Ulaş Bardakçı - Hacibektaslilar

Yorumlar

Transkript

Ulaş Bardakçı - Hacibektaslilar
20 YKR
YIL: 1 SAYI: 54
23 ÞUBAT 2006 PERÞEMBE
Hacýbektaþ’ýn görünmeyen yüzü
Ara sokaklar
Hacýbektaþ'ýn ara sokaklarýn tamamýna yakýný çamur
ve su birikintisi içinde.
Kanazisasyonlarýnýn patladýðý bölgelerde gölcükler
oluþtu.
Yeni açýlan ara yollar ise araçlarýn girmesine uygun
deðil. Çamur ve su birikintisi Hacýbektaþ'ýn ara
yollarýný kullanýlamaz hale getirdi.
Yeni açýlan yollarýn ise araçlarýn geçmesi için uygun
olmadýðý bildirildi. Yer yer asfalt yollarda derin
çukurlarýn oluþmasý dikkat çekti. HABERÝ 3. SAYFADA
Pancar çiftçisinin
hali ne olacak?
CHP Kýrþehir Milletvekili
Hüseyin Bayýndýr Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Baþkanlýðýna bir soru
önergesi sunarak, pancar
üreticilerinin maðduriyetlerinin giderilmesini istedi.
Hacýbektaþlý bir devrimci
Ulaþ Bardakçý
ULAÞ'A AÐIT
HABERÝ 3. SAYFADA
Hele Ulaþ'a Ulaþ’a
Ulaþ benzerdi güneþe
Ulaþ kardaþ can veriyor
Yüreðim düþtü ateþe
Ücretlilerin
üçte biri kaçak
Ulaþ'ýn elinde mavzer
Mavzeri türküye benzer
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler
Ücretli sayýsýndaki artýþa
paralel bir önemli
geliþmeyse, ücretlilerin kayýt
dýþý çalýþtýrýlma eðilimlerindeki artýþ. Ýþ arayanlarý
kaçak ücretli olarak iþi kabul
etmeye zorlayan ana
etmense, piyasada 2,5
milyon iþsizle rekabet etmek
zorunda kalmalarý.
HABERÝ 8. SAYFADA
AKP yaðma
yasalarýna imza attý
Saðlýk Emekçileri Sendikasý
Yönetim Kurulu yaptýðý
yazýlý açýklamayla
hükümetin saðlýk
politikalarýný eleþtirdi.
HABERÝ 6. SAYFADA
Tohumlar düþtü topraða
Dokundum yeþil yapraða
Kurban olam kurban olam
Seni yaratan topraða
Cem Çobanlý’nýn
Aþure
Dayanýþmasý
Gazetemizin basýldýðý
matbaamýzda Aþure
piþirmek istiyoruz.
Malzemelerin temini,
piþirilmesi ve daðýtýlmasýný
Aþure’nin mantýðýna
uygun bir dayanýþmayla
yapmanýn doðru olacaðýný
düþündük.
Malzemeler için küçük
katýlýmlar bekliyoruz.
441 29 16 no' lu telefonu
arayabilirsiniz.
Gelin birlikte kuralým sevgi
kazanýný,
birlikte pay edelim
piþirdiðimiz aþureyi.
Dr. E. Sabri
Dündar
Renk
Kimilerince “ Üç günde rengini belli
eden” Sulucakarahöyük Gazetesi'nin
katýlýmcýlarýndan birisiyim.
Bu renk meselesinde vurgulanmak
istenenin olumsuz bir anlamda kullanýldýðý
belli oluyor.
yazýsý 2. sayfada
Ýsmail Kaygusuz
derlemesi 6. sayfada
Geçmiþini yiyen bir Alevilik,
geleceðini “Boðar” Esat Korkmaz
“Yasaklý” bir felsefe-inanç ve
öðreti olan AlevilikBektaþilik,“yasaklandýðý” alana
“adýmýný” attýðýnda“belletilmiþ
dünya” tarafýndan “bilincin
ayaklar altýna alýnmasýna” son
verdi:
Doðasal deðerleri, doða-ötesi
deðerlere karþý “harekete”
geçirerek,“metafizik idealizmi”
ideoloji edinmiþ dinsel
toplumun sahte anýlarýný yerle
bir etti.
yazýsý 2. sayfada
7. bölüm
4. sayfada
NÖBETÇÝ ECZANE
BEKTAÞ ECZANESÝ
Ecz. Tel: 441 31 39
Ev Tel: 441 30 39
2 GÖRÜÞLER
Dr. E. Sabri
Dündar
Renk
Kimilerince “ Üç günde rengini belli eden”
Sulucakarahöyük Gazetesi'nin katýlýmcýlarýndan
birisiyim.
Bu renk meselesinde vurgulanmak istenenin
olumsuz bir anlamda kullanýldýðý belli oluyor. Yani,
bu rengin sarý, mavi, siyah, beyaz, yeþil, kahverengi
olmadýðý belli, geriye de bir tek ana renk
kalýyor,onuda ben söylemeyeyim de sizler bulun.
Boyunlarýna asýlan renk yaftalarýyla yüzlerce yýl
eziyet ve zulüm gören, itilen bir inancýn
“Serçeþme”sinde ne kadar incitici olunabileceðini
düþünmek en azýndan kibarlýk ve vicdan gereðidir.
Zaten o kadar fazla ve acýmasýzca bu toplumun
yüzüne vurulmuþtur ki, renk meselesi birde siz
vurursunuz içeriden biri olarak olur biter. Biter mi?
Bitmez.
Demokrasiler birey veya örgütlü bireylerin, sivil
toplum öðütlerinin, kuruluþlarýn özgürce renklerini
belli edebildikleri, buna fýrsatlar tanýndýðý bir yönetim
þeklidir. Çaðdaþ demokrasilerde herkes rengini ve
düþüncesini söyleyebilmelidir. Gazete ve kitap
çýkarabilmelidir. Böyle çaðdaþ demokrasiler þu anda
dünyada mevcuttur ve sayýlarý artmaktadýr.
Gazetemizin 21 Þubat Salý günkü sayýsýnda
“Sanatýn Gerekliliði” konusunu iþleyen Nijat Ayvaz'ýn
A.Toffler' den yaptýðý alýntý çok ilginçtir. Ellibin
yýllýk insanlýk tarihinde sekizyüz kuþak geçtiðini
altýyüzelli kuþaðýn ömrünün de maðaralarda geçtiðini
söylüyor. sekizyüz kuþak içerisinde ancak son yetmiþ
kuþaðýn yazýnýn saðladýðý olanaklar ile uygarlýklar
yarattýðýný ve birbirleriyle etkili iletiþim kurduklarýný
belirtiyor. Kalan altýyüzelli kuþaktan bize hiçbir
yazýlý belge kalmamýþtýr, maðara duvarlarýna çizilen
resimlerden baþka.
Þubat Salý günü yayýmlanan Radikal Gazetesi'nin
deðerli yazarý Murat Belge Kanada'da Montreal' de
yollarda ve her yerde serbestçe gezen sincaplardan
söz ediyor. Hatta evinin altýna yerleþen sincaplarýn
gürültüsünden rahatsýz olan bir kadýn belediyeye
þikayetçi oluyor. Kadýn sincaplar yüzünden strese
girdiðini söylemiþ. Karþýsýndaki görevli “Ama haným
efendi siz bir sinir hapý yutarsýnýz, ancak hayvanlar
yutamýyor”diyor.
Çaðdaþ dünya bu noktalarda bunlarla uðraþýyor.
Medeniyet ve vahþi hayatý bir arada yaþatmaya
çalýþýyor. Bizlerse Hacýbektaþ'ta 52 sayýya ulaþan
bir yerel basýna en bildik, en acýmasýz nitelemelerle
suçlamalar yöneltiyoruz. Çok amatör, soylu heveslerle
bir araya gelip, bir çok maddi ve manevi zorluklara
karþý bu gazeteyi yaþatmaya çalýþan insanlara neden
bu kadar tahammülsüz ve sinirli olabiliyoruz? Neden
yardýmcý olmak gibi bir kavram aklýmýzdan geçmiyor.
Kimileri de birileri yapsýnlar bakalým da, sonra belki,
zamanlarý gelince bir þeyler düþünürüz gibi aðýr
delikanlý havalarý takýnýyorlar. Aydýn ve demokrat
olduðunu zannedenler için çok mu erken zamanlar
acaba? Bekleriz, ne çýkar!..
Maðara duvarlarýna çizilen resimler kadar kalýcý
olabiliriz umarým.
23 Þubat 2006 Perþembe
Geçmiþini yiyen bir Alevilik,
Esat Korkmaz
geleceðini “Boðar”
“Yasaklý” bir felsefe-inanç ve öðreti olan
Alevilik-Bektaþilik,“yasaklandýðý” alana
“adýmýný” attýðýnda“belletilmiþ dünya”
tarafýndan “bilincin ayaklar altýna alýnmasýna”
son verdi:
Doðasal deðerleri, doða-ötesi deðerlere
karþý “harekete” geçirerek,“metafizik
idealizmi” ideoloji edinmiþ dinsel toplumun
sahte anýlarýný yerle bir etti.
Alevi-Bektaþi Toplu Davranýþý
Aleviler-Bektaþiler, dünün acýlarýnaanýlarýna ve kavgalarýna baðlýdýr; bunlardan
sýyrýlarak geleceðe bakmasýný genellikle
“beceremezler”; belirleyici, anýmsatýcý ve
akýlcý bir sürüklemeyle hep düne, geçmiþe
“taþýrlar” insaný. Ama biz biliyoruz ki geçmiþ
olaylarýn tarihsel özelliði, ancak “geleceðe
katkýlarý” ortaya çýktýðýnda tam olarak
anlaþýlabilir. Bu topraðýn en gerçekçi
“politikasý” olan Alevi-Bektaþi tarihinin
“gelecek zamanýný” yaþýyoruz. Söyleyecek
çok sözümüz olmalý. Geçmiþimize
“vurgunuz”; anlýyorum ama geleceðimize
“vurgun” olmazsak, günümüzü “kurmakta”
zorlanýrýz. Tarihimize ilgisizliðimiz
“suçluluða” dönüþmeden sýkýntýlarýmýzý
“lokma” yapýp, yani sýkýntýlarýmýza “çözüm
yollarýný üretip” umutlarýmýzý
“evrenselleþtirmek” durumundayýz.
Bir “karþýtlýk” içindeyiz: Ama karþýtlardan
biri biz deðiliz. Bir yanda, AleviliðeBektaþiliðe yönelik “öç güden” içgüdü var;
diðer yanda ise ikide birde kabýndan boþanan
bu “öç güden” içgüdünün AlevilereBektaþilere yönelik kýyýmý. Yeter artýk
demeyecek miyiz?
Bu iki karþýtlýðýn tam da “karþý” olduðu
yerde, 750 yýllýk toplumsal mücadeleler içinde
kazanýlmýþ, laiklik ve demokrasinin güvencesi
“Alevi-Bektaþi toplu davranýþý” var. Bu
“davranýþýn” tarihsel-toplumsal nedenleri
bilince-inanca taþýnýp “saðlýklý” bir “örgüt”
donuna “dökülmesi” durumunda, çalýþanlarýyaratanlarý “esenliðe” çýkaracak “yeni
olanaklar”ýn yaþama geçirileceðinden
kimsenin kuþkusu yoktur. Geleceði þimdiden
gören “egemen yargý”, içimizden “kimileri”ni
de kullanarak harekete geçti bile. Bu devrimci
içgüdüyü “zapdedebilmek” için, kendini
yaratan “kaynak”tan koparýp, daha açýk bir
anlatýmla geçmiþini “silip” “resmi” alana
taþýyarak “terbiye etmek” istiyorlar.
“Terbiye olmak” isteyenlere sözümüz yok.
Terbiye olmak istemeyenlere “anýmsama”
anlamýnda, Alevi-Bektaþi “hesaplaþmasýnýn”
nerede-nasýl yapýlacaðýný kýsaca aktaralým
istedik: Çünkü hangi “gerekçe”yle yapýlýrsa
yapýlsýn “geçmiþini yiyen bir Alevilik,
geleceðini boðar”.
Aleviliði-Bektaþiliði yaratan insanlarýn
Müslümanlýkla kitlesel düzeyde “tanýþtýklarý”
dönemlerde Sünni Ortodoks ilkeler, toplumsal
düzeyde “uygarlýðý çelmelemeye” çalýþan,
aklýn kýlavuzluðunu hiçe sayan, düþünceyi
ve bilimi “ters dönüþüm”le “dogmalar”ýn
hizmetine sokan, “halk çalýþsýn yönetenler
yesin” düzeninin sürdürülmesinden yana olan
bir “inanç aðýrlýðý”na, bir “resmi dinsel
ideoloji”ye dönüþmüþtü.
Alevilik-Bektaþilik, bu “inanç aðýrlýðý”,
bu “resmi dinsel ideoloji” altýnda ezilen,
horlanan, yabancýlaþan Anadolu insanýnýn
özgürleþme; baðýmsýz düþünme, haksýzlýða,
sömürüye baþkaldýrma eylemleri “eþliði”nde
Ortaçað karanlýðýndan sýzan ve geleceði
aydýnlatan bir “ýþýk” olarak belirdi. Tanrý’yý,
insan aracýlýðýyla konuþan, söyleyen, davranan
bir eylemin içine “soktu”; insaný, þeriat
varlýðýndan, bir “yorum”, bir “yetenek”
varlýðýna yükseltti ve onu, yaþama, yaþamdan
kaynaðýný alan bir geleneðe baðladý. Ama
hiçbir zaman deðiþmezliðe tutsak etmedi;
“doðru düþünme-doðru konuþma-doðru
eylem” üçlemesinin yönlendiriciliðinde
inandýðý gibi davranmasýný, düþündüðü gibi
yaþamasýný saðladý.
Aleviler-Bektaþiler, “kurtarýcý bâtýni
bilinçle” donanmýþ “gönül erleri”nin
kurmaylýðýnda; bir yandan, “inanç
susuzluðu”na ve özlemlerine yanýt verecek
bir “sezgisel akýl dünyasý” yaratarak þeriata
tavýr alýrken, diðer yandan, doðanýn ve
toplumun gereklerine göre düzenlenecek bir
yaþam, yaþama ortamý için egemene “isyan”
ettiler.
Kýyýma uðramalarýna karþýn kan
akýtmadan “gönül suyu” sunarak, Anadolu’yu
içten ele geçirdiler; Anadolu insanýyla içlidýþlý, senli-benli oldular.
Anadolu insaný bu yolda özlemini,
sevgisini “gönül erleri” biçiminde
“kiþileþtirdi” ve onlara “olaðanüstü”,
“insanüstü” yetiler verdi. Onlar aracýlýðýyla
ve “geriye dönüþüm”le Ýslamlýðý “yorumladý”;
Ortodoks deðerleri, kimlikleri ve kurumlarý
“deðiþime-dönüþüme” uðrattý; inanç
zenginliðini, insan sýcaklýðýný, eþitsizliðe,
sömürüye ve baskýya duyarlýlýðý kucaklayan
“kutsal” bir “kültür” yarattý. Bu yolla AlevilikBektaþiliði, insaný insan yapan “özgürlüðü”,
toplumu toplum yapan “demokrasiyi” ve
direnmeyi olanaklý kýlan “dayanýþmayý”
üretmenin; bu dünya sorunlarýný bu dünyada
çözmenin, hesaplaþmayý “burada” yapmanýn;
güzelliði, erdemi, mutluluðu, doðruluðu,
saygýyý, sevgiyi, “düþ ürünü” bir dünyada
deðil, “yaþanýlan yerde” aramanýn bir “aracý”
durumuna getirdi.
Bu kültürün geliþmesine koþut olarak
“Tevalla” (Ehlibeyt’i, Ehlibeyt soyundan
gelenleri sevme, onlarý sevenleri de sevme)
ilkesi, “insanseverlik” zemininden bireyin
temel insan haklarýna kavuþacaðý, toplumun
kendi kendini yöneteceði, herkesin üretime
katýlacaðý ve üründen hakça pay alacaðý bir
“toplum” (kâmil toplum) için mücadele
aþamasýna; “Teberra” (Ehlibeyt’e, Ehlibeyt
soyundan gelenlere ve bunlarý sevenlere
düþmanlýk gösterenleri sevmeme, bunlarý
sevenleri de sevmeyip onlardan uzak durma)
ilkesi ise “nefret” zemininden insana yönelik
baskýya, aþaðýlanmaya, sömürüye karþý verilen
mücadele aþamasýna evrildi.
Bu geliþme, toplumda ezilen, sömürülen
katmanlar, sýnýflar temelinde “çýkarlarý” ve
“umutlarý” bir olan, ayný geleceðe koþan
Alevi-Sünni tüm insanlarý kucaklayan;
genelde “din kardeþliðini”, özelde “AleviAlevi/Sünni-Sünni kardeþliðini”
yapaylaþtýran; “özgür birey”in, “özgür
yurttaþ”ýn öne çýktýðý gerçek Alevi-Sünni
kardeþliðinin maddi ve düþünsel temellerini
de yarattý.
Anadolu Alevi-Bektaþilerinin bu “anahtar
konumu”; ekonomiyi ve politikayý güden
egemen güçler için her zaman bir korku
kaynaðý oldu. Bu nedenle her Alevi-Bektaþi
bu konumunun bilincinde olmalý, sorumlu
düþünmeli, sorumlu davranmalýdýr.
Alevilik-Bektaþilik felsefesinde “maddeci
düþünce temeli” inancýn “tuðlalarý”yla
örülüdür; deyim yerindeyse “nicel
boðuntuda”dýr. Eðer sürekli inanç yaný
vurgulanýp pekiþtirilirse, her þey inancýn
denetiminde ele alýnýrsa, nesnel yan “silinir”
düþünce atýlým yapamaz, bu kültür insaný
aydýnlýða çýkamaz, körlenir; giderek
“kahrolsun büyük din”, “yaþasýn küçük din”
anlayýþýný öne çýkarýr.
Bu durum egemen güçlerin iþine gelir:
700 küsur yýldýr yaptýðý gibi AlevileriBektaþileri “dinsiz” olmamalarýna karþýn
“dinsizlik”le suçlar ve yargýlar; düþünce yanýný
“inanç” yanýyla perdeleyerek bu kültürü
“boðmaya” kalkar.
Ama Aleviler-Bektaþiler,
düþüncelerinden dolayý “dinsiz” olarak deðil,
toplum düzenini “maddeci bir yaþama
anlayýþý” üzerine oturtmak isteyen, inançlarýný
ise bu isteklerini tavra, eyleme, davranýþa
dönüþtüren bir “manevi güç” olarak gören
“devrimciler, ilericiler, aydýnlýk insanlar”
olarak algýlanmak, þayet yargýlanmak
gerekiyorsa böyle yargýlanmak istiyorlar.
GEREKLÝ TELEFONLAR
Kaymakam
Kaymakamlýk Yazý Ýþ.
Sos. Yar. ve Day.
Özel Ýdare
Nüfus
Belediye Baþkaný
Milli Eðitim Müd.
Halk Eðitim Müd.
Askerlik Þubesi
Kapalý Spor Salonu
Devlet Hastanesi
Ýlçe Saðlýk Grup Bþk.
Tapu Sicil
C.Savcýlýðý
Adliye
Adliye
Kütüphane
Müze
Turizm Danýþma
Emniyet Amirliði
Karakol Amirliði
Jandarma
Ýlçe Tarým
Lise
Kýz Meslek Lisesi
Mal Müdürlüðü
Kadastro
Karaburna Belediye
Kýzýlaðýl Belediye
PTT.
T.M.O.
Ziraat Bankasý
Þoförler Cemiyeti
Esnaf Odasý
Tarým Kredi Koop.
TEDAÞ
441 30 09
441 34 10
441 39 77
441 31 01
441 31 02
441 36 51
441 30 16
441 30 48
441 30 10
441 35 20
441 30 15
441 36 32
441 32 49
441 30 18
441 35 38
441 30 18
441 30 19
441 30 22
441 36 87
441 26 97
441 36 66
441 30 52
441 30 20
441 37 74
441 31 08
441 30 56
441 35 37
453 51 30
455 61 29
441 35 55
441 31 42
441 33 26
441 30 74
441 37 42
441 32 76
441 31 42
HABER
23 Þubat 2006 Perþembe
Hacýbektaþ’ýn görünmeyen yüzü
Ara sokaklar
Hacýbektaþ'ýn ara sokaklarýn
tamamýna yakýný çamur ve su
birikintisi içinde.
Laðým kanazisasyonlarýnýn
patladýðý bölgelerde lagým
suyundan gölçükler oluþtu.
Yeni açýlan ara yollar ise
araçlarýn girmesine uygun
deðil.
HACIBEKTAÞ- Çamur ve su
birikintisi Hacýbektaþ'ýn ara yollarýný
kullanýlamaz hale getirdi.
Yeni açýlan yollarýn ise araçlarýn
geçmesi için uygun olmadýðý
bildirildi. Yer yer asfalt yollarda derin
çukurlarýn oluþmasý dikkat çekti.
Ýlçede patlayan laðým kanallarý
çeþitli mevkilerde pis sularýn
birikmesine neden oldu. Laðým
sularýnýn havalarýn ýsýnmasýna baðlý
olarak insan saðlýðýný etkileyeceði
bildirildi.
Baðla mahallesinde patlayan laðým
sularýnýn göletler oluþturduðunu
bildiren mahallesi Çiçek sokakta
oturan vatandaþlar “ Mahallemizde
laðým kanalizasyonu patlamýþ
durumda. Laðým suyu birikti. Kötü
kokular evimize kadar geliyor. Yarýn
havalar iyice ýsýnýnca bu durum
tamamen saðlýðýmýzý tehdit edecek.
Laðým suyu yol kenarýnda birikmiþ
durumda. Bu çocuklar açýsýndan da
tedirgin edici bir durum.
Laðým suyu çamurlaþmaya da neden
olmuþ durumda. Adeta küçük bir
bataklýk durumu var.” dediler.
Çevre kirliliðinden þikayet eden
vatandaþlar “Ayrýca Toprak
Mahsulleri Ofisi (T.M.O)' nin önü
adeta çöplük gibi.
Kurum ana caddenin üstünde. Kirli
görüntü hiç hoþ deðil. Ýlçemize
yakýþmýyor. Neden ilgilenilmiyor”
diyerek , gazetenin bu sorunlara sahip
çýkmasý gerektiðini belirttiler.
Romanya temsilcisi Kapadokya’da
NEVÞEHÝR Romanya Ýçiþleri Bakanlýðý
Devlet Sekreteri
(Müsteþarý)Anghel
Andreescu ve
beraberindeki heyet bugün
(23 Þubat 2006)
Kapadokya bölgesinin
tarihi ve turistik
merkezlerini ziyaret etmek
üzere Nevþehir’e gelecek.
Ýçiþleri Bakanlýðý
Müsteþarý Þehabettin
Harput’ un resmi konuðu
olarak ülkemize gelecek
olan Romanya Ýçiþleri
Bakanlýðý Devlet Sekreteri
(Müsteþarý) Anghel
Andreescu, Nevþehir’de ilk
olarak Kaymaklý yer altý
þehrini ziyaret ettikten
sonra Uçhisar Kalesi’ni
gezecek.
Daha sonra Göreme
Esentepe Mevkiinden
Göreme Vadisi’ni izleyecek
olan konuk Romanya
Ýçiþleri Bakanlýðý Müsteþarý
Anghel Andreescu ve
beraberindekiler Göreme
Açýk Hava Müzesi, Zelve
ve Paþabað ile çanak
çömlek atölyelerini de
gezdikten sonra
Nevþehir’den ayrýlacak.
3
Pancar çiftçisinin
durumu ne olacak?
CHP Kýrþehir Milletvekili Hüseyin Bayýndýr
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baþkanlýðýna
bir soru önergesi sunarak, pancar üreticilerinin
maðduriyetlerinin giderilmesini istedi.
KIRÞEHÝR- CHP
Kýrþehir Milletvekili
Hüseyin Bayýndýr
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Baþkanlýðýna bir
soru önergesi sunarak,
Tarým Bakaný Mehdi
Eker tarafýndan yazýlý
olarak
cevaplandýrýlmasýný istedi.
Kýrþehir Milletvekili
Hüseyin Bayýndýr þeker
pancarý üreticilerinin
sorunlarýný dile getirdiði
soru önerisinde þunlarý
söyledi: “Pancar ekiminde
kota uygulamasý ekim
alanlarýný giderek
daraltýrken þeker pancarý
üreticilerinin
maðduriyetinin giderilmesi
için yapýlan herhangi bir
çalýþma var mýdýr?
Þeker pancarý kotasý
2002 yýlýndan bu zamana
kadar %42 oranýnda
azalmýþtýr. Bu kota
uygulamasýný daha ne kadar
sürdürmeyi planlýyorsunuz?
Kýrþehir ilinde ki pancar
üretim kota daðýlýmý nedir?
Partinize yakýn insanlarýn
bu kotalar içinde payý yüzde
kaçtýr? Þeker pancarý
üretimi üzerinde IMF
politikalarýný daha ne kadar
sürdürmeyi ve bunu
yaparken çiftçiyi daha ne
kadar periþan etmeyi
düþünüyorsunuz?”
Sanayi ve Ticaret Bakaný
Nevþehir’e geliyor
NEVÞEHÝR Sanayi ve Ticaret
Bakaný Ali Coþkun,
bakanlýðý ile ilgili
çeþitli temas ve
incelemelerde
bulunmak üzere 25
Þubat 2006 tarihinde
Nevþehir’e gelecek.
25 Þubat Cumartesi
günü akþam
saatlerinde Nevþehir’e
gelecek olan Sanayi ve
Ticaret Bakaný Ali
Coþkun, Nevþehir
Valiliðini ziyaret
ederek, Nevþehir Valisi
Alaattin Turhan’dan ilin
sorunlarýna iliþkin bilgiler
alacak.
Nevþehir Belediye
Baþkaný Hasan Ünver’i de
makamýnda ziyaret edecek
Sanayi ve Ticaret Bakaný
Ali Coþkun, ayný
gün Kapadokya
Dedeman
Otel’de
Nevþehir’li
sanayi ve
iþadamlarý ile de
KAYIP ÝLANI
Nüfus Cüzdanýmý
kaybettim.
Hükümsüzdür.
Ercan Güney
Karaburna
bir toplantý yapacak.
26 Þubat 2006 günü de
Özel Organize Sanayi
Bölgesi’nde incelemelerde
bulunacak olan Sanayi ve
Ticaret Bakaný Ali Coþkun,
daha sonra Nevþehir’den
ayrýlacak.
4 ARAÞTIRMA
Pir Sultan, aþaðýdaki nefeste Kalender Þah'a
seslenmektedir. “Aman mürvet” diyerek onun
kapýsýna gelmiþ, Pir'inin huzurunda özünü dâr'a
çekmiþ, hatalarýný bir bir saymaktadýr. Kendini
düþkün görüp, Pir'ine yalvarmaktadýr. Hatta
vaktiyle “Hacý Bektaþ oðlunu (Balým Sultan
kastediliyor olmalý) günahkar” görüp
(Dergah'tan) uzaklaþmasýndan dolayý kendi
kendine “yüzü kara” (iftiracý) nitelemesini
yakýþtýrmaktan bile çekinmiyor. Pir Sultan Abdal,
Pir Meydaný'nda özü dârda, müthiþ bir özeleþtiri
vermektedir:
Zahir batýn On'ki Ýmam aþkýna
Aman Þah'ým mürüvvet deyü geldim
Pirim nazar eyle þu ben düþküne
Aman Þah'ým mürüvvet deyü geldim
Bakmaz mýsýn cesedimin nârýna
Elim ermez oldu cihan kârýna
Yüzüm yerde geldim durdum dârýna
Aman Þah'ým mürüvvet deyü geldim
Hacý Bektaþ oðlun günahkar gördüm
Aradým isyanýmý özümde buldum
Yüzümün karasýn elime aldým
Aman Þah'ým mürüvvet deyü geldim
Erenler yolundan bir taþ kaldýrdým
Gönül bahçesinde gülün soldurdum
Bugün eksikliðim nefsi öldürdüm
Aman Þah'ým mürüvvet deyü geldim
Pir Sultan’ým eydür karþýmda durma
Gidip münkirlerle yol erkan kurma
Alnýmýn karasýn yüzüme vurma
Aman Þah'ým mürüvvet deyü geldim
Pir Sultan Abdal kendini Þah'ýna, yani Piri
Kalender Sultan'a baðýþlattýrdýktan sonra,
nefeslerini, düvazlarýný en etkin propaganda
silahý olarak kullanmaya baþlamýþtýr. Sazý elinde
sözü dilinde daðlar aþmakta, ülkeyi köy köy,
oba oba dolaþmaktadýr. Artýk Kalender; Þah'týr,
Sultan'dýr, Hacý Bektaþ ve dört gözle beklediði
Ali'dir O. Onun kiþiliðinde Hacý Bektaþ Veli'yi
gördüðünü Pir Sultan Abdal þöyle dile getirir:
Kuþ olup güvercin donunu geyen
Uyan daðlar uyan Ali'm geliyor
Mucizatýn cümle aleme bildiren
Uyan daðlar uyan Ali'm geliyor
23 Þubat 2006 Perþembe
Ýsmail Kaygusuz
(...)
Pir Sultan Abdal’ýn cisminde cansýn
Gönlümün evinde kurulu hansýn
Urum'un içinde sen bir Sultan’sýn
Uyan daðlar uyan Ali'm geliyor
Kalender Þah’ýn kurtarýcý lider olarak
gelmekte olduðunu bildirirken, çekimser
duranlara ve korkanlara güven veriyor. Onlarý
býkmadan-usanmadan, toparlanýp ayaklanmaya
çaðýrýyor:
Muhammed Mehdi'nin hak sancaðýný
Çekelim bakalým nic'olursa olsun
Teber çekip münkirlerin kanýný
Dökelim bakalým nic'olursa olsun
(...)
Münkirlerin sarayýný yýkalým
Yýkalým bakalým nic'olursa olsun
***
Serden baþka benim sermayem yoktur
Verelim gaziler Ýmam aþkýna
***
Gelin canlar bir olalým
Münkire kýlýç çalalým
Hüseyn'in kanýn alalým
Tevekkeltü Taalallah (= Tanrýya dayandýmyaslandým)
Mervan soyunu vuralým
Padiþahý öldürelim
Hüseyn'in kanýn alalým
Tevekeltü Taalallah
Açalým kýzýl sancaðý
Geçsin Yezit'lerin çaðý
Elimizde aþk býçaðý
Tevekkeltü Taalallah
Þah'ýnýn ve evlatlarýnýn, yani Alevi-Bektaþi
halk yýðýnlarýnýn maddi-manevi gücünü
açýklama gereði duyup, çatlak sesleri susturma
yollarýna da baþvuruyor:
Arkasý yok deme Þah'ým(ýn) oðlunun
Zahirde batýnda yüzbin er vardýr
Ondört masum ile Oniki Ýmam
Yanýnca Muhammed'le Ali vardýr
Önümüzce Rabbim sözüm piþirir
Yaramaz sofular Þah'ý þaþýrýr
Derviþler ar'oldu çiçek devþirir
Arýnýn gömecinde balý vardýr
Oddan kýlýçtan keskindir gülbengi
Kýrmýzýdýr donu hem aldýr rengi
Renginde dürüm dürüm alý vardýr
(...)
Pir Sultan'ým der ki vaktýn beklesin
7
Ýkrarýný mümin olan haklasýn
Arif olan kalb evine saklasýn
Erenlerin çok gizli yolu vardýr
Pir Sultan Abdal “el-gün arasýna düþmüþ”,
toplu halde “köpüklenmiþ sel gibi aþýp
giderlerken” biraz kuþkulu, ama büyük umutlar
içinde Þah'ýn yollarýndadýr.
“Engürü daðýndan” çok ötelerde deðildir,
Dergah ve baþýndaki Pir Kalender Þah.
Dolayýsýyla topraðýný, yurdunu en güzel, en içten
duygularla tanýmlamýþ olduðu aþaðýdaki þiirine
“birçok kimse ile birlikte Pir Sultan'ýn Ýran'a,
Þah'a giderken söylediði” yorumunu yapmak
gerekmiyor. Engürü daðýndan (Ankara
yöresinden) Ýran Þahý'nýn yolu mu sorulur?
Ayrýca, þiirin içine, Ýran tahtýnda birincisi 1587
yýlýndan sonra görünen “Ala dað ardýndaki Þah
Abbas” ifadesi çok sonradan girmiþtir. Aþaðýda
görüleceði gibi söz konusu dörtlük, Pir Sultan
Abdal'ýn nefesinin genel havasýna da kesinlikle
uymamaktadýr.
Engürü daðýndan bir yol azýttým
Acap Þah'a giden yollar bu m'ola
Sarardý gül benzim döndü aynaya
Acap Þah'a giden yollar bu m'ola
Nice pýnarým var dolar eksilir
Ardýç dallarýna gök tekeler asýlýr
Gýrcýlý boran tutmuþ beller kesilir
Acap Þah'a giden yollar bu m'ola
Merdindendir deli gönlüm merdinden
Ala Dað ardýndan Þah Abbas yurdundan
Kanlý yaþ akýttým Þah'ýn derdinden
Acap Þah'a giden yollar bu m'ola
Nice pýnarým var üstü bovalý (bentli)
Taþý kimyalý da topraðý dualý
Kayalarýmýz var þahin yuvalý
Acap Þah'a giden yollar bu m'ola
Pir Sultan Abdal'ým coþup giderim
El-gün arasýna düþüp giderim
Köpüklenmiþ selim taþýp giderim
Acap Þah'a giden yollar bu m'ola
Pir Sultan Abdal'ýn “Þah'a gider ben bir
bezirgan gördüm” diye baþlayan nefesinde
“bezirgan” ve “katar” birer simgedir bizce. Üstü
örtülü olarak, bezirgan, Kalender Þah'ýn
yükselttiði isyan katarýna çaðrýdýr. Kendisi de
artýk o katarýn ayrýlmaz eridir. Çünkü bu katar
“hemen hakikatýn yolunu tutmuþtur.” “Ona
hizmet eden ancak Dergah'a yeter”. Ayrýca
“Bezirgan yükünü Yemen'den tutmuþ”
betimlemesi, Kanuni döneminde Osmanlý'ya
Yemen'in iç kýsýmlarýný kaybettiren Zeydi
ayaklanmalarýný anýmsatmakta ve çok gezmiþ
olan Pir Sultan'ýn oralara kadar uzanmýþ olduðunu
düþündürmektedir. Katar çok güçlüdür; ona
kâretmez Osmanlý haramisi. Þu dünyada çekilen
vefasýzlýktan kurtulmak için tek fýrsat, bezirganýn
katarýna girmektir.
Þah'a gider ben bir bezirgan gördüm
Ayrýlmam katardan ben þimden geri
Hemen tutmuþ hakikatin yolunu
Ayrýlmam katardan ben þimden geri
Bezirgan yükünü Yemenden tutmuþ
Ona hizmet eden Dergah'a yetmiþ
(...)
Bezirganýn yükü lal ile gevher
Ona kâr mý kýlar harami safder
(...)
Þu yalan dünyada ne bulduk vefa
Fýrsat elde iken giregör safa
(...)
Pir Sultan Abdal'ým aþýký çoklar
Hiç kardaþ bulmamýþ kend'özün saklar
Korktuðumuz yerden yaradan saklar
Ayrýlmam katardan ben þimden geri
Artýk zamaný gelmiþtir. Kalender Þah
Ali'liðini göstermelidir ki “Ali kim olduðu
bilinsin”
O Þah'ýna, yukarýdaki nefeslerinde
görüldüðü gibi hem “Ali” hem “Hacý Bektaþ”
diyordu. Erenler evliyalar serçeþmesi Hacý Bektaþ
Veli ise, torunlarýndan Kalender Þah da
serçeþmedir. Þu halde “kendini teslim et bu ser
çeþmeye” diyor Pir Sultan.
Ama onun asýl istediði, tüm Anadolu
Alevileri ve de ezilen halklar adýna dileði
“Hazreti Ali'nin devrinin yürümesi ve yeryüzünü
kýzýl taçlarýn bürüyerek Ýstanbul þehrinin
alýnmasýdýr”.
Hazreti Ali'nin devri yürüye
Ali kim olduðu bilinmelidir
Alay alay gelen gaziler ile
Ýmamlarýn öcü alýnmalýdýr
Kendini teslim et bu Serçeþme'ye
Er odur ki birisinden þaþmaya
Bin gaziye bir münafýk düþmeye
Din aþkýna kýlýç çalýnmalýdýr
Çaðýrýrlar filan oðlu filana
Kýlýcý arþtadýr doðru gelene
Ne itibar yezit kavli yalana
Ya ser verip ya ser alýnmalýdýr
Yeryüzünde kýzýl taçlar bürüye
Münafýk olanýn baðrý eriye
Sahib-i zamanýn emri yürüye
Mehdi kim olduðu bilinmelidir
Pir Sultan Abdal’ým ey Dede Dehman
Kendini çevir de andan gel heman
Ýstanbul þehrinde ol sahib-zaman
Tac ü Devlet ile salýnmalýdýr
(SÜRECEK)
5
BÝLÝM -KÜLTÜR - SANAT
23 Þubat 2006 Perþembe
BÝR ÞAÝR
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Adana Erkek Lisesi (1948),
Ankara Gazi Eðitim Enstitüsü
(1950) mezunu. Göksun'da
(K.Maraþ) baþladýðý
öðretmenlikten siyasi eylemde
bulunduðu gerekçesiyle atýldý,
tutuklandý, hüküm giydi. Daha
sonra Gürün'de ve Sivas'ta
arzuhalcilik, tabela ve portre
ressamlýðý, inþaat iþçiliði yaptý
(1955-60). 1960'da Ýstanbul'a,
sonra Ankara'ya yerleþti. Akis
dergisinde çalýþtý, bir süre de
Forum dergisini yönetti (1968-70).
Suskunum Sana
Demedim ki
Hangi þiire baþlasam suskunum sana
Dað göðsünde bir kaya diliyle suskun
Güneþte kavrulan bir kum tanesi
Çatlayan dudaklarým oluyor her gece
Yaðmura suskun yaþamaya suskun
Haykýrabilsem
Belki bir nehir köpürebilir sesimde
Silinebilir kuraklýðýn bütün izleri
Upuzun çöller vadileþebilir içimde
Bu kenti sevdim dedim
Benim olsun demedim ki
Hangi güzelliði özlesem suskunum sana
Yürek boþluðunda bir of kadar suskun
Özlüyorum seni masmavi
Koþuyorum sana bembeyaz
Ve kahroluyorum bir anda kapkara
Ah oluyorum
Of oluyorum
Ve susuyorum
Oysa haykýrabilsem
Iþýk yumaðý bir pýnar olur soluðum
Hangi türküye uzansam suskunum sana
Aðýt aðýt, özlem özlem suskun
Tut ki vurulmuþum
Aþktan ve kandan bir damla olmuþum
Bir saçlarýnýn rüzgarýna
Bir de aðzýnýn kýyýlarýna konmuþum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasýrga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuþum
Coþkularýn her þahlanýþýnda
Sana deprem deprem susmuþum
Ve sana susmaktan inan ki yorulmuþum
Yeter olsun gözlerinde ýþýk fýrtýnasý
Sözlerinde baský yasasý yeter
Hangi kavgayý özlesem suskunum sana
Zafer sabahlarýnda gece kadar
Bayram sabahlarýnda yas kadar suskun
Böyle güzelliklere de
Böyle suskunluklara da lanet olsun
Al bu suskunluðumu al artýk
Al ki
Bütün gürültüler kahrolsun
“pir sultan
ölür dirilir”
bak þu bebelerin
güzelliðine
kaþý destan
gözü destan
elleri kan içinde
kör olasýn demiyorum
kör olma da gör beni
Sevdim dedimse akþam kýzýllýðýný
Gönlüm gibi akýp giden þu çayý
Þu ormaný þu denizi þu daðý
Benim olsun demedim ki
Vuruldumsa gözlerinin gül bahçesine
Yürek çizen þimþeklerse kaçamak bakýþlarý
Ýþte buna sevmek derler dedimse
damda birlikte yatmýþýz
öküzü hoþça tutmuþuz
koyun deðil þu daðlarda
san kendimizi gütmüþüz
hor baktýk mý karýncaya
kýrdýk mý kanadýný
serçenin
vurduk mu karacanýn
yavrulusunu
ya nasýl kýyarýz insana
Çattýmsa acýlarýn en güzeline
Yedirdimse uykularý o tatlý kuþa
Benim olsun demedim ki
Bu akþam kankýrmýzý þarap istiyor caným
Bu akþam dünyanýn bütün þarkýlarýný
Bu akþam dünyanýn bütün özlemlerini
Bu akþam beni yalnýz býrakýn
Bu akþam yalnýzca onu düþüneceðim
Onu ve kendimi yalnýzca
sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrýlýk ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
iþsiz güçsüz dolanmak ne
Oranlama
gün gün ile barýþmalý
kardeþ kardeþ duruþmalý
koklaþmalý söyleþmeli
korka korka yaþamak ne
kahrolasýn demiyorum
kahrolma da gör beni
Bir sen eksiktin sarýyýldýz hoþgeldin
Geç bakalým karþýma benimle içer misin
Aðlar mýsýn içince burnuna çeker misin
Gözyaþlarýn yakabilir mi dudaklarýmý
Ama neden titriyorsun öyle sarýyýldýz
kanadýk toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne
ekmeði bol eyledik
acýyý bal eyledik
sýratý yol eyledik
geldik bugüne
Bak ben su taþýyorum ince elekle
Ýðne deliðinden dünyayý geçiriyorum
Bak ben aklýma uyup sarýyýldýz
Durmadan aklýmý þaþýrýyorum
Sen beni kaçýncý binden tanýyorsun ki
Hadi bana çelik mavisi bir gece getir
Hadi dostluklarý tek tek koparýp getir
Alnýmdan öp beni e mi, yitik sýcaklýðýmý getir
Gençliðimi çýlgýnlýðýmý deli günlerimi getir
Ne o sarýyýldýz sen de mi aðlýyorsun
1
Soldan Saða
1) Konya'nýn bir ilçesi. 2) Bir baðlaç – Açýkça belli. 3) Bir malýn
maliyeti ile satýþ deðeri arasýndaki fark. 4) (Tersi) Yapma, etme
– Gaziantep'in bir ilçesi. 5) (Tersi) Ülkemizin plakasý – Dünya.
6) Bir ilimiz – Limited Þirketinin kýsa yazýlýþý. 7) Deðerli bir
maden – Ýþ. 8) Ýleri yön – Eski dilde su – Unvan, nam.
9) Sürekli yayýn dergi. 10) Yanký- Yabanýl hayvanlardan biriBir haber ajansý. 11) Temizlik maddesi. 12) Asya'da bir ülke
- Çok az kala.
Yukarýdan Aþaðýya
1919. Ýtalya'da Benito Mussolini
Faþist Parti'yi kurdu.
1945. Türkiye Büyük Millet Meclisi,
Almanya ve Japonya'ya savaþ
ilan etti.
1951. Van'ýn Özalp ilçesinde 33
yurttaþ sorgulanmadan kurþuna
dizilmiþti.Bugün yapýlan
duruþmada Orgeneral Mustafa
Muðlalý insanlarýn kurþuna
dizilme emrini bizzat verdiðini
söyledi.
1957. Küba'da Fidel Casto'nun
önderliðinde gerilla savaþý
baþladý.
1962. Harp Okulu Komutaný Albay
Talat Aydemir ve arkadaþlarý 22
Þubat sabahý birliklerini harekete
geçirdiler. Ayaklanma bir gün
bir gece sürdü ve isyancý
subaylar 23 Þubat sabahý
Genelkurmay'a teslim oldular.
Ýsyana katýlan birlikler yavaþ
yavaþ kýþlalarýna döndü.
1975. Ýstanbul Sýkýyönetim
Komutanlýðý tekstil iþkolunda
uygulanacak lokavt ve grevleri
yasakladý.
1977. Ortadoðu Teknik Üniversitesi
rektörü Hasan Tan okulu kapattý.
Öðrenciler jandarma
gözetiminde yurtlarý terk etti.14
Þubat'ta rektör olarak atanan
Hasan Tan öðrenciler tarafýndan
protesto edilmiþti.
1981. Ýspanya'da darbe giriþimi oldu.
Yarbay Tejero parlamentoyu
Kýzýlýrmak kitabý nedeniyle
hakkýnda 142. maddeden dava
açýldý, yargýlandý, aklandý. Lise
yýllarýnda þiir yazmaya baþlayan
Hasan Hüseyin'in ilk þiiri 1959'da
Dost dergisinde çýktý. Bu yýllarda
mizahi hikayeleri de yayýmlandý.
Kavel (1963) adlý kitabý ile 1964
Yeditepe Þiir Armaðaný'ný,
Kýzýlkuðu (1971) ile TRT'nin 1970
Sanat Baþarý Ödülü'nü, Filizkýran
Fýrtýnasý (1981) ile 1981 Toprak
ve Nevzat Üstün þiir ödüllerini
1
2
3
4
5
6
1) Bir börek türü. 2) Elektrik ile çalýþan ev eþyalarý.
7
3) Kabiliyet– Türkiye'nin plakasý –
Karbonat. 4) Konut – Fas'ýn plakasý –
8
Geniþlik. 5) Aklama – Üretim. 6) Þiir
söylercesine -At üstü oturmalýk.
9
Rütbesiz asker – Aktinyumun simgesi
– Nazi hücum kýtasý – Karakter. 8) Bir 10
Ýslamcý terör örgütü – Jamaika'nýn
11
plakasý. 9) Ýþaret – Duyarga“Adana”nýn ünlüleri. 10) Maðara –
12
Kýsaca dakika – Bir askeri araç.
2
3
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
4
5
6
7
8
9
10
bastý, parlamenterleri 18 saat
rehin tuttu; darbe giriþimi Kral'ýn
müdahalesiyle önlendi.
1994. Cep telefonu þebekelerinin
açýlýþý Baþbakan Tansu Çiller
tarafýndan 1994 günü yapýldý.
Çiller cep telefonuyla ilk
görüþmeyi Cumhurbaþkaný
Süleyman Demirel'le yaptý.
Ayný gün Baðýmsýz Þýrnak
Milletvekili Mahmut Alýnak,
Meclis'e sunduðu 50'ye yakýn
yasa teklifinden bir sonuç
alamadýðýný söyleyerek süresiz
açlýk grevine baþladý.
1997. Ýskoçya'daki Roslin Enstitüsü
bilim insanlarý ilk kez bir
koyunun kopyasýný yaptýlar.
1998. Anayasa Mahkemesinin
Refah Partisi'nin kapatýlmasýna
iliþkin gerekçeli kararý Resmi
Gazete'de yayýmlandý.
Bugün Doðanlar
1685. Besteci Frederic Haendel.
1953. Roxy Music'in solisti Bryan
Ferry.
Bugün Ölenler
1965. Amerikalý komedyen Stan
Laurel.
1971. Yazar ve þair Halit Fahri
Ozansoy.
Bianet.org
6
23 Þubat 2006 Perþembe
kopan, bu nedenle koluna sýmsýký yapýþan bana,
eðer kayýp düþersek patlayacak el bombalarýyla
(ceplerinde en az iki tane vardý) ne hale geleceðimizi
anlatýrken bile sokaðý çýnlatan kahkahalar atmama
(hiç dikkat çekmememiz gerektiðini belirtmeliyim)
yol açan ve bundan hiç rahatsýz olmayan bir Ulaþ
anýmsadýðým. Yere serdiðimiz þilte benzeri
nesnelerde uykuya hazýrlanýrken açýkta kalan sýrtýný
örttüðümde, bu kez benim sýrtým açýk diye kalkýp
beni örten ve bu karþýlýklý örtme eylemini komedi
haline getirip evdeki diðer kiþileri çileden çýkaran
bir Ulaþ. Blöflü piþti oynarken, polislerin evde en
az 7 kiþi olduðuna inanmasýna yol açacak kadar
gürültü yaptýðýmýz ve güldüðümüz bir Ulaþ.
kaðýtlarýn deðeri ne olursa olsun hiç pas
Kiþiliðini baþka hiçbir söze gerek kalmaksýzýn
geçmediðim ve her oyunu sonuna kadar
anlatabileceðine inandýðým bir anekdot da þu olsa
sürdürdüðüm anlaþýldý. Kaðýtlarýn deðerini
gerek: Polisle çatýþýyoruz. Hedef falan gördüðümüz
bilmiyordum, açýkçasý fazla da aldýrmýyordum!
yok. Öylesine ateþ ediyoruz. Benim küçük bir
Oyunu ciddiye almadýðým için Mahir oldukça
silahým var. Birkaç ateþten sonra tutukluk yapýyor,
kýzgýndý ama bensiz oynayamayacaklarý için de
hemen Ulaþ'a koþuyorum, gayet sakin alýp
bir pazarlýk yapýldý. Bundan böyle elimde uygun
düzeltiyor. Bu birkaç kez tekrarlanýyor. Hiçbirinde
kaðýtlar olmadýkça oyunu açmayacaktým. Bu kurala
en ufak bir sabýrsýzlýk ya da býkkýnlýk belirtisi
ne kadar uyduðumu anýmsamýyorum, ancak
göstermiyor. Bir ara dýþarýya atýlan el bombasý
Mahir'le bir daha poker oynamadýðýmý biliyorum.
kapalý olan panjura çarpýp odaya düþüyor. Ulaþ
"Ulaþ ise Mahir'den farklýydý. Onun gergin ya
yerinden fýrlayýp bana doðru koþuyor ve üzerime
da sinirli olduðuna hiç tanýk olmadým. Üstelik
kapanýp beni korumaya çalýþýyor.
Ulaþ'la iki ayý aþkýn bir süre ayný evde kaldýk. Her
Anýlar özneldir demiþtim. Doðrudur.
þeyde eðlenceli bir yan bulabiliyordu. Kardan ve
Anýmsadýklarým bende iz býrakanlar. Yine de Ulaþ'ýn
düþmekten ödü
koþullar ne olursa olsun
çevresindeki insanlara sunduðu
sevgisini, özgeciliðini yeterince
ULAÞ'A AÐIT
kanýtlayacak nitelikte anýlar.
Yaþadýðým sürece onu bu
Hele Ulaþ'a Ulaþ’a
özellikleriyle anýmsayýp
seveceðim."
Ulaþ benzerdi güneþe
(Kaynak: Cumhuriyet gazetesi,
Ulaþ kardaþ can veriyor
yazý dizisi: "Arkadaþlarý
Yüreðim düþtü ateþe
Anlatýyor", Oral Çalýþlar, 7
Mayýs 2002)
Ulaþ'ýn elinde mavzer
(CÇ' nin notu: Sevgili
Mavzeri türküye benzer
arkadaþým Ülkü'nün burada
Bizimkiler böyle ölür
anlattýðý polis baskýný olayý, 13
Böyle ölür bizimkiler
Þubat 1972 pazar günü,
Ýstanbul 1. Levent'teki Menekþe
Sokak'ta bulunan bahçeli tek
Tohumlar düþtü topraða
katlý bir evde geçmektedir.
Dokundum yeþil yapraða
Çatýþma sonrasýnda her üçü de
Kurban olam kurban olam
pencerelerden atlayarak
Seni yaratan topraða
kaçmayý baþarýrlar. Ziya
Yýlmaz ile Ulaþ Bardakçý bir
Hacýbektaþlý bir devrimci
Ulaþ Bardakçý
Derleme:
Cem Çobanlý
19 Þubat günü, 68 kuþaðý gençlik önderlerinden,
THKP-C eylemcisi Ulaþ Bardakçý'nýn ölümünün
34. yýldönümü.
1947 yýlýnda Hacýbektaþ kasabasýnda doðdu.
ODTÜ'de okudu. ABD'nin Ankara büyükelçisi
Robert Komer'in makam aracýnýn ODTÜ
bahçesinde yakýlmasý eylemine katýldý (15 Ocak
1969). Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) içindeki
tartýþmalara aktif biçimde katýldý. Gençlik arasýnda
Milli Demokratik Devrim (MDD) tezlerinin
etkisinin artmasýnda önemli bir rol oynadý.
Devrimin ancak savaþçý bir partiyle mümkün
olabileceðini savundu. THKP-C'nin kuruluþuna
katýldý ve parti tezlerinin ortaya çýkmasýnda etkili
oldu. THKP-C'nin ilk genel komitesinde yer aldý
ve para, malzeme bulma iþleriyle
görevlendirildi. THKP-C'nin ilk silahlý
eylemi sayýlan Küçükesat Ziraat
Bankasý (Ankara) soygununa katýldý
(12 Þubat 1971). Ýstanbul'da, Ýsrail
baþkonsolosu Efraim Elrom'un
kaçýrýlmasý eyleminde yer aldý (17
Mayýs 1971). 19 Þubat 1972 sabahý
Ýstanbul'da Arnavutköy'de öldürüldü.
(Kaynak: "Türkiye Solu Sözlüðü Solun Yüzyýllýk Öyküsü", Ýnönü Alpat,
Mayýs Yayýnlarý, Ýzmir 1998. Daha
ayrýntýlý yaþam öyküsünü, ayný yapýtýn
2003’te yayýmlanan geniþletilmiþ 2.
baskýsýnda okuyabilirsiniz.)
Dava ve eylem arkadaþý Ülkü Saðýr
anlatýyor:
"Anýlar fazlasýyla özneldir. Birisiyle
ilgili anýlarýnýzý anlatýrken (özellikle
de o kiþiyle çok uzun yýllar bir arada
yaþamamýþ ve çok farklý þeyler
paylaþmamýþsanýz) aslýnda kendinizi
anlatýyorsunuzdur. Zira belli bir anda, belli koþullar
altýnda o kiþinin sizin belleðinizde yarattýklarýdýr
anýmsadýklarýnýz. Olaylar için de ayný þeyler
geçerlidir. Ayný olayý yaþayan kiþiler çok farklý
öyküler anlatýr size. Bu nedenle anýlarýmý
anlatmaktan hep kaçýnýrým. Ne var ki, 70'lerde
baþkaldýrý ve özgecilik ateþini tutuþturmuþ ve bu
ateþte can vermiþ dostlarýmýzý anarken bu anýlara
baþvurmak kaçýnýlmaz olur.
"Bernard Shaw bizden uzakta olan yakýnlarýmýzýn
kötü yanlarýný anýmsayarak kendimizi
avuttuðumuzu söylese de, benim anýmsadýklarým
sadece hoþluklar. Özellikle de Ulaþ'la ilgili olanlar
böyle. Belki de Mahir'le çok kýsa bir süre bir arada
kaldýðým ve onun THKP-C'deki bölünme nedeniyle
son derece gergin olduðu bir dönemi paylaþtýðým
için, onunla sadece bir poker oyununu
anýmsýyorum. Birisinden ya da birilerinden haber
beklerken çalýþamayacak kadar gergin olduðundan
(o sýrada Kesintisiz Devrim yazýsýný yazýyordu)
poker oynamayý önermiþti. Evde Ulaþ ve Ziya
dýþýnda kimse olmadýðýndan zorunlu olarak beni
de oyuna kattýlar. Birisi bana pokerin temel
kurallarýný anlattý ve önüme fasulyeleri koydu.
Oyun, görünüþte gayet iyi gidiyordu ancak bir
terslik vardý. Genellikle ben kazanýyordum. Önce
acemi þansý deyip geçtilerse de, Mahir iþkillenmiþti.
Yine kazandýðým bir elden sonra kaðýtlarýmý görmek
istedi. Ben de gösterdim. Oyunu açmak için gereken
kaðýtlar deðilmiþ meðer! Ulaþ gülmekten kýrýlýyordu
ama Mahir hiç de iþi hafife almamýþtý.
Sorgulanmam sürdükçe oyun boyunca elimdeki
FM 88.2
Kýrþehirin Sesi
Radyosu
üst sokakta koþarak kaçarken tesadüfen karþýlaþýrlar.
Mevsim kýþtýr, hava oldukça soðuktur ve az önce
sýcak bir evden dýþarý çýktýklarý için üzerlerinde
yalnýzca gömlekleri vardýr. Silahlarýný
pantolonlarýnýn içine sokmak zorunda kalýrlar. Bir
taksiye binerler ve dikkat çekmemek için sürücüye,
annelerin çok hasta olduðunu söyleyerek çok acele
Þiþli'ye gitmek istediklerini söylerler. Þiþli'de
taksiden indikten sonra, önceden kendilerine
bildirilen Arnavutköy' deki eve gitmeye karar
verirler. Bir baþka taksiyle Arnavutköy' e gelirler
ama evi bir türlü bulamazlar. Geri dönerler. Ulaþ
ertesi gün, altý gün sona yaþamýnýn sona erdirileceði
Arnavutköy' deki eve yerleþir. Acaba ikinci kez de
o evi bulamasaydý!.....)
Hürriyet gazetesi, 20 Þubat 1972:
"Güvenlik güçleri, dün sabaha karþý Fýndýkzade ve
Arnavutköy'de (Ýstanbul) düzenlenen operasyonlar
sonucunda, Ekim 1971'de Ýstanbul Maltepe Askeri
Ceza ve Tutukevi'nden kaçan THKP-C üyesi Ulaþ
Bardakçý'yý ölü, Ziya Yýlmaz'ý da ölü olarak ele
geçirdi. Ýlk operasyon sabaha karþý 03.15'te
Fýndýkzade'de düzenlendi. Ziya Yýlmaz'ýn evini 18
Þubat'ta tespit eden güvenlik güçleri, evi gözaltýna
aldý. Ancak þüphe çekmemek için eve giriþ geceye
býrakýldý. 19 Þubat'ta saat 03.00'e doðru anarþistlerin
bulunduðu bina güvenlik güçlerince sarýldý. Çelik
yelekli bir polis ekibi apartmana girerek, önceden
saðlanan bir anahtarla dairenin kapýsýný açtý ve
içerdekilere 'teslim ol' çaðrýsý yaptý. Çaðrýya silahla
karþýlýk verilince güvenlik güçleri daireyi kurþun
yaðmuruna tuttu. 6 dakika süren çatýþma sonucu
evde bulunan Ziya Yýlmaz ile birlikte Þerafettin
Serdar, Osman Cahit Ýyigün ve Hüseyin Özkan
adlý kiþiler yaralý olarak ele geçirildi. Ýkinci
operasyon ise sabah saat 07.00'de Arnavutköy'de
yapýldý. Aldýklarý ihbar üzerine Ulaþ Bardakçý'nýn
saklandýðý ve bir katýnda siyasi polis müdürü
Mahmut Dikler'in oturduðu apartmaný kuþatan
güvenlik güçleri çemberi daraltarak binaya yaklaþtý.
Bu sýrada içeriden ateþ açýldý. Güvenlik güçleri de
ateþe karþýlýk verdi. Bu arada çelik yelek giymiþ
iki polis, karþý daireden çatýþmanýn olduðu daireye
girdiler ve diðer görevliler de Ulaþ Bardakçý'nýn
ateþ ettiði odaya yaklaþarak taramaya baþladýlar.
Ulaþ Bardakçý aldýðý kurþun yaralarýyla olay yerinde
öldü. Fýndýkzade ve Arnavutköy'de yapýlan
operasyonlarda 1 albay ve 2 polis yaralanýrken, 9
örgüt üyesi de sað olarak yakalandý."
Sahibi: Hacýbektaþlýlar A.Þ. adýna Naci Özçelik Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü: Aydýn Þimþek Genel Yayýn Yönetmeni: Osman Çoban
Yönetim Yeri: Çarþý içi Esnaf Kefalet Koop. binasý kat: 2 Hacýbektaþ/ Nevþehir Tel-Faks: 0384 441 39 47
E-mail: [email protected] Þirket e-mail: [email protected] E-groups: [email protected] Web:
www.hacibektaslilar.com Baský: Hacýbektaþlýlar A.Þ. Matbaasý Bala Mah. Bektaþ Efendi Sk. No: 38 Hacýbektaþ
Tel-Faks: 0384 441 29 16 Pazar günleri yayýnlanmaz. Yayýn Türü: Yerel Süreli Yayýn
Güneþli
En Yüksek 0C
En Düþük 0C
Rüzgar Hýzý
Rüzgar Yönü
Nem
Çið Noktasý
11
-1
9.04 km/s
Güney
48 %
0 0C
Ücretlilerin üçte biri kaçak AKP yaðma
(Bianet) Ücretli sayýsýndaki
artýþa paralel bir önemli
geliþmeyse, ücretlilerin kayýt dýþý
çalýþtýrýlma eðilimlerindeki artýþ.
Ýþ arayanlarý kaçak ücretli olarak
iþi kabul etmeye zorlayan ana
etmense, piyasada 2,5 milyon
iþsizle rekabet etmek zorunda
kalmalarý.
Ýstihdam ve iþsizlik ile ilgili
yayýmlanan son veriler, ekonomide
hala istihdam dostu bir büyüme
iklimine geçilemediðini,
büyümenin hýzlý temposuna
raðmen iþsizlik oranýnýn
azalmadýðýný, yaratýlmýþ görünen
istihdamýn da "kayýt dýþý" bir özellik
taþýdýðýný gösteriyor.
Son 1 yýlýn verileri,
* Ýþgücü olarak piyasaya taze
emek çýktýðýný,
* Yaný sýra tarýmdan tarým
dýþýna iþgücü pompalandýðýný, Bu
iþgücünün ücretli emeðe
dönüþtüðünü, ücretlilerin yarýsýnýn
da kayýt dýþý çalýþtýrýldýðýný ortaya
koyuyor. 2004 yýlýnýn dördüncü
yani son çeyreðinin iþgücüistihdam-iþsizlik verileriyle 2005'in
"eylül-ekim-kasým" döneminin
verileri þu gerçekleri sergiliyor.
Ýþsizlerin sayýsý 60 bin arttý Son 1
yýlda, büyüme, canlýlýk belirtileriyle
çalýþmak için iþ arayanlarýn, yani
iþgücü olarak piyasaya çýkanlarýn
sayýsý 386 bin artmýþ ve 2005
sonunda 24 bin 686'ya ulaþmýþ.Bu
386 bin yeni iþgücünün ise 327
bini istihdam edilmiþ, 59 bini
iþsizler ordusuna katýlmýþ. Böylece
iþsizlerin sayýsý yaklaþýk 60 bin
artýþla 2 milyon 487 bine çýkmýþ.
Bu, iþsizlik oranýnýn yüzde 10'dan
yüzde 10.1'e çýkmasý demektir.
Baþka bir ifadeyle,
bu yýl ekonomideki
büyüme yüzde 5
olarak gerçekleþse
bile, istihdam artýþý
yüzde 1,5'ta
kalmýþtýr, iþsizlerin
sayýsý azalmak
yerine 60 bin kiþi
daha artarak yüzde
10.1'i bulmuþ.
Ýþsizlik oraný
tarým dýþýnda yüzde
13'ü bulurken,
gençler(15-24 yaþ grubu) içinde
yüzde 19'a, kentlerde yüzde 22'ye
ulaþmýþ.
Ücretlileþmede 6 puanlýk artýþ:
Sektörel olarak baktýðýmýzda,
sektörler içinde bir iþgücü akýþý
gerçekleþtiðini ve tarýmýn, son
çeyrekler itibariyle 1 yýlda tarým
dýþýna 988 bin iþgücü
pompaladýðýný ve tarým dýþý
kesimlerden hizmetlerle sanayinin,
biraz da inþaatýn bu pompalanmýþ
iþgücünü istihdam ettiðini
görüyoruz. Tarýmdan akan iþ
gücünün (988 bin) yaný sýra,
piyasaya giren yeni iþgücü (386
binin 327 bini) sanayide, inþaatta
ve hizmetlerde istihdam edilmiþler.
Bu, 1 milyon 314 bin kiþilik bir
istihdam demek.
Ücretli sayýsýnýn son bir yýlda
1 milyon 90 bin arttýðýný dikkate
alýrsak, tarýmdan gelenler ve iþgücü
ordusuna yeni katýlanlarýn yüzde
82'si, "ücretli emek" olarak
istihdam edilmiþler. Bu,
ücretlileþmenin artmasý anlamýna
geliyor.
Böylece, ücretli ve yevmiyeli
emeðin, toplam çalýþanlar içindeki
payý bir yýlda yüzde
52.2'den yüzde
55.8'e çýkmýþ. Bir
yýlda
ücretlileþmede 6
puanlýk artýþ dikkat
çekici.
Ýþ arayanlar 2,5
milyon iþsizle
rekabet etmek
zorunda: Ücretli
sayýsýndaki artýþa
paralel bir önemli
geliþmeyse,
ücretlilerin kayýt dýþý yani,
sigortasýz, kaçak çalýþtýrýlma
eðilimlerindeki artýþ. 2004 sonunda
11 milyon 415 bin ücretli ve
yevmiyelinin 4034'ü, yani yüzde
35'i kayýt dýþý çalýþtýrýlýyordu.
2005 sonunda 12 milyon 381'i
bulan ücretli yevmiyelilerin 4
milyon 92 bininin, yani yüzde
33'ünün kaçak çalýþtýrýldýðý
anlaþýlýyor. Son 1 yýlda 1 milyon
90 bini bulan yeni ücretlilerin
yüzde 42'si kayýtsýz olarak iþe
alýnmýþlar.
Kuþkusuz, iþ arayanlarý kaçak
ücretli olarak iþi kabul etmeye
zorlayan ana etmen, piyasada 2,5
milyon iþsizle rekabet etmek
zorunda kalmalarý. Yedek sanayi
ordusunun durmadan büyümesi,
iþverenlere iþe talip olanlarý kaçak
istihdam etme imkanýný da veriyor.
Ýþsiz ücretliler, sanayinin
tekstil-konfeksiyon gibi emek
yoðun alt sektörlerinde, inþaatta,
hizmetlerin turizm, temizlik gibi
alt sektörlerinde, net asgari ücretin
bile altýnda ücretlerle istihdama
razý oluyorlar.
yasalarýna imza attý
Saðlýk Emekçileri Sendikasý Yönetim Kurulu yaptýðý
yazýlý açýklamayla hükümetin saðlýk politikalarýný
eleþtirdi. Hükumetin sosyal güvenlik, ekonomi, eðitim
ve saðlýk politikalarýný deðerlendirdi. Kaya Meclis
gündeminde bulunan Genel Saðlýk Sigortasý (GSS) ve
Sosyal Güvenlik yasa tasarýsýnýn geri çekilmesini istedi.
KESK’e baðlý Saðlýk
Emekçileri Sendikasý (SES)
Yönetim Kurulu "AKP
Hükümeti, IMF talimatlarýný
yerine getirmede büyük bir heves
gösteriyor. Bu hevesin bedelini
ise ne yazýk ki emekçiler ve
yoksul halk ödüyor. Bu hükümet
son bir yýlda iþsizlik, yoksulluk
ve yaðma yasalarýna imza attý"
dedi.
Özelleþtirmenin hiçbir fayda
getirmediðini belirtilen SES
Yönetim Kurulu açýklamasýnda,
"Bu düzen kazananlarý koruyor,
kaybedenleri yok ediyor. Üstelik
yoksulluktan sistemi deðil,
yoksullarý sorumlu tutuyor.
Özelleþtirme ülkeye hiçbir fayda
getirmedi. Verimlilik, istihdam,
kalite artmadý. Özelleþtirilen 128
kuruluþta, her 10 sendikalý
iþçiden 8'i iþten atýldý" denildi.
Hükümetin gözünü emeklilik
yaþý ile sosyal güvenliðe diktiðini
belirtilen açýklamada; "Kýdem
tazminatlarýný kuþa çevirmek,
emeklilik yaþýný yükseltmek ve
emeklilik maaþlarýný indirmek
istiyorlar. 'Kamu reformu' adý
altýnda kamusal alan tasfiye
edilirken, personel rejimi yasalarý
ve esnek üretim planlamalarýyla
emekçiler örgütsüzleþtirilmek,
köleleþtirilmek isteniyor."
SES açýklamasýnda,
hükümetin, Sosyal Güvenlik ve
GSS yasa tasarýsýyla, "paran
kadar oku, paran kadar yaþa,
paran kadar insan muamelesi
gör" politikasýný hayata geçirmek
istediðini söyledi.
Sosyal devleti ortadan
kaldýran yasal düzenlemelere son
verilmesini belirtilen açýklamada
“Emekli olabilmek için
ödenmesi gereken prim sayýsýnýn
9 bin iþ gününe çýkarýlmasýný
eleþtirerek SSK, Bað-Kur ve
Emekli Sandýðý'nýn tek çatý altýna
alýnmak istenmesinin sefalette
eþitlik anlamýna geldiði”
vurgulandý.
SES açýklamasýnda "Devletin
sosyal niteliðinden vazgeçilmek
isteniyor. Anayasanýn 2.
maddesinde belirtilen 'devletin
4 temel niteliðinden hiçbiri
diðerinden daha önemli deðildir.
Demokratik, laik ve hukuk
devleti ne kadar önemli ise,
sosyal devlet o kadar önemlidir.
Saðlýk hizmeti devletin lütfu
deðil, halkýn hakkýdýr" denildi.

Benzer belgeler

Zaman başka nasıl olabilirdi?

Zaman başka nasıl olabilirdi? 16 Nisan 1997’de Kanal D’den Yalçýn Doðan’a verdiði röportajda ise, askerlerin anayasanýn kendilerine verdiði yetkiyi kullandýklarýný belirtmiþti: “Onlar konumlarýnýn gereðini anayasanýn kendilerin...

Detaylı