Görüntüle - Kandilli Kulübü

Transkript

Görüntüle - Kandilli Kulübü
itibar
7
Bülten - ‹lkbahar 2011
FAT‹H KURALKAN
KAND‹LL‹ KULÜBÜ KURUCULAR KURULU ÜYES‹
‹LET‹fi‹M VE YAYIN KOM‹TES‹ BAfiKANI
Kandilli Kulübü’nün De¤erli Dostlar›;
Uzun bir aradan sonra yine sizlere seslenebiliyor, çok de¤erli isimlerin hayat tecrübelerini derleyip sizlerle paylafl›yor olman›n mutlulu¤unu yafl›yoruz. Kulübümüzün kurumsal sesi ‹tibar’›n bu
say›s›nda yine, Türkiye’nin yetifltirdi¤i çok önemli giriflimcilerin, akademisyenlerin binbir emek
ve zahmetle biriktirdi¤i tecrübeleri, görüflleri, tavsiyeleri ve duygular›n› bulabileceksiniz.
Hepimizin bildi¤i gibi bu dünyada art›k bilginin k›ymeti, paran›n ve maddiyat›n k›ymetini çoktan
geçti. Üstelik bilgiye ulaflman›n çok daha kolay oldu¤u günümüzde, do¤ru ve faydal› bilginin k›ymeti daha da fazla anlafl›l›r oldu. Öyle ki; art›k bir iflin üstesinden gelebilmek için bilgiye ulaflmak yetmiyor, do¤ru bilgiye ulaflmak gerekiyor. Yanl›fl bilgi, bize para ve en önemlisi zaman kaybettiriyor. ‹flte bu yüzden, zorluklar› risk alarak, ter dökerek, emek vererek aflan bu baflar›l› isimlerin sayfalar›m›zda paylaflt›klar›, bizler için hayat›n yanl›fllar›ndan uzak durmam›z› ve do¤ruya
daha çabuk ulaflmam›z›n ipuçlar›n› alt›n tepside sunuyor.
‹flte bu isimlerden bir tanesi; Türkiye’de ortakla çal›flman›n ne demek oldu¤unu, fikir ayr›l›klar›ndan nas›l kazan›m elde edildi¤ini, öngörünün ve sa¤duyunun iflletmecilikteki yerini bizlere ö¤reten bir ç›nar, Say›n ‹shak Alaton, ‹tibar’›n sayfalar›nda bizlerle bulufluyor. Sahip oldu¤u düflünce ve tecrübeleri özgürce ve samimi bir dille, hem de her konuda, bizlerle paylafl›yor.
Türk sanayisinin bu ç›nar›n›n yan› s›ra, h›zla büyüyen ve dallar›yla ülke s›n›rlar›n› da aflan bir fidan, Rixos’un kurucusu Say›n Fettah Tamince, k›sa zamanda yakalad›¤› baflar›n›n s›rr›n› bu sayfalarda, siz de¤erli ‹tibar okuyucular› ile paylafl›yor. Yeni ifl kazanman›n ustal›klar›ndan, kazan›lan iflten aln›n›n ak›yla ç›kman›n gerekliliklerine kadar her türlü tecrübesini ve düflüncesini kendine has özgün anlat›m›yla bizlere iletiyor.
Bu baflar›l› giriflimcilerin yan› s›ra, Türkiye’de vergiyi uzmanlar›n ve ilgililerin tekelinden kurtar›p halka anlatmay› hatta sevdirmeyi baflaran deneyimli ve sevilen akademisyen Say›n fiükrü K›z›lot da, yine o esprili üslubuyla ‹tibar’›n sayfalar›nda sizleri bekliyor olacak.
Ülkemizde kendi kategorilerinde en bilinen markalara ve ürünlere sahip Sultanlar Grup’un 3. kuflak sahibi ve baflar›l› yöneticisi Mücahit Y›ld›z da dergimizin sayfalar›nda sizleri bekleyen k›ymetli isimler aras›nda yer al›yor. Kendisi ile yapt›¤›m›z röportajla Sultanlar Grubu, hem de e¤itim komisyonunda görev ald›¤› Kandilli Kulübü’nü konufltuk.
Tabii ki gelece¤imizi emanet etti¤imiz, giriflimci ve erdemli iflletmecilik anlay›fl›n› kazand›rmak istedi¤imiz gençlerimizin de¤erli görüflleri de ‹tibar’›n ilerleyen bölümlerinde sizleri bekliyor olacak.
Üyelerimizin de aile fertleri olan gençler, kulübümüzün komitelerinde görev alarak de¤erli katk›lar
sa¤l›yor ve yar›nlara dair bizlere umut afl›l›yorlar. Kübra Do¤an, Merve Soysal ve Fatih Demirci,
profesyonel hayatlar›n›n bafl›nda bizlere kariyer hedeflerinin yan› s›ra, Kandilli Kulübü özelinde
Türkiye’de sivil toplum kurulufllar›n›n önemi hakk›ndaki görüfllerini anlat›yorlar.
Keyifle okuyaca¤›n›z› umar, bir sonraki say›ya kadar esenlikler dilerim.
1 itibar
‹çindekiler
ONUR SOYSAL
Sayfa 4-5
De¤er odakl› stratejiler gelifltirerek küresel
rekabette ülkemizin ihtiyac› olan
sinerjiyi üretece¤iz.
“
“
KAND‹LL‹ KULÜBÜ BAfiKANI
FETTAH TAM‹NCE
Sayfa 6-23
RIXOS HOTELS YÖNET‹M KURULU BAfiKANI
KÜBRA DO⁄AN
Sayfa 24-29
AVEA ‹LET‹fi‹M H‹ZMETLER‹
Aile ile çevrenin beklentileri gençlerin
özgün karar verme becerisini devre
d›fl› b›rakabiliyor.
“
‹SHAK ALATON
Sayfa 30-43
ALARKO HOLD‹NG YÖNET‹M KURULU BAfiKANI
“
2
“
“
“
“
Bir ifladam›nda bir arada bulunmamas›
gereken üç özellik var: teknisyenlik,
yöneticilik ve müteflebbislik.
Parayla her fleyi sat›n alabiliyorsunuz.
Bir tek fleyi sat›n alam›yorsunuz;
o da zaman...
MERVE SOYSAL
Sayfa 44-49
‹STANBUL T‹CARET ÜN‹VERS‹TES‹ / ‹Ç M‹MARLIK VE ÇEVRE TASARIMI
“
“
Yafll›lar› ve çocuklar›
çok seviyorum.
FAT‹H DEM‹RC‹
Sayfa 50-55
ÖZEL SAYGI HASTANES‹
“
fiirketlerde iflletmecilik ön plana
ç›k›yor; bunu baflarabilen flirketler de
h›zla büyüyor.
KAND‹LL‹ KULÜBÜ KURUCULAR KURULU ÜYES‹
“
“
“
MÜCAH‹T YILDIZ
Sayfa 56-59
Atefl etmezsen yüzde yüz
›skalars›n.
fiÜKRÜ KIZILOT
Sayfa 60-71
GAZ‹ ÜN‹VERS‹TES‹, MAL‹YE BÖLÜMÜ BAfiKANI
“
Bu yasan›n dolu taraf› çok fazla
ve çok önemli düzenlemeleri
ortaya koyuyor.
“
3 itibar
Kandilli Kulübü Baflkan›
Onur Soysal’›n Aç›l›fl Konuflmas›
ONUR SOYSAL
KAND‹LL‹ KULÜBÜ BAfiKANI
Tecrübe paylafl›m toplant›lar›m›zda dile getirilen birikimlerin kal›c›
olmas›na yönelik olarak haz›rlad›¤›m›z “‹tibar”›n yeni bir say›s›nda
daha sizlerle birlikte olman›n sevinci içerisindeyiz.
Asl›nda Kandilli Kulübü dostlar›yla gerçeklefltirdi¤imiz tüm buluflmalar bizim nazar›m›zda, ak›llar›n ve gönüllerin buluflmas›d›r. Ak›llar›n
buluflmad›¤›, organizasyonlara sahtelik, yapayl›k ve verimsizlik egemen olur. Gönüllerin buluflmad›¤› zaman ise hayat bir cehenneme döner. Hz.Mevlana bilgelik yüklü eflsiz eseri Mesnevi’de Süleyman Peygamber’in yerine geçen dev’in hikayesini anlat›rken;
“Akl›n varsa baflka bir ak›lla dost ol, görüfl, dan›fl!
‹ki ak›lla birçok belalardan kurtulursun, aya¤›n gö¤e yükselir.”
demiyor muydu?
Evet “kendimize bakmak” için bir araya geldi¤imiz tecrübe paylafl›m toplant›lar›nda, birbirimize bakarak, kendimizi do¤rultmaya çal›fl›yoruz.
Son y›llara kadar en küçük bir bireysel yat›r›mc›dan, en büyük bir
ifladam›na kadar, ülkemiz insan› yat›r›mlar›n› daha çok, somut ve
dokunabilece¤i alanlara yapmay› tercih ediyordu. Soyut olana, elle
tutulup gözle görülmeyene yat›r›m yapmak su üstüne yaz› yazmak
gibi de¤erlendiriliyordu. Oysa bizden ekonomik ve sosyal yönden ileride olan ülkelere bakt›¤›m›zda, o ülkelerin özellikle son elli y›lda
markalaflma, internet teknolojileri ve hizmet sektörü gibi soyut alanlarda çok ciddi yat›r›mlar yapt›klar›n› görmekteyiz.
Amerika 70’li y›llarda Japonya ile rekabette baflta otomotiv sanayi
olmak üzere birçok somut ve a¤›r endüstri alan›nda geri düflmüfl ve
pazar kaybetmiflti. Ancak matematik gibi soyut bir temele dayanan
bilgisayar yaz›l›m teknolojileri sayesinde, Amerika 80’li y›llarda tüm
dünyada ciddi bir Pazar kazanm›fl, 90’l› y›llarda ‹nternet ve a¤ teknolojileri sayesinde üç-befl y›l gibi k›sa süreler içerisinde yüz y›ll›k
dev ilaç, otomotiv ve a¤›r sanayi firmalar›n› de¤er olarak geride b›rakan firmalar yaratabilmifltir. ‹flin en önemli yan› Amerika kendi
ülke imaj›n› sinema ve reklamc›l›k sektörleri ile tüm dünyaya yayarken ayn› zamanda bu soyut sektörlerden çok ciddi paralar kazand›.
4
“
De¤er odakl› stratejiler gelifltirerek
küresel rekabette ülkemizin ihtiyac› olan
sinerjiyi üretece¤iz.
“
Benzer bir flekilde, dünyada a¤›r sanayinin öncüsü olan
‹ngiltere, son elli y›l içerisinde neredeyse bu alanlarda hiç
yat›r›m yap›lmamas›na karfl›n; dil okullar›, hizmet sektörü ve turizm gibi alanlarda elde etti¤i gelirlerle dünya
ekonomisinin baflta ülkelerinden biri olma vasf›n› devam
ettirebilmifltir.
Tabii ki bu örnekleri verirken üretim ve sanayi alan›ndaki yat›r›mlar› küçük görme veya de¤erini hafife alma gibi
bir kast›m yok. Ancak vurgulamak istedi¤im husus, dünya üzerinde zenginlik artt›kça, insanlar›n gelir seviyeleri
yükseldikçe, art›k hizmet, e¤lence ve turizm sektörü baflta olmak üzere bacas›z sanayi sektörleri öne ç›kacakt›r.
Bu alanlar emek yo¤un alanlar olmalar› hasebiyle ülkelerin istihdam problemlerine en önemli katk›y› sunan sektörlerdir. Bu yüzden hizmet ve ona ba¤l› turizm sektöründe markalaflma çok önemli bir gereklilik.
Ünlü bir Frans›z yazara, Paris’in en güzel yerinin neresi
oldu¤unu sormufllar da “Eyfel Kulesi’ndeki kafe” demifl.
Sebebini sorduklar›nda ise “Çünkü tüm Paris’te o çirkin
çelik y›¤›n›n› görmeden oturabildi¤im tek yer oras› da ondan dolay›” diye cevap vermifl.
Ülkemiz, çok önemli, tabii, kültürel ve tarihi güzelliklerle dolu… Ancak bunlar›n pazarlanmas› konusunda di¤er
ülkelere göre henüz çok geride oldu¤umuzu üzülerek belirtmeliyim. Y›lda atm›fl milyon turist ünlü Frans›z yazar›n ifadesiyle çelik y›¤›n› bir kuleyi görmeye giderken, bizim hayranl›kla gezilen Süleymaniye’miz, Ayasofya’m›z
y›lda onbefl milyon turisti ancak a¤›rlamaktad›r.
Milli karakter olarak misafirperverli¤i tüm dünyada bilinen bir ülkede bundan daha fazlas›n›n olmas›n› sa¤lamak
görevimizdir diye düflünüyorum. De¤er odakl› stratejiler
gelifltirerek küresel rekabette ülkemizin ihtiyac› olan sinerjiyi üretece¤imize inan›yorum. Bu düflüncelerle bültenimizin yeni say›s›n›n paylafl›mc›lar›m›z için ufuk aç›c› olmas›n› diliyorum.
5 itibar
FETTAH TAM‹NCE
“
“
Bir ifladam›nda bir arada bulunmamas›
gereken üç özellik var: teknisyenlik,
yöneticilik ve müteflebbislik.
FETTAH TAM‹NCE
RIXOS HOTELS YÖNET‹M KURULU BAfiKANI
Çok de¤erli kat›l›mc›lar, özellikle Kandilli Kulübü’nün çok de¤erli baflkan›na ve yöneticilerine teflekkürlerimi ileterek bafllamak istiyorum. Beni sizler gibi çok de¤erli bir toplulukla buluflturduklar› için kendimi çok bahtiyar say›yorum. Bugün bunca iflleriniz içinde beni dinlemek için bulunuyorsunuz, bunun için sizlere de müteflekkirim.
Sözlerime müsaade buyurursan›z çok sevdi¤im bir dostumu sizlere flikayet
ederek bafllamak istiyorum: Say›n Cihan Kamer. Aylar önce, Kandilli Kulübü’nü bana anlat›yordu, buraya gelmelisin, bizim aram›zda olmal›s›n,
hatta burada konuflmal›s›n diye. Herhalde Kandilli Kulübü’nün çok de¤erli
yöneticilerine de bu fikrini açt› ki, onlar da beni ziyaret ettiler ve buraya
davet ettiler. Dün akflama kadar her fley çok iyiydi. Dün akflam Cihan Bey
beni aramaya bafllad›: “Say›n Valimiz geliyor, Zafer Bey geliyor, Ethem
Bey geliyor, Avni Bey de geliyor.” ‹flte flu kadar insan geliyor, ben çok büyük endifle duyuyorum sen yar›n potlar k›rars›n, ondan sonra bafllad› flunu
konufl, böyle yap, flu notlar› al, konuflman› haz›rla. En sonunda dedim ki,
“Cihan Abi istersen sen konufl.” Bugün sabah da ben biraz gecikince, masadaki dostlar flahittir, demifl ki, “Ben konuflmam› yavafl yavafl haz›rlamaya bafll›yorum.” Tabi bu iflin esprisi Cihan Bey’i gerçekten çok sevdi¤im
için ona böyle tak›lmadan edemedim. Ben sözlerime Allah’a hamd ederek
bafllamak istiyorum. Allah’›n selam› hepinizin üzerine olsun.
Y›llarca önce Amerikal›larla bir ifl görüflüyordum. 11 Eylül’de yerle bir
edilen ticaret merkezi ile ilgili bana bir anekdot anlatt›lar. Dediler ki; “Bunu zaman›nda Kerry diye bir Yahudi ailesi yapt›. Bu aile flu kadar güçlüydü, flu kadarla bafllad›, flu kadar iyiydi.” dediler. Sonra da bu Kerry ailesinin gençlerinden birisinin hayat hikayesini anlatt›lar. Bu genç Kerry baba-
6
7
itibar
“
“
Van’dan gelip Amerika’da, Manhattan’da
ifl konuflmak Gagarin’in uzaya gitmesinden
daha zor.
s›ndan bir milyon dolar para ald› ve bu paray›
befl yüz milyon dolar yapt›; flu kadar baflar›l›, bu
kadar baflar›l›, herkes onu konufluyor demeye
bafllad›ktan itibaren gayri ihtiyari dedim ki: “Ne
kadar flansl›”. Öyle deyince herkes bana bakmaya bafllad›, “Sen bu baflar›y› küçümsüyor musun,
bu baflar›yla alay m› ediyorsun? Bu flans de¤il
ortada bir baflar› var.” dediler. Ben de dedim ki;
“Vallahi ben kendi geçmiflime bakt›¤›m için,
Van’dan gelip Amerika’da Manhattan’da sizinle
ifl konuflmak benim için Gagarin’in uzaya gitmesinden daha zor. Onun için ben New York’un
merkezinde babas› taraf›ndan bir milyonla sermayelendirilen, babas› New York’un veya dünyan›n en iyi binas›n›n sahibi olan birinin Amerika’da çok da baflar›l› olmas›n› büyük bir sürpriz
olarak görmüyorum. Çünkü çevresi, dostu, ald›¤› ifller, etraf›ndaki ifladamlar›, bunlar›n hepsi
bu gencin baflar›l› olmas› için önemli bir etken,
ama bizim ç›k›fl›m›z çok farkl›d›r.”
Sebeplere bakt›¤›n›zda gerçekten Van Çald›ran’dan Kandilli Kulübü’ne gelip bir gün sizler
gibi de¤erli insanlara hitap etmenin olsa olsa Allah taraf›ndan bahfledilmifl çok büyük bir lütuf
oldu¤una inan›yorum. Yoksa bunu, sebepler aç›s›ndan hayal edip baflarabilmek mümkün de¤il.
Geçen gün çok sevdi¤im bir dostum; ö¤rendi¤im
kadar›yla burada da sizlere hitap etmifl, hep flunu derdi: “Allah dilerse insan›n aya¤›na sultan›
da getirir.” Dolay›s›yla mutlaka birço¤umuzun
bak›fl› budur. Ama geldi¤im noktay› kendi aç›mdan Allah’›n çok önemli, çok de¤erli bir lütfu
olarak görüyorum. Ben kendimi sizlere hitap
edecek biri olarak addetmiyorum ama Allah lütfedince buraya ç›k›p konufluyoruz. Belki gevezelik yap›yoruz, belki abartaca¤›z ama bu benim
yapt›klar›m becerilerim de¤il Allah’›n bana ba¤›fllad›¤› de¤erlerdir. ‹nflallah ben de bunun gere¤ini yerine getirmifl olurum ki; bu bereketin,
nimetlerin devaml›l›¤›n› sa¤layal›m.
8
Çok de¤erli dostlar, ben nereden bafllad›¤›m› sizlerle paylaflarak sözlerime bafllamak istiyorum.
Allah uzun ömür versin, babam Van Çald›ran’da
çok de¤iflik ifller yapt›. Manifaturac›l›k yapt›,
toptan g›da satt›, fleker satt›, hayvanc›l›k yapt›.
Ben dokuz çocuklu bir ailenin en büyük çocu¤uyum, o zamanlar onbir yafl›ndayd›m. Babamla
yaflarken hep görüyordum ticaret nas›l yap›l›r,
risk nedir, senet nedir, çek nedir; bunlar› hep babam›n yan›nda gördüm. Oniki yafl›ndayd›m herhalde bir gün babam bir Antep seyahati dönüflünde “Bundan sonra ben flehir d›fl›na mal almaya giderken seni de götürece¤im.” dedi. Ben de,
annem de flafl›rd›k. Annem sordu “Nereden ç›kt›
bu?” diye. “Antep’te bir esnaf gördüm çocuklar›n› yan›nda getiriyordu. Bu benim çok hofluma
gitti bundan sonra seni yan›mda götürece¤im.”
dedi.
Babam bafllad› beni yan›nda götürmeye bir Erzurum, bir Antep götürüp getirirken on dört yafl›na geldim. Bir gün mal almaya Bursa’ya gidecek, tabi ben babam beni Bursa’ya götürecek diye hayal kuruyorum. O seyahate her nedense götürmedi. Götürmeyince ben a¤lamaktan ba¤›rmaktan bütün otogar› aya¤a kald›rd›m, güzel de
bir dayak yedim. Ama sonradan sanayici ve ifladamlar› ça¤›rd› beni konuflmac› olarak Bursa’ya. Babamdan ticaretin nas›l geliflti¤ini az
çok ö¤renmeye bafllam›flt›m on dört yafl›nda. Babam iyi tüccar, dürüst, çal›flkan, al›p satan ama
çok tezgahtarl›k yönü olmayan bir insand›.
Bir yaz günü, okul tatil, dükkanda da çok fazla ifl
yok. “Ne yapmal›y›z?” diye kuzenimle konufltum.
Kuzenimin o zaman bir Toros marka arabas› vard›. “Acaba biz kumafllar› alsak, köylere gitsek
satabilir miyiz?” diye kendi aram›zda konufltuk.
Kuzenimle anlaflt›k babama gittim dedim ki:
“Sen bize biraz manifatura ver, köylere gidelim
bunlar› satmaya bafllayal›m.” Annemin de yard›-
m›yla dört befl gün sonra babam› ikna ettik. Arabay› kumaflla doldurduk, köylere gitmeye bafllad›k. Birinci köyde sat›fl yok, ikinci köyde sat›fl
yok, üçüncüde de yok. Herkes diyor ki, “Hasat zaman› de¤il, hayvan satmad›k dolay›s›yla para
yok.” Biri bana ak›l verdi; “‹stersen bunlar› de¤ifl
tokuflla satabilirsin.” dedi. “Nas›l olacak?” dedim, “‹flte yün alabilirsin, peynir alabilirsin, hayvan alabilirsin.” diye adam beni ikna etti. Ben de
bafllad›m mallar› de¤ifl tokufl yapmaya.
Biz iki hafta sonra bütün mallar› satt›k. Araba
ya¤, peynir doldu. Bana da on sekiz küçük-büyük
bafl hayvan kald›. Benim kuzen mallar› kendi yerine götürdü, ben de hayvanlarla döndüm. Döndü¤ümde tabi bizim evin önünde hayvanlar› koyacak yer yok. Babam bu durumu görünce inan›lmaz bir flekilde k›zmaya bafllad›. “Bunlar ne?”
diye ba¤›rd›, “Mallar› de¤ifltirdik.” dedim. “Sen
benim mallar› nas›l de¤iflirsin!” Babam bafllad›
tafllarla beni kovalamaya, sabaha kadar eve sokmad›. Hayvanlar›n önünde bekledik, sabah götürdük satt›k. Tabi büyük bir para kazand›k. Neredeyse beklenenin iki kat› para kazand›k. Bu sefer
babam bafllad›, sen böyle çal›flkans›n, bu kadar
seni severim, çok iyi bir o¤lumsun... O zaman da
ortaokulu okul birincisi olarak bitirmiflim. ‹flte
“Ben seni ödüllendiriyorum.” diye on befl bin lira bana para verdi o zaman.
Bir kuzenim daha var, Antalya’dan bana sürekli
mektup yaz›yor. Mektuplar›n içinde Antalya’n›n
resimlerini s›k›flt›r›yor. Bir resimlere bak›yorum,
bir bizim Çald›ran’a bak›yorum; cenneti hayal etsen daha iyisini hayal edemezsin o dönem. Benim
zaten kafamda kaçmak var, babam›n bu yapt›¤›
da bana teflvik oldu. Ve ben otobüs biletini ald›m,
Antalya’ya gittim. Babam›n bizim oray› tarif edifli var; sekiz ay k›fl, iki ay yaz, iki ay da toz. Dolay›s›yla yapacak çok fazla bir fley yok. Antalya’n›n güzelli¤ini, zenginli¤ini, imkanlar›n› gördüm bir daha da dönmedim. Babam ne ettiyse
dönmedim. Babam geri dönmem için çok ›srar etti. Ancak ben dönmemeye art›k kati flekilde karar
vermifltim.
Antalya’da day›lar›m var hal› iflleri yap›yorlar,
onlar›n yan›nda çal›flmaya bafllad›m. Hal› topluyorum, çay yap›yorum, dükkan› temizliyorum.
Tabi bizim iyi kötü bir ticaret geçmiflimiz var.
Almanya’dan gelmifl s›n›r d›fl› edilmifl insanlar
tezgahtarl›k yap›yor, turistlere mal sat›yorlar.
9
itibar
Ben türkçeyi zar zor konufluyorum. Bir gün day›ma dedim ki, “Ben de tezgahtarl›k yapaca¤›m.” Day›m flafl›rd›, “Hangi dille yapacaks›n,
nas›l olacak bu ifl?” ben kararl› oldu¤umu day›ma gösterdim. Çünkü adamlar, di¤er arkadafllar
sabah üçe dörde kadar geziyorlar, içiyorlar onlar uyan›ncaya kadar bir sürü müflteri geliyor,
ortada da mal satacak hiç kimse yok. ‹kna ettim, öyle day›mdan izin ald›m. Turistlere mal
satmaya bafllad›m. Bakt›m oluyor, o sene harçl›¤›m› ç›kard›m. Lise y›llar› bafllad›.
Her sömestr çal›flmaya bafllad›m, üçüncü sömest›rda art›k çok tecrübeli bir tezgahtar olmufltum.
Her satan, gelirden yüzde on komisyon al›yor.
Day›ma gittim dedim ki, “Ben de komisyon istiyorum.” day›m beni okuttu¤u için komisyon vermeye önce pek s›cak bakmad›. “Beni okutuyorsun da di¤erlerine yüzde on komisyon veriyorsun.” Diye ›srar ettim. Ama “Sen bu dükkanda
ö¤rendin almancay›.” dedi. “Tamam!” dedim
“E¤er bu dükkanda Almanca ö¤renme aleti var-
10
sa sen niye ö¤renmiyorsun?” diye ekledim. Öyle
deyince day›mdan bir tokat yedim. Karfl› komfluya geçtim hal› satmaya bafllad›m. Hakikaten çok
bereketli, çok karl› bir iflti. Ben lise sondayken o
zaman›n en iyi arabas›n› ve iki tane de daire alm›flt›m. Bu sefer bafllad›k “Okuyal›m m›, çal›flal›m m›?” Bir süre böyle git gellerle beraber nas›l on dört yafl›nda Van’dan Antalya’ya geldiysem, on sekiz yafl›mda alt›mda arabamla bafllad›m düflünmeye.
Sonunda karar›m› verdim ve on dokuz tane hal›y› arabaya koydum, Bulgaristan ve Romanya
üzerinden Almanya’ya gittim. Plakam da 007;
her gören James Bond geldi, diyor araban›n plakas›n› görünce. Yaz›n Antalya’da tan›d›¤›m turistleri ziyaret etmeye bafllad›m. Onlar› ar›yorum “Ben geldim sizi ziyaret etmeye. Ben Fettah
hat›rlad›n›z m›? Sizi ziyaret etmek istiyorum.”
diyorum. “Sebebi ziyaretiniz?” diyorlar. “Hal›
satmak.” diyorum, “‹yi biz seni sonra arar›z.”
diyorlar ama bir daha aram›yorlar. Acaba ne
“
‘E¤er bu dükkanda Almanca
ö¤renme aleti varsa
sen niye ö¤renmiyorsun?’
diye sordum.
“
yapsak bunlardan randevu alsak diye düflünmeye
bafllad›m. Almanlar gerçekten küçük fleyleri çok
seviyorlar. Ufak ama bedava bir fley görünce hemen alaka gösteriyorlar. Sonra ben hat›rlad›m
elma çay›n› çok sevdiklerini, her arad›¤›mda
“Bir hediyem var, takdim etmek için sizi ziyaret
etmek istiyorum.” diyorum. Hediye de ne hediye,
bir kilo elma çay›, bir de yan›nda Türk bardaklar› ald›m. Öylece evlere girmeye bafllad›k.
Bir bakt›m bizim hikaye ayn› daha önce manifatura satt›¤›m›z gibi. Evlere gidiyoruz kimi para
yok diyor, kimi çanta diyor. Bir örnekle bunu neticelendirmek istiyorum. Birine gittim, bir gün
adam›n araba galerisi var. Çok da zengin. Ama
bu adamdan para kazanan hiç kimse olmam›fl.
Arkadafltan sadece bir kez tan›flt›rmas›n› rica ettim. Oturduk, adama dedim ki. “Ben bir tane
Mercedes almak istiyorum.” Bunu deyince bizim
arkadafl yerlere düflecek, “Nas›l Mercedes al›rs›n senin paran m› var?” Benim hal›lar›m var,
dedim. “‹yi, be¤en.” dedi. Bir tane C180, geldim k›rk alt› bin mark. Dedim ki ben de, “Biraz
hal› var, biraz da para var.” Adam “Tamam üç
bin mark hal› alay›m, gerisini para alay›m.” Ben
de bunun üzerine, “Peki bu hal›y› kim seçecek?”
diye sordum.
Çünkü biz hal› satarken bütün derdimiz eve girmek, eve girince han›m› ikna edince ifl de¤ifliyor.
“Getir ben seçece¤im.” dedi. “Ya olur mu?” dedim “Hal› bu. Eve uyar, uymaz, büyüklü¤ü, rengi...” Neyse, beyefendiyi ikna ettik evine gönder-
di beni. Evine bir gittim müthifl, flato gibi bir ev.
Han›m›yla kaynanas› oturuyor, tam istedi¤im bir
ortam. Dedim ki “Siz bir oturun, müsaade edin,
ben evinizi dizayn edeyim.” Tabi çok basit bir
mant›k var; evde koltu¤un yerini de¤ifltir, masan›n yerini de¤ifltir, hal›y› ser, ev yeni gibi oluyor.
Bafllad›k biz evi bafltan sona döflemeye. Ben arabada ne kadar hal› varsa hepsini eve serdim.
Sonra han›m beyini arad›, “Acil eve gel.” Aradan dört befl saat geçmifl ama ev müthifl bir ev
olmufl. Adam eve geldi. Bafllad›lar konuflmaya,
en son bana geldi dedi ki, “Benim sana bir teklifim var. Kaç para bu hal›lar?” Hesaplad›k,
ölçtük, biçtik yüz küsur bin mark. “Ben sana iki
araba verece¤im” dedi. “Ama ben bir kifliyim,
iki arabay› nas›l süreyim.” dedim. Neyse adam›
ikna ettik, paray› ald›k, bir tane de araba ald›k.
Biz arabayla ç›kt›k, Türkiye’ye geldik. Arabay›
sonra Türkiye’de satt›k.
Neticede ticaretteki mant›k hiç de¤iflmiyor. Ben
bu adamla yapt›¤›m muhabbete bafllay›nca köyde satt›¤›m manifatura akl›ma geliyor. Bu manifatura ticareti, babamdan ö¤rendiklerim gerçekten benim için önemli de¤erlerdir. Bunlar› da
y›llar sonra hep hayat›mda uygulad›m. Bir zaman sonra, gel zaman, git zaman biz bakt›k ki
bu hal› iflinde çok ifl yok. Bu arada Almanya’da
üniversiteye de kay›t yapt›rm›fl›m, ticaret yap›yorum, bir sürü ifli bir arada götürmeye çal›fl›yorum. Antalya’ya döndüm 1994’te. Bu hal›c›kta
gelecek yok diye kuyumcu dükkan› açt›m. Kuyumcu dükkan›n› açarken, baz› insanlar tak› ta-
11 itibar
“
Basit bir mant›k vard›r:
evde koltu¤un ve masan›n
yerini de¤ifltir, hal›y› ser,
ev yeni gibi olur.
“
kar, ben hiç tak› takmam›flt›m. Kuyumculuktan
da hiç anlam›yorum, hatta açt›ktan sonra da bir
kuyumcular toplant›s›na gittim. Adam›n biri beni
orada biraz da ezmek için “Söyle bakal›m 585
ayar içinde kaç gr baflka metal var?” gibi yüzdeli sorular soruyor. “Vallahi ben hiçbir fley bilmiyorum. Benim bildi¤im; ald›¤›m fiyat›n üstüne bir
fley koyar satar›m.” dedim.
Sonralar› fuarda dolafl›rken kimlerin mücevher
satt›¤›n› görünce çok sevindim. Gilan’›n sahipleri
ile tan›flt›m, onlar o zaman mücevher toptanc›l›¤›
yap›yor. Onlardan mal ald›m küçücük dükkanda
satmaya bafllad›m. Sonra bir gün ‹stanbul’a gezmeye geldim. Bu benim hayat›mda gerçekten çok
önemli bir dönüm noktas›d›r. Ferhan Beyler de o
ara beni Akmerkez’deki ma¤azalar›na götürdüler,
oray› gezdirdiler. Tabi Akmerkez’deki ma¤aza o
zaman Türkiye’nin en güzide ma¤azalar›ndan bir
tanesi. Hala da bana göre Türkiye’nin en baflar›l›
ma¤azas›d›r. Müthifl bir ma¤aza 300-400 metrekare. O dönem Akmerkez Türkiye’de yeni aç›lm›fl
son derece önemli bir yer. Ben ma¤azaya afl›k oldum. Ferhan Bey ile Muharrem Bey’e afl›k oldum,
ç›kam›yorum. Düflünüyorum “Böyle bir fley Antalya’da nas›l olur?” Antalya’daki turist, Antalya’daki zenginlere o güne kadar hep sahte malzemeler sat›l›yor. Kimse turistin pahal› bir fley alaca¤›na ihtimal vermiyor. 30 dolara Rolex, 20 dolara Cartier saatler sat›l›yor tenekeden.
Bu ma¤azay› görünce bakt›m ki ifl farkl› yere gidiyor. Ferhan Bey ve Muharrem Bey ile Antalya’da ortak olmaya karar verdik ve ma¤azam›z›
12
kapat›p Gilan yapmaya karar verdik. Onu yap›nca
Antalya’daki sektör için gerçekten bir ihtilaldi.
Çünkü iki katl› muhteflem bir ma¤aza, her yönüyle e¤itilmifl çal›flanlar, müthifl markalar... Zaten
Gilan kendisi marka o dönem. Bakt›m Muharrem
Bey ve Ferhan Bey farkl› fleylerden konufluyorlar.
Ferhan Bey kurumsallaflma diyor, pazarlama
stratejisi diyor, ürün gelifltirme diyor, ürün çeflitlili¤i diyor. Bunlar›n hepsi benim için yeni, ilk defa duyuyorum. Bakt›m bizim bölgede de bunlar›
çok konuflan yok. E¤itimler düzenleniyor, birçok
insan getiriliyor bu e¤itimlere. Ben herhalde o dönem içerisinde bunlardan en fazla istifade eden
biri olmuflumdur. Bu e¤itimlerin hepsine kat›ld›m,
bu vizyonun geliflmesinden çok fazla etkilendim.
Ticaretimi ona göre yönlendirdim. Gerçekten üç
y›l, dört y›l son derece baflar›l›, kendi ad›ma son
derece faydal› bir ortakl›k süreci geçirdik. Bu
arada tabi Antalya’da bir furya bafllad›; ifl adamlar› dernekleri kuruluyor, genç ifladamlar› dernekleri kuruluyor, buralara da hep üye oldum. Bunlar
da benim hayat›ma katk›lar› olan çok önemli organizasyonlar oldular.
Yine güzel bir anekdot paylaflmak isterim. Bir
gün bu ifladamlar› derneklerinden bir tanesinde
Ali Coflkun konuflmac› olarak gelecek ama kimin
takdimi yapaca¤›na bir türlü karar verilemedi.
Yönetim akflama kadar tart›flt›, hiç kimse ben
takdimi yapay›m diye öne ç›kmad›. Tam konuflman›n bafllayaca¤› s›rada bir imam hatip ö¤retmeni
ç›kard›lar, adam›n ceket kollar› dirsek üstünde. O
konuflsun, dediler. Dedim ki, “Müsaade ederseniz
kimseyi bulmad›ysan›z takdimi ben yapay›m.”
“
Dünya
de¤ifliyor,
dünyadaki
ifl yönetme
flekilleri
de¤ifliyor.
“Sen Türkçeyi zor konufluyorsun, takdimi nas›l
yapacaks›n?” dediler. “Ö¤renirim en az›ndan.”
dedim. Öylece orada takdime bafllad›m, bir medeni cesaret geldi.
fiimdi gençler de var aram›zda, belki yeni ifl kurmak üzere olanlar da var; bir okudu¤um kitaptan
da bahsetmek istiyorum. Gilan tecrübesi, ‹stanbul
buluflmam›z, Gilan’daki e¤itimler, Gilan’›n ortaya
koydu¤u vizyon, Ferhan Bey’in tecrübesi, hayat›mda çok önemlidir. Bu sivil toplum kurulufllar›yla olan iliflkim, bir de o dönem biraz fazla okumaya merakl›yd›m. Bir kitap elime geçti. Kitab›n ad›
“Giriflimcilik Tutkusu”. Bu Giriflimcilik Tutkusu’nda Los Angeles’ta, California’da geçen bir
olay› anlat›yor yazar. Marry diye bir bayan pastanecilik yap›yor. Bu bayan›n pastanesi o bölgenin
en baflar›l› pastanesi. Herkes s›rada, kuyrukta çok
iyi para kazan›yor. Tabii ak›l verenleri çok olur bu
süreçte. Her gelen diyor ki, “Marry sen ikinci
pastaneyi de aç.” Marry ikinci pastaneyi aç›yor,
kuyruklar azal›yor ama ifller yine iyi. Ondan son-
13
itibar
“
ra diyorlar ki, “Sen üçüncü pastaneyi de aç.”
Üçüncü pastaneyi aç›nca bafll›yor kuyruklar azalmaya. Kuyruklar yok oluyor ve ifller tersine gidiyor, bafll›yor zarar etmeye.
Onu okuyunca bakt›m bütün hikayeye kendimi görüyorum. ‹fller aç›ld›kça verimlilik düflüyor, ifller
aç›ld›kça karl›l›k düflüyor. O arada bir sürü ma¤aza aç›yoruz. Orada yazar›n bir tespiti var diyor
ki, “Bir ifladam›nda bir arada bulunmamas› gereken üç özellik var: teknisyenlik, yöneticilik ve müteflebbislik. E¤er bunlar›n üçü bir insanda bir
aradaysa o insan›n baflar›l› olma flans› yoktur.”.
Niye? Teknisyenlik biliyoruz ma¤azaya gidip tezgahtarl›k yap›yoruz, gidiyoruz ma¤azadaki on kifliyi yönetmeye çal›fl›yoruz, bir de gidiyoruz yeni
ma¤azalar açaca¤›z diyerek müteflebbislik yap›yoruz. Tam da adam›n tarif etti¤i noktaday›z. O
zaman bir karar ald›m; “Ma¤azac›l›ktan çekilmelisin, e¤er müteflebbis olacaksan.” diye. O an-
14
dan itibaren de müteflebbislik hayat› benim için
bafllad› diyebilirim. Ondan sonra farkl› bir yap›yla, farkl› bir çal›flma flekliyle devam etmeye bafllad›m. Tabi o arada kiflisel geliflim, e¤itim, hani
derler ya mezara kadar devam eder, gerçekten bu
kiflisel geliflim süreci benim için hiç durmad›, devam ediyor.
Çünkü dünya de¤ifliyor, dünyadaki ifl yönetme flekilleri de¤ifliyor. Finansman modelleri de¤ifliyor,
para bulma modelleri de¤ifliyor. Bütün bunlara
sizin kendinizi paralel gelifltirmeniz laz›m. E¤er
gelifltiremezseniz bir gün mutlaka geride kal›rs›n›z. Bu müteflebbislik süreciyle beraber farkl› düflünmeye bafllad›m, farkl› bakmaya bafllad›m.
Acaba Antalya’ya gelen turistlerle baflka ne yapabilir, onlara ne satabilirim, onlardan farkl› nas›l
faydalanabilirim diye o süreçte bir gayrimenkul
projesi gelifltirmeye bafllad›m. Yirmi otuz tane
villa. Bir gün bir müflteri geldi dedi ki, “Ben de-
“
Çal›flanlar›m›z› heyecanlar›m›za
ortak edip, çal›flanlar›m›zla gelece¤i
paylaflmal›y›z.
“
nize s›f›r bir villa ar›yorum.” O nas›l olacak denize s›f›r villa? Ben dedim ki Antalya’daki bütün
araziler turizm arazisidir, turizme göre yap›lm›flt›r dolay›s›yla denize s›f›r villa bulamay›z. Bulursan›z akl›n›zda bulunsun diye not b›rakt›. Aylar
sonra yar›m bitmifl bir otel buldum. Bu herhalde
iyi olur diye o beyefendiyi arad›m dedim ki, “Ben
bir otel buldum, bunu beraber alal›m, sana da istiyorsan›z içine villa yapal›m.” Neyse, git gel ikna ettim o arkadafl›. Otelcilik hayat›na ad›m atm›fl
oldum.
2000’de ilk otelimizi açt›k. Oteli açarken de biz
oteli yapar›z, satar›z; yapar›z, kiraya veririz diye
bafllad›k. Ama iflletmeye bafllay›nca otelin genel
müdürü ile dedim ki “Bana bir pazarlama stratejisi anlat.” Ö¤renmiflim Ferhan Bey’den. Adam
bafllad› anlatmaya “Ben flunu tan›yorum, bunu tan›yorum”. Dedim ki “Üstat sen bana hep tan›d›klar›n› anlatt›n, ne yapaca¤›n› anlatamad›n.” Bafllad›m insanlarla görüflmeye. Birisine sordum
“Elektri¤in kilowatt saati kaç lira?” diye, bana o
zaman bir rakam söyledi piyasan›n on kat›. Genel
müdür adam, nas›l yönetiyor bu oteli. Biraz da
müteflebbislerin taraf›ndan bakmaya bafllad›m,
nas›l gelifltiriyorlar diye bakt›m. Gözlemledim ki,
pazar bombofl; gerçekten de yapacak çok ifl var.
Çünkü biz mücevheratta da bunu yaflad›k. Bakt›m
otelcilikte boflluk daha fazla.
Böylece biz Rixos ismine karar verdik. Bu sektörde
büyümeye bafllad›k. Büyürken hem ald›¤›m›z e¤itimlerle, hem iktisad›n genel tarifine uyarak ticaretimizi gelifltirmeye bafllad›k. ‹flte iktisad›n genel tarifine bakt›¤›n›zda emek, sermaye ve müflteri üçlüsünün memnun olmas› laz›m. ‹lk etapta çal›flanlar›m›zla birlikte “Biz nas›l bir vizyon kurar›z, gelece¤i nas›l infla ederiz?” diye sorular sorarak çeflitli kararlar ald›k. Okudu¤umuz birçok yerde diyor
ki; çal›flanlar›n›z› gelece¤inize ortak edin. Çal›flanlar›m›z› heyecanlar›m›za ortak edip, çal›flanlar›m›zla gelece¤i paylafl›p bütün bunlar› teoriden prati¤e nas›l geçiririm diye mücadele verdim.
Gerçekten de bugüne kadar, tabi son on y›lda çok
ciddi büyüme süreci yaflad›k ama bu büyüme sürecinde benim için en temel noktalardan biri bu olmufltur. Çal›flanlar› sürece katmak, onlar› heyecan› ortak etmek, onlar› cesaretlendirmek, onlarla
nelerin yap›labilece¤ini onlara anlatabilmek. Hatta ben yaflad›¤›m fleylerden bir iki tanesini paylaflmak istiyorum. Birinde; biz bir hedef koyduk. Bir
oteli sekiz ayda bitirmek istiyoruz. Geldim çal›flma arkadafllar›ma biz bunu sekiz ayda yapaca¤›z
dedim. Dediler ki “Bu ifl olmaz. Bu ifl yirmi aydan
önce yapan yok.” Bu matematikte olur mu, hesaplad›¤›m›zda olabilir mi, ka¤›t üstünde olabilir mi,
yap›labilir bir fley mi? Hepsi “Evet” dedi. Mühendisler hesap yapt›, ka¤›t üstünde yap›labilir. “O
zaman arkadafllar, ka¤›t üstünde yap›labilir bir
fleyse biz bunun nas›l gerçeklefltirilece¤ine bakal›m.” dedim ve ikna ettim. Sonra da hep beraber
yola ç›kt›k. Yola ç›kt›ktan sonra sürece ben liderlik ettim.
Gerçekten 8 ay boyunca arkadafllar›m›zla çal›flt›k. Teknik de¤ilim, inflaat tecrübem yok ama süreci yönetmek için orada bulundum, en sonunda ifl
bitti. ‹fl bitince proje müdürü, flimdi benim orta¤›m, geldi dedi ki; “Benim kendimi keflfetmeme
yard›mc› oldun bu, bana verdi¤in en büyük imkand›r. Sana müteflekkirim. Bana ilk gün yapabiliriz
dedi¤inde inanmad›m. Kendimi keflfettim bundan
sonra ne dersen onu yapar›z.” Bununla beraber
birçok hikaye duyduk arkadafllar›m›zdan, onlar
kendilerini keflfettiler, biz de kendimizi keflfettik.
Tabii, son 10 y›lda iflletti¤imiz yapt›¤›m›z oteller
var, bir de baflkas›na yapt›¤›m›z oteller var. Her-
15
itibar
halde dünyada bizimki gibi bir flirket var m› bilmiyorum. 5 y›la kadar 10 tane otel yapt›k; yani
ortalama y›lda 3 tane tesis anlam›na geliyor bu.
Bunu bize inanan, bizimle gelece¤ini paylaflmak
isteyen arkadafllarla yapt›k.
Müteflflebbisli¤in tarifini bir çok yerde duyuyoruz.
Ben hep diyorum ki; “Giriflimcilik eflittir heyecan;
heyecan eflittir insan›n motivasyonu.” E¤er bunlar varsa, gerisi geliyor. Böylelikle bizim hikayemiz bafllad› ve arkadafllar›m›zla geliflmeye bafllad›k. Türkiye'de bu iflin markalaflmas› gerekti¤ine
karar verdik. Uluslararas› olmasak bile en az›ndan Türkiye'de en iyi bilinen otel markalar›ndan
biriyiz. ‹nanc›m›z bunu çok daha iyi noktalara tafl›yabilece¤imizdir. Çok ayr›nt›ya girmeden anlat›rsam; kendi ifllerimizi yapal›m diye, önce paralelimizde bir inflaat flirketi kurduk. Genç arkadafllar belki bu konuda bir fleyler not etmek isterler;
gerçekten önemli bir tecrübe. 2005 y›l›na kadar
inflaat flirketi çok büyük ifl yapmayan kendi hayat›n› idame ettirmeye çal›flan bir flirket.
2004 y›l›nda Kazakistan Devlet Baflkan›’n› Antalya'da misafir ettik. Bir tekneyle sahili gezdirir-
16
ken bizim bir tesisi gösterdim ve “Say›n Baflkan›m bu tesisi biz 5 ay 14 günde yapt›k.” dedim.
“Tebrik ederim, çok güzel yapm›fls›n›z. Sen sözüne güvenilir bir adam m›s›n?” dedi. “Öyle san›yorum.” Dedim ve bana elini uzatt›, “Tut elimi.”
dedi. “Bana bir otel laz›m ama sana 10 ay zaman
veriyorum bizim memlekete gel yap.” dedi. Hayat›mda Kazakistan'a gitmemiflim; hava flartlar›n›,
hiçbir fleyi bilmiyorum. Baflkan›n da elini b›rakmak istemiyorum, baflkan›n da eli uzat›ld›¤›nda
tutmak laz›m. Bir tek “Baflkan›m para var m›d›r?” diye sorabildim.”Parada bir sorun yok,
ödeyece¤iz.” dedi. “Peki, bürokrasi var m›d›r?”,
“Ben flimdi baflbakan› arayaca¤›m; bürokrasi olmayacak bunun da talimat›n› verece¤im.” dedi.
Arkadafllar›ma gittim kendi kendimizi bir daha
keflfetmemiz laz›m, dedim. Kazakistan'a gidece¤iz, 10 ayda bir otel yapaca¤›z, dedim. Konufltu¤umuz ay Haziran, biz sallana sallana Temmuz’da Kazakistan'a gittik. Orada arkadafllarla
bir ekip kurmaya çal›fl›yoruz. Saraydan beni ça¤›rd›lar, baflkan dedi ki; “Biz seninle konuflurken
bir yanl›fll›k yapm›fl›z, 10 ay de¤il 8 ay otelin süresi.” “Peki, baflkan›m art›k geldik buraya emri-
“
“
Ka¤›t üstünde yap›labilir bir fleyse, o
zaman bunu nas›l gerçeklefltirebiliriz?
niz olur.” dedik. Döndüm geldim; Türkiye’den giden müteahhit arkadafllarla konufluyoruz, diyorlar ki: “‹nflaat izni almak 6 ay; burada flehir batakl›k üzerine kurulmufl, temellerin hepsi kaz›k
temel, kaz›k üretimini bir tek fabrika yap›yor o
da bu sene kapatt›. Eylül’e, Ekim’e kadar s›ra
var, zaten Kas›m’da da yerler donuyor, kaz›k
çakmana imkan yok.” dediler.
Makine mi getirelim, ithal mi edelim, kaz›¤› trenle mi tafl›yal›m? Ne yap›yorsak bir türlü iflin içinden ç›kam›yoruz. Bu arada bizim mühendis arkadafllar çal›fl›yor; kaz›k hesab› yap›yorlar ama hepsi kara kalemle. Yani ortada proje, izin hiç bir
fley yok. Statikçi arkadafl geldi “Bana boylar› bu
ölçüde olan 1100 tane kaz›k laz›m.” dedi. Piyasada kaz›k yok. Ben bazen s›k›fl›nca saatlerce yürürüm; mevlaya s›¤›n›r›m. Acaba akl›ma farkl›
bir fley gelir mi diye yürüdüm. Yürüdükçe, “Burada bu kadar s›ra var, bu kadar da flantiye var, birinin mutlaka elinde stok vard›r.” diye akl›ma bir
fikir geldi. Döndüm arkadafllara “Bütün inflaatlar› dolafl›n, hangi inflaat›n önünde kaz›k stoku görürseniz gidin 2 kat›na kadar para teklif edin.”
dedim. Akflam arad›lar dediler ki “% 25 fiyat
fark›yla bulduk.” Getirdiler koydular kaz›klar›
stoka 2 gün sonra.
fiimdi çakma s›ras› geldi. “Ya izinsiz olur mu?”
dediler, izin olmayacak, bürokrasi yok dediler, siz
bafllay›n. Bafllar bafllamaz geldiler, izin al›n dediler. ‹zin verecek profesör yok; ar›yoruz adam›,
“Ben 3 hafta sonra gelece¤im.” diyor. Zaten 3
haftay› kaybettik mi bizim 8 ayda yapma flans›m›z yok, dedim ki “bafllay›n, çak›n.” Profesör 3
saat sonra geldi. Biz bafllad›k çal›flmaya art›k
kimse durdurmuyor, her fleyi göze alm›fl›z. Siz
nas›l yapars›n›z diye ba¤›r›yor, ça¤›r›yor. Dedim
ki; “Profesör ya bunu imzala, ya biz kaz›k çakma
ofisi açaca¤›z bundan sonra sana rakip olaca-
¤›z.” ‹mzalad›; “Aman siz bafl›ma ifl açmay›n.”
dedi. Sonra Türkiye’den 450 tane iflçi götürdük,
havaalan›na indirdik. Tabii biz bilmiyoruz ki oraya gidilecek izinler al›nacak, hepsinin çal›flma
izinleri ç›kar›lacak, elli tane prosedür var. Türkiye’den bindirdim uça¤a getirdim, nas›lsa baflkan
bize bürokrasi yok dedi. ‹ndik oraya, havaalan›nda b›rakm›yorlar. Ben havaalan›na gittim, Dediler ki, “Nas›l b›rakaca¤›z, bunlar›n hiçbirinin çal›flma izni yok.”
Emniyet müdürü geldi, ifl ve iflçi bulman›n bafl›ndaki kifli geldi, hepsi diyorlar ki “Sen teröristlik
yap›yorsun, böyle bir fley yapamazs›n, sen kimsin?” Adamlar beni ilk defa görüyorlar. “Benim
görevim havaalan›na kadar getirmek, gerisi sizin.
E¤er gönderecekseniz buyurun geri gönderin,
ama bunu yukar›ya iflin sorumlusu olarak siz bildirileceksiniz.” Adamlar söylene söylene benim
iflçilerin hepsini b›rakt›lar. Geldik flantiyede çal›flmaya bafllad›k, 8 ay sonra da açt›k. Bu bizim için
o ülkede herkesin bizi konufltu¤u, herkesin sayg›
duydu¤u, herkesin destekledi¤i bir girifl oldu.
Sonra o flehrin yar›s›n› biz infla etmiflizdir. fiu anda bile 20’ye yak›n projemiz var orada. 10 binlerce çal›flan›m›z oldu zaman›nda, flimdi yine 6-7
bin çal›flan›m›z var. Ama böyle bir “challenge”,
böyle bir imtihan, bizi farkl› bir baflar›ya tafl›d›.
Buna benzer bir hikayeyi Libya’da yaflad›k. Bakt›k ki Kazakistan, Dubai krizde; inflaat iflinin en
yo¤un oldu¤u iki ülke ve bizim için çok farkl› anlamlar› var bu iki ülkenin. Kazakistan Çin’e ve
Rusya’ya komflu; dünyan›n en büyük ekonomilerinden iki tanesi Kazakistan’›n s›n›r komflusu. Dubai, Hindistan’a yak›n, bütün körfezin girifl kap›s›. Orada iflimizi kendimize göre bir anlamda dengeledi¤imizi düflünüyoruz. 2008 krizi gelince ilk
çöken iki yer bunlar oldu. Çok büyük sorunlarla
karfl› karfl›ya kald›k. Çal›flma arkadafllar›m› top-
17
itibar
lad›m, “Ne yapaca¤›z? Borcumuz var, harc›m›z
var, devletten para tahsil edemiyoruz, ifllerimizin
hepsi durmufl durumda. Nerede ifl var.” diye bakt›k. Makro verilere bakt›¤›n›zda iki ülkede para
gözüküyor. Suudi Arabistan ve Libya parl›yor.
Biz buralardan hiç ç›kmad›k, her gün bir flehre
gidiyoruz, her gün birini ziyaret ediyoruz. Neticede Libya’da bir kontak bulduk, çal›flmaya bafllad›k. Dediler ki: “Bizim mart ay›nda çok önemli
bir konferans›m›z var, 6 ay zaman›m›z var, bir
otel yapar m›s›n›z?”. Biz tabii yöntemi bildi¤imiz
için hemen dedik ki: “Para varsa ve bürokrasi
yoksa biz yapar›z.” Orada hem param›z› ödediler, hem bürokrasi uygulatmad›lar ve 6 ayda orada bir tesis açt›k. Geçenlerde bizi ça¤›rd›lar,
“Yeni bir toplant›m›z var ama bizim 100 gün zaman›m›z var, bir otel yapar m›s›n›z?” dediler.
“Paray› biraz artt›rman›z laz›m.” dedik ve 94
günde 730 odal› bir otel yapt›k.
Bununla ilgili de bir iki ilginç anekdot var. Tabii 94 günde bir oteli yap›p bitireceksiniz ama
as›l en önemli sorun bunun iflletmesi; çünkü orada bu süreçte de birçok sorun yaflan›yor. Beni
bir gün arad›lar “Buray› iflletmeni de istiyoruz,
çünkü biz talimat ald›k, Afrikal› olmayan servis
eleman› istiyoruz.” dediler. Ben san›yorum ki
18
50-100 kifli göndeririz bu hizmeti yapar›z, gelse
gelse 30 devlet baflkan› gelir, gerisini oradan tamamlar›z. Ancak arkadafllar “Fettah Bey, buradan 2500 kifli götürmemiz laz›m.” dediler. Nas›l yapaca¤›z? Yine bafllad›m günlerce yürümeye; hem mevlaya s›¤›n›yoruz hem yürüyoruz.
Çünkü 2500 kifli götürürsek, bizim yapt›¤›m›z
bütün yeni mekanlar gelecek ziyaretçiler için,
flehirde 2500 kifliyi yat›racak yer yok.
Da¤›tt›k bütün arkadafllara fikri, herkes sabaha
kadar düflünsün, adamlar› nas›l götürece¤iz, nas›l yat›raca¤›z, servise nas›l haz›rl›kl› hale getirece¤iz. Çünkü inflaat gibi de¤il ki, inflaatta çal›flmaya giden adam› her ortamda yat›r›yorsun,
ama serviste öyle de¤il. Adam fl›k görünecek,
dinlenecek, duflunu alacak, üniformas›n› giyecek, bir sürü kendi içerisinde sorunu var. 600
tane aflç› listesi ç›karm›fl›z, bir kere 600 aflç›y›
bulmak bir dert, oraya götürüp orada çal›flt›rmak bir dert. Depolar laz›m, yemekleri haz›rlayacak mutfaklar laz›m, bütün bunlar sorun.
Bizim bir arkadafl geldi, patron dedi “Acaba biz
bir cruise gemisi kiralasak nas›l olur?” O bizim
için bir ›fl›k oldu; 3 tane cruise kiralad›k. O gemileri götürdük limana yanaflt›rd›k, Allah’tan
“
Biz Libya’ya gittik, toplant›
çok iyiydi ama Türklerden
baflka bir fley görmedik.
“
toplant›n›n yap›ld›¤› flehir liman flehriydi. Bütün
arkadafllar›m›z o gemilerin içine yerlefltirdik, depoyu çözdük, servisi çözdük, e¤itimi çözdük, her
fleyi orada çözdük. Böylece flehirde biz 7300 kifli olmufluz. Sonra Suudi Arabistan’da bir gazetede ç›kt›; “Biz Libya’ya gittik, toplant› çok iyiydi ama Türklerden baflka bir fley görmedik.” Bu
da benim her zaman müteflekkir oldu¤um çal›flma arkadafllar›m›n bir baflar›s›yd›; sonuçta hep
beraber yüzümüzün ak›yla oradan da ç›kt›k. Tabii de¤erli dostlar bunlar›n hepsini niye anlat›yorum; belki baz› genç arkadafllara ›fl›k olur. Ben
biliyorum ki, burada baz› büyük a¤abeylerimi
görüyorum, benimkinden çok daha baflar›l›, çok
daha iyi hayat hikayeleri var. Burada benden önce konuflma yapan birçok dostumun konuflmalar›n› okudum, gerçekten hem çok feyiz ald›m,
hem çok etkilendim.
Benim inand›¤›m bir fley var, bir devlet baflkan›
size elini uzat›yor, bir yerde çok önemli bir ifladam› size elini uzat›yor, bir yerde çok baflar›l› bir
akademisyen size elini uzat›yor, bir yerde çok
önemli bir bilim adam› size elini uzat›yor. Gerçekten bunlar› pratik zekas›yla insan bazen çözebiliyor, “Ben zekiyim bunu flu flekliyle yönetebilirim.” diye düflünüyor. Ama ben flunu gördüm,
emin olun ço¤u defa, görüflmeye giderken, toplant›ya giderken muhatab›mla ilgili hep bir fleyler
okumaya çal›flt›m. Birileriyle istiflare etmeye çal›flt›m. Birini ar›yorum, “Ben flu kifliyle görüflmeye gidece¤im, nas›l davranay›m?” diye soruyorum, adama tuhaf geliyor. Ama bunlar bana çok
fley ö¤retti. Bazen f›rsatlar bir kere size geliyor,
flans bir defa karfl›n›za geliyor. Bir devlet baflkan› karfl›n›za bir defa ç›k›yor. 10 dakika, 20 daki-
ka süreniz var. O sürede onu etkileyebilirseniz etkileyin. Sevdi¤i konulardan bahsediyorum. Yoksa
bir devlet baflkan›n›n karfl›s›na her gün yüz kifli
geliyor. Allah’a hamdolsun, baz› fleyleri baflard›¤›m›z düflünüyorum.
Bu ayn› flekilde, çok baflar›l› dünya çap›nda ifl
adamlar› için de geçerli. Adama proje götürüyorsunuz, onunla beraber bir fley yapmak istiyorsunuz, gidince de mutlaka hüsnü kabul görmesi
laz›m sizin teklifinizin. Bunun için adamla ilgili
gitmeden bir fleyler okuyorum. Adam at seviyorsa, hiç ata binmedi¤im halde atla ilgili bir fley
anlat›yorum. Av seviyorsa avla ilgili bir fley anlat›yorum, tekne seviyorsa tekneyle ilgili bir fley
anlat›yorum.
Bunlardan dolay› da birçok fleyi ö¤rendim tabii
ki, herkesin farkl› zevkleri var. Bir de, bunu ben
yönetici adaylar›mla yap›yorum. Mesela gerçekten çok sevdi¤im, kabiliyetine çok inand›¤›m bir
insan› kazanmak için en az devlet baflkan›na giderken ki hassasiyetle haz›rlan›yorum çünkü
e¤er baflar›l› bir yöneticisiyse, gerçekten deneyimli, kabiliyetli biriyse ben onu mutlaka bizim
gemiye almak istiyorum.
GE’in CEO’su Jack Welch’in çok önemli bir tarifi var, “Baflar›l› adamlar› kendi otobüsüme almak istiyorum.” diye. Biz de onlar› kendi gemimize almak için ikna etmeye çal›fl›yoruz. Tabii
bir insanla hayat boyu bir plan yap›yorsunuz,
e¤er baflar›l› ve donan›ml› biriyse sizinle hayat›n› planlarken mutlaka sizin daha önce görüfltü¤ünüz devlet baflkan›ndan ya da ifl adam›ndan
çok daha titiz davranmak zorunda.
19 itibar
“
Mutlaka hepimizin kilitlenmesi
gereken bir fley var:
etraf›m›zdaki bölge ülkeleri.
“
Bunlar benim ticari hayat›mdaki deneyimlerim.
Ayr›ca sosyal sorumluluk çal›flmalar›m›z var, e¤itime destek veriyoruz. Antalya için çok önemli bir
proje bafllatt›k; Uluslararas› Antalya Üniversitesi. Gerçekten bunu hem ulusal, hem uluslar aras›
arenada markalaflt›rmak istiyoruz.
Birçok yabanc› üniversite ile iflbirli¤i görüflmelerimiz var. ‹flbirli¤i tekliflerimizi kabul eden ülkeler var. Onlara da az önce anlatt›¤›m yöntemle
gidiyorum. Çünkü adamlar bana soracak; e¤itim
geçmiflin ne? Yok. Üniversite ifllettin mi? Yok.
Üniversite sahipli¤in var m›? Yok. Bu sefer de
onlar› ikna etmek için farkl› çal›flmalar yürütüyoruz. Ama ço¤unu ikna ettik. ‹nflallah ikna etti¤imiz üniversitelerle hem bizim için, hem bölgedeki ülkeler için çok önemli giriflimlerimiz olacakt›r.
‹nand›¤›m ve mutlaka hepimizin kilitlenmesi gereken bir fley var, o da; etraf›m›zdaki bölge ülkeleri. fiu anda Irak’ta küçük bir faaliyetimiz var,
Suriye’de teflebbüsümüz var, M›s›r’da iki tane
büyük projeye bafllad›k, Rusya’da çal›fl›yoruz,
Ukrayna’da iflimiz var. Bence Türkiye'nin hem
yak›n, hem uzak komflular›yla çok büyük bir sinerjisi olabilir. fiu andaki ifl hacmimizin 15-20
kat› olabilir. Çünkü biz çevre ülkelerde inflaatç›
olarak biliniyoruz, pazarlamac› olarak biliniyoruz. Türkiye’nin tecrübesi, Türkiye’nin kazan›mlar› bu ülkelerin 20-30 y›l ötesinde. ‹flletmecilik
anlam›nda, hastanecilik anlam›nda, yat›r›mda,
vizyonerlik anlam›nda. Hangi konuyu ele al›rsan›z al›n, Türkiye’nin sahip oldu¤u müteflebbis
portföy, Türk müteflebbisinin donan›m› bu ülkelere göre 20-30 y›l ötede. Dolay›s›yla sadece belli
20
sektörlere de¤il, bunun bütün sektörlere yay›lmas› laz›m.
Biz yürürken yolda birçok fley ö¤rendik. Mesela
anlatt›¤›m, Libya’ya 2500 kifliyi götürme tecrübesi bize farkl› fleyler getirdi. O toplant›ya kat›lan
birçok devlet baflkan›, döndüler d›fl iflleri bakanlar› arac›l›¤›yla bizi arad›lar, gelin bunu biz de
yap›n diye. Ayn›s› e¤itimde. E¤itimde bana bir
görev verdiler, dediler ki “Biz 27 tane üniversite
yapt›k ama bunlar› Amerikal›larla, ‹ngilizlerle iflletmek istiyoruz”. Ben de konudan inan›lmaz derecede rahats›z›m çünkü gitti¤im birçok ülkede
onlar alm›fllar ipleri ellerine. Bunlar›n olmad›¤›
ülkelerde, bunlar›n olmad›¤› sektörlerde de biz
olal›m diye bir gayretim var. Tan›d›¤›m her türlü
arkadafl›m› arar›m, bunu biz kapatal›m diye. Dedim ki “Aman Amerikal›lar› ve ‹ngilizleri ça¤›rmay›n bu üniversitelere.”
Adam Katar’da bir üniversite iflletiyor, bir ö¤rencinin maliyeti 73 bin dolar. O zaman Katar’da bir
üniversite yapmaya gerek yok. Ö¤renciyi gönder
Amerika’ya 20 bin dolara en iyi üniversitede
okut, getir. Ama bunu Türklerle yap›n, bizimle
yap›n, dedim. Nas›l olacak diye bir e¤itim flirketi
kurdum, bir kaç tane deneyimli akademisyeni ald›m, bizim üniversitelere gittik.
Dedik ki “Biz böyle bir f›rsat gördük, flunlar› satabilirsiniz.” Emin olun birçok üniversiteden
flöyle bir cevap geldi “Ya biz bunlar› yapacak
seviyede miyiz?” diye. Ama flimdi o seviyedeler.
‹smini söylemeyece¤im, bir ülkenin mühendislik
fakültesinin müfredat›n› Ortado¤u haz›rlayacak,
ziraat fakültesinin laboratuvar›n› Akdeniz yapa-
cak, iflletmesini Bo¤aziçi yapacak. Bir bakt›k
bir anda 50-60 milyonluk bir ifl hacmi ortaya
ç›kt›. Bunlar› çok örneklendirebiliriz. Bu durum
bizim hukuk bürolar› için geçerli, bizim mühendislik bürolar› için geçerli, mimarl›k bürolar›
için geçerli. Bu hepimiz için çok önemli bir f›rsat ve her gitti¤im yerde de ciddi anlamda heyecanlan›yorum çünkü müthifl boflluklar var. Türkiye’nin son 10 y›lda bölgede gerçeklefltirdikleri, Türkiye’nin dünya bar›fl›na yapt›¤› katk›, bölgesine yapaca¤› katk› bizim bu vizyonumuza
ba¤l›. Bizim bu bölgedeki baflar›lar›m›za ba¤l›.
Biraz rahat›m›z› bozaca¤›z ama gelecek nesiller
için, bölge için, dünya için belki çok müreffeh
bir toplum b›rakaca¤›z.
fiimdi tabi hepimiz yeni bir ifl kurarken flirket kurarken isim ar›yoruz. Biz de isim aramaya bafllad›k. Her yerde gördü¤üm bir sürü yabanc› kelimeler önerildi. Benim orta¤›m Aytekin Bey; flimdi
inflaat flirketinin de bafl›nda, o çok farkl› bakan
bir arkadafl›md›r. Dedi ki “eski yaz› okuyan profesör bir arkadafl›m var, ben bir onu arayay›m, o
bize bir fley söylesin, isimler önersin”. O profesör
dostumuz da bize 20 tane isim gönderdi. Bir çok
sevdi¤im arkadafl›m var, mücevher iflindeyken tan›flm›flt›k. Adam dünyada 54 tane marka yapm›fl.O bana flunu diyordu, isim müzik gibi olmal›
kula¤a hofl gelmeli. Biz de bu isimler içerisinden
Rixos’u hem kula¤a hofl gelen, hem kolay tarifi
olan isim olarak be¤endik.
Öncelikle Say›n Tamince 'ye nezaketi, hoflflggörüsü
ve mütevazili¤i için flflaahs›m ad›na teflfleekkür ede rim. Bir flfleey sormak istiyorum, Rixos sözcü¤ü na s›l ç› kt›? Bugün Fe tt ah Taminc e dey ince dü nyada
be lki t an›m ayabi lirler am a Ri xos sö zc ü¤ü bili ni y or. Lib ya’da, Dua bi’de, Kaz akist an’da ka ld›m ve
bu bilinirli ¤i gör düm . A caba bu R ixos kavra m›
nas›l do¤du? Bunu paylaflfl››rsan›z sevinirim. Te flfleekkür ederim.
Her lisanda farkl›l›k arz etmeyen bir kelime oldu¤unu kavrad›k, belli arkadafllar›m›zla bunun stratejisini yapt›k. Bir de hikayesine bakt›k. Nedir Rixos
nereden geliyor diye. Rixos Anadolu medeniyetlerinden bir tanesi. Daha önce Roma taraf›ndan kurulan bir imparatorlu¤un bafl›ndan birisinin ismi. O
dönem 7 haramiden bir tanesi Rixos. Perge’nin kurucusu. Hem Antalya ile örtüflüyor, hem tarihi bir
boyutu var, hem de iyi bir müzik. herhalde bizim
için en flansl› bafllang›çlardan bir tanesi olmufltur.
21 itibar
RIXOS HOTELS YÖNET‹M KURULU
BAfiKANI SAYIN FETTAH TAM‹NCE
1972 y›l›nda Van’›n Çald›ran ilçesinde dünyaya gelen Fettah Tamince, ilkö¤retimini Çald›ran ‹lkokulu’nda tamamlam›fl, ard›ndan da e¤itimine Antalya
ve Almanya’da devam etmifltir.
‹lk ticari giriflimlerine üniversite y›llar›nda bafllayan Tamince’nin flirketlerinin faaliyet ve yat›r›m
alanlar› bugün, turizm, otel yat›r›mlar› ve iflletmecili¤i, kuyumculuk, inflaat ve gayrimenkul gibi çeflitli sektörleri kapsamaktad›r. fiirketlerinin faaliyet gösterdi¤i ülkeler aras›nda, Türkiye’nin yan› s›ra, Rusya, Kazakistan, Ukrayna, Libya ve Birleflik
Arap Emirlikleri baflta gelmektedir.
1999 y›l›nda kurulan Lydion Kuyumculuk, halihaz›rda Türkiye ve yurtd›fl›ndaki flubeleriyle kuyum ve
dünyaca ünlü saat markalar›n›n distribütörlü¤ünü
yapmaktad›r.
2000 y›l›ndan beri faaliyet gösteren Sembol ‹nflaat
A.fi. ise k›sa sürede Türkiye’de 6, Kazakistan’da 1,
Ukrayna’da 3 olmak üzere toplam 10 adet lüks otel
inflaat›n›n yan› s›ra, Ukrayna ve Rusya’da da çeflit-
22
li büyüklükte e¤lence ve al›flverifl merkezleri infla
etmifltir. Ses getiren projelerle dünya literatürünün
de ilgi oda¤› olmay› baflaran Sembol ‹nflaat’›n faaliyet alanlar›, Türkiye, Rusya, Ukrayna, Dubai ve
H›rvatistan’a kadar uzanan, genifl bir co¤rafyay›
kapsamaktad›r.
‹lk 5 y›ld›zl› otelini 2000 y›l›nda açan Rixos Hotels, bugün 7’si Türkiye’de, 2’si Kazakistan’da, Ukrayna, Libya ve H›rvatistan’da 1’er tane olmak
üzere toplam 12 otel iflletmektedir.
Tamince’nin e¤itime verdi¤i destekler, 2005 y›l›nda Çald›ran’da yapt›rm›fl oldu¤u “Zahide - Mehmet
Salih Tamince Lisesi” ve 2010 y›l›nda Antalya’da
yapt›rd›¤› “Fettah Tamince Denizcilik Anadolu
Meslek Lisesi” ile sürmektedir. Ayr›ca, Mütevelli
Heyeti Baflkanl›¤› görevini sürdürdü¤ü Gaye Vakf›
taraf›ndan yapt›r›lan “Uluslararas› Antalya Üniversitesi”nin temeli A¤ustos 2010’da at›lm›flt›r.
Turizm Yat›r›mc›lar› Derne¤i’nin de Yönetim Kurulu Üyesi olan Tamince, evli ve 3 çocuk babas›d›r.
RIXOS HOTELS
2000 senesinde kurulan Rixos Hotels, dünyan›n
en h›zl› büyüyen lüks otel zincirlerinden biridir.
Konuklar›na, geleneksel Türk misafirperverli¤ini
en güzel biçimde sunmay› hedefleyen Antalya
merkezli grup, Türkiye, H›rvatistan, Kazakistan,
Ukrayna ve Libya gibi farkl› ülkelerde 7 lüks resort ile 5 flehir oteline sahiptir.
Rixos otelleri bulunduklar› bölgelerde en özel konumlara sahiptir. Rixos Hotels, 12 tesisinde yaklafl›k 6,000 çal›flan›yla, geçmifl ile bugünü
harmanlayarak yenilikçi bir misafir a¤›rlama
yöntemi gelifltirmifltir. Eflsiz ve lüks bir tatil deneyimi sunmak için tasarlanm›fl ve en son teknolojileri bar›nd›ran Rixos villalar›, modern ve elit
bir biçimde döflenmifltir. Tüm Rixos otellerinde
otantik ve rahatlat›c› bir atmosfere sahip bir
Türk hamam› ve eflsiz bir spa hizmeti sunan Sa¤-
l›k ve Spa Merkezi bulunmaktad›r. Sundu¤u ayr›cal›kl› hizmetleri ile Rixos, tüm dünyadan seçkin misafirlerin tercihidir.
Misafirperverli¤i, kifliye özel hizmetleri ve zengin mutfa¤› ile bilinen Rixos Hotels, Amerikan
Five Star Diamond Awards,
Conde Nast ve Great Hotels of
the World gibi uluslararas› otoriteler taraf›ndan defalarca
ödüle lay›k görülmüfltür. Grup,
önemli seyahat acentelerinin ve tur operatörlerinin tercihi konumundad›r.
Rixos Hotels, özellikle Do¤u ve Orta Avrupa’ya,
Akdeniz Sahilleri’ne, Körfez Bölgesi’ne ve Kuzey
Afrika’ya odaklanarak, büyümesini h›zla sürdürmektedir. Grubun vizyonu ve misyonu, uluslararas› konaklama sektörünün lideri olmakt›r.
23 itibar
KÜBRA DO⁄AN
“
Aile ile çevrenin beklentileri
gençlerin özgün karar verme
becerisini devre d›fl›
b›rakabiliyor.
“
KÜBRA DO⁄AN
AVEA ‹LET‹fi‹M H‹ZMETLER‹
Kübra Han›m öncelikle bize vakit ay›rd›¤›n›z için teflfleekkür ederim. Baflfla
ar›l› bir
iflflaadam› Hüseyin Do¤an’›n k›z› olman›n yan› s›ra, kendinizi nas›l tan›mlars›n›z? Bize biraz kendinizden ve gelecek hedeflerinizden bahseder misiniz?
Öncelikle bu say›da bana yer verdi¤iniz için teflekkür ederim. Ben 1987 y›l›
‹stanbul do¤umluyum ve 6 kiflilik bir ailenin en büyük k›z›y›m. Çocuklu¤um
Safranbolu’da geçti ve ard›ndan üniversite e¤itimim için ‹stanbul’a tafl›nd›k.
Lisans e¤itimimi ‹stanbul Bilgi Üniversitesi’nde bitirdikten hemen sonra pazarlama alan›nda yüksek lisans yapmak üzere ‹ngiltere’ye gittim. Queen Mary
University of London’da pazarlama mast›r›n› tamamlad›m. fiu anda kurumsal
bir firman›n pazarlama departman›nda marka ortakl›¤› uzman› olarak
çal›flmaktay›m.
‹fl yaflam›na yeni ad›m atm›fl biri olarak, genel anlamda hedefim kurumsal bir
flirketin organizasyonel yap›s›n›, ihtiyaçlar›n› ve amaçlar›n› tan›mak, profesyonel pazarlama tekniklerini göz önünde bulundurarak etkili çözümler üretmek ve yeteneklerimi en üst düzeyde gelifltirerek flirket amaçlar› do¤rultusunda kullanabilmektir. Bu süreç ne kadar etkili olursa karfl›l›kl› verimlili¤in de
o derece artaca¤›na ve uzun dönem kariyer planlamas›na katk›da bulunaca¤›na inan›yorum.
Bunun yan› s›ra ifl hayat›ndaki bak›fl aç›m›n geliflmesinde babam›n önemli
ölçüde etkisi oldu¤unu ve ondan çok fley ö¤rendi¤imi belirtmek istiyorum.
24
Genç Vizyon
25
itibar
“
Gençlere yurtd›fl› tecrübesini
hem kiflisel geliflimleri için hem de
akademik katk›lar›ndan dolay›
fliddetle tavsiye ederim.
“
Elbette onun duruflu ve vizyonu benim için hem ifl
anlam›nda hem de özel hayat›mda en önemli yol
gösterici olmufltur.
‹flfllletme e¤itiminin ard›ndan ‹ngiltere’de Yüksek Lisans yapt›n›z. Hem üniversiteye haz›rlanan hem de
flfluuan bir lisans e¤itimine devam eden arkadaflflllar›m›za, ifl hayat› ile e¤itim planlamas› aras›nda nas›l bir
yol izlemelerini tavsiye edersiniz?
‹fl hayat›n›n daha çok bafl›nda biri olarak gençlere,
üniversite hayat›n›n katk›lar›n›n gelecekte yaflayacaklar› ifl deneyimi ile ilintili oldu¤unu vurgulamak
isterim. Birincisi üniversite hayat›nda genç arkadafllar›m›z kariyer hedeflerini flekillendirebilmeli. Bunu
da özellikle yapabildi¤i kadar staj yaparak deneyimlemeli. E¤er ne yapacaklar›na tam olarak karar veremiyorlarsa, -mesela iflletme ya da iktisat ya da kamu yönetimi gibi birçok alan› kapsayan bölümlerde
okunuyorsa, hangi alan› istediklerini anlamak daha
zorlafl›yor.
‹flte bu noktada, staj yaparak çeflitli alanlarda hizmet veren farkl› firmalar› ve ifl hayat›n›n iflleyiflini
yak›ndan tan›ma f›rsat› bulabilir, bu süreçte kendi
ilgi ve becerilerinin de fark›na vararak uzmanlaflacaklar› alana daha kolay karar verebilirler. Örne¤in,
yaflad›¤›m staj deneyimleri ifl hayat›n› daha yak›ndan gözlemem aç›s›ndan ve odaklanmak istedi¤im
alan› seçmem aç›s›ndan faydal› oldu.
Ayr›ca, benim gözlemledi¤im ve deneyimledi¤im kadar›yla gençlerdeki en büyük problem; ne istediklerini tam olarak bilmemeleri. Aile ile çevrenin beklentileri gençlerin özgün karar verme becerisini devre d›fl› b›rakabiliyor ve belirsiz bir dönem bafll›yor.
26
Bu nedenle gençlerin kendi kararlar›n› vermeleri konusunda cesaretlendirilmeleri ve yönlendirilmeleri
gerekti¤ini düflünüyorum. Mezun olur olmaz iyi bir
maaflla ifle bafllamak her gencin hayali olsa da öncelikle insan sevdi¤i ifli yapmal› diye düflünüyorum.
Sevmedi¤iniz bir ifli yap›yorsan›z bu sizi demotive
eder ve verimlili¤inizi flirket ve kendi aç›n›zdan
olumsuz yönde etkiler.
Buna ek olarak, mutlaka bir konuda uzmanlaflmalar›n› ve ilgi alanlar›n› keflfetme yönünde sosyal, kültürel faaliyetlere kat›lmalar›n› tavsiye ederim. Ülkenin genel trendlerini ilgilendiren konularda ve az say›da kiflinin yer ald›¤› alanlar olmas›nda fayda var.
Elbette kiflisel geliflim bilgi ve birikimlerini gelifltirmek ad›na çok okuyup araflt›rmak vazgeçilmez bir
gereklilik.
Son olarak da f›rsat› olan gençlere, yurtd›fl› tecrübesini hem kiflisel geliflimleri için hem de akademik
katk›lar›ndan dolay› fliddetle tavsiye ederim.
Baflflaar›l› marka yönetimiyle ad›ndan övgüyle söz ettiren bir flfliirketin ikinci kuflflaak temsilcisi olarak kad›nlar›n ifl hayat›ndaki rolü hakk›ndaki düflflüüncelerini bizimle paylaflfl››r m›s›n?
Kad›nlar›n ifl hayat›ndaki rolünü çok önemsiyor ve
ülkenin geliflmifllik seviyesi aç›s›ndan önemli bir gösterge oldu¤unu düflünüyorum. Hala kendilerine ifl
hayat›nda yer olmad›¤›n› düflünen "Kad›n ev ifli yapar, erkek evini geçindirir.” görüflünde olan kad›nlar›m›z büyük ço¤unlukta. Öncelikle bu bak›fl aç›s›ndan s›yr›lman›n faydal› olaca¤›n› düflünüyorum. Bu
çerçeveden bakt›¤›m›zda, Türkiye'de aktif olarak istihdam edilen kad›nlar›n say›s›n›n art›r›lmas›n›n
yoksullu¤u azaltaca¤›na, ekonomide üretimi art›raca¤›na ve çocuk e¤itimi gibi sosyal göstergelerde iyileflmelere yol açaca¤›na derinden inan›yorum.
Türkiye’de yüksek e¤itim alm›fl kad›n say›s›n›n
az olmas› flirketlerdeki beyaz yakal› kad›n çal›flan›n da az olmas›nda kuflkusuz etkili. Oysa, kad›n›n sahip oldu¤u empati duygusu, dengeli yaklafl›m› ve duygusal zekas›n›n iyi bir e¤itimle birleflti¤inde ifl yaflam›na çok önemli katk›lar› olaca¤›na inan›yorum. Bizim toplumumuzda hem ifl hem
de aile yaflant›lar›n› düzenlemek için kad›nlara
çok görev düfltü¤ü görüflündeyim. Bu nedenle kad›nlar›n ifl hayat›nda daha çok yer almalar› için
pozitif ayr›mc›l›k yap›labilece¤ine inan›yorum.
Örne¤in, esnek çal›flma saatleri ve haftada bir
gün evden çal›flma imkân› gibi uygulamalar›n getirilmesinin, kad›n›n verimlili¤i ve ifl hayat›ndaki
süreklili¤i aç›s›ndan faydal› olaca¤›n› düflünüyorum.
Kandilli Kulübü’nün çal›flflm
malar›n› takip edebiliyor
musunuz?
Kandilli Kulübü’nün etkinliklerini her toplant›ya
kat›lamasam da takip etmeye çal›fl›yorum. Aile yap›s› ile toplum de¤erlerine verdi¤i önemi, ortak de¤er ve vicdanda buluflturma duygusu ile birey, aile
ve bulundu¤umuz toplum için k›ymetli bir beraberlik yaratma hedefini çok samimi buluyorum. Etkinliklere daha düzenli kat›lmay› arzu ediyorum ancak bu her zaman mümkün olam›yor. Daha önce
kat›ld›¤›m de¤erli konuflmac›lar›n yer ald›¤› toplant›lar›n çok keyifli ve verimli geçmifl oldu¤unu da
ayr›ca belirtmek isterim..Buna ek olarak, kulüp
bünyesinde gerçeklefltirilen röportaj ve söyleflilerin, paylafl›lan baflar› hikayelerinin fikir al›flverifli
ve gençlere örnek olmas› aç›s›ndan çok önemli oldu¤unu düflünmekteyim.
Farkl› bir sosyal içerikle çal›flflm
malar›n› kurgulayan
Kandilli Kulübü’nün arkas›nda çok önemli bir gelenek ve birikimin oldu¤unu görüyoruz. Sizce gençler
bu sosyal kurgunun neresinde yer al›yor?
Günümüzde ülkelerin, ne kadar özgürlükçü, demokrat ve giriflimci olduklar› sahip olduklar› sivil top-
27
itibar
lum kurulufllar› ve sosyal faaliyetler ile de¤erlendirilmekte. Ülkelerin sivil toplum kurulufllar›na önem
vermeleri ve bunu desteklemeleri, o ülke halk›n›n sesini çok daha fazla ç›kartabilmesine, demokratikleflme yönünde ilerlemesine büyük katk›lar sa¤lamaktad›r. Kandilli Kulübü’nün misyon ve vizyonunun da
bu ba¤lamda flekillenmifl oldu¤u, ifl dünyas›nda öncü, erdem ve itibar sahibi kimliklerin yap›c› ve birlefltirici amaçla faaliyet gösterdi¤i çok aç›k.
Tüm bu ilerlemeler için gençlere çok önemli roller düflece¤ine ve Kandilli Kulübü’nün gençlere
daha aktif roller verece¤ine inan›yorum. Çünkü
özellikle son dönemde beklentiler, odak noktalar›
sürekli bir de¤iflim içinde ve bu h›za ayak uydurmak san›ld›¤› kadar kolay de¤il. Bence yap›lmas›
gereken gençleri her alanda dinleyerek beklentilerine ve seslerine kulak verebilmek ve sürece katabilmektir. Bu nedenle bence esas nokta, ilgi çekici, dinamik, farkl› faaliyetler yaparak onlar›n gönüllü kat›l›m›n› sa¤layabilmektir. Böylelikle kulüp bünyesindeki genç yap›lanma hem yeni dünyan›n geliflen ve de¤iflen dinamiklerini farkl› bir aç›-
28
dan yans›t›lmas› hem de gelecek nesillere aktar›lmas› konusunda yol gösterici olabilir.
Kandilli Kulübü’nün misyonunda giriflfliimci yöneticili¤in felsefe ve ahlak›n›n gelecek kuflflaaklara aktar›laca¤› vurgusu ön plana ç›k›yor. Acaba kulüp hedeflerini, amaçlar›n› ve sosyal ruhunu bir sonraki kuflflaa¤a
aktarabiliyor mu?
Kandilli Kulübü’nün pek çok farkl› sektörden kat›l›mc›lar›n›n olmas›, karfl›l›kl› fikir al›flverifli yapmalar›na ve stratejik ipuçlar›ndan yararlanmalar›na
imkan veriyor. Bunun d›fl›nda tüm bu çeflitlilik genifl
sosyal ba¤lar ve ortakl›klar kurulmas›n› sa¤l›yor.
Kulübün bu misyonunun gençleri giriflimcilik anlam›nda motive edebilece¤ine ve özellikle anlat›lan
baflar› hikayeleri ile ifl hayat›na dair güçlü stratejiler gelifltirmelerinde yard›mc› olaca¤›na inan›yorum. Bunun da daha yüksek bir kat›l›mla net bir flekilde aktar›labilece¤ini düflünüyorum.
Ma rka lar ›m›z ›n ul usl ara ras › a re nad a ke nd isi ne
yer bulmaya baflflllad›¤› günümüzde, hayallerinin
“
Yap›lmas› gereken, gençleri
her alanda dinleyerek
beklentilerine kulak verebilmek
ve sürece katabilmektir.
“
peflfliinden giden gençlerimiz için gerek sivil toplum
kuruluflflllar›, gerekse kamu idaresi sizce nas›l bir
s tr a te j i i zl em el i ?
Sivil toplum kurulufllar› aktif kat›l›m için mutlaka
gençlerin duyarl›l›klar›n› ve ihtiyaçlar›n› göz önünde
bulundurarak programlar›n› ve faaliyetlerini buna
göre düzenlemeliler diye düflünüyorum. Markalar›
uluslararas› standartlara ulaflt›rmak aç›s›ndan sivil
toplum kurulufllar› özellikle kurumsall›k ile ilgili organizasyonlar ve bilinçlendirme programlar› düzenlemeli, uluslararas› standartlara ulaflmak ve gençleri yönlendirmek amac›yla vizyonlar›n› kurumsall›k
üzerine infla etmeli ve gençlere de bu vizyonun do¤ru bir flekilde aktar›m› için yol gösterici olmal›d›r.
Ayr›ca, oluflturulacak komite kapsam›nda gençlerin
e¤ilim ve ilgi alanlar›n›n keflfedilmeleri ad›na ilgili
seminerler hakk›nda haberdar edilmeleri ve kiflisel
geliflim uzmanlar› taraf›ndan yönlendirme al›nmas›
faydal› olabilir. Son olarak, belirli zaman aral›klar›nda düzenlenecek yurt içi ve yurt d›fl› seyahatleri
gibi farkl› aktivitelerin sosyal ba¤lar›n geliflmesi
aç›s›ndan etkili olaca¤› görüflündeyim.
Bundan sonraki dönemde Kandilli Kulübü, gençlerle aras›nda güçlü bir ba¤ kurmak için sizce ne gibi
projeleri hayata geçirmeli?
Kulüp bünyesinde hali haz›rda düzenlenen organizasyonlar› yararl› buluyorum. Ancak daha efektif
bir paylafl›m için gençlere hitap edecek kurgular›n
da düflünülmesini önerebilirim. Gençlerin birbirleriyle ve profesyonellerle fikir al›flverifli yapabilecekleri ortamlar daha s›k yarat›l›rsa, onlar›n giriflimcilik ve yarat›c›l›k yönlerini de gelifltirilebilir
diye düflünüyorum. Daha somut bir ad›m olarak,
bir Gençlik Komitesi’nin kurulmufl olmas› kulübün
misyon ve vizyonu do¤rultusunda at›lm›fl anlaml›
bir ad›m bence. Bu ba¤lamda, gençlerin özellikle
keflfetme, uygulama ve baflarma serüvenine katk›da bulunacak çal›flmalar›n da hayata geçirilmesi
önerilerim aras›nda.
29
itibar
‹SHAK ALATON
“
Parayla her fleyi sat›n alabiliyorsunuz.
Bir tek fleyi sat›n alam›yorsunuz;
o da zaman...
“
‹SHAK ALATON
ALARKO HOLD‹NG YÖNET‹M KURULU BAfiKANI
Beni onurland›rd›n›z, bana büyük heyecan katt›n›z. Pencerelerin d›fl›nda
müthifl bir kar tipisi görüyorum. Buna ra¤men burada, bu kadar güzide, parlak, genç insanlarla beraber olman›n mutlulu¤unu ve heyecan›n› sizlerle paylaflarak sözlerime bafllamak istiyorum. Ethem Sancak kardeflimle bu sabah
kahvalt›da etrafa bakt›m, dedim ki; Ethem kardeflim benim gördü¤üm kadar›yla burada Türkiye’nin yükselen y›ld›zlar› var. Türkiye’yi 21. as›rda yeni
ufuklara tafl›man›z› ve dünyan›n en sayg›n befl ülkesi içinde bir Türkiye bekliyorum sizlerden.
fiimdi sadete gelelim çünkü hayat bana flunu ö¤retti: Baflar›l›ysan›z, üretkenseniz, k›sa zamanda para sahibi oluyorsunuz, parayla her fleyi sat›n alabiliyorsunuz hatta ilerlemifl yafllarda sa¤l›¤›n›z› dahi bir flekilde iyi hastanelerle,
iyi doktorlarla geri kazanabiliyorsunuz. Bir tek fleyi sat›n alam›yorsunuz; o
da zaman... O zaman flu neticeye var›yorsunuz ki; zaman en önemli faktör hayatta. Zaman› iyi kullanmak laz›m. Ben de bu sabah buna bafll›yorum. Bir 20
dakika kadar bana tahammül edeceksiniz, sonra hemen sorulara geçece¤iz.
Bir k›s›tlama yok, akl›n›za ne gelirse, sorun. Bilgim dahilinde size cevap vermeye çal›flaca¤›m.
Davetiyede okudunuz, aile flirketlerinde ortakl›k kültürü ve uluslararas› ortakl›klar... Bunun biraz daha d›fl›na taflar›m belki; ama bununla ilgili gerçekten konuflulacak çok fley var. Takdimde de dinledi¤iniz gibi ‹sveç’te geçirdi¤im üç sene beni ben yapt›. Sosyal demokrat zihniyetin nas›l üretken olabildi¤ini, nas›l sermayenin yan›nda oldu¤u, sermayeyi özellikle teflvik etti¤ini
gördüm. Yani sosyal demokrat zihniyet, özel sektörün sermayesinin, birikiminin büyümesini teflvik eden bir politikad›r. Türkiye’de o kadar iyi anlafl›lmad› maalesef... Onun için bu konu, hayat boyu süren bir çaba oldu bana. Ka-
30
31
itibar
“
Sizden farkl› düflünen bir insan›n fikirlerine
sayg› duyun, onun k›ymetinin fark›nda olun.
‹ki insan hep ayn› flekilde düflünüyorsa, bir
tanesi lüzumsuzdur.
“
bul etmeliyim; birçok teflebbüsüme ra¤men çok iyi
anlafl›lamad› bu mesele.
Üzeyir Garih ile olan ortakl›¤›mda en büyük özellik fluydu: Ortak olmadan önce birbirimizi tan›m›yorduk, ben onu ‹sveç dönüflünde ortakl›¤a ikna
ettim. O bir flirkette çal›fl›yordu ve bafl mühendisti; 23 yafl›nda bafl mühendis oldu. Önemli bir insan oldu¤unu idrak ettim ve “Gel beraber yola ç›kal›m.” dedim. “Param›z yok.” dedi. Ama iki
genç adam ben yirmi befl yafl›nday›m, o yirmi üç;
mutlaka baflar›l› oluruz, dedim. Onu ikna ettim.
Büyük bir risk ald›, benle beraber yola ç›kt›. Ç›kar ç›kmaz fark›na vard›k ki; çok farkl› iki insan›z. O, çok analitik düflünüyor; matematiksel, serinkanl› bak›yor. Ben çok uçuyorum. Ne olacak
bu ortakl›k, belki de bozulur gibi bir noktaya gelirken bir Cumartesi günü tart›flal›m bu konuyu,
dedik. O tart›flmada bütün içimizden geleni döktük ve flu neticeye vard›k ki; bu ortakl›k çok iyi bir
ortakl›k da olabilir.
Birbirimizin farkl›l›¤›n›n idrakinde olal›m ve bunu kabullenelim. Zamanla öyle bir metot gelifltirdik ki; ben bir teklifle geldi¤im zaman o, önyarg›l› olarak tersini savunmaya bafllad›; o bir teklifle
geldi¤i zaman ben, yine ayn› önyarg›yla tersini savunmaya bafllad›m ve hep karfl›l›kl› ters savunmalarla bir olay› ele ald›k ve bir müddet sonra da
gerçekler ortaya ç›k›nca müflterek bir karar ald›k
ve birlikte yürüdük.
Sizden farkl› düflünen bir insan›n fikirlerine sayg›
duyun, onun k›ymetinin fark›nda olun. Çünkü hep
sizin gibi düflünen bir insanla beraberseniz, çok
güzel bir tabir var; iki insan hep ayn› flekilde düflünüyorsa, bir tanesi lüzumsuzdur. Yeni fikirlerin
do¤mad›¤› bir ortakl›k lüzumsuzdur. Ben bunu efllerle olan iliflkilere kadar tafl›d›m. K›z›m karfl› ç›k›yor, evlilikte bu olmuyor, diyor. Ama ben diyorum ki; evliliklerde dahi e¤er efliniz sizden farkl›
32
düflünüyorsa, k›zmay›n ve onu rencide etmeyin aksine onu dikkatle dinleyin. Çünkü farkl› bir görüfl
size daha iyi bir yol gösterebilir. Çünkü siz de vasat bir insans›n›z. Dedi¤im gibi herkes vasatt›r.
Vasat›n yan›nda, vasat›n bir gram üstünde biri sizinle beraberse, ne mutlu size! Ondan istifade
edin. Zaten çok güzel bir tabir vard›r: ak›ll› insan
akl›n› kullan›r, akil insan baflkas›n›n akl›n› kullan›r. Zaten ifl dünyas›ndaki baflar›n›n gerisinde bu
zihniyet vard›r. Baflkalar›n›n akl›n› kullanarak siz
daha ileriye gidebilirsiniz yeter ki; onlar› motive
edebilesiniz.
Demek ki; Üzeyir Garih’le olan ortakl›¤›m›zda
önemli olan görüfl farkl›l›¤›m›zd›. Bunu biraz daha matematiksel olarak da izah edebilirim. ‹ki ortak düflünün, 1+1=2 olmas› laz›m normal flartlarda. Biri pozitif enerji üretece¤ine negatif enerji üretiyorsa, bunun matematiksel cevab› 0 oluyor. Hatta baz› hallerde negatife de dönüflüyor.
Çünkü kavga ediliyor. O zaman negatif netice al›yorsunuz. Fakat Üzeyir Garih’le olan fleyden yola
ç›karak diyorum ki 1+1=3, 10, milyon. Çünkü
s›f›rdan bafllad›k 1954 y›l›nda, yol ald›k ve bir
yerlere geldik.
S›rr›m›z neydi? Bizler de vasat insanlar›z. Ama
etraf›m›za bizden daha ak›ll› oldu¤una inand›¤›m›z profesyonelleri ald›k, onlar› motive ettik. Bize uymayanlar oldu, onlar zaman içinde kendili¤inden ayr›ld›lar. Fakat bir müddet sonra bizim
zihniyetimize uygun insanlarla yola ç›kt›k ve bakt›k ki; çok baflar›l› bir felsefe yürütüyoruz ve profesyonellerin bir flirketin devaml›l›¤›nda ne kadar
önemli oldu¤unu daha ilk baflta 1973 y›l›nda borsaya aç›ld›¤›m›z zaman anlad›k. Borsaya aç›lan
üçüncü flirket Alarko oldu. Anlad›k ki; çocuklar›m›z› profesyonellerle yar›flt›rmayaca¤›z, profesyoneller flirketi yönetecek. Burada benimle Alarko
Holding’in Genel Koordinatörü Ayhan Yavrucu
var. fiirketi profesyonellerin yönetmesinin çok
önemli bir rolü var. Çünkü sermayedarlarla profesyoneller aras›na çok kal›n bir duvar çektik ve
dedik ki; sermayedarlar›n görevi iyi profesyonelleri seçmek ve onlar› motive etmektir, fakat onlarla
yar›flmak de¤il.
Bundan bir süre önce borsada bir konferans organize edildi ve konferans›n hedefi borsaya aç›lacak
flirketlere yol göstermekti. Bunun için beni ve Hürriyet’in ‹cra Komitesi Baflkan› Vuslat Do¤an’› davet ettiler. O, icradaki patronaj›n teorisini savundu ben ise, biraz önce size anlatt›¤›m profesyonelle hissedar aras›ndaki kal›n duvar› savundum.
“
Sermayedarlar›n
görevi iyi
profesyonelleri
seçmek ve
onlar› motive
etmektir,
onlarla
yar›flmak
de¤il.
“
Önce ben konufltum, sonra Vuslat Han›m konufltu.
Sonra tart›flmaya bafllad›k; bir iki soru oldu ve
Vuslat Han›m “aç›k konuflal›m” dedi. “Tamam,
ben de çok aç›k bir soru soraca¤›m o zaman.” dedim: “Ayd›n Do¤an, Vuslat’› kovabilir mi?” dedim. Sessizlik oldu, kimse cevap vermedi. Dedim
ki; “Kovamaz, çünkü k›z›, aile altüst olur. O zaman mecburen profesyonelleri kovacak. Peki ama
profesyoneller iyiyse, ne olacak? ‹lle de s›rf k›z›d›r
diye k›z›n› tercih etmifl olacak, bu sefer de hissedarlar zararda olacak. Demek ki; bir çeliflki var.”
dedim. Konferans›n sonunda Vuslat Han›m dedi
ki; “Evet biz de bu tehlikenin fark›nday›z. Onun
için ben ‹cra Komitesinden ayr›l›yorum baflka bir
yere geçece¤im.”
Yani fluraya varmak istiyorum: Yükselen y›ld›zlar,
hepinizin o¤ullar› k›zlar› var. Onlar›n mutlulu¤unu
istiyorsan›z, onlar› sizin yerinizi doldurmaya zorlamay›n. B›rak›n onlar kendi yollar›n› bulsunlar ya
da onlara yönetim kurulu üyesi olarak aktif bir görev verin; ama onlar› profesyonellerle yar›flt›rmay›n. Çünkü mecburen onun taraf›n› tutacaks›n›z ve
profesyonelleri heba edeceksiniz.
Az önce yükselen y›ld›zlar›n hedefini anlat›rken
para kazanmadan bahsetti giriflteki arkadafl›m›z
ve ben de biraz bunun üzerine düflündüm. Baflar›n›n ölçüsü para, do¤ru. Paran›n iki fonksiyonu var.
Bir, para veriyorsun yemek al›yorsun, kar›n do¤uruyorsun; para veriyorsun bir kat veya villa al›yorsun ve böylece güvenli bir yerde daha güzel bir yaflama var›yorsun. Bunlar iyi, demek ki; para al›flverifl arac›d›r. ‹kinci rolü var; bir kenara para koyuyorsun, yafll› günlerimde kimseye muhtaç olmam, diyorsun. Demek bir yerde bir rezervin var;
ama rezervin bir rolü yok. Bir noktadan sonra o
rezervi zaten kullanamayacaks›n. Demek ki; önemi yok.
Üçüncü bir rol var m›? Yok, ben bulamad›m. Al›flverifl ve güven... Peki o zaman hayat, sadece para
üretmekle mi geçecek? Hay›r, ben hayatta paran›n
limitlerini idrak ederek yeni bir fley arad›m. Ne var
hayatta baflka bir de? Sayg›nl›k var. Yani bir insan›n toplum içinde sayg›n bir isim, güven veren bir
insan olmas› var. Bunu çok erken yaflta keflfettim.
O yüzden de 35-40 y›l önce mücadelelere girdim.
Baz›lar› baflar›s›z oldu. Baz›lar›n› siz hat›rlars›n›z. Zonguldak’a gittim orada iflçilere hitap ettim.
‹flçiler beni yuhalad›lar. Çünkü madenlerin kapat›lmas›n› savunuyorum onlar›n içine girip. Yuhal›yorlar tabi; iflsiz kalacaklar. Bekledim 5 dakika
sonra susun diye ba¤›rd›m, sustular. Dedim ki; beni buraya sendika baflkan›n›z davet etti; fiemsi De-
33
itibar
nizer, ben onun misafiriyim, sizin misafirinizim,
susun 20 dakika beni dinleyin, sonra ben iflaret
edece¤im yuhalamaya devam edersiniz, dedim.
Ama ben iflaret vermeden bafllamay›n yuhalamaya dedim. Sustular, 20 dakika içinde dedim ki; bu
az parayla, bu madenlere inmek, yaz›k hem sa¤l›¤›n›z gidiyor hem ald›¤›n›z para yetmiyor. Gelin
madenleri kapatal›m, yeni ifl imkanlar› yaratal›m.
20 dakika sonra yuhalama yerine alk›fllar, yafla,
varol sesleri...
Akflam yemekte “‹shak Bey iyi konufltun da bize
yeni ifl imkanlar› olarak neyi düflünüyorsun?” dediler. Ben de o heyecanla Norveç’le temas ettim.
O¤lum Vedat, zaten Amerika’dan dönmüfltü bu fikirle. Norveç’ten birkaç teknisyen ve profesör getirttik ve Karadeniz’de somon üretimine girdik.
Ayanc›km›fl, Sinopmufl her tarafta araziler, deniz
kenar›nda tesisler, büyük yat›r›mlar, büyük paralar ve 5 y›ldan sonra büyük bir hüsran... Çünkü
somon Karadeniz’de yetiflmiyor, çünkü suyu çok
s›cak. Bunu da size anlat›yorum çünkü bütün kü-
34
tüphanelerde, bütün raflarda baflar› öyküleri, kitaplar› vard›r. Herkes de onlar› al›r. Halbuki benim size tavsiyem, baflar› öykülerini siz okumay›n.
Baflar›s›zl›k öykülerini okuyun; ama bunun da kitaplar› yok. O yüzden gözünüzü aç›p bak›n etraf›n›za; kimler baflar›s›z oldu onu iyi analiz edin ve
ondan ders alarak o hatalar› yapmay›n. Çünkü sizin yaflam›n›z ve yaflam uzunlu¤unuz 30-40 y›ll›k
profesyonel vaktiniz film de¤il; hatalar›n›zla kendi baflar›s›zl›klar›n›zla akil olmaya yeterli de¤il.
fiimdi bir parantez... 20 sene önce bizim bir gazetemiz var, 3 ayda bir ç›kard›¤›m›z Alarko’nun
“Bizim Dünyam›z” diye. Ben bir yaz› yazd›m;
bafll›k: “Luzümsuz Olabilmek”. Olmak de¤il, olabilmek. 65 yafl›ndayd›m. Önce Üzeyir çok tepki
gösterdi. Ya bu yanl›fl anlafl›l›r, sanki sen istifa
ediyormuflsun gibi... Yok, dedim ben günlük ifllerden ayr›l›yorum. Çünkü art›k profesyoneller yetiflti. Onlar art›k en az bizim kadar, muhtemelen bizden daha iyi yönetiyorlar. O zaman ben de yeni
aray›fllara yöneleyim. Zaten o zamanlardan bafllam›flt›m; Nejat Eczac›bafl› ile TESEV’i kurmufl-
“
Baflar›s›z olan insanlar› iyi analiz
edin; çünkü yaflam›n›z kendi
hatalar›n›zla akil olmaya
yetmeyecek kadar k›sa.
“
tum ve gittikçe toplumsal olaylara ilgimizi yöneltmifltik. Bize mutluluk verdi¤ini fark ettik çünkü
hem fikirsel olarak üretimimiz oluyor hem de profesyonellerin patronlarla yar›flmadan özgürce çal›flt›klar›n› görüyoruz. Üzeyir’i de bu yola teflvik
ettik. Bir yerde de k›smen baflar›l› oldu¤umu zannediyorum.
Peki flirkette ne yap›yorsun ‹shak Bey? Ben motive ediyorum. Evet baflaraca¤›z, diyorum inand›¤›m fikirlere. Onun için pozitif enerji üretmenin
çok önemli oldu¤unu her zaman akl›n›zda tutun.
Burada tan›d›¤›m bir kaç insan böyledir. Ethem
Sancak dün ödül ald›. Onu ayr›ca kutlamak laz›m.
O da benim gibi, insanlar› motive etme ilmini
genç yaflta keflfetmifl biri.
Vaktimiz olsayd›, sizlere Abraham Maslow’un teorisini anlatabilseydim. Befl kademe olay› sizlere
yeni ufuklar açar. Toplumsal olaylar› daha iyi anlars›n›z ve sayg›n insan olma yolunda h›zl› ad›mlar atabilirsiniz. Çünkü flunun fark›na varacaks›n›z ki; para sahibi olmak iyi, çok para sahibi olmak çok iyi; ama ondan sonras› bir boflluk... Bu
kadar paray› niye kazand›m, ne yapaca¤›m, ben
diyece¤iniz anlar er ya da geç gelecek ve ona haz›rl›kl› olman›z laz›m.
Son bir sene içinde referandum oldu, referandumdan önce TÜS‹AD tav›rs›zl›k gösterdi. Ne “evet”
ne “hay›r” dedi. Ben ayr› bir tav›r ald›m. ‹ki defa “evet” dedim. Çünkü daha iyi bir anayasa geliyor; sivil anayasa... Elimizdeki bugün en a¤›r
anayasa, askerin süngüyle bize dayatt›¤› anayasad›r. Çelikten bir gömlek... Halbuki biz bundan
kurtulmak istiyoruz. Hakiki manada demokratik
prensiplere uyan, yeni bir anayasa istiyoruz ve bunun için de iki defa “evet” dedim.
TÜS‹AD’la olan fikir ayr›l›¤›m›z›n gerisinde
1997 y›l›nda TÜS‹AD’›n yönetim kurulunun siparifl etti¤i bir demokratikleflme raporu ve onun
içinde ben fiilen yer ald›m. Demokratikleflmenin
Türkiye’nin özel sektörü için ne kadar önemli oldu¤unu ve vesayetin ne kadar ekonomiye ters,
ekonomiyi bo¤an bir sistem oldu¤unu izah ettim
raporla. Maalesef TÜS‹AD’›n genel kurulunda rapor yerden yere vuruldu. Beni müflkül duruma
soktular. Çünkü buna ben çok inanm›flt›m, heyecan duymufltum; ama onlar biz demokratikleflme
istemiyoruz, dediler. TÜS‹AD’›n öncelikleri içinde demokratikleflme yoktur. Biz daha çok para
kazan›p daha çok ifl yeri açmakla mükellefiz dediler. Bunun gerisindeki zihniyeti ben anlad›m. Bana çatarken asl›nda Ankara’ya selam çak›yorlard›. Biz demokratikleflme istemiyoruz, diyorlard›.
Fakat gerçekler farkl›... Türkiye geri kald›.
Baz›lar›n›z benim yafl›ma yaklaflmaktalar, onlar
hat›rlar. 1945’te ikinci dünya savafl› bitti¤i zaman Avrupa’da y›k›lmam›fl üç ülke vard›: ‹sveç,
‹sviçre ve Türkiye. 1945-50, Türkiye’nin bütün
tar›m ürünleri Karaköy’deki r›ht›mdan ç›k›yor,
Napoli’ye, Marsilya’ya gidiyor. Aç insanlar› biz
doyurduk. Türkiye’nin o zamanki adam bafl› geliri 300 $; çok düflük. Ama Almanya s›f›ra yak›n ve
35 itibar
“
Arada bir felsefe kitab›
kar›flt›rmaya bak›n. Felsefe
kadar sizi zenginlefltirecek baflka
bir fley düflünemiyorum.
“
tanlar›n da bu çizginin çok d›flfl››nda olduklar› görül dü. fi
fiiimdi Türkiye’de yavafl yavafl sosyal demokratlar kendilerini öne ç›karmaya baflflllad›lar; ama bir
daha parti ya da fikir birli¤i noktas›na gelemediler.
fiuu anda di¤er kimlikler kendilerini ulusalc› olarak
fi
tan›tmaya baflflllad›klar› için nas›l bir hareket yap› larak gerçek demokratlar› öne ç›kartabiliriz? Bu
konuda çok büyük tecrübeniz oldu¤u için bize fikir
verebilir misiniz?
hesap ediyorum Almanya’ya 60 $ desek bile o zaman 1950’de bir Türk befl Alman’a bedel. Sonra
Almanya da Türkiye de yola ç›kt›, 50 y›l geçti ve biliyorsunuz, Almanya, Do¤u Almanya denen ucube
diyece¤im; komünizmin alt›nda ezilmifl, fakir b›rak›lm›fl, onu da kendi içine ald›, birlefltiler ve o a¤›r
yükü de hazmetmifl olmas›na ra¤men 2000 y›l›nda
Almanya’n›n fert bafl›na geliri 36.000 $, bizim
3000 $. Demek ki; 2000 y›l›nda 1 Alman 12
Türk’e bedel. Halbuki yola ç›kt›¤›m›zda 1 Türk, 5
Alman’a bedeldi. 60 defa h›zl› büyüdü Almanya.
Hay›r yanl›fl; Almanya normal büyüdü. Almanya
özel sektörü teflvik eden, onun yarat›c›l›¤›ndan yararlanan bir yönetimle, bir demokratik yönetimle,
Amerikal›lar›n empoze etti¤i prensiplerle büyüdü.
Peki Türkiye ne oldu? Türkiye devaml› engellendi.
Önce 1960, sonra 71, sonra 80 darbesi, sonra 97
postmodern darbe dediler. Her bir darbe Türkiye’yi
geriye götürdü. Çünkü özel sektör kendini güvende
hissetmedi. Hatta baz›lar›n›z hat›rlayacaks›n›z, öyle garip fleyler yafland› ki; bu 50 y›l içinde! Mesela
sokakta cebinde 5-10 mark olan insan› sivil polisler çeviriyor, üstünü ar›yor mark› buluyor, hadi gel
karakola, mahkeme 1-3 y›l hapis! Çünkü Türk paras›n›n k›ymetini koruma diye bir kanun ç›km›flt›.
Ama mahvetti, çünkü bir karaborsa do¤du. Bu gün
flartlar›n sizler için ne kadar mutluluk verici ve
özellikle 2000 y›l›ndan sonra bizi tekrara, s›f›ra
götürecek bir darbenin olamayaca¤›n›n fark›nda
olun ve ona göre mutlulu¤unuza mutluluk kat›n.
Art›k Türkiye de¤iflti, h›zl› bir flekilde gelifliyoruz.
Sa¤ ol sevgili kardeflim. Gerçekten mutluluk verici bir noktaya dokundun. ‹ki yol görüyorum. Biri
mucize olur. Çünkü seçimlere ancak üç ay kald›.
Üç ay içinde yeni bir parti veya mevcut partilerden birinin flemsiyesi alt›nda organize olmak ve
hakiki manada ça¤dafl, Avrupai bir sosyal demokrasi hareketini yaratmak mucize olur. ‹kinci yol
da seçimlerden sonra sizin gibi genç insanlar›n bir
araya gelerek bunu yapmalar›... Bana deseniz ki;
bugünkü CHP’yi acaba devflirebilir miyiz? Mümkün de¤il, bunu görmek laz›m. Çünkü insanlar›n,
hele politikac›lar›n ak›llar›n›n ambargolar› oluyor. Ak›llar› büyük bir yola girmifl oluyor. E¤er
birdenbire hakiki manada bir sosyal demokrat politikay› savunmaya kalkarlarsa, kendilerini inkar
ederler. Bu duruma da düflmek istemeyecekleri
için bugünkü yolda devam edecekler. O da iflte günün Moskovas›, bask›c› sözümona sosyalist görüfl
ki; biliyorsunuz her fleyin devlet taraf›ndan yap›lmas›n› hala savunuyorlar; halbuki art›k bunun geçerlili¤i yok.
Y›llard›r ülkemizde sosyal demokrasinin anlam›
anlaflfl››lamad›, kendini sosyal demokrat olarak tan›-
Siz e¤er bu organizasyonu yapabilecekseniz, bir
olay› sizlerle beraber yola ç›kacak insanlara anla-
36
tabilirsiniz. Ben bunu yaflad›m çünkü ‹sveç’te ‹sveç
Sosyal Demokrat Partisi, kapitalistleri yani sermayedarlar› özel flartlarda teflvik etmifl bir zihniyete
sahip. Bak›n iyi anlaflal›m; sosyal demokrat zihniyet, özel sektör içinde sivrilmifl büyükleri daha da
büyütmek için onlara özel teflvikler ve imkanlar tan›d›. Nedenini izah edeyim: ‹sveç’te yedi tane büyük aile var. O yedi aile sosyal demokrat yönetiminde daha da büyüdüler. Çünkü özel ihracat teflvikleri verildi bu ailelere ve mant›k da flöyle; düflünün ki;
‹sveç 8 milyon kiflilik ufac›k bir nüfus. Bu küçük ülkenin dünyada öne ç›kabilmesinin tek yolu var;
dünyaya aç›lmas› yani dünyayla rekabet etmesi...
Bunu yapabilmek için de devletin özel deste¤ine ihtiyac› var bu sermayedarlar›n ki; neticeyi ald›lar
k›sa zamanda.
Dünyan›n en kaliteli telefonlar› o zamanlar Ericsson. Daha birçok örnek var. Halbuki ülke 8 milyon; ama bu teflviklerle dünya çap›nda tan›nan
markalar ürettiler. Türkiye 80 milyon dünya çap›nda hangi markam›z var? Bir cesaretle ‹ngilte-
re’ye gitmifl Ramsey’imiz var. Bir Beko veya Arçelik var. Ama dördüncü yok. En iyi kamyonumuz
yine Mercedes. Halbuki Baflbakan ne diyor? Arabam›z› da yap›n art›k diyor. Demek istedi¤im Türkiye’nin yönetimi de ikide bir darbelerle u¤raflaca¤›na özel sektörü teflvik edici flartlar› ortaya koyabilseydi, sosyal demokrat parti de hakiki görevini yerine getirmifl olurdu ve özel sektör daha
h›zl› geliflir ve dünya çap›nda markalar› olurdu.
Türkiye dünya çap›nda markalar› dünyaya tan›tabilecek bir potansiyele sahip. Kendimize güvenelim ve hedeflerimizi iyi seçelim.
Bat›da serbest piyasa ekonomisinde baflflaar›n›n bir
tak›m ön kurallar› var. Kurumsall›k, sürdürülebi lirlik gibi. Türk usulü baflflaar›n›n içinde bize ait bir
tak›m de¤erler var: özgecilik, paylaflfl››mc›l›k gibi.
Tabi biz baflflaar›l› olmak istiyoruz. Zaman zaman
bat› de¤erleri zaman zaman Türk de¤erleri... Ama
iki uçtay›z bana göre. Bir taraftan sentezleyip bu
de¤erleri, bir Türk usulü baflflaar›ya ulaflflm
ma ya da bu
de¤erler çat›flflm
mas›yla iki arada kalma... Sizce ba -
37
itibar
t›n›n bat› olmas› sa¤layan de¤erler ve bize ait de ¤erler aras›ndaki çat›flflm
ma m› bizim baflflaar›s›zl›k se bebimiz, yoksa sentez bize baflflaar› getirir mi?
Müthifl bir mesaj verdiniz, teflekkür ederim size.
Türkiye asl›nda fark›nda olmad›¤›m›z kadar
flansl› bir ülke; do¤uyla bat›y› ayn› insan içinde
yaflatabilecek bir ülke. Aç›l›flta da konufltuk. 13.
asr›n medeniyetini hat›rlayal›m; kal›nt›lar› hala
Anadolu’da, bizim geneti¤imizde. Onun için do¤unun felsefi zenginli¤iyle bat›n›n dinamizmini
bir araya getiren toplum asl›nda burada. Yeter
ki; bunun idrakinde olal›m. Arada bir felsefe kitab› kar›flt›rmaya bak›n. Felsefe kadar sizi zenginlefltirecek baflka bir fley düflünemiyorum. Bir
kamu temsilcisi olarak bana bu soruyu soran
dostumuza ve sorusuna refere olarak söyleyeyim:
‹sveç’te flunu yaflad›m; kamu görevi yapan insanlar daha genç yaflta kamuda görev ald›klar›nda
senede 15 gün periyodik olarak özel sektördeki
38
bir yere ödünç verilir, staj yapt›r›l›r. Çünkü özel
sektörü tan›r; kamuya tekrar geçti¤i zaman özel
sektöre nas›l daha iyi hizmet ederimi anlar. Sizde de bunu gördük; bu sabah buraya gelmeniz
özel sektöre ben nas›l daha iyi hizmet ederim heyecan› tafl›d›¤›n›zdan. Sizi kutluyorum; ama siz
yüzde kaçs›n›z? Çünkü bizim bürokraside hala
özel sektörle bir arada görülmek dahi utanç verici. Nedeni yok. Benim bafl›mdan neler geçti...
Nurettin Sözen’in ‹sveç seyahatini ben organize
ettim. Çünkü tan›mak istedi. Birlikte yola ç›kaca¤›z ve ben onun mihmandar›y›m, y›llardan beri ‹sveç’i temsil ediyorum burada ve son anda bana bir telefon geliyor. Diyorlar ki; ‹shak Bey biz
alt› kiflilik bir heyet gidiyoruz; ama siz bir gün
önce ya da bir gün sonra gitseniz, ayn› uçakta olmasak; belediye baflkan› Yeflilköy’e gitti¤inde
gazeteciler olur, foto¤raf çekerler siz de orada
ters kal›rs›n›z çünkü ifl adam›s›n›z. Ben de onlar› b›rakt›m, gitmedim.
“
E¤er devaml›l›¤› garantilemek istiyorsan›z, iki
önemli prensip var: 1- Profesyonellerle hissedarlar› yar›flt›rmayacaks›n›z; 2- Efllerinizi ve çocuklar›n›z› orta¤›n›z›nkilerle yar›flt›rmayacaks›n›z.
“
fiirketlerde ortakl›k konusunu biraz daha açman›z›
fii
istiyorum. Orta¤›n›z Üzeyir Garih Beyefendi vefat
etti, aradan zannediyorum 10 sene geçti. Ölmemifl
gibi iflflllerinizi titizlikle devam ettiriyorsunuz. ‹kin cisi aile flfliirketlerinde yönetimin birinci kuflflaaktan
ikinci kuflflaa¤a geçme oran› %5, üçüncü kuflflaak toru na geçen flfliirket oran› ise %1. fi
fiiimdi nas›l yap›lma l› ki; bu 6’ya 7’ye ç›kmal›? Tecrübenizden istifade
etmek istiyorum.
Üzeyir Garih benden çok daha üretken bir adamd›. Cumartesi-pazar yaz› yazard›, ben spor yapard›m. Bunlar flimdi üniversitelerde okunuyor.
Fakat dedi¤im gibi çok farkl› iki insan oldu¤umuz için bu farkl›l›¤›n avantaja dönmesinin yolunu arad›k, bulduk. Hep tart›flmalarla geçti hayat›m›z. Ama zengin geçti. Tart›flmadan korkmayal›m.
Üçüncü kuflak %5 de¤il, %5’in %5’i; yani bindeli¤e geliyor. Bunun gerisinde en önemli negatif
faktör, yani bir flirketi zafiyete u¤ratan ve zamanla y›kan dahili çekiflmeler gördüm. Gereksiz,
“Ben senden üstünüm.” yar›fl›. Biz en büyük tehlikeyi bu gereksiz yar›flta gördük. Daha Üzeyir yeni evlenmiflti, ben evlenmemifltim ve bir karar ald›k ailelerimizi ifle kar›flt›rmayaca¤›z, diye. Bir
ad›m daha ileri giderek efllerimizi de birbirine çok
yaklaflt›rmayaca¤›z. Uzak tutman›n yollar›n› arayaca¤›z. Dedi¤im gibi, baflar›s›zl›k böyle fleylerden gelir. Birinin efli di¤erinde kürk manto görür
bana da al der; öbürü bir gerdanl›k ald›¤› zaman
sen ortak de¤il misin senin paran yok mu hadi ona
da bir gerdanl›k. O yar›fl ortaklara da tesir ediyor.
E¤er devaml›l›¤› garantilemek istiyorsan›z, iki
önemli prensip var: Profesyonellerle hissedarlar›
yar›flt›rmayacaks›n›z, araya duvar çekeceksiniz.
‹kincisi efllerinizi çocuklar›n›z› orta¤›n›z›nkilerle
yar›flt›rmayacaks›n›z.
Öncelikle de¤erli paylafl›m›n›z için ben teflekkür
ediyorum. Gençlik y›llar›n›zdan merak ettiklerim
var; iflçi olarak bafllad›n›z ve gece okuluna gittiniz.
Gelece¤e yönelik planlar›n›z neydi ki; bir gece kursuna gittiniz? ‹kincisi, istedi¤iniz soruyu sorabilirsiniz dediniz bundan cesaret alarak soruyorum: Sizin Musevi oldu¤unuzu biliyoruz. Herkes kendisi
için bir kapitalist düflünceye sahip art›k. Fakat Musevi dendi¤inde bize küçükken de söylerlerdi; Museviler kendi çocuklar›n› baflkalar›n›n yan›nda çal›flt›r›rlar diye. Siz de merhum Üzeyir Garih’le flirket kurarken paras›z oldu¤unuzu söylediniz. Buradaki o kayna¤› acaba o cemaatten mi sa¤lad›n›z?
‹shak Alaton: Çok içten bir soru. Ben de çok içten
bir cevap verece¤im. Birincisi, “Kaynak iflçisi nas›l
oldu da buralara geldi?” Üniversiteye gidemeyince
mecburen iflçi olarak bafllad›m; ama sonra flunun
fark›na vard›m ki; bilgi anahtard›r. Çünkü hepimiz
300 graml›k bir beyinle do¤uyoruz; ama Bill Gates
diye bir adam en zengin oluyor. Çünkü bilgiyi kafas›na gerekti¤i flekilde doldurdu. Ben de ayn› prensipten yola ç›kt›m. Ne kadar çok bilgi sahibi olursam, o kadar çok baflar›l› olaca¤›m, dedim. Hayat
boyu okudum ve hayat boyu merak ettim. Merak›n›z hep canl› olsun diyorum. Bu sizi hep yeni fleylere götürür.
Mesela askere gitti¤im zaman ben Frans›z okulunu
bitirmifltim, Frans›zca biliyorum ve Mamak Okulu’nda yanl›fll›kla yabanc› lisan biliyor yazd›lar. O
zamanlar yabanc› lisan, sadece ‹ngilizceydi. Oraya
gittim ki; Amerikan uçaklar›n› teslim eden bir subay karfl›ma ç›kt›, halen hat›rlar›m ismini Binbafl›
Harloff. O ‹ngilizce konufluyor, ben Frans›zca cevap veriyorum. “Bay›lacak gibi oldu seni neden
yollad›lar?” dedi. “Ben seni geri yollay›p Ankara’dan yeni bir tercüman isteyece¤im.” dedi. Hemen düflündüm; dur dedim sen o yola gidersen üç
ay daha sana yeni adam göndermezler; ama sen ba-
39
itibar
na ‹ngilizce ö¤ret. “Peki, ne kadar sürecek?” dedi. “28 gün.” dedim. “28 günde ö¤renilir mi?” deyince “Sen iyi ö¤retirsen, ben ö¤renirim.” dedim.
‹nand› bana ve önüme de bir kitap koydu. Her saat bafl› ben ona okudu¤umu gösterdim. Çok kolay
bir ifl asl›nda... Subaylara, içinde generaller de
var, verece¤i dersi bir gün önceden bana veriyor.
Ben de sözlü¤e bak›yorum, kelimeleri buluyorum.
Türkçeye çeviriyorum, geceden sabaha haz›r›m.
Ben mutlu, generaller mutlu... Fakat alt› ay sonra
bitirdi¤imde ben, ‹ngilizce biliyordum. Bu gün ‹ngilizceyi iyi biliyorum çünkü hep okuyorum.
Gelelim ikinci mevzuya; Musevilik. Musevi olmak
Türkiye’de çok aç›k söylüyorum; asl›nda bir ayr›cal›k. Çünkü sayg›n bir imaj›m›z var. Siz bakmay›n,
Mavi Marmara ile one minute’e falan; bunlar bizi
çok h›rpalamad›, çok rahats›z olmad›k. Asl›nda
birkaç yerde de yaz›lar›m ç›kt›. Ben bu olayda ‹srail’i hatal› buluyorum. Çok hatal›! Bugünkü ‹srail’deki gangsterin yönetimi felaket! ‹srail halk›
aleyhinde bir politika... Soruya dönersek, cemaat
mi? Hay›r. Çünkü biz, hele o zamanlar cemaatte
sözü geçen ya da mevcudiyeti bilinen insanlar de¤ildik. 25.000 kifli içinde iki genç adam! Peki s›r-
40
r› nedir? ‹flte bu felsefe var bunun gerisinde. H›zl›
para kazanmak yerine sayg›nl›k imaj›n› vermemizin çok önemli oldu¤unu düflündük.
‹ki genç müteflebbisin en önemli özelli¤i, verdikleri sözü tutmas›yd› ve bu hayat boyu düsturumuz oldu. Önce güvenilir insan imaj›n› verdik. Banca di
Roma diye bir banka vard› o zaman. Onun baflkan›na gitti¤imiz zaman beni iyice bir tartt›. Birkaç
soru sordu; sonra karfl›l›ks›z kredi açt›. Çünkü önce tan›mak istedi ve o zamanlar insana göre kredi
veriliyordu. Tapulara göre de¤ildi. Zamanla piyasada s›ra d›fl› bir flirket olarak tan›nd›k. Çünkü senet imzal›yorduk. Senetleri de mal ald›¤›m›z yerlere veriyorduk, senedi bankaya veriyorlard›. Biz de
senedi tarihinde ödüyorduk. Halbuki biliyorsunuz
senet, 48 saat sonra bile ödenebiliyor. Birçok banka niye paray› iki gün daha kullanm›yorsunuz diyordu. Bu, bir prensip meselesi dedik; günü neyse
o gün öderiz. Ya da ödeyemiyorsak, gidip diyoruz
ki; bak müflteriden paray› alamad›m bekle iki ay,
iki ay için de faizini veriyoruz. Böylece güven verdik. Demek ki; yola ç›karken özellikle gençlere söylüyorum; güven veriyorsan›z, yolunuz çok genifl...
Tabi bunun yan›nda bir olay daha var; siz de çal›fl-
“
Hayat boyu okudum ve merak
ettim. Merak›n›z hep canl› olsun;
bu sizi hep yeni fleylere götürür.
“
t›¤›n›z insanlara güven duydu¤unuzu hissettirin.
Bu karfl›l›kl› güven 1+1= 3 milyonu yarat›r. Yoksa çal›flt›¤›n›z insan için flüpheniz varsa ve bunu
hep hissettiriyorsan›z, bu ifl yand›. Musevilik...
Kendine göre problemleri de var, iyi yönleri de.
Ama cemaatin fazla bir tesiri yok. Esas olan, güven vermek.
‹ki sorum var. Birincisi, 1970’lerde borsaya aç›lan
ilk flfliirketler aras›nda oldu¤unuzu söylediniz. fi
fiuu
anda Alarko Holding’in bulundu¤u noktadan memnun musunuz, de¤ilseniz sebepleri nelerdir? ‹kinci
sorum, önümüzdeki k›sa ve uzun vadede bizim gibi
iflflaadamlar›n›n hangi alanlara yat›r›m yapmas›n›
tavsiye edersiniz?
73’te aç›ld›k ve bir yerlere geldik. Memnun oldu¤umu söyleyemem; ama üzüntü de duymuyorum.
Çünkü bugünkü borsa de¤eri, flirketlerimizin k›ymetini bulmad›. Çünkü biz hisse al›p satm›yoruz,
oynam›yoruz. Hisselerin k›ymeti, bizim için hiç
önemi yok ama istiyoruz ki bize güvenmifl, yat›r›m
yapm›fl insanlar mutlu olsunlar. O yüzden kendi içimizde dahi hisselerimizle oynatmay›z. Ne hissedarlar ne de üst kademeye gelmifl profesyonellerin
hisselerle oynamas›n› tasvip etmeyiz. Çok ketum
bir tutumumuz var bilgi verme bak›m›ndan. Yolumuzu biliyoruz, iyi bir yönetimimiz var. Daha yüksek rakamlara gelmemiz kaç›n›lmaz ama hisselerimizle oynatmay›z.
Yat›r›m için herkesin akl›na enerji geliyor. Çünkü
enerji, önümüzdeki 40 y›l içinde bugünkü ihtiyac›n
iki misli olacak. ‹nsanlar ço¤alacak, daha konforlu bir hayat isteyecek. Kömür veya gaz olsun hepsinde yeni, büyük yat›r›mlar istenecek. Bir de bunun yan›nda baflka bir dal var ki; o çok heyecan verici. Ben de son zamanlarda ona dolayl› destek ver-
dim. Çünkü yurtd›fl›ndan Türk as›ll› yat›r›mc›lar›n
yaratt›¤› fonun kurdu¤u bir endüstri. O da eski bir
fonun giriflimlerinin bize devretti¤i bir olay. Necmettin Y›lmaz; genç bir giriflimci. Hiç kimsenin
akl›na gelmeyen bir ifle giriflti bundan 14 y›l önce
1997’de. Yeflilköy’de stent; damarlar› açmak için
kullan›lan ve benzeri biyoteknolojide kullan›lan cihazlar›n fabrikas›n› kurdu Necmettin Y›lmaz. Bir
müddet sonra baflka ifllere girmek istedi ve bu flirketini sat›l›¤a ç›kard›. Bunu da Danimarka’daki
bir fon sat›n ald›. Sonra bana teklif ettiler ben de
%5 hisse ald›m. Büyük heyecan duyuyorum. Çünkü
yepyeni bir saha aç›ld› benim önümde.
Biyoteknoloji yani hayat› uzatan olay... Genç giriflimcilerin kolayl›kla girebilecekleri ifller var. Bunun içinde turizm bile var. Sa¤l›¤a yönelik... Bak›n
6,5 milyar insand›k 2000 y›l›nda, 2050’de 9 milyara ç›kaca¤›z. Fakat as›l özellik, 2000 y›l›nda bu
6,5 milyar›n sadece %11’i, 60 yafl üstüydü.
2050’de ise %24’ü 60 yafl üstü olacak. Hatta Japonya, ‹ngiltere gibi ülkelerde %40’a kadar ç›kacak. Yani yafll› nüfus artacak, endüstriye önemi ne
diye sorarsan›z, çok önemli çünkü 60 yafl›na gelen
adam bir kenara para koymufltur. Bunu hayat›n›
uzatmak ya da sa¤l›¤›n› geri kazanmak için kullanacak. Demek sa¤l›kla ilgili yat›r›mlar ço¤alacak.
Enerjiye iki misli yat›r›m dedim fakat sa¤l›¤a 18
misli yat›r›m diyorum. Bugün 1 dolar yat›r›l›yorsa
2050’de 18 dolar yat›r›lacak. Kimse fark›nda de¤il; ama sa¤l›k sektöründe müthifl ad›mlar att›k.
Özel sektörün hastaneleri... O hastanelerde verilen
tedavi usullerinin dünya çap›na ulaflmas›.
Yurtd›fl›ndan Türkiye iki yüz bininin üstünde gelen
var tedavi olmak için. Türkiye’nin dünya çap›nda
isim yapm›fl doktorlar›na gelip daha ucuz, daha
h›zl› bir flekilde sa¤l›¤›n› geri kazan›yor insanlar. O
41
itibar
kadar flansl› bir yerdeyiz ki ve insan kalitesi h›zl›ca yükseliyor. Mesela Çatalca muhteflem bir yer,
hiç gecekondu yok, çok temiz, Balkanlardan gelen
e¤itimli insanlar›m›z yafl›yor. Orada, serbest bölgede yat›r›m yapt›k yüz milyon dolara yak›n.
Amerikal›lar verdikleri raporlarda dünyan›n en
kaliteli stentlerini yapt›¤›n› söylediler raporlar›nda. Katater, balon yap›yor. Kendi bafl›na araflt›rma gelifltirme merkezi kuruyor ve Amerika’daki
isim yapm›fl Türk bilim adamlar›n› geri ça¤›r›yor.
Heyecan verici...
Siyasetin finansman› ile ekonomik performans
aras›nda bir iliflflkki oldu¤u söylenir. Siz tecrübelisiniz. Türkiye’de 50’lerden, 60’lardan bu yana bu
konuda iklim nas›l de¤iflfltti ve böyle bir iliflflkkiyi siz
tespit edebiliyor musunuz? Türkiye nereye do¤ru
gidecek? Bu yönde tavsiyeniz ne olabilir?
Ac› ve tatl› hat›ralar› bir araya getirici bir soru... 60’dan itibaren yani birinci darbeden itibaren geçen 40 y›l› ben kaybedilmifl olarak görüyorum, aff›n›za s›¤›narak. Çünkü hep önlendik. Bir
tespitim daha var: Kaliteye bak›n, dünyaya bak›n; 200 ülke... Onlar›n 100’den fazlas›nda demokrasi yok; ya bir despot var veya bir cunta
var. Demokrasiyle yönetilen bütün ülkeler, zengin birer toplum. Çünkü demokrasi içinde geliflen
bir özel sektör var ve mucizeler yarat›yor, insanlar zenginlefliyor. Demokrasi eflittir zenginlik.
Öbür tarafta fakirlik ve yönetimin bask›s›... Bi-
42
zim geçmiflimizde de bunun kal›nt›lar› var. Bu
despot yönetim oldu¤u sürece bir ülkede, yan›nda baz› insanlar› veya aileleri büyütüyor, zenginlefltiriyor. Bunun arkas›nda yönetimdeki insanlar›n tesiri olsa gerek. Yani yönetimdeki o despot
tutumun neticesi olarak biliyorsunuz; iktidar
yozlaflt›r›r mutlak iktidar mutlaka yozlaflt›r›r.
Yozlaflman›n tabi neticesi olarak birkaç aile çok
zenginlefliyor. Bu daha da büyük bir netice. Çünkü birkaç çok zengin insan ve etraftaki bütün deniz sa¤l›ks›z, fakir ve tehlike... Sonra ne oluyor,
M›s›r’da yafland› iflte; adam kaçt›, onun yan›nda
bütün o zengin aileler de kaçt›lar. Bütün bunlardan flu neticeyi ç›kard›m: Bugün burada, bunlar›
rahatça konuflabilmemin arkas›nda da bu mutluluk yat›yor.
2002 y›l›ndan itibaren biz uyand›k sanki. Çünkü
farkl› bir zihniyetle bu yönetime yaklaflabilece¤imizi anlad›k. 1997’de TÜS‹AD’›n demokratikleflme perspektifleri paketini ortaya koydu¤um zaman, bana reva görülen kötü muameleyi birçok kifli anlad› ve özür dilediler. Çünkü o zaman demokrasiyi istemiyoruz diyen kiflileri ben uyard›m. Sizler zenginsiniz, bak›n ben de zenginim; ama tehlikedeyiz. Ya bu deniz dalgalan›r da o adalar› götürürse, siz de gideceksiniz ben de gidece¤im. Halbuki ben çocuklar›m›n sa¤l›kl› bir ortamda büyümesini istiyorum. Demokratikleflmeyi getirelim. O zamanlar beni anlamayanlar flimdi anlad›lar. Demokrasinize sahip ç›k›n!
ALARKO HOLD‹NG YÖNET‹M KURULU
BAfiKANI SAYIN ‹SHAK ALATON
1927 y›l›nda ‹stanbul’da do¤du. Orta ö¤renimini
fiiflli Terakki Lisesi’nde, liseyi Saint Michel Frans›z
Lisesi’de tamamlad› ve 1945’te mezun oldu.
Ayn› y›l, ifl hayat›na önce Istanbul’da at›ld›.
1948 – 1949 y›llar›nda askerlik görevini, yedek subay tercüman aste¤men olarak Polatl› Topçu Okulunda tamamlad›.
1951’de ‹sveç Motala Lokomotif Fabrikas›’nda
kaynak iflçisi olarak bir y›ll›k mesai s›ras›nda gece
kurslar›na giderek, teknik resim ö¤rendi. Stockholm’da teknik ressam olarak iki y›l daha çal›flt›.
‹sveç’te iken, Sosyal Demokrat Parti’nin gençlik kolunun gece kurslar›na kat›ld› ve bugünkü ‹sveç Sosyal Demokrat Parti Yöneticileri ile yak›n iliflkiler
kurdu.
1954 y›l› bafl›nda Türkiye’ye döndü ve Dr. Üzeyir
Garih ile birlikte Alarko fiirketi’ni kurdu.
1993 y›l›nda ‹sveç Kral› taraf›ndan kendisine “Birinci S›n›f Kuzey Y›ld›z›” Niflan›, 2007 y›l›nda ise
‹spanya Kral› taraf›ndan “Kraliyet Yüksek Liyakat” Niflan› verildi.
Halen Güney Afrika ‹stanbul Fahri Baflkonsolosu
olan ‹shak Alaton, Türkiye Sosyal ve Ekonomik
Etüdler Vakf› (TESEV) ile Aç›k Toplum Vakf› kurucular›ndand›r.
Çat›s› alt›nda 22 ba¤›ms›z flirket bulunan Alarko
Holding, 420’si mühendis olmak üzere toplam
6.400 çal›flan›yla birlikte, enerji sektörü, endüstriyel ürünler ile turizm iflletmecili¤i gibi çeflitli alanlarda faaliyetlerini yürütmektedir.
‹sveçce, ‹ngilizce, Frans›zca ve ‹spanyolca lisanlar›n› bilen ‹shak Alaton, 1958 y›l›nda Mara Alaton ile
evlendi. ‹ki çocuk sahibi olan Alaton’un k›z› Leyla
1961, o¤lu Vedat 1963 do¤umludur.
ALARKO HOLD‹NG
Ülkemizin say›l›, büyük endüstri ve ticaret gruplar›ndan olan Alarko Toplulu¤u 1954 y›l›nda,
‹shak Alaton ve Üzeyir Garih taraf›ndan kurulmufltur. 1963 y›l›nda Anonim fiirkete dönüflerek
“Alarko Sanayi ve Ticaret
A.fi.” ad›n› alm›flt›r. 1973
y›l›nda halka aç›k bir Holding haline geldi.1954 y›l›nda 2 kiflilik kadrosu ve
apartman kaloriferleri tesisatç›l›¤› ile Türk Sanayi
alemine ilk ad›m› atan
Alarko, bugün ifl imkân›
yaratt›¤› 5000’i aflk›n mühendis teknisyen, beyaz yakal› personel ve iflçisi ile, yurt içi ve yurt
d›fl›nda komple anahtar teslimi taahhüt iflleri, ifl
merkezleri, konutlar ve uydu kentlerin inflaas›,
pazarlanmas›, ›s›tma, havaland›rma, klima ve
pompa konular›nda üretim sat›fl ve sat›fl sonras›
hizmetleri, otel, spor ve sinema sektöründeki faaliyetleri,elektrik santrallar›n›n tesisi, iflletilmesi ve elektrik da¤›t›m›, su ürünleri üretimi, ifllenmesi ve pazarlamas› konular›nda faaliyet
göstermektedir.
43 itibar
MERVE SOYSAL
“
Yafll›lar› ve çocuklar›
çok seviyorum.
“
MERVE SOYSAL
‹STANBUL T‹CARET ÜN‹VERS‹TES‹ / ‹Ç M‹MARLIK VE ÇEVRE TASIRIMI
Bize biraz kendinden bahsedebilir misin?
‹stanbul Ticaret Üniversitesi’nde ‹ç Mimarl›k ve Çevre Tasar›m› okuyorum.
2. s›n›ftay›m. 6 Ekim 1991, ‹stanbul do¤umluyum. Okul hayat›m›n önemli
k›sm›n› iflgal etmesine karfl›n farkl› fleyler de yapmaya gayret ediyorum. Mesela Kandilli Kulübü’nün Gençlik Komitesi’ndeki çal›flmalar› takip ediyorum. En son yap›lan de¤erlendirme toplant›s›na kat›larak, di¤er arkadafllarla birlikte komite çal›flmalar›na nas›l bir katk› yapabilece¤imiz konusunu
tart›flt›k. Bunun yan›nda okulda bir tasar›m kulübümüz var. Orada baz› çal›flmalar›m›z oluyor; ancak ikinci dönem dersler biraz a¤›rlaflt›¤› için çal›flmalar›m›zda biraz duraksama yafland›.
Tüm bunlar›n yan›nda belki size ilginç gelecek ama, fluan okudu¤um bölüm
olmas›na karfl›n asl›nda ben ‹ç Mimarl›k düflünmüyordum. Fizyoterapist veya diyetisyen olmak istiyordum.
Neden fizyoterapist olmak istiyordun?
Yafll›lar› ve çocuklar› çok seviyorum. Fizyoterapist olarak onlar›n yaflam kalitelerine, sa¤l›k ihtiyaçlar›na katk› yaparsam çok mutlu olurum diye düflünüyordum. Diyetisyenlik de zaten benim hayat›ma yay›lan bir fley; onu da
çok istiyordum. Bilirsiniz rehberler sizden daha fazla tercihlerinizde etkin
olurlar; çok flükür flu an çok memnunum.
44
Genç Vizyon
45
itibar
“
Gerek ifl hayat› gerekse
gençlerin sosyalleflmesi aç›s›ndan
çok yararl› bir oluflum.
“
Gelece¤e yönelik hedeflerin neler, ne yapmay› dü flflüünüyorsun ilerde?
‹yi seviyede ‹ngilizcem oldu¤unu düflünüyorum
ama daha çok gelifltirmek istiyorum. bunun yan›nda kendi alan›mda ‹talya’da yüksek lisans yapmak istiyorum. Önümüzdeki dönemde Erasmus
ö¤renci de¤iflim program›na baflvurmay› düflünüyorum. Son s›n›f› Erasmus sayesinde ‹talya’da
okumak çok iyi olur benim için. Yüksek lisans bittikten sonra doktorayla devam etmeyi planl›yorum. Kendi alan›mda yapaca¤›m çal›flmalarla görüflü merak edilen bir isim olmay›, iyi bir mimar
olmay› çok istiyorum. Mesela önümüzde bir mobilya tasar›m yar›flmas› var. Grup arkadafllar›mla
birlikte ona kat›lmay› düflünüyoruz.
Tasar›m alan›nda staj yapmay› düflflüünüyor musun?
Birinci s›n›f›n yaz›nda Mavi Ifl›k diye bir maket
atölyesinde staj yapt›m. Bu sene ise Sinpafl’ta staj
yapmak istiyorum. Hatta üçüncü s›n›fta dersten
kalan zamanlar›mda çal›flmay› planl›yorum. Tüm
bunlar›n yan›nda en büyük staj›m› evde yap›yorum; evimizin oturma odas›n›n tasar›m›n› yapmaya bafllad›m.
Bizimle içerden bir ses olarak, sosyal bir perspektife sahip Kandilli Kulübü hakk›ndaki düflü
flüncelerini paylaflfl››r m›s›n?
Bence gerek ifl hayat›, gerek gençlerin sosyalleflmesi ve çevre edinmesi, gerekse tecrübelerin bir
baflkas› taraf›ndan de¤erlendirilebilmesi aç›s›ndan
çok yararl› bir oluflum.
Biliyorsun Kandilli Kulubü art›k ifl dünyas›n›n
önemli oluflfluumlar›ndan biri haline geldi. Sence kulüp ile ifl dünyas›n›n ihtiyac› olan insan kayna¤›n›
yetiflflttiren üniversiteler aras›nda iflflbbirlikleri olmal›
m›, nas›l olmal›, bu konuda görüflflllerini bizimle
paylaflfl››r m›s›n?
Bence kesinlikle olmal›. Asl›nda genellikle ö¤rencilerin ya da baflka insanlar›n Kandilli Kulubü’yle ilgili bilgisi yok. Bas›na da pek yans›t›lmas› istenmiyor diye biliyorum. Bence üniversitelere de Kandilli Kulubü ad›yla konuflmac›lar getirtilip kulubün
ad› duyurulabilir. Bu ilerde kendini yönetici olarak
yetifltirecek ö¤renciler ad›na iyi bir motivasyon vesilesi olabilir.
Halkla iliflflkkiler çal›flflm
mas›n› da flfliimdiden yap›yorsun
diyebilir miyiz?
Senin gibi kariyerine yeni baflflllam›flfl,, üniversitede
kendine bir yol çizmeye çal›flflaan insanlara yönelik,
onlar›n önünü görebilmeleri için Kandilli Kulübü
neler yapabilir?
Evet, gelen konuklar e¤er inflaat veya dekorasyon
sektöründeyse tasar›mlar›m› profesyonel bir gözün
de¤erlendirmesi benim aç›mdan çok faydal› olacakt›r diye düflünüyorum.
Mesela staj olanaklar›yla ya da yurtd›fl›na e¤itim
amaçl› ç›kma talepleriyle ilgili olarak; Kandilli
Kulubü’ne gelen ya da oraya üye olan ifl adamlar›
önemli flirketlerin bafl›nda bulunuyorlar. Bu kifliler
46
ö¤renciler ad›na iyi bir f›rsat diye düflünüyorum.
Kendini gelifltirmek isteyen, ifl dünyas›nda kendine
yer edinmek isteyen ö¤rencilerden oluflacak bir
havuza CV’ler b›rak›labilir, yöneticiler de stajyer
al›mlar›n› buradan yapabilir.
Kan dilli Kul übü ku rulurke n ç ok ulvi am ac› önc e leyerek, Türkiye’de giriflfliimcilik kültürünü yeni
nesillere taflfl››ma hedefiyle kuruldu. Her bir ifl
adam› çok de¤erli ve bakt›¤›n›zda ufak bir iflflllet meyle baflflllam›fl ve sonras›nda önemli çabalarla
bir yerlere gelmiflflller. Bu giriflfliimci ruh ebeveynler
taraf›nd an siz in gibi genç ler e y et erinc e y ans›t ›l› yor mu ?
Bizim flans›m›z ifl hayat›na afla¤›dan de¤il, biraz
daha üst bir seviyeden bafllamak oldu. Bence biz
büyüklerimizin yapt›klar› mücadelelerden haberdar olarak, onlar›n hikayelerini dinleyerek, onlar›n geliflme aflamas›n› görerek kendi eksiklerimizi
tamamlayabiliriz. Onlar›n bu yönde belki flans› olmam›flt›; ya da belki bu durum bizim için bir dezavantaj›m›zd›r, bilemiyorum. Sonuçta onlar bir
yere uzun mücadelelerden sonra geliyorlar. Bizler
de onlardan her f›rsatta tecrübelerini bizimle paylaflmalar›n› isteyerek, eksi¤imiz olan tecrübe ve
çal›flma disiplinini tamamlayabiliriz.
Peki sen baban›n konumundan dolay› bu kulüpten
haberdars›n, bundan haberdar olmayan, gelecekte
kendi iflfliini kurmak isteyen veya yeni bir kategori
yaratmak isteyen bir sürü genç var. Haberdar olmayan gençler için neler yap›labilir?
Dedi¤im gibi belki kulüp üniversitelerle bir iletiflim içinde olabilir. Bence bize burada çok görev
düflüyor. Her kahvallt›dan önce soruluyor zaten
davet etmek istedi¤imiz birileri var m› diye. Biz de
arkadafllar›m›z aras›nda buna benzer çal›flmalar
yapabiliriz. Ayn› zamanda kulübün gençlere rol
modeli olmas›na yönelik olarak, ben Kandilli Kulübü’nün bas›nda yer almas›n›n yararl› olaca¤›n›
düflünüyorum. Okulda arkadafllara bahsetti¤im
zaman o ne diye soruyorlar. ‹nsanlar›n bu sosyal
yap›y› tan›mas› için bas›ndan yararlan›lmas› gerekiyor diye düflünüyorum.
47
itibar
Çok önemli bir flfleey söyledin; bizim gibi gençlerin
kendi arkadaflflllar›na ya da içinde bulunduklar› sosyal
ortamlara bunu yaymas›, kulüp faaliyetleri hakk›nda bilgi vermesi önemli dedin. Kulüp yap›lanmas›
içinde çevresindeki gençlerle ortak çal›flflm
malara imza atmay› hedefleyen bir Gençlik Komitesi var. bu
aç›dan bakt›¤›nda gençlerle kulüp aras›ndaki aidiyet
ba¤›n› güçlendirmek için neler yap›labilir?
Gençlik Komitesi flemsiyesi alt›nda bir araya getirilen arkadafllara büyüklerimizin yapacaklar› faaliyetlerde görevler verilmeli. Tüm kahvalt›lara hepimiz davet edilmeli. Büyüklerden tamamen ba¤›ms›z kendi içinde çal›flan bir komite görüntüsü
vermek yerine büyüklerini yak›ndan izleme flans›
bulan, yapt›klar› çal›flmalara büyüklerin de ilgi
gösterece¤i bir komite olmal›. Belki ilerleyen dönemde ortak faaliyetler planlamak ve sürekli iletiflim halinde olmak çok iyi olur, diye düflünüyorum.
Bas›ndan takip ediyorsundur, flflööyle bir hedef var:
2023 Türkiye vizyonu. En büyük 10 ekonomi içine
48
girmek, dünyan›n en güçlü ülkeleri aras›nda olmak
gibi... Bu hedefleri hayata geçirebilmek için gençlere ne gibi görevler düflflüüyor sence?
Gelecek bence gençlerin elinde, bunu hepimiz biliyoruz. Ama flu anki gençlerin içinde genel ço¤unlu¤un pek bu yönde olmad›¤›n›, hedefi kalmad›¤›n›
gözlemliyorum. Kandilli Kulübü’nün gençlerine bu
anlamda çok büyük görevler düflüyor. Çünkü kulüp
etraf›nda yer alan gençler benim gördü¤üm kadar›yla belli hedefleri ve amaçlar› olan, belli bir yere
gelmek isteyen, vizyonu olan insanlar.
Çevremizdeki gençlerin ve arkadafllar›m›z›n içinde
vizyon sahibi olma gereklili¤ine dair bir bilinç
üretmek bile bafll› bafl›na bir baflar›d›r diye düflünüyorum. Bu konuda, Gençlik Komitesi olarak iyi
fleyler yapabiliriz. Gençleri bilinçlendirme aç›s›ndan. En az›ndan biz kendi etraf›m›zdaki arkadafllar›m›za bile bu yaklafl›m› yayg›nlaflt›rmaya çal›flsak, anlatsak kesinlikle fark yarat›r›z. Baz› arkadafllar›m›z bir vurdumduymazl›k içinde; onlara sa-
“
Çevremizdeki arkadafllar›n içinde vizyon
sahibi olma gereklili¤ine dair bir bilinç
üretmek bafll› bafl›na bir baflar›d›r.
“
hip oldu¤umuz baz› de¤erleri hat›rlatmak faydal›
olacakt›r. Yukardan birileri konufltu¤u zaman
umursanmayabiliyor; ama bizler gibi kendi yafl›tlar›n›n anlatmas› ya da etraflar›nda bizlerin bir fleyler yapt›klar›n› görmeleri bence çok fazla etkileyici olacakt›r.
Kandilli Kulübü gibi Türkiye’de birçok sivil toplum
kuruluflfluu var ve onlar›n da gençlik komiteleri var.
Bunlarla ifl birli¤i yap›labilir mi?
Az önce de dedi¤im gibi Kandilli Kulübü’nden s›n›rl› bir kesim d›fl›nda kimsenin pek haberi yok; asl›nda bizim de birçok sivil toplum kuruluflundan
haberimiz yok. Sivil toplum kurulufllar› aras›nda
bir etkileflimin olmas› gerekti¤ini düflünüyorum.
Birlikte hareket edildi¤i zaman çok daha ses getiren çal›flmalar yap›labilir.
Her ne kadar Onur Soysal’›n k›z› olarak an›lmak
istemiyorum desen de nihayetinde kendisi kulübün
baflflkkan›. ‹fl hayat›nda onun çok disiplinli, çal›flflkkan
biri oldu¤unu gözlemliyoruz. Evde de bir baba ola rak ayn› özelliklerini koruyor mu, yoksa daha fark l› bir Onur Soysal m› var evde?
Babam›n iflle ilgili bir sorunu ya da yeni bir fleyi
eve yans›tt›¤›n› hiç görmedim flu ana kadar. Bir s›k›nt›s› oldu¤unda bu bize yans›t›lmadan çözülür ve
hiçbir fley olmam›fl gibi devam edilir. Asl›nda bu da
bence bir disiplindir. Evde babam›n tecrübelerini
dinliyorum. Bu benim için çok faydal› oluyor. Bazen flafl›r›yorum, evde babam›n hiç bir flekilde sesinin yükseldi¤ini duymay›z; bu tecrübelerinden gelen bir özellik olsa gerek. Bu konuda babam› örnek
almaya çal›fl›yorum.
49
itibar
FAT‹H DEM‹RC‹
“
fiirketlerde iflletmecilik ön
plana ç›k›yor; bunu baflarabilen
flirketler de h›zla büyüyor.
“
FAT‹H DEM‹RC‹
ÖZEL SAYGI HASTANES‹
Fatih Bey, öncelikle bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
2007 y›l›nda Sabanc› Üniversitesi Üretim Sistemleri Mühendisli¤inden mezun oldum. Ard›ndan ‹ngiltere’de University of Warwick’te Business Management üzerine yüksek lisans yapt›m. 3 senedir, Sayg› Hastanesi Genel Koordinatörlü¤ü görevini yürütüyorum. Bunun yan›nda gerek siyasi gerek ifl
dünyas›ndan birçok sivil toplum kuruluflunda çal›flmalar yürütüyorum. Genç
Siviller, ‹stanbul Genç Giriflimciler Derne¤i, Kandilli Kulübü, Sabanc› Üniversitesi Mezunlar Derne¤i, Ohsad.
Çal›flfltt›¤›n›z alan sa¤l›k sektörü üzerine olsa da, sizin iflfllletme yöneticili¤i
üzerine uzmanlaflfltt›¤›n›z› görüyoruz. Sizce Türkiye’de kurumlar hangi sek törden olursa olsun, iflfllletmecilik anlay›flfl››yla yönetilmeye baflflllad› m›?
Aç›kcas› Türkiye’de özel sektör büyük ço¤unlukla patron ve aile flirketleri üzerine kurulu. Bunun yan›nda çok az kurumsal firma var. Ancak görünen o ki,
kurumsal olan firmalar say›lar› az olmas›na ra¤men, patron ve aile flirketlerinden çok daha etkin ve güçlüler. Bu özellikle son y›llarda bir çok aile flirketini kurumsallaflma yönünde ad›mlar atmaya itiyor. Beraberinde de flirketlerde iflletmecilik ön plana ç›k›yor. Bunu baflarabilen flirketler de h›zla büyüyor.
Hastanecilik için iflletmecilik daha da yeni bir kavram. Özel Hastane ‹flletmecili¤i’nin ülkemizde geçmifli çok uzun y›llara dayanm›yor. Bundan 15 sene
50
Genç Vizyon
51
itibar
“
Dünyan›n en modern fiziki
flartlara sahip hastaneleri
Türkiye’de infla ediliyor, sa¤l›k
kadrolar›m›z çok güçlü...
“
önce özel hastaneleri, kurucu hekim kadrolar› yönetiyorlard›. Kurucu tabip, hem doktorluk yap›yor,
hem hastaneyi yönetiyor, hem de baflhekimlik yap›yordu. Halen de bir çok özel hastane bu sistemle yönetiliyor. Bu da beraberinde bir tak›m hantall›k ve
aksakl›klar getiriyor. Son dönemde hem özel hastanelerde hem de devlet hastanelerinde, idari hekim
kadrolar›n›n, iflletme mant›¤›yla revize edilmesi büyük baflar› sa¤lad›. Art›k tüm hastaneler, geri dönülemez bir flekilde, t›bbi süreçlerin baflhekim eliyle,
di¤er tüm idari, destek ve teknik süreçlerin ise profesyonel bir iflletme mant›¤› ile çal›flt›r›lmas› yoluna
girdi. Bunun bir benzerini Amerikan üniversitelerinde görmek de mümkündür. Amerikan üniversitelerinde, rektör sadece akademik süreçlerin bafl›ndad›r, di¤er destek ve teknik süreçler genel koordinatör taraf›ndan yönetilir. Türkiye’de sa¤l›k sistemi
de hem özel hem devlet taraf›nda bu sistemi benimsemeye bafllad›. Esasen son y›llarda sa¤l›k sektöründe kaydedilen büyük ilerlemede bu revizyonun
da çok büyük pay› var.
Peki ülkemizde sa¤l›k sektörünün gelece¤ini nas›l
de¤erlendiriyorsunuz?
Sadece Türkiye’de de¤il, tüm dünyada sa¤l›k sektörü büyük gelecek vaat ediyor. Önümüzdeki 40 y›l
içinde dünya genelinde sa¤l›k yat›r›mlar›n›n 18 kat
artmas› bekleniyor. Bunun en temel sebebi, dünyada
gelmifl ülkelerdeki yafl ortalamas› gitgide artmas›.
Yafl ortalamas›n›n artmas›, insanlar›n geliflmifl ülkelerde sa¤l›klar›na daha fazla yat›r›m yapt›klar›n›
gösteriyor. Bununla beraber, yafllanan ve birikim sahibi insanlar kendi sa¤l›klar›n› yat›r›m yapacaklar›
en önemli alan olarak görüyorlar. Bu da sa¤l›k sektörünü hiçbir zaman küçülme yaflamayacak bir alan
52
olmas›n› sa¤l›yor. Ülkelerin geliflmifllik oranlar›,
sa¤l›k yat›r›mlar› ve yaflam süreleri aras›nda do¤rudan bir iliflki var. Bu iliflki varoldu¤u sürece, sa¤l›k
her zaman büyüyen bir sektör olacakt›r.
Türkiye’de ise durum biraz farkl›. Sa¤l›k Bakanl›¤› taraf›ndan gerçeklefltirilen sa¤l›k reformundan
sonra, özel hastaneler, sigorta hastaneleri, askeri
hastaneler, üniversite hastaneleri tamamen birlefltirilerek, sigortal› tüm vatandafllara hizmet verebilir hale geldi. Bu aflamada özel hastanecilik de büyük bir ivme kazand›. Sa¤l›k sektörüne devletin uygulad›¤› bu kald›raç etkisi bir çok yat›r›mc›y› sa¤l›k alan›nda yat›r›mlar yapmaya itti. Ancak bir süre sonra, mevcut sa¤l›k kadrolar›, aç›lan yeni hastaneleri desteklemeye yetmez hale geldi.
Öte yandan, sistem içinde birçok kay›p ve kaçak
unsuru olufltu. Hal böyle olunca devlet bir tak›m
k›s›nt›lara gitti. 2008 itibariyle 5 sene boyunca
yeni özel hastane yapman›n önü kapat›ld›, doktor
ve hemflire kadrolar›nda devlete öncelik tan›nd›,
özel hastanelere yap›lan ödemelerde 5 y›ld›r hiçbir
art›fl yap›lmad›, hastanelerin alabilece¤i fark ücretlere belirli s›n›rlamalar getirildi. Bu haliyle,
özel hastanecilik bir duraklama dönemine girdi.
Hem yeni kadro al›m›nda, hem yeni birimlerin tesisinde, hem sa¤l›k personeli konusunda, hem de
uygulanan ücret tarifesindeki politikalar sebebiyle
bir yavafllama söz konusu. Ancak, sistemin önümüzdeki y›llarda, yeni yetiflecek olan hekim ve
sa¤l›k personelleri ile rahatlayaca¤›n› ve hala yat›r›m yap›labilir alanlardan biri olmaya devam etti¤ini düflünüyorum. Özellikle Türkiye önümüzdeki
birkaç y›l içinde bölgesinde bir sa¤l›k üssü olarak
yükselecektir.
Son birkaç y›ld›r Türkiye’de sa¤l›k turizmi konusu
gündeme gelmeye baflflllad›. Ülkemiz için önümüzde ki y›llarda dünyan›n sa¤l›k merkezi olabilir desek
fazla m› iddial› olur?
Bence hiç iddial› bir aç›klama olmaz. Ancak burada
birinci flart bu konuda özel sektörün önünün aç›lmas›d›r. Zira devletin kompleks ve büyük yap›s›yla sa¤l›k turizmine aç›lmas› oldukça zor görünüyor. Ancak
özel sektör bu anlamda desteklenir ve bir devlet politikas› olarak, yurt d›fl›ndan hasta transferi konusunda ön ayak olunursa, Türkiye’de her ilde her ilçedeki
özel hastanelerde, bütün dünya ülkelerinden hastalar›n tedavi gördü¤ü bir sa¤l›k üssü haline gelebiliriz.
Türkiye’de özel sa¤l›k hizmeti, asgari Avrupa
Standartlar›ndad›r. Ancak bu hizmet Avrupa’dan
kat kat ucuza sat›n al›nabiliyor. Dünyan›n en modern fiziki flartlara sahip hastaneleri Türkiye’de infla ediliyor, sa¤l›k kadrolar›m›z çok güçlü, teknik
altyap›m›z oturdu. Art›k topyekun d›fla aç›lmamak
için hiçbir sebebimiz kalmad›.
Sivil Toplum Kuruluflflllar› art›k modern yönetim anlay›flfl››nda, medyadan sonra 5. güç olarak adland›r›l›yor. Böylesi bir misyonu olan STK’lar› daha yayg›nlaflfltt›rmak ve etkin hale getirmek için neler yapmak gerekir?
STK’lar dünyada geçti¤imiz yüzy›l içinde nihai karar mekanizmas›nda belirleyici güçlerden biri
oldular. Ancak ne yaz›k ki ülkemiz, son y›llarda
AB uyum yasalar› ile kaydedilen tüm ilerlemelere
ra¤men halen STK fakiri bir ülkedir. Maalesef ülkemizde, tektonik ça¤lardan beri varolan ve ad›
Sivil Toplum Kuruluflu olan birçok kurulufl esasen
devlet destekli ve devletle birlikte hareket eden yap›lard›r. STK’lar›n alternatif bir güç olarak etkin
hale gelebilmesi öncelikle her anlamda özerkleflebilmesine ba¤l›.
53
itibar
Kariyerinizin baflfl››nda olan genç bir profesyonel
olarak, sosyal bir kurguyu önceleyen Kandilli Ku lübü’nün Türk ifl dünyas›na yönelik etkilerini nas›l
de¤erlendiriyorsunuz?
54
“
S›rt›nda
yumurta
küfesi
tafl›yan
STK’larla
sonuç almak
mümkün
de¤il.
“
S›rt›nda yumurta küfesi tafl›yan STK’larla sonuç
almak mümkün de¤ildir. Bunu baflarabilen, kimi
STK’lar›n Gramsci’nin ifade etti¤i türde organik
bir büyüme yakalad›¤› ve etkin hale geldi¤i görülüyor. Bu organik büyüme ortam› da ancak,
fleffafl›k, hukuk ve demokrasinin yayg›n oldu¤u
bir yap›da mümkün hale geliyor. Bu konuda
Amerika veya AB düzeyine gelmemiz için önümüzde halen uzunca bir yol var. Ancak son dönemde al›nan mesafe gerçekten ümit verici.
‹nanc›m o ki, 12 Haziran seçimlerinden sonra,
haz›rlanacak olan Sivil Anayasa, devlet odakl›
de¤il birey odakl› olacakt›r. Bu aflamadan sonra
hali haz›rda varolan bir çok engel ortadan kalkacak ve STK’lar›n önünde çok önemli bir alan
aç›lacakt›r.
“
Business Networking amaçl›
hiçbir organizasyon böylesine
s›cak ve samimi bir ortam
yakalayamam›flt›r.
“
Kandilli Kulübü, aile flirketlerini ve bu yap›lardaki
jenerasyon geçifllerini öncelikli hedef alarak ifl dünyas›ndaki çok önemli bir a盤› doldurmufltur. Bu
yap› içinde, hem profesyoneller, hem flirket sahipleri hem de flirketlerin bir sonraki kuak temsilcileri kendine yer bulabilmekte. Business Networking
amaçl› hiçbir organizasyon böylesine s›cak ve samimi bir ortam yakalayamam›flt›r. Zaten hafta ortas›nda bir sabah kahvalt›s›nda, bu büyüklükte ifl
adamlar›n› istikrarl› bir flekilde her defas›nda Kandilli Kulübü’ne getirebilmek bu baflar›n›n en somut
göstergesi.
Bildi¤iniz gibi Kandilli Kulübü giriflfliimcilik kültürünü ve ifl dünyas›nda biriken tecrübeyi genç ku flflaaklarla paylaflflm
may › ö ncelikli he def le ri aras›nda
s›ral›y or. B u amaç lar›n ge nçler t araf›ndan sahip lenilmesi, bir aidiyet iliflflkkisine zemin haz›rlama s› için sizce genç kuflflaaklar ile Kandilli Kulübü
aras›nda nas›l bir iletiflfliim / etkileflfliim gerçekleflfltti ri l mel i?
Bana kal›rsa, Kandilli Kulübü’nün en temel eksi¤i
mekana iliflkin. Yap›lan tüm toplant›lar, ticaret
odas› tesislerinde yap›l›yor ancak Kandilli Kulübü
üyelerinin dernek d›fl› faaliyetlerde de bir araya gelebilece¤i, bir sosyal ortam haz›rlanmal› e¤er bu
sa¤lanabilirse insanlar›n ortaklafla programlar düzenlemeksizin bir araya gelebilece¤i bir sosyal ortam oluflturulur. Bu, hem birebir diyaloglar›, hem
aileler aras› iliflkileri artt›r›r ve çok önemli bir dinamizm sa¤lar. Zira, kurulacak tüm ifl birlikteliklerin birinci referans› samimiyet ve güven oldu¤undan, böyle bir sosyal ortam bir çok alanda olumlu
etkiler oluflturacakt›r.
55
itibar
“
“
MÜCAH‹T YILDIZ
Atefl etmezsen yüzde yüz
›skalars›n.
MÜCAH‹T YILDIZ
KAND‹LL‹ KULÜBÜ KURUCULAR KURULU ÜYES‹
Mücahit Bey, Sultanlar Grup bünyesinde neredeyse tüm Türkiye’nin bildi¤i
birçok marka var. Marka oluflfltturma ve yönetme konusunda günümüzde büyük bütçelerle, detayl› stratejilerin geliflflttirilmeye çal›flfl››ld›¤›n› düflflüünecek olursak; Sultanlar’›n bu konudaki baflflaar›s›n›n s›rr› nedir?
Grubumuzun ticari hayat›n›n bafllang›c› 1940’l› y›llara dayanmaktad›r. Bugün
bizler 3.kuflak olarak iflimizin bafl›nday›z. fiimdi 4.kufla¤› haz›rl›yoruz. Aile
fertlerimizden her biri tüm benlik ve duygular›yla ifl hayat›n›n içinde yer almaktad›r. Nas›l ki kaplumba¤a her gitti¤i yere evini tafl›yorsa bizde iflimizi tafl›yoruz. Araflt›r›yoruz, gözlem yap›yoruz. Bizler 5 yafl›m›zdan bu yana sat›fl›n tüm
aflamalar›n› yaflayarak geldik ve san›yorum bu bilgi ve birikimin yan›nda Allah’›n lütfü ile bu markalar olufltu. Ac›mas›z, imha edici bir rekabetin içindeyiz. Buna ra¤men bugün Camsil, Ernet kategorilerine ismini vermifl sektörünün
lider markalar›d›r. Ar› mama grubunda %100 yerli bir marka olarak uluslar
aras› markalarla sektöre yön veriyor. Saloon s›v› sabun kategorisinde lider
markalardan biri. Tibtrap, Piknik, Flore, Bünsa, Deonet, Cenk, Fulnet, Ekover,
Happy Family raflarda oldukça iyi konumdalar. Bugün marka olmak kolay de¤il, ancak daha da önemli olan raflarda tutunabilmek. Burada bize destek olan
tüm çal›flanlar›m›za, ürünlerimizi halk›m›za ulaflt›ran müflterilerimize ve bizleri tercih ederek güç veren halk›m›za sonsuz teflekkürlerimizi sunuyorum.
75 ülkeye ihracat yapan bir grubun yöneticilerinden birisi olarak, Türkiye’nin
2023 y›l›nda 500 milyar $’l›k hedefini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Sizce bunu baflflaarabilecek miyiz ve bunun için neler yapmak gerekir?
Ahmet Nazif ZORLU a¤abeyimizin çok güzel bir sözü var. “Hayallerimiz var
ancak hayalperest de¤iliz. Gideceksek en uza¤a gidece¤iz, ç›kacaksak en
56
‹tibar’a Tu¤la Koyanlar
57
itibar
“
“
Slogan›m›z “Beflikten mezara
kadar e¤itim.”
yükse¤e ç›kaca¤›z.” Biz Sultanlar Grup olarak 75
ülkeye ihracat gerçeklefltiriyoruz. ‹ftihar›m›z
Türk Okullar› 130 ülkede. Coca Cola 206 ülkede.
Dünyada ise toplamda 240’a yak›n ülke var ve
6,5 Milyar insan›n oluflturdu¤u 62 trilyon dolar
has›ladan bahsediliyor. Sevdi¤im bir söz var:
“Atefl etmezsen %100 ›skalars›n.” Say›n Baflbakan›m›z›n bu anlamda ortaya koydu¤u vizyon ve
hedef tüm ifl dünyas›nda büyük bir heyecan oluflturdu. ‹çerde birbiriyle rekabet eden ifl adamlar›m›z büyük bir kenetlenmeye girdi. Bu duyguya bu
toplumun ihtiyac› vard›. Gelelim hedefin gerçekleflmesine; 2023 Türkiye vizyonu için konulan
ihracat hedefi dünya cirosunun %1’i bile de¤il. O
nedenle ben bu rakam›n çok az oldu¤u inanc›nday›m. ‹nflallah o günleri görürüz ve hakl› ç›kar›m.
Gidecek çok yolumuz var. Dünya bizi bekliyor.
Kandilli Kulübü’nün sizin gibi de¤erli yöneticiler le gerçekleflflttirdi¤i toplant›larda paylaflfl››lan dene yimler, özellikler genç kuflflaak yöneticiler ve giri flfliimciler için oldukça ufuk aç›c› diye düflflüünüyoruz.
Peki sizlerin ve daha önceki kuflflaaklar›n bu denli
istiflflaare f›rsatlar› var m›yd›?
Geçmiflte ifl hayat›nda en büyük hocalar›m›z, babalar›m›z, büyüklerimiz ustalar›m›z idi. Onlar
tecrübeliydi ve yaflay›p geliyorlard›. Bugün ise hayat öyle h›zl› ki, çok müthifl bir de¤iflim var. Bill
Gates bunu “Düflünce h›z›nda de¤iflim” diye tarif
ediyor. fiuan internette 750 milyon adet ifl fikri
var. Her geçen gün bu say› art›yor. Bir yenili¤e
karar verip harekete geçene kadar yeni bir fley daha gelifliyor. Ancak teknoloji ne kadar geliflirse
geliflsin duygular, iliflkiler hep ayn› kal›yor. ‹flte
burada büyüklerimizin bu manada birikimlerine
ihtiyaçlar›m›z var ve kulübümüz bu manada bu
ihtiyac› karfl›lamaya çal›fl›yor. Geçmiflte bu birikimi sadece kendi büyüklerimizden al›yor iken bugün kolektif akl›, kolektif birikimi dinliyor ve daha az maliyetle daha k›sa zamanda çok fley ö¤re-
58
niyoruz. Her bir konuflma hayat üniversitesinde
bir ders adeta…
Bildi¤iniz gibi Kandilli Kulübü’nun kurulufl ilkelerinden biri siyasetten uzak bir çizgide ilerlemek.
Sizce sivil toplum kuruluflflllar›n›n siyasetle iliflflkkileri nas›l olmal›?
Kulübümüzün bu ilkesini son derece do¤ru buluyorum. Nitekim bugüne kadar ki organizasyonlar›m›zda bu ilkemiz do¤rultusunda her türlü görüfl
mensubu, siyasi düflünce ve kimliklerini kap›da b›rak›p içeri girdiler. Sivil toplum kurulufllar› toplumu gelifltirme anlam›nda fonksiyonlar›n› artt›rarak icra edecekler.
Bildi¤imiz kadar›yla E¤itim Komitesi’nin baflflkkan l›¤› görevini yürütüyorsunuz. Kulüp çat›s› alt›nda
planlad›¤›n›z amaçlar› gerçekleflflttirmek için E¤i tim Komitesi olarak nas›l bir görev tan›mlamas›
yapt›n›z, acaba bizimle paylaflflaabilir misiniz?
Slogan›m›z “Beflikten mezara kadar e¤itim.” Art›k her fley o kadar detayland› ki bunlar› kendi
tecrübemizle yaflay›p ö¤renebilmeye ödeyece¤imiz
ne zaman›m›z ne de sermayemiz var. ‹fl hayat›m›zda tüm çal›flanlar›m›zla ve ailemizin tüm fertleriyle her gün yeniden bir fleyler ö¤renmeye yani
e¤itim almaya ihtiyac›m›z var. Yapaca¤›m›z anket çal›flmalar›yla öncelikli ihtiyaçlar›m›zdan
bafllayarak e¤itim planlar› yapaca¤›z. Ve inan›yoruz ki çok da faydal› olacak. Bu konuda tüm kulüp üyelerimizden, çal›flanlar›m›zdan ve ailelerimizden destek bekliyoruz. Burada bir duyuruda
bulunmak istiyorum. Bir e¤itim veri bankas› oluflturmak amac›yla üyelerimize gelen her türlü e¤itim kurslar›n›, bilgilerini, organizasyonlar›n› [email protected] adresine cc’lerseniz bunlar› inflallah paylaflaca¤›z. E¤itim ihtiyac› olanlar›n bizden bilgi al›p do¤ru seçim yapmalar›n› sa¤lamak istiyoruz.
“
Kaplumba¤an›n
evini tafl›mas›
gibi biz de iflimizi
her yere hatta
rüyalar›m›za bile
tafl›r hale
geldik.
“
Son olarak; sizce teknolojik geliflflm
meler ve yenilikler yo¤un bir yönetici olarak sizin hayat›n›z› kolay laflfltt›r›yor mu yoksa daha fazla ifl imkan› ve geliflfl-me neticesinde takip etmeniz gereken flfleeylerin say›s›nda art›fl m› yaflflaan›yor? Zaman yönetimini nas›l yap›yor ve bofl zaman›n›z› nas›l de¤erlendiriyorsunuz?
Teknoloji gerçekten son derece önemli. Ancak ne
kadar teknoloji ilerlerse ilerlesin birebir iliflkinin
yerini hiçbiri alam›yor. Geçenlerde bir müflterimi
ziyarete gittim. Gitmeden önce toplant›m›z hak-
k›nda bilgiler att›m, önerilerimi sundum. Sonra ziyaretine gitti¤imde teklifimi inceleyip incelemedi¤ini sordum. Bana dedi ki;
“A¤abey kusura bakma. O kadar bilgi geliyor ki
bakmaya vaktim olmuyor. Yine en iyisi sen bizi birebir ziyaret et.” Geçen gün bir doktor arkadafl›mla konufltum enteresan bir rakam verdi. Y›lda
1.750.000 adet t›p üzerine yeni bilgi ve bulufllar›
içeren makale yay›nland›¤›n› ve bir doktor olarak
bunlar› takip etmesi gerekti¤ini ancak buna yetiflebilmenin mümkün olmad›¤›n› söylüyor. Bir araflt›rma yap›lm›fl 1700’lerin ‹ngiltere’sinde bir insan›n bir y›lda elde etti¤i bilgiye bugün, bir insan
hafta sonunda okudu¤u gazeteden al›yor.
Büyük flehirde yaflayan bir insan›n günde ortalama 30.000 bilginin bombard›man›na u¤rad›¤›
söyleniyor. Tüm bu aç›lardan bak›ld›¤›nda hayat›m›zda özel bir yan›m›z›n oldu¤unu söylemek
çok zor! Baflta da dedi¤imiz gibi kaplumba¤a gibiyiz ve onun evini tafl›mas› gibi bizde iflimizi her
yere, rüyalar›m›za bile tafl›r hale geldik. Kandilli toplant›lar›n›n yan› s›ra manevi yönümüzü gelifltirme, kuvvetlendirme ve hayat›n gayesini
unutmama amaçl› yapt›¤›m›z dost sohbetleri nefes almam›z› sa¤l›yor. Bediüzzaman Said Nursi
bir risalesinde “zengin insan› da¤›t›m memuru”
olarak tan›ml›yor ve bizde bu dünyada bize verilen bu vazifeyi yerine getirmeye çal›fl›yoruz. Baflarabiliyorsak ne mutlu bize…
59
itibar
“
“
fiÜKRÜ KIZILOT
Bu yasan›n dolu taraf› çok fazla ve çok
önemli düzenlemeleri ortaya koyuyor.
fiÜKRÜ KIZILOT
GAZ‹ ÜN‹VERS‹TES‹, MAL‹YE BÖLÜMÜ BAfiKANI
Kandilli Kulübü’nün De¤erli Üyeleri,
Bugün sizlerle beraber olmaktan dolay› son derece mutluyum. De¤erli hemflehrim sevgili Avni Çelik Bey bir akflam böyle bir toplant› olaca¤›n› belirtti¤i an memnuniyetle gelece¤imi söyledim. Bu sabah ODTÜ’de dersim vard›,
geçen hafta ö¤rencilere önümüzdeki hafta ders yok dedim. Onlar› da memnun ettik. ‹nflallah burada geçirdi¤imiz zaman süresince yapaca¤›m aç›klamalardan da siz mutlu olursunuz.
Asl›nda torba yasa diye adland›r›lan bir yasa yok biliyorsunuz. Ad› çok uzun,
832 kelimeden olufluyor ve 147 adet kanunda de¤ifliklik yap›yor. 832 kelimelik bir kanun ad›n› söylemek zor olaca¤› için “torba yasa” dedik.
Hepinizin bas›ndan izledi¤i gibi çok say›da konuda düzenleme yap›yor. Ben torba yasa ç›kmadan y›llar önce, ekonomik krizin yafland›¤› dönemlerde bu gibi
bir düzenlemenin yap›lmas› gerekti¤ini defalarca gündeme getirdim. Dolay›s›yla destekledi¤im ve do¤ru buldu¤um bir yasa, içinde çok önemli ve güzel hükümler var. Ama iyimserle kötümserin tan›m›n› yaparken iyimser, yar›s› su dolu bir barda¤a ne güzel yar›s› su dolu bir bardak, kötümserse flu barda¤a bak
yar›s› bofl dermifl. Do¤rusu, dolu taraf›n› da bofl taraf›n› da söylemek. Ama bu
yasan›n dolu taraf› çok fazla ve çok önemli düzenlemeleri sadece birikmifl borçlar yönüyle de¤il, di¤er yönleriyle de ortaya koyuyor. Tabi flu flikayetler bana da
çok geliyor; daha çok da ödeyenlerin hafifçe s›zlanmalar› oluyor. Asl›nda bu yasada belki düzenli ödeyenlere 5 puanl›k bir indirim yap›labilirdi. Say›n Ali Babacan bir konuflmas›nda bunu 2011 için düflünmedik; ama 2012 için gündeme
getirebiliriz demiflti. Yani ödeyenlere bir kolayl›k yap›labilir. Çünkü birazdan
da anlataca¤›m gibi buradan çok ciddi bir gelir beklentisi var.
60
61
itibar
“
“
Bir zamanlar, belki hat›rlars›n›z,
kad›nlar 38 yafl›nda, erkekler
43 yafl›nda emekli olabiliyorlard›.
Yasa, 31 Aral›k 2010 tarihine kadar olan alacaklar› ve bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannameleri kaps›yor. KDV, muhtasar vs... Ç›kard›¤›m son verilere göre SSK’n›n 31 milyar lira birikmifl alaca¤› var. Y›lsonu itibariyle anapara, faiz; bunlar internet sitesinde. 2011 y›l›n›n bütçe
a盤›n›n 33 milyar lira olarak hedeflendi¤ini göz
önüne ald›¤›m›zda bu 31 milyar liran›n önemi daha da ortaya ç›k›yor. Ama sadece Sosyal Güvenlik Kurumu’nun de¤il bir de Ba¤kur’un alacaklar›
var. Ba¤kur’unkiler de 32 milyar lira yani ikisi
birden yaklafl›k 63 milyar lira civar›nda birikmifl
alacaklar› var.
lirleri yeterli olmay›nca “Bu ay toplayamad›k
emeklilere % 30 az verelim.” diyecek hali yok.
Devlet katk›s› hariç Sosyal Güvenlik Kurumu’nun
SSK, Ba¤kur ve Emekli Sand›¤›’ndan 55 milyar
geliri var. Buna karfl›l›k emekli ayl›¤› ödemeleri
69 milyar lira. Yani toplanan primler emekli ayl›¤› ödemelerine bile yetmiyor. Tedavi giderleri 29
milyar lira. Özetle 2009’da 55 milyar gelir 98
milyar gider var. 2010 y›l›na bak›yoruz; 67 milyar prim geliri, 117 milyar gideri var. Yani devlet üzerine 44 milyar koymufl bunu karfl›lam›fl.
2011’in ocak ay› verilerine göre 5.7 milyar gelir,
11 milyar gider var.
Bir de vergi alacaklar› var. 53 milyar lira da tahsil edilmemifl vergi alaca¤› var. Bu yönüyle bakt›¤›m›zda 115 milyar liral›k bir alaca¤›n tahsil
edilmedi¤ini görüyoruz. Çok önemli bir gelir. Yeri gelmiflken SSK ile ilgili son gelirleri de ald›m.
Maalesef geçmiflten gelen kötü mirastan dolay›
ciddi bir a盤› var. Bu durum özellikle çok genç
yafllarda emekli edilenlerin yükünden dolay› da
oluyor. Bir zamanlar, belki hat›rlars›n›z, kad›nlar
38 yafl›nda, erkekler 43 yafl›nda emekli olabiliyorlard›. Hatta ondan önce de benim 22 yafl›nda
emekli olan bir tan›d›¤›m var; sadece 22 yafl›nda!
Bir k›sm›n›z belki hat›rlar, çok önceleri sigortaya
bafllang›ç tarihi önemliydi, yafl de¤ildi ve baz› ifl
adamlar› çocuklar›n› do¤duktan sonra 2 yafl›nda
falan sigortal› gösterirlerdi. 20 y›l› tamamlay›nca
22 yafl›nda emekli olunabiliyordu.
Bu yap›land›rma olay› birikmifl Ba¤kur ve Sigorta borçlar›na imkan sa¤lad›¤› için bir rahatl›k
olabilecek. fiu gördü¤ünüz paralar, k›smen de olsa zaman içinde yavafl yavafl toplanacak, bunlar
sosyal güvenlik kurumunun kasas›na girecek. Bu
paralar girdikçe devletten daha az para isteyecekler. Çünkü 62 milyar civar›nda bir alacak var.
Y›llardan beri devam eden aç›klar maalesef giderek art›yor. Hepinizin de bildi¤i gibi bizim 3 tane
gider kalemimiz var. Birincisi faizler. Allaha flükür faizler konusunda gidiflat olumlu. Bir zamanlar 2001 y›l› örne¤in, toplad›¤›m›z vergilerin
%100’üne yak›n k›sm› faiz ödemesine gidiyordu.
Hatta bir dönem %103 idi. Di¤er iki önemli gider
kalemimiz; sosyal güvenlik kurumuna aktar›lan
paralar ve personel ödemeleri. Devletin prim ge-
62
Bu genel bilgiyi verdikten sonra vergi gelirlerinden de söz etmek istiyorum size. Vergi gelirleri
yönünden tablomuz son derece iyi. O kadar iyi ki
hedefin de üzerine ç›k›lm›fl durumda. 2010 y›l›nda %12 vergi art›fl› öngörülmüfltü. Tereddütle
karfl›lan›yordu, 2009’un kritik döneminden sonra
art›fl olur mu diye.
Çünkü 2009’da hedefin gerisinde kal›nm›flt›. Çok
olumlu bir geliflme oldu hedef %12 iken, %22 art›fl sa¤land›. Yani vergi gelirlerinde herhangi bir
s›k›nt› yok. Bu y›l daha da üzerinde olacak çünkü
torba yasadan dolay› sa¤lanacak gelirler 2011 y›l› bütçesinde yer alm›yor. Sadece 115 milyar lira
vergi ve prim alaca¤› dedim birazdan anlataca¤›m gibi matrah artt›r›m›ndan, ihtilafl› alacaktan, stok beyann›ndan vs. Çok ciddi bir gelir toplanmas› söz konusu. Bu 36 ay› bulan bir vade olaca¤› için hepsine 2011 y›l› diye bakmamak laz›m.
Bu paralar geldikçe biz 2011 y›l›nda bütçe fazlal›¤› olay›n› zaman zaman yaflayaca¤›z. May›s’tan
itibaren zaman zaman “Bu ay bütçemiz fazla verdi.” aç›klamalar›na flahit olaca¤›z. Bu da bizim
hayal etti¤miz bir fley. Bu torba yasa gelirlerinin
de çok ciddi katk›s› olacak.
Birikmifl alacaklarda anaparada indirim yok, çünkü ödeyenler o zaman biz niye ödedik diye isyan
ederlerdi. Do¤ru bir uygulama anaparada indirim
yap›lmamas›; ama faizler çok yüksekti, faizlerde
bir indirim var. Bir de 36 aya kadar yayma var.
Geçikme zamm› Tefe-Tüfe’ye göre yeniden hesaplanacak. Bunun ne anlama geldi¤ini ezbere bilmek
mümkün de¤il. fiöyle yuvarlak bir ifade kullanabilirim: Birikmifl borcu olanlar›n, ödenmemifl borcu
olanlar›n faizlerinin 3/4’ü siliniyor.
Bir de baflvuru zaman› var. 2 May›s son gün, bunu not almak laz›m. Asl›nda Nisan sonu ama Cumartesi’ye denk geldi¤i için izleyen ifl günü son
gün. Ondan sonra ödemeler bafllayacak. Vergiler
May›s’ta, sigorta primleri Haziran’da. Bu konuda
flöyle bir düflüncem var: Yasan›n ç›kmas› 6 ay sürdü sonra tebli¤in haz›rlanmas› 13 Mart’› buldu ve
hemen de süre bitiyor. Gözlemleyebildi¤im kadar›yla vergi daireleri daha tebli¤i ve kanunu okuyabilmifl de¤il. Vatandafl da bilmiyor, gidip sordu¤unda istedi¤i cevab› alam›yor. Bir de ilkokul mezunun da anlayabilece¤i çok basit düzeyde bunlar›n anlat›lmas› laz›m.
bir flekilde ata bakarak varan bir demifl. Biraz daha gitmifller yine tökezlemifl at; damat yine sinirlice varan iki demifl. Gelin han›m, tabi görücü usulü o dönemlerde kimle evlendi¤ini de çok iyi bilmiyor, galiba ben çok sinirli bir adamla evlendim demifl. Bir 20 dakika daha gitmifller at yine tökezlemifl. Damat belinden tabancay› çekmifl, at› vurmufl. Yeni gelin teliyle duva¤›yla yere düflmüfl, 盤l›klar atmaya bafllam›fl. Deli misin ne biçim adams›n, tökezledi diye at öldürülür mü diye 盤l›klar
atarken damat geline dönmüfl varan bir demifl.
Maliye de bir defa ödemezseniz varan bir diyor,
ikincisinde de varan iki diyor. Üçüncü de adam›
çekip vuracak hali yok ya iptal ediyor. Bu f›kradan
unutulmaz diye düflünüyorum.
Yaln›z burada çok ciddi bir avantaj›m›z var; biz
bunlar› öderiz, gerekirse muhtasarlar›, KDV’leri
yat›rmay›z diye düflünenler olabilir. Hay›r, birikmifl borçlar› öderken ayn› zamanda devam eden
sigorta primleri, KDV’leri, muhtasarlar› vs. de
aksatmayacaks›n. Onlarda da varan bir, varan iki
söz konusu oluyor. Yani geçmiflten gelen borçlarla ayl›k yükümlülüklerini düzenli yapacaks›n.
Herhangi birinde ikiden fazla aksat›rsan düdü¤ü
çal›yor, iptal ediyor.
O yüzden öncelikli olarak bunun süresinin uzamas› gerekiyor. Bakanlar Kurulu’nun bir ay yetkisi
var. Ben tahmin ediyorum bir ay uzat›lacak. ‹yi de
olur çünkü bu çok iyi anlat›l›rsa devletin kasas›na
hayal edemeyece¤i kadar bir gelir, ülkemize de hayal edemeyece¤imiz kadar bir döviz ak›fl› olabilir.
Bu yap›land›rma olay›na o yönüyle dikkat etmek
laz›m. Gündeme gelmedi ama haciz varsa, hemen
kalkm›yor, ödeme yap›ld›kça kalk›yor. Peflin ödeme yap›labilece¤i gibi 6, 9, 12, 19 taksit de yap›labiliyor. Bu hem vergi borçlar› hem de sigorta
borçlar› için geçerli ve 12, 18, 24, 36 ay da yap›labiliyor. Madem 36 ay var ben niye peflin ödeyeyim diye düflünenler olabilir. Orada küçük bir faiz ekleniyor. Örne¤in, 12 ayda ödeyecekse, 100
ise 105 olacak, 36 ayda ödeyecekse 115 olacak.
Bu flirketler, esnaf, vatandafllar için böyle.
Burada ciddi bir konu var; bir y›l içinde iki kereden fazla aksamamas› laz›m, üçüncü de olay iptal
oluyor. Ben bunu biraz da sizi neflelendirmek için
bir f›krayla anlat›yorum. Çok eskiden otomobil
yokken gelin damad›n evine ata bindirilerek götürülürmüfl. Yine böyle bir köyde dü¤ün yap›lm›fl,
gelin ata bindirilmifl damad›n evine gönderiliyor.
At›n aya¤› tökezlemifl bunun üzerine damat sinirli
Matrah art›r›m› konusu sizi yak›ndan ilgilendirecek bir konu. Bunu alt›n› çize çize anlataca¤›m,
baz› önerilerim de olacak. Biliyorsunuz matrah
artt›rma geçmifl y›llarda da vard›. Matrah art›r›m›
yapanlar, artt›r›m yapt›klar› vergilerle ilgili incelemeden kurtuluyorlar. E¤er içinizde varl›k bar›fl›
yasas›ndan 2006 ve 2007 y›llar›nda yararlananlar
olduysa –hepinizin bildi¤i gibi varl›k bar›fl› yasas›
63
itibar
2007 öncesi y›llar›n bir sigortas›yd›- bir daha bu
y›llar› art›rmaya gerek yok. Öyle de¤ilse gelir vergisi yönünden beyan edilen matrah›n 15, 20, 25,
30 artt›r›m› söz konusu.
Birincisi faaliyetini ya da gelirini gizleyenler,
herhangi bir gelir elde etmifl olanlar matrah art›r›m› yap›p kurtulabilecekler. Bunu öneriyorum
size. fiah›s olarak hiç mükellefiyetiniz olmayabilir, flirket mükelleftir. Baz› ifl adamlar›na sizin
geliriniz ne diye soruyorum, flöyle bir duruyorlar
ya iflte flirketler var ya diyorlar. Hay›r sizinki diyorum, bir düflünüyor, kendisinin hiç gelirinin olmad›¤›n› veya çok düflük bir gelirinin oldu¤unu
fark ediyor. Çünkü flirketin geliri baflka, flahsi
gelir baflka.
E¤er gayrimenkul gibi baflka bir geliri yoksa flirketinden ücret fleklinde bir gelir elde etmesi gerekiyor. Baz›lar› bunu ihmal ediyorlar. Geriye
dönüp bakt›¤›n›zda üç befl y›l önce banka hesab›n›za bir para girmifl olabilir, para bir arkadafl›n-
64
d›r, dostundur, göndermifltir veya bir tak›m kredi kart› ödemeleri olmufltur yurtd›fl›na gelen giden falan bugün ça¤›r›p sorsalar aç›klamakta
zorlanabilece¤iniz durumlar olmufltur. E¤er sizin hiç vergi mükellefiyetiniz yoksa, örne¤in
2009 y›l›nda 8150 lira artt›r›mda bulunursan›z
–en az artt›r›m o kadar- yani 1630 lira öderseniz size 2009 ile ilgili gelir vergisi yönünden sorgu sual yok.
fiahsi gelir vergisi mükellefli¤iniz varsa o zaman
% 10, 15 artt›r›lacak. Yani 100 bin lira beyan ettiyseniz 15 artt›racaks›n›z, 15’inde % 20’si olan
3 bin liray› ödeyeceksiniz. E¤er gelir vergisini düzenli ödeyen biriyseniz burada size 5 puanl›k bir
indirim yap›l›yor; %20 yerine 15’ten ödeyeceksiniz, bu önemli bir avantaj. Çarp›c› örnekler de verece¤im. Hiç beyanname vermeyen biri KDV’den
de bafl›m a¤r›rsa diye düflünebilir. O zaman ayn›
matrah›n KDV’sini yani %18’ini ödeyecek. Yani
8150 liran›n %18’ini ödeyecek. Kira geliri mesela, biri 100.000 kira geliri elde etmifl, vergisini
“
Devletin prim gelirleri yeterli
olmay›nca “Bu ay toplayamad›k
emeklilere % 30 daha az
verelim.” diyecek hali yok.
“
ödememifl. Bir baflkas› 300.000 lira kira geliri elde etmifl, vergisini ödememifl. fiimdi yeni kanuna
göre 2009 y›l›nda örne¤in 200.000 lira kira geliri elde etmifl biri hiç beyan etmemifl, kay›t yok.
Ona diyor ki; 489 lira öde daha ben sana demeyece¤im ki kardeflim sen 500.000 lira kira geliri elde etmiflsin niye beyan etmedin.
Gayrimenkul, hisse senedi sat›fl olaylar› var. Örne¤in 2006’da 10 milyon liraya al›nan bir arsa
2009’da 30 milyona sat›lm›fl, 20 kazan›lm›fl. Bunun vergisi 7 milyon lirad›r, bunu beyan etmemifl.
Bilmiyormufl ya da bu ciddi bir para 7 milyonu
nereden ödeyeyim demifl. bir tan›d›¤›m bu durumdayd›, bana sordu ben de hemen öde yoksa ceza
öder periflan olursun dedim. Torba yasas› ç›k›nca
geldi “Hoca iyi ki dedi¤ini yapmam›fl›m.” dedi. 7
milyon ödetecektin bana flimdi 1630 lirayla kurtuluyorum gerçi onu taksitle diyorlar; ama peflin
ödeyece¤im dedi. Bu durumda olan biri için inan›lmaz bir imkan.
Ayn› flekilde yurtd›fl›nda paras› olanlara paralar›n› Türkiye’ye getirmelerine varl›k bar›fl› yasas›yla
imkan sa¤land› biliyorsunuz. Bunun için %2’sini
ödeyin yeter denildi ve belli bir miktarda para geldi biliyorsunuz. Orada bana göre flöyle bir yanl›fll›k yap›ld›: 2007 ve öncesine güvence verildi. Halbuki paray› getiren kifli 2008, 2009’dan dolay› da
kendini ihbar etmifl olacakt›. E¤er 2008, 2009 olsayd› daha çok ilgi görürdü. fiimdi iflte bu kanun
inan›lmaz bir imkan getiriyor. 2008, 2009’a da
güvence veriyor. Yurt d›fl›nda paran›z var, gelir
elde ettiniz, kazanc›n›z› da getireceksiniz. Onunla
ilgili olarak 5776 lira öderseniz yaklafl›k 4000
dolar, %2’de de¤il, geçmifl y›llar›n sorgulamas›
söz konusu olmuyor. Bu konu bana göre torba yasan›n paras› olanlar yönünden de¤il ülkemiz aç›s›ndan da en önemli düzenlemelerinden biri, bunu
yurtd›fl›nda yurt içinde anlat›lmas› laz›m. Hiç çekinmeyin denmesi laz›m.
Bir de hisse senedi satm›fl olabilirsiniz. Ço¤u kifli
bilmiyor flirketin hissesini bir hisse devir sözleflmesiyle sat›yor. fiirketin hissesini 5 sene 10 sene
sonra da satsa gelir vergisine tabi bu. Ço¤u kifli
bilmiyor dedi¤im flu: aile flirketi oldu¤u için hisse
senedi bast›rm›yorlar. Bunun yerine geçen ilmuhaber var; o da bast›r›lm›yor. Böyle olunca ilmuhaber ya da hisse senetsiz yap›lan sat›fllar 5 y›l
sonra gelir vergisine tabi. Limited flirketlerde süre s›n›rlamas› yok. Yani 15 y›l sonra da sat›lsa bir
hisse senedi flirketi gelir vergisine tabi.
Gelir vergisi kanunun mükerrer 80. maddesinin
4nolu bendi. Satm›fls›n›zd›r bir limited flirket hissesini, bilmiyorsunuzdur da oradan ciddi bir vergi
ç›kabilir.
Bu arada yeri gelmiflken bilinmeyen bir konuyu
daha söyleyeyim. Bir limited flirketiniz varsa, onu
anonim flirkete çevirirseniz ki bu kolay, hisse senedini limited flirketin kuruldu¤u tarihte iktisab
etmifl kabul ediliyorsunuz. Yani 5 y›l önce kurulmufl bir limited flirketiniz var, hissesini satacaks›n›z. Örne¤in 1 milyonluk hisseyi 10 milyona sata-
65 itibar
“
Maliye de bir defa ödemezseniz
“varan 1” diyor, ikincisinde
“varan 2” diyor. Üçüncü de
adam› çekip vuracak hali yok ya,
“iptal” ediyor.
“
caks›n›z, 9 milyon kazanç ç›k›yor. Bundan kurtulufl; limited flirketi anonim flirkete çevirin, hisse senedi bast›r›n, onlar› satt›¤›n›zda 2 y›ll›k süre var
ya, o 2 y›ll›k süre limited flirketin kuruldu¤u tarihten bafll›yor, geri gidiyor. Bu ince bir nokta, akl›n›zda olsun.
olan, 8 olan var; bu ayr›mlara da gidilmemifl. O nedenle KDV artt›r›m›nda ciddi bir gelir beklenmiyor
fakat matrah artt›r›m› yap›ld›¤›nda “Ben sadece
kurumlar vergisinden de¤il KDV’den de incelenmeyeyim.” düflüncesi hakimse bu artt›r›m›n da yap›lmas› önerilir.
fiirketinizin geçmifl y›llarda göstermifl oldu¤u kazanc› belirtti¤im oranda artt›r›rsan›z, kurumlar
vergisi yönünden vergi incelemesi olmayacak. Ben
flahsen bunu tavsiye ediyorum. Özellikle kazançlar
çok yüksek de¤ilse, maddi bir yük getirmiyorsa bunu artt›rman›zda yarar var. ‹fl dünyas›nda flöyle bir
anlay›fl da var: Maliyeci gelirse, defterleri incelerse, bizim her fleyimiz sa¤lam; ama isterse bir fley
bulur, biz artt›ral›m.
Matrah artt›r›m›n›n 4 y›l olmas› flart de¤il.
2008’de kafan›z› kar›flt›ran bir durum vard›. Siz
veya muhasebe müdürünüz bilir. Benim her fleyim
çok iyi ama 2008’de bir fleyler olmufltu, 2008’i artt›ray›m diyebilirsiniz veya 2009’u artt›ray›m diyebilirsiniz. 2006’dan öncekilerin neden olmad›¤›n›
bir daha tekrarlayay›m; 2005 ve öncesi zaman afl›m›na u¤rad›. Yani 2005 y›l›ndan dolay› sizden herhangi bir fley talep edemezler, zaman afl›m›na u¤rad›. 2006 y›l›yla ilgili bir inceleme pek gözükmüyor. 2011 y›l›nda gelecek y›l›n çal›flmalar› yap›lacak. O yüzden artt›racaksan›z 2006’y› artt›rmaman›z› öneririm. Çünkü uzun bir süre vergi incelemesi söz konusu de¤il.
Stopaj yönündense sadece çal›flt›rd›¤› iflçileri hesap
alsak bile baz› flirketlerde çal›flt›r›lan iflçiler düflük
ücretten gösteriliyor. Küçük ve orta boyutlu iflletmelerde %2, 3, 4, 5 artt›r›l›yor. Çok say›da flirkette düflük ücretten gösterme olay› yan›lt›c› belge düzenleme olarak kabul ediliyor. Bunun da yapt›r›m›
18 aydan 3 y›la kadar hapis cezas›. O nedenle bu
durumda olanlar›n bir de bununla u¤raflmayay›m
hapis cezas› var deyip %2, 3, 4, 5 oran›nda artt›rmalar›nda yarar var.
KDV’de %1,5’tan bafllayan 3’ü bulan bir artt›r›m
var. Ama bana göre burada bir yanl›fll›k var. Ben
bunu maliyedeki ilgili arkadafllarla da görüfltüm.
Ödenen vergiden de¤il de hesaplanan KDV’den
ödenmesi isteniyor. O nedenle çok ciddi bir tutar ç›k›yor. Bir de KDV oranlar› farkl› olanlar var. % 1
66
Bu arada zararl› durumda olanlar, 2010’da olan
zarar›n yar›s›n› indirebilecekleri için aman dikkat.
Geçici vergi beyanlar›nda onlar› indirmiflsinizdir,
flimdi onlar›n yar›s› indirilece¤i için ilave bir vergi
ç›kabilir. Zararl› durumda olanlar bir gözden geçirsinler. ‹lgili vergi dairesi en son beyanname verilen vergi dairesi oluyor. Muhtasar yönden de merkez ve flube ayr› ayr› yerlere veriliyor. Her biri için
ayr› ayr› artt›r›m yap›lmas› öngörülüyor.
Matrah artt›r›m›yla ilgili sahte belge kullan›lm›fl
ise, muhtevas› itibariyle yan›lt›c› belge kullan›lm›fl
“
“
Matrah art›r›m›
yapanlar,
art›r›m
yapt›klar›
vergilerle ilgili
incelemeden
kurtuluyorlar.
ise, muhtevas› itibariyle dedi¤im gerçekten bir mal
al›m› vard›r; ama fatura al›nan›n üzerindedir, yapt›r›lan ifl onun üzerindedir veya sahte belge alm›flt›r. Sahte para gibi alg›lamay›n, gerçekten bir mal
al›nmad›¤› halde adam faturay› alm›flt›r sizin haberiniz yoktur. O yönden de incelemeleri kald›r›yor;
bu da çok önemli. Yani benim haberim yokken bir
fatura al›nm›flsa ondan da matrah artt›r›m› yaparsam muhattap olmayaca¤›m.
Çünkü anonim flirketlerde yönetim kurulu üyeleri
muhattap, limitedlerde müdürler muhattap oldu¤u
için o yönüyle önemli. Bu arada flu günlerde incelemeye al›nm›fl, incelemesi devam eden varsa içinizde hemen gidip matrah artt›r›m› yap›n, inceleme
oldu¤u gibi düflüyor. fiu anda dosyalar maliyede,
inceleme eleman›nda, daha rapor gelmemifl gidin 2
Nisan’a kadar matrah artt›r›m› yap›n, inceleme
eleman› kalemi, defteri her fleyi b›rakmak zorunda.
Baflvuruda bulunacak kifli mükellef ya da temsile
yetkili olan kifli.
67
itibar
Gelir vergisinden, stopajdan, KDV’den matrah
artt›r›m› dilekçelerini verin; ama bir kurufl ödemeyin, incelemeden muafs›n›z. Bir z›rh örülüyor.
Efendim paray› ödeseydiniz incelemeyecektik,
ödemedi¤inize göre incelemeye geldik olam›yor.
Dilekçeyi verdi¤iniz an incelemeden muafs›n›z.
Bu da ilginç bir durum. Bu arada biz nas›lsa matrah artt›r›m› yapt›k, bu defterleri de köfledeki kuruyemiflciye verelim, külah yaps›n olmuyor, yine
saklanmas› gerekiyor.
‹htilafl› vergiler var bir de. ‹çinizden baz›lar›n›n
varsa mahkemede maliye eldeki bir kufl daldaki
dört kufltan iyidir diyor, vergi yar›ya iniyor, faiz
dörtte bire iniyor, ceza s›f›rlan›yor. Bu çok önemli
bir avantaj. Özellikle teredütlü olanlar, mahkeme
aleyhime sonuçlan›rsa diyenler bundan yararlans›n
diye öneriyorum. fiu anda uzlaflmada, dava açma
aflamas›nda olanlar da yararlanabiliyor. ‹ncelemesi devam eden birine ihbarname sonradan gelirse,
68
matrah artt›r›m› da yapmam›flsa, o da yine yararlanabilecek. Ama 1 y›lda 6 taksitle ödemesi gerekiyor. Vergi mahkemesinde kazand›k biz, dan›fltay
da ne olacak diyenlere verginin % 80’ini indiriyor,
cezay› siliyor. Kalan % 20’yi öde, ona göre de enflasyon faiziyle bu ifli kapatal›m diyor.
E¤er mahkemede kaybedilmifl ve dan›fltay aflamas›nda ise vergide indirim yok; ama ceza siliniyor.
K›smen kazan›lanlarda, kazan›lanlar›n % 50’sini
indiriyor, sadece cezaysa % 75’ini kald›r›yor.
Mahkemede kazanm›flsa % 90’›n› kald›r›yor. 36
ay› bulabilen ödeme plan› burada da var.
KDV beyan›nda %10 ödediniz, ödeyece¤iniz
KDV’den onu indirebilirsiniz veya iade alanlar
alabilir. Yani %0 ile stok mal beyan edebiliyorsunuz, baz› sektörlerde çok önemli flu son cümle.
Ben bunu gazetedeki köflemde yazamad›m. Yazsam çünkü çok fazla ilgi olacak, ortal›k kar›fl›r.
“
“
Torba yasas› ç›k›nca geldi “Hoca iyi
ki dedi¤ini yapmam›fl›m.” dedi.
Diyor ki sen stok mal› beyan et, KDV’yi öde, öbür
taraftan al 0 maliyetle. Stok mal beyan edince baz› sektörlerde onlar› maliyete ekleyecekler. Mesela bir kaç tane hastanesi olan sa¤l›k iflletmecisi
bir tan›d›¤›m var. Hocam bu benim için mucize
dedi. Çok mu faturas›z stok, mal vard› dedim. Hiç
yok, hocam bilderece¤im 5 milyon lira, bizde bir
sürü çeflit var, örne¤in sarg› bezi bildirsem sarg›
bezi flu kadara da gider bu kadara da gider, doladur, parma¤a da dolars›n, kola da dolars›n dedi.
Ben onu beyan ettikten sonra hemen tüketirim, 5
milyon masraf yazaca¤›m 0 maliyette dedi. Bu
sa¤l›k iflletmesi için olabilece¤i gibi çok fazla maliyete giren masraf yaz›lan sektörlerde de olabilir.
Ben bu konunun gerçekte olmayan stoklar›n da
beyan› gibi fleylere neden olabilece¤ini tahmin
ediyorum.
Bir de kay›tlarda oldu¤u halde iflletmede bulunmayan nakit para ve ortaklardan alacaklar var. Hepinizin de bildi¤i gibi baz› harcamalar var ki karfl›l›¤›nda fatura al›nam›yor. Al›namay›nca kasada görünüyor veya orta¤a borç veriliyor.
Gelir vergisi kanununun 82. maddesinin 2 nolu
bendinde diyor ki; ihaleden çekilmek için al›nan paralar di¤er kazanç olarak beyan edilir, gelir vergisi olarak ödenir. Kanunlar› yazanlar çok iyi niyetli
insanlar, ihaleden çekilmek için al›nan paran›n vergisinin bildirilece¤ini düflünmüfller. ‹haleye fesat
kar›flt›rma suçundan tutun da alan ve veren aç›s›ndan on y›ll›k hapis cezas›na kadar boyutlar› oldu¤unu biliyorsunuz.
Ben araflt›rd›m 50 y›ld›r kimse beyan etmemifl. Ama
kanunlarda böyle süs maddeleri var. Erkeklere k›z›n
babas› taraf›ndan verilen bafll›k paralar› vergiye tabi de¤ildir diye de bir kanun var. Böyle bir bafll›k paras› yok ama kanunda 50 y›l› aflk›n süredir duruyor.
Tabi aç›ktan verilen paralar birikiyor, olmuyor.
Tabi bunlar kasada ya da ortaklardan alacak diye
gözüküyor. fiimdi bir taraftan kredi kullan›yor iflletme bir taraftan da 1 milyon para var kasada. ‹nceleme memuruna “Efendim ben nakit paray› çok
severim, iflletmede bulundururum, sabah gelir onlar› sayar›m.” deyin bakal›m inanacak m›? Bilinçli
muhasebeciler zaten efendim kasada bu kadar para olmaz size ç›k›fl yapal›m diyo. Ortaklardan alacak gözüküyor. Onun da biliyorsunuz s›k›nt›s› var,
örtülü kazanç, KDV gibi...
fiimdi buna af geldi. Bu durumda çekilen paralara
%3 ödeyeceksiniz ve s›f›rlanacak. ‹flletme sahibi
zaman zaman diyor ki; bu kadar para çekmifl olsam ne cebime giren 2-3 milyon. fiimdi onu beyan
edip %3’ünü ödeyecek ve s›f›rlanacak. May›s ay›n›n sonuna kadar beyan edilmesi gerekiyor.
Bir de kay›tlarda var yani sat›lm›fl ama faturas› kesilmemifl olanlar›n da faturas›n› kes s›f›rlayal›m diyor. O da güzel. Peki bizim yeminli mali müflavirimiz “Bizim kasada flu kadar para var, flu kadar
mal var.” diyordu. Biz flimdi yok diyoruz, adam›n
durumu ne olacak? Onunla ilgili de yeminli mali
müflavirlerin bu iflten sorumlulu¤u yok diye madde
eklediler.
Ço¤u kifli emekli olup bir flirketin yönetim kurulu
üyesi oldu¤unda veya bir ifl yeri açt›¤›nda maafl›n›n
%15’inin sosyal güvenlik destekleme primi olarak
kesilmesi gerekti¤ini bilmiyor. Birikmifl borçlara
36 ay vade tan›n›yor ve faizlerinin 3/4’ü siliniyor.
Benim kiflisel düflüncem emeklilerin çal›fl›yor diye
maafl›ndan niye %15 kesilsin, dünyada bunun örne¤i yok. Örne¤in ‹ngiltere’de belli yafl›n üstündeki
insanlar hala çal›fl›yorsa, onlara asgari geçim ücreti normalin iki kat›.
69
itibar
Ço¤unuz flirket yönetim kurulunda olarak Ba¤kur’lusunuz. Yeni ç›kan kanuna göre herhangi bir
yerde çal›fl›yor olursan›z SSK’l› olarak, SSK’dan
emekli olmaya hak kazan›yorsunuz.
En düflük maafl› Ba¤kur ba¤l›yor. Ba¤kur’dan
9000 gün prim ödemek gerekiyor. SSK’dan 5000
gün. Kad›nlarda ba¤kur 7200 gün. Dolay›s›yla daha az gün prim ödeyerek ve %15-20 fazla maafl
alarak SSK’dan emekli olma imkan› var, bu güzel.
Evde çal›flan kad›nlar var, 1-2 gün temizli¤e geliyorlar, onlar da 18 gün üzerinden prim yat›r›p
emekli olabilecekler.
Ayn› flekilde Anadolu’da çok var; örgü, dantel, nak›fl, yapma çicek, evde tarhana yap›p sat›p aile
bütçesine katk›da bulunanlar 18 gün asgari ücretten prim ödeyerek emeklili¤e hak kazan›yor, sigortal› oluyor, her türlü haktan yararlan›yor. Fevkalade olumlu bir olay. Yüzbinlerce ev han›m› efllerine
benim bir güvencem yok, yar›n sana bir fley olsa
ben ortada kalaca¤›m, diyordu.
Bir de yeni eleman alana 48 ay prim deste¤i verilecek. E¤er mesleki yeterlilik hissesi varsa, daha
70
önceden asgari yeterlilikti flimdi s›n›rlama olmaks›z›n örne¤in 4000 lira ödüyorsa 4000 liran›n primini iflsizlik sigortas› fonu, bir yandan da devlet
ödeyecek. ‹flsizlik sigortas› fonunda toplanan fonun
% 5’i iflsizlere veriliyor, gerisi duruyordu. fiimdi
onun % 10’u da istihdam yaratmaya aktar›lacak.
Ev al›yorsunuz yar›s›n› eflinize yap›yorsunuz. Efliniz ev han›m›ysa, nas›l ödedin dediklerinde veraset
ve intikal vergisine tabidir diyorlar. Dünyada baflka bir ülkede yok bu. Bir erkek kar›s›na, çocu¤una
ev, otomobil alabilir.
Ama biz de bunu babam ald› denince vergiye tabi.
O noktada çocuk derse ki benim bir miktar do¤umumla gelen paralar vard› babam da borç verdi ifle
girip ödeyece¤im. Kad›n derse ki; evlendi¤imde bileziklerimi kocam alm›flt›, onlar› satt› sermaye
yapt›, flimdi onlarla bana ev al›yorum senin o paran› da buraya yat›r›yorum derse, hiç bir fley olmayacak. Bu konuda bilinçli olmak gerekiyor.
Eflinizi banka hesab›n›za ortak edecekseniz, yanl›fl
olur. fiöyle yaparsan›z do¤ru olur: O paray› çekin
eflinizle birlikte baflka bir bankaya yat›r›n, sorun
yok. Ama mevcut bankan›zdaki 1 milyon liray› efli-
“
Maliyeci gelip defterleri incelerse,
bizim her fleyimiz sa¤lam olmas›na
karfl›n isterse bir fley bulur.
“
nize ortak etti¤inizde yar›s›n› eflinize ba¤›fllam›fl
kabul ediliyorsunuz. Bu çocuk için de geçerli.
Geçici ilmuhaber konusu geçmifl dönemde tart›flmalara neden oldu. Hisse senedinin yerini al›r m›,
almaz m› diye. Ticaret Kanunu’nun 411. maddesinde yaz›yor, maliyenin tebli¤i var 232 nolu; ama
Dan›fltay’da 9 fiubat 2011’de ilmuhaber hisse senedinin yerini al›r, hisse senedi de ilmuhaber de
vergiye tabi de¤ildir, dedi.
Anonim flirketlerde yönetim kurulu sorumlu, ifl
hacmi büyük olanlar var; yan›ndaki adamdan mal
al›yor, sat›yor, veriyor ve sonra Ceza Mahkemesi’nde yarg›lan›yorlar. Bundan kurtulmak istiyorsan›z ana sözleflmenizde bir de¤ifliklik yap›n; görev, yetki ve sorumluluklar›n da¤›t›labilece¤i fleklinde düzenleme yap›p baz› kiflilere verirseniz sorumluluklar› o zaman yönetim kurulu üyesi ya da
baflkan› olarak bundan sorumlu olmuyorsunuz.
Beni sab›rla dinledi¤iniz için hepinize teflekkür
eder, sayg›lar›m› sunar›m.
Prof. Dr. fi
fiüükrü KIZILOT,
Çorum’da dünyaya gelen fiükrü K›z›lot, Maliye
Bakanl›¤›’nda 8 y›l çal›flt›ktan sonra, önce
Adana ‹ktisadi ve ‹dari Bilimler Fakültesi’nde,
ard›ndan Ankara ‹ktisadi ve Ticari ‹limler
Akademisi Maliye Fakültesi’nde Asistan olarak
görev yapt›.
Alan›nda çok de¤erli çal›flmalara imza alm›fl
olan Say›n K›z›lot, Gazi Üniversitesi ‹ktisadi ve
‹dari Bilimler Fakültesi, Maliye Bölümü Baflkanl›¤›’n›n yan› s›ra, yine ayn› Üniversite’de
Maliye ve Vergi Hukuku Uygulama ve Araflt›rma Merkezi Müdürlü¤ü görevlerini yürütmektedir. Ayr›ca yar› zamanl› olarak ODTÜ ‹‹BF’de
Ö¤retim Görevlisi olan Say›n K›z›lot, 4 y›l süreyle PETK‹M Petrokimya Holding’de Yönetim
Kurulu Üyeli¤i yapm›flt›r.
fiükrü K›z›lot’un akademik görevlerinin yan› s›ra, Sabah Gazetesi’nde 8 y›l süreyle haftada 6
gün, Eylül 2002’den bu yana Hürriyet Gazetesi’nde haftada 5 gün ve ayl›k Yaklafl›m Dergisi’nde güncel mali ve ekonomik konularla ilgili
düzenli olarak yaz›lar› yay›nlanmaktad›r.
Yapm›fl oldu¤u çal›flmalar nedeniyle 1999 y›l›nda Nokta Dergisi’nin “Doruktakiler Özel Bilim Ödülü”nü alarak “Y›l›n Bilim Adam›” seçilen Say›n K›z›lot ayr›ca, Gazi Üniversitesi’nin
80. y›l›nda “En Baflar›l› Bilim Adam›” ödülünü alm›flt›r.
Prof. Dr. fiükrü K›z›lot’un vergi ve muhasebe
konular›yla alakal› flimdiye de¤in 7’si mizah kitab› olmak üzere toplam 64 cilt kitab› ile birlikte 3000 civar›nda makalesi yay›mlanm›flt›r.
71
itibar
Yay›n Kurulu:
Onur Soysal, Dr. Mustafa Özel,
Fatih Kuralkan, O¤uz Özcan, fiafak fiahin
Adres: Dereboyu Caddesi No: 303 Maslak
‹stanbul
[email protected]
Tasar›m: Tanzer Ercanpolat
Bask›: Mavi Ofset Bas.Yay.San.Tic.Ltd.fiti.
Eskoop San.Sit. C1 Blok No:25 ‹kitelli/‹ST.
Kandilli Kulübü toplant›lar›na kat›lanlara
ücretsiz da¤›t›l›r.
Para ile sat›lmaz.
Y›lda iki defa yay›nlan›r.
Kaynak gösterilerek al›nt› yap›labilir.
Yaz›lar›n sorumlulu¤ulu yazarlara aittir.
72
Kurucular Kurulu:
Onur Soysal
Nail Olpak
Ömer Faruk Çelik
Hüseyin Do¤an
P›nar Topdafl
Selim Erdo¤an
Ahmet Sait Kavurmac›
Mücahit Y›ld›z
Muhammet Çetinkaya
Fatih Kuralkan
O¤uz Özcan (Genel Sekreter)

Benzer belgeler