Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü

Yorumlar

Transkript

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü
4
3
22
Prof. Dr. Mahmut Özer, İslam
Dünyası Kalite Güvence Ajansları
Birliği Başkan Vekili Seçildi
Şansal Büyüka:
“Bülent Ecevit Üniversitesi
Zonguldak için büyük bir şans”
Bülent Ecevit Üniversitesi
Eylül - Ekim 2013 Yıl 3
Akademisyenlerimize
bir hizmet daha:
Makale Hazırlama Destek Ofisi
Sayı 17
Tıp Fakültemizin büyük başarısı
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından açıklanan 2013-TUS Sonbahar Dönemi Değerlendirme ve Yerleştirme İstatistiklerine göre BEÜ Tıp Fakültesi,
ülkemizde eğitim veren birbirinden önemli Tıp Fakültelerini geride bırakarak ikinci oldu. Yerleştirme sonuçlarına göre, İstanbul Üniversitesi
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (İngilizce) yakaladığı
%62ʼlik yerleşme oranı ile Türkiye birincisi
olurken, Bülent Ecevit Üniversitesi %50ʼlik
yerleşme oranı ile ikinci sırada yer aldı. Sıralamada Hacettepe Tıp Fakültesi (İngilizce) ise
%45 oranındaki yerleşme yüzdesi ile üçüncü
sırayı aldı.
BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer, TUSʼa
giren 54 Tıp Fakültesinin 52ʼsini geride bırakarak ikinci olan BEÜ Tıp Fakültesi öğrencilerinin
TUSʼa hazırlanmasına, hiçbir ücret almadan, özel
derslerle katkı sağlayan öğretim üyelerini ve Tıp Fakültesi yönetimini makamında ağırladı. Prof. Dr. Ülkü Özmen,
Prof. Dr. Emine Yılmaz Sipahi, Doç. Dr. Taner Bayraktaroğlu,
Doç. Dr. Ali Uğur Emre, Doç. Dr. Murat Can, Doç. Dr. Burak Bahadır, Doç. Dr. İlker Arıkan ve Doç. Dr. Turgut Karabağʼa, BEÜ Tıp
Fakültesi öğrencilerinin TUSʼa hazırlanması yönünde verdikleri destekten dolayı, Rektör Özer tarafından birer
teşekkür plaketi verildi. Törende ayrıca, BEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Selçuk Keser ve Doç. Dr. Nejat
Demircanʼa da teşekkür plaketleri sunuldu.
“Öğrencilerimizin ve öğretim üyelerimizin bu
başarısıyla ne kadar gurur duysak azdır” diyen
Prof. Dr. Mahmut Özer sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkemizde gerçekleştirilen sınavlar arasında zorluk derecesi belki de en yüksek olan TUSʼta, Tıp
Fakültesi mezunlarımızın ülkemizin ileri gelen pek
çok üniversitesini geride bırakarak ikinci olması,
Üniversitemizin vermiş olduğu Tıp eğitimi kalitesinin
önemli bir göstergesidir. Başta öğrencilerimiz olmak
üzere, bu başarıda emeği geçen tüm öğretim üyelerimizi
kutlar, gelecekte de Üniversitemizi onurlandıracak pek çok başarıya imza atacaklarına olan inancımı bir kez daha yinelemek isterim.”
BEÜ
Tıp Fakültesi,
2013 Sonbahar Tıpta
Uzmanlık Sınavında
sergilediği başarıyla,
yurt genelinde tüm
Tıp Fakülteleri arasında
ikinci oldu.
2
B
HABER
Eylül-Ekim 2013
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
HA BE R
Kampüsün Sesi
“En iyi muhabirlerini” arıyor
Şubat 2011ʼde ilk sayısıyla sizlerle buluşan Kampüsün Sesiʼnin 17. sayısına
ulaşmasının heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. Öğrencisinden öğretim elemanlarına, idari çalışanlarından teknik çalışanlarına kadar tüm Üniversitenin sesi olmasına özen gösterdiğimiz gazetemizin öğrencilerimizle bütünleşmesine ise ayrı
bir önem ve değer veriyoruz. Bu nedenle, tüm öğrencilerimizi; gerek Üniversitemizin kendi içinde gerekse Zonguldak halkıyla iletişiminde önemli bir boşluğu
doldurduğuna inandığımız Kampüsün Sesiʼne katkı vermeye davet ediyoruz.
ÖĞRENCİLERİ SÜRPRİZ ARMAĞANLAR BEKLİYOR
Öğrencilerimizin Kampüsün Sesiʼnde daha fazla yer almasını sağlamak amacıyla uzun soluklu bir yarışma düzenledik. 2013-2014 akademik yılının sonuna
kadar BEÜ öğrencilerinin Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Ko-
BEÜ Kampüsün Sesi
Sayı : 17 Yıl : 3
Eylül - Ekim 2013
Bülent Ecevit Üniversitesi
adına İmtiyaz Sahibi
BEÜ Rektörü
Prof. Dr. Mahmut Özer
ordinatörlüğüne ulaştıracakları ve gazetemizde yayımlanmaya değer görülen
haber, makale, şiir, röportaj, karikatür ve fotoğraflar arasından en iyileri belirlenerek akademik yıl sonunda çeşitli armağanlarla ödüllendirilecek.
İki aylık periyotlarla yayımlanan Kampüsün Sesi gazetesinde yer almasını istediğiniz haber, makale, şiir, röportaj, karikatür ya da fotoğrafınızı; Basın, Yayın
ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğünün “[email protected][email protected]” adresine
gönderebilir veya Rektörlük binasının 6. katında bulunan Basın, Yayın ve Halkla
İlişkiler Koordinatörlüğünün ofisine ulaştırabilirsiniz. E-posta yoluyla göndereceğiniz dokümanlarda, e-postanın ‘konuʼ bölümüne “Kampüsün Sesi Muhabirleri”
yazmayı unutmayınız.
Gençliğin neşesini ve duyarlılığını yansıtacağına inandığımız
çalışmalarınızı merakla bekliyoruz.
Gençler, elektronik ürün
satın alırken “estetiğe” bakıyor
1000 üniversite öğrencisiyle yapılan anket çalışmasında, gençlerin elektronik eşya alırken nelerden etkilendikleri araştırıldı
Genel Yayın Yönetmeni
Yrd. Doç. Dr. Hasan Özer
Yazı İşleri Müdürü
Öğr. Gör. Özlem Bahadır
Redaksiyon
Arş. Gör. H. Ulaş Güdek
Okt. Ali Yumurtacı
Esra Güner
Grafik ve Görsel Tasarım
Serkan Şeker
Fotoğraf
Birol Akbaba
Mutlu Kabuk
Adres
Bülent Ecevit
Üniversitesi Rektörlüğü
67100 Zonguldak
Telefon
0372 257 40 10
e-posta
[email protected]
www.beun.edu.tr
3.000 adet basılmıştır.
Sincan Matbaası - ANKARA
Üniversitemiz Sosyal Bilimler Enstitüsünde yapılan bir yüksek lisans çalışması, Bülent Ecevit Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde
2012-2013 Eğitim - Öğretim Bahar Yarıyılında öğrenim gören öğrencilerin
elektronik ürün satın alırken etkilendikleri faktörleri ortaya koydu. Pazarlama ve Satış Yönetimi alanında
yüksek lisans öğrencisi olan Ayla Sezginerʼin “Tüketicilerin Elektronik Ürün
Satın Alırken Etkilendikleri Faktörlerin
Cinsiyetlere Göre Değerlendirilmesi”
konulu tez çalışmasında, örneklem
grubu 645 erkek, 345 kadın olmak
üzere toplam 1000 öğrenciden oluştu.
Çalışmada; tüketicilerin elektronik
ürün kullanım sıklıkları, elektronik
ürün alırken etkilendikleri faktörler ve
bu faktörlerden etkilenirken reklamların etkisinin olup olmadığını ölçmek
amacıyla katılımcılara bir anket uygulandı.
Elde edilen veriler sonucunda, genç
tüketicilerin elektronik ürün satın alırken en çok etkilendikleri faktörlerin
başında, “ürünün estetik özelliklerinin”
geldiği; ikinci önemli faktörün de
“satış sonrası hizmetler” olduğu gözlemlendi. Genç tüketicilerin elektronik
ürün satın alırken en az etkilendikleri
faktörün ise “marka” olduğu ortaya
çıktı.
Üniversite öğrencilerinin elektronik
eşya satın alırken göz önünde bulundurdukları faktörler ve bu faktörlerin
önem derecelerine göre sıralaması
şöyle belirlendi:
1. Estetik
2. Satış Sonrası Hizmetler
3. Teknoloji
4. Moda
5. Deneyim
6. Üretici-Dağıtıcı
7. Fiyat
8. Marka
Ayla Sezginer
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
ULUSLARARASI İLİŞKİLER
Eylül-Ekim 2013
3
Prof. Dr. Mahmut Özer, İslam Dünyası Kalite
Güvence Ajansları Birliği Başkan Vekili Seçildi
Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü (BEÜ) Prof. Dr. Mahmut Özer, 27-29 Ekim tarihleri arasında Bahreynʼde gerçekleştirilen İslam Dünyası Kalite Güvence Ajansları Birliğiʼnin (AQAAIW) Yönetim Kurulu, Çalıştay ve Yuvarlak Masa
toplantılarına katıldı. 27 Ekim 2013 tarihinde Bahreynʼin başkenti Manamaʼda
İslam Dünyası Kalite Güvence Ajansları Birliği Yönetim Kurulunda ülkemizi temsil eden Prof. Dr. Mahmut Özer, 28-29 Ekim tarihlerindeki çalıştayda ise oturum
başkanlığı görevini üstlendi. İslam ülkelerinde yükseköğretimle ilgili yürütülen
çalışmaların gerek bu ülkeler arasında gerekse tüm dünya ölçeğinde gelişen eğilimler, sorunlar ve çözüm önerileri bağlamında masaya yatırıldığı çalıştayda, katılımcılar kendi ülkelerinde yürütülen yükseköğretim kalite güvence sistemleri
ile ilgili çalışmalar hakkında sunumlar yaptılar.
Son olarak 26 Haziran 2013 tarihinde Malezyaʼda asıl adı Association of Quality Assurance Agencies of the Islamic World (AQAAIW) olan İslam Dünyası Kalite Güvence Ajansları Birliği Başkanı Dr. Syed Ahmad Hussein ve Genel Sekreteri
Prof. Zita Mohd Fahmi ile bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunan Özer,
birliğin yönetim kurulunda Türkiyeʼyi ve YÖKʼü temsil ediyor. İslam coğrafyasında ve tüm dünyada yükseköğretimin birinci önceliği hâline gelen kalite güvence sistemleri konusunda çalışmalar yürüten Prof. Dr. Mahmut Özer, çalıştayın
ve sonrasındaki yuvarlak masa toplantısının son derece faydalı geçtiğini ifade
ederek şöyle konuştu: “Tüm dünyada yükseköğretimin gözle görülür bir biçimde
büyüdüğü ve genişlediği bilinen bir gerçek. Ancak bu büyümenin nitelik olarak
ayrıca değerlendirilmeye muhtaç olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda kalite güvence sistemi ve ajansları her geçen gün daha anlamlı ve önemli bir noktaya taşınmaktadır. Yükseköğretim kurumlarının kendi içerisinde ve uluslararası
düzlemde sahip oldukları niteliklerin saptanmasına, eksik ve güçlü yönlerinin
tespit edilerek gelecek vizyonlarının bu tespitler ışığında belirlenmesine duyulan
ihtiyaç artmaktadır. Bu ihtiyaca cevap verebilecek merciler ise kalite güvence
ajanslarıdır. Ülkemizde ve İslam dünyasında yükseköğretimin yeniden yapılandırılmasına yönelik yapılan çalışmalarda kalite güvence sistemleri anahtar rol
üstlenmektedir.”
Birliğin 2014 yılı içerisindeki ilk toplantısı Türkiye’de
Ayrıca 27-29 Ekim tarihleri arasında Bahreynʼde gerçekleştirilen İslam Dünyası Kalite Güvence Ajansları Birliği yönetim kurulunda yapılan seçimle birliğin
başkanlığı Malezyaʼdan Bahreynʼe geçti. Bahreynʼin başkanlığında yeniden şekillenen yönetim kurulunda Prof. Dr. Mahmut Özerʼin temsil ettiği Türkiye, başkan vekilliğine seçildi. Yönetim kurulu üyelikleri ise Malezya, Endonezya, Suudi
Arabistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Sudan ve Ugandaʼnın temsilcilerinden
oluştu. Yeni yönetim kurulunda İslam Dünyası Kalite Güvence Ajansları Birliği
Başkan Vekili görevine seçilen Prof. Dr. Mahmut Özer, konu ile ilgili olarak şu
açıklamayı yaptı:
“Ülkemiz son dönemde kendi bölgesinde ve uluslararası platformların tamamında yaşanan gelişmelerin önemli bir aktörü konumuna gelmiştir. Diplomatik,
ekonomik, siyasi ve sosyal tüm gelişmelerde söz sahibi olan ülkemizin yükseköğretim ile tezleri de son derece saygın fikir ve çalışmalardan oluşmaktadır.
İslam Dünyası Kalite Güvence Ajansları birliğinin yürüttüğü çalışmalarda kilit
rol oynayan ve ortakları için örnek modeller geliştiren yükseköğretim sistemimizi, İslam ülkelerinin ana çatısını oluşturduğu bu platformda ifade edebilme
imkânını son derece etkin bir biçimde kullanabilmek adına çok ciddi çalışmalar
yürütmekteyiz. Yürütmekte olduğumuz çalışmaların uluslararası geçerliliğine
katkı yapacağına inandığımız bu görevi büyük bir gurur ve memnuniyetle yerine getireceğiz. Burada yaptığımız yönetim kurulu toplantısında, birliğin 2014
yılı içerisindeki ilk toplantısını Türkiyeʼde yapması kararını aldık. Bu gelişmenin
bundan sonra yapılacak çalışmaların odak noktasında yer alacak olan ülkemize
ve bölgemize hayırlı olmasını diliyorum.”
4
B
ÜLEN
ECEVİ
HABER
Eylül-Ekim 2013
T
ÜNİVERSİTESİ
Öğrencilerimize ve akademisyenlerimize
yeni hizmetler
Makale Hazırlama Destek Ofisi
Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ)ʼnin tüm akademik birim ve personeline büyük bir hizmet sunacak olan “Makale Hazırlama Destek Ofisi” Yabancı Diller Yüksekokulu Hazırlık Bölümü bünyesinde hayata geçirildi. Akademik personele yabancı dilde bilimsel
yayın hazırlama konusunda İngilizce danışmanlık hizmeti sunacak olan Makale Hazırlama Destek Ofisi, Üniversitenin tüm akademisyenlerine, İngilizce makalelerindeki hataları düzeltmek amacıyla hizmet verecek. Ayrıca, akademisyenlere Ofis tarafından
İngilizce dil bilgisi ve kelime düzeltme gibi konularda rehberlik edilecek.
Makale Hazırlama Destek Ofisinin çalışmaları, alanında uzmanlaşmış ve deneyim sahibi öğretim elemanlarınca yürütülecek. Ofis, üniversitemizin tüm akademik personeline, hazırladıkları İngilizce makalelerde ücretsiz ve gönüllü olarak “hata düzeltme”
danışmanlık hizmeti sağlayacak. İncirharmanı Kampüsü Yabancı Diller Yüksekokulunda
verilecek bu hizmet için, birebir danışmanlık yapılacak. Öğretim üyelerinin bu hizmetten faydalanabilmeleri için, “Randevu Talep Formu”nu doldurmaları yeterli olacak.
Öğrencisi, mezunları, çalışanları için birbiri ardına önemli hizmetleri hayata geçiren
BEÜ, Makale Hazırlama Destek Ofisi ile sağlamakta olduğu hizmetlere bir ilki daha eklemiş oldu. Konu ile ilgili olarak BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer de bir açıklama yaparak şunları söyledi:
“Tüm akademik personelimizin yararlanabileceği bir hizmeti daha hayata geçirmiş
olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Öğretim elemanlarımız, akademik yaşamın vazgeçilmezlerinden olan bilimsel makale üretme noktasında, Makale Hazırlama Destek
Ofisimizden randevu yoluyla birebir danışmanlık ve rehberlik hizmeti alacaklar. Üniversite olarak akademisyenlerimizin bilimsel çalışmalarının sayı ve çeşitliliklerinin artmasına büyük önem veriyor, bu hususta bilimsel araştırma projeleri yoluyla kendilerine
üniversitemizin tüm imkânlarını seferber ediyoruz. Üniversitemiz, son dönemde yaka-
ladığı başarı ivmesinin doğal bir neticesi olarak ulusal ve uluslararası düzlemde
saygın bir yükseköğretim kurumu kimliği kazanmış durumda. Makale Hazırlama
Destek Ofisimizin katkıları ile akademisyenlerimizin bilim dünyasına kazandıracakları yayınların nitelik ve nicelik bakımından büyük bir yükseliş göstererek bu
kimliğe katkı yapacağına yürekten inanıyorum. Üniversitemiz, önüne koyduğu hedeflere istikrarlı bir büyüme ivmesi ile yol alırken, daha önceden sözünü verdiğimiz
bir hizmeti daha hayata geçirmiş olmak bizleri ayrıca mutlu ediyor. Makale Hazırlama Destek Ofisinin sunacağı desteklerle akademik performans ölçütlerinde Üniversitemizi daha ileri noktalara taşımayı ümit ediyor, bu hizmetin hayata
geçmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”
Konuşma ve Aktivite Kulübü
Bülent Ecevit Üniversitesi, öğrenci ve akademisyenlerinin kişisel ve akademik
gelişimlerine katkı sunacak yeni bir hizmeti daha hayata geçiriyor. Bülent Ecevit
Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksekokulu Hazırlık Okulu bünyesinde kurulan Konuşma ve Aktivite Kulübü, çalışmalarına başlıyor. Kulübün çalışmaları Amerikalı
okutmanlar Clara Montague ve Eileen Remley tarafından ücretsiz olarak yürütülecek.
Üniversitemiz öğrencileri ve öğretim elemanlarının yararlanabileceği Konuşma
ve Aktivite Kulübü, konularını gündeme paralel konulardan ve katılımcılara yönelik olarak belirleyecek. Etkinliklerine 3 Aralık 2013 tarihinde Üniversitemizin
İncirharmanı Kampüsüʼnde başlayacak olan Konuşma ve Aktivite Kulübü, hafta içi
salı - perşembe günleri 13.30-15.00 saatleri arasında eğitim verecek. Yapılan katılımcı analizinin ardından program istek ve ihtiyaçlara göre şekillendirilecek.
Konuşma ve Aktivite Kulübü hakkında daha detaylı bilgiye Üniversitemizin web
sitesinden ulaşılabilir.
Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi
Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü 20121013 Öğretim Yılı bahar döneminde
“Girişimcilik” dersini başarıyla tamamlayan 40 öğrenci, BEÜ – KOSGEB protokolü
kapsamında
hazırlanan
Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi Sertifikası aldılar.
Öğrencilerimiz ile aynı dönemde Batı
Karadeniz Kalkınma Ajansı ile KOSGEB
Zonguldak Hizmet Merkezi Müdürlüğü
işbirliğinde, 02-19 Eylül 2013 tarihlerinde gerçekleştirilen “Uygulamalı Girişimcilik
Eğitimi”ni
başarıyla
tamamlayan kursiyerlere de sertifikaları aynı törende verildi.
Bülent Ecevit Üniversitesi Prof. Dr.
Arif Amirov Konferans Salonunda gerçekleştirilen törene Zonguldak Vali Yardımcısı Ekrem Aylanç, KOSGEB Başkan
Yardımcısı Hüseyin Tüysüz, BEÜ Rektör
Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Uzun, İl Milli
Eğitim Müdürü Turgut Özbek, Çalışma
ve İş Kurumu İl Müdürü Gönül Demirsu,
Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürü Kamuran Öner, Zonguldak Esnaf Odaları
Birliği Başkanı Muharrem Coşkun, BEÜ
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Vergil, Kozlu Esnaf
ve Sanatkârlar Odası Başkanı Orhan
İnce, BAKKA Genel Sekreter Vekili Mehmet Çetinkaya, Zonguldak YDO Koordi-
natörü İsmail Gürsoy ile KOSGEB Zonguldak Hizmet Merkezi uzmanları, akademisyenler ve kursiyerler katıldı.
BEÜ–KOSGEB programında 40 öğrencinin ve Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı
tarafından koordinasyonu gerçekleştirilen 2013 yılı Eylül dönemi eğitimi sonrasında sertifika almaya hak kazanan
toplam 56 kursiyerin sertifikası protokol üyeleri tarafından verildi.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
YATIRIM
Eylül-Ekim 2013
5
Diş Hekimliği Fakültesi yeni binasına taşınıyor
İnşaatı öngörülen zamandan
önce tamamlanan BEÜ Diş
Hekimliği Fakültesi binası
hizmete açılıyor.
Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sağlık Kampüsü içinde yapımına 23 Ocak 2012 tarihinde başlanan Diş Hekimliği Fakültesi binası tamamlandı. Diş Hekimliği Fakültemiz, 2013
yılı sonlarında yeni binasında, Zonguldak ve bölge halkına hizmet vermeye başlayacak.
Beş katlı Diş Hekimliği Fakültesi yeni hizmet binası yaklaşık olarak 9000 metrekareden oluşuyor. Binada tüm anabilim dallarına ait 7 adet klinik, 2 adet lokal ameliyathane,
1 adet genel anestezi ameliyathanesi, engelliler için 1 adet klinik, 6 adet laboratuvar,
çocuk oyun odası, bay/bayan mescit, bebek emzirme odası, 1 adet toplantı odası, 1 adet
seminer odası, 1 adet 100 kişilik konferans salonu ve 48 adet idari ofis ve öğretim üyesi
ofisleri yer alıyor. Bina içinde 1 tanesi sedye taşımaya uygun olan 2 adet asansör ile ulaşım sağlanacak. Bina girişi, engelli ve sedye girişine uygun olarak planlandı. Tüm kliniklerde kapalı devre yayın sistemi bulunan hasta bekleme salonları yer alıyor.
Diş Hekimliği Fakültesinde 32 adet diş ünitesi bulunuyor. Ayrıca 15 yeni diş ünitesi
alımı için daha ihaleye çıkıldı. Yeni binada hedeflenen diş ünitesi sayısı ise104.
BEÜ Diş Hekimliği Fakültesinde, 184 öğrencisinin yanı sıra, Ahmet Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Ağız Diş Sağılığı Programının 30 öğrencisi ile birlikte toplam
214 öğrenci eğitim görüyor.
Yeni binanın zemin katı; 90 öğrenci oturma kapasitesine sahip 4 adet amfi, bay/bayan
öğrenci giyinme odaları, kütüphane+bilgisayar odası, 200 kişilik yemekhane ve kantinden
oluşuyor. Ayrıca kirli/temiz odaları ve sterilizasyon odaları olarak planlanan sterilizasyon
merkezi de bu katta yer alıyor.
BEÜ
Hastanesinde
hizmet içi
eğitimler
devam ediyor
Üniversitemizin Tıp Fakültesi Hastanesi, Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde çalışmakta olan sağlık personellerine “Sıvı Elektrolit Dengesi ve Sıvı Takibi” başlıklı eğitim verildi. Hizmet İçi Eğitim hemşiresi Gülşah Yapıcı tarafından
hazırlanan, Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisi hemşiresi Gamze Örenli tarafından verilen eğitime katılım yoğun oldu. Eğitim sonunda Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Uzm. Hem. Emine Fidan, Yapıcı ve Örenliʼye teşekkür belgesi verdi.
Gam ze Ören li
Emine Fidan
6
B
RÖPORTAJ
Eylül-Ekim 2013
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
Revani Tanırzade:
“Hiç düşünmeden Zonguldak’ı ve
Bülent Ecevit Üniversitesini tercih ettim”
Üniversitemiz Merkez kampüsünde yer alan Karaelmas TÖMER, alanında tecrübeli öğretim elemanları, dil öğretimine uygun
bir şekilde tasarımı gerçekleştirilen modern sınıfları ile 16 Ekim 2012 tarihinden bu yana yurt dışından üniversitemize ve
diğer üniversitelerde öğrenim görmeye gelen yabancı uyruklu öğrencilere yönelik Türkçe öğretimi faaliyetine başladı.
Karaelmas TÖMER, kısa bir süre içinde ülkemizin sayılı dil okulları arasına girerek, kendisinden söz ettirmeyi başardı.
Kampüsün Sesi’nin bu sayısında Karaelmas TÖMER’in Azeri öğrencisi Revani Tanırzade ile keyifle okunacak bir söyleşi
gerçekleştirdik. Kendisi de adı gibi tatlı bu Azerbaycanlı öğrencimizin anlattıklarını bir solukta okuyacaksınız…
Karaelmas TÖMER öğrencisi Revani Tanırzade ile BEÜ Basın Yayın ve Halkla İlişkiler
Koordinatör Yardımcısı Öğr. Gör. Özlem Bahadır konuştu.
min yeterli olmadığının farkına vardım. Şimdi önce Türk
Bize kısaca kendini tanıtır mısın?
dilini öğreneceğim, sonra da Türk dilinin zenginliklerini
kavramaya ve anlamaya çalışacağım. Böylece buradaki za-
Benim adım Revani Tanırzade. Ama bu benim yeni adım.
manım Türkçeyle iç içe olarak geçecek.
Çünkü benim ilk adım Şilaʼydı. Ve ben sonra adımı değiştirdim. Azerbaycanʼda bizim bir komşumuz vardı. O
Türkʼtü. Erzurumʼdan gelmişti. Bir akşam o komşumuza
misafirliğe gittik. Bize tatlı ikram etti. Ben tatlıyı çok çok
beğendim. Adını sordum, revaniymiş. Revaniyi o kadar
Bambaşka bir yer, yepyeni ve farklı
kültürlerden arkadaşlar… Kolay olmasa gerek.
Uyum sorunları yaşadın mı, yaşadıysan bunlarla
nasıl baş ettin?
çok beğendim ki sonra sürekli babama yalvardım. Benim
adımı değiştir, diye. Sonra babam kabul etti ve ben adımı
Gelirken hiç zorluk yaşamadım. Çok heyecanlıydım.
değiştirdim. Şimdi adım da benim gibi çok tatlı (gülüyor)...
Çünkü Türkiye benim olmak istediğim ülkeydi. Hemen
19 yaşındayım. Biz iki kardeşiz. Bir ağabeyim var.
Ereğliʼye gideceğimi düşünmüştüm. Orada ben yabancı
Azerbaycanʼdan geldim. Baküʼde Müzik Akademisinin
olacaktım ama şimdi Karaelmas Tömerʼdeyim ve burada
vokal bölümünde hazırlık okudum. Sonra İtalyaʼya gittim.
yabancılar başkaları (gülüyor). Benim gibi Azerbaycanʼdan
Orada da müzik dersi aldım. Biz küçük bir aileyiz. Annem,
gelen on beş arkadaşım daha var. Onlar aynı zamanda sınıf
babam, ağabeyim ve ben. Annem doktor ama çalışmıyor.
arkadaşlarım. Sadece biz olsak hep aynıyız ama Moğolis-
Şimdi evde. Babam ise özel bir işte çalışıyor.
tan var, Gine var, Yemen, Kosova, Bosna Hersek, Endonezya, Mısır, Türkmenistan, Afganistan ve daha pek çok
Neden Zonguldak, neden BEÜ?
ülkeden arkadaşım var. Evet hiç kolay değil. Ben biraz
Türkçe biliyorum ama arkadaşlarım Türkçeyi yeni yeni öğrenmeye başladı. O yüzden anlaşmak biraz zor ama uyum
Zonguldak küçük ve güzel bir şehir. Ben küçük yerleri
problemi yaşamadım. Çünkü hepimiz aynıyız ve bizim
seviyorum. Bir de Bülent Ecevit Üniversitesi uluslararası
şimdi bir ailemiz var. Hocalarımız var. Sürekli bir aradayız.
bir üniversite. Türkiyeʼde birkaç okula daha kabul edil-
Şimdi bir aydır Türkçe dersi alıyoruz. Okuyoruz, yazıyoruz,
meme rağmen, hiç düşünmeden Zonguldakʼı ve Bülent
dinliyoruz, konuşuyoruz... Şimdi bize her yer Türkçe...
Ecevit Üniversitesini tercih ettim.
Üniversitemiz ve Zonguldak
hakkındaki duyguların nelerdir?
Zonguldak küçük, sevimli ve bence çok duygusal bir
şehir. Gökyüzü hep ağlıyor. Ama mutluluktan mı üzüntüden mi ben anlamadım. Bir de çok renkli... (Renkleri öğrendik de) Her yer yeşil, hatta yemyeşil, sonra gökyüzü ve
deniz masmavi. Bir de kara, kömür karası... Bu renklerin
arasında üniversitemiz çok güzel bir yerde kurulmuş. Bir
kere deniz manzaralı, bu da çok huzur verici. Sınıfımızdan
da deniz görünüyor. Teneffüslerde bile denizin karşısında
dinleniyoruz. Bence kampüs de çok güzel. Bana göre burası
çok büyük. Her yerde kapı var. Bazen karıştırıyorum hangi
kapıyı kullanacağımı ama yine de çok beğendim burayı. Havalar ısınsın, ben biraz alışayım, ne şarkılar söyleyeceğim
çimlerin üzerinde...
Bir de öğretmenimiz bize bir şiir öğretti: “Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden” diye. Ben çok beğendim bu şiiri.
Ama hepsini ezberleyemedim. Şimdi her gün dersten çıkınca bu şiir geliyor aklıma. Aynı bizim kampüsümüz gibi
diyorum. Her yer merdiven. Ama ben korkmuyorum bu
merdivenlerden. Her seferinde hızlı hızlı çıkıyorum merdivenleri ki formumu da koruyabileyim. Yani bence Üniversitemiz ve kampüsümüz çok güzel, en güzel de hocalarımız.
Türkiye’de yapacağın kariyerin geleceğinde
nasıl bir yer taşıyacağını düşünüyorsun?
Türkiye’de bulunmak hayatında ne değiştirdi?
Hangi bölümde eğitim göreceksin?
Türkiyeʼde bulunmak çok güzel bir şey. Hayatımda çok
Ereğli Eğitim Fakültesinde Türkçe Öğretmenliği bölü-
şey değişti. Çevrem çok büyüdü. Çok fazla ve çok farklı ar-
münde okuyacağım. Ama şimdi Karaelmas Tömerʼde
kadaşım var artık. İlk defa ailemden uzaktayım. Özlüyo-
Türkçe hazırlık kursuna gidiyorum. Buraya gelirken çok
rum onları. Ama benim bir amacım var. Önce Türkçe
mutluydum. Çünkü benim ana dilim de Türkçe. Çok rahat
öğreneceğim, sonra da ben Türkçe öğreteceğim, bu çok
ederim diye düşünmüştüm. Türkçe öğretmenliğini de ko-
eğlenceli. Bir de şimdi yurtta kalıyorum. Bütün kızlar bir
layca okurum zannetmiştim. Ama buraya gelince Türkçe-
arada, anlarsınız ya bu da çok eğlenceli.
Türkiyeʼde yapacağım kariyer benim için çok önemli.
Çok şanslıyım. Çünkü hem Türkiyeʼdeyim hem Türk dilini
en güzel yerde öğreniyorum hem de Türkçe Öğretmenliği
bölümünde okuyacağım. Çünkü gerçekten istediğim bölümde ve istediğim şehirdeyim. Şimdi burada zamanımı
çok iyi değerlendirmeli ve en iyi şekilde okulumu bitirmeliyim. Ben okulumu bitirince Türkçe öğretmeni olacağım. Eğer kısmet olursa ben de öğretmenlerim gibi
Türkçeyi, Türkiyeʼde en güzel şekilde öğretmek istiyorum.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
SÖYLEŞİ
ÜNİVERSİTESİ
BEÜ’DEN
Eylül-Ekim 2013
7
‘A
“2013 yılının en iyi
spor programı” ödülü
Şansal Büyüka ve Tümer Metin Üniversitemizdeydi
Öğrencilerimiz tarafından “2013 Yılının En İyi Spor
Programı” seçilen Maratonʼun ödülünü almak üzere
Üniversitemizin davetlisi olarak Zonguldakʼa gelen
Şansal Büyüka ve Tümer Metinʼin katıldığı söyleşi, 30
Ekim 2013 tarihinde Prof. Dr. Arif Amirov Konferans
Salonunda gerçekleştirildi.
Öğrencilerimiz ve davetlilerin oluşturduğu kalabalık
bir izleyici topluluğunun alkışları arasında salona
giren Büyüka ve Metin, gördükleri ilgi karşısında duygusal anlar yaşadılar. Salonda yer bulamayan öğrenciler ve davetliler ise söyleşiyi, sonuna dek, ayakta
izlediler.
Büyüka ve Metin, “Spor basınının duayeni, heyecanı
ve coşkuyu sükûnetle ifade eden adam, Şansal Büyüka
ve oynadığı tüm takımların göz bebeği, Zonguldakʼın
yetiştirdiği büyük bir yetenek, Tümer Metin” anonsu
ile sahneye davet edildiler.
Söyleşide ilk sözü, Zonguldakʼla ilgili hatıralarından
kesitler sunarak konuşmaya başlayan Şansal Büyüka
aldı. Zonguldak Sporun birinci ligde oynadığı dönemlerde Zonguldakʼa çok sık geldiğini söyleyen Büyüka,
şehrin kendisinde farklı bir hüzün yarattığını ifade etti.
Tümer Metin ise kendisini misafir olarak görmediğini,
bu şehirde yetişen bir sporcu olarak, Şansal Büyükaʼyı
hemşehrileri ile buluşturmaktan büyük onur duyduğunu ifade etti. Büyüka ve Metin konuşmalarının ar-
dından izleyicilerin sorunlarına yanıt verdiler. Sorucevap şeklinde geçen programda öğrenciler ve davetliler Şansal Büyüka ve Tümer Metinʼe birbirinden
ilginç sorular yönelttiler. İzleyiciler arasında yer alan
minik Yiğit Ali, sorduğu sorular ve yorumları ile söyleşinin ilgi odağı oldu. Minik hayranını sahneye davet
ederek bir süre sohbet eden Tümer Metin, Yiğit Aliʼyi
LİG TV ekranlarından yayımlanan “Pazartesi Gecesi
Futbolu” adlı programına davet etti.
Söyleşinin sonunda Şansal Büyüka ve Tümer Metin,
Maraton programına verilen 2013 Yılının En İyi Spor
Programı ödülünü BEÜ Rektör yardımcısı Prof. Dr.
Orhan Uzunʼdan aldı.
8
Eylül-Ekim 2013
BİLİM
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
Uluslararası Global Navigasyon Uydu
Sempozyumu 2013 (ISGNSS-2013)
Prof. Dr. Orhan Uzun
Doç. Dr. Çetin Mekik
Uluslararası Global Navigasyon Uydu Sistemleri
Sempozyumu (International Symposium on Global Navigation Satellite Systems-ISGNSS 2013), 22-25 Ekim
2013 tarihleri arasında Üniversitemiz tarafından, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası ve Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğünün işbirliği ile, YTÜ Kongre Merkezinde
gerçekleştirildi.
Sempozyumun açılış konuşmasını Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Uzun
yaptı. Prof. Dr. Uzun konuşmasında, delegeleri ülkemizde ağırlamaktan duyduğu mutluluğu ifade ederek,
Bülent Ecevit Üniversitesinin bu tür bilimsel çalışma
ve etkinliklere büyük önem verdiğini belirtti. BEÜʼnün
her fırsatta alanında söz sahibi olan araştırmacı ve
bilim insanlarını bir araya getirdiğini, bilgi paylaşımlarını arttırarak uluslararası işbirliklerini ivmelendirdiğini söyledi.
Sempozyumun ilk günündeki açılış oturumu ile davetli konuşmacıların yer aldığı oturumlara katılan Bülent Ecevit Üniversitesi ile Yıldız Teknik Üniversitesinin
Geomatik (Harita) Mühendisliği bölümü öğrencileri,
sunumları büyük ilgi ile izlediler ve ilk defa uluslararası bir sempozyuma katılmanın heyecanını yaşadılar.
Pek çok yeniliğin ve ilklin paylaşıldığı sempozyum
tüm dünyada ses getirdi
Sempozyuma davetli konuşmacı olarak katılan Uluslararası Jeodezi Birliği (IAG) Başkanı Prof. Dr. Chris
Rizos, GPSʼten Multi-GNSSʼe (GPS+GLONASS+GALILEO)
geçiş, Hassas GNSS Konumlaması (PPP) ve Uluslararası
GNSS Servisi (IGS)ʼin yeni servislerinden olan Gerçek
Zamanlı Konumlamanın PPP ile ilgili gelinen aşaması
ve diğer konumlama hizmetleri konusunda ayrıntılı
bilgileri paylaştı. Hong Kong Polytechnic Üniversitesinden Prof. Dr. Wu Chen ise, Çin Halk Cumhuriyetinin GNSS sistemi olan Compassʼın adının değiştirilerek
BeiDou yapıldığı haberini vererek BeiDouʼnun mevcut
yapısı ve 2020 yılında tamamladığında ulaşılacak hedefleri ISGNSS-2013ʼte dünya ile ilk defa paylaştı.
2012 yılının sonunda BeiDouʼnun bölgesel sistem olarak faaliyete geçmiş olduğu ve şu an itibariyle Uzak
Doğuda hassas konumlama hizmetine başlamış olduğu müjdesini verdi. Diğer bir önemli bilgi ise, BeiDouʼnun GPS gibi global bağımsız konumlama sistemi
olmasının yanı sıra aynı zamanda Uydu Bazlı Alan Büyütme Sistemi (SBAS) olarak da tasarlandığının ve bu
yönde çalışmaların başlamasının duyurulması oldu.
Davetli konuşmacılardan Londra Westminster Üniversitesi GNSS Alıcıları Araştırma Merkezi Başkanı Prof.
Dr. İzzet Kale, yeni nesil GNSS alıcılarındaki gelişmeleri paylaştı. Yeni GNSS alıcılarına atomik saat uygulamasından başarılı sonuçlar elde edildiğini ve bunun
yakın zamanda dünyanın her yerinde sadece 3 GNSS
uydusu ile konumlamaya olanak sağlaması ihtimalinin müjdesini verdi.
Sempozyumda insansız taşıtların geliştirilmesinde
GNSSʼin önemli katkıları ve son yenilikler, ülkemizin
CORS sistemi olan TUSAGA-Aktifʼin mevcut durumu ve
gelecek vizyonu, Multi-GNSS uygulamasının ticari
GNSS alıcılarının üreticileri tarafındaki gelişmeler anlatıldı. Ayrıca, Güney Kore hükümetinin önümüzdeki
yıldan itibaren kendilerine ait bir SBAS geliştirmeye
başlayacakları haberi, GNSS dünyasında heyecanla
karşılandı.
Sempozyumda 24 alt konuda 90 civarında bildiri,
dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen katılımcılar tarafından ikişer paralel oturumlar hâlinde, 3 gün boyunca
sunuldu. Sempozyuma; Almanya, Avustralya, Çin Halk
Cumhuriyeti, Fransa, Hindistan, İngiltere, İspanya,
İtalya, Japonya, Kanada, Kuzey Kore, Norveç, Rusya,
Sırbistan, Tayvan, Türkiye, Vietnamʼdan delegeler katıldı. Sempozyumda sunulan bildiriler, “GNSS Alıcıları,
Antenleri ve Algoritmaları”, “Kapalı Alanlarda Konumlama”, “Ölçme ve Jeodezi”, “İnersiyal Konumlama ve
Makine Kontrolü”, “GNSS Performansı ve Analizi”, “İyonosferik Etkiler”, “Sinyal İşleme” ve “ GNSS Mevcut Durumu ve Uygulamaları” başlıklarındaki oturumlarda
yoğunluk gösterdi.
Sempozyumun sonunda gerçekleştirilen Uluslararası Program Komitesi (IPC) toplantısında ISGNSS2013ʼü düzenleyen ülke olan Türkiye adına davet
edilen Doç. Dr. Çetin Mekikʼe, komite üyeleri tarafından başarılı geçen bir sempozyum dolayısıyla teşekkür edildi. Komite üyeleri Doç. Dr. Mekikʼin şahsında
düzenleyen kuruluşlara ve Türkiyeʼye de ayrıca teşekkür ederek etkinlik hakkında ayrıntılı bilgi aldılar.
ISGNSSʼi 2015 yılında düzenleme yetkisi oy birliği ile
Japonyaʼya verildi. 2016 yılında ISGNSSʼi düzenlemeye
aday ülkeler olan İspanya ve Vietnamʼın adaylık başvuruları kabul edilerek, başvuruların ISGNSS-2014ʼün
düzenleneceği Güney Koreʼde değerlendirilmesine
karar verildi.
Çaycuma MYO 9. Türkiye Çağrı Merkezi Fuarında
Çaycuma Meslek Yüksekokulu (MYO), Çağrı
Merkezi Hizmetleri Programı ikinci sınıf öğrencileri, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayıʼnda bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Türkiye
Çağrı Merkezi Konferansı ve Fuarʼına katıldılar.
Öğrenciler fuarda firmaların stantlarını gezdi.
Fuara katılan şirketlerin yetkililerine Bülent Ecevit
Üniversitesini, Çaycuma Meslek Yüksekokulunu ve
özellikle Çağrı Merkezi Hizmetleri Programını tanıtan öğrenciler, firmalardan alanlarıyla ilgili bilgi
aldı. Geziye katılan öğretim elemanları da firma
temsilcileri ile staj olanakları, meslekî eğitimler ve
teknik geziler konularında yapılabilecek işbirlikleriyle ilgili görüşmeler yaptı. Ayrıca Çaycumaʼda
bölgesel bir çağrı merkezi kurulması noktasında
firmalara öneriler getirdiler.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
BEÜ HİZMET ÖDÜLLERİ
ÜNİVERSİTESİ
Eylül-Ekim 2013
9
BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ
HİZMET ÖDÜLLERİ
SAHİPLERİNİ BULUYOR
AHMET ERDOĞAN
ZUHAL YILMAZ
ZEKİ YURTBAY
YUSUF GÜNAY
MEVLÜT HAMZAOĞLU
MİTHAT ÇANAKCI ve MEHMET ÇANAKCI
ALİ OSMAN ODABAŞ ve HİKMET ODABAŞ
ÜMİT VELİOĞLU ve VAHDETTİN VELİOĞLU
TÜRKİYE DİYANET VAKFI
EREĞLİ TİCARET ODASI
Artan destek ve katkılarla gelişim çizgisine hız katan
Üniversitemiz, 28 Kasım 2013 tarihinde düzenleyeceği tören ile
yerleşkelerimize “büyük ölçekli” kalıcı tesisler kazandıran
2 0 1 3 2014 Akademik
Yılına öğretim üyesi
ve öğrenci sayılarındaki
büyük artış ile birlikte eğitim öğretim faaliyetlerini yürüttüğü bölüm/program sayılarını çeşitlendirerek merhaba diyen üniversitemiz, yeni projelerle
yoluna devam ediyor. Üniversitenin fizikî ve sosyal imkânlarını zenginleştiren tesisleri birbiri ardına hizmete açan BEÜ, özellikle son dönemde artan
hayırsever katkısı ile modern ve konforlu mekânları hizmete almayı sürdürüyor.
Bu çerçevede; Bülent Ecevit Üniversitesiʼnin 21 Ekim 2013 tarihli Senato
Toplantısında oy birliği ile alınan karar uyarınca, geçmişten günümüze Üniversiteye büyük ölçekli tesisleri kazandırmış/kazandırmakta olan Ahmet Erdoğan, Zuhal Yılmaz, Zeki Yurtbay, Yusuf Günay, Mevlüt Hamzaoğlu, Mithat
Çanakcı ve Mehmet Çanakcı, Ali Osman Odabaş ve Hikmet Odabaş, Ümit Velioğlu ve Vahdettin Velioğlu, Türkiye Diyanet Vakfı, Ereğli Ticaret Odasına
28 Kasım 2013 tarihinde düzenlenecek tören ile “BEÜ Hizmet Ödülü” takdim edilecek.
BEÜ’ye 16.360.000 TL destek
Üniversitemizin gelişmesi yönündeki katkıları hiçbir zaman unutulmayacak olan yukarıda adı geçen eğitim gönüllülerimizin bugüne kadar Bülent
kişi ve kuruluşlara Hizmet Ödülleri sunacak.
Ecevit Üniversitesine yaptıkları katkı, toplamda tam 16.360.000 TLʼye ulaştı.
Manevi değerine ise paha biçilemeyecek olan bu büyük ölçekli yatırımlar
şöyle:
• AHMET ERDOĞAN / Ahmet Erdoğan Sağlık Hizmetleri Yüksekokulu ve
Sağlık Meslek Yüksekokulu Binası
• ZUHAL YILMAZ / Ereğli Eğitim Fakültesi Binası, Kütüphane ve İstinat
Perdesi
• ZEKİ YURTBAY / Sakine - Şevki Yurtbay Araştırma Merkezi ve Gıda Mühendisliği Binası
• YUSUF GÜNAY /Sağlık Kampüsü Camii
• MEVLÜT HAMZAOĞLU / Sağlık Kampüsünde Kreş Binası, Merkez Kampüste Çocuk Parkı
• MİTHAT ÇANAKCI ve MEHMET ÇANAKCI / Gökçebey Meslek Yüksekokulu binasının iç işleri ve tadilatı
• ALİ OSMAN ODABAŞ ve HİKMET ODABAŞ / Çaycuma Kampüsünde Mobilya Dekorasyon Atölyesi
• ÜMİT VELİOĞLU ve VAHDETTİN VELİOĞLU / BEÜ Hastanesi Nizamettin Velioğlu Acil Servisi
• TÜRKİYE DİYANET VAKFI / Merkez Kampüs Camii
• EREĞLİ TİCARET ODASI / Ereğli Eğitim Fakültesi Kampüsü alanında yemekhane ve kantin binası
B T
Şangay’daki SINOROCK2013
kongresinden izlenimler
10
İZLENİM
Eylül-Ekim 2013
Yrd. Doç. Dr.
Okan SU
BEÜ Zonguldak
Meslek Yüksekokulu
Madencilik ve Maden
Çıkarma Bölümü
17 - 20 Haziran 2013 tarihleri arasında “Simulation of rock cutting mechanism and characterization of failure mode
in PFC3D ” başlıklı bildirimi sözlü olarak sunmak üzere üniversitemizin Yurtdışı Bilimsel Etkinlikleri Destekleme Projesi çerçevesinde Çinʼin Şangay
şehrine gittim. Tongji Üniversitesiʼnin ev sahipliğinde
düzenlenen “Rock Characterization, Modelling and Engineering Design Methods” kongresi Uluslararası Kaya
Mekaniği Birliğiʼnin (ISRM) destekleriyle yürütülen
yüksek katılımlı ve kaya mekaniği alanında oldukça
prestijli bir kongreydi. Kongreye gerek Avrupa gerekse
Amerikaʼdan gelen katılımcı sayısının fazla olması,
kongrenin uluslararası niteliğinin önemli bir göstergesi olarak dikkatimi çekti.
İstanbul Teknik Üniversitesiʼnden üç (bir Yardımcı
doçent, iki Araştırma Görevlisi) öğretim elemanı ve Hacettepe Üniversitesiʼnden de Prof. Dr. Reşat Ulusay
olmak üzere Türkiyeʼden toplam 5 kişi olarak kongreye katıldık. Kongrenin amacı, mühendislikte kaya
mekaniği alanında karşılaşılan eksiklikleri tartışmak,
endüstrideki yeni gelişmeleri çeşitli sayısal yöntemlerle modelleyerek tasarlamak, ortaya çıkan yeni yaklaşımları tartışmak ve gerekli katkıyı sağlamak olarak
hedeflenmişti.
Kongre, konularında uzman olan altı davetli konuşmacının özel sunumları ve 159 bildirinin sözlü ve poster sunumlarıyla üç günde tamamlandı. Bu çerçevede,
daha önce 2006-45-03-02 noʼlu BAP proje desteği ile
satın alınan PFC3D programından elde edilen verilerle
hazırladığım bildiri, 18 Haziran 2013 tarihinde öğleden sonra oturumunda sözlü olarak sunuldu. Bildiri
kapsamında ayrık elemanlar yöntemi kullanılarak
PFC3Dʼde kayaç kesme mekanizmaları sayısal olarak
modellendi ve keski üzerinde rol oynayan kesme kuv-
vetleri ölçüldü. Ayrıca, modelleme sırasında kayaçların yapısındaki tanecikler
arasında oluşan yenilme türü incelendi. Hazırlanan bildiri sunulduktan sonra benzer konuda çalışan bilim adamları ile fikir alışverişlerinde
bulunuldu ve sonrasında yapılabilecek olası ortak çalışmalar için karşılıklı olarak iletişim adresleri alındı.
Kongreye Dr. John Hudson (İngiltere), Dr. Ted Brown
(Avustralya), Dr. Nick Barton (Norveç) gibi kaya mekaniği alanında duayen olarak nitelendirilebilecek akademisyenlerin katılımı ve bu sayede onlarla tanışma
olanağı yakalamış olmam beni oldukça onurlandırdı.
Bizler bu değerli hocaların geliştirdiği teorileri okuduk
ve akademik hayatımızda bu kişilerin isimlerini ve literatürde ortaya çıkardıkları yenilikleri derslerimizde
hep hocalarımızdan dinleyerek öğrendik. Dolayısıyla
böyle bir kongrede duayen bilim insanları ile tanışmış
olmak ve özellikle Dr. John Hudsonʼın, yapmış olduğum
sunumu dinlemiş olması beni ayrıca gururlandırdı.
Kongrenin yanı sıra, Şangay şehrini de gezme fırsatım oldu. Şangay, Çinʼin en büyük kentlerinden biri.
Şehirde iki tane uluslararası havaalanı ve her iki havaalanı arasında şehrin birçok noktasına kolaylıkla
erişimi sağlayan dev bir metro ağı bulunuyordu. Bu
ağ daha önce New Yorkʼta gördüğüm metro ağı kadar
büyüktü. Çin nüfusunun yoğunluğunu, metroya inip
binerken karşılaştığım kalabalıktan net bir şekilde
gözlemledim. Metrolarda dikkatimi çeken bir başka
husus da, insanların elektronik aygıtlara olan ilgisi
oldu. Metro içinde birbiriyle sohbet eden insan sayısı
oldukça azdı ve büyük bir kesim (yaklaşık %65-70)
cep telefonundaki sohbet programlarıyla yazışıyor,
müzik dinliyor, oyun oynuyor veya film izliyorlardı.
Her ne kadar bizler de millet olarak elektronik sektörüne çok büyük bir ilgi gösteriyor olsak da, Çinlilerin
ÜLEN
ECEVİ
ÜNİVERSİTESİ
ilgisi bize göre gerçekten yadsınamaz bir boyuttaydı.
Şehir merkezinde turistik, bilimsel ve kültürel anlamda gezilecek yerler oldukça fazlaydı. Özellikle
Shanghai Bilim ve Teknoloji Müzesi dünyada belki
eşine az rastlanabilecek, oldukça iyi donanımlı bir
müze. Yolu düşen herkesin Şangayʼı kesinlikle ziyaret
etmesini öneririm. Diğer taraftan Oriental Pearl Kulesi, Dünya Ticaret Merkezi, Nanjing sokağı, eski
Shanghai şehri, Super Brand Mall gezdiğim yerlerden
bazıları olarak sayılabilir. Şehrin içinden geçen HuangPu nehri şehre çok güzel bir turistik hava katmış.
Hatta HuangPu nehrine çok yakında ve oldukça geniş
bir bölge olan Peopleʼs Square İstanbulʼdaki Taksim
veya New Yorkʼtaki Times meydanını hiç aratmıyordu.
Bu meydanda bulunan çeşitli restoran, kafeterya, değişik enstrümanlar çalarak gösteri yapan sokak çalgıcıları, renkli-ışıklı panolar oldukça güzel bir
ambiyans yaratmış. Ayrıca şehirde gezilebilecek çok
güzel AVMʼler de bulunuyor.
Çin yemekleri tamamen bizim yemek alışkanlıklarımızın dışındaydı. Restoranlarda ne olduğu anlaşılmayan farklı tat ve görüntüde sebze yemekleri, çeşit
çeşit et ürünleri, renk renk pilavlar vardı. Kongrede
yapılan ikramlar sayesinde bu yemekleri çok fazla tatmadım. Onun yerine AVMʼlerdeki fastfood yemekleri
ve deniz ürünleri yemeyi tercih ettim. Deniz ürünleri
ise gerçekten çok lezzetliydi.
Netice itibarı ile SINOROCK2013 kongresine katılmak için Şangayʼa gitmiş olmak, hem bilimsel hem de
turistik anlamda oldukça keyifliydi. Bu vesileyle bildiri hazırlamama katkı sağlayan Üniversitemizin Bilimsel Araştırma Projesi Başkanlığına ve kongreye
katılmama maddi destek veren Yurtdışı Bilimsel Etkinlikleri Destekleme Proje Başkanlığına teşekkürü
bir borç bilirim.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
YATIRIM
Eylül-Ekim 2013
11
Çaycuma Kampüsüne
büyük yatırım
Üniversitem
iz
ile Yurtbay
arasında pro
toko
imzalandı l
Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer ile Yurtbay Seramik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Yurtbay arasında, Çaycuma Kampüsünde
inşaatı tamamlanan Araştırma Merkezi Binası için ek protokol imzalandı. 3 Ekim
2013 tarihinde gerçekleştirilen imza töreninde Prof. Dr. Mahmut Özer ve hayırsever Zeki Yurtbayʼın yanı sıra Çaycuma Kaymakamı Hasan Yaman ve Çayiçin çok büyük
cuma Belediye Başkanı Mithat Gülşen de hazır bulundular. Hayırsever iş
öneme sahip olan
adamı Zeki Yurtbay tarafından inşaatı tamamlanan Araştırma Merkezi BinaMeslek Yüksekokusının kullanım şartlarını kapsayan protokol ile Araştırma Merkezi Binasının
lumuz, her geçen
inşası ve donanımına ilişkin olarak tarafların hak ve yükümlülükleri ile diğer
yıl hem öğrenci sahususları düzenleyen ve 26 Mayıs 2010 tarihinde imzalanan Protokolde deyısında hem de yüğişiklik yapıldı. Yapılan değişiklik ile Yurtbay Seramik A.Ş. tarafından yapılan
rüttüğü
eğitim
binanın tamamlanmasının ardından binada Gıda Mühendisliği Progprogramlarının çeramında lisans, yüksek lisans ve doktora eğitiminin yanı sıra
şitliliğinde sağladığı
diğer eğitim öğretim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülilerleme ile bölge için
mesinin önü açıldı. Hayırsever Zeki Yurtbay tarafından
önemli hizmetlere imza
inşaatı tamamlanan binanın altyapı işleri ise Çaycuma
atıyor. Üniversitemizin ve
Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek.
Çaycuma Kampüsünün büİmza töreninde bir açıklama yapan Prof. Dr.
yümesi esnasında bize düşen
Mahmut Özer, imzalanan protokol ile hayırsever
bir fedakârlık olduğunda ise elimiziş adamı Zeki Yurtbay tarafından Üniversiteden gelen katkıyı sağlamaktan aymize kazandırılan Araştırma Merkezi Binasının
rıca
mutluluk
duyuyoruz.
Üniversitemizin eğitim öğretim ve araştırma
Üniversitemize kazandırdığımız
faaliyetleri için önemli bir merkez olarak hizAraştırma Merkezi Binasında
met vereceğini belirtti. Özer şunları söyledi:
Çaycuma için çok önemli oldu“Üniversitemizin tüm kampüslerinde fizikî,
ğuna inandığım Gıda Mühendisakademik ve sosyal imkânların iyileştirilmesi
liği
Bölümünün
hizmet
adına yürüttüğümüz çalışmalarda Sayın Yurtverebilmesi adına, Rektörümüz
bay gibi hayırseverlerin yaptıkları katkılar her
Prof. Dr. Mahmut Özer çok ciddi
türlü takdirin üzerindedir. Kendileri Çaycuma
adımlar attı ve atmaya devam ediKampüsümüzün artan öğrenci ve öğretim eleyor. Öyle inanıyorum ki en kısa sümanı sayılarının doğurduğu ihtiyaca cevap vermek
rede ilçemizde Gıda Mühendisliği
için atılan adımlara örnek bir duyarlılıkla büyük bir
öğrencileri eğitim görmeye başlayacak.
katkı sundular. Araştırma Merkezi Binasının inşaatının
Kampüsümüzdeki hızlı büyümeyi dikkate
Bülent Ecevit Üniversitesi ile Yurtbay arasındaki
tamamlanması ve kullanım olanaklarının genişletilmesine
alarak binada Üniversitenin diğer eğitim ve
protokolün imza töreni Çaycuma
Belediyesinde yapıldı.
imkân sağladıkları için Sayın Zeki Yurtbayʼa Üniversitemiz ve
araştırma faaliyetlerinin sürdürülmesine olanak
şahsım adına teşekkürlerimi sunuyorum. Çaycuma Kampüsü son
tanıyan bir değişikliği de bugün karşılıklı atılan imdönemde çok büyük bir atılım gerçekleştirdi. 2010-2011 akademik yızalarla sağlamış olduk. Tüm bu hizmetleri sağlayan Ünilında Kampüsümüzde toplam 944 öğrenci eğitim görürken bu sayının içerisinde
versitemize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Araştırma Merkezi
bulunduğumuz akademik yılda ek kontenjanlarla birlikte 2298ʼe ulaştığını gör- Binamızın Üniversitemiz için önemli çalışmalara imza atılacak bir birime dönüşmekten mutluluk ve kıvanç duyuyoruz. 2010 yılından bu yana öğrenci potansiye- mesini diliyorum.”
lini %143 oranında artırarak, üniversitemizin bu dönem içerisinde en hızlı büyüyen
Bülent Ecevit Üniversitesiʼnin gerek bölgemiz gerekse Zonguldak ve Çaycuma
yerleşkesi haline gelen Çaycuma Kampüsümüzdeki bu büyümenin doğurduğu ihti- için çok önemli hizmetleri sağlayan bir yükseköğretim kurumu haline geldiğinin
yaçlara karşılık verebilmek için ciddi bir gayret gösteriyoruz. Yürütülen bu çalış- altını çizen Çaycuma Kaymakamı Hasan Yaman sözlerini şöyle sündürdü:
malarda Sayın Yurtbay gibi hayırseverlerden ve yerel yönetimden ciddi bir destek
“Üniversitemizde akademik ve fiziki anlamda yaşanan gelişmeleri takdir ile izgörüyoruz. İnşaatı biten Araştırma Merkezi Binasının altyapı ile ilgili eksikleri Çay- liyor, bu başarıyı sağlayan insanlara yardım etme imkânı doğduğunda tüm olacuma Belediyesi tarafından tamamlanacak. Bu katkılarından ötürü Çaycuma Kay- naklarımızı seve seve seferber ediyoruz. Kurumların gelişmesinde devlet
makamı Hasan Yaman ve Çaycuma Belediye Başkanı Mithat Gülşenʼe teşekkürlerimi katkısının yanında Sayın Yurtbay gibi hayırseverlerin desteğinin önem ve anlasunuyorum. Tüm kampüslerimizde personelimizin ve öğrencilerimizin daha iyi ola- mının çok büyük olduğuna inanıyor, Üniversitemize ve ilçemize kazandırdığı bu
naklar içerisinde eğitim görmeleri için yürüttüğümüz tüm çalışmalara katkı sunan eser için Çaycuma ilçesi adına Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahherkese tekrar teşekkür ediyor, Araştırma Merkezi Binasının Çaycuma Kampüsü- mut Özerʼe ve Yurtbay Seramik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Yurtbayʼa temüze ve Üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum.”
şekkürlerimi iletiyorum.”
İmza töreninde konuşan Yurtbay Seramik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Zeki
İmza töreninde bir açıklama yapan Çaycuma Belediye Başkanı Mithat Gülşen
Yurtbay ise son dönemde Üniversitenin genelinde yaşanan büyüme ivmesinin Zon- ise: “Üniversitemiz Çaycuma ilçesi için çok ciddi yatırımlar yaparak buradaki öğguldak için önemine değindiği konuşmasında şu görüşleri dile getirdi:
renci ve bu öğrencilerin eğitim gördükleri program sayısını hızla artırıyor. Bu
“Üniversitemiz sadece tek bir merkezde ya da birkaç birimiyle değil faaliyet yü- gelişmelere Çaycuma halkı ve hayırsever insanlarımız da katkı sunarak bu bürüttüğü tüm merkezlerde ciddi bir büyüme hamlesi gerçekleştiriyor. Prof. Dr. Mah- yümenin devamını sağlamak adına çalışmalar yürütüyorlar. Şehir-Üniversite birmut Özerʼin şahsında, Bülent Ecevit Üniversitesi yönetimine, yürüttükleri başarılı likteliği ile sağlanan bu büyüme ve ilerlemelerin devamı için biz de Belediye
çalışmalar sebebiyle teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Özellikle Çaycuma ilçesi olarak tüm süreçlere katkı sunmaya çalışıyoruz.” dedi.
12
Eylül-Ekim 2013
B
YATIRIM
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
BEÜ’DEN SAĞLIK ALANINDA
44,5 MİLYON TL’LİK DEV YATIRIM
Yapımına başlanan yeni yatırımlarla Üniversitemiz
Uygulama ve Araştırma Hastanesi sağlık alanında bölge
üssü haline dönüşüyor. Mevcut sağlık hizmetinin çeşitliliği ve kapasitesi her geçen gün artırılan hastaneye;
özellikle kanser, diyabet ve obezite gibi alanlarda ulusal
ölçekte referans merkezi olma yönünde önemli yatırımlar yapılıyor. Son iki yıl içerisinde Sağlık Kampüsü ile
hastane binasının alt yapı ve çevre düzenlemesi bütünüyle yenilendi. Üniversitemiz geçtiğimiz iki yıl içerisinde sağlık alanında toplamda yaklaşık 44.5 milyon
TL'lik yatırım planlayarak, bölge halkına ve çevre illerden gelen vatandaşlara büyük imkânlar sunmayı sürdürüyor.
Yapımına 2012 yılında başlanan ve yaklaşık 9 bin
metrekare kapalı alanı bulunan Diş Hekimliği Fakültesi
binası, BEÜ Sağlık Kampüsüʼne yeni kazandırılan önemli
yatırımlardan biri oldu.
Bir diğer önemli yatırım ise, 4 bin 402 metrekare kapalı alana sahip olacak olan Kanser Tanı ve Tedavi Merkezi binası. Yapımına hızla devam edilen bina, 2013 yılı
sonu itibariyle tamamlanacak.
3 bin 150 metrekare kapalı alana sahip olacak olan
Diyabet ve Obezite Araştırma ve Uygulama Merkezi binasının ihalesi, 31 Temmuz 2013 tarihinde yapıldı. Binanın Ağustos 2014ʼte tamamlanması planlanıyor.
BEÜ Hastane binasında; 3. basamak Çocuk Yoğun
Bakım Ünitesi yapımı, yeni poliklinik alanlarının oluştu-
rulması, ameliyathanelerde, servis girişlerinde, müdahale odalarında ve yeni doğan ve yoğun bakım ünitelerinde tadilat ve onarım işleri de tamamlanarak hizmete
açıldı.
Hayırsever işadamları Ümit ve Vahdet Velioğlu tara-
fından yaptırılan yepyeni ve modern BEÜ Acil Servisi
hizmet vermeye başladı.
Bunların yanı sıra, BEÜ Hastanesindeki mevcut cihazların modernizasyonu ve hastaneye yeni cihazların kazandırılması çalışmaları da hızla devam ediyor.
Üniversitemizin son iki yılda yapılan ve devam eden sağlık yatırımları:
Diş Hekimliği Fakültesi İnşaatı Yapımı için 13 milyon 200 bin TL
Kanser Tanı ve Tedavi Merkezi binası yapımı için 6 milyon TL
Diyabet ve Obezite Araştırma ve Uygulama Merkezi binası yapımı için 3 milyon 250 bin TL
Sağlık Kampüsü ile Hastane binası ve alt yapı tesisatlarının tamamlanması ve çevre düzenlemesi yapımı için 11 milyon TL
BEÜ Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi yapımı ve donanımı için 1 milyon TL
Kanser Tanı ve Tedavi Merkezi donanımı için 2 milyon 500 bin TL
Diyabet ve Obezite Araştırma ve Uygulama Merkezi donanımı için 2 milyon 500 bin TL
BEÜ Hastanesi Acil Servisinin Yenilenmesi için 500 bin TL
BEÜ Hastanesi tadilat ve onarım işleri için 529 bin TL
Kapalı devre kamera sisteminin yenilenme işi için 136 bin TL
Diş Hekimliği kliniklerinin yapımı ve ofislerin düzenlenmesi için 270 bin TL
Diş Hekimliği kliniklerine 18 yeni diş üniti alımı için 500 bin TL
Diş Hekimliği Fakültesi Bilgisayarlı Tomografi cihazı alım için 240 bin TL
Çok Fonksiyonlu Digital Anjiografi cihazı alımı için 1 milyon 500 bin TL
Göz Hastalıkları ABD Vitrektomi cihazı alımı için 190 bin TL
Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD 4-boyutlu Ultrason Cihazı alımı için 160 bin TL
Kulak Burun Boğaz ABD Tıbbi cihazlarının alımı için 500 bin TL
BEÜ Hastanesi Digital Mamografi cihazı alımı için 475 bin TL
Kamuya bağlı ilk Diyabet ve Obezite Merkezi
Üniversitemiz bünyesinde hizmete alınacak.
Kanser teşhis ve tedavisinde kullanılan PET-CT cihazı
BEÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne
kazandırıldı.
Kanser Tanı ve Tedavi Merkezi binasının
inşaatı BEÜ Sağlık Kampüsünde
hızla devam ediyor.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
DEĞİŞİM PROGRAMLARI
ÜNİVERSİTESİ
Eylül-Ekim 2013
13
Erasmus ile Uluslararası iletişim
becerilerinizi geliştirme fırsatını yakalayın!
LLP/Erasmus Programı Nedir?
Erasmus programı; Yükseköğretim kurumlarının birbirleri ile işbirliği yapmalarını teşvik etmeye yönelik bir Avrupa Birliği programıdır.
Yükseköğretim kurumlarının birbirleri ile
ortak projeler üretip hayata geçirmeleri;
kısa süreli öğrenci ve personel değişimi yapabilmeleri için karşılıksız mali destek
sağlar.
Kimler Katılabilir?
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaları
ya da başka ülkelerin vatandaşı olmakla
birlikte Türkiye'de bir okulda, meslek okulunda, yükseköğretim kurumunda veya yetişkin eğitimi veren bir kurumda kayıtlı öğrenci
olmaları veya ilgili yasalar ve mevzuatlar çerçevesinde Türkiye'de bir işte çalışıyor olmaları veya
Türkiye'de yaşıyor olmaları gerekir.
Üniversitemiz
Öğrenci ve Öğretim
Elemanları Değişim Programları
Koordinatörlüğünde yürütülen Erasmus
programı, Avrupa’da yüksek öğretim
kurumlarının birbirleri ile işbirliklerini
artırmaya yönelik, öğrenci ve öğretim
üyelerinin hareketliliğine imkân veren bir
eğitim anlaşmasıdır. Üniversitemiz Erasmus
Değişim Programı kapsamında 2013-2014
Akademik Yılı itibariyle 33 öğrenci 16 farklı
üniversitede öğrenim görmeye başladı.
Erasmus Değişim Programıyla ilgili
en sık sorulan soruların
cevaplarını sizler için
derledik…
• Başvuru formuna İngilizce not dökümünüzü
(transcript) ekleyerek bir nüsha halinde
bölüm koordinatörünüz aracılığı ile ofisimize gönderilmesi gerekmektedir.
• Ayrıca pasaport işlemlerine vakit
kaybetmeden başlanılmalıdır.
• Gideceğiniz ülkenin vize başvuru
şartlarını öğrenmeli ve sizin sorumluluğunuzda olan belgeler hazırlanmalıdır.
• Gideceğiniz üniversiteden KABUL
BELGENİZ (Invitation / Acceptance Letter) geldiğinde hemen vize için ilgili elçiliğe başvurulmalıdır.
• Gideceğiniz üniversitenin öğrenim anlaşması (Learning Agreement 3 adet) formunun bölüm koordinatörünüzle birlikte
doldurulması gerekmektedir.
• Kurum koordinatörü tarafından da imzalanan
form, onaylanması için koordinatörlüğümüz tarafından karşı tarafa fakslanacak ve postalanacaktır.
Öğrenciler İçin Başvuru Koşulları Nelerdir?
Öğrencilerin;
• Yükseköğretim kurumu bünyesinde örgün eğitim
kademelerinin herhangi birinde (ön lisans, lisans,
yüksek lisans, doktora) bir yüksek öğretim programına kayıtlı, tam zamanlı öğrenci olması,
• Ön lisans ve lisans öğrencilerinin akademik not
ortalamasının en az 2.20/4.00 olması ve
• ULUSAL AJANS tarafından istenen Erasmus Öğ• Başvuru ilanında belirtilen tarih ve saatte öğrencilere yabancı dil sınavı yapılır.
renci Değişimi Sözleşmesi doldurulup imzalanarak
Erasmus Ofisine teslim edilmelidir.
• Öğrencilerin akademik başarı ortalamalarının
• Yurt dışına çıkmadan önce (veya sonra) gerekli
%50ʼsi ve yabancı dil sınavından almış oldukları
ise Bülent Ecevit Üniversitesiʼne öğrenci katkı pa-
notun %50ʼsi alınarak kontenjena göre başarı sıra-
yını (harç) ödemeniz ve kayıt yaptırmanız gerek-
laması yapılır.
mektedir.
• Yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin akademik
not ortalamasının en az 2.50/4.00 olması gerekir.
Değerlendirme Sonrası Neler Yapılmalıdır?
• Öncelikle gidilecek üniversitenin internet sayfası
Ne zaman Başvuru Yapılabilir?
ayrıntılı olarak incelenmelidir.
Güz/bahar ve bahar dönemi için ayrı ilana çıkılır.
• Öğrencinin bölümünün ders programıyla örtü-
Güz/bahar dönemi için bir önceki yılın Mart-Nisan ay-
şen dersleri ve AKTSʼleri göz önünde bulundurulma-
larında, yalnız bahar dönemi gidecekler içinse Eylül-
lıdır.
Ekim ayları içinde ilana çıkılır. Başvuru duyuruları
• Akademik takvim, dersler, barınma olanakları,
Bülent Ecevit Üniversitesiʼnin internet sayfasında ilan
son başvuru tarihleri, istenen belgeler v.s hakkında
edilir.
bilgi edinilmeli. Üniversitelerin online başvuru tarihlerine dikkat edilmelidir.
Başvuru ve Değerlendirme Süreci Nasıldır?
• Gideceğiniz üniversitenin başvuru formu (Stu-
Değişim Dönemi Tamamlandıktan Sonra Neler
Yapılmalıdır?
Gittiği üniversitede öğrenimini tamamlayan öğrenci, aşağıdaki belgeleri Erasmus Ofisine teslim etmekle sorumludur;
• Transkript
• Katılım Sertifikası-Orijinal, İmzalı ve Mühürlü
• Pasaport (giriş - çıkış tarihlerinizi gösteren kısmın fotokopisi)
• Dönüşte doldurulacak olan Öğrenci Nihai Rapor
Formu (Değişim Programları Koordinatörlüğünde
doldurulacak)
• Öğrenciler başvuru tarihleri arasında Üniversite-
dent Application Form) ve varsa barınma (yurt) baş-
miz internet sayfasında yer alan başvuru formunu
vuru formu (Accommodation Application Form)
İlgili belgeler tamamlandıktan sonra öğrencinin
doldurarak, transkriptle birlikte, Erasmus Ofisine tes-
üniversitenin internet sayfalarından ya da karşı üni-
bölümünde ders intibakı yapılır ve Erasmus öğren-
lim ederler.
versitenin Erasmus Ofisinden temin edilebilir.
ciliği süreci son bulmuş olur.
14
Eylül-Ekim 2013
B
DEĞİŞİM PROGRAMLARI
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
Farabi, öğrencilerin bilgi ve becerilerini
farklı akademik ortamlarda zenginleştiriyor
Farabi Değişim Programı, öğrencilere merak ettikleri
üniversiteleri tanıma, farklı üniversitelerin olanaklarından faydalanabilme imkânı sunuyor. Farabi Değişim
Programı çerçevesinde değişime katılan öğrencilere, öğrenim süresi boyunca (8 ay) öğrenim bursunun 1,5 katı
kadar karşılıksız burs veriliyor. Farabi Değişim Programından yararlanan öğrencilere Katılım Belgesi de veriliyor. Üniversitemiz Farabi Değişim Programı
kapsamında 2013-2014 akademik yılı itibariyle 161 öğrenci, 45 farklı üniversitede öğrenim görmeye başladı.
Ayrıca 16 farklı üniversiteden 25 öğrenciyi üniversitemizde ağırlıyoruz. Farabi Değişim Programı hakkında
temel bilgileri sizler için derledik.
FARABİ Değişim Programı Nedir?
Farabi Değişim Programı, öğrenci/öğretim üyelerinin
bir veya iki yarıyıl süresince kendi kurumları dışında
anlaşmalı başka bir yükseköğretim kurumunda eğitim
ve öğretim faaliyetlerine devam etmelerini amaçlar.
Kimler Katılabilir?
Üniversitede öğrenim gören ön lisans, lisans, yüksek
lisans ve doktora öğrencileri ve bu üniversitelerde görev
yapan öğretim üyeleri programa katılabilir. Farabi Değişim programı çerçevesinde değişime katılan öğrencilere karşılıksız burs verilir.
Öğrenciler İçin Başvuru Koşulları Nelerdir?
• Ön lisans ve lisans öğrencilerinin genel akademik
Mevlana Değişim
Programıyla tüm
dünya ile değişime
girme imkânı
Mevlana Değişim Programı, yurt içinde eğitim veren
yükseköğretim kurumları ile yurt dışında eğitim veren
yükseköğretim kurumları arasında öğrenci ve öğretim
elemanı değişimini mümkün kılan bir programdır. 23
Ağustos 2011 tarih ve 28034 sayılı Resmi Gazeteʼde yayımlanan Yönetmelik ile birlikte yurt dışındaki yükseköğretim kurumları ile ülkemizdeki yükseköğretim
kurumları arasında öğrenci ve öğretim elemanı değişiminin önü açıldı. Diğer değişim programlarından farklı
olarak, hiçbir coğrafi bölge ayrımı olmaksızın değişim
programı bünyesindeki hareketlilik, tüm dünyadaki
yükseköğretim kurumlarını kapsar.
not ortalamasının en az 4.0 üzerinden 2.0 olması,
• Ön lisans ve lisans programlarının birinci sınıfını başarı ile tamamlamış olması,
• Yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin genel akademik not ortalamasının en az 4.0 üzerinden 2.5 olması,
• Yüksek lisans ve doktora programının ilk yarıyılını
başarı ile tamamlamış olması ve
• Bu değişim programından ilk kez yararlanıyor olması gerekmektedir.
Ne Zaman Başvuru Yapılabilir?
Programa başvurular, Şubat-Mart aylarında http://farabi.beun.edu.tr adresinde ayrıntılı şekilde ilan edilir.
Başvuru ve Değerlendirme Süreci Nasıldır?
• Öğrenciler başvuru tarihlerinde e-kampüs üzerinden başvuru formunu doldurur ve not dökümü ile birlikte Farabi ofisine teslim eder.
• Başvuru formunda Üniversitemizin anlaşmalı olduğu üniversiteler ve programlar arasında üç tercih belirtilir. Anlaşmalı olduğumuz üniversiteler ve
programları internet sayfamızdan incelenebilir.
• Öğrencilerin tercihleri ve not ortalamaları dikkate
alınarak Farabi Ofisinde ön değerlendirme yapılır ve internet sitesinden ilan edilir.
• Ön değerlendirme sonuçları anlaşmalı üniversitelerin Farabi Ofisine gönderilir.
• Anlaşmalı üniversiteler kontenjan ve not ortalama-
Birçok üniversite ile yazışmaları devam eden Üniversitemizin bugün itibariyle Mevlana Değişim Programı
kapsamında Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (International University of Sarajevo), Bakü Devlet Üniversitesi (Baku State University), Epoka Üniversitesi (Epoka
University) ile işbirliği protokolü bulunuyor. Bu üniversitelerle öğrenci ve öğretim elemanı değişimlerinin
hangi alanlarda olacağı, Üniversitemizin
Mevlana Değişim Programı internet sayfasındaki ilgili protokollerde yer alıyor.
Değişim programına katılmak isteyen
öğrenciler en az 1, en fazla 2 yarıyıl eğitim için; öğretim elemanları ise en az 1
hafta en fazla 3 ay süreyle dünyadaki yükseköğretim kurumlarında ders vermek üzere
programdan faydalanabilirler. Benzer şekilde, dünyanın
tüm bölgelerinden de öğrenci ve öğretim elemanları
Türkiyeʼdeki yükseköğretim kurumlarına gelebilirler.
Bu program ile kültürlerarası etkileşim ve evrensel yüksek öğrenim hedefleniyor.
Mevlana Değişim Programı kapsamında öğrenci değişimine, Mevlana Değişim Programı Protokolü imzala-
larına göre son değerlendirmeleri yapar ve asil liste internet sitemizde ilan edilir.
Değerlendirme Sonrası Neler Yapılmalıdır?
• Başvurusu kabul edilen öğrenciler, bölüm koordinatörleri ile birlikte, öğrenim protokolü, öğrenci bilgi
formu ve öğrenci yükümlülük sözleşmesini doldurarak
Enstitü / Fakülte / Yüksekokul / MYO aracılığıyla Farabi
Ofisine ulaştırırlar.
• Öğrenciler kendi üniversitesine öğrenim göreceği
döneme ait kayıt harcını yatırarak boş kayıt yaptırırlar.
• Öğrenim protokolünde yer alan derslere bağlı kalmak şartıyla gittiği üniversitede Farabi Değişim Programı öğrencisi olarak ders kaydını gerçekleştirir.
• Öğrencilerin bursları, Farabi Ofisimiz tarafından
aylık olarak düzenlenerek öğrencinin banka hesabına
yatırılır.
Değişim Dönemi Tamamlandıktan Sonra Neler
Yapılmalıdır?
• Öğrenciler öğrenimlerini tamamladıktan sonra karşı
üniversiteden aldıkları öğrenci katılım belgelerini ve
transkriptlerini öğrenci nihai raporuyla birlikte Üniversitemizin Farabi Ofisine teslim etmelidir.
• Öğrencilerin transkriptlerine göre bölüm aracılığıyla dekanlık/yüksekokul yönetim kurul kararıyla öğrencilerin derslerinin denkliği ve not dönüşümü yapılır
ve öğrenci işlerine gönderilir.
mış olan yükseköğretim kurumlarında örgün eğitim
programlarına kayıtlı ön lisans, lisans, yüksek lisans
ve doktora öğrencileri katılabilirler. Ön lisans ve lisans programlarının hazırlık ve birinci sınıfında
okuyan öğrenciler ile hazırlık ve bilimsel hazırlık
dönemlerinde bulunan yüksek lisans ve doktora öğrencileri, esas eğitime başladıkları ilk yarıyıl için
bu programdan faydalanamazlar. Ayrıca,
Mevlana Değişim Programı Protokolü imzalayan yurt içi ve yurt dışı yükseköğretim kurumlarında görev yapan tüm
öğretim elemanları da Mevlana Değişim
Programına katılabilirler.
Mevlana Değişim Programı için
başvurular, 15 Nisan-22 Nisan 2014
tarihleri arasında alınacak.
Program ve başvuru koşulları ile ilgili detaylı bilgilere Üniversitemizin Mevlana Değişim Programı
internet sayfasından (http://mevlana.beun.edu.tr)
veya Yükseköğretim Kuruluʼnun Mevlana Değişim
Programı
internet
sayfasından
(https://mevlana.yok.gov.tr) ulaşılabilir.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
DEĞİŞİM PROGRAMLARI
ÜNİVERSİTESİ
Eylül-Ekim 2013
LLP/ERASMUS Programı Kapsamında Üniversitemizin Anlaşmasının Bulunduğu Üniversiteler
ANLAŞMA YAPAN BEÜ BÖLÜMÜ
MİSAFİR ÜNİVERSİTE
ÜLKE
Macaristan
Farabi Programı
Kapsamında Üniversitemizin
Anlaşmasının
Bulunduğu Üniversiteler
Ereğli Eğitim Fakültesi
College of Dunaûjvaros
Ereğli Eğitim Fakültesi
University Duisburg-Essen
Almanya
Ereğli Eğitim Fakültesi
Universidad de jaen
İspanya
Ereğli Eğitim Fakültesi
Universidad De Granada
İspanya
Ereğli Eğitim Fakültesi
Universitdad de Salamanca
İspanya
Adıyaman Üniversitesi
Ereğli Eğitim Fakültesi
Eötvös Lorand University
Macaristan
Afyon Kocatepe Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi (Biyoloji)
Masaryk University (yeni anlaşma)
Çek Cumhuriyeti
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi (Biyoloji)
Uniwersytet im. Adama Mickiewicza
Polonya
Fen-Edebiyat Fakültesi (Biyoloji)
Universitia degli Studi di Napoli Federico II
Fen-Edebiyat Fakültesi (Biyoloji)
Akademia Techniczno-Humanistyczna w Bielsku-Bialej
Polonya
Fen-Edebiyat Fakültesi (Biyoloji)
University of Ostrava
Polonya
İtalya
İtalya
Abant İzzet Baysal Üniversitesi
Ahi Evran Üniversitesi
Artvin Çoruh Üniversitesi
Akdeniz Üniversitesi
Aksaray Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi (Biyoloji)
Universita'Degli Studi Della Basilicata
Fen-Edebiyat Fakültesi (Biyoloji)
Université de Liége
Fen-Edebiyat Fakültesi (Kimya)
University of Ioannina
Yunanistan
Ankara Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi (Kimya)
Abo Akademi University
Finlandiya
Anadolu Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi (Kimya)
Universitat Politecnica De Valencia
İspanya
Atatürk Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi (Kimya)
Babes Bolyai University Cluj-Napoca
Romanya
Balıkesir Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi (Kimya)
West Pomeranian University of Technology
Polonya
Fen-Edebiyat Fakültesi (Matematik)
Westfalische Wilhems-Universitat Münster
Almanya
Fen-Edebiyat Fakültesi (Matematik)
Technische Universitat Kaiserslautern
Almanya
İktisadi ve İdari Bilimler Fak. (İktisat)
College of Nyiregyhaza
İktisadi ve İdari Bilimler Fak. (İktisat)
Universidad De Granada
İspanya
İktisadi ve İdari Bilimler Fak. (İktisat)
Bialystok University of Technology
Polonya
İktisadi ve İdari Bilimler Fak. (İşletme)
College of Dunaujvaros
İktisadi ve İdari Bilimler Fak. (İşletme)
İktisadi ve İdari Bilimler Fak. (İşletme)
Belçika
Macaristan
Amasya Üniversitesi
Bartın Üniversitesi
Bilecik Üniversitesi
Bitlis Eren Üniversitesi
Celal Bayar Üniversitesi
Cumhuriyet Üniversitesi
Macaristan
Çankırı Karatekin Üniversitesi
Radom Academy of Economics
Polonya
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Petru Maior University of Targu Mures
Romanya
Çukurova Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Bilgisayar Müh)
Petru Maior University of Targu Mures
Romanya
Dicle Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Biyomedikal Müh)
Warsaw University of Technology
Polonya
Dokuz Eylül Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Biyomedikal Müh)
University of Granada
İspanya
Mühendislik Fak. (Biyomedikal Müh)
Ghent University
Belçika
Mühendislik Fak. (Biyomedikal Müh)
Uniwersytet Technologiczno-Przyrodniczy
Polonya
Mühendislik Fak. (Çevre Müh)
Uniwersytet Technologiczno
Polonya
Mühendislik Fak. (Çevre Müh)
Bialystok University of Technology
Polonya
Mühendislik Fak. (Çevre Müh)
Gottfried Wilhelm Leibniz Universit t Hannover
Almanya
Mühendislik Fak. (Çevre Müh)
Universidade do Porto
Portekiz
Gazi Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Elektrik-Elektronik Müh)
University of Cordoba
İspanya
Gaziosmanpaşa Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Elektrik-Elektronik Müh)
Brno University of Technology
Mühendislik Fak. (Elektrik-Elektronik Müh)
Universidad Politecnica de Madrid
Mühendislik Fak. (Elektrik-Elektronik Müh)
Aalborg University
Mühendislik Fak. (Elektrik-Elektronik Müh)
Warsaw University of Technology
Mühendislik Fak. (Elektrik-Elektronik Müh)
Universita Degli Studi di Roma "Tor Vergata"
Mühendislik Fak. (Elektrik-Elektronik Müh)
Universidade Nova de Lisboa
Mühendislik Fak. (Elektrik-Elektronik Müh)
Technische Fachhochschule "Georg Agricola" zu Bochum
Almanya
Mühendislik Fak. (Elektrik-Elektronik Müh)
Petru Maior University of Targu Mures
Romanya
Mühendislik Fak. (İnşaat Müh)
Gottfried Wilhelm Leibniz Universitat Hannover
Almanya
Kafkas Üniversitesi
Mühendislik Fak. (İnşaat Müh)
Bialystok University of Technology
Polonya
Kahramanmaraş Üniversitesi
Mühendislik Fak. (İnşaat Müh)
Lublin University of Technology
Mühendislik Fak. (İnşaat Müh)
Brno University of Technology
Mühendislik Fak. (İnşaat Müh)
Mühendislik Fak. (Jeodezi ve Fotogrametri Müh.)
Mühendislik Fak. (Jeodezi ve Fotogrametri Müh.)
Aristotle University of Thessaloniki
Yunanistan
Mühendislik Fak. (Jeodezi ve Fotogrametri Müh.)
Technische Universitat Wien
Avusturya
Mühendislik Fak. (Jeodezi ve Fotogrametri Müh.)
Universita degli Studi di Firenze
Mühendislik Fak. (Maden Müh)
Akademia Górniczo-Hutnicza (yenilendi)
Polonya
Mühendislik Fak. (Maden Müh)
Technische Fachhochschule "Georg Agricola" zu Bochum
Almanya
Konya Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Maden Müh)
Ruhr University Bochum
Almanya
Marmara Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Maden Müh)
Politechnika Slaska
Polonya
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Maden Müh)
RWTH Aachen University
Almanya
Mersin Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Maden Müh)
Institute of Fundamental Technological Research
Polonya
Muğla Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Makine Müh)
Politechnica University of Bucharest
Romanya
Mustafa Kemal Üniversitesi
Mühendislik Fak. (Makine Müh)
College of Dunaujvaros
Mühendislik Fak. (Makine Müh)
Uniwersytet Technologiczno-Przyrodniczy
Tıp Fakültesi
Charles University in Prague
Tıp Fakültesi
University of Essex
Tıp Fakültesi
University College Cork
Tıp Fakültesi
University of Lund
Tıp Fakültesi
Victor Babes University of Medicine and Pharmacy
Tıp Fakültesi
RWTH Aachen University
Tıp Fakültesi
University of Szeged
Denizcilik MYO
Gdynia Maritime University
Denizcilik MYO
University of Piraeus
Yunanistan
Çaycuma MYO (Turizm İşletmecilik, İşletme)
International University College
Bulgaristan
Çaycuma MYO (Tasarım)
Mendel University in Brno
Çaycuma MYO (Turizm İşletmecilik, İşletme)
Utenos Kolegija
BESYO
University of Thessaly
BESYO
Opole University of Technology (Politechnika Opolska)
Polonya
Trakya Üniversitesi
BESYO
Karkonosze State Higher School in Jelenia Góra
Polonya
Uludağ Üniversitesi
BESYO
Universidade de Coimbra
Portekiz
Yıldız Teknik Üniversitesi
Dumlupınar Üniversitesi
Ege Üniversitesi
Erciyes Üniversitesi
Erzincan Üniversitesi
Fırat Üniversitesi
Çek Cumhuriyeti
Giresun Üniversitesi
İspanya
Hacettepe Üniversitesi
Danimarka
Harran Üniversitesi
Polonya
İtalya
Portekiz
Hitit Üniversitesi
İnönü Üniversitesi
İstanbul Üniversitesi
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi
Polonya
Karabük Üniversitesi
Çek Cumhuriyeti
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Zilinska Univerzita V Ziline
Slovakya
Kastamonu Üniversitesi
Gottfried Wilhelm Leibniz Universitat Hannover
Almanya
İtalya
Macaristan
Polonya
Çek Cumhuriyeti
İngiltere
İrlanda
Kırıkkale Üniversitesi
Kilis 7 Aralık Üniversitesi
Kırklareli Üniversitesi
Kocaeli Üniversitesi
Namık Kemal Üniversitesi
Nevşehir Üniversitesi
Niğde Üniversitesi
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
İsveç
Ordu Üniversitesi
Romanya
Osmangazi Üniversitesi
Almanya
Pamukkale Üniversitesi
Macaristan
Rize Üniversitesi
Polonya
Sakarya Üniversitesi
Çek Cumhuriyeti
Litvanya
Yunanistan
15
Selçuk Üniversitesi
Siirt Üniversitesi
Sinop Üniversitesi
Süleyman Demirel Üniversitesi
16
B
SAĞLIK
Eylül-Ekim 2013
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
ŞEKER HASTALIĞI ve ŞİŞMANLIĞI NEDEN/NASIL ÖNLEMELİYİZ?
Doç. Dr. Taner Bayraktaroğlu
Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı
Ağırlık artışı ve şeker yüksekliği neden önemlidir?
En önemli tüketim ve yakıt elemanlarımız olan besinleri sağlığı-
Normal kilolu erkeklerde ağrılığın % 15-18ʼi, kadınların ağırlığı-
çabaları henüz devam etmektedir. En çok kullanılan besinlerle alı-
mızın devamlılığı için gereken ölçüde almamız gerekmektedir. Vü-
nın ise % 20-25 kadarı yağ kütlesidir. Erkeklerde %25, kadınlarda
nan yağların dolaşıma geçmesini engelleyen, iştahı azaltan tür ilaç-
cudumuzda sağlığımızdan sorumlu sistemlerin, bunları oluşturan
da % 30 üzerinde ve sağlığı bozacak yükseklikte ise buna obezite-
lar hekimlerin denetiminde verilmektedir. Ağırlığın önemli bir
organlar, dokular ve en küçük birimi hücrelerin sağlığı da bu şe-
şişmanlık-denir. Beden kitle indeksi (BKİ) yağ kütlesi artışı göster-
kısmının azaltılmasını da sağlamaktadır. Bazı diyabet ilaçları tedavi
kilde düzenlenmektedir.
gelerinden birisidir. Buna göre 25 kg/m2 üzeri değerler şişmanlık
sırasında önemli ağırlık kaybı da sağlamaktadırlar. Bunun dışında
En küçük birimlerden hücrelerin yapı taşları ve enerji ihtiyaçları
sorununun başladığı değerlerdir (Tablo 3). Şişmanlıkta artan yağ
kontrolsüz sunulanların sorun yaratabileceği ve uzun süreli olma-
karbonhidratlar, proteinler ve yağlardan karşılanmaktadır. Gerek-
kütlesi birçok yollardan insulin etkisini engeller. Kanda şeker nor-
yacağı akılda tutulmalıdır.
tiğinde depolar ve gerektiğinde de tüketir. Herhangi bir nedenle
mal sınırlarda tutulamaz hale gelir. İlk zamanlar açlıkta hafif yük-
Cerrahi olarak mide hacmini küçülten veya besin emilimini azal-
bu süreçlerde sapma olduğunda sağlığımız bozulmaktadır. Böylece
sek (100-125 mg/dl) ama şeker hastası dedirtmeyecek düzeyde ve
tan girişimlerin ağırlığı azaltmada olumlu etkileri vardır. Uzun dö-
en sık karşılaştığımız şeker hastalığı ve ona yatkınlığın yanında bir-
toklukta da glukoz düzeyi düşük ölçülebilir. Tokluktaki düşüklük
nemde eksilen vitaminlerin yerine konması önem arz edebilir.
çok soruna neden olan şişmanlık hastalığı kendini göstermektedir.
uyarılan ve artan fazla insulinle olmaktadır. Özellikle şeker hasta-
Cerrahi öncesi beslenme, psikiyatrik, kardiyolojik, göğüs hastalık-
Kanda belli bir düzeylerde bulunması gereken glikoz (şeker), in-
lığına yatkınlığın erken dönemleri bu şekilde geçer. Şeker düşme-
ları açısından değerlendirmeler elzemdir. Cerrahi sırasında ve son-
sulin tarafından kontrol edilemeyince yükselmeye başlar. Şeker,
sini engellemek için uygunsuz ve fazla şekerli yenen besinler bunu
rasında yaşanabilecek durumlarla ilgili yeterli bilgi sahibi
hücrelerin içine giremeyince açlık sinyalleri belirir. Damar içeri-
iyice kamçılar ve hızlandırır.
olunmalıdır.
sinde dolaşan kanda yüksek ve bol olmasına rağmen hücre içi dü-
Tablo 3: Ağırlığın sınıflandırılması ve şişmanlık (obezite)
Şeker Hastalığına Yönelik Koruyucu ve Tedavi Edici Yöntemler
şüktür. Açlık sinyali vücutta ilgili yerler tarafından önemsenir.
1. Beden kitle indeksi (BKİ) 18kg/m2 altında bulunması zayıf,
Kanda şeker düzeyini normal sınırlarda tutmanın yanında kas,
Karaciğer glukoz üretmeye başlar. Bunun için yağlar ve proteinler
düşük ağırlıklı
yağ ve diğer dokularda hücre içinde tüketiminin sağlıklı olmasını
çözünür. Bu da vücudun kendini sindirmesi anlamına gelir. İyice
2. BKİ 18-25 kg/m2 arasına normal,
sağlamak tedavinin temelini oluşturmaktadır. Kalp, damar, beyin,
yükselen şeker damar içinde pıhtılaşmaya ve tıkanmaya yatkınlık
3. BKİ 25-30kh/m2 arası kilo fazlalığı, toplu, hafif şişman
göz, böbrek ve diğer organlardaki sorunları erken fark ederek or-
oluşturur. Bütün organlar içerisinde onları besleyen veya saran
4. BKİ 30 – 40 kg/m2 ise obezite (şişmanlık)
taya çıkması engellenmek ve tedavi etmektir
büyük veya küçük damarlar vardır. Damarların iç yüzeyini örten
5. BKİ 40 ve üzeri ise şiddetli obezite, morbid obez
endotel ve altındaki dokular hasarlanır. Erken damar sertliği nede-
Not: BKİ, vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m) karesine
niyle bütün dokular, organlar ve sistemlerde bozulmalar ortaya
bölünmesiyle bulunur (BKİ=kg/m2).
Sık aralıklı ve ölçülü beslenme esastır. Yukarıda belirtilen şekilde
besinlerin yakılması için yeterli egzersiz yapılmalıdır. Varsa kilo fazlalığı ve şişmanlık önlenmelidir. Şişmanlığa ve kilo fazlalığına gidiş
engellenmelidir.
çıkar. Körlük, kalp krizi, felçler, böbrek yetersizliğine bağlı diyaliz
Şişmanlık ve Şeker Hastalığına Yönelik
ihtiyacı ve tansiyon yükseklikleri gibi birçok sorunlar böylece ken-
Koruyucu Yöntemler ve Tedavi
dini göstermeye başlar. Ayrıca artan 200 mg/dl üzerine çıkınca bö-
Şişmanlık veya şeker hastalığı bulunsa da sağlığı koruyacak ve
şekilde dışarıdan vücuda alınması gerekmektedir. Farklı insulinle-
rekler aracılığıyla atılır. Beraberinde su, sodyum, potasyum ve diğer
organlarımızı bozmayacak yöntemlerle koruyucu tedbirler alın-
rin yeterli ve uygun dozda alınması ketoasidoz ve koma gibi hayatı
minerallerin kaybına neden olur. Şekeri, suyu, tuzu tutamayınca
malıdır. Bunlar da geçmişten günümüze giderek artan ve belirli so-
tehdit edecek sorunları engelleyecektir. Gün boyunca hücresel faa-
önemli beyin, kalp ve böbrek gibi önemli organlar korunmaya ça-
nuçlara ulaşan bilimsel yöntemleri olması gerekmektedir.
liyetlerin devamı için ve yemek sonrası kan şekerini kontrol için in-
İnsulini hiç olmayanlarda pankreasdan üretilen insuline benzer
lışılsa da komaya yönelince bazı organ hasarları ile komaya doğru
Yaş, cinsiyet, aileye ait genetik özellikler değiştirilemez faktör-
sulin enjeksiyonla alınan bir hormondur. Peptid yapıda olması
gidiş olur. Kan şekerini dengelemede pankreastan salınan ve
lerdir. Bunun yanında davranışlarımızı değiştirmek, sigara, alkol,
nedeniyle ağızdan alınınca sindirildiğinden dolaşıma katılamaz ve
önemli bir açlık hormonu olan insulin hiç yoksa yağların enerjiye
gibi sağlığı bozucu faktörlerin yönetilmesi elimizdedir. Bu gerçek-
fonksiyonlarını yapamaz.
çevrilmesi engellenemez. Yağlar çözüldükçe ketonlar birikmeye
lerle mücadeleyi benimsemek şeker hastalığı ve şişmanlık ile mü-
İnsulini var olan ve etkisi zayıf olanlarda beslenme ve ağırlığın
başlar. Asidik olmaları da eklenince ketoasidoz komasına yönelim
cadelenin ilk basamağıdır. Birey bu konuda istekli olması ise
kontrolü için yapılan egzersizler direnci düzeltir. Beslenme ve eg-
müdahale edilmezse engellenemez hal alır. İnsulini var ve etkisi az
başarının bir parçasıdır. Doğrulara olan güvenin kaybedilmemesi
zersizin başarısız olduğu hiçbir zaman düşünülmemelidir. Bu ko-
olan durumlarda (şişmanlık) ketoasidoz oluşumu engellenir.
ve ömür boyu da sürdürülmesi kaçınılmazdır.
nuda güvensizlik olmamalıdır. Beslenmeye dikkat edilirken yeterli
Şişmanlığa Yönelik Koruyucu ve Tedavi Edici Yöntemler
egzersizle ağırlığı kontrol etmeye rağmen göstergeleri hedeflere
Vücudumuzdaki metabolik ve hormonal olaylara uyum sağlamış
yaklaştırmak için ağızdan veya enjeksiyonla alınan diyabet ilaçla-
Tablo 1: Şeker Hastalığına ait güncel tanı kriterleri
bir süreci yönetmek bazı zorlukları içermektedir. Yemeğin beyinde
rından faydalanırız. Beslenmeye dikkate, egzersize, ağrılığın kont-
1.Açlık kan şekeri 126 mg/dl ve üzeri ölçülmesi veya
verdiği hazzın temelde bir hediye algısı olduğunu biliriz. Tokluk
rolüne ve ağızdan kullanılan ilaçlara rağmen kan şekeri hedefleri
2.Şeker yükleme testinde 2.saat kan şekeri 200mg ve üzeri öl-
merkezimiz her zaman bunu isteyecektir. Açlık ve tokluk hormon-
sağlanmadığında, ilaçların yan etkileri çıkacağı düşünüldüğünde,
ları bu dengeyi sağlamaktadır. Bizim de bir günlük organlarımızın
hamilelikte insuline geçme ihtiyacı duyulabilir. Tekli, ikili, üçlü,
ihtiyacı kadar yeterli besin almamız ve uygun şekilde de tüketme-
dörtlü veya beşli insulin enjeksiyonu yanında insulin pompa ci-
miz bu dengeyi olumlu yöne kaydıracaktır. Bilimsel veriler vücut
hazlarıyla insulin ihtiyacı karşılanmaktadır.
Şeker hastalığı biyokimyasal bir süreçtir ve hastalık tablosu laboratuarda belli kriterlerle tanınır (Tablo 1).
çülmesi veya
3.Çok su içme, çok idrara gitme, kilo kaybı, yeme yeme isteği olduğunda kan şekeri 200 mg/dl üzeri ölçülmesi veya
4.Glikozillenmiş hemoglobin(HbA1C, A1C) * oranının %6.5 ve
üzeri olması
*Özellikle laboratuvar yöntemi (yüksek performanslı likit kromatografi yöntemi) ile ölçülmesi önemlidir ve daha çok şeker hastalığı takip parametresidir.
Tablo 2: Metabolik sendrom kriterleri
1.Bel çevresi erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm ve üzeri
2.Kan basıncı 130/85mmHg üzeri ölçülmesi veya hipertansiyon
ilacı kullanıyor olması
ağrılığının % 10 kadarını 6-12 ayda verilmesi ile kalp ve damar has-
Aşırı şişmanlığa yönelik yapılan bariatrik cerrahi işlemlerinin
talıkları gibi önemli olayları, şeker hastalığının ortaya çıkmasını %
şeker hastalığını önleyici sonuçları, pankreas rezervi olanlarda in-
50 kadar azalttığına işaret etmektedir.
sulini azaltmaya ya da kesmeye kadar olumlu etkileri bilinmekte-
Beslenme, sık ve aralıklı olmalıdır. İçeriğinde ise beslenme uz-
dir. Seçimin ve cerrahinin uygun şartlarda ve kişilerde uygulanması
manlarının önerdiği gıdalar ölçüsünü geçememesi gerekir. Tek tip
önemlidir. Pankreas nakli böbrek nakli olacak diyabetik hastada
beslenme uzun dönem sürdürülemez.
yapılabilmektedir. Ancak adacık hücre nakli ve yapay pankreas uy-
Günlük aktivitelerde arabaları biraz az kullanacak davranışlar
göstermeliyiz. Açlık ve yemek yendiği anda egzersiz yapılması
gulamaları gibi ileri düzeyde ve fizyolojiyi sağlayacak uygulamalar
çok kısıtlıdır ve araştırmaları tamamlanmamıştır.
sorun teşkil edebilir. Yemekten bir saat geçtikten sonraki mide bo-
Çocukluk, ergenlik, yetişkin ve ileri yaşlarda metabolik açıdan
3.Trigliserid 150 mg/dl üzeri veya ilaç kullanıyor olması
şalma süresi geçtikten sonra onar dakikalık yürüyüşler iyi bir eg-
hedefler farklılık gösterebilir. Açlık kan şekeri, toklukta kan şekeri,
4.HDL-kolesterolü erkeklerde 50 mg/dl altında, kadınlarda 40
zersiz kadar olumlu sonuçları vardır. Günlük yarım saat ve haftanın
üç aylık kan şekeri göstergesi glikozillenmiş hemoglobin, kan yağ-
her günü yapılacak egzersiz en çok önerilenidir. Kalp hızına göre
ları, kan basıncının-tansiyonun- normal olması, kilonun normal
5.Açlık kan şekerinin 100 mg/dl üzeri ölçülmesi
davranılmalıdır. Hedef kalp hızının (220-yaş) %80-85 kadarına ula-
veya normale yakın tutulması, kalp, damar, göz ve böbrek gibi or-
Not: Üç kriterin birlikte bulunması Metabolik Sendrom olarak
şılması egzersizin yeterli olduğunu gösterir. Aşırı şişmanlarda bir-
ganların çalışmalarının normal düzeylerde sağlanması ile uzun dö-
kaç dakikada bu hıza ulaşılacağı akılda tutulmalıdır. Buna dikkat
nemde kal krizi, körlük, böbrek yetersizliği, felçler ve benzeri
Özellikle vücutta yağ kütlesi artınca kan şekeri kontrol edilme-
edilmelidir. Zamanla kondisyon arttıkça bu süre daha uzayacaktır.
önemde diğer organ bozukluklarının engellenmesi tedavinin tü-
meye, kan yağlarında yükselme, kan basıncında artış kendini gös-
Bitkilerin kabaca karbonhidrat içeriği azdır. Lif içerdiğinden ve
termektedir. Burada metabolik bozukluklar öncelikle organlardaki
olgunlaşmamış hallerinin zaten kalorisi düşük olması nedeniyle
artan yağlanmayla paraleldir. İnsulin direnci adıyla tanımlanan ve
olumlu birer besin kaynaklarıdır. Kolayca ulaşılması nedeniyle özel-
belli kriterlere dayalı tanımlanan Metabolik Sendrom adlı bu du-
likle uzak diyarlardan parayla satın almayı da gerektirmez.
mg/dl altında olması
kabul edilmektedir.
münü kapsar.
Sonuç
Çağımızın artan sıklıkta önemli birer sağlık problemi haline
gelen şişmanlık ve şeker hastalığına yönelik her türlü mücadele ya-
rumun belirli bir nedeni de yoktur. Farklı nedenlerle de benzer
Tıbbi anlamda ilaçların sayısı azdır. Çünkü her bireyde farklı yol-
pılmalıdır. Normalden sapan ağırlık, glukoz ve insulin ile diğer hor-
tablo oluştuğundan sendrom tanımlaması yapılmıştır. Kandaki in-
lardan şişmanlık ortaya çıkmaktadır. Altta yatan tiroid hormon ek-
monlar arasında uyumun iyi yönde sağlanması gerekir. Bu
sulin ve glukozun birbirine oranından daha kıymetli bel çevresinin
sikliği, cinsiyet hormon eksiklikleri, kortizol fazlalığı gibi durumlar
mücadelede başarılı olmak için seçilecek yöntemler hekim kontro-
ölçümü önemli göstergelerden birisidir (Tablo 2).
tedavi edildiğinde şişmanlık düzelmektedir. Birçok ilaç geliştirme
lünde ve bilimsel veriler ışığında gerçekleştirilmelidir.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
HABER
Eylül-Ekim 2013
17
Yeni Akademik Yıl Açılışı
ve Bayramlaşma Kokteyli
Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Yeni Akademik Yıl
Açılışı ve Bayramlaşma Kokteyli, akademik ve idari
personelin katılımıyla, 21 Ekim 2013 tarihinde gerçekleştirildi. Üniversitenin tüm akademik ve idari
personelini, BEÜ Akademik Personel Yemekhanesinde ağırlayan Rektör Prof. Dr. Mahmut Özer, Üniversite çalışanlarına özverili hizmetleri dolayısıyla
teşekkür etti. Üniversitenin en önde gelen paydaşlarından personelin her fırsata bir araya gelmesinin,
kurum içi iletişimin gelişmesi yönünde önemli katkılarda bulunduğunu söyleyen Özer şöyle konuştu:
“BEÜ ailesinin her bir üyesiyle birlikte Üniversitemizi her geçen gün büyütüyor, geliştiriyoruz. Bilginin üretildiği ve öğrencilere aktarıldığı kurumlar
olan üniversitelerin gençlerimizin ve ülkemizin geleceğinde taşıdığı önemin bilincindeki personelimizle gelecekte de pek çok başarılı çalışmaya imza
atacağımıza gönülden inanıyorum. Çünkü bizler, ülkemizde ve dünyada adını duyuran bir üniversite
olma konusunda kararlıyız. Bu amaçla, öğrencisi,
akademisyeni ve idari personeliyle hiç durmadan çalışıyoruz ve birlikte başarıyoruz.”
BEÜ Devlet Konservatuvarından
yılın ilk konseri
BEÜ Devlet Konservatuvarı Müdürlüğüʼnün Oryantasyon Programı, 24 Ekim
2013 tarihinde Prof. Dr. Arif Amirov Konferans Salonuʼnda gerçekleştirildi. Programa Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhlis Bağdigen, Prof. Dr. Orhan Uzun, Devlet
Konservatuvarı öğretim elemanları ve öğrencileri katıldı. BEÜ Devlet Konservatuvarı, program sonrasında 2013-2014 yılının ilk konserini verdi.
Yaylı Kuartet dinletisi büyük beğeni topladı
BEÜ Devlet Konservatuvarı Müdürlüğüʼnün Oryantasyon Programı Prof. Dr. Arif
Amirov Konferans Salonuʼnda gerçekleştirildi. Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü
öğrencilerinin Yaylı Kuartet dinletisi ile başlayan programda konuklara müzik ziyafeti sunuldu. Opera Ana Sanat Dalı öğrencilerinden Çağdaş Likʼin seslendirdiği
parça ve Öğr. Gör. Melike Bolatʼın yönettiği öğrenci korosunun seslendirdiği eser
büyük beğeni topladı.
Emeği geçenlere teşekkür eden Devlet Konservatuvarı Müdürü Yrd. Doç. Dr. İlker
Kömürcüʼnün yaptığı konuşmanın ardından “Konservatuvarımız” temalı slayt ve
video gösterileri sunuldu. Programın sonunda Çalgı Yapım Bölümü öğrencilerinin
atölye ürünlerinin yer aldığı sergi gezilerek davetlilere bilgi verildi.
18
B
EDEBİYAT - ETKİNLİK
Eylül-Ekim 2013
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
Ünlü Edebiyatçı Beşir Ayvazoğlu,
Üniversitemizin konuğu oldu
tTürk edebiyatının yaşayan en güçlü kalemlerinden Beşir Ayvazoğlu, Üniversitemizin konuğu
olarak Zonguldakʼa geldi. Ayvazoğlu, 23 Ekim
2013 tarihinde düzenlenen “Biyografi Yazarlığı”
konulu konferansıyla, öğrenciler ve Zonguldaklılarla buluştu.
Üniversitemiz Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü tarafından hazırlanan ve Beşir Ayvazoğluʼnun yaşamı ve eserlerini anlatan kısa
filmin gösterimi ile başlayan konferansı, BEÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muhlis Bağdigen ve Prof.
Dr. Orhan Uzun, Üniversite personeli, öğrenciler,
sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve vatandaşlar izledi.
“Biyografisini yazacağınız kişinin beyin
kıvrımları arasında dolaşmanız gerekir”
Beşir Ayvazoğlu biyografi yazarlığına nasıl başladığını, Yahya Kemalʼe bir borç ödemek gibi düşünerek yazdığı “Eve Dönen Adam” adlı eserini
örnek vererek anlattı. Edebiyat dünyası içinde biyografinin temel bir ihtiyaç olduğunu ve biyografi
yazmanın tarihin bir
dönemine ışık tutmak anlamına gel-
diğini vurgulayan Ayvazoğlu şunları söyledi: “Biyografi, edebiyat tarihinin her döneminde vardır
ve temeli araştırmacılıktır. Bu araştırma, bir polisiye maceranın izini sürmek gibidir. Macera içerisinde bilginin bilgiyi çağırdığını görürsünüz. Bu da
sizin tutkunuzu arttırır. Modern biyografi, bilinen
klasik biyografiden daha farklıdır. Yazar, bir kişinin herkes tarafından bilinen yaşam sürecinin dışına çıkarak, o yaşamın daha derinlerine uzanır.
Biyografisini yazacağınız kişinin beyin kıvrımları
arasında dolaşmanız gerekir. Merak etmeniz gerekir, heyecan duymanız gerekir. İyi bir biyografi
yazmak için anlatacağınız kişiye ait her şeyi okuyacaksınız. Eserlerini, bulabilirseniz ona ait mektupları. Hatta faturaları ya da bir röntgen filmi bile
size pek çok kapı açabilir. Yazar eğer sınır tanımıyorsa, kişinin özel yaşamını dahi ayrıntılı olarak
araştırır. Biyografisi kaleme alınan ünlü kişi, müzisyen, yazar, şair, kim ise; yaşamı toplum tarafından merak ediliyordur. Kişi halka aittir. Yazarken
de onu bir proje olarak görmeye başlarsınız. Sıradan insanların da biyografisi yazılabilir elbette.
Bugün bu yapılmıyor. Toplumda pek çok ilginç
şahsiyet karşınıza çıkabilir. Bu da gelecekte yazılacaktır, diye düşünüyorum.”
BEŞİR
AYVAZOĞLU
“Bir adamın hayatını yeniden, onun
yerine yaşıyorsunuz…”
Ayvazoğlu, biyografilerini kaleme alırken, araştırmaları sırasında yaşadığı sıkıntıları şöyle ifade
etti: “Araştırma yaparken çok fazla sıkıntı yaşıyorsunuz elbette. Kütüphanelerde araştırdığınız bir
eserin sizin için en önemli sayfası yırtılmış olabiliyor. Küçük bir bilgi kırıntısının peşinden aylarca
koşuyorsunuz. Bu iş bir bina inşa etmek gibidir;
küçük taşları, tuğlaları yerine koyarak tamamlıyorsunuz yapıyı. Bir adamın hayatını yeniden,
onun yerine yaşıyorsunuz. Sonuçta yazdığınız kişi
ile duygusal bir bağ oluşturuyorsunuz. Burada sınırların belirlenmesi çok önemlidir. Biyografi yazarı tarafsız olmak zorundadır. Hataları, sevapları,
iyi yönleri, kötü yönleri karşısında öyle duracaksınız ki, her yönü eşit olarak dağıtacaksınız kitabınıza. Ayrıca kişinin hayatını yazarken eserlerini
bir bütünlük içinde kaleme almalısınız. Hayatı bir
yanda, eserleri bir yanda olursa bu bütünlükten
uzaklaşır. Eserler, hayatın akışı içinde bir parça
gibi yerleşmelidir kitaba. Çoğunuz öğrencisiniz, dilerim sizlerin arasından da çok iyi biyografi yazarları çıkar.”
Okuduğu ve yazdığı gibi yaşanmış, soluksuz ve ama
Şiir, roman, deneme, araştırma, biyografi, portre, es
sözünü ağyardan sakınmamış bir edebiyatçı, bir yaz
Akifʼin burnunda tüten Anadolu, Cemil Meriçʼin Işık
Şeyh Galibʼi, Peyami Safaʼyı, Yahya Kemalʼi, Ahmet H
Kırk beş yıldır süren bu serencam ahengi, mahsulle
Kitaplar, ödüller, röportajlar, makaleler… Kadirşina
Beşir Ayvazoğlu: Anlatmanın Üstadı, Yazmanın ve Y
Edebiyatı Yurt Edinmiş Efsunlu Kahramanların Coğ
Beşir Ayvazoğlu: Biyografi Yazarlığının Bibliyografy
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
EDEBİYAT - ETKİNLİK
Eylül-Ekim 2013
19
TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN GÖZÜNDEN
BEŞİR AYVAZOĞLU ve BİYOGRAFİ YAZARLIĞI…
Özge Şimşek
Türk Dili ve Edebiyatı 3. Sınıf
''Edebiyat tarihi merakla başlar'' diyerek başladı konuşmaya Beşir Ayvazoğlu. ''Kolları sıvayıp bir kütüphanenin içine dalmak lazım. Orada yeni keşiflerin
peşinden koşarsınız. En güzeli de, bir şeyi ararken aramadığınız hâlde bulmaktır'' diye ekledi. Nitekim onun
biyografileri bu şekilde ortaya çıkmıştı. Kendisinin de
söylediği gibi, ''Kitap meraklısı sahaf dükkânında eşinir.'' O da merakla başlamış, bir kitap içinden birçok kitabın doğduğuna çoğu kez şahitlik etmişti. Bu durumu,
Peyami Safa biyografisinin içinden Ahmet Haşim'in çıkmasını örnek vererek açıkladı.
''Birinin hayatını yazmak isteyen yazar, ne kadar bilgiye sahip olması gerekiyorsa ona ulaşmalıdır. Örneğin;
kitaplarına, mektuplarına, elektrik faturasına, dişlerinin
filmine vs.'' İşte bunları söylerken Ayvazoğlu, eski biyografi yazarlarının yasakları olduğuna ama modern biyografi yazarlarının bir sınırı olmadığına değindi.
Bir adamın hayatını dile getirmek kolay değildi elbet.
Çünkü yazar o adamın hayatını yazarken onun yerine
hayatı yaşıyordu. Böylelikle yazanla yazılan kişi arasında duygusal bir şeyler başlıyordur. Bu durumun tehlikeli olduğunu söyleyen Beşir Ayvazoğlu, eğer buna
önlem alınmazsa yazılan kişinin meddahı olunacağından söz etti. Ayvazoğlu, acemi bir yazarın, biyografisini
yazdığı kişiden put yaratabileceğini o yüzden bu alanda
tecrübenin şart olduğunu vurguladı.
Yazar, onu dinleyen herkesin kendi kendine sorduğu
''Sadece tanınmış kişilerin mi biyografisi yazılır?'' sorusunu duymuş olmalı ki, ''Evet sıradan insanların hayatı
yazılmaz ama büyük insanların hayatı önemlidir diye
de bir şart yoktur. İşte yazar bakmasını, görmesini biliyorsa o sıradan insanların derinliğine de inebilir ve oradaki inciyi bulabilir'' dedi.
Son olarak Ayvazoğlu, biyografi yazarlığı için, ''Her
yazar kendi Ahmet Haşim'ini, Peyami Safa'sını yazar” diyerek biyografinin kaçınılmaz öznel yanına değinerek,
derinden etkilendiği insanların biyografisini yazarken
bir bakıma hesaplaşma yaşadığını dolayısıyla her yazdığı metnin diğer yazacağı metnin zeminini oluşturduğunu söyledi.
Nurgül Gültekin
Türk Dili ve Edebiyatı 2. Sınıf
Bir şair, bir yazar hakkında yeni bir bilgiye ulaşmanın en zor olduğu dönemlerde bile, yazarın büyük çaba
sarf ederek Peyami Safa, Tarık Buğra, Yahya Kemal,
Ahmet Haşim gibi edebiyatımızın güçlü kalemlerinin
hayatlarını yeniden inşa ederek anlatması beni en çok
etkiledi. Birçok imkâna sahip olduğumuz hâlde hiçbir
hareket emaresi göstermeyip ve en kötüsü böylesine
kıymetli işleri dert edinmediğimizi görünce üzüldüm
açıkçası.
Bu konferans ne mi öğretti? Sahip olduğumuz imkânları kullanmamanın neler kaybettirdiğini, çok zeki
olmanın aslında gerekli olmadığını sadece azim, kararlılık ve en önemlisi sabırla neler elde edilebileceğini
Üstat Beşir Ayvazoğluʼnun kendi hayatından da verdiği
birkaç örnekle yeniden hatırlamış oldum.
Bunlar konferansın genelinden sadece üç-beş kısa
not, söylenecek söz çok elbette. Başından sonuna gerçek manada istifade edebildiğim, hiç bitmesin istediğim
bir konferanstı. Orada olmak kaçırılmayacak bir fırsattı
gerçekten...
Tahir Aydın
Türk Dili ve Edebiyatı 2. Sınıf
Beşir Ayvazoğlu, ilk yazısının bundan 45 yıl önce 15
yaşındayken yayımlandığını söyledi. Yazar, insanların
belli bir birikime sahip olduklarında o güne kadar etkilendikleri kişilerle hesaplaşmak istediğini söylüyor. Gazeteciliğin öneminden bahsederken çok mühim bir
meslek olduğundan, birçok insandan daha önce bilgi,
belge ve resimlerle tarihe ışık tutan ve günün vizyonunu
gösteren bir kulvar olduğundan bahsediyor. Metinler
arası ilişkiden söz ederken Ahmet Hamdi Tanpınar'ın
‘Huzurʼ adlı romanını örnek gösteren Ayvazoğlu, biyografinin temel bir ihtiyaç olduğunu, İslam'da da 'Siyer'
şeklinde yerinin bulunduğunu kaydediyor.
Zehra Güneyli
Türk Dili ve Edebiyatı 3. Sınıf
Her nedense Ayvazoğlu'nun anlattıkları kafamda
genel itibariyle iki kelimeyi çağrıştırıp bunun çevresinde gelişen düşünce yumağına dönüştü. Uzun soluklu
anlatımına devam ederken kurduğu her cümlede kendi
tasarladığım algılarla bir film şeridi akıp gidiyordu. Evet,
'kömür' ve 'elmas' ikilisi üzerinden konferansın akışına
dâhil oluyordum. Kömür ve elmas, karbon atomlarından meydana geliyordu. Fakat bunları birbirinden ayıran, karbon atomlarının diziliş şekliydi. Serbest
dağılımda dizilen karbon atomları kömürü oluştururken, kübik kristal yapı meydana getirecek şekilde diziliş gösteren yapıysa elması oluşturuyordu. Bu uzaydaki
diziliş farkı olayı salonun atmosferiyle birlikte Beşir Ayvazoğlu'nun anlatımıyla o dakikada aklıma gelmişti.
Elmas sert ve çevresiyle reaksiyona girmeyen bir
maden olma yönüyle dikkat çeker. Edebiyatın dev isimlerini de bu bağlamda düşünürsek kendine has fikirleri
olan ve çevresindeki düşüncelerden, akımlardan, topluluklardan etkilenmeyen, kendi çizgisini oluşturmuş çınarlar olarak zikretmemiz pekâlâ yanlış olmaz.
Öyle çınar olmak da kolay değildir hani. İşin ehli olabilmek için köklerini derinlere salabilmek, uzun bir
dönem beslenebilmek şarttır. Tıpkı karbon atomlarının
yolculuğu gibi... İlk durağı kömürdür bunun. Yerin altında belli bir sıcaklık ve basınç gereklidir. Elmasta yüksek sıcaklık ve yüksek basıncın yanı sıra uzun yılların
geçmesi esastır.
İşte tam da bu noktada belleğimde Mevlâna'nın bir
cümlesi yankılanıyor: ''Hamdım, piştim, yandım!''
Bu cümlenin devamı olarak ben de şu ifadelerimi eklemek istiyorum: Hamsan kömürsün, piştiysen granit,
yandıysan elmas... Kömürün gideceği son durak ateşse,
elmas yolunda bir yolculuk bizim olsun!..
ansız bir serüven onunkisi...
stetik, resim, musiki... İnsana, hayata, edebiyata, sanata meyletmiş bir serüven... Kalemine hile katmamış,
zar, bir mütefekkir...
k Doğudan Gelir diye tarif ettiği Bu Ülke, Karakoçʼun Dirilişʼi, Necip Fazılʼın Büyük Doğuʼsu ona emanet şimdilerde...
Haşimʼi, Neyzenʼi, Tarık Buğraʼyı dost edinirsiniz satırlarında, yaşarsınız onlarla, konuşursunuz… Bir ahde vefa gibi yazdıkları, borç öder gibi, Fatiha okur gibi...
eri, yansımaları ile en bütünlüklü ve en mükemmel roman aslında okuyana...
as ruhların bütün iklimlerini kuşatan bir ömrün düşünen, üreten, miras bırakan alın terleri gibi...
Yaşamanın Ahkamı...
rafyası...
yası!..
M. Sırrı Galip
20
Eylül-Ekim 2013
ÜNİVERSİTE
BEÜ Türkçe Yaz Okulu
başarısını sertifika GENÇSİN
töreni ile taçlandırdı
Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü ve
Üniversitemizin işbirliğinde, Türkçe Öğretimi, Uygulama Ve Araştırma Merkezi
Karaelmas TÖMER tarafından gerçekleştirilen Türkçe Yaz Okulu sona erdi. Yaz
Okuluna katılan öğrenciler için 19 Ağustos 2013 tarihinde, Prof. Dr. Arif Amirov Konferans Salonunda sertifika töreni düzenlendi.
Törende öğrenciler adına bir konuşma yapan Mısırʼlı öğrenci Hajer Halaby,
Türkiyeʼde ve yaz okulu sürecinde yaşadıklarından örnekler vererek, Türkçe
öğrenmenin ve Türk kültürünü yakından tanımanın mutluluğunu yaşadığını
söyledi. Halaby konuşmasını “ailem” olarak nitelediği öğrenci arkadaşlarına ve
hocalarına teşekkür ederek tamamladı.
Hacer Halabyʼnin ardından konuşma yapan Karaelmas TÖMER Müdür
Vekili Yrd. Doç. Dr. Musa Demir, yaz okulu organizasyonu hakkında bilgiler verdi ve öğrencilerin bu süreç içerisinde yaptıkları farklı etkinliklere değindi.
BEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Uzun ise törende yaptığı konuşmada, Üniversitemizde on dokuz farklı ülkeden üniversiteli genci ağırlamaktan mutluluk duyduklarını ifade ederek, Bülent Ecevit Üniversitesinin
uluslararası girişim ve gelişimleri hakkında bilgi verdi. Yaz okuluna katılan öğrencilere akademik kariyerlerini üniversitemizde yapabileceklerini
vurgulayan Prof. Dr. Orhan Uzun, ülkelerine döndüklerinde Türk kültürünü, Zonguldakʼı ve özellikle Bülent Ecevit Üniversitesini anlatmalarını
istedi. Uzunʼa konuşmasının sonunda yaz okulu öğrencileri tarafından teşekkür çiçeği sunuldu.
Konuşmaların ardından Ferid CAFERİ (Azerbaycan) Bülent Ecevitʼin
Yarın, Mirela Denisa Petrişor (Romanya) Necip Fazıl Kısakürekʼin Beklenen ve Nandor Tresyanzki (Macaristan) Cahit Sıtkı Tarancıʼnın
Memleket İsterim adlı şiirlerini seslendirdiler. Tören, öğretim üyeleri
tarafından öğrencilere sertifikaların verilmesinin ardından sona erdi.
Sertifika töreninin ardından Teras
Kafeʼde düzenlenen akşam yemeğinde öğrenciler ülkelerinin birbirinden
renkli
dans
ve
müziklerinden örnekler sundular.
Hajer Halaby
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
H. Eren TAŞ
Sinema Topluluğu Öğrenci Temsilcisi
TÜRK SİNEMASINA BAKIŞ : KANUN NAMINA
Türk sinemasında yeni bir dönemin, yeni bir sinema anlayışının habercisi olan ‘Kanun Namına,ʼ kamera hareketleri ve sinemasal anlatımıyla dikkati çeker. 1952 yılında çevrilmiş
olan Kanun Namına, bir kent öyküsüdür. Konusu İstanbulʼda geçer ve kentte yaşayan insanları anlatır. Filmin başarılı yönetimi ve başarılı kamera hareketleriyle İstanbulʼun gündelik yaşamına ve (şimdikiyle kıyaslanamayacak olsa da) kalabalığına tanık oluruz.
Konusunun kentte geçmesi ve kentte yaşayan insanların hayatını başarılı bir biçimde sinema
diline aktarmasıyla önemli bir yere sahip olan film, Ayhan Işıkʼın henüz ikinci filmidir.
Ayhan Işık, Yıldız Dergisiʼnin açtığı yarışmada (Belgin Doruk ve Mahir Özerdem ile birlikte) aldığı birincilikle sinemaya başlamış ve Türk sinemasında “yıldız dönemini” başlatmış
bir sinema oyuncusu iken Lütfü Ömer Akad ise, rastlantı sonucu girdiği sinemada o güne
kadar çektiği filmlerle (Vurun Kahpeye, Lüküs Hayat, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber) adını
duyurmuş bir yönetmendir. Bu yönetmen ile bu oyuncunun bir araya gelmeleri, “akıllı” bir
yapımcı, Osman F. Seden, vasıtasıyla olur. Lütfü Ömer Akadʼın anlattığına göre, yeni bir
jönʼün, Ayhan Işıkʼın tanıtımı için kullanır bu filmi, Osman F. Seden ve etrafına Gülistan Güzey,
Pola Morelli, Muzaffer Tema, Settar Körmükçü, Nubar Terziyan, Neşe Yulaç, Talat Artemel
gibi tanınmış ve başarılı oyuncuları seçerek Ayhan Işıkʼın acemiliğini bu oyuncuların gücüyle örter.
Filmin başarısı, hem seyircinin ilgisiyle hem de 1952 yılında aldığı ödüllerle (Film Dostları
Derneği-Yılın En İyi Filmi Ödülü ve Yıldız Dergisi- Yılın En İyi Filmi Ödülü) kanıtlanır. Kanun
Namına, Türk sineması tarihi kitaplarına büyük harflerle adını yazdırmış bir filmdir. Pek çok
sinemacı, Türk sinemasını, bu filmle başlatır. Âlim Şerif Onaran bu film ve yönetmeni için,
şunları dile getirir: “Akad, bu filmle kamerayı sokağa taşımış, çekim ve kurgu bakımından son
derece hareketli ve gerilimli bir kurdele ortaya koymuştu. Denilebilir ki sinema öğeleriyle ve
çoğunluğu tiyatro dışından oyuncularla çevrilmiş ilk önemli Türk filmidir.” Akad, filminde
yer alan oyuncuları, sinema deneyimi olmayan ya da tiyatrocu olan oyuncuları, başarılı bir
biçimde yönetmiştir. Yıllarca sinema dilinin gelişmesine engel olduğu söylenen tiyatro etkisini, kendisi de tiyatro çalışmaları yapmış olmasına rağmen, filmlerine yansıtmamıştır. O
güne kadar dekorlar kurulup yaratılan atmosferde çekilen filmler, gerçekçilik açısından çok
da başarı sağlayamamıştır. Oysa Kanun Namınaʼnın usta yönetmeni setini sokağın tam ortasına kurmuştur. Yönetmen bu konu hakkındaki görüşlerini şu şekilde dile getirmektedir:
“Sokakta insan seviyesinde sahneler çektik. O güne kadar sokak sahnesi olduğu zaman evin
birinci kat penceresinden hazırlanmış gizli mizansenlerle çekerlerdi. Yani kamerayı saklarlardı. Ben kamerayı aldım, seyircinin gözünün... sokaktaki insanın gözünün içine soktum. İstanbulʼun günlük yaşayışı içine girdik. Arife günü Kapalıçarşıʼnın kapısında bir sahnenin
dört kere çekimini yaptık. Köprü üstünde çekimler yaptık. Bu bakımdan bir kere ilginçtir. Çok
dinamik bir kurguyu ilk defa gerçekleştirdim."
Filmin gerçekçi yanı, konusunun gerçek bir olaydan alınmasıyla başlar. Nazif Kuş adlı bir
tornacının yaşadığı, dönemin gazetelerinin üçüncü sayfalarına da haber olmuş bir olaydan
alınmıştır, filmin konusu. Kendisini terk ederek baba evine dönen karısını geri getirmeye
giden Nazif Kuş, çıkan tartışma sonunda kayınvalidesini, kayınpederini ve bir komşusunu
öldürmüş. Sonra da polislerin kıstırması sonucu, tamirhanesinde intihar ederek hayatına
son vermiştir. Filmin senaryosu hazırlanırken, bazı değişiklikler yapılır. Kahramanın adı değiştirilir. Nazif Kuş, Nazım Usta olur. Değişiklik bu kadarla kalmaz tabii ki. Filmin sonu gerçek olaydakinin aksine göreceli de olsa mutlu sondur. Çünkü kahramanımız intihar etmez.
Erkekçe çatışır polisle ancak karısının iknasıyla yine mertçe, göğsünü gere gere adalete teslim olur. Bir suç işlemiştir. Bunun cezasını çekecektir. Önce Aytenʼden af diler ve bir katil olduğunu, günahkâr olduğunu dile getirir. Ancak mahpusluk günlerinden sonra yine mutlu
yuvasına, yıllarca kendisini beklemiş olan sadık eşine kavuşacaktır, bir ödül gibi. Hem bir de
çocuğu olacaktır. Annesi gibi namuslu bir kız çocuğu ya da babası gibi mert bir erkek çocuğu… Polis, baştaki çatışma sahnesinde, Nazımʼ a “beş dakika mühlet” verir, teslim olması
için. İşte bu beş dakika mühleti yönetmen çok iyi değerlendirir ve bize filmi anlatır. Bu “beş
dakika” filmde 85 dakika kadar sürmektedir. Ama filmin sonuna yaklaştığımızda, yine çatışma bölgesine döneriz ancak ‘buraya nereden geldikʼ diye düşünmeyiz hiç. Çünkü duygusal sahneleri ölçülü, doğu ile batının eleştirisinin yapıldığı sahneler yerinde, takip sahneleri
başarılı ve film baştan sona zaten çok heyecanlıdır. Bir görsel sanat olan sinemanın söz/diyalog ile değil de sahnedeki gerilimi artırmak için, bir nesne ile ifade edilmesi o döneme kadarki Türk sinemasında çok da rastlanan bir durum değildir. Bu da, filmin, sinema tarihinde
önemli bir yere sahip olmasının nedenlerinden sadece biri.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
HABER
Eylül-Ekim 2013
21
Avrupalı öğrencileri Uluslararası Eğitim
Konferansı ve Fuarı
konuk ettik
Avrupa Birliği Comenius Projesi kapsamında; Polonya, Yunanistan ve Bulgaristanʼdaki liselerin öğrenci ve öğretmenlerinden oluşan 25 kişilik grup, 1 Ekim 2013
tarihinde Üniversitemizi ziyaret etti. Ziyaretçi grup için Üniversitemiz Değişim Programları ile Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüklerinin işbirliği ile bir tanıtım programı düzenlendi.
Programda öğrencilere Üniversitemiz hakkında genel bilgi verildi ve ile Basın
Yayın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü tarafından hazırlanmış olan tanıtım filmi
gösterildi. Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi Karaelmas TÖMERʼi ziyaret eden öğrencilere Merkez Müdürü Yrd. Doç. Dr. Gül Banu Duman, Merkezʼde
sürdürülen eğitim-öğretim çalışmalarını anlattı.
Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünde Biyoloji Müzesini, Prof. Dr. Arif Amirov Konferans Salonu fuayesinde Maden Haritacılığı Müzesini gezen ve Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Bölümünde “Güneş Arabası”na büyük ilgi gösteren
öğrenciler, Devlet Konservatuvarı öğrencilerinin sunduğu mini konseri de dinlediler. Değişim Programları Mevlana Değişim Programı Koordinatör Yardımcısı Yrd.
Doç. Dr. Tolga Acun, ziyarette öğrencilere Üniversitemizin yeni yayınlarından “Osmanlıʼdan Cumhuriyetʼe Belgelerle Zonguldak” kitabını ve çeşitli hediyeler verdi.
Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Öğrenci ve Öğretim Elemanı Değişim Programları Koordinatörlüğü, Avrupa Uluslararası Eğitim Birliği tarafından,
10-13 Eylül 2013 tarihleri arasında İstanbulʼda düzenlenen 25. EAIE 2013 İstanbul Konferans ve Fuarıʼnda Üniversitemizi temsil etti.
Değişim Programları Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Rıfat Hacıoğlu, Koordinatör Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Hamid Aydın ile Koordinatörlük çalışanlarından
Ayten Ağartan Çelikdalʼın katıldığı Konferans ve Fuarʼın 2013 yılı teması “küresel ortaklıkların geleceğini dokuma (weaving the future of global partnerships)” oldu.
Konferansa sadece Avrupaʼdaki değil, tüm dünyadaki eğitim kurumları
büyük ilgi gösterdi. Karşılıklı görüşmelerin yapıldığı Konferans ve Fuar ERASMUS programının yanı sıra MEVLANA programı gibi üniversitemizin diğer
uluslararasılaşma stratejisi için önemli deneyimler kazandırdı.
Uluslararası öğrencilere yönelik
oryantasyon programı başladı
Üniversitemize yeni kayıt yaptıran uluslararası öğrencilere yönelik oryantasyon programı kapsamında, BEÜ Uluslararası Öğrenci Koordinatörlüğü tarafından, 1 Ekim 2013 tarihinde, Tahir Karauğuz Konferans
Salonuʼnda bir toplantı düzenlendi. Toplantıda uluslararası öğrencilerin
sorunları, dilek ve önerileri masaya yatırıldı; Üniversitemizin sunduğu
akademik ve sosyal olanaklar hakkında detaylı bilgiler verildi.
Uluslararası Öğrenci Koordinatörü Okt. Tevfik Cem Akalınʼın açılış
konuşmasının ardından Prof. Dr. Orhan Uzun, Karaelmas TÖMER
Müdürü Yrd. Doç. Dr. Gülbanu Duman, Karaelmas TÖMER Öğretim elemanları Okt. Ali Yumurtacı ve Okt. Ferhan Akgün birer
konuşma yaptılar. Konuşmacılar, uluslararası öğrencilerimizin yaşamlarını kolaylaştırmak amacıyla barınma, ulaşım, sağlık ve sosyal olanaklar hakkında bilgilendirmelerde bulunarak Üniversitemiz Kampüsü,
Zonguldak ve Karaelmas TÖMERʼi tanıtan sunumlar yaptılar.
Üniversitemizin uluslararası öğrencilerine yönelik olarak; yurt ve burs
olanakları, eğitim öğretim sistemi, Türkçe Dil Öğretim Merkezleri, Yabancı Diller Zorunlu Hazırlık Programı, Sağlık Kampüsü gibi birçok
birim ve konuyla ilgili olarak önümüzdeki günlerde Uluslararası Öğrenci Koordinatörlüğü tarafından çeşitli oryantasyon programları
gerçekleştirilecek.
22
B
RÖPORTAJ
Eylül-Ekim 2013
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
Türk Spor Basının Duayeni Şansal Büyüka:
“Bülent Ecevit Üniversitesi
Zonguldak için büyük bir şans”
BEÜ’nün üniversiteler içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen
Şansal Büyüka: “Öğrenciler benim için çok değerli, onlar için buradayım.”
Beden Eğitimi ve Spor
Yüksekokulu Müdür Yardımcısı
Mustafa Gelen, efsane futbol
programı MARATONʼun yapımcısı
Şansal Büyüka ile bir röportaj
gerçekleştirdi. Fatih Terimʼin
Galatasarayʼdan gönderilmesiyle
ilgili önemli açıklamalarda bulunan
Şansal Büyüka; “Fatih Terim değerli
bir hocadır. Böyle bir ayrılış modeli
olamaz. Bu insani, vicdani duygulara,
prosüdüre uygun değil.” dedi. Bülent
Ecevit Üniversitesinin Anadoluʼda
bulunan üniversiteler içerisinde
Siz çok yönlü bir insansınız. Yapımcı, yorumcu ve sunucu olarak farklı işlere imza atıyorsunuz. Peki meslek hayatınız nasıl başladı?
Ben Gazetecilik Yüksekokulu mezunuyum. Edebiyata merakım var ve çok roman okurum. İlk olarak 1970 yılında Milliyet gazetesinde görev aldım. 1990 yılının başında da Kanal 6ʼda televizyon programları yapmaya başladım. İşini uzun yıllardır severek yapan bir insanım.
“ACUN ILICALIʼNIN ÜNLÜ OLMASINA SADECE VESİLE OLDUM”
Önemli programların yapımcılığını gerçekleştiriyorsunuz. Şu an tüm Türkiyeʼnin tanıdığı Acun Ilıcalı da sizin programınız
olan ‘Televoleʼnin sunuculuğunu yaptı. Ilıcalı bugünkü konumunu size mi borçlu?
Acun Ilıcalı sık sık benden söz eder. Ancak benim onun üzerinde anlattığı kadar bir katkım yok. Televole zor bir programdı.
3 dakikadan fazla kaset olmaması gerekiyordu. Acun bunu çok iyi başardı. Çok başarılı kasetler hazırladı. Yani kısacası yetenek Acunʼun kendisinde vardı. Ben sadece vesile oldum.
Kızınızda spor camiası içerisinde, aynı mesleği yapmanın zorlukları ve avantajları neler?
Kızım Sine, NTVʼde kültür sanatta çalışıyordu. Hiç itirazım olmadı. Ancak sonra yöneticilerin baskısıyla sporun içerisinde
de yer almaya başladı. Ancak bayanların bu alanda kendisini çok fazla geliştirmesi gerekiyor. Bu anlamda kendisine biraz
muhalefet yaptım. Fakat kısa sürede iyi bir basketbol uzmanı ve yorumcusu oldu. Önemli köşe yazarları hakkında övgülerde
bulundu. Dünyanın en iyi basketbolcuları ve koçlarıyla röportaj yaptı. Şu an yurt dışında eğitim alıyor ve akademik kariyer yapmak istiyor. Yurt dışından döndüğünde öğretim üyesi olma planı var.
“ARAŞTIRMA KURULUʼNDA GÜVENLİK AÇISINDAN NOTUMUZ DÜŞÜK”
Size gündemde çok tartışılan bir konuyla ilgili soru sormak istiyorum. Ülkemiz
2020 Olimpiyatlarına ev sahipliği yapma hakkını neden kaybetti?
önemli bir yere sahip
Olimpiyat Araştırma Kuruluʼnda Madrid ve Tokyoʼya göre güvenlik açısın-
olduğunun altını çizen Büyüka;
dan bizim notumuz hep düşük kaldı. Kamuoyu bunu algılayamıyor ama bun-
“Üniversiteler şehrin ekonomik,
lar önemli etkenler. Bizim sportif kültürümüzde basketbol, voleybol, futbol
sosyal ve kültürel gelişimi için çok
önemli. Köklü bir geçmişi olan
Bülent Ecevit Üniversitesi de
Zonguldak için büyük önem
taşıyor. Bu anlamda öğrencilerin her
ve atletizm haricinde izleme ve oynama alışkanlığı yok. Tüm bunlar Uluslararası Olimpiyat Komitesiʼnde değerlendiriliyor. Gezi olaylarının dünyaya yansımasının olumsuz etkileri düşünülmelidir. İşte tüm bu sebepler
Türkiyeʼnin olimpiyat adaylığını etkiledi.
LİG TV yayın haklarıyla kulüplerimize ekonomik anlamda katkılar sağlıyor. Büyük takımlar kendilerine düşen payın az olduğunu söylüyor. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?
biri benim için çok değerli. Onlar için
Yayın hakkı münhasır olarak Futbol Federasyonuna aittir. Bu anayasa
buradayım.” şeklinde konuştu.
teminatı altındadır. Bunu bozabilmemiz için yeni bir yasa çıkarmamız gerekiyor. Bu yüzden kulüpler lig maçlarını kendileri yayınlama
haklarına sahip değiller. Böyle bir imkân olsaydı
FB ve GS daha büyük paralar alabilirdi. O zaman
diyorlar ki “Bu paraları alınca kiminle oynayacaksınız?” yayın haklarının bu anlamda hakkaniyet içerisinde dağıtılması gerekiyor.
Aslında büyük takımların talepleri haklı.
Daha fazla para almak istiyorlar. Bu talepler
İtalya, İngiltere ve İspanyaʼda da oluyor. Tabi
bizim için şanssızlık şu; İspanya ve İtalya
ligi yayını bütün dünyaya satılabiliyor.
Biz maalesef o noktaya gelemedik.
Gelebilseydik belki de bu işlere
çözüm adına önemli bir noktada
olurduk.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
RÖPORTAJ
Eylül-Ekim 2013
“Üniversitelerin,
şehirlere çok şey kattığını
düşünüyorum. Üniversiteler
ekonomik katkının yanı sıra,
ay sonra yeni bir seçimim bekBeden Eğitimi ve Spor Yüksekşehirlere sosyal ve kültürel anlamda
lediğini de çok net görebiliyookulu olarak futbolun artık bir
rum.
endüstri haline geldiğini görüyoda çok şeyler katıyor. Bülent Ecevit
ruz. Futbol bizim ligimizin de şu
‘KİM GELİRSE GELSİN İYİ
anki durumuna gelmesinde
Üniversitesi, Anadolu’da bulunan
GİDEN BİR TAKIMIN
önemli bir etken mi?
HOCALARINI KOVAMAZʼ
DİGİTÜRKʼün yaptığı bu işi Türüniversiteler içerisinde önemli bir
Fenerbahçeʼnin iyi giden bir
kiyeʼde daha önce CINE 5 yaptı ve
yere sahip ve 20. yılını
görüntüde olduğunu söylediniz.
çabuk pes etti. Daha sonra Cem
Peki başkanı değiştiğinde, FenerUzanʼın grubu bu piyasaya girdi. Ben
doldurmuş köklü bir
bahçe hoca değişikliğine gider mi?
de bunun her aşamasında yer aldım.
Başkan Aziz Yıldırım da olsa, MehUzan, döneminde sınırsız para kazanan
Üniversite.”
met Ali Aydınlar da olsa bunlar büyük iş
bir gruptu. Uzan grubu bile bu işi bir yıl
yaptıktan sonra bu paranın altından kalkamayacağını düşünerek kenara çekildi. DİGİTÜRKʼün
katkısını önemsemek lazım. DİGİTÜRK 15. yılına giriyor. Böyle bir istikrar sağlanmasaydı Türk futbolu olduğu
yerde sayardı. Rakip ülkelerin ileri gittiğini düşünmesek, geride bile kalabilirdik. Bu kadar fazla yıldız futbolcu gelebiliyorsa, tesisleşme olabiliyorsa
bu duruma olanak sağlayan hükumetin desteği de inkâr edilemez. DİGİTÜRK sadece futbola değil, basketbola da katkı sağlamıştır. Yani ligimizin
bugünkü durumunda önemli bir etkisi var diyebiliriz.
Fatih Terimʼin Galatasarayʼdan gönderilmesiyle ilgili düşünceleriniz
nelerdir?
Eğer Futbol Federasyonu bir umut görmeseydi, Galatasarayʼın hocasını
ayartmaya cesaret edemezdi. Sivil Toplum Kuruluşlarının en başında gelen
bir kulüptür Galatasaray. Eğer Fatih Terim “Benim Şampiyonlar Ligi maçlarım var.” deseydi, Ünal Aysal “Hocamıza ihtiyacımız var.” diyebilseydi bu
iş bu noktaya gelmezdi. Sanki Futbol Federasyonu ile Fatih Terim arasında
gönül bağı kuruldu. Dönüp Galatasarayʼa baktığımızda Fatih Terim çalışma
ortamından memnun değildi. Fatih Terimʼi işin başına getiriyorsanız anahtarı teslim edeceksiniz. Fatih hoca sınırlı yetkiyle çalışmaz. Yaratıcı, başarılı ve sınır tanımayan bir hocadır. Ben de Fatih Terim ile gazetecilik
yaptığım dönemde başarılarına tanıklık ettim. Böyle bir ayrılış modeli asla
olamaz. Fatih Terimʼin gönderilmesi insani, vicdani duygulara, prosüdüre
hiçbir şeye uygun değil. Fatih Terim gibi bir hoca görevden alındığını, antremandan sonra televizyondan öğrenemez.
“BAŞKANLIK SEÇİMİNİ AZİZ YILDIRIMʼIN
KAZANACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
Şu anda gündemdeki sıcak gelişmelerden birisi de Fenerbahçeʼde başkanlık yarışı. Konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir, sizce kim kazanacak?
Ben Aziz Yıldırımʼın kazanacağını düşünüyorum. Fakat Fenerbahçeʼyi beş
adamları kim gelirse gelsin iyi giden bir takımın hocalarını kovamaz. Yani hoca değişikliğinin olacağını düşünmüyorum.
“ÜLKEMİZİ AYAKTA TUTAN AİLE YAPISIDIR”
İyi bir aile babası ve iyi bir eşsiniz. Fakat iş hayatınızda çok yoğun,
ailenize nasıl vakit ayırıyorsunuz?
Ben eşimin hakkını asla yiyemem. Nişanlandığım akşam, nişanımdan sonra işe gittim, çalıştım. Hiç unutmuyorum kızım doğduğunda
işteydim. O dönemdeki müdürüm, Allah uzun ömür versin, Metin Tanyolaç ile Güneş gazetesinde birlikte çalışıyorduk. Bana arabasının
anahtarını verdi. Alelacale eşimin doğum yaptığı kliniğe gittim. Kızımın doğumuna zar zor yetiştim. Gazetecinin tırmanış noktasında özel
hayat fedakârlık ister. Ben genel olarak sakin yaşarım, uç noktalarım
yoktur. Radikal yaşantım yoktur. Ailem ve dostlarımla vakit geçirmeyi
severim. Ailem benim için çok önemlidir ve aile huzurumu hiçbir şeye
değişmem. Çünkü bir insan evinde mutlu değilse, iş hayatında kalıcı
başarıyı yakalayamaz. Ülkemizde ne kadar çalkantı olursa olsun, sorunlar olursa olsun, ülkemizi ayakta tutan da aile yapısıdır.
Bülent Ecevit Üniversitesiyle ilgili neler düşünüyorsunuz?
Üniversitelerin, şehirlere çok şey kattığını düşünüyorum. Üniversiteler ekonomik katkının yanı sıra, şehirlere sosyal ve kültürel anlamda da çok şeyler katıyor. Bülent Ecevit Üniversitesi, Anadoluʼda
bulunan üniversiteler içerisinde önemli bir yere sahip ve 20. yılını
doldurmuş köklü bir Üniversite. Ben bu durumu Zonguldak için çok
büyük bir şans olarak değerlendiriyorum. Şehrin kültürü, tarihi, sosyal ve ekonomik özellikleri adına Bülent Ecevit Üniversitesi önemli
adımlar atıyor. Bu adımların Zonguldak için çok önemli olduğunu düşünüyorum.
23
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ŞEHİR ve ÜNİVERSİTE
ÜNİVERSİTESİ
Eylül-Ekim 2013
25
Bilimsel Çalışmaların Işığında Zonguldak
Bülent Ecevit Üniversitesinin Zonguldak’a Etkileri ve Şehrin Üniversite Algısı
Üniversitemiz tarafından Zonguldakʼa yönelik çeşitli
araştırmalar yürütülüyor. Bu araştırmalardan ilki,
“Bülent Ecevit Üniversitesinin Zonguldakʼa Etkileri ve
Şehrin Üniversite Algısı” konulu çalışma. BEÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü tarafından gerçekleştirilen araştırmanın amacını, Zonguldak halkının
Üniversite ile gerçekleştirmiş oldukları etkileşimi ortaya koymak oluşturuyor. Çalışma, Üniversitenin şehrin kalkınmasına yönelik hedeflerinin belirlenmesi,
bu hedeflere yönelik faaliyetlerin neler olması gerektiği ve bu faaliyetlerin sonuçlarının değerlendirilmesi
ve bu amaçla gerek duyulan stratejilerin ortaya konulabilmesi ve ayrıca şehir ve Üniversitenin bütünleşebilmesi için ihtiyaç duyulan gerekli temel bilgi,
veri ve görüşleri gözler önüne seriyor. Bununla birlikte şehrin Üniversite ile ilişkisini inceleyen ve bu
alanda Zonguldak ilinde yapılmış ilk çalışma olarak
sosyal bilimler literatürüne özgün bir katkı sağlıyor.
Üniversitelerin bulundukları şehirlere katkıları yadsınamaz. Bir üniversite, bulunduğu şehir için; insan
kaynakları, bilgi, eğitim, iş ve sosyal hizmetler konusunda önemli bir kaynağı oluşturur. Bu katkının karşılıklı artabilmesi için, üniversitelerin bulundukları
şehirlerde algılanma düzeyleri ve biçimlerinin geliştirilmesi, şehir ile üniversite arasında hangi alanlarda işbirliklerinin geliştirilebileceğinin belirlenmesi ve ortak
çalışmalardan bilgi transferi yapılabilmesi önem taşır.
Üniversite-kent etkileşiminde temel amaç, bir üniversitenin kentte fiziksel ve sosyal olarak oluşturduğu
alanların tespitidir. Üniversite-toplum etkileşiminde
temel bağlam ise bir üniversitenin kurumsal olarak
toplumda algılanma biçimlerinin belirlenmesidir.
Bu araştırmanın evreni, Zonguldak merkez mahalleleri olarak belirlendi. Örneklem alanı ise, Merkez, Ki-
limli, Kozlu, İncir Harmanı, Üzülmez olarak sınırlandırıldı. Araştırmanın bu mahalleler ile sınırlı tutulmasındaki temel neden, öğrencilerin buralarda yoğun
olarak ikamet etmeleri ve Üniversitenin bu mahallelerde kampüslerinin olması. Bu çalışma, kapalı uçlu sorulardan oluşan bir anket içeriyor.
Üniversitenin şehre ekonomik ve sosyokültürel katkılarının neler olduğu ve bunların nasıl geliştirilebileceğinin ortaya konulabilmesi için öncelikli olarak;
Üniversitenin şehir kalkınmasına yönelik hedefleri,
bunlara yönelik faaliyetleri ve bunların sonuçlarının
değerlendirilmesi gerekir. Bu bakış açısıyla, araştırma
öncelikle, geleceğe yönelik stratejilerinde Bülent Ecevit Üniversitesine şehirle bütünleşme açısından gereken temel verileri sağlayacak; ikinci olarak da şehirÜniversite ilişkilerini inceleyen bir çalışma olarak, sosyal bilimler literatürüne katkıda bulunacak.
Zonguldak’ta Göçün Sosyo-Ekonomik
Nedenleri, Etkileri ve Alınabilecek Tedbirler
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e
Belgelerle Zonguldak
“Zonguldakʼta Göçün Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Alınabilecek Tedbirler” konulu
çalışma, Üniversitemizin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Sosyoloji Bölümü tarafından ortak
yürütülüyor.
1980ʼli yıllardan itibaren kişi başına düşen gelir ülke ortalamasının üzerinde olmasına rağmen, Zonguldak net göç veren iller arasında üst sıralarda yer alıyor. Bu durumun, ilin ekonomik
ve sosyal yapısında önemli ve köklü etkilerinin olması kaçınılmaz. Bu araştırma, Zonguldak ilinden diğer illere göçün sosyal ve ekonomik nedenlerini ve etkilerini, göç edenlerin göç sonrası
ekonomik ve sosyal yaşamlarındaki değişimleri ve alınabilecek tedbirleri belirlemeyi hedefliyor.
Bu amaçla projede genel olarak, “mevcut göç potansiyelinin tespiti, kent halkının göç algısı,
göç hareketinin kentin sosyo-ekonomik yaşamı üzerine etkileri, göç hareketinde kullanılan mekanizmalar, göç edenlerin çalışma şartları ve sosyal güvenlik açısından durumlarının belirlenmesi ve karşılaştırılması, göçün önlenmesine yönelik alınması gerekli tedbirlerin belirlenmesi,
göçün önlenmesinde merkezi ve yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarına düşen sorumlulukların araştırılması” alanlarında çalışmalar yürütülüyor.
“Osmanlıʼdan Cumhuriyetʼe Belgelerle Zonguldak” adlı kitap,
Üniversitemiz akademisyenlerinden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yüce ve
Okt. Yücel Namal tarafından BEÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Biriminin destekleri ile hazırlandı.
Cumhuriyetʼin ilk kenti olan Zonguldakʼta yerleşim, kömürün
bu bölgede bulunmasıyla başladı. Önce devlet eliyle yürütülen
kömür işletmeciliği, zamanla yabancıların eline geçti. Günümüzde
petrol neyi ifade ediyorsa o günlerde de taşkömürü onu ifade ediyordu. Bu nedenle yabancıların gözü sürekli olarak Zonguldak
kömür havzasının üzerindeydi. Devletin denetimi altında uzun yıllar kömür işletmeciliği yapan yabancıların faaliyetlerine, Cumhuriyet döneminde, 1940 yılında son verildi. O tarihten bu yana
Devlet eliyle yapılan taşkömürü üretimi, 1990ʼlı yıllarda başlayan
küreselleşme akımının etkisiyle, özel sektöre de açıldı. Zonguldak
kenti, var oluşunu taşkömürüne borçludur. Bu nedenle Zonguldakʼın tarihi ile taşkömürünün tarih daima çakışır. İşte, “Osmanlıʼdan Cumhuriyetʼe Belgelerle Zonguldak”, kentin bu serüvenini
tarihi belgelerle gözler önüne seriyor.
Eserin hazırlanmasında büyük ölçüde, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün Osmanlı Arşivi (BOA) ile Cumhuriyet
Arşivi (BCA), Türk Kızılay Arşivi (TKA) ve Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) arşivinde bulunan orijinal defterlerden yararlanıldı.
Yüzlerce dosya ve belgenin taranmasıyla yapılan değerlendirme
sonucu, Zonguldak tarihinden kesitler sunan bu eser ortaya
çıktı. Kitap hazırlanırken, geçmişte bazı araştırmacıların
yaptıkları çalışmalarla ortaya
çıkan eserlerden derleme
bilgi vermek yerine, orijinal
belgelerle Zonguldak tarihine
ait özgün bir eser meydana
getirilmeye özen gösterildi.
Zonguldakʼın geçmişten
günümüze uzanan tarihi serüveninin kayıt altına alınması ve kronolojik olarak
anlatılmasının, kent tarihinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından son
derece yararlı olacağı
inancındayız.
Zonguldak İl Merkezinde İntihar Davranışının Yaygınlığı
ve Sosyo-Demografik, Ailesel ve Klinik Risk Etkenleri
Çalışma Psikiyatri, BEÜ Halk Sağlığı ve Sosyoloji Bölümleri tarafından ortak olarak yürütülüyor. Bu çalışma Zonguldak il merkezinde
intihar davranışlarının; intihar düşüncesi, intihar niyeti, intihar planı ve intihar girişimi
yaygınlığının saptanması amacını taşımaktadır. Ayrıca intihar davranışları ve bu davranışlar için olası risk etkeni sayılabilecek bazı
sosyo-demografik değişkenler arasındaki ilişkinin araştırılması da hedefleniyor.
Pek çok ülkede ve özellikle genç nüfusta
artış eğiliminde olan intiharlar günümüzde küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. İstatistikler, son 45 yıl içerisinde dünyada
intiharların %60 civarında arttığını gösteriyor.
İntihar, Dünya Sağlık Örgütüʼnün verilerine
göre gelişmiş ülkelerde ölüm olgularının en
önde gelen on nedeninden biri. Tüm ölümlerin
yaklaşık 0.9ʼu intihar sonucu oluyor. Ayrıca
dünyada, her gün yaklaşık 1000 kişinin intihar ettiği tahmin ediliyor.
Genel Türkiye verilerine bakıldığında ise,
2007 yılında kaba intihar hızı %000 3.98,
2010 yılında %000 4.02ʼdir. Batı Karadeniz
Bölgesinde ise bu oranlar Türkiye ortalamasının üzerinde seyrediyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Batı Karadeniz
(Zonguldak, Karabük, Bartın) bölgesinde kaba
intihar hızı (ölümle sonuçlanmış intiharlar
için) 2007ʼde %000 4.79, 2008ʼde %000 4.20,
2009ʼda %000 4.47, 2010ʼda %000 5.59 olarak tespit edildi. Zonguldakʼta ise kaba intihar
hızı 2007ʼde %000 5.53, 2008ʼde %000 2.43,
2009ʼda %000 5.97, 2010ʼda %000 6.79 olarak belirlendi.
İntihar nedenlerine bakıldığında, 2010 yılında en çok bildirilen nedenler; aile içi geçimsizlik, ekonomik sorunlar, hastalık, istediği
kişiyle evlenememe ve öğrenim başarısızlığı
olarak tespit edilmiştir. Bu veriler, Batı Karadeniz Bölgesi içerisinde Zonguldakʼtaki intihar
oranlarının bazı diğer şehirlerden bir miktar
yüksek olduğunu gösteriyor. Üniversitemizin
bu araştırması ile bölgemiz için önemli bir
sorun olan intiharlar konusunun tüm yönleriyle aydınlatılması amaçlanıyor.
26
B
İLAHİYAT
Eylül-Ekim 2013
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
DÜŞÜNCE ve TEFEKKÜRÜN AYDINLIĞINDA
Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
BEÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı
Kaos, karmaşa ve telaş (aceleci) kıskacındaki modern
yacaktır. Yaşadığımız çağ bunun tanıklığını yapmaktadır.
Her şeye, her olumsuzluğa rağmen, insanı ve cemiyeti can-
insan/birey, çoğu zaman varlığının ve var oluşunun anlamını
Bugün İslam dünyasının ve Müslüman toplumların karşı kar-
landıran en önemli enstrüman ve vasıta tefekkürdür. Onun sa-
(hikmetini), kendine verilen ismin de çağrıştırdığı gibi (insan
şıya kaldıkları krizler ve kırılmalar bunun en açık göstergele-
yesinde Müslüman dünya ve insanlık, ruh ve gönül âlemini
nisyan /unutan kökünden gelen bir kelimedir) unutmaktadır.
ridir. Her türlü olumsuz koşullara ve imkânsızlıklara rağmen,
yerküre üzerinde gerçekleştirecektir. Uyku ve ataletin cende-
Böyle yalıtılmış bir atmosfer içerisindeki düşün(mey)en varlık,
Müslüman coğrafya, üçüncü dönem yükseliş medeniyetini ger-
resindeki tevhit coğrafyasını ayağa kaldıracak yegane unsur,
tefekkür deryasının ve şarabının hazzını alabilir mi?
çekleştirecek hakîm ve filozoflarını beklemektedir.
tefekkürdür.
Kâdim Kelâm, akleden bir varlık olarak tasvir ettiği insanın
Hakîm, arif ve âlim, yani İslâm kültür ve medeniyetinin ön-
Yeni dünyalar, yeni fikir ve düşüncelerle inşa edilir; ancak o
mertebesini, tefekkür imalatçısı haliyle sunar ve şereflendirir.
cüleri, insana ve topluma faydalı olan bir ilim ve ahlâk anlayı-
zaman toplumlar ve milletler ürettikleri değer ve bilgilerle yer-
İslâmʼın Kutlu Peygamberi (sav) de, tefekkürü nafile ibadetle-
şına tâliptirler. Dolayısıyla bundan var olan hiçbir canlı (insan,
küre üzerinde söz sahibi olabilirler.
rin zirvesine uygun bulur: “Bir saat düşünmek altmış yıl bo-
hayvan ve bitki) zarar görmeyecektir. Kültürümüzde ilim, âlim,
“Hikmet Kuşunu Avlayan Ağ: Tefekkür”
yunca yapılan nafile ibadetten daha hayırlıdır.”
bilgi ve bilgin nebevî kutsal bir ruh taşır.
Somut olarak bakıldığında bir anlamda düşünme ve zihin
Tevhit toplumunda müʼmin örneği, düşünce, fikir, ilim, bilgi
Şu halde İslam Medeniyetiʼnin (zirve dönemini geniş boyut-
yorma eylemi olarak görülen tefekkür, aradığını bulabilmesi
ve tefekkürle harmanlanmış erdemli bir portreyle şekillenir.
larıyla düşünecek olursak 8. yüzyıldan başlayan) bilim ve kül-
için varlıkların anlamları ve kavramları arasında kalbin hare-
“Allahʼın kulları içerisinde Oʼndan en çok korkanlar ancak bil-
tür havzası, 17. yüzyıla kadar bazı kısa molalar dışında
kete geçmesidir. Bu aşamada, aktif hale geçen kalp yalnız de-
ginlerdir” (Fâtır, 28) yankısı, bilim merkezlerinin kapılarının
yükselişinden büyük bir şey kaybetmemiştir. Ancak ne zaman
ğildir.
anahtarıdır. İslâmʼın bilgini, muhalif ve muarızlarını Kurʼânʼın
ki, bilim ve tefekkürden uzaklaşılmış, bu büyük coğrafyanın in-
formatına/moduna geçmektedir. Akabinde iyiyi ve kötüyü ayırt
Kelâmıʼyla tartışma şölenine davet eder. “Eğer doğru sözlüler-
sanları, o zaman duraklama, gerileme, üretememe ve dolayı-
etme organı kalp, içindeki ışığı, yani vicdanı devreye sokmak-
den iseniz açık delillerinizi getirin” (Neml, 64). O, kesinlik ve
sıyla sömürülme ile karşı karşıya kalmışlardır.
tadır.
Diğer
taraftan
akıl
ve
zihin
de
muhakeme
tatmin olmuşluğun verdiği güç ve kudretle şüphe ve endişe kri-
Düşünce ve tefekkür köklerimiz ve kaynaklarımız kireç bağ-
Hakiki tefekkür, Var Edenʼin zatında ve tahayyüllerde olan
zindekileri ikaz eder: “Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise
lamış gibi, içine girdiğimiz hiçbir değişme oluşunu tenkit et-
değil, nimetlerinde olandır. Zira akıl bu nimet ve hediye okya-
zan, hakikat karşısında hiçbir şey ifade etmez” (Yunus, 36).
miyoruz. Nihayetinde düşünmeye ve eleştiriye karşı yasalar ve
nusunda dilediği şeyi alacak ve tefekkür âleminin dayanılmaz
Akabinde hakikate ulaşmanın işaretlerini gösterir ve tarif eder
kuşatılmalar oluşturuluyor. Düşünme yasaklarını kendilerine
lezzetlerine gark olacaktır. Ancak bu mertebede benlik duvar-
“(İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildi-
rehber edinenler; alışılmışın dışına çıkanı aforoz etmeler, to-
larını yıkan erdemli insanın dilediği tek bir amaç vardır. O da
ğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına
temler ve tabular inşa ediyorlar.
yalnızca Allahʼa yaklaşmak, yani ona kul olmaktır. Gerçek kul-
Mütefekkirin Görevi: Düşünmek
luğu (ubudiyet) elde eden, Vedudʼun (Çok Çok Seven) dostlu-
“Oku” (Alak, 1) nidası, fikir ve tefekkür insanın rehberidir.
Tefekkür erbabı için en büyük tehlikenin başında özgün-
ğunu kazanır.
İrfan ve hikmet sahiplerinin hazine anahtarları ve hayat veren
lükten uzak, taklitçi ve aktarmacılık, bir ruh ve kafa köleliği
Aşkın dostluğun anahtarı tefekkürün de dereceleri vardır.
iksiri, şu enfes hitapların verdiği mânâ deryasında gizlidir: “Hiç
olarak benimsenirse, doğurgan fikir kaynağı zâil olup yitikle-
Bu anlamda şehvet ve ihtirasların prangalarından insanı azâde
bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 9), “Rabbim ilmimi
şir.
kılan tefekkür, avâmʼın (halkın) tefekkürü olacaktır. İrade, bi-
bir bakmazlar mı?” (Fecr, 17-20)
artır de.” (Tâhâ, 114) “Allah hikmeti dilediğine verir, kime hik-
Yönlerin ve cenahların sınırlarını zorlayan tefekkür, cezbe,
linç ve eylem özgürlüğünü elde eden insan, bulunduğu hal içe-
met verilmişse ona çok hayır verilmiştir. Bunu ancak akıl sa-
duygu ve sezginin mahrem alanlarını aşar, aşkın âlemin sırla-
risinde gem vurulmaz ve önü alınmaz hazlarını izâle edip
hipleri anlar ve düşünür.” (Bakara, 269). Hayrın ve hikmetin
rına vâkıf olmaya namzet olur. Tefekkür, bütün melekeleri bir-
(tasfiye), görünmeyen âlemin sakinlerinden birisi olmaya aday
bütün katkı ve zenginliklerinden nasiplenen tefekkür erbabı,
birine bağlayan ve kenetleyen ana terminal ve kumanda
olacaktır. Nihayetinde Yaradanʼın dostları arasında dâhil olma
sınırsız ve hadsiz bir coşkunluk ve neşve içinde varlığın ve ha-
merkezidir. Onun da merkezinde bilim çekirdeği hayat bulur.
lütfuna erişecektir.
kikatin manevî hazzına sahip olur.
Tefekkür ve düşünce, bilimi imâl eden ve onun ekseninde bir
Tefekkürün Ham Maddesi ve Mayası: İlim
hâle gibi ürün veren “zihin yemişi”dir.
Hakikat Erbâbının Tefekkürü
Hakikat ve Hikmet rotasına girmenin işaretlerini veren te-
Tefekkür Vahiyden Beslenir
fekkürüne gelince; yani seçkinlerin (havâsın) tefekkürü. Sıra-
fanla tek bir gönül halesi oluşturur; “yitik cenneti” arayan ârif
Tefekkür de vahyin hakikat kandilinden şavklanır, doğar,
dan insandan farklı olan bu gönül erbâbı; hayat, varlık, bilgi ve
gibi, cehalet ve karanlığın iz ve emarelerini yerküreden siler,
beslenir ve varlık âlemine düşer. Tefekkürün gıdası ve nefesi
kudret gibi yetkinlik vasıflarına sahip olmadıklarını bilirler. Bu
yok eder. Müʼmin için malumdur ki, “en makbul sadaka, bir
Kelâmullahʼtur. Onun içindir ki, Sözlerin En Güzeli her dâim dü-
özellikler, insana Hakkʼın yanında ebedîlik iksiri verecek nite-
kimsenin ilim öğrenmesi, sonra diğer bir Müslüman kardeşine
şünceye ve tefekkür davet ediyor.
likler değillerdir. Bunlar, Hz. İbrahimʼin Kadîm Kitapʼta dediği
Tefekkürün ham maddesi ve mayası olan ilim, hikmet ve ir-
öğretmesidir”. Çünkü “ilim rütbesi rütbelerin en büyüğüdür”.
Alîmʼin (Her Şeyi Bilen) bahşettiği ilimle nurlanan insan, varlık ve yokluk âleminin şifrelerini çözme gayretine düşecektir.
Bu hâl, onu imanın nurlu halkasıyla sarmalayacak görünmeyen âlemin yolcularına arasına katacaktır.
Hayatın derecesini ve kıymetini/kıratını arttıran tefekkür,
gibi, sonradan kaybolan (âfil), geçici olan alanlardır. Aynı za-
hakîkatte ruhî ve cismânî tüm yeti ve kabiliyetlerin makam ve
manda bu özellikler, bazen insanı donanımlı kılabildiği gibi,
mertebe kat etmesi için aşkın âlemlerden gelen bir nidâdır.
bazı zamanlarda insanı hiçliğe indirgeyebilmektedir.
Kadîm Medeniyetimizin diriliş ve hayat bulması, tefekkürü
şahlandırmakla ve ona ruh katmakla gerçekleşecektir.
Bu halkanın insanları, geçici beceri ve kabiliyetleri veren
Sonsuz bir Kudret ve Kaynak olduğunu bilirler. Nitekim bu
Bilmek... En Yüce Olanʼı, yani Yaratanʼı bilmek Oʼnun hare-
Olay ve olguları düşünmek, tarihi düşünmek, sanatı düşün-
Aşkın Varlıkʼın, varlığı bizatihi kendindendir. Yani O, hiçbir şeye
ket etmeyen (değişikliğe uğramayan) “Bir” olduğunu, her şeyin
mek, hayatı düşünmek, erdemi düşünmek, ölümü düşünmek,
muhtaç olmamalı; ama var olan/edilen her şey Oʼna ihtiyaç
etkin sebebinin O olduğunu; Oʼnun, kendi cömertliği, hikmet
hâsılı varlığı, Var Edenʼi ve var olanları düşünmek zamanın ve
duymalıdır.
ve adaleti ile bu âleme düzen veren olduğunu bilmektir.
âtinin çocuklarına kalan en kutlu mirastır.
Tefekkür erbabı, var olanların hakikatini bilme ve onları
kendi yararına kullanma imkânına sahip olmakla insana ait er-
Sapkınlık ve saplantıları mabud edinen insanlığın felahı ve
salahı, tefekkürün coşkunluğuyla gerçekleşecektir.
Varılan bu noktada, fâni olan varlık, kendisinde var olan ve
verilenlerin bir İlk ve Tek İlkeʼden neşʼet ettiği bilinç düzeyini
yakalamakta; yani kendisini bilmekte, arkasından Rabbʼini bil-
demleri elde etmiş olur. O, Hakîmʼin yarattığı varlık türlerin-
Erdemli ve yeryüzünde cenneti inşa etmeye çalışanlar, te-
mekte ve İlahî İlkeʼyi hatırlamaktadır: “Size gelen her nimet Al-
deki hikmeti çok iyi kavrar; onların sebep ve sonuçlarını
fekkürün tükenmeyen nimetlerinden doya doya, kana kana
lahʼtandır” (Nahl, 53). İşte tefekkürün bu boyutu, seçkinlerin
araştırır ve varlıktaki hayranlık uyandıran düzeni anlar.
beslenenlerdir. Bundan nasipleri kesilenler, büzülürler ve yok
tefekkürüdür.
Tefekkür Erbabı: Nefsi Eğiten, Bedene Şifâ Verendir
olurlar.
Seçkinlerin seçkin(ler)inin (Havâssuʼl-Havâs) tefekkürüne
Hülasa, hakikî tefekkür erbabı, bedenleri tedavi edip şifa bul-
Din ile bilim, akıl ile inanç, tefekkür âleminde savaşmaktan
gelince; onlar sahip olamadıkları bir özelliği ve nimeti elde
malarına vesile olduğu gibi, öncelikle kendi nefsini eğitmek
kurtulurlar, Zira çatışmaları ve çelişkileri çözen düşüncedir.
etme anlamındaki bir tefekkür fakirliğinden, Var Edenʼin mü-
amacıyla yeri geldiğinde mubah olan hazların bir çoğunu terk
Ancak düşünce; kalıplaşma, kutsallaştırma ve ikonlaştırmayı
şahede anlamındaki tezekkürʼün zirvesine ulaşmış mekansızlık
edebilendir. Sonra da hayat ve servetin girdabında boğulan er-
bertaraf eder. Tefekkürdür ki, cemiyeti kuklaların ve modelle-
mekânının yolcularıdır.
demleri ve ilâhî ilkeleri unutan ve kaybedenlere her iki âlemin
rin taklidinden kurtarır.
Hasılı tefekkür; kalbin iyi ve kötüyü birbirinden kesin bir bil-
kapılarını açan ebedî formülleri veren ve doyumsuz iksiri su-
Fikir ve düşünce, insan ruhunun ve benliğinin cismânileş-
giyle ayırmasını sağlayan bir ışıktır, lambadır. Tefekkürün zen-
nabilendir. Bir anlamda peygamberlerin halefleri olan hakîm
mesidir. Onun nefesiyle, beşeriyetin yarını nurlanır ve şavkla-
ginliğini elde edemeyen kalp, ışığı tükenir ve enerjisi biter;
ve filozoflardan mahrum olan toplumların, adalet, cömertlik,
nır. Eğer tefekkür bir diyarda ölürse, başka bir diyara
sağlam ipi (urvetuʼl-vuskâ) yakalayamaz; hakikatten ve dos-
onur, cesaret ve yiğitlik vasıflarını yitirmiş, egemen kültür ve
yolculuğa çıkar. Onun terk ettiği coğrafyalar, cılızlaşır ve ku-
doğru yoldan (sırat-ı müstakim) sapar; sonunda karanlıkların
güçlerin hâkimiyetine razı olmaktan başka seçenekleri kalma-
raklaşır, nihayetinde çölleşir.
zulmeti içerisinde boğulur.
B T
“Engelleri Bir Çiçekle Aşıyoruz”
ÜLEN
ECEVİ
ÜNİVERSİTESİ
Üniversitemiz Zonguldak Sağlık Yüksekokulu (ZSYO)
Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünün paydaşı olduğu “Engelleri Bir Çiçekle Aşıyoruz” isimli Avrupa Birliği projesi, 23 Ağustos 2013 tarihinde, Zonguldak İl
Özel İdaresi Toplantı Salonuʼnda kamuoyuna tanıtıldı.
Tanıtım toplantısına ZSYO Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Emin
Ulaş Erdem ile birlikte projenin koordinatörlüğünü
üstlenen REYDER (Reyyan Engelliler ve Yoksunlara
Ulaşım ve Dayanışma Derneği), projenin diğer ortakları olan Zonguldak Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Mü-
ENGELSİZ BEÜ
dürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ve
Kozlu Belediyesi yetkilileri katıldılar.
Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen projenin ilk etabında, bir sera ve derslik
kurularak 12-20 yaş arası 50 engelli gence çiçek yetiştirmenin öğretilmesi hedefleniyor. “Hortikültür
(çiçek yetiştirme) Terapi” de denilen yöntem, engelli
bireylerin umutsuzluk, depresyon, stres, sosyal fobi ve
kişisel gelişim sorunları gibi birçok problem üzerinde
olumlu etkileri oluşturuyor.
Proje kapsamında ZSYO Fizyoterapi ve Rehabilitas-
Eylül-Ekim 2013
27
yon Bölümü, engelli gençlerin fiziksel parametrelerini
tek tek değerlendirip, her bireyin ihtiyacına göre
uygun eğitim ve egzersiz programları düzenleyecek.
Hem bireylere hem de aile fertlerine bu eğitimi ayrı
ayrı öğretip takip edecek. Ayrıca iş analizi gerçekleştirilerek uygun modifikasyonlar yapılacak, sera ve dersliklerdeki fiziksel engeller tespit edilip gerekli
restorasyonlar için danışmanlık sağlanacak. Projenin
öncesinde ve sonrasında katılımcı gençler objektif testlerle değerlendirilerek projenin başarısı ve bireylere
olan katkıları tespit edilecek.
BEÜ’den “Benim Engelsiz
Üniversitem” konulu makale yarışması
Üniversitemiz Rektörlüğü Engelsiz BEÜ Koordinatörlüğü tarafından, tüm Türkiyeʼdeki üniversite öğrencilerine yönelik “Benim Engelsiz Üniversitem” konulu bir
makale yarışması düzenlendi.
Üniversite öğrencilerinin gözünden Engelsiz Üniversite konusunun yansıtılacağı
makale yarışmasında dereceye girecek öğrencileri birbirinden güzel armağanlar
bekliyor. Yarışmada birincilik ödülünü kazanacak öğrenciye; tablet bilgisayar ve
1000 TLʼlik ödül verilecek. İkinciye tablet bilgisayar ve 750 TL, üçüncüye tablet bilgisayar ve 500 TL, Mansiyon ödülüne ise tablet bilgisayar armağan edilecek.
BEÜ Rektörlüğü Engelsiz BEÜ Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen yarışmanın
amacını, 3 Aralık 2013 Dünya Engelliler Günü etkinlikleri kapsamında, ülke çapında
Engelsiz Üniversite fikrine dikkat çekilmesi oluşturuyor. Ayrıca, “Engelsiz Üniversite”
fikrinin yaygınlaştırılması temel hedefi çerçevesinde, ülkemizdeki tüm üniversitelerde
eğitim gören öğrencilerin, “Engelsiz Üniversite” düşüncesi doğrultusunda fikir üretmeye
teşvik edilmesi de amaçlanıyor. Başvuruların 15 Kasım 2013, Cuma günü, mesai saati
bitimine kadar yapılabileceği yarışmanın sonuçları, 1 Aralık 2013 tarihinde açıklanacak.
Yarışma ile ilgili tüm ayrıntılara ve gerekli forma,
http://engelsiz.beun.edu.tr/tr/ adresinden ulaşılabilir..
28
B
HABER
Eylül-Ekim 2013
BEÜ’nün genç aşçıları
Alanya’yı fethetti
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
DÜŞ & NEFES
H. Ulaş GÜDEK
Toz üzerine...
1
Uzaklaşan
adımlardan yükselen toz
hüzünlendirir beni:
Gitmek yüreğime,
tozu gözlerime
dokunur hep.
2
Duyan bilir aslında;
yolcunun ıslığı
ardından yükselen tozun müziğidir.
3
Antalya'nın Alanya ilçesinde Altın Kepçe Turizm ve
Aşçılar Derneği (AKTAD) tarafından düzenlenen ve
Alanya Belediyesi tarafından desteklenen 3. Alanya
Altın Kepçe Ulusal Yemek Yarışması sona erdi.
Alanya Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen, 850 usta
ve öğrenci aşçının katıldığı yarışmaya Bülent Ecevit
Üniversitesi (BEÜ) Devrek Meslek Yüksekokulu
(DMYO) Aşçılık Programından 12 öğrenci katıldı.
Okulun Aşçılık Programı öğrencileri, ulusal arenada
örnek bir mücadele verdi. Toplamda 18 madalya kazanarak büyük bir başarıya daha imza attılar.
Devrek Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı öğretim görevlileri Gökhan Şallı, Sercan Kadam ve
İhsan Kazkondu, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Ulusal
Alanya Altın Kepçe Yemek Yarışmasıʼnda,12 öğrencinin katılımıyla hem Bülent Ecevit Üniversitesiʼnin
hem de Zonguldakʼın gastronomi arenasında büyük
tanıtımının yapıldığını belirttiler. Yarışma boyunca
ünlü şeflerle tanışma fırsatı bulan öğrenciler şeflerin
bilgilerinden faydalanarak diğer okullarla mesleki ve
eğitsel anlamda iletişim kurma şansını da yakaladılar. DMYOʼnun 12 Aşçılık Programı öğrencisi, ulusal
arenada bireysel balık yemeği, tatlı yemeği, tavuk yemeği, yöresel mutfak, makarna yemeği ve üniversitelerarası ekip kategorilerinde yarıştılar. Alınan
ödüller ise şöyle oldu:
İnancın en saf hali Mevlanaʼnın ilhamına sığınarak...
• Cumhur Demircan - Makarna kategorisinde 1
altın madalya, Balık kategorisinde 1 gümüş madalya
• Ferdi Güneç - Tatlı kategorisinde 1 altın madalya
• Polat Erik - Balık kategorisinde 1 gümüş madalya
ve 1 hijyen özel ödülü
• Alihan Demir - Tavuk kategorisinde 1 gümüş madalya
• Duygu Karaağaçlı - Tatlı kategorisinde 1 gümüş
madalya ve 1 hijyen özel ödülü
• Rıdvan Yılmaz - Tavuk kategorisinde 1 bronz madalya
• Osman Baran - Tatlı kategorisinde 1 bronz madalya
• Ercan Ergin - Balık kategorisinde 1 bronz madalya, Yöresel Yemek kategorisinde 1 bronz madalya
• Songül Bozkır, Elif Özlem Erten, Beytullah Coşkun
- Üniversiteler arası Ekip kategorisinde 1`er gümüş
madalya olmak üzere toplam 3 gümüş madalya ve
1`er hijyen özel ödülü almaya hak kazandılar.
Böylece, Bülent Ecevit Üniversitesi olarak, yarışmadan 2 altın, 7 gümüş, 4 bronz madalya ve 5 hijyen
özel ödülü olmak üzere, toplam 18 madalya ile dönülmüş oldu.
Ereğli’de Cumhuriyet Etkinlikleri
Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 90. Yıl Dönümü Etkinlikleri kapsamında
Ereğli Eğitim Fakültesinde, Yrd. Doç. Dr. Barış Kaya tarafından “Cumhuriyetimiz ve Atatürk” temalı konferans verildi. Fakülte Konferans Salonunda, 25
Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirilen etkinlikte, Cumhuriyet Belgeselinin izlenmesinin ardından Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencileri “cumhuriyet”
temalı şiirler okudu.
Konferansın sonunda Yrd. Doç. Dr. Barış Kayaʼya Dekan Yardımcısı Doç. Dr.
Soner Yavuz tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.
Yrd. Doç. Dr.
Barış Kaya
Düş yolculuğunda
boşuna arama
toz ardında.
Elsiz ayaksız
yürüdüğün bir denizde
ne gezer toz ardında.
4
Düşleriyle açtığı yolda
us daha coşkulu yürüsün diye,
kelimelerinin arasına toz serpiştirirmiş şair.
5
Lirik düşlerinden
epik bir toz bulut
yükselince;
Kılıcını çekip
bembeyaz ovada
tırısa kalkmış korkusuz şair.
HUG
“Atatürk ve Cumhuriyet” Sergisine
Gökçebey’de büyük ilgi
Gökçebey Mithat-Mehmet Çanakcı
Meslek Yüksekokulu tarafından, Cumhuriyetimizin ilanının 90. Yıldönümü
kutlamaları kapsamında, Ressam Mehmet Kılıçʼın çalışmalarından oluşan
“Atatürk ve Cumhuriyet” temalı resim
sergisi düzenledi. Gökçebey Camlıköşkʼte 29 Ekim 2013 tarihinde açılan
sergi büyük ilgi gördü. Sergide yer alan
Atatürk ve silah arkadaşlarının resimleri, Zonguldak geçmişiyle ilgili resimlerin kahverengi ve oksit sarısı kraft
çalışmaları ve portreler çok beğenildi.
Ressam Mehmet Kılıçʼa, Yüksekokul
Müdürü Yrd. Doç. Dr. Bülent Haner tarafından teşekkür belgesi verildi. Sergi,
1 Kasım 2013 tarihine kadar açık kaldı.
Ressam Mehmet Kılıç ve Yrd. Doç. Dr. Bülent Haner
B
ÜLEN
ECEVİ
T
TOPLUMA HİZMET
ÜNİVERSİTESİ
Eylül-Ekim 2013
29
İ
S
E
İT
S
R
E
İV
N
Ü
İT
V
E
C
E
T
N
E
L
BÜ
İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ
İ
Z
E
K
R
E
M
A
M
IR
T
Ş
A
R
A
E
V
A
M
A
UYGUL
KURUMU
İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞI EĞİTİM
LERİNE DEVAM EDİYOR
İM
İT
EĞ
I
LIĞ
AN
M
UZ
İ
İĞ
NL
VE
GÜ
İŞ
C SINIFI
1.
Grup eğitimler tamamlandı
2.
Grup eğitimler için talep toplama ve
ön kayıt süreci devam ediyor
Ayrıntılı bilgi ve ön kayıt formu için adresimiz: isiguam.beun.edu.tr
Telefon numaramız : 0 372 281 08 02
30
Eylül-Ekim 2013
B
HABER
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
Hocaların hocasından
öğrencilere merhaba
Türkiye’nin ilk fizyoterapistlerinden olan Dr. Fzt. Nihal Şimşek, fizyoterapistlik mesleğinin
tarihini, geçmiş dönemin zorluklarını ve geleceğe dair ipuçlarını anlattı.
Zonguldak Sağlık Yüksekokulu Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümüʼnün düzenlemiş olduğu “Hocaların Hocasından Öğrencilere Merhaba” adlı
söyleşi, 23 Ekim 2013 tarihinde, Tıp Fakültesi A Salonuʼnunda öğrencilerin yoğun katılımı ile gerçekleşti.
Söyleşinin konuğu olan Fizyoterapi ve Rehabilitasyon alanı hocalarından Dr. Fzt. Nihal Şimşek, fizyoterapistlik mesleğinin ülkemizdeki tarihini,
geçmiş dönemin zorluklarını ve geleceğe dair ipuçlarını öğrencilere anlattı. Aynı zamanda Türkiyeʼnin
ilk fizyoterapistlerinden olan Dr. Fzt. Nihal Şimşek
konuşmasında, uzun meslek ve akademik hayatında yetiştirdiği ve bugün pek çoğu farklı üniversitelerde akademisyen olan öğrencileri ile ilgili
hatıralarına da yer verdi.
Söyleşide Dr. Fzt. Şimşekʼin öğrencilerinden biri
olan ve BEÜ ZSYO Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bö-
lümü Başkanlığı görevini yürüten Doç. Dr. Zuhal
Kunduracılar da anılarını katılımcılarla paylaştı.
Mesleğin zaman içinde Türkiyeʼdeki gelişimi hakkında bilgi veren Kunduracılarʼın ardından söz alan
Yrd. Doç. Dr. Eda Akbaş da konuşmasında mesleğin
tanınırlığını ve Avrupaʼdaki eğitim sistemini anlattı.
Öğrencilerin sorularını yanıtlayan Dr. Fzt. Nihal
Şimşekʼe söyleşinin sonunda günün anısına hediyeler takdim edildi.
Cumhuriyet’in iki kurucu lideri
Atatürk ve İnönü Konferansı
Öğr. Gör. Dr. Alper Bakacak
Üniversitemiz Tarih Öğrenci Topluluğu, yeni
akademik yılındaki ilk etkinliğini düzenledi.
Cumhuriyetʼin İki Kurucu Lideri: Atatürk ve
İnönü başlıklı konferans, Tahir Karauğuz Konferans Salonuʼnda, 24 Ekim 2013 tarihinde gerçekleştirildi.
Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Dr. Alper
Bakacak ile Arş. Gör. Dr. Demo Ahmet Aslanʼın
konuşmacı olarak katıldığı etkinliği akademik ve
idari personelimiz ile öğrencilerimiz ilgi ile takip
etti.
Öğr. Gör. Dr. Alper Bakacak, Mustafa Kemal
Atatürk ve İsmet İnönüʼnün ilişkilerini, Arş. Gör.
Dr. D. Ahmet Aslan ise Mustafa Kemal Atatürkʼün
yaşam tarzı ile giyim kuşam ve yeme içme kültürünü anlattı.
Öğr. Gör. Bakacak, Mustafa Kemal ve İsmet
İnönüʼnün yıllar süren kişisel ilişkileri ve silah
arkadaşlıkları sürecinde yaşadıklarını içeren konuşmasında, iki liderin kişisel bir husumet yaşamadıklarını, ancak devleti ilgilendiren kararlar
noktasında farklı yaklaşımları nedeni ile dönem
dönem küs kaldıklarını söyledi. Bakacak ayrıca
Arş. Gör. Dr. Demo Ahmet Aslan
Mustafa Kemalʼin İnönüʼye olan güveninin ve
aralarındaki derin dostluk bağının yaşanan husumetten zarar görmediğini de sözlerine ekledi.
Arş. Gör. Dr. D. Ahmet Aslan ise, konuşmasında
Atatürkʼün yaşam tarzı ile giyim-kuşam ve yemeiçme kültürünün, sadece Osmanlı padişahlarından değil, diğer dünya liderlerinden de farklı
olduğunu vurguladı. Aslan ayrıca, Atatürkʼün
devlet yönetiminde sahip olduğu demokrat bakış
açısını yaşam tarzı olarak benimsediğini ve halkın yaşamında da bu tarzı oluşturmaya çalıştığını belirtti.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTE
ÜNİVERSİTESİ
Eylül-Ekim 2013
31
ÜNİVERSİTEMİZ İÇİN BÜYÜK BİR ADIM DAHA
Okşan Dağlı
Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Vekili
Yabancı Diller Yüksekokulu Kuruldu
Kısa bir süre içinde birbiri ardına ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeyde bölüm ve programlar açan ve birçok yeniliğe imza atan Üniversitemiz, Yabancı Diller Yüksekokulunu da 24 Temmuz 2013 itibarıyla
bünyesine dâhil etmiş bulunuyor. Rektör Hocamız Prof. Dr. Mahmut
Özerʼin girişimi ve yoğun mesaisi sonucu kurulan Yabancı Diller Yüksekokulu ile birlikte, okulumuz daha çağdaş bir kurumsal kimlik altında
faaliyetlerini yürütebilecektir. Böylece eğitim- öğretimde kalite yükseltilmiş olacaktır. Yabancı Diller Yüksekokulu ile birlikte modern dünyanın
kurumsal çalışmalarına uygun bir idari yapılanma oluşturulmuş olacaktır. Bunun için Sayın Rektör hocamıza İncirharmanı ailesi olarak sonsuz
teşekkürler.
Yabancı Diller Yüksekokulumuz şu an itibarıyla Temel İngilizce (Hazırlık) birimini bünyesinde bulundurmaktadır ama en kısa zamanda Modern Diller ve Mütercim Tercümanlık olmak üzere iki birimi daha hayata
geçirmeyi planlamaktadır.
Temel İngilizce Bölümü, İncirharmanı Kampüsü ve Çaycuma Kampüsü
olmak üzere iki ayrı kampüste eğitim vermektedir. Temel İngilizce Bölümü'nün amacı eğitim yılı başında uygulanan Muafiyet (Yeterlilik) Sınavında başarılı olamayan öğrencilere CEFR ( Avrupa Ortak Ölçüt
Çerçevesi) 'ın öngördüğü seviyeye uygun temel dil becerilerini kazandırmak ve bu becerileri bölüm lisans derslerinde kullanabilmelerini sağlamaktır. Temel İngilizce Biriminin altında şu birimler hizmet
vermektedir.
İktisat Öğrenci
Topluluğundan konferans
• Program Geliştirme ve Materyal Birimi
• Sınav Hazırlama ve Değerlendirme Birimi
• Akademik Yazı Düzeltme Birimi
• Gelişim Birimi
• Proje Geliştirme Birimi
İngilizce uluslararası bir dildir ve dünyanın her yerinde geçerlidir. Fırsatları somut sonuçlara dönüştürebilmek adına diyalogları sağlayacak
en önemli güç yabancı dil bilmektir. Yabancı dil bilmek vizyon getirir,
profili güçlendirir, uluslararası platformlarda daha etkin çalışmalara
olanak sağlar, dünyaya açılmak, AB sürecinde hızla ilerlerken özellikle
İngilizcenin önemini vurgulamak isterim.
Değerli Öğrencilerimiz,
Sizlerin de bildiği üzere günümüzde üniversiteye girmek ne yazık ki
kendi başına iş sahibi olmak için yeterli değildir. Önünüzdeki bu beş yılı
kendinize yatırım yaparak, kendinizi geliştirerek ve günün koşullarına
hazırlayarak geliştirmek zorundasınız. İlk yatırım fırsatınız Yabancı Diller Yüksekokuluʼnda alacağınız bir senelik İngilizce eğitim-öğretimi ile
karşınızda duruyor. Unutmayalım ki, İngilizce ileride daha fazla fırsatlara sahip kapılardan geçebilmek için mutlak edinmeniz gereken bir
anahtardır. Bizler bu yerleşkede deneyimli ve dinamik kadromuzla size
bu dili en hızlı ve verimli şekilde öğretmek için - yani “anahtar teslim”
için- hazırız. Sizlerden de beklentimiz bu ekibimize dâhil olup verilen
eğitim - öğretimden en azami şekilde yararlanmanızdır.
BEÜ’den sağlıklı
yaşama destek
Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ
) Tıp Fakültesi ve Beden Eğitimi
ve Spor Yüksekokulu
öğrencileri, 10 Ekim Dünya Yürü
yüş Günü etkinliği kapsamında,
Zonguldak İli Yeterli
ve Dengeli Beslenme ve Hareketli
Yaşam Kurulu tarafından düzenlene
n yürüyüşte Üniversitemizi temsil etti. Şehir Term
inali önünden saat 10.30ʼda başla
yan yürüyüş, Valilik Binası önünde sona erdi.
Düzenlenen yürüyüşle Obezite
(şişmanlık), Diabetes mellitus (şeke
r hastalığı) ve sigara açısından toplumsal farkı
ndalık yaratmanın amaçlandığını
vurg
ulayan BEÜ Tıp
Fakültesi Endokrinoloji ve Meta
bolizma Hastalıkları Anabilim
Dalı Başkanı Doç. Dr.
Taner Bayraktaroğlu, “Öğrencil
erimizin toplumsal duyarlılık arttır
maya yönelik bir etkinlikte yer alıp Üniversitemiz
in adını duyurmaları, sosyal soru
mluluk kültürü açısından bizlere gurur veriyor” dedi.
Yeni akademik yılın ilk öğrenci topluluğu etkinliği, İktisat Öğrenci Topluluğu tarafından, 2 Ekim 2013 tarihinde gerçekleştirildi. İİBF Ahmet Zengin Konferans Salonunda düzenlenen
Küresel Kriz Sonrası Türkiye ve Dünya başlıklı konferansa öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.
Ekonomistler Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Oğuz
Demir, Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Özgür Çengel ve Platformun
Genel Koordinatörü Fırat Polatʼın konuşmacı olarak katıldıkları
konferansta, küresel krizin Türkiyeʼde ve dünyada yarattığı etkinin yanı sıra küresel rekabet başlığı da tartışıldı.
Konferans sonunda konuşmacılara Üniversitemizin teşekkür
belgeleri ile armağanları sunuldu.
32
Eylül-Ekim 2013
Öğrenci Temsilcilerinden
Fen Edebiyat Fakültesi Dekanına ziyaret
Fen Edebiyat Fakültesi (FEF) Öğrenci
Temsilcileri, Prof. Dr. Kemal Büyükgüzelʼi makamında ziyaret etti. FEF öğrenci
temsilcileri, geçen yıl gerçekleştirdikleri
çalışmalar ve bu yılın programı hakkında
bilgi vererek, fakülte öğrencilerinin istek
ve sorunlarını Büyükgüzelʼe ilettiler.
Öğrencilerle yakından ilgilenen Prof.
Dr. Kemal Büyükgüzel, ʼʼ Öğrencilerin sorunlarına kulak vermekteyiz ve bu so-
B
HABER
runları hızlı bir şekilde çözerek öğrencilerimize iyi bir eğitim ortamı sunmak
için gece gündüz demeden çalışmaktayız.
Öğrenci temsilcilerimiz, öğrencilerin
beklentilerini ve sorunlarını bizlere ileten birer köprü görevi görmektedirler. ʼʼ
dedi.
Ziyarette ayrıca öğrenci temsilcileri,
Prof. Dr. Kemal Büyükgüzelʼe bir plaket
sundular.
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENCİNİN GÜNDEMİ
Samet Memişoğlu
Bülent Ecevit Üniversitesi Öğrenci
Konseyi Başkanı
Değerli arkadaşlar, bildiğiniz üzere yeni eğitim öğretim yılına başlamış
bulunmaktayız. Öncelikle yeni eğitim öğretim yılında sizlere sağlıklı mutlu
ve başarı dolu bir yıl diliyorum. Umarım yeni eğitim öğretim yılımız hayallerimize bir adım daha yaklaşmamızda hepimize güzellikler lütfeder.
Öğrenci Konseyi olarak bu yıl da siz değerli kardeşlerimizin istek, arzu,
şikâyet ve önerilerini yetkili mercilere iletmekte ve öğrenci ihtiyaçlarının
karşılanması hususunda elimizden geldiği kadar mücadele edeceğimizin
sözünü veriyoruz.
Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi bu yıl Öğrenci Konseyimizi komitelere ayırmış bulunmaktayız. Bu komitelerin her biri kendi alanlarında
çalışma azmi ve gayreti içerisinde, kurmuş olduğu ekiplerle biz öğrencilerin dili olmak ve taleplerimizi gerçekleştirmek adına çalışmalarına başlamış bulunmaktadır. Öncelikli hedefimiz, siz değerli kardeşlerimizin
temel ihtiyaçlarının kusursuz bir şekilde karşılanmasını sağlayıp her bir
öğrencinin bundan haberdar olmasını sağlamaktır. Sizlerin de desteği ile
çıkmış olduğumuz bu yolda başarıya hep beraber ulaşacağımızı temenni
ediyorum. Öğrenci Konseyimizin yapacağı etkinliklerle, öğrenciler arasında barış ve diyalog içerisinde bir kardeşlik ortamı oluşturmak amaçlarımızdan biridir. Üniversitemizde farklı din, dil, ırk, kültür ve etnik
kökenden binlerce öğrencimizin, barış ve kardeşlik ortamı içerisinde, kol
kola başarıya emin adımlarla ilerlemesi en büyük arzumuzdur. Bu ortamın oluşmasında bizlere yardımcı olacağınızdan hiç şüphemiz yoktur, olmamıştır. Yapılan her etkinlikte sizleri yanımızda görmek ümidiyle, saygı
ve sevgilerimle...
“Anne sütü bir yaradılış mucizesidir”
“Bebek Dostu” BEÜ Hastanesinden Anne Sütünün Önemi konferansı
Üniversitemiz Hastanesi tarafından,
1-7 Ekim Emzirme Haftası etkinlikleri
kapsamında “Anne Sütünün Önemi” başlıklı konferans düzenledi. Kadın Sağlığı
ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim
üyesi Yrd. Doç. Dr. Hatice Işık tarafından
Şebnem Kargı Konferans Salonunda, 7
Ekim 2013 tarihinde verilen konferansa,
sağlık kampüsünde görevli akademik ve
idari personel ile hemşireler ve yardımcı
sağlık personeli katıldı.
Yrd. Doç. Dr. Hatice Işık, Bülent Ecevit
Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin
2008 yılında “bebek dostu hastane” seçildiğini ve bebek dostu hastane olma koşullarının neler olduğunu belirterek
başladığı konuşmasında şunları söyledi:
“Anne sütü bir yaradılış mucizesidir. Bebeğin gereksinim duyduğu tüm besin
öğeleri sadece anne sütü ile karşılanır. Bu
nedenle anne, doğumun ardından ilk
yarım saat içinde mutlaka bebeğini emzirmelidir ve bebek ilk altı ay sadece
anne sütü ile beslenmelidir.”
Bebeğin altı aydan sonra anne sütü ve
ek gıda ile beslenmesinin ve iki yaşına
kadar anne sütü almaya devam etmesinin de ayrı bir önemi olduğunu belirten
Yrd. Doç. Dr. Hatice Işık, anne sütünün
bebeği hastalıklara karşı koruyan antikorlar açısından da zengin olduğunu,
anne sütü alan bir bebekte kabızlık so-
runlarının daha az görüldüğünü ve bu
bebeklerin daha zeki olduklarını vurgulayarak konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Anne sütü, anne ile bebek arasında
duygusal bir bağ oluşturur. Anneyi de bebeği de sakinleştirir, böylece bebekler
daha kolay uykuya dalar. Emziren anneler eski kilolarına daha kolay dönebilirler. Anne meme ve rahim kanserinden
emzirme sayesinde korunur. Bir anne,
hasta olsa bile bebeğini emzirmelidir.
Emzirme anne için bir görev değil, haktır. Bizim hastanemizde, anne adayları, lohusalar ve yakınları, emzirme konusunda
sürekli bilgilendiriliyor. Hastanemin
hemşirelerinden Tülay Baykan bu ko-
nuda büyük emek veriyor. Biz annelerimizi, anne sütünün önemi konusunda bilinçlendirerek taburcu ediyoruz. Sağlıklı
bir gelecek sağlamak bizim en önemli hedefimiz. ‘Sağlıklı anneler ve sağlıklı bebekler için önce anne sütüʼ diyoruz.”
Konferansta söz alan Çocuk Sağlığı ve
Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Zuhal Örnek ve Yrd. Doç.
Dr. Mehmet Karacı, annelerin, emzirme
konusunda daha çok bilgilendirilmelerinin gerekliliğini vurgulayarak, “bebek
doymuyor” ya da “gaz sancısı var, uyumuyor” diyerek ek gıda takviyesinden ilk
altı ay süresince kaçınılması gerektiğinin
altını çizdiler.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
HABER
ÜNİVERSİTESİ
Eylül-Ekim 2013
33
BEÜ KONSERVATUVARI TİYATRO ANA SANAT DALININ İLK
ÖĞRENCİLERİNDEN REKTÖR ÖZER’E TEŞEKKÜR ZİYARETİ
Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümünün bu yıl öğrenci
kabul eden Tiyatro Ana Sanat Dalı Oyunculuk Sanat
Dalı öğrencileri, Konservatuvar Müdür Yardımcısı
Öğr. Gör. Ekil Kaya ile birlikte BEÜ Rektörü Prof. Dr.
Mahmut Özerʼi makamında ziyaret etti.
Ziyaret sırasında arkadaşları adına konuşan BEÜ
Devlet Konservatuvarı Oyunculuk Bölümü Birinci
Sınıf öğrencisi Acar Çakmakçılar şunları söyledi: “Öğrenci arkadaşlarım adına, aynı zamanda bir Zonguldaklı olarak, Konservatuvarımızda Opera Bölümü
açıldığından itibaren Tiyatro Bölümünün açılmasını
sabırla bekledik. Rektör Hocamızın bu konuda büyük
uğraşlar vererek Tiyatro Bölümünü açtığını da biliyoruz. Kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır. Konservatuvar Tiyatro ailesi olarak, Zonguldak,
Üniversitemiz ve tiyatro sanatı adına birlikte çok
güzel işlere imza atacağımıza inanıyoruz. Rektörümüz
Prof. Dr. Mahmut Özerʼin desteğini arkamızda görmek, bizleri daha da heyecanlandırdı ve mutlu etti. Tiyatrocular olarak, bundan sonraki çalışmalarımızı, bu
heyecanla ve Üniversitemizi temsil ettiğimiz bilinciyle
en üst düzeye çıkarmak adına tüm gücümüzle çalışacağız.”
Tiyatro Anasanat Dalı Oyunculuk Sanat Dalına,
2013-2014 akademik yılında öğrenci kabul edilebilmesi için kişisel girişimleri ile büyük çaba sarf eden
Prof. Dr. Mahmut Özerʼe teşekkürlerini iletmek üzere
ziyarete geldiklerini ifade eden BEÜ Konservatuvarı
Öğr. Gör. Ekil Kaya ise, “Üniversitemizde ve Zongul-
dakʼta sanatın gelişmesi adına önemli görevler üstlenmek için yola çıktık. Geleceğe dönük olarak projelerimiz var ve bu projeleri hayata geçirmek için
hazırlıklarımız devam ediyor. Bu konuda her zaman
olduğu gibi, en önemli desteği Sayın Rektörümüzden
alıyoruz. Bölümün ilk öğrencilerini kabul etmesi,
güçlü bir adım oldu. Bu adımdan aldığımız şevkle çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
Ziyaretten duyduğunu mutluluğu ifade eden Rektör
Prof. Dr. Mahmut Özer, “Üniversitemizin gelişip büyümesi için elbette elimizden gelenin ötesinde çaba
sarf ediyoruz. Sanat, Üniversite kültürünün temel taşlarından biridir. Bu kültürü öncelikle Üniversitemizde
ve Zonguldakʼta yaygınlaştırmak adına sizlerin
önemli projelere imza atacağınıza inanıyorum. Sizler,
Bülent Ecevit Üniversitesinin sanatın evrensel dili ile
dünyaya açılan yüzü olacaksınız. Sizden büyük başarılar bekliyorum” şeklinde konuştu.
Denetim ve Muhasebe Standartları
Başarı Belgeleri sahiplerini buldu
Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sürekli Eğitim
Merkezi tarafından Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun işbirliğiyle lisansüstü
seviyede gerçekleştirilen Meslek Mensupları Geçiş
Dönemi Eğitim Programı “Denetim” ile “Muhasebe
Standartları” eğitimlerinin başarı belgeleri dağıtım
töreni, Rektörlük Makamında gerçekleştirildi.
Meslekte 15 yılını tamamlamış, üniversite mezunu olan ve “meslek mensubu” olarak adlandırılan serbest muhasebeci, mali müşavir ve
yeminli mali müşavirlerin “bağımsız denetçi belgesi” alabilmesi için düzenlenen geçiş dönemi
eğitimleri, Üniversitemiz ve Sakarya Üniversitesi
işbirliği ile düzenlendi. BEÜ Sürekli Eğitim Mer-
kezi tarafından koordine edilen eğitimde Muhasebe dersleri İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
öğretim üyeleri Doç. Dr. Yasemin Köse ve Yrd.
Doç. Dr. Berk Yıldız; Denetim dersleri ise yine
aynı fakültenin öğretim üyesi olan Yrd. Doç. Dr.
Halim Akbulut ve Yeminli Mali Müşavir Rahmi
Uygun tarafından verildi.
Başarı belgesini almaya hak kazanan meslek üyelerine belgeleri, BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer tarafından verildi.
34
Eylül-Ekim 2013
SGK’dan geleceğin
doktorlarına eğitim
HABER
B
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
Günyüzü ve Günyüzü-2
İzmit Körfez Yarış pistindeydi
ve Teftiş Başkanlığı tarafınSosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik
2013 tarihinde eğitim
Eylül
26
rine,
dan Tıp Fakültesi öğrencile
Genel Sağlık Sigortası Kave
talar
Sigor
al
Sosy
mde;
verildi. Eğiti
sözleşmeler, protokoller, SGK ve
nunu, sağlık uygulama tebliğleri,
i hukuki ilişki ile sağlık persosağlık hizmet sunucuları arasındak
ları hakkında bilgilendirme
konu
ı
uklar
nelinin hukuki sorumlul
Kamuran Öner ve SGK Rehberyapıldı. SGK Zonguldak İl Müdürü
katıldığı bu eğitimde, öğrinin
ttişle
Müfe
lik ve Teftiş Başkanlığı
n
a karşılaşabilecekleri sorunları
rencilere mezun olduktan sonr
ve finansmu
sunu
eti
hizm
k
sağlı
k,
olma
çözümünde yol gösterici
bilgi sahibi olmaları amaçlandı.
man yapısı ile işleyişi hakkında
Alaplı’da Mimari Proje
ve Maket Sergisi
arlık ve Şehir Planlama Bölümü
Alaplı Meslek Yüksekokulu Mim
rinin 2012-2013 Akademik Yıncile
öğre
ramı
Prog
mlığı
Yapı Ressa
mimari proje ve maketler,
kları
yaptı
lında Mimari Proje Dersinde
de tanıtıldı. Açılışta; Bölüm Baş2 Ekim 2013 tarihinde açılan sergi
dersin öğretim elemanı Öğr.
ve
Şolt
in
kanı Yrd. Doç. Dr. H. Burç
te yapılan projelerin sunumlaGör. Elif Akbulut, öğrencilerle birlik
ı Programı öğrencilerinin
amlığ
Ress
Yapı
rını gerçekleştirdiler.
t haline getirdikleri ve dünyanın
gruplar halinde tasarlayıp make
uyum sağlayabilecek projearına
şartl
iklim
farklı bölgelerindeki
Kapalı Spor Salonuʼnda, 4 Ekim
lerin yer aldığı sergi, Alaplı MYO
.
kaldı
açık
r
2013 tarihine kada
Üniversitemiz, 20-25 Ağustos 2013 tarihleri arasında İzmit Körfez Yarış Pistiʼnde düzenlenen Alternatif Enerjili Araç
Yarışları Formula-Gʼde, Günyüzü ve Günyüzü-2 adlı araçlar ile Karaelmas Robot
Topluluğu tarafından temsil edildi. Yarıfi-
nal yarışlarında Günyüzü-2 adlı aracımız
yarışı başarı ile tamamladı. Finalde, son viraja kadar çok çekişmeli geçen yarışı, Sakarya Üniversitesi takımı kazanırken
İstanbul Üniversitesi ikinci, Dokuz Eylül
Üniversitesi ise üçüncü oldu.
Güzel Sanatlar’dan
Retrospektif Resim Sergisi
Serginin açılışını Prof. Dr. Mahmut Özer yaptı
Üniversitemizin Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından hazırlanan Retrospektif Resim Sergisi
23 Eylül 2013 tarihinde ziyarete açıldı. Açılış
törenine BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer,
Rektör Yardımları Prof. Dr. Haluk Güven, Prof.
Dr. Muhlis Bağdigen, Prof. Dr. Orhan Uzun ile
akademik-idari personel ve çok sayıda öğrenci
katıldı. 23 Eylül – 7 Ekim 2013 tarihleri arasında, Üniversitemizin merkez kampüsünde
bulunan Prof. Dr. Durmuş Günay Kütüphanesiʼnde açık kalan sergide, BEÜ Güzel Sanatlar
Fakültesi Resim Bölümü öğrencilerinin üç yıllık çalışmalarından hazırlanan seçki çalışmalar sergilendi. Öğrencilerin Resim Atölye, Baskı
Resim, Desen derslerinde yaptıkları yağlıboya
çalışmaları; serigrafi baskıları, manzara, insan
figürü çizimleri ve etüt çözümlemelerinin yanı
sıra üç boyutlu modelaj kilinden yaptıkları soyutlama çalışmalarından oluşan 20 adet heykel ve 75 parça eserden oluşan karma sergi, iki
hafta süreyle sanatseverler tarafından gezilebildi.
B
ÜLEN
ECEVİ
T
YORUM
ÜNİVERSİTESİ
Eylül-Ekim 2013
35
Öğrencilerimize sorduk:
Ekranlarda yayımlanmakta olan yerli TV dizileri hakkında neler düşünüyorsunuz?
İşte aldığımız yanıtlar…
Ali İhsan Özdemir
Makine Mühendisliği
4. Sınıf
Yerel dizilerin öncelikle
üretken olmadıklarını düşünüyorum, sürekli aynı
konular dönüp dolaşıp
tekrar izleyicilere sunuluyor. Zaten biraz dikkat ettiğimiz zaman belli
zaman dilimlerinde diziler sürekli aynı kalıplar içerisinde devam ediyor. On yıl önceki bir dizinin ana
temasıyla şu an yayımlanan dizinin ana teması
aynı ve bu yabancılardan uyarlama diziler son zamanlarda çok artmaya başladı. Kendimiz üretemediğimiz için yabancı ülkelerdeki en fazla
izlenen dizileri bizlere sunuyorlar. Özellikle aile
ilişkileri ve aşk ilişkilerinde çok anormallikler var.
Sürekli bir kız iki erkeği ya da iki erkek bir kızı seviyor ve bunlar sürekli tanıdık oluyor. Böylelikle
insanların kafasında değişik düşünceler oluyor,
artık hiç kimse erkek ya da kız arkadaşıyla normal
sohbet edemiyor, ‘acaba dizide gördüğüm gibi
midir’ diye yaklaşabiliyor olaya. Hatta bazı dizilerde baba oğul aynı kızı seviyor. Ben kamera teknolojisi açısından ilerleme görüyorum hem çekim
açısından hem de efekt açısından gelişmiş buluyorum. Dizilerin sürelerine değinecek olursak, çok
uzun, artık gına getiriyor ve bu sebeple araları doldurmak için boş boş bakışmalar, aynı karenin uzun
süre gösterilmesi çok fazla sıkıyor. Bir bölümde anlatılacak bir şeyi iki bölümde anlatıyorlar.
Hıdır Hakan Gülşen
Güzel Sanatlar
Fakültesi Resim
1. Sınıf
Yerel diziler bir saat ve
daha fazla sürüyor. Bu ise,
izleyici için çok sıkıcı bir
durum. Faydalı yönlerini göz önünde bulundurursak “Muhteşem Yüzyıl” dizisi insanların tarihini
tanıması açısından çok iyi. Dizide sadece harem
konusu çok fazla işleniyor bu durum biraz gereksiz. Çok uzayan diziler de var. Örneğin, “Kurtlar
Vadisi” 10 yıl kadar sürdü. Bence tadında bırakılsaydı çok güzel olurdu. Tabii bu dizi, teknik yönden çok iyi doğal olarak 10 yılda kendini oldukça
geliştirdi. Ancak diğer dizileri eksik buluyorum.
Ekibin eğitiminin olmaması bunun sebeplerindendir. Örneğin, tarihi dizleri izlerken arka planda
bir elektrik direği görüyoruz, bilgisayar ortamında kurgulanan sahnelerde efekt koymayı
unutmak çok gülünç oluyor. Ayrıca, 40 dakikadan
uzun dizi olmamalı diye düşünüyorum.
Mehtap Yıldırım
İİBF Çalışma Ekonomisi
ve Endüstri İlişkileri
3. Sınıf
Türk dizi sektöründeki
diziler bana göre neredeyse yabancı dizilerin
bire bir kopyası halinde. Önceki yıllarda yerli dizilerde sıkça gördüğümüz hayal ürünü eserlere şimdilerde neredeyse hiç rastlayamıyoruz. Çünkü
artık ekranlarda izlediklerimiz ya bire bir kopya
ya da edebiyatımızda yer alan eserlerin uyarlaması. Bunların dizilere ne kadar başarılı uyarladığı
ise ayrı bir tartışma konusu. Geçtiğimiz günlerde
televizyonda bir programa konuk olarak gelen
ünlü yapımcı; “Türk televizyonlarındaki dizi sayısı
önceki yılların neredeyse iki katı. Konular birbirine benzediği ve kurgular iyi olmadığı için birçok
dizi yayından kaldırılıyor ama buna rağmen yayımlanmakta olan dizilerin sayısı bile çok fazla”
diyordu. Bunu duyunca ben de ona hak verdim.
Ekranlarda yayınlanan çok fazla dizi var. Şimdi düşünüyorum da, bu sektör gerçekten düzenlenmesi gereken bir durumda. Bir öğrenci olarak,
yerli dizi sektöründe bize daha yararlı daha ilgi çekici diziler yapılabileceğini düşünüyorum, tabii
bunun için de öncelikle özgün olunması ve hazıra
konulmaması gerekiyor.
Ceren Dinçer
Elektrik Elektronik
Mühendisliği 2. Sınıf
Yerli dizilerin konu örgüsü bakımından birinci
sezon iyi gitseler bile ikinci
sezon saçmaladıklarını düşünüyorum, açıkçası. Orijinal konu ve senaryo bulmakta zorlanıyorlar. O yüzden pek izlemeyi tercih
etmiyorum. Teknik bakımdan değerlendirecek
olursam, kullanılan efektler başarısız, onun dışında
dediğim gibi özgün senaryolar yok denecek kadar
az ve oyunculuklar da o kadar iyi değil. Bence kasta
çok fazla önem vermiyorlar. Sektörün diğer eksiklikleri olarak yabancı diziler genellikle kırk dakika
sürüyor bu yüzden o dizinin yapım ekibi işini özenerek yapıyor. Ama Türk dizileri daha uzun sürdüğü
için sahneler akıcı olmuyor ve buna benzer şeyler
var. Oynayacak çok iyi oyuncular yok. Tabii ki
bunun için de birazcık bütçe gerekli ancak yapımcıların yeteri kadar para harcadıklarını düşünmüyorum, hep ucuza kaçıyorlar.
Yasin Şirin
Güzel Sanatlar
Fakültesi Resim
1. Sınıf
Öncelikle ülkemizde yayımlanan dizileri tamamen saçmalık olarak
görüyorum. Örneğin “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde
geçmişimizin çok saçma bir şekilde yansıtılması
koskoca Kanunî’nin kadın düşkünü gibi gösterilmesi bence hiç hoş değil. Aklımda şu an bu var. Genellikle televizyon izlemiyorum. Takip ettiğim dizi
olarak önceden “Ezel” vardı onu da sadece kurgusu
ve olay örgüsü hoşuma gittiği için izliyordum.
Zaman içerisinde televizyonda yayımlanan dizilere
ve filmlere olan ilgim azaldı ve televizyonu bir
aptal kutusu olarak görmeye başladım. O yüzden
de sadece haberleri izlemek amacıyla televizyon izliyorum. Türk dizilerini yabancı dizilerle karşılaştıracak olursak ikisinde de biraz duygu eksikliği var
ve eskinin verdiği hazzı vermiyor. Önceden Yeşilçam filmleri izlendiğinde bir duygu ve imge vardı
ancak yeni dizilere baktığımızda, zamanın getirdiği ya da başka bir şey mi bilemiyorum ama yapmacık olduklarından bana hoş gelmiyor.
Televizyon çocuklukta vazgeçilmezdi belki çoğu
insan için hala böyle ama o evre, ergenlik döneminden sonraki evre, benim için televizyonun ve
dizilerin bitiş dönemiydi. Artık farklı bir dönem içerisindeyiz ve dizilerde işlenen konular bana oldukça yapmacık geliyor. Geçen yıllarda yabancı
dizi izliyordum ve baktığınız zaman hepsinin belli
bir konusu var, belli bir konuya hâkimler, ama ne
bileyim o verilmek istenen mesajı verebilen belki
çok nadir dizi veya film vardır. Ama bunlar da zaten
akılda kalanlar. Ömürlük hatırlanan diziler.
Osman Çağlar Budak
Çevre Mühendisliği
Hazırlık
Öncelikle
yayımlanmakta olan yerli dizileri
göz önünde bulundurursak geçmiş yıllara oranla
hem teknik yönden hem de teorik bakımdan
zaman geçtikçe ilerleme kat ettiklerini söyleyebilirim. Bunun bir kanıtı olarak da, günümüzdeki yerel
yapım dizilerin farklı ülkelerde, farklı dillere çevrilip yayımlanmasını örnek gösterebilirim. Bence
Türk dizi sektörü çağı yakalamaya çok yakın.
Fotoğraf ve Röportaj : Mücahit Özenli
36
B
SPOR
Eylül-Ekim 2013
ÜLEN
ECEVİ
T
ÜNİVERSİTESİ
BEÜSEM-BESYO İşbirliğiyle gerçekleştirilen spor kurslarına
kayıtlar devam ediyor
BEÜ çalışanının
b a şa rı sı
Üniversitemizin Sürekli Eğitim Merkezi (BEÜSEM) ve Beden
Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) işbirliğiyle düzenlenen spor kurslarına kayıtlar devam ediyor.
6-15 Yaş Grubu Çocuklarda Karate Do Kursu
Kursun amacını; 6-15 yaş grubu çocukların, fiziksel ve
ahlaki yetilerini eğitmek, fiziksel ve ruhsal verimini artırmak, sporu sevdirerek Karate Do branşının temel tekniklerini öğretmek oluşturuyor. BEÜ personeli
çocuklarına ve Zonguldak halkına yönelik olan kursun açılabilmesi için en az 10 kursiyer gerekiyor.
50 kursiyerle sınırlı olan Karate Do Kursunun ön
kayıt işlemleri için, BEÜ Sürekli Eğitim Merkezinin web sayfasındaki Ön Kayıt ve Kursiyer Bilgi Formunun doldurulması ve bu formun [email protected]
adresine gönderilmesi gerekiyor.
Pilates Kursu
Üniversitemizin
Merkez Kampüsünde
Güvenlik Koruma
Görevlisi olarak çalışan Emir
Kılıçarslan, Türkiye Futbol
Federasyonu Merkez Hakem
Kurulu tarafından bu yıl ulusal
yardımcı hakemliğe terfi
ettirildi. Kılıçarslan, bundan
böyle ikinci ve üçüncü ligde
yardımcı hakem olarak
görev alacak.
BEÜ personeline, personel aile üyelerine, öğrencilerine ve Zonguldak halkına açık olan Pilates kursunun açılabilmesi için en az 10 kursiyer gerekiyor. Kurs kontenjanı 30 kursiyerle sınırlandırıldı.
Dersler, BEÜ Merkez Kampüsündeki Spor Salonuʼnda yapılacak. Ön kayıt işlemleri için web sayfamızdaki Ön Kayıt ve Kursiyer Bilgi Formuʼnun doldurulması ve bu formun [email protected] adresine gönderilmesi gerekiyor. Üniversitemizin Pilates Kursunu başarıyla tamamlayanlara BEÜSEM
onaylı “Kurs Bitirme Belgesi” de verilecek.
Herkes İçin Tenis Kursu
Üniversitemizin spor kurslarından bir diğeri olan “Herkes İçin Tenis” kursu da tenis öğrenmek isteyen herkesi, Üniversitemize davet ediyor. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun tenis alanında deneyim sahibi öğretim elemanları tarafından verilecek olan kurstan BEÜ çalışanları ve Zonguldak
halkı yararlanabilir. “Herkes İçin Tenis” Kursuyla ilgili ayrıntılı bilgiye ve başvuru formalarına
BEÜSEM web sitesinden ulaşılabiliyor.
Sualtı Kulübü
Cumhuriyet için daldı
Üniversitemiz Sualtı Sporları Topluluğu, Cumhuriyetimizin 90. yılını, 29 Ekim 2013 tarihinde
Kocaeliʼnin Kerpe ilçesinde düzenledikleri dalışla, denizde Türk Bayrağı açarak kutladı.
Topluluk ayrıca Zonguldak Valiliği tarafından
Cumhuriyetin 90. Yıl Dönümü Kutlama Programı
kapsamında, 30 Ekim 2013 tarihinde, Kozlu Limanı dip temizliği dalışını da gerçekleştirdi.

Benzer belgeler

sayi-11 - Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü

sayi-11 - Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü cihazı, Üniversitemiz Uygulama ve Araştırma Hastanesinde hizmet vermeye başladı. En gelişmiş görüntüleme araçlarından biri olan Pozitron Emisyon Tomografisi/Bilgisayarlı Tomografi (PET/CT) cihazı K...

Detaylı