Kıdem tazminatını gasp etmek ve taşeron köleliğini büyütmek istiyorlar!

Yorumlar

Transkript

Kıdem tazminatını gasp etmek ve taşeron köleliğini büyütmek istiyorlar!
İletişim adresi:
Sahabiye Mahallesi
Mersin Sokak - Sim İşhanı
No: 403 Kat: 4 - Kocasinan
Tel: 0 352 222 00 07
İşçi Bülteni Özel Sayý: 1167
Eylül 2014 - Fiyatý 25 Kr.
Kıdem tazminatını gasp etmek ve
taşeron köleliğini büyütmek istiyorlar!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, kıdem tazminatı ve
taşeron sistemi hakkında açıklama yaptı. Çelik, her işçinin aylık olarak
bireysel hesabına kıdem tazminatının yatırılmasını kabul etmeleri için
sendikalara çağrıda bulunurken, taşeron sisteminin ise “yaygınlaşmanın
tersine daraltıldığı” yalanına sarıldı.
Esnek çalışma aldı başını yürüdü. Güvencesiz çalışmanın adı olan
Taşeronluk köleliği büyüdükçe büyüdü. AKP iktidara geldiğinde 300 bin
civarında olan taşeron işçi sayısı 1,5 milyona dayandı. Taşeron çalışma fiilen
genel bir çalışma biçimi haline getirildi. Faruk Çelik yaptığı açıklamalarla,
AKP iktidarının krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetmek isteğini ortaya
koymuştur.
Faruk Çelik, taşeron işçilerin kıdem tazminatı hakkına kavuşturulacağı
Kayseri İşçi Bülteni’nden merhaba…
Cumhurbaşkanlığı seçimi sona erdi. Patronla
rın bir dediğini iki etmeyen
Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçil
di. Seçilen Cumhurbaşkanı kim
olursa olsun sermayenin, patronların himaye
edildiği düzene hizmet
edecektir. Başbakanlığı boyunca kendisi de
rüşvet ve yolsuzluğa batarken
sermayeyi, patronları koruyan, karlarına kar
katmaları için çaba gösteren
Tayyip Erdoğan, bu 12 yıllık sürede işçi ve eme
kçilere ise hep saldırdı. Artık
bu uğursuz icraatları Çankaya’dan sürdürec
ek. Makam değişti, ancak köhne
zihniyet yerli yerinde duruyor.
Çalışma Bakanı Taşeron işçiliğe ve kıdem tazm
inatının kaldırılmasına onay
verdi. “Taşerona kadro, her işçiye kıdem tazm
inatı” yalanları eşliğinde
memleketin taşeron cennetine dönüştürülm
esi, işçicinin can damarı olan
kıdem tazminatının gasp edilmesi hedefleni
yor.
En fazla iş kazasının olduğu kentler sıralama
sında Kayseri öne çıkıyor. İş
cinayetleri ülke genelinde sürüp gidiyor. Som
a katliamının üstünün örtülmesi
için devletliler çabalarını artırıyor. Makine müh
endisleri odası hazırladığı
raporla Soma da yaşananın kaza değil katliam
olduğunu tescil etti. Soma’da
söylemleri ile köleleştirme saldırısını ambalajlayarak işçilere yutturmaya
çalışıyor. Taşeron işçilerin kolaylıkla işten çıkarılması, örgütsüz ve
güvencesiz olmaları, hayatta kalmak için sürekli iş değiştirmeleri, bu
sahtekar bakanın umurunda bile değil.
Kıdem tazminatını gasp edip kaba köleliği dayatma konusunda kararlı
olan AKP iktidarı, işçi sınıfının örgütlü mücadelesinden korkuyor. Çelik’in,
AKP şefi Erdoğan’ın, “uzlaşma çıkana kadar görüşmelere devam edin”
talimatını verdiğini söylemesi bu korkunun göstergesidir.
İşçi sınıfı taşeron köleliğine, kıdem tazminatının patronlara peşkeş
çekilmesine izin vermemeli, asalak patronlardan ve onların kırbacı olan
AKP iktidarından hesap sormak için mücadeleyi büyütmelidir.
Kayseri İşçi Birliği
katliam göz göre göre gelmiş. Makine Müh
endisleri Odasının hazırladığı
raporda, “Türkiye’de çalışmak savaş
kadar tehlikeli” deniliyor. 10 yılda 12
bin işçi iş cinayetlerinde öldürüldü.
Karayolu işçilerinin öfkesi artıyor.
Daha da önemlisi karayollarında
çalışan yaklaşık 9 bin işçi artık kadro
aldatmacasına kanmıyor. Bu arada
Antalya Şube’de çalışan Cengiz Topel
DİSK’e bağlı Devrimci Yapı İşçileri
Sendikasına üye olarak, Yol-iş
ağalarına karşı bayrak açtı.
Bu konuların yanısıra, bültende
işçi mektupları da yer alıyor. Tüm
işçileri hakları ve geleceği için
mücadeleye çağırıyoruz. Kayseri İşçi Bülteni
Ekim sayısı için işçi
arkadaşlarımızı yazı katkısı vermeye çağırıyor
uz.
2
‘Soma kazası’ değil
Soma Katliamı!
Makina Mühendisleri odası Soma kömür ocağında yaşanan
patlamanın kaza değil cinayet olduğunu açıkladı. Ayrıca son üç
ayda iş cinayetlerine kurban edilen işçilerin sayısı, Soma
katliamındaki kayıp sayısı olan 301’i geçti. Bu korkunç rakam,
Soma kıyımından sonra bile işçi sağlığı ve güvenliği alanında hiçbir
önlemin alınmadığını kanıtlıyor.
Makine Mühendisleri odası, yaptığı açıklamada Türkiye’de
çalışan işçilerin hayatının, en az savaşan insanlar kadar tehlikede
olduğunu ifade etti. Yani Türkiye’de çalışmak savaş kadar
tehlikeliymiş.
Biz işçiler, canımıza kast eden bu vahşi sömürüye karşı
mücadele etmeliyiz. Ücretli kölelik düzenine bekçilik yapan
Türkiye Kömür İşletmeleri ile Enerji ve Tabi Kaynaklar
Bakanlığı’na sesimizi duyurmalıyız. Donanımlı ve tecrübeli
kurtarma ekiplerini madende kalan işçilerin büyük bir kısmı
zehirlenerek öldükten saatler sonra madene getirilişinin hesabını
sormalıyız. Soma katliamını protesto eden işçiyi tekmeleyen
bürokratı koruyan ve ölümleri 150 yıl önceki başka maden
kazalarıyla karşılaştırarak, “doğal” karşılanmasını isteyen ilkel
zihniyetten hesap sormalıyız.
Katliamın ardından başbakan, “Bunlar olağan şeylerdir.
Literatürde iş kazası diye bir olay var” dedi. Katliamı
normalleştirmek istedi. Davaya bakan savcı ise, cenazelerin daha
tamamı çıkmadan suçluların daha az ceza alabilmesi için “taksir”
iddiasını ortaya attı. Yani katliamın sorumlusu patronları kurtarmak
için mesai yaptı.
Hem sömürü ve kölelik çarkını kırmak hem aşağıdaki talepler
için, tüm onurlu işçiler mücadele etmelidir: Maden ocaklarında ve
diğer sektörlerde iş cinayetlerinin sona erdirilmesi için taşeronluk
sistemine son verilmelidir. İş teftiş sistemi aktifleştirilmelidir. İş
güvenliği uzmanları teknik nezaretçiler, işyeri hekimleri patrondan
bağımsız olmadır. Tüm madenlerde kurtarma görevi yapacak
donanımlı ve tecrübeli ekipler bulunmalıdır. Meslek hastalıklarının
tespit edilebilmesinin önündeki bürokratik engeller kaldırılmalıdır.
Kayseri İşçi Birliği
İşten çıkarmalar artıyor!
yılda 229 bin kişi
Bu rant ve soygun düzeninde işsizlerin sayısı, son bir
klerden uzak
artarak, 2 milyon 747 bine ulaştı. Devletin açıkladığı gerçe
kte ise Türkiye’de
işsizlik oranlarına göre bile işsizlik yüzde 12’yi aştı. Gerçe
ı 350 bin artarak 3
sayıs
işsiz
işsizlik oranı yüzde 20’den fazladır. Türkiye’de
işsiz sayısı artıyor.
milyona yaklaştı. Her yerde olduğu gibi Kayseri’de de
patronlar, işsizlik
Ucuz iş gücü olarak Suriyeli mültecilerden yararlanan
sopasını, daha pervasızca kullanmaya başladılar.
olu bölgesinde
En yüksek işsizlik oranı yüzde 14,5 ile Güneydoğu Anad
6,7 ile Batı Karadeniz
gerçekleşti. İşsizliğin en düşük olduğu bölge ise yüzde
ik oranının en yüksek
ve Kuzeydoğu Anadolu bölgeleri oldu. Erkeklerde işsizl
iken, kadınlarda ise,
si
olduğu bölge yüzde 15,2 ile Güneydoğu Anadolu bölge
yüzde 14,8 ile İstanbul bölgesi oldu.
r. Patron takımına
Patronların kâr hırsı nedeniyle işsizlik sürekli artmaktadı
n pek çok
çalışa
dışı
göre işçinin ücreti, sigortası bile hepten yüktür. Kayıt
en
k gelin yerde
işçinin olması, patronları daha da azgınlaştırıyor. Anca
isteniyor. Haklarından
patronlar için daha ideal bir yöntem devreye sokulmak
işçinin hakkını
yasal olarak tamamıyla arındırılmış köle işçiler, patronları
kurtaracak.
an
vermemek için yaptıkları türlü “Ali Cengiz” oyunlarınd
hakkı, esnek
Patronlar, başlarından atmak istedikleri kıdem tazminatı
fazla
daha
ılarla
saldır
gibi
ı
üretim modelleri, kiralık işçi uygulamas
AKP
olan
cı
zenginleşmenin derdindeler. Sömürü ve köleliğin kırba
el uzatmaya cüret
iktidarından güç alan patron sınıfı, işçi sınıfının haklarına
da kabartıyor.
ediyor. Tüm bu rezil icraatlar, işsizlik rakamlarını daha
rin tabanda
işçile
başı,
Peki, işsizliğe karşı ne yapmalıyız? Her şeyin
tazminatımızı yok
örgütlü birliği yaratmasıdır. Patronların hükümeti kıdem
tüyor. Çünkü işçiler
etmek için harekete geçiyor. Taşeronluk köleliğini büyü
halen örgütsüzler.
“direnİŞÇİ”
Gün, bize kaba köleliği dayatanlardan hesap sormak için,
olma zamanıdır.
Metal Fabrikası'nda çalışan işçilere çağrımızdır!
Metal işçilerinin yüzde 30’u sigortasız çalışmanın
pençesindeler. İki elin parmağını geçmeyen metal fabrikasında
sendika var. Büyük metal fabrikalarında bulunan sendikaları
patronlar getirmişler. Sendika bulunan metal fabrikalarında Hakİş’e bağlı Çelik-İş, bazı fabrikalarda ise Türk-İş’e bağlı Türk-Metal
sendikası var. Örneğin Has-Çelik bu fabrikalardan biridir.
Sendikalı işçilere daha yüksek ücret ödenen Kumtel’de işçilere
“İyi çalışırsanız siz de sendikalı olursunuz” deniyor. Sendikalı
işçilerin Çelik-İş’le ilişkisi ise vahim. 10 yıllık bir işçi “Sendikaya
sadece üye olurken gittim bir daha da görmedim” diyor.
Asgari ücret seviyesini geçmeyen sözleşmeler, ağır koşullara, iş
kazalarına ses çıkarmayan ama üretimin patronun istediği gibi
gitmesi için çaba gösteren sendikalar derdimize derman olamazlar.
Bizler sendikalı, sendikasız işçiler olarak birliğimizi pekiştirmek
için yola çıkıyoruz. Metal İşçileri Birliği için harekete geçiyoruz.
14 Eylül’de metal işçilerinin katılımıyla düzenleyeceğimiz
toplantıya katıl, metal işçilerinin ortak sorunlarına, ortak çözümler
arama mücadelesine omuz ver!
Metal İşçileri Birliği Girişimi
3
İşçiler birlik, halklar kardeş olmalı!
Önce 'misafir' diyerek 'misafirperverlik'le karşılanan Suriyeliler şimdi
“baş düşman” oldular. Bugün Kayseri’ye yoksul Suriyeliler sığamaz hale
geldi. Birçok kentte de durum aynı. Kayseri’de ve Türkiye’de yaşamaya
çalışan Suriyeliler ev sahipleri tarafından istismar ediliyor. Ev kiraları avuç
yakıyor. Eskişehir bağlarında, Osmanlı mahallesinde ve tüm emekçi
semtlerinde 5-6 Suriyeli aile birlikte daracık konutlarda, sağlıksız koşullarda
yaşıyorlar. Suriyeli avının yapıldığı Kayseri’de birçok ev sahibi, kiracılarını
çıkararak, kiralarını arttırdı ve evlerini sığınmacılara kiraladı
Ellerinde az-çok birikim olan Suriyeliler, fahiş fiyatlara kiralanan evlerin
kirasını bir süre sonra ödeyemez duruma düştüler. Bunun sonucunda ise ya
ev sahipleri ile sorun yaşamaya başladılar, ya da barındıkları evleri terk
etmek zorunda kaldılar.
Suriyelileri ucuz iş gücü için büyük fırsat olarak gören irili-ufaklı
Kayserili patronlar normal ücretlerin birkaç kat altında ücretlerle Suriyelileri
çalıştırmaya başladı. Örneğin çeşitli raporlara göre Kayseri de inşaatlarda
ortalama 60 TL civarında olan yevmiyeler 20 TL'ye kadar düştü. Sistemin
genel kuralı gereği var olan işsizlik, Suriyelilerin ucuz iş gücü kaynağı
olarak görülmesi ile birlikte katmerlendi.
Uzun yıllar boyunca, kendisinden olmayan kesimlere yönelik linç
organizasyonları gerçekleştiren zihniyet, Kayseri’de de Suriyeli mültecileri
hedef almaya başladı. Öyle ki küçük bir kıvılcımda sokaklara çıkan güruhlar,
ellerinde sopa ve kesici aletlerle birlikte sokak sokak dolaşarak, Suriyeli
avına çıkıyor, yakaladıkları herhangi bir Suriyeli’yi öldürme girişiminde
bulunuyor, Suriyeliler’in kaldığı evleri ateşe veriyorlar.
Saldırıların hedefinde ise Suriyeli yoksullar bulunuyor. Tuzu kuru, zengin
Suriyeliler el üstünde tutuluyor. Suriyeli yoksullardan en çok rahatsız olan
kesimlerden birini de varlıklı Suriyeliler oluşturuyor. Bu kesim sokaklarda
kalmaya mecbur edilen Suriyeli sığınmacılara karşı nefret duyuyor ve kendi
imajlarının zedelendiğini düşünüyor. Sokaklarda kalan, dilencilik yapan
Suriyeliler kamplara kapatılmak isteniyor.
AKP, önce istismar ettiği mülteci sorununu zamanla sırtında ağır bir yük
olarak görüyor. IŞİD çetelerine TIR’larla silah taşıyan AKP, sayıları 1
milyona ulaşan mültecilerin barınması, beslenmesiyle ilgilenmiyor.
Saldırılar, sadece AKP'yi zor durumda bırakmaması için engellenmeye
çalışılıyor. Saldırılar bahane edilerek, sığınmacılar zorla kamplara
kapatılıyor.
Suriyeliler vatanlarını neden terk ettiler? AKP'nin de içerisinde
bulunduğu çeşitli güç merkezlerinin Suriye'yi kan gölüne çevirmeleri
sonucunda komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldılar. Milyonlarca insan,
sadece köle ya da ticari bir nesne olduğunda kabul gördüler. Suriyelilere
genel bakış, “ya bize köle olursunuz ya da def olursunuz” şeklindedir.
Kayseri’de ve Türkiye’de Suriyeliler ucuz iş gücü olarak görülüyor.
Organize sanayi cehennemlerinde düşük ücretlerle çalıştırılıyorlar. Rant
kapısı olarak görülüyorlar. İşçiler ve işsizler için ise kendi işini kapan bir
rakip olarak görülüyorlar. Oysa Suriye’de savaşa çanak tutanlar yaşananların
sorumlusudurlar. Yapılması gereken açgözlü yöneticilerin ve patronların
tuzağına düşmeden işçilerin birliği, halkların kardeşliğinden yana tutum
almaktır. Unutmayalım ki, bize düşük ücretli kölelik dayatanlar Suriyeli
yoksullar değil, Türkiye’nin asalak patronlarıdır.
Kayseri İşçi Birliği
Payza işçisi köle değildir!
Bizler Payza dökümde çalışıyoruz. Çalışma koşullarımız çok ağır.
Sigortamız asgari ücret üzerinden yatırılıyor. Maaşımız asgari ücret olarak
bordro ’da gösteriliyor. 1250 lira maaş ödeniyor. Yoğun çalışma nedeniyle
iş kazası riski artıyor. Nitekim bir arkadaşımız kısa bir süre önce kaza
geçirdi.
Tüm bunlar olup bitiyor. Patron vaatlerde bulunuyor. Koşullarımızın çok
iyi olacağına bize inandırmaya çalışıyor. İşçiye fabrikanın ortasında kafa
atan zihniyetin verdiği sözlere inanmıyoruz. İşçi sağlığı ve güvenliği için
yeterli önlem almayan patronun vaatlerine karnımız tok.
Biliyoruz, iş bizde düğümleniyor. Basın açıklaması yaparak,
arkadaşımızın saldırıya uğramasına karşı tepkimizi gösterecektik. Anlaştık.
Sonra patron korkusundan dolayı basın açıklaması yapamadık. Böyle
susmaya devam edersek, sırtımızdan patronun baskısı eksik olamaz.
Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için dersek, birleşirsek, haklarımızı
almak için mücadele edersek kazanabiliriz. O zaman çalışma koşullarımız
düzelir. Aldığımız maaş üzerinden bordromuz düzenlenir ve sigorta
primimiz yatırılır. Fabrikanın ortasında yumruklanmayız. Öyleyse ilk
yapacağımız şey birbirimize güvenmek, kenetlenmek ve omuz omuza
mücadeleye hazırlanmaktır.
Payza dökümden işçiler
Zamlar sağanak yağmur gibi üzerimize yağıyor!
Dört kişilik aile için açlık sınırı 1.177 lira, yoksulluk sınırı 3.834 lira.
İşçi sınıfına reva görülen asgari ücret ise, 891 lira. Bu yetmiyormuş gibi,
şimdi de yeni zamlar kapıda…
Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için
yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı), 1.177,31 liraya
yükseldi. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su,
yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu
diğer harcamaların toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 3.834,90 lira oldu. Yani
4 asgari ücretli bir araya gelse yoksulluk sınırını aşan bir hayatı elde
edemiyor. Varın gerisini siz düşünün…
Emekçiler için gıda harcamalarında önemli bir yer tutan ekmeğin
hammaddesi buğday, yüzde 30 zamlandı. Sağlık alanında para kazanan
tekellerin yüzü gülecek. İlaca, Eylül ayında geçerli olacak şekilde yüzde
40 zam yapıldı. Zam dalgası pekçok şeyi daha kapsayacak. Oysa işçi
düşmanı AKP iktidarı, Temmuz ayında asgari ücreti sadece 45 lira arttırdı.
891 liralık ücretle kölelik koşullarında yaşamaya mahkum edilen
Taşeronun kölesi
olmayacağız!
Taşeron köleliği iş kazalarını artırıyor! İş kazaları,
en çok taşeronlaşmanın olduğu yerlerde
yaşanıyor! Taşeron köleliğinin hüküm sürdüğü
yerlerde işçiler düşük ücretle çalıştırılıyor!
Taşeron işçiler ağır çalışma koşullarına maruz
kalıyorlar. Taşeronluk işçileri örgütsüzlüğe
mahkum etmek için kullanılıyor.
Biz karayollarında ve ülkenin dört bir yanında
çalışan taşeron işçileri, taşeronluk köleliğine son
diye ayağa kalkmazsak taşeronluk köleliği sürer
gider! Öyleyse boynunu kasaba uzatan koyun
olmayalım; taşeron köleliğine karşı birleşelim,
örgütlenelim, mücadeleyi yükseltelim!
Karayolları Nevşehir Şube’den taşeron
işçileri
milyonlarca işçi, yeni zam dalgasıyla sefaletin dipsiz kuyusuna atıldı.
Yine son bir yıl içinde unu yüzde 55, üzümü yüzde 115, limonu yüzde
112, eti yüzde 7 ekmeği yüzde 12 daha pahalıya yemek zorunda kalan
emekçiler akaryakıt zamlarıyla da karşı karşıya kalıyorlar.
Asgari ücrete talim eden işçiler kazandıkları paranın yüzde 30’nu gıda
harcamalarına ayırıyorlar. Yüzde 33.4’ünü ise ulaşım, konut ve kira gideri
olarak ayırıyor. Kira, ulaşım ve gıda, düşük gelir elde eden ailelerin
kazandıklarının üçte ikisini oluşturuyor. Dolayısıyla gıda fiyatlarının
artması, asgari ücrete talim eden işçileri hastalık, çocuk bakımı ve diğer
temel gereksinimler için yaptıkları harcamaları kısmaya zorluyor.
Yoksulluğun kör kuyusunda yaşamak, zamlar altında inim inim
inlemek kaderimiz değildir. Bizler zamlara karşı mücadele edersek,
insanca yaşamaya yeten asgari ücret için ayağa kalkarsak, bir olursak,
birlikte örgütlü mücadele verirsek, zamları da, asgari sefalet ücreti
dayatmasını da parçalar atarız.
Kayseri İşçi Birliği
Yalanlara karnımız tok!
Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik,
taşeronlaştırma ile ilgili bir hazırlıktan söz
etmektedir. AKP, yakın zamana kadar böyle bir
gündemimiz yok diyordu. Faruk Çelik tarafından
bir takım iyileştirmelerden bahsediliyordu.
Aksine taşeronluk sistemi daha da kalıcı hale
getirildi. Güya biz karayollarında çalışan 9000
taşeron işçisine kadro vereceklerdi.
Yaptıkları ortada… İşçi simsarlarının
çalıştıracağı kiralık işçi büroları yasallaştı. Esnek
çalışma yaygınlaştı. İşçinin emek gücünü satacağı
işletme belirsizleştirildi. “Asıl işveren ve alt
işverenin kesin olarak birbirinden ayrılması” için
harekete geçtiler. Bu güvencesizlik, örgütsüzlük
ve kölelik demektir.
Düşünün ki taşeronlaştırmaya karşı işçiler
tarafından işgal edilmiş olan Greif ’ta 44 tane
taşeron bulunuyor. Taşeronluk köleliğine karşı
yapılması gereken, patronların vurucu gücü AKP
iktidarına umut bağlamak değildir. Yapılması
gereken köleliğin tescillenmesi demek olan
taşeronlaştırmaya karşı Greif işçisinin açtığı
yoldan gitmek mücadele ateşini büyütmektir.
Karayolları Develi Şube’den bir öncü işçi
Kadro için mücadele edelim!
Karayolları Taşeron İşçi Birliği Sayfası adı
altında sendika ağalarına paralı uşaklık yapanlar,
utanmadan hükümetin karayollarında çalışan
taşeron işçilere kadro vereceği yalanlarına
sarılıyorsunuz.
Kadro konusu en geç ekim ayı içerisinde bir
daha açılmamak üzere kapanacak. Alacak davaları
çöktü ki en az 3 yıl geriye gitti sonrası ise
meçhul… İşe iade davalarında verilen kararları
sendikanın avukatları uygulatmıyor ve hak
kayıplarına sebep oluyorlar. İşten çıkarılan
arkadaşlarınıza bakarak yarın sizin de başınıza
bunların geleceğini bilin. Bu seçim döneminde oy
vereceğiniz sendika başkanları seçimler bittikten
sonra bir daha sizleri arayıp sormayacak.
Yol-iş genel kurulu 15 Mart 2015’e kadar
tamamlanacak. Sendika ağaları bizden dört yıl
daha ihanetlerine izin vermemizi istiyorlar.
Uyanalım ve bu sarı sendikacılara, işverene
yandaş olanlara oy vermeyelim. Her şubede taban
örgütleri kuralım. Karayollarına yönelik
özelleştirme saldırısına, taşeronluk köleliğine
karşı tabandan yarattığımız örgütlülükle karşı
koyalım!
Karayolları Kayseri bölgeden taşeron işçileri
İşçi Bülteni Özel Sayı Özel Sayı: 1167 * Fiyatı: 25 Kr * Eylül 2014 * Sahibi ve S. Yazı İşleri Md.: Tayfun Altıntaş * Yayın Türü: Yerel süreli, siyasi, ayda bir, Türkçe * EKSEN Basım Yayın Ltd. Şti. * Millet Caddesi Sultan Cami Sk. No:2/9 Fatih/İstanbul *
Tel/Fax: 0 (212) 621 74 52 * Baskı: Özdemir Mat Davutpaşa Cad Güven Sanayi sit C Blok No: 242 Topkapı İstanbul * 577 54 92

Benzer belgeler

Haziran 2016 - KIZIL BAYRAK

Haziran 2016 - KIZIL BAYRAK haklarını buduyor. Hükümetiyle, muhalefetiyle hepsi patronlara çalışıyor. Birleşmeliyiz. Kayseri İşçi Birliği saflarında yerimizi almalıyız. Önce kendimize ve birbirimize güveneceğiz. Ama hep çözüm...

Detaylı