlamak ona göre imar tanzim edip TOKİ tarafından paylaşılmak suretiyle yapılmaktadır.
Dolayısıyla her Türk vatandaşının santimetrekaresinin ortağı bulunduğu bu yerler talan
edilir, yağmalanır.
Örneğin, dünya şehri tarihi İstanbul Boğazları, sahil şeritleri, yeşil alanlar, tarihi ormanlar, parklar, Çamlıca Belgesi, Maslak, Zincirlikuyu, Boğaz Köprü çevreleri, İstanbul’a su
temin eden oksijen kaynağı Istranca Dağları
katledilerek yandaşlara peşkeş çekildi. Ve de
kim bu işle ilgili ise köşeyi döndü, bu en güzel
tabiat köşeleri yabancılara özellikle Körfez
ülkelerine hediye dağıtır gibi satıldı. Yazıktır,
günahtır, bu güzel memleketimize, güzel
insanlarımıza da ihanettir.
Bu büyük utanç verici yağmalamaya somut iki
ilgili söyleşi ve bazı çok bilmişlerin atıp tutmaları çerçevesinde milletimizin Çanakkale’de
kurulan üniter devletlik temeli sarsılmaya
başlamış durumdadır. Çünkü
ülkemizde sizlerin de bildiği gibi son zamanlarda büyük bir kimlik sorunu yaşanmakta,
istikamet karanlığa doğru yürümektedir.
Çanakkale ve diğer cephelerde omuz omuza
hiçbir etnik ayrım yapmaksızın, Türk, Kürt,
Laz, Çerkez, Ermeni ve Rum’u canları pahasına birlikte kazandıkları ve ulusumuza
bağışladıkları bu zaferler hepimizin müşterek
kıvancı ve müşterek şerefidir. Kimsenin bu birlik beraberliği bozmak adına adım atmaması
gerekmektedir. Bu ayrışımın neden olduğunu
inanınız anlamakta zorluk çekiyorum.
Ülkeyi yöneten iktidar ve muhalefeti temsil
eden siyasilerimizin parlak nutuklar yerine
bütün bu olanları ve olacakları çok açık bir
şekilde görmeleri gerekmiyor mu? Onları
sadece milli çıkarlar çerçevesinde toplamak,
insanları birleştirmek ve yüzbinlerin canı ve
kanlarıyla kazanılan bu ulusal zaferi korumak, yaşatmak adına makul düzeyli
demokratik ve yurtsever olmaları gerekmiyor
mu? Neyi paylaşamıyoruz?
Çanakkale’yi ve diğer cephe zaferlerini
SEÇİM ÇALIŞMALARI
Yarım asra yakın süreç içinde bulunduğum,
ilgi duyduğum ve şimdiye kadar hiçbir kişisel
çıkar adına hareket etmediğim, aksine sırf
cumhuriyet, demokrasi ve Atatürk ilkeleri
doğrultusunda halen devam ettiğim siyaset
arenasında böyle bir manzara görmedim.
CHP içinde devrim kabul edilebilecek
“önseçim” isabetli bir ilktir, doğrudur,
kutluyorum.
Bu arada aday adaylarının da bu doğrultuda çalışmaları partiye biraz katkı yapmış,
harekete geçirmiştir. Ancak önseçim sistemi
içinde seçmenlerin adaylara aynı hakkı
tanıyabilmek, ona göre kendilerine görev
vermek bu sistemde mümkün değildir.
Dolayısıyla biz seçmenler başka bir ilçede
çok değerli aday adaylarına da haksızlık
etmiş onlara oy vermemiş olmaktayız. Oysa
günümüzde meclise en değerli genç, bayan
ve büyük meziyetlere sahip insanları sokmak
zorundayız. O nedenle siyasi partilerin bu
konuyu gözden geçirmelerini dilerken, tüm
adaylara yeniden başarılar, sizlere de esenlikler diliyorum.
13
ADD İstanbul Cumhuriyet Korosu’ndan
MUHTEŞEM TÜRK MÜZİĞİ KONSERİ
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) İstanbul
Cumhuriyet Korosu, muhteşem bir Suzidil-Türk
Müziği Konseri verdi.
Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen
konserin başında Koro’nun Sanat Danışmanı
Kadriye Şahin, bir açılış konuşması yaptı.
Şahin, dinleyicilere güzel bir konser vereceklerini
ifade ederek, “Çalışmalarına aralıksız devam eden
koromuz Türk Müziği’nin en seçkin eserlerini icra
edecek. Bugün
burada toplanan
Türk Müziği sevenler güzel bir
konser dinleyecekler. Bize her zaman
destek olan
Bakırköy’ün
Ağabeyi Selçuk
Kurt ve diğer
destekçilerimize de
huzurlarınızda çok
teşekkür ederim.
Umarım konserimizi beğenirsiniz.
Tüm
konuklarımızın
güzel bir müzik
ziyafeti
yaşamalarını diliyor ve
katılımlarınızdan
dolayı çok teşekkür
ediyorum.” dedi.
Şahin’in açılış
konuşmasının
ardından konsere
geçildi. Konserin
ilk bölümünde Şef
Hüseyin Sert yöne-
timindeki koro, Suzidil makamında eserlerden
oluşan Suzidil faslını icra etti.
Konserin ikinci bölümüne geçilmeden önce ise
Türk Müziği’ne uzun yıllar hizmet eden Selçuk Kurt
sahneye çıkarak bir konuşma yaptı. Kurt
konuşmasında öncelikle 18 Mart Çanakkale
Zaferi’ni anarak, gerek siyasi gerekse askeri neticeleri ile ilgili bilgiler verdi. Konuşmasında
Atatürk’ün bu savaşlardaki başarılarının gelecekte
ulusun kurtuluşuna da katkıda bulunduğunu anlatan Kurt, “Bazı televizyon kanalarında bu savaşlar
anlatılırken her nasılsa Mustafa Kemal Atatürk’ün
isminden ve onun başarılarından hiç bahsedilmiyor oysa o devrin İngiliz Donanmalar Bakanı Winston Curcil’in “Çanakkale Savaşları Mustafa
Kemal’siz anlatılamaz, çünkü her anında o vardı”
sözünü hatırlatmak isterim. Bugün cumhuriyetin
kuruluşundan bu zamana kadar olan 10 mislini
çok kısa dönemde
yaptık diye övünenlere de şunu söylemek isterim. Sizlere
1919 Türkiye’sini
verelim ve ondan
bir ulus devlet
yaratın. İşte o
zaman övgüye hak
kazanırsınız” diye
konuştu.
Kurt ayrıca,
Atatürkçü Düşünce
Derneği’nin bu
korosunu ayakta
tutan büyük
fedekarlıklar yapan
Sanat Danışmanı
Kadriye Şahin’i de
kutladı.
Konserin ikinci
bölümünde ise
Atatürk’ün sevdiği
şarkılar ve türküler
seslendirildi.
Konser sonunda
salonda bulunan
dinleyiciler koroyu
uzun süre
alkışladılar.
Bakırköy Adalet Anaokulu’nda okuyan
MİNİKLERİN İLKOKUL HEYECANI
Bakırköy Adalet Anaokulu beş-altı yaş çocukları
ilkokula geçiş projesi kapsamında Şenlikköy
İlkokulu’nda bir dizi okula hazırlık etkinliğine
katıldı.
Çocukların ilkokula geçişlerini
yumuşak bir şekilde yapmalarını
sağlamak için bölgedeki ilkokul
okullarıyla entegre eğitim
çalışmaları ve belirlenen okullarla
ortaklaşa çalışmalar yapmak
amacıyla yürütülen projede
miniklerin heyecanı gözlerinden
okunuyordu.
Uygulanan proje kapsamında;
Adalet Anaokulu çocukları, sınıf
ortamında çizgi çalışmaları
yaptılar, teneffüste oyunlar
oynadılar, okul yemekhanesinde
yemek yediler. Şenlikköy İlkokul
öğrencileri kardeşlerine çizgi
çalışmalarında yardım
ederken, Adalet
Anaokulu çocukları da
büyük abi ve
ablalarına şarkı ve
oyun öğrettiler.
Şenlikköy İlkokulu ile
başlayan ilkokula geçiş
projesi, her iki okulun
da çocukları eğitim
dolu bir gün geçirdiler.
Yaklaşık on hafta
sürecek proje
kapsamında yedi
ilkokul ziyaret edilerek,
çocuklar ilkokula geçiş sürecine, ilkokul ortamları
ve ilkokul öğretmenleri ile hazırlanacaklar.
Kaymakamlık ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü onayı
alınarak yapılan projede; Şenlikköy İlkokulu,
Muhittin Üstündağ
İlkokulu, Halil Vedat
Fıratlı İlkokulu, Medeni
Berk İlkokulu, Mimar
Sinan İlkokulu, Hamdi
Akverdi ilkokulu ve
Zeynep Bedia Kılıçlıoğlu
İlkokulu projeye ev
sahipliği yapacaklar.
Projede anaokulu
çocukları her hafta farklı
bir ilkokula giderek
değişik ilkokul ortamları
tanıyacak ve ilkokula öğretmenleri rehberliğinde
okuma yazmaya hazırlık çalışmaları yapacaklar.
Adalet Anaokulu Müdürü Arzu Arslan da proje ile
ilgili gazetemize yaptığı açıklamada, “Bu
çocuklarımız maalesef hayata 1-0
yenik başlıyorlar. Eğitimde,
sağlıkta, sosyal hayatta her
zaman bu çocuklarımıza destek
olmalıyız. Ve olmaya devam
etmeliyiz. Biliyorsunuz, bu
çocuklarımız Bakırköy Kadın
Kapalı Cezaevi'nde kalan
mahkumların çocukları. Bu
çocuklarımıza anaokulu eğitimi
veriyoruz. Anaokulu eğitimi
tamamlanacak olan çocuklarımızı
ilkokula şimdiden alıştırmak için
böyle bir proje hazırladık ve hayata geçirdik. Çok da başarılı
şekilde devam ediyor. Projeye
emeği geçenlere, destek
verenlere çok teşekkür
ediyorum. Ayrıca bizleri
okullarında ağırlayarak
hizmetlerde bulunan
okulların tüm yönetici
ve çalışan kadrolarına
da şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Arslan, ayrıca Adalet
Anaokulu’nda bir çok
etkinlik yaparak,
çocukları hayata
hazırladıklarını da
söyledi.
14
Saygıdeğer Bakırköylüler, değerli okurlar,
Anlaşılan o ki önceki yazmış olduğum
yazılarımdan sayın Belediye Başkanı ve
yöneticileri fazla rahatsız olmamış fakat
rahatsız olan bazı kraldan çok kralcılar var.
Tahmin ediyorum ki Sayın Başkan ve
yöneticiler yazılanlarda haklılık var diye
rahatsız olmamışlar.
Peki ya kralcılar bize yazılarında
Büyükşehir Belediyesi’nin yaptıklarını
hükümetimiz döneminde yapılanları yazıp
bunun üstünden yinede yalan yanlış çamur
atıyor. Tabii ki yapacaksınız diyorlar, duble
yolları, Hızlı Trenleri, Marmara’yı,
Havalimanını bunları da söylüyor. Kralcı
arkadaş ben de gülüyorum hah hah hah...
Kralcı kardeş bak biz anlarız da sen
anlamıyorsun biz bu millete hizmet etmeyi
kendimize borç bildik tabi ki biz yapacağız
fakat sizin anlamadığınız, biz size soruyoruz
siz 10 yıl Bakırköy Belediyesi’nde ne
yaptınız? Hadi biz bunları yaptık size
beğendiremedik ya siz? Ne yaptınız?
Sizin yaptığınızı ben söyleyeyim isterseniz;
1. İBB’ye gittik bize yaptırmadılar.
2. İBB’ye gittik bize yaptırmadılar.
3. İBB’ye gittik bize yaptırmadılar.
4. İBB’ye gittik bize yaptırmadılar.
5. İBB’ye gittik bize yaptırmadılar.
6. Hükümete söyledik yaptırmadılar.
7. Hükümete söyledik yaptırmadılar.
8. Hükümete söyledik yaptırmadılar.
9. Hükümete söyledik yaptırmadılar.
10. Hükümete söyledik yaptırmadılar.
İşte siz koca 10 yıl sadece algı operasyonu yapıp algı yaratıp vatandaşı yanılttınız
yaptıgınız bir iki icraat var, hakkınızı
yemeyelim Sayın Ahmet Bahadırlı döneminde biten, açılışı yapılan Atatürk Yaşam
Köyü’nü Genel Başkanınıza tekrar
açtırdınız, Genel Başkanınıza Avcılar’da bir
taksi durağı açtırdınız, bol bol kaldırım taşı
değiştirdiniz parasını misli, misli vatandaşa
ödettirdiniz. Sayın başkan da sizi örnek
almış olmalı ki geçenlerde sizin döneminizde açılan Kadın Danışma Evi’nin yerini
değiştirip Özgecan Kadın Danışma Evi’ni
yeni bir proje gibi tekrar açılışını yaptı.
Yardım sandığını parka taşıdı, yakında
buranın da açılışı yapılır. Ohh siz müdürlüklerin ismini, yerini değiştirdikçe açılış
yaparsınız. Yer değiştiriyorsunuz fakat
ezbere ve acele ile... Şimdi yeni taşınan
Kadın Danışma Evi’ne engelli bir bayan
nasıl girer onu da siz düşünün.
Kralcı bey yazında yazdığın şu satırı da
kınamadan geçemeyeceğim Tarihi Maraş
Dondurmacısı kılıklı fesli biri diye yazdığın
insanlarımız eski İstanbul beyefendisi ve
bizim atalarımız hatırlatırım sana. Ulu
Önder Mustafa Kemal Atatürk bile fes
takardı. Evet biz Osmanlı ecdadımızla, başı
örtülü nene hatunlarımızla, Çanakkale’de
başında fesiyle şehit düşmüş atalarımızla
Mustafa Kemal Atatürk ile her zaman gurur
duyduk, gurur duyuyoruz, hepsinin mekanı
cennet olsun.
Bak değerli dostum; senin Eyüp’teki
ataların da fesliydi biz onlarla da gurur
duyuyoruz. Ve senin rahatça temiz
havasıyla seçim çalışması yaptığın
Eyüp’ün kenarındaki Haliç’in balçığının,
kokusunun değişmesiyle de gurur duyuyoruz lakin biz olmasaydık sen Haliç’in
kokusundan seçim çalışması yapamazdın.
Değerli okurlar; bu arkadaşlara söyleyecek tek bir sözüm var onu da atalarımız
söylemiş ‘’Abdal ata binince bey oldum
sanır, şalgam aşa girince yağ oldum
sanır.”
Bizim ülkemize yaptıklarımızı; seçimlerde
MUHALEFET GÖZÜYLE
olarak bu mümkün gözükkitapçık halinde parti
memektedir. Benim de
teşkilatımdaki arkadaşlarım
yıllardan bu yana ikamet
dağıtacaklar, benim
etmekte olduğum
buraya yazmam herBakırköyümüz’ün mevhalde bir on sayılık yer
cut imar durumu
tutar diye
Konut+Ticaret Alanı
düşünüyorum, fakat
şeklindedir. Bu
sizin on yılda
mevcut imar duruyaptıklarınızı biraz
munda sadece
yazdım bir sonraki
konuta dönüşecektir.
sayıda biraz daha
Böyle bir devasa
yazarım, toplamı iki
siteye dönüşmesi
satıra sığar.
halinde buralarda
Gelelim şimdi
esnafın ve küçük
Bakırköyümüz’ün Kentsel
sanatkarların yeri
Dönüşüm fiyaskosuna...
olmayacaktır. Korkarım
Bakın dostlar hani bir
Mimarlar Odası diye dilMehmet Emin ERTEKİN ki siz bir ciklet almak
için bile AVM‘lere gitlerinden düşürmedikleri
mek zorunda
oda var ya her
kalacaksınız.
fırsatta
Halkalı toplu
methiyeler
konut böldüzdükleri
gesinden
oda...
vereceğimiz örnek; kat yüksekliği 20 m.,
işte bu odanın Genel Sekreteri Yüksek
Mimar Ali Hacıalioğlu’nun, 05.03.2015 tar- emsal= 1.6, arsa alanı 19,300 m², 2300
konutluk, bloklar arası 9-10 m, ortasında
ihinde Hürriyet Gazetesi’nde Ali Dağlar ile
havuzu olan bir site. Site aidatları 2+1
röportajında Bakırköy Belediyesi’nin
odalı konut için 550 TL civarındadır yani
Başkan ve yöneticilerine RANT
bulunduğunuz binada 50-100 TL ortak
PEŞİNDESİNİZ diye bir röportajı var,
gider aidatı ödüyorsanız bu en az 5 ila 10
bilmem okudunuz mu? Birde aynı oda
katına çıkacağı anlamına geliyor.
yöneticileri 22.03.2015 günü Kentsel
Tren yolu altı emsal=3.0, % 30 imar artışı
Dönüşüm ile ilgili Cem Karaca Kültür
verildiğini varsayalım bu emsalin 5.2’ye
Merkezi’nde bir konferans düzenlemişler
çıkması demektir. Tren yolu üstü yani Karhalktan da bayağı bir rağbet varmış. Sayın
taltepe ve Zuhuratbaba için emsal=4.0
oda yöneticileri önceki sayılarda benim
olup bu da % 30 imar artışıyla 4.0‘a
yazdıklarımı haklı kılarcasına bu işin neden
çıkacak demektir. Bu artışlar inşaatın
olamayacağını ve bu belediyenin ne yapmaliyetini yükleniciye yükletmeyi düşünüp
mak istediğini vatandaşlarımıza açıklamış
cebinden 5 kuruş dahi çıkmadan sıfır konut
ve soruları yanıtlamışlar. Şimdi müsaade
yapmayı düşünenlere maliyetin
ederseniz ben size bu konferansta söylekarşılamayacağını ispatlamaktadır.
nenlerin bir bölümünü yazmak isterim ki
1,000 m² arsamız olsun % 30 iskan
yapılmak istenin ne olduğu kendi
alanında ve emsalde 4.0 olsun.
yandaşlarının dilinden bilinsin.
300×4=1200 m² demektir. 5 kata
İmar artışı için bu konuda Çevre ve
böldüğümüzde 240 m² demektir. Ortak
Şehircilik Bakanlığı tarafından
yetkilendirilmiş firmalara arsa sahibi olarak alanları düştüğünüzde 200 m²’ye
düşecektir. Bu da her katta 2 adet 100
yetki vereceksiniz. 6306/13. Maddesi’ne
m²’den 10 daire demektir. Verilecek %30
göre yetkilendirilmiş bu firmalardan biri
imar artışı 300×5.2=1560m²/6 =260m²
arsa değer tespitine gelecek. Sonra
Belediye yeni imar planları yapacak, benim net 105m² 2 daire demektir. 2 dairenin
almış olduğum duyumlara göre % 32 nüfus ederinin 5,000 TL/m²’den 500,000 TLx 2
artışı senaryosuna göre hazırlanmış olduğu =1,000,000 TL olduğunu düşünelim. Yükleniciye inşaat maliyeti harçlar hariç 1,500
şeklindedir.
TL/m²’den x 1,560 m²=2,340,000 TL yani
Ardından gelen aşama, yüklenicilerin
müteahhit 1,340,000 TL zarar etmektedir.
maket üzerinden yapacağı satış şeklinde
İşte bu fark apartman sakinlerinin cebinden
olacaktır. Konutunuzun bulunmuş olduğu
daha önce belirlenmiş arsa değer tespiti ile çıkacaktır. Yani yukarıda söylemiş
olduğumuz üzere daire başına 100-150,000
yeni yapılacak inşaat maliyetinin
TL maliyetleri karşılamadan kim aksini
arasındaki farkı siz ödemekle yükümsöylerse yalan söylemiş olacaktır.
lüsünüz.
Bakırköy Belediyesi’nin hazırlayıp 2015
Bugün için inşaat cari fiyatları m² başına
şubat ayında Çevre ve Şehircilik
1000-1500 TL/m² civarındadır. Ancak siz
Bakanlığı’na göndermiş olduğu Kentsel
Kentsel Dönüşüm için karar aldığınızda bu
Dönüşüm planında bahse konu 8,000 adet
fiyatın en az birkaç misli bedeli ödemekle
binanın % 73 oranının çürük olduğu savına
karşılaşacaksınız.
dayanmaktadır. Bu raporlar 1999 depreBilimin ışığında akılcı bakış açısıyla
minden sonra yani 2000 yılında inşaat
bakıldığında Bakırköy Belediyesi’nin
mühendisliği öğrencilerine hazırlattırılan
göndermiş olduğu Kentsel Dönüşüm‘ün
binanın dış görünümüne bakarak hızlı taracebinizden tek kuruş çıkmadan yapılacağı
ma yöntemiyle yapılmış olduğu
kişi başına yeşil alan miktarı, yol ve ana
incelemelere dayanmaktadır. Size şimdi
arterlerin ve sosyal donatı alanlarının arsa
sormak isterim; geçmiş olan 15 yılda
üretmeden arttırılacağı gerçeklerle
belediye, 300 adet yüksek riskli, riskli
örtüşmemektedir.
binalar için ne yapmıştır? Son 15 yılda bu
Kentsel Dönüşüm planlarında sözkonusu
binalardan ancak 1,500 adedi son deprem
358 Ha (3,580,000 m²) alanda yeralan 7
yönetmeliğine göre yenilenmiştir. Geriye
mahalle %32 nüfus artışı projeksiyonuyla
yenilenmeyi bekleyen 6,500 adet bina
Kentsel Dönüşüm planının hazırlanmış
kalmıştır. Başka bir iyi haber de daha
olduğu söylenmektedir. 1100 imar adası
önceki kanunda bina yenilenmiş olsa dahi
130‘a düşürülmektedir. Matematiksel
KRALCI KARDEŞ
Kral’dan çok Kralcı
bölge veya ada için Kentsel Dönüşüm
kararı alındığında o yenilenmiş bina bile
yıkılmaktan kurtulamıyordu. İşte AYM bu
kanun maddesini iptal etmiştir.
Şimdi Bakırköy Belediyesi’nin yapmış
olduğu hesabın akılcı olmadığını size
ispatlayalım:
Bildiğiniz gibi sözkonusu 7 mahallede 358
Ha Kentsel Dönüşüm alanımız mevcut.
Yeni imar yasasına göre kamu ve hazine
binaları için asgari % 15; yola ve otoparklara en az % 15; sağlık ibadet eğitim
alanları için en az % 10 ayırmanızı şart
koşmaktadır. Geriye % 60 yani 215 Ha
kalmaktadır. Kişi başı yeşil alanı 0.9
m²’den 12 m²’ye çıkaracağı
iddiasındasınız. Bu da en az 200,000
kişiden 2,400,000 m² yani 240 Ha demektir. Yani en az 25 Ha borçlu çıkıyorsunuz
açık veriyorsunuz. Pratik olarak mümkün
değil.
Değerli okurlar, Mimarlar Odası’nın
konferansından bir alıntıyı yazdım. Yazıda
kesinlikle benim bir söylemim yoktur,
değerlendirmesini vatandaşlarımız
yaparlar.
Şimdi gelelim bir başka fiyaskoya değerli
okurlarımız İBB’nin Chp’li birkaç meclis
üyesi geçenlerde Çevre ve Şehircilik eski
Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında
Koşuyolu’nda kendi şirketine ait bir araziyi,
Kentsel Dönüşüm kapsamına alıp devleti
zarara uğrattı diye Anadolu Adalet
Sarayı’na suç duyurusunda bulunmuşlar.
Bu konu da yine Hürriyet Gazetesi’nin
10.03.2015 günkü Fatma Aksu
hanımefendinin köşe yazısına konu olmuş.
Peki ağalar paşalar, hey sen kralcı kardeş
NEF ve SELENIUM projelerini ne
yapacaksınız? Biz aynı şeyleri söylemedik
mi? Sizin Belediye Başkanınız başka bir
devlette mi başkanlık yapıyor? Bu yasalar
size işlemiyor mu? Yoksa siz bu suçları
işlerken bizlerin susması mı lazım? Neden
siz suç işlendiğini bildiğiniz konuları
Belediye Başkanınız’a anlatmıyorsunuz?
Nef ve Selenium projelerinde devlete kazık
atılmadı mı, devlete ödenecek paralar
kimin cebine girdi, devlete ödeneceğine
başka yerlere mi ödendi; vergiler? Fakat siz
de haklısınız bizim sizin gibi gazete
köşelerine çıkıp adliyeye gidecek,
Bakırköy’e sahip çıkacak ne STK yöneticilerimiz ne de siyaset yapan şanlı
dostlarımız var. Olan garip yetimimize ve
vatandaşımıza oluyor. Her kim bu işlerden
çıkar sağlayıp devleti zarara uğratıyorsa
yargılanmalı ve yargı da bu konuya el atıp
incelemelidir. Koşuyolu’nda yapılana suç
diyenler Bakırköy’de yapılana da suç
demelidir.
Saygıdeğer okurlar, değerli Bakırköylüler
size bir müjde verip bir de kutlamam var,
kimi mi? Sayın Belediye Başkanımızı...
Neden mi? Çünkü magazinciler.com diye
bir site Sayın Başkanı en başarılı Belediye
Başkanı seçmiş, kendisini kutluyorum.
Kralcı kardeş hemen sevinme icraatlarıyla
seçilmemiş başkan bu arkadaşlara sponsor
olan tek belediye Bakırköy Belediyesi ve
Belediye Başkanı da en başarılı başkan...
Yazıklar olsun, gülüyorsun değil mi kralcı
kardeş? Yetimin, fakir fukaranın,
Bakırköylü’nün parasıyla sponsorluk yapıp,
paralarını har vurup harman savuracak
kendinizi başarılı ilan edeceksiniz, eh size
de bu yakışır...
Değerli okurlar tüm çocuklarımızın 23
Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramı’nı kutlar, sizlere sağlık, mutluluk
dolu günler dilerim.
15
Basınköy Karaağaç ve Çınar Sokak sakinlerinin tepkileri sonuç verdi.
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GERİ ADIM ATTI
Basınköy E-5 kenarında başlatılan yol genişletme
çalışmalarından zarar göreceklerini aynı zamanda da onlarca ağacın katledileceğini savunan
istemediği çalışmaların yapılmayacağını ve
zarara uğrayan vatandaşların da tüm zararlarının
Büyükşehir tarafından karşılanacağını söyledi.
ZÜLKANÝ SÝRMEN
ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ
Çanakkale Zaferi’nin 100.
Yıldönümü’nde şehitlerimizin ruhu şad
olsun.
Bu topraklarda kadınları ile çocukları ile
savaşın en şiddetli anlarında bile
topraklarını savundular ve Çanakkale
geçilmez dediler.
Ve canlarını seve seve verdiler. Bu
topraklara basarken çok iyi düşünmek
gerekir.
Çanakkale Belediyesi’nin 100. Yıl
anısına düzenlediği törenler harikulade
idi.
Çanakkale Belediyesi’ni bu örnek
davranışından dolayı tebrik ediyoruz.
Çanakkale halkının burada yaşamanın
ve burayı yönetmenin anlamını herhalde
kendileri çok iyi bilirler diye
düşünüyorum.
Seçimler yaklaştıkça AKP içinde kazan
kaynamaya başladı bile. yıllardır su
yüzüne çıkmayan gerçekler artık su
yüzüne çıktı. Ankara’nın parsel parsel
satıldığı deklare edildi. Peki İstanbul’da
satılacak yer var mı? diye soruyoruz
Büyükşehir Belediyesi’ne. Kendi içlerinde
birbirlerinin hırsızlıklarını anlatmaya
başladılar.
Eee menfaat dünyası bu, daha önce bazı
bakanlarının çocukları ve yandaşlarının
evlerinde tomarlarca dolar, ayakkabı
kutularında eurolar ve paralar hesaptaki
paraları sıfırlayın sözleri kulağımızdan
hiç çıkmadı. Bu ülke ne hale geldi oturup
düşünmemiz gerekiyor. Seçimler bu
ülkenin son kaderi. Ya kaderine razı
olacaksın ya da oturup kara kara
düşüneceksin. Kararını ona göre ver,
sandığa iradeni ona göre yansıt.
İnsanları yıpratan yıllar değildir,
erişemediği arzularıdır…
CHP içindeki bütünlülük ve ön seçim
kararı çok doğru bir karardır.
Aday adaylarının titizlikle seçilmesinin,
partiye + 3 puan getireceğine eminim.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkabakan
olduğu taktirde emeklilere verdiği sözü
de destekliyoruz ve onun arkasındayız.
Büyük ustamız edebiyatçı Yaşar Kemal’i
saygıyla uğurladık, ailesine, yakınlarına
baş sağlığı diliyoruz…
Bakırköy eski Kaymakamı Kadri Öner ile
ilgili bir hatırası var ustamızın...
Kadri abiyi çok sever, onu görmeden
veyahut telefon etmeden duramazdı.
Büyük ustanın bir dileği vardı ki Kadri
Öner’i Milletvekili veya Belediye Başkanı
olarak görmek ve bir gün gelecek o da
olacak derdi…
Ömrü vefa etmedi ama Kaymakam Kadri
Öner bey bir gün gelecek Milletvekili de
olacak, belediye bünyesinde de görev
alacak…
Her şey gönlünüzce olsun…
Karaağaç ve Çınar Sokak sakinlerinin
çabaları sonuç verdi ve Büyükşehir
Belediyesi yetkilileri yol genişletme
çalışmasının mahalle sakinlerinin
istekleri doğrultusunda yapılacağını
söylediler.
Basınköy’de E-5’e bağlantısı olan
Karaağaç ve Çınar Sokak’ta yapılacak
yol genişletme çalışmasından olumsuz etkileneceklerini ve trafiğin çekilmez hale geleceğini savunan
mahalle sakinleri, yol çalışmasının
yapıldığı alanda bir protesto
yürüyüşü yaptılar. Protesto
yürüyüşüne Bakırköy’deki bazı sivil
toplum örgütleri ve siyasi parti temsil-
cileri de katıldı. Mahalle sakinleri yürüyüş
sırasında yaptıkları açıklamalarda, yapılan projenin Koru Florya Evleri ve Koru Florya AVM’ye
giriş çıkışların rahatlatılması için yapılmak
istendiğini savunarak, “Koru Florya Evleri rahat
edecek diye bizim rahatımızı bozmaya hakları
yok. Bu yol genişlemesi bizim istediğimiz şekilde
olmaz ise, E-5’in bütün yoğunluğu Basınköy’ün
içine girecek ve bizler mağdur olacağız. Aynı
zamanda burada onlarca ağaç da katledilecek.”
dediler.
Mahalle sakinlerinin protestolarını dikkate alan
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire
Başkanı Adil Karaismailoğlu, vatandaşlarla
Basınköy Muhtarlığı’nda bir araya gelerek, yol
genişletme çalışmasının projelerini vatandaşlara
gösterdi. Vatandaşların karşı çıktığı konuları tek
tek not alan Karaismailoğlu, vatandaşların
Konu ile ilgili görüşlerini aldığımız Florya Atatürk
Ormanı’nı Koruma ve Güzelleştirme Derneği
(FLODER) Başkanı Taner Dayı, “Buradaki konu E5’teki yolun genişlenmesi. Bu yol genişlemesi
yapılırken Basınköy’deki evlerin, ağaçların
olduğu bölümün bir kısmının yola gitmesiydi. Ve
7-8 ağacın kesilmesiydi. Şimdi kesmeyecekler,
taşıyacaklar. Oradan bir evin de 100 metrekaresi
yola gidecek ve onu da Büyükşehir istimlak
ederek parasını vatandaşa ödeyecek. Koru Florya
AVM’ye giden yan yolda iptal edilecek ve kesinlikle kullanılmayacak. İnsanlarımızın talebi Koru
Florya’ya giden yan yolun kesinlikle kullanıma
kapatılması ve bu sayede trafiğin rahatlamasıydı.
Oda kabul edildi.” dedi.
Toplantı sonunda Büyükşehir Belediyesi yetkilileri
ile mahalle sakinleri anlaşma sağladılar ve hep
( Yavuz ARPACIK )
birlikte fotoğraf çektirdiler.
16
Ferzan ÖZER
Selanikli Bir Yetim Çocuk ...
Çok küçük yaşta yetim
kalmıştı…
Üstelik çok yoksuldu…
Okudu, vatanını sevmeyi
öğrendi… Ve onun için
gerekirse can vermeyi…
Dünyayı anlamaya gayret
etti… Tek sevdası olan
halkının gücüne inandı…
Halkının o günlerdeki
sefaletten kurtulabilecek
gücüne çok güvendi…
Halkı ve vatanı için “… hiç
kimseden hiçbir şey beklemeksizin bir şarkı söyler
gibi ölebilirdi…”
Yılmadan savaştı, mücadele
etti… Anlattı…
Savaşırken bile gücünü sultanlardan,
şeyhlerden, ağalardan değil halkından aldığını göstermek için;
imzasını hep “Heyet-i Temsiliye Namına…” attı.
Kazandı…
Bu coğrafyanın binlerce yıllık zift karanlığından çekti çıkardı
ülkesini…
Ve bir daha ortadoğunun o kapkara bataklığına girmesin diye
ülkesi; çağının çok ilerisinde bir devlet kurdu…
Türk, Kürt, Arnavut, Boşnak, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni demedi…
“Yurttaşlarım” dedi…
Onun kurduğu devlette hiç kimse “kul” değildi… Yurttaştı…
O kadar ki…
Isparta İslamköy’den çıkan bir köylü çocuğu,
Ya da Kayserili bir tornacının oğlu,
Veya, Rizeli bir denizcinin, Kasımpaşa’da doğan oğlu,
Bu ülkenin okullarında okudular…
Yükseldiler…
Bakan, Başbakan ve hatta Cumhurbaşkanı oldular…
Ve onlar gibi binlercesi… Hiç kimsenin hiçbir imtiyazı
olmadan…
Tam da onun istediği gibi…
Sırf bunun için bile bunların, her gün beş vakit kıldıklarını
söyledikleri namazlarında bu insana bir “Fatiha” okumak yerine, onun kurduğu cumhuriyeti yıpratmaya çalıştıklarını söylemeye dilim varmıyor…
Bunların hepsi geçecek elbette…
Geleceksiniz Mustafa Kemal’in sözüne, öngörüsüne, vizyonuna…
Nasıl mı geleceksiniz?
Döneceksiniz, çabalayacaksınız, çabalayacaksınız,
döneceksiniz… Yine geleceksiniz…
Radyoda bir Rumeli türküsü çalıyor:
“Vardar Ovası, Vardar Ovası…”
Gözlerim dolu dolu…
Selanikli o yetim çocuğu düşünüyorum…
Dünyayı yerinden oynatan o yetim çocuğu…
Öldüğünde elliyedi yaşındaydı…
…Ve o kadar yalnızdı ki…
Bakırköylüler Belediye’ye tepkili
“BAKIRKÖY’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM GERÇEĞİ”
Bakırköy’ün gündeminde ilk sırayı oluşturan Kentsel
Dönüşüm ile ilgili Mimarlar Odası Trakya
Büyükkent Bölge Temsilciliği, “Bakırköy’de Kentsel
Dönüşüm Gerçeği” adı altında bir panel düzenledi.
Yenimahalle’de bulunan Cem Karaca Kültür
Merkezi’nde gerçekleştirilen panele
Bakırköylüler yoğun ilgi gösterdi.
Vatandaşlar salonu tıka basa doldururken, onlarca vatandaş da salonun
dışına kurulan ses sistemi ile paneli
dinledi. Bu arada panele hiçbir
belediye yetkilisi katılmazken, sadece
CHP Bakırköy Belediye Meclis Üyesi
İsmail Taş bir süre paneli izleyerek,
salondan ayrıldı.
Mimarlar Odası Trakya Büyükkent Bölge
Temsilciliği Başkanı Mürsel Selçuk ve Mimarlar
Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu’nun konuşmacı
olarak katıldığı panelde, Mimarlar Odası
İstanbul Büyükkent Şube Yönetim Kurulu
Sekreteri Ali Hacıalioğlu, Yıldız Teknik
Üniversitesi Öğretim Görevlisi, İnşaat
Mühendisi Doç. Dr. Ali Koçak, Şehir
Planları Odası İst. Şb. Yk. Üyesi Nuray
Çolak ve İmar Hukukçusu Avukat Can
Atalay panelist olarak katıldı.
Mimarlar Odası Trakya Büyükkent Bölge
Temsilciliği Başkanı Mürsel Selçuk, Yönetim Kurulu adına yaptığı konuşmada
Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nu
konuşmacılar arasına davet ettiklerini ancak olumlu
ya da olumsuz bir
cevap
alamadıklarını
ifade etti. Kentsel
Dönüşüm ile ilgili
karşılıklı bir
paylaşımlarının
olmadığını belirten Mürsel, duyumlarla hareket edebildiklerini, belediyenin Bakırköy halkının yüzde
70’inin yaşadığı 7 mahallede yapacağı dönüşüme
dair kanun kapsamında çalışmalara başladığını
fakat, konu hakkında net bilgileri olmadığından
dolayı bu güne kadar bir açıklama yapmadıklarını
söyledi.
Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu “Kenti
yöneten kişileri protesto etmek için burada değiliz.
Yanlışların durdurulması için ve doğru şeylerin
yapılması için biraradayız” diyerek Bakırköylü yerel
yöneticileri ve merkezi yönetimi, Bakırköy’le ilgili
alacağı kararlarda duyarlı olmaya davet ederek,
yalana, dolana, diktatörlüğe her zaman olduğu gibi,
bugün de direnmeye devam edeceklerini söyledi.
“BAKIRKÖY’DE NE OLACAĞINI BİLMİYORUZ”
Kentsel Dönüşümle ilgili konuşulan söylemler ne
anlama geliyor? Yasa ne diyor? Vaadlerde
bulunmanın
yasal
dayanağı var
mıdır? gibi
sorulara
cevap vermek
üzere bir
araya geldiklerini ifade
eden Mimarlar Odası
İstanbul
Büyükkent
Şube Yönetim
Kurulu
Sekreteri Ali Hacıalioğlu, sözü Şehir Plancıları
Odası İst. Şb. Yk. Üyesi Nuray Çolak’a verdi. Çolak,
Bakırköy’ün İstanbul’un diğer ilçelerine nazaran,
yeşil alan, sosyal donatı alanları, otopark,
yoğunluk, spor alanları, sahile ulaşım imkanlarıyla
daha şanlı bir ilçe olduğunu fakat Bakırköy’de ne
olacağını bilmediklerini, ellerinde bir belge ve plan
olmadığını belirtti.
“NEDEN YEŞİLKÖY DEĞİL? PEKİ BU
DEPREM ODAKLI BİR DÖNÜŞÜM MÜDÜR?
80 yılından beri depremle ilgili konutlarla
ilgilendiğini belirterek açıklamalarına başlayan Yıldız
Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi, İnşaat
Mühendisi Doç. Dr. Ali Koçak da, Bakırköy’de
deprem odaklı dönüşüm yapılacaksa Yeşiköy,
Yeşilyurt, Florya’da da 99 yılı depreminde hasarın
az olmadığını, Yeşilköy’ün ise daha fazla hasar
gördüğünü belirterek “Neden Yeşilköy değil. Peki
bu deprem odaklı bir dönüşümüdür?” diye
sordu.
“BAKIRKÖY BİRLİKTE HAREKET
ETMELİ”
İmar Hukukçusu Avukat Can Atalay
da, “Bakırköy, apartmanca, mahallece
birlikte hareket edemezse tıpkı Fikirtepe’deki gibi çantacı müteahhitlerin cirit
attığı bir alan haline gelir” diyen Atalay,
“6306 sayılı yasa çok karışıktır. Ben
dahil kimsenin sözlerine itibar etmeyin
çünkü çok ağır bir durumla karşı karşıyasınız.
Çok büyük rantlar elde ediliyor. Bakırköy bu
rantların çok yüksek olduğu bir yer. Yeni torba
Kanunu yürürlüğe girerse durum daha da
ağırlaşır. Umut yok mudur? derseniz,
İstanbul’da Fener Balat ve Tozkoparan’da birlikte hareket eden vatandaşlar
kazandı” diyerek açıklamalarını bitirdi.
Toplantının son konuşmasını yapan
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent
Şube Yönetim Kurulu Sekreteri Ali
Hacıalioğlu, cep telefonlarınıza Belediye
Başkanından gelen “Hiçbir binadan bir
kuruş almadan, aynı büyüklükte daireyi teslim edeceğiz” şeklinde atılan mesajların hiçbir
yasal dayanağı yoktur” diyerek vatandaşları
uyardı.
Hacıalioğlu daha
sonra
Bakırköy’deki
kentsel dönüşüm
ile ilgili uzun bir
sunum yaparak,
Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun yazılı ve
görsel basında kentsel dönüşüm konusunda yaptığı
açıklamalardan yola çıkarak, belediyenin
öngördüğü kentsel dönüşüm çalışmasının mümkün
olmadığını söyledi.
“BELEDİYE BAŞKANI KERİMOĞLU’NDAN
BAKIRKÖYLÜ’YÜ DİREKT İLGİLENDİREN BU
KONUYU AÇIKLAMASINI BEKLERDİK”
Hacıalioğlu’nun konuşmasının ardından soru-cevap
kısmına geçildi. Vatandaşlar akıllarında soru işareti
kalan tüm konular hakkında panelistlere sorularını
yönelttiler. Soru-cevap kısmında bir vatandaşın söz
alarak, belediye başkanının söylemlerini aktarması
üzerine Hacıalioğlu, “Hanımefendi adeta belediye
başkanının sözcüsü gibi konuştu” diyerek, “Bakın
hanımefendi adeta belediye başkanının burada
sözcülüğünü yaptığı için bir konuya değinmek isterim. Bakırköy Belediye Başkanı bu toplantılara
gelmek istemeyebilir. Kendisi hekimdir.
Teknik konularda cevap vermekten imtina
etmiş olabilir.
Bakırköy
Belediyesi’nin
işi bu olan
teknik başkan
yardımcısı var.
İmar Müdürü
var. İmar
Komisyonunda
olan Meclis Üyeleri var. Bunlara belediye adına
cevap verilmesi lazım. Küçük toplantılarda, kendi
iradesinde yönlendirdiği Kent Konseyi’nde veya
farklı yerlerde bunların açıklamasını yapma cesareti
olan politikacının, Bakırköylü’yü direkt ilgilendiren
bu konuyu açıklamasını beklerdik. Bunun için daveti
sözlü değil, yazılı olarak yaptık. Sekreteri arayıp
konuşmacı olarak mı, yoksa konuk olarak mı istiyorsunuz dedi. Tabiiki konuşmacı olarak talebimizi dile
getirdik. Bize olumlu dönüş yapılmadı. Bunlarında
bilinmesinde fayda var. Benim sizden ricam şudur,
lütfen 6306 sayılı yasayı iyi okuyun. Anlamadığınız
bir şey varsa, biz Mimarlar Odası olarak her zaman
toplumun hizmetindeyiz. İhtiyaç duydunuz yerlerde
de bütün bunlara biz cevap vermeye hazırız.
17
Bakırköy Belediye Meclis Üyesi Nurhan Çetinkaya’nın girişimleri sonucu
YAZLIK SİNEMA KEYFİ BAŞLIYOR
PIN
AR KUMSAL
PINAR
MUCİZE
Mucize nedir?
“Şaşırtıcı, insan aklının alamayacağı olay.”
Bu sözlük anlamı ama yaşamda inanır
mıydım mucizelere? Hiç yanından
geçmezdim, inanmazdım. Ta iki yıl önce
hayatımda bir mucize gerçekleşene kadar.
Mart ayı o gün bugündür benim mucize
ayım. Öyle bir mucize ki bu, bilim bile
bazen kifayetsiz kalıyor. Bu mucizenin adı;
Aşk, sevgi, sonsuzluk, sevgili, arkadaş, dost,
nefes, hayatın anlamı, bir kadının yaşaması
gereken nadide mucize….
Ve o gün bugündür karar verdim ki, her yıl
mucize ayımda yazılarımda hep O olacak.
Gözüne baktığımda aşkın yansımasını
gördüğüm, ellerini tuttuğumda hayata
korkusuzca göğüs gerebileceğimi anladığım,
başını göğsüme yatırdığımda her daim
güçlü ayakta kalmam gerektiğini öğreten
mucizem…
Mucizem, senin hayatıma girmen benim
seçimimdi ama dokuz ay on gün sonra bana
ilk elini verdiğinde hayat senin seçimindi.
Çünkü gözlerin asla bebek gibi değil ben de
varım bu hayatta kenara çekilin diyordu.
Gururumsun ilk andan itibaren çünkü üç
aylıkken babanın elinde tuttuğu kirazı,
kayısıyı damaklarının arasına sıkıştırıp güçlü
bir şekilde emdiğinde, sekiz aylık yürümeye
başladığında, bir yaşına gelmeden kaşığı
tutup ilk lokmanı ağzına almaya
çalıştığında, sen özel olduğunu bana belli
etmiştin. Ve sen ne yaparsan yap, ne karar
alırsan al ben seninle hep gurur duyup,
elini tutacağım. Sen en dokunulmaz
mahremimsin çünkü dünyanın diğer ucunda
sen olsan senin için dünyayı karşıma alacak
gücümü senden alıyorum. Beni güçlü
kılansın, çünkü senin gururun olmak için
hep ileriye hedefler koyup, ileriye doğru
yürümeye çalışıyorum. Biliyorum ki ben
anneyim ve ben güçlü oldukça sen gücünü
benim kanatlarımdan alacaksın.
Sana sıradan bir cümle olan, hayat sana
hep güzellikler sunsun, hep mutlu ol
demeyeceğim. Çünkü hayatın gerçekleri var
mucizem, kötülükler seni bulmasın ama
sana teğet geçerken ben hep senin yanında
olacağım, güzellikler ay yüzün gibi senin
peşinde olsun ama çirkinlikler, çirkeflikler
olacak lakin hiç yılma ben senin
yanındayım, dik durmayı bileceğiz beraber.
Çok hem de çok sağlıklı bir insan ol,
ülkene, çevrene faydalı, vicdanlı insan ol.
Sakın ama sakın erkek gibi kız olma, erkeklik kadar (ki bu toplumda şiddet yanlısı
erkekler olduğunu düşünecek olursak)
yürekte kadın olmak da gurur duyulacak
vasıftır. Sen hür iradesi olan, sözünün piri,
dik durmak için ekonomik özgürlüğü olan,
eyvallahı, el pençeyi sevmeyen harika bir
genç birey ol.
Mucizemin ismi Ilgınım benim, ılık esen
rüzgarım iyi ki senin annenim. Bana
tattırdığın bu mucize adına iyi ki doğdun, iyi
ki varsın meleğim…
SON SÖZ: İmza ANNEN…
Bakırköy Belediyesi CHP’li Meclis Üyesi
Nurhan Çetinkaya, Bakırköy’de
yazlık sinema kültürünü geri
getirerek, komşuluk ilişkilerini,
mahalle kültürünü geri
kazandırmayı amaçladıklarını
söyledi.
Bakırköy Belediyesi’nde
bulunan ve atıl durumda
olan bir su tankerinin
tankeri sökülerek tankerin
seyyar bir sinema platformuna dönüştürüleceğini ve
bu seyyar sinemada her hafta
bir mahallede film gösterimi
yapacaklarını kaydeden
Çetinkaya, gösterimlerin mayıs
sonu-haziran başı gibi
başlayıp kasım ayı sonuna kadar
devam edeceğini belirtti.
Bakırköy’ün İstanbul’un en eski ve
sahne kültürü olarak en duyarlı
ilçelerinden birisi olduğunu belirten
Çetinkaya, “Biz de belediye olarak bir proje
düşündük arkadaşlarla. Belediyemizde bulunan atıl
bir su tankerinin tankerini sökerek bir sinema platformu haline
getirip, içinde
bir sinema
perdesi, ses ve
ışık sistemi olan
bir seyyar sinema haline
getiriyoruz.
Bununla da yaz
boyunca her
gün ilçemizdeki
parklarda,
muhtarlıklarda
dolayısıyla
Bakırköy’deki
tüm mahallelerde halkımıza
yazlık sinema keyfini yaşatacağız. Bir
hafta vizyon gösterimi, bir hafta
siyah-beyaz filmler, bir hafta
Bakırköy’de çekilen filmler veya
Bakırköy sinemacılarının oynadığı
filmleri koyacağız. Mayıs sonu
haziran başı gibi buna
başlayacağız ve kasım
sonuna kadar havalar güzel
olduğu müddetçe
Bakırköy’ün tüm mahallelerinde bu sinema gösterimini devam edeceğiz.”
dedi.
Proje ile yazlık sinema
kültürünü yeniden
canlandırmayı hedeflediklerini
kaydeden Meclis Üyesi
Nurhan Çetinkaya, “Komplike bir
çalışma olacak. Sandalyesi, minderi her şeyi içinde. Gittiğimiz
mahallede 10 dakika içinde bütün
kurulumu yapıyoruz. Halkımız da oturup
bu filmleri izleyecekler. Bu şekilde eski mahalle
kültürünü, komşuluk ilişkilerini geri
kazandıracağız.” diye konuştu.
Çetinkaya ayrıca
merkezi
hükümetin
insanları eve
sokmaya
çalıştığını ama
sosyal demokraside insanların
dışarıda olması
gerektiğini de
belirterek,
Bakırköylüler’in
bu projeden
keyif
alacaklarını
umduklarını da
söyledi.
KAHVALTIDA ÇAY SİMİT
Yeşilköy Mahalle Muhtarı Bülent Yurtsever, her Salı
muhtarlık binasında Bakırköylü vatandaşların bir
araya geldiği sabah kahvaltısı düzenliyor.
Kahvaltıya vatandaşların yanı sıra Bakırköy Belediye
Başkanı Bülent Kerimoğlu ile
belediye meclis üyeleri ve sivil
toplum kuruluşları yöneticileri
de katılıyor. Kahvaltıda,
vatandaşlar Bakırköy ile ilgili
sorunlarını paylaşıyor ve
belediye yetkililerine iletiyor.
Yeşilköy Mahalle Muhtarı
Bülent Yurtsever, her Salı
düzenlenen ve Haziran
ayında yapılacak Genel
Seçimlere kadar sürecek olan
kahvaltıyla ilgili olarak,
“Vatandaşlarımızın bir araya
geldiği, birbirleriyle daha çok
kaynaştığı ve yaşadıkları
sorunları, problemleri ve
görüşlerini birbirleriyle paylaştığı
çok verimli toplantılar oluyor.
Kahvaltımıza Belediye
Başkanımız Bülent Yurtsever,
Belediye Meclis Üyelerimiz ve
belediye yetkililerimiz de katılıyor. Vatandaşlarımız
bu kahvaltıda sorunlarını belediye yetkililerine
aktarma fırsatı da buluyor.” dedi.
NELER KONUŞULDU?
Bakırköylüler’in bir araya geldiği kahvaltıda
Bakırköy ile ilgili bir çok konuda sorun ve
görüşlerini belirten vatandaşlar, Bakırköy’de ve
özellikle Yeşilköy bölgesinde çok sayıda başı boş
köpek olduğunu ve bu köpeklerin insanlara
saldırdığını belirterek, belediyenin bu konuya nasıl
bir çözüm getirebileceği konusunda fikir
alışverişinde bulundular. Bakırköy’ü ilgilendiren
konuların başında gelen
Kentsel Dönüşüm konusunda
da sorularını Bakırköy
Belediye Meclis Üyesi Nurhan
Çetinkaya’ya ileten
vatandaşlara, Meclis Üyesi
Nurhan Çetinkaya,
belediyenin hazırladığı kentsel
dönüşüm projesinin bakanlık
tarafından onaylanmadığını
belirtti.
Kahvaltıya katılan bazı
vatandaşlar ise, Bakırköy
Belediye Başkanı Bülent
Kerimoğlu ile görüşemediklerini,
bazı vatandaşlar ise başkan ile
bazı konularda görüştüklerini
fakat Kerimoğlu’nun
tutumlarından hoşnut
olmadıklarını belirttiler.
Belediye Başkanı Bülent
Kerimoğlu’nun katıldığı sabah
kahvaltısında ise vatandaşlar, Yeşilköy’deki kaldırım
işgallerinden dert yakındı. Kahvaltıya katılan bazı
işletme sahipleri de ruhsat konularında belediyenin
daha bilgilendirici olması gerektiğini söylediler.
Başkan Kerimoğlu kahvaltı sonrasında Zabıta
Müdürü Şevki Akşahin’e özellikle kaldırım işgalleri
konusunda ilgilenmelerini ve sorunların çözüme
kavuşturulmasını söyledi.
18
Tarihçi - Yazar Turgay TUNA ile birlikte gittiğimiz Ataköy Sahili’ndeki tarihi eserlerin bulunduğu yere giriş maceramızın
Tarihçi - Yazar Turgay Tuna ile yaptığımız
görüşmede geçtiğimiz yıllarda Ayamama Deresi
üzerinde bulunan ve yok olmaya terk edilen tarihi
köprüyü, yaptığımız haber ve görüşmelerimiz
sonucu kayıt altına aldırmıştık. Ancak o günden bu
yana herhangi bir iyileştirme ve koruma altına
alma yapılmadığı için yerinde görüp bir haber
yapalım dedik. Belki yetkilileri harakete geçirebiliriz diyerek Tuna ile randevulaştık. 20 Mart Cuma
günü Ayamama Deresi üzerindeki tarihi köprü
Saç kapıya vurduk, şu hapishane koğuşlarında olur
ya, mahkumlar gardiyanı çağırmak için saç kapıya
vururlar. Bir süre sonra gardiyanın başını uzattığı,
saç kapı üzerinde insanın kafasını dahi dışarı
çıkaramayacağı, pencere gibi bir delik açıldı.
İçeride duran kişiye; “Sahildeki tarihi kulenin
kitabımızda kullanmak üzere bir resmini çekmemiz
gerekiyor, girebilir miyiz? dediğimizde, yasak giremezsiniz cevabını aldık. O zaman sizden ricamız
burada yetkili birisi varsa onunla görüşelim veya
telefonunu verin dediğimizde; TOKİ Başkanı ile
görüşeceksiniz cevabını aldık. Turgay Tuna ile birlikte aracımıza geri döndük.
FOTOROMANI
önünde buluştuk. Yapacağımız haber ile ilgili son
durumu belgeleyen fotoğraflar çekildi.
Turgay Tuna, Baruthane’nin devamı olan Ataköy
sahilinde bulunan tarihi binaların önündeki Köşk-ü
Kapıya yaklaştıkça sonradan ikinci kişi, daha sonra
üçüncü kişi içeri kaçtı.
Humayün kulesindeki denize bakan tarafta bulunan çok değerli tuğradan bahsedince gidip ona
da bakalım dedik ve sahildeki binaların
bulunduğu yere geldik. Aracımızı park ettik.
Karşımızda içerisinin görülmesi mümkün olmayan
saç kapılarla kapatılmıştı. Bu duvarlar ve kapı
sahil görüşünü tamamen kapatmıştı.
Turgay Tuna ile birlikte kapının önüne geldik.
Bakın sonra neler oldu?..
Bu arada gazetemizin son sayfasında da kullandık.
Makrıköy Baruthanesi’nin Köşk-ü Humayün’nun
resmini işte bu kapıdaki pencereden, pardon
‘delikten’ çektik. Ancak deniz tarafında bulunan
çok değerli olduğu bilinen ve söylenen Tuğra’nın
yerinde durup durmadığını fotoğraflayamadık.
İnşallah yerinde duruyordur.
FOTOROMANIN SONU
Kendi ülkemizde kendi topraklarımızda, Anayasa
ve yasaların vermiş olduğu sahilde dolaşabilme
hakkımızı kullanamadık. Diyeceksiniz ki yasaların
yerlerde süründüğü, güçlülerin güçsüzleri ezdiği,
haram yemeyin deyip haram yiyenlerin ortalarda
dolaştığı günümüzde bu fotoromanı da böylece
sonlandırdık.
Şimdi aklınızdan şunu geçirdiğinizi duyar gibi oluyorum. ”Sizin gibi birisi oraya nasıl girip sahile
inemez?” Çok doğru söylüyorsunuz. Ben oraya
girer sahilde dolaşırım. Ama bu gün ama yarın...
Sonra kapıyı kapattılar. Birkaç kez çalmama
rağmen açan olmadı. Ancak içeridekiler buradan
gitmezsek polis çağıracaklarını söylüyorlardı. Ben
de “hadi çağırın bekliyoruz” dedim ve aracın
yanına gittim.
YAPAY OLANI
DEĞİŞTİRMEK KOLAY
Olay son derece canımı sıktı. Hani sahiller halka
açıktı? Şansımı bir kez daha deneyeyim dedim.
Kapıya doğru yöneldim. Kapı açık ve dışarıda üç
kişi vardı. Belli ki bize içeri giremezsiniz diyen,
arkadaşlarını çağırmıştı.
Kapıya doğru yaklaşırken acele ile önce birisi içeri
girdi.
Bir süre sonra polis geldi. “Niye geldiniz?” dedim.
“Şikayet var” dediler. Bu arada kaçacak delik
arayan o üç kişi polislerin yanına geldiler.
İçlerinden birisi yüksek sesle bağırarak konuşunca
benden gerekli cevabı aldı.
Polislere “O zaman ortada bir suç varsa, kapı
kırma, darp, mala zarar verme gibi... gereken ne
ise yapın” dedim.
Yapacak bir şeyleri yoktu. Aslında yapmaları
gereken; polisi gereksiz yere meşgul etmekten
dolayı çağıranlar hakkında işlem yapmaktı. Ama
yapmadılar... Geldikleri gibi gittiler..
Yeşilyurt’ta Polat Otel’in önünde göğe yükselen bir
palmiye ağacı vardı. Yemyeşil yapraklarını gören
ağacı hayranlıkla seyrediyordu. Halbuki o palmiye
ağacı yapay idi. Yapraklarının arasında GSM operatörlerinin birisine ait baz istasyonu gizlenmişti.
Nasılsa halkımız her konuda aldatılmaya alışıktı.
Bu baz istasyonu gizlenmiş ağaçlar sadece orada
değil Bakırköy’ün pekçok yerinde var. Bu ağacın
yenisini yapmak çok kolay. Yapay yaprakları
takarsınız, gövdeyi yapay malzemeyle kaplarsınız
olur, biter.
Peki tabiatta yetişen ağaçlar öyle mi? Gazetemizin
son sayfasına şöyle bir bakın. Kesilen ağaçların
yerine yenisini nasıl koyacaksınız?
Bir de bu ağaçları rant uğruna kesenleri ne
yapmalı?
19
TMMOB İstanbul Büyükkent Şube Sekreteri Ali Hacıalioğlu’ndan Ataköy Sahili’ndeki inşaatlar ile ilgili çarpıcı açıklamalar
50 METRELİK SAHİL BANDINI KENDİ BAHÇELERİ GİBİ GÖSTERMEK TÜKETİCİYİ YANILTMAKTIR
Sayın Hacıalioğlu size bazı sorularım olacak. Birincisi Ataköy Sahil’de Kuzu İnşaat “Sea Pearl”
diye bir yapılaşma yapıyor. Alınmış olan mahkeme
kararları da var. En son mahkeme bilirkişi
incelemesi istemişti. Bilirkişiye gitmişti. Bilirkişi
ciddi bir rapor hazırladı bu konuda. Öncelikli
sorum Turizm lejantı alanında ne yapılır?
“TURİZM TESİSİ ADI ALTINDA LÜKS DAİRE YAPIP
SATIYORSANIZ BU YASAYA KARŞI HİLE
YAPIYORSUNUZ, SUÇ İŞLİYORSUNUZ DEMEKTİR”
İmar Kanunu ve kentleşme ile ilgili tüm kanunlarda temel kural, planda fonksiyon tanımı ne ise o
alanda o fonksiyona uygun yapı yapılır. Yani turizm alanında otel, motel ve benzeri konaklama
turizm tesisi alanı yapılır. Sağlık alanında sağlık
tesisi alanı yapılır, eğitim alanında eğitim tesisi
alanı yapılır. Bu hem planda hem de plan
notlarında çok net bir şekilde tanımlıdır. Turizm Bakanlığı, turizm ihtiyacını, yatak kapasitesini karşılamak amacıyla olsa gerek bu
bölgeyi geçmiş yıllarda turizm alanı ilan
etmiş. Dolayısıyla eğer burada turizme
ihtiyaç yoksa buranın turizm alanından
çıkartılması lazım. Var ise mutlaka turizm
tesisi, asgari otel, motel yapılması lazım. Siz
turizm tesisi adı altında adeta konaklama,
bildiğimiz lüks daire yapıp satıyorsanız bu
yasaya karşı hile yapıyorsunuz, suç işliyorsunuz
demektir. Buradaki projelere ruhsat veren Bakırköy
Belediyesi de, biz bunu maddi hatalı diye
tanımlıyoruz, ruhsatın ekleri, mimari projeler verilen ruhsatla uyumlu değildir. Yani siz konut olarak
çizilmiş mimari bir projeyi, apart otel adı altında
da olsa otel fonksiyonlu ruhsatlandırılıp, bağımsız
bölüm numaralarıyla da kat irtifakı kurdurup, 3.
şahıslara, son tüketicilere satamazsınız. Satarsanız
da suç işliyorsunuz. Şu an reklamları da var.
Tüketici Hakları açısından da alıcılar adeta
yanıltılmaktadır. Çünkü, alıcılar şunu bilmelidir;
Oradan daire alan herkes Vergi Dairesi’ne kayıt
yaptırıp, o bağımsız bölümle ilgili mali kaydını
Vergi Dairesi ile ilişiklendirip her yıl o dairenin
üzerinden gelir-gider beyan etmek zorundadır.
Çünkü orada ticari fonksiyonlu bir işletme satın
aldığını her alıcı bilmelidir. Ve bu anlamda da
kamuoyunu bizim bilgilendirmemiz lazım. Reklamlar da bu açıdan, Tüketici Hakları açısından
yanıltıcı reklamlardır. Biz meslek odası olarak bu
konuda suç duyurusunda bulunacağız. RTÜK’e
müracaat edeceğiz. Çünkü reklam yanıltıcı
reklamdır. Tüketici Hakları’na müracaat edeceğiz.
Kültür Bakanlığı’na müracaat edeceğiz. Yani burası
sizin turizm ihtiyacı için belirlediğiniz turizm alanı
ise burada daire yapılıp, satılmasına nasıl göz
yumuyorsunuz?
“İLGİLİ PARSEL İÇİN VERİLEN RUHSATIN EKİ OLAN
MİMARİ PROJELER PLANA UYGUN PROJELER
DEĞİLDİR. BU RUHSAT İŞİNDE İMZASI OLAN
HERKES GÖREVİNİ YANLIŞ YAPMIŞTIR”
Turizm alanındaki projeleri Turizm Bakanlığı
onaylıyor. İlçe belediyesinin vermiş olduğu
ruhsatın planlara uygun olması gerekmiyor mu?
Planları Turizm Bakanlığı onaylıyor. Tüm inşaat
ruhsatlarını ilçe belediyesi veriyor. İlçe
belediyesinin vermiş olduğu ruhsatların da planlara uygun olması gerekiyor. İlçe belediyesinde o
ilgili parsel için verilen ruhsatın eki olan mimari
projeler plana uygun projeler değildir. Bu kadar
net. Tamemen konut olarak çizilmiştir. Oranın
konut olacağı çok bellidir. Siz buna nasıl ruhsat
veriyorsunuz. Bu ruhsat işinde imzası olan herkes
görevini yanlış yapmıştır.
“KİM HANGİ ŞEKİLDE BÖYLE BİR RUHSAT
DÜZENLİYORSA, BU MADDİ HATALIDIR,
İPTALİ İÇİN YETERLİDİR”
Sorulduğu zaman belediye; “Biz ruhsatı vermezsek
belli süre sonra zaten bakanlık ruhsatı veriyor.
Dolayısıyla belediye bu durumda ruhsat harcı da
almamış oluyor. Zarara uğruyor.” diyor.
Böyle bir gerekçe ikna edici değil. Çünkü, 644
sayılı kanun hükmündeki kararnamede Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı’nın, belediyelerin ruhsat vermemesi halinde iki aylık süreden sonra
girişimcinin talebi bulunması halinde inşaat ruhsatı
verebileceğine dair bir hüküm var. Ama bu ruhsat
anlamında bugüne kadar hiç verilmedi. Bakanlık
ağırlıklı olarak planlama anlamında bu yetkisini
kullanıyor. Bakanlık bile verse burada bu şekilde
projeye inşaat ruhsatı vermemelidir. Otel ruhsatı
olsa o tartışılır, ayrı bir konudur. Ama konut
ruhsatı bakanlık dahi olsa vermemelidir. Veremez.
Kim hangi şekilde böyle bir ruhsat düzenliyorsa,
bu maddi hatalıdır, iptali için yeterlidir.
kamu sorumluluğu ciddiyetiyle yapıldığını
düşünerek dikkate alıyor. Ancak birçok benzeri
açıklamaların özü itibariyle gerçeğe dönük bir
yansımasının olmadığını çok gördük. Yine Ataköy
Sahili ile ilgili Sayın Erdoğan Bayraktar, Çevre ve
Şehircilik Bakanı iken buradaki imarın çok yoğun
olduğunu, bunun en az yüzde 50 oranında
indirileceğini televizyondan söylemişti, vaat etmişti.
Hatta bize o zaman sorduklarında demiştik ki, bu
tür açıklamalar burada bu uygulamaları yapmak
için yetmez. Çünkü kentleşmeye ilişkin bir çok
yasa, kanun var. Bu kanunlara bağlı olarak planlamada, fiiliyatta bunu görmemiz lazım” dedik.
Eğer bunu söylüyorlarsa bu bir niyettir, bu niyetin
planlara yansıması lazım. Dolayısıyla TOKİ
Başkanı’nın bu açıklamasını biz bir niyetin ötesinde
algılayamayız. Geçerliliği ancak planda
işlendiğinde, bir plan revizyonu olduğunda
gerçekleştiği anlamına gelir. Eğer idari bir
işlem olarak bütün bu söylenenler plana
yansımıyorsa hiçbir anlam ifade etmez.
Geçmişte de böyle açıklamalar oldu, hiçbiri
yapılmadı. Bu açıklamanın ben çok ciddi bir
açıklama olduğunu düşünmüyorum. Kaldı ki,
ilgili parsele verilmiş 213 bin metrekarelik
inşaat ruhsatı var.
“DERENİN ÜSTÜNÜ BİLE PARSEL YAPTILAR”
Sizin bu konuda açtığınız davalar sürüyor değil
mi?
Bizim orada bu inşaatlarla ilgili davalarımız sürüyor. Sadece bu inşaatların fonksiyon açısından
değil, bu inşaat kütlesinin ve oradaki o
yoğunluğun o şekilde imara açılmasından dolayı
bizim ciddi çekincelerimiz var. Şunu ifade edeyim,
sadece otel olsaydı bizim için ordaki sorun, sorun
olmaktan çıkmayacaktı.
“SAHİLİN KAMUYA AÇIK OLARAK İFADE EDİLMESİ
BÜTÜNÜYLE YANILTICIDIR”
Kıyı kenar kanunu 50 metre deniyor. Ancak halk
şu anda o sahile giremiyor. Bu 50 metreyi de şu
an şantiye olarak kullanıyorlar.
Kullanım zamanında da peyzaj alanı olarak kullanacaklar. Onun için de biz kıyı kenar çizgisine
ilişkin davayı açarken bütün bu düzenlemelerden
sonra buraların fiiliyatta tamamen kapatıldığını
söylüyoruz. Bu bakımdan buranın kamuya açık
olarak ifade edilmesi bütünüyle yanıltıcıdır.
“BÜTÜN BU SÖYLENENLER EĞER İDARİ BİR İŞLEM
OLARAK PLANA YANSIMIYORSA HİÇBİR ANLAM
İFADE ETMEZ”
Biz 2010 yılında bir öneri getirmiştik ve “Bu tarihi
binaların yanında inşaat olmaz. Çünkü, tarihi
binaların yanındaki inşaatların yüksekliği tarihi
binanın yüksekliğini geçemez. Burasını en azından
ister Bakırköy Belediyesi’ne ister Büyükşehir
Belediyesi’ne kime veriyorsanız verin. Burası kültür
hizmetlerinde kullanılsın ve halk en azından
buradan sahile ulaşsın" demiştik. Bu yapılmadı.
Ancak, siz de hatırlarsınız Özyazıcı İnşaat
geçtiğimiz yaz aylarında mühürlenmişti. Ve o
mühürleme sırasında oraya gelen TOKİ İstanbul
Emlak Daire Başkanı Ali Seydi Karaoğlu,
açıklamasında buranın yanlış mühürlendiğini
söyledi ve akabinde de bir açıklama yaparak,
“TOKİ Başkanımız Ergün Bey’in bize bir talimatı
var; Ataköy Sahili’nde bulunan 60 bin metrekare
yüzölçümlü Baruthane'nin sadece rekreasyon alanı
olarak düzenlenmesine ilişkin yasal mevzuat
çerçevesinde bir çalışma yapın” dedi. Bunu burada
ilk defa açıklıyoruz. Baruthane arazisi TOKİ'ye ait,
mülkiyeti 70 milyona aittir, sadece Ataköylüler’e
ait değildir. Biz bu alanın rekreasyon alanı olarak
düzenlenmesi için çalışma yapıyoruz” dedi. Aradan
bunca zaman geçti. Bu da askıda kaldı. Bunun için
neler yapılmalı?
Kamu görevlilerinin açıklamalarını toplum tabiki
Evet ama bir taraftan da tarihi eserlerin yanına
yapılacak inşaatlarla ilgili yönetmelikler var?
Zaten orası tek bir parseldi. Oradaki eski eser
binalarla bir bütünlük içindeki parseldi. O
parseller bir bütünden ayrılmadır. Ayrılan parsellerin eski eserlerin içinde olduğu 60 dönümlük
parseli ikinci derecede etkileşim alanına sokmak
için derenin üstünü bile parsel yaptılar. Diğer
tarafta da yine yol terkini gibi çizim yaptılar planda. Özyazıcı’nın ve Kuzu’nun yaptığı parseller
buradan etkilenmesin diye. Oysa ki sahildeki tüm
uygulamalar bir parselden ifraz edilerek ortaya
çıkmıştır. Bu bakımdan hepsi eski eser etkileşim
alanındadır. Bu parselin parselasyonunu yapan 7.
Kurul görevini yapmış olmalı ki, daha sonra
lağvedildi.
“KIYI KENAR KANUNU’NDA BELİRLENEN
ALANLARDA HİÇBİR ŞEKİLDE İNŞAİ
FAALİYETLERDE BULUNULAMAZ. GEÇİCİ OLARAK
KULLANILAMAZ. TAMAMEN KAMUYA AİTTİR”
Geçenlerde Tarihçi Turgay Tuna ile bu tarihi eserlerin oraya gitmek istedik. Orada Köşk-ü
Humayün Kulesi var. Bu kulenin denize bakan
kısmında da 2. Mahmut’un tuğrası var. Oranın bir
kaç resmini çekmek istedik. İçeriye giremedik. Eğer
Kıyı Kenar Kanunu’na göre sahil de 50 metre
halka açıksa vatandaşların şu anda bile orada
dolaşması lazım. İkincisi halka açık olan 50 metre
alanı şantiye olarak kullanamazlar. Kullanırlarsa
bir bedel ödemeleri gerekmiyor mu? Bu konuda
neler söylersiniz?
Kıyı Kenar Kanunu’nda belirlenen alanlarda hiçbir
şekilde inşai faaliyetlerde bulunulamaz. Geçici
olarak kullanılamaz. Tamamen kamuya aittir. Çok
özel durumlarda, stratejik bir önemi olursa geçici
olarak kullanılabilir. Bu tür inşai faaliyetlerde,
şantiye binası ve benzeri şekilde kullanılması
mümkün değildir. Her daim kamuya açık olması
gerekir. Burada bir şey daha var. Emlak
Bankası’nın TOKİ’ye mülkiyet devrinden sonra
TOKİ bu sahillerin tamamı üzerinde bir tasarruf
kullandı. TOKİ burayı pazarlamak için tüm
pazarlama yöntemlerini kullandı, bunu biliyoruz.
Sonuç itibariyle tüm parsellerde inşaata açılması
suretiyle pazarlamasını gerçekleştirdi. Şimdi burada kamu zararı açısından baktığımızda enteresan
bir durum var. Buranın tamamı turizm alanı ve
imarı turizm fonksiyonlu, 2 emsal vesaire hepsi eşit
şartlarda. Şimdi bu parsellerden bir tanesini direkt
satıyor, bir tanesini kar paylaşım usulü ile
yaptırıyor, bir tanesini de 49 yıllığına kiralıyor. Bu
tamamen rekabet ortamını zedeleyici ve kamuyu
bu anlamda zarara sokan bir girişimdir. Firmalar
açısından düşünüldüğünde de çok büyük haksız
rekabettir.
SAYFAYI ÇEVİRİN
20
“CAPACİTY OLAYINDA KAMU GÖREVLİLERİ
SERMAYEYE TESLİM OLMUŞLARDIR”
Son bir sorumuz var. Biliyorsunuz medyaya da
yansıdı. Büyükşehir Belediyesi Zabıtaları Marmara
Forum AVM’nin otoparklarını kapadı. Bunu şunun
için soruyorum, Bakırköy’de Capacity AVM,
otopark çıkışında Halit Ziya Uşaklıgil Caddesi’ni
ortadan bölerek kendilerine katmıştı. İki sene evvel
3091 sayılı yasayı kullanarak Kaymakamlık
vasıtasıyla işgali önledik. Şimdi ise bundan bir kaç
ay evvel aynı yol yeniden ortadan bölündü. Bunun
üzerine Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Daire Başkanı Adil Bey ile görüştüm. 2 yıl önce
UKOME’nin görüşü var. UKOME, “Yapılamaz,
kaldırın” diyor ama 3-4 ay evvel Büyükşehir
Belediyesi kendi imkanlarıyla orasını bölüyor. Biz
tekrar müracaat ettik. Kaymakamlık yeniden
kaldırdı. Ancak bu sefer plastik babalarla
kapatıyorlar. Biz şunu soruyoruz; “Siz Büyükşehir
olarak onanmış projeyi mi yaptıracaksınız, yoksa
kamuya ait bu yeri Capacity’e peşkeş mi çekeceksiniz?” Bu sorumuza net cevap veremiyorlar. Bu
nasıl oluyor sizce. Marmara Forum’un otoparkını
kapatırken Capacity’e uygulama yapmamak çifte
standart değil midir?
Bunu belediyeye sormak lazım. Niye olduğunu siz
gayet iyi açıklamışsınız. Yani bu teslimiyettir. Ama
neye teslimeyettir. Bu sermeyeye teslim olmak
demek. Kamu görevlisinin de sermaye gücüne tes-
lim olması demektir. Siz eğer kamu görevlisi iseniz
kamusal alanların korunmasından,
yaşatılmasından sorumluysanız karşınızda kim
olursa olsun buralara ilişkin tasarrufu yasal yönetmeliklere göre yapmak zorundasınız. Orada
Capacity değil başka bir kuruluş olsaydı maalesef
bunu konuşuyor olmayacaktık. Maalesef ülkenin
topluma, kamuya açık alanlarından birinci derecede sorumlu olan bütün bu suçlara girişimciler
kadar ortaktırlar.
Son olarak neler söylersiniz?
Biz her şeye rağmen umutluyuz. Durmak yok
mücadeleye devam.
(Özcan ATAMER)
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Ulaşım Koordinasyon Merkezi başındaki kişiye soruyoruz;
MARMARA FORUM OTOPARKINI KAPATTINIZ,
CAPACİTY’E NEDEN DOKUNAMIYORSUNUZ?
25 Mart Çarşamba günü İstanbul Büyükşehir
Zabıta ekiplerinin Marmara Forum otoparkını
kapattığı haberini aldığımızda ilk tepkimiz,
Büyükşehir Zabıta ekiplerinin neden çifte standart
şuydu;
“Zabıta, Marmara Forum AVM'nin otoparkını
girişlere kapattı.
Bakırköy’de bulunan Marmara Forum AVM’nin
kamuoyu ile paylaşmak yerine suskun kalmayı tercih ettiler.
Bu arada aynı yetkililer Bakırköy’deki Capacity
AVM otoparkının çıkışı ile ilgili soruları hala
uyguladığı oldu.
Marmara Forum otoparkı ücretsiz hizmet veriyor.
UKOME’nin 2007 yılında aldığı otopark ücretleri
ile ilgili kararını uygulamadılar diye otoparkı
kapatmadıklarına göre, otoparkın caddeye çıkış
yolları bağlantısı sorunu nedeniyle kapatılmış olabilir şeklindeki düşüncelerimizde bir süre sonra
haklı olduğumuz ortaya çıktı.
Otoparkların kapatılması ile ilgili ilk gelen haber
otopark girişleri, İBB’ye bağlı zabıta ekipleri
tarafından kapatıldı. 4 yıl önce açılışı yapılan dev
AVM’nin otoparkına girişlere uzun süre izin verilmedi.” şeklindeydi.
Sonra ne mi oldu?
İşte haberin devamı...
AVM yetkilileri ile Zabıta arasında yapılan
görüşmeler sonrası sorun çözüldü.
Yetkililer yaptıkları bu uygulamanın gerekçelerini
yanıtsız bırakmaya devam ediyorlar.
Capacity AVM, kamuya ait yolu kapatmaya devam
ederken Bakırköy Belediyesi de tıpkı Anakent
Belediyesi gibi seyirci kalmaya devam ediyor.
Gazetemizi arayan okuyucularımız soruyorlar;
“Capacity otopark ücretini kendi tarifesi üzerinden
almaya devam ediyor. Bunu Büyükşehir Zabıtası da,
UKOME yetkilileri de biliyorlar. Neden gerekeni
yapmıyorlar? Güçleri yetmiyor. Bu suskunluk neyin
karşılığı?”
Kendi kurallarını kendileri koyuyorlar...
AYNI YASADIŞI UYGULAMA AQUA FLORYA AVM’DE DE BAŞLATILDI
Otopark ücretleri konusunda yasa tanımamazlık kervanına Florya Sahili’ndeki
Aqua Florya AVM de katıldı.
Geçtiğimiz günlerden itibaren otoparkı ücretli yapan AVM, otopark ücreti tarifesini de kendi kafalarına göre belirledi.
AVM Otoparkları ile ilgili Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı karar çok açık. Bu
karara uymayanlar ile ilgili yaptırımları kim yapacak? Büyükşehir Belediyesi
ve İlçe Belediyeleri. Onlar ne yapıyor? Adamına göre muamele. Vatandaşın,
alınan bu kararın uygulanmasını istemek suç mu?
İşte o karar;
İLGİ: Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü'nün 29/01/2007 tarihli raporu.
TEKLİF: Alışveriş Merkezlerinin hizmet otoparkları ve ücretlendiriminin
görüşülmesi teklifi.
RAPOR: İlgi Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü raporunda;
"İstanbul genelinde ulaşım ve trafiğin yoğun olduğu otopark sorununun
yaşandığı bölgelerdeki,
merkezi iş alanları, alışveriş merkezleri, ticaret merkezlerine ait hizmet
otoparkı olarak düzenlenen otoparkların, ücretsiz hizmet vermesi gerekirken
bazı otoparklara bariyer konularak ücret alındığı görülmüştür. Yapılan
araştırmada bazı alışveriş merkezlerinde aracın otoparka girdiği andan
itibaren ücret alınırken, bazılarında ise belli bir süre için (1-2 Saat) ya da bir
ürün alındığının belgelenmesi koşuluyla ücret alınmadığı tespit edilmiştir.
Bu otoparkların hizmet otoparkı olduğu, ücret alınmaması gerektiği
bildirildiğinde ise müşteri
olmayan bazı kişilerin araçlarını otoparka bırakarak 1-2 ay gibi uzun zaman
almadıklarını ve kendi müşterilerine yer kalmadığını, bu nedenle yaşanan
kötü tecrübe ile bariyerli ücret sistemi oluşturduklarını bildirmişlerdir.
Bu nedenle; İstanbul genelindeki Alışveriş Merkezi, Ticaret Merkezi gibi yerlerin binaya ait hizmet otoparklarından, gelen müşterilerden ilk 3 saate kadar
ücret alınmaması, bu nedenle İstanbul sınırları içinde bulunan her tür
Alışveriş Merkezi-Ticaret Merkezi gibi binalara ait hizmet otoparklarındaki
keyfi uygulamanın önüne geçilmesi, şayet ücret alınacaksa bile ilk 3 saat
müşteri olarak gelenlerden ücret alınmamasının UKOME'de görüşülmesi" teklif edilmektedir.
UKOME'NİN KARARI: İlgi rapor doğrultusunda, ilk üç saate
(0-3 saat) kadar ücret alınmamasına, ilk üç saat dışında
alınabilecek ücretin ise İBB'nin tarife komisyonunca belirlenen ücret oranında olmasına, bu hususta hazırlanacak bil-
gilendirme levhalarının otopark girişlerine, otoparkın boş/dolu olup
olmadığını belirten bilgi sistemi ile beraber konulmasına karar verilmiştir.
İMZALAR
Başkan: Kadir TOPBAŞ (Belediye Başkanı)
AQUA FLORYA OTOPARK
Üyeler: Mesut PEKTAŞ (Genel Sekreter), Doç.Dr.
ÜCRET TARİFESİ
Rafet BOZDOĞAN (Genel Sekreter Yrd), Muzaffer
HACIMUSTAFAOĞLU (Ulaşım Daire Başkanı), H.
Ümit YÜKSEL (İst. Emn. Mdl. Tem), İsmail
DEMİRÖS (MSB 1. Ordu Kom. Loj. Bşk. Tem), C.
Mahmut SOLAK (İl. Jan. Kom. Tem), Yavuz
GEÇİM (Sahil Güv. Kom. Tem), Ali KARAASLAN
(1. Hukuk Müş), Abdurrahman UÇAK (Fen. İşl.
Daire Bşk), Hikmet ERKUT (TCK Gen. Mdl.
Tem), Ender KURT (Denizcilik Müs. Tem),
Erdoğan BOZKURT (DHMİ Gen. Mdl. Tem),
Metin AKBAŞ (TCDD 1. Bölge Mdl.Tem), Veli
ATILGAN (ist. Kara Ulaş. Böl. Mdl. Tem), M. Ziya
ERDEM (DLH Gen. Mdl. Tem), Fahrettin AK (İETT
Gen. MDl. Tem), Ufuk TUĞCU (İDO San ve Tic.
A.Ş. Gn. Mdl), Süleyman PEKTAŞ (İst Ulş. A.Ş.
Gen. Mdl), Özkan EKER (Ulaşım Koord. Md), Ali
ARSLAN (Top. Ulş. Hiz. Md).
21
KONUK YAZAR
Bir tek Çivi
Çaktırmam
Zaman zaman
Bakırköy Belediye
Başkanı’nın yanlış
kadrolarını
eleştirmiştim. Ne
kadar haklı
olduğumu kanıtlar
derecede bir olayı
aktarayım sizlere.
Yeşilköy’de yaşayan
dostlarımdan biri
telefonla arayarak
Yılmaz bir kahve içelim sana
anlatacaklarım var
dedi. Buluştuk
kahvelerimizi
açılmış. Bir cemaate
ait bölgeyi ve camiyi
de işin içine katıp
binaları dikmiş…
Eee zaman para ve
siyasi güç zamanı
sende de para var
neden
başaramayasın ki
Tanrıverdi.
2,5 Dakika
Vaktim Var
YILMAZ BACACI
Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılı’nda
SUNAY AKIN’DAN BAKIRKÖYLÜLER’E
MUHTEŞEM BİR DİNLETİ
Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılı Anma Etkinlikleri kapsamında Bakırköy
Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde Bakırköylüler’le buluşan Sunay
Akın, Çanakkale Zaferi’nin gizli kalmış tarihsel hikayelerini Bakırköylüler’le
paylaştı.
Yüzlerce Bakırköylü’nün dikkatle dinlediği ve gösteri sonunda ayakta
alkışladığı Sunay Akın, Bakırköylüler’le buluşmaktan dolayı mutluluk
duyduğunu belirterek, tüm dinleyicilere teşekkür etti.
Çanakkale Savaşları’nın tarihimizdeki öneminden bahseden Akın, 100.
yılını andığımız Çanakkale Zaferi’nin Anma Etkinlikleri kapsamında
Bakırköy’de yapılan programların çok güzel olduğunu ifade ederek,
“Şehitlerimizi, gazilerimizi, zaferlerimizi her zaman anmalıyız. Bakırköy’de
Seçimler öncesinde
halkla beraber
belediyeyi yönetmekten söz eden
Bakırköy Belediye
Başkanı Bülent
Sayın Kerimoğlu, göreve getirdiğin kişilerin nelerle
uğraştığının farkında mısın? Hayali kentsel dönüşüm
projesinden sonra neler yaşanıyor bilgin var mı?
yudumlarken başladı anlatmaya.
Kendisinin de dairesinin olduğu
bölgede yedi parsel birleşerek bir firmayla anlaşmaya varmışlar. Hiç para
harcamadan tüm işlemler anlaştıkları
firma tarafından yapılacak ve herkese
mevcut daireleri ölçüsünde daire
verilecekmiş. Konuyu nerden
duymuşsa Belediye Başkan Yardımcısı
Erkan Kılıç, ilgili kişiyi cep telefonundan aratmış ve kendisiyle görüşmek
istemiş. Siyasi terbiyesi ve belediye
deneyimi de bulunan M… davete icabet edip Erkan Kılıç’ın yanına gitmiş.
O esnada Kılıç’ın yanında Bakırköy
Belediyesi İmar Müdürlüğü’nde
geçmiş dönemlerde önemli görev
yapan S… ve iki kişi daha varmış.
Erkan Kılıç, hemen konuya girerek,
duydum ki binalarınızı yıkıp yeniden
yaptıracakmışsınız. Yanındakileri
işaret ederek bu arkadaşların sizin
orayla ilgili çok güzel bir projesi var
ben de beğendim, siz işi bunlara
verin bunlar yapsın, yoksa oraya bir
çivi çaktırmam dediğinde M… çok
fazla konuşmadan odadan ayrılmış.
İşin sonucunu ben de merakla bekliyorum. Söz konusu işi M….’nin
anlaştığı firma mı yapacak yoksa
Erkan Kılıç’ın dediği gibi oraya çivi
çakamayacaklar mı?
Tanrıverdi Neyin Peşinde?
Bayram Tanrıverdi’nin (Bayramoğlu
Holding) Belediye başkanlığı seçimleri
öncesinde CHP’ye destek verdiği
dedikodularını duymayan yoktur.
Hatta bu desteğin dünürü olan,
şimdilerde Belediye Meclis Üyesi
Yahya Göktaş aracılığıyla yapıldığı da
kulaktan kulağa yayılmıştı. Meğer
Tanrıverdi’nin hesabı; Florya Menekşe
bölgesinde kendisine ait yaklaşık 13
dönümlük arazinin imara açılmasıyla
bağlantılıymış. Ancak evdeki hesap
çarşıya uymamış tabi. Söz konusu
arazi riskli ve rezerve bölge, hal böyle
olunca işin Bakırköy Belediyesi’nden
yapılamayacağını anlayan Tanrıverdi,
kolları sıvayıp işin içinden çıkmak için
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın
kapısını aşındırmaya başlamış. 2-3
senedir işin çözüm noktasını bulmak
için Ankara’yı mesken tutmuş.
Bildiğim kadarıyla siyasi bir gücü
olmayan Tanrıverdi, kendi başına işin
içinden çıkamayacak. Ancak birilerini
araya sokup işi bitirirse de şaşmam.
Bir bakmışsın 13 dönüm arazi imara
Kerimoğlu, halkla o kadar iç içe ki
proje üretip iş yapmaktan vatandaşa
ayıracak vakit bulamıyor. Bir restoran
da kendisine sanatsal anlamda bir
şikayetleri olduğunu söyleyen
vatandaşlara, derdiniz neyse çabuk
olun 2,5 dakika vaktim var diyebiliyor. Vatandaş, halk eğitimle
bağlantılarının koparıldığını,
Yeşilköy’de belediyeye ait olan
mekanda kirasını vererek faaliyetlerini sürdürmek istediklerini 2,5 dakikada nasıl anlatacaklarsa… Derdini
başkana anlatamayan vatandaş ne
yapsın Yeşilköy muhtarının rutin Salı
kahvaltılarında konuyu gündeme
getirip bize anlatıyor. Eee görevden
aldığı bir doktorun araya millet vekillerini koymasına sinirlenip,
makamında sana kim otur dedi ki
oturuyorsun diyebiliyorsa,
vatandaşlara da 2.5 dakika vaktim
var deme yetkisi de vardır.
Meclis Üyeleri Ne iş Yapar?
Bakırköy Belediyesi Meclis Üyeleri’nden belli bir grup neredeyse mesailerini meclis binasında geçiriyor.
Meclis binasında çok fazla zaman
geçirilmesinin yanlış olduğu zaman
zaman diğer meclis üyeleri arasında
da rahatsızlıklara neden oluyor. Bir
ay içinde üç kez toplanan meclis
toplantılarında komisyona gönderilen
önerge ve tekliflerin raporunu yazmak bu kadar uzun mu sürüyor,
yoksa yeni projeler var da bizim mi
haberimiz yok? Ya da ballandıra
ballandıra anlattığınız kapı kolu
değişimi, klozet değişimi ve parke
döşeme gibi çok önemli projeler mi
üretiyorsunuz? Yok yok herhalde çok
fazla dosya var ki dosya takip etmekten başınızı kaşıyacak vakit
bulamıyorsunuz..
Belediye Başkanlığı’na Hazırlanan
Meclis Üyesi Kim?
Aldığım duyumlara göre meclis üyesi
arkadaşlardan biri şimdiden kendisini
2019 yılında yapılacak olan belediye
başkanlığı seçimlerine başkan adayı
olarak hazırlamaya başlamış.
Bakırköy Belediyesi’nin bir yıllık
icraatlarından memnun olmamış ki
böyle bir düşüncesi var. Ne diyelim
aklın yolu birdir derler şimdiden
hayırlı olsun. Erken kalkan yol
alırmış.
güzel anma etkinlikleri oluyor. Bu etkinliklerde yer almaktan dolayı mutluluk duyuyorum. Tarihimizin en önemli destanlarından, zaferlerinden biri
olan ve belki de en önde gelenlerinden Çanakkale Zaferi’nin 100. yılında
tüm ülkemizin birlik ve beraberlik içinde olmasını diliyorum.” dedi.
Etkinlikte ayrıca, koleksiyoner Yavuz Balkan’ın Çanakkale Objeleri Sergisi’ne de yer verildi. Programın sonunda Bakırköylüler’e Çanakkale
Savaşları’nın sembollerinden buğday çorbası ikram edildi.
Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu ile
“İNSAN İNSANA YAŞAM
ÜSTÜNE BİR SOHBET”
Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, Türkiye Omurilik
Felçlileri Derneği’nin düzenlediği etkinlikte
“İnsan İnsana Yaşam Üstüne Bir Sohbet”
yapabileceklerini görmeleri açısından çok
önemli olduğunu vurgulayarak, “Bugün
engellilerin hayatta neler yapabileceğini, asıl
başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşinin
ardından ise son çıkan Gerçek Özgürlük isimli
kitabını okurları için imzaladı.
Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşi imza gününün ardından TOFD
Sanat Atölyesi’nin hazırlamış olduğu “Rüya ve
Maskeler” isimli tiyatral gösterisi sahnelendi.
Katılımın yoğun olduğu etkinlikte ayrıca TOFD
Başkanı Ramazan Baş da bir konuşma
yaparak Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’na kendilerine gösterdiği ilgi ve desteklerden dolayı
teşekkür etti.
Baş, TOFD yararına düzenlenen söyleşi ve
dans gösterisinin kendileri ve engellilerin
engellerin fiziki değil zihinlerde olduğunu
değerli hocamız Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu
bize çok güzel bir şekilde anlattı. Ardından da
engelli ve engelsiz dansçlıların muhteşem
gösterisini izledik. Bu gösterilerde emeği
geçen bize destek olan herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu da kendisine gösterilen ilgiden dolayı çok memnun olduğunu
belirterek, her zaman engelli vatandaşlara
destek olmaya devam edeceğini söyledi.
Etkinliğin sonunda ise TOFD Başkanı Ramazan
Baş, Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’na çiçek takdiminde bulundu.
22
Wings for Life Omurilik Araştırmaları Vakfı ve Christopher & Dana Reeve Vakfı,
omurilik yaralanması için tedavi bulmak üzere güçlerini birleştirdi.
OMURİLİK FELÇLİLERİ İÇİN BÜYÜK UMUT
Omurilik araştırmalarında katedilen mesafeyle
birlikte Wings for Live Omurilik Araştırmaları
Vakfı ve Christopher & Dana Reeve Vakfı, Dr.
Harkema’nın çığır açan çalışmasını
genişletmek üzere güçlerini birleştirdiklerini
duyurdular. İş birliği sonucunda, 2015 yılının
ortalarında çığır açacak klinik araştırmalara
başlanacak.
“Büyük Fikir” adı verilen çalışma, omurilik
yaralanması yaşayan 36 kişide, otonom kontrolün önemli ölçüde geri sağlanması amacıyla
epidural stimülasyon kullanma tezini test edecek. Sekiz hastadan oluşan özel bir grup için,
2014 yılında gerçekleştirilen ilk Wings for Life
World Run’dan sağlanan gelirin önemli bir
kısmı aktarılacak.
Dünya üzerinde 34
ayrı konumda aynı
anda koşmaya
başlayan binlerce
sporcunun yer aldığı
global koşu etkinliği,
umut vadeden omurilik yaralanması
araştırma projelerine
verilmek üzere 3,2
milyon Avro (3,6 milyon ABD Doları)
tutarında bir yardım
toplandı.
Christopher & Dana
Reeve Vakfı CEO’su Peter Wilderotter, birleşme ile
ilgili şunları söyledi:
“Hedefimiz bitiş çizgisine hızla ulaşmak. Reeve
Vakfı olarak araştırmalara destek konusunda
Wings for Life Vakfı ile aynı felsefeyi ve aynı misy-
bu araştırmayı desteklemek üzere seferber
ederek hedefe daha hızlı ulaşabileceğimize
inanıyoruz.”
Wings for Life Bilim Yöneticisi Jan Schwab ise,
“Dr. Harkema’nın çalışması, omurilik
yaralanması yaşamış hastalar için fark
yaratmayı hedefleyen, son 30 yılın deneyimini
önde gelen bir çalışmada zirveye ulaştıracak
işaretlere sahip benzersiz bir örnek” dedi.
“Büyük Fikir” araştırmasında hâlâ yapılacak
çok şey var diyen Dr. Susan Harkema da,
“Wings for Life Vakfı ve Christopher & Dana
Reeve Vakfı’nın güçlerini birleştirmesi
inanılmaz. Bu sayede çalışmamızı çok daha
hızlı bir şekilde ilerletebileceğiz. Wings for Life
World Run’ın tüm
katılımcılarına ve
koşucularına teşekkür
ediyorum. Herkesi 3
Mayıs 2015 tarihinde
tekrar bir araya
gelmeye davet ediyorum” diye konuştu.
3 MAYIS’TA
ALANYA’DA
onu paylaşıyoruz. İnsanların hayatını değiştirmek
üzere iki sivil toplum örgütünün güçlerini
birleştirmesi ender rastlanan bir durum.
Kaynaklarımızı dünya çapında milyonlarca felçliye
umut olmak için birleştiriyoruz. Birlikte, insanları
Wings for Life World
Run ise 3 Mayıs 2015
tarihinde ikinci kez
koşulacak. Koşuya
katılanlar altı kıtada
ve 35’ten fazla lokasyonda Türkiye saatiyle
14:00’da Wings for Life World Run’a başlayacak.
Türkiye ayağı ise 2014’te olduğu gibi 2015’te de
Alanya’da koşulacak. Kayıt olmak için www.wingsforlifeworldrun.com adresine tıklamak yeterli.
Mutfağım
Yeşilköy
A T A K ÖY E M L A K
30 YILLIK TECRÜBE İLE
SATILIK - KİRALIK
GAYRİMENKULLERİNİZDE HİZMETİNİZDEYİZ
(212) 559 80 80 - 661 20 20
0532 236 47 07
Adres: Ataköy 4. Kısım Çarşısı No:2 Ataköy 3-4-11 Mahalle
BAKIRKÖY / İSTANBUL
ONUR EMLAK
EMLAK VE GAYRİMENKUL
DANIŞMANLIK OFİSİ
(212) 559 36 37 - 559 64 26
Adres: Ataköy 4. Kısım Çarşısı No:8 Ataköy 3-4-11 Mahalle
BAKIRKÖY / İSTANBUL
Mutfağım Yeşilköy
evinizin mutfağında pişen yemekler kadar
doğal ve sağlıklı lezzetler sunuyor.
Ev ve işyerlerine yemek siparişi alınır.
Adres: Şevketiye Mah. Hatboyu Cad. Canik Pasajı No:8 Yeşilköy / İstanbul
0212 663 39 19
ÖRNEK
EMLAK
DAHİLİ TİCARET
Real Estate
İsmet DURMAZ
0532 272 64 47
Vahap ÜTEBAY
0532 467 10 52
Satılık, kiralık ev - işyeri, arsa
ilanları ile hizmetindeyiz.
Ataköy 4. Kısım Çarşısı
No:34 İstanbul
e-mail: [email protected]
Tel: (212) 661 00 90
(212) 559 54 94
Fax:(212) 559 75 99
23
HANDAN
Hayat romandır, izleyici kitlesi varsa eğer.
Sonuçta kendi hikayesiyle başbaşa kalır
herkes, ya da bir romanda bulur kendini...
Ayşe Kulin'in "Handan" romanında her
kadının kendi romanı yaşatılır. Hayata kafa
tutan, tuttuğunu koparan, ele avuca
sığmayan hayat dolu Handan ile aradığını
bulamayıp kadere boyun eğen, hüsrana
uğramış, bahtının rüzgarıyla savrulan
Handan'ı buluruz.
Sözlük anlamı şen, neşeli, gülendir. Zaten
Halide Edip Adıvar da romanının baş
karekterine bu adı o nedenle vermiştir.
Üvey anne himayesinde büyüyen, ama
zarif, akıllı, neşeli kızın, öksüzlük sendromu
sonucunda ezik, biçare, zavallı, kanadı kırık
karaktere dönüşümü kurgulanmaktadır.
Ayşe Kulin'in Handan'ı çekirdek bir ailede
büyümüştür. Başlangıçta inatçı, aynı
zamanda azimlidir. Zamanla hatalı
kararları sonucu dağılmış, savrulmuş,
paramparça bir Handan'a dönüşmüştür.
"Ele geçer" endişesiyle yazılmış mesafeli ve
duygudan yoksun mektupların soğukluğu;
gözden ve gönülden uzak oluşun bitirdiği
çocukluk ve ilk gençlik aşkı Nedim... Etiler
sosyetesinin cazibeli ve cafcaflı
yaşantısından etkilenerek zorunlu hale
gelen, evlilikle sonuçlanan Hoca- KocaHaşim... Ve daha, daha ilşkiler.
Merhamet mi, şevkat mi bilinmez ama,
bezginliğe varan bir hayal kırıklığı ile
kendinden kaçan, unutmak isteyip beceremeyen, o dışa yansıyan "tuttuğunu koparır"
görüntüsüne rağmen, kendini kahreden bir
yalnızlığın içinde bulan bir Handan.
Aşklarını zaafa uğratıp, hüsranına ağlayan
haliyle toplumun her kesiminden özgün
izler taşıyan bir Handan.
Kendisini sevenlere asla ısınamamış, kendisinin sevdiklerinden ise en ufak ilgi
görmemiştir. Annelik özlemiyle yanıp
tutuştuğu halde, kader biyolojik anneliğe
izin vermemiştir. Ancak "Handan" karakteriyle kasınların doğal olarak zaten anne
oldukları, yaşadıkları toplumları çağdaş
uygarlığa onların taşıması gerektiği
sorumluluğu yüklenmiştir. Handan
Amerika'da ölen erkek kardeşinin kızı
Defne'ye hem hala ama en çok da anne
olup, özlemlerini tatlıya bağlamayı
planlamıştır artık.
Aşk, aldatma, aldanma, ölüm ve
entrikalar sonrasında Defne ile İstanbul'da
yaşamayı planlayan Handan, garip bir
tesadüfle kendini "Gezi Parkı Olayları"
içinde buluverir. Her güçlüğe, her koşulda
göğüs gerebilen, asla pes etmeyen, sıradışı,
şakrak ve capcanlı mücadelelerini, şimdi de
"Gezi Parkı Olayları"nda sürdürecektir.
Karakola düşmek, tutuklanmak, mahkemeye çıkmak, terör örgütü üyesi olmakla
suçlanmak vs gibi... Bu stresli günlerin
ruhunda yarattığı travma ile mücadeleden
galip çıkmanın, yaşadıklarıyla yüzleşme
sonucu gerçekleşebileceğini bilir. Çünkü
hukuk, özgürlükler ve vicdan yoktur. Hiçbir
iyilik güç meleği değildir ki... Yine de kendisine küçümseyen gözlerle bakan Halide
Edip Adıvar'ın roman kahramanı Handan'dan ilham gelir. Gaipteki Handan, birkaç
gecelik o meydanlardaki mücadelenin bin
mislini savaş meydanlarında, Sakarya'da,
Dumlupınar'da, Kocatepe'de kendilerinin
yaşadığını ima ederek "Sen sokaklarda
koşuşturmuş, polislerle dalaşmış olabilirsin;
oysa ki hakiki savaş cephelerinde sahici
düşmanla savaşmanın ne olduğundan
haberin var mı?" diye seslenmektedir.
Dahası var; bir
kadının erkekle eşit
olması, seyahat
özgürlüğü, tek başına
konaklama hürriyetine sahip
olmasının özünde de
o Handan'ı yaratan
kalem bulunmaktadır.
Mücadelesinde aşık
olduğu üç erkek birer
semboldür aslında.
İlk aşkı Nazım,
kadında karakter ve
zeka arayan batılı
erkeği; sefil kocası
Ferhan KILIÇ
Hüsnü Paşa, kadını
sadece cinsel nesne
olarak telakki eden Osmanlı erkeğini;
kollarında öldüğü kuzeninin kocası olan
yasak aşkı, ondaki zekayı, ruhu ve kadınlığı
aynı anda görebilen tek kişidir. Bir kadının
içini hissedip görebilen bir erkek ortaya
çıkarsa, kadın daha da büyütür kendini.
Ayşe Kulin'in Handan'ı bu üç karakterin
sentezidir. Modern, akıllı, tahsilli, çalışkan
ama cinsel ihtiyaçlarının ve öfkesinin
esiridir. Oysa aklını, ruhunu kadınlığı ile
bütünleştirebilmenin yolu gösterilmiştir kendisine. "İyi" ile "kötü" birlikte sunularak
"doğru" gösterilmeye çalışılmıştır. Önemli
ayrıntılardan birisinin de geçmişten
günümüze kadınlarımızın da cinsel
ihtiraslarının erkeklerinki kadar güçlü ve
yakıcı olduğunun ispatıdır. Geçmişte evlilik
dışı münasebetlerin hoş karşılanmaz, hatta
yalnızca his ve hayaller bile ölümle
cezalandırılırdı.
Aynı parçalanış günümüzde yok mu
sanki? Handan güya hür ama bu hürriyet,
bu kimseye bağlanamayış saadet getirmiyor. Hatta kederler içinde bile bırakıyor.
Defne'ye bir anne sevgisiyle yapışması onu
da geçmişle aynı insiyetin esiri haline
getiriyor. Aile... aile... aile... Ne kadar
modernleşirsek modernleşelim fark etmiyor.
Bu coğrafyanın kadınları, hep aynı
parçalanışı ve kafa karışıklığını yaşıyor. Hür
olmaya evet ama aileye sadakat elini, kolunu sımsıkı bağlamaktadır. Bu yüzden
eşitlik hayal mi diyelim?
Asla... Handan'ın doğduğunda çok uzun
zamandır erkeklerle eşit yasal haklara
sahiptiler elbette. Cinselliklerini de idrak
ediyorlardı çok şükür. En azından, büyük
şehirlerde ve batı bölgelerinde yaşayan
kadınlar eğitimli, özgür ve eşitti.
Her şey mükemmelse, neye baş
kaldırıyordu Gezi'deki çocuklar?
Demek ki her şey mükemmel değilmiş.
Kazanılmış haklarını kaybetmekten, daha
da ileri evrensel haklara ulaşmaktan
vazgeçip geriye dönmekten korkuyoruz o
halde. İlkel bir Ortadoğu ülkesine
dönüşmekten korkuyoruz belli ki...
Şunu anlıyoruz ki, var olan haklar kağıt
üzerinde kalmış, adalet sistemi dağılmış,
eğitim sistemi altüst olmuş, sanat geri plana
itilmiş, tiyatrolar kapanmış, kadına evinde
oturup çocuk doğurması ve sadece
çocuğuna bakması için teşvikler verilmiştir.
Gibi... gibi... gibi...
Bu bakış açısına göreceli de diyebilirsiniz
elbette. Bakış açıma yenilikler katan Ayşe
Kulin'e teşekkürler... Okuduğum her
romanında kendimi biraz daha büyüttüğüm
için, bu kadar güzel yazdığı için,
korkusuzluğu için, Gezi olaylarına kadın
gözüyle farklı bakış getirdiği için, Handan
romanını yazdığı için, yazdığı tüm romanlar
için, her şey için... Türk kadınları ve kendi
adıma koskocaman teşekkürler...
Sevgilerimle...
TOFD-İSPARK İŞBİRLİĞİ İLE
ENGELLER AŞILACAK
İSPARK Genel Müdürü Mehmet Çevik, Genel Müdür
Yardımcısı Nurettin Korkut ve beraberinde kurum yetkilileri Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ni (TOFD)
ziyaret etti.
TOFD Genel Başkanı Ramazan Baş ve gönüllüler
tarafından karşılanan İSPARK heyeti dernek çalışmaları
hakkında bilgi aldı ve birlikte yapılabilecek ortak projeler ile ilgili görüş alışverişinde bulundu.
Genel Müdür Mehmet Çevik ve beraberindeki heyet,
omurilik felçli üyeler ile yakından ilgilenirken dernek
bünyesinde oluşturulan Grafik-Tasarım ve Tekstil Atölyeleri’ni gezdi. El emeği çalışmaları ve ortaya çıkartılan
ürünleri inceleyen yetkililer yapılan çalışmaları takdir
ederken, İSPARK’ın sipariş ettiği ve her araçta
bulunması gereken boyunlukları hazırlayan engelli
çalışanlara teşekkür etti.
Dernek Genel Başkanı Ramazan Baş ve dernek yetkilileri ile yapılan toplantı sonrasında İSPARK
otoparklarında plastik kapak toplama üniteleri
oluşturulmasına, ”Derinliğini Bilmediğiniz Sığ Sulara
Balıklama Atlamayın!” projesinin tanıtımı için ortak
çalışmalar yapılmasına ve İSPARK otoparklarındaki
engelli alanlarının doğru kullanılması için ortak
çalışmaları yapılması hususunda görüş birliğine varıldı.
Geliştirdiği sosyal projeler ile kent hayatına ve sosyal
yaşama katkı sağlamayı hedeflediklerini belirten Çevik;
“Omurilik Felçlileri Derneği’ne yapmış olduğumuz
ziyaret ile birlikte yapabileceğimiz birçok proje için
önemli adımlar attık. İSPARK olarak otoparklarımızda ve
geliştirdiğimiz projelerde engelli vatandaşlarımızın
önceliklerine her zaman hassasiyet gösterdik bundan
sonra daha da önemli adımları birlikte atacağız.” dedi.
24
02 MART 2015 PAZARTESİ
Ekseriyetin bulunmadığı belirlenerek birleşim,
Meclis 1. Başkan Vekili Mahir Çelik tarafından
03 Mart Salı günü saat 15:00’te toplanmak üzere
kapatıldı.
03 MART 2015 SALI
Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim
Meclis 1. Başkan Vekili Mahir Çelik tarafından
açıldı. Süleyman Nadir Ataman’ın izinli
sayılmasına oybirliğiyle karar verildi. Geçen
birleşime ait zabıt özeti okundu, oybirliğiyle
kabul edildi. Gündem maddelerinin
görüşülmesi neticesinde İnsan Kaynakları ve
Eğitim Müdürlüğü’nün mahalli idari birlikleri
norm kadro ilke ve standartlarına dair yönetmelik gereği 25 adet memur kadrolarına ait
dolu derece değişikliği hakkındaki başkanlık
teklifinin oybirliğiyle norm kadro ilke ve
standartlarına dair yönetmelik gereği 25 adet
memur kadrolarına ait dolu derece değişikliği
hakkındaki başkanlık teklifinin oybirliğiyle kabulüne, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün
Şevketiye Mahallesi 30 pafta 1221 ada 198
parselin bir kısmına ait 1/1000 ölçekli uygulama imar planı teklifine dair evrakın İmar ve
Bayındırlık Komisyonu’na havalesinin
oybirliğiyle kabulüne karar verilerek birleşim,
Meclis 1. Başkan Vekili Mahir Çelik tarafından
06 Şubat 2015 günü saat 15:00’de toplanmak
üzere kapatıldı.
04 MART 2015 ÇARŞAMBA
Ekseriyetin bulunduğpu tespt edilerek birleşim,
MART 2015
BELEDÝYE MECLÝSÝ’NDE
NELER GÖRÜÞÜLDÜ?
Meclis 1. Başkan Vekili Mahir Çelik tarafından
açıldı. Mustafa Harputluoğlu, Yahya Göktaş,
İbrahim Gündüz ve Selim Malgaz’ın izinli
sayılmasına oybirliğiyle karar verildi. Geçen
birleşime ait zabıt özeti okundu, oybirliğiyle
kabul edildi. Gündem maddelerinin
görüşülmesi neticesinde, Park ve Bahçeler
Müdürlüğü’nün Basınköy Mahallesi’nde bulunan Bilgili Sokak Parkı’na Yaşar Kemal isminin
verilmesine dair başkanlık teklifinin oybirliğiyle
kabulüne karar verilerek birleşim, meclis 1.
Başkan Vekili Mahir Çelik tarafından 06 Mart
2015 Cuma günü saat 15:00 de toplanmak
üzere kapatıldı.
06 MART 2015 CUMA
Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek
birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Mahir Çelik
tarafından açıldı. Taner Kazanoğlu, Baki
Gövtepe, Muzaffer Şahin ve Nurhan
Çetinkaya’nın izinli sayılmalarına oybirliğiyle
karar verildi. Geçen birleşime ait zabıt özeti
okundu, oybirliğiyle kabul edildi.Cumhuriyet
Halk Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubu’nun ortaklaşa vermiş olduğu
Bakırköy’de bir sokak veya parka Hemşire
Safiye Hüseyin isminin verilmesi önergesinin
gündeme eklenerek Hukuk Komisyonu’na
havalesi oybirliğiyle kabul edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde Özel Kalem
Müdürlüğü’nün Bakırköy Kültür ve Sanat Festivali hakkındaki evrakınıın Sanat Komisyonu ile
Bütçe Plan Komisyonu’na havalesinin oybirliğiyle
kabulüne, Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nün
Yeşilköy Mahallesi 406 ada 21 parselin
satışına dair başkanlık teklifinin 5 ret oya
karşın oyçokluğuyla kabulüne, Emlak İstimlak Müdürlüğü’nün Yeşilköy Mahallesi 1031 ada
122 parselin satışına dair başkanlık teklifinin 5
ret oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, Çevre
Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’nün Çalışma ve
Görev Yönetmeliği’ne dair Hukuk Komisyonu
raporunun 5 ret oya karşın oyçokluğuyla
kabulüne, Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün Çalışma
ve Görev Yönetmeliği’ne dair Hukuk Komisyonu
ve Çevre Sağlık Komisyonu ortak raporunun 5
ret oya karşın, ouçokluğuyla kabulüne, İnsan
Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü’nün Disiplin
Amirleri Yönetmeliği’ne dair Hukuk Komisyonu
raporunun 5 ret oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, Mali Hizmetler Müdürlüğü’nün ilan ve
reklam ücretlendirilmesine dair Tarife Komisyonu
raporunun oybirliğiyle kabulüne, Şevketiye
Mahallesi, 30 pafta 1221 ada 198 parselin bir
kısmına ait 1/1000 ölçekli İmar ve Bayındırlık
Komisyonu raporunun oybirliğiuyle kabulüne
karar verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili
Mahir Çelik tarafından kapatıldı.
Meclis oturumlarýnýn tamamýný gazetemizin
www.atakoygazete.com.tr
sitesini ziyaret ederek okuyabilir ve sesli olarak dinleyebilirsiniz.
Bakırköy Belediye Meclisi ve İBB Meclisi CHP’li Üyesi
TANER KAZANOĞLU’DAN İBB BAŞKANI KADİR TOPBAŞ’A SUÇ DUYURUSU
Bakırköy Belediyesi ve İBB Meclisi’nin CHP’li Üyesi
Av. Taner Kazanoğlu İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığı’na dilekçe vererek “Şüpheli” sıfatı ile
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Kadir
Topbaş hakkında suç duyurusunda bulundu.
CHP Bakırköy ve İBB Meclis Üyesi Taner
Kazanoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye
Meclisi’nin 2014 yılı Ekim ayı toplantılarında
Maslak Towers ve Çiftçi Towers ile ilgili Kadir
Topbaş’ın cevaplaması isteği ile Meclis
Başkanlığı’na sunduğu ve Başkan Kadir Topbaş
tarafından 6 ay geçmesine rağmen cevaplanmayan soru önergeleri hakkında Başsavcılığa
dilekçe vererek; görevi kötüye kullandığını,
kamuyu zarara uğrattığını ve suç işlediği iddiası ile
“Şüpheli” sıfatı ile Kadir Topbaş hakkında suç
duyurusunda bulundu.
Hazırladığı suç duyurusunda, “Anayasa 74. Maddeye Muhalefet, 5237 Sayılı T.C.K. 121, 257 ve
204/2 Maddeye Muhalefet, 4982 Sayılı Bilgi Edinme Kanunu’na Muhalefet, 3071 Sayılı Kanun’a
Muhalefet” maddelerine yer veren Kazanoğlu
suç duyurusunda şu açıklamalara yer verdi: ”1)
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 2014
yılı Ekim ayı toplantılarında Maslak Towers
2014/151 İBB sayı no ile ve Çiftçi Towers
2014/138 sayı no ile soru önergesi verdim ve
gereğinin yapılmasını istedim. (Ek; Soru Önergesi Dilekçeleri)
2) İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 2014
yılı Kasım ayı toplantısında soru önergelerime
neden cevap verilmediği ve bu işlemleri savsaklayan ilgililerin isimlerinin tarafıma verilmesini
talep ettim. Ayrıca bu soru önergelerini geciktirerek kamuyu zarara uğratıldığını ve suç
işlediklerini de ayrıca belirttim.
3) Daha önceki tarihlerde vermiş olduğum soru
önergelerine cevap vermeyip sadece hukuki olarak
neden soru önergelerimize cevap vermiyorsun
dediğimiz soru önergesine baştan savma bir cevap
verilmiştir.
4) Ancak, asıl olarak vermiş bulunduğumuz soru
önergelerime bugüne kadar herhangi bir işlem
yapılmadığı gibi cevap da verilmemiştir. Bahse
konu soru önergelerinde Beşiktaş sınırları
içerisinde bulunan Çiftci Towers isimli proje ve
Sarıyer sınırları içerisinde bulunan Maslak 42 isimli
projelerde kaçak yapılanmaya müsaade edilip
haksız bir kazanç yaratılıp yaratılmadığı
sorulmuştur. 6 ay gibi bir süredir cevap verilmemesi de bu düşüncelerimizde ne kadar haklı
olduğumuzu göstermektedir.
5) 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu
Büyükşehir’e denetleme yetkisi vermiş ve ilçe
belediyelerinin 15 gün içerisinde Büyükşehir
Belediyesi’ne cevap zorunluluğu getirmiştir. Buna
rağmen savsaklayarak yok ilçe belediyesi cevap
vermedi gibi bahaneler üretmek hukuka aykırıdır.
Eğer böyle bir durum da varsa oradaki ilgililer
aleyhinde de suç duyurusu yapılabilir. 4982 Sayılı
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 12. Maddesi
hükmü gereğince de; “Bilgi edinme başvurularının
değerlendirilerek başvuru sahiplerine cevap verilmesi başvurunun yapıldığı kurum veya kuruluşa
ait bir yükümlülüktür.”
6) Devlet yönetiminde bulunan kişilerin kanunların
belirlediği çerçevenin dışına çıkıp Anayasanın 74.
maddesinde hüküm altına alınan vatandaşlık
hakkını kullanan insanlara hiçbir işlem yapmama
gibi hakları olmadığı gibi vatandaşa cahil cühela
muamelesi de yapamaz. Büyükşehir Belediyesi
Meclis Üyesi olarak seçilmiş bulunan ve vatandaşın
hakkını korumak ve denetleme yetkisi yapmak
vazifesinde bulunan İBB meclis üyesinin soru önergesine cevap vermemek suça daha da ağırlaştırıcı
bir nitelik kazandırmaktadır. Bu yöneticilerin
durumları gizlemeye çalışması ve dilekçe
hakkının kullanılmasını engellemesi; görevi
gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi gerçeğe aykırı düzenleyen kamu
görevlisinin cezai sorumluluğunu (görevi ihmal
ve görevi kötüye kullanma vs.) gerektirdiği
kanaatini taşımaktayım.
Şüphelinin eylemi suç teşkil ettiğinden gerekli
kovuşturmanın yapılarak şüphelinin
cezalandırılması için Savcılığınıza müracaat
zorunluluğu doğmuştur.
Yukarıda kısaca arz ve izahına çalışılan sebepler
ile nazara alınacak diğer sebeplerle; Şüpheli
hakkında gerekli kovuşturmanın yapılarak
cezalandırılması için kamu davası açılmasına
karar verilmesini arz ve talep ederim.”
25
İncirli Lions Kulübü tarafından Atatürkçü Düşünceye Hizmet Ödülü’ne layık görülen İSTANBUL BAROSU BAŞKANI
KOCASAKAL’DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR
İncirli Lions Kulübü tarafından “Atatürkçü Düşünceye
Hizmet Ödülü” alan İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr.
Ümit Kocasakal, ödül töreninde yaptığı konuşmada
çarpıcı ifadeler kullandı. Kocasakal, Türkiye’de dini kullananlar kadar Atatürkçülüğü kullananların da olduğunu
belirterek, “Benim asıl mücadelem sahte Atatürkçüler’le”
dedi.
“BENİM İLK MÜCADELEM
SAHTE ATATÜRKÇÜLER’LE”
Esra ERDOĞAN
Düşündüğünü düşünmek…
Aklından geçirdiklerini okuyorum bak şimdi böyle
yapacak diye düşünmek ve arada da o dediklerinizin
çıkıyor olması, bu şimdiye kadar olan her şey için bir
genelleme yapmamıza sebep olur.
Oysa her bireyin dünyası eşsiz ve ayrıdır.
Ortak bilinçdışımız bize her şeyin kontrolümüzde
olduğu bir dünya isteği ile gelir.
Hal böyle olunca biz her şeyi anlamlandırmak isteriz,
doğa boşluk tanımaz derler ya aslında beyin de
düşünce sisteminde boşluğu tanımaz.
Mesela anılar arasında ki boşlukları kendisi dolduruverir. İşte tam da böyle bir şeydir karşımızdakinin
beynini okuduğumuzu zannetmek.
Orada ki belirsizlik bizi son derece rahatsız eder ve
tamamlayıveririz boşlukları J
Oysa biraz dayanabilsek sadece kendi zihnimizi
kandırmak adına değil de gerçekten anlamak adına
dinleyip, izleyebilsek, binlerce alternatif arasında her
olayın kendine özgü olgusu çıkıverecek karşımıza.
Burada ki durum şu; beynin çalışma sistemi basit günlük aktiviteleri kolayca uygulayabilecek durumda iken
daha karmaşık olanlar ise beyini yorar.
Beyin her olay da bu kadar çok dinleyerek karşı
tarafın gözünden bakabilme ve dahi kendini onun
yerine koyabilme işlemi ile ilgilenirse yorulur.
Bu nedenle beynimiz anlamak değil ikna edilmek
ister. Olaylar arasında ki bağlantıları kurmak yerine
birinin söylemesi ve onun da yerine getirmesi daha
kolaydır.
İşte bu ve benzeri nedenlerle kolaya alışan beyin
hayal gücü, yorumlama, çözüm üretme, farklı alternatifleri görebilme, bir olgu, olay ya da nesneyi bir diğeri
ile linkleşebilme özelliklerini geliştirememiş olur.
Tabi 80 yaşına kadar süren plastisitesi sayesinde stabil
kaldığı söylenemese de bu nöronal yolaklar çocukluktan başlayarak eğitim ile oluşur.
30 yaşında bir danışanım… Bayan A şöyle demekteydi
Yatılı okuldan çıktıktan sonra insan arasına karışınca
nasıl davranacağımı bilemez oldum. Oradayken her
şey belliydi.
Sınırlar belliydi. Ders çalışma saatleri, yemek, uyku ve
ben son derece başarılı bir talebeydim.
Oysa şimdi aynı başarıyı gündelik hayatta bile
gösteremiyorum.
Öğrenemediği insan ilişkileri, gerçek hayat, gerçek
duygulanımlar bunların hiç biri yok, öğretilmemiş,
işlenmemiş ve beyin tarafından işlemleşmemiş.
Hayat sadece yatılı okul olmadığına göre kendi tabiri
ile sudan çıkmış balığa dönen bu danışan nereye
gider?
Ben size söyleyeyim, bir üst akıla –üst akıl yerine
koyduğu biri, kurum ya da topluluk- gider.
Okulda ki düzen böylece devam eder ve kişi hayatı
böyle sanmaya devam ederek mutlu mesut yaşar.
Aslında tam olarak da böyle olmaz tabi. Mutsuzdur ve
uyumsuzdur ama nedenini bilemez ve bu da onu bir
üst akıla daha çok yaklaştırır. Kısır bir çevre, güvenli
ve bilindik bir alan ona diğerlerine olduğundan daha
çok huzur verir çünkü beyin yeni nöronal ağlar
oluşturmak zorunda kalmaz. Bildiği şekilde çalışmaya
devam eden beyin ve beyinler üst akıl tarafından tek
iple oynatılan kuklalar gibidirler.
KUKLA BURADA, KUKLACI NEREDE?
Kuklacı ise eğitim sistemi ile onları bu hale getirendir.
“Bizler Atatürkümüz’ü ne kadar
tanıyoruz, cumhuriyeti ne kadar
anlayıp, içselleştirebiliyoruz?” diyerek konuşmasını sürdüren
Kocasakal, “Ben açık söylüyorum,
maalesef bizlere Atatürk’ü hiç
anlatmamışlar. Bize cumhuriyetin
mucizesini hiç anlatmamışlar. Bize
sadece şu tarihte şuraya çıktı, kongreler vesaire anlatmışlar. Biz Atatürk’ü
tanıdığımız kanaatinde değilim. Biz
yakın tarihimizi de tam olarak bilmiyoruz.
Zaten bizim bu yakın tarihle olan
bilgisizliğimizden yararlanarak laboratuvarlarda derin
tarih adı altında sahte bir tarih üretiyorlar. Korkunç bir
yalan bombardımanı. Neler neler söylüyorlar. Bakın ben
size samimi bir şey söyleyeyim. Birileri bugüne kadar ve
halen bu toplumun kutsal din duygularıyla Allah’la aldattı
ve aldatmaya devam ediyor. Ama ondan daha vahim
olmak üzere birileri de Atatürk ile aldattı ve aldatmaya
devam ediyor. Benim ilk mücadelem sahte
Atatürkçüler’le. Bunu herkesin bilmesini isterim. Yani,
her Atatürkçüyüm diyeni Atatürkçü olarak kabul etmiyorum. Yani bir takım yetersizliklerine, yolsuzluğuna,
uğursuzluğuna, hırsızlığına ulu önderi kalkan ve paratoner
yapmaya çalışan da önemli bir kesim var. Bir kere bu
sahte Atatürkçüler’i ayıklamadığımız sürece başarılı
olamayız.” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN BU NOKTAYA GELMESİNİN
KIRILMA NOKTALARI VAR”
Türkiye’de insanların 20-30 sene önceye göre mutsuz
olduğunu da kaydeden Kocasakal, “İnsanlar 20-30 sene
öncesine göre daha mutsuz. Herkes pimi çekilmiş bomba
gibi. Peki nasıl oldu da bu toplum bu hale geldi. Bunun
kırılma noktaları var. Türkiye’de karşı devrim ne zaman
başladı. Bu konuda bir takım düşünceler var. Bu kırılma
noktalarından birincisi 10 Kasım 1938 Ulu Önder’in
ölümüdür. İkinci kırılma noktası Türkiye’nin çok partili
siyasi hayata çok erken geçmesidir. Üçüncü kırılma
noktası ise köy enstitülerinin ve halk evlerinin
kapatılmasıdır. Dördüncü kırılma noktası 1952’de
Türkiye’nin NATO’ya girmesidir. Hiç kimse kendini
kandırmasın. Türkiye NATO’ya girdiği andan itibaren tam
bağımsızlığı ile vedalaşmıştır.
“12 EYLÜL YARGILAMASI BİR TİYATRODUR”
Ve 5. kırılma 12 Eylül 1980 ihtilalidir. Onun ne olduğunu
iyi anlamak gerekir. Niye yapıldı ihtilal, yani kardeş
kardeşi vuruyordu, anarşi vardı!. Bu işin hikayesi. Birinci
Dünya Savaşı ne kadar Macaristan-Sırp veliahtının
öldürülmesi ile çıkmışsa bu da o kadar öyle. İşin gerçeği
şudur. Darbenin olma sebebi, darbeden 9 ay önceki bir
gelişmedir. Ünlü 24 Ocak kararları. 24 Ocak kararları
Türkiye’nin son milli direniş noktalarının yok edilip,
uluslararası kapitalizme tam olarak entegre edilmesi
operasyonudur ama o kararları 61 Anayasası’nın özgürlükçü normları içinde uygulama şansı sıfırdır. 12 Eylül,
24 Ocak kararlarının uygulanabilmesinin, anayasal, siyasi
ve hukuki altyapısını oluşturmak için yapılmıştır, bugün
de aynen devam etmektedir 12 Eylül. O yüzden bana
kimse “efendim 12 Eylül yargılaması” demesin. O nedir
biliyor musunuz?, O bir tiyatrodur.” diye konuştı.
“TOPLUMA 3 TANE VİRÜS ATILDI”
Bu topluma 3 tane virüs attılar. Ve bu virüsler Ebola’dan
da, Sars’tan da daha tehlikelidir. Çok hızlı yayılırlar ve
toplumu sarıp kemirirler. Birincisi etnisite virüsü. Şu an
geldiğimiz noktada herkes kendini önce Türkiye
Cumhuriyeti yurttaşıyım diye değil, önce etnisitesi ile
önce mezhebi ile tanımlıyor. O zaman paramparça olursunuz zaten şimdi olduğu gibi. İkinci virüs, mezhep
virüsüdür. Yani Alevi, Sünni. Ben bir hukukçu olarak
inanamıyorum. Bir HSYK seçimi yapılıyor. HSYK’ya 2
Alevi, 3 Sünni, 2 sosyal demokrat, 1 muhafazakar, bir
ülkücü girdi deniyor. Yahu bir hakimin siz etnik
kimliğini, siyasi görüşünü, mezhebini nasıl
zikredersiniz. Ondan sonra da o
yargıdan ne bekleyebilirsiniz. İşte ikinci
tehlikeli virüs de bu mezhep
virüsüdür. Ve bakın bu ülkede
Amerikan İslam’ını, vahabiliği,
İslam diye yutturuyorlar insanlara. İslam bu değil. Ben açık
söylüyorum. Bu siyasi görüşün
İslam’a ve Müslümanlar’a verdiği
zararı hiçbir haçlı seferi
verememiştir. Üçüncü virüs inanç
sömürüsü virüsüdür. Bir de böyle
böldüler. İnanan, inanmayan, başı açık,
başı kapalı. Ben bir canlı yayında bunlardan
bir tanesine, sen insanları iyi Müslüman, kötü
Müslüman, cennetlik, cehennemlik diye ayırarak
aslında sadece Allah’a ait olan takdir yetkisini gasp edip,
kendi üstüne alıyorsun yani Allah’a şirk koşuyorsun, sen
müşfiksin dedim. Tabi canlı yayın kapandı.
TÜRKİYE TARİHİNDE GÖRMEDİĞİ KADAR
AYDIN İHANETİ YAŞIYOR.
BEN BUNLARA GDA DİYORUM”
Ve bakın bu günlere gelinmesinde halkımızın tek bir
kabahati yok. Bu ülkenin sözde okumuşundan, sözde
aydınından ne hayır gördünüz ki, karnını
doyuramadığınız, eğitemediğiniz halka kabahat buluyorsunuz bu ayıp bir şey. Bugün Türkiye tarihinde görmediği
kadar büyükçe bir aydın ihaneti yaşıyor. Bunu herkesin
bilmesini isterim. Ben aydınları ikiye ayırırım organik
aydın, hormonlu aydın, veya genetiği değiştirilmiş aydın
diyorum GDA. GDO yerine GDA. Şu anda Türkiye 1919
koşullarından daha büyük bir tehlike altında. Çünkü 1919
koşullarında hiç olmazsa belirgin bir düşman var.
Yunan’ın İzmir’e çıkıldığı duyulduğundan itibaren ülkede
isyan ateşleri yanmıştı zaten. Ama günümüzde düşman
belirgin değil, daha sinsi.
“İKİNCİ BİR MİLLİ MÜCADELE VERMEK
GEREKİYOR. ŞİMDİ HERKESİN BİR MUSTAFA
KEMAL OLMA ZAMANI GELDİ”
O zaman ikinci bir milli mücadele vermek gerekiyor. Ve
bunu yaparken de bize emperyalizmin dayattığı bütün
aydınları etnik, mezhepsel, az önce söylediğim inanç
vesaire şeyleri reddedip, kol kola vermek gerekiyor. Asıl
şimdi bugünlerde herkesin cumhuriyete ve Atatürk’e
olan borcunu ödeme zamanı. Şimdi geldi o borcu ödeme
zamanı. Artık sadece biz varız. Mustafa Kemal’in en
güzel sözlerinden bir tanesi, “İki Mustafa Kemal var. Biri
ben, etten kemikten ve ölümlü. Ama diğeri onu ben bile
ifade edemem, o her birinizsiniz.” sözüdür. Şimdi
herkesin bir Mustafa Kemal olma zamanı gelmiş
bulunuyor.
“BEN KENDİMİ BU MÜCADELEYE ADADIM.
AİLEMLE DE VEDALAŞMIŞ BİR İNSANIM”
O yüzden açık söylüyorum ben şahsım adına kendimi bu
mücadeleye adamış bir insanım. Bir tane hayatım var.
Öyle de gidecek, böyle de gidecek, daha uzun yaşamak
adına onursuzca susup, oturamam. Benim temel
düşüncem budur. Atatürk’ün askeri olmak belli zamanlarda belli şeyleri göze almaktır. Eğer Çanakkale’de 12
yaşındaki o çocuk toprağı göze alabilmişse bizim için
hapisler, ölüm mölüm bunların hiçbir şey ifade etmiyor
olması gerekir. Atatürk’ü iyi anlamak, mücadelesini,
cumhuriyetin mucizesini iyi görmek ve ona göre davranmak. Bu herkesin bireysel olarak yapacağı bir şeydir.
Ben hepinize sonsuz teşekkürlerimi iletmek istiyorum.
Saatlerce söylenecek çok şey var. Ama zamanınızı da
daha fazla almamak için sözlerimi burada kesiyorum.
Hepinize iyi akşamlar diliyorum.”
TEKNOLOJÝ DÜNYA SI
GÖKHAN ATAMER
[email protected]
#.)'(/-"+''+/%.'.,*
>[Y[QA^:]Z]P[^H\^=\VZSYS-[^>]V]ZW^&[VX[^$NWVA^M[X^USZ
T\Q[X[Z^ M[X^ [(BSZ\^ \UQ\T[C[Z[A^ MO^ U]MYSZOZ^ ;X75\A
[ZSH]RPSZ^ H\^ V]UQ]^ T\C\X[^ PLVR\V^ LXLZY\X
]Y]ZWZT]^ K\Y[NQ\V^ K\X\VU[C[Z[^ KDRU\XT[C[Z[
M\Y[XU\X\VA^>O^]Q]FY]^[YV^]TWQWQWJW^]UUWVI^=>=;)
>]NV]ZYWCWQWJ^ P\XY[^ E\G^ U\Y\@SZO^ K\Y[NU[X[YQ\R[
]Q]EWPY]^ F]CXWP]^ FWVUWI^ >O^ F]CXWPY]^ T\RU\V
H\XT[C[Q[J^ DJ\Y^ R\VUDX^ @[XQ]Y]XW^ U]X]@WZT]Z^ ULQ^ ]YU
M[Y\N\ZY\X[^ P\XY[^ SY]Z^ ]VWYYW^ U\Y\@SZ^ K\Y[NU[X[YQ\R[
F]YWNQ]RWZ]^ M]NY]TWV^ T\T[I^ !Y\VUX[V7!Y\VUXSZ[V
:\VUDXL^]YWNU]PW<ZWZ^]XTWZT]Z^^RSXOY]XW^P]ZWUY]P]Z
$NWVA^ K\Q[A^ OJ]PA^ QSUSXYO^ ]X]FA^ Q]V[Z\A^ R]CYWV^ H\
V[QP]^ R\VUDXY\X[PY\^ P]VWZT]Z^ [YK[Y[^ SY]ZA^ MO^ R\VUDX7
Y\X\^ K[XT[^ R]CY]P]Z^ H\^ P\Z[^ U\VZSYS-[Y\XY\^ T\^ T[C\X
R\VUDXY\X[Z^ K\Y[NQ\R[Z\^ V]UVW^ ROZ]Z^ \Y\VUX[V^ H\
\Y\VUXSZ[V^ R\VUDXLZLZ^ T]B]^ @]JY]^ K\Y[NQ\R[Z[
]XJOY]TWVY]XWZW^RDPY\T[I^X\U[Q[Z^U]R]XWQA^;X75\^H\
[ZSH]RPSZ]^ T]P]YW^ SYQ]RW^ H\^ M[YK[^ U\VZSYS-[Y\X[Z\
K[XT[^ R]CY]Q]RW^ TSY]PWRWPY]^ \VSZSQ[Z[Z^ \Z^ DZ\QY[
R\VUDXY\XT\Z^M[X[^SYTOCOZO^V]PT\T\Z^$NWVA^U\^P]Z7
T]Z^ R\VUDXLZ^ 4?4/<U\^ /0^ UX[YPSZ]^ OY]NQ]RW
DZKDXLY\Z^ TLZP]^ U[E]X\U^ B]EQ[Z[Z^ PLJT\^ 49<[Z[
SYONUOXQ]RW^ M\VY\Z[PSXI^ >O^ FSV^ E[TT[^ M[X^ X]V]QI
1]JWXYWVY]XWQWJW^ \VR[VR[J^ H\^ H]V[U^ V]PM\UQ\VR[J[Z^
U]Q]QY]Q]YWPWJ^T[P\^VSZONUOI
%+!/,,"/&.).%(*(/ -+'+#,)
;GGY\^N[XV\U[Z[Z^6\S<RO^=[Q^6SSVA^R\XH\U[Z[^P]XTWQ
VOXOYONY]XWZ]^MWX]V]E]CWZW^]FWVY]P]Z^RLG\X^J\ZK[Z7
Y\X^ Y[RU\R[Z\^ V]UWYTWI^ 4?99^ PWYWZT]^ N[XV\U[Z^ M]NWZ]
K\F\Z^ 6SSVA^ &SXUOZ\^ T\XK[R[Z\^ 9?^ P]NWZT]V[
P\C\Z[Z[Z^ \C[U[Q^ Q]RX]@Y]XWZW^ V]XNWY]TWVU]Z^ RSZX]
ULQ^ R\XH\U[Z[^ M]CWNY]P]E]CWZW^ RDPY\T[I^ 6SSV<OZ
Q]]NW^ NOM]U^ 4?90<U\^ PLJT\^ 0/^ ]XU]X]V^ PWYYWV^ I4
Q[YPSZ^TSY]X]^FWVQWNUWI^6SSV<OZ^R\XH\U[Z[Z^P]VY]NWV
*??^ Q[YPSZ^ TSY]X^ SYTOCO^ U]BQ[Z^ \T[Y[PSXI^ >\N^ PWY
DZE\^ ;Q\X[V]YW^ Q[YP]XT\X^ P]UWXWQEW^ "]XX\Z^ >[email protected]@\UU
H\^ P]JWYWQ^ T\H[^ 3[[email protected]<OZ^ VOXOEORO^ >[YY^ 5]U\RA
J\ZK[ZY\X^ ]X]RWZT]^ R\XH\U^ M]CWNY]Q]^ V]QG]ZP]RW
M]NY]UQWNUWI^)]QG]ZP]A^J\ZK[ZY\X[Z^R\XH\UY\X[Z[Z^\Z
]J^ P]XWRWZW^ P]XTWQ^ VOXOYONY]XWZ]^ M]CWNY]Q]RWZW
DZKDXLPSXI^ [QT[P\^ V]T]X^ 9??<T\Z^ @]JY]^ J\ZK[ZA
V]QG]ZP]P]^T\RU\V^H\XT[I
-. ,,"/!.$#-/$.(/,'#,)
9I0^ Q[YP]X^ ]VU[@^ VOYY]ZWEWRW^ [Y\^ RSRP]Y^ Q\TP]ZWZ^ \Z
MLPLCL^SYQ]^LZH]ZWZ]^R]B[G^SY]Z^&]E\MSSVA^P\Z[
GXS-\R[PY\^ Q\TP]^ ]Y]ZWZT]^ T]^ QSZSGSY^ B]Y[Z\
K\Y\M[Y[XI^[XV\U\^P]VWZ^V]PZ]VY]XT]Z^\YT\^\T[Y\Z^M[Y7
K[Y\X\^ KDX\A^ ;>,^ Q\XV\JY[^ N[XV\U^ M[X^ RLX\T[X
]X]Y]XWZT]^ =B\^ .\'^ #SXV^ =[Q\RA^ .]U[SZ]Y^ 5\S7
KX]GB[EA^[email protected]@[ZKUSZ^(SRUA^O]XUJA^=B\^5O]XT[]Z^H\
>[email protected]\\T[Z^T\^SYTOCO^Q\TP]^VOXOYONY]XW^[Y\^T[XR\V
ATAKÖY
AYLIK BÖLGE GAZETESÝ
Aylýk Süreli Yayýn
YIL: 23 Sayý: 247 NİSAN 2015
[email protected]
Köþe yazýlarýndaki sorumluluk, yazarlarýna aittir.
Gazetemizde yayınlanan ilanların sorumluluğu ilan sahibine aittir.
U\Q]RW^ B]Y[ZT\I^ :DJ^ VSZORO^ KDXLNQ\Y\X[Z^ R\M\M[
[R\^MO^VOXOYONY]XWZ^B]M\XY\X[Z[Z^T[X\VU^SY]X]V^&]E\7
MSSV^ GY][email protected]^ [F\X[R[ZT\^ P\X^ ]YQ]RWZ]^ [QV]Z
H\X\Z^M[X^OJY]NQ]P]^H]XQ]VI^;ZY]NWY]Z^S^V[^RSRP]Y
Q\TP]^ T\H[^ ]PZW^ J]Q]ZT]^ M[X^ Q\TP]^ T\H[Z\
TDZLN\E\VI^(XS-\Z[Z^B]P]UU]^K\FQ\R[Z[Z^]XTWZT]Z
&]E\MSSV<OZ^ 5SSKY\^ .\'R^ H\^ #]BSS^ .\'R^ K[M[
Q\TP]^ G]RU]RWZT]Z^ B]UWXW^ R]UWYWX^ M[X^ G]PWZ^ R]B[M[
SYQ]RW^ M\VY\Z[PSXI^ &]E\MSSV<OZ^ ]TW^ K\F\Z^ Q\TP]
VOXOYONY]XW^ [Y\^ K\Y[X^ G]PY]NWQWZ]^ K[T\E\C[A^ B]M\X7
Y\X[Z^ P\X^ ]YTWCW^ R][email protected]]Y]XT]Z^ \YT\^ \T[Y\Z^ X\VY]Q
K\Y[X[Z[Z^
[F\X[V^
LX\U[E[R[^
N[XV\UY\X^
[Y\^
G]PY]NWY]E]CWZW^M\Y[XU[Y[PSXI
/% /&&$/%."*,',(&(/#-"+*$(!.%(!($.
SV^P]VWZ^M[X^TDZ\QT\^::,^H\^T[C\X^@Y]RB^M\YY\V7
Y\X^FSV^T]B]^OPKOZ^@[P]UYW^H\^FSV^T]B]^K\Z[N^T\GS7
Y]Q]^ ]Y]ZWZ]^ R]B[G^ SY]E]VI^ =SRB[M]<ZWZ^ P]GUWCW
TOPOXOP]^KDX\A^B]@WJ]^F[GY\X[Z[Z^V]UQ]ZY]X]^T[J[YT[C[
P\Z[^ M[X^ R[RU\Q^ R]P\R[ZT\^ FSV^ T]B]^ @]JY]^ ]Y]Z]
V]HON]E]CWJI^ /,^ .;.,^ ]TW^ H\X[Y\Z^ B]@WJ]^ F[GY\X[A
=SRB[M]<ZWZ^ T\T[C[Z\^ KDX\^ TLZP]ZWZ^ T]^ [YV^ 0*
V]UQ]ZYW^.;.,^DXZ\C[^SY]E]VA^95><YWV^F[G^U\Q\Y[
[Y\^ T]B]^ PLVR\V^ BWJ^ H\^ G\[email protected]]ZR^ H]]U^ \T\E\VI
2]GSZ^ Q]XV]RW^ SY]Z^ =SRB[M]^ N[QT[T\Z^ LX\U[E[Y\X\
K\Y[NU[XQ\^ DXZ\VY\X[Z[^ ROZQON^ ]ZE]V^ RDPY\Z\Z\
KDX\^P\Z[^F[GY\X^MO^PWY^R]UWN]^FWVQ]P]E]VI^U\^P]Z7
T]Z^ $ZU\Y^ H\^ G]XUZ\X[^ 3[EXSZ<OZ^ P\Z[^ F]YWNQ]RW^ T]
SXU]P]^FWVUWI^V[Y[^NO^]X]Y]X^/4^V]UQ]ZYW^.;.,^F[GY\X[
LJ\X[ZT\^ F]YWNWPSX^ H\^ MOZY]XW^ VOYY]Z]E]VI^ ::,
DXZ\VY\X[^MO^R\Z\^[F\X[R[ZT\^R]UWNU]^SY]E]VI^RU\Y[V
MO^ LXLZY\X^ =SRB[M]<ZWZ^ ]VR[Z\^ 0*5><YWV^ F[GY\X^ [Y\
K\Y\E\VI^3[EXSZ^[R\^4I^[ZF<Y[V^::,^[Y\^U]Q^U]QWZ]
9?=>^ T\GSY]Q]^ ]Y]ZW^ ROZOPSXI^ >O^ K\Y[NQ\Y\X^ [Y\
M[XY[VU\^=SRB[M]A^$ZU\Y^H\^3[EXSZ^[Y\^SZY]XWZ^F[GY\X[Z[
VOYY]Z]Z^ N[XV\UY\X^ :]QROZK^ K[M[^ X]V[GY\X[Z
V]XNWRWZT]^ \Y[Z[^ KLFY\ZT[XQ[N^ SY]E]VI^ >O^ R]P\T\
RSZ^ VOYY]ZWEW^ M]JWZT]^ [R\^ T]B]^ BWJYWA^ T]B]^ MLPLV
]Y]Z]^ R]B[G^ H\^ FSV^ T]B]^ OPKOZ^ @[P]UYW^ LXLZY\X
G[P]R]P]^FWV]E]VI
+*$,&//"/*)'.
$.&%."/.)(#,)
VOYY]ZWYQ]P]^ M]NY]TWI^ ;ZY]UWY]Z^ ULQ^ KLH\ZY[V
DZY\QY\X[ZT\ZA^T]B]^VSY]PA^T]B]^BWJYW^H\^9???^V]U
T]B]^KLH\ZY[^SYTOCO^RDPY\Z\Z^P\Z[^M[X^FDJLQ^:]Q7
ROZK^ U]X]@WZT]Z^ K\Y[PSXI^ 1]UWXY]UQ]VU]^ @]PT]^ H]XA
:]QROZK^ MO^ ]Y]ZT]^ [YV^ T\C[YA^ J]U\Z^ K\FU[C[Q[J
]PY]XT]^KDJ^U]X]Q]^R\ZRDXYL^M[X^U\Y\@SZ^U]ZWUWYQWNUWI
&]V]U^ MO^ U\Y\@SZ^ GSGLY\X^ M[X^ Q]XV]^ U]X]@WZT]Z
LX\U[YQ\T[C[^[F[Z^T[VV]U^F\VQ\Q[NU[I^[QT[PR\^:]Q7
ROZKA^:U][email protected]^;X]NUWXQ]^!ZRU[ULRL^[Y\^SXU]VY]N]^$X[R
+Z^=B\^3SH\^]TYW^K\Y[NQ[N^KDJ^U]X]Q]^R\ZRDXLZLZ
F]YWNQ]Y]XWZ]^ M]NY]TWI^ 5DJ^ U]X]Q]^ R\ZRDXLZLZ^ [YV
SY]X]V^ :]QROZK^ 5]Y]P^ =]M^ (XS^ *I0^ QST\Y[ZT\
SY]E]CW^ RDPY\Z[PSXI^ #]Z[^ F]YWNQ]^ M]N]XWYW^ SYOXR]A
:]QROZK<OZ^ M[X^ RSZX]V[^ ]Q[X]Y^ K\Q[R[^ 5]Y]P
:<T\A^KDJ^U]X]Q]^R\ZRDXL^KDX\M[Y[X[JI^
%/%-&-)+!+&+/('./#,''-)+/-#+)$+
4?9/^PWYWZT]^U]ZWUUWCW^+Z\^38T\^U]R]XWQR]Y^]FWT]Z
MLPLV^ M[X^ P\Z[Y[V^ P]G]Z^ =]PH]ZYW^ U\Y\@SZ^ LX\U[E[R[
1=6^ MO^ M]N]XWRWZW^ [Y\XY\P\Z^ PWYY]XT]^ Q]]Y\R\@^ V[
T\H]Q^\UU[X\Q\T[I^+Z\^3*^H\^\Z^RSZ^U]ZWUWY]Z^+Z\
3 8T]^ U]R]XWQR]Y^ P\Z[Y[V^ P]GQ]V^ P\X[Z\^ VLFLV
XDUONY]X^ P]G]X]V^ ]T\U]^ ]PZW^ P\Q\C[^ WRWUWG^ WRWUWG
VOYY]ZWEWY]XWZWZ^DZLZ\^VSP]Z^1=68T\^[NY\X^PSYOZT]
K[UQ[PSXI^ 1=6A^ OJOZ^ M[X^ RLX\^ KDX\H^ ]Y]Z^ U]R]XWQ
N\@[^ :ESUU^ 6XSPY\^ [Y\^ MOZT]Z^ 99^ ]P^ DZE\^ PSYY]XWZW
]PWXQWN^ H\^ GSJ[RPSZOZ^ M]NWZ]^ 2SZ]B^ >\EV\X
K\U[X[YQ[NU[I^ 2SZ]B^ >\EV\X^ [Y\^ T\^ OQTOCOZO^ MOY]7
Q]P]Z^ 1=6A^ K\FU[C[Q[J^ KLZ^ RLXGX[J^ M[X^ N\V[YT\
VSYUOCO^P\Z[T\Z^MSN]YUQ]^V]X]XW^]YTWI^^>O^]PXWYWNWZ
]XTWZT]Z^ 1=68Z[Z^ P\Z[^ U]R]XWQ^ N\@[^ GSJ[RPSZOZ]
,]Z[\Y^ 1OZTU^ K\U[X[YT[I^ 2SZ]B^ >\EV\X8WZ^ @[XQ]T]Z
]PXWYWN^ Z\T\Z[Z[Z^ +Z\^ 3 8OZ^ P\Z[Y[V^ ROZQ]P]Z
U]R]XWQW^ SY]X]V^ KDRU\X[Y[PSXI^ ;RYWZT]^ +Z\^ R\X[R[Z[Z
U]R]XWQWZ]^ M]N]XWRWJ^ T\Q\V^ FSV^ P]ZYWN^ SYOXI^ +Z\
3 8OZ^ FSV^ M]N]XWYW^ M[X^ U]R]XWQW^ H\^ (X\Q[OQ
B[RR[P]UW^H\X\Z^M[X^Q\U]Y^V]R]RW^H]XI^;ZE]V^1=68Z[Z
RSZ^4^PWYTWX^U]R]XWQ^T\C[NU[XQ\Q\R[^U\GV[Y\X\^Z\T\Z^
SYOPSXI
&-)// (*/-'+-*+*+*/((*.
&,*/.).."
2]GSZ^U\VZSYS-[^T\H[^:B]XG8U]^[NY\X^PSYOZT]^K[UQ[PSXI
[XV\U\^ P]VWZ^ M[X^ V]PZ]VU]Z^ P]GWY]Z^ ]FWVY]Q]P]
KDX\^ N[XV\U^ TLZP]^ F]GWZT]^ P]VY]NWV^ ^ M[Z
F]YWN]ZWZWZ^ [N[Z\^ RSZ^ H\XQ\P[^ GY]ZYWPSXI^ >O
FWV]XQ]Y]XY]^ M[XY[VU\^ P\Z[T\Z^ P]GWY]ZQ]^ RLX\E[Z\
K[X\E\V^SY]Z^N[XV\U^9I^Q[YP]X^TSY]X^B]XE]P]E]VI^YV
\U]GU]^ FWV]XQ]^ [NY\Q[^ Q\XV\J^ 2]GSZP]^ T]
M]NY]P]E]VI^ )]PZ]VY]X]^ KDX\^ [NU\Z^ FWV]XQ]ZWZ
/???8[^ \XV\Z^ \Q\VY[Y[V^ PSYOPY]^ 2]GSZP]8T]A^ /???8[
[R\^T\Z[J]NWXW^SG\X]RPSZY]XT]Z^P]GWY]E]VI^:B]XG8WZ
4?90^ RSZO^ [U[M]X[PY\^ ?^ M[Z^ F]YWN]ZW^ MOYOZOPSXI
3[[email protected]^ B\XV\R[Z^ "[ZTS'R^ 8O^ TOPOXQ]RWZW
M\VY\T[C[^ \UV[ZY[C[ZT\^ RLXGX[J^ M[X^ N\V[YT\^ "[ZTS'R
9?8O^ TOPOX]X]V^ Q]R]LRUL^ H\^ QSM[Y^ FDJLQLZL^ U\V
M[X^ GY][email protected]]^ USGY]QWNUWI^ #]H]N^ P]H]N^ @[Z]Y
RLXLQLZ\^ ]TWQ^ ]U]Z^ "[ZTS'R^ 9?^ [Y\^ [YK[Y[^ P\Z[
T\U]PY]X^ \Z^ RSZ^ ROZOY]Z^ U\VZ[V^ DZ[JY\Q\
RLXLQLZT\^ SXU]P]^ FWVUWI^ "[Z1!6^ [email protected]\X]ZRWZT]
"[ZTS'R^ 9?8OZ^ U\VZ[V^ DZ[JY\Q\^ RLXLQLZT\^ R[R7
U\Q[Z^ *)^ \VX]Z^ FDJLZLXYLCLZ\^ T\RU\V^ H\X\E\C[
RDPY\ZT[I^ *)^ P]Z[^ /?0/4?^ G[VR\Y^ FDJLZLXYLV
T\C\X[Z[Z^ 4^ [ZF^ H\^ LJ\X[^ QSZ[UDXY\XT\^ F]YWN]E]CW
,,'.$-*/-!.'(#-%/), ,%'-)+
RDPY\Z[PSXI^ 0)^ U\VZSYS-[R[^ T]B]^ P]H]N^ P]H]N^ SUOX7 ;Q\X[V]Z^ U\VZSYS-[^ H\^ [ZU\XZ\U^ T\H[^ 5SSKY\A^ R]CYWV
Q]P]^ M]NY]QWNV\Z^ 3[[email protected]^ *)^ FDJLZLXYLV^ [Y\^ H\^ VSJQ\U[V^ R\VUDXL^ @[XQ]RW^ 2SBZRSZ^ [Y\X[P\^TDZLV^M[X^P]UWXWQ^P]GWPSXI
2SBZRSZ%Y]A^ ]Q\Y[P]U^ XSMSUO%^ LX\UQ\V^ LJ\X\^ M[X
\V[G^ SYONUOXTOI^ 2SBZRSZ^ ^ 2SBZRSZ^ N[XV\UY\X
&-!&*%-*//%-)-!-/&.*&)
KXOMOZT]Z^ P]GWY]Z^ ]FWVY]Q]T]A^ KXOM]^ M]CYW^ UWMM[
#WYY]XTWX^QSM[Y^KLH\ZY[V^]Y]ZWZT]^FSV^F\N[UY[^]TWQY]X
E[B]JY]X^ @[XQ]RW^ !UB[ESZ8OZ^ 5SSKY\8Y]^ RUX]U\-[V^ [N
]UWYTWI^ XZ\C[Z^ [YV^ J]Q]ZY]XT]^ R]T\E\^ X]V]QY]XY]
M[XY[C[Z\^ K[XQ\^ VSZOROZT]^ V\R[Z^ M[X^ ]ZY]NQ]
R]CY]Z]Z^ G[Z^ VSTO^ KLH\ZY[C[^ H]XTWI^ ([Z^ VSTOZT]Z
[QJ]Y]TWCW^ V]PT\T[YT[I^ ;FWVY]Q]T]A^ [V[^ @[XQ]ZWZ
RSZX]^B][email protected]\X^T\^KLH\ZY[C\^\VY\ZT[I^+ZT]Z^VWR]^M[X
]Q\Y[P]UY]XT]A^ E\XX]BY]X]A^ B]RU]^ H\^ R]CYWV^ M]VWQ
RLX\^ RSZX]^ [R\^ ;ZTXS[T^ [Y\^ N\V[Y^ F[J\X\V^ KLH\ZY[V
R[RU\QY\X[Z\^ P]XTWQEW^ SY]E]V^ ]Q\Y[P]U^ XSMSUY]XW%
]TWQW^ ]UWYTWI^ ;XTWZT]Z^ 5<Z[Z^ )ZSEV^ 6ST\^ V[Y[U
LX\U[Y\M[YQ\R[^ [F[Z^ %^ #]N]Q^ >[Y[QY\X[%^ \V[M[
\VX]ZW^ H\^ @]XVYW^ LX\U[E[Y\X[Z^ \VX]Z^ LJ\X[ZT\^ P]GUWCW
SYONUOXTOVY]XW^ M\Y[XU[YT[I^ SMSU^ T\RU\VY[^ ]Q\Y[P]UY]XA
[YK[ZF^ KLH\ZY[V^ DZY\QY\X[^ SXU]P]^ FWVQ]P]^ M]NY]TWI
E\XX]BY]X]^ SG\X]RPSZO^ VSZUXSY^ \UQ\R[^ VSZOROZT]
;ZE]V^ K\FU[C[Q[J^ TDZ\QT\^ ]UWY]Z^ \Z^ DZ\QY[^ ]TWQ
MLPLV^ M[X^ T\RU\V^ R]CY]XV\Z^ B]RU]Y]X]^ T]^ ]Q\Y[P]U
G]XQ]V^ [J[^ SVOPOEO^ [Y\^ R]CY]Z]Z^ KLH\ZY[V^ SYTOI
RSZX]RW^ UX]HQ]^ H\^ P]X]^ [J[Z[Z^ \Z^ ]J]^ [ZT[X[YQ\R[
;GGY\^[(BSZ\^^[Y\^B]P]UWQWJ]^K[X\Z^USOEB^R\ZRSX%
VSZOROZT]^@]PT]^R]CYWPSXI
F\N[UY[^ PDZU\QY\XY\^ T[C\X^ Q]XV]Y]X^ U]X]@WZT]Z^ T]
Yurtgün İç ve Dış Ticaret A.Ş. Adına
İmtiyaz Sahibi
Hukuk Danýþmaný: Av. Öner AYBEK
Göksenin ATAMER İLERİ
Ofset Baský : ÜNÝFORM
GENEL YÖNETMEN VE SORUMLU
YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ
Renk Ayýrým : FÝLMEVÝ
Özcan ATAMER
Haber Koordinatörü
Ýdare Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1
Ferhat Apt. Kat:1 D:4 Bakýrköy / Ýstanbul
Gökhan ATAMER
Tel: (0212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16
Haber Merkezi
Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret A.Þ.
tarafýndan yayýnlanmaktadýr.
Gazetemizde yayýnlanan yazý ve fotoðraflar kaynak
gösterilmeden kullanýlamaz.
Yavuz ARPACIK
Arzu GİRİT
27
5
İstanbul İncirli Lions
Kulübü, her yıl
geleneksel olarak
verdiği “Atatürkçü
Düşünceye Hizmet
Ödülü’nü” bu yıl
Ümit Kocasakal’a
verdi.
Ataköy’de bulunan
özel bir üniversitenin
konferans salonunda Gazi Mustafa
Kemal Atatürk ve
silah arkadaşları
anısına yapılan 1
dakikalık saygı
duruşu ve İstiklal
Marşı’nın okunması
ile başlayan gecede
ilk olarak kürsüye
çıkan İncirli Lions
Kulübü Dönem
Başkanı Hüseyin
Avni Durmuşoğlu,
“Atatürk ilke ve
inkılaplarına yemin
eden, bu yeminle
Lions kulüplerimize
üye olan
arkadaşlarımızla
beraber karşıklıksız
olarak insanlığa hizmet etmeye çalışıyoruz. Bundan gurur
duyuyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından ödül merasimine geçildi. İstanbul Barosu
Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal’a plaketi İncirli Lions Kulübü
Dönem Başkanı Hüseyin Avni Durmuşoğlu, Konsey Başkanı
Sedat Toktürk ve 118-E Genel Yönetmeni Şima Soner birlikte
verdiler. Ödülü aldıktan sonra bir konuşma yapan İstanbul Barosu
Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal, ödül almaktan dolayı çok
mutlu olduğunu belirterek, “Dikensiz gül bahçesinde Atatürkçü
olmak kolay, Atatürk’ü, laikliği savunmak kolay ama vakti zamanı
gelince esas bir takım şeyleri gösterebilmek lazım. Bunu isteyen
olmaz, Marksizm
olur, Lenincilik
diye bir şey
olmaz, Leninizm
olur. Kabul
edersiniz ya da
etmezsiniz ama
akım böyle bir
şey. Bu yüzden
Atatürkçü değil,
bana göre Kemalist. Çünkü
Kemalizm
Atatürk’ün
düşüncelerinin
ideolojik adıdır.
Yani Kemalist bir
insan 6 Ok’un
6’sına da sahip
çıkmak
zorundadır. Bu 6
Ok’u hepimiz
biliyoruz. Onun
düşüncelerine
sahip çıkmak
demektir. O yüzden benim kendim
ile ilgili nitelemem
Kemalist’tir. Ben
sonuna kadar
Kemalist bir
insanım. Tabiki, Atatürkçülüğün de sonuç itibariyle o anlama
geldiğini ve hissedenlerin de öyle hissettiğini biliyorum. Ama
bazen sözcüklere de gerekli anlamı yüklemek gerektiğine
inanıyorum. Bu ülkede zaten belki zorunluluktan, belki öyle veya
böyle bir Atatürkçü Düşünce Derneği kurulmuş olması bile;
kötülemiyorum iyi ki kurulmuş, ama bu bile durumun vehametini
gösteriyor. Yani Atatürk’ün kurduğu bir cumhuriyette Atatürkçü
Düşünce Derneği olmasına gerek hissedilmiş olması zaten durumun vehametini bana göre gösteriyor” diye konuştu.
Kocasakal’ın ödül töreninde yaptığı konuşmanın tamamı
25. sayfada...
İs tan bu l İ nc ir l i Li o ns Ku l üb ü ta r af ı nd an he r yı l ve r i le n
“ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEYE HİZMET ÖDÜLÜ”
ÜMİT KOCASAKAL’A VERİLDİ
istediği şekilde anlayabilir. Tabi bu hiçbir şekilde sizlerin bu
yaklaşımını, bu ödülün değerini azaltmaz ve değiştirmez. İnanın
bana şuradaki İstiklal Marşı, bayrağımız ve şu Atatürk heykeli her
şeyi bir yana bırakın benim sizlerle beraber olmam için yeter
sebeptir” dedi.
“Ben kendimi hiçbir zaman Atatürkçü görmedim” diyen
Kocasakal, “Hiçbir zaman Atatürkçüyüm demedim. Çünkü, bu
ülkenin kurucusuna herkesin asgari düzeyde saygı göstermesi
zorunlu. Ben kendimi hep Kemalist olarak gördüm. Ben Atatürkçü
değilim, ben Kemalist’im. Etimoloji açısından da bana
Atatürkçülük çok doğru gelmiyor. Mesela Marksçı diye bir şey
TÜRKİYE YARDIM SEVENLER DERNEĞİ 87. YILINI KUTLUYOR
Türkiye Yardım Sevenler Derneği’nin 87.
yılı çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.
Kutlamalar çerçevesinde derneğin
Bakırköy Şubesi de düzenlediği etkinlikle üyeleriyle bir araya geldi.
Ataköy Sheraton Hotel’de düzenlenen
etkinlikte hep birlikte yemek yiyen
dernek üyeleri aynı zamanda
önümüzdeki dönemde yapacakları
çalışmalar hakkında bilgi alışverişinde
bulundular.
Türkiye Yardım Sevenler Derneği
Bakırköy Şube Başkanı Türkan Alper ve
dernek üyelerinin katıldığı etkinlikte
derneğe emeği geçen üyelere de birer
çiçek takdim edildi.
Etkinlikte konuşan Bakırköy Şube
Başkanı Türkan Alper, Türkiye’nin ilk
derneklerinden olan derneğin 87. yılını
kutlamaktan dolayı büyük gurur ve onur
yaşadıklarını belirterek, “Türkiye’nin en
önemli derneklerinden birisiyiz. 87.
yılımızı kutlamanın onur ve gururunu
hep birlikte yaşıyoruz. 87 yıldır
derneğimiz ihtiyacı olan insanlarımıza
yardımlarını aralıksız yapıyor. Kamu
yararına yaptığımız çalışmalar toplumun
her kesiminde takdirle karşılanıyor. Bundan sonraki süreçte de kamu yararına
olan çalışmalarımıza hız kesmeden
devam edeceğiz. Tüm üyelerimizle
birlikte yaptığımız güzel çalışmalarımız
sonucunda insanlığa hizmetimiz
sürecek. Bugün aramızda derneğimizin
ilk üyeleri de var. Onları da saygıyla
selamlıyorum. Onların derneğimize ve
topluma olan katkılarından dolayı
şükranlarımı iletiyorum. Eski ve yeni
üyelerimiz hep birlikte ülkemizin ve
insanlarımızın yararına olan
çalışmalarımızı aksatmadan,
yorulmadan yapmaya devam edeceğiz.
Bu özel günümüzde bizi yalnız
bırakmayan tüm üyelerimize ve
misafirlerimize teşekkür ediyorum” dedi.
Alper’in konuşmasının ardından ise,
derneğe emeği geçen üyelere ve
Bakırköy Belediyesi Halkla İlişkiler
Müdürü Ruhsan Tezkan’a birer çiçek
verildi.
ATAKÖY A PLUS AVM’DE
ÇOCUKLAR EĞLENİRKEN
ÖĞRENİYOR
Ataköy A Plus AVM’de Mart ayında
başlayan Nisan ve Mayıs aylarında da
devam edecek olan çocuk kulübü atölye
çalışmalarında çocuklar eğlenirken
öğrenmenin tadını çıkartıyor. Çocuklar
her atölye çalışmasında birbirinden farklı
yaratıcı uygulamalar ile hem birlikte vakit
geçiriyorlar hem de çok eğleniyorlar. A
Plus Ataköy AVM’de Cumartesi Pazar
günleri 14:00 – 18:00 saatleri arasında
çocuk kulübünde gerçekleşen etkinlikleri
minikler sabırsızlıkla bekliyor. Atölye
programı içinde yer alan 23 Nisan’da
Türk Bayrağı yapım atölyesinde çocuklar
bir araya gelerek günün anlam ve
önemine uygun bir program
gerçekleştirecekler.
Atölye Programı
11 Nisan Cumartesi: Anahtarlık Yapım
Atölyesi
12 Nisan Pazar: Strafor Ördek Atölyesi
23 Nisan Cumartesi: Türk Bayrağı Atölyesi
24 Nisan Pazar: Süslü Şapkalar Atölyesi
9 Mayıs Cumartesi: Mutfak Önlüğü
Boyama Atölyesi
10 Mayıs Pazar: Anneme Çicek Dikiyorum
Atölyesi
23 Mayıs Cumartesi: Pul Mozaik Atölyesi
24 Mayıs Pazar: Cd'den Balık Atölyesi
29
5
Türk Çocuk Edebiyatı’nın
önde gelen isimlerinden
Yalvaç Ural
B A K I R K Ö Y L Ü Ö Ğ R E N C İ L E R L E B U LU Ş T U
Muhittin Üstündağ İlkokulu öğrencileri, kitaplarıyla
çocukların gönüllerinde taht kuran, Türk Çocuk
Edebiyatı’nın önde gelen isimlerinden olan gazeteci, yazar Yalvaç Ural ile bir araya geldi.
2 grup halinde 200 öğrenci ile bir araya gelen
Yazar Yalvaç Ural, çocukların ilgisini çekecek
oyunlar ve tekerlemelerle keyifli bir öğrenme
ortamı yarattı. Çocuklar da etkinliklere dahil
edilerek aktif bir öğrenme ortamı oluşturuldu.
Etkinlik ile ilgili bilgi veren Muhittin Üstündağ
İlkokulu Müdürü Gülseren Hızarcıoğlu,
“Öğrencilerimizin Yazar Yalvaç Ural ile
buluşmadan önce almış oldukları kitapları
okuması için Papatya sınıfında kitap okuma saatleri düzenlendi. Okunan kitaplar sınıf ortamında
tartışıldı, kitabın değerlendirmesi, kritiği yapıldı. Bu
değerlendirmeler; çocuklar için özgüven, fikir
üretme hem de düşündüğünü ifade etme becerisi
kazandırma anlamında fırsat yarattı. Öğrenciler
kendi değerlendirmelerini sınıf arkadaşlarıyla
paylaştı” dedi.
Hızarcıoğlu ayrıca, öğrencilerin aktif bir öğrenme
süreci yaşamaları için ilerleyen dönemlerde de bu
tür etkinlikleri sık sık düzenleyeceklerini de belirtti.
KÜÇÜCÜK YÜREKLERDEN BÜYÜK DAVRANIŞ
Emlak Kredi Bankası Ortaokulu öğrencileri
aralarında topladıkları yüzlerce kırtasiye
malzemesinden oluşan kolileri, Niğde
Aksaray Oğuz Ata İlk ve Ortaokulu’na
yolladı.
3 aşamalı projenin ilk aşaması olan
kırtasiye malzemesi yardımları
tamamlanırken, projenin 2.
aşamasında 23 Nisan’da Niğde
Aksaray Oğuz Ata İlk ve
Ortaokulu’ndan öğrenciler İstanbul’da
misafir edilecekler. Projenin 3.
aşamasında ise kardeş okul
öğrencilerine kıyafet yardımları
yapılacak.
Proje ile ilgili gazetemize bilgi veren
Emlak Kredi Bankası Okul Aile Birliği
Başkan Yardımcısı Hatice Yerdeyatar, “İlçe
Milli Eğitim Müdürlüğümüzün değerler eğitimi
kapsamında oluşturduğu “Kardeş Okul”
projesinin altına biz de Emlak Kredi
Bankası Ortaokulu olarak imzamızı
attık. Çocuklarımız burada
gördüğünüz kolilerin içine küçücük
yüreklerini koydular. Kimisi bir
kalemle, kimisi en sevdiği
kitabıyla kardeş okullarındaki
öğrencilere destekte bulundular.
Buradaki amacımız uzaklardaki
kardeşlerini görmeden, bilmeden
paylaşmanın mutluluğunu
yaşatmak onlara. Bu projeyi
ilerleyen zamanlarda geliştirmeyi
düşünüyoruz. Projede emeği geçen
Zuhal Aktepe, Okul Müdürümüz
Kadir Daloğlu ve İlçe Milli Eğitim
Müdürümüz Emrullah Aydın’a çok
teşekkür ederiz.” dedi.
31
5
HYATT REGENCY’DEN SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ
Hyatt Regency İstanbul Ataköy, sosyal sorumluluk projelerini
başlattı ve ilk etkinliğini Darüşşafaka işbirliği ile gerçekleştirdi.
Modern kuruluşların faaliyet alanları içinde giderek üst sıralara
yükselen sosyal sorumluluk faaliyetlerini henüz otel açılmadan
planlamaya başladıklarını belirten Hyatt Regency İstanbul Ataköy
Oteli Genel Müdürü Stefan Radstrom,
Darüşşafaka’da okuyan 12 öğrenciyle otelde
gerçekleşen cup cake atölyesinin daha büyük
çapta ve uzun soluklu pekçok projenin ilk adımı
olması nedeniyle kendileri için özel bir yeri
olduğunu dile getirdi. “Hyatt Thrive” Projeleri
kapsamında gerçekleştirdiğimiz bu faaliyette
amacımız, çalışmaya katılan küçüklerin
sektörümüze ait kısa bir deneyim edinmelerinin
yanısıra hayatlarına biraz renk katmak ve
yaratıcılıklarını desteklemekti. Otel mutfağımızın
ilk konukları olmaları nedeniyle bizim için daha da
özel bir yere sahip olan bu ziyarette, eğlenceli bir
ortamda birlikte zaman geçirmekten ve bir iki
saatliğine de olsa gerçek hayatın ritminden
uzaklaşmaktan çok keyif aldık. Aynı etkinliğin
devamlılığı için Darüşşafaka ile işbirliğimizin
devam ettiğini de memnuniyetle belirtmek
isterim.” dedi.
Pastacılık konusuna ilgi duyan öğrencilerin
mesleği yerinde deneyimleyebilmeleri adına
gerçekleştirilen etkinlikte konuşan otel Genel
Müdürü Radstrom “Sosyal Sorumluluk
projelerimizin ilki olarak iş birliği yapmayı seçtiğimiz Darüşşafaka
Cemiyeti, bugüne kadar sayısız çocuğun hayatını eğitimle
değiştirdi ve değiştirmeye devam ediyor. Mutfağımızı ziyaret
eden meraklı öğrenciler bir yandan otelin en önemli
departmanlarından Yeme- İçme departmanı ve mutfak ekibinin
faaliyet alanları hakkında bilgi alırken diğer yandan uzman
şeflerimizin önderliğinde gerçekleştirdikleri cup cake atölyesinde
çok eğlendiler. Her iki taraf için de değerli ve keyifli bir
paylaşımdı” diye konuştu.
Hyatt Thrive Projeleri:
Hyatt Thrive Projeleri, sosyal sorumluluk, çevreyi
koruma ve destek programlarını kapsıyor. Otel,
bu kapsamda ilk çalışmasını Darüşşafaka ile
gerçekleştirdi. Otel çalışanları, Darülaceze’de
yaşayan büyüklerini de ziyaret etti. Hyatt Thrive
Projeleri kapsamında, Karanlıkta Diyalog sergi
ziyaretleri başlatıldı. Otelin bu projesi ile
çalışanların, görme engelli kişilerin dünyalarını
tanıma ve zorluklarını kavrayarak konuya
duyarlılığının artırılması hedefleniyor. Kimsesiz
çocuklar için erzak ve kıyafet bağışı ile ilgili
çalışmaları devam eden otel, ayrıca hayvan
barınaklarıyla birlikte yapılabilecek ortak projeleri
değerlendiriliyor. Bakırköy bölgesinde çeşitli
proje fikirleri üzerinde çalıştıklarını belirten
Radstrom, çoğu Bakırköy ilçesi ve komşu ilçelerde ikamet eden 280 Hyatt Regency İstanbul
Ataköy çalışanının sosyal sorumluluk projelerine
gönüllü olarak tam katılım sağlama isteği ve
çabasında olduklarını ve böyle bir ekiple pekçok
başarılı projeye imza atacaklarına inançlarının
tam olduğunu belirtti.
CAROCARD BAHAR KAMPANYASI‘NDA
MALTA TATİLİ
KAZANDIRIYOR…
Carousel Alışveriş Merkezi, Carocard ile
sunduğu 1-30 Nisan tarihleri arasındaki
kampanyasında bir şanslı çifte 3 gece 4
günlük Malta tatili hediye ediyor.
Carousel, şansllı çifte, Akdeniz’in tam
ortasında bulunan ve 3 adadan oluşan
Malta’da unutulmaz bir tatil fırsatı
yaşatacak. Talihliler, dev bir açık hava
müzesi olarak anılan Malta Adası’nın
arkeolojik kalıntıları ve kültürel anıtlarını da
gezebilecek.
AVM yetkilileri kampanya ile ilgili olarak,
“AVM müşterilerimizin bu muhteşem tatili
kazanmak için yapması gereken tek şey
Carousel’e gelip Carocard çıkartarak nisan
ayında üye mağazalarda en çok alışverişi
gerçekleştirmeleri” dedi.
Avm yetkilileri Carousel’in önümüzdeki
dönemde yeni kampanyalarla müşterilerine
çeşitli fırsatlar da sunacağını söylediler.
E S K İ D O S T L A R B İ R A R AYA G E L D İ
İzzet Ünver Lisesi Mezunları ve
Mensupları Derneği’nin düzenlediği
dayanışma yemeğinde yıllarca
birbirini görmemiş eski arkadaşlar
bir araya geldi.
Bakırköy Spor Vakfı Tesisleri’nde
düzenlenen dayanışma yemeğinde
eski günleri ve hatıraları yad eden
dostlar bol bol sohbet ettiler ve
çalınan müzikler eşliğinde
gönüllerince eğlendiler.
Gecede konuşan İzzet Ünver Lisesi
Mezunları ve Mensupları Derneği
Başkanı Ali Demirbaş, geçtiğimiz yıl
kurulan dernek vasıtasıyla
Türkiye’nin her yerine dağılmış İzzet
Ünver Lisesi mezunlarını bir araya
topladıklarını belirterek, “Uzun
zamandır böyle bir gece düzenlemeyi
planlıyorduk. Eski dostlarla biraraya
geldik. Yıllardır birbirini görmeyen
arkadaşlarımız buluştu. Bunlar çok
güzel şeyler. Aynı zamanda yeni
mezunlar da gecemize katıldı.
Onlarla da tanışma fırsatı bulduk.
Çok güzel bir gece oldu” dedi.
Demirbaş, ayrıca İzzet Ünver Lisesi
Mezunları ve Mensupları Derneği’nin,
eski ve yeni mezunları daha çok bir
araya getirmek için yeni çalışmalarda
yapacağını söyledi.
33
5
MUTLU GÜNLER
Yusuf
Y usuf Umut Yücel & Serap ASLANOĞLU
EVLENDİLER
CHP Bakırköy Eski İlçe Başkanı
M. SAİT YÜCEL OĞLUNU EVLENDİRDİ
CHP Bakırköy eski İlçe Başkanı Mehmet
Sait Yücel, Yunus Emre Kültür
Merkezi’nde yapılan nikah töreni ile oğlu
Yusuf Umut'u evlendirdi.
Eczacı olan M. Sait Yücel'in oğlunun
nikah töreninde Yücel’i eczacı ve siyasetçi
dostları yalnız bırakmadı. Büyük bir
katılımın olduğu nikah töreni ile dünya
evine giren Serap ve Umut çiftinin
nikahını Bakırköy Belediye Başkanı Bülent
Anadolu Partisi Genel
Başkanı Emine Ülker
Tarhan Bakırköy’de
Rumelili vatandaşlarla
kahvaltılı bir toplantıda bir
araya geldi.
İstanbul Sheraton Ataköy
Otel’de düzenlenen kahvaltıya Emine Ülker
Tarhan’ın yanı sıra, parti kurucularından
Meltem Ünal Erzen ve Bakırköy eski
Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen de
katıldı.
Toplantının açılış konuşmasını yapan
Anadolu Partisi Kurucu Üyesi Meltem
Ünal Erzen, tüm katılımcılara teşekkür
ederek, kendilerine gösterilen ilgiden
dolayı memnuniyetini dile getirdi.
Rumeliler adına bir konuşma yapan
Bakırköy Bizim Rumeli Derneği Başkanı
Muharrem Çınar, ise, “Toplum tarafından
çok sevilen, bu ülkenin en büyük
mertebesine, Cumhurbaşkanlığı’na
layık görülen Sayın Emine Ülker
Tarhan’a ve yöneticilerine bizi bir
araya getirdiği için teşekkür ederim”
diyerek başladığı konuşmasında,
Bakırköy’de Rumeli insanının gelenek
ve göreneklerini yaşatmak amacıyla
kurdukları Bizim Rumeli Derneği’nin
kuruluşunda emeği geçen, dönemin
Belediye başkanı Ateş Ünal Erzen’e ve
eşi Meltem Ünal Erzen’e teşekkür
ederek, dernek açılışlarında
gazetelerde yapılan haberleri ve
fotoğrafları gösterdi.
Çınar “Biz Rumeli insanı Atatürk ilke
ve inkılapları ile yetişmiş, milletini,
vatanını ve bu ülkenin askerini seven
insanlarız. Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olarak tedirginiz. Ülkede
çok büyük bir kaos var ve inanıyorum
ki Anadolu Partisi bu ilke ve
Kerimoğlu kıydı.
Törene CHP Genel Başkan Yardımcısı
Sezgin Tanrıkulu, geçmiş dönem Bakırköy
Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in yanı
sıra çok sayıda siyasetçi katıldı.
Gelin ve damadın nikah şahitliğini ise
Kemal Naci Ekşi, Mehmet Ali Özpolat,
Sacit Yıldız, Yakup Akyüz, Halil Akyüz,
Ahmet Gürbüz Ketenci ve Benan Baykal
yaptı.
yargının sadece basit
uzlaşmazlıklara baktığını,
devletin asli olarak ceza
vermesi gereken gasp,
cinayet ve tecavüz gibi
konulara ise KCK’nın
baktığını ifade etti. Tarhan,
“Vergi onlar tarafından toplanıyor. Güvenlik
onlar tarafından sağlanıyor. Şu anda
sadece “….MIŞ” gibi yapan bir devlet
var karşımızda” diye konuştu.
Anadolu Partisi Genel Başkanı Emine Ülker Tarhan
BAKIRKÖY’DE RUMELİLER’LE BULUŞTU
inkılaplara sahip çıkacak, bizlerinde içi rahat edecektir” diyerek
konuşmasını tamamladı.
Kahvaltı da konuşan Anadolu Partisi Genel Başkanı Emine
Ülker Tarhan, “Türkiye, 13 yıldır bir zalimin elinde oyuncak oldu diyerek, ekonomiden, siyasal olaylara, kadın
haklarından eğitime, komşu ülkelerle ilişkilerden
daha pek çok konuya kadar her alanda çökmüş
durumdayız. Siyasetimiz tıkandı.” dedi.
“YARGI, KANUN VE HUKUK
HAKİMİYETİ KALMADI”
Yargı, kanun ve hukuk hâkimiyetinin kalmadığını kaydeden
Tarhan, yargıcı arkadaşlarının da söylediklerinden yola çıkarak,
“CHP’NİN 6 OK’U
KIRILMIŞTIR”
Muhalefeti ve özellikle CHP üst
yönetimini de eleştiren Tarhan, “CHP
her şeyden önce Ulu Önderimiz
Mustafa Kemal’in partisidir. Kuruluş
amacı çok kıymetlidir. Tabanı kıymetlidir.
Hepsine saygı duyuyorum ama CHP’nin üst
yönetimi 6 okunu kırmış atmıştır” dedi.
“CUMHURİYET’E SADAKAT
BORCUMUZ VAR”
Tarhan ayrıca, “Ya siyahı, ya griyi
seçeceksiniz, tıpış tıpış oy vereceksiniz dediler. Bize siyaha veya
griye oy verin diye dayatıldı. Biz siyah
ya da gri değil kırmızıydık ve bu
kırmızının doğuşudur Anadolu Partisi.
Gezi ruhunda canını veren gençler ne
dedi. Bana dayatamazsın dedi. Bana
dayatamazsının ruhudur Anadolu
Partisi” diyerek konuşmasını
sonlandırdı.
Konuşmasının ardından tek tek
masaları gezen ve katılımcılarla sohbet
eden Emine Ülker Tarhan, gösterilen
ilgiden ve sıcaklıktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Cumhuriyete
sadakat borcumuz var ve bunu hep
birlikte ödeyeceğiz” dedi.
(Yavuz ARPACIK)
S A H İ L E G E Ç M E K YA S A K
25 HAZİRAN 2010
MERAK EDİYORUZ (!)
Ataköy Sahili’ni bu hale getirenler,
fotoğraflara baktığınızda yüzünüz kızarıyor mu?
25 MART 2015
TOKİ İstanbul Emlak Daire Başkanı Ali Seydi Karaoğlu’na soruyoruz;
ÇALIŞMANIZ NE ZAMAN SONUÇLANACAK?
11 Temmuz 2014 günü Bakırköy Belediyesi
Ataköy Sahili’nde Özyazıcılar’a ait inşaatları
mühürlemişti. Mühür işlemi sonunda TOKİ
İstanbul Emlak Daire Başkanı Ali Seydi Karaoğlu,
yapılan mühürleme işleminin yanlış olduğunu
belirtmiş ve tarihi eserlerin bulunduğu parsel için
şu konuşmayı yapmıştı. TOKİ'nin Ataköy Sahili için
halkın lehine projeler planladığını belirterek:
“TOKİ Başkanımız Ergün Turan Bey'in bize bir
talimatı var. ‘Ataköy Sahili’nde bulunan 60 bin
metrekare yüzölçümlü Baruthane'nin sadece
rekreasyon alanı olarak düzenlenmesine ilişkin
yasal mevzuat çerçevesinde bir çalışma yapın’
dedi. Bunu burada ilk defa açıklıyoruz. Baruthane
arazisi TOKİ'ye ait, mülkiyeti 70 milyona aittir,
sadece Ataköylüler’e ait değildir. Biz bu alanın
rekreasyon alanı olarak düzenlenmesi için
çalışma yapıyoruz.”
Aradan 10 ay geçmesine rağmen çalışmaların
sonucu hakkında hiçbir açıklama yapılmadı.
Karaoğlu’dan, tüm aramalarımıza rağmen geri
dönüş alamadık.
ÖNERİDE BULUNMUŞTUK
Gazetemiz Haziran 2010 tarihinde üstteki resmi
bir öneri başlığı ile yayınlayarak, tarihi binaların
bulunduğu bu parseli kültür hizmetlerinde
kullanılmak üzere Bakırköy Belediyesi’ne
verilmesini önermiştik. Böyle yapılsaydı ağaçlar
kesilmeyecek halk bu parselde denize
ulaşabilecekti.
Geçtiğimiz günlerde Tarihçi - Yazar Turgay Tuna
ile birlikte; Köşk-ü Humayün’ün deniz tarafında
bulunan Osmanlı Tuğrası’nın durumunu
öğrenmek için oraya gittiğimizde bakın
neler oldu?
Sahile giriş maceramızın fotoromanı...
(Sayfa 18.’de)
Ataköy Sahili’ndeki K ö ş k - ü H u m a y ü n kulesini ancak
buradan böyle görebilirsiniz.