Dünya Dili Türkçe İçerisinden Anadolu

Yorumlar

Transkript

Dünya Dili Türkçe İçerisinden Anadolu
DÜNYA DİLİ TÜRKÇE İÇERİSİNDE ANADOLU DİLLERİNDEN ZAZACA’NIN YERİNE DAİR GÖRÜŞLER
Yaşar Kalafat
ÖZET
1
:
Dünya dili Türkçenin hâkim dil olarak yaşadığı Türk ellerinden birisi de Anadolu Türk kültür
coğrafyasıdır. Bütün dünya dilleri gibi Türkçenin de birlikte konuşulduğu coğrafyalardaki yerel dillerle ilişkilerini
belirleyen politikaları olmalıdır, vardır. Biz bildirimizde, bu esaslandırmadan yola çıkarak Türkçe-Zazaca
ilişkilerinin ne olduğu ne olması gerektiğine dair görüşlerimizi, bu konuda yaşanılan gelişmeleri örnekleyerek
tartışıyoruz.
Bu münasebetle kısaca Zaza halkı ve onların coğrafyası hakkında bilgi verip, Zaza tarihi ve kültürel
kimliğine dair ileri sürülen görüşleri kaynak tanıtması tarzında sunumumuza alıyoruz. Zaza kültür politikaları ve
kültürel etkinlikleri içerisinde Türkçe karşısında Zazacanın konumunu ele alıyoruz.
Sonuca giderken Zazaca Türkçe ilişkilerinin geleceğine dair kanaatimizi açıklıyoruz.
Anahtar kelimeler: Zaza dili, Zaza kültür coğrafyası, Zaza kültür politikaları, Zaza tezleri
Yerkürede Zazalar sadece Anadolu’da mı yaşamaktadırlar.
GİRİŞ :
Gerek genel Türkçe ve gerekse de Anadolu Türkçesi itibariyle Zaza Dili veya Zaza halkın anadili olarak
bilip kullandığı dilin konumunu halkbiliminden hareketle belirleyebilme adına; Zaza halkın, onların
coğrafyasının, tarihlerinin, kültürel kimliklerine dair ileri sürülen görüşlerin, görüş sahibi taraflarla birlikte
bilinmesi yararlı olacaktır.
Bu açıklamalarımızdan sonra, Zaza dilli halkın, Türkçe ve birlikte yaşanılan halklardan Kürtçe
karşısındaki tutumu, Türkçe ve Kürtçenin Zazaca olarak bilinen diller karşısındaki tutumları hakkında ilgili yayın
ve kuruluşların etkinliklerine de değinilerek bilgi verilebilir.
METİN :
Zazalar Ortadoğu ve Önasya itibariyle büyük ölçüde Anadolu'da yaşamaktadırlar. Doğu ve Güneydoğu
Anadolu'daki Zaza yerleşim bölgesi Kürtler'in (Kırmanç) yoğun olduğu bölgeyi; Kuzey-Güney ve Doğu-Batı istikametinde, coğrafi kesimlere ayırmıştır. İran, Irak ve Suriye'de Zaza yoktur, genel kanaatine rağmen İran’da
Zazalarla ilişkilendirilebilen az sayıda ve dağınık halde yaşayan toplumlar vardır.
Zazalar, Güneydoğu Anadolu bölgesinde Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan ve Tunceli ağırlıklı olmak
üzere Urfa (Siverek), Adıyaman (Gerger), Sivas (Zara), Erzurum (Hınıs), Muş (Varto), Bitlis (Mutki)'de
yaşamaktadırlar. Bir kısım Zaza araştırmacılara göre, Zaza yurdu, Zazaistan 37–42 doğu meridyenleri ile 37–40
2
derece kuzey meridyenleri arasında yer almaktadırl5 . Muhitte genel anlamda "Kürt" olarak bilinen her beş
doğuludan ikisi muhakkak Zaza 'dır. Bir misal olmak üzere, Alevi inançlı Müslüman Zazalar’dan Lolan oymağı
Doğu" da 54 köyde meskûndurlar. Bazı araştırmacılara göre kendilerini ırk olarak da Türk bilir ve Türk
3
hissederler . Keza Alevi inançlı Zazaca konuşan Müslüman Hormekli aşireti ise, bölgesinde 21 köy ve kasabada
4
meskûndurlar . Bazı kaynaklar 1991 yılı tespitlerine göre, Alevi ve Sünni (Hanefi ve Şafii) olmak üzere toplam
1
Dr., Türk Halkbilim Araştırma Kültür Strateji Merkezi, [email protected] www.yasarkalafat.info
Aktüel, 29 Ağustos–4 Eylül 1990, S. 8, s.34
3
Burhan Kocadağ, Lolan Oymağı ve Yakın Çevre Tarihi, Yalova 1987
2
4
M. Şerif Fuat, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, Ankara 1981.
1
5
Zaza nüfusunu 3 milyon olarak belirtmektedir . Zazaların miktarlarına dair bilgi veren 2014 tarihli yayınlar
6
onların 1. 300 bin, 2 milyon civarında ve 4 ile 6 milyon arasında oldukları gibi görüşlere yer vermektedir .
Emlikler ise Türkçe ve Kütçe konuşan Zazalara Ermenilerin verdikleri bir isimdir. Zazaların ilk yerleşim yerleri ve
kökenlerine dair bilgi veren bazı çalışmalar onları Türkiye’de 4 milyon olduklarını açıklamakta Zazacanın akraba
dilleri, birlikte yaşadıkları hakları, alabildikleri farklı isimlere dair bilgi vermektedir. O çevreye göre Goranice ve
7
Zazaca o dilin iki lehçesidir . Bu çalışma ve Elaheh Taghvaei, Zazaca ile Talişce’nin karşılaştırmasını da
8
yapmaktadırlar .
________________________________________________________________________________
Dil merkezli Zazacalar konusundaki tespitlerden sonra, Zaza aydının ana dili ile ilgili düşüncelerinin bize
düşündürdüklerinin açıklamasına, Dünya Dili Türkçe çerçevesinde, diğer dünya dilleri emsal alınarak
geçilecektir. Öncelikli konu başlığı dil olmakla birlikte, biz Zaza kimliğini belirleyici yayınların kısa tanıtımlarına
da yer vereceğiz.
Zaza etnik kimliği konusunda ileri sürülen fikirler farklıdırlar, Bunlar:
1. Zazalar'ın Kürt oldukları veya Kurmanc, Zaza, Bohtinan, Sorani ve diğerlerinin birlikte Kürtlüğü ve bu
arada Kürt dilini meydana getirdikleri görüşü. Bu görüş daha ziyade bir kısım bölge halklarının Kürtlük üst başlığı
altında toplama girişiminin bir ürünüdür. Zazaca ağırlıklı olmak üzere Kürtçe ve Soranice üzerine durulacak
olmakla birlikte Bir İran halkı olan Lurlar ne dil ve ne de tarih bakımından kendilerini geçmişte ve günümüzde
Kürtlüğün bir parçası olarak düşünmemişlerdir.
2. Zazalar'ın Türk oldukları veya Türklüğü Anadolu'da meydana getiren Yörük, Türkmen ve benzeri
unsurlardan biri oldukları, en azından Turanı bir kavmin olabilecekleri görüşü. Bu görüşe göre Zaza dili veya Zaza
dilleri Türkçedir. Veyahut da Zazaca diye bilinen dil Türk dil grubundandır. Bu istikamette bazı çalışmaların
9
yapıldığı bilinirken , bu görüşü Zaza dillerinden herhangi birinden yola çıkılarak doğrulamak çok basit değildir.
10
Zazaca ile Türk lehçeleri arasında ilişki kuran başka ilmî çalışmalara da yapılmıştır . Osman Özer’ın alanla ilgili
11
ayrıca başka çalışmalarının olduğu da bilinmektedir .
Zazalığı, Türklüğün Anadolu’ya gelişleri ile izah eden kesim Seyit Rıza İsyanı dönemi Zaza aydınları
olmuştur. 1980’lere kadar kırsal kesimde Zaza halk kimliğini, “Horasan-Türkistan’dan gelmişiz” şeklinde
12
açıklamaktaydı . Bu görüşü paylaşanların arasında Cemal Şener de vardır.
Zazalar'ın Türk oldukları fikri daha ziyade onların Horasan- Türkistan'dan gelmiş oldukları görüşünden
güç almaktadır. Dersim isyanının (1939) ünlü lideri Seyid Rıza ve birçok Zaza dede bu kanaattedirler³, Zazalar'ın
Türk soylu olabilecekleri konusunda gösterilen ikinci delil halk inançlarıdır. Eski Türk inançlarından birçok kült
5
Aktüel, Sayı: 8, 29 Ağustos- 4 Ey1ül 1991. s. 34–39.
Ahmet Buran, “Zazalar ve Zaza Dili” Yeni Türkiye, Türkçe Özel Sayısı, Kasım-Aralık 20131, S. 55, s.1491–1495
7
Ali Dihkan-Cevat Sıdıki, “Zazaların Dinleri Üzerine Düşünceler”, II. Uluslar arası, Zaza Tarihi ve Kültürü
Sempozyumu, 4–6 Mayıs 2012 Bingöl Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2012, s. 69–77
8
Elaheh Taghvaei , “Zazaların Dinleri Üzerine Düşünceler”, II. Uluslar arası, Zaza Tarihi ve Kültürü Sempozyumu, 4–6
Mayıs 2012 Bingöl Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2012, s. 82–86
9
Tuncer Gülensoy, Kurmançi ve Zaza Türkleri Üzerine Bir Araştırma, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara 1983,
Hayri Başbuğ, İki Türk Boyu Zaza ve Kırmançlar, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara 1984; Göktürk- Uygur /
Zaza, Kırmanç Lehçeleri, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara 1984, Tuncer Gülensoy, Kurmançi ve Zaza Türkleri
Üzerine Bir Araştırma, Ankara 1983., Hayri Başbuğ, Göktürk-Uygur Zaza Kurmanç Lehçeleri Üzerine Bir Araştırma,
Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara, 1984
10
0sman Özer, “Zazaca Dil Derlemeleri” I.Uluslararası Zaza Dili Sempozyumu, (13–15 Mayıs 2011 Bingöl), Bingöl
Üniversitesi Yayınları, Anakara 2011 s.393–401;Osman Özer, “Ana Altayca ve Çuvaşça Dil Benzerlikleri Üzerine Bir
Deneme”, Tuncer Gülensoy Armağanı, (Yayına Hazırlayan Ahmet BURAN), Kayseri, 1995. s. 289–295; Osman Özer,
“Anadolu Ağızlarının Altayistik Açısından Değerlendirilmesi” Türk Dil Kurumu Ağız Araştırmaları Bilgi Şöleni, Ankara
1997
11
Osman Özer,“Teknolojiye Yenik Düşen Kelimeler” II. Uluslararası Zaza Tarihi ve Kültürü Sempozyumu (04–06
Mayıs 2012 Bingöl); ÖZER, Osman. “Zazalar ve Zaza Kültürü” Türk Toplumunda Zazalar ve Kürtler Prof. Dr. Orhan
Türkdoğan İstanbul, 2008 s. 191–225.
6
12
Yaşar Kalafat, Şark Meselesi Işığında Şeyh Sait Olayı, Karakteri, Dönemindeki iç ve Dış olaylar, Boğaziçi yayınları,
Ankara, 1992, s. 24–25
2
Zazalar arasında da yaşamaktadır. Bu görüşü savunanlar yabancı halk bilimcilerden Prof. Dr. İrene Melikoff’u
kaynak göstermektedir. Diğer taraftan bu görüş "resmi ideolojinin bir ürünü" olarak da nitelendirilmektedir.
3. Zazalar'ın Kürt veya Türk olmayıp farklı bir ırk ve kültürel kimliğe sahip oldukları görüşüdür. Biz, bir
13
dönem yaptığımız bir derleme ile Zazaların dergi ve kitaplarına dair bilgi vermeğe çalışmıştık . Bu çalışma
alanındaki ilk denemelerden birisi oluşu bakımından bir anlam içeriyordu. Bazı Zazaca dilleri üzerinde inceleme
yapmış bir kısım dilbilimcilere göre, mevcut Zazacalar arasında da ortaklıkları tespit oldukça zordur. Zazaca
konusunda çalışan Luwig Poul!a gibi Batlı dilbilimcilere göre bu farklılık korunmalıdır.
Zazalar’ın, Türk veya Kürt olmadığına inanan kesim, menşelerini Anadolu'nun eski kavimlerine,
bunlardan bir kısmı bilhassa Sümerler’e dayandırmaktadırlar.
Bölge dillerini kimliklendirerek haritalandıran çalışmalarda ise; Zazakî konusunda Hint Avrupa Dilleri
Kuzey Batı Grubuna girdiği, karma bir dil olduğu, Arapça ve Farsça kelime yoğunluklu Türkçe bir dil olduğu
14
belirtilmektedir .
Luwig Poul!a göre Zazaca Hint-Avrupa Dil Ailesi’nin Hint-İran Dilleri alt Gruplarından, Batı İran
Dilleri’nden Farsça, Kürtçe, Belucice ile akraba bir dildir. Kürtçe dilsel olarak günümüzde Farsça ve Zazaca
arasında yer almaktadır. Zazaca zamanla Kürtçeye yakınlaşmaktadır. Zazaca bağımsız bir dildir. Kürtçe ve
15
Zazaca’nın lehçe çeşitliliği korunmalıdır.
Ahmet Buran Zaza adının etimolojisi yaparken, ilk defa bir etnonim olarak kullanılması, bu adın onlara
Türkler tarafından verilmiş olması, kelimenin farklı dillerdeki anlamlarına dair bilgi verdikten sonra onların,
Anadolu’nun yerli halklarından oldukları görüşüne de yer vermekte, diğer görüşler arasında onların Part-Sasani
veya Tacik olabilecekleri ile Kıpcak, Oğuz, Sabir, İskit Hun bağlantılı bir toplum olabilecekleri görüşü üzerinde
16
de durmaktadır . Bu çalışmada, Fırat Üniversitesinde yapılan bazı çalışmalardan bahisle Altay Dilleri ile Zazakî
17
arasında ses ve kelime denkliğinin görüldüğü belirtilmektedir . Orhan Türkdoğan’ın Türkiye’nin dışında
Kazakistan’ın Cambul bölgesinde Zazaların olduğuna ve Gürcistan’ın Batum çevresinde 1944 sürgünü ile
18
Zazaların gittiklerine dair verdiği bilgi de Zaza coğrafyası bakımından ilginç olmalı. Doğu Anadolu’nun Koçlu
Koyunlu mezar taşları kültür coğrafyası daha ziyade Zazaların meskûn oldukları yerlerden oluşmaktadır. Adeta
koçlu koyunlu mezar mimarisini oluşturduğu kültür coğrafyası ile Zaza yerleşim yerleri arasında bir örtüşme
vardır.
O.Türkdoğan ise bu konuda yaptığı çalışmada Zazaca’nın İran dilleri ile olan akrabalığı üzerinde
19
durmaktadır .
20
Zazaca ile Türkçe arasında önemli müştereklerin olduğu konusunda Tuncer Gülensoy ve Hayri
Başbuğ ’un da bazı çalışmaları olmuştur. Ayrıca, bölge ağızlarını inceleyen çalışmalarda Zazaca da yer
22
23
almıştır . Diğer taraftan Zazaca ile Sümerce arasında iltisak arayan çalışmaların ve Sümerce ile Türkçe
21
13
Yaşar Kalafat “Anadolu Türk Halk Sufizminde Zazalar” Meslek Hayatının 25. Yılında Prof. Dr. Haluk Çay Armağan,
Ankara 1998 s. 563–582
14
Ahmet Buran, “Zazalar ve Zaza Dili” Yeni Türkiye, Türkçe Özel Sayısı, Kasım-Aralık 20131, S. 55, s.1491–1495
Ludwig Paul, “Zazaca’nın Kökeni ve Konumu ve Etnik Kökeni ile Dilin İlişkisi”, I. Uluslararası Zaza Dili Sempozyumu
(13–14 Mayıs 2011), Bingöl Üniversitesi yayınları, Aralık 2011, s. 13–19
16
Ahmet Buran, “Zazalar ve Zaza Dili” Yeni Türkiye, Türkçe Özel Sayısı, Kasım-Aralık 20131, S. 55, s.1491–1495
17
Ahmet Buran, “Zazalar ve Zaza Dili” Yeni Türkiye, Türkçe Özel Sayısı, Kasım-Aralık 20131, S. 55, s.1491–1495
18
Orhan Türkdoğan, Türk Toplumunda Zazalar ve Kürtler, Timaş, İstanbul, 2008, s. 147
19
Orhan Türkdoğan, Türk Toplumunda Zazalar ve Kürtler, Timaş, İstanbul, 2008, s. 147
20
Tuncer Gülensoy, Kurmançi ve Zaza Türkleri Üzerine Bir Araştırma, Ankara 1983.
21
Hayri Başbuğ, İki Türk Boyu Zaza ve Kırmançlar, Ankara 1984; Göktürk- Uygur / Zaza, Kırmanç Lehçeleri, Ankara
1984
22
Tuncer Gülensoy, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Ağızları Üzerine Düşünceler, Boğaziçi yayınları, Ankara, 1993;
Tuncer Gülensoy, Ahmet Buran, Tunceli Yöresi Ağızlarından Derlemeler, Boğaziçi yayınları, İstanbul, 1992; Mehlika
Aktok Kaşgarlı, Kürt Uygarlığı ve Ağızları Hakkında Düşünceler, Ankara, 1991
23
Bilal, Aksoy, Tarihsel Gelişim Süreci İçinde Tunceli, Ankara 1985.
15
3
24
arasında münasebetin bulunduğuna dair incelemeler yapılmış olmasına rağmen henüz; Zazaca, Türkçe ve
25
Sümerce’yi bir arada ele alan ve takipçisi dil bilimci olan bir çalışma yoktur.
Zazaca konuşan bir kimsenin Kürt tarafından ve Kürtçe konuşan bir Kürd’ün de Zaza tarafından
gerektiği ölçüde anlaşılamadığını günlük hayattan tespitlerle gözleyebiliyoruz. Bu iki halk arasındaki ortak
anlaşma vasıtası halen Türkçedir. Dil bilimci Kamuran Ali Bedirhan ve tarihçi Şeref Han Zazaca’yı ve Zazalar’ı
Kürt dili ve Kürt aşiretleri tasnifinin dışında tutmuştur. Zazalar dil ve tarih itibariyle Kürtler’den
26
sayılmamışlardır .
27
Çağdaş sosyologlardan Orhan Türkdoğan , dil bilimci Guishi Kojima ve gazeteci - fikir adamı M. Ali
Kışlalı Zazaca’yı Kürtçe (Kırmança’nın) dışında tutmaktadırlar.
Göranca-Zazaca bağlantısına ışık tutabilecek bir vasat da Ehl-i hak inancıdır. Namıq Musalı’nın “Rus
0ryantalistlere Göre Ehl-i Haklar” isimli çalışmasında, ,Çarlık döneminden başlanılarak Rus oryantalizmi
hakkında farklı dönemler başlığı altında bilgi verilmektedir. 0ryantalizm, Çağdaş Rus şarkiyatına dair bilgi
verirken Rus dinî oryantalizmi de tanıtılmaktadır Bu münasebetle, “İran’da Ehli Hak tarikatı”, “Ali Allahiler” “Ehli
Hakların Gizl tarikat yapıları”, “Ehl Hakk ve Ali İlahi Tarikatlarına Ulaştırabilecek kaynaklar”, “Nuseyrilik ve Ehl-i
Hakk, Aleviler Ehl-i Haklar” ve onların berzah alemi anlayışlarına dair olan açıklamalar müstakil başlıklar halinde
ele alınmaktadır bu münasebetle Güran aşiretinin kabileleri Kürtlük ve etnik mensubiyetleri Ehli Hakk oluşlarına
28
dair de açıklamalar yapılamaktadır. Bu açıklamalardan ve bizim daha evvel İran monografi kitaplarından
yaptığımız çıkarmalardan Ehl-i hak ve Ali Allahi’liğin bir Türk İslam inanç biçimi olduğudur. Bu birbirlerine çok
yakın inanç mensuplarına Göran veya Görani denilmesi bu inanca mensup toplumlarda Göranların da
29
bulunmasındandır. Türkiye’nin Alevî inançlı Zaza bölgesinde, bir dönem İsmet Parmaksız’ın belirttiği gibi Ehl-i
Hakk ve Ali Allahî inançlı kimselerde yaşamaktadırlar. Bu noktada ana dil farklılığından Göran ismi alan bu
toplum bazı çalışmalara inanç adı olarak da yansıyabilmiştir. Zazalar içerisindeki Göranlar’ın ana dilleri ile İran
Göranlarının ana dillerinin karşılaştırılmaları, Göranların Zazalığın neresinde olduğunu gösterebilecektir.
Bu türden soruların tartışılmasında geniş bir kapı açan Eberhart Werner’in “Zazaların Dinleri Üzerine
30
Düşünceler” isimli bildirisini ismen zikretmiş olalım.
Zazalığı Kürtlüğün içinde mütalaa eden çalışmalar, Alevilik-Kürtlük ilişkilerinden hareketle Zazaki
31
(Dımılki) değişlerini de derlemişlerdir . Ayrıca bu yaklaşım şekli, Goraniceyi, İran Ehli Hak Kürtlüğünün
32
kapsamında mütalaa etmektedir .
Diğer taraftan Rus oryantalizminin çarlık döneminden başlanılarak Azerbaycan, İran ve Türkiye
etnisitesini din ve dil yapıları bakımından incelemiş olması, Türkoloji’nin görev sınırları ve içeriği konusunda bir
fikir veriyor olmalı. Dünya Dili Türkçe çalışmalarına bu mesajın bir anlamı olmalı, kanaatindeyiz.
33
İran Halkları El Kitabı isimli çalışma İran’da yaşayan Alevî grupları milliyetlerine göre sınıflandırırken
İran’da yaşayan Göronların toplan 300 bin olduklarını ve Göranların Türk Aleviler kolundan değil İran Alevi
kolundan olduklarını belirtmektedir. Bu çalışmada İran’daki Azerbaycan Türklerinin Kızılbaş olanlarına dair de
bilgi verilmekte ve ayrıca yaşadıkları köyler belirtilmekte, daha ziyade Karakoyunlu Türkleri arasında olmak
üzere Karapapak ve Şahsevenler arasında yaşadıkları açıklanmaktadır. Bunlara Ali Allahî, Kara Koyunlu, Abdal
24
Osman Nedim Tuna, Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi İle Türk Dilinin Yaşı Meselesi, AKDTYK. Türk Dil
Kurumu yayını, Ankara, 1997
25
Osman Nedim Tuna, Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi İle Türk Dilinin Yaşı Meselesi, AKDTYK. Türk Dil
Kurumu yayını, Ankara, 1997
26
Şerefhan, Şerefname, Çeviren; M. E. Bozaslan İstanbul, 1971
27
Prof. Dr. Orhan Türkdoğan Türk Tarihinin Sosyolojisi, İstanbul, 1975.
28
Namıq Musalı,(hazırlayan) Rus Oryantalistlere Göre Ehl-i Haklar, Önsüz yayınları, İstanbul, 2014, s. 25, 27, 100, 101,
103- 178 vd.
29
İsmet Parmaksızoğlu, Tarih Boyunca Kürttürkleri ve Türkmenler, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara, 1983
30
Eberhart Werner “Zazaların Dinleri Üzerine Düşünceler”, II. Uluslar arası, Zaza Tarihi ve Kültürü Sempozyumu, 4–6
Mayıs 2012 Bingöl Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2012, s. 38-56
31
Mehmet Bayrak, Alevilik ve Kürtler (incele-Araştırma-Belgeler), Özge, 1997, yer (?), s.117
32
Mehmet Bayrak, Alevilik ve Kürtler (incele-Araştırma-Belgeler), Özge, 1997, yer (?), s. 147
33
Rafael Bloga, İran Halkları El Kitabı, Baskı yeri (?) Baskı yılı (?) s. 48
4
Bey, Kırklar ve Sofu da denildiği, kendilerini Ehlihak olarak tanıttıkları Goran/Gören denilmesine tepki
34
gösterdiklerine vurgu yapmaktadır .
Recep Albayrak İran Türklüğünü incelediği eserinde, Türk olmadığını tespit etiği İran halkları hakkında
da bilgi verirken; Goranların Kürtlerin arasında yaşayan fakat Kürtlerden farklı bir İran dili kullanan halktır,
35
demektedir. Aynı eserde bu defa Göranlar-Gülhaniler ulusuna dair bilgi verirken de bu toplumun 5 aşiretini
36
tanıtmaktadır .
İran halkları arasında Zaza ve Zaza üst başlığı altında yer alan halklardan Göranlar hariç diğerlerinden
hiçbirisi yoktur. Göran-Zaza bağlantısı ise ırkı veya lisanî bağlantı olmayıp inanç içerikli bir ilişkilendirmedir. Bu
inançlı halk kesiminin ise Zaza topumu içerisindeki miktarı fevkalade düşüktür.
Zazalar'ın dilleri bize göre; Kürtçe ve bugünkü çağdaş Türkçeden tamamen farklıdır. Zazalar kendi dilleri
ile ilgili görüşlerini açıklarken ilmi dayanağı, Almanya'daki Bochum Üniversitesi Zaza Dili Kürsüsü’nün
çalışmalarından almaktadırlar. Zaza dergisi olan Ware, Haziran 1994 tarihli sayısında Zazaistan'da yaşayan
Kürtçe ve Zazaca'nın yanı sıra bir de Dimili dilinden bahsetmekte ve bu üç ayrı dilin de Eğitim ve Kültür dili
olarak gelişmesini istediklerini belirtmektedir. Bir başka tasnifte de Kırmançki, Dimılki, Sobê Dersimce başlığı
37
altında toplanmaktadır .
Karl Handank "Zazalar ve Zaza Dili, isimli eserinde; Zaza dili üzerinde yapılmış çalışmalara dair geniş
bilgi vermektedir. Yazar bu eserinde Zazaca’yı Kürtçe (Kurmanç’ça), Osetce, Paraçiç, Ommuriçe, Pestuca ile
karşılaştırıyor. Zazaca'nın Kürtçe olmadığını açıklıyor. Ayrıca yazar Zazaca'yı İrani olmayan dillerden, Yunanca,
38
Ermenice, Türkçe ve Arapça ile de karşılaştırıyor. Zazaca'nın farklılığını ortaya koyuyor .
39
Bir Zaza olan araştırmacı Zülfü Selcan Zaza konusunu; dil, tarih, siyaset, din ve kültürel hayat
açılarından ele alıp Kürtçü ideolojinin Zazalar'a yönelik asimilasyonist çalışmaları üzerinde durup Zazaca'nın
Kürtçe olmadığını ifade etmektedir.
Zülfü Selcan, Zazaca, Goranca, Lurca bağımsız dillerdir. Zazalar, Türkleştirilme ve Kürtleştirilme tehdidi
yaşamaktadırlar, kanaatindedir. Türkçe, Zazaca/Dimili ve Kürtçe kelimelerin karşılaştırmasını yaparak
40
farklılıklarını izah etmektedir .
Yaşar Akdemir, Zazaca’nın Kürtçe olmadığı, Türkçü yok sayma politikaları şimdi Kürtlerin Zazalara karşı
41
42
43
uyguladıkları kanaatindedir . Ahmet Kasımoğlu ve Fahri Pamukçu da Zazaca, Kürtçe ve Türkçenin ayrı diller
oldukları kanaatindedir.
Araştırmamızın bu bölümünü toplarken denilebilir ki Zaza konusunda Türkiye'de yapılan çok yönlü alan
44
45
46
çalışması mahiyetindeki üç ciddi akademik çalışma Nazmi Sevgenl , Ahmet Gençler ve Sezai Öztürk 'e aittir.
Bu çalışmalardan Nazmi Sevgen'e ait olanlar, Zaza dili ile Türkçe arasında münasebet ararken Ahmet Gençler'in
çalışması Diyarbakır Üniversitesi, Sezai Öztürk'ün çalışması da İstanbul Üniversitesi'nde doktora çalışması olarak
34
Rafael Bloga, İran Halkları El Kitabı, Baskı yeri (?) Baskı yılı (?) s. 51
Recep Albayrak, Türklerin İranı Yakın Gelecek (1), Berikan Ankara, 2013, s. 392
36
Recep Albayrak, Türklerin İranı Yakın Gelecek (1), Berikan Ankara, 2013, s. 449
37
Hüseyin Çakmak, Türkçe-Dersimce (Kırmançki/Dımılki/Sobê) Sözlük, Ankara, 2014
38
Karl Handank Zazalar ve Zaza Dili, Ankara 1994.
39
Zülfi Selcan, Zaza Milli Meselesi Hakkında, Ankara 1994.
35
40
Zülfü Selcan, “Zaza Dilinin Tarihi Gelişimi”, I. Uluslararası Zaza Dili Sempozyumu (13–14 Mayıs 2011), Bingöl
Üniversitesi yayınları, Aralık 2011, s. 111–143
41
Yaşar Aratemür “Arkaik Kaynaklardan Modern Kaynaklara Zazaca ve Zazalar” I. Uluslararası Zaza Dili Sempozyumu
(13–14 Mayıs 2011), Bingöl Üniversitesi yayınları, Aralık 2011, s. 227–247
42
Ahmet Kasımoğlu, “Zazacada Dil Bilgisi zamanları”, I. Uluslararası Zaza Dili Sempozyumu (13–14 Mayıs 2011),
Bingöl Üniversitesi yayınları, Aralık 2011, s.291–311
43
Fahri Pamuçcu, “Bitkilerin Zazaca Adlandırılması”, I. Uluslararası Zaza Dili Sempozyumu (13–14 Mayıs 2011), Bingöl
Üniversitesi yayınları, Aralık 2011, s.247–268
44
Nazmi Sevgen, Zazalar, Ankara, 1994
45
Züfi Selcan, Zaza Milli Meselesi Hakkında, Ankara 1994.
46
Sezai Öztürk, Tunceli'de Alevilik Üzerine Sosyolojik Bir Deneme, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji
Bölümü Mezuniyet Tezi (7472) Haziran 1972
5
yapılmışlardır. İlmi bir kuruluşa bağlı olmamakla beraber konunun Türkiye'deki yetkili şahsı bize göre Hayri
Başbuğ'dur. Tuncer Gülensoy’un Ekolü, Ahmet Buran ve Osman Özer gibi dilbilimcilerce sürdürülmektedir.
Zazaca olarak bilinen dillerin cümle kuruluşları ve söz varlıklarındaki farklılık her üç dilden alınmış üç
ayrı cümle Zazaca’nın Kürtçe veya Türkçe ile akraba olmadığı gerçeği göstermektedir.
Türkçe: Ali gel çay iç!
Kürtçe: Elo were çay vexwe!
Zazaca: Eli bi çay bor!
Türkçe: Bayramınız kutlu olsun.
Kürtçe: İyd a we piroz be.
Zazaca: Roşan şıma bımbarki bo.
Türkçe: Kara çadırın kızı nakış işliyor.
Kürtçe: Qiza kona reş neqış çedike.
Zazaca: Keynay çadıra siyay nexş vırazena.
2014 yılı bulgularına göre Zaza dilinin işlerlik kazabilmesi için dil malzemesi gerektiği kanaatindedir.
Zazaca üzerinde geçmişte Bazı Batı Avrupa ülkelerinde ve hemen ardından Türkiye’de yapılmış Zaza atasözü
47
derlemeleri gibi bir kısım sözlü kültür derleme çalışmalarına rağmen Zaza araştırmacılarca bu konuda alan
48
çalışması yapılmadığı sıkıntı olarak dile getirilmektedir .
Anadil merkezli bu sınıflandırmaya halk inançları kültürü açısından bakılınca Zaza halk kültür hayatında
yer alıp anadili Kürtçe ve anadili Türkçe olan halkın kültüründe farklılık olarak belirlenebilecek genelde bariz
hususlar yoktur. Ancak bu teşhis daha ziyade Anadili Kürtçe ve ana dili Zazaca olan halk arasında Türkçe
konuşularak yapılan çalışmaların götürdüğü sonuçtur. Tecrübelerimize göre, Araştırıcıyı bulgunun orijinal haline
götürebilecek çalışmaların yapılabilmesi için tercüman aracılığıyla yapılan derlemeler yeterli olmamaktadır.
Üniversitelerin yaptırdıkları mezuniyet ve lisans çalışmaları ise tez çalışması dili Türkçe olduğu için keza bu
ihtiyaca, ihtiyaç duyulan düzeyde cevap verecek türde değildir.
20O6–7 yıllarında Batı Avrupa ülkelerinde Güneydoğu Anadolu’da çocukların eğitiminde yararlanılmak
üzere bölgeden derlenilmiş efsanelerden oluşan çocuk masallarının Kürtçe olduğu gibi Zazaca da yapılmaları
tasarlandığına ve fakat bu amaca uygun düzeyde ortak bir Zaza dilinin bulunamadığı için gerçekleşemediği
şeklinde basında haberler çıkmıştır. Keza basında çıkan benzer haberler arasında I.Körfez Müdahalesi’nden
sonra bölgede Zazaca bilen ABD askerlerine rastlanılmıştır. Bu itibarla, Türkiye’de Zaza konulu sempozyumların
üniversite bünyelerinde yapılır olmaları, Türkiye’nin değerlerine anadili farklılığına bakmaksızın birlikte
yaşamakta olan halkların ilmî ortamlarda sahip çıkmaları bize göre Anadolu’nun kültürel kimliği ile tanışma
adına başarılı bir girişimdir.
47
Hüseyin Deniz, Gotnê Pêşyê Kurda/Kürt Ata Sözleri, Kaynak İstanbul, ?
Yaşar Kalafat, “Uluslar arası Tarihte Türkler ve Kürtler Sempozyumu’nun Düşündürdükleri” Yeni Türkiye, Ocak-Şubat
2014 S. 56, s. 1153–1160
48
6
Dünya Dili Türkçe anlayışını yakından ilgilendiren bir diğer husus da Türk dilbilimcinin Anadolu dilleri
konusu kapsamında bu konuya duyduğu ilgidir. Zaza kültür araştırmaları bu arada dil araştırmaları uzun süre ve
büyük ölçüde illegal yürütülmüşlerdir. Bu tür yayının temini, onlarla tanış olunması, özel gayreti gerektirmiştir.
Bunların merkezi bir çalışma anlayışı ile derlenip hiç olmazsa korunabilmeleri Türkiye’de hiçbir devlet
kuruluşuna nasip olamamıştır. Ne Türk Dil Kurumunun ne Millî Kütüphane’nin böyle bir girişimi olmamış,
olamamıştır. İllegal yayınlarla ilgilenmek durumunda olan ilgili kuruluşların konuya ilgisi ise, bazı personelin özel
gayreti ile sınırlı kalmış ve çok kısa ömürlü olmuştur. Bu tür personelin şahsi arşivleri de keza ilgili resmi adres
yokluğu sonucu kaderlerine terk edilmişlerdir. Günümüzde ise sahaflara düşen bu tür yayınların Japonya ve
İsrail tarafından satın alındıkları ifade edilmektedir.
Bütün bu benzeri sorunların sahipsizliği, bize göre, Türklüğe yüklenilen anlam ile yakından ilgidir.
Türkiye’de her yıl yapılan Türk süreli yayın bilgi şölenlerinde, Türklüğün serveti olarak bir yayın organın
algılanabilmesi için koyulan sınırlama, bize göre çok sığdır. Türkiye’de yaşayan halkların Türkçe üretilmiş ve çok
kere de Türkçe basılabilmiş bir süreli yayına, Türklük bilgisi adına ilgisiz kalmayı anlamak mümkün değildir. Bizim
çeyrek asır evvel yapmış olduğumuz, yüzyıllık bir süreyi kapsayan Kürtçe yayın envanteri tespit çalışmamız,
Zazaca yapılmış yayınlara da yer vermiş olduğu için, geçmişi irdelemek isteyen araştırmacı için bazı ipuçları
49
içerebilir. İsmail Söylemez yaptığı çalışma ile Zazacanın sorunları ve çözüm yolları hakkında bilgi verirken
50
Zazaca dergilere dair de geniş bir tanıtım yapmaktadır . Anılan sempozyumda Osmanlı belgelerinde Zazalarla
51
ilgili kayıtlara dair de geniş bilgi veren bildiriler yar almıştır . Bu Bilgi şölenini izleyen aynı konulu diğer bilgi
şöleninde ise Nusrettin Bolelli, Zazaca ve Zazalığa dair yapılmış çalışmalarla ilgili olarak çok geniş bir edebiyat
52
vermiştir .
Esasen, I. Uluslararası Zaza Dili Sempozyumu (13–14 Mayıs 2011-Bingöl) ve II. Uluslararası
Zaza Tarihi ve Kültürü Sempozyumu (04–06 Mayıs 2012 Bingöl) kültür etkinlikleri
verilmiş olan bildirilerle, dinî hayat ve dil yapısının yanı sıra, Zaza el sanatları, nazım ve
nesir türü edebi ürünleri, sözlükler, halkbilimi çalışmaları, sosyal yapı araştırmaları ve
alanla ilgili literatür itibariyle yapılacak yeni çalışmalar için zengin bir kaynakça
oluşturulmuştur.
Siyasî yaklaşımlar bir tarafa bırakılınca, Zazalar'ın Kürt olduğuna inanan Zaza, hemen hemen yoktur.
Ancak; Zazalar'ın Kürt olarak gösterilmeleri, geçmişte Doğu Anadolu isyanlarında, günümüzde de bölücü terör
itibariyle, T.C. karşıtı bir ittifak olarak benimsenmiş ve müessir de olmuştur. Bununla beraber Kürtçü
teorisyenler, Zazalar’ın, Zaza kimliğine sahip çıkmalarını Kürt milliyetçiliği “karşıtı bölücü bir hareket" olarak
nitelemektedirler.
Türkiye’nin resmi Radyo ve televizyon yayınlarına gelince, bu kurumun Zazaca’ya bakışın o dilin veya o
isim altındaki dillerin mensup olduğu aile Kürtçedir. TRT Şeş’e ayrılan ödenek ile TRT yayınları Kürtçeye
çevrilerek verilmeyip, Türkiye’nin anadili Kürtçe olan halk kesimine dilleri ile yayın hayatını, program
yapımından hedef belirleme safhasına kadar, adeta farklı bir kültürel kimliğin inşası için faaliyet göstermektedir.
Türkiye’deki 5 üniversite bünyesinde araştırma yapan Kürdoloji Enstitülerinin araştırma alanlarında
Zazaca’nın yerine dair şimdilik edilebildiğimiz fazla bir bilgi maalesef yoktur. Kürdolojiyi tanımlayan yayınlar ise
Zaza varlığını Kürdolojinin kapsamına almıştır.
Böylece Dünya Dili Türkçenin karşısında “gitmesek de gelmesek de o dil elin değil bizimdir”
diyebileceğimiz bir Zazaca veya Zazacalar konusu vardır. Bu tabloda anadili Zazaca olan Türkler dillerine kültürel
kimliklerinin bir parçası olarak sahip çıkılmasını istemektedirler. Zaza kültürünü Anadolu Türk kültürünün bir
cüzi olarak kabul etme veya etmeme alternatifleri Türk dilbilimcinin Türklük anlayışı ile anlam ve çözüm
bulacaktır.
49
Şükrü Kaya Seferoğlu, Bibliyoğrafya (Deneme) –I-, Türk Kültürü Enstitüsü, Ankara, 1984
İsmail Söylemez, “Bitkilerin Zazaca Adlandırılması”, I. Uluslararası Zaza Dili Sempozyumu (13–14 Mayıs 2011),
Bingöl Üniversitesi yayınları, Aralık 2011, s. 17193
51
Ercan Çağlayan,“Osmanlı Belgelerinde Zazalar ve Zazaca Üzerine Notlar””, I. Uluslararası Zaza Dili Sempozyumu (13–
14 Mayıs 2011), Bingöl Üniversitesi yayınları, Aralık 2011, s.271–291
52
Nusrettin Bolelli, “Zazaca Kitapların Tanıtımı”, II. Uluslar arası, Zaza Tarihi ve Kültürü Sempozyumu, 4–6 Mayıs
2012 Bingöl Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2012, s. 500–521
50
7
Kültürel Kürtçü hareket, Zazalığı bu arada Zaza dili veya dillerini Kürtçenin giderek Kürtlüğün özeline
zimmetli olduğu kanaatindedir. Türk dil bilimcinin Dünya Dili Türkçe görüşü kapsamında bu konuda bir tercihi
olmak durumundadır. Gerek bazı AB ülkeleri ve Gerek ise ABD’nin açık veya kapalı arayışları içerisinde, inşa
döneminde arka çıktıkları Kürt kültürel kimliğinin yanı sıra, ne zaman ve hangi hallerde arka çıkacakları fazla
bilinemeyen bir de Zaza dosyaları veya masaları vardır.
Zaza dilinin muhatap alınmasını isteyen Zaza aydını, Bu dilin veya bu isimle bilinen 3 ayrı dilin
Türkiye’de hizmet ehli bürokratlarca bilinmediği için iyi sağlık hizmeti alamadığı veya kanun karısında
53
savunmasını yapamadığı gibi gerekçelerle iddiasını savunmaktadır . Bu anlamda ölü dillerin enkazından dil
oluşturma talebinin hiçbir mantıklı izahı olamaz. Basit bir izahla, bu görüşü esas alan bir dil eğitimi politikası,
Türkiye konuşulan bütün yerel dillerin her meslekten görevli tarafından bilinmesi gerekir. Öz anadili yayın dili
haline gelememiş ve kendi dilini bilemeyen bir halkın bu talepte bulunması gerçekçi ve mantıklı olamaz ve
dünyada bu talebi karşılamış benzeri bir uygulama da yoktur. Mevcut istatistikî bilgilere göre ilgili halk
tarafından Türkiye’de 30 civarında benzeri dil konuşulmaktadır. Anılan Zaza tezine göre bir hâkim veya doktor
iyi yargılama veya tedavi yapabilme adına Türkçenin yanı sıra Zaza dilinin yanı sıra diğer yerel dilleri de öğrenip
bilmek durumundadır.
Zazalar konusunda bir asır kadar önce çoğunlukla akademisyen olmayan M. Şerif Fırat, Ali Kemali gibi
Türk araştırmacıların yaptıkları çalışmaların düzeyine bazı ilmî disiplinler bakımından maalesef ulaşılamamıştır.
54
Edip Yavuz Gur-Guran-Zaza bağlantısı ve Zeki Velidi Toğan’dan da bazı ilmî ilmekler alarak Sumer-Zaza
bağlantısını da irdelemektedir. Zaza boyları, Zazaların aldığı bazı farklı toplum isimleri ve daha geniş bir Zaza
coğrafyasının tanımı yapılmaktadır. Bu münasebetle aklanmasına yer verdiği Kiresunlular/Giresunlular konusu
ise Zazalar bahsi itibariyle garklı önem arz etmektedir. Bu çalışmadaki Şamanizm-Zaza Aleviliği inanç ilişkisi, bu
alanda çalışma yapanların henüz gelemediğimiz noktadadır. Bir dönemin araştırmacısı, bu türden alanlarda
araştırmaları ile devlet politikalarının önünü açabilirken, zamanla devlet attığı siyasî adımlarla adeta
araştırmacının önüne set çekmiştir.
Gur-Guran- Zaza bağlantısı Hindistan’ta yönetimde de bulunmuş olan Gurlulara götürmektedir.
Hindistan’daki Gurilar veya Guran saltanatı dönemi kesin tarihlendirilemezken Guristan, Herat’ın doğu ve güney
doğusu Garcistan ve Cüzzan’ın güneyindeki dağlık bölge olarak bilinir. Gurların İran-Tacik menşeli oldukları
görüşü gibi Türklükleri üzerinde de durulur. Bu havali çok Türk göçü almış ve 1010 den 1220 yılına kadar Gazneli
55
Türk Sultanlığı’nın yönetiminde kalmıştır .
Bize göre; Bize göre Türk dil bilimci birlikte yaşanılan halkların dilleri Türk dil grubuna girmemiş olsalar
da onları çalışma alanı kapsamına almak durumundadır. Türkiye’deki maddi ve manevi her kültürel veri
Türkolog’un kefaletine emanet edilmiştir. Konu dil içerikli olunca doğal olarak sorumlu ve yetkili konumda olan
da dilbilimcilerdir. Bu noktada Zaza kültür hayatının incelenmesi Türkolog’un alanına girerken Türkoloji’nin
kadrosu Zaza araştırmacıyı da kapsamak durumundadır.
Anadolu Türkoloji’sinin Zaza kültür hayatını da programına alması, Zaza halk kültürünü araştırmadaki
zorlukların aşılmasını sağlamakla kalmayıp, Anadolu Türk kültürü genelinde Zaza kültürü de öz yerini bulduğu
için Zaza aydınının, kültürünün hayata geçirilmesi amacı da tahakkuk etmiş olacaktır. Bu teorik çerçevenin
içerisinin doldurulması, Türklüğe getirilecek kapsayıcı tanımla mümkündür. Anadolu’da Türk kültürü, Anadolu
halkları kültürü ile özdeşleştirildiği nispette, güç kazanmış olmakla kalmayacak, antiemperyalist özü de
güçlenmiş olacaktır. Bu özdeştirme, yok sayılma anlamında olmayacağı için Zaza kültürel kimliyi de varlığını
koruma imkanı bulabilecektir.
Türkiye Türkoloji’sine kazandırılmış bu evsaf ile Türkiye Türkoloji’si, Türklüğün diğer illerinde Türkoloji
çalışmalarına zafiyet getirmeyecektir. Bu gelişme sadece modelin örnek alınması noktasında birlikte yaşanılan
halklar bakımından değil, aynı zamanda Türk elleri arasındaki birliktelik harcına güç katabilecektir.
Türkiye’nin konuşulan diller haritası ile İran millî kimlik ve dil politikası ilişkisi yakından takip edilmeği
gerektirecek derecede önemlidir. İran dil politikasını anlayabilmek, İran resmi politikasındaki İranlılığı
53
Yaşar Kalafat, “Uluslar arası Tarihte Türkler ve Kürtler Sempozyumu’nun Düşündürdükleri” Yeni Türkiye, Ocak-Şubat
2014 S. 56, s. 1153–1160
54
55
Edip Yavuz, Tarih Boyunca Türk Kavimleri, Kurtuluş Matbaası, Ankara, 1968, s. 106–130, 347–384, 399–416
Mübarek Galip-Saadettin Y.Gömeç, Hindistan’da Türkler, Berikan, Ankara, 2013, s. 33–34.
8
anlayabilmekle mümkündür. Bu politikada İranlılık tanımlanırken, İslamî çıkışlı Şii-Caferilik, etnik anlamda
Farslılık ve İran medeniyet coğrafyasına mensup olmak başarıyla kaynaştırılmıştır.
“İran devlet felsefesinde Modern Farsça, Firdevs’i ile birlikte Pers kültür coğrafyasının çok sayıda yerel
dilli olan halklarının ana dillerinden hareketle inşa edilmiştir.” Görüşü göz ardı edilmemelidir. Bu noktadan
hareket edilince Farsça bölgenin arkaik dillerinin hepsi ile az-çok akrabadır.
Her ne kadar İran’da Zazaların kesif olarak bulunmadığı tespiti yapılmış olsa da, Zazaca veya Zazacaların
İran dilleri olan akrabalığı İran devletçiliği-İranoloji çalışmaları ilişkisinin gündemine girmemiş ise de girecektir.
İran millî devletçiliği Aryanlığın kök hücrelerini Zerdüştizm coğrafyasında ararken bu coğrafya
Anadolu’nun büyük bir bölümü kapsamaktadır. Batı İran’da hüküm sürmüş olan Piştanilerin yarı mitolojik yarı
tarihi geçmişleri 2470 yıl evveline götürülebilmektedir. Keyyaniler dönemi İran-Turan Savaşları ve Zerdüşt’ün
sahneye çıktığı dönemdir. Ahamemişler de bu dönemlerde sahneye çıkarlar Eşkaniler, Part bölgesinde M.Ö.64–
256 yıllarında Aşkabat yöresinde varlıklarını sürdürürler. Sasaniler ise M.S. 3.yy Fars bölgesinde hüküm
56
sürerler. Bu bulgular, Zazalık-İranîlik ilişkisinin mitolojik boyutu bakımından önem arz etmektedirler.
Zaza mitolojik geçmişine halk kültüründen hareketle ciddi bir seyahat yapılamamıştır. “Yavri yavri
57
Huma kuşu yükseklerde seslenir” şeklinde başlayan Hulusi Seven tarafından derlenen ezgideki Hama’yı, Türk
mitolojisindeki Umay ile ilişkilendiren çalışmalar olmuştur. “Huma’nın, Homa boyutu da vardır. “Homa,
Tanrı’dır..Homa Yazata’dır….Homa Peygamberdir..Homa; efor ve şifa verici bir bitkidir.. Homa olarak
adlandırılan Zaza Kürt toplumunu hiç değilse bu nedenle incelemek ve hala Allah yerine Homa sözcüğünü
Tanrıya ad olarak kullanmalarını merak ederek araştırmak, neden düşünülmemiştir…” görüşünde olanlar da
58
vardır . S.Bilgin’in bu çalışmasında Aryan mitolojisi kapsamında Homa’ya dair geniş bilgi verilmektedir.
Bizim anadili Arapça, Zazaca ve Türkçe olan bir kısım Urfa halkı üzerinde yapmış olduğumuz kısa soluklu
59
bir halk inanmaları çalışması bu üç toplumun bu bakımından fazla farklılık içermediği gösterir türdendi . Doğu
Anadolu Sünni Zaza halk kültürü Anadolu’nun Sünni inançlı diğer halkından ve Alevi Zaza halk kültürü de keza
60
Kırmanç ve Türkmen Alevilerin halk kültüründen özel özellik taşıyan bir farklılık arz etmezler . Biz, Erzurum ve
çevresi ziyaret yerleri etrafında oluşan halk inançlarını Zazalar, Kırmançlar ve Türkmenler olarak incelediğimiz
61
bir çalışmada inanç ve uygulama bakımından bu üç toplum arasında bariz bir farkın olmadığını gördük . Bizim
bu teşhisimizi doğrulayan çalışmalar da yapılmaktadır. “Siverek ve Çevresinde Yaşayan Zazalarda Doğum
Geleneği” isimli çalışmada hayatın doğum evveli doğum esnası ve doğum sonrası halk inançları bir arada ele
62
alınmış ve 60 kadar kaynak kişiden bilgi alınmıştır . Bu çalışma ile de edinilen bilgiler Anadolu’nun anadili farklı
63
da olabilen diğer kesimlerin halk inanmalarından değişik değildir. Ali Rıza Özdemir’in Zazalaşan ve Kürtleşen
Türkmenler üzerinde yapmış olduğu çalışma onlarca Türkmen aşireti Zazalaşırken veya Kürtleşirken aynı
64
zamanda Zaza aşiretlerinin Kürtleştiklerini de göstermektedir . Bu hal toplumların kimlik değişmelerinde
sadece dil tespitlerinin de yetmediğini anlatmaktadır. Zazaların süratle Kürtleştikleri konusunda batılı Zaza
uzmanları hemfikirdirler.
56
Nimet Yıldırım, İran Mitolojisi, Kökenleri, Kaynakları Ana Temaları, Pinhan, İstanbul, 2012
Aylin Evin Küçükçelebi, Uzun Havalar, Kültür Bakanlığı, Ankara, 2002, s. 135
58
M.Sıraç Bilgin, Yazatalar ve Homa Aryan Mitolojisi, Doz, İstanbul, 1996, s. 173
59
Yaşar Kalafat “Urfa Yöresinde Türk Halk İnançları; Karakeçililer, Zazalar ve Arapça Konuşanlar” Erciyes Aralık 2000 S.
276 s. 6–10
57
60
Ali Haydar Dedekurban, 19 Zaza Halk İnançları, Ankara 1994; Zazalar'da Şölen ve Törenler, Ankara 1994; Zaza Halk
İnançlarında "Kürtler" Ankara 1994.
61
Yaşar Kalafat, Anadolu Türk Halk Sufızmi - Zazalar Kırmanç ve Türkmenler. (Erzurum Ziyaret Yerlerinin Tasnifi
ve Halk Bilimi İtibariyle Önemi), İstanbul 1997
62
Zelal Özağaçhanlı,“Siverek ve Çevresinde Yaşayan Zazalarda Doğum Geleneği”, II. Uluslar arası, Zaza Tarihi ve
Kültürü Sempozyumu, 4–6 Mayıs 2012 Bingöl Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2012, s. 712- 728
63
Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, Berikan yayınları Ankara, 2010
64
Ali Rıza Özdemir, Kayıp Türkler Etnik Coğrafya Bakımından Kürtleşen Türkmen Aşiretleri, Kripto, Ankara, 2013,
s.169–278
9
2011 ve 2012 yıllarında Bitlis ve Van’da yapılan bir kültür şöleninde ve Kürtçe yer adları konulu
bildirilerde, anadili Kürtçe olan bir kısım akademisyenler Kürtçenin Farsçanın bir türevi olduğu açıklıyorlardı. Bu
konulu diğer çalışmalarımızda da belirtmeğe çalıştığımız gibi Anadolu’da Kürtçenin kültür dili olmasına paralel
bir gelişme de, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun İran dil alanı sınırlarına girmesi olacaktır. Zazacaya bu
pencereden bakılınca Türkiye’nin Anadili Kürtçe yoğunluklu olan bölgesinde Zazaca Kürtçe olmayan bir yerel
dildir. Bu pencereden görünen diğer manzara ise, yukarıda dabelirtildiği gibi Zazaca veya Zazacalar ile Farsçanın
var ise dil akrabalığıdır.
Sünni Zazalar Şafii ve Hanefi olarak ayrılabilirken bir kısım Zazalar ise Alevi’dirler. Alevi Zazaların inanç
65
erkânı ve ocak bağlantısı Sarı Saltık Ocağı örneğinde olduğu gibi Türkçedir . Alevi olan İran Goranları için de bu
teşhis büyük ölçüde doğrudur. Ancak Ehli Haklar ve Al Ullahiler/Ali Allahiler üzerinde Rus şarkiyatçıların yapmış
66
oldukları düzeyde Türk Türkologlar tarafından yapılmış bir çalışmanın olduğuna şahit olunmamıştır . Zaza
Alevilerin inanç dünyasına hulul edebilmek, kök hücrelerine erişebilmek, buradan hareketle arkaik dönemle
bağlantı arayabilmek, Türkiye’de yapılan geleneksel Alevilik araştırma yöntemleri ile mümkün değildir.
Zazalrda dil ve inanç ilişkilerini yerel çalışmalardan hareketle inceleyen araştırmacılar, zaza kimliği ile
ilgili önemli bazı ayrıntıları da tespit etmişlerdir.
Tuncelili bir Alevi Zaza araştırmacı olan Sezai Öztürk, Tunceli Alevliğinin doğuş yerinin HorasanTürkistan olduğunu, Ahmet Yesevi’nin Türkistan'da oynadığı rolü Türkiye'de Hacı Bektaş Veli'nin oynadığını,
Alevilik, Bektaşilik ve Kızılbaşlığın aralarında az farklılıklar gösteren Türk İslami’yeti olduğunu belirtmektedir.
Babaganlar olarak bilinen şehir Alevliğinin, daha fazla tasavvuf yüklü olduğunu, Dedeganlar kolunun ise,
tasavvuf itibariyle daha zayıf olduğunu belirtmektedir. Bu arada Zaza Alevilerinin Hacı Bektaş Veli’ye itibar
etmeleri Zaza kimliğinin farklılığı üzerinde duran aydınlarca "engel" olarak görülür.
Nitekim Pir Sultan Abdal’ın sufistik yorumu da Zaza milliyetçilerince çok farklı yapılır. Onlar Tunceli
Alevliğini Zaza milliyeti ile özdeşleştirmektedirler. Alevi Zazalar'ın okudukları bütün Gülbank ve Nefesler’in
Türkçe oluşundan da, Türk Halk Sufizminde yüzlerce yılda oluşan kültürel özümlenmeden de, rahatsızlık
duyarlar.
Zaza dil araştırmaları yapan kaynaklar, Zazaların İslamî mezheplerine göre dağılımlarına dair de bilgi
vermekte ve dil farklılaşmasına değinmektedirler. Buna göre Palu ve Bingöl Zazaları Tunceli Zazalarından
farklıdırlar. Bu konudaki değişik görüşlere göre Kuzey ve Güney Zazacaları farklıdır. Ayıca güney ve kuzey
Zazacalarının yanı sıra bir de orta bölge Zazacası vardır. Güney Zazaca daha ziyade Alevî Zazalar tarafından
kullanır. Merkezî Zazalar Şafi mezhepli ve Güney Zazalar ise Hanefi inançlıdırlar. Bu çalışma Zaza alfabelerine de
67
yer vermektedir.
Orhan Türkdoğan Zaza inanç gruplarını incelerken onları Erzincan Zaza Alevileri, Bingöl Zaza Alevileri,
68
Elazığ Palu Zazaları, Adıyaman Zazaları olarak ele almaktadır.
İran mitolojisi incelenirken Anadolu coğrafyası Zerdüştlük evvelinden ele alınmakta bölgenin tarihî
coğrafyası kurulan yönetimleri dilleri ile incelemekte ve verilen filoloji, arkeoloji, dinler tarihi gibi disiplinler
koordinesinde anlamlandırılmaktadır. Böylesi bir arayışta, Zazaca veya Zazacalara yer belirleme imkânı daha
69
çoktur. Diğer taraftan Zerdüşt ise Kürt peygamberi olarak algılanıp yansıtılmaktadır .
Bu itibarla Zaza halkbilimi çalışmalarından hareketle Zazaları kimliklendirebilmek için sadece Zaza dilini
bilen bir halk bilimci evsafı taşımak yeterli olmayabilir.
Namıq Musalı’nın “Rus 0ryantalistlere Göre Ehl-i Haklar” isimli çalışmasında, Çarlık döneminden
başlanılarak Rus oryantalizmi hakkında farklı dönemler başlığı altında bilgi verilmektedir. 0ryantalizm ve Çağdaş
Rus şarkiyatına dair bilgi verirken Rus dinî oryantalizmi de tanıtılmaktadır. Bu münasebetle, “İran’da Ehli Hak
tarikatı”, “Ali Allahiler” “Ehli Hakların Gizli tarikat yapıları,” “Ehl Hakk ve Ali İlahi Tarikatlarına Ulaştırabilecek
65
Yaşar Kalafat, “Sarı Saltuklular”, Müjgân Cunbur Armağanı, Haz. T.Gülensoy, Ankara, 2010, Türk Kültürü Araştırma
Enstitüsü, s. 161–177
66
Namıq Musalı,(hazırlayan), Rus Oryantalistlere Göre Ehl-i Haklar, Önsüz Yayınları, İstanbul, 2014
67
Ahmet Buran, “Zazalar ve Zaza Dili” Yeni Türkiye, Türkçe Özel Sayısı, Kasım-Aralık 20131, S. 55, s.1491–1495
68
Orhan Türkdoğan, Türk Toplumunda Zazalar ve Kürtler, Timaş, İstanbul, 2008, s. 30–96
69
D.Ahsen Batur, Kürdoloji Yalanları, İstanbul, 2011, Selenge, s.283–298
10
kaynaklar”, “Nuseyrilik ve Ehl-i Hakk”, “Aleviler Ehl-i Haklar ve onların berzah alemi anlayışlarına dair olan
açıklamalar” müstakil başlıklar halinde ele alınmaktadır. Bu münasebetle Güran aşiretinin kabileleri, Kürtlük ve
70
etnik mensubiyetleri, Ehli Hakk oluşlarına dair de açıklamalar yapılamaktadır. Bu açıklamalardan ve bizim daha
evvel iran monografi kitaplarından yaptığımız çıkarmalardan Ehl-i hal ve Ali Allahi’liğin bir Türk İslam inanç
biçimi olduğudur. Bu birbirlerine çok yakın inanç mensuplarına, Göran veya Görani denilmesi bu inanca mensup
toplumlarda Göranlar’ın da bulunmasındandır. Türkiye’nin Alevî inançlı Zaza bölgesinde, bir dönem İsmet
71
Parmaksız’ın belirttiği gibi Ehl-i Hakk ve Ali Allahî inançlı kimselerde yaşamaktadırlar. Bu noktada ana dil
farklılığından Göran ismi alan bu toplum bazı çalışmalara inanç adı olarak da yansıyabilmiştir. Zazalar
içerisindeki Göranlar’ın ana dilleri ile İran Göranlarının ana dillerinin karşılaştırılmaları, Göranların Zazalığın
neresinde olduğunu gösterebilecektir.
Diğer taraftan Rus oryantalizminin Çarlık döneminden başlanılarak Azerbaycan, İran ve Türkiye
etnisitesini din ve dil yapıları bakımından incelemiş olması, Türkoloji’nin görev sınırları ve içeriği konusunda bir
fikir veriyor olmalı.
72
İran Halkları El Kitabı isimli çalışma İran’da yaşayan Alevî grupları milliyetlerine göre sınıflandırılırken
İran’da yaşayan Göronların toplan 300 bin olduklarını ve Göranlar’ın Türk Aleviler kolundan değil, İran Alevi
kolundan olduklarını belirtmektedir. Bu çalışmada İran’daki Azerbaycan Türklerinin Kızılbaş olanlarına dair de
bilgi verilmekte ve ayrıca yaşadıkları köyler belirtilmektedir. Daha ziyade Karakoyunlu Türkleri arasında olmak
üzere Karapapak ve Şahsevenler arasında yaşadıkları açıklanmaktadır. Bunlara; Aliallahî, Karakoyunlu, Abdal
Bey, Kırklar ve Sofu da denildiği, kendilerini Ehlihak olarak tanıttıkları Goran/Gören denilmesine tepki
73
gösterdiklerine vurgu yapmaktadır .
SONUÇ :
Zaza dilinin mahiyeti Türk, Zaza ve batılı dil bilimciler tarafından incelenmiştir. Batılı ve Zaza
dilbilimciler, Zazaca’nın lehçeleri de olan İranî bağımsız bir dil olduğunu, Kürtçe ve Türkçe karşısında korunması
gerektiği kanaatindedirler. Zaza kimliği tartışılırken, bizim kendimize faaliyet sahası açmak istediğimiz alan doğal
olarak farklıdır. Halkbilminden hareketle halklar arası tanışıklığı güçlendirme arayışına girilmişken, Amacımız,
millet harcına güç katma adına yapılan alan çalışmalarında Zazaca’nın bize düşündürdüklerini dile getirmektir.
Dilinin Kürtçe ve Türkçe içerisinde yok olmasını istemeyen ve Zazaca’nın halk kültürü araştırmaları için yeterli
olmadığına inanan Zaza arayışçıya, Türk halk kültürü araştırma çalışmalarında kapı aralamaktır. Bu yöntemle
Dünya Dili Türkçenin benzeri dünya dillerinin izledikleri yöntemle güç kazanabileceğine olan inancımızı
belirtmekti. Bize göre etnografya ve mutfak kültürünün isim varlığından da yola çıkılarak bu türden dillere
gramer özellikleri saklı olmak üzere Türkçe içerisinde oranlarınca yer verilebilir. Bu yöntem büyük dillerin
büyümelerini ve yerel dillerin de büyük dil içerisinde yaşamalarını sağlayabilir. Bu uygulama yok etme veya tek
tipleştirme değil, birlikte yaşama alanları oluşturarak birlikte güçlenmedir.
Halkların akrabalıkları arasındaki bağlardan birisi de şüphesiz üretmiş oldukları halk kültürüdür ve
halkların hayatlarında onun yeri dil kadar önem arzeder. Zaza halk kültürü Anadolu genel halk kültüründen bariz
farklılıkllar içermemektedir.
İslamî–Batinî inanç yapılanmalarında Zaza halk kültürü içine kapalılık noktasında Fars sufizmine daha
yakın olarak kabul edilebilir, şeklinde genel bir kanaat vardır.
Kadim Fars coğrafyasının sınırları batıya, Anadolu’ya uzadığı nispette, İran mitolojisinin etkinlik alanı,
İranî hakları da ve dolayısı de Zazaları da kapsayarak Doğu Anadolu’yu da içerisine almış olacaktır.
Zaza ve Kürt toplumlarının dillerinin İranî dil grubuna girmeleri ve dolayısıyla Farsça ile olan
akrabalıkları, Zazacayı Kürtçe karşısında ve Kürtçe ile Zazacayı da Farsça karşısında var olma mücadelesinde
şanssızlaştırmaktadır. Bu hal, gelecekte, bölgedeki kültürel üstünlükte, bu iki dil karşısında Farsçayı Türkçeden
daha şanslı duruma getirmektedir.
70
Namıq Musalı,(hazırlayan), Rus Oryantalistlere Göre Ehl-i Haklar, Önsüz yayınları, İstanbul, 2014, s. 25, 27, 100, 101,
103- 178 vd.
71
İsmet Parmaksızoğlu, Tarih Boyunca Kürttürkleri ve Türkmenler, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara, 1983
72
Rafael Bloga, İran Halkları El Kitabı, Baskı yeri (?) Baskı yılı (?) s. 48
73
Rafael Bloga, İran Halkları El Kitabı, Baskı yeri (?) Baskı yılı (?) s. 51
11
Konunun diğer bir yanı ise, bir halk kesimi kendisini tanıma arayışında, başka bir ülkede daha uygun
araştırma ortamı bulmuş olabilir. Demokratik ülkelerde, başka ülkelerin halklarına dair gerçeği tespit adına
araştırmalar yapmak da doğal olabilir. Bu tür ilişkileri muhakkak emperyalizmle alakalandırmak her zaman
doğru neticeler de vermeyebilir. Bu noktada, ülkesindeki halkların, araştırılma ortamını başka ülkelerde araması
ile doğan emperyalist kurguların engellenebilme yolu, bu tür araştırmalarda başka ülkelerin araştırma cazibesini
ortadan kaldırmaktır. Bunun temini konusunda sorumluluk, kanaatimizce birlikte yaşayan halklardan
çoğunlukta olan halk kesimine düşer.
Ayrıca, halkların kimliklendirilmelerinde ihtilaf var ise, zz sayılı halkların etnik kimlikleri konusunda
ihtilaf var ise, bu halkların inançla göç parantezleri açılabilir. Bu halkların yaşamlarındaki halk inançlarının
derinliklerine gidilerek, inançlarının başka coğrafyalardaki izleri aranabilir. Halk inançları kültür köprüsü,
halkların geçmişlerinin tespiti bakımından dil kültür köprüsü kadar önemlidir.
74
75
Biz, Gaziantep yöresi Barakları ve Şırnak yöresi Tatarları üzerinde yaptığımız halk inanmaları
çalışmaları ile bu iki toplumun gelmiş oldukları yerlere dair elde edilmiş tarihi bilgiler ile inanç göçünün çıkış
noktaları ve izledikleri güzergâhlar arasında ortaklıklar kurulabileceğini gördük.
74
75
Yaşar Kalafat, Türk Mitolojisinde Kurt, Ankara, 2012, Berikan yayınları, s. 81–118
Yaşar Kalafat-Betül Güngör, Türk Kültürlü Halklarda Türk Tatar Halk İnançları, Ankara, 2011, Berikan yayınları,
12

Benzer belgeler