türkiye`nin ar-ge devlerinden

Transkript

türkiye`nin ar-ge devlerinden
editör
Haziran 2014 tarihli bir haberin başlığı şöyle: Japonya, duraklayan
ekonomisini robotik ile canlandırmaya çalışıyor. Haberin
devamında, “Tokyo şehri 2020 yılı Yaz Olimpiyatları için şimdiden
hazırlanıyor. Ama yapmak istedikleri tek olimpiyat yaz oyunları
değil. Japonya başbakanı Shinzo Abe, Yaz Olimpiyatları’nın
yanında bir de robot olimpiyatları yapmayı istediklerini açıkladı.
Başbakan Abe bu etkinliği, Japonya’nın robot teknolojilerinde
geldiği yeri göstermek ve hâlâ bu alanda dünya lideri olduklarını
ispat etmek için yapmak istediklerini belirtmiş. Robotları ülke
ekonomisinin en büyük destek ayaklarından bir haline getirmek
istiyor Japonya. Abe, bir ‘robot devrimi’ yapmak için özel bir
görev timi oluşturduklarını da anlattı. Robotlara Japon gençlerinin
yetişmesinde rol vermek ve gittikçe yaşlanan ülke neslinin
ihtiyacı olan bakım desteğinde de kullanmak istiyorlar. Dünyanın
üçüncü en büyük ekonomisine sahip olan Japonya, durgunluk
döneminden robotlar ile çıkmayı hedefliyor” deniliyor.
Bu haberi yazımızın başlangıcında aktarmamızın nedeni, 9-11
Nisan 2015 tarihlerinde İTÜ Ayazağa Kampüsü Süleyman
Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan İTÜRO -İstanbul
Teknik Üniversitesi Robot Olimpiyatları. Endüstri&Otomasyon
Dergisi olarak ta başından beri Medya Sponsorluğu’nu yaptığımız
ve bu yıl 9.’su gerçekleşecek olan İTÜRO, artık tartışmasız bir
biçimde gelenekselleşmiş ve gündem yaratan bir olay. Yurtiçi
ve yurtdışından gelen yarışmacı ve katılımcıları ile her yıl daha
da büyük bir kitleye ev sahipliği yapan İTÜRO, hiç kuşkusuz
Türkiye’nin en prestijli ve en büyük robot etkinliklerinden biri.
Kısa bir bilgi daha aktaralım: Geçen yıl Brezilya’da düzenlenen
RoboCup 2014 dünya şampiyonasında 45 ülkeden 4000
mühendis ve bilim insanı, 2050 hedeflerini hayata geçirmek
üzere buluşmuş.
Dolayısıyla, Robotik Teknoloji alanın geleceğinde şu anda
belki ancak hayal edebileceğimiz gelişmeler var. Neyse ki,
bu gelişmeleri düşünen, öngören, bekleyen ve bu yöndeki
çalışmalara destek olanlar da var. Biz de burada, İTÜRO 2015’i
destekleyen tüm sponsorlara ve kuruluşlara teşekkürü bir borç
biliyoruz. Türkiye’mizin geleceğinde çok önemli bir yeri olacak
-olması gereken- Robotik Teknoloji alanını sahipsiz bırakmadıkları
için. Her ne kadar bu alana, Japonya’da olduğu gibi, Devlet’in
sahip çıkması lazımsa da… Her şeye rağmen, 2016’da, 10.
İTÜRO’da buluşmak üzere…
EK­SEN
Ya­y›n­c›­l›k Fu­ar­c›­l›k Ta­n›­t›m Hiz. Ltd. fiti.
Ad›­na im­ti­yaz sa­hi­bi ve So­rum­lu Ya­z› ‹fl­le­ri Mü­dü­rü
Tu­ran Türk­men tu­[email protected]­senltd.com
Ge­nel Ya­yın Yö­net­me­ni: Prof. Dr. Ya€­mur De­niz­han de­niz­[email protected]­un.edu.tr
Rek­lam ve Halk­la İlişki­ler Md.: Bir­sen Sal­man bir­[email protected]­senltd.com
Ya­yın Ku­ru­lu:
Prof. Dr. Ab­dül­ka­dir Er­den / At›­l›m Üni­ver­si­te­si Mekatronik Müh.Böl.Bşk.
Prof. Dr. Me­tin Gö­ka­flan / ‹TÜ. Kon­trol Müh. Böl. Bflk.
Prof. Dr. Ga­lip Can­se­ver / Y.T.Ü. Elek­trik Elek­tro­nik Müh. Fak. Dek.
Kurumsal İletişim Uzmanı: Giray Karanlık [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Ya­yın Da­nış­man­la­rı:
Prof. Dr. Ali­nur Bü­yü­kak­soy / Geb­ze ‹le­ri Tek. Ens. Rek.
Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Eker / YTÜ Makina Müh. Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Bülent Eker / Namık Kemal Üniversitesi Biyosistem Müh. Böl.
Prof. Dr. Er­sin Tu­lu­nay / OD­TÜ
Prof. Dr. Gök­sel De­mi­rer / OD­TÜ Çev­re Mü­hen­dis­li­€i
Prof. Dr. Gü­ven Ön­bil­gin / 19 Ma­y›s Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Mü­bec­cel De­mi­rek­ler / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Mu­am­mer Er­mifl / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Muhsin Kılıç / Uludağ Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Murat Uzam / Melikşah Ü. Müh. Mim. Fak. Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Sa­vafl Ay­berk / Ko­cae­li Ü. Çev­re Müh. Böl. Bflk.
Prof. Dr. Tun­cel Öz­den / TÜ­B‹­TAK Enst. Ana­liz Lab. Böl. Bflk.
Prof. Dr. U€ur Çel­tek­li­gil / Sa­kar­ya Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Se­ta Bo­gos­yan / ‹TÜ. Kon­trol Müh. Böl.
Prof. Dr. Yu­suf Tan / Bo­€a­zi­çi Ü. Me­di­cal En­gi­nee­ring
Prof. Dr. Ke­mal Leb­le­bi­ci­o€­lu / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Doç. Dr. ‹. Hak­k› Çav­dar / Ka­ra­de­niz Tek­nik Ü.
Doç. Dr. Yu­suf A. Us­ka­ner / Öz­çe­lik A.fi.
Prof. Dr. Hakan Yavuz / Ç.Ü. Müh. Mim. Fak. Mak. Müh. Böl.
Yrd. Doç. Dr. Si­bel Ulu­da€ De­mi­rer / Çan­ka­ya Ü. End. Müh. Böl.
Dr. Meh­met Çe­vik / Dal En­gi­nee­ring
Dr. Müh. Ah­met Din­çer / Bosch Rex­roth A.fi.
Sevtap İnan / Sie­mens
M. Cenk Ceylan / Rock­well Oto­mas­yon
Levent Fadıloğlu / Schnei­der
Cen­giz Me­riç / Hi­pafl
Emin Ol­cay / Ak­bil A.fi.
Çağrı Hekimoğlu / Esit
Gök­tu€ Gür / Schnei­der
H. Cen­giz Ce­lep / En­tek Otomasyon
Ha­san Bas­ri Ka­ya­k›­ran / Emf Motor
‹b­ra­him Er­kan Ye­nel / Norm Ener­ji
‹s­ma­il Obut / Hid­ro­ser
Mahmut Bertan / We­id­mül­ler
Ni­ya­zi Sa­r›­ma­den / Me­del
Oral Av­c› / Pio­mak
Öz­kal Gü­ner / Schnei­der Elec­tric
Se­dat Sa­mi Öme­ro€­lu / E3Tam
Gökhan Yücel / Phoe­nix Con­tact
fiah­nur Aga­ik / GSD
Osman Kutan / ABB
Ta­lat Av­c› / P›­nar Müh.
T. Ha­kan Özer / ‹SOD Yön. Krl. Bflk.
Tun­cay Soy­dafl / Fes­to
Ya­vuz Ço­pur / Pilz
Sırrı Kardeş / Kardeş Elektrik
Tolga Bizel / Mitsubishi Electric
Hakan Aydın / Mitsubishi Electric
Dr. Hüseyin Halıcı / Halıcı Elektronik
Tunç Atıl / HKTM
Tek­nik Edi­tör:
Edi­tör:
Gra­fik Ta­sa­rım:
Emeç Erçelik [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Alper Öz [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Taluy Denizhan [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Şükran Pala [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Ülgen Güneş [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Artun Armutcu [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Esra Satır [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Reklam Koordinatörü:Ca­hi­de Av­flar De­mir
ca­hi­de.av­[email protected]­sen­med­yag­rup.com
Turan Türkmen
Halkla İlişkiler
ve Tanıtım:
Onur Narinoğlu [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Abo­ne ve Ma­li İşler: Şerife Yılmaz [email protected]­sen­ltd.com
Uluslararası İlişkiler: Hazal Yalçın [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Tem­sil­ci­lik­le­ri­miz:
Ne­jat Cofl­kun Tel: 00.44.171.377 00 76 ‹N­G‹L­TE­RE in­[email protected]­jat­de­sign.co.uk
Me­tin Ya­vuz Tel: 00.49.221.297 22 70 Köln - AL­MAN­YA me­tin.ya­[email protected]
‹z­mir Tem­sil­ci­li­€i: Fatma Boyraz Tel: 0555 575 66 30
Mer­kez: EK­SEN Ya­y›n­c›­l›k Fu­ar­c›­l›k Ta­n›­t›m Hiz. Ltd. fiti.
Mefl­ru­ti­yet Cad. Kıblelizade Sk. Tepe Han No: 1 Kat: 2 D: 7 34440
Be­yo€­lu-‹s­tan­bul / TÜRKİYE
Tel : +90.212.292 01 89 Faks : +90.212.293 32 24
E-ma­il: in­[email protected]­sen­med­yag­rup.com www.ek­sen­med­yag­rup.com
Bas­kı: Doğa Basım
Yıl­lık abo­ne­lik: 100.- TL.
Yıl­lık yurt­dışı abo­ne­lik: 100 Eu­ro
En­düs­tri ve Oto­mas­yon Yay­g›n sü­re­li bir ya­y›n­d›r, Ay­da bir ya­y›n­la­n›r
Der­gi­miz­de yer alan ilan­la­r›n so­rum­lu­lu­€u ilan ve­ren­le­re, ma­ka­le­ler­de­ki
fi­kir­ler ve yo­rum­lar ya­zar­la­r›­na ait­tir.
Tüm hak­la­r› Ek­sen Ya­y›n­c›­l›k’a ait olup, izin­siz kul­la­n›­la­maz ve ya­y›n­la­na­maz.
Ek­sen Ya­y›n­c›­l›k; ba­s›n ve ya­y›n­c›­l›k il­ke­le­ri­ne uy­ma­y› ta­ah­hüt eder.
ENDÜSTRİ OTOMASYON DERGİSİ
ENDÜSTRİYEL OTOMASYON
SANAYİCİLERİ DERNEĞİ
ÜYESİDİR.
TEKNOLOJİDE YENİLİK
■ Tüketiciyi
12
Sahte Elektronik Cihazlardan
Koruyan Adam: Brian Monks
40
ÜRÜN ve UYGULAMALAR
Netes Mühendislik
Çalışmaları: Yük Çalışması Sırasında
Yapılan Altı Yaygın Hata
National Instruments
Nesnelerin İnterneti
■ Yük
34
SÖYLEŞİ
“Rockwell Automation Olarak,
Tüm Sanayicilerimize Endüstri 4.0
Hakkında Bilgi Vermeye Hazırız.”
ROCKWELL AUTOMATION
■
■ Endüstriyel
14
Dosya ve Makale
■ Binek
ve Hafif Ticari Araç Direksiyon
ve Direksiyon Test Sistemlerine
Genel Bakış
■ Yarıiletken
Sensörler Yardımıyla Araç
Hareketlerinin Analizi,
Kaza Durumunun Tespiti ve eCall
■ Ford
Mustang Üretiminde CC-LINK Ağı!
124
■ Pilz
PNOZmulti 2 - PROFINET Ağları ile
Entegrasyon
ÜRÜNLER
■ 3M
3M, Yeni Bant Ailesi Fast İle Binalarda
Yalıtım ve Sızdırmazlık Sorunlarına Tek Bir
Ürünle Çözüm Getiriyor
■ SMS Tork
Tork PL Serisi
Power Patlaç Vanalar
■ Netes
Mühendislik
Yeni Tektronix MDO 3000Serisi
■ Wago
WAGO 750 XTR
Kullanmak için 6 Neden
■ Schunk
SCHUNK’tan Üstün
Torna Aynası Teknolojisi
■ Omron
Legrand Parafudrlar
Tesisatlarınızı
Aşırı Gerilimlerden Korur
76
HABERLER
■ ABB
ve Solar Impulse, Güneş Enerjisiyle
Tarihi Bir Dünya Turuna Çıkıyor
■ Bosch,
Fren Sistemleri Yeni Fabrikası’nı
Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde Açtı
142
■ Türkiye
Geleceğe Ar-Ge, Tasarım ve
İnovasyon’la Koşuyor
■ Otomotivde
Marka Olmanın Sırrı Yeni
Nesil Araçlar İçin Teknoloji Üretmek
■ Mitsubishi
Electric’ten Klima Kontrolünü
Mobilleştiren Teknoloji
■ Metrans’tan
Servis ve Bakımda Yenilikçi Yaklaşımlar
■ WIN Eurasia Automation
2015 Yeni Nesil Fabrikalar İçin
Entegre Çözümleri Bir Araya Getirdi
Teknolojide Yenilikler
Tüketiciyi Sahte Elektronik
Cihazlardan Koruyan Adam:
Brian Monks
Bu yaz›, IEEE Spectrum dergisinin 1. Mart. 2015 tarihli say›s›ndan al›nm›flt›r.
Çeviri: Ya€mur Denizhan
Neel V. Patel
Wired dergisi Yay›n Kurulu üyesi
SciArt Bafleditörü
A.B.D.
Underwriters
Laboratuarlar›’ndaki
bu mühendis,
sahtekârlar›n
korkulu rüyas›.
Foto: David Yellen
Brian Monks
IEEE üyesi
Yafl
: 57
Meslek : Sahtekârl›kla mücadele uzman›,
Underwriters Laboratuarlar›
Yer
: Melville, New York, A.B.D.
Becerisi : Kendini sahte ürünlerin
yay›lmas›n› denetleyerek kamu
güvenli€ini korumaya adam›fl,
uluslararas› üne sahip bir ekibi
yönetiyor.
nderwriters Laboratuarlar›’n›n (UL) Sahtekârl›kla
Mücadele Operasyonlar›
Baflkan
Yard›mc›s›
Brian
Monks, yedi valizli adam›n hikâyesini anlatmay› seviyor.
Gümrük memurlar›, Asya’dan
gelip San Francisco Uluslararas›
Hava Liman›’na inen adama bildirecek bir fleyi olup olmad›€›n›
sordular. Adam, “Yok” dedi.
U
Endüstri otomasyon / 38
12
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Memurlar gene de yedi valizi
arad›lar ve hepsinin de t›ka basa taklit devre kesicilerle dolu
oldu€unu gördüler.
Monks, bu partinin A.B.D. gümrüklerinde o y›l ele geçen
300.000’i aflk›n taklit devre kesicinin çok küçük bir k›sm› oldu€unu belirtiyor. “Bu, engellenmifl 300.000 olas› yang›n demek,” diyor, “insanlar›n can›na
mâl olabilecek 300.000 facia.”
Monks normalde ‹ngiliz aksan›n›n izlerini tafl›yan bo€uk bir
sesle hafiften kendisiyle dalga
geçen, canayak›n bir adam.
Ama ifl sahtekârl›kla mücadeleye geldi mi, Melville-New
York’ta bulunan UL’nin ilgili
bölümünü s›k› e€itimli bir polis
birimi gibi büyük bir ciddiyet
ve dikkatle çal›flt›r›yor. Monks
ve ekibi, günlerini UL’nin belgeleme iflaretlerinin güvenli€ini
yükselterek, gizli denetimler
yaparak, istihbarat raporlar›n›
didik didik ederek ve bask›nlarda kolluk kuvvetleri ile eflgüdümlü rol üstlenerek geçiriyor-
Teknolojide Yenilikler
lar. Çal›flmalar› ve kararl›l›€› sayesinde Monks sahtekârl›kla
mücadelede uluslararas› lider
haline geldi. Ama aradan geçen
yirmi y›la ra€men görev hâlâ
ayn›: Suçlular› durdurmak.
Monks flöyle diyor: “Sahtekârlar hile yap›p aldatmaya çal›fl›yor. Tek dertleri para. Bizim iyili€imiz umurlar›nda de€il. Bu
da hepimizin güvenli€ini tehlikeye sokuyor.”
Uzatma kablosu gibi basit bir
ürün bile, sahtekârlar›n elinde
bir tehlikeye dönüflebilir. Kablo
iki ana bileflenden olufluyor: Bak›r ve plastik. Monks, “Bak›r
daha pahal›, dolay›s›yla sahtekârlar çok az bak›r ve bolca
plastik kullan›yor,” diye aç›kl›yor. “Görünüflü ve ele gelifli
gerçek uzatma kablosu gibi,
ama içine bakacak olsan›z asl›nda daha çok telefon teline benziyor.” Sahte uzatma kablosu
bir süre ifl görebilir, ama Monks
bunun “tetikte bekleyen bir felâket” oldu€unu ve elektrik
çarpmas›na ya da yang›na yol
açabilece€ini söylüyor.
UL’nin esas ifl alan›, genifl bir
ürün yelpazesini test edip onay
belgesi vermek. Bu yelpazede
piller, ayd›nlatma cihazlar›,
elektronik cihazlar ve hatta füze
rampalar› bile var. Geçen y›l
yaklafl›k 2 milyar yasal ürün UL
logosu ile etiketlendi. Ama sahte UL iflaretiyle kamufle edilmifl
say›s›z sahte ürün de piyasaya
döküldü ve bu taklitleri tespit
edip engellemek, flirketin ifllerinin giderek daha önemli bir k›sm›n› teflkil etmeye bafllad›.
Elektrik ve bilgisayar teknolojileri dal›ndaki lisans derecesini
New York Institute of Technology’den alm›fl olan Monks,
1983’te UL’de ifle bafllad›€›nda,
firma pek de sahtekârl›k üzeri-
ne yo€unlaflm›fl de€ildi. Ama
1990’lar›n bafl›nda John F. Kennedy Uluslararas› Hava Liman›’ndaki A.B.D. gümrük memurlar›, denizafl›r› bir sevkiyatta sahte UL etiketi tafl›yan taklit
ürünleri ele geçirince, her fley
de€iflti. Monks, UL’nin kolluk
kuvvetleri ile birlikte çal›flmas›n› önerdi ve böylece UL’nin
Sahtekârl›kla Mücadele Birimi
do€mufl oldu.
Monks, k›sa süre sonra bu güçlü
tutkusuyla
tan›n›r
oldu.
Monks’la on y›l kadar önce tan›flan ‹rlandal› eski bir polis memuru olan Eamon O’Grady, “O
devrinin ilerisindeydi,” diyor.
“O zamanlar flu anki ekibi yoktu,
ama UL’deki görevi çok iyi yönetiyordu.” O’Grady, Monks’un
önerisi üzerine daha sonra UL’ye
kat›ld› ve flu anda firman›n Küresel Güvenlik ve Marka Koruma
Operasyonlar› müdürü.
Monks ve ekibinin sahte ürünleri engellemek için kulland›€›
ana yöntemlerden biri, UL etiketlerinin güvenlik özelliklerini
gelifltirmek. “Eklenen her yeni
özellik, doland›r›c›lar›n taklit etmesini daha zor ve daha pahal›
hale getiriyor,” diye aç›kl›yor.
Son y›llarda firma, holografik
malzemelere, s›ra numaras› ve
gizli güvenlik kodu uygulamas›na yönelmifl. Daha karmafl›k
ürünlere ise, mikro-çipe gömülü
etiketler tak›l›yor.
Monks, “Etiketlerimiz birer teknoloji harikas›.” diyor, “Bunlar›n içinde o kadar çok bilgi gömülü ki, bir teknoloji merakl›s›
bunlar›n hepsini keflfedinceye
kadar epey u€raflmak zorunda
kal›r.”
Etiketler giderek karmafl›klaflsa
bile, kolayca do€rulanabilmeleri gerekiyor. Mesela firma, baz›
etiketlerdeki renk-kayd›ran mü-
rekkebi tespit edebilmeleri için,
kolluk kuvvetleri ve gümrük
memurlar›na LED’li kimlik belirleyiciler veriyor. Monks,
“Kolluk kuvvetleri, verdi€imiz
araçlar sayesinde UL etiketinin
gerçek mi sahte mi oldu€unu
bir kaç saniye içinde belirleyebiliyor.” diyor.
Monks ve ekibi sahtekârl›k ve
fikrî mülkiyet suçlar›yla mücadele konusunda e€itim de veriyor. Monks bir kaç y›l önce, ‹nterpol, Uluslararas› Polis Organizasyonu ve UL’nin ortak bir
giriflimi olan Uluslararas› IP Suçu Müfettiflleri Koleji’nin (International IP Crime Investigators
College) kurulmas›na katk›da
bulundu. Kolej, fikrî mülkiyet
yasalar›n›n uygulanmas› ve
sahte üretimin engellenmesi konular›nda müfettifllere e€itim
veriyor. Monks, “UL bu ifli tek
bafl›na yapamaz, bu küresel bir
sorun.” diyor.
Monks’un söyledi€ine göre,
taklitçilik ma€duru olan flirketler bu durumu farketmeye bafllam›fl. “Y›llar önce, flirketler bu
flekilde doland›r›ld›klar›nda,
hiç ses ç›karmaz ve problemi
tek bafllar›na halletmeye çal›fl›rlard›,” diyor. Ama art›k önemli
flirketlerin bir sorunlar› oldu€unu itiraf etti€ini ve sektör olarak hep birden “buna katlanamayacaklar›n›” ilan ettiklerini
belirtiyor.
Monks, gene de doland›r›c›lardan bir ad›m önde olman›n zor
oldu€unu aç›kl›yor. Ne de olsa,
doland›r›c›lar›n say›s› Monks
gibi insanlar›n say›s›ndan çok
daha fazla. Monks “Bu bazen
bezdirici olabiliyor,” diyor,
“ama bu iflte bana enerji veren,
içimde her gün gelip onlar› durdurmak için daha fazla çal›flma
iste€i uyand›ran da bu.” &
EO
39 / Endüstri otomasyon
ENDÜSTRİ OTOMASYON
13
DOSYA / Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
BİNEK VE HAFİF TİCARİ ARAÇ DİREKSİYON ve
DİREKSİYON TEST SİSTEMLERİNE GENEL BAKIŞ
Şeref Server ERSOLMAZ*, Mustafa KARAMUK*, Feyyaz Furkan ŞENTÜRK*, Muhammet GEÇGİL*, Orhan ATABAY**
*OTAM A.Ş. İTÜ Ayazağa Yerleşkesi, Motorlar Taşıtlar Laboratuvarı, 34396, Maslak, İSTANBUL
** İstanbul Teknik Üniversitesi, Makina Fakültesi, 34437 Gümüşsuyu İSTANBUL
Bu makale daha önce OTEKON’ 2012 de yayınlanmıştır.
Direksiyon sistemi otomotivde en önemli alt sistemlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun ana nedenleri olarak direkt olarak müşterinin etkileşimde olduğu bir sistem olması, araç üzerindeki işlevi nedeni ile
aktif ve pasif güvenlik unsurlarının önemli bir bileşeni olması ve yapı itibari ile değişik tasarım ve geliştirme
alternatiflerine açık bir sistem olması sayılabilir. Günümüzde otomotiv sektörünün regülasyonlar, müşteri beklentileri ve artan rekabet ortamında hızla kat etmekte olduğu gelişim ve değişimlerden direksiyon sistemleri
de etkilenmektedir. Bu çalışmada temel olarak direksiyon sistemlerinin yapısı temel unsurları ile özetlenmiş
ve sürücüye sağladıkları destek momentinin tipine göre sınıflandırılmış ve açıklanmışlardır. Binek araçlardan
başlayarak yaygınlaşan ve diğer alternatiflerine göre birçok yönden öne çıkan elektrik destekli direksiyon
sistemleri alt detayları ve örnek modellerle açıklanmış ve bu sistemlerin geliştirilmesi sırasında uygulanan
testlere ve test sistemlerine değinilmiştir.
■ Direksiyon sistemleri araçlarda
kullanılan en önemli alt sistemlerden
biridir ve artan rekabet ortamı ve gelişen
teknolojiler ile yapısı, işlevi ve çalışma
prensibi gelişerek değişim göstermektedir. Bu değişimi yakalayabilmek
için sistem ana yapısına hakim olmak,
tasarım ve çalışma alternatiflerini, seçim
kriterlerini değerlendirebilmek gereklidir. Günümüzde binek segment araçlardan başlayarak yayılmaya başlayan
Elektrik Destekli Direksiyon Sistemi
özelliklerinin, çalışma prensiplerinin
bilinmesinin ve bir sonraki aşamada
bu sistemlerin geliştirilmesinde
kullanılan testlerin ve test sistemlerinin
anlaşılmasının önemi büyüktür.
BİNEK VE HAFİF TİCARİ TAŞIT
DİREKSİYON SİSTEMLERİ
Mevcut araç uygulamaları dikkate
alındığında, sürücüye direksiyon simidinin döndürülmesinde sağlanan destek
momentinin tipine göre, direksiyon
sistemleri üç gruba ayrılabilir:
1. Hidrolik Destekli Sistemler (HDS:
Hidrolik Destekli Direksiyon Sistemi)
2. Elektro-hidrolik Destekli Sistemler
(EHDS: ElektroHidrolik Destekli
Direksiyon Sistemi)
3. Elektrik Destekli Direksiyon
Sistemleri (EDS: Elektrik Destekli
Direksiyon Sistemi)
Bunların yanında, sürücü ile tekerlekler arası direksiyon mili bağlantısının
14
elektriksel olarak yapıldığı Steer-byWire (SbW) tipi teknolojiler kanun
koyucuların onayını henüz almamıştır.
Homologasyon kuralları gereği, direksiyon simidi ile saptırılabilen tekerlekler
arasında mekanik bağlantı gerekmektedir.
sürücünün uygulaması gereken moment
arasındaki fonksiyon verilmiştir [2].
Şekil 2. Hidrolik direksiyon sisteminde
direksiyon döndürme momentinin sürüş
koşullarına göre değişimi [2]
Şekil 1. Bir Hidrolik Direksiyon Sistemi [1]
Hidrolik direksiyon sisteminde (HDS)
hidrolik pompa içten yanmalı motora
kayış kasnak sistemi ile bağlıdır. Şekil
1’de örnek bir HDS verilmiştir.
Direksiyonu çevirmek için sürücüye gereken destek momenti sürüş koşullarına
göre değişmektedir. Yüksek hızlarda
giderken direksiyonu çevirmek için gereken destek momenti düşüktür. Hatta
bazı uygulamalarda destek momenti sıfır
alınır. Ancak park durumunda gereken
destek momenti oldukça yüksektir. Şekil
2’de örnek bir hidrolik direksiyon sisteminde (HDS), hidrolik sistem basıncı ile
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Direksiyon hareketlerinin düşük mertebelerde kaldığı düz yol seyirlerinde veya yüksek hızlarda sürüş durumlarında, HDS’nin
harcadığı enerji işe dönüşmediği için
kayıplar artar. Bir binek araçta HDS’nin
harcadığı enerji aracın kullandığı enerjinin
ortalama %3’üne karşılık gelebilir [3].
Şekil 3’de bir HDS’deki kayıpların
dağılımı gösterilmiştir [3]
Şekil 3. Bir hidrolik direksiyon sisteminde
kayıpların dağılımı [3]
DOSYA / Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
HDS’ne alternatif çözüm olarak elektrik motoru ile tahrik edilen hidrolik
pompalı elektro-hidrolik direksiyon
sistemleri ve sadece elektrik motoru
ile tahrik edilen elektrik destekli direksiyon sistemleri (EDS) geliştirilmiştir.
Şekil 4. Bir Elektro-Hidrolik Direksiyon
Sistemi [4]
Direksiyon tipleri araç segmentine
göre değişmektedir. Direksiyon tipinin (hidrolik veya elektrikli) belirlenmesinde direksiyon döndürme
momentinin ve dolayısıyla kremayer/pinyon dişli oranının dikkate
alınması gerekmektedir. Direksiyonu
döndürmek için gerekli moment, kremayer kuvvetinin ve kremayer-pinion
oranının bir fonksiyonudur. Bu orana
C-faktörü denecek olursa, tanım olarak
bu faktör; direksiyon simidi 360 derece
döndüğünde kremayer ekanizmasının
mm olarak ötelenme miktarından
ibarettir. Aşağıda verilen bağıntılar,
direksiyon döndürme momenti, C faktörü ve araç sınıfına göre (binek, hafif
ticari ve ağır vasıta) direksiyon
tiplerinin (hidrolik veya elektrikli) seçimi açısından önemlidir [5].
Direksiyon döndürme momenti:
da tekerlekleri döndürmek için gerekli kuvvet, daha fazla güç ve enerji
tüketimi gerektirir. Aracın ön aks yükü
arttıkça istenen C faktörü için gerekli güç ve enerji de artacaktır. EDS
seçilmesi durumunda, elektrik motorunun yüksek moment üretmesi için
elektrik sisteminden (alternatörakü)
çekeceği akım da artacaktır. Bu nedenle elektrikli direksiyon sistemleri, mevcut taşıt elektriksel sistemlerindeki
gerilim değerleri düşünülecek olursa
ağır taşıtlar için uygun bir çözüm
değildir. Hidrolik direksiyon sistemleri, bu sebeple binek ve hafif ticari
araçların yanında yüksek direksiyon
simidi momenti gerektiren durumlarda da (kamyon ve çekici gibi)
kullanılmaktadır.
3. DİREKSİYON SİSTEMLERİNDE
HİDROLİK, ELEKTROHİDROLİK VE
ELEKTRİKLİ DESTEK SİSTEMLERİNİN
KARŞILAŞTIRILMASI
İlk hidrolik direksiyon sistemlerinde
araç hızı ile direksiyon tepkisi arasında
herhangi bir ilişki yok iken yeni nesil
elektro-hidrolik takviyeli sistemler
genellikle araç hızına duyarlıdırlar ve
sürücüye sağladıkları direksiyon kuvvet takviyesi açısından hidrolik takviyeli direksiyonlara göre daha uygun bir
karakteristikle çalışırlar.
Elektrik takviyeli direksiyon sistemlerinde, araç hızını tespit etmek için
elektro-hidrolik destek sistemlerinde
olduğu gibi hız sensörü (çoğunlukla
ABS’ye ait tekerlek hız sensörleri)
kullanılır. Genellikle araç hız bilgisi
aracın CAN haberleşmesi içinde de
mevcuttur. Böylelikle sistem sahip
olduğu hıza bağlı destek eğrileri sayesinde, farklı hızlar için farklı direksiyon
simidi destekleri uygulayabilir.
Kremayer (rack) doğrusal hızı
direksiyon açısal hızı (rad/s),
, kremayer mekanizmasının verimi olarak
tanımlıdır.
Yüksek C-faktörü gereken durumlar-
Bu üç ana direksiyon yardımcı sistemi
arasındaki başlıca farklılıklar aşağıdaki
gibidir [1] [6]:
1) Hidrolik temelli direksiyon
sistemleri elektrik destekli (elektro-mekanik) direksiyon sistemleri ile karşılaştırıldığında daha
fazla bileşenden oluştuğundan (yağ
pompası, hortumlar, yağ tankı, filtreler
ENDÜSTRİ OTOMASYON
vb.) araç içerisinde daha fazla hacim
kaplarlar.
2) Hidrolik Direksiyon sistemlerinin
çalışması için hidrolik sıvılar kullanır.
Tam elektrikli direksiyon sistemleri
için hidrolik sıvı gereksinimi yoktur.
Gereken enerji araç elektrik sisteminden (alternatörakü) üzerinden sağlanır.
Direksiyon sıvısı ihtiyacının olmaması,
normalde sıvının belirli aralıklarla
değişmesi gerektiğinden, çevrecidir.
Üretilen her 100000 otomobil için
yaklaşık 190000 litre hidrolik sıvı
tasarrufu sağlanır [7].
3) Hidrolik sıvı kullanan direksiyon
sistemlerinde yağ sızıntısı zaman
zaman olabilir ve bu durum aracın
gittiği ve park ettiği yerlerdeki çevreyi
kirletir.
Elektrik destekli direksiyon sistemlerinde ise enerji aküden sağlandığından
böyle bir sorun söz konusu değildir.
4) Hidrolik direksiyon sistemi gücünü
motordan alır ve motorun yakıt tüketimini arttırır. Elektrik Takviyeli direksiyon sistemleri ise ancak moment
desteği gerektiğinde, aracın elektrik
sisteminden enerji çektiğinden enerji
tasarrufu sağlarlar. Elektrik destekli
direksiyon sistemleri CO2 emisyonunu
azaltır [8].
5) Hidrolik destek sistemleri araç
motoru üzerinden tahrik edildiğinden
araç hızlandığında daha fazla güç üretir. Araç yavaşladığında üretilen hidrolik güç daha azdır. Her iki durum da
direksiyon sistemleri için istenmeyen
durumlardır. Sürücünün en fazla güç
yardımına ihtiyaç duyduğu durumlar
seyir hızının düşük ya da sıfır olduğu
durumlardır. İdeal bir direksiyonun
araç hızlandıkça ağırlaşması gerekir.
Hidrolik destek sistemlerinin bu olumsuz davranışı hidrolik pompa motorunun araç motorundan ayırılarak bir
elektrik motoru üzerinden sürülmesi
ile giderilmiştir.
6) Hidrolik destekli direksiyonlar
ağırlığı daha fazla olan araçlar arasında
daha yaygındır. Elektrik destekli
sistemler ise hafif araçlar arasında
daha yaygın olarak kullanılan bir güç
destek sistemi tipidir.
7) Elektrik destekli direksiyon sistemlerinin hidrolik destekli direksiyonlara
15
DOSYA / Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
göre daha az gürültü üretmesi nedeni
ile (Gürültüye neden olabilecek kayış/
kasnak, pompa sistemlerini ortadan
kaldırır.) araç kabini içi ve dışında
oluşan gürültü azalır. [1]
8) Elektrik destekli direksiyon
sistemleri, çok sayıda ilave fonksiyon ile zenginleştirilerek emniyet ve
konfora yönelik pek çok ek özellik
oluşturulabilir.
Şeritte düz gidiş, yan eğimli yollarda
destek momenti, yan rüzgâr kompenzasyonu, otomatik park yardımı,
şeritten ayrılma uyarıcısı, şerit takip
asistanı, kör nokta uyarı asistanı,
engelden kaçma ya da çarpışmalardan
kaçınma asistanları bu ilave fonksiyonlardan sadece birkaçıdır.
Diğer sistemlerle karşılaştırıldığında
daha yenilikçi bir çözüm olarak ortaya çıkan elektrik destekli direksiyon
sistemlerinin başlıca dezavantajları ise
şu şekilde sıralanabilir;
• Elektronik parçalardan kaynaklanan
arızalar oluşabilir [9].
• Elektrikli direksiyon sistemlerinin
uygulayabileceği ilave destek kuvveti araçta mevcut olan azami akım
ile sınırlıdır. 12V sistemler 80 amper
azami akım uygulayabilirler. Bu da
azami gücü 1 KW ile sınırladığından
EDS direksiyonlar küçük ya da orta
sınıf direksiyonlarda tercih edilir. 42V
elektrik sistemlerine geçilirse EDS
daha büyük araçlara da uygulanabilecektir [10].
kavramı sürücünün direksiyon
hareketlerini yardımcı bir elektrik
motoru ile desteklemek amacı ile
geliştirilmiştir.
Bu şekilde ortaya çıkan elektrik
destekli direksiyon sistemlerinde)
bulunan ve yardımcı tork kuvvetini
sağlayan elektrik motorunun yerleşim
yerleri Şekil 5’te gösterilmiştir [11].
Tek
Pinyon
Tipi
Çift
Pinyon
Tipi
Kolon
Tipi
Rack
Tipi
Şekil 5. Elektrik motorunun yerleşim
yerleri [11]
Hangi tip EDS kullanılacağı, ihtiyaç
duyulan kremayer kuvvetinin ve
gücünün büyüklüğüne (Steering Rack
Power) göre değişmektedir. Tablo
2’de konu ile ilgili kullanım alanları
detaylandırılmıştır. Gösterilen detaylar
kural şeklinde olmayıp, genel meyli
sergilemektedir.
Şekil 6 ile gösterilmiş olan kolon
(direksiyon mili) tipi elektrik destekli
direksiyon sistemi kompakt bir üniteye
sahiptir. Bu ünite direksiyon dişlilerini,
kontrol ünitesini, elektrik motorunu ve
sensörleri kapsar.
Elektro-mekanik direksiyon siteminde
yönlendirme, üniversal bağlantı milinden önce yer alan parçalar tarafından
gerçekleştirilir. Bu sistemde moment bir
elektrik motoru tarafından desteklenir.
Şekil 7’de gösterilen sistemde bulunan
önemli parçalar aşağıda sıralanmıştır [1]:
• Direksiyon mili
• Yükseklik ayarlı direksiyon kolonu
borusu
• Ara mil
• Burulma çubuğu
• Direksiyon moment sensörü ve
direksiyon konum sensörünün
bulunduğu sensör muhafazası
• Elektrik motoru
• Sonsuz tahrik dişlisi
• Dişli kutusu muhafazası
• Direksiyon kolonu elektronik kontrol
ünitesi ve üniversal bağlantı mili
Elektrik destekli direksiyon sisteminin merkezi parçası Şekil 7’te gösterilen burulma çubuğudur. Çubuk
boylamasına ekseni etrafında dönebilir.
Burulma çubuğu mekanik olarak ara
mil ve sonsuz dişliyi birbirine bağlar.
Tablo 2. EDS Tipi Araç Tipi İlişkisi [11]
Direksiyon sistemlerinin enerji tüketimi açısından dikkate değer bazı veriler
Tablo 1’de sunulmuştur.
4.1 Sistem elemanları ve Sistemin
Çalışma Prensibi
Şekil 7. Örnek Elektrik Destekli Direksiyon
Sistemi Parçaları [1]
Tablo 1. Direksiyon sistemlerinin enerji
Tüketimi Karşılaştırılması [1]
4. ELEKTRİK DESTEKLİ DİREKSİYON
SİSTEMLERİ
Direksiyon sistemlerinde tam elektrikli (elektromekanik) destek
16
Şekil 6. Elektrik Destekli Direksiyon [1]
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Bu bağlantı yardımıyla ara mil ve sonsuz tahrik dişlisi küçük bir açıyla döner.
Bu küçük açı değişimi direksiyonun
çevrilme işlemine başlandığı anlamına
gelir.
DOSYA / Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
Tablo 3’te sisteme ait parçalar ve özellikleri gösterilmiştir [1].
artırırsa, elektrik motoru tork desteğini
artırır. Bu da direksiyon dişlisinin daha
kolay bir şekilde dönmesine yardımcı
olur [1].
Sürücü dönüş esnasında direksiyonu
bırakırsa burulma çubuğu üzerindeki
burulma ortadan kalkar. Bu anda elektrik motoru devreden çıkar. Sonuç
olarak tork desteği ortadan kalkar.
Araç hala düz doğrultuda hareket etmiyorsa bu durum direksiyon konum
sensörü tarafından algılanır. Elektrik
motoru devreye girer ve direksiyon düz doğrultuya gelecek şekilde
döndürülebilir. Bu tip kararlar direksiyon ECU’sü içindeki yazılımı geliştiren
mühendislerce verilir [1].
Yol kuvvetlerindeki düzensiz değişim
ve sistem parametrelerindeki belirsizlik, kesin bir matematik model
kurulmasını zorlaştırır. Şekil 10’da
verilen örnek karakteristik eğrilerde
görüldüğü gibi düşey eksende EDS
motor akımı için referans değerler
verilmiştir. Verilen yol koşullarında
istenen
direksiyon
hissiyatını
oluşturmak için EDS motoru PID kontrolör ile bu referansa göre kontrol
edilecek ve motor torku bu akıma göre
hesaplanmaktadır.
4.2 Sistem Detayları
Şekil 9’da örnek bir elektrikli direksiyon modeli gösterilmiştir.
Elektrik destekli direksiyon sisteminin örnek blok diyagramı Şekil 11’de
gösterilmiştir. Tork sensörü tarafından
algılanan sinyal ve araç hızı sinyali
olmak üzere iki giriş bulunmaktadır.
Sistemde geri besleme olarak motor
akımı bulunmakta ve sistem PID ile
kontrol edilmektedir.
Tablo 3: Sisteme ait parçalar ve parçaların
özellikleri [1]
Direksiyon çalışma prensibi genel
hatları ile şu şekilde özetlenebilir;
Sürücü direksiyonu çevirmeye başlar.
Burulma çubuğu da aynı anda döner.
Burulma çubuğuyla birlikte dönen
direksiyon moment sensörü, direksiyon üzerine etkiyen torkun yönünü
ve şiddetini içeren sinyali kontrol ünitesine gönderir. Kontrol ünitesi gerekli olan döndürme desteğini hesaplar.
Elektrik motorunu çalıştırır. Direksiyon
dişlisine aktarılan tork, sürücü ve
motor tarafından aktarılan toplam
torktur [1].
Şekil 8. Toplam Tork Çizelgesi [1]
Şekil 8’de toplam tork temsili olarak
gösterilmektedir.
Sürücü direksiyona uyguladığı torku
Şekil 10. Örnek direksiyon karakteristik
eğrileri [13]
Şekil 9. Elektrikli direksiyon modeli [12]
Elektrikli Direksiyon Sisteminde yer
alan elektrik motorunun kontrolü,
tekerleklere uygulanan yanal kuvvetlerin değişkenliği ve bozucu etkilerinden
dolayı, direksiyon mekanizmasındaki
parametrelerin sürekli izlenmesini gerektirir.
Direksiyon karakteristik eğrisinden
hesaplanan motor referans akımları
EDS kontrolörüne referans olarak
uygulanır. Bu sistemlerde konfor ve
sürüş hissiyatı gibi performans kriterleri kişiye özel (subjektif) ve yol
koşullarından dolayı değişebilir kriterlerdir. Bu performans kriterlerini
sistematik hale getirmek için arakteristik eğriler geliştirilmiştir. Bu
eğriler ile istenen direksiyon hissiyatını
sağlamak için gereken destek torku
belirlenir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Şekil 11. EDS Kontrol Blok Diyagramı
Burulma çubuğunun iki ucundaki açı
farkı hesaplanarak bir çıkış üretilir. ,
çubuktaki burulmayı göstermektedir ve
aşağıdaki formül ile hesaplanmaktadır.
[14].
TL= Uygulanan Tork
L = Burulma çubuğu uzunluğu
D = Burulma çubuğu çapı
G = Elastiklik Modülü
Örnek bir Tork/Açı sensörünün
görünüşü, sensör sistemi ve özellikleri
sırasıyla Şekil 12, Şekil 13 ve Tablo
4’te gösterilmiştir.
17
DOSYA / Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
Şekil 12. Tork/Açı Sensörü Görünüşü [15]
Mutlak döndürme açısı, “N” sayıda
dişi bulunan 2. hedef ve “N-1” sayıda
dişi bulunan 3. Hedef arasında diş
sayısı farkından dolayı oluşan faz farkı
ile hesaplanır. Döndürme momentinin
“M” olduğunu varsayarsak, 2. hedefin
dönme açısı,
3. hedefin dönme
açısı
olduğunu düşünürsek, ’ün
diş sayısının az olmasından dolayı
mutlak faz farkı aşağıdaki gibidir [15]:
Testlerde sınır durumlarda direksiyon sisteminin performansı ve aracın
kararlılığı da incelenmelidir.
Şekil 13. Tork/Açı Sensor Sistemi [15]
Direksiyon konfor değerlendirmesi
yapılırken direksiyon eforu, direksiyon düzeltme kolaylığı, direksiyondaki
titreşimler gibi performans kriterleri
ölçülür. Tablo I’de direksiyon hassasiyeti ölçümlerinde incelenen bazı
önemli parametreler verilmiştir [17].
Tablo 4. Tork/Açı Sensör Özellikleri [15]
Taşıtla ilgili seyir dinamiği testleri
bir taraftan direksiyon sisteminin
davranışının incelenmesine yönelik
olarak da kullanılmaktadır. Bu testlerde
yol koşullarında aracın kararlılığı,
direksiyon sisteminin kalibrasyonu ve
direksiyon sistemindeki parametrelerin tanımlanması için yapılması gereken
asgari testlerden bazı örnekler aşağıda
sıralanmıştır [18].
Şekil 15’de mutlak açı hesaplaması
açıklanmıştır.
Şekil 15. Mutlak açı hesaplaması [15]
Elektrik güç tüketimi aşağıdaki formül
ile hesaplanmaktadır [16]:
Tork değeri, burulma çubuğuna
bağlı olan 1. Hedef
ve 2. Hedef
müalarasındaki faz kayması ve burulma çubuğu yay sabiti ile aşağıdaki
formüle göre hesaplanır:
Pc elektrik güç tüketimi, ib akü akımı,
VB akü gerilimi EDS sürücüsüne göre
14[V] veya 42[V] olabilir.
Toplam elektrik güç tüketimi [16]:
Tablo 5’de örnek bir araç sağa doğru
durmadan dönerken Elektrikli direksiyon sisteminin harcadığı enerji için
değerler verilmiştir.
L burulma çubuğu uzunluğunu, G
elastik modülünü, Jp kutup atalet
düzenlemesini (pole inertia regulation), D burulma çubuğu çapını göstermektedir [15]. Şekil 14’de moment
hesaplaması açıklanmıştır.
Tablo 5. Araç sağa doğru durmadan
dönerken EDS sisteminin tükettiği toplam
elektrik gücü [16]
5. DİREKSİYON SİSTEMİ TESTLERİ
VE DİREKSİYON TEST SİSTEMLERİ
5.1 Direksiyon Sistemi Testleri
Şekil 14. Moment Hesaplaması [15]
18
ana gruba ayrılır. Bu testlerde de kendi
içinde statik ve dinamik testler olarak
sınıflandırılabilir. Test yöntemlerinde, direksiyon hassasiyeti (steering
sensitivity), kararlılık, verilen referansa doğru cevap verme ve konfor gibi
temel konularda testler yapılır.
Direksiyon sistemi testleri subjektif ve
objektif performans testleri olarak iki
ENDÜSTRİ OTOMASYON
1. Kalıcı durum dönme hareketi yarıçap
testi: ISO 4138’e göre yapılan kalıcı
durum (steady-state) testinde aracın
bilinen bir yarıçaptaki yörüngede testi
yapılır. Araç mümkün olan en düşük
hızda sürülmeye başlanır. Bu adımdan
sonra, araç hızı yavaş yavaş arttırılır.
Aracın viraj dönme davranışı bu testle belirlenmeye çalışılır. Direksiyon
simidi açısı ve momenti, yan ivme gibi
temel durum değişkenlerine bakılır.
2. Dinamik direksiyon döndürme testi:
ISO 7401’e göre araç 100 km/h’de
düz bir yörüngede sürülür. Hız kararlı
duruma eriştiğinde direksiyona dinamik bir hareket uygulanarak (200°/s
üzerinde) direksiyon açısının nominal
değerine kadar direksiyon döndürülür.
Nominal açıya ulaşıldığında 3 s bu
durumda beklenir ve ardından direksiyon serbest bırakılır. Testlerde direksiyon simidi açısı, yaw açısı, direksiyon
simidi momenti, yalpa açısı), yüzme
DOSYA / Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
açısı gibi parametreler ölçülerek
direksiyon sisteminin ve aracın genel
performansı değerlendirilir.
3. Çift şerit değiştirme testi: ISO/
DIS 3888-1’e göre yapılan bu testte,
90 km/h hızda çift şeritli yolda
sürülen araca yoldaki bir engelden
kaçınma manevraları yapılır. Testte,
subjektif ve objektif performans
değerlendirmesi yapılır. Objektif
parametreler olarak, direksiyon simidi
açısı-yanal ivmelenme, sapma hızı
(yaw rate)-direksiyon simidi açısı,
yanal ivmelenme- sapma hızı (yaw
rate) gibi sinyal çiftleri arasındaki
zaman gecikmeleri vekazanç faktörleri
ölçülerek aracın dinamik davranışı
analiz edilmeye çalışılır.
Direksiyon testlerinde özellikle direksiyon eforu için ortalama moment,
maksimum moment testleri elektrik destekli direksiyon sistemlerinin
parametrelerini belirlemek açısından
önemli testlerdir. Bunun yanında hem
Ana Sanayi değerlendirme kriterleri,
subjektif ve objektif testler, hem yan
sanayi üretim, kontrol testleri göze
alındığında bir elektrikli direksiyon
sisteminin araç üzerinde müşteriye
sunulmasından önce çok ince detaylarda yüzlerce teste tabi tutulması
gerekliliği ortadadır. Bazı performans
kriterleri için örnek testler Tablo 6’de
örneklendirilmiştir.
Direksiyon test sistemleri de pazarda son yıllarda görülmeye
başlanmış, özellikle elektrik destekli
direksiyonların
yaygınlaşmasıyla
giderek önem kazanan sistemlerdir.
Direksiyon test sistemlerinde (DTS)
yoldan gelen tekerlek yan kuvvetlerini
(genellikle rotil kuvvetlerine indirgenerek) ve direksiyon hareketlerini
oluşturan aktüatörler hidrolik veya
elektrikli olabilirler. Bir direksiyon
test sisteminde aşağıdaki testler
gerçekleştirilebilir.
• Uygunluk Testleri: Sürtünme Testleri,
Kremayer, Kolon, Küresel eklem
sürtünmesi
• Sürüş Hissi (Genel manevralar ve
on-center)
• Sönüm karakteristikleri
• Esneklikler
• Park Eforu
• Standart Araç Test Manevraları (Sabit
yarıçap, Şerit değişimi...)
• Prototip Devreye Alma
• Güvenlikle ilgili fonksiyonların test
ve onayı
• Performans testleri
• Genel Karakterizasyon testleri
• Bode eğrisi ile transfer fonksiyonu
görüntüleme
• Test otomasyonu yazılımı ile üretici
beklentilerinin otomatik testi ve dokümantasyonu
• Dayanım testleri
Bir direksiyon test sistemi rotil yatay
ve düşey hareketlerini temsil edecek
şekilde 4 ve ilave olarak da direksiyon
simidi dönmesi ile eklenen bir eksen
ile 5 eksenli olarak tasarlanabilir. Böyle
bir sistemde rotil düşey hareketleri
düşünülmezse, sistem 3 eksenli olarak
da hareket ettirilebilir. Piyasada her
iki prensibe göre de çalışan sistemler
mevcuttur. Özel tasarım gerektiren bu
sistemler yüksek maliyetlerle kurulabilen, karmaşık kontrol, yazılım
parametreleri içeren sistemlerdir.
TABLO 6. EDS Direksiyon Hassasiyeti Test
5.2 Direksiyon Test Sistemleri
Otomotiv test sistemleri üreten firmalar çalıştıkları alanlara göre çeşitli
konularda uzmanlaşmışlardır.
Bu sistemlerde seçilen aktüatör
(eyleyici-uygulayıcı) büyüklüğüne
bağlı olarak, binek araçlardan en büyük
sınıf hafif ticari taşıtlara kadar uzanan
geniş bir aralıkta testler yapılabilir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
6. SONUÇLAR ve GELECEK
ÇALIŞMALAR
Karayolu taşıtlarında kullanılan
direksiyon sistemleri, sürücü ile
taşıt arasındaki en önemli arayüz
olmalarının yanında, taşıt Ar-Ge süreci
açısından da üzerinde çok çalışılan ve
gelişme potansiyeli itibariyle önü açık
altsistemlerdir.
Bu çalışmada öncelikle temel özellikleri ile hidrolik, elektro-hidrolik ve
elektrikli direksiyon sistemleri kısaca
tanıtılmıştır. Bu sistemlerin arasında,
özellikle binek ve hafif ticari taşıt
sınıfları için gelecek vaat eden sistem
olarak tam-elektrik destekli direksiyon sistemleri çalışma prensipleri
ve sistem elemanları açısından daha
detaylı olarak açıklanmaya çalışılmıştır.
Elektrikli direksiyon sistemleri sayesinde direksiyon simidindeki his oldukça hassas şekilde ayarlanabilmekte,
taşıt dinamik davranışı belirli sınırlar
içinde değiştirilebilmekte ve ilave
sürücü yardım fonksiyonları ile taşıta
pek çok özellik kazandırılabilmektedir.
Bu ayar yapma ve özellik zenginleştirme
çalışmaları maliyetli, uzun zaman alıcı
ve zaman zaman da tehlikeli yol testleri
ile değil, mümkün olduğu kadar laboratuvarda ve özel olarak tasarlanmış
uygun deney standları ile yapılmalıdır.
Gerçek yol testlerinden mümkün
olduğunca kaçınmak ve testleri laboratuvar deney standlarına taşıyabilmek
için, direksiyon sistemleri ile ilgili test
çeşitleri bir arada kısaca listelenmiş ve
bu testlerin yapılabileceği test sistemlerine özet bir vurgu yapılmıştır.
Bu çalışmanın gerçekleşmesindeki
ve yazarların bu yöndeki gelecek
çalışmalarının desteklenmesindeki
katkılarından dolayı, İstanbul Teknik
Üniversitesi Teknokent şirketlerinden
OTAM A.Ş. nezdinde Sn. Volkan
Bayraktar’a teşekkür edilmektedir.
KAYNAKLAR
1. TC Milli Eğitim Bakanlığı 2005.
“Direksiyon Sistemleri”, Mesleki Eğitim
ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi
Projesi, Ankara
19
DOSYA / Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
2. Erdelyi T., Talaba D., Girbacia
F., 2009. “Virtual Prototyping of an
Automotive Steering System using
Haptic Feedback”, Proceedings of
the 2nd International Conference
on Sensors, Signals, Visualization,
Imaging, Simulation and Material
Science
3. Miyazaki, H., Rösth, 2008.
“Technical Trends in Steering
Systems”, Proceedings of the 7th
JFPS International Symposium on
Fluid Power, TOYAMA
4. Hur J., 2008. “Characteristic
Analysis of Interior Permanent
Magnet Synchronous Motors in
Electrohydraulic Power Steering”,
IEEE Transactions on Industrial
Electronics,
Vol.55, No.6
5. Sebastian T., S. Islam, Mir S., 2005.
“Automotive Steering Systems”,
Handbook of Automotive Power
Electronic, Edited by Emadi A., CRC Press
6. Balcı S., 2010. “Otomobil
Elektrikli Direksiyon Sistemlerinin
Modellenmesi ve Duyarlılık Analizi”,
Yüksek Lisans Tezi, Marmara
Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü,
İstanbul.
7. Rohidas Bendale A. / Maharashtra
V., “Electric Power Assisted Steering
EPAS Report”
8. Continental Engineering Service
Notes, “Electric Power Steering EPS”,
9. Sultan Fateh Ali K./ ULLAH SHAH A.,
2012, “How Power Steering Works”
10. Freescale Semiconductor, 2005.
“Electric Power Steering”
11. Infineon Application Notes, 2008.
“Electric Power Steering (EPS) with
GMR-Based Angular and Linear Hall
Sensor”
12. Yan Z., Hong V, Rui W., 2006.
“Development of Dynamic Parameter
Design and Tuning System for EPS”,
Int. Conference on Mechantronics and
Automation
13. Zhang H. et al., 2009 “Modeling
and Characteristic Curves of Electric
Power Steering System”, PEDS 2009
14. Rahman M. F., “Electric Power
Assisted Steering System For
Automobiles”, Electrical EngineeringVol.III
15. Yan Z., Hong W., 2009. “Noncontact Steering Sensor for Electric
Power Steering”, International
Conference on Information and
Automation
16. Hirozumi Eki, Tatsuo Teratani,
Takashi Iwasaki, 2007 “Power
Consumption and Conversion of EPS
Systems”
17. Zhang X., Xin Z., Guobiao S., Yi L.,
2008.“Steering Feel Study on the
Performance of EPS”, IEEE Vehicle
Power and Propulsion
18. Data S., Pesce M, Reccia L., 2004.
“Identification of Steering System
Parameters
by
Experimental
Measurements Processing”, Proceedings
of the Institution of Mechanical Engineers,
Part D, Journal of Automobile
Engineering
DOSYA / Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
YARIİLETKEN SENSÖRLER YARDIMIYLA ARAÇ HAREKETLERİNİN
ANALİZİ, KAZA DURUMUNUN TESPİTİ ve eCALL
Murat Erat*, Ömer Şahin Karaman*, Halil Özçiçek*
*Ortem Elektronik A.Ş. , KOCAELİ
eCall (Emergency Call, Acil arama) genel anlamda araçların kaza yapmaları durumunda acil çağrı merkezlerini
otomatik olarak arayan ve kaza yerine ait konum bilgisini otomatik gönderen elektronik güvenlik sisteminin
tümüne verilen addır. Sistem kazazedeler bilinçlerini kaybetseler dahi, 112 acil çağrı merkezlerine kaza mahallinin konum bilgilerini otomatik olarak gönderebilecek ve araç içi ile sesli görüşme yapabilecektir. eCall olarak
adlandırılan bu sistem tüm Avrupa Birliği ülkelerinde 2015 yılı itibarıyla uygulamaya konulacaktır.
Bu çalışmada yarıiletken ivme sensörü kullanılarak araç üzerinden x,y,z düzlemleri boyunca ivme verileri toplanmış, bu veriler işlenerek, aracın seyahat esnasındaki hareketleri hakkında kestirimler yapılmıştır. İvme sensöründen toplanan veriler üzerinde yapılan çalışmalar ile araç hareketlerinin tespitine yönelik özel algoritmalar
geliştirilmiştir. Geliştirilen özel algoritmalar bu amaç için tasarlanan elektronik kontrol ünitesine yüklenerek
araç üzerinde gerçek ortamda test edilmiştir. Test esnasında araç üzerinde ani fren, hızlanma, keskin viraj, savrulma, ters dönme, kasis üzerinden geçme, çukura düşme v.b. senaryoları gerçekleştirilmiş ve okunan veriler
ile doğrulanmıştır. Bunun dışında eCall sistemi için geliştirilen donanım, ayrıca model araçlara monte edilip,
hareketli ve sabit platformlarla çarpıştırılmış, çarpışmalara ait ivme verileri toplanmış ve bu veriler üzerinde
çarpışmanın şiddetinin tespitine yönelik algoritmalar geliştirilmiştir.
Trafik kazalarında, ekseriyetle kaza
yerine ulaşma süreleri çok uzun
olmaktadır. Genellikle araçlar bir
kazaya karıştığında, sürücüler ya da
yolcular veya kaza mahallinde olan
biri, acil durum merkezini (ambulans,
güvenlik kuvvetleri) arayarak kazayı
bildirmekte ve çarpışan araçların yerlerini tarif etmektedir. Uzak bölgedeki ciddi bir çarpışma sonrasında
çarpışma bildirilene kadar çok değerli
zamanlar kaybedilmektedir. Ayrıca
görgü tanıkları veya yolcular çarpışan
aracın yerini tam olarak bildirmede
çoğu zaman zorluk yaşayabilirler.
Bazen görgü tanıklarının da olmadığı,
kazanın haber verilemediği durumlarda oluşmaktadır. Böyle durumlarda
çoğu zaman kişilerin kaza yaptıklarının
farkına bile varılamamaktadır. Bu
durumda kaza yeri bilinemediğinden,
kaza yapanlara belki saatler süren
aramalar sonucu ulaşılmaktadır.
Kazalarda hayat kurtarmak için her
saniye çok önemli olup, otomatik Acil
Arama (eCall, Emergency Call) sistemi
ile yardım ekiplerinin kazadan haberdar edilmesiyle, kaza yerine ulaşma
sürelerini önemli ölçüde azalacaktır.
AB ülkelerinde meydana gelen trafik
kazalarında yılda ortalama 30 bin
kişi hayatını kaybetmektedir. Bir kaza
24
durumunda, acil servis ekiplerine
kaza yeri bilgilerinin doğru aktarılması
durumunda ve intikal sürelerini kırsal
alanlarda % 50, kentsel alanlarda ise
% 40 oranında azaltır. Bu kritik zaman
kazancı sayesinde Avrupa Birliği’nde
her yıl yaklaşık 2500 kişinin hayatının
kurtarılması ve on binlerce yaralı
durumundaki kişilerinde hayati ciddiyetlerinin azaltması beklenmektedir
[1]. Araçlara çarpışmaları anlayacak,
acil servis ekiplerine kaza mahallinin
konum bilgilerini otomatik gönderebilecek bir sistemin (eCall) yerleştirilmesi
durumunda, kazazedelere daha hızlı
ulaşılarak, yaralıların daha çabuk tedavi edilmesini sağlayacaktır.
Bu sistem ile otomobillerin trafik
kazası yapması durumunda GSM
iletişim ağı üzerinden otomatik olarak
112 acil servisi araması öngörülmektedir. Sistem kazaya ait bilgileri
toplayıp, ilk yardım ekiplerine kaza
yeri ve kazanın biçimine ilişkin bilgileri aktaracaktır. Bu sayede sürücüler
kırsal alanda dahi kaza yapmış ve
hatta bilincini kaybetmiş olsalar bile
kaza mahallinin yerinin tespit edilmesi
hedeflenmektedir.
Bir aracın kaza yaptığını tespit edebilmek hayat kurtarmak adına son
ENDÜSTRİ OTOMASYON
derece önem arz etmektedir. Söz
konusu çalışmada, belirlenen senaryolar (ani hızlanma, durma, savrulma,
kasise düşme, v.b) dahilinnde, araç
üzerinden yarıiletken sensör vasıtası
ile veriler toplanmıştır. Toplanan veriler üzerinde geliştirilen algoritmalar
uygulanarak veriler yorumlanmış
ve aracın mevcut hareketleri tespit
edilmiştir. Böylelikle eCall sistemi için
gerekli kazanın tespiti, ivme sensörü
kullanarak mümkün hale getirilmiştir.
2. eCall SİSTEMİNİN YAPISI
Bu proje kapsamında geliştirilecek
cihaz araca ait birçok veriyi(hız, devir,
saat, konum, çarpma şiddeti, fren
bilgisi vb.) sürekli veya belirlenen eşik
değerlerinin aşılması durumunda kaydedecektir. Bu kayıtlara, gerekli durumlarda yetkilendirilmiş kişiler uzaktan
veya cihaz üzerinden erişebilecektir.
Ayrıca kazanın oluşması durumunda
sistem otomatik olarak 112’yi arayacak
ve PSAP’a (Public Safety Answering
Point) konum bilgisi ile birlikte kaza
şiddetini de gönderecektir.
Sistem şu alt birimlerden oluşmaktadır:
ARM tabanlı Denetleme Birimi, GSM
Modem, GPS, G-Sensor, Gyro Sensor,
Kayıt Ortamı ( Flash Hafıza), CAN Bus
ara bağlaşım, Ses giriş-Çıkış ve sayısal
Dosya: Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
giriş çıkış portları.
Şekil 1’de sistemin çalışma prensibi
verilmiştir [2].
Şekil 2’de görülmektedir.
Kullanılan kalman filtresi:
Xk = Kk · Zk+(1- Kk) · Xk-1
Xk: Son değer
Kk: Kalman çarpanı
Zk: Ölçülen değer
Xk-1:Bir önceki değer
Şekil 1. eCall Sisteminin Çalışma Prensibi
Bu sisteme sahip olan bir araç kaza
yaptığında sistem otomatik olarak
devreye girecek ve 112 Kamu
Güvenliği Cevaplama Noktasını
(PSAP) arayacaktır. IVS (Araç içindeki
eCall Cihazı) cihazı GSM operatörlerinden bağımsız (SIM kart kullanmaksızın
veya kullanarak) 112 Kamu Güvenliği
Cevaplama Noktası ile ses kanalı
üzerinden bağlantı yapacak ve GPS/
Glonass uydularından aldığı aracın
konum verilerini ses kanalı üzerinden PSAP’a gönderecektir. PSAP’ a
veri gönderme işlemi bittikten sonra,
araç içerisinde bulunan kişiler ile
PSAP’ta bulunan görevliler karşılıklı
olarak görüşebilecekler veya PSAP
araç içini dinleyebilecektir. PSAP
araçtan aldığı konum verilerini kendi
haritaları üzerine işleyip olayın olduğu
mahalli belirleyecek, daha sonra ihtiyaca bağlı olarak Polis, Jandarma,
Ambulans, İtfaiye, vb. gibi ilgili birimleri kaza mahalline yönlendirip,
müdahale edilmesini sağlayacaktır.
Kamu güvenliği cevap noktası (PSAP)
Aselsan tarafından geliştirilmekte olup
2014 yılı sonunda bitirilmesi hedeflenmektedir [3].
3. VERİLERİN TOPLANMASI ve
İŞLENMESİ
Yarıiletken sensörler ile veri toplayabilmek için özel elektronik kontrol
ünitesi geliştirilmiştir. Geliştirilen kontrol ünitesi her 10ms süre ile sensörlerden verileri okuyup bunları bilgisayar
ekranına aktarmaktadır. Böylelikle
veri akışı aktif olarak görüntülenebilir ve kayıt edilebilir hale getirilmiştir.
Geliştirilen cihaz araç hareket yönüne
uygun koordinat eksenlerinde monte
edilmiştir. Elektronik kontrol ünitesi
için geliştirilen yazılımın akış şeması
Şekil 4. Düz Zemin Rölanti Verilerinin
Kalman Filtresinde geçirilmiş hali
Şekil 2. Elektronik Kontrol Ünitesi Üzerinde
Geliştirilen Yazılımın Akış Diagramı
Kullanılan ivme sensörü çözünürlük
olarak 7-bit ve maksimum ölçüm
değer 8g’dir[4].Yani ivme sensöründen okunan 1 birim değer yaklaşık
olarak 0,618 m/s2 ivme değerine denk
düşmektedir. İvme sensörlerinin üzerine hiçbir ivme etki etmezken (hareketsiz veya ivmesiz hareket durumunda)
yer çekimi ivmesinin gözlenmesi gerekir. Bu şekilde kullanılan sensör kalibre edilebilir.
Hareketsiz yere paralel durumda iken
sadece Z ekseninde 9,81m/s2’lik ivme
değerinin ölçülmesi gerekir.
Benzer şekilde sırası ile araca eğik
zeminde rölanti, düz zeminde sabit
hız, eğik zeminde sabit hız, düz
zeminde hızlanma, eğik zeminde
hızlanma, virajda sabit hız, virajda yavaşlama, düz zeminde ani
fren gibi senaryolar uygulanmış ve
bu işlemlere ait ivme verileri x,y,z
eksenleri boyunca toplanmıştır. Söz
konusu ivme veri grafikleri aşağıdaki
Şekil 5.,6.,7.,8.,9.,10.,11., lerde
gösterilmiştir.
Şekil 5. Eğik Zeminde Rölanti Verileri
Şekil 6. Düz Zeminde Sabit Hız Verileri
3.1. VERİLERİN TOPLANMASI
Başlangıçta araç düz zeminde rölantide çalışırken ölçümler yapılmış ve
ivme verileri toplanmıştır. Bu ölçümlere ait ham veri grafiği Şekil 3’de
gösterilmiştir.
Şekil 7. Eğik Zeminde Sabit Hız Verileri
Şekil 8. Düz Zeminde Hızlanma Verileri
Şekil 3. Düz Zeminde Rölanti Verileri
Hareketsiz halde elde edilen bu veriler,
sistemin daha kararlı çalışması için
Kalman filtresinden geçirilmiştir. Şekil
4’de düz zeminde rölanti verilerinin
Kalman filtresinden geçirilmiş hali
görülmektedir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Şekil 9. Eğik Zeminde Hızlanma Verileri
Şekil 10. Virajda Sabit Hız Verileri
25
DOSYA / Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
3.2.2. İvme Yönünün Belirlenmesi
Şekil 11. Virajda Yavaşlama Verileri
Şekil 12. Düz Zeminde Ani Frenleme
3.2. VERİLERİN İŞLENMESİ
Verilerin işlenmesi için üç farklı tip
algoritma geliştirilmiştir. Bunların
ilki aracın yere göre açısını bulan
algoritmadır. İkincisi ise okunan
sensör değerini değerlendirip ivme
yönünü belirleyen algoritmadır. Son
algoritma ise ivmenin değişimini inceleyerek potansiyel kaza durumunu tespit eden algoritmadır.
Açının belirlenmesi adımında okunan son yüz verinin ortalama değeri,
kullanılan hafızanın belirli bir yerinde
tutulmaktadır. Her eksen için ivme
sensörü üzerinden okunan yeni
ivme değeri kendi ortalama değeri
ile kıyaslanır. Kıyaslama sonucunda
ki mutlak fark 0,1g değerinin üzerinde ise araçta ivmelenmenin başladığı
kabul edilir. Sensörden okunan değer
ortalamadan büyük ise hızlanma,
küçük ise yavaşlama olduğunu göstermektedir. Aynı hesap yatayda ki
diğer eksen “y” içinde uygulanır. Bu
sonuç ile virajlarda oluşan hareketler
ya da yan kayma gibi hareketleri tespit
edilebilir. Bahsedilen algoritmanın akış
diyagramı Şekil 14’te verilmiştir.
3.2.1. Açının Belirlenmesi
İvme sensöründen okunan veriler “ilk
giren ilk çıkar” mantığında çalışan
tampon hafıza bölgesine yüklenir.
Tampon hafıza bölgesinin uzunluğu
testler esnasında 100 ivme verisini
saklayacak şekilde tasarlanmıştır.
Tampon hafıza bölgesine eklenen her
yeni ivme verisi toplamının ortalaması
alınmaktadır. İvmesiz hareket veya
hareketin olmadığı durumlarda
araca sadece yer çekimi ivmesi etki
ettiğinden, araç üzerinde ölçülen x,y,z,
eksenlerindeki ivmeler toplamı 1g
(9,81 m/s2) olacaktır. Böylelikle 1g
değerinin üç eksene dağılımı hesaplanarak aracın yeryüzüne göre yaptığı
açı hesaplanabilmektedir. Eğer ortalama ivme değer 1g’den farklı çıkıyor
ise araç üzerine yerçekiminden başka
bir kuvvet etki ediyor anlamına gelmektedir. Bu algoritmanın akış diyagramı
Şekil 13’de gösterilmiştir.
Şekil 13. Aracın Yerküreye göre Açısını
belirleyen akış şeması
26
Şekil 15. Araç Üzerinde İvmelenme var ise
şiddetini belirleyen akış şeması
Hesaplanan şiddet değeri 1g değerini
geçmesi kaza durumu olarak kabul
edilmektedir. Bu eşik değeri yapılan
farklı çalışmaların incelenmesi sonucu
verilmiş bir karardır.
“Taşıtlarda Fren Verimi ve Frenleme
Mesafesi Analizi” [5] makalesinde
çizelge 1’de gösterilen ölçümlerde en
fazla elde edilen ivme değeri 1g’yi
geçmemiştir.
Yine araç üreticilerinin kendi yaptıkları
frenleme testlerinin sonuçlarına göre
normal bir frenlemede aracın ivmesi
1g değerini aşmamaktadır.
Şekil 14. Araç ivmelenme yönünü
belirleyen akış şeması
3.2.3. Şiddetin Hesaplanması ve
Hareket Analizi
İvme yönünün hesaplanmasında
kullandığımız ivme ortalaması ile yeni
verinin farkı sonucunda ki değer birim
zamanda ki ivmelenmeyi göstermektedir. İvmelenme başladıktan sonra
ivme sensörü üzerinden her yeni gelen
veri ile önce ki veri kıyaslanıp, hesaplanan değer üzerine eklenir. Böylelikle
olayın şiddeti ve hangi eksenlerde
gerçekleştiği bulunur. Şiddetin
hesaplanması işlemi, şiddet değerinin
tekrardan sıfır değerine dönmesi ile
sonlandırılır. Şiddetin sıfır değerine
dönmesi ivmelenme hareketinin
son bulduğunu göstermektedir.
Bahsedilen hesabın akış şeması Şekil
15’te gösterilmiştir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Bu bilgileri değerlendirerek şiddet
değerinin 1g üzerine çıkması kaza
durumu olarak kabul etmemiz için
yeterlidir.
Şiddet değerinin sıfır değerinden
büyük ölçüldüğü durumlarda ikinci
bir eşik değeri konularak kaza öncesi,
potansiyel kaza durumu tespit edilebilir. Yani şiddet değerinin 0,5g üzerine çıkması demek aracın frenleme
durumunda olduğunu göstermektedir,
böylelikle kaza öncesi kayıt alma işlemi
ya da kaza öncesi çalışması gereken
diğer sistemleri tetikleyici bir algoritma olarak da kullanılabilir.
4. eCALL ENTEGRASYONU
Tasarlanan eCall cihazı blok diyagramı
Şekil 16 da verilmiştir. Cihaz sürekli
GPS/GLNSS uydularından aldığı konum
bilgilerini saklamakta ve ivme sensöründen topladığı veriler üzerinde bahsedilen
algoritmaları uygulamaktadır. İvme sensöründen alınan
verilerin kaza eşik değerini aşması durumunda sistem GSM
modül üzerinden 112 yi aramakta ve kaza konum bilgisini
ses kanalı üzerinden PSAP’ a göndermektedir.
Ses kanalı üzerinden konum verilerinin gönderilmesi esnasında veri kayıplarını önlemek için kanal ses
işaretlerine (mikrofon) kapatılmaktadır. Veri gönderme
işlemi bitiminden sonra kanal ses iletişimine açılmaktadır.
Şekil 16.
eCall
Cihazı Blok
Diyagramı
5. SONUÇ
eCall Sistemi 2015 yılı itibarıyla tüm AB üyesi ülkelerde kullanımı zorunlu olacaktır. Sistemin devreye
alınması ile birlikte trafik kazaları sonucu meydana
gelen can kayıplarının azaltılacağı hedeflenmektedir. Bu
çalışma ile birlikte çarpışma bilgileri araçtan bağımsız
tespit edilebilmiş, çarpışmanın şiddeti ve konumu
GSM ses kanalı üzerinden uzak konumdaki sunucuya
gönderilmiştir. Bununla birlikte çarpışma şiddet bilgileri, kaza anındaki hız bilgisi v.b parametreleri ve araç
koltuklarında oturan kişi sayısını da gerçek zamanda
sunuculara göndermek mümkün olacaktır. Araçlardan
toplanan veriler üzerinden geliştirilen hareket sezinleme
algoritmaları, tasarlanan eCall cihazı üzerine gömülüp
gerçek testler yapılmıştır. Araçlara düz zemin, eğilimli
zemin ve virajlarda ayrı ayrı ani hızlanma, ani yavaşlama,
sabit hızlı hareketler uygulanmış ve algoritma sonuçları
ile birebir örtüştüğü görülmüştür. Kaza durumu kararı
gerçek çarpışma testleri gerektirdiğinden, model araçlar üzerinde denenmiş, çarpışma algoritmasının doğru
çalıştığı gözlemlenmiştir.
Bu cihazların araçlar üzerinde kullanıma başlanması ile
birlikte kaza verilerine ait veri tabanları oluşacak, gerçek
araç verilerinin analizi ile birlikte daha doğru sonuçların
elde edilmesi mümkün olacaktır.
KAYNAKLAR
1. http://www.heero-pilot.eu/view/en/ecall.html
2. http://www.heero-pilot.eu/ressource/static/files/ert_
heero_03.pdf
3. http://www.eena.org/ressource/static/files/2.-sanl-.pdf
4. http://www.st.com/st-web-ui/static/active/en/resource/
technical/document/datasheet/CD00213470.pdf
5. BAYRAKÇEKEN,H., DÜZGÜN,M., “Taşıtlarda Fren Verimi
ve Frenleme Mesafesi Analizi”, POLİTEKNİK DERGİSİ, CİLT
8, SAYI 2, 2005.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Dosya: Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
FORD MUSTANG ÜRETİMİNDE CC-LINK AĞI!
CLPA TURKEY
www.clpa-europe.com/tr_EU
■ Montaj
FORD, Flat Rock-Michigan’daki AutoAlliance tesisinde,
Ford Mustang ve Mazda 6 üretmektedir. 2,5 milyon metrekarelik bu tesiste 3,700’den fazla işçi çalışmaktadır.
AutoAlliance, yaklaşık olarak günde 1,200 araç üretiminde CC-Link Ağı’ndan yoğun olarak faydalanmaktadır.
Serbest Güç (P&F) Konveyörü’dür. Tesis vasıtasıyla konveyörleri güçlendiren motorlar, CC-Link vasıtasıyla Mitsubishi VFD Sürücü bağlantısı tarafından kontrol edilir.
Mekanik olarak P&F konveyörlerinin, Henry Ford’un ilk
montaj hatlarındakilerle temelde aynı olması P&F konveyörleri ile ilgili ilginç bir gerçektir.
Bu uygulama, gövde montajı ve boya işlemlerinde kullanılmaktadır. 400’den fazla robot, her bir araç üzerinde
6,000 üzerinde gövde kaynağı yapmaktadır. 61 robot ve
10 otomatik boya makinesi de, sızdırmazlık, ses yalıtımı
ve 19 boya rengi uygulamalarında kullanılmaktadır. Montaj hattının kolaylığı ve CC-Link’in mükemmel güvenirliği,
burayı yüksek verimli bir imalat tesisine dönüşmektedir.
Bu yeni hatların kurulu ve faaliyette olduğu hız, önceden
kullanılan diğer şebekeli sistemler ile karşılaştırıldığında
önemli tasarruflar ile sonuçlanmaktadır. AutoAlliance’daki kontrol mühendisleri hiçbir CC-Link şebeke arızasının
var olmadığını; buna karşılık 2 başka yaygın olarak kullanılan endüstriyel ağ sistemli ve Ethernet şebekeli birtakım arızalar deneyimlediklerini söylemektedirler. Hareket
Halinde CC-Link Konveyör Sistemi CC-Link vasıtasıyla
kontrol edilen bir dizi konveyör, çeşitli kaynak, montaj
ve boyama istasyonları üzerinden araba gövdelerini taşımaktadır. Her bir araç üretim esnasında yaklaşık olarak 13 mil hareket eder. Yandaki görüntüler, bir Güç ve
ENDÜSTRİ OTOMASYON
29
DOSYA / Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
Bununla birlikte, kontrol sisteminin kapsamlılığı büyük
ölçüde değişmiştir. Örneğin; özel bir konveyör hattı üzerindeki yük, hatta yeterli gücü göndermek amacıyla her
biri kendi şebekeli Mitsubishi VFD sürücüsüne sahip olan
2 motor gerektirmektedir. Bunu yapmak için Mitsubishi
kontrolörü, 2 motor arasında uygun yük paylaşımını gerçekleştirmek için sürücüleri koordine etmelidir. Böylece
her bir motor, konveyör hattına yönelik eşit bir tork miktarı sağlar.
Tipik Kontrol Paneli
Bu fotoğraflarda gösterilen, AutoAlliance Tesisi’nin Gövde Mağazası bölümü kapsamında Mustang ara-montajına
yönelik kontrol panellerinden biridir. Mustang otomobil
gövdesi sürücü tarafı panelinin montaj kontrolünü elden
geçirir. Bu panel, beş CC-Link şebeke yöneticileri ile bir
Mitsubishi Q Serisi Kontrol Birimi içermektedir. Beş şebekeden biri, gövde mağazası içerisindeki diğer kontrol
panelleri arasında bağlantı sağlamaktadır. Diğer CC-Link
şebekeleri, malzeme işleme ekipmanı, robotlar ve aşağıda belirtilen kaynak işletimlerinin kontrolünü idare etmektedir. Mustang Gövde Mağazası içerisinde bu tipte
yaklaşık olarak 125 kontrol paneli vardır. Bu AutoAlliance
tesisinde Mazda Gövde Mağazası da, aynı zamanda Mazda montajına yönelik benzer kontrol işlevleri sağlamak
için bu tipte yaklaşık olarak 125 kontrol paneli kullanmaktadır.
Gövde Paneli Montajı ve Kaynak İşletimleri
CC-Link, ağ oluşturmak, bir JIG yatağını hareket ettirmek için motorları güçlendiren VFD sürücülerini iletmek
ve kontrol etmek için kullanılmaktadır. Bir JIG, otomobil
gövdesinin bir kısmını mengene ile sıkıştırabilen, katlayabilen ve tutabilen uzaktan pnömatik I/O ile büyük bir
aparattır. JIG üzerine monte edilen ve CC-Link’e bağlanan, çeşitli kelepçeleri ve aktüatörleri kontrol eden ise
Mitsubishi IP67-oranlı I/O modülleridir. Farklı JIG yatakları, otomobil gövde montajının farklı işlevlerine yönelik
olarak kullanılmaktadır. Çok sayıda sabit ve hareket edebilen JIG yatakları vardır.
Bir CC-Link Ağı, bu özel imalat hücresi içerisindeki Kawasaki
robotlarının bağlantısı ve koordinasyonunu idare etmektedir.
Bu robotların bazıları söz konusu hücre içerisindeki parçaları
hareket ettirmektedir ve diğer robotlar gövde paneli montajlarının kaynak işlemini gerçekleştirmektedir. CC-Link Ağı, robot
hareketi başlatır ve durdurur; aynı zamanda çarpışmalardan
kaçınmak amacıyla robotlara konumlarını birbirlerine bildirme olanağı sağlamaktadır. Bir uzak JIG yatağı bir seferde
kontrolör ile bağlantıya geçmesine rağmen, bu hücrede çoklu
uzaktan JIG yatakları vardır. Kontrolörü çalıştırmak ve bağlantı kurmak için uzak JIG yatağı, zamanı geldiğinde, otomatik
olarak büyük bir konektör vasıtasıyla ağa takılır. Bu noktada
JIG yatağı uzaktan I/O güç alır ve Q serisi kontrolörden komut
almak için CC-Link’e bağlanır. JIG yatağı montaj operasyonunun bir kısmını tamamladıktan sonra, ağdan otomatik olarak
çıkarılır ve kaldırılır. Ağa her bir JIG yatağını bağlamak veya
ağdan çıkarmak için gerekli olan sıkı motor kontrolü CC-Link
vasıtasıyla VFD sürücülerine iletilmektedir. Ağa takılan ve
ağdan çıkarılan her bir JIG yatağı ile ağ arızası olmadan güç
altında çalışan bu cihazların çıkarılması ve yenisi ile değiştirilmesi işlemini yapmak, CC-Link’in kapasitesini gösterir. Yan
panel tamamlandıktan sonra, bir başka robot, bir Güç ve Serbest Güç Konveyörü üzerindeki paneli hareket ettirir.
Kawasaki robotlarına bağlana bir CC-Link hattı, gövde panellerinin kaynaklanmasını tamamlar. Tesisin Gövde Montaj
kısmında yaklaşık olarak 400 robot vardır. Her bir robot, CCLink Ağı vasıtasıyla bir Mitsubishi kontrolörüne bağlanır. Bir
CC-Link Ağı, genel olarak 10 ve 12 robot arasında denetim
yapar. Buna ek olarak, Mitsubishi VFD sürücüsü, robot
kaynaklama silahlarına soğutma suyu sağlayan pompaları kontrol eder.
30
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Dosya: Otomotiv ve Yan Sanayi Teori ve Uygulamalar
Tipik Operatör Arayüz Paneli
Çok sayıda Mitsubishi GOT Operatörü Arayüz Panelleri LCD
ekranların üretim bilgisi ve durumunu göstermek için kullanılmaktadır. VFD sürücüleri ve Operatör Panelleri, CC-Link
vasıtasıyla PLC kontrol birimleri ile iletişime geçer. Tesisin
gövde montaj kısmı içerisindeki kontrollerin %95’inden
daha fazlası CC-Link aracılığıyla bağlanmaktadır.
LASD ve derz dolgusunu uygun şekilde uygulamak için,
ABB robotlarına CC-Link vasıtasıyla iletilen gövde biçimini
belirleme ve yeni gelen araç çerçevesini taramada lazerlerden faydalanmaktadır. Operatör istasyonu aynı zamanda
yeni gövde biçimini onaylamak için LASD hattını öğretmek
ve göstermekte de kullanılmaktadır.
Boya Hattı
Mitsubishi PLCs, en gelişmiş Fanuc P500 robotunun cila
rengini uyguladığı yerde boya hattını kontrol eder. Bu
robotlar 24 farklı boya renkleri uygulayabilir. Cila rengi
uygulandıktan sonra, bir başka robot sprey hattı ile araç
gövdesi üzerini boyayarak iki temiz kaplama yapılmaktadır.
Kirlenmenin Azaltılması
Ses İzolasyon Malzemesinin Uygulanması
CC-Link kontrollü ABB robotları, boyama öncesinde arabanın gövdesi içerisinde LASD (sıvı uygulanan ses yalıtımı)
malzeme ve derz dolgusu uygular. Beş farklı gövde türü,
bu hat (MustangCoupe veya üstü açılabilir ve Mazda 6
Wagon, Hatchback veya Sedan) vasıtasıyla çalışır. Her bir
gövde biçimi, farklı bir malzeme uygulama rutini gerektirir.
AutoAlliance tesisi aynı zamanda kirlenme azaltılmasında
en yeni donanımı kullanmaktadır. Gövde boyama işlemi
sırasında oluşturulan güçlü dumanlar atmosfere salınmadan önce zararlı bileşenleri etkisizleştirmek için yakılır. İşlem, Rejeneratif Katalitik Oksitleyici için RCO olarak
adlandırılmaktadır.
Bir Mitsubishi PLC, 5 Mitsubishi VFD sürücülerine CCLink vasıtasıyla RCO işlemi ve iletişimlerinde kontrol sağlar. Her bir VFD sürücüsü, 500 HP fanı kontrol eder. Söz
konusu işlemde, bir katalitik oksitleyici üzerinden duman
geçişi ve boya hattından kaynaklanan egzoz dumanı da
dâhildir. Bu işlemde 6 oksitleyici yatağı (2 yakma fırını, 2
rejenarasyon, 2 yedek) vardır. RCO işleminde kullanılan
bu CC-Link Ağı aynı zamanda mevcut sistem durumunu
görüntülemek ve operatörün kontrol sistemi ile etkileşim
halinde olmasını sağlamak için bir Mitsubishi 800 serisi
GOT operatör ara yüzü içermektedir.
LASD, manuel olarak kurulması gereken ve önceden kullanılan mat yalıtımını yenisi ile değiştirir. Otomobil çerçevesi türüne bağlı olarak, LASD ve derz dolgusu aracın 12
farklı alanına uygulanabilir. Gövde mağazası içerisinde
olduğu gibi, CC-Link Ağı, robotların malzemeye ne zaman
ve nerede uygulandığını söylemektedir. Çalışırken çarpışmaları engellemek için robotlar arasında bir iletişim yöntemi
de sağlamaktadır. LASD Gövde Kimlik Operatörü İstasyonu, CC-Link vasıtasıyla Q kontrol birimine bağlanmaktadır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
31
Söyleşi
“Rockwell Automation Olarak,
Tüm Sanayicilerimize Endüstri 4.0 Hakkında
Bilgi Vermeye Hazırız.”
Bu sayımızda Rockwell Automation Türkiye Genel Müdürü Sayın Cenk Ceylan
ile, Rockwell, iş hayatı ve Endüstri 4.0 üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
E&O: Sizi tanıyabilir miyiz?
Cenk Ceylan: İlk iş hayatıma şimdi rakibimiz olan bir
Fransız firmasında elektronik marketing sorumlusu
olarak başladım. Daha sonra iş hayatıma satış kulvarında devam etmek istedim. Aslında sattığımız şeyin
gerçekten bir ürün ya da basit bir malzeme olmadığı, sistem satışı olduğu için sistemin işleyişini bilmek
gerektiğini düşündüm. Daha sonra o sistemi kullanan
tarafa bir süre zaman ayırmam gerektiği için bir enerji
santralinde işletme ve bakım tarafında bir pozisyonda
3,5 yıl kadar görev yaptım. Orada çok farklı otomasyon sistemleri vardı. Enerji, otomasyon açısından en
karmaşık proses üretimi olduğu için her türlü otomasyon ihtiyacı ve sorunuyla orada karşılaştığımdan dolayı
güzel bir deneyim oldu. 3,5 yıl sonrasında da yine şu
34
an rakibimiz olan bir Alman şirketinde enerji üretimi
otomasyonu kısmında 5 yıl kadar görev yaptım. 2008
başından bu yana Rockwell Automation’daki görevimi
sürdürüyorum.
Biz hem ağır sanayi hem de tüketici malları
üreten fabrikalar alanında hemen hemen her
sektöre çözümler sunuyoruz.
E&O: Okurlarımıza Rockwell Otomasyon’u kısaca anlatabilir misiniz?
Cenk Ceylan: Rockwell Automation aslında Allen
Bradley ismiyle 1903’te kurulmuş, otomasyon sek-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Söyleşi
Biz her uygulamayı ayrı
bir konu olarak ele alarak evrensel donanım ve
yazılım ailelerimizi kullanarak o uygulamaya
özel çözüm üretiyoruz.
törünün en eski firması. Firma, tamamen endüstriyel
otomasyon alanında çalışmakta. Elektrik dağıtımı ve
benzeri işleri yapmıyor. 1981’in sonlarına doğru, daha
çok havacılık ve savunma sanayi kökenli Rockwell Holding, Allen Bradley’i satın alarak Rockwell Automation
şirketini kurdu. Hardware kısmının adı hala Allen Bradley, software kısmı ise Rockwell Software olarak geçiyor, dolayısıyla ürün portföyümüz iki markanın birleşimiyle oluşuyor. Türkiye operasyonumuz ise 1993
yılında kuruldu. Bu yıl sektördeki 22. senemiz. 2008
yılından itibaren de biraz daha farklı bir şekilde, teknik
çözümlerimizle pazarda yer alıyoruz. Boyut olarak mikro kontrol seviyesinden tesis çapında seviyelere kadar
çözümler sunan bir firmayız. Hem makine imalatçılarına,
hem sistem entegratörlerine, hem de son kullanıcılara
gerek malzeme tedariği hizmeti gerekse anahtar teslim
çözüm ve servis hizmetleriyle destek olmaya çalışıyoruz.
çalışıyoruz. Makinelerin tesis içinde entegrasyonu ve
tesisin genel kontrol dizaynında yer alıyoruz. Bunun
yanı sıra makine otomasyonu konusunda da Rockwell
Automation’ın geniş bir portföyü var. Küçük makine
uygulamaları için Mikro Serisi adını verdiğimiz özel bir
platformumuz bulunmakta. Biz bu kısma ‘Connected
Components’ diyoruz. Bunun yanı sıra hareket kontrolü, ‘Lc drive’ gibi uygulamaları da küçük makine
uygulamaları için gerçekleştirebiliyoruz. Orta segment
dediğimiz makine çözümlerimiz ‘Mid Range’ adı altında geçiyor; bunlar daha çok compact PLC boyutundaki
sekiz ila on eksen civarındaki uygulamalarda hareket
uygulamaları. Bunun daha üzerindeki ve daha sofistike
otomasyonlar da büyük sistemler olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla Rockwell Automation’ın makine imalatı sektörüne sunduğu üç farklı seviyede otomasyon
çözümü olduğunu söyleyebiliriz.
E&O: Üretimin olduğu her yerde otomasyon da oluyor.
Siz daha çok hangi sektörlerle çalışmaktasınız?
Cenk Ceylan: Rockwell Automation’u sektör olarak sınırlamak çok zor. Biz hem ağır sanayi hem de tüketici
malları üreten fabrikalar alanında hemen hemen her
sektöre çözümler sunuyoruz. Alüminyumdan lastiğe,
demir çelikten çimentoya, sudan yiyecek içecek gıda
sektörüne kadar her tip üretim yapan tesise çözümümüz bulunduğu için, hizmet verilen ana sektör diye
keskin bir ayrımımız yok. Bu tesislerdeki tüm prosesler için aynı kalite ve donanımda hizmet verebiliyoruz.
İşin daha çok tüketim malları ve seri üretim kısmına
baktığımız zaman, yatırımların büyük çoğunluğu makine, makine hatları ve parkurları üzerine. Dolayısıyla bu alanda makine imalatçılarıyla yoğun bir şekilde
E&O: Probleme özel çözümler mi geliştiriyorsunuz, mevcut
ürünlerinizi mi sunuyorsunuz?
Cenk Ceylan: Otomasyonun gittiği yön olduğu için biz,
AR-GE tarafında çok fazla yatırım yapıyoruz. 10 sene
önceki motor sürücünüzle bugünkü teknoloji motor
sürücüsü arasında enerji verimi farkı var, kontrol kabiliyetleri farkı var, buna da yatırımlarımız sürüyor. İlave
yatırım en fazla yazılım tarafında. Çünkü bu bahsettiğim süreçlerin iyileştirilmesi daha çok optimizasyon,
verimlilik üretim kayıplarının azaltılması, envanter yönetimi, iş emirlerinin akışlarının yönetilmesi, hatların
entegrasyonu, otomasyon sistemiyle yönetim sistemi
entegrasyonu, bunların çoğunu software bazında yapılıyor. Bu software’leri dünyada en yaygın yelpazede
üreten ve AR-GE yapan şirket biziz.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
35
Söyleşi
E&O: Müşterilerinizin ürün seçimlerine katkınız oluyor mu?
Cenk Ceylan: Bu konuda çalışan 2 ayrı takımımız var.
Ticari mühendisler olarak adlandırdığımız grubumuz,
müşterilerimize satış öncesi ürün seçimi ve uygun
konfigürasyon tasarımı konusunda destek oluyorlar.
Ayrıca tamamen makine imalatçılarımıza teknik danışmanlık yapan GOTC (Global Makina İmalatçıları Teknik
Danışmanı) adı altında bir ekibimiz mevcuttur.
E&O: Firmanızın çalışan profiline dair neler söyleyebilirsiniz?
Cenk Ceylan: Firmamızın çalışan profilini üç kelime ile
anlatmak isterim; GENÇ, DİNAMİK ve ÇALIŞKAN. Özellikle 2008 yılından bu yana oluşturduğumuz ekibimiz
sanırım yaş ortalaması olarak sektörün yüksek deneyime sahip en genç ekiplerinden biri. Bu durum müşterilerimize çok dinamik ve hızlı çözüm sağlayan bir
şirket olmamızı sağlamaktadır. Aramıza son dönemde
katılan “Y” Kuşağı arkadaşlarımız da yeniliklere açık ve
araştırmaya yönelik hareket tarzımızı da oldukça geliştirmiştir. Kısacası, şirketimizde deneyimi, dinamizmi,
araştırmayı bir araya getirdiğimiz çok kaliteli bir ekip
ile müşterilerimize her konuda üstün hizmet vermeye
çalışıyoruz.
E&O: Eğitim kurumları ile ortak geliştirdiğiniz projeler ve
şu anda sahada olan mühendislere baktığınızda, Türkiye
Endüstri 4.0’a hazırdır diyebilir miyiz?
Cenk Ceylan: Türkiye’nin Endüstri 4.0’a hazır olup olmadığını iki başlıkta değerlendirmekte fayda var.
Birincisi, uygulamayı gerçekleştirecek şirketler ve
ekipler. Bu anlamda uygulamacı şirketlerden biri olarak, ürün ve hizmet anlamında hazır olduğumuzu söyleyebiliriz. Global bir şirket olarak Rockwell Automation son yıllarda özellikle gelişmiş sanayi ülkelerinde bu
uygulamaları başarı ile hayata geçirmiştir.
Aramıza son dönemde katılan “Y” Kuşağı arkadaşlarımız da yeniliklere açık ve
araştırmaya yönelik hareket tarzımızı da
oldukça geliştirmiştir.
Biz her uygulamayı ayrı bir konu olarak ele alarak evrensel donanım ve yazılım ailelerimizi kullanarak o uygulamaya özel çözüm üretiyoruz.
36
İkincisi, uygulamayı yaptıracak Türk sanayici şirketler.
Burada henüz konunun önemi ve global rekabetteki
katma değeri ve yapılmadığı takdirde Türk şirketlerini
yakın gelecekte ne tip rekabet zorluklarının beklediği
anlamında bilgi ve ilgi eksiği olduğunu düşünüyorum.
Burada da bu bilginin anlatılması konusunda iş yine
aslında bize düşüyor. Rockwell Automation olarak,
tüm sanayicilerimize konu hakkında bilgi vermeye hazırız.
E&O: Zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz…
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
SCHUNK PGN+ Tutucu Serisiyle Gurur Duyuyor
Schunk
www.schunk.com
etini garanti eden bu seriyi farklı kılan bir başka özellik
de piston yapısı. Sahip olduğu oval piston sayesinde,
dairesel pistona sahip geleneksel tutuculara nazaran
daha fazla kuvvet yaratabiliyor, bu sayede enerjiyi tutma
kuvvetine tam verimle dönüştürebiliyor.
■ SCHUNK, kendini sürekli geliştiren inovasyon stratejisinin en önemli neticelerinden biri olan ve ultramodern özellikler barındıran PGN+ tutucu serisiyle gurur
duyuyor. Bu başarının altında yatan ilkenin süregelen bir
çok ürün tasarımı ve teknoloji gelişimine hizmet ettiği
düşünüldüğünde, bu yenilikçi stratejinin başarısının
oldukça etkili olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz.
Peki nasıl oluyor da teknolojik bir yenilik piyasanın en
iyisi haline gelebiliyor? Onu, en çok satılan ürün yapan
değerler ve sebepler nelerdir? Tüm bu sorulara yanıt
verebilmek için 2000’li yıllara bakmalıyız. O yıllarda
SCHUNK tasarımcıları, geleneksel tutucularda önemli bir
zayıf nokta olduğunu düşündükleri T-oluk biçimindeki
yataklama yapısına odaklandılar. Bu oluğun varlığı, meydana gelen tüm kuvvet ve momentlerin iki yatak üzerinde
taşınmasına sebep oluyordu. SCHUNK mühendisleri,
bu problemin tutucunun erken aşınmasına, hatta ani
kırılmasına yol açtığını gördüler ve yükü yataklara eşit
şekilde dağıtan çoklu dişler yardımıyla bu sorunun
önüne geçtiler. Kompakt, güçlü ve etkili bir çözüm olan
bu patentli sistem, hassas ve güvenilir sıfatlarıyla anılan
çoklu dişli yataklama olarak adlandırılmaktadır.
SCHUNK bu yenilikçi sistem sayesinde yataklara aşırı
yüklemenin önüne geçmekle kalmıyor, aynı boyuttaki
tutucuların daha uzun parmaklarla kullanılabilmesine de
olanak veriyor. 0.001 mm’lik tekrarlanabilirlik hassasiy-
40
Çoklu dişli yataklama patenti ve bu patentin standartlaşma
süreci, otomasyon endüstrisinde eşi görülmemiş bir
başarı hikayesinin sadece başlangıcıydı. Bu başarıyla
yetinmeyen SCHUNK yönetim kurulu başkanı Heinz
Dieter Schunk’un asıl amacı ise mevcut ürünlerin
gelişimi için, teknik uzmanlığı yakın piyasa takibiyle beslemek olmuştur. Süregelen birkaç yıl içerisinde gelişimi
hız kazanan PGN+ tutucu serisinin, gerekli tüm analiz
ve testleri yapılmış, bu veriler doğrultusunda müşteri
geri dönüşleri sistematik olarak değerlendirilmiş ve ürün
hattı geliştirilmiştir. Kullanıcı bugün, kuvvet değeri 140
N -21,800 N arasında değişen, 25mm’den 45mm’ye
uzanan stroğa sahip tam 11 farklı boyutta parça tutucuya
oldukça kısa teslim süresi avantajıyla ulaşabiliyor.
Her Uygulamada, Hep Hızlı
Otomotivden elektroniğe, sağlıktan kimya endüstrisine
hemen hemen her sektörde yer alan ve güvenilirliğini
kanıtlayan PGN+ tutucu serisi, zorlu şartlar altında, toz
ve kirle temas halinde, patlayıcı ve yüksek sıcaklıklarda
kullanıma uygun olarak tasarlanmıştır. Birçok geleneksel
tutucu için özel olabilecek tüm bu özelliklerin standart
tek bir tutucuda birleştiği düşünüldüğünde, sunulan
uygun fiyatlara şaşırmamak elde değil.
Birçok Üstün Özellik Tek Bir Üründe
PGN+serisi için özel olarak geliştirilen sensör grubu
da oldukça etkileyici. Tutucu parmaklarının konumunu
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
amaca yönelik sensör olan SCHUNK APS ile de yüksek
çözünürlüklü ve hassas ölçüm yapabilmeniz mümkün.
0.0003 mm hassasiyete sahip bu sensörler ile, desteklenen PLC yazılım sayesinde kullanıcı-ayarlı konum ayarı
yapabilir, konum aralık ve toleranslarını ihtiyacınıza göre
belirleyebilirsiniz. Kısıtlı alan ve kablo sorununa çözüm
olarak sunulmuş kablosuz RSS sensörleri ve zorlu ortam
şartlarında kullanılmak üzere tasarlanmış akışkan madde
izleme sistemine sahip PA3 sensörler de kullanıcıya
sunulan diğer seçenekler arasında.
Basınçlı Hava Tüketiminiz Azaltın
PGN+ tutucu serisi SCHUNK mikro valflerle birlikte
kullanıma uygun olarak üretiliyor. Bu valfler özellikle,
ağırlıkları 1-3 kg arasında değişen küçük ebatlı parçaların
taşınmasında ve montajında avantaj yaratıyor. Hem
hava tüketiminin azaltılmasını, hem de çevrim süresinin
kısalmasını sağlayan bu kombinasyon, geleneksel pnömatik çözümlerde olduğu gibi hava kaybına yol açmıyor,
bu sayede tasarruf sağlıyor.
‘’Başka hiçbir tutucu zamana böylesine karşı
koymamıştır.’’
algılayan bu indüktif sensörler, direkt olarak tutucu
üzerine entegre edilebiliyor ve iki pozisyon okuyacak
şekilde programlanabiliyor. Daha fazla konum bilgisi gereken uygulamalar için ise 5’e kadar konum algılayabilen
SCHUNK FPS sensör opsiyonu sunulmuş. Bir diğer
Dr. Markus Klaiber, SCHUNK GmbH & Co. KG Teknik
İşletme Müdürü, PGN+ serisinin başarısını ve gelecekte
atılacak adımları değerlendiriyor;
SCHUNK’un PGN+ serisi, dünyada parça tutucu
teknolojisinde ayrı bir marka olarak kabul ediliyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
41
Ürün ve Uygulamalar
PGN+’ın başarı sırrı nedir?
PGN+’ın izole bir modül olarak düşünülmesi kabul edilemezdi. SCHUNK, PGN+ serisinin modüler olmasına
ve diğer sistemlerle kullanılabilir olmasına özellikle
özen gösterdi. Bu, müşterilere gerek teslim süreleri
gerekse parça stoklamada büyük avantaj sağlamaktadır.
Ayrıca SCHUNK mühendisleri, PGN+’a yıllar boyu aşina
oldular ve onu tamamen modüler olarak, hızlı değişim
sistemleri, çarpışma sensörleri, sonsuz döner elemanlar,
kompanzasyon üniteleri gibi yüksek teknoloji ürünlerine entegre edilebilir olarak tasarladılar. Bu sebeple
SCHUNK modüler sistemi, 4,000’den fazla standart ürün
barındırmaktadır.
Ürün aksesuarları tarafından sunulan ayrıcalıklı
özellikler nelerdir?
Bize bu serinin güçlü yönlerinden bahsedebilir
misiniz?
PGN+, maksimum kuvvetle hassasiyeti bir araya getirerek, yıllar boyu kullanımı garanti eden bir seri. Başka
hiçbir parça tutucu, çoklu dişli yataklamaya sahip bu
sistem kadar hassas olmamış ve zamana daha iyi karşı
koyamamıştır.
PGN+ entegrasyonu ve kabiliyetleri zaten oldukça etkileyici. Üstelik, gerek basit bir proximity sensör gerekse
yüksek çözünürlüklü analog sensör olsun, PGN+ hepsiyle
bilgi denetimi sağlayan akıllı bir sistem oluşturabiliyor.
PGN+, aynı zamanda yenilikçi mekanik avantajlar da
sunuyor. Örneğin; ne zaman sistem farklı bir parça eklenmesine ihtiyaç duysa, SCHUNK hızlı değişebilen tutucu
parmakları sayesinde kurulum süresi % 90 oranında
azalıyor. Piyasadaki diğer tutucuların aksine, tutucu
parmaklarında geçiş delikleri olmadığından, kullanıcı
parmak tasarımında avantaj sahibi oluyor.
Daha fazla yenilik planlanmakta mı yoksa SCHUNK
son noktaya ulaşmış mıdır?
PGN+ tarafından sunulan seçenekler göz önünde
bulundurulduğunda, zaten her opsiyonu kapsadığını
kolaylıkla söyleyebiliriz. Fakat elbette ki, sürekli bir
geliştirme süreci içindeyiz. Hedefimiz, PGN+ ailesini
hem teknolojik hem de piyasa gereksinimleri açısından
sürekli geliştirmektir. Geçtiğimiz yıllarda yenilikler, sensör teknolojisine, enerji verimliliğine ve çevrim süresine odaklandı. 2015’dan sonra da SCHUNK, PGN+
ailesini genişleterek öncü rolünü devam ettirmesini
sağlayacaktır.
42
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Aydınlatma Otomasyonunda Dimleme
Wago
www.wago.com.tr
universal bir dimer kullanılmasıdır. Bunun için, güç WAGO
kontrolörden sağlanan bir PWM (darbe genişlik modülasyonu) sinyali ile birlikte verilir. Böylece dimleme değerleri yeniden ve senoryaya has bir şekilde üretilirken, kişisel aydınlatma senaryoları da oluşturulabilir. Dijital bir giriş üzerindeki
konvansiyonel anahtar bir sensör olarak kullanılabilir.
DALI ile Dimleme
■ Binalarda aydınlatmaya harcanan enerji yaklaşık
olarak toplam enerji tüketiminin %20sini oluşturur. Bu
yüzden aydınlatma enerji verimliliği uygulamalarında
özel bir yere sahiptir. Aydınlatma otomasyonu hem aydınlatma için harcanan enerji giderlerini düşürürken
hem de konfor uygulamaları için çözümler oluşturur.
Aydınlatma Otomasyonu ve Dimleme
Eğer aydınlatma da dimleme yapılacaksa, birçok olasılık
vardır. Bunlardan biri 1-10V standardının kullanılmasıdır.
Bununla beraber, analog çıkış modülleri kullanılır. Dimleme
değeri ön-anahtarlamalı cihazlara kontrol sinyali olarak kullanılır. Ek olarak, her aydınlatma grubu için bir röle ve digital
çıkış modülü gerekir. Bu kombinasyonla dimlenebilir ışığın
on-off anahtarlaması gerçekleşir.
Birkaç yıldır modern aydınlatma kontrolörleri giderek DALI
(Dijital Adreslenebilir Aydınlatma Arabirimi) kullanmaya
başlamıştır. DALI’nin en önemli avantajlarının yanında DALI
kontrolör ve DALI cihaz arasında çift yönlü veri alışverişini
desteklenmesidir. Sadece anahtarlama veya dimleme değil,
hata ve durum mesajları da işletme birimi tarafından kontrolöre geri gönderilebilir.
Örnek Uygulama
Aşağıdaki görselde WAGO PLC 750-881 ile bir klasik “dimleme” işlevi nasıl uygulanacağı ile ilgili bir örnek gösterilmektedir. İlk bus terminali, 2-kanallı darbe genişliği çıkış
terminali (750-511 / 000-001), uzakdan LT 500 (500VA)
veya LT 1200 (1.200 VA) kontrol eder. İkinci bus terminalinde ise 4 kanallı dijital giriş terminali (750-402) geleneksel
anahtarlara bağlanır. Ek fonksiyonlar için 3 ve 4 kanallı seçeneklerde mevcuttur.
Bir dijital girişteki normal kurulum anahtarı sensör olarak
kullanılabilir. Butona kısa basma aydınlatmanın açılıp ya da
kapanacağnı, uzun basma ise dimlemeyi gerçekleştirir.
WAGO 750-881 ile DALI dimlemenin gerçekleşmesi
Bu programlama modülü fonksiyonu için CoDeSys kullanılır. Bu fonksiyonu kullanabilmek için Codesys kütüphanemizden hazır kütüphanaleri kullanabilirsiniz. Aydınlatma için
bu kütüphaneler aşağıdaki gibidir.
Universal Dimmer Kullanma
Oda aydınlatmasında dimleme için bir başka olasılık ise
44
• Tekil oda kontrolü
• Aydınlatma
• Dimmer
• Aydınlatma Sahneleri
• Sabit Işık Kontrolü
• Güneş Perdeleri
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Kaçak Akımlarda Seçicilik (Selektivite)
ABB
www.abb.com.tr
(KAKR) aşağıdaki şekilde gruplandırılır:
• Ani (hızlı veya genel)
• S tipi seçici (selektif veya gecikmeli).
Seçici KAKR’ler (KAKR, Kombine KAKR’ler veya Kaçak
Akım Koruma Blokları) gecikmeli açmaya sahiptir
ve diğer ani açma yapan KAKR’lerin üst devrelerine
bağlandığında, seçiciliği garanti eder ve hata anında
sistemin sadece hatanın oluştuğu kısmının enerjisiz
kalmasını sağlar.
Açma zamanı ayarlanabilir değildir. Küçük akımlar için,
akım büyüdükçe yok olma eğilimindeki, bir iç gecikme ile
önceden tespit edilmiş bir akım-zaman karakteristiğine
göre ayarlanmıştır.
IEC / EN 61008 ve 61009 standartları, KAKR tipine ve
Irn’e göre açma sürelerini tanımlamıştır.
AC Tipi
In [A]
I∆ [A]
1x|∆
2x|∆
5x|∆
500A
Genel (Ani açma)
Tümü
Tümü
0.3
0.15
0.04
0.04
S (Seçici)
Tümü
>0.030
0.13-0.5
0.06-0.2
0.05-0.15
0.04-0.15
APR tipi, güncel şartnamelerde asansörler için talep
edilen “gecikmeli 30mA” özelliklerini karşılamaktadır.
Grafik nitel açma eğrilerinin karşılaştırılmasını göstermektedir:
• 30 mA ani KAKR
• 30 mA AP-R KAKR
• 100 mA seçici KAKR (S tipi)
T (s)
0,5
0,3
0,2
0,15
0,13
APR 30 mA
Seçici 300 mA
0,10
Açma zamanı
■ Açma zamanlarına göre, kaçak akım koruma röleleri
0,06
0,05
0,04
0,01
Ani açmalı 30 mA
0
Ani
30
30 mA
Idn
60
2 x Idn
Seçici 300 mA
100
150
Idn (mA)
300
600
1500
Idn
2 x Idn
5 x Idn
5 x Idn
Açma zamanı (s) x akım
Belirtilen maksimum açma süreleri A tipi KAKR’ler için
de geçerlidir, ancak akım değerleri Irn> 0.01 A için 1,4
katsayısı ve 0.01 A ≤ Irn için 2 katsayısı ile çarpılmalıdır.
ABB KAKR ürün gamında bulunan AP-R (yıldırım darbeleri
ve elektriksel parazitlerde istenmeyen açmalara karşı
dayanıklı özel tip) kaçak akım koruma anahtarının açma
zamanları da, standartlarda ani açma yapan KAKR için izin
verilen açma zamanı aralığındadır. Bu özel ürün, standart
ani açma yapan KAKR’lere göre hafif açma gecikmesine
(yaklaşık 10 ms) sahiptir.
Seçicilik
KAKR’ler için; otomatik sigortalardakine benzer şekilde,
bir hata durumunda, sistemin enerjisiz kalan kısımları
azaltılmak ve minimumda tutulmak istenir. KAKR’ler için
kısa devre akımlarında seçicilik sorunu otomatik sigortalarla aynı kriterlere göre çözümlenebilir.
Bununla birlikte, doğru kaçak akım koruma elde etmek için
daha önemli olan açma zamanlarıdır. Temas gerilimlerine
karşı koruma yalnızca emniyet eğrisinde belirtilen maksimum süreler aşılmadığında geçerli ve etkilidir.
Bir elektrik sisteminde, normal değerleri aşan toprak kaçak
akımlarına sahip kullanıcı cihazları varsa (örn: cihazın faz
ve toprak kabloları arasına yerleştirilen kondansatör giriş
filtreleri varlığı) veya sistem birçok kullanıcı cihazından
oluşuyorsa, ana linyelerde birden çok KAKR bağlamak ve
üst devrede bir ana KAKR veya devre kesici kullanarak
devreyi tesis etmek, tüm devreyi yalnızca bir ana KAKR ile
korumaktan çok daha iyidir.
Yatay Seçicilik
Kaçak akım korumaya sahip olmayan ana devre kesici,
devrenin herhangi bir noktasındaki toprak hatası veya
istenmeyen açmalara sebep veren küçük artık akımlardan
dolayı açmasını engelleyerek “yatay seçicilik” sağlar, tüm
sistemin enerjisiz kalmasını engeller.
F204 A APR
46
Ancak bu şekilde, ana devre kesici ve KAKR arasındaki
devrenin K bölümü “aktif” korumasız kalmaktadır. Ana
devre kesiciyi korumak için ana bir KAKR kullanmak
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
“dikey seçicilik” sorunlarına sebep olur. Servis sürekliliği
ve sistem güvenliğini sağlamak için de farklı KAKR’lerin
açma zamanı koordinasyonu sağlanmalıdır. Bu durumda
seçicilik amperometrik (kısmi) veya kronometrik (toplam)
olabilir.
A
B
k
Dikey Seçicilik
KAKR’ler için dikey seçicilik; sistemin tali devrelerinden,
ana elektrik panolarına doğru deneyimsiz personelin
çalışma sırasında tehlikeli parçalar ile temas riskini önemli
ölçüde düşürecek şekilde kurulmalıdır.
Kronometrik (toplam) seçicilik
Toplam seçiciliği sağlamak için, gecikmeli veya seçici
KAKR’ler ile devre oluşturulmalıdır. Seri olarak bağlanmış
iki cihaz; herhangi bir akım değeri için alt devredeki
kesicinin toplam açma süresi t2’nin, üst devredeki kesicinin tepki verilmeyen zaman limiti süresi t1’den daha az
olacak şekilde koordine edilmelidir. Bu şekilde, alt devredeki kesici, üst devredeki kesici açmadan, açma işlemini
tamamlar.
Toplam seçiciliği garanti altına almak için, üst devredeki
KAKR’nin Ir değeri de IEC 64-8/563.3 standardı uyarınca
alt devredeki KAKR’nin iki katından fazla olmalıdır.
Kronometrik (toplam) seçiciliği elde etmek için pratik
kural; üst devredeki “seçici” kesicinin Irn hassasiyet
değerinin, alt devredeki kesicinin hassasiyetinin 3 katı
olmasıdır (örn: üst devrede F 204, S tipi, 300 mA ve alt
devrede F 202, A tipi, 100 mA). Güvenlik nedenlerinden
dolayı, üst kesicinin gecikmeli açma süreleri her zaman
emniyet eğrisinin altında olmalıdır.
t [s]
Seçicilik, üst devrede düşük hassasiyete (Irn >0.03 A)
ve alt devrede yüksek hassasiyete(Irn: 0.01…0.03 A)
sahip KAKR’ler ile oluşturulabilir. Seçicilik koordinasyonunu sağlamak amacıyla yerine getirilmesi gereken temel
koşul üst devredeki kesicinin (ana kesici) Ir1 değerinin,
alt devredeki kesicinin Ir2 değerinin iki katından fazla
olmasıdır. Amperometrik (kısmi) seçiciliği elde etmek
için pratik kural; üst devredeki kesicinin Irn hassasiyet
değerinin, alt devredeki kesicinin 3 katı olmasıdır (örn:
üst devrede F 204, A tipi, 300 mA ve alt devrede F 202,
A tipi, 100 mA). Bu durumda, seçicilik kısmidir ve Ir2
<Irm <0,5 * Ir1 olacak şekilde bir toprak hata akımı
oluştuğunda alt devredeki kesici açar.
A
IΔ1
t1
A
Amperometrik (kısmi) seçicilik
0.5 • IΔ1
IΔ1
IΔ1
2
3
B
1-Teorik emniyet eğrisi
2-A tipi KAKR açma eğrisi
3-Tepki verilmeyen zaman limiti
4-B tipi KAKR açma eğrisi
KAKR seçicilik tablosu
10
B
IΔ2
Belirsiz
seçicilik
Mutlak
seçicilik
Mutlak
seçicilik
x IΔ
LEJAND;
Üst devre
I∆n [mA]
IΔ2
4
IΔ2
t2
Alt devre
I∆n [mA]
0.5 • IΔ2
1
ani
10
30
100
300
300
500
500
1000
1000
ani
ani
ani
ani
S
ani
S
ani
S
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
ani
■
■
300
S
■
■
500
ani
500
S
1000
ani
1000
S
30
ani
100
ani
300
■
■
ani=ani açmalı S=seçici ■ =amperometrik (kısmi) seçicilik ■ =kronometrik (toplam) seçicilik
ENDÜSTRİ OTOMASYON
47
Ürün ve Uygulamalar
Montaj Hattı Her Yıl
1 Milyondan Fazla Elektronik Park Freni Üretiyor
Beckhoff
www.beckhoff.com.tr
Otomotiv endüstrisi: Kontrol ve MES sistemleri arasındaki mükemmel iletişim, üstün kalite ve güvenlik
standartlarını garantiliyor
Küster Automotive Control Systems GmbH’nin (ACS)
merkezi, Almanya Ehringshausen’de olup farklı Avrupa
otomobil üreticileri için elektronik park frenleri üretiyor.
Küster ACS 2003 yılından bu yana üretim tesislerini
kontrol etmek için Beckhoff teknolojisini kullanıyor.
Bugün, Beckhoff’un PC tabanlı otomasyon teknolojisi
Küster ACS’de büyük kontrol sistemlerinin temel taşı
durumundadır.
Üretim, test ve kalibrasyon işlemlerinin titiz dokümantasyonu
6 eksenli mafsallı robot, muhafaza kapağının montajı sırasında.
Öncesinde, EPF içindeki tüm elemanlar monte edilir.
■ Otomobillerde, geleneksel el freninin yerini giderek elektronik park frenleri (EPF) alıyor. EPF’ler park
sırasında freni otomatik olarak uyguluyor ve yokuşta
kalkış sırasında kabloyu otomatik olarak ayarlayarak
freni bırakıyor. Küster Automotive Control Systems
GmbH (ACS), EPF tedarikçileri arasında 2011 yılında
1,2 milyondan fazla EPF üretimi yaparak Avrupa’nın
pazar liderlerinden biri olarak yer almaktadır. EPF’lerin
üretildiği dört montaj hattı Beckhoff teknolojisiyle kontrol edilmektedir. Beckhoff teknolojisinin kullanılmasında
öne çıkanlar parametreler arasında entegre olabilme,
veritabanı yönlendirmeli proses izleme ve elektronik EPF
kalibrasyonu yer almaktadır.
Küster teknolojisi, çok çeşitli üreticilerin milyonlarca
aracında kullanılıyor. Küster ürünleri arasında mekanik
veya elektronik park frenleri, cam regülatörleri ve komple
kapı sistemlerinin yanı sıra akustik ve egzoz damperleri
de bulunuyor. Beş Küster Grup şirketinden biri olan
50
EPF üretiminin kontrolü ve izlenmesi için karmaşık gereksinimler olması şaşırtıcı değildir. Bir yandan üretim,
temel gereksinim olarak montaj proseslerinin verimli ve
yüksek düzeyde otomatik olmasını gerektiren güçlü fiyat
baskısı altında, diğer yandan, EPF’ler emniyetle ilgili taşıt
elemanları ve zorlu test ve dokümantasyon şartlarına tabi.
EPF’nin kendine özel bir elektronik sistemle donatılmış
olması ek bir karmaşıklığa yol açıyor. Bu sistem taşıtla
haberleşiyor ve bu nedenle değişik çalışma şartları (eğim
açıları, frenleme eğrileri vb.) için kalibre edilmesi gerekiyor. Tüm üretim kademelerinde, ki buna malzeme
teslimi, farklı üretim aşamaları, kalibrasyon, fonksiyon
testleri ve gönderim dahil, üretim hattının kontrol ve
test birimleri merkezi veritabanıyla Beckhoff’un C6140
Endüstriyel PC’si üzerinden haberleşiyor. Endüstriyel
PC, tüm sistem elemanlarından otomatik olarak veri
toplayan ve bu verileri demet biçiminde sunucuya aktaran bir kuplaj sistemi olarak çalışıyor. Kuplaj sistemiyle montaj istasyonları arasındaki iletişim TwinCAT
ADS üzerinden gerçekleşiyor. C6140 aynı zamanda uzaktan bakım ve tanılamayla da ilgileniyor. Veritabanı tüm
kontrol komutları için onay veriyor ve tüm üretim ve
kalibrasyon sürecini ve sonraki fonksiyon testini titizlikle
belgeliyor. Her bir EPF % 100 test ediliyor. “Parçaların
bir üretim planına dayalı olarak montajlanıp dağıtımının
yapıldığı “normal” üretimle aradaki fark burada ortaya
çıkıyor. Küster’de bitmiş ürün olan EPF ölçülüyor ve
düzeltme değerleri gerektiği gibi uygulanıyor,” diyor,
Beckhoff Frankfurt şubesinin satış ekibinin bir üyesi
olan Oliver Barwitzki. Veri alışverişi çok yüksek hızlarda
gerçekleşiyor: kapsamına göre, kontrol modüllerindeki
veritabanı sorguları için tepki süreleri sorgu başına ortalama 100 ms civarında. 2011 yılında da olduğu gibi yıllık
1,2 milyon EPF üretimiyle, yaklaşık 130 GB hacimde tablo
verisi oluşuyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
sistemine entegre edilebilmesidir.” diyor Oliver Barwitzki.
Bir başka avantajı ise EPF elektronik kontrol sistemiyle
haberleşmenin PLC’den doğrudan FC5101 takılabilir kartı
ve taşıta özel CAN bus protokolü (11 ya da 29 bitlik CAN
identifier ile) üzerinden gerçekleşebilmesidir.
Elektronik park
freni (EPF) orijinal bir otomobil
arka aksıyla.
Resim, fren kaliperindeki fren
kabloları da dahil
olmak üzere,
kabloların izlediği
yolu gösteriyor.
EPF üretim, kalibrasyon ve test donanımlarının kontrolü
neredeyse tamamen (% 98) Beckhoff’un otomasyon
teknolojisiyle idare ediliyor. Küster yöneticileri Beckhoff’un
çözümünün kompaktlığı ve esnekliğinin yanı sıra yüksek
proses hızı ve etkileyici fiyat / performans oranı dikkat
çekici, “Beckhoff kontrol platformunun öne çıkan diğer bir
özelliği de, yalın proses dizisi kontrolüne ek olarak, ölçüm
teknolojisinin (kuvvet ve deplasman ölçümü) de kontrol
Kalibrasyon sistemi için kontrol kabini
Motor ve dişli ünitesinin ön montajı
Küster, performans açısından ölçeklenebilir tüm Beckhoff
ürün serisini kullanıyor: kontrol cihazları arasında BX serisi
Ethernet Bus Terminal kontrolörler, Gömülü PC’ler ve hat
sonu bilgisayarları olarak C6650 neslinden Endüstriyel
PC’ler bulunuyor. Yazılım, TwinCAT I/O, TwinCAT PLC ve
NC TwinCAT NCI içeriyor. Ortak payda, tek ağ içinde faaliyet gösteren tüm kontrolörlerin veritabanıyla sinerji içinde
olması.
Küster ACS, TwinCAT yazılımına önemli derecede bel
bağlıyor. Örneğin TwinCAT NC I, ilk kez hat sonu montaj
hattında EPF’lerin modüler üretimi için kullanıldı ve ürünler
2010 yılında Şanghay’a teslim edildi. EPF muhafazaları
kesinlikle sızdırmaz olmalı çünkü taşıtlar sürekli suyla
temas ediyor. Sızdırmazlık işlemi, TwinCAT NC I kontrolörlü bir XY tabla aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu,
sızdırmazlık macununu sabit ilerleme hızıyla sürekli
şekilde uygulamanın mümkün olan tek yolu.
Küster Automotive Control Systems GmbH, elektronik park freni
(EPF) tedarikçileri arasında Avrupa’nın pazar liderlerinden biri.
EPF’lerin üretildiği dört montaj hattı Beckhoff teknolojisiyle tamamen otomatikleştirilmiş.
EPF elemanları: üstte eğim sensörlü kontrol kartı (PCB) görülüyor.
Ortada, (DC) motor / dişli ünitesi. Sıkma kuvveti, ayrıca bir kuvvet
sensörü ve acil açma mekanizması ile donatılmış olan milin kamalı
kısmıyla, dönme hareketinden elde edilir. Tüm elemanlar bitmiş bir
EPF oluşturacak şekilde monte edildikten sonra test edilir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
51
Ürün ve Uygulamalar
EPF muhafaza kapağı ön plandaki ürün taşıyıcı üzerinde görülebilir; onun arkasında henüz monte edilmiş PCB’si ile EPF muhafazası
var. Sonraki aşama, motor / dişli ünitesinin montajı.
Küster – Otomotiv endüstrisi sistem ortağı
Merkezi Almanya, Ehringshausen’de bulunan Küster
Şirketler Grubu, otomotiv endüstrisi için uluslararası bir
sistem ortağı. 1926 yılında kurulan aile şirketi, özellikle
operasyon, kapı ve dişli sistemlerine odaklanıyor. Tüm
Küster ürünlerinin ortak özelliği, kablo tabanlı çalışma ilkesi.
Şirketin son derece rekabetçi otomotiv tedarikçi pazarındaki
sağlam konumu, yenilikçiliğe olan bağlılığının, çalkantılı
pazar koşullarına uyum sağlama yeteneğinin, üretimdeki
verimliliğinin ve zorlu kalite standartlarına uyumunun bir
sonucu. Küster’in, otomotiv sektöründe, aralarında tüm
büyük Avrupa markalarının da bulunduğu 30’dan fazla otomobil üreticisi müşterisi var. 2000 yılından bu yana, Küster
Şirketler Grubu satışlarını iki kattan fazla arttırabildi. 2011
yılında şirket, 3.000 personeliyle 420 milyon Euro satış
cirosu elde etti.
Küster ve Beckhoff arasındaki teknolojik ilişki sürekli ilerliyor. Küster’in hız gereksinimlerini Beckhoff’un geliştirdiği
EtherCAT fieldbus teknolojisini karşılıyor.
Kontrol ve MES sistemi arasında mükemmel iletişim
Kontrol mimarisi, EPF üretimin her aşamasında
onaylanması, test edilmesi ve belgelenmesi gerekliliğiyle
şekilleniyor. Yine, üretimi kontrol eden sistem bilgisayarından,
TwinCAT PLC otomasyon yazılımlı C6650 Kontrol kabini
Endüstriyel PC’den oluşuyor. Üretim Yürütme Sistemi (MES)
veritabanı, prosesteki her şeyi belgeliyor. Beckhoff kontrolör
ve MES sistemi arasındaki etkileşimler oldukça yoğun. Bunun
için uygun bir programlama arabirimi, ITAC software AG
(Oracle veritabanı tedarikçisi) ile Beckhoff ve Küster’in üretim
ekipmanları bölümü arasındaki işbirliğiyle kısa bir süre içinde
hayata geçirildi.
Veritabanına yaklaşık 100 kontrolör bağlı; bunun anlamı,
veritabanının muazzam miktarda veriyle başa çıkması gerektiği.
Her elektronik park freni için, yaklaşık
İş parçası kızağında kalibre edilmiş EPF’ler. Muhafazaya monte
edilecek son parça, taşıt modeline özel destek parçası.
250 ölçüm değeri ve test verisi depolanıyor; bunlardan yaklaşık
150’si hat sonu kabul sırasında toplanıyor. Dokümantasyon,
yalnızca onaylı parçaların kullanılmasını ve ürünün en yüksek
kalite ve güvenlik standartlarını karşılamasını sağlıyor. Üretilen
her EPF için, her bir elemanı takip etmek ve bir vidanın,
contanın ya da muhafazanın hangi partiden geldiğini bulmak
mümkün. Bu, bir şikâyet durumunda, bir tedarikçinin kalite
kusurlarını kabul etmesi gerektiğinde ya da taşıma hasarı
durumunda yarar sağlıyor. Takiple geriye doğru gidilerek tam
olarak hangi partilerin etkilendiği bulunabiliyor.
Standart olarak Beckhoff kontrol teknolojisi
Beckhoff teknolojisinin Küster’de uygulanması, ilk EPF
üretimi için 2003’te kurulan test donanımında denemeyle
başlamış ve o zamandan beri devam eden bir başarı
öyküsü. Beckhoff, açık kontrol teknolojisi ve esneklikle öne
geçti ve hızla Küster için standart kontrol tedarikçisi konumuna geldi. Günümüzde, tüm Küster Şirketler Grubunda
Beckhoff kontrolörleri kullanılıyor ve bu yükselen trend
sürecek gibi görünüyor. Küster şartnamesinde tedarikçilerinden Beckhoff teknolojisini kullanmalarını talep ediyor,
52
Küster, hem otomasyon ve üretim süreçlerinin kontrolü hem
de ürün geliştirmenin kendisi açısından her zaman teknolojik
gelişmenin ön saflarında. Yakın bir örnek, Çin’deki EPF üretimi
için uzaktan bakımın hayata geçirilmesi. Ürün cephesinde de
haber değeri olan gelişmeler oldu. Egzoz teknolojisinde devrim
yaratma potansiyeline sahip otomatik egzoz ve akustik damperlerle Küster, sonraki potansiyel satış rekortmenini piyasaya
çıkarmaya hazır. Küster üretim ekipmanları bölümü ilk üretim
hattını kurdu bile, elbette bir Beckhoff kontrolörle...
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
İstikrarlı Elektrik Şebekeleri Için Elektrikli Araç
Bataryalarına “İkinci Yaşam” Projesi
Bosch
www.bosch.com.tr
■ Bosch, BMW ve Vattenfall işbirliğiyle elektromobilite
ile enerji depolama sistemleri bağlanıyor
• 100’ün üzerinde araç bataryası kullanılmasıyla elektrik
şebekesinin istikrarı sağlanacak
• Üç ortağın yer aldığı projede oluşturulacak depolama
sistemleri, alternatif enerji biçimlerine geçişin temel unsurlarından birini oluşturacak
Bosch, BMW ve Vattenfall, elektrik şebekesinde istikrarın sağlanması için büyük ölçekli bir depolama sistemi oluşturmak üzere eski bataryaları Hamburg’da
birbirine bağlıyor.
Elektromobilite ve enerji depolama, alternatif enerji biçimlerine geçişin iki ana unsurunu oluşturuyor. Bosch,
BMW Grubu ve Vattenfall, Hamburg’da büyük ölçekli bir
enerji depolama sistemi oluşturmak için, elektrikli araçların kullanılmış bataryalarını birbirine bağlayarak, her iki
teknolojideki gelişime öncülük etmek üzere bir proje kapsamında bir araya geliyor. Burada enerji, sadece saniyeler
içinde kullanılabilir hale gelirken, elektrik şebekesinde istikrarın sağlanmasına da yardımcı olabilecek.
Bosch, BMW ve Vattenfall, bu konseptin geleceğine inandıklarından bataryalar için “İkinci Yaşam” işbirliğini hayata
geçiriyor. Her üç ortakta farklı görevler üstleniyor. BMW,
bataryaları ActiveE ve i3 elektrikli araçlardan sağlarken, Vattenfall de muazzam depolama sistemini on yıllık bir süre
için kendi tesisinde çalıştırmayı kabul etti. Bosch ise bataryaların entegre edilmesi ve sistemin yönetilmesinden sorumlu olacak. Depolama çözümü, halihazırda mevcut olan
Vattenfall sanal enerji santralinin bir parçasını oluşturacak.
Bu da ortakların küçük ve dağınık halde yerleşmiş olan
enerji üretim sistemlerini bir araya getirerek, bunları ortak
bir enerji santrali olarak pazarlamasına imkân verecek.
Araç bataryası önemini koruyor
Lityum-iyon bataryalar, elektrikli
araçlardaki yaşam döngülerinin
sonuna geldiklerinde halen yüksek
depolama kapasitesine sahip durumda oluyorlar. Değerlerini koruyorlar ve sabit bir tampon vazifesi
gören bir depo olarak seneler boyunca son derece verimli şekilde
kullanılabiliyorlar. Proje, üç ortağın da bataryaların yıpranma davranışları ve depolama kapasiteleri
gibi uygulama alanlarına dair sayısız yeni içgörü kazanmasına imkân
veriyor. Bosch’un proje yönetim
algoritması, diğer faydaların yanı
sıra bataryalarda maksimum hizmet ömrü ve yüksek performansı
sağlamak üzeretasarlandı.
Şirket daha şimdiden bu alanda ilk
deneyimlerini kazanmış durumda.
Bosch, Almanya’nın Sylt adası
yakınlarında bulunan Braderup’ta,
ihtiyaç duyulması halinde bir
rüzgar çiftliği tarafından üretilen
enerjiyi geçici olarak saklamak
üzere Avrupa’nın en büyük enerji
54
ENDÜSTRİ OTOMASYON
depolama sistemlerinden birini inşa etti. Şirket bunu büyük
ölçekli bir şebeke oluşturmak için binlerce küçük lityum-iyon
bataryayı birbirine bağlayarak yaptı. Frankfurt yakınlarında
bulunan Kelsterbach adlı kasabada, Bosch benzeri bir lityum-iyon depolama sisteminin bir siteye montajını gerçekleştirdi. Bu durum bataryalar için “İkinci Yaşam” projesinde
de bir fark yaratıyor.
Elektrikli tahrik sistemlerinin geleceğine inanan Bosch
CEO’su Dr. Volkmar Denner işbirliğiyle ilgili şunları
söyledi:“Proje, stratejik açıdan dikkat çekici iki hedefi bir
araya getirmesi itibarıyla büyük önem taşıyor. “Elektromobilite de birçok yeni iş model ve çözümünün eşlik ettiği,
geleceğin kitle pazarını görüyoruz. İnsanların kullanılmış bataryalardan iyi bir şekilde yararlanmasına imkân veren sabit
enerji depolama sistemleri de bunun bir parçasını oluşturuyor. Bu tarz dağıtılmış depolama sistemleri güvenli bir enerji
kaynağına büyük bir katkıda bulunmamıza imkân veriyor.”
Alternatif enerji biçimlerine geçişin ana unsuru
Enerji depolama sistemleri, alternatif enerji biçimlerine geçişin ana unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Bunlar,
gündüzleri soğurduğu güneş enerjisini akşamları koruyor
ve rüzgârın esmediği zamanlarda rüzgâr enerjisini güvence
altına alabiliyor. Bunu yaparak sıklıkla dalgalanan yenilenebilir enerji tedariğinin elektrik şebekesine daha iyi entegre
olmasına yardımcı oluyorlar. Elektromobilite aynı zamanda
araçların geceleri güneş enerjisi ile şarj edilmesini bu gelişmeden faydalanarak mümkün kılabiliyor. Ayrıca depolama
sistemi sanal enerji santrali kapsamında elektrik şebekelerinde istikrar için enerjisini hızla sağlayabiliyor.
İki megawatt kapasite
Mevcut planlarda, ilk aşamada Hamburg’da iki megawatt
(MW) güce ve iki megawatt saatlik (MWh) kurulu kapasiteye sahip bir depolama biriminin inşa edilmesi öngörülüyor.
Enerji, elektrik şebekesindeki kısa dönemli dalgalanmaları
dengelemek için enerji dengeleme pazarına sunulacak. Bu
hedeflere ulaşmak için 100’ün üzerinde araç bataryası birbirine bağlanacak. Tüm sistem, küçük bir binaya sığacak kadar
kompakt. Matematiksel olarak 30 adet 4 kişilik haneye yedi
gün boyunca yetecek enerjiyi sağlıyor. Ortaklar, depolama
biriminin 2015 yılının sonuna kadar faaliyete geçmesini
bekliyorlar.
Ürün ve Uygulamalar
Yük Çalışmaları: Yük Çalışması Sırasında Yapılan
Altı Yaygın Hata
Netes
www.netes.com.tr
sırasında gücünü uygun bir prizden veya ölçüm hattından
alsa da kurulumdan önce ayarları ve verileri gözden geçirmek ve enerji kesilmesi durumunda yedek güç olarak yine
pil gücüne gerek duyar.
2. Logger’ı doğru bağlantı kesme sigortasına veya
panele monte etmemek
Bariz olduğu düşünülse de logger’ı monte eden teknisyen,
onu doğru bağlantı kesme sigortasına veya panele monte ettiğini doğrulamalıdır. Çoğu yerde çok sayıda bağlantı
kesme sigortası ve paneller bulunur ve bunlardan hangisinin yük çalışmasının hedefi olduğu açık olmayabilir. Kuşku duyulursa çalışmayı talep eden kişiyle iletişim kurun ve
izlenecek ayrı yükü veya paneli onaylayın.
3. Güç kaynağında enerji bulunduğunu ve anahtarlı
bir priz olmadığını doğrulamamak
■ Yerel düzenlemeler genellikle tesislerin mevcut bir
panele yeni yükler eklenmeden önce bir yük çalışması
yapmasını şart koşar. Elektrik mühendisleri, büyük ölçekli
genişlemeler için benzer çalışmalar yürütür.
Amaç aynıdır: 30 günlük eksiksiz bir kullanım döngüsü
boyunca mevcut yük seviyelerini ölçmek (üç fazlı akım çekişi), elektrikçilerin ve mühendislerin bir elektrik panelinde
ne kadar ek kapasite olduğunu tespit etmelerini sağlar.
Bu profesyonellerin çoğu, bir yük çalışması yaparken nelerin “yapılmaması” gerektiğini zor yoldan öğrenmişlerdir.
Risk: Kurulum esnasında yapılan hatalar, yanlış ve eksik
veri alınmasına yol açar; bu, 30 günlük çalışmanın tamamını geçersiz kılar.
Aşağıda, yük çalışması yaparken kaçınılması gereken en yaygın altı hata özetlenmiştir.
1. Logger’ı işlemden önce tam olarak şarj etmemek
Yük çalışmasına başlamadan önce energy logger’ın içindeki pilin tam olarak dolu olduğunu doğrulayın. Her üründe olduğu gibi yeni veya bir süredir kullanılmıyor olsun,
depolama sırasında pilin şarjı azalacaktır. Logger kayıt
56
Yük çalışmaları apartmanlar, ticari ofis binaları, endüstriyel tesisler ve perakende mağazalar gibi çok çeşitli konumlarda yapılır. Eski logger modellerinde standart prosedür, logger’ı üzerinde çalışma yapılan panelin yakınında
bulunan uygun bir prize takmaktır. Logger’ı monte eden
teknisyenin güç kaynağında enerji bulunduğunu ve bir
anahtarla, zaman saatiyle ya da fotoselle kumanda edilen
anahtarlı bir priz olmadığını onaylaması gerekir. Priz sürekli olarak AÇIK ve KAPALI duruma getiriliyorsa logger’ın
pilleri boşalır ve kayıt yapmayı keser.
4. Güç kablosunu etiketlememek
Bir energy logger’ı besleyen priz, izlenen yükün bitişiğinde
olmayabilir ve prizden logger’a giden bir uzatma kablosu
gerekebilir. (Ölçüm devresinden güç alabilen bir logger
tercih edilir). Uzatma kablosu, fiziksel zorlanmaya maruz
kalmayacak, personele tehlike oluşturmayacak ve yanlışlıkla prizden çekilemeyecek şekilde monte edilmelidir.
Üzerinde FİŞİ ÇEKMEYİN yazan bir parça yapışkan bandın
prizin yakınındaki duvara yapıştırılması veya özel olarak
tasarlanmış bir işaretin bulunması, uzatma kablosunun fişinin temizlik veya bakım personeli tarafından çekilmesini
önleyebilir.
5. Logger’ı yanlış kurmak
Tüm gerilim fazı bağlantılarının eşleştiğinden emin olmak
için kayıt işlemine başlamadan önce her zaman basit bir
kontrol rutini uygulayın. Logger’ın A fazından gelen bağlantının A iletkenine, B’den gelenin B’ye ve C’den gelenin
C’ye gittiğini doğrulayın. Sonra her akım probu için kutupların doğruluğunu onaylayın. Akım probu üzerindeki okun
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
yük yönünde olması gerekir. Hepsinin aynı yönü gösterdiğinden emin olmak için her bir fazı kontrol edin. Son
olarak cihazın değerleri doğru okuduğunu onaylayın: Güç
pozitif ölçülüyor (yük çalışır durumdaysa) ve güç faktörü
yükün türü için akla yatkın bir değer gösteriyor. Bağlantı
hatalarını otomatik olarak kontrol eden, vurgulayan ve düzelten bir cihaz kullanmak kesinlikle iyi olur.
6. Kaydın başladığını doğrulamamak
Yük çalışması için bir energy logger’ı kurmak karmaşık olmayan bir iştir fakat kayıt işlevini açmamak gibi en basit
bir hata bile hala yapılabilmektedir. Uygun akım ve gerilim
uçlarının yüke bağlandığını doğruladıktan sonra ünite üzerindeki düğmeleri ve menüleri kullanarak kayıt parametrelerinizi seçin ve “Kayda Başla” ya da “Kaydet” düğmesine basın. Logger’ın ekranında kaydın başladığını gösteren bir ileti
ve bir de simge görmeniz gerekir. İlk kayıt aralığı boyunca
beklemek ve logger’ın ilk değerini kaydettiğini doğrulamak
iyi bir uygulamadır. Böylece kaydın başladığına ve kurulumun doğru olduğuna kesin olarak emin olabilirsiniz.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
57
Ürün ve Uygulamalar
Proje Maliyetlerinizi Düşürecek 5 Bus Teknolojisi
Wago
www.wago.com.tr
■ Farklı bus teknolojileri gelenekselleşmiş kontrol sis-
DMX
temlerine entegre olarak projelerinizde hem zaman hem
de maliyet tasarrufu sağlayabilmektedir. Bu noktada
önemli olan bina otomasyon sistemi altında farklı bus
yapıları sunarak komple ve entegre bir çözümü hedeflemektedir. WAGO daha önce bahsi geçen bina otomasyonu protokollerine ek olarak aşağıda tanımlayacağımız
diğer protokolleri de desteklemekte ve bunlara ait master
modüller üretmektedir.
DMX, aydınlatma için geliştirilmiş bir dijital kontrol ve
sahnelendirme protokolüdür. Özellikle LED teknolojisi ile
kullanılmaktadır. En önemli avantajı RGB renklendirme
ile farklı sahneleri yüksek hızda ve bina otomasyonuna
entegre olarak gerçekleştirir.
Lonworks
LONWORKS ISO / IEC 14908 LONWORKS ® olarak tanımlı ve BACnet ile KNX’ten sonraki en yaygın protokoldür. Pek çok mühendislik firması ve birçok eski binalardaki en önemli protokollerden biridir.
WAGO aydınlatma otomasyon sistemi tek bir lambanın aç/kapa
kontrolünden karmaşık 1-10V analog, DALI, DMX ve genel dimleme sistemlerinin hepsine çözüm sunacak esneklik ve geniş ürün
yelpazesindedir.
MP-Bus
MP-Bus HVAC sistemlerinde kullanılan bir BUS yapısı
olup özellikle klima santrallerindeki karmaşık kablolamanın bir bus kablosu ile değişimi ile öne çıkar. Hem valfler
hem de ilgili sensörler MP-bus üzerinden haberleşir.
KNX komponentler tam olarak WAGO PLC içerisne entegre edilebilir. Bu kullanıcıya standart KNX ürünleri içerisinde bulamadığı özel
giriş çıkış, analog modüller ile özel bus modüllerini KNX altında
kullanma avantajı sunar. Daha da ötesi KNX ürünlerinin üst seviye
kontrol yapısı olan BACnet içerisinden kontrolünü ve izlenmesini temin eder ki sahada yaşanan en önemli problemlerin başında
KNX – BACnet entegrasyonu geldiği unutulmamalıdır.
SMI (Standart Motor Interface)
Standart Motor Interface (SMI) ya da türkçe tanımı ile
standart motor arabirimi olan SMI ile güneş perdelerinde bina otomasyonuna tam entegre çözümler uygulamak mümkündür. SMI, motor arabirimi imal eden bir
grup olup pekçok motor üreticisi SMI arabirimli motorlar üretmektedir. SMI’ı farklı kılan sadece motorları sürmekle kalmazsınız, aynı zamanda tıpkı bir stepper motor
gibi son derece hasas konumlandırmalar, pozisyon takipleri ve kullanıcıya pek çok avantaj sağlayan fonksiyonellikler de sisteme eklenmiş olur.
58
WAGO BACnet kontrolörler ile pek çok giriş/çıkış terminalini, analog terminalleri, özel alt BUS ları ki KNX / EIB, MP-Bus ve DALI
yi sisteme entegre ederek son derece karmaşık bir yapıyı kolayca
çözmek ve hiçbir entegrasyon problemi ile karşılaşmamak mümkündür.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
M-Bus
M-Bus (Meter-Bus) ekonomik sayaç okuma sistemidir. Master olarak bir WAGO kontrolör kullanılırken slave olarak
sayaçlar görev alır ve 250 sayaç ya da slave cihaza kadar bağlantı sağlanır. Sayaç tipleri olarak kalorimetre, su, elektrik ve gaz sayaçları kullanılabilmektedir.
WAGO burada bahsi
geçen tüm bu alt bus
yapılarını sağlamakta
olup, aynı zamanda
da bu bus yapılarının
KNX ya da BACnet
içerisinde tam entegre olarak çalışmasını
garanti etmektedir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
59
Ürün ve Uygulamalar
Emniyet ve Standart Bir Arada
Pilz
www.pilz.com/tr
■ PSS 4000 otomasyon sistemi: Yüksek seviyeli standardizasyonu ile kullanması kolay
Otomasyon teknolojisindeki ihtiyaçlar artıyor: Yerel
merkezleri görevlerle birbirine bağlı tesisler, genel
işlem zincirinde bağımsız öğelerle daha karmaşık ilişkiler gerektirir. Sonuç olarak kullanıcılar için kullanımı zor olan karmaşık, yerel merkezli mimariler ortaya
çıkar. Standart otomasyon ve emniyet teknolojisini bir
araya getirerek, tüm bileşenlerin merkezi hale getirilmiş görüntüsüne ulaşmanızı sağlayan evrensel çözümler sunmak mümkündür.
İşlemler her zaman olduğundan daha dinamik hale geldiğinden kontrollü erişim talebi, üretkenlik gereklilikleri ile
birlikte artmakta ve bu da sonuç olarak otomasyon teknolojisini giderek değiştirmektedir. Otomasyon çözümleri
şimdiye kadar genellikle bağımsız ve tekil fonksiyonlarla
nitelendirilmiştir: emniyet teknolojisi, standart kontrol teknolojisi, görüntüleme sistemi teknolojisi ve hareket kontrolü sistemleri bağımsız sistemlerdir. Çok sayıda sistem
ve mimari tesis kontrolündeki karmaşıklığı artırır.
Netlik ve maliyet tasarrufu nedenleri ile geçerli trend otomasyon ve emniyeti tek bir kontrol mimarisinde birleştirmektir. Bu gibi karışık yapılar, özellikle kablolama işlemini
en aza indirmek için yerel merkezli çevrenin kullanıldığı
yerlerde yerleşik hale gelmektedir.
Pilz’in PSS 4000 otomasyon sistemi, otomasyon ve
emniyete ilişkin görevleri eşit ölçüde yerine getirirken,
kullanıcının da kolayca idare edebileceği otomasyon çözümleri kurmanızı sağlar. PSS 4000’in ana fikri standart
otomasyonu ve güvenliği birlikte sunmaktır. PSS 4000,
programlar farklı sistemlerde dağıtılırken normal olarak
oluşabilecek karmaşıklığı kabul etmek zorunda kalmadan,
yerel merkezli kontrol yapısının faydalarından yararlanmanızı sağlar. Modüllere ayırma ve yeniden kullanılabilirlik
artırılırken kullanım basitleştirilmiştir.
Kontrol fonksiyonlarının uyumlu şekilde dağılımı
Klasik otomasyonda bağımsız, merkezi kontrol sistemi
Şekil 1 - PSS 4000 otomasyon sistemi yazılım ve donanım bileşenleri ile gerçek zamanlı Ethernet SafetyNET p ve
buna uygun ağ bileşenlerinden oluşur.
60
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
tesis veya makineyi izleyerek tüm sinyalleri işlerken,
PSS 4000 kontrol fonksiyonlarının uyumlu şekilde dağıtılmasına olanak verir. İşlem veya kontrol verisi, hata
emniyet verisi ve teşhis bilgileri güvenli, gerçek zamanlı
Ethernet protokolü SafetyNET p ile aktarılır. Bu sayede
kontrol fonksiyonu için ilgili program bölümünün nerede
işlendiği fark etmez. Bir merkezi kontrol sistemi yerine,
kullanıcıya merkezi bir proje içinde çalışma zamanında
dağıtılan bir kullanıcı programı sunulur. Tüm ağ aboneleri PAS4000 yazılım aracı içindeki bu merkezi proje
aracılığıyla konfigüre edilir, programlanır ve teşhis edilir. Bu, tüm projede basit ve standartlaştırılmış işlemeyi
mümkün kılar.
Ayrıntılı belirtmek gerekirse PSS 4000 otomasyon sistemi uygulamaya göre ayarlanmış fonksiyon blokları
ile farklı sektörlerde kullanılmak için tasarlanmış çeşitli
programlama editörleri ve gerçek zamanlı Ethernet SafetyNET p gibi donanım ve yazılım bileşenlerinden oluşur.
Ölçeklendirilebilir kontrol sistemleri
Donanım çeşitli performans sınıflarından kontrol sistemlerini içerir. PSSuniversal PLC kontrol sistemleri, PSS
4000 otomasyon sisteminin “her alanda kullanılabilir”
kontrol sistemleridir. Bunlar üretim hatları veya proses
sanayisi gibi geniş alanda yayılmış tesislerde olduğu
gibi bent kapak sistemleri veya yükleme sistemleri gibi
alışılmadık uygulamalar için de kullanılabilirler. Bunlar
programlanabilir lojik kontrolörler (PLC) olarak diğer bileşenler ile kombinasyon imkanı da dahil yeni çözüm yaklaşımları sunar. Sonuç olarak pozisyon ve hız gibi etkenleri emniyetli şekilde izlemek ve kaydetmek mümkündür.
PSSuniversal multi kontrol sistemleri sistem ağı içerisinde
PSSuniversal PLC veya PSSuniversal I/O ya da bağımsız cihazlar ile küçük kontrol sistemleri olarak kullanılabilir. Bunlar açık kontrol sistemleri olduğundan var olan otomasyon
yapılarında kullanılabilir. PSSuniversal multi bağımsız makineler veya birbirleri ile bağlantılı daha küçük işletmelerde
kullanılmak için uygundur.
Üçüncü cihaz sınıfı PSSuniversal I/O, yerel merkezli ağ bağlantıları artı emniyet ile ilgili ve emniyet ile ilgisi olmayan
sinyallerin alan seviyesinde transferini sağlar. Çevre modüllerinin iyi şekilde ayrıntılandırılmış yapısı uygulamaların I/O
gerekliliklerine yüksek esneklik ile ekonomik olarak ihtiyaca
uygun hale getirilmesini sağlar.
Tüm aboneler SafetyNET p vasıtası ile performans sınıfından bağımsız olarak birbirlerine bağlanırlar.
Yazılım: Emniyet ve standart tek bir arayüz altında
Yazılıma transfer fonksiyonları kullanıcıya esneklik ve ölçeklendirme kabiliyeti kazandırarak donanım tiplerini azaltır
ve otomasyon çözümlerindeki bakım ve teşhisi basitleştirir. Otomasyon görevlerini programlamak için benzer IEC
61131-3 PLC dilleri mevcuttur. Ancak güvenlik programlama yazılımıyla bir sorun yaşandığında, kullanıcılar fonksiyonel olarak kısaltılmış ancak hazır sertifikalı fonksiyon bloklarını kullanarak programları konfigüre edebilirler. Kullanıcılar
tüm program dilinin esnek fonksiyon imkanlarını kullanmak
isterlerse, emniyet şartnameleri doğrultusunda, akademik
düzeyde, kompleks yazılım geliştirme ve onay süreçlerinin
zorluklarını aşmaları gerekir.
Bu nedenle standart otomasyon ve emniyeti birleştirmek
için, emniyet fonksiyonları programlanmışken bile PLC
kontrol sistemleri için benzer dillerin tamamının kullanılabilir olması gerekir. Üreticilerin emniyete ilişkin talimat setlerinde formülleştirmeye ihtiyaç duydukları istisnalar azaldıkça fonksiyonel sınırlar da azalacaktır.
PSS 4000 bu zorlukları PAS4000 yazılım platformu ile
karşılar. Otomasyon ve aynı zamanda emniyet ile ilgili görevler için de kullanılabilen çeşitli sayıda editör ve bloklar
sağlanmıştır. Basit, blok tabanlı Program Editörü PASmulti
Şekil 2 - Yerel merkezli I/O sistemi PSSuniversal’i temel
olarak alan Pilz’in PSS 4000 otomasyon sistemi; ana modüller hem emniyet ile ilgili hem de standart kontrol fonksiyonları için kullanılabilen çeşitli performans seviyelerinde kullanılabilir. Farklı donanım sınıfları için çeşitli kontrol
görevleri mevcuttur.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Şekil 3a
61
Ürün ve Uygulamalar
Şekil 3b - Kullanıcı, hem otomasyon hem de emniyete ilişkin görevler için kullanılan standartlaştırılmış editörler yoluyla,
konfigürasyonu fonksiyon bloklarıyla ve programlamayı EN/IEC-61131-3 uyumlu editörlerdeki kaynak kodlarıyla dilediği
gibi birleştirebilir.
tasarım mühendislerinin hizmetindedir. PASmulti ayrıca pozisyon tespiti veya kullanıcıların kendi yazılım bloklarını ekleyebileceği acil durdurma gibi genel fonksiyonlar için önceden
sertifikalandırılmış geniş kapsamlı bir yazılım bloku kütüphanesi sağlar. PAS4000, “gerçek” programcılara yönelik olarak
Talimat Listeleri (IL) ve Yapılandırılmış Metinler (STL) için
editörler de içerir. Yenilikler: EN/IEC 61131-3 dilleri için PAS
STL ve PAS IL editörleri artık endüstriyel otomasyon alanında ilk kez TÜV Süd tarafından LVL (Sınırlı Değişkenlik Dilleri)
olarak sınıflandırılmıştır. Böylece emniyet ile ilgili kullanıcı
yazılımları EN/IEC 62061 ve EN ISO 13849-1 gibi uygulama
standartlarında belirtildiği gibi emniyete ilişkin kullanıcı yazılımına yönelik gereklilikleri tam olarak karşılamaktadır.
sistem boyunca fiziksel olarak karışık ancak mantık olarak ayrı
şekilde aktarması sayesinde geri bildirim bulundurmaz. SafetyNET p, IEC 61508 uyarınca SIL 3 sertifikalı olduğundan işleme
ve bakım personelini korumaya yönelik olarak SafetyNET p
vasıtası ile güvenli iletişim yapılan uygulamalar için uygundur.
İş ile ilgili kurulumları basitleştirmek adına SafetyNET p,
şalterler veya güvenlik duvarları gibi standart endüstriyel IT
altyapı sistemi bileşenleri vasıtası ile kolayca kullanılabilir.
Ayrıca mevcut Ethernet altyapı sistemlerini SafetyNET p için
veya SafetyNEt p’yi mevcut Ethernet iletişimine paralel olarak
çalıştırmak için dahi yeniden kullanmak mümkündür
Mühendislik işini azaltmak için hazır uygulama modülleri
Grafiksel Program Editörünün programlama ortamı basit
operasyonları etkinleştirebilen EN/IEC 61131-3 doğrultusunda editörlerin tasarladığı programlama ortamı ile bire bir aynıdır. Örneğin, emniyet ile ilgili fonksiyonlar için kullanıcılar
tarafından PAS IL’de yazılmış özelleştirilmiş yazılım blokları
başka bir işleme gerek kalmadan PASmulti’ye aktarılabilir.
Sonuç olarak, çeşitli editörlerden yazılım bileşenlerini içeren
karmaşık projeler net olarak yapılandırılabilir.
İletişim: Tüm veri için tek protokol
Güçlü iletişim ağları, bağımsız veya kombinasyon içinde
çalışabilen üniteler oluşturmak adına tesis elemanlarını ve
bağımsız makineleri modüllere ayırmanın ön şartıdır. PSS
4000’in önemli bir özelliği de gerçek zamanlı Ethernet SafetyNET p bağlantısıdır. Bu özellik, tüm kontrol bileşenlerinin ağa
bağlanmasını ve aynı zamanda hem emniyet ile ilgili hem de
emniyet ile ilgili olmayan verinin aktarılmasını sağlar. SafetyNET p, emniyet ile ilgili veriyi ve standart kontrol bilgisini bir
62
PSS 4000 otomasyon sistemine çeşitli endüstrilerde kullanılmak üzere birçok farklı modül eklenebilir. Pilz yazılıma
fonksiyon aktarımı için eğilimi bu şekilde dikkate alır. Pres
teknolojisindeki özel ihtiyaçlar için Pilz, mekanik preslerin operasyonunu büyük ölçüde basitleştiren PSS 4000
emniyetli elektronik döner kamera düzeneği gibi yenilikler
geliştirmiştir. Kameralar artık yazılımlar aracılığı ile parametreler olarak kurulduğundan el ile monte edilmelerine
gerek yoktur.
Emniyetin, genel işletme/makine fonksiyonunun ayrılmaz
bir parçası olduğu düşünülüyorsa işletmenin üretkenlik ve
kullanılabilirlik ihtiyaçlarına uygun ama aynı zamanda net
ve basit otomasyon çözümleri uygulamak mümkündür.
PSS 4000 ile müşterilerimizin tüm otomasyon görevlerini
yerine getirmek için yalnızca bir iletişim modu ve bir araç
bulunduran bir tek sisteme ihtiyaçları var. Yeniden kullanılabilirlik artırılırken işleme basitleştirilir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Rockwell Automation Connected Enterprise
Olgunluk Modelini Bizzat Kendisi Deneyimledi
Rockwell Automation
www.rockwellautomation.com
gerçekten kendilerini başarıya götüren
proseslerde yenilikler yapmaya istekli
mi? Doğru ve gerçek zamanlı bilgilerin
gücünü arttırmanın ne anlama geleceğini
düşünebiliyorlar mı? Gibi soruların
sorulduğu değerlendirme bölümünde
endüstriyel otomasyon ve operasyon
teknolojisinin, eski bilgi teknolojileriyle
bağlantılarını yapmanın zorlukları ortaya
çıkıyor. Proses ayrıca eski IT’mizin yeni
çözümlere ne kadar çok ihtiyaç duyduğu
konusunu da gözler önüne seriyor.
Değerlendirme aşaması değişim için
neye ihtiyacımız olduğunu gösteriyor,
ağımızın nerelerde upgrade gereksinimi
olduğu, uygulamaları ve iş akışlarını
ne kadar değiştirmemizin gerekeceğini
ve potansiyel riskleri belirliyor. Bu
durumda, insanlarımızı, proseslerimizi ve
teknolojilerimizi bir araya getirebilecek
bir stratejiyi uygulamak için belirlenmiş
değişim yönetimi prosedürlerini baz
alarak kullanıyoruz.
■ Rockwell Automation, bilgi (IT) ve operasyon
(OT) teknolojisini entegre etmek için geliştirdiği
‘Connected Enterprise Olgunluk Modeli’ni (The
Connected Enterprise Maturity Model) bizzat kendisi
deneyimledi. Bunun sonucunda test edilerek
doğrulanan model ile Rockwell Automation,
tedarikçileriyle ve müşterileriyle eşi benzeri
görülmemiş seviyelerde işbirliğini yakalamayı
başardı.
Rockwell Automation, Connected Enterprise Olgunluk
Modelini (The Connected Enterprise Maturity Model)
bizzat kendisi deneyimleyerek, tedarikçileri ve
müşterileriyle en ileri seviyede işbirliği sağlamayı
başardı. Bilgi (IT) ve operasyon teknolojisini (OT) entegre
etmek için geliştirilen modelde Rockwell Automation,
proseslerin ve tesislerin yeni şekillerde bağlanması ve
hiç beklenmeyen şekillerde bunun faydalarını görmek
için önemli noktalara dikkat çekti:
1. Değerlendirme - Connected Enterprise Olgunluk
Modelinin bu aşaması değişim yönetimiyle ilgili. İnsanlar
64
2. Güvenli ve upgrade edilmiş ağ ve kontrol unsurları
- Rockwell Automation her kıtada operasyonlarıyla
global bir işletme olması ile bazı kontrol unsurlarını,
sensörleri ve altyapıları iyileştirmeyi ve geliştirmeyi
beklemeyi en doğru uygulama olarak görüyor. Yapılan
değerlendirmelerde Rockwell Automation olarak her
şeyi bir anda değiştiremeyeceğimizi öğrendik; bu
nedenle kısa vadeli riskleri ve uzun vadeli hedefleri
dengeleyerek önceliklendirme yaptık. Bu yaklaşım size,
sorun ve baskı yaratan sorunları halletme ve tesis
büyümeleri ve yeni teknolojileri göz önünde bulundurma
imkanını sundu; bu da, adapte edilebilir bağlanabilmeyi
geleceğe aktarabilecek, stratejik olarak gelişen bir IT/
OT omurgasının yaratılması anlamına gelmekte. Bu
aşamada öğrendiğimiz diğer bir ders ise ‘Bağlantılı
bir İşletmede IT ve OT Mühendislerinin’ rollerinin ve
yetkilerinin tanımlanmasının ne kadar önemli olduğu idi.
3. Tanımlanmış ve organize işletme verisi sermayesi
(WDC) - Verilerden oluşan bir dalgada boğulmaya hazır
olun. Rockwell Automation pazar geliştirme başkan
yardımcısı John Nesi, bu aşamayı “kıtlıktan bolluğa bilgi
ENDÜSTRİ OTOMASYON
devrimi “ olarak adlandırıyor. Kabul edilebilir, kullanılabilir
OT verilerinden birden bolluğa geçmek. “Bilmemiz iyi
oldu” şeklinde yorumlanabilecek verilerden günlük çalışma
düzenimizi etkileyecek önemli bilgilere dek etkin bir şekilde
filtreleme yapan süreçler geliştirildi. Ayrıca yeni dataların iş
akışları, program ve sorumluluklar gerektirdiğini öğrendik.
4. Analitik: Analitik aşamada, IT/OT ağı yetkinliklerimizi
dengelemenin pek çok yolunu bulduk. Ayrıca çok
fazla analiz yapmayı bırakmamız gerektiğini öğrendik.
Lokasyonlara göre nihai olarak, Önemli Performans
Göstergeleri (KPI) bazlı şekilde kalıcı problemleri seçtik
ve yetkili alıcılara bilgileri aktardık. Ayrıca iş gücümüz
için bu bilgilerin düzenleneceğinin bilgisiyle ilgili standart
aksiyon prosedürleri oluşturduk ve yönetim denetimi ve
yanıtın azami seviyeye çıkarılması gerekliliğini en aza
indirdik. Ancak ne kadar çaba göstersek de, “verilere
inanamama” durumuyla karşılaştık, verilerin kesinlikle
doğru olamayacağı konusunda ısrar eden bireyler oldu.
Bu bilgileri, proses yetkinliklerini ve önemli performans
göstergelerini birbirine bağlayarak ikna etmeyi öğrendik
yani, “Bu proses bu getiriyi sağlıyor, işte size bunları
ispatlayan veriler.” En önemlisi ise, vurgulanan bilgiler,
negatif gecikme ve diğer olumsuzlukları önleyecek
ölçütlere sahipti.
5. İşbirliği: Nihai aşamada öğrendiğimiz en büyük ders ise
işimizin ve yatırımlarımızın ilk dört aşamada buna kesinlikle
değdiğiydi. Her adım ortaya çıkan maliyet-leri fazlasıyla
karşıladı. Bu aşamada deneyimlerimizi müşterilere ve
tedarikçilere kendi bağlantılı işletmelerinde ilerlemelerinde
yardım etme ve onları bu konuda teşvik etmede kullandık.
Bu aşamadaki diğer büyük ders ise IT/OT veri akışlarındaki
gerek işletme birimi gerekse tedarik zinciri ortağı
olsun herkesin sıkı güvenlik standartlarına uymasının
gerektiğidir. IT/OT altyapısının gelişmiş güvenliğine hem
fiziksel hem de elektronik katmanlar ekleyen bir “derin
savunma” yaklaşımını da kullanmak suretiyle izinsiz
erişimler veya tehlikelerin tespit edilmesi ve önlenmesi
olasılığı da geliştirilir. Bu korumalar için bir alanın açılması
başkalarına da sizin ağınıza katılma, tedarik zincirinde
alan uzmanlarıyla denge sağlamaya ve en iyi uygulamaları
paylaşma konusunda güven verecektir.
Bağlantılı İşletmenizi yaratırken öğrendiğimiz dersler oldu.
Sizlerin de kendi derslerinizi öğrenmeye başlama zamanınız
gelmedi mi?
ENDÜSTRİ OTOMASYON
65
Ürün ve Uygulamalar
Endüstriyel Nesnelerin İnterneti
National Instruments
www.ni.com
■ Her sektörde, sensorlar ve yerel işlemli sistemlerin bilgi
paylaşmak için bağlantı kurduğu daha akıllı bir dünya fikri yerleşmektedir. Söz konusu sistemler, kullanıcıların daha bilinçli
kararlar almalarını sağlamak adına küresel çapta kullanıcılara
ve birbirlerine bağlanabilecektir.
Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT), yerel işlem ve
iletişim aracılığıyla makineleri daha akıllı hale getirerek
daha önceden anlaşılması güç yöntemler eşliğinde sorunları çözüme kavuşturabilir.
Uyarlanabilirlik ve Ölçeklenebilirlik
Bu kapsayıcı fikre birçok etiket verilmiştir ancak en yaygın olan
Nesnelerin İnternetidir (IoT). Nesnelerin interneti, akıllı evler,
mobik sabitleme cihazları ve bağlı oyuncaklardan akıllı tarım,
akıllı şehirler, akıllı fabrikalar ve akıllı şebeke ile Endüstriyel
Nesnelerin İnternetine (IIoT) kadar her şeyi içermektedir.
IIoT (Endüstriyel Nesnelerin İnterneti) bir bütün olarak sanayi
performansı ve yardım derneğini iyileştirmek için veri analitiği
ve eylemlerini ileten ve koordine eden çok sayıda bağlı endüstriyel sistemler olarak karakterize edilebilir. Karmaşık kontrol
problemlerini çözen sensorlar ve aktüatörler vasıtasıyla dijital
dünyayı fiziksel dünyaya arayüzleyen endüstriyel sistemler
genelde Siber-fiziksel sistemler olarak bilinmektedir. Bu sistemler, veri ve analitikler vasıtasıyla daha derin kavrama elde
etmek için Büyük Analog Veri Çözümleri ile birleştirilmektedir.
Kendi çevrelerine ve hatta kendi sağlık kapsamına uyarlanabilen endüstriyel sistemler düşünün. Bu bağlamda makineler,
arızalanmak yerine kendi bakım çizelgelerini oluşturabilmekte
ve daha önemlisi, aşınmış bir parçanın değiştirilmesi için kendi kontrol algoritmalarını dinamik olarak ayarlayarak söz konusu verileri diğer makinelere ve makinelere dayalı olarak işlem
yapan kişilere aktarabilmektedir. Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT), yerel işlem ve iletişim aracılığıyla makineleri daha
akıllı hale getirerek daha önceden anlaşılması güç yöntemler
eşliğinde sorunları çözüme kavuşturabilir. Ancak meşhur tabiriyle “Kolay olanı herkes başarır.” Yenilik arttıkça karmaşıklığı
da beraberinde getirmekte ve bu durum, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT) kavramını şirketlerin tek başına üstesinden
gelemeyecekleri bir zorluk haline getirmektedir.
Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT) Kavramının Zorlukları
Endüstriyel internet gereksinimleri tüketici internetine ilişkin
gereklilikler ile karşılaştırıldığında söz konusu zorluk çok daha
öz korkutucu ve karmaşık bir hal almaktadır. Her iki seçenek
de dünya çapındaki cihazların ve sistemlerin bağlantısını kurmakta; ancak Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT), gizlilik,
kararlılık ve bant genişliği bakımından daha katı kurallar öngörmektedir. Zamanlama bir milisaniye dahi şaştığında arıza
yapabilecek hassas makineler ile uğraşırken katı gerekliliklere
bağlı kalınması makine operatörlerinin, makinenin ve işletmenin sağlığı ve güvenliği bakımından oldukça önemli bir nitelik
kazanmaktadır.
66
Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT) meyvelerini vermeye
başladığında eski endüstriyel sistemler için büyük bir değişikliğe yol açacaktır. Endüstriyel sistemlerin geleneksel tasarımı
ve pekiştirmeleri ya (1) şahsi veya geleneksel uçtan uca bir
çözüm tasarlamak ya da (2) satıcı tarafından tanımlanan kara
kutulara sürekli eklenti aracılığıyla fonksiyonellik kazandırmak
yoluyla nitelendirilebilir. Eklenti çözümler hızlı bir biçimde
uygulamaya konabilmektedir; peki ya bunların maliyetleri?
Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT) kavramımın sunduğu
en büyük avantaj verilerin daha iyi bir karar verme süreci için
kolaylıkla paylaşılıp analiz edilebilmesidir. Söz gelişi satıcı
tarafından tanımlanmış bir durum görüntüleme çözümünde
elde edilen ve analize tabi tutulan verilere kolaylıkla ulaşılamamaktadır; sistem, felaket niteliğinde olabilecek arızaları
önlemek amacıyla basit alarmlar gönderme kapasitesi ile sınırlıdır. Verilere ise ancak analiz edilecek bir olay ya da nerede
yanlış yapıldığının belirleneceği bir durum sonucu ulaşılabilir;
ancak o zamana kadar zaman, para ve çok daha fazla değer
kayba uğrayabilir. Durum görüntüleme verileri sürekli olarak
analiz edilmez ve açık, standartlaştırılmış bir arayüz üzerinden
işlenmez ise toplanan verilere dayalı kontrol algoritmalarının
ayarlanması veya verimliliğin arttırılarak sistem arızalarının
önlenmesi için toplanan verilerin kontrol vakaları ile ilişkilendirilmesi imkansız bir hal alacaktır.
Uçtan uca çözümler için bu durumun tam tersi geçerlidir. Tüm
bileşenler ve uçtan uca çözüm uyum içerisinde çalışabilir; ancak burada da benzer sorunlarla karşılaşılmaktadır. Uçtan uca
bir çözüm oluşturulduğunda iletim protokolleri tek tiptir ve ilgili
veriler kolaylıkla paylaşılabilmektedir. Fakat bu noktada söz konusu çözüm özel iletişim protokolleri nedeniyle esasen bir kara
kutuya dönüşmektedir. Güncelleme gerektiği anda mühendis,
tüm sistem ile yeterli düzeyde iletişim kuramama ihtimali bulunan bir çözüm ekleme ya da ilgili süreci baştan alarak yeni bir
uçtan uca çözüm geliştirme ikilemine düşmektedir.
Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT) sistemlerinin uyarlanabilir ve yazılım aracılığıyla ölçeklenebilir olması veya tüm
çözüme kolaylıkla entegre olabilen bir fonksiyonellik içermesi
gerekmektedir. Bu, tüm sistem bir kara kutuya dönüştüğünde
mümkün değildir. Bağımsız sistemleri entegre etmenin ve yenilikten ödün vermeksizin sistem karmaşıklığının en aza indirgenmesinin daha iyi bir yolu olmalıdır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Güvenlik
Uyarlanabilirlik ve ölçeklenebilirlik, Endüstriyel Nesnelerin
İnterneti (IIoT) teknolojisinin gündeme getirdiği zorluklardan
yalnızca birkaçıdır. Sistem yönetimi ve güvenlik, söz konusu
zorlukların başında gelmektedir. Kitlesel sistem ağları online olduğundan, bahse konu sistemlerin uzun mesafeler söz
konusu olsa dahi birbirleriyle ve işletme ile iletişim kurması
gerekmektedir. Hem sistemler hem de kurulacak iletişimler
güvenli olmalıdır; aksi takdirde milyon dolarlık değeri olan
varlıklar riske atılacaktır. Güvenliğe duyulan ihtiyacın en çarpıcı örneklerinden biri, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT)
teknolojisinin çığır açan bir özelliği olan akıllı şebekedir. Şebekeye ilişkin bilgilerin erişilebilir niteliği arttıkça güvenlik ihlalleri de patlak vermektedir.
Bakım ve Güncellemeler
Güvenli olmaya ilave olarak, bu sistemlerin, sürekli değişen
işlevsellik ve sistem bakım gerekliliklerini karşılamak için devamlı olarak değiştirilmesi gerekmekte olup ve bakımı yapılmalıdır. Sürekli olarak daha fazla kapasite eklendiğinden, yazılım
güncellemeleri gereklidir veya daha fazla sistem eklenmelidir.
Yakında birbiri ile bağlantılı bileşenlerin karışık bir ağı oluşturulmaya başlayacaktır. Söz konusu yeni sistem, yalnızca orijinal
sistem ile değil aynı zamanda tüm diğer sistemlere de uyum
sağlamak zorundadır. Uzak yerlerdeki sistemlerin bazıları da
dâhil olmak üzere dünya çapında bulunan binlerce veya milyonlarca sistemi değiştirdiğinizi ve güncellediğinizi düşünün.
Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT )Yatırımı
Endüstriyel Nesnelerin İnternetini oluşturacak sistemlerin geliştirilmesi ve harekete geçirilmesi gelecek on yıl için büyük bir
yatırım temsil etmektedir. Bugünün ve yarının gerekliliklerini
karşılamak için tek yol geleceği tahmin etmek değil ancak geliştirmek ve uyarlamak için gerekli olan esnek sistemlerin bir
ağını harekete geçirmektir. Sonraki yol, platform-tabanlı bir
yaklaşım içermektedir; pek çok uygulama ile birlikte harekete
geçirilen tekli bir esnek donanım mimarisi donanım karmaşıklığını önemli bir miktarda kaldırır ve her yeni sorunu öncelikle
bir yazılım talebi haline getirir. Aynı prensip, birleşik bir çözüm
oluşturan güçlü bir donanım-yazılım platformu oluşturmak için
yazılım araçları için uygulanmalıdır. Etkili bir platform tabanlı
yaklaşım donanım veya yazılıma odaklanmaz ancak bunun yerine uygulama içerisinde yeniliğe odaklanır.
Bugün artık Endüstriyel Nesneler internetini geliştirecek platformlar mevcuttur. Sistem Tasarımcılarının seçtiği platformların IT-dostu bir işletim sistemine dayalı olması gerekmektedir
böylece söz konusu platformlar, sistem bütünlüğünü korumak
ve sistem kullanışlılığını maksimum seviyeye çıkarmak için
kullanıcıları yetkilendirmek ve söz konusu kullanıcının uygun
şekilde doğrulunu kanıtlamak amacıyla güvenli bir şekilde sağlanabilir ve yapılandırılabilir. Bu platformlar, dünyanın dört bir
yanından gelen güvenlik uzmanlarına yardım eden ve dâhili
güvenlikte en son teknolojiyi geliştiren açık bir işletim sistemi
vasıtasıyla elde edilebilir. Bu platformlar aynı zamanda, sanayi
SİSTEM YAŞI
Makinelerinizin kaç dostu var?
Günümüz makinelerinin birbirine bağlı doğasını GE’den dinleyin.
youtube.com/nationalinstruments
sistemleri sağlayıcıları ve nesnelerin interneti tüketicisi arasındaki birlikte çalışabilirliği maksimuma çıkarırken Endüstriyel
Nesnelerin İnterneti gecikmesi, belirlilik ve bant genişliği gereksinimlerini karşılayan daha açık ve belirleyici bir ağ etkinleştirmek için gitgide gelişen standartları birleştirmeli ve standart Ethernet teknolojilerine dayalı olmalıdır. Organizasyonlar,
Endüstriyel İnternet Konsorsiyumu (IIC) belgesi kullanım
gerekliliklerini ister ve birlikte çalışabilirliği sağlar ve IEEE, bu
gereklilikleri karşılamak için IEEE 802.1 Standardını geliştirmek
amacıyla Zaman Duyarlı Şebeke görevini oluşturmuştur.
Endüstriyel Nesne İnternetinin devam eden tasarımı, hepimiz
için büyük bir iş ve teknoloji imkanını temsil etmektedir. IIC,
IEEE, ve AVnu benzeri organizasyonlar Endüstriyel Nesneler İnternetini tanımlamak için çok yoğun çalışmaktadır. Söz konusu
organizasyonlar daha fazla yeniliğin nasıl en iyi şekilde etkinleştirileceğini daha iyi şekilde anlamak için aktif şekilde kullanım
gereklilikleri toplamaktadır.
Mühendisler ve bilim adamları, endüstriyel nesnelerin interneti
öncü kenarındaki sistemleri uygulamaktadır ancak hala birçok
bilinmeyen ile karşı karşıya olup daha çok çalışmaktadır. Bir
platform-tabanlı yaklaşımına odaklanmaya geleceği tanımlamak için bu organlara dâhil edilerek endüstriyel nesneler interneti üretiminin bir parçası olunuz ve işletmelerin yeniliğe
odaklandığından ve basit uyuma odaklanmadığından emin
olunuz..
Değişen ihtiyaçlara uymak için, Endüstriyel Nesneler internetine
güç veren cihazların yeni teknolojiler ile ölçeklenebilen açık, entegre donanım/yazılım platformu ve gerçek zamanlı bir ağ üzerine
kurulması gerekecektir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
67
Ürün ve Uygulamalar
DrylamTM Kılıf Sistemi
Prysmian Group
tr.prysmiangroup.com
■ DRYLAMTM kılıf sistemi; petrol ve gaz sektörü gibi
zorlu endüstriyel koşullarda kullanılan kablolarda, kimyasallara dayanımı yüksek polimerik katmanlar ve metalik nem bariyerinin birlikte uygulanmasıyla, kurşun kılıfsız alternatif çözüm sunmaktadır.
Geliştirilen kablolar, kurşun kılıf yerine sandviç şeklinde
iki polimerik katmana ilave olarak bir adet metalik katmandan oluşmaktadır. Tüm katmanların beraber oluşturduğu sistem ile kabloların; zorlu endüstriyel koşullara,
nem, asit, agresif inorganik kimyasallara, hidrokarbonlar ve solventlere karşı dayanıklılığı arttırılmıştır. Kritik
çevre ve ortam koşulları için geliştirilen DRYLAMTM,
kurşun kılıflı kablolarla kıyaslandığında kablo ağırlığı ve
çapı azalmakta, daha küçük bükme yarı çapı sayesinde
serim kolaylığı sağlamaktadır.
1. Giriş
Petrol & Gaz ve benzer zorlu endüstri koşullarının geçerli
olduğu yerlerde en büyük problem, plastik kablo kılıflarının
nem ve kimyasallara karşı geçirgenliğidir. Kabloya zarar
veren bu malzemeler organik olarak hidrokarbon ve solventler, inorganik olarak asit ve bazlar olarak listelenebilir.
Bu malzemelerin kablo izolasyonuna penetrasyonu, kablo
ömrünü azaltmaktadır.
Kabloya zarar veren bu tür malzemelere karşı kullanılan
geleneksel çözüm, kurşun kılıflı kablo kullanımıdır. Petrol
& Gaz sektörü ve benzeri ortamlar için iyi bir çözüm olmasına rağmen, kurşun kılıflı kabloların ağırlığı kablonun
68
taşınmasını ve serilmesini güç bir hale getirmektedir. Bu uygulamaya alternatif olarak Prysmian Group Türkiye inovatif
bir çözümle, kurşun kablo ile aynı karakteristik özelliklere
sahip, ancak daha hafif ve kolay kablo serim imkanı sunan
DRYLAMTM Kılıf Sistemi’ni geliştirmiştir.
DRYLAMTM teknolojisi enstrüman kabloları, fiber optik kabloları ve bunların LSZH (Low Smoke Zero Halogen - Düşük
Halojen ve Duman Yoğunluklu) versiyonlarındaki kablo tiplerine de uygulanabilmektedir.
2. Enstrüman kablo tasarımı
Kablolar, IEC 60228 standardına uygun sınıf 1, 2 veya sınıf
5 bakır veya kalaylı bakır iletken üzerine XLPE izolasyon uygulanması, damarların ikili, üçlü, dörtlü şeklinde eğrilmesi ve
ekranlanması (isteğe bağlı) ile oluşturulmaktadır. Özün üzerine iletkenleri elektromanyetik etkilerden koruyacak ekran
katmanı ve sonrasında kimyasal ve nem koruması sağlayan
DRYLAMTM Kılıf Sistemi uygulanır. Galvanizli çelik tel zırh,
kabloya ekstra sağlamlık ve mekanik koruma sağlar. Zırhın
üzerine son olarak PE, PVC ya da LSZH dış kılıf uygulanır.
Enstrüman kablolar EN 50288-7 standardına göre
veya BS 5308 standardı esas alınarak tasarlanabilir.
DRYLAMTM kabloları:
• Alev yayılımı için özel Prysmian bileşiği PVC ya da LSZH dış
kılıf uygulaması
• Yangına dayanıklılık için mika bant uygulaması
• PVC, LSZH ya da PE gibi farklı iç ve dış kılıf özellikleri ile
üretilebilir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
3. DRYLAMTM Kılıf Sistemi
Örnek enstrüman kablo tasarımının katmanları, aşağıda
verilen resimde detaylandırılmıştır.
DRYLAMTM kablosundaki her bir katman, aşağıdaki dayanıklılık özelliklerine sahiptir.
DRYLAMTM 3 farklı katmandan oluşmaktadır:
• Metalik bariyer: Nemli ortamlar için koruma sağlar.
• Metalik bariyer + HDPE: Nemli ortamlar dahil asit, alkali
gibi inorganik kimyasallara dayanıklılık sağlar.
• Metalik bariyer + HDPE + Modifiye PA: Nemli, asitli, alkali gibi inorganik ortamlar dahil hidrokarbonlar, yağlar ve
solventler gibi organik agresif tesis ortamlarında koruma
sağlamaktadır.
DRYLAMTM kablonun kurşun kılıfa göre yapısal özelliklerindeki değişim kullanıcılara faydaları:
1. Polietilen kaplı alüminyum bant (PE/Al/PE)(Boylamasına uygulama)
Polietilen kılıfın ekstrüzyonu sırasında alüminyum banttaki
PE katmanları, üst üste yapışarak (A) mükemmel nem geçirmezlik özelliği sağlanmaktadır. Ek olarak, alüminyum bant
elektromanyetik etkilere karşı koruma sağlamaktadır.
• Daha hafif kablo; daha düşük taşıma maliyetleri, daha
hızlı ve kolay kablo serim avantajı sağlar.
• Daha küçük kablo ve bükme yarıçapı; daha düşük kablo
destekleyici altyapı masrafına imkan tanır.
2. Polietilen kılıf
Ekstrüzyon sırasında, metalik bant üzerindeki PE kaplama,
kılıf PE (B) yapışarak kabloya olağanüstü mekanik özellikler
sağlamaktadır. Bunun yanında, PE kılıf asit ve bazlar gibi
inorganik kimyasallara karşı dirençlidir.
3. Modifiye poliamid
Modifiye PA, polietilen kılıf üzerine uygulanmaktadır. Bu
malzeme, hidrokarbon ve solventler gibi organik kimyasallara karşı, yüksek oranda dayanıklıdır.
Ayrıca DRYLAMTM kabloları çevre dostudur ve kurşun
malzemesi içermemektedir.
4. DRYLAMTM Kılıf Sistem Üstünlükleri
Kimyasalların, özelikle Petrol & Gaz endüstrisinde kullanılan
yağ ve hidrokarbonların, kablo katmanlarından geçerek kablo
izolasyonuna penetrasyonu, kablonun ömrünü kısaltmaktadır.
Kablo içine penetrasyon olan hidrokarbon konsantrasyonu
incelendiğinde, PVC ve DRYLAMTM kılıflı kablolar arasındaki fark, aşağıdaki grafikte gösterilmiştir. DRYLAMTM kılıflı
kabloda düşük konsantrasyonda olan hidrokarbon miktarı,
DRYLAMTM kılıfsız kabloda yüksek seviyede tespit edilmiştir.
5. Sonuç
DRYLAMTM kabloları; asit, alkali gibi inorganik ortamlar
dahil hidrokarbonlara dayanıklığa ve nem geçirmezliğe
karşı güvenilir çözüm sunmaktadır. Ayrıca DRYLAMTM
kabloları, kurşun kılıflı kablolara göre daha hafif olmaları,
daha küçük çap ve bükme yarıçapına sahip olmaları nedeni
ile, kullanım kolaylığı ve avantaj sağlamaktadır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
69
Ürün ve Uygulamalar
Koruyucu Gövdenin Içindeki Sensörlere
Selektif Lehim Uygulaması
Tam İsabet
Festo
www.festo.com.tr
■ Otomobil sektörüne yönelik sensör imalatı, gittikçe
daha gelişmiş çözümler gerektiriyor. IPTE Factory
Automation tarafından geliştirilen yeni bir makine konsepti, devre kartlarının, hızlı ve güvenilir bir şekilde,
plastik gövdelerin içinde lehimlenebilmesine izin veriyor. Bu konsept içerisinde kullanılmış olan Festo’nun
montaja hazır taşıma sistemi, 60 kg’dan daha ağır bir
kütle hareket ettiriliyor olmasına rağmen, üç saniyeden
daha kısa çevrim sürelerini olanaklı kılıyor.
pakt ve nispeten daha dayanıklı sensörlerin üretilmesini
gerektiriyor. Bu şekilde daha karmaşık bir hal alan üretim
süreci, inovatif imalat çözümleri gerektiriyor. Belçikalı IPTE
Factory Automation n.v., en yeni sistemlerinden biriyle bu
talebi karşılıyor. Fabrika otomasyonu konusunda uzman
olan şirket, Festo ile işbirliği yaparak, sensörlerin doğrudan
gövdeleri içinde selektif olarak lehimlenmeleri için bir
makine konsepti geliştirdi.
Gövdenin içinde güvenli lehim
Otomobiller, günümüzde, A noktasından B noktasına gitmeye yarayan araçlardan çok daha fazla özelliğe sahiptir.
Çok çeşitli konfor ve emniyet fonksiyonlarına sahip olan
günümüz otomobilleri, adeta akıllı birer refakatçi gibiler.
Günümüzde, her aracın sensör sayısı, ortalama 100’e
kadar varabiliyor ve bu sayının ileride daha da artacağı
tahmin ediliyor. Hacim açısından her şey aynı kalmasına
rağmen artış gösteren adet sayısı, sürekli daha kom-
Aracın dışında yer alan araç sensörlerinin; zor koşullar
altında kullanılmak zorunda olduklarından, -40 °C’nin altında
ve 100 °C’nin üzerindeki sıcaklık aralıklarına, korozyona ve
darbelere karşı dayanıklı olmaları gerekiyor. Bu yüzden bu
sensörler, sağlam bir gövdenin içinde korunurlar.
Ancak, sensörlerin iç parçalarının tümü tamamen monte
edilmiş bir şekilde gövdenin içine yerleştirilemiyor.
Günümüzde her araçta bulunan sensör sayısı, ortalama 100 adete kadar varabiliyor. Burada yer alan
resimde örnek olarak gösterilen, aracın dışında kalan sensörlerin çok iyi korunmaları gerektiği gibi,
çok özel bir şekilde imal edilmeleri de gerekiyor.
Direksiyon açı sensörü
Dış sıcaklık sensörü
Kam mili sensörü
Sıcaklık sensörü
Mesafe sensörü
EGR valfi sensörü
Aks yükü sensörü
Şerit sensörü
Tekerlek devir sayısı sensörü
Şanzıman sensörü
Ölü nokta sensörü
70
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Güvenilir taşıma, emniyetli çalışma: EGC mil eksenleri, entegre ölçüm sistemli dişli kayışlı EGC eksen, elektrikli
kızak EGSL artı müşteriye özel ERMB bazlı modül.
Bazı lehim işlemlerinin direkt gövdenin içinde
gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bu işlemler için, dalga
lehim veya reflow lehim gibi geleneksel lehim yöntemlerini kullanamıyoruz, çünkü, plastik gövdeler, bu lehim
yöntemlerinin oluşturduğu termik yüklere dayanamıyor.
Geriye bir tek selektif lehim yöntemi kalıyor. Ancak,
lehimin, doğru açıda ve tam olarak gereken kuvvetle
yapılması çok önemli. Bunun için gerekli olan proses
kalitesi tekrar edilebilirlik ve üretim hızı, süreçlerin tam
otomatik bir hale getirilmesini gerektiriyor.
“Montaja hazır portal sistemi sayesinde, sadece sistemin geri kalanına
daha fazla yoğunlaşabilme imkanı bulmakla kalmıyoruz; Festo, bize ayrıca,
arızasız bir çalışma garantisi de veriyor. Bu da bize güven veriyor.”
Antonio Rodrigues, IPTE Teknik Müdürü
Geliştirilen yeni makine konsepti
IPTE, akü ile devre kartının birbirleriyle direkt araç
sensörleri gövdelerinin içinde bağlanabilmesi amacıyla,
programlanabilir yeni bir selektif lehim sistemi geliştirdi.
Festo ile işbirliğine gidilerek, bununla ilgili bir makine
konsepti hazırlandı. Festo’nun montaja hazır handling
sistemi, hızlı ve hassas X, Y, Z ve W hareketleriyle,
hareket ettirilen kütlenin 60 kg’dan daha ağır olmasına
rağmen, üç saniyenin altında kalan çevrim sürelerini
olanaklı kılıyor. 0,1 mm’lik bir hassasiyetle beslenen lehim kalayının makaradan açılış hızı da kontrol
altında tutuluyor. Kompakt IPTE sisteminin avantajları
arasında, otomatik bir uç kalibrasyonu akıllı bir uç temizleme işlemi, lehim makarası ile çalışma olanağı, renk
algılama ile kurşunsuz lehime geçiş opsiyonu da bulunuyor. Güvenli bir askı sistemi, havya ucunun devre
kartının üzerine uygun kuvvetle bastırılarak, lehimleme sırasında kusursuz termik temasın gerçekleşmesini
sağlıyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
71
Ürün ve Uygulamalar
Verimli yer kullanımı: IPTE, lehim prosesinin tamamını
çok küçük bir alana sığdırıyor.
Sistemin sahip olduğu bir çarpışma sensörü, karta aşırı
kuvvet uygulanmasının önüne geçiyor.
Hepsi bir arada: Mekanik komponenetler, servo motorlar, kontrolörler, basınçlı havanın hazırlanması ve valf
adaları, Festo'dan.
Bireysel ve komple teslimat
Festo tarafından konstrüksiyon ve üretim sürecinde
deseklenen IPTE, dört serbestlik derecesine sahip
XYZW portal sistemini geliştirdi. X, Y ve Z eksenlerinde, sıradan EGC tip milli ve kayışlı eksenler,
entegre ölçüm cetveline sahip EGC eksenler ve EGSL
mini kızaklar söz konusu. Festo, döner tahrik birimi
(W ekseni) için, müşteriye özel bir modül geliştirmiş.
Havyanın kaldırılıp döndürülmesinde kullanılan ERMB
tip bir kaldırma ve döndürme modülü ile XYZ eksenlerin hızı ve hızlanma işlemlerini kontrol eden bir portal,
özel olarak sisteme adapte edilmiş. Bu özelliklere sahip
sistem, sensör gövdesinin içinde ulaşılması güç olan
noktalarda bile tam uygun açıda ve uygun kuvvetle lehim
işlerini yapabilecek kapasiteye sahip. Posizyonlama da
yine hareket ettirilen yüksek kütleye rağmen çok hızlı
gerçekleşiyor.
72
Daha fazla emniyet garantisi
IPTE’nin yeni makine konsepti, her yerde
kullanılabiliyor. Lehim uygulamaları dışında, örneğin;
dispenser işlemleri gibi çok sayıda başka uygulama da
gerçekleştirilebiliyor. Festo; servo motorlar ve Ether
- Cat arayüzlü CMMP tip kontrolörler de dahil olmak
üzere, portalı, çeşitli uygulamaların spesifik gerekliliklerine göre uyarlayarak, montaja hazır komple bir
sistem şeklinde teslim ediyor. Festo, sistemin teslim
edilir edilmez çalışacağını da garanti ederek, ek bir
güvenlik sunuyor. Yani, müşteriye sadece montaja
hazır bir taşıma sistemi teslim edilmekle kalınmıyor,
kendisine ayrıca, montaja hazır taşıma sisteminin, işin
en başından itibaren kusursuzca çalışacağı da garanti
ediliyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Mitsubishi Electric’ten Geleceğe Yönelik Fabrikalar İçin
Nesnelerin İnterneti (Iot) Teknolojisine Dayalı
Fabrika Kontrolörü: [email protected]
Mitsubishi Electric
www.mitsubishielectric.ae/turkey
Mıtsubıshı Electrıc’ten Geleceğe Yönelik Fabrikalar İçin Nesnelerin İnterneti (Iot) Teknolojisine Dayalı Fabrika Kontrolörü: [email protected]
■ Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojisinden
faydalanarak fabrika verilerini toplayan ve
Cloud teknolojisi ile işbirliği çerçevesinde
faaliyet yürüten Mitsubishi Electric,
kendisinin geliştirdiği fabrika otomasyon
çözümü olan [email protected] uygulamasını,
kullanıma sunulan Nesnelerin İnterneti
ekosistemi ile birleştirmek için Nesnelerin
İnterneti teknolojisine dayalı Fabrika
Kontrolörünü tüm kullanıcılara duyurdu.
Nesnelerin İnterneti teknolojisine dayalı
Fabrika Kontrolörünün etkinliği, hali
hazırda yürütülen testler ile kanıtlanmaya
çalışılmakta olup, ürünün Nisan 2016
tarihinde piyasaya sürülmesi hedefleniyor.
74
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Mitsubishi Electric tarafından geliştirilen [email protected]
çözümü, üretim bölümü verileri arasında doğrudan bir
bağlantı kurulması amacıyla gelişmiş teknolojilerden
faydalanarak fabrikalara tam anlamıyla şeffaf bir
nitelik kazandırıyor. Tesis operatörleri, daha üstün
bir verimlilik ve kalite düzeyine ulaşabilmek için, söz
konusu verileri analiz edebiliyor ve grafikler yardımıyla
görselleştirebiliyorlar.
Fabrikaların, gelişmiş üretim yönetimi amacıyla Cloud
teknolojisi ile birbirine bağlanması yönündeki ihtiyaç
kendisini her geçen gün daha fazla hissettirmekte.
Bu bağlamda [email protected] çözümü, Cloud teknolojisine
dayalı olmayan üretim yürütme ve kalite yönetim
sistemleri için gerçek zamanlı bir kapasite, güvenlik ve
üstün güvenilirlik avantajlarını sunmakta. Nesnelerin
İnterneti teknolojisine dayalı Fabrika Kontrolörü, üretim
bölümü ile Cloud platformu arasında gerçek zamanlı
bir bağlantı kurulabilmesi için, [email protected] çözümüne
entegre edilecek. Söz konusu entegrasyon, sistemin
dinlenmesine, veri manipülasyonuna, yetkisiz erişime
ve diğer siber saldırılara karşı korumak amacıyla
dayanıklı bir güvenlik sistemi de içeriyor.
Oldukça kapsamlı verilerden faydalanan öngörü sahibi
bakım ve teşhis faaliyetlerinin, geleceğe yönelik üretim
işlemlerinin önemli bir parçası haline gelmesi bekleniyor.
Üretim hatlarındaki sensörler ve benzer donanımlardan
elde edilen çok sayıda veri, fabrikalardaki veri işleme
kapasitesinin arttırılması ihtiyacını gündeme getirecek
ve böylece Nesnelerin İnterneti teknolojisine dayalı
Fabrika Kontrolörü, ölçeklenebilir yapısı sayesinde, veri
işleme kapasitesini esnek bir biçimde arttırmak üzere
çalışabilecek.
Bazı durumlarda çok sayıda üretici ekipmanı ile Cloud
bağlantısı kurmak için erişim kontrolüne yer verilmesi
gerekmekte. Mitsubishi Electric’in Nesnelerin İnterneti
teknolojisine dayalı yeni Fabrika Kontrolörü, bakım
operatörleri tarafından önceden kaydedilen belirli
üretim makinelerine erişi sağlayabilir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
75
Haberler
ABB ve Solar Impulse,
güneş enerjisiyle tarihi bir dünya turuna çıkıyor
■ ABB ve Solar Impulse, ekonomik büyümenin çevreye olan etkisiyle arasındaki bağı ayırma vizyonunda
buluşuyor
Mühendisler solar hücrelerden elde edilen gücü artırmak
ve uçağın batarya sistemlerinin şarj elektroniğini geliştirmek yönünde önemli katkılarda bulundu.
Zürih, İsviçre, Dünyanın önde gelen güç ve otomasyon
teknolojileri şirketlerinden ABB, sadece güneşten aldığı
enerji ile uçan Solar Impulse ve ekibinedünya turunda
eşlik etmekten gurur duymaktadır. Uçağın Abu Dhabi’den
havalanması planlanmıştır.
ABB ve Solar Impulse 2014 yılında ortak vizyonları olan
kaynak tüketimini azaltmak ve yenilenebilir enerji kulanımını artırmak üzere bir inovasyon ve teknoloji işbirliği
oluşturdu.
Uçak 35.000 kilometrelik güzergâhına Abu Dhabi’den
Doğu istikametinde havalanarak başlayacak. Kokpitte
ekip üyeleri Bertrand Piccard ve Andre Borschberg
sırayla görev yapacak ve sırasıyla Muscat, Oman;
Hindistan’da Ahmedabad ve Varanasi; Çin’de Chongking
ve Nanjing; ABD’de Hawaii, Phoenix ve New York’da
duracak. Buradan, dönüş yolunda Atlantik Okyanusunu
aşarak başladığı yere, Abu Dhabi’ye 2015 ortalarında
varacak.
ABB CEO’su Ulrich Spiesshofer “ABB, dünya çevresinde
sadece güneş enerjisi kullanarak yapacağı uçuşta Solar
Impulse’a eşlik etmekten ve onunla teknoloji ve inovasyonda işbirliği içinde olmaktan gurur duymaktadır. ABB
ve Solar Impulse daha iyi bir dünya için teknoloji ve inovasyonun sınırlarını kararlılıkla zorlayacak” dedi.
Bu yolculuktaki en zor ayak, Çin’den kalkarak Pasifik
Okyanusu’nun büyük bir bölümünün aşılacağı ve aralıksız beş gün ve beş gece sürecek ve Hawaii’de sonlanacak
kısmı. Gün içerisinde 10.000 metre irtifaya çıkacak olan
uçak, 17.248 güneş hücresinin tamamını şarj edecek ve
bu şarjı gece boyunca havada kalmak için kullanacak.
ABB’nin Solar Impulse konusundaki heyecanı sadece
inovasyon ve teknolojiye olan inancından kaynaklanmıyor, aynı zamanda firmanın özümsediği “Daha iyi bir
Bu projede üç ABB mühendisi Solar Impulse ekibiyle birlikte çalışarak uzmanlık ve deneyimlerini projeye aktardı.
76
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
dünya için güç ve verimlilik” inancını da yansıtıyor. Solar
Impulse’ın vizyonu ABB’nin etkili üretim süreçleri, kaynak
kullanımının azaltılması, taşımacılıkta sürdürülebilirlik ve
temiz ve yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması vizyonu
ile birebir örtüşüyor.
Dünyanın en büyük transformatör, elektrik motor ve değişken hızlı sürücü üreticisi olarak ABB, ürünleriyle güç verimliliğinin artırılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin,
halen kullanımdaki ABB sürücüleri 2014 yılında 445 terawatt saat (TWh) elektrik enerjisinin tasarrufunu sağladı.
Bu miktar Avrupa’da 110 milyon hanenin tüketimine eşittir.
Dünyanın ikinci en büyük solar inverter tedarikçisi ve
rüzgâr enerjisi sektörünün en büyük tedarikçilerinden biri
olarak ABB, yenilenebilir enerjinin mevcut şebekelere etkili
ve güvenilir şekilde entegrasyonu alanında dünya liderleri
arasında geliyor. Avrupa’da ABB en kapsamlı elektrikli araç
hızlı şarj ağını kurmakta. Çin’de ise dünyanın en geniş elektrikli araç hızlı şarj ağı için kilit donanım tedarik etmekte.
1999 yılında dünyanın etrafında balonla ilk kez dönen ekibin üyesi olan İsviçreli havacılık öncüsü Bertrand Piccard
görüşlerini şöyle aktardı: “Dünyanın iyiliği temiz teknolojiler
kavramı artık bir rüya değil gerçek. ABB bu teknolojileri
pazara sunuyor ve daha şimdiden milyonlarca hanenin
tüketimine eşit enerjinin tasarruf edilmesine öncülük etti!”.
Borschberg’e göre ise teknoloji hayal gücümüzün çok ötesinde bir hızla değişmekte.
Solar Impulse Başkanı Piccard ve CEO’su Borschberg, 2010
yılından bu yana sekiz havacılık rekoruna imza attılar. Bu
rekorlar arasında Avrupa, Kuzey Afrika ve Amerika Birleşik
Devletleri üzerinden, enerjisini sadece güneşten alan bir
prototip uçak ile çıktıkları yolculukta kırdıkları uçuş süresi,
irtifa ve kat edilen mesafe rekorları bulunmakta.
Shell Eco-marathon’a katılacak “İstanbul”
Otomasyon Fuarı’nda
■ Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri tarafından tasarlanan ve elektrikle çalışan geleceğin otomobili İstanbul,
Otomasyon Fuarı’nda teknoloji meraklıları ile buluştu
Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) öğrencilerinin oluşturduğu
Ae2 Project ekibi, 19-22 Mart arası TÜYAP’ta düzenlenen
Otomasyon Fuarı’nda Shell Eco-marathon organizasyonuna
katılacakları “İstanbul” adlı araçlarını sergiledi.
Bu sene 21 – 24 Mayıs tarihlerinde Hollanda’nın Rotterdam
kentinde gerçekleştirilecek Shell Eco-marathon’da yarışacak olan İstanbul; hafif, dayanıklı ve yenilikçi teknolojisiyle
fuar katılımcılarını kendine hayran bıraktı.
Ae2 Project ekibinin yoğun ve disiplinli çalışması sonucu
ortaya çıkmış, aerodinamik yapısı ve estetiği ile yepyeni bir
tasarım olan İstanbul, aynı zamanda ekibin bir sene önce
ürettiği aracın yarısı ağırlığında.
Toplamda 27 kg olan İstanbul, hafifliğini ve dayanıklılığını
üretiminde kullanılan karbon fiber kalıp gövdesine borçlu.
İstanbul’un yapımında kullanılan birçok araç-içi kalıpsal
parça da karbon fiberden üretilmiş. Ae2 Project, ayrıca
aracın motor sürücüsünü Ar-Ge çalışmaları ile kendisi
gerçekleştirmiş. Günümüz otomobillerinde kullanılan ESP
(Electronic Stability Program)’nin çalışma prensibi temel
alarak İstanbul aracına eklenilen Otomatik Fren Sistemi
ile de araç güvenlik açısından da önemli bir projeyi daha
hayata geçirmiş.
En az yakıtla en uzak mesafeyi kat etmek hedefiyle düzenlenen ve bu yıl 30. yıldönümünü kutlayan Shell Eco-marathon
Avrupa’ya bu sene Türkiye’den 17 farklı üniversite ve 3 liseden 22 takım katılım gösterecek. Bu yıl Shell Eco-marathon
Türkiye’de 10. yılını kutluyor. Shell Türkiye 10 senedir, Shell
Eco-marathon ile öğrencilerin inovasyon ve teknoloji alanlarında kendilerini geliştirerek Türkiye’nin enerji geleceğine
katkıda bulunmayı hedefliyor. Shell Eco-marathon gençlerin
mühendislik ve tasarım yeteneklerinin yanı sıra kişisel gelişimlerine de katkı sağlıyor.
Shell Eco-marathon her yıl gençleri geleceğin yakıt alternatifleriyle çalışan araçları geliştirmeye teşvik etmek ve enerjinin
verimli kullanılmasına ilişkin toplum bilincini artırmak amacıyla düzenlenmektedir. Yarışma kapsamında 2015 yılında
30 ülkeden 230 takım oluşturan lise, teknik lise ve üniversite
öğrencileri, kendi tasarladıkları ve ürettikleri araçlarla en az
yakıtla en uzun mesafeyi kat etmek için yarışmaktadırlar.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
77
Haberler
DOW MEMBRANLARI 10 YILDA
15 TRİLYON METREKÜP SU İŞLEYECEK
■ İSTANBUL, TÜRKİYE 1993 yılından bu yana dünya, Birleşmiş Milletler
Genel Kurulu kararıyla ülkelerin giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının
korunması ve çoğaltılması konusunda
somut adımlar atılmasına teşvik olması
amacıyla 22 Mart’ı, Dünya Su Günü
olarak kutluyor.
Dünya Su Günü bu yıl, Dow Su ve
Proses Çözümleri’ni sürdürülebilir teknolojiler geliştirme konusunda yönlendiren en önemli küresel sorunlardan
biri olan ‘’Su ve Sürdürülebilir kalkınma’’ konusuna odaklanacak. Su-GıdaEnerji üçlüsü olarak bilinen su, gıda ve
enerji arasındaki yapısal ilişki, kaynak
açısından verimli su arıtma yöntemleri
geliştirme ihtiyacını vurgular. Bu ihtiyaç özellikle, Orta Doğu’daki pek çok
ülke dahil, kuraklığın ön planda olduğu
bölgelerde belirgindir. Ayrıca, 2030’a
kadar dünya nüfusunun 7 milyardan
8,3 milyar insana ulaşması beklendiğinden uzmanlar, dünya genelinde
%30 daha fazla su, %40 daha fazla
enerji ve %50 daha fazla gıda ihtiyacı
doğacağını öngörmektedir.
Dow Su ve Proses Çözümleri bu hayati ilişkinin yönetilmesindeki önemin
farkındadır ve kendini daha düşük
maliyetlerde daha sürdürülebilir üretim süreçleri sağlamak için yeni teknolojiler geliştirmeye adamıştır. Dow
Su & Proses Çözümleri Orta Doğu,
Afrika ve Türkiye Satış Direktörü Zakia
Bahjou konuyla ilgili “Yakında Suudi
Arabistan’da tamamlanacak olan ve
Dow standartları ile müşterlerimize
sunacağımız Ters Ozmos (Reverse
Osmosis) üretim tesisimiz ile modern
deniz suyu arıtma ve suyu tekrar kullanma teknolojilerinde kapasitemizi
artırak, su ihtiyacı olan bölgelerde
Dow vaadini gerçekleştirecektir.
1940’lardan beri “Yaşanabilir ve
Sürdürülebilir” bir dünya için temiz
su ihtiyacının gerekliliğine inanan
78
Dow, inovasyona dayalı su ve proses çözümleriyle insanlığın geleceğine
katkıda bulunuyor. Dow Su ve Proses
Çözümleri, suyu daha güvenli ve erişilebilir kılmak için gelişmekte olan
ülkelerden en gelişmiş, endüstrileşmiş
uluslara kadar dünyanın her köşesinde
“berrak” bir etki yaratıyor. Dünyanın en
önemli sorunlarının çözümü için kimya
ve yeniliği birleştiren Dow, su ayrıştırma teknolojilerinde bir mucit olmuş
ve su işleme için dünyanın ilk spiral sarımlı membran teknolojisi dahil
endüstrideki bir dizi ilke imza atmıştır.
Son yıllarda su çözümlerine ilişkin
porföyünü daha da genişleten Dow,
Ters Ozmos (RO) ve İyon Değiştirici
Reçine (IER) teknolojilerinde dünya
çapında bir lider haline gelmiştir.
Dow Su ve Proses Çözümleri endüstriyel ve şehir suyu, kimyasal süreçler, eczacılık, beslenme, enerji, ev tipi
içme ve atık su ile tekrar kullanım da
dahil olmak üzere bir dizi büyük çaplı
uygulama için Ultra Filtrasyon (UF),
Ters Ozmos (RO) Membranlar, Reçine
Teknolojileri ve Elektro-deiyonizasyon
(EDI) ürünleri portföyü sunan tek üreticidir. Dow, aynı zamanda kalite ve
güvenirlik bakımlarından da endüstri
standartlarını belirlemeyi sürdürmektedir.
Dow Su ve Proses Çözümleri suyun
giderek daha çok değer kazandığı
dünyada dakikada 56 milyon litreden
daha fazla su işlemektedir. FILMTEC™
ECO elementlerinin önümüzdeki 10
yılda, 6 milyon olimpik yüzme havuzuna eşdeğer 15 trilyon metreküp su
üretmesi bekleniyor. Dünyanın en
zorlu sorununa çığır açan bir çözüm
olan FILMTEC™ ECO Ters Osmoz
Elementleri üreticilerin daha az su ve
enerji kullanımına önemli katkı sağlıyor.
“Dünya Su Günü” dolayısıyla temiz
ve kullanılabilir suyun dünyanın gelecekteki en önemli ihtiyaçlarından biri
ENDÜSTRİ OTOMASYON
olacağının altını çizen Dow Su ve Proses Çözümleri
Türkiye Satış Müdürü Sanem Sünbül, “Mucidi olduğumuz membranlar ve diğer su ayrıştırma çözümleri ile,
başta atık su olmak üzere su kaynaklarını insanlık için
kullanılabilir hale getiriyoruz. Ev ve işyerlerinde kullandığımız sudan, endüstride ihtiyaç duyduğumuz suya kadar
bir çok alanda müşterilerimize ve dolayısıyla tüketiciye
temiz su ve proses çözümleri sunuyoruz.” dedi.
DOW’IN SU VE PROSES ÇÖZÜMLERİ
Dow Su ve Proses Çözümleri hem müşterileri hem de
toplumun tamamının yararlanabilmesi amacıyla çözümler üretmek içininovasyona istekli bilim insanları ve
mühendisleri bünyesinde barındırıyor. Her yıl milyarlarca dolar ayrılan AR-GE çalışmalarıyla ortaya konan
çözümler bugün bir çok ülkede suyu ayrıştırıp içilebilir
ve kullanılabilir hale getiriyor.
Kataliz ve Kimyasal İşleme: Dow’ınsu çözümleri arasında yer alan yenilikçi polimerik katalizörler, kimyasal
işlemeyi daha enerji verimli hale getirmeye yardımcı
oluyor.
Endüstriyel Su: Ayrıştırma teknolojileri; elektronik, yarı
iletken ve başka endüstrilerde üretim süreçleri için vazgeçilmez önemde olan ultra saf su üretiyor.
Yiyecek ve İçecek: Raf ömrünü uzatmaktan sodyum
içeriğini azaltmaya kadar Dow Su ve Proses Çözümleri,
daha güvenli, daha besleyici ve daha iyi tat veren gıda
ürünlerinin üretilmesini kolaylaştırıyor.
Farmasötik: Dow yenilikleri, Kolesterol düşürücü haplardan nikotin sakızlarına ve ilaç biyoişlemine kadar
şirketlerin tüm dünyada sağlık bakımını geliştirmelerine
yardım eden iyon değiştirici reçine çözümleri sunuyor.
Enerji Üretimi: Ters Ozmos ve İyon Değiştirici Reçineler,
dünyanın lider enerji şirketlerine enerji üretimi maliyetlerini ve çevresel ayak izini düşürmeye destek oluyor.
Belediye Suyu ve Tuz Giderme: Dow Su ve Proses
Çözümleri’nin Ters Ozmos ve Ultra Filtrasyon teknolojileri, tüm dünyada tuz giderme ve diğer su işleme proseslerinin verimliliğini yükselterek, toplumların daha
büyük miktarlarda daha hesaplı kullanılabilir su elde
etmelerini sağlıyor.
Madencilik ve Hidrometalürji: İyon Değiştirici
Reçineler, membranlar ve proses teknolojileri, madencilik ve metalürji alanında suyun yeniden kullanılmasını
kolaylaştırarak şirketlerin doğal kaynakları korumalarını
sağlıyor.
Konutlar ve Ticari Binalar: Ters Ozmos ve İyon
Değiştirici Reçineler, ev, restoran, otel, araba yıkama
tesisi, çamaşırhane ve diğer ticari uygulamalarda şehir
suyunu saflaştırmaya yönelik hesaplı ve çok yönlü
çözümlere olan talebi karşılamaya yardım ediyor.
Atık Su ve Yeniden Kullanım: Dow Su ve Proses
Çözümleri ayrıştırma teknolojileri, global su kıtlığına yanıt vermeye yardım ederek toplumların ve
endüstrilerin,geri dönüştürme prosesleriyle atık suyu
değerli bir kaynak haline getirmelerini sağlıyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
MITSUBISHI ELECTRIC’TEN
KLİMA KONTROLÜNÜ MOBİLLEŞTİREN TEKNOLOJİ
uygulaması ile birden fazla klimaya ulaşmak ve hepsini
ayrı ayrı yönetmek mümkün. Böylece evdeyken bile her
klimanın kendi kumandasını kullanmak yerine tüm klimalar için tek bir kumanda olarak MELCloud yeterli oluyor.
MELCloud, evde olmadığınız zamanlarda bile, kumanda
kullanımında zorluk yaşayabilecek ev halkı için klimaları
kolaylıkla yönetmenize imkan tanıyor.
■ Mitsubishi Electric’in MELCloud teknolojisi ile
nerede olursanız olun klimanıza erişebilir, mekanı
istediğiniz sıcaklık seviyesine getirebilirsiniz
Öncü teknolojileriyle dikkat çeken 94 yıllık dünya devi
Mitsubishi Electric, klima kontrol özgürlüğü sunan yeni
MELCloud teknolojisiyle hayatı kolaylaştırıyor ve ortamları daha konforlu hale getiriyor. Evdeki klimanın uzaktan bir bilgisayar, tablet veya akıllı telefon kullanılarak
internet üzerinden kontrolüne yönelik yeni bulut tabanlı
çözüm MELCloud, kablosuz internet bağlantısı olan her
yerde Mitsubishi Electric Klima Sistemleri’nin* mobil
olarak kontrol edilmesine ve izlenmesine olanak sağlıyor. MELCloud ile klimayı açmak, kapatmak, çalışma
modunu, fan devrini değiştirmek, kanatçıkları ayarlamak,
odanın sıcaklığını görmek ve sıcaklık ayarını değiştirmek
gibi işlemler hızlı ve pratik bir şekilde yapılabiliyor.
“Klimayı kapattım mı?” devri kapanıyor
Mitsubishi Electric’in MELCloud teknolojisi ile klimanın
çalışma durumunu mobil olarak kontrol etmek mümkün
olduğu için evden çıktıktan sonra akıllara takılan “Klimayı
kapattım mı?” sorusu tarihe karışıyor. Eve gelmeden
önce ise Mitsubishi Electric Klima’nın istenilen set (ayar)
sıcaklığında çalışması sağlanarak konforlu bir ortam
oluşturulabiliyor.
MELCloud ile birden fazla klima tek kumandada
Mitsubishi Electric teknolojisiyle üretilen MELCloud
80
Raporlama fonksiyonu ile klima kullanımınızı inceleyin, enerji tasarrufunu artırın
Klimaların geçmişe dönük oda ve ayar sıcaklığındaki
değişimler, çalışma modu oranları, enerji tüketimi dağılım oranları gibi verilerine ulaşılmasına olanak tanıyan
MELCloud, bu sayede klimayı nasıl kullandığınızı görmenizi sağlıyor. Set (ayar) sıcaklığı, ortam sıcaklığı
ve dış hava sıcaklığı ile ilgili geçmiş dönem raporları
karşılaştırılıp klima kullanımını doğru yönetmek ve enerji
tasarrufunu artırmak için gereken ipuçlarını görmek
mümkün oluyor.
Hava durumu bilgileri, programlanabilir zaman ayarı,
tatil modu gibi ek fonksiyonlarla artan konfor…
Mitsubishi Electric Klimalar hava durumu bilgileri, donma
koruması, 7 günlük çoklu-programlanabilir zaman ayarı
ve tatil modu gibi geleceğe yönelik planlanmış birçok
özelliği içeren ek fonksiyona sahip MELCloud ile önceden
programlanabiliyor. Böylece örneğin zorlu hava koşullarına karşı hazırlıklı olunuyor.
MELCloud’a ulaşmak en az kullanmak kadar kolay
Mitsubishi Electric Klima Sistemleri’nin bilgisayar, tablet
ve akıllı telefonlarla uyumlu MELCloud uygulaması ücretsiz olarak mobil cihazlara indirilebiliyor. Uygulamayı kullanmaya başlamak için kontrol edilmesi istenilen klima
sistemini seçip bu sisteme bir Wi-Fi arayüzü adapte
etmek yeterli. İnternet tarayıcılarının en son sürümleri ile
çalışabilen uygulama, melcloud.com web sitesi üzerinden de kullanılabiliyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Bosch, Fren Sistemleri Yeni Fabrikası’nı
Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde açtı
Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde (BOSB) kurulan yeni
fabrikanın resmi açılışına Bakan Işık’ın yanı sıra Bursa Valisi
Münir Karaloğlu, Bosch Türkiye ve Orta Doğu Başkanı
Steven Young, Bosch Fren Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı Frieder Megerle ve Fabrika Müdürü
Metin Kartal da katıldı. Yeni fabrikasıyla Fren Sistemleri
üretim kapasitesini %61 oranında artıran Bosch, Türkiye’de
faaliyet gösteren otomotiv üreticilerinin servo frenlerini
üretimine devam edecek. Geçtiğimiz yıl Türkiye’deki yaklaşık 1 milyon araç üretimine karşılık fren ihtiyacının yüzde
70’ini karşılayan Bosch Fren Sistemleri’nin yeni fabrikası bu
ihtiyacın iki katını karşılayabilecek kapasiteye sahip oldu.
Steven Young; “Türk otomotiv endüstrisi 2023 vizyonuna
göre belirlenen hedeflere ulaşması durumunda yeni fabrika
bu ihtiyacı da karşılayacak.” dedi.
■ Yaklaşık 40 yıldır Bursa’dan dünyaya fren sistemleri
üreten Bosch’un üretim hattı yenilenen ve kapasitesi artırılan Fren Sistemleri Fabrikası 27 Mart Cuma günü Bilim,
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın katılımıyla Bursa
Organize Sanayi Bölgesi’nde (BOSB) açıldı.
Bosch Grubu’nun, 2010 yılından bu yana Bursa’ya 500
milyon Euro’nun üzerinde doğrudan yatırım yaptığını
vurgulayan Bosch Türkiye ve Orta Doğu Başkanı Steven
Young, “Yeni üretim hattı, Bosch’un Türkiye’ye duyduğu
güveni temsil eden prestijli yatırımlarından biridir” dedi.
Bosch Fren Sistemleri, yenilenen üretim tesisiyle 1,3 milyon araçlık servo fren kapasitesini 2,2 milyon’a çıkarırken,
otomotiv sektörünün heyecanla beklediği ileri teknoloji
ürünü Tie-Rod 4 Servo Fren tipi üretimini de ilk kez burada gerçekleştirecek.
Dünyanın önde gelen teknoloji ve hizmet sağlayıcısı
Bosch, 1975 yılından bu yana Bursa’da faaliyet gösteren
Bosch Fren Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yenilenen
ve üretim kapasitesi artırılan fabrikasının resmi açılışı
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın katılımıyla
gerçekleşti.
82
Young: “Bursa’ya 500 milyon Euro’nun üzerinde yatırım yaptık”
Bursa’daki ilk yatırımlarının 1972 yılında gerçekleştiğini
ifade eden Bosch Türkiye ve Orta Doğu Başkanı Steven
Young, şöyle konuştu;
“Son teknoloji bir üretim hattı ile geliştirilen yeni Bosch
Fren Fabrikamız, Bosch’un Türkiye’ye duyduğu güveni
temsil eden prestijli yatırımlarından biri. Bosch Grubu
olarak Türkiye’deki ilk fabrikamızın hizmete girmesinden
bu yana geçen 43 yılda 2 milyar Euro’nun üzerinde yatırım
gerçekleştirdik. 2010 yılından bu yana Bursa’ya 500 milyon
Euro’nun üzerinde doğrudan yatırım yaptık. Bosch Türkiye
olarak, bugün Türkiye ihracatının %1’inde pay sahibi olduk
ve bundan gurur duyuyoruz. Bosch’un buradaki çalışmaları Bursa’nın adını tüm dünyada duyurdu. Aynı zamanda
Bosch’un genlerinde olan Ar-Ge faaliyetlerimizi Türkiye’de
3 ayrı merkezimizde, 390 çalışanımızla sürdürüyor, dünyaya Türkiye’den Ar-Ge ihracatı yapıyoruz. Bosch global
tarafından bu başarılarımızın karşılığında Ocak 2015
itibarıyla İstanbul’daki merkezimizden, Ortadoğu’daki 16
ülkeyi yönetme sorumluluğunu aldık. Türkiye’ye olan
ENDÜSTRİ OTOMASYON
inancımızla, üzerimize düşen bu görevi de memnuniyetle
yerine getireceğiz.”
Megerle: “Tie-Rod 4 Servo Fren tipini tüm dünyada ilk
kez Bursa’da üreteceğiz”
Yeni fabrikayı 38 hafta gibi kısa bir sürede tamamlayarak
yüksek teknoloji bir üretim hattı kurduklarını belirten Bosch
Fren Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu
Başkanı Frieder Megerle şöyle konuştu;
“Otomotiv sektörünün heyecanla beklediği ileri teknoloji
ürünü Tie-Rod 4 Servo Fren tipi üretimine 2016 yılında ilk
kez Bursa’da başlayacağız. Fabrikada mevcut üretim hattına
ek olarak üretilecek yeni ürünümüz, ani frenlemede daha
hızlı reaksiyon vererek güvenli durdurmayı sağlıyor.”
Bosch Fren Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Fabrika
Müdürü Metin Kartal, 19.300 metrekarelik alana kurulan
yeni fabrika ile yeni ülkeleri de ihracat ağlarına katmayı istedikleri belirtti. Kartal konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Üretimimizin yaklaşık %40’ını Rusya, Hindistan, İtalya,
İspanya gibi ülkelere ihraç ediyoruz. Yeni fabrikamızla yeni
ülkelere de ihracat gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca
Fabrikamız, şu anda Türkiye’de yerli servo fren üretimini
yapan tek fabrika konumundadır. Fabrikamıza verilen ödüller de başarımızı göstermektedir. 2004 yılında Ford “Q1”,
2011 yılında Toyota “Superior Supplier Award”, 2013 yılında Fiat Tofaş “Üstün Lojistik ve Kalite Performans Ödülü” ve
yine 2013 yılında Ford Otosan “Altın Yıldız Yılın Tedarikçisi”
ödüllerine layık görüldük. Bize duyulan güveni yeni fabrikamızla da devam ettireceğiz .”
COGNEX WIN 2015’te Yerini Aldı!
■ 19-22 Mart 2015 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre
Merkezinde gerçekleşen WIN Automation Fuarında Cognex,
en gelişmiş 3D görüntü işleme ve barkod okuyucu ürünlerini tanıttı. 21 ülkeden 1581 firmanın katıldığı fuarda cognex
standı gelen iş adamları, bayii ve müşteriler tarafından
büyük ilgi topladı.
Dünyanın her yerindeki şirketler, kaliteyi optimize etmek,
maliyetleri düşürmek ve izlenebilirliği arttırmak için Cognex
görüntü işleme ve tanımlama sistemlerine güvenmektedirler. Tamamen yenilikçi teknoloji ile ilerleyen görüntü işleme
uzmanı, yeni algoritma Powergrid teknolojisi ve 3D Lazerli
kamera sistemlerini tanıttı.
Geleneksel algoritmalar L pattern ve Clocking patternden
koda başlarken, Powergrid teknolojisi buna ihtiyaç duymaz
ve yalnızca kodun içerisindeki datanın bir şekilde okunabilmesi yeterlidir. 2D data matrisi ve DPM kodları okumadaki
benzersiz teknolojisi ve data tabanlı konum algoritmasını
sunar. Büyük ilgi gören bir diğer ürünü 3D lazerli profil
sensörü ise ürünlerin üç boyutlu denetlenebilmesine imkan
tanıyarak ürün kalitesini optimize eder. Klasik 2D görüntü
işleme sistemlerinin aksine, profil sensörleri, her çeşit
yüzeyle ilgili 3D özelliklerin topografik sunumunu sağlar.
77.224 ziyaretçi sayısına ulaşan fuarda birçok firma hem
yeni ürün sergileme hem de yeni iş ilişkileri kurma fırsatı
yakaladı. Fuar boyunca yoğun bir ilgi gören Cognex hakkında ayrıntılı bilgi ve ürün özellikleri için www.cognex.com
sitesini ziyaret edebilirsiniz.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
83
Haberler
TÜRK LİSE ÖĞRENCİSİ ABD UZAY VE
ROKET MERKEZİ’NDE EĞİTİME KATILDI
■ İstanbul Kartal Fatin Rüştü Zorlu Anadolu Lisesi
Öğrencisi Olan Metin Özyıldırım Bu Saygın Kursa
Katılan İlk Türk Öğrenci Oldu
İstanbul, 19 Mart 2015 – Honeywell (NYSE: HON) tarafından düzenlenen, 39 farklı ülkeden ve ABD’deki 26
eyalet ve bölgeden toplam 306 öğrencinin 2015 yılında katıldığı Honeywell Leadership Challenge Academy
(HLCA) programında bu yıl bir ilk yaşandı ve İstanbul
Kartal Fatin Rüştü Zorlu Anadolu Lisesi öğrencisi olan
Metin Özyıldırım da bu eşsiz programa katıldı. Liderlik
programı, 21 Şubat - 6 Mart 2015 tarihleri arasında iki
hafta boyuncu aralıksız olarak Alabama, Huntsville’deki
ABD Uzay ve Roket Merkezi’nde yürütüldü.
Program sırasında 16- 18 yaşları arasındaki öğrencilere,
temel liderlik becerilerini pekiştirecek ve profesyonel
deneyimlerini bizzat paylaşacak olan bilim insanları,
mühendisler ve eski astronotlarla tanıştırıldı. Öğrenciler
kendi roketlerini tasarlamak, yapmak ve test etmek;
simülasyonlu astronot eğitimine, mekik görevlerine ve
ay yürüyüşüne katılmak gibi zorlu görevler için ekipler
oluşturdu.
84
“Benim İçin Olağanüstü Bir Fırsat”
Bu saygın kursa katılan ilk Türk öğrenci olan Metin
Özyıldırım, “HLCA programının eğitim geleceğimi değiştireceğine inanıyorum. Hiç kuşkusuz bu benim için olağanüstü bir fırsat” dedi. Özyıldırım, her zaman bir NASA
programına katılmayı hayal ettiğini; HLCA programına
katılmanın ve bu heyecanı dünyanın dört bir yanından
gelen diğer öğrencilerle paylaşmanın farklı potansiyel
kariyer olanaklarını anlamasına yardımcı olduğunu belirtti.
“Hedefimiz, geleceğin zorlu görevlerinin üstesinden gelebilecek liderler, mühendisler ve bilim insanlarından oluşan
yeni bir nesil yetiştirmeye devam etmektir” diyen Honeywell
Türkiye ve Orta Asya Başkanı Orhan Geniş ise sözlerini
şöyle tamamladı: “HLCA programı bu müstesna öğrencilerin anlamlı, bilim ve matematiğe dayalı zorlu görevlerde yer
almalarını sağlayacak ve onlar için gelecek vaat eden STEM
kariyerleri dünyasının kapılarını aralayacaktır.”
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
AMD LIquId VR ile Sanal Gerçekliğe Adım Atıyor
■ AMD’nin yeni teknoloji platformu, sanal gerçeklik
ortamlarındaki duyarlılık ve tamamen soyutlanma hissiyatını yaratmak üzere tasarlandı.
İstanbul – 10 Mart 2015 – Dünyanın lider çip üreticilerinden AMD, San Francisco’da gerçekleştirilen Game
Developer Conference’ta, sahip olduğu teknolojiler ve
kurduğu işbirlikleri ile geliştirici ve kullanıcılara en iyi sanal
gerçeklik deneyimini sunmak için oluşturduğu girişimi
duyurdu. AMD’nin yeni girişimi LiquidVR, AMD donanımları için benzersiz sanal gerçeklik içeriği ve sanal gerçeklik
uygulamalarının konforunu sağlamaya odaklanan yenilikçi
teknolojilerden oluşuyor. LiquidVR, bunu performansı ve
sanal gerçeklik başlıklarının tak ve oynat uyumluluğunu
kolaylaştırarak sağlıyor. Yeni LiquidVR yazılım geliştirme
kiti, içerik, konfor ve uyumluluk konularındaki birçok engelin kaldırılmasına yönelik teknolojileri hayata geçiriyor. Bu
sayede, bütün sanal gerçeklik oyunları, uygulamaları ve
deneyimlerinde daha gerçekçi, hayata yakın bir varoluş
yaratılmasına olanak sağlanıyor.
Sanal gerçeklikte ‘varoluş’ konsepti, kullanıcıyı çevreleyen
bir şekilde simüle edilmiş, soyut dünyada fiziksel olarak
var olma algısı olarak tabir edilir. Sanal gerçeklikte var oluş
sağlamanın önündeki en büyük engel, hareketten fotona
gecikme süresi olarak gösterilebilir. Bu gecikme süresi ise
kullanıcının kafasını hareket ettirdikten sonra gözüyle yeni
pozisyonunu yansıtan güncel bir görseli görmesi arasındaki süredir. Hareketten fotona gecikme süresini minimize
etmek, sanal gerçeklik uygulamalarının en önemli iki faktörü sayılan var oluş ve konfor için büyük önem teşkil ediyor.
Gecikme süresini düşürmek, GPU’dan uygulamalara ve
başlıktaki görüntü teknolojisine kadar bütün işlem düzenini
kapsayan bir süreçtir. AMD GPU yazılım ve donanım alt sistemleri, gecikme süresi denklemini iyileştirme süreçlerinin
çok büyük bir parçası durumundadır. LiquidVR ile AMD,
AMD donanımları tarafından desteklenen sanal gerçeklik
ortamlarında gerçek hayata benzer bir var oluş oluşturabilmeleri için geliştiricilere ve içerik üreticilerine yumuşak
akıcı hareket ve duyarlılık konusunda yardım ediyor.
Konuyla ilgili, Oculus CEO’su Brendan Iribe, “Başarılı
bir sanal gerçeklik için en önemli kriterlerden biri sanal
dünyada etkin bir var oluş sağlamaktır” diyor ve ekliyor:
“Gecikme denklemi noktasında AMD ile çalışıyor olmaktan,
eş zamansız zaman sıçraması ve geç kilitleme gibi yeni
özellikler geliştirmekten ve Oculus kullanıcılarına AMD
donanımında mükemmel deneyim sunacak gelişmelere
imza atmaktan heyecan duyuyoruz.”
Konu ile ilgili konuşan AMD Görsel Programlama Kurumsal
Başkan Yardımcısı Raja Koduri: “LiquidVR ile sanal gerçeklik uygulamalarında en önemli gördüğümüz odak noktalarımız olan içerik, konfor ve uyumluluk konularında büyük
bir gelişme sağladık. Sanal gerçeklik dünyasının en zorlu
görevlerine çözüm bulmak üzere ekosistemle işbirliği yaptığımız yeni yazılım kitimiz sayesinde, sanal gerçeklik içerik
geliştiricilerine farklı deneyimleri hayata geçirmeleri için
destek sağlıyoruz. AMD olarak sanal gerçeklik ekosistemi
ile yakın işbirliği içinde bulunmaya devam edip, sanal dünyanın gerçek dünya kadar kusursuz olması hedefiyle yeni
LiquidVR teknolojileri geliştireceğiz” dedi.
LiquidVR SDK V1.0’ın dikkat çekici özellikleri:
• Daha akıcı kafa hareket takibi için zaman uyumsuz gölgelendirme – Bir resim karesi işlendikten sonra kullanıcının
kafa pozisyonuna göre güncellenmiş bilgiyi kullanarak
sanal gerçeklik başlığına göndermeden önce yeni bakış
açısına göre şekillenen resmi yamultan donanım hızlandırılmış zaman sıçraması teknolojisi sayesinde kullanıcının
kafa hareketleri ve ekrandaki görüntü arasındaki gecikme
süresi kısaltılıyor.
• Ölçeklenebilir işleyici için çoklu GPU benzeşmesi - Sanal
gerçeklik uygulamalarındaki resim kare hızını iyileştirmek
için çoklu GPU kullanımına olanak sağlayan bu teknoloji
sayesinde, grafik işlemci üniteleri uygulama tarafından
belirli görevlere atanabiliyor. Her bir GPU, tek bir gözün
bakış açısını işleyip çıkan sonuçları 3 boyutlu stereo bir
görselde birleştirebiliyor. Bu teknoloji ile çoklu GPU yapılandırmaları, yüksek performanslı sanal gerçeklik işlemesi
için daha yumuşak bir deneyim sunmak üzere yüksek resim
kare hızı sağlamak adına çok uygun bir hale geliyor.
• Yumuşak bir kafa hareket takibi için en güncel veri
mandalı – Verileri gerçek zamana yakın bir süre içerisinde
ilişkilendirerek, kafa hareketleri takibi verilerinin başlıktaki
ekrandan GPU’ya olabildiğince hızlı aktarılmasına yarayan
bu teknoloji, herhangi bir API ek yükünü elimine ederek
gecikmenin önüne geçiyor.
• Sanal gerçeklik başlıkları için “Direkt Görüntüle” – AMD
Radeon ekran kartları ile kesintisiz tam bir sanal gerçeklik
deneyimi için ön yükleme ekranın bağlı sanal gerçeklik
başlığına yansıtılmasını ve Windows tarafından sunulan
genişletilmiş ekran özelliklerin başlıklar ile kullanılmasını
sağlıyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
85
Haberler
OSH MÜHENDİSLİK WIN OTOMASYON FUARINA KATILDI
■ 21 yıldır aralıksız düzenlenen, İstanbul TÜYAP fuar
ve kongre merkezin ev sahipliğinde gerçekleştirilmiş
olan Wın Otomasyon fuarında sektör profesyonelleri
bir araya geldi.
19-22 Mart tarihleri arasında yapılan fuara Endüstriyel
Otomasyon sektöründe faaliyet gösteren OSH Mühendislik
20 yıllık tecrübesiyle son teknoloji ile üretilen ürünlerini
fuarda sergiledi.
Fuarda 130 m² lik stand alanlarında sergiledikleri ürünleri ile ziyaretçiler tarafından beğeni ile incelenmiş ve
üretimde gösterdikleri başarılar ile taktir kazanmıştır.
OSH Mühendislikten yapılan açıklamaya göre fuarın çok
ciddi katılımcı sayısı ile standlarının ilgi gördüğünü ve
çok faydalı ikili görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirttiler. Üretimini yaptığı dünyaca ünlü İLX ve Fenac marka
ürünlerini fuar katılımcılarına sundular.Fenac bünyesinde uzmanlık alanı olarak encoder üretimi ön planda olup;Milli Artımlı Encoderler, Yarım Delikli Artımlı
Encoderler,Tam Delik Artımlı Encoderler,Tako Flanş
Artımlı Encoderler,Programlanabilir Encoderler, Mutlak
Encoderler,Manyetik Linear Encoderler,ipli Encoderle ve
FieldBus haberleşmeli Encoderlerin sunumunu fuarda yaptıklarını belirttiler.Ayrıca Fenac Marka encoder ile ilgili başta
Savunma Sanayi olmak üzere bir çok özel üretim uygulama
ile ilgili görüş birliğine varıldığını söylediler. Özellikle ilk ve
tek yerli UVW,Sincos,SSI-2048 ve BİSS-2048 ürünlerini
yerli Otomasyon endüstrisine sunan tek firma olan OSH
86
Mühendislik konu ile ilgili fuar katılımcılarını bilgilendirdiler.Ayrıca İLX marka ikaz lambaları tasarlayan OSH
mühendislik Modüler ışıklı Kolonlar,ikaz lambaları,Işıklı
Kolonlar,İkaz Lambaları,Işıklı Kornalar,Buzzeler gibi geniş
ürün yelpazesinin yanı sıra Uçak ikaz lambalarının da
fuarda tanıtımını gerçekleştirdiler.İLX ile ilgili de yurtdışından önemli firmalar ile görüşülmüş ve yeni distribütörlük
anlaşmaları ile ilgili de ilk önemli adımlar atılmıştır.
Fenac ve İlx markalarının dışında Türkiye temsilciliğini yaptıkları ürünlerden di-soric Firmasının Export Genel Müdürü
Sayın Kerem Çalışkan fuar boyunca kendilerini yalnız bırakmadıklarını ve özel uygulama, kamera uygulama,kamera
aydınlatma ürünleri hakkında değerli bilgilerini ziyaretçiler
ile paylaştığını belirttiler.Ayrıca yine distribütörlüğünü
yaptığı Kinco markasının yeni ürünlerini standlarında tanıttıklarını ve yeni seri Touch Panel, su sızdırmaz Panel ve
hızı arttıran PLC serilerini de sergilediklerini de belirttiler.
Standlarında en çok ilgi gören bölümler arasında olan
SIKO markasının demoları ile ilgide çok faydalı görüşmeler
yapıldığını, özellikle AG05 serisi kompakt ürün ile ilgili de
tanıtım yapılarak ön siparişler aldıklarını da belirdiler.
OSH Mühendislik fuar boyunca emeklerinin karşılığını
aldıklarını ve Fuar sonrası yapılan toplantılarında da görüşmelerinin çok doğru firmalar ile yapıldığının netleştiğini
belirtmişleridir.Standlarını ziyaret eden yurtdışı ve yurtiçi
müşteri ve ziyaretçilerine,tüm iş ortaklarına ve emeği
geçen tüm personellerine teşekkürlerini bildirdi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Türkiye’nin ilk yerli Trambüs’leri
yolcu taşımaya başlıyor
■ Bozankaya’nın üretimi olan Türkiye’nin ilk yerli
Trambüs araçları, yolcu taşımaya başlıyor. Türkiye’de
ilk olarak Malatya Büyükşehir Belediyesi’ne teslim
edilen yerli Trambüsler, altyapı, üretim ve test sürüşleri sonrasında ulaşım seferleri için kontağı çeviriyor.
Üzerlerindeki katener sistemiyle elektrik tellerine bağlanan,
aynı zamanda dizel motorla da kullanılabilen trambüsler,
80 kilometre hız yapabiliyor. Her biri 270 kişi kapasiteli 10
trambüs, 8 aylık test sürüşleri sonrasında yolcu taşımaya
başlıyor.
Raylı sistemler ve toplu taşıma araçlarına yaptığı yatırımlarla ön plana çıkan Bozankaya’nın üretimi olan Trambüsler,
cer enerjisini çift telli katenerden alıyor. Lastik tekerlekli
bu araçlar, şehir trafiği ile entegre ilerliyor ve herhangi bir
ray sistemine ihtiyaç duyulmadığı için yatırım maliyetinde
avantaj sağlıyor. Böylece Trambüs, hem raylı sistemler
olmayan şehirler için iyi bir alternatif oluyor, hem de raylı
sistemlere entegre çalışabiliyor. İlk yolcularını taşımaya
başlayan trambüslerin resmi açılışı ise ilerleyen günlerde
gerçekleştirilecek.
Trambüs sistemini takip eden belediyeler bulunduğunun
altını çizen Bozankaya Genel Müdürü Aytunç Günay ise yurt
dışından heyetlerin de gelip incelemelerde bulunduğunu
belirtiyor. Günay, ilk yerli trambüs hakkında bilgi vererek:
“Teknik olarak tramvay sistemleri ile benzerlikleri olmasına
rağmen ilk yatırım maliyetleri çok daha düşük olan trambüs
sistemleri, toplam ağırlığı 40 tona yaklaşan konvansiyonel
araçlara göre enerji tasarrufunda yaklaşık yüzde 75’e varan
avantaj sağlıyor. Otomotiv sektörünün geleceğinin elektrikli
motorlarda olacağı öngörüsüyle hareket ederek, Türkiye’ye
elektrikle çalışan böylesine önemli bir aracı yerli üretim
ile kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Trambüslerimiz
hem ulusal hem de uluslararası platformda yerel yönetimler tarafından büyük ilgi görüyor. Yunanistan, Brezilya,
Avusturya ve Almanya’dan teknik heyetlerin Türkiye’ye
gelip yerinde izledikleri araçlarımızın ihracatına da yakın bir
zamanda başlayacağız” dedi.
İLK ve ÖRNEK proje
Bozankaya üretimi olan trambüslerin, Türkiye genelinde ilk
ve örnek proje olarak Malatya’da hayata geçtiğini kaydeden
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır seferler
öncesinde yaptığı açıklamada; “Toplu taşıma araçları şehirlerin gelişmişliğini gösteren en önemli parametrelerden bir
tanesidir. Biz de Malatyamız’da toplu taşımanın kalitesini
artırmak, standartlarını yükseltmek için çalışmalar gerçekleştirdik. Yaptığımız incelemeler neticesinde pek çok
avantaj sağladığı için trambüste karar kıldık. Dizel yakıtlı
araçlara göre yüzde 70’leri bulan bir enerji tasarrufu söz
konusu. Trambüslerin hem ilk yatırım ve işletme maliyetleri düşük, hem de yolcu sayısı daha fazla. Aynı zamanda
bu araçlar, tam bir çevre yatırımı. Dolayısıyla trambüsler,
toplu taşımadaki kaliteyi yükseltirken daha çok yolcu taşımamızı da sağlayarak tüm beklentilerimizi karşılıyor,” dedi.
Türkiye’de örnek bir proje gerçekleştirdiklerini dile getiren
Çakır, “Birçok belediyenin bu araçları değerlendirmesi
gerekiyor,” dedi.
Raylı sistemler ve toplu taşıma araçları tasarlayan yerli
üretici Bozankaya tarafından geliştirilen bu yeni nesil araçlar, Türkiye’nin ilk yerli trambüsleri olma özelliğini taşıyor.
88
Enerji tasarrufu
Trambüs aracının kullandığı teknoloji olan elektrikli tahrik
sistemi, enerji ve çevreci çözüm planı ile farklılık yaratıyor.
Toplam ağırlığı 40 tona yaklaşan konvansiyonel araçlara
göre enerji tasarrufunda ortalama yüzde 75’e varan avantaj
sağlanıyor.
Sistem, raylı sisteme dönüştürülebilecek
Trambüs altyapısının raylı sisteme dönüştürülebileceğini
de belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, “Bu
sistem istediğiniz an raylı sisteme dönüşebiliyor. Şu anki
trafo ve katener direkleri dahil olmak üzere bütün sistemler, hafif raylı sisteme uygun sistemlerdir. Sadece rayların
döşenmesi ile hafif raylı sisteme dönüştürebilir,” şeklinde
sözlerini tamamladı.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
CDT BİLGİ TEKNOLOJİLERİ’NDEN ÇAN MESLEK YÜKSEKOKULU
ELEKTRONİK VE OTOMASYON BÖLÜMÜ’NE DESTEK…
■ Elektronik tasarım otomasyonu alanında firmalara
tasarım, kablolama, PCB üretimi, güvenilirlik mühendisliği gibi geniş bir yelpazede toplam çözüm ve danışmanlık hizmetleri sunan CDT Bilgi Teknolojileri eğitim
alanlarına gösterdiği ilgiyle adından söz ettiriyor.
CDT Bilgi Teknolojileri, ÇAN MYO Elektronik ve Otomasyon
Bölümü öğrencilerine Bilgisayar Destekli Devre Tasarımı
dersinde gösterilmesi amacıyla dünya çapında yaygın
olarak kullanılan PADS Programı için lisans ve eğitim desteği sağladı. Menthor Graphics’in dünya lideri desktop PCB
tasarım programı olan PADS farklı ürünleriyle son derece
verimli, ölçeklenebilir ve kolay kullanımlı bir ortamda baskılı
devre kartı (PCB) geliştirmeye olanak sağlıyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bünyesinde eğitim
vermek üzere 1994-1995 eğitim ve öğretim yılında kurulan
Çan MYO Öğretim Görevlisi Bilal Karaaslan; CDT Bilgi
Teknolojileri ile gerçekleştirdikleri bu çalışmanın önemine
ve öğrencilere yararlarına değinerek okullarında sağladıkları imkanlarla, sürekli değişen ve yenilenen küresel
koşullara ve teknolojiye uyum sağlayabilecek, çağın gereksinimlerini algılayan, yenilikçi ve vizyon sahibi öğrenciler
yetiştirmenin en önemli hedefleri olduğunu belirtti.
Menthor Graphics Türkiye temsilcisi CDT Genel Müdürü
Alpay Göğüş de; üniversitenin yenilikçi anlayışını önemseyerek kendilerine PADS programı kullanım olanağı sağlamış
olmaktan duydukları memnuniyeti belirterek sözlerine aşağıdaki gibi devam etti;
“Çalışma alanımızla ilgili daha verimli ve bilinçli öğrenciler yetişmesine öncülük sağlayabiliyor olmak bizim için
fazlasıyla önemli. Öğrencilerin çalışma hayatlarına başladıklarında karşılaşacakları farklı teknolojik gelişmeleri
okul döneminde tecrübe edebilmeleri onlar için ne kadar
önemliyse şirketler için de bilinçli çalışanlar kazanmak
adına o kadar önemli. İmkânlarımız çerçevesinde her
zaman eğitim kurumlarımıza bu anlamda destek sağlayarak, gelişen teknolojileri yakından takip eden ve uyum
sağlayan öğrenciler yetişmesi konusunda desteklerimizi
sürdüreceğiz.”
ENDÜSTRİ OTOMASYON
89
Haberler
Türkiye geleceğe Ar-Ge, Tasarım ve İnovasyon’la koşuyor
■ 19-20 Mart 2015 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilen ‘Türkiye İnovasyon Haftası 2015’ ikinci gününde de inovasyon meraklılarını ağırlamaya devam etti.
İkinci gün; Ekonomi Bakan Yardımcısı Adnan Yıldırım,
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi
ve İnovasyon Haftası İzmir’in partner ülkesi İsviçre’nin
İzmir Fahri Konsolosu Hasan Umur’un konuşmaları ile
başladı. Açılış konuşmalarından sonra yer alan marka ve
iş dünyası panellerine izleyenlerin yoğun ilgisi görüldü.
“Türkiye İnovasyon Haftası 2015 İzmir Buluşması’nda
ikinci gün; inovasyon, marka ve markalaşma, iş dünyasına yön verenler, mobil gelecek konu başlıklı paneller
ve kariyer etkinliği ile devam etti. Etkinliğin en önemli
workshoplarından biri olan ve bir gün önce başlayan
‘kent mobilyaları’ konulu tasarım yarışması da tüm
hızıyla devam etti ve ilginç tasarımlar üretildi. Etkinlikle
birlikte sona erecek yarışmada öne çıkan projeler değerlendirilerek uygulama çalışmalarına geçilecek.
Ekonomi Bakan Yardımcısı Adnan Yıldırım yaptığı konuş-
90
mada; “Doğru işler doğru sonuçlar doğuruyor. Bakanlık
olarak bu tarz etkinliklere destek vermekten mutluluk
duyuyoruz. Katılım sayısı ve motivasyonun yüksekliği ne
kadar doğru bir iş yapıldığının göstergesi. Etkinliklerin
tüm paydaşlarına fayda sağlayacağına inanıyoruz. 2023
hedeflerimize de bu tarz çalışmalarla ulaşmamız mümkün” dedi.
İnovasyon konusundaki çalışmaları sadece maddi olarak
desteklemenin yeterli olmadığını da vurgulayan Adnan
Yıldırım “Ayrıca farkındalığı sağlamak da önemli. Yeni
destek paketimizle tasarım, inovasyon konularındaki
desteğimizi artırmak üzere çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. İzmir farklılaşma açısından önemli bir noktada yer
alıyor. En hızlı gelişen büyüyen ikinci kent İzmir oldu ve
bunun sürdürülebilirliğinin sağlanması gerekiyor” diyerek sözlerine son verdi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi
ikinci gün açılışında “inovasyon konusunda 5
Bakanlığımızla ortak çalışma yürüterek bir strateji bel-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
gesi oluşturuyoruz. İzmir’den start verdiğimiz çalışmalarımızla 2015 inovasyon yolculuğumuzu sürdürüyoruz”
diye konuştu.
Marka Danışmanı ve Öğretim Görevlisi Ali Gökçe Ertan’ın
panelist olarak katıldığı ‘Markalarımız ve Markalaşma’
paneli ile devam etti.
İnovasyon Haftası 2015 İzmir’in partner ülkesi olan
İsviçre’nin İzmir Fahri Konsolosu Hasan Umur ise yaptığı
konuşmada “Bu yıl İsviçre olarak İzmir’e partner ülke
olduk. Öncelikle bu konuda duyduğumuz memnuniyeti
dile getirmek isteriz. İsviçre bugün inovasyonu kendisine
bir yaşam şekli olarak benimsemiş bir ülke. İnovasyon
bir kereliğine icat yapmak değildir. İnovasyon ancak
sürekliliği sağlamakla mümkündür. Ar-Ge; siyasi istikrar,
eğitim, şirketlerin uluslararası ekonomik entegrasyonu,
uluslararası alanda işbirliği içinde gelişebilir. İsviçre bu
anlamda Türkiye’ye büyük önem vermektedir. İzmir ve
İsviçre arasında kurulacak hava köprüsü ilişkilerimizin
güçlenmesine katkı sağlayacaktır” dedi.
‘İş Dünyasına Yön Verenler’ günün en dikkat çeken
panelleri arasında yer aldı. Panele; İzmir Ticaret Odası
Başkanı Ekrem Demirtaş, Yaşar Holding Yönetimi Kurulu
Başkanı İdil Yiğitbaşı ve Zorlu Holding CEO’su Ömer
Yüngül konuşmacı olarak katıldı.
İzmir inovasyon etkinliklerinin ikinci günü Stephan
Lindegaard’ın ‘açık inovasyon’ konferansı ile başladı. Saffron Brand Consultants Türkiye ve Orta Asya
Direktörü Turgay Adıyaman’ın moderatörlüğünde
Keskinoğlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Pazarlama Grup
Başkanı Keskin Keskinoğlu, Ezcacıbaşı Yapı Ürünleri
Grubu İnovasyon Direktörü Boğaç Şimşir ve Stratejik
Kısa bir aranın ardından PayMyMe kurucusu Mehmet
Metin Okur’un moderatörlüğünde, TEB Alternatif Dağıtım
Kanalları Direktörü Devrim Deniz Cengiz, Vodafone
Türkiye İş Ortakları ve Girişimcilik Kıdemli Müdürü
Rüçhan Ziya, Microsoft Yazılım Geliştirme Teknolojileri
Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç, Turkcell Kurumsal
Çözümler Bölüm Yöneticisi Volkan Kadem’in katılımıyla
‘Mobil Gelecek’ paneli gerçekleştirildi.
Günün son etkinliği ise Sun Grubu Başkanı Sabri
Ünlütürk, Arçelik İnovasyon Direktörü Erkan Duysal,
TEB Alternatif Dağıtım Kanalları Direktörü Devrim Deniz
Cengiz, Microsoft Yazılım Geliştirme Teknolojileri Genel
Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç’ın katılımıyla düzenlenen
Kariyer etkinliği “Göster Kendini!” oldu.
IFS Türkiye’den Yeditepe Üniversitesi’nde ERP Eğitimi
öğrencilerine iş süreçlerinde ERP’nin rolü anlatıldı. IFS
Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Göksel Sanbay ve Proje
Yöneticisi M. Çetin Kızılboğa tarafından verilen eğitimde
ERP Proje Metodolojisine de değinildi.
IFS ERP Laboratuvar Çalışmaları Nisan’da başlıyor
■ Dünyanın lider kurumsal yazılım firmalarından IFS
Türkiye, ulusal ve uluslararası alanda öncü eğitim
kurumlarından olan Yeditepe Üniversitesi ile yaptığı
işbirliği çerçevesince ERP eğitimlerine başlıyor.
Tanıtım dersi geçtiğimiz haftalarda yapılan sunum ile başlayan eğitimlerde öğrencilerin profesyonel hayata daha hazır
başlamaları için ERP’nin iş hayatındaki etkileri ve proje
yönetimi ele alındı.
Yeditepe Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi Uluslararası
Lojistik Bölümü “Supply Chain Information Systems” dersi
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlilerinden Assoc. Prof.
Dr. Erkut Akkartal tarafından organize edilen eğitimlere
Nisan ayında uygulamalı laboratuvar çalışmaları ile devam
edilecek. Projeyle birlikte öğrenciler hem teorik olarak
ERP’yi öğrenirken aynı zamanda da ERP’deki iş süreçlerini ve ERP’nin tüm fonksiyonlarını IFS ERP programı ile
uygulamalı olarak öğrenme fırsatına sahip olacaklar. IFS
Türkiye uzman danışmanları tarafından verilecek eğitimler
bu dönem Nisan ayında başlarken önümüzdeki eğitim yılı
için dönem boyunca sürecek ERP eğitimleri planlanıyor.
Üniversite-Sanayi işbirliği kapsamında başlatılan proje
ile üniversite öğrencilerine profesyonel hayata başlamadan trend konularda bilgi ve deneyim sahibi olmaları
hedefleniyor. IFS Türkiye, Kayseri Erciyes Üniversitesi ile
de bu kapsamda ERP Eğitimi projesini Mart ayı başında
başlatmıştı.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
91
Haberler
SMS-TORK, 19- 22 Mart 2015 tarihleri arasında
düzenlenen WIN 2015 OTOMASYON Fuar ına katıldı
■ SMS-TORK, 19- 22 Mart 2015 tarihleri arasında düzenlenen WIN 2015 OTOMASYON Fuar ına katıldı.
Bu yıl 22 kez düzenlenen organizasyona, birçok ülkeden
katılım oldu. Fuarda birçok dünya devi firma bir araya geldi.
WIN World Of Industry; endüstriyel otomasyon, elektrik-elektronik, hidrolik-pnömatik ve iç lojistik konusunda
gerçekleşen Türkiye’nin ve Avrasya Bölgesi’nin imalat
endüstrisinin en önemli ve 1 numaralı fuarı niteliğindedir.
Dünya’nın dört bir yanından gelen ziyaretçilerimiz oldu.
TORK markasına duyulan güven bizi oldukça onurlandırdı.
Ayrıca, ihracat yaptığımız bir çok ülkeden de potansiyel
müşterilerimiz ile görüşme imkanı bulduk.
Schneider Electric 5. Çevreci Şehirler Yarışması için seçilen
en iyi 100 öğrenci ekibini açıkladı
yönelik uygulanabilir enerji yönetimi çözümleri tasarlıyor.
168 ülkeden 12.800’ün üzerinde başvuru geldi
Çevreci Şehirler Yarışması, 2014 yılında özellikle Afrika
ve Asya-Pasifik bölgesinin de katılımıyla dünya geneline
açık bir yarışma kimliği kazandı. Bu yılki yarışma için, 168
ülkeden 12.800’ün üzerinde mühendislik ve işletme, lisans,
yüksek lisans ve MBA öğrencisi kayıt yaptırdı.
■ Enerji yönetiminde global uzman Schneider Electric,
şehirlerde yenilikçi enerji çözümlerine odaklanan uluslararası öğrenci yarışması ‘Çevreci Şehirler’de yarı final aşamasına kalan 100 ekibi açıkladı.
Enerji yönetiminde küresel bir uzman olan Schneider
Electric’in, şehirlerde yenilikçi enerji çözümleri geliştirilmesini
desteklemek amacıyla üniversite öğrencileri arasında düzenlediği Çevreci Şehirler Yarışması’nın (Go Green in the City)
finali, önümüzdeki Haziran ayında Paris’te gerçekleşecek.
Bu yıl beşinci kez düzenlenen yarışmada yarı final aşamasına kalan 100 öğrenci ekibi açıklandı. Geçmiş yıllarda olduğu
gibi seçilen adaylar, Schneider Electric’ten bir danışmanın
da desteğiyle şehirlerde enerji yönetimine odaklanmış örnek
vaka çalışmaları sunuyor. En az biri kadın olmak üzere iki
kişiden oluşan ekipler, şehirler için hayati önem taşıyan
konut, üniversite, perakende, su ve hastane sektörlerine
92
Schneider Electric İnsan Kaynakları Direktörü Olivier Blum,
“Katılımcı sayısındaki artış, geleceğin yeni nesil mühendis
ve liderlerinin gezegenimizi önemsediğini gösteriyor. Bu
gençlerin, artan enerji talebinin, sosyal ilerleme ve çevresel
koruma ile dengelenmesi gerektiğinin tamamen farkında
olduklarını söyleyebilirim” dedi.
Yarı finale kalan en başarılı 100 ekibin, Schneider Electric’ten
atanmış bir danışman eşliğinde örnek vaka çalışmalarını
geliştirmek için 4 haftası bulunuyor. 17 Nisan’da Schneider
Electric çalışanlarından oluşan bir jüri tarafından en iyi 12
ekip seçilecek ve bu ekipler, Haziran ayında Paris’te gerçekleşecek finale davet edilecek.
Kazanan ekip, Schneider Electric’in VIP konuğu olarak
şirketin dünya çapındaki tesislerini gezecek, çalışanlar ve
üst düzey yöneticilerle tanışacak. Kazanan ekibe ayrıca
Schneider Electric’te çalışma fırsatı sunulacak.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
OTOMOTİVDE MARKA OLMANIN SIRRI
YENİ NESİL ARAÇLAR İÇİN TEKNOLOJİ ÜRETMEK
■ Türkiye’nin AR-GE ve inovasyona dayalı teknolojik
altyapısını güçlendirmeyi hedefleyen İTÜ ARI Teknokent
ile Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB) Türkiye’de otomotiv
teknolojilerinin gelişimi için güçlerini birleştirdi. Bu işbirliği
ile Türk otomotiv sektörünün fason üretici rolünden yeni ve
inovatif teknolojilerle pazara liderlik eden bir yapıya doğru
evrilmesi hedefleniyor.
Yeni nesil otomotiv teknolojileri İTÜ Çekirdek’ten çıkacak
İTÜ ARI Teknokent bünyesinde, 2012 yılında faaliyete geçen
ve bugüne kadar girişimcilere 5 milyon TL’yi aşan destekler
sağlayan girişimcilik destek programı İTÜ Çekirdek, ticarileştirilebilir tüm projelere ve sektörlere açık olmanın yanı
sıra büyük potansiyele sahip özel kategoriler açarak sektörlerin gelişimine de ön ayak oluyor. Bu kapsamda bu yılki
özel kategori, Türkiye’de otomotiv sektörünün sürdürülebilir rekabet avantajına sahip daha güçlü bir yapıya kavuşmasına yardımcı olmayı hedefleyen Otomotiv Teknolojileri
Kategorisi. Bu alandaki girişimciler OİB’in otomotiv sektöründeki deneyiminden,vizyonundan ve sanayideki geniş
ağından yararlanacak. İTÜ Çekirdek’te sağlanan imkanlar
ise, projelerin gelişmesi için uygun zemini hazırlayacak. OİB
ise projelerin sanayiye aktarımı konusunda köprü görevi
görecek.
Türkiye’de otomotiv alanının daha geniş bir perspektifte
değerlendirilmesi gerektiğini belirten İTÜ ARI Teknokent
Genel Müdürü Kenan Çolpan, OİB ile geliştirdikleri işbirliği hakkında şu değerlendirmelerde bulundu; “İTÜ ARI
Teknokent olarak girişimcilerin yetişmesine olanak tanıyan
94
İTÜ Çekirdek projemizde bu sene girişimcilere 1 milyon TL
değerinde ödül dağıtıyoruz. Bu yıl İTÜ Çekirdek’e 2500’e
yakın proje başvurusu bekliyoruz ki ilk üç yılda yapılan
başvuru sayısının toplamı anlamına geliyor. Bu sene açtığımız Otomotiv Teknolojisi özel kategorisi ile Türkiye’nin
otomotiv alanında ihracatçı ülke olma hedefine destek
oluyoruz. Otomotiv sektöründe Türk markası çıkarmalıyız
ancak bu sadece seri üretim yapacak bir marka oluşturmak
anlamına gelmemeli. Önümüzdeki 10 sene içinde otomotiv
sektörünün elektrik, elektronik, yazılım ve enerji üzerine
odaklanarak gelişmesi bekleniyor. Bu yönde Türk markalı
teknolojiler üretmek, otomotiv alanında fark yaratmanın ve
gelişimin anahtarı olacak. OİB desteği ile bu sene oluşturduğumuz İTÜ Çekirdek Otomotiv Teknolojileri kategorisi ile
otomotiv alanında teknoloji üretmek isteyenlere benzersiz
bir fırsat sunuyoruz. Kuluçka dönemlerini tamamlayarak
İTÜ Çekirdek’ten çıkacak projeler yatırımcının Türkiye’ye
gelmesine büyük katkıda bulunacak, otomotiv teknolojileri
ihracatımıza da katkıda bulunacak.”
OİB Başkan Yardımcısı Ömer Burhanoğlu ise bundan önce
otomotiv alanında girişimcilere yeterli imkanın sağlanamadığını, İTÜ ARI Teknokent ile gerçekleştirilen işbirliğinin bu
anlamda çok önemli olduğunun altını çizerken; “Otomotiv
pazarı ne kadar büyükse üretim de o denli artıyor. Öncelikle
Türkiye otomotiv pazarını büyütmemiz gerekiyor. Pazar
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
büyüyünce yeni oyuncular için daha fazla çekici hale geleceğiz ve yeni yatırımların Türkiye’ye gelme olasılığı da artacak.
Bunun için vergi yüklerinin azaltılması, insan kaynağının ve
altyapının iyileştirilmesi gibi yapısal bazı adımların atılması
gerekiyor. Ayrıca yatırımları destekleyici teşviklerde de
bulunulmalı. Hindistan, Tayland, Güney Afrika, Fas gibi
kalabalık nüfuslu ülkelerde düşük işçilik ücretleri sayesinde
verimli üretim yapılabiliyor. Öte yandan kaya gazı kullanımı
sayesinde ucuz enerji imkanına kavuşan Amerika yüksek
otomasyonla araç üretimini tekrar artırmayı hedefliyor.
Türkiye olarak bu rekabetçi ortamdan ayrışmak için yeni
nesil araçlara ve bu yöndeki teknolojilere odaklanmamız
gerekli. Dünyada hibrid, hidrojen ve özellikle de elektrikli
araçlara talep çok hızlı gelişecek ve bu yeni tip araçlar
sanılandan çok daha kısa sürede yaygınlaşacak. Otomotiv
İhracatçıları Birliği olarak İTÜ ARI Teknokent işbirliğimizle
sanayimize katma değerli ürünlerin kazandırılmasını hedefliyoruz. Umuyorum ki bu işbirliği otomotiv alanında Türk
markalarının yaratılması için doğru ortamı oluşturacaktır”
değerlendirmesinde bulundu.
İTÜ Çekirdek’in bu sene açtığı otomotiv kategorisi başvurular ise 3 Nisan’a kadar http://www.itucekirdek.com/
adresinden yapılabiliyor.
“En güvenilir” ulaşım aracı tartışmasında son nokta
■ İstatistiklere
göre en güvenilir ancak en çok
korkulan ulaşım
aracı uçak; tahtını güvenilir,
rahat ve ucuz
yolculuk olanağı
sunan trene
bırakıyor.
İTÜ Raylı Sistemler Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. Mehmet Turan Söylemez: “Trafiği büyük ölçüde rahatlatan, çevre dostu metro ve raylı sistemler, kaza riski en düşük
ulaşım araçları arasında da öne çıkıyor 9-10 Nisan tarihlerinde düzenlenecek İstanbul MetroRail Turkey Forumu ve
Sergisi’nde de ülkemizde metro ve raylı sistemlerin bakımı ve
planlı işleyişiyle ilgili son bilgiler sektör ilgilileriyle paylaşılacak”
İstatistiklere göre en güvenilir ancak en çok korkulan ulaşım
aracı uçak; tahtını güvenilir, rahat ve ucuz yolculuk olanağı
sunan trene bırakıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ulaştırma İstatistiklerine göre
2013 yılında ülkemizde 4 Türk ve 1 yabancı uçak kaza yaparken, demiryollarında 27 kaza meydana geldi. Karayolundaki
kazaların milyonlara ulaştığı düşünülünce, güvenli ulaşım
araçları olarak hava ve demiryolu tercih sebebiyken, uçaklara
duyulan korku raylı sistemlerin öne çıkmasını sağlıyor.
İTÜ Raylı Sistemler Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. Mehmet Turan Söylemez, raylı sistemlerin dünyanın her
yerinde güvenli ulaşım aracı olarak tercih edildiğini kaydederek, yeni teknolojiyle hizmete sunulan metro ve hızlı trenin vatmanların yanında bilgisayar tarafından da yönetildiğini bildirdi.
Bir hızlı trende, kullanıcı, sistem hatası veya bakım sorunu
gibi birden fazla unsur bir araya gelmediği sürece kaza olma
ihtimalinin çok düşük olduğunu belirten Söylemez, “Trafiği
büyük ölçüde rahatlatan, çevre dostu metro ve raylı sistemler,
kaza riski en düşük ulaşım araçları arasında da öne çıkıyor.
Sürekli yenilenen teknoloji sayesinde metro ve hızlı tren gibi
ulaşım araçlarında neyin nerede olduğu, hangi hızın ve frenin
hangi noktada yapılacağı önceden bilinir. Bir noktada hızın
hatalı şekilde gereğinden yüksek olması durumunda , treni
kontrol edecek hatta durduracak emniyet sistemleri bulunmaktadır. Aynı zamanda bu araçları kullanan vatmanlar da
belirli bir eğitimden geçtikten sonra araçları kullanmaya başlayabiliyor. Bu da olumsuz bir durum yaşanma riskini en aza
indiriyor. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre bir kişinin
hayatı boyunca araba kazasında ölme ihtimali kabaca binde bir
civarındayken, uçak kazasında ölme ihtimali elli binde bir, tren
kazasında ölme ihtimali 130 binde bir olarak veriliyor” dedi.
Ekonomik Olarak a Gözde
Metro ve raylı sistemlerin uygun fiyatlarıyla da tercih sebebi olduğunu vurgulayan Söylemez, şunları söyledi: “Dünya
genelinde de kara yolu ulaşımına göre kullanım maliyetleri de
hesaba katıldığında ortaya çıkan toplam maliyet bakımından
daha ekonomik olan metro ve raylı sistemler, saatte on binlerce yolcu taşıyabilme kapasiteleri ile de en yüksek yolcu taşıma
kapasitesine sahip ulaşım sistemi olarak kabul edilmekte.
Ulaşımda metro ve raylı sistemlerin tercih edilmesi çevrenin
korunmasına da katkı sağlayacaktır.”
Söylemez, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı,
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İstanbul Ulaşım
A.Ş, Tünelcilik Derneği Metro Çalışma Grubu ve Altyapı
ve Kazısız Teknolojiler Derneği’nin destekleriyle Ticaret
Eşleştirme Derneği tarafından 9-10 Nisan 2015 tarihleri arasında düzenlenecek İstanbul MetroRail Forumu ve
Sergisi’nde de ülkemizde metro ve raylı sistemlerin bakımı
ve planlı işleyişiyle ilgili son bilgilerin sektör ilgilileriyle
paylaşılacağını bildirdi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
95
Haberler
“Yaşanabilir bir gelecek ancak akıllı enerji ile mümkün”
■ ABD Enerji Bakanlığı’nda
görev yapan Nobel ödüllü bilim
adamı Steven Chu, BASF sempozyumunda yaptığı konuşmasında, yaşanabilir bir dünyanın
akıllı enerji sayesinde mümkün
olacağını söyledi
• BASF’nin 150. yıl dönümü
nedeniyle düzenlenen uluslararası sempozyum, sürdürülebilir bir gelecek için akıllı enerjiye
odaklandı
• Akıllı enerji çözümleri için Ar-Ge çalışmalarına ağırlık veren
BASF, 2014’te 1,9 milyar Avro tutarında Ar-Ge yatırımı yaptı
Bu sene 150. yıl dönümünü kutlayan BASF, sürdürülebilir
bir gelecek için tüm dünyada çeşitli bilimsel ekinlikler
düzenliyor. BASF’nin Ludwigshafen’daki merkezinde gerçekleşen uluslararası sempozyumda 600 bilim insanı,
yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımını tartıştı.
2009-2013 yılları arasında ABD Enerji Bakanlığı görevi-
ni yürüten Nobel ödüllü bilim adamı Steven Chu, BASF
sempozyumunda yaptığı konuşmasında yaşanabilir bir
dünyanın ancak akıllı enerji kullanımının yaygınlaşması ile
mümkün olabileceğini belirtti.
Ancak güneş ve rüzgârdan elde edilen enerji, depolanamadığı için verimli kullanılamıyor. Örneğin bir güneş paneli
tarlasının ürettiği enerji yaz döneminde ziyan oluyor, kış
döneminde ise yetersiz kalıyor ve bu nedenle her an kullanıma hazır güvenilir bir enerji kaynağına dönüşemiyor.
İnovatif kimya çözümleri ile yenilenebilir enerjinin uzun
süre depolanabilmesi için çalışmalarına ağırlık veren BASF,
geçen sene Ar-Ge yatırımlarına 1,9 milyar Avro harcadı.
BASF, 150. yıl dönümü nedeniyle bu sene oluşturduğu
Creator Space programı kapsamında düzenlediği bilimsel
sempozyumlara devam edecek. Firma, akıllı enerjiyi masaya yatırdığı Almanya’daki bu ilk sempozyumdan sonra
Chicago’da gıda ve Şanghay’da şehir yaşamı konularına
odaklanacak.
GÜNEŞ ENERJİSİYLE ÇALIŞAN OTOMOBİLE
LOJİSTİK SEKTÖRÜNDEN DESTEK
En fazla yol katedilen sektör olarak öne çıkan lojistik sektöründen de projeye destek geldi. Sektörün hızlı büyüyen
şirketlerinden Batu International Logistics, projeye sponsor
olarak destek verecek.
■ En çok yol katedilen sektör olan lojistik sektöründen, güneş enerjisi ile çalışacak ilk aile otomobili
projesi olan “Aruna”ya destek geldi.
Uluslararası alanda lojistik çözümler sunan ve operasyonlarını çevreci bir yaklaşım çerçevesinde gerçekleştiren Batu International Logistics, İTÜ Güneş
Arabası Ekibi (İTÜ GAE) tarafından geliştirilen güneş
enerjisiyle çalışan otomobil projesine destek verecek.
İstanbul Teknik Üniversitesi Güneş Arabası Ekibi tarafından
geliştirilen ve Türkiye’nin güneş enerjisiyle çalışan ilk aile
otomobili olma özelliği taşıyan “Aruna” adlı otomobil yola
çıkmaya hazırlanıyor. Sıfır emisyonla çevreye zarar vermeden ulaşım sağlamayı amaçlayan ve tam dolu batarya ile 700
Km’lik menzile sahip olan otomobil, Ağustos ayında 26 şehir
ve 6 bin kilometreyi kapsayan bir Türkiye turuna çıkacak.
96
Çevreci teknolojilerin geleceğimiz için önemine değinen
Batu International Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Taner
Ankara, güneş enerjisiyle çalışan otomobil fikrinin hem
çevre, hem de gelecek açısından oldukça önemli olduğunu,
projenin sonuna kadar destekçisi olacaklarını belirtti.
Taner Ankara şöyle
devam etti:
“Yollarda en çok zaman
geçiren sektör olarak
çevreye
verdiğimiz
zararı en aza indirmek
için çalışmalar yapıyoruz. Batu International
Logistics olarak, her
zaman çevreci bir yaklaşım içinde olduk.
Karbon emisyon oranlarını en aza indirmek adına 2015
içinde hizmet vermeye başlayacak olan yurt içi taşımacılık
şirketimizin araçlarının CNG donanımına sahip olması adına
da AR-GE çalışmaları yapıyoruz.”
Haberler
Türkiye’de ilk e-seçimi, TBD yaptı
Tabak’ın konuşmasının ardından
Onursal Başkan Prof. Dr. Aydın
Köksal, Genel Kurul’a hitap etti.
“Bilişim devrimine erken uyanışının devamını getirecek olan gelişmiş, saygın, bağımsız, uygarlığa
katkı veren, başkalarının yaptığının
ardından koşan değil kendi yapan
bir ülke olmanın arifesinde Türkiye”
diyen Köksal, gülümsemeyi mümkün kılan yüz kaslarına sahip olmasının insanı diğer canlılardan ayıran
bir özellik olduğuna dikkat çekti.
Köksal, 40 yılda Türkiye’de bilişim
altyapısının kurulduğunu şimdi bu
altyapıyı güleryüzlü, refahı artmış
bir ülkeye dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.
Genel kurulda açılış oturumundan
sonra yazılım tasarımı TBD tarafından yapılan ve üretimi (Hava
Elektronik Sanayii)HAVELSAN’da
gerçekleştirilen elektronik sandığın tanıtımı amacıyla bir basın
toplantısı düzenlendi. Basın toplantısına TBD Başkanı Tabak ve
Yönetim Kurulu Üyesi Ersin
Taşçı, HAVELSAN’dan Eray Kılıç
ve SEÇSİS Proje Yöneticisi İsmail
Göktaş katıldı. Tabak, TBD’nin
e-seçim uygulamasıyla öncü ve
örnek olmayı tercih ettiğini söyleyip
bundan sonraki genel kurulların da
elektronik oylamayla yapılacağını
dile getirdi.
■ Türkiye Bilişim Derneği’nin, 30. Olağan Genel Kurulu,
14 Mart 2015’te Ankara HiltonSA’da gerçekleştirildi.
Genel Kurul’un açılış konuşmasını yapan TBD Yönetim
Kurulu Başkanı İlker Tabak, 44 yıldır çağdaş, refah düzeyi
yüksek, bilişim toplumu için çalışan derneğin gücünü
bireylerden aldığına işaret etti.
“TBD, bireyden bütüne ulaşan bir yapıdır” diyen Tabak,
bilişimin sadece ekonomik değil sosyal kalkınmanın da
bir faktörü olduğunun altını çizdi. Bilişim yatay sektör
olarak tüm sektörlere etki ettiğine değinen Tabak, Avrupa
Birliği’nin (AB) Sayısal Gündem 2020 Programına uyumlu olarak TBD Uzmanlık Gruplarının çalıştığını anlatarak,
çalışmalarda binin üzerinde uzmanın görev aldığını
belirtti. Bilişim Bakanlığı’nın kurulması gerektiğine dikkati çeken Tabak, bilişim ve yazılımın ulusal stratejik sektör
ilan edilmesi gerektiğini vurguladı.
98
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ile 2006’dan beri elektronik
sandık (e-sandık) çalışmalarını sürdürdüklerini bildiren
Kılıç, TBD Genel Kurulu’nda kullanılacak e-sandığın
2. Versiyon olduğunu, 3. Versiyonun daha küçük ve
taşınabilir olacağını belirtti. Kılıç, HAVELSA’ın SEÇSİS
ile kazandığı deneyimi, oda, dernek ve birlik gibi seçim
yapan kurumların gündemine taşımak istediğini söyledi.
Göktaş ise e-sandığın kullanımı ve teknik özelliklerini
anlattı.
Genel Kurul’un öğleden sonraki bölümünde konuşan
Tabak, TBD’nin önümüzdeki döneme ilişkin hedefler
ve planlanan çalışmalardan söz etti. Tabak, öncelikle
TBD’nin bilişim gündemini belirleyecek birikime sahip
olduğunu kaydedip dernek bünyesinde Yüksek İstişare
Kurulu oluşturulacağını açıkladı. Bilişim kurultayları-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
nı, bilişim olimpiyatları haline getireceklerini, TBD’nin
Bilişim Bakanlığı için bir yasa taslağı hazırlayacağını
bildiren Tabak, bilişim akademisi kuracakları ve TBD
Belgeseli hazırlatacaklarını duyururken uluslararası ilişkilerin sürdürülmesi için TBD’nin araştırma merkezi
haline getirileceğini vurguladı. Tabak, dernek bünyesinde
Dış İlişkiler Kurulu oluşturulacağını, bir halkla ilişkiler
çalışması başlatılarak, derneğin geniş kitlelere duyurulacağını, işitme engelliler için işaret diliyle bilişim terimleri
sözlüğü hazırlanacağını, dernek merkezi ile şubeler arasındaki iletişimi daha da geliştireceklerini anlattı.
30. Olağan Genel Kurul gündeminin tamamlanmasının
ardından yeni yönetimi belirlemek üzere seçime geçildi.
Toplam 127 kişinin oy kullandığı, elektronik oylamanın
yapıldığı ve oy pusulasının sandığa atıldığı seçimlerde,
TBD’nin yeni Yönetim Kurulu; İsmail İlker Tabak, Koray
Özer, Vural Rıza İbrişim, Ahmet Pekel, Erhan Yalçın,
Ersin Taşçı, Ertan Barut, İlteriş Şule, Levent Karadağ,
Salih Özçiftçi, Üveyiz Ünal Zaim’den oluştu. Denetleme
Kurulu’nda Erdal Naneci, C. Serdar Ülgen ve Nezir
Aykaç, Onur Kurulu’nda ise Abdullah Büyükbayram,
Ali Yazıcı, Abdullah Körnes, Levent Berkman ve Ahmet
Lütfi Varoğlu yer aldı.
Çöpten oy çıkmasına son verecek sistem!..
YSK, seçimlerde elektronik sistemle oy verme işlemi için
henüz somut bir adım atmadı ancak HAVELSAN, yerli
dijital (elektronik) sandıkları geliştirdi. Sistemde yaklaşık
55 milyon seçmenin oy kullandığı seçim sonuçlarını
5-10 dakika içinde almak mümkün olacak. Ayrıca seçimlere oylara yapılan itirazlar ya da çöplerden çıkan oylar
veya seçim sonuçlarının haftalar sonra açıklanması da
son bulacak. Sistem zaman kadar paradan da tasarruf
sağlayacak, harcamalar büyük oranda düşecek. Yurtdışı
oyların Türkiye’ye uçakla taşınması da gerekmeyecek.
Her makinenin bir sandık yerine geçtiği sistemde, seçmenler makineyi kullanabilmek için kimliklerini ibra edecek ve
Sandık Kurulu’ndan rastgele tanımlı karekod fişleri alınacak.
Seçmen elindeki karekodu makineye tuttuktan sonra oylamayı başlat sekmesine tıklayacak ve istediği partiye oyunu
verecek. Oy verme işlemi tamamlandıktan sonra makineden
alınan pusula, bu kez gerçek sandıklara atılacak.
Schneider Electric üst üste 5. kez
‘Dünyanın En Etik Şirketi’ ilan edildi
■ Enerji yönetiminde global uzman Schneider Electric,
şirketin her seviyesinde etik ve şeffaflık kültürünü besleyerek iş yapma tarzına somut bir şekilde etki eden
kurumlara verilen ‘Dünyanın En Etik Şirketi’ ünvanına
değer bulundu.
Enerji yönetiminde global uzman Schneider Electric, etik
iş uygulamaları standartlarının belirlenmesi ve geliştirilmesinde dünya çapında bir lider olan Ethisphere Institute
tarafından “2015’in En Etik Şirketi®” ilan edildi.
Schneider Electric’in üst üste beş yıl bu onura layık
görülmesi, şirketin etik iş standartlarındaki öncülüğünün altını çiziyor ve müşteriler, çalışanlar, tedarikçiler,
düzenleyiciler ve yatırımcılar dahil tüm temel paydaşları
için uzun vadeli bir değer sağlıyor.
Ethisphere Institute’un değerlendirmeye aldığı 132 şirket
arasında Schneider Electric bu yıl, ‘Sermaye Malları’
kategorisinde ödül alan üç şirketten biri oldu.
Schneider Electric Finans ve Hukuki İşler Yardımcı
CEO’su Emmanuel Babeau yaptığı değerlendirmede şun-
ları söyledi: “Schneider Electric, her gün tüm paydaşlarının beklentilerini karşılamak için çalışıyor; çeşitli
süreçler ve özel araçların yardımıyla paydaşlarını güçlendirmek üzere aktif bir strateji izliyor. Schneider
Electric’te etik ve idare, büyüme ve şirketin rekabet gücü
için anahtar unsurlar olarak kabul edilir. Bu değerler
doğrultusunda sorumlu davranış için ortak bir taban
oluşturan ‘Sorumluluk Prensiplerimiz’ bulunuyor. Ayrıca
paydaşlarımız herhangi bir etik sorununu çözmeye yardımcı olmak amacıyla hazırlanmış olan ‘Sorumluluk ve
Etik Dinamikleri’ Programı tarafından destekleniyor.”
Dünyanın En Etik Şirketi değerlendirmesi, Ethisphere
Institute’nin, bir kurumun performansını nesnel, tutarlı
ve standartlaştırılmış bir şekilde değerlendirmek için
bir araç sağlamak amacıyla yıllar süren araştırmalarının
sonucunda geliştirdiği Ethics Quotient™ (EQ) çerçevesini temel alıyor. Toplanan bilgi, kurumsal yönetim,
risk, sürdürülebilirlik, uyumluluk ve etik değerler yerine
temel yetkinliklerin tanımlayıcı kriterleri için kapsamlı bir
örnekleme sağlıyor. 2015 Dünyanın En Etik Şirketlerinin
tam listesini şu adreste bulabilirsiniz: http://ethisphere.
com/worlds-most-ethical/wme-honorees/.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
99
Haberler
DÜNYA DEVİ MITSUBISHI ELECTRIC İLE
TÜRKİYE YENİ OTOMASYON DEVRİMİNE HAZIR
■ Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon
Sistemleri WIN Automation Fuarı’nda dijital fabrika
deneyimi yaşattı, Yeni Nesil Fabrika Otomasyonu ve
CNC Ürünlerini Sergiledi
Güvenilir ve yüksek kaliteli ürünler üretmekte 90 yılı
aşkın tecrübesiyle bir dünya devi olan Mitsubishi Electric,
Marmaray projesi ve Türksat 4A-4B uydularındaki teknolojisiyle Türkiye’de de adından sıkça söz ettiriyor.
Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri,
WIN EURASIA Automation 2015 Fuarı’nda Yeni Nesil
Fabrika Otomasyon Sistemleri ve CNC ürünlerini sergileyerek Türkiye’nin yeni otomasyon devrimine hazır olduğunu
gösterdi. Mitsubishi Electric standını ziyaret eden katılımcılar geleceğin dijital fabrika teknolojisi [email protected]’i deneyimleme şansını da yakaladı.
Otomasyon dünyasında yeni bir dönem başlıyor
Günümüzde otomasyon dünyası yeni bir evreye geçiş sürecinde. Bu nedenle artık siber bilimler hayatımızı şekillendirecek
otomasyon süreçlerinin bir parçası haline geliyor. Dünyada
ilk kez sanayi devrimi ile başlayan ve gelişimine mekanikleşme, elektrikleşme, bilgi işlem evreleri ile devam eden dönem
değişikliklerinin ardından şimdi sıra siber fizik sistemlerinin
gelişimine tanık olacağımız dönemlere geldi. Geçmişte sayılı
örneği bulunan bu tarihi dönemler oldukça ilginç ve heyecan
verici yeniliklere ve gelişmelere yelken açıyor.
Türkiye’de Endüstri 4.0 olarak adlandırılan bu yeni evrenin
Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon dünyasındaki karşı-
100
lığı ise dijital fabrika sürecinin neleri otomasyon dünyasının
içine tümleşik bir yapı ile sunduğunu sergileyen [email protected]
Geleceğin dijital fabrika teknolojisi Mitsubishi Electric
standındaydı
Win Automation 2015 Fuarı’nda ziyaretçiler Mitsubishi
Electric standındaki [email protected] Allianz oluşumu içinde
dijital fabrika otomasyonu simulasyonunu test ederek
geleceğin fabrikasını ve otomasyon sistemlerini deneyimle
fırsatını yakaladı.
Mitsubishi Electric’ten sektörde çığır açacak fabrika
otomasyon ürünleri
Fabrikaların çalışma verimliliğini belirleyerek hem çalışanların konforunu arttırmak hem de endüstrilerdeki ihtiyacı
karşılamak için bilim ve teknolojiyi buluşturan Mitsubishi
Electric, otomotiv, ambalaj, gıda ve ilaç gibi birçok sanayi-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
nin üretim aşamasında kullanılan dijital fabrika ürünlerini,
mekanik, elektronik ve yazılım hizmetleri bir arada mekatronik biçimde sunuyor. Ürünlerin gelişmişliği sağlanacak
olan avantajı doğrudan etkilediği için yeni nesil ürünler çok
önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Mitsubishi Electric
Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri, WIN Automation
2015 Fuarı’nda fabrika otomasyonunda çığır açacak yeni
nesil GOT2000, iQ-F, iQ-R, MR-J4, MR-JE ve FR-A800 ürünlerini sektör temsilcileriyle tanıştırdı.
• iQ-F Yeni Nesil Kompakt PLC: Dünyada en çok satılan
kompakt PLC’nin Mitsubishi Electric tarafından geliştirilen en
yeni nesli olan iQ-F eski modeline göre hızı 150 kat arttırılmış
BUS haberleşmesine sahip. Dahili 4 Eksen pozisyonlama
özellikleri ile de öne çıkan kompakt PLC, motion kapasitesi,
kolay kurulumu ve yeni mühendislik yazılımı ile artık çok
daha sofistike uygulamalar için bile kullanılabiliyor. Standart
donanımında yer alan Analog Giriş/Çıkışlar, Ethernet ve
Hızlı girişleri ile de panonuzda çok az yer kaplarken çok iş
yapabiliyor.
• iQ-R Yeni Nesil Proses Otomasyon Kontrolörü: Yeni otomasyon devrimi için tüm otomasyon bileşenlerini tek platformda birleştiren iQ Platform yapısının en yeni nesli. Nano
saniye mertebesinde işlem hızı (LD işlemi hızı 0,8 ns) ile en
yüksek sistem gereksinimlerini bile rahatlıkla karşılayabilen
iQ-R, Endüstri 4.0’a ([email protected]) hazır platform sunuyor.
Geleceğin PLC’si Mitsubishi Electric tarafından tasarlandı ve
kullanıma hazır.
• MR-J4 Yeni Nesil Üstün Performanslı Servo: Endüstride
lider Servo performansı. 2.5 kHz frekans hız cevabı çok daha
duyarlı makine uygulamalarının hayata geçirilmesini sağlıyor.
Patentli vibrasyon sönümleme fonksiyonları ile çok daha rijit
makine optimizasyonu. Tek tuşla Auto-Tuning kolay devreye
alma özelliği sayesinde kullanıcı dostu. Optik haberleşme
yapısı ile yüksek hızlı ve düşük gürültü seviyeli iletişim yapısı
kullanımını sağlıyor.
• MR-JE Yeni Nesil Kompakt Servo: Yeni nesil kompakt
servo sürücü. Optik haberleşme hızı ile hat gürültüsünden
etkilenmiyor ve tek tuşla Auto-Tuning kolay devreye alma
sağlıyor. Yeni nesil Servo MR-JE, pulse veya optik BUS hattı
ile sürülebilen kompakt, güvenilir ve ekonomik bir ürün.
• GOT2000 Yeni Nesil Operatör Panelleri: Good Design 2014
ödüllü yeni nesil operatör panelleri. Tablet gibi kullanılmasına
olanak veren gesture fonksiyonları ile kolaylaştırılmış kullanım, multi media desteği, standart ethernet, seri, USB ve SD
haberleşme portları ve kayıt, reçete ve script gibi operasyonların aynı anda yapılabilmesini sağlayan geliştirilmiş işlemci
hızı, görselleştirme ihtiyaçlarınızın tamamını karşılıyor.
• FR-A800 Yeni Nesil Entegre PLC’li Üst Seviye Frekans
Inverteri: Entegre PLC fonksiyonları ile bir frekans inverter’ından çok daha fazlasını sunuyor. PM IPM Motor sürebiliyor.
USB’den yedek ve trend alma bakım operasyonlarını kolaylaştırıyor. TTL ve SynCos gibi farklı encoder protokolleri ile
çalışabiliyor. Ayrıca IP55 destekli modelleri de bulunuyor.
PLC yazılımında da kullanabildiğiniz real time clock, bu üst
seviye frekans inverter’ında da devrede.
Mitsubishi Electric’in Endüstriyel Robotları ile işler hiç
olmadığı kadar kolay
Kaliteli çalışma ortamlarına zemin hazırlamak için geliştirilen endüstriyel robotlar, mekanik üretimde; parça seçme,
sıralama, yerleştirme, tezgâha yöneltme, parçaların montajı,
takım ve iş parçası bağlama, sökme ve değiştirme, ısıl işlem
gerektiren sıcak parçaların tezgâha dökülmesi işlemlerini;
stoklama işlerinde ise yükleme, transfer ve paketleme işlemlerini gerçekleştiriyor.
Örneğin, Mitsubishi Electric’in RV-F serisi, son derece dinamik 6 eksenli robotu insan kolu hareketini taklit edebilmesi ve
0,32 saniyelik döngü süreleri sayesinde çok yüksek hızlı sistemlerde kullanılabiliyor ve verimliliği artırıyor. Dinamik yapısı sayesinde esnek dans figürlerini bile kolayca yapabiliyor.
Mitsubishi Electric imzalı 6 eksenli endüstriyel robotun çift
kol yapısı sadece hareket özgürlüğü açısından artı değer sağlamıyor, aynı zamanda daha fazla kararlılık ve çok yönlülük
sunuyor. Modele bağlı olarak Mitsubishi Electric robotlar,
504 - 1503 milimetre aralığında 2’den, 20 kilograma kadar
taşıma kapasitesine sahip. RV-F serisi için çok dar alanlar-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
101
Haberler
da çalışmak hiç sorun olmadığı gibi, robotların duvar veya
tavana monte edilmesi de büyük avantaj sağlayan özelliklerinden sadece biri. Tüm sistemler aynı kompakt CR750
robot kontrolöre sahip. Mitsubishi Electric, gelecekteki yeni
nesil robotların üretimine yön vermek için her geçen gün
teknolojisini geliştiriyor.
METRANS’TAN SERVİS VE BAKIMDA YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR
■ METRANS, Akaryakıt depolama tesislerinin işletme
ve bakım çalışanlarına “Servis ve Bakımda Yenilikçi
Yaklaşımlar” konulu bir seminer düzenledi. Seminer, 11
Mart 2015 tarihinde METRANS’ın Dilovası İMES OSB içindeki binasında gerçekleştirildi. Sektöre yönelik süregelen
ve yeni eklenen hizmetlerin anlatıldığı seminerde, firmanın
çeşitli yönetici ve mühendisleri sunum yaptı.
Tüm gün süren seminerde, ilk olarak Metrans’ın Servis
Bakım Modeli anlatıldı. Analiz Sentez firmasından konuk
konuşmacı olarak katılan kıdemli yönetim danışmanı Tunç
Çelik, “İş Süreçlerini Sürekli Mükemmelleştirmek” konulu
bir sunum yaptı. Ardından, Metrans’ın akaryakıt terminallerinde uzmanlık alanları olan ekipmanlar anlatıldı. Sonraki
bölümde, yenilikçi bakım süreçleri ve akaryakıt sektöründeki uygulamaları açıklandı. Son olarak misafirler, Bakım
ve Yenileme Merkezi’nde “Uygulamalı Pompa Bakımı”
çalışmasına katıldılar.
Konuyla ilgili olarak Metrans Genel Müdürü Vedat KİRİŞÇİ,
“Akaryakıt sektörüne uzun yıllardır hizmet vermekteyiz.
Dilovası tesisimizin devreye girmesinden ve süreçlerimizde
gerçekleştirdiğimiz yeni yapılanmadan sonra, akaryakıt
dağıtım firmalarının kara tanker ve uçak yakıt ikmal tesis-
102
lerine artık daha kapsamlı imkânlarla, yenilikçi servis ve
bakım çözümleri sunuyoruz.” açıklamasında bulundu ve
ekledi: “Seminerlerimizin ilgi görmesi bizi memnun ediyor
ve heyecanlandırıyor. Bu nedenle, bu tarz etkinliklerimize
önümüzdeki dönemlerde devam etmeyi planlıyoruz.”
Ambarlı Limited, ATAŞ Anadolu, Shell/Karya Mühendislik,
Lukoil ve Marmara Depoculuk firmalarından katılım sağlayan yönetici, mühendis ve profesyoneller, akaryakıt sektöründeki tüm operasyon ve ekipmanlarla ilgili bilgi edindiklerini belirterek seminerin profesyonel bir yaklaşımla
sunulduğunu ifade ettiler.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Türkiye’nin Ar-Ge devlerinden
‘start-up geliştirme modeline’ tam destek
176 Ar-Ge Merkezinin sayısının artması gerektiğini de
vurguladı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Elektrik Elektronik
ve Hizmet İhracatçıları Birliği (TET) işbirliği ile düzenlenen Elektik-Elektronik Sektörü Buluşması’na; Bilim, Sanayi
ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bakan Yardımcısı Davut
Kavranoğlu, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, TET Yönetim
Kurulu Başkanı ve Üyeleri ile sektör firmaları katıldı. Arçelik,
Vestel, Netaş, BSH Ev Aletleri, Siemens, Schneider Electric,
Pamukkale Kablo, ABB Türkiye gibi elektrik-elektronik
sektörünün en büyük ihracatçı firmalarının üst düzey yöneticileri ile sektörel dernek ve kurum temsilcileri toplantıya
yoğun ilgi gösterdi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Elektik-Elektronik
Sektörü Buluşması’na katılan firma temsilcilerini tek tek
dinledi ve dile getirdikleri konulara yönelik önerilerini ifade
etti. Toplantıda ihracatın katma değeri yüksek teknoloji
boyutunu temsil eden elektrik-elektronik sektörüne ilişkin
güncel gelişmeler ve yeni fırsatlar değerlendirilirken; Ar-Ge
teşvikleri, yerli üretimin önündeki engeller, nitelikli eleman
sıkıntısı gibi temel sorunlar da gündeme geldi ve çözüm
yolları tartışıldı. “Yerli üretim mutlaka artırılmalı” mesajı
veren Bakan Işık, Ar-Ge Merkezlerinin sayısının artması
gerektiğini vurguladı.
■ Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TET tarafından düzenlenen Elektrik-Elektronik Sektörü Buluşmasında,
Türkiye ihracatına geçtiğimiz yıl 12,5 milyar dolarlık katkı
yapan sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Elektrikelektronik sektöründe faaliyet gösteren ihracatçı firmaları
dinleyen ve sektöre yönelik değerlendirmelerde bulunan
Işık, Ar-Ge ve inovasyonda sıçrama yaratacak ‘start-up
geliştirme modeli’ önerdi. Türkiye’de halihazırda bulunan
104
Ar-Ge ve inovasyon toplantıda üzerinde en çok durulan
konu başlıklarından biriydi. “Açık inovasyon kavramı yerini
açık Ar-Ge’ye de bırakıyor ve burada Türkiye olarak geç
kalmamak için birlikte çalışacağız” diyen Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanı Fikri Işık, sektöre büyük firmaların startup
şirketlerin önünü açacağı, ‘startup geliştirme modeli’ önerisi getirdi. Işık, lisans hakkının firmada, fikri ve sınai mülkiyetin startup’ta kalacağı bu model ile ilgili olarak şunları
söyledi: “Sadece Türkiye’nin değil bölgenin startup’larını
çalıştırmalıyız. Çin’de orta ölçekli bir firma bile bu yöntemle
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
yüzlerce mühendisi kendine çalıştırabiliyor”. Bakan Fikri
Işık’ın bu önerisine Vestel ve Arçelik gibi sektörün Ar-Ge
devlerinden de destek geldi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, toplantının
sonunda yaptığı değerlendirmede; firmalara daha hızlı, etkin
ve kolay hizmet sunabilmek için ‘dijital bakanlık’ olmayı
istediklerini, verdikleri hizmetin yılsonuna kadar yüzde
80’ini, daha sonra ise mümkün olan tüm işlemleri elektronik
ortama taşımayı hedeflediklerini açıkladı. Elektrik-Elektronik
Sektörü Buluşmasına katılan firmalara teşekkür eden Işık,
toplantıda gündeme gelen konuların takipçisi olacaklarını
da sözlerine ekledi.
“Çip teknolojisi Türkiye’de gelişmeli” diyen Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakan Yardımcısı Davut Kavranoğlu ise bilgisayar
teknolojilerinin kökten değiştiğine dikkat çekerek; memory
teknolojisi, bulut bilişimi, 4G teknoloji gibi geleceği değiştirecek teknolojilerde ülkemizi görmemiz gerektiğini söyledi.
Kavranoğlu, elektronik sektörünün bu vizyonu paylaşması
ve takip etmesinin önemli olduğunu belirtti.
Sektör buluşmasını değerlendiren Elektrik Elektronik ve
Hizmet İhracatçıları Birliği (TET) Yönetim Kurulu Başkanı
Fatih Kemal Ebiçlioğlu, Türkiye ihracatında beşinci sırada
yer alan ve geçtiğimiz yıl yaklaşık 12,5 milyar dolarlık
ihracata imza atan elektrik-elektronik sektörünün teknoloji geliştirme ve Ar-Ge’de çok önemli bir rol üstlendiğini
dile getirdi. Türkiye’nin en büyük Ar-Ge Merkezleri ve
patent şampiyonu ihracatçı firmaları temsil ettiklerini ifade
eden Fatih Kemal Ebiçlioğlu, “Sadece elektronik ve bilişim
sektörlerinde değil tüm sanayi kollarındaki ilerleme ve
katma değer artışında domino etkisi yaratacak olan, Sayın
Bakanımızın da üzerinde önemle durduğu açık inovasyonun
geliştirilmesini destekliyoruz. Bu alanda yapılan çalışmaların, önümüzdeki dönemde hız kazanacağına inanıyoruz”
diye konuştu.
(*) Startup: Türkçe karşılığı henüz olmasa da ‘başlangıç’ aşamasındaki daha çok bilişim ve teknoloji şirketleri için kullanılan bir kavram. Her yeni girişimi ise startup olarak tanımlamak mümkün değil.
Bir işletmenin startup sayılabilmesi için sahip olması gereken
özelliklerin başında, ‘büyüme yeteneği’ geliyor. Startup’ların çok
geniş bir pazara hitap edebilecek, ürüne dönüştürülebilir fikirleri
vardır. Genellikle zamanları az, paraları yoktur. Örneğin binlerce
küçük startup’ın bulunduğu Silikon Vadisi’nden Google, Facebook
gibi hızlı ‘start up’ yapan inovatif başarı öyküleri çıkmıştır.
TET AR-GE Proje Baharı’na 500 yaratıcı proje başvurdu
■ İnovatif Projeler Yarışıyor…
Türkiye’nin teknolojideki gücünü temsil eden Elektrik
Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği’nin (TET),
yüksek katma değerli ihracatı teşvik etmek amacıyla
düzenlediği “TET Ar-Ge Proje Pazarı”nın dördüncüsü
08 Nisan 2015 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde
gerçekleştirilecek.
Girişimciler ve akademisyenler için projelerini üretime
dönüştürme fırsatı sunan “TET Ar-Ge Proje Pazarı”nda
4 farklı kategoride ödüller dağıtılacak. Bilgi ve İletişim
Teknolojisi Uygulamaları, Enerji Üretim İletim ve
Dağıtımına Yönelik Uygulamalar, Çevre ve Enerji Verimliliği
Uygulamaları ve Diğer olmak üzere her kategoride dereceye giren ilk 3 Ar-Ge proje sahibine toplamda 150 bin TL
nakdi ödül verilecek.
Üniversite ve sanayi işbirliği gelişiminde önemli bir rol
oynayan “TET Ar-Ge Proje Pazarı” na bu yıl 500 proje başvurdu. Sektör temsilcileri, akademisyenler ve ilgili uzmanlardan oluşan Seçici Kurul tarafından değerlendirilen projelerden 154’ü ise 8 Nisan 2015 tarihinde İstanbul Kongre
Merkezi’nde yapılacak diğer adıyla Proje Baharı’nda potansiyel yatırımcısıyla buluşma fırsatı yakalayacak.
Sanayicilerin yanı sıra üniversiteler, AR-GE kuruluşları ve teknopark çalışanları ile araştırmacıları bir araya
getirecek TET AR-GE Proje Pazarı; iş dünyasının ve
sektörün önemli temsilcileri de aynı platformda buluşturacak. Etkinliğin gündüz programında “Beyaz Eşyada
Gelecek Akılcı Çözümlerde” ve “Girişimcilik Takım İşidir”
panelleri gerçekleştirilecek. Ödül Töreni öncesi düzenlenecek, Moderatörlüğünü M. Serdar Kuzuloğlu’nun yapacağı “Yüksek Teknolojide Neredeyiz?” konulu Zirve’de ise
Vestek A.Ş. Genel Müdürü Metin Salt, girişimcilik denilince
akla ilk gelen isimlerden Alphan Manas ve Koç Üniversitesi
Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr.
Hakan Ürey katılımcılarla birlikte bu sorunun yanıtını arayacak.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
105
Haberler
“Gençler enerji ile kazanacak”
Marmara Üniversitesi’nde
başladı.
Üniversitenin
Ekonomi
Bilimleri
Araştırma Topluluğu işbirliği ile İbrahim Üzümcü
Konferans
Salonu’nda
düzenlenen konferansta
gençlere enerji sektörünün
geleceğine dair ipuçları
veren Kumbaroğlu, yaklaşık 200 öğrencinin yer
aldığı anket çalışmasını da
değerlendirdi.
■ IAEE Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, enerji
sektörünün 21. yüzyılda en fazla büyüyen sektörlerin
başında geleceğini belirterek, iktisadından, mühendislik
fakültelerine kadar çok sayıda bölüm için bu sektörün
çok önemli iş kapısı olabileceğini bildirdi Kumbaroğlu:
“Temiz ve refah düzeyi yüksek bir gelecek için enerji
sektörünü keşfedin”
Gelecek planlaması yapan gençlere “21. yüzyılın sektörü”
olarak ifade edilen enerji sektörünü keşfetmeleri önerildi.
Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği (IAEE) Seçilmiş
Başkanı, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Gürkan Kumbaroğlu, #enerjimvarken konferanslarına
106
Anketlerden
gençlerin
yarıya yakın gibi çok ciddi
bölümünün gelecekteki 10
yılda doğanın durumunun
çok daha kötü olacağını
düşündüğünü, bu karamsar tablonun giderilmesinin hepimizin elinde olduğunu
anlatan Kumbaroğlu, şunları söyledi: “Doğanın korunması, yaşam standardının yükselmesi, pırıl pırıl aydınlık bir
dünyanın anahtarı enerji sektörünün elinde. Bugün dünya
iklimini tehdit eden sera gazı sorununun giderilmesi,
diğer çevresel sorunların kabusa dönüştürecek bir dünya
yaratmaması için hepimizin attığımız her adıma dikkat
etmemiz gerekiyor. Bu aşamada en fazla enerjicilere iş
düşüyor. Sağlıklı, bol ve ucuz enerjiye ulaşmak için eskilerden çok ama çok daha fazla efor sarf etmemiz şart.”
Kumbaroğlu, enerji sektöründeki gelişmelerin konforlu
bir gelecek alt yapısı kurarken, çok ciddi istihdamlar
ENDÜSTRİ OTOMASYON
da yaratacağının altını çizerek, özellikle üniversitelilere bu
sektörü “es geçmemeleri” önerisinde bulundu.
Sektör henüz emekleme döneminde
Gürkan Kumbaroğlu, ülkemizde enerji sektörünün henüz
emekleme düzeyinde olduğunu, gelişen ve büyüyen Türkiye
ile Türkiye’nin bulunduğu coğrafya açısından 21. yüzyılın
enerji alanında yapılacak yatırımlarla gündeme damgasını
vuracağını belirterek, şöyle devam etti:
“Şimdi bu sadece mühendislik işi diyebilirsiniz.
Yanılıyorsunuz. Enerji sektörüne hemen her branştan ihtiyaç var. Örneğin şirketler geleceği öngörebilmek için çok
ciddi oranda enerji ekonomistleri çalıştırıyor. Ülkemizdeki
BTC yatırımlarını hatırlayalım; çok ciddi eğitim çalışması
yaptılar, bu konuda yüzlerce eğitmene başvuruldu. Enerji
talebi hızlı büyüyor. Ülkemizde yıllık ortalama uzun vade
artışı yüzde 8’lerde. Bu alanla ilgili çok sayıda iş kapısı
açılıyor ve daha da açılacak. Sizlere temiz ve refah düzeyi
yüksek bir gelecek için enerji sektörünü keşfetmenizi öneriyorum.”
Almanya ve Türkiye’de tamamladı.
Prof. Dr. Kumbaroğlu, birincilikle kazandığı Gazi Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Bölümünde lisans eğitimini tamamlamasının ardından İsviçre’ye giderek Sulzer Holding bünyesinde iki yıl Endüstri Mühendisi olarak çalıştı.
İsviçre’den yurda kesin dönüş yaparak Orta Doğu Teknik
Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde lisansüstü
eğitime başlayan Prof. Dr. Kumbaroğlu aynı zamanda
Araştırma Görevlisi olarak çalıştı ve 1995 yılında Yüksek
Mühendis, 2001 yılında da Doktora derecelerini aldı. Prof.
Dr. Kumbaroğlu daha sonra İsviçre ETH Zürich bünyesindeki Enerji Politikaları ve Ekonomi Araştırma Merkezi’nde
ve ABD’nin Berkeley Üniversitesi Ulusal Enerji Araştırmaları
Merkezi’nde Konuk Araştırmacı olarak çalışmalarda bulundu. Aachen Teknik Üniversitesi, Sao Paulo Üniversitesi, Çin
Bilimler Akademisi, Campinas Üniversitesi ve Port Harcourt
Üniversitesi’nde konuk Profesör olarak enerji dersleri verdi.
Ocak 2003’te yardımcı doçent olarak işe başladığı Boğaziçi
Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde 2006 yılında Doçent, Ocak 2013’te Profesör kadrosuna atandı.
Gürkan Kumbaroğlu kimdir?
29 Mart 1969’da Trabzon’da dünyaya gelen Prof. Dr.
Kumbaroğlu, ilk, orta ve lise öğrenimini farklı dönemlerde
Prof. Dr. Kumbaroğlu halen Uluslararası Enerji Ekonomisi
Birliği (IAEE) Seçilmiş Başkanlığı görevini sürdürüyor.
Haberler
Arçelik A.Ş. Sıfır Hata ve Verimlilik Hedefiyle
İki Ödülün Sahibi Oldu
■ Arçelik A.Ş.’nin TPM Çalışmalarına İki Ödül
Arçelik A.Ş.’nin Çerkezköy’de bulunan Elektrik
Motorları İşletmesi ve Bolu’daki Pişirici Cihazlar
İşletmesi, Japan Institute of Plant Maintenance (JIPM)
tarafından 2014 yılı Aralık ayında yapılan denetimler
sonucunda TPM çalışmaları dolayısıyla iki ödüle layık
görüldü.
Arçelik A.Ş., başarılarına yenilerini eklemeye devam
ediyor. Arçelik A.Ş.’nin Çerkezköy’de bulunan Elektrik
Motorları İşletmesi JIPM (Japan Institute of Plant
Maintenance) tarafından gerçekleştirilen denetimler
sonucunda dünyada elektrik motorları sektöründe ilk
ve tek “Advanced Special Award for TPM Achievement”
ödülünün sahibi olurken, Bolu Pişirici Cihazlar İşletmesi
de “Special Award for TPM Achievement” ödülünü
aldı. Arçelik A.Ş. İşletmeleri arasında bu ödülü ilk kez
Eskişehir Buzdolabı İşletmesi almaya hak kazanmıştı.
TPM ödülleri, 18 Mart 2015 tarihinde Japonya’nın Kyoto
şehrinde düzenlenen bir törenle sahiplerini buldu.
Arçelik A.Ş. Elektrik Motorları İşletmesi, 2002 yılından
bu yana yürüttüğü TPM (Total Productive Maintenance)
faaliyetleri kapsamında JIPM’den ilk olarak 2005 yılında
108
birinci kategori olan “TPM Excellence Award” ödülünü
almıştı. Sürekli iyileşme ve gelişme anlayışı ile sistematik
çalışmalarına devam eden işletme 2008 yılında bir üst
kategoride yer alan “Award for Excellence in Consistent
TPM Commitment” ve 2011 yılında “Special Award for
TPM Achievement” ödülünü almaya hak kazandı.
Arçelik A.Ş. Pişirici Cihazlar İşletmesi ise, 2006 yılında başladığı TPM faaliyetleri kapsamında, 2009 yılında JIPM’den aldığı birinci kategori “TPM Excellence
Award” ödülünün ardından, 2012 yılında bir üst kategoride yer alan “Award for Excellence in Consistent TPM
Commitment” ödülünü almıştı. Bolu Pişirici Cihazlar
İşletmesi; zengin ürün gamı ve ulaştığı üretim adetleriyle
Avrupa’nın tek çatı altında üretim yapan en yüksek kapasiteli tesisi olma özelliğini taşıyor.
Arçelik A.Ş., TPM sistemi ile sıfır hatalı ürün, sıfır iş
kazası, sıfır duruş gibi iş sonuçlarına ulaşmayı, üretimde,
kalitede ve stoklarda oluşan kayıpları azaltmayı ve verimliliği artırmayı amaçlıyor. Ayrıca üretimde eş zamanlı
bir iş akışı sağlamak, ürün temin süresini ve maliyetleri azaltmak da hedefleniyor. Sistem, çalışanların bilgi,
beceri ve motivasyonlarını da sürekli olarak arttırmaya
yardımcı oluyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Hitachi, Avrupa ve Ortadoğu’nun
ilk MEEP teknolojisini İzmir’de kurdu
■ İzdemir, Hitachi teknolojisyle çok daha çevreci
üretime geçti
Kömür yakıtlı enerji üretiminde, yüksek performans sağlayan Hitachi MEEP Teknolojisi, Avrupa ve
Ortadoğu’da ilk kez Türkiye’de kuruldu. İzdemir’de
tam kapasite ile çalışmaya başlayan sistem, baca
gazı emisyonları içindeki tozu yüksek oranda tutarak
hem çevreyi koruyacak hem de tesisin daha verimli
çalışmasına olanak sağlayacak.
Gelişmiş altyapı ve bilgi teknolojilerini bütünleştirerek gelecek nesiler için fark yaratmayı amaçlayan Hitachi, geliştirdiği
MEEP teknolojisini (hareketli elektrot elektrostatik ayırıcı)
Avrupa ve Ortadoğu’da ilk kez Türkiye’deki İzdemir Termik
Santrali’nde hayata geçirdi. Hitachi Plant Construction firmasının orijinal teknolojisi olan MEEP, kömür santrallerinde
açığa çıkan baca gazı içindeki tozları çok daha etkili bir şekilde toplamaya olanak sağlıyor.
Hitachi teknolojisi olan hareketli elektrot elektrostatik ayırıcılar, tesisten salınan gaz içindeki toz yoğunluğunu, dünyanın
en yüksek performans seviyesini göstererek, 10 mg/m3 N
değerinden daha düşük seviyelere indiriyor.
Hem az yer kaplıyor hem daha az enerji harcıyor
Tam kapasite ile çalışmaya başlayan proje hakkında konuşan
Hitachi Türkiye Ülke Müdürü Erman Akgün, 2023 yılına
kadar dünyanın en büyük 10’uncu ekonomik gücü olma
hedefindeki Türkiye için bu gibi verimli ve çevreci projelerin
önemine değindi. Akgün; “2023’e kadar elektrik üretim kapasitesini iki katına çıkarmayı planlayan Türkiye’de hali hazırda
termik santrallerden elde edilen güç, toplam elektrik üretim
kapasitesinin yüzde 30’una karşılık geliyor. Bu anlamda daha
yüksek verim sağlayan bu teknolojinin Türkiye için önemi
ortaya çıkıyor.
Hitachi Plan Contruction firmasının MEEP teknolojisi, toz
toplama elektrotunu toz toplama amacıyla hareket ettirirken
tozu bir fırça yardımıyla topluyor. Sonuç olarak sistem, ince
tozu ve hatta geleneksel sabit elektrotlu elektrostatik ayırıcılarla ayrılması zor yüksek dirençli tozu bile çok iyi bir şekilde
ayırabiliyor. Sistem, sabit elektrotlu elektrostatik ayırıcılara
göre toz toplama etkinliği yüksek oluğu için, toz toplama ve
tahliye elektrot adedi azaltılarak ekipman boyutu küçültülebiliyor.. Bu durum, şarj işlemi için gereken elektrik tüketimini
azaltıyor, böylece elektrostatik ayırıcı enerji tasarrufuna katkıda bulunuyor” diye konuştu.
IAEE İstanbul’da ‘Elektrik Yaz Okulu’ Açacak
■ Türkiye’nin son yıllarda enerji sektöründe attığı adımlar, alanında uzman eleman ihtiyacını da arttırdı IAEE
Seçilmiş Başkanı Prof. Dr. Kumbaroğlu: “IAEE’nin Mayıs
ayının sonunda İstanbul’da düzenleyeceği elektrik yaz
okulu hem gençlerimizin önünü açacak, hem de bundan
sonraki dönemlerde elektrik alanında yaşanacak herhangi bir aksaklığı önlememize katkı sağlayacak”
Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği (IAEE) İstanbul’da
‘Elektrik Yaz Okulu’ açacak. Türkiye’nin başta enerji ve
ulaşım alt yapısı olmak üzere son yıllarda yaptığı yatırım
hamleleri çeşitli sektörlerdeki kalifiye eleman ihtiyacını
arttırırken, devletin yanı sıra çok sayıda özel kurum ve
kuruluş da alanında uzman kişilerin yetişebilmesi için
çeşitli eğitim programları düzenliyor.
Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği (IAEE) Seçilmiş
Başkanı, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Gürkan Kumbaroğlu, son günlerde Türkiye gündeminde
yer alan elektrik sorununu gidermeye yönelik kendilerin
de çalışma başlattıklarını kaydetti.
Prof. Dr. Kumbaroğlu,
IAEE’nin 28-30 Mayıs tarihlerinde ‘Electricity Markets
and Regulation’ konulu
yaz okulu düzenleyeceğini
belirterek, şunları söyledi:
“Elektrik piyasaları üzerine
düzenlenecek bu program
hem IAEE hem de ülkemiz
adına ilk olması nedeniyle
büyük önem taşıyor. Türkiye, büyüyen ve bu büyümeyi sürdürülebilir kılmak isteyen bir ülke. O nedenle yatırımlarımız
hemen her alanda sürekli artıyor. Ama sadece yatırım yeterli
değil. Bu yatırımı iyi yönetebilecek elemanlarınız da olmalı.
İstanbul’da düzenleyeceğimiz eğitim programının ‘alanında
marka isimler yetiştirilmesi’ hedefine büyük katkı sağlayacağına inanıyorum. Norveç, İtalya Türkiye’den alanında önemli
isimlerin yer alacağı bu programın ülkemize, gençlerimize
önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.”
Prof. Dr. Kumbaroğlu ayrıca okula katılmak isteyenlerin ‘[email protected]
traee.org’ adresinden başvuruda bulunabileceklerini kaydetti.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
109
Haberler
TRANSATLANTİK ANLAŞMASI PLASTİK SEKTÖRÜNDE ÜRETİMİ DÜŞÜRÜR
potansiyele sahip pazarı ABD olması nedeniyle ülkemiz
açısından büyük bir önem taşıdığına değinen Yavuz Eroğlu,
“Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Anlaşması nedeniyle
yeni anlaşmadan ülkemiz yoğun şekilde etkilenecektir.
Yapılan Girdi-Çıktı Analizi sonuçları da bize bunu kanıtlar
nitelikte. Sonuçlara göre; anlaşmanın plastik sektörü üretimini yaklaşık yüzde 6 oranında düşüreceğini tahmin ediyoruz. Bu doğrultuda yaklaşık 12 bin kişinin de işsiz kalması
söz konusu. Bu rakamlar oluşacak sıkıntıyı net olarak gözler
önüne seriyor” dedi.
■ AB-ABD arasında yapılacak anlaşma plastik sektörünü derinden etkileyecek
AB-ABD arasında görüşmeleri devam eden
Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması’nın plastik
sektörü üzerinde yaratacağı etkiler sektörü düşündürüyor. T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
Kimya Alt Komitesi’ne bağlı olarak faaliyetlerine
devam eden “Plastik, Kauçuk ve Kompozit Teknik Alt
Komitesi”nin beşinci toplantısının ana gündem maddesi de ‘Transatlantik Anlaşması’ oldu.
PAGEV’in ev sahipliğinde, plastik, kauçuk ve kompozit
sektörleri yeniden bir araya geldi. Plastik, kauçuk ve kompozit sektörlerinin gündemdeki sorunlarının dile getirildiği
toplantıda; Ekonomi ve Sanayi bakanlığı temsilcileri, sektör
temsilcileri ve akademisyenler ile birlikte çözüm önerileri
geliştirildi.
PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, toplantının
en önemli gündem maddesi olan AB-ABD arasında görüşmeleri devam eden ve 2017 yılında müzakereleri tamamlanıp yürürlüğe girmesi beklenilen Transatlantik Ticaret ve
Yatırım Anlaşması’nın plastik sektöründe yaratacağı etki
üzerine bir sunum yaptı.
Anlaşmanın bir tarafının Türkiye’nin önemli bir ithalat ve
ihracat pazarı olan AB’yi içermesi, diğer tarafının ise büyük
110
Eroğlu, “Kaya Gazı çıkarma çalışmaları bugün ABD’yi
maliyet yönünden kaynak zengini yaptı ve Körfez ülkeleri
ile maliyette yarışır duruma getirdi. Kaya Gazı’ndan elde
edilen ucuz etilen, petrokimya sektörünün başlıca girdisi.
TTIP anlaşması dolayısıyla AB çok uygun maliyetli etilen
hammadde kaynaklarına sahip olacak ve plastik sektöründe
diğer ülke üreticilerine karşı rekabet üstünlüğü sağlayacak.
Bu durum görece olarak Türk plastik sektörünün ihracatını
zorlaştıracak ve maliyetini arttıracak” diyerek açıklamalarına
devam etti.
PAGEV olarak konu ile ilgili önerilerini de dile getiren Yavuz
Eroğlu, “Bu anlaşmanın sektör üzerinde yaratacağı olası
etkilerin engellenmesi için öncelikle Türkiye’nin milli menfaatlerimiz çerçevesinde bu anlaşmaya taraf olması gerekiyor.
Ardından özellikle yoğun enerji kullanan sektörümüze enerji
teşviği desteği verilmesini ve enerji verimliliği yatırımlarının 6. bölge yatırımlarıyla eşdeğer olarak desteklenmesini
talep ediyoruz. Yine sektörümüzün rekabetçi maliyetlerle
hammaddelere ulaşımı için yurtiçinde petrokimya yatırımlarının desteklenmesi de önerilerimiz arasında yer alıyor.
Ülkemizin en büyük ihracatçıları arasında yer alan sektörümüzün, Uluslararası Bölgesel Kümelenme modelleriyle Körfez ülkeleri ile kuracağı işbirlikleri sonucunda
ucuz hammadde kaynaklarına ulaşabilmesi Transatlantik
anlaşmasının olumsuz etkilerini azaltacaktır. Bu konuda
çalışmaların yürütüldüğünü biliyoruz. En fazla etkilenecek sektör olarak yapılacak tüm çalışmaları da yakından
takip ediyoruz” diyerek sözlerine son verdi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
İTÜ ROBOT OLİMPİYATLARI “İTÜRO”, YİNE GÜNDEM YARATACAK!
■ Türkiye’nin AR-GE ve inovasyona dayalı teknolojik
altyapısını güçlendirmeyi hedefleyen İTÜ ARI Teknokent
ile Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB) Türkiye’de otomotiv
teknolojilerinin gelişimi için güçlerini birleştirdi. Bu işbirliği ile Türk otomotiv sektörünün fason üretici rolünden
yeni ve inovatif teknolojilerle pazara liderlik eden bir yapıya doğru evrilmesi hedefleniyor.
Yeni nesil otomotiv teknolojileri İTÜ Çekirdek’ten çıkacak
İTÜ ARI Teknokent bünyesinde, 2012 yılında faaliyete
geçen ve bugüne kadar girişimcilere 5 milyon TL’yi
aşan destekler sağlayan girişimcilik destek programı İTÜ
Çekirdek, ticarileştirilebilir tüm projelere ve sektörlere
açık olmanın yanı sıra büyük potansiyele sahip özel kategoriler açarak sektörlerin gelişimine de ön ayak oluyor.
Bu kapsamda bu yılki özel kategori, Türkiye’de otomotiv
sektörünün sürdürülebilir rekabet avantajına sahip daha
güçlü bir yapıya kavuşmasına yardımcı olmayı hedefleyen
Otomotiv Teknolojileri Kategorisi. Bu alandaki girişimciler
OİB’in otomotiv sektöründeki deneyiminden,vizyonundan
ve sanayideki geniş ağından yararlanacak. İTÜ Çekirdek’te
sağlanan imkanlar ise, projelerin gelişmesi için uygun
zemini hazırlayacak. OİB ise projelerin sanayiye aktarımı
konusunda köprü görevi görecek.
Türkiye’de otomotiv alanının daha geniş bir perspektifte
değerlendirilmesi gerektiğini belirten İTÜ ARI Teknokent
Genel Müdürü Kenan Çolpan, OİB ile geliştirdikleri işbirliği hakkında şu değerlendirmelerde bulundu; “İTÜ ARI
Teknokent olarak girişimcilerin yetişmesine olanak tanıyan İTÜ Çekirdek projemizde bu sene girişimcilere 1 milyon TL değerinde ödül dağıtıyoruz. Bu yıl İTÜ Çekirdek’e
2500’e yakın proje başvurusu bekliyoruz ki ilk üç yılda
yapılan başvuru sayısının toplamı anlamına geliyor. Bu
sene açtığımız Otomotiv Teknolojisi özel kategorisi ile
Türkiye’nin otomotiv alanında ihracatçı ülke olma hedefine destek oluyoruz. Otomotiv sektöründe Türk markası
çıkarmalıyız ancak bu sadece seri üretim yapacak bir
marka oluşturmak anlamına gelmemeli. Önümüzdeki 10
112
sene içinde otomotiv sektörünün elektrik, elektronik, yazılım ve enerji üzerine odaklanarak gelişmesi bekleniyor.
Bu yönde Türk markalı teknolojiler üretmek, otomotiv
alanında fark yaratmanın ve gelişimin anahtarı olacak.
OİB desteği ile bu sene oluşturduğumuz İTÜ Çekirdek
Otomotiv Teknolojileri kategorisi ile otomotiv alanında
teknoloji üretmek isteyenlere benzersiz bir fırsat sunuyoruz. Kuluçka dönemlerini tamamlayarak İTÜ Çekirdek’ten
çıkacak projeler yatırımcının Türkiye’ye gelmesine büyük
katkıda bulunacak, otomotiv teknolojileri ihracatımıza da
katkıda bulunacak.”
OİB Başkan Yardımcısı Ömer Burhanoğlu ise bundan
önce otomotiv alanında girişimcilere yeterli imkanın sağlanamadığını, İTÜ ARI Teknokent ile gerçekleştirilen işbirliğinin bu anlamda çok önemli olduğunun altını çizerken;
“Otomotiv pazarı ne kadar büyükse üretim de o denli
artıyor. Öncelikle Türkiye otomotiv pazarını büyütmemiz
gerekiyor. Pazar büyüyünce yeni oyuncular için daha
fazla çekici hale geleceğiz ve yeni yatırımların Türkiye’ye
gelme olasılığı da artacak. Bunun için vergi yüklerinin
azaltılması, insan kaynağının ve altyapının iyileştirilmesi
gibi yapısal bazı adımların atılması gerekiyor. Ayrıca yatırımları destekleyici teşviklerde de bulunulmalı. Hindistan,
Tayland, Güney Afrika, Fas gibi kalabalık nüfuslu ülkelerde
düşük işçilik ücretleri sayesinde verimli üretim yapılabiliyor. Öte yandan kaya gazı kullanımı sayesinde ucuz enerji
imkanına kavuşan Amerika yüksek otomasyonla araç
üretimini tekrar artırmayı hedefliyor. Türkiye olarak bu
rekabetçi ortamdan ayrışmak için yeni nesil araçlara ve
bu yöndeki teknolojilere odaklanmamız gerekli. Dünyada
hibrid, hidrojen ve özellikle de elektrikli araçlara talep
çok hızlı gelişecek ve bu yeni tip araçlar sanılandan çok
daha kısa sürede yaygınlaşacak. Otomotiv İhracatçıları
Birliği olarak İTÜ ARI Teknokent işbirliğimizle sanayimize
katma değerli ürünlerin kazandırılmasını hedefliyoruz.
Umuyorum ki bu işbirliği otomotiv alanında Türk markalarının yaratılması için doğru ortamı oluşturacaktır”
değerlendirmesinde bulundu.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Prysmian Group Türkiye’ye, 5. Uluslararası Demiryolu,
Hafif Raylı Sistemler, Altyapı ve Lojistik Fuarı’nda yoğun ilgi
İstanbul’da tek bir platformda bir araya getiriyor. Ayrıca
fuar süresince, alanında uzman kişilerin verdiği konferans
ve seminer programlarıyla da, kamu ve özel sektörden
önemli isimleri ağırlıyor. Prysmian Group Global Rolling
Stock Uygulama Ürün Müdürü Roberta Dolfini de, fuarın
son günü olan 7 Mart Cumartesi “Demiryolu araç kablolarında uluslararası standartlar ve yenilikler” üzerine bir
seminer verdi ve Prysmian Group bünyesindeki son gelişmeleri aktardı.
■ Enerji ve telekomünikasyon kabloları sektörünün lideri
Prysmian Group’un Türkiye operasyonu Prysmian Group
Türkiye, 05 - 07 Mart 2015 tarihleri arasında, Yeşilköy
İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen Eurasia Rail
Uluslararası Demiryolu, Hafif Raylı Sistemler, Altyapı ve
Lojistik Fuarı’na 4. kez katıldı. Prysmian Group Türkiye’nin,
fuar alanındaki standında tanıttığı raylı sistemler ve rolling
stock kabloları yoğun ilgi gördü.
Teknolojideki gelişmeleri yakından izleyerek geliştirdiği
yenilikçi ürünleri ve yatırımlarıyla, 50 yıldır Türkiye’nin
endüstrileşme sürecine önemli katkılar yapan Prysmian
Group Türkiye, dünyanın üçüncü büyük demiryolu fuarı olan
ve bu yıl 25 yabancı ülkeden 128’i yerli olmak üzere, 300’ün
üzerinde firmanın katıldığı Eurasia Rail’e 4. kez katıldı.
Prysmian Group Türkiye’den Demiryolu Çözümleri Satış
Müdürü Pınar Taşçı ile Satış Mühendisi Vedat Atilla ve
OEM&Özel Kablolar Satış Yetkilisi Esra Bulucu ile Satış
Mühendisi Şefika Demir, Prysmian Group Global’den ise
Raylı Sistem Kabloları Ürün Müdürü Andreas Nolte ve Rolling
Stock Uygulama Ürün Müdürü Roberta Dolfini’nin hazır
bulunduğu, Uluslararası Demiryolu, Hafif Raylı Sistemler,
Altyapı ve Lojistik Fuarı’nda, katılımcılar, Prysmian Group
Türkiye’nin standına ve standında tanıttığı raylı sistemler ile
rolling stock kablolarına büyük ilgi gösterdi.
Alanında dünyanın 3. büyük demiryolu fuarı olma özelliğini taşıyan fuar, büyük firma ve kurumları, sektördeki
önemli gelişmeleri, son teknolojileri, yeni ürün tanıtımlarını
5. Uluslararası Demiryolu, Hafif Raylı Sistemler, Altyapı ve
Lojistik Fuarı’na katılımlarıyla ilgili olarak, Prysmian Group
Türkiye OEM&Özel Kablolar Satış Direktörü İlhan Öztürk,
“Standımızda sergilediğimiz kablolar, kamu ve özel demiryolu firma temsilcileri tarafından büyük beğeni topladı.
Prysmian Group Türkiye olarak, müşterilerimizin çözüm
ortağı ve güvenilir bir tedarikçi olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu motivasyonla, müşterilerimize demiryolu sektorü
konusundaki tüm bilgi birikimimizi aktarmayı bir görev
olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de, tüm bilgi
birikimimizi ve Ar-Ge gücümüzü, sektörün daha da ileriye
gitmesi için kullanmaya ve yeni projeler hayata geçirmeye
devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.
Fuara katılmaktan ve gördükleri yoğun ilgiden dolayı memnun olduklarını belirten Prysmian Group Türkiye CEO’su
Erkan Aydoğdu ise, “Bu fuar kapsamında, raylı sistemler
ve rolling stock uygulamaları için ürettiğimiz kabloları, yurt
içinden ve yurt dışından gelen katılımcılara sergileme imkanı
yakaladık. Firmamızın 2011 yılında duyurduğu misyonu
‘Türkiye’yi Yarınlara Bağlıyoruz’dan hareketle, içerisinde yer
aldığımız her alanda en son teknolojileri takip ediyor, kendi
bünyemizde uyguluyor ve sektöre sunuyoruz.” dedi.
Prysmian Group Türkiye’nin, raylı sistemler ve rolling
stock kabloları alanında, kablolarının tercih edildiği projeler arasında, TCDD’nin yeni hızlı tren hatları ile konvansiyonel hatlarının sinyal sistemlerinin gerçekleştirilmesi,
Belediyeler ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen metro projeleri gibi birçok önemli ve prestijli proje
bulunuyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
113
Haberler
Avrasya’nın ilk ve tek fleksİbıl ambalaj fuarı açılıyor
■ Yağmur Fuarcılık ve FASD (Fleksibıl Ambalaj Sanayicileri
Derneği) tarafından düzenlenen Avrasya’nın ilk ve tek
fleksibıl ambalaj fuarı PACK-IST 2015 “Fleksibıl Ambalaj
Fuarı”, 2-5 Nisan 2015 tarihleri arasında dünyanın dört
bir yanından gelen katılımcı ve ziyaretçilerini İstanbul Fuar
Merkezi’nde ağırlamaya hazırlanıyor.
Türkiye, son yıllarda Avrupa fleksibıl ambalaj üretimi ve
pazarında en hızlı gelişen ülkelerden birsidir. Sektörün
büyümesinin bir sonucu olarak 2012 de ilk kez düzenlenen
PACK-IST fleksibıl ambalaj sektöründe merkeze oturan
bir marka etkinliğidir. PACK-IST bir fuardan öte markasal
düzeyde gelişmek, pekişmek ve uzun vadede pazar payı
mevzilerini geliştirmek, garantilemek isteyen firmaların bir
güç birliği çatısıdır.
43 ülkeden ziyaretçi talebi başvurusu
Fuarda uluslararası büyüklükte katılımcılar
Türkiye’nin dünyada gıda üretimi alanında büyüyen rolü,
fleksibıl ambalaj konusunda etkin bir üretim sektörünün
gelişmesine neden olmuştur. Bu durumda PACK-IST Fuarı
sektörün dünya genelinde marka bilinirliğini artıracak,
rekabet gücünü geliştirecek, pazar etkinliğini sürekli kılacak
önemli görevler üstlenmiştir. Bu amaçla Türkiye’nin fleksibıl
ambalaj sektöründe üretim yapan, dünya ölçekli en büyük
oyuncularının fuarın üç yıldır katılımcıları arasında yer alması sağlanmıştır. Türkiye’nin ilk büyük 1000 sanayi kuruluşu
arasında yer alan, pek çok ülkede üretim yapan, Avrupa’nın
en büyük ihracat ve teknoloji kapasitelerine sahip firmaların
öncülüğü ile PACK-IST Fuarı 2-5 Nisan tarihlerinde İstanbul
Fuar Merkezi’nde fleksibıl ambalaj sektörünün iletişim ve
ticari pazarlama platformu olacak.
Fuarın Kapsamı
114
PACK-IST, fleksibıl ambalaj sektöründeki uluslararası
büyüklükte katılımcılarının yanı sıra Almanya, Gürcistan,
Özbekistan, İsrail, Yunanistan, Ukrayna, Polonya, Rusya,
İtalya, İngiltere, Belçika, San Marino, Danimarka, Hollanda,
Tayland ve İsveç’den Türkiye’deki temsilcilikleri aracılığıyla
fuara katılım gerçekleştiren firmaları yerli ve yabancı fuar
ziyaretçileriyle buluşturacak.
PACK-IST Fuarı’nda ziyaretçiler, fleksibıl ambalaj malzemeleri, baskılı-baskısız ambalajlar, metalize film, alümünyum
folyo, şirink-streç film, etiket-emniyet bandı, taşıma poşetleri, torbalar, ambalaj filmleri, streç palet örtüsü, şirink palet
örtüsü, balonlu ambalaj, bant, baskı-matbaa mürekkepleri,
klişe, baskı silindirleri gibi fleksibıl ambalaj sektörüne ait
en son teknoloji ve yenilikleri görme fırsatı yakalayacaklar.
Yapılan düzenli tanıtım çalışmalarıyla, en fazla ilden ve ülkeden ziyaretçi getiren fuar olma özelliği taşıyan PACK-IST,
uluslararası platformda da üretici ve sıcak talep sahiplerini
buluşturan, önemli bir fuardır. Türk üreticilerin dışa açılmasını sağlayan bir platform olma özelliğine sahip olmasıyla
da pek çok iş ortaklığı ve ihracat antlaşmasına olanak veren
PACK-IST yurtdışından ve yurtiçinden binlerce ziyaretçiyi
bir araya getirecek. Fuar katılımcıları, PACK-IST Fuarı’nı
ziyaret talebinde bulunan Güney Kore, Litvanya, Belçika,
Hollanda, Nijerya, İtalya, İngiltere, Pakistan, Bulgaristan,
Cezayir, Gana, İsrail, Yunanistan, Tunus, Mısır, Etopya,
Endenozya, Suudi Arabistan, Fransa, Kore, Benin, Fas,
Hindistan, B.A.E, Lübnan, Ürdün, Macaristan, Makedonya,
Kamerun, Bangladeş, Ukrayna, Güney Afrika, İran, Irak,
Kanada, Almanya, Portekiz, Bahreyn, Filistin, Azerbaycan,
Hong Kong, Ermenistan ve Sri Lanka’dan gelecek ziyaretçileriyle buluşma fırsatı yakalayacak.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
DOĞA TUTKUNLARI AZALAN SU KAYNAKLARINA
DİKKAT ÇEKMEK İÇİN YÜRÜDÜ
kilometrelerce yürümek zorunda kalan çocukların yaşam
koşullarına dikkat çekildi.
■ Pompa sistemleri sektörünün lider kuruluşu Wilo
ile doğa tutkunu gezginlerin vazgeçilmezi Atlas Dergisi
işbirliğiyle Dünya Su Günü kapsamında, İstanbul’da su
yürüyüşü düzenlendi. “Su İçin Yürüyoruz” etkinliği, 21
Mart Cumartesi günü Ağva’da gerçekleştirildi. Azalan su
kaynaklarına ve temiz suya ihtiyaç duyan insanlara dikkat çekmek için yapılan etkinlikte konuşan Wilo Türkiye
Genel Müdürü Ercüment Yalçın, “Wilo olarak ürettiğimiz
pompalarla dünyanın dört bir yanında suyu bir noktadan
başka bir noktaya taşıyoruz. Biz suyun değerini çok iyi
biliyoruz. Su kaynaklarının gelecek nesillere temiz bir
şekilde aktarılması ve verimli kullanılması için çaba göstermeye devam edeceğiz” dedi.
Hayatın kaynağı olan suya yön veren Wilo Pompa
Sistemleri, suyun izinden giderek farkındalık yaratmayı
amaçlayan etkinliklerine bir yenisini ekledi. İlki 2013’te
yapılan “Su İçin Yürüyoruz” etkinliği, suyun verimli kullanılmasına ve azalan su kaynaklarına dikkat çekmek için
bu yıl da düzenlendi.
“Su İçin Yürüyoruz” etkinliği, bu yıl Atlas Dergisi’nin ve
okurlarının da katılımıyla farklı bir boyut kazandı. Dünya
Su Günü kapsamında 21 Mart Cumartesi günü Ağva’da
gerçekleştirilen etkinlikte, dünyanın giderek azalan doğal
su kaynaklarına ve Afrika’da su kaynaklarına ulaşmak için
116
Wilo’nun, Atlas Dergisi’nin desteğiyle düzenlediği “Su
İçin Yürüyoruz” etkinliği, doğa tutkunu okurlardan büyük
ilgi gördü. Şehir karmaşasından uzak, muhteşem bir
atmosferde yapılan yürüyüşün katılımcıları, rehber eşliğinde Ağva’nın doğa değerlerini inceleme olanağı buldu.
Katılımcılar, 5 kilometrelik Kilimli Parkuru’nda yapılan
yürüyüşte, eşsiz güzellikteki koyları, kaya heykellerini,
doğal köprüleri ve havuzları ile olağanüstü bir doğaya
tanıklık etti. Ormanları ve su kaynaklarını yakından tanıma imkânına kavuşan doğa tutkunları, suyun önemine
vurgu yapan yürüyüşte, doğa ile iç içe, unutulmaz bir
gün geçirdi.
Yürüyüşe katılan Wilo Türkiye Genel Müdürü Ercüment
Yalçın, “Wilo olarak ürettiğimiz pompalarla dünyanın
dört bir yanında suyu bir noktadan başka bir noktaya
taşıyoruz. Biz suyun değerini çok iyi biliyoruz. Bu bilincin
Türkiye’de ve dünyada yerleşmesi için çaba sarf etmeye
devam edeceğiz” dedi.
Dünyadaki su kaynaklarının her geçen gün tükenmeye
yüz tuttuğunu ifade eden Yalçın, sözlerine şöyle devam
etti: “Enerji tasarrufu ve suyun verimli kullanılması
konuları, dünya gündeminin ilk sıralarında yer alıyor. Biz
de Wilo olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine
getirmeye çalışıyoruz. Suyun verimli kullanılması ve
geleceğe taşınması konusunda şimdiye kadar pek çok
farkındalık çalışması yaptık. ‘Su İçin Yürüyoruz’ etkinliği
de, yaptığımız bu çalışmaların en önemli örneklerinden
biri oldu. Sizlere de bugün etkinliğimize katılarak bize
destek olduğunuz için çok teşekkür ediyorum” dedi.
Yüksek oranda enerji verimliliği sağlayan ürünleriyle pompa
sektöründe lider konumda bulunan Wilo, sosyal sorumluluk
projeleri gerçekleştirmeye devam edecek.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Otonom araçlar geliyor
Otomatik pilotlar trafiğe çıkacak
■ Kendi kendine giden (otonom) araçlar ABD’de ve
diğer gelişmiş ülkelerde trafiğe açık yollarda test
edilmeye başlandı. Otomotiv ve motor sanayindeki
uluslararası firmalara ileri teknolojiler sunan AVL
Türkiye, otonom araçlar için geliştirilen değişken
hız kontrolü, şerit takip ve uyarı sistemi, otomatik
park edebilme, acil durumda otomatik fren yapma,
çarpışma önleme, bisiklet/yaya uyarısı gibi sistemlerin; motor, transmisyon gibi diğer kritik alt
sistemlerle entegrasyonu üzerinde çalışmalarını
sürdürüyor.
Türkiye’nin otomotiv sektöründe ilk uluslararası mühendislik firması AVL Türkiye, sektörün gündemi olan, kendi
kendine giden araç sistemlerini yakından takip ediyor.
Akıllı araç teknolojileri üzerine ar-ge çalışmalarını sürdüren AVL Türkiye, otonom araçlar için değişken hız kontrolü, şerit takip ve uyarı sistemi, otomatik park edebilme,
acil durumda otomatik fren yapma, çarpışma önleme,
bisiklet/yaya uyarı sistemlerinin araçlara en uygun şekilde entegrasyonu üzerine çalışıyor. Bu sistemlerde, teknolojinin araçlarda uygulanması aşamasında, aracın verdiği tepkilerin ve sürüşe müdahalesinin istenen seviyeye
getirilmesi, sistemlerin performansının değerlendirilmesi
ve iyileştirilmesi gibi konularda çalışmalar yürütüyor.
118
2025 yılında tüm yeni araçlar otonom olacak
AVL Türkiye Genel Müdürü Dr. Umut Genç, “Kendi kendine giden araçlar, lazer, radar ve kamera gibi pek çok ileri
sensör ile donatılmış ve akıllı yazılımlarla idare edilen
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
‘otopilot’ları olan arabalardır. Herhangi bir koordinat
girilerek A noktasından B noktasına gidebiliyorlar. Bu
araçların trafiğe açık yollarda testleri yapılmaya başlandı.
Bu araçları 2020’de Türkiye’de de görmeye başlayacağız.
2025’te tüm yeni araçların otonom olacağını öngörüyoruz” diye bilgi verdi.
gerekecek. Bu sistemlerin motor, transmisyon gibi araçtaki diğer önemli alt sistemlerle ve akıllı trafik yönetim
sistemleri en iyi şekilde entegre edilmesi gerekiyor.
Güvenlik daha da önemli bir konu olarak kalmaya devam
edecek.
Otonom araçlarda uzay teknolojisi
Otonom araçlarla beraber sektörün de evrimleştiğini
söyleyen Dr. Genç, “Öncelikle pek çok yeni mühendislik
uygulaması otomotiv sektörüne girdi. Bu biz mühendisler için büyük şans, gelecek 20 yıl üzerinde çalışacağımız
pek çok yeni konu önümüzde duruyor. Otopilotları en
güvenli, en konforlu ve en çevreci şekilde geliştirmemiz
Otopilotların ilk uygulamalarının havacılık ve uzay sektöründe yapıldığını hatırlatan Dr. Genç, “İlk olarak uçaklar
otopilot ile uçuyorlardı, şimdi o teknoloji arabalara geliyor. Hatta otonom araçlarda kullanılan bazı algoritmalar,
şu an Mars’ta gezen robotların da yolunu bulması için de
kullanılıyor” diye konuştu.
Arçelik A.Ş.’ye E-atık Kahramanı Ödülü
■ Arçelik A.Ş., İstanbul Elektrik ve Elektronik Atık
Zirvesi’nde AEEE Yönetmeliği’nden doğan yükümlülüğünü yerine getirmek için Eskişehir ve Bolu’da kurduğu
iki geri dönüşüm tesisi ve AEEE Yönetim Sistemi’nden
dolayı ‘E-atık Kahramanı Ödülü’ne layık görüldü.
Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) ve Enerji Verimliliği
Derneği (ENVER) tarafından 5-6 Mart 2015 tarihlerinde
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Süleyman Demirel Kültür
Merkezi’nde gerçekleştirildi. Türkiye’de bir ilk olarak e-atık
yönetimi konusunda emek verenleri desteklemek ve konunun bilinirliğini artırmak için verilen ödülü, Arçelik A.Ş.
adına Enerji ve Çevre Yöneticisi Fatih Özkadı aldı.
Dünyaya saygılı, dünyada saygın vizyonu çerçevesinde,
Arçelik A.Ş., Eskişehir ve Bolu’daki geri dönüşüm tesisleri
ve e-atık yönetim sistemi ilgili yaptığı çalışmalar sonucunda
İstanbul Elektrik ve Elektronik Zirvesi’nde ‘E-atık Kahramanı
Ödülü’nü aldı. Zirve, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Atık
Yönetimi Dairesi Başkanlığı‘nın katılımıyla Sürdürülebilir
Arçelik A.Ş., ‘Doğaya Dönüş Başlasın’ sloganıyla hayata
geçirdiği Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların (AEEE)
Kontrolü Yönetmeliği kapsamındaki Türkiye’nin en büyük
yenileme hareketini 2014 yılında başlatmıştır. AEEE değiştirme kampanyasında, Arçelik ve Beko bayileri ile yetkili
servisler tarafından müşterilerden toplanan AEEE’ler geri
dönüştürülmek üzere lisanslı tesislere gönderildi. AEEE
Yönetmeliği kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmek
amacıyla Bolu ve Eskişehir’de 2014 yılında iki geri dönüşüm tesisi kuran Arçelik A.Ş. yaptığı çalışmalar ile sektöre
öncülük ederek, sektöründe hem üretici olup hem de bu
alanda tesis kuran tek şirketi oldu.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
119
Haberler
GE Türkiye, İTÜ ile Edison Mühendislik Geliştirme
Programı için işbirliği protokolü imzaladı
■ GE, genç mühendislerini yetiştirdiği, seçkin Edison
Mühendislik Geliştirme Programı için, İstanbul Teknik
Üniversitesi (İTÜ) ile bir işbirliği protokolü imzaladı.
Programda, dünya genelinde yalnızca 1.100 katılımcı
bulunuyor.
• GE’nin üstün donanımlı teknik liderler yetiştirdiği
Edison programına kayıtlı veya programdan başarı
ile mezun olmuş seçkin mühendisler, İTÜ Uçak ve
Uzay Mühendisliği, Malzeme Mühendisliği ve Makine
Mühendisliği bölümlerinde yüksek lisans ve/veya doktora programlarına kabul edilecek.
• GE, Türkiye’de yerel inovasyonun güçlenmesi ve
nitelikli teknolojik araştırmalar yapabilecek Türk
mühendisler yetiştirmek adına üniversite-sanayi işbirliklerinin öneminin farkındalığı ile çalışmalarına devam
ediyor.
General Electric (GE)’in Edison Mühendislik Geliştirme
Programı, GE Türkiye ve İstanbul Teknik Üniversitesi
arasında imzalanan işbirliği protokolü ile İTÜ yüksek
lisans ve doktora programlarında denklik hakkı kazandı.
Program, zengin endüstri birikimini, özenle tasarlanmış bir program dahilinde aktararak, nitelikli teknolojik
araştırmalar yapabilecek, üstün donanımlı teknik liderler
geliştirmeyi amaçlıyor. Sunulan bu denklik olanağı
sayesinde, kayıtlı veya programı başarı ile tamamlamış
mühendisler, endüstriyel kabiliyetlerinin yanında akademik olarak da gelişerek yüksek lisans ya da doktora
derecesi alabilecekler.
GE tarafından 26 farklı ülkede, 66’dan fazla mühendislik
organizasyonunda uygulanan ve dünya çapında yalnızca
1.100 katılımcısı olan Edison Mühendislik Geliştirme
Programı, Türkiye’de 2009 yılında başlatıldı. GE’nin
havacılık iş kolunda uyguladığı Edison programında;
katılımcılar, program süresince farklı teknolojilik alanlarda görevlendiriliyor ve böylece uzmanlaşacakları alanı
seçebiliyorlar. GE çalışanlarının yanı sıra, GE’ye yeni
katılacak mühendislerin başvurularının da kabul edildiği
programa seçilen Edison mühendisleri, 2 yıl boyunca
120
GE’nin İleri Seviye Mühendislik Kursları (Advanced
Courses in Engineering (ACE)) müfredatını takip ederek, GE’nin endüstri tecrübesi ile şekillendirdiği teknik
ve liderlik eğitimleri alıyor ve farklı teknolojik alanlarda
görevlendiriliyor. İmzalanan protokol kapsamında programa kayıtlı veya mezun olmuş mühendisler, İTÜ Uçak
ve Uzay Mühendisliği, Malzeme Mühendisliği ve Makine
Mühendisliği bölümlerinde yüksek lisans ve/veya doktora programlarına kabul alacak.
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca yaptığı açıklamada GE ile imzalanan protokolün nitelikli araştırma
yapabilecek üstün donanımlı mühendisler yetişmesindeki önemine vurgu yaptı. Karaca, “Mühendis yetiştirme
konusunda ülkemizde çok önemli bir yere sahip olan İTÜ
olarak GE ile bu işbirliğine imza atmaktan dolayı memnuniyet duyuyoruz. GE Edison Mühendislik Geliştirme
Programı’na denklik sağlayan bu protokol anlaşmamız
ile mühendislerimizin iyi bir akademik eğitim ile zengin
endüstri tecrübesini birleştirerek ülkemize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum” dedi.
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Türkiye Teknoloji
Merkezi Genel Müdürü Dr. Aybike Molbay, GE Türkiye’nin
yerel inovasyonu destekleme hedefi doğrultusunda gerçekleştirdiği çalışmalar içinde önemli bir girişimlerinin
İstanbul Teknik Üniversitesi ile imzalanan protokol olduğuna dikkat çekti.
Molbay, “GE Türkiye olarak, üniversite-sanayi işbirliğinin
gücünü gösteren bu protokol ile ülkemiz mühendisliğin desteklenmesi hedefimize yönelik bir adım daha
atmış olmanın heyecanını yaşıyoruz. Edison Mühendislik
Geliştirme Programı ile sağlanan denklik, GE’nin zengin
endüstri deneyimi ile akademik öğrenimi destekleyerek,
etkin bir kariyer yolculuğuna olanak sağlayacak. Bu
protokolü, hali hazırda GE Garaj çalışmalarımızı yürüttüğümüz ve ülkemizin dünya standartlarında mühendis
yetiştiren üniversitesi olan İTÜ ile imzalamış olmaktan
büyük gurur duyuyoruz” dedi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürünler
Sek­tör­den Ürün­ler say­fa­la­r› En­düs­tri&Oto­mas­yon der­gi­si­nin üc­ret­siz ürün/hiz­met ta­n›­t›m say­fa­la­r›
olup, en­düs­tri­de kul­la­n›­lan ürün­le­rin ta­n›­t›­m› ama­c›y­la ya­y›n­lan­mak­ta­d›r. ‹l­gi­ni­zi çe­ken ürün ve/
ve­ya hiz­met­ler hak­k›n­da bil­gi al­mak için il­gi­li fir­ma­n›n in­ter­net si­te­si­ni in­ce­le­ye­bi­lir ve­ya fir­ma ile
ba€­lan­t›­ya ge­çe­bi­lir­si­niz.
PNOZmulti 2 - PROFINET Ağları ile Entegrasyon
lebilir kontrol sistemi PNOZmulti 2 için
yeni PROFINET komünikasyon modülü
mevcut!
PNOZmulti 2 konfigüre edilebilir kontrol
sistemi şimdi PROFINET komünikasyon modülü ile sol taraftan genişletilebilmektedir. Ethernet/IP, CANopen,
EtherCAT, Modbus TCP, Profibus-DP
ve Powerlink’in yanı sıra PNOZmulti 2
için diğer bir komünikasyon seçeneği
mevcuttur.
Açık bir sistem olarak, PNOZmulti 2
oldukça esnektir ve daha yüksek düzeydeki operasyonel kontrol sisteminden
bağımsız olarak tüm sektörde kullanı-
labilir. Bir bakışta elde edeceğiniz faydalar:
• PROFINET’e bağlanabilme (IO Cihazı)
• Anahtarlanmış arayüz sayesinde veri
çakışması olmaz
• Kullanıcı dostu teşhis ve kontrol bilgisi
sayesinde kısa arıza süreleri ve yüksek
işletme kullanılabilirliği
• Komünikasyon modülleri vasıtası ile
iki yollu sinyalizasyon ve kontrol
• NOZmulti Konfigürator içerisinde PVIS
teşhis kavramı aktif hale getirilebilir
• Ayrı müşteri metinleri entegre edilebilir
Riske girmeden PNOZmulti 2 kullanın tüm makine türleri için dünya çapında
emniyet.
www.pilz.com/tr
PILZ
■ Daha fazla esneklik - konfigüre edi-
Kolay Panel Geçişleri İçin Yeni Panel Geçiş Klemensleri
■ Yeni panel geçiş klemensleri modern tasarımları
ve ürün çeşitliliği ile dikkat çekmektedir. Vidalı (UW)
ve pabuç bağlantılı (RW) tipleri mevcuttur. Push-in
bağlantılı (PW) tipleri ise tasarım aşamasındadır.
Klemensler, herhangi bir alet kullanımına gerek olmaksızın sac üzerinde açılan çerçeveye kolayca takılır.
Eğer uygulamada mekanik zorlanmalar söz konusu
ise vida ve perçinlerle sabitlenebilen tipler kullanılabilir. Klemenslerin, pinlerle birbirine eklenerek bloklar oluşturulabilen çeşitleri de mevcuttur. Kablo girişi
yatay (karşıdan) veya düşey (alttan) olabilmektedir.
Döküme uygun tipler ürün gamını tamamlar.
Tüm çeşitler etiketlenebilmektedir. 600 V’a varan UL onayı ürünlerin dünya çapında kullanılabilmesini sağlar.
www.phoenixcontact.com.tr
124
ENDÜSTRİ OTOMASYON
phoenıx contact
Ürünler
Asus Car DVR ile Her Anı Kesintisiz Kaydedin
■ Yeni dijital çağın öncü şirketlerinden olan ASUS, 09-12 Nisan’da
gerçekleştirilecek AUTOMECHANIKA
İstanbul 2015’de, tüm hava koşullarında, gece-gündüz yüksek kaliteli
Full HD 1080p video kaydı yapan ve
fotoğraf çeken Car DVR’yi görücüye
çıkarıyor.
rası algılama özelliğinin yanı sıra şerit değiştirme ve çarpışma uyarı sistemleri ile donatılarak kullanıcısıyla
buluşmaya hazır duruma getirilen
Tayvan Mükemmellik Ödülü sahibi
Car DVR, araçlarda güvenlik ve heyacanı biraraya getiriyor.
Automechanika İstanbul 2015’te
Tayvan Excellence Pavilyonu’nda
sergilenecek olan ASUSCar DVR
muhteşem kayıt ve görüntü kalitesine sahip.
95 x 65 x 34 mm boyutlarında, klipsli
tasarıma sahip olan, dahili hız kamewww.asus.com.tr
Asus
3M, Yeni Bant Ailesi Fast Ile Binalarda Yalıtım ve Sızdırmazlık
Sorunlarına Tek Bir Ürünle Çözüm Getiriyor
■ 3M’in inovatif ve çözüm odaklı
ürün geliştirme anlayışının bir sonucu olan FAST yüksek performanslı
sızdırmazlık bantları, yapılarda su ve
nem bariyeri oluştururken, inşaat sektöründe iş yapış süreçlerine yeni bir
soluk getiriyor.
Yüz on yılı aşkın süredir yeni fikirler geliştiren ve bu fikirleri dâhiyane
ürünlere dönüştüren 3M, FAST bant
ailesi ile inşaat sektörünün yalıtım ve
sızdırmazlık sorunlarına yeni bir çözüm sunuyor. 3M FAST sızdırmazlık
bantları, inşaat sektöründe hem iç
hem de dış alanlarda, yapılardaki tüm
birleşim yerlerinde, kalıcı nem, hava
ve su bariyeri sağlarken uygulama
süreçlerini de kolaylaştırıyor.
lu yüzeylere bile kolayca yapışabilen
FAST yüksek performanslı bantlar,
yüzey hazırlığı gerektirmeden yalıtım
sağlıyor. Eksi 18 dereceye kadar düşük sıcaklıklarda bile zorlu yüzeylere
kolayca uygulanabilen bantların üzeri
tercihe göre boyanabilyor ya da farklı
materyallerle kaplanabiliyor.
3M FAST ürünleri sahip oldukları
yüksek teknoloji sayesinde çivi ile delindiğinde bile cismin etrafını sararak
sızdırmazlık sağlarken; uygulandıkları
alanda UV ışınlarına karşı 6 aya kadar
koruma sunuyor.
3M, FAST bant ailesi ile inşaat alanında farklı bina materyallerinde
sızdırmazlık sağlamayı uzun süren,
zahmetli bir süreç olmaktan çıkarıyor.
Kapı, pencere ve kör kasa profillerinde, membran birleşim noktalarında,
sıva, beton ve küflü metal gibi en zor-
Yapı sektörü için özel olarak geliştirilen 3M FAST sızdırmazlık bantları, Ift Rosenheim, SP ve SINTEF
gibi saygın kurumların onayını
aldı. 3M FAST sızdırmazlık bantları
kullanıcılarına,Her koşulda ve yüzeyde, farklı ortam sıcaklıklarında
tek kişi tarafından uygulama imkanı
sunarak;yalıtım ve sızdırmazlık uygulamalarında iş yapış süreçlerine yeni
bir soluk getiriyor.
www.3m.com.tr
3M
ENDÜSTRİ OTOMASYON
125
Ürünler
Kısa Gövde Dizaynıyla Kompakt Endüktifler
■ Turck, 22 milimetreye kadar gövde
uzunluğu ve tüm metallerde düz kafa
montaj özelliğini BI sensörlerinde biraraya getirmiştir.
Turck yenilenmiş BI serisi EH03,
EG04, EH04K ve EG05K kompakt
gövdeli endüktif yaklaşım sensörleri
sunar. 22mm’den 15mm’e kısaltılmış
gövde uzunluklarıyla yeni modeler,
dar ve sınırlı montaj koşulları için
oldukça uygundur. EH03 ve EH04
www.turck.com.tr
dişsiz gövde 3 ve 4 milimetre çaplı
EG04 ve EG05 dişli gövde M4 x 0.5
and M5 x 0.5 modellerdir.
Yeni BI serisi tüm ürünlerde kısa devre koruması ve ters kutup koruması
mevcuttur.Anahtarlama durum bildirimi için üzerinde sarı bir Led ile desteklenmiştir. Standart 1mm algılama
mesafesi ve düz kafa montaj özelliği
kullanıcılara basit montaj ve geniş bir
uygulama alanı sağlamaktadır.
Turck
Tork PL Serisi Power Patlaç Vanalar
■ Patlaç valfler, basınçlı havanın hızlı bir şekilde boşaltılarak, şok hava darbeleri oluşturması istenen sistemler
için tasarlanmıştır. Patlaç valfler de , iki yollu solenoid
valfler gibi çalışır, fakat solenoid valflerden farklı olarak
giriş ve çıkış bağlantıları arasında 90° açı oluşturur. Bu
nedenle havayı darbe şeklinde gönderme özelliği vardır.
Patlaç Valf, Jet Filtre Valfi adı ile de tanınır.
Patlaç Valfler termik santrallerde ve çimento, boya, yem,
beton, deterjan, seramik, cam ve demir-çelik sanayinde
jet filtrelerde biriken toz maddelerinin katılaşmasını önlemek için kullanılır.
• Yüksek debi ve özel diyafram sayesinde toz toplayıcı
PL1010 Serisi Dişli, Normalde Kapalı Patlaç
Vana (3/4”...3”)
PL1030 Serisi Rakor Bağlantılı,
Normalde Kapalı Patlaç Vana
(3/4”...1 1/2”)
sistemlerin ihtiyacı olan özel çalışma sistemini sağlarlar.
• Yüksek akış, uzun kullanım süresi, çok hızlı açma-kapama özellikleriyle ekonomik ve etkin çözümler sağlarlar.
• Yüksek kaliteli diyaframlar aşınmaya karşı dirençli olup,
zor koşullar altında bile uzun çalışma süresi garantisi altındadır.
• Patlaç vanalar, IP 65 koruma sınıfına sahiptir.
• Tek diyafram veya çift diyafram özelliklerine sahip olup,
¾” , 1”, 1 ½” dişli veya rakorlu bağlantı çapları mevcuttur.
• 12VDC-12VAC-24VDC – 24VAC – 48VDC-48VAC110VDC - 110VAC ve 230VAC voltaj değerlerinde çalışabilir.
• Uzaktan kumanda edilebilen çeşitleri mevcuttur.
PL1020 Serisi Uzaktan Kontrollu, Dişli, Normalde Kapalı
Patlaç Vana (3/4”...3”)
PL1050 Serisi Rakor Bağlantılı
Uzaktan Kontrollu, Normalde Kapalı
Patlaç Vana (3/4”... 1 1/2”)
www.smstork.com
126
ENDÜSTRİ OTOMASYON
C95 Patlaç Valf Zamanlayıcısı 8,16, 24, 32
Röleli (24V DC, 230V AC)
SMS TORK
Ürünler
Güneş Enerjili İkaz Lambası İL-X…..GNS serisi ø 100
■ Ürün montajı ile ilgili aparatlar çok
önemlidir.Çünkü lambanın yanı sıra
solar panelde olacaktır (Opsiyonel).
Uygulamaya özel ilave olarak ayrıca
bu ürünler ile beraber küçük bir pano
ile akü ve gerekli kart bulunmaktadır.
Özellikle Elektrik bağlantısının yapılmasının güç olduğu alanlarda veya
imkansız olduğu durumlarda tercih
edilir.Gün ışında enerji depolayıp aküsünü doldurur, hava kararınca fotosel
sayesinde devreye girer ve ikaz etmeye başlar.Kullanım alanları:Yüksek
bina
kule
ve
tesislerde,hava
alanları,enerji nakil hatları(yüksek
gerilim)direkleri,limanlar ve deniz üstünde kurulmuş olan her türlü tesis
veya platformda kullanılmak üzere
tüm ikaz edilmesi gerekli durumlarda
kullanılabilir.
Genel Özellikler:
• Lens:PC
• 2 yıl Garantili
• NEMA 4X Standartları
• Koruma Sınıfı:IP65/66
www.oshmuhendislik.com.tr
• Çalışma Voltajı:12…80VDC
• Çalışma Sıcaklığı: -25…+75°C
• Gövde ABS (opsiyonel döküm)
• Kırmızı,Mavi,Sarı ve Beyaz renk seçenekleri
• Yüksel LED Teknolojisi ile 100.000
saat ömür
• Yanar Söner veya Sürekli yanar model seçeneği
• Özel dizaynı ve LED Teknolojisi ile
360° görünülürlük
• Isınmaya,buzlanmaya ve tutuşmaya
dirençli polikarbon kapak
• Mikro işlemci ve fotosel sensör sayesinde gece ve gündüz algılaması
• 20 Watt enerji üreten paneli üretilen
enerjiyi uzun süre saklayabilme
• Kolay ve verimli montaj opsiyonel
olarak sabitleme ve montaj aparatları
• 4 sıra 160 Adet utra parlak yüksek
aydınlatma gücüne sahip Led kullanılmıştır.
• 2 adet 12V 7,2 Ah kuru tip aküsü
sayesinde 4 gün boyunca güneşli
görmese bile sistem çalışmaya devam eder.
OSH MÜHENDİSLİK
PID QUADRO
■ 4x Üniversal termokupl girişi, her bölge için bağımsız
SET değeri
• TFT ekran (320x240 pixels - 16 bit)
• Her bölge için 2x Röle veya Transistör çıkışı
• Her bölge için düşük ve yüksek alarm seçenekleri ve
alarm çıkışları
• USB bellek ile veri toplama
• RS - 485 bağlantı ile birden fazla cihazın birbiri ile ile-
tişimi
Uygulama alanları:
• Konveyörlü tünel fırınlar
• Ambalajlama makineleri
• Extruder, Badonez uygulamaları
• Tekstil RAM makineleri
• Sterlizasyon ve pastorize uygulamaları
• Motorlu vana ile buhar kontrolü.
www.emkoelektronik.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
EMKO ELEKTRONİK
127
Ürünler
Yeni Tektronix MDO 3000Serisi
■ Osiloskop,Spektrum Analizör, Arbitrary Fonksiyon
Jeneratörü, Logic Analizör, Protokol Analizörü ve
Dijital Volt Metre hepsi bir arada! Benzersiz 6 farklı
cihaz özelliği artık tek Osiloskopta mevcut!
Özellikler
Osiloskop
FastAcq ve Endüstriyel Alanda En Üstün Prob
• FastAcq yüksek hızda dalgaformu kazancı
– 100 – 500 MHz modellerinde 235,000 wfms/s
– 1 GHz modellerde 280,000 wfms/s
– Tersine çevrilen dalgaform paleti ender olayların anında
görülebilmesini sağlar
• 3.9 pF giriş kapasitesi ile devre yükü azaltılabilir standart
gerilim probları
– TPP0250: 100MHz, 200MHz modellerinde standart 250
MHz pasif gerilim probu
– TPP0500B: 350MHz, 500MHz modellerinde standart
500MHz pasif gerillim probu
– TPP1000: 1GHz modellerinde standart 1GHz pasif gerilim probu
Spektrum Analizör
FFT Üstün Performans
• Geniş bantgenişliği yakalama
– 3 GHz’a kadar bantgenişliği yakalayarak tek seferde tüm
sinyalleri görmenize imkan sunar
• Otomatik işaretleyiciler
– 11 adet işaretleyici ile otomatik olarak her bir kullanıcı
tarafından tepe değerleri basitçe tanımlanan görevlerle
belirlenebilir
• Spektrogram Görünüm
– Tek bakışta yavaşça değişen RF değerlerini grafiksel
olarak görüntüleme
• Otomatik Ölçümlemeler
– Yaygın RF ölçümlemelerini hızlıca yapabilme
128
Arbitrary Fonksiyon Jeneratörü
Önceden tanımlanabilir dalga şekilleri
• Sinyal simülasyonu ile tasarımda eksik olan blokları yaratabilme
• Cihaz zaman veya frekans domain’inde AFG fonksiyonları mevcuttur.
• Devredeki sesi simüle edebilmek adına herhangi bir sinyale gürültü ekleme
Arbitrary Dalga Şekilleri
• 128k point arbitrary dalgaformu jenerasyonu herhangi
bri entegre AFG’den 8 kat daha büyüktür
• Osiloskopta sinyal yakalama ve arbitrary dalga formu
jeneraytörüyle hızlıca tekrarlama
• Dahili dalgaformu editor hızlı, basit değişimleri dalga şekillerine uyarlamanızı sağlar
• ArbExpress® Waveform Creation and Editing Software
uyumu sayesinde karmaşık arbitrary dalgaformlarından
anlık görüntüler elde edebilme
Dijital Voltmetre (DVM)
Gerilim ve Frekans Ölçümlemeler
• Skop çalışırken veya durduğunda sinyalleri izleyebilme
– Uses the same analog inputs as the oscilloscope but is
free-running and not tied to scope acquisition state
• 3.5-dijit AC RMS, DC, AC+DC RMS gerilim ölçümlemeleri
• 5-dijit Frekans Ölçümlemeleri
• Ölçümleme sonuçlarını grafiksel olarak hazırlama
– Minimum
– Maksimum
– Mevcut değer
– 5 saniyede değerleri yuvarlama
Lojik Analizör
Hassas Ekran Görünümü
• Lojik yüksek değerler yeşil, düşükler mavi renkte belirlenir
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Teori ve Uygulamalar
Ürünler
• Dalgaformu gruplama ekranda dijital dalgaformu pozisyonlamayı sadeleştirir
• Dijital problardaki kanal etiketleri ile eşleşmesi için dijital
kanal belirleyiciler renklendirilmiştir
Tek seferde dijital kanallardaki aktiviteleri görüntüleme
Protokol Analizör
Seri Tetikleme, Decode ve Arama
• Paket içeriğinde tetikleme
– Özel adresler
– Özel veri içerikleri
– Benzersiz tanımlayıcılar
– Ve daha fazlası…
• Paket içeriğini otomatik olarak decode etme
Değerler aşağıdaki formatlarda alınabilir:
– Binary
– Hexadecimal
– Decimal (USB, MIL-STD-1553, LIN, FlexRay)
– Signed Decimal (I2S/LJ/RL/TDM)
– ASCII (USB, RS-232/422/485/UART)
• Saniyelerle ilginize gore özel paket içeriklerinde otomatik
aramalar belirleme
– Tetikleme işlemlerinde aynı kriterler
– Tablo değerlerine rağmen yeni arama özelliği
• YENİ! USB2.0 Seri veriyolu desteği
www.netes.com.tr
netes MÜHENDİSLİK
SCHUNK’tan Üstün Torna Aynası Teknolojisi
■ Patentli Hızlı Değişim Sistemiyle Aynanızı Beş
Dakikadan Kısa Sürede Değiştirin!
SCHUNK’un patentli yeni torna aynası ROTA FSW, sahip olduğu hızlı değişim sistemi teknolojisi sayesinde
aynanızı beş dakikadan kısa bir sürede değiştirmenizi
garanti ediyor. Bağlantı adaptörü ve sabitleme vidalarına gerek duyulmadan tek bir sıkma vidası ile bağlanıp
kilitlenebilen bu özel ayna, sahip olduğu esnek konik
yapı sayesinde hassas şekilde merkezlenirken, patentli
dizaynı çektirme tüpünün döner tablaya otomatik olarak bağlanmasına da olanak veriyor. Artırılmış çene
stroğu, yüksek çekme kuvvetleri altında dahi en iyi ve
güvenli bağlantıyı garanti ediyor. Kendi kendini kitleme
özelliğine sahip form-fit kitleme sistemi ise operasyon
sırasında oluşabilecek hataları önleyebilmek için bu
amaca özel bir gösterge üzerinden gözlemlenebiliyor.
Çok Amaçlı Kullanım
SCHUNK’un bu yeni hızlı değişim sistemi teknolojisi,
ister manuel ister otomatik olsun, hemen hemen her
torna tezgahına entegre edilebiliyor. Operasyon sırasında kuvvet ve maksimum dönme hızı tamamen korunuyor. Düşük yüksekliğine bağlı olarak dar kurulum
alanlarına dahi kolayca entegre edilebilen ROTA FSW,
merkezinde bulunan geniş delik çapı sayesinde modern dönme tezgahlarında da kullanılabiliyor. Kullanıcı,
mevcut bulunan sıkma cihazlarını az bir eforla tekrar
tekrar kullanılabilen bu sisteme dâhil edebiliyor. Şu an
için çapı 215-260 mm, 315-400 mm ve 400-630 mm
aralığında değişen torna aynaları için mevcut olan bu
patentli tasarım ile siz de aynanızı kusursuz hassasiyet
ve kolay kullanım avantajıyla beş dakikadan kısa bir sürede değiştirebilirsiniz.
www.tr.schunk.com
ENDÜSTRİ OTOMASYON
SCHUNK
129
Ürünler
Legrand’dan Yepyeni İnovatif Bir Ürün
USB Şarj Çıkışlı Parafudr Korumalı Topraklı Priz
■ Bina elektrik ve dijital altyapı
ürünleri ve sistemleri konusunda
dünya lideri Legrand, sektördeki
öncü yapısı ile benzersiz bir ürünü
daha piyasaya sunuyor. Legrand’ın
USB şarjlı, parafudr korumalı topraklı prizi birçok işlevi bir arada
sunarak evlerinizde kullanım kolaylığı sağlıyor.
Bina elektrik ve dijital altyapı ürünleri
ve sistemleri konusunda dünya lideri
Legrand, teknolojik ve estetik açıdan
eşi benzeri olmayan bir ürünü daha
tüketici ile buluşturuyor.
Legrand, USB şarjlı parafudr korumalı
topraklı priz ile elektrikli cihazlarınızı
hızlı ve güvenli bir şeklide şarj ederken, topraklı prizi de başka bir kullanım için boş bırakma avantajı sunar.
İster 3 farklı cihanız aynı anda şarjını
www.legrand.com.tr
edilebilir, ister 2 farklı cihaz şarj edilirken priz başka bir amaç için kullanılabilir. Bunların hepsi parafudr koruma
ile elektrik hattı üzerinden gelebilecek
yıldırıma karşı korumalı olarak tüketiciye sunuluyor.
Hem tasarımı hem de kullanım kolaylığı ile evlerinizin vazgeçilmez bir
ürünü olacak bu priz, üzerindeki yeşil
gösterge ile parafudrun çalışma durumunu gösteriyor. Modern ve estetik
görünümü ile duvarlarınızı süsleyen
bu ürün ile telefonlar şarj edilirken
mekanizma üzerinde bulunan telefon
koyma alanı sayesinde telefonlar priz
üzerinde sabit kalabiliyor.
Hem estetiği hem de teknolojiyi farklı
bir boyuta taşıyan USB Şarj Çıkışlı Parafudr Korumalı Topraklı Priz, ile birçok
işlev bir arada sağlanmış oluyor.
LEGRAND
Hidrolik Silindirler için Lineer Pozisyon Sensörleri
■ Turck’un lineer pozisyon ürün yelpazesi, çubuk tasarımlı Magnetostrictive LTX lineer pozisyon sensörleri
ile büyümeye devam ediyor. Turck bu
yeni ürünleri ile hidrolik silindirler için
en uygun pozisyon algılamasını garanti ederken, buna ek olarak seviye
mıknatısları yardımı ile seviye algılama
gerçekleştirebiliyor.
Bu sensörler yüksek şok ve vibrasyon
a karşı dayanımlı olmaları sayesinde,
inşaat makineleri ve benzeri zor şartları olan uygulamalarda kullanılabilmektedirler.
LTX serisi tamamen IP67 koruma sınıfına ve birçok farklı yağ ve kimyasal
www.turck.com.tr
130
ENDÜSTRİ OTOMASYON
maddeye karşı dayanıma sahiptir. Çubuk kısmı yüksek kaliteli paslanmaz
çelikten üretilmiş ve çeşitli uygulamalarda kullanılan zararlı maddelere karşı
gerekli korumayı sağlamaktadır.
LTX serisi sensörler yüksek doğruluk
ve tekrarlanabilirlikte kusursuz ölçüm
sonucu sağlayabilirken bu sonucu
4...20mA, 0…10VDC analog çıkış ve
dijital SSI çıkış ile kullanmak mümkün
olmaktadır. Sensör üzerinde bulunan
üç renkli LED, mevcut cihaz ve sinyal
durumlarını sürekli göstermektedir.
LTX sensörlerin kolay programlanabilir olması ihtiyaç duyduğunuz ölçme
aralıklarını kolay ve bağımsız bir şekilde ayarlamanıza izin vermektedir.
Turck
Teori ve Uygulamalar
Ürünler
Beckhoff CP22xx Panel PC
Esnek Çoklu Dokunmatik Panel Serisindeki En Güçlü Cihaz
■ Çoklu dokunmatik avantajları ve maksimum bilgi
işlem gücü
Geniş Kontrol Panelleri ve Panel PC çeşitleriyle Beckhoff, bir makinedeki veya tesisteki tüm PLC, Hareket ve
HMI görevlerini çözmek için evrensel ve esnek biçimde, düzgün bir görünüm ve his verecek şekilde ideal
bir portföy sunuyor. CP22xx Panel PC serisi, otomasyon ve kontrol için yüksek performanslı çok çekirdekli
işlemcilerle modern bir çoklu dokunmatik arabirimin
avantajlarını birleştiriyor.
Çok çekirdekli Intel® Celeron®, 3. ve 4. nesil Core™
i3, i5 (2 çekirdekli) ve i7 (4 çekirdekli) işlemcilerle donatılmış olan CP22xx Panel PC’lerden maksimum bilgi
işlem gücü elde edilir. CP22xx serisinin esnekliğine
12’den 24 inçe kadar boyutlarda ekran çeşitliliği eklendiğinde, en zorlu kontrol ve HMI görevleri, cihazları
tam olarak uygulamaya özgü gereksinimlerle eşleştirerek çözülebilir.
CP22xx’de, fabrikada kurulumu yapılmış kartlar için
boş bir Mini-PCI yuva, 2 GB DDR3-RAM (16 GB’ye
yükseltilebilir), bir sabit disk, bir CFast kart veya SSD,
bir 10/100/1000Base-T bağlantıyı destekleyen tümleşik
çift Ethernet kartı ve SATA RAID-1 kontrolör (Intel®
Rapid Storage Technology) bulunur. Donanım, ayrıca
bir seri RS232 arabirimi ve dört USB 2.0 bağlantı nok-
tasının yanı sıra dört adede kadar opsiyonel Ethernet
bağlantı noktası da içerir.
Makinenin veya tesisin tamamı için evrensel çoklu
dokunmatik
Kontrol kabinleri ve kontrol konsolları için yeni Panel
PC nesli, makine ve tesis üzerinde düzgün ve kaliteli
bir görünüm sağlayan ölçeklenebilir bir aktif ve pasif
paneller serisi sunar. Çok parmak dokunmatik ekranlar
(PCT) 7 ila 24 inç arasında ekran boyutlarında olup,
16:9 (geniş ekran), 5:4 ve 4:3 formatlardadır ve yatay /
dikey modlarda kullanılabilir. CP22xx serisinin yanı sıra
ürün ailesi, çeşitli ekran boyutları ve farklı performans
sınıflarında Panel PC’ler sunan ölçeklenebilir bir ürün
gamını kapsar:
• CP26xx: ARM Cortex™-A8, 1 GHz işlemcili kompakt
Panel PC serisi
• CP27xx: Intel® Celeron® ULV 827E, 1,4 GHz işlemcili fansız Panel PC serisi
• CP29xx-0000: Genişletilmiş DVI/USB arabirimli Kontrol Paneli (PC ile en çok 50 m mesafe)
• CP29xx-0010: Standart CAT-7 kablo üzerinden CPLink 4’lü Kontrol Paneli (PC ile en çok 100 m mesafe)
Kollu destek kurulum gerektiren uygulamalar için, benzer bir kapsamlı ürün gamı da Beckhoff CP3xxx çoklu
dokunmatik Panel ve Panel PC serisidir. Bu seri tümüyle IP 65 korumalı olarak mevcuttur.
En son nesil Intel® Core™-i işlemcilerle, çoklu dokunmatik işlevselliği sunan CP22xx Panel PC,
en yüksek bilgi işlem gücü gereksinimleri olan uygulamalar için idealdir.
www.beckhoff.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
beckhoff
131
Ürünler
Hilti ile Kesme ve Taşlamada Yeni Bir Dönem Başlıyor
■ Hilti’nin zenginleştirilmiş kesme ve taşlama makinaları yüksek güvenlik önlemleri ve ergonomisiyle dikkat
çekiyor
Ürünlerini tasarlarken güvenliğe ve kullanım kolaylığına en
üst seviyede önem veren inşaat endüstrisinin global jenerik
markası Hilti, yenilenen kesme ve taşlama makinalarıyla sektöre farklı teknolojiler sunmaya devam ediyor. Çelik, metal
ve taş malzemelerin yüzeyini taşlamak, düzeltmek ve kesmek için kullanılan Hilti kesme ve taşlama makinaları zenginleştirilmiş teknolojisiyle iş sağlığı ve güvenliği konusunda artı değer yaratıyor, kullanışlı tasarımıyla günlük çalışma
performansını artırıyor. Hilti’nin yeni AG 115 model kesme
ve taşlama makinası güvenlikli tetiği ile olası iş kazalarını
önleme imkanı sunarken, AG 180 model kesme ve taşlama
makinası ise ergonomik tutma kolu ve daha rahat kontrol
edilebilen tetiğiyle iş güvenliği önlemlerinin yanı sıra uzun
ve zorlu işlerde maksimum konfor sağlıyor.
Güvenlikli tetik ve kumanda koluyla üstün emniyet
garanti altında
İş kazalarının yaklaşık yüzde 35’inin inşaat sektöründe yaşandığı Türkiye’de, inovasyonu ve ileri teknoloji ürünleriyle
sektöre yön veren Hilti, yenilenen kesme ve taşlama makinalarındaki emniyetli özelliklerle insana verdiği önemi bir kez
daha ortaya koyuyor. Hilti AG 115 model kesme ve taşlama
makinalarında bulunan yüksek güvenlikli tetik sayesinde
kullanıcı tetiğe basmayı bıraktığı anda makina çalışmasını
durduruyor. Kullanıcı tetiğe basmayı bırakır bırakmaz açılan
güvenlik kumanda kolu ise makinanın istenmeyen anlarda
tetiğe kazara basılarak çalıştırılmasına engel oluyor. Düz dişli odası tasarımına ve dayanıklı bir gövdeye sahip AG 115
model makinalar, uzun kömür ömrü ve anahtarsız bağlantı
avantajlarına da sahip. Hilti ayrıca müşterilerine kömür, tetik
ve elektrik kordonunun satışını da yapıyor.
Yeni ergonomik tasarım sayesinde işler artık daha kolay
Hilti‘nin ergonomik tasarımıyla öne çıkan AG 180 model kesme ve taşlama makinası ise rahat kullanımı sayesinde uzun
çalışma saatlerinde bile çalışanların konforunu maksimum
seviyede tutuyor. Ergonomik tutma kolu, çok parmakla
kontrol edilebilen kullanışlı tetik ve düşük titreşim için ergonomik açılı yan kol ile kullanıcılar daha verimli çalışıyor.
Ergonomik olarak tasarlanmış şekli ile tetik, son derece
konforlu bir şekilde başparmak ve sağ ya da sol elin birkaç
parmağı ile her türlü çalışma şartlarında rahatlıkla kullanılabiliyor. AG 115 model ürünlerde olduğu AG 180 model makinalarda da bulunan düz dişli odası tasarımı ve anahtarsız
bağlantı özellikleri makinaların daima güvenli ve kontrollü
kullanımına imkan tanıyor.
Hilti’den aşındırıcı taşlarda eksiksiz ürün portföyü
Hilti’nin yeni ürünleri arasında AG 115 ve AG 180 model kesme ve taşlama makinalarına ek olarak; 115, 125, 180, 230
milimetre gibi farklı ölçülerde inox, kesme ve taşlama taşları
da bulunuyor. Hilti‘nin yeni ürün portföyünde her boy ve tip
için makineli avantaj paketleri de mevcut.
Hilti ürünlerini daha yakından tanımak için yerinde
demo imkanı
Hilti’nin kesme ve taşlama makinalarını, yeni aşındırıcı taş
serisini ve merak edilen diğer tüm Hilti ürünlerini deneyimlemek için hilti.com.tr’yi ziyaret edip ilgili ürünün internet sayfasındaki “Yerinde Demo Talebinde Bulun” butonuna tıklayarak çıkan formu doldurmak yeterli. Ardından Hilti ekipleri en
kısa sürede sizi ofisinizde ya da şantiyenizde ziyaret ederek
ürünleri denemeniz için istediğiniz yere ulaştırıyor.
www.hilti.com.tr
132
ENDÜSTRİ OTOMASYON
HILTI
Ürünler
Shuttle’ın NAS çözümü DataStar’da
■ DataStar, Shuttle’ın ev ve küçük ofisler için depola-
Hızlı Geçiş Fonksiyonu
ma çözümü olan OMNINAS KD22 NAS çözümünü satışa
sundu. Büyük dosyaları depolamak ve paylaşmak için
kullanılan NAS ürünü, çift disk desteği sunuyor.
Kurulumu kolaylaştıran HDD yatağı tasarımına sahip
olan ürün, bu sayede diskler arasında hem kolay hem
hızlı geçiş yapmayı sağlıyor. Tek tuşla hot-swap fonksiyonunu destekleyen ürün, RAID 1 modunda bu fonksiyon kullanılarak birkaç saniye düğmeye basıldığında
kolayca HDD değiştirilip çalıştırılabiliyor.
Shuttle’ın Türkiye distribütörü DataStar, hem ev hem
küçük ofislere yönelik NAS çözümünü satışa sundu.
Shuttle OMNINAS KD22 model NAS, büyük verileri
depolama ve paylaşma için uygun bir çözüm oluşturuyor. Çift disk desteği olan ürün, aynı zamanda kablosuz
erişim noktası özelliğine sahip. Böylece kablosuz ağ
destekli diğer cihazlarla veri paylaşımı da yapabiliyor.
Bunun dışında kişiye özel bulut oluşturmayı sağlayarak,
bilgileri güvenli şekilde saklamaya ve gerektiğinde de
paylaşmaya olanak veriyor.
Shuttle OMNINAS KD22 NAS ürünü, 1.2GHz Marvell
88F6707 işlemciye sahip. 512MB DDR3 belleği olan
üründe iki NAS depolama birimi yer alıyor. Hem 3.5 inç
hem de 2.5 inç sabit disk (SSD uyumluluğuna da sahip)
sürücüleri olan ürün, 8 TB’a kadar depolama kapasitesini destekliyor. Saniyede 110 MB okuma, 75 MB yazma
hızına sahip olan cihaz, 802.11b/g/n kablosuz ağ standartlarıyla uyumlu ve ev ya da ofisteki ağa bağlanarak
akıllı telefon, tablet bilgisayar, PC’ler ve Wi-Fi uyumlu
diğer cihazların erişebileceği bir NAS veritabanı işlevi
görebiliyor. Fotoğraf, müzik, video gibi dosyaların hem
depolanması hem de paylaşılması için güçlü bir çözüm
olan Shuttle KD22, birden fazla sunucu fonksiyonlarını,
RAID modlarını destekliyor.
Acronis True Image Personal Edition yazılımı yüklü olarak gelen OMNINAS KD22’de, bu program sayesinde
veri yedekleme işlemi çok kolay ve rahat yapabiliyor.
USB 3.0 ve SD kart okuyucu yuvaları bulunan ürün, depolama ve veri aktarımında kullanıcıya seçenek ve hızı
bir arada sunuyor. Otomatik kopya işlevi ile bilgisayarı
açmadan dijital içerikleri saklamayı sağlayan NAS çözümü, PTP fonksiyonunu da destekliyor.
Shuttle OMNINAS KD22 NAS çözümü ile dosyaları zaman harcamadan düzenlemek ve kolay erişilebilir kılmak mümkün. DLNA Twonky Media Server yazılımı,
otomatik olarak NAS’da saklanan tüm verileri (film,
müzik, fotoğraf vb) sıralıyor. Aynı zamanda multimedya
formatlarını destekleyen bu yazılım ile bu tür dosyaları
çalıştırmak da mümkün. Mobil cihazlar için OMNINAS
App desteği de olan ürün, az enerji harcıyor ve yeşil teknolojiyi destekliyor.
Kullanımı zenginleştiren ve kolaylaştıran birçok özelliğe
sahip olan Shuttle’ın NAS çözümü 249 USD + KDV fiyatla satışa sunuluyor.
www.datastar.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DataStar
133
Ürünler
WAGO 750 XTR Kullanmak için 6 Neden
WAGO 750 XTR -40..+70 derecede
performans gösterir.
■ Otomasyon sistemleri giderek
açık alanda veya erişimi zor uzak
istasyonlarda kullanılacak şekilde
tasarlanmaktadır. Bu durum otomasyon sistemlerini zorlu iklim koşullarına ve sıcaklığa maruz bırakır.
Rüzgar türbinleri, demiryolu istasyonları, trafo köşkü, şalt sahaları,
enerji santralleri, çimento tesisleri,
demir çelik endüstrisi, proses, onshore/ offshore platformları sıcaklıktan, yoğunlaşmaya birçok iklim
koşulunun uç noktalarda yaşandığı
bölgelerdir. Bu sistemlerde standart
otomasyon sistemleri kullanılamaz.
WAGO 750 XTR serisi extrem koşullar için özel çözümler sunar. Peki
otomasyon sistemlerinizde neden
XTR kullanmalısınız cevabını birlikte
arayalım.
1-Yüksek ve Düşük Sıcaklık
Yüksek vibrasyon otomasyon
sistemlerinizi olumsuz etkiler.
Yüksek sıcaklık nedeniyle oluşacak
yoğuşma otomasyon sistemlerinizde kısa
devreye neden olabilir.
750 XTR 5 kV’a kadar darbe
gerilimlerine dayanıklıdır.
Sahadaki cihazların bölgesel koşullara bağlı olarak yüksek veya düşük
sıcaklıklarda aynı çalışma performansına sahip olması beklenir. Seçilen ürünlerin bu koşullar altında 7
gün 24 saat çalışabilecek özelliklere
sahip olmalıdır. Örneğin açık havada
IP66/IP67 pano içerisinde çalışan
bir PLC sistemi yüksek sıcaklığa
maruz kalacaktır. WAGO 750 XTR
70 Dereceye kadar sorunsuz performans gösterir.
2-Vibrasyon
İş makinaları, tünel inşaası, metro
ve benzeri ulaşım sistemleri, yüksek vibrasyonla çalışan makinelerin
kumanda sistemleri için kullanılan
kontrol cihazları sürekli olarak veya
belirli aralıklarla yüksek vibrasyona
kalması söz konusudur. Bu vibrasyon otomasyon sistemlerinin düzgün çalışmasını engeller. Örneğin bir
tünel delme makinasının kumandasını kontrol edeceğinizi varsayalım.
Burada oluşacak yoğun vibrasyon
PLClerin düzgün çalışmasını engeller. XTR 5g’ye kadar vibrasyona
dayanır. Böylece en zor titreşim orwww.wago.com.tr
134
ENDÜSTRİ OTOMASYON
tamlarında dahi otomasyon sistemleriniz düzgün bir biçimde çalışır.
3-Yoğuşma ve Bağıl Nem
IP 66, IP 67 sistemler için üretilmiş
panolarda kullanılması planlanan
malzemeler içeride soğutucu bir
yapı kullanılamamasından kaynaklı yüksek sıcaklık ve nem oluşur.
Oluşan nemden ötürü de panonun
içinde yüksek yoğuşma gerçekleşecektir. Yoğuşma otomasyon sistemlerinde kullanılan ekipmanlara zarar
verir. WAGO 750 XTR 70 dereceye
kadar nemden ve yoğuşmadan etkilenmez.
4-Yüksek Darbe Gerilimleri ve EMC
EMC’den kaynaklanabilecek sorunlar
otomasyon sistemindeki sinyalleri
bozar. Sistemin güvenilir ve sağlıklı
çalışmasını engeller. Sahada oluşabilecek ani darbelere karşı sistemin
izolasyonu veya koruması yoksa
sistem tamamen çökme riski taşır.
WAGO 750 XTR 5 kV’a kadar darbe
gerilimlerine dayanıklıdır. Yüksek
EMC direnci ile EMC’den etkilenmez.
5- Yüksek Rakım
Yüksek rakım ve değişen iklim koşulları otomasyon sistemlerini etkiler. WAGO XTR 5000 metreye kadar
kusursuz performans gösterir.
6- Uzaktan Bakım ve Telekontrol
Uygulamaları İçin Optimum Haberleşme
750 XTR IEC 61131-3 uyarınca
Codesys ortamında programlanabilir. CANopen, PROFIBUS DP ve
Modbus-TCP/-UPD/-RTU protokollerini destekler. Ayrıca telekontroller IEC 60870-5-101, -103, -104,
61400-25 ve 61850-7 protokollerini
desteklemektedir.
WAGO 750 XTR’da bağlantının kesilmesi durumunda ilgili tüm veriler
depolanmakta ve kontrol sistemi
için daha sonraki sürece gönderilmektedir.
WAGO
Ürünler
Wilo Enerji Çözümleri ile Yüksek Verimlilik ve
Düşük Maliyeti Bir Arada Sunuyor
■ Pompa sistemleri sektörünün öncü markası Wilo, sürekli
artan enerji maliyetlerini en aza indirmeyi hedefleyen yüksek verimli teknoloji ürünleri ile fark yaratıyor. Sabit devirli
pompaların yüksek verimli pompalarla değiştirilmesini kapsayan “Wilo-Enerji Çözümleri”, bina ve tesisatlarda yer alan
pompaların işletme maliyetlerinin %90’a varan oranlarda
düşürülmesini sağlıyor.
Hayatın kaynağı olan suyu yaşamın her alanında sirküle
eden pompa sistemleri sektörünün lider şirketi Wilo, hem
maliyetleri azaltarak tasarruf sağlayan hem de çevreyi koruyan çözümler sunuyor. “Wilo-Enerji Çözümleri” ile sabit devirli pompalar, yüksek verimli teknolojik pompalarla değiştiriliyor. Böylece, enerji kaynaklarının kullanımında tasarruf
sağlanırken bina ve tesisatlarda yer alan pompaların işletme
maliyetleri ise kayda değer oranlarda azaltılıyor.
Yüksek verimli teknolojiye geçiş için kapsamlı bir destek
sunan Wilo-Enerji Çözümleri, potansiyel tasarrufların değerlendirilmesi de dâhil olmak üzere, tavsiyeler ve analizler sunuyor. Duruma özel belgelendirmeler ve incelemeler
yaparak kurulum safhasında kılavuzluk ediyor. Böylece
daha ilk işletme gününden itibaren Wilo’nun yüksek verimli
pompalarının sunduğu avantajların tümünden faydalanmak
mümkün oluyor. Wilo enerji çözümleri kapsamında 2014 yılında endüstriyel tesislerde tamamlanan çalışma raporlarında pompalarının amortisman sürelerinin 6 ay-1 yıl arasında
değiştiği ve işletmelerin yenileme sonrasında enerji sarfiyatında %70’e varan tasarruf sağlandığı raporlanmıştır. Amortisman süreleri ve enerji tasarrufu oranları her işletme için
özel olarak hesaplanmakta ve rapor halinde sunulmaktadır.
Wilo, yarının standartlarını daha bugünden yakalamış olan
pompa teknolojisini müşterileriyle buluşturuyor. WiloStratos GIGA pompası, endüstride ve binalarda kullanılan
ısıtma, soğuk su ve soğutma sistemlerinin maliyetlerini optimize edecek çözümler sunuyor. İlk yüksek verimli (>IE4)
kuru rotorlu pompa olma özelliğini taşıyan Stratos GIGA,
minimum enerjiyle güvenli bir şekilde çalışıyor. Stratos
GIGA, motordan hidrolik aksama kadar en yüksek verimle
çalışılabilecek şekilde tasarlandı. Verimlilik özelliği ürünün
kendini amorti etmesini sağlıyor. Stratos GIGA, yıllık 6.000
saatlik çalışma süresi ve kW başına harcadığı enerjiyle sadece bir yıl sonra kendini amorti etmeye başlıyor. Stratos
GIGA örneğinde olduğu gibi bina ve sistem mühendisliği,
su kaynağı ve endüstri alanlarında önemli tecrübeye sahip
Wilo’nun yüksek verimli pompaları, kendilerini kısa sürede
amorti ediyor.
Tüm ekonomik faydalarına ek olarak Wilo yüksek verimli
pompalar, çevre üzerindeki zorlanmayı hafifletiyor ve CO2
emisyonunun belirgin şekilde azaltılmasına yardımcı oluyor.
“ErP-Çevreye Duyarlı Tasarım Gerekleri Yönetmeliği”ni şimdiden süreçlerinde uygulamaya başlayan Wilo-Enerji Çözümleri, yönetmelikte aranan değerlerin de ötesinde enerji
tasarrufu sağlıyor.
Stratejisini, sürdürülebilirlik ve kaynakların sorumlulukla
kullanılması konularında yoğunlaştıran Wilo, enerji çözümleri geliştirmeye devam edecek.
www.wilo.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
WILO
135
Ürünler
Rockwell Automation’dan PanelView Plus 7
■ Standart Operatör Panelleri ile Arttırılmış Çözünürlük ve Geniş Ekran (Widescreen) Seçenekleri
PanelView Plus 7, operatörler ve makine üreticileri
için etkin ve geliştirilmiş görüntüleme seçeneği sunuyor.
Rockwell Automation Allen Bradley PanelView Plus 7
Standart Operatör panelini piyasaya çıkarıyor. Bu sayede
Rockwell, artık makine üreticilerine grafik terminallerinin
ebatları, işlevsellikleri ve haberleşme çeşitlerinde daha
yeni opsiyonlar sunulabiliyor. Terminallerin beş ekran boyutunda, geniş ekran seçenekleri de bulunuyor.
Rockwell Automation’ın global ürün müdürü Scott Oakley
“İşletmeler, The Connected Enterprise ile sahalarındaki internet bağlantılarını geliştirmeye çalışırken, makine
operatörleri de artan miktarda önemli bilgiyi izlemek ve
bunlara reaksiyon vermek için her zamankinden daha fazla
olarak grafik terminallerine güveniyor” açıklamasını yaptı.
“Terminal seçeneklerinin daha çok olacağı bir ürün gamını
tanıtıyoruz ve ekran çözünürlüklerini arttırıyoruz, bu sayede veriler her kullanıcının uygulaması için en uygun olan
şekilde, en pratik ve hızlı şekilde izlenebiliyor.”
PanelView Plus 7 Standart operatör terminalleri 4 inçten
10 inçe kadar farklılık gösterebilen ekran boyutu seçenekleriyle mevcuttur. Geniş ekran formatları ise daha gelişmiş
görüntüleme için 4 inçten 9 inçe kadar ekran seçeneklerinde mevcut.
Tesis operatörleri, bir tablet, akıllı telefon veya diğer mobil
cihazları kullanarak tesisteki her noktadan verileri izlemek
için PanelView Plus 7 Standart Operatör Panelinin mobil
özelliklerinden yararlanabilirler. VNC bağlantısı aracılığıyla uzaktaki lokasyonlardan mobil cihazlarla uygulamaların
güvenli olarak izlenmesini destekler.
Birden fazla makineyi daha etkin şekilde yapılandırmak
için, makine üreticileri PanelView Plus 7 Standart SD kartına projeleri kaydedebilir. Bu da aynı projenin birden fazla makine için tekrar konfigüre edilmesi şeklinde olan bu
hantal süreci ortadan kaldırır. Kullanıcılar, bir terminalin
değiştirilmesinin gerekmesi halinde operasyonların yenilenmesi ve eski haline getirilmesi için işletim sistemlerini,
ağ konfigürasyonlarını, veri loglarını, formüllerini ve diğer
dosyalarını çabucak SD kartına kaydedebilirler. Operatörler ayrıca kaydedilmiş diyagnostik unsurlarına da erişebilirler, bunlar mesajları, alarmları ve uyarıları kapsar, burada amaç sorun gidermenin iyileştirilmesi ve proaktif bakım
aktivitelerinin desteklenmesi.
Rockwell Automation örnek kod kütüphanesi şimdi makine
üreticilerine gelişim süresini kaydetmede yardımcı olmak
için ekran çizimlerini (faceplate) ve PanelView Plus 7 Standart operatör terminali için hazır kontrolör kodu olan Add
On Instruction (AOI) da kapsıyor. Kütüphaneye yapılan bu
ilave, karmaşık ekran geliştirme süresini yüzde 90’a varan oranda azaltabilir. Yeni montaj aparatı, herhangi araç
kullanımı gerekmeden hızlı ve basit terminal kurulumunu
ve sökümünü destekler. Bu da kurulum ve bakım süresini
azaltır ve aşırı sıkma ve terminalin kurulum esnasında hasar görme riskini en aza indirir.
PanelView Plus 7 Standart terminalleri bir kontrolöre ve
25’e kadar ekrana ve 200’e kadar alarma, ATEX Sertifikasyonuyla bağlantı sağlar. Bu özellikler, Allen-Bradley CompactLogix 5370 programlanabilir otomasyon kontrolörlerini de destekler ve proje bakım sürecini basitleştirmek ve
tek bir terminalden birden fazla uygulamayı daha iyi icra
etmek için Rockwell Automation FactoryTalk View Machine Edition (ME) yazılımıyla çalışır.
www.rockwellautomation.com
136
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Rockwell AutomatIon
Ürünler
CHANNEL 8
■ Y-8x Pt-100 girişi
• TFT ekran (320x240 pixels-16 bit)
• Her kanal için bağımsız SET değeri
• Her kanal için düşük ve yüksek band alarm seçenekleri
• USB bellek ile veri toplama
• RS-485 bağlantı ile birden fazla cihazın birbiri ile iletişimi
Uygulama alanları:
• 8 farklı noktanın sıcaklıklarının izlenmesi
• Veri toplama uygulamaları
• HVAC, Isıtma/Soğutma, soğuk hava ve kurutma odaları otomasyonları
www.emkoelektronik.com.tr
EMKO ELEKTRONİK
Tüm Sektörlere Yönelik Bir Sistem
■ PSS 4000 otomasyon sistemi çok sayıda standartla
uyumludur ve özel onaylara sahiptir. Bu, sektörler arası uygulamayı mümkün kılmaktadır.
PSS 4000 otomasyon sistemi, klasik mühendislikteki alışıldık uygulama alanını genişleten özel onay ve standartlarla
ön plana çıkmaktadır. EN/IEC 61508 ve EN ISO 13849 gibi
uluslararası emniyet standartlarının yanı sıra, sistem, diğer
standartlarla da uyumludur:
Asansörlerde/yürüyen merdivenlerde PSS 4000
EN 81-1/2: Avrupa asansör standardı, asansör inşaatını tanımlamaktadır
EN 115-1: Avrupa standardı, yürüyen merdiven ve yürüyen
bantların emniyetini tanımlamaktadır
YENİ: Yangından korunmada
NFPA 85/86 (Ulusal Yangından Korunma Derneği); özellikle
ABD pazarı için geçerlidir. Bu standart, ocakların uygulama
alanını tanımlamaktadır.
Demiryolu teknolojisinde PSS 4000
İlgili demiryolu standartları: SIL 2, SIL 3, SIL 4 ile uyumlu
emniyet fonksiyonlarına yönelik EN 50121-3, EN 50121-32, EN 50121-4, EN 50155, EN 50126, EN 50128, EN 50129
standartları
Sonuç olarak, PSS 4000 otomasyon sistemi, esnek ve pek
çok sektörde kullanımı kolay bir sistemdir. Otomasyon: eksiksiz ve basit!
www.pilz.com/tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
PILZ
137
Ürünler
Legrand Parafudrlar Tesisatlarınızı Aşırı Gerilimlerden Korur
■ Yıldırım, bulutlar arasında veya yeryüzü ile bulutlar
arasında meydana gelen çok güçlü bir elektrik akımı ile
potansiyel dengenin sağlanması olarak açıklanıyor. Yıdırım ile meydana gelen elektrik akımı birkaç mikrosaniye için 10 ila 100 kA arasında olabiliyor. Yıldırım çok
ciddi zararlara sebep olabiliyor. Her yıl, yüzlerce bina,
telefon ve elektrik hattı yıldırım düşmesi nedeniyle kullanılmaz hale geliyor.
Yıldırımın direkt olarak düştüğü yerde meydana getirdiği etkiler şu şekildedir:
• Çok yüksek değerlere ulaşan elektrik arkı sebebiyle
meydana gelen erimeler, yangınlar...
• Yıldırımın elektrik akımının yarattığı elektromanyetik
ve termik etki.
• Havanın genleşmesi ve ısı değişikliği sebebiyle meydana gelen basınç etkisi...
Yıldırımın direkt etkilerinden korunmanın yolu, paratonerler vasıtasıyla elektrik akımını toprağa iletmektir.
Dolaylı etkiler ise suya, toprağa veya elektrik tellerine
düşen yıldırımın elektrik etkisinin toprak hattı aracılığıyla binanın elektrik sistemine ulaşmasıdır.
Parafudr ile Yıldırıma Karşı Korunma
Yukarıda da bahsi geçen iletim hatları üzerinden gelebilecek çok yüksek aşırı gerilimlerden korumak için
tesisatlarımızda parafudr kullanmamız gerekmektedir.
Direkt etkilere karşı paratonerler ve dolaylı etkilere karşı parafudrlar eğer doğru bir şekilde seçilmiş ve monte
edilmişlerse etkili bir koruma sağlarlar. Bu sebeplerden
dolayı elektrik tesisatının montajına başlanmadan önce
bu sistemlerin düşünülmesi ve ona göre elektrik tesisatlarının gerçekleştirilmesi (nötr rejimleri, kabloların
uzunlukları, toprak hatlar, dengeli dağıtım, vs.) en iyi
yöntem olacaktır.
Legrand Parafudrların Yapısı
Parafudrun içinde binlerce küçük çinko oksit parçaları
vardır. Aşırı gerilim olmadığı takdirde bu parçalar tam
bir rezistans sağlarlar (yıldırımın düşmesi haricinde
akım geçirmez). Aşırı bir gerilim meydana geldiği anda
bu parçalar birleşerek birçok bağlantı meydana getirirler ve böylece akıma yol oluştururlar. Aşırı gerilim ne
kadar güçlü olursa parçacıkların rezistansları o kadar
düşük olur. Varistor ismi buradan gelmektedir. Parafudrun uğradığı şok miktarı arttıkça varistor yaşlanır.
Parafudrun önüne takılacak olan bir otomatik sigorta
bakım işlemlerinin güvenli bir şekilde yapılmasını sağlayacaktır.
Mevcut tüm parafudrlar belli bir sonra üzerinden geçen
yıldırım sayısına bağlı olaraktan kullanım özelliğini kaybeder bu gibi durumlar için Legrand parafudrlar üzerinde bulunan bir gösterge yardımı ile bir kaide ve çıkartabilen işaret lambalı modülden meydana gelir. Yeşil
işaret göstergesi parafudr çalışır durumda olduğunu ve
turuncu işaret göstergesi modulün değişmesi gerektiğini bildirmekte olup bu gibi durumlarda Legrand ürün
portföyünde yer alan yedek modül ile ürünü komple değiştirmeden sadece modül değiştirerek tekrardan kullanıma hazır hale gelir.
www.legrand.com.tr
138
ENDÜSTRİ OTOMASYON
LEGRAND
Ürünler
EPC-N Serisi
■ EMKO Elektronik’in üretmiş olduğu yeni nesil EPC-N Serisi modüler yapısı sayesinde giriş ve çıkış sayısını artırarak. Kümes Otomasyonu için esnek bir yapı sağlıyor.
Layer; Yumurta Üretimi
Broiler; Lezzetli ve kaliteli kesimlik piliç üretimi
Breeder; Damazlık kanatlı hayvan üretiminde
Isıtma, Soğutma, Havalandırma, Nem , Aydınlatma, CO2 ve
Amonyak, Yaş Eğrisi, Tüketim hesaplaması gibi kontrol ve
ölçümleri sağlayarak lezzetli ve kaliteli kanatlı hayvan yetiştirmesini sağlar.
www.emkoelektronik.com.tr
EMKO ELEKTRONİK
Yeni Keithley DMM7510 - 7½-Dijit Grafiksel Örneklemeli Multimetre
■ Yeni Keithley DMM7510, hassas dijital multimetrelerin, gariksel dokunmatik ekranın, yüksek hızın, yüksek
çözünürlüklü sayısallaştırmanın tüm avantajlarını bir
araya getirerek sektörde bir ilki yarattı: Grafiksel Örneklemeli Multimetre
Sayısallaştırma DMM7510’a eşi benzeri görülmemiş
sinyal analiz esnekliği kazandırır; 5 inç kapasitif dokunmatik ekranı, kolay gözlem yapabilmenizi, ölçüm değerlerini “pinch ve zoom”(yakala ve büyüt) sadeliği ile
keşfetmenizi ve değerlendirmenizi sağlar.
Yüksek performans ve üstün kolay kullanım özelliklerinin birleşimi test sonuçlarınıza farklı açılardan bakabilmenize imkan sağlar.
Özellikleri:
• 3½ - 7½- dijit çözünürlük arası hassas multimetre
• 14 PPM basic 1 yıl DCV doğruluğu
• 100mV, 1Ω ve 10μA kademeleri düşük sinyal seviyesi
ölçümlemelerde gereken hassasiyeti sağlar.
• Ohms değerlerinin yerini karşılayan offset, dört-telli
kablo ve kuru devre özellikleri ile doğru düşük rezistans
ölçümlemeleri yapabilirsiniz.
• Geçici 1MS/sec dijitalize ile dalgaformları görüntüleme
ve yakalama
• Geniş dahili hafıza buffer’ı sayesinde, standart modda
11 milyon veya kompakt modda 27.5 milyon üzeri okuma saklayabilme
• Otomatik kalibrasyon özelliği sıcaklık ve zaman kaymasını minimize ederek, doğruluk ve kararlılığı geliştirir.
• 5 inç, yüksek çözünürlüklü dokunmatik arayüzü ile
daha fazla görüntüleme
• Okumalar ve ekran görüntüleri, ön panel USB hafıza
portu üzerinden hızlıca saklanabilir.
• Çoklu bağlantı opsiyonları: GPIB, USB ve LXI-uyumlu
LAN arayüzleri
• 2 yıllık özellikleri uzun süreli kalibrasyon döngüsü
sağlar.
www.netes.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
NETES MÜHENDİSLİK
139
Ürünler
EtherCAT I/O Sistemi:
Dahili Akım ve Gerilim Ölçümüne Sahip IP 67 Güç Dağıtıcısı
■ Makine üzerinde direkt veri kayıt özelliğine sahip
akıllı güç kutusu
EP9224 akıllı güç kutusu, dört adet EtherCAT kutusuna besleme gerilimi verebilmesinin yanında dahili akım ve gerilim
ölçümü de yapabilmektedir. Ölçülen değerler EtherCAT üzerinden kontrolöre iletilir. Bu sayede makinelerin ve tesislerin
önleyici bakımının yanı sıra, veri kayıt özelliği sayesinde
hata takibini de kolaylaştırır.
Kumanda gerilimi ve çevresel besleme gerilimlerinin güç
tüketimi izlenir, sınırlandırılabilir ve gerekirse de akıllı güç
kutusunun her bir 24 V besleme kolu kapatılabilir. Giriş gerilimi ve akım değerlerinin yanı sıra tüm çıkış akımları, işlem verisi olarak EtherCAT tarafından kontrolöre aktarılabilir
ve değerlendirilir. Bir hata durumunda, sürekli tutulan veri
günlüğü çağrılarak hatanın nedeninin daha kolay tespit edilmesi sağlanabilir. Bu amaçla, giriş geriliminin/akımının son
40 değeri, kanal başına çıkış akımı, I²t uyarı seviyesi ve iç
sıcaklık, bir veri bölgesine saklanır. Bu bilgiler, ihtiyaca göre
her 1, 10, 25, 100 veya 1000 ms’de bir kaydedilir.
Akım ve gerilim ölçümü ve ilave olarak veri kaydı, makine
hakkında derinlemesine fikir sahibi olmamızı sağlar. Bu
sayede servis işlemlerini önemli ölçüde basitleştirir ve hızlandırır. Anlık akım değerlerinin izlenmesi, hatalara yanıt
süresini en aza indirir. Durum İzlemenin bir biçimi olarak
düşünülen bu yapı sisteminizin veya makinenizin mevcut
durumundaki sapmaların erken tespiti ve önleyici bakım için
ideal bir ortam sağlar.
Yüksek toplam akım kapasitesi sistem kablo tesisatını
kolaylaştırır
IP 67 korumalı EtherCAT Box modülleri genellikle güç temini için M8 fiş konnektörleri kullanırlar, fakat bunlar maksimum 4 A akım için uygundur. Bu nedenle çok sayıda çıkışa
sahip olunan yerlerde besleme dağıtımını tek bir noktadan
yapmak mümkün olmayabilir. Bir başka sınırlama da kablolarla ilgilidir: M8 fiş konnektörler yalnızca 0,34 mm2’lik
maksimum kablo kesitine kadar kullanılabilir. Bu, daha uzun
mesafelerde önemli gerilim düşümüyle sonuçlanır.
EP9224 akıllı güç kutusu bu durumlar için ideal bir çözüm
sunuyor. 7/8 inç konnektörlerle donatılmış olan kutu, 1,5 ve
2,5 mm kablo kesitleriyle, her bir kontrol ve çevresel gerilim
için 16 A toplam akıma izin verir. Çıkışlarda oldukça yüksek
akımlara bile kısa süreliğine izin verilebilir, böylece bağlı cihazların sorunsuz biçimde çalışmaya başlaması garantilenmiş olur. Bu, sigortalı ek terminal kutuları gerektiren çözümlere göre sahada belirgin derecede daha basit ve daha düşük
maliyetli tesis kablo sistemine izin verir.
EP9224 akıllı güç kutusu veri
kaydı ile hata tanılamayı ve
tesislerin önleyici bakımını
kolaylaştırır.
www.beckhoff.com.tr
140
ENDÜSTRİ OTOMASYON
beckhoff
Kuruluş ve Etkinlikler
WIN Eurasia Automation 2015 Yeni Nesil Fabrikalar İçin
Entegre Çözümleri Bir Araya Getirdi
forkliftlere bir fabrika için
gerekli tüm çözümleri tek
çatı altında ziyaretçilerine
sundu.
■ 19-22 Mart tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen WIN Eurasia Automation, Avrasya’nın en önemli endüstri fuarı olma pozisyonunu bir kez daha pekiştirdi. Otomasyon Eurasia,
Electrotech Eurasia, Materials Handling Eurasia ve
Hydraulic&Pneumatic Eurasia fuarlarını bir araya getiren
etkinlik; kablolardan akışkan gücü teknolojilerine, sürücü
teknolojilerinden yazılımlara,robot kollarından insansız
142
“21 ülkeden 1581 firma,
fuarda hem gelecek odaklı
çözümlerini tanıttı hem de
Türkiye, Güney Ayrupa,
Ortadoğu, Kuzey Afrika ve
Eski Sovyet Cumhuriyetleri bölgelerinde yeni iş
bağlantıları kurma fırsatı
elde etti,” diye belirten
Hannover Messe Bileşim
Fuarcılık Genel Müdürü
Alexander Kühnel, “Ürün
çeşitliliği ile WIN Eurasia
Automation,
geleceğin
fabrikalarına yönelik doğru çözümlere ulaşmak isteyen
ziyaretçiler için neden bölgenin lider inovasyon platformu olduğunu kanıtladı,” dedi.
Geleceğe giden yol: Endüstri 4.0
Endüstri dünyasında artık yeni bir dönem başlıyor.
Endüstri 4.0 olarak adlandırılan bu yeni dönem, dijital teknolojik gelişmelerin ışığında şekilleniyor ve “akıllı
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Kuruluş ve Etkinlikler
fabrikaları” endüstrinin merkezine taşıyor. Bu yeni gelişmelerle birlikte, artık üretim sürecindeki makina, bilgisayar,
sürücü ve kontrol cihazlarının birbiriyle iletşimin kurması; insanlardan neredeyse tamamen bağımsız olarak kendilerini koordine ve optimize edebilmeleri mümkün. Böylece, üretim süresi, maliyeti ve harcanan enerji miktarı düşerken,
üretim kalitesi artıyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
143
Kuruluş ve Etkinlikler
Bu avantajlar gözönünde tutularak; başta Amerika,
Almanya ve Japonya’da olmak üzere bu yeni endüstriyel döneme doğru hızlı bir dönüşüm yaşanıyor. Diğer
ülkelerin ise rekabet güçlerini kaybetmemek adına,
144
altyapı çalışmalarını hızlıca tamamlayarak bu yeni
döneme ayak uydurabilmeleri gerekiyor. WIN Eurasia Automation Fuarı, katılımcılarının sergilediği yenilikçi ürün ve çözümlerle, Türkiye’de Endüstri 4.0’ın
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Kuruluş ve Etkinlikler
gelişimine en büyük katkılardan birini sundu.
Otomasyon Eurasia Fuarı’nda ziyaretçiler, en küçük
devrelerin bile birbiriyle iletişim halinde olduğu, kü-
çültülmüş ve inceltilmiş komponentlerle hayvan ve
insan hareketleri taklit edilerek geliştirilmiş en ileri
teknolojiye sahip robot ve robot kollarını görme fırsatı elde ettiler. Özellikle, gıda sektörünün en çok ihtiyaç
ENDÜSTRİ OTOMASYON
145
Kuruluş ve Etkinlikler
duyduğu az zamanda daha çok ürün üretme/paketleme ve
bunu yaparken ürüne zarar vermeme hedefine ulaşmak,
daha esnek, ve ergonomik robotik kollarla artık daha kolay. Dünyanın en hızlı paketleme robotik kolu Otomasyon
Eurasia’da sergilendi.
Bir diğer önemli gelişme ise Materials Handling Eurasia
fuarında ziyaretçilerle buluşturuldu. Yüksek hareket esnekliğine sahip; dar koridorlarda bile iyi bir performans
sağlayan, insansız istifleme- depolama çözümleri fuarda
sergilendi. Bu ürünler, bileşimlerindeki akıllı navigasyon
ve sensörler sayesinde, rotalarını kolayca bulabiliyor ve
engel algılıyıcılar ile kendi kendilerini kontrol edebiliyorlar.
Endüstri 4.0’ın etkisi, Electrotech Eurasia Fuarı kapsamında da kendini gösterdi. Fuar boyunca sergilenen IP
numarasına sahip ve birbiriyle haberleşebilen elektronik komponentler, akıllı ve inceltilmiş emniyet röleleri
gibi çeşitli ürünlerin, üretim süreçlerinin daha etkili
146
bir şekilde kontrolüne olanak sağladığı gözlemlendi.
Hidrolik&Pnömatik Eurasia katılımcıları ise otomasyon
teknolojilerindeki gelişmeleri destekleyen yenilikçi akışkan gücü ürünlerini tanıttı.
4 ticari fuar, yeni endüstriyel çağın, entegre üretim süreçlerine yönelik olarak en ileri teknolojiye sahip komponent, sürücü, yazılım, robot ve istifleme-taşıma-depoloma çözümlerini bir araya getirdi. Yeni çağın gerisinde
kalmak istemeyen ziyaretçiler ise bu yenilikleri görmek
için fuara büyük ilgi gösterdi.
WIN Eurasia Automation 2015, dört gün boyunca 77.224
profesyoneli ağırladı. Yüzde 88’i kararvericilerden oluşan
ziyaretçiler, ağırlıklı olarak elektrik-elektronik, otomotiv,
makine ve otomasyon sektörlerini temsil etti.
Bir sonraki WIN Eurasia Automation 17-20 Mart 2016
tarihleri arasında gerçekleşecek.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Yayın Dünyası
Güç Elektroniği
Çeviriciler, Uygulamalar ve
Tasarım
Ya­za­rların›n Ad›: Ned Mohan, Tore M.Undeland,
William P. Robbins
Türkiye’de güç elektroniği sanayii hızlı bir ilerleme göstermiş; kesintisiz güç kaynağı, motor kontrolu,
endüksiyonla ısıtma, elektrikli ev aletleri, otomotiv ve tekstil gibi geniş bir alanda tasarım ve üretim yapan
firmalar ortaya çıkmıştır. Bunun yanında yurtdışından gelen sistemlerin çoğunda güç elektroniği teknolojisi
kullanılmaktadır. Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunlarının belirli bir kısmı bu sektörlerde istihdam edilmektedir.
Güç elektroniği konusu, başta İ.T.Ü. olmak üzere Türkiye’deki birçok üniversitede çeşitli isimdeki derslerle
öğretilmektedir. Bu derslerin bir kısmı Türkçe olarak verilmektedir. Hangi dilde verilirse verilsin bir Türkçe
kitabın gerek eğitim öğretimde gerekse uygulamalı mühendislikte çok önemli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
ISBN: 978-975-8431-99-1
B. Y›­l›: 2003
Say­fa Sa­y›­s›: 896
Fi­ya­t›: 45,00 TL
148
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Yayın Dünyası
Otomatik Kontrol Sistemleri
Ya­za­rların›n Ad›: Benjamin Kuo
Genç mühendislerin elinden düşmeyen bu kitabın temel özelliği, geleneksel konuları basit bir dille
ele alması, anlatımını uygulamaya yönelik örneklerle desteklemesi ve her baskıda yeni konuları
bünyesine alarak sürekli güncel kalabilmesidir.
Yaklaşık 50 yıldır kendisini otomatik kontrol sistemlerinin uygulamalarına adamış, tecrübeli bir araştırmacı
ve mühendis Benjamin C. Kuo tarafından kaleme alınmıştır. Yazarın en önemli özelliği bilimsel çalışmaları
yanında, yıllardır sürdürdüğü eğitim hizmetinde otomatik kontrole çok sayıda kitap kazandırmış olmasıdır.
İlk baskısı 1962’de yapılmış olan bu kitap, 60’lı yıllarda mühendislik eğitimine başlayan ve bugüne kadar
aynı yolu izleyen pek çok öğrenciye otomatik kontrolü sevdirmiş, öğretmiş ve çalışma alanı olarak geniş bir
öğrenci kitlesinin otomasyona yönelmesine neden olmuştur.
ISBN: 9789757860945
B. Y›­l›: 2013
Say­fa Sa­y›­s›: 944
Fi­ya­t›: 50,00 TL
ENDÜSTRİ OTOMASYON
149
reklam indeks
i
Firma Adı
No
No
■ ABB
3-8-32-81-93
■ LEUZE
107
■ ABB
ARKA İÇ KAPAK
■ LÖSEV
48
■ AKBİL
■ BETA
115
87-111
■ MITSUBISHI ELECTRIC TURKEY
5
■ NEUGART
■ BECKHOFF
1
■ MEDEL
■ DİYAFON
■ EKSEN AJANS
33
141
20-117
21-45
■ NATIONAL INSTRUMENTS ÖN İÇ KAPAK
■ BR OTOMASYON
■ CPLA TURKEY
150
Firma Adı
55
4-10-152
■ NEUGART
17
■ NETES
43
■ PILZ
53
■ EMKO
73
■ PHOENIX CONTACT
49
■ ENOSAD
38
■ ROBOSAN
37
■ ENTEK
23
■ RUTRONIK
79
■ EMİKON ELEKTRONİK
65
■ SMS-TORK
22
■ EMİKON OTOMASYON
59
■ SIEMENS
■ ELİMKO
97
■ SCHUNK
■ ESİT
9
■ GMT
28-103
ARKA KAPAK
■ TURCK
123
11
■ TÜRKMEN ASANSÖR
121
■ KUKA
63
■ WORLDCHEM
122
■ KROHNE
39
ENDÜSTRİ OTOMASYON

Benzer belgeler

geri dönüşüm sektörü, gelecek vadediyor!

geri dönüşüm sektörü, gelecek vadediyor! Cen­giz Me­riç / Hi­pafl Emin Ol­cay / Ak­bil A.fi. Çağrı Hekimoğlu / Esit Gök­tu€ Gür / Schnei­der H. Cen­giz Ce­lep / En­tek Otomasyon Ha­san Bas­ri Ka­ya­k›­ran / Emf Motor ‹b­ra­him Er­kan Ye­nel...

Detaylı

enerji sektörümüzün pozitif görünümü

enerji sektörümüzün pozitif görünümü Cen­giz Me­riç / Hi­pafl Emin Ol­cay / Ak­bil A.fi. Çağrı Hekimoğlu / Esit Gök­tu€ Gür / Schnei­der H. Cen­giz Ce­lep / En­tek Otomasyon Ha­san Bas­ri Ka­ya­k›­ran / Emf Motor ‹b­ra­him Er­kan Ye­nel...

Detaylı

Bosch Rexroth`tan yeni nesil

Bosch Rexroth`tan yeni nesil Oral Av­c› / Pio­mak Öz­kal Gü­ner / Schnei­der Elec­tric Se­dat Sa­mi Öme­ro€­lu / E3Tam Gökhan Yücel / Phoe­nix Con­tact fiah­nur Aga­ik / GSD Osman Kutan / ABB Ta­lat Av­c› / P›­nar Müh. T. Ha­ka...

Detaylı

Tektronix Osiloskop Ölçme Teknikleri

Tektronix Osiloskop Ölçme Teknikleri Oral Av­c› / Pio­mak Öz­kal Gü­ner / Schnei­der Elec­tric Se­dat Sa­mi Öme­ro€­lu / E3Tam Gökhan Yücel / Phoe­nix Con­tact fiah­nur Aga­ik / GSD Osman Kutan / ABB Ta­lat Av­c› / P›­nar Müh. T. Ha­ka...

Detaylı

schunk - Endüstri Otomasyon

schunk - Endüstri Otomasyon Cen­giz Me­riç / Hi­pafl Emin Ol­cay / Ak­bil A.fi. Çağrı Hekimoğlu / Esit Gök­tu€ Gür / Schnei­der H. Cen­giz Ce­lep / En­tek Otomasyon Ha­san Bas­ri Ka­ya­k›­ran / Emf Motor ‹b­ra­him Er­kan Ye­nel...

Detaylı