Mehmet KÜRKÇÜ "Termessos`taki Su Yapıları Araştırması

Yorumlar

Transkript

Mehmet KÜRKÇÜ "Termessos`taki Su Yapıları Araştırması
ANMED
ANADOLU AKDENİZİ
Arkeoloji Haberleri
2012-10
News of Archaeology from
ANATOLIA’S MEDITERRANEAN AREAS
(Ayrıbasım/Offprint)
Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü
Suna & İnan Kıraç Research Institute on Mediterranean Civilizations
Termessos’taki Su Yapıları Araştırmaları 2011
Surveys on the Water Structures at Termessos in 2011
Mehmet KÜRKÇÜ
“Çağlar boyunca Termessos’un kentsel gelişimi ve bu
bağlamda Su Sistemleri” konulu doktora tezi çalışmaları
kapsamında 2010 yılında başlanan araştırmalara 2011
yılında da kış ve yaz dönemi olmak üzere yaklaşık 2 ay
süre ile devam devam edilmiştir*.
Within the frame of the author’s doctoral thesis titled
“The Urban Development of Termessos through the
Ages and Water Systems in this Context” our fieldwork
initiated in 2010 continued in 2011 for two months in
two stages during the winter and summer*.
Kış dönemi çalışma programı dahilinde kent ve çevresindeki yamaçlardan gelen yağmur sularının akış yönleri,
sarnıçlara su toplamak amacıyla yapılmış olan sistemlerin incelenmesi, sel baskınlarına karşı alınan önlemler,
atık su ve kanalizasyonların araştırılması planlanmış
fakat bu dönem içerisinde düşen yağış miktarlarının çok
az olması nedeniyle konuya yönelik çalışmalar sınırlı
kalmıştır. Bu nedenle ören yerindeki araştırmalar sit alanının güneybatısına, baraj olabileceği düşünülen duvara
yönlendirilmiş, inceleme, temizlik, fotoğraflama, ölçüm
ve çizim işlemleri gerçekleştirmiştir (Res. 1). Uç kesim­
leri vadinin her iki yamacında bulunan kaya kütleleri­ne
oyularak inşa edilen yapının toplam uzunluğu
34,18 m.’dir. Güneyindeki, içine oyularak yerleştirildiği
kaya bloğunun üzerinde bulunan izlere göre toplam
yüksekliği yaklaşık 9,84 m., genişliği ise 2,87 m.’dir.
Yine güneyindeki içine oyulduğu anakayadan kuzeybatıya doğru 13.46 m. mesafede yaklaşık 30 derecelik bir
açı oluşturarak kuzeye doğru yönelir. Bu köşenin, duvarın gerisinde toplanan suyun uyguladığı basıncı kırmak,
During the winter the plan was to identify the flow
routes of rainwater in and around the city and to examine the systems designed not only to collect water in the
cisterns but also for waste water and sewage. We also
planned to look at the measures taken against flooding.
However, due to low rainfall during that period our
study was limited. Therefore, work concentrated in the
southwest part of the site where a wall, thought to be
from a dam, is located. Cleaning, examination, photography, measurements and drawings were made of it
(Fig. 1). Both ends of the structure terminate in the rocks
carved to hold them, and it measures 34.18 m. long.
Based on the marks on the south rock mass, in which the
wall rested, its height is estimated at 9.84 m. while its
width is estimated to be 2.87 m. 13.46 m. northwest of
the rock in which it rests in the south, the wall turns
northward about 30 degrees. It is thought that this corner
was created to decrease the pressure of the water collecting behind the wall. If this hypothesis can be verified
* Araştırmalarımı gerçekleştirebilmem için gereken izni
sağlayan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne,
Antalya Müzesi Müdürü M. Demirel’e, öneri ve çizimleri
için Arkeolog-Topograf S. Aydal’a teşekkürlerimi sunarım.
2011 yılı çalışmaları Universite Paris-Sorbonne (Paris IV),
CNRS (Centre National de la Recherche Scientifique) UMR
8167 Orient et Méditerranée, Centre Lenain de Tillemont,
Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü
(AKMED) ve E. Yılmaz tarafından desteklenmiştir. Başta
tez danışmanım Madame N. de Chaisemartin olmak üzere
araştırmalara destek olan kişi ve kurumlara, Bakanlık temsilcisi olarak görev alan Arkeolog Ü. Çınar’a, Arkeolog A.
Akman’a, Arkeolog J. Kayahan’a, ören yeri görevlisi B. Buyruk
ve M. Akkaşoğlu’na minnet ve teşekkürlerimi sunarım.
*I would like to thank the General Directorate of Cultural
Heritage and Museums for the permission for me to conduct
research, Mr. M. Demirel, the director of Antalya Museum,
and archaeologist-topographer S. Aydal for his proposals and
drawings. The work in 2011 was supported by the Université Paris-Sorbonne (Paris IV), CNRS (Centre National de la
Recherche Scientifique) UMR 8167 Orient et Méditerranée,
Centre Lenain de Tillemont, Suna – İnan Kıraç Research
Institute on Mediterranean Civilizations (AKMED) and E.
Yılmaz. I would like to extend my gratitude to, above all, my
advisor Madam N. de Chaisemartin, to all the individuals
and institutions that have supported my work, archaeologist
Ü. Çınar as state representative, archaeologist A. Akman,
archaeologist J. Kayahan, and site officials B. Buyruk and M.
Akkaşoğlu.
209
YÜZEY ARAŞTIRMA RAPORLARI
SURVEY REPORTS
Res. 1 Baraj, doğudan görünüm
Res. 2 D. 38, sarnıç
Fig. 1 Dam, from the east
Fig. 2 Cistern, D. 38
azaltmak gibi bir işlevi olduğu düşünülmektedir. İleri
dönemlerde yapılacak sondajların bu düşüncemizi doğrulaması durumunda bahsi geçen yapı Antik Dönem
barajları içerisinde en iyi korunanlardan biri olarak yerini alacaktır.
by sounding excavations in the future, then it will be one
of the best-preserved ancient dams.
Güneybatı nekropolü ve orman gözetleme kulesinin
kuzeyinde bulunan ve geçen dönemlerde kısmen incelenen sektörde çalışmalara devam edilmiş, çok sayıda ve
farklı tiplerde sarnıçlar (Res. 2) bulunmuştur. Buradan
sütunlu caddenin doğusuna kadar yapılan incelemelerde rastlanılan, kente ve Antalya Körfezi’ne hakim manzaraya sahip yapılar kentin varlıklı kişilerine ait konutlar
olmalıdır. Genelde incelikli işçiliğe sahip duvarları olan
bu yapılardan biri Anadolu’daki diğer antik kentlerde
pek görülmeyen bir özelliğe sahiptir. Yapının dış kısmında, güney duvarında, bir pencere açıklığının batısında,
üst kısımlara oyulmuş bir aedicula bulunmaktadır (Res.
3). İki adet sütun ve üzerinde yükselen kemerin çevrelediği bir niş, büyük bir dikdörtgen bloğun üst tarafına
bulunduğu alan bloğun ve duvarın geri kalan kısmından
daha özenli bir şekilde düzlenerek yerleştirilmiştir.
Yaz dönemindeki çalışmalarımızda aynı sektörde 2010
yılında gerçekleştirilen araştırmalarda bulunan kanalizasyon sistemlerine ilaveten yeni atık su sistemleri
bulunmuştur (Res. 4). Bu kanalizasyon sistemleri ile
sarnıç ve kuyuların ölçüm ve fotoğraflandırma çalışmaları da tamamlanmıştır. Bulunan kanalizasyon, kuyu ve
sarnıçların koordinatları daha sonra plan üzerindeki
yerlerini göstermek amacıyla GPS aracıyla saptanmış ve
kayda geçirilmiştir.
Son dönem araştırmalarında kullanılan hassas GPS aletiyle yapılan değerlendirmeler sonucunda kentin daha
önceden belirtilen ölçümlerden farklı olarak 900 ile
1150 m. yükseklikler arasında kurulduğu belirlenmiştir.
Surveys continued in the sector north of the forest
watchtower and southwest necropolis, an area surveyed
previously. Many cisterns of various types were identified (Fig. 2). The buildings located between this area and
east of the colonnaded street that overlooks the city and
the Gulf of Antalya should be the houses of the wealthy.
One of these buildings had walls of fine workmanship
with an unusual feature not well known from other
ancient cities in Anatolia. On the south wall of the building’s exterior west of a window is an aedicula on the
upper part (Fig. 3). Flanked with two columns and a
crowning arch on top, this niche had been carved carefully into the wall on top of a large rectangular block.
During the summer fieldwork we identified new waste
water system elements that were in addition to those
discovered in 2010 (Fig. 4). The measurements and
drawings of these waste water systems as well as of cisterns and wells were completed. Their location coordinates were taken with GPS in order to mark them on
the map.
With the use of very sensitive GPS equipment we
observed that the city was established between an altitude of 900 and 1150 m., different from previously published values. These stated that the cistern at the highest
point is located at 1144 m. while the one at the lowest
point is at 909 m. altitude.
Our measurements showed that the difference in altitude
between the parking lot and the retaining wall at the
entrance of the city is 117 m. with the parking lot being
at 909 m. and the retaining wall at 1026 m. The officials
at the site have observed that waters flowing down
between these two points disappear under the ground
210
YÜZEY ARAŞTIRMA RAPORLARI
SURVEY REPORTS
Res. 3 Aedicula
Res. 4 Su tahliye kanalı
Fig. 3 Aedicula
Fig. 4 Drainage channel
Şu ana kadar bulunan sarnıçlardan en yüksekte olanı
1144 m.’de en aşağı seviyede olanı ise 909 m.’dedir.
before reaching the architectural blocks south of temple
N7 by the parking lot. The waters possibly flow down
channels thought to exist there; however, in times of
heavy rainfalls these channels are insufficient for drainage so rainwater flows down on the surface. Along the
possible route of the sewer is an observation/ventilation
hole (colluviarium) concealed under a large mass of
rock in order to prevent accidents (Fig. 5). Looking from
above one cannot see its bottom, and it gives the impression as if it is suspended. After entering this so-called
manhole, we discovered it to be the best-preserved cistern of Termessos. It measures about 4 m. long and
2.38 m. high. There are four arches inside as well as a
wall of unclear function built with cut stones in the
northern empty section. Finally, photographic documentation was carried out.
Yaptığımız ölçümlerde, kentin girişindeki istinat duvarı
ile otopark olarak kullanılan düzlenmiş alan arasında
117 m.’lik bir yükseklik farkı ortaya çıkmıştır (istinat
duvarı denizden 1026 m. – otopark alanı 909 m. yüksekliktedir). Bu iki yer arasında bulunan yamaçlardan inen
suların otopark olarak kullanılan düzlükteki tapınağa
(N 7) ulaşmadan, hemen güneyindeki mimari bloklar
seviyesinde toprak zeminin altına inip gözden kaybolduğu, orada var olduğu düşünülen kanallarla da daha
aşağılara aktığı, şiddetli yağışlar esnasında kanalların
yetersiz geldiği ve suyun toprak zeminin üstünden geçtiği antik kent görevlilerince gözlemlenmiştir. Suyolunun
muhtemel güzergahı üzerinde, gözetleme deliği, colluviarium, olarak adlandırılan, üstü olası bir kazayı önlemek amacıyla büyük bir kaya bloğuyla örtülü, kare
planlı, kesme bloklardan oluşan bir baca bulunmaktadır
(Res. 5). Yukarıdan bakıldığında zemin seviyesi net olarak görülmemekte, dörtkenarı da boşlukta, havada asılı
izlenimi vermektedir. İçine inildiğinde rögar olduğu
söylenen yapının aslında Termessos’un en iyi durumdaki
sarnıcı olduğu ortaya çıkmış, ölçüm ve fotoğraflama
çalışmaları yapılmıştır. İçerisinde dört adet kemer bulunmaktadır. Kuzey kısmındaki boş alanda inşa edilmiş
2,38 m. yükseklikte ve uzunluğu yaklaşık 4 m. civarında
kesme taşlardan örülme, işlevinin ne olduğunu araştırmalarımızın bu safhasında henüz bilemediğimiz bir
duvar bulun­maktadır.
2010 yılı ilk dönem araştırmalarımız esnasında sarnıcın
bulunduğu alanın yaklaşık 130 m. kadar batısında ağaçlar ve sık çalılarla çevrili, cavea ve duvarları erozyon
nedeni ile yıkılmış bir yapıya rastlanmıştır. Daha sonra
Antalya Arkeoloji Müzesi tarafından bitki temizliği
yapılan cavea kalıntılarına sahip yapının yaz dönemi
In the first stage of our fieldwork in 2010 we discovered
a building about 130 m. west of the cistern. It is surrounded with trees and dense bushes, and its cavea and
walls have fallen down due to erosion. After the vegetation was cleared by the Antalya Museum, measurements
were then taken of the building. The plan of the sector
in which it is located was prepared during the summer
fieldwork (Fig. 6). The present condition of the cavea
does not allow any accurate determination of the number of rows of seats. It is semi-circular and rests on the
hillside facing southeast. Large rock masses have fallen
down from the upper slopes – one in the centre of the
orchestra and two in the southwest. As inferred from the
evidence the first row of seats hewn from the bedrock
was located about 2 m. above the orchestra level.
Remains of an arc-shaped wall, mostly damaged, are
visible encircling the orchestra. It reaches a height of
2.40 m. and a width of 1.70 m. near the analemma in
the north (Fig. 7). An examination of the wall’s remains
211
YÜZEY ARAŞTIRMA RAPORLARI
SURVEY REPORTS
Res. 6
Termessos,
otoparkın
bulunduğu
alanın planı
Fig. 6
Termessos,
plan of the
area with the
parking lot
Res. 5
Sarnıç girişi
Fig. 5
Entrance to the
cistern
araştırmaları sırasında ölçümleri alınmış ve dahil olduğu
sektörün planı çıkarılmıştır (Res. 6). Caveanın bugünkü
durumu, oturma sıralarının miktarını kesin olarak saptamamıza olanak vermemektedir. Yarım daire şeklinde,
yamaca yaslanarak yönü güneydoğu istikametinde inşa
edilmiştir. Orkhestra üzerinde, orta kısımda bir adet,
güneybatıda ise iki adet, caveanın yaslandığı yamaçtan
kopup geldiği anlaşılan büyük kaya blokları bulunmaktadır. Oturma sıralarının yıkılan bloklarından görülebildiği kadarıyla caveanın orkhestra kenarındaki anakayanın yontulmasıyla elde edilen ilk oturma sırasının yüksekliği yaklaşık 2 m. civarındadır. Zeminde orkhestrayı
çevreleyen ve kuzeyde analemmaya yakın yerlerde yine
2,40 m. yüksekliğe ve 1,70 m. genişliğe ulaşan, yay şeklinde ve büyük bölümü yıkılmış durumda bulunan bir
duvarın kalıntıları görülmektedir (Res. 7). Duvardan geri
kalanlar incelendiğinde, ihtiyaç duyulan alanı sağlamak
ve yer kazanmak amacıyla düz bir çizgi halinde değil de
kasıtlı olarak yay şeklinde yapıldığı düşünülebilir. Bu
duvarın orta kısmı ile cavea arasındaki mesafe 24,58 m.
ölçülmüştür. Orkhestranın caveanın uç kısımları arasındaki genişliği 32,22 m. Caveanın yarım daire şeklindeki
planı nedeniyle aynı doğrultu üzerinde bulunan analemma duvarlarının günümüze kalan kısımlarının arasındaki
uzunluk ise (caveanın dış uçları) 53,02 m.’dir. Güney
analemma yaklaşık 8,75 m. uzunluğundadır. Orkhestrayı
doğudan çevreleyen duvarın, analemma duvarlarının
arasındaki hayali çizgiden açıklığı da 8,86 m.’dir.
Cavealı yapının kuzeybatı kesiminde yapılan temizlik
neticesinde, tepenin güney eteklerindeki taş ocağı ortaya
çıkmıştır.
suggests that it was built arc-shaped in order to make
room deliberately. The distance between the centre of
this wall and the cavea is 24.58 m. The orchestra’s width
between the extremities of the cavea is 32.33 m. The
distance between the extremities of the analemma, i.e.
the outer extremities of the cavea, is 53.02 m. The southern analemma is about 8.75 m. long. The distance of the
wall encircling the orchestra and the imaginary line
between the analemma walls is 8.86 m.
As a result of the cleaning work done northwest of the
structure with cavea, a stone quarry was exposed at the
south foot of the hill.
At the termination of the asphalt road that provides
access to the site, we followed the double rows of columns sticking up above the ground. We identified a
polygonal wall that extends in a southeast-northwest
direction and encircles the area south of the northeast
necropolis (Fig. 8). It is thought that this wall was partially pulled down when the asphalt road was built.
Measurements and photographs were taken as much as
the vegetation and earth deposits allowed. The height of
the remaining parts reaches 4.09 m. On the northern
side of the wall is a buttress built with cut stones and
measuring 0.98 m. wide and 0.50 m. deep. Near its middle is an opening, possibly a doorway, 6.50 m. wide.
East of this opening is a U-shaped podium adjoining the
wall that is concealed under blocks fallen from the wall
212
YÜZEY ARAŞTIRMA RAPORLARI
SURVEY REPORTS
Res. 7
Cavealı yapı
kuzeyden
görünümü
Fig. 7
Structure with
cavea, from
the north
Kente ulaşımı sağlayan asfalt yolun bitiminde bulunan
çift sıralı sütunların toprak üstünde kalan kısımlarının
izlenmesi sonucu kuzeydoğu nekropolünün güneyinde,
güneydoğu kuzeybatı istikametinde bulunan ve bu bölümü tamamen çevreleyen poligonal bir duvar tespit edilmiştir (Res. 8). Bu asfalt yolun yapımı esnasında kısmen
yıkılıp yolun geçirildiği düşünülen bu duvar, toprak ve
bitki örtüsünün imkan verdiğince ölçülmüş, çizim ve
plan çalışmalarına başlanmıştır. Ayakta kalan kısımların
yüksekliği 4,09 m.’ye ulaşmaktadır. Duvarın kuzeyinde
genişliği 0,98 m derinliği ise 0,50 m. ölçülerinde kesme
taşlardan örülü bir payanda bulunmaktadır. Duvarın orta
kısımlarında 6,50 m. genişliğinde kapı olması muhtemel
bir açıklık görülür. Bu açıklığın doğusunda duvarın üst
kesiminden düşen blokların ve bitki örtüsünün altında U
şeklinde, duvara bitişik olan bir podyum fark edilmektedir. Duvardan kuzeye uzunluğu 5,90 m., genişliği ise
(duvar seviyesinde doğu-batı istikametinde) 3,60 m.’dir.
Batı kısımda bulunan ve kısmen görünen blokların podyumun altında bulunan bir basamak olduğu düşünülmektedir. Aynı seviyelerde, duvarın güneyinde, çapları
0,70 m. ile 0,65 m., boyları 1,54 m. ile 1,93 m. arasında
değişen çok sayıda sütun parçaları bulunmaktadır.
19. yy.’da kente uğrayan gezginlerin çizimlerinden anlaşıldığı kadarıyla; şimdiki otopark alanının güneydoğusunda bulunan ve D 1 diye adlandırılan sarnıç ve çevresinde bir takım değişiklikler saptanmıştır. Erozyon ve
heyelan gibi nedenlerle buralara yığılan toprak, zemin
seviyesinde yaklaşık 1 m.’lik bir kot farkı meydana getirmiştir.
Kuzeydoğu nekropolüne komşu olan bu alandaki kalıntıların çeşitliliği ve zenginliği, Roma İmparatorluk
Dönemi’nde kentin kuzeyde bulunan savunma duvarlarının dışına taştığını göstermekte ve burada da yeni bir
kent merkezi yaratıldığı izlenimini vermektedir. Bu alanda yer alan ve kısmen toprak altında bulunan sütunlar,
iki adet sarnıç, kesin olarak işlevi bilinmeyen fakat
Res. 8
Otopark
alanının
kuzeyindeki
duvar
Fig. 8
Wall to the
north of the
parking lot
and from vegetation. It is 5.90 m. long northward from
the wall and its width in the east-west direction due to
the wall is 3.60 m. It is believed that blocks partly visible
on the west belong to a step under the podium. At the
same levels are numerous column fragments with a
diameter of 0.65 to 0.70 m. and a length of 1.54 to
1.93 m.
As can be inferred from drawings published by the 19thcentury travellers, changes have occurred on and
around cistern D1 located southwest of the parking lot.
Earth has been deposited here through erosion, and a
landslide has created a difference of 1 m. in the ground
level.
The variety and richness of the buildings in this area
neighbouring the northeast necropolis show that the city
extended beyond the city walls to the north in the
Roman Imperial period. The impression is given that a
new city centre was formed here. This hypothesis is further supported by the presence of half-buried columns,
two cisterns and an arched structure of unknown function, possibly related with water because of the highcapacity cisterns located next to it and on the east and
west slopes by it. The area also has the largest temple in
the city, which was adorned with a propylon in order to
honour Emperor Hadrian. To its south is a monumental
fountain identified in the previous campaign and architectural blocks belonging to buildings of high quality.
We hope to obtain clearer information regarding this
part of the city after the vegetation is cleaned by Antalya
Museum Directorate.
213
YÜZEY ARAŞTIRMA RAPORLARI
hemen yanında ve alanın doğu ve batı tarafındaki
yamaçlarda bulunan yüksek kapasiteli diğer sarnıçlar
nedeniyle suyla ilgisi olduğu düşünülen kemerli yapı,
İmparator Hadrianus’u onurlandırmak için önüne anıtsal
bir kapının eklendiği kentin en büyük tapınağı, güneyinde geçen dönem bulduğumuz anıtsal çeşme ve yine
nitelikli yapılara ait çok sayıda mimari blok da bu
düşüncemizi destekler görünmektedir.
SURVEY REPORTS
One of the most important finds of the first campaign
was the Pan Sanctuary, still unique in Anatolia, whose
plan was measured and prepared. A separate publication is foreseen for the Pan Sanctuary similar to that for
the dam and the structure with a cavea.
Araştırmalarımıza başladığımız ilk dönemin en önemli
buluntularından olan ve Anadolu’da hâlâ bir ilk ve tek
olma özelliğine sahip tanrı Pan’a adanmış yapının (Pan
Kutsal Alanı) ölçümleri tamamlanmış ve planı hazırlanmıştır. Yakın zamanda baraj ve cavealı yapı gibi
“Pan Kutsal Alanı” üzerine ayrıca bir inceleme planlanmaktadır.
214

Benzer belgeler