1 " Avrupa Birliğinde ve Türkiye`de Enerji Verimliliğinin Enerji

Yorumlar

Transkript

1 " Avrupa Birliğinde ve Türkiye`de Enerji Verimliliğinin Enerji
" Avrupa Birliğinde ve Türkiye'de Enerji Verimliliğinin Enerji Sektöründeki
Beklenen Etkileri "
Tülin Keskin
Enerji; ekonominin en önemli girdisi, dünya siyaset politikasını yönlendiren bir meta
ve iklim değişikliği etkileri dolayısı ile dünyanın ekonomik, sosyal ve coğrafik
düzeninin gelecekteki en etkin belirleyicisi.
Bu nedenle enerji politikası; gelişmiş ülkelerin ve özellikle de görünen gelecekte
enerjide % 70 dışa bağımlı hale gelecek Avrupa Birliğinde ülke yönetimlerinin enerji
güvenliği açısından biraz da kaygı ile dikkatlerini yönelttikleri bir alan. Ayrıca
Dünyadaki aşırı petrol ve doğal gaz bağımlılığı, petrol fiyatlarındaki artış, dünya
ekonomisini ve AB gibi bağımlılığı yüksek ekonomileri kötü şekilde etkiliyor. Petrol
fiyatlarındaki %10 artış Küresel GSYİH yı % 0,5(ki değeri 255 milyar €) düşürüyor.
Dünyadaki küreselleşme ve serbestleştirme insiyatifi ekonomi üzerinde bu derece
önemli olan enerji sektörünü bu sürecin önemli parçası haline getirmiş durumda. Artık
sanayileşmiş dünya enerji sektörünü aynı şekilde yönetmek ve benzer hedeflere
yöneltmek için çalışıyor. Tabiki Avrupa Birliği Dünyada ortak hareketen eden en
büyük ekonomik ve siyasi topluluk olarak enerji sektörünü tek pazar ve aynı program
altında yönetmek isteyen grupların başında geliyor. Avrupa Birliği bununla da
kalmayarak enerji kaynağına sahip olmasa da enerji sektöründe en büyük tüketici
gruplardan birisi ve enerji teknolojlerinin lider üreticisi olarak Dünya enerji
politikasında da etkin olmak istiyor.
AB Enerji Stratejisi ve Verimlilik
Avrupa Birliği, bu hedeflerini gerçekleştirmek üzere; Politika hedeflerini ortaya koyan
Yeşil Tebliği 1997 yılından bu yana sürekli güncelliyor. En son Mart –Eylül 2006
tarihleri arasında görüşe sunulan Yeşil tebliğ Avrupa ve vatandaşları için çok önemli
olan bir enerji stratejisi ortaya koyuyor. 500 000 civarındaki enerji tüketicisine en ucuz
fiyattan, kesintisiz ve sürdürülebilir enerji arzı en önemli hedef olarak alınmış
durumda. AB enerji stratejisi bu dökümanda üçayak üzerine inşaa edilmiş. Birincisi
Kyoto olarak da kısaca ifade edilen sürdürülebilirlik, İkincisi Lizbon olarak ifade
edilen daha rekabetçi bir ortam ve ekonomik kalkınma ve üçüncüsü de enerjide
daha çok da doğal gazda büyük ölçüde bağımlı olunan ülke olması nedeniyle Rusya
seklinde ifade edilen enerji güvenliği.
Yasal bir bağlayıcılığı olmayan ancak, enerji konusundaki politikanın
somutlaştırılmasındaki diyalog dökümanı şeklinde tanımlanabilecek Green Paper, 6
öncelikli faaliyet alanı çerçevesinde 30 somut öneriyi içermektedir.
o Avrupanın ekonomik büyümesi ve isdihdamın arttırılması için enerji:Avrupa
ortak enerji iç pazarı oluşumunun gerçekleşmesi : Tam rekabetçi serbest
piyasa olmadan gelişmenin olmayacağı düşünülmektedir. Tam serbest piyasa
hedeflenmektedir. 2007 den itibaren tüketicilerin büyük bölümü tüketeceği
enerjiyi Avrupadaki istediği herhangi bir tedarikçiden alabilmesi
programlanmıştır.
o Enerji arz güvenliğini sağlayan bir iç pazar: Üye ülkeler arası dayanışma:
Enerji arzındaki problemler karşında ortak hareket etme kabiliyetinin
geliştirilmesi, tek bir düzenleyici yapı altında toplanma
1
o Enerji arzında arz güvenliği ve rekabeti sağlama: Daha sürdürülebilir, verimli
ve çeşitlendirilmiş bir enerji mixi: Tüm ülkeler kendi enerji mixini seçmekte
serbest olsalar da, ortak bir iç pazarda ülkelerin birirbirini etkilemesi
sözkonusu, özelliklede CO2 emisyonu ülkelerin stratejik hedeflere göre
hareket etmesini gerektiriyor.
o İklim Değişikliği ile mücadelede entegre yaklaşım: iklim değişikliği acil bir konu
ve AB bu konuda dünya öncüsü konumunda. Enerji verimliliğinin arttırılması ve
yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması sadece iklim değişikliğine çözüm değil
aynı zamanda AB enerji sektörünü etkileyen; yüksek dış bağımlılık oranı,
enerji güvenliği, işsizlik, teknoloji önderliği gibi tüm sorunlarının çözümünde de
önemli etkiye sahip.
o Yenilik ve buluşların teşviki:AB için stratejik bir enerji teknolojisi planının
yaratılması:Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, temiz kömür yakma, karbon
tutma, hidrojen ve yakıt pili gibi yeni enerji vektörleri ile ilgili yeni teknolijinin
geliştirilmesi ve uygulamada yaygınlaştırılması yine enerji sektörünün
sorunlarının çözümünde önemli ve ayrıca milyarlarca euroluk iş hacmi vaad
eden bir alan
o Tek bir enerji dış politikasına doğru: Avrupanın enerji açısından karşı karşıya
kaldığı tehditlerin başında olan enerji güvenliğinin enerjide yüksek oranlı ve
gittikçe artma trendindeki dış bağımlılıktan kaynaklanması ve bu bağımlılığın
özellikle Rusya gibi bazı ülkelerde yoğunlaşması ABnin enerjide ortak dış
siyaset gütmesini gerektirmektedir.1
Yukarıda belirtilen altı faaliyet alanı çerçevesinde AB enerji sektöründe belirtilen
sorunların çözümü amacıyla 30 adet tanımlı önlem arasında bir dizi talep tarafı önlem
de öngörülmektedir. % 20 olarak belirlenen ve yıllık değeri 60 milyar € olan Almanya
ve Finlandiya’nın bugünkü enerji tüketimine eşdeğer enerji tasarruf potansiyelinin bu
talep tarafı önlemlerle geri kazanılması planlanmaktadır. Ekonomik değeri çok önemli
olan bu potansiyelin geri kazanılması, enerji faturası yıllık 500 milyar € olan Avrupa
ekonomisini güçlendirirken AB nin liderliğini pekiştirecektir. Bu enerji verimliliği
girişimi Lizbon Stratejisinin “daha çok büyüme, daha çok istihdam” olan 2 temel
prensibinin de gerçekleşmesinde önemli rol oynayacaktır. Bu girişimle Avrupa’da ev
başına tüketim miktarına göre yıllık 200 ile 1000 € civarında tasarruf sağlanması
beklenmektedir. 2 Komisyon bu tasarruf potansiyelini geri kazanmak için somut
eylemleri önerileri içeren bir Enerji Verimliliği Eylem Planı üzerinde görüş birliği
oluşturma aşamasındadır. Bu muhtemel eylemler; uzun soluklu bilinçlendirme
kampanyaları, büyük şehirlerde hızlı toplu taşım, bankaların enerji verimliliği
projelerine ve ESCOlar a finansman sağlaması, tasarruf edilen enerjinin satılabildği
ve alınabildiği beyaz sertifika ticareti, etiketleme ve minumum enerji tüketim
standardları.
Enerji verimliliğinin aynı zamanda enerji güvenliği konusunda da etkin önlemlerden
birisi olduğu Uluslararası Enerji Ajansının Mayıs 2005 te yapılan enerji bakanları
toplantısında da deklere edilmiştir. AB üyesi ülkeler ve topluluk, petrol bağımlılığını
azaltmak üzere 70 lerin başından itibaren yaptıkları çalışmalarla enerji yoğunluğunu
düşürmüş bir bakıma gelişme (Gayrisafi yurt içi Milli Hasıla artışı) ile enerji tüketimi
arasındaki paralel artış bağıntısını kırmıştır. Örneğin almanya % 40 Danimarka ve
Fransa %30 Enerji yoğunluğunu düşürmüştür. Eğer süregelen bu ilgi olmasaydı
topluluk (25 ülke) bügün 1.725 milyar TEP değil 2.55 Milyar TEP enerji tüketecekti.
Enerjide dış bağımlılık oranı bugünkinin çok üstünde olacaktı. Verimlilik artışı sonucu
2
tüketilmeyen bu “yok enerji” “negajoule” olarak adlandırılmaktadır ve bugunki petrol
tüketiminin oldukça üzerindedir.
Şekil 1. Topluluk (25 ülke) Brincil Enerji Tüketimi ve “Yok Enerjinin” Gelişimi
AB enerji verimliliği artışını sadece bir enerji ikamesi olarak değil aynı zamanda bir
isdihdam politikası olarak ta görmektedir. Petrol fiyatlarındaki artış GSYİH da kayıplar
yaratırken enerji verimliliğinin arttırılması için yatırımı teşvik edici olmaktadır.
Verimlilik uygulamalarındaki bu artış daha çok insana özellikle de kaliteli iş gücü için
yeni iş alanı yaratmaktadır. Alman Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü her bir milyon
TEP tasarruf edilen enerjinin 2000 kaliteli ve tam zamanlı iş yarattığını hesaplamıştır.
AB için ortaya konan enerji tasarrufu potansiyelinin Avrupa’da bir milyon yeni iş
imkânı doğmasına yol açacağı belirtilmektedir. Bu değer Avrupada üretilen verimli
tekolojinin AB dışına ithalatı ile ilgili işleri kapsamamakta ancak enerji talebindeki
düşüş sonucu iş kaybına uğrayan kişilerle ilgili rakamları kapsamaktadır.
İklim değişikliği konusunda dünyanın bir dönemeçte olduğu konusundaki bilinç AB yi
bu konuda çok ciddi adımlar atmaya zorlamaktadır. Dünya ciddi önlem almaz ise bu
yüzyıl sonunda küresel sera gazı konsantrasyonu (felaket anlamına gelecek
60Csıcaklık yükselmesine yol açacak) 700 ppm e ulaşacağı tahmin edilmektedir.
Karbondioksit atmosferde 200 yıl kalıyor ve konsantrasyonunu düşürmek için bugün
için bilinen hızlı bir metod yok. Bu nedenle bugun 100 yıl sonrası için gösterilen telaş
çok normal ve belkide geç kalınmış bir insiyatif. Gaz konsansantrasyonunun 500 ppm
de sınırlandırılması ve hatta Uluslararası İklim Değişikliği Çalışma grubu tarafından
yapılan çok yeni bir çalışma ile 400 ppm de tutulması gerektiği hesaplanmıştır. Bugün
için küresel CO2 emisyonunun 3378 ppm e ulaştığı düşünülürse % 2 yıllık artış oranı
ile felaket senaryolarına 20 yıl kaldığı belirtilmektedir. Tabiki senaryo olarak
adlandırılan bu durumun ne kadar gerçekleşeceği çok kesin olmamakla birlikte AB
nin sera gazlarının azaltılmasında ve dolayısı ile enerji verimliliğinin arttırılmasındaki
kararlılığını pekiştirmektedir. İklim Değişikliği süreci enerji sektörünün daha az korbon
yoğun hale getirilmesini yani sera gazlarında % 60–80 azaltımı gerektirmektedir. Bu
3
ise hem arz tarafında sıfır emisyonlu yenilenebilirin daha çok kullanımı ve hem de
talep tarafında enerji verimliliğini arttırmak şeklinde önlemlerle sağlanabilmektedir.
Enerji verimliliğinin arttırılması ve yenilenebilir enerjinin payının arttırılması birbirini
tamamlayan önlemler ise de; enerji verimliliği, yenilenebilirlere göre daha etkin,
teknolojisi hazır ve ucuzdur. % 20 enerji verimliliği gerçekleşmesi durumunda da CO2
emisyon azatma hedefinin en az % 50 sinin garanti edileceği belirtilmektedir.4
AB deki mevcut eğilimler ile hedeflenen karbon miktarının azaltılabilmesi için; enerji
verimliliğinin yıllık olarak sadece %1 arttırılmasına karşın yenilenebilir enerjinin % 14
arttırılması gerekmektedir. Eğer enerji verimliliğinin yıllık olarak % 3 arttırılması
durumunda yenilenebilir enerjinin % 8 arttırılması yeterli olacaktır. Bu oranda enerji
verimlliği artışı da hâlihazırda öngörülmekte olup bazı alanlardaki, örneğin elektrikli
ev aletleri enerji tüketimindeki azalma trendi ile (2010 da %25 ve 2030 da %33) ile de
çok rahat bir şekilde karşılanabilecektir. Böylece yenilenebilir yerine verimlilik artışı
sağlanması karbonun tonu başına tahminen 169 € daha az maliyetli bir karbon
azaltılma yöntemi izlenmiş olabilecektir.
Ayrıca Şekilde de görüldüğü üzere tüm teknolojiler içinde enerji verimliliği ilgili
teknolojiler her bakımdan geçerli olan bugünün ve geleceğin teknolojisidir ve
uygulamalarda önü açıktır.
Şekil 2
7. Çerçeve Programı Kapsamında Desteklenen Karbon Giderme
Teknolojilerinin Beklenen Geçerlilik Durumu5
Kaynak: Felix Matthes, Oko Institute
Enerji verimliliğinin bu kadar etkin bir önlem olması nedeniyle; enerji verimliliği için
genel enerji stratejisinde belirtilen hususların detaylandırılarak tartışılması ve ortak bir
4
aksiyon planına doğru gidilmesi amacıyla AB, doğrudan enerji verimliliğine yönelik
olarak “Daha Azla Daha Çok Etkinlik” başlığı altında yeni bir Yeşil Tebliği daha
hazırlayarak, başka bir deyişle daha önce hazırladığı dökümanı güncelleyerek
Haziran 2005 de görüşe açtı.
Doküman, enerji verimliliğini; sera gazları emisyonunu azaltmada ve ayrıca kentsel
alanlardaki hava kalitesini iyileştirmede en hızlı ve etkin önlem olarak tanımlayarak
topluluğun ve üye ülkelerin Kyoto yükümlülüklerini karşılmakta önemli rolu olduğunu
tekrar vurgulamaktadır.
Üretimden tüketime, sanayi, hizmetler, konutlar ve binalar, ulaşım, uluslararası
ilişkiler gibi her boyut ve sektördeki enerji tasarrufu seçeneklerinin belirlendiği Yeşil
Tebliğ’de, ulusal, bölgesel, yerel seviyedeki karar vericiler, bankalar, uluslararası
kuruluşlar ve tüm tüketiciler göz önüne alınarak; mali teşvikler, mevzuat
düzenlemeleri, hedef belirleme, bilgi ve eğitim, uluslararası diyalog gibi çok çeşitli
politika aracı öngörülmüştür. Bu politika araçları mevcut engellerin giderilmesi için
gerekli olanlar ve Avrupa düzeyinde alınacak önlemlerle ilgili olanlar şeklinde iki
kategori altında değerlendirilmiştir.
Enerji Verimliliği Yeşil Tebliğ de (hâlihazırda bazıları uygulanmakta da olan)
öngörülen önlemlerin bazılarına değinerek Türkiye için ne yapabilirizi tebliğin
sonunda tartışmak istiyorum.
Daha iyi bilgilendirme programları: Vatandaşlar, teknik kişiler gibi farklı hedef
gruplara yönelik olarak teknoloji veya enerji verimli malzemenin fiyatı, nereden temin
edilebileceği, nasıl uygulanacağı, ekonomisi gibi konularda belirlenmiş hedeflere
yönelik olarak düzenlenmesi planlanmaktadır. Aslında bu faaliyet enerji verimliliğini
en iyi yönlendiren enstrüman olan, piyasa mekanizmalarını desteklemek üzere çok
yıllardır uygulana gelmektedir. Yeşil tebliği ile konuya bir kez daha dikkat
çekilmektedir. Bu kampanyalarda bina sektörü öncelikli olarak ele alınacaktır.
Üye ülkelerce yıllık ulusal faaliyet planlarının hazırlanması: Ülkelerin yıllık sayısal
hedefi olan bir faaliyet planı hazırlayarak uygulaması istenmektedir. Aslında çoğu üye
ülke faaliyet planı uygulamasına çok seneler önce başlamış durumda. Topluluk
seviyesinde önerilen faaliyet planı kapsamında; büyüme ve isdihdamı gözönüne
alarak yapılandırılacak ve ulusal, bölgesel ve yerel seviyede alınacak önlemler,
önlemlerin başarısını; maliyet etkinliği ve sağlanan reel tasarruf miktarını yıllık bazda
izleyecek mekanizma da yer alacaktır. Ayrıca bu süreç, kıyaslama ve en iyi
uygulamaların paylaşılması için de Avrupa seviyesinde bir gözden geçirme
presedürünü de içerecektir.
Kirleten öder prensibi ile enerjideki fiyatlandırma vergilendirme rejimlerinin
yeniden gözden geçirilmesi: Enerji ve özellikle de fosil yakıt üzerine konan
vergilerin daha iyi yönlendirilerek tüketici grupların tüketim davranışlarının etkilenmesi
planlanmaktadır. Hâlihazırda enerji üzerindeki vergiler, ülkelerin bütçelerindeki bir
gelir kalemidir ancak diğer politikalarla tam ilişkilendirilmeden uygulanmaktadır ve
alakasız istisnalarla doludur. AB ülkelerin ortak kararları ile enerji vergilerini bir
enstrüman olarak kullanmayı planlamaktadır. Almanya, İngiltere gibi bazı ülkeler
enerji üzerinden karbon vergisi almakta ve tüketimin yapısını bu şekilde değiştirmeye
zorlamaktadır. Topluluk seviyesinde ise ilk olarak Kojenerasyonunun desteklenmesini
sağlayan 2003/96/EC nolu enerji vergileri ilgili direktif buna iyi bir örnektir. Ticari
5
sektörde kullanılan dizel ile ilgili bir vergi değişikliği hususunda öneriler mevcuttur.
Daha verimli aracların üretimini desteklemek üzere köklü vergi değişiklikleri
planlanmaktadır. Bu vergilerle daha temiz araçlar desteklenirken çok yakıt
harcayanlar cezalandırılacak ve genel vergi miktarı etkilenmeyecek ancak araç
değişim hızı arttığı için ekonomi olumlu olarak ekilenecektir. Enerji üzerinden
alınacak vergilerin; şirketlerin rekabetini etkilememesi, enflasyon ile erozyona
uğramaması ve vergi muafiyelerinin rasyonalizasyonu için önlem alınması da göz
önünde tulacaktır.
Kamunun rolü ve yeni teknolojinin yaygınlaştırılması için kamu satın alımları:
AB nin enerji tüketiminde, kamu sektörü % 5-10 luk bir paya sahip. Yılık enerji
faturası yıllık (AB 15) 47 milyar € ve ciddi bir enerji tasarrufu potansiyeli mevcuttur.80
milyon € yatırım yapılırsa sağlanacak tasarufun getirisinin 12 millyar € olduğu
hesaplanmaktadır. Kamu sektörü ayrıca yılda 200 milyar € civarında satın alma
yapmaktadır. 6 7 Kamu tarafından verimli teknolojiye sahip cihaz ve taşıtların satın
alınmasının, GSYİH nın % 16 sı civarında bir teşvik yaratacağı tahmin edilmektedir.
Sonuç olarak kamu sektörü verimliliği satın alarak hem kendi masraflarını düşürecek
hem de ekonomi için ciddi bir canlanma yaratacaktır.
Enerji verimliliği projelerinin finanse edilmesi için yeni ve gelişmiş finansman
modellerinin bulunması: Finansmanın hazır edilmesi, projelerin hayata
geçirilmesindeki önemli bir faktör olması nedeniyle Topluluk bu konudaki yenilikçi
yaklaşım ve modellerin ortaya çıkarılmasına önem vermektedir. Ülkeler halihazırda
değişik destek şekilleri uygulamaktadır. Devlet desteklerinin de enerji verimliliği artışı
sağlarken aynı zamanda üretkenlikte artış ve çevresel yenilikleri de içeren girişimlere
ağırlık verilmesi istenmektedir.
Ar-Ge nin desteklenmesi: Avrupa Birliği, enerji alanındaki Ar-Ge ye; enerji
güvenliğinin arttırılması ve iklim değikliği politikalarının kuvvetlendirilmesi yönüyle
yaklaşmakta ve Ar-Ge destekleri ile, Avrupa enerji endüstrisininin, dünya teknoloji
pazarında rekabet edebilirliğinin arttırılmasını sağlamayı da amaçlamaktadır. 2020
den sonra gerekli olcak nihai tüketimdeki ilave verimlilik artışları için Ar-Ge nin önemi
vurgulanmaktadır.
Topluluk programları: Enerji verimliliği sadece stratejik belgelere ve mevzuatla
desteklenmemektedir. Aynı zamanda çevre ve enerji projelerini destekleyen Topluluk
programları ile ülkeler arasında işbirliği geliştirilmekte, finansman ve bilgi paylaşımı
sağlanmaktadır.
Avrupa için Akıllı Enerji (2003–2006)’’ Programı, Kasım 2000’de Komisyon’un ‘’Enerji:
Arzın güvenliği’’ adlı Yeşil Teblğin ilk versionunda önerilen faaliyet planı
doğrultusunda uygulanmaya başlamıştır. Program ile hedeflenenler, arzın
güvenliğinin güçlendirilmesi, iklim değişikliği ile mücadele ve Avrupa sanayini
rekabete teşvik etmek olarak açıklanmıştır. ‘’ Avrupa için Akıllı Enerji’’ Programı
(2007–2013) bütçesi 780 milyon € ya çıkarılarak ile devam ettirilmektedir ve bir
önceki programdada olduğu gibi yenilebilir enerji, enerji verimliliğinin teknik olayan
engellerine yönelik projelere mali destek sağlanması amaçlanmaktadır. Araştırma
konusunda 6. Çerçeve Programını takip eden 7. Çerve Programı (2007–2013) ve
Çevre Alanında LIFE III programları da enerji verimliliğini destekleyen diğer topluluk
programlarının en önemlileridir. Çerçeve 7 programı kapsamında desteklenecek
6
verimlilik konuları yakıt pili, elektrik santral verimlerinin arttırılması, biyoyakıtlar gibi
daha çok arz tarafındaki önlemlere odaklanmıştır. Bunların dışında Avrupa Bölgesel
Kalkınma Fonu gibi bazı fonlar da enerji verimliliğinin desteklenmesini kapsamına
almaktadır.
Emisyon Ticaret Programı (ETP) iklim değişikliğine karşı mücadelenin temelini teşkil
etmektedir. Avrupa Birliği’nde oluşturulmak istenen bu sistem dünya üzerindeki ilk
uluslararası CO2 emisyonu ticaret sistemidir. Sistem 11.500 şirketi kapsamakta ve
Avrupa’nın CO2 emisyonunun yarısını temsil etmektedir.
Sektör odaklı politikalar: Enerji Verimliliği Yeşil Tebliğinde çeşitli alanlara
yoğunlaşmış tesbit ve öneriler yer alarak bu alanlarda ileride yapılacak mevzuat
düzenlemeleri için de yol gösterici olmaktadır.
Binalar: Bina Performans Direktifi uygulamaları. Bu Direktif ile 50 m2 üzerinde olan
binaların enerji performans sertifikası ile satılması ve kiralanması sağlanacaktır..
Binalardaki elektrik tüketiminin üçte biri aydınlatmada kullanılmaktadır ve Yeşil Işık
programı çervesinde belirlendiği üzere modern ve akıllı sistemlerle aydınlatma
enerjisi % 50 azaltılması beklenmektedir.
Elektrikli ev aletleri: Elektrikli ev aletlerinin verimliliğini arttırmak için enerji tüketim
etiketleri, minimum tüketim standartları, Eko-Dizayn Direktifi, stand-by ışığı ile ilgili
insiyatifler binalardaki enerji tüketimini azaltmak için kullanılan önlemlerdir.
Taşıtlar: Binek araçlarının CO2 emisyonunun 2012 de ortalama 120 gr/km (2008/09
da 140 gr/km-5.8 lt/100 benzin)olması için Otomotiv endüstrisi ile gönüllü anlaşmalar,
vergilendirme sistemi, taşıt etiketleri, CAR 21 programı ile temiz taşıtlar için teşvikler,
araç lastikleri verimliliklerinin arttırılması öngörülmektedir.
Ulaşım: Hava trafiğinin Avrupa çapında ortak yönetimi(Tek Gökyüzü insiyatifi), Trafik
yönetiminin optimizasyonu ve uydu kullanan aklıllı sistemler (GAlLILEO),
Karayollarına alternatif kombine taşıma, MARCO POLO programı 780 mil€ (20072013), büyük metropollerde mecburi hava kirliliği önleme planları, belli başlı ulaşım
programlarıdır.
Sanayi: Sanayi sektörü verimlilikte birhayli yol almış durumda, ancak verilen
teşviklerle hem proses ekipmanlarında hemde motor, koompresör gibi yardımcı
ekipmanlarda daha fazla tasarruf sağlanabileceği düşünülmektedir. Emisyon tahsisi
planları da zaten sektörü buna zorlamaktadır. Ayıca sanayide son derece yaygın hale
gelen gönüllü anlaşmalar sanayi sektörünü verimli hale getirmektedir. Topluluk ekoetiket ödülü ve eko-yönetim ve enerji taraması (EMAS) yönetmelikleri ile enerji
verimliliğini dolaylı olarak desteklemektedir.
Elektrik:
İletim ve dağıtımdaki kayıpların düşürülmesi için ulusal şebeke
faaliyetlerinin düzenlenmesi, nihai tüketicilere daha iyi hizmet ve verimli tüketim için
enerji arz faaliyetlerinin ısı, aydınlatma, sıcak su gibi hizmetlerin bütünleşmiş paket
şeklinde verilebilmesi amacıyla düzenlenmesi, elektrik üretim verimliliklerinin
yükseltilmesi, yeni kurulacakların mutlaka en verimli kombine çevrimli olmasının
sağlanması, enterkonnekte sisteme bağlı olmayan üretim sistemlerinin
yaygınlaştırılması, Kojenerasyonun teşvik edilmesi, Beyaz sertifika ile tasarruf edilen
enerjinin alınıp satılması.
Bölgesel veYerel programlar: Avrupa, yerel düzeyde uygulanan programların çok
etkili olduğunu belirlemiş ve bu amaçla yerel ve bölgesel olarak geliştirilen
programlara destek vermektedir. 36 Avrupa şehrinin ulaşım problemleri ile ilgilenen
CIVITAS programı bu programlara iyi bir örnektir.
7
Topluluk Enerji Verimliliği Mevzuatı8 :
Topluluk enerji verimliliğini arttırmak üzere mevzuat yayınlayarak strateji belgeleri ile
ortaya koyduğu hedef ve politikalarını desteklemektedir. Ayrıca diğer sektörlerle ilgili
mevzuatın hazırlanmasında ve sektör politikalarının geliştirilmesinde de enerji
verimliliği hususu mutlaka göz alınmaktadır. Mevzuat listesine bakıldığında 2000 den
bu yana bu konuda birçok yeni mevzuatın uygulamaya konduğunu görüyoruz. Buda
Avrupa Birliğinin gerçek anlamda enerji verimliliğine yoğunlaştığını göstermektedir.
End-use Efficiency & Energy Services: Nihai sektörlede enerji verimliliği ve enerji
hizmetleri direktifi, enerji verimliliğinin arttırılmasını engelleyen mevcut pazar
engellerine yönelik olarak mekanizmalar, teşvikler, gerekli hedefler, kurumsal, mali ve
yasal çerçeve ile ilgili önlemleri içermektedir. 5 Nisan 2006 tarihinde yayınlanan
Direktif, enerjinin, sadece yakıt veya elektrik olarak değil, aydınlatma, ısınma gibi
hizmetleri olarak da satılmasına olanak vermektedir. Beyaz sertifika ve ülkelerin her
yıl % 1 enerji tüketimini azaltması hedefi bu direktifin öngördüğü önemli
hususlardandır.
Energy Efficiency in Buildings : Binalarda enerji verimliliğinin arttırılması amacıyla en
sonuncusu 16 Aralık 2002 de yayınlanan Bina performansı Direktifi olan 6 direktif
yürürlüktedir.
Eco-design of Energy-Using Products: Enerji kullanan ekipmanların ekolojik dizayn
kriterlerinin belirlenmesi amacıyla 6 Temmuz 2006 da yeni bir direktif yayınlanmıştır.
Bu konuda çok ayrıntılı çalışmalar halen Avrupa düzeyinde sürdürülmektedir.
Energy Labelling of Domestic Appliances : Elektrikli ev aletlerinin enerji tüketimlerini
gösterecek şekilde etiketlenerek, tüketicilerin verimli cihazı almalarını sağlamak
amacıyla 2003 yılına kadar 12 Direktif ve 6 Tebliğ yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Energy Star Programme : Elektrikli Ofis donanımlarının etiketlenmesi ile yönetmelik
2001 yılında Komisyon Kararıda 2003 de yayınlamıştır.
Combined Heat and Power : Elektrik enerjisinin ısı ile birlikte üretilmesi ve
tüketilmesini teşvik etmek üzere 2004 yılında yayınlanmıştır. Ayrıca bu konuda bir
strateji de mevcuttur.
Avrupa Birliğinin üye ülkelere yönelik genel düzenlemelerinin ülkelere yansıması
veya ülkelerden AB düzeyine yansımalara bir örnek olması bakımından İngiltere
örneğine kısaca bakmak yararlı olacaktır.
İngilterede Enerji Verimliliği:
Birleşik Krallık –İngiltere enerji ve iklim politikası ülkenin en en önemli politikalarının
başında geliyor. Ülkede yayınlanan enerji sektörü ile ilgili dökümanlar enerji miktarı
ile konuşmuyor. Kısaca Karbon denilen ve sera gazı emisyonlarında % 77 ağırlığı
olan CO2 ve diğer sera gazlarının dönüştürülerek tek birim olarak ifade edilen
“Karbon” referans alınmış durumda. Karbonun referans alınması enerji verimliliği ve
yenilenebilir enerjiyi ülkenin enerji politikasında öne çıkarmaktadır. Bu nedenle enerji
verimliliğini kapsayan; enerji, iklim değişikliği, yakıt fakirliği, ulaşım gibi değişik
alanlardaki birçok strateji ve uygulama planı geliştirilmiş ve uygulamaya konmuş
durumda. Ayrıca durum değerlendirilmesi ve politika analizleri konusunda da çok
sayıda doküman hazırlanmaktadır.
İngiltere, enerji politikasını Beyaz Tebliğ9 olarak 2003 yayınlayarak yürürlüğe
soktuktan sonra bu yıl içinde tekrar görüşe sundu10. Bu politikadaki öngörüler özetle
şöyle:
8
•
•
•
•
2010 da %20, 2050 % 60 oranında karbon dioksitin azaltılması
Enerji arzının güvenilirliğinin sağlanması
Sürdürülebilir kalkınma oranını ve üretimi artırarak, ülke içinde ve uluslararası
düzeyde rekabetçi enerji piyasalarının desteklenmesi
Tüm vatandaşların evlerinde yeterince kullanabilmeleri için ekonomik fiyattan
enerji temin edebilmesi
Gerekçeleri ise aşağıdaki gibi belirtilmektedir;
•
•
•
•
İklim değişikliği çok ciddi etkileri olan bir konudur ve ulusal ve uluslararası
düzeyde çok yönlü işbirliğinin acilen alınması gerekiyor.
Artan ithalat bağımlılığı (yakın gelecekte net petrol ve ve doğalgaz ithalatçısı
olacak), ve hızla artan fosil yakıt fiyatları endişe yaratıyor.
Geçtiğimiz üçyılda AB enerji piyasalarındaki serbestleşme hareketlerindeki
ilerlemeler yeterince hızlı değildi
Küresel enerji pazarının çok az sayıdaki ülkenin ihracatına bağımlı olması
piyasaların duyarlığını ve enerji fiyatlarının daha yüksek seyretmesindeki
eğilimleri arttırmaktadır.
İngiltere enerji ve iklim değişikliği politikasında11 geçmişte önemli sonuçlar almış;
• BK Kyoto hedeflerini en iyi sağlayan ülkelerden biri. 2008-2012 de 1990 yılının
%12.5 altında bir emisyon tahhüdü varken Bunun da ötesinde bir tahhüdü
yerine getirecektir. (2010 da % 20)
• 1997 den bu yana enerji tüketimi sadece %2 artmış buna karşılık GDP %21
artış göstermiş
• Yenilenebilir enerji üretimde hızlı gelişmeler var sadece geçen yıl rüzgâr
enerjisine 500 MW ilave olmuş durumda. Su anda % 5,5 olan yenilenebilir
yükümlülüğü 2015 de % 15,4 de çıkarılması programlanmış, yine ulaşımda
2010 da % 5 yenilenebilir payı olacak
• Enerji fiyatlarında reel anlamda düşüş var. Örneğin evlerde kullanılan gazın
fiyatı 1999 yılı seviyesinde.
• Yakıt fakiri aile sayısısında düşüş var.
İngilterede iklim değişikliği ve enerji politikaları altında yürütülen enerji verimliliği
faaliyetlerinin fiilen içinde ve politika, organizasyon, bütçe ve uygulama tarafında çok
sayıda kuruluş bulunmaktadır. Şekil 3 de bir fikir vermesi bakımından basit bir şema
ile bu akış genel olarak görülmektedir.
Devletin bakanlıklarının dışındaki tüm organizasyon bağımsız ya özel sektör veya
vakıf tipi sivil kuruluşlarlar ile yapılanmış durumda. Başbakan ve parlemento konu ile
yakından alakalı ve takipçi. Sistem gönüllülük prensibi ile teşviklerle piyasa
dinamiklerinin verimli altyapının oluşması için malzeme ve teknolojinin üretilmesi ve
satın alınmasını sağlaması üzerine oluşturulmuş durumda. Yerel yönetimler aktif
olarak konunun içine çekilmiş durumda, yerel yönetimler aralarında bilgi paylaşıyor
ve bölgelerindeki sivil toplum kuruluşları ile birlikte devletten aldıkları desteklerle
halka yönelik bir çok faaliyet yürütüyorlar.
9
Şekil 3: İngilteredeki Enerji Verimliliği İşlevsel Akışı
Enerji verimliği politika ve programları beyaz tebliğ ilke ve hedefleri ile
yönlendirilmektedir. İngilterenin enerji verimliliğinde çerçeve bir yasası yoktur. Ancak
sektörlere yönelik olarak çeşitli mevzuat yürürlüktedir ve ihtiyaçlara göre sürekli
güncellenmektedir. Bu mevzuatın uygulamaları teşviklerle desteklenmektedir.
Tüm aktiviteler; Enerji Stratejisindeki tahhütlerin yerine getirilmesi için 2004–2010
yılları için hazırlanarak onaylanan Enerji Verimliliği Aksiyon planında12 öngörülmüş
hedeflere ve programlara yönelik olarak yönlendirilmektedir.
İngilterede enerji tasarrufu faaliyetleri belirli sektörlere göre farklı organizasyonlar ve
programlarla yürütülmektedir. Binalar hem potansiyelin yüksek olması, çok yönlü
yarar ve hedefler ve hemde bilgi ve desteğe bu sektörde daha çok ihtiyaç olması
nedeniyle binalara ve dolayısı ile vatandaşlara yönelik programlar İngiltere enerji
verimliliği politkasında ağırlıklı. Binalarda yıllık değeri 14 milyar £ olan enerji tüketimi
var. Enerji tasarrufu potansiyelinin yıllık 2 milyar £ e karşılık geldiği hesaplanıyor. Bu
sektörünün 2010 yılı itibarı ile 4,2 milyon ton karbon azaltımı sağlaması öngörülüyor.
Binalarda enerji verimliliği için kısaca HECA olarak adlandırılan, Home Energy
Conservation Act: Evlerde Enerji Tasarrufu Kanunu 1995 de yerel yönetimlere, kendi
bölgelerindeki evlerin daha verimli hale getirilmesi için; gelişmelerin izlenmesi,
değerlendirilmesi ve durumun rapor edilmesi sorumluluğu getirmektedir. Bina
yönetmeliği L bölümü 2002 de yenilenmiş ancak 2005 te, AB Binalarda Enerji
Performansı Direktifi de göz önüne alınarak daha az enerji tüketimi için daha da
sıkıştırılmış şartlarla tekrar güncellenmiştir. Burda öngörülen yalıtım, camların
değiştirilmesi, kazanlar aydınlatme gibi önlemler Bina Mevzuatı Tavsiye Komisyonu
tarafından önerilmektedir. AB nin elektrikli ev aletleri etiketleme ve minimum tüketim
standarları, eko etiket direktifi uyrlamaları mevzutta yapılmıştır. 2005 yılı itibarı ile
İngilterede sadece yoğuşmalı kazan kullanılabilecektir.
10
Bina sektörü enerji verimliliğini arttırmak üzere, en çok dolaylı ve dolaysız finansman
imkânına sahip sektördür. Energy Saving Trust (Enerji Tasarrufu Vakfı) bütçesini
ağırlıklı olarak devletten alan, bağımsız, fon ve danışmanlık sağlayan bir kuruluş.
Benzer olarak, sanayii ve ticari kuruluşlarla devlet kruluşlarına fon ve danışmanlık
sağlayan Carbon Trust( Karbon Vakfı) mevcuttur. Bu kuruluşlar birlikte çalıştığı
birçok sivil organizasyonla hem projeleri desteklemekte hem de enerji tasarrufunu
kendi, alanlarındaki sektörlerde yaygınlaşmasını, devletin verdiği hedefler
doğrultusunda gerçekleşmesini sağlamaktadır. Enerji Tasarrufu Fonu yerel
yönetimler içinde çalışan 52 tane enerji tasarrufu tavsiye merkezini finansman ve
uzmanlık olarak desteklemektedir. Bu merkezlerin Bölgesel Sürdürülebilir Kalkınma
Merkezleri şeklinde daha etkin hale getirilmesi kararlaştırılmıştır.
Binalardaki en önemli program olan, “Energy Efficiency Commitment”13 olarak
adlandırılan Enerji Verimliliği Taahhüdü (EVT), temelde devletin sürdürülebilir enerji
politikasının bir parçası olarak enerji tasarrufu ile karbon azaltma programıdır. İlk
dönemi 2002–2005 arasında mevcut evlerin enerji verimliliği arttırmak için
uygulanmış ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda uzatılması kararlaştırılmıştır.
Program için OFGEM, DEFRA ile mutabakat sağlayarak her bir enerji ve gaz şirketi
için hedef belirliyor. Bu şirketler verilen hedefler doğrultusunda hizmet verdikleri
müşterilerinin evlerinde enerji verimliliği önlemlerini almalarını sağlıyor. Bunun içinde
gerekli masrafların en az yarısını sübvanse ediyor. OFGEM tarafından belirlenen
hedefler enerji tasarrufunun nasıl sağlanacağını şirketlere tanımlanmıyor, ancak
devletin onayladığı önlemlerin uygulanmasını istiyor. EVT nin ekonomisi de analiz
edilmiş ve tespitlere göre programın her bir müşteriye maliyeti 3,6 £, bu ise yıllık
ısıtma faturasının %1 i civarında. Yeni dönemde programın iki misli genişletilmesi
kararlaştırılmıştır. Bunun gaz ve elektrik müşterilerine en fazla 9 £ a mal olacağı
tahmin edilmektedir. Evler için Decent Home: sosyal evlerin ısı yalıtımı kazan
değiştirilmesi gibi önlemlerle yaşanabilir hale getirilmesi, Worm Front: Yakıt fakiri olan
ailelerinin yine aynı şekilde daha iyi ısınmalarını sağlayan program, Clear Sky:
evlerdeki elektrik ihtiyacının fotovoltaik elektrik ile elde edilmesini destekleyen
program, Community Energy: Enerji Tasarrufu Fonu ve Karbon Fonu tarafından
ortaklaşa yönetilen ve belirli bir topluluğun, merkezi olarak en verimli şekilde
ısıtılmasını destekleyen program gibi bir çok program çerçevesinde evlerdeki ısı
yalıtımı başta olmak üzere enerji tasarrufu önlemlerinin alınması verilen mali
desteklerle sağlanmaktadır.
Nisan 2006 da büyük bütçeli yeni bir bina destek programı daha başlatılmıştır. Düşük
karbonlu bina programı için 80 milyon £ ayrılmıştır. Program kapsamında binalarda
enerji verimliliği ve mikrojenerasyon önlemleri birlikte alınarak “0” emisyonlu binalar
yenilikçi yaklaşım ile yaratılacaktır. Böylece gerekli malzemeyi üreten imalatçılar
desteklenmiş olacak ve malzemeler ucuzlayacaktır.
Energy Efficiency Partnership Enerji tasarrufu Fonu desteği ile enerji şirketleri, ilgili
kamu kuruluşları, belediyeler ile bina sektöründeki, şirketler, uygulamacılar gibi bir
çok tarafın 400 civarındaki temsilcisinden oluşmaktadır. Devletin politika hedeflerinin
etkinliği bu şekilde gerçekleşerek çok geniş bir toplumsal katılım oluşmaktadır. Devlet
kuruluşlarının da temsil edildiği yönetim kurulu ve sektör temsilcilerinden oluşan 19
adet çalışma grubu bulunmaktadır. Gönüllülük prensibi ile faaliyet gösteren bu grup
devleti politikalarını da yönlendirmektedir.
11
Karbon Vakfı; sanayi, ticari sektöre ve kamuya fon ve danışmanlık sağlayarak
ekonominin daha düşük karbonlu hale gelmesini hızlandırmakla görevlidir ve
bütçesini devletten alan bağımsız bir kuruluştur. Sanayi ve iş çevreleri ile kamu
kuruluşlarına bu konudaki teknolojiyi tanıtarak bilgilendirme yapmakta ve bu
kuruluşların rekabet edebilirliklerine katkı sağlamaktadır. Vakıf bazı alt programları ve
bu programları yürüten sivil kuruluşları finansman ve bilgi olarak desteklemektedir.
Action Energy programı kanalı ile hedef sektörlerdeki kuruluşları devletin düşük
karbon ekonomisi konusundaki politika ve mevzuatını öğrenmesi ve uygulaması için
bilgilendirmektedir. Karbon Vakfı Enerji Verimliliği sağlayan teknoloji ve cihazların
yeraldığı bir listeyi hazılıyarak yönetmektedir. Devletin hızlandırılmış amortisman
uyguladığı enerji verimliliği yatırımlarının uygulanabilmesi için duyurmaktadır. Bu
uygulmalar 15 ayrı kategoride 13000 farklı ürün ve işlem için kullanılabiliyor.
Şirketlerinde karbon yönetimi uygulmak isteyen firmalara tavsiyede bulunmakta ve
onları yönlendirmektedir.Karbon Vakfı enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, karbon
tutma gibi düşük karbon teknolojilerinin desteklenmesi ve bu şekilde pazara en hızlı
şekilde çıkarılması amacıyla; Karbon Vizyon, Teknoloji Ar-Ge ve Demontrasyon
Programı, Teknoloji Hızlandırma Projeleri, İncubator Programı olarak üç ayrı program
yürütmektedir. Bu programlar için milyon £ lar seviyelerinde bütçeler ayrılmaktadır.
Görüldüğü gibi ciddi olarak enerji verimliliğinin göz önüne alınması ancak her
düzeyde önlem ve teşviklerle mümkün. Devletin bir konuda “politikam var” savı,
ancak ayırdığı fon ve faaliyetlere katılan kuruluşların sayısal seviyesi ile kanıtlanabilir.
İngiltere bu açıdan değerlendirildiğinde “evet İngiltere’de gerçekten etkin bir enerji
tassarufu politikası var” denebilir.
Değerlendirme:
Yukarıda verilen bilgiler ışığında Türkiye’deki enerji verimliliği faaliyetleri ve etkinliği
değerlendirildiğinde aşağıdaki değerlendirmeler yapılabilir.
Türkiye’de enerji verimliliği ile enerji ihtiyacının karşılanması politikası hiçbir
zaman olmamıştır ve güncel tartışmalara bakıldığında da bundan sonra da
olmayacak gibi gözükmektedir. Toplam ihracaat gelirimizin 2005 yılında %25
ni götüren ve 21 milyar dolar gibi bir meblağın enerji ithalatı için ödenmesi de
karar vericilerin üzerinde çok etkili değildir. Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığının politika dökümanları “enerjinin en verimli şekilde kullanılacağı”nı
belirtmektedir. Ancak bir politikanında ne kadar uygulanabilir olduğu ayrılan
bütçe ile belirlenebilir. Yukarıdaki İngiltere örneğinde bu durum açıkça
görülmektedir. Anlamlı bir bütçe ve plan olmamasının yanısıra, hatta sadece
petrol ürünleri üzerinden alınan verginin ülkeninin 2006 da132 milyar YTL olan
vergi gelirleri içinde 21 milyar YTL gibi önemli bir meblağ tutması, devletin
gelirlerle ilgili kurumlarında, “enerji tüketiminin azalltılması bu vergide kayıplara
yol açabilir mi” endisesi mi var diye düşündürmektedir.
Enerji üzerinde, bazı kaynaklarda %203(95 oktan benzinde) e ulaşan
vergilerin bir kısmının bu alana kaydırılması için önlemler alınmalıdır. Karbon
vergisi İngilterede enerji maliyetini bir miktar arttırırken şirketlerin enerji
tüketimi üzerinden verdiği ilave vergiler, çalışanların işveren sigorta payından
düşülmektedir. Böylece şirketlerin rekabetçi yapısı bozulmamaktadır. Türkiye
de bu çeşit yenilikçi yaklaşımlar ortaya çıkarılabilir.
12
Bugüne kadar EİE tarafından yapılan ve diğer ülkelerdeki programlara
benzeterek geliştirilen uygulamalar gerçek anlamda politik destekten yoksun
olarak yürütüldüğü için programların başarısına rağmen elde edilen sonuçlar
sınırlı kalmıştır. Politik açıdan Enerji Verimliliği Kanunu çok olumlu bir
girişimdir. Ancak yeterli değildir. Mevcut taslak, piyasa odaklı geniş tabanlı
yaklaşım yerine, devlet kontrolunda, toplumsal diyaloğu eksik bir şekilde
kurgulanmıştır. Nasıl uygulanacağı çok net olmayan ve polis teşkilatı gibi bir
yapı gerektiren bir çok cezayı içermektedir. Verilecek teşvikler hangi hedefe ne
kadar yöneltilecek belirsiz ve ucu açık olarak ve çok fazla anlaşılır olmayan
ifadelerle verilmiştir. Bu hali ile bakıldığında önümüzdeki dönemde diğer
ülkelerin programları daha farklı bir ruh ile enerji verimliliğini geliştirmeye
çalışacağımız anlaşılmaktadır. Enerji verimliliği kanunu iki şekilde
hazırlanabilse idi belki daha hızlı yürürlüğe girebilirdi. Kanun en fazla 3 sayfa
olarak bir çerçeve olarak; ilkeleri ve ilgili kurumları tanımladıktan sonra,
detayların ilgili kuruluşların başkanlığında kurulacak ve sekretarya hizmetleri
EİE tarafından yürütülecak uzman gruplarca hazırlanacak yönetmeliklerle
belirlenmesi. Çalışma grupları şeklinde ve bir program termini ile çalışacak
gruplarda üst düzeyde uzmanların gerekirse ücretli olarak yeralması da
sağlanarak alınacak sonuçların yüksek kalitede olması sağlanabilirdi. Alternatif
olarak kanundan önce çok detaylı hedef, bütçe ve faaliyetleri ile belirlenmiş 10
yıllık bir plan, geniş tabanlı katılımlı bir çalışma grubu ile hazırlandıktan sonra
bunu desteklemek üzere kurumsal görevlendirmeleri yapan, fonlarını oluşturan
ve yaptırımları ortaya koyan bir kanun hazırlanabilirdi. Her iki durumda da
baştan beri sağlanan katılımcılık ve takipcilik ile kanunun uygulamalarının
tabana yayılma süreci kısaltılabilirdi. Ancak her iki şarttada enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı kesin hedef koymalı ve adeta Nükleer Santral yapar gibi
bir bütçeyi hazırlamalı ve gerekirse uluslararası kaynaklardan düşük faizli borç
almak bile düşünülmeli idi.
Şu anda”alçakta asılı meyva” olan enerji tasarrufu, karar vericiler gözünde
“lüks meyva” olarak görülmektedir. Bunun için devlet kurumları ve yerel
yönetim yöneticilerinden başlayarak her sektördeki karar vericilere yönelik
rapor ve değerlendirme çalışmaları yapılmalı, bu çalışmalar tanıtılmalıdır.
Bizzat Bakanının katıldığı yuvarlak masa toplantıları ile enerji verimli yönetim
ve yaşama pratiği toplum yöneticilerinde içselleştirilmelidir. Kamu sektörü ilk
önce kendisi için etkin bir enerji verimliliği programını hedef koyarak yürürlüğe
koymalıdır. Topluma önderlik etmelidir.
KAYNAKLAR:
1. Commission of the European Communities, Brussels, 8.3.2006, COM(2006) 105 final,
GREEN PAPER, A European Strategy for Sustainable, Competitive and Secure
Energy
2. Doing More With Less, Green Paper on Energy Efficiency, European Communities,
2005
3. 40 % House, University of Oxford, 2005
4. Rod Janssen, Energy Consultant, September 2005
5. Stimulating A Democratic Debate About The EU’s Research Priorities, A Criteria
Based Approach to the 7th EU Research Framework Programme for Energy and
Nuclear, November 2005
6. Release the power of the public purse, Reshaping markets for the benefit of energy
saving, 2006, vol. 34, no 2 (33 ref.), pp. 238-250 [13 page(s) (article)]
13
7. Harnessing the Power of the Public Purse, Final report from the European PROST
study on energy efficiency in the public sector
8. http://ec.europa.eu/energy/demand/legislation/end_use_en.htm
9. Our energy future - creating a low carbon economy, DTI, 2003
10. Our Energy Challenge-Securing clean, affordable energy for the long term,DTI, 2005
11. Climate Change, The UK Programme 2006. DEFRA, 2006
12. Energy Efficiency: The Government’s Plan for Action, DEFRA, 2004
1
Commission of the European Communities, Brussels, 8.3.2006, COM(2006) 105 final , GREEN PAPER, A
European Strategy for Sustainable, Competitive and Secure Energy
2
Doing More With Less, Green Paper on Energy Efficiency, European Communities, 2005
3
4
40 % House, University of Oxford, 2005
Rod Janssen, Energy Consultant, September 2005
iny
5
Stimulating A Democratic Debate About The EU’s Research Priorities, A Criteria Based Approach to the 7th
EU Research Framework Programme for Energy and Nuclear, November 2005
6
Release the power of the public purse, Reshaping markets for the benefit of energy saving
2006, vol. 34, no 2 (33 ref.), pp. 238-250 [13 page(s) (article)]
7
Harnessing the Power of the Public Purse, Final report from the European PROST study on energy efficiency
in the public sector
8
9
http://ec.europa.eu/energy/demand/legislation/end_use_en.htm
Our energy future - creating a low carbon economy, DTI, 2003
10 Our Energy Challenge-Securing clean, affordable energy for the long term,DTI, 2005
11
12
Climate Change, The UK Programme 2006. DEFRA, 2006
Energy Efficiency: The Government’s Plan for Action, DEFRA, 2004
14
15

Benzer belgeler

Makaleye erişmek için lütfen tıklayınız

Makaleye erişmek için lütfen tıklayınız Tülin Keskin Enerji; ekonominin en önemli girdisi, dünya siyaset politikasını yönlendiren bir meta ve iklim değişikliği etkileri dolayısı ile dünyanın ekonomik, sosyal ve coğrafik düzeninin gelecek...

Detaylı

buraya tıklayarak

buraya tıklayarak yüzyıl sonunda küresel sera gazı konsantrasyonu (felaket anlamına gelecek 60Csıcaklık yükselmesine yol açacak) 700 ppm e ulaşacağı tahmin edilmektedir. Karbondioksit atmosferde 200 yıl kalıyor ve k...

Detaylı