PDF Versiyonu - Kahve Molası

Yorumlar

Transkript

PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 365
14 Ekim 2003 - Fincanýn Ýçindekiler
■
■
ISSN: 1303-8923
Arkadaþlarýnýza önermek
ister misiniz?
KISAYOLLAR
■
■
■
■
■
SON BASKI
kahvemolasi.com
Arþivimiz
Yazarlarýmýz
Manilerimiz
Forum Alaný
Ýletiþim Platformu
Sohbet Odasý
E-Kart Servisi
Sizden Yorumlar
Kütüphane
Kahverengi Sayfalar
Medya
Ýletiþim
Reklam
Gizlilik Ýlkeleri
Kim Bu Editor?
KAPI KOMÞULARIMIZ
Dönülmez Akþamýn Ufku ... Ahmet Altan
NELER OLUYOR ? ... Ebru Kargýn
BÝR ANNENÝN ÇOK GÝZLÝ GÜNLÜÐÜ ... Burcu Künteci
DENÝZATI ... Leyla Ayyýldýz
HÜZÜN ADASI ... Semih Tanrýver
Milenyumun Mandalý...Sait Haþmetoðlu
Dost Meclisi, Tadýmlýk Þiirler, Biraz Gülümseyin,
Kýraathane Panosu, Ýþe Yarar Kýsayollar
Damak Tadýnýza Uygun Kahveler
Editör'den : Allahýn Sevgili Kulu!..
Merhabalar,
Gýpta etmemek elde mi? Rahmetli Özal'ý bile kýskandýracak düzeyde þaþalý, görkemli bir
kurultayýn ardýndan oybirliði ile güven tazeledi sayýn baþkan. Allahýn sevgili kulu olduðunu
biliyordum ama 'Yürü ya kulum' ihsanýna bu denli mazhar olacaðýný tahmin edememiþtim. Son
üç yýlda yaþadýklarýný düþününce, hemen herþeyin onun yükseliþine endeksli olduðunu
görüyorum. En berbat anlarýndan bile güçlenerek çýkmasýný saðlayacak geliþmeleri
yaþamasýný hep bu sevgili kul imajýyla açýklayabiliyorum. Ringte yumruk yedikçe hacýyatmaz
gibi kalkan, hata yaptýðýnda rakibinin de ayaðýnýn kayýp düþtüðü bir þanslý boksör gibi
görüyorum kendisini. Þöyle bir düþünün geçen bir yýlý. Þu iþ baþkana zarar verdi
diyebileceðiniz herhangibir olay hatýrlýyor musunuz? Krizler, savaþlar, tezkereler, ekonomik ve
siyasi kütlemeler, küçük düþmeler, çizilen karizmalar, hepsini yaþadýk ama tam bunlar olurken
milli takým Dünya üçüncüsü oldu. 12 dev adam, bayan voleybolcularýmýz, Süreyya Ayhan hep
o yükselen tansiyonu düþüren, halkýn ilgisini baþka yerlere çeken olgular olarak ön plana
çýkmadý mý? Birinci tezkere mecliste takýlýnca bile üzülmeye fýrsat bulamadan , Dünya
gözünde kazandýðýmýz saygýnlýkla gülücükler atmaya baþlamadý mý? El sürülemeyen Uzanan ellere uzanýnca bir taþla 2 kuþ vurup siyasi rakibini ekarte etmedi mi? Uygulanan IMF
politikalarýnýn enflasyona olumlu yansýmasý ona denk gelmedi mi? Daha bir sürü örnek
sayýlabilir onun Allahýn sevgili kulu olduðuna ikna olmak için.
Aysbergin görünen yüzünde olup bitenler ýsrarla beyan ettikleri deðiþim rüzgarlarýný efil efil
estirken suyuna altýnda kalan ince ayarlarý yok sayabilir misiniz? Takiyye mi yapýyorlar yoksa
gerçekten mi deðiþtiler bunu zaman gösterecek. Ama görünen o ki bu kul yürüyecek ha
yürüyecek. Ne zamana kadar? Bilemiyorum. Sýradan vatandaþa bir türlü yansýyamayan
olumlu göstergeler gün gelip yurdum insanýný da mutlu edecek mi? Onu da kestirmek zor.
Ancak þu bir gerçekki, yapýlan yada yapýlmaya çalýþýlýp anayasaya çarpýp dönen her ince
ayar, aslýnda partilerinin tabanýna sunulan birer çiçek demeti. Orman kanunu, YÖK yasasýnda
yapýlmaya çalýþýlan deðiþiklikler ve benzerleri hep gizliden þifai olarak yapýlmýþ bir anlaþmanýn
maddeleri gibi. Diðer taraftan vatandaþýn sýrtýna yüklenilmeye çalýþýlan ekstra yükler, 3 kuruþa
peþkeþ çekilen, sonucu karanlýk Irak macerasý, yapýlmaya çalýþýlan ince ayarlarýn bedelleri
olarak zuhur etmekte. Ama dedikya bunlar Allahýn sevgili kullarý. Bu þans, bu iman onlarda
olduðu sürece yükseliþlerini sürdüreceklerdir, hiç þüpheniz olmasýn...
............
Yazýlarýnýz yavaþta olsa gelmeye devam ediyor. Ýlginize çok teþekkürler. Bu konuda birkaç
þey söylemek istiyorum izninizle. Haklý olarak yazýlarýn yayýnlarýnýn gecikmesinden
þikayetleriniz oluyor. Birkere hepsini deðerlendirmek için çaba sarfettiðimi bilmenizi istiyorum.
Yazý seçimindeki kýstaslarým hiçte öyle TSE standartlarýna benzemiyor. Kendimce önem
verdiðim birkaç konuyu paçal edip sayýlarý hazýrlýyorum. Yazýlarýnýz birkaç temel kuralý ihlal
etmiyorsa mutlaka yayýnlanacaðýndan emin olmalýsýnýz. Yollamadan önce birkaç kere okuyup
bazý yanlýþlarý düzeltmeniz, mutlaka türkçe karakterler kullanmanýz, mümkünse word
dokümaný olarak yollamanýz, beni epeyce rahatlatacaktýr, bilesiniz. Yazýlarýnýzý gerçek
isminizle yayýnlamayý arzu ettiðimi de unutmamanýzý rica ediyorum. Hatta her yazarýn resmini
kullanmak en büyük dileðim. Birde sizleri 'Misafir Kahveci' olmaktan kurtaracak köþe isimlerini
bana önermenizi hararetle bekliyorum. Ýlk yazýlar misafir olabilir ama ikinci yazýdan sonra artýk
misafirlik bitiyor, anlaþtýk mý?
Bir sonraki sayýda buluþuncaya kadar bulunduðunuz yerden bir adým öne çýkýn. Sevgiyle...
Cem Özbatur
Yorum Oku / Yaz
Yukarý
Marangoz, Bahçývan ve de Kahveci : Ahmet Altan
Dönülmez Akþamýn Ufku..
Nuray'ým.. Aldým sabah sabah beni þaþýrtan, sevindirik eden mektubunu Kahve Molasý
sayfasýndan. Bilirsin severim ben de mektup formatýný.. Zaten yazmak istiyordum dönülmeyen
akþamýn ufkundan döndükten sonraki duygularýmý.. Varsýn bu da böyle olsun, bu yolla gitsin
cevabým, dostlara ve Nuray beyhanýmýma dedim.. Dinle madem..
Saat 22:34'tü. Ýnternette iþim vardý, baðlandým. Gönder/Al tuþuna bastým. 20 tane kadar mail,
aktý ardý ardýna. Bir dakika önce, 22:33'te yollanmýþ son bir tanesi, en üstte, anlamsýz bir
býçak gibi, üzerinden parlayan keskin ve hain bir ýþýkla yakarcasýna duruyordu bir baþýna..
'Tuðrul Þavkay kardeþimizi kaybettik!' yazmakta konu baþlýðýnda. 11 Eylülde, ikiz kulelerin alt
katlarýnda çýrpýnan insanlardaki gibi bir duygu sardý bedenimi, yanýyor, çöküyor herþey
üzerime. Doðru olamaz bu.. Tuðrul ve ölüm.. yan yana gelemiyecek iki kelime. Yaþamýn, hem
de iyi yaþamanýn maestrosu, entellektüelliðin yýkýlmaz kalesi, þarabýn, kadýnýn, yemeðin,
gustonun yýlmaz bekçisi, savaþcýsý.. Tuðrul.. yok ha?
Sonrasý tahmin edebileceðin gibi, boþ umutlar, acabalar, sonralarý da eþe dosta haber ediþler,
aðlayýþlar ve çapsýz ritüeller vs vs... Kuzenler, kardeþler vs toplandýk birçok yerinden
dünyanýn. Aðlaþýyoruz ara sýra.. Donuðuz.. Katýlaþmýþýz.. Bir ara birimiz sordu; 'Biz niye
aðlýyoruz? Tuðrul'a mý kendimize mi?' ve soruyu soran verdi cevabýný da 'Biz Tuðrul'a
aðlamýyoruz. Kendisi hep derdi, 'Krallarýn yiyemiyeceklerini yedim, içemiyeceklerini içtim!'
Tuðrul iyi ve imrenilesi bir hayat yaþadý. Onun arkasýndan aðýtlar yakmamýzý gerektirecek
hiçbir yoksunluðu olmadý. Bizler, itiraf edelim ki kendimize aðlýyoruz, onsuz kaldýk diye!'
Gördün mü Nuraycýðým, insan ne denli bencilmiþ!! Doðruydu söylediði.. Tuðrulun arkasýndan
aðlamaya gerek yoktu ki gerçekten.. Biz bencilce kendimize aðlýyorduk.. Hocalar doluþtu..
Dualar falan.. Sýkýldýk.. Çýktýk üç beþimiz dýþarý, attýk kendimizi boðaza, oturup bir sahil
lokantasýna lüfer yiyip raký içtik. Þerefine kadeh kaldýrdýk kardeþimizin. Eve dönünce gördük
ki, bir baþka kardeþ-kuzen grubu da bizlerden habersiz ayný þeyi yapmýþlar bir baþka
lokantada.. Bu yakýþýrdý zaten..
Dünya üstünde bu kadar gereksiz insan boþu boþuna havayý, suyu, topraðý kirletirken bi
Tuðrul mu fazlaymýþ be Nuraycým? Olur mu böyle þey? Ne yazýk ve acýdýr, bu kadar derin bir
birikim, böylesine rafine ve düzgün birisinin yýllarýn emeði ve aklý ile oluþmuþ benliðinin yok
olmasý.. Ne büyük kayýptýr bu ve telafisi de nasýl olanaksýzdýr! Kahretsin! Kabul etmek çok
zor.
Üç yýl önceydi, Beyoðlu'nda buluþmak için sözleþmiþtik. Her zamanki gibi gecikti. Ama arayýp
haber de verdi. 'Dert etme, ben de hiç deðilse bir iki kitapcý gezerim.' dedim. Kitapcýlarý
dolaþtýktan sonra Pera Palas'a gittim, gelmiþti. Oturup lafladýk. Aldýðým kitaplara bakmak
istedi. Bir kopya da Ýncil vardý kitaplarýn arasýnda. Yüzü aydýnlandý, 'Çok severim!' dedi. Bazý
bölümleri okuduk birlikte. Ýþte bizim papaz semineri böyle baþladý. Tam iki yýl sürecek uzun bir
maraton. Her hafta Çarþamba akþamlarý saat 19'da Divan Oteli'nde buluþup, gece yarýsýna
kadar süren okuma seanslarý. Tuðrul neredeyse tamamýný ezbere biliyordu kutsal kitaplarýn,
þaþarsýn! Müthiþ bir zevkle geçti bu iki senemiz. 2003 yýlý Haziranýnda o günlerimizi
özeldiðimizi konuþtuk, ve papaz seminerinin bir ikincisini yapmaya karar verdik. Yeni bir
okuma ekibi kurduk, ve ilk toplantýyý yaptýk. Bu ilk toplantýmýzda tatil kararý aldýk, ve Ekim'de
buluþmak üzere ayrýldýk yeni ekipten. Ekimin Tuðrulsuz geleceðini aklýmýza bile getirmemiþtik
o zamanlar.
Bizden önce yaþamýþlar, bizimle birlikte yaþayanlar ve bizden sonra yaþayacaklar.. Bir nehir
gibi, her bir su molekülü bir þekilde bir diðerine deðerek aðýr aðýr akmakta yaþam ve zaman.
Aslýnda hiçbirþey ölmüyor, herþey yaþýyor hep. Eðer lazýmsa bir teselli, böyle bir teselli var
aslýnda.
Tuðrul iyi yaþamanýn ustasýydý. Ýyi yemek, iyi þarap, iyi müzik, iyi kitap, iyi gezi..Yakýnlarý
olarak bizler pek çok þey öðrendik ondan. Sadece yakýnlarýyla deðil, tüm bir toplumla paylaþtý
bilip öðrendiklerini. Bu kýraç topraklardan yemyeþil bir vaha suladý. Herkeslerin yaþamýn
sadece politika, ekonomi, döviz, faiz vs'den oluþtuðunu zanettiði dönemlerde bir baþýna
kaliteli bir yaþam, gusto ve hayatýn tadý türküleri söyledi. Onun sayesinde gazeteler
sayfalarýný açtýlar bu konulara. Sanýlanýn aksine, Tuðrul'un evinde Cahteau Margaux ya da
Petrus þiþeleri boþaltýlmazdý. Buna maddi gücü de yetmezdi ihtimal. Yaþamdan tad almaktý
yapýlan, ve o bir imbik gibi süzmeyi bilirdi binyýllardan bu yana gelen insan emeðini, birikimini
ve geleneðini. Herþey bir kutlama, bir ayin bir ritüeldi onun için, asla geliþigüzel ve özensiz
yaþamadý. Herþeyin ve her anýn hakkýný vermeye çalýþtý, çevresindekilerin de farkýndalýklarýný
artýrdý. Gün olur çýkar gelir, gizemli bir laf eder;
'Yeni bir dernek kuruyorum, seni de genel sekreter yapýcam kuzenim!'
'Hayýrdýr Tuðrulcum, neymiþ o?'
'Sürekli kuruluþ halinde evlilikle mücadele ve fuhuþu teþvik Vakfý!'
Örgütçü adamdý. Mutfak dostlarý ve Þarap Dostlarý derneklerini kurmuþtu. Þu sýralar da
yüksek alkollü içkilerle ilgili bir topluluk kurmayý planlýyordu. Bu örgütçülük onda çok eskiden
kalma bir alýþkanlýktýr aslýnda. Aslýnda kimseler bilmez ama memleketin ilk banka
hortumcusuydu da ayný zamanda! Kurduðu bankayý yýllar önce batýrmýþ, bizleri de büyük
zararlara sokmuþtu! Yok, öyle para pulla iþi olmazdý.. Bu baþka bir bankadýr. Sevgili Tuðrul'un
sýrtý çok kaþýnýrdý, 10-15 yaþlarýndayken bizler 'Kaþýbank' diye bir banka kurmuþ ve biz
ufaklýklara 'ileride bu bankaya yatýracaðýnýz birikimleriniz, size de misliyle dönecek' diyerek
sabah akþam bizlere sýrtýný kaþýtýrdý.. Dediðim gibi, bizler yýllarca bu bankaya yatýrým yaptýk..
Sonra banka battý ve biz býrakýnýz faizi, ana paramýzý bile tahsil edemedik kendisinden..
Anýlar bitmez Nuray'ým..
Þimdi artýk senin de dediðin gibi, normal akýþa dönmek, dotlarýmýza bolca zaman ayýrmak,
yaþadýðýmýzýn farkýnda olmak ve hayatýn hakkýný vermekten baþka yapýlacak bir þey kalmýyor.
Ve mümkünse bizler de arkamýzda kalýcý ve güzel þeyler býrakabilmenin peþini kovalamalýyýz.
Lüfer çýktý Nuray beyhanýmým... Sana ayrýlmýþ olan, ýzgaranýn üstünde.. Rakýsý da yanýnda..
Hayat beklemez..
Ahmet Altan
[email protected]
Arkadaþýna Öner
Yorum Oku / Yaz
Yukarý
Günden Kalanlar : Ebru Kargýn
NELER OLUYOR ?..
Lokomotifim bir kere rotayý þaþýrdý yýllar önce, bir raydan çýkýþ o çýkýþ... Lokomotif mi ne ?
Hemen açýklýk getireyim; ben þimdi vagonum, aklýmda lokomotifim. Yýllarca hiç sorunsuz
yaþadýk böyle gül gibi. Ama artýk vagon olan ben, lokomotif aklýma yenik düþtüm maalesef...
Düzenin bozulduðuna dair ilk belirti, aðlayan bir maske resmi görüp çok beðenmemdi. Ne var
bunda diyecekseniz sakýn demeyin bu sadece ilk belirti.
Bir gün diþim için bulunduðum bir klinikte sýramý beklerken, herkes gibi bende bekleme
salonunda, "sýkýlmasýn hastalar" diye özenle her ay alýnan dergilerden birine bakýyorum.
Sayfalardan birinde, çok güzel görünümlü aðlayan maske resmi fena halde gözüme takýldý.
Beklediðim süre boyunca hep inceledim resmi. Yok ne güzel iþçilikti, yok çok anlamlýydý, yok
þuydu yok buydu derken, sayfayý koparýp çantama koydum.
Akþam eve dönünce çýkarýp yeniden baktým. Yine çok beðendim. "Bunu bir þekilde
ölümsüzleþtirmeli" diye düþünmeye baþladým. Ýlk aklýma gelenler arasýnda, resim yeteneði
olan ve biraz da profesyonel bir dosta kara kalem olarak tablo haline getirtip duvara asmak.
Diðer fikir ise, çok profesyonel bir fotoðrafçý ile temasa geçmek, neler yapýlabilir öðrenmek.
Hatta ikisini de mi yapmalý karar bile vermeyip, aklýma ünlü bir söz gelince vazgeçtim. ( Her
ne kadar almýþ olduðum terbiye buna elveriþli olmasa da hadi söyleyeyim :) Görmemiþin oðlu
olmuþ tutmuþ ..... koparmýþ ) Tekrar düþünmeye karar verdim, benim aðlayan maske resmini
garantiye almak için cüzdanýmýn içine koydum. ( Hayýr efendim, o zamanlar kapkaç üzerine
teoriden pratiðe geçiþ yeni baþlamýþtý, yýl 1997 )
Neyse ben bu resmi cüzdanýmda unuttum, hatta hiç aklýmda bile yok. Resimle ben, anlýk bir
aþk yaþadýk ve bitti. Bitti mi ? Þimdi dikkat, anlýk aþk, bir ömre nasýl yayýlýr ve ölümsüzleþtirilir,
dahasý nasýl cýlký çýkartýlýr onu örnekleyeceðim. ( Cýlk yerine daha uygun bir kelime var ama,
"cýlk" daha estetik, terbiyemle daha kardeþ )
Bir arkadaþýmýn evinde misafirlikteyim, o ve ben olarak sýradan bir günün, sýradan bir
öðlenine hayat veriyoruz. Tam biz yayýlmýþ film seyrederken, çat kapý dayýsý geldi. Tam "hadi
ben kaçayým diyecekken", arkadaþým atýlýp, " aaa Ebru dayým geldi dün Hollanda' dan,
bildiðin dayýlardan deðildir, çok eðleneceðiz" dedi. Ne demekse ? Bilmediðim dayý sahiden
çok farklý ve çok matrak, 45 yaþlarýnda bir adamcaðýz çýktý. Neredeyse kan kardeþi olacaktýk.
Uzun uzadýya bir muhabbet, bir þamata, pür neþe geçirdik bir kaç saati. Bir ara arkadaþým
kahve yapmak üzere mutfaða gidince, deðiþik dayý ile ben iþ güç konuþmaya baþladýk.
- Ya sahiden dayý aðabey, ne iþ yapýyorsun Hollanda' da ?
- Gülmeyeceksin.
- Gülmeyeceðim.
- Dövme yapýyorum.
- Nasýl yani, bildiðimiz türden mi ?.. Hani þu vücuda...
- Evet aynen öyle.
- Güleceðim. Dayýda olsan güleceðim iþte...
- Baþtan anlaþtýk olmaz, gülme.
- Ayy nefret ederim ben o dövmelerden ya. Ne o öyle, çiçekler, böcekler, ývýr zývýr.
- Bu bir sanat, ben böyle deðerlendiriyorum, ayrýca çok kazançlý bir iþ. Hem benim
müþterilerim senin dediðin gibi, böcekti kuþtu yaptýrmazlar pek.
- Ee ne peki ?
- Daha profesyonel resimler. Ýþlenmesi zor þeyler, çok kiþiye özel dövmeler yani.
- Dövme iþte ya, ölene kadar üstünde taþýyorsun iðrenç.
- Caným herkes sen gibi düþünse iþsiz kalýrým.
- Valla kalýrsan kal ne o öyle kaçýk gibi, dövmeymiþ............... ! Bir dakika, ne dedik demin,
ölene kadar... Profesyonel resim... Ýþçiliði zor... Özel...
- Evet, ne oldu ?
- Buldum, buldum, buldum...
- Ne buldun ?
Evet buldum ! Çantamý alýp yanýna oturdum dayý aðabeyin. Onun meraklý bakýþlarý arasýnda,
cüzdanýmý aldým elime ve maske resmini çýkardým, ona uzattým.
- Ýþte bu.
- Çok güzel resimmiþ sahiden.
- Yanýnda gerekli malzemelerin var mý ?
- Ne malzemesi ?
- Ya iþin ne senin dayý aðabey ?
- Dövme.
- Ýyi ya iþte onun için gerekli malzemeler.
- Var, birkaç arkadaþýma sözüm var onun için getirdim yanýmda.
- Tamam iþte, anlaþtýk, hadi baþlayalým.
- Hayda, ne diyorsun dövme mi yapacaðým sana ?
- Evet iþte bu resmi.
- Sen reþit misin hem ? Annen baban ne der ? Ýyi düþündün mü ? Az önce iðrenç diyordun
dövmeler için.
- Þimdi demiyorum haydi ama baþlayalým.
- Kimliðini göreyim.
- Al bak iþte 1979 reþidim.
- Evet, bir ay olmuþ sadece.
Gerekli hazýrlýklar yapýldý ve baþladýk dövülme iþlemine.
Arkadaþým, gerekli çay kahve servislerini yapýp durdu. Her yeni içecek getiriþinde, dayý
aðabeye " dayý o zaman bana da yapacaksýn " diye tutturdu. Her boþlarý götürüþünde de
bana, " acýyor mu " diye sordu.
6 saat 38 dakika sonunda bitti. Hiç bitmeyecek sandým ama bitti. Hiç sevmediðim bir tarzýn
temsilcisi gibi oldum. Anlýk bir resim aþký, profesyonel olarak ölümsüzleþti. Þimdi ne mi
düþünüyorum ? Olmuþla ölmüþe naçar !
Bazý insanlar asla uslanmaz, bende onlardan biriyim iþte. ( Tanrý böyle yaratmýþ ) Bu dövme
hadisesiyle lokomotif doðru raya girdi sandýysanýz, fena halde yanýldýnýz. Bu sadece bir
baþlangýçtý.
Dayý aðabey Hollanda' ya döndükten sonra, aklýn ürünü ben, yeni bir aþka düþtüm. Ayaðýmýn
altýna yani tabana, renkli bir gülen yüz yaptýrmaya karar verdim. Her insanýn fantezileri vardýr.
Yazýn þezlonga serilip güneþlenirken, sýcaktan mayýþýp uyuyakalýyorum. Hala uyurken
gülümseyemiyorum. ( çok denedim olmuyor ) Ýþte bu aþamada ayaðýmýn altýnda ki gülen yüz
dövmem devreye girecek. Altý yýl oldu bekliyorum, hala dayý aðabey memlekete gelmedi.
Güvenebileceðim birine denk gelir gelmez hemen yaptýracaðým.
Bu gün de randevu aldým bir piercing merkezinden. Yarýn sabah gidiyorum. Düþündüm de,
kaþa yapýlan minik baþlý piercing oldukça hoþ fikir olarak geldi. Minik olmalý, iþ güç sahibi
insaným... Piercing aþkýma da yarýn sahip oluyorum. Artýk baþka hiçbir þey yapmak yok, söz
verdim kendime.
Aklýma bir þey takýldý; acaba diyorum, dayý aðabey gelseydi de gülen yüz dövmemi yapsaydý
sonuç bu olur muydu ki ? Yani bilinç altý bir açýk mý oluþturdu bende ? Gülen yüzü
yaptýramadým diye, piercing ile mi kapatmaya çalýþýyorum ? Bunu bir danýþmalý Sayýn Prof.
Dr. Nevzat Tarhan' a, en iyi o bilir...
Ebru Kargýn
[email protected]
Arkadaþýna Öner
Yorum Oku / Yaz
Yukarý
Misafir Kahveci: Burcu Künteci
BÝR ANNENÝN ÇOK GÝZLÝ GÜNLÜÐÜ
Ekim 2000: Hamile olabilirim. Sigarayý býrakmam gerekecek ne yazýk ki.Þu testin sonucunu
öðrenmeden beþ on sigara daha içmeliyim acilen. Her an arayýp sonucu bildirebilirler. Evet,
hamileymiþim. Elveda son sigaram. Seni özleyeceðim.
Kasým 2000: Ýnternetten öðrendiðime göre doktorlar sýký tiryaki annelerin günde beþ tane
içmesine izin veriyorlarmýþ. Gizli GÝZLÝ KÖÞE BUCAK KAÇARAK SÝGARA ÝÇMEYE SON.
Desem de son olmadý. Elimde sigara gören herkes uzun ahlaksal, saðlýksal öðütler
verdiðinden içip de içmiyormuþ gibi yapmalýyým. Ne acý!
Aralýk 2000: Üç ayda altý kilo aldým. Aslýnda kilolar son aylarda alýnýrmýþ.Ben þimdiden þiþtim.
Eski giysilerimin hiçbiri olmuyor. Elveda kot pantolonum, gömleðim ývýrým zývýrým. Merhaba
hamile pantolonum, jilem ve jilemin rengine uyan iki kazaðým. Karným ne zaman büyüyecek
acaba? Þöyle kocaaaman bir karným olmasýný istiyorum. Gören herkes anlasýn hamile
olduðumu. Otobüste, minibüste bana yer versinler.
Ocak 2001: Sütten nefret ediyorum. Kocam bana zorla süt içiriyor sürekli. Çocuk için iyiymiþ
ama benim için hiç iyi deðil. Midem bulanýyor sütten. Bir de tavuk. Çoook iðrenç kokuyor.
Benim tavuk sevdiðimi bilen tüm eþ dost ise tavuk yemekleri hazýrlýyor. Benim için, ben
seviyorum diye, bana özel... Ama ben tavuðun adýný bile duymak istemiyorum!
Nisan 2001: Kocam kaza geçirdi, bacaðý kýrýldý, hastanede. Yanýnda kayýnvaldem kalýyor. Ýlk
defa piþman oldum bu çocuðu yaptýðým için. Ben kocamýn yanýnda olmak istiyorum ama o
hastaneye gelmemi bile istemiyor.Mikrop varmýþ falanmýþ filanmýþ. Ameliyat olacaðý günü
benden saklamýþlar üzülmeyim diye. Neye yaradý? Ben bütün gece deliler gibi aðladým, hem
üzüntümden hem de saklamalarýna çok kýzdýðýmdan.
Mayýs 2001: Karným çoooooook büyüdü. 100 m ileriden bile kolayca fark ediliyor. Sokakta
yürümek istemiyorum artýk çünkü herkes sürekli karnýma bakýyor. Beni durdurup "ikiz mi?"
diye soruyorlar. Deðil efendim ikiz falan deðil sadece Allah benim "kocaman bir karným olsun,
herkes fark etsin" dualarýmý fazlasýyla kabul etti. Keþke kocaman bir karýn yerine saðlýk sýhhat
isteseydim.
Haziran 2001: Bu ay sonunda doðurmam gerekiyor. Býktým bu
hamile giysilerinden. Eski giysilerimi geri istiyorum. Koca bir dolap
dolusu giysi ve ben sadece iki pantalon, iki jile, iki gömlek
giyebiliyorum. Tam tamýna 25 kilo aldým. Boyum da kýsa olduðundan
yürümeme gerek kalmýyor top gibi yuvarlanýyorum.
Temmuz 2001: Oðlum doðdu. Peki ben neden mutlu deðilim?
Allah'ým bu ne büyük bir sorumluluk böyle? Bu küçük yaratýða ben
bakacaðým sürekli. Beslenmesi, temizlenmesi, hastalýðý, saðlýðý,
mutluluðu, üzüntüsü her þeyi ama her þeyi benden sorulacak. Ben
buna hazýr mýyým acaba? Bu soruyu kendime çok önce sormalýydým.
Biraz geç kaldým. Lohusa depresyonu denilen þey bu mu? Ev ne
kadar kalabalýk, gelenler, gidenler, biri geliyor sütün yetmiyor
diyor,biri geliyor mama verin diyor, biri geliyor erkek çocuðu doymaz
sürekli emzir diyor ama kimse benim fikrimi sormuyor. Göðüslerim
çoktan yara oldu. Herkes evine dönse de çocuðumla baþbaþa
kalabilsem.
Aðustos 2001: Gaz sancýsý.Ýþte benim kabusum. Bugün kocam
yoktu, misafir yoktu, çocuðu uyutup kendime zaman ayýracaktým.
Kitap okuyacaktým, dinlenecektim, aylak aylak oturacaktým. Kocam
kapýdan çýktýðý anda oðlum aðlamaya baþladý, ondan sonraki dört saat boyunca aðladý aðladý
aðladý. Ben de bir yandan aðladým, bir yandan dört saat boyunca çocuðu kucaðýmda taþýyýp
sýrtýný sývazladým, masaj yaptým, karnýný ayaklarýný sýcak tuttum, emzirdim, emzirdim,
emzirdim, kitap okumayý, aylak oturmayý býrak tuvalete bile gidemedim.
Ekim 2001: Ben hala kilo veremedim. Eski giysilerimin büyük bedenli olanlarýna döndüm ama
küçük bedenler dolabýn bir köþesinde bekliyor.Emziriyorum aslýnda, tabi ki kilo veremem. Þu
süt verme iþi bir bitsin incecik olacaðým.
Haziran 2002: Oðlum yürüyor. Bu ne demek, sürekli peþinde dolaþýyorum demek.Hava mis
gibi, çay bahçesine gidiyoruz. Herkes oturuyor, çayýný içiyor, manzarayý izliyor, muhabbet
ediyor. Ben çocuðun peþinden parkýn her bir yanýný dolaþýyorum. Oturup bir çay bile
içemedim. Ýçtiðim buz gibi çaylarý çaydan saymýyorum tabi ki.
Ekim 2002: Üniversiteye baþladým. Çocuða kayýnvalidem bakacak. Oðlumu çok özlüyorum.
Okulda kimse adýmý bilmiyor "evli ve çocuklu" olarak anýlýyorum. Geceleri ancak çocuk
uyuduktan sonra ders çalýþabiliyorum. Çocuk uyursa, ben uyuya kalmazsam, gece boyunca
on kez beþiðe koþup çocuðu pýþpýþlamazsam, ders çalýþabiliyorum diye düzeltmeliyim.
Temmuz 2003: Oðlum üç yaþýna bastý. Allah'ým yaþlanýyorum! Hala on kilo fazlam var. Süt
müt de kalmadý ama veremedim fazla kilolarýmý. Olmadý iþte. Napayým? Gözümün içine baka
baka bir bardak dolusu meyva suyunu dökmeye, çiçeklerin yapraklarýný koparýp saksýlarý yere
devirmeye baþladý velet. Hayýr, yaramaz falan deðil yalnýzca biraz hareketli o kadar. Çocuk
evde sýkýlýyor en iyisi sahile çay içmeye gitmek. O da parkta oynar.
"Hayýr oðlum, kardeþe vurulmaz. Sen kardeþin kamyonunu verirsen o da aðlamaz annecim.
Oðlum kovaný küreðini evde unutmuþuz nereden bulayým ben sana þimdi kova? Hayýr oðlum
az önce çýkolata yedin sana cips alamam. Annecim, aðlama geç oldu eve dönmek
zorundayýz. Oðlum beni bekle, elimi tut. Hayýr oðlum, öyle yolun ortasýna boylu boyunca
uzanýlmaz. Oðlum! Býrak çabuk o kedinin kuyruðunu!"
"Babaannesi, oðlum seni çok özlemiþ. Benim de çarþýda iþim vardý. Evde yediremedim, sen
karnýný doyurursun. Altý da kirli olabilir. Çýkmadan önce bakmýþtým ama yolda kokular
gelmeye baþladý. Ben fazla geç kalmam. Sizin istediðiniz bir þey var mý?"
Elveda annelik merhaba özgürlük:O)
A.Burcu Künteci
Arkadaþýna Öner
Yorum Oku / Yaz
Yukarý
Yazý-Yorum : Leyla Ayyýldýz
DENÝZATI
Gözlerini aralamaya çalýþtý isteksizce, etrafa þöyle bir baktý, daðýnýk býraktýðý ortalýða...
Yataktan çýkmak istemedi caný... Hem ne yapacaktý ki, dünkünden ne farký olacaktý
bugünün?... Emekliliðinden öncesini düþündü, nasýl da kalkardý sabahlarý... Kahvaltýsýný
ediþini, bir telaþ otobüse yetiþtiði zamanlarý... Saatleri yetmeyen günleri düþündü.
Zamansýzlýktan yapamadýklarýný, ertelediklerini...
Ya þimdi?... Þimdi fazlasýylaydý vakti, hem de çok fazlasýyla... Dolduramayacak kadar çok...
Epeydir kendini kötü hissediyordu. Yalnýzlýk, alýþýk olmadýðý tek düze ev hayatý...
Basit bir kahvaltý hazýrladý kendine, bayatlamýþ ekmekleri ýslatarak balkonundaki mermer
denizlik üzerine koymuþtu. O kahvaltýsýný yaparken serçeler de konuðu oldu. Üzerini giyindi.
'Yürümeli' dedi...
Sahile indi yine, hep sýkýntýlý zamanlarýnda yaptýðý gibi. Bebek'te parkta oturdu bir süre.
Yanýnda getirdiði kuþ yemini güvercinlerin yiyiþini izleyerek... Biraz yürüdü boðaz boyunca...
Birden bir ses iþitti. 'Denizatý, denizatý!'... Hemen sesin olduðu yöne doðru yöneldi. Cam
kavanozun içindeydiler, nasýl da güzeldiler... Bir genç kýz sesi iþitti; 'Onlar evde de yaþar mý?'
diye soran... 'Tabii ki' dedi denizatýný satan adam, 'bir bardakta dahi yaþarlar'... 'Nasýl
yakalýyorsunuz onlarý?'. 'Açýklardan' dedi adam içinde kýrmýzý renkli bir sývý olan þiþeyi
göstererek 'bununla'... Kýzýn burnuna doðru uzattý, keskin sirke kokusundaki sývýyý. 'Nedir bu?'
dedi genç kýz. 'Bu þarap ve sirke karýþýmýdýr, süngerleri buna batýrýrýz, uzun aðlý kepçeleri açýk
denizlere salarýz, dayanamazlar bu kokuya, hemen gelirler'...
Bir süre onlarý ve denizatlarýný izledi... Denizatlarýný da görebileceði bir banka oturdu. Az
sonra kýz da iliþti yanýna...
'Oturabilir miyim' dedi kýz... Her ikisi de denizatlarýný izledi uzun uzun...
'Bilir misin' dedi yaþlý adam kýza uzaklara bakarak, 'Bilir misin, en vefalý ve sadýk canlýdýr o
gördüðün denizatlarý. Oldukça zor eþ seçerler. Erkekleri bazen düello ederler rakibiyle.
Birbirlerinin kuyruklarýndan tutup hareketsiz kalýrlar bir süre, biri renk deðiþtirinceye dek sürer
bu, ya da burunlarýndan üflerler uzun uzun, rakipleri alabora oluncaya dek. Beðendikleri
diþilerini elde etmek için ellerinden geleni yaparlar... Eþlerini bulduktan sonra ise sürekli sadýk
kalýrlar. Herhangi bir nedenle birbirini kaybeden eþlerden diþi olaný, kýmýldamadan öylece
sabit kalýr uzun süre... Erkeði ise eþinin dönmeyeceðine inanýnca kendine uygun bir eþ
bulabilmek için uzun süre gezinir... Zorlukla yeni bir eþ bulur ya da yeni bir eþ bulmaya gücü
yetmez, ölür'...
Dikkatle dinliyordu genç kýz... 'Gerçekten mi? Ne ilginç.'
'Evet' dedi yaþlý adam... 'Yþte o uzun burunlarý ardýnda gizlenmiþ hüzünlü bakýþlarý bundandýr.
Efsanevi bir deðer verir onlara, o uzun burunlarý, sýrtlarýndaki çýkýntý ve vücutlarý üzerindeki
kabartýlý doku... Renkleri genelde kahverengi ya da siyahtýr, çok nadir kýrmýzý ve sarý renklileri
de olur, kiminin üzerinde nokta ya da çizgimsi süsler vardýr... Erkekleri doðurur... Doðurur
demeyelim de þöyle; diþiler yumurtalarýný salgýladýklarý yapýþkan bir maddeyle erkeðin karnýna
ya da kuluçka kesesine yapýþtýrýrlar. Bir tür hamileye benzer erkekleri ve artýk erkek
beslemektedir yumurtalarý, yumurtadan çýkan genç yavrular babalarý ile yüzerler bir süre,
kendilerine yetmeye baþladýktan sonra ayrýlýrlar babalarýndan...'
Genç kýz þaþýrarak dinlemeye devam ediyordu.
'Türleri çok azaldý' dedi yaþlý adam... 'Öldükten sonra kýyýlara vuranlarý toplayan çocuklar
haricinde ticaretini yapanlar vardýr.. Çinliler damar sertliði, astým gibi hastalýklarýn tedavisinde
kullanýrlar, losyon da yaparlar... Brezilya , Çin , Dubai , Ekvator, Misir ,Endonezya ,Japonya ,
Kuveyt gibi ülkelerde denizatý kurularýndan çeþit çeþit hediyelik eþyalar, mücevherler
yapýlarak satýlýr. Bu aþýrý tüketim nedeniyle þimdilerde kalým mücadelesi vermekteler...'
'Ne çok þey biliyorsunuz' dedi genç kýz, yaþlý adama... 'Evet' dedi yaþlý adam 'Çok okurum'...
Gülümsedi kýz... Teþekkür etti yaþlý adama... Yaþlý adam genç bir kýzýn yüzünde gülümseme
olabildiði için mutluydu...
Ayaða kalktýlar ayrýlmak üzere... O sýrada hala balýkçý satmaya çalýþýyordu denizatlarýný. 'Tut
yavrum, korkma. Elinle tut' diyordu bir çocuða, elindeki denizatýný uzatarak... 'Yaklaþtýr
kulaðýna, yaklaþtýr... Bak bir at gibi kiþner o... Gece sessizliðinde daha iyi duyarsýn...'
Sahi kiþniyor muydu?
Leyla Ayyýldýz
[email protected]
Arkadaþýna Öner
Yorum Oku / Yaz
Yukarý
Misafir Kahveci: Semih Tanrýver
HÜZÜN ADASI
Bir ilkbahar sabahý ýlýk rüzgarla birlikte yüreðime vuran özlem miydin sen. Ýçime ansýzýn,
usulca býrakýlan taze yalnýzlýðým mýydýn yoksa. Sanýrým içimde ne olduðunu asla
anlayamadýðým yanýmdýn benim. Her özlediðimde daha çok sevdiðim, benden her kaçýþýnda
sevgini býraktýðýn, senden her vazgeçiþimde sevginden vazgeçemediðim ve bir anlýk
yokluðunda bile kendimi sürgünde hissettirdiðin için özeldin.
Bu çocuk kalbim sana söylenecek binlerce sözle, yazýlacak binlerce satýrla doluydu güzel
olan her þeyi söylemeliydim, paylaþmalýydým seninle ama o kadar acizdi ki kelimeler. Seni her
görüþümde farklý bir þey hissediyor anýmsýyordum. Uzaktan seyrediþlerimde gündoðumu
kadar güzel ve eriþilmez olduðunu düþündüm halbuki uzanýp tutabileceðim kadar yakýndýn
bana. Sessiz sakin köþelere sýðýndýðýnda durgun bir deniz görürdüm gözlerinde, bilirdim
yüreðinde bir o kadar dalgalý, fýrtýnalarla dolu. Vurdumduymaz tavýrlarýn bir martýnýn
özgürlüðünü anýmsatýrdý, sözlerin saflýðý, beyazý, bir vapurun peþine takýlýp kaçýþlarýn benim
bir kafesteki mahkumiyetimi, dönüþünü bekleyiþlerimi...
Dedim ya! Uzanýp tutabileceðim dokunabileceðim kadar yakýndýn bana. Gitme diyebilirdim
kolundan çekip gözlerine bir ýsrar kusabilirdim. Benimle kal diyemezdim, hakkým yoktu hiçbir
þeye tek kelime edemezdim. Sensiz kalma ihtimali vardý aleyhine kurulmuþ her cümlenin
sonunda. Çekip giderdin yoksa bilirdim sevgili dostlarým adýmý bile edemezlerdi sana.
Uzaktan olmalýydý her þey duymamalýydýn sen kimseye anlatamazdým, derinden olmalýydý
hissetmemeliydin. Yürekten olmalýydý, ne seni yüreðimden, ne yüreðimi kendimden söküp
atamamalýydým. Uzakta olmalýydý her þey sen yaný baþýmda, gerisi uzakta...
Son günlerde eskisi kadar sýk göremiyordum bir görünüp bir kayboluyordun. Olsun arada
birde olsa görmek güzeldi, sen güzeldin, hayat güzeldi, seninle her þey güzel...
Arkadaþlarýndan duymuþtum. Bir sevgilin olduðunu söylüyorlardý. Yoksa bir tanem ellerinin
sýcaðýný, teninin kokusunu, sevgisini birileriyle mi paylaþýyordu. Yoksa o sözleri benden deðil
de baþkalarýndan mý dinliyordu. Oysa seni en çok ben seviyordum seni en güzel ben
yazýyordum. Seni ben seni ben... olamazdý, olmamalýydý böyle biri. Ýnanmadým günlerce
kaçtým, senden senin bir baþkasýný sevme ihtimalinden. Sonra sen anlattýn bana sevgilini. Iþýl
ýþýldý gözlerin, nasýlda gülümsüyordun. Sanki o dünyanýn en mükemmel insaný, sen en mutlu
kadýnýydýn. Peki ben peki ben kimdim, neydim. Ne olacaktým.
Ne vardý sanki bu kadar abartacak, anlatýrken mutluluktan uçacak, beni bir hüzün girdabýnda
boðacak, beni kahretmeye ne hakkýn vardý. Hayalin, umutlarým, yazýlarým, þiirlerim, tatlý
hüzünlerim, keþkelerim bana yetiyordu. Senden hiçbir þey istememiþtim, beklememiþtim. Her
þeyini benimle paylaþan sen aþkýný paylaþmaya nasýl da cesaret etmiþtin. Bana ne diye
haykýrasým geliyor "Bana ne bana ne senden, sevgilinden, yapmayý sevdiðiniz þeylerden,
sana nasýl baktýðýndan, hayatýndan, hayatýnýzdan, hayatýmdan bana ne..."
Birilerinin hayatýna mý kastetmeli yoksa alýp baþýný gitmeli mi?
Artýk sadece hayalin ve ben vardýk. Akþamlarý mum ýþýðýnda yemek yiyor, sonra sabahlara
kadar Tanju Okan'ýn þarkýlarýyla dans ediyorduk. Bazen dizlerine uzanýyor yanaklarýmda
piþmanlýðýn sýcak yaþlarýný hissederek uyanýyordum. Lanet okuyordum hayata ve bana.
Annemin söylememi yasakladýðý sözleri savuruyordum birbiri ardýna. Bir þizofren gibi
hissediyordum kendimi. Yüreðimde hesaplaþmalar sürüyor, bir yandan sana diðer yandan
günlerdir kaçtýðým, seni göremediðim için kendime kýzýyordum. Bir kadýn kendisinden baþka
hiçbir kadýnýn olmadýðý bir yürekten baþka ne isteyebilirdi.
Yine saçmalamaya baþlamýþtým bir þeyler yazarsam rahatlarým diye düþündüm ama
güzelliðini anlatmakta aciz kelimeler öfkemi ifade etmek istediðimde de yetersiz yüzünü
gösteriyordu. Saçma sapan þeyler karalýyordum yine;
Bir çocuk saflýðýnda sevmek seni,
Acýtmadan dokunabilmek sana,
Saklayabilmek seni
En çocuksu korkularýyla birlikte,
Senden baþka hiçbir kadýnýn
Olmadýðý ve olmayacaðý bir yürekte
Seni öldürmek,
Aðlamak ardýndan
bir çocuk saflýðýnda
Ölebilmek senin için,
Ölmek senin için,
Öldürebilmek senin için.
Bir kelime sýyrýlývermiþti birkaç satýr arasýndan gözüm ona takýlýp kaldý. "Ölmek" ölmek
istiyordum belki çare belki deðil ama beni bu sýkýntýdan kurtarabilecek tek þeydi. Ne Ümit
Yaþar' ýn þiirleri nede Ýbrahim Sadri' nin sesi hiçbir þey ifade etmiyordu zati. Bir hüzün adasý
olmuþtu bedenim, yüreðim. Hayallerim, anýlarým orayý mesken tutmuþ, sýkýþmýþ, umutlarýma
da bir mezar kazýlmýþtý bir daha çýkmamacasýna. Hani vardý ya "Merhaba hüzün adasý ben
sevda gemisi" hüzün adasý bendim ve sen bana bir daha MERHABA demeyecektin.
Sevda gemim, ay yüzlüm yüreðine ilk ve son kez son baharý yaþattýysam özür dilerim.
Geçmiþte bir yerlerde birkaç güzel anýyla hatýrlanmak ve artýk orada yaþamak umuduyla
güzün soðuk rüzgarlarýyla birlikte senden son kez GÝDÝYORUM.
...
"Yaþa bu hayatý sevdiðim, limon gibi sömürerek,
tüm ekþiliðine raðmen tadýný alarak yaþa."(?)
...
Hep Ýlkbaharý yaþaman dileðiyle bir tanem,
SEVGÝYLE KAL...
Semih Tanrýver
Arkadaþýna Öner
Yorum Oku / Yaz
Yukarý
Milenyumun Mandalý : Sait Haþmetoðlu
Editör'den Önemli Not:Sevgili Sait Haþmetoðlu'nun e-romaný görsel öðelerle
süslendiðinden, devamýný ve önceki sayýlarýný aþaðýdaki adresten tek týklamayla
okuyabilirsiniz. Üþenmeyin... Týklayýn...
http://www.kahvemolasi.com/xfiles/mandal_181.asp
Devamý var
[email protected]
Yukarý
Dost Meclisi
Isparta sokaklarýndan bir silüet. Fotoðraf: Hülya Galitekin
<#><#><#><#><#><#><#>
Kahve Molasý'nýn sürekli ve sabit(!?) bir yazar kadrosu yoktur. Gazetemiz, siz sevgili kahvecilerden gelen
yazýlarla hayat bulmaktadýr.
Her kahveci ayný zamanda bir yazar adayýdýr. Bu bölüm sizlerden gelecek minik denemelere ayrýlmýþtýr.
Yolladýðýnýz her özgün yazý deðerlendirilecektir. Siz sevgili kahvecilere önemle duyurulur.
Kahve Molasý bugün 3.518 kahveciye doðru yola çýkmýþtýr.
Yukarý
Tadýmlýk Þiirler
ARTIK KONUÞSAK
bir klakson rahatsýzlýðý var sokakta
pencerede bir temmuz çýrýlçýplak
avcumuzdan kayýp giderken küçük bir þey
saatlerce susmak neye yarar göðe karþý
kafka'nýn gizli mektuplarýný okumak
eleþtirmek ilahi komedya'yý
bahçede güzü tartýþýrken iki aðaç
neye yarar uyanmak sabaha karþý
artýk konuþsak.
adýný koymasak da aþktý
masada ayný boþluða bakmak.
sureleri sevebilir ama kendini sevebilir mi
bilmediði bir dille ibadet eden halk?
iyi ki sözlerinde bir aþýk veysel saðduyusu
bir karacoðlan içtenliði bakýþlarýnda
yoksa bir gün durup dururken çatlardý bu bardak
ister ölümü çaðrýþtýran resimler yapmýþ olsun goya
ister bir tabutu didikler gibi çalsýn menuhin
çatýda þafaðý bölüþürken bir kaç kuþ
neye yarar uyanmak sabaha karþý
artýk konuþsak.
adýný koymasak da aþktý
ayný yoldu adýmlarýmýzý unutmak.
biz ki çok tanýk olduk tornacýlarýn ellerine
ortada hiç bir þey yokken ölüp gidenlere
hani gülsek suçlu bulunacaktýk çocuklar tarafýndan
aðlasak büyükler abarttýðýmýzý düþüneceklerdi
bir kýþ vardý ki unutmak mümkün mü karý
nasýl boþanmýþlardý kýzaklarýndan köpekler
nasýl bitirmiþtik soluk soluða anna karenina'yý
yazý nasýl beklemiþtik camlarý buðulandýrarak
uykumuzu kurcalarken hain bir düþ
neye yarar uyanmak sabaha karþý
artýk konuþsak.
adýný koymasak da aþktý
ayný suya umutsuzca dokunmak.
Salih Bolat
<#><#><#><#><#><#><#>
SENÝN DÖNEMÝNDE
seni tarih sandým. yapmam gereken iþler
sandým, býçaðýn altýnda uyuyan tehdit
anlayamadýðým þeyler, otlarýn arasýnda parlayan.
senin döneminde taþtý süt.
sendin, yaðmur altýndaki akasya ormaný
trafik levhalarýndaki kurþun delikleri
ankara'daki evlerin karanlýk damlarý
bir dal hanýmelindeki içtenlik.
senin döneminde geçildi çit.
kýrlangýçlar afrika'ya varmýþtýr, diyor otobüs þoförü
-otoyaldan yanarak geçen bir tilkiyi gösteriyoryorulmuþlardýr, deniz boyunca uçmaktan.
sana vardýðýmý sandým, düþler boyunca koþmaktan.
senin döneminde silindi flüt.
Salih Bolat
Yukarý
Biraz Gülümseyin
BRÝGÝTTE BARDOT'u HATIRLAYANINIZ VAR MI?
Hani akýllarý baþtan çýkartan, Fransýz olmasýna raðmen Viet-Nam daki tüm Amerikan
askerlerinin cüzdanýndan çýkan, bir içim su, o zamanlarýn çýtýr kýzýný.
Bizim anlatacaðýmýz BB deðil. Hatta ondan da güzeli, daha çekicisi ama kýzýn þansý da yook,
"elinden" tutaný da. Uzun lafýn kýsasý iki dirhem bir çekirdek St. Tropez sahillerinde elinde plaj
çantasý þaþkýn þakýn dolaþýp soyunacak bir yer dahi bulamazken; Plaj yakýþýklýlarýndan kemal
yaþlarýnda bir bey:
- Ben size yardýmcý olabilirim. Ýsterseniz havlunuzu tutiiim demiþ.
Kýzcaðýz da candan bir teþekkürle kocaman plaj havlusunu vermiþ adama. Adamýn kollarý
kadar yuvarlak bir alanda küçük hareketlerle üstünü deðiþtirirken, bakmýþ ki adamýn gözleri
içerde.
- Ama mösyö siz de hiç centilmen deðilsiniz !!! demiþ.
Mösyö ise:
- Ýyi ama sizde gerçek sarýþýn !!???
denizce.com
<#><#><#><#><#><#><#>
N'apsýn adamcaðýz yahu?!..
Yukarý
Ýþe Yarar Kýsayollar - Þef garson: Akýn Ceylan
http://80ler.hypermart.net/
...Belki hatýrlarsýnýz, bir zamanlar telsizler yasaktý. Yasak kalktýktan sonra, bir telsiz furyasý
baþladý, herkesin elinde, arabasýnda, evinde bir CB, yani telsiz oldu. Her köþe baþýnda bir
"CB Shop" türedi. Bu, günümüzdeki cep telefýnu furyasýna çok benziyor. O zamanlar telsiz
geyikleri baþladý, telsizden arkadaþlýklar kuruldu, sonra cafelerde falan buluþuldu...
http://www.aktuelnet.net/
Bir çoðumuz tarafýndan ilgi ile izlenen ve hatta günlerce tartýþýlan süper yapým filmler vardýr,
"Þeytanýn avukatý" gibi filmlerden bahsediyorum. Dublaj yapýlýrken Türk düþünce yapýsýna
göre ve hatta biraz da abartarak seslendirme yapýlýrsa ne olur? Ýþte bu olur. Kötü mü olur?
Orasýna da siz karar verin artýk.
http://www.marvin-klose.de/iconwar%5B1%5D.swf
Sevdiðim bir reklam filmi var, halen oynuyor, "Meyvalar gaza geldi" diye baþlýyor. Aslýnda
sadece bir soda reklamý olmasýna raðmen ana fikri baþtan söyleyip beni yormadýðý için metin
yazarý arkadaþa teþekkürler. Bu kýsa yoldaki ana fikir ise "ikonlar gaza geldi." Görün bakalým
ne olmuþ.
http://www.funnyplace.org/
Gag isimli programý seyrettiniz mi? Hani Gülse Birsel'in sunduðu ve hatta beni gülmekten
çatlatacak kadar güzel sündürdüðü, ayrýca Fasih Saylan isimli saðlam dalgýç ve yönetmen'in
yönettiði eðlencelik program. Bu adamlar bu kadar reklam'ý nereden buluyor diyordum ben
de. Meðer bu iþ için olabilecek en saðlam kaynaklardan bir tanesi de internetmiþ.
[email protected]
Yukarý
Damak tadýnýza uygun kahveler
DVD Shrink v2.3 [318k] W98/2k/XP FREE
http://www.mywebattack.com/gnomeapp.php?id=107178
Yeni nesil bilgisayarlarda artýk eskisi gibi yer problemmimiz yok. Eee birde DVD Rom varsa
DVD keyfini sürmemiz iþten bile deðil. Ama DVD lerin backup'ýný alýp bir DVD Burner ile
kopyalarýný yaratmayý isterseniz, iþte o zaman bu programa ihtiyacýnýz var. DVD nin
istediðiniz bölümlerini alýp bilgisayarýnýzda saklayabiliyor, direkt bilgisayardan izleyebiliyor
yada yeniden bir DVD ye kaydedebiliyorsunuz. Hoþ uðraþlar ama biraz masraflý galiba, ne
dersiniz?
Yukarý
http://kahvemolasi.com/sayilar/20031014.asp
ISSN: 1303-8923
14 Ekim 2003 - ©2002/03-kahvemolasi.com
istanbullife.com
Kahve Molasý MS Internet Explorer 4.0+ ve 800x600 Res. için optimize edilmiþtir.
Uygulama : Cem Özbatur - Her hakký saklýdýr. Yayýn Ýlkeleri

Benzer belgeler

PDF Versiyonu - Kahve Molası

PDF Versiyonu - Kahve Molası Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 480

Detaylı

PDF Versiyonu - Kahve Molası

PDF Versiyonu - Kahve Molası Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 365

Detaylı

EX` İLİYORUZ… (En Derin H`üzüntülerimizle…)

EX` İLİYORUZ… (En Derin H`üzüntülerimizle…) ben kaçayým diyecekken", arkadaþým atýlýp, " aaa Ebru dayým geldi dün Hollanda' dan, bildiðin dayýlardan deðildir, çok eðleneceðiz" dedi. Ne demekse ? Bilmediðim dayý sahiden çok farklý ve çok matr...

Detaylı

PDF Versiyonu - Kahve Molası

PDF Versiyonu - Kahve Molası Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 365

Detaylı

Röportajın Pdf Formatı için tılayın.

Röportajın Pdf Formatı için tılayın. Devletin raporlarýnda 1983 senesinde Almanya’da ülkücü faaliyetlerde bulundu deniyor. Ben 1970 senesinin Aralýk ayýnda doðdum. 12 yaþýmda, koskaca Almanya’nýn siyasi faaliyetlerini nasýl yönlendire...

Detaylı

PDF Versiyonu - Kahve Molası

PDF Versiyonu - Kahve Molası Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 365

Detaylı