soygunu görmek için perdenin arkasına bakalım

Yorumlar

Transkript

soygunu görmek için perdenin arkasına bakalım
B Ý L Ý M S E L
Y A Y I N
O R G A N I
TMSF
yýl:2 sayý:17 Nisan-Mayýs-Haziran 2008
TASARRUF
MEVDUATI SÝGORTA
FONU
SOYGUNU GÖRMEK ÝÇÝN PERDENÝN ARKASINA BAKALIM
Ahmet ERTÜRK, Sayfa 3’te
1.
ULUSLARARASI
TÝCARET HUKUKU
SEMPOZYUMU
02 ÞUBAT 2008
Bankacýlýk Hukukunda
Tüzel Kiþilik Perdesinin Aralanmasý,
DÜNYADA MEVDUAT
SÝGORTACILIÐININ
ROLÜ ve TMSF
UYGULAMASI
Sayfa 7’de
Sayfa 17’de
KARÞILAÞILAN
SORUNLAR ve
ÇÖZÜM YOLLARI
ÝDARÝ SÖZLEÞMELER
ve ÝDARÝ ÖZEL
HUKUK
SÖZLEÞMELERÝ
Sayfa 41’de
TÜRKÝYE’DEKÝ TASARRUF MEVDUATI HESAPLARININ SÝGORTALANMASINA ÝLÝÞKÝN
TEMEL PARAMETRELER
SORULAR ve CEVAPLAR
SÝGORTA VE RÝSK ÝZLEME DAÝRE BAÞKANLIÐI
FAÝZ ORANLARI (%)
31.03.2008
30.12.2007 30.03.2007
Gecelik
15,25
15,75
17,50
Mevduat Faizleri*
16,23**
16,86
18,03
TRLIBOR (O/N)
15,25
15,77
17,62
Kaynak: TCMB / TBB *Sektör Ortalamasý/1 aylýk **31.01.2008
BORSA ENDEKSÝ
ÝMKB
Sýnai
Mali
Kaynak: ÝMKB
Mart 2008
39.015
33.264
53.210
Aralýk 2007
55.538
40.567
83.822
YATIRIM ARAÇLARININ GETÝRÝLERÝ
Son Deðer
1 ay öncesine
(31.03.2008)
göre (%)
Mart 2007
43.661
35.689
68.636
1 yýl öncesine
göre (%)
ÝMKB
Dolar
Altýn(YTL/gr)
Altýn (Usd/Ons)
DÝBS Endeksi
39.015
1,3220
39.10
934.80
-12,81
10,91
9,24
-3,12
-10,64
-3,77
30,9
41,35
(3 aylýk)*
921,98
1,30
17,49
DÝBS Endeksi
944,28
Kaynak: ÝMKB,Reuters
0,51
17,67
*ÝMKB DIBS performans endeksi
(12 aylýk)*
GSMH ve GSYÝH (BÝRÝKÝMLÝ)
2007 (4.çeyrek)
2006 (4.çeyrek)
GSYÝH (milyar YTL)
856.4
758.4
658.8
526.4
GSYÝH ( milyar USD)
GSYIH (Büyüme)*
%4,5
%6,9
Kaynak: TÜÝK
*Büyüme oranlarý sabit fiyatlarla ve çeyrek dönemlere aittir.
Avrupa Hesaplamalar Sistemi’ne (ESA95) göre hazýrlanan yeni seri
ÝÞGÜCÜ VERÝLERÝ(%)
Ocak 2008
Aralýk 2007
Ocak 2007
Ýstihdam Oraný*
41,7
41,2
40,5
Ýþsizlik Oraný
11,3
10,6
11,0
Kaynak: TÜÝK
*Ýstihdam/15 ve daha yukarý yaþtaki nüfus
(Veriler dönemi izleyen 3 üncü ayýn 20 sinde açýklanmaktadýr.)
Ýmalat Sanayi Kapasite
Kullaným Oraný
Mart 2008
%81,2
Mart 2007
%82,0
ÖDEMELER DENGESÝ ÖZET (BÝRÝKÝMLÝ)
(milyon USD)
Þubat 2008
Þubat 2007
Cari Ýþlemler Hesabý
-7.746
-6.205
Dýþ Ticaret Dengesi
-7.989
-5.836
Aralýk 2007
%81,1
Aralýk 2007
-38.031
-47.517
Toplam Ýhracat
22.901
15.815
113.185
Toplam Ýthalat
30.890
21.151
160.185
Ýhracat/Ýthalat
%74,1
%72,4
%70,4
Kaynak: TCMB (Veriler bir sonraki ayýn 2 inci haftasý açýklanmaktadýr.)
Aralýk 2007
189.62
203.50
-13.88
34.84
BANKACILIK SEKTÖRÜ VERÝLERÝ
ÞUBE ve PERSONEL SAYILARI (Þubat 2008)
Mevduat
Katýlým
Kalkýnma ve
Bank.
Bank.
Yatýrým Bank.
Banka sayýsý
33
4
13
Yurtiçi Þube
7.732
425
43
Yurtdýþý Þube
50
1
1
Yurtiçi Personel 155.456
9.494
5.389
Yurtdýþý Personel
548
4
3
BÝLANÇO BÜYÜKLÜKLERÝ (Þubat 2008)
Mevduat
Katýlým
Kalkýnma ve
milyon YTL
Bank.
Bank.
Yatýrým Bank.
Toplam Aktifler
Toplam Krediler
Konut Kredileri
Kredi Kartlarý
Takipteki Alacaklar
Menkul Kýymet
Mevduat/Kat.Fon.
Özkaynak
Toplam Bilanço
Dýþý Ýþlemler
-Gayrinakdi Kredi
ve Yükümlülükler
-Taahhütler
YPNGP*
Türkiye'de hangi bankalar mevduat ve
katýlým fonu sigorta sistemine dahildir?
Toplam
50
8.200
52
170.339
555
Toplam
555.390
275.599
32.708
26.972
9.830
166.629
349.806
65.493
406.715
19.962
15.263
1.583
410
562
14
15.351
2.444
19.622
19.218
9.354
84
157
2.390
9.219
18.606
594.570
300.216
34.375
27.382
10.549
169.033
365.157
77.156
444.942
84.796
13.621
3.143
101.559
321.919
-167
6.001
50
15.463
8
343.383
-109
MEVDUAT VE KATILIM FONU
milyar YTL
Þubat 2008
MEVDUAT HESABI
349,81
Dth oraný
%34,9
KATILIM FONU
15,35
Dth oraný
%45,6
TOPLAM
365,16
Dth oraný
%35,4
Þubat 2007 Hesap Adedi (milyon)
306,06
94,1
%38,5
11,24
1,6
%54,0
317,30
95,7
%39,1
milyar YTL
Sigorta kapsamýndaki mevduat
Dth oraný
Sigorta kapsamýndaki katýlým fonu
Dth oraný
TOPLAM
Dth oraný
Aralýk
2007
Aralýk Mudi Adedi*
(milyon)
2006
105,95 93,66
%29,7 %33,9
5,84
4,73
%34,4 %39,8
111,79 98,39
%29,9 %34,3
65.20
0.96
66.17
*Mudiler her bir bankada ayrý ayrý sayýlmýþtýr.
BANKACILIK SEKTÖRÜ SERMAYE YETERLÝLÝK ORANI (%)
%
Þubat 2008 Þubat 2007
Aralýk 2007
Mevduat Bankalarý
16,14
20,79
17,36
Katýlým Bankalarý
12,49
16,33
16,13
Kalk. ve Yat.Ban.
63,20
89,67
64,83
Bankacýlýk Sektörü
17,49
22,75
18,93
SÝGORTA PRÝM TAHSÝLATLARI
YTL
Aralýk 2007
Mevduat Bankalarý
152.294
Katýlým Bankalarý
8.767
TOPLAM
161.061
2007
567.079
27.898
594.977
Türkiye'de faaliyet gösteren, mevduat ve katýlým fonu
kabulüne yetkili yerli ve yabancý tüm kredi kuruluþlarý
ile merkezi yurt dýþýnda bulunan kredi kuruluþlarýnýn
Türkiye'deki þubelerinde bulunan mevduat ve katýlým
fonlarý sigorta sistemine dahildir.
Aralýk 2006
127.250
5.887
133.137
TMSF - Büyükdere Cad. No:143 Esentepe Ýstanbul Tel: (212) 340 22 00 Fak: (212) 288 53 35 www.tmsf.org.tr
Bilgi ve Önerileriniz için: Sigorta ve Risk Ýzleme Dairesi e-mail:[email protected] Tel: (212) 340 10 57
Kurum içinde baþvuru kaynaðý olarak kullanýlmak üzere derlenmiþ bilgilerden oluþur. Resmi baðlayýcýlýðý yoktur.
Tasarruf mevduatý ve katýlým fonuna iliþkin
sigorta primleri kim tarafýndan ödenir?
Tasarruf mevduatý ve katýlým fonuna iliþkin sigorta
primleri ilgili kredi kuruluþu tarafýndan TMSF'ye ödenir.
Bankacýlýk sektörü aktif büyüklüðü Þubat 2008 tarihi itibariyle 594,6 milyar YTL seviyesindedir.
Toplam aktiflerin %50,4’ünü krediler, %29’unu menkul deðerler cüzdaný oluþturmaktadýr.
Toplam mevduat / katýlým fonu büyüklüðü 365,2 milyar YTL seviyesindedir. Mevduat / katýlým fonunun %35,4’ü YP, %64,6’ü TP mevduat / katýlým fonlarýndan oluþmaktadýr.
Mart 2007
1,3738
1,8359
2,7000
*Serbest Piyasa
Mart 2007
46.11
49.44
-3.32
12.63
Tasarruf mevduatý ve katýlým fonu sigortasý, mevduat
ve katýlým fonu toplamaya yetkili mevduat ve katýlým
bankalarýnýn (kredi kuruluþlarýnýn) Bankacýlýk Düzenleme
ve Denetleme Kurumu tarafýndan faaliyet izinlerinin
kaldýrýlmasý durumunda, mevduat ve katýlým fonu hak
sahiplerinin maruz kalacaðý kayýplarýn devlet veya bu
amaçla kurulmuþ özel bir kurum tarafýndan kýsmen ya
da tamamen ödenmesinin garanti edilmesidir.
Türkiye'de mevduatýn ve katýlým fonlarýnýn
sigortalanmasý yetki ve görevi kamu tüzel kiþiliðini haiz
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu'na (TMSF) aittir.
NOTLAR
Aralýk 2007
1,1689
1,7144
2,3099
Aralýk 2007
219.2
67.1
286.3
Kaynak: BDDK
DÖVÝZ KURU GELÝÞMELERÝ*
Mart 2008
USD
1,3220
EURO
2,095
GBP
2,4300
Kaynak: REUTERS
KONSOLÝDE BÜTÇE (BÝRÝKÝMLÝ)
(milyar YTL)
Mart 2008
Gelirler
47.19
Harcamalar
51.56
Bütçe Dengesi
-4.37
Faiz Dýþý Denge
9.38
Kaynak: Maliye Bakanlýðý
Tasarruf Mevduatý ve Katýlým Fonu sigortasý
nedir?
*Yabancý Para Net Genel Pozisyonu
FÝYATLAR GENEL DÜZEYÝNDEKÝ GELÝÞMELER (%) (Mart)
Aylýk 12 aylýk ortalama* Önceki yýlýn ayný ayýna göre
ÜFE
3,17
5,95
10,50
TÜFE
0,96
8,40
9,15
Kaynak: TÜÝK (Veriler bir sonraki ayýn ilk haftasý açýklanmaktadýr.)
(*Cari ay dahil 12 ay ortalamasýnýn, bir önceki 12 aya oraný)
MERKEZÝ YÖNETÝM BORÇ VERÝLERÝ
(milyar USD)
Mart 2008
Mart 2007
Ýç Borç Stoku
208.8
191.1
Dýþ Borç Stoku
67.7
68.2
Toplam
276.5
259.3
Kaynak: Hazine Müsteþarlýðý
Kaynak: BDDK
GENEL EKONOMÝK VERÝLER
Türkiye'de tüm mevduatlar ve katýlým fonlarý
sigorta kapsamýnda mýdýr?
Türkiye'de faaliyet gösteren bir kredi kuruluþunun yurt
içi þubelerinde gerçek kiþiler adýna açýlmýþ olan ve
münhasýran çek keþide edilmesi dýþýnda ticari iþlemlere
konu olmayan Yeni Türk Lirasý, döviz ve kýymetli maden
cinsinden;
a) Tasarruf mevduatý hesaplarýnýn anaparalarý ile bu
hesaplara iliþkin faiz reeskontlarý toplamýnýn,
b) Katýlma hesaplarý birim hesap deðerleri ve özel cari
hesaplarýn,
50 bin YTL'ye (ellibin YTL) kadar olan kýsmý sigorta
kapsamýndadýr.
Yurt dýþýnda yaþayan kiþilerin mevduatlarý
veya katýlým fonlarý sigorta kapsamýnda mýdýr?
Yurt dýþýnda yaþayan yerli ya da yabancý gerçek kiþilere
ait yurt içi þubelerde bulunan tasarruf mevduatý
hesaplarýnýn anaparalarý ile bu hesaplara iliþkin faiz
reeskontlarý toplamý, katýlma hesaplarý birim hesap
deðerleri ve özel cari hesaplarý sigorta kapsamýndadýr.
Türkiye'de faaliyet gösteren kredi
kuruluþlarýnýn yurt dýþý þubelerinde açýlan
mevduat, katýlma ya da özel cari hesaplarý
sigorta kapsamýna dahil midir?
Bir gerçek kiþinin birden fazla bankada hesabý
bulunmakta ise, her bir bankadaki hesap veya
hesaplarýnýn, belirtilen limite kadar olan kýsýmlarý (limitler
her bir banka için ayrý ayrý geçerli olmak üzere) garanti
kapsamýndadýr.
Ticari hesaplar sigorta kapsamýnda mýdýr?
Gerçek veya tüzel kiþiler adýna açýlan ticari iþlemlere
konu olan hesaplar (münhasýran çek keþide edilmesi
hariç) sigorta kapsamýnda deðildir.
Kýyý Bankacýlýðý (Off-Shore) faaliyetinde
bulunan kredi kuruluþlarýnda açýlan hesaplar
sigortaya tabi midir?
Kýyý Bankacýlýðý (Off-Shore) faaliyetinde bulunan kredi
kuruluþlarýnda açýlan hesaplar sigorta kapsamýnda
deðildir.
Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat ve
katýlým fonu kabulüne yetkili bulunan kredi
kuruluþlarý, yurt dýþýnda kurulu ortaklýklarý,
baþka banka veya finansal kuruluþlar adýna
Türkiye'de ikamet eden kiþilerden mevduat
veya katýlým fonu kabul edebilirler mi?
Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat ve katýlým fonu
kabulüne yetkili bulunan kredi kuruluþlarý yurt dýþýnda
kurulu ortaklýklarý, baþka banka veya finansal kuruluþlar
adýna Türkiye'de ikamet eden kiþilerden mevduat veya
katýlým fonu kabul etmeleri, evrak ya da cüzdan
bulundurmalarý, personel istihdam etmeleri, bu
kuruluþlarýn reklamýný yaptýrmak suretiyle müþterilerini
anýlan kuruluþlara yönlendirmeleri, bu ve benzeri
yöntemler kullanarak yurt dýþýnda kurulu kuruluþlar
adýna mevduat ve katýlým fonu kabul etmeleri yasaktýr..
Mevduat ve katýlým fonu sigortasýna tabi
olmayan diðer hesaplar hangileridir?
5411 sayýlý Bankacýlýk Kanunu'nun 63 üncü maddesinin
üçüncü fýkrasý uyarýnca, 07.11.2006 tarihli ve 26339
sayýlý Resmi Gazete'de yayýnlanan “Sigortaya Tabi
Mevduat ve Katýlým Fonlarý ile Tasarruf Mevduatý
Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair
Yönetmeliðin” 5 inci maddesi uyarýnca;
a) Kredi kuruluþunun hakim ortaklarý ile bunlarýn ana,
baba, eþ ve velayet altýndaki çocuklarýna ait mevduat
ve katýlým fonu ile diðer hesaplar,
b) Kredi kuruluþunun yönetim veya müdürler kurulu
baþkan ve üyeleri, genel müdür ve yardýmcýlarý ile
bunlarýn ana, baba, eþ ve velayet altýndaki çocuklarýna
ait mevduat ve katýlým fonu ile diðer hesaplar,
c) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayýlý Türk Ceza
Kanunu'nun 282 nci maddesindeki suçtan kaynaklanan
malvarlýðý deðerleri kapsamýna giren mevduat ve
katýlým fonu ile diðer hesaplar sigortaya tabi deðildir.
Kredi kuruluþlarý tarafýndan satýþýna aracýlýk
edilen devlet tahvili, hazine bonosu, yatýrým
fonu gibi yatýrým araçlarý sigorta
kapsamýnda mýdýr?
Kredi kuruluþlarý tarafýndan satýþýna aracýlýk edilen
devlet tahvili, hazine bonosu, yatýrým fonu gibi yatýrým
araçlarý TMSF'nin sigorta kapsamýnda deðildir.
Serbest bölgelerde kurulu kredi
kuruluþlarýnda bulunan mevduat, katýlým
ya da özel cari hesaplar sigorta kapsamýnda
mýdýr?
Serbest bölgelerdeki bankacýlýk faaliyetlerinin 5411
sayýlý Bankacýlýk Kanunu kapsamýnda bulunmasýndan
hareketle, kredi kuruluþlarýnýn serbest bölgelerdeki
þubeleri nezdindeki hesaplarý da sigorta kapsamýndadýr.
TMSF tarafýndan bankacýlýk faaliyetine
devam etmekte olan bir kredi
kuruluþundaki mevduat/katýlým fonu ile
ilgili olarak sigorta kapsamýnda ödeme
yapýlýr mý?
TMSF, 5411 sayýlý Kanunun 63 üncü maddesinin
altýncý fýkrasý uyarýnca yalnýzca faaliyet izni kaldýrýlan
kredi kuruluþlarý nezdinde bulunan ve doðruluðu
hiçbir þüpheye yer vermeyecek þekilde kanýtlanan
mevduat ve katýlým fonunun sigorta kapsamýndaki
kýsmýný öder.
ÝÇÝNDEKÝLER
EDÝTÖR’DEN
Dr. Yusuf Adýgüzel
2
SOYGUNU GÖRMEK ÝÇÝN PERDENÝN ARKASINA BAKALIM
Ahmet Ertürk
3
EKONOMÝK ve FÝNANSAL ÝLÝÞKÝLERDE TÜZEL KÝÞÝLÝK PERDESÝNÝN ARALANMASI
Prof. Dr. Nazým Ekren
5
Bankacýlýk Hukukunda Tüzel Kiþilik Perdesinin Aralanmasý,
KARÞILAÞILAN SORUNLAR ve ÇÖZÜM YOLLARI
Av. Taner Yalçýn
7
Mevduat Sigortacýlýðýnda Kamuoyu Farkýndalýðý ve
NORTHERN ROCK OLAYI
Yusuf Serdar Aðzýtemiz / Anýl Ertanoðlu
13
DÜNYADA MEVDUAT SÝGORTACILIÐININ ROLÜ ve TMSF UYGULAMASI
Dr. Rýdvan Çabukel
17
BANKACILIK KANUNUNDA TÝCARÝ VE ÝKTÝSADÝ BÜTÜNLÜK KAVRAMI ve
TÝCARÝ VE ÝKTÝSADÝ BÜTÜNLÜK SATIÞLARI
Av. Ahmet Yýlmaz
24
MEVDUAT, KATILIM FONU, EMANET, HAK ve ALACAKLARDA ZAMANAÞIMI
Av. Tunç Gücük
33
TÜRKÝYE’DE DOÐRUDAN YABANCI YATIRIMLAR
Doç. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin
37
ÝFLASTA ÇEKÝÞMELÝ HAKLARA ÝLÝÞKÝN TAKÝP YETKÝSÝNÝN DEVRÝ
Av. Þule Aslan
39
ÝDARÝ SÖZLEÞMELER ve ÝDARÝ ÖZEL HUKUK SÖZLEÞMELERÝ
Av. Tuðba Çolak
41
DÜNYADAN HABERLER
Fatih Deniz
44
Huzur Þehri ZÜRÝH
Ahmet Yýlmaz
45
: H. Bayram Babacan
: Dr. Yusuf Adýgüzel
Sorumlu Yazýiþleri Müdürü
: Kamil Oðuz
Danýþma Kurulu
: Doç. Dr. Cüneyt KOYUNCU - Dumlupýnar Üniversitesi, Doç. Dr. Fuat ERDAL - Adnan Menderes Üniversitesi,
Y A Y I N
Yayýn Yönetmeni
Prof. Dr. Halil Seyidoðlu - Doðuþ Üniversitesi, Doç.Dr. Muhsin Kar - Kahramanmaraþ Sütçü Ýmam Üniversitesi, Doç. Dr. Rahmi
B Ý L Ý M S E L
O R G A N I
TMSF Adýna Sahibi
Muðla Üniversitesi, Doç. Dr. Yusuf Bayraktutan - Kocaeli Üniversitesi, Prof. Dr. Zekai Özdemir - Ýstanbul Üniversitesi, Dr. A. Kadir
Deniz Özbay - Marmara Üniversitesi, Doç. Dr. Rasim Yýlmaz - Dumlupýnar Üniversitesi, Prof. Dr. Recep Tarý - Kocaeli Üniversitesi,
Prof. Dr. Rýdvan Karluk - Anadolu Üniversitesi, Prof. Dr. Sabri Orman - Ýstanbul Ticaret Üniversitesi, Doç. Dr. Selahattin BEKMEZ Tuna - Ýstanbul Üniversitesi, Dr. Bekir GÖVDERE – Süleyman Demirel Üniversitesi
Yayýn Kurulu
: Fethi Çalýk, H. Bayram Babacan, Ahmet Yýlmaz, Rýdvan Çabukel, Ali Göçer, Abdullah Canbek, Ýsmail Güneþ, Nizamülmülk Güneþ
Yayýn Türü
: Yerel Süreli
Yayýn Periodu
: 3 Aylýk - Nisan-Mayýs-Haziran 2008
Görsel Tasarým
: 1111 Adam Yapým &Tanýtým
Adres
: Büyükdere C. No:143 34394 Esentepe/ istanbul
E-posta
: [email protected]
Tel
: 0 212 340 16 11, 23 99, 22 96
Faks
: 0 212 288 53 35
Baský
: FSF Printing House
Baský Tel
: 0 212 690 89 89
TMSF Çatý Basýn ve Halkla iliþkiler Müdürlüðü tarafýndan hazýrlanmaktadýr. Telif haklarý TMSF'ye aittir. Yazýlarýn sorumluluðu yazarlarýna aittir.
TMSF
EDÝTÖR’DEN
Finans Arkeolojisi
TMSF, Bankacýlýk ve mevduat
sigortacýlýðýna yeni bir kavram kazandýrdý.
Sayýn Baþkanýmýz Ahmet ERTÜRK’ün
ifadesiyle “finans arkeolojisi” olarak
nitelenebilecek bu kavram, fona devredilen
bankalarda geçmiþte olmuþ bitmiþ bir
takým karanlýk ve muvazaalý iþlemleri bir
bir ortaya çýkarmayý ifade ediyor.
“TMSF elindeki bu mallarý satýnca ne
yapacak?”, “TMSF artýk gündemden
düþecek”, “TMSF bazý üst kurullarla
birleþtirilecek” gibi söylem ve iddialar, bu
finans arkeolojisinin gün ýþýðýna çýkardýðý
yeni “eserlerle” yerini “TMSF geri döndü”
þeklindeki yorumlara býraktý.
Son günlerde Fonun yeni bulgulara
dayanarak bir takým eski banka hakim
ortaklarýna yönelik yaptýðý iþlemler ve yeni
borçlandýrmalar, finans arkeolojisi mantýðý
ile çalýþmalarýna baþlanýlan “Raf Temizliði”
projesinin meyvelerini vermeye baþlamasý
olarak da yorumlanabilir.
Fona devredilmiþ bulunan bütün
bankalarýn MR’ýný çekecek olan bu
çalýþmalarýn her biri ayrý bir kitap olarak
Türk finans tarihine kazandýrýlacak. Her
bir bankanýn ayrý bir “case- örnek olay”
olarak, bilimsel bir göz ile deðerlendirildiði
çalýþmalar kitaplaþtýrýlacak. Raf temizliði
proje ekibi çalýþmalarýný tamamlayarak
bütün kitaplarýn basýmýný bu yýl içinde
tamamlamayý hedefliyor.
TMSF’nin gelecek kuþaklara býrakacaðý bu
önemli proje ile ilgili daha ayrýntýlý bir yazýyý
önümüzdeki sayýda sizlerle paylaþacaðýz.
Dr. Yusuf Adýgüzel
Yayýn Yönetmeni
TMSF Basýn ve Halkla Ýliþkiler Müdürü
2
Bu sayýmýzýn kapak dosyasý Þubat ayý
baþýnda Marmara Üniversitesi Hukuk
Fakültesi ile ortaklaþa düzenlemiþ
olduðumuz “Tüzel Kiþilik Perdesinin
Aralanmasý - 1. Ticaret Hukuku
Sempozyumu”. Sempozyumun ana fikrini
hemen karþý sayfadaki Sayýn ERTÜRK’ün
yazýsýnýn baþlýðýnda bulabilirsiniz:
“Soygunu görmek için perdenin arkasýna
bakalým”. Sayýn Bakanýmýz Nazým Ekren’in
Sempozyumdaki konuþmasýný ve Taner
Yalçýn’ýn bu konuyu enine boyuna iþleyen
bilimsel makalesini ilerleyen sayfalarda
bulabilirsiniz.
Gelecek sayýmýzda görüþmek ümidiyle.
Hoþçakalýn.
SEMPOZYUM
SOYGUNU GÖRMEK ÝÇÝN
PERDENÝN ARKASINA BAKALIM*
Bankalarýn içinin boþaltýlmasý sürecinin hangi ince yöntemlerle ve hangi dolambaçlý
yollarla gerçekleþtirildiði bilinmeden ve bunlar anlaþýlmadan TMSF’nin yetkilerinin
tartýþýlmasý bizi yanlýþ sonuçlara ulaþtýrýr.
Perdeyi kaldýrma ilkesi, bilindiði gibi tüzel
kiþilerin iyi niyet kurallarýna aykýrý þekilde
yaptýklarý fiillerden dolayý ortaklarýn ve
yöneticilerin sorumluluktan kaçýnmalarýný
engellemek için Anglosakson ve Kara Avrupasý
hukukunda geliþtirilmiþ bir kavramdýr.
Teoriye bu ismin verilmesinin sebebi hukuki
sorumluluktan kaçýnmak amacýyla, farklý tüzel
kiþilik savunmasý yapan kiþilerin tüzel kiþilik
perdesi arkasýna saklanmaya çalýþmalarýna
karþýlýk, tüzel kiþiliðin yok sayýlmasýyla veya bu
perdenin aralanmasý suretiyle perdenin
arkasýndaki gerçek yükümlünün borçtan
sorumlu tutulabilmesidir.
Perdeyi kaldýrma teorisi vasýtasýyla tüzel kiþinin
borçlarýnýn, üyelerine izafesi mümkün olduðu
gibi üyelerin borçlarýndan dolayý tüzel kiþinin
sorumlu tutulmasý da olanak dahilindedir.
Nitekim Yargýtay Hukuk Genel Kurulu,
sorumluluk hukukuna iliþkin bir kararýnda
kanunun verdiði bir hakkýn kullanýmýnda
baþkalarýnýn korunan haklarýna müdahale
edecek düzeyde sýnýrlarýn aþýlmasýnýn, hakkýn
kötüye kullanýlmasý anlamýna geleceðini
vurgulamaktadýr.
Batý hukuk uygulamalarýnda yerini bulduðu
üzere, perdenin kaldýrýlmasý yöntemiyle izlenen
amaç ve eylem çýkartýlýp sergilenerek sorumluluk
belirlenmelidir; yorumu getirilmektedir. Tüzel
kiþinin kendisini oluþturan kiþilerden ayrý
baðýmsýz bir kiþilik kazanmasý bazen kanunun
tüzel kiþilerin kurulmasýna izin verme amacýyla
baðdaþmayan sonuçlarýn doðmasýna yol
açtýðýndan, hukukun yasakladýðý bir sonucu
elde etmek veya getirilmiþ olan bir
yükümlülükten kurtulmak amacýyla tüzel
kiþiliðin bu baðýmsýz yapýsýnýn arkasýna
saklanýlmasý olarak da tarif edilebilecek olan
tüzel kiþi perdesi arkasýna gizlenilerek yasanýn
dolanýlmasýnýn Türk Medeni Kanunu’nun 2.
maddesine de aykýrý olduðu þüphesizdir. Türk
Medeni Kanunu’nun 2. Maddesi, hukukumuz
bakýmýndan geçerli ve önemli iki kural
getirmektedir. Bunlardan birincisi her somut
olayda haklarýn kullanýlmasýnýn kapsam ve
içeriðini sýnýrlayan dürüst davranýþ, ikincisi
haklarýn kötü kullanýlmasýnýn sonucunu
gösteren ve bunun hukuk tarafýndan
korunmayacaðýný bildiren, hakkýn kötüye
kullanýmýdýr.
Modern ekonomik yaþamda ortaya çýkan yeni
ticaret biçimleri tüzel kiþilik teorilerinde bazý
deðiþikliklere neden olmuþ ve tüzel kiþilik
perdelerinin kaldýrýlarak tüzel kiþiliðin
arkasýndaki kiþilerin ve iliþkilerin tespitini
gerekli kýlmýþtýr. Bankacýlýk alanýnda kurumlarýn
ve kurallarýn yerleþtirilmesi amacýnýn
güdüldüðü temel düzenleme olarak karþýmýza
çýkan 4389 sayýlý kanunda da, kanundan
kaynaklanan perdeyi kaldýrma örnekleri
mevcuttur.
4389 sayýlý Bankalar Kanunu’nun TMSF’ye
iliþkin bölümü ülkemizde 90’lý yýllarýn ikinci
yarýsýnda baþlayýp 2000’li yýllarýn baþýnda
derinleþen banka krizleri nedeniyle ortaya
çýkan ve kamuoyunda “banka
hortumlamalarý” veya “bankalarýn içinin
boþaltýlmasý” olarak adlandýrýlan banka
kaynaklarýnýn usulsüz kullanýlmasý
eylemlerinden doðan kamu zararlarýnýn
tazmin ve tahsilini amaçlamýþtýr. Daha sonra
4491 sayýlý, 4672 sayýlý düzenlemeler ve daha
sonra yapýlan yasal düzenlemeler ile en son
çýkarýlan 5411 sayýlý kanunla da 4389 sayýlý
kanunun temel amacý korunmuþ ve hatta
belli ölçülerde geliþtirilmiþtir.
Ülkemizde Tasarruf Mevduatýna tanýnmýþ
olan sýnýrsýz mevduat güvencesi nedeniyle
bazý müteþebbisler tarafýndan sýrf kendi grup
þirketlerine kaynak aktarmak ve sýnýrsýz ve
teminatsýz kredi vermek için özel bankalar
kurulmuþ, bu bankalarýn hakim ortaklarýyla
yöneticileri yaptýklarý gerçeðe uymayan
reklamlarla mevduat sahiplerinin ilgi odaðý
Ahmet ERTÜRK
TMSF Baþkaný
* Ahmet Ertürk’ün 2 Þubat 2008’de
Marmara Üniversitesi’nde düzenlenen
"Tüzel Kiþilik Perdesinin Aralanmasý"
1. Uluslararasý Ticaret Hukuku
Sempozyumu’nda yaptýðý Konuþma
3
SEMPOZYUM
Bankalarýn içinin boþaltýlmasý
sürecinin hangi ince yöntemlerle
ve hangi dolambaçlý yollarla
gerçekleþtirildiði bilinmeden ve
bunlar anlaþýlmadan TMSF’nin
yetkilerinin tartýþýlmasý bizi yanlýþ
sonuçlara ulaþtýrýr. Ve bu yasal
düzenlemelerin zamanýnda
yapýlmamasý sonucunda
bankalarýn içinin boþaltýlmasý
topluma 60 milyar-70 milyar
maliyet yüklemiþtir.
haline gelmiþ, kapý arkasýnda yaptýklarý yüksek
faiz anlaþmalarýyla halkýn parasýnýn mevduat
olarak toplanmasýný saðlamýþlar ve bu paralarýn
neredeyse tamamýnýn kendilerine, eþ ve
çocuklarýna ve yakýn akrabalarýna ait
müesseselere, þirketlere, off-shore bankalarýna
ve sadece kaðýt üzerinde varlýðý bulunan tabela
þirketlerine kaynak olarak aktarmýþlardýr. Böylece
kanundaki tanýmýyla banka kaynaklarýnýn
bankanýn emin þekilde çalýþmasýný tehlikeye
düþürecek biçimde kullanýldýðýnýn tespit
olunmasý üzerine Bankacýlýk Düzenleme ve
Denetleme Kurumu tarafýndan bu bankalarýn
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu’na
devredilmeleri ya da faaliyet izinlerinin
kaldýrýlmasý suretiyle tasfiyeye sokulmalarý
þeklinde önlemler alýnmýþtýr.
Fona devredilen bu bankalarýn biraz önce
bahsettiðimiz tüzel kiþilik perdesi arkasýnda ve
hileli/dolanlý iþlemlerle gerçekleþtirilen kaynak
aktarýmlarýnýn artýk peþine düþen TMSF bu
defa hukuk düzeninin yetersizlikleriyle karþý
karþýya kalmýþtýr. Bu yetersizlikleri gidermeyi
amaçlayan biraz önce bahsettiðimiz yasal
düzenlemeler kamuoyunda önemli tartýþmalara
4
yol açmýþ ve TMSF’nin aþýrý yetkilendirilmiþ
olup olmadýðýna yönelik kuþkulara yol açmýþtýr.
Burada çok kýsa þunu söylemek isterim
bankalarýn içinin boþaltýlmasý sürecinin hangi
ince yöntemlerle ve hangi dolambaçlý yollarla
gerçekleþtirildiði bilinmeden ve bunlar
anlaþýlmadan TMSF’nin yetkilerinin tartýþýlmasý
bizi yanlýþ sonuçlara ulaþtýrýr. Ve bu yasal
düzenlemelerin zamanýnda yapýlmamasý
sonucunda bankalarýn içinin boþaltýlmasý
topluma 60 - 70 milyar dolar maliyet
yüklemiþtir. Bu maliyet her gün artýyor çünkü
sürekli faiz iþletiliyor. Bugün elimizde olan yasal
imkanlar olmasaydý, bu maliyetin en azýndan
bir kýsmýnýn geri kazanýlabilmesi mümkün
olamazdý.
Bu tartýþmalarý bugün yaparken bu gerçekleri
dikkate almamýzda büyük yarar vardýr. Ben
sözlerimi daha fazla uzatmadan bu
sempozyumda ortaya çýkan görüþ ve
önerilerden uygulamacý taraf olarak
yararlanacaðýmýzý ve bunun arzusu içinde
olduðumuzu belirtmek istedim.
SUNUM
EKONOMÝK ve FÝNANSAL ÝLÝÞKÝLERDE
TÜZEL KÝÞÝLÝK PERDESÝNÝN ARALANMASI*
Günümüz dünyasýnda giderek daha karmaþýk ve kritik bir yapý kazanan ekonomik ve finansal
iliþkilerin, yöneliþimlerin, farklý alanlara yönelik bir dizi hukuksal düzenleme gündeme gelmektedir.
Bu düzenlemelerin dayandýðý teorik görüþ ve yorumlarýn; hukukçularýn, akademisyenlerin ve
uygulamacýlarýn katýlýmýyla tartýþýldýðý bu tür platformlarýn artmasý ekonomi ve finans hukukunun
geliþmesine, derinleþmesine ve etkinleþmesine ciddi katký saðlayacaktýr.
Sayýn Rektörüm, dekanlar ve öðretim üyesi
dostlarým ve arkadaþlarým. Milletvekilleri,
Rekabet Kurulu 2. Baþkaný, çok deðerli mümtaz
yargý personeli, Yargýtay baþkanlarýmýz ve
üyelerimiz, hakimlerimiz, savcýlarýmýz, ve çok
deðerli öðrencilerimiz,
Son dönemlerde hukuk literatüründe ve
uygulamada sýkça gündeme gelen perdenin
aralanmasý, diðer bir tabirle örtünün kaldýrýlmasý
konusunun hukukçu akademisyen ve
uygulamacýlarla ele alýnmasýna imkan saðlamýþ
olmalarý nedeniyle Marmara Üniversitesi Hukuk
Fakültesi ile Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu’nun
yöneticilerine özellikle teþekkür ediyorum.
Günümüz dünyasýnda giderek daha karmaþýk
ve kritik bir yapý kazanan ekonomik ve finansal
iliþkilerin, yöneliþimlerin, farklý alanlara yönelik
bir dizi hukuksal düzenleme gündeme
gelmektedir. Bu düzenlemelerin dayandýðý
teorik görüþ ve yorumlarýn; hukukçularýn,
akademisyenlerin ve uygulamacýlarýn katýlýmýyla
tartýþýldýðý bu tür platformlarýn artmasý ekonomi
ve finans hukukunun geliþmesine,
derinleþmesine ve etkinleþmesine ciddi katký
saðlayacaktýr. Bankalarýn rol ve fonksiyonunun
nispeten yüksek olduðu finansal hizmetler
sektörü, yoðun ileri ve geri baðlantýlarý
nedeniyle ekonomik yapý ve iliþkiler sisteminde
tipik bir konuma sahiptir. Fon toplama, fon
kullandýrma olarak adlandýrýlan finansal aracýlýk
sürecinde taraflar, iþlemler, tutarlarýn özellikleri
yanýnda finansal kurumlarýn tüzel kiþiliði ile
sahip ve yöneticiler arasýndaki iliþkiler, her
zaman gündemde yer alan konularýn baþýnda
olmuþtur. Ulusal finansman sistemin
operasyonel ve hukuksal yapýsý ve özelliðinin
yanýnda, uluslar arasý finansman sistemin
mimarisinin de üretebileceði riskleri en aza
indirebilen, buna karþýlýk ihtiyaç duyulan yeni
açýlýmlara imkan saðlayan bir içeriðin olmasý
son derece önemlidir. Bu hassas dengenin
oluþturulmasý ve korunmasý, buna uygun hukuk
teorisi ve uygulamasý ile mümkün olacaktýr.
Tüzel kiþiler ile sahip ve/veya yöneticiler
arasýndaki iliþkiler, prensip olarak söz konusu
gerçek ve tüzel kiþilerin hukuklarýndan ayrý ayrý
ele alýnmasý gerekir. Hukuksal seçimlerde
kullanýlan þekli ile ancak, karþýlaþýlan bazý
uygulamalar ve örnekler, bu temel prensip ve
ilkelerin ihtisasýnýn oluþturulmasýna neden
olmuþtur. Bu konuda hukuk sistemimizde
oldukça farklý örnekler vardýr. Son Bankalar
Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu, Amme
Alacaklarýnýn Tahsili Usulü Hakkýndaki Kanun’un
ilgili maddeleri, gerçekten bunlara örnektir.
Konu ile ilgili bir dizi argüman geliþtirilebilir.
En önemlilerinden birisi, þüphesiz, þeffaflýk
eksikliði ve dolayýsýyla da ahlaki riziko, ya da
etik rizikodur. Bunlar ekonomik ve finansal
yapý iliþkiler sisteminin kalitesini de
þekillendirmektedir. Etik riziko ekonomik
birimlerin evrensel kurallar ve prensiplere aykýrý
olarak diðerlerinin zararlarýna kendi faydalarýnýn
maksimize etme eðilimi olarak ta tanýmlanabilir.
Etik riziko terminolojisi bir tahlilde de farklý
þekillerde ele alýnmaktadýr. Yaygýn olan
yaklaþým, etik rizikonun izlenmiþ eylem ve
davranýþlarla yakýn iliþki içinde olduðudur.
Toplumsal ve bireysel deðer yargýlarýyla,
ekonomik eylemlerin gözlemlenebilirliði ve
doðrulanabilirliði arasýndaki farklýlýk, ekonomik
ve finansal iliþkilerin, organizasyondaki zorluklar
yanýnda bilgiye sýnýrlý ulaþabilmek, etik rizikonun
çerçeve koþullarýnda oluþmaktadýr. Etik
rizikonun doðuþunu geliþimini ve etki sürecinin
yapýsýný büyük ölçüde gizlenmiþ eylemlerle
birlikte, gizlenmiþ veri ve bilgilerle
þekillendirmektedir. Sahip olunan ve/veya
yönetiminde etkili olunan kamusal ya da özel
imkan ve kaynaklarýn bireysel ve kurumsal
tercih ve öncelikler ile amaçlara yönelik olarak
kullanýmý kamu özel hukukla özel bir konuma
sahip olacaktýr. Ön görülebilir, þeffaf, güvenli
ve istikrarlý bir ekonomi ve finansal ortam için
bunu saðlayýcý yetkinliðe sahip hukuk sistemine
*Devlet Bakaný ve Baþbakan Yardýmcýsý
Prof Dr. Nazým Ekren’in Sempozyum
Konuþmasý
5
SUNUM
Bankalarýn içinin boþaltýlmasý
suretinin hangi ince yöntemlerle
ve hangi dolambaçlý yollarla
gerçekleþtirildiði bilinmeden ve
bunlar anlaþýlmadan TMSF’nin
yetkilerinin tartýþýlmasý bizi yanlýþ
sonuçlara ulaþtýrýr. Ve bu yasal
düzenlemelerin zamanýnda
yapýlmamasý sonucunda
bankalarýn içinin boþaltýlmasý
topluma 60 milyar-70 milyar
maliyet yüklemiþtir.
ihtiyaç, kaçýnýlmazdýr. Sermaye hareketliliðinin
ülkeler arasýnda dolaþýmýnýn tamamen serbest
hale geldiði geliþmiþ bilgi teknolojileri sayesinde
her gün, trilyonlarca finansal iþlemin
gerçekleþtiði günümüz dünyasýnda sürecin
sorun yaratma potansiyelinin minimuma
indirilmesi, ancak bu geliþim ve bileþimi kendi
dinamikleri ýþýðýnda deðerlendiren ve þeklin
özünü kavrayan bir hukuk yaklaþýmýnýn
benimsenmesi ve uygulanmasý ile mümkün
olacaktýr. Finansal kurumlarýn standart ürün
ve hizmetlerin iþlevleri etrafýnda kendine özgü
bir hukuk teorisi ve uygulamasý oluþmuþ
bulunmaktadýr. Yeni enstrümanlara, teknolojik
hýzlý deðiþimlere ve kolaylýklara baðlý olarak
gündeme gelen bazý geliþmeler, bu alanda
yeni yorum ve uygulama arayýþlarýný da
arttýrmýþtýr. Finansal kurumlar ve özellikle
bankalar, temelde güven kurumlarýdýr.
Ekonominin kaynak ihtiyacýný karþýlamada,
varýlan risklerin yönetiminde, saðlýklý bir
ödemeler sisteminin oluþumunda önemli rol
oynayan kendine emanet eden kamu
konularýný, mevduatý yöneten bankalar her
zaman bu özellikleri nedeniyle istisnai
düzenlemelere muhatap olmuþtur. Finansal
piyasalardaki dengesizlik, istikrarsýzlýk, sayýsýz
ihtilafýn ortaya çýkmasýna yol açmaktadýr. Büyük
ekonomik finansal ve toplumsal maliyetler söz
konusu olmaktadýr Bu noktada etkinliði ve
alternatif maliyetleri dikkate alarak bir hukuk
yaklaþýmý, son derece önem kazanmaktadýr.
Ekonomik ve finansal iliþkiler, doðasý gereði
birçok geliþmenin ürettiði sistemle
etkilenmektedir. Bu risklerin algýlanmasý,
etkinliðin minimize edilmesine yönelik
düzenlemenin etkinliði konusunda tartýþmalar,
özellikle son küresel dalgalanmadan sonra
önemini daha da arttýrmýþ bulunmaktadýr. Bu
riskleri ve geliþmeleri dikkate alan finansal
otoriteler, genel olarak finans sektöründe ve
bankacýlýk alanýnda ortaya çýkabilecek belirsizleri
azaltýcý veya terk edici yaptýrýmlara aðýrlýk veren
deðiþik politikalar üretmeye baþlamýþtýr. Bu
çerçevedeki en önemli düzenleme 1980’li
yýllarýn baþlarýnda ortaya çýkan bankerlik
sürecinde yürürlüðe konulan 35 sayýlý Kanun
6
Hükmündeki Kararname’dir. Ekonomik, finansal
ve siyasi istikrarsýzlýklarýn bir sonucu olarak
TMSF’ye aktarýlan özel bankalar yanýnda kamu
bankalarýnda görev zararlarý nedeniyle yeniden
yapýlandýrýlmasý sonucunda kamuya yüklediði
maliyet, ciddi boyutlara ulaþmýþtýr. Bu iþlemlerin
ve operasyonlarýn bir görüntünün arkasýnda
gerçekleþtirilmiþ olmasý, perdeyi kaldýrma
teorisinin diðer ülkelerde olduðu gibi Türk
hukukunda da yeterli bir þekilde ele alýnmasýnýn
önemini ve gerekliliðini de ortaya koymaktadýr.
2003 yýlýndan itibaren Bankacýlýk Kanunu’nda
hükümetlerimiz tarafýndan gerçekleþtirilen,
perdenin kaldýrýlmasý ilkesinin uygulanmasýný
esas alan düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler
etik riziko nedeniyledir. Kaybolan banka
kaynaðýnýn geri kazanýlmasýnda son derece
hayati bir rol oynamýþtýr. Yapýlan düzenlemelerin
istisnai özelikleri farklý deðerlendirmelere neden
olmuþtur. Esasen perdenin kaldýrýlmasýnýn
önemini gündeme getirebilecek içerikte iþlem
ve operasyonlarýn, ünitenin hukuksal
yaptýrýmlarýn, fiillerin hukuksal yaptýrýmlarý
bertaraf edecek þekilde organize edilmesini
hukuk sistemi tarafýndan korunmasý da
düþünülemez. Literatürde ve uygulamada genel
bir kabul gören perdenin kaldýrýlmasý veya
perdenin aralanmasý kavramýnýn temel
esprisinin etik rizikoda ortadan kaldýrýlmasýný
veya en aza indirilmesini saðlamak oldu açýktýr.
Bu hem kamu düzenini korumak hem özel
hukuku güçlendirmek hem de tüzel ve gerçek
kiþiler arasýndaki iliþkileri saðlýklý temele
oturtmak açýsýndan da zorunludur.
Birinci Uluslar arasý Ticaret Hukuku
Sempozyumu, tüzel kiþilik perdesinin
aralanmasý konulu sempozyum teorik
çerçevenin yanýnda þirketler hukuku, icra iflas
hukuku, vergi hukuku ve bankacýlýk hukuku
gibi konunun önem kazandýðý alanlarý yeterli
þekilde ele alýnan oturumlar düzenlemekteyiz.
Perdenin kaldýrýlmasý kurumunun Türk
hukukunda daha geniþ bir biçimde
tartýþýlmasýna ve konu ile ilgili teknik deðerlendirmelerin yapýlmasýný imkan saðlayan bu
sempozyumun düzenlenmesinde emeði geçenleri tebrik ediyor saygýlarýmý sunuyorum.
MAKALE
Bankacýlýk Hukukunda Tüzel Kiþilik Perdesinin Aralanmasý,
KARÞILAÞILAN SORUNLAR ve ÇÖZÜM YOLLARI
Temelinde MK. m. 2’de belirtilen dürüstlük kuralýna aykýrý davranmanýn yaptýrýmý olarak
karþýmýza çýkan perdenin aralanmasý teorisi, hak ve vecibelerin kullanýlmasý ile ilgili tüm alanlarda
uygulanma yeri bulmaktadýr. Esasen, Türk mevzuatýnda perdenin aralanmasý anlayýþýna baðlý
olarak tüzel kiþinin sorumluluklarýný, üyeleri ya da yöneticilerine yansýtan yasal düzenlemeler de
getirilmiþtir.
I. GÝRÝÞ
Hukukun yasakladýðý bir sonucu elde etmek
veya getirilmiþ olan bir yükümlülükten
kurtulmak amacýyla tüzel kiþiliðin baðýmsýz
yapýsýnýn arkasýna saklanýldýðý çok sýk yaþanan
bir durumdur. Örneðin bir gerçek kiþi kanunen
kendi baþýna yapmasý yasak olan bir iþi tüzel
kiþi kurmak suretiyle onun arkasýna gizlenerek
yapabilir. Tüzel kiþi perdesi arkasýna gizlenilerek
kanunun dolanýlmasýnýn MK.m.2’ye de aykýrý
olduðu þüphesizdir 1 . Tüzel kiþiliðin,
sözleþmeden ya da kanundan doðan her türlü
yüküm ve borçlardan ve kaynaðý ne olursa
olsun sorumluluklardan kurtulmak için bir araç
olarak kullanýlmasýný engellemek amacýyla,
Anglo-Sakson ve Kara Avrupasý hukuk
sistemlerinde “perdeyi kaldýrma teorisi” olarak
anýlan hukuk ilkesi geliþtirilmiþ bulunmaktadýr.
Perdeyi kaldýrma teorisi veya perdenin
aralanmasý teorisi gibi isimlerle ifade edilen
bu teori ile, tüzel kiþliliklerin ayrýlýðý ilkesinin
kötüye kullanýldýðý durumlarda, tüzel kiþilik
dikkate alýnmamakta, yani yokmuþ gibi hareket
edilmekte ve ayrý tüzel kiþilik savunmasýndan
yararlanmak isteyenlere izin verilmemektedir2.
Teoriye bu ismin verilmesinin sebebi, hukuki
sorumluluktan kaçýnmak amacýyla farklý tüzel
kiþilik savunmasý yapan kiþilerin “tüzel kiþilik”
perdesi arkasýna saklanmaya çalýþmalarý;
teorinin müdahalesi ile tüzel kiþiliðin yok
sayýlmasýyla veya bu perdenin aralanmasý
suretiyle perdenin arkasýndaki gerçek
yükümlünün sorumlu tutulabilmesidir. Perdenin
aralanmasý teorisi vasýtasýyla, tüzel kiþinin
borçlarýnýn, üyelerine izafesi mümkün olduðu
gibi üyelerin borçlarýndan dolayý, tüzel kiþinin
sorumlu tutulmasý da olanak dahilindedir3. Bu
durumda tüzel kiþinin kendisini oluþturan
kiþilerden ayrý ve baðýmsýz varlýðý bulunduðu
ilkesi göz ardý edilecek olup bu uygulama
genel kurala aykýrý düþtüðünden, tüzel kiþiyi
oluþturan kiþilerde “tüzel kiþiyi kullanarak” bir
takým yükümlülüklerden kurtulma ya da tüzel
kiþinin amacýna uygun olmayan tarzda
davranma kastýnýn aranmasý gerektiði
savunulmaktadýr4.
Temelinde MK. m. 2’de belirtilen dürüstlük
kuralýna aykýrý davranmanýn yaptýrýmý olarak
karþýmýza çýkan perdenin aralanmasý teorisi,
hak ve vecibelerin kullanýlmasý ile ilgili tüm
alanlarda uygulanma yeri bulmaktadýr. Esasen,
Türk mevzuatýnda perdenin aralanmasý
anlayýþýna baðlý olarak tüzel kiþinin
sorumluluklarýný, üyeleri ya da yöneticilerine
yansýtan yasal düzenlemeler de getirilmiþtir.
Örnek olarak, kollektif þirketlerde þirket
borcundan dolayý ortaklarýn kiþisel
sorumluluðuna baþvurulmasýna cevaz veren
(Türk Ticaret Kanunu m. 179, 180 ve 192)
ya da limited þirketin kamu borçlarýnýn
ortaklardan tahsil edilmesini mümkün kýlan
(6183 sayýlý Amme Alacaklarýnýn Tahsil Usulü
Hakkýnda Kanun’un m. 35) kanun hükmü5
ile tüzel kiþilerle, küçüklerin ve kýsýtlýlarýn,
vakýflar ve cemaatler gibi tüzel kiþiliði olmayan
teþekküllerin mal varlýðýndan tamamen veya
kýsmen tahsil edilemeyen kamu borçlarýnýn
tüzel kiþiliði haiz kuruluþlarýn kanuni
temsilcilerinden ve tüzel kiþiliði olmayan
teþekkülü idare eden kiþilerin þahsi mal
varlýðýndan tahsil edilmesini mümkün kýlan
(6183 sayýlý Amme Alacaklarýnýn Tahsil Usulü
Hakkýnda Kanun’un “Kanuni Temsilcinin
Sorumluluðu” baþlýklý Mürerrer Madde 35)
1 Oðuzman/Seliçi/Oktay-Özdemir, Kiþiler Hukuku (Gerçek ve Tüzel Kiþiler) Ýstanbul 2005, s.189
2 Tekinalp/Tekinalp, Perdeyi Kaldýrma Teorisi, Reha Poroy’a Armaðan,Ýstanbul 1995, s. 387 vd.
3 Yanlý, Anonim Ortaklýklarda Tüzel Kiþilik Perdesinin Kaldýrýlmasý ve Pay Sahiplerinin Ortaklýk Alacaklýlarýna Karþý Sorumlu Kýlýnmasý, Ýstanbul
2000, s. 1.
4Oðuzman/Seliçi/Oktay-Özdemir, s.190; bkz. dipnot 21’de belirtilen yazarlar.
5Poroy/Tekinalp/Çamoðlu, Ortaklýklar ve Kooperatif Hukuku ,Ýstanbul 1997, N. 123.
Av.Taner Yalçýn
Grup Koordinatörü
TMSF Tahsilat Daire Baþkanlýðý
7
MAKALE
5411 sayýlý Kanun, mülga
4389 sayýlý Bankalar Kanunu ve
4969 sayýlý Kanunun Geçici 2 nci
maddesi hükmü ile getirilmiþ olan,
temelinde tüzel kiþilik perdesinin
aralanmasý suretiyle sorumlularýn
tespitine iliþkin Fonun takip ve
tahsil yetkilerine dair hükümlerini
muhafaza etmiþ ve bazý
düzenlemelerde 4389 sayýlý
Kanunun Fona tanýdýðý yetkileri
daha da geniþletmiþtir.
k a n u n h ü k ü m l e r i g ö s t e r i l m e k t e d i r.
Bir güven müessesesi olan bankalarýn faaliyetleri
ile ilgili olarak ortaya çýkabilecek sorumluluklarýn
tespitinde ve sorumlusuna gerekli
yükümlülüðün yüklenmesinde, 1999 yýlý ve
sonrasýnda yapýlan düzenlemelerle tüzel kiþilik
perdesi bizzat yasama organý tarafýndan
aralanarak tüzel kiþiliðin arkasýndaki gerçek
sorumlular ortaya konulmuþtur.
Bu kapsamda, bankacýlýk alanýnda son yýllarda
çýkarýlan kanunlarda da, kanundan kaynaklanan
perdeyi kaldýrma örnekleri mevcuttur. Halen
yürürlükte olan 5411 sayýlý Bankacýlýk
Kanunu’nun 110 uncu maddesi uyarýnca anýlan
Kanunun 71 inci maddesi çerçevesinde, kanuna
aykýrý karar ve iþlemleriyle bankanýn faaliyet
izninin kaldýrýlmasýna ya da temettü hariç
ortaklýk haklarý ile yönetim ve denetiminin
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu’na
devredilmesine neden olan banka yönetici ve
denetçilerinin, bankaya verdikleri zararlar ile
sýnýrlý olarak þahsi sorumluluklarýna gidilerek,
Fonun talebine dayalý olarak þahsen iflaslarýna
mahkemece karar verilmesi mümkündür.
Ayrýca, yönetici ve denetçilerin kanuna aykýrý
karar ve iþlemlerinin, bankanýn hakim
ortaklarýna menfaat temini amacýyla yapýlmasý
þartlarýyla temin edilen menfaat üzerinden
hakim ortaklarýn þahsen iflas ettirilmesine de
olanak tanýnmýþtýr. 5411 sayýlý Bankacýlýk
Kanunu’nun 134 üncü maddesi de, Fona
devredilen bankalarýn alacaklarýnýn tahsili
amacýyla, Fona borçlu olup olmadýðýna
bakýlmaksýzýn, Fona devredilen bankalarýn;
a)Yönetim ve denetimine sahip olduðu
iþtiraklerinin,
b) Hâkim ortaðý olan tüzel kiþilerin,
c) Gerçek ve tüzel kiþi hakim ortaklarýnýn hakimi
ortak olduðu þirketlerin ve
d) Yukarýda sayýlan kiþiler adýna hareket eden
veya onlar hesabýna kendi adýna para, mal
veya hak edinen þirketlerin ortaklarýnýn sahip
olduklarý hisselerin tamamýna veya bir kýsmýna
iliþkin temettü hariç ortaklýk haklarý ile bu
þirketlerin yönetim ve denetiminin Fon
tarafýndan devralýnmasýna cevaz vermektedir.
Görüldüðü gibi, bankacýlýk mevzuatýndaki bu
düzenlemeler, Fona devredilen bankalarýn
maruz kaldýklarý zararlarýn sorumlulardan
tazmini ve Kanun gereði Fon alacaðý haline
gelen banka alacaklarýnýn tahsili amacýna
yönelik olarak, banka ile hakim ortaklarý ve
ayný toplulukta yer alan diðer þirketler arasýndaki
kiþilik ayrýlýðýný bir kenara býrakmakta, diðer
bir ifadeyle, hukuki anlamda farklý kiþiliðe sahip
olanlar arasýndaki perdeyi kaldýrmaktadýr.
Özellikle 5411 sayýlý Kanunun 134 üncü
maddesindeki düzenleme, herhangi bir þartýn
varlýðýný dahi aramaksýzýn, TMSF’ye bankanýn
alacaklarýný tahsil amacýyla banka ile ayný iktisadi
bütünlük içinde yer alan tüm gerçek ve tüzel
kiþilerin sorumluluðuna baþvurma olanaðý
tanýnmasý itibariyle, perdeyi kaldýrma teorisinin
kanundan kaynaklanan oldukça geniþ kapsamlý
bir uygulama hali olarak göze çarpmaktadýr(6).
II. KONUNUN BANKACILIK MEVZUATI
AÇISINDAN ELE ALINMASI
Tüzel kiþilik perdesinin aralanmasýna iliþkin en
etkin normatif düzenleme 5020 sayýlý Kanun
ile 4389 sayýlý Bankalar Kanununda yapýlan
deðiþiklikler ile getirilmiþtir.
Bu hükümler ile, Fona devrolan Banka nedeniyle
oluþan kamu zararý, Bankanýn hakim
ortaklarýndan, yönetim kurulu ve kredi
komitesi baþkan ve üyelerinden, genel müdür,
genel müdür yardýmcýlarýndan, imzalarý bankayý
ilzam eden memurlarý ile þube müdürlerinden
ve hatta bunlarýn eþ ve çocuklarý ile sayýlan bu
kiþiler adýna hareket eden veya onlar hesabýna
kendi adýna para, mal ve hak edinen kiþilerden
talep etme imkaný getirilmiþtir.
5411 sayýlý Kanun, mülga 4389 sayýlý Bankalar
Kanunu ve 4969 sayýlý Kanunun Geçici 2 nci
maddesi hükmü ile getirilmiþ olan, temelinde
tüzel kiþilik perdesinin aralanmasý suretiyle
sorumlularýn tespitine iliþkin Fonun takip ve
tahsil yetkilerine dair hükümlerini muhafaza
etmiþ ve bazý düzenlemelerde 4389 sayýlý
Kanunun Fona tanýdýðý yetkileri daha da
geniþletmiþtir.
4389 sayýlý Bankalar Kanunu her ne kadar 5411
sayýlý Bankacýlýk Kanunu ile yürürlükten
kaldýrýlmýþ ise de, 5411 sayýlý Kanunun geçici
11 inci maddesi hükmü gereðince, baþlatýlan
iþlemler sonuçlanýncaya ve her türlü Fon
alacaklarý tahsil edilinceye kadar bu Kanunla
yürürlükten kaldýrýlan 4389 sayýlý Kanunun 14,
15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18 inci maddeleri,
ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncý maddeleri ile geçici 4
üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasýna
devam edildiðinden, 4389 sayýlý Bankalar
Kanununun perdenin aralanmasý teorisi ile ilgili
maddeleri de bizim için önem arz etmektedir.
Ýlgili maddeler 4389 sayýlý Bankalar
Kanununda;15/7 a ve b, 17, Ek madde 1 ve
2,5411 sayýlý Bankacýlýk Kanununda;
6SEVEN//GÖKSOY, Ticaret Þirketlerinde Tüzel Kiþilik Perdesinin Kaldýrýlmasý, (Bir karararýn deðerlendirilmesi, Ýstanbul Barosu Dergisi, Cilt: 80,
Sayý: 6, Yýl 2006, s.2466
8
MAKALE
•“Banka kaynaklarýnýn istismarý” baþlýklý 108
inci maddesi,
•“Þahsi sorumluluk” baþlýklý 110 uncu maddesi,
•“Fonun alacaklarýnýn tahsiline iliþkin diðer
yetkiler” baþlýklý 134 üncü maddesi
•“Sigortaya tâbi mevduat ve katýlým fonu
tutarýnýn eksik beyaný halinde uygulanacak
takip ve tahsil usulleri” baþlýklý 135 inci
maddesidir.
Yine, 4969 sayýlý Bazý Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Deðiþiklik
Yapýlmasýna Dair Kanun’un geçici 2 nci
maddesi de bu anlamda ele alabileceðimiz
hükümlerdendir.
5411 sayýlý Kanun 3 üncü maddesi ile,
“kontrol”, “baðlý ortaklýk” “nitelikli pay” ve
“hakim ortak” tanýmlarý yapýlmakta, þeklî ve
görünürdeki sahiplik anlayýþýnýn ötesine
geçerek, tüzel kiþilik perdesinin aralanmasý
teorisini normatif düzenlemeyle uygulamaya
yansýtmaktadýr.
Kanun’un 3 üncü maddesine göre:
“Kontrol” “Bir tüzel kiþinin; sermayesinin,
asgari yüzde elli birine sahip olma þartý
aranmaksýzýn, çoðunluðuna doðrudan veya
dolaylý olarak sahip olunmasý veya bu
çoðunluða sahip olunmamakla birlikte imtiyazlý
hisselerin elde bulundurulmasý veya diðer
hissedarlarla yapýlan anlaþmalara istinaden oy
hakkýnýn çoðunluðu üzerinde tasarrufta
bulunulmasý suretiyle veya herhangi bir suretle
yönetim kurulu üyelerinin karara esas
çoðunluðunu atayabilme ya da görevden alma
gücünün elde bulundurulmasý” olarak
tanýmlanmaktadýr.
Burada bir tüzel kiþinin kontrolü söz konusu
olup, buna göre tanýmda belirtildiði þekilde
veya herhangi bir surette yönetim kurulu
üyelerinin karara esas çoðunluðunu atayabilme
ya da görevden alabilme gücünün elde
bulundurulmasý tüzel kiþinin kontrolü olarak
anlaþýlacaktýr7.
Bankacýlýk Kanunun bir çok hükmünün ve
özellikle banka ortak ve yönecilerinin
sorumluluðuna iliþkin hükümlerin
uygulanabilmesi, bir tüzel kiþiyi, bir bankayý
gerçekte kimin kontrol ettiðinin belirlenmesini
gerektirmektedir. Bankayý ya da ilgili diðer bir
tüzel kiþiyi fiilen yöneten ve denetleyen ile
kayýtlara göre yöneten ve denetleyen kiþiler
uygulamada farklý olabilmekte, bu ise kamu
otoritelerinin paravan kiþi ve kuruluþlarla karþý
karþýya kalmasý sonucunu doðurmaktadýr8.
Belirtilen nedenle, ilk kez, 5020 sayýlý Kanunla
4389 sayýlý Bankalar Kanununun 22 nci
maddesine eklenen (4) numaralý fýkrada
“bankanýn hukuken veya fiilen yönetim ve
denetimine elinde bulunduran gerçek kiþiler”
ifadesi kullanýlmýþtýr. Bu þekilde bir kiþinin
(kayden) hissedarlýk iliþkisi olmadan da
bankanýn hakim ortaðý olabileceði kabul edilmiþ
ve bir bankaya paravan ortak ve þirketler
üzerinden sahip olan gerçek ortaklara ulaþýlmasý
amaçlanmýþtýr9.5411 sayýlý Kanun’un 3 üncü
maddesinde yapýlan bu tanýmlama ile,
“Kontrol” mevzuu Kanunda daha detaylý olarak
yer almýþtýr.
Bankacýlýk Kanunun bir çok
hükmünün ve özellikle banka
hakim ortak ve yönecilerinin
sorumluluðuna iliþkin hükümlerin
uygulanabilmesi, bir tüzel kiþiyi,
bir bankayý gerçekte kimin kontrol
ettiðinin belirlenmesini
gerektirmektedir.
III. YARGI KARARLARI ÇERÇEVESÝNDE
KO N U N U N
DEÐERLENDÝRÝLMESÝ
Tüzel kiþilik perdesinin aralanmasý teorisinin
açýkça dile getirilerek ihtilafa konu olayýn
çözüldüðü; Ýzmir 4. Asliye Ticaret
Mahkemesinin E. 2002/843, K. 2005/64 sayýlý
ve 17.02.2005 tarihli kararý ve bu kararýn
temyizi üzerine verilen Yargýtay 19. Hukuk
Dairesi’nin E. 2005/8774, K. 2006/5232 sayýlý
ve 15.05.2006 tarihli kararý son derece önemli
kararlardýr.
Anýlan kararla Yerel Mahkeme bir olayda, davalý
tarafýn farklý tüzel kiþilik esasýna dayalý
savunmalarýna itibar etmemiþ ve hukuki açýdan
farklý tüzel kiþilikler olsa da “perdeyi kaldýrma
teorisi” çerçevesinde her iki davalý þirket
arasýndaki kardeþ þirket iliþkisinden kaynaklanan
özdeþliðin mevcut olduðunu, farklý tüzel kiþilik
savunmasýnýn MK.’nun 2. maddesi kapsamýnda
hakkýn kötüye kullanýlmasý olduðunu, zira, her
iki þirketin de temsilcilerinin ayný kiþiler
olduðunu, her iki þirketin ortaklarýnýn ayný
kiþilerden müteþekkil olduðunu, bu nedenle
farklý tüzel kiþilikler olgusunun biçimsel olarak
ele alýnamayacaðýný, taraflar arasýndaki
uyuþmazlýðýn boyutlarý ile dürüstlük kurallarý
çerçevesinde, hakkaniyet ölçüleri içinde dikkate
alýnarak konunun deðerlendirilmesi gerektiðini
belirtilerek davalý Ege A.Þ.nin ödeme kabiliyeti
olmayan, biçimsel olarak farklý tüzel kiþilikte
bulunan, diðer þirkete borçlarý yüklemeye
yönelik çabalarýnýn kabul görmemesi gerektiði
7REÝSOÐLU, Bankacýlýk Kanunu Þerhi, Cilt I, Ankara 2007, s. 111.
8ALICI, Bankacýlýk Kanunu Þerhi, Haziran 2007, Ýstanbul, s.57.
9ALICI, s.57
9
MAKALE
Esastan yapýlan yargýlama
neticesinde de Ankara 11.idare
mahkemesi, yönetim ve denetimi
Fon tarafýndan devir alýnan þirketin
yönetim ve kontrolünün % 73,33
oranýnda hissedarý olan davacý
þirkette olduðu, bu þirkette banka
hakim ortaðýnýn söz sahibi
olmadýðý gerekçesiyle idari iþlemi
iptal etmiþtir. Ancak bu karar
Danýþtay tarafýndan bozulmuþtur.
ifade edilerek sonuç olarak tüm borçtan her
iki þirketin müteselsilen sorumlu olduðu
yönünde karar verilmiþtir. Kararýn temyizi
üzerine inceleme yapan Yargýtay 19. Hukuk
Dairesi de “…tüzel kiþilik perdesinin kaldýrýlarak
davalýlarýn sorumlu tutulmasýnda bir isabetsizlik
bulunmamasýna...” karar vererek hem kararýnda
açýkça tüzel kiþilik perdesinin
kaldýrýlmasýný/aralanmasýný gözönünde tutmuþ
hem de Yerel Mahkemenin bu teori
çerçevesinde konuyu deðerlendirerek verdiði
kararýn hukuka uygun olduðunu belirtmiþtir10.
Her ne kadar, kararýn içeriðinde tüzel kiþilik
perdesinin aralanmasý teorisine açýkça yer
verilmese de, 4389 sayýlý Bankalar Kanunun
15 inci maddesinin (7) numaralý fýkrasýnýn (a)
bendi uygulamasý ile ilgili bir konuda Ankara
11. Ýdare Mahkemesinin idari iþlemin iptaline
dair bir kararýnýn temyizen incelenmesi üzerine
Danýþtay 10. Dairesince verilen Mahkeme
kararýnýn yürürlüðünün durdurulmasý ve bozma
kararý son derece önemli olup aþaðýda bu konu
ile ilgili yargý kararlarýna yer verilmiþtir.
DANIÞTAY 13. DAÝRESÝNÝN 04/02/2005
TARÝH VE 2005/454 E. 2005/636 K. SAYILI
KARARI
1. Olayýn özeti
Yönetim ve denetimi fona intikal eden bir
bankanýn hakim ortak ve yöneticilerinden olan
fon alacaðýnýn tahsilini teminen, banka hakim
ortaðýnýn yönetim ve denetimine sahip olduðu
bir þirketin yönetim ve denetimi fon tarafýndan
devir alýnmýþ ve bunun üzerine bu þirketin %
73,33 oranýnda hissesine sahip olan bir þirket
tarafýndan dava açýlmýþtýr.
Davacý þirket, yönetim ve denetimi devralýnan
þirketin kendisine ait bir þirket olduðunu, bu
þirket yönetim ve kontrolünün kendisinde
olduðunu, banka hakim ortaðýnýn bu þirketin
yönetim ve denetimine sahip olmadýðýný,
ileri sürmüþtür.
Yargýlamada Ankara 11. Ýdare Mahkemesi
davacý tarafýn talebini haklý görerek önce idari
iþlemin yürütmesinin durdurulmasýna karar
vermiþ ancak, itiraz üzerine, daha sonra Ankara
Bölge idare mahkemesi bu kararý kaldýrarak
yürütmenin durdurulmasý talebini reddetmiþtir.
Esastan yapýlan yargýlama neticesinde de
Ankara 11.idare mahkemesi, yönetim ve
denetimi Fon tarafýndan devir alýnan þirketin
yönetim ve kontrolünün % 73,33 oranýnda
hissedarý olan davacý þirkette olduðu, bu þirkette
10 Bkz. Detaylý bilgi için SEVEN/GÖKSOY, s. 2455 vd.
10
banka hakim ortaðýnýn söz sahibi olmadýðý
gerekçesiyle idari iþlemi iptal etmiþtir.
Dosyanýn Danýþtay’a intikali üzerine, Danýþtay
10. Dairesi, 14/7/2003 tarih ve E: 2003/2896
sayýlý Yürütmenin Durdurulmasý Kararý ile
Ankara 11. Ýdare Mahkemesinin verdiði iptal
karararýnýn yürütmesinin durdurulmasýna karar
vermiþ ve bilahare, temyiz incelemesi
sonucunda Danýþtay 13. Dairesi 4/2/2005
tarih E: 2005/454, K: 2005/636 sayýlý kararý
ile, yürütmenin durdurulmasý kararýnda
belirtilen gerekçeler paralelinde gerekçelerle
ilk derece mahkemesinin kararýný bozmuþtur.
Danýþtay 10. Dairesinin Yürütmenin
durdurulmasý kararý ile Danýþtay 13. Dairesinin
Bozma kararý birbirine paralel gerekçeleri
taþýmakta olup aþaðýda bu gerekçelere yer
verilmiþtir. Danýþtay;
•
Yönetim ve denetimi devralýnýlan
þirketin sermayesinin arttýrýlmasý sýrasýndaki
ortaklýk yapýsý ile daha sonra yapýlan sermaye
artýrýmý sýrasýnda mevcut ortaklarýn rüçhan
haklarýný kullanmayarak üçüncü bir þirketin
sermaye artýrýmýna iþtirak ediþi neticesinde
oluþan hissedarlýk yapýsýný,
•Davacý þirketin hisseyi elde ederken kullandýðý
paranýn kaynaðýný,
•Banka hakim ortaðý gerçek kiþinin, hakkýnda
idari iþlem tesis edilen þirkette yürüttüðü
yönetim kurulu üyeliði ve yönetim kurulu
baþkanlýðý görevlerini,
•Yine, hakkýnda idari iþlem tesis edilen þirkete
ait olan ve 6/4/2001 tarihli þirket yönetim
kurulu kararýyla þirket merkezinin taþýndýðý
belirtilen yalýnýn banka hakim ortaðý ve ailesinin
oturduðu ev olduðunu,
•Hakkýnda iþlem tesis edilen þirketin merkezini
taþýmadan önceki þirket merkezinin banka
hakim ortaðý Holding ile gruba baðlý þirketlerin
faaliyette bulunduðu adres olduðunu,
•Bu þirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev
yapan kiþilerin banka hakim ortaðýna ait
gruptaki yöneticilik ve/veya hissedarlýk yapýlarýný,
gözönünde bulundurmuþ ve davacý þirketin
salt % 73,33 oranýndaki hissesi nedeniyle
hakkýnda idari iþlem tesis edilen þirketin yönetim
ve denetimine yegane kendisinin sahip olduðu
yönündeki iddiasýný yerinde görmeyerek bu
þirketin yönetim ve denetiminin, birlikte veya
tek baþýna hareketle doðrudan ya da dolaylý
olarak banka hakim ortaðý olduðuna karar
vermiþtir.
MAKALE
Buraya kadar yer verilen Ankara Bölge Ýdare
Mahkemesi’nin 08/01/2003, Danýþtay 10.
Dairesinin 14/7/2003 tarihli ve 4/2/2005 ve
nihayetinde Ankara 11. Ýdare Mahkemesi’nin
bozma sonunda vermiþ olduðu 27/5/2005
tarihli kararlar ile, tüzel kiþilik perdesi aralanmýþ
ve perde arkasýnda bulunan asýl sorumlu kiþi
tespit edilmiþ ve bu tespit doðrultusunda, mer’i
olan normatif kurala göre karar verilmiþtir.
Özellikle, Danýþtay 10. Dairesinin hem
14/7/2003 tarihli kararýnda hem de 4/2/2005
kararýnda belirttiði, “... bir þirketin yönetim
ve denetiminin elde bulundurulmasýnýn
dayanaklarýnýn tek baþýna paydaþlýktan gelen
yetki ve güçten kaynaklanýyor olmasýnýn
gerekmediði...” tespiti tüzel kiþiliðin yönetim
ve denetiminin kimin kontrolünde
bulunduðunun belirlenmesi açýsýndan son
derece önemli bir tespit olup hissedarlýðýn
gerisine bakabilmenin yegane yoluda önde
bulunan tüzel kiþilik perdesinin aralanmasýdýr.
IV. KARÞILAÞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM
YOLLARI
Her ne kadar Kanun koyucu, oluþan ihtiyaçlar
nedeniyle bankacýlýk mevzuatý ile ilgili
düzenlemeleri yaparken tüzel kiþilik perdesini
normatif olarak aralamýþ ise de, yapýlan bazý
iþlemlerde gerçek sorumlu, sýrf tüzel kiþilik
perdesinin aralanmasý suretiyle de
bulunamamakta, bunun yanýnda sorumlularýn
tesis etmiþ olduðu muvazaalý iþlemlerin de
aþýlmasý gerekmektedir. Aksi halde, kötüniyetle
yapýlan bir dizi iþlemler nedeniyle gerçek
sorumlular sorumluluktan kurtulmakta, bu
kiþilerin tesis ettiði muvazaalý iþlemler nedeniyle
kamu idareleri ya da mahkemeler, mal varlýðý
olmayan, herhangi bir ticari veya iktisadi
faaliyeti bulunmayan, sorumluluk gereklerini
yerine getirmekten uzak tüzel kiþiliklerle veya
sorumlular adýna tüm külfeti üzerine alarak
her yerde gerçek sorumlu gibi ortaya çýkan
gerçek kiþilerle karþý karþýya kalmaktadýr.
Ayrýca, yapýlan bazý iþlemlerde tüzel kiþilik
perdesi o denli yoðun olarak kullanýlmýþtýr ki,
tüzel kiþilik perdesinin birinci veya ikinci
halkasýnýn dahi aralanmasý gerçek sorumluyu
ortaya koyma bakýmýndan yeterli, doðru sonucu
verememektedir.
a) Uygulamada karþýlaþýlan bazý sorunlar ve
sorumluluðu gidermeye yönelik iþlemler;
Hakim ortaklar, kendi sorumluluklarýna
gidilmemesini saðlamak amacýyla, þirketlerin
ortaklýk yapýsýný genellikle zincirleme tüzel
kiþiliklerden oluþturmakta ve gerçek kiþilere
ancak, bu ard arda sýralanmýþ tüzel kiþiliklerin
aþýlmasýndan sonra ya da, þirketler grubunun
gerçekte kimin tarafýndan yönetildiðine iliþkin
bilgi ve belgelerin toplanmasýndan sonra
ulaþýlabilmektedir.
Þirketlerin gruplamasý yapýlýrken de,
donuklaþmýþ ve tahsil kabiliyeti kalmamýþ olan
kredileri kullanan þirketler ile malvarlýðý olan
þirketler özenle birbirinden ayrýlmaktadýr.
Bankacýlýk mevzuatýnýn kendilerine yüklediði
sorumluluðu bertaraf etmek veya gizlemek
için banka hakim ortaklarý ve/veya banka
yöneticileri ile diðer sorumlular tarafýndan;
1-Tüzel kiþiliklerde hissedarlar veya yönetim
kurulu üyeleri, tüzel kiþilik çalýþanlarýndan
oluþturulmakta, iþe giren personele, iþe giriþ
sýrasýnda hisse devredildiði, iþten çýkarken veya
çýkartýlýrken hisse devrini saðlamak amacýyla,
hissedar olan personelden açýða imzalanmýþ
hisse devir sözleþmesi, yönetim veya denetim
kurulu üyesi olarak görev yapan personelden
de bu görevden istifa ettiðine dair açýða imzalý
belgeler alýndýðý görülmüþtür. Öyle ki, sýrf bu
iliþkileri kontrol etmek ve düzenlemek amacýyla,
tüzel kiþilik bünyesinde “hissedarlar servisi”
gibi adlar ile sýrf bu iþle iþtigal eden birimler
kurulmaktadýr.
Tüzel kiþiliðin yönetim ve
kontrolünü gerçekten elinde
bulunduran kiþi veya kiþiler,
sorumluluklarýnýn ortaya
çýkmasýnýn olasý olduðu
dönemlerde hamiline olarak ihdas
edilmiþ hisseleri bu hisselerin
tedavülündeki hýzýndan ve el
deðiþtirmedeki kolaylýðýndan
faydalanarak süratle ve kolaylýkla
elden çýkarmakta ve böylece,
kendisinin sorumlu olduðu
yönündeki yaklaþýmlardan
kolaylýkla uzaklaþabilmektedir.
Belirtmek gerekir ki, bu þekilde hissedar veya
yönetici/denetici þeklinde gösterilen kiþilerin
þirket yönetimi ile ilgili herhangi bir inisiyatif
ve karar verme yetkisi bulunmamakta yine tüm
þirket politikasý gerçek þirket sahipleri tarafýndan
belirlenmektedir.
Yine bazý somut olaylarda karþýlaþtýðýmýz üzere,
hissedar veya yönetici olarak görünmemesine
raðmen tüzel kiþiðin gerçekten kontrolüne
sahip olan kiþiler, þirketten aldýklarý son derece
geniþ yetkileri havi vekaletnamelerle yeri
geldiðinde þirketi temsilde kendileri de
doðrudan devreye girmektedirler.
2-Tüzel kiþilerde hissedarlýk yapýsýnýn kolay
tespit edilememesi ve hisse el deðiþtirmelerinin
izlenememesi için (tüzel kiþilik bir aile þirketi
olsa dahi) hisseler hamiline yazýlý olarak ihdas
edilmekte ve tedavüle sunulmaktadýr.
Tüzel kiþiliðin yönetim ve kontrolünü gerçekten
elinde bulunduran kiþi veya kiþiler,
sorumluluklarýnýn ortaya çýkmasýnýn olasý
olduðu dönemlerde hamiline olarak ihdas
edilmiþ hisseleri bu hisselerin tedavülündeki
hýzýndan ve el deðiþtirmedeki kolaylýðýndan
faydalanarak süratle ve kolaylýkla elden
çýkarmakta ve böylece, kendisinin sorumlu
olduðu yönündeki yaklaþýmlardan kolaylýkla
uzaklaþabilmektedir.
3-Kanun gereðince þirketin tutmasý gereken
yasal defter ve belgeler usulüne uygun olarak
11
MAKALE
Belirtmek gerekir ki, bazý
hallerde sadece tüzel kiþilik
perdesinin aralanmasý sorumlu
veya sorumlularýn ortaya
çýkarýlmasýna yetmemekte, bunun
yanýnda sorumlularýn tesis ettiði
muvazaalý iþlemler de bertaraf
edilerek gerçek sorumluya
ulaþýlmalýdýr.
tutulmamakta, bu defter ve belgeler tüzel
kiþilik bünyesinde bulunamamakta, bulunsa
bile pay defterindeki kayýtlar, kolayca silinip
deðiþtirilmesini teminen “kurþun kalem” ile
yazýlarak tutulmakta ve hatta, þirket pay defteri
çift tutulmaktadýr.
Burada da hissedarlýk yapýsýnýn kolay tespit
edilememesi ve hisse el deðiþtirmelerinin
izlenememesi amaçlanmakta, bunun için
muhtelif yöntemler kullanýlmaktadýr.
4-Sorumluluktan kurtulmak amacýyla
deðiþtirilen hissedarlýk yapýlarýnda hisse devirleri,
herhangi bir resmi makam (noter, mahkeme
vs) onayý veya düzenlemesi taþýmayan, geçmiþe
yönelik olarak her zaman tanzimi mümkün
olabilecek belgelerle yapýlmaktadýr. Hatta
HUMK 293. maddesinde sayýlan senede karþý
senetle ispat yükümlülüðü istisnasý kapsamýnda
bulunan kiþiler dahi (usul ve füru, birader ve
hemþire veya karý-koca gibi) sorumluluðun
ortaya çýkmamasý ve asýl iþlemin gizlenmesi
için geçmiþe yönelik olarak her zaman tanzimi
mümkün olabilecek belgeler düzenlemekte ve
bu belgelere itibar edilmesi beklenmektedir.
5-Hissedarlýktan çýkmak isteyen hakim ortak
genellikle, olaðan veya olaðanüstü genel
kurullarda sermaye arttýrýmlarýna gidilmekte
ve mevcut hissedarlar rüçhan haklarýný
kullanmaksýzýn ve bu haklarýný bedelsiz olarak
hakim ortaðýn hissedar olmasýný istediði gerçek
veya tüzel kiþiliklere kullandýrýlarak þirket ortaklýk
yapýsý deðiþtirilmektedir. Bu surette, ilk anda
hakim ortak olan bir gerçek veya tüzel kiþi,
sermaye arttýrýmýna (kaynaðý olmadýðý
gerekçesiyle) katýlmayarak daha sonra azýnlýk
hakký dahi vermeyen hissedar seviyesine
düþmektedir.
6-Tüzel kiþilikler genelde ayný kiþiler tarafýndan
yönetilmekte, muhasebe, hukuk, insan
kaynaklarý gibi departmanlar ayný kiþilerden
oluþmakta, tüzel kiþiliðin faaliyetleri ayný
adresten yürütülmektedir. Ancak borç ve
sorumluluðun takibi açýsýndan bu denli birbiriyle
(iç içe geçmiþ malvarlýðý ve personel olarak
bütünleþme) tüzel kiþilikler ayrý tüzel kiþiler
olduklarýný, kendilerinin borç veya
sorumluluklarýnýn bulunmadýðýný iddia
etmektedirler.
Þirket tüzel kiþilikleri bazý durumlarda o denli
birbirine karýþmaktadýr ki, ana þirketin
yönetim kurulu kararlarýnda, baðlý þirketin
yapmasý gereken iþlemler en ince detaylarýna
kadar yer almakta ve bu karar gerekleri baðlý
þirketler tarafýndan detaylý olarak yerine
getirilmektedir.
7-Özellikle mal varlýklarý arasýnda; iþtirak ettiði
12
kýymetli þirketlerin hisseleri bulunan ve bu
varlýklar nedeniyle kredibilitesi yüksek olan bir
veya birden fazla þirket, zaman
içinde
iþtirak satýþý veya iþtiraklerin sermaye artýrýmýna
katýlmama gibi yöntemlerle
deðerli
iþtiraklerini elden çýkarmakta ve adeta bir taleba
þirketi haline getirilmektedir.
Yine, bu iþlemler sýrasýnda mal varlýðý ve iþtiraki
azaltýlarak tabela þirketi haline dönüþtürülen
þirketlerin yapmýþ olduðu ticari ve/veya iktisadi
faaliyetleri yürüten yeni kurulmuþ bir tüzel
kiþilik daha ortaya çýkarýlmakta ve bu tüzel
kiþilik hisse devirleri veya eski hissedarlar
tarafýndan kullanýlmayan rüçhan haklarý
kullanýlmak suretiyle hissedar durumuna
gelmekte ve grubun yönetim ve kontrolünü
ele geçirmektedir.
8-Kredi kullanmak suretiyle veya baþkaca
nedenlerden dolayý banka kaynaðý elde ederek
borçlanmýþ olan tüzel kiþilikler, faaliyetini
sürdürmesini saðlayan personelini, mal,
hak(lisans) veya varlýklarýný yeni bir tüzel kiþiliðe
devretmekte, ancak mali yükümlülükler eski
þirkette kalmaya devam etmekte iken gelir elde
ettiði ticari iliþki içinde bulunduðu müþterilere
karþý da eski marka ve logolarý kullanarak
yýllardýr ticari iliþkide bulunduðu þirket izlenimi
verilmeye çalýþýlmaktadýr.
b) Çözüm Yollarý;
Yukarýda da belirtildiði üzere kanun koyucu,
4389 sayýlý Kanuna 5020 sayýlý Kanun ile yapmýþ
olduðu deðiþiklerle ve 5411 sayýlý Kanunla
yapmýþ olduðu düzenlemelerle bazý hallerde
tüzel kiþilik perdesini normatif hükümlerle
aralamýþ ve tüzel kiþiliðin arkasýndaki gerçek
sorumluyu tespit etmiþtir.
Ne var ki, ticari ve ekonomik hayatýn son derece
hýzlý bir þekilde deðiþerek geliþtiði günümüzde,
yasal düzenlemeler her zaman ihtiyaçlara cevap
verememekte ve bu nedenle gerçek sorumlular
tespit edilememektedir. Bunun için, temelini
MK m. 2’de bulan ve muhtelif yasal
düzenlemelerle detayýna inilerek normatif bir
kural halinde karþýmýza çýkan tüzel kiþilik
perdesinin aralanmasý teorisi, gerektiðinde
zincirleme tüzel kiþiliklerin oluþturduðu
perdelerin aralanmasýnda da kullanýlarak kanun
ve sözleþme veya herhangi bir nedenle
sorumluluðu bulunan kiþilerin bu
sorumluluðuna gidilmelidir.
Belirtmek gerekir ki, bazý hallerde sadece tüzel
kiþilik perdesinin aralanmasý sorumlu veya
sorumlularýn ortaya çýkarýlmasýna yetmemekte,
bunun yanýnda sorumlularýn tesis ettiði
muvazaalý iþlemler de bertaraf edilerek gerçek
sorumluya ulaþýlmalýdýr.
ÝNCELEME
Mevduat Sigortacýlýðýnda Kamuoyu Farkýndalýðý ve
NORTHERN ROCK OLAYI
Mevduat garanti sistemlerinin finansal istikrara katký saðlama görevlerini tam
anlamýyla yerine getirebilmeleri için mudilerin kendilerini ilgilendiren ödeme kapsamý,
limiti ve zamaný konusunda yeterli ve net bilgilere sahip olmalarý son derece
önemlidir.
1. Giriþ
Mevduat sigorta sistemleri, mevduat sahiplerini
geniþ ölçüde koruma altýna alacak þekilde
belirlenmiþ bir kapsam ve tutar seviyesi, etkili
bir prim tarifesi, hýzlý çözümleme stratejileri,
erken tazmin süresi öngören yasal
düzenlemeler ve saðlam bilanço yapýsý v.b
birçok niteliði bünyesinde barýndýrabilir.
Mevduat garanti sistemlerinin finansal istikrara
katký saðlama görevlerini tam anlamýyla yerine
getirebilmeleri için finansal güvenlik aðýnda
faaliyet gösteren kuruluþlarýn bu niteliklerin
farkýnda olmasý, mudilerin ise kendilerini
ilgilendiren ödeme kapsamý, limiti ve zamaný
konusunda yeterli ve net bilgilere sahip olmalarý
son derece önemlidir.
Bu çalýþmada “kamuoyu farkýndalýðý” (Public
Awareness) konusunda Uluslararasý Mevduat
Sigortacýlarý Birliði (IADI) tarafýndan yayýnlanan
çalýþma raporunun özet çevirisi yapýlmýþ ve
Ýngiltere’de yaþanan Northern Rock krizinin
mevduat sigortacýlýðý alanýndaki kamuoyu
farkýndalýðý konusu ile olan iliþkisi irdelenmiþtir.
2. Toplumsal Farkýndalýk Konusunda
IADI’nin görüþleri:
2.1. Temel Prensipler:
Bütün mevduat sigorta sistemleri kamuoyu
farkýndalýðýný devamlý bir þekilde
geliþtirmelidirler.
Halkýn eðitilmesi yoluyla mevduat garanti
sistemlerinin etkinliðini artýrmak ve finansal
istikrarý geliþtirmek temel hedeftir.
2.2. Hedefler:
2.2.1 Mevduat Garanti Sisteminin
Etkinliðinin Artýrýlmasý
Kabul edilebilirlik: Bir mevduat garanti kuruluþu
için mevduat sigorta sisteminin mevcudiyeti
ile kapsam ve limitlerinin açýkça ortaya
konulmasý son derece önemlidir. Kamuoyu
farkýndalýðý kriz dönemlerinde ve banka
iflaslarýnýn yaþandýðý dönemlerde güven tesis
edilmesi açýsýndan da hayati öneme sahiptir.
Farkýndalýðýn artýrýlmasý: Mevduat sigorta
kuruluþlarý daha fazla bilgi saðlama ve hedef
kitleyi geniþletmek yoluyla kamuoyu
farkýndalýðýný artýrabilir ve devamlýlýðýný
saðlayabilirler.
Bankacýlýk sistemi ve mevduat garanti sistemine
güven tesis edilmesi: Kamuoyu farkýndalýðý
programlarý mevduat sigortasý kurumlarýna
kredibilite, otorite, bilinilirlik inþa edecek ve
bu kurumlarýn tazmin kapasiteleri ile yasal
yetkilerini ortaya koyacak þekilde yürütülmelidir.
2.2.2. Tüketici Korunmasýnýn
Güçlendirilmesi:
Bir çok mevduat sigorta kurumu mevduat
sigortasý konusundaki kamuoyu farkýndalýðý
konusunu bir çeþit müþteri korumasý
perspektifinden ele almaktadýr. Bir banka
müþterisi olarak mudinin mevduat güvencesi
altýnda bulunan ve/veya bulunmayan yatýrým
araçlarý hakkýnda bilgilendirilme ve eðitilme
hakký bulunmaktadýr. Finansal müþteri
korunmasý finansal güvenlik aðýnda yer alan
diðer kuruluþlarýn da iþbirliðini gerektiren geniþ
bir konudur.
Kamuoyu farkýndalýðýný geliþtirme programlarý, kamu politika hedefleriyle ve mevduat
sigortacýsý kurumlarýn yetkileriyle tutarlý olmalýdýr.
2.3. Kamuoyu Farkýndalýðý Programlarýnýn
Organizasyonu:
Mevduat sigorta kurumu mudiler ve üye
kuruluþlar üzerinde güven tesis edebilmelidir.
Halk ve mevduat sahipleri: Kamuoyu
farkýndalýðý programlarý için temel hedef kitle
2.3.1 Hedef Kitle Seçimi:
Yusuf Serdar AÐZITEMÝZ
Sigorta ve Risk Ýzleme Dairesi Fon Uzmaný
Anýl ERTANOÐLU
Sigorta ve Risk Ýzleme Dairesi Fon Uzmaný
13
ÝNCELEME
Mevduat sigortacýlýðý
konusunda iyi eðitilmiþ ve ilgili
sorulara tam ve doðru bir þekilde
cevap verebilen elemanlarýn varlýðý
sisteme olan güvenin saðlanmasý
ve sürdürülmesi bakýmýndan
önemlidir. Üst yönetimin ise
kurumsal müþterilerle olan iletiþimi,
mevduat sigortacýlýðý konusundaki
bilgilerin kurumsal müþteriler
arasýnda yaygýnlaþmasý
bakýmýndan önemlidir.
mevduat sahipleri ile öðrenci ve emekliler de
dahil olmak üzere deðiþik yaþ gruplarý olmalýdýr.
Kurumsal mevduat sahipleri: Kurumsal mudiler
mevduatlarýný yatýrdýklarý finansal kuruluþlarýn
performanslarýný deðerlerdirmeye ihtiyaç
duyarlar ve daha az riskli finansal kuruluþlarla
çalýþmayý sürdürmek veya portföylerini
çeþitlendirmek suretiyle finansal kuruluþlarýn
davranýþlarýný etkileyebilirler. Bu sebeple
kamuoyu bilinçlendirme programlarý kurumsal
mudileri de kapsayacak þekilde geniþ
tutulmalýdýr.
Üye kuruluþlar: Mevduat sigorta sisteminin
parçasý olan finansal kurumlar ya da üye
kuruluþlar mevduat sigorta sistemi hakkýndaki
bilgilerin iletilmesi konusunda ayný derecede
öneme sahiptirler ve hedef kitleye ulaþma
konusunda önemli kanallar sunarlar. Bunlar
mevduat sahipleriyle birebir iletiþim kurabilen,
ön safhada yer alan elemanlar ve üst yönetim
çalýþanlarýdýr. Mevduat sigortacýlýðý konusunda
iyi eðitilmiþ ve ilgili sorulara tam ve doðru bir
þekilde cevap verebilen elemanlarýn varlýðý
sisteme olan güvenin saðlanmasý ve
sürdürülmesi bakýmýndan önemlidir. Üst
yönetimin ise kurumsal müþterilerle olan
iletiþimi, mevduat sigortacýlýðý konusundaki
bilgilerin kurumsal müþteriler arasýnda
yaygýnlaþmasý bakýmýndan önemlidir.
Medya: Medya yalnýzca mevduat sigortacýlýðý
konusunda bilgilendirme kanalý deðil, ayný
zamanda mevduat sigorta kurumlarý için hedef
kitle konumundadýr. Medyanýn kamuoyuna
düzenli ve doðru bilgilendirme yapabilmesi
için mevduat sigorta sisteminin kapsamý ve
sýnýrlarýna iliþkin bilgilendirilmeye ihtiyacý vardýr.
Mevduat sigorta kurumu tarafýndan hazýrlanan
ve medya kuruluþlarýna ulaþtýrýlan bilgilendirme
araçlarý ve bunlarýn güncellenmesi de önemlidir.
Kanun koyucu ve diðer otoriteler: Ülke
ihtiyaçlarýna en uygun mevduat garanti
sisteminin kurulmasý ve þekillendirilmesi için
yasal otoriteye gerekli bilgilendirme yapýlmalýdýr.
Bu bilgilendirme, dünya üzerindeki en iyi ülke
uygulamalarý ve mevduat sigorta sistemlerinin
dikkat çeken özellikleri gibi husulardýr. Ýyi
bilgilendirilmiþ kanun koyucu otorite ayný
zamanda mevzuatta yapýlabilecek
düzenlemeler ve geliþtirilen yeni politikalarý da
destekleyen konumda olmalýdýr.
2.3.2 Sorumlu Taraflar: Mevduat sigorta
kurumlarý baþ sorumlu taraf olmakla birlikte
finansal güvenlik aðý üyeleri, üye kuruluþlar ve
medya da diðer sorumlu taraflardýr.
14
2.3.3 Bilginin Ýçeriði: Sigorta kapsamýna
alýnan yatýrým araçlarý ve bunlara saðlanan
sigortanýn tutar olarak limitinin ne olduðu
kamuoyuna nakledilecek en önemli bilgilerdir.
Kamuoyu farkýndalýðý programlarý ülkedeki
mevduat garanti sisteminin geliþmiþlik seviyesini
ve her ülkenin ihtiyaçlarýný dikkate almalýdýr.
Mesajlar: Mesajlar basit bir dille yazýlmalý ve
belirsizliklerden kaçýnýlmalýdýr. Baþlangýç
aþamasýnda mesajlar sistemin temel özellikleri
ile sigortalý mevduatýn kapsam ve tutarýna
odaklanmalý, paniðe sebep olabilecek bilgilere
örneðin denetim otoritesi tarafýndan verilen
performans ve denetim notuna yer
verilmesinden kaçýnýlmalýdýr.
2.3.4. Ýletiþim Araçlarý: Etkili iletiþim
araçlarýnýn saptanmasýnda okur yazarlýk
seviyesi, nüfus miktarý, yapýsý ve finansal
imkanlar dikkate alýnmalýdýr.
Kitle iletiþim araçlarý: Televizyon, radyo, gazete
ve dergilere reklam vermek hedef kitleye
ulaþmak için en etkili metottur. Ancak maliyeti
yüksektir.
Basýlý materyaller: Birçok mevduat sigorta
kurumu yýllýk rapor, stratejik plan kitaplarý ve
sýkça sorulan sorular gibi konularda yayýnlar
yapmaktadýr. Ancak bu tür yayýnlar daha çok
teknik seviyede kalmaktadýr. Broþürler,
kitapçýklar, el ilanlarý tasarlanabilir ve hedef
kitleye ulaþtýrýlabilir. Bu tür yayýnlar uzman
olmayan kiþilerin anlayacaðý dille ve kitlenin
finansal okur yazarlýk seviyesine uygun
yazýlmalýdýr. Bu yayýnlar üye kuruluþlarýn þubeleri
ile mevduat sigorta kurumunca düzenlenen
seminerler ve toplantýlar yoluyla daðýtýlabilir.
Web sitesi: Ýnternet kullanýmýnýn artmasýyla
web sitesi kamuoyu ile direkt iletiþim kurmanýn
en etkili araçlarýndan biri durumuna gelmiþtir.
Web sitesi önemli bilgilerin aktarýlmasýnýn
yanýnda mevduat sahiplerine yapýlacak ödeme
sürecinin kolaylaþtýrýlmasý, e-öðrenme ve
interaktif forumlar içinde faydalý bir araçtýr.
Konferans ve seminerler: Toplantý ve
seminerlerin hedef kitlesi sigortalý kuruluþlarýn
yönetici ve personelleri, profesyoneller ve bazen
de halk olmaktadýr. Bu tür etkinlikler
katýlýmcýlarýn direkt mevduat sigortasý
kurumuna ulaþmalarý ve anýnda geribildirim
almalarý açýsýndan önemlidir.
Logo ve kýsa yazýlarýn kullanýlmasý: Mevduat
sigorta kurumunca hazýrlanan logo ve kýsa
yazýlarýn üye kuruluþlarda sergilenmesi pratik
ve maliyetsiz bir uygulamadýr. Ancak hedef
kitlenin tamamýna ulaþma konusunda
yetersizdir.
ÝNCELEME
Sigortalanan ürünün kaydý: Üye kuruluþlarýn
mevduat benzeri ürünler geliþtirmeleriyle birlikte
bu tarz ürünlerin sigorta kapsamýna dahil olup
olmadýðý hususunda mudilerin bilgilendirilmesi
için üye kuruluþun adý, iletiþim bilgileri ve
sigortalý ürünün gerekirse bir kod numarasý
verilmek suretiyle açýkça ilan edilmesine dayalý
bir uygulamadýr.
Ücretsiz telefon hattý: Kamuoyunun mevduat
sigorta kurumunun görevlilerine direkt ulaþmasý
ve bilgi almasýnýn saðlanmasý bakýmýndan
önem taþýmaktadýr. Ýnternet kullanýmýnýn düþük
olduðu ülkelere uygun bir araçtýr.
2.3.5. Tekrarlanma Periyodu ve
Zamanlama: Bütçe imkanlarý programýn
büyüklüðünü etkilerken sýklýðý ve zamanlamasý
programýn amacýna göre belirlenir. Bu sebeple
mevduat sigorta kurumlarý kamuoyu
farkýndalýðý seviyesini deðerlendirmelidirler ve
ve programlarý devam ettirmelidirler. Programýn
zamanlamasý özellikle tam garanti
uygulamasýndan sýnýrlý garantiye geçilen
dönemler ile banka iflaslarýnýn yaþandýðý
dönemlerde önem taþýmaktadýr.
Bu geliþmelere paralel olarak Ýngiliz mevduat
sigorta sisteminde de önemli deðiþikliklere
gidilmiþ, co-insurance1 uygulamasý kaldýrýlarak
35.000 Sterlin’e kadar olan tüm mevduat
koruma altýna alýnmýþtýr. Bankadaki kargaþayý
önlemeyi teminen ise Bankanýn tüm mevduatý
güvence kapsamýna dahil edilmiþtir.
Yaklaþýk 150 yýldýr herhangi
bir bankacýlýk krizi yaþamayan
Ýngiltere, Northern Rock kriziyle
ciddi bir -bankaya hücum-la (bank
run) karþý karþýya kalmýþtýr.
Bankanýn tüm mevduatýna sýnýrsýz güvence
verilmesi, Bankanýn 100 milyar Sterlin’in biraz
üzerinde bulunan yükümlülüklerinin yaklaþýk
1/3’üne güvence verilmiþ olduðu anlamýna
gelmiþtir. BOE’nin aktardýðý kaynaða ek olarak,
bahsedilen garanti de eklendiðinde Bankanýn
Ýngiliz Hükümeti’ne toplam maliyeti 55 milyar
Sterlin’in (yaklaþýk 110 milyar Dolar) üzerine
çýkmýþtýr.
3. Northern Rock Krizi:
Yaklaþýk 150 yýldýr herhangi bir bankacýlýk krizi
yaþamayan Ýngiltere, Northern Rock kriziyle
ciddi bir -bankaya hücum-la (bank run) karþý
karþýya kalmýþtýr. 113 milyar Sterlin’lik aktif
büyüklükle Ýngiltere’nin beþinci büyük emlak
kredi kuruluþu olan Banka, küresel mortgage
krizi nedeniyle uluslararasý piyasalardan borç
bulmakta zorlanmýþ, Bankaya Ýngiltere Merkez
Bankasý’nýn (BOE) likidite desteði saðlayacaðýna
iliþkin haberlerin çýkmasýyla mudiler paniðe
kapýlmýþ ve Bankaya hücum etmiþtir. Bankanýn
24 milyar Sterlin’lik mevduatýnýn %8’ine karþýk
gelen yaklaþýk 2 milyar Sterlin tutarýnda
mevduat 3 gün içerisinde Bankadan çekilmiþtir.
Bu süreçte, aþaðýdaki tabloda da yer aldýðý
üzere, Bankanýn hisseleri yaklaþýk %35 oranýnda
deðer kaybetmiþ, bahsedilen dönem içerisinde
BOE’nin Bankaya aktardýðý kaynak 25 milyar
Sterlin’e (yaklaþýk 50 milyar Dolar) ulaþmýþtýr.
Kaynak: Reuters
Bankaya el konmasý, en son ve en istenmeyen
seçenek olarak görüldüðünden Bankanýn
satýlmasýna yönelik çabalar sarfedilmeye
baþlanmýþtýr. Bankaya teklif veren 2 grup çýkmýþ,
ancak söz konusu gruplarýn tekliflerini finanse
edecek güçte olmadýklarý anlaþýlmýþtýr. Her ne
kadar özel alýcý bulma gayretlerinin devam
etmekte olduðu ifade edilse de Bankanýn
kamulaþtýrýlmasý ihtimali tümüyle
reddedilmemiþtir. Ancak Ýngiltere devlet
bütçesine 100 milyar Sterlin (yaklaþýk 200
milyar Dolar) yük getireceði iddia edilen, en
son ve en istenmeyen seçenek yürürlüðe
konarak Banka 17.02.2008 tarihinde “geçici
olarak” devletleþtirilmiþtir.2
Söz konusu krizin Ýngiltere için çok küçük
düþürücü bir deneyim olduðu ancak öðretici
dersler içerdiði ileri sürülmektedir. G7’ler
içerisinde sýkýntýya düþen bankalara iliþkin özel
bir prosedürü veya mekanizmasý bulunmayan
Ýngiltere’de, mevduat sigortacýlýðýna iliþkin
önemli geliþmeler yaþanmýþ, BOE Baþkaný
sýkýntýya düþen bankalarý, varlýklarýný satmak
amacýyla devralacak bir kurumun varolmasýný
ister hale gelmiþtir.
3.1 Sisteme Yönelik Eleþtiriler: Northern
Rock Krizi ve Banka önünde oluþan kuyruklar,
Ýngiltere’de mevduat sigortacýlýðý ve toplumsal
1 Bu uygulamada olasý bir tazmin durumunda mevduat sahiplerinin paralarýnýn %10’luk kýsmý geri ödenmemektedir.
2 Cnn Türk, 18.02.2008
15
ÝNCELEME
Geçtiðimiz aylarda yaþanan
Northern Rock krizi, Dünyadaki
mevduat sigortacýlýðý
uygulamalarýnýn tekrar gözden
geçirilmesini gündeme getirmiþ,
mevduat sigorta sistemlerinin
finansal istikrara katkýda bulunma
hedeflerinde kamuoyu
farkýndalýðýnýn önemini ortaya
koymuþtur.
farkýndalýk konularýnda aþaðýdaki eleþtirileri
beraberinde getirmiþtir.
Financial Services Authority’nin (FSA)
mevduatýn geri ödenmesi konusunda sadece
web sitesinde küçük haberler yayýnlamasý,
müþteri farkýndalýðý konusunda insiyatif sahibi
olmamasý,
Koruma limiti konusunda kamuoyuna verilen
bilgilerin belirsizliði ve halkýn sigorta sisteminin
sýnýrlarý hakkýndaki fikirlerinin net olmamasý,
Mevduat sahiplerinin tasarruflarý ile ilgili olarak
risk alma isteksizlikleri nedeniyle Co-insurance
(birlikte sigorta) uygulamasýnýn yarattýðý
handikaplar,
Sigortalý mevduatýn geri ödenmesi süresinin
6 aya kadar uzayabilmesi,
4. Sonuç
Geçtiðimiz aylarda yaþanan Northern Rock
krizi, Dünyadaki mevduat sigortacýlýðý
uygulamalarýnýn tekrar gözden geçirilmesini
gündeme getirmiþ, mevduat sigorta
sistemlerinin finansal istikrara katkýda bulunma
hedeflerinde kamuoyu farkýndalýðýnýn önemini
ortaya koymuþtur.
IADI ve EFDI gibi uluslararasý kuruluþlar
toplumsal farkýndalýðýn yaratýlmasýna yönelik
standartlar oluþturma hususunda çalýþmalar
yürütmekte olup, Türkiye’de baþta TMSF olmak
üzere ilgili kuruluþlarýn da toplumsal farkýndalýk
yaratmaya yönelik programlar geliþtirmesi
yararlý görülmektedir.
Kriz öncesinde mudilere yeterince bilgilendirme
yapýlmamasý, sadece talep üzerine bilgi
verilmesi.
Kaynaklar:
Cnn Türk, www.cnnturk.com
Dalvinder Singh& JohnRaymond LaBrosse “The UK Depositor Compensation System –
Inadequate Coverage or Poor Public Awareness, or Both? ”Working Paper,
HM Treasury, FSA, Bank of England “A Framework for Guarantee Schemes in the EU”A Discussion
paper, October 2005
IADI, “Public Awareness of Deposit Insurance Systems 22 October 2007 Discussion Paper
Johnson Chen “General Guidance for Public Awareness of Deposit Insurance Systems” Chair
of IADI Research&Guidance Committee, October 31, 2007
Karen Gibbons, “Banking Reform Protecting Depositors In The UK” EFDI annual Conference
Ýstanbul 26/27 November 2007
The Economist, December 22 nd 2007 (Volume 385 Number 8560)
16
KONFERANS
DÜNYADA MEVDUAT SÝGORTACILIÐININ ROLÜ
ve
TMSF UYGULAMASI
*
TMSF olarak uluslararasý alandaki geliþmeleri takip ederek uygulamalarýn neler olduðunu
görmeye çalýþýyoruz ve kendi alanýmýza aktarmak istiyoruz. Burada bazý þeylerin de sizler tarafýndan
bize aktarýlmasý ve bir þekilde doðruyu bulmamýz gerekiyor. Nihayetinde hukuk toplum hayatýný
düzenliyor ve bu toplum hayatý içerisinde bir tarafta sizin gibi uygulayan kiþiler olduðu gibi diðer
tarafta kamu adýna hareket eden TMSF veya vergi ödeyen vatandaþlar var.
Sayýn hocalarým ve deðerli avukat
arkadaþlarým, öncelikle “Finans Hukuku ve
Sorunlarý Kapsamýnda Gün Iþýðýnda TMSF”
adlý bir konferans düzenleyen Ýstanbul Barosu
Bankacýlýk ve Finansal Kurumlar Komisyonuna
teþekkürlerimi sunuyorum.
Türkiye’de gerçekten TMSF farklý bir rolde
a l g ý l a n m a k t a d ý r. T M S F, n i h a y e t i n d e
kendiliðinden varolan bir kurum deðil ve bu
yetkiler gereksiz yere oluþmuþ deðildir. Belli
ekonomik sorunlarý çözmek için bir takým
yetkiler verilmiþtir. Bu olay belli bir yerde
ekonomi alanýndaki geliþmelerin hukuka
yansýmasýdýr. Uluslararasý alana baktýðýmýzda
ekonomi-hukuk alanýnda bir literatür çalýþmasý
vardýr. Bu çerçevede kurulan komisyonun
görevini büyük ölçüde ekonomi-hukuk
alanýndaki geliþmeleri takip etmek ve gerekli
görüþlerini ilgili otoritelere aktarmak olarak
algýlayabiliriz. Bu anlamda gerek geçmiþte
yaptýðý çalýþmalarýn, gerekse bundan sonraki
yapacaðý çalýþmalarýn bu alana yönelik
olduðunu düþünüyorum. Büyük ölçüde hepiniz
avukat veya hukuk nosyonu olan insanlarsýnýz
ama ben biraz daha ekonomik açýdan yaklaþan
birisi olarak konuþmamý sürdüreceðim.
TMSF olarak uluslararasý alandaki geliþmeleri
takip ederek uygulamalarýn neler olduðunu
görmeye çalýþýyoruz ve kendi alanýmýza
aktarmak istiyoruz. Burada bazý þeylerin de
sizler tarafýndan bize aktarýlmasý ve bir þekilde
doðruyu bulmamýz gerekiyor. Nihayetinde
hukuk toplum hayatýný düzenliyor ve bu toplum
hayatý içerisinde bir tarafta sizin gibi uygulayan
kiþiler olduðu gibi diðer tarafta kamu adýna
hareket eden TMSF veya vergi ödeyen
vatandaþlar var. Taraflarýn bir þekilde bu
kurallarýn oluþmasýnda kendi görüþlerini
söylemeleri gerekiyor. Bu anlamda da bir sivil
toplum örgütü olarak böyle bir çalýþma yapmýþ
olmanýzdan dolayý sizleri kutluyorum ve bu
seminerin önümüzdeki dönem içerisinde
Türkiye’ye önemli katkýlar saðlayacaðýný
düþünüyorum.
Mevduat sigortacýlýðýnýn yapýsý ve yetkilerinin
nasýl olmasý gerektiði konusu standart deðildir.
Burada belirleyici faktör, krizler sonrasýnda
mevduat sigortacýlýðýnýn rolünün deðiþmesidir.
Pek çok ülkede deðiþiklik var ve bizde de ayný
deðiþikliði görüyoruz. 2001 krizi öncesinde
TMSF’nin rolü tamamýyla mevduat sigortacýlýðý
denilen ama kimsenin ne olduðunu bilmediði,
sadece kamunun mevduata garanti vermesi
olarak algýlandýðý bir yapýyken 2001 krizi
sonrasýnda bu yapý farklýlaþmýþtýr. Bunun
dünyada nasýl geliþtiðini de ayný þekilde bu
sunumda görmeye çalýþacaðýz.
Mevduat Sigorta Sistemlerinin Amacý
Tarihsel olarak bir süreçten geçtik ki bizim
aslýnda 1933’lere giden bir mevduat
sigortacýlýðý anlayýþýmýz var. Küçük mevduat
sahibinin korunmasý anlamýnda ilk çalýþmalarý
1933 yýlýnda Türkiye olarak yapmýþýz. Bunun
gerçekten ileri uygulamalardan biri olduðunu
söyleyebiliriz. Ayný yýllarda Amerika’da da FDIC
diye bir kuruluþ kuruldu. Orada da 1930’lu
yýllarda oluþan ekonomik kriz sonrasýnda böyle
bir kuruluþa ihtiyaç olduðu görüþü ortaya çýktý.
1983 yýlýnda ise bu yapý daha kurumsal hale
geldi. Kurumsal dediðimiz nihayetinde bir fon
yapýsýyla baþlamýþ ve o tarihten bugüne bir
þekilde büyümüþtür. 1983 yýlýndan 2001 yýlýna
kadar olan süreçte TMSF’de çalýþan kiþi sayýsý
sýnýrlý çünkü mevcut bir fonun toplanmasýndan
ve yönetilmesinden ibaret olan bir fonksiyon.
2001’den sonra -ki bu kriz sürecinin devamýdýrbu yapý tamamýyla farklýlaþmýþtýr. Nihayetinde
2001 krizi dünyada nadir görülen krizlerden
biridir. O yüzden bu sorunun çözümlenmesi
de kolay bir olgu olarak algýlanmamalýdýr.
Gerek mevduat sahipleri gerekse kredi alan
*2-3 Þubat 2008 tarihlerinde Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleþtirilen “Finans Hukuku ve Sorunlarý Kapsamýnda Gün Iþýðýnda TMSF” konulu panelde
Dr. Rýdvan ÇABUKEL
TMSF Baþkan Yrd. V.
Sigorta ve Risk Ýzleme Daire Baþkaný
TMSF Baþkan Yardýmcýsý Vekili Dr. Rýdvan ÇABUKEL tarafýndan yapýlmýþ olan “Dünyada Mevduat Sigortacýlýðýnýn Rolü ve TMSF Uygulamasý”
konulu sunum ve konuþma esas alýnarak hazýrlanmýþtýr.
17
KONFERANS
TMSF’nin rolü aslýnda ödeme
sandýðýna benzer bir yapýdýr.
Mevduat sigorta fonunda,
gerektiðinde kullanýlmak üzere
para var. Buna ilave fazla bir
yetkisi de yok ama 2001
sonrasýnda risk azaltýcý role biraz
daha yaklaþýlmýþtýr.
yüz binlerce insan bu sorundan etkilenmiþ
durumdadýr.
Mevduat sigortacýlýðý sisteminin amacýna
baktýðýmýzda öncelikle halkýn panik halinde
bankalara hücum etmesini önler. Ülkemizde
bu hücumu hiçbir zaman görmedik desek
yeridir. 1994’te bir bankada bazý sorunlar
yaþandý ama tam garanti sistemine geçildi ve
ondan sonra herhangi bir hücum yaþanmadý.
2003 yýlýnda baþka bir bankada da sorun
yaþanmasýnýn ardýndan tekrar tam garanti
sistemine geçildi. Mevduat sigortacýlýðýnda
aslýnda tamamýyla yaptýðýmýz belli bir limit
belirlemektir. Þu an için bu limit 50 bin YTL.
Amacýmýz, 50 bin YTL’ye kadar mevduatý olan
kiþilerin bankaya hücum etmesini önlemektir.
Bu, tüketici diyebileceðimiz mudileri koruma
mantýðý içerisinde olan bir yaklaþým. Diðer
taraftan mevduat güvencesi ile bankalarýn
önünde yýðýlmayý önleyip onlara gerekli güveni
vermek ve mevduat sahiplerinin kendi
hayatlarýný normal idame ettirmelerini saðlamak
amaçlanmýþtýr. Küçük yatýrýmcýdan bankanýn
ne kadar saðlam olduðunun tespitini
beklemiyoruz. Onlardan beklediðimiz
mevduatýn bankalara yatýrýlmasý ve hiçbir þekilde
o mevduata dokunulmayacaðýný ve zamanýnda
alacaðýný bilmesidir. Mevduat sigortacýlýðýnýn
temel mantýðý bu iken 1994 yýlýndan sonra
özellikle politik ve ekonomik istikrarsýzlýklar
Türkiye’de bu yapýyý farklýlaþtýrmýþtýr. Tam
garantiye geçilmiþ hatta tam garantinin de
ötesine gidilmiþ ve bankanýn bütün aktifpasifleri ile bilanço dýþý iþlemleri garanti
kapsamýna alýnmýþtýr. Bu tabii ki, o zamanýn
koþullarý içerisinde gereken bir þeydi ki benzer
bir uygulamayý bugün Northern Rock krizinde
Ýngiltere’de görmekteyiz. Kýsacasý mevduat
sigortacýlýðýnýn panik halinde bankalara hücumu
önlemek amacý vardýr.
Ýkincisi, finansal istikrarýn saðlanmasýna katkýda
bulunur. Finansal istikrar dediðimiz konu
tamamýyla herkesin özellikle reel sektörün
bankacýlýk sorunlarýndan etkilenmemesini içerir.
Ekonomideki fon kaynaklarýnýn etkin biçimde
daðýlýmý konusunda bir güvence verdiði için
mevduat sahipleri bankaya parasýný yatýrýr ve
çekmezler. Böyle bir yapý oluþturulmuþ olur. Bu
anlamda finansal istikrara bir katkýmýz
bulunmaktadýr. Problem çýktýðýnda bankalarýn
çözümlemesi için etkili bir yöntemdir.
Çözümleme bizim genel olarak kullandýðýmýz
ve Türkiye’de tahsilat olarak ifade edilen
kavramdýr. Aslýnda bankalar bize ya tasfiye
kararý alýnarak veya yönetimleri devredilmek
suretiye intikal etmektedir. Bunlarýn varlýklarýnýn
çözümlenip ilgililere haklarýnýn teslim edilmesi
anlamýnda mevduat sigortacýlarýnýn bir rolü
vardýr.
Diðer amaç ise rekabet ortamýnýn saðlanmasýdýr.
Bu da özellikle küçük ve orta ölçekli bankalarda
“fly to good” dediðimiz veya “iyiye doðru kaçýþ”ý
önlemek amacýyla küçük bankalarýn rekabetine
imkan saðlanmasýdýr. Burada rekabet imkaný
yaratýlmak suretiyle bankalarýn tüketicilere daha
iyi hizmet etmesi noktasýnda bir etken olduðunu
söyleyebiliriz.
Dünyadaki Mevduat Sigorta Sistemleri
Mevduat sigorta kurumlarýnýn yetkilerine
baktýðýmýzda çok farklý yapýlar olduðunu
söyleyebiliriz. Az sonra bahsedeceðim, dünyada
yaklaþýk 180 ülkede mevduat sigorta sistemi
var ve bunlarýn yetkileri standart deðil,
baktýðýmýz zaman ödeme sandýðý olarak
addettiðimiz “pay box” sistemi ve risk azaltýcý
olarak addettiðimiz baþka bir yöntem var. Bunun
ikisi arasýnda herhangi bir yerde yetkiler
farklýlaþabilmektedir.1 Bu anlamda baktýðýmýzda
1983 yýlýndan 2001’e kadar olan süreçte
TMSF’nin rolü aslýnda ödeme sandýðýna benzer
bir yapýdýr. Mevduat sigorta fonunda,
gerektiðinde kullanýlmak üzere para var. Buna
ilave fazla bir yetkisi de yok ama 2001
sonrasýnda risk azaltýcý role biraz daha
Yetkiler
Risk Azaltýcý
(riskminimizer)
Ödeme Sandýðýndan
Fazlasý
(more than paybox)
Yeterli prim toplama
Risk deðerlendirmesi (riskassessment)
Risk bazlý prim hesaplama
Risk izleme (risk monitoring)
Faaliyet Ýzninin kald.rol alma
Çözümleme
Tasfiye
Yerinde denetim
Þekil 1: Mevduat Sigorta Kurumlarýnýn Yetkileri
18
TMSF
Sigorta kapsamýndaki mevduatýn mevduat sahiplerine ödenmesi
Ödeme
Sandýðý
(paybox)
KONFERANS
yaklaþýlmýþtýr. Risk azaltýcý bir mevduat sigorta
fonu olarak en iyi tanýmlanacak iki kurum var;
birincisi FDIC, Amerika’nýn mevduat sigorta
fonu diðeri ise CDIC, Kanada’nýn mevduat
sigorta fonudur. Bu iki kuruluþ temelde risk
azaltýcý dediðimiz bir yetkiye sahiptir. TMSF’nin
bugüne kadar mevduatý sigorta etmesi,
çözümlemesi, tasfiye etmesi gibi pek çok
yetkilerinin olduðunu görüyoruz. Bunun
paralelinde baþka ülkelerde benzer yetkiler var
ama çözümleme ve tasfiye kýsmýnda özellikle
yetkinin artmasý krizlerle iliþkilendirilmiþtir. Az
sonra inceleyeceðimiz üzere, Japonya, Kore,
Amerika gibi ülkelerde ilave yetkiler bu
kurumlara kriz sonrasýnda verilmiþtir. Özellikle
önümüzdeki dönem içerisinde uluslararasý
bankacýlýk alanýnda herhangi bir kriz
yaþandýðýnda ayný þekilde geliþmiþ ülkeler de
bunu yapacaklardýr diye düþünüyorum. Risk
azaltýcý sistemlerde yerinde denetim ilave bir
yetkidir ve bu yetki TMSF’de yoktur. FDIC’ve
CDIC’de bu yetki vardýr.
Mevduat Sigortacýlýðýnda AB-Türkiye
Uygulamalarý
Avrupa Birliði içerisinde mevduat sigortacýlýðýný
ilgilendiren iki direktif var. Birincisi, 1994/19
EC, ikincisi 2001/14 EC Bunlardan birincisi
mevduat sigortacýlýðýna iliþkin hükümleri
içeriyor, ikincisi ise tasfiye hukuku olarak
addettiðimiz “winding up” düzenlemlerini
içeriyor.Mevduat sigortacýlýðýna iliþkin olarak
Avrupa Birliði ile Türkiye’yi karþýlaþtýrdýðýmýzda
AB’de 20 bin Euro asgari garanti olmak
zorundadýr. Biz 50 milyar YTL ile bugün için
25 bin Euro gibi bir rakamý garanti ediyoruz.
Bu anlamda bir uyum söz konusudur. Aslýnda
Avrupa Birliði içerisinde iki direktif de asgari
uyumlaþtýrma dediðimiz bir mantýkla
hazýrlanmýþtýr. Diðer bir ifadeyle Avrupa Birliði
içerisinde üye olan ülkelerin asgari bu
standartlara uymasý gerekiyor.
Avrupa Birliði uyum sürecinde tüzel kiþilere ait
mevduatýn da garanti kapsamýna sokulmasý
Þekil 2: AB -Türkiye (1994/19/EC Direktifi)
GARANTÝ TUTAR/KAPSAMI
GARANTÝ TUTARI
TÜZEL KÝÞÝLERE AÝT MEVDUAT
YURT DIÞINDA BULUNAN ÞUBELERDEKÝ MEVDUAT
NAKÝT MEVDUAT DIÞINDAKÝ FONLAR
YABANCI PARA CÝNSÝNDEN AÇILAN MEVDUATLAR
AB Üyesi ülkelerin para birimleri
Diðer ülke para birimleri
RESMÝ KURULUÞLAR MEVDUATI
BANKALARARASI MEVDUAT
BANKA HÝSSEDARLARI VE BAZI YÖNETÝCÝLERÝNE AÝT MEVDUATLAR
MÜÞTEREK HESAPLAR
Birlikte sigorta (Co Insurance)
gerekiyor. O anlamda bir uyumsuzluðumuz
söz konusu ama geçmiþte baktýðýmýz zaman
zaten uygulamalarda büyük ölçüde tüzel kiþi
mevduatlarýnýn da garanti kapsamýna dahil
edildiðini görmekteyiz. Tam garanti verdiðiniz
zaman veya 1994’ten beri yaþanan diðer banka
iflaslarýna baktýðýmýz zaman tüzel kiþilerin de
maðdur olmamasý için garantinin kapsamýnýn
geniþletildiðini görmekteyiz.
Yurtdýþýnda bulunan þubelerdeki mevduatýn
TMSF tarafýndan garanti kapsamýna alýnmasý
gerekiyor. Diðer bir ifadeyle Türk bankalarýnýn
Almanya’da, Ýngiltere’de veya baþka bir ülkede
þubesi varsa buralardaki mevduatlarýn da
garanti edilmesi gerekiyor ama bunu þu an
için yapmýyoruz. Çünkü o belli bir yerde, Avrupa
Birliði’nin “single market” denilen tek bir
piyasanýn oluþturulmasýna yönelik çalýþmalarýnýn
sonucudur. Bu ancak Avrupa Birliði’ne üye
olduktan sonra yapabileceðimiz bir
uyumlaþtýrma olacaktýr.
Avrupa Birliði içerisinde
mevduat sigortacýlýðýný ilgilendiren
iki direktif var. Birincisi, 1994/19
EC, ikincisi 2001/14 EC Bunlardan
birincisi mevduat sigortacýlýðýna
iliþkin hükümleri içeriyor, ikincisi
ise tasfiye hukuku olarak
addettiðimiz “winding up”
düzenlemlerini içeriyor.Mevduat
sigortacýlýðýna iliþkin olarak Avrupa
Birliði ile Türkiye’yi
karþýlaþtýrdýðýmýzda AB’de 20 bin
Euro asgari garanti olmak
zorundadýr. Biz 50 milyar YTL ile
bugün için 25 bin Euro gibi bir
rakamý garanti ediyoruz.
Diðer bir konu nakit mevduat dýþýndaki fonlarýn
garanti kapsamýna sokulmasýdýr. Burada da
aslýnda uyumsuz gibi görünsek de bir þekilde
uyum içinde olduðumuz bir husustur. Çünkü
nakit dýþý mevduat fonlarý diye bir fonumuz
yoktur. Mesela nakit mevduat dýþýndaki fon
olarak altýn hesaplarýnýn garanti kapsamýna
sokulmasý var ki zaten þu anda garanti
kapsamýndadýr. Bu anlamda ciddi bir
uyumsuzluk olduðunu düþünmüyoruz.
Diðer taraftan yabancý para cinsinden açýlan
mevduatlara iliþkin olarak Avrupa Birliði
ülkelerinin para birimleri ile açýlan hesaplarýn
garanti kapsamýna sokulmasý gerekiyor.
Diðerlerinin ise ihtiyari olduðunu görüyoruz.
Biz de bu anlamda bütün para birimlerini
garanti kapsamýna soktuðumuzdan dolayý
burada da bir uyum söz konusudur.
Resmi kuruluþlar mevduatlarýnýn dahil edilip
edilmemesi de ihtiyari bir durumdur. Bu
anlamda biz dahil etmiyoruz. Bankalar arasý
mevduatýn dahil edilmemesi gerekiyor, biz de
TÜRK MEVZUATI
AB MEVZUATI
-
Opsiyonel
Opsiyonel
Opsiyonel
-
Opsiyonel
50.000.-YTL
-
20.000 EUR
19
KONFERANS
dahil etmiyoruz. Hissedar ve yöneticilere ait
mevduatlar dahil edilebilir veya edilmeyebilir.
Biz bunu dahil etmiyoruz. Müþterek hesaplar
dahil edilmesi gerekiyor, müþterek hesaplarýn
biz de bir kural çerçevesinde dahil ediyoruz.
Birlikte sigorta dediðimiz “co insurance”
mekanizmasý var. Örnek vermek gerekirse saðlýk
sigortalarýnda, tedavi olurken masraflarýn belli
bir oranda saðlýk sigortasý alan kiþi tarafýndan
ödenmesidir. Buradaki “co insurance”
mekanizmasý da bunu ifade ediyor. Bu da
opsiyonel bir uygulama, ama bizde bu
uygulama yok ve olmasýnýn da pek gerekmediði
yönünde sonuçlar çýkýyor. Þu anda özellikle
Ýngiltere’de yaþanan kriz sonrasýnda bunu da
önümüzdeki dönemde opsiyonel olmaktan
kaldýrýrlar diye düþünüyoruz.
Meksika’da 1994 krizi oldu.
Ayný dönem biz de kriz yaþadýk
ve krizin etkileri hâlâ devam
ediyor, çözümlenemedi.
Diðer konu tasfiye direktifine iliþkin
düzenlemedir. Burada da her ne kadar biz
mevcut uygulamanýn Avrupa Birliðine uyumsuz
olduðunu genel olarak düþünsek de aslýnda
bu konuda çok da bir düzenlemenin olmadýðýný
görüyoruz. Avrupa Birliði içerisinde henüz
büyük bir kriz yaþanmamýþtýr. En son kriz 5-6
ay önce yaþanan Northern Rock kriziydi. Bu
krizde Ýngiltere tek çözümü kamulaþtýrma
yönünde bulmuþtur. Krizin maliyeti nasýl
hesapladýðýnýza göre deðiþmektedir. Ortalama
maliyet þu anda 50 milyar dolarla 100 milyar
dolar arasýndadýr. Bu maliyet, 2001 krizinde
el konulan 20 banka sebebiyle oluþan 28 milyar
dolarýn çok üzerindedir.
Bu direktifte aslýnda özellikle branch hukuku
dediðimiz daha çok yabancý ülkelerde bulunan
þubelerin tasfiyesine iliþkin hükümler yer alýyor
ve bu hükümler daha çok þekli unsurlarý içeriyor.
Nerede nasýl ilan edilir ve benzeri þeyler, onun
haricinde bizim anladýðýmýz anlamda mevduat
sigortacýlýðýnýn tasfiyedeki rolüne iliþkin
herhangi bir hüküm içermiyor. Ancak
önümüzdeki dönem içerisinde “winding up”
düzenlemesi dediðimiz tasfiye hukukunda ciddi
geliþmelerin olmasý beklenilmektedir. Bu
düzenlemeye büyük ölçüde uyumluyuz, uyumlu
olmadýðýmýz birkaç kýsým var; o da tamamýyla
Avrupa Birliðine üye olduktan sonra
gerçekleþtirilebilecek uygulamalardýr.
Krizler Sonrasýnda Mevduat
Sigortacýlýðýnýn Rolü
Krizler mevduat sigortacýlýðýnýn rolünü
deðiþtirmektedir ve buna iliþkin olarak bazý
uygulamalarý size göstermek istiyoruz. Büyük
bankacýlýk krizlerine bakarsak 1980’li yýllarýn
sonunda “savings and loans” dediðimiz
tasarruf ve kredilendirme kuruluþlarý -aslýnda
kooperatifler belli bir yerde- Amerika’da ciddi
20
problemler yaþadýlar. Bunlarýn maliyeti yaklaþýk
o gün için 150 milyar dolar oldu ve bunun
vatandaþlara, vergi ödeyen kiþilere maliyeti ise
yaklaþýk 125 milyar dolar olmuþtur.2 Bu onlar
açýsýndan ciddi bir krizdi ve ondan sonra FDIC
Kanununda ciddi deðiþiklikler yapýldý ve
1933’lerde kurulan FDIC’ye ilave yetkiler verildi.
Meksika’da 1994 krizi oldu. Ayný dönem biz
de kriz yaþadýk ve krizin etkileri hâlâ devam
ediyor, çözümlenemedi. Onlara ilave yetkilerin
de çok verilmediðini görüyoruz. Verilmemesinin
sonuçlarý olarak orada çözümlenmemiþ sorunlu
varlýklar duruyor. Sahipler hakkýna ulaþmýþ
deðil. Brezilya’da 1995’te benzer bir kriz olmuþ,
Arjantin 2001 krizi Türkiye’nin benzer dönemde
yaþamýþ olduðu krizlerden biri ama þu an
Arjantin’de bankacýlýk sektörü çok kötü
durumdadýr.
Türkiye’de 2000-2001 krizi -ki bizim en çok
hatýrladýðýmýz kriz- sonrasýnda da deðiþiklikler
olmuþtur. Az sonra vurgulayacaðýz ve çoðundan
sizler de bahsettiniz; 90’lý yýllardaki gevþek
düzenlemeler ve proaktif güçlü bir denetim
yapýsýnýn olmamasýndan kaynaklý sorunlarýn
çözümü için Bankalar Kanununda çeþitli
deðiþiklikler yapýlmýþtýr.
1998 Güneydoðu Asya’da (Tayland, Malezya,
Endonezya ve Kore) ciddi anlamda krizler
yaþanmýþtýr. Kore krizden en fazla etkilenen
ülkelerden biridir. Onlarda da yetki deðiþiklikleri
olmuþtur. Amerika Birleþik Devletleri’ndeki
uygulamaya baktýðýmýz zaman az önce
bahsettiðim 80’li yýllardaki krizin sonrasýnda
171 banka kötü yönetim nedeniyle iflas etmiþtir.
3 Resolution Trust Company diye bir kuruluþ
kurmuþlardýr. Bu kuruluþ aslýnda TMSF’nin þu
andaki yapýsýna yakýn bir yapýdýr.
Bankacýlýk yeniden yapýlandýrma programý
uygulanmýþ ve genelde iflas hukukundan farklý
olarak FDIC’yle ilave yetkiler tanýmlanmýþtýr.
FDIC tarafýndan sözleþmelerin maliyetinin çok
yüksek olduðuna karar verilmesi veya bankalarýn
daha kolay idare edilmesine olanak saðlamasý
durumunda bu sözleþmeleri kabul
etmeyebilmektedir. Sözleþmeyi bir yerde
geçersiz kýlabiliyorsunuz. Diðer bir yetki;
çözümleme yaptýðý bankalara iliþkin davalarda
mahkemeden 90 gün süreyle davanýn askýya
alýnmasýný talep etme yetkisi var. Bankaya iliþkin
iflas kararý varsa bu süre yargý kararý olmaksýzýn
otomatik olarak baþlýyor. Baþka bir yetki,
bankanýn kapatýlmasýndan itibaren geçmiþe
yönelik olarak kapatýlmadan önceki 5 yýla iliþkin
olarak iþlemlere hakkýnda dava açabilme
yetkisidir.4
KONFERANS
FDIC Kanununda yapýlan deðiþiklikle gündeme
gelen iki yetkiden bahsedeceðim. Burada yargý
denetimine sýnýrlama getiriyorlar. Aslýnda
buradaki mantýk þudur: FDIC çözümleme
alanýnda etkin ve yetkin bir kuruluþtur
varsayýmýyla baþlýyor. Burada yargýsal olmayan
bazý yetkilerin FDIC’ye atfedilmesi söz konusu
ki, bunu da kendileri kabul ediyor. Belli bir
yerde yargý yetkisinin bir kýsmýný FDIC bu alanda
kullanýyor. Þöyle bir ifade var, FDIC Kanununun
1821.(d) bendinde: “Bu maddede aksi
belirtilmediði sürece devralýnan bankadan
olacak alacaklar veya devralýnan bankanýn
varlýklarýna iliþkin haklarýn karara baðlanmasý
hususunda bankanýn veya devralan sýfatýyla
FDIC’nin herhangi bir fiili veya ihmaliyle ilgili
iddialara iliþkin olarak mahkemelerin yargýlama
yetkisi bulunmamaktadýr.” Bu gerçekten çok
geniþ bir yetkidir. Diðer hüküm FDIC
Kanununun 1821.(j) bendinde, “FDIC Yönetim
Kurulunun izniyle gerçekleþtirilecek düzenleme
ya da alýnan karar hariç olmak üzere, -yani
FDIC bir þekilde “tamam, mahkemeye
gidebilirsin” ifadesini kullanmadýðý sürecedevralan sýfatýyla yetki ya da fonksiyonlarýn
icrasýný sýnýrlamak veya etkilemek amacýyla
mahkemelerin karar alma yetkisi
bulunmamaktadýr.” Bunun da uygulama
alanýnýn gerçekten çok geniþ olduðunu Kanun
h ü k m ü n d e n a n l a y a b i l i y o r u z . 5 Ko r e
uygulamasýna baktýðýmýzda 1997’de Asya krizi
sonrasýnda KDIC diye bir kurum kurulmuþ, bu
da aslýnda TMSF’ye yakýn bir kuruluþtur. KDIC
bilançosuna baktýðýnýzda hemen hemen ayný
bilançoyu görürsünüz. Yaklaþýk olarak ayný
büyüklükte zararlar oluþmuþtur. Ýflas masasýnýn
en büyük alacaklýsý olarak iflas sürecini
etkinleþtirmek ve masa denetimini artýrmak
için iflas masasýný yönetme yetkisi KDIC’ye
verilmiþtir. Diðer bir yetki mevduat güvencesi
verilmiþ finansal kuruluþlarýn iflasý halinde KDIC
ve KDIC personeli yeddi emin olarak
atanabilmektedir. Bu yetkinin nereye kadar
nasýl kullanýldýðý konusu yine araþtýrma konusu
olarak deðerlendirilebilir. Bir baþka yetki, kamu
kaynaðý aktarýlan kötü yönetilmiþ bir finansal
kuruluþta soruþturma yetkisi KDIC’ye verilmiþtir.
Belli bir yerde sanýrým savcýnýn rolünü burada
KDIC üstleniyor. Soruþturma yetkisi
kuruluþlarýnýn hakim ortaklarýný, yöneticilerini,
yetkili personelini, hatta muhasebe firmalarýný
ve muhasebecilerini de kapsamaktadýr. 6
Japonya’ya 1996 yýlýnda benzer bir kriz
yaþanmýþtýr. Burada da özellikle krizin temelinde
emtia fiyatlarýnýn bugün de var olduðu gibi
çok yüksek olmasý yatmaktadýr. Japonya’da bu
daha aþýrý düzeye çýkmýþtýr. Mevduat sigortasý
kurumuna iflas etmiþ finansal kuruluþlara ait
zararlarý üstlenme ve finansal yardým yapma
yetkisi verilmiþtir ki bu yetkinin benzerinin
bizde de olduðunu görüyoruz. Mevduat sigorta
kurumuna ait çözümleme ve tahsilat bankasýna
(Resolution Collection Bank) özellikle sorunlu
kredileri satýn alma yetkisi veriliyor ve o krediler
orada çözümleniyor. Mevduat sigorta
sisteminde yapýlan bu reformlar, mevduat
sigortasý kurumuna iflas etmiþ mali kurum ve
kuruluþlarla mücadele etmesine yönelik
esneklikler tanýmlamýþtýr.
Burada pek çok ülkede farklý uygulamalar
olduðunu ve kriz yaþamayan ülkelerde bunun
çok fazla gündeme gelmediðini görüyoruz.
Tabi önümüzdeki dönemde yine Bankacýlýk
Kanununda deðiþiklik yapýlmasý ve buraya
iliþkin görüþ verilmesinin planlandýðý bir
ortamda þunu öneririm: Bankacýlýk sektörünün
yapýsý deðiþmiþtir. 1990’lý yýllardaki bankacýlýk
yapýsý bugünden çok farklýdýr. 90’lý yýllar, az
önce Baro Baþkanýmýzýn da ifade ettiði gibi
gruba kredi bulamýyorsam git banka aç
mantýðýnýn yaygýn olduðu, yani hakim ortak
istismarýnýn olduðu bir dönemdir. O döneme
iliþkin kanun 2001’de düzenlenmiþ ve bu
konuda uygulamalar devam etmiþtir. Ancak
bundan sonraki süreç farklýdýr.
Bundan sonra özellikle uluslararasý aktif
bankalarýn baþka ülkelerde faaliyet gösterdiðini
göz önünde bulundurarak sýnýr ötesi
bankacýlýktaki güçlükleri dikkate almamýz
gerekiyor. Avrupa Birliði içerisinde çalýþmalar
yürütülüyor, diðer ülkeler de bu alanda kendi
çalýþmalarýný yürütüyorlar. Çünkü artýk
uluslararasý entegre olmuþ bir bankacýlýk sistemi
var. Bütün düzenlemelerimizi araþtýrmageliþtirme çalýþmalarý yaparak buna göre
yapmamýz gerekiyor. Burada özellikle
söyleyebileceðimiz þu var: Uluslararasý alanda
tasfiye hukukunun nasýl çözümleneceðine dair
genel bir hüküm yoktur. Burada Avrupa Birliði
direktifleri gibi þeyler altýnda bunun
çözülmesine yönelik hükümler olabilir ama þu
anda bu konuda netleþmiþ bir husus yoktur.
Basel 2 diye bildiðimiz süreçte Basel Bankacýlýk
Komitesi belli bir yerde görevini yarým
býrakmýþtýr.
Bundan sonra özellikle
uluslararasý aktif bankalarýn baþka
ülkelerde faaliyet gösterdiðini göz
önünde bulundurarak sýnýr ötesi
bankacýlýktaki güçlükleri dikkate
almamýz gerekiyor. Avrupa Birliði
içerisinde çalýþmalar yürütülüyor,
diðer ülkeler de bu alanda kendi
çalýþmalarýný yürütüyorlar. Çünkü
artýk uluslararasý entegre olmuþ
bir bankacýlýk sistemi var.
Basel 2’de pillar 2 olarak addettiðimiz denetim
otoritesinin yetkilerine iliþkin kýsýmda menþe
ülke ve misafir ülke iliþkilerini düzenleyen
hususlara daha çok denetim açýsýndan
yaklaþýlmýþtýr. Denetimin ötesine gitmemiþtir.
Gelecekte uluslararasý bir bankada bir problem
yaþanýrsa tasfiye artýmýndan kim ne kadar
alacaktýr hususunu düzenlememiþtir. Bu alanda
21
KONFERANS
TMSF’ye devredilen bankalara
baktýðýmýz zaman süreç içerisinde
26 banka þu anda hâlâ
yönetimimiz altýndadýr. Bunlarýn
ya tasfiye sürecini yönetiyoruz ya
satmaya çalýþýyoruz veya
varlýklarýný ortadan kaldýrmaya
çalýþýyoruz. Aslýnda krizin
büyüklüðü açýsýndan çok önemli.
Bugüne kadar 43 milyar dolara
ulaþan bir bankacýlýk aktifini
kaybetmiþ durumdayýz.
önümüzdeki dönemde ciddi geliþmelerin olmasý
bekleniyor ve bizim de yönlenmemiz gereken
konulardan birisi budur.
kuruluþtur. Bir þekilde oradaki geliþmeleri
yakýndan izlemek için ve buradaki bilgi ve
tecrübemizi oraya aktarmak için bu kuruluþlarýn
faaliyetlerinde aktif olarak yer alýyoruz. Bu
nedenle de geçen yýl içerisinde iki uluslararasý
konferans düzenledik. Çok sayýda yabancý
davetli aldýk ve çok sayýda ülke temsil edildi.
Ýkiþer gün süren iki konferans ile görüþ
alýþveriþinde bulunuldu. Benzer faaliyetler
devam ediyor ve bu gruplar altýnda çeþitli alt
çalýþma gruplarýyla ve komisyonlarla çalýþmalar
yürütülüyor.
Avrupa Birliði bu konuya iliþkin olarak “winding
up” düzenlemesine iliþkin bir çalýþma
yayýnlamýþtýr. Bu çalýþmada Avrupa Birliði
içerisindeki ülkelerin görüþlerini incelediðinizde
bu alanda çalýþma ihtiyacý hemen hemen bütün
ülkeler tarafýndan ifade edilmektedir. Çünkü
baktýðýmýz zaman Avrupa Birliði içerisinde
“cross border” olarak addettiðimiz farklý
ülkelerde faaliyet gösteren çok sayýda banka
bulunmaktadýr. Önceden “branch” hukuku
dediðimiz mevcut yapýda çözümlemesi nispeten
kolay olan hususlarýn özellikle iþtirak
yapýlanmasý içerisinde çözümlenemeyeceði
noktasýnda bir kanaat oluþmuþtur. Bu denetim
otoriteleri tarafýndan veya o ankete cevap veren
ülkeler tarafýndan ifade edilmektedir. 7
Türkiye Uygulamasý
Türkiye uygulamasý zaten büyük ölçüde
bildiðiniz þeyler, TMSF’ye 6183 sayýlý Kanunu
uygulama yetkisi veriliyor. Bir baþka yetki 20
yýllýk zamanaþýmý süresi ki, Amerika’da da
benzer bir uygulamanýn olduðunu biliyoruz.
Bir de faaliyet izni kaldýran bankalarda
sözleþmelerin deðiþtirilmesine yönelik olarak
Fona yetki verildiðini görüyoruz. Buna iliþkin
yetkileri büyük ölçüde biliyorsunuz.
AB Tasfiye Direktifinin Gözden Geçirilmesi
Az önce bahsettiðim üzere direktif, þubeleri
kapsamakta ancak sýnýr ötesi faaliyet gösteren
bankacýlýk iþtiraklerini kapsamamaktadýr. Bunu
önemli olarak algýlýyoruz. Ayrýca mevcut direktif
sadece usul hukukunu içeriyor ve çerçeveyi
çiziyor. Varlýklarýn bir bankacýlýk grubu içerisinde
transfer edilmesi mümkündür.8 Türkiye’deki
varlýðýn diðer tarafa aktarýlmasý veya oradaki
varlýðýn buraya aktarýlmasý gibi hususlar
olabilecektir. Buna iliþkin nasýl bir önlem
alýnacaðý konusunda fikir yürütülmesi gerekiyor.
TMSF’ye devredilen bankalara baktýðýmýz
zaman süreç içerisinde 26 banka þu anda hâlâ
yönetimimiz altýndadýr. Bunlarýn ya tasfiye
sürecini yönetiyoruz ya satmaya çalýþýyoruz
veya varlýklarýný ortadan kaldýrmaya çalýþýyoruz.
Aslýnda krizin büyüklüðü açýsýndan çok önemli.
Bugüne kadar 43 milyar dolara ulaþan bir
bankacýlýk aktifini kaybetmiþ durumdayýz.
Sadece 2000-2001 krizinde sektörün yaklaþýk
yüzde 20’sini kaybettik. Bu ciddi bir kriz, 2001
krizi uluslararasý bir kriz olarak görülmese de
bilanço dýþý iþlemlere, kredi tarafýna ve pasif
tarafa tam garanti vermiþ olmamýz nedeniyle
uluslararasý boyuta taþýnmamýþtýr. Bunun
maliyetine vergi ödeyen vatandaþlar olarak
hep beraber katlanýyoruz.
Mevduat sigorta kurumlarýnýn tasfiye
sürecindeki rollerinin yeniden tanýmlanmasý
düþünülüyor. Mevduat sigortacýlarý nasýl
olmalýdýr sorusuna cevap bulmaya çalýþýyoruz.
Mevduat sigorta sistemi 180 ülkede var ve
bunlarýn uygulamasý standart deðil. TMSF
uluslararasý iki kuruluþa üyedir ve bu kuruluþlarýn
yönetiminde de yer almaktadýr. Bunlardan
birincisi Uluslararasý Mevduat Sigortacýlarý
Birliði, diðeri ise Avrupa Mevduat Sigortacýlarý
Forumu ki, bu ikisi de tüzel kiþiliðe haiz iki
8000
Þu anda çözümlemede TMSF rol alýyor ve bu
rollerine baktýðýmýz zaman yetkilerin verildiði
5020 sayýlý Kanundan sonra TMSF’nin
tahsilatlarýnda ciddi artýþlar olduðunu
Þekil:3 Çözümleme Gelirlerinin Yýllara Göre Daðýlýmý
Milyon usd
6975
7000
6000
4306
5000
4000
3000
1821
2000
1000
0
22
147
47
2000
Öncesi
2000
653
674
2001
2002
342
2003
796
2004
2005
2006
2007
KONFERANS
görüyoruz. Þu an için 15 milyar 761 milyon
dolarlýk bir tahsilat yapýlmýþtýr. Bunlar nakit
tahsilattýr, bunun 15.4 milyar dolarý bu
yetkilerden sonra gerçekleþmiþtir. Burada
sorunun çözümlenmesi önemlidir. Aslýnda bu
para toplanmasa ne olur sorusu ayrý bir
konudur. Ancak sonuçta TMSF’ye verilen yetki
çerçevesinde devletle vatandaþ arasýndaki
sorunlu olan alanýn çözümlenmesi için TMSF
bir rol üstlenmiþtir.
Bir baþka husus tasfiye edilen bankalardaki
süreçler, bu bankalar devredilmek yerine
tasfiyeye sokulsaydý ne olurdu sorusuna cevap
bulmaya çalýþalým. Türkiye’de bugüne kadar
beþ banka tasfiye sürecine sokuldu ve sigortalý
mevduatý ortalama bir ay içerisinde ödedik.
Ancak bugün için bir bankaya 100 bin YTL
para yatýrdýðýnýzý düþünün 50 bin YTL’sini bir
ay içerisinde alýyorsunuz ama geri kalan 50
bin YTL’sini 2 yýldan önce alamýyorsunuz.
Burada etkin olmayan bir süreç var ve
etkinleþtirilmesi gerekiyor. Northern Rock krizine
baktýðýmýz zaman bu sahneleri Türkiye’de bir
veya iki kez gördük. Northern Rock krizinde
yaþanan panik nedeniyle bir hesaba göre 50
milyar dolar, bir hesaba göre 100 milyar dolara
ulaþan bir maliyetin oluþtuðunu görüyoruz.
Krize iliþkin olarak FSA, Hazine Bakanlýðý ve
Merkez Bankasý tarafýndan geniþ kapsamlý bir
rapor yayýnlandý. Bundan sonraki aþamada
hukuk sürecine katkýda bulunurken uluslararasý
alandaki bu görüþleri de dikkate almamýzda
fayda var.
Sonuç
Sonuç olarak söyleyeceðim, tasfiye her ne
kadar hukuki bir süreç olsa da ekonomik
boyutu vardýr. Buna özellikle dikkat etmemiz
gerektiðini düþünüyorum. Bütün ülkelerde
olduðu gibi Türkiye’de de kriz sonrasýnda
mevduat sigorta kurumuna ilave yetkiler
tanýmlanmýþtýr. Avrupa Birliði içerisinde de
benzer çalýþmalar yürütülmektedir. Uluslararasý
alanda bir standartlaþma ihtiyacý ortaya
çýkmýþtýr. TMSF olarak biz de bunu yakýndan
takip ediyoruz.
Northern Rock krizinde
yaþanan panik nedeniyle bir
hesaba göre 50 milyar dolar, bir
hesaba göre 100 milyar dolara
ulaþan bir maliyetin oluþtuðunu
görüyoruz.
1 IADI Research Letter “Developing General Guidance for effective Deposit Insurance Mandate”
2 GREENSPAN Alan “Age of Turbulence”
3 “Bankacýlýkta Mali Bünye Sorunlarý ve Yeniden Yapýlandýrmada Ülke Uygulamalarý TBB Bankacýlýk Araþtýrma Grubu” Þubat 2000
4 GÜCÜK Tunç, DARICI Hanifi, “Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu ve Federal Deposit Insurance Corporation Yetkileri Üzerine Deðerlendirilme”
TMSF Çatý sayý:15
5 http://www.fdic.gov/regulations/laws/rules/1000-1220.html.
6 http://www.kdic.or.kr/english/publication/law_regs.jsp
7 http://ec.europa.eu/internal_market/bank/windingup/index_en.htm
8 “Review of the Winding Up Directive with particular focus on Deposit Guarantee Systems” EFDI Annual Conference Istanbul, 27 November
2007 Dr. Thorsten Behnke
23
MAKALE
BANKACILIK KANUNUNDA TÝCARÝ VE ÝKTÝSADÝ BÜTÜNLÜK KAVRAMI ve
TÝCARÝ VE ÝKTÝSADÝ BÜTÜNLÜK SATIÞLARI
Ticari ve iktisadi bütünlük kavramý ve satýþý ilk olarak, Bankalar Kanununda
Deðiþiklik Yapýlmasýna Dair 5354 sayýlý kanun ile 4389 sayýlý Bankalar Kanunun
15 inci maddesinin (7) numaralý fýkrasýna eklenen düzenleme kapsamýnda hükme
baðlanmýþtýr.
Ticari ve iktisadi bütünlük
Ticari ve iktisadi bütünlük kavramý ve satýþý ilk
olarak, Bankalar Kanununda Deðiþiklik
Yapýlmasýna Dair 5354 sayýlý kanun ile 4389
sayýlý Bankalar Kanunun 15 inci maddesinin
(7) numaralý fýkrasýna eklenen düzenleme
kapsamýnda hükme baðlanmýþtýr.
Getirilen hüküm ile; “...Fon alacaklarýnýn
tahsilini teminen 6183 sayýlý Amme
Alacaklarýnýn Tahsil Usulü Hakkýnda Kanun
hükümleri uyarýnca haczedilen aktif deðerler
ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleþmelerinden
doðan haklar ve bu varlýklarýn feri veya
mütemmim cüzü niteliðindeki sözleþmelerden
doðan, ancak baþlý baþýna iktisadi deðeri
olmayanlar da dahil olmak üzere diðer tüm
hak ve varlýklarý bir araya getirerek ticari ve
iktisadi bütünlük oluþturarak alýcýsýna geçiþini
saðlayacak þekilde satýþýna, hacizli mallarýn
birden fazla borçluya ait olmasý ve/veya birden
fazla alacaklýnýn haczi olmasý halinde de satýþý
yaptýrmaya, ihale bedelinin ödenme þeklini,
para birimini, alýcýlarýn sahip olmasý gereken
þartlarý, ödeme tarihini ve ihalenin sair usul
ve esaslarý ile satýþ þartlarýný 6183 sayýlý Kanun
hükümlerine baðlý olmaksýzýn belirlemeye,
satýþa konu ticari ve iktisadi bütünlüðü
alacaðýna mahsuben satýn almaya, satýþa konu
varlýklarýn ait olduðu þirketlerin teknik bilgi,
yazýlým, donaným, ekipman, mal ve hizmet
alýmýndan doðan geçmiþ dönem borçlarýný
ihale bedelinden ödemeye veya ihale alýcýsýna
ödetme...” hususlarýnda Fon Kuruluna yetki
verilmiþtir1.
Bu hüküm ile Fona, 6183 sayýlý Kanun
hükümleri uyarýnca haczettiði aktif deðerler
ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleþmelerinden
doðan haklar ve bu varlýklarýn feri veya
mütemmim cüzü niteliðindeki sözleþmelerden
doðan, ancak baþlý baþýna iktisadî deðeri
olmayanlar da dahil olmak üzere diðer tüm
hak ve varlýklarý bir araya getirerek “ticarî ve
iktisadî bütünlük” olarak satma yetkisi
verilmiþtir.
2004 sayýlý Ýcra Ýflas Kanununun 112 ve
devamý maddelerinde “taþýnýrlarýn satýþý”na,
123 ve devamý maddelerinde ise
“taþýnmazlarýn satýþý”na iliþkin düzenlemelere
yer verildiði görülmektedir. Yine 6183 sayýlý
Kanunun 77 ve devamý maddelerinde menkul
mallarýn satýþýna ve haczine, 88 ve devamý
maddelerinde ise gayrimenkul mallarýn haczi
ve satýþý ile ilgili hükümlere yer verilmiþtir.
Ancak ne Ýcra Ýflas Kanununun ne de 6183
sayýlý Kanunun getirdiði düzenlemeler
Bankacýlýk mevzuatý ile getirilen kapsamda
birden çok varlýðýn bir bütün halinde satýþýna
imkan verecek hükümleri ihtiva etmediðinden2
bu hususta özel bir düzenleme yapma ihtiyacý
doðmuþtur.
Fona, Amme Alacaklarýnýn Tahsili Usulü
Hakkýnda Kanunun ve bu Kanunda hüküm
bulunmayan hallerde de Ýcra ve Ýflas
Kanununun öngördüðü sýnýrlamalarla ve
öngördüðü prosedürlerle baðlý kalmaksýzýn
mahcuz malýn satýþý için en uygun yolu
belirleme yetkisi tanýnmasý, satýþ gelirinin
artýrýlmasýnda da etkili olacaktýr3.
1 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanunu Madde 134/5
2 Birden çok varlýðýn bir bütün halinde satýþý, Yargýtay kararlarýnda olaya özgü olarak göz önünde bulundurulabilecek bir husus olarak nitelendirilmektedir.
“…Somut olayda, sözü edilen menkullerin satýþýnýn bu þekilde yapýlmasýný zorunlu kýlacak þekilde aralarýnda ekonomik bütünlük bulunmamaktadýr.
Alýcýlardan bu mallarýn tamamýna talip olmalarý beklenemez. Bu durumda ayrý ayrý þartnameleri hazýrlanarak satýlmalarý gerekli iken, bu hususa da
uyulmamasý doðru deðildir...” T.C. Yargýtay 12. Hukuk Dairesi E. 2004/1802 - K. 2004/7457, 29.3.2004, “T.C. Yargýtay 12. Hukuk Dairesi, E.
2002/13626 - K. 2002/15011, 9.7.2002 “…Satýþý yapýlan mahcuzlar su soðutucusu, kahve makinasý, bankalarda kullanýlan masa, sýra numarasý
veren makine, telefon santralý vs. gibi her biri müstakil ekonomik deðeri olan menkul mallardýr. Ayrý ayrý satýlmasý talebi ve talibi arttýrýr. Sözü edilen
menkuller arasýnda bunlarýn birlikte satýlmasýný zorunlu kýlan ekonomik bütünlük yoktur. Tamamýnýn bir banka þubesinde kullanýlmakta olmasý bu
kuralý ortadan kaldýrmaz. Bu nedenle ihalenin feshi gerekir…”
3 Bankacýlýk Kanunu'nun Ýcra ve Ýflas Hukuku Açýsýndan Deðerlendirilmesi. Prof. Dr. Hakan Pekcanýtez - Yrd. Doç. Dr. Güray Erdönmez, Bankacýlar
Dergisi, Sayý 55, 2005
Av. Ahmet YILMAZ
Hukuk Ýþleri Daire Baþkanlýðý
Grup Koordinatörü
24
MAKALE
Kanuni düzenlemeler
edilebileceði düzenlenmiþtir.
Nitekim, ticari ve iktisadi bütünlük kavramý
ve bu baþlýk altýnda bir bütün halinde satýþ
yapma imkanýný getiren 5354 sayýlý Kanun4
ile ilgili gerekçede, “Tasarruf Mevduatý Sigorta
Fonuna, yönetim ve denetimine sahip olduðu
þirketlerin ve iþtiraklerinin, bunlarýn mal, hak
ve varlýklarýnýn satýþýný kolaylaþtýrmak amacýyla,
Bankalar Kanunuyla bazý yetkiler tanýnmýþtýr.
Ýcra ve Ýflas Kanunu ve Amme Alacaklarýnýn
Tahsil Usulü Hakkýnda Kanun ile temel
çerçevesi çizilen takip hukukuna bazý istisnalar
getirilerek TMSF’ye özel yetkiler verilmesi,
alacaklarýn takibinde ve satýþlarda birtakým
istisnai yöntemler ve uygulamalar
öngörülmesi, kamunun Fona geçen bankalar
nedeniyle üstlendiði mali yükümlülüðün
ivedilikle karþýlanmasýný amaçlamaktadýr.
Kanun Teklifi ile Fona geçen þirket ve iþtiraklere
iliþkin olarak ticari ve iktisadi bütünlük
oluþturmada, satýþ süreci ve sonrasýndaki
iþlemlerde iþletmelerin geçmiþ dönemlerden
kalan sorunlarýný çözmede yeni düzenlemeler
getirilmekte, takip ve satýþlarda uygulamada
karþýlaþýlan çeþitli pürüzlerin giderilmesi
hedeflenmektedir.” deðerlendirmelerine yer
verilmiþtir5.
Ýktisadi ve ticari bütünlüðün bozulmasýna yol
açabilecek giriþimlerin önüne geçilebilmesi
amacýyla; Fonun izni olmaksýzýn bu bütünlük
içerisinde yer alan bir malýn satýþýnýn talep
edilemeyeceði düzenlemesi getirilmiþ, ancak
iyiniyetli üçüncü kiþilerin haklarýnýn zayi
olmamasý bakýmýndan bunlarla ilgili
zamanaþýmý ve hak düþürücü sürelerin
i þ l e m e y e c e ð i h ü k m e b a ð l a n m ý þ t ý r.
4389 sayýlý Bankalar Kanunun yürülükten
kaldýran 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanun, ticari
ve iktisadi bütünlük satýþý ile ilgili düzenlemeleri
134. maddesi kapsamýnda aynen korumuþtur.
134. madde ile ilgili gerekçe metninde;
“Ýktisadi ve ticari bütünlük oluþturan mallarýn;
gerek borçlunun, gerekse kamunun
menfaatlerine uygun biçimde en yüksek
deðerden satýlabilmesi için 6183 sayýlý Kanun
hükümlerine baðlý olmaksýzýn; iktisadi ve ticari
bütünlük oluþturarak satýþ, ihale bedelinin
ödenme þekli, para birimi, alýcýlarýn sahip
olmasý gereken þartlar, ödeme tarihi, ihalenin
sair usul ve esaslarýný Fon Kurulunun
belirlemesi, satýþa konu varlýklarýn geçmiþ
dönem borçlarýnýn ödenmesi gibi kavramlara
yer verilmek suretiyle bu amacýn
gerçekleþtirilmesi için yasal zemin
oluþturulmuþtur.
Ýhalenin güvenliði ve bu sayede iç ve dýþ
piyasada gerekli ilgiyi görmesi amacýyla;
ihalenin sonuçlanmasýndan ve mallarýn
alýcýsýna teslim edilmesinden sonra iadesinin
talep edilemeyeceði, ancak ihale bedeli ve
faiz maliyeti ile sýnýrlý olarak tazminat talep
Ýhalenin sonuçlanmasýndan sonra alýcýsýnýn
en kýsa sürede yararlanmasýna sunulabilmesi
ve bu sayede daha fazla tahsilat
saðlanabilmesi
bakýmýndan;
telekomünikasyon, enerji, ulaþým, radyo, yazýlý
ve görsel medya ve diðer sektörlerdeki mal,
hak ve varlýklarýn alýcýlarý adýna devri ve tescili
iþlemlerinin en kýsa sürede (bir ay içinde)
tamamlanabilmesi hükmü getirilmiþtir.
Fon Kuruluna düzenleme
kapsamýnda "iktisadi ve ticari
bütünlük" oluþturarak satýþ yapma
yetkisi verilerek; Fona devredilen
bankalarýn çözümlenmesi
sürecinde kamu alacaklarýnýn
tahsil kabiliyetinin hýzlandýrýlmasý
ve artýrýlmasý, satýþ süreci ve satýþ
sonrasýndaki iþlemleri
düzenleyerek iç ve dýþ talebin
artýrýlmasý, iþletmelerle ilgili geçmiþ
dönemlerden kalan sorunlarýn
çözülmesi ve bu suretle ticari ve
iktisadi bütünlüðün deðerinin
yükseltilmesi imkâný getirilmiþtir.
Bu madde uyarýnca iktisadi ve ticari bütünlük
çerçevesinde yapýlacak satýþlara iliþkin diðer
esas ve usullerin Fon tarafýndan çýkarýlacak
yönetmelikle tespit edilmesi öngörülmüþtür.
Yine bu madde kapsamýnda yapýlacak
satýþlarda, kamu kurum, kuruluþlarý ve üst
kurullarýn bütünlük oluþturan varlýklarýn
maliklerinden olan alacaklarýnýn satýþ
bedelinden garameten tahsil edilmesi
öngörülmüþtür.
Fon Kuruluna düzenleme kapsamýnda "iktisadi
ve ticari bütünlük" oluþturarak satýþ yapma
yetkisi verilerek; Fona devredilen bankalarýn
çözümlenmesi sürecinde kamu alacaklarýnýn
tahsil kabiliyetinin hýzlandýrýlmasý ve artýrýlmasý,
satýþ süreci ve satýþ sonrasýndaki iþlemleri
düzenleyerek iç ve dýþ talebin artýrýlmasý,
iþletmelerle ilgili geçmiþ dönemlerden kalan
sorunlarýn çözülmesi ve bu suretle ticari ve
iktisadi bütünlüðün deðerinin yükseltilmesi
imkâný getirilmiþ ve bu çerçevede kamu
menfaatlerinin hak kaybýna sebebiyet
vermeden tahsilini saðlamaya yönelik
çalýþmalarýn kuvvetlendirilmesi ve istikrarlý bir
þekilde devam ettirilmesi amaçlanmýþtýr.
Zira, Fonun, tasfiyeye tabi tutulan bankalarýn
hâkim ortaklarýndan olan alacaklarýný tahsil
için uyguladýðý 6183 sayýlý Kanun hükümleri,
takip sürecinin hýzlý iþlemesini saðlamakta;
ancak, takip sonunda haciz konulan varlýklarýn
yahut þirketlerin satýþýnda yeterli hukukî imkâný
sunamamaktadýr. Hukuk tekniði açýsýnda
varlýklarýn (örneðin gayrimenkullerin ve
4 28.05.2005 tarih ve 25828 sayýlý Resmi Gazete’de yayýmlanmýþtýr.
5 Bazý Kanunlarda Deð. Yapýlmasýna Dair Kanun Teklifi - Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/363)
25
MAKALE
Düzenleme kapsamýnda,
satýþýn gerçekleþtirilmesinde görev
alacak satýþ komisyonunun
görevleri, ticarî ve iktisadî
bütünlüðün muhammen bedelinin
belirlenmesi, ilgililere yapýlacak
teblið, satýþ usulü ve süreci gibi
usuli düzenlemeler getirilmiþtir.
araçlarýn) tek tek satýþýna uygun olan 6183
sayýlý Kanunun satýþ hükümleri, Fon tarafýndan
el konulan bankalarýn ve iþtiraklerinin, her biri
baþka þirkete farklý þekillerde daðýtýlmýþ
varlýklarýnýn satýþýna uygun deðildir. Büyük
borç yükü nedeniyle þirketlerin hisselerini
satmak, ekonomik ve finansal açýdan oldukça
zordur. Dolayýsýyla, söz konusu þirketlerin
sahip olduklarý varlýklarýn satýlmasý, süreci
hýzlandýrmada önemli avantaj saðlayacaktýr.
Bu sebeple, daðýlmýþ ve parçalanmýþ varlýklarýn
bir iktisadî bütünlük içinde satýlmasýný
saðlamak özel önem taþýmaktadýr. 6183 sayýlý
Kanun, bu iktisadî bütünlüðü oluþturmaya
imkân veren düzenlemeleri içermemektedir.
Bu hüküm kapsamýnda, 6183 sayýlý Kanunun
satýþa iliþkin bu ve benzeri kýsýtlamalarýný
aþmayý, satýþ sürecini hýzlandýrmayý, satýþ
sürecindeki ve satýþ sonrasý hukuksal
belirsizlikleri kaldýrarak satýþ deðerlerini
yükseltmeyi saðlayacak yetkiler Fona
tanýnmaktadýr.”
deðerlendirmelerine yer verilmiþtir.
Ayrýca düzenleme kapsamýnda, satýþýn
gerçekleþtirilmesinde görev alacak satýþ
komisyonunun görevleri, ticarî ve iktisadî
bütünlüðün muhammen bedelinin
belirlenmesi, ilgililere yapýlacak teblið, satýþ
usulü ve süreci gibi usuli düzenlemeler
getirilmiþtir.
Satýþ sürecinin kamu menfaatleri aleyhine
Fona borçlu kiþilerle iþbirliði içerisinde üçüncü
kiþiler tarafýndan sekteye uðratýlmasýný da
engellemeye yönelik olarak, ticarî ve iktisadî
bütünlük oluþturulmasýna karar verilmesinden
itibaren iki yýl içerisinde ticarî ve iktisadî
bütünlük oluþturan mahcuzlarýn, Fonun izni
olmaksýzýn imtiyazlý alacaklýlar dahil üçüncü
kiþiler tarafýndan muhafaza altýna
alýnamayacaðý ve satýþ talep edilemeyeceði,
mahcuzlarýn maliklerinin iflasýna karar
verilemeyeceði hükme baðlanmýþ, iyi niyetli
hak sahiplerinin haklarýnýn korunmasýna
yönelik olarak, ilgili takyidatlar hakkýnda
zamanaþýmý ve hak düþürücü sürelerin
i þ l e m e y e c e ð i h ü k m e b a ð l a n m ý þ t ý r.
Fon Kurulu tarafýndan iktisadi ve ticari bir
bütünlük oluþturduðuna karar verilen varlýklar,
bu karar verilmeden önce baþka bir alacaklý
tarafýndan haczettirilmiþ olsa bile, haczi
koyduran alacaklý bu malý sattýrma yetkisine
sahip bulunmamaktadýr. Türk hukukunda,
bir mal veya hakkýn haczedilmesi durumunda
o malý daha sonra haczettiren alacaklý ancak
Ýcra ve Ýflas Kanununun 100 üncü
maddesindeki6 koþullarý yerine getirerek önceki
hacze iþtirak edebilir. Fakat, önceden konulan
hacze iþtirak edilmesi ilk haczi koyduran
alacaklýnýn mahcuz mal hakkýnda muhafaza
tedbirleri uygulama ve satýþ isteme yetkisinin
elinden alýnmasý sonucunu doðurmaz.
5411 sayýlý Bankacýlýk Kanununun 134/5
hükmü ile Fon, 6183 sayýlý Kanun hükümlerine
dayanarak haciz koydurmasý halinde, o
mallarýn akýbeti hakkýnda karar verecek tek
merci haline getirilmektedir. Doktrinde, Ayný
mal veya hak üzerinde haciz koyduran diðer
alacaklýlarýn, bu mallarýn "iktisadi ve ticari bir
bütünlük içinde" satýlmasýný beklemek
mecburiyetinde býrakýlmalarýnýn alacaklýlar
arasýndaki eþitliði bozduðu7 ve aðýr sonuçlar
içerdiði 8 yönünde deðerlendirmeler
yapýlmaktadýr. Ancak, Ticari ve iktisadi
bütünlük oluþturmanýn taþýdýðý kamusal amaç
ve bütünlük içerisindeki varlýklarýn bütünden
ayrýlarak taþýdýðý deðerin altýnda satýlma
riskinin çok yüksek olmasý yanýnda bütünlüðün
yapýsýný bozarak bütünlük kapsamýnda yer
alan diðer varlýklarýn deðerini de olumsuz
yönde etkileyecek olmasý karþýsýnda diðer
alacaklýlarýn haklarýnýn bütünlük kapsamýnda
üst düzeyde korunduðu ve alacaklarýný tahsil
etme imkanýnýn artýrýldýðý görülecektir.
Ticari ve Ýktisadi Bütünlük
Yönetmeliði
Satýþ sürecinin esas ve usullerinin belirlenmesi
hususunda 5354 sayýlý kanun ile Fona verilen
yetki kapsamýnda çýkarýlan “Tasarruf Mevduatý
Sigorta Fonu Tarafýndan Ticari ve Ýktisadi
Bütünlük Oluþturan Mahcuzlarýn Satýþýna
Ýliþkin Yönetmelik”te9 yer alan düzenlemeler
kapsamýnda baþlayan satýþ iþlemleri, 5411
6 Ýcra ve Ýflas Kanunu Madde100: Ýlk haciz üzerine satýlan malýn tutarý vezneye girinceye kadar ayný derecede hacze iþtirak edebilecek alacaklýlar:
I- Ýlk haciz ilâmsýz takibe müstenitse takip talebinden ve ilâma istinat ediyorsa dava ikamesinden mukaddem yapýlmýþ bir takip üzerine alýnan aciz
vesikasýna,
II- Yukarýki fýkrada yazýlý tarihlerden önce açýlmýþ bir dava üzerinden alýnan ilama,
III- Ayný tarihlerden mukaddem tarihli resmî veya tarih ve imzasý tasdikli bir senede,
IV- Ayný tarihlerden mukaddem tarihli resmi dairelerin veya yetkili makamlarýn yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri makbuz veya vesikaya
istinat eden alacaklýlardýr.
7 Bankacýlýk Kanunu'nun Ýcra ve Ýflas Hukuku Açýsýndan Deðerlendirilmesi. Prof. Dr. Hakan Pekcanýtez - Yrd. Doç. Dr. Güray Erdönmez, Bankacýlar
Dergisi, Sayý 55, 2005
8 Bankacýlýk Kanunu Þerhi, Dr. Yaþar ALICI, Beta 1. baský
9 18 Haziran 2005 tarih ve 25849 sayýlý Resmi Gazete’de yayýmlanmýþtýr.
26
MAKALE
sayýlý Bankacýlýk Kanununun yayýmlanmasýnýn
akabinde10 bu Kanunun 134. maddesinin
beþinci ve yedinci fýkrasý ile 4389 sayýlý mülga
Bankalar Kanununun 15. maddesinin 7
numaralý fýkrasý dayanak tutularak revize
edilmiþ ve ayný isimle ve bazý deðiþikliklerle
yeniden yayýmlanmýþtýr11.
5411 sayýlý Bankacýlýk Kanununun
yayýmlanmasýný müteakip çýkarýlan Tasarruf
Mevduatý Sigorta Fonu Tarafýndan Ticari ve
Ýktisadi Bütünlük Oluþturan Mahcuzlarýn
Satýþýna Ýliþkin Yönetmelik’in “Tanýmlar” baþlýklý
maddesinde; Aktif Deðer, Fer’i veya
Mütemmim Cüz Niteliðinde Sözleþme,
Gayrimenkul, Kýymet Takdiri, Menkul,
Muhammen Bedel, Satýþ Masraflarý, Satýþ
Tarihi, Tahsil Dairesi, Ticari ve Ýktisadi Bütünlük
kavramlarýnýn ifade ettikleri anlam
açýklanmýþtýr.
Yönetmelik, Ticari ve Ýktisadi Bütünlük
kavramýný tanýmlarken; Fon Kurulu tarafýndan
Yönetmeliðin 4 üncü maddesi kapsamýnda
oluþturulan ve satýþýna karar verilen bütünlüðe
atýf yapmaktadýr.
Yönetmeliðin “Ticari ve iktisadi bütünlüðün
kapsamý” baþlýklý 4 üncü maddesi; bir veya
birden fazla gerçek veya tüzel kiþiye ait olan,
6183 sayýlý Kanun hükümleri uyarýnca
haczedilen aktif deðerler ile lisans, ruhsat ve
imtiyaz sözleþmeleri ile 3984 sayýlý Kanunun
geçici 6 ncý maddesi hükmü kapsamýnda
geçici veya daimi frekans ve kanal
kullanýmýndan doðan haklar ve bu mal, hak
ve/veya varlýklarýn fer’i veya mütemmim cüzü
niteliðindeki sözleþmeler ile bu sözleþmelerden
doðan ancak baþlý baþýna iktisadi deðeri
olmayanlar da dahil olmak üzere diðer tüm
mal, hak ve/veya varlýklarýn tamamýnýn veya
bir kýsmýnýn ticari ve iktisadi bütünlüðün
kapsamýnda olduðunu belirtmekte ve kanuni
düzenlemeye paralel bir taným getirmektedir.
Ticari ve iktisadi bütünlüðün oluþturulmasý
a þ a m a s ý n d a , Fo n u n Ta h s i l a t D a i r e
Baþkanlýðýnýn12 , Yönetmeliðin 4 üncü maddesi
kapsamýndaki mal, hak ve/veya varlýklarýn bir
kýsmýnýn veya tamamýnýn ticari ve iktisadi
bütünlük oluþturacak þekilde satýlmasýný
gerekçeleri ile Kurula teklif edeceðini hükme
baðlayan Yönetmelik, Fon Kurulunun, teklifi
uygun gördüðü takdirde bu mal, hak ve/veya
varlýklardan ticari ve iktisadi bütünlük
oluþturulmasýna ve Yönetmelik kapsamýnda
satýþýna karar vererek satýþta uygulanacak
ihale usullerini belirleyeceðini hükme
baðlamaktadýr.
Ticari ve iktisadi bütünlük oluþturan varlýklarýn
halen faaliyetlerini idame ettiren þirketler
olmasý dikkate alýnarak, ticari hayatýn olaðan
akýþýna uygun olarak, satýþ kararýnýn
alýnmasýndan sonra, satýþ tarihine kadar ticari
ve iktisadi bütünlük kapsamýnda bulunan ve
bütünlüðün niteliðini esaslý biçimde
etkilemeyen bir kýsým mal, hak ve/veya
varlýklarýn kýymet takdirleri belirtilmek suretiyle
ticari, iktisadi veya hukuki nedenlerle eksilmesi
veya bütünlük kapsamý dýþýna çýkarýlmasýnýn
bütünlüðün hukuki varlýðýna ve niteliðine
halel getirmeyeceði öngörülmüþtür.
Mevduat Sigortacýlarý,
Yönetmelik, Ticari ve Ýktisadi
Bütünlük kavramýný tanýmlarken;
Fon Kurulu tarafýndan
Yönetmeliðin 4 üncü maddesi
kapsamýnda oluþturulan ve
satýþýna karar verilen bütünlüðe
atýf yapmaktadýr.
Bütünlük satýþlarýna iliþkin usulün Fonun
kurumsal yapýsý içerisinde nasýl iþleyeceðini
de hükme baðlayan Yönetmelikte yer alan
düzenlemeye göre, Tahsilat Daire Baþkanlýðý,
Yönetmeliðin 4 üncü maddesi kapsamýndaki
mal, hak ve/veya varlýklarýn bir kýsmýnýn veya
tamamýnýn ticari ve iktisadi bütünlük
oluþturacak þekilde satýlmasýný gerekçeleri ile
Kurula teklif edecek, teklifi uygun gördüðü
takdirde Fon Kurulu bu mal, hak ve/veya
varlýklardan ticari ve iktisadi bütünlük
oluþturulmasýna ve Yönetmelik hükümleri
kapsamýnda satýþýna karar vererek satýþta
uygulanacak ihale usullerini belirleyecek, satýþ
kararý ile birlikte satýþý gerçekleþtirmek üzere
en az üç kiþiden oluþan Satýþ Komisyonu
üyeleri Fon personeli arasýndan seçilecektir.
Ayrýca Fon Kurulu,
doðrudan ya da Satýþ Komisyonu vasýtasýyla
ticari ve iktisadi bütünlüðün alýcýsýna teslimine
kadar idaresine ve bütünlük olarak
muhafazasýna yönelik her türlü tasarrufta
bulunma,
Ticari ve iktisadi bütünlüðün muhammen
bedelini belirleme,
satýþa konu ticari ve iktisadi bütünlük
içerisinde yer alan mal, hak ve/veya varlýklarýn
tabi olduðu ilgili mevzuatý ve diðer mevzuat
hükümlerini de nazara alarak katýlýmcýda
aranan þartlarý tespit etme,
Ticari ve iktisadi bütünlük olarak satýþýna
karar verilen mal, hak ve/veya varlýklar için
10 01 Kasým 2005 tarih ve 25983 Mükerrer sayýlý Resmi Gazete’de yayýmlanmýþtýr.
11 21 Kasým 2006 tarih ve 26353 sayýlý Resmi Gazete’de yayýmlanmýþtýr.
12 Tahsilat Daire Baþkanlýðýnýn yetki ve görevleri, 25 Mart 2006 tarih ve 26119 sayýlý Resmi Gazete’de yayýmlanan Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu
Teþkilat Yönetmeliðinin 19. maddesinde düzenlenmiþtir.
27
MAKALE
Satýþ Komisyonu tarafýndan hazýrlanan satýþ
þartnamesini onaylama,
Ýhalede uygulanacak esas ve usulleri
belirleme,
Ýhaleyi onaylama,
Yönetmelik, ticari ve iktisadi
bütünlüðün ihale bedelinin
daðýtýmýna esas sýra cetvelinin,
ihale bedelinin alýcý tarafýndan
ödenmesinden sonra Satýþ
Komisyonu tarafýndan 5411 sayýlý
Kanuna uygun olarak
düzenleneceðini öngörmektedir
Satýþ bedelinin, Fon alacaðýna rüçhanlý
alacaklarý, satýþa konu mal, hak ve/veya
varlýklarla temin edilen alacaklarý, paraya
çevirme ve paylaþtýrma masraflarýný
karþýlamadýðýnýn veya satýþ bedelinden Fona
pay düþmeyeceðinin anlaþýlmasý halinde yahut
kamu yararýnýn gerektirdiði durumlarda satýþý
-her zaman- tatil etme veya erteleme
yetkisine sahip bulunmaktadýr.
Ticari ve iktisadi bütünlük ihalelerinin açýk ve
þeffaf ortamda yapýlmasýný teminen, Ticari ve
Ýktisadi Bütünlük Oluþturan Mahcuzlarýn
Satýþýna Ýliþkin Yönetmelik kapsamýnda,
satýþ þartnamesinde asgari olarak bulunacak
hususlar,
satýþa iþtirak edemeyecek kiþiler,
satýþ ilanýnýn yayýmlanmasýna iliþkin esas ve
usuller,
satýþ ilanýnda yer alacak hususlar,
ihale teminatýnýn nev’i,
ihalelerde uygulanacak usuller (kapalý zarf
usulü, açýk artýrma usulü, pazarlýk usulü)
Ýhale iþlemlerinin hazýrlanmasý, yürütülmesi
ve sonuçlandýrýlmasý sýrasýnda katýlýmcýlarýn
yapmamasý gereken yasak fiil ve davranýþlar,
özellik arz eden satýþlarda vadeli satýþ veya
sair ödeme þekillerinin, koþullarýnýn ve bu
koþullarýn ihlâli halinde uygulanacak
yaptýrýmlarýn satýþ þartnamesinde belirlenmesi,
Ýhale, Kurul tarafýndan onaylanmýþ olsa
dahi gerçekleþmesi halinde Kurul tarafýndan
alýnacak ikinci bir karar ile ihalenin iptalini
gerektirecek þartlar ve bu durumda ihale
teminatlarýnýn iadesine ve irat kaydedilmesine
iliþkin esas ve usuller
hüküm altýna alýnmýþtýr.
Ticari ve iktisadi bütünlük ile ilgili 4389 sayýlý
Bankalar Kanunu ve 5411 sayýlý Bankacýlýk
Kanunu hükümleri kapsamýnda kanun koyucu,
bütünlük oluþturulan varlýklarýn sahibi olan
þirketlerin canlý ve ticari faaliyetlerini sürdüren
þirketler olduðunu gözeterek, bu þirketlerin
satýþ tarihine kadar gerçekleþtirdiði ticari
13 Bankacýlýk Kanunu Þerhi, Dr. Yaþar ALICI, Beta 1. baský
28
faaliyetlerden kaynaklanan; teknik bilgi,
yazýlým, donaným, ekipman, mal ve hizmet
alýmýndan doðan geçmiþ dönem borçlarýný
ihale bedelinden ödeme veya ihale alýcýsýna
ödetme hususlarýnda Fon Kuruluna yetki
vermiþtir.
Yasal düzenlemelere istinaden çýkarýlan
Yönetmelik ile de; Kurulun bu konudaki
kararýnýn satýþ þartnamesinde ve satýþ ilanýnda
belirtilmesi ve geçmiþ dönem borçlarýnýn
ödenebilmesi veya ihale alýcýsýna
ödetilebilmesi için:
a) Ticari ve iktisadi bütünlük içinde yer alan
mal, hak ve/veya varlýklar ile ilgili olmasý veya
ticari ve iktisadi bütünlüðün deðerinin
korunmasý için gerekli veya deðerini artýrýr
mahiyette olmasý,
b) Alacaklý ile borçlu þirketin borç miktarýnýn
tespitinde mutabakata varmýþ olmasý
þartý getirilmiþtir.
Geçmiþ dönem borçlarýnýn satýþ bedelinden
ödenmesine yönelik olarak getirilen
düzenleme ile bu kapsamdaki alacaklýlarýn
Fona tanýnan imtiyazlardan yararlandýðý ve
düzenlemenin Anayasaya aykýrý olduðu
iddiasý 1 3 , sözkonusu hükmün kamu
menfaatlerinin en üst düzeyde saðlanmasýný
amaç edinen bir düzenleme olmasý karþýsýnda
yerinde bulunmamaktadýr. Zira, varlýklarý
bütünlük kapsamýna alýnan þirketlerin ulusal
ve uluslararasý düzeyde gerçekleþtirdikleri
ticari faaliyetlerden kaynaklanan ve ihalenin
öncesinde veya ihale anýnda
çözümlenmemesi, geliþecek süreçte bütünlük
alýcýsý için risk oluþturmasý sebebiyle ihaleye
olan raðbeti ve ihale güvenliðini olumsuz
etkileyecek bir durum olmasý hasebiyle zaruret
arzetmektedir.
Sýra cetveli
Yönetmelik, ticari ve iktisadi bütünlüðün
ihale bedelinin daðýtýmýna esas sýra cetvelinin,
ihale bedelinin alýcý tarafýndan ödenmesinden
sonra Satýþ Komisyonu tarafýndan 5411 sayýlý
Kanuna uygun olarak düzenleneceðini
öngörmektedir. Ancak sýra cetvelinin
düzenlenmesine yönelik olarak Yönetmelikte
ve Bankacýlýk Kanununda bir süre tahdidi
b u l u n m a m a k t a d ý r. S ý r a c e t v e l i n i n
düzenlenmesine yönelik bir süre sýnýrýnýn
bulunmamasýndan da kaynaklý olarak satýþý
yapýlan bütünlüklere iliþkin sýra cetvellerinin
MAKALE
hazýrlanmasýnýn uygulamada uzun sürelere
yayýlmasýnýn önüne geçilmesi için mevzuatýn
2004 sayýlý Ýcra Ýflas Kanunu14 hükümlerine
paralel olarak bu yönde revize edilmesi yerinde
olacaktýr.
Sýra cetveli kapsamýnda hak sahiplerinin
belirlenmesine yönelik olarak Yönetmelikte,
“Ýhale bedelinden satýþ masraflarý çýkarýldýktan
sonra; satýþ tarihine kadar tahakkuk etmiþ
olmak þartýyla, sýrasýyla Kurul tarafýndan ihale
bedelinden ödenmesine karar verilmesi halinde
bu Yönetmeliðin 25 inci maddesi
kapsamýndaki geçmiþ dönem borçlarý, kiþilerin
Devlete ve sosyal güvenlik kuruluþlarýna olan
6183 sayýlý Kanun kapsamýndaki borçlarý ile
GSM imtiyaz sözleþmesinden doðan Hazine
payý borçlarý ödendikten sonra kalan kýsým,
kiþilerin diðer kamu kurum ve kuruluþlarý ile
üst kurullara olan borçlarýna garameten taksim
edilerek ödenir.” hükmü yer almaktadýr.
Fonun cebri icra satýþlarýndan elde ettiði gelirler
ile ticari ve iktisadi bütünlük satýþlarýndan elde
ettiði gelirlerin daðýtýmý için yeni düzenlemeler
5472 sayýlý Kanun15 ile 5411 sayýlý Bankacýlýk
Kanununda yapýlan deðiþikliklerle getirilmiþtir.
Bu düzenlemeler kapsamýnda, sýra cetvellerinin
düzenlenmesinde Fon alacaklarýnýn öncesinde
“kiþilerin Devlete ve sosyal güvenlik
kuruluþlarýna olan 6183 sayýlý Kanun
kapsamýndaki borçlarý”nýn alacaklý Kurumlara
ödenmesi öngörülmüþ, bu alacaklarýn Fon
alacaklarýna nazaran imtiyazlý olduðu hükme
baðlanmýþtýr.
5472 sayýlý Kanunun genel gerekçesinde16,
“Bankacýlýk Kanunu ile anýlan Fon alacaklarýna
verilen imtiyazlarýn gerekli olduðu tabii olmakla
birlikte bu alacaklarýn Devletin ve sosyal
güvenlik kuruluþlarýnýn amme alacaðý
niteliðinde olan alacaklarýndan da önce olmasý
kamu yararýna uygun düþmemektedir.”
yorumuna yer verildiði görülmektedir. 5472
sayýlý Kanun deðiþikliklerinin, Tasarruf Mevduatý
Sigorta Fonu tarafýndan büyük montanlý
bütünlük satýþlarýnýn yapýlmasýnýn akabinde
getirilmesi ile yýllara sâri bir þekilde birikmiþ
vergi borcunun Fon tarafýndan elde edilen
satýþ gelirleri ile kapatýlmasý amaçlanmýþtýr.
Fon tarafýndan kamu borçlularýnýn varlýklarýnýn
satýþýndan elde eilen gelirlerin Hazineye
aktarýldýðý ve fon alacaklarýnýn da kamusal
nitelik arzettiði dikkate alýndýðýnda, Fon
alacaklarýna nazaran imtiyazlý bir kamu alacaðý
ihdas edilmesinin yerindeliði tartýþmaya açýk
bulunmaktadýr.
Önemli ve tartýþmaya açýk bir diðer husus ise,
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu tarafýndan
baþarýyla gerçekleþtirilen Telsim Ticari ve Ýktisadi
Bütünlüðünün ihale tarihinin17 akabinde
gerçekleþtirilen ve imtiyazlý alacaklýlar sýrasýný
Fon alacaklarýna nazaran daha imtiyazlý
olduðu savýyla deðiþtiren 5472 sayýlý Kanun
kaynaklý 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanununda
yer alan düzenlemelerin, sýra cetvelinin
düzenlenmesinde Ýcra ve Ýflas Kanununun
206 ncý maddesinde yer alan adi ve rehinli
alacaklarýn sýrasýnýn düzenlendiði genel
düzenlemenin getirdiði sýralamanýn üçüncü
sýrasýndaki “Özel kanunlarýnda imtiyazlý
olduðu belirtilen alacaklar” kapsamýnda mý
mütalaa edileceðidir.
Özünde bir 6183 satýþý olan ticari ve iktisadi
bütünlük satýþlarýnda hazýrlanacak sýra
cetvellerinin düzenlenmesinde uygulanacak
hüküm ile ilgili 5411 sayýlý Kanunda ve 6183
sayýlý Kanunda 2004 sayýlý Ýcra ve Ýflas
Kanununa bir atýf bulunmamaktadýr. 5411
sayýlý Kanun, þirketlerin tasfiyesine iliþkin
hükümler içeren 134. maddesinin dokuzuncu
fýkrasýnda, “...kayýt altýna alýnan alacaklar Fon
tarafýndan bu Kanun, 6183 sayýlý Kanun ve
Ýcra ve Ýflas Kanununun 206 ncý maddesine
uygun olarak düzenlenecek sýra cetveli ile
tasfiye kararý verilen þirketin alacaklýlarýna
daðýtýlýr.” hükmüne yer verilmiþken, bütünlük
satýþlarýna iliþkin 134. maddesinin sekizinci
fýkrasýnda her hangi bir atfa yer vermemiþ ve
kendisi özel bir daðýtým usulü belirlemiþtir.
Bu durumda hazýrlanacak sýra cetvellerinde
Ýcra ve Ýflas Kanununun 206 ncý maddesinin
uygulanmayacaðý ve sýralamanýn doðrudan
134. maddenin sekizinci fýkrasýnda yer alan
hükme göre gerçekleþtirileceði sonucuna
varýlabilecektir.
Özünde bir 6183 satýþý olan
ticari ve iktisadi bütünlük
satýþlarýnda hazýrlanacak sýra
cetvellerinin düzenlenmesinde
uygulanacak hüküm ile ilgili 5411
sayýlý Kanunda ve 6183 sayýlý
Kanunda 2004 sayýlý Ýcra ve Ýflas
Kanununa bir atýf
bulunmamaktadýr.
Ancak, bu durumda 134. maddenin sekizinci
fýkrasýnda yer verilmeyen rehinli alacaklarýn
sýralamada nerede yer alacaðý belirsizlik
taþýyacaktýr.
14 Ýcra Ýflas Kanunu Madde 232: Ýflâs idaresi tarafýndan, alacaklarýn kaydý için belli baþvuru süresi (bir ay) geçtikten sonra ve iflâs idaresinin
seçilmesinden itibaren en geç üç ay içinde 206 ve 207 nci maddelerde yazýlý hükümlere göre alacaklýlarýn sýrasýný gösteren bir cetvel yapýlýr ve iflâs
dairesine býrakýlýr. Zorunlu hallerde üç ayýn hitamýndan önce iflâs idaresinin tetkik merciine baþvurmasý halinde merci bir defaya mahsus olmak üzere
bu süreyi en çok üç ay daha uzatabilir. Süre içinde sýra cetvelinin verilmemesi halinde iflâs dairesinin durumu mercie intikal ettirmesi üzerine iflâs
idaresi üyelerinin görevine son verilir ve yaptýklarý hizmetleri için kendilerine bir ücret tahakkuk ettirilemeyeceði gibi bir daha ayný iflâs idaresinde
görev alamazlar.
15 14 Mart 2006 tarih ve 26108 sayýlý T.C. Resmi Gazete'de yayýmlanmýþtýr.
16 Bankacýlýk Kanununda Deðiþiklik Yapýlmasýna Dair Kanun Tasarýsý ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/1160)
17 Telsim Ticari ve Ýktisadi Bütünlüðünün ihalesi 13 Aralýk 2005 tarihinde gerçekleþtirilmiþtir.
29
MAKALE
Yönetmelik ile ihale bedelinin
peþin ödenmesinin öngörülmesi
halinde bedelin tamamý tahsil
edilmeden veya vadeli ödemenin
öngörülmesi halinde peþinatýn
tahsili ile bakiye bedel satýþ
þartnamesinde belirtilen þekilde
teminatlandýrýlmadan ticari ve
iktisadi bütünlüðün alýcýsýna teslim
edilmeyeceði hüküm altýna
alýnmýþtýr.
Telsim Varlýklarý Ticari ve Ýktisadi Bütünlüðü
Muhammen bedeli
Toplam Satýþ bedeli
(KDV dahil)
Ýhale Tarihi
2.804.000.000
ABD Dolarý
4.951.793.147,98
ABD Dolarý
13.12.2005
134. maddenin beþinci fýkrasýnda, “Ticarî ve
iktisadî bütünlük oluþturan mahcuzlar
üzerinde birden fazla kiþinin aynî veya þahsî
hakkýnýn bulunmasý veya bunlarýn mülkiyetinin
birden fazla kiþiye ait olmasý durumunda, bu
mal, hak ve/veya varlýklarýn deðeri ayrý ayrý
tespit edilir.” hükmü yer aldýðý halde 134.
maddenin sekizinci fýkrasýnda aynî veya þahsî
haklarla ilgili bir ifadeye yer verilmediði
görülmektedir. Ancak ayrý ayrý deðer tespitinin
yaptýrýlmasýnýn amacýnýn bunlarýn sýra
cetvelinde dikkate alýnmasýna yönelik olduðu
düþünülmektedir.
Ýcra ve Ýflas Kanununa atýf bulunmamasý
dikkate alýnarak bir sav ortaya konulursa 134.
maddenin sekizinci fýkrasýnýn Ýcra ve Ýflas
Kanununun 206 ncý maddesinin önüne geçtiði
sonucuna varýlacak aksi yorumda ise rehinli
alacaklarýn 134. maddenin sekizinci fýkrasýnda
yer alan düzenleme ile hukuki vasfýna etki
edilmesinin mümkün olmadýðý sýralamaya
tabi olmaksýzýn öncelikli ödenmesi gerektiði
sonucuna varýlacaktýr.
Fon uygulamasýnda ise, 5411 sayýlý Kanunda
ve 6183 sayýlý Kanunda 2004 sayýlý Ýcra ve
Ýflas Kanununa bir atýf bulunmadýðý halde,
sýra cetvellerinde, 206 ncý maddede yer alan
sýralamaya paralel hareket edildiði, Bankacýlýk
Kanununda yer alan sýralamanýn 206 ncý
maddenin üçüncü sýrasý kapsamýnda dikkate
alýndýðý görülmektedir.
Ticari ve iktisadi bütünlüðün devir,
teslim ve tescil iþlemleri
Yönetmelik ile ihale bedelinin peþin
ödenmesinin öngörülmesi halinde bedelin
tamamý tahsil edilmeden veya vadeli ödemenin
öngörülmesi halinde peþinatýn tahsili ile bakiye
Tahsilat/Devir Tarihi
23.05.2006
Satýn Alan
Firma/Grup/Kiþi
Vodafone Telekom A.Þ.
bedel satýþ þartnamesinde belirtilen þekilde
teminatlandýrýlmadan ticari ve iktisadi
bütünlüðün alýcýsýna teslim edilmeyeceði
hüküm altýna alýnmýþtýr.
Ticari ve iktisadi bütünlüðün alýcýsýna devir
ve teslimi ise, Fon ile ihale alýcýsý arasýnda
düzenlenecek olan “Devir ve Teslim
Anlaþmasý” ile yapýlacaktýr. Devir ve Teslim
Anlaþmasýnýn imza tarihinde, ticari ve iktisadi
bütünlük alýcýsýna teslim edilmiþ sayýlýr.
Yönetmelik hükümlerine göre, varlýklarý ticari
ve iktisadi bütünlük kapsamýnda satýlan
þirketlerin kamu kurum, kuruluþlarý ve üst
kurullara olan ve satýþ tarihine kadar tahakkuk
etmiþ borçlarýnýn satýþ bedelinden garame ile
daðýtýmý sonrasýnda borç kalmasý, lisans,
ruhsat, imtiyaz sözleþmesi, geçici frekans ve
kanal kullanýmý ve benzeri haklarýn devri ve
yeni alýcýsý tarafýndan iþletilmesi için gereken
ve kamu kurum, kuruluþlarý ve üst kurullarca
yapýlmasý gereken devrin tescil ve nakli
iþlemine engel teþkil etmeyecektir.
Varlýklarý ticari ve iktisadi bütünlük içinde yer
alan, telekomünikasyon, enerji, ulaþým, radyo,
yazýlý ve görsel medya ve diðer sektörlerdeki,
yönetim ve denetimi veya hisseleri Fon
tarafýndan devir alýnan þirketlere tanýnmýþ
imtiyaz sözleþmesi, lisans, ruhsat, iþletme izni,
ön izin, yayýn izni, 3984 sayýlý Kanunun geçici
6 ncý maddesi hükmü kapsamýnda geçici
frekans ve kanal kullanýmý ve benzeri izinlerin
yeni alýcýlarý adýna devri ve tescili iþlemleri,
Fonun bildirimi üzerine ilgili kurum, kuruluþ
ve üst kurullarca, gerekli bilgi ve belgelerin
tamamlanmasýný müteakip baþkaca bir iþleme
gerek kalmaksýzýn en fazla bir ay içinde
tamamlanacaktýr.
MEDYA GRUBU Ticari ve Ýktisadi Bütünlük Satýþlarý
30
Bütünlüðün adý
Toplam Satýþ Bedeli
Star Tv
Rock FM
Radyo Alaturka
Star Gazetesi
Joy FM
Joy Türk
Süper FM
Metro FM
306.50
0,35
0,19
8,00
3,20
1,80
33,10
22,85
(KDV hariç) Milyon USD
Ýhale Tarihi Tahsilat/Devir Tarihi
26.09.2005
27.09.2005
27.09.2005
25.01.2006
24.01.2006
24.01.2006
21.09.2005
22.09.2005
17.11.2005
16.02.2006
16.02.2006
21.03.2006
24.01.2006
14.04.2006
14.04.2006
14.04.2006
Satýn Alan
Firma/Grup/Kiþi
Iþýl Televizyon Yay.A.Þ.
Karma Radyo ve Televiz. A.Þ.
Ali ÖZMEN SAFA
Galata Televizyon ve Radyo A.Þ.
Haliç Televizyon ve Radyo A.Þ.
CGS Televizyon ve Radyo A.Þ.
Pasifik Televizyon ve RAdyo A.Þ.
Ares Radyo ve Televiz. A.Þ.
MAKALE
ÇÝMENTO GRUBU Ticari ve Ýktisadi Bütünlük Satýþlarý
Bütünlüðün adý
Standart Çimento
Bartýn Çimento
Lalapaþa Çimento
Trabzon Çimento
Ergani Çimento
Toplam Satýþ Bedeli
(KDV hariç) Milyon USD
175,50
48,00
166,50
81,25
120,75
Ýhale Tarihi
11.10.2005
12.10.2005
10.10.2005
20.10.2005
Tahsilat/Devir Tarihi
26.12.2005
27.12.2005
28.12.2005
Satýn Alan
Firma/Grup/Kiþi
Çimsa Çimento San.ve TAÞ
Çimko Çimento ve Beton San.TAÞ
Çimentaþ Ýzmir Çim. Fab. AÞ
Aþkale Çimento San. TAÞ
18.10.2005
17.10.2005
28.12.2005
04.01.2006
19.01.2006
19.10.2005
26.01.2006
31.01.2006
10.05.2006
Türkerler Ýnþ. Tur. Mad. TÝAÞ
Limak Maden. Yapý Çim.San.TAÞ
Türkerler Ýnþ. Tur. Mad. TAÞ
OCÝ Çimento AÞ
Ladik Çimento
158,50
54,00
140,00
G.Antep Çimento
93,25
13.10.2005
11.04.2006
Metaþ(Ýzmir Þirketler Grubu)
40,05
04.05.2006
22.06.2006
Cer Çelik Endüstrisi AÞ
Limaþ(Ýzmir Þirketler Grubu)
45,25
05.05.2006
03.08.2006
Batý Anadolu Çim. Fab. TAÞ
Aysan(Ýzmir Þirketler Grubu)
2,28
28.06.2006
06.09.2006
Mastar Metalurji San. ve TAÞ
Demaþ(Ýzmir Þirketler Grubu)
2,65
03.05.2006
02.08.2006
Özseçen Ýnþ. San. Tic.Ltd. Þti.
Þ.Urfa Çimento
Van Çimento
Ticari ve Ýktisadi Bütünlük Satýþlarý
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu tarafýndan
gerçekleþtirilen ticari ve iktisadi bütünlük
ihalelerinin en yüksek ihale bedeline sahip
olan ve içerisinde yer alan varlýklar itibariyle
de en kapsamlýsý "Telsim Varlýklarý Ticari ve
Ýktisadi Bütünlüðü" ihalesidir.
Satýþa konu ticari ve iktisadi bütünlük; "Telsim"
ile Telekomünikasyon Kurumu arasýnda
akdedilen 13/2/2002 tarihli GSM-PAN Avrupa
Mobil Telefon Sisteminin Kurulmasý ve
Ýþletilmesi ile Ýlgili Lisans Verilmesine Ýliþkin
Ýmtiyaz Sözleþmesi uyarýnca "Telsim"e tanýnmýþ
olan 27/4/1998 tarihinden itibaren 25 yýllýk
lisans hakký, "Telsim"in faaliyetini sürdürebilmesi
için yararlý veya gerekli olan menkuller,
markalar/marka baþvurularý, patent baþvurularý
ile bu varlýklarýn feri veya mütemmim cüzü
niteliðindeki sözleþmeler ve bu sözleþmelerden
doðan ancak baþlý baþýna iktisadi deðeri
olmayanlar da dahil olmak üzere diðer tüm
mal, hak ve varlýklardan oluþmaktadýr.
Telsim Varlýklarý Ticari ve Ýktisadi Bütünlüðünün
muhammen bedeli 2.804.000.000- ABD
Dolarý olarak belirlenmiþ ve gerçekleþtirilen
ihalede 4.951.793.147,98- ABD Dolarý
üzerinden satýþ gerçekleþtirilmiþtir 1 8 .
Telsim Varlýklarý Ticari ve Ýktisadi Bütünlüðü
Kapsamýnda; Telekomünikasyon Kurumu
nezdinde “Ýmtiyaz Sözleþmesi”nden
kaynaklanan lisans hakký, 13.165 adet
Demirbaþ niteliðinde menkul mal, 259 adet
santral ve in – vas, 5.371 adet baz istasyonu
– BSC istasyonu ve atlama ve toplama noktasý,
37 adet romörk, 16 adet araç, 286 adet
18
19
20
21
Telsim Varlýklarý Ticari ve
Ýktisadi Bütünlüðünün
muhammen bedeli
2.804.000.000- ABD Dolarý
olarak belirlenmiþ ve
gerçekleþtirilen ihalede
4.951.793.147,98- ABD Dolarý
üzerinden satýþ gerçekleþtirilmiþtir.
Limak Kurtalan Çim. San. TAÞ
marka/marka baþvurusu, 19 adet patent, 1
adet internet alan adý, 12.807 adet sözleþme,
2.356 adet personel yer almaktadýr.
Ticari ve iktisadi bütünlük olarak satýþ yetkisi
veren yasal düzenlemelerin yürürlüðe
girmesinin akabinde Tasarruf Mevduatý Sigorta
Fonu tarafýndan gerçekleþtirilen medya
sektöründe faaliyet gösteren bir kýsým
þirketlerin varlýklarýndan oluþturulan ticari ve
iktisadi bütünlük ihalelerinde ise bir adet TV,
bir adet gazete ve 6 adet radyo ihalesi
gerçekleþtirilmiþtir19.
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu tarafýndan
gerçekleþtirilen çimento sektöründe faaliyet
gösteren bir kýsým þirketlerin varlýklarýndan
oluþturulan ve “Çimento Grubu” olarak
uygulamada isimlendirilen ticari ve iktisadi
bütünlük ihalelerinde 13 adet ihale
gerçekleþtirilmiþtir20.
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu tarafýndan
gerçekleþtirilen diðer ihalelerde, Ýstanbul Spor,
Adabank, Bidolu, Standart Aleminyum, Derbi
(Balkaner Grubu), Ö.Z.R.T. (EGS Grubu),
Samandýra Baský Tesisleri (Bilgin Grubu) ticari
ve iktisadi bütünlüklerinin satýþý
gerçekleþtirilmiþtir21.
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu’nun
gerçekleþtirdiði kapsamlý ticari ve iktisadi
bütünlük ihalelerinden sonuncusu ise ATVSabah Ticari ve Ýktisadi Bütünlüðü ihalesidir.
ATV-Sabah Ticari ve Ýktisadi Bütünlüðü içinde,
Atv Televizyonu, Radyo City, Sabah, Takvim,
Günaydýn, Yeni Asýr ve Pas Fotomaç Gazeteleri
ile Bebeðim ve Biz Merkez, Sinema Merkez,
Sofra Merkez, Home Art Merkez, Þamdan
Plus, Yeni Aktüel, Para, Global Enerji Merkez,
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu 2006 yýlý Faaliyet raporu
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu 2006 yýlý Faaliyet raporu
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu 2006 yýlý Faaliyet raporu
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu 2006 yýlý Faaliyet raporu
31
MAKALE
Bütünlüðün alýcýsýna devir ve
teslimi Fon ile ihale alýcýsý arasýnda
düzenlenecek olan “Devir ve
Teslim Anlaþmasý” ile yapýlacaktýr.
Transport, Hukuki Perspektifler dergilerinin
faaliyetlerinin gerçekleþtirilmesini saðlayan ve
haczedilen RTÜK nezdindeki haklar, markalar,
Telekomünikasyon Kurumu nezdindeki ve
RTÜK nezdindeki haklar, isim haklarý, internet
alan adlarý, yayýn ekipman, cihaz ve araçlar,
demirbaþlar gibi varlýklar yer almýþtýr.
sahibi olduðu ATV ve Radyo City’e ait Üst
Kurul nezdindeki izin ve lisanslar ile 3984
Sayýlý Kanunun Geçici 6. maddesi kapsamýnda
kullandýrýlan kanal ve frekanslarýn kullaným
haklarýnýn Turkuvaz Radyo Televizyon
Gazetecilik ve Yayýncýlýk A.Þ. adýna tesciline
karar vermiþtir.
05/12/2007 tarihinde Ahmet Afif Paþa
Yalýsýnda gerçekleþtirilen ATV-Sabah Ticari ve
Ýktisadi Bütünlüðü ihalesinde Turkuaz Radyo
Televizyon Gazetecilik ve Yayýncýlýk A.Þ.
tarafýndan 1.100.000.000.- ABD Dolarý teklif
sunulmuþtur. Fon Kurulu 06/12/2007 tarihli
toplantýsýnda, ihale þartnamesi’nin 9.
maddesine istinaden gerekli izinlerin temini
amacýyla, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile
Rekabet Kurumu Baþkanlýðý’na yazý yazýlmasýný
uygun görmüþ ve gerekli iþlemleri baþlatmýþtýr.
Bütünlüðün alýcýsýna devir ve teslimi Fon ile
ihale alýcýsý arasýnda düzenlenecek olan “Devir
ve Teslim Anlaþmasý” ile yapýlacaktýr.
Rekabet Kurumu 10/01/2008 tarihli Kurul
toplantýsýnda, ATV-Sabah Ticari ve Ýktisadi
Bütünlüðü ihalesinin rekabet mevzuatýna
aykýrý olmadýðýný tespit ederek satýþý
onaylamýþtýr.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 7 Þubat 2008
tarihli kararý ile; 5411 Sayýlý Bankacýlýk
Kanununun 134. maddesi kapsamýnda ATVSabah ticari ve iktisadi bütünlüðünün,
Turkuvaz Radyo Televizyon Gazetecilik ve
Yayýncýlýk A.Þ.’ye devrinin tesciliyle ilgili
iþlemlerin tekemmül ettirilebilmesi amacýyla,
3984 Sayýlý Yasada ve Özel Radyo ve Televizyon
Kuruluþlarý Ýdari ve Mali Þartlar Yönetmeliðinde
belirlenen yükümlülüklerin 31 Ocak 2008
tarihi itibarýyla yerine getirilmesinin ardýndan,
Merkez ATV Televizyon Prodüksiyon A.Þ.’nin
32
Satýþ gelirlerinin tevzisi
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu tarafýndan
gerçekleþtirilen ticari ve iktisadi bütünlük
ihalelerinden elde edilen satýþ gelirlerinin hak
sahiplerine daðýtýmý, yukarýda “sýra cetveli”
baþlýðý altýnda yer alan açýklamalar kapsamýnda
gerçekleþtirilmiþtir.
Uzan Grubu ticari ve iktisadi bütünlük
satýþlarýnda, garameden Fona kalan tutar
5411 sayýlý Bankacýlýk Kanununun 134.
maddesinin sekizinci fýkrasý ve Geçici 24.
Madde kapsamýnda, Uzan Grubu'na dahil
"kiþilerin ve bankanýn" Devlete ve sosyal
güvenlik kuruluþlarýna olan borçlarý karþýlýðý
ilaveten Maliye Bakanlýðý'na ödenmiþtir.
Sonuç olarak ticari ve iktisadi bütünlük
ihaleleri için, sadece satýþ gelirlerine
odaklanmýþ bir deðerlendirmenin yetersiz
kalacaðýna dikkat çekilmesi zaruridir. Hizmet
sektöründe çalýþan binlerce çalýþaný ilgilendiren
ve ülkemizin ekonomik bütünlüðünün önemli
yapý taþlarýný teþkil eden bu varlýklarýn
deðerlerini kaybetmeden tekrar ekonomiye
kazandýrýlmasý önemli bir baþarýdýr.
ÝNCELEME
MEVDUAT, KATILIM FONU, EMANET,
HAK ve ALACAKLARDA ZAMANAÞIMI
Bankalar nezdindeki mevduat, katýlým fonu, emanet, hak ve alacaklar, son
iþlem tarihinden itibaren hak sahibi tarafýndan on yýl süreyle herhangi bir iþleme
tabi tutulmamýþsa zamanaþýmýna uðrar ve Fona gelir olarak kaydedilir.
Türkiye’de tasarruf mevduatýnýn
korunmasýna iliþkin ilk yasal düzenleme olan
30/5/1933 tarih ve 2243 sayýlý Mevduatý
Koruma Kanununda yer alan zamanaþýmýna
uðramýþ mevduat, emanet ve alacaklar1 bu
Kanundan sonra yürürlüðe giren 1/6/1936
tarihli 2999 sayýlý2 ile 23/6/1958 tarihli ve 7129
sayýlý3 Bankalar Kanunlarýnda da yer almýþtýr.
Ýlgili mevzuatlarda bu deðerlerin belli bir süre
iþlem görmemesi halinde devlete intikal edeceði
düzenlenmiþtir.
5411 sayýlý Bankacýlýk Kanununun 130 uncu
maddesinde4 “Fon Gelirleri” arasýnda sayýlan
zamanaþýmýna uðramýþ mevduat, katýlým fonu,
emanet, hak ve alacaklar ayný Kanunun 62 nci
maddesinde5 hüküm altýna alýnmýþtýr. Buna
göre, bankalar nezdindeki mevduat, katýlým
fonu, emanet, hak ve alacaklar, son iþlem
tarihinden itibaren hak sahibi tarafýndan on
yýl süreyle herhangi bir iþleme tabi tutulmamýþsa
zamanaþýmýna uðrar ve Fona gelir olarak
kaydedilir. Ýlgili madde, mülga 4389 sayýlý
Bankalar Kanununun 10 uncu maddesinin
dört numaralý fýkrasý esas alýnarak yasalaþmýþtýr.6
Benzer ifade mülga 3182 sayýlý Bankalar
Kanununun 36 ncý maddesinin ikinci fýkrasýnda
da yer almaktadýr.7 Bununla birlikte, 3182 sayýlý
ve 4389 sayýlý Kanunlardan farklý olarak 5411
sayýlý Kanunla katýlým bankalarýndaki
zamanaþýmýna uðrayan katýlým fonu, emanet
ve alacaklarda kapsama dahil edilmiþtir. Ayrýca
Kanun Koyucu 62 nci madde de “Bankalar”8
ifadesini kullanmakla sadece “Kredi
Kuruluþlarýnda” zamanaþýmýna uðrayan
deðerleri deðil ayný zamanda Kalkýnma ve
Yatýrým Bankalarýnda bulunan emanet ve
alacaklarý da zamanaþýmýna uðrayacak deðerler
kapsamý içine almýþtýr. Diðer taraftan 5411
sayýlý Bankacýlýk Kanunu’nun 62. maddesi ile
4389 sayýlý Kanundan farklý olarak Kanun
koyucu zamanaþýmýna uðrayan mevduat
katýlým fonu, emanet ve alacaklarda hak
sahibine ulaþýlmasý için bankaya ilave olarak
ilan yükümlülüðü getirilmiþtir.9
I-Hukuki Gerekçe
a- Mevduat ve Katýlým Fonu Açýsýndan
Banka müþterisi ile banka arasýnda, mevduatýn
ya da katýlým fonunun yatýrýlmasýyla hukuki
bir iliþki oluþur. Bununla birlikte bu iliþkinin
1 2243 sayýlý Mevduatý Koruma Kanun Md. 17 “..............mevduat, emanet ve matlubattan en son talep veya muamele tarihinden itibaren, on sene
geçtiði halde ashabý tarafýndan aranýlmamýþ olanlarý, bu müddetin hitamýndan itibaren altý ay zarfýnda, banka ve müesseseler tarafýndan sahiplerinin
isim ve hüviyetleri ve malûm olan adresleri ve haklarýnýn faiz ile beraber balið olduðu miktarlar gösterilmek suretile tanzim edilecek bir cetvel ile Maliye
vekâleti emrine, Cumhuriyet merkez bankasýna tevdi olunur.”
2 2999 sayýlý Bankalar Kanunu Md. 41 “Bankalarla emanet veya cari hesap suretile para kabul edebilecek ........ hulâsalarý göndermeleri mecburidir. Bu
kabil mevduat, emanet ve matlûbattan en son taleb veya muamele tarihinden itibaren, 10 sene geçtiði halde eshabý tarafýndan aranýlmamýþ olanlarý,
bu müddetin hitamýndan itibaren altý ay zarfýnda banka ve müesseseler tarafýndan .......... tanzim edilecek bir cetvel ile Maliye Vekâleti emrine Cümhuriyet
Merkez Bankasýna tevdi olunur.”
3 7129 sayýlý Bankalar Kanunu Md. 31 “Her türlü mevduat, emanet ve matlubattan son talep, muamele veya mudiin herhangi bir þekildeki yazýlý talimatý
tarihinden itibaren on sene geçtiði halde sahipleri tarafýndan aranýlmamýþ olanlarý, bu müddetin hitamýný takibeden takvim yýlý baþýndan itibaren 6 ay
içinde banka ve müesseseler ..... tanzim edilecek bir cetvel ile Maliye Vekâleti emrine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasýna tevdi olunur.”
4 5411 s. Kanun Fonun Gelirleri Md. 130.- Fonun gelirleri; .........................................................
b) 62 nci maddeye göre zamanaþýmýna uðrayan mevduat, katýlým fonu, emanet ve alacaklardan,
5 5411 sayýlý Kanun Zamanaþýmý Md 62.-“Bankalar nezdlerindeki mevduat, katýlým fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, iþlemi,
herhangi bir yazýlý talimatý tarihinden baþlayarak on yýl içinde aranmayanlar zamanaþýmýna tâbidir.
Zamanaþýmýna uðrayan her türlü mevduat, katýlým fonu, emanet ve alacaklar banka tarafýndan hak sahibine ulaþýlamamasý hâlinde, yapýlacak ilâný
müteakiben Fona gelir kaydedilir.
Bu maddenin uygulanmasý ile ilgili usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.”
6 4389 sayýlý Kanun Md.10/4.- “Bankalar nezdindeki her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en son talep, iþlem veya mudiin herhangi bir þekilde
yazýlý talimatý tarihinden baþlayarak on yýl içinde aranmayanlar zamanaþýmýna tabidir. Zamanaþýmýna uðrayan mevduat, emanet ve alacaklar Fona gelir
kaydedilir. Bununla ilgili esas ve usuller Fon Kurulunca belirlenir.”
7 3182 sayýlý Kanun md. 36/2.- “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan son talep, iþlem veya mudiin herhangi bir þekilde yazýlý talimatý tarihinden
baþlayarak 10 yýl geçtiði halde sahipleri tarafýndan aranmamýþ olanlardan.............. aranmayan mevduat, emanet ve alacaklar bu sürenin bitiminde Tasarruf
Mevduatý Sigorta Fonuna gelir kaydedilir.”
8 5411 sayýlý Kanun Md. 3. – “Banka: Mevduat bankalarý ve katýlým bankalarý ile kalkýnma ve yatýrým bankalarýný”
9 Yurdagül RÜZGAR - Mevzuat, Yargýtay Kararlarý ve Doktrin Iþýðýnda Mevduatta Zamanaþýmýnýn Deðerlendirilmesi, Mevduatýn Ýade Edilmemesinin Hukuki
Sonuçlarý – TBB Dergisi sayý 63
Av.Tunç GÜCÜK
Sigorta Risk Ýzleme Dairesi Fon Avukatý
33
ÝNCELEME
350
300
27,9
293
250
300
200
160
150
20,0
10,0
6,9
50
0
25,0
15,0
10,5
100
30,0
2005
2006
Hesap Sayýsý
5,0
2007
Toplam Gelir (milyon YTL)
YILLAR ÝTÝBARIYLE ZAMANAÞIMINA UÐRAYAN KIYMETLER
Hesap Sayýsý (bin adet)
Hak sahibinin ya da vekilinin
bir tasarrufu olmadan yapýlan her
hangi bir iþlem zamanaþýmý
süresini kesmez.
0,0
Toplam Gelir
Yýllar itibarýyla zamanaþýmýna uðrayan kýymetler( Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu 2007 Faailiyet Raporu)
Zamanaþýmýna uðrayan kýymetler ile ilgili olarak 2007 yýlýnda toplam 27.875.513.-YTL gelir yazýlmýþtýr
hukuki niteliðinin ne olduðu tartýþmalýdýr.
Doktrinde banka ile müþteri arasýnda kurulan
mevduatýn ya da katýlým fonu iliþkisinin bir
anlaþma ile baþladýðý kabul edilmektedir. Bu
anlaþma sonucunda mevduat veya katýlým fonu
bankaya yatýrýlmakta ve söz konusu iliþki
doðarak sonuçlarýný devam ettirmektedir. Bu
konuda ileri sürülen görüþlerde bu anlaþmanýn,
vedia, vekalet, karz sözleþmesi, usulsüz tevdi
ya da karma sözleþme olduðu þeklindedir.
Ancak bu sözleþme için Kanunda veya diðer
bir kanunda herhangi bir þekil öngörülmemiþtir.
Bu bakýmdan banka müþterisi ile banka
arasýnda yapýlan sözleþmenin 818 sayýlý Borçlar
Kanununun getirmiþ olduðu genel þekil
serbestisi kuralýna tabi olduðu belirtilmiþtir.10
Bu kapsamda, mevduat ve katýlým fonuna
uygulanacak zamanaþýmý süresi de kýyas yolu
ile yukarýda bahse konu sözleþme hükümlerine
uygun olarak hesaplanacaktýr. Banka ile
mevduat ve katýlým fonu sahipleri arasýnda
yapýlan sözleþmenin açýklanan özelliði
nedeniyle, Borçlar Kanununun 125 inci madde
hükmünde yazýlý 10 yýllýk genel zamanaþýmý
süresine tabi olacaktýr. (YHGK E. 2005/11-20
K. 2005/34 T. 9.2.2005).
b- Emanetler Açýsýndan
Bankalara tevdi edilen emanetlerin bir kýsmý
da mülkiyet hakkýný içermektedir. Genel
hükümlere göre mülkiyet hakkýnda zamanaþýmý
uygulanmaz. Diðer taraftan, 5411 sayýlý
Kanunun 62 nci maddesi çerçevesinde her
türlü emanetlerin 10 yýl geçmekle Fona gelir
kaydedileceði hükme baðlanmýþ olup bu
madde ile mülkiyete iliþkin zamanaþýmý
hükümlerine bir istisna getirilmiþtir. Bu durumu
BATTAL miras hukukundaki (MK 501) “sahipsiz
miras” akýbetine benzetmektedir. Bankacýlýk
uygulamasýnda Fonu bankalarýn kendi özel
“hazinesi” olarak nitelemiþ ve bir nevi Fonu
aranmayan hesaplarýn mirasçýsý kabul etmiþtir.12
II- Zamanaþýmý Süresinin Baþlangýcý
10 yýllýk zamanaþýmý süresi baþlangýcý hak
sahibinin en son talebi, iþlemi veya herhangi
bir yazýlý talimatý tarihinden itibaren baþlar.
Maddenin lafzýndan, zamanaþýmý süresini
kesecek iþlemlerin hak sahibinin kendi tasarrufu
ile yaptýðý iþlemler olarak kabul edilmeli bu
nedenle de hak sahibinin bir tasarrufu olmadan
yapýlan her hangi bir iþlemin zamanaþýmý
süresini kesmediði sonucuna ulaþýlmalýdýr.
Nitekim mudiin talimatý olmaksýzýn mevduatýn
veya katýlým fonunun kredi kuruluþu tarafýndan
otomatik olarak yenilenmesi bunlarýn
zamanaþýmýna uðramasýný engellememektedir.
Bununla birlikte zamanaþýmýný kesen iþlemlerin
sadece hak sahibi tarafýndan yapýlmasý gereði
olmayýp vekili tarafýndan yapýlan iþlemerin de
zamanaþýmýný keseceði muhakkaktýr.
Bu itibarla, hak sahibinin veya vekilinin hesapla
ilgili olarak para yatýrmasý, çekmesi, havale,
EFT yapmasý, fatura, vergi, trafik cezasý, kredi
kartý borç ödemesi, yatýrým araçlarý almasý,
ödeme yasaðý koymasý vb. iþlemlerde
bulunmasý zamanaþýmý süresini kesen
nedenlerdir, zamanaþýmý süresi her iþlem sonu
itibari ile yeniden iþlemeye baþlar. Baþka bir
deyiþle, her iþlem sonucunda yeni bir 10 yýllýk
zamanaþýmý süresi baþlayacaktýr.
Bu anlamda, üçüncü kiþiler ya da bankalar
tarafýndan hesap üzerinde yapýlan iþlemler o
hesap üzerinde hak sahibi veya vekili tarafýndan
bir iþlem yapýldýðý anlamýna gelmediðinden
10 yýllýk zamanaþýmý süresi iþlemeye devam
10 Yard. Doç. Dr. Kürþad Nuri TURANBOY - TASARRUF MEVDUATI SÖZLEÞMESÝNÝN NÝTELÝÐÝ - www.hukuk.gazi.edu.tr/dergi/cilt_1-sayi_1.pfd
11 Prof. Dr. Seza REÝSOÐLU - BANKACILIK KANUNU ÞERHÝ Cilt I sf. 891 Ankara/2007
12 Prof. Dr. Ahmet BATTAL - BANKACILIK KANUNU ÞERHÝ Birici Baský sf. 245 Ankara/2006
34
ÝNCELEME
edecektir. Her ne kadar RÜZGAR13 ÞENER’e14
dayanarak Kanunun 62 nci maddesinde geçen
talep ve iþlem ibarelerinin mahkeme ve icra
dairesi tarafýndan bankalara yöneltilmiþ dava
ve icra takiplerini de kapsadýðýný kabul etmek
gerektiðini belirtse de böyle bir halde yapýlan
iþlemin zamanaþýmýný kesmeyeceði
düþünülmektedir. Zira Kanunda sadece hak
sahibinin yapacaðý iþlemlerin ve taleplerin
zamanaþýmýný keseceði açýkça zikredilmektedir.
Öte yandan REÝSOÐLUNA göre, þarta baðlý
yatýrýlan mevduat ve katýlým fonlarý bakýmýndan
-üniversiteden mezun olma, 25 yaþýný bitirme
gibi belirli kýstaslarla açýlan hesaplarda- bu
kýstaslarýn gerçekleþmesi halinde 10 yýllýk
zamanaþýmý süresi iþlemeye baþlayacaktýr.16
Öte yandan BATTAL; kredi kuruluþlarýnýn
öngörülen kýstaslarý takip etme yükümlülüðü
bulunmadýðý görüþünden hareketle,
zamanaþýmýnýn hesabýn açýldýðý tarihten
baþlayacaðýný savunmaktadýr.17
01/11/ 2006 tarih ve 26333 sayýlý Resmî
Gazete’de yayýmlanan Mevduat ve Katýlma
Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve
Zamanaþýmýna Uðrayan Mevduat, Katýlým Fonu
Emanet ve alacaklara Ýliþkin Usul ve Esaslar
Hakkýnda Yönetmelik’te (Yönetmelik)
yukarýdaki açýklama doðrultusunda bir
düzenleme yürürlüðe girmiþtir. Bu Yönetmeliðin
9 uncu maddesinin üç numaralý fýkrasý
uyarýnca,bahse konu husus yetkili merciiler
tarafýndan hesap üzerine konulan blokenin
zamanaþýmý süresini kesmeyeceði ve fakat
durduracaðý, blokenin kalkmasý halinde
zamanaþýmý süresinin kaldýðý yerden devam
e d e c e ð i h ü k m ü i l e d ü z e n l e n m i þ t i r.
Ayný Yönetmeliðin 8 inci maddesinin iki
numaralý fýkrasý uyarýnca, bankalar
zamanaþýmýna uðrayan ve tutarý 50 Yeni Türk
Lirasý ve üzerindeki her türlü mevduat, katýlým
fonu, emanet ve alacaklarýn hak sahiplerini
hesaplarýnýn Fona devredileceði hususunda,
iadeli taahhütlü mektupla uyarmak
zorundadýrlar. Bu kapsamda bu deðerlerin
alacaklýlarýný arama ve uyarma görevi bir ön
þart olarak öngörülmüþtür. Söz konusu
alacaklarýn zamanaþýmýna uðramasý için
bankalarýn hak sahiplerine usule uygun tebligat
yapýlmasý zorunlu olup bu yükümlülüðü yerine
getirmeden zamanaþýmýna uðratýlan hesap
sahibine karþý bankanýn sorumluluðu devam
edecektir. Bununla birlikte anýlan iþlemlerin
Kanun ve yönetmelikte belirtilen süreler içinde
gerçekleþmesi gerekmektedir.
Bunun yanýnda Yönetmeliðin 9 uncu
maddesinin iki numaralý fýkrasýnda15, ergin
olmayanlar (küçükler) adýna ve yalnýzca bunlara
ödeme yapýlmak kaydýyla açtýrýlan hesaplarda
zamanaþýmý süresinden bahsedilmektedir. Buna
göre, ergin olmayan adýna açýlan hesaplarda
iþlem yapma, tasarrufta bulunma yetkisi sadece
ergin olmayana tanýnmýþ ise zamanaþýmý süresi
kiþinin ergin olmasýndan itibaren baþlayacaktýr.
Eðer ki bu türden bir kýsýtlama yok ise yani
ergin olmayanýn veli veya vasisi o hesap
üzerinde tasarrufta bulunma yetkisine sahipse
bu halde hesap ergin olmayan kiþiler adýna
açýlmýþ dahi olsa veli veya vasi bu hesap
üzerinde 10 yýl boyunca herhangi bir iþlemde
bulunmaz iseler zamanaþýmý süresi veli ya da
Tutarý 50 Yeni Türk Lirasýnýn altýndaki mevduat,
katýlým fonu, emanet, hak ve alacaklar için
bankalarýn tebligat yükümlülüðü bulunmamakla birlikte deðeri ne olursa olsun bankalar
kendi internet sitelerinde söz konusu mevduat,
katýlým fonu, emanet ve alacaklarý liste halinde
üç ay müddetle ilan edecekler ve kendi internet
sitesinde ilan edildiði hususunu ülke genelinde
2006 YILI NAKÝT DEÐER TABLOSU
Ayni Deðer;
1.049.530.48;
%15
KAYNAK: TMSF
Katýlým Bankalarý;
215.049.00;
%3
Kalkýnma;
21.782.00;
%0
Mevduat Bankalarý;
6.627.976.62;
%97
KAYNAK: TMSF
ZAMANAÞIMI GELÝRLERÝ (2006 YILI)
Nakit Deðer;
5.815.277.14;
%85
Alacaklarýn zamanaþýmýna
uðramasý için bankalarýn hak
sahiplerine usule uygun tebligat
yapýlmasý zorunlu olup bu
yükümlülüðü yerine getirmeden
zamanaþýmýna uðratýlan hesap
sahibine karþý bankanýn
sorumluluðu devam edecektir.
vasinin en son iþlem tarihinden itibaren iþlemeye
baþlayacaktýr. Diðer bir deyiþle, zamanaþýmý
süresinin baþlamasý için ergin olmayan kiþinin
ergin olmasý beklenmeyecektir.
13 Yurdagül RÜZGAR - Mevzuat, Yargýtay Kararlarý ve Doktrin Iþýðýnda Mevduatta Zamanaþýmýnýn Deðerlendirilmesi, Mevduatýn Ýade Edilmemesinin Hukuki
Sonuçlarý – TBB Dergisi sayý 63
14 Hami Oruç ÞENER - Banka Mevduatý ve Hukuki Niteliði, Ankara 2005.
15 Mevduat ve Katýlma Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaþýmýna Uðrayan Mevduat, Katýlým Fonu Emanet ve alacaklara Ýliþkin Usul ve Esaslar
Hakkýnda Yönetmelik Md. 9-2 “Ergin olmayanlar adýna ve yalnýzca bunlara ödeme yapýlmak kaydýyla açtýrýlan hesaplarda, zamanaþýmý süresi kiþinin
ergin olduðu tarihte iþlemeye baþlar.”
16 Prof. Dr. Seza REÝSOÐLU - BANKACILIK KANUNU ÞERHÝ Cilt I sf. 897 Ankara/2007
17 Prof. Dr. Ahmet BATTAL - Mevduatta Zamanaþýmý Konusundaki Mevzuatýn ve Yargý Kararlarýnýn Deðerlendirilmesi, Teblið 2007.
35
ÝNCELEME
10.000.000,00
9.216.350,62
9.000.000,00
8.000.000,00
6.864.807,62
7.000.000,00
5.994.090,00
6.000.000,00
5.000.000,00
4.706.292,64
4.369.720,00
3.828.669,00
4.000.000,00
2.000.000,00
1.000.000,00
KAYNAK: TMSF
3.000.000,00
686.800,00
0,00
2000
2001
2002
2003
Zamanaþýmýna uðramýþ mevduatlar, katýlým
fonu vb. “Fon Gelirleri” arasýnda sayýldýðýndan,
ilgili banka teblið ve ilan iþlemlerin sonucunda
anýlan deðerleri Fon hesabýna yatýrmaz ise
Fonun bu alacaklarýna iliþkin 6183 sayýlý Amme
Alacaklarý Tahsil Usulü Hakkýnda Kanun
hükümlerini uygulama hakký doðacaktýr. Bunun
yanýnda, bu deðerlerin, 6183 sayýlý Kanun
hükümleri uyarýnca gecikme zammý ile birlikte
devredilmesi gerekmektedir.18 Ayrýca, döviz
hesaplarý devir iþlemleri için gecikme zammýnýn
hesaplanmasýnda mevduat, katýlým fonu vb.
deðerlerin Fona devredilmesi gereken son
gününde geçerli Merkez Bankasý döviz alýþ
kuru esas alýnmak suretiyle bulunacak Yeni
Hak sahipleri
tarafýndan son iþlem
tarihi 10 yýlý geçen
mevduat, katýlým
fonu, emanet ve
alacaklarýn
(kýymetlerin)
zamanaþýmýna
ugramasý
31.01.
t
50 YTL
üzerindeki
kýymetlerin hak
sahiplerinin
iadeli taahhütlü
mektupla
uyarýlmasý
15.02.
t
2006
Öte yandan, mülga 4389 sayýlý Kanunda20,
zamanaþýmýna uðramýþ mevduat vb. için
yukarýda belirtilen süreye benzer bir ek süre
bulunmamaktaydý, söz konusu Kanuna göre,
mevduat, emanet vb. deðerlerin Fona geçiþ
aný Fon adýna kayýt aný deðil 10 yýllýk sürenin
dolumu tarihi olarak belirlenmiþti.
III- Fona Gelir Kaydý
31.12.
t-1
2005
Türk Lirasý karþýlýklarý matrah teþkil edecektir.19
yayým yapan tirajý en yüksek iki gazetede iki
gün süreyle ilan edeceklerdir. Bu ilanla eþ
zamanlý olarak bankalar ilan ettikleri listeleri
Fona göndermekle de yükümlüdür. Fon da bu
listeleri konsolide ederek kendi internet sitesinde
yayýnlayacaktýr.
01.01.
t-1
2004
Yukarýda ki bilgiler ýþýðýnda ve anýlan
Yönetmelikte belirtilen tarihe kadar21 ilgilileri
tarafýndan herhangi bir baþvuru yapýlýrsa ya
da bu alacaklar talep edilirse zamanaþýmý
ortadan kalkacak ve zamanaþýmý süresi yeniden
baþlayacaktýr. Aksi halde, bu alacaklar belirtilen
tarihe istinaden banka tarafýndan Fonun
Merkez Bankasýndaki hesaplarýna
devredilecektir. Bundan sonra bu deðerlerin
sahibi Fon olacaktýr. Fona devredilen deðerlerin
hak sahiplerine iadesi mümkün
olmayacaðýndan bu aþamadan sonra ancak
yanlýþ iþlem yapan bankanýn sorumluluðuna
gidilebilecektir.
30.04.
t
Ýlan ile ilgili duyurunun
Türkiye genelinde
yayýnlanan tirajý en
yüksek iki gazetede 2 gün
süre ile ilan edilmesi
-50 YTL altýndaki ve üzerindeki kýymetlerin
bankalarýn kendi internet sitelerinde ilan
edilmesi
-Listelerin internet sitesinde yayýnlandýgý
tarihte eþ zamanlý olarak Fon gonderilmesi
-Bankalar tarafindan Fon'a gonderilen
listelerinin konsolide edilerek Fon'un internet
sitesinde ilan edilmesi
15.05.
t
Hak sahiplerinin
baþvurularýnýn
beklenmesi için son 15
gün
31.05.
t
07.06.
t
-Aranmayan kýymetler
faiz ve kar paylarý ile
birlikte Fon'un TCMB
hesaplarýna devredilmesi
-Devredilen kýymetlerin
Fona gelir kaydedilmesi
Devir listelerinin (hak sahiplerinin kimlik
bilgileri, adresleri ve haklarýnýn faiz ve kar
paylarý ile birlikte ulaþtýklarý tutarlar
gösterilmek suretiyle) bankalar tarafýndan
1 hafta içinde Fon'a gönderilmesi
18 5411 s. Kan Fon alacaklarýnýn takip ve tahsiline iliþkin yetki ve usûller Md 132.- Fonun, bu Kanunun 130 uncu maddesinde sayýlan gelirleri ile
108 inci ve 135 inci maddesindeki alacaklarýnýn takip ve tahsilinde 6183 sayýlý Amme Alacaklarýnýn Tahsil Usulü Hakkýnda Kanun hükümleri uygulanýr.
19 Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu Finansman Daire Baþkanlýðý 12/01/2007 tarih ve 52 sayýlý Bankalar Birliðine yazýlan yazý madde 7
(http://www.tmsf.org.tr/documents/mevzuat/tr/tbbza.pdf)
20 Mülga 4389 s. Kan Md.10-4. Bankalar nezdindeki her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en son talep, iþlem veya mudiin herhangi bir þekilde
yazýlý talimatý tarihinden baþlayarak on yýl içinde aranmayanlar zamanaþýmýna tabidir. Zamanaþýmýna uðrayan mevduat, emanet ve alacaklar Fona
gelir kaydedilir. Bununla ilgili esas ve usuller Fon Kurulunca belirlenir.
21 Mevduat ve Katýlma Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaþýmýna Uðrayan Mevduat, Katýlým Fonu Emanet ve alacaklara Ýliþkin Usul ve Esaslar
Hakkýnda Yönetmelik md.9-3 “Ýlan edilen zamanaþýmýna uðramýþ her türlü mevduat, katýlým fonu, emanet ve alacaklardan Mayýs ayýnýn onbeþinci
gününe kadar hak sahibi veya mirasçýlarý tarafýndan aranmayanlar, faiz ve kar paylarý ile birlikte Mayýs ayý sonuna kadar Fonun Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankasýndaki hesaplarýna devredilir.”
36
MAKALE
TÜRKÝYE’DE DOÐRUDAN
YABANCI YATIRIMLAR
Doðrudan yabancý yatýrýmlar, sermayeyle birlikte teknoloji ve iþletmecilik bilgisini de beraberinde
getirdiðinden dolayý Ýkinci Dünya Savaþý’ndan sonra önem kazanmaya baþlamýþ, 1980’lerin baþýndan
itibaren ise giderek daha önemli hale gelmiþtir. Bu dönemde, doðrudan yabancý yatýrýmlar, dünya
üretimi ve ticaretindeki artýþtan daha hýzlý artmýþtýr. 2000 yýlýnda 1,270 milyar dolara ulaþan
doðrudan yabancý yatýrýmlar, 2002 yýlýnda 1,411 milyar dolarla rekor kýrmýþtýr.
Yabancý sermaye yatýrýmlarý, portföy
yatýrýmlarý ve doðrudan yabancý yatýrýmlar
olmak üzere ikiye ayrýlmaktadýr. Portföy
yatýrýmlarý, kýsa vadeli yabancý sermaye
hareketleridir. Gittiði ülkede bir iþletme kurma
ya da sabit bir yatýrým yapma gibi uzun vadeli
bir amacý yoktur. Buna karþýlýk, doðrudan
yabancý yatýrýmlar uluslararasý sermaye akýþý
demektir. Yatýrýlabilir kaynaklarýn kiþi veya
kuruluþlar tarafýndan bir baþka ülkeye
taþýnmasýdýr. Doðrudan yabancý yatýrýmlar, bir
firmanýn, yabancý ülkelerde üretim tesisi
kurmasý veya mevcut üretim tesislerini satýn
almasý biçiminde tanýmlanabilir.
Doðrudan yabancý yatýrýmlar, sermayeyle birlikte
teknoloji ve iþletmecilik bilgisini de beraberinde
getirdiðinden dolayý Ýkinci Dünya Savaþý’ndan
sonra önem kazanmaya baþlamýþ, 1980’lerin
baþýndan itibaren ise giderek daha önemli hale
gelmiþtir. Bu dönemde, doðrudan yabancý
yatýrýmlar, dünya üretimi ve ticaretindeki artýþtan
daha hýzlý artmýþtýr. 2000 yýlýnda 1,270 milyar
dolara ulaþan doðrudan yabancý yatýrýmlar,
2002 yýlýnda 1,411 milyar dolarla rekor kýrmýþtýr.
Doðrudan yabancý yatýrýmlar, 2006 yýlýnda ise
yüzde 38 oranýnda artarak 1,306 milyar dolar
olmuþtur. Bu, 2002 yýlýndan sonraki en yüksek
düzeydir. 2006 yýlýnda hem geliþmiþ, hem
geliþen, hem de geçiþ ekonomilerine yönelik
yatýrým giriþlerinde artýþ yaþanmýþtýr. Doðu
Avrupa ülkelerine yönelik yatýrým giriþlerindeki
artýþ oraný ise yüzde 68’dir. Bu yüksek artýþta,
sýnýr-ötesi birleþme ve satýn almalar önemli rol
oynamýþtýr.
Doðrudan yabancý yatýrýmlar, Türkiye gibi
geliþmekte olan ülkeler için çok önemlidir.
Doðrudan yabancý yatýrýmlar, yatýrýmýn yapýldýðý
ev sahibi ülke ekonomisi üzerinde çeþitli etkiler
yaratmaktadýr. Günümüzde hemen hemen
geliþmekte olan tüm ülkelerde hükümetlerin
doðrudan yabancý yatýrýmlarý kalkýnma
hedeflerinin bir parçasý olarak görmelerinin
nedeni de budur. Gerçekten de, ekonomiye
saðladýðý katkýlar nedeniyle günümüzde birçok
ülke, özellikle de geliþmekte olan ülkeler
arasýnda yabancý yatýrým çekme yarýþý
yaþanmaktadýr. Geliþmekte olan ülkeler, bu
amaçla, bir yandan yatýrým ortamlarýný
iyileþtirmekte, diðer yandan da ilgili
mevzuatlarýný mümkün olduðunca
basitleþtirmeye çalýþmaktadýrlar.
Türkiye’nin doðrudan yabancý yatýrým çekme
performansý uzun yýllar potansiyelinin altýnda
kalmýþtýr. Türkiye, oldukça liberal yabancý
sermaye mevzuatýna ve yabancý yatýrýmlarý
çekme konusundaki bazý avantajlarýna raðmen,
uzun yýllar yeterli düzeyde doðrudan yabancý
yatýrým çekmeyi baþaramamýþtýr. Türkiye, 19541980 arasýnda 240 milyon dolara yakýn
doðrudan yabancý yatýrým çekmiþtir. Bu rakam,
1980-2000 döneminde 15 milyar dolar
civarýndadýr. 1995-2000 döneminde ise yýllýk
ortalama 700-800 milyon dolar civarýnda
seyretmiþtir.
Son yýllarda, Türkiye’ye yönelik yabancý yatýrým
giriþlerinde büyük bir artýþ yaþanmaktadýr.
Rakamlar, son yýllarda bu alanda rekorlar
kýrýldýðýný göstermektedir. 2004 yýlýnda 2.8
milyar dolar olan Türkiye’ye yönelik doðrudan
yabancý yatýrýmlarýn, 2005’te 9.8 milyar dolara
ulaþtýðý ve 2006’da da 20 milyar dolarý aþtýðý
görülmektedir. Bu rakam, Ocak-Kasým 2007
dönemi için ise 17 milyar dolar civarýndadýr.
Bu artýþta; ekonomide saðlanan istikrarlý ortam,
siyasi istikrar, AB ve IMF ile iliþkilerin yolunda
gitmesi ve büyük çaplý özelleþtirmelerin önemli
etkisi var. Yabancýlarýn gayrimenkul alýmlarýnýn
da etkili olduðunu belirtmek gerekir.
2006 yýlýnda Türkiye’ye giren doðrudan yabancý
yatýrýmlarýn ülkelere göre daðýlýmýna
Doç. Dr. Mehmet Hüseyin
BÝLGÝN
Kadir Has Üniversitesi, Ý.Ý.B.F.
37
MAKALE
Diðer geliþmekte olan ülkeler
gibi, Türkiye’nin de doðrudan
yabancý yatýrýmlara ihtiyacý var.
Doðrudan yabancý yatýrýmlar,
birçok açýdan Türkiye ekonomisini
olumlu etkiler. Ýstihdam, üretim
ve ihracatý artýrýcý etkileri bir yana;
ekonominin rekabet gücünü artýrýr,
ekonomiye dinamizm kazandýrýr.
bakýldýðýnda, AB-25 ülkelerinin yüzde 82’lik
bir paya sahip olduðu tespit edilmektedir.
Doðrudan yabancý yatýrýmlarýn sektörlere göre
daðýlýmýna bakýldýðýnda ise mali kuruluþlarýn
faaliyetleri ve ulaþtýrma, haberleþme ve
depolama hizmetlerinin yüzde 38’le en fazla
yabancý yatýrým çeken sektörler olduðu
görülmektedir. Son yýllarda özellikle finans ve
telekomünikasyon sektörlerinde gerçekleþen
satýn-almalar ve özelleþtirmeler nedeniyle,
büyük miktarda yabancý yatýrým giriþi
gerçekleþmiþtir. Dolayýsýyla, dünya genelinde
artan satýn-alma ve birleþmelerden Türkiye de
faydalanmýþtýr.
2005, 2006 ve 2007 yýllarýnda Türkiye’ye giren
doðrudan yabancý yatýrýmlarýn yaklaþýk yüzde
75-80’i satýn-almalar ve birleþmeler yoluyla
gerçekleþmiþtir. 2006 yýlýndaki satýn-alma ve
birleþmelerin yüzde 44’ü finans sektöründe ve
yüzde 40.5’i de telekomünikasyon sektöründe
gerçekleþmiþtir. 2006 yýlýndaki yabancý yatýrým
giriþi, önemli ölçüde Telsim (yüze 100’ü), Türk
Telekom (yüzde 40.6’sý), Denizbank (yüzde
98.9’u), Finansbank (yüzde 80.4’ü) ve Petrol
Ofisi’nin (yüzde 34’ü) yabancýlara satýlmasýndan
kaynaklanmýþtýr.
Türkiye ekonomisini ve þirketlerini yakýn markaja
almaya devam eden yabancýlar, 2007 yýlýnda
da birçok Türk þirketini satýn almýþtýr. Satýlan
þirketler arasýnda özellikle Oyakbank ve UnRo-Ro'nun satýþlarýnýn büyük tartýþma yarattýðýný
hatýrlatmak gerekir. 2007 yýlýnda ayrýca; Türk
Demirdöküm, AFM sinemalarý, Eczacýbaþý Ýlaç,
Ray Sigorta ve daha pek çok Türk þirketinin
hisseleri deðiþik oranlarda yabancýlara satýlmýþtýr.
Sadece rakamlara bakýlýrsa, son yýllarda
Türkiye’nin yabancý yatýrýmlarýn yeni çekim
merkezlerinden biri olduðu söylenebilir. Türkiye,
2006 yýlýnda dünyada en fazla doðrudan
yabancý yatýrým çeken ülkeler sýralamasýnda
38
Polonya’nýn önünde 9. sýrada yer almýþtýr.
Türkiye’deki doðrudan yabancý yatýrým stoku
2000 yýlýnda yaklaþýk 20 milyar dolar
civarýndayken, 2006 yýlýnda 60 milyar dolara
yükselmiþtir.
Yabancý yatýrýmlarda son yýllarda görülen artýþa
raðmen, yüzde 16 olan Türkiye’nin doðrudan
yabancý yatýrým stokunun GSYÝH’ya oraný, hala
dünya ortalamasý olan yüzde 22.7’nin
altýndadýr. Belirtilmesi gereken diðer önemli
bir nokta da, son yýllarda gelen yabancý
yatýrýmlarýn genelde mevcut, yani kurulu
tesisleri ya satýn-aldýðý ya da ortak olduðu
gerçeðidir. Bu nedenle, son yýllardaki yatýrým
giriþinin üretimi ve istihdamý artýrýcý etkisinin
sýnýrlý kaldýðý ileri sürülebilir.
Türkiye’ye yönelik doðrudan yabancý
yatýrýmlarýndaki artýþýn bu yýl da devam edeceði
beklenmektedir. Ýngiliz Oxford Business'a göre,
2007 yýlýnda yavaþlayan özelleþtirme, bu yýl
hýz kazanacak ve Türkiye’ye yabancý sermaye
giriþi 20 milyar dolar civarýnda gerçekleþecek.
Diðer geliþmekte olan ülkeler gibi, Türkiye’nin
de doðrudan yabancý yatýrýmlara ihtiyacý var.
Doðrudan yabancý yatýrýmlar, birçok açýdan
Türkiye ekonomisini olumlu etkiler. Ýstihdam,
üretim ve ihracatý artýrýcý etkileri bir yana;
ekonominin rekabet gücünü artýrýr, ekonomiye
dinamizm kazandýrýr.
Hedefin büyütülmesi ve alýnacak tedbirlerle,
bugüne kadar potansiyelin altýnda kalan
performansýn yükseltilmesi elbette
mümkündür. Bunun yolu, yatýrým ortamýný
iyileþtirmekten, yatýrýmlarýn önündeki engelleri
kaldýrmaktan ve yabancý yatýrýmlarý teþvik edici
düzenlemeleri yapmaktan geçmektedir. Yatýrým
ortamýný iyileþtirici düzenlemelerin, yabancý
yatýrýmcýlar kadar yerli yatýrýmcýlar açýsýndan
da teþvik edici olduðu açýktýr.
HUKUK
ÝFLASTA ÇEKÝÞMELÝ HAKLARA ÝLÝÞKÝN
TAKÝP YETKÝSÝNÝN DEVRÝ
Çekiþmeli hakkýn takip yetkisinin temlikine iliþkin iþlem, alacaðýn temliki niteliðini
taþýmayýp, münhasýran söz konusu alacaðýn takip yetkisinin devrini ifade etmektedir.
Bu durumda maddi hakkýn devri deðil, iflas alacaklýsýna çekiþmeli hakkýn takip
yetkisinin, diðer bir deyiþle davayý sevk yetkisinin verilmesi söz konusudur. Burada
iflas alacaklýsý, davayý masa adýna fakat kendi hesabýna yürütmektedir
Cebri icra hukuku olarak da isimlendirilen
Ýcra-Ýflas hukuku cüz’i icra (icra takibi) ve külli
icra (iflas takibi) olarak iki bölümden
oluþmaktadýr.1
Ýcra takibinde iþlemler resmi bir organ olan Ýcra
Dairesi tarafýndan yerine getirilirken iflas
takibinde; iflas dairesi, birinci alacaklýlar
toplantýsý 2 , iflas idaresi 3 , ikinci alacaklýlar
toplantýsý 4 tarafýndan tasfiye gerçekleþtirilmektedir.
Ýflasýn açýlmasý ile müflisin haczedilebilen bütün
mal, alacak ve haklarý kendiliðinden iflas masasýný
teþkil eder. Ýflas ile müflisin masa mallarý
üzerindeki tasarruf yetkisi kýsýtlandýðýndan, masa
ile ilgili davalar hakkýndaki dava takip yetkisi
artýk müflise deðil iflas idaresine aittir.5
Mülkiyeti uyuþmazlýk konusu olan aktiflerin takip
ve tahsili yetkisi ise ikinci alacaklýlar toplantýsýna
verilmiþtir. Dolayýsýyla satýþlarýn yapýlmasýna ve
davalarýn takibine iliþkin kararlarýn, ikinci
alacaklýlar toplantýsýnda oluþturulmasý
gerekmektedir. Nitekim bu nedenle, ÝÝK. 194
üncü maddesinde iflasýn açýldýðý anda devam
etmekte olan davalarýn, ikinci alacaklýlar
toplantýsýndan on gün sonrasýna kadar
bekletileceði öngörülmektedir. Ýkinci alacaklýlar
toplantýsýnda alacaklýlar, derdest davalara masa
tarafýndan devam edilip edilmeyeceðine karar
vermek zorundadýr.
Alacaklýlar derdest bir davanýn masa tarafýndan
sürdürülmesini veya masanýn aktifine iliþkin yeni
bir dava veya takip ikamesini masanýn yararlarýna
aykýrý görerek, söz konusu dava ve takiplerin
masa tarafýndan takip edilmemesine ya da yeni
bir dava veya takip yapýlmamasýna karar
verebilmektedir.
Ýcra Ýflas Kanunu’nun 245 inci maddesinde yer
a l a n “A l a c a k l ý l a r ý n m a s a t a r a f ý n d a n
neticelendirilmesine lüzum görmedikleri bir
iddianýn takibi hakký isteyen alacaklýya devrolunur.
Hâsýl olan neticeden masraflar çýkarýldýktan sonra
devralanýn alacaðý verilir ve artaný masaya
yatýrýlýr.” hükmü uyarýnca alacaklarý sýra cetvelinde
kabul edilmiþ olan bütün alacaklýlara mezkur
alacaðý takip yetkisini kullanmak olanaðýnýn
tanýnmasý gerekmektedir. Zira masanýn takibinde
yarar görmediði dava veya davalarýn açýlmasýný
veya yürütülmesini iflas alacaklýlarý bakýmýndan
yararlý gören ve böyle bir davanýn kazanýlmasýna
elveriþli olgu ve kanýtlarýn varlýðýna inanan iflas
alacaklýlarý bulunabilmektedir. Bu durumda, bu
yönde düþünen alacaklýlar söz konusu davanýn
bütün risklerin üzerlerine alarak, davanýn takibine
iliþkin yetkinin kendilerine verilmesini
isteyebilecektir.
Çekiþmeli hakkýn takip yetkisinin temlikine iliþkin
iþlem, alacaðýn temliki niteliðini taþýmayýp,
münhasýran söz konusu alacaðýn takip yetkisinin
devrini ifade etmektedir. Bu durumda maddi
hakkýn devri deðil, iflas alacaklýsýna çekiþmeli
hakkýn takip yetkisinin, diðer bir deyiþle davayý
sevk yetkisinin verilmesi söz konusudur. Burada
iflas alacaklýsý, davayý masa adýna fakat kendi
hesabýna yürütmektedir.
Birden fazla iflas alacaklýsý da çekiþmeli hakký
devralabilmektedir. Bu takdirde her bir alacaklý
ayrý ayrý dava açabileceði gibi, dava arkadaþlýðý
oluþturacak biçimde davayý birlikte de
izleyebilmektedirler. Davanýn kazanýlmasý halinde
ise saðlanan yarar temellük eden alacaklýlara
sýralarýna göre tahsis edilmektedir.
Takip yetkisi devralýnan hakkýn konusunu para
ile ifade edilmesi mümkün tüm aktif deðerler
oluþturabilmektedir. Ancak, takip yetkisi
devredilen hakkýn çekiþmeli nitelikte olmasý
gerekmektedir. Örneðin ödenmemiþ bir senetten
doðan çekiþmeli alacak, iflas etmiþ bir anonim
þirketin organlarýnýn sorumluluðunu gerektiren
talep haklarý, tasarrufun iptaline konu teþkil
eden haklar temlikin konusunu oluþturmaktadýr.
Ayrýca masanýn pasifine iliþkin haklarýn takip
yetkisinin de temliki mümkündür. Bu durumda
takip yetkisini devralan alacaklý, bu yetkinin
iliþkin bulunduðu davayý kazanmasý halinde,
1 Ýcra ve Ýflas Hukuku – Kuru, Arslan, YILMAZ, Yetkin yay.
2 ÝÝK. 221
3 ÝÝK 226
4 ÝÝK. 237-238
5 Yargýtay 10. H.D, E. 1980/6254, K. 1980/9697, T. 1.12.1980 sayýlý
kararýnda “Ýflasýn açýlmasýyla birlikte, borçlunun ekonomik bir deðer
taþýyan bütün mal ve haklarý, ‘iflas masasý’ný oluþturur. Ýflasýn açýlmasýyla,
borçlunun dava yeterliði de sýnýrlanýr ve iflas tasfiyesinin devam ettiði
sürede, davalarý takip yetkisi, ‘masa’nýn yasal temsilcisi olan iflas idaresine
geçer.” denilmektedir.
Av. Þule Aslan
Hukuk Ýþleri Daire Baþkanlýðý
Mütalaa Grubu
39
HUKUK
KAYNAKLAR
Uyar, Talih “Uygulamalý Ýcra Ýflas
Hukuku”
Kuru, Baki “Ýcra Ýflas Hukuku”
Altay, Sümer “Türk Ýflas Hukuku”
Eriþ, Gönen “Ýcra Ýflas Kanunu”
iflas masasýný ödeyeceði borçtan kurtarmýþ
olacaðýndan anýlan miktarýn alacaðýn karþýlanmasý
ölçüsünde kendisine tahsisi gerekmektedir. Ancak
müflisin davalý olduðu masanýn pasifine iliþkin
bu davalarýn takip yetkisini devralmak isteyen
herhangi bir iflas alacaklýsý bulunmadýðý taktirde,
mezkur davalarý müflisin takip etmesi mümkün
bulunmamaktadýr. Bu durumda davacýnýn alacaðý
sýra cetveline yazýlmaktadýr.
Ýflasýn açýlmasýndan önce açýlan müflisin davalý
olduðu davalarda, iflas alacaklýlarýnýn6 takip
yetkisini devralmalarý mümkün ise de ayný olanak
masaya kaydedilen alacaklar hakkýnda açýlan
sýra cetveline itiraz davalarý bakýmýndan mümkün
bulunmamaktadýr. Zira iflas alacaklýlarýnýn, ÝÝK.
235 inci maddesi7 uyarýnca terkin davasý açma
olanaklarý bulunmaktadýr.
Çekiþmeli hakka iliþkin takip yetkisini masadan
temellük edebilecek olanlar iflas alacaklýlarýdýr.
Masanýn alacaklýlarý8 ve mülkiyet hakkýna dayalý
istihkak iddia edenler mezkur yetkinin kendilerine
devrini talep edememektedirler.
Ýflas alacaklýlarýna söz konusu yetkinin masa
tarafýndan devredilebilmesi için alacaklarýnýn sýra
cetvelinde kabul edilmiþ olmasý gerekmektedir.
Alacaðý sýra cetvelinde kabul edilen bir iflas
alacaklýsýnýn bu alacaðýnýn sýra cetvelinden
çýkarýlmasý için, baþka bir iflas alacaklýsýnýn terkin
davasý açmasý durumunda, ÝÝK. 245 inci maddesi
hükmü uyarýnca açýlan davada, terkin davasýnýn
sonucunun “bekletici mesele” yapýlmasý
gerekmektedir. Terkin davasý sonucunda, ÝÝK.
245’e göre davayý takip eden kimsenin alacaðýnýn
bulunmadýðý saptandýðý taktirde ÝÝK. 245’in iliþkin
bulunduðu davanýn reddi gerekmektedir.
Rehin alacaklýsýnýn da ÝÝK. 245’in öngördüðü
davayý takip yetkisini devralmaya hakký olup,
rehinli malýn takdiri deðerinin alacaðý karþýlayýp
karþýlamamasý keyfiyeti, alacaðý rehinle temin
edilen iflas alacaklýsýnýn ÝÝK. 245 inci maddesi
uyarýnca dava açmasýna ve bu davanýn
sonuçlandýrýlmasýna engel teþkil etmemektedir.
Masanýn aktifine dair bir davayý ÝÝK. 245’e göre
devralmak isteyen bir alacaklý olmadýðý taktirde,
davayý takip hakký müflise aittir. Ýflas alacaklýsýnýn
ÝÝK. 245’e göre açtýðý davanýn davalýsý müflise
veya masaya karþý her türlü savunmayý ileri
sürebilmektedir. Buna karþýlýk, davayý takip eden
alacaklý þahsýyla ilgili kiþisel defileri dermeyan
edememektedir.
Takip yetkisini devralan iflas alacaklýsýnýn iflasý
halinde yetki, bu alacaklýnýn iflas masasýna intikal
etmektedir. Mezkur masa, bu davayý takip etmek
istemezse ÝÝK. 245 bu faraziyede de
uygulanmaktadýr.
Alacaklýya verilen söz konusu yetkide davanýn
belirli bir sürede açýlmasý öngörülmüþ olabilir.
Böyle bir süre tayin edilmemiþ olsa bile, davanýn
uygun bir süre içinde açýlmasý gerekmektedir.
Aksi takdirde, iflas idaresi yetkiyi geri
alabilmektedir. Ancak davanýn açýlmasýndan
sonra yetkinin geri alýnmasý davayý
etkilememektedir.
Söz konusu yetkiyi devralanýn, iflas masasýna
takip ettiði dava hakkýnda hesap vermek
zorunluluðu bulunmaktadýr. Özellikle kasýt ve
ihmalinden doðan zararlardan masaya karþý
sorumluluðu bulunmaktadýr.
ÝÝK. 245’e göre açýlan dava, iflasýn kaldýrýlmasý
halinde konusuz kalmaktadýr. Ýflas masasýnýn,
davacýya davanýn takibi konusunda gerekli tüm
araç ve dökümanlarý vermesi gerekmektedir. Bir
iflas alacaklýsý, kendisinin taraf olduðu davaya
ait masa adýna takip yetkisini devralamamaktadýr.
Ayrýca takip yetkisini devralan alacaklý, bu yetkiyi
baþkasýna devredememektedir.
Ýkinci alacaklýlar toplantýsýnýn, toplantýya katýlan
tüm alacaklýlara ÝÝK. 245’e iliþkin yetkiyi devralmak
isteyip istemediklerini sormasý ve bunun
sonucunu almasý gerekmektedir. Davayý takip
etmek istemeyen alacaklýlarýn bu haklarýndan
feragat ettiklerine dair beyanlarý alýnmadýkça,
davacý alacaklýya yapýlan devir hiçbir hüküm
ifade etmemektedir.
Ýflas masasý davanýn diðer tarafýyla sulh anlaþmasý
yaptýðý taktirde ÝÝK. 245’in uygulanmasý söz
konusu olmamaktadýr. Devralan davanýn diðer
tarafýyla sulh akdettiði takdirde kural olarak
herhangi bir sorumluluðu bulunmamakta ancak
açýkça masanýn hak kaybýna yol açmýþsa
devralana karþý dava açýlabilmektedir.
Takip yetkisini temellük eden iflas alacaklýsý
davayý kazandýðý taktirde, dava sonucunda elde
edilen para, davacýnýn alacaðýnýn ödenmesine
tahsis edilmekte, ayrýca yaptýðý masraflar da
elde edilen kazançtan tefrik edilerek kendisine
verilmektedir.
Konuya iliþkin olarak Yargýtay’ýn9 bir kararýnda
“Ýflasýn açýlmasýndan sonra dava açma veya
açýlan davalarý takip yetkisi iflas idaresine geçer.
Somut olayda, ikinci alacaklýlar toplantýsý yapýlýp
yapýlmadýðý belli deðildir. Bu durum karþýsýnda
ikinci alacaklýlar toplantýsý yapýlýp yapýlmadýðý,
yapýlmýþ ise iptal davasýnda takip yetkisinin
davacý alacaklýya devredilip devredilmediði tespit
edilerek sonuca göre hüküm verilmesi gerekir.”
ve yine Yargýtay’ýn baþka bir kararýnda10 “Ýflasýn
açýlmasý ile iptal davasý açma hakký iflas masasýna
geçer. Alacaklýlar bu dava açma ve takip yetkisini
bir ya da birkaç alacaklýya devredebilirler.”
Çekiþmeli haklarýn isteyen iflas alacaklýlarýna
devredilebileceði ifade edilmektedir.
6 Ýflas alacaklarý; iflas açýldýðý anda müflise (borçluya) karþý hukuken mevcut olan müflisin borçlarýdýr..
7 ÝÝK. 235/3 “Bir alacaðýn terkini hakkýnda açýlan dava kazanýlýrsa, bu alacaðý tahsis edilen hisse dava masraflarý da dahil olduðu halde sýraya
bakýlmaksýzýn alacaðý nispetinde itiraz edene verilir ve artaný da diðer alacaklýlara sýra cetveline göre daðýtýlýr. Dava basit yargýlama usulü ile görülür.”
8 Masa alacaklarý; iflasýn açýlmasýndan iflas tasfiyesinin sonuçlanmasýna kadar iflas masasý tarafýndan yapýlan borçlardýr. (ÝÝK. 248)
9 15. HD. E. 2000/5536, K. 2001/358 sayýlý, 22.1.2001 tarihli
10 15.HD. E. 1994/6538, K. 1995/115 sayýlý, 17.1.1995 tarihli
40
MAKALE
ÝDARÝ SÖZLEÞMELER ve
ÝDARÝ ÖZEL HUKUK SÖZLEÞMELERÝ
Bir sözleþmenin idari sayýlabilmesi için sözleþmenin konusunun kamu hizmeti
ve kamu yararý olmasý; sözleþmenin bir tarafýný oluþturan idarenin, öteki yana karþý
kamu gücüne dayanan yetkilerini kullanabilmesi ve sözleþmenin kamu hizmetini
yürütmeye yetecek bir süreyi kapsamasý gerekmektedir.
Ýdari iþlemler, Anayasal sýnýrlar içinde
“görev ve yetki”leri haiz olan idarenin,
yükümlülüklerini yerine getirme ve özellikle
kamu hizmetlerini görebilmede sahip olduðu
baþlýca vasýtalardan biridir. Ýdari iþlem,
idarenin tek yanlý hukuki sonuç doðurmaya
yönelik irade açýklamasýdýr. Ýdari iþlemin,
kanuni bir tanýmý mevcut olmamakla birlikte,
içtihatlar ve doktrin vasýtasýyla idari iþlemin,
tek yanlýlýk, kanunilik, icrailik, kamu hukuku
esaslarýna dayanýlarak yapýlma, hukuk
aleminde deðiþiklik meydana getirme, bir
kamu hizmeti yükümlülüðünün ifasý için ve
idare örgütü içinde yer alan bir makam
tarafýndan yapýlma, idare hukuku alanýnda
sonuç doðurma gibi nitelikleri haiz olmasý
gerektiði sonucuna ulaþýlmýþtýr.
Ýdari iþlemler, idarenin genel uygulamasý
olan tek yanlý iþlemler ve yönetsel ihtiyaçlar
doðrultusunda baþvurulan iki yanlý idari
iþlemler olmak üzere ikiye ayrýlmaktadýr.
Tek yanlý idari iþlemler idarenin tek taraflý
irade açýklamasý ile ve ilgililerin rýza ve
muvaffakatine baðlý olmaksýzýn yaptýðý
iþlemlerdir. Ýdari iþlemler, tek yanlý ve idarenin
kamu kudretini kullanarak tesis ettiði
hukuksal iþlemlerdir. Bunlar, idarenin iradesini
açýklamasý ile hukuksal sonuçlarýný idare
hukuku alanýnda doðururlar.
Ýki yanlý idari iþlemler, idarenin iradesinin
yaný sýra, hukuksal sonuç doðurabilmesi için
ise bir tarafýn irade açýklamasý yeterli deðildir.
Birden çok iradenin açýklanmasý ve ortak
hukuki sonuç için uyuþmasý gerekir. Ýdari
sözleþmeler, iki yanlý iradi iþlemlerdir.
Ýdare tarafýndan yapýlan iki yanlý iþlemler
yani sözleþmeler, “idari sözleþmeler” ve “özel
hukuk sözleþmeleri” olmak üzere ikiye
ayrýlmaktadýr.
Bir sözleþmenin idari sayýlabilmesi için
sözleþmenin konusunun kamu hizmeti ve
kamu yararý olmasý; sözleþmenin bir tarafýný
oluþturan idarenin, öteki yana karþý kamu
gücüne dayanan yetkilerini kullanabilmesi
ve sözleþmenin kamu hizmetini yürütmeye
yetecek bir süreyi kapsamasý gerekmektedir.
Özel hukuk sözleþmeleri ile idari sözleþmeler,
hukuksal temelleri ile oluþum aþamalarýnda
da farklýlýk göstermektedir. Özel hukuk
sözleþmelerinde, sözleþmenin oluþumu ve
yürütülmesi aþamalarýnda kendini gösteren
özellik, hukukça birbirine eþit iki iradenin
sözleþmeyi yaratmasý biçimindedir.
Buna karþýlýk idari sözleþmelerde, kamu
yararýný saðlamak zorunda olan idare, bu
nedenle, kimi imtiyazlardan yararlanýp,
sözleþmeye taraf olan özel kiþiye göre üstün
bir durum kazanmaktadýr. Sözleþmeye
dayanan iþlemlerde kamu gücü kendini
göstermektedir1.
Özel hukuk sözleþmelerinde, kanunlar
çerçevesinde sözleþmenin amacýný ve biçimini
seçebilen baðýmsýz ve özgür iki irade
olmasýna karþýn idari sözleþmelerde, idarenin
iradesi hiçbir zaman tümüyle baðýmsýz ve
özgür deðildir. Kamu yararý düþüncesi
idarenin irade baðýmsýzlýðýný, özel kiþiler için
söz konusu olmayacak kapsam ve geniþlikle
sýnýrlanmaktadýr. Bu nedenle idari
sözleþmelere iliþkin bir çok kural, idarenin
iradesini sýnýrlamak amacýný gütmektedir.
Bu sözleþmelerin oluþum aþamalarýnda da
farklýlýk bulunmaktadýr. Sözleþme koþullarýnýn
hazýrlanmasýnda, özel hukukta kural,
1 Askeri Yüksek Ýdare Mahkemesi 1.D. Karar Tarihi: 22.02.2005, E.2004/1066- K.2005/245 sayýlý kararý
Av. Tuðba ÇOLAK
Hukuk Ýþleri Daire Baþkanlýðý
Mütalaa Grubu
41
MAKALE
Bir sözleþmenin idari sözleþme
sayýlabilmesi için gereken ölçütlerin
neler olduðunun tespiti önem
arzetmektedir. Bu ölçütler, organik
þart yani kamu tüzel kiþisi olma,
sözleþmenin konusunun kamu
hizmetinin yürütülmesine iliþkin
olmasý ve sözleþmenin özel
hukuku aþan hükümler
içermesidir.
sözleþmenin iki tarafýnýn koþullarý serbestçe
tartýþarak birlikte saptamalarý olduðu halde
idari sözleþmelerin koþullarý, idare tarafýndan
tümüyle tek yanlý olarak hazýrlanýr.
Sözleþmeye taraf olmak isteyen özel kiþinin
bu koþullarý idare ile tartýþma olanaðý yoktur.
Bu kiþiler koþullarý ya tümüyle aynen kabul
ederler yada reddedebilirler2.
Bu kapsamda
bir sözleþmenin idari
sözleþme sayýlabilmesi için gereken ölçütlerin
neler olduðunun tespiti önem arzetmektedir.
Bu ölçütler, organik þart yani kamu tüzel
kiþisi olma, sözleþmenin konusunun kamu
hizmetinin yürütülmesine iliþkin olmasý ve
sözleþmenin özel hukuku aþan hükümler
içermesidir.
Öncelikle bir idari sözleþmeden
bahsedebilmek için taraflardan en az birinin
kamu tüzel kiþisi olmasý gerekmektedir.
Taraflardan her ikisinin de kamu tüzel kiþisi
olduðu bazý idari sözleþmeler de uygulamada
mevcuttur. Örneðin, Kamulaþtýrma Kanunu
kapsamýnda kamulaþtýrma yetkisini kullanan
idare, ihtiyaç duyulan taþýnmaz baþka bir
kamu tüzel kiþisine aitse bu kamu tüzel
kiþilikleri arasýnda yapýlacak anlaþma idari
sözleþme olarak nitelendirilecektir. Ýdari
sözleþmelerin diðer özelliði, idare dýþýnda
kalan sözleþme tarafýnýn imzalanacak
sözleþme ile kamu hizmetlerinin bir veya
birkaçýný yürütmesi veya yürütülmesine
katkýda bulunmasýný içermesidir. Örneðin,
özel hastaneler ile Saðlýk Bakanlýðý arasýnda
imzalanan ve hastalarýn özel hastanelerde
muayene ve tedavi edilmesini amaçlayan
sözleþmeler idari sözleþme niteliði taþýyan
özel hukuk sözleþmesidir.
Özel hukuk sözleþmelerinde taraflar arasýnda
hukuksal eþitlik varken, idari sözleþmelerde,
sözleþmenin taraflarýndan biri olan idareye,
kamu yararýnýn temsilcisi ve sorumlusu
olarak, karþý tarafa göre bazý üstünlükler
tanýnmýþtýr.
Özel sözleþmelerde taraflar, yasalarýn
öngördüðü sýnýrlar içinde, sözleþmenin
konusunu, amacýný, biçimini, baðlantý
kuracaklarý kiþileri serbestçe seçebilirler. Buna
karþýlýk, idari sözleþmelerde dayanak
oluþturan yasal mevzuat taraflarýn hareket
serbestisini kýsýtlamaktadýr3.
Ýdareye, özel hukuk sözleþmelerindekileri
aþan bazý yetkiler ve ayrýcalýklar
tanýnmasýndan kasýt, tek taraflý fesih, ceza
verme, el koyma gibi yetkilerin sözleþme ile
m ü n h a s ý r a n i d a r e y e v e r i l m e s i d i r.
Türk hukukunda idari sözleþme olarak kabul
edilen sözleþmelerden bir kaçý, kamu
hizmetinin bu hizmetten yararlanacaklardan
alýnacak ücret karþýlýðýnda, kâr ve zararý
üstlenilmek suretiyle özel kiþiler tarafýndan
belirli bir süre için saðlanmasýný ifade eden
imtiyaz sözleþmeleri, yer altý ve yer üstü
kaynaklarýnýn özel kiþilerce çýkarýlmasý ve
iþletimesine iliþkin sözleþmeler, 657 Sayýlý
Devlet Memurlarý Kanununun 4/B maddesi
kapsamýnda sözleþmeli personel ile
imzalanan sözleþmeler olarak sayýlabilir.
Ýdarenin, genel ehliyetini kullanarak,
sözleþme serbestisi ve taraflarýn eþitliði
gözetilerek gerçekleþtirdiði sözleþmelerinin
tamamen özel hukuk hükümlerine tabi
olmasý ve dolayýsýyla bunlarýn yargýsal
denetiminin adli yargý yerlerince yapýlmasýna
karþýlýk; 2577 Sayýlý Ýdari Yargýlama Usulü
Kanunda idari dava türlerinin sayýldýðý,
“Ýdari Dava Türleri ve Ýdari Yargý Yetkisinin
Sýnýrý” baþlýklý 2/1-c. maddesinde, “Tahkim
yolu öngörülen imtiyaz þartlaþma ve
sözleþmelerinden doðan uyuþmazlýklar hariç,
kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi
için yapýlan her türlü idari sözleþmelerden
dolayý taraflar arasýnda çýkan uyuþmazlýklara
iliþkin davalar” yani idarenin genel
hizmetlerden birinin yürütülmesi amacýyla
ve kamusal nitelikte üstün hak ve yetkilere
dayanarak yaptýðý idari sözleþmelerden
doðan uyuþmazlýklar idari yargý yerlerinde
çözümlenecektir.
Ýdarenin araç gereç alma, ihtiyaç duymadýðý
mallarý satma, taþýma, kiralama ve her türlü
eser, inþaat v.s. yapým sözleþmeleri idari
uygulamalarda ve yerleþik Uyuþmazlýk
Mahkemesi içtihatlarýnda idari sözleþme
olarak deðil idari özel hukuk sözleþmesi
olarak kabul edilmektedir.
Uyuþmazlýk Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün
E. 2005/16 - K. 2005/36 sayýlý ve 16.5.2005
tarihli kararýnda, çoðunluk hisseleri Ýzmir
Büyükþehir Belediyesine ait olan ve kamu
kaynaðýný kullanan þirket ile 4734 sayýlý
2 Ýdare Hukuku, Prof.Dr.Ýsmet GÝRÝTLÝ, Prof.Dr.Pertev BÝLGEN, Prof.Dr.Tayfun AKGÜNER, D/R Yayýnlarý, Ýstanbul 2001, sf.827-859
3 Gözübüyük, Yönetim Hukuku, Ankara 1983 sayfa 198-199
42
MAKALE
Kamu Ýhale Kanunu’na göre sözleþme yapan
inþaat firmasý arasýndaki sözleþmenin her
ne kadar kamu kaynaðý kullanýlarak kamu
hizmetinin yerine gietirilmesi gayesiyle inþaat
iþi ihale edildi ise de sözleþmenin feshinin
iptali ve irat kaydedilen teminatlarýn iadesi
isteminin, 4735 sayýlý Yasa'ya göre
düzenlenen inþaat yapým sözleþmesi özel
hukuk hükümlerine tabi bulunduðundan,
bu sözleþmenin feshinden doðan davanýn
adli yargý yerinde çözümlenmesi gerektiðine
hükmedilmiþtir.
Yine Uyuþmazlýk Mahkemesi Hukuk
Bölümü’nün, E. 2000/50 - K. 2000/62 sayýlý
ve 18.12.2000 tarihli kararýnda, ihale
sonucunda imzalanan inþaat eser
sözleþmesiyle ilgili olarak taraflar arasýnda
düzenlenen protokolün uygulanmasý
hakkýnda idarenin yorumunu içeren
encümen kararýnýn, gerek kamu idaresi olan
davalý Belediyenin, görevlerini yerine
getirirken sözleþme yapabileceði; sözleþme
öncesinde yapýlan iþlemler ile sözleþme
sonrasýnda yapýlan iþlemleri birbirinden
ayýrmak gerektiði; kamu kurumlarýnýn
kendilerine verilen kamu hizmetlerini yerine
getirirken özel hukuk hükümlerine tabi
sözleþme yapmalarý ve uyuþmazlýklarýn bu
sözleþmeden kaynaklanmasý durumunda,
taraflarýn hukuki niteliklerine bakýlmaksýzýn
özel hukuk hükümlerine göre çözümlenmesi
gerekeceðinden bahisle gerekse uyuþmazlýða
konu edilen davanýn, davacý Þirket ile davalý
Belediye arasýnda imzalanan ve özel hukuk
hükümlerine tabi olan inþaat eser
sözleþmesinden kaynaklanmasý nedeniyle
özel hukuk iþlemi niteliði taþýdýðýndan, özel
hukuk sözleþmesi olmasý nedeniyle sözleþme
eki protokolün sözleþmenin uygulanmasý
hakkýnda idarenin özel hukuk iþlemi
olduðunun kabulü gerekmesi nedeniyle adli
yargý yerinde çözümlenmesi gerektiði
sonucuna ulaþýlarak hüküm tesis edilmiþtir.
Sözleþmenin idari veya özel hukuk sözleþmesi
olup olmadýðýnýn tespiti, görevli yargý yerinin
belirlenmesine yönelik olup, sonucu kamu
düzenine iliþkin olduðundan görev itirazýnýn
yargýlamanýn her aþamasýnda ileri sürülmesi
mümkün olduðu gibi yargýlama makamýnca
da resen gözönünde tutulmasý zorunludur.
Bu nedenle mahkemece davada idari yargýnýn
veya adli yargýnýn görevli olduðu hallerde
bu hususun gözetilmesi suretiyle yargý yolu
yönünden görevsizlik kararý verilmesi
gerekmektedir.
Ýdari Sözleþmeler, sözleþmede
belirlenen sürenin dolmasýyla,
sözleþmede yüklenilen edimin
gerçekleþtirilmesi, fesih veya
anlaþma ile sona erebileceði gibi
mahkeme kararýyla da sona
erebilir.
Ýdari Sözleþmeler, sözleþmede belirlenen
sürenin dolmasýyla, sözleþmede yüklenilen
edimin gerçekleþtirilmesi, fesih veya anlaþma
ile sona erebileceði gibi mahkeme kararýyla
da sona erebilir.
Kural olarak kamu tüzel kiþileri (devlet,
mahalli idareler ve kamu kurumlarý) tahkim
yoluna gidemezler. Ýdari sözleþmelerle ilgili
uyuþmazlýklarýn çözümünde hakem
tarafýndan çözüme gidilmesi usulü daha
önce kabul edilmemiþ iken 13.08.1999 tarih
ve 4446 sayýlý Anayasa deðiþikliði ile
Anayasa’nýn 125 inci maddesinin ilk
fýkrasýnda yapýlan deðiþiklikle getirilen,
“Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz þartlaþma
ve sözleþmelerinde bunlardan doðan
uyuþmazlýklarýn milli veya milletlerarasý
tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir.
Milletlerarasý tahkime ancak yabancýlýk
unsuru taþýyan uyuþmazlýklar için gidilebilir.”
hükmü kapsamýnda tahkim yolu açýlmýþtýr.....
43
DÜNYADAN HABERLER
• Endonezya Mevduat Sigorta Þirketi IDIC
27–29 Mart 2008 tarihlerinde Endonezya’nýn
Bali adasýnda gerçekleþtirilecek olan 6. IADI
Asya Bölgesel Komite Yýllýk Toplantýsý ve
“Finansal Ýstikrarýn Temel Unsuru: Mevduat
Sigortacýlýðý” konulu uluslararasý konferansa
ev sahipliði yapacaktýr. Konferans, mevduat
sigortacýlýðý ve küçük bankalar, risk
deðerlendirmeleri, müdahaleler ve kamu bilinci
konularýna odaklanacak. Konferansta Asya
kýtasýna aðýrlýk verilerek, dünyanýn deðiþik
ülkelerindeki Fonlardan gelen profesyonellerin
tecrübeleri paylaþýlacaktýr.
bulunmaktadýr. Polonya Banka Garanti Fonu,
Guatemala Bankasý Mevduat Koruma Fonu ve
Ýngiltere Mali Hizmetler Tazmin Fonunun
katýlýmý ile IADI’ýn üye sayýsý 51’e ulaþmýþtýr.
• Ýsveç hükümeti 1 Ocak 2008 itibarý ile
Ýsveç Ulusal Borç Ofisi’nin (SNDO) Ýsveç
Mevduat Garanti ve Yatýrýmcý Koruma
Fonundan sorumlu devlet kurumu olmasýna
karar vermiþtir. Böylece SNDO, Ýsveç Mevduat
Garanti Kurulu’nun yerine Avrupa Mevduat
Sigortacýlarý Forumu EFDI’de üye olarak Ýsveç’i
temsil edecektir.
• Ocak 2008’de IADI tarafýndan, “Ýslami
Mevduat Sigortacýlýðý Grubu” için bir araþtýrma
planý yayýnlanmýþtýr.
• Ýngiltere Merkez Bankasý, Ýngiltere Hazinesi
ve Finansal Hizmetler Otoritesi tarafýndan
Ýngiltere’de gündeme gelen bankacýlýk reformu
ile ilgili olarak Ekim 2007’de hazýrlanmýþ olan
“Banking reform - protecting depositors”
baþlýklý çalýþmaya iliþkin olarak söz konusu
kurumlarýn görüþlerini belirtmiþ olduklarý bir
istiþare-danýþma raporu yayýnlanmýþtýr. Her ne
kadar bu rapor, Ýngiliz hükümeti ve finansal
kuruluþlarýný ilgilendirse de; son aylarda
dünyada yaþanma ihtimali artan ekonomik
türbülansa karþý önlemleri de içermesi açýsýndan
bütün ülkelerin dikkate almasý gerektiði bir
rapor olarak karþýmýza çýkmaktadýr.
Raporda 5 temel hedef;
1- Finansal sistemin güçlendirilmesi,
2- Bankalarýn zor duruma düþme olasýlýklarýnýn
azaltýlmasý,
3- Zor duruma düþen bankalarýn sistem
üzerindeki etkilerinin azaltýlmasý,
4- Mudilerin güveninin saðlanmasý ve mudilere
geri ödemenin hangi þartlarda yapýlacaðýnýn
belirlenmesi,
5- Merkez Bankalarýnýn güçlendirilmesi ve
kurumlar arasý koordinasyonun saðlanmasý
olarak belirlenmiþtir.
Fatih DENÝZ
Strateji Geliþtirme Dairesi Fon Uzmaný
44
• Uluslararasý Mevduat Sigortacýlarý Birliði
IADI’ýn Ýcra Kurulu 14 Þubat 2008 itibarý ile
üç yeni Fonun üyeliðini onaylamýþ
IADI tarafýndan, Þubat 2008’de “Mevduat
Sigorta Sistemleri için Asli Prensipler” konulu
taslak bir çalýþma yayýnlanmýþtýr. Söz konusu
çalýþma ile ilgili olarak IADI yönetiminde yer
alan ülkelerden görüþleri sorulmuþ ve taslak
çalýþmaya son þekli verilmiþtir. Bu çalýþmada
mevduat sigorta sistemlerinin misyonlarý
doðrultusunda sahip olmasý gereken asli
prensiplere yer verilmektedir.
• Amerika’da baþlayarak etkilerini tüm
dünyada göstermeye baþlayan mortgage krizi
nedeniyle zor duruma düþen ve yetkili otoriteler
tarafýndan 25 milyar Sterlin borç verilen, The
Northern Rock Bankasý Þubat 2008’de
kamulaþtýrýldý. Kamulaþtýrýlan bu banka, 1970’li
yýllardan bu yana , kamulaþtýrýlan ilk Ýngiltere
Bankasý oldu.
• IADI 2008 yýlý içinde Temmuz ve Eylül
olmak üzere iki dönemde Mevduat Sigortacýlýðý
Eðitim Seminerleri düzenleyecektir. Söz konusu
seminerler FDIC (Amerikan Mevduat Sigorta
Fonu) bünyesinde gerçekleþtirilecektir.
• EFDI Yönetim Kurulu Toplantýsý ile EFDI
Avrupa Birliði Komitesi Toplantýsý 10–11 Nisan
2008 tarihlerinde Ýtalya’nýn Ispra (Varese)
kentinde gerçekleþtirilecektir.
GEZÝ
Huzur Þehri ZÜRÝH
Zürih Ýsviçre'nin en büyük kentidir (2005 yýlýnda þehir merkezinde nüfusu
366,809 , çevre ilçeleriyle birlikte nüfusu 1,007,972 kiþidir.) Þehir Zürih Kantonu'nun
da baþkentidir. Ýsviçrenin ekonomik ve kültürel baþkenti Zürih’te FIFA merkezi’de
bulunuyor.
Zürih adýnýn kökeni Kelt kelimesi Turus’tan
gelmektedir. 2. yüzyýldaki Roma iþgalinde þehir
Turicum diye adlandýrýlmýþtýr. Günümüz Ýsviçre
Almancasý’nda Züri [tsüri] diye telaffuz edilir.
Avrupa`nýn en iyi üniversitelerinden olan ETH
(Eidgenössiche Technische Hochschule) ve
Zürih Üniversitesi (Universität Zürich) bu
þehirdedir.
Ýsviçre'nin en önemli metropollerinden olan
Zürih kenti adýný þehri boydan boya sarmalayan
Zürih Gölü'nden alýr.
Zürih þehri Zürih Gölü'nün Limmat Nehri'ne
birleþtiði noktada kurulmuþtur. Beyaz zarif
kuðularýn yüzdüðü bu ýrmak üzerinde
birbirinden hoþ fotoðraf kareleri
yakalayabileceðiniz sayýsýz köprü ile
karþýlaþýrsýnýz. Kuzey ve batýsýnda tepelerle
çevrilidir. Bunlar Gubrist, Hönggerberg,
Käferberg, Zürichberg, Adlisberg ve
Uetliberg'dir. Sihl Nehri þehrin kuzey noktasýnda
Limmat Nehri ile birleþir. Þehrin tarihi merkezi
olan Lindenhof, Limmat Nehrinin doðu
yakasýnda Zürih Gölü'ne 700 metre
mesafededir.
Zürih 19. yüzyýldan itibaren ünü sýnýrlarýnýn
ötesine taþan bir zenginlikle tüm Avrupa'nýn
finans ve iþ merkezi halini almýþtýr. Þehre
adýmýnýzý attýðýnýz ilk andan itibaren bu
atmosferle karþýlaþýyorsunuz. Baktýðýnýz her
yerde bankalar ve cep telefonlarýyla iþ bitiren
brokerlar oluyor. “Bahnhofstrasse”de ise
d ü n y a c a ü n l ü b a n k a l a r y e r a l ý y o r.
Haupbahnhof’un (Tren istasyonu) altýnda ise
altýn depolarý bulunuyor, taþý topraðý altýn
yakýþtýrmasýna oldukça uyan bir þehir Zürih...
Yine de genellikle tüm Avrupa kentlerinde
rastladýðýmýz "oturmuþ þehir" imajý Zürih için
de geçerli. Kenti dolaþmaya baþlamak için
kendinize bir ana üs edinmeniz de fayda var,
bu sayede kaybolma sorununuz olmaz. Bu iþ
için Hauptbahnhof biçilmiþ kaftan. Özellikle
trenle ulaþým saðlayanlar için bu istasyon en
Kafka, Brecht, Lenin, Wilhelm
Conrad Röntgen, Albert Einstein
gibi bir çok ünlü ismin yaþadýðý
evler bu þehirde bulunmaktadýr.
Ve bu evler þimdilerde müze haline
çevrilmiþtir.
Ahmet YILMAZ
45
GEZÝ
Zürih þehri Zürih Gölü'nün
Limmat Nehri'ne birleþtiði noktada
kurulmuþtur. Beyaz zarif kuðularýn
yüzdüðü bu ýrmak üzerinde
birbirinden hoþ fotoðraf kareleri
yakalayabileceðiniz sayýsýz köprü
ile karþýlaþýrsýnýz.
iyi güzergah. Buradan Zürih'in ana meydanýna,
yani göl kýyýsýna ulaþmanýz yalnýzca beþ dakika.
Zürih'te adým baþý bir çok heykelle
karþýlaþabilirsiniz. Bu heykeller genellikle
çeþmelerin çevrelerinde bulunuyor. Burada
bulunan heykellerin bazýlarý Aþk Tanrýsý Eros
bazýlarý ise sadece deðiþik þekillerden ibaret...
ancak, caddelerde bulunan heykeller þehre
oldukça farklý bir hava veriyor.
Kafka, Brecht, Lenin, Wilhelm Conrad Röntgen,
Albert Einstein gibi bir çok ünlü ismin yaþadýðý
evler bu þehirde bulunmaktadýr. Ve bu evler
þimdilerde müze haline çevrilmiþtir.
Yaz aylarýnda meltem rüzgarlarýnda eþliðinde
gölde yüzen kuðular, ördekler... kýþ aylarýnda
tamamen kendi sessizliðinin içinde ayrý
dünyalara çaðýrýr insaný... þehrin paranýn ve
lüksün hakim olduðu kalabalýðýndan
uzaklaþmak ve biraz da temiz hava almak
isterseniz de size trenle bir saat mesafedeki
RÝGݒyi tavsiye edebilirim. Avrupa’nýn en yüksek
noktalarýndan birine çýkmak ve daðlarýn
ihtiþamýný ve göllerin güzelliðini seyretmek ve
sevdiðinizin yüreðine dokunmak size
sonsuzluðu yaþatacaktýr.
Göl kýyýsýndan ayrýlýp saðdan yol ayrýmýný takip
ede ede kentin alýþ-veriþ merkezi
BAHNHOFSTRASSE'ye ulaþmak mümkün.
Burasý alýþveriþkolikler için adeta bir cennet.
Gucci'den Jemoli'ye pek çok maðaza ve seçenek
birarada. Ancak bu çeþitliliðe ve üst düzey
rekabete raðmen fiyatlar da hayli yüksek.
Þayet Zürih'de güzel bir alýþveriþ turu yapmayý
tercih edip yorulduysanýz o zaman
ZEUGHAUSKELLER'e uðrayýp kendinize bir
ziyefet çekin... Yemekleri ve dekorasyonu son
derece geleneksel ama müþteriler de bir o
kadar enternasyonal. Dört büyük ahþap ayak
üstüne oturtulmuþ þatovari bir atmosferi var.
Duvarlarda geçmiþten bugüne kullanýlmýþ savaþ
aletlerini görmek mümkün. Buraya son yýllarda
eklenen "top" ise ortamda fazlasýyla sýrýtmýþ ve
atmosferin eskiliðine sekte vurmuþ. Geleneksel
Ýsviçre Mutfaðý'ndan örnek tatlar için,
BURGERMEISTER SCHWERT (kýlýçta süt danasý
ve özel sos) ya da BRATWURST denenebilir.
Vejetaryansanýz Fransýz soslu karýþýk salata
tercih edebilirsiniz. Ayrýca küf peyniri ile servis
edilen patates (GNOCCI) de bir baþka seçenek.
46
GEZÝ
Zürich semtleri:
Yenilmesi gereken yemekler:
Altstadt: Cafeleri ve Antika dükanlarý ile
meþurdur (Altstadt-tr; Eski Þehir)
Fondue: özel tava içerisinde eritilen peynir
yemeðidir.
Zürich West: Son yýllar içerisinde Genç sanatcýlar
ve kreatif insanlarýn buluþtuðu yer, bundan
dolayý galerleriyle çok canlý, kültür ve moda
dolu bir yer.
Züri Gschnätzlets : Buzaðý etti (Dana yavrusu)
eti ile hazýrlanmýþ özel soslü mantarlý bir yemek.
Bahnhofstrasse: Avrupanýn en güzel ve lüks
alýþveriþ caddelerinden birisi.
Langstrasse: Karýþýk kültürlerin buluþtuðu semt,
güney ülkelerinin atmosferini yansýtýyor
Niederdorf: Gündüz alýþveriþ akþam eðlence
caddesi.
Görülmesi gereken yapýlar:
Frauenmünster/Kilise: Eskiden bir Kadýnlar
Manastýrý olan yapý, Marc Chagall’den kalma
Cam sanatý örnekleriyle ilgi çekiyor
Grossmünster/Kilise: Ýki kulesi ile Zürich’in
sembolü olarak ün kazanmýþtýr.
Hauptbahnhof/Trenistasyonu: Çoðu insan
Alýþveriþ merkezli tren istasyonu olarak bilir.
Avrupa da önemli trafik noktalarýndan biridir,
günde 1900 trene yol vermektedir.
Rathaus/Belediye Binasý: Barok stili ile dikat
çeker, J.H. Holzhalb tarfýndan yapýlmýþtýr.
St. Peter's Kirche/Kilise: Avrupanýn en büyük
saat kadranýna sahib.
Röschti: Rendelenmiþ Patatesi tavada kýzartýlmýþ
hali.
Bir parça mutluluk: çikolata, Tabii ki de Ýsviçre
çikolatalarýný da unutmamak gerekiyor.
Luxemburgerli: 60 yýl önce Züriche Luxenburg
dan gelen günümüzde meþur bir Zürich
çukurlata tatlýsýdýr, Confiseri Sprüngli den alýnýr.
ZÜRÝH BÝLGÝLERÝ
Uçuþ süresi : 2,5 saat
Para birimi : CHF / Ýsviçre Frangý
Yüzölçümü : 1. 729 kilometrekare
Saat farký : Saatlerinizi 1 saat geri alýn
Resmi dil : Resmi diller Ýtalyanca, Almanca,
Fransýzca ve Retoromanca’dýr
Sýcaklýk : Ýklim ýlýmlý olup aþýrý sýcak, soðuk ya
da nem yoktur. Ocak ayý ortalama sýcaklýk: 1°C (gündüz), Haziran Ayý Ortalama
Sýcaklýk:17.5°C. (Kýþ aylarýnda ortalama 0 ila
-5 derece / yazýn ise ortalama 25 ila 30
derecedir) haftada minimum kýþ veya yaz fark
etmez 2 gün yaðmurludur!
47
GEZÝ
Avrupa’nýn en yüksek
noktalarýndan birine çýkmak ve
daðlarýn ihtiþamýný ve göllerin güzelliðini
seyretmek ve sevdiðinizin yüreðine
dokunmak size sonsuzluðu
yaþatacaktýr.
48
TÜRKÝYE’DEKÝ TASARRUF MEVDUATI HESAPLARININ SÝGORTALANMASINA ÝLÝÞKÝN
TEMEL PARAMETRELER
SORULAR ve CEVAPLAR
SÝGORTA VE RÝSK ÝZLEME DAÝRE BAÞKANLIÐI
FAÝZ ORANLARI (%)
31.03.2008
30.12.2007 30.03.2007
Gecelik
15,25
15,75
17,50
Mevduat Faizleri*
16,23**
16,86
18,03
TRLIBOR (O/N)
15,25
15,77
17,62
Kaynak: TCMB / TBB *Sektör Ortalamasý/1 aylýk **31.01.2008
BORSA ENDEKSÝ
ÝMKB
Sýnai
Mali
Kaynak: ÝMKB
Mart 2008
39.015
33.264
53.210
Aralýk 2007
55.538
40.567
83.822
YATIRIM ARAÇLARININ GETÝRÝLERÝ
Son Deðer
1 ay öncesine
(31.03.2008)
göre (%)
Mart 2007
43.661
35.689
68.636
1 yýl öncesine
göre (%)
ÝMKB
Dolar
Altýn(YTL/gr)
Altýn (Usd/Ons)
DÝBS Endeksi
39.015
1,3220
39.10
934.80
-12,81
10,91
9,24
-3,12
-10,64
-3,77
30,9
41,35
(3 aylýk)*
921,98
1,30
17,49
DÝBS Endeksi
944,28
Kaynak: ÝMKB,Reuters
0,51
17,67
*ÝMKB DIBS performans endeksi
(12 aylýk)*
GSMH ve GSYÝH (BÝRÝKÝMLÝ)
2007 (4.çeyrek)
2006 (4.çeyrek)
GSYÝH (milyar YTL)
856.4
758.4
658.8
526.4
GSYÝH ( milyar USD)
GSYIH (Büyüme)*
%4,5
%6,9
Kaynak: TÜÝK
*Büyüme oranlarý sabit fiyatlarla ve çeyrek dönemlere aittir.
Avrupa Hesaplamalar Sistemi’ne (ESA95) göre hazýrlanan yeni seri
ÝÞGÜCÜ VERÝLERÝ(%)
Ocak 2008
Aralýk 2007
Ocak 2007
Ýstihdam Oraný*
41,7
41,2
40,5
Ýþsizlik Oraný
11,3
10,6
11,0
Kaynak: TÜÝK
*Ýstihdam/15 ve daha yukarý yaþtaki nüfus
(Veriler dönemi izleyen 3 üncü ayýn 20 sinde açýklanmaktadýr.)
Ýmalat Sanayi Kapasite
Kullaným Oraný
Mart 2008
%81,2
Mart 2007
%82,0
ÖDEMELER DENGESÝ ÖZET (BÝRÝKÝMLÝ)
(milyon USD)
Þubat 2008
Þubat 2007
Cari Ýþlemler Hesabý
-7.746
-6.205
Dýþ Ticaret Dengesi
-7.989
-5.836
Aralýk 2007
%81,1
Aralýk 2007
-38.031
-47.517
Toplam Ýhracat
22.901
15.815
113.185
Toplam Ýthalat
30.890
21.151
160.185
Ýhracat/Ýthalat
%74,1
%72,4
%70,4
Kaynak: TCMB (Veriler bir sonraki ayýn 2 inci haftasý açýklanmaktadýr.)
Aralýk 2007
189.62
203.50
-13.88
34.84
BANKACILIK SEKTÖRÜ VERÝLERÝ
ÞUBE ve PERSONEL SAYILARI (Þubat 2008)
Mevduat
Katýlým
Kalkýnma ve
Bank.
Bank.
Yatýrým Bank.
Banka sayýsý
33
4
13
Yurtiçi Þube
7.732
425
43
Yurtdýþý Þube
50
1
1
Yurtiçi Personel 155.456
9.494
5.389
Yurtdýþý Personel
548
4
3
BÝLANÇO BÜYÜKLÜKLERÝ (Þubat 2008)
Mevduat
Katýlým
Kalkýnma ve
milyon YTL
Bank.
Bank.
Yatýrým Bank.
Toplam Aktifler
Toplam Krediler
Konut Kredileri
Kredi Kartlarý
Takipteki Alacaklar
Menkul Kýymet
Mevduat/Kat.Fon.
Özkaynak
Toplam Bilanço
Dýþý Ýþlemler
-Gayrinakdi Kredi
ve Yükümlülükler
-Taahhütler
YPNGP*
Türkiye'de hangi bankalar mevduat ve
katýlým fonu sigorta sistemine dahildir?
Toplam
50
8.200
52
170.339
555
Toplam
555.390
275.599
32.708
26.972
9.830
166.629
349.806
65.493
406.715
19.962
15.263
1.583
410
562
14
15.351
2.444
19.622
19.218
9.354
84
157
2.390
9.219
18.606
594.570
300.216
34.375
27.382
10.549
169.033
365.157
77.156
444.942
84.796
13.621
3.143
101.559
321.919
-167
6.001
50
15.463
8
343.383
-109
MEVDUAT VE KATILIM FONU
milyar YTL
Þubat 2008
MEVDUAT HESABI
349,81
Dth oraný
%34,9
KATILIM FONU
15,35
Dth oraný
%45,6
TOPLAM
365,16
Dth oraný
%35,4
Þubat 2007 Hesap Adedi (milyon)
306,06
94,1
%38,5
11,24
1,6
%54,0
317,30
95,7
%39,1
milyar YTL
Sigorta kapsamýndaki mevduat
Dth oraný
Sigorta kapsamýndaki katýlým fonu
Dth oraný
TOPLAM
Dth oraný
Aralýk
2007
Aralýk Mudi Adedi*
(milyon)
2006
105,95 93,66
%29,7 %33,9
5,84
4,73
%34,4 %39,8
111,79 98,39
%29,9 %34,3
65.20
0.96
66.17
*Mudiler her bir bankada ayrý ayrý sayýlmýþtýr.
BANKACILIK SEKTÖRÜ SERMAYE YETERLÝLÝK ORANI (%)
%
Þubat 2008 Þubat 2007
Aralýk 2007
Mevduat Bankalarý
16,14
20,79
17,36
Katýlým Bankalarý
12,49
16,33
16,13
Kalk. ve Yat.Ban.
63,20
89,67
64,83
Bankacýlýk Sektörü
17,49
22,75
18,93
SÝGORTA PRÝM TAHSÝLATLARI
YTL
Aralýk 2007
Mevduat Bankalarý
152.294
Katýlým Bankalarý
8.767
TOPLAM
161.061
2007
567.079
27.898
594.977
Türkiye'de faaliyet gösteren, mevduat ve katýlým fonu
kabulüne yetkili yerli ve yabancý tüm kredi kuruluþlarý
ile merkezi yurt dýþýnda bulunan kredi kuruluþlarýnýn
Türkiye'deki þubelerinde bulunan mevduat ve katýlým
fonlarý sigorta sistemine dahildir.
Aralýk 2006
127.250
5.887
133.137
TMSF - Büyükdere Cad. No:143 Esentepe Ýstanbul Tel: (212) 340 22 00 Fak: (212) 288 53 35 www.tmsf.org.tr
Bilgi ve Önerileriniz için: Sigorta ve Risk Ýzleme Dairesi e-mail:[email protected] Tel: (212) 340 10 57
Kurum içinde baþvuru kaynaðý olarak kullanýlmak üzere derlenmiþ bilgilerden oluþur. Resmi baðlayýcýlýðý yoktur.
Tasarruf mevduatý ve katýlým fonuna iliþkin
sigorta primleri kim tarafýndan ödenir?
Tasarruf mevduatý ve katýlým fonuna iliþkin sigorta
primleri ilgili kredi kuruluþu tarafýndan TMSF'ye ödenir.
Bankacýlýk sektörü aktif büyüklüðü Þubat 2008 tarihi itibariyle 594,6 milyar YTL seviyesindedir.
Toplam aktiflerin %50,4’ünü krediler, %29’unu menkul deðerler cüzdaný oluþturmaktadýr.
Toplam mevduat / katýlým fonu büyüklüðü 365,2 milyar YTL seviyesindedir. Mevduat / katýlým fonunun %35,4’ü YP, %64,6’ü TP mevduat / katýlým fonlarýndan oluþmaktadýr.
Mart 2007
1,3738
1,8359
2,7000
*Serbest Piyasa
Mart 2007
46.11
49.44
-3.32
12.63
Tasarruf mevduatý ve katýlým fonu sigortasý, mevduat
ve katýlým fonu toplamaya yetkili mevduat ve katýlým
bankalarýnýn (kredi kuruluþlarýnýn) Bankacýlýk Düzenleme
ve Denetleme Kurumu tarafýndan faaliyet izinlerinin
kaldýrýlmasý durumunda, mevduat ve katýlým fonu hak
sahiplerinin maruz kalacaðý kayýplarýn devlet veya bu
amaçla kurulmuþ özel bir kurum tarafýndan kýsmen ya
da tamamen ödenmesinin garanti edilmesidir.
Türkiye'de mevduatýn ve katýlým fonlarýnýn
sigortalanmasý yetki ve görevi kamu tüzel kiþiliðini haiz
Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu'na (TMSF) aittir.
NOTLAR
Aralýk 2007
1,1689
1,7144
2,3099
Aralýk 2007
219.2
67.1
286.3
Kaynak: BDDK
DÖVÝZ KURU GELÝÞMELERÝ*
Mart 2008
USD
1,3220
EURO
2,095
GBP
2,4300
Kaynak: REUTERS
KONSOLÝDE BÜTÇE (BÝRÝKÝMLÝ)
(milyar YTL)
Mart 2008
Gelirler
47.19
Harcamalar
51.56
Bütçe Dengesi
-4.37
Faiz Dýþý Denge
9.38
Kaynak: Maliye Bakanlýðý
Tasarruf Mevduatý ve Katýlým Fonu sigortasý
nedir?
*Yabancý Para Net Genel Pozisyonu
FÝYATLAR GENEL DÜZEYÝNDEKÝ GELÝÞMELER (%) (Mart)
Aylýk 12 aylýk ortalama* Önceki yýlýn ayný ayýna göre
ÜFE
3,17
5,95
10,50
TÜFE
0,96
8,40
9,15
Kaynak: TÜÝK (Veriler bir sonraki ayýn ilk haftasý açýklanmaktadýr.)
(*Cari ay dahil 12 ay ortalamasýnýn, bir önceki 12 aya oraný)
MERKEZÝ YÖNETÝM BORÇ VERÝLERÝ
(milyar USD)
Mart 2008
Mart 2007
Ýç Borç Stoku
208.8
191.1
Dýþ Borç Stoku
67.7
68.2
Toplam
276.5
259.3
Kaynak: Hazine Müsteþarlýðý
Kaynak: BDDK
GENEL EKONOMÝK VERÝLER
Türkiye'de tüm mevduatlar ve katýlým fonlarý
sigorta kapsamýnda mýdýr?
Türkiye'de faaliyet gösteren bir kredi kuruluþunun yurt
içi þubelerinde gerçek kiþiler adýna açýlmýþ olan ve
münhasýran çek keþide edilmesi dýþýnda ticari iþlemlere
konu olmayan Yeni Türk Lirasý, döviz ve kýymetli maden
cinsinden;
a) Tasarruf mevduatý hesaplarýnýn anaparalarý ile bu
hesaplara iliþkin faiz reeskontlarý toplamýnýn,
b) Katýlma hesaplarý birim hesap deðerleri ve özel cari
hesaplarýn,
50 bin YTL'ye (ellibin YTL) kadar olan kýsmý sigorta
kapsamýndadýr.
Yurt dýþýnda yaþayan kiþilerin mevduatlarý
veya katýlým fonlarý sigorta kapsamýnda mýdýr?
Yurt dýþýnda yaþayan yerli ya da yabancý gerçek kiþilere
ait yurt içi þubelerde bulunan tasarruf mevduatý
hesaplarýnýn anaparalarý ile bu hesaplara iliþkin faiz
reeskontlarý toplamý, katýlma hesaplarý birim hesap
deðerleri ve özel cari hesaplarý sigorta kapsamýndadýr.
Türkiye'de faaliyet gösteren kredi
kuruluþlarýnýn yurt dýþý þubelerinde açýlan
mevduat, katýlma ya da özel cari hesaplarý
sigorta kapsamýna dahil midir?
Bir gerçek kiþinin birden fazla bankada hesabý
bulunmakta ise, her bir bankadaki hesap veya
hesaplarýnýn, belirtilen limite kadar olan kýsýmlarý (limitler
her bir banka için ayrý ayrý geçerli olmak üzere) garanti
kapsamýndadýr.
Ticari hesaplar sigorta kapsamýnda mýdýr?
Gerçek veya tüzel kiþiler adýna açýlan ticari iþlemlere
konu olan hesaplar (münhasýran çek keþide edilmesi
hariç) sigorta kapsamýnda deðildir.
Kýyý Bankacýlýðý (Off-Shore) faaliyetinde
bulunan kredi kuruluþlarýnda açýlan hesaplar
sigortaya tabi midir?
Kýyý Bankacýlýðý (Off-Shore) faaliyetinde bulunan kredi
kuruluþlarýnda açýlan hesaplar sigorta kapsamýnda
deðildir.
Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat ve
katýlým fonu kabulüne yetkili bulunan kredi
kuruluþlarý, yurt dýþýnda kurulu ortaklýklarý,
baþka banka veya finansal kuruluþlar adýna
Türkiye'de ikamet eden kiþilerden mevduat
veya katýlým fonu kabul edebilirler mi?
Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat ve katýlým fonu
kabulüne yetkili bulunan kredi kuruluþlarý yurt dýþýnda
kurulu ortaklýklarý, baþka banka veya finansal kuruluþlar
adýna Türkiye'de ikamet eden kiþilerden mevduat veya
katýlým fonu kabul etmeleri, evrak ya da cüzdan
bulundurmalarý, personel istihdam etmeleri, bu
kuruluþlarýn reklamýný yaptýrmak suretiyle müþterilerini
anýlan kuruluþlara yönlendirmeleri, bu ve benzeri
yöntemler kullanarak yurt dýþýnda kurulu kuruluþlar
adýna mevduat ve katýlým fonu kabul etmeleri yasaktýr..
Mevduat ve katýlým fonu sigortasýna tabi
olmayan diðer hesaplar hangileridir?
5411 sayýlý Bankacýlýk Kanunu'nun 63 üncü maddesinin
üçüncü fýkrasý uyarýnca, 07.11.2006 tarihli ve 26339
sayýlý Resmi Gazete'de yayýnlanan “Sigortaya Tabi
Mevduat ve Katýlým Fonlarý ile Tasarruf Mevduatý
Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair
Yönetmeliðin” 5 inci maddesi uyarýnca;
a) Kredi kuruluþunun hakim ortaklarý ile bunlarýn ana,
baba, eþ ve velayet altýndaki çocuklarýna ait mevduat
ve katýlým fonu ile diðer hesaplar,
b) Kredi kuruluþunun yönetim veya müdürler kurulu
baþkan ve üyeleri, genel müdür ve yardýmcýlarý ile
bunlarýn ana, baba, eþ ve velayet altýndaki çocuklarýna
ait mevduat ve katýlým fonu ile diðer hesaplar,
c) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayýlý Türk Ceza
Kanunu'nun 282 nci maddesindeki suçtan kaynaklanan
malvarlýðý deðerleri kapsamýna giren mevduat ve
katýlým fonu ile diðer hesaplar sigortaya tabi deðildir.
Kredi kuruluþlarý tarafýndan satýþýna aracýlýk
edilen devlet tahvili, hazine bonosu, yatýrým
fonu gibi yatýrým araçlarý sigorta
kapsamýnda mýdýr?
Kredi kuruluþlarý tarafýndan satýþýna aracýlýk edilen
devlet tahvili, hazine bonosu, yatýrým fonu gibi yatýrým
araçlarý TMSF'nin sigorta kapsamýnda deðildir.
Serbest bölgelerde kurulu kredi
kuruluþlarýnda bulunan mevduat, katýlým
ya da özel cari hesaplar sigorta kapsamýnda
mýdýr?
Serbest bölgelerdeki bankacýlýk faaliyetlerinin 5411
sayýlý Bankacýlýk Kanunu kapsamýnda bulunmasýndan
hareketle, kredi kuruluþlarýnýn serbest bölgelerdeki
þubeleri nezdindeki hesaplarý da sigorta kapsamýndadýr.
TMSF tarafýndan bankacýlýk faaliyetine
devam etmekte olan bir kredi
kuruluþundaki mevduat/katýlým fonu ile
ilgili olarak sigorta kapsamýnda ödeme
yapýlýr mý?
TMSF, 5411 sayýlý Kanunun 63 üncü maddesinin
altýncý fýkrasý uyarýnca yalnýzca faaliyet izni kaldýrýlan
kredi kuruluþlarý nezdinde bulunan ve doðruluðu
hiçbir þüpheye yer vermeyecek þekilde kanýtlanan
mevduat ve katýlým fonunun sigorta kapsamýndaki
kýsmýný öder.
B Ý L Ý M S E L
Y A Y I N
O R G A N I
TMSF
yýl:2 sayý:17 Nisan-Mayýs-Haziran 2008
TASARRUF
MEVDUATI SÝGORTA
FONU
SOYGUNU GÖRMEK ÝÇÝN PERDENÝN ARKASINA BAKALIM
Ahmet ERTÜRK, Sayfa 3’te
1.
ULUSLARARASI
TÝCARET HUKUKU
SEMPOZYUMU
02 ÞUBAT 2008
Bankacýlýk Hukukunda
Tüzel Kiþilik Perdesinin Aralanmasý,
DÜNYADA MEVDUAT
SÝGORTACILIÐININ
ROLÜ ve TMSF
UYGULAMASI
Sayfa 7’de
Sayfa 17’de
KARÞILAÞILAN
SORUNLAR ve
ÇÖZÜM YOLLARI
ÝDARÝ SÖZLEÞMELER
ve ÝDARÝ ÖZEL
HUKUK
SÖZLEÞMELERÝ
Sayfa 41’de

Benzer belgeler