aachen 2014 - Bizim Aachen

Transkript

aachen 2014 - Bizim Aachen
bizim aachen
www.bizimaachen.de
Aachen ve çevresİ İçİn türkçe dergİ | 04
Başka işler yapanlar:
Kahraman Abay > 23
Bir Konu-Bir Konuk:
Salih Avcı > 18
Gönüllü Çalışmalar:
Batmaz Ailesi > 4
Kültür ve Sanat:
Süleyman Büyükdere > 6
Çevre ve Uyum:
Kemal Gündoğan > 26
© Leiden, Rijksmuseum van Oudheden
AACHEN 2014
Ücretsİz
Aralık 2013 / Ocak 2014
BANKADAŞ
TARGOBANK BANKADAŞ‘tan
Hayatınızı kolaylaştıran ürünler
● Türkiye’ye ücretsiz ve sınırsız sayıda para
havale etmek1
● Kredi kartlarında Türkiye motifleri
● Türkçe ve Almanca danışmanlık hizmeti
● Hayatınıza uyum sağlayan ve esnek
koşullarda olan ihtiyaç kredisi, örneğin
düğün veya dövizle askerlik masraflarınız için.
Şubemize gelerek, hem bir çayımızdan tadıp,
hem de kendi dilinizde danışmanlık hizmeti
almaya ne dersiniz?
Ayrıntılı bilgi ve randevu için hemen arayın:
Büşra Öztürk, Müşteri danışmanı
Umut İçten, Müşteri danışmanı
Telefon: 0241 - 47 03 48 881
E-Mail: [email protected]
TARGOBANK Aachen Şubeniz
Großkölnstraße 64-66, 52062 Aachen
(1) Gönderen için ücretsizdir. Alıcı oradaki banka tarafından
kısmen ücrete tabi tutulabilir.
1930 TAB AZ Berater Bankadas 184x134.indd 1
www.bankadas.de
13.08.13 16:06
Bir telefon kadar yakınınızdayız! 0157 - 71 338 404 & 0172 - 56 57 505
Wir erstellen für Sie kostenlos*
Kfz-Unfallgutachten und Bewertungen
Maschinengutachten- und Bewertungen.
Wir beraten Sie kostenlos. Sprechen Sie uns an!
Unser Team freut sich auf Ihren Besuch.
* Nur bei Haftpflichtschäden und haftbarem Schadiger.
Dipl. - Ing. Ali Elbistanlı
Dipl. - Ing. Önder Şahin
Lider-ZPU GbR
Zentrum für Fahrzeugprüfungen
und Unfallgutachten
www.lider-zpu.de
E-Mail: [email protected]
Mönchengladbach
Breite Str. 165-167
41238 Mönchengladbach
Tel.: 02166 / 99 83 750
Fax: 02166 / 99 83 759
Köln
Johann-Classen-Str. 2
(Ecke Feld Str. 12)
51103 Köln
Tel.: 0221 / 887 455 64
Fax: 0221 / 887 455 69
Öffnungszeiten:
Mo.-Fr.: 8:00 bis 18:00 Uhr
Sa.: 10:00 bis 16:00 Uhr
Aachen, Köln, Düsseldorf, Dortmund ve çevresinde doğrudan yanınıza geliyoruz.
3
İçindekiler
4 gönüllü çalışmalar
• Koruyucu Ailelik ve Batmaz Ailesi
• Üstün Gözler: Opsiyon Model (Optionsverfahren)
5 ne? nerede? ne zaman?
• Aachen ve çevresindeki etkinlikler internette
• Aachen ve çevresinde kurulan Noel Pazarları
6 Kültür ve Sanat
• Tuale ve taşa ruh veren çok yönlü bir sanatçı:
Süleyman Büyükdere
9 BİR KONUDA FİKRİNİZİ ALALIM
• Okulda başarı neye bağlı?
12 BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?
• Bugün “Üç Ülke Köşesi” olarak bildiğimiz yer
bir zamanlar “Dört Ülke Köşesi” idi...
13 sudoku sayfası
14 içimizden biri
• Aachenlı gazeteci, yazar ve TV Moderatörü
Muhsin Ceylan
16 yalnız değilsin!
• Mobbing (Psikolojik Baskı) / Dr. Sıla Yüce Çıtır
17 Bilmece sayfası
18 bir konu & bir konuk:
• Savunma sporu & Salih Avcı
20 kapak konusu
• Aachen 2014
22 başka işler yapanlar
• Hayallerin büyüleyici pastalara dönüştüğü
sanatsal tasarımlar: Kahraman Abay
24 Genel kültür
• Çayın tarihçesi
26 çevre ve uyum
• Cama vuran ışık: Mimar Kemal Gündoğan
28 KADIN sayfası
• Mutfağınızı için püf noktaları
• Kış için cildinize doğal bakım!
• Aralık ve Ocak aylarında doğanların ruh halleri
29 BURÇLARA GÖRE HEDİYE SEÇİMİ
30 spor saYfası
• Futbol kulüpleri ve futbolcular
32 Bulmaca sayfası
33 KENDİNİZİ TEST EDİN
• 12 Soruda kişilik testi
34 PERDE ARKASI
• Alışamadığımız bayram: Noel / Necip Tokoğlu
35 Yemek Kültürü
• Türkiye‘nin Lezzet Haritası (Böl. 2): Akdeniz mutfağı
• Fırında kuzu güveç, Arnavut ciğeri, kış salatası, sütlaç
36 sağlıklı YAŞLANMA
• 50-60 yaş arası yeme içmede nelere dikkat etmeliyiz
• Suyu tatlandırıp için
37 önce sağlık
• Sigara ve sağlık / Dr. Murat Kopuk
38 ÇözümLER sayfası
• Bulmaca, sudoku, bilmece çözümleri
• Bizim Aachen Dergisi Reklam / İlan Fiyatları
Başlarken
Değerli Okurlarımız,
Sizlere yeni bir sayımızla yine “Merhaba” diyoruz. Geçen
sayılarımıza gösterilen ilgi, beğeni ve tebrikler göğsümüzü kabartıyor ve doğru yolda olduğumuzun bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz.
Dergimiz bu kez biraz daha kalın ve biraz daha ağır. Sayfa sayımızı 32’den 40’a çıkardık. Yaşadığımız çevrede ele
alınacak o kadar çok konu var ki, gelecekte sayfa sayımız
daha da artacak; tabii her yeni sayı ile birlikte içeriğimiz
de genişleyecek. Ekibimize yeni katılan dostlarımıza da
buradan “Teşekkürler!” demek isterim dergimiz ve ekibimiz adına; hoşgeldiler aramıza. Herhangi bir şekilde
katkı sunmak isteyenleri de her zaman aramıza bekleriz.
Bu sayımızda, “Aachen 2014” konusunu ele aldık ve sizleri biraz aydınlatmak istedik. 2014, Aachen’da özel bir yıl
olacak ve Avrupa çapında önemli konukları ağırlayacak.
Sadece bu seferki kapak konusu olarak ele aldığımız nedenden dolayı değil; 2014’de başka büyük etkinliklere de
evsahipliği yapacak şehrimiz. O etkinlikler hakkında da
yeri ve zamanı geldikçe sizlere bilgi vermeye çalışacağız.
Önümüzde yine bir bayram var. Bu kez Hristiyan dostlarımızın Noel Bayramı. Türkçe bilen, anlayan dostlarımıza
“Mutlu Noeller!”, bizim dilimizi bilmeyenlere de “Frohe
Weihnachten!” diyelim. Noel’in ardından da yeni bir yıla
giriyoruz. Tüm okurlarımızın yeni yılını şimdiden kutlar;
2014’te herşeyin gönlünüzce olmasını dileriz.
Mart ayı başında beşinci sayımızla, yine
dopdolu olarak karşınızda olmak dileğiyle.
Sağlıcakla kalın...
Günal Günal
KÜNYE
Sahibi: FACTOR: G MEDIEN & IDEEN
Adalbertsteinweg 26, 52070 Aachen
Tel.: 0241 / 990 78 68 Fax: 0241 / 990 787 44
E-Mail: [email protected]
Internet: www.bizimaachen.de
Yayın Yönetmenleri: Günal Günal, Said Genç
Yayın Ekibi: Selda Erdemir, Hatice Genç,
Dr. Sıla Yüce Çıtır, Dr. Murat Kopuk,
Necip Tokoğlu, Serap Bozdoğan.
Baskı: Mainz Druck & Verlag | Aachen
Dergi adeti: 6.000
Yasal uyarılar: Yayınlanan tüm yazı ve fotoğrafların
yasal hakkı firmamıza aittir. Yazılı izin alınmadan hiçbir yerde kullanılamaz; aksi durumlarda yasal işlem
başlatılır. İsim belirtilerek yazılan yazıların, gönderilen fotoğrafların sorumluluğu o kişilere aittir.
Büro saatleri: Hafta içi hergün saat 10 ile 17 arası.
4
gönüllü çalışmalar
Optionsverfahren
(Opsiyon Model)
2011 yılının sonuna kadar opsiyon model (Paragraf 29 Abs.
01. sat AG09 ) kapsamına göre,
Almanya’da doğan 15.000 Türk çocuğu Alman vatandaşlığına geçiş
hakkını kaybetti. Opsiyon model
şartlarına göre Almanya doğumlu
Türk gençlerine 18 ile 23 yaş arasında taşıdığı vatandaşlık hakkıyla
birlikte Alman vatandaşlığına geçiş hakkı veriliyordu. Müracaat 21
yaş içerisinde yapılırsa bekleme
süresi verilmiyor, en geç 23 yaşında da Alman vatandaşlığına geçiş
talebinde bulunulması gerekiyor.
Müracaat 21 yaş içerisinde yapılmayıp 23 yaş içerisinde yapılmışsa
sekiz yıl bekleme süresi isteniyor.
Bu süre içinde de mutlaka sekiz yıllık sigorta ve emeklilik primlerinin
belgelenmesi talep ediliyor.
Opsiyon model 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe kondu. Bu modelle
Türk gençlerinin tek vatandaşlığa zorlanması büyük bir haksızlıktır. Almanla evli olan çiftlerin
çocuklarına, Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarına veya Alman kökenli göçmenlere Almanya’da çifte
vatandaşlık sorunsuz tanınırken,
burada doğmuş ve büyümüş Türk
gençleri için bu hak verilmiyor. Bu
davranış Alman Anayasası eşitlik
ilkesine aykırıdır. Bu haksız tutumun mutlaka değiştirilmesi gerekiyor. Seçim zamanı SPD ve Yeşiller partisi seçim programlarında
opsiyon modelin kaldırılması için
çalışmalar yapacaklarını vadettiler. Bakalım yeni kurulacak koalisyon hükümetinde bu keyfi model
gündeme gelecek mi!
Saygılarımla...
Üstün Gözler
0178 / 849 05 25
Meral ve Durmuş Batmaz çifti, kızı, torunları ve baktıkları çocukla beraber
Koruyucu Ailelik Hakkında Ne Kadar Bilgi Sahibiyiz?
Bu konuyu uzun zamandır koruyucu ailelik yapan Batmaz çifti anlatıyor.
Alman Gençlik Dairesi (Jugentamt)
“koruyucu aile” sistemiyle, ailelerden
kaynaklanan problemlerden dolayı,
bu sorunlardan etkilenen çocukların
sorunlarını çözmeye çalışıyor. Sorunlu aile ile irtibata geçerek öncelikle
konuşma yoluyla ailede olan problemin çözümlenmesine çalışılıyor. Sorun anne veya babada ise, bu kişilere tedavi ve terapi uygulanıyor. Gerek
görülüyorsa kurlara gönderiyorlar.
Üç çeşit “Koruyucu Ailelik” var:
Bu sorunlar aile içinde çözülemiyorsa
(aile uyuşturucu alıyorsa, kaba kuvvet
kullanıyorsa) Gençlik Dairesi çocuklara el koyuyor. Çocuklar yaş oranına
göre yurtlara (Heim) gidecek konumda iseler oralara yerleştiriliyorlar. Yaşı
yurtlara yerleşecek seviyede değilse,
Gençlik Dairesi irtibatta olduğu koruyucu ailelerleden çocuğa en uygun
aileyi seçerek çocuğu o ailenin yanına yerleştiriyorlar.
Biz geçici ve sürekli koruyucu aileliği yapıyoruz. Altı çocuk ve sekiz torun sahibi olmamıza rağmen, severek koruyucu ailelik yapıyoruz. Kızım
Gençlik Dairesi’nde çalışıyor ve pedagoji eğitmi aldı; bu da çocuk eğitiminde bizim aydınlanmamıza katkıda bulunuyor.
Bu belli bir süre için oluyor. O süre içinde çocuğun ailesinde problem gideriliyorsa tekrar çocuğu kendi ailesine
veriyorlar. Eğer sorun devam ediyorsa mahkeme kararı ile çocuk 18 yaşına kadar koruyucu ailede kalabiliyor.
Koruyucu aile ve çocuklar Gençlik Dairesi tarafından sürekli kontrol ediliyor.
1.Günlük koruyucu ailelik: Çocuk
sabah aileye bırakılıp, akşam alınıyor.
2.Geçici koruyucu ailelik: Geçici bir
süreliğine (genelde birkaç aylık) uygulanıyor. Ailenin durumu düzeldiğinde çocuk aileye geri veriliyor.)
3.Sürekli koruyucu ailelik: Çocuk 18
yaşına gelene kadar mahkeme kararı
ile koruyucu ailede kalıyor.)
Şu anda bir Türk çocuğuna koruyucu ailelik yapıyoruz. Aachen ve çevresinde ilk Türk koruyucu aile biziz. Bizden sonra birkaç aile daha yapmaya
başladı. Koruyucu aileye ihtiyaç duyan oldukça fazla çocuğumuz var.
Gençlik Dairesi öncelikle bu durumda olan çocukları kendi soydaşı , aynı
kültürden olan aileye vermeye çalışıyor ama bulamadığında başka milletten ailelere de veriyorlar. Bizim insanlarımız bu konuya ilgi göstermeliler;
en azından Alman ailelerin bizim çocuklarımıza gösterdikleri ilgi kadar.
Bu işin manevi yönü var, ayrıca maddi
yönü de var ve bu tür ailelere yeterli
maddi destek de yapılıyor. Lütfen bu
duruma duyarlı olalım; çocuklarımız
mağdur olmasın. Çünkü çocuklar yeryüzünde yaradanın melekleridir.
5
ne? nerede? ne zaman?
aachen VE ÇEVRESİNDEKİ etkinlikler İnternette
Alles aus einer Hand!
• Kraftfahrt
> PKW
• MultiPlus
www.aachen.de
> Kultur + Freizeit
www.staedteregion-aachen.de
> Freizeit & Tourismus
Aachen ve Aachen Şehirler Bölgesi’nin internet sitelerinde, bölgede gerçekleşen yapılan tüm soszal ve kültürel etkinliklere ulaşılabilir. Tarih ve yere göre
arama olanağı da bulunuyor. Kendiniz ve tüm aileniz için uygun olabilecek
etkinlikleri, gezilebilecek yerleri bu sitelerde rahatça bulabilirsiniz. Öneririz.
>
>
>
>
>
Unfall
Hausrat
Wohngebäude
Haftpflicht
Rechtsschutz
Herşey tek elden ve sadece
tek kişi muhatabınız!
MultiPlus Paketimizle
rahat uyku uyuyabirsiniz!
AACHEN VE ÇEVRESİNDE KURULAN NOEL PAZARLARI
Tarihi belediye binasıyla (Rathaus) Aachen katedralinin (Dom) etrafındaki
alanda kurulan Noel Pazarı yerli ve yabancı birçok konuğu atmosferiyle büyüler. Dört hafta boyu saat 11’den itibaren ziyaret edebilirsiniz.
Aachen’da ayrıca Brand ve Eilendorf semtlerinde de daha küçük Noel Pazarları kuruluyor. Bunlar sadece cuma, cumartesi ve pazar günleri açılıyor.
Aachen Şehirler Bölgesi’nde de Monschau, Stolberg, Simmerath ve Baesweiler’de Noel Pazarları kuruluyor. Bunların ziyaret gün ve saatleri farklı. Özellikle Monschau’daki Noel Pazarı bir kez görülmeye değer.
Zurich Generalvertretung
Necmi Çetir
size
yardima
Her an Her
size an
yardima
haziriz haziriz
Her an size yardima haziriz
Wilhelmstr.
38,
Schumanstr., Würselen
22.12.
05.01.
toom
Schumanstr., Würselen
19.01.
On
52070 Aachen
Tel.: 0241-18
950241
400 9977 0404
95 Tel.:
400
Tel.: 0241-18 95 400Tel.: 0241-18
Fax: 0241 9977 0407
www.melan.de
www.melan.dewww.melan.de
E-Mail: [email protected]
www.zurich.de
O O
nl
linSchumanstr.,
ine
Schumanstr.,
Am GutWürselen
Wolf, Aachen
e Würselen
22.12.
22.12.
15.12.
05.01.
05.01.
12.01.
toom
toom
Schumanstr.,
Würselen
Schumanstr.,
Würselen
Breslauerstr.,
Aachen
19.01.
19.01.
01.12.
29.12.
26.01.
nli
Wolf, Aachen
Am
Wolf,Gut
Aachen
ne Gut Am
15.12.
15.12.
12.01.
12.01.
Breslauerstr.,
Breslauerstr.,
Aachen Aachen
01.12.
01.12.
29.12.
29.12.
26.01.
26.01.
internet
üzerinden
de basvurabilirsiniz
internet
de basvurabilirsiniz
internet üzerinden
deüzerinden
basvurabilirsiniz
6
kültür ve sanat:
Tuale ve taşa ruh veren çok yönlü bir sanatçı
Süleyman Bey bize biraz
kendinizden bahsedermisiniz?
Ben, 3 Temmuz 1975 Aachen doğumluyum. İlk ve ortaokulu bitirdikten sonra Resim ve Dizayn (Design)
üzerine yüksekokul okudum. Daha
sonra Maastrich’de Güzel Sanatlar
Fakültesi’ni bitirdim. Klasik Resim ve
Heykeltraş bölümünden mezun oldum. Belçika, Hollanda, Türkiye ve Almanya dahil bir çok ülkede mesleğim
üzerine çalışmalar yaptım.
Resim yapmaya nasıl ve
ne zaman başladınız?
Resim yapmaya başlamam ilginç.
Hani derler ya ‘’ben doğuştan sanatcıyım’’ diye, benimki de biraz öyle.
Kreşe ilk başladığım yıllarda dört yaşındaydım. Çok sevdiğim öğretmenimin arabasına, elime bir taş alıp
üzerine resimler yapmamla başladı. Arabasına çok güzel bir manzara
resmi çizdim ve koşarak öğretmenimi bakması için çağırdım, araba öyle
bir hale geldiki artık gerisini siz düşünün! Babamın sigortası durumu halletti ama ben de hayatımı yönlendirecek meslek hayatımı seçmiş oldum.
oldu. Amacı kanserli çocuklar için
olan bir sergiydi ve Bonn’da yapılan
bir organizasyondu. Kanserli çocuklar Vakfı düzenlemişti ve çok önemli kişilerin desteklediği ve bana büyük güç veren bir çalışmaydı. Orada
ayaküstü hemen bir tablo yaptım ve
onu kanserli çocukların yararına satışa sundum.
Resimlerinizi nerelerde
sergiliyorsunuz?
Geçiminizi resim ve heykel
yaparak mı sağlıyorsunuz?
Çalıştığım her alan benim eserlerimi sergileyebileceğim en güzel yerler. Bunun yanı sıra ilk sergimi Aula
Carolina’da açtım. Daha sonraki sergim ise benim için çok büyük bir anlam ifade eden ve ses getiren bir sergi
Evet, benim şu anki geçim kaynağım bunlar. Yaptığım işten çok büyük mutluluk duyuyorum, bulunduğum her ortam işimi yaparken bana
enerji veriyor. Çalıştığım insanları tanıyarak,düşüncelerine bakarak, on-
7
Süleyman Büyükdere
ların isteklerini ve zevklerini anlayıp ,
sanatıma onların isteklerine göre ruh
vererek tatbik ediyorum.
Hedefleriniz nelerdir?
Sanatın her dalı benim için çok değerlidir ve sanata hiç bir zaman değer biçilmez. Bu nedenle gelecekten
çok umutluyum. Tanıdıkça daha da
beklentilerim yükseliyor, iyi yerlerde
olacağıma inanıyorum. En büyük hedefim ise iyinin daha iyisini yapabilmek, daha güzel işlerde ve projelerde bulunmak. Bu arada, yaz aylarında
hafta sonları resim dersleri veriyorum.
sıyım; çocuklarımla beraber müzik yapıyoruz. Onlar da müzikle çok ilgililer.
Hobileriniz nelerdir?
Hemen iletişim bilgilerimi verebilirim.
Mobil: 0157 / 85 66 12 52
Mail: [email protected]
Web: www.suleyart.com
Serpil Erdemir
Müzikle de ilgileniyorum; dinlemeyi
ve söylemeyi seviyorum. Bağlama ve
gitar çalıyorum. Evli ve üç çocuk baba-
Resimlerinize ilgi duyanlar
size nasıl ulaşabilirler?
Digiturk Euro ile
Türkiye evinizde!
İster çanak anten ister IP TV üzerinden
Digiturk Euro’ya üye olun, onlarca kanalı ve
Spor Toto Süper Lig’i HD kalitesiyle izleyin.
UZAK-Elektronik
Adalbertsteinweg 263
52066 Aachen
0241/16069076
9
BİR KONUDA FİKRİNİZİ ALALIM:
Okulda başarı neye bağlı?
da önemli olacak ve iyi Türkçe bilen
kalifiye insanlara ihtiyaç duyacaklar.
Ümit Ağırman
Öğretmen
1969 Aachen doğumluyum, temel
eğitimimi burada aldım ve Aachen
RWTH’da İşletme okudum.
Şu anda Paul-Julies-Reuter Berufskolleg’de (Ticaret Meslek Lisesi) ekonomi öğretmenliği yapıyorum. Ayrıca
Türkçe-Ekonomi dersleri veriyorum.
Tömer Sınavlarının koordinatörlüğünü ve okulumuzun Türkiye sorumluluğunu yürütüyorum. Her yıl okulumuz Türkiye’ye mesleki alanlarda
staj yapmak için çeşitli şehirlere öğrenciler gönderiyor, bunlarla birebir
ilgileniyorum.
Türkçe-Ekonomi derslerimiz haftada
iki saat yapılıyor. Ayrıca Rusça, İspanyolca, Fransızca, Flamence derslerimiz
de var; bu dersler seçmeli. Türkçe ve
Rusça’yı öğrencilere iletişim kurabilecekleri kadar öğretiyoruz. Öğrencilerimiz Avrupa’nın her yerinde ve
Türkiye’de mesleki alanda staj yapabiliyorlar ve bu stajlar 3 - 8 hafta arasında değişiyor.
Burada yetişen insanlar Almanca ve
Türkçe’yi karıştırarak konuşuyorlar.
Velilere söylemek istediğim ikisini
karıştırarak değil de ayrı ayrı konuşmayı öğretsinler. Almanca ve Türkçe
gramer olarak birbirlerinden çok farklı olduğundan, bu tür konuşmalar iki
dili de bozuyor.
Türkçe’yi çocuklarımız iyi öğrenmeli, çünkü Türkiye’de büyük potansiyel
var, firmalar birçok ülkeye açılmanın
yolu olarak Türkiye’yi görüyor. Alman firmaları için Türkçe ilerde daha
Okulda başarılı olmanın yolu, velilerin
öğrenciyi desteklemesi ve öğretmenlerle birlikte iletişim kurarak öğrenci,
veli ve öğretmen çalışmasıyla en iyi
başarıyı elde etmek.
Başarısızlığı öğrenci genelde yabancı olduğuna yada farklı inanç ve kültürden olmalarına bağlıyor. Öğrenci
öğretmenle bu tarz sorunlarında diyaloğa girmeli, sorun öğretmene anlatılmalı ve çözüm yoluna gidilmeli.
Ben hep öğrencilere sorarım: Hayata atıldığınızda ne yapmak istersiniz,
hedefiniz ne diye, çoğunun hedefi
ve amacı yoktur. Genelde iyi iş ve
para derler ama para kazanmanın
yolu sorumluktur, meslek seçerken
başka insanlar için sorumluluk taşımadan önce kendin için sorumluluk
taşıyın derim. Sorumluluk öğrencilerde genelde yok ve buda aileden
kaynaklanıyor. Veli çoğu zaman araba ve yeni çıkan teknolojik aletler
alırsa çocuklar nasıl sorumluluk alcaklar. Sorumluluk vermek ve onlara ulaşmak istedikleri hedeflerde
yardımcı olmak başta ailenin görevi olmalı.
Çocuklarımız gezmeye ve görmeye
önem versinler, değişik kültürleri tanısınlar. Görmek ve biryerleri tanımak
öğrencinin ufkunu genişletir.
Bizim ülkemiz çok açık bir toplum aslında. Çocuklarımıza tek taraflı bakmak ve düşünmek yerine geniş bir
perspektifden bakmayı öğretmeliyiz. Tek taraflı bakış açısı kişinin ufkunu daraltır ve bu durum başarısız
olunmasına sebep olur.
Mutlaka okulların müfredatına kültürlerarası diyaloğu da eklemeliyiz.
Bütün vergi hizmetleriniz için Aachen‘daki
yeni Yeminli Mali Müşaviriniz...
10
BİR KONUDA FİKRİNİZİ ALALIM:
Aylin Yurttaş
Öğretmen
İzmir Buca Eğitim Enstitüsü (9 Eylül
Üni.) Almanca Öğretmenliği mezunuyum. Aachen’da Almanca ve Türkçe
öğretmenliği yapıyorum. Burada master eğitimine başladım ama devam ettiremedim. Almanya’da yaşayan işçi bir
ailenin kızıyım.
Başarı oranı çocuktan kaynaklanıyor.
İstatistiklere göre ana dilde eğitim gören çocuklar daha başarılı oluyor. Kendi anadillerini iyi bilen çocuk başka
dilde eğitimde zorlanmıyor. Başarıda
çocuğun oturduğu bölge, ailenin eğitim düzeyi ,beraber oynadığı çocuk
Gültekin
Yolasığmaz
Öğrenci velisi
13 yaşında Almanya’ya geldim, evliyim ve dört çocuğum var. İşçi ailesi
çocuğuyum, burada okula gittim. Şu
anda ağır vasıta ehliyetim var, bir inşaat firmasında çalışıyorum.
Büyük oğlum lisede (Gymnasium) okuyor, çocuklarımın hepsini Gynasiumda
Deniz Çelebi
Öğrenci velisi
1976 senesinde Aachen’da doğdum,
altı yaşına kadar burada yaşadıktan
sonra Türkiye’ye döndüm, ilkokulu
Türkiye’de bitirdim ve ortaokul biri
de orada okuyup tekrar Almanya’ya
geldim. Ondan sonraki eğitim hayatım burada devam etti. Burada liseden sonra meslek yaptım ve şu
anda bankada çalışıyorum ve işimi
etken rol oynuyor. Aile, öğretmen, öğrenci beraber uyum içinde çalışırsa
başarı sağlanıyor. Mutlaka okuldaki
etkinliklere aileler katılmalılar.
Dersler haftada 2 ile 5 saat arası değişiyor. Bunlar okullardaki ders programlarına göre ayarlanıyor. Dersler de
45-60 dakika arası oluyor.
İlkokulda 15, ortaöğretimde 18 kişilik
sayı bulunduğunda okullarda Türkçe
dersi veriliyor. Veliler öncelikle okul
müdürlüğüne başvuruyorlar, okul
müdürlüğüde Milli eğitim müdürlüğüne (Schulamt) başvuruyor. Milli
eğitim müdürlüğü başvurulara göre
yönlendirme yapıyor. Birkaç okuldaki
öğrenciler birleştirilerek sınıflar oluşturuluyor. Bakanlık da bütçe oluşturarak milli eğitim müdürlüğüne bildiriyor. Bu bütçeye göre milli eğitim
müdürlüğü, okul müdürlerine bildiriyor. Başvurulara göre de sınıflar oluşturuluyor. Bazen okul müdürlüğü velilere ulaşmıyor, bu durumda veliler
kendileride milli eğitim müdürlüklerine başvuru yapabilirler; başvurular
Mart ve Nisan aylarında yapılıyor.
Çocuklar Türkçe eğitimini sadece Türk
olduklarından almaktan öte bunu bir
dil öğrenme olarak görsünler. Burada lise öğretiminde 10. Sınıftan sonra
bitirme sınavında, dil sınavı yapılıyor.
Türkçe ikinci dil olarak kabul edildiğnden sınava Türkçe girebiliyorlar.
okutmak istiyorum tabiki. Ben kendim
lisede okuyamadığımdan ve yoğun iş
tempomdan dolayı derslerine yardımcı olamıyorum. Almanya’ya gelen birinci nesil işçi olarak geldiğinden bizlere okul hayatında yardımcı olamadılar.
Bizlerin yarı Türkçe, yarı Almanca ile
çok başarılı bir eğitim hayatımız olmadı. Şimdiki nesil Almanca biliyor ama
bizlerin eğitimi yeterli olmadığından
kendileri çalışması gerekiyor. Buda ister istemez çocuklarımızın başarısını olumsuz etkiliyor. Bir diğer sıkıntılı
konu ise; çocuklarım Türkçede bilmiyor, iki dil bilmeleri avantaj ama eşim
Alman olduğundan dolayı ana dillerini
öğrendiler ama atadillerini maalesef
öğrenemediler. Okullarda yeterli Türkçe öğretmenleri yok. Her şeyide yaşadığımız ülkeden beklememek gerek.
Türkçe dil meselesine Türk sivil toplum kuruluşları el atarsa belki bu sıkıntı birazda olsa halledilebilir.
çok seviyorum. Evliyim, iki kız çocuğu annesiyim. Büyük kızım ilkokul 2.
sınıfa gidiyor.
Buradaki öğretmenlerden tek şikayetim, çocuklardan beklentilerinin fazla
olması ve ufak tefek hareketlerinde
hemen şikayette bulunmaları. Onun
haricinde sosyal faaliyetler, çocuklara
sunulan imkanlar çok güzel. Aileler
eskiye göre daha bilinçli ve ne yapmaları gerektiğini biliyorlar. Şu anki
eğitim sistemi bana göre olumlu, veli
olarakda ben ailemden göremediğim
desteği fazlasıyla veriyorum ama ne
kadar başarabiliyorum bilemiyorum.
Yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Her zaman gelecek
neslin daha iyi olmasını arzu ediyorum. Bu umut ve dilekle bütün öğrencilere eğitim hayatlarında başarılar diliyorum.
Bana göre iki ülkede de okul hayatım
olduğu için kıyasladığımda aradaki
fark çok büyük. Türkiye’deki okul hayatı daha çok hoşuma gidiyordu; eğitim sistemi buraya göre daha farklı idi
ve öğretmenlere saygı vardı ve disiplini güzeldi. Benim Almancam iyi olduğundan kızımın derslerine yardımcı
olabiliyorum. Ben kızım kadar şanslı
değildim, neden derseniz benim zamanımda ailemin Almancası yeterli
olmadığından herşeyi kendi çabamla
yapmak zorundaydım. Ailemden yeterli yardım alamıyordum.
Konuşma dışında çocuklar; alfabeden başka, cümle kuruluşunu, kendini ifade edebilmeyi, bayramlarımızı,
belli tarihlerimizi, duygularımızı öğreniyorlar ve aynı zamanda yazıya dökebilmeyi geliştiriyorlar. Bir konuda
fikirlerini ortaya koyabiliyorlar. Bir dil
bir insan, iki dil iki insan der büyüklerimiz; çocuklarımızın hem Almanca
hem de Türkçe öğrenmelerinin şart
olduğunu düşünüyorum.
Burada eğitim hayatı bence iyi, aktiviteler fazla, sporda mesela futbolda
altyapı çok ilerde. Elimizden geldiği
kadar okullardaki ailelerle yapılan etkinliklere katılıyoruz. Bu tarz katılımlar
çocuklara güven verdiği gibi, durumlarınıda kıyaslama imkanımız oluyor.
Öğretmen, öğrenci, veli uyumu gerektiğine inanıyorum. Bu da kanımca
çocukların başarısını artırıyor.
11
OKULDA BAŞARI neye bağlı?
Şenol Aşık
Veliler Birliği
Başkanı
1969 doğumluyum ve 1971 yılında Almanya’ya geldim. Yeterli düzeyde Almancam var, bu sayede de
çocuklarımın derslerinde yardımcı
olabiliyorum.
Aachen’da 10 yıldır okul aile birliğinde
(Stadtschulpflegschaft Aachen) görev
yapıyorum. Bu kuruluş Aachen’da ilk
ve ortaokullardaki öğrenci velilerini
temsil eder, ayrıca Schulausschuss’da
da beş yıldır görev yapmaktayım.
Her okul öğrenci veliler birliğini kendisi seçer, bu seçilen birliklerde üst
kurul olarak şehir veliler birliğini seçer.
Veliler öncelikle öğretimle ilgili sıkıntılarını okullardaki müdürlüğe ve aile
temsilciliklerine iletir. Buradan netice alamazlarsa sorunlarını bize iletirler, bizde gereken makamlara ileterek sorunlarının takibini yaparız. Biz
bu göreve seçilerek geliyoruz ve gönüllü (ehrenamtlich) olarak çalışıyoruz.
Bazı sorunlar katılımcı ve içinde bulunulduğunda daha iyi anlaşılıyor ve
gün ışığına çıkıyor. Bizim velilerimiz
bu tür okul aile birliklerinde aktif görevler almalılar. Çocuklarımızın başarılarını nasıl artırabiliriz gibi durumlar
katılımla sağlanıyor. Aileler sorumluluk alsınlar, buralarda görev almaktan
çekinmesinler. Bizim insanımızın olmadığı yerlerde, bizim çocuklarımızın
sorunlarını başkaları çözmeye çalışıyorlar. Çocuklarımızın duygularını,
hissiyatlarınızı bizler daha iyi biliyoruz. Sorunları iletmek yerine, buralarda görev alarak çözümleme yoluna
gidelim.
Serpil Erdemir ve Said Genç
Çocuklarımızın eğitimi ve başarısı çok önemli bir konu. Veliler ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar ama bu yeterli değil. Daha
bilinçli olarak okul idaresi ve öğretmenlerle ortak hareket etmeliler. Kısacası sorunlar “Veli-Öğrenci-Öğretmen” üçlüsünün ortak
çalışmasıyla çözülerek başarıya
ulaşılabilir.
Tolga Tanış
Öğrenci
1997 yılında Almanya’da doğdum,
Pont-Julies-Renter-Berufskollef’de
öğrenimim devam ediyor.
Anaokuluna (Kindergarten) gittim. İlkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra meslek eğitimine başladım ve şu
anda devam ediyorum. Hobilerim
basketbol ve futbol oynamak; ileride
yapmak istediğim meslek ise polislik.
İyi bir okul dönemim oldu, birçok yabancı öğrenciler gibi öğretmen-öğrenci sorununlarını ben yaşamadım;
öğretmenlerimle iletişimim oldukça
iyi sayılır.
Yalnız tek şikayetçi olduğum konu;
bazı anlayamadığım derslerde ailemden yardım beklentim olmasına rağmen, Almancaları iyi olmadığından
yeterli desteği alamıyorum. Bu açığımı ek ders alarak gidermeye çalışıyorum. Benim durumumda olan bir çok
arkadaşım da var. Çok zorluk yaşadığım derslerse yabancı dil ve Almanca. Ailem bana anlattıklarını genelde
Türkçe anlatmak zorunda kalıyorlar
ve ben de Türkçe anlamakta zorluk
çekiyorum.
sen
s
a
l
K
alle
men
r
o
f
hul
c
S
alle
er
h
c
ä
F
alle
NACHHILFE...
...die HILFT!
AktionsAngebot
Jetzt
nur
SCHNELL
NEU
UNKOMPLIZIERT
49,*
PROFESSIONELL
INDIVIDUELL
Ab Januar 2014
auch in
Alsdorf-Mariadorf
Eschweilerstr. 70
52477 Alsdorf
Tel.: 02404/9030210
Mariadorf
* im ersten Monat nach Anmeldung
Nachhilfezentrum
Peterstr. 81/83 • 52062 Aachen
0241/46829014
Aachen
www.nachhilfezentrum-aachen.de
12
bunları biliyor muydunuz?
nunlarına göre karar veriyorlardı. Bir
Aachen’lı, bir de Verviers’li memur
belediye işlerini yürütüyorlardı ve 19.
yüzyılda ilk Belediye Meclisi kuruldu.
Bölgedeki maden firması da hastane,
banka ve dükkanları yönetiyordu. Maden ocaklarının 1895’de kapanmasıyla birlikte, Belçika ve Almanya için bu
tarafsız ülkeyi ayakta tutmak için bir
neden kalmamıştı.
© aachen-emotion.com
Bugün “Üç Ülke Köşesi” (Dreiländerpunkt) olarak bildiğimiz yer
bir zamanlar “Dört Ülke Köşesi” (Vierländerpunkt) idi...
Üç ülkenin birleştiği noktada bulunan sınır taşı günümüzde Almanya,
Belçika ve Hollanda’nın kesiştikleri
yeri gösteriyor. Pek çoğumuzun heryıl ziyaret ettiği, hatta gelen misafirlerimizi bir kaç saniye içinde üç ülkeyi
birden dolaşmak için mutlaka uğradığımız, anı fotoğrafı çektirdiğimiz bir
yer. Yılda yaklaşık bir milyona yakın
turist burayı ziyaret ediyor. Buranın
başka bir özelliği de Hollanda’nın en
yüksek noktası olması. Bununla ilgili
de bir taş bulunuyor orada.
Ancak 20. yüzyılın başına kadar buradan dört ülke köşesi olarak bahsedildiğini ve gerçekten de oraya sınırı
olan dört ülke bulunduğunu biliyor
muydunuz?
Almanya, Hollanda ve Belçika’nın yanısıra buraya sınırı olan bir bağımsız
ülke daha vardı ve resmi adı da “Moresnet Tarafsız Bölgesi” idi.
Bu “Tarafsız Moresnet” denilen küçük
ülke 1815'den 1919'a kadar Hollanda,
Belçika ve Almanya arasında kalarak
varlığını sürdürdü. Bu ülke aslında
bölgedeki siyasi ve askeri gelişimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı.
1814 yılında Napoleon'un yenilmesinden sonra Fransa'nın kuzeyi iki ülkenin (Hollanda ve Preussen) arasında
bölünmesi isteniliyordu. Belçika o tarihte henüz daha yoktu. Fakat sınırları belirlemek büyük sorun yaratmıştı. Çünkü bu bölgede yeraltında çok
değerli “kalamin” denilen bir maden
bulunuyordu ve bu Romalılardan beri
pirinç metali (sarı bakır) elde etmede
kullanılan ana maddeydi. Kimse de
burayı bırakmak istemiyordu.
1815 tarihinde Viyana’da yapılan kongrede bir sonuca varılmadı. Ancak 1816’
da Aachen’da yapılan görüşmelerden
sonra bir anlaşma yapıldı ve bu bölge Hollanda ile Preussen (şimdiki Belçika) arasında bölündü ve arada da
3,4 km2lik tarafsız ve geçici bir bölge
oluşturuldu. Burası yönetim ve askeri
olarak tamamen tarafsız olacaktı: “Tarafsız Moresnet”.
Küçük ülkenin gelişimi
Kuruluşunda 256 vatandaşı olan Tarafsız Moresnet’in nüfusu çinko madenciliğinin gelişmesi sayesinde hızla arttı. Komşu ülkere oranla vergiler
düşük, maaşlar ise yüksekdi ve komşu ülkelerden sürekli göç alıyordu.
1847’ye kadarsa bir çok genç askerlik
yapmamak için buraya kaçıyordu. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce tarafsız
Moresnet’in nüfusu 4.668’e çıkmıştı.
© Franz Erb Kolleksiyonu
Moresnet’de mahkemeler olmadığı için, Belçika hakimleri Fransız ka-
Birinci Dünya Savaşı’nda Tarafsız Moresnet ve Belçika, Almanlar tarafından
işgal edildi. Savaş sonrasında ise Versay Anlaşması ile Almanya Belçika’ya
bu bölgeyi bıraktı. Moresnet‘in adı
değiştirilerek Kelmis yapıldı.
© wikipedia.de
Tarihteki tuhaflıklar
Tarafsız Moresnet’te yaşayanlara kendi ihtiyaçları için sert içki üretme izni
verilmişti. Ancak o kadar çok içki üretilmişti ki, burada 70 tane bar ve lokal
açıldı. Bunun yanı sıra komşu ülkelere
sınır ötesi içki kaçakcılığı yaygınlaştı.
Tarafsız Moresnet’te farklı dil konuşan
insanların daha iyi anlaşabilmeleri
için Esperanto dili geliştirildi. Projenin fikir babası ise yıllarca Aachen’da
yaşamış bir filolog olan Fransız profesörü Gustave Roy’du ve Dr. Wilhelm
Molly ile beraber bölgenin çok kültürlü bir ülke olmasını istiyordu.
Bu dili konuşanlar Moresnet adı yerine bu bölgeye “Amikejo” (Arkadaşlığın yeri) adının verilmesini istiyorlardı.
Tarafsız Moresnet’in sınırlarını belirleyen 60 taşdan 50’si hala yerlerinde
bulunmaktadır. Bu ülke hakkındaki
bilgi ve belgeler Ghöltal Müzesi’nde
sergilenmektedir.
© wikipedia.org
13
sudoku sayfası
Sudokuda boş kareler 1 ile 9 arasındaki rakamlarla doldurulur. Bu rakamları yerleştirirken dikkat etmeniz gerekenler:
1’den 9’a kadar her rakam her sütunda, her satırda ve her bölgede sadece bir kez kullanılabilir.
basit
normal
2 5 7
1
6
3 5
9
3
5 4 2 7
9
5
1
8
6 8 4 5
9
2
5 8
4
7
7
9 1 3
1
4
2
3
7
9 2
1
4
9
4 1
7
1
9
5
2
9
8
6
4
7
1
5
6
8
8
1
7
3
7
6
2
2
4
5
3
1
4
9
8 3
9
6
1
8
2
4
6 9
3
6
1 7
8
5
8
7
1 9 2 4
4 7 2 9
7
1
6
5
4 2 1 6
3
9
7 5
8 3
7 3
5
3
7
2
5
9
8
9
5 6
3
6
9
5
7
6
8
5
1 9 4
5
2
1
9
6
7
8
9 2
7
4 2
5
3
2
3
9 5 8 1
8
4
5
7
4
6
4
9
4 6
2
zor
2
7
7
2
2
6
4
1
5
9
6 9
4
5
7 9
1
9 3
2 4
6
4
9
2
1
3 5
4
7
4
5
8 2
8
7
1
1
7
1
6
4
1
5
8
2 6
7
8
4
5
9
8
4
3
2 1
6 3
4
8
2
3
2
5
1
3
8
1
7
4
8
3
9
3
2
8
5
4
6
1
1
9
2
9
9
8
4
4
1
7
6
9
2
3 9 7
9 4
4
5
8
3 6
9
5
7
8
3
2
2 6
7
5
8
1 3
2 6 9
4
6
6
1
6 5
7
1
4
3
1
8
7
1
5
2
8
8
9
4
1
6
7
5
6
8
7
5
7
2
5
4
4
6
1
9
7
14
içimizden biri:
Aachenlı gazeteci,
yazar ve TV Moderatörü
Muhsin Ceylan
Sizi kısaca tanımak için
kendinizden bahseder misiniz?
Bana göre bu soru, dünyanın en zor
sorusudur. İnsanın kendinden bahsetmesi hiç de kolay değil.
Seksenli yılların başında inşaat mühendisliği tahsili için Stuttgart bölgesinden Aachen’a göçtüm. Sonradan
burada kalıp, Aachen şehrinin bir ferdi oldum. Evlenip çoluk çocuğa karıştım. Gücümün yettiğince sosyal, politik alanlarda koşuştururken, amatör
muhabirlikle başlayan gazetecilik serüvenim, asıl mesleğim haline geldi.
Birçok günlük, haftalık ve aylık, kısacası
süreli yayınlarda haberciliğin, köşe yazarlığının yanısıra; yayınların genel yayın yönetmeni, haber müdürü gibi çeşitli birimlerinde idari görevler yaptım.
Kuruluşundan bu yana, dokuz yıldır
da, merkezi Duisburg’da bulunan ve
uydu üzerinden tüm dünyaya yayın
yapan Kanal Avrupa Televizyonu’nda
çalışıyorum. Almanya merkezli olmak
üzere, Avrupa’daki Anadolu asıllı insanların hayatlarının can damarlarına doğrudan hitap eden çeşitli siyasi tartışma programları yapıyor ve
haber müdürlüğüyle ilgileniyorum.
Diğer yandan da, mahalli ve eyalet
bazında politik arenada koşuşturmaya çalışıyorum.
Aachen’daki göçmenlerin
durumu hakkında neler
söylemek istersiniz?
Yerel politika deyince, sizin
Aachen Uyum Meclisi Başkanlığı
dönemi geldi aklıma. Biraz o
dönemlerden bahseder misiniz?
Şehrimiz Aachen’ın üçte biri göçmen
asıllılardan oluşuyor. Peki bu demografik durum, hizmet verenlere yansıyor mu? Göstermelik gibi duran birkaç ismin dışında kamu sektöründe
kaç göçmen asıllı var? Yoksa aileleri
göçmen asıllı olan Aachenlı bu nesil,
Alman akranlarından daha az mı akıllı? Tabi onların ne dedeleri, ne nineleri, ne babaları, ne de anneleri veya dayıları, teyzeleri, amcaları memur değil.
Eksikleri bu mu? Aachen şehrimizin
yetkilileri, son beş yılda, şehirde ailesi
göçmen asıllı kaç gence meslek eğitimi yaptırdı? Kaç müracaat oldu? Bunların kaçı kabul edildi? Kaçı reddedildi
ve neden? Lafı evirip çevirmeden, havanda su dövmeden yetkililer bu soruları cevaplamak zorundalar.
Mahalli politikayla ilgilenme serüvenim, üniversite tahsiline başladığım
dönemlerde, aileleri Türkiye asıllı olan
burada doğmuş, gerçek Aachenlı çocukların okul ev ödevlerine yardım
kursları sunma girişimlerimizle başladı. Alman vatandaşlığı olmayanların
‘temsil’ edildiği tek kurum olan; şimdiki adıyla “Uyum Meclisi”, bir zamanların Yabancılar Meclisi’yle, çözümlerin
merkezi olan politikaya çözüm merkezli ses duyurabilmek için seksenli
yılların ortasından itibaren ilgilenmeye başladım.
2005-2010 yılları arası başkanlığını
yaptığım Aachen Göç Komisyonu seçimlerine, doğma büyüme Aachenlı
genç arkadaşlara bırakmak için aday
olmadık ve giderken, bilhassa yerli medyada partilerin ve kendilerini
onların sahipleri sananların oldukça
sert tepkilerini çeken iki yüzlülükler,
çifte standartlar ve çevir gazı yanmasıncılıkları tüm çıplaklığıyla anlatınca
makyajlar döküldü. O açıklamalardan
dolayı hala bugün nezaketen merhaba diyen kerameti kendinden menkul göç ve sosyal politikacılarımız var.
Bu konuları neden medya üzerinden
yapmışız. Eleştirilerle ilgili birşeyler
söylemek yerine hala bunu nasıl yaptığınızla ilgileniyorlar ve bu da onların
olaylara bakışını bir defa daha net bir
şekilde gösteriyor.
Bu ülkede artık ‘uyum’ konuşma dönemi geçeli çok oldu. Hala uyumdan
bahsedenler, bunun siyasi ve ekonomik rantlarından beslenenlerdir. Yılda
bir “Çok Kültürlülük Festivali” (Multikultifest) düzenleyip, bunun siyasi ve
sosyal rantını devşirenler bilmelidirler
ki, vakit; ağdalı ifadelerle hep ötelenmiş katılım ve bunun önünün açılması
vaktidir. Sembolik ‘özel’ seçilmiş, başka bir ifadeyle atanmış göçmen asıllı
bazı simalarla bunu yaptıklarını sanan
veya söyleyenlerimiz, gerçek hayatla
ilgisi olmayanlarımızdır. Bunu bıkıp
usanmadan topluma anlatmaya devam edeceğiz.
Eyalet Hükümetinin çok ciddi girişimlerinden olan “Kamuda hizmet verenlerin toplumun genel yapısını yansıtması şehrimizde ne durumdadır?” diye
sorarsak, ayıp olmaz herhalde.
Uyum Meclislerinin
rolü ne olmalı sizce?
Uyum Meclislerine geri dönecek olursak; partiler isterlerse, çoğu mahalde olan birlikte yaşamdaki sıkıntıları
çözerler. Yeterki istensin. Bizlerin de,
oralarda, Türkiye eksenli tartışmalar
yapma hastalığından kurtulmamız gerekiyor. Bu Uyum Meclisleri’nin ‘Türk
Meclisleri’ imajından kurtulması şart.
Son görevim sırasında hiç kolay olmasa da hep bunu denemeye çalıştık, bazı oyun bozan ideolojik takıntılı
arkadaşlar hariç, diğer üyeler ve meclisteki parti temsilcileriyle. Ne kadar
başarılı olduk veya olamadık onu da,
Aachenlı hemşehrilerimiz bilecek artık.
Mahalli politikadaki uygulamaların çeşitli komisyonlarda karara bağlandığını
belirteyim. Mahallemize konacak bir
15
muhsin ceylan
trafik lambasından yol tamirine, kreş
yapılmasına okul tamirine semte konacak kağıt cam konteynerlerinden çöplerin toplanmasına kadar kısaca hayatımızın sinir merkezlerine doğrudan
dokunan her konu buralarda karara
bağlanıp uygulanıyor. Bu toplantılar
da herkese açık. İster vatandaş olun ister olmayın soru sorma, bilgi edinme
yani sürece dahil olma imkanınız var.
Uyum Meclislerine seçilmiş üyeler, buralarda oy hakkı olmayan fakat toplantı esnasında konuşma hakkı olan aktörlerden. Bu komisyon üyeliklerinin
taksiminde yaygara koparanlar meclis üyelerimizin daha sonraları ayda bir
yapılan toplantılara katılmıyor olmamaları da ayrı bir çelişki.
Peki çözüm ne sizce?
Yarım asır önce işgücü davetiyle göçmenlerle tanışmaya başlamış günümüz yeni vatanı Almanya’da, Uyum
Meclisleri devri artık kapanmalı, doğrudan katılımın hukuki engelleri ortadan kaldırılarak önü açılmalıdır. Şehirlerimizin uyum sorumluları istisnalar
hariç genelde doğrudan Belediye
başkanlarına bağlı memurlardır. Bunların da dünya görüşleri Uyum Meclisleriyle çalışmalara doğrudan etki
eder. Mesela şehrimiz Aachen için iki
aktüel yaşanmış olay anlatayım:
Aachen şehri olarak birlikte yaşama
katkılarından dolayı ödül veriyorsunuz. Bu verilecek ödüllerin değerlendirilmesinde ise söz uyumdan
açıldığında hemen yüksek sesle ifade ettiğiniz Uyum Meclisi’nin ne doğrudan ne de dolaylı bir düşüncesinin
alınmasına tenezzül bile edilmiyor ve
ödülü belirleyenlerle ‘iyi ilişkiler’ içinde olanlara uyuma katkılarından dolayı ödül veriliyorsa burada bir yanlışlık yok mu sizce?
Başka bir örnek, şehrimizde ‘Uyum
Günü’ tertipliyorsunuz ve burada
Uyum Meclisi Başkanına bırakın bir
konuşma yapmayı, misafirlere bir selam vermesini bile gerek görmüyorsanız; konuştuğunuzda kulağa hoş
gelen uyum içinde birlikte yaşamayla ilgili ifadelerinizin samimiyetini sorgulamak, gidişatın farkında olanların
hakkı olsa gerek.
Sizce, biz neler yapmalıyız?
Yarım asır önce başlayan işgücü göçünün bugün itibariyle geldiği nokta,
artık bizler de tartışmasız buralıyız. Bu
ülkenin yeni yerlileri olmanın gereğini
de imkanlarımız nisbetinde her yere
katılarak, her sürece iştirak ederek yerine getirmek zorundayız. Başka bir
ifadeyle, dostlar alışverişte görsün babından göstermelik kurumlarla, başta
kiliseler olmak üzere köklü kuruluşların çok çeşitli mali destekleri alabilmeleri için içinde göçmen kavramı geçen
projelerle ihya olanları seyretmek değil; politikaların belirlendiği partilere,
kararların alındığı mahfillere, komisyonlara tabandan ayrılmadan onların sesi soluğu olmak için katılım şart.
İşin en zor olan
yanı da bu değil mi?
Bu çok zor değil. Taraftarı olduğumuz futbol takımının maçına ayda
en az 8-10 saat ayıran bizlerin, birlikte yaşadığımız toplumda edilgenlikten etkenliğe geçmek için ayda 4-5
saat ayırması zor olmasa gerek. Barış
ve huzur içinde yaşamı birlikte belirlemek, şekillendirmek için bu kadar
zahmete ve fedakarlığa değmez mi
sizce? Üretime katılmayıp klasik cümlelerle hariçten gazel okumak, çözümünü beklediğimiz hiç bir sıkıntıyı halletmedi ve bundan sonra da
hal-let-me-ye-cek!
Birşeylerin değişmesini isteyen, yaşından, cinsiyetinden, makamından, şanından, şöhretinden bağımsız olarak
her fert ama her fert, pasif uyumlu olmaktan çıkıp, aktif katılımcı ve üretici
haline gelmek zorunda. Hastalıklı kafaların ürünü olan ırkçılığın ve ötekileştirilmenin panzehirinin katılım olduğu asla unutulmamalı.
Somut bir örnek verebilir misiniz?
Mesela, çocuklarımızın da gittiği okullarda ayda sadece bir saat harcayaca-
ğımız ‘Schülerlotse’ denilen öğrencilerin sabah trafiğindeki himayeciliğini
yapmak imkansız mı? Yılda iki üç toplantısı olan, okul aile temsilciliklerinde görev almak, niye yük gibi gözükür bize? Eğitim ve sosyalizasyonunu
burada tamamlamış olanlarımızdan
kaçımız meslek eğitimi öncesinde bulunan çocuklarımızdan kaçına mihmandarlık gibi görevlerle eşlik etmeyi düşünüyoruz? Sınırlı bir ömürden
sonra bırakılabilecek en değerli miraslardan biri de; topluma yani insanlığa
yararlı fertlerin yetişmesine katkıda
bulunmak değil mi?
Sonuçta biz Aachenlılara
önerileriniz nelerdir ?
Hülasa, içinde hayatımızı tükettiğimiz toplumların gidişatına doğrudan
katılımcı olmak bizlerin elinde. Kapalı duran kapıları zorlamak bize düşüyor. Bizler o kapılara gidip tıklatalım,
açılmazsa açmayanlar utansın. Çeyrek milyona yaklaşık nüfuslu şehrimiz
Aachen’daki sadece ‘uyum’la alakalı
demode konulara değil, istihdamdan
mesken politikasına, eğitimden ulaşıma, çevrecilikten sağlığa ve ekonomi
gibi tüm alanlara, olaylara birilerimiz
mutlaka dahil ve müdahil olmalı. ‘Aachen benim de şehrim. Ben de Aachenlıyım!’ diyen herkese süreçlere dahil
olmak düşüyor. Bu katılımlar, daha iyi
birlikte yaşam için koşturanların yüklerini de bir nebzecik de olsa hafifletilmiş olur. Katılımlar ne kadar çoğalırsa,
sorunlar o kadar azalır. Çözüm bekleyen sıkıntılarımızın çözüm süreçleri de
o derecede hızlanır. Asli yerliler de, biz
yeni yerliler de rahat ederiz...
Açıklama ve önerileriniz için
teşekkür eder, başarılar dileriz.
Günal Günal
16
yalnız değilsin!
Mobbing (Psikolojik Baskı)
Bu yazıda sizlerle çalışma hayatında
birçok kişinin yaşadığı ve çoğu zaman
kendini çaresiz hissettiği bir konudan,
işyerinde yaşanan mobbing, diğer bir
deyişle psikolojik şiddet, taciz ve kuşatmadan bahsedeceğim.
Son yıllarda adını sıkça duymaya
başladığımız mobing kavramı aslında başlangıçta çocukların birbirlerine
karşı kullandıkları zorbalık ilişkilerini
tanımlamak için kullanılmış olsa da
çalışma yaşamı için mobbing kavramı
ilk kez 1984’de Alman endüstri psikoloğu Heinz Leymann tarafından ortaya atılmıştır.
Mobbing denildiği zaman aklımıza
zorba-kurban ilişkisini getirebiliriz.
Burada zorba özellikle ast-üst ilişkisinin olduğu gruplarda gücü elinde
bulunduran kişi ya da grubu, kurban
ise uzun süreli sistematik baskıya,
psikolojik saldırıya maruz kalan kişiyi
temsil eder. Zorba, sistemli ve sürekli
bir şekilde bireye yani seçtiği kurbana düşmanca ve ahlak dışı psikolojik
şiddet uygularken amacı çoğu zaman
kişiyi küçük düşürüp saygınlığını zedeleyerek işini birakmasına neden olmak ya da o kişinin kontrolünü elinde
tutmaktır.
Çalışanların rollerinde belirsizliğin,
aşırı rekabetin ve iş yükünün olduğu,
işbirliği ve dayanışmanın olmadığı iş
ortamları mobbing için oldukça elverişli ortamlardır. Böyle ortamlarda dürüst, güvenilir, işlerini benimseyerek
yapan, zeki, yetenekli, yaratıcı özellikler gösteren, farklı görüşlere alternatif bakış açısıyla bakabilen, başarıyı
amaçlayan, politik davranmayan, ilkelerine saygılı, çoğu zaman içe dönük
ve incinebilirliği yüksek kişiler kurban
olmaya adaydırlar.
bedensel yakınmalara ve intihara neden olabilir. Bazı bireyler kendilerini
iyileştirme amaçlı alkol ya da madde
kullanımına yönelebilirler.
Her zaman güçlü olmayı isteme, kendini diğer insanlardan üstün görme, can
sıkıntısı içinde zevk arama, düşmanlıktan hoşlanma, aşırı kontrolcü, sinirli ve
korkak olma, korktuğu insanları denetim altında tutabilmek için hile ve baskı yapmaktan çekinmeme gibi özellikler ise zorbalar yani mobbing yapan
kişilerin ortak özellikleridir.
Yaşadığınız bu zorlu süreçte sessiz
kalmanız mobbing uygulayan kişinin işini kolaylastıracak, sizin daha
fazla yara almanıza neden olacaktır.
Bu nedenle kendinizi çaresiz hissetmemeli, problem çözme becerilerinizi
geliştirmek için bu durumu yakınlarınızla ve gerekirse bir profesyonelle paylaşmalı, yapabileceklerinize odaklanmalısınız.
Eger iş yerinizde kapasitenizin altında
konumlarda çalıştırılıyorsanız, yaptığınız iş sürekli eleştiriliyorsa, sözlü ve
yazılı tehditler alıyorsanız, toplantılarda sözünüz devamlı kesiliyor, düşünceleriniz dikkate alınmıyorsa, işyerinde yükselmenize izin verilmiyorsa,
sürekli azarlanıyorsanız, jestler ve mimikler ile ilişki kurmanıza izin verilmiyorsa, sanki ortamda yokmuşsunuz
gibi davranılıyor, sizinle konuşulmuyorsa, hakkınızda asılsız söylentiler
dolaşıyorsa, gülünç durumlara düşürülüyorsanız, dini ve siyasi görüşlerinizle, milliyetinizle dalga geçiliyorsa,
fiziksel ya da cinsel tacize maruz kalıyorsanız ve tüm bunların üstüne sorun sizdeymiş gibi davranılıyorsa ve
bu davranışlar kasıtlı bir şekilde en az
altı aydır devam ediyorsa mobbinge
uğruyorsunuz demektir.
Yaşadığınız gerginlik sizde travma
sonrası stres bozukluğuna, depresyona, yaygın anksiyete bozukluğuna, panik bozukluğuna, gastrit, kasıntı, kızarıklık ve ağrı bozuklukları gibi
İlk iş, rahatsızlığınızı mutlaka dile getirmelisiniz. Maruz kaldığınız tacizi
belgelemeniz önemlidir. Davranışların, örneğin neden sizinle konuşulmadığının, sürekli azarlandığınızın ya da
size uygun olmayan işlerde çalışmaya zorlandığınızın nedenlerini sormalı, cevapları kaydetmelisiniz. Verilen
her talimatı yazılı olarak belgelemeli, yetkilileri bu durumdan haberdar
etmelisiniz. Hukuksal girişimde bulunmalı, tıbbi ve psikolojik yardım almaktan çekinmemelisiniz. Aldığınız
bu yardımlar da hukuki süreçte size
yardımcı olacaktır.
Kendinize sahip çıkın.
İşinizde ve özel yaşamınızda herşeyin
gönlünüzce olması dileğiyle…
Psikiyatrist Doktor
Sıla Yüce Çıtır
17
Bilmece sayfası
Kutu katlama
Eşitliği sağlayın
Açılmış halde gördüğünüz kutu, katlandığında aşağıdakilerden hangisi
olur?
Aşağıda sadece bir kibrit çöpünün yerini değiştirerek eşitliği sağlayın.
A
B
C
Cinayet saati kaç?
Polis cinayet mahallinde kırılmış bir
kol saatinin parçasını bulur. Akrep ve
yelkovanın cinayetin işlendiği saati
gösterdiğine karar verirler. Cinayet
saat kaçta işlenmiştir?
Ortadaki sayılar
Sayılar yığını
Aşağıdaki işlemlerde ortaya öyle sayılar gelmelidir ki iki taraftaki sayılarla
belirtilen işlemler yapıldığında aynı
sonuç çıkmalıdır.
Aşağıdaki kutulardaki her sayı kendi
altındaki iki kutuda bulunan sayıların toplamından oluşuyor. Soru işareti olan yerleri tamamlayın.
3x
15 :
25 40 60 +
85 6x
+ 16
+2
x4
:3
x7
: 16
+ 45
Üçgenleri sayın
Harfler ve rakamlar
Aşağıda toplam olarak kaç adet üçgen vardır?
Aşağıdaki işlemde rakamlar yerine
harfler yazılmıştır. Harflerin temsil
ettiği sayıları bulabilir misiniz? Size
ipucu da verelim. A = 9 ve E = 3.
?
68
36
17
?
?
20
?
?
?
?
7
?
?
?
Dört işlem
Aşağıdaki işlemlerde eksik olan rakamları ve işlemleri tamalayarak eşitlikleri tamamlayın.
53
-
ABC + ABC + ABC = DBDE + DBDE
=
Aranan şekil hangisidir?
Aşağıda soru işareti olan yere hangi
şekil gelmelidir?
31
█
=
84
█
+
24
=
█
=
█
=
=
43
+
Saat sorusu
Dördüncü saat kaçı göstermelidir?
Görsel yanılma
1
2
3
4
Aşağıdaki fil çiziminde bir hata yapılmış. Görebildiniz mi ?
?
1
2
3
4
5
18
bir konu & bir konuk:
Yaptığınız sporun özü
neye dayanıyor ve ilk spor
okulunuzu ne zaman açtınız?
Çinden gelen sanat, bir bayan tarafından kurulmuş ve güzel bahar anlamına geliyor. Tamamen savunma amaçlı bir spor ve müsabakası yoktur, zor
durumda evime nasıl dönerim düşüncesi. Demokratik ülkelerde beğeni kazanan bir savunma sporu, yerine göre
de karşı tarafı müdafa teknikleriyle etkisiz hale getirmek.
Uluslararası başarılarıyla insanı hayretler içerisinde bırakan, savunma amaçlı ve
dünyada müsabakası olmayan tek spor dalı Wing Tsun‘un en önemli temsilcisi ve “Hocaların Hocası” (Sifu) olan Salih Avcı ile çalışmaları üzerine sohbet ettik.
Salih Bey sizi tanıyabilir
miyiz? Salih Avcı kimdir?
kuvvetlerinde öğretilmesine karar verildi ve çalışmalar başladı.
Sifuyum (Çince; usta, baba), 1997 yılından beri genç ve dinamik dövüş sanatları organizasyonu WTEO’nun başkanı ve şef antrenörüyüm, bu alanda
uluslararası çalışmalar yapıyor ve eğitmenler yetiştiriyorum. WTEO, NRW
eyaleti ve ulusal düzeyde kamu güvenliği sağlamakla görevli birçok kuruluşun güvenilir ortağıdır.
NRW ve federal kamu güvenliği kurumları ile yaptığım çalışmaların yanı sıra
televizyon ve sinema filmlerinin dövüş
sahnelerinde danışmanlık, kareograflık
ve aktör eğitmenliği yapıyorum.
Sifu ve şef antrenör olarak, öğrenci ve
öğretmenlerin standartlarını belirlemekte ve ilgili ülkelerde seminerler
düzenlemekteyim. 1992 yılından bu
yana NRW SEK birimlerine güvenlik
ve müdahele teknikleri eğitimi vermekteyim. 1996 yılında NRW Adalet
Bakanlığı’nın hapishane güvenliğini
arttırma komisyonuna atandım. Bu
görevdeyken NRW hapishanesini Avcı
WingTsun ve Escrima teknikleriyle tanıştırdım. Gümrük ve BKA’da güçlerinin eğitiminde benim yetenek ve
deneyimlerimden faydalanmaktadır.
Özellikle NRW SEK birimleryle yapılan ortak çalışmaların başarısı sonucunda tekniklerim, 2002 yılndan itibaren bütün polis ve normal kolluk
Almanya’ya ne zaman geldiniz?
Aslen Rizeliyim, 1962 yılında Sakarya’nın Karasu ilçesinde Avcı ailesinin
en büyük oğlu olarak dünyaya gelmişim. İki kız, bir de erkek kardeşim var.
Babam 1964 yılında Almanya’ya çalışmaya geliyor ve daha sonra 1970’lerin
başında tüm ailemizi buraya getiriyor.
Eğitim hayatınızdan
bahsedermisiniz?
Temel eğitimimi başarıyla tamamladım, 1979 yılında Almanya’da bir elektrikli makina üreticisinin yanında
çıraklığa başladım. Elektro-Bobinaj
öğrendim ve vinç tamirciliği yaptım.
1980 yılında Çin kökenli dövüş sanatı
WingTsun’la tanıştım ve 1982 yılında
Filipinler silah dövüşü Escrima eğitimine başladım.
1984 yılında ilk dövüş sanatı okulumu
açtım ve Aachen’da her iki dövüş sanatınıda öğretmeye başladım. Bunu
1985-86 yıllarında Aachen ve çevresinde açtığım diğer okullar izledi. Bugün başta Almanya olmak üzere dünyanın birçok ülkesindeki 100’den fazla
Avcı WingTsun/ Escrima okulunda
100.000’den fazla (polis ve gardiyanlar dahil) öğrencim var. 1986 yılından
itibaren kendimi özellikle profesyonel
dövüş sanatları eğitimine adadım ve
şu anda eğitmenlerin eğitmenliğini
yapıyorum.
Güvenlik güçlerine tekniklerinizi
ne zaman öğretmeye başladınız?
Mesleklerini icra etmekte
sizden nasıl fayda sağladılar?
Profesyonel ve yüksek kaliteli çalışmalarım sayesinde ünüm yayıldı ve 1992
yılında NRW özel timlerinin eğitildiği
‘’Eğitim Enstitüsü’’ne davet edildim ve
özellikle polisin kullanımı için geliştirdiğim teknikleri öğretmeye başladım.
O tarihten itibaren NRW özel timleri şef
antrenörü olarak polisle birlikte yaptığım çalışmalarla savunma ve müdahale tekniklerini saha uygulamalarından
edindiğim deneyimlerle daha da geliştirdim. Gelecek aylardada programımda Türkiye, Ürdün, Amerika ortak çalışması olan ve bizim Washington'daki
başkonsolosluğumuzun davetiyle
Amerika'da güvenlik birimlerine güvenlik üzerine sunum yapacağım. Geliştirdiğim eğitim metedolojisi ve yeni
19
SAVUNMA SPORU & salih avcı
tutuklama ve müdahale teknikleri polis memurlarının iş başında yaralanma
vakalarını gözle görülür biçimde azaltdı. SEK uygulamalarındaki bu başarı
sonucunda tekniklerim, NRW polisi ve
infaz koruma memurları tarafından da
resmi olarak öğrenilmeye başladı. Benim dövüş sanatı anlayışım; tekniklerim kolay uygulanabilir olması ve tekniğimi kullananın silahsız olduğu ya da
sağlık durumu iyi olmadığı durumlarda bile saldırganı durdurabilme ve etkisiz hale getirebilme yetisine sahip
olmasına dayanır. Dahası tekniğim sadece silahsız dövüşle değil, yer dövüşü
ve silahlı saldırganlara karşı çok etkili
olan Esecrima ile de yakından ilgilidir.
Bu tür durumlar için geleneksel uzun
sırık ve tonfa (çok amaçlı baton,cop)
kullanımı tekniklerini de geliştirdim.
Suçluya bu tür yardımcı silahlarla kolay ve etkili bir şekilde müdahale edebilmeyi sağlıyor ve bu teknikler polisin
silahlı suçlulara karşı silah kullanımını
da azaltmıştır.
Bu kadar yoğun tepmoda
çalışıyorsunuz, bu gücü
nerden alıyorsunuz?
Bu gücü ailemden ve eşimden alıyorum, her başarılı erkeğin arkasında bir
kadın vardır derler ya, işte eşim çocuklarımla ve eğitimileriyle ilgilenerek işimi yapmamda bana güç veriyor.
İnsanlar, özellikle de bayanlar
ve gençler sokağa çıkmaya
korkuyorlar. Ailelerimiz ve
gençlerimiz ne yapmalı?
Güvenlik güçlerini bir insan ve bizim huzurumuzu sağlamaya çalışan
görevliler olarak görmeliyiz. Onların toplumsal huzuru sağlamak için
Salih Avcı, kendi yetiştirdiği
ve birlikte çalıştığı, Sifu
olan kardeşi Salim Avcı ile.
çalıştıklarını bilmeliyiz. Bugün polis
olsun, gardiyan olsun hepsi toplumun
orta kesiminden geliyorlar. Onlar bizim insanımız. Almanya’da kurallar işliyor, bana da birisi dur dese duruyorum, güvenlik kuvvetlerinin dediğine
uyuyorum. Güvenlik kuvvetlerine yardımcı olmamız gerekiyor, onların da
hatası olabilir, belki gereksiz bir hareket yapabilirler, yaptıkları davranış
kültüründen dolayı bize ters gelebilir
ama onların görevi huzuru sağlamak.
Bunu unutmamak gerek ve onlara
yardımcı olmak gerek. Yerine göre
yanlışı önleme adına kendimizi polisin yerine koyarak bende bir polisim
gibi hareket etmeliyiz. Buralarda iki
dünya savaşı yaşanmış, geriye doğru
düşünülürse insanlar birbirlerini suçlayacak çok şey bulabilir. Biz bugünki duruma bakmalıyız ve yaşadığımız
devletin kuralları ne ise ona uymalıyız.
Belki bizi burada istemeyen olabilir
ama Alman devleti bizi kabul etmiş,
birçoğumuz buranın vatandaşıyız ve
buranın insanıyız, bu devletin kurallarına uymamızı gerektirir. Suçu önlemenin yolu polise yardım etmek,
ancak sokaklar bu şekilde daha güvenli hale gelir.
Gençlerin bir idolü olarak
onlara tavsiyeleriniz nedir?
Gençler atalarının bir at sırtında nerelere kadar geldiklerini düşünerek, şu
anda bugünün bilgisi ve teknolojisini,
o zamanın ruhu ile birleştirerek nerelere geleceklerini ve neler yapabileceklerini bilmeliler. Şunu asla unutmasınlar, genç kardeşlerimiz dünyaya
geldiklerinde anne ve babalarının sevinçten gözyaşı dötüklerini. Anne ve
babalar çocuklarının bulundukları ülkede yasalara uyan iyi vatandaş olmalarını, okuyup büyük adam olmalarını
isterler. Bu dünyada gençlerimiz öyle
işler yapsınlar ki, onlar bu dünyadan
gittiklerinde insanlığa faydalarından
dolayı arkalarından herkes ağlasın.
Salih Bey çok teşekkür ediyorum.
Size başarılar ve ailenizle
mutlu bir yaşam diliyorum.
Said Genç
20
kapak Konusu:
Macht • Kunst • Schätze
Das Karlsjahr 2014 in Aachen
Güç • Sanat • Hazine
Büyük Şarlman‘ın 1200. Ölüm Yıldönümü
Büyük Şarlman (Karl der Große), 28 Ocak 814 tarihinde ölmüştür.
Aachen’da her yıl Ocak ayının son Pazar günü, onun anısına şenlikler
düzenlenir. 2014 yılı Aachen şehri için daha da büyük bir anlam ifade
ediyor. Büyük kralın ölümünün 1.200 yıldönümünü Aachen Şehri
büyük etkinliklerle ve açılacak sergilerle kutlamaya hazırlanıyor.
Şarlman kimdi?
Şarlman tahminen 2 Nisan 747 (veya
748) tarihinde doğdu ve 28 Ocak 814’
de öldü. Cenazasi Aachen Katedrali’ndeki Meryem Kilisesi’ne defnedildi.
Frank ve Lombardların kralı olarak
tarihe geçti ve Kutsal Roma-Cermen
İmparatorluğu'nun kurucusu olarak
kabul edildi.
Şarlman'ın doğum tarihi ve yeri tartışmalıdır. Belçika'nın Liege şehrine
yakın bir yerde veya Prüm'de ya da
Aachen'da doğduğu tahmin edilmektedir. Şarlman'ın babası Pepin
Karolenj İmparatorluğu'nun kralıydı.
Öldüğünde krallığın topraklarını iki
oğlu arasında paylaştırdı. Şarlman
kardeşinin ölümü üzerine tek başına
Frankların kralı oldu. Lombardiya ve
Saksonya'yı da topraklarına kattı. Endülüslerle, Avar ve Macar'larla savaştı.
Şarlman büyük savaşlar kazandı ve
birçok prensliği, dükalığı ve derebeyliği fethetti ya da yağmaladı. İlk önce
Köln'e giderek kendini Alsace-Lorraine, Akitanya, Bretenya ve Cenova Kralı
ve Bohemya Prensi ilan etti. Daha sonra yeni fetihler yaparak Aachen'da kendini Amsterdam, Rotterdam, Frizye,
Gelderland, Frankfurt ve Münih Kralı
ilan etti. Şarlman birçok krallık ve devleti egemenliğine aldı. Papa tarafından
Şarlman, Roma İmparatoru ve kurduğu devlette Roma İmparatorluğu'nun
varisi sayıldı. Roma İmparatoru olan
Şarlman bugünkü Almanya'yı fethetti. Ardından Sakson, Anglo, Cermen ve
Got kabilelerinden askerler toplayarak Fransa ve Avusturya'yı kendi topraklarına kattı. Böylece Şarlman Roma
İmparatoru, Sakson, Frank, Lombard,
Anglo, Cermen, Got ve Slav Kralı oldu.
Büyük Avrupa hayali olan Şarlman, bugünkü Avrupa Topluluğu’nun da fikir
babası olarak kabul edilir. Bu nedenle, 1950’den bu yana Aachen’da her yıl
düzenlenen “Karlspreis” töreniyle, adına Avrupa Birliği’nin gelişmesine katkı
sunan bir politikacıya ödül verilir.
21
aachen 2014
2014 Şarlman Yılı Etkinlikleri
Etkinlikler, 26 Ocak 2014’de düzenlenen Şarlman Şenliği (Karlsfest) ile başlıyor. Aachen Katedrali’nde sabah dini
tören, akşam da konser verilecek ve
şehir merkezinde renkli kutlamalar
yapılacak.
Uzun bir süredir bu etkinlilere hazırlanan Aachen Belediyesi, konserlerden
bilimsel toplantılara kadar birçok etkinlik düzenledi. Oluşturulan bilimadamları grubu Şarlman döneminin
bilinmeyen yönlerini araştırarak bir
rapor hazırladılar. Şarlman’ın hayatı
film yapıldı ve birkaç ay önce gösterime girdi.
Aachen’da Üç Cumhurbaşkanı
Yıl boyu yapılacak etkinliklerin en
büyüğü 19 Haziran 2014’de olacak.
Avrupa’daki bir çok uluslararası kuruluşun desteklediği etkinliklere Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, Fransa Cumhurbaşkanı François
Hollande ve İtalya Cumhurbaşkanı
Giorgio Napolitano da 19 Haziran’da
Aachen’a gelerek hamiliğini üstlendikleri etkinliklerin açılışına katılacaklar. Başka devlet adamlarının katılımı
da bekleniyor.
Aachen’da Üç Büyük Sergi
20 Haziran ile 21 Eylül 2014 tarihleri arasında Aachen’da üç önemli mekanda, üç büyük sergi açılıyor. Sergilerdeki ana tema Şarlman döneminin
zenginliklerini tanıtmak.
1165 tarihinde aziz ilan edilen Şarlman
ve eski Roma İmparatorluğu’nun devamı sayılan imparatorluğunun başkentinin Aachen olmasından dolayı, şehir için bu etkinliler çok büyük
önem taşıyor.
Tarihi Belediye Binası:
“Güç Merkezi Sergisi”
Tarihi binanın Taç Giyme Salonu’nda
açılacak özel sergi, Karolenj dönemindeki imparatorluğun güç merkezini ve saray yaşamını gözler önüne
sermeyi amaçlıyor. Tarihi mekanda
yapılan sergide dönemin azameti,
bir imparator ve askeri lider olarak
Şarlman’ın Roma İmparatoru olma
yolunda ilerlerken iktidarının yönetim merkezi olan sarayını ve oradaki çok kültürlü yaşamı göstermek:
“Şarlman bir dönemler Aachen’daki
bu saraydan koca bir İmparatorluğu
yönetmişti.”
Katedral Hazine Dairesi:
“Kayıp Hazineler”
Hazine Dairesi, Şarlman dönemindeki birçok değerli parçayı sergiliyor. Şarlman’ın öldükten sonra içine
konduğu lahit diğerlerinin yanında
ayrı bir önem arzediyor. O döneme
ait kutsal sayılan bir çok eser başta Vatikan olmak üzere, Avrupa’nın
başka müzelerinden de bu sergi için
Aachen’a getiriliyor. Sergilenen eserlerin ortak özelliği, serginin adından
da anlaşılacağı üzere, daha sonra değişik nedenlerle başka yerlere götürülen bu hazinelerin bir zamanlar
Aachen’da olmalarıdır.
Girişleri ücretli olan sergilerde grup
ve gençlere indirimler uygulanırken,
istenirse tüm sergiler için tek bir bilet almak da mümkün (14 €). Sergiler
hergün saat 10’dan itibaren ziyarete
açık olacak.
Şarlman Merkezi:
“Şarlman Sanatı Sergisi”
Her yedi yılda bir kez:
“Aachen Kutsal Hac Ziyareti”
Yeni kurulan Şarlman Merkezi’de açılacak sergi, Karolenj dönemindeki sanata ışık tutmayı amaçlıyor. Özellikle
de Şarlman tarafından kurulan “Aachen Saray Okulu”nda yapılan sanat
eserlerini tanıtıyor. Bugün Avrupa’nın
bir çok yerine dağılmış olan olağanüstü değerli el yazmaları, fildişi, altın ve
gümüş işlemeli parçalar toplanarak
Aachen’a getirildi. Sergi, o dönemde
Aachen’ın bir sanat merkezi olarak nasıl bir öneme sahip olduğunu ve o dönemdeki sanat anlayışını gösteriyor.
Aachen Almanya’nın en önemli kutsal ziyaret mekanlarından biri ve 2029 Haziran 2014 tarihleri arasında,
her yedi yılda bir düzenlenen “Kutsal
Ziyaret”e ev sahipliği yapacak. Şarlman döneminden beri yapılan bu
ziyaretlere 100.000 civarında kişinin
gelmesi tahmin ediliyor.
Günal Günal
Fotoğraflar : © Domkapitel Aachen / Ann Münchow, Andreas Herrmann,
Ann Münchow, Pit Siebigs; Museo Nazionale Ravenna; Bibiothèque
nationale de France, Paris; Bibliotheca Apostolica Vaticana, Vatikanstadt; Germanisches Nationalmuseum, Nürnberg; Rheinisches Bildarchiv Köln; Leiden, Rijksmuseum van Oudheden; Stadtarchiv Trier;
Animabit Multimedia Software GmbH
22
başka işler yapanlar:
Evli ve iki çocuk babasıyım. Yaklaşık
iki buçuk yıldır Aachen’da yaşıyorum.
Yaptğıniz iş gerçekten hem
çok ilginç, hem de sanatsal. Ne
zaman ve nasıl başladı bu uğraş?
Hayallerin büyüleyici pastalara
dönüştüğü sanatsal tasarımlar
Merhaba. Öncelikle bize biraz
kendinizi tanıtır mısınız?
Kahraman Abay kimdir ?
Ben 1976 yılında Ankara’da dünyaya
geldim. Öğrenim hayatımın tamamını Ankara’da sürdürdüm.
AHOT’da (Ankara Halk Oyuncuları Tiyatrosu) oyuncu olarak çalıştım.
Devlet tiyatroları, TRT ve birkaç özel
kanalda yine oyuncu olarak hizmet
verdim. Daha sonra bir animasyon şirketi kurdum ve oyunculuğa pek zaman kalmadı.
Bununla birlikte pasta dekor sanatı
benim için bir hobi haline geldi. Sonrasında ise mesleğim oldu.
Açıkçası ben yeteneğimin farkında
dahi değildim, ta ki tesadüfen çikolata
ve şeker hamuruyla karşılaşana kadar.
Sanırım 26 yaşındaydım o zamanlar.
Serüvenim ilk olarak yine animasyon
ekibini almak için gittiğim Kuki Haus
adında bir cafede başladı. Orada ekibi beklerken gözüme rengarenk şeker
hamurları takıldı ve ardından oradaki ustadan hamurlarla oynamak için
izin istedim. O da beni kırmadı ve bir
çift eldiven verdi. Çocukların oyun hamuruna benzettiğim bu hamurlarla
ilk olarak yerde uzanmış bir asker figürü yaptım. Sonrasında benim de
ustam olacak olan Şemsettin ustanın
hayretle yaptığım figürü incelediğini
fark ettim.
Bana pasta dekor konusunda gelişip
uzmanlaşabileceğimi söyledi ve bunu
meslek olarak yapmamı tavsiye etti.
Ben de bir süre sonra ustamın tavsiyesine uydum ve pastacılık sektörüne “Pasta tasarım ustası” olarak adım
attım.
Kullandığınız malzemeler
sağlığa tamamen uygun mu?
Elbette çalıştığım malzemeler tamamen katkısız ve doğal ürünlerden
meydana gelmekte. Örneğin şeker
hamuru; şeker, nişasta, özel hazırlanan şeker şurubu ve bitkisel jelatinden oluşuyor.
Yaptığınız iş hakkında
biraz bilgi verir misiniz ?
Yaptığım işin adı “Butik Pastacılık”. Kişiye özel pastalar tasarlamak. Örneğin
özel günü olan kişi hakkında bir çok
bilgi isteriz; sevdiği renk, tuttuğu takım, hobileri , fobileri, en sevdiği kahramanlar, mesleği ya da alışkanlıkları
gibi. Bu detaylardan yola çıkarak o kişiye ya da kişilere özel birer pasta tasarlanır. Kişilere diyorum çünkü düğün
pastalarını da aynı şekilde tasarlıyoruz.
23
Kahraman Abay
Peki bu işi öğrenmek ve yapmak
isteyenler için herhangi bir
okul ya da kurs mevcut mu?
Benim zamanımda pek yaygın olmasa da pasta kursları veriliyordu. Ancak
süsleme ve dekor kursları yok denecek kadar azdı. Şimdi ise sektör oldukça gelişti ve bir çok butik pasta
ya da pasta tasarım kursları mevcut.
Ancak Almanya’da var mı bilmiyorum. Ben de 5 yılı aşkın süre İzmir’deki
düşünüyorum. Bütün yaptığım pastalar sanki benim çocuklarım gibi. Onlara tüm sevgimi ve sabrımı vermeye gayret ediyorum. En sonunda da
ortaya güzel şeylerin çıkması benim
hem daha fazla motive olmamı hem
de mutlu olmamı sağlıyor.
Beni tek üzen tarafı ise hepsinin kısa
bir süre sonra kesilip yenecek olması.
Butik pastacılık için sizce
yetenek şart mı?
leceğim koşulları oluşturmaya çalışacağım. Bunun da iki yolu var; ya yaptığım işe önem veren bir işyerinde
çalışacağım ya da kendi imkanlarımla tekrar bir atölye kuracağım. Bunu
zaman gösterecek.
Aachen’da yakınlarıma ve arkadaş
çevreme evde pastalar yapıyorum.
Tepkiler şimdiden geleceğe umutla
bakmamı sağlıyor. Facebook üzerinden de bana ulaşıp tebrik ediyorlar.
Elbette biraz yetenek gerektirir ancak
bu işin asıl sırrı sabır ve sevgi. Bana
göre, kişi eğer işini sevmiyor ise hele
bir de sabırsız bir karaktere sahipse
ne kadar yetenekli olursa olsun bu işi
yapması imkansızdır.
Benim birçok öğrencim bunun canlı
tanığıdır. Kendisini yetenekli görmeyen birçok öğrencim sabırları ve bu
işe duydukları sevgi sayesinde başarılı oldular ve büyük yol kat ettiler. Bu,
benim de başarılı olmamım sırrıdır.
atölyemde tam olarak 147 kişiye pasta tasarımı ve dekor kursları verdim.
Aynı zamanda bir çok uluslararası fuar
ve seminere eğitmen olarak katıldım.
Çalışmalarınız çok ince
detaylar içeriyor. Bunu
nasıl başarıyorsunuz?
Teşekkür ederim. Evet mesleğimi
profesyonelce yapmaya çalışıyorum ama amatör bir ruhla çalıştığımı
Türkiye’de sektörde oldukça
tanınan ve saygı gören
biri olduğunuzu biliyoruz.
Peki Almanya’da neler
yapmayı düşünüyorsunuz?
Projeleriniz nelerdir?
Almanya’da dil öğrenimi gördüm
ancak yeterli olduğunu düşünmüyorum. Önceliğim Almancayı iyi bir şekilde öğrenmek. Sonrasında elbette
çok sevdiğim mesleğimi icra edebi-
Kahraman Bey gerçekten bu hoş
ve keyifli sohbet için teşekkür
ederiz. Yeni tasarımlarınızı
sabırsızlıkla bekliyoruz.
Benim için de gerçekten çok güzel
bir sohbet oldu; ben teşekkür ederim. Umarım beklentilerinize karşılık
verme imkanı bulabilirim.
Çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Günal Günal
24
genel kültür:
Çayın Zaman Yolculuğu
Bir Çin efsanesine göre, hükümdar
Şen-Nung zamanında (M.Ö.2737)
Çin'de çay içiliyordu. Fakat eski bir
Çince sözlük, çayın ilk kez M.S.350 yıllarında içilmeye başlandığını göstermektedir. Çünkü daha önce içiliyor ve
dolayısıyla biliniyor olsaydı, İpek Yolu
üzerin den Çinlilerin baharat ve ipekli
kumaşlar sattıkları ülkelere çok daha
önceden geçmesi gerekirdi.
Çay Sözcüğünün Kökeni
Çay, aslı çâ ya da çai olan Çince bir
sözcük; dünyanın bütün dillerine de
buradan geçmiştir.
Çinlilerin çai, Türklerin çay, Rusların
chây, Perslerin çây Arapların şay (çünkü Arapça' da ç sesi ş ile karşılanır), Yunanlıların tsa'-i, Japonların cha olarak
yazdıkları ve aynı şekilde çay olarak
ifade ettikleri sözcük, batı dillerinde
farklı bir isim alır.
Portekizliler châ, Rumenler ceai, Çekler, Sırplar ve Hırvatlar cai derler çaya;
orjinaline sadık kalarak.
Oysa ingilizler ve Macarlar tea, Fransızlar the, İspanyollar te, Almanlar ve
Finliler tee, Hollandalılar thee, Danimarkalılar ve İsveçliler te, Yahudiler
teh demektedir çaya. Bu isim ise, bitkibilim (botanik)'de "Çin Bitkisi" anlamına gelen Lâtince thea chinensis
kelimesinden türetilmiştir.
Çayın Bir de Efsanesi Var
Çay içilmesinin tarihi üzerine çeşitli efsaneler vardır. Bunla¬rın içinde
en ilginç olanı Zen dininin kurucusu
Bodhidarma'ya atfedilenidir: Bodhadirma, bir gün gene oturmuş düşünürken, farkında olmadan uyuyakalır.
Yani insanların büyük çoğunluğuna
özgü sıradan bilinç haline koyuverir kendini dikkatsizce. Bu yanılgı ise
ona öyle korkunç görünür ki, tutup
göz kapaklarını keser ve atar. Efsaneye göre ilk çay fidanı, işte bu göz kapaklarının düştüğü yerde yeşerir; ve
onun için de çay, bilgelerin hep uyanık kalmak arzusunu simgeleyen çiçek, bunun için uykuyu kaçırmaktadır.
İlk dönemlerde çay, Çin'in güney
doğusunda, Hindistan, Birmanya.
Endonezya ve Siyam'da yetiştiriliyordu. Çinli Budist rahipler çay yetiştirmesini bütün Çin'e ve Japonya'ya
öğretmişlerdir.
Çinlilerden çayı ilk öğrenenler Japonlar olmuştur. Japon kaynaklarında
çaya ilk kez 593 yılından sonra rastlanır; çayın yetiştirilmesi ise ancak 805
yılından sonra gerçekleşir. Fakat sadece soyluların içebileceği bir ayrıcalığa
sahiptir çay. Japonya'da halkın da çay
içebileceği döneme gelişi ancak 17.
yy.da mümkün olabilmiştir.
Çin'e komşu olan diğer uluslara da
yayılmasıyla birlikte, 850'de Araplar, 1559'da Venedikliler, 1598'de İngilizler, 1600'de Portekizliler. 1618'de
Ruslar ve 1648'de de Fransızlar ilk
defa çay ile tanışmışlardır. Çayın
Amerika'ya geçmesi ise ilk kez 1650
yılında olmuştur.
Çay Avrupa'da
Avrupa edebiyatında çaydan ilk bahseden kişi. İtalyan yazar Giovanni
Botero‘dur ve 1590 yılında. Çinlilerin özel bir bitki yetiştirip ondan şarabın yerini tutan bir içki yaptıklarını
yazmıştır.
Çayı Avrupa'ya ilk sokanlar Hollandalılar olmuştur. Sonra İngiltere'ye ge-
çen çay önceleri inanılmaz fiyatlarla
satılmıştır.
Kahve gibi çay da Avrupa'daki hükümetlerce hemen yüksek oranlarla
gümrüklendirilmiş ama yaygınlaşması önlenememiştir.
İlk zamanlarda Avrupa'ya çay deniz
yoluyla gelmekteydi. Fakat, deniz havasının çayı bozduğu gibi garip bir
söylentiyle, tiryakiler kara yolundan
kervanlarla gelen çayı tercih etmeye başladılar. Bu çay ise transit olarak
Rusya üzerinden gelmekteydi ve bir
söylenti sayesinde Rusya'da büyük bir
çay ticareti başladı. Rusya'da da çay
içmek yaygınlaştı. Ayrıca Ruslar, çayın
ayrılması, harmanlanması konusunda
usta oldular.
Avrupalılar çayın tadını alınca, Çin'in
elinde bulunan çay üretim tekelini ele
geçirmek için kolları sıvadılar, ingilizler Assam ve Bengal'de, Hollandalılar Cava Adası'nda çay fidanı dikmeye başladılar. Daha sonra Fiji ve Asor
Adalarında, Brezilya ve Teksas'ta da
çay ekimine başlandı. Çay ekimine uygun iklim koşullarının olduğu Kafkasya dağlarının güney batısında, Batum
bölgesinde de çay ekimi yapılmış ve
başarılı sonuçlar alınmıştır. Türkiye'nin
Karadeniz bölgesinde de aynı nedenle çay ekimine önem verilmiştir.
Çay Fidanının Aradığı İklim
Çay fidanı, kahve gibi nazlı değildir;
çok sıcağa olduğu kadar, belli bir derecedeki donmaya bile dayanabilir.
Tek özelliği limonluk iklimi denilen
nemli bir hava, rutubet istemesidir.
Çayın İşlenmesi
Çay fidanının yapraklarından elde edilen bu içecek maddesi, yaprağın daldaki yerine göre değer kazanır; çayın
değeri dalın ucuna yaklaştıkça artar.
Yaprağın daldaki yerine, yetiştirildiği
bölgeye ve yaprağın işlenişine göre
çayın, farklı koku, tat ve rengi vardır.
ilk dönemlerde, toplanan yapraklar
yumak haline getiriliyor, sonra bu yumak ateşte kızartılıyor ve kaynar suyla
işleniyordu. Günümüzde ise toplanan
yapraklar birkaç saat güneşte bırakılır.
Arada bir karıştırılarak yapraklar iyice gevşeyinceye kadar beklenir. Bu
25
çayın tarihçesi
sırada meydana gelen bir mayalanma
ile, yaprakların içindeki acılık veren
madde yok olur. Daha sonra bir dakika kadar kuvvetli ateşte kavrulur ve
top halinde yuvarlanır. Bu işlem birkaç kez tekrarlanır ve çay, içime hazır
hale gelmiş olur. Çinliler tam bu aşamada, paketleme yapmadan önce yasemin veya buna benzer hoş kokulu
çiçeklerle birkaç saat beraber bulundurarak çaya güzel bir koku verirler.
Çayın Yararları
Çay içilmesinin yaygınlaşmasındaki en önemli etkenin, onun su olmamasına rağmen susuzluğu gidermesi
ve alkollü olmamasına rağmen sinirleri yatıştırmasıdır. Gerçekten de çay,
içinde bulunan kafein, teobrobin ve
teofilin gibi maddelerden dolayı iyi
bir idrar sökücü ve baş ağrısını dindiricidir ve tıpta da kullanılır. Fakat fazla
kaynatılması durumunda, içinde bulunan tanein maddesinin suya geçmesinden dolayı tansiyonu yükseltici
bir özelliği vardır. Bu nedenle çayı sıcak ama fazla kaynatmadan ve bekletmeden içmek yararlıdır.
Avrupalılar da aslında çay içmeyi bilmezler. Çay içmeyle öğünen İngilizler dahi çaya şeker, limon, süt ya da
benzeri şeyler katarak çayın gerçek
tadını bozarlar. Biz de çaya şeker katmakla ve demlerken çayı acıtmakla aslında çayın gerçek tadını pek
alamıyoruz.
Çay İçme Kültürü
Bütün dünya çay içmeyi Çinlilerden
öğrenmiştir ama şunu da söylemeliyiz ki, Çinliler -biraz da Japonlar- gibi
çay içmeyi becerebilen yoktur. Çayı
sıcak ama kaynatmadan içen, içine
herhangi bir tatlandırıcı koymayan
sadece Çinliler ve Japonlardır. Diğer
bütün uluslar çok farklı yöntemler kullanmakta, hatta kimi çay içmeyi eline
yüzüne bulaştırmaktadır.
Örneğin Moğollar, "Çay Tuğlası" diye
bir şey içerler. Bu sıkıştırılıp sert bir
kütle haline getirilmiş ve çaya hiç
benzemeyen bir içecektir. Ayrıca yine
Moğollar çaya tuz, biber ve tereyağ
katmaktadırlar.
Bir Demleme Tarifi
Demliğinize öncelikle yıkanmış ve
tozu giderilmiş çayla birlikte dinlendirilmiş soğuk su koyun. Çaydanlığa koyduğunuz suyun kaynamasıyla
birlikte demliğin içindeki su da ısınacaktır. Bu yöntemle hazırlayacağınız
çayın demi acı değil, aksine hoş bir
tat verecektir. Yeterince ısındığından
emin olduğunuz demliği çaydanlığın
üstünden alarak bir havlu veya beze
sararak beş dakika bekleyiniz. Daha
sonra servise hazır hale gelen çayı,
önce dem sonra su sırasıyla bardaklara koyunuz. Şekerli çay içen biri bile
olsanız, bu yöntemle şekersiz olarak
rahatça deneyebilrsiniz.
Günal Günal
26
çevre ve uYum:
Cam evler ve kış bahçesi
fikri nasıl gelişti?
Cama vuran ışık
Bir ışık parçasının hayatımızı ne kadar etkilediğini bazen hesaba katmayız.
Hem sağlık, hem moral, hem de motivasyon açısından insanlara
o kadar çok yararları vardır ki saymakla bitmez. O yüzden bize
sunulan olanakları en iyi şekilde değerlendirmek gerekmektedir.
Yaşadığımız mekanları genişletme ve aydınlatmanın önemini,
bu alanda uzman olan Mimar Kemal Gündoğan’a sorduk.
Öncelikle bize biraz
kendinizden bahseder misiniz?
Kimdir Kemal Gündoğan?
Farklı tarzda bir mimarlık
anlayışınız var. Ne tür
işler yapıyorsunuz?
1950 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinin Kırıntı köyünde doğdum. İlkokulu köyde bitirdim. Bu arada vurgulamak istediğim önemli bir nokta
var: Köyümüzden Köy Enstitüsüne giderek okuyup köye geri dönen öğretmenim Niyazi Bal'ın benim temel
eğitimimdeki ve bu duruma gelmemdeki rolü çok büyüktür. Bir insanın temel eğitimi sağlamsa ileride başaramayacağı hiçbir iş yoktur. Bu nedenle
Bilgi Güneşi olarak adlandırdığım bu
insanın hayatımdaki yeri farklıdır. İlkokuldan sonra ailem benim ve abimin
eğitimi için İstanbul'a taşınmak zorunda kaldı. Ortaokul ve liseyi İstanbul'da
tamamladım. Daha sonra babam işçi
olarak Almanya'ya geldi ve beni de
üniversite eğitimi için buraya getirdi.
Daha önce marangoz eğitimi almış
olmam benim meslek hayatımda bir
çok kolaylık sağladı. Düşüncelerimi
önce kağıda ve sonra plan ve projeye döküyorum. Yaptığım her projeyi çok ince detayına kadar planlıyor
ve uyguluyorum. Beni diğer meslektaşlarımdan ayıran en büyük özellik,
yaptığım her işi alışılmışın dışında uygulamak. Bunda da kendi marangozhanemin olması ve planlanan projeyi
hayata geçirmem. Kısacası işin başından sonuna kadar kendim ve ekibim
işin hep içindeyiz. Genel olarak her
çeşit plan ve projeyi yapmakla birlikte
ağırlık verdiğimiz alan örneğin eski binaların tadilatı. Burada eski özelliklerinin korunması temel amacımız. Tarihi
binaların temel yapılarına dokunmadan, özelliklerini bozmadan tarihe uygun halleriyle modern teknikleri kullanarak restore ediyoruz.
Almanca eğitiminden sonra bir yıl
inşaat stajı yapıp Kuzey Almanya'nın
Kiel şehrinde Mimarlık Fakültesini
bitirdim. Bu staj döneminde bir Alman ailenin yanında kaldım. Bu ailenin bana yabancılarla özellikle ve Almanlarla uyum içinde olmamda çok
faydası oldu. Kiel'den sonra Aachen
Teknik Üniversitesi'nde (RWTH) yüksek mimarlık eğitimimi tamamladım.
Evli ve iki çocuk babasıyım.
Kiel'deki öğrencilik döneminde çatı
katında bir odada kaldıyordum. Kalın bir perdenin asılı olduğu küçük bir
penceresi vardı. Oda oldukça karanlıktı ve ben perdeyi çıkardım. İşte o
an içeri giren ışığın insan hayatındaki önemini anladım ve bu ışık bana ilham verdi ve ileride okulu bitirip mimar olursam hiç bir zaman karanlık
değil, aydınlık mekanlar planlayacağım. Anladım ki ışık demek hayat ve
enerji kaynağı. Karanlık insanları karamsarlığa ve bunalıma sürüklüyor.
Cam evler, yaptığım aydınlık mimariyle o mekanı kullanan insanlara huzur
getiriyor. Onların olumlu tepkilerini
duymak da bana yaptığım işin doğru olduğunu gösteriyor.
Aachen’da Teknik Üniversite dönemimde değişik mimarlık bürolarında çalıştım ve tecrübe edindim. Yani
hem çalışıp hem okudum. Okuldan
sonra hem üniversitede, hem de bir
mimarlık bürosunda iki yıla yakın çalıştım. Daha sonra 1985’de aynı anda
hem mimarlık büromu hem de marangozhanemi kurdum.
Yaptığınızın işlerde çevre duyarlılığı ön planda gözüküyor. Biraz
bundan bahseder misiniz?
27
mimar Kemal Gündoğan
İşinizin dışında yaşadığınız
semtte de aktiv bir kişisiniz.
Yaptığınız aktiviterden
bahseder misiniz?
17 sene öncesinde buradaki evimizi aldığımızda bir çok farklı ülkeden
gelen aileler vardı ve Aachen Belediyesi bizlere eski Belçika askerlerinin
evlerini sattı. O dönemde bu evleri
alanlara bir çok şart koşuldu. Evlerin
eski olmasından dolayı temelden bugünün şartlarına uygun modernize
edilmesi isteniyordu. Burada bulunan
tüm aileler birbirlerini destekleyerek
ve yardımlaşarak, yani imece usulüyle
Son dönemlerde insanlarımız
ev almaya yöneldiler. Yeni
ev alanlara ve evlerini tamir
edip değiştirmek isteyenlere,
daha yaşanılabilir bir ortam
için önerileriniz nelerdir?
Benim sonuç olarak insanlarımıza
söyleyebileceğim düşüncem ve önerilerim şunlar olacaktır. Eğer insanlarımızın ev alma, yaptırma veya tamir
ettirme gibi düşünceleri varsa, sunulan tüm imkanları en iyi şekilde değerlendirmeleri. Ev almak en iyi yatırım diye düşünüyorum. Ev alırken
öncelikle bir bilirkişiye danışılmalı;
ENTWURF | PLANUNG | KONSTRUKTION | BAULEITUNG
Çevre duyarlılığına gelince, benim uyguladığım işlerde özellikle dikkat ettiğim noktalar çevreye zarar vermeyen
ve geri dönüşümü olabilecek malzemeleri kullanmak. Beraber çalıştığım
bütün elemanlarıma ve işini yaptığım müşterilerime zararlı maddeler
kullandırmamaya çalışıyorum. Önerdiğim doğal malzemelerin faydalı
yönlerini açıklayarak ve göstererek
yapıyorum. Örneğin işini yaptığım insanların sağlıklarına zarar verebilecek
malzemeleri kullanmamaya çalışıyorum. Yaşam kalitesini düşürebilecek
maddelerden uzak duran ortamlar
oluşturmaya yönelik bir mimarlık anlayışım var diyebilirim. Buralar mikrop
ve bakterilerin barındıkları yerlerdir.
dayanışmaya giriştik. Daha sonrasında bu durum o kadar gelişti ki imece ile başlayan yakınlaşma bir dernek
kurmamıza kadar ilerledi şimdi senede iki defa cadde sakinleriyle eğlence
düzenliyoruz. Başlangıçta bu derneğin uzun yıllar başkanlığını yürüttüm.
Dernekte gencimizle, yaşlımızla güzel bir uyum içerisindeyiz. Hatta bu
çalışmalarımızdan dolayı eski belediye başkanı Dr. Linden'dan ödül dahi
aldık. 17 yıl önce başlayan bu dayanışma, gelenek halini alarak hala çok
güzel bir şekilde devam ediyor. Bu tür
uğraşılar benim daha sosyal bir kişi olmama katkı sunuyor.
evle ilgili yapılacak her işte profesyonel destek ve hizmet alınmalıdır. Çünkü ev bir kez yapılır ve sonradan keşke
şöyle yapsaydık dememek için önceden iyi araştırılması ve sonra karar
verilmesi doğru olan yöntemdir. Ev
almak veya yapmak isteyenlere devlet özellikle Alman Kalkınma Bankası (KFW) bir çok imkan sunuyor. Düşük faizli krediler, destekler ve teşfik
fonlarınının sunduğu her olanak iyice
araştırılmalıdır. Belediyeden gerekli
izinler alınmadan inşaata başlamamalı ve tecrübesiz firma veya kişilere
iş yaptırılmamalı; çoğu zaman ucuza
kaçmak pahalıya maloluyor.
Kemal Bey bize zaman
ayırdığınız için teşekkür eder;
başarılarınızın devamını dileriz.
Serpil Erdemir
KEMAL GÜNDOGAN
DIPL. -ING. ARCHITEKT
PLANUNGSBÜRO FÜR
WOHNRAUMERWEITERUNGEN
WINTERGÄRTEN | SANIERUNG
UMBAU | NEUBAU
WOHNUNGSBAU
DENKMALSANIERUNG
Büro
Amyastr. 92
52066 Aachen
Telefon: 0241 654 94
Telefax: 0241 60 48 92
E-Mail: [email protected]
www.glasundraum.de
28
kadın saYfası
Mutfağınız için
Püf noktaları
Kış için cildinize
doğal bakım!
Kış aylarında cildiniz ekstra bir bakım
istiyor. Soğuk ve rüzgârlı hava cildin
kurumasına yol açarken, kapalı mekanlardaki kirli hava ise cildin gözeneklerini kapatarak, nefes almasını engelliyor. Kışın olumsuz etkenleri cildinizin
yıpranmasına yol açıyor. Bu yıpranmayı önlemek için evde bulunan malzemelerle mucize yaratmaya ne dersiniz?
• Kek kalıbına yağlı kağıt döşeyin.Kağıdın uçları kek kalıbından yüksek
olsun. Keki fırından aldığınız zaman,
kağıdın uçlarından tutup keki kalıptan çıkarabilirsiniz.
• Patates kızartmadan önce süt dolu
bir kabın içinde biraz bekletin; kuruladıktan sonra tavaya atın. Böylece daha az yağ çekecektir.
• Makarnanın haşlama suyuna bir, iki
soğan, havuç v.b. sebzeler koyarsanız daha lezzetli olur.
• Bayatlamış ekmeklerinizi dilim dilim yapıp aralarına sarımsakli tereyağı sürüp folyoya sarın. Yüksek ısıda fırında pişirin.
• Yoğurdun suyu birkaç gün içinde
kendiliğinden ayrılır. Vitaminler suyuna geçtiğinden, yerken yoğurdu
mutlaka suyuyla karıştırmalısınız.
• Patatesin pişirme suyuna bir kaşık
sirke koyun. Hem rengi sapsarı kalır, hem daha lezzetli olur.
• Karnıbahar haşlarken içine iki dilim
ekmek atarsanız, o dayanılmaz kokusundan kurtulursunuz.
• Bütün sebzelere biraz karbonat ekleyerek pişme süresini azaltabilirsiniz. Tuzunu, en son anda ilave edin.
• Zeytini bir kavanoza koyun, zeytinyağı ile örtün ve biraz kekik, 2-3 diş
sarımsak ilave edin, 8 gün bekletin. Nefis bir tadı olur. Zeytinler bitince kalan sosu, salata sosu olarak
kullanabilirsiniz.
Aralık ve Ocak aylarında
doğanların ruh halleri
Kış aylarıyla birlikte cilt, mat bir görünüm kazanıyor ve olumsuz dış etkenlere karşı mücadele edemiyor.
Yaşlanma etkileri artarak kırışıklıklara
davetiye çıkarıyor. Kış aylarında cildinize özen göstermelisiniz. Çünkü cildin yaşlanmasının nedeni yaşın yanı
sıra dengesiz beslenme ve olumsuz
dış etkenler...
Cildin yaşlanmasını önlemek için öncelikle beslenme alışkanlığınızın balık,
sebze ve su ağırlıklı olmasına dikkat
etmelisiniz. Günde en az 1,5 litre su
için. Bunun yanı sıra E ve C vitaminli
meyve ve sebze , sularını bol bol içebilirsiniz. Cildin dış etkenlere karşı savunma gücünü artıran balığı haftada
üç kez tüketmeye özen gösterin. Posalı yiyeceklerle (soya, fasulye, bezelye gibi) cildinizin yaşlanmasını durdurun. Soya, içeriğindeki doğal östrojen
sayesinde cildin her dem genç kalmasını sağlıyor.
Sirke ile güzellik kürü
Sirke, cildin dış yüzeyini ölü hücrelerden arındırıp elastiki liflerin üretimini
artırıyor. Soğuk hava nedeniyle yıpranan cilde esneklik ve yumuşaklık kazandırıyor. 30’lu yaşlardan sonra cilt
hücrelerinde yenilenme işlevi yavaşlamaya başlıyor ve cilt, elastikiyetini kaybedip kırışıklıklara davetiye çıkarıyor.
Derinlemesine temizlik
7-8 damla sirkeyi yarım çay bardağı
tatlı badem yağı veya zeytinyağına
ilave edip karıştırın. Akşamları yatmadan önce 1 ay boyunca haftada birkaç
kez cildinize sürün. Antioksidan etkili
bu sirkeli karışım hücreleri koruyor.
Omega 6 içeren ceviz, fındık, badem
ve ay çekirdeği cildi nemlendirip besliyor ve yaşlanmayı geciktiriyor. Konserve yiyecek ve şarküteri ürünlerinden uzak durun. Sigara içmeyin.
Aknelere karşı tonik
Küçük bir şişeyi gül yapraklarıyla doldurun. Üzerini örtecek kadar sıcak su
doldurun. Ağzını kapatıp 2 gün bekletin. Süzüp 1 kahve fincanı sirke İlave
edip karıştırın. Bir parça pamuğu karışıma batırıp cildinize yedirerek sürün. Kuruyuncaya kadar birkaç dakika
bekleyin. Ilık suyla durulayın.
Bu arada kil, bal ve sirkeyi kış güzelliğiniz için mutfağınızdan eksik etmeyin. Kili baharatçıdan ya da doğal
ürünler satan dükkânlardan temin
edebilirsiniz.
Kil ile güzellik kürü
Kış aylarında cildinizi haftada bir uygulayacağınız besleyici killi maskelerle koruyun. Kil, cilt kızarıklığını giderip
cilde pürüzsüzlük kazandırıyor.
Aralık: Sadık ve cömert. Sabırsız. Birlikte vakit geçirilmesi eğlenceli. Azimli.
Sosyal yönü kuvvetli. Dostlarını kendinden fazla düşünür. Kızgınlığı uzun sürmez. Sevildiğini görmek ister. Espri anlayışı gelişmiş.
Ocak: Hırslı ve ciddi kişilik. Öğrenmeyi ve öğretmeyi sever. Akıllı, planlı, programlıdır. Çok çalışkan ve üretkendir. Çok eleştirir. Hassas ve derin hisleri vardır. İnsanı nasıl mutlu edeceğini bilir. Aşırı dikkatlidir. Bünyesi kuvvetlidir. Zor
heyecanlanır. Romantiktir ama aşkını ifade etmekte zorlanır. Çocukları sever.
Evcil ve sadık bir eş olur. Kolayca kıskanır. Sosyal yönden zayıftır.
29
BURçlara göre hediye seçimi
Koç (21 Mart / 20 Nisan)
Coşkulu, sabırsız, neşeli olan koç
burcunun zevklerinin abartılı olduğunu bilmelisiniz. Canlı renkleri seven koç kadını için kırmızı bere, atkı,
şık bir şal ve eşarp, kozmetik ve saç
şekillendirme seti ve mutfak gereçleri uygun hediye alternatifleri olabilir. Hareketli, özgürlüğüne düşkün
koç erkekleri ise araba aksesuarları,
şık bir çakmak ve çakı, traş makinesi, parfüm ve iyi bir spor ayakkabıya
hayır diyemezler.
Boğa (21 Nisan / 21 Mayıs)
Huzurlu, sakin, alışkanlıklarına bağlı
boğaları memnun etmek zordur. Yemek yemeyi sevdiklerinden yemek
sepeti, kaliteli bir kutu çikolata her iki
cinsi de çok mutlu edecektir. Dış görünüşlerine önem veren boğa kadınları için ipek eşarp, şal, vücut yağları, güzellik sabunu ve kremleri tercih
edilebilir. Konfordan fazlasıyla zevk
alan boğa erkeklerine ise deri cüzdan
ve çanta, ahşap şarap seti ve şaraplık,
konforlu okuma koltuğu ve puh hediye etmek ilgilerini çekecektir.
İkizler (22 Mayıs / 21 Haziran)
Meraklı, değişken ruhlu, zeki, sosyal
ilişkileri kuvvetli, her türlü yeniliğe
açık olan ikizlere hediye almakta zorlanmayacaksınız. Sosyal ilişkileri kuvvetli ikizler kadınına ışıltılı kişiliğini ortaya çıkaracak ilgi çekici bir tişört, cep
telefonu, minyatürler, orijinal küpe ve
kolye, okumayı çok sevdikleri için ilgilerine yönelik kitaplar; zeki ikizler
erkeğine ise zeka oyunları, satranç
ve tavla takımı ya da bir oyun konsülü hediye etmek onu fazlasıyla mutlu edecektir.
Yengeç (22 Haziran / 23 Temmuz)
Yaratıcı, sadık, duygusal mizaçlı yengeç burçlarını memnun etmek istiyorsanız eviyle ilgili şık hediyeler satın alabilirsiniz. Hassas yengeç kadını
için romantik şamdan ve abajurlar, bir
buket gül, inci kolye, yemek yapmayı
sevdikleri için mutfak gereçleri onları
memnun etmeye yetecektir. Sevdiklerine ve evine düşkün olan yengeç
erkekleri içinse; şık bir çerçeve, projeksiyon sistemi, romantik DVD, resim
çerçevesi ve albümü, maket gemi tercih edebilirsiniz.
Aslan (24 Temmuz / 23 Ağustos)
Ilımlı, sevecen, dürüst, kendine güvenen yapısıyla dikkat çeken, lükse ve
kaliteye düşkün aslan burçlarına alacağınız hediyelerinde kaliteli ve gösterişli olmasına dikkat edin. Herşeyin en
iyisini isteyen aslan kadını için tek taş
yüzük, altın broş, kol saati, deri çanta,
orkide çiçeği; rahatına ve lükse düşkün
aslan erkeği içinse deri tavla ve satranç
takımı, puro ve sigara aksesuarları, kül
tablası, şık kol düğmeleri onlar için seçebileceğiniz hediyeler arasında.
Başak (24 Ağustos / 23 Eylül)
Titiz, kuralcı, düzenli, duygularından
çok mantıklarıyla hareket eden başak burcundan olanlar için seçeceğiniz hediyelerin fonksiyonel olmasına
dikkat edin. Fiziksel sağlığına düşkün
başak kadınları için cilt bakım ve temizlik ürünleri, çiçek kokulu parfüm,
ayrıca antika eşyalar ve heykel ideal hediyelerdir... Okumayı seven başak erkekleri içinse kişisel gelişimine
yönelik kitaplar, masa lambaları, satranç takımı, tablolar uygun hediye
alternatifleridir.
Terazi (24 Eylül / 22 Ekim)
Uyumlu, estetik duyarlılığı gelişmiş
zarif terazilere alınacak hediyelerin
zarif olmasına özen göstermeli. Güzelliğine düşkün terazi kadınlarına şık
bir şal, gümüş takılar, bakım kremleri,
saç bakım setleri, epilasyon aleti, porselen takımları, pembe krizantem hediye etmek onları çok sevindirecektir.
Sosyal yaşamı hareketli, müzik dinlemeyi seven terazi erkeğine cep bilgisayarı, müzik seti, oyun konsülü, sevdiği grubun CD’si, antika eşyalar satın
alabilirsiniz.
Akrep (23 Ekim / 22 Kasım)
Sezgileri güçlü, tutkulu, derin duyguların kişisi olan akrep burçlarına sevginizi ifade edebilecek özenle düşünülmüş hediyeler tercih etmelisiniz.
Gizemli akrep kadınları için kırmızısiyah renklerinde iç çamaşırları, altın-pırlanta yüzük veya kolye tercih
edilebilir. Odasına düşkün akrep erkekleri içinse masa saati, gece lambası, kamera, ses kayıt cihazı, korku
ve gerilim filmleri-romanları, avcılığa düşkün olduklarından balık oltaları oldukça uygun hediyeler olacaktır.
Yay (23 Kasım / 20 Aralık)
Esprili, neşeli, maceracı, hareketli olan
yay burçlarına sıradışı hediyeler tercih etmelisiniz. Gezmeyi, yeni kültürleri tanımayı seven yay kadınını
piknik çantası veya kurşuni kolye, bileklik, ayrıca hayvanları çok sevdikleri
için minik bir kedi ya da köpek yavrusu çok mutlu edecektir. Hareketli ve
atletik yay erkekleri ise pusula, matara, tuttuğu takımın aksesuarları, seyahat çantası ve spor ayakkabıya hayır
diyemeyeceklerdir.
Oğlak (21 Aralık / 18 Ocak)
Sorumluluk sahibi, sadık, disiplinli,
ağırbaşlı oğlaklar için kullanışlı hediyeler seçmekte fayda var. Tutarlı ve
kuralcı oğlaklara hediye seçmekte
zorlanabilirsiniz. Seçici ve mükemmelliyetçi oğlak kadını için şık porselen takımları, kristaller, altın ya da
pırlanta tek taş yüzük, klasik kitaplar,
kaşmir bluz; geçmişe önem veren oğlak erkeğine antika eşyalar, klasik müzik CD’leri, fonksiyonel bir kalem, zamana çok önem verdikleri için duvar
saati ve kol saati ilgilerini çekecektir.
Kova (19 Ocak / 20 Şubat)
Bağımsız, entellektüel, zeki, sıradışı
fikirleri ve yaşamlarıyla dikkat çeken
kovalar için farklı diyebileceği hediyeler bulmalısınız. Son derece modern olan kova kadını için fotoğraf
makinesi, oyun konsülü, kahve ve çay
tüketmeyi çok sevdiklerinden çay ve
kahve makineleri uygun hediyeler
olabilir. Zekasını zorlamaya bayılan
kova erkekleri içinse bilgisayar, bilgisayar aksesuarları, teleskop gibi hediyeler zevklerine hitap eden en iyi
hediye seçenekleridir.
Balık (20 Şubat / 21 Mart)
Duygusal, romantik, duyarlı, sezgileri
güçlü balık burcundaki kadın ve erkeklerin güzellik ve estetik duyguları
çok gelişmiştir. Romantik balık kadınına beyaz ipek gecelik, saten iç çamaşırı, vücut losyonu, güzellik salonu için bir hediye çeki, vücut bakım
kremleri ve parfüm; müzik ve sanata
eğilimli olan balık erkekleri için sevdiği grubun ya da solistin müzik albümleri, konser bileti, sanat kitapları,
ahşap bir gemi maketi onları mutlu
etmeye yetecektir.
30
spor sayfası:
Gençlerbirliği Baesweiler Spor Kulübü
Bu sayımızda sizlere kulüp başkanlarının anlatımıyla iki futbol kulübümüzü
tanıtmaya ve iki futbolcudan da futbol
hakkındaki görüşlerini almaya çalıştık.
Adım Şenol Kabuk; kulübün başkanlığını yapıyorum. Yönetimimiz benle beraber 9 kişi, ikinci başkanımız ise Özay
Okay. Geçen yıl SC Setterich-2 adıyla 3.
Kreisliga C’de oynayan takımımız ligi
üçüncü bitirmesine rağmen, sezon başında kulüp yönetimi ile yaşanan sorunlar nedeniyle oradan ayrılma kararı
aldı. Akabinde oynadığı Play-off maçlarını kaybederek Kreisliga D’ye düşen gençlerbirliği Baesweiler kulübü
ile kısa bir süre içerisinde anlaşıldı ve
Kültür ve Sosyal Derneğinin desteğiylede SV Gençlerbirliğinde yeni bir sayfa açılmış oldu, sonrada yeni yönetim
seçildi. Takımımız hiç yenilgi almadan
1964 Samsun/Çarşamba doğumluyum. Gençlerbirliği Baesweiler Spor Kulübünün lisanslı
futbolcusuyum. Kaleci olarak takımda oynuyorum; aynı zamanda futbol takımındaki genç
kardeşlerime abilik yapıyorum.
Selim Kartal (49)
Almanya’da her yaşta spor yapma imkanı var.
Amacım sadece futbol oynamak değil; dinç
kalmak, sağlıklı olmak ve kendi gençlerimizle
ve insanlarımızla beraber olmak. Spor yaparak
ve gençlerle olarak kendimide genç hissediyorum. İnsanlarımız kahvelerde zamanını öldüreceğine spor yapsınlar, futbol oynasınlar.
SV Eilendorf kulübünde forvet olarak futbol oynuyorum. Takımımda benden başka dört Türk
çocuğu daha var. Takımımızda hiçbir ayırım yapılmadan çok iyi bir arkadaşlık ortamı var.
2000’li yaş grubundan oluşan ligimizde 12 takım var. Bu yaş grubunda gol krallığında dördüncü durumdayım. Haftada iki defa antremanımız, bir defa da lig maçımız oluyor.
Tolunay Çiftçi (13)
Futbolu çok seviyorum, yeni arkadaşlar ediniyorum. Futbolcu olmak istiyorum ama şans
13’de 13 yaparak ligde sekiz puan farkla
lider. Yönetim olarak katkılarımız oldu
ama bu yeterli değil, hala eksiklerimiz
var. Hemşerilerimiz bize sahip çıkmalı.
Amacımız gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutarak, birlik ve beraberlik içerisinde spora teşvik etmek. Maçlarımız da ortalama 200 seyirci oluyor.
Bizlere maddi ve manevi desteğini esirgemeyen bu arkadaşlara da yürekten
teşekkür ediyorum.
İnsanlarımız çevresindeki bizim gençlerden
oluşan takımlara destek olsunlar. Küçük aidatlarla bile bir takım ayakta kalabilir.
Gençlerimiz, çocuklarımız klüplere yazılsınlar
ve disipli bir şekilde çalışsınlar. Çoğu yeteneklerinin, kapasitelerinin farkında değiller; unutmasınlar ki onları seyreden bir çift göz var.
Hep aynı yerde kalacağız diye düşünmesinler. Yöneticilerimiz başka menejerlerle yakın
ilişkileri var, bir anda kendilerini çok değişik
ortamda bulabilirler. Pes etmesinler, disiplinli
bir şekilde devam etsinler.
faktörünün de önemli olduğunu düşündüğümden derslerimi de ihmal etmiyorum. Futbolcu olamazsam da polis olmak istiyorum.
Babam ve eniştem de futbol oynadıklarından, beni teşvik ediyorlar ve her türlü desteği veriyorlar.
Almanya’da futbola çok destek veriliyor. Altyapı çok iyi. Bize de disiplinle çalışmak düşüyor.
Bizim arkadaşlar mutlaka spor yapsınlar, futbol oynasınlar, imkanlar Aachen’da çok fazla.
Spor sayesinde kendimi zinde hissediyorum .
31
FUTBOL KLÜPLERİ & FUTBOLCULAR
Destan Spor Kulübü
Adım Şükrü Düztaş. Destan Spor klübü başkanıyım. Küçük yaştan bu yana
spora düşkünüm. 1972 yılında Fenerbahçe SK.’de profosyenel lisans almak
için seçmelere katılmıştım. Antrenör
Didi’nin beğenisini kazanmıştım, lisans almaya gidince klübe yatırılması
istenen parayı maddi imkansızlıkdan
dolayı yatıramadım ve lisans almam
engellendi. Bu içimde uhde olarak
kaldı ve Avrupa’ya gelince spor klüpleri kurarak gençlerimize hizmet etmeyi amaç edindim.
BFC Destan Spor’un tarihi kısa ama
uzun ve ilginç bir macerası var. Türkiye’nin güneydoğusundan gelen insanların oluşturduğu ve dil, din, ırk,
mezhep ayırımı yapmaksızın kurularak umuda yolculuktu adeta başlangıcımız.
seniomagazin
seniomagazin
kostenlos
kostenlos
mai/juni 2013 | 63
für die generation 50 plus in der Dg
Ecke Kapuzinergraben/Franzstr.
Bild: Sammlung Erb
aachener biere
Brautradition neu belebt
aşmak zor. Kendi çocuklarımızın klüplerimizde hizmet
vermelerini istemeyipde, siz
hele bir başlayın sonrasına
bakarız diyerek geçiştirilmelerinde haddi-hesabı yok.Söylenecek çok şey var ama asıl değinmek istediğim bir önemli husus;
yabancı düşmanlığına karşı bir birlektilik oluşturulması, bu birlikteliğin ses
getirecek bir yapıya dönüştürülmesi.
Ayrıca birleşilerek tek bir yönetimle;
sporcu faaliyetlerini kuvvetlendirmek
ve tek ses olmak. Aachen’da Basweiler Spor kulübü, Destan Spor, Emir Sultan, Munzur Spor ve Yurdum Spor var.
Ortak yanlarımız çok fazla, bir dahaki
sayınıza kadar bunaların başkanlarıyla bir araya gelerek birlikteliği konuşmayı öneriye açıyorum.
Bizim Aachen dergisini çıkartanlara
teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.
Said Genç
april/mai 2013 | 16
Bild: aok.de
für die generation 50 plus in aachen und umgebung
2008 yılından itibaren
resmi liglerde oynamaya
başladık. Muazzam bir
performans gösterdik ve
hep bir üst kümeye çıkma
mücadelesi verdik. Beş senelik geçmişimizde 150’den
fazla oyoncu kaydı yaptırdık. Guines rekorlar kitabına girebilecek ve gerçektende dünyadaki kulüplere örnek olacak şekilde sahalarda 11 ayrı ülkeden
11 oyuncu ile mücadele ettik. Bu güzellikleri ve artısı olması ama bu durumlar
eksileri ortadan kaldırmıyor. Futbol federasyonunda müthiş dereceye ulaşan
yabancı düşmanlığı var, buda yabancı
takımkların başarısını olumsuz etkiliyor. Birde yabancı oyuncularımızın disiplinsiz tavırları işin içinden çıkılmaz
duruma sokuyor, maddi zorluklar hat
safhada ve bu engelleri bireysel olarak
01| 2013
RUND UM
DIE PFLEGE
Oec her
t
ko us
üß
nü
K a r n e va l sm a g a z i n
EINRICHTUNGEN STELLEN SICH VOR
• aachen • Alsdorf • baesweiler • eschweiler • herzogenrath •
• monschau • roetgen • simmerath • stolberg • würselen •
10_Anz_Karn_188x138_4c
27.08.2010
0:21 Uhr
Seite 1
www.sparkasse-aachen.de
„Bin ich dafür zu alt?“
Lebenslange Entwicklung als Ziel einer modernen Alterskultur
Her iki ayda
13.000 adet
2013 / 2014
Yılda bir kez
10.000 adet
Her üç ayda
15.000 adet
(Doğu Belçika)
Er kennt fünf Jahreszeiten.
Wir auch.
UNTER MITWIRKUNG VON:
s Sparkasse
Aachen
Gemeinsames Erleben der „tollen Tage“, wiederkehrende Freude an humorvollen Bräuchen und ausgelassenes Feiern sind für viele Menschen fester
Bestandteil des gesellschaftlichen Lebens.www.oecher-karnevalsmagazin.de
Damit Frohsinn und Gemeinsamkeit ihren festen Platz in den Herzen und Köpfen behalten, engagiert sich
die Sparkasse Aachen jedes Jahr für das bunte Treiben in der fünften Jahreszeit. Sparkasse. Gut für die Region.
Yılda iki kez
8.000 adet
Hedef kitleniz Almanlar mı? Almanca yayınlarımızla da hizmetinizdeyiz!
Osmanlı İmparatorluğu
ve Türkiye Cumhuriyeti
Kolleksiyon Pulları
Necip Tokoğlu
www.turkey-philately.com
Tel: 02405 / 89 80 90
32
bulmaca sayfasI
Mübalağacı
Aşırı sevgi
Bir orta oyunu karakteri
Zihinde
tasarlanan
İptidai, primitif
Yatsıdan sonra
kılınan namaz
Başyapıt
Sipersiz şapka
Bir nota
Parlatıcı
madde
İlde para
işlerini
yöneten
görevli
Çabucak
Çevik
Parafin
Radyoaktif bir
element, U
Papaz, keşiş
Kudret, iktidar
Kaygı, endişe
Bir organımız
Telli bir çalgı
Derisi
soyulmuş et
Büyük,
yetişkin
Bir bağlaç
Erteleme
Ve benzeri
Giyiniş, dış
görünüş
Kısaca
'Türkiye
Cumhuriyeti'
Bir çoğul eki
Lokma, dilim
Bir işaret sıfatı
Gevşek
olmayan
Aachen' daki
geleneksel
panayırın
Almanca adı
Vadi
Evet
Nar balinası
Oy
Aydınlık, ışık
Yayla atılan
çubuk
Bir orman
ağacı
Emayla kaplı
Baygınlığı
geçmiş
Kuru gürültü
Donuk
Yunan
mitolojisinde
aşk tanrısı
Öz olmayan
Giysinin boyun
bölümü
Yufka
biçiminde
meyve ezmesi
Dördüncü
İslam halifesi
Destekleyici
Kısaca numara
Kayın
Uzun yolculuk,
seyahat
Bal yapan
böcek
Ölçü
Salınım
Halı kenar
dikişi
Ağır yük
kaldırma aleti
Ses yitimi
Büyük korku,
ürkü
Sıkıntı verme,
üzme
Tek tip sporcu
giysisi
Ertelenmiş,
tehirli
Tedavi
Özen
Risk
Bir piyasa
türü, oligopol
En hızlı koşan
hayvan
'O' nun -e hali
Bir araya
getirme
Kalıtım, soya
çekim
Kışın suların
buz tutması
Futbol
oynanan
büyük yapı
Bir göz rengi
Öğütücü diş
Dikey olarak,
diklemesine
'Alternatif
akım'
kısaltması
Nikel' in
simgesi
Tekdüze
Küçük mikroskop camı
Yat limanı
Çok renkli
33
KENDİNİZİ TEST EDİN
2) Haksızlık...
a) ... sert biçimde cezalandırılmalıdır.
b) ... değiştirilemez, en mantıklısı göz
yummaktır.
c) ... karşısında elinizden hiçbir şey
gelmez.
3) Çok keyifsiz bir gününüzdesiniz...
a) Sinirinizi gizlemeye çalışmaz, neye
sinirlendiyseniz belli edersiniz. Böylece keyfiniz tekrar yerine gelir.
b) Sıkıntınızı sadece yakın arkadaşlarınızla paylaşırsınız. Neşeli halinize
geri dönmeniz biraz uzun sürebilir.
c) Kendi kendinizi dinler, keyfinizi kaçıranın ne olduğunu çözersiniz. Keyfiniz zaten çok çabuk yerine gelir.
4) En samimi kız arkadaşınız kuaförde saçlarını yaptırmış, fakat çok
kötü görünüyor. Ona ne dersiniz?
a) 'Kuaföre mi gittin? Çok hoş olmuş' diyerek arkadaşınızın moralini
bozmamaya çalışırsınız nasılsa olan
olmuştur.
b) 'Hala en yakın arkadaşımsın' diyerek, hoş bir şekilde beğenmediğinizi
anlatırsınız.
c) 'Eski saçların daha güzeldi' diyip
net bir şekilde beğenmediğinizi ona
söylersiniz.
6) Kayınvalideniz yaş gününüzde
size zevksiz bir kazak hediye etti...
a) Mutlaka teşekkür edersiniz, ama
kazağınız dolabınızın en alt çekmecesinde yerini alır.
b) Hemen içine bakıp, değiştirme kartı olup olmadığını kontrol edersiniz.
c) Kayınvalidenizin sizin zevkinizi hala
anlamamış olması canınızı sıkar ve
gecenin ilerleyen saatlerinde bunu
kendinize dert edersiniz.
7) Mutfakta başarılı olmamanıza
karşın kek yaptınız...
a) Kimse yaptığım kek hakkında yorum yapmaz.
b) Gülümseyerek inatla insanların kekimi nasıl bulduklarını sorarım.
c) İkram etmeden önce keki denemek için yaptığımı mutlaka söylerim
ve yanında pastaneden aldığım kurabiyeleri de koyarım.
8) Bir lokantaya giriyorsunuz ve
yanınızdaki çiftin insanlara bakarak fısır fısır konuştuklarını fark
ediyorsunuz...
a) Sinir olurum, başkaları hakkında
böyle alenen konuşan insanlardan
hiç hoşlanmam.
b) Bir şey düşünmem!
c) Çok şeker bir çift olduklarını ve birbirlerini yeni tanıyan heyecanlı aşıklar
olduklarını düşünürüm.
26-46 puan arası: Düzgün davranmaya o kadar uğraşıyorsunuz ki, içinizdeki ‘ben’ bir türlü dışa çıkamıyor. Ara
sıra taşkınlıktan çekinmeyin. İçinizdeki ‘ben’i dışarıya çıkarın, gerçekten neyi
arzuluyorsanız onu yapın ve herkes sizi
daha az sevecek diye endişelenmeyin.
1) Çok kalabalık bir lokantada, sipariş vermek için bekliyorsunuz. Fakat
garson sizi 15 dakikadır görmüyor.
a) Garsona seslenerek el sallar, dikkatini çekmeye çalışırsınız.
b) Bir daha yanınızdan geçtiğinde nazikçe gülümser ve kibarca artık sipariş
vermek istediğinizi söylersiniz.
c) Beklemeye devam edersiniz. Nasıl
olsa bir ara sizi görüp gelecektir.
9) Sabah koşu yaparken, sizden
çok daha genç olan iş arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz ve o gülümseyerek sizi hızlıca geçiyor.
a) Kalan tüm gücünüzü toplar siz de
onu geçersiniz.
b) Siz de ona nazikçe gülümsersiniz,
sporda hızlı olması sizden daha formda ve daha ince olduğunu göstermez.
c) Temponuzu hiç bozmazsınız, yavaş olmak hiç sorun değilmiş gibi
davranırsınız.
10) Girdiğiniz mağazada tatlı dilli
bir tezgahtar size çok yüksek fiyatlı
bir pantolonu satmaya uğraşıyor.
a) 'Bir daha bu dünyaya ne zaman geleceğim' diye düşünür, pantolonu tereddüt etmeden alırsınız.
b) Paranıza kıyamaz ve mağazadan
çıkarsınız.
c) Tezgahtara tekrar düşüneceğinizi
söyler, evinizin yolunu tutarsınız.
11) Patavatsızlık yapıp, birilerini
kırdığınız oluyor mu?
a) Elbette çok sık oluyor.
b) Hayır asla kırmam çok dikkatli
davranırım.
c) Nadiren olur ama bunu asla kasten yapmam.
12) İnsanlara iltifat etmeyi sever
misiniz?
a) İltifat etmesini de almasını da çok
severim.
b) Eğer gerçekten öyle düşünüyorsam söylerim, iltifat olsun diye değil.
c) Evet ara sıra iltifat ederim, herkes
biraz övgü duymak ister.
Puanlama
a b c
1) 5 2 1
2) 6 2 1
3) 6 3 1
4) 1 2 4
a
5) 1
6) 2
7) 1
8) 7
b
6
5
5
0
c
3
0
2
3
a
9) 7
10) 3
11) 6
12) 5
b
3
6
2
3
c
1
0
1
1
9-25 puan arası: Tüm gücünüzü insanlara ayırmayın, kendinizle ilgilenmek için de zaman yaratın. Seveceğiniz
bir kitap, güzel köpüklü bir banyo ya
da doğayla baş başa bir yürüyüş. Tüm
bunlar biraz rahatlayıp kendinizle baş
başa kalmanızı sağlayacaktır.
12 soruda Kişilik Testi
5) Dostane ama sizi sürekli lafa tutan komşunuz, çok aceleniz varken
size merdivenlerde rastlarsa...
a) Onu sabırla dinler, lafını kesmezsiniz. Elbet bir ara diyecekleri bitecektir.
b) Kibarca çok aceleniz olduğunu
söyler, hızlı adımlarla uzaklaşırsınız.
c) Konuşmayı çabucak bitirmesi için
kestirme laflarla cevap verir, sizi lafa
tutup engellediğini tavırlarınızla belli edersiniz.
Değerlendirme:
47-68 puan arası: Ara sıra zayıf yönünüzü göstermenin bir zararı dokunmaz.
Ara sıra çekilin bir kenara ve kendinize
biraz soluk aldırın. Hem böylece başkaları siz olmadan da bir şeyler yapmaya
çalışacaktır.
34
perde arkası
Alışamadığımız Bayram: Noel
Almanya´ya ilk gelen göçmenler gibi, babam da 1963 senesinde Noel bayramını matem
günleri zannetmiş. Bütün ülke
sanki yas tutuyor, sadece dükkanlar değil, lokantalar, barlar,
fırınlar hatta benzin istasyonları bile üç gün boyunca kapalı
imiş. Sokaklarda top oynayan
in veya cin bile yokmuş. Babam ve arkadaşları tabii merak edip sorup soruşturmuşlar
ve bir Alman „eğlenmek istiyorsanız Lüksemburg’a gidin,
orada her yer açık“ demiş. O
yıllarda işçilerin çoğu Heim’lerde kaldığından bu bilgiler de
kısa sürede ağızdan ağıza yayılmış. Bu ilk Noel bayramlarını BBC şirketinin Heim’inde
kuru fasülye pilav ile geçiren
babam ve arkadaşları, seneye
bu durum çekilmez deyip program
hazırlamaya başlamışlar. Dört arkadaş ortak olup bir Volkswagen tosbağa alarak 1964 senesinde noel tatilini geçirmek üzere Lüksemburg´un
yolunu tutmuşlar. „Lüksemburg’a geldiğimizde Noel kutlamalarının neşeli
bir bayram olduğunu anladık“ derdi
babam, lokantalar, barlar, canlı müzik, sinemalar, her yer açıkmış ve sokaklarda insanlar varmış. Zaman ile
Almanya’da değişti bu hususta ve
bu durumu biraz da biz göçmenler
değiştirdik elbette. Yetmişli yıllarda
fabrikalarda alman işçileri hep Noel
vardiyelerini türklerle değiştirmeye çalışırlardı, „Kutsal akşamı“ (Heilig
Abend) aileleri ile geçirebilmek için.
Ve sık sık duymuşumdur „bütün sene
suratına bakmazlar adamın, vardiye
değişmeye gelince kırk yıllık dostmuş
gibi yaklaşırlar“ diye. Kanunları biraz
zorlayıp ilk fırsatta bizim işletmelerimiz, lokantalarımız ve büfelerimiz
Noel tatilinin son gününde açık bulunurdu ve seksenli yıllarda artık bütün Noel boyunca açıktı diye hatırlıyorum. Ve buna da en çok sevinenler
Alman dostlarımız olmuştu. Amcamın
Koblenz’de işlettiği büfeye Noel’de
Almanlar da gelir, çorba içip „Oh lecker!“ (Türkçesi „Oh dünya varmış, Allah razı olsun!“) derlerdi.
Noel bayramı ilk senelerde biz çocuklar için biraz sıkıcı geçmişti. Ben
1965 senesinde geldiğimde televizyon sadece iki kanaldı ve ayinler,
sohbetler ve ağır dini filimler gösterilirdi. Pek hoşlandığım ilk noel anım
süslenmiş çam ağaçlarıydı, pırıl pırıl
toplar ile süslenir ve eskiden hakiki
Jülicher Str. 138-140
52070 Aachen
Tel.: 0241 / 94 30 188
Handy: 0157 / 71 30 66 65
Beykan Yıldırım
Versicherungs- & Immobilienmakler
Mail: [email protected]
www.byac.de
mumlar takılırdı, çıkan yangınlardan dolayı da bütün ülkede itfaiyenin en tetikte olduğu günlerdi bunlar. Fakat Noel
bayramında çocuklara hediyeler alındığını öğrendiğimde bu
durumu bir avantaja çevirebiliceğimi umut emeye başladım. Umutlarıma destek veren
bir de Alman arkadaşım vardı,
Peter. Bu kısa boylu, tonton ve
bir hayli kekeme olan arkadaşım anneme uzun uzun Noel
Babaya yazdığı mektuplardan
ve istediği hediyelerden anlattıkça, annem bu Noel meselesinin hediyesiz atlatılamayacağını anladı ve durumu babama
iletti. Biz çocukların, Alman arkadaşlarının yanında, boynu
bükük kalmamız söz konusu
olamazdı ve ben de Noel Babaya olmasa da kendi babama
hediye listeleri yazmaya başladım, açıkcası hediyenin kim tarafından alındığı benim de pek
umurumda değildi.
O dönemin Playstation’leri ve X-Box’
ları da „Märklin“ trenyolları idi, biraz
daha hızlı olan gençler Carrera oto yarışlarına takılıyordu. Fakat amcamın
devlet demiryolları dizel lokomotif
teknisyeni olması Carrera hayallerimi bitirdi ve bana ufak bir „Märklin“
tren takımı alındı. Noel ağacını çok
sevdiğim için annem ufak plastikten,
her sene kurulabilen, bir noel ağacı
aldı ve adı yılbaşı ağacı kondu, hediyenin adı Noel hediyesi değil, yılbaşı hediyesi oldu (sanki bizde öyle bir
adet varmış gibi) ve birkaç gün gecikme ile ben de hediyeme kavuştum ve
çok mutlu oldum, o günlerden beri
bir oyuncak dükkanının önünden geçerken gözüm hep tren maketlerine
takılır.
Milyonlarca insanlarımızın göç ettiği
bu ülkeyi bizler bir hayli değiştirdik,
patlıcandan dönere, işçisinden patronuna kadar, biraz da bu ülkenin kültürü bizleri değiştirdi, bazen pek farkında olmasak da.
Bütün okurlarıma
iyi tatiller, hristiyan
dostlarımıza hayırlı
bayramlar diliyorum.
Necip Tokoğlu
35
YEMEK KÜLTÜRÜ
Fırında Kuzu Güveç
Malzemeler: ½ kg kuşbaşı kuzu eti, 1
patlıcan, 1 kabak, 2 domates, 2 sivribiber, 1 havuç, 1 iri patates, ½ kg taze
fasulye, 1 kuru soğan, 4-5 diş sarımsak, 1 YK sıvı ½ bardak su yağ ve yeterince tuz.
Hazırlanışı: Toprak bir güveç kabın
(yoksa ısıya dayanıklı cam kabın) içine,
en geç pişenler alta gelecek şekilde
en alttan başlayarak önce etler daha
sonra sırasıyla sarımsak, taze fasulye, küp küp doğranmış (büyüklükleri
aynı olacak biçimde) patates, soğan,
patlıcan, kabak, havuç, sivri biber ve
domatesler konulur. Sıvı yağ ve ½ su
Türkiye‘nin Lezzet Haritası
bardağı su ilave edilip kapağı örtülerek orta hararetli fırında 1,5 saat kadar pişmeye bırakılır. Sonlara doğru
arada bir karıştırılır ve arzuya göre en
son aşamada yeteri kadar tuz eklenir.
ve çevresine soğan ve maydanoz karışımı yerleştirilir.
Kış Salatası
Bölüm 2: AKDENİZ MUTFAĞI
Malzemeler: 1 adet havuç, 1 adet
turp, 3 yaprak kırmızı lahana, 3 yaprak kıvırcık, 3 çorba kaşığı zeytinyağı,
2 çorba kaşığı sirke ya da limon suyu,
1 tatlı kaşığı tuz
Hazırlanışı: Havuç ve turp soyulur,
rendenin kalın yanıyla ayrı ayrı rendelenir. Kıvırcık ve kırmızı lahana iyice yıkanır, süzdürülür ve ince ince
doğranır.
Bir salata tabağına ayrı ayrı ve yan
yana turp, havuç, kıvırcık ve kırmızı
lahana konur. Üzerine önceden karıştırılmış zeytinyağı, sirke (ya da limon
suyu) ve tuzdan oluşan sos gezdirilir.
Arnavut Ciğeri
Malzemeler: 1 kuzu ciğeri, 3 adet soğan, ½ demet maydanoz,1 TK kırmızı
biber, 1 TK sumak, 1 TK tuz, 2 su bardağı un, 1 su bardağı ayçiçek yağı.
Hazırlanışı: Maydanoz ve soğanlar
ince ince kıyılır ve bir kaba alınır. Ciğerin zarı soyulup kuşbaşı şeklinde doğranır ve suyun altında iyice yıkanır.
Kaptaki maydanoz ve soğanların üzerine biraz tuz, kırmızı biber ve sumak
serpilerek iyice karıştırılır. Ciğerler ge-
riye kalan tuz ve kırmızı biber ekilerek
karıştırılır ve sonra una bulanır.
Ciğerler tavadaki kızgın yağın içine
atılır ve bir kaç dak. çevrilerek kızartılır. Bir kevgirle alınan ciğerler tabağa
konur ve çevresine soğan ve maydanoz karışımı yerleştirilir.
Sütlaç
Malzemeler: 1 litre süt, 1 çay bardağı
toz şeker, ½ su bardağı pirinç, tarçın.
Hazırlanışı: Pirinçleri önce suda biraz
haşlayın. Başka bir kapta sütü kaynamasını bekleyin. Haşlanan pirinçlerin
suyunu süzerek sütün içine karıştırın.
Ankara Ticaret Odası ve Ankara Patent Bürosu, Türkiye‘nin lezzet haritasını çıkardı. 81 ili kapsayan bu
haritaya göre, Türkiye, 2.205 çeşit
yöresel yiyecek ve içecekten oluşan
zengin mutfağıyla lezzetli bir ülke.
Biraz kaynayınca şekerinizi ilave edin.
2-3 dk. kadar daha kaynatın ve kaselere alıp üstüne tarçın serpin.
Geçen sayımızda Ege bölgesinin il
il patentli yemeklerinden örnekler
sunmuştuk. Bu kez Akdeniz bölgesindeyiz. Akdeniz’in patentli
184 yemeği var bu lezzet haritasına göre. Bunlardan bazıları şöyle:
Adana: Adana kebabı, şalgam
suyu, yüzük çorbası, süllüm ve karakuş tatlısı.
Antalya: Antalya usulü piyaz, arap
kadayıfı, karpuz kabuğu reçeli,
bergamut reçeli.
Hatay: Kaytaz böreği, taş kadayıf,
kereviç, semirsek, kuş gözü.
Burdur: Testi kebabı, kabak helvası, Burdur muhallebisi.
Isparta: Miyane, sakala sarkan,
tapalak, banak, kabine, kuyruğu
sulu, samsa, tosmankara, derdimi alan.
Kahramanmaraş: Dövme dondurma, biber, tarhana, leğen çorbası, tirşik çorbası, Maraş paçası,
pıtpıt lapası, sömelek, un sucuğu, bastık, çullama, ilende, hapısa, ravanda.
Mersin: Cezerye, tantuni, kerebici, zahter.
36
SAĞLIKLI YAŞLANMA
50-60 yaş arası yeme ve içmede nelere dikkat etmeliyiz?
Yemek ve içmek rahatlık ve yaşama sevinci demektir. Uzun bir kahvaltı, bir restorantda sohbet içinde geçen bir akşam yemeği, aile ile bir kutlama, arkadaşlarla
geçen bir çay, kahve molası, her yerde yemek; çok önemli bir rol oynar.
50-60 yaş arası günümüzde genç yaşlılar olarak tanımlanıyor, ama 50 yaşın
üstündeki çoğu insan kendilerini hiç
yaşlı hissetmezler. Bu durumu uzatmak için, yeni gelen hayat aşaması ve
beslenme temelleri ile meşgul olmak
için iyi bir zaman.
Suyu tatlandırıp için!
Yaşlılıkta yeterince su içmek çok
önemlidir. Ne yazıkki çoğu kişi yeterince su içmiyor. Genellikle unutuyoruz. Size ilginç bir öneri: Suyu
bir sürahi veya şişeye koyarak aşağıdakilerden birini uygulayın. Hem
içme suyunuzun kalitesini artırmış,
hem de göz önünde bulunduğu için
yeterince su içmiş olursunuz.
Naneli Su
Birkaç dal nane ekleyin. Hem suyun tadı güzel hale gelecek, hem
kokusu! Midenize ve sindiriminize
de destek verecektir.
Limonlu Su
Birkaç dilim limon atın. Limon vücudun temizlenmesi ve alkali olmasına katkıda bulunacaktır.
Salatalıklı Su
Dört-beş dilim salatalık ekleyin.
Salatalık vücudunuzun nemlenmesi için harikadır ve inltihaplara
karşı çok etkilidir.
Zencefilli Su
Bir bilemediniz iki ince dilim ekleyin. Midenize iyi gelecek ve sindiriminize de. Özellikle gastritiniz
varsa. Bu suları bir gece buzdolabında bekleterek kullanırsanız,
daha da etkili olacaktır. En azından
birkaç saat.
Ayrıca pH derecesi 8 ve üzeri (asit ve
metal artıklarından arındırılmış) su
kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Bu
pH değeri kısaca suyun yumuşaklık
derecesiyle ilgilidir. Normal çeşme
sularının pH değeri 7 ile 8 arasındadır Aachen ve çevresinde.
Bu aşamada, hayat tarzı genellikle
daha huzurlu ve 20 sene öncesi kadar telaşlı değildir. Boş zaman aktiviteleri, kişisel ilgiler ve iyi bir yemek
için daha fazla zaman kalıyor. Fakat
araştırmalara göre, 50 yaşın üstündeki yaş grubu fazla yemek yiyor. Sizin
de fazla kilonuz varsa sağlıklı bir yaşam için acil olarak kilo vermelisiniz.
Beslenme alışkanlıklarınızı
test etmekle başlayın:
Fazla kilo vermek ve hastalıkları önlemek için özel bir diyet gerektiğini
düşünüyorsanız, hatalısınız. Sağlıklı
ve dengeli beslenme tarzıyla; ayrıca
sürekli fiziksel aktivitelerle rahat rahat
kilo verip; sağlıklı ve formda kalabilirsiniz. Kesinlikle günlük yemek planınızı ve birkaç sevdiğiniz alışkanlıklarınızı daha detaylı incelemeniz gerekir.
Kilo fazlasını ve etkilerini uzun süre
önlemek için en çok % 30 kalorili ve
yağlı yemelisiniz; günde 75 gr yağdan
daha fazla olmamalı. Her gün yenen
yağın yanında yağın seçimi de çok
önemlidir. Yemek planında yağın en
büyük bölümü, toplam enerjinin %
15’i doymamış yağ asitlerinden oluşmaktadır. En çok hayvansal yağ (et,
sosis, tereyağı, süt ürünleri) yağlı tatlılar, hindistan cevizi ve hamur işlerinde
bulunur. Bu yağların payı, kalorilerin
% 10’nu aşmamalı. Doymuş yağların
fazlası, kolesterol payına göre ortalama 300 mg fazladır. Yumurta, sakatat,
yağlı et ve süt ürünleri gibi kolesterolu zengin olan gıdalar oldukça az
kullanılmalı. Öte yandan balık yağından gelen doymamış yağ asitleri ihmal ediliyor. Bu yağ asitleri; özellikle
somon, palamut gibi soğuk su balıklarında bulunuyor ve kalp-tansiyon
sistemi üzerinde olumlu etkileri var.
Diğer önemli fonksiyonlarının yanında kanın yağ değerlerini azaltmaya
katkı sağlarlar; ve yüksek tansiyona iyi
bir etki sağlarlar. Bu yüzden haftada
bir yemek planınızda balık yemeklerinin olması gerekiyor.
Lifli yiyeceklerin sağlığımız için çok
olumlu etkileri var. Onlar normal bağırsak fonksiyonu için önemli ve kabızı önleyebilir. Bazılarının kolesterolü azaltıcı etkisi var ve ayrıca bağırsak
kanserini önleyebilir. Her gün 30 gr diyet lifi yenmeli. Kepekli ürünler, baklagiller, patates, kuru meyveler, meyve
ve sebzeyle diyet lifi miktarınızı şimdi
arttırabilirsiniz.
Kişisel sağlık gününüzü
düzenleyiniz:
Her gün sizi birçok görev bekliyor. Aileniz için koşturup durursunuz. Fakat
sizin arzunuz nedir? Kendinize ve sağlığınıza daha fazla zaman ayırmak için
bu 50-60 yaş dönemini iyi kullanınız.
Güne, sağlıklı beslenme ve hareketli
başlayın. Uzun ve sağlıklı bir kahvaltı ile güne başlayın. Daha sonra örneğin ormanda bir yürüyüş, bisiklet
turu veya yüzme havuzu ziyareti gibi
aktiviteler yapın. Örneğin salata tabağı veya sebze çorbası gibi bir hafif
yemekten sonra bir mola verin. Bir kitap alın veya uyuyun. Sonra en sevdiğiniz ama her zaman yapamadığınız
şeyler için zaman ayırın. Örneğin; bir
sergi ziyaret etmek, el işleri yapmak
veya hoşunuza giden şeyleri yapın.
Arasıra meyve yiyin ve en azından yeteri kadar su, meyve suyu veya bitki
çayları için. Bu yaptıklarınızın sonucu size olumlu görünmeye başladıysa sağlığa günlük yaşamınızda daha
çok önem veringetirin.
37
ÖNCE SAĞLIK
Sigarayla ilişkili olan
hastalıklar nelerdir?
Sigara ve Sağlık
Sigara bağımlılık yapıcı bir madde
olması ve insanların sigaraya erişebilmesinin oldukça kolay olması nedeniyle günümüzde insan sağlığını
tehdit eden en önemli faktörlerden
biridir. Birçok ölümcül hastalığa sebebiyet veren sigara, çok uzun yıllardan beri zevk verici bir alışkanlık ya
da daha doğru bir ifadeyle, bağımlılık maddesi olarak toplumda yaygın
olarak tüketilmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sigara bağımlılığını dünyanın en büyük
sağlık sorunu olarak tanımlamaktadır.
Mevcut olan rakamlar incelendiğinde,
tüm dünyada 1,1 milyar kişinin sigara
bağımlısı olduğu, erkeklerin yaklaşık
% 47, kadınların ise % 12'sinin sigara
içtiği ve her yıl dünyada 4 milyon insanın sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiği görülmektedir.
Eğer sigara bağımlılığı ile ilgili gerekli
önlemler alınmaz ise önümüzdeki 20
yılda bu rakamın 10 milyona çıkacağı
düşünülmektedir.
Sigaraya başlama
nedenleri nelerdir?
Özenti, gösteriş, taklit, özgürlük, macera, sıkıntı, stres, büyüklerle zıtlaşma, güvensizlik, arkadaş ısrarı, eğlence v.b. gibi nedenlerle sigaraya
başlanmaktadır.
Sigaranın içinde neler vardır?
Bilindiği gibi sigara tütün, kağıt, filtre
ve katkı maddeleri ile imal edilmektedir. Üretim sürecinde pestisidler
(tarım ilaçları) ve bazı dezenfektan
maddeler de kalıntı şeklinde sigaraya karışmaktadırlar. Sigara dumanında ise toplamda 4000'e yakın zehirli
madde bulunmaktadır. Sigara dumanındaki zehirli maddelerden bir kısmı şunlardır; Egzoz gazı, araba aküsü,
tiner, tüp gazı, böcek ilacı, fare zehiri,
tuvalet temizleyici, Polonyum-210
(kanserojen), nikotin (Bağımlılık yaratan tek maddedir.)
Sigara dumanı çeşitleri nelerdir?
Sigara kullananlar tarafından içilen sigaradan 2 çeşit duman çıkmaktadır.
a) Ana duman: Sigara tiryakisinin içine çektiği sigaranın ağza alınan ucundan çıkan dumandır.
b) Çevresel duman: Sigara tiryakisinin içine çektikten sonra dışarı üflediği duman ve sigaranın yanan
ucundan yayılan duman çevresel
dumandır. Çevresel duman da sigara
tiryakisi ile aynı ortamı paylaşan kişilerce solunum yoluyla akciğerlere
çekilmektedir. Çevresel dumandaki
nikotin oranı ana dumana göre daha
fazla olduğundan ve yine çevresel duman daha fazla karsinojen madde ihtiva ettiğinden çevresel duman da en
az ana duman kadar zararlıdır.
“Light” sigara bir kandırmaca mı?
Sigara ile başta akciğer kanseri ve
KOAH (Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı) olmak üzere, birçok hastalık
arasında doğrusal bir ilişki olduğunun
anlaşılmasıyla birlikte, sigara üreticileri tarafından "Sağlığa zararsız sigara”
reklamlarıyla piyasaya sürülen "Light"
sigaraların da en az diğer sigaralar kadar zararlı olduğu kısa sürede anlaşılmıştır. Light ve ultra light sigaralarda
katran miktarı normal sigaralara göre
daha düşüktür. Ancak sigaranın katran miktarındaki 1 mg’lık azalma içilen sigara sayısında 2 kat artışa neden
olmaktadır. Başka bir deyişle sigara
tiryakisi light ya da ultra light sigara
kullandığında, sigara sayısını veya sigaradan çektiği nefes sayısını arttırmakta ve böylelikle aynı miktarda nikotin ve katran almaktadır. Bu durum
tabi ki satılan sigara miktarı açısından
da üretici firmanın işine yaramaktadır.
Uzun süre sigara ya da diğer tütün
ürünlerini kullananların ortalama yaşam süresi, kullanmayanlara göre kısalmaktadır. İçilen her bir sigaranın
insan ömründen yaklaşık 11 dakika
götürdüğü ile ilgili bilgiler mevcuttur.
Sigara ve kalp damar sistemi: Sigara
kalp hastalıklarına bağlı ani ölüm, akut
myokard enfarktüsü (kalp krizi), damar
tıkanmaları gibi birçok kalp hastalığına
neden olabilir. Sigara içenlerde koroner damar hastalıklarına (kalp damarı
hastalıkları) bağlı ölüm oranı, içmeyenlere göre % 70 daha fazladır.
Sigara ve kanser: Sigara başlıca akciğer, gırtlak, ağız, dil, tükrük bezleri, dudak, mesane ve yemek borusu
kanserlerine neden olmaktadır. Ayrıca sigaranın böbrek, pankreas, mide
kanserleri ile de ilişkisi olduğu bildirilmektedir. Sigaranın yaklaşık olarak
tüm kanserlerin % 30'u ile ilişkisi vardır. Sigaraya küçük yaşta başlayanlar
kansere yakalanma açısından daha
yüksek risk taşımaktadırlar.
Sigara ve akciğer hastalıkları: Sigara kronik obstrüktif akciğer hastalığının (KOAH) en sık görülen sebebidir
ve amfizem olgularının % 80-90'ından sigara sorumludur. Sigara ayrıca
astım hastalarında astım ataklarını tetikleyici faktörler arasında da yer alır.
Bunların dışında sigara ile ilişkili olan
durumlar şöyledir;
• Mide ve on iki parmak barsağında
ülser görülme sıklığında artma,
• Ağız kokusu, diş ve diş eti hastalıklarında artma,
• Erkeklerde impotans (cinsel fonksiyon bozukluğu),
• Kadınlarda adet düzeninde bozulma ve erken menapoz,
• Osteoporoz,
• Deride erken kırışıklık,
• Katarakt ve diğer göz hastalıkları,
• Dış gebelik,
• Hamilelikte içilmesi halinde erken
doğum, düşük doğum ağırlığı ve doğumsal anomalilere,
neden olmaktadır.
Dr. Murat Kopuk
38
çözümler sayfası
32 Bulmaca sayfası
Mübalağacı
S
A
B
A
R
T
I
C
I
Oy
Yayla atılan
çubuk
Bir orta oyunu karakteri
İ
Parafin
Kudret, iktidar
E
Erteleme
Giyiniş, dış
görünüş
K
Gevşek
olmayan
Emayla kaplı
R E
M
Y A
Y
P E
Donuk
Giysinin boyun
bölümü
Yufka
biçiminde
meyve ezmesi
Ses yitimi
Büyük korku,
ürkü
Tek tip sporcu
giysisi
A F
O
İ R
M
M A
'O' nun -e hali
Kalıtım, soya
çekim
Tekdüze
Yat limanı
A
İ Ş
L K A
K
T
E C İ
L I K
C
K I
O K
Y
A T
K A
N
S T İ
P A N
O N İ
N A
S
D
O N O
R İ N
Aşırı sevgi
Zihinde
tasarlanan
İptidai, primitif
Çabucak
Çevik
Kaygı, endişe
Derisi
soyulmuş et
Aachen' daki
geleneksel
panayırın
Almanca adı
Vadi
17 Bilmece sayfası
S
T
A L E L
N
R A
A S A
L
V E
T İ K
Ö C H E
Başyapıt
Yatsıdan sonra
kılınan namaz
Bir nota
Papaz, keşiş
Bir organımız
Büyük,
yetişkin
Ve benzeri
Kısaca
'Türkiye
Cumhuriyeti'
Lokma, dilim
Ş
A
H
E
S
E
R
Dördüncü
İslam halifesi
Kayın
Bir araya
getirme
Kışın suların
buz tutması
Dikey olarak,
diklemesine
Nikel' in
simgesi
İlde para
işlerini
yöneten
görevli
K
D
C E L E
İ P
F
L
U T
A İ R E
L A R
B E N D
U
Y A
N U R
Ç A M
R
A
Ü V E Y
A R I
R L O K
A
S
K O
A
S T A T
A Z I
A M E L
C A L I
Parlatıcı
madde
Radyoaktif bir
element, U
Kutu katlama
Ortadaki sayılar
Doğru cevap C şıkkı.
3x
15 :
25 40 60 +
85 6x
Cinayet saati kaç?
Telli bir çalgı
Bir bağlaç
Bir çoğul eki
Bir işaret sıfatı
Aydınlık, ışık
Bir orman
ağacı
Baygınlığı
geçmiş
Kısaca numara
Halı kenar
dikişi
Ağır yük
kaldırma aleti
Risk
En hızlı koşan
hayvan
13 sudoku sayfası
Çok renkli
Uzun yolculuk,
seyahat
N
O V
E
İ Z
T İ
İ N
N
A L
Ölçü
Sıkıntı verme,
üzme
Özen
Küçük mikroskop camı
G
E
Z
İ
Futbol
oynanan
büyük yapı
Bir göz rengi
E
L
A
+ 16
+2
x4
:3
x7
: 16
+ 45
Filin sanki beş bacağı var.
Eşitliği sağlayın
Yunan
mitolojisinde
aşk tanrısı
Öz olmayan
A
L
İ K
R
Ç İ
İ K
T O
A
8
3
5
30
10
80
9
Görsel yanılma
Evet
Nar balinası
Kuru gürültü
Destekleyici
Sipersiz şapka
Bal yapan
böcek
Salınım
Bir piyasa
türü, oligopol
Öğütücü diş
'Alternatif
akım'
kısaltması
Sayılar yığını
Dört işlem
Ertelenmiş,
tehirli
Tedavi
53+31=84; 17+24=41; 36+7=43
120
4x4 Kare
68 52
3. sütundaki sayı 2. sütundaki sayıyla çarpılıp, sonuçtan 1. sütundaki
sayı çıkarılıyor. Yani sonuç 52 olacak.
36 32 20
17 19 13 7
5 12 7
6
1
Saat sorusu
Üçgenleri sayın
9 adet küçük, 3 adet
orta ve 1 adet büyük
olmak üzere toplam
13 üçgen vardır.
1. ile 2. saat arasında 80 dakika;
2. ile 3. saat arasında ise 160 dakika fark var. 4. saatin 320 dakika
daha ileride olması gerek. Yani
23:50’yi göstermeli.
Aranan şekil hangisidir?
Harfler ve rakamlar
1 numaralı şekildir.
942 + 942 + 942 = 1413 + 1413
Bizim Aachen Dergisi
Reklam / İlan Fiyatları *
1 kez
3 kez
6 kez
Arka Kapak
1/1 Sayfa
1/2 Sayfa
1/3 Sayfa
1/4 Sayfa
1/6 Sayfa
1/8 Sayfa
1.000 €
600 €
350 €
250 €
200 €
150 €
120 €
(% 10 indirim) (% 25 indirim)
900 €
540 €
315 €
225 €
180 €
135 €
108 €
750 €
450 €
262 €
187 €
150 €
112 €
90 €
* Bütün fiyatlar baskıya hazır haldeki reklamlar içindir
ve üstüne yasal geçerli vergi (% 19 MwSt.) eklenir.
bİzİm aachen
kent rehberİ
Sİz de Rehber‘de yerİnİzİ alın.
www.bizimaachen.de
2014 yılı ortasında yayınlanmak üzere
„Cep Formatı“nda (DIN A 6)
bir Kent Rehberi hazırlıyoruz.
6.000 adet olarak kuşe kağıda renkli
basılacak Rehber, dergimizin dağıtıldığı
300‘ün üstündeki dağıtım noktasında
dağıtılacak.
Reklam ücretlerimiz çok cazip:
Panaroma (çift) Sayfa: 300 €
Bir Sayfa
175 €
Yarım Sayfa (Kartvizit): 100 €
FACTOR: G MEDIEN & IDEEN
Adalbertsteinweg 26, 52070 Aachen
0241 / 990 78 68 [email protected]
2014 -2015 | ücretsİz
MORFOSE PRODUKTE EXKLUSIV FÜR FRISEURE
HAAR ACHEN
Satışımız sadece
kuaförleredir.
Friseurbedarf
TÜRKİYE‘NİN 1 NUMARASI OLAN
MORFOSE SAÇ BAKIM ÜRÜNLERİ
AACHEN VE ÇEVRESİNDE SİZLERLE!
HAAR ACHEN
HAAR ACHEN
Friseurbedarf
Friseurbedarf
HAAR
ACHEN HAARSACHEN
Friseurbedarf
HAAR ACHEN
Friseurbedarf
Adalbertsteinweg 26
Adalbertsteinweg
26
D-52070 Aachen
D-52070 Aachen
Tel.: 0241 - 990 787 45
[email protected]
Tel.: 0241 - 990 787 45
www.haarsachen-ac.de
[email protected]
www.haarsachen-ac.de
Friseurbedarf
Offizieller Vertriebspartner der Morfose-Serie für die Region Aachen, Düren, Mönchengladbach und Bergheim
Taşfırın‘da pide ve lahmacun
Roermonder Strasse 335
52072 Aachen-Laurensberg
Grill • Restaurant • Café
Süt danası ve hindi döner
Meşhur dövme yayık ayran
Mangalda ağzınıza layık taze balık ve kebap çeşitleri
Şark Köşesi
Zengin salata çeşitleri
Taşfırın‘da pizza çeşitleri
Şelale
Çocuk Oyun Alanı
Tereyağlı baklava
Taşfırın‘da künefe
Özel toplantı ve eğlencelerinizi
kutlayabileceğiniz 80 kişilik
özel bölümümüz mevcuttur.
Telefon: 0241 / 170 11
www.marmarisgrill.de
Tüm etlerimiz
helal kesimdir!
Zengin mutfağımız ve güleryüzlü personelimizle
siz sayın müşterilerimizin her zaman hizmetinizdeyiz!
Ücretsiz Otopark

Benzer belgeler

Indir / Oku - Bizim Aachen

Indir / Oku - Bizim Aachen Mart ayı başında beşinci sayımızla, yine dopdolu olarak karşınızda olmak dileğiyle. Sağlıcakla kalın... Günal Günal

Detaylı

Indir / Oku - Bizim Aachen

Indir / Oku - Bizim Aachen Sizlere yeni bir sayımızla yine “Merhaba” diyoruz. Geçen sayılarımıza gösterilen ilgi, beğeni ve tebrikler göğsümüzü kabartıyor ve doğru yolda olduğumuzun bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. D...

Detaylı

Indir / Oku - Bizim Aachen

Indir / Oku - Bizim Aachen G. Günal, Goerdelerstr. 9, 52066 Aachen Tel.: 0241 / 990 78 68 Fax: 0241 / 990 787 44 E-Mail: [email protected] Internet: www.bizimaachen.de Yayın Yönetmeni: Günal Günal Yayın Ekibi: Muhsin Ceyl...

Detaylı

Indir / Oku - Bizim Aachen

Indir / Oku - Bizim Aachen Mart ayı başında beşinci sayımızla, yine dopdolu olarak karşınızda olmak dileğiyle. Sağlıcakla kalın... Günal Günal

Detaylı

Indir / Oku - Bizim Aachen

Indir / Oku - Bizim Aachen Sizlere yeni bir sayımızla yine “Merhaba” diyoruz. Geçen sayılarımıza gösterilen ilgi, beğeni ve tebrikler göğsümüzü kabartıyor ve doğru yolda olduğumuzun bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. D...

Detaylı

Aachen ve çevresinde Neo Naziler

Aachen ve çevresinde Neo Naziler Aralık ayı başında yeni sayımız ve yeni konularla, yine dopdolu olarak karşınızda olmak dileğiyle. Sağlıcakla kalın... Günal Günal

Detaylı