Planet Z-Wave İle 24 Saat Evinizi Cep`ten

Transkript

Planet Z-Wave İle 24 Saat Evinizi Cep`ten
editör
Bir ay önceki yazımızda “Sıcak günlerden geçiyoruz…” demiştik.
Meteorolojik durumun ötesinde, ülke genelindeki siyasal durum
maalesef çok sıcaklaştı ve hararet giderek de yükseliyor. Hadi
adını da açıkça koyalım: Terör, hortladı. Neredeyse her gün
çatışmalar ve ölüm haberleri izliyoruz medyada. Yani, söylemeye
dilimiz varmıyor ama; Ülkemizin geldiği nokta çok üzücü,
yangın hızla büyüyor. Yaşanan acılar bir yandan; yavaşlayan
ekonomi, yükselen maliyetler, çıldırmış döviz kurları… Böylesi
bir durumda, konu başlıklarımız ne olabilir diye düşünüyorum.
Yazılacak güzel şeyler bulamıyorum! Ama her şeye rağmen
sağlam durmalıyız tabii ki. Sadece kendimize dair geleceği
değil, çocuklarımıza,torunlarımıza dair geleceği de düşünmeliyiz.
Onların da yapacağı ve yaşayacakları çok şey olacak. Bizim
görev ve sorumluluğumuz da, onlara mümkün olan en iyi şartları
bırakmak. Bu şartların en önemlisi çocuklarımıza; Ayırmayı,
kayırmayı, bölmeyi değil, sevgiyi, saygıyı, birliği, beraberliği,
paylaşmayı ve kardeşliği bırakmak. Evvet acıların yaşandığı
zor günlerden geçiyoruz. Çok üzülüyoruz. Ne yapabiliriz..
hayat devam ediyor ve bizim de önümüzde yapılacak işlerimiz,
gerçekleştirecek projelerimiz, ulaşılacak hedeflerimiz var.
Örneğin, TOK-Otomatik Kontrol Türk Milli Komitesi’nin 10 –
12 Eylül tarihleri arasında Denizli’de yapılacak olan “TOK
2015” toplantısı. Geçen ayki yazımızda da değindiğimiz üzere,
TOK, “Ülkemizde kontrol teorisi ve uygulamaları, robotik ve
otomasyon alanlarında çalışan araştırmacıları daha etkin bir
iletişim ortamında buluşturmayı amaçlayan” çok önemli bir
kuruluş. Bu sene 17.’si gerçekleşecek olan TOK toplantılara de
her yıl ülkemizin saygın üniversitelerinden çok sayıda araştırmacı
ile kamu kuruluşu ve özel sektörden çok sayıda firmayı bir araya
getirerek, taraflar arasında fikir ve işbirlikleri oluşmasına zemin
hazırlıyor. Bugüne kadar sürekli yükselen bir verimlilik grafiğine
sahip bulunan TOK toplantılarında bu yıl da bildiri sayısında
çok önemli bir artış gözlenmiş. Yapılan hakem incelemeler
ve elemeler sonucunda 250’ye yakın çok değerli bildirilerin
sunulması kabul görmüş. Öyle ki, özel davetli konuşmacılar
ile bu yıl TOK’ta başarının zirve yapması beklenmekte.
“TOK 2015”in detay bilgilerine http://tok2015.pau.edu.tr
adresinden ulaşabilirsiniz. Biz Endüstri&Otomasyon Dergisi
olarak tabii ki, Dünya Harikaları’ndan biri olan Pamukkale
travertenlerinin de bulunduğu Denizli’deki TOK toplantısına
katılacağız. Toplantı izlenimlerimi gelecek sayımızda siz
değerli okurlarımıza aktarmaya çalışacağım. İlgili tüm Dostlar
ile orada buluşacağız. Elbette sizi de bekliyoruz. Çok değerli,
çok saygın bir buluşma.
Bu ayki Sektör Dosyaları’mızda “Bina Otomasyonu” alanına
eğildik. Türkiye’de Bina Otomasyonu sektörüne genel bir bakışın
yanı sıra, teknik verilerle desteklediğimiz bu alan bilgileri, umarız
size de fayda sağlar.
EK­SEN
Ya­y›n­c›­l›k Fu­ar­c›­l›k Ta­n›­t›m Hiz. Ltd. fiti.
Ad›­na im­ti­yaz sa­hi­bi ve So­rum­lu Ya­z› ‹fl­le­ri Mü­dü­rü
Tu­ran Türk­men tu­[email protected]­senltd.com
Ge­nel Ya­yın Yö­net­me­ni: Prof. Dr. Ya€­mur De­niz­han de­niz­[email protected]­un.edu.tr
Rek­lam ve Halk­la İlişki­ler Md.: Bir­sen Sal­man bir­[email protected]­senltd.com
Ya­yın Ku­ru­lu:
Prof. Dr. Ab­dül­ka­dir Er­den / At›­l›m Üni­ver­si­te­si Mekatronik Müh.Böl.Bşk.
Prof. Dr. Me­tin Gö­ka­flan / ‹TÜ. Kon­trol Müh. Böl. Bflk.
Prof. Dr. Ga­lip Can­se­ver / Y.T.Ü. Elek­trik Elek­tro­nik Müh. Fak. Dek.
Kurumsal İletişim Uzmanı: Giray Karanlık [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Ya­yın Da­nış­man­la­rı:
Prof. Dr. Ali­nur Bü­yü­kak­soy / Geb­ze ‹le­ri Tek. Ens. Rek.
Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Eker / YTÜ Makina Müh. Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Bülent Eker / Namık Kemal Üniversitesi Biyosistem Müh. Böl.
Prof. Dr. Er­sin Tu­lu­nay / OD­TÜ
Prof. Dr. Gök­sel De­mi­rer / OD­TÜ Çev­re Mü­hen­dis­li­€i
Prof. Dr. Gü­ven Ön­bil­gin / 19 Ma­y›s Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Mü­bec­cel De­mi­rek­ler / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Mu­am­mer Er­mifl / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Muhsin Kılıç / Uludağ Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Murat Uzam / Melikşah Ü. Müh. Mim. Fak. Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Sa­vafl Ay­berk / Ko­cae­li Ü. Çev­re Müh. Böl. Bflk.
Prof. Dr. Tun­cel Öz­den / TÜ­B‹­TAK Enst. Ana­liz Lab. Böl. Bflk.
Prof. Dr. U€ur Çel­tek­li­gil / Sa­kar­ya Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Se­ta Bo­gos­yan / ‹TÜ. Kon­trol Müh. Böl.
Prof. Dr. Yu­suf Tan / Bo­€a­zi­çi Ü. Me­di­cal En­gi­nee­ring
Prof. Dr. Ke­mal Leb­le­bi­ci­o€­lu / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Doç. Dr. ‹. Hak­k› Çav­dar / Ka­ra­de­niz Tek­nik Ü.
Doç. Dr. Yu­suf A. Us­ka­ner / Öz­çe­lik A.fi.
Prof. Dr. Hakan Yavuz / Ç.Ü. Müh. Mim. Fak. Mak. Müh. Böl.
Yrd. Doç. Dr. Si­bel Ulu­da€ De­mi­rer / Çan­ka­ya Ü. End. Müh. Böl.
Dr. Meh­met Çe­vik / Dal En­gi­nee­ring
Dr. Müh. Ah­met Din­çer / Bosch Rex­roth A.fi.
Sevtap İnan / Sie­mens
M. Halil Başaran / Rock­well Oto­mas­yon
Levent Fadıloğlu / Schnei­der
Cen­giz Me­riç / Hi­pafl
Emin Ol­cay / Ak­bil A.fi.
Çağrı Hekimoğlu / Esit
Gök­tu€ Gür / Schnei­der
H. Cen­giz Ce­lep / En­tek Otomasyon
Ha­san Bas­ri Ka­ya­k›­ran / Emf Motor
‹b­ra­him Er­kan Ye­nel / Norm Ener­ji
‹s­ma­il Obut / Hid­ro­ser
Mahmut Bertan / We­id­mül­ler
Ni­ya­zi Sa­r›­ma­den / Me­del
Oral Av­c› / Pio­mak
Öz­kal Gü­ner / Schnei­der Elec­tric
Se­dat Sa­mi Öme­ro€­lu / E3Tam
Gökhan Yücel / Phoe­nix Con­tact
fiah­nur Aga­ik / GSD
Osman Kutan / ABB
Ta­lat Av­c› / P›­nar Müh.
T. Ha­kan Özer / ‹SOD Yön. Krl. Bflk.
Tun­cay Soy­dafl / Fes­to
Ya­vuz Ço­pur / Pilz
Sırrı Kardeş / Kardeş Elektrik
Tolga Bizel / Mitsubishi Electric
Hakan Aydın / Mitsubishi Electric
Dr. Hüseyin Halıcı / Halıcı Elektronik
Tunç Atıl / HKTM
Tek­nik Edi­tör:
Edi­tör:
Gra­fik Ta­sa­rım:
Emeç Erçelik [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Alper Öz [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Taluy Denizhan [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Şükran Pala [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Ülgen Güneş [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Artun Armutcu [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Esra Satır [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Reklam Koordinatörü:Ca­hi­de Av­flar De­mir
ca­hi­de.av­[email protected]­sen­med­yag­rup.com
Halkla İlişkiler
ve Tanıtım:
Onur Narinoğlu [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Abo­ne ve Ma­li İşler: Şerife Yılmaz [email protected]­sen­ltd.com
Uluslararası İlişkiler: Hazal Yalçın [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Tem­sil­ci­lik­le­ri­miz:
Ne­jat Cofl­kun Tel: 00.44.171.377 00 76 ‹N­G‹L­TE­RE in­[email protected]­jat­de­sign.co.uk
Me­tin Ya­vuz Tel: 00.49.221.297 22 70 Köln - AL­MAN­YA me­tin.ya­[email protected]
‹z­mir Tem­sil­ci­li­€i: Fatma Boyraz Tel: 0555 575 66 30
Mer­kez: EK­SEN Ya­y›n­c›­l›k Fu­ar­c›­l›k Ta­n›­t›m Hiz. Ltd. fiti.
Mefl­ru­ti­yet Cad. Kıblelizade Sk. Tepe Han No: 1 Kat: 2 D: 7 34440
Be­yo€­lu-‹s­tan­bul / TÜRKİYE
Tel : +90.212.292 01 89 Faks : +90.212.293 32 24
E-ma­il: in­[email protected]­sen­med­yag­rup.com www.ek­sen­med­yag­rup.com
Daha güzel yarınlar dileğiyle…
Bas­kı: Doğa Basım
Yıl­lık abo­ne­lik: 100.- TL.
Turan Türkmen
Yıl­lık yurt­dışı abo­ne­lik: 100 Eu­ro
En­düs­tri ve Oto­mas­yon Yay­g›n sü­re­li bir ya­y›n­d›r, Ay­da bir ya­y›n­la­n›r
Der­gi­miz­de yer alan ilan­la­r›n so­rum­lu­lu­€u ilan ve­ren­le­re, ma­ka­le­ler­de­ki
fi­kir­ler ve yo­rum­lar ya­zar­la­r›­na ait­tir.
Tüm hak­la­r› Ek­sen Ya­y›n­c›­l›k’a ait olup, izin­siz kul­la­n›­la­maz ve ya­y›n­la­na­maz.
Ek­sen Ya­y›n­c›­l›k; ba­s›n ve ya­y›n­c›­l›k il­ke­le­ri­ne uy­ma­y› ta­ah­hüt eder.
ENDÜSTRİ OTOMASYON DERGİSİ
ENDÜSTRİYEL OTOMASYON
SANAYİCİLERİ DERNEĞİ
ÜYESİDİR.
12
ÜRÜN ve UYGULAMALAR
Enerji Tüketiminde Daha Fazla Şeffaflık
Phoenix Contact
■
Hassas Kızak Hareketi
Turck
■
Dahili Titreşim Sönümleme
ile Daha Fazla Verimlilik
Schunk
IO-Linkle Akıllı Sensör Çözümleri
Wago
■
Akıllı Binalarda Kapsamlı Enerji
Yönetimi Için Kompakt Veri Toplayıcı
Beckhoff
■
■
CNC Takım Tezgahları Için
Performanslı ve Ekonomik
Bir Çözüm
Siemens
Endüstriyel Mobilite: Yeni Normal
Rockwell
■
■
Statikten, Dinamik
Emniyete
Pilz
49
■
Push-in Bağlantılı Yüksek
Akım Klemensleri
Phoenix Contact
■
Mükemmel Algılama İçin CMOS Sensörler
Entek Otomasyon
Dosya ve Makale
■ Bina
Yönetim Sistemi
Schneider
■ Bina
Otomasyonu
Türkiye’de Nerede?
■
■ Bina
Otomasyonuna
Akademik Bir Bakış
■ Geleceğin
Binaları İçin Bir
Enerji İşletim Sistemi
74
ÜRÜNLER
■ Schunk
Dahili Titreşim Sönümleme
İle Daha Fazla Verimlilik
■ MItsubIshI
ElectrIc
Küçük Ölçekli İşletmelerin İhtiyaç Duyduğu
Sade, Çok Yönlü ve Ekonomik Kontrol Sistemi
■ Esit
■ ABB
Akıllı Yaşam: Basit, Bir O Kadar
Da Mükemmel
■ Beckhoff
Panel PC, Danfoss’un
Akıllı NovoCon™ Aktüatörlerini
Kontrol Ediyor
Bulut Bağlantı
■ Wago
Bina Otomasyonunda Kontrolörler
■ Pilz
PASmsi – Emniyet Doğrulaması Için
Mobil Uygulama
106
HABERLER
■ Necdet
Eraslan Proje Yarışması’na
Başvurular Başladı
■ Fabrika
Otomasyonunda İleri Teknoloji,
Sürdürülebilir Ve Yenilikçi Çözümler
■ SCHUNK,
Volkswagen “Yetkili
Tedarikçilerinden” Biri Olarak Seçildi
■ Dünyaca
■ Türkiye,
Ge Aeroderivatif Gaz Türbin Servis
Merkezi İle Ortadoğu Bölgesinin Ekipman
Bakım Merkezi Olacak
Ünlü Profesörler
Otomasyon Sektörünü
İTÜ’de Değerlendirdi
Ürün ve Uygulamalar
Enerji Tüketiminde Daha Fazla Şeffaflık
Phoenix Contact
www.phoenixcontact.com
■ Enerjinin tasarruflu kullanımı, sınırlı olan kaynaklarımızın kullanımını azaltır ve çevreyi korur. Sürekli artan enerji
fiyatları imalat sanayindeki enerji tüketimininin azaltılması
hususunu rekabetçi bir faktör haline getirmiş bulunuyor.
Enerji tasarrufu uygulamalarını hayata geçirebilmek için
enerji tüketiminin ölçülebilir olması gerekmektedir
Bunun temelinde enerji akışını sürekli izlemek, kaydetmek
ve analiz etmek yatmaktadır. Prosesi optimize etme önlemleri, kaydedilen veriler değerlendirilerek elde edilir. Bu yüzden verimli enerji yönetimi çeşitli makine ve tesis seviyelerindeki elektrik parametrelerinin belirlenmesine dayanır.
Phoenix Contact ölçülen değerleri elde etmek için gereken
bir dizi cihaz sunuyor. EMpro enerji ölçüm cihazları, makine ve sistemlerinin tüm elektriksel parametrelerini toplar
ve izler. Bu cihazlar takılabilir haberleşme modülleri üzerinden ağ ve fieldbus sistemlerine entegre edilebilirler. Bu şekilde, ölçülen tüm değerler hem merkezi hem de lokal olarak sunulur. Eklenebilir fonksiyon modülleri, kullanıcılara
EMpro cihazlarını uygulama gereksinimlerine göre uyarlayabilmelerini sağlar. Cihazlar gerilim, akım, güç seviyeleri
ve güç faktörleri gibi ilgili tüm elektriksel parametreleri öl-
12
çer ve daha sonra enerji tüketimini değerlendirirler. Dahası
ölçüm cihazları hat kalitesini belirlemek için karakteristik
değerleri, örneğin hat frekansı gibi voltaj ve akımların harmonik içeriklerini analiz ederler (Şekil 1).
Ölçülen Değerler ve Cihaz Konfigürasyona Doğrudan
Erişim
Kullanıcılar meşakatli bir biçimde herhangi bir menü
yapısı içinde ilerlemek zorunda kalmadan, işaretli
butonlar sayesinde kayıtlı ölçüm değerlerine erişebilirler. Konfigürasyon modunda kullanıcılar, aynı
butonları kullanarak menüler yardımı ile cihazlarını
yapılandırabilirler. Eğer ilave modül kullanılmış ise
cihazın konfigürasyon menüsü de otomatik olarak genişler. Bu, kullanıcıların ölçüm cihazı ile yeni işlevler ya da iletişim seçeneklerini yapılandırabilecekleri
anlamına gelir. Özellikle Ethernet bağlantısı ilginç
avantajlar sağlar. Ethernet modülüne kullanıcıların bir
ofis PC’sinden ölçülen değerleri sorgulamalarına veya
cihazı yapılandırmalarına olanak tanıyan bir web sunucusu entegre edilmiştir. Bunun için hiçbir özel yazılım
gerekli değildir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Şekil 1 - EMpro ürün ailesi,
farklı ihtiyaçlara hitap edecek
üç enerji ölçüm cihazını
içermektedir.
Ürün Gamı
Mevcut EMpro ürün ailesi üç ölçüm cihazından oluşuyor.
EEM-MA250 versiyonu doğrudan makine kontrol kabinlerine monte edilebilir ray monteli kompakt bir cihazdır.
Cihazın maksimum ölçme gerilimi 500 V AC‘dir. EEMMA250 bir RS485 arayüzüne sahiptir; ancak bu haberleşme arayüzü gerekli değilse, EEM-MA200 versiyonu
da mevcuttur. Entegre dijital çıkış bir alarm olarak - bir
elektriksel parametrenin eşik değeri aşıldığında - ya da
aktif veya reaktif güç ölçmek için bir darbe girişi olarak
konfigüre edilebilir. Cihaz harici bir kontak üzerinden değişen çift tarife sayaç fonksiyonunu içerir. 51. Harmoniğe
kadar harmonikler tespit edilir.
Ön panel montajı için evrensel ölçüm cihazı olarak EEMMA400, 500 V AC ölçülü bir gerilime kadar sahip olan
standart ölçüm uygulamaları için uygundur. 51. harmoniğe kadar kayıt yapan bu cihaza ayrıca RS485 haberleşme modülü takılabilmektedir.
EEM-MA600 kullanarak, 700 V AC ‘ye kadar gerilimler
harici bir trafoya ihtiyaç olmadan ölçülebilir. Bu cihaz 63.
harmoniğe kadar algılar ve harmonik analizi gerçekleştirebilir. EEM-MA600 bir RS485, Profibus veya Ethernet
haberleşme modülü ile genişleyebildiğinden dolayı farklı
iletişim yapıları içine entegre edilebilir. Phoenix Contact
ayrıca EEM-MA600 için bir gateway modülü sunmaktadır. Bu, master görevini yapacak şekilde ölçüm cihazının doğrudan Ethernet ağına bağlı olması anlamına gelir.
Genişleme modülüne entegre web sunucusu, master’ın
yanı sıra slavelerin de sorgulanması ve yapılandırılmasını sağlar. RS485 arabirimi üzerinden 246 slave’e kadar
– EEM-MA250 veya EEM-MA400 –bağlantı kurulabilir.
(Şekil 2).
Fonksiyonel Genişleme Seçenekleri
EEM-MA600 performans kapsamını daha da artırmak
için ek fonksiyon modülleri mevcuttur. Dijital giriş/çıkış
modülü, analog çıkış modülü, sıcaklık ve bellek modülü
vardır. EEM-2DIO-MA600 dijital genişleme modülünde
iki dijital giriş ve iki dijital çıkış vardır. Girişler puls sayaçları olarak kullanılabileceği gibi, çıkışlar her ölçülen
parametre için eşik değer anahtarları olarak konfigüre
Şekil 2 - EMpro haberleşme modülleri, EEM-MA600 ölçüm cihazını
farklı iletişim ağlarına esnek bir biçimde entegre edebilir.
edilebilir. Analog EEM-2AO-MA600 çıkış modülü elde
edilen parametreleri standart 0-20 mA veya 4-20 mA sinyallere dönüştürür. EEM-TEMP-MA600 sıcaklık modülü,
-20°C’den 150°C’ye kadar sıcaklık aralığını ölçmek için üç
adet PT100 sıcaklık sensörünün bağlanmasına imkan verir. PT100 sensörleri iki, üç ya da dört telli olabilir. Cihazın
içine entegre bir sıcaklık algılayıcı ayrıca etkili olarak ortam
sıcaklığı ve modülün kontrol kabini içindeki sıcaklığı ölçer.
Son olarak EEM-MEMO-MA600 bellek modülü, ölçülen değerler ve alarmları arşivlemek için kullanılır. Örneğin aktif
güç, her 10 dakikada bir örnek alındığı takdirde 62 gün
kaydedilebilir.
Kapsamlı Ağ Yapıları
EMpro ölçüm cihazları RS485 haberleşme modülleri ile
birleştirildiği zaman maksimum 1200 metre veri transfer
mesafesine ve 31 ölçüm cihazına kadar bağlantı kurulabilir.
Bununla birlikte, RS485 sistemleri saf bir hat topolojisi ile
sınırlıdır. Yapılandırma ve kapsamlı ağ yapıları veya daha
uzun mesafelere veri aktarımını kullanmak için tekrarlayıcılar (örneğin Phoenix Contact PSI ürün ailesinden biri) kullanılır. Bu, ölçüm cihazlarının sayısı ile birlikte veri transferi
uzunluğunun da artışını sağlar. Sonuç olarak, kullanıcılar,
ağaç ve yıldız topolojileri gibi farklı kurulum kavramlarını
uygulayabilirler. Bir ILC 1xx küçük PLC sistemi her EMpro
cihazından bu bilgileri toplar ve bir SQL veritabanına girer
(Şekil 3).
ENDÜSTRİ OTOMASYON
13
Ürün ve Uygulamalar
Şekil 3 - Elektriksel parametreler yerel ve merkezi olarak izlenmektedir.
Güvenilir Veri İletimi
Eğer enerji verisi merkezi olarak izlenmek isteniyorsa, kullanıcılar EMpro ölçüm cihazları ve ana kontrol odası arasında çeşitli ağ yapıları kurabilir. Phoenix Contact, zorlu endüstriyel ortamlarda yüksek veri hızlarında enerji verilerinin
güvenilir aktarımını sağlamak için ek ağ bileşenleri sunar:
• Uzak makine ve sistemlere veri bağlantısı için çeşitli endüstriyel modemler
• Seri verilerin Ethernet ağlarına çıkışı için Comserver
• Seri Fieldbus ve Ethernet uygulamalarına gürültüsüz veri transferini sağlamak için fiber optik kablo dönüştürücüleri (Şekil 4).
Daha önce belirtildiği gibi bir RS485/Ethernet gateway
kullanılırken, EEM-MA600 cihazı master olarak doğrudan
Ethernet ağına bağlanabilir. Bu kurulum bir RS485 arayüzü
üzerinden slave olarak 246 EMpro ölçüm cihazının bağlanmasına olanak sağlar. Gateway üzerinde entegre olarak
bulunan web server, hem yapılandırma hem de görselleştirme amacıyla kullanılabilmektedir.
Sonuç
EMpro ölçüm cihazları endüstriyel ortamlarda elektrik
parametrelerin toplanması ve değerlendirilmesi amacıyla
kullanılabilir. Takılıp çıkartılabilen haberleşme ve fonksiyon
modülleri sayesinde farklı uygulamalar ve ağ yapılarına entegre edilebilirler. Kullanıcılar bir düğmeye basarak ölçülen
değerleri görebilirler. Menü rehberliği sayesinde aygıt yapılandırması basit bir işlem haline gelir.
Şekil 4 - Çeşitli ağ yapıları uygulanabilir.
14
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Hassas Kızak Hareketi
Turck
www.turck.com.tr
Turck, Precitrame firması için M8 konnektörlü Özel bir Li sensör
geliştirmiştir.
■ Turck’un Li-Q17 kompakt lineer pozisyon sensörü,
Precitrame Machines SA firmasının dönel CNC transfer makinesinin içindeki takım kızağının hareketini kararlı bir şekilde ölçmektedir.
“Saat vadisi – Hassas ülke” , İsviçrede’ki Jura bölgesi içindeki vadinin kendinden emin adıdır. Ve haklıdırlar, İsviçredeki saat yapımı endüstrisinin %90’ı bu bölgede yoğunlaşmıştır.Biel genellikle İsviçre saat endüstrisinin başkenti
olarak adlandırılır. Örneğin, 53,000 nüfuslu bu kasaba, saat
üretiminin devleri Swatch Grup ve Rolex’in de merkezidir.
16
Yakın bir şey : The Li-Q17 , standart tezgah modülünün içinde
kızağın sol tarafına monte edilir
Tramelan’da genel merkezde görev yapmaktadır.
Günümüzde Bernese Jura CNC işleme merkezleri üretimi
nedeniyle, otomotiv tedarikçileri, haberleşme ve medikal
teknoloji şirketleri ve yanı sıra saat yapımı endüstri açısından oldukça değerli bir bölgedir. İsviçrelilerin en kuvvetli
yönlerinden biri hassas ve esnek makineleridir. Tipine bağlı
olarak makineler, sıcaklık değişimi nedeniyle takılması ve
değiştirilmesi amacıyla kendi tezgahlarına sahiptir ve işlenecek parçanın istenen tolerans değerleri arasında kalması
için işleme üniteleri yeniden ayarlanır.Makinenin modüler
tasarımı tezgahın iyileştirilmesi ve işlenecek parçaların taşınmasını kolaylaştırır.
Makine üreticisi Precitrame SA, Tramelan’da, Biel’den çok
da uzak olmayan bir yerdedir. Bu şirketin kökenleri de saat
yapımı endüstrisine dayanmaktadır.Ancak 80’li yılların başlarında Precitrame için saatin hareketli parçaları için uygun
işleme merkezleri bulmak bir sorun idi. Yüksek hassasiyette
makineler mevcut olmasına rağmen, bileşenlerin her zaman
işleme merkezinin ayrı yerlerine sabitlenmesi gerekiyordu
ve bu da hassasiyeti azaltmaktaydı.Precitrame bu nedenle
bir kaç işleme merkezinden oluşan kendi dönel transfer makinesini geliştirdi. Burada işlenecek parka bir kez sabitlenir
ve bir işlemeden diğerine tamamıyla işleninceye kadar makine tarafından transfer edilir .
Memnun kalınmayan önceki sensör seçimleri
Şirketin kendi gereksinimleri için bu makinenin üretimi hiç
durmadı. Rakipler ve diğer endüstriyel sektörlerden firmalar
bu dönel transfer makinesiyle ilgilenmeye başladılar. 2001
yılında saat yapımı işi terk edilip makine imalatı alanine yöneldiler. O zamandan beri Ebauches Micromécanique Precitrame SA (EMP), hareketli saat parçaları üretmekte, Precitrame Machines SA ise CNC transfer makinesi ve diğer
makineleri üretmektedir. Bu gün, Precitrame Machines SA
dünya genelinde 160 çalışana sahiptir, bunların 140 tanesi
Burada sıkma sistemi bir tezgah üzerinde ileriye ve geriye doğru hareket eder. Bu hareket mutlaka ölçülmelidir.
“Uzunca bir süre oprasyon boyunca jhareketi sınırlamak
için yaklaşım sensörü kullandık. Kızağı DC motorumuzla
sensör algılayıncaya kadar hareket ettirdik. Precitrame’de
elektrik tasarım ekibinin lideri Daniel Kunz, tezgahın hareketini algılamak için alternative çözüm arayışlarının nedenini
açıklarken “Bu çözümdeki sorunumuz hızlı hareket ettiremeyişimizdi öte yandan kızak, mekanik sınırlara çarpabiliyordu.” diye açıklıyor.
CNC transfer makineleri 4 ila 20 istasyon ile donatılmıştır.
Besleme ve boşaltma istasyonun yanında ünitelerin her biri
işlenecek parçanın freze, delme ve kesme işlemleri için genişleyebilir sıkma sistemine sahiptir.Bu modüllerin her biri
için . kontrolör sıkma sisteminin gerginliğini, düzgün çalışıp
çalışmadığını ve işlemenin bitişini tespit etmelidir. Ancak o
zaman dönel indeksleme tablosu dönebilir ve işlenecek parçaların tümü serbest kalabilir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Yakın bir şey : The Li-Q17 , standart tezgah modülünün içinde
kızağın sol tarafına monte edilir
Kunz “Ardından tüm hareketin izleyebileceğimiz bir lineer
pozisyon sensörü baktık. Ancak, kullandığımız ilk manyetik
pozisyon sensörü önemli dezavantajlara sahipti” diye devam ediyor. İlk olarak, sensör , kızağın tüm hareketi boyunca lineer bir sinyal sağlayamıyordu. Son bölgenin , son beş
milimetresinde lineer bir sinyal çıkışı yoktu. First of all, the
sensor did not supply a linear signal over the entire travel of
the slide. The last five millimeters at the end areas were not
output as a linear signal. Bu tam olarak ilgili pozisyonları
tespit edemediğimiz anlamına geliyordu. Dahası, 400 serisi
transfer makinelerinde bir senkron motorun sensöre yakınlığı nedeniyle manyetik sensörde sık sık sorunlar oluştu.
Orjinal sensörün ölçüm değeri herhangi bir sıcaklık kararlığı da göstermiyordu. “Bir önceki sensörün doğruluğunun
yeterli olmadığı çok açıktı. Elektrik motorunun etkisi nedeniyle alternative bir sensör aramaya başladık diye açıklıyor
Kunz Elektrik tasarım ofisi toplamda 10 yıl kadar optimum
sensmr çözümünü aramış. Potansiyometrik lineer pozisyon
ölçümü ve bir endüktif sensörle geçiştirilen karma bir çözüm inandırıcı sonuçlar doğurmadı.
Araştırmalar sonucunda Kunz ve iş arkadaşları Turck’un Li
lineer pozisyon sensörleriyle tanıştılar. Li sensör, endüktif
bir sistem olarak çalışmaktadır ve mıknatısı yoktur böylece
manyetik alanlara ve bozunmalara karşı yüksek derecede
bağışıklığa sahiptir. Precitrame ilk olarak Q25 gövdeli Li
sensörü test etti. Ancak, sınırlı ve dar alan nedeniyle montajı
oldukça zordu. Daha kompakt bir versiyon olan Q17 optimum çözüm olduğunu kanıtladı.
Kunz iki ana kriteri vurgulayarak “Kompakt tasarım ve basit
öğretme özelliği Li sensörün bizim için en ömenli faydalarıdır “ demektedir. Mevcut bağlantı çözümleriyle uyumlu
olması için Turck, Precitrame firmasına özel tümleşik M8
konnektörlü bir sensör çeşidi geliştirdi. Bu ürün normalde
standart olarak bir kablo ucunda M12 pigtail soketle üretilmektedir.
Bir butona basarak basitçe öğretme
Precitrame’in standart tezgah modüllerinde , lineer pozisyon sensörü 100 milimetrenin tamamını algılamak zorunda
Precitrame bu cihazı , çalışanların gerekli 55 milimetre ölçüm
mesafesini butonlara basarak öğretebilmesini sağlamak için
yapmıştır.
400 serisi makinelerde işlenecek parka tutucuları parçaları
serbestçe işleyebilmek için dönel bir eksene sahiptir. Turck’un
Li-Q17 lineer pozisyon sensörü sıkıcıyı algılar ve taşıyıcı serbest
bırakır.
değil. Precitrame’de tüm sensörler için 55milimetrelik bir
ölçüm mesafesi düşünülebiir. Pozisyonlama modülünün
herhangi bir yüksek çözünürlüklü analog/dijital çeviricisi
yoktur. Kunz “ öğretme özelliği , kısa mesafelerde dahi, sensörden gelen 4-20 miliamperin tüm çözünürlüğünü almamızı sağladı ve hassasiyet kaybolmadı” diye açıklamaktadır.
Bunu yapmak için çalışanlarımız, her bir Li sensöre özel tasarımlı bir öğretme standı yerleştirdi ve ölçüm noktaları iki
butona basılarak öğretilebilmektedir. Olukça iyi 12-bit çözünürlüğünün ve bize gereken manyetik alan bağışıklığının
yanı sıra Li-Q17 sensörler, etkileyici bir sıcaklık hassasiyeti
sunmaktadır. Sıcaklık sapması - -25 ila 70 derece çalışma
aralığının üzerinde Kelvin başına 0.01’den azdır.
Günümüzde Precitrame , 300 ve 400 serisi dönel transfer
makinelerinde- makinenin büyüklüğüne bağlı olarak 4 ila 20
adete kadar- Li sensörleri standart olarak kullanmaktadır.
Sensörler, işlenecek parçanın mil üzerinde sıkılmış veya
serbest mi olduğunu kontrolöre bildirmektedir. Bazı makine
tipleri için ortalama pozisyonunda algılanması gerekmektedir ve bu analog çıkış sinyali ile sorun oluşturmamaktadır.
Turck sensörlerin yüksek çözünürlüğü sayesinde, makine
haraketini daha dinamik bir şekilde tamamlayabilmekte,
böylece çevrim süresi azalmaktadır. Daniel Kunz şöyle özetliyor “ Bu sensörlerden çok memnunuz. Tüm ihtiyaçlarımızı
karşılıyor”.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
17
Ürün ve Uygulamalar
Dahili Titreşim Sönümleme ile Daha Fazla Verimlilik
Schunk
www.tr.schunk.com
■ Büyük miktarda hassas torna parçaları üreten üreticiler,
Geleneksel taret ve arayüzler için üç farklı çözüm
bir çok faktörü göz önünde bulundurmak zorundadırlar.
Toleranslar ve yüzey kalitesi kusursuz olarak korunmalı;
kurulum zamanı, ölü zaman ve takımların aşınması
azaltılmalıdır. SCHUNK, sunduğu TENDOturn hidrolik
genleşmeli takım tutucular ile bunların tamamının uygulanabilmesini sağlar. İş bağlama teknolojisi ve tutucu sistemleri lideri SCHUNK, en son üretilen takım tutucusunda
hazırlanma işlemini daha da basitleştirdi.
SCHUNK TENDOturn’de üç tip bağlama çeşidi mevcuttur.
1. Çözüm komple VDI bağlantılar için olan çözümdür.
VDI 25, VDI 30 ve VDI 40 bağlantısında sunulan takım
tutucularda sıkma çaplarında 12 mm, 30 mm ve 32 mm
sıkma çapı bulunmaktadır. 2.çözüm komple silindir, tahrikli takımlara uygun çift genleşmeli olan sıkma sistemidir.
Sıkma çapı kombinasyonları 20/12 ve 25/20’dir. Bu versiyonda iki vidanın tahriğiyle hem kesici takım tutucusuna
hem de takım tutucu torna tezgahı taretine bağlanabilir.
Üçüncü çözüm de, tüm torna tezgahlarında genel olarak
kullanılan Weldon bağlama sistemidir, fakat bu Weldon
sisteminde hidrolik takım tutucu sisteminin avantajlarını
kullanmaktadır.
ER tutucu kullanıcıları SCHUNK TENDOturn’e geçtikten sonra etkileyici başarılarını ifade ediyor. SCHUNK
TENDOturn; salgı ve tekrarlanabilirlik hassasiyetinin 0.003
mm’den az ve sürekli olması, kolay takım değiştirme,
olağanüstü titreşim sönümleme, sayısız makina spindel tipine uyumluluğu ve birçok takım şaftına uygun
olması gibi sayısız fayda sağlar. Takım tutucular işleme
sırasında titreşimleri minimize ederek takımın kesici ucunda
aşınmanın azalmasıyla sonuçlanmaktadır ve bu da takımın
ömrünü uzatır. Yüksek kalitede makinalar kullanırken takım
tutucular için yapılan yatırım kısa sürede kendini amorti eder. Üstelik, imalat devamlılığı artarken can sıkıcı
tekrar ayarlamalara gerek kalmaz, ıskartaya çıkma oranı
düşer, makinanın durma süresi azaltılır. Uğraştıran takım
ayarlaması yerine SCHUNK TENDOturn ile takım değişimi
operatör az deneyimliyken bile çok kolay şekilde yapılır.
Sıkma vidası bir alyan anahtarıyla dibe ulaşıncaya kadar
döndürüldüğünde, yüksek hassasiyete sahip takım tutucu
kullanıma hazırdır. Takım tutucu eksenel boy ayar vidası
rahat bir şekilde ayarlanır. Takım tutucunun boyutlarının
kompakt olması nedeniyle makina içinde kusursuz bir
şekilde kullanılabilir. Yüksek tutma kuvvetine ve hassas
sıkmasına bağlı olarak yaygın bir şekilde döndürülebilir,
tutuculara ve delik katerlerine uygundur.
SCHUNK TENDOturn uygulaması
Geleneksel iş bağlama sistemleriyle karşılaştırıldığında
SCHUNK TENDOturn yüzey kalitesini %300’e kadar iyileştirir.
18
ENDÜSTRİ OTOMASYON
SCHUNK TENDOturn
DKE + DSE
SCHUNK TENDOturn
delik kater tutucusu
sıkma ekipmanı (solda),
canlı takımlar için sıkma
ekipmanı (sağda) ve
VDI arayüzüne komple
çözüm olarak
mevcuttur.
Sıkma işlemi
SCHUNK TENDOturn
takımların çok çabuk,
güvenli ve hassas bir
şekilde sıkılmasını
sağlar.
Ürün ve Uygulamalar
CNC Takım Tezgahları İçin
Performanslı ve Ekonomik Bir Çözüm
Siemens
www.siemens.com.tr
■
SINUMERIK 808D Advanced CNC Router makinaları için
biçilmiş kaftandır. Dijital Gantry opsiyonu ile bir ekseni iki
motor ile hassas bir şekilde kontrol eder. Divizör gibi döner
eksenler eklenebilir.
Transmit / Tracyl fonksiyonları sayesinde torna uygulamalarında gerçek bir Y ekseni kullanmadan düşük maliyetli tornalama merkezi (canlı takım) uygulaması sunar.
Siemens, 60 yıllık CNC tecrübesi ile makine imalatçılarına
ekonomik ve performanslı bir çözüm sunuyor. En üst düzey
CNC fonksiyonlarını ve yüksek seviye programlama dilini
kompakt ve ekonomik bir kontrolcüde birleştiriyor. CNC
makina üreten veya revizyon ihtiyacı olan herkesi bu yeni
kontrolcüyü keşfetmeye davet ediyoruz.
SINUMERIK 808D Advanced tornalama veya frezeleme için
özelleştirilmiş kontrol üniteleri 5 eksen/iş miline kadar kontrol desteği sunar.
Daha iyi pozisyon kontrolü ve data alışverişi için CNC ve
sürücüler arasında DriveBus haberleşme protokolü kullanılır. DriveBus haberleşme sayesinde daha iyi yüzey kalitesi,
tekrarlama hassasiyeti ve AST (Auto Servo Tuning) ile kolay bir servo optimizasyonunu da kalıpçılık uygulamalarına
sunulmuş olur. 2,500ppr inkremental veya 20-bit çözünürlüklü mutlak enkoder seçenekleri ile Simotics S 1FL6 servo
motorları IP65 koruma seviyesinde 40Nm ‘ye kadar tork
seçeneği sunar.
Fan, pil ve harddisk gibi komponentlerin kullanılmaması can
sıkıcı bakım maliyetlerinde kurtarır. NV-RAM teknolojisi sayesinde pil kullanmadan datalar saklanabilir.
22
SINUMERIK 808D Advanced en üst düzey kalıpçılık fonksiyonlarını standart olarak sunar. COMPCAD (sıkıştırma)
fonksiyonu bir çok NC satırını bir polinoma sıkıştırarak oldukça hızlı ve hassas bir işlemenin kapısını açar. CYCLE832
Yüksek hızda işleme çevrimi ile sıkıştırma, köşe dönüş
yumuşatmaları, önden satır okuma, ivmelenme gibi fonksiyonlar tek bir komut ile kolayca programlanır. DSC (dinamik
servo kontrol) özelliği eksenleri yüksek hızlarında bile hassas çalışmasını sağlar.
Parça programları ekranın ön tarafındaki USB girişi ile çalıştırılabileceği gibi kontrolcü bir fabrika ağına da bağlanabilir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Kontrolcü ekranı uzak bir bilgisayardan konrol edilebilir.
SINUMERIK 808D on PC yazılımı bilgisayarınızda kontrol
ünitesi ekranını simule etmenizi sağlar. Bu yazılım eğitim
amaçlı kullanılabileceği gibi bilgisayar başında parça programı yazmak veya simule etmek için de kullanılabilir. Üstelik
siemens.com.tr/cnc4you web sitesinden ücretsiz tam sürümünü indirebilirsiniz.
Ürün ve Uygulamalar
Statikten, Dinamik Emniyete
Pilz
www.pilz.com.tr
■ Bir ön koşul olarak sensör, kontrol ve aktüatör teknolojisinin entegre çalışmasının değerlendirilmesi
Eskiden, makine emniyeti konusu Acil Duruş fonksiyonu ile
eşdeğerdi. Normlara dayalı olarak imkânlar dâhilinde bulunan çözümler ile emniyet görevlerine yönelik yeni teknik
çözümlerin ve müşterek uygulama bilgisinin birleşimi, verimliliğin giderek artmasını ve karşılanması gereken makine
kullanılabilirlik gereksinimlerinin karşılanmasını sağlamaktadır. Esnek, dinamik emniyete yalnızca, sensör, kontrol ve
aktüatör teknolojisinin entegre çalışmasıyla ulaşılabilmesi
mümkündür.
İnsan ve makinenin birlikte çalıştığı her ortamda, makinenin
daima tehlikeli bir eylemi ortaya çıkartma olasılığı bulunmaktadır. Emniyet, acil durum durdurma cihazının çalışması, bir emniyet kapısının açılması veya ışık perdesinin
kesintiye uğraması gibi ikili olaylar ile nitelendirilir. Günümüzde bile, çoğu işletme ve makine için emniyet kavramı,
bütün işletme olmasa bile; korunan alana erişilip erişilemediği, tüm sürücülerin elektriğinin kesilip kesilemediği gibi
unsurlar dâhilinde tasarlanmaktadır. Artan otomasyon ve
işletmelerin, makinelerin ve süreçlerin birbiriyle bütünleşik
hale gelmesi ile bilhassa emniyet teknolojisinin işlevsel gereksinimleri bir yükseliş seyri içerisindedir.
24
İmalat sanayi, ilerleyen otomasyon düzeyi ve bütünleşen
işletme ve süreçlerle nitelendirilmektedir. Bu nedenle, emniyet konusunun haricen ve yalnızca, bir işletme içerisindeki bağımsız alan veya bileşenlerle ilgiliymiş gibi görülmesi mümkün değildir. Emniyet, işletmenin genel işleyişi ve
genel maliyet analizi kapsamında önemli bir bileşen halini
almıştır. Duruş ve denetim süreleri, makinenin genel yaşam
döngüsü değerlendirmesinde önemi git gide artan bir rol
oynamaktadır.
Tüm bu gereksinimler dolayısıyla dinamik emniyete; başka
bir deyişle, değişen korunma gereksinimlerine göre emniyet fonksiyonlarını daha fazla esneklik sağlayarak ayarlama
becerisine giderek daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durum, emniyete bakışı değiştirmekte ve emniyet; daha az bir
ürün ve daha çok cihazlar arası bir fonksiyon olarak görülmektedir.
Standartlar ve direktifler çerçeveyi sağlar
Verimliliğin sürekli olarak artmasıyla, tüm üretim sürecini
kesintiye uğratmaksızın, işletme içinde tanımlanan tespit
alanları içerisinde çalışabilmek mümkün hale gelmelidir.
Sonuç olarak, makinelerin kapatılması genellikle, verimlilik
kaybı, karmaşık devreye alma prosedürlerine bağlı uzayan
duruş zamanları veya makinenin çalışma ve bakım kavramında sınırlama gibi dezavantajlarla birlikte anılmaktadır.
İlgili yasalar ve standartlar, emniyete ilişkin çözümlere yönelik çerçeveyi sağlar. Avrupa Birliği sınırları içerisinde, Makine Direktifi; işletme ve makinenin işlevsel fonksiyonunda
baz alınması gereken değerlendirme unsurudur. Aşağıda,
Makine Direktifi kapsamında hayati önem arz eden standartlara yer verilmiştir: EN 62061 (Makine emniyeti – Elektrikli ve elektronik programlanabilir kontrol sistemlerinin
işlevsel emniyeti) ve EN ISO 13849-1 (Makine emniyeti Kontrol sistemlerinin emniyete ilişkin parçaları). Selefi olan
EN 954-1 standardıyla kıyaslandığında, güncel standart
emniyetin uygulanması bakımından daha uygulanabilir bir
yönlendirme sağlamaktadır ve bu yönüyle, dinamik emniyet
açısından önemli bir ön koşuldur.
Emniyet diğer unsurlardan ayrı olarak
değerlendirilmemelidir
EN 954-1’de tanımlanmamış olan “Emniyet kapısı açıkken
çalıştırma”, buna verilebilecek örneklerden bir tanesidir.
Şekil 1 - Eskiden, emniyete ilişkin çözümler sabit ve temel ilkelere
dayalıydı: Emniyet kapısı açıldığında, sensör bunu algılar ve emniyetli makine kontrol sistemine bir kapatma sinyali gönderirdi.
Şekil 2 - Artan otomasyon ve işletmeler, makineler ve süreçlerin
birbiriyle bütünleşik hale gelmesi ile bilhassa emniyet teknolojisinin
işlevsel gereksinimleri bir yükseliş seyri içerisindedir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Şekil 3 - Pilz emniyet kamerası sistemi SafetyEye gibi modern elektronik sensör sistemleri çok daha güçlüdür ve ikilik anahtar sinyaline
oranla, belirgin bir biçimde daha fazla bilgi sağlarlar.
Şekil 4 - IEC 61131-3 Derleyicileri ailesinin bir üyesi olan PAS STL ile
Pilz, PSS4000 otomasyon sisteminde bir ilk olarak, emniyete ilişkin
ve standart fonksiyonların aynı standartlaştırılmış tabanda tutarlı bir
biçimde ve tam olarak programlanabilmesini sağlamaktadır.
Bundan önce, çalıştırma modu seçme düğmesinin çoğunlukla herhangi bir emniyet fonksiyonuna sahip olmayan,
ayrı bir anahtarlı düğme olarak uygulanması gerekiyordu.
Günümüzde ise, C standartları 2006/42/EC Makine Direktifi, EN ISO 12100-2 (“Makine emniyeti – Genel tasarım ilkeleri – risk değerlendirme ve risk azaltma”) ve EN 60204-1
(“Makine emniyeti - Makine elektrikli ekipmanı – Kısım
1: Genel gereksinimler”) uyarınca emniyetli çalışma modu
seçim fonksiyonu için ilgili şartnameleri sağlamaktadır.
Burada yer alan tanımlar, “Emniyet kapısı açık olduğunda,
hızın emniyetli biçimde düşürülmesi” gibi ek biçimlerin
belirlenmesini sağlamaktadır. “Set-up” modunda, gereksiz
duruşları ve yeniden devreye alma sürelerini önlemek için,
hız emniyetli biçimde izlenebilmektedir.
içerisinde değerlendirebilmelidir. Örneğin, bir kişinin tehlikeli eylemin olası hareket yarıçapı içerisine olup olmadığını veya artan emniyet gereksinimlerine sahip bir alana
(algılama alanı) ulaşıp ulaşmadığını ayırt edebilmelidir.
Bu alanları dinamik olarak ayarlayabilmek ve makine veya
robotun harekelerini takip edebilmek mümkün olmalıdır.
Emniyete ilişkin gereksinimler için değerlendirme
ölçütü
Yasal açıdan izin verileni ve teknik açıdan makul olanı
tam anlamıyla kavramak, verimli makine kullanımı için
mümkün olan en yüksek potansiyeli sunacak emniyetini teknolojisini tasarlamak için bir ön koşuldur. Yeni EN
13849-1 ve IEC 62061 standartları, sensör teknolojisinden
kontrol sistemine ve aktüatör teknolojisine kadar emniyete
ilişkin çözümlerin kendi bağımsız nitelik değerleri ile değerlendirilmesi gerektiğini ve tüm süreç zinciri dahilinde
matematiksel olarak değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmektedir. Bu bazen, emniyet teknolojisinin uygun biçimde
tepki vermesini gerektiren çok katmanlı durumları veya
karmaşık hesaplama sonuçlarını gerektirir. Sonuç itibariyle, günümüzün otomasyon görevleri klasik yordamlarla
çözülemeyecek hale gelmektedir.
Vizyon sahibi sensörler
Çoğu emniyet sensörü, kesin bir biçimde ikilik bir modele
göre çalışır: Emniyet kapısı açıldığında, sensör bunu algılar
ve emniyetli makine kontrol sistemine bir kapatma sinyali
gönderir. Dinamik emniyet kavramları açısından, sensörler
olayları belirgin bir biçimde derecelendirilmiş bir yöntem
Alan görüntülemeye yönelik kamera tabanlı SafetyEye emniyet kamerası sistemi veya abkant presler için kamera
tabanlı PSENvip mobil koruma sistemi gibi yeni kamera
tabanlı işlemler, korunan alanları ve algılama alanlarını 3D
olarak izleyebilmektedir. Bu sensör sistemleri emniyetli
iletişim kanalları üzerinden değerlendirme özelliği ile etkileşim sağlayarak, optimum işletme verimliliğini garanti
ederler.
“Abkant pres” makinesini çevreleyen tüm emniyet fonksiyonlarının kapsamlı genel değerlendirmesi sayesinde,
operatörün veya aletin akımdan korunma gereksinimi veya
bu konum bilgilerine göre bunları ayarlamaya özel sensörün korunan alanlarını ayarlamak gibi amaçlar için de
kullanılabilmektedir. Bu fonksiyon, ağ üzerinden “dinamik
kapatma” sağlayarak, daha yüksek makine verimliliği sunmaktadır.
Modern elektronik sensör sistemleri çok daha güçlüdür ve
ikilik anahtar sinyaline oranla, belirgin bir biçimde daha
fazla bilgi sağlarlar. Bilginin niceliği ve niteliği, emniyet
fonksiyonlarının dinamik olarak tasarlanabilmesi bakımından bir ön koşuldur. Örneğin, SafetyEye’da alan bilgileri
hali hazırda emniyetli, 3 boyutlu alanlar halinde kullanılabilmektedir. Ancak bu alan, uygulama içerisinde standartlaştırılmış ikilik arabirim sinyallerine indirgenmektedir.
Gelecekte, bu alan bilgisinin doğrudan emniyetli güç iletim
teknolojisinden değerlendirilmesi mümkün olacaktır. Bu
sayede, güç iletim ağı ilgili hareket yolu ile bu çok boyutlu
alan bilgisine tepki vererek, eskisi gibi olmasını öngörebilecektir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
25
Ürün ve Uygulamalar
Standart ve emniyet için kontrol sistemi
Şu anda, fonksiyonları yazılım üzerinden yapılandırılabilen
programlanabilir emniyet sistemleri kullanılmaktadır. Bunlar, sabit fonksiyon aralığına sahip emniyet rölelerine kıyasla daha fazla esneklik sağlamaktadır. Programların açık ve
anlaşılabilir olmasını sürdürebilmek amacıyla, kullanılabilecek derleyicilerin sayısı gibi, çoğu sistemin komut kümesi
sınırlıdır. Şimdiye dek bu sistemler işletme ve makinelerin
yalnızca basit emniyet görevlerini üstlenmesi koşuluyla, bu
hiçbir sorun göstermemiştir.
Ancak; emniyet teknolojisi giderek artan bir biçimde gelen
süreç zincirinde bağımsız öğelerle daha karmaşık ilişkileri gerekli kılmaktadır. Programlanabilir emniyet sistemleri
hız ayarları gibi ölçülen daha karmaşık değerleri emniyetli bir biçimde kaydedebilmeli, işleyebilmeli ve çıktılarını
oluşturabilmelidir. Bu yalnızca, kullanılan sensör/aktüatör
arabirimine etki etmekle kalmayıp, aynı zamanda, işleme
mantığı fonksiyonlarına ilişkin yeni talepleri de gündeme
getirmektedir.
Emniyet kontrol teknolojisi, otomasyon dünyasını temelden değiştirmiştir. Günümüzde, bu; makinenin yalnızca emniyetli değil, aynı zamanda ulaşılabilirlik ve yüksek
verimliliği sağlaması bakımından önemli bir ön koşuldur.
Programlanabilir mantık denetleyicileri ve programlanabilir
emniyet sistemleri başarılı bir biçimde geliştirilmiş olabilir ancak; günümüzün pazar eğilimi standart ve emniyet
alanlarını tek bir kontrol çözümünde bir araya getirmeyi
hedeflemektedir. Pilz PSS 4000 otomasyon sistemi, standart ve emniyete ilişkin görevleri eşit önlem ile kapsayan ve
kullanıcı tarafından kullanımı kolay otomasyon çözümleri
oluşturmanıza imkan verir. STL (Yapılandırılmış Metin Dili)
Program Derleyicisi, en son sistem gelişmelerinden bir tanesidir. IEC 61131-3 Derleyicileri ailesinin bir üyesi olan
PAS STL ile Pilz, emniyete ilişkin ve standart fonksiyonların
aynı standartlaştırılmış tabanda tutarlı bir biçimde ve tam
olarak programlanabilmesini sağlamaktadır. STL Editor ile,
SIL3’e kadar olan emniyet görevlerinin çözümlenmesi ilk
kez mümkün hale gelmiştir.
sağlayarak emniyet üstesinden gelmeyi başarmıştır. Artık,
bu ek emniyet bileşenlerinin sürücüye entegre edilmesi
mümkündür. Örneğin, PCMprimo DriveP hareket kontrol
sistemi, PCMprotego S emniyet kartı kullanılarak genişletilebilmektedir. Sonuç ise sürücü, kontrol sistemi ve emniyet
açısından tam çözüm.
Örneğin, emniyetli, dinamik bir uygulama aşağıdaki gibi görünebilmelidir: Emniyet kapısı açıldığında, motor tanımlanan
bir kademe ile emniyetli bir biçimde frenlenerek, etkin denetim altında durağanlığını korur. İlgili yetkilendirme mevcut ve
kurulum modu için emniyetli işletim modu etkinleştirilmişse,
motor emniyetli şekilde düşürülmüş bir hızda düşük modda
çalışmaya devam eder. Bu işletim modu sona erdiğinde ve
kapı kapandığında, her makine operatörü için emniyet fonksiyonu yeniden oluşturulur. Başka bir deyişle; statik algılama
alanı izlemesi ihlal edilmişse, üretim düşük turda ve emniyetli
biçimde izlenen hareketlerle devam edebilir.
Koordineli, dinamik emniyet kavramları, emniyetli hız düşürmeden çok eksenli sistemlerin emniyetli bir biçimde
koordinasyonuna ve yük ve torkla bağıntılı sürücülerin emniyete ilişkin denetimine kadar esnek sistem tepkileri sağlar. Bu öğeler arasındaki yüksek performanslı emniyetli ara
bağlantı, bir alan aşıldığında, emniyetli konum kontrolü ve
emniyetli tork sınırlaması ile güç iletim akslarının uyarı sinyallerine karşılık vererek, hızı emniyetli biçimde azaltmasını
garanti eder.
Avantaj sağlayan bütünsel yaklaşım
Standart, ürün ve uygulama bilgileri bir araya getirildiğinde,
sonuç olarak, fonksiyonların bağımsız alt fonksiyonların birbiriyle etkileşim içerisinde olacak şekilde koordine edildiği
emniyetli otomasyona yönelik sistem çözümleri ortaya çıkmaktadır. PSS4000 otomasyon sistemi, emniyet ve kontrol
fonksiyonu arasındaki sınırların giderek nasıl geçirgen hale
geldiğine ilişkin verilebilecek örneklerden bir tanesidir. Kullanıcıların belirgin bir ayrım talep etmeleri son derece ender
bir durum olmasına rağmen, kullanıcılar geribildirimin bulunmaması ve sorumluluk alanları arasındaki açık ayrışmaya değer vermektedirler.
Aktüatör teknolojisi: Gücü koruyarak emniyette olmak
Tehlikeli hareketleri önlemek amacıyla, emniyet teknolojisinin aktüatör teknolojisiyle uyuşması gerektiği açıktır.
Şimdiye dek, emniyetli bir hareket denetleyicisi; emniyetli hareket izleme, motorun enerji hattından emniyetli biçimde izole edilmesi ve emniyete ilişkin olmayan hareket
oluşumunun bir birleşimini içermekteydi. Teknik ve ekonomik nedenlerden ötürü, elektronik sürücü bileşenleri
(servo kuvvetlendirici ve frekans konvertörü) otomasyon
içerisinde emniyete ilişkin olmayan bileşenler olarak kalmıştır. Bugüne dek, ek emniyet bileşenleri, sürücünün
gücünün kesilmesi, arıza durumunda emniyeti sağlama
ve bağlı motorun hareketinin emniyetli şekilde izlenmesini
26
Artan bir biçimde, emniyet genel işletme ve makine fonksiyonunun ayrılmaz bir parçasıdır ve bu yüzden, başlangıçtan
itibaren ele alınması gerekir. Emniyetli kontrol için, teknoloji
demek; kontrol fonksiyonunu gerçekten emniyetli hale getirmek demektir.
Peki bunun, emniyet teknolojisinin gelişimi üzerindeki etkileri nelerdir? Açıkçası, sistemler söz konusu olduğunda,
konu üzerinde daha fazla düşünülmesi gerekir. Alt fonksiyonlar optimum etkiyi sağlamak amacıyla birbirine bağlanacaksa, alt fonksiyonların sadece geriye dönük biçimde
eklenmesi yeterli değildir. Sonuç olarak asıl zorluk, fonksiyonları sistemin geneline entegre etmektedir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Push-in Bağlantılı Yüksek Akım Klemensleri
Phoenix Contact
www.phoenixcontact.com
Push-in bağlantı çözümleri birçok
avantaja sahiptir, artık bu teknoloji 95 mm2 kesite kadar yüksek
gerilim klemenslerinde de kullanılmaktadır.
■ Günümüzde 95-mm² kesitli klemenslerin çoğu vidalı
veya pabuç bağlantılıdır. Ancak vidasız bağlantı teknolojisine artan bir talep söz konusudur. Diğer hiçbir bağlantı
teknolojisi push-in sisteminin avantajlarına sahip değildir.
Artık 95 mm² ye kadar yüksek akım klemensleri de bu
avantajlara sahiptir (ana resim).
sistemin avantajları dar alanlarda veya kablo erişiminin zor
olduğu yerlerde ortaya çıkar. Bağlantı, klemense entegre bir
butonla açılır. Kazara temasa karşı koruma, zengin etiketleme seçenekleri ve kullanım kolaylığı push-in klemenslerin en önemli özellikleridir.
Push-in bağlantı teknolojisi popülerlik kazanıyor
Vidalı bağlantı dünyanın bir numaralı bağlantı teknolojisidir.
Bu çok yönlü bağlantı tüm pazar ve endüstri kollarına yönelik olarak her kesitte mevcuttur. Birçok endüstri kolu güvenlik söz konusu olduğunda kanıtlanmış teknolojileri tercih
ederek tutucu davranmaktadır. Ancak her gün yeni teknolojiler gelişmekte ve geleneksel ürünlerin cevap veremediği
durumları çözmektedir. Hanover Fuarında Phoenix Contact
95 mm² kesite kadar kabloların takılabildiği ilk push-in
klemensi pazara tanıtmıştır.
Push-in klemensler kontrol kablajında düşük ve orta güç
aralığına hitap eder ve mükemmel bir kullanım kolaylığı
sağlar. Bu yeni bağlantı teknolojisi 0.25 mm² kadar küçük
kesitli klemenslerin bile aletsiz bağlanabilmesini sağlar. Bu
28
Operasyon noktası ve iletken takma görsel ve fiziksel olarak
ayrılmıştır, böylece iletkenin yanlış yere takılması önlenmiş
olur. Bağlantının sağlanması için iletkenin basitçe itilmesi
yeterlidir. Push-in teknolojisinin sahip olduğu avantajlar
düşünüldüğünde, yüksek güç seviyelerinde büyük kesitli
kablolarla kullanılması mantıklıdır.
PT Power 95 tipi yeni klemens yaylı bağlantı prensibine
sahiptir. Terminal başına iki çok dayanıklı yay bacağı kabloyu
iletken bakır profile doğru bastırır. Push-in klemensler
kullanılırken kablo bağlantı noktasına alet kullanmadan
takılabilir. Alternatif olarak, klemens üzerindeki renkli kol
çevrilerek de bağlantı sağlanabilir. Kolu hareket ettirmek
için standart bir tornavida yeterlidir. Kol çevrildiğinde
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Özel çelik alaşım yaylar iletkeni bakır akım barasına doğru bastırır; egzantrik kelepçe iletkeni gevşetir ve emniyetli şekilde son
noktada tutar.
Dokunma emniyetli yan köprüler esnek potansiyel dağıtımı sağlar.
yayı büyük bir güçle sıkıştıran mekanizma harekete geçer
(Şekil 1). Belirlenmiş kilitleme konumları anahtarlama
durumunu gösterir. Aynı kol kabloyu çıkarmak için de
kullanılır. Bağlantı noktası açıldığında tüm yay elemanlarının
gerginliği kaybolur, herhangi bir yaralanma ihtimali kalmaz.
Kablolar, vidalı klemenslerde olduğu gibi montajdan
sonra dikey olarak yönlendirilir. Büyük kesitlerde eğilme
yarıçapının oluşması çok büyük kuvvet gerektirir ve pratik değildir. Dikey düzenleme kablo girişini kolaylaştırır
ve kablo yuvası V profil şeklinde tasarlanmıştır. Bu vidalı
klemenslerin kendini kanıtlamış tasarımıdır. Kesitten
bağımsız olarak kablonun bağlantı noktasında optimum
şekilde ortalanmasını sağlar. Büyük, stabil, üç noktadan
montaj yapısı titreşime karşı koruma yüksek koruma ve
ideal iletim özellikleri sağlar.
Potansiyel dağıtımı ile genişleme
PTPOWER 95 tüm yüksek akım uygulamalarında
kullanılabileceği gibi, makine ve tesislerde, enerji sektöründe, trafo imalatında, rüzgar ve güneş santrallerinde
besleme girişi olarak da kullanılabilir. 1500 V IEC ve 1000
V UL nominal değerlerine sahip olan ürün bu uygulamalara
mükemmel uyum sağlar. 232 A nominal akım 95 mm² bakır
kablonun anma akımına karşılık gelmektedir.
PTPOWER 95 kullanımda esneklik sağlaması için
geliştirilmiştir. Bu sayede birkaç saniyede potansiyel dağıtıcısına çevrilebilmektedir. Yandan takılabilen ek
bağlantı klemensleriyle her klemens için dört ilave bağlantı
noktası oluşturulabilir. 16 mm² ye kadar kablo takılabilen
bu ek bağlantı klemensleri, klemensin genişliğiyle uyumludur. İki tarafa da kenetlenebilir yapıdadırlar. Ek bağlantı
klemensleri de push-in yapısındadır. Klemens ve ek bağlantı
Direkt montajla sağlanan esneklik - güç blokları panonun içinde
herhangi bir yere konumlandırılabilir.
klemensleri montaj konumlarından bağımsız olarak basit
şekilde test edilebilir çünkü klemensin ortasında dokunma emniyetli 4 mm’lik test bağlantısı sunulmaktadır. Ek
bağlantı klemensinin yan kısmında ise test probları veya
fişleri için 2.3 mm çaplı yuvalar mevcuttur. Geniş etiketleme
alanı bağlantı noktası ve ek bağlantı noktasının açıkça
tanımlanabilmesini sağlar. Güç tarak köprülerle yatay olarak
dağıtılabilir; temas kablo sıkıştırma bölgesinde gerçekleşir
(Şekil 2) Köprünün V yapısında olması sayesinde köprü
takılıyken bile 95 mm² kesit alanı korunmuş olur. Ek
bağlantı klemensleri klemensin gövdesine kilitlenebilir,
yanlışlıkla temasa karşı izole edilmişlerdir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
29
Her pano tasarımına uygun
PTPOWER 95 genellikle 35-mm standart raya monte edilir. Saca
direkt monte edilebilen flanşlı tipleri de mevcuttur. Bu versiyonlar vidalanabilir flanşlara sahiptir (Şekil 3) ve tüm panolara uyum
sağlarlar. Güç klemensleri mevcut yer durumuna ve kablo geçişlerine
bağlı olarak yan duvara, pano zeminine veya montaj plakasına istenen
şekilde takılabilir. Seri, flanşlı tek klemens çözümlerine ek olarak tek
veya üç fazlı devreler gibi standart uygulamalar için klemens blokları
da içermektedir. Tüm pazarlarda ihtiyaç duyulabilen UL, CSA, SCCR
gibi onayları almak için gerekli çalışmalar şu sıralarda yürütülmektedir. IEC Ex gibi proses teknolojisine yönelik onaylar, offshore gemi
imalatı onayları ve trafik mühendisliği için EN 50155 onayları da
bunları takip edecektir.
Push-in bağlantı teknolojisi
Phoenix Contact push-in bağlantı teknolojisi hem tek telli hem
de yüksüklü veya uçları mühürlü çok telli iletkenlerin direkt
bağlantısını sağlar. Bu yeni bağlantı yöntemi pazardaki yaylı
sistemlerden %50 daha düşük takma kuvveti gerektirmektedir.
Böylece 0.25 mm² lik çok ince telli iletkenler bile alet kullanmadan
bağlanabilmektedir. Push-in teknolojisi birçok pano tipinde, saha
kablajında ve otomasyon alanında ideal bağlantı teknolojisidir.
Avantajları şunlardır:
• 0.25 mm² kesitten itibaren iletkenlerin direkt ve aletsiz montajı
• Entegre buton sayesinde üniversal kullanım
• Bağlantı noktalarının açık şekilde ayırt edilmesi hatalı kablajı önler
• Güç dağıtımı için patentli geçmeli köprüleme sistemi
• %100 dokunma eminyeti
• Kısa işletim yolları
• Kullanışlı test seçenekleri
• Her bağlantı noktası için geniş etiketleme alanı
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Mükemmel Algılama İçin CMOS Sensörler
Entek Otomasyon
www.entek.com.tr
■ Endüstriyel sensörlerden beklenen iki önemli majör nitelik vardır, beklenen görevi başarı ile yapmalı ve kullanımı kolay olmalı.
Bunun yanında, değişkenlik gösteren farklı üretim proseslerine
hızlı uyum sağlaması ve kolay ulaşılabilir olmasını da minör nitelikler olarak ekleyebiliriz.
Çeşitli inceleme ve çalışmalar sonucunda tercih edilmiş bir endüstriyel sensörün görevini başarı ile yapması; üretilen ürünün,
üretimi yapan makinanın ve hatta ürünü üreten firmanın başarısını doğrudan sağlayabilmektedir. Aynı şekilde üretimi yapan
operatörün, üretimi yapan birimin ve hatta üretimi yapan fabrikanın başarısını da doğrudan sağlayabilmektedir.
Üretilen bir ürünün kontrolü ya da testi sonucunda, ürünün “kabul” ya da “kabul değil” gibi hayati kararını verecek bir sensörün,
mutlak suretle en az risk ile çalışması beklenmektedir. Başarılı
çalışmaması durumunda, planlanan doğrulukta bir ürün üretilemeyecek ve bu ürünü tercih eden müşterinin ise beklentisinin
altında kalınacaktır. Bu beklentinin ihmal edilebilecek bir hata ya
da kritik seviyede bir hata olması, gizemini koruyacak ve çoğu
zaman bu gizemini saklı tutacaktır.
Sensörün görevini başarılı ile yapması majörü, hayatımızda seçim yaptığımız ve aldığımız tüketim ve yaşam ürünlerimizden hemen zihnimizde örnekler canlanmasını sağlamıştır. Tercih edilen
ürünlerden, montajı yapılacak bir ürünün montaj malzemesinin
eksik olması, bir gıda ürününün sağlıklı olmaması, tüketim ürünün hijyenik olmaması vs. örneklerine sıkça rastlanılmaktadır.
Doğru ürün seçimi ve kullanımı için doğru uzman desteği almak
rakiplerden bir adım öne çıkmak, rakiplerden önce kapıyı açıp
rekabette fayda sağlamaktadır.
Diğer majör nitelik ise kullanım kolaylığı beklentisini sağlamasıdır.
Problemler
Dünden bugüne bakıldığında hızlanan endüstride artan rekabetin gelecekte daha da artarak devam edeceği görülmektedir.
Hızın ve rekabetin birbiri ile orantılı bir şekilde sürekli yükselmesi, her ikisinin de dinamikliğinin etkin olması ve sürdürebilinir olması ile işin püf noktasını oluşturmaktadır.
Endüstride artan hız, üretilen ürünün bir önceki aşamadan
daha hızlı şekilde standartlara uygun halde üretilmesini amaçlamaktadır.
Endüstride artan rekabet ise üretilen ürünün, gelişen teknolojik
gelişmelerin katkısıyla bir önceki üründen daha efektif halde
üretilmesini amaçlamaktadır.
Farklı işlemler sonucu üretilen yenilikçi ürünler, onların müşterilerinin karşısına çıkana kadarki uğramış olduğu üretim
duraklardan, başarılı bir şekilde geçmesinin anahtarını oluşturmaktadır.
Değişen ürünler ve üretim standartları, üretim hatlarında kullanılan sensörlerin de, belirli ya da belirsiz her zaman diliminde,
her seviyede kullanıcının zaman kaybı olmadan hedeflenen
üretime adapte edilebilmesini önemli hale getirmektedir.
Prosesteki bir sensör, üretimdeki zorunlu ve gerekli değişkenliğe sahip yeni üründeki görevine en hızlı şekilde başlamak için
hazır olmalı ve bu görevi gerçekleştirmesi için gerekli değişimi
yapan kişiye zaman kaybı ve güvensizlik yaratmamalıdır.
Majör ve minör nitelikler endüstrinin ihtiyacını oluşturmaktadır. KEYENCE yenilikçi, kararlı ve kolay kullanımlı sensörleri
ile algılanması zor olan nesneler için, benzersiz bir algılama
deneyimi sunmaktadır. Sunduğu bu deneyim hem endüstrinin ihtiyacını karşılamaktadır hem de kullanıcılara katma değer
sağlayan bir otokontrol olmaktadır.
Seçilen ürünün çalışma performansı
takip edilebilir.
Aynı hat üzerinde farklı ürünlerin
üretilmesi ürünlerin ayarlarının kolay
yapılması ile hızlı ve kayıpsız üretim
sağlar.
Yedekleme ve değişimde bilgileri
kurtarma hızlı ve kolaydır.
32
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Tüm endüstride olduğu gibi sensörlerdeki teknolojik gelişmeler de tamamen kullanıcılara kusursuz bir algılama kararlılığı ve profesyonel kullanıcı kolaylığı sağlamaktadır. Bu gelişmelerin başında mesafe bazlı algılama yapan sensörlerde
kullanılan CMOS teknolojisi gelmektedir.
CMOS sensörlerin algılama metodu CMOS hücresine ulaşan ışık yoğunluğudur. Işık yoğunluğu çoğunlukla algılanacak nesnenin fiziksel özelliklerine bağlı olarak değişmekte,
aynı zamanda algılanacak nesnenin yüzeyinden yansıyan
ışık yoğunlukları farklılık göstermektedir. Bu da mükemmel
bir algılama için mükemmel bir sensör kullanma ihtiyacını
ortaya çıkarmaktadır.
Nesnenin koyu renkli olması, engebeli bir yüzeye sahip olması, kirli bir yüzeye sahip olması, ışık yansımasını azalttığından dolayı algılamada başarısızlığa sebep olmakta, diğer
yandan algılanacak nesnenin parlak yüzeye sahip olması da
yine yansıma değerlerinin yüksek ve düzensiz olmasına neden olacağından, algılamada başarısızlığa sebep olmaktadır.
Peki CMOS sensörlerde bu başarıyı sağlayan etken nedir
veya diğer bir ifade ile CMOS sensörlerin mükemmel algılama yeteneği sunabilmesinin kaynağı nedir?
İşte bu kaynak, tamamen en yüksek teknoloji kullanılarak
elde edilen dinamik skaladır.
Dinamik skala mesafe bazlı ya da CMOS sensörlerde en
çok dikkat edilmesi gereken özelliklerin başında gelmekte, dinamik skala değeri ne kadar fazla olursa, daha parlak
nesneler ya da daha koyu renkli nesneler güvenilir şekilde
algılamaktadır. Algılanacak nesnenin fiziksel özelliklerine
göre otomatik olarak ışık gücünü artırıp azaltabileceğinden
dolayı kullanıcılar farkında olmadan kusursuz bir algılama
sağlamaktadır.
KEYENCE yeni nesil sensörlerde CMOS hücre kullanılmakta
ve ne kadarlık bir yükseklik farkı algılayabileceği, sayısal değer olarak belirlenebilmektedir.
Günümüzde KEYENCE CMOS sensörler, 1,5 milyondan fazla dinamik skalaya sahiptir ve bu yüksek değer ile sınıfında
en başarılı CMOS sensörler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu değer CMOS sensörün otomatik olarak 1,5 milyondan
fazla karşılaşabileceği yansıma değerine göre ayarlanmış
ışık gücü alternatifinden oluşmaktadır.
Fakat dinamik skala değeri düşük olan ürünleri tercih etmek
sensördeki majör nitelik olan algılama kararlılığının düşürülmesi ya da vazgeçilmesi anlamına gelmektedir.
Böyle bir sensöre sahip olunması aynı zamanda 1,5 milyon
farklı ürünü algılayabilmek gibi mükemmel bir alternatife sahip olmakla eşdeğerdir.
Mükemmel algılamaya cevap verebilecek bir CMOS sensörün dinamik skalası geniş olmalıdır.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
33
Ürün ve Uygulamalar
IO-Linkle Akıllı Sensör Çözümleri
Wago
www.wago.com.tr
■ Otomasyon sistemlerinin gelişmesiyle birlikte hep
daha zeki sensörler ve aktüatörler ortaya çıkmıştır. Bu
gelişmelerle birlikte bu cihazlarla haberleşmek için daha
kolay ve global bir çözüm arayışına girilmiştir. IO link
sensör ve aktüatörlerle haberleşmek için geliştirilen
noktadan noktaya haberleşme protokolüdür. IO-Link
aracılığı ile proses verileri (analog değerler, anahtarlama durumları), konfigürasyon verileri, üretici ID verileri,
sistem parametreleri (alt sınır, duyarlılık, alt sınır vb.)
gönderilebilir. Yine ihtiyaç duyulması halinde kontrol
verileri de gönderilir. IO Link sensörleri ve aktüatörleri
I/O modüllerine bağlanabilir. Öyle ki; IO Link dilini konuşmayan bir sensör dahi, IO modülüne bağlanabilir.
Sensör veya aktüatör ile I/O modülü arasındaki bağlantı,
yukarıda bahsettiğimiz gibi noktadan noktaya bağlantı
olarak sağlanır.
Basit Kurulum
Kablolamada azalma, bağlantı teknolojisinin kolay olması
Veri Toplama Kolaylığı
IO link sayesinde hata tanıma ve analizi, sıcaklık, raporlama,
kirlenme, vb. bilgiler kolaylıkla alınabilir.
Standartlaştırma
Mevcut arayüzler çeşitliliğini minimize etme (PNP, 4-20
mA, 0-10 V, RS 232 ve RS 422)
Aşağıdaki şekilde görüldüğü üzere klasik çözümde sensörler için farklı ara yüzlere ihtiyaç duyulmuştur. Ayrıca sensör/
aktüatörler için farklı araçlar gerekecektir. IO Link çözümünde ise tek bir arayüz tüm sistem için yetmektedir. Yine
tek bir araç IO Link cihazları için yeterli gelmektedir.
IO-Link Veri iletim hızı
Klasik ve IO-Linkli çözüm farkı
IO-Linkle Sensörünüze Hangi Özellikleri
Kazandırabilirsiniz?
1-Veri İzleme
IO Link master ve cihaz arasındaki iletim 230 kBaud hızda,
400 mikro saniyede içinde gerçekleşir. Ayrıca kullanıcı isterse büyük veri paketleri (çerçeve türlerini) seçebilir.
Algılama durumu sürekli izlenerek IO-Link üzerinden bu bilgiler sürekli olarak alınır. Bu bilgi algılama durumunu ve bunun kararlığını içerir. Buna göre sensör çalışma sınırlarına
yakın koşullarda çalışıyorsa bunun bilgisi alınabilir. Örneğin
endüstriyel ortamlarda sensörünüz kirlenmeye başlayabilir.
IO-link ile henüz kirlenmenin başlangıç aşamasında bu durum tespit edilebilir.
IO-Link’in en temel avantajlarını ise şu şekilde sıralayabiliriz.
IO-Link ile sensörlerinizi gerçek zamanlı izleyebilir, önlemlerinizi tam zamanında ve etkin bir biçimde alabilirsiniz.
IO Link küresel standart IEC 61131-9 göz önünde bulundurularak
geliştirilmiştir.
36
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
6- Algılama Sayısı Sayacı
IO- Link isterseniz sizin için bir sayaç görevi görecektir.
Sensörünüzün kaç tane algılama yaptığı IO-Link üzerinden
görerek sensörü istediğiniz sayıda değiştirme imkanınız olacaktır. Bu da önleyici bakıma katkı sağlar.
2-Teşhis
IO-Link aracılığı ile sensörünüzün çalışma durumunu kontrol edebilirsiniz. Kablo kırılması, gerilim azalması, alıcı parazitleri, sensörün yanlış yerleştirilmesi vb. durumlar hemen
teşhis edilebilir. Böylece hızlı bakım, onarım veya değiştirme gerçekleştirilir.
3-Hassaslık ve Öğretme
Sensörünüzün hassaslığını eşik değerlere göre uzaktan
ayarlayabilirsiniz. Alternatif olarak öğretme fonksiyonu uygulamaya özgü olarak eşik değerlere göre kullanılabilir.
WAGO IO Link aşağıdaki özelliklere sahiptir.
-4 IO Link kanalı 3 telli bağlantı teknolojisi
-16 kanallı gövde sadece 12 mm genişliğinde
-4 ek bağlantısı potansiyel kanal (2/4 Digital Input)
- Geçiş hızı 4.8kbaud, 38.4 kbaud, 230.4 kbaud
-İşlenen veri genişliği 4-24 byte
-24 V güç kontakları
7- Mod Seçimi
WAGO IO-Link Master 3 telli bağlantı teknolojisi ile 4 sensore kadar bağlantı imkanı sağlar.
Uygulamanın ihtiyacına göre 3 farklı mod seçilebilir. “Normal”, “Hızlı” ve “Mükemmel.” Normal mod hız ve duyarlılık
arasında iyi bir balans yakalar. “Fast” modunda hız daha ön
plana çıkar. “Fine” modunda ise hassasiyet ön plandadır.
Örnek Proje IO-Link ile Akıllı Bir Çözüm
4- Anahtarlama Zaman Ayarı
Çıkış anahtarlama zamanı IO-Link aracılığı ile ayarlanabilir.
Uygulamanın ihtiyacına bağlı olarak çıkış anahtarlaması geciktirilebilir veya süresi uzatılabilir.
Valf, renk sensörü, sıcaklık sensörü, anahtarlama pompa
basıncı vb. veriler bulunan bir fabrika otomasyonunda karmaşık bir sistem IO-Link ile basite indirgenmiştir.
IO-Link özellikli fotoelektrik sensörle uygulamalarınızı daha
akıllı ve esnek bir hale getirebilirsiniz.
IO Link kullanılmadan bu sistemin otomasyonu için;
5- Sıcaklık Ölçümü
Sıcaklık sensörlerin performansını doğrudan etkiler. IO-Link
ile sensörlerin sıcaklığı sürekli olarak ölçülür. Ek olarak istenmesi durumunda en yüksek sıcaklık değeri kaydedilerek
teşhis ve önleyici bakım için kullanılabilir.
• 42 tel/84 kontakt
• 7 modül
• 6 farklı modül
• Konfigürasyon için 3 araç
• 3 lokal arabirim kullanılmaktaydı.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
37
IO Link kullanarak;
• 23 tel/16 kontakt
• 2 modül
• 1 modül tipi
• Konfigürasyon için 1 araç
• 0 lokal arabirim kullanılacaktır.
IO-Link Özellikli ECO Serisi Contrinex Sensörleri
Yeni üretim teknolojisi ile birlikte Contrinex ECO serisi fiyat
ve performans konusunda rakipsizdir. Düşük fiyatına rağmen
hiçbir şekilde kaliteden ödün vermeden yüksek güvenilirlik
veya dayanıklılık standartlarına sahiptir. ECO serisi standart
olarak CONTRINEX ASIC (uygulamaya özgü çip) vardır. Bu
sensörün doğruluğunu ve ömrünü artırır ve IO-Link ile iletişimi sağlar.
Contrinex Endüktif sensörlerden, fotoelektrik sensörlere kadar IO-Link destekli çözümleri sunar.
Zor Koşullara Dayanıklı IO Linkli Sensörler
Yüksek sıcaklık ve basınç sensör performansını etkileyen en
önemli unsurlardandır. Contrinex kalitesini özellikle zor çevre
koşullarında gösterir. Otomotiv üreticileri, fırın ve kaynak işleri, mobil cihazlar, boyahaneler, paketleme endüstrisinin ihtiyaç
duyduğu ürünleri Contrinex sağlar. Contrinex en önemli özellliklerinde biri ise zor koşullara dayanıklı bu sensörlerin IO-link
seçeneğidir. Zor koşullar altında yüksek zorlanmaya maruz kalan
sensörleriniz yazımızın başında bahsettiğimiz IO-Link’in onlara
kazandırdıkları özellikleri sayesinde çok daha etkin bir sensör
kullanımı gerçekleştirebilirsiniz.
• 1000 Bara kadar dayanıklı sensör çeşitleri (Pazardaki en
yüksek basınç dayanımı)
• Basınç döngülerine dayanım
• Tak ve unut teknolojisi
• Pazar standartlarına göre 50 kat daha uzun dayanım ömrü
• 230 dereceye kadar dayanıklı sensör çeşitleri
• IP 68/ IP 69K Su geçirmez sensör çeşitleri
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Akıllı Binalarda Kapsamlı Enerji Yönetimi Için
Kompakt Veri Toplayıcı
Beckhoff
www.beckhoff.com
CX8091 Gömülü PC, BACnet ve BACNET desteği üzerinden daha yüksek seviyeli enerji yönetim sistemlerinde küçük bir yerel
kontrolör ve bir veri toplayıcı olarak kullanmak için idealdir.
■ CX8091, şu anda Beckhoff’un en küçük Gömülü PC
ailesi olan CX8000 serisinin en yeni üyesidir. BACNET
protokolü desteği, 400 MHz ARM9 CPU ve geniş bir yelpazeye sahip olan K-bus ya da E-bus I/O terminallerinin
bağlanabilmesi gibi özellikleri ile hemen hemen tüm
uygulamalarda kullanılan evrensel bir küçük kontrolörü
temsil etmektedir. CX8091 güç ölçüm terminalleri ile
tam uyumlu çalışabilir. BACNET üzerinden bilgi aktarabilen CX8091, kompakt bir veri toplayıcı olarak hizmet
eder.
CX8091 Gömülü PC anahtarlamalı Ethernet portuna
sahip esnek kompakt bir kontrolördür ve artık BACnet
protokolünü de desteklemektedir. Bu protokol bina
40
otomasyonunda, özellikle de yönetim ve kontrol düzeylerinde oldukça benimsenmiş bir protokoldür. Veriyolu
Terminalleri (K-bus) ve EtherCAT terminalleri (E-bus)
modüler I/O sistemleri olarak Gömülü PC’ye doğrudan
bağlanabilir ve Gömülü PC tarafından otomatik olarak
tanımlanabilir.
Özellikle binalarda enerji verisi toplamak için çok sayıda
I/O terminalleri mevcuttur. Örneğin, yaygın olarak
kullanılan gaz, su ve ısı ölçerler, KL6781 ve KL6401
Veriyolu Terminalleri ve M-Bus ya da LON arabirimi
üzerinden kolayca entegre edilebilir. Elektrik değişkenleri
oldukça elverişli ve sisteme entegre bir biçimde,
KL3403 güç ölçüm terminali üzerinden belirlenebilir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Aynı zamanda EIB/KNX, DALI, MP-bus,
EnOcean, DMX, SMI ve Modbus gibi tipik
alt sistemler de, haberleşme amacıyla daha
fazla I/O terminalleri kullanılarak kolayca
entegre edilebilir.
Daha üst düzeyde iletişim için BACnet
BACnet iletişim standardı, bina otomasyonu
ile yönetim ve kontrol düzeyi arasındaki
iletişim bağlantısı olarak çok uygundur.
Beckhoff bunu kendisinin TwinCAT otomasyon paketine BACnet/IP ile yalnızca
yazılımdan oluşan bir çözüm olarak entegre
ediyor. BACnet/IP Sunucusu ve İstemcisi
tüm Beckhoff Endüstriyel PC’lerinde ve
Gömülü PC’lerinde çalıştırılabilir. Böylece
CX8091, birleşik yazılım eklentisiyle sağlam
bir BACnet bina kontrolörü olur.
BACnet
nesneleri
TwinCAT
Sistem
Yöneticisi’nde oluşturulur ve burada
parametreleştirilebilir ve bağlantılandırılabilir.
Bir I/O terminalinden ya da TwinCAT
programından gelen veriler doğrudan bir
döngüsel arabirim üzerinden bir BACnet
nesnesine bağlanabilir. Döngüsel olmayan
bir arabirim, bir BACnet nesnesinin “özelliklerini” okumak ve yazmak için kullanılır,
böylece bunlara çalışma zamanı sırasında
PLC programından erişilebilir. TwinCAT
yardımıyla bir ağdaki BACnet cihazları ve
nesneleri taranabilir ya da “özelliklere”
erişilebilir.
Alternatif olarak, CX8091 Gömülü PC,
BACNET (Birleştirilmiş Mimari) iletişim
standardı ile de kullanılabilir. Üretim
ortamlarında dikey tümleşim için küresel ölçekte kabul görmüş bu protokolün
desteğiyle, küçük kontrolör bu alanda da
kapsamlı enerji verisi toplamak için temel
sunar.
Teknik veriler
• İşletim sistemi: Windows CE 6
• 400 MHz ARM9 işlemcili 32 bit kontrolör
• Flash bellek: 256 MB MicroSD (isteğe bağlı
olarak 1 GB, 2 GB veya 4 GB)
• Dâhili RAM: 64 MB RAM
• Arabirimler: 1 x Ethernet 10/100 MBit/s, 1 x
USB cihazı (ön kapağın arkasında)
• 1 saniyelik UPS (1 MB kalıcı veri için)
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
Endüstriyel Mobilite: Yeni Normal
Rockwell
www.rockwellautomation.com/tur/
■ Bakış açınızı değiştirme zamanı geldi: Endüstriyel
mobil uygulamalar için bilgi yazılımları üretmek,
kullanıcıların yalnızca saniyeler içinde iş ve üretim
verilerine erişebilmelerine ve bunları yeni işbirliği
ve üretkenlik düzeyleri için kişiselleştirmelerine ve
paylaşmalarına imkan tanıyor.
Kaçınız kişisel akıllı telefonunu veya tabletini üretim alanında veya iş yerinde kullanıyor ya da çalışma
arkadaşlarının mobil cihazlarını kullandığını görüyor?
Şirketiniz endüstriyel amaçlar doğrultusunda mobil cihazlardan faydalanıyor mu? Bu uygulamalar gün geçtikçe
daha da yaygınlaşıyor ve dolayısıyla günümüzün endüstriyel bilgi yazılımları da buna uyum sağlıyor.
Endüstriyel bilgi yazılımı artık ofiste, makine üzerinde, evde veya herhangi bir mobil cihazda kendi iş ve
süreç bilgisi ekranlarınızı oluşturmanıza, değiştirmenize,
kişiselleştirmenize ve bu ekranlara erişmenize imkan
tanıyor. Yazılımın cihazınızdaki görünümü başkalarınınki
ile aynı olmak zorunda değil; sahanın görünümü yalnızca
ihtiyacınız olan spesifik bilgileri içerebilir. Geçmiş ve
gerçek zamanlı veri raporlarına istediğiniz an istediğiniz
yerden erişebilirsiniz.
Mobilitenin yönetici, mühendis, operatör, teknisyen ve
diğer çalışanların iş yerleri, üretim tesisleri ve sahadaki çalışma yöntemlerini değiştirmesi sürpriz değil. Bu
gelişmeye üç trend öncülük ediyor:
1. Temel olarak kullanıcı deneyimine odaklanan ve
tek kullanımlık cihazlardan uzaklaşan cihaz üreticileri tarafından yönlendirilen tüketici cihazı gelişmeleri.
Rockwell Automation mobilite platformu lideri Kyle
Reissner, IndustryWeek tarafından kısa bir süre önce
düzenlenen webinar sırasında şöyle demiştir: “Sektör bu
yönde ilerlemeye devam ediyor; bu geçici bir heves değil.
Ayrıca, üretkenliğe ilişkin birçok ufak kazanç sağlıyor. Bu
cihazların çoğu insanın cebinde bulunmasına rağmen,
bunlara uyarlanmış endüstriyel yazılım konusunda bir
eksiklik söz konusu.”
2. Kontrol sisteminin iş sistemine dış ağ üzerinden
bağlanabilmesini sağlayarak bilginin daha fazla kişiye
ulaşmasını sağlayan yüksek ağ erişimi. Kullanıcılar, otomasyon tedarikçilerine bu verilerin yalnızca sağlanması
değil, tüketimi ile ilgili sorular da soruyor. Reissner şöyle
diyor: “Bu, bilginin en can alıcı noktalarını veya bazı
durumlarda tüm bilgi yollarını, daha önceden bu bilgilere
erişememiş dış dünyayla paylaşabilmeye yönelik büyük
bir pazar trendini ve izole ve korumalı kontrol sistemlerinden sapmayı ifade ediyor. Rockwell Automation’da biz
bunu The Connected Enterprise olarak adlandırıyoruz.”
3. Otomasyon sistemi sağlayıcıları için devamlı üretkenlik
talepleri, kullanıcıların varlıkları daha iyi kullanmalarına,
çalışma süresi ve ekipman verimliliğini artırmalarına ve
daha az çabayla daha fazla iş yapmalarına katkıda bulunuyor.
Düşünce yapısındaki değişim, aynı zamanda mobil
cihazların endüstriyel ortamdaki yararlılığına da katkıda
bulunuyor. Rockwell Automation kontrol ve görselleştirme
birimi, yazılım ürünü geliştirme direktörü Ryan Cahalane,
Kaliforniya Anaheim’da düzenlenen 2014 Automation
Fair® etkinliğinde şu açıklamaları yaptı: “Daha önce
makine ve ürüne odaklanan yapı artık sistemsel düşünceye
kayıyor.”
Cahalane şöyle devam etti: “Bu, proses sektörleri için bir
süredir geçerliydi; şimdi ise tüm alanlar bu eğilimi gösteriyor. İster yiyecek içecek sektöründe çok tesisli bir küresel
şirketler grubu, ister bir tesisi ihale eden bir ilaç üreticisi ya da ekipmanının dünya genelinde nasıl çalıştığını
görmek isteyen bir Makina Üreticisi (OEM) olsun, insanlar
iş sahalarını kısımlara ayırmak ve bu sahalar arasında
işbirliği sağlamak istiyor.”
Cahalane açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü: “Bilgiyi
görüntüleme, inceleme ve paylaşma yetisi, söz konusu
bilginin oluşturulmasına yönelik taşınabilirlik ve mobilite
ile birleşiyor ve operatörler, mühendisler ve yöneticiler
hiçbir zaman işlerini bırakmak zorunda kalmıyor. Akıllı
telefonlar, tabletler ve dizüstü bilgisayarları ile tercih
ettikleri içeriğe erişebiliyor, yayınlara üye olabiliyor ve
kendi saha çizim işlerini en iyi şekilde yapmak için ihtiyaç
duydukları veya istedikleri makine, sistem ve iş bilgileri ile
kişiselleştirebiliyorlar.”
Bu felsefe, geleneksel çalışma teknolojisi OT ve IT’ye ek
olarak yönetim için de uygulanıyor. Cahalane şunları ekledi: “Madencilikte, fabrikanız hareketli bir işleyişe sahiptir. Maden sahipleri ve dolayısıyla ekipman sağlayıcıları
bu hareketliliği izleyebilir. Otomotiv sektöründe anahtar
teslim seriler sağlayan tedarikçiler, operasyon ve bakım
için en iyi uygulamaları belirlemek ve paylaşmak için tüm
dünyadaki ekipmanlarını izleyebiliyor.”
Tyson Foods’ta Mobil Çözümler
Mobilitenin yarattığı farka ilişkin önemli örneklerden
ENDÜSTRİ OTOMASYON
43
Ürün ve Uygulamalar
birini de Ft. Worth, Teksas yakınlarındaki Tyson Foods
tesisinde görüyoruz. Mısır unu kaplı sosis üreten tesis
yılda yaklaşık 54 milyon kg üretim yapmakta olup,
tesis dahilindeki 1.500 veri noktasından veri topluyor. Tesiste, Rockwell Automation tarafından sağlanan
FactoryTalk® VantagePoint EMI Mobile’ı kullanan
pilot bir mobilite programından yararlanılıyor. Tyson
Foods’ta kıdemli kurumsal gelişim mühendisi olan Jon
Riechert, IndustryWeek webinarında şu açıklamayı
yaptı: “Hedeflerimiz, sanitasyondan üretime geçişin
iyileştirilmesi, gün sonu üretim raporlarının daha etkili
bir şekilde hazırlanması, gıda güvenliği izlenebilirliğinin
geliştirilmesi ve iletişim ile esnekliğin artırılması için ilgili
verilerin kullanılmasını kapsamaktadır.”
Riechert, üretim tesisinin birbiriyle iletişim içinde olması ve
gidişatı anlaması gereken birçok farklı alanı bulunduğunu
ve mobilitenin tesisteki kablosuz ağı kullanarak görünürlük sağladığını ifade etti.
Ayrıca, ifadelerine şunları ekledi: “Üretim süpervizörleri
makine durumları ve hızlarını, hangi makinenin çalışıp
hangisinin çalışmadığını ve hangisinin ne kadar süre
çalıştığını görerek üretim akışını yönetebilir ve üretim
44
sürerken aynı zamanda ayarlama yapabilirler. Bu aynı
zamanda, üretim zamanımızı, yani üretim yapmak için
sahip olduğumuz süreyi artırıyor.”
Tesis alanına göstergeleri sırayla gösteren HMI (insanmakine arayüzü) monitörleri yerleştiren diğer Tyson tesisleri ile karşılaştırıldığında, süpervizörlerin bildirdiği diğer
bir avantaj da, istedikleri zaman istedikleri şeyi görebilmeleri. Kimi zaman, süpervizörün görmek istediği bilgiler, ihtiyaç duyduğu an monitörde gösterilmiyor olabilir.
Bu nedenle bu bilgilere ulaşmak için beklemesi gerekebilir.
Riechert şöyle diyor: “Tesis yönetimimizle ilgili olarak, tek
bir bakışta hızlı bir genel görüşe sahip olabiliyorlar ve bu,
bir konuyla daha fazla ilgilenilmesi gerekip gerekmediği
hakkında bilgi veriyor. Örneğin, mobil göstergelere
baktıklarında, hat 1’in son bir saattir çalışmadığını görebiliyorlar. Böylelikle bu sorun hakkında bilgileniyor ve
birilerinin kendilerine bilgi sağlamasına bel bağlamak
yerine, gerekli soruları sorabiliyorlar.”
Riechert mobilitenin aynı zamanda birçok işbirliği
yöntemini de beraberinde getirdiğini ekledi. “Statik
monitörlerdeki veya dizüstü ya da masaüstü bilgisa-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürün ve Uygulamalar
yardaki göstergeler yerine, bilgileri artık taşınabilir bir
cihazdan alabiliyorsunuz; dolayısıyla, bu bilgileri işbirliği
yapacağınız küçük gruplarda kolaylıkla kullanabilirsiniz.
Hatta ekran görüntüsünü alabilir ve soru sormak için bu
görüntüyü birine mesaj veya e-posta yoluyla gönderebilirsiniz.”
Rockwell Automation ürün yöneticisi Damon Purvis,
Automation Fair® etkinliğinde şunları belirtti:
“Parametrelere ve verilere kullanıcı dostu isimler vererek süreci kolaylaştırıyoruz. Verileri görebiliyor, kaydedebiliyor ve yayınlayabiliyorlar. iPad’de oluşturduklarını
iPhone’da veya bir Android cihazda görebiliyorlar.”
Mobil işlev aynı zamanda, gıda güvenlik izlenebilirliği
için ürün dağıtımının izlenebilmesine de katkıda bulunmakta. Bu konuyla ilgili olarak Riechert şunu ifade etti:
“Birçok farklı paketleme konfigürasyonumuz bulunuyor; dolayısıyla, gün içinde herhangi bir zamanda hangi
kızartıcının hangi paketleme makinesine bağlı olduğunu
bilmek istiyoruz. Tesis içinde ilerlerken ürünü izleyebilmemiz gerekiyor. Dağıtım ayarlarını görüntüleyebiliyoruz.
Bu da, paketlemeden önceki süreçlere kadar izlenebilirlik
sağlıyor.”
Örneğin, bir plastik ekstrüzyon şirketinde çalıştığınızı
düşünelim. Purvis’e göre bir yönetici olarak temel
kaygınız, hattınızın çalışıp çalışmadığıdır. Bir ekstrüder
arızalandığında, gerekli desteğin sağlanıp sağlanmadığını
bilmek istersiniz; ancak, teknisyenlere sürekli soru
sormanız gerçekleştirdikleri onarım işlemine bir katkı
sağlamaz. Artık bu bilgileri anında görebileceksiniz.
Taşınabilirlik ve Kişiselleştirme
Başarılı endüstriyel mobilitenin iki örneği de, kullanıcı
yetkilendirmesi ve sistemin genişleyebilmesidir. Kullanıcı
yetkilendirmesi göstergelerinizi, raporlarınızı ve diğer bilgileri anlık olarak konfigüre etmenizi ve kişiselleştirmenizi
mümkün kılıyor. Sistem genişleyebilmesi ise endüstriyel
bilgi yazılımının HTML5 ve diğer teknolojileri kullandığını,
dolayısıyla kullanıcıların cihazı kendi spesifik ihtiyaçlarına
uyarlayabileceklerini ifade ediyor.
Reissner, bunu başarmanın üç temel yolunu açıkladı:
1. Kullanıcı yetkilendirmesi için görev bazlı araçlar ve
kullanıcı araçları sağlamak. Bu, anlık konfigürasyon
yapabileceğiniz ve cihazın sizin için kişiselleştirilebileceği
anlamına gelmekte. Reissner şöyle diyor: “Mobilitenin,
kullanıcıların 50 farklı kişi tarafından istenen aynı raporun
hazırlanması ve genel oturum açma sürecini istemediği
bir alan olduğuna inanıyoruz. Kendileri için uyarlanmış bir
rapor ve bu raporun bir mobil cihaz ya da dizüstü bilgisayar yoluyla kişiselleştirilmesini istiyorlar.”
2. İşbirliği alanında inovasyon yapmak. Bu, işbirliği sürecini bir makineden izlemek yerine diğer insanlardan dinlemeniz anlamına geliyor; örneğin operatörün mühendisle
konuşmasına veya farklı tesislerdeki çalışanların işbirliği
yapmasına imkan tanıyan bir sistem sağlanmasını ifade
ediyor. Reissner bunu şöyle açıklıyor: “Örnek vermek
gerekirse çalışanlar yalnızca bildirimlere bakmıyor. Bunun
yerine, uyarı verildiğini görüyorlar. Burada mobil cihazıma
ekli olan trend grafiğini görebilirsiniz. Bu sayede uyarının
neden verildiğine ilişkin geçmiş üç ana nedeni de görebiliyorlar ve böylelikle sorunlar ele alınabiliyor.”
3. Mevcut sistemleri genişletmek. Bu, önceden de
belirtildiği üzere, HTML5 ve diğer teknolojileri kullanarak mevcut görüntüleri tüm mobil cihazlara güvenli ve
mantıksal bir yolla uyarlayabilmeyi ifade ediyor; PC’deki
raporların, bir mobil cihazda kullanılabilmesi de buna
dahildir.
Purvis, kullanıcıların parametreleri seçebileceğini, grafik
oluşturabileceğini ve bu grafiği kendi “alanlarında”
saklayabileceğini ifade ediyor. Bunları Composer’da
düzenleyebilir, içeriği kolayca ve hızlıca saniyeler içinde
birleştirebilirler.
Bu yaklaşım, operatörlerin işlerini en etkili şekilde
gerçekleştirmek için ihtiyaç duydukları ve istedikleri
göstergeleri kullanmalarını, meraklarını gidermelerini,
işlerini daha iyi yapmak ve ekipmanları daha iyi kullanmak
için farklı yollar bulmalarını sağlar.
Purvis şunları ekledi: “Beğenirsem, Sık Kullanılanlar’a
ekleyebilir ve geliştirme ortamını açmaksızın doğrudan
buraya gidebilirim. Bu şekilde tekrar modele ulaşarak
istediğim diğer değişiklikleri yapabilirim.”
Cahalane, bu tür bir erişimin çalışanların tecrübelerini
artırmalarına ve şirketlerin de o anda makine başında
olmayan en tecrübeleri çalışanlarına ulaşabilmelerine
yardımcı olacağını umuyor ve şöyle söylüyor: “Evde ve
hatta emekli bile olabilirler; ancak, yine de bilgi ve deneyimlerini tesisteki çalışanlarla paylaşabilecekler.”
Sistem tasarımcıları erişimi düzenleyebilir. Purvis şöyle
diyor: “Excel kullanmayı seven ve bu programı uykusunda
bile kullanabilen “uzman” kişiler dahi bu yazılımla ilgileniyor ve bu eğilime uyum sağlıyor. Bu, görselleştirme ve
raporlama için yeni bir paradigma.” Benzer yetenekler,
mobil operatör kullanımının işi daha da kolaylaştırdığı ve
süreç iş akışını yerine getirdiği üretim yürütme sistemi
(MES) ortamlarında da aynı şekilde çalışıyor.
İşbirliği Fark Yaratır
Mobilite, tesisler arası işbirliğine imkan tanımak için mobil
bir cihaz üzerinde mevcut tesis veya makine bazlı deneyimlerin yerini almanın ötesine geçiyor. Günümüz endüstriyel bilgi yazılımı, problemleri daha hızlı ve daha etkili bir
şekilde çözme ve bu problemleri önleme konusunda size
yardımcı olur.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
45
Ürün ve Uygulamalar
Yeni kişiselleştirme, taşınabilirlik ve mobilite düzeyleri,
IT veya geliştirici ile görüşmeksizin takımınızın farklı
verileri, göstergeleri ve konfigürasyonları birkaç saniyede denemesine olanak tanır. İhtiyaç duyduğunuz bilgileri istediğiniz yerde, zamanda ve şekilde sunarak, işinizi
daha iyi yapmanıza, ekipmanı daha iyi kullanmanıza ve
operasyonları daha iyi yürütmenize yardımcı olur.
Üretim Zekası Mobilite İle Uyumlu İlerliyor
Mobilite ve taşınabilirlik IT ve OT teknolojisindeki gelişmeleri takip etmek için Rockwell Automation’a
ait FactoryTalk® VantagePoint EMI ve FactoryTalk®
ProductionCentre® MES’in son güncellemelerinin bir
parçasını oluşturuyor. Mobil teknoloji kullanıcıların ofiste,
makine üzerinde, evde veya herhangi bir mobil cihazda kendi iş ve süreç bilgisi ekranlarını yaratmalarına,
değiştirmelerine, kişiselleştirmelerine ve bu ekranlara
erişmelerine imkan sağlıyor.
FactoryTalk VantagePoint mobil üretim zekası ürünü,
kullanıcıların çalışırken aynı zamanda bilgileri kolayca
konfigüre etmelerine imkan vermek için kişiselleştirmeyi
destekliyor. Mobil ekranlar dinamik bir şekilde ekran
boyutları ve türlerine de uyum sağlıyor: akıllı bir telefonda
ekran otomatik olarak kaydırmaya uygun hale gelirken,
iPad ekranında kaydırmaya gerek kalmayan bir genişliğe
kavuşuyor. Gezinti yapmak ve dolayısıyla kendi içeriğinizi
yaratmak kolaylaşıyor.
FactoryTalk SE HMI yazılımı için de bu yılın ilerleyen dönemlerinde benzer araçlar kullanıma sunulacak.
Bu, PlantPAx® proses otomasyonu sistem operatörü
arayüzlerinin, mobil cihazlarda görüntülenmesine olanak
sağlayacak.
(LAN) buluta taşındı. Artık Ethernet teknolojisi tercih ediliyor; fieldbus odaklı beceriler gözden düştü.
IT uzmanları, son 20 yılı Ethernet ve IP’yi anlamakla geçirdi, OT uzmanları ise gelişmeleri henüz ayak uydurabiliyor.
Çoğunlukla fieldbus mimarilerini doğrudan Ethernet’e
taşıyorlar. Ethernet ve IP’nin değeri artık tam olarak
fark ediliyor. Benzer şekilde, IT uzmanları da çoğunlukla
kampüs mimarilerini üretim alanına taşıyor ve farklı
teknolojiler kullanarak, OT tarafından inşa edilen alan
uzmanlığını uygulamakta başarısız kalıyor.
Ağ tasarımı eğitiminin bu noktada faydası olabilir. İlk
adım, ortak bir bilgi tabanı inşa etmek. Böylece IT ve OT
uzmanları endüstriyel ve kurumsal ağa ilişkin temel bilgilere sahip olacak.
Endüstriyel Ağ Tasarımı Eğitiminin Faydaları
Rockwell Automation Ağ ve İş Geliştirme Müdürü Paul
Brooks
Bilgisizlik ve aptallık arasındaki fark nedir? Bilgisizlik
giderilebilir. IT ve Operasyonel Teknoloji (OT) grupları
artık daha fazla etkileşim içinde olduğundan, tartışmalarda
her iki tarafın da bilgisizliği ortaya çıkıyor ve bilgisizlik
çoğunlukla aptallıkla karıştırılabiliyor.
Farklı paydaşlar birbirlerine mütevazi bir tavırla yaklaşmalı.
Bu mütevazilik kısmen, hızla gelişen Ethernet ve İnternet
teknolojilerine ayak uydurmak için teknisyenlerin ve mühendislerin yeni beceriler edinmeye ihtiyaç duyduklarını
idrak etmelerini gerektiriyor.
Son yıllarda, endüstriyel ağ teknolojisi değişti. Artık IP
protokolü tercih ediliyor. Teknoloji, kablosuz ağları, mobiliteyi, uzaktan çalışmayı ve geniş ağ bağlantılarını mümkün
kılacak şekilde gelişti. Mimariler, Yerel Alan Ağlarından
46
İkinci adım ise, hem IT hem de OT uzmanlarına yönelik
çapraz eğitim sunmak ve bu uzmanların yeni endüstriyel
ağ anlayışına hazır olmalarını sağlayacak eğitimi vermektir. Bu şekilde, çalışmadan geçen sürenin saniyelerle,
maliyetlerin ise dakikada 10,000 Dolar artışla ölçüldüğü
noktaya ulaşacaklar.
Üçüncü adım ise, sistem tasarımcılarının güvenlik, ölçeklenebilirlik, esneklik ve sürdürülebilirlik özelliklerini göze
alarak tasarım yapmalarını sağlamak olacak. Eski kurumsal veya operasyonel ağ modelleri tekrar edilmeyecek ve
yeni bir paradigma yaratmak için yeni ile eskinin en iyi
tarafları bir araya getirilecek.
Dördüncü adım, bu resmi eğitimi alıp uygulanmasını
sağlamaktır. IT ve OT uzmanlarını bir araya getirecek
eğitimler ile eğitim vermekten çok birbirlerinden bir şeyler
öğrenmek istediklerini ve ancak birlikte çalışırlarsa bir
bilgelik noktasına ulaşacaklarını onlara göstermek.
.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DOSYA / Bina Otomasyonu
BİNA YÖNETİM SİSTEMİ
Akın KAYA Hüseyin EMİROĞULLARI
Schneider Electric EBYS Çözüm Ekibi
[email protected]
[email protected]
Bina
Yönetim
Sistemimizde
Entegrasyon standart bir kabiliyettir.
Güvenilir, yönetilebilir, uyumlu ve
enerji olarak verimli bina operasyonu
için müthiş bir değer sağlamaktadır.
Sera gazlarının azaltılmasına duyulan
ihtiyaç çerçevesinde, Akıllı binalar,
enerjinin akıllıca kullanılmasını
sağlayan bir araçtır. Bina yönetim
sistemlerini açıklamaya başlamadan
önce sistemlerin teşkil edildiği binaları
tanımlayarak başlamamız çok daha iyi
olacaktır.
1.GİRİŞ
1.1.Akıllı Bina nedir?
Bir çok akıllı bina tarifi bulunmaktadır
fakat içlerinden gerekli olduğunu
düşündüğümüz en önemli detayları
içeren tanımları sizlerle paylaşmak
isteriz; Washington ve Essex Akıllı
Bina Enstitüleri ortak yaklaşımla
akıllı binaları, pekçok sistemi
entegre eden; kullanıcı performansını
arttırmak, yatırım ve işletim maliyeti
tasarrufları ve esneklik sağlamak
amacıyla kaynakların koordineli bir
şekilde yönetimini sağlayan, kullanıcı
konforunu, enerji tüketimini, güvenlik
ve iş verimliliğini optimize etmek
amacıyla, bina ortamını özerk olarak
yöneten ve bunun için bilgisayar
teknolojisini kullanan binalar olarak
tanımlamaktadır.
Avrupa Akıllı Binalar Topluluğu ise
tanımlamayı ekonomik yönden yapar.
Onlara göre akıllı binalar; bir yandan
kaynakların en düşük maliyetlerle
etkin yönetimini sağlarken, diğer
yandan ticari hedeflerini elde etmek
ve kullanıcı etkinliğini arttırmak
amacıyla, düzenlemelere izin veren
bir ortam yaratan binalardır.
Bu tanımlamalardan sonra akıllı böyle
binaların günümüzdeki teknolojik
gelişmelerle bir üst seviyeye taşındığı
çok daha gelişmiş bir şekli olan
entegre binayı tanımlayalım.
1.2. Entegre Bina Nedir? Neden
entegre bina, Bina sahiplerine
ve sakinlerine ne gibi bir fayda
sağlıyor?
Entegrasyon yapmaya başladığımızda,
entegrasyon, diğer bir cihazdan küçük
miktarlarda veriler almayı ve standart
olmayan bir formatta görüntülemeyi
başarabilen bir bilgisayar ile
sağlanırdı.
Bugün, entegre bina terimi, üçüncü
taraf bir sisteme, tüm bina için
standart obje formatı sağlayan ve
alarmlar, olay girişleri ve kayıtlı
izleme verileri için açık veritabanlarına
veri çekebilen, hem okuma hem
yazma işlemi yapabilen bir ara yüzü
ifade edecek şekilde geniş olarak
anlaşılmaktadır. Bu, tek noktadan,
binanın bütünsel bir görüntüsünü
sağlamaktadır.
Sistem kullanıcılarının üzerinde
çalışacakları tek sistem olduğu için,
eğitim daha az vakit almaktadır,
kullanıcılar sistemi kullanmakta
çok profesyonel olmaktadırlar ve
dolayısıyla normal bina işletimi
sırasında gerekli olan parametrelerin
gerekli ayarlarını kolayca yapabilirler.
Kullanıcılar,
daha
ziyade,
kullanılmadığını bildikleri tesisatı
kapatmak gibi enerji tasarrufu
sağlayacak değişiklikler yapacaklardır.
Bilgi değişimini serbestçe sağlayan
sistemlerin birleştirilmesi, bina
yönetiminde üstün özelliklerde
raporlama
ve
takip
imkanı
sağlamaktadır.
Sizin de kabul edeceğiniz gibi, bu
işlemin
Bina
Sahiplerine/Bina
Sakinlerine sağladığı fayda, ilk olarak,
binalarının verimli bir çalışma ortamı
oluşturmak için gerekli konforun
ENDÜSTRİ OTOMASYON
sağlanmasını garanti etmektir.
Bina sahiplerine/bina sakinlerine
sağladığı değerin ikinci özelliği
binanın çalışma şekline akıl ekleyerek
sistemlerin birbiriyle oluşturduğu
etkileşimdir.
Örneğin; aydınlatma kontrolleri,
iklimlendirme sistemleri, kullanım
sıcak su sistemleri, soğutulmuş su,
sistemleri ve geçiş kontrol sistemi.
Entegre edilmemiş bir sistemde,
her biri bağımsız bir şekilde çalışır
ve muhtemelen Bina Yönetim
Sisteminden bazı ortak zaman
kontrolleri içerecek şekilde faaliyet
gösterirler.
Sabah içeri giren ilk kişi (veya güvenlik
görevlisi) ışıkları yakar. Genellikle
akşam geç saatlerde temizlikçiler
veya güvenlik görevlileri tarafından
kapatılırlar.
Klima santrali (AHU) zaman kontrolü
altında sabah ilk iş olarak çalışmaya
başlar ve belli bir zamanda kapanır.
Gün boyunca AHU sabit bir sıcaklık
sağlar.
Soğutucu zaman kontrolü altında
sabah ilk iş olarak çalışmaya başlar
ve akşam belli bir saatte durur ve
muhtemelen gün boyunca sabit 6 C
sıcaklığını üretir.
Geçiş Kontrol sistemleri, kullanıcıların
bina bölgelerine ulaşımını güvenlik
sınırlamalarına göre sağlar / engeller.
Bunun yerine, akıllı bir bina, binanın
enerji tasarrufu modunda olmasını
sağlar ve sadece gerekli senaryolar
olduğunda belirlenen aktivitelerin
yapılması sağlanır.
Böylece bir taraftan binanın gerekli
konfor seviyesini sağladığı garanti
49
DOSYA / Bina Otomasyonu
edilirken diğer taraftan da enerji
tasarrufu yapılır ve Sera Gazlarının
küresel ısınmaya olan etkisi azaltılmış
olur.
Diğer ek bir fayda da binanın enerji
dağıtımındaki elektrik sayaçları gibi
birkaç kaynaktan entegre edilen veya
Bina Yönetim Sisteminden hesaplanan
bilgiyi kullanan enerji raporlamasının
görünür hale gelmesidir. Bu veri, TepePik yüklerin azaltılmasına ve elektrik,
su ve gaz gibi kamu hizmetlerinin
faturalarının tekrar değerlendirilmesine
yönelik olarak kontrol stratejilerinin
gözden geçirilmesi için kullanılabilir.
Çoğu rapor çeşidini oluşturabilme
bir kaç kaynaklı veriye bağlıdır.
Örneğin; Ölçme, Klima Santaralininin
performansı gibi. Geçiş kontrol
sistemleri, binanın işgal edilen her
alanı için, doluluk seviyelerine karşı
enerji tasarrufu senaryolarına dayanan
detaylı analizlere imkan sağlayan eşsiz
bir bilgi seviyesine erişim imkanı
sağlamaktadır.
1.3.Entegrasyon nasıl sağlanır?
Bu, farklı protokollerin kullanımına
bağlıdır.
Bütün entegrasyon koşullarına çözüm
getiren tek bir protokol yoktur. Çünkü,
farklı tedarikçilerin kullandığı bir çok
protokol vardır. Uygulanan protokol
sayılarının azaldığını söylemek doğru
olur. Entegrasyon tipine göre farklı
protokoller kullanıldığı için sadece tek
bir protokol seçmek bir binanın pek
çok özelliğini entegre etme fırsatını
engelleyebilir.
Büyük üreticiler, malzeme temin
ediciler genellikle kendi sahip oldukları
protokolleri desteklerler ve çok sayıdaki
“açık” protokolleri kullanarak cihazları
Üreticiler kendilerine ait protokollerini,
bir taraftan tepki hızını temin etmek
diğer taraftan da büyük Bina Yönetim
Sistemlerinde baskın olan yüksek
hacimli trafiği idare etmede iletişim
performansını optimize etmenin
bir metodu olarak kullanırlar. Böyle
yapmak masrafları azaltmak açısından
da daha verimli olabilir.
50
Şekil 1 -Kayıtlı Veri İzleme ve Takibi
1.4.Açık protokol nedir?
Mikroişlemci tabanlı doğrudan sayısal
kontrollü (DDC Direct Digital Control)
sistemlerin pazarda ilk belirmeye
başladığı dönem 1980’lerin başlarına
denk gelir. Bu teknolojinin bina
endüstrisinde öncü ve başarılı olduğu
uygulama alanlarının başında Isıtma,
Havalandırma ve İklimlendirme
(HVAC) sistemleri gelmiştir. Elektronik
ve pnömatik kontrol sistemleriyle
kıyaslandığında daha hassas kontrol
ve uygulamada sağladığı geniş
esneklik potansiyeliyle, bir yandan
konfor seviyesini yükseltirken
diğer yandan enerji maliyetlerini
düşürmesi, DDC sistemlerin kabul
görmesini ve yaygınlaşmasını
kolaylaştırmış, kendi başına iş gören
HVAC, aydınlatma, güvenlik, yangın
algılama, söndürme ve asansör gibi
sistemlerin birbirleriyle iletişim ve
etkileşim içerisine girmesini sağlayan
bu kontrol ağı, “akıllı bina” kavramını
hayatımıza sokmuştur.
Özellikle son on beş yılda, bu
teknolojinin sağladığı avantajlar
ve maliyetlerindeki azalmalar daha
belirgin ve etkili hale gelmiş, ancak
buna rağmen “akıllı bina” kapsamının
tam anlamıyla gerçekleşmesi daha
çok niyet aşamasında kalmıştır. Bunda
da en belirgin eksik parça, “iletişim
protokolü standardı” olmuştur.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
İlk kıpırdanmaların ardından, rekabet
baskıları ve ihtiyacı giderecek
standartların yokluğu, bina otomasyon
sistem üreticilerini kendi özel iletişim
protokollerini yaratmaya zorlamıştır.
Ancak bu olumlu gelişmeler bir
dezavantaj olarak bina sahipleri/
işletmecileri için, binalarında tercih
ettikleri konforu sağlayacak farklı
firmaların ürünlerinin seçiminde
kısıtlama ve zorlamaları da beraberinde
getirmiştir.
Enerji yönetimi, aydınlatma kontrol
sistemleri ve yangın algılama
sistemleri binalarda yaygın ve alışıldık
uygulamalar haline gelmiş olmasıyla
birlikte bunların entegrasyonunun
gerçekleştiği projeler bu tip sınırlamalar
nedeniyle yeterli ivme kazanamamıştır.
İletişimdeki
kısıtlamalar,
bina
otomasyonu kapsamında olan tek
bir sistemin kendi iç fonksiyonunda
dahi kendini göstermektedir. Kurulu
bir sistemin genişlemesi veya
yenilenmesinin gerektiği durumlarda,
mal sahibinin, sistemi kuran
firmaya / markaya bağımlı kalması
veya ihtiyacını karşılamak için farklı
marka seçmesi halinde, mevcut
sistemin iletişim standardıyla uyumlu
olamayacağından, ya kurulu sistemi,
seçeceği markaya göre tamamen
değiştirmesi ya da eklenen cihazların
ayrı bir sistem olarak çalışması
DOSYA / Bina Otomasyonu
kaçınılmaz olmuştur. Hatta kimi zaman
bir firmanın geliştirdiği yeni ürünlerinin
eski ürünleriyle haberleşememesi de
karşılaşılan bir durumdur.
Mikroişlemcilerin
kapasitelerinin
artması ve fiyatlarının düşmesiyle
birlikte, kontrol zekasının yakalayıp
içine aldığı konular da çoğalmıştır.
HVAC üreticileri, kendi cihazlarına özel
geliştirdikleri kontrol panelini artık
cihazlarıyla birlikte temin etmekte ve
hatta kendi özel iletişim protokollerini
yaratmaktadırlar. Bu gelişmeler, bu
cihazların bina otomasyon sistemleri
ile entegrasyonunu artık bir zorunluluk
haline getirmiş, otomasyon firmalarını
kendi iletişim dillerini en azından
belli ölçekte paylaşmaya doğru itmiş
ve aradaki iletişimi kurma görevini
üstlenen farklı tiplerde sistem
entegratörleri türemeye başlamıştır.
Ara birimler, entegrasyon problemine
bir miktar nefes aldırdıysa da uzun
vadeli ve tatmin edici bir çözüm
olamamıştır. Dikkate değer tek
uzun vadeli çözüm standart iletişim
protokolleri olarak gözükmektedir
bir iletişim protokolü olarak bilfiil
sektörde yerini almıştır. Modicon’a
rakip pek çok endüstriyel kontrol cihazı
imalatçısı kendi iletişim protokollerinin
yanı sıra Modbus iletişim desteğini de
vermektedirler.
Bir süre sonra Gould-Modicon, sonra
AEG-Modicon adını alan Modicon
firması, 1979 yılında Schneider Grup
tarafından satın alınmıştır. Bir sonraki
önemli gelişme olarak Schneider
Electric’in protokol üzerindeki isim
hakkını, 2002 yılında endüstriyel iletişim
teknolojisini geliştirmek üzere kurulan
ve kar amacı taşımayan MODBUSIDA adlı bir organizasyona aktarması,
MODBUS iletişim protokolünün
gelişimini ve yaygınlığını olumlu yönde
etkilemiştir. Teknolojik olarak bir kaç
adım öndeki diğer standart iletişim
protokollerinin yanında MODBUS
bugün hala herhangi bir PC veya
küçük bir microişlemci ile birlikte
kullanılabilmekte ve sağlam geçmişi ve
basit altyapısıyla artan sayıda imalatçı
tarafından desteklenmekte ve mevcut
pek çok endüstriyel sistemle iletişim
kurabilmektedir.
Geniş çapta uyarlanmış serbest
protokollerin Bina Yönetim Sistemleri
Entegrasyonu ile ilişkilendirilmiş bazı
örnekleri şunlardır;
İletişim
protokolleri
tarihsel
sıralama açısından kıyaslandığında
MODBUS’ın[1] ortaya çıkması biraz
daha geçmişe dayanıyor. Sektörel
olarak kıyaslandığında ise endüstriyel
alandaki iletişim ihtiyacını karşılayan
en eski seri iletişim protokollerinden
biri. PLC (Programmable Logic
Controller) sektörünün ilk ve en
güçlü imalatçılarından olan Modicon
firması tarafından kendi ürünleri
arasındaki iletişimi sağlamak üzere
1978 yılında geliştirilmiş. Zamanla
PLC sistemler arasında veri transferi
ve bilgi alışverişini sağlayan standart
LON (Echelon’ dan Yerel Çalışan
Ağlar) ilk olarak 1980’lerin sonlarında
ortaya çıkarıldı ve o günden bu yana
popülaritesi artmaktadır. Aydınlatma
kontrol, elektrik sayaçları, duman
sensörleri gibi çeşitli alanlarda
binalarda geniş uygulamaları vardır
ve akıllı ev uygulamalarında çamaşır
makinalarıyla ve diğer ev eşyalarıyla
iletişim için uygulanmıştır. Kontrol
cihazınız için LON geliştirme, geliştirme
araçlarını satın alma ve ürettiğiniz her
kontrol aletinde protokol katmanları
dahil 3 mikroişlemci içeren LON silikon
cihazı “Neuron” çipini kullanmayı içerir.
Mühendislik için birkaç uzman aleti
gerekir ve bu LONWorks teknolojisi
ve LONTalk protokolünü kullanarak
şebeke
seviyesinde
etkileşimi
sağlamak için farklı sağlayıcılardan
ENDÜSTRİ OTOMASYON
cihazların bir denetleyiciden diğerine
SNVT (Standart Şebeke Değişken Tipi)
nin bağlanması yoluyla etkileşimini
sağlar.
BACnet [3] (Building Automation
Control Network – Bina Otomasyon
Kontrol Ağı, ASHRAE[4], Isıtma,
Soğutma ve Klima Mühendisleri
Amerikan Topluluğu, tarafından
tanımlı – the American Society
for Heating Refrigeration and
Air
Conditioning
Engineers).
1980’lerden bu yana BACNET bir kaç
yinelemeden geçti ve bina kontrol
piyasasında yerini almaya başladı.
Bu, son yıllarda büyük imalatçılar
tarafından büyük bir yükselme
olarak görülüyor. Bu belgelendirme
seviyesinden ve üyelerinin birliğinden
kaynaklanmaktadır. Özel haberleşme
cihazlarına veya geliştirilmiş kite gerek
yoktur. Bu yüzden bu teknolojiye
adapte olmak kolay ve rekabetlerini
arttırıcı özellikte olmaktadır. BACnet
gittikçe HVAC cihazların dışında adapte
edilmektedir ve bazı yangın sistemi
üreticileri bunu bir entegrasyon
protokolü olarak sunmaktadırlar.
DDE / OPC [5] Dinamik Veri Değişimi
ve Proses Kontrol için OLE bir çok
entegrasyon olanakları sunar -Bu,
tüm üretim veya işleme aktivitelerini
kontrol eden SCADA (Supervisory
Control And Data Acquisition
-Denetleme Kontrol ve Bilgi Edinimi)
sistemlerine bağlanmaya gerek duyan
pek çok sayıda birbirine benzemeyen
sistemlerin bulunduğu Proses kontrol
sanayisinden kaynaklanır.
51
DOSYA / Bina Otomasyonu
Yazılım sistemlerinin birçok tedarikçisi
PC seviyesindeki veri değişimi
metotlarını destekler.
İnternet’te yapılan bir araştırma farklı
büyük alanlarda ve bir çok sistem
türlerinde binlerce DDE veya OPC
sürücüsünü gösterir. DDE veya OPC
ye özel protokol geliştirmek kolaydır ve
bu, standart protokolün kullanılmadığı
bina otomasyonunda uygulanabilir.
OPC sertifikasyon testi, OPC tabanlı
sistemleri kullanırken sistemlerinin
Entegrasyon masraflarını azaltmak için
yardımcı olmak maksadıyla ulaşılabilir
durumdadır.
Bilişim Entegrasyon Protokolleri;
Microsoft, HTML, SQL, XML, HTTP,
Java, TCP/IP, IP, SOAP’ ı kapsar.
Bunlar sadece bir kaç tanesidir.
Protokoller bina yönetim sisteminin
hem içinden hem de dışından bilgi
almak için kullanılır. Bir binanın
tümünden büyük hacimli verilerin
alınması gerektiğinde, veri depolama
için standart olan ODBC[6](Open
DataBase Connectivity -Açık Veritabanı
Bağlantısı) ile birlikte, canlı veri
istekleri için büyük oranda BACnet
veya OPC kullanılacaktır.
Bina Yönetim Sisteminin içinde farklı
protokoller kullanabileceğiniz bir örnek
aşağıda belirtilmiştir. Kullanılan mimari
3 seviyededir ve kullanılabilecek tipik
protokol tiplerini tanımlar.
geçiş kontrol, aydınlatma, enerji izleme,
HVAC için olan tesisat kontrolleridir.
Bu sistemlerin hepsinde yüksek
seviyede bilgi değerlendirme yeteneği
vardır ve farklı sistemler arasında
karşılıklı iletişimi mümkün kılan ve
objeleri standartlaştıran Entegrasyon
Kontrollerine objelerin haritalanması
ile protokolleri kullanarak birbirleriyle
konuşabilirler.
Bu işlem, önce yönetim seviyesiyle
iletişim kurmayı gerektirmeden
yapılabilir. Seçilmiş olan alarmlar,
kayıtlı izleme verisi, çalışma saatleri
bilgisi, cihaz çalışma/durma raporları,
kullanıcı durumu ve hareket verisi
EBYS
sunucularına
gerektikçe
yönlendirilecektir.
EBYS Otomasyon seviyesi tüm
bu işlemlerin sorunsuzca yerine
getirilmesine imkan veren donanımı
sağlamaktadır.
Saha:
Saha cihazları küçük ölçekli aydınlatma
tesisat kontrollerini, geçiş kontrol
sistemi kart okuyucularını, Fan Coil
veya VAV kontrollerini ve bunların
sensör ve anahtarlarını kapsar. Bunlar,
donanım üzerinden veya bir protokol
ile doğrudan Otomasyon seviyesindeki
kontrollere bağlanırlar.
Binanın arıza senaryoları altında da
çalışmaya devam etmesi ve çoklu
Yönetim:
Burada, EBYS (Entegre Bina Yönetim
Sstemi) sistem sunucusu, tüm entegre
edilmiş sistemler için, entegrasyon,
veri toplama, geçişler, kayıt alma ve
alarmlar için en üst seviyede iletişimde
bulunur. Tek bir veritabanında toplanan
bilgilere web üzerinden ulaşılabilinir
ve ilgili veri e¬posta ve/veya web
arayüzüyle yönetilebilir. Normal
olarak bu düzeyde entegrasyonun bir
parçasını teşkil edecek şekilde başka
sistemler olacaktır.
Otomasyon:
Otomasyon Sistemine dahil olanlar,
52
ENDÜSTRİ OTOMASYON
sistemlerden veri toplaması ve
farklı sistemlerden gelen verilerin
birleştirildiği geniş kapsamlı kullanıcı
ara yüzleri sağlaması gereklidir.
Aşağıdaki gerekliliklerin de yerine
getirilmesi şarttır:
• Binanın her yerinde sistemin
mevcut olması.
• Birkaç sistemi entegre etmek için
açık sistemlerin kullanılması.
• Binanın çalıştırılması için tek bir
bütünsel izleme imkanının
operatörlere sağlanması.
• Bina sakinlerine kendi kullanım
alanları ile ilgili aydınlatma ve
konfora yönelik etkileşim imkanının bir
web sayfası aracılığı ile sağlanması.
• Internet haberleşme Protokollerine
(TCP/IP) sorunsuz uyumlu farklı
sistemleri bir araya getirebilen protokol
bağımsız haberleşme servisleri ve
arayüzlerine (HTTP, SOAP, XML)
destek sağlamalıdır.
Geliştirilmiş EBYS sistemleri Entegre
Bina Enerji Yönetim Sistemleri
(EBEYS) ile tanımlanmaktadır. Sadece
enerji tasarrufu yeteneğini değil,
aynı zamanda verimliliği arttırabilen
çalışma ortamı rahatlığını da arttırır.
Pek çok şirket kendi iç “Yeşil”
stratejilerini aşağıdakilerden oluşacak
şekilde tanımlamıştır: Malzemelerin
geri dönüşümü, üretim proseslerinden
DOSYA / Bina Otomasyonu
kaynaklanan
zararlı
ürünlerin
yayımlarının tanımlanan şekillerde
azaltılması ve HVAC uygulaması.
Bu belge, BEYS’lerin optimizasyonu
ile sağlanan potansiyel tasarruflar
ve konfor kontrolünün ana alanlarını
özetlemektedir.
BEYS’lerin optimizasyonu, fiziksel
tesisat, operatör ve sistemin
uygulanacağı ortamın tipine bağlıdır.
BEYS optimizasyonu, aktivitenin
sürekli döngüsü anlamına gelen ve
tasarrufun yapıldığını garantileyen
iyi enerji yönetimine eşittir. Binadaki
sistemin çalışması düzenli olarak
gözden geçirilmelidir ve gerekli
görüldüğünde daha ince seviyede
ayarlamalar yapılmalıdır.
Operatörün zaman tasarrufu da
temel unsurlardan biri olabilir.
Basite indirgeyen bir yaklaşım
kullanıcı güvenini artırır ve teknoloji
düşmanlarının bile derhal enerji
tasarrufu yapmasına imkan verir.
Kullanım kolaylığının bir ölçüsü, bir
parametre değiştirilmesi sırasında kaç
defa tuşa basıldığı / kaç aşamadan
geçildiğidir. Değişiklik yapmak için
gerekli parametre ekranına ulaşmak
üçten fazla aşama gerektiriyorsa
kullanım kolaylığı değil zorluğu söz
konusu olur ve önemli tasarrufların
yapılmaması anlamına gelecek
şekilde fırsat sağlayan değişikliklerin
yapılmasını zorlaştırır.
Enerji tasarruf alanları aşağıdaki
gibidir;
Ayar değerleri
Tasarruf yapmanın en kolay yolu, ayar
değerlerinin yeniden değerlendirilmesi
ve / veya rahatlatılmasıdır. Ayarlar,
tüm kontrol stratejisi açısından önemli
bir parça olabileceğinden, dikkat
edilmesi gereken en önemli nokta,
gerekli değişiklikleri tüm bina yapısını
dikkate alarak yapmak gerektiğidir.
Dış şartlara göre dönüşümlü bir sistem
uygulanabilir. Örneğin, klimalı bir bina
söz konusu olduğunda, soğutma için
yaz ayarı, arttırılmış dış sıcaklığa bağlı
olarak (önceden tanımlanmış bir bant
içinde) arttırılabilir.
Ayar değerleriyle tasarruf yapma
fırsatı tespit edildiğinde, ayar
değerlerinin küçük miktarlarda belli
bir zaman periyodunda değiştirilmesi
ile yumuşak bir geçişsağlanmış
olur. Örneğin, oda sıcaklığının belli
aralıklarla 0.5’C miktarında adım adım
değiştirilmesi.
Dış
şartların
ve
takvimin
kombinasyonuna bağlı olarak ayar
değerlerindeki bir dönüşüm sistemi
tipik olarak % 5 ila 30 arasında
tasarrufa denk gelir.
Ayar değerindeki bir azaltma işlemi,
ısıtma yakıt faturanızda her derece
için %10’a varan miktarda tasarruf ve
soğutucunuz ile ilgili olarak potansiyel
olarak daha da yüksek tasarruflar
sağlayabilir.
Doluluk zamanları
Zaman Programı
Sadece kullanıldığında çalışan bir bina
en büyük enerji tasarrufu ölçütüdür.
Doluluğun düzenli olarak gözden
geçirilmesi, farklı günlerde, doluluk
ile ilgili çoklu değişen periyotlar
uygulamanın mümkün olduğunu
vurgulayacaktır.
Kalıcı bir değişikliğe ek olarak, belli
bir zaman için programlanmış olan
çalışma sisteminin tek bir işlemle
uzatılabilmesi de doluluk düzenindeki
bir değişikliğin, örneğin geç vakitteki
bir toplantı gibi, dikkate alınmasını
ve daha sonra da normal doluluk
düzeninde çalışmaya geri dönmesini
sağlar.
Takvim Programı
BEYS sistemleri, farklı takvim
tarihlerinde farklı değişken düzenleri
kullanma imkanını sunmaktadır.
Bu da, önceden, değişen çalışma
düzenlerine uyabilecek değişen zaman
programlarını iyi şekilde yapabilmeye
imkan tanır. Bu aktivite, alan
doluluğunun düzenli olarak her hafta
değiştiği, sergi salonları veya toplantı
odaları gibi yerlerde kullanılabilir.
Böylece, operatör zamanı anlamında
ENDÜSTRİ OTOMASYON
da bir tasarruf sağlanmış olur çünkü
bu şekilde her hafta bir değişiklik
yapılması gerekmemektedir.
Tatil programları
Tatil programları, tatillerde binanın
hiçbir yerinin kullanılmadığına
dayanan şekilde kullanılır. Ayarlama
kolaylığı yine önem arz eder çünkü bu
aktivite, örneğin Birleşik Krallıktaki 8
resmi tatilin avantajından faydalanmak
için kullanılmalıdır. Eğer bu, 52
haftalık potansiyelin 5 çalışma günü
ile çarpılmasıyla elde edilen 260 ile
özdeşleştirilirse, böylece 8 günlük bir
tasarruf %3’ten fazla bir muhtemel
enerji kullanımına tekabül eder.
Bir sitede entegre sistemler yaklaşımı
varsa, örneğin aydınlatma kontrol
sistemi ve soğutma sistemi BEYS
ile entegre ise, öz programda veya
tatil programındaki tek bir değişiklik
tüm entegre sistemlere yayılır. Bu da,
HVAC sistemlerinin gerekli gerçek
doluluğa göre çalışmasını sağlar ve
böylece tüm sitedeki enerji tasarruf
potansiyelini maksimize eder.
Donma koruması
Tesisatın kapalı olduğu durumların
hepsinde, bir donma koruma
stratejisinin mevcut olması çok
önemlidir. Üç aşamalı donma koruma
stratejisi tanınmış bir yaklaşımdır ve
ayrıca enerji tasarruf faydası da vardır.
HVAC tesisatının kanallarındaki suyun
belli bir sıcaklığın altına düşmesi ve
dış / ortam sıcaklıklarının önceden
belirlenmiş değerlerin altında kalması
durumunda bir ısı kaynağı için
geçerlidir.
Binanın sistemlerinin manuel yönetimi
Doluluk düzenini ayarlama üzerinde
durduk, bu süre boyunca, sistem bina
içindeki ısıtma / soğutma işlemini
devam ettirecek şekilde çalışacaktır.
Gerekli enerjiyi etkileyen faktörler
dolayısıyla, binadaki tesisatı farklı
modda çalıştırmak veya tamamen
kapatmak mümkün olabilir. Optimize
edicilerin kullanıldığı yerlerde, manuel
yönetim ve arıza durumlarında,
kendi kendini adapte etme işleminin
53
DOSYA / Bina Otomasyonu
durdurulması önemlidir.
Binadaki tesisat nadiren manuel
olarak idare edildiğinde, düzenli
şekilde tesisatın gözden geçirilmesi
ile enerjinin gereksiz harcanmasını
engellemek üzere tesisat ayarının
geçici bir duruma alınması zaruridir.
Kompanzasyon
Radyatörler gibi su ile çalışan bir
sistemde, kompansasyon, normal
olarak, devredeki ısının dış sıcaklık ile
değişmesi yoluyla uygulanır. Dışarısı
soğudukça, devredeki su sıcaklığı
yükselir. Uygulanan minimum ve
maksimum ayarlar vardır. Bunlar,
düzenli olarak gözden geçirilmeli veya
tesisatın genel bakımı sırasında dikkate
alınmalıdır. Böylece kompansasyon
parametrelerinin halen gerçekçi
olduğu takip edilmeli ve enerji tüketim
tasarrufunda tipik olarak % 5 ila 15
arasında değişen bir etkiye sahip olan
aşırı ısınmayı önlemelidir.
Standart kompansasyon, oda etkisi,
güneş etkisi ve rüzgar etkisinin, bir
takım sensörler ile kontrol döngüsüne
besleme yapması ve ayar değerini
değiştirmesi vasıtasıyla geliştirilebilir.
Bu da arttırılmış konfor şartlarını
sağlar ve aşırı ısınmayı engeller.
Herhangi bir artış periyodunda, en hızlı
tutarlı süreci sağlamak için, sisteminizin
maksimum akış sıcaklığının temin
edilmesi / sağlanması önemlidir.
Zonlama (Bölgelere Ayırma)
Daha fazla enerji tasarrufunun az
masraflı bir yolu da, farklı doluluk
düzenlerine sahip olan alanların
bölgelere ayrılmasının yapılmasıdır. Bu
zonlanmış alanlar, sadece gerektiğinde
ısıtılır / soğutulurlar. Tasarruf
potansiyelini maksimize etmek için,
her bölge, kendine ait farklı doluluk
zamanlarına / kompansasyona /
optimizasyona vs. sahip olabilir.
Faktörlerden biri, insanların ve
ekipmanların yerleri olabilir ve ayrıca
çalışma düzenine uyumlu olacak şekilde
ısıtma / soğutmanın uygulanabileceği
şekilde zonların yeniden belirlenmesi
de dikkate alınmalıdır.
54
Kompanzasyon
grafiği
Entalpi Kontrolü
Entalpi, havadaki toplam ısı
içeriğidir. Bu, ısıtma ve soğutma
ile, AHU tesisatına uygulanabilir.
Bu prensibe göre, dış hava dönüş
havasından daha sıcak olabildiği
halde toplam ısı daha az olabilir.
(enerji KJ / Kg olarak) Mekandaki
havayı soğutmak için, dışarıdaki
“daha sıcak” havayı kullanmak,
yüksek bir enerji içeriğine sahip
olan dönüş havasına kıyasla daha
ekonomik olabilir.
Gece Havalandırması / Yaz için
Ön Soğutma
Yılın, bina doluluğunun başlangıcındaki
soğutma yükünün gerekli olduğu
bir seviyedeki günlük sıcaklığın söz
konusu olduğu zamanlarında ve dış
havanın gerekli doluluk sıcaklığından
daha soğuk olduğu zamanlarda Gece
havalandırma yapılabilir.
Bu işlem, merkezi AHU tesisatlarının
belli bir zaman aralığı için (tipik olarak
30 dakika) tam taze hava modunda
çalışmalarına imkan verir. Bu, binanın
taze serin havayla temizlenmesini
sağlar ve doluluk başlangıcındaki
primer tesisatın başlangıç yükünü
azaltır. Bu ayrıca mekandaki
çalışanların taze hava hissini alarak
faydalanmasını da sağlar.
Aşağıdaki genel gerekliliklerin
de yerine getirilmesi şarttır:
• Binanın her yerinde sistemin
mevcut olması ve kablolu/kablosuz
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ssitemlerin entegre edilmesi ile
direkt Internet Protokolü (IP) ile
erişim imkanı sağlamalıdır..
• Birkaç sistemi (Aydınlatma,
Enerji,
VeriMerkezi, Güvenlik, Mekanik
(HVAC) Otomasyon) ortak veri
paylaşım (Cooperative) çalışması
için açık sistemlerin kullanılması.
• Binanın çalıştırılması, izlenmesi,
kontrolü ve tüketim değerlerinin
anlık takibi için tek bir bütünsel
izleme imkanının operatörlere,
sistem yöneticilerine, yönetim
kuruluna ve bilgi talep edenlere
(Müşteri, Hissedar, Ortak vb.)
sağlanması.
• Bina sakinlerine kendi kullanım
alanları ile ilgili tüketim ve konfora
yönelik etkileşim imkanının yerel
kontrol, Uzaktan erişim, ve Internet
aracılığı ile sağlanması.
• Internet haberleşme Protokollerine
(TCP/IP) sorunsuz uyumlu farklı
sistemleri bir araya getirebilen
protokol bağımsız haberleşme
servisleri ve arayüzlerine (HTTP,
SOAP, XML) destek sağlamalıdır.
• BEYS Sistemine dahil edilen tüm
sistemlerin ortak bir platformda
anlık verilerinin izlenmesi ve
özelleştirilmiş etkileşimli raporların
oluşturulması.
• Bakım Yönetim, IT yönetim, Acil
durum yönetim ve Üst entegrasyon
ve yönetim sistemlerine sorunsuz
ve özelleştirilmiş bilgi alışverişi ve
etkileşimin sağlanması.
DOSYA / Bina Otomasyonu
KAYNAKLAR
Persson G.,Morton W.,1994.Control
HVAC Systems,Tour &Andersson
AB,Sweden,Malmö.
[1]Modbus-IDA :
• URL: http://www.modbus.org/, 17.07.2013
• URL:http://www.simplymodbus.ca/
FAQ.htm#Modbus , 17.07.2013
[2]LON :
• URL:http://www.echelon.com/com
pany/ ,17.07.2013
• URL:http://blog.echelon.com/echel
on_blog/about.html ,17.07.2013
[3]BACnet :
• URL:http://www.bacnet.org/Overvi
ew/index.html ,17.07.2013
• URL:http://www.bacnetacademy.or
g/index.php?article_id=7,17.07.2013
• URL:http://www.bacnetinternation
al.org/associations/8066/btl/?page= 36 ,17.07.2013
[4] ASHRAE :
• URL:https://www.ashrae.org/about
-ashrae/ ,17.07.2013
[5]DDE/OPC :
• URL:http://www.opcfoundation.or
g/Default.aspx/01_about/01_whatis
.asp?MID=AboutOPC ,17.07.2013
• URL:http://www.opcconnect.com/h
istory.php ,17.07.2013
[6]OBDC :
• URL:http://support.microsoft.com/
kb/110093 ,17.07.2013
• URL:http://redmondmag.com/articl
es/2011/09/01/microsoft-shiftingtoopen-database-connectivity-forsqlserver.aspx ,17.07.2013
DOSYA / Bina Otomasyonu
BİNA OTOMASYONU TÜRKİYE’DE NEREDE?
■ “Enerji verimliliği ile ilgili yasal
düzenlemeler ve yükselen pazarların
ivmesiyle dünya bina otomasyon ve
kontrol sistemleri pazarı 21 milyar dolara ulaştı. Binalarda enerji yönetim
sistemleri pazarı ise % 14’lük büyüme
hızı ile 3.2 milyar dolar…”
Bu veri, İSİB-İklimlendirme Sanayi
İhracatçıları Birliği tarafından 16-19
Nisan 2015 tarihleri arasında Antalya’da
düzenlenen dördüncü çalıştay ile ilgili
haberde geçiyor.
Buna karşılık, Türkiye’de sektörün son
durumuna ilişkin haber ise şöyle: “Bina
otomasyon sektörü 50 milyon Euro
büyüklüğüne ulaşacak! Türkiye’de
1990’lı yıllarda başlayan akıllı binalar artık lüks olmaktan çıkıyor. Akıllı
bina uygulamaları, günümüzde
hızla büyüyerek gelişen inşaat sektörü ile birlikte ilerliyor. Türk Tesisat
Mühendisleri Derneği’nin verdiği
bilgiye göre, sektörün 2011 yılında
56
yaklaşık 45 milyon Euro olan pazar
hacmi, 2012’nin yarısında yaklaşık 25
milyon Euro oldu. Bu yıl donunda ise
bu hacmin 50 milyon Euro olması
bekleniyor. Ar-Ge çalışmaları sonucunda piyasaya sundukları yeni ürünlerle rekabeti arttıran yatırımcılar, bina
otomasyon sistemi ile ön plana çıkan
enerji verimliliği yükseliyor.”
Her ne olursa olsun, “Bina
Otomasyonu” ilgi çeken ve gelecek
vadeden bir alan. Örneğin, Candeğer
Muradoğlu, Turkishtime/Haziran 2015
tarihli ve “Akıllı Binalar Şaşırtıyor”
ENDÜSTRİ OTOMASYON
başlıklı makalesinde şöyle diyor:
“Geçen yüzyıla binalarda çelik teknolojisi ve yükselen katlar damga vurmuştu.
Bu yüzyılda ise çok şey değişti, artık
binalardan sadece yüksek kapasite
ve görkem değil, konfor, verimlilik,
çevreye uyum ve yüksek güvenlik
de bekleniyor. Yani binalarda “akıllı
olmaları” isteniyor. Aslında akıllı bina,
ne basit haliyle farklı sistemlerin tek
bir merkezden birbirlerine entegre edilerek çalıştırılabilmesi demek. Bu farklı
sistemler HVAC (ısıtma, havalandırma
ve iklimlendirme), aydınlatma, motorlu perde panjur, audio-video, CCTV
(kameralı güvenlik sistemleri), yangın
algılama, güvenlik, interkom ile access
giriş çıkış sistemleri. Akıllı binanın
sunduğu temel üç değer var: Tasarruf,
konfor ve güvenlik. Yani konu sadece
giriş kapısına kamera bağlanan apartmanlardan ya da basit bir otomasyon
sisteminden ibaret değil.
Bir binayı akıllı yapan birtakım
DOSYA / Bina Otomasyonu
temel özellikler var. Öncelikle kartlı
geçiş sisteminin, iklimlendirme,
havalandırma, yangın algılama, alarm,
güvenlik, aydınlatma ve asansörlerin akıllı olması şart. Akıllı bir binada
sistemler ayrı ayrı değil, birbirleriyle
bağlantılı olarak yönetiliyor. Binlerce
sensör, hareket ve sıcaklıktan nem
oranına, yoğunlaşmaya, kullanım durumuna ve ışık koşullarına kadar her
şeyi izleyebiliyor. Bina sadece doğa
ile birlikte varlığını sürdürmüyor,
aynı zamanda doğayı yönetiyor. Akıllı
binalar, enerji tüketimini ve karbondioksit emisyonlarını yüzde 50 ile
yüzde 70 arasında azaltabiliyor ve su
kullanımında yüzde 30 ile yüzde 50
tasarruf sağlayabiliyor.
Diğer yandan sistemlerin mobil
teknoloji ile entegre olması sayesinde
kendi dairenizi PDA, iPhone, iPad gibi
akıllı cihazlarınızdan, özel taşınabilir
aygıtlardan ya da herhangi bir bilgisayar aracılığı ile internet üzerinden
rahatlıkla kontrol edebiliyorsunuz.
‘Akıl’ değişen çevre koşullarına uyum
sağlama yeteneği olarak tanımlanıyor.
Yani bu uyumu sizin yerinize sağlayan
sistemlere de ‘akıllı sistemler’ deniyor.
Burada akıllı teknoloji tanımını doğaya
zarar vermeme, enerji üretebilme ve
az enerji harcamayı da kapsayacak
şekilde genişletebiliriz. Yaşam kalitesi
beklentisindeki hızlı artış, arsa maliyetlerinin yüksek olmasından kaynaklanan çok katlı bina gereksinimi ve enerji
tasarrufu gerekliliği akıllı bina konseptinin yaygınlaşmasında temel faktörler olarak sıralanıyor. Akıllı binalar
Avrupa, ABD ve Japonya’da çok daha
erken, 80’li yılların başlarında gündeme gelse de, bizde 1990’lı yılların
başından itibaren görülmeye başladı.
Aslında Türkiye’deki ilk uygulama 1984
yılında yapıldı, ama bu sistem yalnızca
izlemeye yönelikti. Aradan geçen
zamanda teknolojide devrim niteliğinde
gelişmeler yaşandı ve ileri teknoloji
daha geniş kitleler için de erişilebilir
hale geldi. Bina sistemleri teknolojileri
konusunda önemli gelişmeler oldu.
Daha hızlı, daha yüksek kapasiteli kontrol cihazları devreye alındı.
Akıllı binalarla ilgili önemli ilerlemel-
er genellikle ticari binalarda oluyor.
Şanghai’da bulunan St. Regis Oteli
buna iyi bir örnek. Enerji maliyetini gelir
oranının yüzde 5’inin altına düşürerek –
ki, diğer beş yıldızlı oteller için bu oran
yüzde 8, 12– alt sistemi tek bir sistemle bütünleştirip akıllı bir bina oluşturdu.
İsviçre’deki GIB-Services binasında ise
veri merkezinden elde edilen fazla ısı,
bölgedeki halka açık bir yüzme havuzunun ısıtılmasını sağlıyor. Kanada’da
bulunan bir madencilik şirketi, soğuk
kışlarda depolarını ısıtmak için veri
merkezindeki fazla ısıyı kullanıyor.
IBM’in Boulder, Colorado’da bulunan yeşil veri merkezi, yüksek düzeyde
enerji tüketen klima sistemi dışarıdaki
havadan soğutma yapan ve yılın yüzde
75’inde kullanılabilen gelişmiş bir
sistemle değiştirilerek yıllık enerji tasarrufuna yüzde 50’ye kadar katkı sağlıyor.
Hindistan Delhi’deki GreenSpaces ofis
kompleksi de akıllı yaklaşımın önemli bir
örneği. Yüzde 100 atık su geri kazanımı,
tüm sistemlerin teknolojik aygıtlarla
donatılması ve entegre hale getirilmesi,
elektrikli otomobiller için şarj noktaları
ve havalandırmalı koltuklar gibi inovasyonlarla dünyanın en çevreci ve enerji verimi en yüksek ticari binası olması
hedefleniyor. Hatta kendi oksijenini
‘yetiştirmesi’ ve kapalı ortamdaki bitkilerin stratejik olarak konumlandırılmasıyla
havadaki zararlı maddelerin giderilmesi
planlanıyor; bu sadece doğaya yardımcı
olmakla kalmıyor, aynı zamanda
çalışanların düşünmesine ve daha
verimli olmasına da yardımcı oluyor.
Bir süre önce inşa edilen prototip, Hint
hükümeti tarafından Delhi’nin en sağlıklı
binası seçildi.
Türkiye’de ise sayıları hızla artan akıllı
binalar özellikle İstanbul, Ankara, İzmir,
Bursa, Adana gibi büyükşehirlerde,
hem yeni hem de mevcut binalarda giderek daha sık uygulama şansı
buluyor. Örneğin İstanbul’da büyük
bölümü Büyükdere Maslak ekseninde
bulunan akıllı binalar arasında akla
gelenler Tekfen Tower, İş Kuleleri, Polat
Tower, Sabancı Center, Akmerkez,
Armada, Sun Plaza, Levent Loft, Anthill
Residence, Borusan, Astoria, Sapphire,
Kanyon, Metrocity, Trump Towers,
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Garanti ve Yapı Kredi binaları.
Ancak akıllı bina teknolojisi sadece
iş merkezleri ya da plazalarda değil
alışveriş merkezleri, havaalanları, rezidans ve evlerde de kullanılıyor. Son
yıllarda hayata geçirilen yeni büyük
konut projelerinde akıllı sistemler neredeyse standart haline geldi.
Böylece yaşam alanınızda ideal konfor şartları sağlanırken, rutin olarak
tekrarlanan işlemler kendiliğinden
gerçekleştiriliyor, arızalar ve tehlikeler
önceden bildirilebiliyor.
Bununla ilgili çarpıcı örnek, yakın
zamanda atlatılan bir tehlike olabilir. Beşiktaş Fulya’daki 42 katlı Polat
Tower’da çıkan yangın, alt katlardan
başlayıp rüzgârın da etkisiyle tüm
cepheyi hızla sarmıştı. Ancak kimseye
hiçbir zarar gelmemesi, binanın felaketlere reaksiyon özelliği olmasından
kaynaklıydı. İlk alarmla birlikte binadaki
tüm doğalgaz hattı kesildi, asansörler
durdu, merdivenlere yüksek basınçlı
hava verildi. Binada 1000-1500 kişi
yaşıyordu. Yani işin ilk ve en önemli
kısmı güvenlik. Bu yalnızca yangın gibi
felaketlere karşı değil, soygun ve diğer
olası suçlara karşı da bir savunma
sağlıyor. Bir rakam vermek gerekirse;
Türkiye’de her saat 10 ev ve beş işyeri
soyuluyor, günlük rakam 360’ı aşıyor.
İşin ikinci boyutu ise tasarruf. Isıtma
ve havalandırma sistemi, ışıklar, su,
asansörler, teknoloji için kullanılan güç
ve soğutma, insanlar için kullanılan
ısıtma ve soğutma… Bunların tamamı
binaların önemli sera gazı emisyonu
kaynakları ve önemli enerji tüketicileri haline gelmesine neden oluyor.
Türkiye’de binalarda kullanılan enerjinin toplam enerji içerisindeki payı
yüzde 37. Enerji giderlerinden ulaşım
yüzde 20, sanayi ise yüzde 43 pay
alıyor. IBM verilerine göre, binalarda
kullanılan enerjinin ortalama yüzde
45’ini ısıtma ve soğutma sistemleri,
yüzde 30’luk kısmını ise aydınlatma
sistemleri kullanıyor. Bu rakamlar,
dünya genelinde de çok farklı değil
yani günümüzün ofisleri, fabrikaları,
mağazaları ve evlerinin israf ve kirlilikte
payı büyük. ABD’de tüketilen elektrik
57
DOSYA / Bina Otomasyonu
enerjisinin yüzde 70’i binalar tarafından
harcanıyor (buna fabrika binaları da
dâhil), bu oranın yüzde 50’si israf
ediliyor. Ülkede binalar, toplam karbondioksit emisyonlarının da yüzde
38’inden sorumlu. Geceleri boş ofislerin lambaları yanıyor, klimalar çalışıyor,
çim fıskiyeleri sağanak yağmur altında
bile çalışmaya devam ediyor. Ticari
binalar, gelen suyun yüzde 50’ye varan
kısmını kaybediyor.
2025 yılına kadar binalar, dünyanın en
büyük enerji tüketicileri ve sera gazı üreticileri haline gelecek. Ayrıca, dünyanın
mevcut hammadde üretiminin yüzde
40’ı binalarda kullanılıyor. Bu da yılda
yaklaşık 3 milyar ton anlamına geliyor. Oysa çevre dostu binalar, enerji
tüketimini ortalama yüzde 30 ile yüzde
50 arasında düşürebilir. Tüm dünyada
binaların tükettiği enerjinin sadece
yüzde 15 azaltılmasının, 295 milyar
dolar enerji tasarrufu ve küresel sera
gazı emisyonunda yıllık 1,68 milyar ton
azalma sağlayabileceği hesaplanıyor.
Yani binalar, hem gayrimenkul ve
işletim maliyetleri açısından hem de
dünya üzerindeki etkileri açısından
58
çok pahalı. Ancak evleri sadece yaşam
alanları değil yaşayan sistemler olarak,
ofisleri sadece iş yapılan statik yapılar
değil dünyanın iş yapış şekillerinin bir
dışavurumu olarak görebilirsek akıllı
sistemlerin gerekliliğini anlayabiliriz.
Yapıda konfor aslında en sübjektif konu başlığını oluşturuyor, çünkü
kişisel özellikler gereği insanlar farklı
ısı, nem, ışık, gürültü seviyelerinden
rahatsız olabiliyorlar. Ofis çalışanları
arasındaki klima kavgalarını hatırlamak
yeterli. Ancak binanın farklı işlevdeki
mekanlarında optimum konfor şartları
sağlanmışsa, genellikle herhangi bir
rahatsızlık veya memnuniyetsizlik
olmuyor.
Yapıda kullanıcı konforu ile ilgili
faktörlerin önemli bir bölümü fiziksel çevre yani güneş radyasyonu,
iklimsel etkiler, ses gibi etkenlerle
ilgili ve bu ölçülebilir değerler dış
çevrede günlük ve yıllık olarak geniş
aralıklarda değişim gösteriyor. Akıllı
sistemlerin temel görevi, bu değişime
göre mekânı standart ölçülerde tutabilmek yani kullanıcıların bu fiziksel
çevre değişimlerini hissetmemelerini
ENDÜSTRİ OTOMASYON
sağlamak. Ancak ne kadar olsa da
bu yapay ortamların oluşturulması,
binalardaki enerji tüketiminin de ana
kaynağı. Akıllı yapılarda ve mekanlarda konforu etkileyen faktörlerle ilgili
değerlerin dış ortam ve diğer komşu
ortamlarla birebir ilişkili ve kullanıcı
müdahalesini minimize edecek şekilde
otomatik ayarlanması söz konusu.
Bu da maliyetlerin otomatik olarak
düşmesi demek. Binalarda kullanıcı
konforu kontrol sistemlerinin değişen
dış koşulları sürekli algılaması, bunlara minimum kullanıcı katılımı ile otomatik olarak yanıt vermesi, yani dış
çevreye duyarlı, etkili ve destekleyici
otomatik teknolojiler, bununla entegre
bilgi ve iletişim altyapısı, aynı zamanda
binanın kullanım bölgelerine ayrılarak
her bölgede isteğe bağlı aktif kullanıcı
katılımı ve kontrolünün sağlanması
temel meseleler. Her iki yaklaşım
da kullanıcıların geri bildirimleri ile
gelişip şekillenebiliyor. Akıllı binalarda
kullanılan, mobil platformlara entegre
mikro iklim otomasyon sistemlerinden en çok tercih edilenler ise doğal
yöntemlerle iç mekanda mikro iklim
oluşturma, iç mekan ısısal konfor analizi ve inşa aşamasında yapı içine entegre edilen ve enerji tasarrufu sağlayan
sistemler.
Bu sene yedinci kez düzenlenen
EkoDesign 2014’te en dikkat çeken
başlıklardan biri de GreenRetrofitting
yani yeşil tadilat konusuydu. Artık eski
binaların tamamen yıkılarak yenilerinin
yapılması yerine, uygun koşullarda
tadilat yapılması öne çıkıyor. Konu
özellikle Avrupa ve ABD’de oldukça
popüler. Önemli olan ise binanın,
kullanıcının, çevrenin ve yasaların kriterlerine göre yenilenmesi. Eğer koşullar
müsaade ediyorsa, mevcut binalardan
iyileştirme ile yararlanmak ilk tercih
haline geliyor. Ancak mevcut binada,
özellikle ofislerde kat yükseklikleri ve
modern mekanik ve elektrik sistemlere
müsaade eden bir strüktür olması gerekiyor. GreenRetrofitting hem yerleşim
ölçeğinde hem de bina ölçeğinde
maliyetleri düşürüyor, kentlere değer
katarak tarihi dokuyu koruyor. Yeni
yeşil binaların yüzde 3’ü oranında bir
DOSYA / Bina Otomasyonu
harcamayla eski binalarda yeşil tadilat
yapılabiliyor. Bu işlemi gören binalarda enerji tasarrufunda yüzde 10-20
arasında verim alınabiliyor. Diğer yandan konunun Türkiye’de yaygınlaşması
için devlet desteği de önemli.”
Konuyla ilgili genel bir değerlendirmeye,
MSÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi
Doç. Dr. Saadet Aytıs’ın “Çağdaş
Binalarda Güvenlik-Kontrol Sistemleri
Ve Otomasyon” başlıklı çalışması ile
ulaşıyoruz. Şöyle diyor Doç. Dr. Saadet
Aytıs: “Günümüz modern binalarında
arzu edilen konfor koşullarının
sağlanması ve ilkyardım sistemlerinin
sürekli hazır tutulması, büyük mali
kaynakları gerektirmektedir. Isıtma,
soğutma, havalandırma sistemleri,
enerji sistemleri ve yangın güvenliği
önlemleri ile asansörlerin çalışmaları
ve bakımları, fazla miktarlarda enerji
tüketimini beraberinde getirmektedir.
Değişik amaca hizmet eden çeşitli
bölümleri bulunan binalarda, her birimin ayrı ayrı denetlenmesi ve talep
edilen konfor koşullarının sağlanması
da ancak bina otomasyon sistem-
lerinin varlığı ile mümkün olabilmektedir. Tamamen bilgisayar yönetiminin kontrolünde olan bu sistemler
mümkün olabilecek düzeyde enerji
tasarrufunu da sağlamakta; binaya
pek çok konuda hizmet vermektedir.
Building Automation System (BAS)
olarak anılan bina otomasyon sistemleri, günümüz modern binaları için çok
fazla ihtiyaç duyulan sistemler olmaları
dolayısı ile önem taşımaktadırlar.
Bina otomasyonlarında üç ana hedef
bulunmaktadır:
• Merkezi denetim ve işletmeyi
sağlamak,
• Enerji tasarrufu sağlamak,
• Güvenlik kontrolünü sağlamak.
Karmaşık havalandırma, tesisat ve elektrik sistemlerine sahip olan büyük
ölçekli binalarda, bu sistemlerin göz
önünde olmaması ve belirli bölgelerde yapılmış olan işletim ve denetim noktalarından yararlanmanın pratik bir yol olmaması ve çok sayıda
teknik personel gerektirmesi, bir
merkezden yönetimi sağlayan otomasyon
sistemlerinin
önemini
ENDÜSTRİ OTOMASYON
arttırmaktadır. Havalandırma fanlarının
çalıştırılıp durdurulması, aydınlatma
elemanlarının devreye sokulması ve
görevini bitirince devreden çıkarılması,
bakım gerektiren sistemlerin yerlerinin
ve arızalarının tespit edilmesi, periyodik bakımların gündeme getirilmesi,
asansör sistemlerinin gerektiği gibi
çalışması ve bunlar yapılırken mümkün olabildiğince az enerji tüketiminin sağlanması, pahalı bir insan
gücünün hizmeti veya bina otomasyon
sistemleri ile mümkün olabilmektedir.
Merkezi kumanda odasında görevli tek
bir teknik elemanın kontrol işlemleri
ve gerektiğinde müdahaleler için
bulunmasını gerektiren bina otomasyon sistemleri, bina işletimini üzerine
alarak, bilgisayar programlarına göre
hizmet etmektedir. İnsan gücünde
önemli bir tasarruf sağlayan otomasyon sistemi, ısıtma, soğutma,
havalandırma sistemleri, kullanma
suyu üretimi, dağıtımı, sıhhi tesisat
sistemleri, yangınla mücadele sistemleri, elektrik enerji sistemleri, zayıf
akım sistemleri, asansör sistemleri ve
güvenlik amaçlı tüm algılama sistem-
59
DOSYA / Bina Otomasyonu
lerinin denetim ve kontrol işlemlerinin
yürütülmesi görevini üstlenmektedir.
Bina otomasyon sistemleri, merkezi
kontrol odası cihazları, saha bilgi
toplama panelleri, saha elemanları
ve iletişim kablolarından oluşmakta;
modüler bir yapıya sahip olmaları ve
merkezi bilgisayarlardaki herhangi bir
arıza durumunda, bağlı oldukları saha
panellerinden kumanda edilebilme
özelliği taşımaları istenmektedir. Bina
içindeki çeşitli algılayıcılardan, her
konuda gelen bilgilerin, anabilgisayarda toplanması ve istenilen programa
göre, komutların ilgili birimlere iletilmesi sonucu hizmet veren otomasyon
sistemlerinin, belirli noktalara, programlanan zamana göre anahtarlama,
reaksiyon gösterme, çalışma zamanı
denetleme, optimum çalıştırma, istatistikî programlar dahilinde çalıştırma ve
durdurma komutlarının verilebilmesi,
sistemin tam çalışmasında etkin rol
oynamaktadır. Sistemin, durum ve
bakım sinyallerini alabilecek kapasitede
olması ve işletmeyi optimize edecek
gücünün olması da önem taşımaktadır.
Bina otomasyon sistemlerindeki hizmet
programları,
• Merkezi kumanda ve kontrol
programları,
• Enerji yönetim programları,
• Güvenlik kontrol programları
olmak üzere değişik alanlarda hizmet
verecek programlama türlerine
ayrılmakta; binalarda bunların tümü
veya birkaçı kullanılmaktadır.
Merkezi kumanda ve kontrol
programları,
• Zamana bağlı başlatma ve durdurma
programları,
• Olay programlar
olarak ikiye ayrılmakta; zamana bağlı
programlar, aydınlatma, taşıma gibi
belirli zamanlarda başlaması gereken işlemleri yönetmektedirler. Olay
programlar, belirli olayların meydana gelmesi ile devreye girmekte
ve programlanmış olan tüm önlemler dizisini devreye sokmaktadırlar.
Örneğin, bir yangın olayında, detektörlerden ihbar alan sistem, ışıklı ve sesli
alarm vermekte, söndürme sistemlerini devreye sokmakta, havalandırma
sistemini devreden çıkararak, sadece
60
duman tahliyesini gerçekleştirmekte,
itfaiyeye haber verirken, asansörlerin de yangın konumuna geçmesini
sağlamaktadır.
Enerji yönetimi programları,
• Döngüsel kumanda programları (duty
cycling),
• Güç talep programları (power demand
control),
• Optimum başlatma ve durdurma
programları (optimum start-stop),
• Yük ayar programları (load reset),
• Soğutucu optimizasyon programları
olarak bölümlere ayrılmaktadır.
Döngüsel kumanda programları,
genellikle ısıtma, havalandırma ve
iklimlendirme sistemlerinin belli
düzenlere göre devreye girip-çıkması
işlemlerini yürütmekte ve optimum
çalışma programları ile enerji tasarrufu
sağlanmasına yardımcı olmaktadır.
Güç talep programları, elektrik idarelerinin belli limitlerden sonra farklı
fiyat uyguladıkları ülkelerde, otomasyon sistemlerinin, limite yaklaşılması
durumlarında, önceden belirlenen elektrik sistemlerini önem sırasına göre
devreden çıkartarak ve harcama limitlerine göre tekrar devreye sokarak
tasarruf yoluna gidilmesini sağlayan
programlardır.
Optimum başlatma ve durdurma
programlarında, sabahları binanın istenilen konfor koşullarına erişebilmesi
için, havalandırma, ısıtma, soğutma
sistemlerinin belirli saatlerde devreye girmesi sağlanırken; bu konfor
düzeyine ulaşmada etken olan dış hava
koşulları da saptanmakta ve en uygun
havalandırma sistemi ile gücü devreye
sokulmaktadır.
Yük ayar programlarında, binadaki
havalandırma zonlarına göre, en yüklü
zonun ihtiyaçları göz önüne alınarak
bir havalandırma sistemi uygulanmakta, diğer zonlara, bu yüke göre
optimum ölçüler çerçevesinde hizmet
verilmektedir.
Soğutucu optimizasyon programları
ise, birden fazla soğutma sistemi bulu-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
nan binalarda, soğutma suyu gidiş ve
dönüş sıcaklıklarını ve harcayacakları
elektrik enerji miktarlarını hesaplayarak, en uygun soğutucuların devreye girmesini sağlamaktadır.
Bütün bu işlemleri tek merkezden
kumanda yöntemi ile gerçekleştiren
bina otomasyon sistemlerinin kendi
içinde fonksiyon seviyeleri bulunmakta; ‘Bilgisayarla Bütünleşik İmalat’
(Computer Integrated ManufacturingCIM) olarak isimlendirilen fonksiyonel seviyelerde de kendi içinde bölünmelere gidilerek, otomasyon sistemlerinin daha detaylı hizmet vermesi
sağlanabilmektedir. Birinci seviyedeki her hücre veya hücre grubu tek
başına otomatik olarak çalışabilirken,
isteğe göre seviyedeki diğer hücre
veya hücre grupları ile koordinasyon
da sağlayabilmekte ve bu işlem ‘yatay
haberleşme’ olarak isimlendirilmektedir.
Sistemdeki ikinci seviye, teknik
işletme merkezini oluşturmakta,
burada, teknik bakım ve işletme
elemanları, merkezi gözetleme
istasyonlarından
seviye
1’in
çalışmalarını kontrol etmektedirler.
Üçüncü seviye genellikle PC türü
bilgisayarlardan oluşmakta, alt seviyelerden aldığı bilgileri raporlar veya
komutlar haline dönüştürmektedir.
Bunlar, giriş- çıkış raporları, enerji
tüketim raporları ve takvimler gibi
yardımcı bilgileri içeren evraklar
olabilmektedirler. Bu seviyeye gelen
bilgiler, raporlar haline dönüşebildiği
gibi, grafikler, eğriler ve bilgi arşivleri
haline de dönüştürülebilmektedir.
Dördüncü seviyesinde genel yönetim panellerinin olduğu bina otomasyon sistemleri, binaya ait her sistem
için, esneklik, optimum kullanım ve
güvenilirlik getirmektedir. Binaların
kullanım sürecinde, kullanıcılar ve
işletmeciler için çok büyük kolaylıklar
sağlayan bina otomasyon sistemlerinin, hizmette kaldığı süre içinde
kullanımı için az sayıda teknik personele ihtiyacı bulunmaktadır. Binada
oturanların sisteme karşı eğitilmeleri
de büyük önem taşımaktadır.”
DOSYA / Bina Otomasyonu
BİNA OTOMASYONUNA AKADEMİK BİR BAKIŞ
Konuya biraz daha girmek için, Makine
Mühendisi Murat Eğrikavuk’un Türk
Tesisat Mühendisleri Derneği –TTMD
Dergisi’nde yayınlanan “Otomatik
Kontrol ve Bina Otomasyon Sistemleri
Uygulamaları ve Bu Alandaki Son
Gelişmeler” yazısına bakalım.
Bina otomasyon sistemleri ilk
olarak seksenli yılların başlarında
kullanılmaya başlandı. Türkiye’deki ilk
uygulama 1984’de Yeşilköy Havalimanı
idi. Ancak bu sistem esasen yalnızca
izlemeye yönelik bir sistemdi, aktif
kontrol fonksiyonları yoktu. Tabi o
zamanlar PC’ler bile yoktu, merkezi
bilgisayar olarak ‘mainframe’ dediğimiz
neredeyse buzdolabı büyüklüğünde
ana bilgisayarlar kullanılıyordu.
Geçen 20-25 sene içinde teknoloji
büyük adımlarla ilerledi ve yaşantımızın
her alanında ciddi değişikler getirdi.
Bu dönem içinde Bina Otomasyon
Sistemleri de yerinde saymadı ve
firmalar sürekli yeni nesil sistemler
üreterek gelişen teknolojiyi takip
etmeye çalıştılar. Ancak çok ilginç
bir gerçek şu ki Bina Otomasyon
Sistemleri yakın zamana kadar özde
62
hiç değişmedi! Tabii ki elektronikteki
gelişmeler daha hızlı, daha yüksek
kapasiteli
kontrol
cihazlarının
kullanılmasına imkan verdi. Ayrıca
PC çağının başlaması ile merkezi
bilgisayarlar ucuzladı ve Windows ile
grafik ortamda işletim standartlaştı.
Ama sistemlerin temel işlevleri ve genel
anlamda mimari yapısına bakarsak
ilk bina otomasyon sistemleri ile
bugünküler arasında gerçek anlamda
büyük farklar göremiyoruz.
Daha doğrusu yakın zamana kadar
bu böyleydi. Oysa son senelerde bina
otomasyon teknolojilerinde çok ciddi,
çok heyecan verici bazı gelişmeler
gerçekleşiyor, bu değişiklikleri ‘devrim’
olarak nitelemek dahi mümkün…
Son zamanların en çok kullanılan ve
en çok suiistimal edilen terimi ‘akıllı
binalar’. Bu terim o kadar çok firma
tarafından, o kadar geniş bir anlam
aralığında kullanılıyor ki herkesin
tanımı birbirinden farklı, dolayısıyla
çoğu zaman ortak bir kavramı ifade
etmek için kullanılamamaktadır.
Aslında günümüzde herhangi bir
binada kullanılan ürün ve sistemlerin
ENDÜSTRİ OTOMASYON
hemen hemen tamamı ‘akıllı’ tanımına
uyacak özelliklere sahiptir. Bugün bir
kazan ya da soğutma grubu kontrol
panelinin üzerindeki işlemci gücü ve
program özellikleri, bir zamanların
süper bilgisayarlarının çok üzerindedir.
Aynı şey asansörler için geçerli, ya da
kesintisiz güç kaynakları, jeneratörler,
hatta elektrik panolarındaki devre
kesiciler için bile. Tabii yangın ihbar,
güvenlik sistemleri, kartlı geçiş, soğuk
oda, sayaçlar, enerji analizörleri, telefon
santrali ve diğerleri de katıldığında
bir bakıyorsunuz ki binanız kaçınılmaz
olarak ‘akıllı’ cihazlarla dolmuş, akılsız
bina yapmak neredeyse mümkün değil
gibi görünüyor.
Peki, her biri kendi alanında en ileri
teknolojiye sahip bu ‘akıllı’ ürün
ve sistemleri kullanmakla güncel
teknolojinin bize sunduğu imkanları
tamamen ve eksiksiz olarak kullanmış
oluyor muyuz? Kanımca hayır.
Bundan sonraki mantıklı adım tahmin
edebileceğiniz gibi, iletişim. Oyuncular
ne kadar iyi olursa olsun aralarındaki
iletişim zayıfsa takımın başarılı olması
mümkün değildir. Oysa klasik olarak
yukarıda saydığımız bina sistem
DOSYA / Bina Otomasyonu
ve cihazları bırakın zayıf iletişimi,
aralarında hiçbir iletişim olmaksızın
birbirinden habersiz, kendi içine
kapanık bağımsız adacıklar şeklinde
çalışıyorlar.
Binanızda cihazlar arası uyumsuzluk,
bir ABD savaş gemisinin çarptığı deniz
fenerindeki kadar büyük hasara yol
açmayabilir. Ama güncel teknoloji,
işletme giderlerinizde ciddi tasarruf
imkanları sağlıyor ve siz bunu
kullanmıyorsanız ya da müşterinizin
kullanmasını sağlamıyorsanız, seneler
boyunca biriken zararlar da ciddi
bir hasar sayılabilir. Farklı üreticiler
tarafından geliştirilmiş sistem ve
cihazların tümleşik bir çatı altına
toplanabilmeleri, uyumlu ve koordine
senaryolar dahilinde çalışabilmeleri,
ilk bakışta tamamı görülemeyen
çok sayıda avantaj sağlamaktadır.
Bu avantajlara geçmeden önce,
bu uyumluluğu mümkün kılan
gelişmelerden kısaca söz edelim.
Açık
Protokoller:
BACNET,
LONWORKS, OPC gibi bazı terimler,
gittikçe daha sıklıkla telaffuz edilmeye
başladı. Ancak her yeni teknolojide
olduğu gibi “açık protokoller” olarak
tanımlanabilecek bu konuda da belli
bir kavram kargaşası, bulanıklık, hatta
dezenformasyon dahi kaçınılmaz
olarak yaşanıyor. Bu nedenle burada
konuyu oldukça basite indirgeyerek
ele alalım.
Öncelikle ‘protokol’ nedir bundan
söz edelim. İki cihazın birbirlerine
bilgi aktarmakta kullandıklarına
lisana protokol ismi verilmektedir.
Lisan benzetmesi aslında oldukça
yerinde bir benzetmedir. Nasıl iki
insanın anlaşabilmek için aynı lisanı
konuşmaları gerekiyorsa cihaz ve
sistemlerin de birbirleriyle anlaşmaları
gerektiğinde ortak bir lisanı
konuşmaları yani ortak bir iletişim
protokolünü kullanmaları gerekir.
Etrafımız anlaşabilen ve anlaşamayan
insanlarla dolu olduğu gibi, aynı
şekilde anlaşabilen ve anlaşamayan
cihazlarla da dolu. Bina Otomasyon
Sistemleri dışındaki konulardan birkaç
örnek aşağıda verilmiştir.
Anlaşmazlıkların az, uyumluluğun
yüksek olduğu bir alan bilgisayar
ağlarıdır. Bugün hepimizin ofisinde
en azından birkaç (çoğu durumda
yüzlerce) bilgisayar, yazıcı, tarayıcı vs.
birbirine bağlıdır. Yeni bir bilgisayar
alınacağı zaman ‘acaba mevcut
ağım ile uyumlu mu?’ gibi bir soru
kimsenin aklına gelmiyor. Bunun
nedeni, bilgisayarların birbirleriyle
haberleşmesinde kullanılan protokol
yani lisanların çoktan standardize
edilmiş olması ve tüm üreticilerin bu
standartlara uygun üretim yapıyor
olmalarıdır.
Farklı bir örnek olarak da hepimizin
kullandığı
televizyon
uzaktan
kumandalarını alalım. Bu konuda
üreticilerin kabullendiği tek bir
standart olmadığı için uyumsuzluklar
her zaman karşımıza çıkıyor. Örneğin
digiturk kumandamda televizyonumu
da idare edebileceğim tüm tuşlar
mevcut ama farklı bir marka olan
televizyonumla çalışmıyor.
Taşıma Ortamı: Ortak bir protokolün
yani lisanın kullanılması, iki farklı
cihazın haberleşmesi için gerekli
ama yeterli değildir. Diğer önemli bir
konu da bu lisanın cihazdan cihaza
taşınacağı ortamdır. Taşıma Ortamı
kavramını da lisan benzetmesini
devam ettirerek açıklayabiliriz. İki
insanın anlaşabilmesi için aynı lisanı
kullanmaları gereklidir. Ama bir de
konuşmanın kişiden kişiye iletileceği
ortam söz konusudur. Sadece yüz yüze
konuşan iki insan düşünülmemelidir.
Örneğin iki kişi telefon hatları üzerinden
görüşüyor ya da mektuplaşıyor
olabilir. Bu durumlarda kullanılan lisan
aynı, ama mesajların taşınma ortamı
farklıdır. İletişimin gerçekleşebilmesi
için iki insanın hem lisan hem de bu
lisanın taşınacağı ortam konusunda
anlaşmış olmaları gereklidir. (Diğer
bir örnek, Türkçeyi bugünkü gibi Latin
alfabesiyle ya da geçmişte olduğu gibi
Arap alfabesiyle yazabilirsiniz.)
Bina teknolojilerinde geçmişte en
yaygın kullanılmış taşıma ortamı
RS485 kısaltmasıyla bilinen ve ikidamarlı kablo üzerinden bir dizi
ENDÜSTRİ OTOMASYON
cihazın çift-yönlü haberleşmesini
sağlayan standart idi. Bu noktada
şunu tekrar vurgulamakta yarar vardır.
RS485 bir iletişim protokolü değil,
yalnızca bir taşıma ortamıdır. Yani
A ve B üreticilerinin cihazlarında
RS485 çıkışlar olması, bu iki cihazın
haberleşebileceği anlamına gelmiyor.
Tekrar lisan benzetmesine dönersek
telefon kullanarak seslerini birbirine
ileten örneğin bir Çinli ile İngiliz’in
anlaşamayacağı gibi...
Standartlaşma:
Cihazların
haberleşmesi için gereken asgari iki
şart belirlendi; protokol ve taşıma
ortamı uyumu. Tüm üreticiler tek bir
standart protokol ile bu protokolün
taşınacağı ortak bir ortam üzerinde
anlaşmış olsa her şey mükemmel
olacaktır.
Mal sahibi, yatırımcı ya da müteahhit,
bir otomasyon firmasıyla el sıkıştığında
ömür boyu bir mahkumiyetin
altına imza atıyor olmayacaktır. Ya
da herhangi bir sistem seçerken
serbestçe ürünleri değerlendirip tesise
en uygun markayı, çözümü seçip diğer
sistemlerle uyum içinde bir araya
getirebilecektir.
Bu ütopik rüyanın gerçekleştiği bir
konu, mükemmel bir örnek olarak
karşımızda duruyor aslında. Bilgisayar
ağlarına bakarsanız burada tam
bir firma/marka bağımsızlığı söz
konusudur. Bilgisayar ağınızdaki
mevcut ürünler ne marka olursa olsun
yeni bir bilgisayar, yazıcı, klavye, fare
vs. alacağınız zaman uyumluluk gibi
bir kaygınız olmuyor. İşte bu yüzdendir
ki ister Uzakdoğu malı markasız olsun,
ister dünya devi markalı ürünler
olsun, bilgisayar dünyasında fiyatlar
tepetaklak aşağı doğru gidiyor.
İşte bu tür bir hayalle yola çıkan birçok
grup, bina otomasyon sistemlerinde
de benzer bir standartlaşma yolunda
çok ciddi ve kapsamlı adımlar attılar ve
bu çabaların önemli bir kısmı çoktan
emekleme safhasını geçip olgunluk
aşamasına geldi.
Sektörümüz, tek bir standart üzerinde
anlaşmış olmasa da bu teknolojileri
63
DOSYA / Bina Otomasyonu
benimseyen üretici sayısının inanılmaz
derecede artmış olması, yatırımcılara
şimdiye kadar ellerinde hiç olmayan
bazı teknolojik imkanlar sunuyor. Bu
avantajları özetleyelim:
Firma Bağımsızlığı: Son kullanıcılar,
tıpkı bilgisayar konusunda olduğu gibi,
bina otomasyon sistemlerinde de bir
sistem aldıklarında tek bir firmanın
mahkûmiyeti altına girmek istemiyorlar.
Oysa yakın zamana kadar A firmasının
kurduğu bir bina otomasyon
sistemine daha sonra ilave, revizyon,
yenileme yapmak gerektiğinde diğer
bir firmanın ürünlerini kullanmak ya
da diğer bir firmadan hizmet almak
mümkün olmuyordu. fiu anda dahi
birçok bina otomasyon üreticisinin
sattığı sistemler, bu şekildedir. “Açık
Sistemler”in ana fikirlerinden biri
bu bağımlılığı ortadan kaldırmak,
sistemleri tam anlamıyla açık hale
getirmektir.
Entegrasyon: Açık sistemlerle ilgili
tanıtım ya da dokümanlarda en çok bu
anlattığım firma bağımsızlığı üzerinde
durulur. Bu aslında buzdağının sadece
görünen kısmıdır. Uzun vadede bir
firmaya bağımlılıktan kurtulmak, tabii
ki çok önemlidir. Ancak asıl büyük
avantaj, uzun vadede değil, daha ilk
yatırım aşamasında ortaya çıkıyor.
Bu büyük avantaj, konuya girerken
de üzerinde durulan diğer sistem ve
cihazların entegrasyonudur. Özellikle
mekanik tesisatı ele alırsak kazan,
soğutma grubu, paket tip klima,
VAV kutusu, buharlı nemlendirici,
frekans invertörlü pompa gibi bir
çok cihaz, isteseniz de istemeseniz
de üzerlerinde son derece gelişmiş
ve kabiliyetli “akıllı” kontrol cihazları
ile birlikte geliyorlar. Bu cihazların
üreticileri, kullanıcıların da baskısı
ile artık neredeyse istisnasız olarak
harici cihazlarla iletişim için bir iletişim
imkanı sağlıyorlar. Böylece basit bir
iki damarlı kablo bağlantısı ile her
cihazdan onlarca bilgiyi otomasyon
sistemine taşımak mümkün oluyor.
Bu sayede işletmeciye sağlanan bilgi
miktarı çok daha fazladır. Bir örnek
vermek gerekirse klasik sistemlerde
iki soğutma grubundan otomasyon
64
sistemine alınacak toplam bilgi 7-8
nokta ile sınırlı idi (durum, arıza,
giriş-çıkış sıcaklıkları). Oysa açık bir
protokol üzerinden dijital iletişim
imkanı kullanıldığında her bir soğutma
grubundan onlarca bilgi temin
edilebiliyor.
Bunların arasında hangi kompresörün
kaçıncı kademede ne kadar çalıştığı,
gaz basınçları, çekilen akım gibi
bilgiler de vardır. Bunların çoğu
da fantazi değil, işletmeye verim
değerlendirmesi,
optimizasyon,
önleyici bakım gibi konularda büyük
yarar sağlayan bilgilerdir.
Daha Düşük Maliyet: Alınan bilgi
miktarının
astronomik
şekilde
artmasına karşın çoğu durumda net
sistem maliyetinde ucuzlamaya yol
açmaktadır. Çoğu üründe bu tür iletişim
çıkışları standart ya da çok makul
maliyetli opsiyonlar şeklindedir. Buna
karşın klasik tarzda projelendirilmiş
bina otomasyon sisteminde malzeme
ve dolayısıyla maliyet düşüşüne yol
açıyor. Çünkü eskiden ayrı ayrı analog/
dijital girişler üzerinden sisteme
taşınan bilgiler artık bu iletişim
protokolleri üzerinden alınabiliyor. Bu
sayede otomasyon tarafında modül
sayıları azalıyor. Bununla birlikte, daha
önemlisi, kablo miktarı ciddi şekilde
azalıyor. Çünkü eskiden her bir nokta
için ayrı ayrı kablo çekerken artık tek
bir kablo üzerinden çok daha fazla bilgi
taşınabiliyor.
Daha İşlevsel Senaryolar: Ana sistem
bünyesine daha fazla bilgi alınabilmesi
sayesinde daha işlevsel, istenirse
daha komplike, senaryoları sisteme
programlamak mümkündür.
Standart
Kullanım:
Muhakkak
görmüşsünüzdür, büyük binaların
otomasyon merkezlerine girerseniz,
ENDÜSTRİ OTOMASYON
yarım ay şeklinde bir masanın üzerinde
sıralanmış bir dizi bilgisayar ekranı ve
klavye, bir tarafta da CCTV ekranları
ile birlikte uzay üssü tarzı bir görüntü
oluştururlar. Aslında hoş bir görüntü
ama pratik mi? Asansörler için bir
bilgisayar, kartlı giriş sistemi için bir
bilgisayar daha, bina otomasyonu
sistemi, belki yangın ihbar ya da
güvenlik için de bir ekran, bir de enerji
izleme sistemi...
Bilgisayarların bazılarını birleştirebilir,
ama çoğu firma bundan hoşlanmaz.
Hem bilgisayarları birleştirseniz bile
yazılımlar yine ayrıdır. Özellikleri farklı,
kullanımları farklıdır. Teknisyenler
grubundan, işten ayrılanların yerine
yeni gelenler için ciddi bir eğitim
ihtiyacı ve yükü oluşuyor. Çağdaş
bir binanın teknik işletmesinin
üzerinde ciddi bir yük var gerçekten
de. Ama ortak iletişim protokolleri
sayesinde tüm bilgiler tek bir çatıda
toplanabildiğinde kullanım da son
derece rahatlamaktadır. Tek bilgisayar,
tek yazılım, tek kullanım şekli. Kulağa
hoş geliyor?..
Mevcut Durum: Bu büyük avantajları
bugünün binalarında kullanıma hazır
hale getiren gelişmeler, birden çok
grubun seneler önce başlattıkları ve
artık olgunlaşma aşamasına gelen
çalışmalarıdır. Dikkatinizi çekti mi,
önceki cümlede problem bir ifade
var: “birden çok grup”. Bu kesinlikle
problem
çünkü
standartlaşma
dediğimiz olgunun başarılı olabilmesi
için aslında bir tek olması gereklidir.
Oysa bina teknolojilerine baktığımızda
birbiriyle yarış halinde bir dizi standardı
bir arada görüyoruz. Bu durum,
geçmişte bu yeni iletişim protokolleri
ve teknolojilerinin yaygınlaşmasını
bir miktar geciktirdi. Halen de sektör
tek bir iletişim protokolü standardı
üzerinde tercih yapmış gibi bir görüntü
sunmuyor.
Buna karşın, bina otomasyon
sistemleri de bu ortamda gelişti ve
bugün aynı anda birden çok protokolü
destekleyen ve bu anlamda en üst
düzeyde entegrasyonu sağlayabilen
sistemler mevcuttur. Bu aşamada bina
DOSYA / Bina Otomasyonu
teknolojilerinde ön safhalara çıkmış
ve görülebilir gelecekte mutlaka
kullanımda olacak belli başlı protokol
ve standartlarla ilgili temel bilgileri
vermekte yarar vardır:
A) Bacnet
B) Lonworks
C) Modbus
D) EIB-Instabus-Konnex
E) OPC
F) Diğerleri
Pratik Sorunlar: ‘Yeni’ olarak söz
ettiğimiz bu teknolojiler her ne kadar
çoktan olgunlaşıp yerine oturmuşlarsa
da yaygınlık kazanmalarında şu ana
kadar anlattıklarım dışında bazı pratik
zorluklar da vardır.
Kullanıcıların
Ürkekliği:
Yeni
teknolojilerin
benimsenmesinde
yatırımcıların
biraz
temkinli
davranmasını yadırgamamak gerekir.
Her yeni teknolojinin uygulanması,
tüm taraflarca bir öğrenme sürecini
gerektirir ve bazen yazılım/donanım
hatalarının da katılmasıyla sancılı bir
süreç olabilir.
Bu durum yalnızca Türkiye için geçerli
olmayıp, ABD gibi ülkelerde de bu
yeniliklerin uygulandığı ilk projelerde
çeşitli sorunlar yaşandı. Yani bu
alanda öncülük eden yatırımcılarla
birlikte otomasyon firmaları da ilk
projelerde bazı sıkıntılar çektiler. Bu
tür uygulamaların hala çok yaygınlık
kazanmaması nedeniyle geçmişte
birkaç projede yaşanan ilk sıkıntılara
işaret edip karamsar olmak çok yanıltıcı
bir yaklaşım olur. Bugün Türkiye’de
açık protokollerle entegrasyon
sağlanmış
farklı
otomasyon
firmalarınca gerçekleştirilmiş bir
dizi çok başarılı uygulama vardır.
Geleceğin yönünü bunlar gösteriyor,
emekleme aşamasında yaşanmış
sıkıntılar değildir. Kimi kullanıcılar yeni
ENDÜSTRİ OTOMASYON
teknolojileri benimsemeye daha hazır ve
isteklidir, kimileriyse daha temkinlidir.
Bina Otomasyon firmalarında da
benzer farklılıklar olması doğaldır.
Projelerinizde otomasyon firmalarına
bu konudaki yaklaşımlarını, daha
önce yaptıkları uygulamaları sorun;
mümkün olursa bir projeyi ziyaret edin
ya da işletmecisiyle konuşun. Güven
sağlamanın en pratik yolu budur.
Sorumluluk
Çizgilerinin
Belirsizleşmesi: Farklı üreticilerin
sistem ve cihazlarının birbirleriyle ya
da üst bir bina otomasyon sistemiyle
haberleşecekleri bir sistemde temel
kaygılardan biri sorumluluk çizgilerinin
belirsizleşmesi olabilir. Örneğin bina
otomasyon sisteminin kazanlarla
iletişimi
kesildiğinde
problem
otomasyon tarafında mı, kazan
tarafında mı? Özellikle firmalar kendi
konularına çok iyi hakim olmadıkları
durumda, sorunun tespiti biraz daha
65
DOSYA / Bina Otomasyonu
daha gittikçe ön plana çıkmaktadır,
işbirliğine açık olma. Güncel,
kapsamlı ve entegre bir otomasyon
sistemi tesis edilecek bir projede
bu kriter de firma seçiminde rol
oynamalıdır.
uzun zaman alabilir. Sorunun basitçe
çözülemediği durumlarda iki firmanın
teknik servisini aynı anda tesise
getirmek bile bazen zor olabilir.
Bu problemin maalesef basit bir
çözümü yoktur. En doğru yaklaşım,
(i) işini bilen firmalarla çalışmak,
(ii) periyodik bakım anlaşmaları ile
sistemleri sürekli kontrol altında
tutmaktır. Sorumluluk Çizgilerinin
Belirsizleşmesi Farklı üreticilerin
sistem ve cihazlarının birbirleriyle ya
da üst bir bina otomasyon sistemiyle
haberleşecekleri bir sistemde
temel kaygılardan biri sorumluluk
çizgilerinin belirsizleşmesi olabilir.
Örneğin bina otomasyon sisteminin
kazanlarla iletişimi kesildiğinde
problem otomasyon tarafında mı,
kazan tarafında mı? Özellikle firmalar
kendi konularına çok iyi hakim
olmadıkları durumda, sorunun tespiti
biraz daha uzun zaman alabilir.
Sorunun basitçe çözülemediği
durumlarda iki firmanın teknik
servisini aynı anda tesise getirmek
bile bazen zor olabilir. Bu problemin
maalesef basit bir çözümü yoktur.
En doğru yaklaşım, (i) işini bilen
firmalarla çalışmak, (ii) periyodik
bakım anlaşmaları ile sistemleri
sürekli kontrol altında tutmaktır.
Üreticilerin İsteksizliği: Burada
kastım, bina otomasyon sistemi
üreticileri
değil,
entegrasyon
sağlanmasının işletmeye avantaj
sağlayacağı diğer sistem ve
cihazların üreticileridir. Kimi üretici
66
cihazlarının bu tür sistemlerde
etkileşimli olarak yer almalarından
gurur duymakta ve çok istekli
olmalarına karşın, tipik olarak bazı
üreticilerde ise “benim sistemime
kimse bulaşmasın, sistemim kendi
işini en iyi şekliyle zaten yapar” gibi
bir kapalılık psikolojisi mevcuttur.
Bu yaklaşım bazen ticari kaygılardan
kaynaklanıyor;
kendi
merkezi
bilgisayarı ve yazılımını satan her
firma bundan ilave bir ciro sağlıyor.
Kimi zamansa teknolojik ürkeklikten;
firmalar kendi sistemlerini çok iyi
tanısalar da otomasyon için vermeleri
gereken arabirimleri bilmiyorlar ve
bu konuda başlarına dert almak
istemiyorlar.
Ancak kullanıcıların taleplerinin
yarattığı baskı neticesinde tüm
üreticilerin
entegrasyona
ve
işbirliğine açık bir yaklaşımı
benimsemek zorunda kalacaklar
ve kısa vadede bu yaklaşımı erken
benimseyenlerin kesinlikle kazançlı
çıkacaklardır.
Eşgüdüm: Üst düzeyde entegrasyon
içeren bir projede malzeme ve
sistem sağlayıcılarının çok daha üst
düzey bir eşgüdüm içinde çalışmaları
gerekliliği, kaçınılmazdır. Bu açıdan
gerek bina otomasyon firmasına
gerekse yatırımcıya düşen görevler
vardır.
Günümüz binalarında herhangi bir
cihaz ya da sistem alımında fiyat,
kalite, teknoloji, firma tecrübesi gibi
kriterlerin yanında yepyeni bir kriter
ENDÜSTRİ OTOMASYON
İnternet Teknolojileri: Açık sitemlerin
avantajlarından
söz
ederken,
yukarıda, tüm bilgilerin tek bir çatı
altında toplanmasının işletmeciye
binasını tek bir yazılımla idare
etme avantajını sağladığından söz
edilmiştir. Bu avantajın mükemmel
şekilde
uygulaması
internet
teknolojilerindeki gelişmelerle bina
otomasyon sistemlerinin birleşmesi
ile gerçekleşiyor.
Sonuç: Gittikçe daha çok sistem,
standart veya opsiyonel olarak, “web
sunucusu” özelliğine sahip olabiliyor.
Bu şu anlama geliyor: binanızı
idare etmek için Internet Explorer
yazılımını kullanıyorsunuz. Standart
internet erişim programlarının
otomasyon için kullanımına izin
veren bu “web sunucu” özelliğinin
getirdiği avantajlar çok sayıdadır.
- Her bilgisayarda mevcut, yükleme
problemi yoktur,
- ücretsizdir,
- en alt düzeyden en üst düzeye
herkes kullanmayı bilmektedir,
-çok sayıda bilgisayardan aynı anda
sisteme erişilebilir,
- Intranet ve internet üzerinden
kullanım imkanı vardır,
- E-posta ve IP teknolojileri
entegrasyonu imkanı vardır,
- Platform bağımsız (Linux,
Macintosh gibi işletim sistemleri ile
de kullanılabilir).
Netice olarak, Bina Otomasyon
Sistemleri
ilk
kullanılmaya
başladıkları zamandan itibaren
en büyük değişikliği ve gelişmeyi
yaşamaktalar. Bu gelişmelerin güncel
olarak kurulmakta olan sistemlerde
kullanılması, otomasyon firmaları ve
yatırımcıların tercihlerine göre farklı
düzeylerde olabiliyor. Ancak şu hiç
şüphe götürmez ki bundan sonra
kurulacak sistemler işletmeciye
çok daha büyük kolaylıklar sağlarken maliyetler daha
aşağılara düşecek. Ve bu geleceğe yönelik bir temenni
değil, bugün gerçekleşen değişim.”
Son olarak, Milliyet Emlak’ta Temmuz 2015 tarihinde
yayımlanan habere bakalım. “Akıllı bina sistemleri
yüzde altı enerji verimliliği sağlayacak” başlıklı habere
göre, geleceğin akıllı binalarını bulut üzerinden, tek
merkezden yönetiminin amaçlandığı bir Avrupa Birliği
projesi olan BaaS için bina otomasyonu konusunda
Türk ve yabancı uzman şirketlerle birlikte çalışan Defne
Telekomünikasyon Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu, ‘Bir
bina içinde çeşitli otomasyon sistemleri bulunuyor.
Isıtma - soğutma, aydınlatma, yangın algılama,
güvenlik, kapıların otomatik açılıp kapanması gibi
aklınıza gelebilecek bir sürü sistem, yüzlerce sensör
ve bunları kontrol eden silo yaklaşımla çalışan yüzlerce
ünite var. Bu sistemler birbirinden bağımsız olarak
çalışıyor ve bu da verimlilik açısından ciddi sıkıntılar
doğuruyor. Almanya’da yapılan bir araştırmada,
bina otomasyon sistemlerinin merkezileştirilmesi ve
birbiriyle haberleşebilmesi durumunda otomasyona
sahip binalarda yılda ortalama yüzde 6 enerji
verimliliğine ulaşılabileceği hesaplandı. BaaS projesi
ile, merkezileştirme, tasarruf ve açık altyapı ile bina
otomasyon sektörüne yeni üreticilerin kazandırılması
amaçlandı’ demiş.
Haliloğlu sözlerine şöyle devam etmiş: ‘Şu anda
otomasyon genellikle lüks binalarda mevcut.
Bu sadece ülkemize özgü bir durum değil. Bina
otomasyon sistemi lüks ve pahalı bir tüketim
malzemesi olarak görülüyor. Enerji verimliliği
insanların hayatında henüz çok göz önünde
bulundurulmuyor. Yürüttüğümüz BaaS projesi ile
otomasyon sistemlerinin daha ucuz hale getirilerek
pazarın büyütülmesi ve sadece lüks konutlara değil,
bütün binalara girmesini hedefleniyoruz. Maliyetin
düşmesinin ardından sistemi, müteahhitler, inşaat
geliştirme firmaları daha fazla kullanabilecekler.
Düşünün ki binanın sadece o anda aktif olan kullanılan
bölümlerini ısıtıyorsunuz. Hareket sensörleri ve insan
algılayıcılarıyla o bölgede insan varsa aydınlatılacak,
insan yoksa aydınlatılmayacak. Birileri varsa ve
birilerinin olma ihtimali varsa ısıtılacak yoksa
ısıtılmayacak. Bu esnek merkezi yönetim altyapısının
ortak giderleri azaltmak ve maliyeti düşürmek
üzerinde çok büyük etkisi olacak.’
2016 yılında tamamlanması planlanan BaaS projesinin
amacı, akıllı bina sistemlerinin yaygınlaşması, enerji
tasarrufunun maksimum düzeye çıkması ve sistemleri
daha ulaşılabilir hale getirip sadece lüks binalarda,
hastanelerde değil bundan sonra yapılacak tüm
konutlarda uygulanmasını sağlamakmış.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DOSYA / Bina Otomasyonu - Uygulama
GELECEĞİN BİNALARI İÇİN BİR ENERJİ İŞLETİM SİSTEMİ
Şahin Çağlayan / Kurucu – Ar-Ge Müdürü
Reengen Enerji
[email protected]
Avrupa’da hâlihazırda toplam enerji
tüketiminin %20’si ticari binalardan
kaynaklanmaktadır. Çalışmalar şunu
gösteriyor ki bu binalarda yapılacak
proaktif enerji yönetimi, enerjinin
etkin kullanımı açısından olağanüstü
bir katkı sunacaktır. Günümüzde
binaların çoğu “akıllı bina” sistemleri
ile birlikte tasarlanmaktadır. Fakat
kompleks görünümlü bu bina
otomasyon
sistemleri
aslında
statik bir yapıya sahip, yani gerçek
zamanlı öğrenme ve dinamik veri
analizi yetileri bulunmamaktadır.
Bu sistemler önceden atanan ve sık
değiştirilemeyen sınırlı senaryolar
dahilinde çalışmaktadır. Bu da çoğu
durumda enerjinin korunumundan çok,
gereksiz tüketimine yol açabilmektedir.
Hâlbuki aynı bina yönetim sistemleri
veri toplama ve depolama konusunda
oldukça yetkindir. Akıllı bina konsepti,
halihazırda toplanan bu önemli verileri
anlamlandırabildiğimiz ölçüde anlam
kazanmaktadır. Mevcut binaların
ciddi bir kısmı akıllı bina olarak
nitelendirilse de, ne yazık ki henüz
akıllı bina ağlarından bahsedemiyoruz.
Günümüzdeki
bina
yönetim
sistemleri(BYS), henüz bölgesel
düzeyde dağıtım şirketi sistemleriyle
dinamik haberleşme, gerçek zamanlı
veri işleme ve ileriye dönük şebeke
optimizasyonu yeteneklerine sahip
değiller. Bunun sebepleri arasında,
teknoloji ve uygulama alanındaki
kısıtların
yanında
regülasyon
eksiklikleri de bulunmaktadır. Örneğin
yeterince fonksiyonel ve ölçeklenebilir
olmadıklarından sınırlı sayıdaki
protokollerle
haberleşebilmekte,
sınırlı sayıdaki sensör ve kontrolör
tipi ile çalışabilmektedirler. Bu durum
da BYS’lerin nesnelerin interneti
gibi kablosuz sensör ağları, uzaktan
izleme ve analiz teknolojilerindeki
gelişmelere ayak uyduramamasına
sebep olmaktadır. Net bir gerçek var
ki çok çok azı bu seviyede inovatif
70
yaklaşımlara hızlı ve esnek bir şekilde
adapte olabiliyor, bu da bina enerji
yönetiminde yenilikçi ve dinamik
şirketlerin çağının geldiğini gösteriyor.
Merkezi bir Enerji İşletim Sistemi
Artık Hayal Değil
Bina enerji yönetiminde halihazırdaki
resim analiz edildiğinde bina sahipleri
için gerek ekonomik gerekse teknik
açıdan oldukça yetersiz kalan bir bina
yönetim servisi göze çarpacaktır.
Halihazırdaki BYS’nin yeteneklerini
artırmak üzere sonradan eklenecek
donanımlar hem operasyon hem
maliyet açısından külfetlidir. Reengen
olarak bu problemlerin bir kısmının
sadece
organize
olamamaktan
veya teşvik yetersizliğinden değil,
teknolojik imkânsızlıklardan ve hayal
gücünün eksikliğinden ileri geldiğini
düşünmekteyiz. Bu düşünceden yola
çıkarak, yazılımsal bir bakış açısı ve
merkezi platform üzerinde geliştirilebilir
uygulamalarla daha güçlü bir altyapı
kurulabileceğini iddia ediyoruz. Bir
başka değişle, mevcut bina sistemleri
yerlerini geliştirilebilir, birden çok
haberleşme protokolü ile konuşabilen,
üçüncü parti yazılımlara bağlanabilen
yeni BYSlere devretmelidir. Yeni nesil
teknolojilerle yoğrulmuş şirketlerin
başını çektiği bu yeni akıma BIoT
deniyor, açık kullanımıyla ‘’Building
Internet of Things’’, diğer bir deyişle
ENDÜSTRİ OTOMASYON
nesnelerin interneti teknolojisinin
binalara uygulanmış şekli. Tam
bu noktada BYS’ye yeni boyutlar
kazandırmak, güncel teknolojinin
desteğini alabilmek ve daha kullanışlı,
daha rahat bir kullanım sunabilmek
adına Provolta Enerji İşletim Sistemini
geliştirdik. Provolta dağıtık üretimden
akıllı enerji dağıtımına, enerji
depolama sistemlerinin yönetiminden
enerji performans optimizasyonuna
kadar çok geniş bir yelpazede kullanım
alanları bulmaktadır.
BIoT Kavramı gündelik hayatımıza
giriyor
Ticari ve endüstriyel binalar için enerji
yönetimi alanında ürün ve servis
tedariği yapan firmalar, yaklaşık 20
yıldır internet üzerinden izlenen ve
yönetilen web uyumlu akıllı teknolojiler,
sensörler, röleler, sayaçlar, PLC kartlar,
panolar ve otomasyon yazılımları
kuruyorlardı.
Verdikleri hizmetin,
kullandıkları teknolojinin adı bazen
akıllı bina, bazen bina otomasyonu,
bazen de SCADA sistemi oldu. Bu
şirketler, son yıllarda veri güdümlü
analiz yeteneği, bulut teknolojileri,
ve sensor teknolojilerinin gelişimiyle
birlikte çok büyük bir dönüşüm
zorunluluğu ile karşı karşıya kaldılar.
Bu noktada ya bu değişimi gütmek,
ya bu diyardan gitmeyi seçecekler.
Net bir gerçek var ki çok çok azı bu
DOSYA / Bina Otomasyonu - Uygulama
seviyede inovatif yaklaşımlara hızlı ve
esnek bir şekilde adapte olabiliyor, bu
da bina enerji yönetiminde yenilikçi ve
dinamik şirketlerin çağının geldiğini
gösteriyor. Yeni nesil teknolojilerle
yoğrulmuş şirketlerin başını çektiği
bu yeni akıma BIoT deniyor, açık
kullanımıyla ‘’Building Internet of
Things’’, diğer bir deyişle nesnelerin
interneti teknolojisinin binalara
uygulanmış şekli. Peki bu yeni
konseptin senelerdir uygulanandan
farkı ne olacak? Gerçekten hayatımızda
köklü iyileştirmeler yapacak katma
değerleri beraberinde getirebilecek
mi? Yaptığımız yatırımların geri
dönüşlerini hızlıca alabilecek miyiz?
Yukarıda bahsettiğimiz gelenekselci
şirketler, internetin, kollektif ve
bütünleşik yazılım çözümlerinin ve
açık kaynak akımının kendilerini ne
derece tehdit ettiğinin farkına çok geç
vardılar. Yıllarca binalara kapalı sistem
çalışan, sadece kendilerine uyumlu
ekipmanlarla konuşan, her fonksiyon
için ayrı kurulum, sunucu ve kablolama
gerektiren pahalı, hantal, yavaş ve
ölçeklenemeyen sistemler kurdular.
Bugün ise bilgi ve iletişim teknolojileri
destekli, tamamıyla otomatik binalara
ulaşmanın eşiğinde, bulut tabanlı,
açık ve ölçeklenebilir platformların
yükselişi karşı karşıyayız.
Reengen’in Provolta Enerji İşletim
Sistemi hamlesiyle başını çektiği
BIoT şirketleri, hâlihazırdaki bina
sistemlerinin problemlerini ucuz, hızlı
ve ölçeklenebilir şekilde çözmeye
başladı. Özellikle çok sayıda bina içeren
portföye sahip şirketler, bu yenilikçi
teknolojinin enerji ve operasyonel
verimliliklerinde getireceği artışı
görmek için sabırsızlanıyorlar.
Binadaki herhangi bir sistemi, cihazı
veya sensörü, herhangi farklı bir
sistemle konuşturabilme, yüksek
çözünürlüklü toplanan verileri analiz
edebilme, bunu sürekli ve gerçek
zamanlı
yapabilme,
kestirimci
analiz sonuçlarını geleceğe dönük
aksiyonlar aldırmada kullanabilme,
mekân bağımsız olarak tüm binalarını
tek platformdan yönetebilme, insan
hatasından kaynaklı verimsizliği
sıfıra indirebilme yetkinlikleri; IT-OT
birleşimi diye tanımlanan bilgi iletişim
teknolojilerinin, büyük veri analizinin,
kablosuz sensör ağlarının işletmelerin
operasyonlarına getirdiği verimlilikte
anahtar rol oynamaktadır.
BYS’lerin
Çıkarılmalı
Potansiyeli
Açığa
Unutulmamalı ki binaları her ne kadar
tipik görünse de içlerindeki sensör
ve kontrolör ağları dikkate alındığında
en büyük ve karmaşık sistemlerden
biridir. Provolta EİS’nin amacı, binada
mevcut olan SCADA veya otomasyon
sisteminin alt yapısını kullanıp onun
üzerine bulut tabanlı yeni fonksiyonlar
ekleyebilmektir. Bu fonksiyonların
en önemli özelliği, bina altyapısının
farklı yazılım ve donanım sitemleriyle,
EDAŞ talep tarafı yönetimi ve ESCO
Enerji Verimliliği Programları ile ortak
ENDÜSTRİ OTOMASYON
çalışabilmesini mümkün kılmasıdır.
Bu sistemlerin uygulanabilmesi için
binanın donanımsal altyapısında
büyük bir değişikliğe ihtiyaç duymadan
yazılımsal birkaç hamle yeterli
olmaktadır.
EİS, büyük ticari binalarda verilerin
kolay ve güvenli şekilde toplanıp
derlenmesini, akabinde bu büyük
veri paketlerini gerçek zamanlı olarak
işlenip tasarruf ve operasyonel
verimliliğe dönüştürülebilir aksiyon
haline gelmesini sağlar. Buradaki
amaç binadaki mevcut izleme ve
kontrol alt yapısında değişiklik
yapmadan,
operasyonel
zeka
eksikliğimi tamamlayabilmek adına
farklı kaynaklardan (binadaki enerji
otomasyonu,
enerji
depolama
sistemleri, BYS, HVAC otomasyonu
vb.) verileri alıp, bu verileri bulut
üzerinden yeni nesil büyük veri analizi
71
imkanlarını kullanarak (bulut tabanlı
simülasyon programları, yapay
zeka algoritmaları) analiz etmek
ve çıktıları gerekli platformlara
iletmektir.
Enerji İşletim Sistemi, HVAC,
Aydınlatma, UPS, Jeneratör,
Kojenerasyon ve Fotovoltaik gibi
sistemlerin mevcut ICT altyapılarına
çift taraflı olarak bağlanarak
verileri gerçek zamanlı olarak
toplar ve binadaki kişi sayısını, dış
sıcaklığı, dinamik elektrik tarifesi
verilerini farklı web servislerinden
alır. Toplanan veriler bulut bilişim
aracılığı ile yine bulutta koşan ve
binanın modelini içeren dinamik
simülasyon modelleri ile kıyaslar.
Böylece bina içindeki ısıtma,
soğutma,
aydınlatma,
temiz
hava sirkülasyonu için en uygun
çalışma koşullarını bulur ve gerekli
sistemlere iletir.
Provolta Enerji İşletim Sistemi
ile Hayatımıza Girecek Sorular
BIoT ve Enerji İşletim Sistemi
teknolojileri, son 20 yıldır tartışılan,
büyük altyapı yatırımları yapılmasına
rağmen erişilemeyen sonraki
jenerasyon entegre, açık mimarili,
IP-merkezli, bağlantılı, yüksek
enerji performanslı, sürdürülebilir,
yeşil binaların tetikçisi olmaya aday
teknolojilerdir. Bunu yapacağından
oldukça eminiz çünkü bu ölçekte bir
değişimi ancak evrensel standartlara
dayanan, binayı en maliyet etkin
şekilde yönetme, süregelen enerji
tasarrufu yapma, ideal kaynak
planlamasına ulaştırabilme, bina
kullanıcılarının konforunu ve
güvenliğini maksimize etme gibi net
KPI’ları olan platformlar başarabilir.
Bir bina, ya akıllı ve sürdürülebilir
mimari ve mühendislikle inşa
edilmeli, ya da sonradan akıllı
ve sürdürülebilir teknolojiler ile
donatılmalıdır. Akıllı bina ya da
içine sonradan sinir sistemi ve
akıl eklenmiş binalardan hangisi
olursanız olun, artık kendinizi
çevrenizden şu soruları duymaya
alıştırsanız iyi edersiniz:
• Bugün binanız ne öğrendi? Dün
yaptığı hangi hatasından ders
alıp bugün verimlilik sağladı? Bu
verimliliği siz müdahil olmadan
otomatik olarak nasıl yapıyor?
• Binanızda yaptığınız hangi enerji
verimliliği iyileştirmesi ne kadar
tasarruf getirdi? Yaptığınız LED
aydınlatma yatırımın geridönüşü
hesapladığınızdan 3 gün geç mi
oldu erken mi?
•
Aydınlatma
ve
elektrik
otomasyonundan aldığınız hangi iki
veriyi analiz edip, çıktısını mekanik
otomasyona gönderdiniz ve %20
tasarruf ettiniz?
• Hangi havalandırma set değerini
3 saat sonraki sıcaklık düşüşünü
görüp değiştirdğiniz için %15
tasarruf ettiniz? Bu yolla hem
tasarruf edip hem bina içi konforu
nasıl artırdınız?
• Motorunuzdaki hangi arızayı
sadece motorun çektiği akım ve
voltajın anlık analizini yaparak 4 ay
önceden öngördünüz? Bu arızayı
şimdiden gidermek için hangi 20
TL’lik parçayı değiştirdiniz?
• Elektriğin tarifesinin 6 saat sonraki
fiyat artışını görüp o saate denk
gelen yoğun enerji tüketiminizi nasıl
sonraki 2 saate yaydınız?
• Binanızın enerji tüketim profilini
elektrik
tedarik
şirketinizle
paylaştığınız için taş atıp kolunuz
yorulmadan bu ay kaç TL
kazandınız?
• Binanızın reaktif cezasına
düşeceğini anlık olarak tespit edip
aldığınız hangi aksiyonla kaç lira
cezadan kurtuldunuz?
• Bina elektrik yükünüzün yüksek
olduğu hangi saatte cezaya
düşmemek
için
şebekeden
çektiğiniz elektriğin yanında bir
önceki geceden enerji depoladığınız
bataryadan destek enerji çektiniz?
• Yönettiğiniz 1000 şubeli
perakende
zincirinin
tüm
önemli enerji ve operasyonel
performans göstergelerini nasıl
tek bir bilgisayar sayfasından takip
edebiliyorsunuz?
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürünler
Sek­tör­den Ürün­ler say­fa­la­r› En­düs­tri&Oto­mas­yon der­gi­si­nin üc­ret­siz ürün/hiz­met ta­n›­t›m say­fa­la­r›
olup, en­düs­tri­de kul­la­n›­lan ürün­le­rin ta­n›­t›­m› ama­c›y­la ya­y›n­lan­mak­ta­d›r. ‹l­gi­ni­zi çe­ken ürün ve/
ve­ya hiz­met­ler hak­k›n­da bil­gi al­mak için il­gi­li fir­ma­n›n in­ter­net si­te­si­ni in­ce­le­ye­bi­lir ve­ya fir­ma ile
ba€­lan­t›­ya ge­çe­bi­lir­si­niz.
SCHUNK’tan Dahili Titreşim Sönümleme İle Daha Fazla Verimlilik
■ Büyük miktarda hassas torna parçaları üreten üreticiler, birçok faktörü göz önünde bulundurmak zorundadırlar.
Toleranslar ve yüzey kalitesi kusursuz olarak korunmalı;
kurulum zamanı, ölü zaman ve takımların aşınması azaltılmalıdır. SCHUNK, sunduğu TENDOturn hidrolik genleşmeli
takım tutucular ile bunların tamamının uygulanabilmesini
sağlar. İş bağlama teknolojisi ve tutucu sistemleri lideri
SCHUNK, en son üretilen takım tutucusunda hazırlanma
işlemini daha da basitleştirdi.
ER tutucu kullanıcıları SCHUNK TENDOturn’e geçtikten
sonra etkileyici başarılarını ifade ediyor. SCHUNK TENDOturn; salgı ve tekrarlanabilirlik hassasiyetinin 0.003
mm’den az ve sürekli olması, kolay takım değiştirme, olağanüstü titreşim sönümleme, sayısız makina spindel tipine
uyumluluğu ve birçok takım şaftına uygun olması gibi sayısız fayda sağlar. Takım tutucular işleme sırasında titreşimleri minimize ederek takımın kesici ucunda aşınmanın
azalmasıyla sonuçlanmaktadır ve bu da takımın ömrünü
uzatır. Yüksek kalitede makinalar kullanırken takım tutucular için yapılan yatırım kısa sürede kendini amorti eder.
Üstelik imalat devamlılığı artarken can sıkıcı tekrar ayarlamalara gerek kalmaz, ıskartaya çıkma oranı düşer, makinanın durma süresi azaltılır. Uğraştıran takım ayarlaması
yerine SCHUNK TENDOturn ile takım değişimi operatör az
deneyimliyken bile çok kolay şekilde yapılır. Sıkma vidası
bir alyan anahtarıyla dibe ulaşıncaya kadar döndürüldüğünde, yüksek hassasiyete sahip takım tutucu kullanıma
hazırdır. Takım tutucu eksenel boy ayar vidası rahat bir
şekilde ayarlanır. Takım tutucunun boyutlarının kompakt
olması nedeniyle makina içinde kusursuz bir şekilde kullanılabilir. Yüksek tutma kuvvetine ve hassas sıkmasına bağlı
olarak yaygın bir şekilde döndürülebilir, tutuculara ve delik
katerlerine uygundur.
Geleneksel taret ve arayüzler için üç farklı çözüm
SCHUNK TENDOturn’de üç tip bağlama çeşidi mevcuttur. 1.
Çözüm komple VDI bağlantılar için olan çözümdür. VDI 25,
VDI 30 ve VDI 40 bağlantısında sunulan takım tutucularda
sıkma çaplarında 12 mm, 30 mm ve 32 mm sıkma çapı bulunmaktadır. 2.çözüm komple silindir, tahrikli takımlara uygun çift genleşmeli olan sıkma sistemidir. Sıkma çapı kombinasyonları 20/12 ve 25/20’dir. Bu versiyonda iki vidanın
tahriğiyle hem kesici takım tutucusuna hem de takım tutucu
torna tezgâhı taretine bağlanabilir. Üçüncü çözüm de, tüm
torna tezgâhlarında genel olarak kullanılan Weldon bağlama
sistemidir, fakat bu Weldon sisteminde hidrolik takım tutucu
sisteminin avantajlarını kullanmaktadır.
Geleneksel iş bağlama sistemleriyle karşılaştırıldığında SCHUNK TENDOturn yüzey kalitesini %300’e kadar iyileştirir.
SCHUNK TENDOturn takımların çok
çabuk, güvenli ve hassas bir şekilde
sıkılmasını sağlar.
www.tr.schunk.com
74
ENDÜSTRİ OTOMASYON
SCHUNK TENDOturn delik kater tutucusu
sıkma ekipmanı (solda), canlı takımlar için
sıkma ekipmanı (sağda) ve VDI arayüzüne
komple çözüm olarak mevcuttur.
SCHUNK
Ürünler
Küçük Ölçekli İşletmelerin İhtiyaç Duyduğu
Sade, Çok Yönlü ve Ekonomik Kontrol Sistemi
■ Türkiye’de fabrika otomasyon sistemlerinin yanı sıra klima, uydu, asansör, görsel veri sistemleri ve raylı sistemler
için elektrik ekipmanlarının da dâhil olduğu altyapı ürünleri
alanlarına yoğunlaşan Mitsubishi Electric Türkiye, özellikle
küçük ölçekli firmalar için tasarlanmış, sade, kolay kullanımlı, çok dayanıklı ve düşük maliyetli PMSX®micro’yu,
Avrasya pazarının yeni gözdesi Çevre Teknolojileri FuarıIFAT Eurasia 2015’te ilgili kullanıcılara tanıttı.
Bu tanıtımla, Mitsubishi Electric Türkiye güvencesi ile sunulan PMSX®micro’nun Türkiye teknoloji pazarındaki yerini almaya hazır olduğunu da gösterdi.
Sanayi tipi bir bilgisayar üzerinden çalışabilen
PMSX®micro, masrafsız, kolay kullanımlı ve üstün teknolojili bu paket ile KOBİ’lerin verimliliğini arttıracak yeni
geliştirilmiş kontrol teknolojisini sunuyor.
Dağıtılmış Kontrol Sistemi (DCS) teknolojisinin en yeni
ürünü olan PMSX®micro, endüstriyel bir bilgisayardan
rahatlıkla kontrol edilebiliyor ve Mitsubishi Electric kontrolleri kullanan uygulamalarda tam uyumlu çalışabiliyor.
Mitsubishi Electric Türkiye, PMSX®micro’yu iki formatta
sunuyor: Ayrı bir 22 inç monitöre sahip geleneksel büyük
kasalı bir bilgisayar ya da full HD 21.5 inç tümleşik ekranlı
panel bilgisayar formatı. Sistem, süreç grafikleri kullanan
tüm tesisin genel bir durum incelemesini ortaya koyuyor;
durumunu sorgulamak ve gerekli parametre değişikliklerini yapmak üzere operatörler için bir grafik ara yüzü sağlayabiliyor.
PMSX®micro, kapsamlı bir bütünleşmiş alarm ve etkinlik
sistemine sahip özellikleri barındırıyor. Alarm durumunda
operatör doğrudan ilgili proses göstergesine giderek, üretim etkinliklerine hızlı ve uygun yanıtın verilmesini sağlıyor. Sistem ayrıca üretim problemleri meydana geldiğinde
ya da tesisteki değişiklikler sonrasında izlenecek süreç
akışlarına izin verecek şekilde, etkinlik ve mesajları güvenli bir şekilde, doğru sıra ile bir veri tabanına kaydediyor.
Operatörler ayrıca, sonraki analizler için tutulan etkinlik
açıklamaları ve yorumları ekleyebiliyorlar. Sistem, operatörlerin süreç verilerini anlaması ve tesis performansını
geliştirmesine izin veren yerleşik bakım fonksiyonları ve
geniş yelpazede analiz seçeneklerini içeriyor.
PMSX®micro, bir dağıtılmış kontrol sisteminin işlevselliğinden faydalanabilen makine, süreç ve tesisler için
geliştirildi. Sistem, üç ila beş ayrı otomasyon istasyonu
genelinde, yaklaşık 1,000 analog ya da dijital giriş ve
çıkışa sahip uygulamalar için uygun şekilde düzenlendi.
Ayrıca hâlihazırda Mitsubishi Electric kontrolleri kullanan
ve ilave kontrol mühendisliği gereken uygulamalarda kullanılabiliyor.
PMSX®micro üzerindeki mühendislik ve sistem değişiklikleri, bir Windows’lu dizüstü bilgisayarda çalışan ayrı bir
mühendislik ortamı kullanılarak yapılıyor. PMSX®micro
tesis operatörleri için mühendislik sistemi lisansı, sadece uygun maliyette çözüm, ilk sistem mühendisliği veya
ardından gelebilecek değişiklikler için gerekli olabiliyor.
Çünkü PMSX®micro, Mitsubishi Electric’in güçlü ve kanıtlanmış PMSX dağıtılmış kontrol platformunda çalışıyor.
Daha büyük bir sisteme genişletmek gerekli olursa, bunun
gerçekleştirilmesi sorun olmayacak şekilde tasarlandı.
www.mitsubishielectric.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
MItsubIshI ElectrIc
75
Ürünler
PASmsi – Emniyet Doğrulaması Için Mobil Uygulama
■ Yeni Pilz uygulaması: PASmsi, mobil emniyet denetleyici uygulaması,
risk değerlendirmesi sırasında destek
sağlar.
“PASmsi - Mobile Safety Inspector”
(Mobil Emniyet Denetleyici) uygulaması hızlı ve basit bir şekilde doğrudan işletme veya makine üzerinde risk
değerlendirmesi yapmanızı sağlar.
Uygulama, başka işlerle meşgulken PL
(Performans Seviyesi) ve SIL (Emniyet Entegrasyon Seviyesi) için karakteristik hesaplamaları rahat bir şekilde
gerçekleştirmenizi ve belgelendirmenizi sağlar. Bu şekilde her zaman risk
seviyesini kesin bir şekilde göz önünde
bulundurur ve tüm önemli verileri kullanıma hazır tutarsınız.
Uygulama fonksiyonlarına genel bakış:
• Risk tahmini: Risk seviyesinin belirlenmesi (PLr ve SIL)
• Ulaşılabilecek Performans Seviyesinin (PL) hesaplanması
www.pilz.com/tr
• İşlem sayısının (NOP) ve hizmet aralığının hesaplanması
• Makine modifiye edildiğinde yeni bir
CE işaretinin gerekli olup olmadığına
karar vermenize yardımcı olur
• Her zaman günceldir: PASmsi makine emniyeti alanındaki her konuda
güncel bilgiler sağlar
• Dokümantasyon, yönetim, kayıt ve
gönderme: her proje elinizin altında
• Projeye uyan fotoğraflar oluşturun ve
saklayın
• Diller: İngilizce, Almanca, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca, Lehçe, Çince
ve Japonca.
Uygulama Mağazasından (App Store)
ücretsiz indirin!PASmsi uygulaması
Android (Google) ve iOS (Apple) işletim sistemleri için mevcuttur ve ilgili mağazalardan ücretsiz indirilebilir
veya kolaylıkla QR kodunu taratarak
PASmsi uygulamasını indirmeye başlayabilirsiniz!
PILZ
Esit Bulut Bağlantı
■ Esit Ethernet Cloud cihazı, Esit
Bulut Sunucusu (Cloud Server)
üzerinden, indikatörlerinizdeki değerlere uzaktan erişmenizi, gerçek
zamanlı izlemenizi ve zamana bağlı rapor alabilmenizi sağlayan devrim niteliğinde bir yeniliktir.
Sadece her bir indikatörünüz için bir
Esit Ethernet Cloud cihazı satın alarak,
tüm indikatörlerinize Esit Bulut Sunucusu (www.esit.com.tr) üzerinden
ücretsiz erişebilir ve süresiz olarak
depolanan bilgileri muhtelif rapor formatlarında çıkararak değerlendirebilirsiniz. Üst seviye güvenlik özellikleriyle
bilgi güvenliğiniz korunurken, dakikadan yıla kadar farklı zaman dilimleri
için raporlar alabilir ve işletmelerinizdeki tartım işlemlerini uzaktan izleyebilirsiniz.
Esit Cloud yazılımı Esit müşterilerine,
sahibi oldukları ECI indikatörlerini mowww.esit.com.tr
76
ENDÜSTRİ OTOMASYON
bil ya da masaüstü PC farkı gözetmeksizin gerçek zamanlı olarak izlemelerini ve raporlayabilmelerini sağlar.
Tartım Sistemlerinizde Güvenlik,
Şeffaflık ve Verimlilik
Esit Ethernet Cloud cihazı ve www.
Esit.com.tr üzerinden erişilen Esit Bulut Sunucusu, tak çalıştır özellikleriyle
tesisinizdeki tartım işlemlerine güvenlik, şeffaflık ve verimlilik kazandırmak
için Esit tarafından geliştirilmiştir.
Esit Elektronik çalışan sayısı 2015 yılında iki fabrikamız, yurtiçi ve yurtdışı şirketlerimiz ile beraber 400 kişiye
ulaşmıştır.
Şirketin ana ilkesi kaliteli üretim ve
müşteri ihtiyacının yüzde yüz karşılanmasıdır. Hedefi dünya tartı sektöründe teknolojisi ve sürekliliği ile
uzun dönem içinde endüstriye hizmet
etmektir.
ESİT
Ürünler
Smart-UPS™ Serisiyle Enerjiniz Hiç Kesilmesin
■ Schneider Electric, yeni kesintisiz güç kaynağı
Smart-UPS™ On-Line SRC ürün serisiyle Bilgi Teknolojileri (IT) başta olmak üzere telekomünikasyon ve
endüstriyel alanlarda kullanımlar için en zorlu şartlarda dahi çift çevrimli güç koruması sağlıyor.
Entegre kritik güç ve soğutma hizmetlerinde global bir lider
olan APC by Schneider Electric, yeni nesil kesintisiz güç
kaynağı Smart-UPS™ On-Line SRC ürün serisiyle işletmelere sunucu, ses/veri ağları ve tüm hafif endüstriyel uygulamalar için çift çevrimli maksimum güç koruması sunuyor.
Smart-UPS On-Line SRC serisi, 1kVA - 10kVA arası yükleri desteklerken, kritik durumlarda sistemlerinizin enerjisiz
kalmaması için yükü akülerinden beslemeye başlar. Acil
durumlarda besleme süresi ek akü paketleri sayesinde uzatılabilir ve enerji ihtiyacınızı güvenli şekilde sağlamaya devam eder. Ayrıca, Smart-UPS On-Line SRC serisi dahilinde
bulunan PowerChute™ Ağ Kapatma yönetim yazılımı sayesinde, ağa bağlı cihazlarınız tercihinize göre otomatik olarak kapanabilme özelliğine sahip oluyor. Uzaktan yönetim
için entegre ağ yönetim kartı içeren serinin tüm modelleri,
geniş giriş gerilimi aralığı ve hassas çıkış gerilimi ayarlama
imkanını sunuyor. Bunun yanında frekans ayarlama, dahili
baypas ve giriş gücü düzeltme gibi birçok önemli özelliğiyle
kullanıcılara büyük kolaylık sağlıyor.
Yönetim, güvenlik ve uygulamada maksimum bütünlük…
Otomatik dahili baypass seçeneği ile serinin tüm ürünleri,
aşırı yüklenme durumunda bağlı yükleri şebeke gücüyle
besleyebiliyor. Serinin dikkat çeken bir diğer özelliği olan
akıllı akü yönetim sistemi ile hassas ve sıcaklık ayarlı şarjlı akü, performansıyla kullanım ömrü ve güvenliği en üst
düzeye çıkarıyor. Çalışırken değiştirilebilir akü paketleriyle ise kullanıcılar akü paketlerini değiştirerek ortalama
yenileme sürelerini uzatabilme imkanına sahip oluyorlar.
Serinin 5 ve 10 kVA modellerinde iki ünite birbirini yedek-
leyecek şekilde paralel olarak bağlanabilme özelliğine sahip
bulunuyor.
Yönetim konusunda kullanıcılara büyük kolaylık sağlayan
Smart-UPS On-Line SRC serisi UPS’in ağ üzerinde uzaktan
yönetilmesine de imkan tanıyor. Ayrıca, APC StruxureWare™ Manager üzerinden merkezi yönetime de olanak sağlar
ve SmartSlot™ Yönetim kartlarıyla UPS yeteneklerini kişiselleştirmenin yolunu açıyor. Böylece durum göstergeleri
görsel ekranlar, cihaz ve güç durumunu tercihinize göre
yönetebilmenizi sağlıyor. Ürün tercihinize göre LED ve LCD
ekranlara sahip bulunan seride bağlanabilirlik özellikleriyse
UPS’in seri port üzerinden yönetime de imkan tanıyor. 3 ve
10 kVA arası modellerde bulunan tak ve çalıştır aküler UPS
cihazına fazladan çalışma süresi eklerken, beslenen yükler
için temiz ve kesintisiz güç sağlamaya devam ediyor.
Erken uyarı ve akü tespit sistemiyle enerjiniz hep tam!
Periyodik akü testi sayesinde değiştirilmesi gereken akünün erkenden tespit edilmesini sağlayan Smart-UPS OnLine SRC serisi, önleyici hata bildirimi özelliğiyle de erken
uyarı vererek hatayı önceden size bildirir. Bu sistem akünün yedek güç sağlamak için mevcut olmadığını da aynı
şekilde iletme özelliğine sahip bulunuyor. Frekans ve gerilim regulasyonu sistemi ise aküyü kullanmadan frekans ve
gerilimde zayıf koşulları iyileştirebiliyor.
Smart-UPS™ On-Line SRC ürün serisi, ani dalgalanmalar,
yıldırım ve fırtına gibi olumsuz hava şartlarında oluşacak
güç kesintilerine karşı bağlı yükleri koruma özelliğine sahiptir. Daha küçük jeneratörler ve daha az kablo kullanılmasını sağlayarak kurulum maliyeti en aza indirilir. Cold Start
özelliğiyle ise akü gücü yeterli olmadığında gerekli elektrik
yükünü sağlamaya devam ediyor. Uluslararası standartlara uygun olarak, güvenli bir şekilde çalıştığı test edilen ve
onaylanan Smart-UPS On-Line SRC serisi kaliteyi ve güvenliğinizi en üst boyuta taşıyor.
www.schneider-electric.com/tr
78
ENDÜSTRİ OTOMASYON
schneIder
Ürünler
Çatal Işık Bariyeri (Fork Light Barriers)
■ Günümüz teknolojisinde endüstriyel sahada algılama noktasında en stabil algılama karşılıklı sensörler ile
sağlanır. di-soric çatal sensörlerde alıcı ve verici aynı
gövde içerisinde yerleştirilmiş durumdadır. Herhangi
bir nesne (metal yada ametal) algılama bölgesinde
girerse ışık demeti kesintiye uğrar ve bir çıkış sinyali oluşur. di-soric çatal sensörlerinde ince ışık demeti
kullanıldığı için küçük cisimlerin algılanmasında dahi
sorunsuz çalışır. Bugünkü koşullarda en sağlıklı çözüm
karşılıklı sensörlerle olmakla birlikte alıcı ve vericinin
ayrı kasalarda olması sebebi ile kullanıcıya getirdiği
işçilik vb. durumlar göz önünde bulunması sebebi ile
di-soric çatal sensörlerin önemi her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda da di-soric 30 yıldır kullanıcılarının
da istekleri göz önünde tutarak ürün yelpazesini sürekli
geliştirmektedir.
Öne Çıkan Özellikleri;
• Entegre Elektronik Modül
• Yüksek Çalışma Frekansı
• Açık/Koyu Anahtarlama
• Sağlam Metal Gövde
• Yüksek Koruma Sınıfı
• 5 Yıl Garantili
www.oshmuhendislik.com.tr
osh muhendislik
ESM-XX50
■ Emko Elektronik A.Ş. nin üretmiş olduğu “Smart I/O
Modül”Sistemli, RS-232/485 Modbus RTU Haberleşmeli,
Proses Kontrol Cihazı ile kolay kullanım;
• Re transmission özelliği
• 0...5Aac Akım trafosu Giriş Modülüyle ısıtıcı arızası tespiti
• Üniversal proses girişi
• Auto-tune ve Self-tune PID
• 8 Adım profil kontrolü
• Motorlu vana kontrolü
www.emkoelektronik.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
emko elektronik
79
Ürünler
Akıllı Yaşam: Basit, Bir O Kadar Da Mükemmel
■ [email protected]®’un mobil cihazlarda da kullanılabilecek ücretsiz uygulaması ile aydınlatma, ısıtma ve jaluzi kontrolü gibi evinize
konfor getirecek otomasyon sistemini kullanarak maksimum konfor
ve güvenliğin keyfini çıkarın.
Daha konforlu olamazdı - aydınlatma, ısıtma, jaluzi veya interkom
sistemi en basit haliyle profesyonel
bir şekilde kontrol edilebilir. Sezgisel anahtar, dokunmatik panel
veya mobil uygulama kullanarak:
koltuğunuzdan veya bulunduğunuz
yerden akıllı telefonunuz ile her
şeyi kontrol edin. Sistemin kurulumu hızlı ve düşük maliyetlidir, kısa
bir zaman içinde programlanabilir
ve istenildiği zaman değişiklikler
kolayca uygulanabilir. [email protected]
home®, akıllı yaşam için tasarlanmış yenilikçi bir sistemdir. Oldukça
çekici: Klasik elektrik tesisatı ile
maliyet olarak karşılaştırıldığında
düşük farklar ile sisteminizi otomasyona çevirmiş olabilirsiniz.
[email protected]® elektrikçiler tarafından kolayca ve hızlı bir şekilde
80
ENDÜSTRİ OTOMASYON
kurulabilir. Sistemin merkezindeki
“Sistem Erişim Noktası” ile PC’den
veya tabletten sisteme kolayca erişebilirsiniz. Sistem fonksiyonları,
mevcut bir kablolu veya kablosuz
ağ bağlantısı kullanılarak çok kolay
bir şekilde tanımlanabilir ve programlanabilir.
Kurulumdan sonra, kullanıcı bilgisayarından tablet veya akıllı telefonu için tasarladığı kullanıcı arayüzünü görebilir ve arayüz üzerinde
zevkine göre düzenlemeler yapabilir. [email protected]® uygulaması kontrolü daha da kolaylaştırır
- mobil cihazınızda görüntülemek
istediğiniz uygulamadaki tüm ekran
görüntüleri otomatik olarak optimize edilir.
Kullanımı sezgiseldir. Neredeyse
zahmetsiz bir şekilde eviniz için etkili bir aydınlatma ortamı kurulabilir ve ihtiyacınıza uygun zamanlama
programları girilerek ısıtma sistemi
ve jaluziler kontrol edilebilir. Eğer
isterseniz, evinizin girişine konumlandırılan tek bir anahtara dokunarak evdeki bütün ışıkları kapatabi-
Ürünler
lirsiniz. Yaşamınız ve konforunuz
ile bağlantılı birçok seçenek [email protected]® ile gerçekleştirilebilir. Örneğin; etkin enerji verimliliği
için bireysel oda sıcaklık kontrolü
veya varlık simülasyonu ile siz evde
yokken ışıkları ve panjurları zamana bağlı açıp kapatarak hırsızları
uzaklaştırabilirsiniz.
Konforunuz
için kullanılan senaryolara hava
durumu sensörleri de dimmerler
ve hareket sensörleri kadar kolayca
entegre edilebilr.
ABB-Welcome® interkom sisteminin otomasyon sistemine entegre edilmesi ile ekstra konfor
ve güvenlik sağlanır. [email protected]
home dokunmatik ekranı sistemler arasında köprü vazifesi görür.
Örneğin, kapı zili çalar çalmaz
merdiven ışıklarının yakılması
gibi bir hoşgeldiniz senaryosu ekran üzerinden gerçekleştirilebilir.
ABB-Welcome® kameralı dış ünite aracılığı ile dokunmatik ekranınız üzerinden sizi ziyarete gelen
misafirlerinizin fotoğrafını dahi
çekebilirsiniz. Sonrasında tablet
veya akıllı telefonunuzu kullanarak
www.abb.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
siz dışarıdayken kimin sizi ziyarete
geldiğini görebilirsiniz.
[email protected]®
yaşamınızı
akıllı ve basit hale getirir. Kontrol
için kullanacağınız anahtarlar ABB
anahtar serisindeki diğer ürünlerle kombine edilebileceğinden, size
üstün bir tasarım kalitesi sunar.
Bugünün ihtiyaçları ve yarının istekleri ile akıllı eviniz için eşsiz bir
konsept yaratın.
[email protected]® ile ABB, akıllı
yaşam dünyasına girişi olduğundan
daha basit hale getiriyor. Ev otomasyonuna gelen yeni boyutun üstün
konfor, güvenlik ve enerji verimliliği
ile birlikte tadını çıkartın.
Ürün avantajları
• Akıllı telefon veya tabletinizden aydınlatma, ısıtma ve jaluzinin kontrolü
• ABB-Welcome® intercom sistemi
ile kusursuz entegrasyon
• Fonksiyonlar ve konfor özellikleri
herhangi bir zamanda değiştirilebilir
veya genişletilebilir
• Sayısız ABB anahtar serisi ile kombine edilebilir
abb
81
Ürünler
Oransal Kontrollü Solenoid Valf
■ Solenoid valf akış kontrolü için
kullanılan elektromekanik bir ekipmandır. Solenoid valfler genel
olarak iki ana parçadan oluşuyorlar: 1- Akışın geçişini sağlayan
veya önleye valf kısmı. 2- Elektrik
Enerjisi yardımı ile manyetik alan
üreten ve vana kısmının mekanik
olarak açma kapamasını sağlayan
Bobin kısmı.
Solenoid vanaları genel olarak
2 guruba bölmek mümkündür:
1-Normalde Kapalı. 2- Normalde
Açık. Normalde Kapalı Solenoid
vanalarda bobinde enerji yokken
valf kısımdan akış olmayacak. Bobine enerji verirken ise, valf açılıp
akış gerçekleşecektir. Normalde
Açık solenoid valflerde tam ters
olarak, Bobinde enerji yokken valf
Kısımında akış gerçekleşecektir ve
Bobine Enerji verildiğinde ise akış
kesilecektir. Bu şeklide solenoid
vanalar aç-kapa tarzında çalışıp,
akışkanın tam geçişini veya tam
olarak kesilmesini sağlamaktalar.
Sanayide birçok akış kontrolü uygulamasında prosesi sağlıklı bir
şekilde kontrol edebilmek için
oransal akış kontrolü yapabilen
vanalar kullanılmaktadır. Bu çalışmada oransal olarak bir solenoid
vananın kumandası ele alınmıştır.
82
solenoid vanalarla oransal akış
kontrolü konusu ele alınmıştır.
Tasarımın Çalışma Şekli:
Bu çalışmada solenoid vanalar için
özel bir elektronik devre kartı tasarlanmıştır. Tasarlanan elektronik
devrede PWM yöntemiyle vananın
değişik frekanslarda açılıp kapanmasıyla akışkanın oransal bir şekilde vanadan geçmesi sağlanmıştır. Bu yöntemde yüksek frekansla
açıma kapamayı yaparak akışın
kısılması ve daha düşük frekansla
açma kapama yaparak akışın daha
yüksek bir debiyle akması sağlanmaktadır.
Yapılan çalışmada tasarımı yapılan
elektronik devrede akış ayarı için
frekans değişikliği otomasyon sektöründe yaygın olarak kullanılan
4-20mA sinyalleri kullanılmıştır.
Bu devrede 4mA den başlayarak
akımın artışıyla vananın açma kapama frekansı azalmakta ve buna
bağlı olarak akış debisi artmaktadır. Ayrıca bu çalışmada akış basıncı ve akışkan viskozitesi gibi
faktörlerin etkisini yok edebilmek
için kartın farklı frekans aralıklarında, kullanıcı tarafından ayarlanabilir bir şekilde tasarlanmıştır.
Solenoid vanalar kompakt yapıları,
uzun ömürlü olmaları ve ekonomik
olmalarından dolayı her zaman
farklı proseslerde tercih edilmektedirler. Ancak bu vanaların oransal akış kontrolü uygulamalarında
kullanılamaması bu ürünlerin kullanımı açısından bir dezavantaj
oluşturmaktadır. Bu çalışmada bu
konular göz önüne bulundurarak
Bu çalışma sonucunda SMS-TORK
AR-GE çalışmaları, tamamıyla firmamızda yapılan bir ürün elde
edilmiştir. Bu şekilde sanayimizin
ihtiyaçlarından biri olan oransal
akış kontrolü için daha hassas,
daha uzun ömürlü ve daha kullanışlı bir ürünün tasarımı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu sayede
firmamızın ürün gamı artmış, daha
katma değerli ürün üretime alınmıştır.
www.smstork.com
SMS TORK
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürünler
Mitsubishi Electric’ten 7/24 ‘Net’ Görüntü
■Dünya genelinde 71 binin üzerinde Videowall sistemi
kurulumu bulunan Mitsubishi Electric, pazarın ve kullanıcıların gerçek ihtiyaçlarını analiz edip anlayarak kazandığı deneyimle yeni DLP LED küpünü üretti. Sektörüne
ileri teknoloji görüntüleme çözümleri sunan Mitsubishi
Electric, Videowall ailesinin yeni ürünü VS-60HS12U
DLP Küp ile kontrol odalarındaki LCD ve DLP küpler arasındaki boşluğu doldurmaya hazırlanıyor. Hem birleşim
mesafesindeki inceliği hem de derinliğiyle fark yaratan
ve sahip olma maliyeti avantajı sunan yüksek enerji tasarruflu bu küpler, 7 gün 24 saat çalışmaya uygun olarak
tasarlandı.
Mitsubishi Electric’in yeni küpü, ısıdan etkilenmeyen
görüntüleme ekipmanı 0,65 inç DLPTM çip ile özellikle 7/24 çalışan ortamlarda sürekli aynı görüntü izlense
dahi yüksek görüntü kalitesi ve dayanıklılık sunuyor.
LCD ekranlar yüksek birleşim aralıkları, görüntü kalıntısı
ve yanma gibi sebeplerle 7/24 çalışmaya uygun olamayabilirken DLP teknolojisi, sahip olduğu özelliklerle Videowall çözümleri arasında devamlı çalışmaya uygun bir
çözüm olarak öne çıkıyor.
Mitsubishi Electric’in sıfıra yakın birleşim mesafesi ve
yüksek çözünürlük özellikleriyle ürettiği yeni ince DLP
küpü VS-60HS12U, Seventy Serisi DLP küplerinde olduğu gibi LED ışık kaynağı teknolojisine sahip olması ve
bakım gerektirmemesiyle maliyet avantajı sağlıyor. 24
saat çalışmaya uygunluk ve kompakt derinlik sunan bu
ürün, köşeden köşeye 60 inç ve 520 milimetre derinliği
ile geleneksel arkadan projeksiyonlu küplerin* neredeyse yüzde 40’ı kadar yer kaplıyor. *VS-62WEF78 referans
alınmıştır.
Mitsubishi Electric tarafından patentli Renk Uzayı ve
Dijital Tonlama Devreleri ile FullHD çözünürlüğünde görüntü kalitesi sunan VS-60HS12U DLP Küp, LCD seviyesinde (700 cd/m²) parlaklık veriyor. Ayrıca sahip olduğu
orjinal LED güç kontrol devresi ile uygulamaya ve ışık
ortamına bağlı olarak 3 farklı parlaklık modunda kullanılabiliyor. Dahili sensörleri ile renk dengesini otomatik
olarak ayarlayan VS-60HS12U DLP Küp, komşu ekranlar
arasında renk ve parlaklık dengesini de koruyor.
Bakım gerektirmiyor
Yalnızca önden erişimli olan, arkadan erişim gerektirmeden duvara sıfır kurulabilen VS-60HS12U DLP Küp tescilli hava soğutma sistemine sahip. Bu sayede yaklaşık
50 bin saat çalışma ömrü vadeden VS-60HS12U modeli
bakım gereksinimi duymaması nedeniyle tercih ediliyor.
Enerji tasarruflu LED ışık kaynağı, çevre bilinci yüksek Mitsubishi Electric teknolojileriyle birleşince en parlak modda
123W, ekonomik modda ise 61W tüketim değeriyle rakipsiz güç tüketimi sunan VS-60HS12U, minimum ısı yükü ve
sessiz çalışması ile de dikkat çekiyor.
www.mitsubishielectric.com.tr
84
ENDÜSTRİ OTOMASYON
MItsubIshI ElectrIc
Ürünler
Otel Çözümlerinde Yepyeni Bir Deneyim
■ Legrand ve Bticino otel çözümleri misafirlerin konforunu
arttırırken, otel işletmesini ve yönetimini kolaylaştıran en iyi
çözümleri sunuyor. Entegre bir sistem olan Otel Odası Otomasyonu ile her şey tek bir merkezden yönetilebiliyor.
Legrand ve Bticino, otel odası çözümleri ile otel yönetim işlerini kolaylaştıran ve otelde konaklayan misafirlerin konforunu
arttıran yepyeni bir deneyim sunuyor. Legrand Oda Kontrol
Ünitesi ile misafirlere farklı senaryolar sunarken bina yönetim sistemlerine (BMS) ve otel yönetim sistemlerine (PMS)
adapte edilebilen entegre çözümleri ile de verimliliğe katkı
sağlıyor.
Legrand Oda Kontrol Sistemleri
Odanın giriş, çalışma alanı, oturma alanı ve yatak odasında
kullanılabilen oda kontrol ünitesi, misafirlerin rahatlığı için gerekli her şeyi düşünüyor. İhtiyaca uygun olarak ortamı aydınlatan üniteler, okuma senaryosu, TV senaryosu, uyku modu
senaryosu ve günün belirli saatlerinde devreye giren astrono-
mik fonksiyon ile tasarruf sağlıyor. Oda kontrol ünitesi, havalandırma, priz, aydınlatma, perde ve iklimlendirme kontrolleri
ile her ihtiyaca çözüm sunarken otel odalarını akıllı bir ortama
dönüştürüyor. Bina otomasyonu ile otel yönetim otomasyonu arasında arayüz görevi gören Legrand oda kontrol ünitesi,
odanın durumunu izlerken, misafirlerin isteğine göre gerekli
adaptasyon ve senaryoların gerçekleşmesine imkân vererek,
daha yüksek seviyede kalite ve konfor sunmanızı sağlıyor.
Bticino IP Senaryo Modülü
Bticino’nun sunduğu entegre çözümler bina yönetiminde genel giderler ve yönetim giderleri üzerinde tasarruf sağlıyor.
Odanın kontrol merkezi olan Bticino IP senaryo modülü her
oda için farklı senaryolar oluşturarak, otel odalarını akıllı bir
ortama dönüştürüyor. Ortak alanlar ve odalar için, gerçek
zamanlı görüntüleme ve kontrol olanağı sunan IP senaryo
modülü sayesinde, her bir odanın içindeki ısıtma, aydınlatma,
havalandırma ve perde kontrolleri resepsiyondan görüntülenebiliyor.
www.legrand.com.tr
LEGRAND
Bağıl Nem Sensörleri Pronem
■ Sıcaklık ve Nem için 2 analog çıkış
• Kalibre edilmiş tek yongalı Sıcaklık+Nem sensörü
• Yüksek çıkış doğruluğu
• Uzun kararlılık süresi
• Çıkışlarda düşük ısıl sürüklenme
• Küçük ve kullanışlı tasarım
• Her 2 çıkış için ayrı ayrı seçilebilir çıkış sinyali
www.emkoelektronik.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
emko elektronik
85
Ürünler
Legrand’ın Yeni Parafudr Serisi,
Yüksek Risk Düzeyleri ve Tesisatlara Çözüm Sunuyor
■ Yeni parafudr serisi, tasarımı ve uyumluluğu ile
Legrand’ın ana dağıtım panolarındaki yerini aldı
Yıldırım, bulutlar arasında veya yeryüzü ile bulutlar arasında meydana gelen çok güçlü bir elektrik akımı ile potansiyel dengenin sağlanması olarak açıklanıyor. Yıldırımın meydana getirdiği aşırı gerilimler, %25 ile %40 oranı
arasında cihazlarda hasara neden oluyor. Diğer geçici
aşırı gerilimlerin etkileri ile %60’a varan elektrik hasar
oranı, alçak gerilim parafudrunun tesisatlara eklenmesi
ile önlenebiliyor.
Legrand’ın yeni alçak gerilim parafudr serisi, kartuşlu
tip parafudr, yana montaj parafudr modülü ve kendinden
korumalı parafudr, tüm yüksek risk düzeyleri ve tesisatlara çözüm sağlıyor. Legrand’ın yeni parafudr serisi,
EN 61643-11 ve IEC 61643-11 standartlarına uygunluk
gösteriyor. Tüm risk seviyeleri için geniş ürün seçeneği sunan Legrand’ın tip 1 (T1) ve 2 (T2) yeni parafudr
serisi, aşırı gerilimlere karşı etkili koruma yapabilmesi
için, tüm uluslararası standartlara uygun ve alçak gerilim tesisatlarının tüm ihtiyaçlarını karşılamak için özel
tasarlandı. Legrand parafudrlar, yıldırım etkilerine karşı
koruma sağlamak amacıyla, hassas koruma gerektiren
cihazları korur.
Kendinden Korumasız Parafudr (T1, T1+T2 VE T2)
Kendinden korumasız Parafudr tipleri, bir sigorta veya
kartuş sigorta yoluyla korunması gereken ürünler. T1 Parafudrlar, ana dağıtım panolarını koruma amacıyla, dizayn
edildi. Her iki tipte özelliklere uygun olan T1+T2 Parafudrlar, tesis hattının sonunda yakın korumaya uygun.
Yana Montaj Parafudr Modülü (T2)
Legrand yana montaj parafudr modülü, kurulum ve bakım
kolaylığının yanısıra, güvenlik ve devre kesici bağlantı imkanı sunuyor. Otomatik sigorta, parafudrdan önce gelerek
beslemenin devamlılığının bozulmasına karşı koruma özelliği ile etkin koruma sağlıyor. Monoblok parafudrlar, ticari
ve endüstriyel uygulamaların tali panolarını koruma amaçlı
tasarlandı.Yana montaj parafudr modülü ve devre kesici
arasında herhangi bir kablo bağlantısı yapılmaması son
kullanıcaya hızlı montaj ve güvenlik sağlıyor.
Kendinden Korumalı Parafudr (T2)
Aşırı yük ve kısa devrelere karşı koruma özellikleri, parafudrun özelliklerine dahil edildi. Küçük ticari ve konut tesisleri için en yalın seçimdir. Ayırca parafudr arasındaki
ideal uyumluluktan dolayı maksimum güvenlik ve koruma
sağlıyor. T2 Parafudrlar çoğunlukla tali panolarını koruma
amacıyla tasarlandı.
www.legrand.com.tr
86
ENDÜSTRİ OTOMASYON
LEGRAND
Ürünler
Beckhoff Panel PC, Danfoss’un
Akıllı NovoCon™ Aktüatörlerini Kontrol Ediyor
■ Beckhoff, bina otomasyonu çözümleri ile HVAC şirketlerine otomasyon çözüm ortağı olarak uzmanlığını sunuyor.
Beckhoff’un PC tabanlı kontrolörü ile, Danfoss’un yeni akıllı NovoCon™ aktüatörü, akış kontrolü, debi göstergesi veya
alarm sinyallerini kolayca BACnet veya Modbus üzerinden
bina kontrol sistemlerine entegre edilebiliyor. Sistem birleştiriciler, aktüatörleri hızlı devreye alma ve kolay bakımın
yanında uzaktan erişimden de yararlanıyor.
PC ve Ethernet tabanlı kontrol teknolojisiyle Beckhoff,
bina otomasyonu için yüksek verimli HVAC yönetimi
de dahil olmak üzere standart bir donanım ve yazılım
platformu sunuyor. Beckhoff, standart bileşenlerin ve
TwinCAT otomasyon yazılımı için müşteriye özel yazılım kütüphanelerinin tedarikçisi olmasının yanında
HVAC ürünlerinin ve çözümlerinin geliştirilmesi konusunda bir inovasyon ortağı. Beckhoff’un Danfoss ile
yakın işbirliği içinde geliştirdiği NovoCon™ aktüatör
yazılım kütüphanesi birçok örnekten sadece biri. Dijital
aktüatör bir ‘hepsi bir arada’ kontrolörle çalıştırılıyor:
kompakt 7 inçlik HMI bir Beckhoff CP6606 Panel PC.
Geniş otomasyon sistemi yelpazesiyle NovoCon™ aktüatör hatalarını önleyebiliyor ve enerji tasarrufu yapa-
biliyor. Sürücü izleme, tüm ısıtma ve soğutma yüzeylerinin daha düşük devre sıcaklıkları ve önemli enerji
tasarrufu sağlamak üzere soğutma ve ısıtma enerjisiyle
eşit olarak beslenmesini sağlayarak hidronik dengelemeyi mümkün kılıyor.
Debilerin veya hacimlerin geçmişte mekanik olarak
kontrol edilmesi gerekiyorken, artık fieldbus üzerinden
PC tarafından yönetilebiliyor. Entegre alarmlar kontrolöre her türlü sorunu bildiriyor; örneğin tortuların, vananın düzgün açılıp kapanmasını engellemesi gibi. Sistem
temizleme sırasında akıllı aktüatörler otomatik olarak
tamamen açılıyor. Binlerce vana tek bir tıklamayla kontrol edilebiliyor. BACnet veya Modbus üzerinden yapılan
fieldbus bağlantısı ayrıca vanaların ulaşılmaz yerlere takılabilmesine olanak tanıyor; örneğin tavan içine, çünkü
artık herhangi bir mekanik işleme gerek duyulmuyor.
PC tabanlı kontrol platformu ve kapsamlı bir devreye
alma aracı sayesinde NovoCon™ aktüatörler uzaktan
bile devreye alınabiliyor ve bakımları yapılabiliyor. Kullanımı kolay tak ve çalıştır fonksiyonlar, Beckhoff kontrol
teknolojisiyle sorunsuz entegrasyon sağlıyor.
www.beckhoff.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
beckhoff
87
Ürünler
MobileView Operatör Paneli
Mobil Operatör Arayüzü Çözümü
■ Allen-Bradley operatör arayüzü, operatör verimliliğini
geliştiren tasarımı ile görüntüleme platformu ürün yelpazesini genişletmektedir.
MobileView taşımayı kolaylaştırıp uzun süre çalışmada
yorulmayı engelleyecek konforlu bir taşıma kolunu da
içeren ergonomik bir dizayna sahiptir. Windows Embedded Standard 7 işletim sistemi ile piyasaya sürülen
MobileView, geliştirme maliyetlerinizi düşürmek için
FactoryTalk View ME ve FactoryTalk View Studio uygulamalarına özel olarak optimize edilmiştir. Uygulama ve
datalog depolaması panel ile birlikte gelen dâhili SD kart
ile enerji kesilmelerinden etkilenmeden yapılmaktadır.
Mobil operatör arayüzü güvenlikten ödün vermeden
birçok endüstriyel uygulamada kullanılabilir. Güvenlik ihtiyacını donanımsal bir acil durdurma butonu ve
3-pozisyonlu başlatma butonu ile desteklemektedir. 10’’
dokunmatik geniş ekranı 1280 x 800 çözünürlük sağlamaktadır. Opsiyonel olarak sunulan işlevleri yazılım
ile ayarlanabilen fonksiyon tuşlu panel alternatifleri de
bulunmaktadır.
MobileView direk saha görüşü isteyen ya da setup/kalibrasyon aktiviteleri gibi makinanın/robotun yanında
olunması gereken durumlarda veya bakım sırasında çok
efektif olarak kullanılmaktadır. “Quick-connect” konnektör özellikli 5, 10 ve 15 metrelik kablo seçenekleri ve
montaj aparatları mevcuttur.
Birçok yenilikçi özellikleri sayesinde çok çeşitli uygulama ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Yenilikçi dizaynıyla
operatör verimliliğini arttırmasının yanı sıra daha güvenli bir çalışma ortamı oluşturmaktadır.
www.rockwellautomation.com/tur/
ROCKWELL
Enerji Koruma Pri’PowerSurge’zi
■ Enerji sektörünün öncü markalarından Tunçmatik,
elektronik cihazları koruyarak ömrünü uzatan enerji
koruma prizleri “PowerSurge” serisini tanıttı.
Türkiye’nin 46 yıldır hizmet veren enerji çözümleri
markası Tunçmatik, anlık yüksek akım ve gerilime karşı koruma gerektiren tüm elektronik cihazlar için özel
olarak üretilen “PowerSurge” enerji koruma prizleri ile
bilişim marketleri raflarında yerini aldı.
PowerSurge Serisi; kablosuz prize takılabilir özelliğe sahip olan, “PowerSurge 1 (bir girişli)”, “PowerSurge 2
(iki girişli)”, “PowerSurge 3 (üç girişli)” ve kablolu ağır
hizmet tipi özelliğindeki, “PowerSurge 5 (beş girişli)”,
“PowerSurge 6 (altı girişli)” modellerinden oluşuyor.
Aşırı yüke karşı termik sigortalı olan PowerSurge Serisi Prizler, tüm elektronik cihazları koruma altına alıyor. PowerSurge modelleri, aynı zamanda alev almaz
plastik gövdesi ve çocuk koruma mekanizmasıyla can
sağlığını koruyor.
LED ışıklı açma kapama anahtarı ve dayanıklı bağlantı
barası özellikleri ile rakiplerinden bir adım önde olan
PowerSurge Serisi Prizler, her çeşidi için siyah ve beyaz renk alternatiflerine sahip.
www.tuncmatik.com
88
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Tunçmatik
Ürünler
Robox® İle Hayalleri Ürüne Dönüştürmek Çok Kolay...
■ 3 Boyutlu yazıcılarla üretim şekli değişiyor. Hayal
ettiğiniz bir ürünü bilgisayar ekranına hapsetmeyin.
Robox® ile somut hale çevirin...
geliştirmeler ve değiştirilebilir yazıcı kafası sayesinde
rakiplerinin hayal edemeyeceği kadar materyali filament
olarak kullanabilirsiniz.
Hem maliyetleriniz düşsün, hem de yeri ürünlerle
satış gücünüzü arttırın...
İkili Enjeksiyon Sistemi
Mobit Bilişim A.Ş. Robox Ürün Yöneticisi Erol Buran
“Şimdiye kadar üç boyutlu olarak modellemesi yapılan ve
çizilen projeler sadece bilgisayar ekranında görülebiliyordu. Birebir baskısını almak veya kalıplamasını çıkartmak
oldukça zahmetli ve pahalı bir işti. Ancak şimdi Robox®
ile modellemelerin 3 boyutlu çıktısını almak mümkün.
Eğitim, üretim ve hobi gibi bir çok sektörde kullanılan 3
Boyutlu yazıcı teknolojisi sayesinde mühendisler ve tasarımcılar yeni fikirlerini düşük maliyetle test edebilir. Hobi
amaçlı olarak hayal edilen ürünlerin kişiye özel hale getirilmesi, bireysel taleplere cevap verilmesi de mümkün”
şeklinde konuştu.
Robox ile rekabette öne geçin...
Robox®, sürekli değişen, hızla kendini yenileyen sektörlerde rakabet gücünüzü arttırır. Tasarladığınız yeni ürün
ya da parçaların çizimlerini rakiplerine göre daha hızlı
baskıya çeviren Robox®, ürün geliştirme maliyetlerini
düşürür, girişimlerinizin önündeki engelleri kaldırır. Robox® ile bilgisayarda çizilmiş modelleme kullanılarak
kaliteli üretim yapılabilir. Üretilen parçalar prototip veya
son ürün olarak kullanılabilir. 3D baskı yöntemi, kesme,
bükme, presleme ve döküm yöntemlerine alternatif olarak
kullanılmaya başlanmıştır. Robox® ile birlikte sadece tek
çeşit ürün kullanmakta sınırlı değilsiniz. Sürekli yapılacak
Robox®, rakiplerine göre baskı hızını ve kalitesini arttıran
ikili enjeksiyon sistemini içermektedir. Baskıda kullanılacak materyalin kullanımı ekstrüzyon çapları 0.3mm veya
0.8mm olan iki enjektörün birinden doğrudan yapılmaktadır. Böylece Robox, yüksek detaylı dış yüzeyleri küçük
olan enjektörüyle üretip sonra da daha büyük olan enjektör ile birden fazla katman kullanarak parça detayına veya
sağlamlığına zarar vermeden hızlı bir şekilde objenin içini
doldurur.
Otomatik Materyal Tanımlaması
Robox®, farklı materyaller için program ayarı yapmayı
gerektirmez. Makarayı doldurup hemen baskıya başlayabilirsiniz! Robox® filament makaralarının her biri, materyal
için bütün önemli parametreleri içerisinde barındıran özel
EEPROM çiplerini içermektedir. Bu sayede siz filamenti
makaraya takar takmaz Robox® kendi kendini otomatik
olarak tanımlayarak kendisini baskıya hazır hale getirir.
Güvenli Tasarım
Robox®’un kapalı sistemi; hava kanallarını kapayıp, yazıcının içindeki ısının sabit kalmasını sağlar. Böylece baskı
kalitesi artarken, kullanıcı yüksek sıcaklıktaki baskı yatağına dokunmasının getireceği tehlikelerden korunmuş
olur.
www.roboxturkiye.com
90
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ROBOX
Ürünler
Işık Çeşitliliğindeki Yenilik
Wenglor’un Çok Spektrumlu Yeni Renk Sensörü
■ Yeni P1XF001 6-Kanallı Çok Spektrumlu Renk Sensörü, özel wenglor sensoric fiber optik kabloları ile renk algılaması için ideal hassasiyette bir çözümdür. Kapsamlı
ROYGBV (Kırmızı, Turuncu, Sarı, Yeşil, Mavi, Mor) renk
aralığında hassas spektral ölçüm sayesinde, tüm görünür ışık aralıklarındaki en ince renk farkları güvenle algılanır, ayrıştırılır ve Endüstri 4.0 uyumlu IO-Link arayüzü
aracılığı ile iletilir. Ve sensör bu sayede yarının ihtiyaçlarını bugünden karşılamaktadır.
P1XF001 6-Kanallı Çok Spektrumlu Renk Sensörü,
renkli cisimlerin spektral bileşimini ölçer ve analiz
eder. Böylece müşterilerimiz için weQube Vision ve
OFP401P0189 Gerçek Renk Sensörüne ek olarak endüstriyel renk uygulamalarındaki karmaşık ihtiyaçlara
kolayca ve güvenilir bir şekilde cevap verir.
iletir. P1XF001 hareketli uygulamalarda bile tam performans çalışma sağlar. Otomatik olarak ayarlanan ışık
yoğunluğu ve 50.000 saatlik servis süresi entegre LED
teknolojisi sayesinde mümkün kılınmıştır.
Bir bakışta P1XF001 Renk Sensöründe öne çıkanlar
• Azami esneklik için fiber optik kablo
• ROYGBV renk çipli spektral ölçüm sayesinde detaylı renk
algılaması
• Hızlı öğretme sihirbazlı OLED ekran
• Endüstri 4.0 a hazır: IO-Link 1.1 ve 12 farklı anahtarlama
çıkışı
• Mesafe dalgalanmalarına rağmen güvenilir ölçüm değerleri
• RS-232 arayüzü sayesinde wTeach2 yazılımına bağlanma
• Eşzamanlı renk algılaması için 12 farklı anahtarlama
çıkışı
En yeni nesil sensör, 6’ ya bölünmüş ROYGBV renk
aralığını ve 12 ayrı rengin aynı anda ayrıştırılırmasına
imkan sağlayan 12 ayrı anahtarlama çıkışını kapsar. Bu
yolla, en ince renk farkları bile bu aralıkta algılanabilir.
Bunun da ötesinde sensör, herhangi istenen renk değeri, doygunluk ve parlaklık için ayrı ayrı renk tolerans
ayar imkanı sunar.
Özel wenglor sensoric fiber optik kabloları ile birlikte,
sensör zor ulaşılan yerlerde ve -20...+250°C sıcaklık
aralığındaki alanlarda çalıştırılmak için geliştirilmiştir.
Sezgisel çalışma konsepti sayesinde, tüm sensör ayarları
OLED ekran üzerindeki ayar sihirbazı ile, wTeach2 ayar
yazılımı ile (RS232 arayüzlü) veya IO-Link arayüzü (V1.1)
ile doğrudan P1XF001’ e girilebilir. Sensör böylelikle Endüstri 4.0 uygulamaları için hazırlıklıdır.
Fiber optik kablolar uç ile sensör arasındaki mesafe değişimlerine rağmen ölçüm değerlerini güvenilir bir biçimde
Modern renk algılamasının öncüsü: Yüksek performanslı 6-kanal Çok Spektrumlu Renk Sensörü detaylı
spektral analizi ve Endüstri 4.0 için çeşitli arayüzleri ile
ayırt ediliyor
wenglor ürün yelpazesinden Renk uzmanları: Yeni P1XF001 6-Kanal
Çok Spektrumlu Renk Sensörü, OFP401P0189 Gerçek Renk Sensörü
ve weQube Vision sensörü
www.wenglor.com
ENDÜSTRİ OTOMASYON
wenglor
91
Ürünler
Midrange İle Güçlü Çözümler
■ Akıllı üretim çağında gerçek zamanlı üretim bilgileri ve
verileri giderek daha da önemli bir hale gelirken, makine
üreticileri ve son kullanıcılar bu bilgileri en iyi şekilde toplamalarına, düzenlemelerine, yorumlamalarına ve sunmalarına yardımcı olan stratejileri nasıl geliştirebilir?
Üretim endüstrisinin tarihi, tıpkı dünya tarihi gibi, düzgün
bir şekilde çağlara ayrılabilir; ilk gerçek çağdaş çağ sanayi devrimindeki seri üretimi, Henry Ford ve onun üretim
hattı kavramını izlemiştir. O zamandan bu yana, birçok
farklı kavram gelip gitmiş ya da gelip kalmış ve en başarılı
olanları eskilerini geride bırakarak, endüstrinin geleceğini
tanımlamaya yardımcı olmuştur.
Yakın geçmişe bakacak olursak ve hatta geleceği de düşünürsek, yaygın olarak akıllı üretim çağı dediğimiz dönemin
ortasında olduğumuzu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu
çağda üretim ve proses verilerini toplamak, deşifre etmek,
düzenlemek ve paylaşmak hiç olmadığı kadar önemli bir
hale gelmiştir.
Akıllı üretimin arkasındaki tüm değerler, sistemsel bilgiler,
teknoloji ve insan becerisinin, makine üreticileri ve kullanıcılarını hiç olmadığı kadar global olan piyasada rekabetçi
kılacak daha hızlı bir devrim ve değişimi beraberinde getirmek üzere bir araya gelmesidir. Verilere gerçek zamanlı
erişim sayesinde, şirketler daha esnek, daha çevik, daha
sürdürülebilir ve daha karlı olabilir. Akıllı üretimin anahtarı,
bu verileri toplamaya, kontrol etmeye ve sunmaya yardımcı
olan omurga ve hizmetlerdir. Birçok şirket üretim operas-
92
yonlarındaki bilişim çözümlerinin ofis alanında kullanılanlarla bağdaşabilir olmaması sorunuyla karşılaşmaktadır.
Akıllı üretimin arkasındaki öğelerin büyük bir çoğunluğunu ise ofis alanı barındırmaktadır. İletişim uyumsuzluğunu aynı tedarikçiye ait, daha güçlü ya da güçsüz istikrarlı
muadilleyile aynı operasyon, iletişim ve geliştirme ortamını
paylaşmayan ve daha zor öğrenilen, daha az tanımlanmış
yöntemleri ve değişim zamanı geldiğinde daha yüksek harcamalara neden olan bazı üretim çözümleri arttırmaktadır.
Akıllı üretimin geleceğin yolu olduğunu dönemin ilk aşamasından önce fark eden Rockwell Automation, entegre
mimari kavramını geliştirmiştir. Integrated Architecture
(Entegre Mimari) esnek ve ölçeklendirilebilir otomasyon,
hareket, güvenlik ve proses çözümlerinin temelini teşkil
etmek üzere oluşturulmuştur.
Temel özellikleri şunları içermektedir: Bir dizi otomasyon
uygulamasına uygun olacak işlevsellik ve ölçeklendirilebilirlik; tek IT dostu iletişim ve kontrol ağı olan EtherNet/IP;
gerçek zamanlı eyleme dönüştürülebilir bilgi sağlama ve
bilgi entegrasyonu. Bunların tümü bilgi, teknoloji ve insan
becerisini bir araya getirme olan akıllı üretim ruhuna işaret
etmektedir.
Bu tür bir entegre işlevselliğin bir otomasyon şirketinin
ürün yelpazesinin güçlü öğeleriyle kısıtlanması için bir neden olmadığını çoğu kişi fark etmemektedir. Bir gözümüz
entegrasyonda, bir gözümüz ölçeklendirilebilir çözümlerde
olduğunda, Rockwell Automation daha küçük uygulamalar
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürünler
için Integrated Architecture portföyünü Allen-Bradley
CompactLogix programlanabilir otomasyon kontrolörleri (PACs), kompakt Kinetix servo sürücüler, ölçeklendirilebilir I/O, PowerFlex sürücüler ve çok yönlü
PanelView Plus 6 operatör panel ve yazılım araçlarıyla
önemli ölçüde genişletmiştir.
parametrelerine ya da son kullanıcının uygulama ihtiyaçlarının genişlemesine daha iyi yanıt verebilir ve
makine yenilikçiliği için daha fazla mühendislik kaynağı da atayabilirler.
Integrated Architecture, Rekabetçi ve Ölçeklendirilebilir Çözümler Sağlıyor
Birçok lider makine üreticisi bu standardizasyonunun tasarım esnekliğini geliştirdiğini, değişen piyasa
taleplerine uyum sağlamaya yönelik bir dizi ihtiyacı
karşılamak üzere kontrol sistemini hızla ölçeklendirmelerine olanak tanıdığını fark etmektedir. Ayrıca, bir
makine üreticisi müşterilerinin çoğunu tek bir kontrol
platformunda standartlaşmaya motive ederse, makine
üreticisi de destek ve bakım çabalarını kolaylaştırabilir. Bu arada son kullanıcılar da tek ortak teknolojide
standartlaşabilir ve bu şekilde, personel değişiklikleri
meydana geldiğinde, destekleyici kontrol platformları için kritik mühendislik bilgilerini kaybetme riskini
azaltabilir.
Rockwell Automation Integrated Architecture’ı daha
küçük, midrange kontrol çözümlerinde güçlendirerek,
makine üreticileri makinelerinin maliyetlerini ve karmaşıklığını azaltırken, daha rekabetçi ve ölçeklendirilebilir çözümler sağlayabilir. Integrated Architecture,
yönetmeleri gereken uygulama türleri ya da ürettikleri
makinenin karmaşıklığı her ne olursa olsun, tek kontrol mimarisinde standartlaşmalarına ve ortak bir uygulama programlama ortamı ve konfigürasyon ortamını güçlendirmelerine de olanak tanımaktadır. Uzun
kontrol seçimi süreçlerini atlayabilir, değişen tasarım
Mühendislerin yalnızca bir platformda eğitilmesi gerekeceği için, makine üreticileri de bir taraftan genel
eğitim maliyetlerinden tasarruf ederken, diğer taraftan daha odaklı destek sağlayabilir. Kontrol mimarisinde akıcı bir şekilde çalışabilen daha fazla mühendis
ve personelle, müşteri desteğinin tutarlılığı ve niteliği
de iyileşmektedir. Son olarak, tek bir kontrol platformunda standartlaşma, bir makine yapımcısının genel
yedek parça bulunabilirliğini geliştirirken, daha az
parçayı stoklamasına olanak tanımaktadır.
Rockwell Automation ControlLogix L7 prosesörünü
CompactLogix ailesine katarak, değer odaklı makine
üreticilerine EtherNet/IP üzerinden –hem yardımcı sürücüler hem de AC sürücüleri için-Entegre CIP
Hareketi gibi performans özelliklerini daha düşük bir
fiyat noktasında sağlayabilir. Bu, kullanıcılara bir ağ,
tek bir geliştirme ortamı ve tam, entegre eksen portföyü vermektedir.
www.rockwellautomation.com/tur/
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ROCKWELL
93
Ürünler
APC Taşınabilir Şarj Cihazlarıyla Bataryalarınız Hep Dolu
■ Akıllı Telefonlar, Tabletler Ve Kameralar Dahil
Tüm USB Cihazları Anında Şarj Edin
Enerji yönetiminde global çapta uzman Schneider Electric’in
yeni APC Taşınabilir Şarj Cihazları serisi, USB çıkışlı tüm cihazları uzun yolculuklarınızda dahi şarj edebiliyor.
Serinin M5 modeli bir akıllı telefon için 2 kez tam şarj sağlarken, M10 modeli bir akıllı telefonun 4 kez tam şarj olmasını bir tabletin de bir kez tam şarjını sağlıyor.
Schneider Electric’in yeni nesil APC Taşınabilir Şarj Cihazları serisi, akıllı telefonlar, tabletler, MP3 çalarlar ve kameralar dahil tüm USB cihazları, ister evde ister dışarıda dilediğiniz an en güvenli şekilde birkaç kez şarj etme imkanı
sunuyor.
APC Taşınabilir Şarj Cihazlarıyla artık herhangi bir
elektrik prizine ulaşma imkanınız olmasa dahi mobil
cihazlarınızda şarj sorunu olmadan saatlerce video
izleyebilecek veya bir doğa yürüyüşünde dilediğiniz
kadar müzik dinleyebileceksiniz. Hafif ve kompakt tasarımıyla kameralardan akıllı telefonlara ve tabletlere
kadar USB’den beslenen tüm cihazları şarj etme özelliğine sahip olan APC’nin taşınabilir şarj cihazları mobil cihazlarınızın şarjını muhafaza ederek, çıktığınız
uzun seyahatlerde de her zaman iletişimde kalmanızı
sağlıyor.
2 USB çıkışı ile 2 cihazını aynı anda şarj edin…
APC serisinin taşınabilir şarj cihazlarında bulunan 2 USB
çıkışı dilediğiniz akıllı cihazlarınızı (örneğin telefon ve tablet) aynı anda şarj etme fırsatı sunuyor. Ayrıca, piyasadaki
birçok tablet için en ideal çıkış olan 2.4A şarj çıkışı, akıllı
telefonlar için ideal olan 1A şarj çıkışı ile en güvenli şarj
imkanını sağlıyor. APC’nin taşınabilir şarj cihazları serisindeki M5 modelleri bir akıllı telefon için 2 kez tam şarj
ve bir tablet için yarım şarj sağlayan 5000 mAh pile sahip bulunuyor. M10 modelleri ise bir akıllı telefon için 4
kez tam şarj, bir tablet için de bir kez tam şarj sağlayan
10000 mAh pile sahip bulunuyor. Serideki tüm taşınabilir
şarj cihazları 2 yıl garantiyle satışa sunuluyor.
Üst düzey koruma ve güvenlik uygulamalarına sahip…
Özel bir koruma sistemine sahip olan cihaz, sıcaklığın
yükselerek güvenli çalışma aralığı aşıldığında otomatik
olarak besleme gücünü azaltıyor. Böylece ünite ve pilin
hasar görmesini engelleniyor. Verimli şarj özelliğiyle ise
bağlı cihazların dolum tamamen gerçekleştiğinde, şarj
cihazı otomatik olarak kapanıyor hem pil ömrü hem de
enerjiden tasarruf sağlıyor. LED pil göstergesi ve LED
ekran sayesinde kalan pil ömrünü rahatça gösteren seri,
aşırı şarj ve deşarj koruması, yüksek akım ve kısa devre
koruması, aşırı gerilim ve aşırı yük korumasına da sahip
bulunuyor.
www.schneider-electric.com/tr
94
ENDÜSTRİ OTOMASYON
schneIder
Ürünler
Mobil Enerji İzleme Kutusu
■ Endüstride Enerji Verimliliği
Neden Mobil Enerji Kutusu?
Son yıllarda ülkemizde enerji tüketiminin artmasıyla
birlikte enerjinin verimli bir şekilde kullanımı daha sık
gündeme gelir oldu. Artan enerji tüketiminin yanında
geçmişten bu yana devam eden bağımsız enerji üretim
sorunun bir türlü aşılamaması yavaş yavaş bu konuda
bir bilinç oluşturmaya başladı. 2007 yılında 5627 sayılı
Enerji Verimliliği Kanunu ile de enerji verimliliği uygulamaları yaygınlaşmaya ve tanınmaya başlanmıştır.
• Tüm temel elektriksel parametreler ve enerji tüketimi
SD kart üzerinde kayıt edilebilir.
• 50 A- 2500 A arasındaki tüketim noktaları ayrılabilir
gövdeli akım trafoları ile duruşa ve revizyona gerek kalmadan izlenebilir.
• İhtiyaç halinde harmonik analizi ve nötr akım ölçümü
yapılabilir.
• Web Server üzerinde görselleştirme, bilgisayar ile
browser üzerinden izleme
• Kablosuz seçeneği ile kablosuz izleme, kontrol
• Wago Web-Visu uygulaması ile Android ve iOS mobil
cihazlar üzerinden izleme, kontrol
ISO 50001 Enerji Yönetimi
ISO 50001 ve EN 16001 standartlarının çizdiği çerçevede oluşturulan enerji yönetim yapıları ve sürdürülürken uygulanan yöntem incelendiği zaman ölçme, izleme ve önleyici faaliyetlerin enerji etüt ve toplam enerji
yönetimi çalışmalarının çok önemli unsurları oldukları
görülecektir. Ölçülen enerji verilerinin izlenmesi, kayıt
altına alınması ve raporlanıp, analiz edilmesi için günümüz teknolojisinin ürettiği çözüm ise enerji otomasyon
sistemleridir.
ISO 50001 enerji yönetim standardı enerjinin nerede, ne
kadar ve nasıl kullanıldığını ve enerji tasarruf potansiyellerinin belirlenmesini sağlayan enerji etüdü çalışmaları için bir çerçeve çizmektedir. Bunu gerçekleştirebilmek için enerji kullanımı ile ilgili sürekli bilgiye ihtiyaç
vardır. Sahadan toplanacak olan elektriksel ve fiziksel
ölçüm değerlerinin otomasyon sistemine aktarımının
sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için uygun
PLC konfigürasyonunun seçilmesi ve sisteme uygulanması gerekmektedir.
WAGO sadece elektrik enerjisinin değil bütün enerji
formlarının toplanmasını, izlenmesini ve raporlanmasını
sağlar.
96
Opsiyonlar
• Basınç, sıcaklık, encoder bilgisi vb. analog bilgi toplama ve kayıt
• GSM & Router ile hücresel haberleşme
• IEC 60870 ve 61850 haberleşme
• Digital giriş/çıkış modülleri ile izleme/kumanda
• Operatör panel seçeneği
WAGO enerji izleme sistemlerinde sadece elektrik enerjisinin değil tüm enerji formlarının izlenmesi, kayıt altına alınması ve raporlanması sağlanmaktadır. Mobil Enerji İzleme
Sistemi modüler ve esnek yapısı ile elektrik enerjisi ölçümünün yanı sıra basınç, sıcaklık, encoder bilgisi gibi tüm
enerji formlarına ve üretime ilişkin bilgileri izler, kaydeder
ve raporlar.
Datalogger Olarak Çalışma
WAGO Mobil Enerji İzleme Sistemi sadece veri aktardığı lokal ve mobil cihazlarla değil aynı zamanda sahada
bulunan ölçüm ve kontrol cihazları ile endüstriyel protokoller üzerinden (ör: Modbus RTU&TCP) haberleşe-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ürünler
rek datalogger olarak çalışır.
• 8 GB ve 32 GB’a kadar kayıtlar alınabilir.
• Kaydedilen veriler ücretsiz FTP programları vasıtası ile
bilgisayara aktarılabilir.
• Kayıt .csv formatında yapılır.
• FTP programında bir kez sabit IP ayarı yapılıp, veri dosyaları aktarımı sağlanır.
• PLC drive’ı (SD kart- S:/) bir kez tanımlanır.
• Lokal bilgisayarda dosyanın kaydedileceği klasör seçilebilir.
www.wago.com.tr
Wago
Rockwell Automation Pavilion8 Yazılımıyla
Model Öngörülü Kontrolü Kolaylaştırıyor
■ Modern konfigürasyon ortamı, daha esnek iş akışları ve yeni kullanıcı mesajları eğitim ve alışma süresinin
azaltılmasını sağlamaktadır.
Rockwell Automation Pavilion8 Model Öngörülü Kontrol (MPC) yazılımı şimdi daha kullanıcı dostu bir konfigürasyon ortamı, adım adım yönlendirmeler, uyarı
mesajları ve esnek iş akışlarıyla son derece karmaşık
süreç modellerinin inşa edilmesini, sürdürülmesini ve
ayarlanmasını basitleştirmektedir.
“Pavilion8 yazılımı uzun süredir üst düzeyde zorlu
kontrol problemlerini çözmek için en güçlü yazılımlar
arasında görülmekteydi ve ayrıca kullanması en kolay
yazılımlar arasındaydı” diyor Michael Tay, Rockwell
Automation daki Pavilion ürün yöneticisi. “Yazılım içerisindeki çözüm oluşturma araçları şimdi modern bir
Windows çevresinde MPC konfigürasyonu sunmakta
ve kullanıcılara daha alışık oldukları ve kesintisiz bir
deneyim sağlamaktadır. Örneğin kullanıcılar şimdi farenin sağ tuşuna tıklayabilir ve kopyala yapıştır işlemleriyle yazılımdaki uygulamaları geliştirecek işlemler
yapabilir. Bu onların çözümleri daha hızlı uygulamasına ve eğitim ve alışma sürelerinin azaltmasına yardımcı olmaktadır.”
Pavilion8 MPC v5.0 yazılımı hala kontrol sisteminden
bağımsızdır. Fakat Rockwell Automation ‘dan PlantPAx
süreç otomasyon sistemiyle sorunsuz olarak entegre
olmaktadır ve dört anahtar geliştirme yapılmıştır.
Windows-temelli konfigürasyon ve destek – Kullanıcıların özelleştirilmiş iş ortamı oluşturmasını ve çevrimiçi desteğe erişmesini sağlayan güncellenmiş, Windows temelli çözüm inşa araçları hem uzman hem de
deneyimsiz kullanıcılar için gelişmiş bir genel kullanıcı
deneyimi sağlamaktadır. Örneğin konfigürasyon sırasında oluşan problemlerde şimdi yardımcı olan, içeriğe
duyarlı uyarı hata mesajları görülmektedir. Kullanıcılar
bu mesajlara tıklayarak onları çözüme yönlendiren
detaylı model oluşturma adımlarını elde edebilir. Kullanıcıların geçmiş çalışmalarını daha kolay bir şekilde
modifiye etmesi modellerin sürdürülmesi ve yeniden
kullanılması kolaylaştırılmaktadır.
www.rockwellautomation.com/tur/
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ROCKWELL
97
Ürünler
Bina Otomasyonunda Kontrolörler
■ Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de farklı bina otomasyonu sistemleri farklı markalar ile projelendirilmektedir. Bina otomasyon uygulamalarında temel amaç yaşanılan ortamı daha konforlu hale getirirken, maksimum enerji
verimliliği ile ekonomik yararı maksimize etmektir. Son döneme akıllı binalar ile bir ivme yakalayan bina otomasyonu
yaygınlaşmaya başlasa da uygulamada yaşanan sorunlar
da aynı hızla devam ediyor. Bu yaşanan sorunlara örnek
verecek olursak;
• Birbiri ile konuşamayan ve entegre olamayan sistemler
• Farklı sistemlerde yedekleme maliyetinin yatırım maliyetlerini yükseltmesi
• Bakım ve servis için farklı farklı markalarla bir araya gelme zorunluluğu
• Tam sağlanamayan enerji verimliliği
Bu sorunları çözmenin bir yolu da sistem de esnek kontrolörler kullanmaktır.
WAGO otomasyon sistemi kontrolörleri PLCler ile aynı
özelliklere sahiptir. WAGObina otomasyonu uygulamalarında kullanılan temel 4 kontrol yapısına da sahiptir.
• 1Mb’tan 32kB’a kadar farklı programlama kapasiteleri sunar
• Pil kullanımına ihtiyacı ortadan kaldıran flash hafızaya sahiptir
• Multi-tasking destekli 32 bit işlemci mimarisi
• Bir kontrolör altında 2000 giriş / çıkışa kadar genişleme
kapasitesi
• Yeni kontrolörlerde dahili switch fonksiyonu ile kolay ve
ucuz kablolama imkanı
• Modbus RTU master / slave, ya da ASCII, RS 232, RS
485 desteği
• Pil destekli gerçek zaman saati ve SNTP senkronizasyonu
WAGO BACnet kontrolör, BACnet Bina Kontrolörü
(B-BC)’yi BACnet IP ve BACnet MS/TP üzerinden destekler. Yine benzer şekilde WAGO ürün gamı içerisinde yer
almayan vana, vana motorları, termostatlar ve diğer tüm
HVAC saha ekipmanları bu platform altında sorunsuz bir
şekilde kullanılır.
• Gelişmiş yönetim takvimi
• WEB server desteği ile tam görselleştirme
• Loyd onaylı ürünler ile bina alt yapısı için çok üstün koruma özellikleri
• Alarm yönetimi ve trend analizi
• Modüler yapı sayesinde programı değiştirmek zorunda
kalmadan sadece ilgili modülün servis ihtiyacı olduğunda
değişimi mümkündür.
• IP tabanlı alt yapı sayesinde Ethernet, KNX ve BACnet
sistemleri arasında gelişmiş veri transferi ve yönetimi
www.wago.com.tr
98
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Wago
Ürünler
Btıcıno Ev Otomasyon Sistemleri Teknolojiyi Evlerle Buluşturuyor
■ Bticino MyHOME ile binalarda kusursuz çözümler
sunuyor
Bticino’nun gelişmiş ev otomasyon sistemi MyHOME,
elektrik donanımı tasarımlarında kullanıcılara yenilikçi bir
yöntem sunuyor. Her türlü ihtiyaca uygun çözümler sunan MyHOME ev otomasyonu, konforlu, güvenli, çevreye
duyarlı ve interaktif yapısıyla son teknolojiyi evler ile buluşturuyor.
Enerji Tasarrufu
Elektirik ve diğer enerji kaynaklarını en akıllı biçimde
kullanabilen, çevreye duyarlı MyHOME ev otomasyon
sistemi, her odanın sıcaklık derecesini farklı ayarlayabilen, enerji tüketimini ölçen, gösteren ve buna göre enerji
tasarrufunu sağlamak adına öncelikli fonksiyonların çalışmasını sağlar.
İletişim Sistemleri
Günlük hayatta kullanılan teknolojiyi evlere taşıyan Bticino
MyHOME ev otomasyon sistemi, kullanıcıların tüm ihtiyaç
ve isteklerine uygun olan bir evi hayata geçiriyor. Sağladığı
konfor ve güvenlik ile yaşamı kolaylaştıran MyHOME, evlere getirdiği otomatik komutlar sayesinde tüm unutkanlıkların önüne geçiyor.
Modern iletişim sistemleri aracılığıyla evinizi kontrol etmenizi sağlayan MyHOME ile multimedya ekran sayesinde sevdiğiniz bir müzik albümünü evinizin herhangi bir
odasında dinleyebilir, kapıdaki konukları görüntüleyebilir,
girişlerini kontrol edebilir ve evin farklı bölümlerinden aile
fertleriyle görüşebilirsiniz.
Yeni Nesil Konut
Bus Teknolojisi
MyHOME ev otomasyon sistemi, ışıkların ve panjurların
otomasyonu, sıcaklık ayarlaması, enerji yönetimi, ses yayını, hırsız alarmı, interkom sistemleri ve uzaktan kontrol
gibi birçok işlevi kullanıcıyla buluşturuyor. Sistem kullanıcılarına zamanla istenilen küçük fonksiyonları değiştirilebilmenin yanında işlevselliği artıracak parçaları ekleme ve
kullanımlarını değiştirme gibi mkanlar sunuyor.
Evinizi kalıcı ve esnek bir sistem ile donatan Bticino MyHOME, benzersiz dijital BUS teknolojisinin kullanımı sayesinde, yaşamı daha basit ve işlevsel kılıyor. BUS sistemi
üzerine kurulu olarak gerçekleştirilen donanım her türlü
konut ve yaşam alanına uygulanabilir olup yenilikçi konfor,
güvenlik, enerji tasarrufu, multimedya ve uzaktan kontrol
çözümleri sunuyor.
www.legrand.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
LEGRAND
99
Ürünler
Planet Z-Wave İle 24 Saat Evinizi Cep’ten İzleyin
■ Tayvan’ın güvenlik sektörünün önde gelen şirketlerinden PLANET Technology Corporation, 17-21 Eylül
2015 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek ISAF Güvenlik Ticaret Fuarı’nda akıllı telefonlarınızdan veya tabletlerinizden evinizi istediğiniz
her an izleyebilmenize imkan veren Taiwan Excellence
ödüllü Z-Wave Ev Kontrol Otomasyonu HAC-1000 model ürünü tanıtacak.
PLANET Technology Corporation’ın ev güvenlik kontrolü cihazı Z-Wave duvara monte edilebilir, 900’ün
üzerinde Z-wave ürünü ile entegre olabilir, herhangi
bir durum için uygulama ve kontrol pedi uyarıları ve
hem iç hem dış mekan için geliştirilmiş aralık özellikleri bulunuyor. Yeniden kablo döşemeye gerek kalmadan 1 km’ye kadar koaksiyal kablo üzerinden IP verisi
+ gücü, IP kamerası için 30 watt’a kadar maksimum
802.3af/at PoE çıkısı -20 ~ 70 C derece geniş çalışma sıcaklık aralığı, ücretsiz konfigürasyon, Tak-Oynat
özellikleri bulunuyor.
Ev otomasyon sistemlerinde kullanılan yeni geliştirilmiş
kablosuz bir iletişim protokolü olan Z-wave ile dünya genelinde büyük üreticiler tarafından; termostatlar, alarmlar, aydınlatma, havalandırma ve iklimlendirme üniteleri,
müzik ya da video sistemleri gibi elektronik cihazlarda
kullanılıyor. Cihazlar modüllerin çalışmalarını kontrol
ederken ana üniteye de bu modüllerin statü bilgilerini
sürekli olarak iletir. Sistem cihazları Z-wave teknolojisi
üzerine kurulu olduğundan, cihazlar bağımsız olarak ya
da grup halinde, birbiriyle iletişim kurarak size sonsuz
ev otomasyonu yönetim olanağı sağlıyor.
www.planet.com.tw
PLANET
Kompakt RFID Okuma/Yazma Kafası
■ Turck’un TB-Q08 HF okuma
yazma kafaları özellikle kısıtlı montaj imkanı olan alanlarda
fayda sağlar.
Turck , markette ISO15693 standartlarında IP67 koruma sınıfındaki en
küçük RFID okuma/yazma kafası olan
TB-Q08’i sunar. 32 x 20 x 8 mm olan
küçük gövdesine ragmen tüm elektronik devre ve anten bu kompakt gövde
içerisine yerleştirilebilmiştir. Ürün üzerindeki her açıdan görülebilen iki LED
ile aktif ve enerjili okuma/yazma kafaları belirlenebilir.
www.turck.com.tr
100
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Kompakt dörtgen gövdesi ,15cm
kablolu tasarımı ve devamında M12
konnektör yapısı ile TB-Q08 özellikle
küçük montaj alanları ,kısıtlı montaj
imkanları gibi örnek zor uygulamalar
için çok uygun bir üründür. Kalıpların
etiketlenmesi, örneğin enjeksiyon makinalarındaki kalıplar , bu yeni okuma/
yazma kafası için ideal kullanım alanlarıdır.
Özellikle yeni R10 ve R12 etiketleriyle
TB-Q08 kullanıldığında , metal objelerin tanımlanması çok güçlü bir yapı ile
sağlanmış
Turck
Ürünler
FPT’den Yeni Dinox ve Castel Terus Modelleri İle Ağır Sanayi,
Havacılık, Kalıp ve Otomotiv Sektörüne Yeni Çözümler
■ Uzun yıllardır köprü tipi ve portal tip işleme merkezleri
imalatı yapan, konusunda İtalya ve dünyanın sayılı firmalarından olan FPT firması, sektörün son yıllarda ki gelişiminden esinlenerek üst düzey mühendislik ekibiyle DINOMAX
köprü tipi portal işleme merkezini üretti. Maksimum akılcılık ve verimlilik felsefesiyle imalatını yönlendiren ve devam eden FPT, DINOMAX modeliyle iş parçası ölçüleri ve
ağırlığında sınırları kaldırmaya yardımcı oluyor. GS800 tipi
döküm olan ana gövdesi, zemine montajlanan birbirinden
bağımsız 2 yan duvar ve bunların üzerinde gezer gövdeli
iş milinden oluşan DINOMAX dilerseniz düz zemini ya da
dilerseniz isteğinize göre dizayn edilmiş tablayı iş parçası
bağlamak için kullanabiliyor. X ekseninde 3m’den 6m’ye, Y
ekseninde 2,2m’den 3,2m’ye kadar geniş hareketlere sahip
3 ayrı DINOMAX modelinin Z ekseninde 1,1m’den 1,5m’ye
kadar hareket kabiliyeti bulunmaktadır. FPT’nin tümüyle
kendi imalatı olan uluslararası patentli 2 eksenli iş mili kafası ile DINOMAX, 5 eksenli karakteristik bir makine olup X
ekseninde lineer motor teknolojisi ile destekli son nesil bir
köprü tipi portal işleme merkezidir.
2015 Yılı içinde iki yeni modelini EMO HANNOVER de görücüye çıkarmaya hazırlanan FPT’nin, yeni modellerine kısaca göz gezdirirsek;
X ekseninde 2,5m, Y ekseninde 2,2m’ ye kadar geniş hareketlere sahip bu model modelin Z ekseninde 1,1m’ kadar
hareket kabiliyeti bulunmaktadır.
FPT Castel Terus Köprü Tipi İşleme Merkezi
FPT CASTEL TERUS modeli ise kolon hareketli ,özel T biçimli yatay işleme merkezidir.Terus farklı opsiyon , çeşitli
aksesuar ve esnek konfigürasyon yapısıyla ,havacılık ,kalıp
ve hassas mekanik parçaların üretiminde kullanılmaktadır.
Üreticilerin bir veya daha fazla makinayı hat olarak(FMS
Teknolojisi) çalıştırması için gereken ve aynı zamanda modern üretimin ihtiyacı olan Otomatik takım değiştirme, palet değiştirme ve ultra hassas frezeleme opsiyonları Terus
modelinde seçenek olarak yer almaktadır.
Bu model kendi kategorisinde, simetrik kolon yapısı ile
yüksek rijitlikte performansı kolaylıkla yakalayabilmektedir.
İş mili ,kolon içerisinde yataklanmış olup , dört silindirik
bloklu lineer kızak üzerinde hareket etmektedir.
DINOX Köprü Tipi İşleme Merkezi
Dik eksen de kinematik hareketler RONIN ve VERUS modellerinde olduğu gibi çift vidalı mil ve çift balans sistemi ile
sağlanmaktadır. Bu sayede yüksek hassasiyet, pozisyonlama tekrarlanabilirliği ve aynı zamanda sürekliliği sağlanır.
Emo Milano da bu yıl DINOMAX köprü tipi işleme merkezleri ile
benzer özelliklere sahip olan ancak daha
küçük ebatlarda tasarlanmış DINOX serisi sergilenecek.6050*6000*4850 mm ölçüleri ile kullanıcılarına yer
avantajı sağlayan bu model X ve Y eksenin de Lineer motor
özelliğine sahiptir.
Hidrostatik desteklemelerle bağlanabilen ve yüksek yükleme kapasitesi olan döner tablası ile büyük parçaların frezelenmesinde avantajlar sağlamaktadır. Ayrıca şanzıman
kullanılmayan direkt iş mili ile 49kW -1180 Nm güç elde
edilir.
www.tezmaksan.com
102
ENDÜSTRİ OTOMASYON
TEZMAKSAN
Ürünler
Yeni Bir Paralel Çalışma Özelliğine Sahip RPS Endurance İnvertörler
■ Yeni bir paralel çalışma özelliğine sahip RPS Endurance invertörler-2.25 Mwac´a kadar olan 20 fit
»ICON ND» istasyonlarında mevcut olan paralel çalışma özelliği
elektronik santrali haline getiriyor.
RPS Endurance, her invertör birimi için 563 kWac´a kadar
nominal güce sahip sağlam ve kompakt bir elektrik santralidir.
İç mekan kullanımına uygun PV invertörleri için benzersiz
bir özellik, yenilikçi iki-bölgeli ortam koruma sistemi RPS
Endurance´ı diğer çözümlerden ayırıyor ve ABD´nin güneyi
gibi bölgelerde olduğu gibi santral kurulumu ve çalışması
için ağır şartlar olduğunda tercih edilen bir seçenek haline
getiriyor. Akıllı kapsülleme tasarımı, aktif bileşenlerin tam
IP54 ortam koruma derecesi sayesinde çalışma süresini
en üst düzeye çıkarıyor. Gelişmiş hava soğutma teknolojisi
sayesinde, invertör tasarımı olağanüstü bir güvenilirlik ve
servis kolaylığı sağlıyor. Çeşitli kendi kendine koruma işlevleri ve şebeke yönetim seçenekleri ile RPS Endurance, hızlı
gelişen global PV pazarında, güç kontrolü gereksinimlerinizi
karşılamak üzere için üretilmiştir.
50°C ortam sıcaklığında 563 kWac´a kadar olan tekli RPS
Endurance birimlerinin daha geniş güç aralığı sayesinde,
yeni özellikler, düşük ortam sıcaklıklarında, sınıfının en iyisi olan %15 kalıcı aşırı yük kapasitesi (648 kWac´a kadar)
ile eşleşmiş ortak bir ac bağlantısına sahip 1MW+ tandem
yapılandırmalarının zahmetsiz bir şekilde gerçekleşmesini
sağlıyor. Rekor bir kaplama alanı ile üretilmiş ve en zorlu
koşullarda bile maksimum üretkenlik için tasarlanmış olan
bu seviye oranları, RPS Endurance´ı tamamen kompakt bir
Yeni RPS İstasyonu ICON ND serisi, RPS Endurance invertörlerin 2x2 birimini, istasyon başına 2.25 Mwac´a kadar mükemmel bir güç değerine ulaşan kompakt bir 20 fit
konteyner tasarımına entegre ediyor. Bu mükemmel kompaktlık, kanıtlanmış ve bakımı kolay bir cebri havalandırmalı soğutma sistemi ile eşleşmiştir. ICON ND istasyonları,
müşterilerin proje işletim sürelerini önemli derecede düşürmelerini sağlayan harici trifaze ve orta gerilimli bir trafoya
bağlanmaya hazır şekilde teslim edilir.
Bonfiglioli´nin RPS Endurance invertörleri uyumlu bir şekilde çalışmaya şimdi hazır: Yeni tandem özelliğinin uygulanması ile iki birim paralel olarak tek bir orta gerilim trafo
sargısında sorunsuz bir şekilde çalışıyor. Bu, megavatlık
ölçekli PV istasyonları için performans ve RPS Endurance
invertörlerinde kullanım kolaylığı sağlıyor.
www.bonfiglioli.com.tr
ENDÜSTRİ OTOMASYON
BONFIGLIOLI
103
Ürünler
Teksan Jeneratör İle Kesintisiz Aydınlık
■ Modern dünya elektrik ve elektronik eşyaların
Kişiye özel jeneratör tasarlıyor
hâkimiyetinde şekil alıyor. Evde, okulda, işte hayatımızın
akışının normal seyretmesi için kesintisiz enerji şart... Beş
dakikalık elektrik kesintisinin bile karmaşaya sebep olduğu
günümüzde jeneratörler kritik bir önem taşıyor. Türkiye’de
ve dünyada 1994’ten beri güvenilir gücün temsilcisi olan
Teksan Jeneratör, kesintisiz ve sürdürülebilir enerji çözümleri ile hayatı kolaylaştırıyor.
Kısa zamanda sektörün en önemli oyuncularından birisi
olan Teksan Jeneratör, enerji yatırımlarıyla bir yandan ülke
ekonomisine katma değer sağlarken diğer yandan yerli istihdamı artırıyor. Sektörden kazandığını yine sektöre yatıran
firma, yüzde 100 yerli üretim yaptığı Sancaktepe’deki 20 bin
metrekarelik fabrikasına ek olarak, Kocaeli Serbest Bölge’de
yer alan 40 bin metrekarelik kapalı alana sahip ikinci fabrikasını 2015 yılı sonunda faaliyete geçirmeyi hedefliyor.
Fabrikanın planlanan yatırım tutarı ise 15 milyon Euro’nun
üzerindedir.
Yıllık 6 bin adet jeneratör üretimi yapan firma, Kocaeli
Fabrikası’nın devreye girmesiyle birlikte yıllık üretim kapasitesini üç katına çıkarmayı hedefliyor. Üretiminin yüzde
40’a yakınını doğrudan ihraç eden Teksan Jeneratör, 2013
yılında Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 55 bin firma
arasında yaptığı araştırmada 33,2 milyon dolarlık ihracatı
ile ilk 1000 firma arasında yer aldı. 2014 yılında ihracatını
yaklaşık yüzde 10 artıran firma 36,2 milyon dolarlık ihracata
imza attı. Özellikle ENR 250 listesine giren büyük Türk taahhüt firmalarının yurtdışı projelerine gerçekleştirilen ihraç
kayıtlı satışlar ile yurtdışına sevk edilen ürünlerin oranı yüzde 60 seviyesine yaklaşıyor.
Bugüne kadar toplam 120 ülkeye ihracat gerçekleştiren Teksan Jeneratör; 2014 yılında ihracatta başta Türkmenistan,
Irak, Kazakistan, Yemen ve Libya olmak üzere birçok ülkeye
satış gerçekleştirirken; 2016 ve sonrası için öne çıkan hedef
ihracat ülke ve bölgeleri ise Suudi Arabistan, Rusya, İran,
Katar, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya olarak belirlendi.
Bünyesinde 575 personeli bulunan Teksan Jeneratör, satış
sonrası hizmetlerde de iddialı... Firmanın 10 Bölge Müdürlüğü ve 20’ye yakın bayisi bulunuyor.
Mutlak tüketici memnuniyetini hedefleyen Teksan Jeneratör’de
bütün çizimler 3D olarak yapılıyor. Tüm tasarımların patentine sahip olan firma müşterinin talepleri doğrultusunda kişiye
özel çözümleri ile de öne çıkıyor.
Türkiye çapında yaygın bir satış sonrası hizmetler ağına sahip olan Teksan Jeneratör, internet erişim, SMS, GSM özelliği
bulunan kontrol üniteleri ile sorunlara uzaktan müdahale eden
teknoloji altyapısına sahip.
Çevreci çözümler sunuyor
Pazara dizel jeneratörlerle giren Teksan Jeneratör’ün ürün
grupları arasında bugün; doğalgazlı ve biyogazlı jeneratör setleri, mobil aydınlatma kuleleri, kojenerasyon ve trijenerasyon
sistemleri ve hibrit jeneratör sistemleri de yer alıyor.
Sektörde öncü rol oynayan Teksan Jeneratör, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarına büyük önem veriyor. Enerji verimliliğini esas
alan ürünleri ile dikkat çeken firma, kojenerasyon ve trijenerasyon sistemleri ile elektrik enerjisi ve ısı üretimindeki enerji
kayıplarını azaltarak toplam verimliliği yüzde 85’in üzerine
çıkarıyor.
Teksan Jeneratör, Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan hibrit
teknoloji jeneratörünü ise 2015 yılında pazara sunmaya hazırlanıyor. Enerji kaynağının olmadığı her yerde enerji ihtiyacını
çevreci bir yöntemle karşılayacak hibrit ürünler, önümüzdeki
dönemin en önemli gelişmelerinden biri olarak ön plana çıkıyor.
Mühendislik ve Ar-Ge gücü ile özel projelerin tercihi olan Teksan Jeneratör ürünleri en çok hastaneler, oteller, alışveriş merkezleri, üniversiteler, sanayi kuruluşları, büyük inşaat ve altyapı
projeleri, perakende zincirleri ve bankalarda kullanılıyor.
Türkiye’nin en büyük eğlence merkezi Vialand, City’s AVM,
İstanbul Sapphire, WOW Convention Center, İstanbul Akvaryum, Hilton Kozyatağı, Bodrum’da yer alan Sualtı Arkeoloji Müzesi, Erzurum Havaalanı Teksan Jeneratör ürünlerinin yurtiçinde tercih edildiği yerlerin başında geliyor. Suudi
Arabistan’da Movenpick Hotel, Bolivya’da Agai S.A. Şeker
Fabrikası, Hollanda’da Vodafone veri merkezleri ve inşası
devam eden Türkmenistan havalimanı ise yurtdışındaki referanslarından sadece birkaçını oluşturuyor.
www.teksanjenerator.com.tr
104
ENDÜSTRİ OTOMASYON
TEKSAN
Haberler
HONEYWELL GAZLI ISITMA, KONTROL, SAYAÇ VE İLERİ TEKNOLOJİLERDE
DÜNYA LİDERİ ELSTER’İ BÜNYESİNE KATIYOR
■ Güçlü Endüstrilerde Mükemmel Konum ile Cazip
Portföy
• Honeywell Portföyü ve Müşterileri ile Güçlü Bir Uyuma
Sahip Farklılaştırılmış Gaz Teknolojileri
• Gaz, Su ve Elektrik Sayaçları ile Mevcut Ürünlere Tam
Uyum
• Honeywell’in Küresel Büyüme Stratejisine Uygun Enerji
Verimliliğine Odaklılık
• Honeywell’in Hızlı Büyüyen Bölgelerdeki Profiline Katkı
• Organik ve İnorganik Büyüme İçin Yeni Bir Platform
28-Temmuz günü yaptığı açıklama ile, ticari, endüstriyel ve konut ısıtma sistemleri için termal gaz çözümlerinde ve gaz, su ve elektrik sayaçlarında ve ayrıca
akıllı sayaçlar ile yazılım ve veri analizi çözümlerinde
lider üreticilerden Melrose Industries PLC’nin Elster
Birimi’ni 5.1 Milyar ABD Doları karşılığında satın almak
için anlaştığını duyurdu. Elster ayrıca, gaz sektörü için
akış bilgisayarları ve regülatörleri de imal ediyor.
Elster’in 2015 yılında uzlaşı (konsensüs) tabanlı satışlarının 1.8 milyar ABD Doları olduğu tahmin ediliyor.
Satış fiyatı, Elster’in 2015 yılı için tahmini faiz, vergi
ve amortisman öncesi (FAVÖK) uzlaşı (konsensüs)
tabanlı kazancının yaklaşık 12.6 katına denk geliyor;
satın almanın 2016 yılının ilk çeyreğinde gerçekleşmesi bekleniyor. Anlaşma, mutat kapanış şartlarının
yanı sıra düzenleyici makamların değerlendirmesine
ve Melrose hissedarlarının oyuna da tâbi.
Honeywell’in Başkanı ve CEO’su Dave Cote yaptığı
açıklamada, “Elster’in satın alınması Honeywell’in hissedarları için gelecekte güçlü getiriler sağlayacaktır,
çünkü bu alım - hem organik hem de inorganik büyüme fırsatları yaratarak - küresel olarak büyüme profilimizi artırmaktadır ve tamamlayıcı teknolojilerimiz,
yazılım bilgimiz ve Hızlı Büyüyen Bölgelerdeki varlığımız vasıtasıyla Honeywell bu şirketi etkili biçimde
işletebilir ve büyümesini hızlandırabilir,” dedi. “Elster,
mükemmel teknolojilere, markalara, enerji verimliliği
teknik bilgisine sahip ve küresel olarak varlık gösteriyor; biz tüm bu özellikleri geliştirmek üzere konumlanmış bulunmaktayız. Elster ayrıca, Honeywell’in satın
alma hedefleri için ticari büyümeye ve küresel varlığın
artırılmasına katkı sağlayacak yeni bir platform sunuyor. Bu satın almanın Honeywell portföyüne katkılarını
hemen göreceğiz; bu katkılar 2016 ve 2017’de hızlanarak artacaktır. Bu, Honeywell ve hissedarlarımız için
mükemmel bir alım.”
Cote, “Elster’in satın alınması, disiplinli M&A yaklaşımımıza ve entegrasyon sürecimize sadık olduğumuzu
106
kanıtlıyor, çünkü bu bize çok uygun bir model,” dedi.
“Son on yılda, gelirlerimize yaklaşık 12 milyar ABD
Doları civarında katkı sağlayan 80’den fazla satın
alma gerçekleştirdik. Büyüme profilimizi artırmak
için uygun satın alma fırsatlarını takip etmeye devam
edeceğiz. İşimizi büyütmek, küresel konumumuzu
genişletmek ve uzun vadede hissedarlarımıza önemli
getiriler sağlamak üzere, Elster’i işletme modelimizin
ve temel süreç girişimlerimizin yayılımı için büyük bir
fırsat olarak görüyoruz. Honeywell İşletim Sistemi
(HOS), Elster’in tüm faaliyetlerinin büyümesini ve
kârlılığını artıracak yeni sinerjilerin oluşturulmasında
önemli bir faktör olacak.”
Elster, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Birleşik
Krallık ve Slovakya’daki tesislerinde yaklaşık 6,800
kişiyi istihdam ediyor. Şirket, yalnızca son 10 yıl içinde devreye alınan 200 milyondan fazla sayaç modülü
ile etkileyici bir kurulu sisteme sahip.
Cote, “Bu satın alma, Honeywell Konut ve Bina Kontrol
Ürünleri (ECC) ve Proses Çözümleri (HPS) faaliyetlerinin hizmet sunduğu endüstriyel nihai kullanıcılar için
geliştirilen teknolojiler ve yaşam döngüsü yönetim
çözümleriyle müşteri değerini iyileştirmemize imkan
sağlayacak,” dedi. Cote yaptığı yorumda, “Elster’in
gaz işkolu , doğalgaz müşterileri arasında yüksek
talep gören ürünler sunuyor ve hem gelişmiş hem de
Hızlı Büyüyen Bölgelerdeki yeni müşterilere mevcut
Honeywell teknolojilerinin ulaştırılması için güçlü ve
küresel bir dağıtım ağı ve sayısız çapraz satış fırsatları
sağlıyor.”
“Elster’in gaz, elektrik ve su sayaçları güvenilir,
emniyetli ve hassas olmaları sebebiyle oldukça rağbet
görüyor. Elster, küresel olarak operasyonel verimlilik
ve sayaç müşterilerinin yasal belgelendirme gerekliliklerini yerine getirme konusunda birinci sınıf bir üne
sahip. Enerji verimliliği girişim ve yetkilerinin ve doğal
kaynak yönetimi konusundaki artan ihtiyacın, ölçme
segmentinde Honeywell’e anlamlı ve sürdürülebilir bir
büyüme sağlamasını bekliyoruz. Dünya genelinde yeni
‘akıllı’ teknolojiler ve yazılım ve veri analiz yetkinlikleri
uygulandığından özellikle sayaçlar süratle gelişiyor;
biz de bu segmentte güçlü bir büyüme bekliyoruz.
Elster’in farklılaştırılmış teknolojileri, engin sektör
uzmanlığı ve dünya genelindeki sayaç müşterileriyle
ilişkileri - kapsamlı olarak düzenlenmiş olan ısıtma,
kontrol ve sayaç segmentlerindeki güçlü konumu
ile birlikte - Honeywell’in portföyüyle mükemmel bir
biçimde uygunluk gösteriyor,” dedi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
SCHUNK, Volkswagen “Yetkili Tedarikçilerinden” biri olarak seçildi
Esnek sistem bağlantısı
■ Taşıma ve nakliyede tek çözüm
Volkswagen AG, SERVUS İNTRALOJİSTİK ile birlikte,
sıkma teknolojisi ve tutucu sistemler lideri SCHUNK’u
“Yetkili Tedarikçilerinden” biri olarak adlandırdı. Üretim
yönetimi IPM için Hannover merkezli Enstitü, üretim
lojistiği için en iyi on firmayı seçmeden önce kapsamlı bir değerlendirme süreci uyguladı. SCHUNK,
SERVUS İNTRALOJİSTİK ile beraber bulunduğu takımla,
“Malzeme Taşıma: Ergonomiklik ve Kalite Odaklılık”
kategorisinde yarışı kazandı. Yarışta 200’ün üzerinde
firma yer aldı.
SERVUS İNTRALOJİSTİK işbirliği ile SCHUNK tarafından
geliştirilen ödüllü çözüm; otomatik depolama, üretim ve
montajı birbirine bağlayan hareketli tutuş ve taşıma sistemi
oldu. Uygulamadaki merkezi elemanlar entegre elektroniği
ve bu şekilde pille çalışan bir cihaz olabilmesi sayesinde
SCHUNK LWA 4P Güç Topu – Hafif Ağırlık Kollarıdır. Bu elemanlar ürünleri tek tek ve komple tabla tutabiliyor, taşıyabiliyorlar. Raylı SERVUS taşıma arabaları; hafif ağırlık kollarını,
ürünleri taşıyan tablalar ile birlikte esnek bir şekilde kanban
depo, toplama alanı, üretim ve montaj istasyonları arasında
taşıyor. Bu sistem tutma ve taşıma görevlerini tek bir adımda sergiyebilme imkanı sağlıyor. Ürünler taşıma boyunca
ayrıştırılabilir ve teste tabi tutulabilirdir. Hafif ağırlık kollarının
esnekliği, ürünün kullanım oranını arttırırken, makina yatırımını düşürüp intralojistik sistem etkinliğini geliştiriyor.
Volkswagen Arena Wolfsburg’da gerçekleşen “Yenilikçi
Lojsitik Çözüm Günleri”nde Volkswagen AG’den 380 lojistik
uzmanı ve tedarik piyasasından uzmanlar sistemin nasıl
çalıştığına dair bilgi sahibi oldu. Bu organizasyon, yenilikçi
ürünler ve süreç çözümlerinde faaliyetleri geliştirmek üzere
lojistik alanında geleceğe yönelik beklentileri tartışabilmek
amacıyla yapıldı.
Oteller için Yeni Nesil Enerji Teknolojisi Uygulamaları
enerji tasarrufu sağlıyor.
Tarihten aldığı kültürel mirası ve lüksün rahatlığını birleştirdiği dokusu ile İstanbul’un keyfini çıkarmak isteyenlerin
adresi Park Bosphorus Hotel, yeni nesil enerji verimliliği uygulaması olan kojenerasyon teknolojisiyle, oteldeki
enerji verimliliğini üst seviyeye getirip enerji tasarrufu
sağlıyor.
■ Tarihi ve muhteşem konumuyla İstanbul’un en etkileyici
mekanlarından biri olan Park Bosphorus Hotel, teknolojik
altyapısı ve yeni nesil uygulamalarıyla misafirlerime ayrıcalıklı bir konaklama deneyimi sunmaya devam ediyor.
Tek kaynaktan elektrik, ısıtma ve soğutma olmak üzere
değişik formlarda enerji elde edip toplamda yüzde 90’a
varan yüksek enerji verimliliğine ulaşan, çevreye duyarlı
bir teknoloji olan kojenerasyon; otelin enerji gerektiren tüm
alanlarında elektriği tüketildiği yerde ürettiği için iletim ve
dağıtım hatlarında oluşan kayıpları ortadan kaldırıp kesintisiz ve kaliteli elektrik sağlıyor.
Tüm dünyada kullanılan konvansiyonel enerji üretim
sistemlerine göre daha temiz ve çevreci bir sistem olan
’kojenerasyon teknolojisi’ni kullanan Park Bosphorus
Hotel, bu sistemi Türkiye’de kullanan sayılı otellerden
biri olarak, enerji verimliliğini üst seviyeye çıkarıyor ve
İhtiyaç duyulan enerjinin istenen zaman ve miktarda üretilmesine izin veren ve beraberinde enerji bağımsızlığını getiren kojenerasyon uygulamaları, Park Bosphorus Hotel’in
sürdürülebilir enerji konusundaki hassasiyetini ve çevreye
duyarlılığını bir kez daha ortaya koyuyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
107
Haberler
FABRİKA OTOMASYONUNDA İLERİ TEKNOLOJİ,
SÜRDÜRÜLEBİLİR VE YENİLİKÇİ ÇÖZÜMLER
■ Türkiye’nin lider PVC ve alüminyum işleme makineleri üreticilerinden Kaban Makina, 1986 yılından
bu yana Türkiye’de ve dünyanın pek çok ülkesinde
sektörüne hizmet veriyor. Yıllık 5 bin makine üretim
kapasiteli tesiste üretilen 50’ye yakın makine çeşidi 100’den fazla ülkeye ihraç ediliyor. Sektöründe
uluslararası liderlik noktasına ulaşmış Kaban Makina,
tesislerinde ve ürettiği makinelerde 9 yılı aşkın süredir
Mitsubishi Electric’in ileri teknoloji fabrika otomasyon
sistemlerini tercih ediyor.
Kaban Makina, üretiminde Mitsubishi Electric’in güvenilir, kaliteli, yüksek performanslı ve uzun ömürlü;
servo motorları, inverterleri, operatör panelleri ile PLC
ve CNC kontrol ünitelerini kullanıyor. Standardizasyon
ve sorunsuzluğun seri üretimde en önemli iki ana
madde olarak öne çıktığı Kaban Makina tesislerinde
Mitsubishi Electric’in tercih edilmesinin en önemli
nedenlerinden biri, markanın ürünlerinin yanı sıra
sağladığı hızlı ve uluslararası teknik destek. Rekabetin
yoğun olduğu üretim sektöründe teknoloji ve inovasyonlarıyla üstün çözümler sağlayan Mitsubishi Electric,
fabrika otomasyon ürünleriyle Kaban Makina’nın ürünlerinde fark yaratmasına katkı sağlıyor.
Üstün performanslı, kullanıcı dostu Servo motor ve
sürücüleri
Mitsubishi Electric’in üstün performanslı, kullanı-
108
cı dostu Servo motor ve sürücüleri Kaban Makina
üretiminde kullanılan ürünler arasında yer alıyor.
Endüstride dikkat çekici Servo performansına sahip
Mitsubishi Electric ürünleri, 2.5 kHz frekans hız cevabı
ile çok daha duyarlı makine uygulamalarının hayata
geçirilmesini sağlıyor. Patentli vibrasyon sönümleme
fonksiyonları sayesinde çok daha rijit makine optimizasyonuna imkan veriyor. Tek tuşla Auto-Tuning
kolay devreye alma özelliği ile kullanıcı dostu olan
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Mitsubishi Electric servo motorlar, optik haberleşme
yapısı ile hızlı ve düşük gürültü seviyesine sahip bir
iletişim yapısını kullanıcılara sunuyor.
modelleri de bulunuyor. PLC yazılımında da kullanabildiğiniz real time clock, bu üst seviye frekans inverter’ında da
devrede.
Good Design 2014 ödüllü operatör panelleri
Az yer, çok iş…
Üretimdeki yenilik ve hızın rekabette önemli bir parametre olduğu günümüzde Kaban Makina, Mitsubishi
Electric’in Good Design 2014 ödüllü, yüksek hızlı, inovatif
operatör panellerini kullanıyor. Bu paneller tablet gibi kullanılabilen gesture fonksiyonları sayesinde kullanım kolaylığı
sağlıyor, ayrıca multi media desteği, standart ethernet, seri,
USB ve SD haberleşme portları ile kayıt, reçete ve script
gibi operasyonların aynı anda yapılabilmesini sağlayan hızlı
işlemcisi sayesinde görselleştirme ihtiyaçlarının tamamını
karşılıyor.
Üretim proseslerinin esnek, uyumlu ve kolay kullanımlı
ürünlerle desteklenmesinin önemine inanan Kaban Makina,
Mitsubishi Electric imzalı kolay kurulumlu kompakt PLC
ürünlerini tercih ediyor. Dünyada en çok satılan dahili 4 eksen
pozisyonlama özellikleri ile de öne çıkan kompakt PLC, motion kapasitesi, kolay kurulumu ve yeni mühendislik yazılımı ile
artık çok daha sofistike uygulamalar için bile kullanılabiliyor.
Standart donanımında yer alan Analog Giriş/Çıkışlar, Ethernet
ve Hızlı girişleri ile de bulunduğu panoda çok az yer kaplarken
çok iş yapabilme özelliğine sahip.
Kolay bakım operasyonu…
Nano işlem hızı teknolojisi
Uluslararası teknik destek gücüne sahip Mitsubishi Electric’i
tercih eden Kaban Makina, bakım operasyonlarını kolaylaştıran üstün Entegre PLC’li Frekans Inverterlerini kullanıyor.
Mitsubishi Electric entegre PLC fonksiyonları ile standart
bir frekans inverter’ından çok daha fazlasını sunuyor. PM
IPM Motor sürebiliyor. USB’den yedek ve trend alma bakım
operasyonlarını kolaylaştırıyor. TTL ve SynCos gibi farklı
encoder protokolleri ile çalışabiliyor. Ayrıca IP55 destekli
Geleceğin teknolojisine şimdiden uyum sağlamayı hedefleyen
Kaban Makina, üretiminde Mitsubishi Electric’in nano işlem
hızındaki Otomasyon Kontrolörünü kullanıyor. Mitsubishi
Electric’in yeni otomasyon devrimi kapsamında tüm otomasyon bileşenlerini tek platformda birleştiren iQ Platform
yapısının bu en yeni nesli ile Nano saniye mertebesinde
işlem hızı (LD işlemi hızı 0,8 ns) sağlanarak en yüksek sistem
gereksinimleri bile rahatlıkla karşılanabiliyor.
SchneIder ElectrIc’te Endüstri İş Birimi
Genel Müdür Yardımcılığı’na Mehmet Özalp atandı
görev ve sorumluluklar almaktaydı.
Schneider Electric’te Endüstri İş
Birimi Genel Müdür Yardımcılığı
görevine atanan Mehmet Özalp, aynı
zamanda Endüstriyel Otomasyon
Sanayicileri Derneği (ENOSAD)
Yönetim Kurulu Üyeliği görevini de
sürdürmektedir. Enerji Otomasyonu,
Endüstriyel Otomasyon, Orta Gerilim
ve Alçak Gerilim Tesisleri, OEM,
ve Endüstri İş Birimleri ile Satış ve
Dağıtım Kanallarında önemli uzmanlığa sahip olan Mehmet Özalp, iş
hayatındaki başarılarının yanı sıra çok
sayıda teknik yayın, eğitim, seminer
ve konferansa katkı sağlayarak bilgi
birikimini ve deneyimlerini sektörle
paylaşmayı sürdürmektedir.
■ Enerji yönetiminde dünya çapında uzman Schneider Electric’te,
uzun yıllardır şirket bünyesinde
önemli sorumluluklar üstlenen
Mehmet Özalp, Endüstri İş Birimi
Genel Müdür Yardımcılığı görevine
getirildi.
İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik
Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden
1999 yılında mezun olan Mehmet
Özalp, aynı yıl girmeye hak kazandığı Marmara Üniversitesi’nde Sosyal
Bilimler Enstitüsü Almanca İşletme
Bölümü’nde Yüksek Lisans Programını
2002 yılında tamamladı.
Kariyerine, 1997 yılında Siemens’te
başlayan Özalp, 2004 yılında Schneider
Electric Ailesi’ne Proje Müdürü olarak
katıldı ve daha sonra sırasıyla, İstanbul
Bölge Satış Müdürlüğü, Marmara
Bölge Satış Müdürlüğü, Makina
Otomasyonu Çözümleri Yöneticiliği
ve Marmara Bölgesi Satış Müdürlüğü
görevlerini yürüttü. Özalp son olarak, OEM Satış Direktörü olarak çeşitli
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Almanya’nın Karlsruhe kentinde 1973
yılında dünyaya gelen Özalp evli olup,
Almanca ve İngilizce dillerini çok iyi
derecede bilmektedir.
109
Haberler
Türkiye, Endüstriyel Elektriğe
%16,1 Oranında Daha Fazla Harcıyor
Çin ve Türkiye’deki üretim tesislerinin daha fazla enerji
verimliliğine sahip ekipmanlar ile donatılma eğilimi, tesislerin büyük bir kısmının yeni olmasından kaynaklanıyor.
Bu, diğer gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında enerji
verimliliğini arttırma fırsatını bir bakıma azaltıyor.
Rusya’da yerleşmiş sanayi sektörünün eski ekipmanlar
ile donatılmış olması, enerji verimliliğinin düşük olmasına
neden oluyor. Bu nedenle, tesis yenilemeleri ve güncellemeler sayesinde elde edilebilecek elektrik tasarrufu olanakları oldukça fazla. İspanya’nın endüstriyel enerji tasarrufundaki öncü pozisyonu, İspanyalı üreticilerin elektrik
gereksinimlerini etkin bir şekilde güneş enerjisi üretimi ile
tesis alanlarında desteklemelerine dayandırılıyor.
Elektrik tüketiminin azaltılması, üretim sektörünün ekonomik durumu açısından hayati önem taşıyor.
■ Siemens Finansal Hizmetler‘in (SFS) dünyanın en büyük
20 endüstriyel ekipman üretici firması arasında gerçekleştirdiği yeni araştırması, üretim alanındaki elektrik kullanımında son 40 yılda yaşanan hızlı artışı ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre Türkiye’nin yüzde 16,1 oranında enerji
verimliliği potansiyeli bulunuyor. Türkiye’nin potansiyeli
Almanya ve İspanya’dan yüksek olsa da Çin, Hindistan, ve
Rusya gibi gelişmekte olan ekonomilere sahip diğer ülkelere oranla daha düşük.
Sanayideki enerji kullanımında büyüyen bir pay oluşturması
nedeniyle elektrik tüketiminin optimize edilmesi, üretim
sektörü için giderek önem kazanıyor. Siemens Finansal
Hizmetler’in gerçekleştirdiği araştırma; sanayi alanındaki
elektrik kullanımının, son 40 yılın genel elektrik kullanımından 3 kat daha hızlı bir artış gösterdiğine dikkat çekiyor. Bu
durum, sanayi alanındaki mevcut enerji tüketiminin dörtte
birinden daha fazlasını oluşturuyor.
Dünyanın en büyük 20 endüstriyel ekipman üretici firması
arasında gerçekleştirilen araştırma global üretim sanayisinde enerji verimliliği alanında el değmemiş önemli bir potansiyelin varlığını ortaya koyuyor. Araştırma aynı zamanda
daha fazla enerji verimliliğine sahip ekipman kullanımının
sanayi alanındaki mevcut elektrik tüketimini azaltabilecek
potansiyelini de gözler önüne seriyor.
Araştırılan coğrafyalarda enerji tasarrufu potansiyelinin
rakamları, yaklaşık olarak %14 ile %20 seviyeleri arasında seyrediyor. Türkiye’de ise sanayisel enerji verimliliği
potansiyeli %16,1 civarlarında. Bu, Almanya’daki (%14,5)
ve İspanya’daki (%14,2) rakamlardan yüksek olsa da Çin
(%17,2), Hindistan (%17,9) ve Rusya (%19,1) gibi gelişmekte olan ekonomilere sahip diğer ülkelere oranla daha
düşük.
110
Dünya genelinde, üretim yapan firmalar elektrik giderlerini
ve tüketimlerini azaltmak amacıyla enerji verimliliği yüksek
olan ekipmanlara giderek daha fazla ilgi göstermeye başladı. Bu ekipmanlar, yüksek verimli motor ve sürücü uygulamaları ile otomasyon sistemlerinden; enerji üretimindeki ısı
geri dönüşüm işlemlerine kadar çeşitlendirilebiliyor.
Siemens Finansal Kiralama A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı
Aydın Yusufoğlu konu ile ilgili olarak: “Enerji verimliliği
teknolojilerine yatırım yapmak enerji faturasını azaltmakla kalmaz, aynı zamanda üretim masraflarını ve karbon
emisyonlarını da azaltır. Bunun yanısıra yeni ekipmanlar
üretkenliği ve kapasite artışını sağlarken iş performansını
ve rekabet kabiliyetini de artırır.” yorumunda bulunuyor.
Finansal sürdürülebilirliğin teknoloji yatırımlarındaki giderek
artan önemi ile birlikte ekipman finansmanı, enerji verimliliği yüksek ekipmanlara olan yatırımların ve güncellemelerin
maliyetini daha karşılanabilir kılıyor. Aylık giderleri sağladığı
enerji tasarrufu ile karşılayacak şekilde tasarlanmış enerji
verimliliği yüksek olan bu yeni ekipmanların “kullandıkça
öde” kavramı ile sunulması, küresel üretim piyasalarında
enerji verimliliği pazarının gelişmesinde önemli bir rol
oynayacak.
*Siemens Finansal Hizmetler‘in araştırması, dünyanın
en büyük 20 endüstriyel ekipman üretici firması arasında gerçekleştirildi. Söz konusu firmalardan Çin, Fransa,
Almanya, Hindistan, Polonya, Rusya, İskandinavya,
İspanya, Birleşik Krallık, A.B.D. ve Türkiye coğrafyalarında mevcut teknoloji göz önünde bulundurularak, temel
düzeydeki potansiyel elektrik tasarruf tahminleri istendi.
İncelenen her bir ülke için bu kurumların tahminlerinin
ortalamaları hesaplandı.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
DÜNYACA ÜNLÜ PROFESÖRLER
OTOMASYON SEKTÖRÜNÜ İTÜ’DE DEĞERLENDİRDİ
Geçtiğimiz yıl Pekin’de düzenlenen, 61 üniversiteden
85 profesörün katılım gösterdiği konferans bu yıl İTÜ
Ayazağa Kampüsü Rockwell Automation Endüstriyel
Otomasyon ve Hareket Kontrolü Laboratuvarı’nda gerçekleşti. UPP Yöneticisi Michael Cook ve İTÜ Öğretim
Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Fuat Ergenç’in konuşmacılar
arasında yer alacağı konferansta, sektöre yönelik bilgiler
ve yenilikler katılımcılar ile paylaşıldı.
4-7 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen konferansta
katılımcılar, Rockwell Automation’ın en yeni ürünlerini
tanıma fırsatı yakaladı. Otomasyon sektöründeki gelişmelerin ve yeniliklerin de konuşulacağı konferansta,
katılımcılar grup aktiviteleri ve takım inşa çalışmaları
gerçekleştirdi.
■ İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yaptığı otomasyon laboratuvarı yatırımıyla adından söz ettiren dünyanın önde gelen otomasyon firmalarından Rockwell
Automation, bu kez Amerikalı ve Çinli profesörleri
Türkiye’de bir araya getirdi. Rockwell Automation’ın UPP
programı (University Partnership Program) çerçevesinde dünyanın birçok ülkesinde düzenlediği konferansların Türkiye ayağı 4-7 Ağustos 2015 tarihleri arasında
İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’nde gerçekleşti.
80’den fazla ülkede 22 bin 500 kişiyi istihdam eden
dünyanın en büyük endüstriyel otomasyon şirketlerinden Rockwell Automation, geçtiğimiz yıllarda İstanbul
Teknik Üniversitesi’ne yaptığı 600 bin dolar değerinde
endüstriyel otomasyon, motion kontrolü ve safety laboratuvarı yatırımıyla adından söz ettirmişti. Rockwell
Automation Türkiye Genel Müdürü Cenk Ceylan İstanbul
Teknik Üniversitesi’nde düzenlenecek olan konferansla
ilgili şunları söyledi: “Rockwell Automation tüm dünyada gençlerin eğitimine ve sektörün gelişimine büyük
önem veriyor. Bunu hem geçtiğimiz yıllarda İstanbul
Teknik Üniversitesi’ndeki laboratuvar yatırımımız hem de
UPP Programı çerçevesindeki konferanslarla görüyoruz.
Dünyaca ünlü profesörler bu kez Türkiye’de bir araya
gelerek sektördeki gelişmeleri ve yenilikleri değerlendirdi. Bu organizasyonu Türkiye’de gerçekleştirmek de
bizim için ayrı bir gurur kaynağı.”
ENDÜSTRİ OTOMASYON
111
Haberler
NECDET ERASLAN PROJE YARIŞMASI’NA BAŞVURULAR BAŞLADI
• Mobil Hidrolik
• Marin Hidrolik
• Hidrolik Devre Tasarımı
• Hidrolik Devre Elemanları ve Uygulama Teknikleri
• Havacılık ve Uzay Uygulamaları
• Oransal ve Servo Sistemler
• Sayısal Hidrolik
• Hidrolik Akışkanlar, Sızdırmazlık,
Filtreleme
• Tasarım, Sistem ve Makina Güvenliği
• Enerji Verimliliği
• Hidrostatik Tahrik ve Kapalı Devre
Teknolojisi
• Yük Duyarlı Kontrol Sistemleri
• Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği
• Mikro ve Nano Akışlar
• Bakım ve Arıza Giderme Teknikleri
• Sektörel Uygulamalar
Pnömatik
• Pnömatik Devre Tasarımı
• Pnömatik Devre Elemanları ve Uygulama Teknikleri
• Havacılık ve Uzay Uygulamaları
• Basınçlı Havanın Hazırlanması ve
Şartlandırma Elemanları
• Pnömatikte Mobil Uygulamalar
• Tasarım, Sistem ve Makina Güvenliği
• Enerji Verimliliği
• Pnömatik Kontrol
• Vakum Tekniği
• Bakım ve Arıza Giderme Teknikleri
• Sektörel Uygulamalar
■ MMO tarafından düzenlenen “NECDET ERASLAN PROJE YARIŞMASI”,
bu yıl “HİDROLİK ve PNÖMATİKTE
YENİLİKÇİ TASARIM VE UYGULAMALAR” konu başlığıyla düzenlenecek. Yarışma, 7 Kasım 2015 tarihinde İstanbul da gerçekleştirilecektir.
Proje özetlerinin gönderilmesi 5 Ekim
2015, Proje özetlerinin değerlendirilmesi ve yazarlara sonucun bildirilmesi 12 Ekim 2015, Kabul edilen
projelerin metni ve varsa afiş, poster,
prototip, numune gibi tanıtıcı malzemelerin teslimi 20 Ekim 2015 olarak
güncellenmiştir.
Pnömatik Teknolojileri konusunda
araştırma-geliştirme ve yenilikçi tasarım ve uygulamalar yapan akademisyen, öğrenci ve amatör kişilerin
araştırma ve geliştirme çalışmalarına
destek vererek Türkiye`de Hidrolik
Pnömatik Teknolojilerinin gelişimine
katkıda bulunmaktır” olarak tanımlanan yarışmanın kapsamı oldukça
geniş. Yapılan açıklamaya göre yarışma, Hidrolik ve Pnömatik Teknolojileri konusunda akademisyen, öğrenci
ve amatör kişilerce yapılan aşağıdaki
konuları kapsayacak:
Hidrolik
Amacı MMO tarafından “Hidrolik
112
• Endüstriyel Hidrolik
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Otomasyon ve Kontrol Tekniği
• Oransal ve Servo Kontrol
• Hidrolik ve Pnömatik Sistemlerin
Simülasyonu
• Kontrol, Algılama ve Ölçüm Elemanları
• Hidrolik ve Pnömatikte Robotik Uygulamalar
• Mekatronik Sistemlerde Hidrolik ve
Pnömatik Uygulamalar
• Hidrolik ve Pnömatik Test Sistemleri
Yapılan açıklamada, yarışmanın
Yarışma Bilim Kurulu`nda yer alan
firma temsilcileri ve firmaların çalışanları ile Makina Mühendisleri
Odası çalışanları hariç herkese açık
olduğu belirtildi.
Haberler
CLPA TURKEY, İVEDİK’İ 4. ENDÜSTRİ DEVRİMİ İLE TANIŞTIRDI!
■ CLPA Turkey’nin Endüstri 4.0 Seminerleri’nin ikincisi, ANKARA İVEDİK ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ’nde
sanayicilerin, KOBİ’lerin ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi.
4. Endüstri Devrimi’ne (Industry 4.0) Geçişte, Teknolojide
Yaşanan Gelişmeler ve Beklentiler ile CC Link IE
Yapılanmasının Endüstriyel Haberleşmeye Katkısı seminerinin ikincisi, Ankara - İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde
gerçekleştirildi. Endüstri Otomasyon Dergisi işbirliğiyle,
19 Ağustos Çarşamba günü gerçekleştirilen bu seminerde, gündem oluşturan yeni teknolojiler (geleceğin
fabrika otomasyonları ve kazanımları…), akıllı sistemler,
endüstriyel yazılım ve endüstriyel haberleşme konularına
yer verildi.
İvedik Organize Sanayi Bölgesi (İOSB) konferans salonunda, Mitsubishi Electric Türkiye OEM İş Geliştirme
Yöneticisi ve CLPA TURKEY Ülke Müdürü Tolga Bizel’in
sunumuyla ve ev sahipliğiyle gerçekleştirilen seminere
katılım yoğun oldu. Sabah verilen kokteylin ardından
başlayan seminer, Tolga Bizel’in yaptığı sunumla devam
etti. Öncelikle kendini ve mesleki birikimlerini aktaran
Bizel, sonrasında ise OEM iş geliştirme yöneticiliği yaptığı Mitsubishi Electric Türkiye’yi seminer katılımcılarına
detaylı bir şekilde anlattı. İkinci oturumda ise “CC‑Link
Partner Association (CLPA)” ve CC-LINK’ten bahseden
Bizel, yeni geliştirilen ve özellikle endüstriyel haberleşmenin göz bebeği olan CC-LINK IE’yi seminer katılımcılarına
detaylı bir şekilde aktardı.
114
Endüstri 4.0’a Geçişte Yaşanan Teknolojik Gelişmeler:
[email protected]
Tolga Bizel, sunumunda öncelikli olarak endüstri devriminin aşamalarından, şu an içinde bulunduğumuz 4. Sanayi
Devrimi ve bundan sonra gelmesini öngörülen yeni bilgi
teknolojilerini anlattı. Bu 4. aşamada akıllı objeler, akıllı
binalar, akıllı fabrikalar ve özellikle internetin tüm bunların
yönetimi konusunda etkinliğinden bahseden Bizel, Internet
of Things’in önemine vurgu yaptı. Günümüzün ve geleceğin, endüstriyel temelde en çok konuşulan meselelerinden
olan Internet of Things’i “nesne ve eşyaların, internete
bağlanarak veri alışverişi yapması ve bulut üzerinden hem
bizimle; hem de birbirleriyle iletişim içerisinde olması”
cümleleriyle dinleyicilere aktardı.
Avrupa’nın “Endüstri 4.0” diye lanse ettiği bu son devrim, Japonya’nın dev kuruluşlarından biri olan Mitsubishi
Electric’in vizyonuyla [email protected] olarak adlandırılmış
durumda. Bizel, yeni geliştirilen Internet of Things ekosistemi için şirketin fabrika otomasyonu (FA) çözümü [email protected]
ctory ile bulutun bağlanmasına yönelik Nesnelerin İnterneti
(Internet of Things) Fabrika Kontrolörü’nü geliştirdiğini
duyurduğunu belirtti. Internet of Things Fabrika Kontrolörü,
şu anda test aşamasında olup, Nisan 2016’da piyasaya
sürülmesi planlanıyor.
CC-LINK IE İletişim Platformu ile Ultra Yüksek Hız! 1 Gbps!
Bizel, sunumunda özellikle yeni geliştirilen CC-LINK IE
iletişim platformunun yüksek hızına sıkça vurgu yaptı.
Saniyede bir gigabit iletim ve gerçek zamanlı protokol, uzak
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
G/Ç saha cihazlarının kontrolünü gerçek anlamda hiçbir iletim gecikmesi olmadan sağladığını belirten Bizel, bu iletim
hızı mevcut Endüstriyel Ethernet tabanlı network’lerden en
az on kat daha hızlı olduğunun altının çizdi. Bizel ayrıca,
CC-Link IE Field network’ün, saha cihaz seviyesine kadar
genişletilmiş ilk gigabit hızlı endüstriyel Ethernet network
olduğunu; mevcut teknolojilerin en iyi yönlerini bir araya
getirdiğini ve bunları olağanüstü veri bant genişliği ve işlem
hızları sağlayan son derece güvenilir bir mimariye uyguladığını belirtti.
CC-LINK’in uzun yıllardır Asya’da rakiplerinin özelliklerine
benzer niceliklerde performans sağladığı ve yaygın olduğunu ifade eden Bizel, artık CC-LINK’in Avrupa ve diğer pazarlarda da bilinilirliğini ve pazar payını arttıracağını söyledi.
Bizel, küresel çapta 2000’den fazla CC-LINK kullanıcısının
olduğunu ve bunların büyük bir kısmının Uzakdoğu’da
özellikle Japonya’da olduğunu belirtirken, artık daha fazla
Avrupa’ya yönelmelerini ve kendisi açısından da Türkiye’de
partner firmaların oluşması için çalışmalar yaptıklarına
vurgu yaptı.
Herkes CC-LINK IE Kullanıyor: MARMARAY!
Herkesin dolaylı yoldan CC-LINK IE kullanıcısı olduğunu
belirten Bizel, Marmaray projesindeki uygulamalarını katılımcılara anlattı: “Havalandırma, ışıklandırma, voltaj kontrol
sistemleri, CC-LINK IE ile kontrol edilmektedir. İstasyonlar
arası bir fiber haberleşme protokolü kullanılmaktadır. Her
server da, aşağıdaki PLC’lerle ve kontrol odalarıyla CC-LINK
IE sayesinde haberleşmektedir.” CC-LINK IE, 1 yer istasyonu, 3 yer altı istasyonu, 2 jeneratör binası ve 3 havalandırma binası arasındaki bütün iletişimi ve acil uyarı sistemlerindeki veri transferiyle kritik bir role sahip.
ANKARA İVEDİK ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ
Son yıllarda bölgedeki potansiyelin artmasıyla, İvedik
Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu da yeni birimler
ihdas ederek, eskiden oluşan yapılanmasını genişletmiş
ve büyütmüştür. Strateji geliştirme biriminin kurulması,
elektrik işletmesinin devir alınması, işyeri açma ruhsatlarının OSB tarafından verilir hale gelmesi, güvenlik biriminin
kurulması gibi pek çok birimin hizmet sunmaya başlaması,
hızla gelişen bölgeye gerek daha etkin hizmet sunabilmek,
gerekse bölgesel kalkınma hedeflerine ulaşabilmek amacı
ile Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı da aynı hızla geliştirmiştir.
Dolayısıyla İvedik Organize Sanayi Bölgesi, sürekli büyümekte olan sanayi yapısı ile birlikte ülkemize önemli bir
değer kattığı yıllık 5 milyar dolar ortalama cirosuyla ülke
ekonomisinin vazgeçilmez bir sanayi kompleksi haline
gelmiştir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
115
Haberler
Güneş Pillerinde Verimliliği Artırma Çalışmalarında Rekor Seviye
İleriki aşamalarda, çalışmaları geliştirip yeni sürümler
çıkarmayı da hedeflediklerini belirten Orta Doğu Teknik
Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampusu Öğretim Üyesi Doç.
Dr. Cumali Sabah, “Çalışmalarımız kesintisiz devam
ederse, güneş enerjisinden elektrik üretimi, yeni nesil
güneş hücreleri ile birlikte daha ciddi rakamlara ulaşabilecek” dedi.
Çalışma Dünyanın En Saygın Dergilerinde Yayınlandı
■ Güneş Enerjisinden Elektrik Üretiminde Yüksek
Verim Sağlayacak
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampusu
tarafından güneş pillerinde verimliliği artırmak amacıyla gerçekleştirilen çalışmalarda rekor seviyeye ulaşıldı. Piyasada bulunan güneş hücreleri, yapılarına göre
genellikle %5 ile %30 arasında verimlilikle çalışırken,
Doç. Dr. Cumali Sabah’ın koordinatörlüğünde iki yıldır
süren çalışmalar sonucunda yüzde 30 seviyeleri aşıldı.
116
Güneş hücrelerinde ışığı emerek hapseden malzemenin
genelde yarı-iletken malzemeden oluştuğunu belirten
Doç. Dr. Cumali Sabah, yaptıkları çalışmalarda bu malzemenin yerine geçebilecek bir yapı oluşturarak verimi
artırmayı hedeflediklerini söyledi. Doç. Sabah, yüksek
lisans öğrencileri ile birlikte yaptıkları araştırmalarda
yeni bir soğurucu yapısı kullanarak ışığın olabildiğince
yüksek verimlilikte emilimini sağlayarak bir rekora imza
attıklarını ve iki yıl süren çalışmaları sonucunda maksimum verim olan %30 seviyelerini aştıklarını kaydetti.
Doç. Dr. Cumali Sabah’ın koordinatörlüğünde gerçekleştirilen çalışmalar, dünyanın en saygın dergilerinden “Waves in Random and Complex Media” ve
“Vacuum”da yayınlandı.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Teori ve Uygulamalar
Haberler
PILZ-MESS MAKİNE EMNİYETİ EĞİTİMLERİ
■ Metal Sanayicileri Sendikası (MESS)’ nın 2015 yılının
ilk döneminde Pilz Türkiye İle gerçekleştirmiş olduğu
görüşmeler sonucunda MESS İş Sağlığı ve Güvenliği
Komisyonu’nun organizasyonunu üstlendiği, Pilz Türkiye
uzmanları tarafından düzenlenen Makina Emniyeti Eğitimleri
hayata geçirildi. Her bir oturumun iki günden oluştuğu
eğitimler için, 4 farklı ilde 6 oturumluk bir organizasyon
planlaması yapıldı. Eğitimlerde iki gün boyunca;
• CE süreci,
• İSG mevzuatına genel bakış, risk değerlendirmesi, Pilz’in
risk değerlendirmesi ve diğer makina emniyet danışmanlığı
hizmetleri ve uygulamaları,
• Makina kontrol sistemleri,
• Emniyet ekipmanları
• Pnömatikte Emniyet ISO 4414
• Elektriksel Emniyet IEC 60204-1
• Hidrolikte Emniyet ISO 4413
• Robotlarda Emniyet ISO 10218-1,2
• Preslerde Emniyet EN 692, EN 693 konularını içeren
sunumlar gerçekleştirildi.
Bugüne kadar İstanbul’da iki oturum, Bursa’da iki oturum,
İzmir ve Ankara’da ise birer oturum olmak üzere toplam 6
eğitim düzenlendi. En geç Ekim ayına kadar İstanbul’da iki
oturum daha yapılması öngörülmektedir.
MESS üye firmalarının oluşturduğu 25-30 kişilik grupların katılımıyla gerçekleşen eğitimlerin profilini, hem son
kullanıcıların hem de makine imalatçılarının bakım-teknik
departmanları uzmanları ve iş güvenliği uzmanları oluşturdu.
Soruları ve fikirleriyle eğitimin interaktif geçmesine katkıda
bulunan katılımcıların, eğitime ilgisi oldukça yoğundu.
Pilz Türkiye uzmanlarının vermiş olduğu eğitimlerin sonucunda, uzmanlar gözetiminde gerçekleştirilen sınavlarda
katılımcılar, edinmiş oldukları bilgiyi ölçme ve eğitimin
kendilerine kazandırdıklarını değerlendirme fırsatı buldular.
Gerçekleştirilen anketler sonucunda alınan olumlu geribildirimler ile eğitimin ve eğitmenlerin katılımcılara oldukça
faydalı kazanımlar sağladığı noktasında mutabık kalındı.
Eğitimlerde katılımcılarla gelişen diyaloglar sırasında Pilz
Türkiye uzmanları, farklı bakış açılarını ve katılımcıların
makinelere yönelik bilgi ve donanımlarını keşfetme imkanı
buldu. Katılımcılara makina emniyetinin endüstriyel hijyen
gibi, ATEX gibi bir uzmanlık konusu olduğu, hangi noktalarda emniyet açıklarını kendi imkanları ile kapatabilecekleri,
hangi noktalarda dış kaynaklardan yardım almaları gerektiği
konusunda bilgi verildi.
Sonuç olarak, hem MESS hem Pilz açısından faydalı ve her
iki taraf için beklentileri karşılayan bir eğitim serisi gerçekleştirildi. Gelecekte de bu tarz eğitimlerle makina emniyeti
konusunda farkındalığı arttırmak hedeflenmektedir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
117
Haberler
MItsubIshI ElectrIc, Avrupalı DeLclIma’yı satın aldı!
■ Japon devi Mitsubishi Electric,
DeLclima’nın yüzde 74.97 hissesini aldı
İtalyan
Japonya’daki varlığını öncelikli pazar olarak gördüğü
Avrupa’da da göstermek amacıyla İtalya’nın önde
gelen endüstriyel klima üreticisi De’Longhi Grubu’na
ait DeLclima’nın çoğunluk hisselerini alan Mitsubishi
Electric Corporation, kalan yüzde 25.03 hisseyi de
satın almak üzere teklif sundu. DeLclima’nın yüzde
100’ü için öngörülen toplam alım fiyatının yaklaşık
664 milyon Euro olduğu açıklandı.
Isıtma, havalandırma ve iklimlendirme sistemleri alanının küresel oyuncusu Mitsubishi Electric, İtalya’nın
önde gelen endüstriyel klima üreticilerinden De’Longhi
Grubu’na ait DeLclima’nın çoğunluk hisselerini satın
aldı.
Mitsubishi Electric Corporation, ticari iklimlendirme
ürünleri sektöründe faaliyet gösteren İtalyan şirketi
DeLclima S.p.A.’nın sermayesinin yaklaşık yüzde
74,97’sini temsil eden hisseleri De’Longhi Industrial
S.A.’dan satın almak için sözleşme imzaladığını, 25
Ağustos’ta yaptığı yazılı açıklamayla duyurdu.
Mitsubishi Electric, İtalyan Finans Kanunu’na ve
CONSOB yönetmeliklerine uygun olarak, DeLclima’nın
sermayesinin yaklaşık yüzde 25,03’ünü temsil eden
kalan hisseleri satın almak üzere zorunlu bir ihale
teklifi sunacak. DeLclima’nın hisselerinin yüzde 100’ü
için öngörülen toplam alım fiyatının, beher hisse
bedeli 4.44 Euro olmak üzere yaklaşık 664 milyon Euro
olduğu açıklandı.
Mitsubishi Electric tarafından yapılan açıklamada,
DeLclima’nın sermayesinin yüzde 74,97’sinin satın
alınmasına ilişkin işlemin tamamlanması için antitröst
(tekelciliğin önlenmesi) makamlarından izin alınması
ve DeLclima’nın dolaylı iştiraki DL Radiators S.r.l.’nın
satışının tamamlanması gerektiği kaydedilerek, “DL
Radiators, işlemin kapanışından önce De’Longhi
Industrial ile ilişkili bir şirkete satılacaktır. Ayrıca,
sözleşmeye istinaden 30 Haziran 2015 tarihinden
kapanış tarihine kadar 4,44 Euro beher hisse bedeli
günlük olarak hesaplanacak ilave tutar üzerinden arttırılacaktır. İşlemin kapanışının Kasım 2015 sonunda
gerçekleşeceği varsayımı çerçevesinde, beher hisse
bedelinde yaklaşık 0,07 Euro artış kaydedileceği öngörülmektedir. Mitsubishi Electric halen söz konusu
satın alma işleminin finansal durumuna etkisini değerlendirmekte olup, finansal tahminlerin güncellenmesi
ya da herhangi bir açıklama yapılması yönünde bir
118
ihtiyaç söz konusu olduğu takdirde, derhal bir açıklama yapacaktır” denildi.
Satın alma işleminin nedenleri
Mitsubishi Electric açıklamasında satın alma işleminin nedenleri şu şekilde açıkladı: “Mitsubishi Electric
ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) sistemleri alanında Japonya, Avrupa, Kuzey Amerika,
Çin, Güneydoğu Asya, Hindistan ve Avustralya gibi
pazarlarda faaliyet gösteren küresel bir oyuncudur
ve bu bakımdan Avrupa, Japonya’nın ardından ikinci
önemli pazar konumundadır. Avrupa iklimlendirme
pazarı olgunlaşırken, pazardaki oyuncuların enerji
tasarruflu ürünler gibi katma değerli ürünler sunması ve aynı zamanda çevresel düzenlemelere (F-Gazı
yönetmelikleri*1) uymaları gerekmektedir. Bu çerçevede, Mitsubishi Electric bölgedeki faaliyetlerini
binalar için çoklu/multi sistem klimaların yanı sıra
bireysel ve ticari tip klimalara odaklanarak büyütmüştür. DeLclima’nın satın alınması, Mitsubishi Electric’in
soğutucu sektörüne tam anlamıyla girişini temsil
etmektedir*2 ve şirketin portföyünü genişletmesini,
dolayısıyla da sürekli büyüme kaydetmesini ve pazardaki varlığını güçlendirmesini mümkün kılacaktır.
Ayrıca, söz konusu işlem Mitsubishi Electric’in önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanması beklenen
çevresel düzenlemelere (F-Gazı yönetmelikleri) uygun
şekilde karşılık vermesine imkân tanıyacaktır.”
*1 Avrupa’da yürürlükte bulunan düzenlemeler çerçevesinde bir tür sera gazı olan Freon gazı için toplam
emisyonların 2030’a kadar aşamalı olarak azaltılması
gerekmektedir.
*2 Soğutucular bir devre sisteminde (su gibi) bir ısıtma aracından faydalanarak herhangi bir nesnenin ısısını muhafaza ederler ve temelde binalar ve fabrikalar
gibi büyük tesislerde uygulanan merkezi iklimlendirme
sistemlerinin genel adı olarak bilinirler.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Türkiye, GE Aeroderivatif Gaz Türbin Servis Merkezi ile
Ortadoğu bölgesinin ekipman bakım merkezi olacak
bölgesi için de ekipman desteği verilecek. GE Aeroderivatif Gaz
Türbin Servis Merkezi ile Türkiye,
bölgenin ekipman bakım merkezi
haline gelecek.
Aynı merkezde Granite (GE’nin yetkili servis birimi), yeni bir ürün olan
LMS 100’ün bakımı dahil olmak
üzere LM aeroderivatif türbinlerin
tüm türlerinin bakımı için gerekli
olan Ekipman Merkezi’ni oluşturdu. Bilindiği üzere LMS100, tek bir
ünitede 100-116MW güce sahip,
hızlı yük alma ve yüksek elektrik
verimliliği ile esnek ve güvenilir
elektrik üretimi sağlayan en son
teknolojik yeniliklerin uygulandığı
aeroderivatif turbindir.
Zaman ve Maliyet Tasarrufu
■ GE Türkiye, İstanbul’da GE
Aeroderivatif Gaz Türbin Servis
Merkezi açıyor ve başta Türkiye olmak
üzere Cezayir, Mısır, Kuveyt, Libya,
Umman, Katar, Suudi Arabistan,
Tunus ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni
kapsayan Ortadoğu bölgesinin ekipman bakım merkezi haline getiriyor.
GE Aeroderivatif Gaz Türbin Servis
Merkezi, ekipman bakımının yerel
ölçekte gerçekleştirilmesine olanak
tanıyarak müşterilere hem zaman
hem de maliyet tasarrufu sağlıyor.
Bölgedeki 12.8 GW ve Türkiye’de 2,8
GW kurulu aeroderivatif gaz türbinine bakım sağlanabilecek Merkez,
GE’nin Ortadoğu bölgesindeki ilk,
dünyadaki sekizinci merkezi olacak.
Avustralya, İtalya, Nijerya, Rusya,
Singapur, İspanya ve Amerika
Birleşik Devletleri’nden sonra sekizinci GE Aeroderivatif Gaz Türbin
Servis Merkezi’ni İstanbul’da açtı. Bu
merkezde müşterilerine yerel çözüm
sağlamanın yanı sıra Ortadoğu bölgesindeki diğer ülkelere de ekipman
hizmeti sağlanacak. GE müşterilerine
en iyi değer ve yerel hizmeti sunmakta son derece kararlı bu merkez
GE’nin yerelleşme taahhüdünü destekleyen önemli bir adım niteliğini
taşıyor.
Merkezde tüm LM ve LMS gaz türbinlerine ülke içinde üst kapak çalışmaları ve kanat değişimi kapsayan Level 2 bakım uygulayabilecek.
Türkiye’de şu anda GE teknolojisi
ile 2.8 GW’ın üzerinde kurulu güce
sahip, 58 adet aeroderivatif LM türbin bulunuyor. Bakım kapsamında
türbin demontaj, tetkik, türbin sıcak
kısımların kontrolü, ana parça değişimi, güç türbini ve alçak basınç
türbin değişimi ve yeniden montaj
hizmetleri sunulacak.
Merkezde sunulacak bu bakım hizmetlerinin yanı sıra tüm Ortadoğu
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Söz konusu bakım hizmetlerinin
Türkiye’de bulunan ve bu işe tahsis
edilmiş, uzmanlaşmış bir ekipbe
sahip merkez tarafından verilecek
olması, müşterilerin gerekli hizmetleri alabilmek için ekipmanlarını
yurtdışına göndermeleri ihtiyacını
ortadan kaldırıyor. Bu da önemli bir
ölçüde zaman ve maliyet tasarrufu sağlıyor. Konunun uzmanı ekip
tarafından yapılan bakım çalışması 3 gün içinde tamamlanabiliyor.
Bunun yanı sıra farklı bölgelerdeki
yedek parça, insan kaynağı ve ekipmanlara ilişkin lojistik yönetimine
olan ihtiyacı da ortadan kaldırıyor.
Bu durum ekipmanların daha hızlı
biçimde yeniden hizmet verebilmesine olanak tanıması ve yerel tedaik zincirinden faydalanmasıTürkiye
ekonomisi için de önem taşıyor.
Stratejik Konum
Stratejik olarak Sabiha Gökçen
Uluslararası Havalimanı’nın yakınında konuşlandırılmış olan GE
Aeroderivatif Gaz Türbin Servis
Merkezi tesisi, hem havalimanından, hem de anayollardan kolay
erişim sağlıyor.
119
Haberler
ABB, Norveç’in önde gelen gübre tesisi için
bir kilometrelik akıllı şalt donanımı sağlayacak
durum tabanlı izlemeyi optimize ediyor.
ABB’nin Alçak Gerilim Ürünleri bölümü başkanı Tarak Mehta
“İleri Seviye Stratejimizin parçası olarak, akıllı çözümler
uygulayarak, müşterilerimizin verimliliklerini sürekli olarak
artırmak adına kendimizi müşterilerimizle çalışmaya adıyor
ve İnsanlaarın, Servislerin ve Nesnelerin İnterneti’nin yararlarından faydalanıyoruz” dedi.
Şalt donanımı, elektrik güvenliğini artıracak, gücün güvenilir bir şekilde dağıtımını, gelişmiş kontrolü ve 6000’den
fazla motora sahip tesisin daha verimli bir şekilde çalışmasını sağlayacaktır. ABB’nin Yara’ya motor ve sürücü tedarik
etmek için hali hazırda bir anlaşması bulunuyordu.
■ 25 milyon dolarlık proje, lider gübre şirketi Yara’nın en
üst düzeyde güvenlik ve güvenilirlik sağlamasına destek
verecek.
Güç ve otomasyon teknolojilerinde dünya lideri olan ABB,
Porsgrunn/Norveç’teki dünyaca ünlü gübre şirketi Yara’nın
üretim tesisinin yenilenmesi için MNS® alçak gerilim şalt
donanımı sağlayacağını duyurdu.
MNS® alçak gerilim şalt donanımı, uç uca yerleştirildiği
takdirde bir kilometreden fazla bir uzunluğa denk geliyor.
ABB 2015 yılının ilk çeyreğinde çerçeve anlaşması kapsamında ilk siparişlerini aldı.
Şalt donanımı içine gömülü haberleşme protokolleri gerçek
zamanlı olarak tesis operatörlerine detaylı işlemsel ve elektriksel bilgiler sağlarken elektrik dağıtım performansını ve
120
ABB’nin bu teslimatı aynı zamanda Yara’nın Porsgrunn’daki
tesisinde gübre üretimini yıllık 50.000 tona ve kalsiyum
nitrat üretimini yıllık 200.000 tona çıkarmak için başlattığı
başka bir programı da destekliyor. Toplam $270 milyon
dolar yatırılan projenin tamamlanması 7 yıl sürecek.
Alçak gerilim güç dağıtımı Yara’nın özel gereksinimlerini
karşılamak üzere tasarlanıp üretilecek ve ABB’nin Skien/
Norveç’teki alçak gerilim sistemleri biriminden temin edilecek.
ABB’nin müşterilerinin tesislerindeki varlıklar için güvenilirlik, kullanılabilirlik, bakım kolaylığı ve güvenlik önemli
kriterlerdir. ABB, 40 seneyi aşkın bir süredir kara, deniz ve
gemilerdeki uygulamalarda dünyanın en zorlu ortamlarına
milyonlarca MNS şalt donanımı kurdu.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
Elektrik sektöründe yeni akım
teknolojik gelişmeler gibi etkenlerle değişen ortama
ayak uydurabilmek için yönetim modelini değiştirmeli.
Türkiye’de dağıtık üretim ve yenilenebilir ilgi
çekiyor
Deloitte Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Lideri
Uygar Yörük konuyla ilgili olarak şunları kaydetti:
“Raporda yer verilen global trendlerin Türkiye’de de
yansımalarını gözlemliyoruz. Örneğin yenilenebilir
enerji, ülkemizde de ulusal stratejilerin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı’nın 2015-2019 Stratejik Planı yenilenebilir
enerji için iddialı hedefler içerirken 2014 yılında açıklanan Ulusal Yenilenebilir Enerji Eylem Planı ile yenilenebilir enerji hedeflerine yönelik bir yol haritası ortaya
konmuş durumda. Söz konusu hedeflerin hayata
geçebilmesinin çok kolay olmadığının, bu doğrultuda
başta kamu olmak üzere STK’lar, yatırımcılar, finans
kurumları ve diğer kritik paydaşlara önemli görevler
düşüyor.
■ Deloitte, ‘2015 Küresel Elektrik Enerjisi
Sektörünün Geleceği’ Raporunu Yayımladı
Deloitte’un ‘2015 Küresel Elektrik Enerjisi
Sektörünün Geleceği’ raporuna göre elektrik enerjisi sektöründe talep giderek artıyor, regülasyonlar
sıkılaşıyor ve sektör oyuncuları eşi benzeri görülmemiş zorluklarla karşılaşıyor. Elektrik üreticilerinin ise maliyetleri azaltmaya, akıllı şebekelere
geçmeye, iş modellerini gözden geçirmeye, müşteriye ve yeni yeteneklerin yönetimine odaklanmaya ihtiyacı var.
Denetim, vergi, kurumsal finansman, kurumsal risk
ve yönetim danışmanlığı hizmetlerinde dünyanın en
büyük şirketlerinden biri olan Deloitte, ‘2015 Küresel
Elektrik Enerjisi Sektörünün Geleceği’ başlıklı raporunu yayımladı. Küresel elektrik enerjisi üretim sektörünü değerlendiren rapor, bu sektörün aktörlerine kilit
noktaları ve geleceğe ilişkin trendleri aktarıyor.
Her ne kadar küresel elektrik enerjisi sektörünün geleceği konusunda kabul edilmiş tek bir vizyon olmasa
da, sektörün değişimin eşiğinde olduğu su götürmeyen bir gerçek… Deloitte raporuna göre elektrik enerjisi alanında faaliyet gösteren kurumlar fiyat indirimleri, hizmet kalitesinin artırılması, yeni ürün ve hizmetler
için gelen talep, çevrenin korunmasına daha yüksek
önem verilmesi, geleneksel iş yapış biçimini değiştiren
122
Avrupa’ya paralel olarak Türkiye’de de dağıtık üretimin giderek daha fazla ilgi çektiğini ve yaygınlaştığını
gözlemliyoruz. Özellikle lisanssız dediğimiz dağıtık
üretimin yaygınlaşması ile Türkiye’de hızlı diyebileceğimiz bir sürede proje geliştiren, söz konusu projelerin mühendisliğini yapan, ekipmanlarını ve yardımcı
bileşenlerini üreten, kurulumlarını gerçekleştiren bir
yenilenebilir enerji sektörü oluşmuş durumda. Sektör,
konusunda uzmanlaşmış kişiler ile şimdiden endüstriyel gelişim ve istihdama da katkı sağlıyor. Kesintili
üretim yapan rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilirlerin
ülkenin üretim portföyündeki ağırlığının artması ancak
şebekenin bu artışı desteklemesi ile mümkün oluyor.
Ülkemizde de yatırımcının giderek artan rüzgâr ve
güneş yatırımı iştahı, şebekede iyileştirmeye yönelik
inisiyatiflerin artmasına yol açıyor. Söz konusu inisiyatiflerin önemli bir bileşeni olan akıllı şebekeler
konusunda da gerek kavramsal altyapısına yönelik
çalışmalar, gerekse pilot uygulamalar ile mesafe kat
ediliyor.”
Rapora göre elektrik enerjisi sektöründe yer alan
kurumlar için önümüzdeki dönem trendleri şöyle:
• Üretim portföyü optimizasyonu: Fiyatlarda görülen
dalgalanma ve sürekli değişen çevresel etkenler sebebiyle kurumların, bu gibi değişkenlerden etkilenmeyi
minimuma indirmek için daha ‘esnek’ stratejiler geliştirmesi faydalı olabilir.
• Akıllı şebekelerden avantaj elde etmek: Akıllı şebekelerde, bilgi teknolojilerinin etkin kullanımı gerçek
zamanlı altyapı yönetimini destekliyor; güvenirliğini,
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
ulaşılabilirliğini ve etkinliğini artırıyor.
• Yenilenebilir enerjiye dayalı dağıtık üretimi desteklemek: Özellikle akıllı şebekeler ve yenilenebilir teknolojilerin geliştirilmesi ve daha düşük maliyetler ile
yenilenebilir enerji kapasitesinin kurulabilmesi, dağıtık
üretimin daha uygun fiyatlı olmasının yolunu açıyor.
• Müşteri bağlılığının dönüşümü: Müşteri beklentilerinin artması, tüketicilerin online dünyada varlıklarını
artırması ve dağıtık üretimin ivme kazanması, enerji
sektörünün müşteri odaklı olmayan yapısını değişmeye
itiyor. Özellikle ayrıntılı tüketim bilgisi, şeffaf ve doğru
fatura bilgisi alamayan tüketicilerin, alternatif bir enerji
sağlayıcı kuruma geçme özgürlüğüne sahip olması söz
konusu. Gelişmiş ülkelerdeki tüketicinin sosyal ağlara
yüksek erişimi ile memnun kalmadığı durumda alternatif firmalara yönelebilmesi müşteri bağlılığı yaratmayı
zorlaştırırken; gelişmekte olan ülkelerde artan teknoloji
kullanımı, müşteri ilişkileri dinamiklerini değiştiriyor.
Bu çerçevede enerji sağlayıcı kurumların, müşterinin
değişen ihtiyaçlarını anlayan çözümler geliştirmesi
gerekiyor.
• Verimliliği artırma ve maliyeti azaltmak: Elektrik fiyatı,
bir ülkenin rekabetçi avantajını ve vatandaşın refahını
belirleyen temel etkenler arasında yer alıyor. Fiyat
indiriminin gerçekleştirilebilmesi için ise kurumların
süreçlerinde verimliliği ve etkinliği artırması gerekiyor. Bu ise, verimsiz işleri bertaraf etme, hiyerarşiyi
ortadan kaldırarak organizasyonları yalınlaştırma, akıllı
şebeke uygulamalarını artırma, etkin müşteri hizmetleri
ile müşteri odaklı bir iş kültürü inşa etme gibi yollarla
mümkün…
• Regülasyonları değere çevirmek: Dünyanın birçok bölgesinde enerji sektörüne ilişkin regülasyonlar, genelde
çevre, hizmet kalitesi ve tedarik süreçlerine odaklanıyor. Düzenleyici yapı geliştikçe, elektrik üretiminin
karlılığı da değişiyor. Belirsizlikleri giderebilmek için,
rasyonel ve öngörülebilir bir düzenleyici yapı sağlamak
gerekiyor. Bu değişimlere ayak uydurmak isteyen enerji
şirketlerinin, düzenleyici değişikliklerini öngörebilmesi
ve iş modellerini değişikliklere göre uyarlayarak rekabet
avantajı sağlamaları gerekiyor.
• ‘Uluslararası’laşma: Ulusal pazardan uluslararası pazara geçiş yapan şirketlerin çoğu Avrupa Bölgesi’nden…
Zira bu ülkelerdeki piyasalar olgun ve düşük büyüme
oranlarına sahip. Kimi şirketlerin nakit akışını sürdürülebilir kılması için ise, rekabet avantajına sahip olacakları uluslararası piyasalara açılması gerekiyor.
• Yeni yönetim modelleri ve yetkinlikler: Elektrik sektörünün geleceğe ilişkin pek çok öngörüsü, teknolojik
inovasyonun dönüşüm yaratma potansiyeline dayanıyor. Kamu teşvikleri, tüketici talepleri, daha etkin bir
varlık yönetimi ihtiyacı gibi faktörler, pek çok kurumu
–bazı bölgelerde ekonomideki düşük büyüme oranları
köklü bir değişim yapılmasına engel olmasına rağmenyeni modeller geliştirmeye itiyor.
• Yetenek yönetimini geliştirme: Sektördeki değişime
paralel olarak sektör oyuncuları, bu değişimi yönetecek
yeni yeteneklere gereksinim duyacak. Yaşlanan iş gücü
ve giderek artan yetkinlik açığı hali hazırda devam eden
operasyonları tehlike altına almaya başladı. Enerji firmaları daha karmaşık, veriye dayalı ve akıllı teknolojileri
benimsedikçe, kurumlar analitik, yönetsel ve ticari yetkinliklere sahip profesyonellerin istihdamına odaklanacak. Tüm bu değişimler firmaların yasal düzenleyicilerle
işbirlikleri yapan, müşteri odaklı düşünen, hizmetlerde
inovasyona odaklanan yeni bir kültür benimsemelerini
gerekecek.
IFS Türkiye yeni adresinde
■ Lider global ERP yazılımı IFS’in
Türkiye ofisi 10 yılı aşkın süredir
hizmet verdiği binasından taşınarak yeni adresinde hizmet vermeye
başladı.
sında devam edecek. Yeni adresinin
harita uygulamasına www.ifs.com.tr
adresinden ulaşabilirsiniz.
IFS Türkiye 3 Ağustos itibari ile faaliyetlerine Koşuyolu Mah. Salih
Omurtak Sok. No:78 Kadiköy, İstanbul
adresinde yer alan kendi hizmet bina-
Adres: Koşuyolu Mah. Salih Omurtak
Sok No:78 Kadiköy, İstanbul
Tel: 0 216 545 96 96
ENDÜSTRİ OTOMASYON
123
Haberler
ASELSAN ile Gedik Holding ve Gedik Üniversitesi Arasında İşbirliği
landı. Bu protokol tarafların birlikte
yürüteceği bilimsel veya teknolojik
araştırmalara yönelik Ar-Ge çalışmalarını, birlikte katılım sağlanacak uluslar arası projeleri ve konsorsiyumları,
bunlara dayalı çıkarılacak ortak yayınları ve birlikte düzenlenecek seminer, konferans, tanıtım etkinliklerini
kapsıyor.
■ ASELSAN ile Gedik Holding arasında 3 Eylül 2015 tarihinde tarafların deniz sistemleri, robotik, ulaşım
ve enerji sistemlerinin geliştirilmesi
ve üretimleri konularında yapacakları araştırma geliştirme faaliyetleri
ve işbirliğine ilişkin metotların belir-
lenmesi kapsamında niyet anlaşması
imzalandı.
ASELSAN’nın Ankara’da yer alan
tesislerinde gerçekleştirilen törende
Aselsan ile İstanbul Gedik Üniversitesi
arasında da çerçeve protokolü imza-
İmza merasiminde ASELSAN Genel
Müdürü Dr. Faik EKEN başkanlığındaki ASELSAN Üst Yönetimi ve Daire
Başkanları ile Gedik Üniversitesi
Mütevelli Heyet Başkanı ve Gedik
Holding Yönetim Kurulu Başkanı
Hülya GEDİK, Gedik Holding CEO’su
Dr. Mustafa KOÇAK, Rektör Prof.
Dr. Berrak KURTULUŞ, Mühendislik
Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sunullah
ÖZBEK ile Robot Teknolojileri
Uygulama ve Araştırma Merkezi
Müdürü Yrd. Doç. Dr. Savaş DİLİBAL
hazır bulundu.
Periyodik asansör bakımlarında sorumluluk bina yöneticilerinde
■ ThyssenKrupp Asansör Türkiye Genel Müdürü Turgay
Şarlı, Asansör İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol
Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesinin sektör adına büyük
bir gelişme olduğunu belirtti. Şarlı, yönetmeliğin kazalarının azaltılmasında önemli rol oynayacağına dikkat çekerek,
asansörlerin periyodik kontroller sonucu renkli etiketlerle
sınıflandırılacağını söyledi. Turgay Şarlı, yönetmelikle birlikte asansör bakımlarına ilişkin bina yetkililerine önemli
sorumluluklar getirildiğini de söyledi.
ThyssenKrupp Asansör Türkiye Genel Müdürü Turgay
Şarlı, Asansör İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol
Yönetmeliği’nin kazaların azaltılmasında çok önemli rol
oynayacağına dikkat çekti. Şarlı, kamuoyunda Asansör
Yönetmeliği olarak bilinen ve önceki ay Resmi Gazete’de
yayınlanarak yürürlüğe giren yönetmeliğin, asansörlerin
bakım ve denetimlerine ilişkin devrim niteliğinde yenilikler
getirdiğini belirtti.
Periyodik kontrol sonuçlarına bağlı olarak, dört farklı renkteki etiketten birinin asansöre iliştirildiğini söyleyen Şarlı,
“Yeşil kusursuz, mavi hafif kusurlu, sarı kusurlu ve kırmızı
güvensiz asansör şeklinde değerlendiriliyor. Türkiye’deki
200 bini lisanssız 430 bin asansörün üçte birinin kırmızı eti-
124
kete sahip olması, güvenliğe ilişkin önemli soru işaretlerini
de beraberinde getiriyor. Yönetmelik, bina sorumlularının
güvensiz olarak tanımlanan bu asansörlerin kullanılmasına
izin veremeyeceğini ve bir ay içinde güvenli hale getirilmesinin zorunlu olduğunu belirtiyor” dedi.
Avrup’da asansör güvenliği konusunda önemli adımlar
atıldığına dikkat çeken Turgay Şarlı, “Ülkemizde yeni yönetmelikle yıllık olarak belirlenen bakım periyodu, bazı Avrupa
ülkelerinde aylık olarak bile yapılabiliyor. Bakımların düzenli gerçekleşecek olması üreticiler açısından da kontrolü
kolaylaştıracak. Yeni yönetmeliği sektörümüzü daha ileri
taşıyacak önemli bir hamle olarak değerlendiriyoruz” diye
konuştu.
Bina sorumluları için 4 adımda asansör güvenliği testi:
1- Kapı açıkken, fotoselin çalışıp çalışmadığını elinizle test edin.
2- Basınç kontağını test edin. Bunun için kapı kapanırken,
ayakucunuzla kapının kapanmasını hafifçe engelleyip, tekrar
açılıp açılmadığını kontrol edin.
3- Sesli iletişim için interkom ve alarm sistemini kabin
içinde kontrol edin.
4- Kabin içindeyken, kapıyı açmaya çalışarak açılıp açılmadığını
test edin. Eğer açılıyorsa asansörün durması gerekir.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
MADENCİLERİN HAYATLARINI YENİ GELİŞTİRİLEN SENSÖRLER KURTARACAK
■ Geçtiğimiz yıl Soma’da meydana gelen ve 301 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan maden faciasının
acısı hala tazeliğini koruyor. Soma faciası, Türkiye
Cumhuriyeti tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan
iş kazası olarak tarihe geçerken, maden sektörü ise bir
daha yeni Soma faciaları yaşanmaması için özellikle
iş güvenliği ve sağlığına yönelik çalışmalarına ağırlık
verdi. Yaşanan kazalar sonrası daha çok önem kazanan
madencilik teknolojileri, güvenliği ve ekipmanlarının
ilk kez yer aldığı Mining Expo Turkey ile tünel açma
makineleri, delme patlatma, havalandırma sistemleri gibi sistemlerin tanıtıldığı “Tunnel Expo Turkey”,
İstanbul Fuar Merkezi’nde açıldı.
1 milyon tonun üzerinde üretim yapan firmalar mevcut.
Dekopaj miktarlarını dahil ettiğimizde bu rakam 100 milyar
tonu buluyor. Bu ölçekte üretim yapan firmaların arkasında
günümüz teknolojilerinin gelişmişlik düzeyi var. Otomasyon,
robotik uygulamalar, uzaktan algılama ve kontrol sistemleri
bu şekilde yüksek verim elde edilen madenciliği mümkün
kılmıştır. Geçtiğimiz yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde
dünyanın ilk uzay madencilik şirketinin kurulduğu açıklandı.
Bu gelişmeden de anlaşılıyor ki madencilikte gelişmenin ve
hayal etmenin sınırı yoktur. Bu anlamda fuarlar bilgi alışverişinin yapıldığı, ürün ve teknolojilerin tanıtıldığı en önemli
platformlardır” dedi.
Maden ve tünel kazaları sonucu dünyada ilk sıralarda yer
alan ülkemizde aynı acıların tekrar yaşanmaması amacı
ile Demos Fuarcılık, Tünelcilik Derneği (TÜNELDER) ve
Türkiye Madenciler Derneği (TMD) tarafından organize
edilen “Tunnel Expo Turkey” ve “Mining Expo Turkey”
gerçekleştirildi.
Türkiye’de son dönemde yaşanan maden kazaları sonrası
güvenliğine daha fazla önem atfedilen madenciliğe ilişkin
düzenlenen Mining Expo Turkey’de madenler, maden çıkarma, işleme, işletme, iş ve işletme güvenliği konularındaki
firmalar ürünlerini sergiliyor. Bu fuarda özel bir firmanın
ürettiği ve madencilerin taşıdığı lambaların içene yerleştirilen sensörler sayesinde onların yerinin çok rahat bir şekilde
tespit edilebildiği sistem dikkati çekiyor. Ayrıca fuarda insan
gücüne ihtiyaç duymadan madenden kömür çıkarabilecek
cihazlar da sergileniyor.
Dünya Tünelciler Birliği’ne (International Tunneling
Association – ITA) üye ülke temsilcileri ve 112 yerli, 32
yabancı firmanın katıldığı fuarda, İş Sağlığı ve Güvenliği
Kanunu’nun onaylanmasının ardından maden ocaklarında
bulunması zorunlu hale gelen maden ve tünel çalışanlarını
takip sistemleri, tünel açma ve delme makineleri (TBM),
zehirli gaz takibi yapan ekipmanlar, iş makinelerinin yol
açtığı kazaları önleyecek kör nokta görüntüleyicileri gibi
yeni birçok uygulama 29 Ağustos’a kadar sergilenmeye
devam etti.
Fuarın açılışını gerçekleştiren Türkiye Madencilik Derneği
Başkanı Atılgan Sökmen, “Madencilik insanlık tarihinin en
eski ve en önemli iş kollarından biridir. Bugün yıllık olarak
yaklaşık 10 milyar ton maden üretimi yapılmaktadır. Günlük
İNSANSIZ KÖMÜR ÇIKARABİLEN CİHAZLAR GELİŞTİRİLDİ
“Sadece tünel kazma ve yeraltı inşaatı alanına yönelik benzersiz bir fuar” olma özelliği taşıyan Tunnel Expo Turkey’de
ise yüksek kalite arayan ve alanında uzman profesyoneller
ve şirketler yer alıyor. Fuarda tünel kazmada kullanılan son
teknoloji ürünü sistemler tanıtılıyor. Ulusal ve uluslararası
144 katılımcının bulunduğu fuarlar 29 Ağustos’a kadar açık
kaldı. Ayrıca, konularında uzman akademisyenlerin sektör temsilcilerine bilgilerini aktardığı Mining Expo Turkey
Sürdürülebilir Madencilik Eğitim ve Bilgilendirme Programı
ve “4. Tünelcilik Kısa Kursu” fuar ile eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
125
Haberler
GE, dünyada endüstriyel veri ve analitik için kurulan
ilk bulut hizmeti Predix Cloud’u duyurdu
mümkün olacak. Bu ise yeni yatırımlara daha fazla kaynak
ayırılmasına fırsatını sağlayacak. Tüm dünyada büyük bir
ilgi ile takip edileceğine inandığımız endüstriyel bulut platformu olan Predix, ülkemizin büyüme hedeflerine paralel
olarak endüstrilerin gelişimine önemli ölçüde katma değer
sağlayacak”dedi.
■ Havacılık, enerji, sağlık hizmetleri ve ulaşım alanlarındaki
farklı ölçekteki müşterilerin kendilerine özgü ihtiyaçlarını
karşılamaya odaklanan dijital endüstri firması GE, yazılım
alanındaki yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek bir ilke
imza attı. 2014 yılında yazılım gelirleri 4 milyar doları bulan
ve 2015’te 6 milyar dolar yazılım geliri elde etmesi beklenen GE, dünyada endüstriyel veri ve analitik için kurulan ilk
bulut hizmeti olan Predix Cloud ile birlikte bulut hizmetleri
pazarına girmeyi planladığını duyurdu.
GE, 2015’in 4. çeyreği itibariyle iş alanları yazılım ve analitiklerini Predix Cloud’a taşımaya başlayacak. Bu hizmet,
müşteriler ve diğer endüstriyel işletmelere yönelik olarak
veri ve uygulamaların yönetimi için 2016 senesinde Predix
Cloud’da ticari kullanıma hazır olacak.
GE’nin Predix Cloud’u, GE’nin bilişim teknolojisindeki (IT)
derin alan uzmanlığını ve operasyonel teknolojiyi (OT)
kombine ederek varlık bağlanabilirliği, makine verisi desteği
ve endüstriyel seviyede güvenlik ve uyum gibi ileri araçlar
sunacak.
Endüstrinin Geleceği Predix Cloud ile şekilleniyor
Predix Cloud, son derece güvenilir ve endüstriyel güce
sahip bir bulut ortamı içerisinde benzersiz hacim, hız ve
çeşitlilikte makine verilerini toplayacak ve analiz edecek.
Bu bulut hizmet platformu (PaaS), Endüstriyel İnternet için
yeni bir büyüme aşaması olacak ve uygulama geliştiricilerin
endüstri için hızlı biçimde hizmet yaratmalarına, uygulamaya koymalarına ve yönetmelerine olanak tanıyacak.
Dünyanın endüstriyel veri ve analitik için tasarlanmış ilk ve
tek bulut çözümü olan Predix Cloud, operatörlerin makine
verilerini daha hızlı ve verimli kullanmalarını sağlayarak her
sene milyarlarca dolarlık tasarruf da sağlayacak.
General Electric CEO’su Jeffrey Immelt, “Bulut bilişimi
tüketici dünyasında inanılmaz yeniliklere yol açtı. GE, Predix
Cloud ile endüstri dünyasına yeni bir hizmet ve performans
seviyesi getiriyor. Daha dijital bir hastane daha iyi ve hızlı
sağlık hizmeti anlamına geliyor. Daha dijital bir üretim
tesisi, ürünlerin daha hızlı üretilmesine, daha dijital bir petrol şirketi ise daha iyi varlık yönetimi ve her kuyuda daha
yüksek üretkenliğe işaret ediyor. Müşterilerimiz ile iş birliği
içinde işletmelerini dönüştürecek ihtiyaca özgü çözümler
geliştirmek için sabırsızlanıyoruz” dedi.
Konuyu Türkiye’deki endüstriyel büyüme açısından ele
alan GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü
Canan M. Özsoy, “Türkiye’nin ekonomik büyümesinde
kilit rol oynayan verimlilik odaklı üretim, Predix Cloud
çözümü ile çok daha ileri seviyelere taşınacak. Endüstriyel
İnternet ile özellikle enerji, sağlık ve ulaşım gibi büyüyen
sektörlerde verimlilik ve üretkenliği daha da fazla artırmak
126
Endüstriyel İnternet herhangi bir sektörden iki kat daha
hızlı veri yaratıyor. Önümüzdeki 15 sene içinde 60 trilyon
doları geçmesi beklenen altyapı yatırımı sayesinde internete
bağlı cihazların sayısı artmayı sürdürecek ve daha önce
görülmemiş ölçüde veri ve analitik yaratılacak. Endüstriyel
İnternete yönelik bir bulut platformu olan Predix Cloud, bu
yeni büyüme aşaması için geliştirici topluluğu içinde yeni
bir kavrayış seviyesi, varlık performans yönetimi (APM)
kapasitesi ve inovasyon yaratacak son derece güvenli bir
altyapı sağlamak için tasarlandı.
Endüstriyel İnternet’in başarısı iş ortakları ile işbirliğine
dayalı bir ekosisteme dayanıyor. GE’nin Predix Cloud’u her
yönüyle bu amaç doğrultusunda tasarlandı. Ancak müşteri
tarafından talep edildiği takdirde diğer bulut yapılarında da
çalışabiliyor. Predix Cloud, uygulama geliştirme, devreye
alma ve işletim konusunda yardımcı olması için Pivotal’ın
Cloud Fondry’sini (Bulut Dökümhanesi) kullanıyor.
PREDIX CLOUD’U FARKLI KILAN NE?
• Varlık Bağlanabilirliği: Analizciler 2020 yılında 50 milyarın
üzerinde varlığın internete bağlanmış olacağını öngörüyor.
Predix Cloud sensörlerin, ağ geçitlerinin ve yazılım tanımlı
makinelerin hızlı biçimde temini için sahip olduğu teknolojilerle küresel telekomünikasyon ortaklarını birleştirerek bu
endüstriyel varlıklar için bir hizmet olarak gelişkin bağlanabilirlik sunuyor.
• Makine verilerinin ölçeklenebilirliği: Makineler, tüketici
bulut hizmetlerinin işlemesi için tasarlanmamış farklı veri
tipleri üretir. Predix Cloud makine verilerini gerçek zamanlı
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
olarak depolama, analiz etme ve yönetme amacıyla tasarlandı. Predix Cloud, binlerce sensörü olan bir lokomotiften
gelen verilerin elde edilmesi ve analizinden, teşhis amacıyla
bir doktora 3D MR görüntüsü gibi büyük nesne verilerinin
gönderilmesine kadar çok farklı çeşitlilik, hacim ve hızda
endüstriyel verinin işlenmesi için uygundur.
• Güvenlik + Uyum: Operasyonel güvenlik ve bilgi güvenliği
alanlarında on yıllarca yıllık deneyime sahip olan Predix
Cloud endüstriyel operatörler ve geliştiriciler için uyarlanmış güvenlik çözümleri dahil olmak üzere mevcut olan en
ileri güvenlik protokolleri ile tasarlandı.
• Yönetişim: Mevzuata ilişkin 60’dan fazla alanda GE’nin
küresel ağı ve derin uzmanlığından yararlanan Predix Cloud,
dünya genelinde ulusal veri bağımsızlığı düzenlemelerini
göz önüne alarak yönetişimi kolaylaştırmak ve bireysel
kullanıcılar için uyumluluk maliyetlerini aşağı çekmek için
tasarlanmıştır. GE, ortakları ve geliştiriciler bu sayede
havacılık, enerji, sağlık hizmetleri ve ulaşım gibi sıkı düzenlemelerin geçerli olduğu endüstriler için daha kolay biçimde
hizmet sunabiliyor.
• Karşılıklı kullanılabilirlik: Predix Cloud, diğer uygulama
ve hizmetlerle birlikte geniş bir bulut ortamı spektrumunda
sorunsuzca çalışabiliyor. İşletmeler bu sayede mevcut
çözümler içinde karşılıklı çalışmalarını sürdürürken Predix
Cloud’un sağladığı optimize edilmiş güvenlik ve veri yapısı
avantajlarından faydalanabiliyor.
• Tanımlı kullanıcılara sahip topluluk: Predix Cloud, her kişi
veya organizasyona açık olan kamusal bulut hizmetlerinden
farklı olarak “tanımlı kullanıcılara sahip topluluk” modelini
temel alarak bulut kullanıcılarının endüstriyel ekosisteme ait
olmalarını garanti ediyor.
• Yazılım Geliştirici kavrayışı: Yazılım geliştiriciler için
işletim ortamları ve ona bağlı olan tüm aktörler görünür
olacak. İşletmeler böylece bir yandan fiziksel ve dijital
dünyadan gelen taleplere kesintisiz olarak uyum sağlayarak
makine uygulamalarını hizmete sokabilir ve izleyebilirken,
öte yandan operasyonel verimlilik için gerekli güvenlik ve
görünürlüğü de sunabileceklerdir.
• Talep üzerine kullanılabilirlik: İşletmeler kullanışlı bir
talebe bağlı, kullandıkça öde modeli sayesinde Predix
Cloud ile kolayca erişim sağlayabilecek ve ölçeklendirebileceklerdir.
Tuna Yapı projelerini IFS ERP ile yönetecek.
olarak ERP projesi sürekli destekleyeceklerini aktardı. Tuna Yapı ERP Proje
Yöneticisi Gökhan Uncu da ERP sürecini başarı ile bitirebilmek adına Tuna
Yapı proje ekibi olarak IFS Proje ekibi
ile yüksek motivasyon ve koordinasyon ile çalıştıklarını belirtti.
■ Global ERP yazılımı IFS, cephe kaplama sektörünün fark yaratan firmalarından olan Tuna Yapı ile kurumsal kaynak planlama (ERP) projesine başladı.
Geçtiğimiz ay startı verilen IFS ERP
Projesi öncesinde kapsamlı bir seçim
süreci yürüten Tuna Yapı’nın, IFS’in
özellikle aynı sektördeki referansları, Proje Tabanlı Endüstrilere ve ETO
(Engineering to Order) Siparişe Özel
Mühendislik adı verilen üretim metoduna ait standart çözümleri nedeni ile
seçtiği belirtildi.
İstanbul Anadolu Yakası Organize
Sanayi’de hizmet veren Tuna Yapı,
strüktürel silikonlu cephe, kapaklı
cephe, alüminyum doğrama, alüminyum levha kaplama, demir konstrüksiyon, kompozit levha kaplama olarak,
toplam yıllık 150.000 m2 üretim yapıyor. Konut, Otel, AVM, İş Merkezi,
Hastane, Eğitim kurumlarında yerli ve
yabancı pek çok projede çalışma yapan
TUNA Yapı IFS ERP Projesi ile şantiyelerden anlık verinin alınabildiği, raporlanabilir, tam entegre ve kontrol edilebilir
süreç yönetimi sağlamayı hedefliyor.
Grupas Gelişim TPM Akademi Yönetim
Danışmanlığı bünyesinde yürütülen
Tuna Yapı ERP Projesi seçim çalışmaları hakkında bilgi veren Grupas kurucu ortaklarından Erol Özden yaptıkları
detaylı değerlendirmeler sonucunda
IFS’in Tuna Yapı’nın süreçlerine en
uygun çözüm olduğuna karar verdiklerini ve sektördeki referanslarının, ETO
üretim metoduna hâkimiyetlerinin ve
uzman danışman kadrosunun da bu
seçimde önemli rol oynadığını vurguladı. Tuna Yapı İcra Kurulu Üyeleri
Bilal Kara ve Kemal Erdal, ERP sürecinin firmanın geleceği için çok önemli
bir adım olduğunu, tam entegre ve
açık bir sistemle Tuna Yapı’yı daha da
büyüteceklerini, bu süreçte de yönetim
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Tuna Yapı ERP projesinin 1. Faz modülleri olan Satış Yönetimi, Satınalma ve
Envanter Yönetimi, Üretim Yönetimi,
Finans&Muhasebe, Proje Yönetimi,
Sözleşme Yönetimi 1 Ocak 2016 da
devreye alınması hedefleniyor. Bütçe,
İnsan Kaynakları, Doküman Yönetimi,
Kalite Yönetimi, Bakım Yönetimi,
Şantiye Yönetimi, Hakediş ve Taşeron
yönetimi gibi ileri düzey modüllerin de
altyapı çalışmalarına paralelde başlanmış olması ve 1 yıl içinde tam entegre
olarak tüm modüllerin devreye alınması planlanıyor.
IFS’in Sinpaş Yapı, Dap Yapı, Ofton
İnşaat, İnanlar İnşaat, Özaltın ve Makyol
gibi pek çok inşaat müşterisinin yanında Bisam ve Erdoğanlar Alüminyum
gibi benzer süreçlerde faaliyet gösteren
müşterileri de bulunuyor.
127
Haberler
HONEYWELL GAZLI ISITMA, KONTROL, SAYAÇ VE İLERİ
TEKNOLOJİLERDE DÜNYA LİDERİ ELSTER’İ BÜNYESİNE KATIYOR
■ 28-Temmuz günü yaptığı açıklama ile ticari,
endüstriyel ve konut ısıtma sistemleri için termal
gaz çözümlerinde ve gaz, su ve elektrik sayaçlarında ve ayrıca akıllı sayaçlar ile yazılım ve veri analizi
çözümlerinde lider üreticilerden Melrose Industries
PLC’nin Elster Birimi’ni 5.1 Milyar ABD Doları karşılığında satın almak için anlaştığını duyurdu.
Elster ayrıca, gaz sektörü için akış bilgisayarları ve
regülatörleri de imal ediyor. Elster’in 2015 yılında
uzlaşı (konsensüs) tabanlı satışlarının 1.8 milyar
ABD Doları olduğu tahmin ediliyor. Satış fiyatı,
Elster’in 2015 yılı için tahmini faiz, vergi ve amortisman öncesi (FAVÖK) uzlaşı (konsensüs) tabanlı
kazancının yaklaşık 12.6 katına denk geliyor; satın
almanın 2016 yılının ilk çeyreğinde gerçekleşmesi
bekleniyor. Anlaşma, mutat kapanış şartlarının yanı
sıra düzenleyici makamların değerlendirmesine ve
Melrose hissedarlarının oyuna da tâbi.
Honeywell’in Başkanı ve CEO’su Dave Cote yaptığı
açıklamada, “Elster’in satın alınması Honeywell’in
hissedarları için gelecekte güçlü getiriler sağlayacaktır, çünkü bu alım - hem organik hem de inorganik büyüme fırsatları yaratarak - küresel olarak
büyüme profilimizi artırmaktadır ve tamamlayıcı
teknolojilerimiz, yazılım bilgimiz ve Hızlı Büyüyen
Bölgelerdeki varlığımız vasıtasıyla Honeywell bu
şirketi etkili biçimde işletebilir ve büyümesini
hızlandırabilir,” dedi. “Elster, mükemmel teknolojilere, markalara, enerji verimliliği teknik bilgisine sahip ve küresel olarak varlık gösteriyor; biz
tüm bu özellikleri geliştirmek üzere konumlanmış
bulunmaktayız.
Elster ayrıca, Honeywell’in satın alma hedefleri
için ticari büyümeye ve küresel varlığın artırılmasına katkı sağlayacak yeni bir platform sunuyor.
Bu satın almanın Honeywell portföyüne katkılarını
hemen göreceğiz; bu katkılar 2016 ve 2017’de
hızlanarak artacaktır. Bu, Honeywell ve hissedarlarımız için mükemmel bir alım.”
Cote, “Elster’in satın alınması, disiplinli M&A
yaklaşımımıza ve entegrasyon sürecimize sadık
olduğumuzu kanıtlıyor, çünkü bu bize çok uygun
bir model,” dedi. “Son on yılda, gelirlerimize yaklaşık 12 milyar ABD Doları civarında katkı sağlayan
80’den fazla satın alma gerçekleştirdik. Büyüme
profilimizi artırmak için uygun satın alma fırsatlarını takip etmeye devam edeceğiz. İşimizi büyütmek,
128
küresel konumumuzu genişletmek ve uzun vadede
hissedarlarımıza önemli getiriler sağlamak üzere,
Elster’i işletme modelimizin ve temel süreç girişimlerimizin yayılımı için büyük bir fırsat olarak görüyoruz. Honeywell İşletim Sistemi (HOS), Elster’in
tüm faaliyetlerinin büyümesini ve kârlılığını artıracak yeni sinerjilerin oluşturulmasında önemli bir
faktör olacak.”
Elster, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya,
Birleşik Krallık ve Slovakya’daki tesislerinde yaklaşık 6,800 kişiyi istihdam ediyor. Şirket, yalnızca
son 10 yıl içinde devreye alınan 200 milyondan
fazla sayaç modülü ile etkileyici bir kurulu sisteme
sahip.
Cote, “Bu satın alma, Honeywell Konut ve Bina
Kontrol Ürünleri (ECC) ve Proses Çözümleri (HPS)
faaliyetlerinin hizmet sunduğu endüstriyel nihai
kullanıcılar için geliştirilen teknolojiler ve yaşam
döngüsü yönetim çözümleriyle müşteri değerini iyileştirmemize imkan sağlayacak,” dedi. Cote
yaptığı yorumda, “Elster’in gaz işkolu , doğalgaz
müşterileri arasında yüksek talep gören ürünler
sunuyor ve hem gelişmiş hem de Hızlı Büyüyen
Bölgelerdeki yeni müşterilere mevcut Honeywell
teknolojilerinin ulaştırılması için güçlü ve küresel
bir dağıtım ağı ve sayısız çapraz satış fırsatları
sağlıyor.”
“Elster’in gaz, elektrik ve su sayaçları güvenilir,
emniyetli ve hassas olmaları sebebiyle oldukça
rağbet görüyor. Elster, küresel olarak operasyonel
verimlilik ve sayaç müşterilerinin yasal belgelendirme gerekliliklerini yerine getirme konusunda
birinci sınıf bir üne sahip.
Enerji verimliliği girişim ve yetkilerinin ve doğal
kaynak yönetimi konusundaki artan ihtiyacın,
ölçme segmentinde Honeywell’e anlamlı ve sürdürülebilir bir büyüme sağlamasını bekliyoruz. Dünya
genelinde yeni ‘akıllı’ teknolojiler ve yazılım ve
veri analiz yetkinlikleri uygulandığından özellikle
sayaçlar süratle gelişiyor; biz de bu segmentte
güçlü bir büyüme bekliyoruz. Elster’in farklılaştırılmış teknolojileri, engin sektör uzmanlığı ve dünya
genelindeki sayaç müşterileriyle ilişkileri - kapsamlı olarak düzenlenmiş olan ısıtma, kontrol ve
sayaç segmentlerindeki güçlü konumu ile birlikte
- Honeywell’in portföyüyle mükemmel bir biçimde
uygunluk gösteriyor,” dedi.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Haberler
EIF 2015’TE TÜRKİYE’DE İLK: “SOLAR CADDE PROJESİ”
■ Türkiye’de uluslararası anlamda hem kongre hem fuar
hem de B2B etkinliklerinin bir arada gerçekleştirildiği tek
platform olan EIF – 8. Uluslararası Enerji Kongresi ve
Fuarı 4-6 Kasım 2015 tarihlerinde ATO Congresium’da
dünyanın önde gelen enerji sektörü karar alıcılarını,
uzmanlarını, özel sektör temsilcilerini bir araya getirecek.
Bu yıl yoğun talep üzerine 3 güne çıkarılan EIF Türkiye’de
bir başka ilke imza atarak “ Solar Cadde Projesi’ni katılımcılarına sunuyor. Yerli ve yabancı güneş enerjisi şirketleri
Solar Cadde üzerinde ilk kez bir araya gelecek…
Tüm dünyada olduğu gibi güneş enerjisine olan ilgi ülkemizde de gün geçtikçe artıyor. İlgili mevzuatların yürürlüğe geçmesi ile birlikte Türkiye’de hem lisanssız elektrik
üretimi yönetmeliği kapsamında, hem de lisanslı pazarda
birçok yatırım hayata geçmeye başladı. Önümüzdeki
yıllarda daha da düşecek maliyetlerle bu sınırsız, yerli ve
temiz enerji kaynağına olan ilgi çok daha büyük bir oranda
artacak. Bu bağlamda, yükselen güneş enerjisi sektörüne
dikkatleri çekmek adına, Türkiye’nin güneş enerjisi konusundaki en büyük fuar şirketi DOMİNO FUARCILIK – EIF
ile Solarbaba Platformu yepyeni bir konsept yarattı.
ENERJİ PİYASALARININ NABZI BU KONGREDE
TUTULACAK!
Global Enerji Derneği Başkanı Avukat Çiğdem Dilek;
“Uluslararası Enerji Kongresi ve Fuarı/ EIF 2015”, Dünya’da
ve Türkiye’de enerji üretimine ilişkin çok çeşitli konuların
tartışılacağı bir platform. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı’nın destekleriyle gerçekleşecek kongremizin
amacı; başta elektrik üretim kaynakları olmak üzere Dünya
ve Türkiye enerji piyasalarının tüm boyutları ile değerlendirilmesi ve en son gelişmeler ile uygulamaların pek çok
açıdan tartışılıp ele alınabileceği bir ortam oluşturmak.
Ülkenin önde gelen yerli ve yabancı güneş enerjisi şirketleri
Türkiye’de ilk defa oluşturulan “Solar Cadde” üzerinde bir
araya gelecek. Bu özel güneş enerjisi etkinliğine şirketlerin sadece bilgisayar, not defteri ve ürün/servis tanıtım
broşürlerini getirmesi yeterli. 5-6 Kasım tarihlerinde EIF
kapsamında Congresium’da düzenlenecek 2. Solarbaba
Güneş Enerjisi Konferansı sahada yaşanan teknik ve hukuki
sorunlardan yeni 50kW ufak GES yönetmeliğine, son teknolojilerden tarımsal sulamaya, farklı finans çözümlerinden
güneş enerjili binalara, sektördeki insan kaynağı problemine varana kadar ele alınacak” açıklamasında bulundu.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
129
Haberler
KEMA MAKİNA YÜKSEK TEKNOLOJİK MAKİNALARIN
SERİ ÜRETİMİNE BAŞLIYOR
■ KEMA MAKİNA, 2011 yılından bu
yana üzerinde yoğun olarak çalıştığı
Havacılık, Otomotiv ve Makine sanayinde kullanılan 5 eksen yüksek hızlı
köprü tipi frezeleme merkezinin prototip imalatını 2014 yılının sonunda
tamamlamıştır.
Bu makinaların seri imalatına geçen
KEMA MAKİNA Ticaret Müdürü Sn.
İbrahim Keser, yurtdışından özellikle Avrupa’dan yoğun ilgi olduğunu
belirtti.
Ayrıca, KSR-3300 modeli makinanın
tasarımdan üretime tamamıyla yerli
olduğunu, ayrıca bu tip makinaların
en önemli ve teknolojik parçası olan
5 eksen kafanın da tamamının kendi
tasarım ve üretimleri olduğunu özellikle vurguladı.
“Pek çok müşterimiz, KSR-3300
modelini ahşap ve yat üretiminde
kullanılan 5 eksen router tarzında
bir makine olduğunu sanıyor. Fakat
makinayı gördüklerinde tam anlamıyla
130
şok yaşıyorlar. Zira, takım tezgahları
sektöründe yüksek teknolojik makine
olarak bilinen ve dünyada üreticisinin
de oldukça az olduğu bu makinayı Türkiye’de üretebilmenin imkansız olduğunu düşünüyorlardı. Ayrıca
makinalarımızın yerli malı olduğunu
tasdiklemek için “ Yerli Malı Belgesi”ni
alabilmek için başvurumuzu gerçek-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
leştirmiştik. KESSER markalı CNC
takım tezgahlarına 23.07.2015 tarihi
itibariyle de “YERLİ MALI BELGESİ”
alarak bir ilki gerçekleştirdik.”
Makine şu anda yoğun olarak, müşterimiz KARMOD firmasında büyük
ebatlı otomotiv kalıpları işlemede kullanılıyor.
Haberler
PRYSMIAN GROUP TÜRKİYE YAPI MALZEMELERİ YÖNETMELİĞİ
KONUSUNDA SEKTÖRÜ BiLGiLENDİRİYOR!
ilgili performans beyanlarının ve malzemelere CE işaretinin
eklenmesinin kurallarını oluşturarak yapı malzemelerinin
piyasaya arz edilmesi ve piyasada bulundurulması ile ilgili
usul ve esasların belirlenmesi yer alıyor. Bu yönetmelik,
aynı zamanda, yapı malzemelerinin performansları ile ilgili
olarak güvenilir bir bilgi kaynağı oluşturuyor.
■ Prysmian Group Türkiye, 1988 yılından bu yana üzerinde
çalışılan Yapı Malzemeleri Yönetmeliği, “CPR - Construction
Products Regulation (EU) No: 305/2011” ile güç, kontrol ve
iletişim kablolarındaki uygulamaları düzenleyen “EN 50575”
standardı hakkında sektörü bilgilendirirken, yine bir ilke
imza atıyor.
Her yıl binlerce insanın öldüğü, onbinlercesinin yaralandığı
ve büyük maddi kayıpların meydana geldiği yangınlarda, can
ve mal güvenliği, kullanılan malzemelerin yangın esnasında
gösterecekleri performans ile doğru orantılıdır. Günümüzde
inşa edilen yapılarda, yüksek miktarda kullanılan malzemelerden biri olmalarından dolayı, kabloların seçimi de güvenli
yaşam alanlarının inşa edilmesinde çok kritik ve önemli bir
rol oynuyor. Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’nin amaçları
arasında, yapı malzemelerinin temel karakteristikleri ile
CPR; üreticiler, düzenleyici ve denetleyici kurumların yanısıra proje firmaları, yüklenici firmalar, mühendisler veya
mimarlar gibi son kullanıcılara da farklı yükümlülükler
getiriyor. CPR’ın kablo sektöründeki uygulamalarını düzenleyen EN 50575 standardı, bina ve altyapı dahil olmak
üzere, herhangi bir yapıda kullanılan güç, kontrol ve iletişim
kablolarının yangına tepki performansı gerekliliklerini, bu
gerekliliklerle ilgili testleri ve uygunluk değerlendirmeleri
ile ilgili kriterleri belirliyor. Bununla birlikte, yapılarda kullanılan kabloların yangına karşı performans beyanlarını ve
CE işaretlemesini zorunlu kılıyor. 1 Aralık 2015 tarihinden
itibaren geçerli olmak ve bir yıllık geçiş süresinden sonra,
yani 1 Aralık 2016 tarihi itibariyle zorunlu olmak üzere;
Avrupa Birliği ülkelerindeki pazarlarda, kablo pazarlamak,
satmak veya dağıtımını yapmak isteyen firmalar, üreticilerden o ürüne ait bir Performans Beyanı (DoP) düzenlemesini
ve ürünün üzerine veya etiketine ilgili formata uygun CE
işaretlemesinin yapılmasını yasal olarak talep etme hakkına
sahip olacaklar. Bu zorunluluk, Türkiye’de olduğu gibi,
Avrupa Birliği ülkeleri dışındaki ülkelerde üretilen ve Avrupa
Birliği ülkelerine satılmak istenen ürünler için de geçerli. Bu
durumda o ürünü ilgili ülkeye sokmak isteyen ithalatçı veya
dağıtıcı da aynı sorumlulukları üstleniyor.
SchneIder ElectrIc 7. Yeşil İş Konferansı’nın
Stratejik Çözüm Ortağı
■ Enerji yönetiminde global uzman Schneider Electric,
Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından bu yıl 7.’si gerçekleştirilecek olan ‘Yeşil İş 2015: Sürdürülebilir İş
Buluşması’na Stratejik Çözüm Ortağı olarak destek
veriyor.
Park Bosphorus Hotel İstanbul’da 8-9 Ekim tarihlerinde
gerçekleşecek Yeşil İş Konferansı, geleneksel iş modellerinden sürdürülebilir iş modellerine geçişi hızlandırmak
hedefiyle sürdürülebilir iş dünyası paydaşlarını bir araya
getirecek.
Bu yıl ‘Yenilenebilir Enerji ve Enerji Yönetimi’, ‘Etkin Kaynak
Yönetimi’, ‘Döngüsel Ekonomi’, ‘Sürdürülebilir Binalar’,
‘Sürdürülebilir Belediyeler’, ‘Sürdürülebilirlik Endeksi ve
Şeffaf Raporlama’, ‘Sürdürülebilir Finansman’, ‘Tedarik
Zinciri’ ana başlıklarında düzenlenecek oturumlara ev
sahipliği yapacak olan konferansın açılış konuşmasını,
Schneider Electric Türkiye Ülke Başkanı Bora Tuncer gerçekleştirecek.
“Tüm enerjimizi sürdürülebilir bir gelecek için harcıyoruz”
Enerji yönetiminde global uzman Schneider Electric, enerjiye erişimin temel bir insan hakkı olduğuna inanıyor ve
gezegenimiz üzerindeki herkesin güvenli, güvenilir, verimli
ve sürdürülebilir enerjiye erişimi için yenilikçi çözümler
geliştiriyor, sosyal sorumluluk projelerine imza atıyor.
ENDÜSTRİ OTOMASYON
131
Yayın Dünyası
Güç Elektroniği
Çeviriciler, Uygulamalar ve
Tasarım
Ya­za­rların›n Ad›: Ned Mohan, Tore M.Undeland,
William P. Robbins
Türkiye’de güç elektroniği sanayii hızlı bir ilerleme göstermiş; kesintisiz güç kaynağı, motor kontrolu,
endüksiyonla ısıtma, elektrikli ev aletleri, otomotiv ve tekstil gibi geniş bir alanda tasarım ve üretim yapan
firmalar ortaya çıkmıştır. Bunun yanında yurtdışından gelen sistemlerin çoğunda güç elektroniği teknolojisi
kullanılmaktadır. Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunlarının belirli bir kısmı bu sektörlerde istihdam edilmektedir.
Güç elektroniği konusu, başta İ.T.Ü. olmak üzere Türkiye’deki birçok üniversitede çeşitli isimdeki derslerle
öğretilmektedir. Bu derslerin bir kısmı Türkçe olarak verilmektedir. Hangi dilde verilirse verilsin bir Türkçe
kitabın gerek eğitim öğretimde gerekse uygulamalı mühendislikte çok önemli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
ISBN: 978-975-8431-99-1
B. Y›­l›: 2003
Say­fa Sa­y›­s›: 896
Fi­ya­t›: 45,00 TL
132
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Yayın Dünyası
Otomatik Kontrol Sistemleri
Ya­za­rların›n Ad›: Benjamin Kuo
Genç mühendislerin elinden düşmeyen bu kitabın temel özelliği, geleneksel konuları basit bir dille
ele alması, anlatımını uygulamaya yönelik örneklerle desteklemesi ve her baskıda yeni konuları
bünyesine alarak sürekli güncel kalabilmesidir.
Yaklaşık 50 yıldır kendisini otomatik kontrol sistemlerinin uygulamalarına adamış, tecrübeli bir araştırmacı
ve mühendis Benjamin C. Kuo tarafından kaleme alınmıştır. Yazarın en önemli özelliği bilimsel çalışmaları
yanında, yıllardır sürdürdüğü eğitim hizmetinde otomatik kontrole çok sayıda kitap kazandırmış olmasıdır.
İlk baskısı 1962’de yapılmış olan bu kitap, 60’lı yıllarda mühendislik eğitimine başlayan ve bugüne kadar
aynı yolu izleyen pek çok öğrenciye otomatik kontrolü sevdirmiş, öğretmiş ve çalışma alanı olarak geniş bir
öğrenci kitlesinin otomasyona yönelmesine neden olmuştur.
ISBN: 9789757860945
B. Y›­l›: 2013
Say­fa Sa­y›­s›: 944
Fi­ya­t›: 50,00 TL
ENDÜSTRİ OTOMASYON
133
reklam indeks
i
Firma Adı
No
Firma Adı
No
■ ABB
3-8-39-101-105
■ KUKA
73
■ ABB
ARKA İÇ KAPAK
■ LÖSEV
20
■ MITSUBISHI ELECTRIC TURKEY 15
■ BECKHOFF
1
■ BETA
10
■ MEDEL
■ BONFIGLIOLI
95
■ NATIONAL INSTRUMENTS ÖN İÇ KAPAK
■ B&R ENDÜSTRİYEL OTOMASYON
■ DİYAFON
■ EKSEN AJANS
■ ELİMKO
■ ENOSAD
■ ENTEK
■ EMKO
■ ESİT
■ FUJITSU
4
■ NEUGART
55
■ NETES MÜHENDİSLİK
77
■ PHOENIX CONTACT
47
■ PRODUCTRONICA 2015
41
■ RUTRONIK
67
19
■ SIEMENS
21
89
■ SCHNEIDER
11
9
■ SCHNEIDER
ÖN KATLAMA KAPAK
5
34
30-37
83
113
27-31
■ SCHUNK
■ HES KABLO
61
■ TÜRKMEN ASANSÖR
■ JUMO
69
■ WORLDCHEM
■ KROHNE
35
■ WIN 2016
ARKA KAPAK
48
121
42-68

Benzer belgeler

geri dönüşüm sektörü, gelecek vadediyor!

geri dönüşüm sektörü, gelecek vadediyor! Cen­giz Me­riç / Hi­pafl Emin Ol­cay / Ak­bil A.fi. Çağrı Hekimoğlu / Esit Gök­tu€ Gür / Schnei­der H. Cen­giz Ce­lep / En­tek Otomasyon Ha­san Bas­ri Ka­ya­k›­ran / Emf Motor ‹b­ra­him Er­kan Ye­nel...

Detaylı

enerji sektörümüzün pozitif görünümü

enerji sektörümüzün pozitif görünümü Cen­giz Me­riç / Hi­pafl Emin Ol­cay / Ak­bil A.fi. Çağrı Hekimoğlu / Esit Gök­tu€ Gür / Schnei­der H. Cen­giz Ce­lep / En­tek Otomasyon Ha­san Bas­ri Ka­ya­k›­ran / Emf Motor ‹b­ra­him Er­kan Ye­nel...

Detaylı

Tektronix Osiloskop Ölçme Teknikleri

Tektronix Osiloskop Ölçme Teknikleri Oral Av­c› / Pio­mak Öz­kal Gü­ner / Schnei­der Elec­tric Se­dat Sa­mi Öme­ro€­lu / E3Tam Gökhan Yücel / Phoe­nix Con­tact fiah­nur Aga­ik / GSD Osman Kutan / ABB Ta­lat Av­c› / P›­nar Müh. T. Ha­ka...

Detaylı