6098 sayılı borçlar kanunu`nda kira sözleşmesinde kiracı, kiraya

Yorumlar

Transkript

6098 sayılı borçlar kanunu`nda kira sözleşmesinde kiracı, kiraya
6098 SAYILI BORÇLAR KANUNU’NDA
KİRA SÖZLEŞMESİNDE
KİRACI, KİRAYA VEREN,
KEFİL VE GARANTÖRÜN
BORÇLARINA DAİR
!
HÜKÜMLER
KİRA SÜRESİ
Madde 300 kira süresi hakkında olup, nitelik olarak hüküm tanımlayıcıdır. Gerekçede
söylenen, bütün ilişkilerin belirsiz süreli olabileceğidir. Kira, sürekli ifalı sözleşmedir.
Süreklilik daimilik anlamı taşımamaktadır. Kira süresi bittiğinde, kira konusu kiraya verene
geri dönecektir. Sona erme zamanı, sözleşmenin süresiyle ilgilidir. Baştan belirsiz ya da
sonradan belirsiz süreli olmuş sözleşme ilişkilerinde sona erme zamanı belirsizlik
taşınmaktadır; sorun çıkabilecek bir noktadır; yedek hüküm gerektirmektedir. Bu durumda
fesih hükümlerinde, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşme düzenlemesi yeterlidir. (m.228-230).
KİRAYA VERENİN BORÇLARI
Kiraya verenin borçlarına dair madde 303 yan giderlere katlanma, yeni bağımsız
hükümdür. Gider ödeme, klasik edim türleri üçlü sınıflaması (verme-yapma-yapmama)
bağlamında verme borcudur. Katlanma, yapmama borçlarının alt başlıklarından (katlanma
veya kaçınma) birisidir.
Kiraya verenin asli borcu, kira konusunu kullanmaya elverişli teslim etmek, sözleşme
süresince de elverişli bulundurmaktır. (m. 301/I). Elverişlilik yoksa ayıp vardır. Şeyin niteliği
ya da niteliği etkileyen niceliğindeki aksaklık belirlemesiyle açıklanan ayıp, kiralanan da
somutlaşır. Kiraya verenin aykırı davranışı bulunmasa da ayıp ortaya çıkabilecektir. Her
durumda giderme yükümlüsü kiraya verendir. Yeni kanunda ayıp düzenlemeleri, farklı
sistematik, tür ayrımlarıyla yapılmıştır.
Ayıp, teslim anında ya da sonradan ortaya çıkabilecektir (m. 304 ve 305). Önemli ya
da önemsiz olabilecektir (m. 304/I. 304/II.). Bu ayrımlar, farklı haklar tanınmasının
!
gerektirecektir. Önemli ayıptaki özelliği kısaca analım. Başlangıçta ani ifalı sözleşmelerde
olduğu gibi kiracıya geriye etkili sona erdirme olanağı da tanınmaktadır; adı dönmedir (m.
304/I atfıyla m. 125/II-III). Oysa sürekli ilişki başladıktan sonra sona erme ileriye etkilidir adı
fesihtir (m.305/II). Özetle önemsiz ayıp kural olarak sözleşmeden dönme hakkı
vermemektedir.
Ayıbın giderilmesi seçimlik hakkında, bildirim üzerine ayıbı gidermeyen kiraya veren
karşısında kiracıya ayıpların giderilmesini sağlama hakkı tanıyan hüküm, vekaletsiz iş görme
yetkisi tanıyan özel hükümdür. Hakime gitmeye gerek olmadan ( genel yapma borcuna
aykırılık hükmü m.113’den farklı), gerçek vekaletsiz iş görme uyarınca, kiracı kiralananı
ayıpsızlaştırabilecek, kullanmaya elverişlilik yeniden sağlanacaktır.
Karşılıklı çıkar bağdaştıran, kiraya verene tanınan ayıpsız benzerle değiştirme hakkı
iki zamanda tanınmıştır. Çarpıcısı en baştakidir. Kiraya veren bildirimle birlikte hemen
kiracının bütün zararlarını karşılayarak ayıpsız benzeri sunabilecektir. (m. 306/4) hemen bu
yola başvurmayı kaçırdığında ise kiracının ayıptan doğan haklarını kullanması durumunda/
devamında, ayıpsız benzerle değiştirme seçeneği vardır (m306/III)
Kira konusunun elverişliliğinin yeniden sağlanması ile kiracının zararının giderilmesi
ayrı şeylerdir. Seçimlik haklarının dışında da zararın giderilmesi istenebilecektir (m 305/I
tümce 2). Yani zararın giderimi, bütün seçimlik haklarının yanında ayrıca istenebilecektir.
Hükümde kastedilen, doğrudan zararlardır. Tartışma bitiren kiracı koruyan açık bir
hükümdür.
Kira sözleşmesinden sonra, kiralananın mülkiyetinin devredilmesi halinde nisbi hak
sahibi kiracının karşısında, (sonraki) üstün hak sahibi malik vardır. Kiraya verenin yanına
paydaşların gelmesinden (paylı mülkiyet oluşması), kiralananın bütünüyle başkasına
devredilmesine kadar bütün mülkiyet hakkı sahibi değişikliklerinde yeni malik kira
!
sözleşmesinin tarafıdır (m.310). Kira sözleşmesinde nisbilik ilkesi aşılmıştır.
Sözleşmenin kurulmasından sonra, kiralanan üzerinde sınırlı ayni hak kazanılması
durumunda ( mülkiyetin dışındaki üstün haklarda) da aynı sonuç geçerlidir (m.311).
KİRACININ BORÇLARI
Madde 313 kiracının asli borcunun yani kiracının, kira bedelini ödemekle yükümlü
olduğunu düzenlemektedir. Kiracının ödeyeceği çoğunlukla para olduğu için kira bedelinin
ödenme zamanı (da) düzenlenmelidir. Para hala genel değişim aracıdır. Herkesin istediği, pek
çok sözleşmenin karakteristik olmayan ancak hayatın sürdürülmesini sağlayan temel
edimidir. Sözleşme ile yerel adet ve kira bedelini ödeme zamanı saptanabilecektir. Çoğu ilişki
de sözleşme hükümleri, hüküm yoksa oluşmuş yerel adetler uyarınca ödemeler aydan aya
yapılacaktır. İkisinin bulunmaması durumunda kiraya verenin korunması da iyi olacaktır.
Eski kanundaki 6 ayın sonunda ödeme seçeneği artık yok. Madde 314’e göre bundan böyle
kira bedelleri aylık ve üzerindeki (birkaç aylık, 6 aylık, yıllık, birden çok yıllık…) bütün kira
sürelerinde kira bedeli her ayın sonunda; aydan kısa süreli sözleşmelerde ( 3-5 gün, 1 hafta,
10 gün, 2 hafta…) kira süresinin bitiminde ödenecektir.
Kiracının temerrüdü hükmüne, yan giderler de eklenmiştir. Madde 315’e göre yan
giderler zamanında ödemediğinde de kiraya verenin sözleşmeyi fesih hakkı doğmaktadır.
Başka bir deyişle yan gideler de vaki bir gecikme de kiracı temerrüdü olarak yeni yasada
kabul edilmiştir.
Temerrütte bir diğer değişiklik, kanunla düzenlenen uygun süredeki yeniliktir. Konut
veya çatılı işyeri kirası ile diğer kira ilişkilerinde süre yeknesaktır. İlkinde en az 30 gün;
ikincisinde en az 10 gün. İşbu süreler kısaltılamaz.(m.315/2). İki yenilikle bildirim yazılı
olacaktır; süre bildirimin gerçekleşmesini izleyen gün başlayacaktır. İlki kiracıyı
!
koruyacaktır; ikincisi uygulamayı hükme taşımaktadır.
Özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme borcu m.316 da düzenlenmiştir. Özen
borcunda aranan hem kiralanana hem kira sözleşmesi dolayısıyla ilişkide bulunulan ya da
etkilenme alanında yer alan kişilere özendir. Yani kiracı hem mala hem de kişilere özen
göstermekle yükümlüdür.
Kiralanana gösterilmesi gereken özene aykırılık, kira konusu üzerindeki
değişikliklerde, işlevindeki aksaklıklarda gözlemlenecek, somutlaşacaktır. Delik deşik
kapılar, yıkılan duvarlar, kırılan pencereler, bakımı yapılmayan arabadaki bozukluklar, özenle
kullanma borcuna aykırılığın, maldaki olumsuz sonuçlarıdır. Kişilere gösterilmesi gereken
özene aykırılıksa ses, koku kirliliği, tehdit, şantaj, saygısızca davranışlar, şiddet uygulama,
özen borcuna aykırılığın kişilerde doğurabileceği olumsuz sonuçlardır.
Komşu kavramı bir binada altta üstte ve yanlarda oturanı kapsamaktadır. Sürekli
gürültü, bağırış, çağırış, havlayan köpek, top oynayan çocuk, ip atlayan hanım, halı
silkeleyen komşu, kötü oku, yan blokta oturanı da bitişik arazide yaşayanı da yerine göre 2
blok ötede yaşayan kişileri de rahatsız eder.
Aykırılığın yaptırımında yine konut veya çatılı işyeri kiraları ile diğer kiralar ayrımı
vardır. Diğer ( taşınır, taşınır yapı, taşınmaz…)kira ilişkileri, ihtarsız, süre vermeden
(mehilsiz), yazılı bildirimle hemen feshedilebilecektir. Konut veya çatılı işyeri kiraları ise
kural olarak aykırılığın giderilmesi yönündeki yazılı ihtarla, uygun süre verilerek (en az 30
gün), aykırılığın tanınan sürede giderilmemesi halinde akit feshedilebilecektir.
Konut veya çatılı işyerinde de sözleşme, istisnaen ihtarsız, uygun süresiz, yazılı
bildirimle hemen feshedilebilecektir. Bu hüküm yenidir. Özen borcuna nitelikli aykırılıkların
sıralandığı fıkrada; karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, temerrüt hükmündeki gibi, uygun
!
süresiz fesih hakkı tanınmaktadır. Kiralanan hasara uğrar, telef olursa sürenin yararsız olacağı
açıktır. Saygı gösterilecek kişi cephesindeki nitelikli aykırılıksa, ilişkinin çekilmez olması
sözleriyle dile getirilmiştir.
Kiracının borçlarından sonuncusu, ayıpların giderilmesine ve kiralananın
gösterilmesine katlanma borcu başlıklı m.319 hükmüdür. Hüküm tamamen yenidir.
Üçüncü fıkra, kiracının borcunun kaçınılmaz kıldığı kiraya veren zorunluluğunu
kaleme almaktadır. Kiracının yükümlülüğü, kira sözleşmesi süresinde, kiracı kullanma ve/
veya yararlanmaya devam ederken yerine getirilecektir. Öyleyse onun çıkarı gözetilmelidir.
Gezip görmeler günlük yaşamını aksatmamalıdır. İşyeri kirasında iş saatleri, akışı,
yoğunluğu; konut kirasında evde bulunulabilecek zaman gözetilerek; her ikisinde kiracının
hayatını asgari kesintiye uğratacak süreler kesitler gözetilerek yürütülmelidir.
Kiracının kira bedelinin indirilmesine ve zararın giderilmesine ilişkin hakları saklıdır.
İKİ HAKLI İHTAR NEDENİ İLE KİRA AKDİNİN SONA ERDİRİLMESİ
TBK’nın 352/2 hükmü sadece konut ve çatılı işyeri kiralarında uygulanabilir. Konut
ve çatılı işyeri dışındaki kiralara 352/2 hükmü uygulanamaz.
Yargıtay’ın süreklilik gösteren içtihadına göre belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ve
kira bedelinin tamamının bir defa da peşin veya arada belirli bir tarihte ya da kira süresinin
sonunda ödeneceği kararlaştırılmış olması halinde, iki haklı ihtar nedeni ile kira sözleşmesi
sona erdirilemez.
Bu durumda,352/2 hükmü ancak belirli süreli kira sözleşmelerinde ve kira bedelinin
!
aylık veya kira yılı ya da kira yılını aşan süre içinde birden fazla zamanda ödenmesi
kararlaştırılmış kira sözleşmelerine uygulanabilecektir. Belirli sürenin bir yıldan az, bir yıl
veya bir yıldan uzun olması önemli değildir. Bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde, kira
süresi içinde kira bedelinin zamanında ödenmemesi nedeniyle yazılı olarak iki defa haklı
ihtarda bulunulması halinde, kira süresinin ermesinden itibaren bir ay içinde açılacak dava ile
kira sözleşmesi sona erdirilebilir. Örneğin; kira bedelinin aylık olarak ödenmesi
kararlaştırılmış yedi aylık konut ve çatılı işyeri kirasında, yedi aylık kira süresi içinde, farklı
iki aya ait kira bedelinin zamanında ödenmemesi nedeniyle haklı olarak iki defa yazılı ihtarda
bulunulmuş ise, yedi aylık kira süresinin sonundan itibaren bir ay içinde dava açılarak kira
sözleşmesi sona erdirilebilecektir.
Eğer bir veya birden fazla tam yılı kapsayan belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira
sözleşmesi söz konusu ise her bir tam kira yılı içinde, kira bedelinin zamanında ödenmemesi
nedeniyle haklı olarak iki defa yazılı olarak ihtarda bulunulmuş olması halinde, kira süresinin
bitmesini beklemeden, iki haklı ihtarın yapıldığı kira yılının sonundan itibaren bir ay içinde
dava açılarak kira sözleşmesi sona erdirilebilir. Örneğin; 01.01.2014 başlangıç tarihli üç yıllık
bir kira sözleşmesinde, 01.01.2014-31.12.2014 tarihleri arasında kira bedelinin zamanında
ödenmemesi nedeniyle yazılı olarak iki defa haklı ihtarda bulunulmuşsa, kiraya veren, üç yıllı
kira süresinin bitmesini beklemeden 01.01.2015 tarihinden itibaren bir ay içinde dava açarak
kira sözleşmesini sona erdirebilecektir.
Kira süresi tam bir yıl ve kesirli süreli ise (1 yıl 6ay, 2 yıl 8 ay gibi) kira bedelinin
zamanında ödenmemesi nedeniyle kesirli sürede yazılı iki ihtar yapılması halinde kesirli
sürenin sona ermesinden itibaren bir ay içinde dava açılarak kira sözleşmesi sona erdirilebilir.
Örneğin; 1 yıl 6 ay süreli kira sözleşmesinde 1 yıldan sonraki 6 ay içinde, kira bedelinin
zamanında ödenmemesi nedeniyle yazılı iki haklı ihtarda bulunulması halinde, o 6 aylık
sürenin sonundan itibaren 1 ay içinde açılacak dava ile kira sözleşmesinin sona erdirilmesi
!
sağlanılabilecektir.
İHTARIN HAKLI OLMASI
İhtarın haklı olması için, ihtara konu kira bedelinin muaccel olması gerekmektedir.
TBK’nın 352/2 maddesinde sadece kira bedelinden söz edilmiş, yan giderlerden söz
edilmemiştir. Bu durumda, yan giderlerin ödenmemesi haklı ihtara konu edilemeyecektir.
İhtarın haklı olabilmesi için, ihtara konu kira bedeli, ihtarın tebliğinden sonra ödenmiş
olmalıdır.
İhtar kiracıya tebliğ edilmeden ihtara konu kira bedeli ödenmişse, o ihtar haklı olmaz.
Uygulamada kira bedeline karşılık kiraya verene çek veya bono verilmektedir. Bu gibi
durumlarda öncelikle kambiyo senetlerinin tahsili ile ilgili yollara başvurulmalı, çekin
karşılıksız çıkması veya bononun ibraz edilmesine rağmen ödenmemesi halinde haklı ihtara
konu edilmelidir. Kambiyo senetlerinin tahsili ile ilgili yollara başvurulmadan gönderilen
ihtar haklı ihtar olmaz.
Muaccel olan ve tek miktarla istenmesi mümkün olan kira bedelleri, bölünerek iki
ayrı ihtara konu edilemez. İki haklı ihtar, aynı kira yılı içinde gönderilmiş ve aynı kira yılı
içinde tebliğ edilmiş olmalıdır.
Alacaklı kiraya veren tarafından, kira bedeli alacağının tahsili amacıyla açılan icra
takibi üzerine kiracıya gönderilen ödeme emri de, tebliğden önce ödeme yapılmamış ve
tebliğinde usulüne uygun yapılmamış olması kaydı ile haklı ihtar yerine geçer.
İhtarların, "kira bedelinin belirli sürede ödenmesi, aksi halde verilen sürenin
sonunda kira sözleşmesinin feshedileceği veya kira sözleşmesinin sona erdirilmesi için
dava açılacağı" gibi kayıtları içermesi gerekmez. Ancak, ödenmesi gereken kiranın; hangi
!
yıl, ay veya aylara ait olduğunun ve miktarının belirtilmesinin TMK'nın 2. maddesindeki
dürüstlük kuralına uygun olacağı kanaatindeyiz.
İhtarın yazılı olması geçerlilik koşuludur. İhtar, noter aracılığıyla, mektupla, elektronik
postayla, telgrafla yapılabilir.
İHTAR VE DAVA HAKKI
TBK'nın 352/2 maddesinde, iki haklı ihtar göndermek ve daha sonra bu iki haklı ihtara
dayanarak kira sözleşmesini sona erdirme istemiyle dava açma hakkı, sadece kiraya verene
tanınmıştır. Kiraya veren olamayan malikin ihtar gönderebilmesi ve daha sonra dava
açabilmesi için, önce kira bedellerini kendisine ödemesi konusunda kiracıya ihtar göndermesi
gerekir.
Birden çok kiraya veren varsa, ihtarlar, kiraya verenlerin tamamı tarafından
gönderilmelidir. Kira sözleşmesi mirasçılara intikal etmemişse, mirasçıların birlikte hareket
etmeleri, zorunlu dava arkadaşlığının gereğidir.
Aynı durum, kiracı taraf içinde geçerlidir. Birden çok kiracı varsa, ihtarın her bir
kiracıya ayrı ayrı tebliği gerekmektedir. Bu konudaki eksiklerin sonradan tamamlanması
mümkün değildir. Bu hususlar dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Kira ilişkisinin devri halinde ise; gerek 323. ve 205. madde, soruya olumlu cevap
verilmesini gerektiriyor. TBK'nın 323/2 maddesine göre "...kira ilişkisi kendisine devredilen
kişi, kira sözleşmesinde kiracının yerine geçer ve devreden kiracı, kiraya verene karşı
borçlarından kurtulur." TBK'nın 205/1 maddesi de "Sözleşmenin devri, sözleşmeyi
devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu
sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren
!
bir anlaşmadır." şeklindedir. İki hükmün birlikte değerlendirilmesinden burada kanundan
doğan bir halefiyetin söz konusu olduğu ve devredenin tüm hak ve borçlarının devredenin
yerine geçen devralana geçtiği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, kira ilişkisinin devrinde de
devreden kiracıya gönderilmiş olan iki haklı ihtardan dolayı devralan kiracı aleyhine kira
sözleşmesinin sona erdirilmesi istemi ile dava açılabileceğini düşünüyoruz.
İki haklı ihtar nedenine dayalı olarak açılacak davanın, kira süresinin ve bir yıldan
uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde açılması
gerekmektedir. Dava açma süresi kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece kendiliğinden
gözetilir. Kira bedelinin ödenmesi için gönderilen haklı ihtarlar, dava açma süresini uzatmaz.
Ancak kiraya veren dava açacağını, bir aylık dava açma süresi içinde kiracıya bildirirse, dava
açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır.
KİRA SÖZLEŞMESİNDE KEFİLİN KEFALETİNİN GEÇERLİLİK ŞARTLAR
Kefalet sözleşmesine ilişkin hükümler 6098 sayılı TBK'nın 581 ile 603. maddeleri
arasında düzenlenmiş bulunmaktadır. Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun
borcuna ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği bir sözleşme
türüdür. (TBK md. 581) Güvence sağlama amacına yönelik sözleşmeler arasında yer alan
kefalet sözleşmesinin tarafları alacaklı ve kefildir. Borçlu kefalet sözleşmesine taraf değildir.
Kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Ancak, gelecekte
doğacak veya koşula bağlı bir borç içinde, bu borç doğduğundan veya koşul gerçekleştiğinde
hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir (TBK md.582).
!
Kefalet sözleşmesinden doğan borç fer'i nitelik taşımaktadır. Bu nedenle ortada geçerli
asıl borç olarak nitelenebilecek başka bir borcun varlığı gerekmektedir. Geçerli bir asıl borç
mevcut değilse geçerli bir kefalet sözleşmesi kurulmayacak ve asıl borcun sona ermesi ile
birlikte kefalet de kendiliğinden sona erecektir.
Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami
miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı,
kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen
herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü
kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle
uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler,
kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.
Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı
yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın
sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına
veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin
önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.
Kefaletin bir diğer özelliği tali olmasında görülür. Şöyle ki, adil kefalette alacaklı,
borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez. Ancak, kanunda belirtilen borçlu aleyhine
yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınması ve benzeri hallerde alacaklı doğrudan
!
doğruya kefile başvurabilir. Bu nedenle kira sözleşmesinde kiraya veren tarafından genellikle
kiracının yanında kefilin müteselsil kefil olması aranmaktadır.
Kefil müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük
altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehinini paraya
çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın
sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerekir.
Süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur. Süreli olmayan kefalette
kefil, asıl borç muaccel olunca adi kefalette her zaman ve müteselsil kefalette ise, kanunun ön
gördüğü hallerde alacaklıdan, bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını
kullanmasını, varsa rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesini ve ara vermeden
takibe devam etmesini isteyebilir.
Borç, alacaklının borçluya yapacağı bildirim sonucunda muaccel olacaksa kefil,
kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihten bir yıl sonra alacaklıdan, bu bildirimi yapmasını ve
borç bu surette muaccel olunca yukarıdaki fıkra hükümleri uyarınca takip ve dava haklarını
kullanmasını isteyebilir. Alacaklı, kefilin bu istemlerini yerine getirmezse, kefil borcundan
kurtulur. Ayrıca bir kişi tarafından verilen her türlü kefalet on yıl sürenin geçmesiyle birlikte
kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
Kira sözleşmesinde uzayan dönemlere ilişkin kefilin sorumluluğunun devam etmesi
için kefilin azami sorumlu olacağı süre ve kira miktarı belirlenmelidir. Kira sözleşmesinde
uzayan dönem için kira parasının artış miktarı ve kefilin sorumluluğunun kira sözleşmesinin
bitimine kadar devam edeceğinin kararlaştırılmış olması bir başka deyişle, uzayan dönemde
kefilin kefaletinin devam edeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersiz olacaktır.
Kira sözleşmesine kefil sıfatıyla imzalayan kişiyle garantör sıfatıyla imzalayan kişinin
!
sorumluluklarının ne kadar süreyle devam edeceği hususu farklılık arz etmektedir. Yargıtay 6.
Hukuk Dairesi'nin 2012/11350-13539 sayılı ilamında "Davalının, kiracının kefili ve aynı
zamanda Borçlar Kanunu'nun 110. maddesi (TBK md.128) kapsamında garantörü olduğu
ve kiracıyla birlikte aynı zamanda kendisi hakkında yasal işlem yapılmasını kira
sözleşmesinde kabul ettiği, davalı kira sözleşmesine garantör olarak imza attığına göre kira
sözleşmesi boyunca sorumluluğunun devam edeceği..." belirtilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bu kararından da anlaşıldığı üzere kira sözleşmesini
!
"garantör" sıfatıyla imzalayan kişinin sorumluluğu kira sözleşmesi süresince devam eder.

Benzer belgeler

KONUT VE ÇATILI İŞYERİ KİRALARINDA KİRA SÖZLEŞMESİNİN

KONUT VE ÇATILI İŞYERİ KİRALARINDA KİRA SÖZLEŞMESİNİN KİRA SÖZLEŞMESİNDE KEFİLİN KEFALETİNİN GEÇERLİLİK ŞARTLAR

Detaylı