Öğrenme Güçlüğü Gözlenenler - Özel Eğitim ve Rehabilitasyon

Yorumlar

Transkript

Öğrenme Güçlüğü Gözlenenler - Özel Eğitim ve Rehabilitasyon
Öğrenme Güçlüğü
Gözlenenler
ÜNİTE
5
Yazar
Doç.Dr. Seyhun TOPBAŞ
Amaçlar
Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
• öğrenme güçlükleri kategorisine ilişkin temel kavramları anlayabilecek,
• öğrenme güçlüğü gözlenen bireylerdeki davranış özelliklerini
betimleyebilecek,
• öğrenme güçlüğü gözlenen bireylerin ayırdedilmesinde ve değerlendirilmesinde kullanılan yöntemler hakkında bilgi sahibi
olacak,
• öğrenme güçlüğü gözlenen bireylerin eğitimlerinde kullanılan
yaklaşımlar hakkında görüş sahibi olacak,
• öğrenme güçlüğü gözlenen öğrenciler için sınıfta alınacak önlemler hakkında bilgi sahibi olacaksınız.
İçindekiler
• Giriş
55
• Öğrenme Güçlüklerinin Tanımı
55
• Öğrenme Güçlüklerini Açıklayan Yaklaşımlar
57
• Öğrenme Güçlüklerinin Değerlendirilmesi
59
• Eğitim Yaklaşımları
64
• Özet
70
• Değerlendirme Soruları
71
• Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar
72
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
1. Giriş
Öğrenme güçlükleri, özel eğitimin yeni buna karşılık en yaygın ve en çelişkili kategorilerinden biridir. Günümüze değin üzerinde en çok tartışılan, ancak bir özel eğitim kategorisi olarak varlığı hala sorgulanmakta olan bir gruptur. Bu kategorinin ortaya çıkmasına neden olan tarihsel geçmiş 19. yüzyıl başlarına rastlasa bile, öğrenme
güçlüklü teriminin kullanılıp yaygınlaşması ilk olarak 1963'de Samuel A. Kirk tarafından okulda ciddi öğrenme sorunları yaşayan fakat belirli diğer engelleri bulunmayan öğrenciler için ortaya atılmıştır. Bu tarihte sonra öğrenme güçlüklü olarak nitelendirilen öğrenci sayısında artış gözlenmiştir.
Öğrenme güçlükleri, Türkiye'de de bir özel eğitim kategorisi olarak yasa ve yönetmeliklerde yer almış ancak, yasal düzenlemelerin öngördüğü özel eğitim hizmetlerinin gereği gibi verilmediği bir gruptur. Birçok öğrenme güçlüğüne sahip çocuk
normal eğitim kurumlarında fark edilmeden eğitimlerini sürdürmeye çalışmakta
ve doğal olarak büyük engellerle karşılaşarak, başarısızlığa itilmekte, sonunda eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalmaktadır. Diğer bir kısım öğrenci ise, zihin
engelli öğrenciler için desenlenen eğtimi sınıflarında eğitim-öğretim hizmetlerinden yararlanmaktadır. Öğrenme güçlüklü öğrencilerin başarılı olabilmeleri için etkili sınıf yönetimi tekniklerinin kullanılması ve öğrenciye destek özel eğitim hizmetlerinin sağlanması gerekmektedir. Öğretmenlerin ise, etkili öğretim istek ve çabalarını yerine getirebilmeleri, öğrenme güçlüklü öğrenciler hakkında bilgi sahibi
olmalarına ve sınıflarında karşılaşabilecekleri öğrenme güçlüklü öğrenciler kadar,
normal öğrenciler için de yararlı olabilecek önlemleri alabilmelerine bağlıdır. Bu
ünitenin, bu amaca yönelik yol gösterici olacağı umulmaktadır.
2. Öğrenme Güçlüklerinin Tanımı
Öğrenme güçlükleri terimi, genel olarak zihinsel yetenekleri normal sınırlar içinde
ya da üstünde olmakla birlikte, öğrenme sorunları yaşayan çocuklar için kullanılmaktadır. Öğrenme güçlüklerinin tanımlanması da tarihsel bir gelişim göstermiş ne
var ki, günümüze değin işlevsel bir tanım yapılamamıştır. Tanımlardaki farklılığın
önemli nedenlerinden biri, bu sınıflamaya giren bireylerin öğrenme güçlükleri bakımından birbirlerinden oldukça farklı özelliklere sahip olmalarıdır. Önerilen tanımlardan bazıları öğrencilerde gözlenen bu ortak özellikleri içerirken, bazıları öğrenme güçlüğüne yol açması olası fakat geçerliliği kanıtlanamamış bazı nedenleri
(örneğin, minimal beyin hasarları, nörolojik bozukluklar) içermektedir.
Dahası, öğrenme güçlükleri ile ilgilenen disiplinler ile toplumsal kuruluşların çokluğu, bu kurumların hangi amaçla ne tür tanım yapılması konusunda uzun yıllar
uzlaşamamalarına yol açmış, sonuçta kavram ve terim karmaşası ortaya çıkmıştır.
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ
55
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
56
A.B.D.'de yasal olarak kabul edilen tanıma kıyasla, en yaygın kabul gören tanım National Joint Committe for Learning Disabilities tarafından önerilmiştir. İlk olarak
1981'de önerilen bu tanım 1991'de diğer dayanışma dernekleri temsilcileriyle birlikte gözden geçirilerek üzerinde en çok uzlaşılan tanım olmuştur:
Öğrenme güçlükleri, dinleme, konuşma, okuma, yazma, usa vurma ya da matematik yeteneklerinin kazanımında ve kullanımında önemli ölçüde güçlüklerle kendini
gösteren heterojen bir grup bozukluğu içeren genel bir terimdir. Bu bozukluklar bireyin içsel özelliği olup, merkezi sinir sistemindeki aksaklıklardan kaynaklandığı
varsayılmakta ve yaşam boyu sürebilmektedir. Kendini-düzenleyebilme, toplumsal yaşamı algılama ve sosyal etkileşim davranışlarındaki sorunlar öğrenme güçlükleri ile birlikte ortaya çıkabilir fakat bu sorunlar kendi başlarına bir öğrenme güçlüğü kategorisi oluşturmazlar. Öğrenme güçlüğü, diğer özür gruplarıyla (örneğin,
duyusal özür, zihinsel özür, sosyal ve duygusal özür) ya da çevresel etkilerle (örneğin, kültürel farklılıklar, yetersiz ya da uygun olmayan öğretim) birarada olabilmekle birlikte, bu koşulların ya da etkilerin doğrudan sonucu değildir (NJCLD, 1994
p. 19).
İngiltere'de ise öğrenme güçlüğü terimi, zihinsel engelini de kapsayacak biçimde
kendi içinde beş alt sınıfa ayrılan daha geniş bir engel grubu için kullanılmaktadır.
Bu ülkede; sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel farklılıklara bağlı genel okul başarısızlığı hafif derecede öğrenme güçlüğü; geçerli bir nedeni olmasa bile belirli
akademik alanlarda (örneğin, matematik) önemli ölçüde başarısızlık gösteren öğrenciler belirli öğrenme güçlüğü adı altında sınıflandırılmıştır.
Türkiye'de öğrenme güçlüğü, yasal yerini Özel Eğitim Okulları Yönetmeliğinin 4.
maddesinin k' fıkrasında almıştır. Buna göre:
"Öğrenme güçlüğü olan, gerek zeka düzeyi yönünden ayrıcalığı olmamakla beraber yetiştiği çevrenin maddi ve kültürel yetersizliği yüzünden eğitim ve öğretim
için ilgileri, tecrübeleri bulunmayan veya organik ve fonksiyonel sebeplere bağlı
özel nitelikte anlama, anlatma, okuma, yazma, çizme, tanıma ve kavramlaştırmada
güçlükleri olan çocuklar" (M.E.B. 1990)
olarak tanımlanmaktadır.
Yukarı örneklerden kolayca anlaşılacağı gibi, öğrenme güçlüklü olarak nitelendirilen öğrenciler özellikle akademik alanları içeren becerilerde güçlük göstermektedirler. Öğrenme güçlüklü öğrencilerin pek çoğu gelişim örüntüleri yönünden de kendi
yaş düzeyine uygun yeterlilikleri ve yetersizlikleri bakımından bireye özgü farklılıklar gösterebilmektedir. Bu özelliklerin belli başlıları değerlendirme bölümünde
ele alınmıştır.
?
Sınıfınızda bu tanımlara uygun öğrenciler var mı?
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
57
3. Öğrenme Güçlüklerini Açıklayan Yaklaşımlar
Neden bazı bireylerde diğerlerine göre farklı öğrenme yaşantıları gözlenmektedir?
Bu ve benzeri soruların yanıtını açıklayabilmek için öğrenme güçlüklerinin nedenleri ve öğrenme güçlüğüne etki eden durumların açıklanmasında farklı yaklaşımlar
ortaya çıkmıştır. Esasen öğrenme güçlüklerinin nedenleri pek bilinmemektedir. Birinci ünitede öne sürülen pek çok neden öğrenme güçlüğü için de geçerli olabilir.
Öğrenme güçlüğüne yol açan nedenlerin araştırılması engelin özellikle tıbbi açıdan
önlenmesi açısından önem taşımaktadır. Ancak öğrenme güçlüklerine etki eden durumların araştırılması öğrenme güçlüklerinin giderilmesi amacını taşır. Aşağıda
öğrenme güçlüklü öğrencileri tanımlama, değerlendirme ve eğitilmeleri konusundaki bakış açılarını yansıtan bu yaklaşımlar kısaca tanıtılmaktadır.
•
Klinik Yaklaşım
Bu yaklaşıma göre, öğrenme güçlüğünün kaynağı bireyde, onun içsel özelliğindedir. Diğer bir deyişle, öğrenme güçlüğü, bireyin kişilik, biyofiziksel, psikolojik ve
nörolojik gibi özelliklerinde aranarak; minimal beyin hasarları, beyin zedelenmeleri, merkezi sinir sistemi aksaklıkları gibi zedelenmeye yol açan nedenler, bu zedelenmelerin oluş zamanı, derecesi ve seyri üzerinde yoğunlaşılmıştır.
Öğrenme güçlüklerini anlamamıza önemli etkisi olan bir diğer görüş, bilişsel işlemleme modelidir. Bilişsel psikolojinin etkisiyle, bilginin nasıl kazanıldığı, örgütlendiği, saklandığı ve gerektiğinde kullanıldığına ilişkin yanıt aranmaktadır. Öğrenme
güçlüklerinin altında yatan temel sorun olarak, bireylerin bilgiyi işlemleme sırasında uygun stratejileri gerektiği gibi kullanamadıkları öne sürülmekte ve sorunların
kaynağı da nörolojik bozukluklara bağlı psikolojik süreçlerdeki aksaklıklara bağlanmaktadır.
Bazı batı ülkelerinde ve özellikle A.B.D. de önerilen tanımlarda, bu modelin büyük
etkisi olmuş ve engellilik durumundan bireyin kendisi sorumlu tutulmuştur. Bu
durum, klinisyenlerin, ailelerin öğretmenlerin kısaca çevrenin yükünü azaltmıştır.
Klinik modeller öğrenme güçlüklerinin giderilmesinde bireyi hedef alır, bireysel ve
grup terapileri ile bireyin kişiliğini, bu kişiliğin geliştiği aile ve okul ortamını, nörolojik ve psikolojik süreçlerinin eğitimine önem verir.
•
Gelişim Geriliğini Temel Alan Yaklaşım
Bu yaklaşım da, öğrenme güçlüğünün kaynağını bireyin içsel özelliğinde aramaktadır. Bu yaklaşım, nörolojik ve psikolojik süreçlerin gelişiminde akranlarına kıyasla gerilik gösteren çocukların öğrenme güçlüklü olma riski taşıdığı varsayımından
hareket eder. Çünkü bu çocuklar ileriki okul yıllarında akademik öğrenmeye önkoşul bilişsel hazırbulunuşluk düzeyine erişmekte geç kalacaklardır. Araştırma bulguları belirli gelişim alanlarında gelişim geriliği modelini destekler görünmektedir.
Özellikle, dil ve konuşma gelişiminde gecikme ve güçlük gözlenen çocukların pek
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ
Vitamin, protein ve mineral eksiklikleri, yiyecek
maddelerine katılan yapay
renklendirici, tatlandırıcı,
koruyucu gibi katkı maddelerinin yan etkileri ve
kokain, uyuşturucu gibi
alışkanların biyokimyasal
dengeyi etkilediğini ve
merkezi sinir sistemi aksaklıklarına yol açabildiğini biliyor muydunuz?.
Öğrenme
güçlüklerinin
anlaşılmasını nöropsikolojik açıdan açıklamaya çalışan araştırmacılar insan
davranışları ile beynin işleyişi (örneğin, sözel ve sözel
olmayan beceriler için beynin iki yarım küresinin
yanlılaşması) arasındaki
lişkiyi irdelemeye çalışmaktadırlar. Bu araştırmalar, geçmiş yıllara kıyasla,
son yıllardaki teknolojik
ilerlemelerle beyin hasarları ve bu hasarların davranışlara etkisi üzerinde (örneğin, elektroensefelografi, bilgisayarlı beyin tomografisi) önemli ölçüde
gelişme göstermektedir.
Ne var ki, bu araştırmaların öğrenme güçlüklü öğrencilere ne öğretilmesi gerektiği ve nasıl öğretilmesi
gerektiği konusunda pratikte pek yararı olmamaktadır.
58
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
çoğunda akademik öğrenme güçlükleri gözlenmektedir. Öylesine ki, son yıllardaki
araştırma bulguları dört, beş yaşlarına kadar konuşmayan ya da bu yaşlara kadar
ciddi dil ve konuşma güçlüğü gösteren çocukların bu sorunlarının okul yıllarında
da devam ettiğini ve okuma, yazma, gibi ilgili akademik alanlarda sorunlar yaşadıklarını göstermektedir. Nitekim, dil ve konuşma güçlüklerinin erken değerlendirilip uygun özel eğitim önlemleri alındığında okulda akademik alanlardaki sorunlar önlenebilmektedir.
•
Niteliksiz Çevre Modeli
Bu yaklaşıma göre, sorunun kaynağı bireyin çevresindedir. Bu görüşün savunucularından davranışsal yaklaşımı benimseyenlerce, zihinsel veya nörolojik işlemlemeye bağlı süreçler gözlenebilir özellikler taşımadığı, yalnızca çıkarsanabileceği
için ilgi alanlarına alınmamıştır. Öğrenciler arasında bilişsel farklılıklar olabileceğini yadsımasalar da, öğrenme sorunlarını bireyin içsel yetersizliklerinin bir sonucu
olarak görmez, aksine sorunun niteliksiz öğretim, yetersiz pekiştirme ve alıştırma
yapılmasından kaynaklandığını ileri sürürler. Davranışsal yaklaşımın, öğrenme süreçlerinin kuramsal olarak anlaşılması ve öğrenme güçlüklü öğrencileri değerlendirme ve öğretimlerinde uzun bir geçmişi vardır. Örneğin, uygulamalı davranış
analizi, bu kuramın öne sürdüğü, davranış değişikliği yaklaşımıdır. Bu sayede, öğretim proğramlarının desenlenmesine doğrudan hizmet edecek ölçüt bağımlı, öğretmen yapımı testler kullanılagelmiş; öğrenci davranışlarını sürekli olarak gözleyebilme ve uygun öğretim teknikleri geliştirme konusunda pratik yararları
olmuştur. Ancak, davranışsal yöntemlerin, karmaşık becerilerin kazanılmasındaki
etkililiği henüz araştırma aşamasındadır.
•
Ekolojik Yaklaşım
Ekolojik yaklaşım, insan davranışlarının birey-çevre etkileşiminin bir işlevi olarak
ortaya çıktığını savunmaktadır. Bu yaklaşımda, birey ile çevresi arasında
davranışsal, bilişsel ve çevresel olarak karşılıklı birbirlerini etkileme süreci söz
konusudur. Bu modele göre öğrenme güçlükleri a) doğrudan çevresel etkilere
dayalı olarak ortaya çıkabilir; b) hem bireyin içsel özelliklerinden, hem çevresel
etmenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir; c) bireyin ileri derecede engelli olmasına
bağlı olarak çevrenin onu uygun tepkiyi verme yetersizliğiyle ortaya çıkabilir.
Ekolojik yaklaşım, çevrenin fiziksel özellikleri, öğrenci-öğrenci etkileşimi;
öğretmen-öğrenci etkileşimi, ev ve sınıf gözlemine ağırlık vererek öğrencinin nasıl
öğrendiği konusuna duyarlılık göstermiştir. Bu yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen
programlar beceri öğretimi üzerinde dururlar.
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
4. Öğrenme Güçlüklerinin Değerlendirilmesi
4.1. Öğrenme Güçlüklü Öğrencileri Belirlemede Ayırıcı Koşullar
Öğrenme güçlüklü öğrencilerin en belirgin özellikleri okul başarısızlığıdır. Ne var
ki, öğrenme güçlüklü olmayan fakat okulda başarısız olabilen öğrencilere de
rastlanmaktadır. Bu gibi öğrenciler yanlış tanılanma sonucu öğrenme güçlüklü
olrak nitelendirilebilirler. Bu nedenle bir öğrencinin öğrenme güçlüklü olarak
nitelendirilebilmesi için, o öğrencide gözlenmesi gereken ayırıcı koşullar öne
sürülmüştür.
a. Okul başarısızlığı:
Okul başarısızlığı, bir öğrencinin, kendi yaş ve yetenek düzeyine uygun öğrenme
yaşantısı sağlandığı halde ortalama okul başarısı gösteren öğrencilere göre önemli
ölçüde başarısızlık göstermesidir. Öğrenme güçlüklü öğrencilerdeki okul
başarısızlığı dinleme, konuşma, okuma, yazma, matematik gibi akademik
becerileri öğrenmede güçlükle kendini gösterebilir. Ancak okul başarısızlığı ile
öğrenme güçlüğü arasındaki sınır kesin olarak çizilememektedir. Öğrenme
güçlüklü olarak nitelendirilmeyen fakat okulda başarısız olabilen öğrencilere de
rastlanmaktadır. Bu güçlükler aşağıda ana başlıklar olarak verilmiştir:
•
Yazma ve yazılı anlatım güçlükleri, el yazısı gibi yazma becerileri, harfleme
ve noktalama işaretleri, dilbilgisi kullanımı ile yazılı anlatım becerilerinde
gözlenir. Yazılı anlatım becerilerindeki güçlükler, özellikle metin yapısını
örgütleme, bağlaşıklık ve bağdaşıklık özelliklerine dikkat etme, zengin sözcük
dağarcığı kullanımında gözlenmektedir.
•
Okuma becerilerinde güçlükler, sesli ve sessiz okuma ya da temel okuma ve
okuduğunu anlama olarak ele alınmaktadır. Bu güçlükler sıklıkla sözcük
tanıma, sözcük tanıma sırasında harflerin dizisel ve dizimsel hatalı (atlama,
ekleme, ters çevirme) okunmaları; metin okuma ve kavramada okuduğundan
anlam çıkarma, ana fikir bulma, olayları sıralayabilme, karakterleri tanımlayabilme gibi öykü analizleri yapabilme; gerçek-gerçeküstü ayrımlarını
yapabilme ve metin özetleme güçlükleri olarak özetlenebilir.
•
Matematik becerilerinde güçlükler, matematik sembollerini ayırdetme
(rakamları, şekilleri; şekillerin uzayda konumlarını; temel aritmetik işlemleri
(dört işlem); ritmik sayma; tane, miktar, parça-bütün kavramları; zaman, para
ve ölçü kavramlarının öğrenilmesi ile sözel matematik problemlerini anlama ve
çözümünde güçlükler olarak gözlenmektedir.
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ
59
60
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
b. Yetenek ve akademik başarı arasında fark
Öğrenme güçlükle olarak nitelendirilen öğrencilerin yetenekleri (zeka) ile
başarıları (yaş ve sınıf düzeyine göre) arasında bulunan fark bir ölçüt olarak
kullanılmaktadır. Örneğin, yaş ve zeka düzeyi bakımından üçüncü sınıfta bulunan
bir öğrencinin bazı derslerde birinci sınıf düzeyinde olması. Akademik gerilik
olarak tanımlanan bu farklılık, öğrencinin standartlaştırılmış bağıl zeka testleriyle
ölçülen potansiyeline karşın, belirli alanlarda standartlaştırılmış başarı testlerinde
aynı başarıyı gösterememesi durumudur. Yetenek ile başarı arasındaki farkın ne
denli geçerli bir ölçüt olduğu sorgulanmaktadır. Dahası, bu farkı ölçebilecek bağıl
ölçü araçlarının geçerliliği de tartışılmaktadır. Ancak, eğitsel karar testleri
kullanılarak
öğrencilerin
belirli
akademik
alanlardaki
başarılarının
değerlendirilebilmesiyle, öğrencinin öğrenme güçlüklü olarak nitelendirilip
nitelendirilmemesi sağlanabilir.
c. Öğrenme güçlüklü öğrenci kim değildir?
Öğrenme güçlüğü ile ilgili tanımlar ve ortak özellikler gözden geçirildiğinde,
öğrenme güçlüklü öğrencinin kim olduğundan çok kim olmadığı konusuna açıklık
getirmek bir diğer belirleyici koşul olarak önerilebilir. Öğrenme güçlüklü öğrenci,
zihin engeli, görme ve işitme gibi duyu organları özürleri, duygusal ve davranış
bozuklukları ve bedensel yetersizlikleri nedeniyle öğrenemeyen öğrenciler
değildir. Örneğin, işitme engeli, dil ve konuşma gelişiminde bir gecikmeye neden
olarak bir öğrenme problemi olarak ortaya çıkarabilir. Ancak bu durum öğrenme
güçlüğü olarak ele alınamaz çünkü problemin birinci dereceden kaynağı işitme
engelidir. Fakat işitme engeline ek olarak bir öğrenme güçlüğü olabilir. Böyle bir
durumda öğrenme güçlüğünün kaynağı araştırılır ve ölçütü işitme engelli
yaşıtlarından beklenilen düzeye göre belirlenir.
İlgili alanyazında her ne kadar öğrenme güçlüğünün çevresel yoksunluğun
(örneğin, ekonomik ve kültürel dezavantajlar, yetersiz, niteliksiz, uygun olmayan
öğretim sonucu ortaya çıkan çevresel etmenlere dayalı) doğrudan sonucu olmaması
gerektiği ifade edilmekteyse de, son yıllarda okul başarısızlığının altında yatan
önemli nedenlerden biri olarak çevresel etmenler gösterilmektedir. Aile ve eğitim
ortamlarının gerek duygusal ve sosyal gerekse öğrenme fırsatları bakımından
yeterince uygun ve zengin olmaması öğrenme güçlüğüne yol açabilmektedir.
4.2. Öğrenme Güçlüklü Öğrencilerin Gelişim Alanlarında
Gözlenen Davranış Özellikleri
Öğrenme güçlüklü öğrencilerin gelişim alanlarında gözlenen davranış özellikleri
aşağıda dört grupta toplanmıştır:
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
a. Dil ve konuşma güçlükleri:
Öğrenme güçlüklü öğrencilerde en sık gözlenen sorunlar dil ve konuşmanın
kazanılmasında ve okulda kullanılmasında ortaya çıkmaktadır. Bu öğrenciler niteliksel ve niceliksel olarak önemli ölçüde bireysel farklılıklar göstermekte ve sorunlar
gecikmiş konuşmadan, söz yitimine kadar çok geniş bir yelpaze diliminde yer
almaktadır. Dilin içerik (anlam ögesi; anlama ve anlam verme boyutu), biçim
(sesbilgisi, biçimbirim bilgisi ve sözdizimi; dilbilgisi) ve kullanım (içerik ve biçim
ögelerini sosyal bağlamda iletişimsel amaçlara uygun kullanabilme) bileşenlerinin
birinin veya birkaçının kazanımında veya kaynaştırılmasında güçlük gözlenebilir.
Karşılıklı sohbet sırasında sıra alma, konu başlatma, konu sürdürme sorunları;
sözcük bulma güçlüğü gösterme; konuşma sırasında sesletim ve sesbilgisi sorunları
gösterme en basit örnekler olarak verilebilir. Bu güçlükler, ilgili alanyazında, dilöğrenme güçlükleri olarak dil ve konuşma sorunlular kategorisinde
incelenmektedir.
Sınıfınızdaki öğrencilerinize bir konu vererek sohbet etmeleri için fırsat tanıyın.
Sohbet sürecini gözleyin, kaydedin. Gözlemlerinizi tartışın.
b. Algısal ve algısal-motor güçlükler:
Öğrenme güçlüklü öğrencilerde görsel-işitsel algılama, görsel-devimsel, hareket ve
dokunsal algı süreçlerinde sorunlar gözlenebilmektedir. Bu sorunlardan görsel
algılama yetersizliklerine sık rastlanmaktadır. Örneğin, öğrenci şekil ve zemini
karıştırabilir, şekilleri birbirinden ayırdedemeyebilir. Bu sorunlar devimsel ve
görsel-devimsel eşgüdüm sorunlarına da yol açabilir. Öğrenci harfleri kopye
edemeyebilir. El yazısı güçlükleri gösterebilir. Topu tutma, yakalamada yavaş
gelişme gözlenebilir. Yer-yön tayininde güçlük çekebilir. İşitsel algı sorunları,
konuşma seslerinin ayrıştırılıp, yorumlanması, ardı sıra algılanması gibi sorunları
içermektedir. Öğrenciler, kapı zili, telefon zili gibi seslerle çevresel bazı sesleri
birbirinden ayıramayabilir ya da duyduğu ve çevresel seslere duyarlı olduğu halde,
konuşma seslerine duyarlı olamayabilir; bazı sesleri birbirinden ayırdedemeyebilir.
İşitsel ve görsel algılama sorunları dil-konuşma ve akademik becerilerin
kazanılması ile ilişkilidir ancak bu güçlüklerin nedeni olmayabilir.
c. Bilişsel süreçlerde güçlükler:
Bilişsel yetersizlikler, dikkat, düşünce, bellek ile üstbellek, üstbiliş ve üstdil işlevi
yetersizlikleri olarak gözlenir. Örneğin, kavram gelişimi, kavramlaştırma, problem
çözme, soyutlama, soyut düzeyde düşünme, bellekte tutma, sembolleştirmede
güçlükler gözlenebilir. Bu öğrenciler, herhangi bir sorunla karşılatdığı zaman
sorunun ne tür bir sorun olduğunu kavrayabilme, bunun için gerekli strateji ve
becerilerin farkına varabilme; sorunun çözümünde çeşitli seçenekler yaratabilme,
yapılacak işleri planlama, gerekiyorsa örgütleme gibi kendi kendini düzenleme,
çalışabilme ve denetleme gibi üstbiliş süreçlerinde zorlanmaktadırlar. Ezberleme
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ
61
Anlam: Sözcüklere ve
tümcelere yüklenen anlam
Sesbilgisi: Seslerin biraraya gelip sözcüklerin oluşturulması
Biçimbirimbilgisi: Köksözcükler ile eklerin birbirlerine ulanıp yeni anlamlar
oluşturulması
Sözdizimi: Sözcüklerin biraraya gelip tümcelerin
oluşturulması
Alıcı dil becerileri: Dinleme ve okuma
İfade edici dil becerileri:
Konuşma ve yazılı anlatım
olarak ele alınır
62
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
gibi belleği gerektiren becerilerde de sıkıntıları oluduğu sıklıkla ifade edilmektedir.
Sınıfınızdaki öğrencilere birkaç soru vererek, çözüme ulaşırken ne tür stratejiler
geliştirdiklerini sorun. Geliştirilen stratejiler arasındaki farklılıkları tartışın.
Öğrencilerinize şöyle bir soru sorabilirsiniz: Farzedin, içinde çok önemli belgelerinizin olduğu çantanızı kaybettiniz. Bulmak için ne yapardınız?
d. Davranışsal ve toplumsal uyum güçlükleri:
Öğrenme güçlüklü öğrencilerde aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği güçlükleri, toplumsal uyum güçlüklerinden sıklıkla söz edilmektedir. Yerinde duramayan, sınıfta
sürekli dolaşan öğrencilere, dikkatini belirli süre belli bir beceriye odaklayamayan,
bir etkinlik sırasında sürekli tuvalete gitmek isteyen öğrencilere her çevrede hemen
her sınıfta rastlanabilir. Bu davranışlar herhangi bir öğrencinin öğrenme güçlüklü
olduğunu göstermez, ne var ki öğrenmeye ket vurabilir. Örneğin, sınıfta zevkli bir
metni okuma etkinliği sırasında tüm öğrenciler gerekli davranışları yerine getirirken, öğrenme güçlüklü öğrencinin ilgisi metindeki sözcükleri saymak, hayallere
dalmak, sırasının üstünü kazımak ya da resimler yapmak olabilir. Kimi zaman aşırı
hareketliliğin dikkat eksikliği ile ilintili olduğu varsayımı da ileri sürülmektedir.
Öğrenme güçlüklü olrak nitelendirilen öğrencilerin bazıları duygusal olarak akranlarına kıyasla daha olumsuz yaşantı içinde olabilirler. Genellikle, içe kapanık, mutsuz görünümlü ya da daha az gülen, özgüveni bulunmayan, kaderci ve çaresiz bireyler olma riski taşırlar. Okulu gereksiz görebilir, sürekli başarısızlık beklentisi yaşayıp, çabalarının sonuçlanmayacağı duygusuna kapılabilirler (öğrenilmiş çaresizlik). Bu davranışlar çevre ile etkileşimi de olumsuz etkilediğinden toplumsal uyum
sorunları da gözlenebilmektedir.
Sınıfınızda benzer davranış özellikleri gösteren öğrencilerin durumunu meslekdaşlarınızla tartışın.
4.3. Değerlendirme Boyutları
a. Klinik Değerlendirme
Klinik değerlendirme, öğrenme güçlüklerini belirleme sürecini niteliksel ve niceliksel bilgi ile desteklemek amacıyla yapılır. Sürecin önceliklerinden biri, klinik muayene ile görme keskinliği, işitme testi gibi ölçümlerle gerçekleştirilir. Klinik muayeneler duyusal engellerin yokluğunu belirlemek amacıyla önem taşır. Öğrencinin
psikomotor ve bilişsel süreçlerdeki (örneğin, algı, algısal-motor beceriler, dikkat,
bellek, sözel ve sözel olmayan düşünme süreçleri gibi) durumu ise formal değerlendirme ile standartlaştırılmış bağıl (norma dayalı) testler kullanılarak yapılır. Bu testler zeka, algı, kişilik ve başarı testleridir. Ne var ki, bu ölçü araçları gerek geçerlilikleri, güvenilirlikleri ve kullanım kolaylıkları açısından, gerekse yetenek-başarı farkını
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
ortaya koyma açısından yeterli değildir. Dahası, bu testlerin öğrenim programları
desenlemeye ve değerlendirmeye doğrudan bir katkısı da olmamaktadır.
b. Eğitsel Değerlendirme
Eğitsel değerlendirme, öğrencinin işlevde bulunma düzeyini belirleme, eğitsel kararlara ışık tutma ve öğretime doğrudan hizmet etme sürecidir. Günümüzde öğrenme güçlüklü öğrencilerin eğitsel değerlendirmelerinin müfredata (programa) dayalı olarak yapılması ve öğrencinin işlevde bulunma düzeyinin sınıfta uygulanan
program ile bağıntılı olarak belirlenmesi hedeflenmektedir. Programa dayalı değerlendirme tüm akademik alanlarda yapılabilir. Bu sayede (a) öğretilen içerik ile değerlendirilen içerik arasında sağlıklı ilişkiler kurulup, sonuçlar alınabilir, (b) öğretim hedefleri öğretmen tarafından belirlendiği için beklenti hedefe göredir, (c) uzun
ve kısa dönemli amaçlar doğrultusunda öğrencinin işlevde bulunma düzeyindeki
ilerleme kaydedilir, (d) öğretim ortamı doğrudan gözlenebilir, (e) değerlendirmeler
sık ve sürekli yapılabilir, (f) öğretimin etkililiği değerlendirilebilir. Bu sürecin iki
önemli dayanağı öğrenme ve öğretme ortamının doğrudan gözlemi ve informal ölçü araçlarının geliştirilmesidir.
•
Öğrenme ve öğretme ortamının doğrudan gözlemi hem öğrenci davranışlarının sürekli olarak gözlenip kaydedilmesi, hem öğretimin etkililiğinin değerlendirilmesi, hem de ortamın gözlenmesi açısından yararlıdır. Gözlem, hedef
davranışın gerçekleştirilmesi sürecinde (öncesinde, sonrasında) geliştirilecek
ölçü araçları ile tutarlı olarak kayıt çizelgeleri aracılığıyla yapılabilir. Teknolojik
cihazlar aracılığıyla ses ve görüntü kaydı alınarak yapılan gözlemler kalıcılık
taşıdığından, kayıtlar tekrar tekrar incelenebilir.
•
İnformal ölçü araçları değerlendirmeyi yapan uzman ya da öğretmen tarafından belirli akademik alanlarda öğrencinin işlevde bulunma düzeyini belirlemek amacıyla hazırlanır. Bu araçlar dil, toplumsal davranışlar, okuma, yazma,
matematik gibi alanlarda bireylerin ölçülebilir nitelikteki becerilerini ölçme
için kolaydan zora doğru hazırlanmış soru ve bildirimlerden oluşan kontrol listeleri, testler gibi değerlendirme ölçekleridir. Ölçü araçları hazırlanırken dikkat
edilmesi gereken önemli ögeler: öğretilecek kavram ya da becerinin içerik ve sınırlarının açıkça betimlenmesi, öğrenciden beklenen yanıt çeşitlerinin belirtilmesi (bildirimler) ve ölçütün (sayısal olarak, yüzde olarak v.b) saptanmasıdır.
Bu ölçü araçları ile, öğrencinin yapabildikleri ve yapamadıkları açıkça tanımlanarak, öğretim gereksinimlerinin belirlenmesi (örneğin, eğitim programının bireyselleştirilmesi), öğrencinin ilerleme düzeyi ve öğretim amaçlarının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği açısından önemli bilgiler sağlar. Öğretmen, belirlenen bir beceride amaca göre, öğrenci ustalaşma düzeyine erişinceye kadar öğretimi sürdürür ya da yeni öğrenme için amaçlarını saptar.
Örneğin, ölçüt-bağımlı testler, öğrencinin işlevde bulunma düzeyini hedeflenen amaca göre hangi düzeyde gerçekleştirdiğinin bir ölçüt bazında puanla-
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ
63
64
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
narak belirlenmesidir. Örneğin, Matematik dersinde bir öğrenci için belirlenen
amaç 10 toplama işleminden en az 8’inin doğru olarak yapılmasıdır. Eğer öğrenci 5’ini doğru yapar ise öğretmen 8 toplama işlemi doğru olarak yapılana kadar öğretime devam eder.
Doğrudan öğretim modeli ve ölçüt bağımlı test geliştirme konusunda Kavram
Öğretimi ve Sınıfta Davranış Yönetimi kitaplarına başvurabilirsiniz.
5. Egitim Yaklaşımları
Öğrenme güçlüklü bireylerin uygun eğitim ortamlarında, nitelikli ve etkili öğretim
yöntemleri kullanılarak eğitilmeleri gerekmektedir. Günümüzde eğitim yaklaşımları temel olarak ne öğretileceği ve nasıl öğretileceği üzerinde odaklanmıştır. Ne öğretileceği konusu doğrudan olmayan öğretim yaklaşımlarıyla (örneğin, yetenek öğretimi) ve doğrudan öğretim yaklaşımlarıyla (örneğin, beceri öğretimi) yapılabilir.
Yetenek öğretimi, güçlüğe
temel oluşturan sorunları
dikkate alır (örneğin, görsel algı). Beceri öğretimi
ise, güçlüğün gözlendiği
akademik alanda öğrenilmesi gereken beceriler
üzerinde durur (örneğin,
okunanı anlama).
Etkili öğretim, planlı davranış, sınıf ve zaman yönetimi teknikleri kullanarak
davranış değişikliği sağlama sürecidir. İlkeleri: Planla. Ortamı ve zamanı ayarla. Uygula. Değerlendir.
Nasıl öğretim yapılması gerektiği konusunda ise, araştırmacılar, ister yetenek ibter
beceri öğretilsin, etkili öğretim yöntemleri kullanılarak yapılması gerektiği üzerinde birleşmektedir. Bu bölümde, eğitim yaklaşımları ne öğretelim ve nasıl öğretelim başlıkları altında toplanmıştır.
5.1. Ne Öğretelim?
•
Yetenek Öğretimi
Yetenek öğretimi ile akademik öğrenmeye hazırlık oluşturan önkoşul giriş davranışlarının öğretimi hedeflenir. Yetenek öğretimi özellikle düşünme, işitsel ve görsel
algı, dil, bellekte tutma gibi psikolojik ve bilişsel süreçlerde odaklanır. Bu görüşe görüşe göre, örneğin okuma becerisinin kazanılmasına görsel-algılama süreçleri temel
oluşturmaktadır. O halde, sesli okuma sırasında gözlenen harflerin ye değiştirmesi
hataları yer ve şekil algısı güçlüklerineden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, öncelikle görsel-algısal öğretim üzerinde durulur.
Yetenek öğretimini temel alan Psikolojik Süreçlerin Öğretimi, Çok Duyuya Dayalı
Öğretim gibi çeşitli öğretim yaklaşımları ve paket programlar geliştirilmiştir. Bunlar içerisinde Kirk’in Psikodilbilimsel öğretim modeli, Frostig’in Gelişimsel Görsel
Algı Öğretimi ve Kephart’ın Algısal-devinin Uyumuna ilişkin öğretim modelleri en
bilinenleridir. Bu programlardan algısal-devimsel güçlükler gösteren çocukların
sorunlarını düzeltme işlemlerini açıklayan N. Kephart’ın çalışmalarından biri “Öğrenme El kitabı” olarak Türkçe’ye çevrilmiştir. Yetenek öğretimi ile bazı becerelilerde gelişme sağlanabilmekle birlikte, bu gelişmelerin akademik becerilere genellenebildiğinine ilişkin sağlıklı veriler yoktur. ancak okulöncesi eğitim proğramları ile
yetenek öğretimi üzerinde yoğunlaşılmakta, okula hazırlık amacıyla ön koşul davANADOLU ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
65
ranışlar üzerinde durulmaktadır. Yetenek öğretimini temel alan bir örnek Çizelge
5.1’de gösterilmiştir.
Akademik becerilerin öğrenilmesinde psikodilbilimsel süreçleri önkoşul olarak görüp psikodilbilimsel öğretimi benimsemiş uzmanlar ise, bu modelin önerildiği yılların yöntemsel yetersizlikleri ve sınırlılıkları içinde sıkışmışlardır.
Yakın zamana kadar dil-konuşma gelişimi ve güçlükleri üzerine uzun süreli niceliksel ve niteliksel araştırma bulguları sınırlı idi. Son yıllarda giderek artan araştırma bulguları, özellikle de normal ve öğrenme güçlüklü öğrencilerin genel dil becerileri üzerine yapılan çalışmalar dil gelişimi ile okuma, yazma gibi akademik alanlar
arasında sıkı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Günümüzde dil gelişimini önkoşul olarak gören uzmanlar, okulu dil kullanımı aracılığıyla üst-dil ve üst-biliş becerilerinin öğrenildiği bir ortam olarak göstermektedirler. Ne var ki, bu ilişkinin varlığı,
okuma, yazma gibi alanlarda güçlük gösteren bir öğrenci için yalnızca dil gelişimine
yönelik öğretimin gerekli olduğunu göstermez. Diğer bir deyişle, öğrenme güçlüklü öğrencilerin okuma, yazma gibi alanlardaki sorunları doğrudan bu alanlardaki
öğretim ile giderilebilmektedir. Dahası, uzmanlar, okuma, yazma becerilerinin öğretimi yanısıra zaten dil kullanımına da önem verildiğini ve, bu becerilerin birbirlerini olumlu etkilediğini savunurlar.
1990’lı yılların ortalarından itibaren genel dil becerilerinin nasıl kazanıldığı ve öğretilmesi gerektiğinin gündemi oluşturmasıyla, bu becerilerin etkili öğretim yöntemleri kullanılarak kazandırılması konusunda yoğun araştırma yapılmaya başlanmıştır. Örneğin, İşlevsel-İletimsel Yaklaşım etkileşimsel doğal ortamlarda, çocuk merkezli fakat beceri öğrenimini doğal yöntemlerle sunan ekolojik yaklaşımlar olarak
giderek yaygınlaşmaktadır. Bu konuda Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde
dil ve konuşma sorunlu öğrenciler için bir erken eğitim projesi de başlatılmıştır.
Çizelge 5.1 : Yetenek Öğretim Örneği
Harfleri Ters Çevirme Güçlükleri: Yetenek Öğretim Örneği
(Hallahan, Kauffmann ve Lloyd, 1985)
Yatay ters çevirme hatalarının dikey
Dikey ters çevirme hatalarının yatay sunumu.
b
d
d
b
d
b
b
d
1. b göster
2. d göster
3. b göster
4. d göster
b
b
d
d
d
d
b
5. d göster
b
d
9. d göster
6. b göster
d
b
10. d göster
7. b göster
d
b
11. b göster
b
8. d göster
b
d
12. d göster
db
bd
bd
db
13. d göster
14. d göster
15. b göster
16. d göster
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ
Kirk ve diğerleri tarafından geliştirilen (ITPA- The
Illininois test of Psycholinguistic Abilities) 1960’lı ve
1970’li yıllarda sıklıkla kullanılmış ve Türkiye’de de
Türkçe’ye çevrilip standartlaştırılan Peabody Resim-Sözcük Dil Gelişimi
Testi gibi paket programların ortaya çıkmasına yol
gösterici olmuştur.
Okul başarısı için iletişimsel yeterlik, bu ise, dilin kazanılması ve kullanılması
demektir. Konuşma, okuma ve yazma becerilerini
ustalıkla kullanmak, örneğin, iyi bir yazar, iyi bir konuşmacı, iyi bir okuyucu
olabilmek dil yaşantısı ile
sıkı sıkıya bağımlıdır.
66
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
• Beceri Öğretimi
Beceri öğretiminde, öğrencinin, doğrudan dinleme, konuşma, söyleyiş, okuma,
yazma, harfleme, matematik gibi akademik alanlarda güçlük gösterdiği beceriler
üzerinde durulur. Eğer öğrenci karmaşık bir beceriyi (örneğin, bir metni sesli olarak
okuyabilme) öğrenmede güçlük gösteriyorsa, o becerinin önkoşulları olan alt beceriler (örneğin, harfleri ayırtetme, sözcükleri tanıma ve ayırtetme; uygun vurgu, ezgi
kullanımı gibi) üzerinde öğretim hedeflenir. Beceri öğretimine, doğrudan öğretim,
kesin öğretim, uygulamalı davranış analizi gibi öğretim modelleri örnek olarak verilebilir.
En çok araştırılmış ve geliştirilmiş beceri öğretim yaklaşımı Doğrudan Öğretim
Modelidir. Doğrudan Öğretim Modelinin felsefesi “az zamanda çok iş başarmak” sözleri ile açıklanabilir. Kısa zamanda nitelikli öğretim yapılabilmesinin temelinde, hem davranışsal hem bilişsel öğrenme kuramlarını temel alan, etkili ve
kontrollu öğretim programlarının kullanılması bulunmaktadır. Doğrudan öğretim
modeli, okulöncesi dönemden başlayarak temel dil becerileri (örneğin, okuma, yazma), kavram öğretimi ve matematik alanlarında kullanılmaktadır. Bir beceri öğretimi genel olarak:
a) öğretilmesi hedeflenen belirli becerilerin kolayca tanımlanabilir olmasına,
b) becerilerin basamaklandırılarak alt becerilere ayrılmasına; karmaşık becerilerin daha az karmaşık becerilere ayrılmasına,
c) her bir öğretim basamağıyla ilgili amaç yazılmasına,
d) öğrenilmesi amaçlanan beceriler için yönergelerin açıkça verilmesine,
e) öğretim araçlarının geliştirilmesine,
f) beceri üzerinde etkili olacak tekniklerin kullanılmasına (dönüt, pekiştireç
v.b),
g) öğrenilmesi amaçlanan beceriler için yeterince uygulamaya yer verilmesine,
h) öğrenci düzeyindeki ilerlemeyi ve öğretimin etkililiğini değerlendirme için
doğrudan ve sık ölçüme yer verir.
Hedef beceri ya da davranışın tanımlanıp alt basamaklara ayrılmasına, “yazısı oldukça bozuk” bir öğrencinin durumu Çizelge 5.2’de örnek olarak verilmiştir.
Çizelge 5.2: Becerinin Basamaklandırılması
Beceri tanımı: Öğrenci düzgün yazamamaktadır. Bu becerinin alt becerileri:
•
Kalemi doğru tutma
•
Kalem üzerinde uygun basınçla işaretler, şekiller yapabilme,
•
Düzgün yazılmamış çizimleri iyi çizimleri ayırtedebilme
•
Model yoluyla uygun harfleni üretebilme
•
Harfler arasında uyumlu yer aralığı bırakma
•
Sözcükler arasında uyumlu yer aralığı bırakma
•
Uygun satır aralığı bırakma
•
Düz bir hat üzerinde yazabilme v.b
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
67
Bu becerilerden her biri de öğrenci düzeyi dikkate alınarak ayrıca tanımlanabilir ve
daha alt becerilere ayrılabilir.
Örneğin, kalemi doğru tutma becerisi
• kalemi işaret ve orta parmak arasında kavrama,
• kalemi 45 derece açıyla tutma,
• baş parmak ve diğer parmakları kalem ucundan 1 cm geriye yerleştirme ve
tutma,
• parmakları avuca doğru kıvırabilme,
• kağıt üzerinde birleşme,
• çizme v.b.
Doğrudan Öğretim Modeli ile kavram öğretimine bir örnek Türkiye’de Anadolu
üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü tarafından gerçekleştirilmiştir. Doğrudan öğretim ile kavram öğretimi sırasında doğal kendiliğinden dil kullanımı sağlanarak zihin engelli öğrencilere kavram öğretmede başarı sağlanmıştır.
Yetenek öğretimine örnek olarak verilen ters çevirme güçlüklerinin beceri öğretimini temel alan örneği Çizelge 5.3’de yer almıştır.
Çizelge 5.3 : Beceri Öğretimi Örneği
Harfleri Ters Çevirme Güçlükleri: Yetenek öğretim örneği özeti
(Hallahan, Kauffmann ve Lloyd, 1985)
1) Ters çevrilen harflerden birinin seçimi; /b/
2) /b/ nın ters çevrilmeyen ilişkisiz sembollerden seçimliş örneklerle sunumu /a, s, m, f/
3) Ölçüt bazında örnekler üzerinde ayırdetme sağlanınca ters çevrilen /d/ nın sunumu
4) /d/ nın ilişkisiz sembollerden seçilmiş örneklerle sunumu /a, s, m, f/
5) /d/ ve /b/ nın eşleme yöntemiyle seçeneklerin birbiriyle % 50 ilişkili örnekleriyle sunumu
d
b
g
a
a
p
c
b
o
d
6) /d/ ve /b/ nın eşleme yöntemiyle /d/ ve /b/ ya % 50 ilişkili örnekleriyle sunumu
d
b
b
o
b
d
g
d
p
c
7) /d/ ve /b/ nın eşleme yöntemiyle /6/ ve /b/ ya % 100 ilişkili örnekleriyle sunumu
d
b
b
d
g
b
g
p
p
d
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ
68
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
•
Öğrenme Stratejileri Öğretimi
Öğrenme güçlüklü öğrencilere üstbiliş becerilerinin kazandırılmasında etkili bir
doğrudan yaklaşım da Öğrenme Stratejileri modelidir. Bu yaklaşımı benimseyenlere göre, öğrenme güçlüklü öğrenciler arasında öğrenme stratejileri ve problem çözme stratejileri bakımından bireysel farklılıklar bulunmaktadır. Öğrenme stratejileri,
bilginin, değişik ortamlarda ve durumlarda kullanılmak üzere kazanılması, örgütlenmesi, saklanması, kontrol edilmesi, geri çağrılması ve ifadesini kolaylaştıran kurallar ya da tekniklerdir. Bu görüşten hareketle, öğrenme stratejilerinin öğretimi,
öğrenciye kendi kendine düşünebilme, kendi kendini yönetme, kendi kendini denetleyebilme, kendi kendini değerlendirebilme ve kendini denetleyebilme, kendi
kendini değerlendirebilme ve kendini ödüllendirme stratejileri kullanabilmeyi öğretmeyi amaçlar. Öğrenme stratejileri, bilişsel davranış değiştirme tekniklerinden
yararlanılarak öğretilebilir. Aşırı hareketli, dikkat eksikliği ve toplumsal uyum güçlükleri olan çocuklar için de yararlı bir yaklaşım olarak görülmektedir.
Öğrencilerinize kendi kendilerini yönlendirip yönlendirmediklerini; sorgulayıp sorgulamadıklarını ve bunları hangi durumlarda, nasıl yaptıklarını sorabilirsiniz?
5.2. Nasıl Öğretelim?
Nasıl öğretelim konusu, ister yetenek ister beceri öğretimini içersin, etkili öğretim
yöntemleri kullanılmasını gerekli kılar. Öğretmenlerin sınıfta uygulayacağı etkili
ve nitelikli öğretim yöntemleri ile sınıf ve öğrenci başarısının artacağı umulmaktadır.
• Etkili Davranış Yönetimi
Öğrenme güçlüklerinin giderilmesinde sıkça başvurulan bir yaklaşım etkili davranış yönetimi teknikleridir. Etkili davranış yönetimi, uygulamalı davranış analizi,
bilişsel davranış değişikliği ile yapılandırma ve uyaranların azaltılması gibi ortam
düzenleyen teknikleri içermektedir.
•
Örneğin, davranış değişikliğinin sağlanmasında, öğrencide arttırılması ya da
azaltılması gereken davranışlar için pekiştirme türleri ve tarifelerinden yararlanılabilir. Arttırılması gereken hedef davranışlar (örneğin, uygun davranışlar)
için etkili ödüllendirme sistemleri; azaltılması gereken (örneğin, uygun olmayan davranışlar) davranışlar için ise, ayrımlı pekiştirme, sönme, hoşa giden
uyaranı çekme gibi caydırıcı sistemler kullanılabilir.
Kısaca etkili davranış yönetimi ilkelerine göre:
a) değiştirilmek istenen hedef davranış tanımlanır,
b) hedef davranışın ortaya çıkma sıklığı ya da süresi belirlenir; ölçülür, kayıt edilir,
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
c) hedef davranışın öncesinde ya da sonrasında yer alan olaylar gözlenir,
d) gözlenen bu olayların ortaya çıkma olasılıklarının azaltılması için bir plan
yapılır.
e) değiştirilmek istenen hedef davranış için bir öğretim planı yapılır,
f) öğretim planı uygulanır,
g) uygulama sırasında pekiştirme vedüzeltici dönüt süreçlerine yer verilir (örneğin, öğrenci doğru olarak yaptığında ödüllendirilir; doğru yaptığına dair bilgilendirilir),
h) sonuçlar değerlendirilir.
Uygun olan bazı davranışların ödüllendirilmesine aşağıdaki durum örnek gösterilebilir:
Örneğin, okulda bina içinde öğlen yemeğine giden öğrencilerden bazıları sessiz doğal halinde giderken bazıları gürültülü ve koşarak gitmektedir. Bu durumda öğretmenr yürüyerek gideni ödüllendirir; diğerlerini görmezden gelir. Bu örnekte ödül
güçlü pekiştireç ile desteklenir. Yemek sırasında yine öğrencilerden bazıları sıraya
girerken, diğerleri karmaşa yaratmakta itip kakıp öne geçmeye kalkmaktadır. Yine
sırada bekleyen öğrenciler ödüllendirilir, hatta ödül olarak kendi sınıfının ilk sıralarına alınır.
Uygun olmayan bir becerinin azaltılmasında sıklıkla başvurulan bir yöntem de sönme tekniğidir. Bu yöntemle öğrenilmesi hedeflenen beceri için ipuçları sunma ve giderek bu ipuçlarını ortadan kaldırma amaçlanır. Örneğin, /top/ile/pot/ sözcüğünü birbirinden ayıramayan ama renkleri bilen ya da en azından kırmızı ile siyahı birbirinden ayırdetmeyi bilen bir öğrenciye renk-sönmesi yöntemi ile ayırım öğretilebilir. Bu durumda renk, önce zeminde sonra harf-şekil ayırımında ipucu oluşturmaktadır. Bunun için önemli olan iki uyarandan birinin siyah (örneğin, top) birinin
kırmızı (örneğin, pot) ile yazılarak sunulması ve kırmızının giderek karartılmasıdır.
Bunlar yanısıra resim, nokta, işaret, ok gibi çeşitli işaretler de sönme tekniği ile ipucu
olarak verilebilir.
•
Bilişsel davranış değiştirme özellikle öğrenme stratejilerinin öğretiminde
yararlı olmaktadır. Buna göre öğrencinin aşamalı olarak, hedef beceri üstünde
düşünmeyi (örneğin, benden istenen nedir?); kendi kendini sorgulamayı (örneğin, şimdi ne yapacağım?, ...neden yapacağım? ...için ne yapmam gerekiyor? gibi soruların sorulması), akademik stratejileri geliştirmeyi (örneğin, problemi sınıflama, örgütleme, tekrarlama; hata da yapsam önemli değil; sonunda bana
bilgi kazandıracak gibi kendini güdüleme), bağımsız düşünmeyi ve genelleme
(Bakalım, şimdi bunu yapabilecek miyim?) yapabilmeyi kazanması amaçlanır.
Sürecin gerçekleştirilmesinde öğrencinin kendi kendini sesli olarak yönlendirmesi, daha sonra kısık sesle yönlendirmesi ve sonunda beceriyi içsel dil kullanarak gerçekleştirmesi beklenmektedir. Bu tür teknikler öğretmenlerin deneyimleri ile bağıntılı olarak çeşitlendirilebilir.
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ
69
70
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
Çizelge 5.4’te bilişsel davranış değiştirme stratejilerinden kendi kendini yönlendirme ile ilgili bir örnek bulabilirsiniz.
Çizelge 5.4: Problem Çözümünde Kendi Kendini Yönlendirme Örneği
Toplama ve çıkarma problemlerinin çözümünde kendi kendini yönlendirme:
I. Ne yapmam gerekiyor? bu problemi çözmem gerekiyor. Tamam. Şimdi sırasıyla ne yapmam gerek?
•
Problemi yüksek sesle oku
•
Önemli sözcükleri bul altını çiz
•
Kolay anlaman için problemle ilgili çizim yap
•
Gerekli araç gereci kullan
•
Matematik problemini çöz
•
(Hata yapsam da önemli değil) (yardım iste)
•
Yanıtını yaz
•
Orta dereceli okullarda öğrenilmesi ve bellekte tutulması gereken çok fazla
bilgi vardır. Bu durum doğal olarak öğrenme güçlüklü öğrenciler için daha da
sorun olmaktadır. Orta öğretim düzeyindeki öğrenciler için bellekte tutmayı
güçlendirme teknikleri önerilmektedir. Bunun yanısıra öğretilecek materyalin
içerik boyutunun örgütlenmesi gerekmektedir. Bu öğrencilere ileri düzeyde
metin örgütleme, görsel (örneğin, bilgisayar) teknoloji kullanımı ile bilgiyi hatırlama, çalışma ve yönlendirme notları tutabilme becerisinin kazandırılması,
akran ve grup etkileşimine dayalı olarak öğrenmeyi kolaylaştırma amaçlanmaktadır. Karşılıklı sohbet ile öğretim; anahtar sözcüklerle bilgiyi hatırlama
stratejisi, kafiyeli ya da eşsesli sözcüklerle hatırlama stratajisi, ilişkili harflerle
hatırlama stratejisi gibi yöntemler kullanılabilmektedir.
Özet
Öğrenme güçlükleri terimi okulda ciddi öğrenme sorunları yaşayan fakat belirli diğer engelleri bulunmayan öğrenciler için kullanılmaktadır. Öğrenme güçlükleri, Türkiye’de de bir
özel eğitim kategorisi olarak yasa ve yönetmeliklerde yer almış ancak, yasal düzenlemelerin
öngördüğü özel eğitim hizmetlerinin gereği gibi verilmediği bir gruptur.
Öğrenme güçlüklü olarak nitelendirilen öğrenciler özellikle akademik alanları içeren becerilerde güçlük göstermektedirler. Öğrenme güçlüklü öğrencilerin pek çoğu gelişim örüntüleri
yönünden de kendi yaş düzeyine uygun yeterlilikleri ve yetersizlikleri bakımından bireye özgü farklılıklar gösterebilmektedir.
Öğrenme güçlüklerinin nedenleri pek bilinmemektedir. Öne sürülen pek çok engelli oluş nedeni öğrenme güçlüğü içinde geçerli olabilir. Öğrenme güçlüklerinin nedenlerinin ve etki
eden durumlarının açıklanmasında farklı modeller ortaya çıkmıştır. Bir öğrencinin öğrenme
güçlüklü olarak nitelendirilebilmesi için, o öğrencide gözlenmesi gereken ayırıcı koşullar öne
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
sürülmüştür: akademik gerilik, yetenek-başarı farkı ve gelişim alanlarından bir veya birkaçında güçlük gibi..
Öğrenme güçlüklerini belirleme süreci niteliksel ve niceliksel bilgi ile desteklemek amacıyla
klinik ve eğitsel olarak yapılır. Öğrencinin psikomotor ve bilişsel süreçlerdeki durumu tanıyıcı standartlaştırılmış bağıl (norma dayalı) testler kullanılarak yapılır. Bu ölçü araçlarının
gerek geçerlilikleri, güvenilirlikleri ve kullanım kolaylıkları açısından, gerekse yetenek-başarı farkını ortaya koyma açısından yeterli bir katkısı olmamaktadır.
Eğitsel değerlendirme, öğrencinin işlevde bulunma düzeyini belirleme, eğitsel kararlara ışık
tutma ve öğretime doğrudan hizmet etme sürecidir. Günümüzde öğrenme güçlüklü öğrencilerin eğitsel değerlendirmelerinin müfredata dayalı olarak yapılması ve öğrencinin işlevde
bulunma düzeyinin sınıf müfredatı ile bağıntılı olarak belirlenmesi hedeflenmektedir. Bu değerlendirmelerde informal, ölçüt bağımlı testler kullanılmaktadır.
Öğrenme güçlüklü öğrencilerin başarılı olabilmeleri için etkili öğretim ve sınıf yönetimi teknikleri kullanılmalıdır. Bir ya da birkaç disiplin alanında güçlük gösteren çocukların birebir
eğitime gereksinimleri olabilir. Bu öğrencilere destek özel eğitim hizmetlerinin sağlanması
gerekmektedir.
Öğrenme güçlüklü öğrencilerin öğretiminde değişik yaklaşımlar kullanılmaktadır. Öğretim, öğrencinin düzeyine ve ilgisine göre düzenlenmeli, eğitim programları bireyselleştirilmeli ve beceri öğretimine ağırlık verilmelidir. Öğrenme güçlüklü bireylerin başarısızlık beklentisi içinde olabilecekleri göz önünde tutulmalıdır.
Bu uygulamaları gerçekleştirmedeki başarı ise, özel eğitimci ve/veya öğretmenin değişik öğretim yaklaşımları ve öğretim tekniklerini bilmesine ve kullanabilmesine bağlıdır.
Değerlendirme Soruları
1.
“Bir kulağından giriyor öbür kulağından çıkıyor” deyişi sizce öğrenme güçlüklü öğrenci için ne tür bir yetersizlik ifadesi olabilir?
A. Görme
B. Dinleme
C. Düşünme
D. Konuşma
E. Görsel algı
2.
Aşağıdakilerden hangisi bireylerin problem-çözme sürecinde kullandıkları
stratejilerden olamaz?
A. Çağrıştırma
B. Duyma
C. Tekrarlama
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ
71
72
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
D. Kendini sorgulama
E. Düşünme
3.
Aşağıdakilerden hangisi dikkat eksikliğine bir örnek olabilir?
Etkinlik: metin okuma ve metne ilişkin soruları yanıtlama
A. Metne ilişkin soruları gözden geçirme
B. Sözlüğe bakma
C. Anahtar sözcükleri bulma
D. Metindeki sözcükleri sayma
E. Metnin anahatlarını çıkarma
4.
Hangisi öğrenme güçlüğüne yol açan nedenlerden sayılamaz?
A. Yiyeceklerdeki katkı maddeleri
B. Uyaranların zenginliği
C. Beyin zedelenmesi
D. Görsel algı sorunu
E. İşitsel algı sorunu
5.
Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A. Her öğrenme güçlüklü öğrenci görsel algılama sorunludur.
B. Görme engelli her öğrencide öğrenme güçlüğü vardır.
C. Görme kusurları öğrenme güçlüğünün temelini oluşturur.
D. Bedeninin sağını solunu ayıramayan her çocuk öğrenme güçlüklüdür.
E. İşitsel algılama sorunu olan çocuklarda öğrenme güçlüğü olasılığı artar.
Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar
Birkan, B. “Uygun Olmayan Davranışların Azaltılmasında Ceza Tek Seçenek
midir?” Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dergisi, 6, 2, 105-109, 1996.
Hallahan, D.P, J.M, Kauffmann ve JW. Lloyd. Introduction to Learning
Disabilities. New Jersey: Prentice Halls, 1985.
Kephart, N.C. Sınıfta Öğrenme Zorluğu Çeken Çocuklar: Öğretmen El Kitabı.
(Türkçe’ye Çevirenler: Mann, S. ve İ.Nurkut). Ankara, 1978.
Kırcaali- İftar, G. Bir Özel Eğitim Kategorisi Olarak Öğrenme Güçlükleri. Anadolu
Üniversitesi. Eğitim Fakültesi Dergisi, 5, 1-2, 95-119, 1992.
Kırcaali-İftar, G., B.Birkan ve A.Uysal. Zihin Özürlü Çocuklara Kavram Öğretimi.
Eskişehir Sevgi Zihinsel Yetersizlik Araştırma, Eğitim ve Kazanma Vakfı:
Mesleki Eğitim Yayın. No: 1, 1997.
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GÖZLENENLER
Korkmazlar, Ü. Özel Öğrenme Bozukluğu (6-11 Yaş İlkokul Çocuklarında Özel
Öğrenme Bozukluğu ve Tanı Yöntemleri). İstanbul: Taçe Ofset, 1993.
M.E.B. Özel Eğitim ve Rehberlik Dairesi Başkanlığı. Özel Eğitim İle İlgili Kanun ve
Yönetmelikler. Ankara: M.E.B. Basımevi, 1990.
Meyen, E.L. ve T.M. Skrtic. Special Education and Student Disability. (4. Baskı)
Denver, CO: Love Pub Company, 1995.
National Joint Committee for Learning Disabilities. Learning Disabilities: Issues on
Definition. a position paper of the National Joint Committee for Learning
Disabilities. In Collective perspectives on issues affecting learning disabilities.
Position papers and statements. Austin, TX, 1994.
Özsoy, Y., M. Özyürek ve S. Eripek. Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar: Özel Eğitime
Giriş. (8. Baskı) Ankara: Karatepe Yayınları, 1997.
Özyürek, M. Sınıfta Davranış Yönetimi: Uygulamalı Davranış Analizi. Ankara:
Karatepe Yayınları. 1997.
Polloway, E.A. ve T.E.C. Smith. Language Instruction for Students with
Disabilities. Denver: Love Pub, 1992.
Simon, C.S. Communication Skills and Classroom Success: Assessment and
Therapy Stratejies for Language and Learning Disabled Students. WI:
Thinking Publications, 1991.
Şenel, H.G. “Özel Öğrenme Güçlüğü Terimi Yerine Alternatif Arayışlar.” Özel
Eğitim Dergisi, 2, 1, 40-45, 1995.
Topbaş, S. Öğrenme Güçlükleri ve Eğitim Yaklaşımları. Engelliler Haftası bildirisi.
Anadolu Üniversitesi, Eskişehir, 1991.
Turnbull, A.P. ve diğerleri. Exceptional Lives: Special Education in Today’s
Schools. Englewood Cliffs, NJ: Merrill, 1995.
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ
73