KİSAD DERGİ - 2. Sayı - Kireç Sanayicileri Derneği

Transkript

KİSAD DERGİ - 2. Sayı - Kireç Sanayicileri Derneği
KiRECiN KULLANIM ALANLARI
KİREÇ SANAYİCİLERİ
D E R N E Ğ İ
MART 2016 • YIL 2 • SAYI: 2
K İ S A D
Bulut
Çamur
Kireçle dezenfekte edilen lağım çamuru, toprak kalitesini
artırmak için tarımda gübre
olarak kullanılabiliyor.
Buharlaşma
Yağmur
Nehir
Göl
Lağım ıslah çalışması
Kirecin yüksek PH değeri,
endüstriyel ve evsel
kanalizasyon tortularının
nötralize edilmesi sağlıyor.
Bu seyede oluşan hijyen,
bakteri, virüs ve zararlı
mikropları öldürüyor.
KİREÇ SANAYİCİLERİ
D E R N E Ğ İ
Konutlar
Yeraltı ve yüzey
suları
Fabrikalar
Kireç endüstriyel
atık suları nötralize
ederek, sanayi kuruluşlarının atık su yönetim proseslerinin
kalitesini artırıyor.
(Çelik, madencilik,
yağ ve kimya ve
tarım gibi…)
Su arıtma çalışması
Kireç çok yaygın bir
şekilde içme suyu arıtımında yumuşatıcı veya
mineralize edici olarak
kullanılıryor. Bu işlem
yapılmasa su borularının
aşınması artar bu da suda
toksik metallerin artmasına neden olur. Örneğin
krom, bakır, kurşun, çinko
gibi metallerin akut ve
kronik sağlık problemlerine neden olduğu biliniyor.
Borulardaki korrozyonu
önlemek için karbonik
asitin kireçle nötürleştirilmesi gerekiyor.
Saf yeraltı ve dağ ve
yüzey suları
bizim esas içme
suyu kaynaklarımızdır. Çoğu zaman
bunlara ulaşılamadığımız için standartların belirtiği kalitede
içme suyu sağlayabilmek için özel
fiziksel ve kimyasal
arıtma yöntemleri
uygulanıyor.
Milano ve Helsinki’den
kütle ve zemin
stabilizasyonu
çalışmaları
*HUoHNOHúWLUGL÷LPL]EXoDOÕúPDODULoLQ
VL]LQGHGHVWH÷LQL]HLKWL\DFÕPÕ]YDr.
*HOLQD\GD40TLLOH(÷LWLFL$LOHPL]ROXQ
oRFXNODUÕPÕ]VRV\DOYHVD÷OÕNOÕE\VQ
0212 282 89 16 / tocev.org.tr
OkuyamÕyor!
editörden
Yeni yönetim kurulumuza başarılar diliyorum…
Altı ay sonra yine karşınızdayız. İlk sayıyı hazırlarken başarılı olursak her
şeyin hallolacağını düşünerek heyecanla hareket ediyorduk. O sıralarda, ikinci
sayıda işlerin çok kolay olacağını düşünmüştük ama ikinci sayının daha zorlu
olduğunu yaşayarak öğrendik. İlk sayıda güzel bir deney yaşadık, aldığımız
tepkilerin güzelliği ile ikinci sayımızı hazırlarken, ilk sayı ile aynı kalitede bir dergi
yapabilmenin kaygısını da beraberinde yaşadık. Umarız kaygılarımız boşunadır.
Coşkun GÖNÜLTA
KİSAD Genel Sekreteri
Bu sayıda yer alan iki genel kurul haberinden ilki ILA (İnternational Lime
Association) Genel Kurulu, ekimde İstanbul’da gerçekleşti. İyi bir katılımın olduğu
ILA Genel Kurulu dünya üreticilerinin tecrübelerini birbirine aktardığı güzel anıların
oluştuğu bir toplantı olarak hatırlanacak. İkinci genel kurul ise KİSAD Olağan
Genel Kurul toplantısıydı. 2009’dan beri başkanlığımızı yapan Cem Çelik, kendi
isteği ile bu toplantıda nöbeti Halim Tekkeşin’e devretti. Bu vesile ile başkanlığı
döneminde birçok ilki gerçekleştiren Cem Çelik’e teşekkür ediyor, yeni yönetime
de başarılar diliyoruz.
Yeni başkanımız Halim Tekkeşin’in görüşlerinin yer aldığı yeni yönetim kurulu
toplantısı haberimiz dışında bu sayımızda da “Kirecin kullanım alanları” konusuna
yer verdik. İlk sayıda başlattığımız yapılarda kullanılan kireç konusuna ve tarihsel
binalarda kullanılan Horasan harcını anlattığımız “Tarihte Kireç” konusuna bu
sayıda da devam ederek, kirecin yapıda kullanımına ilişkin iki ayrı başlığı devam
ettirdik. Bir taraftan kirecin geleneksel yapı malzemesi olarak kullanımı ve önemini
anlatırken diğer taraftan kirecin kütle ve zemin stabilizasyonu işlerinde nasıl
kullanıldığını görmek için yapılan teknik gezinin detaylarını da bu sayıda sizlerle
paylaştık.
Bu sayımızda ilk kez yer verdiğimiz, sektörümüze emeği geçen Selçuk Ertuğ
ve Lütfü Örgücü ile yapılan röportajları da emeğe saygı kapsamında başlattık,
gelecek sayılarda da benzer röportajları devam ettirmeyi planlıyoruz.
“Sanayinin Sesi” bölümünde Erol Üçüncü’nün yönetim kurulu üyesi olduğu
Kargroup’u ve onun çatısı altındaki Karkireç’i ve Karkim Yapı Kimyasalları’nı
tanıttık. Bu bölüme de gelecek sayıda devam etmeyi planlıyoruz.
Bir de Rüştü Bozkurt’un ufuk açıcı yazısı ile Hakan Tolungüç’ün çevre
mevzuatı ve uygulamaları konusundaki yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Emeği geçen herkese teşekkürler…
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
1
içindekiler
Kireç Sanayicileri Derneği
(K SAD) adına
mtiyaz Sahibi
Cem ÇEL K
Yazı şleri Müdürü/Sorumlu Müdür
Celal Coşkun GÖNÜLTA
Yayın Kurulu
Ufuk GÜRMAN
Başak GOLO LU
Erhan ARIÖZ
Coşkun GÖNÜLTA
Yayın Türü/Aralığı
Yerel, Süreli / Altı Ayda Bir
Yönetim Yeri
Hüseyinli Köyü Beykoz Caddesi
No:222/4 Çekmeköy / stanbul
Tel: 0216 434 50 96
www.kirec.org/
[email protected]
Yayına Hazırlık
Genel Yönetmen
Gürhan DEM RBA
Genel Yönetmen Yardımcısı
Eser SOYGÜDER YILDIZ
Görsel Yönetmen
Hakan KAHVEC
Editör
Seher KARATA
Fotoğraf Editörü
Eren AKTA
Kurumsal Satış Yöneticisi
Özlem ADA
Tel: 0212 440 27 65
letişim
Tel: 0212 440 27 63 - 0212 440 29 68
[email protected]
www.ajansdyayincilik.com
Baskı
FABR KA BASIM T CARET LTD. T .
nönü Cd. No:74/A MahmutbeyBağcılar- ST.
Tel: 0 212 294 38 00
NOT: Reklamlar, reklam veren şirketin
sorumluluğundadır. Dergimizde yayımlanan yazı ve
fotoğraflar K SAD’ın izni alınarak, kaynak belirtilerek, tam
veya özet alıntı yapılarak kullanılabilir.
Kireç Dünyası Dergisi, Kireç Sanayicileri Derneği
K SAD’ın ücretsiz, süreli yayınıdır.
2
01 Editörden
04 Başkandan
06 KİSAD’ın yeni başkanı Halim
Tekkeşin oldu
08 KİSAD’dan kütle ve zemin
18
uygulamaları için Milano’ya ve
Helsinki’ye gezi
12 Dünya kireç üreticileri
İstanbul’da buluştu
14 Kireç harçları, yüzyıllık binaların
“zaman” sınavından geçmesini
sağlıyor
18 Sanayinin Sesi: Kargroup
Yönetim Kurulu Üyesi Erol
Üçüncü
28
22 Tarihte Kireç: Osmanlı
mimarisinin önemli
örneklerinden Süleymaniye
Camii
26 Piyasalardan: e-Tebligat ve
e-Arşiv uygulaması da yürürlüğe
girdi
28 Söyleşi: Lütfü Örgücü
32 Makale: Rüştü Bozkurt
34 Çevre: Sera gazı emisyonları ve
kireç sektörü
38
38 Söyleşi: Selçuk Ertuğ
42 Gezi: Dünyanın geldiği yer;
Kapadokya
46 Sağlık: Kış depresyonu sizi eve
kapatmasın!
48 Damak Tadı: Domates tatlısı ve
Domates reçeli
50 Kültür-sanat
52 KİSAD Üyeleri
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
06
içindekiler
22
42
26
14
48
08
34
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
3
ba kandan
Kireç Dünyası’nın değerli okuyucuları,
Halim Tekkeşin
KİSAD Yönetim Kurulu Başkanı
15 Ocak 2016’da yapılan Kireç Sanayicileri Derneği Olağan Genel
Kurulu’nda, üyelerin teveccühleri doğrultusunda derneğimizin gelecek
iki yıl için Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini devraldım.
Şahsımı bu göreve layık gören tüm üyelerimize teşekkürü bir borç
bilirim…
Yedi yıl boyunca dernek başkanımız olarak görev yapan değerli
Cem Çelik’e de derneğimiz adına yaptığı çalışmalar ve başarılı
hizmetlerinden dolayı şükranlarımı sunar, çalışma hayatında kendisine
başarılar dilerim.
Yeni yönetim kurulumuzla beraber, bunun bir hizmet yarışı olduğu
bilinci ile aldığımız bu sorumluluğu yerine getirmek için elimizden gelen
gayreti göstereceğimize kimsenin şüphesi olmasın.
Yönetim kurulu olarak yetki ve sorumluluğun dağıtıldığı bir yapı ile
daha çok projeyi daha aktif bir şekilde yönetebilmeyi hedefliyoruz.
Başlayan projelerin bitirilmesi ve derneğimizin tüm ülkenin tek
kireç üretici derneği olması için üye sayımızı artırmayı ve uzlaşmayı
planlıyoruz.
Değerli okuyucularımız,
Daha keyifli bir şeyler yazmayı çok isterdim!
Ancak ülke olarak çok sıkıntılı bir dönemden geçiriyoruz. Gerek
terör olayları gerekse ekonomik sıkıntılar bizleri çok üzüyor.
Yaşanan olaylarda hayatını kaybeden tüm şehitlerimize yüce
Allah’tan rahmet diliyorum.
Ülkemizin birlik ve beraberliği için hep beraber çalışmaktan ve
herkesin üzerine düşen sorumlulukları layığı ile yürütmesinden başka
çaremiz olmadığı da açık.
Coğrafyamızda yaşanan kargaşa ve iç savaşlar bir insanlık dramına
dönüşmüş durumda.
Ülkemde yaşayan her fert gibi, kireç sektöründe faaliyet gösteren
şirketlerimiz de bu durumdan olumsuz etkileniyor.
Tüm olumsuzluklara rağmen, güçlü Türkiye’min bu zorlukları da
geride bırakacağına ve yolumuzun açık olduğuna inancım tamdır.
Sözlerime son verirken 2016’nın hepimiz, ülkemiz, dünyamız için
sevgi-barış ve huzur yılı olmasını, verimli ve başarılı geçmesini dilerim.
Sevgi ve saygılarımla.
4
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
K SAD Yönetim Kurulu
Türkiye kireç sanayisinin bir araya gelmesinde ve sektörün belli standartlara
ula masında K SAD’ın yeri tartı ılmaz. K SAD’ın bu konumunu sürdürüp
geli tirmesi için yeni yönetim kurulu üyeleri de gerekli katkıyı sunacaktır.
Halim TEKKE N
Ba kan
Süleyman ALKAYA
Bülent DÜLGER
Yusuf KUR UN
Barkan ÖZGÜR
Ba kan Yardımcısı
UFUK GÜRMAN
Üye
Üye
Sayman
Üye
Erol ÜÇÜNCÜ
Üye
Kireç Sanayicileri Derneği, Yapı Ürünleri Federasyonu (YÜF), Türkiye nşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye
MSAD) ve Bakanlar Kurulu’nun 27.09.1990 tarih ve 90/1019 sayılı kararıyla International Lime Association (ILA) üyesidir.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
5
haber
K SAD’ın yeni başkanı
Halim Tekkeşin oldu
Kireç Sanayicileri Derneği’nin (K SAD) 2016 yılı Olağan Genel
Kurulu, 15 Ocak tarihinde dernek genel merkezinde
gerçekle tirildi. Toplantıya, 61 üyeden 25’i katıldı. Genel
Kurul’da K SAD’ın Yönetim Kurulu Ba kanlığı’na Halim Tekke in,
Ba kan Yardımcılığı’na Süleyman Alkaya seçildi.
K
SAD’ın 2016 yılı Olağan Genel
Kurulu, 15 Ocak 2016 tarihinde dernek genel merkezinde
yapıldı. Genel Kurul toplantısına 61
üyeden 25’i katıldı. Hazirun cetveline
göre çoğunluğun hazır olduğu görülen toplantının açılışını yapmak üzere
Yönetim Kurulu adına Başkan Cem
Çelik söz aldı. Açılış konuşmasından
6
sonra divan heyeti seçimine geçildi.
Divan Heyeti Başkanlığı’na Selçuk
Ertuğ, Başkan Yardımcılığı’na Süleyman Alkaya ve Katip Üyeliği’ne Cem
Aksoy seçildi.
Divan Başkanlığı tarafından saygı
duruşu yaptırıldıktan sonra olağan genel kurul gündemine geçildi. Yönetim
Kurulu Faaliyet Raporu, Kesin Hesap
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
ve Denetim Kurulu Raporu okundu,
müzakere edildi. Raporlar üzerine söz
alan olmadı. Yeni Yönetim Kurulu ve
Denetim Kurulu katılanların oy birliği
ile ibra edildi. Ardından Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu Üyeleri seçimine
geçildi. Bu seçimde K SAD’ın yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu Asıl
Üyeleri belirlendi.
haber
Genel Kurul toplantısında öncelikle, Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu, Kesin Hesap ve Denetim Kurulu Raporu okundu.
len “killi zeminlerin kireç ile stabilizasyonu” konusunda, teknik şartname de
var olan uygulamaların daha modern
ekipmanlarla yapılması işlemlerinin,
birim fiyata girmesinin temin edilmesi
için çalışılması ile çevre ve şehircilik
bakanlığının birim fiyat pozlarında yeni
ekipmanlarında yer almasının temin
edilmesi planlandı.
Sıcak asfalt karışımlarına kireç katılması çalışmasıyla ilgili, bu yıl deneylerin raporlanması, teknik şartnamenin
hazırlanması ve kullanıcı el kitabının
yazılması planlandı. Kütle stabilizasyonu uygulamalarının tanıtılması için
çalışma yapılması da planlar arasına
alındı.
K SAD’ın Yönetim Kurulu Asil Üyeleri
Derneğin ismine “Türkiye” eklenecek
Seçimden sonra tahmini bütçe
görüşmesi gündeme alınarak okundu, müzakereye açıldı ve kabul edildi.
Yönetim Kurulu’na fasıllar arasında aktarma yapma yetkisi verildi. Derneğin
ihtiyaç duyması halinde taşınmaz satın
alması için Yönetim Kurulu’na oybirliğiyle yetki verildi.
Gündemdeki “derneğin Türkiye
adı alması” konusu müzakereye açıldı. Bu konuda söz alan Bülent Dülger
talebin çok önemli olduğunu, temsil
edilen kesimler açısından bakıldığında
gerekli olduğunu söyledi. Başka söz
alan olamadığından katılanların oy birliğiyle “Türkiye” adının alınması kabul
edildi ve gerekli işlemlerin yürütülmesi
için Yönetim Kurulu’na katılanların oy
birliği ile yetki verildi. Böylece gündem
maddeleri tamamlandı.
Genel Kurul sırasında derneğin
uzun zamandır yürüttüğü üç proje
gözden geçirildi. Bunların başında ge-
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
Halim Tekkeşin: Başkan
Süleyman Alkaya: Başkan Yardımcısı
Bülent Dülger:
Sayman
Ufuk Gürman:
Üye
Yusuf Kurşun:
Üye
Barkan Özgür:
Üye
Erol Üçüncü:
Üye
K SAD’ın Denetim Kurulu Asil Üyeleri
Murat Yaşar:
Başkan
Erhan Arıöz:
Üye
Mehmet Ali Dumlu:Üye
7
haber
K SAD’dan kütle ve zemin
uygulamaları için Milano ve
Helsinki’ye gezi
Kireç Sanayicileri Derneği (K SAD),
kütle ve zemin stabilizasyonu
konusunda yürüttüğü çalı malarla ilgili
uygulamaları ve uygulamada kullanılan
ekipmanları yerinde görmek amacıyla
1-5 Şubat tarihleri arasında Helsinki’ye
ve Milano’ya bir gezi düzenledi. Geziye,
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Devlet
Demiryolları ve K SAD yetkilileri katıldı.
8
K
ütle ve zemin stabilizasyonu konusunda
yürüttüğü çalışmaların gerekli mevzuat düzenlemelerini yapabilmek için uygulamaları ve uygulamada kullanılan ekipmanları yerinde
görmek amacıyla K SAD tarafından düzenlenen
gezi, 1-5 ubat tarihleri arasında yapıldı.
Kütle ve zemin stabilizasyonu konusunda iyi örneklere sahip olan Finlandiya’ya yapılan geziye,
Çevre ve ehircilik Bakanlığı Fen Kurulu Başkanı
Mehmet ahkulubey ve Kurul Üyesi Ali Rıza Korkmaz, Karayolları Birim Fiyat Analiz Birimi’nden
Hikmet Yaylacı, Zeynep Mavi, Devlet Demiryolları
Alt Yapı Birimi’nden Orhan Oğlakçı ve Murat Fevzifer’den oluşan bir kamu heyeti ile birlikte özel
sektörden laboratuarcı Tufan Koçer, müteahhit
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
haber
Helsinki’de ziyaret edilen kütle stabilizasyonu çalışması.
üniteleri ile desteklenerek çalıştırılıyor.
Bu sayede stabilize edilecek zemine
ne miktarda bağlayıcı beslendiği kontrol edilmiş oluryor. şlemleri uzaktan
kumanda ile yapmak da mümkün.”
Hasan Kısa ve K SAD’dan Başkan
Yardımcısı Süleyman Alkaya, Genel
Sekreter Coşkun Gönültaş ve Teknik
Komite Üyesi Servan Atayan da katıldı.
Gezinin başladığı 1 ubat 2016 tarihinde kütle stabilizasyonu uygulamasını görmek için Finlandiya’nın başkenti
Helsinki’ye gelen heyet, Allu Firması
yetkilisi Jari Mattila ve Carmeuse, Belçika’dan Gilles Van Rompaiy tarafından karşılandı. Otele yerleşen heyet
kısa bir şehir gezisi sonrası dinlenmeye çekildi.
2 ubat günü erkenden Allu’nun merkezine yapılan ziyarette, firma tarafından geliştirilen yöntem ve ekipmanlar
hakkında bilgi verildi. Firma yetkilileri
tarafından konuyla ilgili şunlar söylendi: “Bir ekskavatör, bir karıştırma ünitesi, bir de basınçlı bağlayıcı besleme
ünitesinden oluşan uygulama ekipmanları kontrol ünitesi ve veri toplama
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
Kütle stabilizasyonu kazıkla yapılan
stabilizasyona göre daha ucuz
Burada verilen bilgilere göre hayata
geçirilen uygulamanın avantajları şu
şekilde sıraladı: “Düşük kaliteli zeminler kütle stabilizasyon sayesinde
kullanılabilir hale geliryor ve doğal agrega ihtiyacı minimize ediliyor. Kütle
stabilizasyonu taşıma ve düşük kaliteli
toprakların depolanmalarını, onları kullanılır hale getirerek engelliyor. Kütle
stabilizasyonu zararlı maddelerin kirlettiği zeminleri (zehirli ağır metal gibi)
kireç ile reaksiyona girerek suda çözünmez hale getiriyor ve çevreye zarar vermelerini engelliyor. Kütle stabilizasyonu kazıkla yapılan iyileştirmeye
oranla çok daha ucuz bir uygulama.”
Allu firmasına yapılan ziyarette gerçekleştirilen toplantıda, firma yetkililerine çeşitli sorular soran heyet üyeleri, konu hakkında bilgilerini paylaştı.
Ardından ekipmanların üretildiği tesis
gezildi ve uzaktan kumanda ile çalıştı-
9
haber
Helsinki’de St. Nicholas Katedrali ve Alexander II heykeli.
Milano’da Piazza Del
Duomo’daki katedralin
gece ve gündüz
görünümü.
rılan ekipmanla bir gösteri yapıldı. Teknik heyet son olarak şantiye uygulaması olan Turve Suonlie-Esiloo arasında
yapılan karayolu inşaatının bulunduğu
alana geçti, orada uygulama gösterildi. Kayma tehlikesi taşıyan bir yolun
yerine kütle stabilizasyonu yöntemiyle
sağlamlaştırılan zeminde yeni bir yol
yapma çalışması heyet tarafından ilgi
ile izlendi.
Zemin stabilizasyonu için
Milano’ya gidildi
Gezinin üçüncü günü otelde yapılan
son toplantıda Jari Mattila ve Ville Ni-
10
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
utanen tarafından bu uygulamanın
ihalelerde nasıl fiyatlandırılacağı ve maliyetinin nasıl hesaplanacağı konusunda bilgi verildi. Konuyla ilgili sorulan çeşitli sorular cevaplandırıldı. Daha sonra
küçük bir Helsinki turu yapıldı. Arkasından Milano’da zemin stabilizasyonu
konusunda incelemelerde bulunmak
için hava alanına hareket edildi.
Akşam saatlerinde yorgun bir şekilde
Milano’ya varan gezi heyeti, otele yerleşirken eski dost Critsof Dennayer ile
tekrar karşılaşmanın keyfi yaşandı. 4
ubat Salı sabahı Unicalce firmasından
Alberto D’alto ve Antonio Romano’nun
mihmandarlığında önce stabilizasyon
uygulamaları sırasında kullanılan laboratuara gidilerek çalışmalar ve ekipmanlar hakkında bilgi alındı.
Ardından Lecoo’da bulunan şirket
merkezine gidildi. Burada, killi zeminlerin kireç ile satabilizasyonu konusunda
Christophe Denayer’in sunumu izlendi. sviçre Alpleri’nin eteğinde, Komo
gölünün de çok yakınında oldukça
şirin bir mekanda faaliyet gösteren şirket merkezinde konuşan Denayer, şu
bilgileri verdi:
“Killi zeminlerin kireç ile stabilizasyonu
bilinen en eski stabilizasyon yöntemlerinden biridir. Yol zemininde var olan
haber
Milano’da stabilizasyon uygulamaları sırasında kullanılan laboratuvara gidilerek çalışmalar ve ekipmanlar hakkında bilgi alındı.
gulamanın başarılı sonuçlar verdiğinin
gözlendiğini ifade etti.
zayıf malzemelerin yerinde kullanılmasını sağladığı için çok yararlı bir uygulamadır. Zayıf malzemeyi bulunduğu
yerden uzaklaştırmak zaten başlı başına bir sorunken bir de sağlam bir malzeme bulmak derdinden bu sayede
kurtulmak bu uygulamanın en önemli
avantajı olarak belirtilebilir.”
Killi zeminlerin ortamın PH değerini
12.4 üzerine çıkaracak miktarda kireç kullanılarak ıslah edildiği takdirde
yol temeli ya da alt temeli olabilecek
sağlamlıkta bir zemin oluşturabildiğini
dile getiren Denayer, bu uygulamanın
karayolu için kullanılabildiği gibi demiryolu alt temelinde de kullanılabileceğini açıkladı.
Devlet Demiryolları Alt Yapı Birimi’nden Orhan Oğlakçı’nın uygulamanın
deprem karşısındaki davranışıyla ilgili
sorusunu cevaplayan Denayer, talya’nın bazı deprem bölgelerinde uy-
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
Killi zeminlerin kireç ile
stabilizasyonu uygulaması görüldü
Buradaki toplantıdan sonra Milano’ya
geri dönen heyet, Duomo (Piazza Del
Duomo) meydanında tarihi katedrale
tepeden bakan bir restoranda, manzara eşliğinde güzel bir akşam yemeği
yedi. talyan mutfağı, tadılan her şeyin
damaklarda güzel bir tat bıraktığı bir
mutfak olarak belleklere yerleşti.
5 ubat günü sabah erkenden yola
çıkan gezi heyeti, teorik olarak konuşup, laboratuvar koşullarını gördüğü
killi zeminlerin kireç ile stabilizasyonun
uygulamasını görmek üzere Milano
yakınlarında Strabag şantiyesine gitti. Burada uygulamayı izleyen heyete, kireç serme ve karıştırma işlemini
yapan iki ayrı makineyi ve sıkıştırma
işlemi için silindir kullanılarak yapılan
çalışmayı gözlemledi. Heyete, serme
işleminde sönmemiş kireç kullanıldığı
ve daha iyi sonuç verdiği için kirecin
tercih edildiği ifade edildi.
11
haber
Dünya kireç üreticileri
stanbul’da buluştu
Uluslararası Kireç Derneği’nin (International Lime Association-ILA)
2015 yılı Genel Kurulu, 7-9 Ekim tarihleri arasında Hilton stanbul
Otel’de geçekle tirildi.
D
ünya çapında kireç üretimiyle
uğraşan firmalar, Uluslararası
Kireç Derneği’nin Genel Kurulu’nda bir araya geldi. 7-9 Ekim tarihleri arasında Hilton stanbul Otel’de
yapılan Genel Kurul’a 125 delege katıldı. 20 kireç üreticisi firma da Genel
Kurul’da sergi açtı. Hem bilimsel hem
teknik hem de kültürel açıdan oldukça
verimli geçen Genel Kurul’da delegeler ter dökerken onların yakınları Boğaz turunda stanbul’un keyfini çıkardı.
Delegelerin bilgi alışverişi için top-
12
lantılara katıldığı Genel Kurul’un ilk
günü “Kireç sektörünün ülkelerdeki
durumu” başlığıyla düzenlenen birinci
oturumda, çeşitli konularda sunumlar
yapıldı. Bu oturumda konuşan K SAD
Başkanı Halim Tekkeşin, yıllık ortalama 4 milyon 500 bin ton sönmemiş
kireç ürettiklerini, bu üretimin yüzde
71’inin sanayiye satıldığını, sönmemiş
kirecin en çok çelik endüstrisinde kullanıldığını, karbon emisyon değerinin
ise 5,2 milyon ton/yıl olduğunu dile
getirdi.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
Aynı oturumda konuşan ranlı Dr. M.
A. Nekouvaghttak, yılda 2 milyon 800
bin ton sönmüş kireç ürettiklerini açıkladı. Nekouvaghttak, konuşmasında
çelik endüstrisindeki gelişmelerden
söz etti. Konuşmacılardan Ukraynalı
Mykhailo Korylkevyc ise, kireç derneklerinin 2011’de kurulduğunu 2013’te
ILA’ya üye olduklarını, 2009 ile 2015
yılları arasında kireç üretiminde ciddi
düşüş yaşandığını, kirecin ülkelerinde
en çok inşaat sanayiinde kullanıldığını söyledi. ngiliz konuşmacı Richard
haber
Nuh Grup tesislerine
fabrika gezisi
düzenlendi
Stansfield de işçi sağlığı iş güvenliği
konusundaki gelişmeleri açıklayan bir
sunum yaptı. Stansfield sunumunda,
2009’dan 2014’e kadar yaşanan gelişmeleri karşılaştırdı.
Dünyadaki karbon emisyon oranları
Karbon emisyonu konusunun incelendiği ikinci oturumda, dünyanın değişik
bölgelerindeki düzenlemeler masaya
yatırıldı. Bu oturumda konuşan Son
Kullanıcı Lisans Anlaşması (End User
License Agreement-EULA) Genel Sekreteri Eleni Despotau, öncelikle Avrupa’da 22 milyon ton kireç üretildiğini
söyledi. Sektörde 110 bin doğrudan
çalışana sahip olduklarını açıklayan
Despotau, 2 milyar 500 milyon euro cirolarının olduğunu, üretimi 50 firma ve
470 fırınla gerçekleştirdiklerini söyledi.
Oturumda konuşan Amerikan Kireç
Üreticileri Derneği’nden William Heartz ise Amerika’daki seragazı düzenlemeleri hakkında bilgi verdi. Environmental Protection Agency’nin (EPA)
altı temel kirletici belirlediğini söyleyen
Heartz, bunların CO2 Karbon dioksit,
CH4 Metan, N2O Azot oksit, Hidrofloro karbon HFCs, Perfloro karbon
PFCs, Sülfür hegazaflorid SF6 olduğu-
nu, bu kirleticilerin halk sağlığını olumsuz etkileyeceğini ifade etti.
Bu oturuma katılan Kanada temsilcisi,
Japon temsilcisi, Avustralya temsilcisi
ve Güney Afrika temsilcisi de ülkelerindeki düzenlemeleri ve gelişmeleri
aktardı. ILA Malezya ve Çin’in durumunun değerlendirildiği bir Asya sunumu
yapıldı. Üçüncü oturumda, Cimprogetti, Maerz, Fct Combustion, Terruzzi
Fercax ve Quallical firmaları açtıkları
sergilerde tanıtım yaptılar.
Ailelerle gala yemeği yenildi
Oturumlar bittikten sonra katılımcılar
ve aileleri gala kokteyli ve yemeğinin
yapıldığı Çırağan Sarayı’na hareket
etti. Burada geleneksel Türk müziği
eşliğinde kokteyl başladı, ardından yemeğe geçildi. Gecenin ilerleyen saatlerinde kireç üreticileri dansöz eşliğinde göbek atarak eğlenmeye devam
etti. Bu geceye kireç sektöründe fırın
üreticisi olarak faaliyet gösteren Halil
Yılmaz Makine sponsor oldu. Halil Yılmaz Makine, birçok yabancı fırın üreticisinin arasında tek yerli firma olarak
büyük ilgi gördü. kinci gün yapılan
Nuh Yapı Ürünleri Fabrika Gezisi ile
konferans sona erdi.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
stanbul’da yapılan ILA Genel Kurul Toplantısı kapsamında, 9 Ekim
2015 tarihinde Nuh Grup tesislerine bir fabrika gezisi yapıldı. stanbul’dan Hereke’deki Nuh Çimento’yu yaklaşık 50 kişi ziyarete gitti.
Gezi kapsamında Nuh Çimento
ve Nuh Yapı tesisleri görüldü. Nuh
Çimento fabrika gezisinde, fabrika kalite bölümünde ve ana kumanda bölümünde çimento üretimi hakkında detaylı bilgi verildi.
Nuh Yapı fabrika gezisinde ise
gazbeton ve kireç fabrikaları ziyaret edildi. Gazbeton fabrika gezisinde hammadde girişinden ürün
çıkışına kadar olan tüm üretim
aşamaları yerinde incelendi. Nuh
Yapı Kireç fabrikası gezisinde ise
fabrika ana kumanda bölümünde
kireç fabrikası hakkında detaylı
bilgi verildi ve fabrikanın bölümleri gezildi.
Gezi sonunda Nuh Grup tesislerinde misafirler için yemek verildi. Yemek sırasında ILA Genel
Sekreteri Udo Kremer ve ILA
Başkanı Franca Marcos tarafından teşekkür konuşması yapıldı.
Konuşmalarda, Nuh Grup tesisleri
hakkındaki olumlu izlenimler paylaşıldı. Nuh Çimento grubu adına
ise Grup CEO’su Kamil Gökhan
Bozkurt tarafından bir konuşma
yapılarak karşılıklı hediyeler verildi.
13
kapak
K REÇ HARÇLARI
Yüzyıllık
binaların
“zaman”
sınavından
geçmesini
sağlıyor
Kireç harçları
Yıllar boyunca, kireç harcının yerini alması için tasarlanan yeniliklere
rağmen, hiçbir ürünün kirecin genel niteliklerini göstermediği anla ılıyor.
Kireç bazlı harçların kullanımı hâlâ ekonomik olup, yüksek bir verimlilik
getiriyor. Yapılar nefes alıyor ve fazla bakım gerektirmiyor.
K
ireç harcı; yapının duvar yüzeylerini düzgün hale getirmek,
bina içinde ve dışında güzel bir
görünüm elde etmek, yapıyı dış ve içten
korumak ve ömrünü uzatmak için kaba
ve ince iki tabaka halinde uygulanan
çimento, kum, kireç karışımıyla yapılan
bir örtü malzemesidir. Yıllar boyunca,
kireç harcının yerini alması için tasarlanan yeniliklere rağmen, hiçbir ürünün
14
kirecin genel niteliklerini göstermediği
anlaşılıyor. Kireç bazlı harçların kullanımı hâlâ ekonomik olup, yüksek bir
verimlilik getiriyor. Yapılar nefes alıyor,
dayanıklı oluyor ve fazla bakım gerektirmiyor. Mimarların ve şehir planlamacılarının betonarme, cam, plastik, kereste,
prefabrike paneller, sanayileşmiş binalar, vs. yeni malzemeler ve tasarımlar
deneme eğilimine rağmen tuğla örme
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
hala en kullanışlı ve estetik açıdan hoş
bina yapımı yolu olmaya devam ediyor.
Uygun şekilde tasarlanıp inşa edilmesi
halinde, tuğla örme muhtemelen mevcut en dayanıklı ve en ekonomik inşaat
biçimi. Ayrıca neredeyse gerekli her şekilde veya çapta yapılabildiği için çok da
esnek. yi tuğla örgüsü, yıllar geçtikçe
bozulup çirkinleşmekten ziyade olgunlaşarak görünüşü iyileşiyor.
kapak
Harçta kireç kullanılmasının avantajları
1-Dayanıklılık
Kireç içeren tuğla örme harcı sertleştiği zaman, hava geçirmiyor, dona
karşı dayanıklı derzler ortaya çıkıyor ve
tuğla örgüsünde çatlakların oluşması
yerine yapısal hareketlerin emilmesini
sağlıyor. Tuğla örgüsünde görünen
küçük çatlaklar kendi kendini iyileştirmeye eğilimli olup buna kendiliğinden iyileşme adı veriliyor. Sıva yapma
amaçlarına yönelik, kireç harcı sert,
dayanıklı ancak kırılgan olmayan ve
nefes alabildiğinden ve hızla kuruyabildiğinden dolayı ufalanma, yoğunlaşma ve desen lekelenmesi riskini asgari
düzeye indiren bir sıva arka planı oluşturacak şekilde sertleşiyor.
bazlı harçlar dış duvarlardan yağmur
nüfuzuna diğer harçlardan daha etkili
bir şekilde dayanıyor.
2-Bakım
Genellikle, çimento - kireç - kum
harçları ile inşa edilen duvarlar, özellikle tasarım aşamasında özenli ve düşünceli davranılması halinde herhangi
bir şekilde bakım gerektirmiyor. Yıllar
geçtikçe dayanıklılığı artarak, daha
da olgunlaşıyor. Duvarlar, suyun tuğla
örgüsünden geçemeyeceği veya sürekli olarak yüzeyinden akıp gideceği
şekilde tasarlanıp inşa edilmeli. Kireç
4-Plastik-işlenebilirlik
Kireç harçlarının işlenebilme ve
plastiklik özellikleri bulunuyor. Tuğla
örgüsündeki ve duvarlardaki yatay
derzlerin yanı sıra dikey derzleri de kolaylıkla dolduruyor, kaliteli bir işçiliğe
yol açıyor. Yüksek derecede yapışma
özelliğine sahip olmasının yanı sıra,
harç mala altında kolaylıkla yayılıyor ve
verimliliği artırıp dökülmeler nedeniyle israfı asgari düzeye indiriyor. Kireç
3-Esneklik
Kireç bazlı harçlarla inşa edilen
tuğla örgüsü yeterli mukavemete ve
önemli bir emniyet faktörüne sahip.
Ancak yine de binaların inşaat sırasındaki ve sonrasındaki kaçınılmaz hareketinin çirkin görüntülü çatlamalar
olmaksızın karşılanacağı şekilde bir
esneklik de sağlıyor. Bu harçlar, örneğin yüksek bacalarda sert rüzgârlarda
meydana gelen önemli miktardaki salınımı karşılamak amacıyla her zaman
kullanılıyor.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
harçları yüksek su tutma özelliğine sahip. Harçların tuğlalar veya bloklar tarafından emilişine dayanıyor ve örme
işi gerçekleştirilirken işlenebilir halde
kalıyor. Bu da iyi bir yapışma sağlıyor
ve yeniden sulandırma ihtiyacını azaltıyor. Sıva yapma bağlamında, yukarıda belirtilen özellikleri barındırmanın
dışında, kireç harçlarının donma hızı,
yüksek su tutuculuk özelliğiyle maksimum yapışma sağlayarak düzeltme ve
kazıma için zaman kazandırıyor.
5-Yangına karşı koruma
Kireç bazlı harçlar parlayıcı değil
ve yangına karşı kusursuz koruma
sağlıyor. Ayrıca, hazır kireç harçlarını
karışımı homojendir. Fabrika kontrollü koşullar altında üretilen hazır kireç
harçlarına su ilave edilmesi halinde
rötre yapmıyor, yeniden üretilebilen
çok sayıda renkte bulunabiliyor.
Harç, hâlâ yerinde imal edilen
birkaç inşaat malzemesinden biridir.
Üretiminde çeşitli katkılar kullanılıyor.
Hepsi harcın mukavemeti, yapışma
kabiliyeti ve dayanıklılığı üzerinde,
önemli etkilere sahip olan bu katkı
maddelerinin aşırı kullanımı, hava sü-
15
kapak
K REÇ HARÇLARI
Malzemeler ve bileşenler
rükleyici katkılı harçların aşırı karıştırılması, çimento içeriğinin yanlış tespiti
sonucu ortaya çıkan sorunların geleneksel kireç harçlarında daha az yaşandığı gerçeği tekrar hatırlandığı için
alternatif malzemeler yerine geleneksel kireç harcına yeniden geri dönüş
başladı.
Kireç harcı, iyi tane dağılımlı kum,
yüksek kaliteli kireç, çimento ve özellikle seçilmiş geciktirici maddeden oluşuyor. Mümkün olan en iyi işleme özelliklerini üretmek, teslimat ve saklama
sırasında kararlı kalacak bir malzeme
kazandırmak için genellikle ek olarak
diğer katkı maddelerinden küçük miktarlar da katılıyor.
Kum
Harç karışımının ana bileşeni olduğundan, iyi tane dağılımlı olan, hafif
agregalar EN 13055 standardına, sıva
harcında kullanılacak agregalar ise EN
13139 standartlarına uygun bir kumun kullanılması ile sağlanıyor. Kum,
16
geciktirme süresi veya işleme süresi
üzerinde de bir nebze etkili olabiliyor.
Doğal, kırma veya bunların karışımı ile
elde edilen ve kare delikli, göz açıklığı
8 mm. olan elekten geçen kum olmalı.
Kireç
Kireç, ”Söndürülmemiş Kireçler”
ve “Söndürülmüş Kireçler” TS EN 4591 deki özelliklere uygun olmalı.
Çimento
Sıva harcında bağlayıcı olarak kullanılan çimentolar; Portland, Yüksek Fırın Curuf, Beyaz Portland, Harç, Traslı
ve Uçucu Küllü çimento olmalı ve TS
EN 197-1 standardında belirtilen özelliklere uygun olmalı.
Çimento/kireç/kum karışımlı
harçla yapılan sıva
Çimento/kireç/kum karışımlı harçla yapılan sıva kolay işlenebilme ve
uygulanabilme özelliğinde olmalı. Karışımda çimento oranı çoğaldığı zaman
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
kolay işlenme yeteneğinin azalacağı ve
karışımların sertleşmeleri genellikle
ağır olmakla beraber çimento oranı arttıkça sertleşmenin çabuklaşacağı göz
önünde tutulmalı.
Bağlayıcı olarak hem kireç hem de
çimento ihtiva eden bu harçların el ile
hazırlanmasında, önce kum, kireç ve
bir miktar su ile hazırlanan karışım, homojen bir dağılım elde edilinceye kadar karıştırılmalı, bu karışıma çimento
ve suyun kalan kısmı ilave edilerek homojen dağılmış bir harç karışımı elde
edilinceye kadar karıştırma işlemine
devam edilmeli. Hazırlanmış harç, çimentonun prize başlamasından önce
kullanılmış olmalı. Bunun için önceden
hazırlanmış kum, kireç karışımının çimentonun prize başlamadan kullanılabilecek miktarı ayrılıp çimento ve su
ilavesi ile harç hazırlanmalı bu harcın
kullanılmasından sonra ikinci kısım
harç hazırlanmalı.
kapak
Harcın içindeki
kirecin yararları
Kolay çalışabilme (workability)
Çok yüksek bir yüzey alanı sağlayan kireç
yüksek miktarda su tutma sağlar. Bu sayede akışkanlık artar ve stabilite gelişir.
Çalışma kalitesi (work quality)
Yumuşak ve çalışılabilir kıvamdaki kireçli harç
ve uzun süreli çalışabilme yeteneği, hemen uygulama sonrasında iyi bir tutunma ve işçilik sağlayarak zemini tamamen doldurur ve kolayca güzel
bir zemin elde edilir. Yüzey bitirme işlemi yüksek
kalitede gerçekleştirilir (derz bitirme ve malama
işlemleri). Bu da sıva ve harçta kaliteyi ve su geçirmezliği sağlar.
Ekonomiklik ve değer (economy&value)
Çalışma kabiliyeti, su tutma kapasitesi kullanımındaki kolaylık ve derzleri doldurma yeteneği
ve daha iyi yapışması sayesinde daha az zayiat
olur. Bu nedenle kireç bazlı sıva daha ucuzdur.
Kireç/kum karışımlı sıva
Kireç-kum karışımlı harcın kolay işlenebilme özelliği bulunmakla beraber, kuruma sırasında oluşan rötreyi azaltmak için katılacak
kumun ince ve temiz olmasına dikkat edilmeli. Kireç harcı sönmüş
kireç hamuru veya sönmüş toz kirecin kum ve su ile karıştırılması
ile elde ediliyor.
Kireç hamuru kullanılarak el ile hazırlanan harçlarda karışım
oranına uygun miktardaki kum yayılarak ortası açılıp kireç ve yeteri
kadar su konularak önce kireç ile su karıştırılıp koyu bir ayran kıvamına getirildikten sonra kum ile düzgün bir karışım elde edilinceye
kadar karıştırılmalı. Hazırlanan harç en az bir gün dinlendirildikten
sonra kullanılmalı. Bu sürede harcın kurumasını önleyici tedbir alınmalı. Kireç harçlarının ortalama basınç mukavemeti 4 kgf/cm²’den
(0,4 N/mm²) az olmamalı.
Kireç/alçı/kum karışımlı harçla yapılan sıva
Alçı karıştırılmış kireç esaslı harç kolaylıkla işlenebileceği gibi,
priz sırasında genleşen alçı, kirecin rötresini azalttığından alçı katkılı kireç karışımları yumuşak bir ince sıva sağlanması için kullanılıyor. Alçı oranı arttıkça sıvanın sertleşmesinin çabuklaşacağına
dikkat edilmeli.
Yapışma dayanımı
Yüksek çalışabilme potansiyeli (workabilty)
yapışma ve su tutma kapasitesi nedeni ile kireç
bazlı harçlar mükemmel yapışma sağlar. Ayrıca
briketlerin yüzeylerini tamamen doldurdukları için
yapışmayı güçlendirir. Kireç bazlı harç ile duvar
malzemesi arasında ortaya çıkan yapışma sadece fiziksel bir süreç değil, aynı zamanda kireçten
kaynaklanan kimyasal bir reaksiyondur.
Sızdırmazlık
Duvarlara ve binalara su girişi esas itibari ile
rutubet önlenmesi bakımından tam bir fiyaskodur. Suyun ilerlemesinin neden olacağı bozulmalar, duvarın temel performansını ve sağlamlığını
olumsuz etkiler. Kireçli harçla yapılan duvarlar su
sızmalarına karşı çok iyi direnç gösterir. Bunun
esas nedeni harç ile duvar malzemesi arasında
oluşan yüksek yapışma mukavemetidir.
Sağlamlık
20. yüzyılın sonlarına kadar yapılan neredeyse her binada kireç bazlı harç kullanılmıştır. Bu
binaların sağlamlığı her türlü iklim koşulunda çok
uzun sürmüştür. Sayısız tarihi binada da bunu
gözlemek mümkün.. Donma çözülme, sızdırmazlık, asit buharları karşısında kireç bazlı malzemeler çok iyi sınav vermiştir.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
17
sanayinin sesi
EROL ÜÇÜNCÜ
“Haksız
rekabet
şartları
düzelecek”
18
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
sanayinin sesi
K
argroup Yönetim Kurulu Üyesi
ve Kargroup bünyesinde faaliyet gösteren Karkireç’in Genel
Müdürü Erol Üçüncü, “Sanayinin Sesi”
sayfamızın bu ayki konuğu... Aileden
sanayici olan Üçüncü, çocukluğunda
fabrika tozu yutmuş. Erol Üçüncü, tatillerde, boş zamanlarında işyerinde bolca vakit geçirerek, ilk gençlik yıllarından itibaren işi öğrenmeye başlamış.
Halen Kargroup’un mali ve idari işlerini, ayrıca genel müdürlük görevlerini
de üstlendiği Karkim Yapı Kimyasalları
ile Karkireç’ten sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi. Üçüncü ile iş yaşamını ve
kişisel öyküsünü konuştuk.
ş hayatına nasıl ve ne zaman başladınız? Hep bu sektörde miydiniz?
Üniversiteden mezun olduğum yıl iş
hayatına da başladım. Aile şirketlerimiz olduğu için iş aramak ve işkolu
belirlemek gibi bir düşüncem hiç olmadı. Zaten çocukluğunuzdan beri
boş zamanlarınızda ve yaz tatillerinde
işyerinizde vakit geçiriyor ve size, yaşınıza göre verilen görevleri yaparak işe
ısınıyor ve seviyorsunuz. ş hayatının
başlangıcından itibaren sorumluluklar
almaya başladıkça size yüklenen görevler de ister istemez artıyor. Tabii bu
süreçte yöneticilik deneyiminiz de ileri
seviyelere daha kısa sürede ulaşıyor.
Kargroup Yönetim
Kurulu Üyesi Erol
Üçüncü, kireç
sektöründeki haksız
rekabete dikkat
çekerek pazarda
kaliteli ürünlere olan
talebin artacağını
ve modern üretim
yapmayan kireç
fırınlarının da
yeni yatırımlarla
teknolojilerini
geli tirmek
zorunda kalacağını
dü ünüyor.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
Bu işi yapmasaydınız, ne yapıyor
olurdunuz? Hangi meslek ya da iş
alanını seçerdiniz?
Bütün çocuklar gibi ben de büyürken
gördüğüm, sevdiğim insanların mesleklerinden veya izlediğim filmlerdeki
karakterlerden etkilenerek avukat,
doktor ve pilot olmayı istedim. Ama
ailemin ve yaptığımız sanayiciliğin
etkisi bende her zaman daha baskın
oldu. Bu sevgi aşılanarak büyütüldüm
ve bu durumdan da çok memnunum
doğrusu.
Hayatın her alanında olduğu gibi iş
hayatı da değişiyor. Sizce son 20
yılda iş yapış biçimleri, iş ilişkileri, teknoloji, küreselleşme vs. gibi
konularda bu değişimin öne çıkan
özellikleri nedir?
Kendi sektörüm olarak değerlendirdiğimde; üretimde teknolojik yeterliliklerin olmadığı yıllarda kapasiteler düşüktü. Talebi tek başınıza karşılayamıyor,
doğal olarak diğer üreticilerle paylaşıyordunuz. O koşullarda siz ürettiğiniz
ürünü, yaptığınız işi olması gereken
kârlılıkla satarken, sizden ürün alan
da satarken hak ettiği kârlılıkla satıyor,
sonuçta da herkes yaptığı ticaretten
mutlu oluyordu.
Ancak ülke büyüyüp de yatırım yapma
kabiliyeti olan işadamları çoğaldıkça
19
sanayinin sesi
EROL ÜÇÜNCÜ
“Pazarda kaliteli ürünlere olan talebin artacağını, modern üretim
yapmayan kireç fırınlarının da bizim gibi yeni yatırımlarla teknolojilerini geli tirmek zorunda kalacaklarını dü ünüyorum.”
aynı sektörlerde yapılan yatırımlar yoğunlaştı
ve yüksek teknolojili makinelerle üretimlerim
artması kapasiteleri düşürürdü. Bu da rekabeti doğurdu ve kârlılıklar düşerken, ürünü
satmak için aldığınız riskler arttı. Artık satış
şartlarını belirleme şansımızı kaybettik ve
pazarın doğal olarak oluşturduğu şartlarda
ürün satmak zorunda kaldık.
Sektörü nasıl değerlendirirsiniz? Ne durumda ve nereye doğru gidiyor?
Kireç sektörü, üretim kapasitelerinin talepten fazla olmasından ve kaliteli ürün üretme yeterliliği olmayan “merdiven altı” tabir
edilen kireç fırınları ile kaliteli ürün üreten
yüksek teknolojili modern kireç fırınlarının
arasındaki maliyet farkları nedeniyle oluşan
tam bir haksız rekabetin içinde. Kaliteli ürün
üreterek tüketim noktalarında sağladığımız
maliyet farklarını fiyat olarak alamıyoruz. Bu
da doğal olarak pazar tarafından aleyhinizde
rekabet unsuru olarak kullanılıyor.
Bu durumun yakın zamanda değişeceğini ve
haksız rekabet şartlarının düzeleceğini tahmin ediyorum. Çünkü pazarda kaliteli ürünlere olan talebin artacağını, modern üretim
yapmayan kireç fırınlarının da bizim gibi yeni
yatırımlarla teknolojilerini geliştirmek zorunda kalacaklarını düşünüyorum.
20
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
sanayinin sesi
Kargroup hakkında neler söylemek
istersiniz?
Kargroup, 1969 yılında inşaat malzemeleri satarak ticari faaliyetlerine başladı. 1973 yılında Pendik, Kaynarca’da
sanayiye adım atarak, agrega üretimine geçti. 1993’te bu tesisi kapatarak,
Gebze’deki modern ve yüksek kapasiteli agrega üretim tesisine taşındı. Bu
arada grup, 1989’da Bursa Orhangazi’de “Karkireç” markasıyla kireç sektörüne girdi. 2010 yılında teknolojisini
yenileyen firma, 1000 ton/gün kapasiteli iki adet Maerz fırın kurarak, yüksek
kaliteli kireç üreten, iyi bir pazar payı
olan bir marka haline geldi. Grubumuz
ilerleyen yıllarda birçok bağlantılı sektörde de üretime başladı.
1997 yılında Gebze’de “Karbeton”
markasıyla hazır beton sektörüne girdi.
stanbul’da Pendik, Sancaktepe’de;
Bursa’da da Altınova, Yalova, Orhangazi, Ovaakça, Beşevler ve Geçit’te olmak üzere dokuz ayrı noktada faaliyet
gösteren, ayrıca proje santralleriyle de
hizmet veren Karbeton, önemli bir pazar payına sahip, gurur duyduğumuz
bir markamız.
Karasfalt, Kargroup’un 2007 yılında
kurduğu ve asfalt üretim ve uygulama
sektörlerinde faaliyet gösteren temsilcisi. Karasfalt, günümüzde 550 ton/
saat üretim kapasitesiyle bölgesinde
söz sahibi, prestijli bir firma.
Grubumuz, yine 2007 yılında “Karüstyapı” markasıyla da kilit, parke taşı gibi
beton elemanları üretimine başlayarak,
bu sektöre de adımını attı.
Karkim Yapı Kimyasalları ise Kargroup
ailesinin, 2011 yılında Gebze’de modern teknoloji ve yüksek kapasiteyle
üretime başlayan en genç markası.
Karkim, 46 yıllık geçmişi olan bir grubun oluşturduğu ortak pazardaki müşterilerine hizmet etmek için bayilikler
kurdu. Yapıştırıcılar, derz dolgular, ısı
yalıtım sistemleri, su yalıtım ürünleri
ve sistemleri, sıvalar, onarım güçlendirme, zemin uygulamaları, Horasan
harçları ve beton katkı gibi likit ürünlerimizle; yüksek kalite, geniş ürün yelpazesi, sınırsız müşteri memnuniyeti ve
uluslararası bir marka olma hedefiyle
yolumuza devam ediyoruz.
Kireç taşını nereden tedarik ediyorsunuz? Ne tür ürünler üretiyorsunuz? Genelde hangi pazarlara satış
yapıyorsunuz?
Bursa, Orhangazi’de faaliyet gösteren
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
Erol Üçüncü 1975 yılında
stanbul, Pendik’te dünyaya
geldi. lk, orta ve lise öğrenimini Pendik’te gördü. 1994’te
başladığı KKTC’deki Uluslararası Amerikan Üniversitesi,
şletme Fakültesi’nden 1999
yılında mezun oldu. 2005
yılında evlendi. 9 yaşında
Osman Yiğit, 6 yaşında Irmak
ve iki aylık Gökalp adlarında
çocukları var.
agrega ocağımızdan çıkarıyoruz. Kireç taşı kalitesinin yüksek olmasından
dolayı yatırımımızı bu bölgede gerçekleştirdik... Sönmemiş (kalsiyum oksit)
parça olarak sınıflanmış, toz haline
getirilmiş ve sönmüş (kalsiyum hidroksit) olarak sınıflanmış ürünlerimiz var.
Başta; demir çelik, arıtma, inşaat, yem
ve yapı sanayisi sektörlerinde üretim
yapan (alçı, gazbeton, yapı kimyasalları gibi) fabrikalar olmak üzere birçok
sektöre satış yapıyoruz.
Sizce K SAD, sektör için ne ifade
ediyor?
Kireç sektörünün yüksek kapasitelerde ve modern teknolojilerle ürünler
üreten kurumsal firmaları derneğimizin üyeleri. Ki bu üyeler, Türkiye pazarının yüzde 80’inine de hakim konumda. 1987 yılında kurulan derneğimiz,
günümüzde artık kireç sektörünü birleştirici misyonunun yanı sıra yeni pazarlar oluşturmak için projeler üreten
güçlü bir kurum haline gelmiş durumda. Dernek olarak faaliyetlerimizi giderek daha da güçlü bir biçimde sürdüreceğimize inanıyorum.
21
tarihte kireç
HORASAN HARCI
Osmanlı mimarisinin
en önemli örneklerinden
Yapımında Horasan
harcı kullanılan
klasik Osmanlı
mimarilerinden biri
olan Süleymaniye
Camii, Mimar Sinan’ın
kalfalık devri eseri
olarak nitelendiriliyor.
Cami yapımından
bugüne dek 100’ü
a kın deprem
görmesine rağmen,
duvarlarında en ufak
bir çatlak olu madı.
22
Süleymaniye
Camii
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
tarihte kireç
O
smanlı İmparatorluğu’nun her bakımdan gelişmiş ve ilerlemiş olduğu 16. yüzyılda yapılan Süleymaniye Camii, mimari bir şaheserdir. 36 Osmanlı
Sultanı arasında 47 yıl ile en uzun hüküm
süren Kanuni Sultan Süleyman’ın kendi
adına, mimarlık dünyasının bir dehası olan
Mimar Sinan’a yaptırdığı cami, İstanbul’da
aynı isimdeki semtte şehrin en büyük ve
görkemli camisi olarak arz-ı endam ediyor.
Mimar Sinan, camii ve etrafını saran büyük kompleksi 1550-1557 yılları arasında
tamamlamış. Türk sanatının klasik döneminin kurucusu ve geliştireni Mimar Sinan,
sanatının üstünlüğünü burada da ispat etmiş. Caminin avlusunun etrafını çevreleyen
büyük komplekste okullar, kütüphane, ha-
mam, aşevi, kervansaray, hastane ve dükkanlar bulunuyor. Süleymaniye’nin dış güzelliğini seyredebilmek için yapıdan uzakta
olmak gerekiyor. Galata Kulesi’nden veya
Haliç’in Galata kesiminden, bu imparatorluk eseri bütün haşmeti ile görülebiliyor.
Dört minaresi olan caminin esas mekanını
büyük bir kubbe örtüyor. Caminin ana girişi
etrafı revaklarla çevrili, ortasında şadırvanı
olan iç avluda bulunuyor. İç mimarideki
açıklık, bütünlük, ölçülü bir süsleme, buranın haşmetli etkisini güçlendiriyor. Mekanın
bütün elemanları uyumlu bir armoni içerisinde. Statik bakımından da yapının dengesi kusursuz. Zaman içinde İstanbul şehrini
sarsan 100’ü aşkın deprem, burada tek bir
çatlağa bile sebep olamamış.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
23
tarihte kireç
HORASAN HARCI
Süleymaniye Camii mimari özellikleri
Süleymaniye Camii klasik Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden biri. Dört fil ayağı üzerine oturan caminin
kubbesi 53 metre yüksekliğinde ve 26,5 metre çapında. Bu
ana kubbe, Ayasofya’da da görüldüğü gibi, iki yarım kubbe
ile destekleniyor. Kubbe kasnağında 32 pencere bulunuyor.
Cami avlusunun dört köşesinde birer minare bulunuyor. Bu
minarelerin camiye bitişik iki tanesi üçer şerefeli ve 76 metre
yüksekliğinde, cami avlusunun kuzey köşesinde soncemaat
yeri giriş cephesi duvarının köşesinde bulunan diğer iki minare ise ikişer şerefeli ve 56 metre yüksekliğinde.
Cami, içindeki kandil islerini temizleyecek hava akımına
uygun inşa edilmiş. Yani cami, içinde, yağ lambalarından çıkan islerin tek bir noktada toplanmasını sağlayan bir hava
akımı yaratacak şekilde yapılmış. Camiden çıkan isler ana
giriş kapısının üzerindeki odada toplanmış ve bu isler mürekkep yapımında kullanılmış.
28 revakın çevrelediği cami avlusunun ortasında dikdörtgen şeklinde bir şadırvan bulunuyor. Caminin kıble tarafında
içinde Kanuni Sultan Süleyman’ın ve eşi Hürrem Sultan’ın
bulunduğu bir hazire mevcut. Kanuni Sultan Süleyman’ın türbesinin kubbesi yıldızlarla donanmış gökyüzü imajını verme-
24
si için, içeriden, lik plakalar arasına yerleştirilmiş pırlantalarla
(elmaslarla) süslenmiş.
Cami süslemeleri açısından sade bir yapıya sahip. Mihrap duvarındaki pencereler vitraylarla süslü. Mihrabın iki tarafındaki pencereler üzerinde yer alan çini madalyonlarda Fetih Suresi, caminin ana kubbesinin ortasında ise Nur Suresi
yazılı bulunuyor. Caminin hattatı Hasan Çelebi’dir.
Süleymaniye Camii’nin dört minaresinin olması ise Kanuni’nin İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah, bu
dört minaredeki on şerefininde Osmanlının onuncu padişahı
olduğunun bir işaretidir.
Osmanlı külliyeleri içinde Fatih külliyesinden sonra ikinci büyük külliye Süleymaniye külliyesidir. Bu külliye İstanbul
yarımadasının Haliç, Marmara, Topkapı Sarayı ve Boğaziçi’ni
gören ortadaki en yüksek tepesinde inşa edilmiş. Cami,
medreseler, darüşşifa, darülhadis, çeşme, darülkurra, darüzziyafe, imaret, hamam, tabhane, kütüphane ve dükkânlardan
meydana gelen külliyede Mimar Sinan’ın türbesi dış avlu
duvarlarının karşısında mütevazı küçük bir yapıdır. Tiryakiler
Çarşısı’nı iki medrese çevreliyor, arkasındaki yolda iki küçük
ev bulunuyor.
nşaatla ilgili bilgiler
Süleymaniye’nin inşasına ait teknik bilgilerin yer aldığı
herhangi bir evrak bulunmuyor. Ancak Mimar Sinan’ın, cami
yapımında harç için kullandığı yumurta sayısını, çalışan ustaların milliyetlerini, dinlerini ve günlük ücretlerini 164 ciltlik bir
deftere kaydettiği biliniyor. Mimar Sinan, idari ve mali detayları en ince teferruatına kadar, emanete sahip çıkma titizliği
ve üzerinde küçük bir hak bile bırakmama gayretiyle yazmış;
ama teknik detayları açıklamamış.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
tarihte kireç
Günümüz binalarında konfor faktörü olarak kontrol edilebilen 4-5 özellik varken (yapının ses yalıtımı, izalasyonu, ışık
alması, havalandırması vs.) Mimar Sinan 16. yüzyılda yapılan
bu eserde 66 faktörü kontrol etmiş.
Süleymaniye’nin bitirilişine kadar, birçok inşaat tekniğinin kullanıldığını görüyoruz. Mimar Sinan ordudayken
tecrübe ettiği zemin mekaniği tekniklerini caminin temel inşaatında uygulamış. Temeli kazıldıktan sonra üç veya dört
yıl beklemeyi ve zemini sıkılaştırma tekniklerinden biri olan
kazık uygulamasını Mimar Sinan’da görüyoruz.
Süleymaniye’de uygulanan başka bir metot, drenaj tekniğidir. Bu drenaj sistemiyle yapı temelden gelecek nem ve
sudan korunmuş; oturma olmadığı için çatlamalar da önlenmiştir. Ayrıca dâhi mimar, yapının içindeki rutubet ve nemi
dışarı atarak soğuk ve sıcak hava dengelerini sağlayan hava
kanalları kullanmış. Bunların dışında yazın suyun ve toprağın
ısınmasından dolayı oluşan buharın, yapının temellerine ve
içine girmemesi için tahliye kanalları yapmış ve bunları da
drenaj kanallarına bağlı olarak uygulamaya koymuş.
Mimar Sinan, cami içinde sesin iyi yayılması ve duyulması için harika bir teknik kullanmış. Bunun için, yapı şekilleri
içinde sesin en iyi çoğaldığı kubbeyi uygulamış. Bütün kubbeleri çift olarak yapmış ve damak kubbeyi oluşturmuş. Kubbe yapısının güçlü tınlatıcı özelliğine ve kubbede oluşacak
özel ses odaklanmalarına önlem olarak kubbe köşelerine ve
eteklerine içi boş 50 cm boyunda 64 adet küp yerleştirmiş
ve bunlarla iyi bir ses elde etmiş. Ayrıca, zeminde, sesi yansıtmak için tuğlalardan boşluk bırakmış. Böylece Süleymaniye
harika bir akustiğe sahip olmuş.
Temel atıldıktan sonra bir yıl beklenmiş
Evliya Çelebi caminin temelinin üç yılda atıldığını ve daha
sonra bir yıl beklendiğini söylüyor. Bunu yaparak Mimar Sinan dehasını döktürmüş çünkü temel üzerine yapıyı hemen
dikmeyerek temelin oturmasını beklemiş. Temel, içinde insanın rahatlıkla yürüyeceği ızgara sistemi halinde caminin her
yerine su taksim edebilecek bir yapıya sahip. Orta kısımda
bu yollara açılan ahşap kapaklı menfezler ısıtma ve soğutma
sistemidir.
Yapımından beri onlarca deprem görmesine rağmen
hiçbir hasar almaması da bu sağlam temelin bir kanıtıdır.
Caminin uzun yıllar bitirilmemesi ise İran Şahı’na fırsat doğurmuş. Evliya Çelebi’nin anlattığına göre İran Şahı sandıklar
dolusu mücevheri saraya göndermiş ve “Duydum ki camiyi
yaptıracak paranız yokmuş alın bu mücevherleri camiyi bitirin” demiş. Kanuni ise bu mücevherleri geri göndermemiş
vakıfa bağışlamış. Mücevherleri Mimar Sinan’a teslim ederek
“un ufak yapın inşatta kullanın” demiş. Toz haline getirilen
mücevherler o an yapımına başlanan minarelerin birinin harcına karıştırılmış. İşte o minare “Cevahir Minare” diye biliniyor.
Evliya Çelebi “ne zaman güneş çıksa Cevahir Minare parlar”
diyor. Ancak hangi minare olduğu bilinmiyor.
Sinan bu yapıyı yaparken işin ehli insanların yanı sıra en
iyi malzemeyi de kullanmış. Ak mermerleri Marmara Adası’ndan, yeşil mermerleri Arabistan’dan, Çinileri İzmit’ten getirtmiş. Bunun yanı sıra Bizans’tan kalma çok sayıda harabeden
de sütun, mermer kullanılmış. Cami avlusu 28 revak kubbeli
Süleymaniye’nin
harcı Horasan
R
oma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemi yapılarında kullanılan Horasan harcı ve sıvası, stanbul’da da Ayasofya, Süleymaniye camileri, Rumeli
Hisarı, Sultanahmet külliyesi gibi tarihi yapılar ve binalardaki genel kullanım dışında sarnıç, su kemerleri ve
hamam gibi yapılarda da kullanılmış. Bu tür harçların
suya, özellikle deniz suyuna karşı dirençleri oldukça
yüksek. Bu nedenle nem oranının yüksek olduğu deniz kıyısı şehirlerinde Horasan harcı ve sıvası oldukça
yaygın olarak kullanılmış.
Kireç, tuğla kırıkları ve kimi zaman da ince kumun
çok iyi karıştırılmasıyla elde edilen Horasan harcı ağırlıkça yaklaşık “1 kireç-3 tuğla kırığı” karıştırılarak, sıva
ise ağırlıkça yüzde 50’nin üzerinde kireç kullanılarak
hazırlanıyor. Sıvada harçtan farklı olarak ince taneli
agregalar kullanılıyor. Kimi tarihi yapıların harcında
yumurta akı kullanıldığı ifade ediliyor. O yapıların inşâsında kullanılan harç nedir bilinmiyor ancak Horasan
harç ve sıvalarında yumurta akı tespit edilmiş değil.
Horasan harcı ve sıvaları çimentoyla imal edilen harç
ve sıvalara göre daha gözenekli bir yapıya ve daha düşük yoğunluğa sahip. Süleymaniye Camii de bu harcın
özelliğinden dolayı günümüze kadar dimdik ayakta
duruyor.
sütundan oluşuyor. Avlu ortasında dikdörtgen mermer bir
şadırvan yer alıyor. Üç kapıdan girilen avlunun Kuzey yönündeki kapısı oldukça anıtsal. Bu kapı Süleymaniye Camii’nin
ihtişamının bir göstergesi.
Mimar Sinan Süleymaniye Camii’ni çok ince ayrıntısına
kadar düşünmüş. Kandillerin arasına Afrika’dan getirilen yaklaşık 300 adet devekuşu yumurtası koymuş. Bunun sırrı ise
kandil aralarına örümceğin ağ yapmamasıdır. Evliya Çelebi
Süleymaniye Camii’nde 20 bin kandil olduğunu söylüyor.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
25
piyasalardan
e-Tebligat ve
e-Arşiv uygulaması da
yürürlüğe girdi
Türkiye’de hızla
benimsenen e-Dönü üm
süreciyle birlikte,
e-Fatura, e- mza ve
e-Defter’in yanı sıra
e-Ar iv ve e-Tebligat
uygulaması da
zorunlu hale geldi.
Milyarlarca sayfa kağıt
tasarrufu, daha az
karbon salınımı, mali
süreçlerin hızlanması
ve basitle mesi gibi bir
çok avantaj sağlayacak
olan e-Ar iv ve e-Tebligat
uygulamasına, 1 Ocak
2016 itibarıyla geçildi.
26
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
piyasalardan
G
elir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB) yeni düzenlemesiyle, mevcut 20 bin civarındaki mükellefe
ilave olarak, 10 milyon TL ve üzeri ciroya sahip
30 bin civarında mükellef 31 Aralık 2015 tarihine kadar
e-fatura ve e-defter uygulamasına zorunlu olarak geçti.
Yeni kapsamın genişlemesiyle birlikte 2016 yılı başında
e-fatura ve e-defter kullanan mükellef sayısının 50 bine
ulaştığı söyleniyor. İş süreçlerini elektronik ortama taşıyan bu hizmet; kâğıt tüketimini azaltıyor, yazıcı, kartuş,
postalama, kargo, depolama ve arşiv masraflarının azalması gibi tasarruflar sağlıyor.
1 Ocak 2016 tarihinde, mükelleflere yönelik bildirim
ve tebligatların elektronik yolla, hızlı ve etkin yapılmasını sağlayacak e-Tebligat uygulaması da yürürlüğe girdi.
Bu sayede hız, etkinlik ve verimlilik artarken, tebligatların ulaşım sorununun ortadan kalkması hedefleniyor.
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Maliye Bakanı
Mehmet imşek, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB), söz
konusu uygulama ile tebligatlarını mükelleflere elektronik ortamda göndereceğini söyledi. imşek, halen kullanılan internet vergi dairesi içinde her mükellefin bir hesabının olacağını ve tebligatların, bu sistem üzerinden
ulaştırılacağını kaydetti. imşek, tebligat yapıldığında,
mükellefin sisteme kayıtlı cep telefonuna veya e-mail
adresine de bildirim gideceğini söyledi. Uygulamanın
maddi boyutuna da dikkati çeken imşek, bu sayede
yaklaşık 115 milyon liranın devletin kasasında kalacağını bildirdi.
Geliri 5 milyon TL’nin üstündekilere zorunlu
Öte yandan milyarlarca sayfa kağıt tasarrufu, daha
az karbon salınımı, mali süreçlerin hızlanması ve basitleşmesi gibi bir çok avantaj sağlayacak e-Arşiv kullanımı
da 1 Ocak 2016 tarihi itibariyle zorunlu hale geldi. Elektronik Fatura Kayıt Sistemi (EFKS) kapsamında faturalarını elektronik ortamda oluşturma ve koruma izni alan,
internet üzerinden mal ve hizmet satışı yapan,
2014 yılı gelir tablosu brüt satış hasılatı tutarı
da 5 milyon TL ve üzerinde olan mükellefler, en geç 1 Ocak 2016 tarihine kadar
e-Arşiv Fatura Uygulaması’na geçmek zorunda.
433 seri numaralı Ver-
gi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yürürlüğe giren e-Arşiv
Fatura Uygulaması, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından belirlenen standartlara uygun olarak faturanın
elektronik ortamda oluşturulması, elektronik ortamda
korunması, ibrazı ve raporlamasını kapsayan bir uygulama bütünü. Bu uygulamadan yararlanmak isteyen
mükelleflerin ise öncelikle e-Fatura uygulamasına kayıtlı
olmaları gerekiyor. Binlerce şirketi etkileyecek olan 1
Ocak 2016 itibariyle zorunlu hale gelen e-Arşiv uygulaması, süreçlerin şeffaf bir şekilde izlenebilmesinin yanı
sıra, işletmelerin iş yükünü azaltırken, saklama alanı, arşivleme zorluğu gibi problemleri ortadan kaldırıp, mali
tasarrufu da beraberinde getirecek. Tüm faturaların ikinci kopyalarının elektronik olması ile kırtasiye masrafları
neredeyse sıfırlanırken, arşiv alanı problemi de çözülmüş olacak.
e-Arşiv yoksa fatura naylon sayılacak
e-Arşiv özellikle kayıt dışı ekonomiyi azaltmada ve
naylon fatura gibi dolandırıcılık suçlarının önlenmesinde
etkili bir rol oynayacak. Dahası, eğer fatura elektronik
değilse artık naylon fatura sayılacak. Elektronik olarak
her fatura takip edilebilecek. 10 yıl boyunca faturaları
saklayabilecek olan sistemle bu dönemde milyarlarca
faturanın saklanması gerçekleştirilecek. İşletmelere büyük maddi tasarruf getirisinin yanında e-Arşiv sistemi
aynı zamanda hataları azaltmada, zaman kazanmada
ve işlem hızlarında büyük gelişim sağlayacak. Geliri 5
milyon TL’nin üzerindeki işletmelere zorunlu kılınması,
e-Arşiv için yalnızca daha başlangıç ve diğer işletmeleri
sınırlamıyor. Tüm işletmeler, kırtasiye ve işgücü masraflarından kurtulmak, ayrıca çevreci bir yol benimsemek
için e-Arşiv’e geçebilir.
e-Arşiv nasıl işliyor?
Fatura verilerinin toplanması ile başlayan e-Arşiv
süreci e-Fatura numarasının oluşturulması, ardından
e-Fatura’nın oluşturulması, arşiv imzası olarak da bilinen
e-İmza ile imzalama ve fatura görüntüsünün oluşturulması ile devam ediyor. Sonrasında müşteriye yine elektronik ya da basılı olarak iletilebilen faturanın elektronik
kopyası e-Arşiv’de saklanıyor; aylık raporlama dönemlerinde otomatik olarak GİB’e gönderiliyor.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
27
söyle i
LÜTF ÖRGÜCÜ
“Serbest
piyasayla gelişen
sektör çok daha
iyiye gidiyor”
28
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
söyle i
Kireç ve Tuğla Kimya Sanayii A.Ş. dare Meclisi
Ba kanı ve Murahhas Azası Lütfi Örgücü, yakla ık
30 yıl önce serbest piyasa ekonomisine geçilmesiyle
kireç sektörünün tüketiciye daha kaliteli ve fiyatça
daha uygun mal verebildiğini söylüyor.
B
ilindiği gibi ülkemizde yamaç ocaklarından parça kireç üretmek yerine,
modern tesislerde söndürülmüş-torbalanmış toz kireç üretimi, 1970’li yıllarda
başladı. Bu yıllarda ülkemizde Nikex marka
(Macar) fırın ve söndürme tesisleri kuruluyordu. Öyle ki, bu tesislerden kaliteli-randımanlık bir kireç üretildiği gözlenmeden peş
peşe Nikex firmasına, şirketler sipariş verdiler. Ömerli’de, Adapazarı’nda, Kayseri’de,
Kırşehir’de, Muğla’da tesisler kuruldu. Fakat
hiçbiri kaliteli kireç üretemiyordu.
Merkezi Kayseri’de olan şirket, Kayseri’den 65 kilometre (Ankara yönünde) bir
kireç tesisi kurduysa da bir süre sonra iflas
etti ve satışa çıkarıldı. Kiska nşaat irketi
ve birlikte çalıştığı Lütfi Örgücü bu şirketi
(bütün borçları ile) ve fabrikayı satın aldı.
Doğal olarak bir süre pek çok teknik sorunla uğraşmak zorunda kalan Örgücü, sonunda fabrika ıslah ederek üretime başladı.
1982 yılında çoğu kireç üreticisi gibi Maerz
fırınları kurmaya başladı ve üç adet kurdu.
Tabii söndürme ve paketleme üniteleri de
yenilendi. Böylece fabrika modern bir kireç
tesisine dönüşerek yoluna devam etti. Gerisini sektörün duayenlerinden biri olan Lütfi
Örgücü’den dinleyelim.
Fabrikanız halen Kayseri’de kurulu.
Yurdun başka bölgelerine de yatırım yapmayı düşündünüz mü?
Hayır, düşünmedik. Evet, fabrikamız
Kayseri’den Ankara’ya doğru 65’inci kilometrede kurulu. Aslında resmi olarak Nevşehir sınırları içinde bulunuyoruz ama eskiden şirket merkezi Kayseri’de olduğu için
öyle alıştık, öyle diyoruz. Tabii merkezimizi
daha sonra buraya, stanbul’a taşıdık. Sadece fabrika orada kaldı. Ve biz hep kendi
bölgemizde çalışmayı istedik. Adana’da veyahut Ege’de yeni bir yatırım hiç planlamadık. Çünkü belli bir kapasitemiz var, belli bir
müşterimiz var. Bu da bizi tatmin ediyor.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
29
söyle i
LÜTF ÖRGÜCÜ
Onca yılın tecrübesi ile hâlâ aktif
bir biçimde çalışıyor musunuz?
Evet, ben halen Kireç ve Tuğla
Kimya Sanayi A. .’nin Yönetim Kurulu
Başkanıyım, Murahhas Azasıyım. Tabii
ben filen fabrikaların yönetimiyle değil de şirketin yönetimiyle vazifeliyim.
Oğullarım ve uzun süredir beraber çalıştığım arkadaşlarımla birlikte çalışmaya devam ediyorum.
Bunca yılın iş tecrübesi sırasında çok şey gördünüz, yaşadınız.
Son 20-30 yılda bu sektörün değişen en belirgin özellikleri nedir sizce?
Genel olarak şunları söyleyebilirim.
25-30 sene evvel serbest piyasa ekonomisi uygulaması pek yoktu. Dolayısıyla döviz kıt olduğu için tesis kurmak
da işletmek de ithalat da zordu. hracat
ise zaten hiç düşünülemiyordu bile.
Böyle olunca tüketici de biraz mağdur
oluyordu. Çünkü üretici daha uygun
şartlarda malını pazarlayabiliyordu.
imdi ise yani serbest piyasa ekonomisi şartlarında, dövizin serbest olmasına bağlı olarak, imkanı olan herkes
modern teknolojiye sahip fabrikalar
kurabiliyor. Makine getirebiliyor, yedek
parça getirebiliyor ve istediği çeşitte
üretim yapabiliyor. Dolayısıyla müşteriye de daha iyi, daha kaliteli ve fiyatça daha uygun mal verebiliyor. Bence
son 25-30 senede ne gibi değişiklikler
oldu dersek en önemlisi bu.
Ayrıca yurt dışından gelen yabancı
şirketler de yatırım yapıp fabrika kurarak veya satın alarak üretim-satış yapabiliyor.
Artık rekabet şartları oluştu
değil mi?
Tabii ki. Serbest piyasa ortamı rekabet şartlarını da beraberinde getirdi.
Elinde imkanı olan yatırımcı diyor ki;
“Bu adam burada kireç üretiyorsa ben
de üreteyim, ben de satayım.” Ama
elbette aşırı rekabet durumuna da girmemek lazım. Çünkü girdiğiniz zaman
herkes zarar görüyor. Neyse ki kireç
sektöründe böyle çalışan fazla kurulu tesis yok. Çünkü kirecin sanayide,
bilhassa da demir çelik sektöründe
kullanılmaya başlanmasıyla yeni kurulan kireç fabrikaları oraya yönelmiş
30
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
söyle i
durumda. Türkiye’de aslında büyük bir
kireç kapasitesi var. Son zamanlarda
ise yeni tesis kurulmaları çok azaldı. Bu
arada, son 30 yıl içinde değişen diğer
önemli bir unsurun da “şirketleşme” olduğunu söyleyebilirim. Tek bir şahsın
yetişip, yürütemeyeceği çapta büyük
işletmeler kurulmuş ve kurumsal işletmeler haline dönüşmüştür.
Zaten Batı’da örneklerini gördüğümüz gibi bir firmanın asırlar boyu
faaliyetlerini sürdürmesi ancak böyle bir kurumsallaşma ile mümkün
galiba?
Tabii, tabii... Yani kurumsallaşmayınca bir noktada şahsın veya müteşebbisin ömrü ile sınırlı olacak bir çalışma olur. Ama Batı dünyasında 200
senelik, 300 senelik şirketler olduğu
gibi bizim de artık yaşlı firmalarımız olmalı. Mesela hep söylüyoruz Hacıbekir
firması... Herhalde yaklaşık 200 seneden beri çalışıyor, lokum ve şekerleme yapıyor. Elbette ki artık başkaları
da yapıyor ama o da yapmaya devam
ediyor. Aslında kireçte de böyle bir
noktaya doğru gidiyoruz. irketleşme
var, rasyonelleşme var, araştırma, yeni
uygulama yerleri arama var, daha kaliteli mal var... Bu anlamda ben sektörün
daha iyiye gittiğini düşünüyorum.
Bu çerçevede K SAD’ı nasıl bir
yere konumlandırırsınız?
Dernek kurma çalışmaları başladığı zaman ben bunun çok faydalı olacağına inandığım için destekledim. şte
Çetin Demirman’ın burada rahmetle
anıyoruz; o da çok uğraştı. Ama bizden
daha büyük, daha eski kireç fabrikaları
bir şey yapmadılar. Yani “dur, yaparız,
ederiz” diye bir iki sene kuruluş gecikti.
Kuruluş gecikti ama sonunda kuruldu.
O günden bu güne K SAD faaliyetlerine devam ediyor. Birçok arkadaşım
fahri vazife aldı, uğraştı didindi, derneği daha iyi hale getirdi. Bugün bir meslek kuruluşu olarak K SAD vazifesini
çok güzel yapıyor. Yapması da lazım.
Çünkü sektörel problemlerin, devlet
yahut mahalli idareler nezdinde şahıs
bazında değil de bir dernek bazında
ortaya konması daha doğru anlaşılır.
Ben emeği geçen bütün arkadaşlarımızı hayırla anıyorum.
Peki, kirecin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kireç eski zamanlardan beri çok
kullanılan bir ürün olduğu için sektörün geleceği kesinlikle parlak. Yani
üretim de çoğalacak, tüketim de çoğalacak. Bilhassa kirecin arıtma sistemlerinde bol ve ucuz bir malzeme olarak
kullanılması bunu sağlıyor. Keza pek
çok tesiste baca gazı tasfiyesinde de
kullanılıyor. Ayrıca yol yapımında, yani
yol stabilizasyonunda ve asfaltın hazırlanmasında katkı maddesi olarak
önemli bir fonksiyon görüyor. Sonuçta
kireç hem ekonomik bir katma değer
ve istihdam yaratıyor hem de çevreyi
koruyor. Bu sebeple kireç, her zaman
revaçta olacak bir ürün.
1995 yılında Dünya Kireç Birliği’nin kongresini Türkiye’de ilk kez
Antalya’da siz düzenlemiştiniz. Son
olarak, biraz da ondan bahseder misiniz?
Biliyorsunuz, Antalya Arkeoloji
Müzesi, dünya çapında bir müzedir.
Kongre sürecinde toplantıların yanı
sıra müze de ziyaret edildi, gezildi. Müzenin çok da güzel bir bahçesi var. Bir
gün de orada bir klasik müzik ziyafeti
verildi. O akşam herkes en şık kıyafetlerini giydi. Orkestra müzeye geldi. Ta-
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
Lütfi Örgücü, 1932’de Konya’da doğdu. 1954 yılında
stanbul Teknik Üniversitesi
nşaat Fakültesi’nden mezun
oldu. antiye şefliği, müteahhit
mühendisliği gibi görevlerinin
yanı sıra kısa bir süre de kamuda çalıştıktan sonra 30 yılın
ardından sanayici kimliğiyle
kireç sektörüne girdi. Evli, iki
çocuk babası. Çocukları da
TÜ mezunu birer mühendis
olarak “Kireç ve Tuğla Kimya
Sanayi A. .”nin bünyesinde
babalarıyla birlikte çalışıyor.
bii aslında öyle bir yerde böyle bir organizasyon yapmak çok zor. Ama Çetin
Demirman bunu başardı. Ardından, iç
limanda kıymetli bir yerde akşam yemeği verildi. Tabii tüm bunlar misafirlerimiz için çok önemliydi. Bu tür toplantılara gelenlerin çoğu, hatta yüzde 90’ı
diyebilirim, kireçle ilgili bazı gelişmeleri
konuşmak için gelmiş olsa bile aslında
biraz da tatil yapmak, dinlenmek, enteresan şeyler duymak, gezmek, görmek
için geliyor. Her yerde plaj var ama Antalya Arkeoloji Müzesi her yerde yok.
Klasik müzik konseri de misafirlerin
üzerinde pozitif etki yaptı. Böyle olunca
organizasyon çok başarılı oldu, bütün
misafirlerimiz Antalya’dan, Türkiye’den
çok mutlu ayrıldı. Tabii biz de...
31
makale
RÜ TÜ BOZKURT
Kireç üreticilerinin gündeminde
“Endüstri 4.0” yer almalı mı?
Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır. Burada yazdığım kavramlarla
ilgili hiç bilginiz, en küçük bir fikriniz olmayabilir, bu son derece doğal
bir durumdur. Ama, “Bo ver, bunlar absürt ve fantastik konular”
diyorsanız, korkarım ki i yerlerinizin birikim yeteneklerini koruyarak
uzun dönemli geleceği güven altına almanız bir hayli zor olacak.
H
anover Fuarı’nda gözledim ki dünya, beş temel kavramı geleceği inşa etmenin kaynak yönetimi ve değer sistemini oluşturmak için kullanıyor:
• Analitik 3.0
• Endüstri 4.0
• Akıllı, bağlantılı ürünler.
• Üç boyutlu baskı ve eklemeli üretim.
• İnsan kaynağı 2.0
Hanover Fuarı’na kadar bu kavramlara rastlıyordum ama
merak menzilimin içine girmemişlerdi. Fuarda erişebildiğim
bütün yazılı metinlerde, analizlerde sıklıkla geçmeye başlayan bu kavramları anlamadan, çağımızın dünyasını okumanın imkansızlığını gördüm. Fuarda bulduğum, daha sonra
erişebildiğim metinleri okuyarak, kavramların ne anlama geldiğini zihnimde netleştirmeye çalıştım.
Düşüncelerimi yazacak kıvama geldiğim anda, Dünya
Gazetesi’nde bir dizi yazımda söz konusu kavramların içeriklerini açıklamaya çalıştım. Yazılar öncesinde başta İş Banka-
32
sı’nın “İşte Buluşmalar Toplantıları”nda kavramlarla ilgili açıklamaları katılımcılarla paylaştım; bir çeşit kendimi test ettim.
Eskişehir Odası, bir söyleşide sözünü ettiğim kavramlarla
ilgi yazı istedi. Kapsamlı yazıyı gönderdim yayınlandı.
Dünya Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ, bir toplantı sonrasında Endüstri 4.0 aşamasının artan
önemini TOBB Genel Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile paylaştı. Ertesi gün Hisarcıklıoğlu toplantıda konuyla ilgili açıklama
yaparak, bu konunun tartışılmasını istedi.
Büyük bir sivil toplum örgütünün kavrama sahip çıkması
çarpan etkisi yaptı. TÜSİAD ve MÜSİAD gibi sivil toplum örgütleri konuyu sahiplendi, gündemlerine aldı. Ardından görsel medya ve yazılı medyanın ilgisi arttı. İlgili kurum yayınlarında dosyalar düzenlendi, kitaplar yazdırılarak dağıtımı yapıldı.
Bu satırların yazarı, özellikle “endüstri 4.0” kavramının
yaygınlaşmasından cesaretlenerek, bir fuar açılışı sırasında,
özellikle “analitik 3.0” kavramını kavramadan, herhangi bir
alanda gelecek beş yılın güven altına alınamayacağının altını
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
makale
çizdi. Girişimcilerden bu kavramların içeriğini anlamak için
zaman ayırmaları çağrısı yaptı.
Toplantıda bulunan önemli bir sivil toplum örgütünün
başkanı da, medyada onca yazılan çizilenleri hiç izlememiş
olmalı ki, küçümseyici bir tavırla, insanların günlük işlerinin
yoğunluğu arasında, bu gibi kavramlarla ilgilenmeye zamanlarının olmadığını söyledi.
İster kireç üretimi yapın, isterseniz makine, dilerseniz çorapçı, hazır giyimci olun. Çağımızı yönlendiren bu kavramları
ciddiye almıyorsanız, hayatın da sizi ciddiye almayacağına
bütün içtenliğimle inanıyorum.
Endüstri 4.0 nedir?
Biliyorum ki, taksiti gelmiş borçları ödemeniz gerekiyor.
Biliyorum ki, piyasada alacak vadeleri uzuyor, nakit sorunu yaşıyorsunuz.
Biliyorum ki, döviz kurundaki istikrarsızlık, döviz borcu
olanları zorluyor.
Biliyorum ki, dünyada ve ülkemizdeki talep daralması satışları zorluyor.
Biliyorum ki, kayıtlı olanlarla kayıt dışı olanlar arasındaki
haksız rekabet canınızı sıkıyor.
Günlük ihtiyaçlarınızın ne kadar ağır olduğunun farkındayım ama dünya genelindeki eğilimler sizin “sübjektif koşullarınızı” dikkate almıyor, kendi mecrasında hızla ilerliyor.
Şimdi size “endüstri 4.0” kavramının kısa tanımını yapacağım. Sonra da, “hayatta eli boş dönülmeyen tek yolculuk
kendi içimize yaptığımızdır” sözünü kendinize anımsatarak,
gelişmelerin işinizi ne ölçüde etkilediğini sorgulamanızı rica
edeceğim.
Endüstri 1.0 kavramı, buharlı makinelerin dokuma tezgahlarına uygulanması ile başlayan, insanların ulaşabilirlik
ve erişilebilirliklerinde radikal değişimler yaratan ilk endüstri
aşamasını anlatıyor.
Endüstri 2.0 kavramı, Cincinati’deki bir domuz mezbahasında karmaşayı çözmek için elektrikli motorlarını kullanarak, domuzun ayaklarını bağlayan, askıya alan, kesim yapan,
yüzen, parçalayan ustaların bir hat üzerinde çalıştırmasıyla
ortaya çıkan “kayan bant sisteminin üretimde yarattığı olağanüstü verimlilik” aşamasını tanımlıyor.
Endüstri 3.0 kavramı, 1969 yılında kullanılan ilk elektronik programlamanın açtığı gelişmeyi anlatıyor. Bugünün iş
dünyası içinde olanlar, elektronik programlamanın iş yaşamındaki önemini ve anlamını iyi biliyor.
Endüstri 4.0 ise, daha önce gelişen elektronik donanımlar, sensörler, transdüserlerin internet ve bulut bilişimin
“M2M” denen makinelerin birbiriyle iletişim kurmasını, süreçlerin bağlantı halinde olmasını, sistemlerin birbiriyle ilişki
kurma potansiyelini, son çözümlemede, iş süreçlerinin ve işgücü profillerinin köklü biçimde değişmesini anlatıyor. Akıllı,
bağlantılı ürünler, üç boyutlu baskı ve eklemeli üretim, emtia
kapitalizminden entelektüel kapitalizme geçişin doğurduğu
yeni insan ilişkileri, yeni üretim ilişkileri, yeni verimlilik düzeyi
endüstri 4.0 aşamasının hızlı gelişmesini anlatıyor.
Erken uyarı önemlidir
Bildiğim bütün gerçek yönetim bilimcileri, özellikle de Peter Drucker, krizlerin altında yatan nedenin, sanıldığı gibi işlerin yanlış yürütülmesi olmadığını, tersine işlerin doğru yapıldığını, ancak sonuç alınamadığını söyler. İşler doğru yönetildiği
halde, neden kriz yaşanıyor? Drucker’in yanıtı, “Bu çelişkinin
nedeni, işletmenin dayandığı varsayımların artık gerçeklere
uygun olmamasıdır. Söz konusu varsayımlar, işletmelerin hareketlerini, neyin nasıl yapılması gerektiği konusundaki kararlarını, işletme için başarı kriterlerini belirler. Bu varsayımlar pazarla müşteriyi, rakipler ve davranışlarını, teknoloji ile işletme
bağlantılarını, işletmenin beklentilerini belirler” şeklindedir.
Uzun yıllardır bu ülkenin her köşesinde iş yerlerimizde
rekabet edebilir ölçek sorunları, rekabet edebilir teknoloji
donanım ihtiyaçları ve özellikle de yönetim anlayışlarını yakından izliyorum. İşyeri yöneticileri meraklıysa, çevreyi öğrenmek için çaba gösteriyor, bilenlerle tartışıyorsa, aykırı düşüncelere tahammülsüzlük etmiyorsa, dünyayı izliyor, eğilimler
hakkında erken uyarı mantığıyla bilgi ve fikir sahibi olmak için
kendini zorluyorsa, değişmelere uyum sağlıyordur.
Diyorum ki, endüstri 4.0 bugün gündeminizde yoksa yarın sizin için çok geç olabilir.
Çağrım açık: Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.
Burada yazdığım kavramlarla ilgili hiç bilginiz, en küçük bir
fikriniz olmayabilir, bu son derece doğal bir durumdur. Ama,
“Boş ver, bunlar absürt ve fantastik konular” diyorsanız, korkarım ki işyerlerinizin birikim yeteneklerini koruyarak uzun
dönemli geleceği güven altına almanız bir hayli zor olacak.
Bana göre yazının girişinde açıklanan beş kavramla tanımlaması yapılan sorunları, fırsatları ve tehlikeleri gündeminize alın. Göreceksiniz, ufukta yepyeni ışıklar göreceksiniz.
Sorularınızı, “[email protected] HYPERLINK “http://dunya.
com”dunya.com” adresine sorabilirsiniz. Bildiğimizi anlatacak, bilmediklerimizi de bilenlerin adresini vererek ulaşmanızı sağlamak için yardımcı olacağız.
Halatlara hep birlikte asılmanın, birbirimizi anlamanın ve
işbirliği yapmanın zamanıdır.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
33
çevre
Sera gazı emisyonları ve
kireç sektörü
Sera gazları hakkındaki yönetmelikte, kireç sektörü için sera
gazı olarak karbondioksit (CO2) tanımlanıyor. Buna göre,
günlük kapasitesi 50 ton ve üzeri döner fırınlarda veya diğer
ocaklarda kireç üretimi, dolomitin veya magnezitin kalsinasyonu
üretimi yapanlar için artık, sera gazı emisyonlarının izlenmesi,
raporlanması ve doğrulanması yasal bir zorunluluk oldu.
Hakan TOLUNGÜÇ
KİMTAŞ Çevre Yönetim
Birimi ve Yasal Süreçler
Sorumlusu
KİSAD Teknik Komite Üyesi
34
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
çevre
D
ünya, üzerine düşen güneş ışınlarından
çok, dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla
ısınıyor. Bu yansıyan ışınlar başta karbondioksit, metan ve su buharı olmak üzere atmosferde bulunan gazlar tarafından tutuluyor, böylece dünya ısınıyor. Işınların bu gazlar tarafından
tutulmasına sera etkisi deniyor. Atmosferde bu
gazların miktarının artması yeryüzünde ısınmayı
büyük oranda artırıyor.
Küresel ısınma, başlıca atmosfere salınan
gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin
sonucunda, dünya üzerinde yıl boyunca kara,
deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda
görülen artışa verilen isimdir.
İşletmeler sera gazı
izleme planı hazırlamak
ve bu planı Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı’na
onaylatmak zorunda.
Türkiye, Kyoto Protokolü’ne taraftır
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve
Sözleşmesi Birleşmiş Milletler öncülüğünde imzalanan küresel ısınmaya yönelik hükümetler
arası ilk çevre sözleşmesi olup, insan kaynaklı
çevresel kirliliklerin iklim üzerinde tehlikeli etkileri olduğunu kabul ederek atmosferdeki sera gazı
oranlarını düşürmeyi ve bu gazların olumsuz etkilerini en aza indirerek belli bir seviyede tutmayı
amaçlıyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve
Sözleşmesi 1992 yılında Rio De Janeiro’da yapılan Dünya Zirvesi’nde kabul edildi, 1994 yılında
yürürlüğe girdi. Türkiye bu sözleşmeye 24 Mayıs
2004 tarihinde taraf oldu.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
35
çevre
Kireç sektörü için sera gazı emisyonuna neden olan faaliyetler kireç üretimi ve yakıtların yanması kaynaklıdır. Fırında kalsinasyon esnasında
kalkerin yapısında bulunan CO2 ısının etkisiyle bağlı olduğu yapıdan ayrılıyor ve gaz formunda bacadan atılıyor.
Bu sözleşme kapsamında 1997 yılında imzalanan Kyoto
Protokolü daha somut hedefler içeriyor. Kyoto Protokolü’nü
imzalayan ülkeler, karbon dioksit ve sera etkisine neden olan
diğer beş gazın salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa karbon ticareti yoluyla haklarını artırmaya söz verdiler.
Protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını
1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini gerekli kılıyor.
Türkiye Kyoto Protokolü’ne 26 Ağustos 2009 tarihinde
taraf oldu. 1997’de imzalanan protokol, 2005’te yürürlüğe
girebildi. Çünkü, protokolün yürürlüğe girebilmesi için, onaylayan ülkelerin 1990’daki emisyonlarının (atmosfere saldıkları karbon miktarının) yeryüzündeki toplam emisyonun yüzde
55’ini bulması gerekiyordu ve bu orana ancak sekiz yılın sonunda Rusya’nın katılımıyla ulaşılabildi.
Türkiye’deki yasal mevzuat
Türkiye’de Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında
Yönetmelik 25 Nisan 2012 tarihli ve 28274 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Daha sonra Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı bu yönetmeliğin bazı maddelerinde
değişiklikler yaptı ve son hali 17 Mayıs 2014 tarihli ve 29003
sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik kapsamını
detaylandıran Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Ra-
36
porlanması Hakkında Tebliğ ise 22 Temmuz 2014 tarihli ve
29068 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Daha sonra bu mevzuatın yürürlüğe girmesini takiben,
Sera Gazı Emisyonlarının Doğrulanması ve Doğrulayıcı Kuruluşların Yetkilendirilmesi Tebliği 2 Nisan 2015 tarihli ve
29314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. Böylece Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması ile ilgili mevzuatı tamamlamış oldu.
Yasal mevzuatta kireç sektörünün yeri
Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik’in
EK - 1’deki listesinde yer alan faaliyetlerden kaynaklanan
sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması yasal bir zorunluluktur.
EK – 1’e baktığımızda kireç sektörü için sera gazı olarak
Karbondioksit’in (CO2) tanımlanmış olduğunu ve faaliyet olarak “Günlük kapasitesi 50 ton ve üzeri döner fırınlarda veya
diğer ocaklarda kireç üretimi veya dolomitin veya magnezitin
kalsinasyonu” olarak bir eşik değer verildiği görülüyor.
Bu kapsama giren işletmelerin sera gazı emisyonlarını,
Yönetmelik’in EK – 3’te belirtilen ilkeler çerçevesinde izlemesi gerekiyor. Karbondioksit emisyonlarının izlenmesi hesaplama veya doğrudan ölçüm yolu ile yapılabiliyor.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
çevre
İşletmeler sera gazı izleme planı hazırlamak ve bu planı
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na onaylatmak zorunda. İzleme
planının onaylanmasına müteakip, işletmeler sera gazı izlemelerini bu plana göre yapmak ve her yıl nisan ayı sonuna
kadar bir önceki yılın sera gazı verilerini kapsayan emisyon
raporlarını, Bakanlık tarafından onaylanan bu izleme planı
çerçevesinde raporlamakla yükümlüdürler.
İzleme planlarının hazırlanmasını kolaylaştırmak için Bakanlık sektörel eğitimler düzenledi ve ayrıca “İzleme ve Raporlama Tebliği İzleme Planı Kılavuzu” adı altında bir kılavuz
yayımladı.
İzleme planı sera gazı emisyonlarının ilk izlenmeye başlandığı tarihten en az 6 ay önce onaylanmak üzere Bakanlığa sunulmak zorunda. Bakanlık uygun bulmadığı izleme
planlarının eksikliklerinin giderilmesi için işletmelere 60 gün
ek süre veriyor. Bu süre içinde Bakanlıkça belirlenen şartların eksiksiz olarak yerine getirilmesi halinde, sera gazı izleme
planları Bakanlıkça onaylanıyor.
Üç temel amaç: zleme, raporlama süreci ve doğrulama
Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik
kapsamında üç adet temel amaç belirlenmiştir. Bunlardan
birincisi yukarıda bahsedilmiş olan izleme süreci, ikincisi raporlama süreci ve üçüncüsü de doğrulama sürecidir.
Raporlama sürecinde Yönetmeliğin EK – 1’inde yer alan
faaliyetleri yürüten işletmeler her yıl 30 Nisan tarihine kadar
bir önceki yılın 1 Ocak – 31 Aralık tarihleri arasında izlenen
sera gazı emisyonlarını Bakanlığa raporlamak zorundadırlar.
Sera gazı emisyon raporu, Bakanlıkça onaylanan izleme planı ve Yönetmeliğin EK – 3’de belirtilen ilkeler çerçevesinde
hazırlanıyor.
Doğrulama sürecinde ise, Yönetmeliğin EK – 1’inde yer
alan faaliyetleri yürüten işletmelerden kaynaklanan sera gazı
emisyonlarına ilişkin sera gazı emisyon raporunun Bakanlıkça yetkilendirilmiş doğrulayıcı kuruluşlar tarafından doğrulama işlemi yapılarak Bakanlığa gönderilmesi gerekiyor.
Kireç Üretim Prosesinden Kaynaklanan Yıllık Tahmini
Emisyonların Hesaplanması:
Yıllık Tahmini Emisyon Miktarı: FV x EF x DF
Yakıtların Yanmasından Kaynaklı Yıllık Tahmini Emisyonların Hesaplanması:
Yıllık Tahmini Emisyon Miktarı: FV x EF x NKD x YF
FV: Faaliyet Verisi
EF: Emisyon Faktörü
DF: Dönüşüm Faktörü
NKD: Net Kalorifik Değer
YF: Yükseltgenme Faktörü
Bu hesaplamalar sonucunda kireç üretimi yapan bir
tesis yıllık toplam tahmini sera gazı emisyonunu belirlemiş
oluyor. İzleme planlarında yıllık tahmini sera gazı oluşturma
miktarına göre tesisin kategorisi belirleniyor.
Üç farklı kategori mevcut:
Kategori A: Biyokütleden kaynaklanan CO2 hariç, transfer edilen CO2 dahil, raporlama dönemindeki doğrulanmış
yıllık emisyonu 50.000 ton CO2(eşd)’ye eşit veya daha az
olan,
Kategori B: Biyokütleden kaynaklanan CO2 hariç, transfer edilen CO2 dahil, raporlama dönemindeki doğrulanmış
yıllık emisyonu 50.000 ton CO2 (eşd)’den fazla ve 500.000
ton CO2 (eşd)’ye eşit veya daha az olan,
Kategori C: Biyokütleden kaynaklanan CO2 hariç, transfer edilen CO2 dahil, raporlama dönemindeki doğrulanmış
yıllık emisyonu 500.000 ton CO2 (eşd)’den fazla olan tesistir.
Türkiye’de yasal olarak ilk kez 2015 yılında onaylanan
izleme planlarına göre sera gazı emisyonları takip edilmiş
olup, 2016 yılında raporlamaları yapılacak ve bu raporların
Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş kuruluşlara doğrulaması
yaptırılarak nisan ayı sonuna kadar Bakanlığa sunulacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yayımlamış olduğu Sera
Gazı Emisyonları’nın takibine ilişkin mevzuatın gereklilikleri
yine Bakanlığın hazırlamış olduğu aşağıdaki SGE Takip Döngüsü’nde özet olarak görülüyor.
Kireçte yanma sera gazı oluşmasına neden oluyor
Kireç sektörü için sera gazı emisyonuna neden olan faaliyetler kireç üretimi ve yakıtların yanması kaynaklıdır. Fırında
kalsinasyon esnasında kalkerin yapısında bulunan CO2 ısının etkisiyle bağlı olduğu yapıdan ayrılıyor ve gaz formunda
bacadan atılıyor. Diğer bir sera gazı kaynağı ise yakıt olarak
kullanılan fosil yakıtlardan yanma esnasında oluşan ve bacadan atılan CO2’dir. Yakıt olarak biyokütle de kullanılması
durumunda biyokütleden kaynaklanan CO2 sera gazı hesaplarına dahil edilmiyor.
Bir tesisten kaynaklanan sera gazı miktarının hesaplanması öncesi faaliyetin tanımının (kireç üretimi ve yakıtların
yanması), emisyon kaynaklarının (Fırın 1 ve Fırın 2 gibi) ve
emisyon noktalarının (Fırın Bacası 1 ve Fırın Bacası 2 gibi)
izleme planlarında tanımlanması gerekiyor.
Kireç üretim prosesi ve yakıtların yanması kaynaklı yıllık
tahmini sera gazı emisyonları aşağıda görülen denklemler
kullanılarak hesaplanıyor.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
37
söyleşi
SELÇUK ERTUĞ
“Ancak
üreterek
kalkınabiliriz”
38
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
söyle i
Kireç sanayisinin
duayenlerinden
Selçuk Ertuğ,
ülke ekonomisinin
tüketimle
hiçbir noktaya
gelemeyeceğine
dikkat çekerek,
üretim yapmadan
ülke ekonomisinin
ayağa kalkmasının
mümkün olmadığını
dile getiriyor.
Ertuğ, sektördeki
haksız rekabeti
de hatırlatarak,
devletin gerekli
düzenlemeleri
yapmasının
önemli olduğunu
savunuyor.
2
0 Ocak 2002-30 Ocak 2009 yılları arasında tam yedi
yıl K SAD’da genel başkanlık görevini üstlenen Selçuk
Ertuğ, çimento sektörünün duayenlerinden. 1980’li
yılların başında Nuh Çimento’da görev yaparken, grubun
kireç üretimine girmesi ile bu sektörle de tanışan Ertuğ, Türkiye ekonomisinde kamunun yanı sıra özel sermayenin gelişiminin de en yakın tanıklarından biri. Özellikle sektördeki
genç kuşaklarının öğrenebileceği çok şeyi görüp yaşayan
Ertuğ’un anlattıkları aslında, bir kitap konusu olabilecek
nitelikte. Burada kendisi ile yaptığımız sohbetten yalnızca
sayfalarımızın izin verdiği ölçüde en vurucu bölümlerini yayınlayabiliyoruz.
Kirece yatırım yapma fikri nasıl doğdu?
Nuh Çimento’da görevdeyken fabrikamızın üretim ve
satışları çok iyi durumdaydı. Kazancımızı başka konulara da
yönlendirerek hem atılım yapmak, hem de ülke sanayisine
yeni katkılarımızın olması fikrini benimsedik ve geliştirdik.
Araştırmalarımız sonucunda, seri bir biçimde yatırım yaparak üretime geçebileceğimiz kireç sektörü ön plana çıktı ve
kararımızı verdik. Üstelik kireç de toprak sanayisi olduğu
için bize yakın bir konuydu.
1984yılında sviçre’deki Maerz firması ile anlaşarak, fırını kurduk ve faaliyete geçerek sistemi devreye soktuk.
Böylece kireç piyasasında Nuh Kireç olarak yerimizi aldık.
Zamanla, 300 bin ton üreten fabrikamızın, üretimini kireç
piyasasında tanıtarak, marka olarak aranan bir ürün olduk.
1987 yılında “Kireç Üreticileri Birliği” adı altında kurulan
derneğin ilk üyesi biz olduk. Gayemiz, ülkemizin ekonomik
ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak üzere, çağdaş uygarlık hedefini esas alıp, bölgesel ve sektörel potansiyelleri
en iyi şekilde değerlendirerek, ulusal ekonomik politikalar
üreterek, uluslararası sektörel entegrasyonu sağlamaktı. Bu
konuda çok verimli ve başarılı neticeler alındı.
Sektördeki süreci iyi takip eden sanayicilerden biri
olarak yaşanan değişikliklerden söz edebilir misiniz?
1958 yılında kimya yüksek mühendisi olarak mezun olduktan sonra iş hayatıma, o yıl kurulan Balıkesir Çimento
fabrikasında adım attım. O günün koşulları bu güne göre
çok çok farklıydı. Fabrikanın tornavidasından galvanizli yürüme yollarına kadar pek çok şeyi yurtdışı kaynaklıydı.
imdi ise bir çimento fabrikası kurmaya kalkıldığı takdirde gereken malzemelerin büyük çoğunluğu yurtiçinde
üretiliyor ve temin ediliyor. Sadece büyük elektrik motorları, şanzımanlar, elektronik sistemler gibi yüksek teknolojik
ekipmanlar yurtdışından getirtiliyor. Türkiye’nin Avrupa’nın
en büyük çimento üreticisi olması bizim için gurur ve sevinç
verici bir olaydır.
Örneğin, Nuh Kireç fabrikasında ilk görevli teknik elemanlarından bazıları daha sonra kendi özel makine tesislerini kurarak, bizim Maerz firmasının fırınları ile rekabet edebilecek fırınları artık Türkiye’de yapabiliyorlar. Hatta anahtar
teslimi kireç fabrikaları da kuruluyor. Bu da çok gurur verici
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
39
söyle i
SELÇUK ERTU
bir durum.
Tabiidir ki günümüzdeki teknolojik
gelişmeler, bilgisayar sistemleri, bizlerin bu imkanlardan yoksun, ağırlıklı olarak insan gücü ve aklı ile imkan
sağladığımız günleri aklımıza getirince
ne kadar efor ve zaman yitirdiğimizi
anlıyorum. Bugün bir el hareketi ile
elektronik aletin yaptığı işi, eskilerde
nasıl da doğal karşılıyor ve gayretle
yapıyorduk. Mesela ben 1970’li yıllarda Ak Çimento Fabrika Müdürü iken,
genel merkezimiz Karaköy’de bulunuyordu. Her sabah Büyükçekmece’den
genel merkezimize rapor vermek için
telefon idaresinden yıldırım bağlanmayı istiyorduk. Buna rağmen çok uzun
zaman beklemek durumunda kalınca,
bazı kereler araba ile gidip elden ilettiğim oldu. Bugünün imkanları içindeki
gençler eğer, bizlerin bu koşullarda
çalışarak ülkemize ve yetiştirdiğimiz
nesle nasıl bir emek sarf ettiğimizi
mukayese edebilirlerse, tüm engelleri
aşarak, gençliklerinin enerjisi ile vatana ve kendi hayatlarına büyük katkılar
sağlayacaklar.
Bugün sektörle ilgili tespit ettiğim
sorunlardan biri, üretim ve tüketim arasındaki açının açılmasıdır. Bu sorunun
önüne geçmek için üretimi artırmak
gerekiyor. Diğer bir sorun ise kalifiye
çalışan eksikliğidir. Eskiden üst yönetim ve işçi arasında çok kalifiye bilgili
ve becerili teknisyenlerimiz vardı. Bugün bunun eksikliği büyük ölçüde
hissediliyor. Meslek liselerinin ve sanat
okullarının bu açık düşünülerek yaygınlaştırılması ve önemsenmesi, ülkemizin kalifiye eleman sıkıntısını giderebilir kanaatindeyim.
Şimdilerde ne yapıyorsunuz?
Ben bugüne kadar kendimi hiç
emekli etmedim ve işten kopmadım.
Tabidir ki hayatın sürecinde yapabileceğiniz şeyler değişir. Bunun bilincinde olarak şimdi kendi iş yerimizde her
gün iki oğlumla birlikteyim. Onlar genç
enerjileri ile işlerini yürütürken, ben de
tecrübelerimi onlara aktarıyor olayların
gelişimi ve yürüyüşünü takip ediyorum. Sağlığım elverdiğince de devam
edeceğim. şimiz gereği piyasanın
gelişimi ve ihtiyaçları doğrultusunda,
çeşitli alanlarda üretim yaparak (petrol
istasyonları, banka ATM’leri, bina giydirmeleri, büyük reklam panoları, inşaat vs.) varlığımızı sürdürmenin gayreti
içindeyiz. Bu arada bulabildiğim arkadaşlarımı ihmal etmem ararım, insan
40
ilişkilerine ve dostlarıma her zaman
önem veririm.
ş dünyasındaki insan faktörü ile
ilgili dünden bugüne ne gibi farklar
var?
Günümüzde oluşan teknolojik gelişmelerle birlikte, iş dünyasındaki insan faktörü de buna paralel değişime
ayak uydurdu. Eski birebir iş ilişkilerin
yerini, büyük ölçüde elektronik ortamlarda iletişim ile daha seri bir hal aldı.
u da bir gerçektir ki teknolojik imkanlar ne kadar ilerlese ilerlesin, insani temasların gücü her zaman için önemini
korur. Netice itibari ile verilen kararlar,
kazanılan başarılar veya başarısızlıklar,
inisiyatifi taşıyan insanlara aittir. Yönetimlerin profesyonelleşerek günümüzün tüm imkanlarından faydalanması
gerekiyor.
K SAD’ın kuruluş sürecinde de
bulundunuz. Bize biraz o dönemi
anlatabilir misiniz?
Derneğimizin kuruluş amacı, kireç sektörünün problemlerini çözmek
ve eksiklerimizi tamamlayarak geliştirmekti. Öncelikle sektörü bir araya
getirip, camianın birbirlerini tanıyarak
temas kurmalarını sağladık. Sonra da
sektörü geliştirmek için neler yapılması
gerektiğini tespit ederek o doğrultuda
çalışmalarımızı yönlendirdik.
Sektörün ciddi bir pazar potansiyeli mevcuttu. Killi zeminlerin kireç ile
stabilizasyonu ve baca gazı desülfürizasyonu konusunda projeler gerçekleştirdik. Bu çalışmalarımızı sektörün
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
tamamı ile paylaştık. Her toplantımızı
değişik bir fabrikada yaparak hem ilişkileri geliştirdik hem de tecrübelerimizi birbirimize aktardık. Dernek olarak
haksız rekabetle mücadele ettik.
Sektörde geçerli mevzuatlar tam
uygulandığında üreticilerin bir bölümü bu mevzuata uyma konusunda
yetersiz kaldıkları haldeyken hiç çaba
harcamadan üretimlerini sürdürme
konusunda ısrar ediyorlardı. Çalı ve
yamaç ocaklarına sahip bu üreticiler
yoğun zararlı emisyonları çevreye salarak mevzuata aykırı bir şekilde üretim
yapıyorlardı. Bakanlığa yaptığımız girişimler sonucu bu tür işletmeler yok
denecek seviyelere indi.
Öyle görünüyor ki sektörün devletin desteğine ya da bir motivasyona, düzenlemeye ihtiyacı var…
Mevzuatları uygulayarak haksız
rekabete neden olmamak gerekiyor.
Ar-Ge çalışmalarını teşvik etmek yararlı olacaktır. Ülkede teknoloji üretimini
sağlayacak destekler, herkesin kazandığı uygulamalardır. AB mevzuatı
uyum süreçlerinde getirilen uygulamaların, sektörün gelişimini yavaşlatmamasına özen gösterilmelidir.
Kireç sektöründe neler değişti,
üretim kapasitesi ve kalitesi arttı
mı? Fabrikaların çevreye verdiği zararlar azaldı mı?
Günümüzde fabrikaların çevreye
verdikleri zarar yok denecek durumdadır. Ülkemizde fabrikaların ilk kurulduğu dönemlerinde, ilk önce sanayii
söyle i
kurup istihdam sağlamak düşünülüyordu. Teknolojik tedbirler ikinci plana
itiliyordu. Daha sonraları fabrikalar kazandıkça kendilerini yenileyerek modern bir duruma geldiler.
imdilerde sanayi kuruluşları gerekli çevre yatırımlarını yaparak mevzuat için ciddi çabalar harcıyor. Rekabet nedeni ile bütün kuruluşlar en ileri
teknoloji ile üretilmiş ekipmanları kullanıp üretim maliyetlerini düşürmeye
gayret gösteriyor. Bu konuda hassas
olmayanlarda neticeleri görünce uyum
sağlıyor. Mevzuata uyum konusundaki
denetimler, tesislerin modernleşmesini
ve çevreyi koruma tedbirlerini hızlandırıyor.
Bugünkü kireç sanayicilerine genel olarak tavsiyeleriniz nedir?
Yenilikleri yakından takip etmelerini, yapacakları işlerin geleceği de hesaplamalarını, hedef belirlemelerini, en
doğru ve iyisini yapmak için gayret sarf
etmelerini, geniş görüşlü olup, gençleri
yetiştirerek tecrübe, bilgi ve görgülerini
onlara en doğru şekilde aktarmalarını
tavsiye ediyorum. Her sanayicinin, yerini dolduracak bilinçli elemanlar yetiştirmesi, her sektörde olduğu gibi bu
sektör içinde geçerlidir. Sonuçta ülke
kazançlı çıkacaktır.
Sizce K SAD’ın sektöre katkısı
nedir?
Derneğin sektöre çok büyük yararları oldu. Örneğin Karayolları Genel
Müdürlüğü ile işbirliği yapılarak sürdürülen çalışmalar sonucu yol yapımında
killi zeminlerin stabilizasyonunda kireç
kullanım koşullarını belirleyen “Kireç
Teknik atnamesi” hazırlanarak yayınlandı. artnamenin hazırlanmasından
sonra uygulanmanın yaygınlaştırılması
için derneğimiz yurt düzeyinde yaygın
bir tanıtım çalışması başlattı. Eğitim
amaçlı yaklaşık on ile gidildi. Karayolları Bölge Müdürlükleri işbirliği ile zemin
stabilizasyonu konusunda eğitim ve
seminerler verildi. Bu işlemler mali açıdan çok zor şartlarda gerçekleştirildi.
Halen tam hedefine ulaşıldığı söylenemez. Birçok killi zemin halen eski
yöntemler kullanılarak, yerinden kal-
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
1934 yılında Ankara’da doğdu.
1958 yılında, Ankara Fen Fakültesi Kimya Yüksek Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. Aynı
yıl Balıkesir Çimento fabrikasında işletme mühendisi olarak
iş hayatına atıldı. Daha sonraki
yıllarda Türkiye’de kurulan
çimento fabrikalarının yüzde
80’inde montaj ve işletme şefi
olarak emeği geçti. 1970-1976
yıllarında AK Çimento’da müdür, 1976-1999 yılları arasında
Nuh Çimento’da genel müdür
muavinliği ve genel müdürlük
yaptı. 1999 yılından bu yana
ise oğulları ile birlikte kurdukları Ertuğ irketler Gurubu’nda
çalışmalarını sürdürüyor.
dırılarak sağlam zemin getirilip ıslah
edilmeye devam ediliyor. Uygulamanın
daha ekonomik olduğu bilgisi halen
uygulamacı ve müteahhitlere anlatılamadı. Bu konudaki umudumuzu
koruyoruz. Üyelerin, yeni mevzuatlara
uyum sürecinde dernek çok önemli
roller üstlendı. Kireç standartları güncellenirken Türk Standartları ile ortak
çalışmalar yapıldı.
41
gezi
KAPADOKYA
KAPADOKYA
Dünyanın geldiği yer
Bir saatlik uçak yolculuğuyla, ehrin tüm karma asını geride bırakmaya, e siz tarihi
ve olağanüstü dokusuyla Kapadokya’da masalsı bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?
Peribacaları ve yeraltı ehirleriyle ünlü Kapadokya’nın muhte em coğrafyasına balonla
havadan bakabilir, safari ve trekking ile doğada keyifli saatler geçirebilirsiniz.
E
şsiz tarihi ve doğasıyla dikkat çeken Kapadokya, son
yıllarda sadece olağanüstü doğal güzellikleriyle değil;
balon turu, safari, trekking gibi alternatifleriyle de yerli ve yabancı turistlerin çekim merkezi haline geldi. Özellikle
hafta sonu tatilleri için muhteşem bir seçenek sunan Kapadokya’ya kısa bir uçak yolculuğuyla kolayca ulaşabilirsiniz.
Ülkemizin en önemli turizm bölgelerinden biri olan Kapadokya’da Ürgüp, Göreme ve Avanos öne çıkmış olsa da bölgede birbirinden ilginç oluşum ve daha birçok görülmesi gereken yer bulunuyor. Peri bacaları ve yeraltı şehirleri ile ünlü
Kapadokya’da; rüzgar, yağmur, kar ve akarsuların aşındırmasıyla çeşitli oluşumlar ortaya çıkmış. Bölgedeki yumuşak kayaları sabırla oyanlar, kendilerine barınak ve kilise yapmış, bazılarının duvarlarını resimlerle süslemişler. Ürgüp ve Göreme
peri bacalarıyla özdeşleşse de son yıllarda Kapadokya’nın
turizm gelirinin yüzde 44’ü balondan elde ediliyor. Yerli ve
yabancı turistlerin neredeyse artık balona binmek için gittiği
Kapadokya’da 2002 yılında altı işletmede 31 balon çalışırken
bugün işletme sayısı 25’e, balon sayısı 195’e çıkmış.
42
Bugün peri bacaları ve balonlarıyla ünlü olsa da Kapadokya bölgesi yeryüzü şekilleri açısından dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir yapıya sahip. Bu yapı nedeniyle de bKapadokya’nın ülke turizmindeki payı büyük. Bölgenin özelliklerini
ve ekonomiye nasıl katkı sağladığını görmek için, Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar Kaleleri, El Nazar
Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak Yeraltı Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi, Paşabağ- Zelve gibi belli başlı yerlerini
gezmek gerekiyor.
Kapadokya’nın kendine has evleri ve güvercinlikleri
Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebiliyor ancak hava ile temas ettikten
sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşüyor. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has taş işçiliği gelişerek mimari
bir gelenek halini almış. Gerek avlu gerekse ev kapılarının
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
gezi
malzemesi ahşap. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiş.
Kapadokya bölgesini gezen ziyaretçiler
peribacaları, kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar ile yer altı şehirleri arasında fantastik
bir yolculuk yaparken genellikle güvercinliklere fazla dikkat etmezler. En yaygın örneklerini
Kapadokya bölgesinde gördüğümüz güvercinlikler, bölge çiftçisinin üzüm bağlarından daha
fazla verim alabilmek amacıyla güvercin gübresi kullanma geleneğinden kaynaklanıyor. Bu
amaçla birçok güvercinlik inşa edilmiş. Bu bölgede karşılaştığımız güvercinlikler, daha çok
kayalara oyulmuş odacıklar şeklinde.
Güvercinlikler gezginlerin de dikkatini
çekmi
Ancak kesme taştan yapılmış ev benzeri
yapı tipinde olan güvercinlikler de bulunuyor.
Bazen de yöredeki bir kaya manastırının ön
cephesi duvarla kapatılıp içi güvercinlik haline
getirilmiş. Çavuşin Kasabası yakınlarındaki Çavuşin Kilisesi, Göreme’de Kılıçlar Meryemana
Kilisesi ve Karşıbucak vadisinde yer alan kiliseler buna en iyi örnek. Bugün güvercinlik olarak
kullanılmış manastır ve kiliselerde fresklerinin
sağlam kalmasını güvercinlere borçluyuz.
Çünkü bu sayede freskler özellikle insanlar
tarafından yapılan tahribattan korunmuş. Bu
bölgedeki güvercinliklerin en eski örnekleri 18.
yüzyılda yapılmış. Bu yüzyıldan kalma olanların
sayısı fazla değil. Ağırlıklı olarak buradaki güvercinlikler 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarında
inşa edilmiş. Buradaki güvercinlikler 18. yüzyıl
başında bölgeyi ziyaret eden batılı gezginlerin
de dikkatini çekmiş. Bu gezginlerden Charles
Texier ve William Hamilton anılarında ve çizdikleri gravürlerde güvercinliklere dikkat çekmişler.
Yer altı şehirleri, kaya oyma evleri ve kaya kiliseleriyle bir harikalar diyarı olan Kapadokya’ya
gidip de Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı şehirlerini görmemek olmaz. Uçhisar kalesine ve Erciyes dağına çıkıp, bütün Kapadokya bölgesine
yukarıdan bakmak gerekir. Göreme açık hava
müzesini görüp insanoğlunun neler yapabileceğine şahit olmalısınız. Güvenirlik vadisini, Zelve
açık hava müzesini görmeden dönmeyin. Derbent vadisini, Üç Güzeller peri bacalarını, Kızıl
Çukur’da güneşin batışını, doğuşunu ve mehtabı seyretmeyi ihmal etmeyin. Hele Kapadok-
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
43
gezi
KAPADOKYA
Bölge Kırşehir
Niğde, Aksaray ve
Kayseri’yi kapsıyor
K
apadokya’ya insan yerleşimi Paleolitik döneme
kadar uzanıyor. Hititler’in yaşadığı topraklar
daha sonraki dönemlerde Hrıstiyanlığın en önemli
merkezlerinden biri olmuş. Kayalara oyulan evler ve
kiliseler, bölgeyi Roma İmparatorluğu’nun baskısından kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline
getirmiş.
Başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerine yayılan Kapadokya bölgesi,
adeta doğa ve tarihin bütünleştiği bir yer. Coğrafi
olaylar peri bacalarını oluştururken, tarihi süreçte insanlar da bu peri bacalarının içlerine evler, kiliseler
ve manastırlar oymuş, bunları fresklerle süsleyerek
binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımış.
Kapadokya’nın yazılı tarihi Hititlerle başlıyor. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler
arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya,
İpek Yolu’nun da önemli kavşaklarından biri. M.Ö.
12. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlıyor. Bu dönemde Asur
ve Frigya etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye
egemen oluyor. Bu Krallıklar M.Ö. 6. yüzyıldaki Pers
işgaline kadar sürüyor.
Bugün kullanılan Kapadokya adı, Pers dilinde
“Güzel Atlar Ülkesi” anlamına geliyor. M.Ö. 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratıyor,
ama Kapadokya’da büyük bir dirençle karşılaşıyor.
Bu dönemde Kapadokya Krallığı kuruluyor. M.Ö. 3.
yüzyıl sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede hissedilmeye başlıyor. M.Ö. 1. yüzyıl ortalarında Kapadokya Kralları, Romalı generallerin gücüyle atanıyor
ve tahttan indiriliyor. M.S. 17 yılında son Kapadokya
kralı ölünce bölge Roma’nın bir eyaleti oluyor.
M.S. 3. yüzyılda Kapadokya’ya Hıristiyanlar geliyor ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi oluyor. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara
uygulanan baskılar iyice artıyor. Fakat Kapadokya
baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak
için ideal bir yer olduğundan derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oyulan sığınaklar, Romalı
askerlere karşı güvenli bir alan oluşturuyor.
44
ya’ya gidip de Ürgüp’ü görmemezlik etmeyin. Çünkü Kapadokya’nın kalbi Ürgüp’te atar, orası akşamları hep cıvıl cıvıldır.
Ürgüp Temenni tepesine çıkıp çay ve kahve yudumlamanın
keyfini hiçbir yerde çıkaramazsınız.
Ürgüp müzesi ve kütüphanesi
Her mevsimi, her günü her saati bir başkadır Kapadokya’nın. Kayaların sabah güneşiyle başka bir renkte, öğlen güneşiyle başka bir renkte ve akşam güneşiyle tamamen başka bir renkte olduğuna şahit olursunuz Kapadokya’da. Kış
mevsiminde peri bacalarının üzerinde karın ne kadar güzel
durduğunu yaşamanın zevki bambaşkadır. İlkbaharda yeşille
sarı o kadar güzel sarmalar ki birbirini. Yaz mevsiminde kayaların serin gölgelerinde uzanmak apayrı bir zevk verir insana.
Gezilip görülecek yerler çok yakındır birbirine ama mutlaka
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
gezi
detaylı bir şeklide gezilmelidir. Değilse bir anlamı kalmaz.
Yer üstü ve yer aldı güzellikleri görüp, balonla eşsiz coğrafyayı gökyüzünden izledikten sonra bölgeyle ilgili daha
ayrıntılı bilgi edinmek için Ürgüp Müzesi ve Kütüphanesi’ne
gitmeniz gerekir. Kütüphanede Fransız sanat tarihçisi Guillaume de Jerphanion gibi hayatının bir bölümünü Kapadokya’da da geçirerek bölge hakkında incelemeler yapmış
ünlü yazarların eserleri bulunuyor.
Bu önemli belgelerin ve diğer el yazması eserlerin görülmesi ve incelenmesi herkese açık. Cumhuriyet döneminin ilk kütüphane müdürü olan Mustafa Güzelgöz dünya
üzerinde ilk defa eşeklerle köylere kitap ulaştırmış ve böylelikle 1963 yılında dünyada “Yılın Kütüphanecisi” seçilmiş.
Bugün Ürgüp Kütüphanesi 150 bin ciltlik çok önemli bir
arşive sahip.
Hediyelik e ya almadan dönmeyin!
Kapadokya’nın hemen her yerinde rastladığınız hediyelikler arasında; bölgeye özgü bez bebekler, el işi dantel ve
oyalar, mermer biblolar, çeşitli taşlar, maket peribacaları,
bakır işi çeşitli ev eşyaları, el örgüsü yün başlık, eldiven ve
değişik renkte çoraplar, Avanos Yahyalı’nın halıları, kilimleri,
heybeleri ve yazmaları bulunuyor.
Tabii orada bir de tatmanız gereken yöresel tatlar var. Mesela testi kebabı, güveç, mantı, sac tava, pastırmalı kuru fasulye, kiremitte tavuk, kiremitte alabalık, şömine sote ve fırından
yeni çıkmış pideler yörenin en lezzetli yiyecekleri. Cumartesi
günü kurulan Ürgüp pazarından köylülerin imal ettiği süt mamulleri, bal, yoğurt, çökelek peyniri de alabilirsiniz. İri taneli
kabak çekirdeği, patates, çavuş üzümü, kayısı diğer bölgesel
tatlar arasında.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
45
sağlık
Kış depresyonu
sizi eve kapatmasın
Bugünlerde uykusuzluk
çekiyorsanız, kendinizi çok
yorgun hissediyorsanız
ve i tahınız her geçen
gün artma eğilimde ise
dikkatli olmalısınız. Çünkü
kı depresyonunu hala
üstünüzden atamamı sınız.
Uzman Klinik Psikolog
rem Can Esenkaya kı
depresyonundan nasıl
kurtulacağımızı anlattı.
46
S
oğukların devam ettği ama baharın kapımıza dayandığı
günler yaşıyoruz. Ancak depresif kış günlerinin etkisi halen
deva ediyor. Yazın aydınlık ve ılık günlerini hayal ederken,
kış depresyonundan da çıkmamız gerekiyor. Sonbaharda başlayıp
kış aylarında devam eden ve her sene aynı zamanlarda görülen bir
depresif duygu durumu olan kış depresyonu, birçok kişiyi pençesine alıyor.
Bu durum hep aynı mevsimde yaşandığı için “kış depresyonu”
adının verildiğini belirten Uzman Klinik Psikolog İrem Can Esenkaya, “Kış depresyonunda, kişi olumlu olaylar yaşadığı halde kendini
depresif hissedebilir. Kış mevsiminin insanlar üzerinde belirli etkileri olur. Bu etkilerin nedeni azalan güneş ışınlarıdır. Güneş ışınları
azalınca kişinin biyolojik saati bozulabilir, duygu durumunu etkileyen hormon olan seratonin azalır ve uykuyu etkileyen hormon olan
melatonin seviyeleri artar. Bu bozulmalar mevsimsel depresyona
zemin hazırlayan en önemli unsurlardır” diyor.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
sağlık
Kış depresyonundan
kurtulmanın 10 altın kuralı
Psikolog Beril Yardımcı, kı
depresyonundan korunmanın en
önemli yollarını öyle anlattı.
Uzman Klinik Psikolog
İrem Can Esenkaya
Psikolog
Beril Yardımcı
KIŞ DEPRESYONU BEL RT LER NELERD R?
Kış depresyonu belirtilerini kendini mutsuz hissetme,
umutsuzluk, kaygılı olma, enerji düşüklüğü, kollarda ve bacaklarda ağırlık hissi, sosyal hayattan geri çekilerek içine
kapanma, fazla uyuma, zevk veren aktivitelerin zevk vermemesi ve özellikle karbonhidrat tüketimi isteğinde artış olarak
görülen iştah değişiklikleri olarak sıralayan İrem Can Esenkaya, “Bu belirtiler sonucunda hem kişi konsantrasyon
bozukluğu yaşamaya hem de sosyallik azaldığı için gelen
hareketsizlik ve yemek yemede artış ile kilo almaya başlar”
şeklinde konuşuyor.
Kış depresyonunun kadınlarda daha sık görüldüğünü
ifade eden Esenkaya, ailede mevsimsel depresyon bozukluğu olması ve halihazırda klinik düzeyde depresyon veya
bipolar hastası olmanın risk faktörleri arasında yer aldığını
vurguluyor.
Öncelikle kişinin depresyon mu, bipolarite mi, kış depresyonu mu yaşadığının ayırıcı tanısını yapmak gerektiğini
dile getiren Esenkaya, bu konuda şu bilgileri veriyor: “Mutsuz hissetme, umutsuzluk, kaygılı olma, enerji düşüklüğü,
fazla uyuma gibi belirtiler kişinin hayatını ve fonksiyonelliğini
olumsuz etkileme aşamasına geldiyse ve belirtilerle başa
çıkmakta zorlanıyorsa kış depresyonu geçiriyor olabilir.
Böyle bir durumda kişinin bir ruh sağlığı uzmanına başvurması önemlidir.”
C DD YE ALINMALI
Kış depresyonunu ciddiye almak gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İrem Can Esenkaya, “Çünkü
araştırmalar bir kere depresyona giren insanların tekrar
depresyona girme riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Buradan hareketle ne kadar erken zamanda bu belirtiler ile başa çıkmak için yardım alınırsa kişinin hayat kalitesi
o kadar artar. Kış depresyonunun tedavi edilmediği zaman
intihar düşüncelerine, sosyal hayattan geri çekilmeye, iş
veya okul yaşamında problemlere ve alkol kullanımına sebep olduğu biliniyor” bilgisini veriyor.
1- Odanıza gün doğsun
Yatak odasında zaman ayarlı aydınlatma sistemi kurmak ve alarmınız çalmadan yarım saat önce yatağınızda
gün doğumunu hissetmek uyanmayı kolaylaştırır.
2- Hayatınıza ışık sokun
Güneş ışığı doğal olarak beynin duygusal merkezini
uyarır ve insanın iyi hissetmesini sağlar. Erken kalkın,
perdeleri açın, dışarı çıkın.
3- Hareket sizi kurtarır
Soğuk hava terlememek için özür değildir. Spor
merkezinde, evde veya hatta tercihen dışarıda kalbiniz
140’ın üzerinde çarpsın. Düzenli egzersiz kış uykusuna
çekilmeye meyilli bedene yaşadığını hissettirir.
4- Şekere dikkat!
Kışın özellikle de tatlı yeme eğilimi artar. ekerli ve
beyaz unlu gıdalar bedende uyuşturucular gibi biyokimyasal sistemleri etkiler. Ne yediğiniz, nasıl hissettiğinizi
ciddi ölçüde etkiler.
5- Sosyal hayatı unutmayın
Arkadaşların, ailenin, iş arkadaşlarının, komşuların
önemini azımsamayın. Sizi destekleyecek insanları aklınızda tutun, ihtiyaç duyduğunuzda size cesaretlendirmelerine izin verin.
6- Kışa heyecan katın
Kayak, kızak, kar yürüyüşü, buz pateni gibi faaliyetleri kışın hayatınıza heyecan katar.
7- Gevşeyin
Kendinize yardımcı olacak gevşeme egzersizlerini
gündeme alın.
8- Uyku ne fazla ne de az olmalı
nsanlar soğuk havalarda doğal olarak daha uzun
uyur. Özellikle de hafta sonları çok fazla uyumamaya
özen gösterin, bu insanı daha yorgun düşürebilir.
9- Mevsimi kabul edin
Mevsimlerin değişimi doğal bir akıştır. Bu değişimi
yargılamak yerine izlemek ve detaylarını görmek insanın
daha olumlu bir ruh hali içinde kalmasını sağlar.
10- Profesyonel destek alın
steksizlik-mutsuzluk, değersizlik-suçluluk hisleri,
uyku bozukluğu-aşırı uyku hali, enerji azalması-yorgunluk, iştah değişikliği, sinirlilik, endişe-kaygı, konsantrasyon bozuklukları gibi belirtiler uzun sürerse profesyonel
destek almaktan çekinmeyin.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
47
damak tadı
Malzemeler
20 adet orta boy domates
(küçük yumurta şeklindeki
domatesler tercih ediliyor)
20 adet taze badem
5 su bardağı toz şeker
3 su bardağı içme suyu
1 tatlı kaşığı toz limon tuzu
1/2 çay kaşığı vanilya
(Mümkünse aktarlarda satılan
toz vanilya olmalı)
2 çay bardağı sönmemiş kireç
İsteğe göre karanfil
Domates tatlısı-reçeli
Domates reçeli, Bozcaada’ya özgü, domates ve bademle yapılan
muhte em bir reçel çe idi. “Böyle reçel mi olur?” diyenlerin ezberini
bozacak bir lezzet...
K
ış başında çeşit çeşit reçeller yapılarak
raflara dizildi. Her türlü meyveden yapılan reçel çeşitlerinden biri de Bozcaada’ya özgü domates ve bademle yapılan Domates Reçeli’dir. Kahvaltıda veya tatlı yerine
de yenebilen Domates Reçeli’ne karanfil de
batırılarak hoş bir aroma elde edilebilir. Bir de
pişirilmeden önce domatesler kireç kaymağında bekletilirse, tadına doyum olmaz. Reçel
seviyorsanız ve çeşitlerini tatmaya açıksanız
bu lezzetli reçeli denemenizi tavsiye ediyoruz.
Nasıl yapılıyor?
Bademleri bir gece önceden suda bekletin, ertesi sabah yumuşamış bademlerin kabuklarını soyun. Domatesleri iyice yıkayın ve
sıcak suya koyun ve kolay soyulması için 5
dakika bekletin. Domateslerin kabuklarını so-
48
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
damak tadı
yun, avucunuzun ortasına yerleştirin ve altını çarpı işareti
şeklinde kesin, elinizle sıkıp bu kesikten çekirdeklerini çıkartın, çekirdeği çıkartılmış domatesleri bir kaba yerleştirin
ve üzerini kapatacak miktarda kireç kaymağı dökün, 2 saat
süreyle bu kireç kaymağında bekletin. Domateslerin hepsi
suya batmalı, gerekirse üzerine ağırlık yapacak bir tabak
koyabilirsiniz.
Reçeli pişirmek için şerbet hazırlayın. Su miktarını domateslerin miktarına göre ayarlayın. Ortalama 1.5 su bardağı
su kullanabilirsiniz. Su ve şekeri tencereye koyun ve biraz
koyulaşana kadar kaynatın. Vanilyayı ekleyin. Domatesleri kireç kaymaklı sudan alıp yıkayın ve içlerine soyulmuş bademlerden koyun. Domatesleri olmuş şerbetin içine yan yana
boşluk kalmadan düzgünce dizin. Reçeli domatesler pişene
kadar kaynatın. Yaklaşık 1 saat kaynatabilirsiniz. Domatesler
kireçli suda durdukları için yumuşamıyor dağılmıyor.
İstediğiniz kıvama gelince limon tuzunu atın ve 2-3 dakika daha kaynatıp ocağın altını kapatın. Domatesleri ka-
vanozlara koyduktan sonra şerbetini üzerine dökün, kavanozların kapağını reçel sıcakken kapatıp ters çevirin ve bu
şekilde 1 gün bekletin.
Püf noktası: Kireç kaymağı nasıl yapılır?
Kireç kaymağı yapmak için derin bir kasede 3 litre
soğuk suya 2 çay bardağı sönmemiş kireci ekleyin ve karıştırın, 4 saat sonra kireç dibe çökecek, kirecin üzerinde
berrak bir su ve suyun üzerinde de ince bir tabaka oluşacak. Üç katmanlı olan bu karışımın en üzerinde bulunan
tabakayı kaşıkla alıp atın, dipte bulunan kireç tortusunu
kaldırmadan berrak suyu dikkatlice başka bir kaba aktarın.
Reçel yapımında kullanılan “kireç kaymağı” karışımın ikinci
katmanı olan bu berrak sudur.
Sönmemi kireç nereden alınır?
İnşaat malzemeleri satan yerlerde ve bazı aktarlarda bulabilirsiniz.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
49
kültür-sanat
.KİTAP...KİTAP...KİTAP...KİTAP...KİTAP...KİTAP...KİTAP...KİTAP...KİTAP...KM
BA IMI SOKACAK B R
YER M OLSUN YETER
Yazar: Tan Oral
Yayınevi: Yapı Endüstri (YEM)
OSMANLI M MAR S N N
TEMEL LKELER
Yazar: Oya Şenyurt
Yayınevi: Doğu Kitabevi
YEM Yayınları’ndan çıkan Tan
Oral imzalı “Başımı Sokacak
Bir Yerim Olsun Yeter” isimli
kitap yapı sektörüne önemli
bir bakış açısı kazandırırken,
mizahın gücünden yararlanıyor.
Kitapta, mimar ve karikatürist
Tan Oral’ın, pratik zeka ve kara
kalemden güç alan yaratıcı
çizgilerle ortaya koyduğu, son 50
yılda ülkemizde yaşanan “inşa
etme” maceramızın mimarlık,
kentleşme, çevre ve insan
ilişkilerini içeren çok özel bir
seçki bulacaksınız.
Kitap, birbirini izleyen tarih
süreçleri ışığında Osmanlı
mimarisini, plan tipolojileri, işlev,
üslupsal ayrıştırma biçimindeki
bilindik metodolojilerle ele
almak yerine; yazı, yazılı belge,
dil ve görme biçimlerine bağlı
olarak sorguluyor. Bu bakış
açısıyla, gelenekselleşen
tasarım yaklaşımlarının ve
mimarlık düşüncesinin ortaya
çıkardığı ilkelerin ulaştığı
son nokta, Osmanlı’nın son
dönemlerinden geriye yönelik bir
değerlendirmeyle kaleme alınmış.
KIRMIZI SAÇLI KADIN
Yazar: Orhan Pamuk
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Orhan Pamuk, yeni kitabı
“Kırmızı Saçlı Kadın”da
okurlarını otuz yıl önce stanbul
yakınlarındaki bir kasabada
liseli bir gencin yaşadığı sarsıcı
bir aşk hikâyesiyle, büyük
bir insani suçun peşinden
sürüklüyor. Kitapta okur, Batı’nın
ve Doğu’nun iki temel efsanesi
Sophokles’in Kral Oidipus’u
(babayı öldürmek) ile Firdevsî’nin
“Rüstem ve Sührab”ıyla (oğulu
öldürmek) yeniden karşılaşıyor ve
kendi sıradan hayatlarımızın eski
metinlerden ne kadar etkilendiği
sorusunu soruyor.
N AAT MUHASEBES
VERG UYGULAMALARI
REHBER
Yazar: YMM&Öğretim Görevlisi
Recep Selimoğlu
Yayınevi: MuhasebeTR Yayınları
“ nşaat Muhasebesi& lgili
Vergi Mevzuatı Uygulamaları
Rehberi” konulu çalışmanın,
inşaat faaliyetinde bulunan
işletmelerin yöneticilerine,
3568 sayılı yasa kapsamında
muhasebe/denetim
faaliyetinde bulunan
meslek mensuplarına,
meslektaşlarımıza, stajyerlere,
çalışma konumuzla ilgili
sınavlara hazırlanan
öğrencilere kaynak niteliğinde
olması amaçlanıyor.
Kürşat Başar’dan yıldızlarla dolu
bir albüm “Kaldığımız Yerden”
K
eşke Burada Olsaydın albümüyle müzikseverlerden tam
not alan Kürşat Başar’ın yıldızlarla dolu ikinci albümü “Kaldığımız Yerden” şimdi tüm müzik marketlerde. Kürşat Başar,
son beş yıldır müzisyen ve besteci kimliğiyle gündemde. Kendi
kurduğu orkestrasıyla, ünlü solistlerle çalışan Kürşat Başar, ilk
albümü “Keşke Burada Olsaydın”da Sezen Aksu, lhan eşen,
Yaşar, Erol Evgin, Levent Yüksel, Yeşim Salkım, Ayşen, Berkay,
enay Lambaoğlu ve Zeynep Talu gibi ünlü sanatçılarla çalışmıştı. Albüm yayınlandıktan sonra, ülkemizde ve yurtdışında
200’ün üzerinde konser veren Kürşat Başar’ın yeni albümünde
Ferhat Göçer, Candan Erçetin, Nükhet Duru, Soner Olgun,
Nezih Ünen, Ragıp Savaş, Zeynep Talu, Ayşen, Jale, Elcil Gürel
Göçtü gibi ünlü isimler yer alıyor. Albüm, Kürşat Başar’ın yeni
bestesi “Kaldığımız Yerden” ile birlikte, Leonard Cohen, Orhan
Gencebay, Zülfü Livaneli, Deep Purple’ın efsane ismi Jon Lord,
Nezih Ünen, Noel Molina Tejedor, Elcil Gürel Göçtü ve ekip
Ayhan Özışık gibi ülkemizin ve dünyanın ünlü müzisyenlerinin
yeni ve klasikleşmiş bestelerinden oluşan rengarenk bir repertuardan oluşuyor.
50
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
kültür-sanat
ES S - M EV
İŞ BİRLİĞİ
ModernMKuğu
Gölü
Türkiye’de3
KMÜZİK...MÜZİK...MÜZİK... MÜZİK..
BEIRUT
“No No No”
Zach Condon’un
kurucusu olduğu ve
farklı kültürlerden
gelen müzisyenlerin
oluşturduğu yüksek
müzik kalitesine sahip indie-rock grubu
Beirut, 11 Eylül’de
piyasaya çıkardığı
yeni albümü “No No
No” ile gerçekleştireceği turne kapsamında Türkiye’ye geliyor.
Batı Avrupa ve Balkan müziğini kendi yorumlarıyla harmanlayan
ve folk müziği ile caz arasında özgün bir sound’a sahip olan
Beirut’un yeni albümlerinin tanıtımı kapsamında Amerika’da verdikleri konserlerin biletleri günler öncesinden tükenmişti. imdi
de grup, “No No No” için çıkacakları Avrupa turnesi kapsamında
BKM organizasyonu ile 28 Mayıs’ta stanbullu müzikseverler ile
yeniden buluşacak.
Kuğu Gölü’nden uyarlanıp
modernize edilen bale ve dans
gösterisi Swan Lake Reloaded,
sadece 10 gösteri için Türkiye’de.
1-10 Nisan tarihleri arasında stanbul ve Ankara’da gerçekleşecek gösterinin dünya prömiyeri
Stokholm’de yapıldı. Ardından
Paris, Londra, Berlin, Frankfurt,
Essen, Moskova, Zürih ve Viyana dahil dünyanın en önemli
başkentlerini gezen Swan Lake Reloaded, gittiği her ülkede
sanatseverlerin yoğun ilgisi ile karşılaştı.
Tchaikovsky’nin yanı sıra dünyaca ünlü pop ve rock sanatçılarının da eserlerinin kullanıldığı gösteride klasik bale ile
beraber sokak dansı da kullanılarak 1800’lerin balesi, modern
toplumu yansıtacak şekilde modifiye edildi. Fredrik Rydman’in
bu Tchaikovsky klasik yorumu izlenmeye değer.
35. İstanbul Film Festivali
2016 yılında 35. yaşını kutlayacak olan stanbul
Film Festivali, 12’inci kez Akbank sponsorluğunda
7-17 Nisan 2016 tarihleri arasında stanbul’da düzenlenecek. Festivalde gösterilecek yerli yapımların
belirlenmesi için tüm başvurular 29 Ocak tarihine
kadar yapıldı, daha sonra festivalde gösterilecek
yerli filmler belirlendi. Festival programından gösterilecek ilk iki film de belli oldu. Festivalde gösterilecek ilk film olan Boi Neon, büyülü gerçekliğe
doğru kayan, insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkiyi
incelikle aktarıyor.
Attenberg filminin yönetmeni Atina Rachel
Tsangari’nin bol ödüllü ve olaylı son filmi övalye’de stanbul Film Festivali’nde. Yunanlı kadın
yönetmen Tsangari’nin erkek dünyasını ti’ye aldığı film, Ege denizinde bir teknede tatile çıkan altı
erkek arkadaşın “içimizden en erkek hangimiz”
oyununu oynamaya karar vermeleriyle başlıyor.
övalye, aralarında ünlü Yunanlı şarkıcı Sakis’in de
olduğu, sadece erkeklerden oluşan oyuncu kadrosuna, Saray Bosna Film Festivali’nde toplu halde en
iyi oyuncu ödülü kazandıran bir film.
BÜLENT ORTAÇG L
Son albümü: “Sen”
Bülent Ortaçgil, 1 Nisan’da Kadıköy Sahne’de
en sevilen şarkılarını seslendiriyor. Türkiye’de şehir
müziğinin önemli isimlerinden Bülent Ortaçgil,
“Sen” isimli son albümünü
Ada Müzik’ten çıkarttı. Her
zamanki gibi tüm söz ve bestelerde sanatçının imzasını taşıyan
“Sen”, çok özel Ortaçgil şarkılarıyla bezeli...
Bülent Ortaçgil, yoğun konser temposuna rağmen yedi yıldır
albüm yapmamıştı. Son çalışması Sen’de yer alan yeni şarkılar,
sanatçının sevenlerini ziyadesiyle memnun edeceğe benziyor.
Albümde müziklerin yanı sıra şarkı sözlerinin de şiirselliği göze
çarpıyor.
Doğa ve sürdürülebilirlik
üzerine bir sergi
DINO MERLIN
Balkanların mega starı
Balkan dünyasının mega
starı Dino Merlin, uzun yıllar
süren bir bekleyişten sonra 23
Nisan’da, Ora Arena’da sevenlerine seslenecek. 1983 yılında
Merlin grubunu kurarak müzik
hayatına başlayan sanatçı, bu
grupla beş albüm çıkardı. 1991
yılında “Dino Merlin” adıyla solo
kariyerine başlayan sanatçı, kısa sürede birçok önemli başarıya
imza attı.
Türkiye ile bağlarını her fırsatta güçlendirmeye özen gösteren
sanatçı “Da Sutis”’ isimli çok özel bestesini Mustafa Sandal’a vermiştir. Bestenin Türkçesi “Adı ntikamdı” adıyla Mustafa Sandal
tarafından ülkemizde hit olmuştu.
En son 2007’de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu ve 2008’de CRR’de
verdiği konserlerde binlerce Türk hayranıyla buluşan Dino Merlin,
sekiz sene aradan sonra ilk defa stanbul’a geliyor.
stanbul Modern, 2016 yılını doğayı yücelten ve çevresel farkındalığı
gündeme getiren bir sergiyle karşıladı:
“Yok Olmadan” adıyla 13 Ocak tarihinde başlayan sergi, doğayla ilgili kavramsal araştırmalar yapan ve ekolojik
meseleleri sanatsal pratiğini temeline
alan sanatçılardan bir seçki sunuyor.
Farklı dönemlerden sanatçıların doğaya bakışlarını ve “sürdürülebilirlik” kavramıyla çetrefilli ilişkilerini
yansıtan çalışmalar, insanın ekosistem ile etkileşimine dair farklı
yorum ve öngörüler içeriyor.
5 Haziran’a kadar stanbul Modern’de devam edecek sergide Türkiye ve farklı coğrafyalardan yirmi sanatçı ve sanat grubunun resim, heykel, yerleştirme, fotoğraf ve hareketli görüntülerine yer veriliyor.
Kireç Dünyası Sayı: 2 / Mart 2016
51
üyelerimiz
ADAÇAL ENDÜSTR YEL M NERALLER SANAY VE T CARET A. .
Menderes mah Bayat cad no 150/1 Emirdağ /A.KARAHİSAR
Tel. 0272 4428320 • Faks: 0272 442 7829
www.adacal.com.tr
BA TA BA KENT Ç MENTO SANAY VE T CARET A. .
Samsun yolu 35 km Elmadağ /ANKARA
Tel 0312 8640100 • Faks: 0312 8640105
www.vicat.com.tr
ÇDA ÇEL K ENERJ TERSANE VE ULA IM SANAY A. .
34212 Güneşli Bağcılar/İSTANBUL
Tel: 0212 604 04 04 • Faks: 0212 550 20 24
www.icdas.com.tr
ENTEGRE HARÇ SANAY VE T CARET A. .
Hüseyinli köyü Beykoz caddesi No 222/4 Çekmeköy /İSTANBUL
Tel: 0216 434 50 96 • Faks: 0216 434 50 31
www.entegreharc.com.tr
KAR K REÇ KARADEN Z MADENC L K
Merkez: Ankara cad No193 Pendik/İstanbul
Tel 0216 354 85 45 • Faks 0216 390 38 44
Gedelek Köyü Açmalar Mevkii Orhangazi /BURSA
Tel: 0224 586 00 74 • Faks: 0224 586 00 11
www.kar.biz.tr
K
T
s
K MTA K REÇ SANAY VE T CARET A. .
Atatürk Cad. No 174/1 Ekim ap Kat 5 Daire 10 35210 Alsancak/İZMİR
Tel. 0232 463 63 73 • Faks: 0232 463 06 92
BARTIN TESİSİ • BERGAMA TESİSİ • MUĞLA TESİSİ
PINARHİSAR TESİSİ • SOMA TESİSİ • TORBALI TESİS
www.kimtas.com
K REÇ VE TU LA K MYA SANAY A. .
Göztepe Yeşilçeşme sok No 2/10 Kadıköy /İstanbul
Tel: 0216 360 91 60 • Faks: 0216 360 91 61
Fabrika: Kayseri-Ankara karayolu 60. Km. Avanos/NEVŞEHİR
Tel: 0384 561 20 02 • Faks: 0384 561 29 05
www.erciyeskirec.com.tr
NUH YAPI ÜRÜNLER A. .
Hacı Akif Mah. Nuh Çimento Cad. No: 28 41800 Hereke - Körfez / KOCAELİ
Tel: 0262 511 55 20 • Faks: 0262 511 51 82
www.nuhyapi.com.tr
N MSAN N KSAR K REÇ SANAY VE T CARET A. .
E80 Karayolu Fatlık köprüsü mevkii 60600 Niksar /TOKAT
Tel: 0356 538 11 61 • Faks: 0356 538 11 64
www.nimsan.com.tr
BEYAZIT RKETLER GRUBU
MERKEZ : Büyükdere Cad. Beyazıt Han 86/2 Gayrettepe-İSTANBUL
Telefon: 0212 274 28 28 • Faks: 0212 266 02 37
PAKSAN Fabrika:
Eski Karasu Yolu Taşkısığı Mevkii PK: 99 54001 ADAPAZARI
Telefon: 0264 323 33 44 • Faks: 0264 323 33 69
www.paksankirec.com.tr
KAKSAN Fabrika :
Selampınar Mh. Hacıbelen Mevkii Pk: 5-01170 Karaisalı-ADANA
Telefon: 0322 551 21 76 • Faks: 0322 551 20 90
www.kaksankirec.com.tr
V NE MADENC L K SANAY VE T CARET A. .
Merkez: Şehit Nevres Bulvarı Kızılay iş Merkezi No3/7 35210 Alsancak/İZMİR
Tel: 0232 463 00 03 • Faks: 0232 463 11 06
Fabrika: Mınak Boğazı Mevkii Çelemli Beldesi Yüreğir /ADANA
Tel: 0322 383 21 22 • Faks: 0322 383 21 26
www.ozture.com
*HUoHNOHúWLUGL÷LPL]EXoDOÕúPDODULoLQ
VL]LQGHGHVWH÷LQL]HLKWL\DFÕPÕ]YDr.
*HOLQD\GD40TLLOH(÷LWLFL$LOHPL]ROXQ
oRFXNODUÕPÕ]VRV\DOYHVD÷OÕNOÕE\VQ
0212 282 89 16 / tocev.org.tr
OkuyamÕyor!
KiRECiN KULLANIM ALANLARI
KİREÇ SANAYİCİLERİ
D E R N E Ğ İ
MART 2016 • YIL 2 • SAYI: 2
K İ S A D
Bulut
Çamur
Kireçle dezenfekte edilen lağım çamuru, toprak kalitesini
artırmak için tarımda gübre
olarak kullanılabiliyor.
Buharlaşma
Yağmur
Nehir
Göl
Lağım ıslah çalışması
Kirecin yüksek PH değeri,
endüstriyel ve evsel
kanalizasyon tortularının
nötralize edilmesi sağlıyor.
Bu seyede oluşan hijyen,
bakteri, virüs ve zararlı
mikropları öldürüyor.
KİREÇ SANAYİCİLERİ
D E R N E Ğ İ
Konutlar
Yeraltı ve yüzey
suları
Fabrikalar
Kireç endüstriyel
atık suları nötralize
ederek, sanayi kuruluşlarının atık su yönetim proseslerinin
kalitesini artırıyor.
(Çelik, madencilik,
yağ ve kimya ve
tarım gibi…)
Su arıtma çalışması
Kireç çok yaygın bir
şekilde içme suyu arıtımında yumuşatıcı veya
mineralize edici olarak
kullanılıryor. Bu işlem
yapılmasa su borularının
aşınması artar bu da suda
toksik metallerin artmasına neden olur. Örneğin
krom, bakır, kurşun, çinko
gibi metallerin akut ve
kronik sağlık problemlerine neden olduğu biliniyor.
Borulardaki korrozyonu
önlemek için karbonik
asitin kireçle nötürleştirilmesi gerekiyor.
Saf yeraltı ve dağ ve
yüzey suları
bizim esas içme
suyu kaynaklarımızdır. Çoğu zaman
bunlara ulaşılamadığımız için standartların belirtiği kalitede
içme suyu sağlayabilmek için özel
fiziksel ve kimyasal
arıtma yöntemleri
uygulanıyor.
Milano ve Helsinki’den
kütle ve zemin
stabilizasyonu
çalışmaları

Benzer belgeler