G. Selcan Sağlık: Türkmen Düğün Geleneği

Yorumlar

Transkript

G. Selcan Sağlık: Türkmen Düğün Geleneği
Modern Türklük
Araştırmaları Dergisi
Cilt 3, Sayı 2 (Haziran 2006)
Mak. #28, ss. 71-85
Telif Hakkı©Ankara Üniversitesi
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü
Türkmen Düğün Geleneği
G. Selcan Sağlık
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
ÖZET
Doğum, evlilik ve ölüm insan hayatındaki en önemli geçiş törenleri olarak
değerlendirilir Bu geçiş törenlerinden biri olan evlilik ve evlilik töreni olarak düğün ise
öncesinde önemli hazırlıklar gerektiren bir süreçtir. Gelenekler açısından zengin
Türkmen kültüründe de en önemli törenlerden, kutlamalardan biridir düğün. Türkmen
Türkleri aile ilişkilerine, çocuklarının evlenmelerine ve bu evlilik sürecinde yer alan pek
çok geleneğe ve inanca büyük önem verirler. Bu çalışmada Türkmenistan’da
geçmişten günümüze kadar süregelen düğün gelenekleri a) düğünden önceki
gelenekler; b) düğün gelenekleri ; c) düğünden sonraki gelenekler olmak üzere üç alt
başlık altında incelenmeye çalışılmıştır.
ANAHTAR SÖZCÜKLER
Düğün, Türkmen Düğün Gelenekleri, Türkmen Düğün Terminolojisi
ABSTRACT
Birth, marriage and death are regarded as the most important transitional
ceremonies in human life. In these transitional ceremonies, marriage and as a
marriage ceremony wedding is a process that requires important preparations. In the
rich Turkmen culture, wedding is one of the most important ceremonies and
celebrations. Turkmen Turks attach great importance to the family relations, marriage
of their children and lots of rites and beliefs that take part in this marriage process. In
this work, Turkmen wedding traditions from the past to the present have been tried to
examine under the three sub-title: a) before the wedding ceremony rites; b) wedding
ceremony rites; c) after the wedding ceremony rites.
KEY WORDS
Wedding, Turkmen Wedding Traditions, Turkmen Wedding Terminology
72 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi
Cilt 3 . Sayı 2 . Haziran 2006
0. Takdim
Türk folklor çalışmalarında (Boratav 1999 vd.) insanoğlunun hayatında üç önemli
geçiş töreni bulunduğu ifade edilmektedir. Bunlar doğum, evlenme ve ölümdür. Bu
çalışmada, beşikten mezara geçiş törenleri arasında yer alan evlilik töreninin esasını
oluşturan “düğün gelenekleri” Türkmenistan örneğinde ele alınmıştır. Türkiye ve
Türkmenistanʹda düğün geleneklerinde sayısız uygulamaların bulunması göz önüne
alınarak, tam olarak karşılaştırılmalı bir çalışma yapılmamakla birlikte, yeri geldikçe
Türkmenistanʹdakilerin yanı sıra Türkiyeʹde özellikle Anadoluʹda görülen düğün
geleneklerine de değinilmiştir.
1. Düğünle İlgili Genel Terminoloji
Türkmen Türkçesinde erkek ve kız çocuklarının evlenmesi anlamında farklı
kelimelerin kullanıldığı dikkati çeker. Bir genç kızla nikâhlanan erkek çocuğa kendi
başına bir aile kurması için ev tutulup veya alınıp verilmesi dolayısıyla öylendi, öyli
boldı “evlendi, ev sahibi oldu” denir. Türkmen Türkçesinde kızların evlenmesi için ise
“hayata atılmak” anlamında durmuşa çıkmak fiili kullanılır. Eski Türkçenin söz
varlığında da kız çocuğunu evlendirmek için ärlä – (OTWF-II, 436) ve erkek çocuğunu
evlendirmek için de kälinlä – (OTWF-II, 439) fiillerinin kullanıldığını görmekteyiz.
Türkmen Türkçesinde, kızını evlendirme eylemi için de gızını durmuşa çıkarmak veya
gız göçürmek ifadeleri kullanılır. Benzer şekilde Anadoluʹda da gelin göçürmek terimi
kullanılmaktadır (Boratav, 1999:174). Yine Eski Türkçedeki kelin (ED, 719-a) kelimesi
TTü. ve TrkmT.’de gelin şeklinde korunurken, “damat” anlamındaki ETü. küdegü
TTü.’de güveyi, TrkmT.’de giyev şeklinde saklanmıştır. Türkmen Türkçesinde güveyi
için kullanılan diğer bir kelime de körekenʹdir. Bu kelime Moğolcadan alıntılamadır
(bkz. TMEN, 340). Nikâhla gelen akrabalık terimlerinden evlenen kişinin eşinin babası
ve annesi anlamında TTü.ʹde kullanılan kayın baba /kaynata ve kayın ana /kaynana
kelimeleri de Trkm.T.ʹde ga:yın ata, ağ. ga:ynata /kaynata/ dayı; ga:yın ene, ağ. ga:ynene
/kaynene/ hala kelimeleriyle karşılanmaktadır (Erdem 2000:200).
Evlilik töreninin esasını oluşturan düğün kelimesi için ise Türkmen Türkçesinde
toy kelimesi kullanılmaktadır. Bilindiği gibi toy kelimesi Eski Türkçede de (önceleri
topluluk, büyük toplantı anlamlarında olsa da) “bayram, ziyafet, düğün ziyafeti”
anlamlarında da kullanılmıştır (ED, 566-b).
Türkmen Türklerinde geleneğe göre erkek veya kız çocuğunu yaşı kemale
erdiğinde evlendirmek gerekir. Eski zamanlarda kıza telpekle1 vurulduğu zaman yere
düşmezse evlenme vaktinin geldiği anlaşılırmış (Penciyev-Sultanova 2002:267).
1
Telpek: Deriden veya koyun yününden yapılan erkek başlığı, şapka.
Türkmen Düğün Geleneği
G. Selcan Sağlık
Türkmen Türklerinde düğün geleneğini düğünden önceki gelenekler, düğün
gelenekleri ve düğünden sonraki gelenekler şeklinde üç başlık altında inceleyebiliriz.
2. Düğün Genelekleri
2.1 Düğünden Önceki Gelenekler
Türkmen geleneklerine göre bir aile oğlunu öyermeden (yani oğlunu evermeden) ya da
kızını çıkarmadan (yani kızını vermeden) önce damat ya da gelin adayında bazı
özellikler arar (Öräyev 1995:70):
Gelin ya da damat adayının ailesinin soyuna, kimlerden olduklarına (ki
Türkmenlerde boylar, tire ve tayfalar arasındaki ayrım önem taşımaktadır)
Gelinin ya da damat adayının maddî durumuna
Gelin ya da damat adayının dış görüntüsüne, terbiyesine, karakterine bakılır.
Türkmenistan’da çocuklar, Anadolu’da da görülen beşik kertmesi yoluyla,
Trkm.T. terimi ile kasamyat etmek yoluyla, daha küçükken hatta doğmadan önce
kiminle evlenecekleri belirlenerek evlendirilebildikleri gibi görücü usulü ile de
evlendirilebilmektedirler. Hatta görücü usulü evliliğin yaygın olduğu söylenebilir.
Eskiden gelinle damat birbirlerini ancak evlenecekleri gün görürlermiş (Blackwell
2001:64). Günümüzde evlenecek olan gençler birbirlerini düğünden önce
tanıyabilmektedirler. Ancak yine de evlilikte ailelerin kararı ve rızası son derece
önemlidir. Oğlunu evlendirmek isteyen bir Türkmen ailesi öncelikle bu şartlara
uygun bir genç kız bulması için savcı/söz aydıcıyı görevlendirir. Türkmenlerdeki söz
aydıcı’nın Türkiye‘de görücü’ye karşılık olduğunu söyleyebiliriz. Abdulkadir İnan,
“Türk Düğünlerinde Exogamie İzleri” adlı makalesinde Başkurt, Kazak ve Altay
lehçelerinde güvey ve kız ailesi arasında aracılık eden kişiye yavçı (yuçı) denildiğini
belirtmiş ve Anadolu Türkleri arasında da bu kişiye görücü, dünürcü, elçi gibi adlar
verildiğini eklemiştir (İnan 1987a:347). Türkmenlerde genellikle bayan olan söz
aydıcının görevi erkek tarafının istediği tarzda bir kız bulup, kızın ailesine falanca
ailenin kızlarına talip olduğunu ve oğullarıyla evlendirmek istediklerini duyurmaktır.
Söz aydıcı kız tarafına çoğunlukla Çarşamba günü gönderilir. Halk arasındaki inanca
göre “Çarşenbe günü çar yanadır”. Yani Çarşamba günü söz aydıcının yolu dört bir
yana açıktır (Öräyev 1995:82). Yine Cumartesi günü de şenbede şov “başarının günü”
olarak adlandırılır (İlyasova-Garrıyeva 2000:25). Söz aydıcı erkek tarafına uygun bir aile
bulduktan sonra önce kızın annesiyle görüşür. Annesinin görünüşüne, tavırlarına
dikkat eder. Türkmenistan ve Türkiye Türklerindeki Enesini gör de gızını al, gırasını gör
de bizini al “Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al” deyiminin bu mantıkla
ortaya çıktığı düşünülmektedir. Söz aydıcı, sözcüsü olduğu erkek tarafının kızlarına
talip olduğunu kızın annesine üstü kapalı bir şekilde ifade eder: Yitiğimizi gözläp
73
74 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi
Cilt 3 . Sayı 2 . Haziran 2006
geldik” (Kaybettiğimizi arayıp bulmaya geldik) ya da “Sizde bir gövher gaşlı yüzük
bar eken, şona pılanlar hırıdar bolupdır. Gelmek niyetleri bar. Sähedine garaşıp otırlar.
Sizin hem gövnünizi biläli diydik” (Sizde kıymetli taşlı bir yüzük varmış. Onu
falancalar almak istemişler. Evinize gelme niyetleri var. Uygun bir zamanını beklerler.
Sizin de gönlünüzden geçeni bilelim dedik.) şeklinde amaçlarını dile getirir. Kızın
annesi de “yitiğimizi gözläp geldik” diyen söz aydıcıya “yitiğinizi ararız, bakarız” derse
rızasını dile getirir. Ancak “yitiğinizi uzak yerden arayın” derse, bu işe razı olmadığını
dile getirmiş olur. Söz aydıcı kız tarafıyla görüşüp, olan biteni erkek tarafına anlatmak
için gittiğinde erkek tarafı sorar: “Gurtmısıñ, tilki?” (Öräyev 1995:83). Söz aydıcı cevap
olarak “Gurtduruz” derse bu işlerin yolunda gittiği anlamına gelir. Kız tarafından
olumlu cevap alan bir söz aydıcı gudaçılığa gidilecek ya da diğer bir deyişle savçılığa
varılacak yani “kız istemeye gidilecek” zamanı da kızın ailesiyle görüşür (Öräyev
1995:82).
Türkmen Türkçesinde, Eski Türkçede tüñür (ED, 523-b) şeklinde geçen ve eşlerin
anne-babalarının birbirlerine karşı olan akrabalıklarını ifade eden TTü.ʹdeki dünür
kelimesinin yerine guda kelimesi kullanılmaktadır. Türkmenlerde gudaçılık yani
ʺdünürlükʺ önemli bir akrabalık ilişkisidir. Gudaçılığa ya da savçılığa2 yani Türkiye
Türkçesindeki ifadesiyle “kız istemeye” genellikle karanlıkta gidilir. Yine inanışa göre
ayın 7’si, 17’si ve 27’si kız istemek için uğurlu günlerdir (İlyasova-Garrıyeva 2000:25).
Kız istemeye erkeğin anne ve babasıyla birlikte savçı yani “dünür başı” da gider.
Savçının da erkeğin yakın bir akrabası olması gerekir: amcası, dayısı, halası veya
teyzesi gibi. Kız evine yapılan bu ilk ziyarette erkek tarafı kız evine yiyecek tatlı
birşeyler götürebilir. Kız tarafının da gelenlere bir parça ekmek sunması iyiye işaret
sayılır (İlyasova-Garrıyeva 2000:26). Dünürcüleri evine kabul eden, ancak onlara kızını
vermek istemeyen kız tarafı ortaya, bir sofraya, örtüye sarılı bir ekmek getirip koyar.
Bunun anlamı “size verecek kızımız yok” demektir. Eğer kız tarafı dünürcülerle
görüşüp, konuşmak isterse ekmeği ortaya açık bir şekilde koyar. Kızlarını vermeye
niyeti olan aile dünürcülerden mühlet ister. Erkek tarafı bu bekleme süresi içinde kız
tarafına mükellef biçimde hazırlanmış, içi çeşitli yiyeceklerle donatılmış sofralar
(tepsiler) gönderir. Kız tarafı erkek tarafının teklifini kabul edene kadar bu sofraları
açmaz. Kararını veren kız tarafı erkek tarafına haber yollar. Erkek tarafı kararı
öğrenmek için gittiğinde bir sofra daha götürür. Erkek tarafıyla dünür olmaya karar
veren kızın ailesi bu sofrayı açar. Bundan sonra da dünürcülük işlemleri başlar
(Öräyev 1995:85-86).
Türkiye Türklerinin düğünden önceki geleneklerinden biri de şerbet ve nişandır.
Anadoluʹda şerbet, iki tarafın yakınlarının okuntu (yani davetiye) ile çağrıldıkları ilk
törendir. Kız evinde kadınlar ve erkekler ayrı odalarda toplanırlar. Oğlan evinin
2
Gudaçılığa/ Savçılığa barmak: Kız istemek.
Türkmen Düğün Geleneği
G. Selcan Sağlık
yolladığı şekerle şerbet yapılıp gelenlere dağıtılır (Boratav 1999:175). Türkmen
Türklerinde daha sonra değineceğimiz şerbet, ʺsüycülik suyuʺ adı altında nikâhtan
sonra yapılır. Yine Anadoluʹda nişan, iki tarafın yakınları için kız evinde düzenlenen
ikinci törendir ve bu süre içerisinde erkek tarafı ile kız tarafı birbirlerine nişan bohçası
yollar. Türkmenistanʹda genelde nişan geleneğine pek rastlanmaz. Ancak Levap
bölgesinde yaşayan Çärcöv Türkmenlerinde yaglık çekme “eşarp örtme” geleneği
kaydedilmektedir. Bu geleneğin kız tarafının rızası alındıktan sonra kızın nişanlı
olduğunu belli etmek için yapıldığı söylenir. Erkek tarafı bir sofra bezinin arasına
ekmek, bisküvi, şeker, kız ve annesi için entarilik kumaşlar ve birer eşarp koyar. Kız
evinde kızın akrabaları, erkek tarafı (annesi-babası-kardeşleri) toplanıp küçük bir
nişan yaparlar. Bu nişanda erkeğin annesi kızın başına kırmızı bir eşarp bağlar ve
bundan sonra da kız evine millî ve dinî bayramlarda “kız payı” da denilen bohçalar
gönderir (Penciyev-Sultanova 2002:268).
Düğün hazırlıkları içinde yer alan bir diğer gelenek de galıñ ya da kesanatını
kesişmek yani “başlık/ağırlık parasını” kararlaştırmaktır. Türk kültüründe eski
devirlerden beri yaygın olarak görülen ETü. kalıŋ > Trkm.T. galıŋ; TTü. başlık (parası),
ağ. kalın geleneğinin, kızın yetişmesi için yapılan masraflar, hatta ailesine bir tür süt
hakkı için verildiği ifade edilir (Baykara 2001:153). Türkmenistan’da başlık parası 1928
ve 1950 yıllarında çıkartılan kanunlarla Sovyet otoritelerince yasaklanmaya
çalışılmışsa da, bu kanunlar geleneğin ortadan kaldırılmasında pek etkili olamamıştır
(Blackwell 2001:65). Türkmenlerde başlık parasını kadınlar belirler. Erkek tarafı kız
tarafına hayvan, eşya, para veya altın gibi değerli şeyler vererek başlık parasını öder.
Başlık parasının miktarı zamanın gerektirdiği ölçüdedir. Başlık parası kararlaştırılıp,
erkek tarafı tarafından ödendikten sonra düğün günü tespit edilir. Bazen erkek tarafı
başlığın yarısını düğünden önce, yarısını ise düğünden sonra verebilir (Öräyev
1995:86-87). Başlık parasını ödeyecek durumu olmayan kimi aileler garşı guda “karşı
dünür” olurlar. Karşı dünürlükte iki aile birbirlerinin oğullarına kızlarını gelin verir ve
böylece birbirlerine başlık parası vermezler (Öräyev 1995:93).
Geleneklere göre Türkmenlerde evin dışını düzmek erkek tarafına, içini düzmek
kız tarafına düşer. Yine dokuzu düzüv ya da dokuz düzmek denen geleneğe göre kız
evin içinde bulunması gereken 9 eşyayı (ki bunlar yatak, yorgan, yastık, halı vb.
eşyalardır) beraberinde getirmelidir (Öräyev 1995:101-102). Kız evi aldığı galıŋın
(başlık parasının) üçte birini düğün hazırlıkları ve ev için gerekli eşyalara harcamalıdır
(Öräyev 1995:108). Anadoluʹda da başlık parasının kızın çeyizine harcanması gerektiği
düşünülmektedir (Boratav 1999:174). Gelin kızın çeyizi ve oğlan evine gönderilecek
olan hediyeler genç kızların bir araya gelmesiyle imece usulü olarak hazırlanır ve
buna Türkmenlerde üme denilir (Öräyev 1995:107). Türkmence üme, Türkiye
Türkçesinde imece kelimesinde saklıdır.
Düğün tarihinin belirlenmesi için kız evinin hazırlıklarını tamamlaması beklenir.
75
76 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi
Cilt 3 . Sayı 2 . Haziran 2006
Düğün gününün uğurlu ve hayırlı bir gün olması dilenir ve böyle bir günü tespit
etmek için lagnat “lanet” ya da mırrı:h adı verilen yıldıza bakılır. Mırrı:h kelimesinin
Türkmen Türkçesindeki anlamı ʺkötü, alçakʺtır. Osmanlı Türkçesindeki sözlüklere
baktığımızda ise ʺmirrîhʺ olarak geçen bu kelimenin anlamı ʺMars gezegeniʺ olarak
verilmiştir (Devellioğlu 1996:652). Bu işi bir hoca veya yıldızlardan anlayan bir
aksakallı (bilgeliğine inanılan bir yaşlı) yapar. Yıldızlara bakacak olan kişi dört köşeli
bir odada oturur. Yıldızlara bakılırken kızın gelin gideceği yön esas alınır. Aşağıdaki
tabloda oklar yıldızın yerini göstermektedir (Öräyev 1995:98):
2, 12, 22 karşıda
1, 11, 21 doğuda
3, 13, 23 sağ köşede
Yıldızlara bakan şahıs
8,18,28
sol
4, 14, 24 sağ
7,17,27gayra
5,
15,
25
6,16,26
Ayın 9, 19 ve 29ʹunda bu yıldız yerde olduğundan bu günler uğursuz sayılır. Bir
ayın 10., 20. ve 30. gününde yıldız gökyüzündedir ve onun yeryüzündeki işlere
zararının dokunamayacağına inanılır. Yine ayın diğer günlerinde kızın gelin gideceği
yönde bu yıldız yoksa, gelin alıcının yolunun açık olduğuna inanılır (Öräyev 1995:99).
Anadoluʹda ise özellikle köylerde düğünün güzün yapılmasına dikkat edilir.
Buradaki sebep güz mevsiminin kış hazırlıklarının ve harman işlerinin bittiği,
yayladan dönüldüğü ve düğün masraflarının karşılanabildiği en uygun zaman
olmasıdır (Boratav, 1999:176).
2.2 Düğün Gelenekleri
Düğün hazırlıklarını tamamlayan kız tarafı, kızları gelin gitmeden bir veya iki gün
önce kızlarının arkadaşlarını, yaşıtı komşu kızlarını evlerine çağırırlar ve bir eğlence
düzenlerler. Gız yıgın adı verilen Anadolu’daki kına benzeri bu uygulamada
yemekler yenir, sohbetler edilir. Aynı şekilde erkek evi de düğün için uzak yerden
Türkmen Düğün Geleneği
G. Selcan Sağlık
gelen misafirlerini, komşularını, damadın arkadaşlarını evinde ağırlar.
Gız yıgında genellikle gelinin kız kardeşleri veya kız arkadaşları tarafından ayrılık
konusu olan ve gelini ağlatacak acıklı şarkılar söylenir (Öräyev 1995:108).
Sarı gavun bişipdir,
Sarı kavun olgunlaşıp,
Sapağından düşüpdir.
Kökünden ayrılmıştır
Meniñ eziz doğanım,
Benim aziz kardeşim,
Yat illere düşüpdir. (Blackwell, 2001:104)
Yad ellere düşmüştür.”
Düğün günü gelini babasının evinden almak için erkek tarafından bir grup kız
evine gider. Gelin alıcı denilen (Türkiye Türkçesindeki karşılığını gelin alayı olarak
verebiliriz) bu grubun başında bir yaşulu “hürmet gören bir yaşlının” olması gerekir.
Bunun dışında kız tarafından yeññe denilen şahit bulunur. Yeññe bayan olur ve görevi
düğün günü boyunca, hatta düğünden sonraki birkaç gün de gelinin yanında olup
ona yardımcı olmaktır (Öräyev 1995:115). Eski Türkçede geline refakat eden kişiye
saġdıç denildiğini görüyoruz (ED, 806-b). Gelin alıcıların çok kalabalık olması gerekli
değildir. Gelin alıcılar kız evinde şölenle karşılanır. İki tarafın yaşlıları oturup
konuşurlar, hal-hatır sorarlar. Gelin alıcılara tuz tattırılır, yani Türkmen pilavı vb. gibi
yiyecek bir şeyler ikram edilir. Son bir kez kızın anne ve babasının rızası alınıp, gelin
kız baba evinden çıkarılır. Gelin baba evinden çıkarılıp güveyi evine götürülmeden
önce yeññeler kıza kürte veya bürencek adı verilen gelinliği giydirirler. Gelinliği
giydirme işlemine de kürte atmak denilir. Kürte çoğunlukla kırmızı veya yeşil el
dokuması bir kumaştandır. Geleneğe göre gelin kız düğünden sonraki hafta da bu
kürteyi giyerek dolaşır. Kürtenin üstü gümüş takılarla süslüdür. Türkmenistan’da
bugün gelinler artık beyaz gelinlik de giymeye başlamışlardır. Güveyi ise eskiden yine
geleneksel bir kıyafet olan kırmızı don giyer ve başına telpek takarken, şimdilerde
takım elbise giyilmesi tercih edilmektedir.
Gelin babasının evinden çıkartılırken kız tarafıyla gelin alıcı arasında bir oyun
oynanır. Dalaş denilen bu oyunda kız tarafı kızı, vermemek için kendi tarafına
çekerken, erkek tarafı da almak için kendi tarafına çeker. Türkmenlerde bir de kapı
tutma geleneği vardır. Bu geleneğe göre, gelinin çıkacağı evin kapısında duran
kadınlar “biz de bu gelini almak istiyorduk, ama size nasip oldu” şeklinde ifadelerle
gelin alıcının geçmesine mâni olurlar. Gelin alıcı da kapıyı tutanlara para veya
hediyelik bir takım şeyler verir. Gelin alma töreni sırasında kız tarafının erkek tarafına
türlü güçlükler çıkarmasına ve “kapılık” denilen bahşişin istenmesine Anadoluʹda da
rastlanmaktadır (Bahri 1979:11). Örneğin Malatya’da erkek tarafı gelini almaya geldiği
zaman kız tarafı kapısını kapdığı ve bahşiş almadan kapıyı açmadığı kaydedilmiştir
(İnan 1987a:347). Türkiye’de gelin arabalarının yollarının bahşiş için kesilmesi de
benzer bir uygulamadır. Yine gelin baba evinden çıkarılırken etrafta toplanan
kalabalığa şeker, para vb. şeyler saçılır. Anadoluda da buğday, çörek otu vb. şeyler
77
78 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi
Cilt 3 . Sayı 2 . Haziran 2006
gelin çıkarken etrafa saçılır. Türkmenlerde seçgi seçmek adı verilen bu geleneğe göre
bu seçgileri toplayanlar onu alınlarına değdirirler ve iyi dilekte bulunurlar (Öräyev
1995:127). Bu şekilde baba evinden gelin alıcılar ve yeññeleri eşliğinde çıkan gelin yeni
evine elbette yürüyerek gitmez. Günümüzde Türkmenistan’da ölmeye başlayan bir
geleneğe göre kecebe içinde götürülür. Kecebe genellikle devenin sırtına kurulan,
ağaçtan yapılmış dört köşeli bir oturma düzeneğidir. Üç tarafı halılarla veya ipekli
kumaşlarla çevrilidir. Alt tarafında yürök “yürek” adı denilen oturma yeri mevcuttur.
Yürök, gelinin devenin üstünde rahat edebilmesi için halı, yorgan vb. şeylerden yürek
şeklinde hazırlanmış bir oturma yeridir3. Gelin kecebeye oturunca, kecebenin ön tarafına
da bir örtü gerilir (Öräyev 1995:129). Anadolu’da da eskiden gelin almaya süslenmiş
bir atla gidildiği bilinir. Hatta Barlas ve Efe’nin 1963 tarihli Kütahya Düğün Gelenekleri
adlı çalışmalarında, Kütahya yöresinde şipindirik adı verilen kırmızı renkli bir
tahtırevanı atın sırtına yerleştirerek gelin almaya gidildiği kaydedilmiştir (Efe-Barlas,
1963:44). Ancak günümüzde Türkmenistanʹda olsun, Anadoluʹda olsun develerin
veya atların gelin alma törenlerindeki yerini otomobiller almıştır.
Kayın babasının evine getirilen gelini damadın annesi, babası ve yakın akrabaları
karşılarlar. Gelinin alnına beyaz un sürerler ve “alnıñ açık bolsun, ayagıñ düşsün”
derler. Düğün sahipleri yine gelinin başına şeker, para vb. seçgileri saçar. Gelinin eve
sağ ayak ile ve “bismillah” diyerek girmesi istenir. Eğer gelin sol ayağıyla girerse
ailesinde problemlerin, hastalıkların ortaya çıkacağına inanılır (İlyasova-Garrıyeva
2000:26). Gelin eve girmeden önce kaynanası onu kucaklar ve yavaşça ayağının ucuna
basar. Bu “gelinim bizim dediğimizin dışına çıkmasın, kocasıyla ve ailemizle iyi
geçinsin” anlamındadır. Türkiyeʹnin çeşitli bölgelerinde de gelinin eşikten geçirilmesi
esnasında çeşitli ritüeller gerçekleştirilir. Örneğin Karadeniz bölgesinin bazı
köylerinde gelin erkek evinin kapısından yere serili kuzu postuna basarak geçer. Gelin
posta, kendisinin kuzu tabiatında olması dileğiyle bastırılır (Erdentuğ 1977:78).
Türkmenler gelin içeri girdikten sonra onu önceden hazırlanmış, birinde un diğerinde
sıvı yağ bulunan iki tasın yanına getirirler. Gelinin sağ eli yağa, sol eli una batırılır. Bu
“gelinimizin elinden her iş gelsin, eli bereketli olsun” anlamındadır. Damadın gelin
getirdiği eve daha önceden gelin gelmiş bir yengesi (ki Türkmen Türkçesinde yenge
anlamında gelnece <gelen+ece kelimesi kullanılır) varsa, gelini oturtmak için evde
hazırlanan köşeye yenge oturur ve evin eski gelini olarak konumunu korumayı imâ
eder bir şekilde kalkmayı reddeder. Yenge kendisine verilen bahşişle ikna edilir ve
yerini geline verir (Blackwell 2001:73).
Gelin geldiğinde güveyi (damat) aynı evde bulunmaz. Bir arkadaşının evinde
bekler. Yanında da sağdıç dediğimiz musayıbı bulunur. Musayıp (gelinin yeññeleri
Bazı geleneklerle ilgili olarak, kendisi de bir Türkmen Türkü olan Doç. Dr. Berdi Sarıyev’in
bilgisine de müracaat edilmiştir. Bu vesileyle Doç. Dr. Sarıyev’e teşekkürlerimi sunuyorum.
3
Türkmen Düğün Geleneği
G. Selcan Sağlık
gibi) damadın yardımcısı ve şahidi konumundadır. Güveyi eve nikâh kıyılacağı
zaman musayıbı eşliğinde gelir (Öräyev 1995:136).
Türkmenlerde nikâh genellikle güneş battıktan sonra kıyılır. Nikâhı kıymak için
bir hoca çağrılır. Hoca yanına iki şahit ve damadın akrabaları ile gelinin bulunduğu
eve gelir. Gelinle damat yan yana hocanın karşısında otururlar. Önlerine içine gümüş
para atılmış, şekerli su bulunan bir kase getirilir. Kâsenin üstü ucuna demir para
bağlanmış bir mendille örtülüdür. Buna şerbet anlamında süycülik suvı denir. Nikâh
şahitleri de hocanın yanındaki yerleri aldıklarında hoca nikâhı kıymaya başlar. Bu
arada nikâhın kıyıldığı odanın dört köşesinde ellerinde makasları olan kadınlar, bu
makasları açıp kapatarak inanışa göre evde bulunan kötü ruhların gençlerin arasına
girmelerini engellerler. Hoca gelin ve damada adlarını ve babalarının adlarını sorar.
Son olarak evleneceklerin rızasını alarak nikâhlarını kıyar (Öräyev 1995:139). Gelinle
damadın dinî nikâhı ise daha özel kabul edilir ve sadece damadın yakın akrabalarının
bulunduğu bir ortamda kıyılır (Blackwell 2001:70). Nikâh kıyıldıktan sonra gelin ve
damat süycülik suyundan içerler. Yeññeler gelin ve damada hafif pişmiş yürek veya
ciğer yedirirler. Yürek veya ciğerin yarısını geline, yarısını damada verirlerken de
Bağrıñız badaşsın ʺYüreğiniz daima bir olsunʺ şeklinde iyi dilekte bulunurlar.
Türkmenlerde erkek tarafının kız evine döş adı verilen koyunun göğüs kemiğini
hediye manasında çiğ olarak göndermesi de uygulanmakta olan ve korunan bir
gelenektir. Erkek tarafı, çocukları evlendikten sonra dahi kız tarafına bu hediyeyi
göndermeyi sürdürür4.
Anadoluda gelin kız baba evinden çıkarılmadan önce, babası veya erkek kardeşi
tarafından beline genellikle kırmızı bir kurdele bağlanır. Bu kurdele daha sonra
güveyi evinde damat tarafından çözülür (Erdentuğ 1977:80). Türkmenlerde ise
Türkiye’deki alışılan uygulamanın tersine damadın kolları bir kuşakla gövdesine
düğüm atılarak bağlanır. Gelinden bu kuşağa atılan düğümü çözmesi istenir. Gelin
düğümü ne kadar çabuk çözerse, o kadar becerikli olduğuna, evlilikte çıkabilecek
problemleri de böyle çözeceğine inanılır.
Nikâhtan sonra düğün boyunca çeşitli oyunlar oynanır. Bunlardan biri olan altın
gabak oyununda oyuncular küçük sarı bir kavunu vurmaya çalışırlar. Yağlığa tovusmak
oyununda ise havada asılı duran mendili yakalamaya çalışırlar. At yarışı, deve veya
horoz güreşi de düzenlenen diğer eğlencelerdendir. Anadoluʹda ve Türkmenistanʹda
oynandığını gördüğümüz bir oyun da yüzük oyunudur. Türkmenistanʹda yaşulular
arasında oynanan yüzük oyununda yüzük bir kişi tarafından saklanır. Bir başkası da
oyuna katılanların şah damarlarına bakarak yüzüğün kimde olduğunu bulmaya
çalışır. Yüzüğü saklayan kişi heyecanlanır ve bunu gizleyemezse bu durum onun şah
damarından anlaşılır. Anadoluʹda ise bu oyun, yüzüğün tersine döndürülmüş kahve
4
Kaynak kişi: Doç. Dr. Berdi Sarıyev.
79
80 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi
Cilt 3 . Sayı 2 . Haziran 2006
fincanlarından birinin altına saklanması şeklinde oynanır (Erdentuğ 1977:76). Toy
aydımları adı verilen şarkılar düğün boyunca söylenir. Genelde bunlar kızın duyguları,
baba ocağından ayrılmasına yönelik hüzünlü şarkılardır (Durdıyeva-Baymıradov
1982:112):
Gövnün alıñ yeññeler,
Gönlünü alın yengeler,
Aglamasın yar-yar,
Ağlamasın yar-yar,
Enesiniñ bagrını
Annesinin bağrını
Daglamasıñ yar-yar.
Dağlamasın yar-yar.
Gıza gelen yeññeler,
Kıza gelen yengeler
Biraz duruñ yar-yar,
Biraz durun yar-yar
Ak süyt beren enesi
Ak süt veren annesi
Razı bolsun yar-yar.
Razı olsun yar-yar.
Bazıları da gelinin bundan sonraki yaşamında mutlu olmasına yönelik iyi
dilekleri dile getiren, moral veren şarkılardır (Blackwell, 2001:114):
Aglama gız, aglama,
Ağlama kız, ağlama,
Toy seniŋki yar-yar,
Düğün seninki yar-yar,
Bosagası tılladan,
Eşiği altından,
Öy seniŋki yar-yar.
Ev seninki yar-yar.
Aglama bikäm, aglama,
Ağlama kız, ağlama,
Toyuŋ bolar, yar-yar,
Düğünün olur yar-yar,
Bosagası gızıldan,
Eşiği altından,
Öyüŋ bolar, yar-yar.
Evin olur yar-yar.
2.3 Düğünden Sonraki Gelenekler
Nikâhın ertesi günü gelin evinden çıkıp, kayınbaba ve kaynanasının evine
selamlaşmaya gider. Gelin sırtında nikâhta giydiği kürtesi olduğu halde kayınbabası,
kaynanası ve diğer akrabalarla selamlaşır. Selamlaşma boyunca gelin konuşmaz,
sadece başını eğerek selam verir (Öräyev 1995:149). Benzer bir uygulama Anadoluʹda
Konya Ereğlisi, Erzurum, Kayseri, Kırşehir, Niğde, Sivas, Yozgat bölgelerinde
gözetilen bir evlenme geleneği olarak anlatılmıştır. ʺGelinlik etmeʺ adı verilen
geleneğe göre gelinin uzun süre kocasının tarafı yakın akrabalarından yaşça
kendinden büyük olanlarla konuşmaması, sorulara vücut diliyle karşılık vermesi
gerekir. Anadoluʹdaki geleneğe göre gelin bu yasaktan kayın babasının izni ile
kurtulur (Boratav 1999:188). Yine böyle bir geleneğin Altaylarda, Kazaklarda ve
Türkmen Düğün Geleneği
G. Selcan Sağlık
Kırgızlarda da mevcut olduğu ve gelinlerin kaynanasının, kayınbabasının, hâtta
kocasının ailesine mensup akrabalarının adlarını söylemedikleri bilinmektedir (İnan
1987b:359).
Türkmenlerde yeni evli geline bir ay veya 40 gün boyunca pek iş gördürülmez.
Bu süre içinde pek fazla konuşmayan gelinin en yakın sırdaşları kocasının küçük
erkek kardeşi yüvürci ve küçük kız kardeşi ba:ldızdır. Bu süre içinde yüvürci ve ba:ldız
ufak-tefek işlerinde de geline yardımcı olurlar (Erdem 2000:200).
Türkmenistanʹda düğünden sonraki günlerde, yukarıda belirttiğimiz gibi, evin
içerisinde kürtesiyle dolaşan gelinin yüzünü açması ve kürtesini çıkarması da ayrı bir
kutlamayla gerçekleşir. Yüz gördü dabarası ʺyüz görme kutlamasıʺ denilen bu
uygulamada gelin evinde erkek (kayın) tarafına sofra hazırlar. Erkek tarafından yakın
akrabalar geline çeşitli hediyeler verirler. Gelinin yakın arkadaşlarının da katılabileceği
bu kutlamadan sonra gelin, artık kürtesini üzerinden çıkarır ve bundan sonra başına
yaşmak ya da yağlık denilen baş örtüsünü takmaya başlar (Öräyev 1995:125). Yeni gelin
bundan sonra da kayın atasının ve de ga:yın a:ğalarının yani eşinin büyük erkek
kardeşlerinin yanında, saygısından ötürü, gerekmedikçe yüksek sesle konuşmaz ve
baş örtüsünün bir ucunu ağzında tutarak yüzünü gizlemeye çalışır (Erdem 2000:200).
Anadoluda ise yüz görümlüğü dediğimiz bu uygulama gelin, güveyi evine geldikten
sonra gerçekleşir. Güveyi (damat) gelinin yüzünü açar ve yüz görümlüğü olarak
geline altın bilezik, saat vb. bir şey takar (Erdentuğ 1977:82).
Türkmenistan’da düğünden sonraki dönemde gelinin yeni komşuları ve erkek
tarafından olan akrabaları gelinle iyi ilişkiler kurmak amacıyla onu evlerine davet edip
ağırlarlar ve ona çeşitli hediyeler verirler. Gelinin bu şekilde yedi kapı gezmesi de
gelenektendir.
Türkmenlerde geleneğe göre gelin nikâhtan sonra beş gün, bir hafta, bir ay ya da
en çok 40 gün (Tekelerde) baba evine gitmez. Bu süre dolduktan sonra gelin
annesinin, babasının ellerini öpmesi, kardeşleriyle hasret gidermesi için baba evine
götürülür. Buna gaytarma adı verilir (Öräyev 1995:153). Yeni gelin gaytarmadan sonra
kaynının evinde yüzü açık olarak dolaşır.
3. Sonuç
Gelenekler kökleri eski zamanlara dayanan kültürel alışkanlıklar, bilgi ve
davranışlardır. Bir kısmı toplumların geçirdikleri değişim süreçleri içinde kaybolup
giderken, bir kısmı günlük yaşamın içerisinde kendine bir yer bulup
korunabilmektedir. Bugün Türkmenistan’da kız isteme, görücülük, başlık parası, yüz
görümlüğü gibi pek çok düğün geleneği değişen zamana ve ülke şartlarına meydan
okumakta ve uygulanmaya devam etmektedir. İnsan hayatındaki geçiş törenleri
arasında yapısının karmaşıklığı ve içeriğindeki ayrıntılar bakımından hem çok ilginç
81
82 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi
Cilt 3 . Sayı 2 . Haziran 2006
hem de incelenmesi biraz zor bir gelenek olduğunu söyleyebileceğimiz Türkmen
düğün geleneklerinin bundan sonra da gelecek kuşaklara aktarılacağını öngörebiliriz.
EK: Türkmen “Düğün” Terminolojisi
1. Düğünle ilgili eylemler ve
eylem adları
1.1 “beşik kertmesi yapmak”
kasamyat et- “söz vermek, beşik
kertmesi yapmak”
birbirlerinin oğullarına kızlarını
gelin verir ve böylece birbirlerine
başlık parası vermezler.
1.8 ʺev eşyalarını hazırlamakʺ
1.2 “evlenmek”
dokuz düzmek “kızın, evin içinde
bulunması gereken eşyaları
getirmesi”
öylen- “(oğlan için) evlenmek”
1.9 ʺgelinlik giydirmekʺ
öyli bol- “(oğlan için) evlenmek”
kürte atmak “geline gelinliğini
giydirmek”
durmuşa çıkmak “(kız için) hayata
atılmak, yani evlenmek”
1.10 ʺdüğün yapmakʺ
1.3 “evlendirmek”
toy tut- “düğün yapmak”
öyer- “Anne-babaların oğullarını
evlendirmeleri için kullandıkları bir
eylem”
toy toyla- “düğün yapmak”
gızını durmuşa çıkar- “Anne-baba
kızını evlendirmek”
gız göçür- “Anne-baba kızını
evlendirmek”
1.4 “kız istemek”
gudaçılığa git- “kız istemeye
gitmek”
savçılığa var- “kız istemeye gitmek”
1.5 “nişan yapmak”
yaglık çekme h. “eşarp örtme”, yani
“nişan yapmak”
1.6 “başlık parasını kararlaştırmak”
galıŋ kesişmek “başlık/ağırlık
parasını kararlaştırmak”
kesanatını kesişmek “başlık/ağırlık
parasını kararlaştırmak”
1.7 “karşı dünür olmak”
garşı guda bol- “karşı dünür olmak”:
Karşı dünürlükte iki aile
1.11 ʺseçki saçmakʺ
seçgi seçmek “Gelin baba evinden
çıkarılırken etrafta toplanan
kalabalığa şeker, para vb. şeyler
saçılması”
1.12 “oyun oynamak”
dalaş “kız baba evinden
çıkarılırken kızı, erkek tarafına
vermemek için oynanan bir oyun”.
kapı tutma “kız baba evinden
çıkarılırken, erkek tarafına zorluk
çıkarmak, bahşiş istemek için
uygulanan bir gelenek”
yağlığa tovusmak “mendile
ulaşmak” :Düğünlerde oynanan bir
oyun.
altın gabak “düğünlerde oynanan
bir oyun”
1.13 ʺgelini baba evine geri
götürmekʺ
gaytarma “Gelinin annesinin,
Türkmen Düğün Geleneği
G. Selcan Sağlık
babasının ellerini öpmesi,
kardeşleriyle hasret gidermesi için
düğünden sonraki bir sürede baba
evine götürülmesi”
baldız “erkeğin (kocanın) küçük kız
kardeşi”
2. Düğünde rol alan kişiler
(Özneler)
2.12 “kayın birader”
2.1 ʺgelinʺ
gälin “gelin”
ga:yın ağa “ferdin eşinin erkek
kardeşi, kayın birader”
2.2 ʺgüveyi ~ damat ʺ
2.13 “yenge”
güvey ~ küreken ʺgüveyi~damat”
gelnece “yenge”
2.3 ʺgörücüʺ
yeŋŋe “yenge”
söz aydıcı “görücü” (Kadın olur).
2.14 “elti”
2.4 ʺdünür başıʺ
elti “elti, beyleri kardeş olan
hanımların birbirlerine akrabalık
durumları”
savçı “dünür başı”: Kız istemeye
erkeğin anne ve babasıyla birlikte
gider. Genellikle erkek olur.
2.5 “dünür”
guda “dünür”
2.6 “gelin alayı”
ga:yın ekeci “erkeğin (kocanın)
büyük kız kardeşi”
yüvürci “erkeğin (kocanın) küçük
oğlan kardeşi”
2.15 “bacanak”
baca “bacanak, eşleri kardeş olan
erkeklerin birbirlerine akrabalık
durumları”
gelin alıcı “Gelini baba evinden
almaya giden şahıs ya da şahıslar.
Genelde erkek olur”.
3. Zaman
2.7 “gelinin nikâh şahidi”
toy sähedi “düğün günü”
yäŋŋä “gelinin (düğün boyunca
hatta düğünden sonra da)
yardımcısı ve nikâh şahidi”
sähad günü “düğün günü”
2.8 “sağdıç”
4.1 “baba evi”
musayıp “damadın sağdıcı ve nikâh
şahidi”.
ata öyi “baba evi”
2.9 “kayın ata, kaynata”
3.1 “düğün günü”
4. Yer
4.2 “kayın evi”
gayın öyü “kayın evi”
ga:yın ata “kaynata”
ga:ynata “kaynata”
5. Nesneler, araçlar
2.10 “kayın ana, kaynana”
5.1 “şerbet”
ga:yın ene “kaynana”
süycülik suvı “şerbet”
ga:ynene “kaynana”
5.2 “bohça”
2.11 “görümce”
kız payı “bohça”
83
84 Modern Türklük Araştırmaları Dergisi
bukca “bohça”
5.3 “kına”
gız yıgın “kına” (Yer: Kız evi
Zaman: Düğünden bir (1) gün
önce)
5.4 “gelinlik”
kürte “gelinlik”
bürencek “gelinlik”
5.5 “damatlık”
kırmızı don, telpek “damatlık”
5.6 “bahşiş”
kapılık “bahşiş”
5.7 “gelin taşıtı”
kecebe “gelini taşımak için genellikle
devenin sırtına kurulan, ağaçtan
yapılmış dört köşeli bir oturma
düzeneğidir.
yürök “gelinin devenin üstündeki
kecebede rahat edebilmesi için halı,
yorgan vb. şeylerden yürek/kalp
şeklinde hazırlanmış bir oturma
yeridir”
5.9 “düğün şarkıları”
toy aydımları “düğünlerde söylenen
şarkılar”
5.10 “yüz görümlüğü”
yüz gördü dabarası ʺyüz görme
kutlaması. Düğünden sonra gelinin
Cilt 3 . Sayı 2 . Haziran 2006
kürtesini çıkarmasını kutlamak
amacıyla yapılan yemekli toplantıʺ
6. İyi niyet ifadeleri
Bağrıñız badaşsın ʺYüreğiniz daima
bir olsunʺ (Gelinle damada
söylenir).
Alnıñ açık bolsun, ayagıñ düşsün
(Geline söylenir).
Yitiğimizi gözläp geldik
“Kaybettiğimizi arayıp, bulmaya
geldik” (Söz aydıcının kız istemek
için söylediği söz)
Yitiğinizi uzak yerden arayın (Söz
aydıcının teklifini geri çeviren kız
tarafının sözü)
Yitiğinizi ararız, bakarız (Söz
aydıcının temsil ettiği erkek
tarafıyla dünür olmayı kabul eden
kız tarafının sözü)
Gurtmısıñ, tilki? “Kurt musun, tilki
mi?” (Erkek tarafının söz aydıcıya
gelişmelerin olumlu mu, olumsuz
mu olduğunu öğrenmek için
sorduğu soru)
Gurtduruz (Söz aydıcının kız
tarafından aldığı olumlu cevabı
erkek tarafına iletirken kullandığı
ifade).
Kaynaklar
BAHRİ, Muallim Hasan (1979) Anadolu Köy Düğünleri. Yayına Haz: Güner SERNİKLİ,
Ankara:ODTÜ Türk Halk Bilimi Topluluğu Yayınları.
BAYKARA, Tuncer (2001) Türk Kültür Tarihine Bakışlar,. Ankara:Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
BLACKWELL, Carole (2001) Tradition and Society in Turkmenistan. Curzon Press.
BORATAV, Pertev Naili (1999) 100 Soruda Türk Folkloru (İnanışlar, Töre ve Törenler, Oyunlar). 5.
Baskı, İstanbul:Gerçek Yayınları.
CLAUSON, S. G. (1972) An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth Century Turkish. Oxford = ED.
DEVELLİOĞLU, Ferit (1996) Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. 13. Baskı, Ankara:Aydın
Yayınları.
DURDIYEVA, A.- A. BAYMIRADOV (1982) Gelin-Gızların Şahırana Dörediciliği. Aşgabat:Ilım.
Türkmen Düğün Geleneği
G. Selcan Sağlık
ED= Bkz. CLAUSON, S. G. (1972).
EFE, Süheyla - Uğurol BARLAS (1963) Kütahya Düğün Gelenekleri. İstanbul:Yurttaş Yayınları.
ERDAL, Marcel, (1991) Old Turkic Word Formation. Volume II, Wiesbaden. Bkz. OTWF-II
ERDEM, Melek (2000) Türkmen Türkçesinde Akrabalık Terimleri Üzerine. KÖK Araştırmalar,
Cilt:II, Sayı:1, Bahar, ss.187- 204.
ERDENTUĞ, Nermin (1977) Sosyal Adet ve Gelenekler. Ankara:Kültür Bakanlığı Yayınları.
İLYASOVA, Gurbancemal - Amangül GARRIYEVA, (2000) Turkmen Wedding Rites, Popular Beliefs
and Wedding Songs. The Journal of Makhtumkuli Studies, Volume 2, ss.25-28.
İNAN, Abdülkadir (1987a) Türk Düğünlerinde Exogamie İzleri. Makaleler ve İncelemeler, 2. Baskı,
Ankara:Türk Tarih Kurumu Yay., ss.341-349.
İNAN, Abdülkadir (1987b) Altay Türklerinde Kadınlar Diline Mahsus Sözler. Makaleler ve
İncelemeler, 2. Baskı, Ankara:Türk Tarih Kurumu Yayınları, ss.359-361.
OTWF-II = BKZ. ERDAL, Marcel (1991).
ÖRÄYEV, Arazbay (1995) Adat. Aşgabat:Ruh Yayınları.
PENCİYEV, M. - A. SULTANOVA (2002) Levap (Çarçov) Türkmenlerinde Düğün Gelenekleri.
(Türkiye Türkçesine Aktaran: Gülsine UZUN), Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, Sayı: 14,
Güz, ss.265-272.
21. Yüzyılın Eşiğinde Örf ve Geleneklerimiz (Türk Töresi). (1985) İstanbul:Türk Kültürüne Hizmet
Vakfı Yayınları.
G. Selcan SAĞLIK
Araş.Gör., Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Çağdaş Türk Lehçeleri
ve Edebiyatları Bölümü, Güney-Batı (Oğuz) Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim
Dalı Öğretim elemanı.
Adres: Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Çağdaş Türk Lehçeleri ve
Edebiyatları Bölümü, 06100 Sıhhiye /Ankara. Türkiye.
E-posta: [email protected]
Yazı bilgisi :
Alındığı tarih: 10 Ocak 2006
Yayına kabul edildiği tarih: 20 Nisan 2006
E-yayın tarihi: 27 Haziran 2006
Çıktı sayfa sayısı: 15
Kaynak sayısı: 17
85

Benzer belgeler

AZERBAYCAN`DA DÜĞÜN GELENEKLERİ

AZERBAYCAN`DA DÜĞÜN GELENEKLERİ kaydedilmektedir. Bu geleneğin kız tarafının rızası alındıktan sonra kızın nişanlı olduğunu belli etmek için yapıldığı söylenir. Erkek tarafı bir sofra bezinin arasına ekmek, bisküvi, şeker, kız ve...

Detaylı

RUMELİ DÜĞÜN ADETLERİ

RUMELİ DÜĞÜN ADETLERİ verebiliriz) bu grubun başında bir yaşulu “hürmet gören bir yaşlının” olması gerekir. Bunun dışında kız tarafından yeññe denilen şahit bulunur. Yeññe bayan olur ve görevi düğün günü boyunca, hatta ...

Detaylı