avrupa`ya göç ve türkiye

Yorumlar

Transkript

avrupa`ya göç ve türkiye
43
.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi
No:37 (Ekim 2007)
AVRUPA’YA GÖÇ VE TÜRK YE
U ur TEK N*
Özet
Bu makalenin konusu, son yirmi yılda göçün de i en yapısı, Almanya örne inden
hareketle Avrupa’nın göçe yönelik politikaları, göç hareketinin ve göçmenin toplumda
konumlanı ı üzerini yürütülen tartı malardır. Almanya Türkiye’den en fazla göçmen
alan ülkedir. Almanya’da göçmen nüfusun en büyük kesimini Türkiye’den gelen
göçmenler olusturmaktadır. Bu durum özellikle Avrupa Birli i göçmen politikalarının
Türkiye ile ilgili bölümlerinde önemli bir rol oynamaktadir. Di er Kuzey Akdeniz
ülkeleri gibi artık Türkiye de göç veren ülke olmanın yanı sıra, göç alan ve ayni
zamanda geçi ülkesi olan bir ülke durumundadır. Türkiye, Avrupa’ya yönelik göç geçi
alanlarının en çok kullanılanlarından birinin üzerinde olması nedeniyle Avrupa
Birli i’yle bütünle me sürecinde Avrupa Birli i Ülkeleri’nin göç politikalarından önemli
ölçüde etkilenme durumundadır.
Anahtar Kelimeler: Göç, Göç politikaları, Etnisite , Ayrımcılık, Azınlıklar
Immigration to Europe and Turkey
Abstract
Based on the case of Germany, the subject of this article concerns the discussions
continuing on the changing structure of immigration in the last two decades, the politics
of Europe on immigration and how the immigration movements and immigrants have
been situated. Germany is the country which receives immigrants from Turkey at the
most. The biggest part of the immigrant community in Germany consists of Turkish
immigrants. Thus, Germany has a great role on the politics of EU immigration policy
concerning Turkey. Like other Northern Mediterreanean countries, Turkey has become
an immigration accepting and passage country as much as an immigration sending one.
*
Dr., Köln Üniversitesi nsan Bilimleri Fakültesi Ö retim Görevlisi, Köln Üniversitesi
Kültürlerarası Ara tırma Merkezi Uzmanı
44
Because Turkey is located on commonly used immigration roads toward Europe, it will
be highly effected by the immigration politics of European Union Countries.
Keywords: Migration - Immigration politics - Ethnicity - Discrimination - Minorities
Giri
Tarihi olarak ele aldı ımızda göç ilk ya am biçimidir. Göçmen sadece ya am artlarını
iyile tirmek için yer de i tirmektedir. Konumuzu modern dünya ile sınırlasak dahi, göç
farklı toplum biçimlerinin olu umuna etken olmu tur. Etkiledi i toplumların yanı sıra,
göçün kendisi de, çesitli dönemlerde farklı tarzlar olu turmu tur. Kırsal alanlardan
kentlere, tarım alanlarından sanayinin yo unla tı ı bölgelere yönelen göç, ortak ya am
tarzını kökten de i tiren, yeni olu umları zorlayan bir ivme olmu tur1. Çevreden
merkeze yönelen bu hareketlilik ister sınırların yeniden cizilmesi nedeniyle olsun, ister
ülkelerin ekonomik, politik veya yasal geli imlerinin e itsizli i nedeniyle olsun, sınırlar
ötesi bir boyut kazanmı tır. Çalı ma ve ya am ko ulları, politik katılım ve yasal alanları
göreceli olarak geri olan ülkelerden, çalı ma ve ya am ko ulları, politik katılım ve yasal
alanları daha geli kin olan ülkelere do ru haraket, yani sınırları a an göç belirgin bir göç
modeli olarak ortaya çıkmı tır. Bu eylemde bulunan insanların, yani göçmenler,
yerlilerden farklı olarak bazı özellikleri nedeniyle bu sürece katılmaları istenmekte ve bu
eylemlilikte bulunmaları için de bazı özelliklere sahip olmaları beklenmektedir. Çünkü
geleneksel göç, büyük oranda göç alan ülkenin ihtiyaçlarına ve imkanlarına ba lı olarak
ekillenir. Göç alan ülke bazı yapılarını desteklemek ve bazı yapılarını yeniden
ekillendirmek ister.
Göç belli bir tarihi süreçte belli bir zamanla sınırlı bir olgu de ildir. Tam tersini bütün
toplumların ya amında var olan normal bir durumdur2. Göç ile toplum arasındaki ili kiyi
üç ana ba lık altında toplamak mümkündür.
Toplumsal geli im için gerekli bir unsur olarak göç:
Göç toplumsal geli imin bir motorudur. Her dönemde göç yerle ik toplumları
ekillendirmi ve toplumsal geli melerini belirlemi tir. Ileri sanayi ülkelerinin hepsi
geli meleri ve hatta ya ayabilmeleri için göçe ihtiyaç duymu lardır. Göç alımı bu
ülkelerin belli bir hızda büyümesi, demografig denegelerini kurabilmesi ve geli imini
devam ettirmeleri için zorunlu bir unsurdur.
Toplumsal geli imin sonucu olarak göç:
Toplumlar göçmen alarak kendi üyelerinin toplumda konumlanı ını daha iyi bir noktaya
1
Bade, Klaus: Migration und Integration in Deutschland seit dem Zweiten Weltkrieg.
Probleme, Erfolge, Perspektiven. Osnabrück 2004
2
Beck, Ulrich: Der Durchschnittliche Migrant. In: Projekt Migration. Katalog zur
Ausstellung. Köln 2005: 196-198
45
çıkarmaktadırlar. Ucuz i gücü olarak getirilen göçmenler toplumun alt kesimini
olu turmaktadırlar. Kendi üyeleri ise bir üst ya am biçimine geçmek için olanakları daha
kolay kullanır hale gelmektedirler3.
Toplumsal sorunların olu masında bir etken olarak göç:
Her toplumda var olan payla ım sorununun bir devamı olarak göçe ba lı olarak da
sorunlar ortaya çıkmaktadır. Toplumsal zenginli in artı ında bir etken olan göç, bu
zenginli in payla ımında bir kar ıtlık ortamı yaratmaktadır. Mevcut üretilen de erlerin
payla ımında bir bölgeye yeni gelenler ile eskiler arasında mevcut imkanlara ula ımda
ve bunların kullanımında farklılıklar olmaktadır. Bu aynı zamanda toplumsal zenginli in
da ıtımını da etkilemektedir4.
Göç uzun bir dönem iki ülke arası yapılan anla malarla belirlenmekteydi. Göç alan
ülkenin koydu u artlara uygunluk aranmakta veya göçmen tarafından kullanılabilir
yasal alanın sınırları etken olmaktadır. Tabii ki bütün bunların yanı sıra bu göç eden
bireylerin göç artlarına uygunlu u veya bu göç sistemiyle kurdu u ileti im, göçmenin
demografik özelli i, önüne koydu u hedefler ve yetenekleri de belirleyici, belkide
birincisinden daha fazla belirleyici olmaktadır. Kısa bir dönem için (sezon göcü),
çalı ma ya ıyla sınırlı, yeni ya am kurmak için göç veya ulus ötesi göç gibi farklı zaman
dilimleriyle farklılıklar gösteren bu modeli “Klasik Göç Modeli”5 olarak tanımlamak
mümkündür. Bu “Klasik Göç Modeli”ne Türkiye en geni boyutta 1961 yılında
Almanya Federal Cumhuriyeti’yle yaptı ı i gücü alımı anla masıyla katılmı tır. Bu göç
hareketi 1973 yılında Almanya’nın resmi i çi alımını durdurmasıyla bitmemi ,
günümüze kadar bazı ini çiki larla devam etmi tir. ki ülke arasında olu an bu nüfus
hareketi iki ülkenin de toplumsal, ekonomik ve siyasal yapılarında de i imlerde etken
olmu tur6.
Geriye kısa bir bakı : Orta Avrupa’da (Almanya’da) Göçün Tarihi
Avrupa’da en önemli göç alan ve Türkiye’den göçün esas yöneldi i bölge Orta
Avrupadır. Ulus-devlet ile göç arasındaki etkile imi netle tirmek için bu bölgenin yakın
tarihini ele almakta fayda var. Bu bölgedeki merkezi yapıların, göçle ili kili toplumsal
politikalarının farklılıkları temelinde üç tipik tarihsel dönem tesbiti yapabiliriz7.
3
Ulrich Beck’in „Fahrstuhl-Efekt” olarak tanımladı ı süreci “kaldıraç etkisi” olarak
çevirebiliriz. Bkz. Beck, Ulrich: Risikogesellschaft. Auf dem Weg in eine andere Moderne.
Frankfurt a. M. 1986,122.
Elias, Norbert und Scotson, John L.: Etablierte und Außenseiter. Frankfurt/M. 2002
5
Tekin, U ur: Migration und Erinnerungskultur http://uni-koeln.de/ew-fak/Sozio/ss2006/
7210/praesentation.pdf 2006
6
Abadan-Unat, Nermin: Bitmeyen Göç: Konuk çilikten Ulus-Ötesi Yurtta lı a 2. Baskı. stanbul
2002
7
1. ve 2. Dünva sava ı ve Nazi iktidarı dönemi çok özgün yapısı gere i bu tartı manın dı ında
tutulmu tur.
4
46
1) Ulus devlet öncesi Orta Avrupa’da göç:
Bu dönemde göç günlük ya amda normal olarak de erlendirilmi ve toplumsal
politikada sorun olarak ele alınmamı tır. Tam tersine bu dönemde belli göçmen
gruplarına imtiyazlar verilerek göç desteklenmi tir. Özellikle reformasyon hareketinin
güçlendi i dönemlerde Katoliklerin baskısıyla kar ı kar ıya olan Fransız Calvinistler
(Huguenots), 1682'
den bu yana, Orta Avrupa ehirlerinin kurulu unda önemli rol
almı lardır. Getirdikleri yeni teknolojilerle, din sava larıyla yıpranmı olan Orta
Avrupa’da ehirlerin yeniden ekonomik olarak güçlenmesini sa lamı lardır. Örne in 18.
yüzyılın ba ında Berlin nüfusunun be te birini bu göçmenler olu turmaktadır. Prusya
merkezi devleti tarafından bu göçmenlere bir dizi ekonomik imtiyazın yanı sıra, kendi
dillerini kullanma ve kültürel ba ımsızlıklarını koruma hakları verilmi tir8. Bir ba ka
örnek ise, 1544-1583 arası Ren nehri kıyısında bir Alman ehri olan Wesel’de,
engezisyondan kaçarak gelen Geusenların (Hollandalı Protestanlar) görülmemi bir
zenginlik yaratmı olmalarıdır9.
2) Kayser Döneminde Avrupa’da göç:
Göç bu dönemde de günlük ya amda normal olarak kabul edilmekle birlikte toplumsal
politikada kısmen bir sorun olarak tanımlanmaktadır. Bu dönemin tipik özelli i Orta
Avrupa’da hızla artan nüfus ve buna ba lı olarak önce do uya (Karadeniz’in kuzeyi
Banat bölgesine), 19. yüzyıl boyunca da Atlantik ötesi yeni kıta Amerika’ya olan kitlesel
göç ve 19. yy sonunda hızla büyüyen endüstri merkezi Ruhr-Havzası’na Polonya’dan
göçtür. Ruhr-Havzası kısa bir süre içinde dünyanın en büyük göçmen gönderen bölgesi
olmaktan çıkarak, Amerika’dan sonra dünyanın ikinci büyük göçmen alan bölgesi
olmu tur. Ucuz i gücü kullanmak ve ücretleri dü ürmek için 1870-1914 tarihleri
arasında Ruhr Havzasındaki kömür madenlerinde çalı tırılmak üzere 500 bin Polonyalı
getirilmi tir. Bu göçmenler bazı ehirlerde oy kullananların 50% sini olu turmaktadır10.
Sıkı bir kontrol sistemi altında ya amalarına ra men Nazi dönemine kadar kültürel
otonom yapılarını korumu lardır.
3) Federal Devletin Kurulmasından bu yana göç:
Bu dönemin tipik özelli i artık göçün toplumsal politikada ciddi bir sorun olarak ele
alınmasıdır. Sadece toplumdaki gericili in hedefi olmamı , ayni zamanda toplumun
siyasal söyleminde partiler arası tarti maların ana temasını olu turmu tur. Ikinci Dünya
Sava ı sonrasında endüstrinin temel i gücü ihtiyacını, Almanya’nın sınırlarının yeniden
8
Schilling, Heinz: Die frühneuzeitliche Konfessionsmigration. In: Klaus J. Bade (Hg.:) Migration
in der europäischen Geschichte seit dem späten Mittelalter. IMIS-Beiträge, H. 20, Osnabrück
2002, S. 67-89
9
Sarmenhaus, Wilhelm: Die Festsetzung der niederländischen Religionsflüchtlinge im 16.
Jahrhundert in Wesel und ihre Bedeutung für die wirtschaftliche Entwicklung der Stadt. Studien
und Quellen zur Geschichte von Wesel. Wesel 1913
10
Bade, Klaus: „Billig und willig“ die „ausländischen Wanderarbeiter“ im kaiserlichen
Deutschland. In: Bade, Klaus (Hg.): Deutsche im Ausland - Fremde in Deutschland. Migration in
Geschichte und Gegenwart. München 1992
47
saptanması nedeniyle do udan gelen 12 milyonu bulan Alman sı ınmacilar kar ılamı tır.
Sava ta büyük hasara u ramamı olan sanayi tesislerinin hızla üretime geçmesiyle kısa
sürede yeniden i gücüne ihtiyaç do mu ve 1955 tarihinde talya ile yapılan i gücü
anla masından sonra Almanya arka arkaya bir dizi Güney Avrupa Ülkesi’yle daha i
gücü anla ması yapmı tır: Yunanistan ve spanya ile 1960’da, Türkiye ile 1961’de, Fas
ile 1963’te, Portekiz ile 1964’te Tunus ile 1965’te ve Yugoslavya ile 1968 yılında11.
verenler, sendikalar ve Federal Hükümet yabancı i gücünün geçici bir süre için
getirilmesi konusunda görü birli ine sahiptir. Bu dönem gelen göçmenlerin geçicili i
“misafir i çi” olarak tanımlanmalarıyla vurgulanmı tır. Rotasyon süresi olarak iki yıl
dü ünülmü olmasına ra men, i e alı an i çilerin geri gönderilerek yeni i çilerin
getirilmesi üretimde verimlili i dü ürdü ü için, özellikle i verenlerin baskısı nedeniyle
uygulanmamı tır. Bu dönemde kalıcılı ın engellenmesi için yasal bariyerler her zaman
kullanılmak için hazır tutulmu tur.
Petrol krizine ba lı olarak 1973 kasımında Federal Hükümet, taraf ülkelerin hepsini
kapsayan i gücü alımını durdurma kararı alır. Ülkedeki yabancıların sayısını dü ürmeyi
amaçlayan bu karar tam bir ters tepki yaratır. Ailelerin getirilmesi hızlanır. Özellikle
Türkiye’den gelenlerin sayısında ciddi bir artı olur.
Türkiye’den Almanya’ya gelen ve dönen göçmenler 1964-198012
Dönem
Gelenler Dönenler Fark
1964-1973 1.266.325 455.462 +810.863
1974-1977 479.585 503.186
-23.601
1978-1980 515.153 224.919 +290.234
Toplam
2.261.063 1.183.549 +1.077.514
Bu dönemde göçmenler “misafir i çi” yerine “yabancı” (ba ka ülke vatanda ı) olarak
tanımlanmaktadırlar. Artık sorunsal bu “yabancı”ların geri dünü ü veya kalanların ise
asimile olması üzerine kuruludur.
70'
li yılların sonunda göçmenlerin ismi yine de i ir; “ba ka (öteki)” olarak tanımlanırlar
ve bu ba kalıkları nedeniyle de topluma uyumlarının zorlukları tartı ılmaya ba lanır.
1983 yılında Geriye Dönü ü Te vik Yasası çıkarılarak i siz ve ya lanmı olan bu
yabancıların bir daha gelmemek üzere geri dönü leri için maddi yardım yapılır13.
11
Federal Almanya’nın i gücü anla ması yaptı ı ülkelerin seçiminde ekonomik tercihlerin yanı
sıra politik tercihleri de önemli olmu tur. 1955’te NATO üyesi olan Almanya daha önce birli e
üye olan Yunanistan, Türkiye, Portekiz ile anla mayı tercih etmi . Ba lantısızların öncülü ünü
yapan Yugoslavya ve Kuzey Afrika’da yeni ba ımsızlı ını kazanan Fas ve Tunus da Almanya’nın
nüfuz politikası açısından önem ta ıyan ülkelerdir.
12
Eryilmaz, Aytaç und Jamin, Mathilde (Hg.): Fremde Heimat / Yaban, Sılan olur. Eine
Geschichte der Einwanderung aus der Türkei, Türkiye’den Almanya’ya Göçün Tarihi. Essen 1998
13
10.500 DM geriye dönü ü te vik yardımının yanısıra, her çocuk için 1.500 DM ve yabancıdan
kesilen emeklilik sigortası primleri de buna eklenerek ödenir. Bu ödemelerden i yeri kapananlar
yararlanabilmektedirler.
48
80'
li yılların sonunda bu söylemde yeniden bir kayma olur ve bu ba ka yabancıların
Türk oldukları tesbit edilir. Bu Türkler iki farklı kültür arasında sıkı mı lardır. Bu
birbirinden çok farklı kültürlerden birini seçmek durumundadırlar yoksa iki sandalye
arasında oturmaları patalojik bir durumdur14.
Bu dönemdeki göçmenlik ulus-devlet için bir sorun olarak de erlendirilmektedir. Politik
alanda göçmenlik ve göçmen azınlık geçici bir durum olarak ele alınmı tır. Kalıcılı ın
reddi nedeniyle ortaya çıkan sorunlar göçmenlerin getirdi i sorunlar olarak
de erlendirilmi tir. Sorunları yaratanların göçmenler oldu u tesbit edilmi tir.
“Yabancılar Sorunu” toplumun güvenlik sorunlarının içinde bir bölüm halinde ele
alınmaktadır. Almanya’dan ba ka bir ülkede ya amamı olan üçüncü ve dördüncü ku ak
göçmenler dahi “yabancı” olarak tanımlanmaktadır.
Medyada son yıllarda artan oranda yabancı gençler suç ba lamında ele alınmaktadır.
Yabancılar, toplum düzenini bozan örgütlü suç çetelerini kuranlardır. Örgütlü suç için
kullanılan mafya kavramı artık hep bir etnik tanımlamayla birlikte kullanılmaktadır. Rus
Mafyası, Türk Mafyası gibi. Sı ınmacılar toplumda asalak olarak ya amak için gelenler
olarak tanımlanmaktadır. 11 Eylül’de bu yana ise kontrol sistemi müslümanları
hedeflemektedir.
Göç Üzerine “Bilimsel“ Ara tırmalar
Avrupa’da göçmenlik üzerine yapılan ara tırmaların büyük kısmı etnik olarak
tanımladıkları toplumu çıkı noktası olarak ele almaktadır15.
“Misafir i çi dönemi“nde politik ve medya söylemindeki geçicilik bilimsel ara tırmaları
da belirlemi tir. Bu dönemde yapılan bilimsel ara tırmaların bir ço u “yabancıIık”a
ili kin sosyal ve psikolojik sorunları ara tırmaktadır. Yabancılık söyleminin ön planda
olu u dönemde bilimsel çalı malarda görev dil bilimcilere ve e itim bilimcilerine
verilmi tir. “Yabancılar Sorunu”na yönelik çözüm önerileri üretmek artık onların
görevidir. Bilimsel ara tırmaların ele aldı ı önemli bir konu da, “Ötekilerin” yapıları
gere i ileri sanayi ülkelerine uyum sa lamaktaki zorlukları ve hangi uyum
politikalarının uygulanabilirli idir.
Göçmenlikle ilgili ortaya çıkan sorunların ara tırılmasında en fazla kullanılan teorik
yakla ım Farklılık (Diferenz) Teorileridir. Kültür Farklılı ı Teorisi ve Modernizm
Farklılı ı Teorisi yapılan ara tırmaların teorik arka planını olu turmaktadır. Kültürel ve
14
Bu iki sandalyede oturmak zorunda bırakılan göçmenler yakla ımı sadece göçmen alan
ülkelerde de il göçmen veren ülkelerdeki bilimsel ara tırmalarda da yo un olarak
kullanılmaktadır.
15
Bu bölüm göç sosyolojisinde yeni perspektiflerin olusma ına yönelik önemli katkılar yapan
Bukow ve Llaryora’nın tezlerinden yola çıkarak hazırlanmı tır. Bukow, Wolf-Dietrich und
Llaryora, Roberto: Mitbürger aus der Fremde. Soziogenese ethnischer Minoritäten. Opladen 1988
49
etnik özellikleri ön planda tutan bu yakla ım politik ve sosyal sorunların kavranmasını
engellemektedir16. “Paralel Toplum“ tartı masında oldu u gibi günlük ya amdaki
farklılıklar siyasal- toplumsal farklılıklar olarak ön plana çıkarılmaktadır. Ülkenin
yabancılı a ne kadar dayanabilece i tartı ılmaktadır.
Kültür Farklılı ı Hipotezinden yola çıkarak azınlıkların yapısı gere i ço unluktan farklı
oldu u tesbit edilir. Burda iki farklı kültür yapıları ön plana çıkarılarak, göçmen alan
ülkenin kültürü ile göçmenin kültürü de i mez kalıplar olarak tanımlanır ve kar ı kar ıya
konur. Genellikle de bu yakla ımda geçmi bugünü belirleyen en önemli etkendir.
Modernite Farklılı ı Hipotezi kullanıldı ında göçmen kırsal alandan (az geli mi
ülkeden) geldi i için modernizmi yakalayamamı tır. Ataerkildir, ancak basit i leri
yapabilir. Medeni bir vatanda düzeyinde sosyal ve politik olgunlu u yoktur. Topluma
uyum sa laması için ikinci bir sosyalle meden geçmek zorundadır. Bu nedenle göçmen
için uyum programları hazırlanır. Bu hipotez ilk ba tan olası uyumu red etmese dahi
göçmenlerin topluma uyum sa layamamasının nedenlerini tanımlamaktadır. Kültürel
özellikleri, toplumsal konumlanı ın artları haline getiren Farklılık (Diferenz)
Hipotezinin kullanılması, toplumda klasik tanımlama (stigma) sürecinin i lemesinde
önemli bir etken olmaktadır. Hukuki katagoriler temelinde grupların ayrı tırılması
(Alman Vatanda ı/Yabancı), grup özelliklerini sosyal, kültürel, dini v.s. yeniden
tanımlamak, kar ıtlıklarda yo unla arak ötekini etnikle tirmekten yola çıkarak kendi
etnik özelliklerine vurgu yapmak, olarak adımlarını tesbit edebilece imiz bir stigma
süreci in a edilmektedir17. Bu etnikle tirme süreci, politik söylem ve medya tarafından
desteklendi i gibi günlük hayattaki ırkçı söylemden de desteklenerek iktidarın etnik
temelde yeniden in asına varmaktadır.
E itlik istemlerine kar ı, kalıcı olarak farklı haklar verilmesine haklılık kazandırmak ve
bu e itsizli in toplumda kabul edilirli ini güçlendirmek için, farklılıklar ve etnisite
üzerine kurulu söylem stratejik olarak kullanılmaktadır18. Etnisitenin yanı sıra ötekinin
tanımlanmasında 11 Eylül’den bu yana din ve inanı artarak ön plana çıkarılmaktadır.
Bu strateji toplum üyelerinin toplum imkanlarından e itsiz olarak yararlanmamasının ve
bu yolla olu an, iktidarın ve e itsiz toplumsal statülerin me rula tırılmasında bir araç
olmaktadır.
16
Auernheimer, Georg: Einführung in die Interkulturelle Pädagogik. 3., neu bearbeitete u.
erweiterte Auflage. Darmstadt 2003
17
Bukow, Wolf-Dietrich: Feindbild: Minderheit. Zur Funktion von Ethnisierung. Opladen 1996.
Tekin, U ur und Spindler, Susanne: Ethnisierung und Kriminalisierung als Ausgrenzungsstrategie.
In: Die Brücke. Forum für antirassistische Politik und Kultur, Heft 2/2001, S. 27-32.
18
Balibar, Étienne: Sind wir Bürger Europas? Politische Integration, soziale Ausgrenzung und die
Zukunft des Nationalen. Hamburg 2003
50
Toplumdaki De i imler ve Yeni Göç Sistemi:
Her toplumsal yapı gibi, göç sistemini irdelerken de, toplumlarda son yıllardaki
de i imleri göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bunlardan bazılarını söyle
sıralayabiliriz:
• Toplumların sınırlarında kaymalar olmakta ve sınırların tesbitinde belirsizlikler
ortaya çıkmaktadır. Ulus devlet yerine yeni ili ki biçimleri toplum sınırlarını
dünya düzlemine ta ımaktadır19.
• Bireyin ö renme, deneme çerçevesi farklıla maktadır. Aile bu alanda temel
rolünü kaybetmekte, bunun yerine sokak, çevre, medya ve yeni ileti im
teknolojileri gibi bir dizi farklı alan bireyin ö renme ve deneme çerçevesinin
sınırlarını yeniden belirlemektedir.
• Topluma katılım katman, sınıf yapılarından çok biyografik kazanımlara dayalı
bir alana do ru kaymakta, bireyselle me güçlenmekte ve buna ba lı olarak da
risk faktörü belirginle mektedir20.
• Anlamlandırma çerçevesi farklıla makta, gelenek ve din yerine yeni yerel
anlatımlar ön plana çıkmaktadır. Gelene in bize zaman ve mekan olarak
yarattı ı konumlanma çerçevesi zorlanmaktadır. Biyografileriyle yer ve zamanı
en kökten sorgulayanlar ise göçmenlerdir21. Göçmenler için yer ve zaman
ortadan kalkmı gibidir.
Bu de i imlerden yola çıkarak toplumu irdelerken ve olayları yorumlarken yeni bir bakı
açısı, yeni bir kurgulama biçimine ihtiyaç vardır. Burada sorun yeni olu an toplumun
küresel göçe ba lı olarak nasıl düzenlenece idir. Ayrıca konumuz gere i göçü tetikleyen
ve yapısını de i tiren Avrupa ve çevresindeki de i imleri daha yakından ele aldı ımızda
öyle bir tablo ile kar ıla ırız:
•
•
19
Avrupa Birli i’nin geli imine ba lı olarak Avrupa’nın iç ve dı sınırlarındaki
de i im ve buna ba lı olarak sınır kontrollerinin yapısının de i mesi ve mekansal
olarak kayması.
Avrupa’nın sınırlarını olu turan bölgelerde, hem do uda hem de güneyde son yirmi
yılda sosyal, politik ve ekonomik de i imler (Sovyetler Birli i’nin da ılması,
neoliberal küreselle me, Afrika’da artan yoksulluk, bölgesel sava lar v.s.)
Giddens, Anthony: Elimizden Kaçıp Giden Dünya. stanbul 2000
Burada bireyselle meyi toplumdan izole olma, toplum dı ına atılma olarak de il yeni bir tarzda
topluma katılımın ivmelerinden biri olarak ele alıyorum. Bireysel ya am biçimlerinin gelenekten
ba ımsızla ması ve bireyselle me bir açıdan yeni özgürlük alanları olarak ele alınmakta, di er
yandan rol ve görevlerin verili olmaması nedeniyle yöneli sorunları olarak tanımlanmaktalar.
Yeni yöneli lerin karma ıklı ı eski basit kalıpların yeniden de er kazanmasına neden olmakta, din
ve etnisite toplum üyeleri için yeniden çekici olmaktadır. Beck, Ulrich: Risikogesellschaft. Auf
dem Weg in eine andere Moderne. Frankfurt a. M. 1986
21
Göçmenlerin ulus devletlerin olu turdu u sabitlik ve kesinlik durumunu nasıl zorladı ının
analizi için bkz. Bauman, Zygmunt: Küreselle me. stanbul 2006
20
51
•
Ileti im, bilgiye ula ım araçlarının hızla yaygınla ması ve ucuz seyahat
imkanlarıdır.
Son 20 yıllık süreçte göç hareketinin dinami ini, özellikle Avrupa’ya yönelen göçün
dinami ini genel de i imlerin yanı sıra yukarıda sıralanan etkenler belirlemektedir22.
Burada yeni bir “göç sistemi“nden de söz etmek mümkün. Göçe katılım
artları/olanakları “klasik model“den çok farklıla mı bir durumdadır.
”Yeni Göç Modeli”nin Aktörleri
1) Göçü kontrol altına almaya çalı an devlet kontrol organları:
Avrupa Ülkeleri bir yandan göçü desteklerken, di er yandan istenmeyen göçü sınır
kontrollarıyla engellemeye çalı maktadır. Son yirmi yılda göçe yapılan devlet
müdehaleleri göçü engellemekten çok göçmenlerin hukuki durumunu etkilemi tir. Bu
dönemde gerek Avrupa Birli i ülkelerinin yasalarında yapılan de i iklikler gerek
Avrupa Birli i politikaları sonucu Avrupa’da 5 milyon insan illegal ya amak zorunda
bırakılmı tır. AB’de ülkeler arası farklılıklar göstermekle birlikte, göçmenler ya adıkları
toplumda, bir dizi yasanın etkisiyle toplum imkanlarından farklı düzeylerde
yararlanabilmektedirler23.
1985’te yapılan Schengen Anla ması ve 5 yıl sonra yürürlü e giren Schengen Uygulama
Anla ması ile bir yandan Avrupa Birligi Ülkeleri arasındaki sınırlar kademeli olarak
kaldırılmı di er yandan Schengen ülkelerinin di er ülkelere olan sınır kontrolleri
artırılmı tır24.
Ayrıca vize, AB dı ından gelenlerin oturum hakları, sı ınmacılar politikası
ortakla tırılmasına yönelinmi tir. Ortak polisiye, adli kontrol mekanizması ve ülkeler
arası bilgi alı veri i yeniden düzenlenmi tir. Bu alanda yeni kurulan bilginin ortak
kullanımını sa layan sistemlerden ba lıcaları, SIS Elektronik bilgi alı veri sistemi,
EURODAC parmak izi bilgi bankası, FADO, EUROPOL bilgi bankalarıdır.
AB sınırlarında 30 km lik geri alan tehlikeli bölge olarak tanımlanmı ve kontroller
artırılmı tır. Hava alanlarında, ehir merkezlerinde ve tren istasyonlarında düzenli
22
Diminescu, Dana: Das System D gegen das System SIS. Reisende, Navigierende, Schleuser und
Gefangene virtueller Grenzen. In: Projekt Migration. Katalog zur Ausstellung. Köln 2005, S. 829830.
23
Toplumlarda, ülke vatanda ları, AB ülkesi vatanda ları, sınırsız oturma izni olanlar, süreli
oturma izni olanlar, çalı ma izni olanlar, aile birle tirilmesiyle gelenler, sı ınma ba vurusunda
bulunanlar, sı ınması red edilen fakat farklı nedenlerle sınır dı ı edilemeyenler olarak
katmanla maya en alt kesim olarak illegaller ilave edilmi tir. Balibar bu durumu „Apartheit
Sistemi“ olarak tanımlamaktadır. Bkz. Balibar, Étienne: Sind wir Bürger Europas? Politische
Integration, soziale Ausgrenzung und die Zukunft des Nationalen. Hamburg 2003
24
Schengen Anla masını ngiltere ve rlanda dı ında bütün AB ülkeleri imzalamı tır. AB üyesi
olmayan Norveç ve zlanda da bir ek anla mayla Schengen anla masının kapsamına alınmı tır.
52
kontroller yapılmaktadır25. Sınır kontrolleri AB’ne sınırları olan ülkelere kaydırılmı tır.
Üyelik için ba vuran ülkelere sınır kontrollerinin yeniden düzenlenmesi ve ortak çalı ma
yükümlülükleri öncelikle getirilmi tir26. Sınırdan vizesiz AB ülkesine geçenlerin
do rudan sınırdan iadesi için üçüncü ülkelerle geri alım anla maları yapılmı tır.
Özellikle 11 Eylül 2001’den sonra güvenlik için olu turulan programların ba ında yasal
olmayan göçün, kontol mekanizmalarını güçlendirerek engellenmesi gelmektedir.
AB birli ini sınırları olan ülkelerde sı ınmacılar için toplama merkezleri kurularak
sı ınmak için Avrupa’ya gelmeye amaçlayanlardan AB sınırları içine girmeden veya
sınırda sı ınma ba vurusu yapmaları istenmektedir. Bu toplama kamplarının AB’de
ya ayan bütün göçmenlere yönelik, istenmeyenlerin toplumdan dı arlanmasına vurgu
yapan sembolik bir karakteri de vardır.
Getirilen yeni sınır kontolleri göçü engelleyememektedir27. Sadece göçün yollarını
de i tirmekte veya göçmenlerin yeni stratejiler olu turmasına neden olmaktadır. Sınırlar
bir yandan seleksiyon makinesi olarak çalı makta, di er yandan ikinci sınıf insan olarak
toplumun en altında yer alan illegaller olu turmaktadır.
2) Yeni tip göçmen ve yeni ileti im a ları:
Zengin ülkelerle fakir ülkeler arasındaki ya am düzeylerindeki farkın artması, açlık,
sava gibi nedenlerle bulundukları bölgelerde ya am imkanını yitirenlerin sayısındaki
artı , ileti im ve bilgiye ula ım teknolojilerinin her kesim tarafından kullanılabilir
olması, ileri sanayi ülkelerinin sosyal bir hareket olan göç hareketini sınır kontrolleri ve
polisiye metotlarla denetim altına almaya çalı maları, yeni bir göçmen tipi olu mu tur.
Bu çok daha bireysel, göçe katılım için ölümü göze alan ve ileri sanayi ülkeleri
tarafından kontrol altına alınması mümkün olmayan bir göçmen tipidir. Ileri sanayi
ülkelerinde bu tip göçmen, toplumdan dı arlanmı olarak ya amak zorundadır.
Sistemlerine katılım üzerinden ortak ya amı sa layan bu toplumlar28 yeni bir sorunsalla
kar ı kar ıyadırlar. Merkezlere yasal olmayan yollarla gelen göçmenler ve ülkelerde
ya ayan göçmenlere yönelik yasaların sertle mesiyle oturum haklarını kaybeden
göçmenler, yasal olmayan, sistem kurumlarından ba ımsız olarak, illegal olarak
merkezlerde kalmaktadır. Bu kesime yönelik yeni çalı ma ve ya am alanları
25
Minderjahn, Barbara: Das unübersichtliche Bollwerk. Jede Menge ineinander geschachtelte
Räume: Das Schengener Abkommen. In: Das Parlament. Aus Politik und Zeitgeschichte. Nr. 3132 vom 26.07.2004
26
AB sadece Polonyanın do uya olan 1200 km.’lik sınırının kontrolünün yeniden yapılandırılması
için 340 milyon Euro fon ayırmı tır. Bkz. Münz, Rainer/ Ulrich, Ralf (Hg.): Migration und
Bevölkerung. Bevölkerungswissenschaft. Ausgabe 07/02. Berlin September 2002
27
Göçün devlet politikaları tarafından kontrol altına alınması mümkün olmayan „otonom yapısı“
üzerine bkz. Boutang, Yann Moulier: Nicht länger Reservearmee. Thesen zur Autonomie der
Migration und zum notwendigen Ende des Regimes der Arbeitsmigration. In: Subtropen, Heft 12,
Berlin 2002
28
Luhmann, Niklas: Soziale Systeme. Grundriß einer allgemeinen Theorie. Frankfurt a. M. 1984
53
olu maktadır29. Bu çalı ma ve ya am alanları, kaldıkları ülkenin yasal sisteminin
tamamen dı ındadır. Uyu turucu ticareti, insan vücudunun satılması, in aat i çili i, özel
hizmetcilik gibi i alanları yeni göçmen için açılmı yeni çalı ma alanlarıdır.
Göçe katılanlar göç süresince yeni informel a larla ili ki içindedirler.”Ulusa ırı göç”
(transnational migration) olarak tanımladı ımız bu tip göçe katılanların ya am alanları
bir dizi farklı co rafi bölgeye yayılmı tır. Bu tip göç “Klasik Model”den farklı olarak bir
ülkeden ba ka bir ülkeye süreli veya süresiz ya amak için gitmek de il, artık birden
fazla ülkede birden ya ayan göçmenlerden olu maktadır. Bunun farklı türlerini Sovyet
blo unun da ılmasından sonra Avrupa’ya yönelen, fakat büyük kısmı gitti i yerde
kalmayıp ba ka bölgelere yönelen göçte, hafta sonu Berlin’de çalı mak için gelen
Polonyalılar’da, sadece bir sezon için her yıl ba ka bir ülkeye çalı maya giden tarım ve
in aat i çilerinde, sömestr tatillerinde spanya’da veya Almanya’da çalı ıp e itimlerini
kendi ülkelerinde devam eden Romanyalılar’da, emekli olduktan sonra iki ülkede belli
aralıklarla ya ayan eski “misafir i çi”lerde izlemek mümkündür30.
Küreselle menin geli mesine ba lı olarak olu an, uluslar ötesi yeni ili ki a ları, oturum
hakkı olan veya olmayan göçmenler için, özellikle göçmen gruplarının yo unla tı ı
bölgelerde yeni hareket ve ya am alanları olu turmaktadır. Ulus devletler tarafından
getirilen sınırlandırmalara kar ı yeni hareket alanları yaratmaktadır. Hem göç ederken
hem de göç etti i ülkede yeni, legal olmayan i alanları açılmaktadır. Ev bulma ve tıbbi
müdahale imkanları olu maktadır. Göçmenler harekete geçmeden önce bu bilgilere
ula maktadır.
Sonuç:
Küresel bir olgu olarak göç, hareketlili in yeniden de erlendirilmesini gündeme
getirmi tir. Küresel hareketlilik sonucunda do du u ülke dı ında çalı mak, ya lılı ı
ba ka bir ülkede geçirmek, çok farklı tarzlarda ortaya çıkmakta ve yaygınla maktadır.
Türkiye’den Almanya’ya “misafir i çi” olarak gidenlerin bugünkü ya antılarını bu
duruma bir örnek olarak alabiliriz. Göç, ulus devlet vatanda lı ına ba lı olarak
tanımlanan sosyal ve politik hakları sorgulamaktadır. Habermas bu zemin kaymasını
“ulus devletin me ruiyet krizi“ olarak tanımlamaktadır31. Ya anan gerçekli e uygun
29
Sassen, Saskia: Globalization and its Discontents: Essays on the Mobility of People and Money.
New York 1998
30
Antropolog Glick Schiller, Nina v.d. tarafından 90’lı yılların ortalarında geli tirilen bu tez
birden fazla ülkede birden ya am alanlarını kuran yeni tip göçmenlerin ya amlarının
ara tırılmasında önemli bir bakı açısı getirmi tir. Bkz. Glick Schiller, Nina und Basch, Linda und
Szanton Blanc, Cristina: From Immigrant to Transmigrant:Theorizing Transnational Migration. In:
Pries, Lutger (Hg.): Soziale Welt.
Transnationale Migration. Berlin 1999: 121-140
31
Habermas, Jürgen: Die postnationale Konstellation und die Zukunft der Demokratie,
Beitrag zu dem Kulturforum der Sozialdemokratie. Berlin 1998
54
olarak vatanda lı a ba lı haklar sisteminde yeni düzenlemelerin yapılması tartı maları
siyasal ve sosyal bilimcilerin gündemine yerle mi tir. Aktif katılıma dayalı vatanda lık
olarak Seyla Benhabib’in geli tirdi i “ulus-ötesi vatanda lık”32 veya Etienne Balibar’ın
“sınırların demokratikle tirilmesi”33 tezleri bu tartı malar için önemli açılımlar
getirmektedir.
Dünya üzerinde egemen olan neoliberal toplum modeline ba lı olarak, göç küresel bir
boyut kazanmı tır. Bugün uygulanan kontrol üzerine kurulu göç politikaları Avrupa’da
çeli kileri artırmaktadır. Bu çeli kiler sadece sınır bölgelerinde de il, ülkerin iç
bölgelerinde, merkezlerde de olu makta ve toplumsal yapıları bozmaktadır. imdiye
kadar gözlemlenen, göç hareketinin kendi ili ki a larını kurarak ba ımsız bir dinamik
kazandı ıdır. Türkiye Avrupa’ya yönelen bu yeni göç hereketinin önemli bir alanında
yer almaktadır. Yeni olu an küresel göç hareketi, bunu engellemeye yönelik kontrol
sistemleri, göçmenlerin bu sistemi etkisiz bırakmaya yönelik olu turdu u yöntemler,
Türkiye’de çalı an sosyal ve siyaset bilimcilerinin de gündemine girmi tir. Sosyal,
güvenlik ve uluslararası politika ile göç arasındaki gerilim ve etkile im bir yandan
Türkiye’nin sosyal dokusunda, iç siyasal yapılarında degi imler yaparken, di er yandan
Avrupa Birli i’yle bütünle me düzeyine ba lı olarak bu göç hareketini kontrol altına
almak için bazı görevler üstlenmek zorunda bırakılacaktır.
Yeni tip göçmenin haklarını savunan insan hakları örgütleri ve sivil toplum kurulu ları,
uluslar arası düzeyde örgütlenmektedir. Herhangi bir bölgede göçmenlere yönelik
müdehalelere tepkiler Avrupa düzleminde olu maktadır34. Avrupa’nın bütünle mesi
sürecinde ortaya çıkan Strasburg Avrupa nsan Hakları Mahkemesi gibi yeni yapılar
mevcut hak arayı ları imkanlarını artırmaktadır. Hem göç veren, hem göç alan, hem de
geçi bölgesinde olan Türkiye’de, toplumun küresel göçe ba lı olarak nasıl
düzenlenece i, bu baskının hangi alanlara kayaca ı, nerelerde sorunların ortaya çıkaca ı
ve nerelere müdehale edilmesi gereklili i gibi konular toplumun, siyasetin gündeminde,
yakın bir gelecekte belirgin biçimde etkin olacaktır.
KAYNAKLAR
• Abadan-Unat, Nermin: Bitmeyen Göç: Konuk çilikten Ulus-Ötesi Yurtta lı a 2.
Baskı. stanbul 2002
• Alt, Jörg: Leben in der Schattenwelt. Problemkomplex „illegale“ Migration.
Karlsruhe 2003
32
Benhabib, Seyla: Kulturelle Vielfalt und demokratische Gleichheit. Politische Partizipation im
Zeitalter der Globalisierung. Frankfurt a. M. 1999
33
Balibar, Étienne: Sind wir Bürger Europas? Politische Integration, soziale Ausgrenzung und die
Zukunft des Nationalen. Hamburg 2003
34
Eylül 2005’te 500 Afrikalı göçmenin Ceuta’da sınırdaki tel örgüyü a mak için mücadelesinde
14 göçmen ölmü ve bunu protesto eylemleri çok kısa zamanda örgütlü sivil toplum kurulu ları
tarafından Avrupa düzleminde yaygınla tırılmı tır.
55
• Auernheimer, Georg: Einführung in die Interkulturelle Pädagogik. 3., neu
bearbeitete u. erweiterte Auflage. Darmstadt 2003
• Bade, Klaus: „Billig und willig“ die „ausländischen Wanderarbeiter“ im
kaiserlichen Deutschland. In: Bade, Klaus (Hg.): Deutsche im Ausland - Fremde in
Deutschland. Migration in Geschichte und Gegenwart. München 1992
• Bade, Klaus: Migration und Integration in Deutschland seit dem Zweiten Weltkrieg.
Probleme, Erfolge, Perspektiven. Osnabrück 2004
• Balibar, Étienne: Sind wir Bürger Europas? Politische Integration, soziale
Ausgrenzung und die Zukunft des Nationalen. Hamburg 2003
• Bauman, Zygmunt: Küreselle me. stanbul 2006
• Beck, Ulrich: Risikogesellschaft. Auf dem Weg in eine andere Moderne. Frankfurt
a. M. 1986
• Beck, Ulrich: Der Durchschnittliche Migrant. In: Projekt Migration. Katalog zur
Ausstellung. Köln 2005: 196-198
• Benhabib, Seyla: Kulturelle Vielfalt und demokratische Gleichheit. Politische
Partizipation im Zeitalter der Globalisierung. Frankfurt a. M. 1999
• Boutang, Yann Moulier: Nicht länger Reservearmee. Thesen zur Autonomie der
Migration und zum notwendigen Ende des Regimes der Arbeitsmigration. In: Subtropen,
Heft 12, Berlin 2002
• Bukow, Wolf-Dietrich: Feindbild: Minderheit. Zur Funktion von Ethnisierung.
Opladen 1996
• Bukow, Wolf-Dietrich und Llaryora, Roberto: Mitbürger aus der Fremde.
Soziogenese ethnischer Minoritäten. Opladen 1988
• Diminescu, Dana: Das System D gegen das System SIS. Reisende, Navigierende,
Schleuser und Gefangene virtueller Grenzen. In: Projekt Migration. Katalog zur
Ausstellung. Köln 2005, S. 829-830.
• Elias, Norbert und Scotson, John L.: Etablierte und Außenseiter. Frankfurt/M. 2002
• Eryilmaz, Aytaç und Jamin, Mathilde (Hg.): Fremde Heimat / Yaban, Sılan olur.
Eine Geschichte der Einwanderung aus der Türkei, Türkiye’den Almanya’ya Göçün
Tarihi. Essen 1998
• Giddens, Anthony: Elimizden Kaçıp Giden Dünya. stanbul 2000
• Glick Schiller, Nina und Basch, Linda und Szanton Blanc, Cristina: From
Immigrant to Transmigrant:Theorizing Transnational Migration. In: Pries, Lutger (Hg.):
Soziale Welt.
• Transnationale Migration. Berlin 1999: 121-140
• Habermas, Jürgen: Die postnationale Konstellation und die Zukunft der
Demokratie, Beitrag zu dem Kulturforum der Sozialdemokratie. Berlin 1998
• Luhmann, Niklas: Soziale Systeme. Grundriß einer allgemeinen Theorie. Frankfurt
a. M. 1984
• Minderjahn, Barbara: Das unübersichtliche Bollwerk. Jede Menge ineinander
geschachtelte Räume: Das Schengener Abkommen. In: Das Parlament. Aus Politik und
Zeitgeschichte. Nr. 31-32 vom 26.07.2004
56
• Münz,
Rainer/
Ulrich,
Ralf
(Hg.):
Migration
und
Bevölkerung.
Bevölkerungswissenschaft. Ausgabe 07/02. Berlin September 2002
• Sarmenhaus, Wilhelm: Die Festsetzung der niederländischen Religionsflüchtlinge
im 16. Jahrhundert in Wesel und ihre Bedeutung für die wirtschaftliche Entwicklung der
Stadt. Studien und Quellen zur Geschichte von Wesel. Wesel 1913
• Sassen, Saskia: Globalization and its Discontents: Essays on the Mobility of People
and Money. New York 1998
• Schilling, Heinz: Die frühneuzeitliche Konfessionsmigration. In: Klaus J. Bade
(Hg.:) Migration in der europäischen Geschichte seit dem späten Mittelalter. IMISBeiträge, H. 20, Osnabrück 2002, S. 67-89
• Tekin, U ur: Migration und Erinnerungskultur http://uni-koeln.de/ew-fak/Sozio/ss
2006/ 7210/praesentation.pdf 2006
• Tekin, U ur und Spindler, Susanne: Ethnisierung und Kriminalisierung als
Ausgrenzungsstrategie. In: Die Brücke. Forum für antirassistische Politik und Kultur,
Heft 2/2001, S. 27-32.

Benzer belgeler