KRISHNAMURTI`DEN KEND S NE Son Günlü ü

Transkript

KRISHNAMURTI`DEN KEND S NE Son Günlü ü
KRISHNAMURTI’DEN KENDSNE
Son Günlüü
KRISHNAMURTI’DEN KENDSNE
Son Günlüü
J. Krishnamurti
Çeviren: Sayat Arslanlıolu
AYNA YAYINEV: 35
Felsefe Dizisi: 21
Sertifika Numarası: 14748
ISBN 9789758297399
Birinci Basım: Haziran 2009, stanbul
Kitâbın Özgün Adı:
Krishnamurti to Himself / His Last Journal
Krishnamurti’den Kendisine / Son Günlüü  Jiddu Krishnamurti
ngilizce’den Çeviren:
Sayat Arslanlıolu
©Copyright Krishnamurti Foundation Trust Limited 1987
Brockwood Park, Bramdean, Hampshire SO24 0LQ, England.
[email protected]  www.kfoundation.org  www.jkrishnamurti.org
©Bu kitâbın Türkçe yayın hakları Ayna Yayınevi’ne âittir. Yayınevimizden yazılı izin
alınmadan tamamen veya kısmen alıntı yapılamaz, hiçbir ekilde kopya edilemez,
çoaltılamaz ve yayınlanamaz.
Yayına Hazırlayan: Ahmet Y. Özbilen
Dizgi ve Baskı Öncesi Hazırlık: Ayna Yayınevi
Kapak Tasarım: Murat Efe
Kapak ve ç Baskı: Kurti Matbaacılık Tel.: 0212 613 68 94
AYNA YAYINEV
Caalolu Yokuu No.: 40 Kat: 2 34112 Caalolu, stanbul
Tel.: 0212 513 80 19
www.aynayayinevi.com
[email protected]
ÖNSÖZ
Bu kitâp, Krishnamurti’nin tamâmen yalnızken bir teybe okuduu
kayıtlardan oluan tek yayın oluu açısından benzersiz bir eserdir.
1982’de yayınlanan Krishnamurti’nin Günlüü’nün baarısından sonra,
kendisine bunu sürdürmek için istekte bulunulmu, fakat o zamânlar
seksen yedi yaında elleri titremee baladıından, kendisine yaz
mak yerine daha az yorucu olan teybe okumak fikri önerilmiti. Fikir
Krishnamurti’nin houna gitmiti. Ancak hemen balayamamıtı,
çünkü Hindistan’a uçmak üzereydi ve orada kendisine ayıracak hiç
vakti olmayacaktı. ubat 1983’te Kaliforniya’ya döndüünde, bu ki
tâptaki metinlerden ilkini yeni bir teybe kaydetti.
Bir tânesi dıında tüm kayıtlar, Krishnamurti’nin Los Angeles’ın yak
laık yüz otuz kilometre kuzeyindeki Ojai Vâdîsi’nde bulunan evinde,
Pine Cottage’da okunmutur. Kayıtları kahvaltıdan sonra yataınday
ken, rahatsız edilmeden okurdu.
Pine Cottage’da 1922 yılında bir arkadaı tarafından Kirshnamurti’ye
ödünç verilmiti ve kendisi ilk yıl burada aabeyi ile birlikte kalmıtı.
Austos 1922’de yine bu evde, Krishnamurti yaamını dönütüren
rûhsal bir deneyim yaamıtı. Kısa bir süre sonra, bir vakıf kurulmu
ve baılardan elde edilen para ile kulübe ve çevresindeki yirmi dört
dönümlük arâzî satın alınmıtı. 1978 yılında, Krishnamurti’nin kendi
yatak odasını ve oturmak için küçük bir oda içeren kulübeyi de bün
yesine katan yeni ve güzel bir ev inâ edildi.
Krishnamurti’nin bu kayıtları, yazıları kadar son hâlini almı deildir
ve bazı kayıtlarda sesi çok uzaktan gelmekte ve neredeyse duyulma
5
KRISHNAMURTI’DEN KENDSNE
maktadır. Dolayısıyla, Not Defteri ve Günlük’ün aksine, bu eserde bir
miktar düzenlemek gereksinimi domutur.
Bu metinlerde okuyucu Krishnamurti’ye çok yaklaırbazı anlarda
sanki onun bilincinin içinde gibidir. Bazı metinlerde Krishnamurti
kendisine soru sormaa ve onu dıarı dâvet etmee gelen hayâlî bir
ziyaretçiyi dâhil eder.
Burada Krishnamurti’nin öretisinin ana fikrini bulacaksınız. Ayrıca
parçalarının çounun giriinde yer alan doa tasvirleri, Krishna
murti’yi bir filozof olduu kadar, bir âir olarak da gören birçok oku
yucunun tüm varlıını yatıtıracak ve böylece ardından gelecekler için
sezgisel algılarında bir artı salayacaktır. Tekrârlar vardır, fakat bun
lar, anlamı güçlendirmek için gereklidir. Ayrıca bu tekrârlar, Krish
namurti için her bir günün, nasıl geçmiin tüm aırlıından sıyrılmı
yepyeni bir gün olduunu açıkça göstermektedir.
Ne gariptir ki, belki de içlerinden en güzeli olan son parça, ölüm ile
ilgilidir. Bu, Krishnamurti’nin kendine konutuunu duyduumuz son
andır. Bundan iki yıl sonra, Pine Cottage’daki o aynı yatak odasında
vefât etmitir.
M. L.
6
OJAI, KALFORNA
Cuma, 25 ubat 1983
Nehrin kıyısında bir aaç var ve biz onu birkaç hafta her gün, güne
domak üzere iken izledik. Güne ufukta aaçların üzerine doru
yükseldikçe, bu aaç birden bire altına bürünür. Tüm yapraklar yaam
ile parlar ve siz, bu ismi önemli olmayan aacıönemli olan aacın
güzelliidirseyrederken saatler geçtikçe, tüm arâzîye ve nehre ola
anüstü bir nitelik yayılır. Ve güne biraz daha yükseldiinde, yaprak
lar çırpınmaa, dans etmee balar. Ve her geçen saat, o aaca, farklı
bir nitelik kazandırır. Günein douundan önce, aacın kasvetli, din
gin, uzak, asâlet dolu bir duygusu var. Gün baladıkça, yapraklar üzer
lerine düen ıık ile dans eder ve aaca o büyük güzellik duygusunu
kazandırır. Gün ortasında aacın gölgesi derinlemitir ve güneten
korunmak için altına oturabilir, size arkadalık eden aaç sâyesinde
aslâ yalnız hissetmezsiniz. Aacın altında otururken, derin ve kalıcı
bir güvenlik duygusu ve yalnızca aaçların bilebilecei bir özgürlük
söz konusudur.
Akam’a doru, batı göü batan güne ile aydınlandıında, aaç da
zamân ile kasvetli, karanlık bir hâl alır, kendini karartır. Gökyüzü kı
zarmı, sararmı, yeermitir, fakat aaç dingin, saklı kalır ve gece bo
yunca dinlenmektedir.
Aaç ile bir iliki kurarsanız, insânlar ile de bir ilikiniz olur. O zamân
o aaçtan ve dünyâdaki aaçlardan sorumlusunuzdur. Fakat bu dün
yâda yaayan eyler ile bir ilikiniz yok ise, insânlık ile veyâ insânlar
ile aranızda her ne iliki var ise, onu da yitirirsiniz. Bir aacın niteli
ine aslâ derinden bakmayız; ona aslâ gerçekten dokunmaz, salam
7
KRISHNAMURTI’DEN KENDSNE
lıını, sert kabuunu hissetmez, aacın bir parçası olan sesi duymayız.
Yaprakların arasındaki rüzgârın sesi deil, yaprakları titretiren sabah
meltemini deil, fakat aacın kendi sesini, gövdesinin sesini ve kök
lerin sessiz sesini. O sesi duymak için olaanüstü duyarlı olmak zo
rundasınız. Bu ses dünyânın gürültüsü deildir, sürekli konuan zihnin
gürültüsü deildir, insânî kavgaların ve savaların bayaılıı deildir,
fakat evrenin parçası olan sestir.
Doa ile, böcekler ile, hoplayan kurbaa ile, tepelerin arasında öterek
eini çaıran bayku ile çok az ilikimiz var ve bu çok garip. Yeryü
zünde yaayan tüm canlılar için hiçbir duygumuz yok gibi. Doa ile
derin ve kalıcı bir iliki kurabilseydik, bir hayvanı aslâ kendi itahımız
için öldürmez, bir maymunu, bir köpei, bir kobayı aslâ incitmez,
üzerinde deney yapmazdık. Yaralarımızı geçirmek, bedenlerimizi iyi
letirmek için baka yollar kefederdik. Fakat zihni salıa kavutur
mak bütünüyle farklı bir eydir. Doa ile birlikte iseniz, dalındaki
portakal ile, betonun arasından çıkan çimenin yapraı ile, bulutlar ta
rafından örtülmü, gizlenmi tepeler ile birlikte iseniz, bu ifâ zamân
ile gerçekleecektir.
Bu bir duygu veyâ romantik bir hayâl deil, yeryüzünde yaayan ve
hareket eden her ey ile kurulan bir ilikinin gerçekliidir. nsân mil
yonlarca balinayı öldürdü ve öldürmee de devâm ediyor. Bu katli
amdan elde ettiimiz her ey, baka yollardan da elde edilebilir. Fakat
görünen o ki insân hızlı geyii, hârikulâde ceylanı ve dev fili öldür
mei seviyor. Birbirimizi öldürmei seviyoruz. nsânın bu dünyâdaki
yaam târihi boyunca bu dier insânları öldürmek eylemi hiç dur
madı. Doa ile, gerçek aaçlar ile, çalılar ile, çiçekler ile, çimen ile ve
hızla geçen bulutlar ile derin ve kalıcı bir iliki kurabilse idikki buna
mecburuzo zamân hiç ama hiçbir sebep için baka bir insânı aslâ
katletmezdik. Örgütlenmi cinâyetin adı savatır ve biz, her ne kadar
belirli bir savaa karı, nükleer veyâ baka türden bir savaa karı gös
teri yapsak da, sâdece savaa karı hiç gösteri yapmadık. Baka bir in
sânı öldürmek eyleminin, dünyâdaki en büyük günâh olduunu hiç
söylemedik.
8
Pazartesi, 28 ubat 1983
13.000 metrede bir kıtadan dierine uçarken, tek gördüün kar, ki
lometrelerce kar; tüm dalar ve tepeler karla kaplı ve nehirler don
mu. Nehirlerin arâzîde kıvrılarak ilerlediini görüyorsun. Ve daha
aaıda, uzaktaki çiftlikler kar ve buzla kaplı. Bu on bir saatlik uzun
ve yorucu bir uçu. Yolcular çene çalarak oyalanıyorlardı. Bir çift hiç
durmadan konuuyordu, u hârika tepelerin ve daların ihtiâmına
hiç bakmadılar, dier yolculara hiç bakmadılar. Kendi düüncelerine,
kendi sorunlarına, kendi gevezeliklerine dalmılardı. Ve sonunda,
usandırıcı ve sâkin bir uçutan sonra, kara kıın ortasında Pasifik’teki
kasabaya iniyorsun.
Gürültüden ve kemeketen sonra, o çirkin, sere serpe yayılmı, gör
güsüz, baıran ehri ve hemen hepsinde de aynı eyler satılan o sonu
gelmeyen dükkânları ardında bırakıyorsun. Tüm bunları ardında bı
rakıp, mâvî Pasifik’in kıyısındaki anayolda, sıkça deniz ile buluan
güzel bir yoldan tepelerin arasında kıyıyı izleyerek ilerliyorsun ve Pa
sifik’i geride bırakıp içlere girdikçe, kırın o farklı asâleti ile dolu, hu
zûrlu, dingin, küçük tepelerde kıvrılarak vâdîye giriyorsun. Geçen
altmı yıldır buradaydın ve bu vâdîye her giriinde aırıyorsun. Burası
dingin ve neredeyse insân tarafından hiç dokunulmamı. Neredeyse
geni bir kap, bir yuva gibi olan bu vâdîye giriyorsun. Sonra küçük
köyü ardında bırakıp, art arda sıralanmı portakal bahçelerinden ve
aaçlıklardan geçerek 450 metreye tırmanıyorsun. Havaya portakal
çiçei kokusu sinmi. Tüm vâdî o koku ile dolu. Ve o koku senin zih
ninde, kalbinde, bütün bedeninde. Üç hafta veyâ biraz daha fazla sü
recek bir kokuda yaamanın olaanüstü duygusudur bu. Ve dalarda
bir dinginlik, bir asâlet var. Ve u tepelere ve 2.000 metrenin üzerin
deki yüksek daa her baktıında, böyle bir doa parçasının varlıına
9
KRISHNAMURTI’DEN KENDSNE
gerçekten aırıyorsun. Bu dingin, huzûrlu vâdîye her geliinde, garip
bir mesâfe duygusu, derin bir sessizlik ve aır akan zamânın genile
yerek yayılıı duygusu var.
nsânolu vâdîyi bozmaa çalııyor, fakat vâdî imdiye kadar korundu.
Ve o sabâh dalar olaanüstü güzeldi. Onlara neredeyse dokunabilir
din. Görkem ve engin süreklilik duyusu o dalarda mevcûd. Ve altmı
yılı akın zamândır yaadıın eve giriyorsun ve ortam, havaeer o
kelimeyi kullanabilirsekkutsal; bunu hissedebiliyorsun. Ona nere
deyse dokunabiliyorsun. Yamur mevsimi olduunda, epeyce yamı
ve tüm tepeler, dadaki küçük kıvrımlar yeile bürünmü ve dolu ol
duundatoprak o nee ile, kendi varlıının sessiz anlayııyla koku
yor.
‘Zihninveyâ dilerseniz beynindingin olmak, biriktirdii tüm bil
giden arınmak, yalnızca özgürlemek deil, zamâna, düünceye veyâ
herhangi bir eyleme âit olmayan bir eyi anlamak zorunda olduunu
defalarca söylediniz. Bunu sohbetlerinizin çounda farklı yollardan
söylediniz, fakat ben bunu son derece zor buluyorum; yalnızca fikri
ve o fikrin derinliini kavramak deil, ama eer o kelimeyi kullana
bilirsem, dingin boluk benim için son derece zor. Buna yaklaabile
ceim bir yolu aslâ bulamadım. Zihnin gevezeliini, durmadan unla
veyâ bunla uramak ihtiyâcını ve bizzât bu uraıın yarattıı sorun
ları sonlandırmak için çeitli yöntemler denedim. nsân yaadıkça
tüm bunların aına yakalanıyor. Bu bizim hayâtımız; can sıkıntısı, âile
arasında sürekli konumak ve konuulmadıı zamân da hep televiz
yon veyâ kitâb… Zihin sürekli megul edilmek, düüncenin sonsuz
devinimiyle bir eyden dierine, bilgiden bilgiye, eylemden eyleme
hareket etmek istiyor gibi.’
‘Vurguladıımız gibi düünce, azimle, irâdenin kararıyla veyâ dingin,
hareketsiz boluk niteliine kavumak ârzûsunun âcil baskısıyla dur
durulamaz.’
‘Düündüüm, hissettiim, ve doruyu söylemek gerekirse sâhip
olmak istediim, fakat benden sürekli kaçan, dâimâ kavrayıımın öte
10
KRISHNAMURTI’DEN KENDSNE
sine geçen bir eye gıpta ediyorum. Sıkça yaptıım gibi imdi de si
zinle konumak için geldim: Günlük hayâtımda, i hayâtımda neden
bir kararlılık yok? Neden o dinginlie katlanamıyorum? Neden ha
yâtımda bu yok? Kendime ne yapacaımı sordum. Fazla bir ey yapa
mayacaımı, hattâ bu konuda hiçbir ey yapamayacaımı anlıyorum.
Fakat o sürekli hatırlatan ey orada. Onu rahat bırakamıyorum. Sâ
dece bir kere onu deneyimleyebilseydim, o zamân onun hâtırası beni
beslerdi, o zamân o hatırlayı bu gerçekten ahmakça hayâta bir anlam
kazandırırdı. Dolayısı ile sormak, bu konuya girmek için geldim:
Zihin belki beyin sözcüü daha uygun olurduneden megul edilmek
ister?’
11
Salı, 10 Mart 1983
Geçen gün kii uygarlıın acımasızlıından, bayaılıından ve gürül
tüsünden uzak, tenhâ bir koruluktaki dar yolda yürür iken, insân ta
rafından oluturulmu her ey çok uzakta idi ve çevredeki her eyi
saran büyük bir dinginlik duygusu vardısâkin, mesâfeli ve topraın
sesi ile dolu bir duygu. Sen çevrendeki dünyâya âit eyleri, çalıları,
aaçları, çekirgeleri ve kuları rahatsız etmeden sessizce yürür iken,
bir dönemecin ilerisinde birden iki küçük yaratık peydahlandı; bir
birleri ile kendi küçük tarzlarında kavga ediyor, barııyorlardı. Biri
dierini püskürtmee çalııyordu. Dieri ötekinin küçük deliine
zorla girmee çalııyordu ve deliin sâhibi onunla savaıyordu. Az
sonra ev sâhibi kazandı ve dieri koarak kaçtı. Yeniden dinginlik,
derin bir yalnızlık duygusu söz konusuydu. Yukarı baktın, patika da
ların içine doru tırmanıyordu, yolun kenarındaki elâle tatlılıkla ça
ıldıyordu; büyük bir güzellik, sonsuz bir asâlet vardı ve bu, insânın
ulatıı kibirli ve küstah asâlet deildi. Küçük yaratık, biz insânların
da yaptıı gibi, kendini eviyle özdeletirmiti. Biz dâimâ kendimizi
ırkımızla, kültürümüzle, inandıımız eylerle, gizemli birtakım ah
siyetlerle veyâ bir kurtarıcıyla, bir tür süper yetkeyle özdeletirmee
çalıırız. Bir eyle özdelemek, insânın doası gibidir. Büyük olası
lıkla bu duyguyu, o küçük hayvandan aldık.
nsân bu özdelemek ârzûsunun, özleminin sebebini merâk ediyor.
Kiinin fiziksel ihtiyâçlarıyla özdelemek anlaılabilirgerekli olan
eyler, giyisi, gıdâ, barınak vs. Fakat içimizde, iç dünyâmızda, kendi
mizi geçmile, gelenekle, romantik ve düsel bir imgeyle, aziz tutulan
bir simgeyle özdeletirmee çalııyoruz. üphe yok ki bu özdele
ite bir güven, emniyet duygusu, bir sâhiplenili ve sâhipleni duy
gusu vardır. Bu büyük rahatlık verir. Yanılsayıın herhangi bir ekli,
12
KRISHNAMURTI’DEN KENDSNE
rahatlık ve güven verebilir. Ve görünüe göre insânın birçok yanılsa
yıa ihtiyâcı vardır.
Uzakta bir bayku ötüyor ve vâdînin dier tarafından buna gırtlaktan
bir yanıt geliyor. Henüz afak vakti. Günün gürültüsü balamadı ve
her ey sessiz. Günein yükseldii yerde tuhaf ve kutsal bir ey var.
O garip, dingin ııa yönelen bir duâ, bir afak ilâhîsi var. O sabahın
ilk saatlerinde, ıık yumuaktı, hiç meltem yoktu ve tüm bitkiler,
aaçlar, çalılar dingin ve sessiz bekliyordu. Günein douunu bekli
yordu. Belki daha yarım saati akın bir süre güne görünmeyecekti
ve afak, dünyâyı garip bir sükûnetle yavaça kaplıyordu.
Zamânla, yavaça en yüksek da aydınlanıyordu ve güne ona altın
gibi tertemiz dokundu ve kar sâftı, günııından etkilenmemiti.
Küçük köy yollarını aaıda bırakıp tırmandıkça, dünyânın gürültüsü,
çekirgeler, bıldırcınlar ve dier kular sabah arkılarına, ilâhîlerine,
günün bereketli ibâdetine baladılar. Ve güne doduunda, sen de o
ııın parçasıydın ve düüncenin oluturduu her eyi ardında bırak
mıtın. Kendini tamâmen unuttun. Psie, mücâdelelerinden ve acı
larından sıyrılmıtı. Sen yürüdükçe ve tırmandıkça, ayrılık duygusu
kalmadı, bir insân olmak duygusu bile yoktu.
Sabah sisi yavaça vâdîde toplanıyordu ve o sis sendin; giderek yo
unlaıyor, giderek kiinin kendi hayâtının imgelemine, romantikli
ine, ahmaklıına dönüüyordu. Ve uzun bir süre sonra aaı indin.
Rüzgârın ve böceklerin mırıltısı, birçok kuun çarısı vardı. Sen in
diinde, sis daılıyordu. Sokaklar, dükkânlar vardı ve afaın görkemi
hızla yitip gidiyordu. Ve sen, çalımak alıkanlıının, özdeleerek ve
ideolojilerle bölünüün, insânın insânla yarıının, sava hazırlıklarının,
senin kendi içsel acının ve insânın sonu gelmeyen kederinin aında,
günlük rutinine baladın.
13

Benzer belgeler