DENTRAM 20.yılında

Yorumlar

Transkript

DENTRAM 20.yılında
MAR T
2 0 1 4
HOLLYWOOD
GÜLÜŞÜ
İSTER MİSİNİZ?
Röportaj
CRISTIAN BARONI
DİŞLERİMİZDE
ORTA YAŞ KRİZİ
BİR HAFTADA
GÜLÜŞÜNÜZÜ YENİLEYİN
DENTRAM
20. yılında
VENEDİK
Maske Festivali
HIRVATİSTAN
Sularında
Yüzünüzü güldüren
uzmanlık ve teknoloji
• Dental İmplantlar
• Estetik Diş Hekimliği
• Lamine Seramikler
• Zirkonyum Seramik
• Beyazlatma
• Çene Cerrahisi
• Organik Diş Hekimliği PRF
• Gülüş Analizi
• Ortodonti ve Çene Ortopedisi
• Konservatif Tedavi
• Pedodonti (Çocuk Dişleri)
• Endodontik Tedavi (Kanal Tedavisi)
• Lazer Destekli Tedaviler
• Çene Eklemi Hastalıkları ve Tedavisi
• 3 Boyutlu Dental Volumetrik Tomografi
3
İlk sayıyla
merhaba...
enilikler bana heyecan verir. Yıllar geçtikçe kendimizi
anlatmaya daha mı çok ihtiyaç duyuyoruz bilemiyorum
ama, eskiden olduğundan daha sıklıkla yazma ihtiyacı hisseder
oldum. Bu dergi de böyle şekillendi kafamızda. Kendimizi daha
iyi anlatabilmek için…
DENTRAM Klinikleri, 20 yıl önce kurulmuş ve şu anda
İstanbul’da 3 şubesi olan bir Diş Tedavi Kliniği. Aslında bizim
3. çocuğumuz. Markalar da, şirketler de, dernekler de emek
verilmeden büyümüyor, gelişmiyor, yetişmiyor. Markamız
“DENTRAM”a bildiğimiz herşeyi aktarmaya gayret ettik.
Çalıştık, takip ettik, her bir yeni kararda
ya da girişimde, uykusuz geceler geçirdik. Bir işi yönetirken
karı koca olmanın getirdiği muhtemel sorunları da tahmin
ederseniz, bol miktarda birbirimizi de yedik bu arada.
Annesi ve babası doktor olan şanslı bir insanım ben. Mesleğime
hayranlığım, annemi ve babamı, hastalarına göz muayenesi
yapmalarını izlerken, taa 5 yaşındayken başlamıştı belli ki...
Geçen yıllar mesleğime, doktorluğa olan aşkımı daha da artırdı.
Geçen 20 yılın ardından bugün, DENTRAM da bizim gibi
olgunlaştı ve tecrübe kazandı. İnsan sağlığını iyileştirmenin
büyük hazzı ile her gün yeni bir heyecanla geldim kliniğime.
Hedefimiz, şu anda dünyada mevcut olan tüm bilgi ve
teknolojiyi kliniklerimize getirerek en gelişmiş sağlık hizmetini
sunabilmek.
Yayın Yönetmeni
Dr. Aylin Sezen Yalçın
Yayın Kurulu
Prof. Dr. Serhat Yalçın
Dr. Aylin Sezen Yalçın
Dt. Ece Akgün
Merih Şahiner
Murat Arslan
Habibe Sunar
Editör
Dr. Aylin Sezen Yalçın
Prof. Dr. Serhat Yalçın
Tasarım
Figen Korkut Çizgen
Bizlere, kendini ve canından çok sevdiği çocuğunu teslim
eden tüm hastalarımıza güvenleri için çok teşekkür ediyorum.
Diş Doktoru olarak tek amacım bu “güven”in hakkını
verebilmektir.
İlk sayımızda katkılarıyla dergimizi renklendiren, Fenerbahçeli
futbol oyuncusu sevgili Cristian Baroni‘ye, sevgili DENTRAM
doktorları ve DENTRAM ekibine teşekkür ederim.
Bu dergi, canım oğlum ve canım kızım için.
Hayatımıza ilham veren sizsiniz...
Baskı
Özkaracan Matbaacılık ve Ciltçilik
San. Tic. LTD. ŞTİ.
Dr. Aylin Sezen Yalçın
Tüm yayın hakları DENTRAM’a aittir.
İçindekiler
06
DENTRAM
20. Yılını
Kutluyor
20
Dişlerimizde
Orta Yaş
Krizi
08
22
10
Hollywood
Gülüşü
İster misiniz?
Anne
Babalar
Dikkat
26
Dental
İmplantlar
Venedik’te
Maske
Festivali
5
Röportaj
12
30
Bir Haftada
Gülüşünüzü
Yenileyin
Hırvatistan
Sularında
14
36
23
24
25
34
37
Cristian
Baroni
Bizden
Haberler
16
Ortodontik
Tedavi
38
AstroDiş
Dişlerinizdeki En Önemli 10 Belirti
Diş Fırçalama Alzheimer İlişkisi
Sinsi Bir Uyku Hastalığı Uyku Apnesi
Dentram Basında
Dentram Web ve Teknoloji
Kurumsal
DENTRAM
20. yılını kutluyor
entram Diş Tedavi Kliniği,
1994 yılında Bağdat
Caddesi’nde, Ortodonti Uzmanı
Dr. Aylin Sezen Yalçın ve
Çene Cerrahisi ve İmplantoloji
Uzmanı Prof. Dr. Serhat Yalçın
tarafından kuruldu.
2014 yılı bizim için çok özel.
Kuruluşumuzun 20. yılını
kutluyoruz...
7
Yüzünüzü Güldüren
Uzmanlık ve Teknoloji
Dentram Diş Tedavi Kliniği, 2001 yılında Bağdat Caddesi
Caddebostan’daki merkezine taşındı. Kliniğin, Beykoz
Acarkent şubesi 2008 yılında, Levent şubesi de 2012 yılında
faaliyete geçti.
Kuruluşunun ilk yıllarından bugüne geçen yıllar içinde,
Dentram büyük bir aile haline geldi. Muayene ünite sayısı
12’ye yükseldi.
Kliniklerimizde tedaviler, diş hekimliğinin uzmanlık alanlarını
oluşturan Çene Cerrahisi ve İmplantoloji, Ortodonti,
Pedodonti, Endodonti, Diş Eti Hastalıkları ve Estetik Diş
Hekimliği branşlarında deneyimli ve uzman hekimler
tarafından yapılmaktadır.
Kişiye Özel
Gülüş
Tasarımı
Yeni Nesil Diş Hekimliği,
sadece dişlerin tek tek sağlıklı
olmaları ile değil, tüm çene ve
yüz sisteminin sağlıklı ve ahenkli
olması ile ilgilenir. Kliniklerimizde
tedavilerimiz bu prensip göz önüne
alınarak planlanır. Tüm yüzü en
ideal ve doğal haline kavuşturacak,
yaşlanmanın ya da çenelerdeki
kapanış bozukluklarının olumsuz
etkilerini azaltan, kişiye özel diş
tedavi planları uygulanmaktadır.
Sağlık alanında uzun yıllardır hizmet veren bir klinik olarak,
hastalarımızın konforu ve memnuniyeti bizim için öncelik
taşımaktadır. Dentram olarak; hastalarımızın diş sağlığı ile
ilgili gerekli tedaviyi uygulayabilecek profesyonel, güleryüzlü,
empatik bir ekip ve en son teknolojik yeniliklerle donatılmış
kliniklerimiz ile hizmet vermekteyiz.
Dünyadan
HOLLYWOOD
GÜLÜŞÜ
İSTER MİSİNİZ?
Güzel bir gülümseme
karşınızdakine iyi duygular
hissettirir, moral yükseltir,
hatta vücudumuzdaki
mutluluk kimyasallarını
harekete geçirir. Endorfin
adı verilen meşhur mutluluk
hormonunun, gülen
insanlarda daha fazla
salgılandığı bilinmektedir.
Gülmek ve mutluluk bu
kadar bağlantılı iki kavram
olduğundandır ki, dişlerimizin
güzelliği en az yüzümüz
kadar önemli bir unsur halini
almıştır.
Uzun zamandır, çok ilgi
duyduğumdan da olsa
gerek, sinema dünyasındaki
olayları ve kişilikleri takip
ederim. Hollywood dünya
sinemasının baş şehri...
Sinema ve eğlence dünyası
ile birlikte, tüm dünyanın
moda, güzellik endüstrisini
de besleyen bir kaynak.
9
Gülüş estetiğinde
hangi kriterlere
bakıyoruz?
Hollywood
gülüşü de
ne demek?
Pırıltılı ve ünlü kişiliklerin, yani
Hollywood yıldızlarının düşünülmüş,
tasarlanmış gülüşlerine verilen isim.
Nasıl giydikleri giysiler, konuşma
şekilleri bile dikkatle seçiliyorsa,
aynı dikkatle yüz ve gülüşleri de
planlanıyor.
Julia Roberts gibi, gülüşü de ayrıca
ünlü olan isimler de var. Hatta Julia
Roberts, “Mona Lisa gülüşü (Mona
Lisa Smile)” adlı bir filmde başrol
de oynamıştı.
Hollywood oyuncularının
%95’i ideal ya da kendine
yakışan bir gülümsemeye
sahiptir. Yine burada Tom
Cruise’dan bahsetmek
gerekli. Dişlerinin simetrik
olmayışı dolayısıyla ideal
bir gülüşe sahip olmayan
ünlülerden.
Natalie Portman, Penelope Cruz,
Scarlett Johansson, Britney Spears,
Naomi Watts, Siena Miller, Brigitte
Bardot, Marilyn Monroe hepsinin
gülüşü kusursuz. Angelina Jolie‘yi
ise bilerek belirtmedim. Çünkü
ideal gülüş kriterlerine uymuyor
kanımca... Dişeti seviyeleri uyumsuz,
diş eksenleri artmış.
• İstirahat halinde dişler hafif
aralıkken görünen diş miktarı;
Üst kesicilerin 2- 4 mm’sinin
görünmesini istiyoruz. Görünen
üst diş miktarı “gençlik belirtisi”.
Özellikle Brigitte Bardot’un gençlik
resimlerine bakmak doğru olur
bu özelliği görebilmek için. Ayrıca
seksi görünmek istenen pozlarda
genellikle üst diş görünümleri kullanılır.
• Hafif gülümseme sırasında
görünen diş ve dişeti miktarı,
• Maksimum gülüş sırasında
görünen diş ve dişeti miktarı,
• Diş renklerinin cinsiyet ve cilt ile
uygunluğu,
• Diş formlarının cinsiyet ile
uygunluğu;
Burada azıcık yorum yapmakta
fayda var.
“Büyük, yuvarlak hatlı, beyaz dişler
kadınsı, küçük, keskin kenarlı dişler
erkeksidir.”
• Konuşma sırasında görünen diş
miktarları,
• Dişlerin birbirleri arasındaki
oranların “altın oran”a uygunluğu.
Her konuda olduğu gibi gülüşün
güzelliği de “detaylarda” gizlidir.
Yukarıda saydığım bu analizler,
yeni bir gülümseme yaratılırken tek
tek değerlendirilmeli ve mümkün
olduğunca ideal sonuç elde etmeye
çalışılmalıdır.
Yazımı çok moda olduğu üzere, güzel
bir sözle bitirmeliyim...
“Güzellik güçtür; gülümseyiş
de kılıcıdır onun“ C. Reade bu
sözü, 1800’lerde söylemiş. 1800’lü
zamanlardan 2014’lere... Daha uzun
yüzyıllar bu konu konuşulacak gibi
görünüyor.
Kılıçlarınızı kuşanın...
Dr. Aylin Sezen Yalçın
Ortodontist
Sağlık
PROF. DR. SERHAT YALÇIN
anlatıyor
DENTAL
D
ental implantlar diş
kaybının olduğu
bölgelerdeki eksikliği
gidermek amacıyla
kullanılmaktadırlar. Dişler
çekildiğinde bu boşluğa
yerleştirilen diş kökü
şeklindeki titanyum vidalara
İMPLANT denir. Dişler
çekildikten sonra o dişlerin
etrafını saran kemik zamanla
erimeye başlar. Kemiğin bu
şekilde kaybı sonucunda
yüzün profili bozulur, dudak
desteği ortadan kalkar, ağız
çevresindeki kırışıklıklar artar,
burun ve çene ucu birbirine
iyice yaklaşır.
Bu nedenlerle, çekilmiş
dişlerin köklerinin yerine
implant yerleştirilmesi
düşünülmelidir. Köprü
protezi yerine implant
yerleştirildiğinde çene
kemiğinin erimesinin önüne
geçilmektedir. Kemik,
implant yüzeyleri ile sıkı
bir bağ kurar, doğal dişler
gibi fonksiyona girmelerini
sağlar. Isırma ve çiğneme
fonksiyonları kemiği
uyararak kemik erimesini
önlemektedir.
Dental implantların kullanımı ile
ağız doğal haline en yakın bir
şekilde restore edilir. Bu sayede
komşu dişlerin de kesilmelerine
gerek kalmamaktadır. Eksik
dişleriniz varsa ve implant yapımı
için olumsuz bir durumunuz
yoksa en doğru işlem implant
uygulamasıdır.
Diş kayıplarında hastanın
ağzında oluşan boşluğun önü
ve arkasında dişleri olduğunda
hastaya köprü protezi veya
implant önermekteyiz. Geleneksel
köprü yapımında komşu iki
diş kesilerek köprü bu dişlere
yapıştırılır. Bu tarz bir restorasyonla
bir süreliğine çok iyi bir estetik ve
fonksiyon sağlanabilir, fakat bu
protez çekilmiş kök etrafındaki
kemiği koruyamaz, o kemik bir
süre içinde rezorbe olmaya
başlar.
11
İMPLANTLAR
Tek diş eksikliğinde implant uygulamasının
birçok avantajı vardır:
1. Görünümü, fonksiyonu ve verdiği
his aynı doğal dişinkine benzer.
2. Daha estetiktir.
3. Çürüme olasılığı yoktur.
4. Komşu dişleri kesmeye gerek yoktur.
5. Bir köprüye göre daha hijyeniktir.
6. Temizlemesi daha kolaydır.
Eğer hastanın çok sayıda dişi çekilmiş veya hiç dişi yoksa
hastaya takıp çıkartılan hareketli protezler veya implant
önermekteyiz. Hareketli protezler düşük maliyetli olmakla
beraber hastaların yaşam kalitelerini ciddi biçimde
düşürmektedirler.
İmplant destekli protezlerle, tüm bu problemlerin çözümü
mümkündür. Daha stabil olurlar ve altta yatan kemiği
koruyarak yüz konturlarının değişimini de önlerler.
İmplant destekli protezlerin avantajları
şu şekilde sıralanabilir:
1. Klasik protezlere göre daha stabil ve daha rahattırlar.
2. Kemik rezorpsiyonunu önlerler.
3. Yüz konturları korunur.
4. Daha estetiktir.
5. Damağın örtülmesi şart değildir, bu sayede hastalar daha iyi tad alabilirler.
6. Klasik protezlere göre tamir veya yenilenme sıklıkları çok daha azdır.
7. Doğal ısırma ve çiğneme sağlarlar.
Hareketli Protezlerin
Dezavantajları
Hareketli protez, kemik rezorpsiyonunu
hızlandırır. Ayrıca doğal dişler üzerine gelen
kroşeler, dişlere aşırı yük bindirir ve onları
zayıflatır. Parsiyel ve tam protez kullanan
birçok hasta protezlerinin onları rahatsız
ettiğinden ve düzenli takamadıklarından
şikayetçidir.
Hareketli protez kullanmanın dezavantajları şöyle
sıralanabilir:
1. Genellikle hasta için rahatsız ve kullanımı zordur.
2. Özellikle yemek yerken bu tip protezler doğal dişlere göre çok kötü fonksiyona sahiptirler.
3. Kemik rezorbe oldukça, protez iyice bollaşır ve gülerken, hapşırırken ağızdan çıkar bir hal alır.
4. Dişleri olmayan ve çene kemiği rezorbe olan hastalar daha yaşlı gözükürler.
5. Protez kullanımı hastaların kendilerini güvensiz
hissetmelerine neden olur.
6. Protez hastaları biftek, elma gibi sert şeyleri yemede zorlanırlar.
7. Protez kullanan hastalarda genellikle ağız kokusu olur.
Sağlık
1 HAFTADA
GÜLÜŞÜNÜZÜ
YENİLEYİN
G
ülümseme, insanı
güzelleştiren, kendine
güven kazandıran ve
en önemlisi mutluluk
hormonumuz ‘endorfin’
salınımını artıran, doğal bir
iyileştirici...
Dişlerinin görünümünden
memnun olmayan çok sayıda
kişi bize başvuruyor. Bazen
ağrılı ve acil durumları tedavi
ederken, diğer bir taraftan
da kişiye özel ‘gülüş tasarımı’
uygulayarak kusursuz gülüşler
yaratmaya çalışıyoruz.
Büyükşehir insanının vakti
kısıtlı. Bu yazıda, “1 haftada
yeni bir gülüş nasıl kazanılır?”
sorusunun cevaplarını
bulacaksınız.
LAMİNE + BEYAZLATMA
13
Diş renklerinin
beyazlatılması
(Bleaching)
Diş minesi ve dentinde oluşan
renklenmeye karşı, karbamit
peroksit veya hidrojen peroksit
içerikli, sadece diş hekimlerinin
kullanabileceği malzemelerle ve
yöntemlerle yapılan ağartma
işlemidir. Günümüzde diş
beyazlatmak için beyazlatıcı diş
macunları, jeller ve diş hekimi
tarafından hastaya temin edilen
diş beyazlatma ürünleri gibi çok
çeşitli ürünler mevcuttur. Ancak
hangi beyazlatıcının uygulanması
gerektiğine mutlaka hekim
tarafından karar verilmelidir.
Gülerken dişetleriniz çok
görünüyorsa, “Gummy
smile” için lazer tedavisi
Gülme sırasında, dişetlerinin 1-2 mm
den fazla görünmesi durumuna
“gummy smile”diyoruz. Estetik
olarak rahatsızlık yaratan bu durum
dişetlerinin lazer ile tek seansta
şekillendirilmesi ile tedavi edilebiliyor.
Dişeti renginin
değiştirilmesi
Özellikle ön bölgede, çok koyu
kırmızı ya da siyaha bakan renkte
dişetleri sık görülen bir durumdur.
Dişler düzgün olduğunda dahi
estetik kaygı yaratan bu sorun, yine
lazer kullanılarak tedavi ediliyor.
Yumuşak doku lazeri kullanılarak
dişetinin rengi, açık pembe renge
dönüştürülebiliyor.
1 haftada lamine
porselenler ile yepyeni
bir yüz
Dişlerdeki renk bozuklukları, çatlaklar,
dolgu renkleşmeleri, kırıklar için
dişin tamamını kesmek yerine
sadece ön yüzeyine porselen tırnak
uygulayarak estetik uygulama
yapılmaktadır. Lamine porselenler
ön dişleri düzeltmek için mükemmel
bir yoldur. Bu yöntem dişten çok
az kesim yapılarak uygulandığı
için en koruyucu uygulamadır. Alt
yapılarında metal olmadığı için ve
porselenin kendi yapısından dolayı
çok estetik görünür. Lamineler ile
dişlerinizi beyazlatabilir, aralarındaki
boşlukları doldurabilir, güzel bir
gülümsemeye kavuşabilirsiniz.
Röportaj
Dr. Aylin Sezen Yalçın
Cristian Baroni ile röportaj yaptı.
“EŞİM BENİ DİŞ
TELLERİMLE DAHA
ÇEKİCİ BULUYOR ”
ristian Baroni Fenerbahçe’nin Brezilya’lı yıldız futbolcusu...
Yaklaşık 1.5 senedir dişlerine sabit ortodontik tedavi yapıyorum
yani şeffaf teller aracılığıyla dişlerini, olması gereken yerlerine
yerleştirip, gülüşünü güzelleştirmeye çalışıyorum. Ortodontik
tedavilerin en güzel yanı hastalarımızı bir süre sonra yakınlarımız gibi
görmeye başlıyoruz. Cristian çok tatlı, sempatik, alçakgönüllü, bizim
klinikteki yoğun tezahüratlara bile sesini çıkarmayan çok uyumlu
harika bir insan...
Harika bir ailesi var.
15
Cristian Baroni’nin bugün ortodontik tedavisini
bitirdik. Zaten dişlerinin beyazlığı ile ünlü her
Brezilyalı’da olduğu gibi bembeyaz ve çok güzel
bir gülüşe sahip oldu. Tedavinin bitmesi bir coşku
yaratıyor tabi, kolay değil 1.5 - 2 sene düzenli, her
ay kontrole gelmek, yiyecek içecek kısıtlamaları ve
sürekli dişlerin temizleme ihtiyacı... Cristian, çok
istikrarlı, kararlı ve ciddi bir ortodonti hastasıydı.
Başarımızın önemli bir kısmı da ona ait dolayısıyla.
Her zaman merak ettiğim sorularımı bugün ona
yönelttim. Cristian, eşi ve çevirmenimiz ile birlikte
çok keyifli bir sohbet oldu.
Kaç yaşında futbol oynamaya başladın?
10 yaşında başladım. 22 yaşından beri profesyonel
olarak oynuyorum. Hayatımı futboldan kazanıyorum.
İşimden de oldukça keyif alıyorum.
Annen baban seninle gurur duyuyordur...
Türkiye’de futbol oynamana nasıl bakıyorlar?
Evet futbolda ilerlediğim ve başarılı olduğum için
çok mutlular. Ayrıca Türkiye’de mutlu olduğumu da
biliyorlar. Bu nedenle çok huzurlu ve rahatlar.
Peki Türkiye’de mi, yoksa Brezilya’da mı,
futbolcu olmak daha keyifli?
Kesinlikle Türkiye’de olmak daha güzel ve keyifli.
Çünkü Brezilya’da çok fazla sayıda futbolcu var. Aynı
Amerika’daki basketbolcuların fazlalığı gibi. Burada
ben çok mutluyum. Fenerbahçe taraftarı müthiş, bağlı,
yardımcı, hep yanımda.
Yani İstanbul’da mutlusunuz...
Nasıl buluyorsunuz bu şehri?
İstanbul’u çok seviyoruz. Avrupa’nın en güzel
şehirlerinden biri bence. Burada yaşamaktan da son
derece memnunuz.
Brezilya‘da senede kaç kere diş hekimi
kontrolüne gidiyordun?
Her ay gidiyordum. Temizlik ve kontrol ettiriyorum.
Zaten bir futbol kulübüne başvurmadan önce mutlaka
dişlerin sağlıklı olduğuna dair rapor istiyorlar.
Dişleriniz kötü durumdaysa futbol oynayamazsınız.
Çok disiplinli bir hastaydın. Hem dişlerinin
temizliğine hem de aygıtlarının kullanımında
çok titizdin. Bu durum için teşekkür ederim.
Çok mu sabırlısın?
Ben genel olarak vücut sağlığıma çok önem veren
biriyim. Ayrıca diş sağlığımın, genel sağlığımı
etkilemesinden endişe ediyorum. Ağır spor ve antreman
yapan düşüp darbe alan birisiyim. Dişlerimin sağlıklı
olması için elimden geleni yapıyorum.
Ortodontik tedavi öncesi ne tür şikayetlerin
vardı?
Ortodontik tedavi yaptırmadan önce dişlerimin
arasında açıklık vardı ve beni rahatsız ediyordu. Şu
anda dişlerimi rahatlıkla kullanabiliyorum. Ayrıca
konuşmamda bir bozukluk hissediyordum. Şu anda
konuşmam da düzeldi.
Braketleri (telleri) ilk taktığımızda ne
hissettin? Ağrı oldu mu?
Hiç ağrı olmadı. Alışmakta da zorluk çekmedim.
Brezilya’da bir kez ortodontik tedaviye başlamıştım
ancak ağrıya dayanamadığım için 2 gün sonra
çıkarttırmıştım. Ama bu sefer hiç rahatsızlık vermedi.
Arkadaşlarının tepkisi ne oldu?
Neden tel taktın şimdi ne gerek var dediler. Genellikle
çok önem verilmiyor burada. Erişkinler, Brezilya’da
sıklıkla tel takıyorlar.
Ayrıca diş sağlığına da çok önem veriliyor.
Biz Brezilya’da dişlerin sağlıklı olmasının farklı
sorunları da engelleyeceğini biliyoruz.
Brezilya’da Ortodontik tedavi popüler mi?
Evet hem de çok. Genç, yaşlı her yaşta herkes
kullanıyor...
Sende dışarıdan görünen ama şeffaf braketler
(teller) kullandık. Hiç görünüşü ile ilgili
etrafından bir yorum aldın mı? Rahatsız etti
mi seni?
Hayır kimse olumsuz bir yorum yapmadı. Hatta eşim
tellerle daha çekici olduğumu bile düşünüyor.
(Burada hep beraber gülüyoruz)
Sağlık
HERKES İÇİN
ORTODONTİK
TEDAVİ
DR. AYLİN SEZEN YALÇIN anlatıyor
Ortodontik problemlerin nedenleri
• Genetik (anneden küçük çene babadan büyük
dişleri almak)
• Erken süt dişi kayıpları
• Solunum problemleri (ağız solunumu)
• Yalancı emzik, parmak emme, biberon kullanımı
• Yutkunma problemleri
• Travma
• Kötü beslenme ve kötü ağız hijyeni
• Sendromlar
Neden Tedavi olmalıyız?
Çapraşıklık durumunda dişlerin temizliği çok zor olmakta
ve çürük oluşumu dişeti problemleri ve diş kayıpları
kolaylaşmaktadır.
Dişlerin doğru kapanmaması, çiğneme ve konuşmanın
doğru yapılamamasına sebep olur. Kişinin sosyal
yaşamında sağlıklı ve güzel bir gülümsemenin önemi
çok büyüktür. Ortodontik problemli bireylerde fiziksel
hoşnutsuzluk ve kendine güvensizlik oluşabilir.
Ortodonti için en ideal yaş hangisidir?
Çeşitli ortodontik anomaliler mevcuttur. Her bir bozukluğun
tedavisi için optimal bir yaş olsa da genel olarak en ideal
yaşlar olarak 9 ile 14 yaş arası olduğu söylenebilir.
17
Ortodonti her
yaşta yapılabilir
Gelişme çağını bitirmiş erişkinliğe adım atan
ya da erişkin bireyler artık tedavi için oldukça
geç kaldıklarını düşünebilirler. Ancak bu
düşünce tamamen yanlış. Ortodonti her yaşta
yapılabilir. Dişlerdeki çapraşıklık 60 yaşında da
düzelebilir. Gelişimle ilgili sorunlar mevcutsa da
Ortognatik Cerrahi ile çeneler ameliyatla ideal
konumlarına getirilebilir.
“Günümüzde Diş Hekimliğinin tüm
kriterleri yenilendi. Dişler tüm yüzün
ifadesini ve güzelliğini etkiliyor.
Dolayısıyla Ortodontik Tedavi
ile sadece dişlerinizi değil tüm
yüzünüzü güzelleştiriyoruz.”
Kullanılan aygıtlar
Dişlerin üzerine yapıştırılan tellere “braket”adı
verilmektedir. Tedavinin başında yapıştırılıp tedavi
sona erdiğinde çıkartılırlar. Hastada mevcut problemin
cinsine göre braketlerin dışında takılıp çıkartılabilen
aygıtlarla da yapılabilmektedir. Tedavi her yaş grubuna
yapıldığından değişik ihtiyaçlara ve zevklere göre teller
geliştirilmiştir.
Çocuklar için değişik renk seçenekleri ve kalp ya da
çiçek biçimli braketler mevcuttur.
Erişkin hastalar en çok braketlerin görünümünden
rahatsızlık duyduklarından az görünen braketler
geliştirilmiştir. Şeffaf, renksiz olanlar oldukça
estetiktir. Ayrıca braketler dişlerin iç yüzünden de
yapıştırılabilmektedir (Lingual Tedavi).
Tedavi süresi nedir?
Ortodontik tedavi ortalama 12 ile 36
ay arasında sürer. Bu süre problemin
şiddetine ve hastanın hekimle
kooperasyonuna bağlı olarak
değişiklik gösterir.
Pekiştirme tedavisi nedir?
Ortodontik tedavinin ardından
teller çıkartıldıktan sonra, dişlerdeki
çapraşıklığın geri dönmemesi için
yapılan tedavidir. Tamamen pasif ve
uyku süresince ya da ağız dışından
görülmeyen aletlerle yapılır.
2014’te
daha beyaz
gülümseyin...
Ücretsiz
Check-up
30 Mayıs 2014 tarihine kadar geçerlidir.
Yandaki kupon ile
30 Mayıs 2014 tarihine
kadar istediğiniz şubemize
ücretsiz CHECK-UP için
uğrayabilirsiniz!
19
SHAKIRA
Grammy Ödüllü Şarkıcı
*Yüzey lekelerini
Sağlık
DİŞLERİMİZDE
ORTA YAŞ KRİZİ
Bir ortodontist olarak,
yüz güzelliğinin
ve gülümsemenin
güzelleşmesinin kişinin
özgüveni ve mutluluğunu
artırdığına her gün şahit
oluyorum. Bu konuda
toplumun bilincinin
arttığını da görüyorum.
Genci, yaşlısı, kadını,
erkeği, profesyoneli,
ev hanımı herkes
bakımlı olmanın, güzel
yaşlanmanın, doğru
beslenmenin, egzersizin,
gülümsemenin,
huzur ve mutluluğun
insanları
güzelleştirdiğinde
hemfikiriz...
Ruhsal değişim süreci sancılı, ama “eğer doğru
yönetirsek” kişiyi daha olgun ve daha mutlu bir
kişiye çevirebiliyor. Bedenimiz, zamana karşı
koyamıyor. Doğanın kanunu bu. Yaş alacağız ama,
kendimizin yaş dönümlerini ve ihtiyaçlarını anlarsak
daha geç yaşlanacak ve daha konforlu bir yaşam
sürme şansını yakalamış olacağız.
Bu yazıda 40 yaş ve üzerinde olan okurlar için. Bu
yaş döneminde dişlerimizde ve çene kemiklerimizde
neler oluyor? İşte size birkaç tüyo:
21
40 yaşından sonra dişlerinizde
karşılaşacağınız muhtemel problemler
Kemik erimesi ve dişeti çekilmesi! biri olarak ben de artık tel takmam
Özellikle kadınlarda menopoz döneminin
de eklenmesi ile birlikte kemik erimesi
ve buna bağlı dişeti çekilmesinde
artış olacaktır. Düzenli diş doktoruna
gitmiyorsanız ve ayna önünde de
çok vakit geçirmiyorsanız maalesef
dişetlerinizin çekildiğinin farkına bile
varamayacaksınız.
Eski lamineleriniz, dolgularınız,
protezleriniz kontrol altında mı?
Önceki yıllarda yapılmış çeşitli
tedaviler senede iki kez doktorunuz
tarafından kontrol edilmelidir.
Yaptığımız tedaviler 5 yıl süre ile size
konfor sağlayacaktır. Efektif kullanım
süresi 5 yıldır. Malzemelerin de zaman
içinde yaşlandıklarını düşünürseniz
yıllar geçtikçe protez ve dolgularınızı
da yeniletmeniz gerekecektir. Yıllar
ilerledikçe dişetiniz ile kenar uyumunu
kaybeden protezlerinizi, kenar kırığı olan
dolgularınızı yenilemezseniz, dişlerinizin
çekimine kadar gidebilecek bir süreci de
başlatmış olursunuz.
Orta yaşta başgösteren
“Çapraşıklık”da nedir?
Bazı kişiler şanslı ve doğuştan dişleri
inci gibi. Günümüzde sayısı oldukça
artmış olan ortodontik tedavi gören
bireylerin aksine, çocuk ve genç erişkinlik
dönemlerinde “tel takmamanın” getirdiği
mutluluğu yaşamışlar. Ancak bu tip
kişilerde bile 40 yaşından sonra dişlerin
birbiri üzerine bindiğini, sırasının
bozulduğunu, çapraşıklığın arttığını
görüyoruz. Bu sorundan musdarip
gerektiğine kanaat getirdim. Çünkü artık
dişlerim eskisi gibi dümdüz durmuyorlar.
Sonradan oluşan diş dizisindeki
bozulmanın nedeni “Doğa”.
Dişler yıllar geçtikçe öne doğru
sürükleniyorlar ve öndeki dişlere gelen
baskı artıyor. Bu hareket özellikle
öndeki dişlerin sırasının bozulması ile
sonuçlanıyor.
Gençken ortodontik tedavi görmüş
olsanızda yine aynı sorunla
karşılaşacaksınız.
Kısa süreli (6 ay-8 ay) ortodontik tedavi
ile eskiden sahip olduğunuz düzgün
dişlere kavuşabiliyorsunuz. İhmal
edip yılların geçmesine izin verirseniz,
dişlerinizdeki çapraşıklık miktarı artacak
ve diş, dişeti sağlığınız olumsuz yönde
etkilenecektir.
Gömük 20 yaş dişlerinizi ihmal
etmeyin!
20 yaş dişleri herkesi bir dönem meşgul
eder. Çoğunlukla ya bir seyahat sırasında
ya da kadınlarda hamilelikte, yani,
genellikle en olmadık zamanlarda ağrı
ve şişlik ile kendini hatırlatır. Sürekli bir
enfeksiyon kaynağı olmasının yanında
komşu olan dişlerinizin de sağlığını
olumsuz olarak etkileyecektir. Özellikle
kalp hastalığı olan kişilerde gömük
dişlerin varlığı oldukça risklidir.
Hayatta hiçbir şey kalıcı değil. Herşey
değişiyor, eskiyor, bozuluyor. Dişlerimizin
ömür boyu sağlıklı olabilmesi için
gerekli en önemli şart “Düzenli Doktor
Kontrolü” dür.
Her yaşınızı, sağlıkla yaşamanız
dileğiyle...
Dr. Aylin Sezen Yalçın
Ortodontist
Çocuk
Anneler Babalar
DİKKAT!
Çocuklarımızda dişleri ve çeneleri bozan alışkanlıklar
Çocuklarımızı 3 yaşından sonra diş doktoru ile
tanıştırmak çocuğunuzun ileride doktor ile olan
iletisiminin iyi olmasına ve korkmadan diş koltuğuna
oturmasına yardımcı olacaktır. Erken dönemde yapılan
bu kontrollerde, koruyucu flor uygulamaları yapılarak
çürük oluşma ihtimali azalacak ve varsa ortodontik
problemler erken tespit edilebilecektir.
Ama daha çocuğumuz büyürken annelerin de
gözünden kaçmaması gerekli bazı durumlar var.
Yalancı emzik, solunum şekli, diş gıcırdatma, tırnak
yeme gibi zamanında terk edilmemiş alışkanlıklar
ya da fonksiyon bozuklukları çocuklarda çene
gelişimini olumsuz etkilemekte ve kalıtımsal olarak
çene bozukluğu olmayan durumlarda da problem
oluşmasına zemin hazırlamaktadır.
Parmak emme ve
yalancı emzik
Hemen hemen her bebeğin
ihtiyaç duyduğu yalancı emzik ya
da parmak emme, zamanında
bırakılmazsa dişlerin dizilimini
bozacak şekilde etki ediyor. Yalancı
emziğin 4 yaşında önce bırakılması ile, kalıcı bir sorun
oluşması engellenmiş olur. Parmak emme alışkanlığı,
yalancı emzik kullanmayan bebeklerde ya da yalancı
emzikten vazgeçirilen çocuklarda, kendiliğinden
ortaya çıkabiliyor. Doğası gereği parmak emme
alışkanlığı daha zor terk ediliyor. Eğer 4 yaşından sonra
telkinlere rağmen bu alışkanlıklar ailenin gayretiyle
bıraktırılamıyorsa mutlaka diş doktoru hatta bir
ortodontiste başvurulması gerekecektir. Ağıza uygun
olarak hazırlanan, emmeyi engelleyen çeşitli aygıtlar
ve değişik telkin ve uygulamalar ile çocuğunuzun
doktor desteği ile bu alışkanlığı bırakması sağlanabilir.
Geniz eti, büyük bademcik ve
Ağız Solunumu
En önemli ve en sık görülen problem çocuğun burun
yollarındaki tıkanıklık dolayısıyla burun solunumunu
tam anlamıyla yapamadığı için ağız solunumu
yapmasıdır. Böyle çocuklarda özellikle istirahat halinde
yani televizyon seyrederken ya da ders çalışırken
ve gece uyurken ağız açıktır. Gece horlama vardır.
Yastıkta tükürüğe bağlı ıslaklık olur. Ağız solunumunun
neticesinde üst çenede darlık, çapraşıklık meydana
gelir. Bu çocuklarda yüz tipi de değişir. Daha uzun bir
yüz tipi gelişir. Göz altları düzleşir. Ailelerin bu soruna
kayıtsız kalmayarak ağız solunumundan şüphe
ettiklerinde bir Ortodontist ve Kulak Burun Boğaz
Uzmanına danışmaları gerekecektir.
Tırnak yeme, kalem ısırma gibi alışkanlıklar hem ağız
hijyenini olumsuz etkileyeceğinden hem de dişleri
bozabileceğinden en kısa sürede bırakılması yararlı
olacaktır.
Sağlık
23
Genellikle diş tedavilerimizi
aksatırız, ihmal ederiz, şikayetimiz
dayanılmaz boyuta gelmeden de bir
diş doktoruna gitme alışkanlığımız
pek azdır. Biliyoruz ki bir problemi
ne kadar erken teşhis edebilirsek o
kadar kolay çözüme ulaştırabiliriz.
Dişlerinizle ilgili yaşadığınız,
farkettiğiniz ancak pek üzerinde
durmadığınız belirtilerin en önemli
10 tanesini sıralıyorum..
Bu belirtilerden birine yada bir kaçına
sahipseniz diş doktorunuzla irtibata
geçme zamanınız gelmiş demektir.
Dişlerimizdeki
en önemli
10 BELİRTİ!
Diş doktoruna başvurmanızı gerektiren
10 önemli başlık;
• Ağrı: En rahatsız edici belirti hiç kuşkusuz diş
ağrısıdır. Gece yarısı diş ağrısı ile uyananlarımız
şiddetini çok iyi hatırlarlar. Zira çok kolay unutulmaz.
Diş ağrısı, sıklıkla diş çürüğünün ilerleyerek dişin
sinir dokusuna ulaşması ile meydana gelir. Önce
yemeklerde hafifçe hissettiğimiz ağrı, zaman içinde
bizi uyutmayacak kadar şiddetlenir. Çürük dışında
kırık diş ya da diş kökü, çene eklemi hastalıkları, dişeti
hastalıkları, gömük dişler de şiddetli ağrıya sebep
olabilirler.
• Hassasiyet: Sıcak, soğuk yiyecekler bize ızdırap
vermeye başladıysa, diş hassasiyeti hayatımızı
kısıtlamaya başlamış demektir. Aşınmış diş minesi,
dişeti çekilmesi, çürük - kırık diş, eski ya da kırık
dolgularınız varsa tedavisini ertelemeyin.
• Dişeti kanaması: Kanama, dişetinin iltihaplı
olduğunu ya da bir dişeti hastalığının mevcut
olduğunu gösterir. Özellikle dişetinin iyi temizlenmediği
alanlarda çok sıklıkla kanamaya rastlanır. Bazen
sadece sert ya da yanlış şekillerde diş fırçalama
ya da diş ipi kullanımına bağlı olarak da kanama
oluşabilir. Dişetlerinizde kanama olması sistemik
hastalıkları da gösterebiliceğinden, diş doktoruna
başvurmak doğru olacaktır.
• Yaralar: Bazen sadece protez, dolgu ya da
ortodontik braketlerin sebep olduğu irritasyona bağlı
oluşan yaralar görülebilir. Ama bakteri ya da virüslerin
sebep olduğu yaraların tedavisi takip ve ilaç desteği
gerekecektir.
• Ağız kokusu: Ağız hijyeninin yeterli olmaması, çürük
dişler, yarı gömük dişler, dişeti iltihabı, ağız kuruluğu,
ağız kokusuna sebep olabilir. Su tüketiminizi artırarak bu
sorununuzu bir miktar azaltabilirsiniz.
• Çene ekleminde ağrı ve ses: Çoğunlukla kulak
önünde ağrı, ağız açma kapama sırasında kısıtlama ve
ağrı şikayetleri çene ekleminizde bir problem olduğuna
işaret eder. Diş gıcırdatma ya da sıkma alışkanlığı,
sistemik hastalıklar, eksik dişler, tek taraflı çiğneme,
ortodontik bozukluklar çene ekleminin sağlığını olumsuz
etkileyen faktörlerdir.
• Ağız Kuruluğu: Sistemik bir hastalık ya da kullanılan
belirli bir ilaca bağlı olarak ortaya çıkabilir. Ağızda nemin
eksilmesi ağız kokusuna ve diş çürüklerinde artışa sebep
olabilir.
• Dudak çevresindeki piercing: Süs olarak
kullanılan piercing, ağız çevresinde iltihaba sebep
olabilir. Ağız ortamında çok miktarda bakteri mevcuttur
ve yaralar çok hızlı iltihaplanabilir. Ateşli ve halsizseniz,
dudak çevresindeki piercingin çevresinde kırmızılık ve
hassasiyet var mı kontrol etmelisiniz.
• Kırık yada çatlak diş: Hem hassasiyet hem ağrıya
sebep olur. Tedavi yapılmazsa dişin çekilmesine kadar
giden sorunlar yaşanabilir.
• Renk bozuklukları ve renklenme: Dişlerinizin
birinde ya da genelindeki renk bozuklukları öncelikle
estetik olarak rahatsızlık verecektir. Tek dişteki renklenme,
genellikle düşme, çarpma sonrası oluşabilir.
Sağlık
DİŞLERİNİZİ
FIRÇALAYIN,
BEYNİNİZ
YAŞLANMASIN
Ağız ve Diş sağlığı
Alzheimer ilişkisi
D
üzenli diş fırçalama
alışkanlığı olan kişilerde,
ileri yaşlarda bunama
(demans) görülme sıklığında
azalma olduğu tespit edildi.
ABD Kaliforniya Üniversitesi’nde,
5500 ileri yaşta birey üzerinde
yaklaşık 18 yıl süren bir
çalışmanın sonuçlarına
göre, dişlerini düzenli
fırçalama alışkanlığı
olmayan kişilerde %
65 oranında daha
fazla bunama
olduğu tespit
edilmiş…
Bunamanın en sık
görülen türü olan
Alzheimer hastalığı
üzerinde yapılan
araştırmalarda,
bu hastalığın
görüldüğü kişilerin
beyinlerinde, dişeti
hastalığı (iltihabı) ile ilişkili
bakterilere rastlanmıştır.
Dişeti iltihabına sebep olan
bakteriler, beyin dokusuna nüfuz
ederek iltihaplanmaya ve beyin
dokusunda tahribata sebep
olmaktadır.
Bu yazıya konu olan önemli
çalışma, Paganini- Hill ve
arkadaşları tarafından,
Amerika’da çoğu beyaz
ırktan ve iyi eğitim almış,
5468 kişinin 1992-2010 yılları
arasında sürdürülmüştür. 18 yıl
sonunda orijinal gruptaki 1145
kişide demans tespit edilmiştir.
Demansın, günde1 ya da daha
fazla diş fırçalayan kişilerde
belirgin oranda az rastlandığına
dikkat çekilmiştir.
Cinsiyet farklılıklarına gelince…
Kadınların estetik ve hijyenik
konulardaki hassasiyetleri bir
kere daha ispatlanmış oldu.
Kadınlardaki bu uzun dönem
takip sonuçları erkeklere göre
daha iyi görünüyor. Muhtemelen
kadınlar protezlerini daha düzenli
kullanıyor, dişlerini daha düzenli
fırçalıyor ve diş hekimi kontrolüne
daha sık gidiyorlar.
Elbette ki yaşlılıkta beyin
fonksiyonlarını etkileyen çok
sayıda faktör var. Ağız diş sağlığı
ile bunama arasında bir bağlantı
bulunması aslında yüz güldürücü.
Beyin fonksiyonlarımızı korumak
için çaresiz değiliz. En azından,
yarın diş fırçalayarak geleceğe
yatırım yapabiliriz.
25
Sinsi bir uyku hastalığı
Genellikle erkekleri etkiler.
Her yaşta görülebilir. Fakat,
• 40 yaşın üzerinde iseniz,
• Kilonuz fazla ise,
• Bademcikleriniz büyük, diliniz büyük ama
çeneleriniz küçükse,
• Ailenizde uyku apnesi varsa,
• Burun yollarında, allerji, septum eğriliğine
bağlı tıkanıklık varsa daha fazla risk
altındasınız demektir.
İki farklı şekilde görülür;
Tıkanıklığa bağlı olarak oluşan apnede, boğazın
gerisinde yumuşak dokuda daralma olur. Obezite
(aşırı şişman olma durumu) sorunun artmasına
sebep olur.
Diğer bir tipi, merkezi uyku apnesi olarak adlandırılır.
Solunum yolu tıkalı değildir. Beyin solunum yapan
kaslara doğru iletiyi verememektedir. Bu tip
apne, kalp hastalıkları, beyin tümörü gibi ciddi
hastalıklarda görülür.
Uyku apnesi tedavi edilmezse ne olur
derseniz...
• Yüksek tansiyona sebep olabilir
• Kalp yetmezliği, kalp krizini tetikleyebilir
• İnme
• Şeker hastalığı
• Depresyon
• ADHD (hiperaktivite) belirtilerinde artış
görülebilir.
Uyku apnesini nasıl tedavi edeceğiz?
Nelere dikkat edeceğiz?
• Uyku sırasındaki pozisyonumuzu düzeltmekten
başlayabiliriz. Uyku apnesi olan kişilerin
sırtüstü ve dümdüz şekilde yatmamaya özen göstermeleri gerekiyor.
• Uyku sırasında sürekli pozitif hava desteği
sağlayan cihazlardan kullanmak (CPAP)
• Ağız içine yerleştirilen apareyler aracılığıyla,
solunum yollarındaki sıkışma engellenebiliyor.
Bu aygıtlar vasıtasıyla alt çene önde
konumlandırılıyor. Yapılan çalışmalar orta
şiddetteki apnenin, ağız içine yerleştirilen bu
tip aygıtlarla düzeldiğini göstermektedir.
• Ameliyat. Diğer yöntemler işe yaramadığında
başvurulabilir.
Eğer gece iyi uyuyamadığınızı düşünüyorsanız,
sabahları yorgun uyanıyorsanız, herkes
horlamanızdan şikayet ediyorsa, bir doktor
yada diş hekimine başvurmanızı öneriyorum.
Belki de sorununuzun çok kolay bir çözümü
vardır.
Gezi
VENEDİK’TE BİR
27
RÜYA GÖRDÜK
irbirine küçük, dar köprülerle bağlı
117 ada üzerine kurulu olan Venedik,
görkemli karnavalların mekanı olarak
Avrupa’nın cazibe merkezlerinden biri…
Simgesi maske olan ve ilk olarak 1162
yılında düzenlendiği bilinen Venedik Maske
Festivali, heyecan verici halk eğlencelerinin
başında gelir. Rönesans döneminde
geleneksel bir festival halini almış özellikle
18. Yüzyılda çok popüler olmuştur. Maske
takma geleneğinin kaynağına ilişkin pek
çok varsayım vardır. Bunlardan en çok
kabul göreni ise; toplum içindeki sosyal statü
farklılıklarına karşı bir duruş sergilemek
ve herkesin eşit olduğunu göstermek için
maskelerin kullanılmasıdır.
Gezi
2013 yılı Şubat ayında
3 gün geçirdik Venedik’te.
Venedik benim için her zaman
çok özel. Masal gibi, hayal gibi
bir atmosferi var. Defalarca
gidilebilecek ve her seferinde de
aynı heyecanı verebilen ender
şehirlerden. Şubat ayı Venedik gibi
suların içine yerleşmiş bir şehir için
çok uygun bir dönem değil gibi
görünsede de, biz çok şanslıydık.
Benim gibi fotoğraf çekmek
için orada bulunan bir amatöre
hava oldukça iltimaslı davrandı.
Hep güneşliydi gökyüzü. Öğlen
yemeklerimizi o nefis meydanlara
bakan ufak restoranların
avlularında yiyebildik.
VENEDİK’TE
BİR RÜYA GÖRDÜK
29
Festivalin namı büyük.
Peki gerçekten de o ruh var mıydı
şehirde?
Bu sorunun cevabı kocaman bir
EVET.
Festival çok güzel, şehir rengerank
ve oldukça özenilerek hazırlanmış
kostümlü ve profesyonel aktörlerle
dolu. Kostümlü kişiler San Marco
Meydanında, tarihi binaların
merdivenlerinde, kanalların
üzerindeki köprülerde sanki bir
rüyanın içindeymiş gibi karşınıza
çıkıveriyorlar. Her an her yerde “bu
manzarayı kaydetmeliyim” dedirten
bir görüntü ile karşılaşmak… Amatör
bir fotoğrafçı için unutulmaz bir
deneyimdi.
İşte benim objektifimden
Carnevale Di Venezia 2013
Yazan ve Fotoğraflayan:
Dr. Aylin Sezen Yalçın
Gezi
Hırvatistan
Sularında
Yelken ve tekne merakımız, üç yıldır mutluluktan başımızı döndürüyor.
İlk tekne ve yelken deneyimimizi dayım, Kaptan Tümay ŞEN ile
yaşadık. Ege kıyılarımızı iki senedir geziyoruz. Geçen nisan ayında
Hırvatistan’da da bir hafta tekneyle gezelim dedik. Böylece hem
kendimizi sınayacak, hem de yabancı sularda seyir tecrübesi
edinecektik. Öncelikle yerli denizcilik dergilerine baktık ama
Hırvatistan’la ilgili pek bir şey bulamadık. İnternet üzerinden birçok
‘bareboat’ yani kaptansız tekne işi yapan firmaya yazdım, bizim
istediğimiz tarihte iki firmada uygun tekne buldum. Tercihimiz
katamarandan yanaydı. Ancak bu şekilde hem tekne keyfini hem de
otelin rahatlığını bir arada yaşayabiliyoruz.
31
Navaboat isimli firmadaki Lagoon 410 s katamaranın bizim
için en uygunu olduğuna karar verdik. Ekibimiz, iki arkadaşımız
ile beraber toplam dört kişi olacaktı. Tekneyi Split’in 40 km
uzağındaki UNESCO tarafından korunan Trogir kasabasından
alacaktık. Split’e direkt sefer olmadığından Münih üzerinden,
Lufthansa ile aktarmalı uçtuk. Oralara gitmişken de iki gün
Split’te kalmaya karar verdik.
19 Ağustos’ta ulaştığımız Split Havaalanı’nda döviz
bozdurduktan sonra 320 kuna vererek otelimizin olduğu yere
geldik. www.booking.com’dan bir hafta öncesine kadar
rezervasyon yaptırmadığım için, Uygun Apartments Split
Old Town’da geceliği 170 avro’dan yer bulabildim. Taksi
şoförü aparatmanımıza taksinin giremediğini söyleyerek bizi
Diocletian Sarayının yakınında bıraktı. Elimizde bavullar, yarım
saate yakın aynı yerde dolaştık. Sonunda bizim apartman
yerine hediyelik eşya satan dükkana gelince şaşırdık! Dükkan
sahibi birini aradı, Yuri adında bir genç geldi. Kalacağımız
yerin Split’in en güzel manzarasına sahip olduğunu, ama
girişinin kötü olduğunu söyleyince endişemiz biraz daha arttı.
Green market (Pazar yeri) bitişiğinde çok kötü görünümlü bir
apartmana girdik. Dördüncü kattaki dairemizin içi gerçekten
de çok iyi çıktı.
Manzara mükemmel ama girişi felaket !
Split güzel bir şehir. Romalılardan kalma Diocletian Sarayı
küçük dar sokakları, şirin lokantaları olan bir yer, iki gün hızla
geçti.
Gelelim tekneyi kiraladığımız şirkete…
Bize makbuz yollamaları gerekiyordu ama, iki gün öncesine
kadar elimize ulaşmamıştı. Ben de “Zaten iki gün önce
gidiyoruz hem şirkete uğrarız, hem de rotamız hakkında
yardım alırız” diye düşünmüştüm. Novaboat’ın adresini Split’te
birine sorduğumda, Trogır yerine “orası Split Marina’da bir
yer” dediğinde hem şaşırdım hem de endişe ettim. Bu işleri
öğrendiğim Tümay Kaptanın hep söylediği “Bilmediğin yerden
tekne kiralama” sözü aklıma gelince endişem bir kat daha
arttı. Neyse Navaboatı bulduk. Yazışmaları yaptığımız görevli
tekneyi Trogir yakınlarında Seget Dongi’deki ortak çalıştıkları
Baotik Marina’dan alacağımızı söyledi. Eskiden skipper’lık
yapan bir görevli rota konusunda yardımcı oldu. Zaten
internetten de epey bilgi toplamıştım. Ertesi gün Split’ten
Baotic Marina’ya ulaştık. (43*31*K/16*14 D) Tekneyi bize
17:00 sıralarında verebileceklerini söylenince, bir süre yeni
yapılmış ve çok iyi durumda olan marinada vakit geçirdik.
Alışveriş sonrasında saat 16:00 gibi tekneye yerleştik. Teknenin
iskele motoru yakıt göstergesi, su depolarından birinin
göstergesi ve güverte aydınlatması çalışmıyordu. Tekneyi
teslim eden arkadaşa mazot deposunun dolu olduğuna
emin olup olmadığını sordum. “Merak etmeyin, dolu” diye
cevap verdi. Sonunda 17:30 civarında palamar çözdük. İlk
gün geceyi yakın bir yerde geçirmek istedik. Yaklaşık 7 mil
uzaklıktaki küçük bir köy olan Solta Adasındaki Maslinica’ya
18:00 civarında ulaştık. (43*23*55.37 K/16*12*31.58 D) Köydeki
küçük bir otelin pontonuna bağlandık. Hafta sonu nedeniyle
mi bilemiyorum, köy meydanında orkestra kuruldu. Pop
müzik eşliğinde millet sabahın üçüne kadar eğlendi. Erkekler
Maslinica’daki iki üç lokantadan birinde yemek yerken,
bayanlar sokak tezgahından köfte yemeği tercih etti. Bu
arada yemek ile ilgili de bilgi vermek istiyorum. Hırvat şarapları
çok güzel ve fiyatları 120-200 kuna civarında. 180 kuna’ya
çok güzel şaraplar içmek mümkün. Lokantalarda hem balık
hem et bulabiliyorsunuz. Karides tava, kalamar tava gibi ara
sıcaklar 60-70, birinci sınıf balıklar 120-130 kuna. Et ızgaralar
90-110 kuna civarında. Salatalar standart, bizim mezelerimiz
maalesef yok. Bir süre sonra, sürekli aynı şeyleri yemek bizi biraz
zorladı. Karın doyurmanın bir başka alternatifi de pizzacılar.
Gezi
Demir taramanın
en ‘zarif’ hali
22 Ağustos saat 6:30 da Vis Ada’sına (Stoncica) doğru yola koyulduk.
20 mil kat ettikten sonra 9:30 sularında hem deniz, hem de kahvaltı
molası için adaya vardık. (43*03*51 K/16*14*31.45 D) Vis merkezini
dolaştıktan ve buradaki koylarda yüzme molası verdikten sonra
17:00 civarında gece kalacağımız Komiza’ya ulaştık. (43*02*29.07
K/16*05*19.26 D) Komiza’nın küçük bir marinası var ve ancak yer
bulabildik. Koyun kuzey kıyısında kıçtankara olduk. Teknenin 60 metre
olduğu söylenile zincirinin de bu vesileyle aslında 40 metre kadar
olduğu ortaya çıktı.
Yanaştıktan bir süre sonra belediyeye ait bir motor yanımıza gelerek
70 kuna palamar parası aldı ve eğer istersek sabah saatlerinde
su ve elektriği iskeleden temin edebileceğimizi söyledi.10-11 knot
civarındaki rüzgarın biraz daha artmasıyla karaya doğru yer
değiştirdik. Burada kalmak beni huzursuz etti. Demir alıp alargada
kalmaya karar verdik. Bu arada rüzgar 20 knot’a çıktı. 40 metre
zincirimiz var ve kumluk zeminde bu çıpa ve zincirle ilgili şüphelerim
var. Botla sahile çıktık, çok sayıda lokanta ve hediyelik eşya satıcısı
haricinde fazla bir hareket yoktu.
Tekneye döndüğümüzde az da olsa kaydığımızı farkettim. Neyse
ki kaydığımız yön gayet açık, rüzgar artsa da arkamızda büyük bir
koy var. 02:00 sularında iskele tarafında 30-40 metre ileride, içinde
kimsenin olmadığı bir yelkenli tekne, yavaşça önümüzden sancak
tarafımıza doğru yer değiştirdi. Aynı zerafetle sancağımızdan rüzgar
yönüne doğru bizi geçerek yaklaşık 50-60 metre kıç tarafımızda
durdu. Demir taramanın böyle de olabildiğini ilk defa burada görmüş
oldum. Uyumadım ancak sabaha karşı bir ara dalmışım, kalktığımda
demir tarayan tekne gitmişti!
23 Ağustos sabahı 08:00’da demir alarak yaklaşık 5 mil
güneybatımızdaki Bisevo Adası’ndaki Blue Cave’a doğru yola
çıktık. Ulaştığımızda dik bir yamaç kenarında, 10 metreden hızla
30 metrelere doğru derinleşen bir yerde, 10 kadar teknenin demirli
olduğunu gördük. Onların arasında bir yer bulup 15 metreye demir
attım. Tekneyi Allaha emanet edip, botla mağaraya gittik. Girişte
belediyeye ait bir bottaki görevli, adam başı 30 kuna ücret istedi.
Ancak bilmediğimiz için yanımızda para yoktu. Görevli eşimin güneş
gözlüğüne el koydu tekneden parayı alıp ödeme yapınca gözlüğü
geri alabildik. Mağaranın dar girişinde içeri girmekte zorlandık. Çünkü
deniz dalgaya bağlı olarak yükselip alçalıyordu ve yalnızca iki botun
geçebildiği kadar dardı. Tek girişi olan mağaraya girmek için biraz
bekledik. Sonunda içeri 10 metre kadar girmeyi
başardık. Bu arada arkamızda motorlu bir kayık
geldi. Küreği olmadığı için mağaradan içeri motorla
girmek istedi. Hızla içeri girdiğinde, bize çarparak
alabora olmasına sadece birkaç santim kalmıştı. Blue
Cave içi boş bir kaya. Doğu tarafından mağaranın
içine güneş ışınları vurduğu için, çok güzel bir görüntü
oluşuyor. Yalnızca bu güzel tabiat manzarasının
sabahları ışığın yönüne bağlı olarak oluştuğunu
belirtmek isterim.
Marko Polo’nun Evi
Saat 11:00’de demir alıp Hıvar Adası’na doğru
yelken açtık. 22 mil yoldan sonra deniz ve öğle
yemeği için Hıvar güneyindeki Sv. Klementi Adası’na
ulaştık. Burada küçük bir koya demirlendik. (43*09*
31.91 K/16*22*53 D) Şansımıza koyda çıplak erkek
ve kızlardan oluşan ve güneşin tadını çıkaran
arkadaşları da görmüş olduk. Deniz ve güneşin tadını
çıkarttıktan sonra akşamüstü kalacağımız marina
Hıvar Adasının tam karşısındaki Palmmizana’ya
(43*09.8* K/16*23.8*D) yarım saatlik bir yol ile ulaştık.
Çok güzel bir marina, 10 dakikalık bir yürüyüşle
adanın güneyindeki plaja ulaşılıyor. Sabah buradan
denize girdik, çok keyif aldık. Marinanın gecelik ücreti
900 kuna idi. Hvar gece hayatı ile ünlü bir yermiş.
Taksi motorlar 100 kuna karşılığında 20 dakikada sizi
Hıvar’a götürüyorlar. Hvar’dan son servis gece
02:00’de kalkıyor. Biraz kendimize çeki düzen
Hırvatistan
Sularında 33
verdikten sonra motorlar Hıvar’a gittik. Burada küçük bir
rıhtım var, çok lüks ve büyük motoryatlar bağlı. Az sayıda
yelkenli ise alagarda. Bir kısmı da limanın batısında demirli.
Hıvar için benim önerim, kaldığımız marina. Hvar’da
Palladini adında çok güzel bir restoranda yemek yedik.
24 Ağustos günü 11:00 civarında Palmizana’dan ayrıldık
ve hemen marinanın batısında, bir koya demirledik
ve bütün gün burada kaldık. 25 Ağustos sabahı saat
05:30’da palamar çözüp uzunca Korcula adası’na
doğru yol aldık. 35 mil uzaklıkta ki bu adanın ortalarında,
Korcula‘ya 10 mil uzaklıkta mola verdik. Şansımıza hava
güzel, deniz dalgasızdı. Bu arada sancak depo göstergesi
yarım deponun altına inmişti. İçimden bir ses Korcula’da
mazot alalım diyordu. 17:00 sularında Marina Korcula’ya
(42*57.6K/17*08.4 D) bağlandık. Bu arada Dubrovnik’e
benzeyen gerçekten çok şık bir ada. Ayrıca Marko
Polo’nun evi olduğu söylenen bir kuleyi gezdik. Burası
Alaçatı gibi bir sörf merkezi, güzel bir lokantada şarap ve
balıkla keyifli bir yemekten sonra tekneye döndük. Marina
içinde akaryakıt istasyonu olmadığı için, ertesi sabah saat
06:00 da mazot almadan palamarı çözdük, rotamız Hvar
üzerinden Brac Adası’nın Milna kasabası. Üç saatlik bir
yoldan sonra Hıvar’a 10 mil mesafede iskele motorumuz
teklemeye başladı, kısa bir süre sonra da stop etti. Tümay
Kaptan’ı aradım, bunun birçok nedeni olabileceğini, belki
de pervaneye bir şeyin sarılmış olabileceğini söyledi. Ben
de olayı açıklığa kavuşturmak ve kahvaltı etmek amacıyla
Hvar’ın 5 mil doğusundaki çok küçük bir koya demirledim.
15-17 knot civarında rüzgar vardı, pervanede bir şey
yoktu. Bu arada rüzgar yön değiştirerek bizi, daracık
koyda kayalıklara attı. Hemen demir almak istedim fakat
ırgat çalışmıyordu. Tekneyi teslim eden kişiyi aradım, Irgatın
iskele motoru çalıştığı zaman işlediğini öğrendiğimde
kabus görmeye başladım! Dümende yalnız ben
durabiliyordum ve kızların yardımı da demiri diğer erkek
arkadaşımızın tek başına almasına yetmiyordu. Aylin ani
bir kararla kıyıya yüzerek oradaki iki genci tekneye çağırdı.
Onların da yardımıyla zinciri yukarı elle aldık. Tek motorla
Hvar’a gittik. Şirketin gönderdiği tamirci, biz yanaştıktan 10 dk
sonra tekneye geldi. Tamircinin, mazotun bitmiş olabileceği
tahminimi haklı çıkartması beni gerçekten üzdü. Tankın
üstündeki göstergelerin bağlantıları biri tarafından sökülmüştü.
Görevli tekneye az mazot almak için göstergenin özellikle
tekneyi kiralayanlar tarafından bozulduğunu bize anlattı.
Hırvatistan’da kiralık tekneleri teslim etmeden kiralayanlar
benzinciden mazot alıp depoyu doldurduktan sonra tekneyi
teslim ediyorlar. Özellikle cuma günleri 15-20 teknelik sıralar
oluşuyor. Bu da check-out çok fazla zaman demek. İki saat
sonra tekneye bir bidon mazot koyup motoru tekrar çalıştırdık.
Koyun girişinde sancak tarafındaki benzinciden mazot almak
bize fazladan bir saate daha mal oldu. Ekibin moralini ve keyfini
bu olay gerçekten bozdu. Brac Adası’nın Milna‘ya (43*19.6
k/16*27.0 D) bağlandık. Güzel ve küçük bir kasaba ancak
deniz, Kurbağalıdere gibi kötü kokuyor.
En güzel sular
Necujam’da
27 Ağustos’ta 10:00 civarında
Milna’dan ayrıldık. Solta’nın
kuzeyindeki koyların birine
yaklaştık. Deniz ve hava
şahane. Necujam, kesinlikle
Hırvatistan’da denize girdiğimiz
en güzel yer. Akşam geceyi
geçirmek üzere çok yakındaki
tekneyi teslim edeceğimiz Baotic
Marina’ya geri döndük.
Cuma akşamını geçirdiğimiz
Trogir küçük ama çok şirin
bir kasaba saat 17:00’deki
uçuşumuz için yine 250 kuna
karşılığı taksi ücreti ödeyip
havaalanına ulaştık.
Yazan:
Prof. Dr. Serhat Yalçın
Basında
35
Röportaj
Bizden
Haberler
Anaokulu çocukları Dentram
Caddebostan Kliniği’nde misafir oldular.
Prof. Dr. Serhat Yalçın tarafından
Viyana’da diş hekimlerine İmplant
ve İleri Cerrahi Kursu düzenlendi.
Dentram Sağlık Turizmi için Bakü’deydi.
2013 FDI Dünya Kongresi’ndeydik.
Bir hastamızla hatıra pozu.
TRT Türk’te Gülüş Analizi anlattık.
Yeni yılı karşıladık.
37
Dentram
Web
ve
Teknoloji
web sitemizden bizi takip edebilirsiniz.
www.dentram.com
Ortodontist Dr. Aylin Sezen Yalçın web sitesi yenilendi.
www.aylinyalcin.com
20. Yılımızda Facebook sayfamız
20.000 beğeniye ulaştı.
www.facebook.com/dentramdisklinigi
Astroloji
Koç burcu
Değişin! Evet değişin ama ruhen ve kişilik olarak hazır olduğunuz değişimleri hayatınıza getirin. Mesela uzun süredir
ihmal ettiğiniz ve aynalara bakmaya korktuğunuz o rengi koyulaşmış dolgunuzu artık yaptırın. Rahat rahat gülün,
güldürün.. Şans yıldızı size göz kırpıyor.
Boğa burcu
Bu yıl leyleği havada göreceksiniz. Gezme, tozma derken sağlığınızı ihmal etmeyin derim. Özellikle mayısta geri
giden Merkür yüzünden, çektirmekten korktuğunuz o gömük 20 yaş dişiniz size bir sürpriz yaparak tam seyahatinizin
ortasından ağrıyacak gibi görünüyor. Siz siz olun diş doktoruna koşun!
İkizler burcu
Bu sene kiminize işte, kiminize de ilişkilerde şans yıldızı göz kırpıyor. Ama bu sene de geçen seneki gibi
gülümseyemediğiniz için iş görüşmesinde sınıfta kalmayın. Görüşmeye gitmeden önce dişlerinizi pırıl pırıl beyazlatın ki
patronların gözlerini kamaştırın. Ve yeni işinizde derin bir oh çekin.
Yengeç burcu
Çok romantiksiniz. Jüpiter 26 Temmuza kadar burcunuzda. Geçmişteki dişçi koltuğundaki anılarınızı bir çırpıda silip
atacak. Özellikle 14 şubattan 2 gün önceki diş temizliğiniz çok eğlenceli ve mutlu geçecek. Hayatınızın aşkına diş
kliniğinin bekleme salonunda karşılaşabilirsiniz. Ben randevularınıza şık giyinerek gidin derim.
Aslan burcu
Bu aralar kiminiz inzivaya çekildi, kiminiz geçmişin hesaplaşmasını yapıyor. Bu yıl Mars ve Neptün kavuşuyor, Satürn
ev yuva hanenizde geziniyor. Sakinliğin tadını çıkarın. Herşeyi boşverin. Kafaya takmayın. Anne, babanız yada
çocuklarınızın diş sorunlarına odaklanın. Onları kontrollere siz götürün. Yanlarında olduğunuzu hissettirin.
Başak burcu
Gergin sinirleriniz sağlığınızı tehdit ediyor. Gerçekten herşeyi çok ciddiye alıyorsunuz. Kendinizi yıpratıyorsunuz. Nereden
anladın derseniz, çene ekleminizdeki ağrıların sebebi tabi ki stres. Dişleriniz aşınmış, sabahları çeneniz kilitleniyor. Diş
doktoruna gidin gece plağınızı alın bir de uyku hapı üstüne, keyfinize bakın.
Terazi burcu
Bir dönüm noktasındasınız ve ilerlemek için bir seçim yapmanız gerekli. Yıldızlar sizi ablukaya almış depresyona sokmuş.
Halbuki artık aynalardan kaçmanıza gerek yok. Kararınızı verin. Gülüşünüzü toptan yenileyin. 2 yıldır bunu kuruyor
kuruyor ama hayata geçiremiyorsunuz. Şans yıldızı tam tepenizde. Bu yıl dişlerinizi yaptırırsanız pişman olmayacaksınız.
Akrep burcu
Jüpiter sizin de imdadınıza yetişiyor. Satürn tarafından 1.5 yıldır sınanıyorsunuz. Düşen protezler, sararan dolgular,
ağrıyan dişler. Tam neden hep ben derken, sağlık evinize güneş doğuyor. Evrenden ne dilerseniz olacak. Protezler 20 yıl
dayanacak, beyazlattıktan sonra dişler hiç sararmayacak, istediğinizi yediğiniz halde hiç kilo almayacaksınız.. Bu harika
dönemin keyfini çıkarın.
Yay burcu
Mars bu sene sert transitler yapacak. Ama siz bu kadar yıldır diş sağlığınıza önem verdiğiniz için bu transitlerden hiç
mi hiç etkilenmeyeceksiniz. Ancak, yine de masraftan kaçamayacaksınız. Sevdiğinizin ani çıkan bir diş problemi sizi
meşgul edecek ve 1-2 maaşınızı tedavi için vermeniz gerekecek. Çok sevmiyorsanız bu kişiyi, boşuna masraf etmeyin
derim; zira ilişkiniz 2015’te bitecek gibi duruyor.
Oğlak burcu
Jüpiter, yengeçten çıkıp aslana girerken sizin için evle ilgili meselelerin öne çıktığı bir yıl olacak. Popülariteniz artacak
ve toplum karşısında boy göstermek isteyeceksiniz. Ancak gülerken sol tarafta görünen eksik diş boşlukları sizi tam da
spotlar üzerinizdeyken somurtkan biri yapacak. Hemen implantlarınızı çaktırın, yeni bembeyaz dişlerinize kavuşun ve
zaferinizin keyfini çıkarın.
Kova burcu
Bu sene tam idealimdeki kişi dediğiniz bir aşk kapınızı çalabilir. Yıldızlar sizi hızlı bir aşk içine çekerken siz de bol kahkahalı
bir yıl geçireceksiniz. Bu durum çenelerinizin sağlığını olumsuz etkileyecek, çene kitlenmesi, çene çıkması gibi nahoş
tecrübeler yaşayabilirsiniz. Siz siz olun çok keyiflenseniz de çenelerinizi çok zorlamayın. Stresi yenerseniz ufukta evlilik var.
Balık burcu
Bu sene şans sizden yana. Temmuza kadar sizi kimse tutamaz gelişerek ilerliyorsunuz. Ancak Mars para evinize gelmiş
sizi sıkıştırıyor. Çocuklarınızın hepsinde de ortodontik bozukluk olduğunu öğrenerek bir şok yaşayacaksınız. Ve hepsinin
de bu sene tel takması gerekli olacak. Size de bol bol çalışmak düşecek. Çocuklarım için herşey feda diyecek ama
ortodontiste de sevgilerinizi ileteceksiniz.
Yüzünüzü güldüren
uzmanlık ve teknoloji
BAĞDAT CADDESİ
Hulusibey Apt. No. 253/4
Caddebostan - Kadıköy - İstanbul
T (0216) 363 36 36
F (0216) 363 55 39
G(0530) 330 88 00
[email protected]
LEVENT
Çilekli Cad. No. 4
Levent - İstanbul
T (0212) 280 88 00
F (0212) 347 25 10
G(0544) 800 05 15
[email protected]
ACARKENT
9. Cad. Arda İş Merkezi
Kat 1/6 Beykoz - İstanbul
T (0216) 485 90 30
F (0216) 485 90 32
G(0530) 330 88 01
E [email protected]
www.dentram.com • www.facebook.com/dentramdisklinigi

Benzer belgeler

ortodonti

ortodonti • Hareketli tedavi • Acceledent ile % 4 hızlı tedavi • PRP; kök hücre uygulaması

Detaylı