ispanya`da çatışma

Yorumlar

Transkript

ispanya`da çatışma
ÝSPANYA'DA ÇATIÞMA
(15-03-2014) - Editör Geroge ORWELL/M.Selami ÇEKMEGÝL
- Son Güncelleme (24-03-2014)
ÝSPANYA'DA ÇATIÞMA
George ORWELL
Türkçeye Çeviren: M. Selam
söyledi. Daha önce durdurulmuþ olan faþist mevziine yapýlacak saldýrý bu akþam gerçekleþtirilecekti. On adet Meksika þarjörüm
yaðladým, süngümü çamurla kamufle ettim(bunlar çok fazla parladýðý zaman konumunuzu açýða çýkaran þeyler), büyük bir parç
santimetre kýrmýzý sosis ve karýmýn Barcelona'dan göndermiþ olduðu, uzun süreden beri sakladýðým bir adet puroyu paket yap
Her adama üç bomba daðýtýldý. Ýspanya hükümeti nihayet iyi bir bomba imalini baþarmýþtý. Bu, Mills bombasý prensiplerine gö
bir yerine iki pimli idi. Pimleri çýkardýktan sonra bombanýn patlamasý için
yedi saniyelik bir süre vardý. Esas dezavantajý pimlerden birinin çok sýký, diðerinin ise, çok gevþek olmasýydý. Bundan dolayý y
iki pimi birden yerinde býrakýp bir tehlike anýnda sýký olanýný çekememek ve yahutta sýký olan pimi önceden çekip bombanýn
cebinizde patlamasý endiþesi ile devamlý korkuda kalmak þýklarýndan birini tercih durumundaydýnýz. Ama yine de fýrlatýlmasý
küçük bir bombaydý.
Gece yarýsýndan biraz önce Benjamin on beþimizi Torre Fabian'a götürdü. Akþamdan beri durmaksýzýn yaðmur boþanýyordu. S
kanallarý dolmuþ taþýyor, ne zaman ayaðýnýz sürçse belinize kadar sulara batýyordunuz. Avluda, zifiri karanlýkta saðanak altýn
insan yýðýný karaltýsý bekleþiyordu. Kopp, önce Ýspanyolca, sonra Ýngilizce konuþarak taaruz planýný izah etti. Buradaki faþist
(L) eðrisi çiziyordu ve saldýracaðýnýz siper bu L'nin köþesindeki, yukarý meyilli arazi üzerinde bulunuyordu. Yarýmýz Ýngiliz, yar
Ýspyanyol otuz kadarýmýz, tabur komutanýmýz Jorge Roca'nýn ve Benjamin'in kumandasýnda yukarý sürünerek faþist tel engel
kesecektik. Jorge, bir iþaret olarak ilk bombayý fýrlatacak sonra hepimiz yaðmur halinde bomba göndererek faþistlere siper dýþý
sürüp onlar toparlanamadan orayý ele geçirecektik. Ayný anda yetmiþ komando, diðerinin iki yüz metre kadar saðýnda, ona bir
haberleþme kanalý ile birleþtirilmiþ bulunan müteakip faþist mevziine saldýracaktý. Karanlýkta birbirimizi vurmamýz engel olmak
beyaz kol baðý takacaktýk. O an bir haberci geldi ve beyaz kol baðý bulunmadýðýný söyledi. Karanlýk içinden üzüntülü bir ses:
“bizim yerimize faþistlerin beyaz kol baðý takmalarý ayarlayamaz mýyýz?” diye önerdi.
Bir veya iki saatlik bir vakit vardý. Katýr ahýrýnýn üzerindeki ambar top atýþýyla öylesine harap edilmiþti ki, içinde ýþýksý
deðildi. Döþemenin yarýsý atýlan mermilerle parça parça olmuþtu. Altýndaki taþ zeminden yarým metre yüksekte idi. Biri bir kazm
buldu ve döþemeden bir kalas söktü. Birkaç dakika içinde hemen bir ateþ yaktýk, sýrýlsýklam elbiselerimizden buharlar çýkýyord
baþkasý bir oyun kâðýdý paketi çýkardý. Etrafta, konyaklý sýcak kahve daðýtýlacaðý yolunda -savaþta her zaman rastlanýlan es
cinsinden- bir söylenti dolaþtý. Ýþtahla, nerdeyse çökecek olan merdivene sýralanýp, kahvenin nerede bulunacaðýný soruþturara
karanlýk avluda dolaþýp durduk. Heyhat!.. Kahve yoktu, onun yerine bizi toplayarak, tek sýra yaptýlar ve sonra ad Jorge'la
Benjamin, artlarýnda onlarý takiben bizler hýzla karanlýðýn içine daldýk.
Yaðmur hâlâ yaðýyordu ve zifiri karanlýktý ama rüzgâr kesilmiþti. Çamuru anlatamam pancar tarlalarý içinden geçen yolla
gölcüklerle dolu, sabun gibi kaygýn kesekler silsilesiydi. Bizim kendi siperimizden ayrýlacaðýmýz yere varmadan çok önce herkes
birkaç kere düþmüþ ve tüfeklerimiz çamurla kaplanmýþtý. Siperde küçük bir insan grubu, yedeklerimiz, doktor ve bir sýra sedye i
bekliyorlardý. Siper içinde bir menfezde sýralandýk ve bir baþka sulama kanalý içinden güçlükle yürüdük. Zifosbatak!.. Bir kez da
çizmemizin kenarlarýndan dolan pis, kaygan çamur içinde bellerimize kadar sudayýz. Jorge, dýþarýda çayýrda hepimiz geçincey
kadar bekledi. Sonra, hemen hemen ikiye katlanmýþ halde ileriye doðru yavaþ yavaþ ilerlemeye baþladý. Faþist siperi takriben y
elli metre uzaklýktaydý. Oraya varmak için tek þansýmýz gürültüsüz hareket etmemizdi. Ben, Jorge ve Benjamin'le öndeydim. Ýk
katlanmýþ halde fakat yüzümüz ileriye dönük olarak, her adýmda daha da yavaþlayan bir hýzla, hemen hemen tam karanlýðýn iç
süründük. Yaðmur hafif hafif vuruyordu yüzlerimize. Geriye göz attýðýmda bana en yakýn kimseleri; ileriye doðru usulca kayan, b
siyah mantarlara benzer hörgüç gibi þekiller demeti görebiliyordum. Fakat ne zaman baþýmý kaldýrsam hemen yanýmda olan
Benjamin sert bir þekilde kulaðýma “Baþýný indir!. Baþýný indir!.” diye fýsýldýyordu. Ona endiþe etmemesini
söyleyebilirdim. Tecrübelerimle biliyordum ki, karanlýk bir gecede yirmi adým ötedeki bir kimseyi görmeniz mümkün deðildi.
Sessizce gidiþ çok daha önemli idi. Eðer bir duysalar iþimiz bitikti. Yapacaklarý sadece makinalý tüfekleri ile karanlýðý taramak o
Buna karþý kaçmaktan ya da katledilmekten baþka bir þey yapamazdýk.
Fakat balçýk haline gelmiþ yerde sessiz hareket etmek sanki imkânsýz gibiydi. Ne yaparsanýz yapýn ayaðýnýz çamura s
attýðýnýz her adým slop-slop: slop-slop...
En kötüsü rüzgâr da durmuþtu: yaðmura raðmen çok sakin bir geceydi. Sesler çok uzun mesafelere ulaþýrdý. Ayaðým bir
zaman korkulu bir an oldu. Millerce mesafe içindeki her faþist duymuþ olmalý diye düþündüm. Ama hayýr, ne bir ses, ne cevabi b
atýþ, ne de faþist hatlarýnda herhangi bir kýpýrdanma. Daima yavaþlayarak ileri doðru sürünüp durduk. Oraya bir önce varmak; s
onlar bizi duymadan önce bombalama mevziine ulaþma arzumun derinliðini size anlatamam. Böylesi bir zamanda herhangi bir
korkunuz bile olmuyor. Sadece etkili olabileceðiniz yere ulaþmak için dehþetle ve ümitsiz bir arzu duyuyorsunuz. Vahþi bir
hayvaný takip ederken de ayný þeyi; atýþ menziline ulaþmak hususundaki bu ayný muzdarip arzuyu ve bunu imkânsýz gören ayn
rüyamsý ümitsizliði hissetmiþtim. Mesafe nasýl da uzadý. Araziyi iyi biliyordum, ancak yüz elli metre kadardý ama yine de bir mild
daha fazla gibi geldi. O hýzla sürünürken yerdeki büyük deðiþimleri bir karýncanýn fark edebileceði kadar fark ederseniz ancak; þ
görkemli, ,düzgün bir çayýr alaný; burada berbat, yapýþkan, çamurlu bir arazi parçasý; hýþýrtýsýndan kaçýnmak zorunda olduðu
üzerinden gürültüsüz aþmanýz imkânsýz gözüken umut kýrýcý taþ yýðýnlarý...
Ýleri doðru öylesine bir asýr kadar sürünmüþ olduk ki, ben artýk yanlýþ istikamete gitmiþliðimizi düþünmeye baþladým. S
belirsiz hatlar þeklinde daha koyu bir þey belirdi. Bu, dýþtaki tel engeldi(faþistlerin iki sýra tel engelleri vardý). Jorge yere diz çökü
cebinde bir þeyler aradý. Haiz olduðumuz tek tel makasýmýz ondaydý. Snip, snip. Uzayýp giden bu nesne usulca kenara kaldýrý
Arkadaki adamlarýn yaklaþmalarýný bekledik. Sanki dehþetli bir gürültü yapýyor gibiydiler. Artýk faþist siperine elli metre kadar b
kalmýþ olmalýydý. Hâlâ ikiye katlanmýþ halde ileriye doðru devam. Fare deliðine yaklaþan bir kedinin ki gibi yavaþça ayaðýnýzý
http://www.kriter.org - www.kriter.org
Powered by Mambo
Generated: 13 October, 2016, 15:39
koyarak sinsi bir adým; sonra dinlenmek üzere bir duruþ, sonra bir adým daha. Bir defasýnda baþýmý kaldýrdým, Benjamin sess
içinde elini ensemin üzerine koyup sertçe aþaðý çekti. Ýçteki tel engelin siperden ancak yirmi metre kadar uzakta olduðunu
biliyordum. Otuz kiþinin iþitilmeden oraya varabileceði bana imkânsýz gözüktü. Nefeslerimiz bile kendimizi ele vermeye kafiydi.
Yine de her nasýlsa oraya ulaþtýk. Üzerimizde hayal gibi yükselen bulanýk siyah bir höyük; faþistlerin mevzii artýk görülüyordu. J
kez daha diz çöküp cebini yokladý: Snip, snip... Bu zýmbýrtýyý da sessiz kesmenin bir yolu yoktu.
Ýþte ikinci tel engele de varmýþtýk. Bunun arkasýndan dört ayak üzerinde ve daha süratlice sýzdýk. Hemen saldýrý için t
vaktimiz olsa hepsi mükemmeldi. Jorge'la Benjamin saða doðru sürünüp geçtiler. Ama, etrafa yayýlmýþ vaziyette olan gerideki
adamlar tel engeldeki dar aralýktan geçebilmek için tek sýra olmak zorundaydýlar. Tam o anda faþist mevziinden bir parýltý ve bi
patlama... Nöbetçi sonunda bizi duymuþtu. Jorge bir dizi üstüne doðrultu ve kolunu þöyle bir salladý: Boomm!..
Bombasý siper üzerinde bir yerde patlamýþtý. Derhal, bir kimsenin düþünebileceðinden çok daha ani þekilde faþistlerin mevziind
ya da yirmi tüfek patladý. Elhasýl, bizi bekliyorlarmýþ. O an için kýzýl ýþýk altýndaki her bir kum torbasýný görebilirdiniz. Çok, çok
olanlar bombalarýný fýrlatýyorlar, ama bunlarýn bazýlarý sipere ulaþmýyordu. Her mazgal deliðinden sanki alev fýþkýrýyordu. Ka
size ateþ edilmesi her zaman berbattýr. Her namlunun parýltýsý sanki doðrudan sizi hedef almýþ gibidir. Fakat bunlarýn en berba
bombalardý. Bunlarýn dehþetini, karanlýkta yakýnýnýzda bir bomba patlayýncaya kadar anlayamazsýnýz. Gündüzde sadece
patlamanýn gürültüsü vardýr; gece ise birde kör edici kýzýl parýltýsý var. ilk yaylým ateþte kendimi yere atmýþ, bütün bu zaman z
kaygan çamurda yan üstü yatmýþ vahþicesine bir bombanýn pimiyle güreþiyordum. Lanet þey bir türlü çýkmýyordu. Sonunda on
yönde çevirdiðimin farkýna vardým. Pimi çýkardým dizlerimin üstünde doðruldum, bombayý savurup tekrar kendimi yere attým. B
siper dýþýnda sað taraf üzerinde bir yerde infilak etti. Korku hedefimi þaþýrtmýþtý. Tam bu anda baþka bir bomba hemen benim
gümledi. Öylesine yakýndaydý ki patlamanýn ýsýsýný hissedebildim. Kendimi iyice yere serdim ve yüzümü çamura öylesine þidd
bastýrdým ki boynumu incittim. Yaralandýðýmý sandým. Gürültü arasýnda arkamdan Ýngilizce bir sesin yavaþ bir þekilde
“vuruldum” dediðini duydum. Bomba bana dokunmadan etrafýmda birkaç kiþiyi gerçekten yaralamýþtý. Dizlerimin
üzerinde doðruldum ve ikinci bombamý da patlattým. Onun nereye gittiðini hatýrlamýyorum. Faþistler ateþ ediyor, arkadan
bizimkiler ateþ ediyor; ben ortada olduðumun tam bilinciydeydim. Bir atýþ sesi duydum ve hemen arkamda birinin ateþ ettiðini
farkettim. Ayaða kalkýp ona, “Bana ateþ etme, beyinsiz herif…!” diye baðýrdým. O anda Benjamin’in
on-on beþ metre saðýmda koluyla beni çaðýrdýðýný gördüm. Ona koþtum. Bu ateþ kusan mazgal delikleri hattýný geçmem dem
Giderken sol elimi yüzüme siper ettim –sanki insanýn eli bir mermiyi engelleyebilirmiþ gibi.- Ahmakça bir hareket. Ama
bende yüzden vurulmanýn korkusu vardý. Benjamin, yüzünde memnun ve þeytani bir ifade içinde, bir dizi üzerinde çömelmiþ ate
ediyordu. Jorge, ilk yaylým ateþte yaralý düþmüþtü, gözden uzak yerlerdeydi. Benjamin’in yanýna diz çöktüm, üçüncü bom
çektim ve onu da fýrlattým. Ahhaa!. Bu kez artýk þüphe yoktu. Bomba köþede, siperin içinde, makineli tüfek yuvasýnýn tam yaný
infilak etti.
Faþistlerin atýþlarý ansýzýn yavaþlamýþ gibi oldu. Benjamin ayaða fýrladý ve “ileri!..hücum!..” diye baðýrdý
bulunduðu kýsa, dik bayýrý hýzla çýktýk. Ben, “hýzla çýktýk” diyorum, ama týrmandýk daha uygun bir tabir olur. Ge
baþtan ayaða ýslak ve çamurlu bir halde, süngü takýlý aðýr bir tüfekle yüz elli kartuþun aðýrlýðý altýnda hýzlý hareket etmeniz m
Tepede bir faþistin beni beklemekte olduðundan emindim. O mesafeden bana ateþ etse kesinlikle vurabilirdi. Ama yine de
her nasýlsa onun ateþ edeceðini hiç ummadým: süngüsüyle icabýma bakacaðýný düþündüm. Süngülerimizin çatýþmasýnýn hey
hissetmiþ gibiydim; onun kolunun benimkinden daha güçlü olup olmadýðýný merak ediyordum. Mamafih bekleyen bir faþist yoktu
Müphem bir rahatlama hissiyle buranýn alçak bir siper olduðunu, kum torbalarýnýn saðlam bir istinat oluþturduðunu fark ettim. Ku
olarak bunlarýn aþýlmasý zordur. Ýçerideki her þey parça parça olmuþtu; direkler saða sola savrulmuþ, büyük þarapnel parçalarý
saçýlmýþtý. Bombalarýmýz tüm barýnak ve sýðýnaklarý harap etmiþti. Ve hâlâ görünürde bir kimse yoktu. Onlarýn yer altýnda bi
gizlenmekte olduklarýný düþündüm. Ýngilizce olarak: “Haydi, çýk oradan! Teslim ol!” diye baðýrdým. (O an Ýspany
hiçbir þey düþünemedim) Cevap yok. Sonra bir adam, yarý ýþýkta gölge bir þekil, yýkýlmýþ kulübelerin çatýsý üzerinden sýçrayý
fýrladý. Süngümü etkisiz bir þekilde karanlýða dürterek ardýna düþtüm. Kulübenin köþesini dönünce diðer faþist mevziine uzanan
kanalý içinde tüyen birini gördüm. –Bu daha önce gördüðüm kiþi miydi bilmiyorum- Çok net görebildiðime göre ona çok ya
olmalýydým. Çýplak baþlý idi ve sanki omuzlarýn sýkýca sardýðý battaniye dýþýnda üzerinde bir þeyi yok gibiydi. Ateþ etmiþ olsa
parça uçurmuþ olabilirdim. Fakat birbirimizi vurma korkusu sebebiyle siper içine girdikten sonra sadece süngü kullanmamýz
emredilmiþti. Ve ben hiçbir durumda ateþ etmeyi düþünmedim. Bunun yerine zihnim yirmi yýl geriye, Çanakkale’de bir
Türk’ü nasýl süngülemiþ olduðunu canlý bir pandomim içinde gösteren boks hocama gitti. Tüfeðimi dipçiðinin ince yerinde
kavrayýp adamýn sýrtýna hamle yaptým. Yetiþebileceðimin biraz uzaðýnda kaldý. Bir hamle daha yine yetiþmedi. Kanal yukarý
seðirterek ben üstte peþinden omuz kemiklerine dürtükleyerek, ama tam ulaþmaksýzýn kýsa bir mesafe böyle ilerledik. –
Sanýrým ona o kadar komik gelmese de benim için anýmsanacak komik bir hatýra.
Elbette araziyi o benden daha iyi biliyordu ve az sonra uzaklaþýp kayboldu. Geri döndüðümde o yer baðrýþan kimselerle dolmuþ
Ateþ sesleri biraz azalmýþtý. Faþistler üstümüze hâlâ üç taraftan aðýr ateþ yaðdýrýyorlardý ama, artýk daha uzak mesafeden. Þi
geriye sürmüþtük. Kâhin bir eda içinde, “Burayý ancak yarým saat tutabiliriz, fazla deðil” dediðimi hatýrlýyorum. Ne
yarým saat demiþtim, bilmiyorum. Sað taraftaki siper üzerinden baktýðýnýzda karanlýðý hançerleyen sayýsýz, yeþilimsi tüfek par
görebiliyordunuz; ama bunlar çok gerilerde, yüz veya iki yüz metre kadar uzaktaydýlar. Þimdi iþimiz orayý araþtýrýp yaðmalayam
deðer her þeyi yaðma etmekti. Benjamin ve diðer bazý kiþiler orta yerdeki büyük barakanýn veya sýðýnaðýn yýkýntýlarý arasýnd
baþlamýþlardý bile. Benjamin yýkýk çatý arasýndan bir mühimmat sandýðýnýn halat sapýndan tutmuþ heyecanla çekiþtiriyordu:
“Yoldaþlar! Mühimmat!.. bol mühimmat var burada”!
Bir ses, “mühimmat istemiyoruz, tüfek istiyoruz” dedi.
Doðruydu. Tüfeklerimizin yarýsý çamura bulanmýþ, kullanýlmaz haldeydi. Temizlenebilirlerdi ama, karanlýkta kol demirini tüfekte
çýkarmak tehlikelidir; bir yere koyar sonra da kaybedersiniz. Karýmýn Barcelona’da almayý becermiþ olduðu, çok küçük b
http://www.kriter.org - www.kriter.org
Powered by Mambo
Generated: 13 October, 2016, 15:39
elektrikli cep fenerim vardý. Aksi halde taným için aramýzda hiçbir ýþýk olmayacaktý. Tüfekleri iyi birkaç kiþi uzaktaki parýltýlara
düzensiz bir þekilde ateþ etmeye baþladý. Kimse seri þekilde ateþ etmeye cesaret edemedi. Tüfeklerin en iyileri bile fazla ýsýnýn
tutukluk yapabilirdi. Siper içinde bir veya iki yaralý ile birlikte on sekiz kiþi kadar vardýk. Ýngiliz ve Ýspanyol birçok yaralý dýþarýd
yatýyorlardý. Ýlk yardým konusunda daha evvel biraz eðitim görmüþ olan Belfast’tan Ýrlandalý Patrick O’hara, elin
bandaj paketleri ile ileri geri gidip yaralýlarý sarýyor ve tabii, sipere döndüðü her seferinde, ateþe maruz kalýyordu.
Etrafý araþtýrmaya koyulduk. Etrafta yatan bir çok ölü vardý ama, onlarý incelemek için durmadýk. Peþinde olduðum makinalý tü
Dýþarýda olduðumuz bütün süre içinde müphem bir þekilde bu silahýn neden atýþ yapmadýðýný merak etmiþtim. Makinalý tüfek
cep fenerimi yaktým. Acý bir sükut-u hayal”.. Silah orda yoktu. Sehpasý, çeþitli mühimmat ve yedek parça kutularý oraday
ama, silah gitmiþti. Onu ilk alarmda sökmüþ ve taþýmýþ olmalýydýlar. Þüphesiz emir altýnda hareket ediyorlardý. Ama böyle yap
aptalca ve korkakça bir þeydi. Eðer, silahý yerinde tutmuþ olsalardý hepimizi toptan biçebilmiþ olacaklardý. Çok kýzdýk; bir makin
tüfek ele geçirmeyi çok istemiþtik.
Orayý burayý yokladýk ama, bahse deðer bir þey bulamadýk. Etrafta bol miktarda faþist bombalarýndan –bir ipi çekerek
patlattýðýnýz oldukça iptidai bir bomba tipi- vardý. Bunlardan bir çiftini hatýra olarak cebime koydum. Faþist sýðýnaklarýnýn çýpla
periþanlýðýndan etkilenmemek mümkün deðildi. Kendi sýðýnaklarýmýzda gördüðümüz, yedek elbise, kitap, yiyecek, önemsiz þa
döküntülerinden burada hiç yoktu. Bu zavallý ücretsiz askerlerin battaniye ve birkaç parça süngerleþmiþ ekmekten baþka bir þey
gibiydi. Yukarýda uzak bir noktada, kýsmen yerden yüksekte ve ufacýk bir penceresi olan küçük bir sýðýnak vardý. Fenerimizi
pencereden içeri tutar tutmaz bir tezahürat yükseldi. Bir metre yüksekliðinde on beþ santimetre çapýnda silindirik bir nesne deri b
mahfaza içinde duvara dayalý durmaktaydý. Açýkça bu bir makinalý top namlusu idi. Fýrlayýp kapý aralýðýndan içerik daldýk ki n
deri mahfaza içindeki þey makineli namlusu deðildi ama, bizim silaha muhtaç ordumuz için ondan da kýymetli bir þeydi.
Katlanabilir sehpasý ile birlikte, muhtemelen en az altmýþ ve ya yetmiþ büyütme özelliðini haiz dev bir teleskoptu. Bu tip
teleskoplardan hattýn bizim tarafýmýzda yoktu ve bunlara ölesiye ihtiyaç vardý. Onu zaferle dýþarý çýkardýk ve daha sonra taþým
üzere sipere dayadýk.
O anda birisi baðýrarak faþistlerin yaklaþmakta olduðunu duyurdu. Ateþ sesleri kesinlikle çok yükselmiþti. Ama faþistlerin saðdan
saldýrýya geçmeyecekleri açýktý. Bu onlarýn aradaki tampon bölgeyi geçmeleri ve kendi korumalarýný tahrip etmeleri demek olu
Zerre kadar akýllarý olsa üzerimize hendeðin içinden gelirlerdi. Sýðýnaklarýn diðer tarafýna dolandým. Burasý ortasýndaki sýðýn
beraber kabaca bir at nalý þeklindeydi. Öyle ki solumuzda bizi kuþatan baþka bir siper daha vardý. Þiddetli ateþ sesleri o
istikametten geliyordu ama, bu önemli deðildi. Tehlike noktasý doðrudan öndeydi. Burada hiçbir koruma yoktu. Tam baþýmýzýn
üstünden bir mermi seli geçiyordu. Bunlar hattýn daha yukarýsýndaki diðer faþist mevziinden geliyor olmalýydýlar. Demek ki
komandolar onu ele geçirememiþti. Ama gürültü saðýr ediciydi. Bu yýðýn halindeki tüfeklerin yakýn mesafeden iþitmeye alýþýk o
kesintisiz, davul gibi gümbürtüsüydü. Ýlk defaydý ki tam ortasýnda kalmýþtým. Tabii ateþ artýk hat boyunca millerce mesafe bir a
yayýlmýþtý. Douglas Thomson yan tarafýnda faydasýz sallanýp duran yaralý bir kolla sipere dayanmýþ parýltýlara doðru tek elle
ediyordu. Tüfeði týkanýklýk yapmýþ olan birisi onunkini dolduruyordu.
Bu tarafta dört veya beþ kiþi kadardýk. Ne yapmamýz gerektiði açýktý. Kum torbalarýný öndeki siperden çekerek korumasýz tara
barikat yapmamýz gerekiyordu. Çabuk olmak zorundaydýk. Halen ateþ fazlaydý ama, her an azalabilirdi. Etraftaki parýltýlardan
karþýmýzda yüz veya iki yüz kiþi olduðunu tahmin edebiliyordum. Kum torbalarýný rastgele çekiþtirmeye, yirmi metre kadar ileriy
taþýyarak kabaca yýðmaya baþladýk. Bu berbat bir iþti; her biri elli kilodan fazla çeken büyük kum torbalarýydý ve onlarý gevþetm
gücünüzü kullanmanýzý gerektiriyordu. Sonra çürümüþ telis torbalarý yýrtýlýr ve ýslak toprak boynunuzdan aþaðý, kollarýnýzdan
tarafýnýza boþalýverdi. Her þeyden derin bir dehþet duyduðumu hatýrlýyorum: Kaos, karanlýk, korkunç gürültü, çamurda kayar g
geri yürümek, patlayan kum torbalarý ile uðraþmak- ve daima kaybetmek korkusu içinde elden býrakmaya cesaret edemediðim
tüfeðim tarafýndan engellenerek cebelleþme… hatta, aramýzda bir çuvalla sendelerken birine, “Ýþte savaþ bu! Menh
deðil mi?” diye baðýrdým. Ansýzýn ön siper üzerinden birbiri ardýna atlayan uzun boylu figürler beliriverdi. Yaklaþýnca ko
üniformalarý giydiklerini gördük ve takviye olduklarýný düþünerek tezahürat yaptýk. Mamafih üç Alman, bir Ýspanyol sadece dört
Sonradan komandolara neler olduðunu duyduk. Araziyi bilmediklerinden karanlýkta yanlýþ bir yere götürülmüþler ve orada faþistl
tel engellerine takýlarak birçoðu vurulmuþtu. Bunlar, onlarýn yolunu kaybetmiþ dört bahtlýsýydý. Almanlar bir kelime Ýngilizce,
Fransýzca veya Ýspanyolca bilmiyorlardý. Güçlükle ve el kol iþaretleri ile ne yaptýðýmýzý anlatarak barikat yapýmýnda bize yard
etmelerini saðladýk.
Faþistlerin artýk makinalý tüfek de getirmiþlerdi. Onun yüz veya iki yüz metre uzaklýða maytak gibi(m
görebilirdiniz. Mermiler üzerimize doðru muntazaman, buz çatýrtýlarý ile gelmekteydi. Çok geçmeden mahallin bu tarafýndaki birk
kiþinin ardýna yatýp ateþ edebileceði, göðüs seviyesinde, alçak bir siper oluþturmaya yeter miktarda kum torbasý fýrlatmýþ olduk
onlarýn gerisinde diz çökmüþ duruyordu ki bir havan topu mermisi baþýmýn üzerinden výnlayýp geçti ve aradaki tampon bölgede
yerde parçalandý. Bu diðer bir tehlikeydi, ama, mevziimizi bulmalarý birkaç dakikalarýný alýrdý. O berbat kum torbalarýyla güreþm
bitmiþ olduðuna göre, gürültü, karanlýk, yaklaþan parýltýlar, parýltýlara bizimkilerin mukabele ediþleri bir bakýma, kötü bir eðlenc
hani. Hatta insanýn biraz düþünmek için vakti bile vardý. Korkmuþ olup olmadýðýmý merak ettiðimi ve neticede korkmamýþ oldu
karar verdiðimi hatýrlýyorum. Muhtemelen daha az tehlike altýnda olduðu dýþarýdayken korkudan yarý hasta olmuþtum. Sonra
ansýzýn faþistlerin yaklaþtýðý yolunda baþka bir baðýrma oldu. Bu sefer artýk þüphe yoktu. Tüfek patlamalarý daha çok yaklaþm
yirmi metre kadar ötede bir parýltý gördük. Açýkça haberleþme kanalýndan yukarý yolu almaya çalýþýyorlardý. Yirmi metre mesa
kolayca bombalayabilecek bir menzil içindeydiler. Birbirine sarýlmýþ sekiz veya dokuz kiþiydik; iyi yerleþtirilmiþ bir bomba
hepimizi parça parça ederdi. Bob Smilie, yüzünde küçük bir yaradan kan akar halde dizleri üzerine kalkýp bir bomba fýrlattý. Kap
patlamayý bekledik. Fitil havada yüzerken kýrmýzý ýþýk çýkararak yandý ama, bomba patlamadý. Bu bombalarýn en az en az dö
çalýþmazdý. Faþistlerinki dýþýnda bombam kalmamýþtý ve onlarýn nasýl kullanýldýðýný da tam bilmiyordum. Herhangi birinde f
bomba var mý diye ötekilere baðýrdým. Douglas Boyle, cebini yokladý ve bir tane yolladý. Fýrlatýp kendimi yüzüstü yere attým. Y
isabet eden þans eseri, bombayý hemen hemen tüfeðin tam parýldadýðý yere düþürmeyi baþarmýþtým. Bir gümbürtü oldu ve he
http://www.kriter.org - www.kriter.org
Powered by Mambo
Generated: 13 October, 2016, 15:39
inleme ve feryatlarýn acý bir çýðlýðý yükseldi. Her neyse onlardan birine ulaþmýþtýk; bilmiyorum öldü mü ölmedi mi ama, kötü þe
kesindi. Zavallý bahtsýz adam! Feryat ediþini duyarken belirsiz bir üzüntü duydum. Fakat, ayný anda, tüfek parýltýlarýnýn bulaný
aydýnlýðýnda tüfeðin patlamýþ olduðu yerin yakýnýnda ayakta duran bir insan silüeti gördüm; veya gördüðümü sandým. Tüfeðim
üstüne saldým. Bir feryat daha; ama, sanýrým bu hâlâ bombanýn etkisindeydi. Birkaç bomba daha fýrlatýldý. Bundan sonra ilk gö
tüfek parýltýlarý yüz veya daha fazla metre, oldukça uzakta idi. Bu suretle, hiç deðilse geçici olarak, onlarý geriye sürmüþ olduk.
Herkes küfretmeye ve ne cehenneme bize destek göndermiyorlar diye söylenmeye baþladý. Yarý makinalý bir tüfekle, ya da tem
tüfeði olan yirmi kiþiyle burayý bir tabura karþý savunabilirdik. Tam bu anda, daha önce sipariþlerle geriye gönderilmiþ olan,
Benjamin’den sonra kumanda mevkiinden Paddy Donovan ön siper üzerinden týrmanýverdi.
“Merhaba! Haydi, dýþarý çýkýn! Herkes derhal geri çekilsin!”
“Ne?..”
“Geriye!. Dýþarý çýkýn!..”
“Bu emirdir. Tekrar kendi hatlarýmýza, çok çabuk.”
Arkadaþlara ön siper üzerinden týrmanmaya baþlamýþtý bile. Bunlarda birkaçý aðýr bir cephane sandýðý ile uðraþýyordu. Aklým
yerin öbür tarafýna da sipere dayalý olarak býraktýðým teleskopa gitti. Fakat o anda dört komandonun, sanýrým önceden almýþ
garip emirler gereði haberleþme kanalýndan yukarý doðru koþmaya baþlamýþ olduðunu gördüm. Bu kanal diðer bir faþist mevzii
–eðer varýrlarsa- mutlak bir ölüme götürüyordur. Karanlýk içinde gözden kaybolmak üzereydiler ki “geri çekil&rdquo
Ýspanyolcasýný düþünmeye çalýþarak arkalarýndan koþtum. Nihayet, belki de doðru anlamda “Atras!..Atras!” diye
baðýrdým. Ýspanyol olan bunu anladý ve diðerlerini geri çevirdi. Paddy siperde bekliyordu.
“Hadi, çabuk ol.”
“Ama teleskop?”
“A-teleskop! Benjamin bekliyor dýþarda.”
Dýþarý týrmandýk. Paddy, benim için teli kenarda tuttu. Faþist siperden ayrýlýr ayrýlmaz her istikametten geliyor gibi gözüken me
bir ateþ altýnda kaldýk. Bunun bir bölümünün kendi tarafýmýzdan gelmiþ olduðundan hiç þüphe etmiyorum. Zira, hat boyunca he
etmekteydi. Hangi yöne döndüysek yeni bir mermi akýntýsý sýyýrýp geçti. Karanlýkta bir koyun sürüsü gibi o tarafa bu tarafa sürü
Bir kutu bomba ile birkaç faþist tüfeðinden ayrýca ele geçirmiþ olduðumuz, içinde 1750 kadar mermi olan ve elli kilo kadar aðýrlýk
cephane sandýðýný yanýmýzda sürüklemenin de hiçbir faydasý olmadý. Her ne kadar siperden sipere mesafe iki yüz metreden a
çoðumuz mahalli biliyor idiysek birkaç dakika içinde yolumuzu tamamen kaybettik. Her iki taraftan da mermi yaðdýðý bir yana hiç
þey bilmeksizin kendimizi çamurlu bir tarladan saða sola kayar bulduk. Yolumuzu aydýnlatacak ay ýþýðý yoktu, ama, gök biraz
aydýnlanýyordu. Bizim hat Huesca’nýn doðusundaydý: Ben ilk þafak söküp, neresi doðu, neresi batý olduðunu gösterince
kadar olduðumuz yerde beklemememizi istiyordum, ama, diðerleri buna karþýydýlar. Ýstikametimizi birkaç kez deðiþtirerek ve sý
cephane sandýðýný taþýyarak ileri doðru kaydýk. Nihayet ileride önümüzde hayal gibi uzayan bir siperin alçak düz çizgisini gördü
bizimki de olabilirdi, faþistlerinki de… Kimsede ne tarafa gittiðimize dair en ufak bir fikir yoktu. Benjamin bazý uzun
yabani otlar arasýnda sipere yirmi metre kalana kadar karný üzerinde süründü ve meydan atmayý denedi. Onu bir
“Bomm!” sesi cevapladý. Ayaða fýrladýk, siper boyu yol alýp bir kere daha sulama kanalýna daldýk. –Faþ, fo
faþ, foþ-; Tekrar emniyetteyiz.
Kopp, birkaç Ýspanyolla siper içinde bekliyordu. Doktor ve sedyeler gitmiþti. Jorge ve bizim kendi adamlarýmýzdan Hiddlestone
adlý biri hariç bütün yaralýlar toplanmýþ gözüküyordu. Kopp, çok yorgun bir halde yukarý aþaðý gidip geliyordu. Boynunun arkas
þiþman katlar bile çok solgundu. Siper üzerinden akýp giden ve baþýnýn yanlarýnda patlayan mermilere aldýrmýyordu. Çoðumuz
korunmak için siperin arkasýnda çömelmiþtik. Kopp, “Jorge! Kogno! Jorge!” diye mýrýldanýyor ve sonra Ýngilizce
olarak “eðer Jorge gittiyse çok kötü, çok kötü” diye söyleniyordu. Jorge onu þahsi dostuydu ve en iyi subaylarýndan
biriydi. Aniden bize döndü ve kayýplarý aramak için iki Ýngiliz, üç Ýspanyol, beþ gönüllü istedi. Moyle ve ben üç Ýspanyolla gönü
Dýþarý çýkarken Ýspanyollar ortalýðýn tehlikeli þekilde aydýnlanmakta olduðunu mýrýldandýlar. Bu görülür bir gerçekti. Gök hafi
Faþist tabyadan gelen heyecanlý seslere ait çok büyük gürültü vardý. Orayý öncekinden çok daha büyük bir güçle tekrar iþgal etm
açýktý. Siperden altmýþ veya yetmiþ metre mesafede iken bizi görmüþ veya iþitmiþ olmalýlar ki üzerimize bizi yüz üstü yere kapa
bir ateþ açtýlar. Onlardan biri siper üzerinden bir bomba fýrlattý –kesin bir panik iþareti. Biz, faþist seslerinin çok daha
yaklaþmýþ olduðunu duyduðumuz, ya da duyduðumuzu sandýðýmýzda –ki salt hayal olduðundan þüphem yok ama, o za
gerçek gibi algýlamýþtýk-. Çayýrda uzanmýþ yatýyor, hareketi devam için bir fýrsat bekliyorduk. Siperi býrakmýþlar ardýmýzdan
geliyordular. Moyle’ye “koþ!” diye baðýrdým ve ayaða fýrladým. Hey Allah, nasýlda koþtum! Daha evvel
geceleyin baþtan ayaða ýslanmýþ halde, üzerimizde bir tüfek ve mermi kartuþlarýyla koþamayacaðýnýzý sanýrdým. Ama þimdi p
kovan elli yüz silahlý kiþi düþününce her zaman koþabileceðini öðrenmiþ oldum. Eðer ben hýzlý koþabilmiþ idiysem, diðerleri ben
Ben uçarken meteor saðanaðý gibi olmasý gereken bir þey gelip beni geçti. Bu daha önce ön tarafta olmuþ olan üç Ýspanyoldu.
Durmaksýzýn tekrar kendi siperimize döndüler ve ben arkalarýndan onlara yetiþebildim. Gerçek þuydu ki sinirlerimiz tamamen
bozulmuþtu. Mamafih beþ kiþinin açýk þekilde görülebilir olduðu yarý aydýnlýkta bir kiþinin görülemez olduðunu bildiðimden geriy
dönmüþtüm. Dýþtaki tel engele ulaþmayý baþardým. Karýn üzeri yatmak mecburiyetinde olduðumdan pek iyi olmayan yeri olabild
araþtýrdým. Jorge ve Hiddlestone’dan hiçbir iþaret yoktu; sessizce geri süründüm. Sonradan öðrendik ki, Jorge da
Hiddlestone da sargý yerine götürülmüþlermiþ. Jorge, omzundan hafif yaralanmýþ, Hiddlestone’sa korkunç bir yara almýþ
kolunun yukarýsýna saplanan bir mermi kemiðini birkaç yerinden kýrmýþ; çaresiz yerde yatarken yanýnda bir bomba infilak edip
vücudunun baþka çeþitli yerlerini parçalamýþtý. Memnuniyetle söyleyeyim ki iyileþti. Sonradan bana, bir mesafeye kadar sýrt üst
yatarak çabaladýðýný sonra da yaralý bir Ýspanyol’a yapýþarak içeri girmek için birbirine yardým etmiþ olduklarýný anlatt
aydýnlanýyordu. Hat boyu kilometrelerce civarda karýþýk anlamsýz bir ateþ, sanki bir fýrtýnadan sonra yaðmaya devam eden ya
http://www.kriter.org - www.kriter.org
Powered by Mambo
Generated: 13 October, 2016, 15:39
gibi gümbürdüyordu. Her þeyin periþan görüntüsünün, çamur bataklarýnýn, ivezli kavak aðaçlarýný, hendek diplerindeki sarý suy
traþsýz, çamura bulanmýþ, dumandan gözlerine kadar kararmýþ bitkin yüzlerini hatýrlýyorum. Tekrar kendi sýðýnaðýma gittiðimd
paylaþtýðým üç kiþi derin bir uykuya dalmýþlardý bile. Bütün teçhizatlarý üzerlerinde olduðu halde kendilerini yere atmýþlar, çam
karþýlarýnda çatýlmýþ haldeydi. Sýðýnaðýn içindeki her þey, dýþýndaki her þey gibi sýrýlsýklamdý. Uzun araþtýrmalar yaparak k
yetecek miktarda kuru odun yongalarý toplamayý baþardým. Sonra, uzun zamandýr sakladýðým ve hayrettir gece süresince
bozulmamýþ olup puromu tüttürdüm.Sonradan öðrendik ki, harekat, olabildiðince baþarýlý olmuþ. Bu harekat sýrf faþistlerin tabu
anarþistlerin tekrar saldýrdýklarý Huesca’nýn diðer tarafýndan kaydýrmalarý için yapýlmýþ bir akýmdý. Faþistlerin karþý s
veya iki yüz kiþi atmýþ olduklarýný tahmin etmiþtim. Ama sonradan bir firari bize altý yüz olduðunu söyledi. Muhtemelen yalandý.
Firariler açýk sebepler tahtýnda sýk sýk yaltaklanmaya çalýþýrlar. Teleskopa çok yazýk olmuþtu. Bu güzelim ganimet parçasýný
düþüncesi þimdi bile beni üzüyor.
http://www.kriter.org - www.kriter.org
Powered by Mambo
Generated: 13 October, 2016, 15:39

Benzer belgeler