haber - Ege Bölgesi Sanayi Odası

Yorumlar

Transkript

haber - Ege Bölgesi Sanayi Odası
BAŞYAZI
Faaliyet ve ürünlerimiz
NACE ile yeniden tanımlanıyor
Değerli Sanayici Dostlarım,
Ulusal ticari ve sınaî faaliyet verilerinin ülkelerarası karşılaştırmalarda
kullanılmasını sağlamak amacıyla,
Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan
ve dünyada kabul edilen ISIC (International Standart Industrial Classification)
faaliyet sınıflaması temel alınarak, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde uygulanmak üzere yürürlüğe konulan Ekonomik
Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması (NACE)
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından ülkemize uyarlanarak geliştirilmiş
ve buna dayalı olarak hazırlanan TOBBMesleklerin Gruplandırılması Rehberi 14
Ocak 2008 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil
Gazetesi’nde yayınlanarak yürürlüğe
girmiştir.
NACE, Avrupa istatistik sistemi içerisinde karşılaştırılabilir istatistikler
üretmek amacıyla kullanılan istatistiksel
altyapının ayrılmaz bir parçasıdır. Tüm
Ekonomik Faaliyetlerin Uluslararası Standart Sanayi Sınıflaması (ISIC) ile ilişkisinden dolayı, NACE, ekonomik faaliyetlere
ilişkin istatistiki verileri dünya düzeyinde
karşılaştırma açısından çok önemli bir
araçtır.
Gelişmiş ülkeler, ekonomilerini önceden belirlenen politikalar doğrultusunda
yönlendirebilen ülkelerdir. Bunu gerçekleştirmek de, her türlü verinin, sağlıklı bir
biçimde ve belirli standartlarda kayıt altında tutulabilmesidir. Bu sayede iktisadi
politikalarını, sağlıklı verilerden çıkardıkları bilgilere dayanarak üretmektedirler.
Biz de, ülkemizin ticari ve sanayi
envanterlerini üretebilecek bilgi sistemlerinin oluşturulmasına ve buradan üretilecek bilgilerin güvenirliğine büyük katkı
sağlayacağına inandığımız, yeni bir kodlama sistemine geçiyoruz. Bugüne kadar
kullandığımız meslek kodları, faaliyet
veya sektör bazında, uluslararası karşılaştırılabilirliği olan bir bilgiyi üretmek bir
kenara, ulusal bazda bile standart bilgi
üretebilmemize imkân tanımamaktaydı.
Artık her üyemiz hazırlanan rehberdeki
bir faaliyet koduna uygun olarak yerini
alacak ve uluslararası kodlama sistemine
uyumlu olarak meslek grubu belirlenecektir.
Türkiye’de sektörler itibariyle kaç işletme olduğunu, bu işletmelerin ne kadar
üretim yaptıkları, ne pazarladıkları, ne
tür ham, yarı mamül ve mamül madde
kullandıkları, ne gibi hizmet ürettiklerinin
yanıtını ve ekonomik aktivitelere ilişkin
istatistiklerin üretilebilmesine imkan
verecek olan bu yeni sistemde üretilecek
sağlıklı ve ve tutarlı bilgilerle sektör, faaliyet ve ürün bazında ülkemiz ile başka
ülkelerin karşılaştırılması ve kıyaslama
yapılması sağlanmış olacaktır. NACE
ayrıca, firmalarımıza uluslararası ihale
takibi ve katılımı konusunda büyük
kolaylık sağlayacaktır. Zira her
bir firmamız, tek tip ve standart
faaliyet ile ürün kodları sayesinde, kendi faaliyetine uygun
işleri, küresel bazda takip etme
imkânına kavuşacaklardır.
Firmalarımızın, kendi
faaliyetlerine ve ürünlerine
uygun şekilde, uluslararası işbirlikleri kurmaları
da çok daha kolay
hale gelecektir.
Ülkemiz için ihtiyaç duyulan sanayi
envanterinin çıkarılmasında çok etkin
rol oynayacak yeni
kodlama sisteminin
oluşturulmasına
katkı sağlayan başta
TOBB olmak üzere,
çalışmalarda bulunan kurum ve
kişilere teşekkür
eder, yeni sistemin Odamız
için hayırlı
olmasını
dilerim.
ebsohaber 3
mart 2008
Tamer TAŞKIN
Ege Bölgesi
Sanayi Odası
Yönetim Kurulu
Başkanı
ANKARA’DAN
n
i
n
’
ç
e
ı
k
y
i
ı
ş
k
ı yatır
r
ü
T
Ekonomik kalkınmanın hedefine ulaşabilmesi için sanayide stratejik planlamayla yatırım
ve üretimin önündeki engeller kaldırılacak. KOSGEB destekleri
yeniden şekillendirilerek katma değeri yüksek ürünler teşvik edilecek. Planlı sanayileşme için yeni organize sanayi bölgelerinin
kuruluşunda lojistik değerlerdirmeler öne çıkacak.
Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı Ender Yorgancılar,
Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın, Meclis Başkanlık Divanı
ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer
Çağlayan’a yaptıkları ziyarette, yatırım ve üretimin desteklenmesi konusunda önümüzdeki sürece ilişkin moral buldu.
EBSO, önerileri sundu
EBSO Meclis Başkanı Ender Yorgancılar, Çin ile Hindistan
başta olmak üzere özellikle Uzakdoğu’dan gelen dampingli
ve kalitesiz ürünlerin Türkiye’de aynı üretimi yapan sektörlere
büyük darbe vurduğuna dikkat çekti. Yorgancılar, ekonomik refahın gerçekleşmesi, kaliteli üretimin teşvik edilmesi ve istihdam
sorunun çözülmesi için yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini
anlattı.
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın da, üyelerin
çözümlenmesini beklediği spesifik sorunlara ilişkin bir dosyayı
Sanayi ve Ticaret Bakanı Çağlayan’a verirken, sanayici tanımının
Sanayi Sicil Kanunu’ndaki tanıma uyarlanması gerektiğini vurguladı ve “Nüfus sayımında olduğu gibi özel kanun çıkartılarak
katılması gerekli tüm kurumların iştirakiyle sanayi envanteri de
çıkarılmalı” dedi.
Taşkın, kapasite raporlarının sanayi odası bulunan illerde
sadece sanayi odaları tarafından verilmesinin sağlanmasını,
ebsohaber 4
ım
yerinden
yönetim ilkesine bağlı
olarak sanayi sicil belgesi düzenlenmesi işlemlerinin sanayi odalarına devrinin sağlanmasını da önerdi.
Türkiye’de yatırım yapan yabancı firmaların kendi uzmanlarına çalışma müsadesi alımında yaşanan sorunların çözümlenmesini isteyen Taşkın, “Kurulmuş ve faaliyette olan KOBİ’lere kredi
desteği ile dış pazar imkanlarının geliştirilmesini, ekonomi ve istihdama katkılarının artırılmasını, sektörel veya bölgesel birlikler
oluşturularak bu yapıların teşvik edilmesini bekliyoruz. Ayrıca
KOBİ kapsamında değerlendirilmeyen ve KOSGEB kredilerinden
yararlanamayan inşaat sektörü için Avrupa’daki gibi proje üzerinden finansman kredisi uygulamasına gidilmeli, tesisat müteahhitleri de KOBİ kapsamına alınmalı. Tarım, balıkçılık ve deniz
taşımacılığı işlerinde uygulanan mazot ile diğer enerji teşvikleri
madencilik sektörüne de uygulanmalı. Yurtdışı fuarlara katılım
ve ihracat amaçlı iş seyahatlerine verilen desteklerin kapsamı
genişletilmeli” diye konuştu.
OSB’ler, tersane, bilişim vadisi
EBSO heyetinin Sanayi ve Ticaret Bakanı Çağlayan’ı ziyaretinde organize sanayi bölgelerine ilişkin gelişmeler de önemli
bir yer tuttu. Organize sanayi bölgelerinin yer seçimi yönetmeliğinde yapılan düzenleme için Çağlayan’a teşekkür eden Taşkın,
sözlerini şöyle sürdürdü:
“Süveyş Kanalı’na ve belli başlı limanlara yakınlığı ile deniz
trafiği açısından aktif birm konumda bulunan İzmir’e bir tersane
yapılmalı. Böylece hem deniz ticaretinden daha fazla yararlanı-
mart 2008
ANKARA’DAN
lacak hem de ekonomiye katkı sağlanacak. İzmir’in kuzeyi bu iş
için çok elverişli. Türkiye’nin tek gemi söküm tesisinin bulunduğu İzmir dünyada 5. sırada. Gemi söküm tesislerinin bulunduğu
arazinin büyük bir kısmı tersane yatırımları için değerlendirilebilir. Katma değeri yüksek üretim için Teknoloji Geliştirme
Bölgesi’nin beklediği ödeneğin bir an önce çıkarılmasını, Bilişim
Vadisi için İzmir’e öncelik verilmesini, Ödemiş OSB’de de altyapı yatırımlarına kredi tahsisi bekliyoruz.”
Organize sanayi bölgelerinin değişik model ve enstrümanlarla teşviki, OSB Kanunu’na dayalı olarak yürütülen çalışmlarda altyapı inşaatlarının KDV’den muaf tutulması ya da KDV
iadesi yapılması, OSB’lerde sağlık birimleri kurulması nedeniyle
firmaların doktor ihtiyacının merkezi olarak karşılanarak zorunlu
doktor istihdamının kaldırılması, OSB’lerin içinde kalan karayollarına çıkış iznin belediyeler yerine OSB’ler tarafından düzenlenmesi de Tamer Taşkın’ın gündeme getirdiği konular arasında
yeraldı.
Çağlayan: Sanayiye desteğimiz tam
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan da, yatırım ve
üretimin Türkiye için önemine dikkat çekerken sanayileşme için
gereken her türlü çabayı göstereceklerini bir kez daha vurguladı. Planlı ve düzenli kalkınma için organize sanayi bölgelerinin
önemli olduğunu tekrarlayan Çağlayan, yatırımcıların organize
sanayi bölgelerindeki işlemlerini hızla yapabilmesi amacıyla
yer seçiminde yaşanan sorunları çözecek düzenlemeyi geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Zafer Çağlayan,
“En büyük önceliğimiz yatırım, üretim ve istihdamın artması.
Sanayicimizin uluslararası pazarlarda başarılı olması, iç pazarda korunması, bürokrasiyle uğraşmak yerine kendi yaptığı işe
yoğunlaşması için çaba gösteriyoruz. Sanayicimizin karşılaştığı
zorlukları çözmek de en başta benim görevim” dedi.
Organize Sanayi Bölgeleri Yasası’nın Bakanlar Kurulu’nda
imzaya açıldığını bildiren Çağlayan, şu bilgileri verdi: “Burada
son derece model olduğuna inandığım bir çalışma var. İAOSB
Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Uğurtaş’ın görüşleri başta olmak
üzere tüm görüşler hazırladığımız taslağa yansıdı. OSBÜK görüşleri dikkate alındı. Tarafların mutabakatı sağlandı. OSB’lerde
yaşanan sorunlar bitecek. Dünyada ve Türkiye’de şartlar değişti.
Yeni OSB’ler, ihtiyaç duyulan alanlarda kurulacak. OSB’lerin
lojistik değerlendirmesi önemli olacak. Katma değeri yüksek
ürünlerin üretileceği OSB’ler üzerinde yoğunlaşıyoruz.”
KOBİ’ler küresel oyuncu
Çağlayan, KOSGEB desteklerini de yeniden yapılandırdıklarını ifade ederken, yakın geçmişteki nitelikli eleman desteği ile 16
bin 500 kişinin istihdam imkanı bulduğunu bildirdi. Zafer Çağlayan, “KOSGEB’i baştan aşağı yeniden yapılandırıyoruz. Benim
Bakanlığım döneminde KOSGEB politik müdahaleden uzak, teknik özellikleri ön plana çıkan güçlü ve etkin bir kurum olacak.
Eylem planımızın ana fikri KOBİ’lere balık vermek değil, balık
tutmayı öğretmektir. Ekonomimizin dinamiği KOBİ’lerimizin
küresel ekonomi oyuncusu olması için çalışıyoruz. Geçen yıl 12
bin 706 işletmeye 165 milyon YTL destek sağladık, 1 milyar 243
bin YTL’lik kredi hacmi yarattık” diye konuştu.
ebsohaber 6
Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanlık Divanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Ankara’da Emniyet Genel Müdürü Oğuz
Kağan Köksal’ı da ziyaret etti.
EBSO Meclis Başkanı Ender Yorgancılar ile Yönetim Kurulu
Başkanı Tamer Taşkın, İzmir’in asayiş yönünden Türkiye’nin
en huzurlu kentlerinden biri olduğunu, İzmir Emniyet Müdürü
Hüseyin Çapkın’ın başarılı çalışmalarıyla kapkaç olaylarını neredeyse bitirdiğini dile getirdi.
Yorgancılar ve Taşkın, İzmir polisinin madde bağımlılarının
işlediği suçlar, hırsızlık gibi diğer asayiş olaylarının azaltılmasında da örnek olduğunu anlattı. Emniyet Genel Müdürü Köksal da
İzmirliler adına geçmişte birlikte görev yaptığı Çapkın’ın başarılarıyla gurur duyduğunu ifade etti.
Çağlayan’ın dosyasındaki
spesifik konular
Birden fazla üretim yeri olan işletmelerin herbir
işyeri için ayrı sanayi sicil belgesi düzenlenmesine
yönelik, uygulamadaki kapasite raporunun da aynı
şekilde ayrı ayrı istenmesi uygulaması değiştirilmeli.
İşletmelerin TSE/TURKAK’tan alacakları Yönetim Sistemi Belgeleri ve diğer belge giderleri için
sağlanmakta olan Belgelendirme Desteği’nin kapsamı; TSE’nin yanısıra TURKAK tarafından akredite
edilmiş diğer belgelendirme kuruluşlarını da kapsar
şekilde genişletilmeli.
Gıda sektöründe imalat yapan KOBİ ölçeğinde
işletmelerin KOSGEB desteği ile makine teçhizat
alarak üretim kalitelerini yükseltmeleri için işletme başına 125 bin YTL tutarında 24 ay vade ile
verilmekte olan gıda sektörü makine techizat kredi
desteği makina imalat sanayi ve otomotiv yan sanayi sektöründe faaliyet gösteren işletmeler için de
sağlanmaya başlanmalı.
Alüminyum dökümcüler ve dövme gibi sektörlerde kullanılan yanık yağ ve fuel oil fırınlarının kaldırılıp elektrikli ısıtmaya geçilebilmesi için KOSGEB
desteği verilmeli.
KOBİ’lerin küçük satışlarından dolayı birikmiş
KDV alacakları, sadece KDV matrahlarının mahsubunun yanında, diğer vergi matrahlarından da
mahsubuna olanak sağlanmalı.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 30. maddesi kapsamındaki; özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru
çalıştırma zorunluluğu’nun “Yeraltı ve sualtı işlerinde özürlü çalıştırılamaz” hükmü inşaat sektöründe de geçerli olmalı. Dolaylı ve direkt vergilerin,
hammaddeden nihai ürüne kadar olan KDV ve ÖTV
oranlarının tekrar gözden geçirilerek, yüksek vergi
oranlarının kayıtdışını artırması engellenmeli.
Sektörler itibari ile uygulanan ve üreticilerden
alınan ÖTV yeniden gözden geçirilmeli.
mart 2008
ANKARA’DAN
t
e
i
m
r
v
ü
e
,
i
s
m
t
ı
i
h
r
ı
d
t
a
Y engelleri kaldırılıyor amın
Türkiye’nin bir numaralı sosyo ekonomik sorunu olan
işsizliğin çözüme kavuşturulması, üretimin artırılması ve yeni
yatırımların yapılmasının önündeki engeller birer birer kaldırılacak. Özellikle işletmelerin 49 işçide kilitlenmesine neden olan
istihdam üzerindeki yükler ve zorunlu istihdam sorunları Sosyal
Güvenlik Reformu’nun hayata geçirilmesinden sonra yürürlüğe
girecek yasal düzenlemelerle çözülecek. Vergi kayıp ve kaçakları azaltılarak kayıtdışı ekonomi önlenip haksız rekabetin ortadan
kaldırılması sağlanacak. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, “Sanayiciye ayakbağı olacak her türlü engeli kaldırıyoruz” dedi.
Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı Ender Yorgancılar,
Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın, Meclis Başkanlık Divanı
ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ı
ziyaret ederek haksız rekabete yol açan kayıtdışı ile mücadele
edilmesi, verginin tabana yayılması ve oranların düşürülmesi,
mali disiplinden taviz verilmemesi konularını aktardı.
EBSO Meclis Başkanı Yorgancılar, gerçek gündemin ekonomi olması gerektiğini savundu. Yorgancılar, “En önemli meselemiz istikrar. İstikrarın olduğu yerde yatırım, üretim, istihdam,
başarı oluyor. Bu ülkenin özel sektörün gelişmesiyle bir noktaya
geleceği aşikar. Bizler üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı düşünüyoruz. Türkiye’nin genç nüfusuna iş alanları yaratılması için
çaba gösteriyoruz. Türkiye’nin bir an önce gerçek gündemi olan
ekonomiye dönmesini, üretim, yatırım ve istihdamın önündeki
engellerin kaldırılmasını arzu ediyoruz” dedi.
Vergi için kayıtdışına kontrol
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın da, Türkiye’de
ebsohaber 8
yatırım ve üretim artışı sağlanması ve kayıtdışı ekonominin kayıt
altına alınmasıyla vergi gelirlerinin artabileceğine, böylelikle
kamu yatırımlarının artırılarak ekonomiye yeni bir ivme kazandırılabileceğine dikkat çekti.
Sürdürülebilir ve sağlıklı bir ekonomik büyüme hızının yakalanabilmesi için vergi sisteminin gözden geçirilmesi gerektiğini
vurgulayan Taşkın, “Mevcut vergi sistemi ile sermaye birikimini ve yatırımları teşvik edecek bir yapıya kavuşturulmadan,
kayıtdışılığın önüne geçmek mümkün değil. Vergi düzenlemeleri
ekonominin önünü kesinlikle tıkamamalı, aksine ekonominin
canlı olmasını teşvik ederek ona kaynak sağlamalı” dedi.
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Taşkın, kayıtdışı ekonomi
ve kayıtdışı istihdamın önlenmesiyle yatırımlardaki tıkanıkların
giderilip rekabet gücü kazanılacağını, verginin tabana yayılarak
devletin vergi kaybı olmadan gelirlerini artırabileceğini ayrıca
üretim girdisi maliyetlerinin üzerine yüklenmiş vergi ve fonlar
üzerinde gerçekçi indirimler yapılabileceğini anlattı. EBSO Meclis ve Meslek Komitesi üyeleriyle gerçekleştirdikleri toplantılarda
kayıtdışı ekonomiyle mücadelenin ilk sırada yeraldığını belirten Tamer Taşkın, “Kayıtdışı sektörlerin kontrol altına alınması
yoluyla verginin tabana yayılması, vergi oranlarının düşürülerek
vergilendirme tekniğinin temel unsurlarından olan verginin
ödenebilirliği ilkesine uygun hale getirilmesi gerekiyor. Vergi
politikaları hem vergi adaleti hem de beklenen hasılatı sağlayamıyor. Yüksek oranlı vergiler yatırımcılar üzerinde caydırıcı rol
oynuyor. Kayıtdışılığın olduğu bir ekonomiye yabancı sermaye
yaşam alanı görmediği için gelmiyor, yerli sermaye de daha uygun yatırım ortamına sahip ülkelere gidiyor. Türkiye bu sorunu
mart 2008
ANKARA’DAN
mutlaka çözmeli. Kayıtdışı ekonomiyle sanayimizi geliştirmemiz
mümkün değildir” diye konuştu.
Vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin oranının yüzde 70’e
kadar çıktığını, halbuki bu oranın OECD ülkelerinde yüzde
20’ler civarında olduğunu hatırlatan Taşkın, şunları söyledi:
“Artık dolaylı vergilerden medet uman yönetim anlayışı terk
edilmeli. Sistemin hızla, gelir üzerinden alınan vergilere geri
dönmesi gerekiyor. Harcamalar üzerinden alınan vergileri asıl
vergi haline getiren ve her defasında çözümü vergi oranlarının
yükseltilmesinde bulan anlayış aynı zamanda kayıtdışı ekonomiyi teşvik eden ve sahte, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge
kullanımını artıran bir mekanizma oluşmasına yol açıyor.”
Tamer Taşkın, yeni yatırımlarla üretim ve istihdama katkı
sağlayan faaliyetlerden elde edilen kazançların ayrı bir anlayış
içinde vergilendirilmesi gerektiğini de savundu.
Sanayicinin ayakbağlarını çözüyoruz
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, EBSO heyetini kabulünde
“Sanayiciye ayakbağı olacak her türlü engeli kaldırıyoruz” dedi.
Sanayicilerin çalışma hayatındaki engeller ve istihdam üzerindeki yükler konusunda son derece haklı olduğunu söyleyen Unakıtan, “Ben de sizlerle aynı görüşleri paylaşıyorum. Çünkü bizim
de işyerlerimiz var. Sanayi ve Ticaret Bakanımız Zafer Çağlayan,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Faruk Çelik, Ekonomiden Sorumlu Bakanlarımız Mehmet Şimşek ve Nazım Ekren ile
oluşturduğumuz kurulda her türlü sorunu ve çözüm önerilerini
tartıştık, gerekli kanun değişikliklerini hazırladık. Sosyal Güvenlik Reformu’nun yürürlüğe girmesinden sonra bu değişiklikler de
birer birer gerçekleştirilecek” dedi.
Yabancılar bizi tercih ediyor
Küresel ekonomiyi sarsan sürecin iyi yönetilerek Türkiye’nin
kazançlı çıkması için çalıştıklarını vurgulayan Unakıtan,
Türkiye’nin doğrudan yatırımlardan aldığı payın arttığını, yeni
yatırımların geldiğini anlatırken, son örnek olarak Tire Organize
Sanayi Bölgesi’nde yatırım yapacak olan Krone’yi gösterdi. “Biz
öyle girişimci bir milletiz ki, omuzlarımızdan bastırsalar yine
ayağa kalkarız” diyen Kemal Unakıtan, kişi başına milli gelirde
de 10 bin doları geçtiğimiz taktirde Türkiye’nin görünümünün
dünyadaki imajının değişeceğine işaret etti. Unakıtan, bunun da
yolunun yapısal reformlardan geçtiğini söyledi.
Türkiye yabancı sermaye çekerken Bulgaristan, Mısır Çekoslovakya, Polonya hatta Romanya gibi ülkeleri tercih eden
yatırımcıların o ülkelerde aradıklarını bulamadıklarını ifade eden
Kemal Unakıtan, Çekoslovakya’ya giden Hyundai’yi örnek gösterdi. Unakıtan, “Bu ülkelerde hem işçi ücretleri hem enflasyon
hem de vergiler arttı. Bürokrasi fazla. Çalışma ortamı verimsiz.
Türkiye önemli bir değişim geçirdi. Gerek yatırım ortamı gerekse
çalışma ve sosyal olarak daha fazla imkan sunuyor. Yatırım
Ajansımızın çalışmaları da başarılı” diye konuştu.
İzmir’e özel proje lazım
EBSO heyetinin ziyaretinde hükümetin İzmir’e ayrı bir önem
verdiğini de gündeme getiren Maliye Bakanı Unakıtan, “Bütün
bakan arkadaşlarıız özellikle EXPO konusunda adeta seferberlik
ilan etti” dedi. İzmir’in arzu edilen yerde olmadığını düşündüğünü belirten Kemal Unakıtan, şöyle konuştu: “İstanbul’un alternatifi İzmir. Kent, sanayi, tarım, turizm ve pekçok açıdan cennet
gibi. Hava ve denizyolu başta olmak üzere ulaşım imkanları,
sosyal ve kültürel yapısıyla da dikkat çekiyor. Ancak olması
gereken yerde değil. İzmir’e özel proje yapılmalı, kentin cazibesi
uluslararası alanda sergilenmeli, yeni yatırımlar çekilmeli.”
Sektörel konularda
gündeme geldi
EBSO heyetinin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ı
ziyaretinde sektörel konulara ilişkin KDV ve ÖTV
düzenlemeleri de gündeme geldi. Maliye Bakanı
Unakıtan’a bir dosya halinde sunulan konulardan
bazı başlıklar şöyle:
Sanayicileri vadeli satın aldıkları hammaddenin
KDV’sini devlete peşin ödeme yükümlülüğü altına
sokan 1 Mayıs 2007 tarih ve 25609 numaralı Resmi
Gazete7de yayımlanan 104 numaralı KDV Genel
Tebliği değiştirilmeli.
Teknik lise mezunu çalıştıranlara vergi indirimi
sağlanmalı.
Madencilik sektörünün gelişebilmesi için vergi
oranları düşürülmeli, yeni açılan maden işletmeler
için belirli sürelerde vergi muafiyeti getirilmeli,
sigorta primleri düşürülmeli ve rezerv tüketim payı
uygulaması getirilmeli.
Ülkemizde yok olma noktasına gelen pamukçuluğun ve çırçır sanayinin faaliyete devam edebilmesi için kütlü, elyaf pamuk, linter pamuk ve
pamuk lifi döküntüleri tesliminde KDV yüzde 8’den
yeniden yüzde 1’e indirilmeli. Pamuk, tiftik, yün
ve yapağı ile ham post ve deri teslimlerinde olan
tevkifat oranı yerine yüzde 8 KDV uygulamasına
geçilmeli.
KDV beyannamesi verme mecburiyeti olan
mükellefler için sattığı değil aldığı mal için doğan
KDV’nin beyan ve ödemesinin kendisi tarafından
yatırılması gerçekleştirilmeli.
İnşaat sektöründe KDV iadesi uygulamasının
iadenin tahakkuk ettiği yılın istisna koşullarına göre
düzenlenmesi ve iade talebinin yapıldığı tarihten 1
ay sonra ödemenin yapılması sağlanmalı.
Nakış sektörünün kullandığı mal ve hizmetlerdeki KDV oranları gözden geçirilerek tam açıklaması yapılmalı, çelişki ve eksiklikleri giderilerek
KDV Tebliği şeklinde yayınlanmalı.
Soğulma sektöründe ÖTV alınan ürünler
konusunda karmaşa var. Buz makinesinden ÖTV
alınmadığı halde ticari tip soğutucudan alınıyor.
Ürünlerden hangi kriterlere göre ÖTV alındığı
netleştirilmeli.
ebsohaber 10 mart 2008
ANKARA’DAN
yeni
destekler
a
y
a
d
ı
g
e
v
m
ı
r
a
T
Hükümet; tarım ve gıdada üretimi artıracak yeni destekleri
hayata geçiriyor. Seracılık, zeytincilik, balıkçılık, sebze, meyve başta olmak üzere üretimin modern yöntemler kullanılarak
artırılması ve ihracatı desteklenecek. Tarım arazilerinin miras
yoluyla bölünmesinin önüne geçilerek ölçek ekonomisi özendirilecek.
Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı Ender Yorgancılar,
Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın, Meclis Başkanlık Divanı
ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi
Eker’e yaptıkları ziyarette sanayicinin sorunlarını ve çözüm önerilerini aktarırken, sektöre ilişkin iyi haberlerle döndü.
İstikrar bozulmasın
EBSO Meclis Başkanı Yorgancılar, ziyarette yaptığı konuşmada kamuoyunun iç siyasi çekişmelerle meşgul edildiğini
hatırlatırken, gerçek gündemin ekonomi olması gerektiğini
savundu. Yorgancılar, “En önemli meselemiz istikrar. İstikarın olduğu yerde yatırım, üretim, istihdam, başarı oluyor. Bu
ülkenin özel sektörün gelişmesiyle bir noktaya geleceği aşikar.
Hükümetin geçmiş dönemde en büyük başarısı istikrarı sağlamış
olmasıdır. Bizler üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı düşünüyoruz. Türkiye’nin genç nüfusuna iş alanları yaratılması için çaba
gösteriyoruz. Ancak bugün gelinen noktada iç politika gelişmeleri herşeyin önüne geçti. Yatırımlar erteleniyor. Türkiye’nin bir
an önce gerçek gündemi olan ekonomiye dönmesini, üretim,
yatırım ve istihdamın önündeki engellerin kaldırılmasını arzu
ediyoruz” dedi.
Ege’de tarım ve gıda önemli
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın da, global ekonominin eski büyüme oranlarının yakalanamayacağını gösterdiğini hatırlatırken, “Ancak bu işin üstesinden gelmek zorundayız.
Türkiye her yıl ortalama yüzde 7’lik büyümeyi gerçekleştirmeli”
dedi.
Ege’de tarım ve gıdanın, tarıma dayalı sanayinin önemli yer
tuttuğunu belirten Taşkın, tütünü değerlendiren global sermayeli
sigara fabrikalarının İzmir’de bulunduğunu, incir, üzüm, zeytin
gibi geleneksel ürünlerin yanısıra seracılık ve kültür balıkçılığının yükselişe geçtiğini anlattı. Tamer Taşkın, ekvator kuşağının
altındaki ülkelerin 12 saatlik uçuş mesafesine rağmen Avrupa’ya
çiçek gönderdiğine dikkat çekerken, “Bizler de İzmir’de bu sektörü geliştiriyoruz. Hazine arazilerini büyük ölçekli sera yapabiliriz. Ülkemiz yepyeni bir sektör kazandığı gibi köyden kente
göç de azalır. Kültür balıkçlığında güzel gelişmeler yaşıyoruz,
ancak kirliliğe de karşıyız. Bu nedenle sektörün üretim yapabileceği yerler gösterilmeli, buralara taşınma teşvik edilmeli” diye
konuştu.
Pamukta ithalat artışı nedeniyle Türkiye’nin en kaliteli ürününün elde edildiği Ege’de yavaş yavaş başka ürünlere kayma
yaşandığını anlatan Taşkın, zeytinde de karasu bertarafı için
İspanya, İtalya gibi ülkelerdeki teknolojinin ülkemizde uygulanabilmesine yardımcı olunmasını istedi.
Türk lirasının aşırı değerli olması nedeniyle ithalatın cazip
hale geldiğini hatırlatan EBSO Meclis Başkanı Yorgancılar ile
Yönetim Kurulu Başkanı Taşkın, özellikle Çin ve Hindistan gibi
ülkelerden gelen, yerli üretimi tehdit eden hatta fabrikaların kapanmasına neden olan dampingli mallara karşı önlem alınması
gerektiğini savundu.
Her alanda üretime destek
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, tarım ve gıda sanayinin gelişimi konusunda her türlü desteği verdiklerini bildirdi.
Seracılığı çok önemsediklerini söyleyen Bakan Eker, “Üretim
tarımsal olmasına rağmen tarzı, kullanılan bilgi ve teknoloji
nedeniyle sera bir endüstriyel üretim alanı. Topraksız alanda bile
bitki üretilmesi sözkonusu. Taban arazilerinin dışında da üretim
yapılmasını destekliyoruz. Organize Sera Bölgeleri düzenliyoruz. Meraların bile seracılık için kullanılmasını planlıyoruz.
ebsohaber 12 mart 2008
ANKARA’DAN
Tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri kuruluyor. Seraların
alternatif enerji kaynaklarıyla ısıtılmasını teşvik eden düzenlemeler gerçekleştiriyoruz. Bununla ilgili kanun tasarısı Bakanlar
Kurulu’ndan geçti, TBMM gündemine geliyor” dedi.
Çiçek ve yaş sebze meyvede atılım
Küreselleşmeyle mesafelerin anlamını kaybettiğini, pazar ve
pazarlamanın önem kazandığını vurgulayan Eker, buna örnek
olarak İsrail’in Amsterdam Çiçek Borsası’nda söz sahibi olmasını gösterdi. Mehdi Eker, akşam toplanan çiçeklerin geceyarısından sonra borsaya sunulduğunu hatırlatırken, “Çiçek bizde
yeni bir üretim kolu. Refah düzeyi arttıkça çiçek tüketimi de
artıyor. Uluslararası alanda başarılı olmak önemli. Sadece çiçek
değil yaş sebze ve meyvede de bunu yapmak gerekiyor. Biz de
spesifik ürünleri destekliyoruz. Tropik ortamda yetişen muz için
destek veriyoruz mesela.. Üretim başarılı oldu, 70 bin tondan
150-160 bin tona çıktı. Pazardaki çikita muzların bile çoğu
yerli” diye konuştu.
Balıkçılıkta yeni ufuklar
Ege’de son dönemlerin yıldız sektörlerinden biri olan balıkçlığa da önem verdiklerini açıklayan Tarım ve Köyişleri Bakanı
Eker, uyguladıkları bilinçli destekler sonucu kültür balıkçılığında
üretimin 60 bin tondan 130 bin tona yükseldiğini bildirdi. Balık
ihracatının arttığını, en büyük müşterinin Yunanistan olduğunu
söyleyen Eker, yeni düzenlemeden sonra sektörün kendine çeki
düzen vereceğini, bazı işletmelerin birleşeceğini haber verdi.
Kültür balıkçılığının gelişmesinde yem teknolojisindeki değişimin etkisine dikkat çeken Eker, şu bilgileri verdi:
“Yeni balık çiftlikleri kıyıdan en az 0,6 deniz mili mesafede,
deniz suyunun en az 30 metre derinlikte olduğu ve uygun akıntı
olan yerlerde kurulacak. Eskiden yemlerin askıda kalma süresi
kısaydı ve dibe çöküyordu. Şimdi daha uzun süre askıda kalabildiği için balıklar tarafından tüketimi artıyor. Ayrıca kafesin
altına huni şeklinde bir düzenek yapılıp atıkların yüzeye alınarak
bertaraf edilmesi, hatta kafeslerin bile su üstünde görünmesesi
teknolojileri sonuç verdi. Bu arada sadece bu sularda yetişebi-
lecek balık türleri üzerinde de çalışıyoruz. Balıkçılık ve turizm
birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır. Türkiye’nin kaynaklarını
iyi kullanmalıyız. Standartları koymalı ve uygulamalıyız.”
Kuraklığa karşı önlem
Tarım ve Köyişleri Bakanı Eker, küresel ısınma sonucu
Türkiye’de yaşanan kuraklığa karşı yeni bir tedbirler paketini de
uygulamaya koyduklarını açıkladı. Tarımsal Kuraklık Koordinasyon Kurulu oluşturduklarını bildiren Eker, “Eylem planımızı
hazırladık ve uygulamaya başladık. Kuraklığa karşı dayanıklı
hububat türlerini belirleyip oluşturduğumuz listeleri çiftçilere
gönderdik. Su yönetimi ve kuyuların iyi kullanımı çalışmamız
var. Orta Anadolu’da Kuraklık Test Merkezi kuruyoruz. Küresel
ısınmada Akdeniz havzası tehdit altında ama biz şimdiden önlem alıp krizi avantaja çevirmeye çalışıyoruz. Damla sulamaya
yüzde 50 teşvik ve 5 yıl vadeli sıfır faizli kredi veriyoruz. Bu kredinin ödenemediği durumlarda tarımsal desteklemeden kesilerek
ödenme yolu da açıldı” diye konuştu.
Tarımsal üretimde kalitenin artırılması ve ürünlerin uzun süre
korunabilmesi için soğuk taşımaya yönelik makine ve ekipman
desteği sağladıklarını, sertifikalı meyve mahçesine ve yağlık
zeytine 250-300 YTL destek verdiklerini bildiren Mehdi Eker,
“Bu desteklerden yararlanmak için en az 10 dekarlık alana sahip
olmak gerekiyor” dedi.
Toprak bütünlüğü korunmalı
Tarımda en büyük problemlerden birini İsviçre’den alınan
Medeni Kanun’un oluşturduğunu dile getiren Eker, tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanmasının çok acı olduğunu vurguladı.
Eker, Medeni Kanun’da 2001 yılında yapılan değişikliğe rağmen
bu hükmün aynen korunduğunu hatırlattı ve “Biz yeni bir düzenlemeyle tarım arazilerinin 20 dekarın altına bölünümez şartı
getirdik. Ayrıca tarım arazilerini miras hukukunun dışına çıkaran
düzenleme yapıyoruz. Destekleme politikalarına da bu şartı koyuyoruz. Türkiye’de ortalama ölçek 55 dekar, AB ülkelerinde bu
rakam 75 dekar. ABD’de ise binlerce dekar. Tarımda karşımıza
çıkan temel sorunları çözmeye kararlıyız” dedi.
Sektörel konularda EBSO çözüm önerileri
EBSO heyetinin Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’e
yaptığı ziyarette sektörel konulara ilişkin KDV ve ÖTV
düzenlemeleri de gündeme geldi. Tarım ve Köyişleri Bakanı
Eker’e bir dosya halinde sunulan konulardan bazı başlıklar
şöyle: Üretim izinlerinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı merkezinden alınması bürokratik süreci uzatmakta ve gecikmelere
sebep olmaktadır. Bu izinlerin bölgesel merkezlerdeki Tarım
İl Müdürlükleri tarafından verilmesi sağlanmalıdır.
Akredite gıda laboratuvarlarının kurulması ve işletilmesi
yönünde gerekli düzenlemeler yapılıp desteklenmelidir.
Bilimsel veriler ışığında orman vasfını kaybeden alanlar
tespit edilip kiralama yöntemi ile üreticilere meyva, zeytin
gibi tespit edilen ürünlerin üretimi şartıyla verilmelidir.
Hayvancılık üretim ve sanayini destekleyecek yapısal
reformlara katkı yaratacak Türkiye Hayvancılığı Destekleme
ve Geliştirme Fonu kurulmalıdır.
ilaç kalıntı tespiti konusunda AB’de ciddi yaptırımlar olması nedeniyle ülkemizde de ilaç tespiti, standardı konusunda tedbir alınmalı, ihraç edilecek gıda ürünlerinde pestisit ve
antibiyotik kalıntı limitleri sıkı şekilde kontrol edilmelidir.
Kültür balıkçılığında KDV yüzde 1’e düşürülmeli, şarap
sektörü ÖTV’den muaf tutulmalı. Toptan alım ve satımlarda
tüm zeytinyağı çeşitleri ile sofralık zeytinlerde olduğu gibi
rafine pirina yağında da KDV yüzde 1’e düşürülmeli. Toplu
yemek sektörü için kamuda uygulanan KDV tevkifatının özel
sektörde de uygulanması sağlanmalı.
ebsohaber 14 mart 2008
HABER
Ege’nin başarılı ihracatçılarına ödül
Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı
ihracatçılar, ithal ettiklerinden çok daha
Kürşad Tüzmen, Ege Bölgesi'nin ihracatta
fazlasını ihraç ediyorlar. Aşırı değerli YTL
Egeli ihracatçının ithalattan çok
gösterdiği performans ve başarının diğer
ile ihracat yaparken, katma değeri yüksek
fazlasını ihraç ederek gösterdiği
bölgelere örnek olması gerektiğin isöytarım ürünleri ihracatı ile Ege Bölgesi'nin
başarı Türkiye’ye örnek oldu.
ledi. Türkiye genelinde ihracatın ithalatı
başarısı, Türkiye'ye örnek olmalı" dedi.
Devlet Bakanı Tüzmen, 2023’te
karşılama oranınnı yüzde 63 olduğunu
107 milyar dolarlık ihracat başarıEge’ye 60 milyar $ hedef koydu.
kaydeden Tüzmen, "Oysa bu rakam
sında herkesin payı olduğunu kaydeden
Ege Bölgesi'nde yüzde 115. Yani Egeli
Tüzmen, "Türkiye 23 milyar dolarlık teksihracatçı, ithalatından çok daha fazlasını ihraç ediyor. Bu başarı
til, 21 milyar dolarlık otomotiv ihracatı yapıyor. Ege Bölgesi'ni
Türkiye'ye örnek olmalı" dedi.
diğer birliklerde kayıt alıtına alınan rakamlarla birlikte yaptığı
ihracatsa 15 milyar doları aşıyor. İhracatın bir önceki yıla göre
yüzde 25 artmasında hep birlikte hareket etmenizin büyük payı
Görkemli program
var. Bu ihracat artışını kapasiteleri zorlaya zorlaya, büyük sıkınEge Bölgesi'nin 2007 yılı ihracat şampiyonları ödüllerini Dış
tılara, liman gibi altyapı eksikliklerine rağmen gerçekleştirdiniz"
Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in katıldığı
dedi.
törenle aldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı,
İhracatı artırmanın milli bir mesele olarak ele alınması
AKP İzmir Milletvekili İsmail Katmerci, CHP İzmir Milletvekili
gerektiğini ifade eden Tüzmen, "107 milyar dolar ihracat 1992
Mehmet Ali Susam, Bülent Baratalı, İzmir Büyükşehir Belediye
İtalyası’nın, 1991 İngilteresi’nin ihracatıdır. Türkiye aramızdaki
Başkanı Aziz Kocaoğlu, Vali Yardımcısı Fethi Özdemir, EGEV
fark 50 yıl kapanmaz anlayışını yıkarak gelişmiş ekonomilerle
Başkanı Yılmaz Temizocak, İzmir Esnaf Odaları Birlik Başkanı
Zekeriya Mutlu, TİM Genel Sekreteri Servet Eröcal, EBSO Meclis arasındaki farkı 15- 16 yıla indirmiştir" diye konuştu. Tüzmen,
2023'te 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin 60 milyar dolarının
Başkanı Ender Yorgancılar, Yönetim Kurulu Başkanı Tamer
Ege’den gerçekleşmesini planladıklarını sözlerine ekledi.
Taşkın, DETKİB Başkanı Raşit Güntaş, Ege İhracatçı Birliklerine
bağlı 12 birliğin başkan ve üyelerinin katıldığı ödül töreni Hilton
Oteli'nde gerçekleştirildi.
Büyüme mücadelesi
Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Üyesi Nezih Öztüre’nin
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı ihraortağı olduğu Pergamon Status Dış Ticaret Şirketi, bölgeden en
catçının 4 bir koldan ihracatı artırma mücadelesi verdiğini beliryüksek ihracatı gerçekleştiren kuruluş oldu. Yine EBSO Meclis
terek, "İhracatçılar bu mücadelenin askerleridir. Bundan bir süre
Üyelerinden Jak Galiko’nun şirketi Lider Deri, kendi sektöründe
önce 26 milyar dolar ihracat gerçekleştiren Türkiye, bugün 107
en yüksek ihracata imza attı. Tüzmen, Bakanlık olarak ihracatı
milyar dolar ihracatla bölgede istikrar abidesidir" diye konuştu.
ilan ettiklerini, ithalatı açıklamadıkları şeklinde eleştirildiklerini
Ege İhracatçı Birlik Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, birliğe
belirterek, "107 milyar dolar ihracat, 169 milyar dolar ithalat var. üye firmaların 6.9 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiği 2007
İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 63'e ulaştı. Yüzde 61'ler
yılında EİB'ye kayıtlı olmayan firmaların ihracatı da eklendiğinde
seviyesinden iyi bir noktaya geldi. Ege'ye İzmir'e geldiğimiz zatoplam 15 milyar doları aşan bir ihracat gerçekleştirdiklerini beman tüm bölgelere örnek olması gereken bir tablo karşımıza çılirterek, "Tüm olumsuzluklara rağmen gerçekleştirdiğimiz ihracat
kıyor. Ege'de ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 115. Egeli
2008'de de aynı hızla devam edecek" dedi.
ebsohaber 15 mart 2008
TÜRKİYE’NİNGÜNDEMİ
Dış dalga ve dava el ele vurdu
borsa 22 milyar dolar eridi
ardından finans piyasasında buna benzer
Piyasalar 17 Mart’ta çifte şok yaşadı.
batışların gelebileceği endişesi arttı. Bunun
Bir taraftan yurtdışı, diğer yandan içeriABD’nin beşinci büyük bankası
üzerine birde ABD Merkez Bankası’nın
deki siyasi gelişmeler piyasayı karıştırdı.
Bear Stearns’ın krize yenik dü(FED) iskonto faiz oranın pazar günü sürpABD’nin en büyük yatırım bankalaşerek hisse başına 2 dolardan JP
riz bir toplantı ile çeyrek puan indirmesi
rından Bearn Stearns’in yok pahasına JP
Morgan’a satılması, dünya piyade piyasalarda panik yarattı. Krizin derinliMorgan’a satılması global piyasaların
saları gibi Türkiye’yi de vurdu.
ği konusunda korkular tırmandı. Yatırımcıdengesini bozdu. Dünya borsalarında
lar nakde dönmek için satışa hız verdi.
kayıplar yüzde 5’e dayandı. Dışarıdan
gelen bu darbeye içeriden AKP’nin kapatılma istemiyle açılan
Borsalarda kara pazartesi
dava da eklenince, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)
Bu satışlar gelişen ve gelişmekte olan borsalara "kara pazarteson 5 yılın en hızlı düşüşünü yaşadı. Borsa yüzde 7.46 kayıpla
si" yaşattı. ABD borsalarında vadeli işlemler aşağı yönlü hüreket
1 günde 22 milyar dolar eridi. Çifte darbe yiyen Türk para ve
etti. Uzakdoğu’da ise Hong Kong borsası yüzde 5.18, Japonya,
sermaye piyasalarında borsa günü 39.409 puandan tamamladı.
yüzde 3.71, Çin borsası ise yüzde 3.6 kayıpla günü kapattı.
Uzakdoğu’da yaşanan bu kayıpların ardından haftaya başlmayan
Bear piyasanın depremi oldu
Mart ayının ikinci yarısının başında piyasaların gündemine
Avrupa borsalarında da endişeler satışa döndü. Avrupa borsaları
bomba gibi düşen Bear Stearns gerginliği, yeni haftada dünya
açılışın hemen ardından yüzde 4’e dayanan satışla sarsıldı. Gün
piyasaların depremi oldu. Bear Stearns’ün 240 milyon dolara JP
içinde Alman Dax Endeks’i yüzde 3.62, Fransa Cac Endeks’i ise
Morgan’a satılması piyasaların tansiyonun yükseltti. Bu satışın
yüzde 3 oranında değer kaybı gerçekleştirdi.
ebsohaber 16 mart 2008
TÜRKİYE’NİNGÜNDEMİ
1.2630 YTL ile başladı. Alımlar eşliğinde
5 yılın en hızlı düşüşü
en yüksek 1.2760 YTL’ye tırmandı. AnYurtdışı piyasalarda yaşanan sıkıntıİktidardaki AKP’ye açılan kapatcak kapanışa doğru gelen dolar satışları
larla hareket eden Türk para ve sermaye
ma davası da Türkiye’nin siyasi
ile 1.2650 YTL’ye gerileyen dolar serbest
piyasalarına AKP’nin kapatılması istemiyrisklerini yeniden gündeme gepiyasada 1.2610 YTL’den kapanış gerçekle açılan dava tuz biber ekti. Cuma günü
tirdi. İşsizlik oranı arttı, tüketici
leştirdi. Bono piyasasında ise yabancılagpiyasaların kapanışı sonrası gelen bu
güveni dibe vurdu.
rın sert satışları gözlendi. Gösterge bono
haberin etkisi ise dün borsaya satış olarak
faizi yüzde 18.63’e tırmandı. Bugün
yansıdı. Zaten yeni haftaya satışlarla başvalörlü işlemlerde ise yüzde 18.37’den işlem gördü.
laması beklenen İMKB Ulusal 100 Endeksi çifte darbe ile güne
yüzde 7.04 satışla 39.588 puandan başladı. Gün içinde yüzde
İngiltere’den piyasaya 10 milyar dolar
9.22 değer kaybeden borsa son 14 ayın en düşük seviyesi olan
İngiltere Merkez Bankası (BoE), likidite sıkışıklığını gidermek
38.638 puana indi. Böylece borsa son 5 yılın en hızlı düşüşüiçin piyasaya 3 gün vadeli, 5 milyar sterlin (10 milyar dolar)
nü yaşadı. Borsada bundan önce ABD’nin Irak’a savaş açacağı
vereceğini açıkladı. İngiltere Merkez Bankası, piyasaya verilecek
endişesiyle 17 Mart 2003 tarihinde yüzde 10.6 kayıpla kapanış
paranın, kısa vadeli para piyasalarında yaşananlara yanıt olarak
yapmıştı.
değerlendirildiği ve piyasa koşullarının yakından takip edilmeye
devam edileceği kaydedildi.
Günlük düşüş yüzde 7.46
Gün sonunda İMKB 39.409 puandan kapanış gerçekleştirerek
Petrol 111 doları aşıp yeni zirvesine çıktı
yüzde 7.46. oranında düşüş kaydetti. İMKB’nin hem dış hemde
Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları, 111 doların üzerine
iç şokla birlikte yaşadığı düşüşün faturası da yüklü oldu. Borsaçıkarak yeni rekor kırdı. ABD tipi hafif ham petrolün nisan tesnın cuma günkü 216.9 milyar dolar olan toplam piyasa değeri,
limi fiyatı, bir ara 111.80 dolara rekorunun ardıdan 110 dolara
dünkü düşünün ardından 194.9 milyar dolara geriledi. Böylece
geriledi. Ancak ardından gelen satışlarla New York Borsası’nda
borsadaki 1 günlük erime 22 milyar dolar oldu. Yılbaşından bu
ABD tipi hafif ham petrolünün varil fiyatı nisan teslimi 3.08 doyana piyasa değerindeki kayıp ise 88 milyar doları buldu.
lar azalarak, 107.13 dolara düştü. Petrol fiyatlarının artmasında,
Amerikan Merkez Bankası’nın iskonto faiz oranlarını düşürmeAKP etkisi yüzde 20
sinin yanı sıra doların rekor düşük seviyelere gerilemesi etkili
Yurtdışı piyasalarda krizin derinliğine yönelik korkunun
artığını söyleyen Ata Portföy Fon Yöneticisi Cem Tözge, "Yurtdışı oldu.
ile sarsılıyorduk şimdi yıkıldık. AKB’nin bu düşüşteki etkisi ise
Carlyle Capital tasfiyesini istedi
yüzde 20’yi geçmez. Yurtdışı olmasaydı zaten bu boyutta bir
düşüş görmezdik" dedi. Turkish Yatırım Finansal Strateji Müdürü Yatırım şirketi Carlyle Capital, hissedarlarının şirketin zorunlu
tasfiyesine oybirliği ile karar verdiğini açıkladı. Açıklamada,
Gökhan Uskuay da, Bear Stearns hisselerinin 2 dolara
Guernsey yasası uyarınca, şirketin ve kalan varlıklarının tasfiyesatılmasının şirketin battığı anlamına geldiğini
sine başlanacağı belirtildi. Amsterdam borsasında işlem gören
ifade ederek, "Diğer yatırım bankalarının
Carlyle Capital, borcunun 16.6 milyar dolarlık
da zorda olduğuna dair önemli endişeler
kısmını ödeyemediğini ve alacaklarla bir
var" dedi. Uskuay, AKP’ye yönelik daanlaşmaya varamadığını açıklavanın etkisinin yüzde 7’lik düşüşte
mıştı.
yüzde 3’ü geçmediğini söyledi.
Dolar 1.27 YTL’yi,
faiz yüzde 18’i geçti
Uluslararası piyasalardaki sarsıntı ve AKP’nin
kapatılmasına yönelik
dava döviz piyasasını da
alt üst etti. Dolar, Euro
karşısında 1.5904 seviyesi ile tüm zamanların en
düşük seviyesine indi.
Yurtdışı piyasalarda
yaşanan bu gelişme
içeride doların 1.27
YTL’yi aşmasını neden oldu. Dolar güne
bankalar arası piyasada
mart 2008
17
TÜRKİYE’NİNGÜNDEMİ
olmaması yatırımcılara cesaret verdi.
Altın 1.030 dolar ile rekor kırdı
Borsada 38 bin 500-39 bin bandının
Altın rekora doymadı. Altının ons
Dünyada ve Türkiye’de finans
önemli olduğunu düşünen uzmanlar,
fiyatı 18 Mart Salı günü de ABD ekonopiyasalarının depremi çabuk atlatendeksin bu seviyeden döndüğünü
simine yönelik kaygılarla 1.030 dolar
maya başlamasında ABD Merkez
hatırlatarak söz konusu seviyelerin yine
ile yeni zirvesine oturdu. Ekonomistler,
Bankası FED’in faiz indirimi ve
kuvvetli göründüğünü düşünüyor. Direnç
mevcut makro ekonomik ortamın, özellikidite artırımı etkisini gösterdi.
olarak ise 40 bin 900 seviyesi öne çıkılikle ABD’de mali sektörle ilgili kaygıların
yor.
yatırımcıları altına yönelttiğini belirterek
"Dolardaki aşağı yönlü eğilim ve genel belirsizlik altın piyasasını
Dolar aldığını geri verdi
destekliyor" dedi.
Dolarda hafta başında yaşanan hareketlilik ertesi gün yerini
düşüşe bıraktı. Yurtdışı piyasalarda havanın biraz olsun düzelPiyasalar yara sarıyor
mesi ile içeride de dolara sert satışlar geldi.
Piyasalarda 17 Mart Pazartesi günü yaşanan toz duman daİstanbul serbest piyasada dolar 1,2500 YTL, euro 1,9800
ğılmış görünüyor. ABD borsalarının artıya dönmesinin ardından
hafta ortasından itibaren yurtdışındaki yükseliş piyasaları olumlu YTL'den güne başladı. Serbest piyasada önceki kapanışta doların
satış fiyatı 1,2560 YTL, euronun satış fiyatı ise 1,9770 YTL
etkiledi. Borsa dünkü çöküşün ardından 18 Mart’tan itibaren
açılışla birlikte yara sarmaya başladı. Açılışta gelen alışların fazla olmuştu.
Serbest piyasada sakin hareket eden dolar genelde 1.25'in
kuvvetli olmadığı dikkat çekerken borsa, saat 10.10 itibariyle
yüzde 1.3 artışla 39 bin 912 puana çıktı. Arkasından gelen satış- hemen altında işlem gördü. Dolar saat 12.00 itibariyle 1.2480
YTL ile dünkü seviyesinin yüzde 1.1 altına indi. Öğle saatlerinde
larla dünkü seviyelerine yaklaşan borsa, seansın ikinci yarısında
dolar üzerindeki satış baskısı artarken, kurlar saat 14.00 itibariyise yeniden yönünü yukarı çıkardı. Borsa ilk seansı yüzde 1.32
le 1.2430 seviyesine kadar indi. Öğleden sonra ise devam eden
artışla 39 bin 932 puandan tamamladı.
satış baskısı kuru 1.2330 YTL'ye kadar çekti. Böylece dolar 7
İkinci seans açılışında ise alımların hızlandığı dikkat çekti.
Mart cuma günkü seviyelerine geri dönmüş oldu.
Özellikle Avrupa borsalarındaki alımlar ve ABD vadeli işlemlerdeki yükseliş İMKB'yi de olumlu etkiledi. Borsa, ikinci seansın
Bizim Merkez, faizi sabit tuttu
başlarında yüzde 2.2 artışla 40 bin 300 puan seviyesine tırmanMerkez Bankası, uluslararası piyasalardaki çalkantı
dı. Saat 15.30 itibariyle ise 40 bin 500'ün üzerine çıktı.
ve belirsizlik nedeniyle Eylül ayında başlaGün sonuna kadar alımların etkili
olduğu piyasada
dığı faiz inirim sürecinde frene bastı. Para
kapanış yüzde 3.33 artışla 40 bin 720
puandan
Politikası Kurulu’nun 19 Mart’ta yaptığı
gerçekleşti.
toplantıda Merkez Bankası yüzde 15.25
Borsayı değerlendiren uzolan kısa vade faizleri sabit tuttuğunu
manlar, özellikle yurtdışındaki
açıkladı. Artan gıda ve enerji fiyatları
olumlu havanın
ile küresel belirsizliklerin enflasyon
içeriyi de
hedefine ulaşılmasını geciktirebileolumlu etkiceği ifade edildi. Uluslararası kredi
lediği görüşünde.
piyasalarındaki sorunların
Ayrıca ABD'de Lehman
belirginleşmesiyle
Brothers ve Goldman Sachs
risklerin arttarafından açıklanan bilançotığı belirtilen
la- rın da beklendiği
açıklamada,
kadar kötü
“İndirimlere
rağman faizlerin mevcut
seviyesi,
enflasyondaki düşüşü
destekliyor.
Küresel
ekonomideki belirsizlikler
ve fiyatlama davranışlarındaki riskler temkinli olma gereğini artırdı”
denildi.
ebsohaber 18 mart 2008
EXPO
İzmir Milano’yu şaşırttı
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim
tabilir hale geldi. Şansımız daha yüksek.
Kurulu Başkanı ve EXPO 2015 İzmir
İnanın İtalya bile yarışa başladığımız
Ege Bölgesi Sanayi Odası YöneYönlendirme Kurulu Üyesi Tamer Taşdönemde bu seviyeye gelebileceğimizi
tim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın,
kın, EXPO 2015 sürecinde rakip kent
hayal bile edemiyordu. Türkiye kalan
Mart ayını tamamen İzmir’in
Milano’nun İzmir’in geldiği seviyeyi
sürede kendini en iyi şekilde anlatmaya
EXPO 2015’e ev sahipliği yapma
hayal bile edemediğini savunarak orgadevam edecek ve verilen emek boşa çıkçalışmalarına ayırdı..
nizasyonu düzenleme şansının giderek
mayacaktır” dedi.
yükseldiğini belirtti.
Tamer Taşkın, EXPO hedefinin
Tamer Taşkın, mart ayını tamamen İzmir’in EXPO 2015
İzmir’deki tüm kurumları da biraraya getirdiğine dikkat çekti.
organizasyonuna ev sahipliği yapması için tanıtım çalışmalaİzmir’e geçmişte “birlik olamama” gibi eleştirilerin yöneltildiğini
rına ayırdı. Taşkın mart ayı başında ilk olarak 1992 yılından
ve bu nedenle iş yapma tarzını herkesin kendi oyununu sergibu yana İzmir Fahri Başkonsolosluğunu yaptığı Güney Afrika
lediği “Efe” oyunu ile örneklendiğini hatırlatan Taşkın, şunları
Cumhuriyeti’ne gitti. Taşkın ile birlikte İzmir Valisi Cahit Kıraç
söyledi: “EXPO süreci sayesinde artık İzmirliler sadece Efe
ile Büyükelçi Hayri Erol da Güney Afrika Cumhuriyeti’nde üst
oyunu oynamıyor, halay da çekebiliyor. Bu hedefe kimse kendi
düzey temaslarda bulunarak EXPO 2015 için İzmir’e oy verilçabalarıyla ulaşamazdı. Şu ana kadar oynanan takım oyunu
mesini garantiledi. İkinci durak ise 1 milyon civarındaki nüİzmir için de örnek oldu. EXPO alındığı taktirde bundan kimse
fusuyla Swaziland oldu. Taşkın, Karayipler adalarında da oda
ferdi pay çıkaramaz. Ancak bu organizasyon alınırsa da bunda
ve borsaları ziyaret ederek ülkelerinin EXPO yarışında İzmir’i
en büyük pay Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ündür. Onun
desteklemeleri yönünde çaba göstermelerini istedi. Tamer Taşgirişimi ve emeği olmasaydı bu gün kendimizden bu kadar emin
kın, 1 milyar 300 milyon nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi bir şekilde konuşamazdık.” Türkiye’ye 116 ülke vatandaşlarının
Çin’in de, birkaç yüz bin nüfuslu ülkelerin de 1’er oy hakkı
vize sorunu yaşanmadan girebildiğini, EXPO süresince kalan ülolduğunu vurgularken, Milano ile yarışta İzmir’in EXPO ruhuna
kelere de vize kolaylığı sağlanacağını belirten Taşkın, İtalya’nın
da uygun olarak mümkün olduğunca çok insanı kucaklaması
ise oy istediği ülkelerden bile vize istediğini, bunun bir çelişki
gerektiğini söyledi. Nitekim, Mart ayı ortasında Türkiye’yi ziyaret olduğunu vurguladı. BIE delegesi ülkelerin çoğunun gelişmekte
eden Karayipler’in 119 bin nüfuslu ada ülkesi Saint Vincet ve
olan kategoride yeraldığını hatırlatan Tamer Taşkın, bu ülkelerin
Grenadinler’in Başbakanı Ralph Gonsalves, hem İzmir’in EXPO
gelişimini tamamlamış İtalya’ya göre son yıllarda hızla gelişen
2015 hem de Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi Geçici ÜyeliğiTürkiye’ye sempatiyle baktığını savundu. Taşkın, bütün bu sene destek verdiklerini açıkladı.
çeneklerin alt alta konulduğunda İzmir’in şansının daha yüksek
Tanıtım ve lobi çalışmalarının başladığı dönemlerde bazı
çıktığını söylerken, Türkiye ve İstanbul için yapılan tanıtımlar
tecrübesizliklerin yaşandığını hatırlatan Taşkın, “Ancak aradan
dışında ilk kez bir kent için bu denli tanıtım ve lobi çalışmasının
geçen zamanda İzmir kendi avantajlarını dünyaya daha iyi anla- yapıldığını ifade etti.
ebsohaber 19 mart 2008
HABER
TÜSİAD: İdeolojik tartışmanın
Türkiye’ye faydası yok
Türk Sanayici ve İşadamları Derneği
yansıyacağına baktığımızda ise, bir dizi
Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan
risk ve fırsatın bizi beklediğini görüyoEBSO’da Egeli sanayicilerle biraYalçındağ, belli odaklardan ideolojik
ruz. Risklerden kaçınmak ve fırsatlardan
raya gelen TÜSİAD Başkanı Yaltartışma götürmenin Türkiye’ye faydası
yararlanabilmek için ekonomi yönetimiçındağ, bu yıl ekonomiyi önemli
olmadığını söyledi.
nin azami dikkat ve özeni göstermesinin
risklerin beklediğini belirtirken,
Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın düzengerektiği bir dönemden geçiyoruz. Bu
azami dikkat ve hassasiyet istedi.
lediği toplantıda bölgedeki iş dünyası
olumsuz olumsuz olduğu kadar da değertemsilcileri ile biraraya gelen Yalçındağ,
lendirilmesi zor tablo karşısında enflasekonomi ve politikaya ilişkin görüşlerini aktardı.
yon oranları ve Merkez Bankası’nın para politikası araçlarına
Ekonomide 2008 beklentileri ve dünyada yaşanan ekonoilişkin değerlendirmesi had safhada hassasiyet istiyor” dedi.
mik dalgalanmaya karşı, hükümetin alması gereken önlemler
hakkında bilgi veren Yalçındağ, son dönemde ekonomiyi birinci
Merkez Bankası’nın bağımsızlığı
gündem maddesi haline getirmek için büyük çaba sarf ettiklerini
Arzuhan Doğan Yalçındağ, tüm dünyada ve özellikle avro
söyledi. Hükümetin, bu yıl beklenen ekonomik sıkıntılar konubölgesinde ekonomik rakamların revize edildiğini, bunun
sunda yeterli önlem almadığı yönündeki eleştirilerini İzmir’den
Türkiye ekonomisine de yansıdığını bildirdi. Bu ortamda özel
de seslendiren TUSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ,
sektörün borçlanma maliyetlerinin artmasının önemli bir risk
diğer sivil toplum örgütlerinin TUSİAD gibi konuşmadığı için tar- oluşturduğunu, iç piyasalarda finansman sağlama olanaklarıtışma ortamının sağlıklı gitmediğini dile getirdi. Bu yıl ekonomiyi nın artırılması konusunda, hükümetin bazı önlemler almasını
önemli risklerin beklediğine dikkat çeken Yalçındağ, “Keşke,
istediklerini söyleyen Yalçındağ, mali politikaların yürütülmesi
eğer tehlikeyi hepimiz farkediyorsak, hem TÜSİAD hem TOBB,
konusunda Türkiye'nin büyük hüner sergilemek durumunda kahem TİSK bütün sivil toplum örgütleri, aynı düşünceyi paylaşan
lacağını söyledi. Yalçındağ, bu konuda Merkez Bankası ve özerk
bütün sivil toplum örgütleri birlikte hareket etse” diyrek, yakında kuruluşların bağımsızlığının büyük önem kazandığını, IMF ile
TUSİAD Başkanlar Konseyi toplantısı düzenleyeceklerini ve bu
ilişkilerin de bir emniyet supabı görevi görebileceğini ifade etti.
söylemin bir adım ötesine geçeceklerini söyledi.
Artan belirsizlik ve risk ortamında Türkiye'nin “farklı bir
TUSİAD Başkanı Yalçındağ, Eylül 2007’de 2008’de bekçalışma yöntemiyle de olsa” IMF ile anlaşarak yoluna devam
lenen sıkıntıları görerek hükümete alınması gereken önlemler
etmesinin ülke açısından ek bir güvence getireceğinin savunan
konusunda görüşlerini aktardıklarını belirtti. Yalçındağ, “Butün
Yalçındağ, dış ticarette verimliliği artırıcı önlemlere de ihtiyaç
bu iç ve dış gelişmelerin 2008 yılı Türkiye ekonomisine nasıl
duyulduğunu kaydetti.
ebsohaber 20 mart 2008
HABER
Kayıtdışı ile mücadelede samimiyet yok
Ekonomide bu yıl beklenen daralmadan dolayı hükümetin
vergi kaybına uğrayacağını, bu nedenle kayıt dışı ekonomi ile
mücadelenin daha önem kazandığını vurgulayan Yalçındağ,
Hükümetin kayıt dışı ekonomiyle mücadelede samimi olduğuna
inanmadığını, iktidara gelen tüm siyasi partilerin bunu kullandığını ileri sürdü. Kayıtdışı ekonomi konusunun istense çok
daha çabuk çözüleceğini ifade eden Yalçındağ, “Hiçbir siyasi
iktidarın kayıt dışıyla mücadele konusunda samimi olduğunu
düşünmüyorum. Şimdi daha fazla konuşuluyor ama bence
gelen tüm siyasi partiler bunu kullandı. Çünkü istense çok daha
çabuk çözülebilirdi bu, somut bazı adımlar atılabilirdi. Bunun
için de siyasi sistemin şeffaflaşması ve siyasi partiler kanunu çok
önemli” diye konuştu. Yalçındağ, Belediyeler Yasası için uzun
görüşmeler yapıldığını anımsatarak, aynı şekilde Türk Ticaret
Kanunu’nun da bir günde çıkarılabileceğini söyledi.
Hükümetin yaklaşan ekonomik dalgalanmaya karşı tedbirlerin alınması konusunda iyi niyetli olduğunu var saydıklarını,
buna mecbur olduklarını dile getiren Yalçındağ, ekonomide
alınması gereken önlemlere dikkati çekerken, toplumsal konuların önemsiz olduğunu söylemek istemediklerini anlatan Yalçındağ, Türkiye'nin artık birden fazla gündemle idare edilebilir hale
gelmesi gerektiğini dile getirdi.
AB sürecinde de 2007 yılının kayıp yıl olduğunu, bu yılın da
aynı ivmede devam ettiğini dile getiren Yalçındağ, Türkiye'nin
lobi çalışmalarına ağırlık vererek Avrupa halklarına inmesi gerektiğine dikkati çekti.
EBSO Meclis Üyesi Salih Esen'in, TOBB ve TÜSİAD'ın
Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu tehditlerin dile getirilmesi
anlamında çıkışlarını olumlu bulduğunu, bu konuda eyleme
geçilip geçilmeyeceği yönündeki sorusunu yanıtlayan Yalçındağ,
şunları söyledi: “TÜSİAD gönüllü bir sivil toplum örgütü. Odalar
Birliği ise yarı kamusal. Belki buradan kaynaklanan gelenekle
TÜSİAD'ın söyleminin TOBB ile aynı olduğunu söylemek mümkün değil. Aslında keşke, eğer tehlikeyi hepimiz fark ediyorsak,
hem TÜSİAD, hem TOBB, hem TİSK, hem bütün sivil toplum
örgütleri birlikte hareket etse.. Yalnız kamplaşmanın ideolojik
tartışma getirmenin de Türkiye'ye çok fayda getireceği düşüncesinde değilim. Tartışma sürecinin daha zamana yayılmasını
ve daha sağduyulu olmasının gerektiği düşüncesindeyim. Bazı
toplumsal konular 'Hemen çözelim, kapatıp rafa kaldıralım' şeklinde yürütülemez. Bazen tartışmaların uzun sürmesinin sağlıklı
olduğunu düşünüyorum. Ama burada bir şey var tabi. TÜSİAD
gibi konuşan başka hiçbir sivil toplum örgütü olmadığı için de
sağlıklı bir tartışma ortamı gitmiyor.”
Yorgancılar: Kutuplaşma zamanı değil
EBSO Meclis Başkanı Ender Yorgancılar ise “yönetimlerde
kadınlara daha çok ihtiyaç duyulduğu bugünlerde bir takım güçlerin kadınları arka plana atan, onları farklı kategorilere sokma
planları bulunduğunu” savundu. Hükümetin yapay gündemler
yarattığını öne süren Yorgancılar, “Türkiye'de karar vericilerin çok dikkatli adımlar atması gereken zor bir yılın ilk 2 ayını
harcamış durumdayız. Hatalarla zaman kaybına tahammülümüz
yok. Kimsenin bu ülkeye bedel ödettirecek çıkışlarda bulunmaya
hakkı yoktur. Zaman, gerginlik zamanı değildir” diye konuştu.
ebsohaber 21 mart 2008
FİNANS
Sanayicilere “terzi usülü” kredi
Almanya’nın ve dünyanın önde gelen yatırım bankalarından
HSH Nordbank AG, İzmirli sanayicileri Uzakdoğu’yu sıçratan,
çok özel şartlı “Terzi usulü kredi”den yararlandıracak.
Almanya’nın en büyük kamu bankalarından biri olan,
230 milyar euro aktif büyüklükteki HSH Nordbank, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın’ın
Almanya’ya yaptığı tanıtım seyahatindeki girişimleriyle kredi
imkanlarını İzmir’de sanayicilere tanıtıcı bir seminer gerçekleştirdi. AAA ratinge sahip ve özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan
ülkelerin Avrupa Birliği’ne entegrasyonunu sağlama misyonuyla
hareket eden banka, Egeli sanayicilere uygun maliyet avantajlarıyla kredi verecek.
Egeli Sanayiciye kredi sağlamak için EBSO ile birlikte hareket
edecek olan Alman Nordbank, Hilton Oteli’nde düzenlenen
toplantıda, kredi koşulları hakkında sanayicileri bilgilendirdi.
Nordbank, EBSO üyelerine proje fizibilitesine göre ipotek ve
benzeri teminatlar alınmaksızın 5 yıl ve üzerindeki vadelerle
proje tutarına alt üst limit olmaksızın uygun maliyet avantajlarıyla kredi imkanı sunuyor.
Sektör ve kredide sınır yok
Toplantıda konuşan HSH Nordbank İhracat Finansmanı
Başkanı Klaus-Volker Lenk, Türkiye’nin Almanya için önemli
bir ihracat pazarı ve ekonomik partner olduğunu söyleyerek
Türkiye’nin AB üye olmasını umduklarını, böyle bir gelişmeyi
sevinçle karşılayacaklarını belirtti.
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin Avrupa Birliği’ne
entegrasyonu’nun öncelikle teknoloji transferi boyutunda ger-
Kredi için ne gerekiyor
Kredi işlemleri, firmaların finansal verileriyle bağlantılı olarak sektör ayrımı gözetmeden
işlemleri teminatsız ve şirket kefaletiyle gerçekleştiriyor. HSH Nordbank, sadece makine ve ekipman değil aynı zamanda yazılım, yedekparça, ve
Export Credit Agent (ECA) kapsamına giren ikinci
el tesis gibi kalemlerde de işlem yapabiliyor. Bu
yatırımların tutarı konusunda da herhangi bir limit
bulunmuyor.
Türk bankası aracılığı olmadan Türkiye’de bugüne kadar garantisiz, şirket kefaletiyle teminatsız
ECA bazlı 150 milyon euroyu aşkın kredi kullandıran HSH Nordbank, dünyada son dönemlerde
gerçekleşen mortgage krizi nedeniyle oluşan likidite darlığının sanayici üzerindeki negatif etkisinin
bu tarz ECA kredileriyle aşılabileceğini vurguluyor.
HSH Nordbank kredilerinden yararlanmak için
gerekli belgeler de şöyle:
• Makina ve ekipman alım sözleşmesi
• Şirketin 3 yıllık karşılaştırmalı bilançosu
• Bağımsız denetim raporu
• Bilanço rasyosunun uygun olması
• Nordbank ile kredi sözleşmesi imzalanması
ebsohaber 22 mart 2008
FİNANS
çekleşmesi gerektiği misyonuyla hareket ettiklerini dile getiren
Lenk, “Sanayi kuruluşlarına 5 yıldan başlayan ve yatırım turarına bağlı olarak 10 yıla uzayan vade seçenekleri ile uygun
kredi veriyoruz. Firmaların finansal verileriyle bağlantılı olarak
sektör ayrımı gözetmeden işlemleri teminatsız ve şirket kefaletiyle gerçekleştiriyoruz. Yazılım, yedekparça, ikinci el tesis gibi
kalemlerde de işlem yapılabiliyor. Yatırımların tutarı konusunda
da herhangi bir limit bulunmuyor” dedi.
Nordbank’ın dünya üzerindeki faaliyetleri ve performansıyla
ilgili bilgi veren Lenk, ABD kaynaklı krizden diğer bankalara
göre daha az miktarda etkilendiklerini söyledi.
Lenk, denizcilik, gayrimenkul ve başta uçak üretimi olmak
üzere nakliye sektörünün finansmanına ağırlık veren bankanın
geçen yıl toplam iş hacminin 206 milyar dolar olduğunu ifade
etti.
Alman Devleti Kredi Sigorta Kuruluşu Euler Hermes Türkiye
Başkanı Volker Knauhth da, Almanya’nın ihracatı desteklemek
için Hermes enstrümanlarını oluşturduğunu anlatırken, şirketlere
uzun vadeli finansman çözümleri sunduklarını dile getirdi.
Egeli sanayiciye kredi
Nordbank Türkiye Temsilcisi Trade Finance Temsilcisi Mithat
Suvak, Nordbank’ın Türkiye’yi yakından tanıdığını ve Egeli sanayiciye kredi kullandırmak istediğini söyledi.
Eximbank’ın da yatırım malları finansmanında ülke sigorta
kuruluşları destekli orta ve uzun vadeli kredi olanaklarını sağlama altyapısına sahip olduğunu ancak devlet garantisi olmadığı
için bu kredileri veremediğini belirten Suvak, yakın gelecekte
Eximbank’ın da bu alanda çalışmasını istediklerini kaydetti.
Mithat Suvak, Türkiye’de şirketlerin işletme sermayesi
sorununun geleneksel finansman olanaklarıyla çözümlenmeye
çalışıldığını, ancak dünyada yeni finansman olanaklarının da
gündemde olduğunu ifade etti.
ECA kredileriyle şahsi kefaletler ortaya konmadan şirketin
performansına göre yatırımların daha az risklerle yapılabileceğini aktaran Suvak, proje fizibilitesine göre ipotek ve benzeri
teminatlar alınmaksızın 5 ile 10 yıl arasında vadelerle, limit
olmaksızın uygun maliyet avantajlarıyla kredi imkanının sunulabildiğini belirtti.
“Terzi usulü finansman” olarak da nitelenen ECA kredilerinin
gelişmekte olan ekonomilerde kullanımının hızla arttığını belirten Şuvak, şunları söyledi:
“Dünya Bankası ve IMF kredileriyle tüm kalkınma bankalarının kredilerinin toplamından 4 kat daha fazla işlem ECA kredileriyle gerçekleşiyor. Bu korkunç bir rakam. Uzakdoğu’nun hızla
kalkınmasında, Latin Amerika ve Doğu Avrupa’nın hareketlenmesinde bu kredilerin büyük rolü vardır. İnşallah bizim Eximbankımız da bu hizmeti verebilecek seviyeye gelecektir. Aslında
mevzuatında bunlar bulunuyor. Sanayicilerin hükümet nezdinde
girişimde bulunarak bu hizmetlerin bir an önce verilebilmesini
talep etmeleri doğru olur.”
euroyu aşkın kredi kullandırdıklarını belirten HSH Nordbank’ın
Türkiye Temsilcisi Trade Finanse Kredi Pazarlama Müdürü Zafer
Kızılsu da, dünyada son dönemlerde gerçekleşen mortgage krizi
nedeniyle oluşan likidite darlığının sanayici üzerindeki negatif
etkisinin bu tarz kredilerle aşılabileceğini kaydetti. Türkiye’den
gelebilecek her türlü kredi talebine olumlu baktıklarını dile
getiren Kızılsu, şirketlerin bilançolarının uygun olması halinde
gelişmiş ülkelerden her türlü makina ve ekipman ihtiyaçları için
kredi verebileceklerini kaydetti.
Fırsatı kaçırmayın
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın ise sanayicilerin
son yıllarda özellikle girdi maliyetleri ve tahsilat sorunlarıyla
karşı karşıya bulunduğunu, özellikle elektrik, doğalgaz ve işçilik
gibi maliyetlere rağmen dünya ile rekabet etmeye çalıştığını
söyledi.
Sorunları bugüne kadar verimliliği artırarak çözmeye çalıştıklarını dile getiren Taşkın, finansman konusunda ise son 2 yılda
önceki döneme göre daha iyi olanakları değerlendirdiklerini
ifade etti.
KOBİ’lerin finansmanı iyi bilmediğini, bu nedenle yeni
olanaklara ulaşmakta sorun yaşadığını, merkezi İzmir’de olan
Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası’nın (VOB) sunduğu imkanların bile yeterince değerlendirilemediğini dile getiren Taşkın,
Egeli sanayicileri bu kredi imkanından yararlanmaya çağırarak,
Nordbank’ın alternatif bir finans desteği sunduğunu söyledi.
Firmaların ipotek yaptırmadan bu kredi sayesinde yeni tesisler
kurabildiğini ve var olan fabrikalarında yenileme yatırımları
yapabildiğini vurgulayan Taşkın, bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini kaydetti.
Bilançoların uygun olması gerekir
Türk bankası aracılığı olmadan Türkiye’de bugüne kadar
garantisiz, şirket kefaletiyle teminatsız 3 yıl içinde 150 milyon
ebsohaber 23 mart 2008
HABER
Mısır yerine, Türkiye’nin
Doğu’suna yatırım yapılmalı
Zorlu Holding Başkanı Ahmet Nazif
için KOBİ’lerin önemi büyüktür. BugünZorlu Holding Yönetim KuruZorlu, devletin bölgesel teşvik konusunda
kü en büyük değerimiz yan sanayidir.
lu
Başkanı
Ahmet
Nazif
Zorlu,
gerekli adımları atmadığını savunarak,
Mesela Kore, yan sanayisini desteklemek
Türkiye’nin akılcı davrandığı
“Bizim doğumuz var. Devlet, Doğu’da
için okullar açmış. Biz de inovasyona
yatırım yapacak şirketlerin, asgari ücretinönem vermeli ve yan sanayinin güçlentaktirde Avrupa’nın Uzakdoğu’su
den vergi almasın. Altyapıyı oluştursun”
mesini desteklemeliyiz. Kobilerin bu
olabileceğine dikkat çekti.
dedi.
konuda bilinçlendirilmesi lazım” dedi.
Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın girişimTürk yatırımcıların Mısır’a gitmelerini
leriyle gerçekleştirilen HSH Nordbank bilgilendirme toplantısına anlayamadığını da söyleyen Zorlu; “Bizim Doğu’muz var. Devkonuşmacı olarak katılan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı let Doğu’da yatırım yapacak şirketlerin asgari ücretinden vergi
Ahmet Nazif Zorlu, Türk girişimcisinin Mısır’a gitmek yerine
almasın. Alt yapısını oluştursun. Devletin Doğu’ya yatırımı teşvik
Doğu Anadolu’ya yatırım yapması gerektiğini söyledi.
edecek formüller bulması gerekiyor” dedi.
Ahmet Nazif Zorlu, terörle 20 senedir mücadele vermiş bir
ülke olarak; Türkiye’nin bugün küçümsenemeyecek bir noktaya
Devlet desteği ile dünya devi oluyorlar
vardığını söyledi. İtalya’nın da 70’li yıllarda bugün Türkiye’nin
Dayanışmanın önemine de vurgu yapan Zorlu, “Samsung’un
yaşadığı sıkıntılı dönemlerden geçtiğini belirten Zorlu, “Türkiye
cirosu ilk başladığında bizden iki, üç milyar dolar fazlaydı. Bugün ise bizim 20 katımız kadar. Bunda çalışanların payı büyük;
ama devletin verdiği desteğin de çok büyük payı var. Bizim büyüklüğümüzdeki firmalar devlet desteği sayesinde dünya lideri
oldular. Şu anda bu şirketler Türkiye’nin toplam ihracat miktarını
tek başına yakalayabiliyor” şeklinde konuştu.
Türkiye Avrupa’nın Uzakdoğusu olabilir
Sanayileşmede önümüzdeki dönemde bir hamle yapılmadığı takdirde dünya ile rekabet gücünün de azalacağını belirten
Ahmet Nazif Zorlu şöyle devam etti:
“Türk sanayisi rekabet gücünü gün geçtikçe kaybediyor.
Maliyetleri düşürerek ve bazı bölgelere yayılarak bunu gidermeliyiz. Hindistan, Pakistan, Çin gibi rakiplerin yapamadığını
yapmalıyız. Mesela tekstil sektöründe daha yapılacak çok iş var.
Uzakdoğu ülkelerine giden Avrupalılar Türkiye’ye geri döndü.
Çünkü biz tekstilde yenilik, kalite ve hizmete önem verdik.
Türkiye, Avrupa’nın Uzakdoğu’su olabilir; ama akılcı olmamız
lazım.”
Sosyal sorumluluk için Doğu’da yatırım
Toplantı sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ahmet Nazif Zorlu, enerji ve gayrimenkul sektörlerinde
büyümek istediklerini belirtti. Zorlu gayrimenkulde Avrupa’nın
en büyük komplekslerinden birini yapacaklarını söyleyen ve
Doğuya yatırım konusuna dikkat çekemek için proje ürettiği
bilgisini de veren Zorlu, “Maliye Bakanı ‘Gelin görüşelim’ dedi.
Doğu projesinin hangi illerde yapılması gerektiğini araştırıyoruz.
Zorlu Grubu olarak sosyal bir sorumluluk görevi olarak orada
var olmak istiyoruz. Kar amaçlı değil; sosyal sorumluluk için
doğuda yatırım yapacağız” dedi.
ebsohaber 24 mart 2008
HABER
İzmirli sanayicilere Ar-Ge bilgilendirmesi
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Stratejik Planlama ve İş Geliştirme yöneticileri Ar-Ge teşvikleri konusunda İzmirli sanayicileri bilgilendirdi. Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO)
Otomotiv Yan Sanayi Meslek Komitesi tarafından düzenlenen
toplantıda, maliyetlerini azaltarak, küresel rekabete ayak uydurabilmek için Ar-Ge teşviklerinin önemine dikkat çekildi.
Toplantıda konuşan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer
Taşkın, Ar-Ge faaliyetlerinin önemine dikkat çekerek “Kalitenin
önemi tartışılmaz bir şekilde ortadadır. Bununla birlikte ucuzluk
da küresel rekabet için çok önemli bir faktör. Biz yenilik yapamazsak, maliyeti düşüremeyiz” dedi.
Son dönemde sermaye ve kredi sorunundan kaynaklı sanayicilerin zorlandığını ifade eden Taşkın, TÜBİTAK’ın Ar-Ge konusundaki desteğinin sanayicilere başarı sağladığını ve bu tür faaliyetlere heveslendirdiğini dile getirdi. Ar-ge çalışmalarının sadece
otomotiv yan sanayiini değil, bütün sektörleri ilgilendirdiğini
vurgulayan Taşkın “Ar-Ge kolay değil. Mantık, eğitim ve disiplin
işidir. Müşterinin talepleri de Ar-Ge konusunda çok önem taşıyor. Bunun için Ar-ge çalışması yapmak isteyen sanayici müşteri
ile de iyi bir diyalog kurmak zorundadır” diye konuştu.
sektöre daha fazla katkı sağlayabilmek. Katılımcılarımızla önce
gizlilik sözleşmesi imzalıyoruz. Böylelikle sanayicilerimizin “Fikirlerimi başkaları, rakiplerim öğrenir mi?” endişelerini ortadan
kaldırıyoruz. Projenin bütün detaylarını birlikte paylaşıp doğru
sonuçlara ulaşıyoruz” dedi.
ISO 9001, ISO 14001 gibi kalite belgelerine sahip olduklarını ve kaliteye ve gizliliğe büyük önem verdiklerini vurgulayan
Demirel, “İş mükemmeliyeti merkezi olmak ve küresel rekabet
gücüne katkı sağlamak için Endüstriyel Ortaklık Programı da ArGe yapılan bir yer olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Bu ortaklıkta
yurtdışından gelen proje duyurularını da sanayiciyle paylaşıyoruz. Sanayicilerimiz 5 bin YTL ödeyerek Endüstriyel Ortaklık
Programına üye olabilirler, bu üyelikle Ar-Ge projelerinde belli
oranlarda indirim yapılıyor” açıklamasını yaptı.
AB 7. Çerçeve Programı’nın 54 milyar Euro bütçeye sahip
olduğunu hatırlatan Demirel, ilk çağrıların 22 Aralık 2006 yılında yapıldığını, proje başına 500 bin ile 2 milyon Euro arasında
destek verildiğine dikkat çekti.
Kalite ve gizlilik önceliğimiz
TÜBİTAK MAM Başkan Yardımcısı Dr. Mehmet Demirel de,
TÜBİTAK’ın yürüttüğü Ar-Ge faaliyetleri ve Endüstriyel Ortaklık
Programı hakkında bilgi verdi. Merkezin bugün kavuştuğu altyapıyla dünya ile boy ölçüşebilir hale geldiğini, maliyetleri çok
yüksek analizleri yapabildiklerini, endüstriyel alanda test, analiz,
danışmanlık hizmetleri verdiklerini kaydeden Demirel, amaçlarının bilim ve teknolojiyi kullanarak ülkede kalkınmayı sağlamak
olduğunu bildirdi. Mehmet Demirel, 2004 yılından bu yana
Ar-Ge destekleri konusunda her yere yetişmeye çalıştıklarını dile
getirerek “Özel sektörle yapılan projeler toplam proje hacmimizin yüzde 25’ini oluşturmasına rağmen, finans tutarı açısından
yüzde 4’lük pay alıyor. Bütün amacımız bu oranı arttırarak özel
ebsohaber 25 mart 2008
HABER
DUR
Danıştay’dan İzmir Limanı’na
Ege’nin ihracatının yüzde 80’ini. Türkiye iharacatının da yaklaşık üçte birinin yapıldığı İzmir Limanı’nın
özelleştirilmesi süreci bir kez daha durdu. Daha önce
ihalesi 4 defa durdurulan limanın bu kez de özelleştirilmesine Danıştay engel oldu. Karara İzmirli işadamları tepki gösterirken, bu sürecin bir an evvel bitmesini
ve ihracatın önünün açılmasını istediler.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, TCDD’ye
ait İzmir Limanı’nın özelleştirilmesi amacıyla yapılan
ihale ile ihaleyi sonuçlandıran Özelleştirme Yüksek
Kurulu (ÖYK) kararının yürütmesini durdurdu, TCDD
Genel Müdürlüğüne ait İzmir Limanı’nın 49 yıl süreyle
işletme hakkının verilmesi yöntemiyle özelleştirilmesi
amacıyla 3 Mayıs 2007’de yapılan ihalede en yüksek teklifi 1 milyar 275 milyon dolarla Çinli GlobalHutchison-EİB ortak girişim grubu vermişti. Verilen
rakam en yüksek liman özelleştirilme rakamına
ulaşmıştı.
Yapılan ihaleye Liman-İş Sendikası ve Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi Vakfı’nın, TCDD Genel
Müdürlüğüne ait İzmir Limanı’nın 49 yıl süreyle işletme hakkının verilmesini iptal etmek için ve yürütmeyi
dudurmak için dava açmıştı. Danıştay 13. Dairesi,
iki ayrı davada da söz konusu ihale ve ÖYK karının
yürütmesinin durdurulması istemlerini reddetmişti.
Davacı Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi Vakfı,
Dairenin bu kararına itirazı üzerine dosyaları görüşen
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, itirazları kabul
etti ve dava konusu işlemlerin yürütmesini durdurdu.
Bundan
sonra ne
olacak
İhaleye dev
firmalar katılmıştı. Alsancak
Liman Hizmetleri
A.Ş, Babcock
and Brown ve
PSA-Akfen Ortak
Girişim Grubu.
Çelebi Holding
A.Ş, HutchisonGlobal Yatırım ve
EIB LIMAŞ (Ege
İhracatçı Birlikleri
Liman Hizmetleri
ve Taşımacılık
A.Ş) Ortak Girişim
Grubu’nun katıldığı ihaleyi, açık
artırma yöntemiyle gerçekleştirilen
16 turun ardından
1 milyar 275 milyon dolarla Çinli
Global-HutchisonEİB ortak girişim
grubu kazanmıştı.
Kararın iptaline İzmirli işadamalarından tepki
yağdı. Deniz Ticaret Odası Başkanı Geza Dologh
devletin limanı işletemediğini, mutlaka özel sektörün
bu işi yapması gerektiğini vurgularken, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın ise bir Türkiye
klasiği yaşandığını ve ne olursa olsun limanın özelleşeceğini söyledi.
Global: Süreç devam ediyor
Global Yatırım Holding, İzmir Limanının özelleştirilmesine ilişkin olarak, yürütmenin durdurulması
konusunda verilen kararların ‘ara karar’ niteliğinde
olduğunu savunarak, bundan sonraki süreçte Danıştay 13. Dairesinin davanın esasını inceleyerek karara
bağlayacağını kaydetti.
Global Yatırım Holdingden yapılan yazılı açıklamada, İzmir Limanı’nın, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından “İşletme Hakkı Devri” yöntemiyle 49 yıllığına özelleştirilmesi amacıyla 3 Temmuz
2007 tarihinde düzenlenen ihalede, Global Yatırım
Holding - Hutchison Ports ve Ege İhracatçı Birlikleri
Ortak Girişim Grubunun, 1 milyar 275 milyon dolarlık teklifle birinci olduğu hatırlatıldı.
Açıklamada, yapılan ihalenin iptali amacıyla
Danıştay nezdinde açılan davalarda Danıştay 13.
Dairesinin söz konusu ihale kararının yürütmesinin
durdurulması taleplerini reddettiği ifade edilerek,
şunlar kaydedildi:
“Danıştay 13. Dairesinin verdiği karara yapılan
ebsohaber 26 mart 2008
HABER
itirazları değerlendiren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, yürütmenin durdurulması kararı vermiştir. Türk İdari Yargı
Sisteminde yürütmenin durdurulması konusunda verilen kararlar
‘ara karar’ niteliğinde olup bundan sonraki süreçte Danıştay 13.
Dairesi davanın esasını inceleyerek karara bağlayacaktır.
İzmir Limanının özelleştirilme süreci Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığının öngördüğü şekilde devam etmektedir.”
Devir teslim bekliyor
İzmir Limanı ihalesini alan konsorsiyum içinde yer alan EİB
Liman Hizmetleri A.Ş (LİMAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Servet
Eröcal, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun, ihalenin yürütmesinin durdurulması yönündeki kararının özelleştirme sürecini
uzatacağını belirtti.
Eröcal, ihaleyle ilgili itirazları değerlendiren Danıştay 13.
Dairesi’nin yürütmenin durdurulması talebini reddetmesiyle, sürecin kısa sürede sonuçlanacağı beklentisine girdiklerini, ancak
bir üst makamın verdiği aksi kararla bu sürecin daha uzayacağının anlaşıldığını dile getirdi.
Eröcal, şöyle konuştu: “Şimdi esastan inceleme yapılacak,
esası bekleyeceğiz. Daha önce liman özelleştirmesi olarak
Mersin’de de yapılmış bir uygulama var. Yargıyı herhangi bir
şekilde eleştiremeyiz. Yargı değerlendirmesini yapacak, esas
hakkında kararını verecektir. Yargı kararına saygılıyız. Bu karar,
muhakkak ki süreci uzatabilecek bir gelişmedir. Yürütmenin durdurulması kararı, en azından esas hakkında karar verilinceye kadar devir ve teslim işlemini önler, geciktirici etkisi olacaktır. Bu
yönde bir karar çıkmasaydı devir işleminin Mart ayında olmasını
bekliyorduk. Bundan sonraki süreçte yargının işleyiş hızıyla ilgili
bir yorumda bulunmak istemiyorum.”
Önümüzü göremiyoruz
Deniz Ticaret Odası Geza Dologh, üzüntülü olduklarını bu
kararı anlamadıklarını bir an önce bu işin çözümlenmesi gerektiğini söyledi. Dologh, “Hukuk süreci devam ediyor. Yürütmeyi
durdurma kararı temyizden çıkan bir karar. Bence günün en
üzücü haberi. Devlet bu limanı işletemiyor. Sıkıntılar var biz
özel sektörün limanını işletmesinden yanayız . Hukuka da saygımız sonsuz ama hızlı işlemesin istiyoruz. Bir an önce mahkeme
sonucu açıklansın. Önümüzü görelim limanın iyi işletilmesi için
özelleştirmesi gerekiyor başka çare yok” dedi.
EİB Başkanlar Kurulu Başkanı Mustafa Türkmenoğlu ise
sürecin uzamasının kimseye yaramayacağını söyledi. İzmir
Limanı’nın bir an önce özelleştirlmesi gerekir diyen Türkmenoğlu, “Belirsizlik yaşanan bir yerde verimli bir çalışma ortamı
sağlanamaz. Mevcut liman yönetimi bu süreçte limana yatırım
yapmaz. Yargının kararına bir şey diyemeyiz ama sürecin daha
hızlı sonuçlandırılması çok iyi olur. İzmir limanının verimli
çalışması ihracata, ithalata ve İzmir’e fayda sağlar. Bu sürecin
uzaması limandaki sorunların da devam etmesine neden olacaktır” diyerek tepkisini dile getirdi.
EİB Limaş Yönetim Kurulu Üyesi Eli Alharal da, limanın eninde sonunda özelleşeceğini, bu durumun yeni ihaleye çıkacak
olan Samsun ve Bandırma limanlarını da kötü etkileyeceğin
söyledi.
Taşkın: Kayıp günler devam edecek
Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Tamer Taşkın, Türkiye’de
bu tür süreçlerin yaşanmasının normal olduğunu söyledi. Taşkın
“Limanın özelleştirilmesinin iptali iş dünyasını üzdü. Maalesef
Türkiye’de bu tür süreçler yaşanıyor. Mersin Limanı’da böyle bir
süreçten geçti. Bu çerçevede kayıp günler, yıllar yaşamaya devam edeceğiz. Ama nolursa olsun liman özelleşecek ve ihracatın
önü daha da açılacak” diye konuştu.
Rakamlarla İzmir Limanı
Yıllık geliri 30 milyon YTL’nin üzerinde .Türkiye’nin konteyner ihracat üssü konumundaki Alsancak, en karlı limanlar
arasında yer alıyor. 11 milyon tonun üzerindeki kapasitesiyle
ülkemizin en büyüğü. Alsancak Limanı’nda yılda ortalama 30
milyon YTL’nin üzerinde gelir elde ediliyor. Ege’den gerçekleştirilen ihracatın yüzde 93.2’si, ithalatın ise yüzde 91.1’i
İzmir’den yapılıyor. Limanın Türkiye’nin konteynerle yapılan
ihracatındaki payı ise yüzde 55.
Yolcu rıhtımının hizmete girişi......................................... 1969
Toplam rıhtım uzunluğu............................................. 2.959 m.
Derinlikler....................................................................9/13 m.
Toplam liman alanı................................................902.000 m2
Potansiyel kapasite...................................... 11.000.000 ton/yıl
Gemi kabul kapasitesi......................................... 3650 gemi/yıl
Konteyner molü rıhtımları uzunluğu............................ 1415 m.
Konteyner molü stoklama sahası............................250.000 m2
Konteyner molü depolama kapasitesi............................ 11.000
ebsohaber 27 mart 2008
ULUSLARARASI
Mısırlılara İzmir’i pazarlayın
Ege Bölgesi Sanayi Odası’nı (EBSO) ziyaret eden Mısır Büyükelçisi Alaa El Hadidi’den “İzmir’i pazarlayın” önerisi geldi. Mısırlı yatırımcıları Türkiye’de İstanbul dışında İzmir’e de yatırım
yapmaları konusunda ikna etmeye çalıştığını ifade eden Hadidi,
“Sadece Mısır’ı satmaya çalışmıyorum. İzmir’e yatırım yapmaları konusunda da Mısırlı işadamlarını ikna etmeye çalışıyorum.
Siz de bu konuda bana yardımcı olun. Siz de İzmir’i satmaya
çalışın” dedi.
Siyasetçilerin yüzde 1000 desteği var
Mısır Büyükelçisi Alaa El Hadidi, Ticaret Müşaviri Mongy Aly
Badr ile birlikte EBSO’da Mısır’da yatırım olanakları toplantısına
katıldı. Büyükelçi Alaa El Hadidi, Türkiye ile Mısır arasında iki
yıl önce imzalanan serbest ticaret anlaşmasının kilometre taşı niteliğinde olduğunu söyleyen Büyükelçi Hadidi, Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül’ün Mısır’ı ziyaretinin de önemli aşamalardan birini oluşturduğunu dile getirdi. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin
gelişimi için siyasetçilerin tam desteğinin bulunduğunu vurgulayan Alaa El Hadidi, “Cumhurbaşkanı Gül’ün 48 saatlik ziyaretinin sadece 2 saatinde siyaset, 46 saatinde ekonomik konular
konuşuldu. Bunu ben de tahmin edememiştim. 2 ülkenin siyasi
liderleri de ekonomik ilişkilere büyük önem veriyor. Ticaretin
gelişimi için siyasetçilerin yüzde 100 değil, yüzde bin desteği
var. İmzalanan anlaşmalar ve siyasilerin desteğiyle ticaretteki
artış hızı her iki ülkenin başka ülkelerle yaptığı ticaretin artış
hızının çok üzerinde” dedi.
Köklü ilişkilerin geleceği
Hadidi, iki halk arasında sadece Osmanlı dönemi değil, Kadeş
Anlaşması’na kadar giden süreçte
köklü ilişkilerin bulunduğunu,
ortak bir kültür ve sempatinin var olduğunu
belirterek bundan
sonraki dönemde geçmişi
değil,
gele-
ULUSLARARASI
ceği konuşmak gerektiğini dile getirdi.
Mısır’ın potansiyelini kullanabilmek için Türk yatırımcılara
ihtiyaç duyduğunu, Türk yatırımcıların da ABD, Arap ülkeleri ve
Afrika ülkelerine açılmak için Mısır’ı kullanabileceğini aktaran
Hadidi, iki ülkenin birlikte hareket ederek diğer ülkelere karşı
rekabet üstünlüğü yakalayabileceğini ifade etti
İki ülkenin birlikte hareket ederek daha iyi rekabet edebileceğini ifade eden Hadidi şöyle konuştu: “Güçbirliği yapabiliriz
ve üçüncü ülkelere satabiliriz. Bizim potansiyelimiz var. Bu
potansiyeli kullanmak için yardımınıza ihtiyacımız var. Özellikle tekstil, petrokimya sektörlerinde işbirliği yapabiliriz. Mısırlı
pekçok yatırımcı Türkiye’de incelemelerde bulunuyor ama ilgi
genellikle İstanbul’a kayıyor.
EXPO sempozyumu nedeniyle Şubat’ta İzmir’e geldim.
Benimle birlikte bir çok kişi de ilk kez geldiği bu kenti görünce
çok şaşırdı. Mısırlılar’ı İzmir’e gidin diye ikna etmeye çalışıyorum. Siz de İzmir’i Mısırlılar’a satmaya çalışın. Buradaki fırsatları
bilmiyorlar. İzmir’i tanıtmanız, davet etmeniz gerekiyor. Yatırımcıları İzmir’e çekebilmek için bizlere yardımcı olun, büyükelçiliğimizi kullanın. Hizmetinizdeyiz.”
500 milyon dolarlık yatırım
Mısır Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Mongy Aly Badr ise,
Mısır’ın ciddi yapısal reformlar yaptığını belirterek, Mısır’da
tarifelerin azaltıldığını, ihracatta gümrük vergisi alınmadığını,
işgücü, enerji maliyetlerinin düşük olduğunu kaydetti. Mısır’da
150’den fazla Türk yatırımcısının bulunduğunu ve bunların
yatırım tutarının 500 milyon dolar olduğuna değinen Badr,
“Bu rakamların artmasını bekliyoruz. Mısır’da cesaret verici bir
yatırım ortamı var” dedi. Badr, ayrıca Türkiye ile Mısır arasındaki ticaret hacminin 2007 yılı itibariyle 1.5 milyar doları aştığını
sözlerine ekledi.
Mısır yatırımı bekliyoruz
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın da, yaptığı
konuşmada Türkiye ile Mısır arasındaki uzun süreli dostluk
ilişkilerin ekonomik ilişkileri güçlendireceğini söyledi. EBSO’nun
da temel amacının ikili ve çok yönlü ekonomik ilişkileri güçlendirmek olduğunu söyleyen Taşkın, “Daha fazla Mısırlı işadamını
ülkemizde görmek istiyoruz” dedi.
2007 yılında ikili ticaretin 1,5 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Taşkın, Türkiye’nin bu ülkeye yaptığı ihracatın yüzde 27,
ithalatın ise yüzde 73 oranında arttığına dikkat çekerek siyasi
ilişkilerin ticaretin daha gelişmesine imkan sağladığını dile
getirdi.
Egeli sanayicilere de seslenen Taşkın, “Bizler de başka
ülkelerde ortaklıklar kurup hem oraları hem o ülkelerin sunduğu
pazar imkanlarını değerlendirmeliyiz. Mısır, Sudan ve Güney
Afrika Cumhuriyeti, Afrika’ya açılmak isteyen sanayicilere büyük
imkanlar sunuyor. Bu ülkeleri sadece televizyonlarda izlediğimiz
görüntülerle değerlendirmeyelim, gidelim, tanıyalım ve fırsatları
yerinde değerlendirelim” diye konuştu.
Küba ile mesafeler kapanacak
İzmir Enternasyonal Fuarı’nın bu yılki onur konuğu ülkesi
Küba’nın Türkiye Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal ve
Ticaret Müsteşarı Jorge Crespo, Türkiye ile Küba arasındaki
ilişkilerin gelişmesi çabaları çerçevesinde Ege Bölgesi Sanayi
Odası’nı ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın
ile biraraya geldi.
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Taşkın, niyet edildiği zaman
uzaklıkların engel olamayacağını, en önemli engelin kafalardaki uzaklık olduğunu belirterek, “İEF’nin bu yılki onur
konuğu Küba’yı kültürüyle, ekonomisiyle tanımak için böyle
bir fırsat olduğu için mutluyuz” dedi.
Küba ile ilişkilerin geliştirilmesi için İzmir’de fahri konsolosluk açmalarının önemli katkısı olacağına değinen Taşkın,
“Ülkelerimiz arasındaki ilişkiyi artırmak lazım. Küba nikel
madeninde zengin, purosu dünyaca meşhur. Biz sanayi ve
turizm konularında ilişkimiz olsun istiyoruz. Küba, İzmir’in
EXPO 2015 adaylığında da bizi destekliyor. Bölgelerinde de
konşularından Türkiye’ye oy atmaları için ricada bulunacaklar” diye konuştu.
Küba Büyükelçisi Abascal ise İEF’ye onur konuğu ülke olarak katılmaları ile ticarili ilişkilerde önemli bir aşama kaydedileceğini belirterek, İzmir’in de EXPO adaylığına başından beri
destek verdiklerini söyledi. İzmir’in EXPO için seçtiği sağlık
temasının da önemini vurgulayan Büyükelçi Ernesto Gomez
Abascal, şöyle konuştu:
“Küba da sağlık konusuyla yakından ilgileniyor. Ülkemizin örnek bir sağlık sistemi var. Biyoecza sektörümüz hızla
gelişiyor. Türkiye’ye tıbbi ecza ürünleri sattık. Pazarın daha
da genişlemesini hedefliyoruz. Türkiye ile siyasi ve ekonomik
ilişkilerni mükemmel olduğunu söyleyebilirim.”
ebsohaber 29 mart 2008
ULUSLARARASI
Roterdam Belediye Yöneticisi Frank Coomans, TIC Turkey Türkiye Direktörü Hans Krielen, TIC Turkey Direktör Yardımcısı Angela Craig, EBSO’da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Tezcan ve Yönetim Kurulu
Üyesi Ufuk Akgün ile biraraya geldi. Görüşmede ABİGEM İzmir Direktörü Damla Taşkın da hazır bulundu.
Hollandalılar İzmir’e yatırımda kararlı
EXPO 2015 organizasyonunda en iddialı kent olan İzmir'e
yabancı yatırımcıların da ilgisi her geçen gün artıyor. Hollanda
Hükümeti İzmir başta olmak üzere Türkiye'deki yatırım potansiyellerini dikkate alarak, Hollandalı yatırımcılara kılavuzluk
etmek için TIC Turkey yatırım ajansını kurdu. Kurumun başına
da bir direktör atayan Hollanda Hükümeti, kendi ülkesindeki
firmaları Türkiye'de yatırıma yönlendirecek. İzmir başta olmak
üzere İstanbul ve Gaziantep şehirleri ile de ilgilenecek TIC Turkey Türkiye Direktörü Hans Krielen, Türk işadamları ile Hollandalı işadamlarını biraraya getirerek işbirliği köprüsü kuracak.
Yatırımcı getirecek
Direktör olarak atandıktan sonra ilk ziyaretini İzmir'de Ege
Bölgesi Sanayi Odası’na gerçekleştiren Krielen, geçtiğimiz yıl
Kasım ayında Hollanda’da Ege’yi tanıtan ve yatırım olanaklarını
anlatan bir sunum gerçekleştiren EBSO Yönetim Kurulu Üyesi
Ufuk Akgün ile biraraya geldi. Hans Krielen, EXPO sürecindeki
İzmir'in Hollandalı işadamları tarafından büyük ilgi gördüğünü
söyledi. Bugüne kadar Türkiye'deki hizmet sektörüyle ilgilenen
Hollandalı işadamlarının bundan sonra daha çok imalat sanayi
yatırımlarına yöneleceğini vurgulayan Krielen, Türkiye'ye Hollandalı yatırımcıların biraraya gelmesi için çalışacaklarını ifade
etti. Krielen, İzmir'de EXPO'nun kazanılması halinde Hollandalı
yatırımcıların ilgisinin daha da artacağını kaydetti.
Potansiyeli gördüler direktör atadılar
TIC TUrkey'in Hollanda hükümetine bağlı olarak Türkiye ve
Hollanda arasında ticaret ve yatırım faaliyetlerini teşvik etmek
amacıyla üç yıl önce kurulduğuna işaret eden Krielen, Başlangıçta 3 yıl olarak tasarlanan çalışmalarını potansiyeli görerek 3
yıl daha uzattıklarını bildirdi. Daha önce Rotterdam Belediyesi
tarafından yürütülen çalışmaların, kendisinin direktör atanarak
daha kurumsal hale getirdiklerini açıklayan Krielen, "İzmir'de
EBSO Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Akgün ile birlikte hareket
ediyoruz. Görevim Hollandalı yatırımcılara Türkiye'yi tanıtmak.
16 milyon nüfuslu Hollanda'da yatırım yapmak isteyen binlerce
girişimci var. Hollandalılar Türkiye'yi tanıdıkça, Türkiye'nin ne
kadar farklı ve güçlü olduğunu görüyorlar. Türkiye Avrupa'nın
Çin'i olabilir. İzmir'de de çok fazla imkan var. En büyük hazineniz nüfusun yüzde 70'inin 35 yaşınını altında olması" dedi.
İzmir hızlı büyüyor
İzmir'e ilk olarak 2006 yılında geldiğini belirten Krielen o
zamandan bu yana şehirde büyük bir değişim gördüğünü ve çok
fazla süprizle kaşılaştığını söyledi. İzmir'de yapılan işlerin kalitesini ve hızının Hollandalılar'ı bile kıskandırabileceğini açıklayan
Krielen, şöyle konuştu: "Özellikle geri dönüşüm konusunda ileri
tekniğe sahip olan Hollanda ile Türk firmaları arasında ortaklık
ya da işbirliğine ağırlık veriyoruz. İzmir'de günlük 5 bin ton
çöpün geri dönüşümü konusunda Hollandalı firmalarla-Türk şirketleri işbirliği yapabilir. Çevre kirliliğinin önlenmesi, su kaynaklarının temizlenmesi konusunda birlikte çalışabiliriz. Su kaynaklarından kente suyun ulaştırılması konusunda ileri bir teknolojiye
sahibiz. Her türlü teklife açığız" dedi.
Akgün: Ortaklık kurun dünyaya açılın
“Hollanda Hükümeti, İzmir başta olmak üzere Türkiye’ye
çok önem veriyor. Geri dönüşüm ve su transferi konusunda çok
uzman olan Hollandalı firmalarla ortaklıklar kurulabilir. İçme
suyunun barajlardan şehre getirilmesinde kayıpları yüzde 1’e
indiren sistem geliştiren Hollandalılar İzmir’de de bu projeyi
yürütmek istiyor. Ayrıca kesme çiçek, hizmet sektörü ve sanayi
sektörlerinde de her türlü işbirliğine açıklar. İşbirliği yaparak
fırsatları değerlendirelim. Dünyaya birlikte açılalım.”
ebsohaber 30 mart 2008
ULUSLARARASI
Eğitimli iş gücü için
Türk Alman işbirliği
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı Haluk Tezcan, ara eleman teminini sağlamak için
her organize sanayi bölgesine bir meslek yüksekokulu yapma
projelerinin olduğunu söyledi.
İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin daveti üzerine
İzmir’de bulunan HWK Münster Oda Başkanı Hans Rath ve
beraberindeki heyet, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nı ziyaret etti.
Almanya ve Türkiye arasındaki teknik ve mesleki eğitim alanında yapılacak çalışmaların ve ekonomik işbirliklerinin değerlendirildiği ziyarete, Rath’ın yanısıra, HWK Münster Genel Müdürü
Walter Bourichter, Eğitim Merkezi Genel Müdürü Dr. Hans W.
Gummersbach, Meslek ve Hukuk Bölümü Daire Başkanı Andrea
Saabe ile Meslek Eğitimi Bölümü Mustafa Schat katıldı.
Heyete evsahipliği yapan EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Tezcan, sanayi sektöründe çalışanların eğitiminin
önemine dikkat çekti. EBSO’nun da nitelikli ara eleman yetiştirilmesi konusunda çaba gösterdiğini vurgulayan Tezcan, “Mesleki
ve teknik eğitimde ülkeler arasındaki ilişkilere de büyük önem
veriyoruz. Nitelikli ara eleman yetiştirilmesini sağlamak amacıyla Oda olarak İzmir ve çevresindeki organize sanayi bölgelerinde meslek yüksek okulu açma projemiz var. Bunun ilki de İzmir
Atatürk Organize Sanayi Bölgesi” dedi.
Haluk Tezcan, İESOB’un eğitime verdiği önemin de farkında
olduklarını ifade ederek “kardeş oda” olarak her zaman işbirliği
içinde olduklarını, bunun artarak devam etmesini sağlayacaklarını söyledi.
İşbirliği yapılacak
HWK Münster Oda Başkanı Hans Rath ise, benzer bir dayanışmanın da Münster’de olduğunu belirterek “Bu bizi sevindiriyor. Bizim de Münster şehrinde esnaf birliği ve sanayi odası
arasında sizinkine benzer bir dayanışma ve işbirliği var. Münster
Sanayi Odası ile sizin odanız arasında da yeni bir dostluk ve
işbirliği çalışması oluşabilir” diye konuştu. Rath, EBSO’dan gelecek teklifleri değerlendireceklerini de sözlerine ekledi.
Almanya'nın Münster şehri Esnaf ve Sanatkarlar Odası Genel
Müdürü Walter Bourichter ise İESOB ile işbirliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. Bourichter, Avrupa'da makine endüstrisine gerekli parçaları veren İtalyan, Hollandalı ve
Alman firmalara Türk firmaların da katılabileceğini dile getirdi.
İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Zekeriya
Mutlu, bünyelerindeki meslek eğitimi yapan kuruluşları gezdirmek ve karşılıklı işbirliği yapmak üzere Alman heyeti davet
ettiklerini, bu kapsamda Oto Tamircileri, Kaloriferciler ve Sıhhi
Tesisatçılar ile Fırıncılar Odalarının çıraklık eğitim merkezlerini
gezdirdiklerini anlattı. Mutlu, bu işbirliğini daha da ileri seviyeye
götürme arzusunda olduklarını belirtti.
Avrupa’daki Türk kenti Berlin
Ege Bölgesi Sanayi Odası KOBİ Okulu eğitimlerine katılan BASIC GmbH
Yeminli Mali Müşavirlik firmasının ortaklarından Ömer Başkan, Egeli sanayiclere
ve KOBİ’lere Almanya’da girişimcilere sunulan fırsatları farketmeleri önerisinde
bulundu. Berlin’in ekonomik potansiyelini anlatan Başkan, orada yaşayan 250
bin Türk’ün 7 bin işletmede 30 bin kişiyi istihdam ederek yılda 3.5 milyar Euro
ciro yaptığını bildirdi ve Türk girişimcilerle de bağlantılar kurularak işbirliklerine
gidilebileceğini kaydetti. Ömer Başkan, Berlin’de iş yapmanın, orada yatırım yapmanın önündeki en büyük engelin ise vize ve oturma izni olduğunu, bu sorunların
çözümü için de Berlin Ticaret Odası’nda bir özel müracaat masası kurulduğunu,
buradan yardım istenilebileceğini haber verdi.
ebsohaber 31 mart 2008
FUAR
İzmir’in üçüncü büyük fuarı olacak
İzmir ve Ege’nin gelişen sektörü güzeytinyağı ve şarap sektöründe büyük
İzmir, şarap ve zeytinyağının
cünü uluslararası fuarla katlayacak, İzmir
bir potansiyeli olduğuna işaret ederek,
yeni bir sektörel uluslararası fuar başarısı
bu potansiyelin iyi bir politika izleyerek
gücünü uluslararası pazarlarda
daha kazanacak. Zeytin, Zeytinyağı ve
ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Şu
perçinleyecek bir fuar başarısı
şarap sektörünün bu yıl 5. kez biraraya
anda Türkiye’de var yılında 200-250 bin
daha kazanacak. Şarap Zeytin ve
geleceği Vinolive Zeytin, Zeytinyağı,
ton zeytinyağı üretimi yapıldığına dikkat
Zeytinyağı Fuarı gün sayıyor.
Şarap ve Teknolojileri Fuarı, Mermer ve
çeken Kalpaklıoğlu, dünyanın önde gelen
Gelinlik Fuarı’ndan sonra İzmir’in en
oyuncuları arasına girmek için üretimin
büyük üçüncü fuarı olacak. Bu yıl 29 Mayıs-1 Haziran tarihleri
750 bin tona çıkarılması gerektiğini kaydetti.
arasında yapılacak olan fuar için geniş bir platform oluşturan
Bu fuarla dünyanın önde gelen zeytinyağı alıcılarını
İZFAŞ, uluslararası bir sempozyum da düzenleyecek.
Türkiye’ye getirileceğini anlatan Kalpaklıoğlu, bu sayede zeytinBu yıl Fuarı Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, EBSO,
yağı ihracatının da katlanacağını söyledi.
İTO, İTB, Ege İhracatçı Birlikleri, Kimya, Gıda, Ziraat Mühendisleri Odaları, Üzüm Üreticileri Sendikası ve Şarap Sanayicileri
Sektörden tam destek
Derneği’de desteklecek. Kurum temsilcilerinin katılımı ile MöUlusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan
vepick Otel’de düzenlenen toplantıda, fuarın uluslararası boyuta da zeytinyağında üretimin ve tüketiminin artırılması gerektiğini
taşınması için yapılacak çalışmalar ele alındı.
kaydetti. Ege Bölgesi’nin zeytinyağı ve şarapta tarihten gelen
üretici özelliğini olduğunu anlatan Tan, İzmir’de yapılacak fua3 büyük fuar olacak
rın da dünyanın önde gelen fuarları arasına girmesi için sektörün
Toplantıda konuşan İZFAŞ Genel Müdürü Doğan İşleyen,
bütün temsilcileri olarak ortak hareket edeceklerini kaydetti.
İzmir’de Mermer ve Gelinlik Fuarı’ndan sonra 3. Büyük fuarı
yaratmak için çalıştıklarını söyledi. Sektörün tüm bileşenlerini
Şaraptan milyar dolar kazanabiliriz
biraraya getirdiklerini ve desteklerini aldıklarını vurgulayan
Şarap Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Enis Güner
İşleyen, “Biz Gelinlik fuarında ciromuzun 3 katı kadar harcama
ise, şarabın anavatanının Anadolu olduğuna dikkat çekerek,
yaptık. Tek derdimiz İzmir’e büyük bir fuar kazandırmaktı. BuTürkiye’nin yılda 10 milyon dolarlık olan ihracatını, milyar
nun da sonucunu 2009 yılındaki fuar için bütün standları şimdidolarlara çıkaracak potansiyele sahip olduğunu söyledi. Güner,
den satarak aldık. Vinolive Fuarı’nda da ciromuzun 5 katı kadar
fuarın Türk şarapçılığının tanıtılmasında da çok önemli işlevi
harcama yapmaya hazırız. Bu fuarı da Mermer ve Gelinlikten
olacağını anlattı. Toplantıda diğer sektör temsilcileri de fuara
sonra İzmir’e en çok kazandıran 3. Büyük fuar haline getirmeyi
destek verdiklerini belirterek, fuarın daha da büyümesi için her
amaçlıyoruz” dedi.
türlü katkıya hazır olduklarını açıkladılar.
EBSO Başkan Yardımcısı Nedim Kalpaklıoğlu ise Türkiye’in
ebsohaber 32 mart 2008
FUAR
Mermercinin küresel
buluşma noktası Marble
İzmir, bir dünya buluşmasına hazırlanıyor. Alanında dünyanın ikinci büyük fuarı kabul edilen, MARBLE- Uluslararası
Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, Türkiye’nin en büyük ihracat
fuarı olmayı sürdürüyor.
Artık bir dünya markası olmuş ve adı İzmir’le özdeşleşmiş
MARBLE – 14. Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, 2629 Mart 2008 tarihleri arasında Kültürpark’ta gerçekleştirilecek.
Bu yıl 42 bin 500 metrekare alan üzerinde düzenlenecek fuara
1100 civarında firmanın katılması kesinleşti. Geçtiğimiz yıl
MARBLE’a 1038 firma katılmıştı.
14. MARBLE hazırlıkları kapsamında fuar alanında bir
revizyon gerçekleştirildi; artan katılım taleplerine olumlu yanıt
verilebilmesi için Kültürpark’daki sergileme olanağı maksimum
seviyeye çıkarıldı.
Tahsis edilen toplam alan geçen yılla kıyaslandığında 2 bin
500 metrekare büyüdü; 42 bin 500’e ulaştı.
Katılımcıların memnuniyet duydukları prefabrike üniteler ise
bu yıl da kuruluyor. 8 bin metrekare yeni kapalı alan yaratacak
prefabrike holler, dört gün sürecek fuarın ardından kaldırılacak.
Prefabrike üniteler, Lozan Kapı Girişi, Uzun Havuz Üstü, 26
Ağustos Kapı Girişi ve 3 No’lu Hol çıkışına inşa edildi..
Türkiye’nin ihracat kapısı
İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri AŞ (İZFAŞ)
Genel Müdürü Doğan İşleyen, alanında dünyanın ikinci büyük
organizasyonu olan, Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı
MARBLE 2008’in İzmir’i, Türkiye’nin “doğaltaşta ihracat kapısı”
haline getirdiğini söyledi.
Türkiye’deki doğaltaşları dünyaya tanıtmanın yolunun artık
İzmir’den geçtiğini ifade eden İşleyen, şöyle konuştu:
“Bu fuar için ‘dünyanın en değerli taşları’ İzmir’e yağacak. Erzurum’a özgü bir mavi taş bulunmuş, bu fuara onu da
getirip sergileyeceğiz. Ziyaretçi, ülke ve yabancı alıcı sayısını
artırmaya yönelik olarak Almanya, İtalya, Dubai ve Çin Halk
Cumhuriyeti’nde düzenlenen fuarlara katıldık. Bu ülkelerin yanı
sıra Fransa, Almanya, Rusya, Hindistan ve Polonya’da reklam
çalışmaları yaptık. Geçen yıl MARBLE’da 34 ülkeden katılımcıyı,
77 ülkeden ziyaretçiyi konuk etmiştik. Bu yıl 40 ülkeden katılımcı ve 80 ülkeden ziyaretçinin geleceği kesinleşti. Fuarı, üç bini
aşkın yabancının ziyaret etmesini bekliyoruz. Geçen yıl kent
ekonomisine 70 milyon dolar gelir getiren MARBLE Fuarı’nın bu
yıl İzmir’e yönelik kazancının 75 milyon doları aşması öngörülüyor.”
İZFAŞ Genel Müdürü İşleyen, Ege İhracatçı Birlikleri’nin,
İzmir’in EXPO 2015 adaylığına destek olunması amacıyla “sağlık
temalı” heykeller, çeşmeler ve şadırvanlar yaptırarak, İzmir’in
değişik noktalarında MARBLE’ın açılışında sergileyeceklerini de
söyledi.
ebsohaber 33 mart 2008
HABER
EBSO’da robotlar 3. kez yarışacak
Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO)
katılabileceği yarışmada takımlarda öğ3. kez düzenlediği Ulusal Robot Yarenci sayısını aşmayacak kadar öğretmen
Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın rorışması, 24-25 Mayıs 2008 tarihlerinde
de bulunabilecek ve öğretmenlerde yaş
bot yarışması, İzmir’e teknoloji ve
İzmir Fuarı’nda yapılacak. Çizgi izleyen
sınırı aranmayacak. İlk gün yapılacak olan
dinamizm kazandıracak. Yarışma,
robot kategorisinde zamana karşı yarışıeleme yarışının ardından finalde yarışmaönümüzdeki yıldan itibaren uluslarak gerçekleşecek yarışmanın önüya hak kazanan robotlar ikinci gün pist
lararası nitelikte düzenlenecek.
müzdeki yıl gerçekleştirilecek 4’üncüsü
üzerinde zamana karşı yarışacaklar. Pisti
ise uluslararası olacak. EBSO Yönetim
en kısa sürede tamamlayan robot birinci
Kurulu Başkanı Tamer Taşkın, yarışmayı uluslararası boyuta
olacak. Son başvuru tarihi 25 Nisan 2008 olan yarışmaya başvutaşıyarak İzmir’e teknoloji ve dinamizm kazandırmayı amaçlaru için www.ebso.org.tr/b2b/haber/resimler/robotbasvuru-forum.
dıklarını söyledi.
doc adresinde yer alan formu doldurarak EBSO’ya göndermeleri
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın, Yönetim Kuyeterli olacak. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen EBSO Ulusal Robot
rulu Üyesi Yavuz Kaptanoğlu, Meclis Üyeleri Enver Olgunsoy,
Yarışması önceki yıllardan farklı olarak başta üniversiteler olmak
Şener Gencer ve Kamil Porsuk’un yanısıra Telekom İl Müdür
üzere birçok düzenleyici kuruluş ve sponsor firmanın işbirliği ile
Yardımcısı Kemal Güneyli’nin katıldığı basın toplantısıyla ‘Robot gerçekleştirilecek.
Yarışması’ tanıtıldı. Teknolojinin hızla geliştiğini ve robotların
üretim alanlarında insanların yerini almaya başladığını ifade
Yarışmanın sponsorları
eden Taşkın, robotların insanların işlerini kolaylaştırdığını ve
Ana sponsor: Türk Telekom A.Ş.
gelişen teknolojinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söyledi.
Sponsorlar: Kastaş Kauçuk, Hewlett Packard
Taşkın, Türkiye’nin de teknolojiyi dizayn eden ülkelerden biri
Hizmet sponsorları: Seçsan Gıda, Doğuş Çay
olması gerektiğini belirterek, “Bu robot yarışmasını da teknolojik
gelişimdeki rolümüzden dolayı önemsiyoruz. Burada yaratılan
Proje ortakları
robotların üretim sistemlerine adapte edilmesi gerekiyor” dedi.
•Ege Bölgesi Sanayi Odası
•Türk Patent Enstitüsü
Son başvuru 25 Nisan
•İZFAŞ
Yarışma’nın uluslararası boyuta taşınmasını istediklerini dile
•Ege Üniversitesi
getiren Taşkın, bunun İzmir’e teknoloji ve dinamizm kazandı•Dokuz Eylül Üniversitesi
racağına inandıklarını söyledi. Son yarışmanın İzmir Körfezi’nin
•İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
1/1000 ölçekli maketini çevreleyen bir parkur üzerinde gerçek•Celal Bayar Üniversitesi
leştirileceğini anlatan Taşkın, çizgi izleyen robot kategorisinde
•Adnan Menderes Üniversitesi
zamana karşı yarışılarak gerçekleştirileceğini söyledi.
•İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü
15 – 25 yaş arası gençlerin azami 5’er kişilik takımlar halinde
•Bilim ve Teknik Dergisi
ebsohaber 34 mart 2008
HABER
Üretim ve yaşamın
her alanında toplam kalite
Toplam kalite yönetiminin üretim ve yaşamın her alanında
uygulanması gerektiği ifade edildi.
Ege Bölgesi Sanayi Odası Basım Yayın ve
Bunlara Bağlı Sanayi Meslek Komitesi, genişletilmiş grup toplantısında İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Murat Bengisu’nun
verdiği konferansla Toplam Kalite Yönetimi
hakkında bilgilendirildi.
EBSO Basım Yayın ve Bunlara Bağlı Sanayi Meslek Komitesi Başkanı ve EBSO Meclis
Üyesi İrfan Acar, toplantının açılışında yaptığı
konuşmada, kalitenin vazgeçilmez uygulamalarıyla insan yaşamına büyük kolaylıklar
getirdiğini söyledi. Acar, temsil ettiği meslek
grubunun ağırlıklı olarak tasarımla uğraştığına
işaret ederken, “Üretimin ilk aşamasında biz
varız. Tüketicinin bir ürünü tercih etmesinde
en önemli rolü oynayan bizler, ürünün nasıl
sunulacağından ambalajına kadar her aşamada
gösterdiğimiz özenle daima kaliteyi ön plana
çıkararak müşteri beklentilerine cevap vermeliyiz. Tüketici ürünün kalitesi hakkında ilk bakışta
fikir sahibi olmalı. Bunda da en büyük pay yine
İrfan ACAR
bize düşüyor” dedi.
İzmir Ekonomi Üniversitesi Endüstriyel
Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Murat Bengisu da, tüm
çalışanların ve tedarik zincirlerinin katılımıyla ürünün toplum
yararına sunulmasında müşteri beklentilerinin daha fazlasının
verilmesine dikkat çekti. Toplam kalite yönetimi, temel ilkeleri,
KOBİ’lerin toplam kalite yönetimi çalışmalarına nasıl başlayacağı ve yapılması gerekenler hakkında ayrıntılı bilgiler veren Doç.
Dr. Bengisu, toplam kalite yönetiminin ilkelerini
de müşteri odaklılık, liderlik, stratejik planlama,
takım çalışması süreç yönetimi, sürekli iyileştirme, verilere dayalı bilimsel yaklaşım, tedarikçi
ve paydaşlarla ilişkilerde karşılıklı yarar olarak
sıraladı. Doç. Dr. Murat Bengisu, toplam kalite
çalışmalarında en önemli unsurun katılımcılığın sağlanması olduğunu söyledi. Çalışanların
fikirlerinin sorulması, önerilerinin alınmasını
isteyen Doç. Dr. Bengisu, uygulamada başarıya
götürecek öneri getiren personelin ödüllendirilmesini önerdi.
Doç. Dr. Bengisu, ISO 9000 çalışmalarının
toplam kalite yönetimin bir alt basamağı olduğunu belirtirken, şu bilgileri verdi:
“ISO 9000 ile firmalar daha derli toplu olur.
Neyi yaptığını, nasıl yaptığını bilir. ISO 9000
çalışmaları aynı zamanda işe yeni alınan personelin adaptasyonunu da kolaylaştırır. Firmalar
ayrıca yaptıkları uygulamaların sonuçlarını da
ölçerek gidişat hakkında bilgi sahibi olmalılar.
Ölçüm sonuçlarından neyin doğru neyin yanlış
yapıldığı çıkarılmalı, hatalar ve hatalı uygulamalar daha ilk adımdan itibaren önlenmeli. Kontrol her aşamada sağlanarak üretimde malzeme ve zaman kaybının önüne
geçilmeli, hatasız üretim gerçekleştirilmeli. İşte ve toplam kalite
yönetiminde sürekli iyileştirme sağlanmalı.”
ebsohaber 35 mart 2008
HABER
Türkiye’nin en iyi ambalajlarına ödül
Türkiye’nin tek ambalaj merkezi olan
Ambalaj ve Tire Kutsan’da tasarladıkları
TSE’nin düzenlediği Altın AmbaTSE Ambalaj Laboratuvarı Müdürlüğü
ambalajlarla ödüle layık görüldüler.
tarafından, 1988 yılından beri her yıl
laj yarışmasında dereceye giren
düzenlenen ve 2007 yılının Haziran
45 ürün dereceye girdi
aralarında Egeli firmalarında
ayında 20’ncisi gerçekleştirilen ‘Altın
Ambalaj sektörünü yeniliklere ve daha
bulunduğu katılımcılara ödüllerini
Ambalaj’ yarışmasında dereceye giren
iyiye
yönlendiren son derece önemli bir
Sanayi Bakanı Çağlayan verdi.
firmaların ödülleri sahiplerini buldu. TSE
organizasyon olan TSE Altın Ambalaj
Başkanı Kenan Malatyalı’nın ev sahipYarışması’na, ambalaj sektörünün önemli
liğinde gerçekleştirilen Altın Ambalaj Yarışması ödül törenine,
firmaları ile tasarımcılar katıldı. Teknolojik gelişmeler ışığında
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, İzmir protokolü ve am- gelişen ambalaj türleri, ürün yelpazesinin farklılığı ve başarılı
balaj sektörünün temsilcileri katıldı. Yarışmada dereceye giren
tasarım çalışmaları jüri üyelerinin seçimini oldukça zorlaştırdı.
45 ürünü yaratan 30 firmanın temsilcisine ödülleri Ege Üniversi- Ambalaj dernekleri temsilcileri ve üniversitelerin ilgili bölümletesi Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle verildi.
rinden öğretim üyelerinin jüri üyesi olarak görev aldığı yarışmaYarışmada İzmir ve Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteren ambalaj da ürünler; Gıda, İçecek, Sağlık ve güzellik ürünleri, Ev gereçlefirmaları da büyük başarı yakaladı. Bakioğlu Holding şirketleri, Elektronik eşya, Eczacılık ve ilaç ile Diğer olmak üzere yedi
rinden Bak Ambalaj Eti Cici bebe bisküvisi, Elda İçecek Kara Efe
ayrı dalda değerlendirildi. Değerlendirme sonucunda; 30 firma
rakı, Dalan Kimya da Oleaa masaj sabunu ambalajları, Pınar
45 ürünü ile dereceye girmeye hak kazandı.
Süt ve Pınar Su, Türk Tuborg, Dentaş Ambalaj, Kaplamin
Ödüllü ambalajların yaratıcıları
Ak Gıda - Anadolu Cam - Asaş Ambalaj - Bahçıvan Gıda - Bak Ambalaj
- Beko Elektronik - Beno Plastik
- BFN Otomotiv - Camiş Ambalaj Cem Ofset - Dalan Kimya - Dentaş
Ambalaj - Dimes Gıda - Elda İçecek
- İnter Plastik - İzvar Ambalaj - Korozo Ambalaj - Kaplamin Ambalaj
Kursan Plastik - Olmuksa İnternational Paper - Özge Plastik - Papirus
Kağıt - Pınar Su Pet su ambalajı Pınar Süt - Pripack Ambalaj - SCA
Packaging - Tire Kutsan - Torbalı
Renk Kutu - Türk Tuborg
Türkiye’nin sesi duyuluyor
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, ağırlıklı olarak Sosyal Güvenlik
Reformu’nu savunduğu konuşmasında
ambalaj sektörünün hızla geliştiğine
değindi. Çağlayan, cam, kağıt, plastik
ve metal ambalaj üreten sektörün
büyüklüğünün 6 milyar dolara ulaştığını,
1.5 milyar dolarlık da ihracata imza attığını
söyledi.
Türk Standartları Enstitüsü Başkanı
Kenan Malatyalı, TSE’nin düzenlediği
Altın Ambalaj Yarışması’nı kazanan
firmaların ürünlerinin Dünya Ambalaj Teşkilatı’nın düzenlediği World Star
Yarışması’na taşındığını, böylece ambalajda Türkiye markasının sesinin uluslararası
platformda duyurulduğunu söyledi. Türkiye’de
ebsohaber 36 mart 2008
HABER
ambalaj sanayinin özellikle son 10 yılda artan şekilde önem
kazandığına dikkat çeken Malatyalı, “AB ülkelerinde kişi başına
ortalama ambalaj tüketimi 170 dolar civarında iken ülkemizde
50 dolar olarak açıklanıyor. Bu rakam her geçen yıl artış gösteriyor. Mevcut veriler, sektörün daha da büyüyeceğini gösteriyor”
dedi.
Tezcan: Hedef Avrasya’nın merkezi olmak
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkan Vekili Haluk
Tezcan da, Türkiye’nin ambalajda Avrasya’nın merkezi olma
hedefini koyduğuna işaret ederek, “Bu hedefine ulaşmaması için
bir engel yok” dedi.
Ambalajın bugün tüketicinin satınalma kararını etkileyecek
düzeye ulaşmasının önemine dikkat çeken Tezcan, plastiğin
de sekörle sıkı bağlantıları bulunduğunu hatırlattı ve “Ülkemizde üretilen plastiğin yüzde 40’lık bölümü ambalaj sektöründe
kullanılıyor” dedi. Haluk Tezcan, ambalaj üretimi içinde makine
teknolojilerinin de önemli bir yer tuttuğunu, iki sektör arasında doğrudan alışverişi etkin kıldığını anlatırken sözlerini şöyle
sürdürdü: “Ambalaj sanayi genel olarak üretim endüstrilerinden
gelen talepler doğrultusunda üretimini şekillendirip geliştiriyor.
Pazar büyüklüğü yaklaşık 6 milyar dolar olan ve toplam tüketimin 4 milyon 800 bin tonu yakalaması beklenen ambalaj sektörü sanayileşme, yaşam standartlarının yükselmesi, hızlı kentleşme gibi etkenlerle gelişime açık bir sektördür. Halen 2 bin 500
firmanın faaliyet gösterdiği ve 75 bin kişiye istihdam sağlayan
sektör, 2001 yılından bu yana istikarlı büyümesini devam ettiren
yapısıyla dikkat çekiyor. Gerekli ilgiyi gördüğü taktirde hedefine
ulaşamaması için hiçbir sebep yok. Bu nedenle ambalaj veya bir
başka sektör için Türkiye’de uzun soluklu, markalaşmış teşvik
yöntemlerinin sayısının artması en büyük temennimizdir.”
İzmir Ticaret Odası (İTO) Meclis Başkanı Necip Kalkan, 1980
yılında Türkiye’nin toplam ihracatının 2.9 milyar olduğuna dikkat çekerek, bugün sadece ambalaj sektörünün 1.5 milyar dolar
ihracat yaptığını söyledi. Kalkan, “Ambalaj sanayicilerinin önü
açılmalı. Ambalaj sanayicilerinin sesine kulak verilmeli” diye
konuştu.
TSE’nin Altın Ambalaj Yarışması’nda firmaları temsil eden
kadınların çokluğu dikkat çekti..
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, ilk ödülleri verdiği törende katılımcılara başarı diledi..
36 Firma 58 ürün
TSE tarafından bu yıl 20.’si gerçekleştirilen Altın Ambalaj Yarışması 20 Haziran 2007 tarihinde yapıldı. Yarışmaya 36 firma 58 ürün ile yarıştı. Değerlendirme
sonucunda 30 firma 45 ürünü ile dereceye girmeye
hak kazandı. Dereceye giren 16 firma 23 ürünü ile
2007 Ekim ayı içinde Atina’da gerçekleştirilen World
Star Yarışması’na katıldı. Jüri 32 ülkeden toplam 291
ürün için oy kullandı. Yapılan oylamada, 166 ürün,
2007 dünya yıldızı olmaya hak kazandı. Değerlendirme toplantısı sonucunda Türkiye’den 6 firma 6 ürünü
ile yarışmayı kazandı. Firmalara ödülleri, Mayıs
2008’de Gana’nın başkenti Accra’da gerçekleştirilecek törenle verilecek.
EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Tezcan da,
yarışmada dereceye giren firmalara ödül verdi.
ebsohaber 37 mart 2008
HABER
Avrupa’da
üretim şartı
yerliye darbe
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Üyesi ve Löher
Asansörleri’nin sahibi Ali Aktaş, kamu kurumlarının yapım şartnamelerinde Avrupa menşeili ürün alınması konusunun sıkıntı
yarattığını söyledi. İzmir’de 41 yıldır asansör ve yürüyen merdiven sektöründe faaliyet gösteren Aktaş, Münih Metrosu’nun
bile yürüyen merdiven ihalesine teklif verdiklerini, yurtdışındaki
birçok projede yürüyen merdivenlerinin tercih edildiğini belirten
Aktaş, bu başarılara rağmen iç piyasada istediklerini satış rakamlarına ulaşamadıklarını kaydetti.
Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında ekonomi
muhabirleri ile biraraya gelen Aktaş, birçok engelleme yüzünden
ihalelere giremediklerini söyledi. “İhalelerde yürüyen merdivenler için Avrupa’da üretim şartı arıyorlar. Ayrıca tek bir projede
20 yürüyen merdiven uygulaması istiyorlar. Farklı projelere 20
ayrı yürüyen merdiven yapsanız bile sizi ihaleye kabul etmiyorlar. Zaten Avrupalı markalarda üretimlerini Çin’de yapıyorlar”
dedi.
Sinan Aygün beni yanılttı
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün’ün her seferinde
yerli malı kullanılmasını önerdiğini söyleyen Aktaş, Aygün’ün
kendisini çok yanılttığını söyledi. Aktaş, “Yerli malı kullanılmasını teşvik eden Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün bile
kendi yaptığı inşaatlarda bu şartnameyi koydu. ‘Fabrikama 2
mühendis gönder, beni denetle’ dedim. Ancak değişen bir şey
olmadı. Türkiye’de yerli yürüyen merdivenin kalitesiz olduğu
yönündeki ön yargıyı bir türlü kıramadık. Daha önce kullanılan
yerli yürüyen merdivende yaşanan sıkıntının izlerini bir türlü
silemedik. Oysa bizim Hollanda’dan aldığımız ISO 9001 kalite
ve CE belgemiz bulunuyor” dedi.
“Ne olursa olsun yatırıma devam edeceğiz” diyen Ali Aktaş,
şu bilgileri verdi: “Kemalpaşa’da yeni bir fabrika kuracağız. Bu
fabrika 7 milyon dolar yatırımı olan, yürüyen merdiven üreten
bir tesis olacak. 20 bin metrekare alanda kurulacak fabrikada
150 kişiye istihdam sağlayacağız. Yeni pazarlara açılacağız.
2008 yılında krizin derinleşeceği söylense de biz öz sermayemizle yeni fabrika kuracağız. Fabrika için evlerimi bile satışa
çıkardım.”
Başka ülkeler de bizden alıyor
Yurtiçinde müşteri bulmakta zorlansak da yurtdışına ihracat
yaptıklarını ifade eden Aktaş, “Sudan, İran, Irak, Ukrayna, Rusya
ve Bulgaristan’a ihracatımız var. Yurtdışı piyasalarda hiç bir
sıkıntı yaşamıyoruz. Sürekli pazarımızı da büyütüyoruz. Çin’den
100 günde gelen yürüyen merdivenleri biz 30 gün içinde teslim
edebiliyoruz. Avrupa’da 80-90 bin dolar olan fiyatlar bizde 4050 bin dolar seviyesinde. Fiyatlarımız yüzde 50 daha ucuz. Hiç
bir eksiğimizde yok. Çin’de üretilen ürünlere göre de kalitemiz
çok yüksek. Türkiye’de sanayici teşvik edilmiyor. Yer, makina
parkı ve enerjide sanayiciye biraz daha maliyet avantajı tanınmasını istiyoruz. Eğer bunlarda gerçekleşirse, sanayicilerin
üretimde hiç bir engeli kalmaz” diye konuştu.
ebsohaber 38 mart 2008
HABER
Kuyumcu
analiz
raporunu
İzmir’den
alacak
Geçen yıl bölgedeki ayar evlerinin
analiz yapma yetkisinin iptal edilmesiyle ihracatçı zor duruma düşmüştü.
Darphane şimdi Soymetal’e yetkiyi verdi
Ege Bölgesi'ndeki altın ihracatçıları
İstanbul'a gitme derdinden kurtuldu. Avrupa Birliği standartlarına uygun hale getirmek
için geçen yılın sonunda bölgedeki bütün ayar
evlerinin analiz yapma yetkisinin iptal edilmesiyle,
son 2 aydır ihracatları durma noktasına altın ihracatçılar rahat bir nefes aldı. Darphane'nin İzmir'de Soy Metal
firmasına, özel ayar evi yetki belgesi vermesiyle birlikte ihracatçılar 3 günde İstanbul'dan aldıkları analiz raporunu artık 2
saat içinde alabilecek. Zamanla birlikte analiz başına yaklaşık
bin 500 YTL'lik masraftan da kurtulan ihracatçılar, İzmir'de
çok düşük bir bedelle uygunluk belgesine kavuşacak.
AB yasaları
AB'ye uyum yasaları çerçevesinde mevcut ayar evlerinin
analiz yetkileri iptal edilmişti. Bunun üzerine İstanbul'daki 7
analiz eviyle çalışmak zorunda kalan altın ihracatçıları isyan
ederken, bölgeden yapılan ihracat adeta durma noktasına
gelmişti. İzmir'deki ayar evlerinden Soy Metal'in yenilenerek,
mevzuatta istenen şartları yerine getirip Darphane ve Damga
Matbaası Genel Müdürlüğü'nden yetki belgesini yeniden
alması ile ihracatçılar rahatladı. Önceden üç gün süren işlemleri iki saat içerisinde alabilecek altın ihracatçıları, 3 Mart'tan
itibaren işlemlerini yaptırmaya başladılar.
Ekspertiz raporu
İhracatı ve ithalatı yapılan kuyum ürünlerinin ihracata
uygun olduğuna dair ekspertiz raporu vereceklerini anlatan
Soy Metal Ayar Evi Ortaklarından ve EBSO Meclis Üyesi
Kamil Porsuk, "Bölgede ithalat ve ihracatta tek özel ayar
evi yetki belgesini alan firmayız. Bütün kıymetli maden ve
taşları analiz edecek olan laboratuvar bu konudaki analizleri
iki saat içerisinde sonuçlandıracak. İki ay önce AB'ye uyum
çerçevesinde bütün ayar evlerinin analiz yapma yetkisi iptal
edilmişti" dedi. İzmir Kuyumcular Odası Başkanı Mevlüt
Özer ise, 2 aydır sıkıntı yaşayan ihracatçı ve ithalatçı üyelerin, ayar evinin açılması ile sorunlarının çözüldüğünü söyledi.
AB uyum yasaları çerçevesinde İzmir'de hizmet veren 4 ayar
evinin şartlara uymadıkları için kapatıldığını ifade eden Özer,
"2 aydır firmalar ihracat ve ithalat için gereken analizlerini
İstanbul'da yaptırmak zorunda kalıyordu. Bu da firmalara
zaman kaybı ile maliyet getiriyordu. Darphane'nin verdiği
izinle hizmete giren ayar evi ile artık bu dertten kurtulduk.
Ayar evi ile birlikte İzmir'den ihracatın daha da artacağını
düşünüyorum" dedi.
Yıldız sektöre kolaylık
• İhracatçılar 3 günde İstanbul'dan aldıkları analiz raporunu artık 2 saat içinde alabilecek.
• Zamanla birlikte analiz başına 1.500 YTL'lik masraftan
da kurtuldular.
• İhracatçılar 3 Mart'tan itibaren işlemlerini İzmir'de
yaptırmaya başladı.
• Laboratuvar, bütün kıymetli maden ve taşları analiz
edecek.
ebsohaber 39 mart 2008
HABER
Endüstri Mühendisleri
Altı Sigma - Yalın
şenliğine hazırlanıyor
Makina Mühendisleri Odası, 9-11 Mayıs 2008 tarihlerinde
İzmir’de Tepekule Kongre ve Sergi Merkezinde Altı Sigma - Yalın Konferansları düzenleyecek.
Uygulamada daha çok Endüstri ve İşletme Mühendislerinin
rol aldığı altı sigma ve yalın üretim yöntem ve modelleri günümüzde birçok işletme tarafından denenmek istiyor. Kurumsallaşma sürecini tamamlamış birçok firma ise bu yöntemlerin çok
başarılı örneklerini uygulamaya geçirmiş durumda. MMO İzmir
Şube yürütücülüğünde bu başarılı örnekleri Türkiye ölçeğinde
tanıtmak üzere Altı Sigma- Yalın Konferansları düzenlendi.
Konferanslara sektörlerinde kendisini kanıtlamış 22 firma ve
kuruluş katılıyor. Oturumlarda firma temsilcileri uyguladıkları
Altı Sigma ve Yalın Üretim örneklerini anlatacaklar. Konferanslara katılacak firmalar; Ford, Yeşim Tekstil, Rexam, Dyo Boya,
Tofaş, Imteks, Arçelik, Üçge, TEİ, Hugo Boss, Delphi, Bosch,
Borusan, Ege Endüstrisi, Hayes- Lemmerz, Diyarbakır Eğitim Ve
Araştırma Hastanesi, Global Bilgi, Sabancı Holding, Kütahya
Porselen, Eti, Kent Hastanesi, Vodafone, olarak belirlendi.
Firmaların katılacakları “Bütünsel Deneyim Paylaşım Oturumları”, klasik bildiri sunumundan farklı bir yöntemle gerçekleştirilecek. Firma içinden farklı birimlerin veya yan sanayi,
taşeron gibi firma ilişkilerini içeren uygulamalar 90 dakikalık
sunumlarda bütünsel olarak ele alınacak. Klasik oturumlarda
bir konu ile ilgili farklı firmalardan iki-üç bildirinin sunumu bir
oturum başkanı yönlendirmesi ile gerçekleştirilirken, bütünsel
deneyim paylaşımları, konferans konularının bütününü içerecek
biçimde katılımcılarla paylaşılacak.. Yürütme kurulu, konferans hazırlıkları süresince, tüm firmaları ziyaret ederek, gerek
oturum içi gerekse oturumlar arası uyumun sağlanması yönünde
kapsamlı görüşmeler yaptı. Firmalar bu görüşmeler sonucunda
“bütünsel” yöntemle deneyimlerini paylaşarak konferanslara katılmayı kabul ettiler. Aynı izlekte Matris, Festo, Spac, Cell, Mess,
Sigma Center gibi danışmanlık firmaları ile çalıştaylar organize
edildi.
Uzmanlar konuşacak
Yalın felsefenin çıkış noktası olan Toyota’dan emekli olan
Bob Bennett söyleşilerin ilginç konuklarından biri olarak dikkat
çekiyor
Konferanslar konularında “insana dair” sunumlar da unutulmadı. “Kültürü Değiştirmek” konulu söyleşide Hasanoğlan
Yüksek Köy Enstitüsü Mezunu Pakize Türkoğlu ve Ortaklar Köy
Enstitüsü Mezunu Halil Vural Türkiye'den çıkan ve dünyada
“özgün” bir örnek olarak kabul edilen Köy Enstitülerindeki İnsan
düşünce, davranış ve fikirlerinin değiştirilmesi hakkında bilgi
verecekler. Köy Enstitüleri modelinin, “Stratejik Yönetim”, “Yalın
Yönetim felsefesi ve yöntemlerini” içerdiği saptamasını yapan
konuşmacılar, bu özgün örnek ile kültür dönüşümü anlatacak.
Konferans söyleşilerinin son konuğu Prof. Dr. Yankı Yazgan
ise yeni yöntemlerle başarıya ulaşmada temel nokta “değişim”i
anlatacak. Var olan mühendislik ve ekonomi yaklaşımları ile
açıklanması ve kestirilmesi zor olan bu süreç psikoloji ve sosyoloji gibi bilimsel yaklaşımlara gerek duyuyor.
ebsohaber 40 mart 2008
HABER
Asansörleri MMO kontrol edecek
Asansör Sempozyumu 2008
İzmir’de düzenlenecek
AB Komisyonu tarafından 19 Şubat 2008 tarihinde
Makina Mühendisleri Odası Asansör Kontrol Merkezinin
2022 No'lu Onaylanmış Kuruluş olarak duyuruldu. Bu atama ile MMO Asansör Kontrol Merkezi, 95/16/AT (Avrupa
Topluluğu) Asansör Yönetmeliği Çerçevesinde 4
Modülde Onaylanmış Kuruluş oldu.
Makina Mühendisleri Odası Asansör Kontrol
Merkezi (AKM), 95/16/AT (Avrupa Topluluğu)
Asansör Yönetmeliği kapsamında 2022 No'lu
Onaylanmış Kuruluş olarak atandığı 19
Şubat 2008 tarihinde AB Komisyonu resmi
sitesinde yayınlanarak duyurulmuştur.
Merkezi İzmir'de bulunan Makina Mühendisleri Odası Asansör Kontrol Merkezi 95/16/
AT Asansör Yönetmeliği kapsamında Modül B
(Asansör AT Tip İncelemesi), Modül F (Asansör Son
Muayene), Modül G (Birim Doğrulaması) ve Modül
H' da (Tam Kalite Güvencesi) Asansörlere CE işaretlemesi yapmak üzere Avrupa Birliği ve Türkiye'de Onaylanmış Kuruluş olarak çalışmalarına başlayacak. Bu onama ile
MMO Asansör Kontrol Merkezi Modül B, F, G kapsamında
Türkiye'deki ilk ve tek yerli Onaylanmış Kuruluş oldu.
Böylelikle MMO ilgili modüllerde asansörlerin üretiminden nihai kullanımına kadar CE işaretlemesi yapmak üzere
yetkilendirildi.
Kent yaşamının önemli unsurlarıdan asansör ve yürüyen merdivenler tüm yönleri ile asansör sempozyumunda ele alınacak.
Asansör Sempozyumu; Elektrik ve Makina Mühendisleri
Odalarının gelenekselleşmiş bir organizasyonu olarak bu yıl
23-25 Mayıs 2008 tarihlerinde İzmir Fuar Alanında gerçekleştirilecek. Sempozyum ile paralel düzenlenecek olan INELEX 2008
6.Asansör ve Asansör Teknolojileri Fuarı ile bilgi ve teknolojilerin
yan yana buluşmasına olanak yaratılacak. Sempozyum bildirileri,
çalıştayları, paneli, mesleki ve sosyal bilgilendirme toplantıları,
poster yarışması, sosyal-kültürel etkinlikleri ile zengin bir
içerikle hazırlanıyor. Bu sempozyumda asansör konusunda ülkemizde sürdürülen bilimsel ve teknik çalışmaların paylaşılması, yeni teknik mevzuatların ülkemize
ve sektöre etkilerinin tartışılması, sektör sorunlarının
tespiti ve çözüm önerilerinin birlikte üretilmesi için
konunun tüm ilgili taraflarınca katılımın sağlanacağı ortamlar yaratılacak.
Kamu ve özel sektör temsilcilerinin, sektörde
hizmet üreten üyelerimizin, makina mühendisliği ile
elektrik ve/veya elektronik mühendisliği bölümü bulunan bir çok Üniversitenin, Elektrik Mühendisleri Odası
ve Makina Mühendisleri Odası’nın tüm şubelerinin
destek verdiği Asansör Sempozyumu 2008’e katılımın
ve ilginin artarak yoğun olacağı öngörülüyor. Asansör Sempozyumu 2008’in, sektörü oluşturan firmalar, ilgili tüm bakanlıklar,
sektörel dernekler, meslek odaları, belediyeler, akademisyenler
ve bu alanda görev yapan mühendis ve teknik elemanların ortak
platformu olması hedefiyle herkes etkinliğe katkı koymaya ve
katılmaya davet ediliyor. İletişim Tel: (0232) 489 34 35
ebsohaber 41 mart 2008
YOLHARİTASI
Müşteri ilişkileri yönetimi
(CRM) uygulaması
Müşteri odaklı yönetim metodolonomiye geçişin beraberinde getirdiği
jilerinden biri olan CRM, işletmelerin
değişim, sadece iş yapma biçimlerimizi
müşteriye ait bilgi birikimini inceler ve bu
değil, kâr etme yöntemlerimizi de değiştibilgiyi kârlı iş sonuçlarına ulaşmak için
riyor. İş dünyasının müşteri ile olan ilişkisi
kullanmanın yollarını arar.
üretimden satışa, satıştan servise, servisten
Söze başlamadan önce CRM’i daha
yaşam boyu ilişkiye doğru değişirken,
iyi anlatabilmek için sıkça kullanılan
büyük, homojen ve sayıca az olan hedef
bir anektodu sizlerle paylaşıyorum:
pazarlar da, heterojen mikro segmentler
Amerika’da bir süpermarkette üç bine
bazında çoğalıyor. Her segment son dereyakın kalem mal satılıyorken, her kasadan
ce dinamik ve sürekli olarak güncellenen
Memet Özkan
geçen malın verileri sadece muhasebe
farklı pazarlama politikalarına ihtiyaç
[email protected]
departmanında tutuluyormuş. Hangi
duyuyor.
malların ne miktarda satıldığı bilinmesine
Yönetim sorunları da gündeme
rağmen, hangi günler ve nedenlerle degeliyor. Müşteri ile ilişkili işlem adetleri
Yüzlerce üründe binlerce müşteriğiştiği bilinmiyormuş. Sadece cumartesi
(ziyaret adetleri, fatura adetleri, sipariş
nin davranışını analiz edebilmek
çalışan bir tezgahtarın kişisel gözlemiyle
adetleri vb.) çoğalırken, bu işlemlerden
ve bunun sonuçlarına göre satış
günlere göre satılan malların değişimi
elde edilen değerler (birim satış kârı,
artırıcı aktiviteleri belirlemek için
incelenmiş ve sonuç: cumartesi günleri
satınalma tekrarı vb.) azalıyor. Müşteri
en fazla satılan iki ürün bira ve çocuk
zaten tatmin edilmesi zor bir unsur iken,
CRM metodolijisine ihtiyaç var.
bezi olarak saptanmış. Cumartesi öğleden
bu sefer müşteri ile ilgili işlemlerin yönesonraları Amerikan futbolu maçlarını iztimi de zorlaşıyor. Tüm bu etkenler göz
leyen babalar, çocukların bakımını da üstleniyorlar ve bu sayede önüne alındığında, yeni bir ekonominin yeni sorunlarına, CRM
anneler rahatça gezebiliyorlarmış. Bir çok baba, annenin siparişi uygulamaları farklı çözüm önerileri getirebiliyor.
olan bebek bezini almak üzere markete gittiğinde maç izlerken
içeceği biraları da alıyormuş. Elde edilen bu bilgiye dayanarak,
CRM uygulama alanları
bebek bezini almaya gelen babalara yönelik çapraz satışların
Toplum olarak uzun zamandan bu yana ciddi birikimlere
nasıl dizayn edilmesi gerektiğini rahatça hayal edebilirsiniz.
sahip olduğumuz üretim odaklı çalışma formatından farklı olarak
Bugün yüzlerce üründe binlerce müşterinin davranışını analiz
CRM, satış öncesi, satış sırası ve satış sonrası diye ayırabileceğiedebilmek ve bu analizden çıkacak sonuçlara göre satış artırıcı
miz üç pozisyonda gerçekleştirilebiliyor:
aktivitelerinizi belirlemek için, bilişim teknolojilerini pazarla1- Satış öncesi: Veri madenciliği, kampanya yönetimi, içerik
ma amaçlarına yönelik olarak kullanan CRM metodolojilerine
yönetimi, interaktif pazarlama, rekabet analizi, pazar ve müşihtiyaç duymaktayız.
teri segmenti bazında gelir tahmini, iş fırsatlarının yönetimi, iş
Gelişen bilişim teknolojilerinin, yeni ekonominin pazarlama
ortaklarının yönetimi, pazarlama planlaması, ürün ve kampanya
inovasyonlarıyla birleştiği noktada oluşan rekabetin yeni adına
bazında performans takibi, kişiselleştirme uygulamaları.
Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) diyoruz. Bugüne kadar her
2- Satış aşaması: Müşteri yönetimi, iş fırsatlarının yönetimi,
alanda sıkça dile getirilen ancak altı çok fazla doldurulamayan
ürün fiyatlandırma, planlama, sipariş işlemleri, satış raporlama,
“müşteri odaklılık” kavramını, ilk defa somut uygulama politiaktivite yönetimi, teklifler, sunumlar, satış hedefleri ve primler,
kaları ile destekleyen CRM, birbirine bağlı iki temel unsurdan
etkin iş akışı, yönetim analizi uygulamaları.
oluşuyor: bilişim teknolojileri ve pazarlama hedefleri. Bilişim
3- Satış sonrası: Müşteri ve vaka yönetimi, problem ve
teknolojileri bugünkü seviyede gelişmeseydi eğer, müşteri
şikayet takibi, sorun tanımlama & çözümleme, müşteri bazında
veritabanları, bu veritabanları üzerinde geliştirilen iş zekası ve
hizmet/destek tarihçesi, kontrat ve anlaşma yönetimi, bilgi yönesegmantasyon modellemeleri, uygulama alanında geliştirilen
timi, çağrı merkezi, saha hizmeti, teknik destek uygulamaları.
birebir pazarlama yöntemleri, web üstünden pazarlama teknikleri, online ve offline müşteri temas noktaları ve daha çok sayıda
Müşteri temas noktaları nelerdir?
yeni pazarlama inovasyonunu kapsayan CRM metodolojisi de
CRM ile ilgili yazılarımızda sıklıkla bahsettiğimiz müşteri
gündemimizde olmazdı.
temas noktaları, son derece önemli iletişim platformlarıdır. ŞuÖte yandan ürün odaklı ekonomiden, müşteri odaklı ekobeler, mağazalar, bayiler, yetkili satıcılar, çağrı merkezleri, web
ebsohaber 42 mart 2008
YOLHARİTASI
sayfası, ATM, pos/kiosk, interaktif telefon, posta, e-mail vb. çok
sayıda temas noktası sayılabilir. Ancak burada dikkat edilmesi
gereken müşteri temas noktalarını kurmak kadar, bu noktalar
arasındaki ve bu noktaların işletme ile olan entegrasyonunu da
sağlamaktır. Müşteri bu kanallardan herhangi birisiyle kontak
kurduğu zaman, bu bilginin diğer kanallarla ve departmanlarla
paylaşılması çok önemlidir.
Özellikle Internetin yarattığı müşteri bilgili, bilinçli, markaya sadakati az bir yapıdadır. Müşteriler web alışveriş sitesinde
sadece alışveriş yapmamakta, kendi istedikleri zaman ve tarzda
karar vermekte, bilgi istemekte, iletişim kurmaktadırlar. Bu
nedenle özellikle web üstündeki, müşteri ile temas edilen her
nokta yeniden yapılandırılmalı, müşteri deneyimi geliştirilmeli
ve yönetilmelidir. Bunu yaparken de geleneksel iletişim ortamlarının desteği bir şekilde devam etmelidir.
Uygulama modelleri
CRM konseptinde, değişik uygulayıcılar tarafından bugüne
kadar ele alınan farklı modelleri de gözden geçirmekte fayda
var:
1- Müşteri kazanma modeli: Yeni müşterileri hızla elde
etmeye yönelik uygulamalar.
2- Büyüme modeli: Mevcut müşterilerin alım hacimlerini
büyütmeye yönelik uygulamalar.
3- Çoklu büyüme modeli: Müşterilerin talep ettiği ürün kategorilerinin sayısını artırmaya yönelik uygulamalar.
4- Maliyet modeli: Kaliteden taviz vermeden müşteri hizmetleri maliyetini düşürmeye yönelik uygulamalar.
5- Analitik CRM: Müşteriye ilişkin verilerin toplanması, veri
toplama kaynaklarının zenginleştirilmesi, verilerin analizleri vb.
uygulamalar.
6- Interaktif CRM: Müşteriye doğru mesajları, doğru zamanda iletebilmek, ondan gelen talep ve şikayetleri hızla alıp, geri
dönebilmek amacına yönelik uygulamalar.
7- Operasyonel CRM: Müşteri temas noktalarındaki süreçlerin doğru dizayn edilmesi, buralardaki otomasyon araçlarından
verimli bir şekilde faydalanılması için gerekli uygulamalar.
8- Stratejik CRM: Müşteri odaklı şirket yapılanmasının gerçekleştirilmesi, müşteriye ilişkin kârlı şirket sonuçlarına ulaşılması.
Yukarıda sayılan her model detaylı bir şekilde incelenerek,
sektörel, dönemsel vb. değişik kapsamlarda yeni ekonomideki
kârlı çalışma formatınızı dizayn edebilirsiniz.
Müşteri karlılık analizi
CRM modelleri, müşteri değer analizleri ve karlılık analizi
ile yakından ilgilidir. Organizasyonlar verimli ve karlı çalışmak
zorundadırlar. Daha kârlı müşteri, daha kârlı dağıtım kanalı,
daha kârlı ürün bulmak ve geliştirmek zorundadırlar. Bunu
yapabilmek için periyodik olarak yapılan kârlılık analizleri gerekir. Kârlılık analizlerinin sağlıklı yapılabilmesi için çok iyi bir
maliyetlendirme sistemi kurulması gerekir. Aktivitelerin belirlenmesi, bu aktivitelerin birim sürelerinin ve birim maliyetlerinin
hesaplanması, aktivite sıklığı ile çarparak aktivite maliyetlerinin
bulunması gerekmektedir.
CRM’in başarısı için bunlara dikkat
Hayatın gerçekleri her zaman için yönetim kitaplarında ya da
başka bir şirketin kazandığı başarılara bakarak uygulamalarının
kopyalanmasında yatmamaktadır. Her şirketin, her sektörün, her
müşterinin ve her toplumun kendi dinamikleri vardır. Başarılı
bir CRM uygulaması bu dinamiklerin doğru yönlendirilmesiyle
gerçekleştirilir. CRM uygulamanızın başarısı için öncelikle bu
dinamiklerin neler olduğunu dikkatle saptamak gerekiyor.
Bunların yanısıra projelerdeki başarısızlığı getiren nedenler
arasında veri kalitesindeki yetersizlikler, bilgi teknolojilerini
yeterince kullanamamak, plan yapmadan işe başlamak, şirketin
ilgili bölümleri arasında eşgüdümü sağlayamamak, sahip olunan
sistemlerle entegrasyonu sağlayamamak, şirket içindeki dağılmış
veri kaynakları, sistemin performansını optimize edememek,
kurumdaki ortak lisanın oluşmaması, gerçekçi olmayan müşteri
beklentileri, karlı müşterilerin tanımlanmaması, müşterinizden
sık sık aynı bilgilerin istenmesi, bayilerinizin size müşteri bilgilerini tam ve doğru olarak vermemesi vb. sayabiliriz.
Başarı için dikkat edilmesi gereken unsurlar olarak ise, otomasyone geçiş için işlevleri doğru belirlemek, otomasyona gerçekten gereken alanlarda geçmek, üst düzey yönetimin desteğini
kazanmak, kullanıcıyı sahiplendirmek, müşterilerin gösterdikleri
davranış kalıplarının şirketin karlılığına etkisini doğru ölçmek,
müşterilerin satış, hizmet ve pazarlama bilgisi amaçlı kullanabileceği kanalları geliştirmek, kullanılan kanaldan bağımsız olarak
çapraz satış ve diğer satış imkanlarını sağlayan kişiselleştirilmiş
bir altyapıyı oluşturmak, müşteriden elde edilen bilgileri işletmenin her biriminde etkin bir şekilde kullanabilmek vb. sayabiliriz.
43 mart 2008
HABER
Tarım ilaçları reçete ile satılsın
Tarım ilaçlarının Türkiye’de bilinçsiz ve kontrolsüz kullanıldığına dikkat çeken Gıda sanayicileri ve akademisyenler, tarım
ilaçlarının reçete ile satılmasını istedi.
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ‘Güvenli Gıda Gündemi’
çerçevesinde, düzenlenen toplantıda gıda sanayicilerine konu
hakkında bilgi veren Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim
Görevlisi Prof. Dr. Nafiz Delen, Avrupa’nın kullanmaktan vazgeçtiği ürünlerin Türkiye’de halen yüzde 75 oranında kullanıldığına dikkat çekti.
AB’de kullanılmıyor
Avrupa Komisyonu Sağlık ve Tüketici Koruma Genel Müdürlüğü yetkililerinin, 3– 7 Eylül 2007 tarihinde Türkiye’ye gelerek pestisitler üzerine araştırma sonuçlarını açıklayan Delen,
7 Ocak 2008’de açıklanan 20 sayfalık raporun bitki koruma
ürünlerinin bilinçsiz kullanıma dikkat çektiğini belirterek, “Rapora göre; Türkiye’de ruhsatlı bitki koruma ürünlerinin yüzde
75’inden fazlası AB’de kullanılmayan ürünler. Tarım analiz laboratuvarları teknik ve personel açısından yeterli ancak akredite
değil, bu nedenle de güvenilirliği yok” dedi.
Bilinçsiz ve kontrolsüz
Türkiye’de tarım ilacı tüketiminin 1979’dan bu yana geçen
29 yılda yüzde 117’lik bir artış gösterdiğini belirten Delen, en
zehirli tarım ilaçlarının ise yoğun bir şekilde tüketildiğine dikkat
çekti.
Prof. Dr. Nafiz Delen, Türkiye'de 2006 yılında en fazla
kullanılan tarım ilaçlarından 3'ünün Avrupa Birliği ülkelerinde
piyasadan çekildiğini, 3 tanesinin zehirli olduğunu, 4 tanesinin
kanser yapma riski taşıdığı, 5 tanesinin ise iç salgı bezlerini etkilediğini söyledi. 1979 yılında tarım ilacı tüketiminin 8 bin 396
ton olduğunu, bu rakamın 2006 yılında 18 bin 258 tona yükseldiğini, 27 yılda yüzde 117'lik bir artışın yaşandığını bildiren
Prof. Dr. Delen, hektar başına düşen etkili madde oranının ise 1
kiloya yaklaştığını ifade etti.
Prof. Dr. Delen, ülkede tarım ilaçlarının bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımına ilişkin olarak şunları söyledi:
“Gıda güvenliğimiz açısından sorun
yaratabilme olasılığı bulunan tarım ilaçları, ülkemizde yoğun biçimde tüketilmektedir. En zehirli tarım ilaçlarının
etkili madde olarak tüketimi 2002'de
1730 ton iken, 2006 yılında 1910 tona
yükselmiştir. Bu ilaçların yüzde 16'sı
yer altı sularını, yüzde 35'lik bölümü
ise soluduğumuz havayı kirletebilecek
özelliktedir. Türkiye'de yıldan yıla daha
çok zehirli tarım ilaçları kullanımı artmakta, zehirsiz ilaçların
tüketimi azalmaktadır. Ülkemiz insanı
tükettiği gıdaların ne
kadar güvenliği olduğunu bilememektedir. Oysa gelişmiş
ülkelerde yiyeceklerin
güvenliği, tarım ilacı
kalıntılarıyla bulaşıklılık durumları sürekli
analizlerle saptanmakta,
gerekli önlemler alınmakta ve tüm sonuçlar yayın
ebsohaber 44 mart 2008
HABER
yoluyla topluma duyurulmaktadır. Bitki koruma amaçlı kullanılan tarımsal ilaçların yüzde 75’i, Avrupa ülkelerinde sivil toplum
kuruluşlarının da baskısıyla piyasadan kaldırılmıştır. ”
Tarım ilaçları kullanımında bölgeler arası önemli dengesizlikler bulunduğunu kaydeden Delen, “Beslenmemizde ve
ihracatımızda önemli yere sahip pek çok tarım ürününün yoğun
yetiştirildiği, nüfusun kalabalık olduğu Ege ve Akdeniz bölgelerinde ülkemizde kullanılan tarım ilaçlarının yarısına yakın tüketiliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki tüketim yüzde 10’luk
düzeydedir. Bu değerler yoğun tarım yapılan yörelerde yüksek
sayılabilecek bir tüketim olduğunun göstergesidir” açıklamasını
yaptı.
Ürünlerimiz geri gönderiliyor
Kullanılan tarım ilacının yüksekliği nedeniyle Türkiye'den
AB'ye ihraç edilen ürünlerdeki kalıntı miktarlarının yıldan yıla
artış gösterdiğini, özellikle 2003 yılından sonra AB tarafından
uygun bulunmayan ürün sayısında büyük artış yaşandığını belirten Prof. Dr. Nafiz Delen, “Tarım ilacı ruhsatlandırma biçimi” ve
“Tarım ilacı bayilik sistemi”nin ciddi olarak gözden geçirilmesi,
bitkisel üretimde anlaşmalı ve kontrollü tarıma geçilmesi gerektiğini bildirdi. Prof. Dr. Delen, özellikle bebeklerin ve çocukların
tüketeceği gıdalarda sürekli ve periyodik analizlerin yapılarak,
sonuçlarının kamuoyuna duyurulmasını istedi.
İhracat olumsuz etkileniyor
EBSO Başkan Yardımcısı Nedim Kalpaklıoğlu ise, gıda
güvenliği konusunda Türkiye’de henüz yeterli önlemler alınmadığını dile getirerek AB standartlarına ulaşmak için çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı. İlaçların gıdalar üzerindeki kalıntı
miktarları konusunda ilgili tüm kurum ve kurulaşlara dikkatli ve
titiz olma çağrısı yapan Kalpaklıoğlu, tarımsal ilaç kullanımının
ihracatı da olumsuz yönde etkilediğini söyledi.
Tarım ilaçları sübvanse edilmeli
EBSO Meclis Üyesi Kürşat Yuvgun da, tarım ilaçlarının
kontrolsüz kullanılmasının insan sağlığını olumsuz etkilediği için
reçete ile satılması gerektiğini vurguladı. Zirai mücadele ilacı
uygulamasının uzman ve yetkili ekipler tarafından yapılması
gerektiğini belirten Yuvgun, “Zirai ilaç bayileri, çiftçinin ilaç
tercihinde çok etkili rol oynuyor. Önce bu kişilerin eğitilmesi
gerekli. Düşük zehirli ve doğa dostu olan ilaçlar ülkemizde tercih edilmiyor. Çünkü bunlar pahalı, ekonomik açıdan zayıflamış
olan tüketici bunu kullanılmıştır. Kamu yönetimi elini cebine
atıp, bunu sübvanse etmelidir. Sorunu tarlada tesbit edip, kökünü kazımak zorundayız” dedi.
Kamuoyu oluşturulmalı
Gıda Sorunları Komitesi Başkanı Cihangir Hür ise gıda
güvenliği konusunda kamuoyu oluşturulması gerektiğini ifade
ederek, “Baskı unsuru olmazsak zehirlenmeye devam edeceğiz.
Hallerde alınan rusum bedellerinden tüketici korunmasında da
faydalanılmalı. Gıdada alınan KDV de gıda güvenliğine kaynak
olarak kullanılmalı” diye konuştu.
Ar-Ge’ciye vergi ve prim
indirimi, nisanda başlıyor
Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun, Resmi Gazete'de yayımlandı. Kanun, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve
Destekleme İdaresi Başkanlığı tarafından ilgili kanuna göre
oluşturulan teknoloji merkezleri (teknoloji merkezi işletmeleri), Ar-Ge merkezleri, Ar-Ge projeleri ve rekabet öncesi
işbirliği projeleri ile teknogirişim sermayesine ilişkin destek
ve teşvikleri kapsıyor.
Ar-Ge Kanunu; Ar-Ge ve yenilik yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya
kavuşturulması için teknolojik bilgi üretilmesini, üründe
ve üretim süreçlerinde yenilik yapılmasını, ürün kalitesi ve
standardının yükseltilmesini, verimliliğin artırılmasını, üretim maliyetlerinin düşürülmesini, teknolojik bilginin ticarileştirilmesini, rekabet öncesi işbirliklerinin geliştirilmesini,
teknoloji yoğun üretim, girişimcilik ve bu alanlara yönelik
yatırımlar ile Ar-Ge'ye ve yeniliğe yönelik doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye girişinin hızlandırılmasını,
Ar-Ge personeli ve nitelikli işgücü istihdamının artırılmasını desteklemeyi ve teşvik etmeyi amaçlıyor. Teknoloji
merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum
ve kuruluşları ile kanunla kurulan vakıflar tarafından veya
uluslararası fonlarca desteklenen Ar-Ge ve yenilik projelerinde, rekabet öncesi işbirliği projelerinde ve teknogirişim
sermaye desteklerinden yararlananlarca gerçekleştirilen
Ar-Ge ve yenilik harcamalarının tamamı ile tam zaman
eşdeğer Ar-Ge personeli istihdam eden Ar-Ge merkezlerinde ayrıca o yıl yapılan Ar-Ge ve yenilik harcamasının bir
önceki yıla göre artışının yarısı, ticari kazancın tespitinde
indirim konusu yapılacak.
ebsohaber 45 mart 2008
HABER
Su kesintileri
kapıda...
TBMM Küresel Isınma ve Su Kaynaklarını Araştırma Komisyonu Başkanı Mustafa Öztürk, Türkiye'de yağışlarda azalma olduğunu, yaz sıcaklarında önemli miktarda artış gözlemlendiğini
açıkladı. Öztürk, yaşanan iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgenin Akdeniz Bölgesi ve en kurak bölgelerin Güney
Doğu Anadolu, Ege ile Trakya bölgeleri olduğunu ifade ederek,
kuraklığın tarımda sıkıntılara sebep olduğunu vurguladı. Öztürk,
su kaynaklarının iyi kullanılması yönünde önlemler alınmazsa su
kesintilerinin yeniden yaşanacağı uyarısında bulundu.
TBMM Küresel Isınma ve Su Kaynaklarını Araştırma Komisyonu yaklaşık 4 aylık çalışmasını tamamlayarak hazırladığı
raporu Meclis Başkanlığı'na sundu. Komisyon 4 aylık çalışma
süresinde 39 ayrı kurum ve kuruluşlardan temsilciler dinledi,
üç bölgede incelemelerde bulundu. 520 sayfalık raporda, 2008
yılı özellikle Güney Doğu Anadolu, Ege ile Trakya bölgelerinde
yoğun kuraklık yaşanacağı ve bu yılda su sıkıntısının kapıda
olduğu iddiası yeraldı.
TBMM Küresel Isınma ve Su Kaynaklarını Araştırma Komisyonu Başkanı Mustafa Öztürk beraberindeki Komisyon üyeleri
ile birlikte Meclis'te düzenlediği basın toplantısıyla komisyon
çalışmalarının bittiğini duyurdu.
Hazırlanan rapor hakkında basın mensuplarına genel bilgi
veren Öztürk, ortaya çıkan sorunlar ve çözümleri konusunda
DSİ alarmda
DSİ 2. Bölge Müdürü Ayhan
Sarıyıldız, açık konuştu: Geçen
yıl eldeki su stoklarını kullandık.
Şimdi böyle bir kaynağımız da
yok. Sıkı tasarruf şart. İzmir’deki
kuraklık tehdidi, İl Kooridnasyon
Kurulu toplantısında da gündemin
ağırlığını teşkil etti. Devlet Su İşleri
2. Bölge Müdürü Ayhan Sarıyıldız, tarımsal sulama yapılan 13
barajla içme suyu sağlayan Tahtalı,
Balçova ve Alaçatı Kutlu Aktaş
barajlarında ortalama doluluk
oranının yüzde 30 olduğunu söyledi.Ayhan Sarıyıldız, yağışların azlığına dikkat çekti ve “İzmir geçen
yıl 2006’dan kalan su stoklarını
kullandı. Bu yüzden sorun çıkmadı. Eğer mart ve nisan yağışları
olmazsa, bu yaz zor geçecek” diye
konuştu. Sarıyıldız, özellikle sulama konusunda üreticilere tasarrufa
yönelik seminerler verdiklerini,
çiftçilerden yılda 5 olan sulama sayısını ikiye indirmelerini isteyeceklerini bildirdi. İzmir’de acil önlem
alınması gerektiği vurgulandı.
hazırlanan 520 sayfalık raporu Meclis Başkanlığı'na sunduklarını belirtti. Öztürk, Türkiye'de yağışlarda azalma olduğunu, yaz
sıcaklarında önemli miktarda artış gözlemlendiğini açıkladı.
Öztürk, yaşanan iklim değişikliğinden en çok etkilenecek
bölgenin Akdeniz Bölgesi ve en kurak bölgelerin Güney Doğu
Anadolu, Ege ile Trakya bölgeleri olduğunu ifade ederek, kuraklığın tarımda sıkıntılara sebep olduğunu vurguladı. Su kaynaklarının iyi kullanılmadığı durumunda yeniden su sıkıntısının
yaşanabileceğine dikkat çeken Öztürk, Türkiye'nin 112 milyar
metre küp su kapasitesi olduğunu, bu oranın ancak 40 milyar
metre küpünün kullanıldığını vurgulayarak geri kalan 70 milyar
metre küpün mutlaka kullanılması gerektiğini ifade etti.
Su kanunu şart
Mustafa Öztürk, "Suyu yönetmek istiyorsak, mutlaka bir su
kanunu olması gerek" diyerek, suyun doğru kullanılması gerektiği yönünde açılımlarda bulunulması gerektiğine işaret etti. Öztürk, şebeke sularında yüzde 63-64 oranında kayıplar olduğunu
da belirtti. Barajlarda yaşanan kuraklık nedeniyle enerji üretiminde düşüklük yaşandığını saptadıklarını ifade eden Öztürk,
suyun yüzde 78'lere yakın bir bölümünün sulamalarda kullanıldığını ve bu sulamanın yanlış yapıldığını vurguladı. Öztürk,
Türkiye'de su kaynaklarının yanlış kullanıldığına söyledi.
ebsohaber 46 mart 2008
HABER
Tehlikeli atığa imha şart
Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir İli
Dr. Gökhan Tenikler sunum yaptı.
Stratejik Planlama Yönetişim Araştırma
Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Üyesi
DEÜ’de düzenlenen toplantıda acil
ve Uygulama Merkezi tarafından düzenve
Çevre
Danışma Konseyi Başkanı Halit
çözüm bekleyen tehlikeli atıkların
lenen Tehlikeli Atık Yönetimi toplantısı,
Şahin, tehlikeli atık yönetimi toplantıbertarafı için herkesin üzerine
atık tehdidinin boyutlarını gözler önüne
sında Egeli sanayicilerin çevre bilincine
düşen görevi zaman kaybetmeden
serdi.
dikkat çekti. Türkiye’de daha Çevre
yerine getirmesi isttendi.
Evsel atıkları bile doğru dürüst berBakanlığı’nın adı bile yokken EBSO’nun
taraf edemeyen Türkiye’nin özel öneme
1980’li yılların başından itibaren çevsahip tehlikeli atıklar konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıya
re konusunu ele aldığını hatırlatan Şahin, 1985 yılında Çevre
geldiğini belirten konuşmacılar, sonunun acilen çözüm beklediKomitesi’nin kurulduğunu, 2005 yılından itibaren sanayicilerin
ğini, herkesin üzerine düşen görevi zaman kaybetmeden yerine
yanısıra üniversiteler, STK’lar, belediyeler ve ilgili kuruluşlardan
getirmesi gerektiğini anlattı.
temsilciler alarak farklı bir organizasyona giden komitenin sanaTürkiye’nin tehlikeli atık miktarının TÜİK’e göre 1.2 milyon
yiciyi ilgilendiren her alanda taraf olduğunu ve olmaya devam
ton olduğunu, gerçek rakamların ise 2.5-3 milyon ton civarında
edeceğini belirtti.
olduğunu vurgulayan konuşmacılar, “Sadece İzmir’de 335 bin
Halit Şahin, en çok tehlikeli atık üreten sektörleri metal,
ton tehlikeli atık bulunduğu” mesajını verdi.
makine, plastik, kauçuk, petrol, kimya, taş ve toprağa dayalı
Sanayicilerin, belediyelerin, kurum ve kuruluşların tehlikeli
sanayi olarak sıralarken, “Çevre Kanunu ile Tehlikeli Atıklar
atıklar konusuna acilen çözüm bulması gerektiğini de söyleyen
Yönetmeliği’ne ilişkin yasal düzenlemeleri takiben EBSO da
konuşmacılar, sadece içte değil ithal hurdalara karşı da uyanık
üyelerini bilgilendirmek, sorunlarına çözüm getirmek amacıyla
olunması, ciddi denetim mekanizmaları oluşturulması çağrısında İzmir Valiliği, Büyüşehir Belediyesi, Çevre ve Orman Müdürlüğü
bulundu. Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde etkili politika ve
ile ortak çalışmalara imza attı. Tehlikeli atık bertarafı tesisi ile
stratejiler geliştirmek durumunda bulunduğu, bunların içinilgilenen Türk ve yabancı pekçok firma sunum yaptı. İzmir’in
de en önemli sektörlerden birinin de çevre olduğunu belirten
tehlikeli atık sorununa yönelik çalışmaların EBSO koordinaskonuşmacılar, “Bizde uyum konusunda ciddi adımlar var fakat
yonunda yapılması kararlaştırıldı. Bunlara eş zamanlı olarak
uygulama yok” dedi.
Sürdürülebilir Kalkınma Yolunda Çevre Bilinci’nin oluşturulması
projesini yürüttük. Tehlikeli atıkların bertarafı konusunda faaliyet
gösteren yerli ve yabancı yatırımcıların fikirlerini alıp değerlenBelediyeler kapatılır
dirmeye devam ediyoruz” dedi.
İzmir’in tehlikeli atık bertarafında çok gerilerde olduğu da
EBSO Çevre Danışma Merkezi’nin tehlikeli atıklar, arıtma
belirtildi. Daha arıtma çamurlarını bile çözemeyen ve her geçen
birikip dağ gibi karşımıza çıkan sorunun acil çözüm bekleyenler tesisleri, mevzuat, su, hava ve toprak kirliliği ile kimyasallar
konularında sanayicilere ücretsiz bilgilendirme ve yönlendirme
listesinde olduğunu belirten Dr. Gökhan Tenikler, “Ciddi bir
hizmeti verdiğini vurgulayan Şahin, sanayicinin önce atığını
denetimde Türkiye’deki bütün belediyeler kapatılır” dedi.
tanımasının bertarafı kolaylaştıracağını anlattı.
Prof. Dr. Zerrin Toprak da, genel anlamda atık arıtımının
önemine ilişkin olarak 1 gram kurşunun 20 bin litre suyu içilmez
hale getirdiğini, bir damla yağın 25 litre, 1 gram aspartik asidin
ise 10 milyon metreküp suyu içilemeyecek şekilde kirlettiğini, 1
gram PCB’nin 1 milyar litre yüzeysel suda canlı yaşamını engellediğini, 1 galon benzinin (3.85 litre) 50 bin kişinin içme suyunu
kirlettiğini örneklerle açıkladığı konuşmasında ilgilileri duyarlı
olmaya çağırdı.
Katılımcılar önerileri ortaya koydu
Dokuz Eylül Üniversitesi’nin 25. kuruluş yılı etkinlikleri
kapsamında düzenlenen tehlikeli atıkların yönetimi toplantısının açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Emin Alıcı, birey
olarak herkesi çevreyi korumaya çağırdı.
DEÜ İZİSYÖM Müdürü Prof. Dr. Zerrin Toprak’ın organizasyonunda ve İzmir Vali Yardımcısı Mustafa Aydın’ın yönettiği
toplantıda İzmir Çevre ve Orman Müdür Vekili Mehmet Ceyhan,
EBSO Meclis Üyesi Halit Şahin, Yrd. Doç. Erdem Küçük ile
ebsohaber 47 mart 2008
MECLİS
Tezcan:
Dünyadaki
yavaşlama
bizi de
etkiler
işsizlik oranlarında kayda değer bir azalış
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim
gerçekleşmemişken, önümüzdeki dönemKurulu Başkan Yardımcısı Haluk TezEBSO Yönetim Kurulu Başkan
de düşük büyüme oranlarında, işsizlik
can, geçen yıl ABD’den başlayıp, tüm
Yardımcısı Haluk Tezcan, global
sorununun artarak devam edeceğini,
dünyaya dalga dalga yayılan mortgage
ekonomik krizin Türkiye’yi etkibu yönüyle krizin, üretime ve istihdama
kredilerinden kaynaklanan global bir
leyebileceğini belirterek, önlem
olumsuz etkilerinden kaçılamayacağını,
krizle karşı karşıya kalındığını, Türkiye
alınması çağrısında bulundu.
zaten son açıklanan rakamların da şimdigibi gelişen piyasalara sahip ülkelerin,
den bu tezi doğruladığını belirtti. Tezcan,
ne kadar akılcı davranırlarsa davran20 Şubat 2008’de TOBB’da gerçekleşen Sanayi Konseyi’ndeki
sınlar bu krizden etkilenmemelerinin mümkün olmadığını, bu
9 maddelik sonuç bildirisinde, Hükümetten önceliğin üretim
aşamada dünya ekonomisinin bir yavaşlamaya gittiğini söyleve istihdama verilmesinin istendiğini, yine hükümetin her bir
menin de yanlış olmayacağını, ki bu yavaşlamanın merkezinde
temsilcisine yaptıkları ziyaretler sırasında sundukları dosyaların
ABD’nin bulunduğunu belirtti. Resesyon tehdidi her geçen gün
içinde de bu konuların yer aldığını dile getirdi.
daha fazla hissedilen ABD ekonomisinde, faizlerdeki inişin sert
Tezcan, üretmeden tüketmenin sonuçlarını yüksek enflasyonolması halinde, aşırı değerlenen TL’nin 2008 yılında daha güç
la yıllarca ödediğimizi, hem ekonomik, hem de sosyal açıdan en
durumlarla karşı karşıya kalmamıza neden olacağını ifade etti.
büyük sorunumuz olan işsizliğin temelinde de bunun bulunduSon 5-6 yıldır dünyada yaşanan likidite bolluğunun, söz
ğunu, ülkemizin geleceği için üretimin önemini her fırsatta dile
konusu kriz ile birlikte yerini likidite daralmasına bırakacağını,
bununla birlikte; yurt içinde yüksek faiz oranları nedeniyle kredi getirirken ve zaman kaybına tahammülümüzün olmadığı bir
dönemden geçerken, uzayan tatil günlerinin, ülke ekonomisini
bulamayan şirketlerin, yurtdışından da kredi bulmaları zorlaşınsekteye uğrattığı hususuna dikkatleri çekmek istediğini ifade etti.
ca, yatırımların askıya alınacağını ya da iptal edileceğini vurgulayan Tezcan, dövizin ülkemizden çıkışını engelleyebilmek
adına faiz indirimlerinin erteleneceğini, bununda yine sanayiciyi
Hükümete yol haritası
zor durumda bırakacağını, yatırımların azalarak, büyümenin
Sanayiye ve üretime dayalı bir büyüme modeline ihtiyayavaşlamasına etken olacağını söyledi.
cımız olduğunu, bugüne kadar uygulanan yatırım teşviklerin
verimlilik, istihdam ve yatırım miktarı üzerinde önemli bir etkisi
Düşük büyüme ve işsizlik
olmadığı gibi, il bazında yapılan teşvik uygulamasının da milli
Yıllık büyümemizin ortalama 7-7.5 olduğu dönemlerde
kaynaklarımızın israf edilmesine ve atıl üretim kapasitelerinin
ebsohaber 48 mart 2008
MECLİS
oluşmasına sebep olduğunu, bu nedenle;
vermemesi, tüm krizlerin kendi içinde
sanayileşme stratejilerinin belirlenerek,
fırsatlar doğurduğu düşünüldü-ğünde,
“Büyüme rakamlarının artış eğibu stratejilere paralel yeni teşvik proghükümete düşen görevin, bu krizi lehimiliminde olması isteniyorsa, özel
ramlarının acilen oluşturulması, bölgesel
ze nasıl çevrileceğinin iyi analiz edilmesi
sektörün adım atmasını engelleteşvik sistemi yerine, sanayi analizine
olduğunu belirtti.
yecek sorunlar ortadan kaldırılıp
dayalı, ileri teknoloji ve ihracata yönelik
rekabet gücü artırılmalı..”
yatırımları destekleyen sektörel teşvik
Tezcan üyeleri cevaplandırdı
sistemi politikasına geçilmesi, nüfus sayıÜyelerin yaptığı konuşmalara cevap
mında olduğu gibi özel kanun çıkarılarak, katılması gerekli tüm
veren Haluk Tezcan, ekonominin öneminin bir kez daha ortaya
kurumların iştirakiyle sanayi envanterinin çıkarılması gerektiğini
konduğunu ifade eden Tezcan, Avrupa Birliği Uyum Yasaları
vurguladı.
çerçevesinde karşılıksız çek kanununun değişeceğini ve karşıTezcan, serbest bölgelere tanınan muafiyetlerin kaldırılması
lıksız çekten dolayı hapis cezasının kaldırılacağını belirterek,
uygulamasından acilen vazgeçilmesi, işvereni kayıt dışına iten
bundan sonra kendilerini nelerin beklediği hususunun dikkatle
zorunlu istihdam konusunun yeniden ele alınıp incelenmeizlenmesi gerektiğini söyledi.
si, 2008 yılında sigorta işveren prim payında mutlaka 5 puan
EBSO Yönetim Kurulu olarak çalışmalarının hızla devam
indirim yapılması, özellikle Türk Sanayisi açısından büyük bir
ettiğini, bundan sonraki çalışmalarının ekonomi ve eğitim
problem olarak görülen mesleki eğitime önem veren eğitim
ağırlıklı olarak sürdürüleceğini, İzmir’deki sanayinin gelişmesi,
sisteminin yeniden yapılandırılması, sektörlerle ilgili mevcut
bölgemizdeki istihdamın arttırılmasının tüm sanayicilerin görevi
olmayan bölümlerin açılarak, ara eleman sıkıntısının giderilmesi olduğunu, zaten İzmirli sanayicinin üretmeyi, büyümeyi, istihgerektiğini söyledi.
dam yaratmayı görev olarak üstlendiğini dile getirdi.
Düşük kur politikasının, cari açığı tetiklediği gibi sanayimiTezcan, NACE sistemi için çalışmaların devam ettiğini, 24
zin rekabet gücüne de büyük zarar verdiğini belirten Tezcan,
Mart 2008 tarihine kadar yapılan çalışmayı sonlandırıp, Meclis’e
Türkiye’nin şu anda tarihinin en yüksek cari açık rakamı ile karşı sunacaklarını ifade ederek, seçimlerin ertelenmesi konusunda
karşıya bulunduğunu, sıcak paranın payının azaltılıp, doğrudan
bir talepleri olmadığını, bundan sonra da olmayacağını vurgulayabancı yatırımların payının yükseltildiği ölçüde cari açığın
dı.
taşınabileceğini ifade ile Türkiye’nin bu sancılı dönemde kendi
içinde yaşadığı uyumsuzlukları gidermesi, karar vericilerin üzeKayıplar üzüntü verdi
rine düşen görevleri yapması ve sinyaller doğrultusunda gerekli
EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Tezcan,
önlemlerin acilen alınması gerektiğini vurguladı.
Türk Silahlı Kuvvetlerimizce, Irak’ın kuzeyinde terör örgütü PKK
Son yıllarda büyüme ve ihracatın itici gücü olan demirhedeflerine yönelik başlatılan kara harekatının başarıyla sonuççelikten tekstile, beyaz eşyadan, otomotive kadar birçok sektölandırılacağına yürekten inandığını söyleyen Tezcan, gerçekleştirün, programlarını yeniden gözden geçirdiğini, zaten sürdürürilen operasyonda şehit olan askerlere Allah’tan rahmet, yaralalebilir büyüme için üretimin şart olmasına karşın, sanayicinin
nanlara acil şifalar diledi.
“üretimi nasıl arttırırız”ı bir kenara bırakarak, “nasıl ayakta
Tezcan, Meclis Üyesi Metin Deyirmenci’nin oğlunun vefatı
durabiliriz”in hesabını yaptığını söyleyen Tezcan, yüzde 6,2
nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirirken, Meclis üyesi Hayile dünya ortalamasının da altında kayıp kaçak oranına sahip
dar Atılgan’a kayınvalidesinin vefatı nedeniyle başsağlığı, vefat
İzmir’e, diğer illerde kullanılan kaçak elektriğin faturasının ödet- eden geçmiş dönem meclis üyesi merhum Hayrettin Erkavun’a
tirildiğini, artık bir an evvel elektrik dağıtımının özelleştirilerek,
da Allahtan rahmet, yakınlarına ve ailesine başsağlığı diledi.
tarifelerin mutlaka düzeltilmesi gerektiğini dile getirdi.
Uğurtaş’a, eşinin rahatsızlığından dolayı, Kalpaklıoğlu’na ise geçirdiği ameliyat nedeniyle geçmiş olsun dileklerini iletti. Haluk
Krizi lehimize çevirelim
Tezcan, Çukurova Kimya Endüstrisi A.Ş.’yi de eğitime verdiği
Büyüme rakamlarının artış eğiliminde olması isteniyorsa;
destek için yürekten kutladığını söyledi.
yatırımların önünün açılarak, özel sektörün adım atmasına engel
Ocak ayının son günü İstanbul-Zeytinburnu’nda bir maytap
teşkil edecek sorunların ortadan kaldırılması, sanayicinin rekabet imalathanesinde meydana gelen patlama sonrasında 22 vatangücünü ayakta tutacak önlemlerin alınmasında daha fazla geç
daşımızın hayatını yitirdiğini, 100’den fazla vatandaşımızın da
kalınmaması, hala özellikle KOBİ’ler üzerinde tehdit olmaya
yaralandığını ifade ederek, yaşanan olayın ülkemizdeki denetimdevam eden kur, faiz ve teşvik politikalarının düzenlenmesi
sizliğin, kayıt dışılığın ve hukuk dışılığın en acı göstergelerinden
gerektiğini ifade etti.
birisi olduğunu vurguladı.
Haluk Tezcan, 2008 yılında dünya ekonomisinde beklenen
Almanya’da 10 gurbetçimizin ölümüyle sonuçlanan yangıyavaşlamadan, dünya ile entegre olmuş ülkemizin de nasibini
nı, çok kısa aralıklarla ülkenin başka şehirlerindeki yangınların
mutlaka alacağını, ancak ne yazık ki ülkemizin böylesine riskli
izlediğini, yaşanan olayların bir an önce açıklığa kavuşturulması
bir ortamda, son bir aydır tek bir gündem maddesi olan türban
ve suçluların en ağır biçimde cezalandırılması
konusuna kilitlendiğini, ekonominin geri planda bırakıldığını
gerektiğini söyleyen Tezcan, ırk veya din temelli her tür ayrımsöyleyerek, gündemden sapmalara ve küresel kriz riskine, iç
cılığı ve şiddet eylemlerini kınadıklarını bir kez daha yinelemek
siyasi kriz riskinin de eklenmesine, hükümetin kesinlikle izin
istediğini dile getirdi.
ebsohaber 49 mart 2008
MECLİS
Uğurtaş’tan kriz uyarısı
Ege Bölgesi Sanayi Odası Şubat
dışında gelişen bu kriz sürecine her an
ayı meclis toplantısına başkanlık eden
kendilerinin de dahil olabileceklerini, beEBSO Şubat ayı Meclis
Meclis Başkan Yardımcısı Hilmi Uğurtaş,
lirsizliğin hakim olduğu böyle bir ortamda
Toplantısı’na başkanlık eden
konuşmasına Irak’ın kuzeyinde üslenmiş
adımların çok dikkatli atılması gerektiğini
Meclis Başkan Yardımcısı Hilmi
PKK terör örgütüne karşı Türk Silahlı
ifadeyle, hükümetin artık özel sektörün
Uğurtaş, 2008’de tüm dikkatlerin
Kuvvetleri’nin başlattığı sınır ötesi kara
hareket kabiliyetini engelleyen değil, arttıekonomiye verilmesini istedi.
harekatı sırasında vatan uğruna canlarını
ran politikalar içerisine girmesi gerektiğini
feda eden tüm şehitlerimize sanayicivurgulayan Uğurtaş, bu kritik süreçte,
ler adına bir kez daha minnettarlıklarını ilettiklerini belirterek
hükümetin gerekli önlemleri almasını beklerken, ekonomiyi geri
başladı. Uğurtaş, tüm şehitlere Allahtan rahmet, yakınlarına ve
planda bırakmayı tercih etmesini, üstelik türban gibi bir konuyu
ailelerine başsağlığı diledi.
gündemin birinci maddesine taşımalarını, toplumu kamplaşma
Uğurtaş, Odamızda 1987-1991 yılları arasında Meslek
sürecine sürüklemelerini hayretler içinde izlediklerini, siyasetçiKomitesi Üyeliği, 1987-1989 yılları arasında Meclis Üyeliği
lerin halkın kaygısını gidermek ve uzlaşmayı sağlamak zorunda
yapan Hayrettin Erkavun’un vefat ettiğini, Meclis Üyemiz Metin
olduğunu, kamplaşmanın, kaygıların, korkuların bulunduğu bir
Deyirmenci’nin oğlunun, geçirdiği trafik kazası sonrasında
ortamdan kimsenin menfaat sağlayamayacağını dile getirdi.
yaşamını yitirdiğini, Meclis Üyemiz Haydar Atılgan’ın kayınvaliKız çocuklarının liseden sonra okumaya devam edememedesinin vefat ettiğini hatırlatırken, Oda olarak gerekli vecibelerin sinin nedenleri araştırıldığında; kavgası yapılan türbanın sadece
yerine getirildiğini söyleyerek, ailelerine ve yakınlarına başsağlıyüzde 1 oranı ile en sonda yer aldığı, ilk sırada ise yüzde 30
ğı diledi.
ile üniversite sınavını kazanamayanların, bulunduğu sonucuna
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nedim Kalpaklıoğlu’nun
ulaşıldığını, dolayısıyla türban konusunun gerginliğe meydan
dizinden bir ameliyat geçirdiğini, sağlık durumunun iyi olduğuverilmeden çözülmesi gerektiğini, özgürlük sorunu adı altında
nu dile getiren Uğurtaş, Kalpaklıoğlu’na bir kez daha
gündemi işgal eden türbanın, takılma şekline kadar konuşulduğu
geçmiş olsun dileklerini iletti. Uğurtaş, eşinin
bir dönemde hükümetin, bugüne kadar elde ettiği kazanımları
rahatsızlığı nedeniyle kendisini gerek telefonla
gündem dışı konularla daha fazla harcamaması gerektiğini
arayan, gerekse ziyarete gelen Meclis Üyesi
söyledi.
arkadaşlarına teşekkür etti.
Uğurtaş, küresel kriz ortamından bahsedilirken, 2008
EBSO Şubat ayı meclis toplantısı’na
yılının da kayıp bir yıl olmaması için tüm dikkatlerin ekoIrak’ın kuzeyinde gerçekleştirilen sınır
nomiye verilmesi gerektiğini, insanlara nasıl giyinecekleötesi kara harekatında şehit olan askerrini söylemenin hükümetin görevi olmadığını, öncelikli
lerle geçmiş dönem meclis üyelerinden
olarak çözüme ulaştırılması gereken konular arasında
Hayrettin Erkavun anısına saygı duruşu
fakirliğin, işsizliğin, enflasyonun, hukuk reformunun yer
yapılarak başlandı.
aldığını belirterek, yanlış yaptığını kabul edip, yanlıştan
dönmenin de büyük bir erdemlilik örneği olduğunu ifade
etti.
Ekonomi ikinci planda kalmasın
Çukurova Kimya Endüstrisi
EBSO Meclis Başkan
A.Ş.’nin 2.3 milyon dolarlık
Yardımcısı Uğurtaş, bu yıl
yatırımla Türkiye’nin ilk Kimya
içinde, ekonomiEndüstri Meslek Lisesi’nin temenin muhtemel
lini attığını söyleyen Uğurtaş,
seyrine yönelik
bu güzel proje için Çukurova
duydukları kaygıA.Ş.’ye teşekkür ederek, bir an
ları her paltformda
önce eğitime başlamasını ümit
dile getirdikleettiklerini dile getirdi.
rini, kendileri
ebsohaber 50 mart 2008
MECLİS
Sanayicinin gündemi
Ege Bölgesi
Sanayi Odası
Meclis Üyesi
sanayiciler, iç
politika gelişmelerinin Türkiye gündemini
meşgul ettiği
ortamda dikkatlerin ekonomiye
verilmesi çağrısında bulundu.
Başta EBSO
Meclis Başkanı
Ender Yorgancılar olmak
üzere kürsüye
çıkan sanayiciler, yapısal
reformlların
ertelenmemesi,
özel sektörün,
yatırım, üretim
ve istindamın
önündeki engellerin kaldırılması, sanayicinin
yaptığı önerilerin dikkate
alınarak çözüm
üretilmesini
istedi. EBSO
Meclis Üyesi
sanayiciler, dış
ticaret ve cari
açık rakamlarına da dikkat
çekerek atılacak
adımların büyük
önem taşıdığını
da gündeme
getirdi.
yapısal reformlar
Ender Yorgancılar
Ekonomide rakamlara dikkat..
EBSO Meclis Başkanı
Ender Yorgancılar, PKK
terör örgütünün yıllardan beri ülkemizin en
büyük sorunlarından
biri olduğunu, ancak
ülkemizi tehdit eden
bir başka terörün ise ne
yazık ki trafik olduğunu
söyledi. 2006 yılında
64.200 trafik kazası
yaşanırken, 2007 yılında
bu rakamın 76.100
civarında olduğunu, her
geçen yıl arabaların kalitesi, modeli arttıkça ve
yeni yollar yapıldıkça azalması beklenen kazaların yüzde 20 artış gösterdiğini belirten Yorgancılar, yaşanan kazaların önüne geçebilmek için
öncelikle sürücülerin iyi bir eğitimden geçirilmesi, akabinde trafik cezalarının caydırıcılığının
arttırılması gerektiğini dile getirdi.
Yorgancılar, geçirdiği trafik kazası sonrasında hayatını kaybeden Metin Deyirmenci’nin
oğluna Allahtan rahmet, ailesine ve yakınlarına
başsağlığı diledi. Tezcan’ın yaptığı konuşmanın
son derece güzel olduğunu, ekonominin ön
planda tutulduğunu belirten Yorgancılar, fırsat
buldukları her platformda yaşanan sıkıntıları
dile getirdiklerini, kendisinin neden ekonominin birinci sırada olması gerektiği düşüncesiyle
2002 ile 2007 yılı arasındaki Türkiye’nin gidişi
ile ilgili bir çalışma hazırlayarak, bunu bir basın
toplantısıyla kamu oyuna açıkladığını, Meclis ile
paylaşma fırsatı bulamadığı için, bu çalışmayı
slaytlarla sunmak istediğini söyledi.
Yorgancılar, 2002 yılında 1.5 milyar Dolar
olan cari açığın, 2007 yılında 38 milyar Dolar’a
yükseldiğini, 2002 yılında yaklaşık 150 milyar YTL olan iç borç stoğunun, 2007 yılında
255 milyar YTL’ye çıktığını belirterek, “Neden ekonomi önemli, bu rakamlar gayet açık
ortaya çıkarıyor” dedi. 2002 yılında Türkiye’nin
toplam borcu 221 milyar dolarken, 2007 yılı
sonu itibariyle borcumuzun 492 milyar dolar-
lara ulaştığını, iç borçta yüzde 70, dış borçta
yüzde 83 artış bulunduğunu, özel sektörün dış
borcunda ise yüzde 235’lik bir artış yaşandığını,
ki asıl sıkıntının da burada olduğunu ifade etti.
Özel sektörün dış borcu 2002 yılında 44 milyar
Dolarken, 2007 eylül itibariyle bu rakamın 147
milyar dolara yükseldiğini, dış ticaretimizin
ithalat ve ihracat arasındaki denge; 2002 yılında
36 milyar dolar ile 51 milyar dolar iken, 2007
yılında bu rakamların 107 milyar dolar ile 170
milyar dolara çıktığını dile getirdi. Yorgancılar,
çok enteresan bir karşılaştırma olan ihracatın
ithalatı karşılama oranına bakıldığında; 2002
yılında yüzde 70 olan rakamın, 2006 yılında
yüzde 62’ye düştüğünü ki bunun ithalatımızın
artmasından kaynaklandığını belirtti. Ülkemizin büyüme oranı 2002 yılında yüzde 7.9
iken, 2007 yılının 3. çeyreğinde yüzde 2 olarak
gerçekleştiğini, ancak Türkiye’nin dünyanın en
büyük ekonomileri arasına girmesi hedeflendiği
anda her sene yüzde 9-10’un üzerinde büyüme
çizgisine sahip olmamız gerektiğini ifade etti.
EBSO Meclis Başkanı, ülkemizdeki uluslararası yabancı sermaye firma sayısına bakıldığında; 2002 yılında 495 adet olan rakamın, 2007
yılında 3 bin 677’ye ulaştığının görüldüğünü,
2007 yılında ülkemize giren toplam yabancı
sermayenin yüzde 13’ü’nün sadece imalat sanayine geldiğini, oysa ülkemizin turizmden 13-14
milyar dolar geliri varken, yabancıların otellere
ve lokantalara yaptığı yatırım rakamının yüzde
6 olduğunu, yani otellerimizi kullanarak taşeron
sistemi ile çalıştıklarını vurguladı. Yorgancılar,
taşın altına ellerini koymadan tamamen kolay ve
tüketiciye yönelik sektörlere yatırım yaptıklarını
ki bunlar arasında yüzde 25 ile gayrimenkul
kiralama, yüzde 8 ile haberleşme, yüzde 23 ile
toptan ve perakende gibi sektörlerin yer aldığını,
2002 yılında 400 milyon dolar olan yabancı
sermaye kâr transferinin, 2007 yılı itibariyle
1.7 milyar dolara ulaştığını, yani yabancıların
gerek ticari, gerek hazine, tahvil bonosu olarak
kazandıkları paraları yurt dışına transfer ettiklerini, halbuki ülkemizde düzgün bir teşvik yasası,
yatırım sistemi kurulursa dışarıya giden 1.7
milyar doların ülkemizde yatırıma dönüştürüle-
ebsohaber 51 mart 2008
MECLİS
rek, mevcut olan yüzde 10’luk istihdamı yukarıya çekebileceğini
söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın sürekli olarak
0.25, 0.50’lik faiz indirimlerine rağmen, şu anda yüzde 15.25
ile dünyada en fazla faiz uygulayan ülke konumunda bulunduğumuzu ki, bunun da bizim cari açıktan sonra yaşadığımız
en büyük sıkıntı olduğunu vurguladı. Yorgancılar, kredi kartı
borçları ile ilgili olan tabloya bakıldığında, 2002 yılında 4 milyar
YTL olan rakamın, 2007 yılında 25.7 milyar YTL’ye çıktığını, bir
kişi yıl içinde bir kez sayıldığında 2002 – 2007 Eylül dönemine
kadar ferdi kredi ve kredi kartları borçlarını ödememiş kişilerin
sayısının 687 bin olduğunu, protesto edilen senetlerin rakamının 816 milyon dolardan, 5 milyar 732 milyon dolara çıktığını,
verilen senet sayısının ise 498’den, 1 milyon 470 bine çıktığını
ki bu 1 milyon 470 bin analiz edildiğinde; daha ziyade esnafın
senetlerinin protesto edildiğinin görüldüğünü, karşılıksız çeklerin
ise 742 bin adetten, 1 milyon 324 bin adete çıktığını dile getirdi.
Yorgancılar hazırladığı sunumun başlıklarını kendisinin tespit
ettiğini, Odamız Araştırma servisinin de, ilgili devlet kuruluşlarının yıl sonları itibariyle yayınlamış olduğu rakamları alarak,
bir format hazırladığını, arzu edilmesi durumunda tüm Meclis
üyelerine sunumun gönderilebilineceğini belirtti. Tabloda yer
alan rakamların izafi değil gerçek olduğunu, kendisinin bu tabloyu oluştururken “neden ekonomi birinci sırada olmalı” başlığını
baz aldığını, bakış açısına göre tablonun şeklinin değişeceğini
söyledi.
ülkemizin geçen süreç içerisinde büyüdüğünün ifade edildiğini,
oysa büyümenin kalkınmayla, kalkınmanın ise yatırım ile olabileceğini, onun için de öncelikle büyümeden değil, kalkınmadan
bahsedilmesi gerektiğini söyledi.
Sanayici olarak dile getirdikleri sıkıntıların, sorunların, ilgili
bakanlıklarca dikkate alınarak, çözüm üretilmesini istediğini
ama maalesef isteklerinin yeterince dikkate alınmadığını, her
ne kadar bakanlarımızı Meclisimizde ağırlayıp, sıkıntılarını dile
getirseler, çözümü için sözler alsalar da yine de istenen sonuca
ulaşamadıklarını, bölgesel bazda verilen teşvik uygulamasına
devam edilmesinin bunun en güzel örneği olduğunu ifade etti.
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Taşkın’ın 2008 yılının başında
meslek komitesi üyeleri ile toplantı yaparak, EBSO olarak 2008
yılında yapılması gerekenler konusunda fikir alış verişinde bulunduğunu, komite olarak yapılan toplantıda; Türkiye’nin genel
meselelerinin çözümü için fikir üretilmesinin yanında, İzmir olarak ülke gündeminin belirlenmesi gerektiğini, bunu da Egeli sivil
toplum kuruluşlarının birlikte hareket ederek yapabileceklerini
konuştuklarını söyleyen Arıcı, ayrıca ülkemiz ve şehrimiz için
eğitimin çok önemli bir faktör olduğunu, sanayicinin yaşadığı
ara eleman sıkıntısına çözüm getirecek teknik üniversitenin bir
an önce İzmir’de açılması projesinin önemi itibariyle herkesin
bu konuda seferber olması gerektiğini vurguladı.
Hüseyin Arıcı
Büyüyoruz ama kalkınamıyoruz
EBSO Meclis Üyesi Fettah Güventürk, Türkiye’nin yaşadığı işsizlik
sorunu karşısında, sanayicilerin nitelikli
eleman bulmakta sıkıntı yaşadığını dile
getiren Güventürk, istihdamın teşvik
edilmesi amacıyla, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı’nın her bir istihdam için beş
kişiyi geçmemek üzere 20 bin YTL’lik faizsiz kredi olanağı sağladığını, bunun da
hem nitelikli elemanın sağlanması, hem
de ödemede kolaylık tanıması nedeniyle
son derece güzel bir uygulama olduğunu vurguladı. Güventürk, sanayicinin
ihtiyacı olan eğitimli ara elemanın aslında mevcut olduğunu, ancak nitelikli eleman ile buna ihtiyacı
olan sanayicinin buluşturulmasında bir kopukluk yaşandığını,
onun için de sanayi ve mesleki okullar arasındaki bağın koparılmaması, bilakis son derece sağlam tutulması gerektiğini ifade
ederek, bütün sanayicilerin bu konuda ellerinden gelen çabayı
göstermelerini istedi. Ülkemizdeki bazı firmaların, eğitime katkı
sağlamak için çeşitli çalışmalarının bulunduğunu, ancak eğitim
olgusunu daha üst seviyelere taşıyabilmek için her şirketin eğitimi bir yatırım olarak düşünmesi gerektiğini söyledi. Güventürk,
istihdam ve eğitim konusunda Odamız’da bir çok toplantının yapılarak, sanayicilerin bilinçlendirilmesinin hedeflendiğini, ancak
çok az sanayicinin toplantılara iştirak ettiğini, beklenen katılımı
göremediklerini, 5 bine yakın üyesi bulunan odamızdan eğitime
gönül vereceklerin sayısının artmasını ümit ettiğini dile getirdi.
EBSO Meclis Üyesi Hüseyin Arıcı, PKK terör örgütüne karşı, Kuzey
Irak’ta operasyon yapan Türk Silahlı
Kuvvetleri’ne başarılar dileyen Arıcı,
operasyonda görev alan askerlerimizin
sağ salim yurda dönmeleri temennisinde bulundu. Arıcı, 25 Ocak 2007
tarihinde doların alış fiyatı 1.376 YTL,
satış fiyatı 1.382 YTL iken, 22.02.2008
tarihinde doların alış fiyatının 1.200
YTL, satış fiyatının ise 1.205 YTL olduğunu, yani 2007 senesinde hiç bir iş
yapmadan bankaya yüzde 15 faiz ile
yatırılan doların 2008 yılında çekilmek
istendiğinde yüzde 30 arttığının görüldüğünü, 2007 yılında 100
dolarla Türkiye’ye gelen bir kişinin bugün itibariyle 130 dolarla
geri dönebileceğini belirtti. Arıcı, dış ticaret açığı ve cari hesap
açığının 38 milyar dolar olarak hesaplandığını, dünyanın en büyük ekonomisinin bile gayri safi milli hasılasının yüzde 20-25’ni
faize verdiği zaman yaşayamayacağı göz önüne alındığında,
ülkemizi ve şirketlerimizi nelerin beklediğinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Arıcı, 2002 yılında dünyada para bolluğu varken, diğer ülkelerin ceplerini doldurduğunu, Türkiye’nin ise geçen 5 sene içerisinde bu para bolluğundan yararlanamadığını, ki 2007’deki borç
rakamlarının bunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek, ancak
Fettah Güventürk
Ekonomi ve eğitimden vazgeçilemez
ebsohaber 52 mart 2008
MECLİS
Erdoğan Çiçekçi
Ekonomiye yeni bir ivme gerek
Atıl Akkan
Yatırıma, üretime, büyümeye bakalım
EBSO Meclis Üyesi Erdoğan Çiçekçi,
fırsat buldukları her platformda beklentilerini dile getirdiklerini, ancak seslerini
duyurulabilmek için sivil toplum örgütleri olarak bir çare bulmaları gerektiğini,
çünkü artık Cumhuriyet için bile milyonlarca insanın meydanlarda topanmasının bir çare olmadığını belirtti.
Yönetim Kurulu Başkanı Tamer
Taşkın’a sanayicinin sesini duyurmak
için İzmir’de sanayi kongresi yapılması
ve vatandaşa söz hakkı verilmesi şeklinde bir öneride bulunduğunda, Taşkın’ın
bu öneriyi çok beğendiğini, ancak
aradan geçen zaman içerisinde gazetedeki bir beyanatında “Biz
varız, sanayiciye lüzum yok” şeklinde bir haberin çıkması üzerine önerisini yinelemediğini ifade etti.
Çiçekçi, iktidarın özellikle sanayi ve ticaret odalarından çok
memnun olduğunu, çünkü zaten 4 yıl olan seçim sürecinin 1 yıl
uzatılmasının gündeme getirildiğini, oysa kendisinin buna karşı
olduğunu, çünkü zaten uzun bir süreç olan 4 yılın uzamasıyla
kişilerde motivasyon düşüklüğü yaşanabileceğini söyledi.
Yeni bir kuvvet gerektiği için 2008 Kasım ayında yapılacak
seçimlerin ertelenmemesi, böyle bir talepte bulunulmaması
gerektiğini, zira iktidarın bunu kendi lehine kullanabileceğini
dile getirdi.
Artık sanayicilerin, sivil toplum kuruluşlarının ekonomi için
söz söylemeye korkar olduklarını, çünkü içlerinden çıkan Sanayi
ve Ticaret Bakanı Çağlayan’ın dahi, geçen hafta yapmış olduğu
konuşmasında; “Ayağınıza kurşun sıkarsınız, ekonominin gidişatını, kötülüğünü bu kadar ağzınıza almayın” ifadelerini kullandığını vurguladı.
Çiçekçi, aydın bir çoğunluğu oluşturan sanayicileri konuşturmayan, uygulanan ekonominin vatandaşın daha iyiye ulaşması
adına yürütüldüğü yönünde ikna edici tutum sergilemeyen, sanayicisiyle bu kadar farklı düşünen bir iktidarın olamayacağını,
sanayiciye, üretene değer verenlerin bulunmadığı için işsizliğin
azalmadığını, çünkü bugün iş verenin, iş yaratarak işsizliği çözeceğine inanılmadığını söyledi.
Erdoğan Çiçekçi, geçen meclis toplantısında da ifade ettiği,
İzmir’deki İş-Kur’un emrinde bulunan 1,5 milyon Euro’nun
kullanıma açılması için bir sürü şartın bulunduğunu, bunlardan
birinin de gençlerin işe alınarak eğitilmesi olduğunu, zaten 30
yaşlarında eğitimli bir sürü işsiz dururken ikinci bir sosyal problem yaratılmasının anlamı bulunmadığını, kaynakların israf olup
gittiğini belirtti.
Bir ülkenin gerçek gücünün, aynı zamanda dünyanın genel
tusunamisine karşı da kıvrak bir ekonomik yapıya sahip olması
ile mümkün olduğunu, ancak Türkiye’nin gerçek bir güce sahip
olmadığı için, çok ciddi tedbir almaları, ihraç edilenin döviz cinsinden karşılığını mutlaka kendilerine ayırmaları, olabildiğince
kredi kullanmadan, öz kaynakla durmaları gerektiğini söyledi.
EBSO Meclis Üyesi Atıl Akkan, Gayri
Safi Milli Hasılanın çok önemli olduğunu, doğru orantı kurulamadığı takdirde
ne kullanılan kredinin, ne de kullanılan
dış borcun gerçek sebebinin anlaşılamayacağını söyledi. Meclis Başkanı
Yorgancılar’ın yapmış olduğu sunumda;
2002 yılında 850 bin çekin, 2007’de de
1 milyon 350 bin çekin protesto olduğunun, 2002 yılında gayri safi milli hasıla
185 milyar dolar iken, bugün gayri safi
milli hasılanın 800 milyar dolar olduğunun görüldüğünü, dolayısıyla bugün 3
milyon 500 bin adet çek protesto olsaydı
o rakamların mukayesesinin doğru olacağını belirtti.
Akkan, bugün Amerika’nın bile dış borcu bulunduğunu, hatta dış ticaret açığının 20 yılın en üst seviyesinde olduğunu ama
yoluna devam ettiğini, dolayısıyla içinde bulunulan durumdan
korkulmadan işlerine devam etmeleri gerektiğini ifade ederek,
1994 yılında Tansu Çiller Başbakan iken doların 13 liradan, 42
liraya çıktığını ama o gün sanayicilik yapanların bugün hala yollarına devam ettiğini sadece servetlerinin küçüldüğünü, dolayısıyla yollarına devam etmeleri, borçtan korkmamaları gerektiğini
dile getirdi.
“Yatırım yapmayan zarar eder, inavasyon yoluyla yenilemeyen kaybeder” diyen Akkan, aksini iddia edenlerin küçülmeye
mahkum olduğunu, korkarak, küçülerek hiç bir yere varılamayacağını, zira işler düzeldiği anda tesis yoksa ticaretin yapılamayacağını ifadeyle, Koç Holding’in bile bugün 11 milyar dolar
borcu bulunduğunu söyledi.
Akkan, gerekli yatırım ortamının mevcut olduğunu, şubat sonu itibariyle Aliağa OSB’de 3 tane fabrikanın temelinin
atılacağını belirterek, ekonomiyi tamamen kötü göstermemek
gerektiğini, iç piyasada darlık yaşandığının doğru olduğunu ama
bazı sektörlerde sıkıntı yaşanırken, bazı sektörlerde ise sıkıntı
yaşanmadığını ifade etti.
Atıl Akkan, Oda seçimlerini ertelemenin ne EBSO
Başkanı’nın ne de Odalar Birliği Başkanı’nın elinde olmadığını,
karar merciinin Bakanlar Kurulu olduğunu belirterek, bu konuyu
bir kenera bırakıp, EBSO olarak NACE’ye uygun işlemleri 31
Mart 2008 tarihine kadar bitirilmesi görevini yerine getirmeleri
gerektiğini, konuyla ilgili Yönetim Kurulu Komisyonu ile Meclis
Komisyonunun çalışmaları sürdürdüğünü söyledi.
ebsohaber 53 mart 2008
VEFAT
Tütün ihracatçılarının duayeni
Esin Özgener’i kaybettik
Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda 1978, 1981 ve
1982 yıllarında Meclis Üyeliği görevinde bulunan,
Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden tütünün duayeni, Ege Tütün İhracatçıları Birliği kurucularından ve
1970 – 1999 yılları arasında iki dönem halinde 25 yıl
Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanlığı yapan
Esin Özgener’i kaybettik.
Halen Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekilliği, Türkiye Futbol Federasyonu
Başkan Vekilliği, Ege İhracatçı Birlikleri
Başkanlar Kurulu Başkan Vekilliği ve
Ege Tütün İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini
yürüten Mahmut Özgener’in Babası
olan Esin Özgener, 12 Mart 1937
yılında İzmit’te dünyaya geldi. Esin
Özgener’in ölüm tarihi aynı zamanda 71. yaşgünüydü.
İş, siyaset ve spor
dünyası uğurladı
Esin Özgener’in ebedi yolculuğuna uğurlandığı 14 Mart Cuma
günü ilk tören, sabah saatlerinde
Alsancak Stadı'nda yapıldı. Törende Özgener ailesinin yanı sıra TFF
Başkanı Hasan Doğan, Merkez Hakem
Kurulu (MHK) Başkanı Oğuz Sarvan, Milli
Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, Kulüpler Birliği Vakfı ve Fenerbahçe Kulübü Başkanı
Aziz Yıldırım, Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın,
Gaziantepspor eski başkanı Celal Doğan, Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, DP eski Genel
Başkanı Mehmet Ağar, ünlü sanatçı Adnan Şenses
ve siyaset ve iş dünyasının tanınmış isimleri hazır
bulundu. Törende Esin Özgener'in Türk futboluna kattıkları anlatılırken, eski Milli Takımlar
Teknik Direktörü Mustafa Denizli, Esin Özgener
için 'Benim ikinci babamdı' sözlerinin ardından
gözyaşlarına engel olamadı. Stattaki törenin
ardından cenaze namazı için Alsancak Hocazade
Camii'ne geçen kalabalık, burada Esin Özgener'e
son görevini yerine getirdi. Özgener’in oğlu Mahmut Özgener başsağlığı dileklerini kabul ederken
soğukkanlı görünmeye çalıştı. Cenaze namazına
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, CHP İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam ve eski bakanlardan
İsmet Sezgin gibi siyasilerin yanı sıra Türk futbol camiasının önde gelen isimleri katıldı. TFF Başkanı Hasan
Doğan, TFF Başkan Vekili Mahmut Özgener ile yan
yana cenaze namazını kıldı.Esin Özgener, Alsancak Hocazade Camii'nde kılınan cenaze namazının
ardından Işıkkent Mezarlığı'da toprağa verildi.
Dolu dolu yaşam
1955 yılında Namık Kemal Lisesi’ni bitiren Esin Özgener sonrasında İzmir Yüksek
Ekonomi Ticaret Okulu’nu bitirdi. 1957
yılında işhayatına atılan Esin Özgener,
1960 yılında Ağabeyi Elhan Özgener ile
birlikte Özgener Tütün Sanayi ve Ticaret A.Ş. firmasını kurdu. Esin Özgener,
1996 yılında Aliberti Ailesi’ne ait Ege
Tütün Şirketi ile yarı yarıya ortaklık
ile Öz-Ege Tütün Sanayi ve Ticaret
A.Ş.’yi kurdu.
İş hayatının yanında sosyal
hayatta da aktif görevler alan Esin
Özgener, Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nde 2 dönem halinde
25 yıl başkanlık yaptı. İzmir’in
köklü spor kulüplerinden Altay Spor
Kulübü’nde defalarca başkanlık yapan
Özgener, Halen Altay Spor Kulübü Divan
Başkanlığı görevini yürütüyordu. Esin Özgener,
Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanlığı sırasında
Buca’da Ege Tütün İhracatçıları Birliği İlköğretim
Okulu’nun yapımına öncülük etmişti.
Haksız rekabete son verdi
Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nin 17.4.1969
tarihinde kuruluşunda önemli katkıları bulunan Esin
Özgener ve Yönetim Kurulu’nun o tarihlerde tütüncülük adına yaptıkları en önemli çalışma, yabancı tütün
şirketlerine tanınan “maliyetine ihracat” ayrıcalığının
ortadan kaldırılması oldu. Cari ihraç fiyatının 15-20 cent
daha altında fiyatlarla ihracat olanağı tanınan ve diğer
şirketlere göre haksız rekabet yaratan bu uygulama yapılan
girişimler ve uzun uğraşılar sonucu sona erdirilirken, tütün
ihracat fiyatları uzun yıllar özel sektör ve Tekel İdaresinin
de görüşü alınmak suretiyle hükümet tarafından “Endikatif
İhraç Fiyatı” şeklinde belirlendi. 1969’larda 1 dolar civarında seyreden kilo başına ihracat fiyatı, 5 dolara kadar
yükseldi, ihracat 300 milyon dolar rakamlarına ulaştı.
ebsohaber 54 mart 2008
VEFAT
Salih Baysak vefat etti
Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda 1992-2005
yılları arasında Meclis Üyeliği, 1995-1997
yılları arasında da Yönetim Kurulu Üyeliği
yapan, Ege’de sanayileşmenin gelişmesinde
büyük katkıları bulunan Salih Şükrü Baysak,
tedavi gördüğü rahatsızlıktan kurtulamayarak
hayata veda etti.
Terbay Şirketler Grubu kurucularından,
Terbay Makina Yönetim Kurulu Başkanı olan,
yine EBSO eski Meclis ve Yönetim Kurulu
üyelerinden Karşıyaka eski Belediye Başkanı ve Bosna Hersek Fahri Konsolosu Kemal
Baysak'ın kardeşi olan Salih Şükrü Baysak (73)
vefat etti. Rahatsızlığı nedeniyle 2 aydır Ege
Üniversitesi Hastanesi'nde tedavi gören Baysak, 19 Mart günü akşam saatlerinde hayata
gözlerini yumdu. EBSO Meclis ve Yönetim
Kurulu eski üyesi olan Salih Baysak, evli ve iki çocuk, iki de
torun sahibiydi. Salih Baysak'ın cenazesi, 21 Mart’ta Karşıyaka
Bostanlı Beşikçioğlu Camisi'nde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazından sonra Soğukkuyu Aile Kabristanı'nda
toprağa verildi.
Salih Şükrü Baysak, 1935 yılında Karşıyaka'da doğdu. Mithatpaşa Sanat Enstitüsü'nü bitirdikten sonra çalışma hayatına
atıldı.
Sanayicilik tutkusuydu
Maliyede küçük dereceli bir memur babanın 5 çocuğundan ikincisi olarak hayata başlayan Salih Baysak’ın en büyük
tutkusu sanayicilikti. Türkiye’nin politika ve ekonomide yaşadığı
değişimlerin tanığı olan Salih Baysak, Ege Bölgesi Sanayi Odası
Aylık Yayın Organı Ebsohaber'e 2000 yılının Ağustos ayında
verdiği röportajda çalışma hayatına nasıl başladığını anlatırken
“O günün şartlarında piyasaya atılmak da zordu” diyor ve şöyle
konuşuyordu:
“Alaylı-mektepli çekişmesi vardı. Bizim de zenaata karşı bir
sempatimiz varmış demek ki.. Ama alaylının 40 senede geldiği
yere mektepli 4 senede geldi. Atelye açmak için bir örs, iki çekiç
bir de şamandıralı asetilen kaynağa ihtiyaç vardı. Konu-komşu
da yardım edince, yetenekliyseniz bu yatırımı birkaç ayda finanse edebiliyordunuz. Atelyemizde genellikle demir işleri yapardık. Apartmanların giriş kapıları, merdiven ve balkon korkulukları, file kepenkler.. Biz bu günlere yoğun bir emek birikimiyle
çalışarak geldik.”
Atelyecilik yıllarında inşaat sektörüyle yakınlaşan Baysak kardeşlere, “Ağabeyimiz” dedikleri, Alsancak Stadı’nın müteahhidi
Affan Karaca sürpriz bir teklif yapıyor..
“Yav çocuklar, siz mekteplisiniz.. İtalyan Pavyonu’nda bir
makine gördüm, harç karıyor. Ondan yapalım.”
Kemal ve Salih Baysak önce birbirlerine sonra Affan ağabeylerine bakıyorlar.. “Yapalım, ama..”
Affan Karaca teklifinde ısrarlı: “Onlardan
iki tane yapın, ben alacağım. Parasını da
şimdiden ödeyebilirim.”
Makine sanayiine ilk adım
İşte yıldızın parladığı an.. Baysak kardeşler bu teklifi değerlendirerek makine sanayiine adım atıyorlardı.
Salih Şükrü Baysak, “Affan Karaca’nın
yaklaşımı bizim için teşvik oldu. İtalyan
pavyonundaki o betoniyeri aldık. Parçalarının
teknik çizimlerini ayrı ayrı yapıp imal ettik.
İnşaatlarda kullanılan ve ithal edilen vinçleri de Türkiye’de ilk imal edenlerdeniz. Bu
alanda önce Ege, ardından Türkiye piyasasını
açtık” diye anlatıyordu.
Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman
Demirel’in DSİ Genel Müdürlüğü döneminde, sulama projeleri
için kanalet yapımı da gündeme geliyor. İnşaatlarını yaptıkları
bir müteahhit Antalya’da kanalet fabrikası kuracağını, bu pilot
tesisin iyi çalışması halinde Türkiye’ye yayılacağını anlatıyor.
Kanaletlerin çelik kalıplarının İtalya’da yaptırılması düşünülüyor.
Salih Baysak o günlerin heyecanını yeniden duyarak anlatıyordu: “6 metre boyunda, çelik, hassas ve iç içe geçebilen kalıplardı bunlar. Projeleri gönderin kalıpları biz yaparız dedik. Yaptığımız kalıplar öylesine beğenildi ki, İtalya’dan kalıp alınmadı.
Daha sonra bu fabrikaların tevsii işlerini de üstlendik. Kanalet, iş
hayatında bizim ikinci aşamamız oldu.
Dev projelere imza
Suriye, Yemen ve Irak’a da kanalet kalıbı yapan Baysak’lar,
bu defa kuru sisteme geçen çimento fabrikalarının tevsii işlerine
girmişler. Bunlar devam ederken bir de inşaat firması kurmuşlar.
Altyapıdan mekanik tesislere kadar anahtar teslimi fabrikalar
yapmaya başlamışlar. Türkiye’de ilk sıvılaştırılmış doğalgaz
siloları da, Söktaş, Lee, Akçimento fabrikaları da Terbay İnşaat
damgası taşıyor. Böyle özel inşaatlar için ilk kayar kalıp sistemini de Terbay yapmış. Terbay’ın makine sanayiinde de ağırlığı
fazla. BMC’ye 200’den fazla parça yapıyorlar. Uzel’e 26 parça
üretiyorlar. Traktörlerin devrilmeye karşı korunması için ürettikleri parçalara İngilizler şapka çıkarıyor. Salih Baysak’ın işçilerle
sıcak diyaloğu dikkati çekiyor. Çünkü tezgah başında onlarla
yan yana çalışmış. “Buradakilerin çoğu sanatkar. Mühendis
bulursunuz ama CNC’ci bulamazsınız” diyor.
Salih Baysak sanayiciliği bir tutku olarak tanımlıyor. “Sanayici hep borçtadır, yatırımdadır. Türkiye’de bu ekonomik şartlar
ve rantiye düzeni içinde sanayiciler yine bir yatırım yapıyorsa
bu bir tutkudan dolayıdır. Tekrar hayata başlama şansım olsa
yine sanayici olurdum. Ben üretmeyi seviyorum. İş artık bizim
yaşama şeklimiz olmuş” diyor.
ebsohaber 55 mart 2008
PANO
Candal EBSO’ya veda etti
Ege Bölgesi Sanayi Odası Aydın Şubesi’nin Aydın’da
bağımsız sanayi odası olma çalışmaları sonucu, firması
ve yönetim merkezi Aydın’da bulunan EBSO Yönetim
Kurulu Üyesi Levent Candal, EBSO’ya veda etti. EBSO’da
Candal’ın yerine Müjdat Şahan Yönetim Kurulu üyesi oldu.
EBSO Meclisi’nde Pamuk Çırçır Sanayi Meslek Komitesi’ni
başarıyla temsil eden Levent Candal’a hizmet anısı olarak
EBSO Meclis Başkan Yardımcısı Hilmi Uğurtaş ile Yönetim
Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Tezcan plaket verdi. Bu
anı, EBSO Meclis Başkanı Ender Yorgancılar da paylaştı.
Levent Candal, “Hiç arzu etmesem de EBSO’nun çalışma alanının daraltılması nedeniyle ayrılmak durumunda
kaldım. EBSO Meclisi’nde ve Yönetim Kurulu’nda pekçok
yeni şey öğrendim. Görev yaptığım süreçte beni yalnız bırakmayan, çalışmalarımda yardımcı olan herkese teşekkür
ediyorum” dedi.
Oda seçimlerinin 3 ay ertelenmesi
hakkında, üyelerimize önemli duyuru
Bakanlar Kurulu, 2008 yılının Ekim, Kasım ayları içinde yapılacak olan oda seçimlerini 3 ay erteleyerek 2009 yılının Ocak, Şubat
ayları içinde yapılması kararını almıştır. Bu konuda ki TOBB web
sitesinde yer alan karar metni aşağıya çıkarılmış olup; konu hakkında bilgi edinilmesi hususunu, üyelerimize önemle duyururuz.
İlgili mevzuatın adı: 2008/13299 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 84 üncü Maddesi
Gereğince 2008 Yılının Ekim Ayında Başlayıp Kasım Ayında Tamamlanması Gereken Oda ve Borsaların Organ Seçimlerinin, 2009
Yılının Ocak Ayında Başlayıp Şubat Ayında Tamamlanması Hakkında Karar. Düzenleme yeri, tarih ve sayısı: 1 Mart 2008 tarih ve
26803 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Düzenleme konusu:
Bu Karar ile; 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 84 üncü maddesi gereğince 2008 yılının
Ekim ayında başlayıp Kasım ayında tamamlanması gereken oda ve
borsaların organ seçimlerinin, 2009 yılının Ocak ayında başlayıp
Şubat ayında tamamlanması Bakanlar Kurulu’nca kararlaştırılmıştır.
gibi; 5174 sayılı yasa gereği, Odamız organ seçimleri 2008
ÜYELERİMİZE yılının Bilindiği
Ekim-Kasım ayları içinde ve 19.01.2005 tarih ve 25705 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Türkiye Odalar ve Borsalar
ÇOK ÖNEMLİ Birliği ile Odalar ve Borsalar Organ Seçimleri Hakkında Yönetmelik”
hükümleri çerçevesinde yapılacaktır. 5174 sayılı Türkiye Odalar ve BorDUYURU salar
Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 83.maddesinde; “Oda ve
borsa üyelerinin seçme ve seçilme haklarının kullanılabilmesi için şirketin;
sahibi, ortağı, yönetim kurulu üyesi, genel müdürü, murahhas azası seviyesinde üst düzey yöneticisi ve şirketi temsile, ahzükabza yetkili olması ve
bu halinin seçimden en az altı ay öncesini kapsaması şarttır” denilmektedir. Bu nedenle; 2009 yılının Ocak ve Şubat ayları içinde yapılması gereken Odamız organ seçimlerine seçme ve seçilebilme hakkını kullanarak
katılacak üyelerimizin yukarıda bahsi geçen yasa hükmü gereği, ahzükabza yetkili kılındıklarını, bağlı oldukları ticaret sicil memurluklarından
kontrol etmeleri, ahzükabza yetkili değiller ise; bu konuda Haziran 2008
tarihi itibarıyla yetkili kılınmaları gerekmektedir. Aksi takdirde; ahzükabza yetkileri bulunmayan üye temsilcilerinin 2009 yılının Ocak ve Şubat
ayları içinde yapılacak odamız organ seçimlerinde oy kullanmaları ve
seçilmeleri mümkün olamayacaktır. Üyelerimize önemle duyurulur.
ebsohaber 56 mart 2008
HABER
Çin’de Türk firmaları
için fırsatlar çoğaldı
Çin’in başkenti Pekin’de yatırım
Sektörel fırsatları
Çin iç pazarında yasal olarak
danışmanlığı konusunda faaliyet gösdeğerlendirelim
teren Timelink isimli firmanın yönetici
perakendenin önünün açılması,
Çin iç pazarında yabancı girişimciler
ortağı Alptekin Aydın, Ege Bölgesi Sanayi
ihracatı veya Çinli ortakla başka
için perakende sektörünün önünün açıldıOdası’nda “İzmir ile Çin Arasındaki
ülkelere girmeyi düşünen Türk
ğını, bunun Türkiye için bir fırsat olduğuİş Fırsatları” konulu bir bilgilendirme
firmalarına yeni fırsatlar sunuyor.
nun altını çizen Aydın, “Beko’nun açtığı
toplantısı yaptı. Aydın, “Türk firmalarıçamaşır makinası fabrikası yılda 200 adet
nı Çin’e davet ediyorum. Yasal olarak
üretime ulaştı. Şimdiden sadece Pekin’de 65 satış noktası var.
Çin’in iç pazarında perakendenin önü açıldı” dedi.
Goldaş da markasını Çin’de üretip satıyor. Oto yan sanayi, konÇin’in Türkiye’nin ihracatında 24’üncü, ithalatında ise Rusya ve
feksiyon ve medikal alanlarında Türkiye için fazlasıyla iş fırsatı
Almanya’dan sonra 3’üncü konumda olduğunu belirten Aydın
var. Ancak Çinlilerin tek isteği ‘Made in China’ yazısı. Firmaların
şunları söyledi: “Türkiye Çin’den 9.6 milyar dolarlık ithalata
mallarını Çin’de üretip bu amblemi koymalarını istiyorlar” dedi.
karşılık ancak bunun 10’da biri oranında ihracat yapıyor. Bire on
Çin Merkez Bankası’nda 1 trilyon dolardan fazla kaynak
bir dengesizlik var. Yapmamız gereken bu makası kapatmak. Ya- biriktiğini hatırlatan Aydın, şöyle konuştu: “Çin hükümeti 250
ratacağımız ihracat kalemleri hükümet tarafından desteklenirse
milyar dolarlık kaynağı dış yatırımlara destek fonu olarak kullanbu gerçekleşir. İşadamlarımıza Çin’e sadece alım için gelmeyin,
mayı planladı. ‘Firmalarınızı yurtdışına taşıyın biz size gerekli
neler satabiliriz diyerek gelin diye çağrı yapıyoruz. Çinlilerin
fonu yarattık’ diyorlar. Ege Serbest Bölgesi’nde (ESBAŞ) 1.5, 2
bazı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’ye karşı bir önyargısı yok. Tek yıl çalıştılar. ESBAŞ’ın ve İzmir’in o potada bulunmasına katkışikayetleri Türk alıcısının küçük boyutlu, kalite bazlı değil fiyat
da bulunduk. Çalışmalarımız sonucunda ESBAŞ en iyi yatırım
bazlı alım yapması. Durum böyle olunca Çin mallarının tümü
bölgesi seçildi” dedi.
kalitesizmiş gibi bir anlayış ortaya çıkıyor.”
Tarımın çekiciliği
Heyet geliyor
Çin’in tarım alanında Türkiye’den üzüm kurutma tekniğini
öğrenmek istediğini belirten Aydın, pamuk toplama konusunda
otomasyona ulaşmayı hedeflediklerini, bu konuda Türkiye’den
bir üretici firmayla ilişkide olduklarını ifade etti. Aydın, “Zeytin
ve zeytinyağında yatırımcı olmak isteyen Genetech isimli bir
firma da önümüzdeki günlerde ESBAŞ’a araştırma amacıyla gelecek” dedi.
Önümüzdeki aylarda gıda, otomotiv ve mobilya sektöründen
heyetleri İzmir’e getirmeyi planladıklarını anlatan Aydın, “Mobilya heyetindeki üreticilerin bir kısmı mdf ve suntalem, mutfak
ve banyo mobilyalarında ortak üretim için işbirliği arayacaklar.
EBSO ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin heyetleri en iyi şekilde
ağırlayacağına inanıyorum. Ayrıca heyetle birlikte gelecek Çinli
TV, gazete dergi temsilcileri, İzmir’in etkin tanıtımında önemli
rol oynayacak” diye konuştu.
Türkiye, Çin’den 9.6 milyar dolarlık
ithalata karşılık bunun 10’da biri
oranında ihracat yapıyor. Yapılması
gereken bire on dengesizlik makasının kapatılması.. Yaratılacak ihracat
kalemleri hükümet tarafından desteklenirse Türkiye’nin kazancı artar..
ebsohaber 57 mart 2008
ANALİZ
Yüksek işsizliğe
karşı acil önlem şart
2007 yılına ait istihdam ve işsizlik
ründe olduğu görülüyor. 368 bin kişilik
verileri yayımlandıktan sonra, yaklaşistihdam kaybının yüzde 95’i tarımdan.
makta olan 2008 dünya krizinin yıkıcı
Tarımdaki çözülmenin 2007’de süretkileriyle birlikte en büyük kabusun
mesine ek olarak tarımda küçülme de
işsizlik olacağı bir kez daha ortaya
istihdam kaybını artırmış. Ama yüzde
çıktı.
5’in üstünde büyüme yaşayan sanayi
İşsizlik, zaten birkaç yıldır kemikistihdam yaratmak yerine 52 bin kişiyi
leşen ve sözde büyüme oranlarına karişsiz bırakmış. İnşaattan da 45 bin kişi
şın azalmayan bir sorundu. 2007’de
işsiz kalmış.
zirve yaptı, 2008’de en korkulu rüya
İstihdamın 20-21 bin bandında doMustafa Sönmez
olacak.
laşmasına karşılık, işgücünün, dolayısıyla
[email protected]
IMF destekli yüksek faizlerle çekiişsizliğin ne kadar olduğu hep tartışma
len sıcak paraya (düşük kurla desteklekonusu. Resmi işsizlik oranı yüzde
İşini kaybetme riski taşıyanlar
nen) dayalı çarpık büyüme döneminin
10’da katılaşmış durumda. Bu bile
kadar 5 milyonu aşkın işsizin
en önemli kamburu istihdam yaratTürkiye’yi OECD ülkeleri arasında en
maması oldu. Ekonominin reel olarak
yüksek işsizlik yaşayan ülkelerden biri
kriz koşullarında hayatlarını nayıllık ortalama yüzde 7,3 oranında
yapmaya yetiyor. Yüzde 10’luk resmi
sıl idame ettireceklerini düşünüp
büyüdüğü 2002-2006 döneminde,
işsizlik bile Türkiye’yi yüzde 8 dolapolitika üretmek gerekiyor..
toplam istihdam ancak yıllık ortalama
yındaki AB işsizliğinin ve yüzde 6,6’lık
yüzde 0;7 oranında arttı. İstihdam
OECD işsizliğinin üstünde gösteriyor.
düzeyindeki artışın sınırlı kalmasında, döviz kurunun düşük
Türkiye’de 15 yaş üstü nüfus 48-49 bin dolayında belirtutulması ile emek yerine makine tercihi yapılmasının, yani
lenmesine karşılık, bunun ne kadarının işgücünü oluşturduğu
istihdam dostu olmayan bir döneme girilmiş olmasının yanı
tartışma yaratıyor. TÜİK’in hanehalkı işgücü anketlerinde,
sıra , köylülüğün çözülmesi, tarımdan önemli işgücü kaybı
49 milyon dolayındaki 15 yaş üstü nüfusun ancak 23 milyon
rol oynadı. Mazot,gübre,traktör, yem, vb. fiyat artışlarını
dolayı işgücü sayılıyor. Bu da her 100 kişiden 48-49’unun
göğüsleyemeyen tarım kesimi, IMF-DB ikilisinin getirdiği
çalışıyor ya da çalışıyor olmak istemesi demek. . Dolayısıyla
tarıma destek yerine köstek politikalarının da etkisiyle hızla
Türkiye’de işgücüne katılma oranı yüzde 48 dolayında, hatta
kırlardan kente göç ettiler.
2007’de yüzde 47’ye gerilemiş durumda. Oysa işgücüne
2002-2006 döneminde, toplam istihdam yıllık ortalama
katılma oranı OECD ve AB-15’te yüzde 65’in üstünde.
yüzde 0,7 artarken, tarım dışı sektörlere bakıldığında istihTÜİK, son bir haftada iş aramamışları , mevsimlik işçileri
damın ancak yıllık ortalama yüzde 3.9 oranında artığı; tarım
işgücü kabul etmiyor. Bunların sayısı 2007’de toplam 2050
sektöründe istihdamın 1 milyon 370 bin kişi azaldığı görüldü. kişi. Dolayısıyla, resmi işsiz olarak açıklanan işsiz sayısı ise 2
Bu 5 yılda , her yıl tarım sektöründe ortalama 274 bin
milyon 350 bin ve resmi işsizlik oranı da yüzde 10,1. Oysa,
kişilik istihdam azalışı yaşandı, sanayi, hizmetler ve inşaat
TÜİK’in tanım tartışması nedeniyle işgücünden saymadığı
sektörlerindeyse sırasıyla her yıl ancak 91 bin, 317 bin ve 62
işgücü(dolayısıyla işsiz) sayısı dikkate alınsa, resmi işgücü
bin kişilik istihdam yaratıldı.
(23.217+2.050=25.267 kişi olacak, işgücüne katılma oranı
2007 yılı ise istihdam açısından iyice talihsiz bir yıl olyüzde 51; resmi işsiz sayısı da 4 milyon 400 bin olacaktı.
muştur. 2006 Kasım’ında 21 milyon 235 bin olarak belirlenen
Bu da yüzde 10 olduğu iddia edilen işsizlik oranının
istihdam, 2007 Kasım’ında 20 milyon 867 bine gerilemiş yani aslında (4400/25257) yüzde 17,4 olması demek. Aslında,
yüzde 4,5-5 büyüme kaydedilen 2007’de, istihdam artmak
”eksik istihdamdakileri” de işsiz tanımına katmak gerekir ve
yerine yüzde 1,7 oranında gerilemiştir.
bu yapılırsa sayı (4400+650) 5 milyon 50 bine çıkar. Bu da
2007’de istihdamda gerilemenin yine en çok tarım sektögerçek işsizlik oranının yüzde 20’yi bulması demektir. 2007
ebsohaber 58 mart 2008
ANALİZ
verileri, işsizlikte yine okkanın altına kadınların gittiğini bir kez daha gösteriyor. Erkekler
dünyasında iş bulmayan kadın hızla evine
çekiliyor. Ev kadınlarının sayısı bir yılda 237
bin artmış görünüyor. Sanayi sektöründe
kadın istihdamının 60 bin azaldığını görüyoruz. Anlaşılan, çember daralınca , tensikata
öncelikle kadınlardan başlanıyor. Ya da işe
alırken öncelik erkeklere veriliyor.
İşsizlik artışının özellikle vasıfsız
,eğitimsiz işgücünde arttığını gözlemliyoruz. Proleterleşme hızlanıyor. Yıllık ücretli
sayısının 2007’de de 363 bin arttığını, buna
karşılık kendi hesabına çalışan sayısında 145
bin düşüş olduğunu görüyoruz.
2008’de global krizin etkileri hissedilmeye
başladıkça işsizlikte artış yaşanması, bugün
tarım dışında resmen yüzde 12, gerçekte yüzde 20 olan işsizliğin daha ileri boyutlara çıkıp
hiperleşmesi çok mümkün.
Tarımdaki çözülme devam edecek. Tarım dışı
sektörlerde , hedeflenen yüzde 5’lik büyüme gerçekçi
değil ve bu durum, yeni istihdam bir yana, mevcut istihdamda bile düşüşleri gündeme taşıyabilecek.
Her yeni işsizlik, haneye yeni yoksulluklar taşınması
demek. AKP iktidarının IMF güdümlü politikalarla, ekonomiyi taşıdığı kısırlık, tıkanmışlık ve onun ürettiği büyük
işsizlik sorununa şimdi bir de dış çalkantıların yükü binecek
ve bu ilk elde emeği ile geçinenleri tehdit edecek.
İşi risk altında olanlar sadece mavi yakalılar değil, hizmetler sektöründeki bir dizi beyaz yakalı için de işinden
olma riski artıyor.
Ortaya çıkması olası enkazların yükünün altında
yine ,vur abalıya misali, emek kesiminin kalmaması,
daha adil politikalar geliştirilmesi için elbirliği gerekiyor.
İşini kaybetme riski taşıyanlar kadar, mevcut
5 milyonu aşkın işsizin kriz koşullarında neyle
geçineceklerini, hayatlarını nasıl idame ettireceklerini dert edinmek ve yoksulluğa karşı mücadele, sosyal politikalar üretmek, gelirin daha adil
bölüşümünü talep etmek gerekiyor.
59
GÖSTERGELER
Vergi gelirlerinde yüzde 28 artış
Ocak 2007 döneminde 11 milyar 77 milyon YTL vergi tahsilatı yapılmışken bu yılın aynı döneminde yüzde 28 oranında
bir artış ile 14 milyar 159 milyon YTL vergi tahsil edildi; yılsonu
bütçe hedefinin yüzde 8,3’ü bu dönemde gerçekleştirildi.
Geçen yıl ile karşılaştırıldığında vergi türlerinin hepsinde yüksek oranlarda artış ortaya çıktı. Gelir Vergisinde yüzde 25,4,
Kurumlar Vergisinde yüzde 157,2, Özel Tüketim Vergisinde
yüzde 21,6, İthalde Alınan KDV’de yüzde 34,8, Dahilde Alınan
KDV’de yüzde 18, Motorlu Taşıtlar Vergisinde yüzde 36,2 oranında artış meydana geldi. Vergi gelirlerinde elde edilen yüksek
oranlı artış bazı sektörlerde gelişmenin yanı sıra vergi artışlarından kaynaklandı.
Maliye Bakanlığı, Ocak ayı merkezi yönetim bütçe uygulama
sonuçlarını açıkladı. Buna göre; Ocak 2007 dönemi bütçe açığı
6 milyar 96 milyon YTL iken, Ocak 2008 dönemi bütçe açığı
yüzde 91,4 oranında azalarak 524 milyon YTL olarak gerçekleşti. Ocak 2007 döneminde faiz dışı fazla 925 milyon YTL iken,
Ocak 2008 döneminde faiz dışı fazla üç kat artarak 3 milyar 759
milyon YTL oldu. 2008 yılı için 38 milyar 3 milyon YTL
olarak belirlenen faiz dışı fazla hedefinin, Ocak ayı sonu itibarıyla yüzde 9,9’una ulaşıldı.
2007 Ocak ayı bütçe giderleri 18 milyar 488 milyon YTL iken,
Ocak 2008 döneminde yüzde 11,8 oranında azalış göstererek
16 milyar 306 milyon YTL oldu. 2007 Ocak ayı faiz dışı bütçe
giderlerine göre 2008 Ocak ayı faiz dışı bütçe giderleri yüzde
4,8 oranında artış gösterdi. Diğer taraftan, geçen yılın aynı döneminde 7 milyar 21 milyon YTL olan faiz giderleri, 2008 yılının
aynı döneminde yüzde 39 oranında bir azalışla 4 milyar 283
milyon YTL oldu.
2007 yılı Ocak ayında bütçe giderlerinin yıl sonu gerçekleşmesine oranı yüzde 9,1 iken 2008 yılı Ocak ayında başlangıç
ödeneklerine göre gerçekleşme oranı yüzde 7,3 oldu. Bütçe
gelirleri ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27,4 oranında
artarak 12.392 milyon YTL’den 15.781 milyon YTL’ye yükseldi.
Ocak ayı bütçe açığı, 2008 yılı merkezi yönetim bütçesinde
belirlenen 17.997 milyon YTL tutarındaki hedefin yüzde 2,9’una
karşılık geldi.
Bütçe giderleri için öngörülen 222.553 milyon YTL’lik
ödeneğin Ocak ayında yüzde 7,3’ü kullanılarak 16.306 milyon
YTL gider oluştu. Geçen yılın aynı döneminde ise 2007 yılında
yapılan harcamaların yüzde 9.1’i gerçekleştirilmiş ve 18.488
milyon YTL düzeyinde harcama yapılmıştı. Böylece geçen yılın
aynı dönemine göre yüzde 11,8 oranında daha az harcama gerçekleştirildi. Geçen yılın aynı dönemine göre faiz hariç giderlerde 556 milyon YTL artış, faiz giderlerinde ise 2.738 milyon YTL
azalış meydana gelmesiyle Ocak ayı bütçe giderlerinde 2.182
milyon YTL düşüş gerçekleşti.
Ocak ayında 12.023 milyon YTL faiz hariç gider oluşurken,
bütçede öngörülen 166.553 milyon YTL ödeneğin yüzde 7.2’si
kullanıldı. 2007 yılının aynı döneminde ise 11.467 milyon YTL
faiz hariç gider oluştuğu dikkate alındığında yüzde 4,8 oranında
bir artış kaydedildiği görüldü. Personel giderleri geçen yılın aynı
ayına göre yüzde 11 oranında artış göstererek 4.841 milyon YTL
olarak gerçekleşti. Böylece personel giderleri için bütçede öngörülmüş olan 48.672 milyon YTL ödeneğin yüzde 9,9’u kullanıldı. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri ise, geçen
yılın aynı ayına göre yüzde 13,7 artış göstererek 622 milyon YTL
olarak gerçekleşti. Bu amaçla bütçede öngörülmüş olan 6.405
milyon YTL ödeneğin yüzde 9.7’si kullanıldı.
Ocak döneminde 1.059 milyon YTL mal ve hizmet alımı yapıldı. Geçen yılın aynı döneminde 838 milyon YTL gider olduğu
dikkate alındığında, artış oranı yüzde 26,3 olarak hesaplandı.
2008 yılı mal ve hizmet alım giderleri ödeneğinin yüzde 4,6’sı
bu dönemde kullanıldı.
Merkezi yönetim bütçesi sağlık harcamaları Ocak ayında
699 milyon YTL oldu.
ebsohaber 60 mart 2008
GÖSTERGELER
Cari açık
38 milyar
dolara yükseldi
Cari açık 2007 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 18 artarak
37 milyar 996 milyon dolara çıktı.. 2007 yılının Aralık ayında
cari açık, bir önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırıldığında yüzde
71,7 oranında artarak 2.998 milyon dolardan 5.149 milyon
dolara yükseldi. Bu artışın başlıca sebeplerini, ödemeler dengesindeki dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde
58,6 oranında artması sonucu 4.909 milyon dolara yükselmesi,
hizmetler kalemindeki fazlanın yüzde 58,6 oranında azalarak
193 milyon dolar net gelir kaydetmesi ve gelir kalemindeki
açığın yüzde 30,2 oranında artması sonucu 728 milyon dolar
net gider kaydetmesi oluşturdu. Öte yandan, aynı dönemde cari
transferlerden kaynaklanan girişlerin yüzde 54,5 oranında artarak 295 milyon dolara yükseldiği gözlendi.
Bu gelişmeler sonucunda 2007 yılında cari açık, bir önceki yılla
karşılaştırıldığında yüzde 18 oranında artarak 32 milyar 193
milyon dolardan 37 milyar 996 milyon dolara yükseldi.
2007 yılı Ocak-Aralık dönemi verilerine göre ödemeler
dengesi tablosundaki dış ticaret dengesi, bir önceki yılın aynı
dönemine oranla yüzde 14,9 artarak 47 milyar 498 milyon dolar
tutarında açık verdi. 2007 yılı alt kalemler itibariyle incelendiğinde, altın dahil ithalat (CIF) harcamalarının bir önceki yıla
oranla yüzde 21,8 oranında artarak 169 milyar 987 milyon dolara ulaştığı; ihracat (FOB) gelirlerinin yüzde 25,3 oranında artarak
107 milyar 154 milyon dolara ve bavul ticareti gelirlerinin ise
yüzde 6,3 oranında azalarak 6 milyar 2 milyon dolara düştüğü
görüldü.
2007 yılının 12 aylık döneminde turizm gelirleri bir önceki
yılın aynı dönemine oranla yüzde 9,7 artarak 18.487 milyon dolara, turizm giderleri de yüzde 18,8 artarak 3.260 milyon dolara
yükseldi. Bunun sonucunda söz konusu dönemde, net turizm
gelirleri yüzde 7,9 oranında artışla 15.227 milyon dolar olarak
gerçekleşti. Hizmetler başlığının diğer önemli bir kalemi olan
taşımacılık kaleminde 2006 yılında 386 milyon dolar net giriş
kaydedilmesine rağmen, 2007 yılında 150 milyon dolar tutarın-
da net çıkış gerçekleşti. Taşımacılık kalemi alt kalemler itibariyle
incelendiğinde, 2007 yılının navlun kaleminde bir önceki yıla
oranla yüzde 92’lik artışla 2.531 milyon dolar net çıkış; diğer
taşımacılık kaleminde ise yüzde 39,7 oranında artışla 2.381
milyon dolar tutarında net giriş gerçekleşti.
Yurtiçinde yerleşik inşaat şirketlerinin yurtdışında gerçekleştirdikleri inşaat hizmetlerinden kaynaklanan net döviz girişi,
2007 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 13,7 azalarak 759
milyon dolar oldu. Bu gelişmeler sonucunda, 2006 yılında toplam 13.830 milyon dolar fazla veren Hizmetler Dengesi kalemi,
2007 yılında da yüzde 1,7 artışla 14.070 milyon dolar fazla
verdi.
Ücret ödemeleri ve yatırım geliri kalemlerinden oluşan gelir
dengesi kalemi, 2007 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 2,8
artarak 6.794 milyon dolar net çıkış kaydetti. Yatırım geliri
kaleminin altında yer alan doğrudan yatırımlar ve faizlerden
oluşan diğer yatırımlarda gerçekleşen net çıkışlar, sırasıyla 1.798
milyon ve 5.273 milyon dolar olurken; portföy yatırımlarından
kaynaklanan net girişler 383 milyon dolara ulaştı.
2007 yılı Ocak-Aralık döneminde uzun ve kısa vadeli kredilere
ilişkin faiz giderleri, 2006 yılı 12 aylık toplama oranla yüzde
17,5 artarak 7.431 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Cari transferler kalemi, 2007 yılında yüzde 16,7 oranında
büyüyerek 2.226 milyon dolar giriş kaydetti. Diğer sektörler
kalemi altında yer alan işçi gelirleri, bir önceki yıla oranla yüzde
8,8 büyüme kaydederek 1.209 milyon dolar gelir oluşturdu. Öte
yandan, 2006 yılında 221 milyon dolar olarak gerçekleşen diğer
transferler kalemi, yüzde 55,7 artışla 2007 yılında 344 milyon
dolar olarak gerçekleşti.
2007 yılı Ocak-Aralık dönemi rakamlarına göre finans hesaplarında gerçekleşen net sermaye girişi, bir önceki yıla oranla
yüzde 18,8 artarak 38.411 milyon dolar oldu. Türkiye’deki
yabancı sermayeli şirketlerin yurtdışındaki ortaklarından kullandıkları kredileri 21.873 milyon dolara yükseldi.
ebsohaber 61 mart 2008
GÖSTERGELER
3 milyar YTL’ye yakın teşvikli yatırım
Hazine Müsteşarlığı, Ocak’ta toplam tutarı 2 milyar 857 milyon YTL olan 162 yatırıma teşvik belgesi verdi. Teşvik belgesine
bağlanan yatırım projelerinin sayısı geçen yılın aynı ayındakinin
altında kaldı. Toplam yatırım tutarı ise geçen yılın aynı ayına
göre yüzde 47.4 artış gösterdi. Geçen yıl Ocak ayında toplam
tutarı 1 milyar 938.4 milyon YTL olan 199 yatırım teşvik belgesine bağlanmıştı. Ocak 2008’de teşviğe bağlanan yatırımlarla öngörülen toplam istihdam da geçen yıla göre yüzde 21.5 azalarak
9 bin 145 kişi oldu.
Ocak’ta teşvik belgesine bağlanan projelerin 2 milyar 8.1 milyon
YTL’lik kısmı komple yeni yatırımlar oluşturdu. Söz konusu
yatırımlar kapsamında 5 bin 871 kişilik istihdam sağlanması öngörülüyor. Teşvik belgesine bağlanan yatırımların 473.6 milyon
YTL’lik kısmını da yenileme yatırımı olduğu belirlendi. Bu yatırımlarda öngörülen toplam istihdam da 940 kişi olarak bildirildi.
Yılın ilk ayında teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan,
imalat sanayii 943.5 milyon YTL’lik pay aldı. İmalat sanayi için
anılan dönemde düzenlenen 106 teşvik belgesi kapsamında 3
bin 757 kişilik istihdam öngörüldü. İmalat sanayine yönelik yatırımda alt sektörler itibariyle en büyük payları 461.5 milyon YTL
ile taşıt araçları, 185.2 milyon YTL ile dokuma ve giyim ve 71.6
milyon YTL ile cam sektörü aldı.
Ocak ayında hizmetler sektörüne yönelik yatırım tutarı 1 milyar
124.3 milyon YTL olarak gerçekleşti. Bu sektöre yönelik 41
yatırım kapsamında 4 bin 328 istihdam yaratılacağı bildirildi.
Hizmetlere yönelik yatırımların 337.8 milyon YTL’si ulaştırma,
229.4 milyon YTL’si turizm alanında gerçekleştirilecek.
Enerji sektörüne yönelik olarak teşvik belgesine bağlanan yatırım
tutarı ise 655.4 milyon YTL olarak gerçekleşti. Teşvik belgesine
bağlanan 9 enerji yatırım ile 375 kişiye istihdam yaratılacak.
Coğrafi bölgelere göre, Marmara 829.9 milyon YTL’lik
yatırımla birinci sıradaki yerini korudu. Bölgeye yönelik teşvik
kapsamında alınan 55 yatırımla 2 bin 618 kişilik istihdam ya-
ratılacak. İç Anadolu Bölgesi 551.6 milyon YTL yatırımla ikinci
sırada yer alırken, bu bölgeyi 455.6 milyon YTL ile Akdeniz
Bölgesi, 204.3 milyon YTL ile Karadeniz, 184.6 milyon YTL ile
Güneydoğu Anadolu, 123.3 milyon YTL ile Ege ve 122.6 milyon
YTL ile Doğu Anadolu izledi.
Yılın ilk ayında düzenlenen teşvik belgeleri kapsamında
İç Anadolu’da bin 854, Akdeniz’de bin 571, Ege’de 971,
Karadeniz’de 751, Doğu Anadolu’da 610, Güneydoğu
Anadolu’da 520 kişiye istihdam yaratılacak.
Ailelerin borcu 95,4 milyar YTL
Hanehalklarının bankalara olan tüketici kredisi ve
kredi kartı borçları, 15-22 Şubat haftasında 31.6 milyon YTL artarak 95 milyar 438.9 milyon YTL’ye yükseldi. Bankaların tüketici kredisi alacakları anılan haftada
656.5 milyon YTL artarak 68 milyar 612.3 milyon
YTL’ye çıkarken, kredi kartı alacakları 584.9 milyon
YTL azalarak 26 milyar 826.5 milyon YTL’yi indi.
Merkez Bankası’nın verilerinden yapılan hesaplamaya
göre, konut kredisi alacakları 227 milyon YTL’lik artışla
32 milyar 437.3 milyon YTL oldu. Taşıt kredilerinin 36
milyon YTL’lik azalışla 5 milyar 790.3 milyon YTL’ye
indiği bu dönemde, diğer tüketici kredileri ise 425.5
milyon YTL artarak 30 milyar 384.6 milyon YTL’ye
çıktı. Tüketicilerin bankalara olan kredi kartı borçlarının 26 milyar 784.7 milyon YTL’sinin Türk parası, 41.8
milyon YTL’sinin ise yabancı para cinsinden olduğu
belirlendi.
Anılan haftada YTL cinsinden kredi kartı borçlarında 577 milyon YTL, yabancı para cinsinden kredi kartı
borçlarında ise 7.7 milyon YTL’lik azalma yaşandı.
ebsohaber 62 mart 2008
GÖSTERGELER
Mevduatlar 321 milyar YTL’ye çıktı
Yurt içi yerleşiklerin toplam mevduat hacmi 8-15 Şubat haftasında 5 milyar 910 milyon YTL artarak 320 milyar 940 milyon
YTL’ye yükseldi.
Merkez Bankası verilerine göre, anılan dönemde yurt içi yerleşiklerin YTL mevduatları 5 milyar 968.2 milyon YTL artışla 215
milyar 955.8 milyon YTL oldu.
Vadeli tasarruf mevduatların 1 milyar 1.5 milyon YTL artarak
149 milyar 468.2 milyon YTL’ye yükseldiği dönemde, vadesiz
tasarruf mevduatı da 1 milyar 33.3 milyon YTL artışla 14 milyar
431 milyon YTL oldu.
Ticari kuruluşlar mevduatı 1 milyar 21.4 milyon YTL yükselişle 39 milyar 132.8 milyon YTL’ye ulaştı. Resmi mevduat da 1
milyar 911.9 milyon YTL artarak 12 milyar 923.6 milyon oldu.
Yurt içi yerleşiklerin yabancı para mevduatlarının Türk parası
cinsinden tutarı 941.9 milyon YTL’lik artışla 104 milyar 985.1
milyon YTL’ye ulaştı.
15 Şubat itibariyle yurt içi mevduatın 121 milyar 470.2 milyon
YTL’sinin kamu, 154 milyar 368 milyon YTL’sinin özel, 45
milyar 102.6 milyon YTL’sinin de yabancı mevduat bankalarında bulunduğu belirlendi. Anılan dönemde yurt dışı yerleşiklerin
Türk bankacılık sistemindeki mevduat hacmi 176.2 milyon
YTL’lik artışla 5 milyar 706.5 milyon YTL oldu. Bankalardaki
toplam mevduat da 6 milyar 86.4 milyon YTL yükselişle 326
milyar 647.5 milyon dolar seviyelerine ulaştı.
Aynı dönemde 98.9 milyon YTL azalarak 5 milyar 6.3 milyon
YTL’ye ulaşan bankalararası mevduat da dahil edildiğinde en
geniş tanımlı mevduat hacmi 5 milyar 987.5 milyon YTL artarak
331 milyar 6653.9 milyon YTL oldu.
2008 cari açık beklentisi 41 milyar $
Piyasaların yıl sonu cari açık beklentisi 41 milyar 856,3
milyon dolara, TÜFE bazında yıllık enflasyon beklentisi de
yüzde 6.54’e, dolar kuru beklentisi ise 1.2881’e yükseldi.
2008 büyüme beklentisi ise yüzde 4.7’ye geriledi.
Merkez Bankası mali ve reel sektördeki karar alıcılarla her
ay iki kez gerçekleştirdiği Beklenti Anketi’nin Şubat ayı ikinci
dönem sonuçlarını açıkladı. Katılımcıların birinci dönem
anketinde yüzde 0.54 olarak ölçülen TÜFE bazında Şubat ayı
enflasyonuna ilişkin beklentilerinin uygun ortalaması, ikinci
ankette de yüzde 0.55 çıktı.
Gelecek ay (Mart) için beklenen oran değişmeyerek yüzde
0.60 olurken, iki ay sonrasının (Nisan) aylık enflasyonuna
ilişkin beklenti yüzde 0.74’ten yüzde 0.75’e yükseldi.
Piyasaların yıl sonu enflasyon beklentileri yüzde 4.9’la yüzde
8.5 arasında değişti; beklentilerin uygun ortalaması yüzde
6.54 düzeyinde gerçekleşti. Yıllık enflasyon beklentisi birinci
ankete göre 0.07 puan arttı.
12 ay sonrasının enflasyon beklentisi de yüzde 6’dan yüzde 5.99’a inerken, 24 ay sonrasının TÜFE beklentisi yüzde
5.17’den yüzde 5.2’ye yükseldi.
Gelecek üç ayın altı aylık Hazine bonosu ihalesi yıllık bileşik
faiz oranı beklentisi önceki ankete göre 0.08 puan artarak
yüzde 16.01’e yükseldi. Gelecek 12 ayın altı aylık Hazine
bonosu bileşik faizi beklentisi de 0.01 puan artarak yüzde
14.84’e çıktı.
Gelecek üçüncü ayın 5 yıl vadeli, 6 ayda bir sabit kupon
ödemeli YTL cinsi Devlet Tahvili ihalesi yıllık bileşik faiz
oranı beklentisi 0.16 puan artarak yüzde 16.18’e yükseldi.
Aynı kağıdın gelecek 12’nci aydaki ihalesinde oluşacak yıllık
bileşik faiz oranına ilişkin beklenti ise 0.01 puan artarak
yüzde 14.88’e çıktı. Merkez Bankası’nın son indirimle yüzde
15.25’e çektiği para piyasasında yıllık basit faiz oranında üç
ay sonrasına ilişkin beklenen oran 0.03 puan düşüşle yüzde
14.97’e inerken, 12 ayın sonundaki düzeye ilişkin beklenti
ise yüzde 14.1’den yüzde 14.12’ye düştü. Önceki ankette 40
milyar 783.5 milyon dolar çıkan 2008 sonu cari işlemler açığı
beklentisi son ankette 41 milyar 856,32 milyon dolara kadar
çıktı. Yıl sonu dolar kuru beklentisi 1.2865’ten 1.2881’e, 12
ay sonrasının beklentisi de 1.3071’den 1.3152’ye yükseldi.
ebsohaber 63 mart 2008
GÖSTERGELER
Şubat enflasyonu İzmir’de yüzde 0,63
Enflasyon, Şubat ayında tüketici fiyatları bazında yüzde 1.29,
üretici fiyatlarında da yüzde 2.56 ile piyasaların beklentisinin
çok üzerinde çıktı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre
Şubat ayında önceki aya göre yüzde 1.29 artan Tüketici Fiyatları
Endeksi’nde (TÜFE) Ocak-Şubat dönemindeki iki aylık enflasyon
yüzde 2,11’e ulaşırken, yıllık enflasyon yüzde 9,1 düzeyine
çıktı, on iki aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon da yüzde
8,53 oldu.
Ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek
aylık fiyat artışı yüzde 5,05’le gıda ve alkolsüz içecekler grubunda gerçekleşti. Şubat ayında endekste yer alan gruplardan, çeşitli
mal ve hizmetlerde yüzde 1,73, lokanta ve otellerde yüzde 0,90,
ev eşyasında yüzde 0,86, ulaştırmada yüzde 0,54 fiyat artışı
yaşandı. Aylık fiyat artış oranı konutta yüzde 0,39, haberleşmede
yüzde 0,12, sağlıkta yüzde 0,07, alkollü içecekler ve tütünde
yüzde 0,02 oldu. Buna karşılık fiyatlar eğitimde yüzde -0,03,
giyim ve ayakkabı grubunda yüzde -6,93 düşüş gösterdi. Eğlence
ve kültür grubunda ise değişim gözlenmedi.
Ocak itibariyle son bir yıllık dönemde TÜFE’de en yüksek
artış ise yüzde 14,75’le konut grubunda gerçekleşti. Alkollü
içecekler ve tütün yüzde 14,34, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde
12,93, lokanta ve oteller yüzde 11,02 ile artışın yüksek olduğu
diğer harcama gruplarını oluşturdu.
İzmir, yüzde 0,63’lük fiyat artışı ile enflasyonu en düşük
yaşayan bölgeler arasında yer aldı. İzmir’de yıllık enflasyon da
yüzde 7,98 olarak gerçekleşti.
Tüketici fiyatları bazında, 26 İstatistiki Bölge içinde en
yüksek aylık artış yüzde 2,56 ile Şanlıurfa-Diyarbakır bölgesinde
yaşandı.
Söz konusu 26 bölge içinde Ocak-Şubat dönemi itibariyle en
yüksek artış yüzde 3,12 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde, yıllık bazda en yüksek artış yüzde 10,74’le Ağrı, Kars,
Iğdır, Ardahan bölgesinde ve on iki aylık ortalamalara göre en
yüksek artış da yüzde 9.68 oranıyla Adana, Mersin bölgesinde
gerçekleşti.
Şubat ayında, TÜFE ile kapsanan 454 maddeden 251’inin fiyatının arttığı belirlendi. 69 maddenin ortalama fiyatlarında değişim
olmazken, 251 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 134 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş yaşandı.
Üretici fiyatları endeksinde (ÜFE) Şubat ayında kaydedilen
yüzde 2,56 oranındaki artışın, son 20 ayın en yükseği olduğu
belirlendi. ÜFE’de bundan önceki en yüksek aylık artış yüzde
4.02 ile küresel finans piyasalarında dalgalanma yaşanan Haziran 2006’da yaşanmıştı.
ÜFE’de Ocak-Şubat dönemindeki toplam enflasyon yüzde 3,0’e,
son bir yıllık dönemdeki enflasyon yüzde 8,15 ve on iki aylık
ortalamalara göre yıllık enflasyon da yüzde 5,94’e ulaştı.
ÜFE’de aylık değişim tarım sektöründe yüzde 2,06, sanayi
sektöründe yüzde 2,69 olarak gerçekleşti. Tarım sektörü endeksinde, iki aylık enflasyon yüzde 3,68, yıllık enflasyon yüzde
15,58 ve on iki aylık ortalamalara göre enflasyon da yüzde
9,64’e ulaştı. Sanayi sektörü endeksinde ise iki ayda yüzde 2,83,
geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) yüzde 6,45 ve on iki aylık
ortalamalara göre yüzde 5,10 enflasyon gerçekleşti.
ÜFE’deki yüksek artışta elektrik ve gaz fiyatlarına yapılan
zamlar etkili oldu. ÜFE sonuçları sanayinin alt sektörler bazında değerlendirildiğinde en yüksek aylık artışın yüzde 21,32 ile
elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı alt sektöründe gerçekleştiği görüldü. Sanayinin üç sektöründen imalat sanayiinde aylık yüzde
1,64, elektrik, gaz, su sektöründe yüzde 18,12 artış, madencilik
ve taşocakçılığında yüzde -0,08 düşüş yaşandı.
Aylık bazda yüzde 21,32 ile en yüksek fiyat artışı yaşanan alt
sektör olan elektrik, gaz üretimi ve dağıtımını yüzde 6.55’le ana
metal sanayi, yüzde 3.55’le giyim eşyası imalatı, yüzde 2.37 ile
tekstil ürünleri imalatı, yüzde 2.35’le kok kömürü, rafine edilmiş
petrol ürünleri izledi.
Buna karşılık fiyatlar, tıbbi, hassas ve optik aletler imalatı
yüzde 5,30, diğer ulaşım araçlarının imalatı yüzde 3,82, ham
petrol ve doğalgaz çıkarımı yüzde 2,26, iletişim teçhizatı imalatı
da yüzde -1,91’le aylık bazda fiyatların en çok gerilediği sektörler oldu.
Yıllık bazda ÜFE artışının en yüksek olduğu sanayi alt sektörleri;
yüzde 34,46 ile ham petrol ve doğalgaz çıkarımı, yüzde 33.88’le
kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri, yüzde 24.04’le
metal cevheri, yüzde 13.63’le maden kömürü ve linyit, yüzde
13.51’le gıda ürünleri ve içecek imalatı oldu.
Üretici fiyat endeksiyle kapsanan 756 maddeden 372’sinin fiyatı
arttı, 191 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken,
193 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.
ebsohaber 64 mart 2008
GÖSTERGELER
Şubat ihracatı 10.7 milyar dolar
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, Şubat
ayı ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 40,84 artış
kaydederek, 10 milyar 674 milyon dolar olarak gerçekleştiğini
açıkladı.
2008 yılının ilk iki ayında ihracat yüzde 44,79 artışla 20
milyar 499 milyon dolara ulaştı. 12 aylık ihracat ise yüzde 26,37
artışla 112 milyar doları geride bıraktı.
TİM, Şubat ayı ihracat verilerini İstanbul’da düzenlediği basın
toplantısında açıkladı. TİM Başkanı Satıcı’nın açıladığı verilere
göre; Şubat ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 40,84
artış kaydederek 10 milyar 674 milyon dolar olarak gerçekleşti.
2008 yılının ilk iki ayında ihracat yüzde 44,79 artışla 20 milyar
499 milyon dolara ulaştı. Geriye dönük 12 aylık ihracatı yüzde
26,37 artışla 112 milyar doları geride bıraktı.
Şubat ayında en fazla ihracat gerçekleştiren sektörler;
2 milyar 462 milyon dolar ile Taşıt Araçları ve Yan Sanayii,
1 milyar 483 milyon dolar ile Hazırgiyim ve Konfeksiyon,
1 milyar 416 milyon dolar ile de Demir Çelik
oldu. Toplam ihracat içerisinde yüzde 9,62’lik bir paya sahip
olan Tarım ve Hayvancılık grubu sektörleri, 2008 Şubat ayında
geçen yıla göre yüzde 22,84 artış kaydetti.
Tarım ve hayvancılık sektörlerinde en fazla artış yüzde 54,54 ile
Kuru Meyve ve Mamulleri, yüzde 39,65 ile Ağaç Mamulleri ve
Orman Ürünleri, yüzde 35,12 ile Canlı Hayvan Su Ürünleri ve
Mamulleri sektörlerimizde gerçekleşti.
Şubat ayında ülke ihracatının yüzde 88,08’ini gerçekleştiren Sanayi sektöründe aylık ihracat yüzde 42,36 artış ile 9 milyar 402
milyon dolar olarak gerçekleşti.
Sanayi sektöründe iki aylık ihracat 17,8 milyar doları, son 12
aylık ihracat ise 97,5 milyar doları geride bıraktı.
Sanayide en büyük ihracat artışı yüzde 91,37 ile Demir Çelik sektöründe kaydedildi. Şubat ayında Taşıt Araçları ve Yan
Sanayii sektörünün kaydettiği yüzde 55,75 oranındaki artış ile
Çimento ve Toprak ürünleri sektöründeki yüzde 43,96’lık artış
dikkat çekti. Madencilik Ürünleri sektörü ihracatını, Şubat ayında yüzde 76,76’lık artış ile 245,2 milyon dolara çıkardı. Sektör,
2008 yılının ilk iki ayında yüzde 55,74, son 12 ayda ise yüzde
33,19 oranında ihracat artışı gösterdi.
Dış açıkta Rusya ve Çin’in payı artıyor
Türkiye’nin toplam dış ticaret açığının zaten en
büyük bölümünü oluşturan Rusya ve Çin’e karşı
verilen açık tutarı, rekor bir hızla büyümeye devam
ediyor.
Ocak ayında Çin ve Rusya’ya karşı verilen dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 79 daha
yüksek çıkarken, diğer ülkelerle yapılan ticaretteki
toplam açık ise sadece yüzde 7.6 artış gösterdi.
Türkiye’nin Ocak ayında dış ticaretinde verdiği 5
milyar 709.6 milyon dolarlık açığın 3 milyar 458.4
milyon doları Rusya ve Çin’den kaynaklandı. Ocak
ayında Türkiye, en fazla ithalatı, doğal gaz alımında
bağımlı olduğu Rusya’dan gerçekleştirdi. Türkiye,
bir aylık dönemde 420 milyon dolarlık ihracat yaptığı Rusya’dan, tamamına yakını doğal gaz olmak
üzere 2 milyar 618 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Türkiye’nin, ithal girdi olan doğal gaza ba-
ğımlılığının artması, baş tedarikçi Rusya’ya ödediği
faturayı kabarttı. Türkiye’nin Ocak ayında Rusya’ya
karşı verdiği dış ticaret açığı yüzde 85.3’lük artışla 2
milyar 198 milyon dolar oldu.
Ucuz ürünleriyle son yıllarda tüm dünya pazarlarını istila eden ve sektörleri rekabette zorlayan
Çin, Ocak’ta da Türkiye’nin en fazla dış ticaret açığı
verdiği ikinci ülke oldu. Türkiye, Ocak’ta 75.5 milyon dolarlık ihracat yaptığı Çin’den 1 milyar 335.9
milyon dolarlık mal aldı. Türkiye’nin Çin’e karşı
olan dış ticaret açığı yüzde 68.4 büyüyerek 1 milyar
260.4 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye,
Ocak’ta toplam 5 milyar 709.6 milyon dolarlık dış
ticaret açığı verirken, bunun 3 milyar 458.4 milyon
doları Rusya ve Çin’den, 2 milyar 251.2 milyon
doları ise diğer ülkelerden kaynaklandı. Türkiye’nin
bu iki ülkeye karşı açığı Ocak’ta yüzde 78.8 arttı.
ebsohaber 65 mart 2008
GÖRÜŞ
İhtilaflı vergi borçlarında
taksitlendirme imkanı
27 Şubat 2008 tarih ve 26800 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanan 5736 Sayılı
“Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü
ile Tahsili Hakkında Kanun” ile bazı vergi
borçlarının ödenebilmesi için mükelleflere
yeni bir uzlaşma hakkı tanınmış ve taksitlendirme imkânı getirilmiştir.
Bu kanun, kesinlikle bir af kanunu
değildir. Hiçbir vergi borcu bu kanuna dayanılarak otomatik olarak silinmemektedir.
Kanunun uygulanması ile ilgili 3 adet
tebliğ yayınlanmış, tebliğlerde uygulama
ile ilgili detay açıklamalar yapılarak değişik örneklere yer verilmiştir.
Kanunun kapsadığı kamu
alacakları şunlardır;
27 Şubat 2008 tarihinden önceki
dönemlere ilişkin olup ikmalen, re’sen ve
idarece tarh edilen vergi, resim, harçlar,
fon payı ve bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları
ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarından
yargıda olup henüz neticelenmemiş olanlar
Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin
hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların kullanılması nedeniyle tespit
ve takdir edilen ancak 1/7/2007
tarihinden önce ilgilisine tebliğ
edildiği halde 27 Şubat 2008 tarihi
itibarıyla ödenmemiş olan kira ve
ecrimisil alacakları
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu
kapsamına giren taşıtlarla ilgili
mükellef değişikliği dışındaki vergilendirme
unsurlarının herhangi bir sebeple
hatalı belirlenmesi nedeniyle,
1/1/2004 ila
31/12/2007
tarihleri arasındaki
dönemlere ilişkin
olarak mükellefler
adına ilk tahakkuktan
sonra ilaveten tahakkuk ettirilen
motorlu taşıtlar vergileri
Tayfun Şenol
[email protected]
Kanunun uygulanması ile ilgili
3 adet tebliğ yayınlandı. İdare
ile ihtilaf halindne bulunan tüm
mükelleflerin uzlaşma şanslarını
denemelerinde büyük fayda var.
Kanuni ve ihtiyari yedek akçeler ile
sermayenin azaltılmasına konu edilen
zararların matrahtan indirilebilmesine
yönelik bankalar tarafından yargı mercileri
nezdinde yaratılmış ihtilaflarla ilgili kamu
alacakları
Kapsam dışında kalan kamu alacakları
Erteleme ve uzlaşma kapsamına girmeyen kamu alacakları ise şunlardır;
Vadesi geçmiş beyana dayalı her türlü
vergi resim ve harçlar
Vergi ziyaı cezası üç kat (iştirak
halinde bir kat) olarak uygulanan tarhiyata ilişkin vergi ve cezalar ile bunlara
bağlı usulsüzlük ve özel usulsüzlük
cezaları
İhtilafa ilişkin nihai kararı kesinleşmiş olan vergi ve cezalar
İl özel idareleri ile belediyelere ait vergi, resim ve
harçlar
Gümrük vergileri
İthalde alınan katma değer
vergisi
Özel Tüketim Vergisi
Kaynak kullanımını destekleme fonu kesintileri
Trafik para cezaları
Her türlü SSK prim borçları
ile idari para cezaları
Başvuru ve
uygulama nasıl olacak?
Mükelleflerin 5736 sayılı
Kanunun 1’nci maddesinden yararlanabilmesi
için esas itibarıyla
31 Mart 2008 tarihi
mesai saati bitimine kadar Vergi
Usul Kanunu’nun
uzlaşmaya ilişkin
hükümlerine göre
uzlaşma talep etmeleri
gerekmektedir.
Uzlaşma taleplerinin yazılı
olarak ilgili vergi dairelerine yapılması
ebsohaber 66 mart 2008
GÖRÜŞ
gerekmektedir.
Mükelleflerin bu madde hükmünden yararlanabilmeleri için
tarh edilen vergi, resim, harçlar ve fon payları ile kesilen cezalara karşı dava açmamaları, açılmış davalardan uzlaşma tutanağını
imzaladıkları tarihte vazgeçmeleri şarttır.
Vergi Dairelerine yapılan müracaatlara istinaden ilgili uzlaşma komisyonları tarafından mükelleflere uzlaşma günü verilecek
ve uzlaşma komisyonlarında kapsama giren vergi ve cezalarla
ilgili indirimler yapılabilecektir.
Kanun ve tebliğlerde uzlaşma oranları ile ilgili bir belirleme
bulunmamaktadır. Bu sebeple ihtilaf konusu vergi ve cezanın
dayanağı ile mükellefin durumuna göre özellikle cezalarda
önemli indirimler yapılması beklenmektedir.
Zaman zaman uzlaşma komisyonlarında vergi asıllarında da
indirimler yapılabilmektedir.
Bu hüküm uyarınca, uzlaşılan tutarlar ile uzlaşma tutanağının
imzalandığı tarih esas alınarak hesaplanan gecikme faizlerinin
18 ayda ve 18 eşit taksit halinde ve her taksit için binde iki faiz
alınmak suretiyle ödenmesi gerekmektedir.
Uzlaşma sonucu belirlenen vergi ceza ve gecikme faizi
toplamı 18’e bölünerek ödenecek, her taksit için ayrıca binde
2 gecikme faizi hesaplanacaktır. Bu haliyle vergi aslı yanında
ceza ve gecikme faizine de binde 2 faiz uygulanması sözkonusu
olmaktadır.
Bu madde kapsamında uzlaşma sağlanan alacaklara ilişkin
taksitlerin, süresinde ödenmemesi ya da eksik ödenmiş olması
halinde, süresinde ödenmemiş veya eksik ödenmiş taksit tutarı;
son taksit ödeme süresi sonuna kadar, ödenmeyen ya da eksik
ödenen taksitin son taksite ait olması halinde ise bu tutara son
taksiti izleyen ayın sonuna kadar
her ay ve kesri için ayrı ayrı % 5 oranında, tahsil tarihine kadar
geçen süre için ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme
zammı tatbik edilerek ödeme emri tebliğine gerek kalmaksızın
aynı Kanun hükümlerine göre cebren takip
ve tahsil edilecektir.
Kanunun 2. maddesi kapsamına giren kira ve ecrimisil alacakları için de uzlaşma ve taksitlendirme imkanı 1. maddede yer
alan alacaklardakine paralel bir düzenleme ile tanımlanmıştır.
Kanunun 5. maddesi kapsamına giren ve adlarına ilave veya
ilk defa motorlu taşıtlar vergisi tahakkuk ettirilen mükelleflerce;
dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi, vergi asıllarının, 30/6/2008 tarihine kadar ödenmesi şartıyla, bu vergilere
hesaplanan gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.
Ayrıca, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce sayılan nedenlerden dolayı kapsama giren motorlu taşıtlar vergilerini
gecikme zammı ile birlikte ödeyen mükelleflerin, 30/6/2008 tarihine kadar ilgili vergi dairelerine başvurmaları halinde, ödemiş
oldukları gecikme zammı tutarları red ve iade edilecektir.
Mükelleflerin müracaat edip uzlaşmanın sağlanmaması
durumunda herhangi bir hak kaybı sözkonusu olmayacağından
devam eden yargılama süreci kaldığı yerden devam edecektir.
Bu sebeple idare ile ihtilaf halinde bulunan tüm mükelleflerin
uzlaşma şanslarını denemelerinde fayda vardır.
Türkiye ile AB
arasında ticaret
hacmi 100 milyar
euro sınırında
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ikili ticaret
hacmi geçen yıl yüzde 8,5 artışla 99,5 milyar euroya ulaştı.
AB'nin resmi istatistik kurumu Eurostat'ın verilerine göre,
2007 yılında Türkiye'nin AB'den ithalatı yüzde 5 artışla 52,6
milyar avroya çıkarken, Türkiye'nin AB'ye olan ihracatı
yüzde 12 artışla 46,9 milyar euroyu buldu.
Gümrük Birliği'ne dahil olan Türkiye böylece 2006 yılında 8,3 milyar euro seviyesinde bulunan AB'den kaynaklanan
dış ticaret açığını geçen yıl 5,7 milyar euroya indirmeyi
başardı. Türkiye'nin AB ile ikili ticareti nedeniyle verdiği dış
ticaret açığı, 2005 yılında ise 8,6 milyar euro düzeyindeydi.
Türkiye geçen yıl 52,6 milyar euroluk ithalatıyla AB'nin
5'inci büyük pazarı konumunu sürdürürken, bu alanda sadece 261,1 milyar euroyla ABD, 92,7 milyar euroyla İsviçre,
89 milyar
euroyla
Rusya ve
71,7 milyar
euroyla
Çin’e geçildi. AB'den
en çok ithalat yapan
ülkeler sıralamasında
43,7 milyar
euroyla
Japonya, 43,3 milyar euroyla Norveç, 29,4 milyar euroyla
Hindistan, 24,8 milyar euroyla Güney Kore ve 21,3 milyar
euroyla Brezilya, Türkiye'nin ardında kaldılar. Türkiye,
46,9 milyar euroluk ihracatıyla AB pazarına en fazla satış
gerçekleştiren 7'inci ülke olurken 231 milyar euroyla Çin,
180,7 milyar euroyla ABD, 143,4 milyar euroyla Rusya,
77,9 milyar euroyla Japonya, 76,8 milyar avroyla İsviçre ve
76,6 milyar euroyla Norveç ilk 6 sırayı aldılar.
AB Böylece geçen yıl Çin'e karşı 159,2 milyar euro,
Rusya'ya karşı 54,3 milyar euro, Japonya'ya karşı 34,2 milyar euro ve Norveç'e karşı 33,3 milyar euro açık verirken,
ABD ile ticaretinden 80,4 milyar euro ve İsviçre ile ticaretinden 15,9 milyar euro fazla vererek açıklarını kısmen dengeledi. Geçen yıl toplamda yüzde 7 artışla 1 trilyon 238,2
milyar euro ihracat ve yüzde 5 artışla 1 trilyon 423,3 milyar
euro ithalat gerçekleştiren AB'nin dış ticaret açığı 7,1 milyar
euro azalarak, 185,1 milyar euro düzeyinde gerçekleşti.
ebsohaber 67 mart 2008
HABER
Reklamcılıkta güçlü
çözüm ortağı SAYGI
Reklamcılık sektörünün güçlü kuruluşu Saygı Reklam; teknolojinin son ürünü makine parkuru, 60 kişilik profesonel ekibi,
200’e yakın tedarikçisi ve yüklenicisiyle açıkhava reklamcılığı
ile dijital çözümler sektöründe kaliteden ödün vermeden hizmet
sunuyor. Kurumsal kimlik uygulamaları, ürün standı, fuar standı,
kiosk, iç ve dış mekan görselleri, araç ve bina giydirme, tabela
uygulamaları ve totem gibi çözümlerle geniş bir ürün gamında
müşterilerinin her türlü isteğine cevap vererek destek oluyor.
Saygı Reklam, sektöründe 12’nci yılını başarıyla tamamlarken, Bornova Kavaklıdere Köyü’ndeki merkez fabrikada açıkhava reklamcılığı ve dijital çözümler, Ankara Caddesi’ndeki
ofisinde ajans ve küresel fotoğafçılık hizmetleri, Bornova ilçe
merkezindeki showroomunda hazır mutfak ve modern mobilya
çözümleriyle müşteri odaklı çalışmalarını sürdürüyor.
1995 yılında 70 metrekarelik bir atölyede faaliyete başlayan
Saygı Reklam, artan müşteri porföyüyle birlikte 2006 yılından bu
yana 4 bin 500 metrekaresi kapalı alan olmak üzere toplam 34
bin metrekarelik modern tesislerinde üretimlerini sürdürüyor.
Saygı Reklam Yönetim Kurulu Başkanı Engin Saygı, 2007
yılında iki ayrı sertifikalandırma kuruluşu tarafınan denetlenip
kısa süre içinde ISO 9001 Kalite Yönetim Belgesi, ISO 14001
Çevre Güvenliği ve Sağlığı Belgesi, ISO 18001 İş ve İş Güvenliği
Sağlığı Belgesi almaya hak kazandıklarını bildirdi. Saygı, “Firmamız, sektöründe bu üç belgeye birden sahip ender kuruluşlardan
biri” dedi.
Saygın müşteri, yüksek kapasite
“Doğru yerde, doğru zamanda, doğru işler yapmak” ilkesiyle
hareket ettiklerini bildiren Engin Saygı, “Coca Cola, Efes Pilsen,
Turcell, Gallaher Türkiye, Milangaz, İpek Mobilya, Seray Mobilya, Final Dergisi Dersanesi, Nevzat Onay gibi sektörlerinin öncü
firmalarını müşteri portföyümüze katarak yerimizi kısa zamanda
sağlamlaştırdık. Sahip olduğumuz değerler ve ünde 10 bin metrekarelik baskı kapasitemizle her geçen gün daha akılcı, kaliteli
ve ekonomik çözümler üreterek müşteri memnuniyetini en üst
düzeye çıkarmak yoluyla Türkiye’nin reklamcılık sektöründe
faaliyet gösteren lider firmalarından biri olmayı hedefliyoruz”
diye konuştu.
ebsohaber 68 mart 2008
HABER
Tekstil ordusuna taze kan
Türkiye’nin yerli kaynakları kullanarak üretim ve ihracatta
lokomotifi olan tekstil sektöründe uluslararası pazarlarda yükselmeyi sağlayacak yenilik ve kaliteyi getirecek mühendislerle
teknikerler sektör temsilcileriyle buluşuyor.
Tekstil mühendisliği eğitiminde ülkemizde ilk ve en gelişmiş
altyapıya sahip Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil
Mühendisliği bölümü ile tekstil ve konfeksiyon teknikerliği
eğitimi konusunda ihtisaslaşmış tek meslek yüksek okulu olan
Emel Akın Meslek Yüksek Okulu’ndan 2008 yılında mezun olacak mühendislerle teknikerler, 14 Mayıs günü nitelikli elemana
ihtiyaç duyan sektör temsilcileriyle Tanışma Günü’nde biraraya
gelecek. Sanayiciler, istihdam etmeyi düşündükleri mühendis ve
teknikerlerle ilk mülakatlarını da yine bu etkinlikte yapacak.
Bugüne kadar 2 bin 500’ün üzerinde mühendis yetiştiren
Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’nden tekstil
teknolojisi, tekstil kimyası-terbiyesi ve konfeksiyon dallarından
toplam 120 genç mühendis daha iş hayatına atılacak. Emel Akın
Meslek Yüksek Okulu da, bugüne kadar yetiştirdiği 1600 teknikere konfeksiyon dalında 100, örme dalında 15, kalite kontrol
dalında 60, iplikçilik dalında 15 mezun daha eklemiş olacak.
Bu yıl mezun olacak mühendis ve teknikerleri istihdam
etmeyi düşünen tekstil sanayicilerinin firma bilgileri ile istedik-
leri elemanların özelliklerini 30 Nisan gününe kadar E.Ü Tekstil
Mühendisliği Kariyer Servisi’ne bildirmeleri gerekiyor. Tekstil
ve konfeksiyon sanayicilerinin Kariyer Servisi kanalıyla işe
alacakları elemanın bir maaşı kadar bedeli gönüllü olarak Ege
Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü’ne ödemeleri
arzu ediliyor.
Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.
Dr. Kerim Duran, en iyi eğitimi vererek yetiştirdikleri mühendis
ve teknikerleri tekstil sanayicileriyle biraraya getirmek amacıyla
1997 yılında Kariyer Serivisi’ni hayata geçirdiklerini bildirdi.
Sanayicilerin aradıkları elemanda istedikleri özellikleri Kariyer
Servisi’ne ilettikleri taktirde uygun mühendis veya teknikerin
firmaya yönlendirildiğini belirten Prof. Dr. Duran, “Bu hizmet
karşılığında sanayicilerden Kariyer Servisi kanalıyla işe alacakları elemanın bir maaşı kadar meblağı Ege Üniversitesi Döner
Sermaye İşletme Müdürlüğü’ne yatırmalarını talep ediyoruz.
Bu para, bir gazete ilanından daha düşük bir maliyet olduğu
gibi elde edilen gelir daha iyi eleman yetiştirilmesini sağlamak
ve araştırma geliştirme gibi hizmetler için kullanılarak sektöre
fazlasıyla geri dönecektir” dedi.
Tanışma Günü ve Kariyer Servisi hakkında (0232) 342 27 95
numaralı telefondan ayrıntılı bilgi alınabilir.
ebsohaber 69 mart 2008
EBSOVAKFI
Bayanlar Birliği bursiyerlerle buluştu
Ege Bölgesi Sanayi Odası Vakfı (EBSOV) Bayanlar Birliği, vakfın burs verdiği öğrencilerle biraraya geldi. 550 lise ve üniversite öğrencisine burs
veren EBSO Vakfı’nın Bayanlar Birliği, bursiyerlerine tiyatro, müzik çalışmaları, gezi programlarıyla
birbirlerini tanıma imkanı sağlıyor.
EBSO Vakfı Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi
Ertuğrul Doğuç, gençlerin geleceğe daha güçlü
hazırlanmasını amaç edindiklerini belirterek, “Biz
vakıf olarak hep arkanızdayız. Mesleğinizde iyi
yetişin. Yaptığınız işin en iyisini yapmaya çalışın.
Geleceğe güvenle bakın, Atatürkçü gençler olun”
dedi.
EBSO Vakfı Bayanlar Birliği Başkanı Berkay
Eskinazi de, EBSO Meclis Üyelerinin eşlerinden
oluşan Bayanlar Birliği’nin gönüllü bir grup olduğunu ve sosyal alanda pekçok proje geliştirdiğini
belirterek, şöyle konuştu:
“Siz gençler için çalışıyoruz. Bu etkinlikleri size
sadece burs vermediğimizi size her anlamda sahip
çıkacağımızı göstermek için yapıyoruz. Bu organizasyonla da sizleri tanımak istedik. Bundan sonraki eğitimlerimize de katılmanızı bekliyoruz. Her
türlü isteğinizi, yapmayı düşündüğünüz projeleri
bizimle paylaşın bankamatik bursiyeri olmayın.”
Aşk şarkıları öğrenci bursları için
TSM sanatçısı Ümit Bulut, "Aşkefza" adlı albümünün ilk
konserini, EBSO Vakfı'nın öğrenci bursları için verdi.
Ege Bölgesi Sanayi Odası Vakfı (EBSOV) Bayanlar Birliği, burs
verilen öğrenciler yararına Türk Sanat Müziği konseri düzenledi. TSM sanatçısı ve eğitimcisi Ümit Bulut'un sahne aldığı
konser, Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Eski bakanlardan Işılay Saygın ve Uluslararası Kadınlar
Dayanışma Birliği Başkanı Ümran Baradan'ın da izlediği
konsere ilgi büyük oldu. Lise ve üniversite eğitimi gören 550
öğrenciye burs veren EBSOV'un, burs havuzuna katkı sağlamak amacıyla organize ettiği gecede, Ümit Bulut “Aşkefza”
isimli albümünün ilk canlı performansı tam not aldı. Dillerden
düşmeyen aşk şarkılarını tüm davetliler bir ağızdan söyledi.
Genç sanatçıya gecede kardeşi İrem vokalde eşlik etti.
ebsohaber 70 mart 2008
EBSOVAKFI
Gençler geleceğe hazırlanıyor
Çağımızın rekabetçi ortamında, değişmekte olan dünya her
gün insanlardan yeni bilgiye ulaşmasını ve yeni beceriler kazanmasını bekliyor.
Bunun bilincinde olan EBSO Vakfı Bayanlar Birliği, Vakfın
burs verdiği öğrenciler için bir yandan maddi kaynaklar yaratırken, bir yandan da öğrencilerin kişisel gelişimlerine katkıda bulunmak ve değişen dünyaya hazırlamak için “Gençler Geleceğe
Hazırlanıyor” temalı bir seminer programı gerçekleştirdi.
Program, kişisel cesaret ve sunuş becerileri, işe başvuru
teknikleri, cv hazırlamak ve profesyonel yaşama hazırlanmak
başlıklarıyla Eğitim Uzmanı Gül Kırçıl’ın liderliğinde yapıldı.
Programın sonunda gençlerin sorularını cevaplayan EBSO
üyesi sanayiciler, öğrencilerle deneyimlerini paylaştılar. Programda yer alan sanayicilerimiz, EBSO Vakfı Yönetim Kurulu
Sekreter Üyesi Ertuğrul Doğuç, EBSO Meclis Üyeleri Halit Şahin,
Şener Gencer, Nedim Uysal, CMS Yönetim Kurulu Üyesi Şener
Muter, EBSO Genç Sanayiciler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı
Ülgen Öznur, EBSO Genç Sanayiciler Birliği Yönetim Kurulu
Üyesi Arda Beset, EBSO Genç Sanayiciler Birliği Üyesi Yaşar
Kurt bursiyer öğrencilerle tecrübelerini paylaştılar.
Tüm gün süren seminerin yemek organizasyonunu EBSO
Muhtelif Yiyecek Maddeleri Sanayi Meslek Komitesi Başkan
Yardımcısı Kemal Saldır üstlendi. Öğrencilere soğuk sandviç,
meyve suyu ile birlikte kek ikramı yapan Seçsan Gıda, teşekkürü
haketti.
Bursiyerlere yönelik kişisel gelişim programı, üniversiteli
müzisyenlerin mini konseri ile son buldu. Danışmanımız Gül
Kırçıl’a, bize ve bursiyerlerimize vermiş olduğu bu destekten
dolayı teşekkür ederiz.
Programa katılan öğrencilerimizin program sonunda bizlerle
paylaşımlarında duygu dolu satırlar dikkat çekti..
• Bugün hayatımda ilk defa böyle bir ortamda soru sorma
cesaretinde bulundum. Bu durum beni çok mutlu etti. Bu kadar
değerli insanlara soru sordum. Bu organizasyonu yapan herkese
canı gönülden teşekkür ederim. Nagihan Özyıldırım, Ege Üniversitesi Ziraat Mühendisliği
• 10 yıl sonra Türkiye’nin en iyi Biyologlarından biri olmak
en büyük hedefim. Daha yolun başındayım ve buraya gelmem
çok iyi oldu. Yola nasıl başlamam ve emin adımlarla nasıl
devam etmem gerektiğini öğrendim. Başarılı olacağıma dair size
söz veriyorum. Ayşegül Türköz, Celal Bayar Üniversitesi Fen
Edebiyat Fakültesi.
• Cebimde altın öğütler var. Hedeflerim kesinlik kazandı.
Şule Turan
• Gerçekten unutulmayacak bir gündü. Belki de en önemlisi
bu; bizi cesaretlendirdiler.
• Güçlü olmayı ve bu gücümü sükunet içinde sadece gerektiği yerde kullanmam gerektiğini öğrendim. Haldun Mısırlı
• Çok değerli insanlarla tanıştım. Bu kişilerin benim için
buraya geldiğini bildiğim için kendimi çok değerli hissettim.
• Hayatımın en anlamlı Cumartesisiydi. Geleceğim için çok
efor sarfetmem gerektiğini anladım. Sinem Ceviz
• Yapılan konuşmalar hayatımı etkileyecek düzeydeydi.
• Kendimde varolan gücün bir kez daha farkına vardım.
Fatma Gündoğdu
• Bu program bana özgüven vermekle birlikte eksik olduğum bazı şeyleri görmemi bazılarını da hatırlamamı sağladı.
Erhan Sakartepe.
ebsohaber 71 mart 2008
HABER
İzmir’in lider kadınları
biraraya geldi
Türkiye’de ilk kez Ege Bölgesi Sanayi Odası, (EBSO) İzmir
Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Yerel Gündem 21 işbirliği
ile yürütülen İzmir’in Lider Kadınları projesinin ilk toplantısı
EBSO’da yapıldı. İş dünyası, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları
arasından seçilen 40 lider kadının bir araya geldiği toplantının
açılış konuşması yapan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer
Taşkın, Türkiye’de kadınların iş, siyaset ve sosyal hayata katılımının istenilen düzeyde olmadığına dikkat çekti.
İşgücüne katılım düşük
Türkiye’nin pek çok büyük şirketinin başında erkeklerin
yanıda kadınların da görev yaptığını belirten Taşkın, bu olumlu
tablonun yanıltıcı olduğunu ifade ederek, “Türkiye’de kadınların
yaklaşık yüzde 20’si okuma yazma bilmiyor. Bu oran bölgesel
olarak yüzde 40’lara kadar yükselmektedir. Dünya ekonomik
forumunda açıklanan cinsiyet ayrımı endeksine göre Türkiye
Muhtarlar
Yelda Atilla
Nebahat Duran
Nermin Eren
Öznur Erkireşçi
Hatice Gazezoğlu
Canan Güler
Yıldız Kesebir
Nurdan Metin
Pakize Namdar
Selma Orhan
Gülay Pekcan
Ayşe Taylan
Azime Tekin
Yasemen Yavuzcezzar
Sevgi Engin
115 ülke arasında 105. sırada yer alıyor. Türkiye’de kadınların
istihdama katılım oranı oldukça düşüktür. AB ülkelerinde kadının iş gücüne katılım oranı yüzde 55 iken Türkiye’de bu oranın
yüzde 26” dedi.
Gelişim ve etkileşim
Projenin amacına değinen İzmir’in Lider Kadınları Proje Koordinatörü Özlem Değirmencioğlu ise, İzmir’de iş dünyası, sivil
toplum kuruluşları ve yerel yönetim alanında kadınların liderlik
vasıflarını geliştirmek, özendirmek ve bu grupların etkileşimlerini arttırmayı hedeflediklerini söyledi. Proje kapsamında İş
dünyasından 15, muhtarlardan 15 ve sivil toplum kuruluşlarından 10 olmak üzere 40 asil üye ile her gruptan ayrıca 5’er yedek
üyenin, Türkiye’nin tanınmış örnek kadın liderlerinden en az
ikisi ve 23. Dönem İzmir Kadın Milletvekillerinden en az üçü ile
etkileşim toplantılarında buluşacak” dedi.
Yedekler
Emsihan Karatay
Fatma Kaçaro
İslim Horoz
Naik Doğutan
Rukiye Tülün
Nilüfer Keyvanklıoğlu
Özden Küçükdumlu
Bilge Güre
Nazan Pedükcoşkun
Tülay Terzigil
Mine Tüzemen Özçelik
İş Dünyası
Güzide Arslan
Şahika Aşkıner
Cemile Bağcı
Sinem Baysun Amaç
Sezer Bozkuş Kahyaoğlu
Evre Davran
Seval Erdem
Fatma Gündüz
Hande Hiçyılmaz
Yedekler
Dilek Araç
Seza Yorulmaz
Nezahat Günay
Nurhan Mutluer
Hilal Tolasa
Sivil Toplum Kuruluşları
Emine Nurdan Anlı
Nevin Can
ebsohaber 72 mart 2008
Engin Demir
Şerife Tülin Dilşen
Safinaz Geçim
Gönül Kaya
Derya Kırdar
Dursen Kurt
Semra Marmara
Gülsen Özkan
Yedekler
Özlem Yılmaz
Emel Denizaslanı
Mualla Yılmaz
Gül Kırçıl
Müjgan Günenç

Benzer belgeler