pdf dosyası için tıklayın

Yorumlar

Transkript

pdf dosyası için tıklayın
ANKARA ÇDEM
ANKARALI GEZGNLER BÜLTEN Sayı: 6, Kı 2009










ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
MODERASYONDAN _______________________
Acar ensoy [email protected]
Sevgili Ankaralı Gezginler , günümüzde seyahat etmek eskisine oranla daha çok kolaylatı. Artan ulaım olanakları, organizasyonu
rahatlatan bir gelimi turizm endüstrisi sayesinde birçok insan faklı mekanlara, farklı ülkelere seyahat edebiliyor. Peki gezginleri bu
kalabalıklardan ayıran, farklılatıran özellikler var mı? Aslında gezginlik bir yaam ekli, hayata farklı bir bakı penceresi ve
gezginin seyahat balangıcındaki kalkı noktası dahi çok farklı. Gidilecek bölgenin yaantısı, tarihiyle ilgili aratırmalar, seyahat
boyunca ilginç ayrıntıları avlayabilmek için hazırlanan planlar tüm bunlar gezginin seyahat öncesi vazgeçilmez ödevleri belki de.
Gezginin yaptıı gezi planları çok farklılıklar içerebiliyor. Gezgin sadece tüm turistlerin gittii meydanlar, anıtlar ile ilgilenmiyor. O
biraz da gittii ülkenin, bölgenin yaantısını, sosyal hayatını, bölgedeki sosyal psikolojiyi, insan ilikilerini merak ediyor. Gezgin
dier turistlerin arasına deil, gittii yörenin halkına, sokaklarına ve belki de biraz bilinmeze karımak istiyor. Herkesin
yakalayamayacaı görüntüler, tatmayacaı tatlar igal ediyor gezginin gündemini. Bu sebeple gezgin, turistlerin gezdii mekanlar ile
sınırlı kalmıyor ve halkın gittii mekanları kefetmek istiyor. Kimi zaman aklımızı çelen bu hevesler içinde kayboluyoruz, yabancı
bir ülkede, yabancı bir ehirde. Ancak kaybolmu olmanın getirdii endie ile bilinmeyenin karımıza çıkaracaı sürprizlerin
heyecanı birbirine karııyor. Ve kim bilir baka turistlerin gözden kaçırdıı nelere tanık oluyoruz doru yolu bulana kadar.
Gezgin gittii ülkelerde görünenin ardındaki görünmeyenin peinde oluyor. Bir Orta Amerika caddesinin renklerle dolu
dükkanlarının ve insanlarının ardındaki yaanmı çileler, fakirlik, siyasi kargaa, sanki coku ile acının gizemli bir dansını anlatıyor.
Ya da ngiltere’nin ciddi sokakları, ciddi insanları ardındaki alaycı kara mizah, Hindistan’da Delhi’de caddelerde kendilerini rastgele
yola atmı kalabalıın, arabaların, çek çeklerin, üç tekerlekli rikaların yarattıı kargaanın ardındaki gizli armoni, souk Baltık
kıyılarında sohbet edilen insanların sıcaklıı.
Aslında gezginlik bir okul gibi... Gezgin seyahatleri boyunca kendisinden farklı kültürleri tanıyor, bu kültürleri anlamaya çalııyor.
Bu çabayı harcarken belki gezgin kendi önyargılarını varsayımlarını gözden geçirmek zorunda kalıyor. Böylece gezgin olmak engin
bir hogörü, duyarlılık dünyasının kapılarını aralıyor insana, yaam daha kolay ve daha iyi kavranıyor, kiinin vizyonu geniliyor.
Hogörü ve vizyon genilemesi dıında gezginin tahammül gücü de geliiyor. Gidilen yabancı bir ülkede farklı bir trafik, farklı
kokular, farklı baharatlar ve tatlar, farklı dokular, davranılar, kurallar, kimi zaman farklı giyiniler ve gelenekler, gezgin bazen
houna giden bazen de kendisini zorlayan bu farklılıklara tahammül etmeyi öreniyor.
Tabii gezginin bir baka vazgeçilmez arayıı da gittii ülke ve bölgelerdeki insanları tanımak, eer mümkünse onlarla sohbet etmek
ve onları anlamak. Ve zaman içinde gezgini saran evrensel bir insan sevgisi... Bu insan sevgisi, farklı kültürlere tolerans içinde ülkesi
kadar dünyayı da seviyor gezgin ve kendisini aynı zamanda bir dünya vatandaı olarak görmeye balıyor.
Sevgili Ankaralı Gezginler Ankara Çidemi’nin bu sayısı da dier sayılar gibi böyle bir hogörü ve sevgi, ilgi dünyasını yansıtıyor.
Dergimiz hem dünyadan hem de ülkemizden ve çok sık ziyaret edilmeyen yörelere, yakalamak için çaba sarfedilmesi gereken
kültürlere yer veriyor. Ülkemizde henüz hakkettii ilgiyi bulamamı ama daları, kanyonları, eski evleriyle hem doa sporları hem de
kültür gezileri için potansiyel taıyan bir yöremiz Kemaliye, Karadeniz’den farklı müzik ezgileri, kuzeyin uçsuz bucaksız bir
köesinde kendine has özellikleriyle Alaska, sıcaklıı ve farklı yaantısıyla bir Küba aratırması bu yazılardan bazıları.
Sizleri Ankara Çidemi’nin bu ilginç gezilerine davet ediyor ve bir baka dönem tekrar sizinle bulumayı diliyoruz...
.
Kapak: MRAS
“Duatepe Anıtı”, Abdi pekçi Parkı’ndaki “El”, Cinnah Caddesi giriindeki “Su Perilerinin Dansı” ve
daha birçok eseri bulunan heykeltıra Metin Yurdanur’un Ankara Garı önündeki bu küçük fakat anlamlı
heykeli Miras adını taıyor. Eti Aslanı’na ters binmi Nasreddin Hoca eklinde simgelenen ve
Anadolu’nun çok kültürlülüünü anlatan “Miras” 1980 yılında yapılmı. 1951 Sivrihisar doumlu olan
Metin Yurdanur, 1972 Gazi Eitim Enstitüsü Resm- Bölümü mezunu. 1998 yılında Kültür Bakanlıı
tarafından Devlet Sanatçısı unvanını alan sanatçının 20’si Ankara’da ve 8’i yurt dıında olmak üzere
100’den fazla eseri bulunuyor.
çindekiler
4,5 - ÜYELERMZ Esra EROLU; Funda_Engin ERSÖZ
6 - ANKARA’DAN MTA Tabiat tarihi Müzesi
7 - GEZ/YAZ Sarı Sıcak Pencere KÜBA
8 - TÜRKYE’DEN Kemaliye Festivalinin Ardından
9 - GEZ/DNLE Grup Karmete, Nani
10, 11 - DÜNYADAN ALASKA
12 - GEZGNCE Milli Parklarımız
13 - OBJEKTF Ahmet Yay
14 - ANKARA KÜTÜPHANES
15 - ANKARA/ANKARA...
16 - DZELERDE ANKARA Nazım Hikmet
ANKARA ÇDEM
ANKARALI GEZGNLER BÜLTEN
Ankaralı Gezginler elektronik iletiim grubu
tarafından yayınlanır, ücretsizdir, burada yayınlanan yazı,
haber, fotoraf, resim vb kaynak gösterilerek ve sahiplerinden
izin alınarak kullanılabilir.
Editör: Timur Özkan
http://groups.yahoo.com/group/ankaraligezginler
[email protected]
2
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
KISA KISA _________________________________________________________
nanılır gibi deil - 1
Gezgin Gözüyle 2009
Bavuruları devam ediyor...
Ankara, Türkiye’nin yaanabilir
kentlerinin en baında...
CNBC-e Business dergisi
tarafından 34 kriter esas alınarak
hazırlanan “Türkiye’nin yaanabilir
illeri aratırması”nın sonuçlarına
göre; geçen seneki listenin de
baında yer alan Ankara bu sene
de yerini korudu. Ankara’yı
Eskiehir, stanbul, Antalya,
Trabzon, Edirne, Isparta, zmir
Artvin takip ediyor. Listenin en
sonunda Arı yer alıyor...
nanılır gibi deil - 2
Koordinatörlüünü grubumuz
üyelerinden Olcay Özgen’in
yaptıı geleneksel “Gezgin
Gözüyle” fotoraf sergilerimizin
dördüncüsü için süreç baladı. Bu
defa 5-11 Ocak 2010 tarihlerinde
ve her sene olduu gibi Çankaya
Belediyesi Çada Sanatlar
Merkezi’nde yapılacak olan
“Gezgin Gözüyle 2009” için
bavurular devam ediyor.
Eser Saka’nın ikinci fotoraf
sergisi...
http://assembly.coe.int/Mainf.asp?
link=http://assembly.coe.int/Com
mittee/ENA/EuropaPrize/prizeinde
x.htm
Ankara’nın bakent oluunu 86.
yıldönümü nedeniyle 13 Ekim
2009 tarihinde Atılım Üniversitesi
tarafından düzenlenen Ankara
Sempozyumu’na katılan
grubumuz üyelerinden Necati
Kazancı “Ankara Akarsuları”
konulu bir bildiri sunarken, Timur
Özkan da “Gezgin Gözüyle
Ankara” balıklı bir foto-sunum
gerçekletirdi. Açılı konumasını
Çankaya Belediye Bakanı Bülent
Tanık’ın gerçekletirdii
sempozyumun dier katılımcıları;
üniversitenin öretim üyelerinden
Zafer ahin ve Gül Güne ile
Cumhuriyet gazetesinden Iık
Kansu, Ankaralılar Meclisi’nden
Ahmet Çavuolu ve Anayasa
Mahkemesi Emekli Bakan Vekili
Güven Dinçer oldular.
Deerli Ankaralı Gezginler,
burada yayımlanmasını istediiniz
kiisel etkinlik haberlerinizi ve ayrıca
ANKARA ÇDEM hakkında
her türlü görü, eletiri ve önerilerinizi
ve de Ankara’dan, Türkiye’den
Dünya’dan gezi yazılarınızı
[email protected]
adresine bekliyoruz.
Ankara’ya 2009 Avrupa Ödülü...
Avrupa Konseyi Parlamenterler
Meclisi’nin çevresel, sosyal,
kültürel ve uluslararası
çalımalarını dikkate alarak her yıl
bir Avrupa kentine verdii “Avrupa
Ödülü”nü bu yıl Ankara kazandı.
1955 yılından bu yana verilmekte
olan ve imdiye kadar 60’dan
fazla kente verilen ödül; 1959’da
stanbul’a ve 1991’de Bursa’ya
olmak üzere daha önce iki kez
Türkiye’ye gelmi. Ödülün son
yıllardaki dier sahipleri; 2006’da
Macaristan’ın Szeged, 2007’de
Almanya’nın Nuremberg ve
2008’de Polonya’nın Katowice
kentleri olmu.
Ankaralı Gezginler Ankara
Sempozyumu’nda...
Grubumuz üyelerinden Eser Saka
ilkini geçen yıl Ankara’da
düzenledii ve 58 kareden oluan
“Düten Gerçee Yolculuk Dou
Türkistan” fotoraf sergisinin
ikincisini 5-23 Ekim tarihleri
arasında stanbul’daki T.C.Ziraat
Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde
düzenledi
ANKARA ÇDEM'nin önceki
sayılarını; grubumuzun ana
sayfasındaki Files'dan E-dergi
"Ankara Çidemi" klasörünü veya
http://groups.yahoo.com/group/ankaral
igezginler/files/%20EDergi%20%20%22Ankara%20Cigdemi
%22/ adresinden ilgilendiiniz sayıyı
tıklayarak okuyabilirsiniz. Eer
açılmıyorsa dosya adı üzerinde sa
klikle Yeni Pencerede Aç yapabilir,
bilgisayarınıza indirmek için aynı
ekilde sa klikle Hedefi Farklı
Kaydet, yazdırmak için ise Hedefi
Yazdır fonksiyonlarını kullanabilirsiniz.
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
ÜYELERMZ
_________________________________________________
ili’de bir Ankaralı Gezgin; Esra Erolu
Grubumuzun ilk üyelerinden Esra Erolu bir süredir Santiago’da yaıyor.  hayatı Esra’yı
önce Peru’nun bakenti Lima’ya daha sonra da ili’nin bakenti Santiago’ya götürdü. Her
sayıda iki üyemizi tanıttıımız bu bölümün bu sayıdaki konuklarından ilki Esra Erolu.
Kimdir Esra Erolu, Santiago’da ne i yapıyor?
Ayrıca neden gezer? Gezmekten ne anlar?
1972 yılında Trabzon’da
dodum ama hep
Ankara’da yaadım.
1995 yılında ODTÜ
Çevre Mühendislii
Bölümü’nde lisans ve
yüksek lisans eitimimi
tamamladım. Halen
Santiago’da maden
firmaları için boru hatları
tasarımı yapan
uluslararası bir kuruluta çevre müdürü olarak
çalııyorum. Sekiz ayı Peru’da olmak üzere
yaklaık 1,5 yıldır Güney Amerika’dayım.
Gezmek çocukluumdan gelen bir tutku, saatlerce
Atlas’taki haritalara bakar uzak yerleri hayal
ederdim. Bir de kartpostal koleksiyonu yapardım.
Amcamın Almanya’dan gönderdii kartlar en
favorilerim arasındaydı. Köln Katedrali’nin gece
ııklandırılmı hali bana çok büyülü gelirdi... 1994
yılında ilk kez yurtdıına çıktım. Üniversitedeki
arkadalarımla Almanya’daki bir gençlik kampına
katılmak üzere... Yıllarca harçlıklarımdan
biriktirdiim parayı o seyahate yatırmıtım.
Otobüsle 54 saat süren bir yolculuk yapmıtık.
Seyahat sırasında hissettiklerimi hiçbir zaman
unutamam. Bulgaristan’ın, Romanya’nın o zamanki
bakımsız kasabaları bile çok güzel ve ilginç
görünmütü gözüme.
Almanya’ya vardıımızda Köln’de otobüs
deitirmemiz gerekiyordu. Otobüsten indiimiz
yerde hayatımın en etkileyici sürprizi olarak Köln
Katedrali tüm görkemi ile karımda duruyordu. O
anki duygularımı tarif etmek imkansız. Kartpostalım
zamanın içinden gelip beni orada karılamıtı.
Sanki ho geldin dünyaya yeni maceralara der
gibiydi... Yeni diyarları, kültürleri görme tutkum o
an daha da perçinlendi. Bir de artik yapabildiimi
de görmütüm. Atlasa baktıımda kafamda
canlandırdıım yerlerin gerçek kimliini
anlayabiliyordum. O renkli biçimsiz ekiller sanki
canlanıvermiti.
Kendime bir hedef koydum. 40 yaına kadar 40
ülke görmek. u an 37’sindeyim ve 37 ülke oldu.
Dünya ülkeleri listesinde gördüüm yerlere çentik
atmak hala ilk seferdeki gibi keyif veriyor.
Yaadıımız dünyayı kimlerle paylatıımızı
anlamak, yeni corafyaları tanımak, kendi dar
penceremizden görmeye alıtıımız yaamın
anlamını daha farklı açılardan kavramaya
çalımak...
Bursa Ulu Cami’de dizleri üzerine çökmü dua
eden bir müslümanın, Lima’da San Fransisco
Kilisesi’nde haç çıkaran bir hıristiyanın,
Katmandu’nun Budanaht Tapınaı’nda dua
çemberini çeviren bir budistin yüzünde hep aynı
ifade olduunu görüyorum. Ulus’ta ayakkabı
boyacılıı yapan bir ufaklıın, Hindistan’da meyve
satan küçük bir kızın, Sili’de trafik lambalarında
pandomim yapan bir gencin kazandıı birkaç
kurusun yüzlerinde oluturduu memnuniyet ifadesi
de aynı. Kocaman güzel bir dünyamız var... Yaam
koullarımız, geleneklerimiz, corafyalarımız farklı
olsa da hepimiz ayni insanlarız. Yeni nesillerimize
de bunu anlatmalıyız. Birbirimizi anladıkça daha
mutlu bir dünyamız olacaktır...
Ankaralı gezginlerle nasıl tanıtı? Ankaralı
olmak ve böyle bir gruba üye olmak için Esra
için ne ifade ediyor?
Ankaralı Gezginler ile ilk defa 2005 yılında tanıtım.
stanbul’da faaliyet gösteren ve Orhan Kural’ın
kurduu Gezginler Kulübü’nün web sayfasında
Ankaralı Gezginler’’in kurulduunu örendim. lk
iim üyelik için bavuru yapmak oldu. Tecrübelerimi
paylaabileceim, dier deneyimlerden
faydalanabileceim, belki de beraber yeni
maceralara adim atabileceim, benim
hissettiklerimi anlayabilen gezginlerle tanıma
düüncesi çok sıcak ve güzel geldi.
Ankaralı gezginlerin ilevi hakkında ne
düünüyor? Olumlu/olumsuz bulduu noktalar
ile gruptan beklentileri neler olabilir?
Ankaralı Gezginler amatör ruhla profesyonel iler
ortaya koyabilen, çizgisinden taviz vermeyen
gezginlerin kendilerini gezgince ifade edebildii,
paylaabildii, yardımlaabildii keyifli bir ortam.
Ben gezmesini çok seven ama maalesef
gördüklerini kaleme almaya üenen biriyim. Ancak,
grubumuzun çıkardıı kitaplar bu konuda çok
büyük bir motivasyon saladı ve büyük bir keyifle
anılarımı kaleme aldım. Hala kitabımızı kitapçıların
raflarında görmek büyük bir haz veriyor. Ayrıca,
Ankaralı Gezginler tarafından organize edilen
“Gezgin Gözüyle” adli fotoraf sergileri,
gördüklerimizi estetik bir ekilde sevdiklerimizle ve
Ankaralı hemerilerimizle paylama imkanı
sunuyor. Satılan fotoraflardan elde edilen gelirle
de LOSEV’e katkıda bulunma fırsatı elde etmi
oluyoruz. Hem gezginlere gördükleri yerleri
paylaabilme hazzı saladıı hem de sosyal
sorumluluk bilinciyle üyelerine topluma daha faydalı
olabilme fırsatı verdii için gurubumuzun çok
ilevsel olduunu düünüyorum.
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
____________________________________________________________________
Engin, Funda Ersöz ve gezilerimiz.com
Engin ve Funda Ersöz grubumuzun en aktif üyelerinden. Gezmekle yetinmeyen ve
paylamayı önemseyen iki deerli gezgin dostumuz gezilerimiz.com adını verdikleri
kapsamlı sitelerinde deneyimlerini bizlerle paylaıyorlar. Uzak Asya’da yaptıkları farklı bir
geziden yeni dönen Engin ve Funda izlenimlerini ilk olarak Ankara Çidemi’ne anlattılar.
Önce Engin Ersöz’ü kısaca tanıyalım.
Ankara Üniversitesi Di
Hekimlii Fakültesinde
doçent kadrosunda öretim
üyesi olarak görev
yapıyorum. Bu sene
meslekte 20. yılım. 42
yaındayım. Yaklaık sekiz
yıl önce hızlandırdıımız
yurtdıı gezilerimiz gezi
sitemizden sonra tam bir
tutku haline geldi. Yurt dıı
geziler kadar öncesinde yapılan hazırlıı, dönünce
de gezi yazısını ve fotorafları düzenlemeyi ayrı
seviyorum. Bir dostum var isim veremem ama adı
“T” ile balıyor “imur” ile bitiyor onun ülke sayısına
ulamak gibi bir hedef koydum kendime. Meslekte
20 yılımı doldurunca artık emekli olsam da gezi iini
profesyonelce yapsam diyorum ama sanırım daha
11 yıl beklemem gerekecek. Tarçın adında bir
köpeimiz var ve gezilerin tek kötü tarafı ondan ayrı
kalmak. Sitemi çok önemsiyor ve bu kanalla bu
virüsü yaymaya çalııyorum
Biraz özel bir soru olacak ama hayat arkadalıı
gezginlikle birleince nasıl bir boyut kazanıyor?
Olumlu/olumsuz yönleriyle ailece gezmek nasıl
oluyor?
Kesinlikle bu açıdan birbirimizden çok memnunuz.
Birimiz planlamayı üstleniyorsa dieri ehirde iyi
vakit geçirilecek yerleri buluyor. Deiik gruplarla da
geziler yaptık ama “bir” numaralı gezi arkadaı
birbirimiz diyoruz.
gezilerimiz.com benzerleri arasında çok daha
zengin ve ticari olmayan içeriiyle dikkat
çekiyor, böyle bir site oluturmak ve sürekli
güncellemek zahmetli bir i olsa gerek, nasıl
altından kalkıyorsunuz?
Bunu takdir etmeniz ve farkına varmanız çok güzel
çünkü gerçekten çok vakit ve emek istiyor. Ama
hayatta herkes bir eye tutunuyor ve onunla mutlu
olabiliyor. Biz de baka eylerden vakit çalıp bu
siteye vakit ayırıyoruz. Yava yava gelien fotoraf
hobimiz de aynı ekilde. Ama gelen pozitif yorumlar
ve ziyaretçi defterindeki yazılar yorgunluu
unutturuyor.
Funda Ersöz’ü de kısaca tanımak istersek;
Salık Bakanlıı Balgat Aız
ve Di Salıı merkezinde
uzman di hekimi olarak
çalımaktayım. Gerçekten
çok youn bir tempoda
çalıtıımız i hayatımda tek
molalarımız yaptıımız yurt
dıı gezileri diyebiliriz. 42
yaındayım ve anı
koleksiyonuna devam etmeyi
düünüyorum.
Uzak Asya ayrı bir dünya, mutlaka anlatacak çok
eyiniz var ve hepsini merakla bekleyeceiz ama
bir aylık gezinizi Ankara Çidemi okurları için
çok kısaca nasıl özetleyebilirsiniz?
Evet neredeyse 1 ay sürdü, uzun uzun
gezilerimiz.com da yazdık. Ama kısaca özetlemek
gerekirse; En çok Singapur ve Hong Kong’u
beendik. Malezya’yı tahminimizden çada
bulurken Tayvan bizi olumlu yönleriyle aırttı.
Japonya bildiimiz gibi çok medeni, Vietnam ise
beklediimiz gibi sefil ama egzotikti. Çin hakkında
düündüümüz ise Çin’i hiç tanımadıımız oldu; Çin
“Made in China”dan ibaret deilmi...
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
Turhan Demirba [email protected]
MTA TABAT TARH MÜZES
Büyük önder Atatürk’ün emriyle 1935 yılında MTA
Genel Müdür’lüü kurulmu. 7 ubat 1968 de Tabiat
Tarihi Müzesi açılmıtır. Dünya'da ilk Tabiat Tarihi
Müzesi 16. yüzyılda tabiat bilgini Gesner Conrad
tarafından Zürih’de faaliyete geçmitir. Fen Bilimleri
Müzeleri içinde yer alan MTA Tabiat Tarihi Müzesi be
ana bölümden oluur.
Birinci bölüm tümüyle paleontolojiye ayrılmı, yaklaık
6400
fosil
materyali
sistematik
bir
ekilde
sergilenmektedir. Bu bölümde ABD'den satın alınmı
olan etobur bir dinazorun fosil iskelet mulâjı, Fransa
Tabiat Tarihi Müzesi tarafından müzeye armaan edilen
ve 15 milyon yıl önce Fransa'da yaamı fillerin
atalarından birine ait mulâj kalıbının yanı sıra
Kahramanmara-Gâvur Gölü bataklıında bulunan ve
MÖ 1000. yılın ikinci yarısında yaamı olan Mara
filinin orijinal iskelet montesi bulunmaktadır. Yine bu
bölümde, Ankara civarında 193 milyon yıl önce yaamı
olan 1,5 metre çapındaki dev bir mürekkep balıı fosili,
Adana-Karata sahilinde bulunmu olan bir cüce
balinanın çene kemii iskeleti yer alır. Bundan yaklaık
25 bin yıl önce Manisa-Salihli-Köprübaı’nda yaamı
insanların fosil ayak izleri yer almaktadır. Bunlar
dünyada bu güne kadar bulunan ve korunan en iyi ayak
izlerindendir. Ankara - Kızılcahamam- Güvem
bölgesindeki diatomit kayaç çökelleri içinde bulunan ve
yaklaık 13–15 milyon yıl yalı kurbaa, balık, karınca,
örneklerini içeren fosillerle birlikte, mercanlar, süngerler,
yumuakçalar, yassısolungaçlılar vb. omurgasız canlı
fosilleri bulunmaktadır. Yine temsili resimlerle dünyanın
oluumu ve insanlık tarihinin anlatıldıı kısım da
paleontoloji bölümündedir.
Müzenin ikinci bölümü mineralojik - petrografik
örneklere ayrılmıtır ve binlerce örnek uluslararası
standartlara uygun bir ekilde sergilenmektedir. 1972
yılında Aya giden Amerikalı astronot tarafından getirilen
ay taı da bu bölümde bulunur. En büyüü 1989 yılında
Sivas- Yıldızeli-eyh Halil köyüne dümü olan iriliufaklı göktalarının yanı sıra ülkemizdeki kıymetli, yarı
kıymetli talardan örnekler Türkiye'nin zengin mermer
örnekleri, son derece ilginç doa olaylarından olan
Pamukkale travertenleri, maara sarkıt ve dikitler, örnek
bir maara içinde sergilenmektedir.
Üçüncü bölümü tekil eden Madencilikte ülkemize ait
örneklerin yer aldıı Türkiye Madencilik Tarihi
bölümünde
ise
yaklaık
200 adet materyal
sergilenmektedir. Yer üstü ve yer altı madencilikte
kullanılmı olan eski teknoloji çeitli envanter ve cihaz
örnekleri de burada bulunmaktadır.
Dördüncü bölüm ise Türkiye'de yaamı ve yaamakta
olan hayvan ve bitki örneklerinin sergilendii kısımdır.
Burada yer alan 100'den fazla örnek, soyları
tükenmekte olan veya tükenen bitki ve hayvan
türlerinden seçilmi olup doal ortamlarına uygun bir
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
ekilde sergilenmektedir. Nesli tükenmekte olan hayvan
türlerini, içinde yaadıkları doal ortamla bir bütünlük
içinde izleyicilere sunarak hayvanı, yaadıı doal
ortamı müzelere taımak “diorama” sanatıdır.
Ülkemizde bulunan çok zengin bitki ve hayvan
topluluuna ait türler ancak, onları yerinde görebilen
kiiler tarafından gözlenerek aratırılabilmektedir.
Örnekleri toplamak, korumak ve tehir ederek gelecek
kuakların hizmetine sunmak müzelerin balıca
görevidir. Yakın tarihe kadar ülkemizde bu amaca
yönelik kapsamlı bir müzenin bulunmaması diorama
sanatının uygulanamamasına yol açarak büyük bir
kayıp ve doldurulması gereken bir eksiklik yaratmıtır.
Bu eksiklii giderebilmek amacı ile Tabiat Tarihi Müzesi
1973 yılında diorama çalımalarına balanmıtır.
Müzenin bir dier sergi bölümündeyse MTA Genel
Müdürlüü' nün kuruluundan bu yana yapılan arazi
laboratuar çalımalarında kullanılan araç, gereç ve
malzemeler sergilenmektedir. Yine bu bölüm giriinde
uzay ve gezegenlerin temsili görüntülerini içeren bir
bölüm mevcuttur. nsanın uzay ortamında kaç kilo
aırlıkta
olduunu
gösteren
terazide
burada
sergilenmektedir.
GEZ/YAZ
Tabiat Tarihi Müzesi haricinde MTA içersinde Jeoloji ve
Enerji Parkları faaliyettedir. hsan Ketin Jeoloji
Parkında, jeolojik zamanları içeren tablolar ve açık
havada Türkiye haritası üzerinde maden envanteri
sergilenmektedir. hsan Ketin Türkiye’nin deerli
jeologları içinde önemli bir yeri vardır. Rahmetle
andıımız hsan Ketin hocamız; Türkiye depremlerinin
önemli bir bölümünün olutuu Kuzey Anadolu Fayını
tespit etmitir. Jeolojinin bir dalı olan Tektonik’te çok
önemli çalımaları mevcuttur. Türkiye’deki aktif faylar
hakkında çalımaları vardır. Parka adı bundan dolayı
verilmi bilim duayenidir.
Enerji
Parkı bünyesindeyse
çeitli kurumların
stantlarında enerji hammaddeleri ve çalımalar
sergilenmektedir. Su, petrol, doalgaz, kömür, nükleer
enerji, güne enerjisi ve rüzgar enerjilerinin nasıl elde
edildikleri anlatılan sergiler mevcuttur. Yine Türkiye’nin
önemli madenleri, elde edili biçimleri ve ürünleri
sergilenmektedir. Bunlar; Bor tuzları, zeolit, perlit ve ta
kömürü v.b gibi önemli madenlerdir. Enerji Parkının bir
bölümünde kütüphane bulunur.
MTA Tabiat Tarihi Müzesi uzun bir süredir, tadilat
nedeniyle kapalı durumdadır. TBMM’de bir milletvekili
tarafından, Enerji Bakanı’nın cevaplanması için verilen
soru önergesinde öyle denmektedir: Tabiat Tarihi
Müzesi’nin Evrim Teorisi’ne ilikin fosil, bulgu ve
materyalleri içermesi nedeniyle yıllardır kapalı tutulduu
iddiası doru mudur? Müzedeki eserler nasıl ve nerede
muhafaza
edilmektedir?
Bu
eserlerin
tadilat
aamasındaki tahribatından kimler sorumlu olacaktır?
TÜBTAK’ta yaanan krizde olduu gibi belli bir bilimsel
konuya karı ideolojik banazlık sergilenmektedir. Bu
banazlık nedeniyle de ülkemizin en önemli
müzelerinden biri yıllardır kapalı tutulmaktadır.
KÜBA, Sarı Sıcak Bir Pencere
Cüneyt GÖKSU-Serpil YILDIZ
286 Sayfa, (14x21) Beyaz Vizyon, 2008
“Türkler için Küba ne gibi bir anlam taıyor?” Küba Cumhuriyeti
Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal, kitabın önsözünde sık sık bu
soruyu soruyor. Yazarlar, aylar süren aratırmalarının ııı altında
Eylül 2003 ve Nisan-Mayıs 2005 tarihleri arasında toplam iki ay
kaldıkları Küba’da, -kendi ifadeleriyle-yalınlııyla, inadına koruduu
bozulmamı ama zamanla deiiklie uramı sistemiyle, Latin
Amerika ve dünya halkları için umut olmu bu ülkeyi tanımaya
çalımılar. Sonra da gezip gördüklerini, yaadıklarını dier bir deyile
Küba’nın Türkler için ne gibi bir anlam taıdıını anlatmılar.
Jose Marti, Che ve Fidel gibi efsanevi önderlerinin yanısıra sıradan
insanları ve sokak manzaralarıyla dünya gezginlerinin ilgi odaı
olmaya devam eden Küba bu kitapta, grubumuz üyelerinden Cüneyt
Göksu’nun ve yol-daı Serpil Yıldız’ın yazı ve fotoraflarıyla en ince
ayrıntısına kadar anlatılıyor.
Timur Özkan
[email protected]
[email protected]
[email protected]
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
Ahmet Bozkurt [email protected]
31. KEMALYE KÜLTÜR VE DOA SPORLARI FESTVAL’NN ARDINDAN
Kemaliye (dier adı ile Ein) Fırat'ın Karasu kolu üstünde, sa kıyıda kurulmutur. Doudan Munzur
Silsilesi, batıdan ise Sarıçiçek daları ile çevrili olup, deniz seviyesinden 825- 900 m. yüksekliktedir.
Kemaliye, Erzincan'a 163 Km, Malatya'ya 175 Km ve Elazı'a 145 Km. uzaklıktadır.
30 Mayıs – 5 Haziran 2009
tarihlerinde 31’incisi düzenlenen
Kemaliye Kültür ve Doa Sporları
Festivaline,
Fotoraf
Sanatı
Kurumu’ndan küçük bir grupla
Kemaliyeli Fotoraf Sanatçısı Sn.
Sıtkı Fırat’ın daveti üzerine
katıldık. 30 Mayıs Cumartesi günü
Ankara Gar’ından Dou Ekspresi
ile
balayan
yolculuumuz
Erzincan Baıta istasyonuna
kadar 15 saat sürdü.
Baıta istasyonunda 45 dakika
sonra Kemaliye’ye ulatık, Öle
yemei sonrası Karasu kıyısında
düzenlenen
Cirit
gösterisine
katıldık.
Kemaliye’de
yenen
yemein
ardından
konaklayacaımız Apçaa köyüne
doru yola koyulduk.
Elazı,
Malatya yolu boyunca gittikten
sonra saa döndüümüzde bizi
büyükçe bir tabela karıladı.
“Apçaa köyüne ho geldiniz”,
yanında bir dörtlük;
Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.
Ahmet Kutsi Tecer’in o çok
bilindik ve günümüzde birçok
ehirlinin duygularına tercüman
olan o ünlü iirinden bir dörtlük.
Konaklayacaımız köy ite o ünlü
köy idi. Köy meydanında “Ahmet
Kutsi Tecer Kültür Evi” tabelalı
ahap ve bakımlı yapıyı görmek
bizi mutlu etti. Konaklayacaımız,
emekli öretmen Ahmet Berkay’ın
evini ta döeli merdivenlerden
tırmanarak bulduk. Ahmet Berkay
ve ei Aye Hanım bizi güler
yüzle karıladı. Tanıma ve
yorgunluk
çayının
ardından
odalarımıza
çekildik.
Sabah
erkenden
sokakları
turladık,
ahap
evler
çok
güzel
görünüyordu, fakat çou botu
veya yalı insanlar oturuyordu.
Sabah kahvaltısında Zetiri gibi
bugüne kadar tatmadıımız birçok
lezzeti tanıdık. Sonra Kırkgöz
piknik alanına gittik. Burada bir
kayanın
altından
bir
dere
fıkırıyordu. Bu kadar yüksek bir
noktadan, bu son derece aırtıcı
idi fakat aaıdaki köyleri, ba ve
bahçeleri bu su besliyordu.
Çaatay Yolda ekibi için yamaç
paraütü
gösterisi
yapan
paraütçü bizim için de güzel
kareler oluturdu. Daha sonra
base jump etkinliini izlemek
üzere Karanlık Kanyon’a yöneldik.
1 Haziran Pazartesi sabahı yine
6:00 da uyanıp köyde gitmediiz
köeleri kefettik. Kaya üzerine
yapılmı muhteem kökü bulduk.
Sonra Kemaliye’de bizi bekleyen
Sıtkı
hoca
ile
buluup,
Sırakonaklar’a
doru
yola
çıkıyoruz. Sırakonaklar köyü, vadi
yamacında
güzel
görünümlü
ahap evlerle bezenmi bir köy.
Ahap evlerden oluan köyde
yine birçok yerde olduu gibi kapı
tokmakları, kapılar, pencereler
ilginç kareler oluyor bizler için.
Kapı önlerinde konutuumuz köy
sakinlerinin kıları stanbul’da
oturduklarını
yazın
buraya
geldiklerini öreniyoruz, birçok
Anadolu köyünde ve kasabasında
olduu gibi.
Kadıgölü Kemaliye’ye can veriyor.
Yükseklerden bir noktadan adeta
bir dere fıkırıyor, hemen yanı
baındaki
cami
yanından
Kemaliye içinden Karasu’ya doru
çaıldayarak
akıyor.
Hemen
caminin altında restore edilen bir
deirmen çalııyor. Eskiden bir de
jeneratör varmı dere üzerinde,
Kemaliye’ye elektrik salayan.
Deirmenin
hemen
yanında
Mehur Lökhaneden dut ve
cevizden yapılan Lök tatlısı ve
bademle
yapılan
Beate
tatlılarından
yiyoruz.
Akam
yemei sonrası Apçaa köyünde
evimizdeyiz.Çektiimiz fotorafları
ev sahiplerimiz ile paylamaktan
mutlu oluyoruz.
2 Haziran Salı günü sabah Sıtkı
hocamız
ile
Kemaliye’de
buluuyoruz. Karasu üzerindeki
köprüden geçerek ilk olarak Yaka
köyüne
geliyoruz.
Bu
defa
Karasu’yun karı yakasından
Kemaliye’ye bakıyoruz. Virajlı
yollardan Yeilyamaç köyüne
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
ulatıımızda burada gözlerimize
inanamıyoruz. Tepenin baında
manzarası güzel bir noktada
barbeküsü, tuvaletleri, masaları,
bankları ile bir park var. Uzakta
karlı Munzur daı görüntüleri
eliinde Yayladamı, Aslanoba ve
Dolunay
köylerini
geçerek
Bapınar
kasabasına
kadar
gidiyoruz. Bir daire çizerek baraj
üzerinde mehur valilerimizden
merhum
Recep
Yazıcıolu
köprüsünden geçerek Elazı,
Malatya yoluna ulaıyoruz.
Festival organizasyonu tarafından
temin
edilen
araçla
rafting
botlarına bineceimiz yere kadar
Tayolu
boyunca
gidiyoruz.
Kemaliye’nin 130 yıllık rüyası
Tayolu, büyük emek ve para
harcanarak yapılmı, Karanlık
Kanyon boyunca giden kayalara
oyulmu tünellerden oluuyor.
Botlara
bineceimiz
noktaya
geldiimizde
araçtan
inip
çaraktan aaıya doru iniyoruz.
Yaklaık 70-80 kii kano ve
botlara binmek için bekliyor. 8
kiilik bir bot ayarlayıp en son
çıkmayı
planlıyoruz.
Kanyon
boyunca su durgun olduu için
kürek çekmeden yol alamıyoruz.
Kanyon boyunca yer yer derin
GEZ/DNLE
Belkıs Ceyla Çetinsoy
[email protected]
vadilerden Karasu’ya karıan
dereler var. Bu akam, bir
dostunun ba evinde misafir
olarak kalan Sıtkı hocamızın
davetlisiyiz. Akam mangal ve
ızgaralar
eliinde
sohbetle
geçiyor.
Kahvaltı sonrası bizi almaya gelen
aracımızla
Apçaa
köyü
meydanında buluup Dutluca’ya
doru
yöneliyoruz.
Bugün
Karasu’yun
beri
yakasında
olacaız.
Ergü,
Kozlupınar,
Yeilyurt köylerinden sonra, Hıdır
Abdal Türbesi, Müzesi, Helikopter
pisti ile modern bir köy olan Ocak
köyüne geliyoruz.
stiklal savaından birçok belgenin
de bulunduu köy Müzesini ilgi ile
geziyoruz.
Dutluca
kasabası
sonrası
Kekikpınarı
köyüne
yöneliyoruz. Burada Muhtar bizi
alabalık çiftliine götürüyor ve
muhteem
lezzetli
alabalık
yiyoruz. Boylu ve Adak köylerini
geçerek Sıtkı hocamızın köyü
Akçalı’ya geliyoruz. Sıtkı Hocam
heyecanlı, yetmi küsur sene
önceki anılarına dönüyor.
5 Haziran Cuma Kemaliye’de son
günümüz. Bu sabah iki gün önce
belirlediimiz patikayı yürüyoruz.
Patika
yaklaık
olarak
45
dakikada
yürünebilecek
uzunlukta. Fakat biz iki buçuk
saat
gibi
bir
sürede
yürüyebiliyoruz.
Çiçekler,
böcekler, kelebekler o kadar
çeitli ve rengarenk ki adeta
ilerleyemiyoruz.
Çantalarımızı
hazırlayıp
iyi
dileklerle ayrılıyoruz. Trenimize
20:30 da Baıta istasyonundan
bineceiz.
Posta
minibüsüne
biniyoruz
Baıta’a
gitmek
üzere. Güzel bir gezi yapmı
olmanın hazzı ile 15 saat yolculuk
bizi
yormuyor.
6
Haziran
Cumartesi öle sonrası Ankara’ya
geldiimizde yine yollar kalabalık
yine trafik sıkıık. Nerden geldik
buraya
demekten
kendimizi
alamıyoruz.
GRUP KARMATE – NAN
Rize Çamlıhemin’in dumanlı dalarında dolaırken, kulaklarımız gümbürdeyen
derelerin cokulu sesiyle çınlıyordu. Akam olup otelimize dinlenmeye
çekildiimizde, mutlaka bir tulumcu gelerek kitleleri ortaya çaırıyordu. Yüce ve sarp
daların yalnız insanları, ince ve yanık sesli bir tulumun çarısıyla horon kuruyordu.
Gurbetin özlemini, sevdalıların hasretini dile getiren ezgiler sıralanıyordu. Bu sayede
tanıtım Grup Karmate’nin albümüyle.
Karmate, deirmen anlamına gelen Lazca bir sözcük. Bu sözcüün seçilmesinin özel
bir nedeni varmı. Bu yörede yerleim daınık olduundan, deirmenlik ii olanlar
önceden haberleip, toplanarak imece yöntemiyle çalıırlarmı. Karılık beklemeden
bir araya gelen, sadece emeini ortaya koyan ve dostça paylaan, üreten insanların
simgesi imi deirmen Karadeniz yöremizde. Kalan Müzik tarafından çıkarılan ilk
albümlerinin adı ise yine Lazcadan seçilmi. Nani, yani ninni!
Yöresel müziin akustik enstrümanlarını kullanan sanatçılar ile vokalistler, bir araya
gelerek bu albümü çıkarmı. Gruptan kimsenin bireysel olarak albümün önüne geçme
kaygısı olmamı. Deirmende i yapar gibi ortaklaa ürün çıkarmılar. Tulum,
kemençe, akordeon, lavta, gitar ve perküsyon gibi çalgılarla; kimisi Lazca, Hemince
ve Gürcüce olan parçalar hep tanıdık zaten.
evval Sam’ın söyledii “Baındaki Çember” ile “Lazuri Nani” (Lazca ninni), smail
Hakkı Demirciolu’nun söyledii “Ayna Ayna Ellere” ezgileri dikkat çekici. Vokalist
ve enstrümanların tüm marifetini gösterdii “Kara Duman” adlı ezgi ise; albümün ve
hatta grubun lokomotif parçası olmu.
Daların yeil ve sisli atmosferine çok yakıan tulum sesine ve tulum sanatçısı smail
Avcı smanai’ye hayranlıımı dile getirmek istiyorum. Final parçası olan Potpori ile
yöresel çalgı ve ezgiler kapanı gösterisi yapıyor sanki.
Aaıda verdiim balantıdan örnek müzikleri dinleyip, albümün sipariini
verebilirsiniz. http://www.kalan.com/scripts/album/dispalbum.asp?id=4335
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
Alparslan Özyılmaz [email protected]
ALEUTLARIN ANAVATANI ALYESKA
Alaska denilince herkesin aklına Eskimolar, souk ve
kar gelir. Eskimoluk, yüzölçümü Türkiye’nin iki katından
fazla olan Amerika Birleik Devletleri’nin 49. eyaleti
Alaska’da yaamı 11 kabileden üçünün yaama
biçimine verilen bir addır. 1867 yılında Amerika ve
Rusya’nın ortaklaa kürk ticareti yapan irketinin artık
kar etmemesi üzerine sadece 7,2 milyon $’a Amerika’ya
satılan ve daha sonra petrolün bulunmasıyla yıldızı
parlayan Alaska görülmesi gereken balıca yerlerden
sayılmalı.
vermeniz insana tarifi mümkün olmayan bir pozitif enerji
yüklüyor .
Haritamızdan tespit ettiimiz ve burayı da görelim
dediimiz Livengood da sadece 19 kiinin yaaması ve
tabelasındaki No Service yazısı bizi üzse de baka bir
Alaska
orijinalliini
daha
görmü
oluyoruz.
Livengood’dan sonra önümüzdeki 420 millik endüstriyel
otoyolda; lambalarınızı yakınız ve dikkatli olunuz
tabelasıyla beraber asfaltın bitmesi ve yaan yamurla
vıcık vıcık olan stabilize yolda birkaç mil gittikten sonra
sadece ön camdan dıarıyı görebiliyor olmamız bizi
önce biraz korkutuyor ama gezginlik virüsünü bünyeye
almıız bir kere, bu yolu bitirmemiz ve sonunu
görmemiz gerekiyor. Adı her ne kadar Highway olsa da
yer yer çamur, stabilize ve çok küçük bir bölümü asfalt
olan yol hakkındaki, Dalton Highway’e yanınıza iki adet
iirilmi yedek lastik, içme suyu, tüketilmeye hazır
gıda, motor yaı, yedek yakıt, kayı vb almadan
çıkmayın broürünü görünce içimizdeki merak ikiye
katlandı ve yola koyulduk. Artic Circle’a gelince Kuzey
Kutup Bölgesi’ne erimemizin sevinciyle Ankaralı
Gezginler çıkarmamızı tabelaya yapıtırıp gururla
yolumuza devam ediyoruz. DeadHorse’a kadar arada
sadece Coldfoot adında bir ehrin olduunu ve bunun
ötesinde benzin, yemek, konaklama vb hizmetlerin
olmadıını örendikten sonra mecburen Coldfoot
Kasabası’nda kalmaya karar veriyoruz.
Alaska tezatlar eyaleti; bir yandan petrol sayesinde
Amerikanın yıllık petrol ihtiyacının % 20’ini karılarken
öte yandan petrolün kaynaı olan Prudhoe
Körfezi’ndeki Deadhorse’u eyaletin merkezine balayan
James Dalton Highway’in 30 yıldır tamamlanamamı
olması öte yandan sadece denizden ulaılabilen
bakent
Juneau’nın
karadan
balantısının
salanamamı olması bu tezatların birkaç tanesi…
Seyahatimize Anchorage’den araba kiralayarak önce
Kuzey Buz Denizi’ne ya da dier adıyla Arctic Ocean’a
gitmek üzere kuzeye doru balıyoruz. Anchorage’den
Deadhors’a giden 500 millik bu yol her gezginin içini
kıpır kıpır edecek güzellikler ve heyecanlarla dolu.
Yollar klasik Amerika yolları gibi bakımlı ve temiz
balıyor. Fairbanks’e kadar her hangi bir aksama
olmadan geliyoruz ve eyaletin ikinci büyük ehri
Fairbanks’in aslında büyük ve düzenli bir kasabadan
farksız
olduunu
görüyoruz.
Alaska’nın
dier
ehirlerinde olduu gibi insanlar sizi gördüklerinde
tebessüm ile selamlayarak yollarına devam etmelerini
ilk balarda yadırgasak da hemen benimseyip bu yazılı
olmayan kurala biz de uyuyoruz. Sokakta yürürken hiç
tanımadıınız belki de bir daha görmeyeceiniz birinin
tebessüm ile sizi selamlaması aynı yanıtı sizin de
Coldfood’a gelince görüyoruz ki burası nüfusu sadece
13 olan ve Transalaska Petrol Boru Hattı’nın yapım
aamasında içi barınaı, depo ve bakım onarım
ilerinin yapıldıı antiyeden bozma bir yerlekeden
baka bir yer deil. Gece konaklamak için buraya gelen
kamyon oförleri, turistler ve yol içisi olduklarını ancak
görevleri baında görünce anlayabileceimiz insanlar
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
Coldfoot’ta konaklamak ve yemek için geliyorlar. Geceyi
burada geçirip sabaha yola çıkmak tarifi mümkün
olmayan baka bir deneyim. Bu toprak otoyolda bile her
hangi bir çalıma yapılırken sanki kıtalar arası bir yolun
ulaımı kontrollü olarak kesiliyormuçasına özeni ve
çalıanları görünce ABD’nin kendi insana verdii deeri
bir kez daha fark ediyoruz. Yol bir çamur bir stabilize
derken artık aracımız dıarıdan bakıldıında tanınamaz
halde çamurla kaplanmı durumda.
Yollarda karılatıımız baka bir incelik ise, üzerinde
fotoraf makinesi resmi ve Scenic Wiev tabelalarının
olduu yerlerin düzenlenmi olması ve bizimde
buralarda manzara fotorafları çekiyor olmamız bir
gezginin isteyecei eylerden olsa gerek. Bu esiz
manzara içerisinde yer yer gördüümüz ve anlam
veremediimiz yanmı ormanları akıbetini daha sonra
anlıyoruz ki her yıl Alaska’nın %1’i yanıyor ve iin ilginç
tarafı; bunun normal ve gerekli bir durum olduunu
yangın
döngüsünün
anlatıldıı
broürlerden
öreniyoruz.
Kah toprak kah çamur derken birde bakmıız ki
Deadhors’e gelivermiiz. Deadhorse tıpkı bir karınca
yuvası gibi, araçlar bir o yana bir bu yana gidiyor ve hep
bir eyler yapılıyor. Konaklamak için fazla otel seçenei
ve haliyle bir fiyat aralıı da olmadıı için Prudhoe Bay
Oteli’nde konaklamaya karar veriyoruz. 11 Eylül
2001’den sonra Prudhoe Körfezi’ne sivillerin girii
yasaklanmı. Körfezi gezmek için aynı zamanda gezi
turu düzenleyen Caribuo Oteli’nde pasaport bilgilerinizi
vererek rezervasyon yaptırmak gerekiyor Ama sa
olsun Coldfoot’taki Visitor Center çalıanı Mr. Mury
Shoemaker bizim için hem oteli hem de rezervasyon
iini halletmiti. Hemen tura katılarak petrol sahasını
gezdikten daha sonra Arctic Ocean’ın sahillerine ayak
basınca uzun ve zorlu bir yolu bitirmenin hazzı ile
austos ayında -2 derecelik havayı cierlerimize
çekerken kendimizi beyaz balı Amerikan Kartalı kadar
özgür ve huzurlu hissediyoruz.
Yola çıkmadan önce depomuzu doldurmaya benzinlie
gittiimizde bizi bir kulübe içinde iki adet benzin
pompası ve kredi kartı makinesi, dıarıda ise iki adet,
varil üzerine sabitlenmi benzin tabancası bekliyordu.
Petrolün kaynaında böyle bir ilkel bir benzinlik bir
baka tezat olarak dikkatimizi çekti.
Alaska’ya gelip de büyüklüü çou ülkeden fazla olan
milli parkları ve buzulları görmeden olmaz. Denali bu
büyük milli parklardan biri, içinde kular, ayılar, geyikler
ve bir sürü yabani hayvanın yaadıı çok iyi
düzenlenmi güzel ve görülmesi gereken bir park.
Kuzeyde buzul görmemiken buzul görmek için güneye
gidiyor olmamıza ne dersiniz? Seward’a giderken
Matunaska Buzulu’nu görmek ve üzerinde yürümek için
yoldan yaklaık üç mil çıkarak uzunluu 24, kalınlıı 4
mil olan buzulun üzerinde yürümek buraya özgü bir
baka inanılmaz bir tecrübe.
Seward’a gelince görüyoruz ki burası bol miktarda
karavan parkı, otel, hediyelik eya satılan küçük ve irin
bir yer. Üç saatlik küçük bir cruise gezisiyle fok balıkları,
deiik deniz kuları, beyaz balı amerikan kartalı, da
keçileri, balina ve de dönüte Kenai Milli Parkı’ndaki
ünlü Bear Buzulu’nu gördükten sonra bir gezgin daha
ne isteyebilir ki diyor ve karaya geri dönüyoruz.
Adını, Alaska’nın güney batısındaki adalar topluluunda
yaayan
Aleyut
Kabilesi’nin
dilindeki
Alyeska
(Anavatan) kelimesinden alan bu eyalette çeitli
zamanlarda yaayan; 11 kabileye ait çeitli görsel tema,
eya, canlandırmaları ve yaadıkları evlerin sergilendii
ve günün çeitli saatlerinde yerlilerin canlı dans
performanslarını sundukları Alaska Native Heritage
Center ise buradaki ilk ve son duraımız Anchorage’de
mutlaka görülmesi gereken bir yer.
Yaz aylarında gezdiimiz için “Beyaz Geceler”i
doyasıya yaamı ama ünlü “Kuzey Iıkları”nı
görmemitik.
Anhorage’deki
Gösteri
Sanatları
Merkezi’ne izlediimiz 40 dakikalık film bu eksiimizi de
gidermi oldu. Dokuz günlük Alaska gezimizi, hem
ülkeyi kuzeyden güneye kat etmi hem de
buzullarından ulusal parklarına, denizdeki ve karadaki
doal yaamdan geleneksel kültürlerine ait her eyi
görmü
olmanın
hazzıyla
tamamlıyoruz.
ANKET
Grubumuzun kurulu amaçları dorultusunda “gezi” ve
“Ankara” içerikli olarak hazırlamaya çalıtıımız Ankara
Çidemi altıncı sayıya ulatı. Bu aamada bültenimiz
hakkındaki olumlu/olumsuz görülerinizi almak istiyoruz.
Bültenimizin geleceini bu görüler dorultusunda
ekillendireceiz. Lütfen aaıdaki seçeneklerden birini
(varsa ilave deerlendirmelerinizle birlikte) editörün
[email protected] adresine yazın veya sitemizin
aaıdaki linkinde bulunan ankete katılarak görüünüzü
bildirin. lginize imdiden teekkür ederiz...
(a) Ankara Çidemi bu formatıyla devam etsin
(b) Ankara Çidemi’nin formatı ve içerii hakkında
eletiri veya önerilerim var (belirtiniz)
(c) Ankara Çidemi ilgimi çekmiyor
http://groups.yahoo.com/group/ankaraligezginler/polls
GEZGNCE__________________________________ Timur Özkan [email protected]
MLL PARKLARIMIZ
1993 yılında milli park ilan edilen Beyehir Gölü’nü
(Konya) takiben 1994 yılında tam sekiz adet yeni milli
park ilan edildiini görüyoruz. Aladalar (Nide, Adana,
Kayseri), Alınbeik Maarası (Antalya), Dilek
Yarımadası - Büyük Menderes Deltası (Aydın), Hatila
Vadisi ve Karagöl - Sahara (Artvin), Honaz Daı
(Denizli), Kaçkar Daları (Rize) ve Kazdaı (Balıkesir).
Daha sonra 1996’da ilan edilen Saklıkent ve Marmaris
(Mula) milli parkları ve de Troya Tarihi Milli Parkı
(Çanakkale) ile milli parklarımızın sayısı 32’ye ulaıyor.
2000’li yıllarda Küre Daları (Kastamonu, Bartın),
Sarıkamı-Allahüekber Daları (Kars, Erzurum), Arı
Daı (Arı, Idır), Gala Gölü (Edirne), Sultansazlıı
(Kayseri), neada Longoz Ormanları (Kırklareli), Tek
Tek Daları (anlıurfa) ve Yumurtalık Lagünü
(Adana) daha çok doal özellikleri ile milli park ilan
ediliyorlar.
Milli Park deyince akla ormanlar ve piknik alanları gelir
her nedense. Oysa milli park kavramı daha doal
güzellikleri olduu kadar tarihi ve kültürel öneme sahip
yerleri de kapsayan çok daha geni bir anlam ifade
eder. Dünyanın birçok yöresinde olduu gibi ülkemizde
de belirli kriterlere göre birçok milli park alanı
oluturulmutur. Bir yerin milli park olabilmesi için en
bata bilimsel ve estetik bakımdan özgün doal, tarihi
veya kültürel bir deere sahip olması gerekir.
Böyle yerler ilgili bakanlıkların görüü de alındıktan
sonra Çevre ve Orman Bakanlıı’nın teklifi ile Bakanlar
Kurulu tarafından milli park olarak ilan ediliyor.
Ülkemizde bu ekilde ilan edilmi 40 adet milli park
bulunuyor. Yasal açıdan bakanlıa balı Doa Koruma
ve Milli Parklar Genel Müdürlüü’nün (*) sorumluluu
altında bulunan milli parklarımızın toplam yüzölçümü
878 bin ha civarında. Dünya genelinde ise 5600’den
fazla milli park alanı bulunuyor.
Ülkemizin ilk milli parkları 1958 yılında ilan edilen
Yozgat Çamlıı ile Karatepe - Aslanta (Osmaniye)
milli parkları. Ertesi yıl Souksu (Ankara) ve Ku
Cenneti (Balıkesir) milli park ilan edilmiler. Daha sonra
Uluda (Bursa), Yedigöller (Bolu), Spil Daı (Manisa),
Kızılda ve Kovada Gölü (Isparta), Güllük Daı ve
Olimpos - Beydaları (Antalya) ile Munzur Vadisi’nin
(Tunceli) milli park olduunu görüyoruz. Bu zamana
kadar ilan edilen milli parkların bazılarının arkeolojik
deerleri olsa da genellikle doal parklar olarak dikkat
çekiyorlar. 1973’de ilan edilen Gelibolu Yarımadası
Tarihi Milli Parkı (Çanakkale) ve 1981’de ilan edilen
Bakomutan Tarihi Milli Parkı (Afyon) dünya ve Türk
harp tarihi açısından önemine istinaden bu unvana
sahip oluyor.
Bu arada çeitli tarihlerde Antalya’da Köprülü Kanyon,
Kastamonu’da Ilgaz Daı, Nevehir’de Göreme,
Trabzon’da Altındere Vadisi, Çorum’da Boazköy Alacahöyük ve Adıyaman’da Nemrut Daı hem doal
hem de kültürel ve arkeolojik özellikleri ile milli park ilan
ediliyorlar.
Milli parklarımız, Türkiye’nin hemen her tarafından 35
farklı ilimize yayılmı olmakla birlikte, bu iller içinde
toplam dört parka sahip Antalya ön plana çıkıyor.
Yüzölçümleri itibariyle baktıımızda en büyük milli
parkımızın 88 750 ha büyüklüündeki Beyehir Gölü
Milli Parkı olduunu görüyoruz. Bunu Arı Daı (87 380
ha) ve Kızılda (59 400 ha) milli parkları takip ediyor.
En küçük milli parkımız ise 64 ha büyüklüündeki
Kucenneti. Balıkesir’in Manyas ilçesindeki Kucenneti
Milli Parkı’nın bir özellii daha var. Burası Avrupa
Konseyi tarafından tabiatın en iyi korunduu yerlere
verilen "A Sınıfı Avrupa Diploması” ile ödüllendirilmi.
Ayıca Göreme, Boazköy, Nemrut ve Troya milli
parkları aynı zamanda UNESCO’nun Dünya Mirası
listelerine doal veya kültürel varlık kategorilerinden
girmeyi baarmılar. Buna karılık UNESCO listesinde
bulunan Pamukkale’nin henüz bizde milli park ilan
edilmemi olması oldukça aırtıcı.
Ülkemizde bunlardan baka, milli park statüsünde
olmasalar da Çevre ve Orman Bakanlıı tarafından
tespit ve takip edilen bazı tabiat parklarımız (26 adet) ve
tabiatı koruma alanlarımız (31 adet) da mevcuttur.
Bunlar arasında Antalya’daki Kurunlu elalesi,
Trabzon’daki Uzungöl, Artvin Borçka’daki Karagöl ilk
akla gelenler. Ayrıca çeitli doa olayları sonucu
olumu 104 adet tabiat anıtı da Orman Bakanlıının
koruması altında bulunmaktadır.
Görüldüü gibi farklı statülerde 200’den fazla doal ve
tarihi öneme sahip varlıın yer aldıı bir ülkede
yaıyoruz. Bu kıymetli hazineye sahip çıkabilmek için
önce buraları iyi tanımamız ve daha sonra da
tanıtmamız gerekiyor. Bu konuda bata gezginlerimiz
olmak üzere hepimize görev düüyor. Moda ifade ile
bitirelim; bu güzellikler bize atalarımızdan miras
kalmadı, gelecek nesiller için emanet edildi...
(*) http://www.milliparklar.gov.tr
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
OBJEKTF__________________________________________________ Ahmet Yay [email protected]
Masai Mara (Kenya) 2008
Raja Ampat (Papua/ Endonezya) 2008
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
ANKARA KÜTÜPHANES_______________________ Timur Özkan [email protected]
Ankara’nın lk Gezi Rehberi
ANKARA GUIDE TOURISTIQUE
1878 yılında sviçre’de doan Ernest Mamboury
hayatının büyük bir bölümünü stanbul’da geçiren bir
bilim adamı ve aratırmacı. 1906 yılına kadar memleketi
Lozan’da resim öretmenlii yapan Mambury 1909’da
izinli olarak geldii stanbul’dan bir daha ayrılmaz.
Ressam ve toporaf olarak pek çok arkeolojik
çalımaya katılan ve 1921’den itibaren bir süre de bata
Galatasaray Lisesi olmak üzere çeitli
okullarda
Fransızca
ve
Resim
öretmenlii yapar. 1953 yılında hayatını
kaybettiinde geride bıraktıı pek çok
kitabı arasında stanbul ve Ankara’nın
gezi rehberleri de vardı. Mezarı stanbul
Feriköy’deki Protestan mezarlıındadır.
“Constantinople Guide Touristique” adıyla
ilk kez 1925 yılında yayımlanan stanbul
rehberi daha sonraki baskılarında hem
Türkçe
hem
Fransızca
olarak
yayımlanmı ancak 1933 ve 34’de olmak
üzere iki kez Fransızca olarak basılan ve
Ankara’nın “ilk gezi rehberi” olan
“Ankara Guide Touristique” her nedense
bugüne kadar Türkçeye çevrilmemi...
Kitabımızın iç kapaında yer alan “Haydar
Paa - Ankara; Boaz Köy, Sivri Hisar ve
Çevresi, Çankırı ve Yozgat’ın isimleri,
kitabın içeriinin Ankara ile sınırlı
olmadıını gösteriyor. Ankara Guide
Touristique, bu kitabın çileri Bakanlıı tarafından
yayımlandıına dair bir not ve Cumhurbakanı Gazi
Mustafa Kemal Paa ile çileri Bakanı ükrü Kaya
beyin birlikte bir fotorafıyla balıyor.
314 sayfalık kitap yedi bölümden oluuyor. Birinci
bölümde devlet binaları, dönemim bakanları vb
Ankara’nın resmi yüzüyle birlikte Türk alfabesi vb teknik
bilgiler yer alıyor. kinci bölüm Ankara’nın tarihine ve
demografik yapısına ayrılmı. Bu bölümün sonunda
Galatlardan balayan Roma ve Bizans dönemiyle
devam ederek Cumhuriyet dönemine kadar uzanan
kapsamlı bir kronolojiye yer verilmi.
Ankara Guide Touristique’in üçüncü
bölümünde Haydarpaa Ankara arasını
anlatılıyor. Tuzla, Gebze, Dil skelesi’yle
balayan, Bilecik, Eskiehir Polatlı ile
devam eden rotanın önemli kilometreleri
ayrıntılı olarak ele anlıyor. Dördüncü
bölümde semtler bazında Ankara’nın
turistik yerleri listelendikten ve daha sonra
kısaca
tanıtıldıktan
baka
modern
rehberlerde olduu gibi iki - üç saatlik
veya günlük rotalar da hazırlanmı...
Mamboury, rehberinin en geni bölümünü
oluturan beinci bölümde; Ankara’nın
tarihi ve turistik yerlerini çeitli çizim ve
fotoraflarla destekleyerek ayrıntılı bir
biçimde tanıtıyor. Altıncı bölüm Ankara’nın
yakın bazı semtlerine (Dikmen, Etlik,
Keçiören...),
ilçelerine
(Kalecik,
Haymana...)
ve
yakın
çevresine
(Sivrihisar, Bala, Çorum...) ayrılmı.
Yedinci ve son bölümde ise yazı ve çizimfoto indeksi yer alıyor.
Bugün ancak bazı sahaflarda ve çok nadir olarak
bulunabilen Ankara Guide Touristique Ankara için bir
“ilk” olmanın ötesinde Cumhuriyet Ankara’sı hakkında
çok önemli bir belgesel niteliinde bir kitap. En kısa
zamanda Türkçeye çevrilmesi ve yeniden yayımlanması
hiç kukusuz Ankara için önemli bir kazanç olacaktır.
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
ANKARA/ANKARA____________________________________________________________
ANKARA
Metin ALTIOK (1941-1993)
El Yazlarıyla Yazarların Ankara’sından
Hazırlayan Murat Özsoy (Kül Sanat Yayınları, 2008)
ANKARA ÇDEM (Sayı:6, Kı 2009)
DZELERDE ANKARA __________________________________________________________
MEMLEKETMDEN NSAN MANZARALARI (*)
Haydarpaa’dan 15:45’de kalkan katar girdi sessizce Ankara Garı’na.
Saat sekizi çeyrek geçiyordu (be dakika rötar).
Ankara Garı’na bahar:
stasyon polisinde artan gizli bir tela,
üçüncü mevki bekleme salonunda köylü yapı içileriyle
ve büfesinde göbekli bir marula benzeyen stanbul hasretiyle gelir.
Ankara Garı temizdir, rahattır ve bilhassa yenidir.
Fakat mermerlerinin aydınlıına ramen
anlatılması öyle zor (yahut öyle kolay) bir ey vardır ki rüzgarında
barıılmaz, kouulmaz, yüksek sesle gülüülme Ankara Garı’nda.
O kadar ki
kalkacak trenlerini ses büyütenlerle haykırdıı zaman
bo bulunursa insan
aırır, baka bir dünyadan sesleniyormu gibi.
Mahkumlar indi trenden
bavulları ve jandarmalarıyla.
Kelepçeleri vurulmutu yine.
Yürüdüler ilgi uyandırmadan.
(yahut uyanan ilgiler belirtilmedi).
Yalnız, bir kadın bir kadına:
“- Bunlar Alman casusu,” dedi.(sarıındı Süleyman).
Mahkumlar yola koyuldular jandarma merkezine doru
(aktarma trenlerini ortada bekleyecekler).
Bir köylü hamal taıyordu bavullarını.
Issızdı caddeler:
belki erken
belki geç
belki ölü bir saat,
belki duvarların arkasına çekilmi bir hayat.
Yıın yıın
kat kat
mermer
bet on
ve asfalt
Ve heykel
ve heykel
ve heykel
nsan yok fakat.
Ve sonra bozkır:
en beklenmedik yerde
ve her eye ramen
ehrin içine kadar giren,
ve sonra derhal topraın sonsuzluu...
(*) Nazım Hikmet Ran (1902-1963)
Memleketimden nsan Manzaraları
Kitap 2, Bölüm VIII (1966)

Benzer belgeler