5. ulusal verimlilik kongresi - Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Yorumlar

Transkript

5. ulusal verimlilik kongresi - Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
K A L K I N M A D A
VERİMLİLİK
T. C . B İ L İ M , S A N A Y İ V E T E K N O L O J İ B A K A N L I Ğ I
5. Ulusal Verimlilik Kongresi
Ankara’da Gerçekleştirildi s. 4
Ulusal Verimlilik Kongresi’nde
17 Oturumda 62 Bildiri Sunuldu s.12-28
Ulusal Verimlilik Hareketleri ve
Türkiye’de Verimlilik Çalışmaları s.29
Gaz Yakan Cihazlar Mükemmeliyet Merkezi s. 36
K A S I M 2 01 5 , Y ı l 27 , S a y ı 3 2 3
EMEK - ANKARA - PP - 2
5. ULUSAL VERİMLİLİK KONGRESİ
KASIM 2015
K A L K I N M A D A
VERİMLİLİK
T.C. BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI
VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN
AYLIK YAYIN ORGANIDIR
KASIM 2015 YIL: 27 SAYI: 323
Bu dergi 6.500 adet basılmaktadır.
ISSN: 1300-2414
Yayın Türü: Yerel Süreli
Türkçe - İngilizce
SAHİBİ
T.C. BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI
VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ADINA
GENEL MÜDÜR
Anıl YILMAZ
GENEL KOORDİNATÖR
Dilek BİRBİL
SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Cangül TOSUN
YAZI KURULU
Dilek BİRBİL - Cangül TOSUN - Lütfiye BALKAYA
İNGİLİZCE SAYFA SORUMLUSU
Gülçin MANZAK AYDIN - Şirin Müge KAVUNCU
WEB SİTESİ SORUMLUSU
Aytunç AYHAN
FOTOĞRAFLAR
Hakan CANBAKIŞ - Özgür YURDAKADİM
DAĞITIM SORUMLUSU
Mehtap EMRE
(312) 467 55 90 / 331
[email protected]
Anahtar dergisinin PDF dosyalarını her ay
düzenli olarak e-posta hesabınıza gönderilmesini
istiyorsanız, konu alanına Anahtar yazıp
[email protected] adresine boş bir e-posta
atabilirsiniz.
Dergide yayımlanan yazılardaki görüşler
yazarlarına aittir.
YÖNETİM YERİ
T.C. BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI
VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Gelibolu Sokak No:5
Kavaklıdere 06690 ANKARA
Tel: (312) 467 55 90 (10 Hat)
Faks: (312) 427 30 22
Faks (Dergi): (312) 467 47 79
e-posta: [email protected]
İnternet: http://vgm.sanayi.gov.tr
http://anahtar.sanayi.gov.tr
Ülkemizde verimlilik alanındaki bilimsel kapasitenin güçlendirilmesine dönük
çalışmalarımızın önemli bir halkasını iki yılda bir düzenlediğimiz Ulusal Verimlilik
Kongreleri oluşturmaktadır. Üniversitelerde üretilen bilgiyi, kamuyla ve özel sektörle
buluşturmayı amaçlayan Kongrelerimizde verimlilik konusunda yeni çalışmalar ile
verimlilik artırıcı iyi uygulama örnekleri paylaşılmakta, verimliliği etkileyen politika ve
stratejiler tartışılmaktadır.
Ulusal Verimlilik Kongrelerinin ilk üçünün ardından 16 yıllık bir aradan sonra
dördüncüsü 2013 yılında yapılmış olup 5. Ulusal Verimlilik Kongresi ise Bakanımız
Sayın Fikri IŞIK’ın himayelerinde 6-7 Ekim tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi.
Verimlilik bilimi perspektifinden verimliliği etkileyen politika, strateji, uygulamalar ve
teknolojilerin tartışılarak, önerilerin geliştirilmesinin amaçlandığı Kongre; Bilkent
Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Erinç YELDAN’ın
“Türkiye Ekonomisinde Sürdürülebilir Bölgesel Kalkınma” konulu açılış
konferansının yanı sıra 17 oturumda 60’tan fazla bildiriye ev sahipliği yaptı. “İşletme
Dinamikleri ve Verimlilik”, “Türkiye’de Yaşam Döngüsü Analizi Uygulamaları”,
“KOBİ’lerde Verimlilik”, “İşgücü Verimliliğini Belirleyen Etmenler”, “İş Sağlığı
Güvenliği ve Verimlilik”, “Yeni Teknolojiler ve Sanayinin Geleceği” gibi konuların çeşitli
bakış açılarıyla tartışıldığı Kongre verimlilik gönüllülerini buluşturdu.
Üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları
ve iş dünyasının temsilcilerini verimlilik gündemiyle bir araya getiren 5. Ulusal
Verimlilik Kongresi’nin zengin içeriğinin oluşturulmasında emeği geçen hakemli ve
çağrılı bildiri sahiplerine, Kongre Bilim Kurulu Üyesi saygıdeğer akademisyenlere ve
açılış konferansıyla katılımcılardan yoğun ilgi gören Prof. Dr. Erinç YELDAN’a
teşekkür ediyor, değerli desteklerinden dolayı Bakanımız Sayın Fikri IŞIK’a
şükranlarımızı sunuyoruz. Dergimizin bu sayısında Kongre’ye ilişkin ayrıntılı haberleri
bulabilirsiniz.
Bu sayıya “Gaz Yakan Cihazlar Mükemmeliyet Merkezi” başlıklı yazısıyla destek olan
Sanayi Genel Müdürü Sayın Prof. Dr. İbrahim KILIÇASLAN’a ve katkı sağlayan diğer
yazarlara teşekkür ediyoruz.
Anıl YILMAZ
Genel Müdür
GRAFİK TASARIM VE UYGULAMA
www.chesscreative.com
BASKI
KORZA YAYINCILIK
BASIM SAN. ve TİC. LTD. ŞTİ.
Büyük Sanayi 1. Cad. 95/1 İskitler - ANKARA
Tel: (312) 342 22 08 Faks: (312) 341 14 27
BASILDIĞI TARİH
Anahtar dergisinin KASIM 2015 sayısı
05.11.2015 tarihinde basılmıştır.
01
KASIM 2015
İÇİNDEKİLER
04
29
36
02
04
5. Ulusal Verimlilik Kongresi 6-7 Ekim
Tarihlerinde Ankara’da Gerçekleştirildi
12
İşletme Dinamikleri ve Verimlilik
Oturumu
13
Türkiye’de Yaşam Döngüsü Analizi
Uygulamaları Oturumu
14
Uygulamada Kamu Yönetimi ve Verimlilik
Oturumu
15
KOBİ’lerde Verimlilik Oturumu
16
Ulusal, Bölgesel ve Sektörel Verimlilik
Analizleri Oturumu
17
18
Kamu Yönetimi ve Verimlilik Oturumu
İşgücü Verimliliğini Belirleyen
Etmenler-1 Oturumu
19
Çeşitli Sektörlerde Enerji Verimliliği
Uygulamaları Oturumu
20
İş Sağlığı Güvenliği ve Verimlilik Oturumu
21
İşgücü Verimliliğini Belirleyen
Etmenler-2 Oturumu
22
Sanayide Enerji Verimliliği ve İyi
Uygulamalar Oturumu
23
Sosyal Politika Bağlamında Verimlilik
Tartışmaları Oturumu
24
Yeni Teknolojiler ve Sanayinin Geleceği
Oturumu
KASIM 2015
25
Türkiye İmalat Sanayinin Kaynak
Verimliliği Potansiyeli ve İyi Uygulamalar
Oturumu
26
Politika Oluşturma ve Uygulama Araçları
Oturumu
27
Verimliliğe Dair Kavramsal Tartışmalar
Oturumu
28
Temiz Üretim Örnek Uygulamaları
Oturumu
29
Ulusal Verimlilik Hareketleri ve
Türkiye’de Verimlilik Çalışmaları
Nurettin PEŞKİRCİOĞLU
36
Gaz Yakan Cihazlar Mükemmeliyet
Merkezi / Prof. Dr. İbrahim KILIÇASLAN
40
48
50
58
61
62
Projeler
Bölgesel Verimlilik İstatistikleri
Regional Productivity Statistics
Sanayi Göstergeleri
Industry Indicators
63
Bilim ve Teknoloji Göstergeleri
Science and Technology Indicators
64
Ulusal ve Uluslararası Verimlilik
İstatistikleri / National and
International Productivity Statistics
40
Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Temiz Üretim (Eko-Verimlilik)
5th National Productivity Congress
Ulusal Verimlilik İstatistikleri
National Productivity Statistics
46
56
03
KASIM 2015
ULUSAL VERİMLİLİK KONGRESİ
5. ULUSAL VERİMLİLİK KONGRESİ
6-7 EKİM TARİHLERİNDE ANKARA’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
5. Ulusal Verimlilik Kongresi'ne yoğun ilgi gösterildi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından
düzenlenen 5. Ulusal Verimlilik Kongresi
6-7 Ekim 2015 tarihlerinde Bilkent Otel ve
Konferans Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
Fikri Işık’ın katılımıyla düzenlenen
Kongre’ye; Müsteşar
Prof. Dr. Ersan Aslan, Bakanlık yönetici ve
çalışanları, kamu ve özel sektör kurum ve
kuruluş yöneticileri ile temsilcileri,
akademisyenler, öğrenciler ile çok sayıda
davetli katıldı. Bakan Fikri Işık ile
Verimlilik Genel Müdürü Anıl Yılmaz’ın
açılış konuşmalarıyla başlayan Kongre’de
Bilkent Üniversitesi İktisadi ve İdari
04
Bilimler Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Erinç Yeldan’ın “Türkiye
Ekonomisinde Sürdürülebilir Bölgesel
Kalkınma” konulu açılış konferansının
ardından oturumlara geçildi. İki gün süren
Kongre’de 17 oturumda 62 bildiri sunuldu.
Ulusal Verimlilik Kongreleriyle
üniversitelerde üretilen bilgiyi,
kamunun ve reel sektörün
kullanımına açıyoruz
Bakanlık tarafından iki yılda bir
düzenlenen Kongre’nin ülke adına hayırlı
olmasını dileyerek sözlerine başlayan
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık,
bugünün dünyasında en büyük zenginlik
kaynağının bilgi olduğunu ifade ederek,
Bakanlığın temel hedefleri arasında bilgi
üretimini ve bu bilginin ticari ürünlere
dönüşümünü artırmanın yer aldığını
bildirdi. Işık, “Ancak bu tasavvurumuzu
sadece endüstriyel ürünlerle sanayi
üretimiyle sınırlı tutmuyoruz. Verimlilik
Kongresi’ni düzenlerken de bir anlamda
üniversitelerde üretilen bilgiyi, kamunun
ve reel sektörün kullanımına açmış
oluyoruz. Türkiye’nin bundan sonraki
süreçte neleri yapabileceğini,
başarabileceğini belirleyen en önemli
kıstas, hiç şüphesiz üniversitelerimizin ve
akademisyenlerimizin performansı olacak.
KASIM 2015
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri IŞIK
Bu nedenle, üniversitelerimizi ve
akademisyenlerimizi desteklemek adına
çok önemli çalışmalar yürütüyoruz” diye
konuştu. Işık, Ulusal Verimlilik Kongreleri
ile verimlilik alanındaki bilimsel kapasiteyi
güçlendirmeyi, verimlilik artırma
teknikleri ve iyi uygulama örneklerini
yaygınlaştırmayı ve verimliliği etkileyen
politika ve stratejileri akademik düzlemde
tartışmayı amaçladıklarını kaydetti.
Verimlilik, önemini hiç kaybetmeyen,
aksine giderek daha da önem
kazanan bir kavram
Bakan Işık, ‘Çeşitli Sektörlerde Enerji
Verimliliği Uygulamaları’, ‘İş Sağlığı
Güvenliği’, ‘İşgücü Verimliliği’, ‘KOBİ’lerde
Verimlilik’, ‘Politika Oluşturma ve
Uygulama Araçları’, ‘Temiz Üretim’,
‘Verimlilik Analizleri’ gibi başlıkların,
Kongre’nin ne kadar zengin bir içeriğe
sahip olduğunu ortaya koyduğunu ifade
etti. Kongrede temel gündemin verimlilik
olduğunu bildiren Işık, “Verimlilik, önemini
hiç kaybetmeyen, aksine giderek daha da
önem kazanan bir kavramdır. İnsanlık,
daha iyisini ve daha güzelini, daha kolay bir
şekilde elde etmek yönündeki
arayışlarından ve ilerleme isteğinden
hiçbir dönem vazgeçmedi. Uzun dönemde
büyümenin ve küresel ölçekte rekabet
gücünün anahtarı olan verimlilik, iş
dünyasının, hükümetlerin ve bilim
insanlarının gündeminde önemli bir yer
tutmaya devam edecek” diye konuştu.
2014-2018 yıllarını kapsayan Onuncu
Kalkınma Planı’nda uygulamaya alınan
dönüşüm programlarından birinin
‘Üretimde Verimliliğin Artırılması’
olduğunu kaydeden Bakan Işık, “Hassas
bir konu olması nedeniyle, ‘Enerji
Verimliliği’ni ayrı bir programda ele aldık.
Doğrudan verimlilik artışı sağlamaya
yönelik bu somut eylem planlarıyla
verimlilik artışı için çalışmalarımızı
aralıksız bir şekilde sürdürüyoruz” dedi.
Verimlilik, ülkelerin farklı büyüme
performansı göstermesinin temel
nedenlerinden biridir
Bakan Işık, bugün dünyada nüfus, doğal
kaynak, coğrafi konum gibi kriterler
açısından birbirlerine benzer konumda
olan ülkelerin, farklı büyüme performansı
göstermesinin temel nedenlerinden birinin
de verimlilik bilincine gösterdikleri farklı
yaklaşımlar olduğunu söyledi.
Önümüzdeki dönemde yüksek gelir
seviyesine çıkmak için artık yeni kapasite
oluşturulması, verimlilik ve yenilik
kavramlarının bir arada ele alınması
gerektiğini anlatan Işık, “Kalkınmanın
belirleyici unsuru ve itici gücü olan
verimliliği artırmamız ancak uzun dönemli
politikalarla, akılcı, yenilikçi ve çağdaş
yönetim anlayışıyla mümkün olabilir”
değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin
son 13 yılda yakaladığı gelişme
performansını gelecek yıllara taşımada
05
KASIM 2015
ULUSAL VERİMLİLİK KONGRESİ
hayatın her alanında sağlanacak verimlilik
artışının doğrudan etkisi olacağını
vurgulayan Işık, makro düzeydeki reform
paketlerinden eyleme kadar tüm
politikaları bu gerçeğe ve ihtiyaca göre
kurguladıklarını söyledi.
Elektrik motorlarının dönüşümü
konusunda Kayseri’de pilot
uygulamaya geçiyoruz
Konuşmasında, Bakanlığın verimlilik
konusundaki çalışmalarından bazılarını
paylaşan Işık, sözlerine şöyle devam etti:
“Öncelikle ‘İmalat Sanayinde Verimliliğin
Artırılması Programı’nı uygulamaya
koyduk. Çünkü sanayi üretimi olmadan ve
bunu verimli bir şekilde
gerçekleştirmeden sağlıklı bir ekonomik
büyüme ve kalkınma olmayacağını
düşünüyoruz. Bu program kapsamında
OSB yönetimlerinde, verimlilik
çalışmalarını koordine edecek bir yapı
06
oluşturacağız. Ayrıca, işletmelerin
verimliliğini karşılaştırmak üzere bir bilgi
sistemi ve veri tabanı kuruyoruz. Bu
doğrultuda KOBİ’lerde Verimliliği Artırma
Projesini de başlattık. Bu proje ile imalatçı
KOBİ’lerin rekabet güçlerini ve
verimliliklerini artıracak destekler
geliştirmeyi amaçlıyoruz. Enerji
Verimliliğinin Geliştirilmesi Dönüşüm
Programı içinde yer alan Sanayide Enerji
Verimliliğinin Artırılması bileşeni de
Bakanlığımızca koordine edilmektedir. Bu
kapsamda başlattığımız ‘Sanayide
Verimsiz Elektrik Motorlarının Dönüşümü
Programı’ ile işletmelerde kullanılan
7,5 kilovatsaat ve üzeri güçteki motorların
envanter tespitini, yerli ve yüksek verimli
motor üretim teknolojisini ve kapasitesini
geliştirmeyi, piyasa denetimlerini
artırmayı, finansal destek mekanizmaları
oluşturarak verimli elektrik motorlarına
geçişi sağlamayı hedefliyoruz. Böylece
Türkiye’nin toplam üretiminin yüzde 35’ine
karşılık gelen ve sanayide kullanılan
motorlarca tüketilen elektrikten çok büyük
tasarruf sağlayacağız. Bu dönüşüm
tamamlandığında Türkiye Cumhuriyeti
8 milyar TL tasarruf sağlamış olacak.
Dönüşüm kapsamında verimsiz elektrik
motorlarını verimli olanlarla değiştirecek
KOBİ’lerimize, KOSGEB tarafından kredi
faiz desteği uygulamasını da başlatıyoruz.
KOSGEB’in konuyla ilgili çalışmaları son
aşamaya geldi, inşallah bu ay içinde
Kayseri’de pilot uygulamaya geçiyoruz.”
Verimlilik akademisinin kurulması
için çalışmalarımız devam ediyor
“Sanayimizin Verimlilik Temelli Yapısal
Dönüşümünü Hızlandırmak vizyonuyla,
Verimlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nı
2015-2018 dönemi için uygulamaya geçtik”
diyen Işık, “Bu strateji belgesinde yer alan
eylemler doğrultusunda; Temiz Üretim
Merkezlerinin kurulması, endüstriyel
KASIM 2015
simbiyoz (ortak yaşam) uygulamalarının
çoğaltılması, yeşil ve yeni nesil OSB’lerin
kurulması, KOBİ verimlilik eğitimleri için
model fabrika kurulması, işletmelere
yönelik bir verimlilik belgelendirme
mekanizması oluşturulması, Türkiye
Bölgesel ve Sektörel Verimlilik Haritasının
oluşturulması, verimlilik akademisinin
kurulması gibi önemli eylemleri hayata
geçirmek üzere çalışmalarımızı da
sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.
Verimlilik istatistik altyapımızı
geliştirdik
Verimlilik alanında yapılan bir diğer
önemli çalışmanın da verimlilik
istatistiklerini oluşturmak olduğunu
belirten Bakan Işık, “Doğru politikalar
üretebilmek için doğru verilere ve bu
verileri kullanan sağlam analizlere ihtiyaç
vardır. Bu doğrultuda, ülkemizdeki
verimlilik istatistik altyapısının gelişmiş
ülkeler seviyesine getirme yolunda önemli
mesafe kat ettik. Üç aylık ve yıllık
dönemlerde İmalat Sanayi Ulusal
Verimlilik İstatistiklerini sektörler bazında
yayımlıyorduk. Bu yıl ilk defa Bölgesel
Verimlilik İstatistiklerini de yayımlamaya
başladık. Böylece 26 bölgede sektörler
bazında iş gücü verimliliğini takip
ediyoruz. Yine 2015 yılı Şubat ayı itibarıyla
ülkemizde bu alanda bir ilk olma
özelliğindeki ‘Sanayimizin Yeşil Üretim
Karnesini’, yani sürdürülebilir üretim
göstergelerini kamuoyuyla paylaştık.
Bundan böyle dönemsel olarak
yayımlayacağımız bu veriler üzerinden,
verimlilik politika ve uygulamalarımızın
sonuçlarını daha iyi izleyebilecek, yeni
uygulama araçlarımızı
şekillendirebileceğiz. Şu anda biz etki
analizini kurumsal hale getirdik. Artık pek
çok programı etki değerlendirmesine tabi
tutuyoruz ve bunların ışığında
politikalarımızda yapacağımız revizyonları
bu etki analizleriyle belirliyoruz” diye
konuştu.
2016 yılından itibaren uluslararası
bilimsel yayınlar teşvik edilecek
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
Fikri Işık, 62’inci Hükümeti kurduklarında
attıkları ilk adımlardan birinin
akademisyenlerin maaşlarında iyileştirme
yapmak olduğunu anımsatarak, AK
Parti'nin seçim beyannamesinde de
üniversitelerin niteliğini artırmaya yönelik
önemli eylemlere yer verdiklerini söyledi.
TÜBİTAK aracılığıyla da akademisyenlere
çok önemli destekler sağladıklarına dikkati
çeken ve uluslararası indeksli yayın yapan
tüm akademisyenlere 7 bin 500 liraya
kadar teşvik verdiklerini kaydeden Işık,
şunları söyledi: “Bilim insanlarımızı bir
araya getiren bu Kongre’de,
akademisyenlerimize bir müjde vermek
istiyorum: 2016’dan itibaren doktora,
sanatta yeterlilik ya da tıpta uzmanlık
çalışmalarında, danışmanların
öğrencileriyle birlikte yapacakları
uluslararası bilimsel yayınları teşvik
etmeye başlayacağız. Bu kapsamdaki
yayınlar için şu anda ödenen yayın teşvik
ücretlerinin 3 katı ödeme yapacağız.”
Türkiye’nin bundan sonraki süreçte neleri
yapabileceğini, başarabileceğini belirleyen
en önemli kıstasın üniversiteler ve
akademisyenlerin performansının
olacağını dile getiren Işık, “Bu nedenle
üniversitelerimizi ve akademisyenlerimizi
desteklemek adına çok önemli çalışmalar
yürütüyoruz” ifadesini kullandı.
Çalışmalarımızı “3Y formülüyle”
özetliyoruz
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak
çalışmalarını “3Y formülü” ile
özetlediklerini ifade eden Işık,
“Yeşil, Yenilikçi ve Yerli Üretim. Ülkemizde
verimliliğe dayalı bir sürdürülebilir
kalkınma modeli çerçevesinde mal ve
hizmet üretmeyi sağlamak istiyoruz. Temiz
üretim veya eko-verimlilik sayesinde belli
bir mal veya hizmeti üretmek için daha az
doğal kaynak ve enerji tüketmek ve aynı
zamanda daha az atık oluşturmak
mümkün hale geliyor. Bu nedenle
TÜBİTAK-MAM bünyesinde Çevre ve Temiz
Üretim Enstitüsü’nü kurduk. Bu enstitü, iki
yıldır işletmelerde temiz üretim
uygulamalarını yaygınlaştırmaya ve bu
teknolojileri geliştirmeye yönelik
faaliyetler yürütüyor” diye konuştu.
Kongrede, verimliliği etkileyen
politika, strateji, uygulama ve
teknolojileri tartışarak öneriler
geliştirilmesini amaçlıyoruz
Ulusal Verimlilik Kongrelerinin ilk üçünün
yapılmasının ardından 16 yıllık bir aradan
sonra dördüncüsünün 2013 yılında
Bakanlık tarafından düzenlendiğini
söyleyerek konuşmasına başlayan
Verimlilik Genel Müdürü Anıl Yılmaz,
“Verimliliğe dair bilimsel bilgilerin ele
alındığı bu önemli etkinliği
gelenekselleştirmek için Bakanlık olarak
iki yılda bir Ulusal Verimlilik Kongresini
düzenliyoruz. Kongre’deki ana amacımız,
verimlilik bilimi perspektifinden verimliliği
etkileyen politika, strateji, uygulamalar ve
teknolojileri tartışarak öneriler
geliştirilmesidir” dedi.
07
KASIM 2015
ULUSAL VERİMLİLİK KONGRESİ
Verimlilik Genel Müdürü
Anıl YILMAZ
17 oturumda 60’tan fazla bilimsel
bildiri
5. Ulusal Verimlilik Kongresi’nde bir açılış
konferansının yanı sıra 17 oturumun yer
aldığını ve bu oturumlarda 60’tan fazla
bilimsel bildiriye yer verildiğini söyleyen
Yılmaz, “Verimlilik bilimine çeşitli
disiplinlerden ve farklı bakışlardan katkı
sunmasını beklediğimiz bu bildirilerde
geniş bir yelpazede birçok konuya
değinilmektedir” ifadesini kullandı.
Konuşmasının devamında bildiri konuları
hakkında da bilgi veren Anıl Yılmaz,
“Kongremizde örneğin, döviz kuru
değişikliklerinin firmaların yaşama
şansları üzerindeki etkisine değineceğiz.
‘Türkiye’de genç işsizliğine kısa vadede
çözüm var mı?’, ‘İş sağlığı ve güvenliği ile
verimlilik arasında nasıl bir ilişki var?’,
‘Büyük veri, nesnelerin interneti, üç
boyutlu yazıcılar ve benzeri yeni
teknolojilerin verimliliğin geleceği
08
üzerindeki etkileri nelerdir?’, ‘Türkiye’de
enerji verimliliği, temiz üretim, ürün
yaşam döngüsü analizi, örnek
uygulamaları nelerdir?’, ‘Ödül ve ceza
sistemleri kamu çalışanlarının verimliliğini
nasıl etkiliyor?’ ‘Türkiye İmalat Sanayinin
Kaynak Verimliliği Potansiyeli Nedir?’,
‘İş gücü verimliliğinin belirleyicileri
nelerdir?’, ‘İktisadi öğretilerin verimliliğe
bakış açıları nasıl farklılaşıyor?’ gibi birçok
soruya cevap arayacağız” şeklinde
konuştu.
Verimlilik alanındaki bilimsel
kapasitenin güçlendirilmesi amacıyla
çalışıyoruz
Konuşmasının devamında Verimlilik Genel
Müdürlüğü olarak Türkiye’deki verimlilik
alanında bilimsel kapasitenin
güçlendirilmesi amacıyla çeşitli faaliyetler
yürüttüklerini anlatan Yılmaz, “İki yılda bir
düzenlediğimiz Ulusal Verimlilik
Kongrelerinin yanı sıra her yıl farklı bir
üniversitemizle iş birliği yaparak
‘Sürdürülebilir Üretim Sempozyumu’
düzenliyoruz. 1967 yılından bu yana yayın
hayatında olan hakemli Verimlilik
Dergisi’ni üç ayda bir yayımlıyoruz. Çeşitli
bilimsel araştırma projeleri yürütüyoruz.
Uluslararası alanda Dünya Verimlilik
Bilimi Konfederasyonu’nda Yönetim
Kurulu Üyesi olarak verimlilik bilimi ile
ilgili gelişmeleri takip etmek kadar
yönlendirmeye de gayret ediyoruz”
ifadelerini kullandı. Genel Müdür Anıl
Yılmaz, Kongre içeriğinin oluşturulmasına
destek olan hakemli ve çağrılı bildiri
sahiplerine, Bilim Kurulu Üyelerine ve
Prof. Dr. Erinç Yeldan’a teşekkür ederek
konuşmasına son verdi.
Açılış konuşmalarının ardından Bilkent
Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Yeldan
KASIM 2015
Bilkent Üniversitesi İktisadi ve
İdari Bilimler Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Erinç YELDAN
“Türkiye Ekonomisinde Sürdürülebilir
Bölgesel Kalkınma” konulu açılış
konferansını gerçekleştirdi.
“Türkiye Ekonomisinde
Sürdürülebilir Bölgesel Kalkınma”
Konferansı
Konuşmasına üç adet hipotezle başlayan
Prof. Dr. Erinç Yeldan, bu hipotezleri şöyle
sıraladı: “1) 1950 sonrası Türkiye
ekonomisinin uzun dönemli büyüme trendi
düşme eğilimindedir. 2) Kalkınma
iktisadının önemli hipotezi olan ‘bir ülkenin
ticaret stratejisi o ülkenin sanayi stratejisidir’
gereği ticaret ve sanayi stratejileri
birbiriyle uyumlu olmak zorundadır. 3)
Türkiye, sanılanın aksine orta gelir
tuzağına düşmemiştir.”
Türkiye ekonomisinin büyüme hızı
düşmektedir
Türkiye ekonomisinin 1950 yılı sonrasında
uzun dönemli büyüme trendi düşme
eğiliminde olduğunu söyleyen Yeldan, “İlk
düşüş 1954 yılında gerçekleşiyor, daha
sonra 1980’e kadar ithal ikameci
sanayileşme, kalkınma planlarına dayalı
sanayileşme diye adlandırılan üç
sanayileşme plan dönemi gerçekleşiyor.
Bunun ortalamasına baktığımızda yüzde
5-6’lık bir büyüme olduğunu görüyoruz.
1980’den sonra iniş çıkışların arası
daralıyor, sayısı artıyor ve daha da
keskinleşiyor. 1994 krizi, 1998 ve 1999 Asya
ve Brezilya krizinin bulaşıcı etkileri, 2001
krizi ve nihayet 2008 küresel krizi
yaşanıyor. 1980 öncesi ve sonrası yapısal
olarak böyle bir farklılık söz konusu.
1950’den 2014’e kadar Türkiye
ekonomisinin yüksek büyüme hızları,
krizler, ortalama büyüme hızları gibi
etkenler büyüme hızının düşmekte
olduğunu gösteriyor” diye konuştu.
OECD’ye göre 2060’a kadar dünya
ekonomisinde ciddi bir yavaşlama
söz konusu olacak
OECD’nin yayımladığı, 2060’a kadar dünya
ekonomisi üzerine genel eğilimleri
sergileyen rapordan bahseden ve raporda
Türkiye’yi de ilgilendiren önemli konuların
da olduğunu söyleyen Yeldan, şunları
kaydetti: “OECD’ye göre 2060’a kadar
dünya ekonomisinde ciddi bir yavaşlama
söz konusu olacak. 2030’a kadar dünya
ekonomisinin ortalama yüzde 3,6
büyümesi öngörülüyor. 2060’a kadarki
ikinci dönemde de büyüme hızı yüzde
2,7’ye gerileyecek. Bugünün sanayileşmiş
ülkelerinde büyüme hızı 2030’a kadar
yüzde 2,4 daha sonra da yüzde 0,5’e
09
KASIM 2015
ULUSAL VERİMLİLİK KONGRESİ
Bakan Fikri IŞIK, katkılarından dolayı
Prof. Dr. Erinç YELDAN'a
teşekkür plaketi verdi.
gerilemiş olacak. OECD iki önemli ögenin
altını çiziyor. Bunlardan bir tanesi
yaşlanmak olgusu, genç nüfusun
iş gücüne katılımının giderek yavaşlaması.
İkinci neden ise iklim değişikliğinin
yarattığı sorunlar, dünya ekonomisinin
verimlilik artışlarının önünde ciddi bir
engel olarak ortaya çıkacaktır. Bu
nedenledir ki Kyoto Protokolü 2015 Aralık
ayında Paris’te yeniden masaya yatırılacak.
Dünya ekonomisi için tarımsal üretkenliğin
azalması, yeni bakterili hastalıkların
artması, iş gücü üretkenliğinin düşmesi
gibi bir dizi sorunun müsebbibi olacağını
sergiliyor. Ülkemiz dışında kaynaklanan bir
dizi tehdit dünya ekonomisini ve dolayısıyla
Türkiye ekonomisini önümüzdeki yaklaşık
50 yılda tehdit eder görünüyor. Buradan
çıkışın yolu kuşkusuz verimlik artışı ve
üretkenlik artışına yönelik ciddi tedbirler
almaktan ve dünya ekonomisi sanayileşme
merdiveninde üretkenlik artışına dayalı bir
sanayileşme ve büyüme çizgisi
yaratmaktan geçiyor.”
10
1990’lı yıllar, Türkiye’nin kayıp
10 yılıdır
Türkiye’de toplam faktör üretkenliği
açısından iki sıçrama dönemi olduğundan
bahseden Prof. Dr. Erinç Yeldan, “Toplam
faktör üretkenliği üzerine 1980 yılından
sonra iki adet sıçrama var. Bunlardan biri
1990 yılına kadar süren Türkiye’nin dışa
açılmasıyla, ihracata yöneltilmesiyle, fiyat
reformu yapmasıyla, ithal ikameci
sanayileşmede biriken kapasitenin dışa
açılmasıyla elde edilen bir üretkenlik artışı
var. 1990’lı yıllar ise Türkiye’nin kayıp
10 yılıdır. Bu yıllarda toplam faktör
üretkenliğinde bir dalgalanma ve
durgunluk söz konusudur. 2001 krizinden
sonra da Türkiye’de yeni bir faktör
üretkenliği büyüme devresi olmuştur.
Fakat ne yazık ki her iki hamle de
sürdürülebilir nitelikte olmamıştır.
Büyümenin üç kaynağı olabilir: Sermaye
büyümesi, emeğin büyümesi ve toplam
faktör üretkenliğindeki artış. Türkiye 1980
sonrasında çoğunlukla sermaye birikimine
dayalı bir büyüme yaşamış, üretkenlik
kazanımlarına dayalı bir büyüme arzu
edilebilir bir düzeyde olmamıştır” diye
konuştu.
Türkiye’de 1980 sonrasında
tüketimin özendirilmesi,
tasarrufların caydırılması olgusu
yaşanıyor
Konuşmasında kalkınma iktisadının
önemli hipotezi olan “bir ülkenin ticaret
stratejisi o ülkenin sanayi stratejisidir” gereği
ülkelerin ticaret ve sanayi stratejileri
birbiriyle uyumlu olmak zorunda olduğuna
değinen Yeldan, Türkiye’de 1980
sonrasında tüketimin özendirilmesi,
tasarrufların caydırılması olgusunun
yaşandığına dikkat çekerek, “1980
sonrasında artık dünya ekonomisinde
devlet müdahalelerinin aza indirildiği,
Keynesyen iktisadın ikinci plana çıkarıldığı,
KASIM 2015
Açılış konuşmalarının ve konferansın ardından toplu fotoğraf çekildi.
piyasa sinyallerine öncelik verilen
kalkınmacı, düzenleyici değil, piyasa
sinyalleri tarafından yönlendirilen tüketim,
tasarruf ve yatırım davranışlarının
açıklandığı bir dönem. Bu dönemde sosyal
refah devleti giderek baskılandırılıyor,
sendikasızlaşma, işçi kazanımlarının geri
alınması gibi bir dizi olgu Türkiye’de 12
Eylül koşullarında tüm dünyada
süregeliyor. Türkiye’de de tüketimin
özendirilmesi, tasarrufların caydırılması
olgusu yaşanıyor. Türkiye’nin 1980 sonrası
gelişme patikası içerisinde iş gücünün
büyümeye katkısının Türkiye benzeri
ülkelere göre daha düşük kalmasının ve
sermayenin katkısının daha yüksek
çıkmasının nedenlerinden bir tanesi de
budur” dedi.
Türkiye’de de orta gelir tuzağına
düşülüyor sanılıyor
“Orta gelir tuzağı” kavramının 2011 yılında
California Üniversitesi Berkeley Ekonomi
Profesörü Barry Eichengreen ve
arkadaşları tarafından ortaya atıldığını ve
üç gözleme göre oluşturulduğunu
söyleyen Prof. Dr. Yeldan, konuşmasında;
“Dünya ekonomilerinin hızlarına ve
yapılarına bakmışlar ve şu üç gözlemde
bulunmuşlar: Ne zamanki fert başına gelir
16.000 Dolar düzeyine yaklaşıyor, (2) Ne
zamanki fert başına gelir ABD
ekonomisindeki fert başına gelirin
düzeyinin kabaca yüzde 60’ına yaklaşıyor
ve 3) Ne zamanki ülkede sanayi anlamlı bir
büyüklüğe ulaşıyor, bu üç göstergeyi sunan
ekonomilerde ciddi bir yavaşlama söz
konusu oluyor. Ülkeleri gruplandırmışlar,
bu tuzaktan kurtulan bir avuç ülke var:
Japonya, Güney Kore, kısmen İspanya ve
çoğunlukla 1950 öncesinde sanayileşmiş
ülkeler yollarına devam ediyorlar, geç
sanayileşen ülkeler bu üç eşiğe geldikleri
noktada patinaj yapıyorlar. Türkiye’de de
bu üç göstergeye bakarak orta gelir
tuzağına düşülüyor sanılıyor. Türkiye’nin
durumu şu: Türkiye’nin tasarruf izdüşümü
yatırımları gayri safi yurt içi hasılası
içindeki payı kabaca yüzde 20’ler
düzeyinde. 1980-1995 arası bir ara yüzde
25’e kadar çıkmış. Fakat Türkiye kabaca
milli gelirin yüzde 20’si kadar sabit
sermaye yatırımı yapan bir ülke.
1960’lardan 1970’lere kadar bir yükseliş
var. Bizimle aynı konumda olan çoğunlukla
da Asya ülkelerinden oluşan yüksek orta
gelirli ülkelerin, Çin hariç, yatırım
oranlarına baktığımızda Türkiye’yi henüz
yüksek orta dereceli ülkeler düzeyinde
sabit sermaye yatırımı yapma noktasında
olmadığını görüyoruz.
Dolayısıyla bu orta gelir tuzağına düşmüş
olmak Türkiye için henüz çok anlamlı
gelmiyor” ifadelerine yer verdi.
Zengin Türkiye’nin yoksul Türkiye’yi,
yoksul Türkiye’nin de zengin Türkiye’yi
beslediği bir yapı izleniminin olduğuna
dikkati çeken Yeldan, Doğu-Batı ayrımında
gelişmişlik farkının derinden hissedildiği
bir ekonomi yapısının gözlendiğini ve
Türkiye ekonomisinde bugün toplam
üretkenlik kazanımlarındaki üç büyük
sıçramanın (1960’lar, 1980’ler ve 2000’ler
sıçramalarının) istikrarlı ve kalıcı bir
boyuta taşınamamasının ardındaki en
önemli sorunlardan bir tanesinin bu
parçalanmış, heterojen yapı olduğunu
sözlerine ekledi.
Konferansın sonrasında ise oturumlara
geçildi. İki gün süren Kongre’de 17
oturumda 62 bildiri sunuldu.*
* Bildiri tam metinlerine, videolarına ve sunuşlara http://www.verimlilikkongresi.gov.tr web adresinden ulaşılabilir.
11
KASIM 2015
OTURUMLAR
“İŞLETME DİNAMİKLERİ VE VERİMLİLİK” OTURUMU
Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ege
Yazgan’ın oturum başkanlığını yaptığı
oturuma; MEF Üniversitesi’nden
Yrd. Doç. Dr. Nazlı Karamollaoğlu,
Özyeğin Üniversitesi’nden
Yrd. Doç. Dr. Beyza Polat, Verimlilik Genel
Müdürlüğü’nden Sanayi ve Teknoloji
Uzmanı Faik Yücel Günaydın ile Bilkent
Üniversitesi’nden Sümeyra Korkmaz
konuşmacı olarak katıldılar.
“İşletme Dinamikleri ve Verimlilik” başlıklı
oturumda sunulan çalışmaların ortak
özellikleri mikro, yani firma düzeyinde
verilere kullanılarak analizlerin
gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Yrd. Doç. Dr. Nazlı Karamollaoğlu ile
Prof. Dr. Ege Yazgan’ın ortak çalışması,
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Sektör Bilançoları araştırması
kapsamındaki mikro veriler kullanılarak
Türk Lirasının (TL) aşırı değerliliğinin
ihracatçı firmaların ve verimlilik
oranlarının sağ kalımlarına etkisini ele
almıştır. Çalışmanın temel bulguları TL’nin
değerlenmesinin ihracatçı firmaların
hayatta kalma şansını azalttığı, bununla
birlikte verimliliği yüksek olan firmaların
bu negatif etkiden göreli olarak daha az
etkilendiğidir. Başka bir deyişle verimliliği
yüksek ihracat firmaları TL’nin
hareketlerini karşı daha kolay
karşılayabilmektedirler.
Verimlilik Genel Müdürlüğü ile Özyeğin
Üniversitesi’nin ortaklaşa yürüttüğü
“Bölgesel Verimlilik Farklarının ve
Sebeplerinin Tespiti” projesinin ara
sonuçlarını açıklayan Yrd. Doç. Dr. Beyza
Polat öncelikle veri kaynağı olan ve konu
hakkında büyük potansiyel taşıyan
BSTB-Girişimci Bilgi Sitemi (GBS) ve
12
analize hazır hale getirilmesiyle ilgili
bilgiler sunmuş devamında, çalışmanın ilk
bulgularını Türkiye haritası üzerinde
animasyonlarla göstermiştir. 2006-2013
yılları itibarıyla verimlilik düzeylerine
bakıldığında ülkemizin İstanbul-Adana
hattının batısında yer alan illerin imalat
sanayi işletmelerinde verimlilik düzeyinin
doğusuna göre her dönemde daha yüksek
olduğu, yıllar içinde bu hattın doğusunda
da verimlilik artışının yaşanmasına karşın
farkın kapanmadığı anlatılmıştır.
Sanayi ve Teknoloji Uzmanı
Faik Yücel Günaydın’ın GBS mikro verileri
kullanarak OECD çalışma grubuyla
yürüttüğü uluslararası çalışmayı tanıttığı
sunuşunda Türkiye’de net iş yaratımının
sınırlı kalmasında temel sorunun ağırlıkla
kurulan mikro (0-9 çalışan sayısı)
işletmelerin başlangıç büyüklüğünün aşırı
sınırlılığı ve ilk beş yıl sonunda
kapanmaları ya da büyüyememeleri yattığı
gösterilmiştir.
Sümeyra Korkmaz’ın TÜİK Yıllık Sanayi ve
Hizmet İstatistikleri kullanarak hazırladığı
çalışmasında bölgesel gelişmişlik
farklarının bölgesel toplam faktör
verimliliği (TFV) seviyeleriyle incelemiştir.
Bulgularına göre bölgesel TFV farkları
sektörel yoğunluk farklarından
kaynaklanmaktadır ve bu sebeple,
bölgesel gelir farklarını açıklamada o
bölgelerde faaliyet sürdüren sektörlerin
TFV farkları öne sürülebilir. Bu dört
verimlilik analizleri açısından mikro veri
kullanımının ne kadar zengin sonuçlar
sunabileceğini göstermiştir.
KASIM 2015
“TÜRKİYE’DE YAŞAM DÖNGÜSÜ ANALİZİ UYGULAMALARI” OTURUMU
üretim, lojistik ve geri dönüşümünün
çevresel etkileri konusunda bilgi aktardı.
Sunumda ayrıca, Arçelik A.Ş. tarafından
yürütülen sera gazı emisyonları, doğal
kaynak verimliliği, entegre atık yönetimi
uygulamaları, ömrünü tamamlamış atık
ürünlerin geri dönüşümü ve su verimliliği
konulu çalışmalar ile Bolu ve Eskişehir’de
kurulan Atık Elektrikli ve Elektronik Eşya
(AEEE) Geri Dönüşüm Tesisleri hakkında
bilgiler aktarıldı.
Oturum Başkanlığını Boğaziçi Üniversitesi
Sürdürülebilir Kalkınma ve Temiz Üretim
Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü
Doç. Dr. Nilgün Kıran Cılız’ın yürüttüğü
oturumda Unilever Ev Bakım Ürünleri
Deterjan Ürün Geliştirme Müdürü
Ayla Gürsoy Topaloğlu, Arçelik Çevre
Uzmanı Hale Tozlu ve İKMİB (İstanbul
Kimyevi Maddeler ve Mamulleri
İhracatçıları Birliği) Proje Uzmanı
İmdat Öner konuşmacı olarak yer aldı.
Oturumda, Türkiye’de Yaşam Döngüsü
Analizi metodolojisi kullanılarak yürütülen
çalışmalara dair uygulama örnekleri
paylaşıldı ve yapılan çalışmaların
sonuçları hakkında bilgi aktarıldı.
Unilever Ev Bakım Ürünleri Deterjan Ürün
Geliştirme Müdürü Ayla Gürsoy
Topaloğlu; toz ve sıvı çamaşır
deterjanlarının çevresel performanslarını
değerlendirmek ve karşılaştırmak
amacıyla yürütülen çalışmalar konusunda
bilgi aktardı ve Yaşam Döngüsü
Değerlendirme (YDD) metodolojisi
kullanılarak gerçekleştirilen normal,
konsantre, fosfatsız ve sıvı çamaşır
deterjanı formülasyonlarının çevresel etki
değerlendirmeleri sonuçlarını paylaştı.
Sunumda, yapılan değerlendirmelerin
kapsamına dâhil edilen yaşam döngüsü
aşamaları; ham madde çıkarımı, imalat,
dağıtım, son kullanım ve nihai bertaraf
aşamalarındaki çevresel etkiler (küresel
ısınma, asidifikasyon, ötrofikasyon ve
fotokimyasal ozon oluşumu, sera gazı
emisyonları, su tüketimi ve atık oluşumu)
hakkında bilgi aktarıldı.
İKMİB (İstanbul Kimyevi Maddeler ve
Mamulleri İhracatçıları Birliği) Proje
Uzmanı İmdat Öner, yürütülen “Yeşil
Üretim Temiz Gelecek” Projesi sonucunda
elde edilen bilgileri paylaştı. Sunumda,
Türk kimya sektörünün rekabet gücünün
artırılması amacıyla İstanbul Kalkınma
Ajansı’nın desteğiyle ve Boğaziçi
Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma ve
Temiz Üretim Merkezi ile İstanbul İl Çevre
Müdürlüğü ortaklığında yürütülen
“Yeşil Üretim Temiz Gelecek” Projesi ile
plastik, sabun, kozmetik, boya ve
organik-inorganik ürün gruplarında
Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi
kullanılarak hesaplanan ürün karbon ayak
izi, su ayak izi ve ürünlerin çevresel etkileri
hakkında bilgi aktarıldı.
Arçelik Çevre Uzmanı Hale Tozlu,
ürünlerin yaşam döngüsünü dikkate alarak
yapılan çalışmalar ve ürünlerin tedarik,
13
KASIM 2015
OTURUMLAR
“UYGULAMADA KAMU YÖNETİMİ VE VERİMLİLİK” OTURUMU
Prof. Dr. Nail Öztaş’ın başkanlık ettiği
oturuma; Dr. Süha Oğuz Albayrak,
Hatice Eksen, Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin
ve Veysel Işık konuşmacı olarak katıldılar.
“Memurların Görevde Yükselme
Sisteminin Verimliliğe Etkisi” başlıklı
sunumunda yükselme ve verimlilik
ilişkisinin olduğunu belirten Dr. Süha Oğuz
Albayrak, bu ilişkinin kurallar tarafından
düzenlendiğinin altını çizdi. Albayrak
konuşmasında; memurların
yükselmeleriyle ilgili uygulamalara yer
vermiş ve kamu hizmetine girdikten sonra
personele sunulan ilerleme ve yükselme
basamaklarının çalışma performansını
büyük ölçüde etkilediğini belirtti. Mevcut
durumu gösterdikten sonra Albayrak,
verimlilik artışı için üst düzey kadroların
hizmet şartlarının belirlenmesi, üst düzey
atamalarda tüm kurumlara açık ilan şartı
getirilmesi, merkezi personel örgütünün
üst düzey atamalarda özel bir görev
yapması ve üst düzey kadrolarda konunun
atamaya yetkili amirin takdirinden
çıkarılması gibi şartları sıraladı.
İkinci konuşmacı olan Sanayi ve Teknoloji
Uzmanı Hatice Eksen, “Kamu Yönetiminde
Stratejik Planlama Süreci, Yaşanan
Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir
sunum gerçekleştirdi. Sunumunda
stratejik planlamayla ilgili yaptıkları alan
araştırmasının sonuçlarını paylaşan
Eksen, stratejik planlama ile ilgili
uygulamadaki durumdan ve sorunlardan
bahsetti. Eksen, stratejik planlamadan
beklenen sonuçların alınabilmesi için üst
yönetimin sahiplenmesi ve süreçle ilgili
inceleme ve değerlendirmenin kılavuza
yansıtılması gerektiğinin altını çizdi.
Oturumun üçüncü konuşmacısı
14
Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin, “Yerel
Yönetimlerin Hizmet Sunumunda
Kurumsal Kültür ve Hizmet Memnuniyet
İlişkisi: Ankara İlçe Belediyeleri Örneği”
başlıklı bir sunum yaptı. Şahin,
Ankara’daki ilçe belediyelerinde, çalışan
memnuniyeti ile vatandaş memnuniyeti
arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere yapılan
bir saha araştırmasının sonuçlarını
paylaştı. Yapılan saha araştırmasıyla
belediyelerin kurumsal kültürünün hizmet
memnuniyetine etki eden en önemli
unsurlar arasında yer alıp almadığını
incelemeye aldıklarını belirten Şahin,
öncelikle belediyelerde hizmet
memnuniyetinin değil siyasetin geçerli
olduğunu belirtti, kurumsal kültür ile
hizmet memnuniyeti arasında pozitif ve
doğrudan bir ilişki bulunduğunu
gözlemlediklerini söyledi.
Veysel Işık ise “Kariyer Meslek
Mensuplarının Verimliliğinin
Artırılmasında Ödül ve Ceza Sisteminin
Etkisi Üzerine Bir İnceleme” başlıklı bir
sunum yaptı. Işık, kariyer meslek
mensuplarının verimliliğini etkileyen
önemli unsurlarından ve personel
verimliliğinde özellikle “ödül ve cezanın”
etkisinden bahsetti. Kamu personelinde
mevcut olan ödül ve ceza algısının
ölçülmesi amacıyla bir saha araştırması
yaptığını belirten Işık, bu araştırma ile
verimliliği etkileyen unsurların, özellikle
ödül ve ceza unsurunun, önem sırasını
belirlemeye çalıştıklarını ifade etti.
Sunumda yaptığı bu araştırmanın
sonuçlarını paylaşan Işık, oturumun
sonunda önerilerde bulundu.
KASIM 2015
“KOBİ’LERDE VERİMLİLİK” OTURUMU
verimlilik artışı, maliyet analizi ve İSG’deki
iyileşmeler açısından ilişkilendirdi.
Kırıkkale Üniversitesi’nden Ali Sevinç,
“Kırıkkale’de KOBİ’lerin Verimlilik
Sorunları ve Çözüm Önerileri” konulu
sunumu gerçekleştirdi. Sevinç, Kırıkkale
ilinde faaliyet gösteren 40 adet KOBİ’de
anket yöntemiyle işletmelerin verimlilik
sorunları üzerine yapılan çalışmasından
bahsetti. Sevinç, konuyla ilgili olarak,
KOBİ tanımını yaparak, KOBİ’lerin önemi,
sorunları ve verimlilik bağlantısı üzerinde
durarak, Kırıkkale’de KOBİ’lerde verimlilik
araştırması sonuçlarına göre elde edilen
verileri tablolar halinde sundu.
Oturum Gazi Üniversitesi’nden
Doç. Dr. Metin Dağdeviren’in
başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumda
yer alan ilk konuşmacı; Gazi
Üniversitesi’nden Hediye Ceyda Sözen,
“Bir Üretim İşletmesinde İşgören
Performansının Ölçülmesine Yönelik Bir
Karar Destek Sistemi Uygulaması”
konusunda sunum yaptı. Sözen sunumda;
işletmede adil bir düzen kurmak amacıyla
performans değerlendirme sonucunda
ücretlendirme ve terfi konularında
çalışanların motive edilmesini belirlemek
amacıyla seçilen projeyi anlatarak, pilot
uygulama olarak dişli kutusu işleme
hattının projenin amacı olarak
belirlenmesi ve performans
değerlendirme yaklaşımlarından söz etti.
Sözen, dişli kutusu işleme hattındaki
mevcut durum, veri zarflama analizi ve
ilgili tezgâh için yapılan uygulama
istatistiki verilerle birlikte tablolar halinde
sunularak, etkin ve objektif performans
sistemi kurularak, işgören performansının
belirlenebileceği ve sağlıklı bir örgüt
yapısının kurulmasının sağlanabileceğini
ifade etti.
Oturumda son konuşmacı Ege
Üniversitesi’nden Meral İşler,
“Konfeksiyon İşletmelerinin Kurosawa
Modeli (Oranlarla İşgücü Verimliliği) ile
Verimlilik Analizi” konusunda sunum
gerçekleştirdi. İşler, konfeksiyon
işletmelerinde iş gücü verimliliğinin
ölçülmesinde metot, materyal ve verimlilik
ilişkisine değinerek, Kurosawa modeliyle
gerçekleştirdiği ankete ilişkin olarak,
konfeksiyon üretiminde ölçümü zor olan iş
gücü verimliliği hakkında elde edilen
verileri sundu.
Kırıkkale Üniversitesi’nden Fedayi Yılmaz
ise “İş Sağlığı ve Güvenliğinde Risk
Değerlendirme Teknikleri ile 5S’nin Ortak
Yönleri” konusunda sunum yaptı. Yılmaz,
5S konusunda kapsamlı bilgi vererek, işçi
sağlığı ve güvenliği konusunda
Finlandiya’da kullanılan bir yöntem olan
İSG’de Performans İzleme ve Elmeri İsgip
Sistemi, gözlem faktörleri ve risk
değerlendirme faktörleri ile birlikte 5S ve
İSG uygulamaları arasındaki ilişkiyi,
15
KASIM 2015
OTURUMLAR
“ULUSAL, BÖLGESEL VE SEKTÖREL VERİMLİLİK ANALİZLERİ” OTURUMU
“Ulusal, Bölgesel ve Sektörel Verimlilik
Analizleri” başlıklı oturumda Kalkınma
Bakanlığı Uzman Yardımcıları Müge Ünal,
İbrahim Barış Ünal ve Verimlilik Genel
Müdürlüğü Sanayi ve Teknoloji Uzmanı
Dr. Yücel Özkara’nın sunumları yer aldı.
Müge Ünal, “KOBİ’lerde Ölçek ve Verimlilik
Sorunu” başlıklı sunumunda çalışmasının
genel çerçevesini, Türkiye ve AB
ülkelerinde faaliyet gösteren büyük ölçekli
işletmelerle KOBİ’ler arasındaki verimlilik
farkını sektör ve ölçek bazında
hesaplamak, Türkiye’deki KOBİ’lerin ve
büyük ölçekli işletmelerin görece verimli
oldukları sektörleri belirlemek olarak
ortaya koydu. Ünal, Türkiye’de imalat
sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet
sektöründe faaliyet gösteren girişimlerin
kişi başı ürettikleri katma değerin hemen
hemen tüm ölçek türlerinde AB ülkelerinin
gerisinde kaldığını ifade etti.
İbrahim Barış Ünal, “Türkiye ve AB
ülkelerinde İmalat Sanayinde Bölüm ve
Ölçek Bazında Kısmi İşgücü Verimliliği”
konulu sunumunda Türkiye’de KOBİ’lerin
verimlilik seviyeleri ve Türkiye ve AB
ülkelerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin
verimlilik seviyelerinin karşılaştırılması ile
ilgili bilgiler verdi, bununla birlikte, firma
ömürleri ve imalat sanayinde katma değer
ve ticaret payları gibi konulara değindi.
Dr. Yücel Özkara ise ‘Türk İmalat
Sanayinin Bölgesel Düzeyde Ekonomik ve
Çevresel Etkinliğinin Veri Zarflama Analizi
ile Ölçümü’ başlıklı çalışmasında
Türkiye’de İBBS Düzey 2’de yer alan 26
adet bölgenin imalat sanayinde, veri
zarflama analizi yöntemi kullanılarak
2003–2012 dönemi için yapılan etkinlik
16
analizinden ve çalışmanın sonuçlarından
bahsetti. Özkara, bölgesel düzeyde imalat
sanayine yönelik politikaların, orta
gelişmişlik seviyesindeki düşük
performans durumu göz önüne alınarak
daha çevreci sanayi yapısını sağlayacak
biçimde tasarlanması gerektiğini
vurguladı. Özkara ayrıca az gelişmiş
bölgelerde, özellikle yenilikçi üretimin
desteklenmesinin gerektiğini, yenilikçi
üretim teknolojileri sayesinde bu
bölgelerin orta gelişmişlik düzeyine
geçişte daha az çevresel etki yaratacağını
belirtti.
KASIM 2015
“KAMU YÖNETİMİ VE VERİMLİLİK” OTURUMU
Prof. Dr. Argun Akdoğan, “İdarede
Verimlilik Denetimi” başlıklı sunumunda
idarede denetimle ilgili mevzuattaki ve
uygulamalardaki tutarsızlıklardan bahsetti
ve durumu verimlilik açısından
değerlendirdi. Konuşmasında
bürokratların denetlenmesine odaklanan
“Kamunun denetlenemezse verimliliğinin
sınırlı kalacağını” iddia eden Akdoğan,
çeşitli Sayıştay raporlarından hareketle
denetim konusunda uygulamadaki
tutarsızlık ve sorunlardan bahsetti.
Sunumunda hukuki ve mali denetimin
önemini vurgulayan Akdoğan, vatandaşın
vergisinin nereye gittiğini sorgulamadığı
sürece verimliliğin söz konusu
olmayacağının altını çizdi.
“Kamu Yönetimi ve Verimlilik” başlıklı
oturum Prof. Dr. Ahmet Alpay Dikmen’in
başkanlığında gerçekleştirildi. Dikmen,
oturumu açarken verimlilik kavramının
altında boş zamanın yattığını belirtti ve asıl
sorunun verimliliğin sermaye birikimi
sağlamak için mi yoksa boş zamanı
artırmak için mi kullanılacağına karar
vermek olduğunu vurguladı. Kamu
yönetiminde verimliliğin 1940’lardan sonra
bir olgu olarak değil değer olarak
tartışıldığını aktaran Dikmen, verimlilik
kavramının bu değerinin başka türlü
kodlamanın mümkün olup olmadığının
sorgulanması gerektiğini belirtti.
Oturumda sırasıyla Yrd. Doç. Dr. Ozan
Zengin, Prof. Dr. Argun Akdoğan ve
Prof. Dr. Songül Altınışık sunum yaptı.
“Verimlilik Felsefesini İrdelemek” başlıklı
bir sunum gerçekleştiren
Yrd. Doç. Dr. Ozan Zengin, sunumunda
verimlilik tanımını ve verimliliğin tarihsel,
toplumsal temelde ve kamu yönetiminde
nasıl ele alındığını irdeledi. Verimlilik
olgusunun genellikle tarihsel-toplumsal
bağlamından kopuk, teknik bir olgu gibi
değerlendirildiğini ifade eden Zengin, tek
tek kurumlar dışında, bu kurumları içeren
ve ona yön veren toplumsal yapı
bağlamında, kapsayıcı verimlilik
açıklamalarına rastlanmadığını belirtti.
Verimliliğin rasyonel olduğunu ancak bu
rasyonelliğin dar kapsamlı olduğunu
belirten Zengin, konuya daha büyük
rasyonellik çerçevesinde bakılması
gerektiğini vurguladı.
Son konuşmacı Prof. Dr. Songül Altınışık
ise “Kamu Yönetiminde Verimlilik
Bağlamında Yönetici Yetkinlikleri” başlıklı
sunumunu gerçekleştirdi. Konuyu
yöneticilerdeki beceriler, yetkinin kaynağı
ve mesleki yeterlilikler şeklinde üç temel
başlıkta ele aldı. Örgütler açısından
becerileri teknik, insan ilişkileri ve
kavramsal beceriler şeklinde üçe ayıran
Altınışık, verimlilik açısından belirleyici
olmaları dolayısıyla yöneticilerin
yeterlilikleri konusuna değindi. Kamu
örgütlerinde verimliliğin sağlanması için
yöneticilerin sahip olması gereken
yetkinliklere de değinen Altınışık, yetkin
bir yöneticinin nasıl davranması
gerektiğini maddeler halinde sıraladı.
17
KASIM 2015
OTURUMLAR
“İŞGÜCÜ VERİMLİLİĞİNİ
BELİRLEYEN ETMENLER-1"
OTURUMU
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi
Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Keskin’in
başkanlığında gerçekleşen oturumda;
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nden
Yrd. Doç. Dr. Mübeyyen Tepe Küçükoğlu
“İş Tatmini İle Çalışan Verimliliği
İlişkisinde Örgütsel Güven ve Etik
Değerlerin Rolü: Hizmet Sektöründe Bir
Araştırma”, Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığı’ndan
Kenan Abacı “Kamu Sektöründe
Çalışanların Motivasyonlarının Verimlilik
Üzerindeki Etkilerine Yönelik Bir Saha
Çalışması”, Verimlilik Genel
Müdürlüğü’nden Sanayi ve Teknoloji
Uzmanı Cangül Tosun “İş-Yaşam Dengesi
ve Çalışan-Dostu Kurumlar Bağlamında
Kurumsal İletişim ve Verimlilik” ve Milli
Eğitim Bakanlığı’ndan Ünal Karakaş
“İnsan Kaynakları Verimliliğine Etkisi
Açısından Çalışma Şartları: Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı Verimlilik Araştırması”
başlıklı bildirileriyle katıldılar.
Yrd. Doç. Dr. Mübeyyen Tepe Küçükoğlu,
çalışmada iş tatmini, çalışan verimliliği,
örgütsel güven düzeyi ve etik değerlerin
ölçülmesi için literatür araştırması
yapıldığını, her bir değişken için
geliştirilmiş olan ölçeklerin kullanıldığını
ve hazırlanan anketlerin hizmet
sektöründe faaliyet gösteren
işletmelerdeki çalışanlara uygulandığını
anlattı. Analizlerin ardından iş tatmini ile
çalışan verimliliği arasında, örgütsel
güven ile iş tatmini ve çalışan verimliliği
arasında ve son olarak da etik değerler ile
iş tatmini ve çalışan verimliliği arasında
doğrudan ve pozitif bir ilişki bulunduğunu
söyleyen Tepe Küçükoğlu, “Hizmet
18
sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin,
çalışanlarının yaptıkları işten memnun
olması ve bunun sonucunda elde edilen
çalışan verimliliği işletmelerin performans
göstergelerine doğrudan etki etmektedir”
dedi.
Kenan Abacı, çalışmanın kamu sektöründe
çalışan personelin verimliliğini etkileyen
unsurların başında gelen örgütselyönetsel, ekonomik ve psiko-sosyal
motivasyon faktörlerinin, kamu
kurumundaki mevcut durum analizi ile bu
motivasyon faktörlerinin verimliliğe etkisi
olup olmadığını belirlemek ve varsa bu etki
düzeyi seviyesinin belirlenmesine yönelik
bir araştırma çalışmasını içerdiğini ve
çalışma kapsamında bir Bakanlığın
merkez teşkilatı çalışanlarına yönelik bir
araştırma yapıldığını sözlerine ekledi.
Abacı, araştırma sonucunda görevde
yükselmelerde liyakat ve adalet durumu ile
unvana göre adaletli maaş sistemini de
içine alan bir çok motivasyon faktörlerini
kapsayan yeni kamu personel rejiminin
düzenlenmesi gerekliliğinin ortaya çıktığını
söyledi.
Sanayi ve Teknoloji Uzmanı Cangül Tosun,
günümüzde çalışanlar ve kurumların,
çalışan-dostu çalışma ortamları ve
iş-yaşam dengesi konularıyla giderek daha
çok ilgilendiğini, iş-yaşam dengesi
kavramının son yıllarda gelişmiş ülkelerde
öne çıkan bir politika söylemi haline
geldiğini söyledi. Tosun, Doç. Dr. Fatih
Keskin ile birlikte hazırladıkları çalışmada
uluslararası üç akademik derginin
1990-2015 döneminde iş-yaşam
dengesiyle ilgili yayımlanan araştırmaların
incelendiğini belirtti. İncelenen 50
makalede iş-yaşam dengesi kavramının
çalışanlar açısından özellikle iş tatmini,
motivasyon, kurumsal bağlılık gibi yan
kavramlar etrafında tartışıldığının
görüldüğünü ifade eden Tosun,
çalışmalarda iş-yaşam dengesinin hem
kurumsal hem de bireysel verimliliği
artıracağına yönelik vurgu yapıldığını
söyledi.
Çalışma şartlarının insan kaynakları
verimliliğine etkisi üzerine olan
çalışmanın amacının insan kaynaklarının
içinde bulundukları çalışma şartlarının
onların verimliliğine etkisini belirlemek
olduğunu söyleyen Ünal Karakaş “Buna
göre, çalışma şartları olarak örgüt kültürü,
kurallar ve politikalar, haklar ve
yükümlülükler, teknoloji, iş tasarımı ve iş
yeri fiziksel şartları ele alınmıştır.
Bildiride, önce teorik kaynaklarda
incelenmiş olan çalışma şartları; daha
sonra Gümrük ve Ticaret Bakanlığı merkez
teşkilatı büro çalışanı memur, şef, müdür
ve uzmanlarına anket uygulanarak
araştırılmıştır. Araştırmanın temel hipotezi
olan çalışma şartlarının verimliliğe etkisi,
doğrulanmıştır” dedi.
KASIM 2015
“ÇEŞİTLİ SEKTÖRLERDE
ENERJİ VERİMLİLİĞİ
UYGULAMALARI”
OTURUMU
İstanbul Üniversitesi’nden
Prof. Dr. Cem Saatçioğlu’nun
başkanlığında gerçekleşen oturumda dört
bildiri sunuldu.
Melike Sağoğulları (Okan Üniversitesi)
tarafından gerçekleştirilen “Karayolu
Taşımacılığında Yeşil Lojistik
Uygulamalarının Verimlilik Artışına
Etkileri” isimli ilk sunumda küresel
ticaretin hız kazanmasıyla lojistik
faaliyetler için gerekli olan enerji
ihtiyacının fosil yakıtlardan
karşılanmasının, başta iklim değişikliği
olmak üzere, canlı yaşamını, çevreyi ve
ekonomiyi olumsuz yönde etkileyen sera
gazı yayılımını önemli ölçüde artırdığına
dikkat çekildi. Karayolu taşımacılığının,
küresel petrol talebindeki artışın yaklaşık
% 40’ını oluşturduğunu belirten
Sağoğulları, çevreye en az zarar verecek
şekilde lojistik faaliyetlerin
gerçekleştirilmesi amacıyla tüm lojistik
faaliyetlerin çevre üzerindeki olumsuz
etkisini ölçmeye ve en aza indirmeye
çalışan aynı zamanda işletmelerin
verimliliklerini artırarak onlara yenilik ve
süreçlerde büyük bir rekabet avantajı
sağlayan yeşil lojistik faaliyetlerinden iyi
uygulama örneklerini dinleyicilerle
paylaştı.
Mustafa Yılmaz (TCDD) tarafından
gerçekleştirilen “Demiryollarında
Ekonomik Sürüş Yöntemi Geliştirmek İçin
TCDD 3. Bölge Müdürlüğü’nde Yapılan
Çalışmalar” isimli sunumda, demiryolu
taşımacılığı enerji verimliliği konusu
irdelendi; kullanılan enerji miktarının
azaltılması için çok farklı yöntemler
olduğu, bunların arasında en etkin
yöntemlerden birinin yolculuk süresi,
lokomotif ve vagon sayısı ve türleri
değiştirilmeden, trenlerin ekonomik
sürüş yöntemi ile sürülerek yakıt
tüketiminin azaltılması olduğu aktarıldı.
Çalışmayla ülkemizin dışa bağımlılığının
azaltılması, çevreye verilen zararın
minimize edilmesi ve öncelikle makinist
personel olmak üzere personelde başta
enerji verimliliği olmak üzere sürekliliği
sağlanacak bir verimlilik bilinci
oluşturulmasının hedeflendiği vurgulandı.
Bu bağlamda, Türkiye Devlet
Demiryollarında (TCDD) ilk defa
uygulanan ekonomik sürüş yönteminin
geliştirilme ve sahaya uygulanma süreci
özetlendi.
Osman Kipoğlu (Enervis Enerji Servis
San. ve Tic. A.Ş) tarafından
gerçekleştirilen “Enerji Performans
Sözleşmesi İle Atık Su Isı Geri Kazanımı
Sistemi Projesi” isimli sunumda Enerji
Performans Sözleşmesi Modeli ve
türlerinden bahsedilerek örnek bir proje
olarak “Tekstil Sektöründe Atık Su Isı Geri
Kazanımı” projesi teknik detaylarla
aktarıldı.
Hasan Baylavlı (Hitit Üniversitesi)
tarafından gerçekleştirilen “Üniversite
Kampüsünde Enerji Verimliliğine Yönelik
Enerji Sistemleri ile Yapı Uygulamaları
Entegrasyonu” isimli sunumda Hitit
Üniversitesi’nin enerji verimliliği alanında
attığı adımlardan bahsedildi. Kampüs
alanının daha verimli kullanılması
amacıyla, üniversitenin yeni kampüs
alanının, akademik ve idari birimlerinin
kısa, orta ve uzun vadeli ihtiyaçları
doğrultusunda etaplara ayrılarak
projelendirildiği aktarıldı. Üniversite
kampüsünde uygulanan çeşitli enerji
verimliliği teknikleri ve bunların çıktıları
ayrıntılı biçimde sunuldu. Yapılan
çalışmalarla, yapılardaki enerji
verimliliğinin artırılması, işletme
maliyetlerinin orta ve uzun vadede daha az
seviyeye indirgenmesi, beraberinde de
çoğunlukla dış kaynaklara bağımlı
olduğumuz doğal gazdan ve elektrik
enerjisinden tasarruf sağlanmasının
amaçlandığı belirtildi.
19
KASIM 2015
OTURUMLAR
“İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ VE VERİMLİLİK” OTURUMU
“İş Sağlığı Güvenliği ve Verimlilik
Analizleri” başlıklı oturumda
Prof. Dr. Aliye Mandıracıoğlu,
Yrd. Doç. Dr. Barış Öztuna ve Araştırma
Görevlisi Aylin Adem bildirilerini sundular.
Prof. Dr. Aliye Mandıracıoğlu, “Çalışma
Yaşamında Kronik Hastalıklar ve
Absentizm ve Presentizm ile İlişkisinin
Belirlenmesi” başlıklı sunumunda kronik
hastalıkların varlığının çalışanlar
açısından ortaya çıkardığı olumsuzluklara
değindi. Mandıracıoğlu, kronik hastalıklar
sonucunda çalışanların erken veya
malulen emekli olmak zorunda
kaldıklarını, kendilerini iş yerinde kısıtlı ve
atıl hissettiklerini ve sosyoekonomik
olarak yaşadıkları gerilemeyi vurguladı.
Mandıracıoğlu, absentizm ve presentizm
kavramlarını tanımladıktan sonra
iş yerindeki bu olguları önleyebilmek için
yapılması gerekenleri ifade etti.
Yrd. Doç. Dr. Barış Öztuna, “167 Sayılı
İnşaat İşlerinde Güvenlik ve Sağlık
Hakkında ILO Sözleşmesi’nin İnşaat
Sektörünün Verimliliği Üzerine Etkisi”
başlıklı bildirisinde iş kazaları ve meslek
hastalıklarının hem çalışanlar ve aileleri
hem de iş yerleri açısından yarattığı
olumsuz durumlardan bahsederek,
işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği
konusuna önem vermesi gerektiğini
belirtti. Öztuna, iş sağlığı ve güvenliğinin
sağlayacağı faydaları; çalışanların
motivasyonunu etkileyecek kazaların
oluşmasına engel olunması, iş kazaları
sonucunda işveren tarafından yapılacak
masrafların, cezaların, önlenmesi, maliyet
ve zaman kaybının minimuma inmesi ve iş
yerinde verimliğin artması olarak özetledi.
20
Araştırma Görevlisi Aylin Adem ise
“İş Sağlığı ve Güvenliğinin Verimlilik
Üzerindeki Etkisi: Bir Literatür
Araştırması” başlıklı çalışmasının amacını
iş sağlığı güvenliği ile verimlilik arasındaki
ilişkinin araştırılması ve iş sağlığı güvenliği
ile ilgili olarak iş yerlerinde alınan
tedbirlerin verimlilik üzerindeki olumlu ve
olumsuz etkilerinin araştırılması olarak
ortaya koydu. Adem, araştırma
kapsamında son 15 yılda bu konuda
yapılan ulusal ve uluslararası çalışmaların
incelendiğini ve iş sağlığı güvenliği ile ilgili
uygulamaların çalışan verimliliği
üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerinin
belirlendiğini ifade etti.
KASIM 2015
“İŞGÜCÜ VERİMLİLİĞİNİ BELİRLEYEN ETMENLER-2” OTURUMU
Üyeleri Örnekleminde Bir Araştırma
konulu çalışmasının amacını, psikolojik
sözleşmenin temelini oluşturan
etkenlerden beklentiler ile yükümlülüklere
ilişkin algıları araştırmak, psikolojik
sözleşme yaklaşımını insan kaynakları
uygulamalarının bir parçası haline
getirmek olarak belirtti. Topçu çalışmada,
psikolojik sözleşme ile verimliliğin ilişkili
olduğu ve psikolojik sözleşmenin örgütsel
hedeflere ve performansa ulaşılmasına
katkı sağladığının ortaya konulduğunu
sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Ramazan Aktaş başkanlığında
gerçekleştirilen “İşgücü Verimliliğini
Belirleyen Etmenler - 2” başlıklı oturumda
Selçuk Üniversitesi’nden
Doç. Dr. Ali Şükrü Çetinkaya, Balıkesir
Üniversitesi’nden Sinem Kaçar, Ankara
Sanayi Odası’ndan Mustafa Kemal Topçu
ve Gedik Üniversitesi’nden Tuna Uslu'nun
sunumları yer aldı.
Ali Şükrü Çetinkaya, “Doğru İşe Doğru
Çalışan Belirlenmesinde İnsan Kaynağı
Temini ve Seçimi Yöntemlerinin Etkisi”
başlıklı sunumunda insan kaynağı
ihtiyacının temininde ve seçiminde
uygulanan yöntemlerin, işletmenin iş
tanımına uygun doğru kişileri belirlemede
ne düzeyde etkili olduğunu anlattı.
Çetinkaya, araştırma sonunda test faktörü
bileşenlerinden objektiflik, mülakat
faktörü bileşenlerinden dış görünüm ve
yazılı metinlerin doğru işe doğru çalışan
belirlenmesinin belirleyicileri olduğunu
tespit ettiklerini söyledi.
Sinem Kaçar, “Bir Akü Firmasında İşgücü
Verimlilik Analizi Uygulaması” başlıklı
sunumunda Oranlarla İşgücü Verimlilik
Yönetim (Workshop Productivity
Management by Ratio-WPMR) Modelini
Balıkesir ilinde faaliyet gösteren küçük
ölçekli bir akü işletmesinde uyguladıklarını
anlattı. Kaçar, çalışmanın sonucunda,
işletmenin planlı üretim dönemine
geçmesi gerektiğini vurguladı ve
“sürdürülebilirliğin” önemini belirtti.
Tuna Uslu, “Yeni Liderlik Yaklaşımlarının
Çalışan Performansına ve Kurumsal
Girişimciliğe Etkilerinin İncelenmesi”
konulu sunumunda dönüştürücü, olumlu
ve açık olmak üzere yeni demokratik
liderlik özelliklerinin kurumsal faktörler
aracılığıyla örgütsel verimliliği nasıl
sağlayabileceğini anlattı. Çalışma sonunda
çalışanların samimi, dürüst ve karşılıklı
ilişki kuran yöneticiler sayesinde olumlu
yönde güçlendiğini ve kuruma katkıda
bulunma isteklerinin arttığını söyleyen
Uslu, bunun yanında, bu tarz bir liderlik
yaklaşımının kurumun yenilikçiliği ve
girişimciliğinin algılanmasında da etkili
olduğu sonucuna ulaşıldığını sözlerine
ekledi.
Mustafa Kemal Topçu ise “Çalışanların
Beklenti ve Yükümlülüklerinin İşgücü
Verimliliğine Etkilerinin Psikolojik
Sözleşme Kuramı Bağlamında
Değerlendirilmesi: Ankara Sanayi Odası
21
KASIM 2015
OTURUMLAR
“SANAYİDE ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE İYİ UYGULAMALAR” OTURUMU
“Sanayide Enerji Verimliliği ve İyi
Uygulamalar” başlıklı oturum, Bilim,
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik
Genel Müdürlüğü Program Uygulama ve
Destekler Dairesi Başkan V. M. Hürol Mete
moderatörlüğünde gerçekleşti.
Oturumunda ilk olarak İstanbul Teknik
Üniversitesi Enerji Enstitüsü Enerji
Planlaması ve Yönetimi Anabilim Dalı
Başkanı Prof. Dr. Sermin Onaygil
“Sanayide Enerji Verimliliği ve İyi
Uygulamalar” başlıklı sunumunu
gerçekleştirdi. Onaygil, sunumunda enerji
verimliliği, enerji tasarrufu ve enerji
yoğunluğu gibi kavramlar üzerinde durdu.
Aydınlatma sistemlerinde enerji verimliliği
sağlanırken güvenlik ve konfordan taviz
verilmemesi gerektiğini vurgulayan
Onaygil, aydınlatmadaki yetersizliğin iş
kazalarına yol açabileceğini belirtti.
Oturumda ikinci olarak, Schneider Elektrik
Kamu ve Stratejik İlişkiler Direktörü
Cihan Karamık, “Sanayide Enerji Yönetimi”
başlıklı bir sunum yaptı. Karamık,
sunumunda finansal nedenler, yasal
düzenlemelere uyum ve kurumsal imajın
enerji ve karbon yönetiminin üç temel itici
gücü olduğunu ifade etti. Sanayide enerji
tasarruf potansiyelinin ortalama % 20
olduğunu vurgulayarak, yapılan
yatırımların geri dönüş süresinin üç yıl
olduğunu söyledi. Enerji verimliliği
performansını artırmak için tasarlanan
ISO 500001 Enerji Yönetim Standardının
faydaları ve kapsamı hakkında da bilgiler
veren Karamık, Enerji Yönetimi
aşamalarını da açıkladı ve üst yönetimin
desteğinin sağlanması gerektiğine dikkat
çekti. Karamık ayrıca, enerji yönetim
sorumlusu ile ekibinin ve enerji
22
politikasının oluşturulmasının işletmeler
için önemini vurgulayarak, performansın
değerlendirilmesi, hedeflerin belirlenmesi,
aksiyon planının oluşturulması,
uygulanması ve ilerlemenin
değerlendirilmesi aşamalarına değindi.
Karamık son olarak, işletmelerde enerji
yönetimi ile ilgili karşılaşılan zorluklar ve
engellere karşı, danışmanın üstleneceği
rolün önemine de işaret etti.
Daha sonra, Arçelik A.Ş. Enerji Yöneticisi
Tuğrul Kodaz, “Arçelik A.Ş’de Enerji
Verimliliği” başlıklı bir sunum
gerçekleştirdi. Kodaz, Arçelik’te uygulanan
Entegre Çevre, Enerji ve İklim Değişikliği
Yönetim Sistemi ve enerji verimliliği
politikası konularında bilgiler verdi. Kodaz
ayrıca, enerji verimliliği çerçevesinde,
Arçelik’te oluşturulan yönetimsel
yapılanma ve yürütülen çalışmalar ile
teşvik çalışmaları kapsamında
gerçekleştirilen verimliliği artırma
projeleri ve enerji verimliliğini artırmaya
yönelik bazı uygulamalar hakkında bilgiler
aktardı.
KASIM 2015
“SOSYAL POLİTİKA BAĞLAMINDA VERİMLİLİK TARTIŞMALARI” OTURUMU
hem bölgeye göre farklılık gösterdiği
vurgulandı. Sonuçta kayıtdışılığın eğitim
seviyesiyle ters orantılı dağılımına dikkat
çeken Ercan, yapısal reform ifadesinin
yalnızca eğitim alanı için geçerli
olabileceğine ve diğer alanlardaki
değişimlerin yapısal reform olarak
tanımlanmaması gerektiğinin altını çizdi.
Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gülay
Toksöz’ün başkanlığında gerçekleşen
oturumda İstanbul Teknik
Üniversitesi’nden Doç. Dr. İpek İlkkaracan
“İş – Yaşam Dengesi Politikaları ve İşgücü
Verimliliği”, Ortadoğu Teknik
Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hakan Ercan
“Türkiye’de Genç İşsizliği: Kısa Vadede
Çözüm Var mı?” ve Pamukkale
Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Çağla
Ünlütürk Ulutaş “Türkiye Refah Rejimi ve
Sosyal Dışlanma” başlıklı sunumlarını
gerçekleştirdiler.
İlk olarak, kadınların iş gücüne katılım
oranlarının düşüklüğünün sebeplerini
araştıran Doç. Dr. İpek İlkkaracan, bu
durumun eğitim ve kültür/zihniyet
yapılarından ziyade politika eksikliğiyle
ilişkili olduğunu ileri sürdü. Verimlilik
Stratejisi ve Eylem Planı (VSEP)
çerçevesinde de ele alınan bu konuda,
kadınların hane ve çalışma saatlerini
düzenleyecek yasal (doğum ve ebeveyn izni
gibi) ve kurumsal (yaşlı, engelli ve çocuk
bakım hizmetleri gibi) mekanizmaların
yokluğuna işaret eden İlkkaracan,
sunumunda yaptıkları bir araştırmanın
sonuçlarına da değindi. Buna göre yapılan
simülasyonda aynı miktar yatırımın inşaat
sektörü yerine sosyal bakım hizmetlerine
yapılmasının hem daha fazla istihdam
yarattığı hem de çok daha fazla bir değer
oluşumuna katkıda bulunduğunun ortaya
konulduğu ifade edildi.
İkinci olarak, günümüzde kırdan kente göç
eden nüfusun-özellikle kadınların- yeterli
düzeyde eğitilmediklerinden iş gücü
piyasalarından dışlandığının altını çizen
Doç. Dr. Hakan Ercan, bu durumda genç
erkeklerin daha çok sezonluk turizm ve
inşaat sektörlerine yöneldiklerini, lise
mezunu olanların ise perakende ticaret ve
büro hizmetlerinde kayıt dışı istihdam
edildiklerini belirtti. Türkiye’nin genç
nüfusunun eski oranlarla artmadığını
hatırlatan Ercan, analizini öğretmenler
özelinde derinleştirdi. Buna göre 0-14 yaş
arası nüfus artmadığı halde çoğu genç
1 milyona yakın sayıda öğretmen olduğu ve
bunların kıdem dağılımının hem branşa
Son olarak devlet tarafından uygulanan
refah programlarına erişim olanakları
olmayanlar olarak tanımlanan sosyal
dışlanmışlara ilişkin çalışmaları inceleyen
Yrd. Doç. Dr. Çağla Ünlütürk Ulutaş, bu
kapsamda TÜİK Hanehalkı Bütçe
Anketi’nden yararlanarak yaptığı
hesaplamalar sonunda eğitim ve sağlık
hizmetlerinden, sosyal güvenlikten ve
sosyal yardım ve hizmetlerden dışlananlar
için çarpıcı sonuçlar elde ettiğini söyledi.
Bunlardan ilkine göre cinsiyet bazında
eğitimden dışlanma verilerinde iyileşme
kaydedildiği ve fakat yüksek gelir
potansiyeline sahip meslek gruplarında
hâlâ toplumsal cinsiyet ayrımının
hakimiyetini koruduğu ifade edildi. Sağlık
reform sürecinde, reformların tüm nüfusu
kapsayacağına ilişkin argümana karşın,
nüfusun % 10’unun herhangi bir sağlık
sigortası bulunmadığı dile getirildi. Sosyal
güvenliğe dair tartışmalarda kayıtdışılığın
özellikle kadın istihdamı için önemini
koruduğu buna rağmen ülkemizde sosyal
güvenlik harcamalarının GSYİH’ye oranının
gelişmiş ülkelerdeki % 25-35 oranlarına
karşın % 11 seviyesinde kaldığı vurgulandı.
Son olarak sosyal yardımlar alanında
kurumsallaşma ve yardım miktarlarındaki
yükselişe rağmen sosyal yardımların hak
statüsünde genelleşmemesi, dağıtımının
sübjektif kriterlere dayanması ve tek çatı
altında kurumsallaşamamasının sorun
alanları olarak belirlendiği dile getirildi.
23
KASIM 2015
OTURUMLAR
“YENİ TEKNOLOJİLER VE SANAYİNİN GELECEĞİ”
OTURUMU
“Yeni Teknolojiler ve Sanayinin Geleceği”
oturumu, Verimlilik Genel Müdürlüğü
Danışmanlık ve Eğitim Daire Başkanı
Dr. Mustafa Kemal Akgül başkanlığında
gerçekleştirildi.
Oturumda ilk olarak General Electric
Stratejik Yatırımlardan Sorumlu Genel
Müdür Yardımcısı Dr. Erdoğan Çeşmeli
söz aldı ve firmalarında verimliliğe ve
teknolojik gelişmelere bakış açılarını
aktardı. Müşteri ihtiyaçlarından hareketle
inovasyon yaptıklarını aktaran Çeşmeli,
verimlilik artışını 3 ana başlıkta ele
aldıklarını dile getirdi. Çeşmeli bunları;
nesnelerin interneti/büyük veri
kullanımıyla elde edilen verimlilik artışı, 3
boyutlu yazıcılarla elde edilen üretimde
verimlilik artışı ve Ar-Ge çalışmalarını
daha verimli hale getirmek için başvurulan
küresel beyin olarak özetledi.
İkinci olarak söz alan Sabancı Üniversitesi
Veri Analitiği ve Bilişim Teknolojileri
Yüksek Lisans Programlarının Direktörü
Dr. H. Sait Ölmez sunumunda büyük veri
ve veri analitiğinin kurumlara sağlayacağı
katma değerler, kurumsal uygulamalarda
sıklıkla rastlanan teknik ve idari
problemler ve bunların nasıl
önlenebileceği, uygulamalarda izlenmesi
gereken metodolojiler, başarılı bir
kurumsal veri analitiği projesi için takip
edilmesi gereken yol haritası konularında
deneyimlerini aktardı.
24
Daha sonra söz alan NUVİA Akıllı Enerji
Teknolojileri Kurucu Ortağı Cem Gül,
firmaları ve nesnelerin interneti
konularında kısa bir bilgilendirmenin
ardından kendi geliştirdikleri bir ürün olan
oda termostatı kullanımı örneği üzerinden
akıllı cihazların ileride gündelik
hayatımızda daha da fazla yer alacağını
belirtti ve bu teknolojilerin kullanımıyla
elde edilebilecek tasarruf, konfor artışı,
verimlilik artışı fırsatlarını dinleyicilere
aktardı.
Bir diğer konuşmacı, Katı Hal Ar-Ge Genel
Müdürü ve Kurucusu Ahmet Alpat ise
konuşmasında 3 boyutlu yazıcıların
çalışma prensiplerinden bahsetti ve bu
yazıcıların sanayiden sağlık sektörüne,
endüstriyel kullanımdan kişisel kullanıma
nasıl kolaylıklar ve verimlilik artışları
sağladığını çarpıcı örneklerle ortaya
koydu.
KASIM 2015
“TÜRKİYE İMALAT SANAYİNİN KAYNAK VERİMLİLİĞİ POTANSİYELİ VE
İYİ UYGULAMALAR” OTURUMU
Proje kapsamında saha analizi çalışması
yürütülmüş olan Nuh Çimento Sanayi
A.Ş’den Figen Yarıcı ve Koruma Klor Alkali
Kırıkhan İşletmesi’nden Mustafa Şimşek
ve Derince İşletmesi’nden Muhammed
Seğmen, işletmelerinde şimdiye kadar
yapılmış olan kaynak verimliliği
uygulamalarından ve bu uygulamalar
sonucu elde edilen kazanımlardan ve
bundan sonra kaynak verimliliği alanında
yapmayı planladıkları çalışmalardan söz
ettiler.
Verimlilik Genel Müdürlüğü Sanayi ve
Teknoloji Uzmanı Özlem Durmuş’un
yönettiği “Türkiye İmalat Sanayinin Kaynak
Verimliliği Potansiyeli ve İyi Uygulamalar”
başlıklı oturuma; TÜBİTAK-MAM’dan
Dr. Şeyma Karahan “Sanayide Kaynak
Verimliliği Potansiyelinin Belirlenmesi”,
Nuh Çimento Sanayi A.Ş.’den Figen Yarıcı
“Nuh Çimento Sanayi A.Ş. Kaynak
Verimliliği Uygulamaları” ve Koruma Klor
Alkali’den Mustafa Şimşek ile Muhammed
Seğmen “Klor Alkalide Teknolojik
Yeniliklerin Üstünlükleri ve Klor Alkali
Prosesinde Yapılan İyileştirmeler” başlıklı
sunumlarıyla katıldılar.
Özlem Durmuş’un kaynak verimliliğinin
önemine değinen konuşmasıyla başlayan
oturumda “Sanayide Kaynak Verimliliği
Potansiyelinin Belirlenmesi” projesinin
yürütücüsü, TÜBİTAK- MAM Çevre ve
Temiz Üretim Enstitüsü’nden
Dr. Şeyma Karahan, projenin amacına,
gelinen noktaya ve bundan sonraki
aşamalara ilişkin bilgiler aktardı.
Figen Yarıcı, atık ısıdan elektrik üretimi,
arıtma çamurunun kurutularak yeniden
kullanımı ile emisyon değerlerinin
azaltılması, deniz suyu arıtma tesisinin
kurulması ile sağlanan verimlilik
çalışmalarına değinirken; Mustafa Şimşek
ve Muhammed Seğmen, atık ısı buhar
kazanında yapmış oldukları enerji
verimliliği uygulamaları ile elde edilen
sonuçları aktardılar.
25
KASIM 2015
OTURUMLAR
“POLİTİKA OLUŞTURMA VE UYGULAMA ARAÇLARI” OTURUMU
“Politika Oluşturma ve Uygulama Araçları”
başlıklı oturumda; Edirne BST İl
Müdürlüğü’nden Cihan Yalçın “Tematik
Coğrafi Haritaların Verimlilik Açısından
Değerlendirilmesi”, Doğu Marmara
Kalkınma Ajansı’ndan Ertuğrul Ayrancı
“Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe
Programlarının Katkısı” ve Bilim, Sanayi
ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Sanayi ve
Teknoloji Uzmanı Önder Belgin
“Girişimcilik Desteklerine Yönelik Etki
Analizi Çalışmalarının İçerik Analizi ile
İncelenmesi” başlıklı bildirileriyle
katıldılar.
Cihan Yalçın tarafından gerçekleştirilen
“Tematik Coğrafi Haritaların Verimlilik
Açısından Değerlendirilmesi” isimli
sunumda işletmelerin verimlilik, iktisadilik
ve kârlılığının en önemli şartlarından
birinin uygun kuruluş yeri seçimi olduğu
vurgulandı. Yeni ticari girişimlerin
başarısız olma nedenlerinin; fizibilite
çalışmalarının yetersiz yapılması,
planlama ve araştırma eksikliği ile
beraber uygun kuruluş yeri seçiminin
yapılamaması olduğu anlatıldı. Bu
bağlamda, Edirne ilinde gerçekleştirilen
uygulama ayrıntılarıyla aktarıldı.
Ertuğrul Ayrancı tarafından
gerçekleştirilen “Temiz Üretim Süreçlerine
Geçişte Hibe Programlarının KOBİ’lere
Katkısı” isimli sunumda Doğu Marmara
Kalkınma Ajansı’nın 2010 ve 2011
yıllarında “KOBİ’lerin Rekabet Gücünün
Artırılması Mali Destek Programını”
uyguladığı, 2013 yılından itibaren ise üç yıl
üst üste “Temiz Üretim Mali Destek
Programı’na başvuru aldığı belirtildi; mali
desteklere yapılan başvuru sayıları,
başarılı proje sayıları, ilan edilen program
26
bütçesinin kullandırılma oranı, projelerin
uygulanma döneminde yaşanan sorunlar
paylaşıldı.
Sanayi ve Teknoloji Uzmanı Önder Belgin
tarafından gerçekleştirilen “Girişimcilik
Desteklerine Yönelik Etki Analizi
Çalışmalarının İçerik Analizi ile
İncelenmesi” isimli sunumda yenilikçi
girişimcilik desteklerinin etki analizi
uygulamalarına ilişkin dünyada ve
Türkiye’de yapılan çalışmalar, içerik analizi
ile incelenerek bu çalışmaların özellikleri,
zaman içindeki yönelimleri ve kullanılan
yöntemler ile örneklem özellikleri
paylaşıldı.
KASIM 2015
“VERİMLİLİĞE DAİR KAVRAMSAL TARTIŞMALAR” OTURUMU
bölüşüldüğü sonucuna vardığı dile
getirildi.
İkinci olarak sunumunda Schumpeter’in
analizinde içsel değişimin kaynağı olan
yenilikler (kabaca teknolojik değişme) ile
iktisadi gelişme arasındaki ilişkiyi ortaya
koymayı amaçlayan Doç. Dr. Derya Güler
Aydın, Schumpeter’in girişimci ve
girişimcilik faaliyetinin önemine özellikle
vurgu yaptığını belirtti. Ayrıca
Schumpeter’in girişimcisinin sistemin
geleceğine dair hem iktisadi hem de
toplumsal unsurları birlikte
değerlendirmesi gerektiği ifade edildi. Bu
kapsamda Schumpeter’in iktisadi teorik
çerçeveyi reel politik ile buluşturması
bakımından daha derin bir analitik çerçeve
sunduğu ileri sürüldü.
Hacettepe Üniversitesi’nden
Prof. Dr. Hüseyin Özel başkanlığında
gerçekleşen oturuma Verimlilik Genel
Müdürlüğü’nden Sanayi ve Teknoloji
Uzmanı Gülçin Manzak Aydın “Klasik ve
Neoklasik İktisadi Öğretilerde Verimlilik”,
Hacettepe Üniversitesi’nden
Doç. Dr. Derya Güler Aydın “Schumpeterci
Yenilik ve Yapısal Dönüşüm Üzerine” ve
son olarak Hacettepe Üniversitesi’nden
Dr. M. Aykut Attar “Türkiye’de UzunDönem Verimlilik Büyümesi: Patent,
Marka ve Endüstriyel Tasarımların Etkisi
Üzerine Değerlendirmeler” başlıklı
sunumlarını yaptılar. İlk iki sunum
verimliliğe dair teorik perspektifler
sunarken üçüncü sunumda, Schumpeterci
modelin Türkiye’deki geçerliliği üzerine bir
tartışma yürütüldü.
Bu kapsamda verimliliğin iktisadi
kökenlerini araştırmayı amaçlayan
sunumunda Gülçin Manzak Aydın,
verimliliğin kapitalizmle birlikte
kavramsallaştığı ve ele alındığı Öğreti’nin
varsayımlarına ve kurduğu değer
sistemine göre farklı yorumlanabildiğine
dikkat çekti. Buna göre, Klasik Öğreti’den
Smith ve Ricardo’da sermaye birikimini
hızlandırarak büyümeyi artırdığı için
olumlanan verimliliğin; Marx’ta kapitalistin
el koyduğu artık-değeri artırdığı
noktasından hareketle sömürü artışı
olarak değerlendirildiği ifade edildi. Buna
karşın Neoklasik Öğreti’nin temsilcisi
olarak ele alınan Marshall’ın; marjinal
verimlilik bölüşüm teorisini öne sürerek
üretilen değerin -bir artık bırakmayacak
şekilde- üretim faktörleri arasında
sağladıkları katkıyla orantılı biçimde
Son olarak sunumunda Türkiye’de Ar-Ge
çıktılarında (patent, marka ve endüstriyel
tasarım tescilleri) gözlenen artışın Toplam
Faktör Verimliliği (TFV) seyriyle gösterdiği
uyumsuzluğu tartışmayı amaçlayan
Dr. M. Aykut Attar, bu uyumsuzluğun yeni
nesil Schumpeterci modellerin gözardı
ettiği kültürel, coğrafi ve kurumsal
etkenler tarafından açıklanabileceğini ileri
sürdü. Bu durumu Ar-Ge çıktılarının
etkinsizliği ile açıklayan Attar;
Schumpeter’in 1947 makalesine atıfta
bulunarak, “Buna göre bu etkinliği
artırmada ‘ahlaki ve entelektüel yönleriyle
insan kalitesi’, cimrilik ve risk alma
tutumlarını etkileyen inanç ve düşünce
sistemleri’ ve ‘toplumsal örgütlenme ve
kurumların özgürlük ve güvenlik
üzerindeki etkileri’ unsurları özel öneme
sahiptir” dedi.
27
KASIM 2015
OTURUMLAR
“TEMİZ ÜRETİM ÖRNEK UYGULAMALARI” OTURUMU
“Temiz Üretim Örnek Uygulamaları”
oturumu, Doç. Dr. Yılmaz Kılıçaslan’ın
moderatörlüğünde gerçekleşti. Oturumda,
temiz üretim alanında özel sektör
temsilcilerinin farklı alanlarda yapmış
oldukları iyi uygulama örneklerine yer
verildi.
Oturum, Şişecam Soda Sanayi A.Ş. adına
Fatih Dökme’nin, “Bilyalı Değirmende
Hız-Dolum Oranı Optimizasyonu ve Boru
Hattı Ekipmanları Yalıtımıyla Enerji
Verimliliği Uygulaması” adlı sunumuyla
başladı. Dökme sunumunda, en az güç
tüketimi ile en küçük öğütülmüş ürün
boyutunu sağlayan değirmen hızını
belirlediğini ve ayrıca en verimli bilya
dolum oranını tespit ettiğini vurguladı.
İkinci sunumu BUTEKOM adına Ali Rüzgâr
gerçekleştirdi. Rüzgâr, “Farklı Terbiye
İşlemlerinin Karbon Ayak İzlerinin
Karşılaştırılması” başlığıyla ham maddesi
farklı iki perdelik kumaşın Yaşam Döngüsü
Değerlendirme analizi ile kıyaslanmasına
ilişkin bilgiler verdi. Rüzgâr ayrıca, tekstil
sektöründe yaşanan çevre sorunları ve
BUTEKOM olarak bu alanda geliştirdikleri
projelere de değindi.
Daha sonra “Alüminyum T6 Isıl İşlemi İçin
Geliştirilen Sepet Tasarımı ile Zaman ve
Enerji Tasarrufu Sağlanması” adlı sunumu
Yedek Parça A.Ş. adına Gamze Aydınlar
gerçekleştirdi. Küçükyağlıoğlu, otomotiv
sektörü ve alüminyum ısıl işlemi hakkında
kısa bir bilgi verdikten sonra fırına
yerleştirilen alüminyum parçalarının
ısıtma ve soğutma sürelerinin kısaltılması
için parçalar arasında konveksiyon ısı
transferini kolaylaştıracak biçimde bir
sepet geliştirmeyi hedeflediklerini aktardı.
28
Küçükyağlıoğlu, yapılan çalışma
sonucunda, normal uygulamada kullanılan
sepete bir partide yüklenebilen parça
sayısının 330’dan 600’e çıktığı ve
beraberinde % 100 kapasite artışı
sağlanarak T6 ısıl işlem süresinin 12
saatten 5 saate düşürüldüğünü sözlerine
ekledi.
Oturumda; “Termik Santralde Kondenser
Suyu Saflaştırma Tesisinde Reçine
Rejenerasyonu Sırasında Kimyasal
Tüketimin Optimizasyonu” adlı sunuşuyla
Hakan Anıl İÇDAŞ A.Ş’yi temsil etti. Anıl
çalışmalarında, tesislerinde kondenser
suyunda bulunan türbin kanatçıklarına
zarar veren demir, sodyum ve
silisyumdioksit iyonlarını gidermeyi ve
reçinelerin verimini artırmayı
amaçladıklarını aktardı. Anıl, yapılan
çalışmayla birlikte, endüstriyel atık su
miktarında azalma sağlandığını ve
çalışanın kimyasal maddeye maruz kalma
süresi, kimyasal kullanım sarfiyatı ve
maliyetinin ortalama ½ oranında
düşürüldüğünü ifade etti.
Son olarak Dr. Didem Kökden, MKE adına
“Savunma Sanayide Temiz Üretim
Konsepti” konulu sunumunu
gerçekleştirdi. Kökden sunumunda; diğer
sektörlerde olduğu gibi savunma
sanayinde de çevre etkileri minimuma
indirgenmiş, tedarikin erken safhalarında
geçerliliği olan ve tasarımdan imhaya
kadar uygulanacak sistematik bir yapıya
ihtiyacın olduğuna değindi. Kökden ayrıca,
mühimmat kaynaklı çevre kirlilik faktörleri
ve bu alana yönelik temiz üretim ve tespit
yöntemlerine ilişkin örnekler verdi.
KASIM 2015
MAKALE
ULUSAL VERİMLİLİK HAREKETLERİ VE TÜRKİYE’DE VERİMLİLİK ÇALIŞMALARI
Nurettin PEŞKİRCİOĞLU / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)
düzeyinde ortaklaşa ve uyum içinde
yürütülmesi gereken bir girişim olarak
tanımlanabilir.
Giriş
Verimliliğin üretim faktörlerinin daha
akılcı ve etkin kullanımı ile yalnızca daha
çok gelir yaratıp ekonomik kazanç
sağlamanın bir aracı olmadığı, bir gelişme
stratejisi olarak da sürdürülebilir
kalkınma ve büyümeyi sağlayacak en
doğru yaklaşım olduğu geçtiğimiz yüzyılın
ikinci yarısından itibaren sıkça dile
getirilmeye başlanmıştır. Örneğin
Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da
1990 yılında düzenlenen 7. Dünya
Verimlilik Kongresi’nde tüm katılımcı
ülkeler günümüz için ortaklaşa bir
öngörüde bulunarak, “2000’li yılların
başından itibaren verimlilik düşüncesinin
sadece ekonomik hayatta değil fakat aynı
zamanda politik hayatta da giderek artan bir
öneme sahip olacağı ve geleceğin başarılı
politikacılarının ve liderlerinin, ülkelerinin
verimlilik hareketine katkıda bulunan kişiler
arasından çıkacağı” fikri üzerinde görüş
birliği sağlamışlardır.
Verimliliğin bütün bir ülkenin hayatını
etkileyip değiştirebilecek bir güce
dönüşebilmesi için ulusal düzeyde bir
verimlilik hareketinin oluşturulması
gerekiyor. Bunun başarısı ise toplumun
bütün kesimlerinin aktif bir şekilde bu
hareketin içinde yer almalarını
sağlamaktan geçiyor. Böyle bir hareket,
verimliliğin artırılması yoluyla ekonomik ve
toplumsal gelişme sağlamak amacıyla
hükümet, iş dünyası, işçiler, sendikalar,
eğitim kurumları, üniversiteler ve bilimsel
kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, yerel
yönetimler ve diğer birçok kamusal ve özel
paydaşın aktif destek ve katılımıyla ülke
Buradaki “hareket” sözcüğü, genellikle
stratejik ve hayati öneme sahip bir amaca
ulaşmak için eldeki mevcut tüm kaynakları
kullanarak sürdürülen bir çabayı
tanımlamakta olup dilimizde yerleşik olan
“seferberlik” sözcüğü ile benzer bir
anlamda kullanılmaktadır: Belirli bir hedefe
ulaşabilmek için mevcut tüm imkânları ve
kaynakları kullanarak harekete geçmek.
Örneğin "orman yangınını söndürmek için tüm
yöre halkı seferber oldu" ya da “siparişleri
zamanında teslim edebilmek için tüm fabrika
seferber oldu” şeklindeki ifadelerde olduğu
gibi, seferberlik ifadesi ile vurgulanan
yaşamsal önem, aciliyet ve zamana karşı
yarışma vurgusuna benzer şekilde
“verimlilik hareketi” ifadesi ile de verimliliği
artırmanın stratejik önemi
vurgulanmaktadır. Örneğin Japonya’da II.
Dünya Savaşı’nın ardından Japon
Verimlilik Merkezi’nin (JPC) önderliğinde
başlatılmış olan Japon Verimlilik Hareketi,
sadece ülkenin savaşta uğradığı yenilginin
neden olduğu büyük yıkımın onarılmasını
ve ülke ekonomisinin yeniden ayağa
kaldırılmasını sağlamakla kalmamış,
endüstriyel demokrasi ve modern yönetim
uygulamalarının gelişimine yaptığı katkı ile
de verimlilik alanında büyük bir atılım
gerçekleştiren Japonya’nın kısa sürede
dünyanın ekonomide lider ülkeleri
arasında yer almasını sağlamıştır.
Farklı ekonomik, toplumsal ve çevresel
hedefler, çıkarlar arasında kaynakların ve
çabaların dengelenmesi ile
29
KASIM 2015
MAKALE
ULUSAL VERİMLİLİK HAREKETLERİ VE TÜRKİYE’DE VERİMLİLİK ÇALIŞMALARI
sürdürülebilecek verimlilik hareketi;
ülkede yoksulluğun azaltılması, istihdam
artışının sağlanması, insan haklarının
korunması, toplumsal barış ve
demokrasinin güçlenmesi, çalışma
koşullarının iyileştirilmesi ve
sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleşmesi
amaçlarının hepsine birden hizmet
edecektir. Böyle kapsamlı bir sonuca
ulaşılması ise verimlilik hareketinin bütün
ana paydaşlarının; hükümetin, iş
dünyasının, çalışanların, üniversitelerin,
eğitim kurumlarının, yerel yönetimlerin,
sivil toplum kuruluşlarının kısaca ilgili tüm
tarafların bu hareketin içinde yer alması
ile mümkün olabilecektir. Verimlilik
hareketinin sürdürülebilirliği ise verimlilik
artışından doğacak kazançların
paylaşımına ilişkin adaletli bir bölüşüm
politikasının varlığına bağlıdır.
Ulusal Verimlilik Hareketleri
İşletmelerin verimlilik düzeylerini
artırmaya yönelik çabaların geçmişi uzun
yıllar öncesine dayanmakla birlikte, bu
çabalarının ülke çapında yürütülmesine
yönelik örgütlenmeler daha yakın bir
geçmişte başlamıştır. Bulundukları
ülkelerin verimlilik hareketlerinde öncü
bir rol üstlenmiş olan ulusal verimlilik
kuruluşlarının ilki I. Dünya Savaşı’nı
izleyen yıllarda Almanya’da kurulan Alman
Ekonomisini Rasyonelleştirme Kurumu
(RKW) olup bugün de aynı adla
çalışmalarını sürdürmektedir. Ulusal
verimlilik kuruluşlarının yaygınlaşması ve
ülkelerindeki kalkınma ve verimlilik
hareketlerine öncülük yapması ise
II. Dünya Savaşı’nın yarattığı büyük
ekonomik yıkımın giderilmesi ve
toplumların yeniden canlandırılması
çalışmalarının hızlandığı 1950’li yıllarda
başlamıştır.
30
Verimliliği artırma çabalarının ulusal
düzeyde koordine edilip özendirilmesini
amaçlayan kuruluşlar, “Productivity Center”
ya da başka adlar altında ve benzer
amaçlarla, ABD’den sonra Avrupa’da
kurulmaya başlamış ve ardından 1950’lerin
ortalarından itibaren Japonya ve
Hindistan’ı da etkileyen bu dalga,
1960’larda öteki uzak Asya ülkelerine
doğru yayılmış Japonya, Hindistan,
Malezya, Singapur ve Kore gibi ülkelerde
verimlilik merkezleri kurulmuştur. ILO
kaynaklarına göre, 1990’lara gelindiğinde,
dünyanın değişik bölgelerinde kuruluş
yapıları, tüzel kişilikleri ve hukuki statüleri
farklı olan verimlilik ve yönetim geliştirme
organizasyonlarının sayısı 150’ye
ulaşmıştır. Günümüzde, temiz üretim,
eko-verimlilik, çalışma koşullarının
iyileştirilmesi, insan kaynaklarının
geliştirilmesi, kalite yönetimi, teknolojik
yenilik gibi verimlilikle doğrudan ilgili
alanlarda çalışmalar yapan kuruluşların da
devreye girmesi ile birlikte, verimlilik
artışına hizmet eden kurumsal
yapılanmaların sayısı hızla artmaktadır.
Bu kuruluşların bir kısmı doğrudan
bakanlıklar bünyesinde örgütlenirken,
bazıları da çok taraflı (hükümet, işçi,
işveren, üniversite vb.) yapılanmalar içinde
özerk ve yarı özerk kuruluşlar olarak
hizmetlerini sürdürmektedir.
Verimliliğin Artırılmasında Devletin Rolü
Bir ulusun rekabet gücü ve etkililiği, tüm
kurumlarının ve işletmelerinin
verimliliklerinin basit bir toplamından
ibaret değildir. Bu anlamda, verimlilik,
“üretimin rasyonelleştirilmesi” de olmayıp,
büyük ölçüde devletin (hükümetlerin)
kontrolünde olan politik ve ekonomik
güçlerle birlikte sosyokültürel yapı ve
özelliklere dayanan, ekonomik ve
toplumsal boyutları da olan bir sonuç, bir
toplam performans göstergesi ve rekabet
gücünün ta kendisidir. Bu çerçevede ele
alındığında, bir ülkenin toplam verimlilik
ve rekabet yeteneğinin dört farklı
düzeydeki bileşenin karşılıklı etkileşiminin
bir sonucu olarak ortaya çıktığı ve bu dört
bileşenin aynı zamanda ulusal verimlilik
hareketinin dayanağını ve temel güç
kaynağını oluşturduğu görülmektedir.
Bunlar, “Toplumsal Değerler”,
“Makroekonomik ve Sosyal Politikalar”,
“Uygulayıcı, Destekleyici ve Kolaylaştırıcı
Kurumlar” ve “Üretim Organizasyonları”
olarak dört grupta adlandırılabilir ve
Şekil 1’de görüldüğü gibi konumlanır.
Ulusal verimlilik hareketleri ister uzun
dönemli, ister orta ve kısa dönemli
hedeflere göre planlansın, ulaşılmak
istenen hedeflere bağlı olarak, hem bu
bileşenlerin araçları kullanılarak yapılacak
müdahaleler ve hem de doğrudan bu
bileşenlerin kendilerine yapılacak
müdahaleler hareketin temel faaliyet
adımlarını oluşturur. Bir başka ifadeyle
ulusal verimlilik hareketi, başlangıçta
durumsallık yaklaşımı ile ülkenin
sosyoekonomik-kültürel sistemini ve bu
sistemin mevcut yapı ve özelliklerini veri
olarak alırken, bunlar arasından hareketin
hedeflerine ulaşmasını destekleyici
olanlardan hızlandırıcı olarak
yararlanabilecektir. Sistemde mevcut
olmayan özelliklerin ve kapasitelerin
sisteme kazandırılması ya da sistemde
mevcut olmakla birlikte yetersiz ve
yavaşlatıcı etkisi olan özelliklerin
iyileştirilmesi de ulusal verimlilik
hareketinin hem işlevleri hem de hedefleri
arasında yer alır.
Toplumun tüm kesimlerinde ve
sektörlerinde yaygın olarak verimlilik
artışlarının teşvik edilmesi, desteklenmesi
KASIM 2015
Toplumsal
Değerler
Makro Ekonomik ve
Sosyal Politikalar
Uygulayıcı, Destekleyici ve Kolaylaştırıcı
Kurumlar
Üretim Organizasyonları
Şekil 1. Ulusal Verimlilik Hareketinin Dört Temel Bileşeni
ve gerekli ortam koşullarının
oluşturulması işi nitelik ve kapsam olarak,
sahip olduğu politik, idari ve ekonomik
güçle ancak hükümetler aracılığıyla
devletin üstesinden gelebileceği bir görev
olarak değerlendirilebilir. Gerçekten de
sağladıkları ekonomik başarılar ile dünya
ekonomisinde söz sahibi olan ABD,
Japonya, Almanya, Güney Kore, Kanada vb.
ülkelerdeki verimlilik çalışmalarının
geçmişi, başlangıçta gerekli kurumsal
yapıların ve kurumsal iş birliği
programlarının oluşturulmasında ve
halkın verimlilik bilgi ve bilincinin
artırılmasında hükümetlerin öncü bir rol
üstlendikleri görülmektedir.
Şekil 1’de gösterilen dört bileşenin her
birinin ulusal düzeyde verimlilik
hareketinin başlatılması ya da mevcut
girişimlerin güçlendirilmesi ve
geliştirilmesi üzerinde tesirleri olup
bunlar aynı zamanda, hükümetlerin
doğrudan ve dolaylı olarak kullanacakları
araçları da bünyelerinde bulundurur.
Bunlardan birincisi olan toplumsal değerler,
ülkenin toplam verimlilik performansını
belirleyecek olan düşünce normlarından,
sosyokültürel tesirlerden, tutum ve
davranışlardan oluşur. Toplumun ortak
çıkarları ve gelişme hedefleri yönünde
bireylerin ve kurumların uyum kapasitesini
doğrudan etkileyen bu değerler, yüzyıllar
süren yaşam süreçlerinin, insanlar arası
ilişkilerin, gelenek ve göreneklerin toplam
sonucu olarak oluşur ve bünyesinde
toplumsal bütünlüğü ve kaynaşmayı
sağlayan inançları ve davranış normlarını
barındırır. Çağımızın vazgeçilmez hedefleri
arasındaki bulunan daha yüksek verimlilik
için çalışma hayatını da kapsayarak
toplumsal hayatımızın bütün alanlarına
uzanacak biçimde, mümkün olan en geniş
katılımın sağlanması gerekmektedir. Hem
başlı başına bir amaç hem de başka türlü
sağlanamayacak atılımların aracı olarak
katılımı öngören, ona dayanarak gelişip
yaygınlaşan bir verimlilik kültürünün
yaratılması, bir tercih sorunu olmanın
ötesinde, neredeyse bir zorunluluk
durumuna gelmiştir.
İkinci bileşen olan makroekonomik ve sosyal
politikalar hükümetler tarafından
hazırlanan ve uygulamaya konulan araçlar
olarak, ekonomik aktörlerin ve
işletmelerin verimlilik uygulamalarının
içinde olmalarını teşvik ve talep eder,
bunun için elverişli ve kolaylaştırıcı ortamı
oluşturur. Üçüncü olarak uygulayıcı,
destekleyici ve kolaylaştırıcı kurumlar ise
makroekonomik ve sosyal politikaların
uygulanmasını sağlayıcı mikro ve diğer
makro politika ve stratejiler, programları
geliştirirler ve bu bağlamda işletme,
sektör, il, bölge, ülke ekonomi düzeyinde
verimlilik ve rekabet yeteneğini etkileyen
faktörleri belirleyip güçlenmelerini
sağlayıcı çalışmalar yaparlar. Ulusal
düzeyde verimlilik kuruluşları bunlar
arasında yer almaktadır. Verimlilik
kuruluşları ülkede verimlilik bilinci ve
eğitim kampanyaları gibi programlara
öncülük eder, verimlilik danışmanlığı
hizmetlerinin yaygınlaşması yoluyla
işletmelerin kurumsal kapasitelerini
geliştirmelerine yardımcı olur, bilimsel
araştırma ve incelemeler, verimlilik ölçme
ve değerlendirme ve yayın çalışmalarıyla
toplumu gelişmeler hakkında bilgilendirir,
makro düzeyde verimlilik politikası ve
stratejilerini belirleyip uygulamaları
izleyici çalışmalar yapar.
Dördüncü bileşen olan üretim
organizasyonları ise etkili yönetim
uygulamaları, teknolojik altyapı geliştirme,
kaynakların etkin kullanımı, üretim
süreçlerinde ve ürün kalitesinde
iyileştirmeler yapılması, çalışanların bilgi
ve becerilerinin, motivasyon ve katılımcılık
düzeylerinin artırılması gibi verimliliği
artırıcı teknik ve yaklaşımları kullanarak
kurumsal performanslarını, verimlilik ve
rekabet güçlerini sürekli gözden geçirmek
ve geliştirmek durumunda olan, kamu ve
31
KASIM 2015
MAKALE
ULUSAL VERİMLİLİK HAREKETLERİ VE TÜRKİYE’DE VERİMLİLİK ÇALIŞMALARI
özel kesimde bulunan işletmeler ve
kuruluşlardır.
Türkiye’de Ulusal Düzeyde
Verimlilik Çalışmaları
Türkiye’de ülke kaynaklarının etkin
kullanımı ile etkili sonuçlara ulaşılmasının
öneminden ilk kez 17 Şubat 1923’de İzmir
İktisat Kongresi’nde söz edilmiştir. İzleyen
yıllarda ise birbiri ardına işletmeye alınan
Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT)
kuruluş gerekçelerinde ülke kaynaklarının
“etkin” kullanımının önemine ve
üretkenliğin artırılması hedefine vurgu
yapıldığı görülmektedir. Örneğin
Sümerbank’ın kuruluşuna ilişkin, 3.6.1933
tarih ve 2262 sayılı Kanun’un gerekçesinde
yer alan, “Milli ihtiyaç ve menfaatlerimizin
mübrem kıldığı sanayi şubelerinin bir an önce
tahakkuk ettirilmesi ve iktisadi istihsalat ve
emniyetimizle memleketimizin umumi
muvazenesini koruyacak olan bu sanayileşme
hareketine hız verilmesi için bütün milli kuvvet
ve memba unsurlarından en çok istifade etmek
lazım geldiği...” ifadesi ile de doğrudan
verimliliğin artırılmasının gereğine işaret
edilmektedir.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından
uluslararası ekonomik iş birliğine yönelik
çeşitli girişimlerin ve mali destek
programlarının ortaya çıkması verimliliği
sık sık kullanılan bir kavram haline
getirmiş, tahsis edilen kaynakların verimli
bir biçimde kullanımının sağlanması
birçok uluslararası yardım ve mali destek
programının koşul ve hedefleri arasında
yer almıştır. Örneğin 1948 yılında ABD’nin,
Avrupa ülkelerine yönelik olarak başlattığı
ekonomik yardım programı kapsamında
imzalanan Ekonomik İşbirliği
Anlaşması’nda öne sürülen koşullar
arasında bu yardımların verimli bir şekilde
kullanımı da bulunmaktaydı. Türkiye de
32
söz konusu Anlaşmanın kapsamında yer
almış olup bu Anlaşma, 1965 yılında
Türkiye’de yasayla kurulan ilk resmi
verimlilik kuruluşu olan Milli Prodüktivite
Merkezi’nin (MPM) 1965 yılında kurulması
ile sonuçlanan sürecin başlangıcını
oluşturmuştur. Bu süreçte, Türkiye’de bir
“Prodüktivite Programı”nın başlatılarak
MPM’nin kuruluş hazırlıklarını sürdürmek
amacıyla 25.6.1954 tarihinde,
Bakanlıklararası Prodüktivite Komitesi”
kurulmuştur. İktisat ve Ticaret, Sanayi,
Çalışma, Maarif ve Maliye Bakanlıkları,
Uluslararası Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve
KİT temsilcilerinden oluşan bu Komite,
KİT’lere yönelik “İş İdarecisi ve İşçi
Yetiştirme”, “Sendikacılık ve Toplu Sözleşme”,
“Ücret ve İş “Değerlendirme” gibi konulardaki
eğitim projelerinin yanı sıra,
“Reorganizasyon” ve “İş Değerlendirme
Metoduna Dayalı Ücret Sistemlerinin
Kurulması” gibi konularda danışmanlık
hizmetleri de vermeye başlamıştır. Komite
o yıllarda verimlilik alanında Türkçe
kaynak yetersizliğini gidermek amacıyla
yayın çalışmaları da yürütmüş ve
verimlilikle ilgili konularda 50 adet kitap
yayımlamıştır. Komite’nin çalışmalarını
MPM’nin kuruluşuna kadar sürdürmüş
olup bu tarihten sonra bu kuruluşa
katılarak hukuki varlığı sona ermiştir.
MPM’nin kuruluş süreci, Sanayi Bakanlığı
tarafından hazırlanan Kuruluş Kanunu
Tasarısının 1 Ekim 1962 tarihinde TBMM’ye
sunulması ile hızlanmış ve 580 sayılı
Kanunu’nun 17 Nisan 1965 tarihinde
Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla son
bulmuştur. MPM, kamu kurumu niteliğinde
tüzel kişiliği haiz, bütün işlemlerinde özel
hukuk hükümlerine tabi bir yapıda
kurulmuş olup Kanunda tanımlanan
görevleri; “Ülke ekonomisinin verimlilik
ilkelerine uygun olarak gelişmesini sağlamak
amacıyla eğitim, araştırma, danışmanlık ve
yayın çalışmaları yapmak, verimlilik
değişimlerini izlemek, yayımlamak ve
toplumda verimlilik bilincinin gelişmesini ve
yaygınlaşmasını sağlamak” olarak
özetlenebilir. MPM’nin faaliyetlerini
sürdürdüğü 1965-2011 yılları arasındaki
46 yıllık dönem, izlenen politikalar, yapılan
çalışmalar, ağırlıklı olarak verilen
hizmetlerin türü ve hedef kitlesi gibi
kriterler yönünden incelendiğinde,
aşağıdaki dört dönemde gruplandırılabilir:
1. Dönem (1965-1980)- Kuruluş ve
Türkiye’nin Verimlilik Kavramı İle
Tanıştırılması
2. Dönem (1980-1990): Fonksiyonel
Yapılanma ve Verimlilik Artırıcı
Hizmetlerde Uzmanlaşma
3. Dönem (1990 -2000): Verimlilik Artırıcı
Hizmetlerin Çeşitlenmesi ve Yaygınlaşması
4. Dönem (2000 – 2011): Verimlilik
Hizmetlerinin Anadolu’da
Yaygınlaştırılması
Bu dönemlerde yapılan çalışmalar ve
verilen hizmetler topluca
değerlendirildiğinde; verimlilik
araştırmaları, verimlilik eğitimi ve
danışmanlığı hizmetleri, verimlilik ölçme
ve izleme çalışmaları, yayın, tanıtım ve
halkla ilişkiler etkinlikleri, uluslararası
ilişkiler ve faaliyetler ile iller düzeyinde
verimliliği artırma çalışmaları olarak
adlandırılan temel faaliyet gruplarında
toplandığı görülecektir.
MPM, kuruluş yıllarında tarım, sanayi ve
ekonomi alanında verimlilik sorunlarının
incelendiği araştırma ve incelemeler ile
başlayan çalışmalarını zaman içinde ölçek,
kesim ve sektör farkı gözetmeksizin
ekonominin tüm alanlarında
yaygınlaştırdığı eğitim, araştırma,
KASIM 2015
danışmanlık, verimlilik ölçme-izleme ve
yayın çalışmaları ile sürdürmüş, özellikle
verimlilik danışmanlığı ve verimlilik
eğitimi hizmetleri alanındaki uygulamaları
ve yaklaşımları ile Türkiye’de yönetim
danışmanlığı-eğitimi sektörünün
gelişimine de önemli katkılar yapmıştır.
1990’lı yıllardan itibaren halkla ilişkiler ve
tanıtım araçlarının da yoğun bir biçimde
kullanılmaya başlanmasıyla verimlilik bilgi
ve bilincinin ilkokullardan üniversitelere,
KOBİ’lerden kamu kuruluşlarına,
işçilerden yöneticilere ve sivil toplum
kuruluşlarının mensuplarına kadar geniş
bir alanda yaygınlaştırılmasına yönelik
çalışmalar yapılmıştır. Bu kapsamda öne
çıkan etkinlikler arasında; “Yılın Verimli İşçi,
İşveren ve İşadamı Ödülleri”, “Verimlilik
Haftası Etkinlikleri”, “Çocuk Gözüyle Verimlilik
Konulu Resim-Kompozisyon Yarışmaları” gibi
etkinlikler bulunmaktadır. Ayrıca
1998-2010 döneminde MPM’nin ağırlıklı
çalışmalarından biri olan “İller Düzeyinde
Verimliliği Artırma Projeleri (VAP)” ile de
hazırlanan özel bir proje yaklaşımı
kapsamında 50 ilimizde uygulanan
çalışmalarla ücretsiz danışmanlık ve
eğitim hizmetleri çok sayıda KOBİ’ye ve
kamu kuruluşlarına götürülmüş, illerin
verimlilik sorunlarını inceleyen araştırma
çalışmaları yapılmış, tanıtım ve halkla
ilişkiler etkinlikleri ile de illerde geniş
kitlelere yönelik bilinçlendirme
programları uygulanmıştır. 1
1985 yılına kadar hükümetlerde herhangi
bir Bakanlık ile ilişkilendirilmemiş olan
MPM, 1999 yılında T.C. Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı’nın İlgili Kuruluşu olmuştur.
MPM, kurulduğu 1965 yılından itibaren
2011 yılına dek 46 yıllık süre içinde mevcut
yasal, idari ve mali olanakları çerçevesinde
ülkemizde verimlilik alanında önemli
çalışmalar yapmıştır. Ancak 2000’li yılların,
değişen ve farklılaşan dünya ve ülke
gündemi Türkiye’deki verimlilik
çalışmalarını daha ileri noktalara
taşıyabilme bakımından MPM’nin önüne
bazı ciddi kısıtları da beraberinde
getirmiştir. Bunların en önemlileri
arasında; “Bir türlü yenilenememesi nedeniyle
mevcut Kuruluş Kanununun ihtiyaçlara cevap
verememesi”, “bilhassa özelleştirmelerden
dolayı finansal kaynaklarının çeşitliliğini
kaybetmesi ve merkezi bütçeye olan
bağımlılığın artması”; “yasal statüsü nedeniyle
devletin orta ve uzun dönemli stratejik karar
alma mekanizmalarında yer alamaması”, “özel
sektörde ve kamu örgütlenmesi içinde hizmet
sunduğu alanlarda faaliyet gösteren
kuruluşların sayısının son dönemde artması”
gibi sorunlar gelmekteydi.
Yukarıda örnekleri verilen sorunların ve
kısıtların aşılmasına yönelik çaba ve
beklentilerin devam ettiği bir ortamda,
17 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazete’de
yayımlanan 649 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname (KHK) ile 3.6.2011 tarihli ve 635
sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Görevler başlıklı
2. Maddesi’nde bir değişiklik yapılmış ve
“Ekonominin verimlilik esaslarına uygun olarak
gelişmesi amacıyla verimlilik politika ve
stratejileri hazırlamak, sanayi işletmelerinin
verimliliğini artırmak, geliştirmek ve temiz
üretim projelerini desteklemek” Bilim, Sanayi
ve Teknoloji Bakanlığı’nın görevlerine
eklenmiştir. 17 Ağustos 2011 tarihli Resmi
Gazete’de yayımlanan 649 sayılı KHK’nın
ilgili diğer maddelerinde de Bilim, Sanayi
ve Teknoloji Bakanlığı’nın hizmet
birimlerinden biri olarak Verimlilik Genel
Müdürlüğü (VGM) ve görevleri
tanımlanırken, MPM’nin Verimlilik Genel
Müdürlüğü olarak Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı’na devrine ilişkin
hükümler de açıklanmıştır.
T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
Verimlilik Genel Müdürlüğü’nün görevleri
ilgili KHK’de tanımlanmış olup bu
görevleri aşağıdaki gibi dört ana başlıkta
özetlenebilir:
1. Verimlilik araştırmaları yapmak,
verimlilik politika ve stratejilerini
hazırlamak, uygulanmasını izlemek ve
sonuçlarını değerlendirmek.
2. Verimliliği artırma ve geliştirme yolunda
işletmelere destekleyici teknik yardımlar
sağlamak, danışmanlık ve eğitim
hizmetleri vermek ve verimlilik bilincinin
yaygınlaşmasını sağlamak.
3. İzleme, ölçme ve değerlendirme
çalışmaları yapmak.
4. Verimlilik artırma program ve
projelerini, teşvik ve koordine etmek.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın
yapılanmasında Verimlilik Genel
Müdürlüğü’nün yer alması, geçmişte var
olan mevzuat ve mali yetersizlikleri
ortadan kaldırmış ve Türkiye’deki
verimlilik çalışmalarının farklı bir düzleme
taşıması imkânını yaratmıştır. Bunun ilk
örneği verimlilik konusunun politika
oluşturma ve stratejik karar alma
mekanizmalarına taşınmasında olmuştur.
Bu kapsamda yapılan çalışmaların başında
ise Türkiye’de ilk kez hazırlanan Verimlilik
Strateji Belgesi ve Eylem Planı
(VSEP)-2015-2018 gelmekte olup
sanayinin verimlilik temelli yapısal
dönüşümünü hızlandırmak, ekonominin
büyüme performansının sürdürülebilir
kılınmasını ve yüksek katma değerli,
yüksek teknolojili üretime dayalı sanayi
1
MPM’nin 1965-2011 yılları arasındaki çalışmalarına ilişkin bilgi kaynaklarına ve bu dönemde yayımlanan süreli ve süresiz yayınlara Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürlüğü kütüphanesinden ulaşılabilir.
33
KASIM 2015
MAKALE
ULUSAL VERİMLİLİK HAREKETLERİ VE TÜRKİYE’DE VERİMLİLİK ÇALIŞMALARI
yapısına dönüştürmeyi amaçlamaktadır.
VGM tarafından yürütülmekte olan diğer
çalışmalardan ve yürütülen projelerden
bazı örnekler aşağıda verilmiştir:
• Türk sanayisinin sürdürülebilir
büyümesine ve uluslararası rekabet
gücünün artırılmasına katkı sağlayacak
temiz üretim/eko-verimlilik
uygulamalarının yaygınlaştırılması amacı
34
doğrultusunda Ulusal Temiz Üretim/EkoVerimlilik Programının (2014-2017)
oluşturulması.
• Ulusal düzeyde makro ölçekli verimliliğin
izlenmesi ve değerlendirilmesi çalışmaları
kapsamında; Yıllık ve Üç Aylık Verimlilik
İstatistikleri, Bölgesel Verimlilik İstatistikleri,
Temiz Üretim/Eko-Verimlilik ile İlgili Makro
Düzeyli Göstergeler, İmalat Sanayi
Sürdürülebilir Üretim Göstergeleri’nin
hazırlanması ve yayımlanması.
• Verimlilik artırma çalışmalarının yerel
işbirlikleri ve yerel kaynakların harekete
geçirilerek ülke sathında
yaygınlaştırılması amacıyla Bilim, Sanayi
ve Teknoloji Bakanlığı İl Müdürlüklerinin
kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesine
yönelik eğitim, oryantasyon ve çalıştay
uygulamaları.
KASIM 2015
• Yayın çalışmaları kapsamında aylık
Anahtar ve üç aylık Verimlilik Dergileri ile
çeşitli araştırma ve inceleme
çalışmalarının kitap olarak basımı ve
dağıtımı yapılmaktadır.
• Verimlilik ve temiz üretim alanında
yürütülen projelerden örnekler:
▪ OSB Politika ve Uygulamaları Etki
Analizi, TR61 Bölgesi Analizi
▪ KOBİ’lerin Verimliliğinin Artırılması
Projesi
▪ Sanayide Kaynak Verimliliği
Potansiyelinin Belirlenmesi Projesi
▪ KOBİ’lere Yönelik Verimlilik Eğitimleri
için Model Fabrika Kurulması
▪ Bölgesel ve Sektörel Verimlilik
Gelişim Haritası
▪ Sanayide Verimsiz Elektrik
Motorlarının Dönüşümü
• Verimlilik bilincinin yaygınlaştırması
kapsamındaki çalışmaların başında her yıl
Nisan ayında düzenlenen Verimlilik Haftası
etkinlikleri gelmektedir. Toplumun farklı
kesimlerinden geniş katılımlı etkinliklerin
düzenlendiği bu hafta kapsamında
verimliliği teşvik ve bilgilendirme
programları tüm ülke düzeyinde
uygulanmaktadır.
Sonuç
Etkili bir verimlilik hareketi, büyük ölçüde,
verimlilik kavramının tüm toplum ve
toplumu oluşturan kurumsal yapılar
tarafından benimsenmesine bağlıdır.
Hükümetler, verimlilik politikası ve
stratejileri geliştirip bunların
uygulanmasını sağlayarak, tüm ekonomi
ve sektörler bazında bir verimlilik ölçme,
izleme ve değerlendirme sistemi kurup
işlerliğini sağlayarak ve verimlilik hareketi
için destek mekanizmaları, hizmetleri ve
altyapı hazırlayarak destekleyici bir ortam
geliştirmek yoluyla verimlilik hareketine
büyük katkıda bulunabilir. Türkiye bu
anlamda çok önemli bir bilgi ve deneyim
birikimine sahip olup mevcut kurumsal
yapılanmalar böyle bir hareketi resmen
başlatıp ileriye götürebilecek güçtedir.
Kaynakça
• OHNO I., “Singapore’s Experience with
Productivity Development:Internalization,
Scaling-up, and International
Cooperation”. GRIPS Development Forum
October 2010.
http://www.grips.ac.jp/forum/afgrowth/su
pport_ethiopia/document/2010.10_ET_TZ/
PPT_IO.pdf (Erişim:19.10.2015).
• Productivity Solutions Directory For
SMEs 2014/2015, “A Roadmap To
Productivity”. Singapore Productivity
Association.
• TANIGUCHI T., “The Productivity
Movement in Japan”. Asian Productivity
Organization.
• http://www.apo-tokyo.org/productivity
/092_prod. htm (Erişim:15.10.2015).
• Japan Productivity Center Web
Sayfası.http://www.jpc-net.jp/eng/
(Erişim:8.10.2015).
• Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2014
Faaliyet Raporu.
http://www.sanayi.gov.tr/Files/Documents
/bstb-2014-yili-faaliyet-r232015112546.pdf (Erişim:22.10.2015).
• Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
Verimlilik Genel Müdürlüğü Web Sayfası.
http://vgm.sanayi.gov.tr/
(Erişim:22.10.2015).
• PROKOPENKO J., Verimlilik Yönetimi:
Uygulamalı El kitabı (ILO Yayınları) –
Çeviri. MPM Yayın No:476 (7. Basım),
Ankara, 2011.
• PROKOPENKO J., Verimliliği teşvik
Kuruluşları: Evrim ve Deneyim (ILO
Yayınları) – Çeviri. MPM Yayın No:675,
Ankara. 2004.
• 25. Yıl Milli Prodüktivite Merkezi. MPM
Yayın No:434, Ankara, 1990.
• ODABAŞI, M., Verimlilik Diye, Diye. MPM
Yayın No:596, Ankara, 1997.
35
KASIM 2015
DEĞERLENDİRME
“Şimdi Yeni Şeyler Söylemek Lazım”
Hz. Mevlana
Prof. Dr. İbrahim KILIÇASLAN
Sanayi Genel Müdürü
Ülkemiz sanayisinin uluslararası düzeyde
rekabet edebilmesi ve sürdürülebilir bir
üretim yapısının oluşturulabilmesi, ihraç
ettiğimiz ürünlerin içindeki ithal girdi
oranının düşürülmesine bağlıdır. Bugün
için ihracatın ithalatı karşılama oranı
% 65,1’dir.
36
Teknoloji yoğun ürünlerde devam eden
ithal bağımlılığı, yurt içinde üretilen
ürünlerin katma değerini azaltarak ülke
ekonomisinin istenen düzeyde büyümesini
engellemektedir.
2014 yılı itibarıyla Türkiye’nin toplam
ihracatı içindeki imalat sanayinin payının
% 94 olması sanayi adına olumlu bir
gösterge olmasına rağmen ortalama
ihracat kilogram değerinin 1,6 Dolar
civarında olması, Türk sanayisinin
“teknoloji yoğunluğu” ve “katma değeri”
düşük ürünler ürettiğini göstermektedir.
KASIM 2015
Tablo 1. Türk Sanayisi Teknoloji Yoğunluğu Üretimi ve İhracatı
%
TÜRKİYE
Teknoloji
Yoğunluğu
Üretim
AB
İhracat
İhracat
2003
2007
2012
2013
2002
2007
2012
2013
2012
Yüksek
5,7
3,4
3,5
3,4
6,2
4,5
3,7
3,5
20
Ortanın Üstü
21,9
23,2
24,1
24,7
24,3
32,8
31,4
32,3
40,2
Ortanın Altı
25,5
34,8
33,2
32,9
22,8
29,7
31,5
29
20,9
Düşük
47
38,7
39,1
39
46,8
33
33,5
35,3
18,9
Toplam
100
100
100
100
100
100
100
100
100
Kaynak: 2015 Yılı Programı.
Türk sanayisinin üretim kabiliyetini ve
kapasitesini geliştirerek, orta ve yüksek
teknolojili ürün gamına geçişe yönelik
politikalar ve destek mekanizmaları
üretmek Bakanlığımız sorumluluğundadır.
mevzuat haline getirilmiştir. Türkiye’nin bu
mevzuatı uygulamaya koymasının gaz
yakan cihazlar sektörünü teknik sıkıntıya
soktuğunu sektörün STK’sı Dosider
Bakanlığımıza bildirmiştir.
Sanayimizin bilgi ve teknolojiye dayalı yerli
ve yüksek katma değerli üretiminin
geliştirilmesi, imalat sanayinin yapısal
dönüşümü ile olacaktır.
Türkiye kombi sektöründe AB’nin üretim
üssüdür. Dünya kombi üretiminin % 25’i
ülkemizde gerçekleştirilmektedir. Sektörde
9 üretici, 4 ithalatçı firma bulunmakta olup
üretim yapan yerli sermayeli 2 firmanın
haricindeki firmalar global markalardır.
Yüksek teknolojili üretimde stratejik amaç
entelektüel sermayedir. Mükemmeliyet
merkezleri bilimsel bilgi, entelektüel
birikim, derin Ar-Ge ve doğal kümelenme
ile pazara dönük çalışmaları bir araya
getirecektir.
Avrupa Birliği’nde 2009 yılında yayımlanan
2009/125/EC Enerji ile ilgili ürünler
yönetmeliği ülkemizde AB ile yapılan
Gümrük Birliği anlaşması gereğince
uyumlaştırılmış ve 7 Ekim 2010 tarihinde
Resmi Gazete’de Enerji ile İlgili Ürünlerin
Çevreye Duyarlı Tasarımına İlişkin
Yönetmelik adıyla yayımlanarak ulusal
“Dünya kombi üretiminin
% 25'i Türkiye'de
yapılmaktadır”
Türkiye’de kombi konusunda:
• İç pazar büyüklüğü: 1,5 milyar TL,
•İhracat: 350 milyon Euro,
•İstihdam: 20,000 kişi,
•Üretim: 1,800,000 adet/yıldır.
Sektör; dünya kombi üretiminden % 25,
Dünya kombi ihracatından ise % 20 pay
almaktadır.
Ülkemiz ekonomisi açısından sektörün
önemli olması, nitelikli iş gücünün
sektörde bulunması ve sektörün üretim
kabiliyeti dikkate alınarak, sektöre özel
mükemmeliyet merkezi kurulmasının
sektörü uluslararası rekabete hazırlamak
için elzem olduğu değerlendirilmiştir..
Türkiye’de ölçek olmasına rağmen, yüksek
teknolojili ürünler (fan, gaz valfi ve üç yollu
vana motoru, pompa, baca, premix
eşanjör) üretilmemektedir.
37
KASIM 2015
DEĞERLENDİRME
Yürürlüğe girecek AB direktifi ile
“yoğuşma teknolojisine” geçilmesi
durumunda teknoloji yoğunluğu biraz daha
yükselecek, buna bağlı olarak yerli katkı
oranı % 20'ye düşecektir.
Bu çerçevede kurulacak mükemmeliyet
merkeziyle;
• Türkiye’de teknoloji gelişimine fırsat
vermek,
• Türkiye’deki firmaları araştırma
geliştirme projeleri ile desteklemek,
• Gerekli tüm testlerin, kurulacak bir
merkez bünyesinde gerçekleştirilmesini
sağlamak,
• Yeni teknolojiler geliştirilmesini ve
yüksek katma değerli parçaların
ülkemizde üretilmesini sağlamak,
• Türkiye’de üretimi olmayan aksamlar ve
parçalar için Ar-Ge yapılması ve bunların
yurt içinde üretilmesini sağlamak,
• Kombi içindeki katma değerli parçaların
yerli üretim kabiliyetinin artırılmasını
sağlamak ve
• Bir araya gelemeyen firmaları bir araya
getirerek “doğal kümelenme” sağlanması
hedeflenmiştir.
Buna bağlı olarak uluslararası anlaşmalar
ve taahhütler de göz önünde tutularak,
ülkemizde yayımlanmış olan Enerji ile İlgili
Ürünlerin Çevreye Duyarlı Tasarımına
İlişkin Yönetmelik mevzuatında AB’ye göre
“Gaz yakan cihaz üretiminde
hedefimiz, dünyanın
Ar-Ge ve inovasyon
merkezi de olmaktır”
2+1 yıllık geçiş süreci verilmesi kararı
alınmış ve erteleme mevzuatı yayınlanmak
üzere Resmi Gazete’ye gönderilmiştir.
Gaz yakan cihazlar mükemmeliyet merkezi
mutabakatı 1 Temmuz 2015 tarihinde
Dosider Başkanı Sayın Ömer Cihad
Vardan'ın başkanlığındaki heyetin Genel
Müdürlüğümüze gerçekleştirdikleri ziyaret
akabinde 3,5 ay süren bir çalışma sonrası
12 Ekim 2015 tarihinde Sayın Bakanımız
Fikri Işık ve Dosider Başkanı Sayın Ömer
Cihat Vardan’ın himayelerinde Sanayi
Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan
ve Dosider Başkan Yardımcısı Dr. Celalettin
Çelik arasında imzalandı.
Konu, Türkiye Makina Sektörü Strateji
Belgesi’nde (2015-2018) “Eylem 1.3 Gaz
Yakan Cihazlara Yönelik Mükemmeliyet
Merkezi kurulacaktır” eylemiyle politika
dokümanımıza işlenip Resmi Gazete’de
yayınlanarak devletin resmi dili haline
gelecektir.
Türkiye, üretimde verimliliğin ve katma
değerin artması ile Ar-Ge faaliyetleri
38
“Türkiye, üretimde verimliliğin
ve katma değerin artması ile
Ar-Ge faaliyetleri arasındaki
ilişkiyi 2000’li yıllarda
fark etti.”
arasındaki ilişkiyi 2000'li yıllarda fark etti.
2002 yılında teknoloji geliştirme bölgesi
uygulamasını, 6 yıl sonra 2008’de ise ArGe merkezi uygulamasını başlattı.
Bugün için 7 yıl sonra ise teknopark ve
Ar-Ge merkezlerine ilave olarak, yeni bir
yaklaşımla üretimde katma değeri
artırmak için sektörel bazda
mükemmeliyet merkezi uygulamalarını
başlattık.
Bu yeni uygulama neticesinde, devletimiz
herhangi bir sektörde firma firma Ar-Ge,
KASIM 2015
“Mükemmeliyet merkezi
modelimiz; derin Ar-Ge, doğal
kümelenme ve entelektüel
birikimin bir araya
gelmesidir.”
Bu girişimle birlikte dünyada kombi
üretiminde % 25 ve ihracatta % 20 olan
pazar payımızın artması imkânı da
doğacaktır.
2008'de
Ar-Ge Merkezleri
2002'de
Teknoloji Geliştirme
Bölgeleri
ekipman ve test cihazı desteği vermek
yerine, sektördeki her bir işletmenin
yararlanacağı mükemmeliyet merkezleri
kurarak, mükerrer desteklerin de önüne
geçecektir.
Oluşturduğumuz mükemmeliyet
merkezlerinin dünya uygulamalarından
farkı, bu merkezlerde derin Ar-Ge
yapılanması ile birlikte, doğal bir
kümelenmenin oluşması ve entelektüel,
sermayenin bir merkezde toplanmasıdır.
Kurulacak olan bu Mükemmeliyet
Merkezinde ilk aşamada fan, gaz valfi ve
üç yollu vana motoru; sonraki aşamada ise
pompa, baca, premix eşanjör gibi tüm
cihaz üreticilerinin ithal ettiği ileri
teknolojili ürünlerin yurt içi üretimi
hedeflenmektedir.
2015'te
Mükemmeliyet Merkezi
Yine kurulacak olan Mükemmeliyet
Merkezi sıvı ve gaz yakıtları kullanan
cihazların enerji verimliliğini, yoğuşma
teknolojisinin geliştirilmesini, verimlilik ve
çevre alanındaki ulusal ve uluslararası
mevzuata uyumu esas alan ithalata
alternatif ürünlerin üretilmesine de katkı
sunacaktır.
Gaz yakan cihazlar konusunda kurulacak
olan mükemmeliyet merkezi, yüksek
teknolojili, patenti, markası, tasarımı ve
lisansı bize ait ürünler konusunda ülke
sanayine önemli katkı verecektir.
Yine kurulacak olan Mükemmeliyet
Merkezi sıvı ve gaz yakıtları kullanan
cihazların enerji verimliliğini, yoğuşma
teknolojisinin geliştirilmesini, verimlilik ve
çevre alanındaki ulusal ve uluslararası
mevzuata uyumu esas alan ithalata
alternatif ürünlerin üretilmesine de katkı
sunacaktır.
Sektördeki hedefimiz, üretimin yanı sıra
dünyanın Ar-Ge ve inovasyon merkezi de
olmaktır.
Üretilmesi hedeflenen ürün
komponentlerin toplam ürün maliyeti
içerisindeki payının % 71 olması, bu
girişimin önemini, değerini net bir şekilde
ortaya koymaktadır.
Sürdürülebilir bir ekonomi ve
Sosyal refah için,
“Sanayide Yapısal Dönüşüm”
başladı.
Kurulacak olan bu mükemmeliyet
merkeziyle birlikte, gaz yakan cihazlar
sektöründe birim fiyatı ve katma değeri
yüksek ürünler üretilebilecek, böylece
sektörün rekabet gücü daha da yükselecek
ve sektörün dünya pazarından aldığı pay
ise daha da artacaktır.
39
KASIM 2015
PROJELER
METAL ÖLÇÜM VE ANALİZİNDE TÜRKİYE’NİN 3. BÜYÜK
LABORATUVARININ ADRESİ SAMSUN
süreci ile alakalı firmaların sadece
yüzde 17’si kentte metal test ve analizi
laboratuvarına sahip. Oysa hemen hemen
tüm işletmeler, işlerinde büyümek ve
sürdürülebilirlik sağlamak için metal
ölçümü yapacak laboratuvara ihtiyaç
duyuyor.
İşte Samsunlu işletmelerin bu talebine
yanıt vermek üzere Samsun Ticaret ve
Sanayi Odası, Samsun Uluslararası
Akredite Metal Metroloji ve Kalibrasyon
Laboratuvarı Projesi’ni geliştirdi.
Türkiye’nin denizyolu, havayolu, karayolu
ve demiryolunun kavşak noktasını
oluşturan Samsun, Karadeniz’in en büyük,
Türkiye’nin 16. büyük şehri. Stratejik
konumu nedeniyle büyük potansiyel
taşıyan kent, beş adet organize sanayi
bölgesini barındırıyor. Türkiye’nin
kuzey-güney ve doğu-batı akslarındaki yük
koridorunun odağında bulunan Samsun,
bu nitelikleriyle ülkemizin aynı zamanda
Orta Doğu, Orta Asya ve Kafkas ülkelerine
açılan kapısı...
Serbest ticaret bölgesinde bulunan ve
ulaşım ağlarının kesiştiği noktada yer alan
kent, endüstriyel ve lojistik altyapı
avantajıyla ülkemizin en önemli ihracat
kapılarından birini oluşturuyor. Temel
metallerin üretim alt segmentinde yer
40
alan soğuk döküm kalıp ve tel örgü, çelik
döküm, bakır, demir ve demir alaşımı
üretimi ile bölgesel rekabet ve refahın
artışında büyük rolü olan şehir, makine ve
teknik cihaz üretimiyle göz dolduruyor.
Türkiye’de üretilen metalin yüzde 15’ine
ihracat kapısı olan Samsun, aslında bu
yapısına tezat şekilde üretilen metal,
makine ve cihazların kalitesinin ve
güvenilirliğinin test edildiği bir
laboratuvardan yoksundu.
Samsun Uluslararası Akredite Metal,
Metroloji ve Kalibrasyon Laboratuvarı
Projesi
KOSGEB’in 2005 yılında yaptırdığı bir
araştırmaya göre, metal üretimi ve imalat
Toplam bütçesi yaklaşık 8 milyon Avro olan
proje, AB’den mali destek gördü. AB ve
Türkiye Cumhuriyeti iş birliği ile finanse
edilen ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığı tarafından yürütülen Rekabetçi
Sektörler Programı bünyesinde hayata
geçen proje, Samsun’da Türkiye’nin
üçüncü büyük metal ve metroloji
laboratuvarını inşa etmeyi amaçlıyor.
Laboratuvar Neyi Ölçecek?
Malzemelerin kimyasal ve mekanik
analizleri, testleri ve gerekli ölçümleri
yapılabilecek, belli konularda
kalibrasyona gidilebilecek ve böylece
malzeme yapısının araştırılacağı bir
merkez olacak.
4 bin 600 metrekare alana yapılacak
laboratuvarda; metal, makine ve elektrik
sektöründe yer alan tüm imalatçı ve
ihracatçı firmaların ihtiyaç duyduğu
analizler, taksimetre ve elektrik sayaçları
kalibrasyonu yapılacak. Samsun, bu Proje
sonunda, Gebze ve Ankara’dan sonra
metal metroloji ve kalibrasyonda
Türkiye’nin üçüncü büyük laboratuvarına
ev sahipliği yapmış olacak.
KASIM 2015
PROJENİN KÜNYESİ
• Proje Adı: Samsun Uluslararası Akredite Metal, Metroloji ve Kalibrasyon
Laboratuvarı Projesi
• Nihai Yararlanıcı: Samsun Ticaret ve Sanayi Odası
• Bütçe: 8.3 milyon Avro
• Amaç: Metal, makine ve elektrik sektöründe yer alan tüm imalatçı ve ihracatçı
firmaların ihtiyaç duyabileceği tüm analizler ile taksimetre ve elektrik
sayaçları kalibrasyonu gibi çok sayıda sektöre yönelik analizlerin
gerçekleştirilebileceği bir laboratuvar oluşturmak.
Projenin nihai yararlanıcısı konumunda
olan Samsun Ticaret ve Sanayi Odası
yetkilileri, kurulacak laboratuvara ilişkin
ayrıntıları paylaştı.
Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
S. Zeki Murzioğlu: Hastanedeki MR Cihazı
Doğru Ölçüm Yapıyor Mu? Test Edeceğiz
Bu laboratuvarda, kalibrasyon da
yapılacak. Kalibrasyon, bir cihazın doğru
ölçüm yapıp yapmadığının test edilmesidir.
Örneğin ateş ölçer cihazı, tansiyon aleti,
terazi, su sayacı, elektrik sayacı, benzin
pompası, taksimetre doğru ölçüm yapıyor
mu? Ya da hastanelerde MR cihazları var.
Bu cihaz, doğru sağlıklı veri veriyor mu?
İşte bunun kalibrasyonunu yapacak
laboratuvar kuracağız. Ama MR gibi
cihazları hastane dışına çıkarmak pek
mümkün olmadığından mobil araçlarımız
olacak, yerinde kontrol yapacak.
Samsun’da kurulacak bu laboratuvarda,
baca gazı ölçümleri, toz, nem, gürültü ve
titreşim ölçümleri yapılabilecek. Çekme,
eğme, basma testleri, ultrasonik
muayeneler, ısı, basınç, elektrik, hız ve
kuvvet kalibrasyonları, radyografik
muayeneler söz konusu olacak.
Bu projenin fikir babası Samsun Ticaret ve
Sanayi Odası’dır. Samsun Metal Metroloji
ve Kalibrasyon Laboratuvarı Projesi
Operasyonel Anlaşması, Odamızın ev
sahipliğinde 1 Şubat 2012’de imzalandı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın
program otoritesi olduğu proje, Rekabetçi
Sektörler Programı çerçevesinde
yürütülüyor. Bu projeyle KOBİ’lerin yaptığı
metal üretiminde kalite ve standardı
yükseltmeyi arzu ediyoruz.
Samsun, imalat sanayiinde önemli bir yere
sahip. Metal sektöründe öndeyiz. Mesela
medikal sektöründe imalat yapan 150’nin
üzerinde firmamız olmasına rağmen,
sadece üç tanesinde metal laboratuvarının
hizmet sahasında olan alet edevat
bulunuyor.
Samsun’da yok. Bunu İstanbul’dan
getiriyor, günlerce bekliyoruz. İşte bu
eksiklikler imalat sektörünün gelişimini
engelliyor. Baca gazı ölçümü yapamadığı
için ceza alıp, işi terk eden sayısız firma
oldu.
Kalibrasyon önemli
Samsun’da döküm sanayinin önemli bir
ağırlığı vardır. Döküm sektöründe metal
üretilirken gaz çıkar. Bu gazın çevreye
zararlı olup olmadığını anlamak için bir
alet kullanılır, bu alet 1-2 gün kayıt alır.
Ama maalesef bu baca gazı ölçüm aleti
Çevre iller de yararlanacak
Laboratuvar, Samsun’da kurulacak. Bunun
için organize sanayi bölgesinden bedelsiz
arazi tahsisi yaptık. Bu laboratuvar sadece
Samsun’a değil, Çorum, Amasya, Tokat ve
Sinop gibi metal sektöründe faaliyet
gösteren KOBİ’lere de hizmet verecek.
Hatta Rusya ve Azerbaycan’daki firmaların
da bu laboratuvardan yararlanacağını
tahmin ediyoruz.
Laboratuvarda 25 mühendis ve tekniker
istihdam edilecek. Ulusal metroloji
laboratuvarı şu anda Gebze’de var. Bu
laboratuvar, Türkiye’nin en büyük
41
KASIM 2015
PROJELER
laboratuvarı. İkinci büyük laboratuvar,
TSE’nin Ankara’daki laboratuvarı.
Samsun’da kuracağımız laboratuvar,
Türkiye’nin üçüncü büyük laboratuvarı
olacak.
Proje takvimi
Buraya alınacak personel için 6-8 aylık
eğitim öngörüyoruz. Projenin 2017’nin
ikinci çeyreğinde sonuçlanması bekleniyor.
Teknik müşavirlik ve inşaat ihalelerinin
değerlendirme süreci tamamlandı. Kasım
ayına kadar inşaatta temel atılacak.
Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Genel
Sekreter Yardımcısı Okan Gümüş:
Laboratuvar, AB ve Dünya Ölçeğinde
Akredite Olacak
Bu proje ile metal ve makine sektörünü
odak alıyoruz. Metal imalatında binlerce
Avro’luk döküm yapıyor, ancak bu
dökümün dayanıklılığını ölçemiyor,
analizini yapamıyorsunuz. Bu ihracatta da
sorun yaratıyor. Kuracağımız laboratuvarın
AB ve dünya ölçeğinde akreditasyonunu da
sağlayarak, ihracat açısından yaşanan
sıkıntılara son vereceğiz.
Bu proje sonuçlanınca Rusya, Gürcistan,
Azerbaycan ve Karadeniz havzasındaki
diğer ülkelerin laboratuvar
hizmetlerimizden yararlanmak için
başvuruda bulunacağını da düşünüyoruz.
24 saat çalışan bir laboratuvar
oluşturacağız. İmalatçı ve ihracatçı
firmaların analiz ihtiyacı karşılanırken, AB
standardında üretim yapıldığı
belgelenecek.
42
Proje sonunda verimlilik artırılacak, üretim
maliyetleri düşürülecek. KOBİ’lerin yeni ve
ileri teknolojilerle üretim yapması
sağlanarak, bir ürünün kalitesinin AB ve
dünya standartlarında olduğu
belgelenecek.
Özetle projemiz, bölge açısından önemli bir
eksikliği dolduracak.
KASIM 2015
ÇANAKKALE İLİNDE SANAYİ ENVANTERİNİN OLUŞTURULMASI,
İL SANAYİSİNİN AR-GE, YENİLİKÇİLİK VE KÜMELENME
POTANSİYELİNİN ARAŞTIRILMASI PROJESİ
Sema GÜZEL/Mühendis - Selahattin SARIOĞLU/Mühendis (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Çanakkale İl Müdürlüğü)
uygulanması da üzerinde ciddiyetle
durulması gereken hususların başında
gelmektedir. Ancak bu şekilde verileri
ortaya koyarak yatırımcılarımızın doğru
teşviki, sağlıklı yatırım kararlarının
alınması ve eldeki kaynakların rasyonel bir
şekilde değerlendirmesini sağlamak
mümkündür.
Sanayicilere faydalı ve yol gösterici
olabilmek, Ar-Ge, Yenilikçilik ve
Kümelenme konularında algı oluşturmak
ve kamu-üniversite-sanayi iş birliğini
güçlendirmek adına Çanakkale Bilim,
Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğümüz ve
sanayiciye destek olabilecek diğer kurum
ve kuruluşlarla birlikte 7 Kasım 2014
tarihinde “Öncelik 3: Bölgenin ihracat,
istihdam ve girişimcilik potansiyelinin
artırılmasına yönelik fizibilite, araştırma
ve planlama çalışmaları, Öncelik 1:
Bölgenin Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesini
geliştirmeye yönelik fizibilite, araştırma ve
planlama çalışmaları” kapsamında
“Çanakkale ilinin sanayi envanterini
oluşturmak, Ar-Ge, yenilikçilik ve
kümelenme potansiyelini araştırarak
ortaya koymak ve sanayinin gelişmesine
katkıda bulunmak” amacıyla hazırlanan
proje Güney Marmara Kalkınma Ajansı
tarafından 31 Aralık 2014 tarihinde
“Fizibilite, Araştırma ve Planlama
Doğrudan Faaliyet Desteği” kapsamında
destek almaya hak kazanmıştır.
Türkiye Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği
(KÜSİ) Stratejisi ve Eylem Planı Finansal
Kaynakları ve Destek Mekanizmalarını
Geliştirmek hedefi doğrultusunda “İllerin
Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitelerine ilişkin
bir harita oluşturarak bu kapsam da
özellikle KÜSİ alanında il bazında
Ülke kalkınmasında bölgesel
araştırmaların en iyi şekilde
değerlendirilmesi ve yorumlanması,
mevcut kaynakların verimli ve gerçekçi
kullanımı ve bunlara dayalı olarak küçük
ve orta ölçekli sanayinin yurt genelinde
yaygınlaştırılması, desteklenmesi ve
geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bunun için de, mevcut sanayi profilinin
ortaya konması, gelişme imkân ve
kabiliyetinin belirlenmesi, geleceğe
yönelik yeni yatırım hedef ve stratejilerin
belirlenmesi, tasarlanması ve
43
KASIM 2015
PROJELER
44
politikalar hazırlanmasına zemin
sağlanacaktır” eylemi doğrultusunda
İl Müdürlüğümüz tarafından GMKA
katkılarıyla oluşturulan “Çanakkale İlinde
Sanayi Envanterinin Oluşturulması,
Çanakkale İli Sanayisinin Ar-Ge,
Yenilikçilik ve Kümelenme Potansiyelinin
Araştırılması” isimli Proje ilimizdeki Ar-Ge
ve yenilikçilik kapasitelerinin farklı olması
ve farklı çözümleri gerektirmesi açısından
KÜSİ kapsamında belirlenecek politikalara
zemin oluşturmasına yönelik önemli
katkılar sağlamaktadır.
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF)
yer almıştır. Proje başlangıç ve kapanış
toplantısı proje ortaklarından ÇTSO ev
sahipliğinde
İl Müdürlüğümüzün koordinesinde
gerçekleştirilmiştir. İzleme, değerlendirme
ve raporlama faaliyetleri, proje
ortaklarından ÇOMÜ İİBF ve Çanakkale
Teknoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş.
katkılarıyla yürütülmüştür. Bu sayede
kamu kurumları arasında iş birliği
sağlanmış, birlikte proje yapabilme
yeteneği geliştirilmiştir.
Proje ekibinde Çanakkale Bilim, Sanayi ve
Teknoloji İl Müdürlüğü, proje ortakları
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
(ÇOMÜ) Teknopark, Çanakkale Ticaret ve
Sanayi Odası (ÇTSO), Biga Ticaret ve
Sanayi Odası (BTSO), Gelibolu Ticaret ve
Sanayi Odası (GTSO), KOSGEB, ÇOMÜ
Üç aylık bir çalışma sonucu Mart ayı
itibarıyla başarıyla tamamlanan proje ile
Çanakkale merkez ve ilçelerinde toplam
289 firma sahibi ile anket yapılmış,
firmaların yapısal, faaliyet, istihdam,
marka ve patent, dış ticaret, belge
sahiplik, kamu-üniversite-sanayi iş birliği,
kümelenme ve Ar-Ge ile ilişki durumlarını
gösteren Sanayi Envanteri
oluşturulmuştur. Elde edilen sayısal
veriler il veri tabanına kayıt edilen verilere
ait çeşitli tematik haritalar hazırlanmıştır.
Bu tematik haritaların, firmaya ait bilgi ve
analizlerin görüntülendiği, ayrıca proje ile
ilgili detaylı bilgi ve raporlara ulaşma
imkânı sunmak üzere hazırlanan kitabın
da yer aldığı, projeye ait
www.canakkalesanayi.com web portalı
yayına girmiştir.
Bölgeye yatırım yapacak yatırımcılara
yatırımın doğru yönde olması, yatırım
hedeflerine ulaşmada sürenin kısalması,
o bölge sanayisine katkı sağlayacak,
bölgenin kalkınmasını hızlandıracak,
böylece girişimcilik kapasitesinin
geliştirilmesine katkı sağlayabilecek
verilerin yer aldığı web portalı hem
KASIM 2015
yatırımcılara hem de araştırmacılara
Çanakkale sanayisi hakkında rehberlik
edecek niteliktedir. Portalda yer alan
bilgilerin güncelliği ve sürekliliği Sanayi
Sicil Belgesi başvuruları ile sağlanmakta
olup proje bitiminden yıllar sonra bile
Müdürlüğümüz ve potansiyel paydaşlarla
bu bilgi paylaşımı sağlanabilecektir.
Projenin başarıyla tamamlanmasıyla elde
edilen veriler Sanayi Envanteri ile Coğrafi
Bilgi Sistemlerini bir araya getirmesi
açısından Çanakkale’de bir ilk niteliği
taşımaktadır. Proje verilerinin Çanakkale
için jeolojik alanda ve Ar-Ge, yenilikçilik,
kümelenme ve sanayi konusunda çalışma
yapacak akademisyen ve araştırmacılara
sağlıklı, tutarlı ve güncel bilgi ve analizler
sunulması bu alanlarda akademik
çalışmalara veri kaynağı teşkil
edeceğinden bilimsel çalışma sayısında
artış olması beklenmektedir. Proje verileri
kaynak gösterilerek Yrd. Doç. Dr. Ümran
Şengül, Doç. Dr. Sibel Tan, Sema Güzel ve
Selahattin Sarıoğlu tarafından hazırlanan
“Çanakkale'de Sektörler İtibarıyla Ar-Ge,
Yenilikçilik ve Kümelenme Potansiyelinin
Araştırılması" başlıklı bildiri, Türkiye
Ekonomi Kurumu'nun Konya Selçuk
Üniversitesi’nde 8-9 Ekim 2015 tarihinde
Proje Künyesi
Proje Adı
Çanakkale İlinde Sanayi Envanterinin Oluşturulması,
Çanakkale İli Sanayisinin Ar-Ge, Yenilikçilik ve Kümelenme
Potansiyelinin Araştırılması
Yürütücü Kurum
Çanakkale Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü
Bütçe
62.227,94 TL
Hedef
Çanakkale İlinin Sanayi Envanterini Oluşturmak, Ar-Ge,
Yenilikçilik ve Kümelenme Potansiyelini araştırarak ortaya
koymak ve sanayinin gelişmesine katkıda bulunmak
18. Ulusal İktisat Sempozyumu’nda
sunulmuştur. Ayrıca portalda bulunan
tematik haritalarda deprem noktalarını
gösteren modül sayesinde deprem riskinin
istatistiksel olarak fazla olduğu bölgelere
çeşitli sanayi sektörlerinin imar
izin/görüşlerinin verilmesi hususunda
kamu kurum ve kuruluşlarına referans
teşkil etmesi Çanakkale’de etkin iş birliği
ağlarının oluşturulmasına katkı
sağlamaktadır.
45
KASIM 2015
PROJELER
ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE MEDYA PROJESİ
İnsanoğlu gün geçtikçe ve enerji
kaynakları yok olmaya yüz tuttukça
alternatif enerji kaynaklarına yönelmeye
ve bu konudaki bilimsel çalışmalara hız
vermeye başladı. Yenilenebilir enerji
kaynaklarına yönelik pek çok araştırmanın
yapıldığı günümüzde, enerji verimliliği
sağlanmasıyla ilgili söylemleri medya
metinleri üzerinden inceleyen bir
araştırma da çalışma alanı kapsamında
katkı sunmayı hedefliyor. TÜBİTAK 3001
destek programı kapsamında yürütülen
“Medya ve Enerji: Medyada Enerji
Verimliliği İçeren Metinlerin Analizi”
(114K092) başlıklı projenin ilk bulguları bu
konuda medyanın tutumunu özetler
nitelikte. Prof. Dr. Sema Becerikli’nin
yürüttüğü ve Prof. Dr. Abdülrezzak Altun
ve Yrd. Doç. Dr. Şule Yüksel Özmen’in
araştırmacı olarak yer aldıkları projede;
basında çıkan haberler, TV ve dergi
reklamları ve enerji konusundaki internet
haber sitelerinin içerikleri ve söylemleri
incelendi. İçerik analizi, eleştirel söylem
analizi ve göstergebilim gibi nicel ve nitel
araştırma tekniklerinin bir arada
kullanıldığı bu kapsamlı araştırmanın
sonuçları şöyle özetlenebilir:
• Medyada enerji konulu haberlerin en
fazla tanıtım ve reklam amaçlı olduğu
görülmektedir. Enerji konusunda önlem
almaya teşvik edici haberler bunun
arkasından gelmektedir. Yazılı basında bu
konudaki haberlerin yönelimi halkla
ilişkiler kaynaklarına yoğun bir biçimde
bağımlı durumdadır. Haber içeriklerinde
sıkça enerji içerikli haberlerin bir ürünün
ya da şirketin tanıtımını içerdiği
saptanmıştır. Ancak haberlerin tamamına
yakınında enerji tasarrufu veya
46
KASIM 2015
verimliliğini sağlayan tüm konu, faaliyet,
ürün ve hizmetlere yönelik olumlu bir
tutum hakimdir. Medya bu konuyu
önemsemekte ve olumlu değerler
çerçevesinde konuya yaklaşmaktadır.
Ayrıca enerji konusundaki politik kararlar
ve uygulamalar da sıkça medyada yer
almaktadır. Haberlerin manşetten
verilmesi, görsellerle (fotoğraf)
desteklenmesi de bunun kanıtlarından biri
sayılabilir.
• Özellikle kış ve sonbahar aylarında enerji
tasarrufuyla ilgili haberlerde bir yoğunluk
tespit edilmiştir. Ülkemizin ısınma
ihtiyacıyla doğru orantılı olarak bu
haberlerin ve enerji tasarrufuyla ilgili
alınacak önlemlerin medyada sıkça yer
aldığı söylenebilir.
• Haberde yer alan aktörler haberlerin
yapısına uygun olarak politikacılar ve iş
adamlarıdır. Haberlerin çok azında STK
temsilcileri ve bilim insanlarının
açıklamalarına ve görüşlerine yer
verilmektedir. Toplumsal olarak bu denli
sahip çıkılan ve sosyal sorumluluk alanları
içinde önemli bir yer tutan enerji
konusundaki bu tablo oldukça şaşırtıcıdır.
Çünkü enerji konusunda faaliyet gösteren
pek çok sivil toplum kuruluşu bulunmakta
ve enerji verimliliği konusunda faaliyet
gösteren üniversitelerimiz hatta tematik
liselerimiz bulunmaktadır. Ancak mesele
haber aktörü olmaya geldiğinde bu
kesimin yok sayıldığını ve haberlerde
görüşlerinin alınmadığını ve adlarının
geçmediğini görmekteyiz. Bu nedenle
haberlerde konuyla ilgili uzman
görüşünün (STK temsilcisi, bilim insanı,
araştırmacı vs.) çeşitlenmesine ihtiyaç
duyulduğu gözlemlenmektedir.
• Enerji verimliliği/tasarrufu içeren
televizyon reklamlarında ise, rasyonel bir
dille tüketicilere ürünlerin enerji tasarrufu
sağlayan yönlerinin kazanımları
aktarılmaktadır. Bu konudaki reklamların
ağırlıklı olarak kadın tüketicilere
seslendiği ve kadın karakterlerin televizyon
reklamlarında daha sık yer aldığı
görülmektedir. Bu reklamlarda enerji
tasarrufu sağlamakla ilgili olarak yalnızca
kadınların işaretlendiği görülmektedir.
Çocuklar ve erkekler bu konudaki
söylemlerin dışında bırakılmıştır. Oysa bu
konudaki tasarruf uygulamalarının tüm
aile fertlerine eşit bir biçimde dağılımını
esas alan ve medya söylemini de bu
şekilde genişleterek daha çok tasarruf
sağlamaya dönük bir dilin geliştirilmesi
gereklidir.
• Dergi reklamlarının gövdesini oluşturan
metinlerin tamamında mükafatlandırıcı ve
anlatıcı bir söylem hâkimdir. Reklamlarda
mükafatlandırıcı metinler; malın nasıl
yapıldığını, ne sağlayacağını ve malı satın
alacak tüketicilerin bundan ne fayda
sağlayacağını açıklar, iddiada bulunur,
menfaatler sunar ve bunları laboratuvar
testleri, garantiler ve diğer ispat
araçlarıyla destekler. Özellikle malın
özellikli rekabet üstünlüğü olduğu yerlerde
etkin bir şekilde kullanılır. Hikâye edici ve
anlatıcı metinlerde, tüketici/hedef kitle için
bir hikâye oluşturulur. Bu hikâyenin içinde
kişiler, olaylar, sorunlar vardır. Son
aşamada ise çözümler ile ürün ya da
hizmet arasında bağlantı kurulur.
Araştırmamız sonucu bu iki reklam metin
türünün dergi reklamlarında hakim olarak
kullanıldığını görüyoruz. Metinlerin bu
tarzda örgütlenmesinin temel nedeni ise
reklamları okuyan kitlenin rasyonel ve
faydacı bir tutumla ya da sorun çözücü bir
yaklaşımla metinleri okudukları
varsayımına dayanmaktadır.
•Televizyon ve dergi reklamlarında enerji
tasarrufu/verimliliği konularını vurgulayan
reklamların bütüne oranla oldukça az
olduğunu görmekteyiz. Reklamlarda bu
konunun sıkça vurgulanması tüketici satın
alma ve ürün kullanma alışkanlıklarının
gelişmesi ve yenilenmesi için önem arz
etmektedir.
• Enerji konusundaki internet haber
sitelerinin içerikleri çeşitli kriterlere göre
incelendiğinde ise; sitelerin kendi
alanlarında haber vermeye yetkin
oldukları görülmektedir. Genel olarak
sitelerde haber doğruluğu ölçen kriterlerin
ön plana çıktığı söylenebilir. Bu sitelerde
reklam ve haber formatı arasındaki çizgi
kesin bir şekilde çizilmiştir. Okuyucuların
bu ikisini birbirine karıştırması
engellenmiştir. İnternet haber siteleri
sosyal medyayı aktif biçimde
kullanmaktadırlar.
• Medyanın bu konudaki söylemine bir
bütün olarak bakıldığında, enerji
konusunun bireyselleştirildiği, bireysel
önlem ve tedbirlere indirgendiği ve
toplumsal, ekonomik, siyasal bağlamından
yoksun sunulduğu bulgulanmıştır. Enerji
tasarrufu sürekli olarak maddi bir kazanç
vurgusu içinden verilmektedir. Ancak bu
konudaki bağlam bilgisi bütünsel bir
biçimde verilmeli ve enerji
verimliliğinin/tasarrufunun toplumun
geleceği ve ekolojik sistem açısından
önemi de belirtilmelidir. Toplumun tüm
kesimlerini gerek haber aktörü olarak
gerekse tüketici olarak sürece dâhil eden
daha kapsayıcı bir söyleme ihtiyaç vardır.
47
KASIM 2015
2015 VERİMLİLİK
BİLİM,
SANAYİ VE PROJE
TEKNOLOJİ
ÖDÜLLERİ
BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ ALANINDA GÜNCEL GELİŞMELER*
Türk Fizikçi Mete Atatüre
Kuantum Gürültüsünü Ölçmeyi
Başardı
Geçtiğimiz günlerde Kimya dalında Nobel
ödülüne layık görülen Aziz Sancar’ın
ardından bu kez de Türk fizikçi
Doç. Dr. Mete Atatüre bilim dünyasının
gündemine oturmayı başardı. 40 yaşındaki
fizikçi ölçülmesi imkânsız olarak kabul
edilen ışık seviyesinin gürültüsünü
(kuantum gürültüsü) ölçmeyi başardı. Işık
seviyesinin gürültüsünün karanlıkta dahi
her daim var olduğu kabul ediliyordu. Bu
karanlıktaki gürültü seviyesi temel olarak
ele alınırken Mete Atatüre bu ortama çok
az ışık ekleyerek temel seviyenin altına
inilebildiğini ispatladı. Çalışmalarında
temel atom yerine kuantum nokta denilen
yarı-iletken nanomateryal kullandıklarını
anlatan Atatüre böylece ışıkta etkileşimi
temel atomlara göre 100 kat daha fazla
olan bir "süper atom" elde edildiğini
söyledi.
Bu ölçüm, doğayı ve ışığın doğasını daha
iyi anlamak için oldukça önemli bir
gelişme olarak kabul edilirken, fizikçiler
bu ölçüm için 35 yıldır çalışmalar
yürütüyordu. İlkokul yıllarını Türkiye’de 4
farklı okulu değiştirerek tamamlayan
Atatüre, ailesinin ABD’ye taşınmasının
ardından ortaokulunu ABD’de okudu. Bu
yıllarda fizik öğretmeni sayesinde bu alana
duyduğu ilgi artarken lise için yeniden
Türkiye’ye döndü ve sonrasında Bilkent
Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun
oldu. 1998 yılındaki mezuniyetin ardından
çalışmalar yürüten Atatüre 2007 yılında
ise Cambridge Üniversitesi’nde Atomsal,
Mezoskopik ve Optik Fizik Grubu başkanı
oldu ve 15 kişilik bir ekiple birlikte bilimsel
çalışmalar yürüttü
(http://www.donanimhaber.com/).
Hacettepe Üniversitesi’nden Yerli
Araba
Hacettepe Üniversitesi’nin yüzde yüz Türk
tasarımı ile ürettiği elektrikli otomobil
“EVT S1”i spor görünümü ve deneme
sürüşlerindeki performansı ile göz
doldurdu. EVT S1’e şimdiye kadar yapılan
elektrikli otomobiller arasında seri
üretime en uygun araç gözüyle bakılıyor. 3
yıllık çalışmanın eseri olan otomobil satışa
sunulduğunda fiyatı 50 bin dolar civarında
olacak.
30 Dakikalık Şarjla 300 Km Yol
Katedebiliyor!
EVT S1, tamamen elektronik sisteme sahip
ve otomatik vitesli. Bataryalar zarar
görmesin diye son hızı 180’e limitlenen
araç, 0’dan 100 km’ye 7,5 saniyede
ulaşıyor. Türk icadı elektrikli otomobil 1050
kg. ağırlığa sahip. 35 kw/saat batarya
kapasitesi olan otomobilin normal batarya
şarj süresi 10 saat olup hızlı şarj süresi ise
30 dakika 141 beygir motor gücüne sahip
EVT S1’in ön ve arka süspansiyon sistemi,
Türkiye şartlarına uyum sağlaması için çift
salıncaklı yapıldı. Toplam 350 litrelik 2
adet bagaja sahip araç 90 km/saat hızla
300 km mesafe gidebiliyor. İstanbulAnkara arasını 18 liralık elektrik enerjisi
ile alabiliyor.
* Bu sayfalar; Avrupa Birliği Uzmanları Tuba Demir Doğan, Kezban Akkurt, Neriman Bozca, Sanayi ve Teknoloji Uzmanı Gökhan Gökçeoğlu tarafından hazırlanmıştır.
48
KASIM 2015
Parçaları Hacettepe, Ostim ve İvedik’te
Üretildi!
Aracın parçalarının büyük kısmı Hacettepe
Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği
laboratuvarında, Ostim ve İvedik Organize
Sanayi Bölgeleri’nde üretildi. EVT S1,
Türkiye’ye Amerika’dan 150 bin dolara
satılan elektrikli otomobil ile benzer
özellikler taşıyor. Görücüye çıktıktan sonra
seri üretim onay belgesi alarak seri
üretimi bekleyecek otomobile
yatırımcıların ilgisinin de yoğun olacağı
düşünülüyor. Belge alındıktan sonra ilk
etapta bin adet üretilip piyasaya sürülecek.
Spor elektrikli arabanın, makam ve dört
kapılı aile modelleri üzerinde çalışan
mucit ekip 1,5 ay içinde elektrikli
otomobilin ikincisini tamamlamak için
gizlilik içinde çalışıyor
(http://www.sabah.com.tr).
Temiz Enerji Kaynakları Kömür ve
Gaz Gibi Alternatiflerden Daha
Ucuz Olmak Üzere
Dünya yenilenebilir enerjiye adaptasyon
sürecinde. Ancak bu sürecin önündeki en
büyük engel ise yüksek maliyetler.
Özellikle rüzgâr tribünleri ve güneş
panelleri uzun vadede kazanç sağlasa da
kurulum sırasında yüksek maliyet
gerektirmeleri birçok kişinin tercih
etmesini engelliyor.
Bloomberg’in yaptığı yeni bir finans
araştırması ise enerji seçeneklerinin tüm
masraflar dâhil edildiğinde ne kadar
maliyete sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırma sonuçlarına göre güneş ve
rüzgâr enerjisinin maliyeti gaz ve kömür
enerjisini yakalamak üzere. Global
anlamda yapılan araştırma dünya çapında
ortalama rüzgâr enerjisi maliyetinin 83
Dolar megawatt/saat olduğunu gösteriyor.
Güneş enerjisinde ise bu rakam artarak
megawatt/saat başına 122 Dolar olarak
belirlenmiş.
Çevreyi kirleten ve yenilenemeyen kömür
enerjisine geldiğimizde bu rakam
megawatt/saat başına 72 Dolar olarak
ölçülüyor. Gaz tribünlerinde ise aynı oran
için rakam 82 dolar. Yani rüzgar enerjisi
maliyetiyle neredeyse aynı. Su üzerine
kurulan rüzgâr tribünleri (megawatt/saat
için 174 Dolar) ve deniz enerjisi
(megawatt/saat için 400 Dolar) ise hala
yüksek maliyetleri nedeniyle tercih
edilmiyor.
Maliyetler şimdiden birçok kurum veya
ülke için karşılanabilir durumda. Ancak
Çin gibi dünyanın üretim merkezinde bir
kaç Dolar bile gün sonunda büyük
faturalara sebep olabilir. Bu nedenle
fiyatların biraz daha aşağı inmesi
gerekiyor. Diğer enerji kaynaklarından
ucuz olduğu takdirde yenilenebilir
enerjinin kullanılmaması için başka bir
sebep kalmayacak
(http://www.donanimhaber.com/).
Araştırmacılar Mantardan
Pil Üretti
ABD’li araştırmacılar Portabella
mantarlarını kullanarak, halen mobil
telefonlarımızın bataryasında bulunan
grafitlerin yerine geçebilecek Lityum-iyon
pili üretmeyi başardılar. Bu piller
bataryalarımızın şarj ömrünü uzatabilecek
türden ve geleneksel bataryalara göre
daha uzun süre dayanabiliyor.
Mantardan bataryaları yapmak daha kolay,
daha ucuz ve biyolojik olarak daha kolay
ayrışabilir türden. 2020 yılına kadar 6
milyon elektrikli araç üretilmesinin
planlandığı düşünüldüğünde bataryalara
olan talebin artacağı düşünülüyor ve bu
çevre için de büyük bir fark yaratacak
(www.sciencealert.com).
49
KASIM 2015
TEMİZ ÜRETİM (EKO-VERİMLİLİK)
4. KÜRESEL KAYNAK VERİMLİLİĞİ VE TEMİZ ÜRETİM AĞI KONFERANSI
VE DÜNYA KAYNAKLAR FORUMU 12-16 EKİM 2015 TARİHLERİNDE
İSVİÇRE’NİN DAVOS ŞEHRİNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Verimlilik Genel Müdürlüğü (VGM),
Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma
Teşkilatı (UNIDO) ile Birleşmiş Milletler
Çevre Programı (UNEP) tarafından birlikte
yönetilen Küresel Kaynak Verimliliği ve
Temiz Üretim Ağı’nda (The Network for
Resource Efficient Cleaner ProductionRECPnet), 2013 yılı Mayıs ayından bu yana
Türkiye’yi gözlemci üye statüsünde temsil
etmektedir. Ulusal Temiz Üretim Merkezi
fonksiyonunu üstlenen TÜBİTAK MAM
Çevre ve Temiz Üretim Merkezi de,
RECPnet ağında 2014 yılından beri
gözlemci üye olarak temsil edilmektedir.
RECPnet; küresel düzeyde, kaynak
verimliliği ve temiz üretim alanında hizmet
sağlayan 70’in üzerindeki kuruluşu bir
araya getirmektedir. Bu ağın amacı,
gelişmekte olan ülkelerde ve geçiş
ülkelerinde, kaynak verimli ve temiz
üretimin daha etkin ve yaygın bir şekilde
uygulanmasının kolaylaştırılmasıdır.
RECPnet üyeleri; çevresel, ekonomik ve
sosyal olarak sürdürülebilir olan bir
endüstriyel üretim modeli kapsamında
çalışmalar yürütmektedir.
RECPnet ağı kapsamında yer alan ülkeler,
bölgesel olarak; Arap Bölgesi, Afrika
Bölgesi, Asya Pasifik Bölgesi, Latin
Amerika ve Karayipler Bölgesi ile Doğu
Avrupa, Kafkaslar ve Orta Asya Bölgesi
olarak gruplanmıştır. Bölgesel oluşumlar
sayesinde, ağ ve bilgi paylaşımının daha
yerel bir düzeyden başlaması
amaçlanmaktadır. Türkiye’nin de gözlemci
50
Sanayi ve Teknoloji Uzmanı Selin Engin
üye olarak yer aldığı Doğu Avrupa,
Kafkaslar ve Orta Asya Bölgesindeki diğer
ülkeler; Almanya, Arnavutluk, Avusturya,
Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Ermenistan,
Hırvatistan, İsrail, İsviçre, Karadağ,
Litvanya, Macaristan, Makedonya, Moldova
Cumhuriyeti, Romanya, Rusya, Sırbistan,
Özbekistan ve Ukrayna’dır.
Bu kapsamda Bakanlığımız adına VGM’den
Sanayi ve Teknoloji Uzmanı Selin Engin
12-16 Ekim 2015 tarihleri arasında
İsviçre’nin Davos şehrinde gerçekleştirilen
“4. Küresel Kaynak Verimliliği ve Temiz
Üretim Ağı Konferansı” ve eş zamanlı
olarak gerçekleştirilen “Dünya Kaynaklar
Forumu”na katılım sağlamıştır.
4. Küresel Kaynak Verimliliği ve Temiz
Üretim Ağı Konferansı’nın odak alanları;
kaynak verimliliği ve temiz üretim
alanındaki örnek uygulamaların
paylaşılması yoluyla yenilikçi
yaklaşımların geliştirilmesidir.
Konferans’ta ele alınan spesifik konular
ise döngüsel ekonomi, düşük karbonlu
üretim, kimyasalların yönetimi, su
kaynakları, eko-endüstriyel parklar, atık
yönetimi ve toplumsal cinsiyettir.
Konferans, üst düzey yöneticileri, önde
gelen uluslararası kaynak verimliliği ve
temiz üretim uygulayıcılarını, kalkınma ve
finans uzmanları yanında temiz üretim
uzmanlarını bir araya getirmiştir.
KASIM 2015
Konferans kapsamında, RECPnet üyesi
ülkeler bir araya getirilerek, kaynak
verimli temiz üretim politika ve
uygulamalarının değerlendirilmesi,
yaygınlaştırılması ve artırılmasına yönelik
bilgi paylaşımı sağlanmıştır.
Söz konusu konferans kapsamında
12 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen Doğu
Avrupa, Kafkaslar ve Orta Asya Bölgesel
Toplantısı’nda, Selin Engin tarafından
VGM’nin temiz üretim alanında yürüttüğü
faaliyetleri anlatan bir sunum
gerçekleştirilmiştir. Aynı toplantıda ayrıca,
TÜBİTAK MAM Çevre ve Temiz Üretim
Enstitüsü’nü temsilen katılım sağlayan
Araştırmacı Ceren Tosun tarafından
Enstitü’nün yürüttüğü kaynak verimliliği ve
temiz üretim projeleri katılımcılarla
paylaşılmıştır. Konferans’ın son gününde,
RECPnet başkanlığı ile ağ kapsamında yer
alan 5 bölgenin yöneticiliği için tam üyeler
arasından seçimler yapılmıştır. Türkiye’nin
içinde yer aldığı Doğu Avrupa, Kafkaslar ve
Orta Asya Bölgesi yöneticiliğine Romanya
Ulusal Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim
Merkezi Müdürü Aida Szilagyi seçilmiştir.
RECPnet başkanlığına ise yapılan oylama
ile Peru Temiz Üretim Merkezi Direktörü ve
aynı zamanda Latin Amerika ve Karayipler
Bölgesinin yöneticisi olan Marcos Alegre
getirilmiştir. RECPnet ve konferans ile ilgili
bilgilere www.recpnet.org adresinden
ulaşılabilmektedir.
Davos’ta “4. Küresel Kaynak Verimliliği ve
Temiz Üretim Ağı Konferansı” ve eş
zamanlı olarak 12-14 Ekim 2015 tarihleri
arasında düzenlenen ve İsviçre
Hükümeti’nin ev sahipliği yaptığı Dünya
Kaynaklar Forumu, çeşitli hükümetler ve
hükümet dışı organizasyonlar ile iş dünyası
tarafından desteklenmiştir. Dünya
Kaynaklar Forumu’na 108 ülkeden 600’ün
üzerinde temsilci katılım sağlamıştır. 2015
Dünya Kaynaklar Forumu’nun teması
“Kaynak Verimliliğinin Döngüsel Ekonomi
ile Artırılması” olarak belirlenmiştir. Bu
kapsamdaki temel konular; “döngüsel
ekonomi ve ayrışma”, “teknolojik
inovasyon, iş ve finans”, “kaynak kullanımı
için hedefler”, “göstergeler ve
karşılaştırmalar” ve “yaşam biçimleri ve
eğitim”dir. Forum; genel toplantılar
yanında eş zamanlı çalıştay ve bilimsel
oturumlardan oluşan çok sayıda etkinliği
kapsamıştır. 2015 Dünya Kaynaklar
Forumu ile ilgili detaylı bilgiye
http://www.wrforum.org/events/wrf-2015/
adresinden ulaşılabilir.
51
KASIM 2015
TEMİZ ÜRETİM (EKO-VERİMLİLİK)
UNDP İLE YÜRÜTÜLEN “KOBİ’LERDE ENERJİ VERİMLİ ELEKTRİK
MOTORLARININ KULLANIMININ TEŞVİK EDİLMESİ PROJESİ”
PAYDAŞ TOPLANTILARI İSTANBUL VE ANKARA’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı,
10. Kalkınma Planı Öncelikli Dönüşüm
Programlarından “Enerji Verimliliğinin
Geliştirilmesi Programı” çerçevesinde,
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı
(UNDP) ile birlikte geliştirilen ve Küresel
Çevre Fonu’na (GEF) sunulan Proje
kapsamında detaylı istişare ve paydaş
toplantıları, 28 Eylül - 2 Ekim 2015
tarihleri arasında İstanbul ve Ankara’da
gerçekleştirildi.
Hazırlık çalışmaları kapsamında, projede
görevlendirilen üç kıdemli uzman Roland
Wong, Egbert Liese ve Tülin Keskin ile
52
UNDP sorumluları Necmettin Tokur ve
Birce Albayrak Coşkun’un da aralarında
bulunduğu heyet, VGM yetkililerinin de
katılımıyla proje paydaşlarına bir dizi
ziyarette bulundu.
KOBİ’lerde kullanılan verimsiz elektrik
motorlarının piyasa dönüşümü ile daha
verimli hale getirilmesini sağlamak üzere
VGM tarafından yürütülen KOBİ’lerde
Enerji Verimli Elektrik Motorlarının
Kullanımının Teşvik Edilmesi Projesi”;
beş bileşenden oluşmaktadır:
1. Türkiye'de yeni ve mevcut motorların
enerji verimli hale getirilmesi için ilgili
yasal çerçevenin güçlendirilmesi,
2. Elektrik motoru sektörü için uygun
yönetişim ve bilgi altyapısının
geliştirilmesi,
3. TSE motor test laboratuvarlarının test
imkânlarının geliştirilmesi,
4. Tek elden uygulanan bir mali destek
mekanizmasının geliştirilmesi
5. Kapsamlı farkındalık ve eğitim programı
uygulanması.
Bu bileşenlerin paydaşlar nezdinde detaylı
görüşülmesi amacıyla gerçekleştirilen
KASIM 2015
toplantıların İstanbul ayağında ilk
ziyaretler 28 Eylül 2015 tarihinde
bankalara yönelik olarak düzenlendi.
Türkiye Halk Bankası A.Ş., Türkiye İş
Bankası A.Ş. ve Garanti Bankası’na yapılan
ziyaretlerde proje uzmanları tarafından
projeyle ilgili bilgilendirme yapılarak,
bankaların enerji verimliliği etütleri, enerji
verimliliğine yönelik KOBİ’ler tarafından
yapılan yatırımlara yönelik sağladıkları
finansal araçlar ve koşulları hakkında bilgi
alındı.
Proje heyetinin, elektrik motoru üreticileri
ve önde gelen enerji verimliliği
danışmanlık firmalarının projenin çeşitli
bileşenlerine ilişkin değerlendirmelerinin
ve projeye olası katkıları hakkındaki
görüşlerinin alınması amacıyla 29 Eylül’de
düzenlediği toplantı ise İstanbul’da UNDP
Bölge Ofisi’nde gerçekleştirildi. Proje
heyeti dışında yerli motor üreticileri ve
EVD firmalarının da katılım sağladığı
toplantıda, firmalar sektördeki
deneyimleriyle elde ettikleri çıkarımları ve
projeye dair önerilerini de proje uzmanları
ile paylaştı. Aynı gün öğleden sonra
İstanbul Sanayi Odası yetkililerini yerinde
ziyaret eden heyet, yetkililerle yaptığı
görüşmede İSO’nun projeye
sağlayabileceği katkılarla ilgili bilgi aldı.
İstanbul’daki toplantıların sonuncusu,
30 Eylül tarihinde TSKB ile
gerçekleştirildi. Proje uzmanları, VGM
uzmanı ve TSKB yetkililerinin katılım
sağladığı toplantıda proje içeriği
paylaşılarak, TSKB’nin enerji verimliliği
alanındaki çalışmaları ve sağladığı finansal
destekler ile ilgili bilgi alındı.
Toplantıların Ankara ayağı Verimlilik Genel
Müdürlüğü ev sahipliğinde 1 Ekim 2015
tarihinde gerçekleştirilen toplantıyla
başladı. Verimlilik Genel Müdürlüğü
Program Uygulama ve Destekler Dairesi
Başkan Vekili M. Hürol Mete’nin
başkanlığında yapılan toplantıda proje
heyetine ek olarak Sanayi Genel
Müdürlüğü ve Sanayi Ürünleri Güvenliği ve
Denetimi Genel Müdürlüğü ile Türk
Standartları Enstitüsü Gebze Motor Test
Laboratuvarı’ndan temsilciler de hazır
bulundu. Proje bileşenlerinin
değerlendirildiği toplantıda test
laboratuvarı imkânları, motor denetimleri,
Kayseri’de yürütülecek olan motor
dönüşümü pilot projesi gibi konularda
değerlendirmelerde bulunuldu.
Toplantılar kapsamında proje heyeti OSTİM
OSB’de faaliyet gösteren bir KOBİ’ye
ziyarette bulundu. Bu ziyaret kapsamında,
enerji verimliliği, temiz üretim ve söz
konusu proje hakkında bilgiler verilerek
işletmenin bu konular hakkında görüşü
alındı. Sonrasında işletmenin atölyesi
görülerek atölyede bulunan elektrik
motorları incelendi.
İşletme ziyareti sonrasında proje heyeti
Ankara Sanayi Odası’na geçti. Bu ziyaret
kapsamında, VGM Genel Müdürü
Anıl Yılmaz genel olarak proje hakkında
bilgilendirmede bulundu. ASO Yönetim
Kurulu Başkanı Nurettin Özdebir ve ASO
Genel Sekreteri Yavuz Cabbar’ın da
katılım sağladığı toplantıda Temelli ve
Sincan OSB’lerde yürütülen çalışmalar
özetlenerek olası finansman model
önerileri ele alındı. Toplantıya ASO
1. OSB’den enerji yöneticileri ile motor
üreticilerinden temsilciler de katılım
sağladı.
2 Ekim tarihinde gerçekleştirilen
toplantıların ilki KOSGEB’de yapıldı.
Toplantıda KOBİ Araştırmaları Daire
Başkanlığı ve Eğitim Danışmanlık
Müdürlüğünden yöneticiler ile Türkiye
Kalkınma Bankası, OSTİM OSB ve
TOSYÖV’den de temsilciler hazır bulundu.
KOSGEB yöneticilerinin destek
programlarının yapısı ve işleyişi hakkında
proje uzmanlarına bilgi verdiği toplantı
diğer paydaşların da bileşenler üzerindeki
değerlendirmeleri ile devam etti.
KOSGEB’de gerçekleştirilen toplantının
ardından, yine 2 Ekim tarihinde Verimlilik
Genel Müdürü Anıl Yılmaz başkanlığında
kapanış toplantısı yapıldı. Toplantıda,
İstanbul ve Ankara’da gerçekleştirilen tüm
paydaş görüşmeleri genel olarak
değerlendirildi. Söz konusu toplantılarda,
gelen görüşler kapsamında proje için
uygun olduğu düşünülen modeller
üzerinde tartışılarak; projenin bundan
sonraki adımları belirlendi.
Toplam süresi beş yıl olarak belirlenen ve
3,75 milyon dolarlık kısmı GEF katkısı
olmak üzere kurumların ayni katkıları ile
yaklaşık 30 milyon dolar bütçeye sahip
olan projenin detaylı proje dokümanı Mayıs
2016 tarihinde GEF Konseyine sunulacak.
53
KASIM 2015
TEMİZ ÜRETİM (EKO-VERİMLİLİK)
UNEP’TEN YENİ RAPOR: “ÜRÜNLERİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
BİLGİLENDİRMESİ: MEVCUT DURUM VE GELECEK”
Özlem DURMUŞ / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)
Birleşmiş Milletler Çevre Programı
Teknoloji, Sanayi ve Çevre Bölümü (UNEP
DTIE) Haziran 2015 tarihinde “Ürünlerin
Sürdürülebilirlik Bilgilendirmesi: Mevcut
Durum ve Gelecek” Raporunu yayımladı.
Ürünlerin sürdürülebilirliğine ilişkin
bilginin nasıl üretildiği ve paydaşlara nasıl
aktarıldığını araştırmak amacıyla
hazırlanan Rapor, öncelikle bu bilgiyi
anlamaya ve aktarmaya yönelik temel
güçlükler üzerine odaklanıyor. Rapora
göre, ürün sürdürülebilirliği bilgisinin
karmaşıklığının temelinde bir ürünün
sürdürülebilirliğine atfedilen özelliklerin
genellikle gözle görülmez oluşu yatıyor.
Rapor bu konuyu kendinden örnekle şöyle
açıklıyor: Herhangi bir okuyucu UNEP
Raporu’nun basılı versiyonunu eline alıp
okumaya başladığında, okumakta olduğu
raporun çevresel etkileri; okuyucunun ilk
bakışta fark edebileceği bir konu olmayıp
kişinin ancak raporun yaşam döngüsü
hakkında kısa bir fikir yürütmesi ile
raporun yazarlarının bilgisayar, elektrik ve
internet kullandığı, baskı işlemleri için
kağıt, mürekkep ve enerjiye gereksinim
olduğu, raporun geri dönüşümünün de
birtakım çevresel etkiler yaratabileceği
üzerine düşünebilmesiyle anlaşılabilecek
bir konu.
Rapor örneğinin basitliğini dikkate
aldığımızda, tüketicinin milyarlarca farklı
ürünün yaşam döngüsü hakkında fikir
yürütebilmesini beklemek yerine, bir
sürdürülebilirlik ölçü biriminin veya
54
KASIM 2015
aracının geliştirilmesine yönelik çaba ve
isteklerin yoğunluğu anlam kazanıyor. Bu
çabanın temelinde ise ürettiğimiz her şey
ve gerçekleştirdiğimiz her eylemin yaşam
döngüleri boyunca açığa çıkan emisyonları
ve kaynak kullanımını (hatta bazen sosyal
etkileri de) ve bunların değer verdiğimiz
her şey (söz gelimi sağlığımız, ekosistem,
gelecek kuşakların kaynak ihtiyacı)
üzerindeki etkilerini anlayabilme isteği
yatıyor. Bu istek de oldukça karmaşık bir
problemi doğuruyor: Milyarlarca farklı
ürünün yaşam döngüsü zincirlerindeki her
bir aşamayı nesnel olarak nasıl
anlayacağız? Her bir emisyonun
umursadığımız her şey (sağlığımız,
ekosistem, gelecek kuşaklar) üzerindeki
etkilerini açıklayan çevresel mekanizmayı
nasıl anlayacağız? Rapora göre bu
karmaşıklığı aşmanın tek yolu, gerçek
ölçümlerin bir ölçüde sapmasına neden
olabilse de konuyu uygun bir model ile
basitleştirmek. Bu yüzden de asıl ve en
temel güçlük, karmaşıklığı azaltırken
sapmaları ve belirsizlikleri minimize
edebilen etkin bir model bulabilmek.
Bu arayışlar, 1980’li yılların sonunda,
1960’ların kaynak ve çevresel profil
analizlerinden ilham alan ve Yaşam
Döngüsü Değerlendirme (YDD) olarak
adlandırılan bir yaklaşımın geliştirilmesi
ile sonuçlanıyor. Yine Rapora göre YDD
kavramı, ürünlerin sürdürülebilirliğine
ilişkin değerlendirmelerden elde edilen
tüm bilgilerin temelini oluşturuyor. Rapor
ayrıca, YDD sonuçlarını hedef kitleye
anlamlı bir biçimde aktarmanın güçlüğünü
ve içerdiği muğlaklık ve belirsizlikleri
aşmak için geliştirilen ve
değerlendirmeleri basitleştirmeyi ya da
standardize etmeyi amaçlayan bir dizi ardıl
araç ve yaklaşımın varlığına da dikkat
çekiyor.
Raporda, 1990’lı yıllardan günümüze kadar
ürünlerin sürdürülebilirlik
bilgilendirmeleri için kullanılan yöntemler
incelenerek, bu yöntemlerin tam YDD
çalışmaları ya da kısmi YDD çalışmalarını
içeren bazı ardıl araç ve yaklaşımlardan
oluştuğu belirtiliyor. Ardıl araç ve
yaklaşımlar; Çevresel Ürün Beyanları
(Environmental Product Declaration, EPD),
Ürün Kategori Kuralları (Product Category
Rules, PCRs), tek bir konuya odaklanan
ayak izi çalışmaları (karbon ayak izi, su
ayak izi vb.) ve tanınmış bazı etiketleme
sistemleri olarak gruplanıyor. Nihai ve
ortak amaçları ürün sürdürülebilirlik
bilgisini oluşturmak olan bu yöntemlerin
tamamı ile kilit noktaları belirlemek,
iyileştirme olanaklarını açığa çıkarmak,
ölçmek, paylaşmak, iletişim kurmak ve
çevresel etkileri yönetmek hedefleniyor.
Rapor ayrıca bu yöntemleri bilimsel altlık
ve iletişim kolaylığı açısından da
değerlendiriyor. Rapora göre bilimsel
altlığı kuvvetli olan yöntemler sırasıyla tam
YDD çalışmaları ve Ürün Kategori Kuralları
iken, iletişim kolaylığı açısından kuvvetli
yöntemler ise tanınmış eko etiketler ve
ayak izi çalışmalarından oluşuyor.
Ana paydaş grupları, ufukta görünen yeni
oyuncular ve olası yenilikler de raporda
dikkate alınan konu başlıklarından birini
oluşturuyor. Ana paydaş gruplarını
oluşturan kesimler ve ürün
sürdürülebilirlik bilgilendirmesi
konusundaki rolleri şu şekilde özetleniyor:
1) Tüketiciler (ve tüketici dernekleri):
Hangi bilgilerin güvenilir olduğunu ayırt
edebilmek, ürünleri tüketirken bu bilgileri
dikkate almak, yeni tüketim alışkanlıkları
benimsemek ve marka sadakati
konusunda tutum değişikliklerine gitmek.
2. Sivil toplum örgütleri, basın, sosyal
medya: Yanlış/yanıltıcı bilgilendirme veya
beyanların (greenwashing) takipçisi olmak,
üreticiler ile etkileşime geçerek
iyileştirmeler için ilham vermek,
standartların belirlenmesine katkıda
bulunmak.
3. Etiketleme/belgelendirme kuruluşları:
Ürün grupları için kriterler geliştirmek,
etiketleme/belgelendirme hizmetleri
vermek ve bu etiket/belgelerin denetim ve
kontrolünü sağlamak.
4. Markalar ve satıcılar: Ürünlerinin
rekabet koşullarını anlamak, pazarlamada
sürdürülebilirlik kavramını kullanmak,
iyileştirme/geliştirme planları uygulamak.
5. Tedarikçiler: Veri sağlamak, daha
sürdürülebilir tedarik yöntemleri
kullanmak, tedariği sağlanan ürünlere
ilişkin değerlendirmeleri kontrol etmek.
6. Araştırmacılar ve danışmanlar: Yeni
yöntemler, veri tabanları ve yazılımlar
geliştirmek, üreticilerin sürdürülebilirlik
programlarını uygulayabilmesine yardımcı
olmak.
7. Kamu kurumları: Ulusal
sürdürülebilirlik politikaları ve ürün
politikaları oluşturmak ve uygulamak,
şeffaf bir piyasa oluşumunu desteklemek,
ticaretteki engelleri kaldırmak.
Rapora göre tüketicilerin sürdürülebilir
tüketim konusundaki algı ve davranışları
dünya çapında büyük farklılıklar
gösteriyor. Greendex 2014 Araştırması’nın
sonuçlarına göre, yeni gelişmekte olan
ülkelerdeki tüketicilerin sürdürülebilir
tüketim performansı gelişmiş ülkelerdeki
tüketicilere kıyasla daha yüksek. Çin,
Hindistan, Brezilya ve Arjantin’deki
tüketiciler çevre konusunda daha duyarlı
ve çevre üzerindeki etkileri ve
sorumluluklarının daha fazla bilincinde,
dolayısıyla çevre dostu ürünlerin satışı
55
KASIM 2015
TEMİZ ÜRETİM (EKO-VERİMLİLİK)
gelişmekte olan ülkelerde (özellikle
Brezilya’da) daha yüksek. Toplam 18
ülkede yürütülen Greendex Araştırması’na
göre, 2014 yılında 2012 yılına kıyasla
tüketicilerin çevre dostu tüketim
alışkanlıkları 9 ülkede artarken 5 ülkede
azalmış. Araştırmaya konu ülkelerin
tamamına yakınında kullanılmış ürünlere
olan tercihlerde artış gözlenmiş ancak yine
de tüketicilerin yeni ürünlere talebi
kullanılmış ürünlere olan talepten daha
yüksek. 18 ülkeden 17’sindeki tüketiciler
bozulan/kırılan ürünleri yenisiyle
değiştirmek yerine tamir ettirmeyi ve tek
kullanımlık ürünler yerine yeniden
kullanılabilir ürünleri tercih ettiklerini
beyan etmiş. 2014 yılında kullanılmış
ürünlere yönelik talebin en yüksek olduğu
ülkeler Amerika ve Fransa iken en düşük
olduğu ülke ise Rusya olmuş.
Ancak yine Rapor’a göre, diğer bazı
çalışmalar ise ürünlerin
sürdürülebilirliğine ilişkin yoğun
bilgilendirme bombardımanının tüketicide
kafa karışıklığı yaratabildiği ve tüketicinin
konuya ilişkin ilgili tutumunu şüpheli hatta
güvensiz bir tutum ile değiştirebildiğini
gösteriyor (WEF 2009, Consumer
International 2009). Örneğin 2007 tarihli
Ipsos Reid Raporu, ABD ve Kanada’daki
tüketicilerin ürünlerini “yeşil” ya da “çevre
dostu” olarak niteleyen markalardan
kaçındıkları ve ABD’deki tüketicilerin
% 70’inin bu iddiaları sadece bir
pazarlama taktiği olarak gördüğünü ortaya
koyuyor. Avrupa’da ise ABD ve Kanada’ya
kıyasla daha iyimser bir tutum
gözlemlense de tüketicilerin devletin
zorunlu etiketler ve standartlar yoluyla
konuya müdahil olmasını talep ettiği
belirtiliyor. Avrupa Komisyonu’na göre
tüketicilerin % 72’si zorunlu karbon
etiketlerini tercih ediyor.
56
Raporun hazırlanması sırasında, içlerinde
Türkiye’nin de bulunduğu ve gelişmekte
olan 10 farklı ülkede gerçekleştirilen saha
çalışmalarının sonuçları, bu ülkelerdeki
tüketicilerde genel bir şüphe ve
güvensizliğin varlığına işaret ediyor.
Örneğin Türkiye ve Hindistan’daki
tüketiciler, çevre dostu ürünleri, gerçekte
durum böyle olmasa bile, düşük
performans ve yüksek fiyat ile
ilişkilendiriyor.
Rapora göre, ürünlerin sürdürülebilirliği
konusundaki mevcut etiket ve
standartların fazlalığına rağmen kalite,
kesinlik ve tutarlılıktan yoksun yeni araç,
yöntem ve standartların giderek artması
tüketicide daha fazla kafa karışıklığına
neden olarak sorunu daha da
derinleştiriyor. Sadece bu Rapor
kapsamında incelenen 206 araca,
Eko-etiket Endeksi ile izlenen 459 etiket ve
Uluslararası Ticaret Merkezi’nin
KASIM 2015
Mevcut araçların % 81’i profesyonel
kullanıcıları hedef alırken sadece % 12’si
tüketicilerin kullanabileceği biçimde
geliştirilmiş. Bu da profesyonel amaçla
kullanılan araçlara olan talebin
yüksekliğini ve tüketicinin hazır bilgiyi
tercih ettiğini gösteriyor. Öte yandan,
profesyonel araçların sayıca fazlalığı bu
piyasanın henüz emekleme döneminde
olduğunu gösteriyor ve geniş çaplı bir kriz
ve durgunluğun bu sayıyı düşürebileceği
beklentisini yaratıyor. Raporda özellikle,
daha az sayıda standardize edilmiş ve etkili
aracın varlığına ihtiyaç duyulduğunun altı
çiziliyor.
Raporun sonuç bölümünde ise ürün
sürdürülebilirlik bilgisinin karmaşıklığı ve
paydaşların farklı çıkarları dikkate
alındığında, mevcut araç / yöntem / etiket /
standartların sayıca fazlalığı ve birbiriyle
uyumsuzluğunun kafa karışıklığına ve
etkinsizliğe neden olduğu belirtilerek
konuya ilişkin gelecekteki çalışmalar için
dört tavsiye sunuluyor:
Standartlar Haritası ile izlenen 170’in
üzerinde standart eklenince günümüzde
ürünlerin sürdürülebilirliği ile ilgili
piyasada 600’den fazla aracın olduğu
tahmin ediliyor. Bu araçların sayısının
fazlalığı konuya verilen önemden ziyade,
bölünmüşlüğün, olgunlaşmamışlığın ve
mutabakat eksikliğinin bir göstergesi
olarak yorumlanıyor.
Tavsiye 3 (Uyumlu Bir Küresel Vizyon):
Konuyla ilgili uluslararası çalışmalara yeni
gelişen ve gelişmekte olan ekonomilerin
temsilcilerinin daha fazla dâhil
edilmesinin sağlanmasına ve sorunların
çözümüne ilişkin dünyanın tüm
bölgelerinin görüşünü yansıtacak bir
dengenin kurulmasına ihtiyaç vardır.
Tavsiye 4 (Çok Bilgi Daha İyi Bilgi
Değildir): Çok bilginin az bilgiden daha
değerli olduğu ve eko-etiketlerin tek
çözüm olduğu görüşünün terk edilmesine,
bunun yerine tüketici için anlamlı ve
güvenilir bilginin ne olduğu konusunda
uluslararası bir diyalog sürecinin
geliştirilmesine gereksinim vardır.
Raporun tamamına
http://www.unep.org/publications/
adresinden erişilebilir.
Tavsiye 1 (Liderlik Gereksinimi): Ulusal
hükümetler, özel sektör girişimleri, farklı
araçların kullanıcıları ve yöneticileri gibi
farklı paydaşları temsil eden ve çıkarlarını
uyumlaştıran, oyunun temel kuralları
konusunda fikir birliği oluşturan çok taraflı
bir organizasyonun liderliğine ihtiyaç
vardır.
Tavsiye 2 (Yaşam Döngüsü Perspektifi):
Konuyla ilgili belli başlı kuruluşların,
çalışmaların uyumlaştırılabilmesi için
yaşam döngüsü bazlı prensipleri kriter
olarak benimsemeleri yönünde teşvik
edilmeleri gerekmektedir.
57
KASIM 2015
SUMMARY
5th NATIONAL PRODUCTIVITY CONGRESS
th
5 National Productivity Congress
Held in Ankara
5th National Productivity Congress, which
has been organized by the Ministry of
Science, Industry and Technology, has
been held in Ankara in October 6-7 at
Bilkent Hotel Conference Centre. Fikri Işık,
the Minister of Science, Industry and
Technology, Prof. Dr. Ersan Arslan, the
Undersecretary of the Ministry, employees
and directors, representatives of public
and private sector, academicians and the
students attended the congress. The
congress started with the opening speech
of Minister Fikri Işık and Anıl Yılmaz,
Director-General for Productivity. After the
opening speeches, Dean of Bilkent
University Faculty of Economics and
Administrative Science, Prof. Dr. Erinç
Yeldan, made a speech about ‘Sustainable
Regional Development in Turkish
Economy’. Yeldan mentioned three
hypotheses in his speech as follows: ‘1)
After 1950’s long term growth trend of
Turkish economy has a downward trend. 2)
Trade and industrial strategies of a
country have to conform to each other due
to the most important hypothesis of
development economics regarding ‘trade
strategy of a country is industrial strategy of
that country’. 3) As opposed to popular
belief, Turkey is not in middle income trap.
17 sessions were organized and 62 papers
were presented in the related sessions.
The headings of the sessions were as
follows: ‘Organizational Dynamics and
Productivity’, ‘Life Cycle Analysis Practices in
Turkey’, ‘Pubic Administration and Productivity
58
in Practice’, ‘Productivity in SME’s’, ‘National,
Regional and Sector-specific Productivity
Analyses’, ‘Public Administration and
Productivity’, ‘The Factors Determining Labour
Productivity- 1’, ‘Energy Efficiency Practices in
Various Sectors’, ‘Productivity and
Occupational Health & Safety’, ‘The Factors
Determining Labour Productivity- 2’, ‘Energy
Efficiency in Industry and the Best Practices’,
‘Productivity Discussions within the context of
Social Policy’, ‘The Future of Industry and New
Technologies’, ‘Resource Efficiency Potential of
Turkey’s Manufacturing Industry and the Best
Practices’, ‘Instruments of Policy Making and
Policy Implementation’, ‘Conceptual
Discussions about Productivity’ and ‘Cleaner
Production Model Implementations’.
National Productivity Movements
and Productivity Research in
Turkey
After the second half of the last century, it
is frequently mentioned that productivity is
not only an instrument of providing
economic gains by efficient and rational
use of production factors; but also it is the
most appropriate approach as
development strategy ensuring sustainable
development and growth. To illustrate,
participant countries in 7th Productivity
Congress organized in Kuala Lumpur in
1990 had a common anticipation and
consensus for our day stating the idea of
‘starting from early 2000’s productivity
approach would not be crucial in economic life
but also in political life and successful leaders
and politicians would arise from the people
who contribute to productivity movement of
their country.’
For productivity to have the power to effect
and transform all spheres of life,
constitution of a productivity movement at
the national level is required. The success
of this movement depends on ensuring
active participation of all segments of
society. The aim of this movement is to
provide social and economic development
by means of productivity growth. National
productivity movement can be defined as
an initiative needs to be carried out in
cooperation and consensus of the all
segments of the society-government,
business world, employees, workers, trade
unions, educational institutions,
universities, scientific institutions,
nongovernmental organizations, local
authorities, public and private institutionsand their active participation is a
requirement.
Stakeholder Meetings of
‘Encouraging Use of Energy
Efficient Electric Motors in SME’s
Project’ that is carried out with
UNDP held in Ankara and İstanbul
Stakeholder meetings of the project that
has been developed together with UNDP
(United Nations Development Programme
and presented to GEF (Global Environment
Fund) within the context of ‘Development
of Energy Efficiency Program’, which has
been one of the ‘10th Development Plan
Prior Transition Programs of the Ministry
of Science, Industry and Technology’ was
arranged between September
28-October 2, 2015 in Ankara and İstanbul.
‘Encouraging Use of Energy Efficient
KASIM 2015
Electric Motors in SME’s Project’ that has
been carried out by Directorate General
for Productivity with the aim of
transformation of inefficient electric
motors in industry for productivity growth
in SME’s has five components. These
components can be summarized as
‘empowerment of related legal framework for
transition of new and existing electric motors
to energy efficient motors’; ‘development of
convenient governance and information
infrastructure for electric motor sector’;
‘improvement of motor testing facilities of TSE
(Turkish Standards Institute) motor
laboratories’; ‘development of a central
financial support mechanism’; and
‘implementation of a comprehensive training
and awareness program’.
• Analysis of the tools and initiatives
landscape in developed and developing
countries.”
New Report from UNEP: ‘Product
Sustainability Information: State
of play and way forward”.
The report investigates the four main
aspects that determine the way in which
information
about sustainability is generated and how
consumers and other stakeholders are
informed. These four aspects are stated as
follows:
• The fundamental challenges around
understanding and communicating
sustainability information of products and
the current landscape of sustainable
product information tools.
• The main stakeholder groups and
potential “game changers” or innovations
on the horizon.
• The mechanisms, incentives and drivers
that create this landscape.
59
İBBS TR Düzey 2 Bölgelerinde Ekonomik Faaliyet Kısımlarına Göre Çalışan Başına Ciro Bazında En Yüksek Üç Sektör, 2012 (Nace Rev. 2) (1000 TL)
The Highest Three Sectors Based on Turnover Per Employee Value According to Economic Activity Sections in NUTS 2 Regions, 2012 (Nace Rev. 2) (1000 TL)
KASIM 2015
BÖLGESEL VERİMLİLİK İSTATİSTİKLERİ / REGIONAL PRODUCTIVITY STATISTICS
61
KASIM 2015
SANAYİ GÖSTERGELERİ / INDUSTRY INDICATORS
Sanayi Üretim Endeksi (2010 Ort.=100) - İmalat Sanayi Üretim Endeksi (2010 Ort.=100)
Industrial Production Index (2010 Avg.=100) - Manufacturing Industry Production Index (2010 Avg.=100)
Kaynak: TÜİK - Source: TurkStat
İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı (%)
Capacity Utilization Rate of Manufacturing Industry (%)
62
Kaynak: Merkez Bankası - Source: Central Bank of The Republic of Turkey
KASIM 2015
BİLİM VE TEKNOLOJİ GÖSTERGELERİ / SCIENCE and TECHNOLOGY INDICATORS
OECD Ülkelerinde Ar-Ge Harcamalarının GSYİH’ye Oranı (2013)
R&D Expenditures as a Percentage of GDP in OECD Countries (2013)
Kaynak: TÜİK, OECD MSTI - Source: TurkStat, OECD MSTI
Türkiye’de Ar-Ge Harcamalarının GSYİH’ye Oranı (2000 – 2013)
R&D Expenditures as a Percentage of GDP in Turkey (2000 – 2013)
Kaynak: TÜİK, OECD MSTI - Source: TurkStat, OECD MSTI
63
KASIM 2015
ULUSAL VE ULUSLARARASI VERİMLİLİK İSTATİSTİKLERİ
NATIONAL and INTERNATIONAL PRODUCTIVITY STATISTICS
İmalat Sanayi Verimlilik Değişimleri (Yıllık ve Üç Aylık) ve Üç Aylık için Eğilimler
Productivity Changes in Manufacturing Industry (Annually and Quarterly) and Trends for Quarterly Data
Resmi İstatistik
Kalite Belgesi
Kaynak: Türkiye Ulusal Verimlilik İsta s kleri - Source: Na onal Produc vity Sta s cs of Turkey
Seçilmiş Avrupa Ülkeleri Son Dört Çeyrek Çalışan Kişi Başına Üretim Endeksi Ortalaması ve Ortalama Yıllık Değişim Oranları /
Index of Production Per Person Employed; Average of Last Four Quarters and Annual Average Rate of Growth For Selected European Countries
Kaynak: Türkiye Ulusal Verimlilik İsta s kleri ve EUROSTAT - Source: Na onal Produc vity Sta s cs of Turkey and EUROSTAT
64
ULUSAL VERİMLİLİK İSTATİSTİKLERİ / NATIONAL PRODUCTIVITY STATISTICS
Resmi İstatistik
Kalite Belgesi