plastik sektörü`nün - Endüstri Otomasyon

Transkript

plastik sektörü`nün - Endüstri Otomasyon
editör
Bir yıl daha geçti. Bir yanda 2 seçim süreci, piyasa dalgalanmaları,
soru işaretleri… Bir yanda lanetlediğimiz Ankara, terörü, Paris
terörü… Bir yanda “Ülkem adına gurur duyuyorum” diyen
Nobel ödüllü Aziz Sancar ve onunla gurur duyan Türkiye bilim
camiası… Yani hem öyle, hem böyle, hem şöyle bir yıl. Ama biz
Endüstri&Otomasyon olarak hep endüstriyel, sektörel, teknolojik
ve bilimsel gelişmelerin takipçisi, aktarıcısı, habercisi olduk.
Örneğin bu yıl, özellikle Endüstri 4.0 olarak kabul edilen ve son
yıllarda dergimizde de sık yer verdiğimiz yeni endüstri devrimi
etkisinin görünür şekilde artıyor olduğunu gözlemledik. Artık
tanımlanan ve geniş kitlelerce benimsenmeye başlayan bu
devrimin etkisiyle gelişen teknolojilerle iç içeyiz. Bunlardan en
önemlilerinden biri şu aşamada IoT (Internet of Things). IoT,
uygulamaları ile yeni çalışma alanları ve üretim kulvarları açılıyor.
IoT’nin bina otomasyonu, fabrika otomasyonları, enerji izleme
sistemleri gibi uygulamalara nüfuz etmesiyle, hayatımıza daha
şimdiden yeni terimler ve daha önce ihtimal veremediğimiz
bazı parametrelerin izlenebilirliği girmeye başladı. Özellikle
tüketim konusunda, enerji alanında duyulan bazı kaygıların
kontrol edilebilirliğinin bu gibi izleme teknolojileri sayesinde
arttığını görüyoruz. Bu durum belki karşımıza yeni bir enerji
kaynağı çıkarmıyor, ancak mevcut kaynakların çok daha verimli
kullanılması ve korunması konusunda ciddi katkılar sunacağı
kesin. Enerji gibi hayatımızda önemli yer tutan bir konu da sağlık.
Yine IoT teknolojilerinin etkisiyle, medikal ve elektronik alanında
işbirlikleri artıyor. Akıllı Bileklik gibi “Giyilebilir Teknoloji” olarak
kabul tanımlanan yeni sistemler, artık sağlık alanında erken tanı
konusunda katkı sunacaktır.
Bir diğer konu “3 Boyutlu Yazıcılar”(3D Printers). Gerek endüstride
gerek eğitim, sağlık ve diğer alanlarda başta küçük parçalar veya
prototiplerüreterek hayatımıza giren bu yazıcılar zamanla daha
karmaşık sistemleri de üretebilir hâle geldi. Bu sayede hem
zamandan hem malzemeden kazanç sağlamakta olan üreticiler
için artık atölyelerin vazgeçilmezi olacak gibi görünüyor.
Peki 2016’da bizi neler bekliyor?.. Bunu tabii ki bilemeyiz ama
“çok yönlü doğru” bir söz geliyor aklımıza: “Olmaz olmaz deme,
olmaz olmaz!” Bu sözü “Bana-bize bir şey olmaz!” diyenler
için de kullanabiliriz, “Biz adam olmayız, bu teknolojiler bizim
ülkemizde olmaz!” diyenler için de. Bizim seçimiz, Aziz Sancar’ın
ışığıyla aydınlanan yolda, “Bal gibi olur!” yönünde.
2016’da, her şeye rağmen yeni umutlarda, yeni güzelliklerde, yeni
sevinçlerde buluşmak dileğiyle…
EK­SEN
Ya­y›n­c›­l›k Fu­ar­c›­l›k Ta­n›­t›m Hiz. Ltd. fiti.
Ad›­na im­ti­yaz sa­hi­bi ve So­rum­lu Ya­z› ‹fl­le­ri Mü­dü­rü
Tu­ran Türk­men tu­[email protected]­senltd.com
Ge­nel Ya­yın Yö­net­me­ni: Prof. Dr. Ya€­mur De­niz­han de­niz­[email protected]­un.edu.tr
Rek­lam ve Halk­la İlişki­ler Md.: Bir­sen Sal­man bir­[email protected]­senltd.com
Ya­yın Ku­ru­lu:
Prof. Dr. Ab­dül­ka­dir Er­den / At›­l›m Üni­ver­si­te­si Mekatronik Müh.Böl.Bşk.
Prof. Dr. Me­tin Gö­ka­flan / ‹TÜ. Kon­trol Müh. Böl. Bflk.
Prof. Dr. Ga­lip Can­se­ver / Y.T.Ü. Elek­trik Elek­tro­nik Müh. Fak. Dek.
Kurumsal İletişim Uzmanı: Giray Karanlık [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Ya­yın Da­nış­man­la­rı:
Prof. Dr. Ali­nur Bü­yü­kak­soy / Geb­ze ‹le­ri Tek. Ens. Rek.
Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Eker / YTÜ Makina Müh. Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Bülent Eker / Namık Kemal Üniversitesi Biyosistem Müh. Böl.
Prof. Dr. Er­sin Tu­lu­nay / OD­TÜ
Prof. Dr. Gök­sel De­mi­rer / OD­TÜ Çev­re Mü­hen­dis­li­€i
Prof. Dr. Gü­ven Ön­bil­gin / 19 Ma­y›s Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Mü­bec­cel De­mi­rek­ler / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Mu­am­mer Er­mifl / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Muhsin Kılıç / Uludağ Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Murat Uzam / Melikşah Ü. Müh. Mim. Fak. Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Prof. Dr. Sa­vafl Ay­berk / Ko­cae­li Ü. Çev­re Müh. Böl. Bflk.
Prof. Dr. Tun­cel Öz­den / TÜ­B‹­TAK Enst. Ana­liz Lab. Böl. Bflk.
Prof. Dr. U€ur Çel­tek­li­gil / Sa­kar­ya Üni­ver­si­te­si
Prof. Dr. Se­ta Bo­gos­yan / ‹TÜ. Kon­trol Müh. Böl.
Prof. Dr. Yu­suf Tan / Bo­€a­zi­çi Ü. Me­di­cal En­gi­nee­ring
Prof. Dr. Ke­mal Leb­le­bi­ci­o€­lu / OD­TÜ Elk. Elek­tro­nik Müh. Böl.
Doç. Dr. ‹. Hak­k› Çav­dar / Ka­ra­de­niz Tek­nik Ü.
Doç. Dr. Yu­suf A. Us­ka­ner / Öz­çe­lik A.fi.
Prof. Dr. Hakan Yavuz / Ç.Ü. Müh. Mim. Fak. Mak. Müh. Böl.
Yrd. Doç. Dr. Si­bel Ulu­da€ De­mi­rer / Çan­ka­ya Ü. End. Müh. Böl.
Dr. Meh­met Çe­vik / Dal En­gi­nee­ring
Dr. Müh. Ah­met Din­çer / Bosch Rex­roth A.fi.
Sevtap İnan / Sie­mens
M. Halil Başaran / Rock­well Oto­mas­yon
Levent Fadıloğlu / Schnei­der
Cen­giz Me­riç / Hi­pafl
Emin Ol­cay / Ak­bil A.fi.
Çağrı Hekimoğlu / Esit
Gök­tu€ Gür / Schnei­der
H. Cen­giz Ce­lep / En­tek Otomasyon
Ha­san Bas­ri Ka­ya­k›­ran / Emf Motor
‹b­ra­him Er­kan Ye­nel / Norm Ener­ji
‹s­ma­il Obut / Hid­ro­ser
Mahmut Bertan / We­id­mül­ler
Ni­ya­zi Sa­r›­ma­den / Me­del
Oral Av­c› / Pio­mak
Öz­kal Gü­ner / Schnei­der Elec­tric
Se­dat Sa­mi Öme­ro€­lu / E3Tam
Gökhan Yücel / Phoe­nix Con­tact
fiah­nur Aga­ik / GSD
Osman Kutan / ABB
Ta­lat Av­c› / P›­nar Müh.
T. Ha­kan Özer / ‹SOD Yön. Krl. Bflk.
Tun­cay Soy­dafl / Fes­to
Ya­vuz Ço­pur / Pilz
Sırrı Kardeş / Kardeş Elektrik
Tolga Bizel / Mitsubishi Electric
Hakan Aydın / Mitsubishi Electric
Dr. Hüseyin Halıcı / Halıcı Elektronik
Tunç Atıl / HKTM
Tek­nik Edi­tör:
Edi­tör:
Gra­fik Ta­sa­rım:
Emeç Erçelik [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Alper Öz [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Taluy Denizhan [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Ülgen Güneş [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Şükran Pala [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Esra Satır [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Reklam Koordinatörü:Ca­hi­de Av­flar De­mir
ca­hi­de.av­[email protected]­sen­med­yag­rup.com
Halkla İlişkiler
ve Tanıtım:
Onur Narinoğlu [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Abo­ne ve Ma­li İşler: Şerife Yılmaz [email protected]­sen­ltd.com
Uluslararası İlişkiler: Hazal Yalçın [email protected]­sen­med­yag­rup.com
Tem­sil­ci­lik­le­ri­miz:
Ne­jat Cofl­kun Tel: 00.44.171.377 00 76 ‹N­G‹L­TE­RE in­[email protected]­jat­de­sign.co.uk
Me­tin Ya­vuz Tel: 00.49.221.297 22 70 Köln - AL­MAN­YA me­tin.ya­[email protected]
‹z­mir Tem­sil­ci­li­€i: Fatma Boyraz Tel: 0555 575 66 30
Mer­kez: EK­SEN Ya­y›n­c›­l›k Fu­ar­c›­l›k Ta­n›­t›m Hiz. Ltd. fiti.
Mefl­ru­ti­yet Cad. Kıblelizade Sk. Tepe Han No: 1 Kat: 2 D: 7 34440
Be­yo€­lu-‹s­tan­bul / TÜRKİYE
Tel : +90.212.292 01 89 Faks : +90.212.293 32 24
E-ma­il: in­[email protected]­sen­med­yag­rup.com www.ek­sen­med­yag­rup.com
Bas­kı: Doğa Basım
Yıl­lık abo­ne­lik: 100.- TL.
Yıl­lık yurt­dışı abo­ne­lik: 100 Eu­ro
En­düs­tri ve Oto­mas­yon Yay­g›n sü­re­li bir ya­y›n­d›r, Ay­da bir ya­y›n­la­n›r
Der­gi­miz­de yer alan ilan­la­r›n so­rum­lu­lu­€u ilan ve­ren­le­re, ma­ka­le­ler­de­ki
fi­kir­ler ve yo­rum­lar ya­zar­la­r›­na ait­tir.
Tüm hak­la­r› Ek­sen Ya­y›n­c›­l›k’a ait olup, izin­siz kul­la­n›­la­maz ve ya­y›n­la­na­maz.
Ek­sen Ya­y›n­c›­l›k; ba­s›n ve ya­y›n­c›­l›k il­ke­le­ri­ne uy­ma­y› ta­ah­hüt eder.
ENDÜSTRİ OTOMASYON DERGİSİ
ENDÜSTRİYEL OTOMASYON
SANAYİCİLERİ DERNEĞİ
ÜYESİDİR.
44
ÜRÜN ve UYGULAMALAR
Ekonomik ve Yüksek Performanslı
Multimetrelere Duyulan Küresel İhtiyaç
Netes Mühendİslİk
Üretim Adaları için Hazır Çözüm
TURCK
■
■
Omron’un Kapsamlı Şeffaf Algılama
Çözümü
OMRON
■
IoT Alfabesi & Bilgi Güvenliği?
ASP OTOMASYON
■
Sanayide Enerji Verimliliğinde
Osb’lerin Önemi
ENERVİS
■
42
RÖPORTAJ
■
17
Emre Sönmez / SCHUNK
DOSYA
10
TEKNOLOJİDE YENİLİKLER
■
Yosun ve Elektrik
■ Plastik
Sektörü, Plastik Makinelerinden Hızlı!
■ Plastik
Sektörü’nün Bugünü ve Geleceği
■ Hem
Makinada Hem Plastikte Önemli
Bir Pazar
■ Türk
Plastik Sektörü Katma Değerli
Ürünlerle Büyüyecek
■
66
ÜRÜNLER
■ OMRON
■ ABB
ABB, Ekvator’un kamu petrol şirketinin
duruş süresini azaltacak
■ NETES
MÜHENDİSLİK
Yeni Fluke 500 Serisi Pil Analizörleri
■ MITSUBISHI
ELECTRIC
Mitsubishi Electric, M80 ve M800 serisi
CNC kontrol Ünitelerinin Lansmanını Yaptı
Başlangıç Setinde PITmode
■ EMKO
Üniversal Girişli, Çift SET’li
PID Proses Kontrol Cihazları
■ SIEMENS
Siemens’in güçlü Ethernet switchi ile
otomasyon ve ofis ağlarını birbirine
bağlayın
■ BOSCH
Artan konfor, güvenlik ve enerji
verimliliği…
92
HABERLER
■ Uluslararası
■ Dünya
Ticaretindeki Daralma Çelik
Sektörünü Zorluyor
■ Kimya
Ar-Ge Proje Pazarı Beşinci Kez
Düzenleniyor
Elektronik Sanayii ve
Sektör İlişkileri Konferansı 17 Aralık’ta
Gerçekleşecek
■ ABB
■ “Binalarda
■ 3D
harcanan enerjiyi yüzde
10 azaltmak, milyarlarca ağaç
dikmeye eşit”
Alçak Gerilim Ürünleri,
IV.Elektrik Tesisat Ulusal Kongre ve
Sergisi’nde yerini aldı.
Yazıcı ile Maliyetler Azaldı
TEKNOLOJİDE YENİLİKLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
10
TEKNOLOJİDE YENİLİKLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
11
DOSYA / Plastik
ENDÜSTRİ OTOMASYON
PLASTİK SEKTÖRÜ,
PLASTİK MAKİNELERİNDEN HIZLI!
2014 yılında üretimde Avrupa ikinciliği ve Dünya yedinciliği
koltuğuna oturan Plastik Sektörü, pozitif gelişimini sürdürüyor. Öyle ki, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve
Eğitim Vakfı-PAGEV’in Eylül 2015 tarihli ve “Pagev, Plastik
Makine Yatırımına Destek İstiyor-Plastik İşleme Makinelerinde Yerli Oranı Artıyor” başlıklı basın bültenine göre “Yerli
plastik işleme makineleri üretimi, plastik sektörünün hızına
yetişemiyor. PAGEV tarafından hazırlanan rapora göre; 2015
yılının yedi ayında plastik işleme makineleri ile aksam ve
parçaları sektöründe 193 milyon dolarlık üretim gerçekleşti.
Aynı dönemde ithalat 348 milyon dolar olurken; ihracat ise
74 milyon dolarda kaldı. Üretim ve ihracatta rekor seviyelere
ulaşan plastik sektörü, son 13 yılda yüzde 79 oranında ithalatla 8 milyar dolarlık makine ve teçhizat yatırımı yaptı. 2015
yılının yedi aylık döneminde ise bu ithalat oranını yüzde 75’e
kadar düşüren plastik sektörü, yerli makine yatırımlarıyla
büyümeye odaklandı.
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim
Vakfı (PAGEV),plastik işleme makinelerinin 2015 yılının
Ocak-Temmuz dönemindeki mevcut durumunu hazırladığı
kapsamlı bir rapor ile mercek altına aldı. Yedi aylık dönemde
plastik işleme makineleri üretimi 193 milyon dolar olarak
gerçekleşti. Söz konusu dönemde en çok üretilen ürünler
sırasıyla; presler ve diğer makineleri, aksam ve parçaları,
ekstrüzyon makineleri, termoform makineleri, enjeksiyon
makineleri ve şişirme makineleri oldu. Yılsonunda plastik
işleme makineleri üretiminin geçen yıla oranla yüzde 10 aza-
18
larak 331 milyon dolar olacağı öngörülüyor.
Ocak-Temmuz aylarında plastik mamul üreticileri, makine ve
teçhizata 467 milyon dolar yatırdı. Bu yatırımın sadece 193
milyon doları yerli makine ile yapılırken ithal edilen plastik
işleme makinelerine ödenen rakam 348 milyon dolar oldu.
2003 – 2015 yılları arasında plastik sektöründe son 13 yılda
8 milyar dolarlık makine ve teçhizat yatırımı yapılırken; bu
yatırımın yüzde 79’u ithal makinelerle karşılandı. Yerli makine yatırımının artmasını ve ithalatın azalmasını hedefleyen
plastik sektörü, 2015 yılının yedi aylık döneminde ise yapılan
yatırımlarla birlikte ithal makine bağımlılığını yüzde 75’e kadar indirdi.
2015 yılının yedi ayındaki 348 milyon dolarlık plastik işleme
makineleri ithalatı içerisinde yüzde 34 pay ile enjeksiyon
makineleri ilk sırada yer alırken; bu makineleri yüzde 33 ile
presler ve diğer makineler, yüzde 22 ile ekstrüzyon makineleri, yüzde 7 ile aksam ve parçalar, yüzde 2 ile şişirme
ve termoform makineleri izledi. Adet bazında en çok ithalat
yapılan ülke yüzde 46 ile Çin oldu. Bu ülkeyi Almanya, İtalya,
Avusturya ve Tayvan takip etti. Yılsonunda ithalatın 597 milyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
2015 Ocak-Temmuz döneminde plastik işleme makineleri
ihracatı 74 milyon dolarda kaldı. Bu dönemde toplam ihracattan en fazla payı yüzde 47 ile presler ve diğer makineleri
aldı. Ekstrüzyon makinelerinin payı yüzde 23, aksam ve
parçalarının payı ise yüzde 16 olarak gerçekleşti. Türkiye’nin
plastik işleme makineleri ihracatında ilk 3 ülke Rusya Federa-
ENDÜSTRİ OTOMASYON
syonu, İran ve Belarus olarak sıralandı. İhracatın yılsonunda
2014 yılına kıyasla yüzde 10 azalışla 128 milyon dolara gerilemesi bekleniyor.
Türk plastik sanayinin hızlı gelişimine rağmen plastik işleme
makinelerinin bu gelişime aynı oranda ayak uyduramadığını
belirten PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu,
‘Türkiye, şu an plastik işleme makineleri ve aksam ve
parçaları talebinin yüzde 70 – 80’ini ithalatla karşılıyor. Bu
mamullerde net ithalatçı konumunda bulunan gelişmiş batı
toplumlarına kıyasla düşük ihraç fiyatları ile yeterli katma
değer sağlayamayan bir ülke konumunda. Plastik sektörü
hızla büyürken plastik işleme makineleri üretimi bu hıza
yetişemiyor. Maalesef Türkiye, makine sanayine büyük
yatırımların yapıldığı ve firmaların devletlerce korunduğu
yılları iyi değerlendiremedi. Ancak geç kalınmış değil. Son
yıllarda plastik makine sanayimiz büyüyor ve bu rakamlara da yansımaya başladı. Yerli üreticilerimizi koruyarak
ve destekleyerek Türkiye’de plastik işleme makineleri sektöründe üretimi hızlı bir şekilde büyütebiliriz’ dedi.”
Sektörün toparlanması ve büyümeye geçmesi için yapılması
gerekenleri açıklayan Yavuz Eroğlu sşzlerini şöyle noktalamış:
“Ucuz ve yetişmiş insan gücümüz ile makine üretimindeki
deneyim avantajımızı kullanarak global makine üreticilerinin
ülkemizde yatırım yapması için özel bir teşvik altyapısı
kurmamız gerekiyor. Ayrıca Türkiye’de 600 civarında makine
üreticisi bulunuyor ve bu firmaların neredeyse tümü KOBİ
niteliğinde. Katma değer sağlayan makinelerin üretiminin
çok büyük Ar-Ge harcamaları gerektirdiği bilinen bir ger-
DOSYA / Plastik
çek. Yerli üreticilerin de bu alanda desteklenmesi sektörün
gelişimine büyük katkı sağlayacaktır.”
PAGEV sitesinde yer alan Ağustos 2015 tarihli “Plastik Sektör 2015 Yılı İlk Yarı Değerlendirme Raporu” başlıklı yazıya
göre de, Türk plastik sektörü 2015 yılının ilk yarısını üretimde
miktar bazında artışla kapattı. Petrol fiyatlarında yaşanan
düşüş ve euro/dolar paritesi ise değer bazında kayıplara
neden oldu. Sektör, 2015 yılının ilk 6 ayında miktar bazında
4,3 milyon ton, değer bazında 16,4 milyar dolarlık plastik
mamul üretimi gerçekleştirdi. Plastik sektörü ilk yarıda yüzde
1,4 büyüdü. PAGEV’in hazırladığı rapora göre, aynı dönemde
iç pazardaki plastik mamul tüketimi yüzde 2,6 oranında artış
gösterdi.
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı
(PAGEV), 2015 yılının Ocak-Haziran döneminde sektörün
ulaştığı noktayı ortaya koyan kapsamlı bir değerlendirme
raporu hazırladı. Bu rapora göre; 14 bin firmanın faaliyet
gösterdiği ve yaklaşık 250 bin kişiye istihdam sağlayan
plastik sektörü, ilk yarıyı yüzde 1,4 büyüme ile kapattı.
Aynı dönemde toplam kimya ihracatının da yüzde 32’sini
gerçekleştirdi ve ilk sırada yer aldı. Söz konusu dönemde
plastik hammadde ve mamul ihracatı; miktar bazında 1,1 milyon ton, değer bazında ise 2,6 milyar dolara ulaştı.
Büyümeyi üretimde yakalayan plastik sektörünün 2015
yılının ilk yarısında mamul üretimi bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 1,4 artış ile 4,3 bin tona, değer bazında
ise yüzde 10,5 azalış ile 16,4 milyar dolara yükseldi. Değer
bazındaki azalma, petrol fiyatlarındaki düşüşten ve euro/dolar paritesinden kaynaklandı.
19
DOSYA / Plastik
ENDÜSTRİ OTOMASYON
2015 yılının ilk 6 aylık döneminde 4,3 milyon tonluk toplam
plastik mamul üretimi içinde 1,7 milyon ton ile plastik ambalaj malzemeler ilk sırada yer alırken; bu ürünü 945 bin tonla
plastik inşaat malzemeleri izledi.
Plastik sektörü söz konusu üretimle kapasitesini yüzde 72
oranında kullandı. Sektörün ilk altı ayda iç pazardaki tüketimi
bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,6 oranında artarak 3,8 milyon tona yükseldi.
Büyüme ile birlikte sektördeki makine yatırımları da artış
trendi gösteriyor. 2015’in 6 aylık döneminde 394 milyon
dolarlık makine yatırımı yapıldı. Plastik sektörünün 20032015 yılları arasında gerçekleşen toplam makine ve teçhizat
yatırımı, yüzde 79’u ithalatla olmak üzere toplam 8 milyar
dolara yükseldi.
Türk plastik sektörünün mamul ihracatı 2015 yılının ilk altı
ayında geçtiğimizin yılın aynı dönemine kıyasla miktar ve
değer bazında geriledi. Miktar bazında ihracat yüzde 2,4 gerileme ile 779 bin ton, değer bazında ihracat yüzde 13 düşüşle
2,17 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ocak-Haziran dönemin
plastik sektörünün en çok plastik mamul ihracatı yaptığı ülkeler ise; Irak, Almanya ve İngiltere olarak sıralandı.
Plastik sektörü, direkt ihracatının yanında otomotiv, beyaz
eşya, elektronik, inşaat gibi sektörler aracılığıyla önemli
oranda dolaylı ihracat gerçekleştiriyor. Dolaylı ihracat da göz
önüne alındığında yılın 6 ayında toplam plastik ihracatı 4,5
milyar dolara yükseldi.
Genel plastik sektörü ihracatında yüzde 2,4 gerileme olsa
dahi plastikten kapaklar, plastik mutfak eşyaları, plastik esnek filmler ve levhalar alt sektörleri ortalama yüzde 7 ihracat
artışı ile ilk 6 ayı geri bıraktı. İhracat şampiyonu ise yüzde
17,2’lik artışla plastik kapaklar oldu.
Aynı dönemde plastik hammadde ihracatı ise miktarda yüzde
1 düşüşle 341 milyon ton, değerde yüzde 20 azalışla 471 milyon dolar oldu. Ocak-Haziran döneminde plastik sektörünün
en çok hammadde ihracatı yaptığı ilk üç ülke; Almanya, Mısır
ve Rusya olarak sıralandı.
Sektörün ilk yarı sonuçlarını değerlendiren PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, “Geçen senenin ikinci
yarısından bu yana süren petrol fiyatlarındaki düşüş plastik
sektörü hammadde fiyatlarına da yansıdı. İlk yarıda hem üretim hem de ihracatta değer bazında gerilemeler yaşadık. Bu
dönemde firmalarımızın verimlilik çalışmaları ile karlılıklarını
koruma gayretinde oldular. Fiyat bazındaki bu düşüşleri
zaten bekliyorduk, bizler için şaşırtıcı olmadı. Yine euro/
dolar paritesinde değişimde ihracat rakamlarında gerilemeye sebep oldu. Şu anki verilere göre 2015 sene sonunda
üretimde miktar bazında yüzde 3,4’lük bir artış yakalamamız
güzel ancak son 10 yılda her yıl ortalama yüzde 10 büyüyen
sektörümüz için bu rakamlar maalesef tatmin edici sevi-
20
yede değil. Daha hızlı büyümemiz gerekiyor. Plastik sektörü
Türkiye’nin gururu olmaya ve dış ticaret fazlası vermeye
devam ederken, petrokimya sanayi dış ticaret açığı vermeye devam ediyor. Petrokimya sektörünün sorunu özellikle
hemen yanı başımızdaki komşu Körfez Ülkeleri ve İran gibi
ülkelerle uluslararası kümelenme modellerinin geliştirilmesi
ile çözeceğini düşünüyoruz. Biz plastik sektörü olarak gerek
projelerle gerekse de katalizör olarak petrokimya sektörü sorunun çözümünde yer almaya hazırız” dedi.
Tüm olumsuzluklara rağmen ilk yarıda yüzde 1,4 büyüme
kapattıklarını belirten Yavuz Eroğlu, “Türk plastik sektörü
olarak büyümeye paralel verimliliğimizi de artırmaya devam
ediyoruz. Sektörümüz, 2014 İSO İkinci 500 listesinde, personel başına üretilen üretimden satış cirosu hacminde tüm
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DOSYA / Plastik
konuştu. Yukarıdaki verilerden bir ay öncesinde, Anadolu
Ajansı-AA’nın Temmuz 2015 tarihli ve “Plastik sektörüne
‘İran’ dopingi” başlıklı haberine göre, PAGEV Başkanı Eroğlu,
İran’la yapılan nükleer müzakerelerde varılan anlaşma Türk
plastik endüstrisi açısından büyük önem taşıdığını söylemiş.
Yavuz Eroğlu, yaptığı yazılı açıklamada, anlaşmanın Türkiye ve Türk plastik endüstrisi açısından büyük bir önem
taşıdığını belirterek, ilk planda bu anlaşmanın etkisiyle petrol
ve dolayısıyla petrokimyasal ürünlerin fiyatının düşmesinin
plastik firmalarının bilançolarını olumlu yönde etkileyeceğini
vurgulamış.
Türk plastik sektörünün işleme kapasitesiyle bugün
Avrupa’nın ikinci, dünyanın yedinci büyük üretim hacmine
sahip olduğunu aktaran Eroğlu, şöyle devam etmiş:
“Ambalaj, inşaat, elektrik-elektronik, beyaz eşya, otomotiv
başta olmak üzere birçok sektöre plastik ürün üreten plastik sektörü en büyük sorunu güvenli hammadde temininde
yaşıyor. Örneğin geçen sene 8,5 milyon tona yakın ürün
işleyen plastik sektörü 6 milyon tona yakın polimeri güvenli
bir şekilde tedarik etmeye çalıştı. Yurt içinde petrokimya
endüstrisi yetersiz ve rekabetçi olmadığından bu ürünleri
dünyanın petrol ve gaz kaynağı zengini birçok ülkesinden ithal ettik. Komşumuz İran ise petrol ve doğalgaz konusunda dünyanın en önemli kaynaklarına sahip. İran, petrolde dünyanın dördüncü, doğalgazda ise dünyanın en büyük
rezervlerine sahip ülkesi.”
Doğal kaynakları yönünden böyle bir zenginliğe sahip olan
İran’ın, aynı zamanda petrokimya alanında da 55 milyon tonluk bir kapasiteye sahip olduğunu ifade eden Eroğlu, ayrıca
bu kapasiteyi büyütmek üzere sürekli yatırımlar yaptığını,
ülkenin amacının sahip olduğu doğal kaynakları işlenmemiş
olarak ihraç etmek yerine petrokimyasal ürün olarak ihraç
etmek olduğunu açıklamış.
sektörlere öncülük etti. 2014 yılında personel başına, yıllık
üretimden satış cirosu 2013 yılına oranla yüzde 114 artarak
716 bin TL’ye yükseldi. Yani aynı çalışanımız artık 2 katı ciro
üretiyor. Bütün bu gelişmeler oldukça memnun edici ancak
yine de büyüme ve verimlilik artışının sürdürülebilirliği için
acil yapılması gerekenler var. Bu konuda ilk olarak istikrarın
çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. İkinci olarak ise
tüm dünyada yaşanan ve özellikle komşularımızdaki siyasi ve
ekonomik olumsuzlukların bir an evvel sona ermesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde en büyük ithalatçı Çin’in yaptığı
devalüasyonunda etkisiyle hammadde fiyatlarında bir miktar
daha düşüş bekliyoruz. Bu da cirolarımızı azaltsa da sektör
karlılığına olumlu etki yapacaktır. Plastik sektörü dünyada oluşan bu türbülansı, fırsata dönüştürecek projelerle
Türkiye’nin dünyadaki gururu olmaya devam edecektir” diye
Türkiye’nin toplam petrokimyasal mamul üretim kapasitesinin yurt içi talebin sadece yüzde 15’ini karşılayabiliyorken,
İran’ın kendi iç piyasasından aldığı talebin sadece 9 milyon
ton olduğuna dikkati çeken Eroğlu, şunları kaydetmiş:
“Bu nedenle petrokimya üretiminin minimum 46 milyon tonluk bölümünü ihraç etmek zorunda. Dolayısıyla komşumuz
İran ile Türkiye’nin ihtiyaçları birbirini tam destekler ve tamamlar durumda. Nükleer görüşmelerin olumlu sonuçlanması
öncesi İran’a uygulanan yaptırımlar, İran’la Türkiye’nin bu
konudaki iş birliğini güçleştirmişti ve birçok proje de beklemeye alınmıştı. Nitekim daha önceki yıllarda Ekonomi
Bakanlığımız tarafından gündeme getirilen Türkiye-İran Serbest Bölgesi gibi projeler artık hızlanacaktır. Tüm bu projeler
ve ticaretin liberalleşmesi Türk plastik mamul üreticilerinin
hem İran’a ihracatını arttıracak hem de ihtiyaç duyduğumuz
21
DOSYA / Plastik
petrokimyasal hammaddelerin ticaretini kolaylaştıracaktır.”
Türkiye-İran ticaretinde önemli bir noktayı da “dünya ticaretinde en büyük engeli teşkil eden lojistik maliyetlerin iki
komşu ülke arasında minimum düzeyde olması” şeklinde
tanımlayan Eroğlu, “Böyle bir yapı ile iki ülke ticareti arttığı
gibi, iki ülkenin petrokimya ve plastik endüstrilerinin iş birliği
özellikle global pazarlarda çok güçlü ve rekabetçi bir ticaret
ilişkisinin oluşmasına katkı sağlayacak ve Türk plastik sektörünün ihracat artışına önemli bir ivme kazandıracaktır” ifadelerini kullanmış.
Dünya çapında başarılı endüstrilerinden biri olan Türk plastik sektörünün tedarik sorununun çözümü için, Türkiye’nin
zengin doğal kaynaklara sahip ülkelerle uluslararası
kümelenme modelli iş birliklerini artırmasının ekonomik
gelişim açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan
Eroğlu, böylelikle sektörün hammadde tedarik güvenliğinin
sağlanmış, başarı grafiğinin devamlılığının ise garanti
edilmiş olacağını belirtmiş.
Plastik Sektörü ile ilgili bir başka sektör uzmanı olan Plastik
Sanayicileri Federasyonu-PLASFED Genel Sekreteri Barbaros
Demirci de, Temmuz 2015’te SubconTurkey Gazetesi’nde
yayınlanan “Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu 2014”
başlıklı yazısında, 2014 yılının dökümünü yaptıktan sonra,
“Sonuç” bölümünde şöyle diyor:
“Sektörün, 2023 ihracat vizyonu, kimya sektörü için hedef
alınan 50 Milyar dolarlık ihracat hedefinin en az 17 milyar
dolarını gerçekleştirmektir.
2014 yılında 6 milyar dolar olan plastik sektör ihracatının
2023 yılında mevcut ihraç fiyatları ile 17 Milyar dolara
çıkarılabilmesi için sektörün 2023 yılında 5,8 milyon ton
22
ENDÜSTRİ OTOMASYON
mamul ihraç etmesi, yurt içi talebi de karşılaması için toplam üretimin yılda %14 artarak 2023 yılında 28 milyon tona
çıkarılması gerekmektedir.
Diğer taraftan, aynı ihraç hedefine birim ihraç fiyatlarının 4,5
$/Kg’a çıkartılarak 3,8 milyon ton mamul ihraç edilmesi ile
mümkün olabileceği bilinmektedir. Bu durumda üretimin
yılda %9 arttırılarak 2023 yılında 18 milyon ton üretim seviyesine ulaşılması gerekmektedir.
Mevcut durumda 17 milyar dolar ihracata erişilmesi son
derece zor görülmektedir. Nitekim bu düzeyde bir ihracatın
gerçekleştirilmesi için sektörün büyümesine paralel olarak
artan sorunlarının çözümünün dışında, 3 $/Kg düzeyinde
seyreden birim ihraç fiyatlarının gelişmiş ülkeler ortalaması
olan 4,5 $/Kg’a çıkaracak tedbirlerin alınmasının yanı sıra
yatırım teşviklerinden de azami ölçüde yararlanması gerekmektedir.
Bu amaçla;
I. Plastik sektörü teknolojik ve Ar-Ge yatırımlarına ihtiyaç
duyduğundan, teşvik olanakları artırılmalıdır.
II. Plastik sektörünün dış ticaret verilerine bakılmaksızın
stratejik yatırımlar içine dâhil edilmeli ve asgari yatırım tutarı
5 milyon ABD Doları olarak belirlenmelidir.
III. Plastik mamul üretiminde lokal bazda faaliyet göstermenin daha rasyonel olması sebebiyle, plastik sektörü her
bölgede en az bir ilde desteklenmelidir.
IV. Teşvik uygulamalarının en temel hedeflerinden biri bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmak olduğuna göre,
mevcut yatırımlarının alt bölgelere nakledilmesi de destek
kapsamına alınmalıdır.”
DOSYA / Plastik
ENDÜSTRİ OTOMASYON
PLASTİK SEKTÖRÜ’NÜN
BUGÜNÜ VE GELECEĞİ
olarak 30 milyar dolar ihracat hedefi
koyduk. Bunun yanında 350 bin istihdam, 20 uluslararası marka çıkarma
hedefimiz var.’
Bu sektörde katma değeri yüksek
ürünler üretilmesi gerektiğini ifade
eden Topçuoğlu, ‘Türkiye’nin en
az 2 petrokimya tesisine ihtiyacı
var. Uçaklardan uzay araçlarının
ihtiyaçlarına kadar çok geniş üretim alanı olan plastik ve kimya sektörünün gelişmesi için devlet desteği
ve özel sektör işbirliğiyle bu süreç
bir an önce başlatılmalıdır.’
Dünya Gazetesi’nin Mart 2015 tarihi ve “Plastik sektörünün
geleceği konuşuldu” başlıklı habere göre,”Plastik Sektörünün Gelecek Tasarımı İçin Stratejik Açılımlar Çalıştayı”,
Gaziantep’te yapıldı.
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASDER), Güneydoğu
Plastik ve Kimya Sanayicileri Derneği (GAPLASDER) ve Gaziantep Sanayi Odası (GSO) işbirliğiyle bir otelde düzenlenen
çalıştayda, sektörün durumu ve geleceği tartışıldı.
GSO Meclis Başkanı Mustafa Topçuoğlu, çalıştayın açılışında,
kullanım alanı çok geniş olan plastik ve kimya sektörünün
gün geçtikçe daha da önem kazandığını belirtti.
Sektörde kullanılan ham maddenin yüzde 70’inin ithal
edildiğini vurgulayan Topçuoğlu, şunları söyledi: ‘Ülkemizin
kimya sektörü ihracatı geçen yıl 19,4 milyar dolar olarak
gerçekleşti. Sektörün toplam ihracat içerisindeki payı da yükseldi. Türkiye’den yapılan plastik, kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatında, Gaziantep’in önemli bir payı var. 2023’te
ülke olarak 500 milyar dolar ihracat yapma hedefine, kent
24
PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı
Selçuk Aksoy ise ‘birlikten kuvvet doğar’ prensibiyle Türkiye’nin
her köşesinde faaliyet gösteren
dernekleri bir çatı altında toplayarak ortak bir güç haline getirme
çabasında olduklarını söyledi. İlkini
5 yıl önce gerçekleştirdikleri çalıştay
sonrasında sorunların çözümüne
yönelik yol kat ettiklerini aktaran Aksoy, ‘Sektörümüzün sorunlarını kendimiz çözeceğiz. Bize bizden başka
kimsenin faydası yok’ dedi.
GAPLASDER Başkanı Murat Kökoğlu da plastik ve kimya
sektörünün zayıf ve güçlü yanlarının belirlenerek çözüm
önerilerini ortaya koymak için çalıştayı düzenlediklerini
belirtti.
Plastik ve kimya sektörünün, modern yaşamın ‘olmazsa
olmazı’ olduğuna dikkati çeken Kökoğlu, şöyle konuştu:
‘1950’li yıllarda 1,5 milyon ton olan dünya petrokimya ürünleri üretimi 1989’da 200 milyon tona ve bugünlerde 300
milyon tona ulaşmıştır. Plastik ürünlere talep artarak devam
ederken ülkemizin müteşebbisleri de bu alana yatırım yaparak
8,2 milyon ton plastik ürünü üretmeyi başarmışlardır.’
Sektörün 150 ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini dile getiren
Kökoğlu, gelişmekte olan ülkelerde kişi başına düşen plastik
ürünü talebinin arttıkça ihracatın da artarak devam edeceğini
vurguladı.
Arge ve yenilik faaliyetleri sonucunda yeni ürünler ve
tasarımlar geliştirildiğine işaret eden Kökoğlu, ‘Ülke
ENDÜSTRİ OTOMASYON
olarak öncelikle bu çalışmaları yakından takip edip sanayimizi uyumlu hale getirmeli, bunun yanı sıra teknolojimizi
geliştirebilmemiz için insan kaynağımıza yatırım yapmalıyız’
dedi. Vali Yardımcısı Adil Nas da plastik ve kimya sektöründe
250 bine yakın kişinin istihdam edildiğini söyledi. Katma
değeri yüksek ürünler açısından da sektörün büyümesi
gerektiğine dikkati çeken Nas, ‘Sektörde, 35 milyar dolarlık
üretim hacmine ulaşıldı. Katma değeri yüksek ürünlerle bu
rakam 100 milyar dolara çıkabilir’ diye konuştu.”
Aynı konudaki bir başka haber de Plastik Sanayicileri DerneğiPLASFED sitesinde yer alıyor. Habere göre; PLASFED, GAPLASDER ve GSO’nun işbirliğiyle Gaziantep’te düzenlenen
“Plastik Sektörünün Gelecek Tasarımı İçin Stratejik Açılımlar”
başlıklı çalıştayda tartışılan ve ele alınan konulara paralel özel
bir rapor oluşturulmuş. PLASFED ve GAPLASDER işbirliği
ile oluşturulan ve GAPLASDER tarafından basılarak sektörün
hizmetine sunulması beklenen rapor ile, Türkiye plastik sektörünün öncelikli sorunları ve sorunlara yönelik çözüm önerileri ile sektörün güçlü-zayıf yönleri belirlenmiş.
“Plastik Sektörünün Gelecek Tasarımı İçin Stratejik Açılımlar
Çalıştayı” sonuç raporunu değerlendiren PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Aksoy, sektörün sorunlarının
yine sektör mensupları tarafından çözülebileceğine vurgu
yaparak, “Sektöre yönelik 5 yıl önce yaptığımız çalıştay
sonrasında girişimlerimizin hızlandığını, etkinliğimizin
arttığını ve sorunların çözümü için birçok yol kat ettiğimizi
görüyoruz. Aradan geçen bu beş yıl süresince yine gördük
DOSYA / Plastik
ki, bize bizden başka kimsenin faydası yok. “Birlikten kuvvet
doğar” ilkesi ile çalışarak; Türkiye’nin her köşesindeki plastik
sanayicilerine ulaşıp onları bir çatı altında, güç birliği içinde
toplamaya devam edeceğiz” demiş.
Çalıştayda, PAGDER Yönetim Kurulu Üyesi Mevlüt Çetinkaya yönetiminde düzenlenen ve arama konferansı yöntemi ile gerçekleşen ortak oturumda tartışılan konular; sorun ve çözüm önerileri ile sektörün geleceğini etkileyecek
unsurlar baz alınarak PLASFED ve GAPLASDER işbirliği ile
oluşturulan ve GAPLASDER tarafından basılarak sektörün
hizmetine sunulması beklenen rapor, sektörün zayıf ve güçlü
yönlerini, temel sorunlarını ve çözümlerini de belirlemiş.
Rapora göre, Türkiye plastik sektörünün çok çalışkan
bir sektör ve bu onun en önemli güçlü yönlerinden birini
oluşturuyor. Mükemmel jeopolitik konum avantajına sahip,
ancak yerli üretimin kısıtlılığı nedeniyle yurt dışından alım
zorunluluğu bulunan hammadde ve düşük katma değerli
ürünlerin yoğun olarak üretimi gibi dezavantajları bulunuyor.
Ana sorunlar ve nedenleri, detaylı çözüm önerilerinin
yapıldığı çalıştay grup çalışmasını da değerlendiren PLASFED raporuna göre şu sonuçlara varılmış:
Sorun: Hammaddede dışa bağımlılık ve bu nedenle döviz
kuru seviyesi ve oynaklığına bağımlılık: Sektör, hammaddenin yüzde 85’ini yerli üretim olmaması nedeniyle ithal
ediyor. Hammaddenin ana girdisi olan petrol, Türkiye’de
üretilmiyor. Hammadde üretimi yapmak için gerekli petrokimya yatırımları milyar dolarlar mertebesinde çok pahalı
yatırımlar. Kimya sektöründe AR-GE yatırımları yetersiz,
25
DOSYA / Plastik
yurtdışındaki hammadde üreticileri rekabet avantajına sahip
Çözüm önerileri: Petrokimya yatırımlarına 5 yıl süreli (uzun
vadeli) güçlü teşviklerin verilmesi. ABD ile Avrupa arasında
yürütülen serbest ticaret anlaşmasına rekabet avantajının
kaybedilmemesi için dahil olunması. Kaya gazı gibi alternatif hammaddenin üretiminin yapılması. Kur riskinin minimize edilebilmesi için şirketlerin ihracat yaparak döviz geliri
elde etmesine yönelik teşviklerin yoğunlaştırılması. İthalatta
KKDF’nin kaldırılması.
Sorun: Yüksek katma değerli ürünler üretilememesi: Sektör
hammadde dışa bağımlılığı ve kalıpçılık alanında yeterli güce
sahip değil, bu ürünlerin talebi yeterli değil (pazar sorunu),
AR-GE yapacak yeterli nitelikli personel eksikliği, standartları
belirlemede etkin olunamaması, AR-GE rehberliği eksikliği.
Çözüm önerileri: Sektörün nitelikli eleman sorunu çözümü için eğitim kurumlarına ve sektörel STK’lara daha fazla destek vermesi, üniversitelerdeki olanak ve kapasitelerin
sektör tarafından daha kolay kullanılmasının sağlanması,
işverenlere rehberlik eğitimi, standartlara uyum ve standart
belirlemeye yönelik girişimlerde bulunulması.
Sorun: Sektörün rekabet gücünün artırılması: İlk yatırım
maliyeti düşük olduğu için çok sayıda işletme, AR-GE yatırımı
azlığı, kalite sürekliliği, sahtecilik ve kopyalama, Çin rekabeti.
Çözüm önerileri: Ürün sınıflaması yoluyla tüketiciye daha
güçlü ulaşmak, markalaşma, bilginin korunması, mevzuatın
uygulanabilir hale getirilmesi, kayıt dışı ile mücadele ve
bunun için de KDV’nin düşürülmesi, piyasa gözetim ve denetiminin güçlendirilmesi, ithal hammaddelere yönelik test
imkanının artırılması.
Sorun: Enerji maliyetlerinin yüksekliği: En önemli girdilerden
olan enerjinin maliyetinin yüksek olması, kapasitelerin verimsiz kullanılması, yetersiz üretim teknolojisi, personel, makine
26
ENDÜSTRİ OTOMASYON
bakımın olması.
Çözüm önerileri: Kayıp kaçak bedellerinin sanayiciden tahsil
edilmemesi, atık enerjinin kullanılması yollarının bulunması,
enerji etkin yatırımlara ek teşvik verilmesi, ilk yatırımlara
fizibilite desteği verilerek bilinçsiz yatırım yapılmasının önüne
geçilmesi.
Sorun: Lokomotif nitelikli eleman sıkıntısı: Sektörü kapsamlı
olarak tanımayan elemanlar, aynı dili konuşabilen mühendis ve teknik elemanların bulunmaması; yaratıcılık eksikliği,
sektör ihtiyacının tam belirlenememesi nedeniyle eleman
yetiştirilmemesi, kar marjı düşük olduğu için nitelikli personeli elde tutacak ücretlerin verilememesi.
Çözüm önerileri: Üniversitelerle ve diğer eğitim kuruluşlarıyla
işbirliği yapılarak sektör ihtiyaçlarının anlatılması, sektörün
eleman açığı envanterinin çıkarılması, plastiğe yönelik eğitim
kurumlarının desteklenmesi, şirketlerde AR-GE kültürünün
yerleştirilmesi.
Sorun: Yeterli AR-GE yatırımı yapılmaması: Kalifiye eleman
eksikliği, üniversite-sanayi-kamu arasında yetersiz işbirliği,
yeterli kaynak ayrılamaması, AR-GE’nin öneminin yeterince
bilinmemesi, kurumsallaşma ve vizyon eksikliği.
Çözüm önerileri: AR-GE (rehberlik) eğitimlerinin verilmesi, katma değerli ürünlere geçiş için gerekli AR-GE
yatırımlarında yurtdışı bilim insanı desteği alınması, yurt
dışına gönderilen yüksek lisans öğrencilerinin plastik alanına
yönlendirilmesi, devlet desteklerinin artırılması, ortak ARGE merkezi yatırımları, projelere üniversitelerden eleman
alınması zorunluluğu getirilmesi ve bunun desteklenmesi.
Sorun: Üniversite sanayi işbirliği: Küçük ölçekli işletmeler
dış işbirliğine-iletişime yeterince açık değil; meslek yüksek
okullarının prestijinin düşük olması, yeterince desteklenmemeleri, sanayicilerin sadece maliyetlere odaklanması,
ENDÜSTRİ OTOMASYON
kamunun sanayi-üniversite koordinasyonunu yeterince
yapamaması, üniversite ve sanayicinin “kazan-kazan”
ilişkisinin farkında olmaması, kötü uygulama örneklerinin
insanları çekingenleştirmesi.
Çözüm önerileri: Firmaların stajyer kabulünü ciddiyetle uygulaması, meslek komiteleri kurulması, fabrikaların
“uygulamalı eğitim-ortak eğitim” modellerini kabul etmesi,
personelin lisans üstü eğitimine izin verilmesi, sanayi ve
ticaret odalarının sanayi-üniversite işbirliğinin koordinasyonuna katkı vermesi, üniversitelerin kendi personelinin
sanayiye yönelik yaptığı çalışmayı teşvik etmesi, kalkınma
ajanslarının daha fazla destek vermesi.
Plastik Sektörü’nün bugünü ile geleceğine ilişkin olarak bir
başka net durum tespiti daha var. Bu tespit, PAGEV-Türk
Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı’nın,
Kimya Müh. Neslihan Ergün imzalı, “Türkiye 10. Kalkınma
Planı (2014 - 2018) Projeksiyonunda Plastik Sektörü Genel
Değerlendirmesi Taslağı”nda yapılmış.
Taslağın “Global Plastik Sektöründe Son Trendler” bölümünde şöyle deniliyor:
“Asya-Pasifik uzun vadeli dönemde, Çin ve Hindistan ile
plastik endüstrisinde önemli bir büyüme sürücü gücü ortaya
çıkarmaktadır. Pazar önemli ölçüde yeni nesil plastiklerin,
yeni teknolojik uygulamaların ortaya çıkması, devlet otoritelerinin zorlaması ve çevre koşulları nedeniyle yeşil kimyaya
odaklanmaktadır. Bu da beraberinde yeni yönetmelikler ve
çevre donanımları getirmektedir.
Global plastik tüketiminin 2015 yılında 297.5 milyon ton
seviyesine çıkması beklenmektedir. ( Kaynak: GIA-Global Industry Analysts, Inc. )
DOSYA / Plastik
Küresel plastik sektörü, düşük maliyetli Asya ülkelerine
sürekli üretim üsleri kurulmasına şahit olmaktadır. Asya Pasifik ‘te artan yabancı yatırımlar ve üretim tesis sayılarındaki
artışın birleşmesiyle, plastik sektöründe büyüme trendi gözlenmektedir.
Özellikle, Çin ve Hindistan gelir düzeyleri, genel üretim ve sermaye yatırımlarında artışla, tüketici / iş güvenliğini yeniden
inşa etmesi gibi örneğin otomobil talebi oluşturarak, ya da
tüm son kullanım pazarlarda, büyüme aksiyonu oluşturarak,
nihai kullanıcılara çok büyük potansiyeller sağlamaktadır.
Otomotiv, madencilik, kimya, inşaat ve tarım sektörlerinde
artan talebininde; Asya-Pasifik plastik pazarında, dayanıklı
ürünler ve kentleşme için küreselleşme gibi eğilimler
tarafından sürücü güç niteliği sağlamaktadır. Polipropilen (
PP ) ve Asya ‘da polietilen (PE) talebi yaygın sanayileşmenin
körüklemesiyle, hızlı büyüme kaydederken otomotiv sektöründe genişlemektedir.
TÜRK PLASTİK SEKTÖRÜ GZFT ANALİZİ
GÜÇLÜ YÖNLER
1) Ulusal ekonomimizde plastiklerin rolü büyüktür.
2) Küresel ölçekte, plastiğin çevreye olan etkisinin ( hammadde, su, yağ gibi doğal kaynakların tüketimi ve enerji
kullanımı bakımından ) alternatiflerine göre çok daha az
olduğunu açıklayan küresel ölçekteki tek araştırma yöntemi
LCA ( Yaşam Döngü Analizi ) çalışmalarıdır. Bu çalışmalara
göre plastikler alternatiflerine göre en çevreci ürünlerdir.
3) 2011 yıllında alınan verilere göre inşaat sektöründe
kullanılan plastik mamullerin ihracatında, dünya
sıralamasında ilk 10 ‘a girme başarısını göstermiştir. Başarılı
ihracat mamullerimiz ve ülkemiz dereceleri aşağıda belirtilmektedir;
27
DOSYA / Plastik
4) 3916 nolu GTİP numarasıyla ifade edilen plastik monofil, çubuk, profiller ( enine kesiti 1mm ‘yi geçen ) plastik
mamulleri dünya ihracat konjöktöründe Türkiye ‘nin % 5,56
payla 3.sırada,
5) 3917 nolu GTİP numarasıyla ifade edilen plastikten tüpler,
borular, hortumlar, contalar, dirsek ve rakorlardan oluşan
plastik mamulleri dünya ihracatında ABD $ bazında ilk %
3,55 payla 7. sırada,
6.)3917 nolu GTİP numarasıyla ifade edilen plastikten tüpler,
borular, hortumlar, contalar, dirsek ve rakorlardan oluşan
plastik mamulleri dünya ihracatında ABD $ bazında ilk 10
sıralamasında % 2,95 payla 9. sıradadır.
7) Sektörel ürünlerin alternatiflerine göre bilimsel veri ve gözlemlere göre çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Medikal cihazlarda, güneş güç panellerinde, bilgisayarlarda, mobilyalarda,
rüzgâr türbinlerinde ve daha bir çok alanda yaşam kalitemizi
yükselten hayatımızın vazgeçemeyeceğimiz parçalarıdır.
ZAYIF YÖNLER
1) Türkiye’nin petrol ithalatçısı ülke konumunda olması,
hammaddesi petrole dayalı olan plastik monomerlerin ve
dolayısıyla plastik hammaddelerin üretiminde gerekli kapasiteyi sağlayamadığından, yurt içi talebi karşılayamayıp, bu
anlamda ihracat hacmine de ulaşamamaktadır. Dolayısıyla,
dış ticaret açığımız artmaktadır. Bu durumun önüne geçilmesi için petrol hacminin yüksek olduğu Orta Doğu ülkelerinin
ülkemize yatırımı teşvik edilmelidir.
2) Standardizasyon temini ve uygulamasında yaşanan
sıkıntılar, ürün güvenliği açısından ulusal ve uluslararası ti-
28
ENDÜSTRİ OTOMASYON
carette problem oluşturmaktadır.
3)Tüm plastik firmaların kayıt altına olmaması, firmaları kayıt
altına almak için yöntem yanlışlığı ve Bakanlık’lar arası koordinasyon eksikliğinin olmasıdır. Bu durum, sektörde haksız
rekabetin önüne geçilememesine neden olmaktadır.
4)Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde teşviklerin
olmasına rağmen, hala yatırımlar gerçekleşmemektedir.
Yatırımcılara bu bölgelerde plastik sektörüne yatırım
yapmaları için güven ve bilgi platformları oluşturulmalıdır.
5)Plastik know-how’unu, çeşitli plastik alt sektör disiplinlerini verecek yeterlikte olan bölümlerin az sayıda olması
nitelikli yöneticiler yetiştirmede sorun oluşturmaktadır. Sektörün yönetsel, işlemsel ve bakım alanlarında nitelikli personel sıkıntısı bulunmaktadır.
6)Ülkemizde yer alan test laboratuvarlarında, plastik testleri konusunda çeşitli sıkıntılar yaşanmaktadır. Her test her
laboratuvarda yapılamayıp, bazı laboratuvarlarda yapılmakta,
bu da prosesin işleyişini güçleştirmektedir. Bazı gümrüklerimizde yer alan kimya laboratuvarlarında, standarda
uygun olmayan eski tip ekipmanlar olmasından dolayı standart dışı sonuçlar ortaya çıkmakta, bu da gümrüklerde sıkıntı
oluşturmaktadır.
7) Ulus Genelinde Etkin Enerji Verimliliği Programı
oluşturulmamasıdır.
FIRSATLAR
1) Suudi Arabistan’ın önde gelen polipropilen ureticisi Advanced Petrochemical Company ile, petrol ve petrokimya
alanında küresel faaliyet gösteren Bayegan A.Ş. ülkemizde
ENDÜSTRİ OTOMASYON
yapacağı 1 Milyar dolar yatırım, ile 500.000 mt Polipropilen üretimi gerçekleşecek ve 500 kişiyi istihdam olanağı
sağlanacaktır.
2)Türkiye-Suudi Arabistan arasında ki ikili ilişkilerin güçlenmesiyle hammadde üretiminde lider olan Ortadoğu ülkelerinin ülkemizde yeni yatırımlara teşvik edilmesi açısından
fırsat doğuracak ve güven ortamı oluşturacaktır.
3)Ambalaj sektöründe kullanılan plastik mamullerde, ülkemiz inşaat sektörüne göre dünya sıralamasında ilk 10’a girememesine rağmen, bu sektörde belli bir ivme yakalanabilir.
Özellikle vazgeçilmez gıda sektörünün yine vazgeçilmez bir
parçası olan plastik gıda ambalajları sektörü küresel rekabetimizi arttırmamız gerekmektedir.
TEHDİTLER
1) LCA ( Yaşam Döngü Analizi ) çalışmalarının ülkemizde
yapılmaması.
2) Başarılı bilim adamlarımız olmasına plastiklerlerin insan
sağlığına etkisi açısından yeterli bilimsel araştırmaların Türkiye ‘de yapılmaması ve bilim adamlarımızın araştırmaya
teşvik edilmemesi.
3) EFSA ( Avrupa Gıda Otoritesi ) çalışmalarında yeterli Türk
bilim adamının yer almaması sorun oluşturmaktadır.
4) KDV oranımız birçok ihracatçı ülkeden yüksektir. Bunlardan bazıları, Almanya Hollanda (%6,19),Almanya ( % 7,19
DOSYA / Plastik
), Polonya ( %7,23 ), Güney Kore ( %10 ), Polonya ( %7,23
) Belçika ( % 12,1), Gümrük vergi oranlarımız, birçok ülkeye göre plastik mamullerin çoğu arasında fark oluşmadan
sağlamamız gerekmektedir. Bu şekilde uluslararası ticari
güveni sağlayabilir. Plastik tiplerinin toplam gümrük vergi
oranlarında oluşan fark, uluslararası ticarette güveni zedelemektedir.
5) Teknoloji kültürünün çoğunlukla KOBİ ölçeğinde olan
işletmelerimizde yaygınlaştıramamaktayız ve bununla
birlikte küresel rekabette ürün çeşitliliği ve inovatif ürün
geliştirmede, diğer bu alanda öncü ülkelerin rekabet tehdidi
altında kalmaktayız.
10. PLAN KAPSAMINDA PAGEV’İN
PLASTİK SEKTÖR İNCELEMESİNDE
PROJELENDİRİLECEK KONU ÖNERİLERİ
I. 1989 yılından beri plastik sektörüne hizmet veren ve sektörün nabzını tutan Türk Plastik Sanayicileri Araştırma ve
Geliştirme Vakfı PAGEV ‘in, 10. Plan kapsamında sektörün
gelişimine yön verecek konu önerileri:
II. Kalkınma Planlarının süresi kısaltılarak, var olan fırsatları
zamanında algılamak adına iki yıllık olacak şekilde planlar,
mevcut durum analizleri, projeksiyonlar hazırlanmalıdır.
III. Kayıt dışılık önlenerek, haksız rekabetin önüne geçilmesi
sağlanmalıdır.
29
DOSYA / Plastik
IV. Uluslararası standartlara öncelikli olanlardan
başlayarak uyum sağlanması, ilgili paydaşların standart komisyonlarında yer almaları için TSE tarafından
duyuru yapılmaları gerekmektedir.
V. Yeni Teşvik Sistemine geçişle birlikte Bayegan ve
ortaklığı ile açılacak olan PP tesisi 1 milyar dolarlık
kapasite sağlayacağı düşünülmektedir. Bu ve benzeri
yatırımlar için Ekonomi Bakanlığı ‘nın stratejik yatırım
tesislerini belli aşmaya getirip, en azından arazisini
belirleyip, kuruluma uygun şartlarının oluşturulması,
yatırımcılar için kolaylık unsurlarını teşkil edecektir.
VI.
Yerel
Kalkınma
Ajansları‘nın
açıklanan
program
sayıları
arttırılmalı,
bu
anlamda
Ajanslarda
kapasite
artışına
gidilmelidir.
VII. Teknolojik yatırımlar özendirilmeli, TÜBİTAK
teşviklerine başvuru için firmalara proje hazırlamada
önemli dipnotlar belli aralıklarla sanayi kuruluşlarına
verilecek eğitimlerle sağlanmalıdır.
VIII. AR-GE yatırımları dışında ÜR-GE yatırımlarına da
ağırlık verilmeli, öncelikli olarak katma değer sağlayan
sektörlere çeşitli teşvikler sağlanmalıdır.
IX. Kobi‘lere ilgili kurumlar vasıtasıyla teknoloji eğitimi
30
ENDÜSTRİ OTOMASYON
destekleri sağlanmalıdır. Yeni teknolojilerin öğrenimi
fuarlar ve yurt dışı gezilerle sınırlı kalmamalıdır.
X. Etkin, izlenebilir bir “Enerji Yönetimi Sistemi”
kurulmalı, enerji tasarrufuna gidilecek her bir alt sektördeki kalemler tek tek incelenmeli, kalkınma planları
projeksiyonlarına bu verilerde yansıtılmalıdır.
XI. Yüksek katma değerli olan plastik mamullerin her
plan döneminde tespit edilmesi ve bu ürünlerin plan
boyunca taleplerinin ve üretim kapasitelerinin incelenmesi hedefe odaklanmakta etkinlik sağlayacaktır.
XII. Atık olmayan plastik ambalajların geri
dönüşümünün teşvik edilmesinde, faaliyet gösteren
yetkilendirilmiş kuruluşların sayısında artış sağlayacak
kolaylıkların arttırılması ile takip edilebilir bir atık
yönetimi işleyişi söz konusu olabilecektir. Eğitim ve
bilinçlendirme çalışmalarının önemi irdelenerek, öncelikle evlerde ebeveynlerin eğitimi böylelikle en geç
anasınıfı düzeyinde ki çocukların eğitimi, aile kültür
yapısında geri dönüşüm aşılanarak sağlanabilecektir.
XIII. Çevre ile ilgili konularda ilgili Bakanlık olarak
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tekelinde kalınmamalı,
diğer Bakanlık’ların da Çevre Eylem Planları’nda ilgili
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DOSYA / Plastik
oluşturup, ilgili paydaşları çağırmak
yerine her bir sektör için ( alt komiteleri
olan ) bir komisyon kurması ve bu komisyonda sektörle ilgili tüm konular için bir
araya gelinmesi daha sağlıklı bir çözüm
teşkil etmektedir.
XVI. Yurt içinde ve yurt dışında talebi olan
plastik mamullerin tesbiti sonucu, bu
mamullerin ve/veya yurt dışında üretilip ülkemizde üretimi gerçekleşmeyen
mamullerin üretimi için teknoloji transferleri gerçekleştirilmeli, deneme test
için belli bölgelere uygun atölyeler ve
kalıphaneler kurulmalıdır.
XVII. Plastik son ürün pazarında global
inovatif uygulamalar incelenmeli, uygunluk ölçüleri tespit edilip gerekli sahalarda yatırım imkanları sağlanmalıdır.
XVIII. PAGEV, Plastik Tek Durak Ofisi
olarak sektöre yatırım yapacak ve/ veya
var olan yatırımlarını genişletmek isteyen girişimcilere destek vermek üzere
kurulmuştur. Bu anlamda yeterli teknik
personeli bünyesinde bulunduran PAGEV, sektöre hizmet vermeye tüm hızı ve
sektöre verdiği güvenle her geçen gün
üye sayısını arttırarak devam etmektedir.
XIX. Küresel Plastik Sektörü ‘nü yakından
takip eden PAGEV, her yıl ihracatta Pazar avantajı sağlayacağı, teknolojinin
yakından takip edilmesine imkân veren
fuarlara sektörel gezilerine her geçen
dönem yenilerini eklemektedir.
konularda yer almaları, destek olmaları için gerekli
koordinasyon alt zemini geliştirilmelidir. Örneğin atık
portalına firma kayıt olamadan, Sanayi Sicil Belgesi
Almasına izin verilmemelidir. Bu şekilde kayıt dışılığın
önüne geçilebilir.
XIV. PAGEV ‘in kurduğu Voc-Test Merkezi ( Mesleki
Yeterlilik Test ve Belgelendirme Merkezi ) gibi birimlerin, devlet tarafından desteklenmesi ile istihdam da
artış kaydedilecek ve Avrupa plastik sektörleriyle rekabette önemli adımlar atılmış olacaktır.
XV. Bakanlıkların, belli bir konularda bir komite
XX. Sektörün yaşadığı nitelikli ara eleman sıkıntısının giderilmesi için ilgili
girişimlerin devlet tarafından yeterince
desteklenmesi, bu anlamda kurulacak
Özel Plastik Endüstri Meslek Yüksekokulları’nın kurulumu için özellikle Vakıf’lara gereken destek fonunun
oluşturulması şarttır. Bu uygulama Devlet Endüstri
ve Ticaret Meslek Okulları’nın atıl kalan kısımlarının
Plastik Bölümlerine çevrilmesinde de PAGEV ‘e destek
verilmesinde de geçerli olmalıdır.
XXI. Ülkemiz plastik türlerinin her bir tipinin gümrük vergilerinde ki farkı sıfıra düşürmeli, ülkemizin uluslararası plastik ticaretinde cazibe merkezi
olmasında rol alması sağlanmalıdır.”
31
DOSYA / Plastik / Haber
ENDÜSTRİ OTOMASYON
HEM MAKİNADA HEM PLASTİKTE
ÖNEMLİ BİR PAZAR
Türkiye ile Rusya
arasında yaşanan
gerilimin artması
plastik sektörünü
kaygılandırıyor.
Türkiye’nin
Rusya’ya yönelik
plastik ve kauçuk
ihracatı 300 milyon doları buluyor.
PAGEV Yönetim
Kurulu
Başkanı
Yavuz
Eroğlu,
gümrüklerde
yaşanan zorluklar neden gösterilerek siparişlerde
i p t a l l e r i n
başladığını belirterek ekonomik yaptırımların uygulamaya
konulması halinde 300 milyon dolarlık ihracat kaybının
yaşanabileceğini vurguladı.
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim
Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, yaptığı
açıklamada yaşanan gelişmelerin her alanda olduğu gibi plastik sektörünü de olumsuz etkileyeceğini ifade ederek şunları
söyledi: “Plastik işleme makinaları alanında iyi bir ihracat
pazarımız olan Rusya ile yaşanan kriz Rusya ile ticaret yapan
sanayicilerimizi de kaygılandırdı. Türkiye’nin Rusya’ya Plastik
Rusya krizinin plastik sektörüne
faturası 300 milyon doları bulacak
ve Kauçuk İşleme Makinesi ihracatı 30 milyon dolara yakın.
Rusya bilindiği gibi zengin petrol ve doğal gaz kaynağına
sahip bir ülke. Bu doğal kaynaklarını son senelerde kurduğu
petrokimya tesisleri ile plastik hammaddeye dönüştürerek
katma değeri artırma gayreti içinde. Ancak bilindiği gibi en
büyük katma değer plastik mamul üretimindedir.
Bu sebeple Rusya bir yandan mamul ithalatını gümrük vergileri ile zorlaştırırken diğer yandan da plastik mamu üretimi
yatırımlarını teşvik etmektedir. Rusya ihtiyaç duyduğu makinelerin önemli bir kısmını Türkiye’den ithal ediyor. Şu an Türk
firmalarına karşı oluşturulan yaptırımlar, Türk Plastik işleme
makineleri sektörüne zarar verdiği gibi Rusya’daki plastik
mamul üreticilerine de zarar verecektir. Üyelerimizin halen
32
Rusya’da çalışan yüzlerce makinesi bulunuyor. Bu makinelerin yedek parça ve servis olmadan verimli çalışmaları da
mümkün değildir.”
Türkiye’nin Rusya’ya yaptığı 300 milyon doları bulan plastik
ve kauçuk ihracatının da çok önemli olduğunu dile getiren
Yavuz Eroğlu, siparişlerde iptallerin başladığını ve bu durumun endişe verici olduğunu söyledi. Eroğlu, “Plastik mutfak
eşyası üreticisi bir firmamız ürünlerini Rusya’ya sevk etmek
üzereyken Rusya’daki alıcının gümrüklerden malı geçirmenin
zorluğundan bahsederek siparişi iptal ettiğini bildirmiştir.
Türkiye’nin Rusya’ya plastik ve kauçuk ihracatının durması
300 milyon doları bulan bir kayba sebep olabilecektir” dedi.
PAGEV Başkanı Eroğlu, Rusya ile var olan ticari ilişkilerin uzun
vadeli düşünülmesi gerektiğinin altını çizdiği açıklamasında,
“Yaşanan sorunun karşılıklı saygı ve anlayış içinde diplomasi ile çözülmesi en büyük arzumuzdur. Ancak geçmişte
Kıbrıs çıkartması sırasında Amerika’nın Türkiye’ye karşı
oluşturduğu ekonomik yaptırımın Türkiye’nin yerli sanayi
hamlesine sebep olduğu göz önüne alındığında bu sorun
uzun vadede çözülmez ise Türk sanayisi kendine başka pazarlar da bulabilecek yetkinlik ve tecrübeye sahiptir.
Önemli olan var olan komşuluk ve iyi ticaret ilişkilerini uzun
vadeli bakışla koruyabilmektir. Bu süreçte sanayicilerimizin
olası kayıpları ve bunların telafisi konusunda gerek sanayicilerimiz gerekse ilgili kamu kurumları ile yakın bir çalışma
içinde olacağız” diye konuştu.
Yavuz Eroğlu, Türk plastik sektörünün Rusya’ya yönelik
ihracatı ve iki ülke arasındaki ticarete ilişkin rakamları da
paylaştı. Buna göre; Türkiye ve Rusya Federasyonu arasında
toplam plastik dış ticaret hacmi 2013 yılında 187 bin ton ve
435 milyon dolarken 2014 yılında ton bazında yüzde 36, dolar
bazında yüzde 31 azalarak 119 bin ton ve 300 milyon dolara
geriledi. 2015 yılının 9 aylık dönemindeki gelişmeler dikkate
alınarak 2015 yılı sonunda dış ticaret hacminin 169 bin ton ve
337 milyon dolara çıkacağı tahmin ediliyor.
- Türkiye, 2014 yılında Rusya’ya 100 milyon dolar plastik
hammadde ve 155 milyon dolar plastik mamul ihraç etti.
- Toplam plastik hammadde ihracatının yüzde 9’unu
Rusya Federasyonuna yönelik yapıyor ve bu ihracat Rusya
Federasyonu’nun toplam plastik hammadde ithalatı içinden
yüzde 2 pay alıyor.
- Plastik mamul ihracatının yüzde 3’ü ise Rusya Federasyonuna gerçekleşiyor. Bu ihracat Rusya Federasyonu’nun toplam plastik hammadde ithalatı içinden yüzde 3 pay alıyor.
- Türkiye plastik işleme makinaları toplam ihracatının yüzde
15’ini Rusya’ya yapıyor.
DOSYA / Plastik / Haber
ENDÜSTRİ OTOMASYON
TÜRK PLASTİK SEKTÖRÜ KATMA
DEĞERLİ ÜRÜNLERLE BÜYÜYECEK,
Dokuz aylık plastik üretimi 6,3 milyon ton oldu
düzeyde kaldı ve 6,3 milyon ton oldu. Değer bazında ise yüzde
11 azalış ile 24 milyar dolar olarak gerçekleşti. Değer bazındaki
azalma, petrol fiyatlarındaki düşüşten ve euro/dolar paritesinden kaynaklandı.
2015 yılının dokuz aylık döneminde 6,3 milyon tonluk toplam
plastik mamul üretimi içinde 2,2 milyon ton ile plastik ambalaj
malzemeler ilk sırada yer alırken; bu ürünü 1,2 bin tonla plastik
inşaat malzemeleri izledi.
Plastik sektörü söz konusu üretimle kapasitesini yüzde 72,5
oranında kullandı. Sektörün dokuz ayda iç pazardaki tüketimi
bir önceki yılın aynı dönemi ile aynı düzeyde gerçekleşti ve 5,6 milyon ton oldu.
Petrol fiyatlarında devam eden düşüş, plastik sektörünün satış
cirosunu düşürdü. Bu duruma euro/dolar paritesindeki değişim
ve en önemli ihraç pazarlarındaki karışıklıklar da eklenince plastik sektörünün üretim ve ihracatındaki büyüme hızı yavaşladı.
Sektör, 2015 yılının üçüncü çeyreğini miktar bazında 6,3 milyon
ton, değer bazında 24 milyar dolarlık plastik mamul üretimi ile
kapattı. PAGEV’in hazırladığı rapora göre; Ocak-Eylül döneminde plastik mamul ihracatı miktar bazında yüzde 3 gerileme ile
1,2 milyon ton, değer bazında ihracat yüzde 14 düşüşle 3,2
milyar dolar olarak gerçekleşti. Türk plastik sektörü üretim ve
ihracattaki birim değerini artırabilmek için katma değerli ürün
çeşitliliğini artırmaya odaklandı.
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı
(PAGEV), 2015 yılının Ocak-Eylül döneminde sektörün ulaştığı
noktayı değerlendiren bir rapor hazırladı. Kimya sektörü ihracatının en önemli ürün gruplarından biri oluşturan plastik sektörü,
dokuz aylık dönemde petrol fiyatlarındaki düşüş ve Euro-dolar
paritesinin olumsuz etkisiyle değer bazındaki ihracatta düşüşler
yaşadı. Söz konusu dönemde plastik hammadde ve mamul
ihracatı; miktar bazında 1,6 milyon ton, değer bazında ise 3,9
milyar dolar oldu.
Plastik sektörü dokuz ayda en fazla ambalaj üretti…
Plastik sektörünün 2015 yılının Ocak-Eylül döneminde mamul
üretimi miktar bazında bir önceki yılın aynı dönemi ile aynı
34
Dokuz aylık dönemde Türk plastik sektörü yabancı sermaye
için cazibesini korudu. Söz konusu dönemde plastik sektöründe 311 firmanın yabancı sermaye ortalığı bulunurken; bu
ortaklıkların yüzde 62’sini Avrupa Birliği ülkelerinden firmalar
oluşturuyor.
Petrol fiyatlarındaki düşüş plastik ihracatını dolar
bazında düşürdü…
Türk plastik sektörünün mamul ihracatı 2015 yılının Ocak-Eylül
döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla miktar ve değer
bazında geriledi. Miktar bazında ihracat yüzde 3 gerileme ile 1,2
milyon ton, değer bazında ihracat yüzde 14 düşüşle 3,2 milyar
dolar olarak gerçekleşti. 9 aylık dönemde plastik sektörünün en
çok plastik mamul ihracatı yaptığı ülkeler ise; Irak, Almanya ve
İngiltere olarak sıralandı.
Dokuz ayda en çok ihraç edilen ürün grubu “levha,
yaprak, pelikül ve lamlar” oldu
2015 yılının 9 ayında miktar ve değer bazında en fazla ihracat
gerçekleştirilen ürün grupları arasında ilk sırada 246 bin tonla
“levha, yaprak, pelikül ve lamlar” yer aldı. Bu ürün grubunu 241
bin tonla “tüpler, borular, hortumlar” ve 221 bin tonla “tıpa,
kapak, kapsül” takip etti.
Aynı dönemde plastik hammadde ihracatı ise miktarda yüzde
1,3 düşüşle 514 bin ton, değerde yüzde 20 azalışla 708 milyon
dolar oldu. Ocak-Eylül döneminde plastik sektörünün en çok
hammadde ihracatı yaptığı ilk üç ülke; Almanya, Mısır ve Rusya
olarak sıralandı. Sektörün dokuz aylık sonuçlarını değerlendiren
ENDÜSTRİ OTOMASYON
PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, “Türkiye’nin
en hızlı büyüyen ve gelişen sektörlerinden biri plastik. Ancak
geçtiğimiz yıldan bu yana süren petrol fiyatlarındaki düşüş,
Euro-dolar paritesindeki değişim üretim ve ihracatımıza dolar
bazında düşüş olarak yansıdı. İşin kötü yanı petrol fiyatlarının
düşüş miktarı kadar petrokimya ürünlerinin fiyatlarında maalesef düşüş olmadı. Üretim ve tüketimde miktar bazında geçen
senenin aynı seviyesini koruduk ancak özellikle değer bazında
düşüşler bizi etkiledi. Türk plastik sektörü son 10 yıldır yüzde
10 seviyesinde büyüyen bir sektör ve bu olumsuzlukların
gölgesinden çıkması, eski büyüme oranlarına geri dönmesi
için yeni çözüm yollarına odaklanması gerekiyor. Bu çözüm
yolu da katma değerli ürün üretimini artırmaktan geçiyor”
dedi. Eroğlu, “Bugün üretim kapasitemiz ile dünya yedincisi
ve Avrupa ikincisi olmamıza rağmen ihracatta bizden çok daha
düşük üretim yapan ülkelerin çok altındayız. Bunun başlıca
nedeni, Türkiye’nin plastik mamul ihracatında 3 dolar/kg’ın altı-
DOSYA / Plastik / Haber
na düşmüş olan birim ihracat fiyatının, dünya ortalaması olan
4,4 dolar/kg fiyatının yüzde 32 altında olması ve ihracatta yeteri
kadar katma değer sağlayamamasıdır.
Bu durum bize sektörün yeterince katma değer sağlamayan
mamullerin üretim ve ihracatına yoğunlaştığını gösteriyor. Bu
nedenle artık katma değeri büyük mamuller üretim ve ihracatına
yoğunlaşmamız, birim ihraç fiyatlarını gelişmiş ülkeler ortalaması olan 4,5 dolar/kg’a çıkarmamız ve yatırım teşviklerinden
de azami ölçüde yararlanmamız gerekiyor. Geleneksel üretim
modelinin ileri plastiklerin üretimine dönüştürülmesi sağlamalıyız. PAGEV olarak bizde sektöre bu alanda destek olabilmek için
Ar-Ge merkezi çalışmalarına devam ediyoruz. Katma değerli
üretime katkı sağlayacak merkezimizin sektörün eksiklerini
tamamlayacağına inanıyoruz” diyerek sözlerini bitirdi.
DOSYA / Plastik / Ürün
ENDÜSTRİ OTOMASYON
XMold: Enjeksiyonda yüksek hassasiyet için
sistem çözümü
XMold, hidrolik, servo elektrik veya hibrid enjeksiyon makinelerinin yüksek gereksinimli uygulamaları için tümleşik bir çözüm
sunar ve öncelikle çok bileşenli enjeksiyon üniteleri veya karmaşık tüp programları için tasarlanmıştır. XMold ile aynı zamanda
yüksek hızlı uygulamalar ve komple üretim hücrelerinde de uygulanabilir.
XMold sistem çözümü, ikinci nesil Intel® Celeron® işlemci ve
dikey konumda 15,6 inç geniş ekrana, Beckhoff’un I/O’larına ve
teknoloji yazılımına sahip CP6216-1004 Panel PC’ye sahiptir;
bunun yanında isteğe bağlı olarak elektrikli servo makineler için
sürücü bileşenleri de bulunmaktadır. EtherCAT yüksek hızlı iletişim sisteminde dayanan Çok Yüksek Hızlı Kontrol teknolojisi,
hızla değişen giriş sinyallerinin 50 μs’lik zaman çözünürlüğüyle
örneklenebilmesine olanak tanır ve enjeksiyon prosesinin yüksek
hassasiyetle kontrol edilebilmesini sağlar.
Tutma basıncına geçiş prosedürünün bütünü gibi enjeksiyon
makinelerinin standart işlevleri TwinCAT Enjeksiyon PLC Çerçevesi teknoloji yazılımına dahildir. Bu, kullanıcıların zamandan
tasarruf etmelerini sağlarken, müşteriye özel teknoloji geliştirme
olanaklarını sınırlamaz.
Yüksek talepleri olan enjeksiyon uygulamaları için XMold sisteminin 15,6 inçlik dikey yönlü bir Paneli bulunur. Dokunma işlevine
sahip geniş ekran alanı prosesin net bir proses görselleştirmesine
olanak tanır ve ergonomik çalışma kalitesinde optimum sonuçları
sunar.
■ Beckhoff, plastik makineleri imalat endüstrisi için
PC ve EtherCAT tabanlı kapsamlı kontrol çözümü olan
Xmold ile kompleks enjeksiyon makinelerinin otomasyonunda en yüksek hassasiyet, hız ve enerji verimliliği
gereksinimlerini karşılayan tümleşik bir çözüm sunuyor.
Çok yüksek hızlı kontrol teknolojisi XFC’ye (eXtreme Fast
Control) dayanan XMold, Beckhoff’un sektörde geçirdiği uzun
yıllarından elde ettiği deneyimden kazandığı enjeksiyon tecrübelerini bir araya getiriyor.
XMold panelinin ana düzenlemesi enjeksiyon prosesi için optimize edilmiştir. 15,6 inç dikey panel, ergonomik çalışma kalitesinde
optimum sonuçları sunar. Standart uygulamalar da, karmaşık
prosesler de XMold arabirimi üzerinden kontrol edilebilir. Dokunma işlevine sahip geniş ekran alanı net bir proses görselleştirmesine olanak tanır. Sabit durum göstergesi ve aktif çalışma
ekranları net ve şeffaf bir izleme için düzenlenmiştir.
Operatör arabiriminin etkileyici ve ergonomik tasarımı, bundan
bağımsız olan fiili çalışma mantığı programlaması sayesinde,
makine üreticileri müşteriye özel HMI’ları kolayca ve esnek bir
biçimde oluşturabilirler. Simge düzenleyici ile Beckhoff, hiçbir
özel programlama bilgisi gerektirmeyen ve belirli makine dizilerini uyarlamak için gereken işgücünü minimuma indiren basit bir
grafik programlama arabirimi oluşturmuştur.
XMold ile plastik makinesi imalatçıları çok yaygın olan EtherCAT
kullanımından da yararlanabilirler, çünkü geniş Beckhoff portföyüne ek olarak, kendi kararlarına göre kontrol mimarilerine
kolayca entegre edebilecekleri neredeyse sınırsız üçüncü parti
bileşenleri arasından seçim yapabilirler.
BECKHOFF / www.beckhoff.com.tr
36
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DOSYA / Plastik / Haber
YERLİ ÜRETİM TEHDİT ALTINDA!
ALMANYA’DAN İTHAL EDİLEN PLASTİK İŞLEME
MAKİNALARININ SAYISI İKİ KATTAN FAZLA ARTTI
Çin’den gelen enjeksiyon ve ekstrüzyon makinalarındaki miktarsal düşüşlerin yerini Tayvan menşeli makinalara bıraktığına
dikkat çeken Reha Gür, ülkemizde hala kamunun yerli makine
konusunda yeterli düzeyde teşvike ulaşamadığını ve konunun
uzmanı olmayanlar tarafından hatalı hazırlanarak servis edilen
raporlar nedeniyle de tedbirlerin alınamamış olduğunu ve bundan yerli makine imalatçılarının zarar gördüğünü belirtti.
■ PAGDER (Plastik Sanayicileri Derneği), 2015 yılının ilk 9
ayında plastik ve kauçuk işleme makinaları sektörü ile ilgili
verileri değerlendiren bir rapor yayınladı. Rapordaki veriler,
2015 yılının ilk 9 ayında, Almanya’dan ithal edilen plastik
enjeksiyon ve ekstrüzyon makinalarının sayısının iki kattan
fazla arttığını ortaya koyuyor.
PAGDER’in Yönetim Kurulu Başkanı Reha Gür; plastik ve
kauçuk işleme makinaları sektörünün de temsilcisi olarak,
yerli üretimin tehdit altında olduğunu ve 2015 yılında yerli
üretimin teşvik edilmesi yönünde önemli fırsatın kaçırıldığını
ifade etti.
PAGDER’in (Plastik Sanayicileri Derneği) tarafından hazırlanan
rapora göre, 2015 yılının ilk 9 ayında plastik ve kauçuk işleme
makinaları sektörünün ithalatı dolar bazında %8,4 gerilerken;
avro bazında %11,5 arttı. Plastik enjeksiyon ve ekstrüzyon
makinaları özelinde ise, ithalat dolar bazında %13 gerilerken;
avro bazında %5,9 arttı.
Özellikle, Almanya’dan ithal edilen plastik enjeksiyon ve ekstrüzyon makinalarının sayısal olarak iki katından fazla olarak
arttığı görülürken; İtalya ve Tayvan’da sayısal olarak daha fazla
makinasını ülkemize sokan ülkeler oldu.
Raporu değerlendiren PAGDER Yönetim Kurulu Başkanı Reha
Gür, Almanya’dan bu denli önemli bir ithalat girişinin arkasında,
fiyat esneklerinin olduğunu belirtti. Gür, avro/dolar paritesindeki
gerilemenin Avrupa’dan ithal ettiğimiz fiyat esnekliği yüksek
ithal mallarda patlama yaptığını söyledi.
İthalat baskısı altında rekabet gücünü kaybetmek istemeyen
sektörün kamusal Ar-Ge ve inovasyon teşvikleri ile canlandırılmasını vurgulayan Gür, “Avrupa’nın en büyük ikinci büyük
plastik işleyicisi konumundaki Türkiye’nin daha fazla yerli üretim makinalara yönelmesi gerekiyor” dedi.
“Cari açık verildiği gibi katma değerli ürün ihracatımızda önemli
bir yere sahip olan makina sektörünün değerli bir parçasını
oluşturan plastik ve kauçuk işleme makinaları sektörü, Türkiye
cari açığı tarihi seviyelerde gerilerken, bu fırsattan yararlanamadı” diyen Gür, paritedeki gerilemeni ihracatımızı dolar bazında
eritirken, fiyat esnekliğinin yüksek AB menşeli mallarda miktarsal artışları ve avro bazında da yükselişleri de beraberinde getirdiğini kaydetti. Benzer bir durumun plastik mamul ithalatında
da yaşandığına dikkat çeken Reha Gür, “Plastik mamul ithalatı
konjonktüre rağmen miktarsal bazda artış göstermeye devam
ediyor. Zira, pahada fazla gelen ürünleri AB’den ithal etmeye
devam ediyoruz” dedi. PAGDER olarak, plastik makina sektörünün gelişimi için makina imalat sanayi ailesinin tepe örgütü
olan MAKFED’le birlikte vites değiştirildiğini sözlerine ekleyen
Başkan Reha Gür, devlet desteklerinin cari açığın azaltılacağı,
katma değer üretecek plastik ve plastik makinaları sektörlerine
daha fazla yöneltilmesinden çekinilmemesi gerektiğini iletti.
“Plastik sektörünün genel olarak ihracatının parite etkisi altında
düşüş göstermesinin endişe yaratmadığı görülmekle birlikte,
paritenin stabilize olması ve 2016’da bir önceki yılın baz etkisi
ile birlikte tekrar sektör ihracatının güçlü bir yön kazanacağına
inanıyoruz” diyen Gür; ancak konjoktürel etkilerden ziyade
ihracatın ve genel olarak dış ticaretteki yapısal sorunların ele
alınması gerektiği ile ilgili uyarı sinyallerinin artmış olduğuna
dikkat çekti. Reha Gür alınması gereken önlemleri de; “Yakın
coğrafyamızdaki gelişmeleri telafi edecek ihracat pazarlarımızın
çeşitlendirilmesi; cari açığın azaltılmasına yönelik yeni petrokimya tesisi yatırımları; ihracatçı ve katma değerli sektörlerin
acilen özel bakıma alınması; inovasyon ve Ar-Ge konusunda
iş dünyasına güvene dayalı, onun burnundan getirmeyen yalın
teşviklere geçilmesi” olarak sıraladı.
37
DOSYA / Plastik / Ürün
ENDÜSTRİ OTOMASYON
PLASTİK SEKTÖRÜ İŞ’İNİ SANAL
ALEMDE GELİŞTİRECEK
Avrupalı plastikçiler eğitimi
PAGEV’den alacak
■ Günümüzde teknoloji hızla gelişiyor, hayatımıza
yenilikler sunuyor. Sektörler de bu yenilikleri üretim süreçlerine entegre ederek günün koşullarına
ayak uydurmaya çalışıyor.
Bu sektörlerden biri de Kimya… Sektörün, çalışanların iş gücü ve becerilerini geliştirmek üzere
2013 yılında çalışmalarına başladığı Avrupa Birliği
Hayat Boyu Öğrenme Programı kapsamında hayata geçirdiği Avrupa Birliği Leonardo Da VinciChemical Movetech Projesi’nin ilk e-öğrenme
modülleri hazır... Projenin ana ortaklarından
PAGEV’in hazırladığı plastik modülü; plastik üretim
teknolojileri, hammaddeler, katkı maddeleri, atık,
ambalaj ve iş güvenliği konularını içeriyor. Aralık
ayı sonunda internet üzerinden tüm kullanıcılarla
paylaşılacak olan PAGEV eğitim kiti ve videoları,
yalnızca Türkiye’ye değil, Avrupalı plastikçilere de
sunulacak.
İKMİB (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri
İhracatçıları Birliği) koordinatörlüğünde ve Türk
Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim
Vakfı (PAGEV), Litvanya, Polonya ve İspanya ortaklığında 2013 yılında çalışmaları başlayan “Chemical
Movetech” projesinin ilk e-öğrenme modülleri hazırlandı. “Yenilikçi Teknolojiler ile Mesleki Eğitimde
Fırsatların Harekete Geçirilmesi” anlamına gelen
projenin plastik modülünü üstlenen PAGEV, proje ile
plastik sektöründe çalışanların mesleki bilgi düzeyi
ve becerilerini geliştirmenin yanı sıra işleri ile ilgili
yeni gelişmelere adapte olmalarını sağlamayı hedefliyor. Ayrıca program sadece Türkiye’yi değil tüm
Avrupa Birliğini kapsıyor. Dolayısıyla tüm AB’deki
plastikçiler bu projedeki sanal eğitimi PAGEV eğitim
kiti ve videolarından alacak.
Plastik üretim teknolojileri, kullanılan polimerler
hammaddeleri, katkı maddeleri, iş sağlığı ve güvenliği, atık ve ambalaj konuları hakkında bilgiler,
Aralık ayı sonunda http://www.chemicalmovetech.
eu/e-portal/ üzerinden sektörün paylaşımına açıla-
38
cak. Avrupa’da uygulanan sistem ile uyumlu olarak
geliştirilen modülde interaktif videolar da yer alacak.
Türk plastik sektörünün hızlı büyümesiyle
Almanya’dan sonra ikinciliği yakaladığını ancak
bunun sadece üretim büyüklüğü olmaktan çıkıp
katma değer büyüklüğüne dönmesi için çalıştıklarını belirten PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz
Eroğlu, projeyle ilgili yaptığı açıklamada “Plastik
sektörü olarak nitelikli işgücüne olan ihtiyacımızı her
platformda dile getiriyoruz.
PAGEV olarak bu konuda biri Gebze’de biri Halkalı’da
olmak üzere iki okul açtık. Bu okullarla mesleki
eğitimi geliştirmeye ve sektöre kalifiye işgücü yetiş-
tirmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda sektör çalışanlarımıza yönelik eğitimler düzenliyoruz. Ancak mevcut
çalışanlarımızın bilgi ve mesleki yeterliliklerini daha
da artırmamız lazım. Chemical Movetech projesi kapsamında yalnızca Türkiye’deki değil, Avrupalı meslektaşlarımızın da kullanabileceği eğitim kiti ve videolar
hazırladık. Sektörümüz açısından oldukça önemli bir
dijital platforma sahip olduk. İnternet üzerinden sektörümüz ile ilgili tüm güncel bilgilere kullanıcılar, artık
oturdukları yerden tek bir tıkla kolayca ulaşabilecek.
Dünyada teknoloji hızla değişiyor ve bu değişime
ayak uydurmamız lazım. Bu proje sayesinde biz de
Avrupa’da kullanılan yöntemi ülkemizde kullanmaya başlıyoruz. Bu vesileyle İKMİB’e de Chemical
Movetech projesini başlattığı ve sektörümüze öncülük ettiği için teşekkür ediyoruz. Ülkemizin nitelikli
insan gücüne kavuşması için bu tarz projelere
ihtiyacımız var, umarım diğer sektörlere de örnek
olur” dedi.
ROPÖRTAJ / Emre Sönmez / SCHUNK
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Endüstri 4.0
açan yenilikler bazında devrimsel oluşumlar olarak ele alırsak,
Endüstri 4.0- Sanal ve fiziksel sistemlerin kullanımını (akıllı
objeler, CPS, Smart Factory- internete dahil herşey)endüstriyel bir devrim olarak görmemek mümkün değil. Sadece bu
noktada, Endüstri 4.0’ün yeni bir oluşum olmadığını, uzun
yıllardır gelişen bir süreçte kendini göstermeye başladığını
belirtebilirim.
Global sistemin sürdürebilirliğinin devamı niteliğinde gelişim
ve yenilik ihtiyacını özellikle teknolojik devrim niteliğindeki
gelişmeler ile sürdürdüğünü düşünüyorum. Bu noktada, özellikle endüstriyel devrim olarak görülebilecek bu tarz yenilikler
için zaten teknolojik altyapı oluşturulmaktadır, oluşturulmak
zorundadır. Bu sebeple, Endüstri 4.0, bugüne kadarki endüstriyel alandaki teknolojik gelişmelerin bir ileri safhaya taşınmasıyla meydana gelen, tamamen yeni bir oluşum olmamakla
birlikte, oluşturabileceği sonuçlar açısından- gelecek dönem
senaryoları ile bir devrim niteliğindedir.
■ Endüstri başlı başına bir tarih… Üstelik bu tarihe 3
devrim sığdı. Şimdi de 4’üncüsünü konuşuyoruz. İlk sanayi
devrimi su ve buhar gücü ile üretim mekanizmasının üzerine
kurulmuştu. İkinci sanayi devrimi bunu elektrik enerjisi ile
izledi. Daha sonrasında ise üçüncü sanayi devrimi olan dijital
devrim gerçekleşerek elektronik kullanımı başlattı. Endüstri
4.0 ne demek? Dördüncü sanayi devrimi olarak adlandırılan Endüstri 4.0 çağımıza neler getirecek? Spekülasyonlar
da dahil olarak merak edilenleri, Endüstri 4.0’ı gündemine
alan ve yeni bir üretim biçimine geçmek için kolları sıvayan
SCHUNK’un Türkiye Genel Müdürü Emre Sönmez’e sorduk.
Endüstri 4.0 ortaya çıkışıyla birlikte, sanayisi gelişmiş
ülkeleri yeni stratejiler üretmeye, tartışmalara ve yeni
yönelimlere itti. Üretimin artık tamamen bilgisayar kontrolü ve internet üzerinden gerçekleşeceği olgusu ortaya
“bu bir endüstriyel devrim mi?” sorusunu ortaya çıkardı.
Siz firma-kurum olarak bu konuda ne düşünürsünüz? Bu
gerçekten 4. Sanayi devrimi midir?
Endüstri 4.0’ın ortaya çıkışını iyi analiz edebilmek için
endüstriyel devrim niteliğindeki aşamaları incelemek gerektiğini düşünüyorum. Endüstri 1.0 – Su ve buhar kuvvetinin
kullanımı ile çalışan mekanik sistemler (ilk makina dokuma
tezgahı, 1784), Endüstri 2.0- Elektrik enerjisinin kullanımı,
seri üretimlere geçiş(ilk hareketli band sistemlerinin mezbahanelerde kullanımı,1870) ve Endüstri 3.0- Elektronik
ve bilişim teknolojilerinin kullanımını (ilk programlanabilir
yönetim SPS,1969) oluşumları ve meydana getirdikleri çığır
42
Endüstri 4.0, Almanya’nın geleneksel imalat sanayisini
bilişim yönünde yüksek teknolojiyle donatması projesi
olarak adlandırılıyor. Türk firmalarının bu aşamaya doğrudan müdahil olması mümkün mü? Mümkünse nasıl
sağlanabilir?
Türkiye’nin yeni endüstriyel devrimi yakalayabilmesi son
derece yüksek bir öneme sahiptir.
Önceki endüstriyel devrim niteliğindeki gelişimleri geriden
takip eden bir ülke olarak Türkiye, Endüstri 4.0 noktasında
geride kalma riskini en aza indirmelidir.
Bu noktada, ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre önemli bir
gösterge olan AR-GE çalışmalarına önem verilmesi, endüstriyel işbirliği konusunda piyasanın teşvik edilmesi, bilimsel
kurum ve kuruluşlar ile üniversitelere verilecek destek ile
Endüstri 4.0 devriminin yakalanabileceğini, en azından gerisinde kalınmayacağını düşünüyorum.
Biraz da spekülasyon yapalım. Endüstri 4.0, tam anlamıyla
Dünya sanayisinde hakim duruma geldiğinde her şey bilgisayar-robot üzerinden gerçekleştiğinde dünya nasıl bir
dönüşüme gidecek?
Endüstri 4.0’ün tam anlamıyla Dünya sanayisinde hakim
duruma geldiği noktada robotların, insanların aktif olduğu
tüm alanlara hakim olabileceği ihtimali üzerinde düşünürsek,
bu durumun en büyük sonucu istihdam sorunu olacaktır.
Dünya genelinde artacak işsizlik sorunu ve sosyal hayatın
olumsuz olarak etkilenebilecek olması, Endüstri 4.0’ün önündeki zorluklardan sayılabilir.
Aynı zamanda genel itibariyle; küresel anlamda işletmeler
ENDÜSTRİ OTOMASYON
arası rekabetin artmasını, üretim proseslerinin daha yalın
ve şeffaf olmasını, özel programlanabilir robot ve makineler
vasıtasıyla özel üretim noktasında artış yaşanacağını, inovatif
iş modelleri oluşacağı ve çalışma süre ve lokasyonlarında
ciddi değişimler yaşanacağını öngörüyorum.
Endüstri 4.0 fikir süreci nasıl ortaya çıktı? Siz bu fikri
firmanızda nasıl algıladınız da “bu sürece dahil olalım”
dediniz.
Endüstri 4.0 sürümünün temel çıkış noktası; akıllı fabrikalar
oluşturarak, daha hızlı, esnek ve düşük maliyetli ve verimli
üretim süreçlerini gerçekleştirmektir. Endüstri 4.0 kavramının
Alman Hükümeti tarafından oluşturulan bir çalışma grubu
tarafından ortaya çıkarıldığını göz önünde bulundurursak,
Almanya’nın Endüstri 4.0’ün öncüsü olduğunu söyleyebiliriz.
Tutucu Sistemler ve Sıkma Teknolojisi alanında hem
Türkiye’de hem de dünyada sektör devi olan SCHUNK,
bir Alman firması olarak sürece dahil olmuştur. SCHUNK,
Hannover Messe’de çeşitli ortakları ile akıllı fabrika vizyonunu, montaj hücresi gösterimi sayesinde gerçekliğe dönüştürerek esnek otomasyon üretiminin Endüstri 4.0 şartlarına
göre özellikle uygulanabilir olduğunu vurgulamıştır.
SCHUNK’un Endüstri 4.0 ile ilişkisini biraz daha teknik açıdan
ele alacak olursak, en belirgin özellik: Durum, süreç izleme
ve iletişimin doğrudan bileşen düzeyinde yapılıyor olmasıdır.
Akıllı SCHUNK modülleri, malzemeler ile arasındaki boşluğu
kapatıp, tutucu parmaktan ERP sistemine kalıcı bir bilgi akışı
imkanı sağlamaktadır.
SCHUNK tarafından dizayn edilen endüstri 4.0 montaj hüc-
ROPÖRTAJ / Emre Sönmez / SCHUNK
resi, yazılım uzmanı ORBIS, donanım oluşturucu
Erhardt + Abt, plusdrei mühendislik takımı ve
SIM Otomasyon; Tutma & Bırakma ünitelerinin,
3-eksenli oda köprülerinin ve robotların, montajlama, kontrol, paketleme ve taşıma süresince nasıl
bir işbirliği içerisinde olduğunu göstermektedir. Bu
şekilde, akıllı üretime izin verildiği vurgulanmaktadır. Her yeni bileşen ve her öncelikli sipariş ile
hücre uygun kareografiyi yeniden bulmaktadır. Her
özel süreç adımı sensörler tarafından izlenmekte,
taşıma sistemine hatta donanım kontrol ünitesi ve
ERP’ye bildirilmektedir.
SCHUNK montaj üniteleri, tutucu bileşenleri ve
sistem kontrol ünitesi; endüstriyel ağ sistemi veya
eternet ile birbirleriyle bağlantılı ve siber-fiziksel
sistem medyana getirmektedirler. Akıllı SCHUNK
tutucuları, hafif kollar, Tutma&Bırakma üniteleri ve
lineer direkt eksen; bileşenler seviyesinde yerinde
kontrol sağlamakta, dinamik ve esnek süreç imkanı
tanımaktadır.
SCHUNK mekatronik tutucuları, kuvvet ve pozisyon
tarafından ayarlanan SCHUNK kuvvet sensörleri,
hassas durum takibini sağlamaktadır. SCHUNK
kuvvet ve tork sensörleri, arıza kesintisi meydana gelmeden
önce ufak sapmaları bile tespit etmekte, öngörülebilir onarım
bağlamında tahmin edilebilir ve etkili girişimler için en iyi
ön koşulları yaratmakatdır. Aynı zamanda özel görevlerde
yerinden yönetim yetkinliğe imkan sağlamaktadır. Süreç
parametreleri kontrolü, yerinden yönetim kalite güvencesi ve
kalite kriteri dökümantasyonu için uygundur. Endüstriyel ağ
sistemi için uygun SCHUNK tutucuları ve değişim sistemleri;
döner modüller, bileşenler ve sistem arasında engelleri aşan
iletişim sunmaktadır. Çok amaçlı SCHUNK tutucu modülleri,
etkili değişim sistemleri ve serbestçe programlanabilir lineer
direkt eksenleri, yüksek üretkenlikte esnek süreç dizaynına
imkan sağlamaktadır. Kullanıcılar, standart SCHUNK ürün
çeşitliliği, yetkinlik seviyesi ve her özel süreç adımı esnekliği
arasında özgürce seçim yapabilmektedirler.
Endüstri 5.0 şimdilik bir ütopya ancak söz konusu teknoloji
olduğunda çağımız artık her şeye gebe… Endüstri 5.0 gerçekleşecek olsa sizce bu nasıl bir sanayi devrimi olurdu?
Geçmişten günümüze kadar gerçekleşen endüstriyel gelişmelerden sonra Endüstri 5.0 ne olabilir sorusunun cevabının
özellikle enerji merkezli bir devrimde olacağına inanıyorum.
Gelecekte enerjinin, özelliklede endüstrinin olmazsa olmazı
elektrik enerjisinin tüm endüstriyel ekipmanlarda kablosuz
olarak kullanımının ve iletiminin mümkün olduğu bir devrim
olacak. Bunun hemen sonrasında da moleküler ayrışma ve
istenen yerde tekrar bir araya getirilme özelliği ile ışınlanmanın başlayacağını düşünüyorum.
43
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
SAĞLIK SEKTÖRÜNDE DEVRİM
AGR, iTRAK kullanarak sağlık sektöründeki prosedürlerde devrim yapma potansiyeline
sahip bir kan tahlili cihazı üretiyor.
Rockwell Automation / www.rockwellautomation.com
■ AGR Automation, Rockwell Automation iTRAK®
akıllı takip çözümünün yenilikçi ve esnek özelliklerini de kullanarak, bütünleşik Rockwell Automation
hareket, otomasyon ve güvenlik sistemi ile devrim
niteliğinde üç aşamalı bir kan tahlili cihazı üretti.
Makine sayesinde sağlık sektörü ve hastaneler, birden
çok reaksiyon maddesine erişim, yüksek verimlilik, hız
ve anında sonuç alma özelliğine kavuştu. Çalışırken,
yazıcılar cam substratlar üzerindeki test dizilerine farklı
reaksiyon maddelerinden bırakıyorlar. Her biri en fazla dört istasyon içeren 18 baskı hücresine gruplanmış
toplamda 66 baskı istasyonu var ve bu istasyonlar
arasında cam substratları taşımak için iTRAK lineer motor çözümünü kullanıyorlar.
Güvenlik sistemlerini izlemek ve veri işlemenin yanı
sıra, iTRAK’i kumanda etmek için de bir Allen-Bradley®
44
GuardLogix® programlanabilir otomasyon kontrolörü
(PAC) kullanılmaktadır. Allen-Bradley CompactLogix™
PAC’ler Stratix 5700™ NAT Ethernet switchleri tarafından
atanan benzer network adresleri kullanmakta olan her
bir hücredeki yazıcı istasyonlarına yerleştirilmekte ve
tümü Stratix 8000™ Ethernet switch ile daha güvenli bir
network bağlantısı kurmaktadır.
Her baskı istasyonu, tam pozisyonlanabilir entegre
cetvel kullanan Rockwell Automation lineer motorunu
kumanda etmek için bir Allen-Bradley Kinetix® 5500
servo drive kullanmaktadır. Baskı istasyonu uzaktan
açma / kapama özelliğine, yazıcı beyni arayüzüne ve
diyagnostik için lokal bir kullanıcı ara yüzüne (HMI) sahiptir. Ayrıca, 66 baskı istasyonun her birinde bulunan
iki adet Cognex® In-Sight® EtherNet/IP™ kameraya
ek olarak, son denetimi yapabilmek için iki ekstra kamera olmak üzere toplamda 134 kamera bulunmaktadır.
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Bu kameraların tümü hem ControlLogix® hem de
CompactLogix PAC’lere bağlıdır ve görüntüleri PanelView™ ara yüzünden görüntüler. Kameralara ek olarak,
makinede 18 adet Cognex DataMan® barkod tarayıcı
kullanılmaktadır.
Bir sonraki aşamada ıslak proses koruyucu maddeleri
uygular. Bu aşamada sonuç alınabilmesi için her bir
konveyöründe 11 modüler şırınga pompası bulunan dört
hazırlama, dört de emme işlemi/istasyonu olan iki adet
servo kumandalı lineer motor taşıyıcı hattı gerekmektedir. Her istasyonda, her biri 8’li gruplanabilerek veri yolu
bağlantılarını paylaşarak kablolamayı azaltan iki adet Kinetix 5500 servo sürücüsü bulunmaktadır. Islak prosesin yanı sıra, güvenliği ve robot istasyonlarındaki ara
yüzleri de kontrol altına alabilmek için bir GuardLogix
PAC kullanılır. İki servo taşıyıcıdan birinde bulunan cam
substratı beslemek için bir, taşıyıcıları boşaltmak için
ise ikinci bir robot kullanılır.
Son aşama, cam substratın ayrı sıralara ayrıldığı ve test
cihazında bir araya toplandığı işleme aşamasıdır. Cam
substratları prosesler arasında taşıyan, 14 taşıyıcılı
iTRAK lineer motor çözümünün kumanda edilmesi için
yine GuardLogix PAC kullanılmaktadır. Diğer adımlar
gibi, GuardLogix PAC güvenlik çözümü ve robot
istasyonları arasında bağlantı görevi görmektedir.
Rockwell Automation’ın Güç
Programlaması
Tüm aşamalar boyunca, birincil hareket, güvenlik ve
otomasyon ağı olarak EtherNet/IP kullanılmaktadır.
AGR aynı zamanda, kendilerine modüler programlama
kavramlarını uygulama metodolojisi kazandıran Rockwell Automation’ın Güç programlamasından da hayli
yararlandı. Birincil otomasyon ve hareket altyapısına ek
olarak, geniş bir güvenlik çözümleri yelpazesi sunuldu
ve güvenlik çözümlerinin tamamı makine ve süreçlerin
özel ihtiyaçlarına göre uyarlandı. iTRAK birçok avantaja
sahip. Bunlardan en basit ama en önemli olanlarından
biri köşelerden dönme yeteneği. Bu çok basit bir kavram
gibi görünebilir fakat bu, doğru açılı transfer noktalarına
ihtiyacını ortadan kaldırarak, AGR’nin makine parçalarını
daha etkili şekilde azaltabilmesine olanak sağlıyor.
Viraj alma yeteneğine ek olarak, iTRAK modüler ve
ölçeklenebilirdir, her bir iTRAK taşıyıcısı sanal bir eksen
üzerinde hareket eder. Ayrıca, Studio 5000® Logix
Designer ile programlanabilir ve bir GuardLogix PAC
ile kumanda edilebilir olması ek bir servo kontrolöre
ihtiyacı ortadan kaldırır. 7 m/s’e kadar hızlanır, durma
tekrarlanabilirliği 35 µm’dir ve 10 g’ye kadar hızlanır.
IP65 derecelendirmesi onu birçok uygulama için uygun kılar.
45
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
PTIO sensör / aktüatör klemenslerİ
PHOENIX CONTACT / www.phoenixcontact.com
Phoenix Contact’ın kompakt sensör/aktüatör klemensleriyle
modern makine kontrol sistemlerinde sensör ve aktüatörleri
kolay ve anlaşılır şekilde bağlayın.
PTIO klemenslerin sundukları:
• Sadece 3.5 mm klemens genişliği
• 0.25 mm2 kesitten itibaren kabloları aletsiz bağlama olanağı
• Kolay potansiyel dağıtımı için aynı şekle sahip güç kl emensleri
• LED‘li ve PE kontaklı versiyonlar
• Çok sayıda test imkanı ve UT, ST, PT, QT, RT serileriyle aynı
aksesuarları kullanma olanağı
• Üç veya dört iletkenli sensör ve aktüatör bağlantısı
S73 ATEX Solenoid Valf
SMS-TORK / www.smstork.com
Solenoid vanalar elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren ve
bunu manyetik alan kuvveti kullanarak yapan kontrol vanalarıdır.
Solenoid vanalar akışkanların kontrolünü sağlamak ve yön
vermek amaçlı kullanılır.
Tork S73 ATEX serisi patlayıcı ortamlar için
tasarlanmıştır.
• Direk çekmeli ve pilot kumandalı
• 2/2, 3/2 yollu
• Normalde Kapalı, Normalde Açık
Fark basınçlı, Fark basınçsız
• Pirinç ve paslanmaz gövde
Olmak üzere çeşitlere ayrılır.
Tork ATEX Solenoid Valf:
Uzun ömürlü
Hızlı açıp, kapama
Kompakt tasarım
NKNAÖzellik
S7310S7311Standart
S7330S7331Geniş Oriifis
S7360
Mini
S7320S7321Fark Basınçsız
S7315S73163 yollu
S7318
Gövdeden 3 Yollu
46
Yüksek
kalite
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Üretim adaları için
hazır çözüm
“Turck RFID sistemlerin kontrolörler ile entegrasyonu çok kolaydı, RFID arayüz modülleri ile
plc yi haberleştirmek için mevcut plc yazılımlarımız içerisine herhangibir ek fonksiyon bloğu
eklememize gerek kalmadı, PLC yazılımı üzerinden RFID arayüz modülleri kolayca kontrol
edilebilmekte” diyor EUWE firmasından Robert Ullmann
TURCK / www.turck.com.tr
yeni arka havalandırma ızgarası
üretim alanında TURCK RFID
ekipmanları kullanarak uygulamaktadır.
EuWe Eugen firmasının referans
listesinde neredeyse bütün büyük otomotiv üreticileri bulmak
mükündür. ( General Motors,
VW, BMW, Mercedes-Benz ,
Porcshe vb..) , Otomotiv endüstrisi gibi rekabetin bu kadat
yoğun olduğu bir sektöre ürün
sağlayan ve talepkar firmalar ile
çalışan her firma kurumsal tarihi boyunda doğru işler yapmış
olmalıdır. Fiyat ve kalite doğEuWe için Kompakt kare tasarımlı cihaz Turck okuma yazma kafalarını
ru oranda olmalı ve son olarak
öne çıkarmaktadır.
üretim ve diğer tüm üretim iç
süreçlerleri organize şekilde
Otomotiv tedarikçisi Euwe, arka havalandırma ızgarası
gitmeli ve otomotiv endüstrisi için
üretim makinalarında parka taşıyıcıların tanımlanmasını
ISO/TS 16949:2009 standartının belirttiği şekilde firma
Turck’un BL ident RFID sistemleri ile yapmaktadır,
uyumluğu sağlanmalıdır.
Özel makinelerde birleşik üretim süreçlerinin birçok dezavantajı bulunmaktadır. Herhangi bir istasyonda meydana gelecek bir duruş, hemen hemen tüm makinenin
acil kapanmasına sebep olmaktadır. Akıllı bekleme istasyonları iş parçalarının verimli bir şekilde tanımlanması
üretimin devamlılığını sağlayabilir. Otomotiv parça sağlayıcı EuWe Eugen Wexler GmbH & Co. KG bu sistemi
48
Grup firmaları otomotiv üreticileri ve parça sağlayıcıları için dünya çapında yüksek teknoloki plastik parçalar
üretmektedirler. Bu parçalar iç trim paçaları, Merkez
konsol, Panel, Bagaj kapakları ve fonksiyonel parçalar
olabilemektedir. Örnek olarak arka havalandırma ızgaraları kapı kapandığında ya da airbag açıldığı anda oluşa-
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
cak basınca dayanılacağından emin olunmalıdır. Parçalar üzerlerindeki hava kanatları ile hava basıncının artdığı
durumda hava basıncının serbest kalmasını sağlamaktadırlar, Aksi halde dışardan taze havanın dolaşım yapması
mümkün olmayacaktır.
köpüğün yoğunluğunu devamlılığını ve hacmini kontrol
etmektedir.
Sıralı üretim sistemlerinin dezavantajları
BMW için Arka havalandırma ızgarası
Üretim sahalarının planlanması sırasında sıklıkla sorulan bir soruda üretim sürecindeki iş parçası taşıyıcılarının tanımlanması için en uygun metoddur. Otomasyon
teknisyeni Robert Ullmann mevcut alanlardaki uygulamalarından iş parçası taşıyıcılarının tanımlanması konusunda deneyimi bulunmaktadır. EuWe firmasının bir
önceki üretim alanında geleneksel yaklaşım sensörleri
kullanılarak sıralı üretim metodu benimsenmiş ve burada hatalar dökümente edileceği zaman kontrolör her bir
bağımsız parça taşıyıcıdaki hatalı ürün adetini sayar ve
hatalı ürünleri ayıklar fakat bu yöntem ile iş parçası taşıyıcı zinciri bozulur. Sıralı üretim kesintiye uğraması ise
sıralı üretim sisteminin en önemli dezavantajıdır. Ürün
depolama alanı beklemelerin bir miktar önüne geçebilmektedir. Bir üretim aşaması durma noktasına gelirse,
bu istasyonun önünde üretim sıkışmaları olacaktır. Sıkışma arkasından üretim adaları gerekli parçalar olmadığı için durmalıdır.
2014 yılında EuWe firması mevcut üretimini BMW için
arka havalandırma ızgarası üretimi yapabilecek özel bir
makina ile genişletti. Sistem de birkaç farklı bağımsız
üretim istasyonu olduğu için “Üretim adaları ile üretim”
olarak isimlendiril mektedir. Bir enjeksyon makinesi
üretim sürecinin başında bulunmakta buradan çıkan iş
parçaları bir robot vasıtası ile dörtlü olarak iş parçası
taşıyıcısına yerleştirilerek konveyor hattından ilk üretim
istasyonuna taşınmaya başlamaktadır.
Bay Ullmann ın deneyimleri ile ikinc arka havalandırma
ızgarası üretim alanı için uygun bulunan yol iş parçası
taşıyıcıları RFID ile tanımlama sistemi tavsiye edilmektedir. Bay Ullman , “ Önceki üreim hattımızdan daha iyi
neler yapabiliriz düşüncesi ile yola çıkıp, RFID sisteminin mevcut makinelerimize getireceği avantajları gördük,
Bu sayede yeni makinelerimiz daha yüksek üretim hızında olup daha az manuel kontrol gerektirecektir”
İş parçası taşıyıcının alttan görünümü, Veri taşıyıcı ve
havalandırma ızgaraları
İkinci istasyonda bir robot tarafında dört adet ızgaraya
dört adet iş parçasına yerleştirilerek, ultrasonik kaynak
ile sabitlemekdir. Bir sonraki istasyonda ise bir kamera
vasıtası ile iş parçaları ters çevrilmeden kaynak hatalarına karşı kontrol edilmektedir. Hatalı parçalar burada
ayrılmakta ve yeni doğru parçalar ile değişmektedir. Son
işlem adımında ise yine bir robot tarafından iş parçaları
çevrilerek sızdırmazlık köpüğü uygulanmaktadır. Tüm
bu işlem sürecinde üretimin sıkışmaması için çift ürün
taşıma hattı ile yapılmaktadır. Son işlem adımında sızdırmazlık köpüğü kontrolü için komplike bir görsel kontrol içermektedir. Özel bir aydınlatmaya sahip bir kamera
Kompakt tasarım montajı kolaylaştırır,
Çalışmanın başında Turck dışında farklı bir RFID ürün
sağlayacısı ile görüşüldü firmanın RFID okuma yazma
kafalarını sadece silindirik gövdede sağlayabilmekteydi. “Turck firmasının seçilmesindeki sebeplerdein birini
Turck un sağlamakta olduğu çok kompakt tasarımdaki
Okuma/yazma kafalarıdır.. Dar kare gövdedeki TN-Q14015-RE4.47T okuma yazma kafası üretim istasyonlarının ortasına montajı mümkün olmakta ve optimal çözüm
sağlamaktadır. Silindir tipi okuma kafaları zaten mevutta
silindir olduğundan dolayı kullanımı mümkün olmamaktaydı. “ diye ekliyor Bay Ullmann
49
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ulaşmaktadır. Eğer proses sürecinde bir hata oluşmuş
ise bu hata çalışması esnasında tespit ve dokümente
edilecektir.
RFID ile çok daha verimli üretim alanları
Benzersiz iş parçası taşıyıcı tanımlamasını sonucu olarak daha yüksek üretim hızı olarn esnek bir sistem ortaya çıkmış ve daha az manuel müdahale gereksinimine
gerek duyulacaktır. Bu yeni sistemin getirdiği avantaj-
Kontrol kabini içerisinde BL20 arayüz modülü Profinet
ile RFID bilgilerini Kontrolöre iletmektedir.
The BL20 gateway in the control cabinet brings the
RFID data via Profinet to the controller The read/write head is mounted in the middle of the workpiece
carrier fixing
Okuma yazma kafası iş parçası taşıyıcının merkezine
monte edilmektedir
Kontrolör ile Kolay entegrasyon
“Turck RFID sistemlerin kontrolörler ile entegrasyonu
çok kolaydı, RFID arayüz modülleri ile plc yi haberleştirmek için mevcut plc yazılımlarımız içerisine herhangibir
ek fonksiyon bloğu eklememize gerek kalmadı, PLC yazılımı üzerinden RFID arayüz modülleri kolayca kontrol
edilebilmekte” diyerek Siemens S7 PLC ile Turck BL
ident RFID entegrasyon rahatlığını gösteriyor ve otomayon mühendisi olarak önceki projede sistemin özel
program bloklarına ihtiyaç duyduğundan bahsediyor Bay
Ullmann
“RFID sistemi her bir iş parçası taşıyıcısını proses boyunca toplamda sekiz kere tanımlamaktadır. PLC hatalı proses işlemlerini ilgili iş parçası taşıyıcısını ve
taşıyıcı üzerindeki hatalı parça pozisyonunu bilgileri ile
database’e yazmaktadır ve bu data Turck Multiprotokol
arayüz modüllerinin Profinet haberleşmesi ile S7 PLC ye
50
lardan biride çalışma esnasında model değişimlerine
olanak vermesidir. Tüm istasyonlar ve bunlara bağlı iş
parçası taşıyıcıları S7 kontrölördeki kullanıcı arayüzü ile
izlenebilmektedir. Eğer hatalar aynı istasyonlarda sıklık
ile oluşuyor ise bunun takibi yazılımdaki görselleştirme
fonksiyonları ile mümkün olmaktadır. Bunun ile beraber
Robert Ullmann bu opsiyonu gelecek seri makineler için
mümkün olacağı eklemekte.
Bu tip üretim adaları yeni makinelerde üretimi tamamen
mümkündür Lauf an der Pegnitz firmasının tüm Eugen-Wexler Group için tüm özel makinaların imalatında
sorumlu olup Çek cumhuriyeti , Meksika ve 2017 den
itibaren ABD’de kurulacak olan yeni üretim sahası için
üretilecek olan makinelerde buradaki deneyimden faydalanılacaktır.
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Omron’un kapsamlı şeffaf algılama
çözümü
OMRON / www.omron.com.tr
Şeffaf nesnelerin üretim hatlarında algılanması, sayılması
ve konumlandırılması kontrol ve hassasiyet gerektirir.
Bu nedenle, Omron’un kapsamlı algılama çözümleri filmlerin,
şişelerin, poşetlerin, şırıngaların ve diğer küçük paketlerin hassas bir şekilde algılanmasını ve konumlandırılmasını sağlar.
Hatta sensörler, aktüatörler, HMI bileşenleri ve kontrolörleri de
kapsayan sarılmış setleri veya paletleri sayar.
Algılama çözümünün faydaları
Geniş
52
sensör
ve
aksesuar
yelpazesi,
çözümünüzü
kişiselleştirmenize olanak sağlar. Devreye alma ve bakım
sırasında daha yüksek çalışma hızları ve daha kısa çalışma
süresi imkânı sunar. Tam global destek ile satış öncesi, satış
sonrası, yedek parçalar vb. konularda hiç bir zaman sorununuz
çözümsüz kalmıyor.
Birinci paketleme, ikinci paketleme, şişeleme, doldurma
ve kapaklama, taşıma, paletleme ve sarma uygulamarında
Omron’un algılama çözümünden daha çok fayda
sağlayabiliyorsunuz.
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Sektör ve uygulamalara göre algılama çözümleri
çeşitli renkler, şekiller, yüzeyler, konumlar, çalışma koşulları:
iletim hızı, düşük sıcaklık, temizleyiciler vs. gibi durumlarda
önerilen çözümler;
E3Z/ZM –B kompakt sensörler
veya E3FA/B-B silindirik sensörler, aksesuarlar: E39- Rxx
reflektörler ve E39-Lxxx montaj
braketleri, S8VK güç kaynağı,
XS_F (yalnızca konnektör türleri için).
*Zorlu ortamlar için: Daraltılmış
alanlar için E3S-DB kare sensör
veya E3X fiber amplifikatör,
aksesuarlar: E39-Rxx, E39Lxxx, S8VK güç kaynağı, XS_F
(yalnızca konnektör türleri için).
İlaç ve Kozmetik
Şeffaf algılama çözüm portföyünde hangi ürünler var?
Filmlerin, şişelerin, poşetlerin ve şırıngaların hassas algılanması
ve konumlandırılması gibi uygulamalarda, yüksek yanıt süresi,
tekrarlanabilirlik, çalışma koşulları: daraltılmış alanlar, temizleyiciler ve hijyenik ortam gibi sorunlar ile karşılaşılabiliyor. Bu
noktada Omron’un önerdiği çözümler şöyle;
E3Z/ZM –B kompakt sensörler, aksesuarlar: E39-Rxx reflektörler ve E39-Lxxx montaj braketleri, S8VK güç kaynağı, XS_F
(yalnızca konnektör türleri için)
*Zorlu ortamlar için: Daraltılmış alanlar için E3S-DB kare sensör veya E3X fiber amplifikatör ya da
yüksek hassasiyet için E3NC lazer sensörü, aksesuarlar: E39Rxx, E39-Lxxx, S8VK güç kaynağı,
XS_F (yalnızca konnektör türleri için)
E3S-DB, Tüm şeffaf nesneler için bir sensör
Sarma ve Paletleme
Sarılmış setlerin veya paletlerin algılanması, konumlandırılması,
sayılması gibi uygulamarda, hatalı setler/paletler, çok yansımalı
parlak sarma, hızlı işlemlerde yanıt süresi vb. zorluklar karşınıza
çıkabiliyor. Bu zorluklar için Omron’un çözümleri şu şekilde
oluyor;
E3Z –B kompakt sensörler veya E3FA-B silindirik sensörler, aksesuarlar: E39-Rxx reflektörler ve E39-Lxxx montaj braketleri,
S8VK güç kaynağı, XS_F (yalnızca konnektör türleri için).
*Zorlu ortamlar için: Yüksek hassasiyet için E3S-DB kare sensör veya E3NC lazer sensörleri, aksesuarlar: E39-Rxx, E39Lxxx, S8VK güç kaynağı, XS_F (yalnızca konnektör türleri için)
Yiyecek ve İçecek
Filmlerin ve şeffaf veya yarı şeffaf poşet, tepsi vb. içinde
paketlenmiş yiyeceğin algılanması, konumlandırılması,
sayılması, kesilmesi gibi uygulamalarda hatalı ürünler: çok
E3Z-B, Kompakt Şeffaf sensör ikincil paketleme için idealdir
E3ZM-B, Sıkça yıkanan makineler (örn. PET üfleme makineleri)
için koaksiyal optikli / p-opaklamalı sensör
E3FA-B/E3FB-B, Sensör yönünden bağımsız algılama için koaksiyal optikli M18 biçim sensörü
E3X, Kısıtlı alanlarda ve zorlu ortamlarda kullanım için uzak amplifikatörlü, gelişmiş fiber sensörler
E3NC, Yüksek hassasiyetli algılama için ayrı amplifikatörlü, yüksek çözünürlüklü, lazer sensör
53
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
IO-Link kabiliyetli Uprox3 Sensörler
TURCK / www.turck.com.tr
IO-Link ,Turck’un uprox3 endüktif sensörlerini tanımlaması da
dahil evrensel bir sensöre çevirmektedir.
Turck amiral gemisi ürünü Uprox3 sensörlerini şimdi IO-Link
kabiliyetli versiyonuyla sunuyor. Üstün arayüzüyle parametre ayarlanabilen faktör 1 endüktif sensörleri 100,000’I aşkın
talebe yanıt verebilen evrensel bir sensör haline getirdi. Örneğin
iki farklı anahtarlama mesafesiyle montaj şartlarına erken
uyarı sistemi kurmak göre mümkün olabilir. Kullanıcı hatalar
oluşmadan önce çoktan önlemini alabilir. Değişik zamanlayıcı
fonksiyonu kurulabilir, örneğin hız izlemede kapamada gecikme
kurulabilir. Tüm bu imkânlar geleneksel bir sensör olarak dijital giriş olarak çalışırken I/O modunda sağlanır. IO-Link modunda sensör IO-Link master olarak çalışır. Bu tüm parametrelere ve ölçüm fonksiyonlarına ulaşabilmeyi sağlar. IO-Link
1.1 ile sağlanan akıllı bilgi koruma reset parametresi olmadan
değiştirmeye imkan sunar. Uprox3-IOL ile sıcaklık limitleri,
sensör ID numarası, özel anahtarlama noktaları gibi bilgilere
kolayca erişilebilir. Bu bilgi 256 farklı konuyu belirtir. Çalışılan
parçanın varlık kontrolü ve anlık belirlenmesi sadece tek bir
sensör ile mümkün olur. Turck, öncelikli olarak, 6mm algılama
mesafesine kadar M12 krom kaplı gövde,10mm algılama mesafesine kadar M18 krom kaplı gövde ve kaynak uygulamaları
için teflon kaplı versiyonlarıyla dört farklı tipte Uprox3-IOLink
özellikli ürün sunar.
S20 Buhar Solenoid Valf
SMS-TORK / www.smstork.com
Solenoid vanalar elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren ve bunu manyetik alan kuvveti kullanarak yapan kontrol vanalarıdır. Solenoid vanalar akışkanların kontrolünü
sağlamak ve yön vermek amaçlı kullanılır.
Tork S20 buhar serisi buhar ve sıcak su uygulamaları için
tasarlanmıştır.
• Direk çekmeli ve pilot kumandalı
• 2/2
• Normalde kapalı ve normalde açık
• Fark basınçlı, fark basınçsız
• -10°C …+140°C Olmak üzere çeşitlere ayrılır.
Tork Buhar Solenoid Valf:
Uzun ömürlü
Hızlı açıp, kapama
Kompakt tasarım
Yüksek kalite
NKNAÖzellik
S2010S2011Standart
S2013
Yüksek Sıcaklık
S2020 S2021 Fark basınçsız (160 mbar akış gerekir)
S2030S2031Geniş Orifis
S1050 S1051 Büyük Bağlantılı, Direk Çekmeli
S2073
Ekonomik
S2090
Debi Kontrollü
54
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
SANAYİDE ENERJİ VERİMLİLİĞİNDE
OSB’LERİN ÖNEMİ
ENERVİS / www.enervis.com.tr/
Hepimizin bildiği gibi sanayide birim ürün başına
maliyetin en önemli kalemlerinden birini enerji
maliyetleri oluşturmaktadır. Ülkemizde son kullanıcı bazında tüketilen enerjide sanayinin payı %25
civarındadır. TÜİK verilerine göre, 2013 yılında
toplam elektrik tüketimimizin %47’si sanayide gerçekleşmiştir. Bu temel verileri de göz ardı etmeyerek uluslararası rekabetin üst düzeye çıktığı, Çin’in
rekabet avantajının hemen her sektörde hissedildiği, hammadde maliyetlerinin önemli ölçüde dövize
bağlı olduğu ülkemizde sanayimiz için enerji giderlerinin azaltılmasının ne kadar önemli olduğunu
apaçık ortadadır.
Devletin ilgili organları da bu gerçeğe kayıtsız kal-
56
mayarak, gerek 2012 yılında
yayınlanan Enerji Verimliliği
Strateji Planı (2011-2023),
gerekse 2014 yılında yayınlanan 10. Kalkınma Planı (20142018) ile enerji verimliliğine
yönelik hedeflerini ortaya
koymuştur. Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı tarafından Mart 2015’de yayınlanan
Türkiye Sanayi Strateji Belgesi (2015-2018)’nde ortaya
konan üç ana başlıktan biri
“Kaynakların etkin kullanıldığı, daha yeşil ve rekabetçi
sanayi yapısına dönüşümün
sağlanması”dır. Bu başlık altında 2023 yılı hedeflerimizden biri olan enerji verimliliğimizin %20 artırılması hedefine
atıfta bulunularak sanayi işletmelerinin kaynaklarını verimli kullanması ve yeşil enerji
kaynaklarından enerji üretimi
konusunun önemine dikkat
çekilmektedir.
Ülkemizde sanayi sektörünün planlı, etkin ve düzenli bir şekilde gelişmesinde Organize sanayi bölgeleri
(OSB) önemli bir yere sahiptir. OSB’lerin kuruluş gayesi, sanayinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla; gerekli idari, sosyal ve
teknik altyapı alanları ile küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık alanları ve teknoloji geliştirme
bölgeleri ile donatılıp sanayi için tahsis edilmesiyle
oluşturulan mal ve hizmet üretim alanlarının oluşturulmasıdır. İlk OSB 1962 yılında Bursa’da kurulmuş
olup, şu anda ülkemizde 282 OSB’de 43.000’den fazla sanayi kuruluşu faaliyet göstermektedir. OSB’lerin
bünyesindeki sanayicilere sağladığı faydalar; ortak
altyapı ve sosyal tesislerden faydalanılması, ortak
enerji, su, doğalgaz, haberleşme, ulaşım, arıtma tesisi gibi altyapı hizmetlerinin, verilen düşük faizli, uzun
vadeli krediler vasıtasıyla tamamlanması ile girdi
maliyetlerinin daha ucuza temin edilebilmesi olarak
belirtilebilir. Organize sanayi bölgeleri enerji tüketiminde de kayda değer bir paya sahiptir. Bilim, Sanayi
ve Teknoloji Bakanlığının OSB Bilgi Sitesinden alınan
veriler analiz edildiğinde ülkemizdeki tüm OSB’lerin
2014 yılı doğalgaz tüketimi yaklaşık 5,5 milyar m3
olarak gerçekleşirken bu ülkemizin 2014 yılı toplam
doğalgaz tüketiminin %11’ine karşılık gelmektedir.
OSB’lerin 2014 yılı toplam elektrik tüketimi ise yaklaşık 53,6 TWh olarak gerçekleşirken bunun toplam
elektrik tüketimimizdeki payı yaklaşık %21’dir. Bir
başka deyişle toplam elektrik tüketimimizin %47’sinin gerçekleştiği sanayide OSB’ler toplam sanayi tüketiminin yaklaşık yarısını üstlenmektedir. Bu analiz
OSB’lerin enerji maliyetlerindeki payını açıkça ortaya
koymaktadır.
OSB’ler her ne kadar serbest enerji tüketen sanayi
işletmelerine göre daha uygun fiyattan enerji tedarik
etse de üretimlerindeki enerji girdileri önemli düzeydedir. Dolayısıyla gerçekleştirilecek enerji verimliliği
projeleri ile ciddi miktarda enerji tasarrufu sağlanabileceği açıktır. Enervis’in geçtiğimiz yıl Bursa Organize Sanayi Bölgesinde, bu yıl da yine Bursa’da Demirtaş Organize Sanayi Bölgesinde tekstil, otomotiv
ve metal sektörlerinden toplam 31 işletmede yapmış
olduğu detaylı enerji etüt çalışmalarında toplam 182
adet verimlilik artırıcı proje tespit edilirken işletme
sahiplerinin tespit edilen verimlilik artırıcı projeleri
hayata geçirdikleri takdirde yıllık yaklaşık 11,5 milyon
TL maliyetten tasarruf edebileceği hesaplanmıştır. İki
farklı OSB’de, farklı sektörlerde çok sayıda işletmede
yüksek tasarruf potansiyellerinin tespit edilmesi, tespit edilen enerji verimliliği potansiyellerinin tesadüf
olmadığını ve diğer OSB’lerde de benzer potansiyellerin var olabileceğini açıkça göstermektedir.
Yapılan bu enerji verimliliği projeleri her ne kadar
önemli ve somut sonuçlar ortaya koysa da, genele
vurulduğunda maalesef buzdağının çok küçük bir
parçasını göstermektedir. Ülkemizde sanayide enerji
verimliliği farkındalığı henüz istenen seviyeye ulaşamamıştır. Yüksek enerji tüketimine sahip sanayi kuruluşlarımız vakit kaybetmeden enerji tüketim profillerini ortaya koyduktan sonra verimlilik artırıcı projeleri
tespit ederek bunları uygulamaya koymalıdır. OSB’ler
enerji verimliliği projelerinin daha yaygın olarak hayata geçirilmesinde bireysel sanayi kuruluşlarına
göre birçok açıdan avantajlıdır. OSB’ler bünyesinde
faaliyet gösteren sanayi kuruluşları OSB yönetimlerinin de teşviki ile çeşitli projeleri küme olarak gerçekleştirebilmektedirler. Enerji verimliliği projeleri de
kümelenme faaliyeti için oldukça uygundur. Nitekim
Enervis’in Bursa ve Demirtaş Organize Sanayi Bölgelerinde gerçekleştirdiği enerji verimliliği projeleri de
benzer felsefe ile OSB yönetimlerinin öncülüğünde
hayata geçmiştir.
Öte yandan OSB’lerde faaliyet gösteren işletmeler,
birbirlerinin gerçekleştirdiği projeleri, iyi uygulama
örnekleri olarak kendi tesislerinde de uygulamaya ilgi
göstermektedir. İşletmelerin üst yönetimleri birbirleriyle iletişimde kalarak faydalı projelerde takip ve
ortak hareket etme stratejisi izlemektedir. Ülkemizde
enerji verimliliği etüt ve uygulama projelerinin gerçekleştirilmesi konusunda üst yönetimlerin ayrı ayrı
gündemine alması ve ihtiyaca yoğunlaşmasının zorluğu göz önüne alındığında, birbirleriyle etkileşim halinde olan işletmelerle küme projeleri yürütmek çok
daha etkili olmaktadır.
Enerji verimliliğinde 2023 hedeflerimize ulaşmak için
artık seferberlik ilan etmemiz gerekliliği apaçık ortadayken, Ekonomi Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı’nın gerekli koordinasyonu sağlayıp OSB’ler ve OSB’ler bünyesinde faaliyet
gösteren işletmelerin yönetimlerini teşvik edip yönlendirmesi büyük önem taşımaktadır. İşletmelerin
atacakları cesur adımlar ve ortaya koyacakları sağlam
irade ile geniş kapsamlı enerji verimliliği projeleri
gerçekleştirilerek kayda değer enerji tasarrufları elde
edecekleri açıktır. Bunun için yalnızca ajandalarında
üretim, ihracat, yatırım, ciro gibi ana başlıkların yanı
sıra enerji verimliliği ya da birim üretim başına tüketilen enerji maliyeti (enerji yoğunluğu) eklenmelidir.
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Ekonomik ve Yüksek Performanslı
Multimetrelere Duyulan Küresel İhtiyaç
NETES MÜHENDİSLİK / www.netes.com.tr
Keithley 2100 Model 6½ Dijit USB Dijital Multimetre
Test mühendisleri, üretim test uygulamalarında
kendilerine zaman kazandıracak, enstrümantasyon
bütçelerini yükseltecek ve bunların yanında verimliliği arttıracak yollar aramaktadırlar. Günümüzün küresel elektronik endüstrisi daha rekabetçi olmakta,
test mühendisleri daha becerikli, düşük maliyetli ve
çok fonksiyonlu test cihazlarına ihtiyaç duymaktadırlar. Dijital Multimetreler (DMM) için bunun anlamı, masaüstünde kullanılabilecek hızlı bir cihaz
olmak, tek seferde örnekleyebilmek ve daha ileri
ölçüm fonksiyonlarını sağlayabilen sistemlerin bir
parçası olabilmektir.
Dijital Multimetreler, test sistemleri içerisinde en
çok kullanılan cihazlardır. Yıllık olarak satılan yüz
binlerce el tipi multimetreye karşılık on binlerce
yüksek doğruluklu cihaz satılmaktadır. Tüm dijital
multimetrelerin yıllık satışı 300 Milyon doları aşmıştır.
Açıkçası günümüze kadar, test mühendisleri, basit
el-tipi multimetrelerden daha fazla ihtiyaç duydukları fakat binlerce dolar değerindeki komplike cihazlar
58
gibi de ihtiyaç duymadıkları, kaliteli ve yüksek performanslı giriş seviyesi multimetrelerin eksikliğini
duymaktaydılar. Bu özellikle düşük bütçeli üretim
alanlarında manüel ya da yarı-otomatik elektriksel
fonksiyon testleri yapan test mühendisleri için daha
doğru olmaktadır.
Endüstrinin bu ihtiyacına karşılık olarak Keithley
Instruments, düşük fiyatlı, 6½ Dijit kalitesinde, 6½
Dijit hassasiyetinde ve performansında ama 5½ Dijit
fiyatına sahip, 2100 Model 6½ Dijit USB Multimetreyi duyurdu. 2100 Modeli, hassas, USB arayüze
sahip masaüstü, taşınabilir, küçük sistemli ölçüm
uygulamaları için bir multimetredir. 2100 Modeli,
üretim testleri, yakma testleri, manüel ve yarı-otomatik Ar-Ge Uygulamaları gibi çok geniş kullanım
alanına sahiptir.
2100 Modeli geleneksel yüksek performanslı, hassas multimetreler serisinden gelen yüksek seviyeli
multimetrelerin giriş seviyesi olarak tamamlayacak,
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
USB arayüzlü bir cihazdır. Keithley 2100 Modelinin
özellikleri olarak; yüksek hassasiyet, 10VDC seviyesinde 38ppm doğruluk, USB port üzerinden 6½ Dijit çözünürlükte 50 okuma/saniye ile benzer fiyatlı
diğer cihazlardan yaklaşık 2 katı daha hızlı okuma
ve 4½ Dijit ölçümlerde 2000 okuma/saniyeden daha
fazla okuma ile kullanıcının beklentini aşan fiyat/
performans oranı sayılabilir.
11 ölçüm fonksiyonu ile en genel ölçüm parametrelerini kapsar. Bu fonksiyonlar, gerilim, direnç, akım,
RTD sıcaklık ölçümü gibi standart multimetre fonksiyonlarının yanında, MX+B, dB ve dBm gibi özel
amaçlı matematiksel ölçüm parametreleri de olabilmektedir.
ISO temelli çalışma yapan firmalar ve uygulamalar
için belirtilen hassasiyeti tüm değerler için bir yıl
muhafaza eder. Belirtilen hassasiyetin önemi, daha
fazla test değeri, daha iyi hassasiyet ve otomatik test
sistemlerinden toplanan sürekli veriler ile artmaktadır. Bu da üretim endüstrisinde doğrulama, üretim
testleri ve kalite uygunluk ölçümlerini ISO standartlarına uygun şekilde yapmayı zorunlu kılmaktadır.
2100 Modeli ön veya arka panelden iki ya da 4 telli
ölçüm imkanı sunar. Bu de cihazın hem masaüstü
Dijital Multimetre olarak hem de Rack Montaj sistem uygulamalarında kullanılabilmesine imkan verir.
Dört telli ölçüm ise test mühendislerine düşük direnç uygulamalarında hassas ölçüm imkanı vermektedir. Keithley 2100 Modeli USB Dijital Multimetre,
ekstra herhangi bir ayar ve aksesuar gerektirmeden
kolay kurulumludur. Tüm cihazlara güç kablosu,
USB kablo, ölçüm probları, ücretsiz uyguluma yazılımları ile beraber uygun fiyata sahip olunabilir. Kolay kurulumlu ve kolay ve emniyetli kullanımlı olan
cihaz, operatörün hata yapma ihtimalini azaltır.
Diğer bir kullanımı kolaylaştıran özelliği ise düşük
maliyetli USB arayüzüdür. Cihazın USB arayüzü TMC
(Test and Measuremet Class) protokolünü destekleyerek test sistemi uygulamalarında SCPI (Standard
Commands for Programmable Instrumantatiın) komutlarını USB port üzerinden gönderilip alınmasını,
veri transferi ve temel kontrol fonksiyonlarının kullanımını sağlar. Ek olarak TMC uyumlu USB arayüz
var olan SCPI kodlarınız ile uyumlu olup yeni sistem
geliştirme zamanı ve maliyetini azaltır.
Cihaz ile beraber gelen yazılımlar sayesinde yeni yazılım almanıza gerek kalmaz ve zaman ve başlangıç
maliyetlerinde tasarruf sağlar. Dahili yazılımlardan
biri olan KI-Tool grafiksel yazılımı sayesinde temel trend-plot ve bilgisayara veri aktarımı imkanı
bulursunuz. Ayrıca yazılımlar içerisinde bulunan
Microsoft Word ve Excel eklentisi ile ölçüm verilerinizi doğrudan ofis ortamına alabilirsiniz. USB ve
Labview sürücüleri tüm Modelleri 2100 ile beraber
gelmektedir.
2100 Model multimetreler geniş bir endüstriyel uygulama alanına sahiptir. Örneğin test mühendisleri
manüel ya da yarı-otomatik elektriksel fonksiyon
testlerinde bu cihazı kullanırken, geliştirme ve Ar-Ge
mühendisleri elektriksel tasarım ve üretimde elektriksel doğrulama alanında bu cihazı kullanırlar. Bu
da düşük bütçeli ve yüksek performanslı bir çözüm
sağlar.
Ar-Ge mühendislerinin tipik kullanımı, Ethernet
Hubları, mobil telefonlar, mutfak gereçleri ve güç
kaynakları gibi kişisel elektronik cihazların tasarımındadır. Bu durumda Dijital Multimetre masaüstü cihaz olarak ya da elektriksel komponentlerin,
devrelerin, modüllerin ve tasarımı bitmiş ürünlerin
çalışma testinde, dizayn ve dizayn doğrulama fazlarında araç olarak kullanılmaktadır. Genelde Ar-Ge
mühendisleri cihazı manüel olarak kullanalar da, bazen USB arayüzü ile PCye veri transferi ve analizi
için de kullanılabilmektedir.
Diğer bir örnek de, tasarım doğrulama ve kontrol
grup çalışmasıdır. Burada test mühendisleri üretimlerini piyasa çıkarmadan önce genellikle bir program dahilinde DMM ile test ederler. Üretim bandının
sonunda ise, teknisyenler devrelere ilk defa gerilim
uygulayıp çalıştırırlar ve bir dizi ön kontrol testleri uygularlar. Ön testler sonrasında ürün tamamen
bittiği bu aşamada son testlerin yapılması için Dijital Multimetreler son testler ve gerekli kalibrasyon
adımlarının ürün teslimatından önce tamamlanması
için kullanılmaktadır.
Servis ve kalibrasyon teknisyenleri ise ürünlerin
tamiratı ve metrolojik ölçümleri için, mühendisler
bilimsel araştırmalar için, öğrenciler ise bilim ve
mühendislik laboratuarlarında Dijital multimetreleri
kullanırlar.
Özetle, Keithley’in yeni 2100 Model 6½ Dijit USB Dijital Multimetresi masaüstü, taşınabilir veya küçük
sistem test uygulamaları için ihtiyaç duyulan USB
arayüzlü hesaplı ve yüksek doğruluğa sahiptir.
59
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
IoT Alfabesi & Bilgi Güvenliği ?
ASP OTOMASYON / www.aspltd.net
■ IoT - Internet of Things (IoT) olarak bilinen bu kavram;
mekanik, dijital elektronik ve insan faktörlerindeki bilginin birinden
diğerine interneti de kullanarak anında aktarılmasıdır.
İmalat Sanayinde, her bir cihazın istenen tüm bilgiyi, insan müdahalesi olmaksızın, karar vericilere gerçek zamanda sunması, onların
bu bilgilere dayanarak hızlı ve doğru karar almasını sağlayacaktır.
Bugün ilk izlerini görebildiğimiz gelişmeler sayesinde, yetkili personeller olay yerinde bulunmasalar bile kontrol sistemlerine uzak
bağlantı sağlayarak gerekli müdahalelerde bulunabilmekteler. IoT,
internet erişimi olan her şey için kullanılabilir.
Yakın geçmişteki Scada, M2M, Kestirimci Bakım, Proses
Optimizasyonu gibi konular artık IoT çalışma alanı içerisindedir.
Peki, imalat sanayi IoT deyince ne anlamaktadır:
- İnternet üzerinden istenen şey (things) lere erişim imkânı
- Bu “şey” ler tarafından üretilen bilgilerin/verilerin erişime açılması
ve bu verilerin saklanabilmesi
- Kısa ve uzun süreli iletişim sorunlarının anında öğrenilebilmesi
ve problem yönetimi
- Mevcut klasik yapıların IoT beklentilerine uyum sağlaması için
gerekli entegrasyon işleri
Özellikle imalat sanayinde internet erişimine kapalı çok sayıda kontrol sistemi olduğu düşünülürse son madde uzun süre problem
olarak karşımıza çıkacaktır. Haberleşme altyapılarının ayrık, standart dışı protokoller içermesi bu sistemlere erişimi sınırlamaktadır.
Hızlı değişen birçok kıymetli veri, saklama kapasitesi sınırlı olan bu
sistemler tarafından, yok edilmektedir.
60
IoT temelli yeni yapılar, kontrol sistemlerinden hem ölçek hem
de hız açısından yüksek performas talep etmektedir. İnternet
haberleşmesine dayalı çözümler her geçen gün arttığına göre
her bir “şey” in internete bağlanması için çözümler geliştirmeye
kendimizi hazırlamalıyız.
Günümüzde birçok başarılı firma; stratejik kararlarını, gelecek
ile ilgili planlarını (kendi organisyon sınırlarının dışındaki taşeron
firmaların da kapsandığı) üretim verilerine anında erişerek almakta.
Öte yandan her bir “şey” (nesne) in internet ortamında
tanınabilmesi, sadece ona ait bir internet adresinin olmasını
gerektirir. IPv4 formatının yakın gelecekte sorun teşgil edeceği
öngörüldü. Bu nedenle IP adreslemesi için klasik IPv4 yerine IPv6 standardı geliştirildi. Bu sayede 128 bit adresleme
yapılabilmektedir. Bu 340 x 1036 kadar “şey demektir.
İmkânsız demesek de bu kadar devasa bir nesne topluluğunun
bulunduğu haberleşme ağını yönetmek zor olacaktır. IoT nin
başarısı işte bütün bu erişimlerde performansı ve güvenliği nasıl
sağlayacağına bağlıdır. Milyonlarca şey okunacak, analiz edilecek,
istenen kısımları saklanacak.
Bütün “şey” ler veri üretmeye başladığında bant genişliği yeni
performas limitleri ile karşılaşacaktır. Verileri taşıyan ve kullanan
birimlerin maliyeti artacaktır. Gerçek zaman verilerinin ne kadar
kritik olduğu ve sürekliliğinin önemine bağlı olarak bu maliyet
daha da artabilecektir.
Eski haberleşme protokolleri geliştirilirken, bu protollerin IoT
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
yapısına uymaları kimse tarafından beklenmiyordu. Bu nesne
verilerinin IoT dünyasına gönderilmesi ihtiyacı ise başka bir gerçek. Soru sorma ve cevap alma aynı platformda konuşan şeyler
için normal bir işlemdir. İşletmenizde bulunan farklı marka ve
model “şey” leriniz ile dış dünyadaki bir “şey” arasında istenen
veri iletişimi ihtiyacını çözmede Kepware tarzı, OPC haberleşme
platformu geliştiren ,yüksek teknoloji çözümleri iyi bir başlangıçtır.
Cihaz üreticileri genelde bir ya da bir kaç haberleşme protokolünü
destekler. Kepware ve benzeri platformlar iki farklı “şey” in birbiri
ile doğrudan haberleşmesini temin eder. Bütün cihazları birbirine
bağlayan glue yapıştırıcısı görevini üstlenir. Endüstriyel cihazların
IT dünyasına bağlanması büyük bir iş hacmi oluşturduğundan IoT
bazlı ilk ürünler daha çok bu alanda görülecektir.
Cloud sunucular yüksek ve sürdürülebilir performas sergilemeye
devam ettikçe, sistemler fiziksel sunuculardan cloud yapılara
kayacaktır. Güvenlik burada da karşımıza çıkan ilk soru olacaktır.
Bilgiye dayalı yeni bir ekonomik modele doğru ilerlemekteyiz. Bu
bilginin bize ulaşana kadar diğer meraklı gözlerden uzak olmasını
da istiyoruz. İstenen verinin hedefine ulaşamaması durumunda
tekrar gönderilmesi de dahil bir çok güvenlik makenizması bu
yeni haberleşme protokollerinde sınanmaktadır.
IoT henüz tam olarak anlaşılmamış iken IoT kapsamında çalışılan
haberleşme protokollerini konuşmaya başladık. IoT Haberleşme
protokoller temel olarak iki kategoride toplanmakta
- Client/Server - istemci/sunucu
- Publish/Subcribe - Yayınlayan/Abone
Client/server yönteminde client, server’a bağlanır ve istek
yapar. Bu modelde istenen veri server’dadır ve client tarafından
yapılan isteğe cevap verir. Mesela client bir sıcaklık bilgisi okuyacak ise server’in önceden var olduğunu ve onun adresini bilmek
durumundadır.
Publish/subscribe yönteminde ise arada bir broker vardır ve
‘topic’ - konu çerçevesinde boker arabuluculuk görevini üstlenir.
Client yerine consumer kelimesi daha doğrudur ve consumer
’lar server’dan gelen verileri üye oldukları topic çerçevesinde
aradaki broker üzerinden okuyabilirler. Örneğin bir cihaz sıcaklığı
her dakika örnekleyebilir ve ölçüm sonuçlarını her saat başında
yayınlayabilir. Bu bilgiyi kullanacaklar broker üzerinden okurlar ve
veriyi üreten ile doğrudan ilişki kuramazlar.
Client/server protokolü haberleşme altyapınızı detaylı analiz
etmişseniz çok iyi sonuç verir. Mesela server ‘ın IP adresi of
55.55.55.55 ve 1234 nolu portu dinlemekte. Client bu porta
bağlanabilir ve istekte bulunabilir.
Publish/subscribe protokolü alt yapıda belirsizlikler var ise daha
iyi sonuç verebilir. Mesela uzak cihazın network bilgisi değişiyor
olabilir ya da sürekli networke bağlı değilse aradaki borker iletişim
sürekliliğini ssağlayabilir. IoT destekli basit bir cihaz için belli bir
adrese bağlanıp elindeki verileri yayınlanmak üzere ona aktarması
kolaydır.
Client/server protokolü daha güvenlidir. Çünkü point-to-point
bağlantı yapar. Ancak aynı zamanda kaynağın yoğun olarak bu
işe katılımını talep eder. Güvenlik arada başka birimler(broker)
olduğunda daha zor bir iştir. Öte yandan Publish/subscribe
protokolü uygulaması daha kolay bir protokoldür. Her iki taraf
diğerinden bağımsız ekleme çıkarma yapabilir.
Daha anlaşılır olması için IoT dünyasında bilinen bu protokolleri
kısaca tanıyalım:
OPC UA
OPC Unifed Architecture (OPC UA) yeni nesil bir haberleşme
protokolüdür ve OPC derneğince geliştirilmiştir. Klasik OPC
protokolü, PLC dünyasında yaygın olarak kullanılmaktadır. OPC
UA, bu kullanımı yaygınlaştırma ve daha güvenlikli hale getirmeyi
hedefler.
OPC UA protokolü client/server mimariyi destekler. Client
endüstriyel cihaza bağlanır, araştırır(browse), okur ve yazar. UA
farklı üreticiler arası haberleşmeyi kolaylaştırır ve yüksek güvenlikte çalışır. Mesaj her iki noktanın da bir diğerine üye olunmasını
gerektirir ve iletim esnasında veri güvenlik amaçlı kriptolanır.
OPC UA özellikle OPC nin bilinip kullanıldığı; PLC ye bağlı sensörlerin verilerinin SCADA ve /veya MES sistemlerine aktarıdığı sanayide yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Sanayide kullanılan
bir protokol olduğundan güvenlik konusundaki detaylara hâkimiyeti dikkat çekici düzeydedir. IT dünyası ise bu protokolü karmaşık
bir yapı olarak görülmekte. Bu yüzden IoT platformlarında, yeni
uygulamalarda adapdasyonu sınırlı düzeyde kalmaktadır. OPC
derneği son zamanlarda açık kaynak kod olarak bu protokolü
paylaştı ve OPC UA kullanılma oranları artmaya başladı.
HTTP (REST/JSON)
Hypertext Transfer Protocol (HTTP) bağlantısız bir client/server
protokolü olup IT ya da web dünyasında sıklıkla kullanılmaktadır.
IoT dünyasında daha çok Representational State Transfer (REST),
üzerinde durulmaktadır. Client uygulama server içindeki veriyi
istek yollayarak talep eder. HTTP istenen verinin iletimini sağlar
HTTP isteği HTML, JavaScript, JavaScript Object Notation
(JSON), XML kodu içerebilir. IoT uygulamalarında JSON üzerinde
yoğunlaşma vardır. JSON dili XML diline benzemektedir. Birçok
programlama dili tarafından desteklenir. Biraz da bu nedenle çoğu
IoT ya da IT platformu veriyi HTTP formunda kabul eder. Ancak
haberleştirmek istediğiniz her iki cihaz da HTTP/REST/JSON
destekliyor diye bir çırpıda haberleşeceklerini düşünmeyin.
MQTT
Message Queuing Telemetry Transport (MQTT) protokolü publish/subscribe mimarisinde çalışır. Daha çok uzak haberleşme
ağlarındaki cihazlardan mesela SCADA lardan veri okumak için
tasarlanmıştır. Data eklentisini minimum tutar (2 byte header) ve
61
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
nedenle CoAP ta geliştirilmiş
bazı uygulamaları HTTP
ye çeviren uygulamalar da
mevcuttur.
güvenli iletişime odaklanır. HTTP gibi MQTT’da uygulamaya özel
geliştirilir ve çoğu zaman JSON ya da binary formatında kodlama
içerir.
MQTT protokü HTTP kadar yaygın olmasa da IT dünyasında
kullanım yüzdesi artmaktadır. Piyasada açık kaynak kodlu bir sürü
uygulama var. Broker bazlı projeler de geliştirilmekte. Bu yüzden
pek çok IoT platformu hem HTTP ve hem de MQTT protokollerini
desteklemektedir.
MQTT protoklü, haberleşme band genişliği sınırlı ise ve her iki partinin haberleşme altyapısı hakkında bilginiz az ise tercih edilmeli.
Tabi verileri yayınlayabileceğiniz bir MQTT broker olduğundan
da emin olunuz. MQTT güvenli bir haberleşme yolu üzerinden Transport Layer Security ( TLS) çalışmalıdır.
Uygulamanın MQTT desteği yoksa? Endişe etmeyin. Piyasada
birçok açık kaynak kodlu uygulama MQTT üzerinden HTTP ya
da veritabanına istediğinizi verileri aktarabilmektedir. Öte yandan
iki uygulamanın da MQTT desteği var diye hemen bir çırpıda
haberleşeceğini düşünmeyin. Topic(konu) ve JSON kodlama
üzerinde çalışma yapmak gerekebilir.
CoAP
Constrained Application Protocol (CoAP) Internet Engineering
Task Force (IETF) tarfından geliştirilmiştir. Amacı HTTP ye fazla
yük getirmeden cihazlar / uygulamalar arası haberleşme ihitiyacını
karşılayabilmektir.
CoAP protokolü HTTP ye benzer ancak TCP yerine UDP/multicast
kullanır. Aynı zamanda iletim sırasındaki ‘header’ bölümünü
basitleştirerek kısaltır ve böylece her bir isteğin veri boyunu küçültür. HTTPS e benzer olarak Datagram Transport Layer Security
(DTLS) kullanarak iletişim güvenliğini tahsis eder. CoAP kullanımı
HTTP ile MQTT tercihinin arasında bir yerde bulunur.
Eğer band genişliği HTTP için sorun yaratmaya başlamış ise CoAP
kullanabilirsiniz. Ancak çok yaygın olmadığını da akılda tutun. Bu
62
DDS
Data Distribution Service
(DDS) protokolü de publish/subscribe mimarisini
destekler. DDS protokolü
Object Management Group
(OMG) tarafından desteklenen açık bir standardtır.
MQTT gibi merkezde bir
broker olması gerekmez.
Dağıtık bir mimaridir. DDS
node ları doğrudan peer-to-peer tarzında UDP multicast kullanarak haberleşir.
Merkezi network yönetim ihtiyacını ortadan kaldıran ve daha hızlı
haberleşmeyi mümkün kılan bu yöntem milisaniyenin de altında
haberleşebilir. Bu yüksek hız kapasitesi DDS protokolünü M2M
haberleşme ihtiyaçlarında tercih edilir yapmaktadır.
AMQP
Advanced Message Queuing Protocol (AMQP) de publish/
subscribe protokol mimarisine örnek teşkil eder. Daha çok
finans dünyasında kullanılır. Sanayide kullanımı sınırlıdır. Sağlam
haberleşme modeli ve transaction türü haberleşmeyi desteklemesi onu değerli kılmaktadır. REST, MQTT tarı protokoller transaction tipi iletimi (IoT uygulamalarının çoğunda istenmediğinden)
desteklemez. IoT protokllerinden biri olarak bilinip bu protokoller
arasında yer alsa da AMQP ‘ağır’ protokollerden biridir ve sadece
bazı tip uygulamalar için değer taşır.
Sonuç :
OPC UA, HTTP, MQTT, CoAP, DDS, ve AMQP protokollerinin hepsinin IoT dünyasında belli bir yeri vardır ve farklı avantaj ve dezavantajlara sahiptir . Hangisinin ileride diğe protokolleri bastıracağını
henüz öngöremiyoruz. Herbirinin avantaj ve dezavantajları bulunmakta. Bugün için ihtiyacınıza en uygun olanı seçip kullanmanız
akıllıca olacaktır. Kepware şimdilik (versiyon 5.19) REST ile MQTT
protokolleri desteklemektedir. IBM tarafından geliştirilen NodeRed gibi açık kaynak kodlu uygulamaları Kepware ile rahatlıkla
kullanabilirsiniz. Böylece PLC lerinizdeki gerçek zaman verilerinizi
IoT platformuna taşıyabilirsiniz.
Güvenlik ?
Öte yandan internet paylaşılan bir haberleşme platformudur.
Erişim güvenliği artan trafik ile daha da önem kazanmıştır. Bizim
için önemli ve değerli olan bilgi, rakiplerimiz için de değerlidir.
Bilgiyi ortak platformlarda dağıtarak iletim masrafını düşürmek
aynı zamanda da sadece yetkilendirilmiş kişilerin erişimini
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
sağlamak istemekteyiz. Sistemin 7/24 bazda istenen tüm taleplere
cevap verebilmesi ile birlikte saldırılardan da korunması gereklidir.
Denetlenebilirlik (sistem seviyesinde tüm haberleşmenin ne
zaman ve kim tarafından yapıldığının takip edilmesi) ilk ve en
temel güvenlik seviyesidir. Bunu aktif ve reaktif sebeplerle isteriz.
Aktif olarak bağlantı sırasında bir saldırı algılarsak saldırı anında bu
haberleşmeyi kesebiliriz. Reaktif anlamda ise saldırı sonrasında
hangi bilginin alındığı ve kim tarafından talep edildiğini sorgulamak için kullanabiliriz bu bilgileri.
Erişimin Sınırlanması (kullanıcı adı ve şifre), ve yetkili her bir
kullanıcının neler yapabileceğinin sınırlanması diğer güvenlik
önlemleri arasında sıralanabilir. Sistem erişim izni olan bir çok
kişi, bilgi düzeylerine ve ilgilerine göre (taşeronlar dahil) farklı
seviyelerde erişim haklarına sahip olmalıdır.
Bilginin sadece belirlenen kişiler arasında paylaşılması (bilginin
mahremiyeti) ve veri bütünlüğünün sağlanması (veri değişiminin
önlenmesi) haberleşmede güvenliğin ana konusundur.
Güvenliğimiz Nasıl Tehdit Edilir :
- Kullanıcı adı ve şifresi ele geçirilebilir. Bu bilgileri sisteme giren
kişinin yetkilendirdiğimiz insan olduğunu varsayarız. Bazı sistemler satın alındığında sistemde kayıtlı kullanıcı adlarını silmeyiz.
İşte basit bir deneme ile sisteme giriş mümkün olabilmektedir. Devreye alır, çalıştıktan sonra unuturuz. Kaçımız işyerimize
aldığımız ADSL’nin admin şifresini değiştirmeyi düşünür bilmem.
- İnternet iletişim trafiğimiz izlenebilir. Bu yolla biriyle paylaştığımız
mahrem bilgilerimiz meraklı kişilere açılabilir.
- Gönderilen mesajı değiştirip karşı tarafa değiştirilmiş olarak
gönderilmesi. Yaygın kullanılan haberleşme protokollerinin
yapısı,anlaşılması daha kolay olsun diye internet ortmında
detaylı anlatılmıştır. Sadıranlar bu mesajları kolayca inceleyip,
zarar vermek için nereyi değiştirmeleri gerektiğini anlayabilirler.
Otomasyon dünyasından örnek verirsek bir vanaya %100 açma
emri yerine %0 kapama emri verilebilir.
- Bir adrese sürekli mesaj gönderilerek iletişim portu meşgul tutulabilir ve önemli diğer mesajları alması engellenebilir.
- Birçok ürün piyasa çıktıktan sonra patch ya da servis pack
yayınlar. Sistemlerinde gördükleri açıkları ve bunları nasıl düzelttiklerini detaylı anlatırlar. Saldırganlar için bu tür yayınlar hazine
gibidir. Bu açıkları kapatmayanlar açık hedef gibidir onlar için.
- İki “şey” arasında güvenli bağlantı kurulmasının hemen ardından
ikisi arasındaki iletişim koparılıp hiç bir şey olmamış gibi karşı taraf
ile haberleşmeye devam edilebilir. Saldırgan iletişime devam eder.
Veriler artık başka bir yere gitmektedir.
Güvenliğimizi Nasıl Sağlarız :
- Güvenliğimizi farklı seviyelerde tanımlamalıyız. Bir kişi her
işi yapabilir yaklaşımı yerine belirli işler için belirli erişim izinleri düzenlenmeli. Firewall, Saldırı Algılama ve Önleme (IDS/
IPS) çözümlerinden işletmemize uygun olan çözümü seçip
uygulamalıyız. Bütün güvenlik adımlarının içeri girişte kullanıldığı
çözümler yerine değişik seviyelerde farklı güvenlik adımları
öngörülmeli. Saldırı önlenemese bile zararı ve hızı bu yöntemle
azaltılabilir.
- OPC UA, imalat sanayinde veri iletişimi için güvenli bir kapı
görevini sağlar. OPC UA bir yandan okuma ve yazma işlemlerinin
kolayca yapılmasını sağlarken, öte yandan client-server arasında
sertifika alışverişi yaparak başka birinin araya girmesini engeller.
Gönderilen her mesaj alıcıda çözülcek şekilde şifrelendiğinden bu
mesajın okunması da değiştirilmesi de oldukça zor bir iştir. OPC
UA sayesinde tek platformda sertifal alışverişi ile yetkilendirme
(authentication), iletilenya da okunan verinin şifrelenmesi ile
mahremiyet-gizlilik (confidentiality) sağlanır. Ayrıca iletilen
mesajın dijital olarak imzalanmış olması verinin bütünlüğü (integrity) sağlayacaktır. OPC UA mesajın(veri) iletimi sırasında da TCP,
UTP gibi güvenli olmayan protokoller yerine SSL gibi güvenli
protokoller de kullanmaktadır.
Şimdi sertifika alışverişi ne demek bunu kısaca açıklamaya
çalışalım. İnternet browser uygulamanızda www.google.com
yazdığınızda https güvenli portuna yönlendirirsiniz. Bu Google için
güvenli bir port dur ve X.509 sertifikası kullanılır. Bu sertifikanın
kullandığı anahtar şifre uzunluğu arttıkça bağlantı güvenliği
de artar. Ancak bu bağlantı türünde biz Google ‘a güvenmek
durumundayız. Ayrıca Google kendine bağlanan herkesin güvenli
olduğunu varsaymak durumundadır.
OPC UA örneğinde ise hem client, hem de server birbirlerine 128
bit SSL sertifika üzerinden güvenir. Bir tarafın diğerine tabi olması
yerine iki tarafta diğerini okuma ya da yazma işlevi sırasında bu
sertifika alışverişi ile tanır. Client -Server arasındaki bu sertifika
alışverisi haberleşme başlamadan önce sistem yöntetim yetkisine
sahip kişilerce yapılabilir.
Server tarfından gönderilen mesaj şifrelendikten sonra imzalanır
ve sadece client tarafındaki özel anahtar ve imza ile çözülebilir. Yani mesaj şifresi çözülebilse bile server imza-client imza
karşılaştırması sayesinde verinin bütünlüğü güvence altına alınmış
olur. Aradaki bağlantı bir saldırı ile koparıldığında haberleşme
devam edemez. Belirli bir sıklıkta hatalı erişim için talep gelirse
aynı porttan gelen isteklere bir süre için ara verilir ve bakılmaz. Bu
da server tarfının sürekli art niyetli olarak meşgul edilmesini önler.
Özet :
- Kepware OPC UA yazılım ve donanım modülleri arasında gerekli
yetkilendirme , şifreleme ve dijital imzalama teknolojilerini kullanarak güvenli bir haberleşme platformu sunar.
- Sahada Modbus, Siemens gibi protokolleri kullanabilirsiniz. Ama
internete geçtiğinizde bunlar yerine daha güvenli olan OPC UA
teknolojisi gibi güvenliğinizi destekleyen bir protokole geçmelisiniz
63
ÜRÜN VE UYGULAMALAR
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Omron’dan yenİ kompakt bİleşenlerle
esnek pano tasarım desteğİ
OMRON / www.omron.com.tr
Omron, kontrol panolarında alandan önemli ölçüde tasarruf
etmek üzere tasarlanan geniş bir kompakt kontrol komponent
ürün ailesi seçenekleri sunuyor. Kompakt komponentlerin
kullanılması, kontrol sistemlerinde esneklik elde edilmesine
yardımcı olur ve pano içinde gelecekte gerçekleştirilecek
değişiklikler ve eklentiler için yer açılmasını kolaylaştırır.
Elde Edilen Avantajlar Nelerdir?
edinilecek bilgiler, EPLAN ve Zuken E3 dahil olmak üzere
önde gelen pano tasarımı yazılım paketlerine doğrudan
aktarılabilmektedir. Bununla birlikte ana formatlarda 2 boyutlu ve 3 boyutlu çizimler için CAD dosyaları mevcuttur. Bu
sayede kontrol panolarının üzerindeki alanın kullanımı daha
kolay bir şekilde ayarlanabilir.
Günümüzde bilgisayarlar ve güçlü CAD/CAE yazılımları
• Pano boyutlarını %20’ye kadar küçültme
• Minimum 6,2 mm genişliğe sahip ince tasarım
• Maksimum 70 mm derinliğe sahip pano üstü komponentleri
Omron’un yeni komponentlerinin kullanıldığı panolar, tipik
uygulamalarda standart komponentlere göre %20’ye kadar daha küçük boyutludur. Bu da kontrol ekipmanlarının
kapladığı alanın az olmasının son derece önemli olduğu
modern üretim ortamlarında çok önemli bir avantaj sağlar.
Daha küçük kontrol panolarının sağladığı diğer avantajlar
arasında pano üretim maliyetlerinde ve panoların sahaya
taşınma maliyetlerinde azalma yer almaktadır.
Omron hangi ürün grupları ile yardımcı oluyor?
En yeni kompakt kontrol komponentleri, sadece 17,5 veya
22,5 mm genişliğinde son derece ince G9SE güvenlik röleleri
ve sınıfının en küçüğü olmasına karşın kolay tak-çalıştır kurulum ve 10 yıla kadar pil ömrü sağlayan S8BA kesintisiz güç
kaynaklarıyla (UPS’ler) birlikte sunulmaktadır. Geniş kompakt kontrol ürünleri arasında maksimum 70 mm derinliğe
sahip pano üstü kontrol cihazları ve çok çeşitli kompakt push
butonlar ve indikatörler yer almaktadır.
İnce endüstriyel röleler - G2RV serisi; 6,2 mm
genişlikle alandan tasarruf sağlar. İnce tasarım, modüllerin
küçültülmesine ve G/Ç hatlarının sayısının artırılmasına olanak sağlar.
Güvenlik röle üniteleri - G9SE serisi; İnce tasarım
(17,5 mm ve 22,5 mm) montaj alanından tasarruf sağlar.
Ölçüm ve İzleme Röleleri - K8AK/DS serisi; Genel DIN rayına montaj ve Dar pano alanları için kompakt iz
düşümü.
Kesintisiz Güç Kaynakları (UPS) - S8BA Serisi;
Boyutu ve ağırlığı azaltmak ve kullanım ömrünü artırmak için
Lithium iyon piller kullanılır.
Tüm kontrol ürünlerinin verilerine çevrimiçi veri
portalı üzerinden ulaşmak
Kontrol panolarının boyutlarının küçültülmesine daha fazla
yardımcı olmak amacıyla tüm kontrol ürünlerinin verilerine
çevrimiçi veri portalı üzerinden ulaşılabilir. Bu portaldan
64
tasarımcıların işini önemli ölçüde kolaylaştırdığından
switch kabini üretiminde vazgeçilmez araçlar haline geldiler. Ancak en iyi programlar bile kendilerine güç sağlayan
veritabanlarıyla sınırlıdır. Ne yazık ki günümüzde genel
yaklaşım, bir ürünün boyutlarını ve özelliklerini anlatan
kullanım kılavuzları sağlamaktan öteye geçmiyor. Ancak
pano bileşenlerimiz ve cihazlarımız için EPLAN ve Zuken
eCAD verilerinin piyasaya sürülmesiyle artık yeni bir dönem
başlıyor.
Geliştiriciler, bir ürünle ilgili gerekli tüm verilerin elektronik
formatta bulunduğu dijital veri kayıtlarını portalımızdan
indirebilir ve bu kayıtlarda bulunan çizimleri (parça verilerini), belgeleri vb. CAD/CAE programlarına sorunsuzca
entegre edebilir. Bu özellik, zamandan tasarruf sağlar, hata
oluşumunu engeller ve ürünün piyasaya çıkışını hızlandırır.
EPLAN ve Zuken parça verilerinin yanı sıra, 2D ve 3D CAD
dosyaları da CAD kütüphanemizden (http:// industrial.omron.eu/en/products/cad-library) indirilebilir.
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ABB, Ekvator'un kamu petrol şirketinin
duruş süresini azaltacak
ABB'nin güç kontrol fonksiyonuna sahip eşsiz devre kesicisi
■ Petroamazonas EP, jeneratörlerini ani dalgalanmalardan korumak ve de zaman ve paraya mal olan
kesintileri engellemek için ABB’nin Emax 2 teknolojisini kullanmaya karar verdi.
Enerji ve güç otomasyonu teknolojisinin öncülerinden
olan ABB, Ekvator’un kamu petrol şirketi Petroamazonas EP’ye sunduğu, sisteme sonradan dahil edilebilen
enerji yönetim çözümüyle beklenmeyen jeneratör kapanmalarını engelleyerek yılda fazladan bir haftalık kazanç sağlamasına yardım edecek.
Petroamazonas EP, pompa ve sondaj gibi önemli tesis
üretim süreçleri için dizel jeneratörlerin elektrik sağladığı Ekvator’un farklı yerlerindeki dört tesisine, ABB’nin
güç yönetimi özelliğine sahip Emax 2 açık tip devre kesicilerinden kurdu.
Sürekli enerji teminini sağlamak ve üretim sürecinin
devamlılığını korumak, petrol ve gaz sektöründeki başarının anahtar etkenleridir. ABB Emax 2, doğru ko-
66
ruma ve güç tüketimi ile güç kaynağı arasında denge
sağlayarak bunu desteklemektedir. Dünya üzerinde
yedi iletişim standardına sahip tek devre kesici olarak,
herhangi bir otomasyon veya denetim sistemine kolayca entegre olabilir.
Emax 2 güç şebekesini korur ve entegre haberleşme
modülleri ile işletmecilere Petroamazonas EP’nin yerel
kontrol sistemlerine bağlanarak enerji tüketim verilerine gerçek zamanlı erişim olanağı verir. Ayrıca önleyici
bakımlarla işletmenin sorunsuzca çalışması için uzaktan tanı fonksiyonuyla tesisin veri merkezine bilgi akışı
sağlar.
ABB Devre Kesiciler ve Yük Ayırıcılardan sorumlu dünya başkanı Giampiero Frisio “Emax 2 enerji yönetimini
kolay bir şekilde sağlayabilmek için geliştirildi, Emax 2
enerji şebekelerini otomatik olarak izleyen ve kontrol
eden dünyadaki tek devre kesicidir.” dedi.
“Algılama, haberleşme ve gelişmiş yeni koruma özelliklerinin dâhili olmasıyla, çözümümüz üretim ve enerji
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
verimliliğini artırıyor. Haberleşme özellikleri sayesinde,
Yeni Dönem stratejimizin önemli bir öğesi olan Nesnelerin, Hizmetlerin ve Çalışanların İnterneti’ne muhteşem
bir örnek teşkil ediyor.”
Petroamazonas EP, Ekvator petrol üretimini optimize etmek için en son teknolojileri ve küresel kalite standartlarını kullanmaktadır. ABB’nin mühendisleri, Petroamazonas EP’nin tesislerinde üretken olmayan süreyi azaltmak
üzere tesisin zorlu çalışma ortamının taleplerini karşılayan özel bir çözüm geliştirmek için müşteri ile yakın bir
şekilde çalıştı.
ABB, son beş yıl içinde dünya çapında bir milyondan fazla açık tip devre kesici kurdu. Yeni dönem stratejisinin
bir parçası olarak ABB, müşterilerinin esneklik, verimlilik
ve rekabet gücünü artırmaya yardımcı olmak için petrol
ve doğalgaz gibi sektörlerde son teknoloji cihazlarının
kullanımını genişletmek istiyor. Emax 2, en gelişmiş ve
akıllı tesis ağlarında ve akıllı şebekelerde kurulabilirliği
sayesinde bu stratejiyi kendi bünyesinde barındıran son
teknoloji ürünlerindendir.
ABB
/
new.abb.com/tr
PROGRAMLANABİLİR ENKODER
ABSOLUTE VE INCREMENTAL FONKSİYONLARI TEK
ENKODERDE TOPLANDI
FRABA POSITAL, yeni IXARC serisi enkoderleri için yeni
ve güçlü programlama araçları sunuyor. Bu yeni özellikler
sayesinde hiçbir ek yazılım ya da tesisat gerektirmeden
enkoderlerin çözünürlüğünü ayarlayabilmektesiniz.
• Çözünürlük, PPR, Dönüş Sayısı ve Yönü isteğe göre
programlanabilir.
Enkoderinizi istediğiniz gibi programlayıp çalıştırmak için
tek ihtiyacınız resimde görmüş olduğunuz POSITAL UBIFAST yapılandırma aracı ve Wi-Fi özellikli bir akıllı telefon. Bu özelliği kullanmanız için telefonunuza ya da bilgisayarınızı herhangi bir yazılım indirmenize gerek yoktur.
Özellikler;
• Sağlam, Uzun ömürlü, Pil tüketmeyen manyetik enko der teknolojisi,
• Tek enkoderde Absolute ve Incremental fonksiyonu,
(Absolute; sadece SSI protokolü için geçerlidir.)
• 16 bit ve 16384 PPR’ kadar çözünürlük,
BOR ELEKTRONİK / www.borelektronik.com.tr
67
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Artan konfor, güvenlik ve enerji verimliliği…
Bosch’tan enerji ve bina teknolojileri için akıllı bağlanabilirlik
Dünyanın önde gelen teknoloji ve hizmet sağlayıcısı Bosch,
akıllı bağlanabilirlik ile endüstri, kurumlar ve konutlara yönelik enerji ve bina teknolojileri geliştirmeye devam ediyor.
Bosch’un çözümleri bina otomasyonu gibi rutin görevleri ortadan kaldırarak, işletme maliyetlerini azaltıyor. Veri koruma
ve güvenliği ise en üst düzeye taşınıyor. Bosch Grubu Enerji
ve Bina Teknolojileri’nden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Dr.
Stefan Hartung: “Teknik sistemler uzmanlığımız ve bölgesel
pazarlara yönelik anlayışımız bizi başarıya götürüyor. Portföyümüzü ve pazardaki varlığımızı büyütüyoruz.”
Dünyanın önde gelen teknoloji ve hizmet sağlayıcısı Bosch, bir
yandan enerji ve maliyet tasarrufu beklerken diğer yandan da
konfor ve güvenliğin artmasını talep eden müşterilerine, ‘Akıllı Bağlanabilirlik’e sahip enerji ve bina teknolojisinden oluşan
68
entegre çözümlerle cevap veriyor. Bu çözümler; ısıtma, sıcak
su, havalandırma, klima, izinsiz giriş ve yangınlara karşı koruma, tesis yönetimi, elektrik üretimi ve enerji depolama gibi
alanları kapsıyor. Bosch Grubu Enerji ve Bina Teknolojilerinden Sorumlu Yönetim Kurulu üyesi Dr. Stefan Hartung, “Teknik sistemlerdeki uzmanlığımız ve bölgesel pazarlara yönelik
anlayışımız, bize başarının kapılarını açmaya devam ediyor.
Bosch, teknolojik uzmanlığı, sahip olduğu geniş bayi ağıyla
enerji ve bina teknolojileri pazarında iyi bir konuma sahip...
Portföyümüzü ve pazardaki mevcudiyetimizi stratejik bir şekilde büyütüyoruz” dedi. Bosch olarak, bina ve enerji sistemleri
otomasyonunun ön şartı olarak, nesnelerin interneti üzerinden
bilgilerin cihazlara aktarılmasını, yani bağlanabilirliği gördüklerini vurgulayan Dr. Hartung, “Bu faktörler bize sürdürülebilir
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
bir büyümenin yolunu açıyor” diye konuştu. Bosch çözümleri
müşterilere, verilerinin ne şekilde kullanılacağına kendilerinin
karar vermesini sağlayarak yardımcı oluyor. Ağa bağlı ürünlerin güvenliği için belirli standartlar tanımlayan bir yetkinlik
merkezini de kullanıcıların hizmetine sunuyor.
Teknisyene ihtiyaç olmaksızın en hızlı
çözümler…
Bosch, Güvenlik Sistemleri ve yangından koruma ekipmanlarının kontrolü konusunda BIS (Bina Entegrasyon Sistemi) gibi
binalara yönelik kapsamlı ağa bağlı çözümler geliştirmeye ve
sunmaya devam ediyor. Şirket ayrıca, bina tesisatlarının uzaktan takibi ve bakımını içeren bir EffiLink platformuyla teknisyene ihtiyaç olmadan arızaları yüzde 60 oranında hızlı bir şekilde
çözmeyi mümkün kılıyor.
Enerji sektörünün geleceği ağa bağlı çözümlerde saklı…
Bosch, şehirler için büyük önem arz eden elektrik üretimi, dönüştürme ve depolama gibi konularda çeşitli ağa bağlı çözümler sunuyor. Bosch’un ayrıca enerji nakil hatları şebekelerinin
akıllı kontrolüne yönelik yazılım çözümleri mevcut. Geçtiğimiz
aylarda, konut için yeni nesil ağa bağlı sıcak su kazanlarını piyasaya sunan şirket, 100.000’den fazla ağa bağlı ürün satışı
gerçekleştirdi. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için sürdürülebilir çözümler üreten Bosch, evlerde güneş enerjisi kullanımını artırmak üzere ısı pompası ve kontrol
biriminden oluşan akıllı, ağa bağlı bir enerji sistemini de müş-
terilerine sundu. Isıyı ortam havasından, sudan veya topraktan
alan sistem, ısıtma veya sıcak su için enerji üretiyor. Kullanıcılar, ayrıca sistem performansını online olarak istedikleri gibi
takip edebiliyorlar.
Ağa bağlı çözümler için yeni iş kolları
kuruldu
Pek çok yeni iş ve pozisyon fırsatının önünü açan ağa bağlı
çözümler için yeni bir iş kolunu devreye sokan Bosch, binaların, enerji sistemlerinin v e sanayi tesislerinin uzaktan takibi
ve bakımı için gerekli yazılım tecrübesine bir iletişim merkezini
de devreye soktu. Bosch tarafından yönetilen bu merkez, 1,5
milyondan fazla araç için 30’dan fazla ülkede 16 dilde kullanılan ‘eCall’ otomatik acil durum çağrı hizmeti gibi telematik
hizmetleri de sunuyor. Bosch tüm bu gelişmelerin dışında
hizmetlerini çok daha genişletmek üzere Ocak 2016 itibarıyla ‘Bosch Global Hizmet Çözümleri’ isimli yeni bir departman
kurmayı planlıyor.
3 bin Bosch mühendisi, nesnelerin interneti üzerinde çalışıyor
Bosch’un farklı sektörlerdeki faaliyetleri, bağlanabilirlik konusunda öncelik sağlıyor. Yaptığı yatırımlarla birkaç yıl içinde
yazılım yetkinliğini artırmayı hedefleyen Bosch, önemli oranda
yazılım mühendisine sahip bulunuyor. Şirketin araştırma ve
geliştirme alanında çalışan 45.700 çalışanın üçte biri yazılım
mühendislerinden oluşuyor. Bağlanabilirlik ve nesnelerin interneti alanlarında ise yaklaşık üç bin mühendis çalışıyor.
BOSCH / www.bosch.com.tr
69
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Yeni Fluke 500 Serisi Pil Analizörleri
■ Yeni Fluke 500 Serisi Pil Analizörü, farklı sabit pillerin ve önemli
yedek pil uygulamalarında kullanılan pil şarj ünitelerine yönelik
bakım, sorun giderme ve performans testi için ideal bir test aracıdır. Sezgisel kullanıcı arabirimi, kompak tasarımı ve dayanıklı
yapısı, optimum performans, test sonuçları ve güvenilirlik sağlar.
Fluke 500 Serisi Pil Analizörü, otomatik dizi işlev testi ve test probu entregre kızılötesi sıcaklık ölçüm sistemi kullanarak, DC gerilimi ve direnç testlerinden tam kondisyonlu teste kadar geniş pil
test işlevlerini kapsar. 500 Serisi Pil Analizörleri, her tipten sabit
pilde ölçümler yapmak üzere tasarlanmıştır.
Özellikler
• Anahtar ölçümler: Pil direnci, dc ve ac gerilimi, dc ve ac akım,
dalgalı gerilim, frekans ve pil sıcaklığı.
• Sıralı ölçüm modu: Gerilim, direnç ve sıcaklığı içeren otomatik
ölçüm saklama ile pil dizilerinin otomatik veya manüel sıralı ölçümü (BTL21 akıllı test probu ile).
• Kapsamlı kayıt: Tüm ölçülen değerler, test sırasında otomatik
olarak yakalanır ve sürekli analiz için indirmeden önce cihazda
görüntülenebilir.
• Gelişmiş kullanıcı arabirimi Hızlı, kılavuzlu kurulum her seferinde
doğru verileri yakalamanızı sağlar ve birleşik görsel ve sesli geri
bildirim işaretleri ölçüm karmaşası riskini azaltır.
• Eşik karşılaştırması: Direnç ve gerilim için birden fazla referans
değer ve eşik yapılandırın. Görsel ve sözlü ipuçları aracılığıyla her
bir ölçümden sonra karşılaştırma sonuç geri bildirimi.
• Ergonomik test uçları: Uzaktan KAYDET tuşlu dayanıklı
eşeksenel iki kutuplu kelvin test pimleri, test süresini azaltır ve
verimliliği artırır.
• Test probu çoğaltıcılar: İkili yığın hücreler için uzun
erişimli problar.
• Akıllı test probu seti (BT520 ve BT521): Entegre LCD ekran,
kızılötesi sıcaklık ölçümü (yalnız BT521), fener, sözlü sesli geri
bildirim ve gerilim değerlerini ve sıcaklık kaydını otomatik olarak
veya entegre kaydet tuşuyla yakalar.
• Gelişmiş veri analizi: Dahili pil yönetim yazılımıyla eğilimleri hızlıca karşılaştırır , sonuçları analiz eder ve raporlar oluşturur.
• Kolay raporlama: Analiz grafikleri ve veri tablosuyla PC yazılımında PDF rapor veya csv dosyasıyla mobil uygulamada hızlı
e-posta formatlı rapor oluşturur.
• Kablosuz iletişim: Ölçüm sırasında veri indirmek ve uzaktan görüntülemek için. iOS uygulaması aracılığıyla ölçüm verisine göz
atar ver e-posta olarak gönderir.
• Pil ömrü: Sekiz saatten fazla sürekli çalışma için 7,4 V 3000 mAh
lityum-iyon pil.
• USB bağlantı noktası: Birlikte verilen veri analizi ve rapor yönetim uygulama yazılımına hızlı veri indirmek için.
• Endüstrideki en yüksek güvenlik oranı: CAT III 600 V, 1000 V dc
maks. pil güç kaynağı ekipmanının her yerinde güvenli ölçümler
için sınıflandırılmış.
NETES MÜHENDİSLİK / www.netes.com.tr
70
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ŞEFFAF VE PARLAK OBJELERDE DOĞRU VE GÜVENİLİR TESPİT
Şeffaf Algılama Sensörü - SMARTEYE Retro Smart
Sensörler üretimdeki hataları minimuma indirmek amaçlı
kullanılmaktadır. Özellikle dolum ve paketleme sektöründe
yüksek hızda üretim yapılmaktadır. Bu hızı arttırmak ve aynı
oranda kayıpları azaltmak oldukça önemlidir. Bu konuda
makinelerde kullanılan sensörlerin doğru seçimi devreye girmektedir. Uygun ürün seçimi makinelerdeki verimi arttırırken, üretimde yaşanan kayıpları da minimuma indirmektedir.
Makine üreticilerinin en çok sıkıntı ile karşılaştıkları sensör
grubu olan şeffaf algılayıcı sensörler sektörün en çok ihtiyaç
duyduğu gruplar arasındadır.
SMARTEYE® RETROSMART™ retroreflektif sensör, şeffaf konteynerlerin veya parlak objelerin ön uçtan arka uca
kadar şekline ve ebatlarına bakılmaksızın hatalı sinyal vermeyecek şekilde saptanması için optimize edilmiştir. Kolay kuruluma sahip olan ürün, kablo ya da konektör olmak
üzere iki çeşit bağlantı özelliğine sahiptir. Reflektörlü olan
sensör aynalardan alınacak olan yansımalarla hattın birçok yerinde tekrar tekrar kontrolü mümkün kılmaktadır.
■ Üretimin önemli ve son aşaması olan paketleme bölümünde sensör kullanımı son yıllarda oldukça artış göstermiştir.
İşaretleme Kodu Tetik Sensörü
Kimyasal maddelere karşı korumalı özel lensi sayesinde her
ortamda kullanıma uygundur. Retro Smart ağırlıklı olarak
şeffaf obje, şişe doluluk/boşluk ve baskı bozulma hatalarını
algılamak için kullanılmaktadır. Sensör üzerinde bulunan ışık
durum takibi kullanıcıya bilgi aktarımı sağlamaktadır.
Şeffaf Konteyner Tespiti
Pozisyon Algılama Uygulamaları
İMAJ TEKNİK / www.imajteknik.com
71
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
HONEYWELL AKILLI TERMOSTAT İLE EVİNİZDEKİ KOMBİNİN
KONTROLÜ ARTIK SİZİN ELİNİZDE
■ Honeywell Akıllı Termostat, kullanıcılara enerji tasarrufu sağlıyor.
Kullanıcılar evlerinin sıcaklığını mobil cihazlarıyla istedikleri yerden istedikleri zaman kontrol etmenin konforunu yaşıyor.
Kış aylarına girdiğimiz ve soğuk havaların kapımızda olduğu
bugünlerde Honeywell’in, kullanıcıların içini ısıtacak bir haberi var. Honeywell’in pazara sunduğu Honeywell Akıllı Termostat ürünüyle enerji kullanımı ve doğalgaz giderlerinden
önemli oranda tasarruf sağlanıyor.
Nerede olursanız olun, evinizin ısısını kontrol edin
Honeywell Akıllı Termostat, kullanıcılara evlerinin sıcaklığını
istedikleri zaman, istedikleri yerden yaşam biçimlerine göre
ayarlayabilme konforunu sunuyor. Sıcaklığın uygun şekilde
kontrol edilmesiyle kullanıcıların korkulu rüyası haline gelen
doğalgaz faturalarında da belirgin bir azalma söz konusu
oluyor. Honeywell sertifikalı uzman tesisatçılar tarafından
ücretsiz ve kolayca montajı yapılan Akıllı Termostat, kombi
modellerinin hemen hemen hepsi ile uyumlu çalışıyor.
Honeywell Total Connect Comfort uygulaması ile kullanıcılar
evlerinin sıcaklığını dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar
kontrol edebiliyorlar. Cep telefonu veya tablet gibi akıllı cihazlarla kullanılabilen uygulama ile kullanıcılar ısıtma sistemlerini istedikleri yerden kontrol edebilirken, birden fazla
termostat ve lokasyonu da kontrol etme imkanına sahip
oluyorlar.
Kişiselleştirilmiş ısıtma programları
Evde, işte ya da yolda; fark etmez, kullanıcılar evlerinin sıcaklığını Total Connect Comfort uygulaması ile uzaktan kolayca
kontrol edebiliyor. Honeywell Akıllı Termostat; hayat tarzına
ve evi kullanma biçiminize özel ısıtma programı yaratmaya
imkan veriyor. “Bugün eve geç mi gideceksiniz ya da planladığınız zamandan daha mı erken varacaksınız.” Detayları
dert etmenize gerek yok. Total Connect Comfort uygulamasını kullanarak, cep telefonunuz ile evinizin kombisini açıp
kapatabilir, sıcaklık ayarını düşürebilir ya da artırabilirsiniz.
Honeywell Akıllı Termostat evin ne kadar sürede ısındığını
hesaplayarak tam zamanında devreye giriyor. Oda sıcaklığı-
nın istenilen an ideal seviyeye gelmesini sağlıyor. Honeywell
Akıllı Termostat geceleri de hep bir adım önde. Termostat
uyku düzenine göre ev sıcaklığını ayarlayabiliyor.
Honeywell Akıllı Termostat, kullanıcılara evlerini yaşamları
ile eş zamanlı kontrol etme olanağı sunan nesnelerin interneti, IFTTT (If This Than That) platformu ile ajandalar ya da
sosyal medya platformları gibi diğer uygulamalar ve ürünlerle entegre çalışıyor. IF uygulaması ile ısıtma sistemi kullanıcı
evden çıktığında kapanabiliyor veya hava sıcaklığı belirlediğiniz seviyenin altına düştüğü zaman otomatik olarak çalışabiliyor. İnternete bağlanabilen farklı cihazlar, kişinin konum
ve sosyal medya hesaplarıyla sonsuz seçenekte programlar
oluşturabiliyor.
HONEYWELL / www.honeywell.com.tr
72
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Fluke 810 Titreşim Test Cihazı
■ Titreşim testine tamamen yeni bir yaklaşım ile planlanmamış duruş sürelerini kontrol edebilir, tekrar eden
sorunları önleyebilir, onarım önceliklerini belirleyebilir ve
kaynaklarınızı yönetebilirsiniz.
Netes Mühendislik’in distribütörlüğünü yaptığı yeni Fluke
810 Titreşim Test Cihazı, anında yanıt arayan mekanik bakım ekipleri için en gelişmiş sorun giderme aracıdır. Benzersiz sorun giderme teknolojisi mekanik sorunları hızlı bir
şekilde tespit etmenize ve öncelikleri belirlemenize yardımcı olur ve bir titreşim uzmanının uzmanlığını sunar.
Tesisiniz, ekibiniz ve işiniz ile gurur duyarsınız. Sistemin
çalışır halde olması için ne gerekiyorsa yaparsınız, ancak
bazen mekanik bakım konusunda önceden önlem alabilmeyi bırakın, iş yükünü karşılayacak yeterli zamanınız ve
kaynaklarınız olmayabilir. Fluke 810 Titreşim Test Cihazı,
ölçüm geçmişine gerek duymadan daha ilk ölçümlerde
makine arızalarını rapor edebilen basit ve adım adım ilerleyen bir süreç ile sizi bir adım önde tutar. Cihazın, teşhis,
önem derecesi ve onarım ile ilgili verdiği öneriler, bakım
ile ilgili karar alırken sorun ile ilgili olarak yeterince bilgi
sahibi olmanıza ve kritik sorunların önceliğini belirlemenize
yardımcı olabilir
Özellikleri ve faydaları
• En yaygın mekanik arızaların (yataklar, yanlış ayar,
dengesizlik, gevşeme) dahili olarak tanımlanması ve
yerinin tespit edilmesi, bakım çalışmalarınızın ana neden üzerinde odaklanmasını sağlayarak, planlanmamış
duruş sürelerini azaltır.
• Dört önem derecesi seviyesine sahip hata önem derecesi ölçeği, bakım çalışmasının önceliğini belirlemenize yardımcı olur.
• Onarım tavsiyeleri, teknisyenlere düzeltici eylemlerle
ilgili tavsiyeler verir.
• Dahili yardım özelliği, yeni kullanıcılara gerçek zamanlı ipuçları verir ve doğru yönlendirmeler yapar.
• 2 GB genişletilebilir dahili bellek, makinenizin verileri
için yeterli depolama alanı sağlar.
• Otomatik test fonksiyonları ile optimum performans sağlar.
• Doğru ve hassas makine çalışma hızı tespiti için lazerli takometre arızanın güvenli bir şekilde bulunmasını destekler.
• Üç eksenli akselometre, tek eksenli akselometrelere kıyasla ölçüm süresini 2/3 oranında azaltır.
• Viewer PC Yazılımı, veri saklama ve izleme kapasitesini
artırır.
Fluke 810 Titreşim Test Cihazının kullanım alanları:
• Sorunlu ekipmanda sorun gidermek ve arızanın ana nedenini anlamak
• Planlanmış bakımdan önce ve sonra ekipmanı gözden geçirmek ve onarımı onaylamak
• Yeni ekipmanı devreye almak ve düzgün kurulum sağlamak
• Ekipman durumuyla ilgili ölçülebilir kanıt sağlamak ve
onarım ve değiştirme yatırımını yönetmek
• Onarım faaliyetlerinin önceliğini belirlemek, bunları planlamak ve daha verimli bir şekilde çalışmak
• Ekipman arızalarını meydana gelmeden önce görmek ve
yedek parça stoklarını kontrol etmek
• Yeni veya az deneyimli teknisyenleri eğitmek ve ekipte
güven ve beceri oluşturmak
NETES MÜHENDİSLİK / www.netes.com.tr
73
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
LEGRAND’ DAN TESİSATLARINIZ İÇİN YERLİ ÜRÜNLER
Bina elektrik ve dijital altyapıları için ürün ve sistemler sunan Legrand, konutlar ve ticari uygulamalardaki
modern tesisatların gereksinimlerini karşılamak üzere
bazı şalt ürünlerini Türkiye’ deki Legrand Gebze fabrikasında üretiyor. XS³, XG³ otomat ve XC³ kaçak akım
koruma anahtarları ile kısa devrelere, aşırı ve kaçak
akım arızalarına karşı etkili koruma sağlıyor.
serbest hava geçişine izin veriyor. Kolay bağlantı kafesi
sayesinde de, bağlantı hataları önlenerek can ve mal güvenliğinin sağlanması için maksimum korumayı garanti
ediyor. Serilerde kullanılan otomat baraları ve cihazın giriş-çıkış bağlantılarının iyi yapılması kısa devre riskini de
ortadan kaldırıyor.
Termik, manyetik devre kesiciler ve kaçak akım cihazları
içeren ve çok sayıda kontrol ve yardımcı sinyalizasyon ile
tamamlanan bu seriler, tesisatlarınız için güvenlik, dayanıklılık ve montaj kolaylığı sağlıyor.
Türkiye’ de üretilen XS³, XG³, XC³ serileri projenin tüm
adımlarında zaman tasarrufuna yardımcı olan çok sayıda
özelliği ile kurulum, kablolama ve bakım kolaylığı sunuyor. Bağımsız sertifikasyon kuruluşları tarafından ürünlerin gereksinimleri için verilen onaylı sertifikalara sahip bu
ürünler, ihtiyaca göre uyarlanan etiket pencereleri sayesinde bir arıza durumunda hızlı müdahale amacıyla etkili
ve sürdürülebilir bir koruma imkânı veriyor.
Can ve Mal Güvenliği İçin Maksimum Koruma
Büyük bir özenle geliştirilmiş Legrand’ın XS³, XG³, XC³
serileri, aşırı ısınmayı önlemek için her aparatın arasında
Kolay Kurulum, Kabloloma ve Bakım
LEGRAND / www.legrand.com.tr
74
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Rittal’den Endüstriyel Uygulamalar İçin
LCP (Sıvı Soğutma Paketi)
Daha evvel sunucu panolarında kurulan LCP teknolojisi
(Sıvı Soğutma Paketi ) şimdi
de endüstriyel uygulamalardaki
mekanik ve saha mühendisliği için de 10 kW - 20 kW bir
çıkışa kadar sunulmaktadır.
■ Hava Yerine Su
Sanayinin yüksek soğutma gücü gereksinimlerine olan eğilimi
son yıllarda artış göstermiştir. BT’de çoktandır kullanılan sulu
soğutma uygulamaları, makina mühendisleri ve saha mühendisleri tarafından da giderek daha önemli bulunmaktadır. Bu
nedenle Rittal olarak hava / su ısı eşanjörü çözümleri portföyünü genişlettik: daha evvel sunucu panolarında kurulan LCP
teknolojisi (Sıvı Soğutma Paketi) şimdi endüstriyel uygulamalardaki mekanik ve saha mühendisliği için 10 kW - 20 kW bir
çıkışa kadar sunulmaktadır.
Artan paketleme hacmi sebebi ile panolardaki ısı kaybı hızla
artmakta ve bu sebeple daha yüksek soğutma çıkışı gerekmektedir. Buna bir örnek göstermek gerekirse; 2006 yılından
itibaren 2010’a kadar olan dönemde 5 kW veya daha fazla olan
soğutma sistemlerinde kaydedilen önemli büyüme ifade edilebilir. Suyun, havadan daha iyi fark edilebilir ısı iletkenliği sağlaması ve küçük yerleri daha etkili soğutması sebebi ile hava /
su ısı eşanjörü mekanik ve saha mühendisliğinde daha başarılı
olmuştur. Yıllarca denenmiş ve test edilmiş Rittal LCP teknolojisi artık mekanik ve saha mühendisliğinde kullanılabilmektedir.
Pano içerisinde yer alan su devresi ve elektronik bileşenlerin
tamamiyle ayrılması ile hava / su ısı eşanjörü suya karşı maksimum koruma sağlamaktadır.
Entegre Edilmiş Komple Çözüm
LCP endüstrisi, Rittal TS 8 pano sistemleri temelinde hizmet
vermektedir. Böylece mevcut sistem ortamlarına sonradan entegrasyon her zaman mümkün olabilmektedir. BT uygulamalarında ise aksine 482,6 mm. (19”) genişlik sabit olarak 22°C
soğutulmakta ve endüstriyel LCP içindeki hava akımı pano
iklim kontrolü gerekliliklerine göre adapte edilmektedir. Soğuk
havanın panonun altından montaj plakasının sağ ön tarafına
yönlendirilmesi sebebi ile sıcak hava üstten alınır ve altındaki
soğuk hava dışarı üflenir. Pano içerisinde sıcaklık 35°C olmalıdır. İyi bir hava sirkülasyonu için iki adet yüksek güç üfleyici
sağlanmalıdır. Her iki tarafta hava girişinin yanı sıra soğuk hava
çıkışı da mümkündür.
Hava / su ısı değiştiricisi, iki panonun arasına veya birleşik
pano grubunun dış sonuna monte edilebilir. Altında veya üstünde su bağlantısı montaj imkânı ve değişken hava yönlendirme olanağı bireysel uygulamalar için yer sağlamaktadır. Servis
gerektiğinde temel bileşenlere kolayca erişilebildiğinden değişim kolayca yapılabilmektedir.
Kapı, taban ve tavan soğutmalı ısı eşanjörleri, “TS 8 TopTherm Chiller” ile birleşerek su-soğutmalı komple çözümler
sunulmaktadır.
RITTAL / www.rittal.com/tr
76
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Üniversal Girişli, Çift SET’li
PID Proses Kontrol Cihazları
■ ESM-4435
-4 Dijit proses (PV) ve 4 dijit set değeri (SV) göstergesi
-Üniversal proses girişi (TC, RTD, mVdc, Vdc, mAdc)
-DC Voltaj/Akım girişleri için kullanıcıya açık iki veya çok
noktalı kalibrasyon imkanı
-Programlanabilir ON/OFF, P, PI, PD ve PID kontrol formları
-Auto-tune ve Self-tune PID
-Kontrol Çıkışı için Manuel/Otomatik çalışma
-Bumpless transfer özelliği
-Kontrol çıkışları için programlanabilir ısıtma, soğutma ve
alarm fonksiyonları
Tek SET’li Programlanabilir Zaman Röleleri
■ EZM-XX35
-6 dijit proses (PV) ve 6 dijit Set değeri (SV) göstergesi
-Programlanabilir tek SET’li çalışma
-Reset, Pause ve Start Girişleri
-NPN/PNP çalışma tipi
-Otomatik ve Manuel Resetli çalışma
-Programlanabilir zaman skalaları (sn, dk, saat)
EMKO / www.emkoelektronik.com.tr
77
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
KONE’DEN ASANSÖRLERE “AKIL” KATAN
TEKNOLOJİ…
si ve performansını geliştirirken diğer
yandan binalardaki konforu da büyük
oranda artırıyor. Kullanıcıların en uygun
asansöre yönlendirilmesi, kabinlerin kalabalıklaşmasını önlüyor, seyahat sürelerini kısaltıyor ve asansörün gereksiz yere
birçok katta durmasının önüne geçiyor.
Geleneksel asansör kontrol sistemleri
yalnızca istenen seyahat yönünü dikkate alırken, KONE Polatis™ destinasyon
kontrol sistemi, bekleyen yolcuların sayısının yanı sıra, gidilecek olan katları da
göz önünde bulunduruyor.
■ Günümüzde binalar, ileri teknolojinin sağladığı üstün konforla tanışıyor. Elbette binalarda, katlar arasında yolculuk yapmamıza yardımcı olan asansörler de gelişen teknolojinin olanaklarından fazlasıyla yararlanıyor.
Teknolojiyi tasarımlarında kullanarak asansörlere “akıl” katan kuruluşların başında ise KONE geliyor. 1910 yılında
Finlandiya’da kurulan ve dünyada olduğu gibi ülkemizde de
asansör pazarının zirvesinde yer alan KONE, akıllı asansör
çözümleriyle değişen ihtiyaçlara ve beklentilere cevap veriyor.
Asansör sektörünün lider ismi, geliştirdiği akıllı destinasyon
sistemi ile de asansör kapısında bekleyerek geçen dakikalara
çözüm getiriyor.
Beklemeye son veren akıllı destinasyon
sistemi…
KONE Polaris™ destinasyon kontrol sistemi, asansörde üstün
trafik kontrol performansı sunuyor. Açık ve anlaşılır yönlendirme ve akıllı yolcu gruplandırma özellikleriyle yüksek konfor ve kolaylık sağlıyor. Böylece bekleme sürelerini kısaltarak
asansörlerin kapısında oluşan kuyruklara son veriyor. KONE,
destinasyon kontrol sistemleri, bir yandan asansör kapasite-
Sistem, gelişmiş güvenlik özellikleriyle de
dikkat çekiyor. Asansör sistemi binanın
erişim kontrol sistemine entegre edilebiliyor. Böylece, asansörlerin yetkisiz kullanımı önlenmiş ve bina sakinlerinin huzuru temin edilmiş oluyor. Destinasyon
kontrol sistemi, KONE Access™ çözümü
ile birlikte kullanıldığında, kullanıcıya özel
kapı kapanma süreleri, yolcuların ev katlarına otomatik asansör çağrısı olanağı
ve sesli yönlendirme gibi ilave seçenekler
de sunulabiliyor.
Kişiye özel erişim hakkı ile yüksek güvenlik…
KONE, Access™ çözümü ile de bir yandan kesintisiz insan
geçişi temin ederken diğer yandan azami güvenlik sağlayan;
asansörler, bina kapıları ve turnikelere sorunsuz entegre edilebilen bir erişim kontrol sistemi sunuyor. Bina sakinleri asansör
çağırmadan önce erişim kartlarını destinasyon kontrol paneline entegre bir kart okuyucuya okutuyor. Bu sayede erişim hakkı yalnızca kendilerine verilen kata güvenle ulaşıyor.
Bu sistemle ayrıca hem erişim yönetimi hem de asansör çağrısı için entegre turnikeler de kullanılabiliyor. KONE Access™
çözümünde; bölge, zaman, tarih veya kişiye göre erişim profilleri de oluşturulabiliyor. Bireysel erişim haklarına göre kapı,
turnike ve asansör erişimini kontrol etmek mümkün oluyor.
İzin verilen katlar, ana kat, erişilebilirlik özellikleri ve öncelikli
asansör çağrıları da dahil, kullanıcı grubu veya bireyler için özel
asansör çağırma özellikleri belirlenebiliyor. Gelişmiş konfor ve
bina güvenliği için ziyaretçi erişimi de kolayca yönetilebiliyor.
KONE / www.kone.com.tr
78
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ROCKWELL AUTOMATION’DAN ÜSTÜN
PERFORMANS MODELİ
PanelView Plus 7 Performance operatör arayüzü geniş çaplı
uygulamalarda görüntülemeyi kolaylaştırıyor
Rockwell Automation, karmaşık uygulamalarda görüntülemeyi sadeleştiren ve düzenleyen yeni Allen-Bradley PanelView Plus 7 Performance grafik terminalini piyasaya
çıkardı. PanelView Plus 7 Performance terminali, yakın
zamanda piyasaya sürülen PanelView Plus 7 Standard modeline ek olarak daha geniş ekran, daha fazla işlem gücü,
genişletilmiş bağlantı ve daha fazla yazılım desteği gibi
özellikler içeriyor.
me için daha fazla ekran alanı sağlar. Performance modeli aynı
zamanda terminalin standart dokunmatik ekranını bir araya
getiren yeni tuş takımı seçeneklerini de barındırıyor.
Rockwell Automation global ürün yöneticisi Scott Oakley yeni
Allen-Bradley PanelView Plus 7 Performance grafik terminalini
değerlendirerek “Büyük makine yapımcıları ve ağır sanayi, genellikle karmaşık uygulamaların trend ve bilgilerini görüntüleyebilmek için birden fazla terminal ya da PC kullanımına ihtiyaç
duyar. PanelView Plus 7 Performance terminali ile yüzlerce ekranı, alarmı ve datayı tek bir ara yüzde birleştirerek, daha rahat
erişilmesini ve görüntülenmesini sağlar” diye konuştu.
PanelView Plus 7 Performance terminali, PanelView Plus 7
Standard terminalindeki tüm faydalı özelliklere sahip. Projeleri ve kritik makine bilgilerini SD karta kaydetme özelliği de
bunlardan biri. Örneğin, makine yapımcıları tek bir makinenin
konfigürasyonunu SD karta kaydederek, bunu birçok benzer
makine için kullanabilirken, operatörler de daha hızlı terminal
montajı ve daha hızlı sorun çözümü için makine verilerini arşivleyebilirler.
PanelView Plus 7 Performance modelindeki
yeni özellikler
Her iki PanelView Plus 7 modeli de Rockwell Automation’ın
FactoryTalk View Machine Edition (ME) yazılımı ile çalışarak
tek terminal üzerinde çoklu uygulamaları daha iyi yönetebilirler.
Ayrıca her ikisi de terminal montaj ve demontajının alet kullanımı olmaksızın kolaylıkla yapılmasına olanak sağlayan kelepçeleme sistemini kullanıyorlar. Bu sistem kurulum ve bakımda
zaman kazandırırken, bağlantıların fazla sıkılmasını ve terminale zarar verilmesini önlüyor.
Daha geniş ekran seçeneği: Performance modeli, bugüne kadar Rockwell Automation’ın piyasaya sürdüğü en geniş ekran
olan 19 inç ekran da dâhil olmak üzere 6 farklı ekran boyutu
seçeneğine sahip. 19 inç ekran, makine üreticileri ve son kullanıcılara geniş uygulamalarda tasarım, kumanda ve görüntüle-
Daha fazla işlem gücü: Daha güçlü CPU geniş ekranları ve büyük uygulamaları destekliyor. Standart model 25 ekran ve 200
alarmlı uygulamaları desteklerken, Performance modeli daha
büyük ve karmaşık uygulamaları da destekleyebilmektedir.
Genişletilmiş bağlantı: Gömülü Ethernet kartı ve 2 Ethernet
portunun eklenmesi ile PanelView Plus 7 Performance terminali “one fault torerant” için cihaz seviyesi ring (DLR) ağ
topolojisini destekliyor. Terminalde ayrıca genişletilmiş mobil
bağlantı da mevcut. Uzaktan masaüstü bağlantısı sayesinde
fabrika yöneticisi, bakım teknisyeni ya da destek sağlayıcı güvenle HMI’a erişebilir, oluşan problemleri çözümleyebilir, kurulum işlemlerini gerçekleştirebilir, alarmları görüntüleyebilir ve
daha birçok işlemi bulunduğu uzak noktadan gerçekleştirebilir.
Bunun yanı sıra operatörler HMI verilerini tablet bilgisayar, akıllı telefon ve diğer mobil cihazlardan görüntüleyebilirler.
Daha fazla yazılım desteği: Kayıtlı video izleme desteği ile makine yapımcıları ve son kullanıcılar artık faydalı videoları terminale dâhil edebilecek. Operatör eğitim ve sorun çözümüne destek
olabilecek. Microsoft Office ve Internet Explorer desteği, operatörlere, network tabanlı Office dosyaları ve HTML sayfalarına,
örneğin standart çalışma prosedürleri gibi belgelere, terminalden anında erişim imkânı verecek.
ROCKWELL / www.rockwellautomation.com/tr
79
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Mitsubishi Electric, M80 ve M800 serisi CNC kontrol
ünitelerinin lansmanını yaptı
YENİ SERİ 2016’DA
TÜRKİYE’DE
■ Elektrik, elektronik ve otomasyon alanında dünya devi
olan ve üç yıldır Türkiye pazarında kendi yapılanmasıyla faaliyet gösteren Mitsubishi Electric, İstanbul’da
Titanic Business Otel’de, 2016 yılında WIN Otomasyon
Fuarı’nda sergilenmesinin ardından Türkiye’de satışa
sunulacak M80 ve M800 serisi CNC kontrol ünitelerinin
Türkiye lansmanını gerçekleştirdi. Serinin ilk lansmanı
ise bu yılın Mart ayında Tayvan TIMTOS Fuarı’nda yapıldı. M80 ve M800 serisinin makine imalatçıları bayilerine tanıtıldığı Türkiye lansmanında Mitsubishi Electric
Türkiye Başkanı Masahiro Fujisawa, markanın yüksek
teknolojiye sahip CNC ürünlerinin başta otomotiv ve
metal işleme sektörü olmak üzere bütün dünyada birçok
sektörde standartları belirlediğini vurguladı.
Türkiye’de özellikle MARMARAY projesi, TÜRKSAT 4A
ve başarılı bir şekilde fırlatılan TÜRKSAT 4B uydularında kullanılan teknolojisi ile tanınan Mitsubishi Electric,
Mekatronik CNC sektörüne sunduğu yeni ürünü M80 ve
M800 serisi CNC kontrol ünitelerinin Türkiye lansmanını
gerçekleştirdi.
İstanbul merkezli olarak Türkiye pazarına üç yıl önce giren
80
Mitsubishi Electric Türkiye’nin, 11 Kasım Çarşamba günü
İstanbul’da Titanic Business Otel’de gerçekleştirdiği lansmanına, Türkiye’nin önde gelen makine imalatçısı bayileri
katıldı.
Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Masahiro Fujisawa ve
birim yöneticilerinin katılımıyla düzenlenen etkinlikte Mitsubishi Electric’in dünyada önemli bir oyuncu olduğu Mekatronik CNC sektöründe yaptığı çalışmalar hakkında bilgi
verildi. Mitsubishi Electric’in satış, mühendislik ve satış
sonrası hizmetler sunan Mekatronik CNC departmanı, etkinlik boyunca davetlilerin sorularını yanıtladı. Simülatörleri sergilenerek lansmanı gerçekleştirilen M80 ve M800
serisi CNC kontrol üniteleri büyük ilgiyle karşılandı.
“Türkiye için hizmete devam…”
Mitsubishi Electric Türkiye’nin, seminer ve ardından öğle
yemeğiyle devam eden etkinliğinde açış konuşmasını yapan Başkan Masahiro Fujisawa, dünyada 120 binden fazla
çalışanı ile 42 ülkede faaliyet gösteren ve 36 milyar dolar
konsolide net satışa sahip olan 94 yıllık dünya devi Mitsubishi Electric Corporation’ın, 2012 yılından bu yana üç
yıldır kendi yapılanması ile Türkiye’de, İstanbul merkez
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ofisinde faaliyet gösterdiğini belirtti. Masahiro Fujisawa,
“Mitsubishi Electric Türkiye olarak bu güzel ülkede var
olduğumuz süre boyunca pek çok projede yer aldık, pek
çok alanda hizmet verdik ve vermeye de devam ediyoruz.
Sunduğumuz ürün ve hizmetlerle Türkiye’nin geleceğinin
bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.
“CNC ürünlerimiz ile dünyada standartları
belirliyoruz”
Mitsubishi Electric’in dünyanın önde gelen makine üreticilerine CNC ürünleri ve çözümleri sağladığını ve yüksek
teknolojiye sahip CNC ürünleri ile başta otomotiv ve metal
işleme sektörü olmak üzere bütün dünyada birçok sektör-
de standartları belirlediğini ifade eden Masahiro Fujisawa,
konuşmasına şöyle devam etti:
“Mitsubishi Electric, hizmet verdiği tüm sektörlerde pazarın ve kullanıcıların gerçek ihtiyaçlarını analiz edip anlayarak kazandığı deneyimle sektörüne ileri teknoloji çözümler sunan bir marka. Türkiye’de M70 ve M700 serisi,
iş ortaklarımız ve son kullanıcılar tarafından çok beğenilmişti. Bugün ise bu beğeniyi daha ileri seviyeye taşıyacak, Mitsubishi Electric M80 ve M800 serisi CNC kontrol
ünitelerinin Türkiye lansmanını gerçekleştiriyoruz. 2016
yılında Türkiye’de satışa sunacağımız bu ürünümüzün
de sektörde büyük ilgi ile karşılanacağını düşünüyoruz.”
Mitsubishi Electric’in topluma karşı olan kurumsal sorumlulukları, dürüst ve adil bakış açısı, küresel perspektifi
ve tüm tecrübesiyle iş ortakları ve müşterilerinin başarılarının kalıcı ve sürdürülebilir olması için çalıştığını ifade
eden Fujisawa, “Üstün teknolojiye sahip global bir firma
olarak tüm dünyada kullanılan, yüksek kaliteye sahip ürün
ve sistemlerimiz ile teknolojimizi Türkiye’ye getiriyoruz.
Türkiye’nin belirlediği yüksek ekonomik hedeflerine ulaşması için gerekli teknoloji ve bilgi kullanımını aktarmayı
hedefliyoruz.” diye konuştu.
Başkan Masahiro Fujisawa’nın ardından Mitsubishi
Electric’in Mekatronik CNC departmanından birim yöneticileri etkinlikte gerçekleştirdikleri kapsamlı sunumlarla
yeni ürünleri M80 ve M800 serisi CNC kontrol ünitelerinin
üstün özelliklerini anlattılar.
Bir önceki seri ile müthiş bir uyum içinde…
M80 ve M800 serisi CNC kontrol üniteleri, bir önceki seri
olan M70 ve M700 serisi ile müthiş bir uyum içerisinde
olduğundan bu yeni seriye geçiş yapacak müşteriler için
herhangi bir uyumlaştırma çalışması ya da ekstra eğitim
gerekmiyor. Yüksek işlem kapasitesine sahip yeni seri,
servo motor sürücüleri ile optik kablo üzerinden haberleşiyor. Yüksek çözünürlüklü ekran 8.4 inch, 10.4 inch, 15
inch ve 19 inch seçenekleriyle geliyor. 10.4 inch ekran ve
üzeri için standart olan dokunmatik özellik istendiğinde
iptal edilebiliyor. Yeni dokunmatik ekran cep telefonlarında ve tabletlerde olduğu gibi kapasitif ekran kullanıyor
ve sezgisel kullanım deneyimi sunuyor. 19 inch ekran 2
parçalı olarak kullanılabiliyor. Üst yarımda CNC ekranı görüntüleniyorken, alt kısımda sanal klavye, operatör paneli,
doküman görüntüleyici veya memo pad açılabiliyor.
Daha hassas, hızlı ve verimli operasyon imkanı
Yeni seri, 4. jenerasyon SSS (Super Smooth Surface)
kontrol ile daha hassas, daha hızlı ve daha verimli operasyon imkanı sunuyor. 3D program kontrolü ile operasyon
öncesi parça çizimlerine bakılabiliyor, parçaların kesit görüntüleri alınabiliyor. Diğer taraftan grafiksel kılavuz yardımları ile çok daha kolay programlamaya imkân tanıyor.
Oluşturulan makine programları USB’nin yanı sıra artık
SD kartlarda da saklanabiliyor. Sade görüntüleme özelliği sayesinde, normal görünüm ekranından sade görünüm
ekranına geçiş yapılarak uzaktan gözlemleme şansı elde
edilebiliyor. Yeni eklenen bir başka özellikle birlikte oluşan
alarm tüm ekranı kaplayacak şekilde görüntülenebiliyor,
böylece makine operatörü uzakta olduğu durumlarda da
oluşan alarmı görebiliyor. Kullanıcı yetki seviyesi belirleme
özelliğiyle, operatörlere üretimdeki rollerine göre ayrı ayrı
erişim izni tanımlanarak insan kaynaklı hatalar minimize
edilebiliyor. Ayrıca yeni seri, üretim yönetimleri sistemleri
(MES) ile tam uyumlu şekilde çalışabiliyor.
MITSUBISHI ELECTRIC / www.mitsubishielectric.com.tr
81
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Yeni teknoloji ile akıllanan asansörler arızaları tahmin edecek
İnternete bağlı “akıllı asansörler” geliyor
■ ThyssenKrupp Asansör, asansörlerin internete bağlanarak bakım ve servis ihtiyaçlarını gerçek zamanlı olarak mühendis ve teknisyenlere bildirmelerini sağlayan
yeni bir teknoloji geliştirdi. MAX adı verilen teknoloji
sayesinde parçaların kalan ömürleri otomatik olarak hesaplanıyor ve yetkililere bildiriliyor. Böylece, herhangi
bir onarım ya da değişim gerektiğinde, arıza oluşmadan
müdahale edilebiliyor. MAX’in, bir yılda tüm dünyada
toplam 190 milyon saati yani 216 yüzyılı bulan “kullanım dışı” süresini yüzde 50 azaltması bekleniyor.
Alanında dünyanın önde gelen şirketleri arasında yer
alan ThyssenKrupp Asansör, asansörlerin bakım süresini
azaltacak ve taşıma kapasitesini artıracak yeni teknolojisi
MAX’i tanıttı. Sektörde bir ilk olan MAX sayesinde, asansörler internete bağlanarak onarım, parça değişimi ve sistem bakım işlemlerine yönelik ihtiyaçlarını gerçek zamanlı
olarak servis teknisyenlerine iletiyor.
Konu ile ilgili bilgi veren ThyssenKrupp Asansör Türkiye
Genel Müdürü Turgay Şarlı, “Dünya genelindeki 12 milyon
asansör, her gün 1 milyar insanı taşıyor. Bir yıllık operasyon dönemi boyunca, çeşitli servis müdahaleleri nedeniyle asansörlerin kullanım dışı kaldıkları süre, toplamda 190
milyon saati, yani 216 yüzyılı buluyor. Bu gerçeklerden
yola çıkarak geliştirilen MAX, kullanım dışı kalma sürelerini yüzde 50 azaltmayı hedefliyor” dedi.
Nasıl çalışıyor?
MAX ile elde edilen gerçek zamanlı veriler, Microsoft’un
bulut platformu Azure’a gönderiliyor. Bu platformda yer
alan bir algoritma ile her asansördeki önemli sistemlerin
ve bileşenlerin kalan ömrü hesaplanıyor. Bu sayede herhangi bir onarım ya da değişim gerektiğinde, ThyssenKrupp Asansör’ün servis mühendisleri ve teknisyenleri,
henüz arıza meydana gelmeden durumdan haberdar olabiliyor ve bina yöneticilerini bilgilendirip, anında müdahale
edebiliyorlar. Asansör kapılarına asılan “servis dışı” uyarılarını en aza indirmeye yardımcı olacak MAX bağlantılı bir
binada bulunan insanlar, asansör için daha az bekleyerek
stresten uzak kalacak ve daha kaliteli zaman geçirecek.
“Sektör artık
kalmayacak”
mevcut
teknolojilere
bağlı
Bugüne dek mevcut teknolojilere bağlı olmak zorunda
kalan asansör sektörünü dönüşüme uğratmayı amaçladıklarını söyleyen ThyssenKrupp Asansör CEO’su Andreas Schierenbeck, “Misyonumuz, alanımızda daha önce
kimsenin başaramadığı işlere ve devrimlere imza atmak.
Günümüz şehirlerinin bugün yaşadığımız ve hızla yayılan
kentleşmenin getirdiği güçlüklere yanıt verebilecek inovatif çözümlere ihtiyacı var. Şirketimizi dijital çağa gerçek
anlamda taşımak ve asansör sektörünün sunduğu bakım
hizmetlerinde dönüşümlere imza atmak üzere Microsoft
ile işbirliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz”
diye konuştu.
ThyssenKrupp Asansör, 18 ay içinde, başta pilot ülkeler Almanya ve İspanya olmak üzere, Kuzey Amerika ve
Avrupa’da bulunan 180 bin ünite arasında bağlantı kurmayı hedefliyor.
ThyssenKrupp / www.thyssenkrupp-asansor.com.tr
82
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Başlangıç Setinde PITmode
Şu adresten ulaşılabilir: İşletim modu seçici anahtarı PITmode’u
hemen devreye almaya yönelik set.
İşletim modu seçici anahtarı PITmode, Başlangıç Seti olarak
kullanılabilir. Tek bir sette PITmode’u hemen devreye almak için
ihtiyacınız olan her şeye sahip olursunuz. Setteki komponentler
makine araçlarına yönelik piktogramlar ile PITmode, bir ila 4 arasındaki işletim modlarının her biri için bir aktarıcı anahtar, gizlenmiş “Servis” işletim modu için bir aktarıcı anahtar, bir setyay
yüklü terminal ve bazı sabitleme vidalarını içermektedir. Çok uçlu
tornavidayla PITmode’u hemen uygulayabilir, kurabilir ve devreye alabilirsiniz.
Bir bakışta elde edeceğiniz faydalar
• Seçilen işletim modu ve yetki düzeyi hızlı bir şekilde tanımlanabilir ve LED’ler aracılığıyla net bir şekilde
okunabilir.
• RFID aktarıcı anahtarı aracılığıyla manipülasyon koruması artırıldığından Yüksek emniyet düzeyi.
• Kontaksız prensibi sayesinde uzun servis ömrü(bakım gerektirmez ve aşınmaz).
• İşletim modu seçme anahtarı ve erişim yetkisi tek bir ünitede
birleştirildiğinden yer tasarrufu sağlar.
İki fonksiyon bir kompakt ünitede
PITmode işletim modu seçme anahtarı, tek bir kompakt ünitede
iki işlevin yerine getirilmesini sağlar: tanımlı işletim modlarının
emniyetli seçimi ve makine için erişim yetkisi. Aktarıcı anahtar,
her kullanıcıya yeteneklerine uygun makine özelliklerini sunar.
Kimlik numaraları, makine kontrol sisteminde erişimi kontrol
eden yetkileri atamak için kullanılır. PITmode, çeşitli kontrol sıralamalarının ve işletim modlarının kullanıldığı işletmelerde ve
makinelerde kullanılabilir. Makine araçlarına yönelik piktogramlar
ile veya piktogramlar olmadan düğmelerle kullanılabilir.
PILZ / www.pilz.com/tr
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Çok çekirdekli Intel® Atom™ teknolojisine sahip fansız kompakt IPC
En küçük hacimde dört çekirdekli
işlemci gücü
Fansız C6915 kontrol kabini PC’si bir, iki veya dört çekirdekli işlemcisiyle kompakt bir tasarımda ölçeklenebilir
hesaplama gücü sunuyor.
■ Beckhoff, endüstriyel PC yelpazesine C6915 pano tipi PC ile,
Intel’in çok çekirdekli Atom™ teknolojisini barındıran, son derece
kompakt ve fansız bir cihazı da ekliyor.
Sistem gereksinimlerine göre dört çekirdeğe kadar yüksek hesaplama gücü ile ölçeklendirilebilmesi sayesinde PLC ve hareket
kontrol uygulamaları için yeni bir fiyat / performans sınıfına kapı
aralıyor.
Yeni C6915 pano tipi PC, montaj plakası hariç sadece 48 x 164 x
119 mm ölçülerinde ve Beckhoff endüstriyel PC yelpazesindeki en
kompakt model.
Atom™ işlemcilerin düşük ısı yayımı sayesinde, bu sağlam IPC
kompakt boyutlarına rağmen fana gerek duymuyor. Depolama
ortamı, ihtiyaca göre, yüksek oranda uygulama esnekliği sunan bir
HDD, SSD veya CFast kartı olabiliyor, ve hesaplama gücü uygu-
lamanın gereksinimlerine göre ölçeklenebiliyor. Bir, iki veya dört
çekirdekli işlemciler mevcut:
– Intel® Atom™ CPU, 1,46 GHz, 1 çekirdek
– Intel® Atom™ CPU, 1,75 GHz, 2 çekirdek
– Intel® Atom™ CPU, 1,91 GHz, 4 çekirdek
C6915, orta performans aralığındaki kontrol görevleri için ideal olduğu gibi hareket uygulamaları için ve gelişmiş işlemci platformu
sayesinde daha karmaşık grafik uygulamaları için de ideal.
Bu ilave, uygun maliyetli, düşük kayıplı ve yüksek performanslı
çok çekirdekli Atom™ işlemcilerin avantajlarının tüm Beckhoff IPC
serisi için kullanılabilir olduğu anlamına geliyor: CP67xx, CP27xx
veya CP37xx Panel PC, tekli ya da çoklu dokunmatik 5,7 inç’den
24 inç’e kadar değişen ekran boyutlarına sahip olarak, CX5100 Gömülü PC olarak, ve C6915 veya C6925 pano tipi PC olarak.
BECKHOFF / www.beckhoff.com.tr
84
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Mitsubishi Electric’in MELCloud teknolojisi ile klimanız siz gelmeden evi ısıtabilir
KLİMA KONTROLÜ MOBİLLEŞTİ
sonra akıllara takılan “Klimayı kapattım mı?” sorusu
tarihe karışıyor. MELCloud,
kumanda kullanımında zorluk yaşayabilecek çocuklar,
yaşlılar ya da hastalar evde
tek başına olduklarında da
klimaları kolaylıkla yönetmenize imkan tanıyor.
Enerji tasarrufu artıyor
■ Klimada hem enerji tasarrufu hem de kontrol özgürlüğü
ve kolaylık sunan teknolojiler arayan tüketiciler, eve ya da
ofise gelmeden önce mekânın istediği sıcaklığa ulaşmasını istiyor ve klima seçimini bu doğrultuda yapıyor. Dünya devi Mitsubishi Electric, hem ısıtmada hem de soğutmada A, A+, A++ veya A+++ enerji sınıfında yer alan yeni
nesil klimaları ve uzaktan bir bilgisayar, tablet veya akıllı
telefon kullanarak klimanın internet üzerinden kontrolünü
sağlayan yeni bulut tabanlı çözümü MELCloud ile hayatı
kolaylaştırıyor ve ortamları daha konforlu hale getiriyor.
Mekanları hızlıca soğutabildikleri gibi hızlıca ısıtabilen klimalar, sağladıkları enerji tasarrufu ve konfor sayesinde ısınmak
için de dikkat çeken bir alternatif haline geldi. Evinize ya da
ofisinize girdiğiniz anda sizi sıcacık bir ortamın karşılamasını
istiyorsanız tek yapmanız gereken Mitsubishi Electric klimanızı uzaktan kumanda etmek. Mitsubishi Electric’in klimada
kontrol özgürlüğü sunan yeni MELCloud teknolojisi ile uzaktan bir bilgisayar, tablet veya akıllı telefon kullanarak internet
üzerinden klimanıza istediğiniz komutları vermeniz mümkün.
Mitsubishi Electric’in yeni bulut tabanlı çözümü MELCloud,
kablosuz internet bağlantısı olan her yerde Mitsubishi Electric Klimaların mobil olarak kontrol edilmesine ve izlenmesine olanak sağlıyor. MELCloud ile klimayı açmak, kapatmak,
çalışma modunu ve fan devrini değiştirmek, kanatçıkları
ayarlamak, odanın sıcaklığını görmek ve sıcaklık ayarını değiştirmek gibi işlemler hızlı ve pratik bir şekilde yapılabiliyor.
MELCloud sayesinde klimanın çalışma durumunu mobil
olarak kontrol etmek mümkün olduğu için evden çıktıktan
Klimaların geçmişe dönük
oda ve ayar sıcaklığındaki
değişimler, çalışma modu
oranları, enerji tüketimi
dağılım oranları gibi verilerine ulaşılmasına olanak tanıyan
MELCloud, bu sayede klimayı nasıl kullandığınızı görmenizi
sağlıyor. Set (ayar) sıcaklığı, ortam sıcaklığı ve dış hava sıcaklığı ile ilgili geçmiş dönem raporları karşılaştırılıp klima
kullanımını doğru yönetmek ve enerji tasarrufunu artırmak
için gereken ipuçlarını görmek mümkün oluyor. Mitsubishi
Electric Klimalar hava durumu bilgileri, donma koruması,
7 günlük çoklu-programlanabilir zaman ayarı ve tatil modu
gibi geleceğe yönelik planlanmış birçok özelliği içeren ek
fonksiyona sahip MELCloud ile önceden programlanabiliyor.
Böylece örneğin zorlu hava koşullarına karşı hazırlıklı olunuyor.
Çetin dış hava koşullarında, ortamın aşırı soğumasını engellemek üzere geliştirilmiş olan donma koruma fonksiyonu, oda sıcaklığı kullanıcı tarafından belirlenen minimum
sıcaklığa düştüğünde, yine kullanıcı tarafından belirlenen
maksimum sıcaklığa ulaşana kadar Mitsubishi Electric Klimaları ısıtma modunda çalıştırıyor. Böylece eve geldiğinizde,
ortamın çok daha kolay, hızlı ve ekonomik şekilde istenilen
sıcaklık değerine ulaşması sağlanmış oluyor.
Mobil cihazlara ücretsiz indirilebiliyor
Mitsubishi Electric Klima Sistemleri’nin bilgisayar, tablet
ve akıllı telefonlarla uyumlu MELCloud uygulaması ücretsiz
olarak mobil cihazlara indirilebiliyor. Uygulamayı kullanmaya
başlamak için kontrol edilmesi istenilen klima sistemini seçip bu sisteme bir Wi-Fi arayüzü adapte etmek yeterli. İnternet tarayıcılarının en son sürümleri ile çalışabilen uygulama,
melcloud.com web sitesi üzerinden de kullanılabiliyor.
MITSUBISHI ELECTRIC / klima.mitsubishielectric.com.tr
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Omron, sıcaklık kontrolü için
eksiksiz çözüm sunuyor
■ Omron, dünya genelinde mevcut olan en geniş kapsamlı sıcaklık kontrol çözümleri arasından uygulamalarınız için
mükemmel olanı size öneriyor. Ayrıca Pt100 ve termokupl
ile ısıtıcı arıza tesbitini de sağlayan solid state röle seçeneklerini sunarak, tek bir elden sıcaklık kontrol çözümünün avantajlarını sağlıyor.
Hassas ve hızlı sıcaklık kontrolü
Omron’un benzersiz 2-PID kontrolünden yararlanabiliyor
ve tek bir düğmeye dokunarak otomatik ayar yapabiliyorsunuz.
Hızlı ve kolay kurulum
CP1W-TS003’teki termokupl ve analog G/Ç gibi esnek
ürünler ve işlevler sayesinde; yer, zaman ve dolayısıyla maliyet tasarrufunda bulunacaksınız. Ayrıca standart
sıcaklık kontrolü fonksiyon bloğunu kullanabilir ya da
programlama gerekmeden, sıcaklık kontrolörlerine bağlanabilirsiniz. Bu, sizi saatler süren programlama işinden
kurtarır.
86
Gerçek zamanlı sıcaklık izleme ve kaydetme seçenekleri
HMI sayesinde, tüm gerçek zamanlı sıcaklık kontrolü verilerini kolayca görebilirsiniz. Alarm yönetimini ve arıza tespitini geliştirmeye yardımcı olmak için gerçek zamanlı sıcaklık izleme grafiklerine ve geçmiş verilere erişebilirsiniz.
Kontrol panolarınızı standartlaştırma fırsatı
Pano içi sıcaklık kontrol çözümleri ile bir HMI dokunmatik panel kullanılarak, kontrol panosunun yüzeyinde yeni
montaj delikleri açmanıza gerek kalmadan sıcaklık kontrol döngü sayısını arttırabilir veya azaltabilirsiniz. Böylece
yeni panonuzun tasarım ve üretim süresi hızlanmaktadır.
Kolay lojik: Temel seviyeden ileri seviyeye
Omron’un son çıkan E5_C serisi ürünleri, kolay ve hızlı bir
lojik kontrol sağlamaktadır; ancak uygulamanız daha fazla
lojik işlemler gerektiriyorsa, CP1 serisi PLC ile programlama gerektirmeyen haberleşme seçeneğini sunan E5_C
serisi dijital sıcaklık kontrolörlerini tercih edebilirsiniz.
Verileri, dijital sıcaklık kontrolörü ile PLC belleği arasın-
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
da aktarmak amacıyla okuma/yazma yapmak için kolayca
kablolama yapmak ve parametreleri ayarlamak yeterlidir.
Ölçeklenebilir regülasyon çözümleri
Pano üstü kontrol: Kolay ve esnek tasarım (E5CC + NB
HMI)
Bu çözüm seçeneği, prosesinizi bildiğimiz klasik yoldan;
fakat modern sıcaklık kontrolü ile gerçekleştirir. NB serisi
HMI, kolay bağlantı imkânı sunar. Özellikle birden fazla sıcaklık döngüsünü kontrol ederken gerçek zamanlı sıcaklık
izleme ve kaydetme işlevlerini ya da daha gelişmiş alarmları eklemek için kontrol parametrelerine erişimi NB serisi
HMI üzerinden kolayca gerçekleştirebilirsiniz.
• Genellikle 1 - 3 sıcaklık döngüsü gerektiğinde kullanılır.
• Kontrol Döngüsü: 1 döngü.
• E5CC menüsü tamamen özelleştirilebilir. Uygulamanız
için gerekli olan parametreleri, CX-Thermo yazılımı aracılığıyla değiştirebilirsiniz.
• Lojik işlemler sayesinde sıcaklık kontrol fonksiyonlarını
tamamiyle yeniden oluşturmanıza imkân sağlar.
Pano içi, özel kontrol: Kolay ve yerden kazandıran tasarım (E5DC + CP1 PLC/NB HMI)
Burada, E5_C ürün ailesindeki özel sıcaklık kontrolörlerimizi kullanarak hassas sıcaklık kontrolünü gerçekleştirebilirsiniz. Bu regülasyon türü, lojk işlemlere ya çok az
ihtiyacınızın olduğu ya da hiç ihtiyacınızın olmadığı sadece
sıcaklık kontrolü istediğiniz prosesler için idealdir.
• Genellikle 1 - 10 sıcaklık döngüsü gerektiğinde kullanılır.
• Kontrol döngüsü: 1 döngü.
• Soketi sayesinde sıcaklık kontrolörü hızla takılıp sökülebilir.
• Bu çözüm yerden de kazandırır: E5DC modelinin genişliği
sadece 22,5 mm’dir. Buna rağmen ekranı ve ayar tuşları
da mevcuttur.
• Yedek olarak bir başka E5DC modelini de kullanabilirsiniz.
• NB serisi HMI ile kolay bağlantı ve parametrelere erişim
sunulurken CP1 serisi PLC ile programlama gerektirmeyen haberleşme seçeneği sunulmaktadır.
Pano içi, PLC ile entegre kontrol: Daha fazla kontrol; ancak yine kolay tasarım (Sıcaklık algılama için G/Ç kartı
ve 2-PID fonksiyon bloğu ile CP1 PLC)
Bir başka seçenek ise kontrol (G/Ç) sistemiyle gerçekleştirilen “entegre kontrol”’dür. Bu çözüm seçeneği, 2-PID
fonksiyon bloğu ile CP1 serisi PLC’yi içermektedir.
• Genellikle 10’dan fazla sıcaklık döngüsü gerektiğinde
kullanılır.
• Kontrol döngüsü: 2 veya 4 döngü.
• Sıcaklık kontrolü için CP1 serisi PLC kullanmak, diğer
kontrol işlemleri için PLC’nin gerektiği durumlarda idealdir. Sıcaklığı kontrol etmek için tek yapmanız gereken şey,
G/Ç ünitenize bir termokupl sensör bağlamak ve 2-PID
fonksiyon bloğumuzu kullanmaktır.
• NB serisi HMI, prosesin sıcaklık değerlerini, alarmlarını
ve kontrol reçetelerini göstermektedir. Ayrıca proses veri
geçmişine erişimine ve gerçek zamanlı sıcaklık izlemesine
de imkan sağlar.
• CP1W-TS003 G/Ç kartını 4 termokupl girişi olarak ya da
2 termokupl girişi ve 2 analog giriş olarak kullanabilirsiniz.
• CP1W-TS004 G/Ç kartını ise 12 adete kadar termokupl
girişi olarak kullanabilirsiniz.
Sıcaklık kontrolü hakkındaki bilinmesi gerekenler
Omron, dünyanın tercih ettiği sıcaklık kontrolörü üreticisidir. Dünyada 7 gün, 24 saat, her 30 saniyede bir Omron
sıcaklık kontrolörü satılmaktadır.
Üretimi, en yüksek kalite standartlarındadır ve yüksek
MTBF (Arızalanmadan Geçen Ortalama Süre) değerlerine
sahiptir. Örneğin; E5CC serisi, 270.000 saat gibi çok yüksek bir MTBF değerine sahiptir.
Tüm Omron PID kontrolörleri, hem iyi adım tepkisi hem
de iyi bozucu cevabı sağlayarak hassas sıcaklık kontrolüne imkân sağlayan eşsiz, yüksek standartlara sahip 2-PID
algoritmasını kullanmaktadır.
OMRON / www. omron.com.tr
87
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
GÜVENLİĞİNİZ İÇİN SON TEKNOLOJİ,
PANASONIC YANGIN ALGILAMA ÇÖZÜMLERİ...
reden ‘öğrenerek’ otomatik olarak
seçiyor. Çok ince örülü ağa sahip
geliştirilmiş dedektör haznesi ise
istenmeyen uyarı durumlarını büyük ölçüde azaltıyor.
Panasonic yangın sistemleri,
dedektörlerdeki kontaminasyon
düzeylerini sürekli olarak izliyor
ve kontaminasyona karşı hassasiyetini koruyor. Bu özellik, devam
eden bakım maliyetlerini azaltıyor
ve hassasiyet düzeyinin istikrarını
sağlıyor.
Güvenliğiniz için iki kere
test ediliyor...
■ Dünyaca ünlü Japon markası Panasonic, şimdi güvenliğiniz için üst düzey çözümlerini Türkiye’de pazara sunuyor.
Yangın algılama çözümlerinde 30 yılı aşkın deneyimi ve
15.000’i aşkın binadaki kurulumu ile Panasonic, sizi yangına
karşı uyarmanın yanı sıra yangına yol açabilecek durumlar
hakkında önceden bilgilendirmek üzere tasarlanmış teknolojisiyle de fark yaratıyor.
Yaşam ve çalışma alanlarında güvenlik, en önemli öncelik.
Yangın ise en büyük risk faktörlerinden birini oluşturuyor.
Ülkemizde VİKO by Panasonic satış kanalıyla pazara sunulan
son teknoloji yangın algılama sistemleri, kanıtlanmış başarı
ve güvenlik performansıyla en doğru tercih olduğunu gösteriyor.
Akıllı sistem, güvenliğiniz için iş başında...
Panasonic yangın algılama sistemlerinde dedektörler, algılama işlevselliğini artıran akıllı esnek dedektör algoritması ve
yapay zekâ yeteneğiyle donatılmış bulunuyor. Dedektör, içinde yer alan beş ayrı çalışma modu sayesinde ilgili modu çev-
Tüm Panasonic duman dedektörleri, üretim sürecinde gerçek dumanla iki kez test ediliyor. Böylece
mümkün olan en yüksek güvenilirlik düzeyini sağlıyor. Öte yandan Panasonic NMAST iletişim
teknolojisi, gürültünün yangın
algılama üzerinde olumsuz etkide
bulunabileceği ağır sanayi tesislerinde, elektrik santrallerinde,
hastanelerde ve üniversitelerde uygun yüksek gürültü bağışıklığı da sağlıyor.
Çoklu ana panel yapılandırması...
Kontrol panelleri, binalarda geniş dağıtıma izin veren çoklu
ana panel yönetimini mümkün kılıyor. Panasonic yangın sistemleriyle kontrol panellerinde TCP/IP ve BMS gibi iletişim
altyapıları ile bağlantı sağlamak da oldukça kolay.
Kapsamlı güvenlik ve izleme çözümü...
Panasonic yangın algılama çözümleri, yaşam alanlarında
olduğu gibi tüm mesleki mekanlarda da çok yönlü koruma
sağlamak üzere tasarlanırken Panasonic güvenlik kamerası
sistemiyle de birlikte satışa sunuluyor. Alarm sensörlerinin
ve tam HD video görüntülerinin bu birlikteliği hem binaları
hem de büyük ölçekli işletmelerin ve kuruluşların devam eden
faaliyetlerini koruyan kapsamlı bir güvenlik ve izleme çözümü
oluşturuyor.
VİKO / www.viko.com.tr
88
ÜRÜNLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Siemens’in güçlü Ethernet switchi ile
otomasyon ve ofis ağlarını birbirine bağlayın
■ Beckhoff, plastik makineleri imalat endüstrisi için
PC ve EtherCAT tabanlı kapsamlı kontrol çözümü olan
Xmold ile kompleks enjeksiyon makinelerinin otomasyonunda en yüksek hassasiyet, hız ve enerji verimliliği
gereksinimlerini karşılayan tümleşik bir çözüm sunuyor.
• Scalance XR526-8C ile 44 Gbps’ye ulaşan yüksek performans
• Kompakt tasarım ve bağlantılarda yüksek düzeyde esneklik
• Yedekli güç kaynağı sayesinde yüksek düzeyde erişilebilirlik
• Yüksek performanslı tesis ağları için Layer 3 anahtarlama
• Ağ yönetim sistemleri aracılığıyla sadeleştirilmiş diagnostik ve konfigürasyon
Siemens, XR-500 ürün serisindeki güçlü Ethernet anahtarlarına bir yenisini ekledi: Scalance XR526-8C. Bu cihaz
pek çok farklı ağ bileşenine uyumlu çalışıyor ve otomasyon
ile ofis ağları arasında bağlantı kuruyor. İçinde 24 Gigabit-
port, iki adet 10 Gigabit port
ve entegre ağ bölmelerinin
olmasına karşın, Scalance
XR526-8C Ethernet anahtarının yüksekliği sadece 44
mm; böylece kontrol kabininde önemli bir yer tasarrufu
elde ediliyor. 10 Gbps için
ayrılmış iki ek SFP slotu sayesinde cihazın performansı
44 Gbps’ye kadar çıkabiliyor.
Fansız tasarım ve yedekli güç
kaynağı yüksek düzeyde erişilebilirlik sunuyor. 19-inç
raklara yönelik bu kısmenmodüler anahtar, üzerindeki
Key-Plug ile Layer 3 anahtarlamayı destekliyor ve yüksek
performanslı tesis ağlarında
esnek bir şekilde kurulabiliyor. Kullanıcılar, kolay konfigürasyon ve diagnostik için
bu anahtarı her türlü standart
ağ yönetim sistemine (örneğin Sinema Server) ve TIA
Portaline entegre edebiliyor. Üzerinde bulunan sekiz adet
kombo port, seçeneği sayesinde Scalance XR526-8C pek
medya modül bağlanabilmektedir. Bu switch, tüm Scalance X switchlere ve ofis ortamındaki bütün standart ağ
cihazlarına uyumlu çalışmaktadır.
Siemens Scalance serisi bu yeni switch; Scalance XR5248C, Scalance XR528-6M ve Scalance XR552-12M modellerini tamamlıyor. Scalance XR-500 ürün serisi, elektrikli
ve optik hat, ring ve yıldız topolojilerinin konfigürasyonu
için yüksek performanslı, tam ve kısmen-modüler Ethernet
switchler sunuyor. Bu swtichler tesislerin farklı bölümleri
ve dağıtık saha cihazları arasındaki iletişim ağını yönetmenin yanı sıra tesislerde yüksek düzeyde erişilebilirlik de
sağlıyor. 1 Ocak 2015’den sonra üretilen Scalance XR5268C ailesi beş yıllık garanti süresi ile tesislerin hizmetine
sunulmaktadır. Siemens, XR-500 ürün serisindeki güçlü
Ethernet switchlerine bir yenisini ekledi: Scalance XR5268C. Bu cihaz pek çok farklı ağ bileşenine uyumlu çalışıyor
ve otomasyon ile ofis ağları arasında bağlantı kuruyor.
SIEMENS / www.siemens.com.tr
90
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
D
3
Yazıcı ile maliyetler azaldı
■ Kullanımı hızla yaygınlaşan 3D yazıcılar parça üretiminde devrim yapmaya devam ediyor. 3D yazıcıların
başta savunma ve sanayi olmak üzere pek çok sahada
parça üretmek amacıyla kullanılmasıyla birlikte, üretim yapan firmalar her geçen gün yeni bir başarıya
imza atıyor.
İstanbul’da oto yedek parçası üreten bir firma,
EMESYS firmasının 3D4E markası çatısı altında ürettiği 3 boyutlu yazıcıyı kullanarak, prototip maliyetlerini yüzde 50 oranında düşürmeyi başardı.
Ürettikleri 3 boyutlu yazıcıyı İstanbul’daki firmaya
veren EMESYS Genel Müdürü Hakan Ertan ,firmanın üretim zincirine dahil ettikleri 3 boyutlu yazıcı
ile AR­
G E maliyetlerini önemli oranda düşürmeyi
başardıklarını belirterek, 3 boyutlu yazıcı sayesinde
hem üretim öncesi tasarım için harcanan zaman
kaybının ortadan kalktığını, hem de firmanın mevcut
üretim sürecini hızlandırarak müşteri memnuniyeti
konusunda önemli bir eşiği aştıklarını kaydetti. Söz
konusu firmanın yaklaşık iki bin 500 lira ödeyerek bu
yazıcıyı satın aldığını belirten Ertan, “Ürettiğimiz 3
92
boyutlu yazıcılardan satın alan firma, prototip üretim
maliyetlerini yüzde 50 oranında azaltarak, yüzde 75
oranında kar etti. Yani yaklaşık 750 dolara aldıkları
yazıcı bir ay gibi kısa bir sürede kendisini amorti
etmiş olacak” dedi.
3gen ve 4gen olmak üzere iki çeşit yazıcı ürettiklerini
anımsatan Hakan Ertan, İstanbul’daki firmanın 3gen
türündeki yazıcıdan satın aldığını ifade ederek şunları
söyledi:
“3gen olarak adlandırdığımız 3 boyutlu yazıcıları
daha çok gençler, çocuklar ve hayal gücüne güvenen
yetişkinler için üretiyoruz. Çünkü bu yazıcılar ile evinizde kendi oyuncağınızı ya da istediğiniz bir parçayı
üretebilirsiniz. 4gen olarak adlandırdığımız yazıcıları
ise daha çok sanayinin ihtiyaçlarına göre tasarladık.
Daha kapsamlı bir donanıma sahip olan 4gen türündeki 3 boyutlu yazıcılar, üzerlerine aldıkları görevi
tam bir başarıyla yerine getiren yetenekli makineler.
4gen yazıcılarla tanışan sanayicilerimizin memnuniyeti bizleri sevindiriyor.”
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ULUSLARARASI ELEKTRONİK SANAYİİ
VE SEKTÖR İLİŞKİLERİ KONFERANSI
17 ARALIK’TA GERÇEKLEŞECEK
Uluslararası Elektronik Sanayii ve Sektör İlişkileri Konferansı,
17 Aralık 2015 tarihinde The Green Park Pendik Hotel &
Convention Center - İstanbul’da düzenlenecektir. Tek gün
olarak planlanan bu organizasyonda, elektronik sanayii ve
sektörle ilgili yeni gelişmeler, elektronik sektörü, yatırımları konularına değinilecek olup, değerli sektör yöneticileri sunumlarını gerçekleştirecekler. Konferansa yaklaşık
150’den fazla katılım sağlanması beklenirken, network toplantılarıyla iş dünyasının bir araya gelmesine olanak tanınacak. Etkinliği, Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği
(TÜRK BESD), Türk Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD),
Endüstriyel Otomasyon Sanayiciler Derneği (ENOSAD), Tüm
Telekomünikasyon İş Adamları Derneği (TÜTED) gibi dernekler dışında, Edes Etiket ve Thincut da sponsor olarak destek
veriyor.
Konferansın Gündem Konuları
- Elektronik Sanayiine yönelik Devlet politikaları, Yeni düzenlemeler, Stratejiler
- Elektronik Sanayiinin bugünü ve geleceği, Sürdürülebilirlik,
94
Çevre ve Enerji verimliliği Uluslararası rekabet
- Sektör işbirlikleri; Tüketici Cihazları, Telekomünikasyon
Cihazları, Askeri Elektronik cihazları, Endüstriyel Cihazlar,
Otomotiv Elektroniği, Bilgisayar ve Bilişim
- Yatırım destekleri , Stratejiler
- Elektronik Sanayii İhracat hedefleri
Konferanta yer alacak katılımcı profilleri: elektronik ürünleri imalat sanayii, tüketici elektroniği, televizyon, video ve ses
cihazları, anten ve uydu alıcıları, yazar kasa, POS cihazları,
elektronik hesapOSmakineleri, elektronik terazi ve baskül
tüketici elektroniği, telekomünikasyon cihazları, endüstriyel
cihazlar, bilgisayar cihazları, savunma elektroniği, bileşenler
alt sektörü, devre elemanları, bağlantı elemanları, beyaz
eşya, küçük ev aletleri, ankastre ürünler, ısıtıcılar ve klimalar,
bilişim ürünleri, mobil cihazlar, danışmanlık şirketleri, medya
kuruluşları, AR-GE merkezleri.
Konferans Programı
17 Aralık 201517 ARALIK 2015
08:00 — 09:00 Kayıt ve içecek İkramı – Network
09:00 — 09:10 IMC, Organizatör hoş geldiniz konuşması
09:10 — 09:30 Elektronik Sanayiine Yönelik Devlet
Politikaları, Yeni Düzenlemeler, Stratejiler
09:30 — 10:20 1.Oturum - Türkiye ve Dünya Elektronik
Endüstrisine Bakış
Elektronik Sektörünün Geleceği ve Hedefleri, 2023 vizyonu
kapsamında elektronik sektöründe Teknolojinin önemi Prof.
Dr. Sıddık Yarman
Dünyada Elektronik Sanayii ve Türkiye’ye yansımaları
Tüketici Elektroniği Alt Sektöründeki gelişmeler
10:20 — 10:30 Ticari Sunum – Genel Sponsor
10:30 — 11:00 Çay- Kahve arası & Network
11:00 — 12:20 2.Oturum - Sektörel İşbirliği Yatırımları,
Sürdürülebilirlik, İnovasyon
Beyaz Eşya sektöründe Sürdürülebilirlik, Çevre ve Enerji
verimliliği- Mr. Fatih Özkadı
Elektrik, elektronik ve bilişim alanlarındaki inovatif projeler
Elektronik Sanayiinde Endüstriyel Otomasyonun ve
Teknolojinin önemi - Dr. Hüseyin Halıcı
12:20 — 12:30
Ticari Sunum – Destek Sponsoru sunumu
12:30 — 13:30 Öğle Yemeği & Network
13:30 — 14:20 3.Oturum - Elektronik sanayiinde; Bilişim,
Savunma Sanayii, Endüstriyel Otomasyon
Elektronik Sanayiinde 5G ve Ötesi – Mr. Öner Tekin, NETAŞ
Savunma, Havacılık ve Uzay; Haberleşme ve Bilgi Teknolojileri,
Elektronik tasarım ve yenilikler
ARGELA ÖZEL SUNUM
14:20 — 14:30 Ticari Sunum – Teknoloji Sponsoru
EDES ETİKET – THINCUT
14:30 — 15:00 Çay- Kahve arası & Network
15:00 — 17:00 4.Oturum – Sektörel Teknolojik
Gelişmeler & AR-GE, Telekomünikasyon sektörü
Yeni Ürün tasarımları ve AR-GE faaliyetleri, Güvenli Ürün
tasarımı - Mr. Metin Nil
Bilişim Sektörü
Telekomünikasyon sektöründe yenilikçi uygulamalar
Mobil Pazarında AR-GE ve İNOVASYON
Profesyonel ve Endüstriyel Cihazlar Alt Sektörü, Güç
Elektroniği
Haberleşme ve Yazılım teknolojilerinin beyaz eşya sektörüne
yansımaları
Enerji üretim ve dağıtımına yönelik yeni yatırımlar
Elektrikli Makine ve Cihazlar Sektöründeki gelişmeler
17:00 Network & Kapanış
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Aksa Akrilik, uyguladığı AES (Advanced Energy Solutions)
Projesi ile yıllık 2 milyon USD tasarruf elde etti
■ Aksa Akrilik’ten enerji verimliliği üzerine öncü
bir proje
AES (Advanced Energy Solutions) Projesi kapsamında operasyonel mükemmelliğe katkı sağlayan ileri
proses kontrol yöntemlerinin enerji santrallerindeki
ilk uygulaması Türkiye’de Aksa Akrilik tarafından
gerçekleştirildi. Sektörün önde gelen teknoloji firması
Honeywell ile yürütülülen proje, en kısa “geri dönüş”
süresiyle, farklı kıtalarda 10’un üzerinde ülke ve 50’yi
aşkın uygulama arasında birinci sırada yer aldı. Proje
ile, yıllık 2 milyon USD tasarruf elde edilirken, Aksa
Akrilik’e ait enerji santralinin verimi de yükseltilmiş
oldu.
Aksa Akrilik’e ait enerji santrali ünitelerinin optimize
edildiği AES (Advanced Energy Solutions) Projesi sayesinde enerji üretim sürecinde stabilizasyon sağlanarak,
96
buhar talebindeki değişiklikler kömür kazanı kullanılarak
güvenli bir şekilde karşılandı. Buhar üretim sıcaklığının
aynı yakıt miktarı kullanılarak yükseltilmesini sağlayan
proje sonucunda, türbin elektrik üretiminin 180 kilowatt saat artırılması sağlandı. Basınç düşürme kaynaklı
verimsizlikler minimize edilerek, türbinlerde elektrik üretimi 400 kilowatt saat artırıldı. Ayrıca sistem güvenliği
için devrede tutulan bir buhar kazanı, bu proje ile birlikte
devre dışı bırakılarak, 110 kilowatt saat elektrik enerjisi
tasarrufu sağlandı ve ısıl kayıplar engellendi.
AES (Advanced Energy Solutions) Projesi ile baca gazı
temizleme sistemlerinde de ileri proses kontrol teknikleri kullanılarak, olumlu sonuçlar elde edildi. Baca gazı
temizleme sistemlerinin emisyon değerlerinin bundan
sonra geliştirilmiş otomasyon sistemi sayesinde sürekli
olarak yasal limitlerin altında tutulması sağlanacak.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
DÜNYA TİCARETİNDEKİ DARALMA ÇELİK
SEKTÖRÜNÜ ZORLUYOR
Çelik ihracatı on ayda 13,5 milyon ton oldu
■ Dünya ticaretindeki daralma, çelik fiyatlarındaki
düşüş, Ortadoğu gibi önemli pazarlarda yaşanan
istikrarsızlık gibi birçok sorunla mücadele etmeye
çalışan Türk çelik sektörünün ihracatındaki düşüş
devam ediyor. Çin’in uyguladığı agresif ihracat
politikası sektörün önemli pazarlardaki kaybını her
geçen ay artırıyor. Sektör, Ocak-Ekim dönemini
değer bazında geçen yılın aynı dönemine göre
yüzde 24 azalış ile 8,5 milyar dolar, miktar bazında
ise yüzde 7,6 düşüş ile 13,5 milyon ton ihracat ile
kapattı.
Çelik İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 2015 yılı
Ocak-Ekim dönemi ihracat verilerine göre; Türkiye’nin
çelik ihracatı on ayda geçen yılın aynı dönemine kıyasla değer bazında yüzde 24 düşüş ile 8,5 milyar dolar
olurken, miktar bazında ise yüzde 7,6 azalış ile 13,5
milyon ton olarak gerçekleşti.
Çelik sektörünün direkt ihracatına diğer birliklerin faaliyet alanına giren demir çelik ürünleri de eklendiğinde
98
Türkiye’nin 2015 yılı on aydaki toplam çelik ihracatı
değer bazında 10,2 milyar dolara, miktar bazında ise
14,2 milyon tona ulaştı.
Yılın on ayında çelik sektörünün miktar bazında en
fazla ihracat yaptığı bölgeler; 4,7 milyon ton ihracat ile
Ortadoğu, 2,4 milyon tonla Avrupa Birliği, 2,1 milyon
tonla Kuzey Amerika ve 1,7 milyon tonla Kuzey Afrika
olarak sıralandı.
Çelik sektörünün Ocak-Ekim döneminde geçen yılın
aynı dönemine göre miktar bazında artışta ilk sıralarda yer alan ülkeler; Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri,
Suriye, Cibuti ve İspanya oldu.
İhracatta yaşadığı gerilemeye rağmen son dönemde
katma değerli çelik ürünlerin uluslararası pazarlarda
talebi artıyor. Yüksek katma değer özelliğiyle öne
çıkan alaşımlı çubuk ve profil ihracatı, 2015’in 10
ayında miktarda yüzde 30 artarak 192 bin ton oldu.
Makine ve imalat gibi birçok sektörde kullanılan ala-
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
şımlı çubuk ve profil, özellikle Avrupa ülkeleri tarafından talep ediliyor.
Çelik İhracatçıları Birliği’nin Ekim ayı ihracatı ise
2014’ün aynı ayına kıyasla değer bazında yüzde 25,9
düşüş ile 772 milyon dolar olarak gerçekleşti. Miktar
bazındaki çelik ihracatına bakıldığında yüzde 2,3 azalış
ile 1,36 milyon tona ulaşıldığı görüldü.
Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı
Namık Ekinci çelik sektörünün Ocak-Ekim dönemi
ihracat verileri ile ilgili yaptığı değerlendirmede; “On
aylık dönemi geçen yıla göre miktar bazında yüzde
7,6, değer bazında ise yüzde 24 oranında gerileme
ile tamamladık. Sektörümüzün üzerindeki olumsuz
etkiler, 2015 yılını normal seyrimizin altında devam
etmesine neden oldu. Türk çelik sektörü ihracatında
son 2 yıldır çok büyük kayıplar verdik, artık bu düşüşü
durdurmalı ve artıya geçirmeliyiz. Bu amaçla hem sektör bünyesinde hem de ilgili Bakanlıklarımızla birlikte
yürütülen ortak çalışmaları çoğaltmamız ve süreci hızlandırmamız gerekiyor” dedi.
Namık Ekinci, “Sektörümüzün halihazırda var olan
yapısal sorunlarına ek olarak ihracatımızı derinden
etkileyen; önemli ihracat pazarlarımızdaki siyasi dalgalanmalar, haksız yere açılan anti-damping ve koruma önlemi soruşturmaları, uluslararası piyasalarda
hammadde ve ürün fiyatlarındaki düşüş gibi engelleri
yakından takip ediyoruz. Bu sorunların etkisini en aza
indirgeyebilmek için Çelik İhracatçıları Birliği olarak
büyük bir çaba harcıyoruz. Yapısal sorunların çözümüne yönelik reformların başında cevhere dayalı üretim
yapan tesislerin kurulması ve sıvı metallerin hurda ile
belirli oranlarda karıştırılması yoluyla üretimin gerçekleştirilmesi geliyor. Sektörümüzün atması gereken
diğer bir önemli adım ise dikey ve yatay entegrasyonlarla şirket konsolidasyonlarının başlamasıdır. Ancak
bu şekilde rekabet gücümüzü ve dolayısıyla ihracatımızdaki katma değerli ürünlerin payını arttırabiliriz”
diye belirtti.
Ekinci sözlerine şu şekilde devam etti: “Önümüzdeki
yıllarda bu sorunlardan daha az etkilenmek için sektör
olarak biran önce çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda birlik olarak ticaret
heyetlerine hız verdik. Öncelikli olarak İran ve Kuveyt’e
yakın zamanda sektörel ziyaret gerçekleştireceğiz.
Ayrıca her bir çelik ürünü için potansiyel pazarlardaki
payımızı arttırmak amacıyla dünyanın dört bir yanına
ticaret heyetlerini sürdüreceğiz. Bunun yanı sıra yakın
zamanda sektör sorunlarının çözümlenebilmesi ve
paydaşlar arasındaki iş birliğini arttırabilmek için sektörel çalıştaylar düzenlemeye devam edeceğiz.”
99
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
KİMYA AR-GE PROJE PAZARI
BEŞİNCİ KEZ DÜZENLENİYOR
En başarılı Ar-Ge projelerine 150 bin TL ödül
■ Kimya ihracatında katma değeri artırmak ve sanayicilere inovatif fikirler sunabilmek amacıyla düzenlenen “Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Sektöründe
AR-GE Proje Pazarı” bu yıl beşinci kez gerçekleştirilecek. 14 Kasım 2015 tarihinde İstanbul Dış Ticaret
Kompleksinde yapılacak etkinlikte nitelikli bulunan ve
değerlendirmeye alınan 140 proje arasından elenen 30
proje yarışacak.
Sektöründe AR-GE Proje Pazarı”; üniversiteler, araştırma
kurumları, sanayiciler, girişimciler ile ilgili kamu kurumlarını bir araya getirecek.
Dört yıldan bu yana 600’ün üzerinde yenilikçi proje
başvurusunun alındığı ve toplam 286 bin TL ödülün
dağıtıldığı Kimya Ar-Ge Proje Pazarı, bu yıl önemli bir
farklılığı da beraberinde getirdi. İlaç ve Eczacılık Ürünleri,
Boyalar ve Yapıştırıcılar, Plastik ve Kauçuk, Kozmetik,
Sabun ve Temizlik Ürünleri ile Temel Kimyasallar alanlarında başvuruda bulunan ve değerlendirmeye uygun
görülen 140 proje, akademisyen ve sanayicilerden oluşan
Değerlendirme Kurulu Üyeleri tarafından “online” ortamda
puanlama sistemiyle değerlendirildi. İlk 30’a giren proje
sahipleri, 14 Kasım 2015 tarihinde İstanbul Dış Ticaret
Kompleksinde yapılacak Ödül Kurulu Toplantısı’nda Ödül
Kurulu Üyelerine projelerini detaylı olarak anlatacak.
Değerlendirme sonucunda kategoriler bazında en başarılı
projeler 15 bin TL ile ikinciler 10 bin, üçüncüler ise 5 bin
TL ile ödüllendirilecek.
İKMİB olarak sürdürülebilir ihracata katkı sağlayacak yeni
fikirler ve projeleri desteklemeye devam ettiklerini söyleyen İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, “Kimya
AR-GE Proje Pazarı, sektörümüzün sanayiciler ve girişimcilerle buluştuğu çok önemli bir etkinlik. İhracatımızın
kilogram değerini artmamız AR-GE ve inovasyon gücümüze bağlı.
Beş yıldır aralıksız düzenlediğimiz etkinliğimiz de bu
amaca hizmet ediyor. Ayrıca gururlandığımız bir diğer
nokta 2013 yılında gerçekleştirdiğimiz AR-GE Proje
Pazarı etkinliğimizde ticarileşen cilt lekelerini gideren
portakal özlü kremin bu yıl Dubai Beautyworld Fuarı’nda
yer almasıydı. Çalışmalarımızın yavaş yavaş meyvelerini
verdiğini görmek sektörümüz açısından umut verici.”
dedi.
Ar-Ge Proje Pazarı Yönetim Kurulu Başkanı
Necmi Sadıkoğlu
Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) koordinatörlüğünde
İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları
Birliği (İKMİB), Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri
İhracatçıları Birliği (AKMİB) ortaklığı ve TÜBİTAK desteğiyle düzenlenen “5. Kimyevi Maddeler ve Mamulleri
100
AR-GE Proje Pazarı Yürütme Kurulu Başkanı Necmi
Sadıkoğlu da bu yıl farklı bir yöntemle projeleri ele aldıklarını ifade ederek, “Başvuruda bulunan projelerimizden
bu yıl ilk 30’unu değerlendireceğiz. Daha sonuç odaklıyız.
Dereceye giren projelerimizin yıl boyunca sektörel fuarlarda sergilenerek, sanayiciyle buluşma fırsatına sahip
olması da heyecan verici bir gelişme.”
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Mitsubishi Electric İSKİD Konferansı’na ana sponsor oldu
94 YILLIK TEKNOLOJİ DEVİNDEN
İKLİMLENDİRME ÇÖZÜMLERİ
■ İklimlendirme - Soğutma Klima İmalatçıları Derneği
(İSKİD) tarafından JW Ankara Marriott Hotel’de bu yıl
dördüncüsü düzenlenen ‘Mimari Tasarımda İklimlendirme
Konferansı’nın ana sponsoru Mitsubishi Electric oldu.
Konferansın gündem maddesi sağlıklı, nefes alan, doğru
iklimlendirme sistemlerine sahip binalar için atılması gereken adımlardı.
Etkinlikteki sponsorluk destekleriyle ilgili açıklamada bulunan Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri Genel
Müdürü Yenal Altaç, Mitsubishi Electric’in üstün teknolojisi
ile yaşam alanlarına konforu ve tasarrufu bir arada sunan
iklimlendirme çözüm ve avantajlarından da bahsetti.
Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri olarak iklimlendirme sektörüne destek olmaya büyük önem verdiklerini ve bu
nedenle İSKİD etkinliğinin ana sponsoru olduklarını belirten
Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri Genel Müdürü
Yenal Altaç, sektöre katkı sağlayacak bu tarz önemli etkinlikleri
102
desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Altaç ayrıca, müstakil konutlardan rezidanslara, ticari alanlardan her türlü kamu
alanlarına iklimlendirme çözümü sunan Mitsubishi Electric
Türkiye Klima Sistemleri’nin ürünleri ve hizmetleri hakkında
da bilgi verdi.
Sezonsal Verimlilik klima seçiminde önemini
artırıyor
Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri olarak, enerji
tasarrufundan ödün vermeden yaşam alanlarını daha konforlu
bir hale getirmeyi amaçladıklarını belirten Yenal Altaç, Sezonsal
Verimlilik Kriterleri doğrultusunda enerji sınıfları ölçeğinin, A,
A+, A++, A+++ gibi yeni ölçüm kriterlerine göre yeniden düzenlendiğini, bu nedenle eski kriterlere göre en üst enerji sınıfında
yer alan mevcut bir ürün ile yeni sistemin en üst sınıfı A+++
kategorisine giren bir ürün arasında enerji tüketimi ve dolayısıyla kullanıcının masrafları açısından büyük farklar oluştuğunu
anlattı. Altaç, yeni nesil tüm Mitsubishi Electric klimaların
Sezonsal Verimlilik Kriterleri’ne göre A, A+, A++ ve A+++ enerji
sınıflarında yer aldığını sözlerine ekledi.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Teknolojiden gelen çevre bilinci
Enerji tasarrufu ve konfor bir arada
Mitsubishi Electric markasının çevreye verdiği öneme dikkat
çeken Yenal Altaç, “Her zaman “Daha İyisi İçin Değişim”
(Changes for the Better) felsefesini önde tutan Mitsubishi
Electric bugün bu özelliği sayesinde sadece ürünlerinin teknolojisi, güvenilirliği ve kalitesiyle değil, çevre duyarlılığı konusunda da fark yaratıyor. Mitsubishi Electric’in 100. yıldönümü
olan 2021 yılına denk gelen uzun dönemli çevresel yönetim
vizyonumuz “Çevre Vizyonu 2021” çerçevesinde; çevresel
duyarlılığı teşvik etmek, düşük karbon salınımı ve geri dönüşüm konularında bilinç artışına katkı yaratmak temel hedeflerimiz arasında yer alıyor” dedi.
Altaç, Mitsubishi Electric’in sunduğu bir başka hizmet olan
MELCloud uygulaması hakkında da şu bilgileri verdi: “Klimada
kontrol özgürlüğü sunan yeni MELCloud teknolojimiz ile uzaktan bir bilgisayar, tablet veya akıllı telefon kullanarak internet
üzerinden klimanıza istediğiniz komutları vermeniz mümkün. MELCloud, kablosuz internet bağlantısı olan her yerde
Mitsubishi Electric Klimaların mobil olarak kontrol edilmesine
ve izlenmesine olanak sağlıyor. MELCloud ile klimayı açmak,
kapatmak, çalışma modunu ve fan devrini değiştirmek, kanatçıkları ayarlamak, odanın sıcaklığını görmek ve sıcaklık ayarını
değiştirmek gibi işlemler hızlı ve pratik bir şekilde yapılabiliyor.
Klimaların geçmişe dönük oda ve ayar sıcaklığındaki değişimler, çalışma modu oranları, enerji tüketimi dağılım oranları gibi
verilerine ulaşılmasına olanak tanıyan MELCloud, bu sayede
klimayı nasıl kullandığınızı görmenizi sağlıyor.
Set (ayar) sıcaklığı, ortam sıcaklığı ve dış hava sıcaklığı ile
ilgili geçmiş dönem raporları karşılaştırılıp klima kullanımını
doğru yönetmek ve enerji tasarrufunu artırmak için gereken
ipuçlarını görmek mümkün oluyor. Mitsubishi Electric Klima
Sistemleri’nin bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlarla uyumlu
MELCloud uygulaması ücretsiz olarak mobil cihazlara indirilebiliyor. Uygulamayı kullanmaya başlamak için kontrol edilmesi
istenilen klima sistemini seçip bu sisteme bir Wi-Fi arayüzü
adapte etmek yeterli. İnternet tarayıcılarının en son sürümleri
ile çalışabilen uygulama, melcloud.com web sitesi üzerinden
de kullanılabiliyor.”
Teknolojik keşif hizmeti: Keşfetteam
Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri’nin sadece ürünleri
ile değil sunduğu hizmetlerle de dikkat çektiğini belirten Yenal
Altaç, keşif hizmeti Keşfetteam’i şöyle anlattı: “Geleneksel olarak göz kararı yapılan keşiflerin yerine, iç ve dış ortam koşullarını da göz önünde tutuyor ve daha detaylı hesaplama yapan
özel yazılımımız sayesinde müşterimiz için en uygun klimayı
belirliyoruz. Uzman Keşfetteam ekiplerimiz, en son teknoloji
ekipmanlarla termal görüntüleme yaparak ortamdaki yalıtım
sorunlarını ve ısı kaçak noktalarını tespit ediyor ve yaşanabilecek konforsuz koşullar hakkında müşterilerimizi bilgilendiriyor.
Böylece daha az enerji tüketirken, klimalarımızdan tam verim
alınmasını sağlıyoruz. Ayrıca yeni yazılım teknolojisi Artırılmış
Gerçeklik ile ihtiyaca en uygun klimanın odada nasıl duracağını
keşif esnasında müşterilerimize deneyimletiyoruz.”
103
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİNDEN
ULUSLARARASI BAŞARI
■ Özyeğin Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü öğrencilerinin oluşturduğu ekip, ABD Savunma Bakanlığı İleri
Askeri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından düzenlenen küresel bir yarışmada geliştirdikleri fikirle, University
of Missouri’ de yaptıkları final sunumunda “Best Commercial
Potential” Ödülü’ne layık bulundu.
Özyeğin Üniversitesi Makina Mühendisliği bölümü öğrencilerinden Şevket Umut Yürüker (Takım lideri), Taha Çakmak, Ahmet
Mete Muslu ve Mehmet Beyhatun’dan oluşan; mentorluğunu
ise doktora öğrencisi Enes Tamdoğan ile Özyeğin Üniversitesi
Makina Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Arık’ın
yürüttüğü proje, DARPA REV-Con Yarışması’nda “Best
Commercial Potential” ödülünü kazandı. Daha önce ABD’den
3500 Dolarlık araştırma desteği de kazanan proje, ekip tarafından yaklaşık 1 yıl önce başlatılan çalışmalar sonucunda
küresel yarışmanın 2 fazını da başarıyla geçerek University
of Missouri’de final sunumunu ve dizaynın demonstrasyonunu yapmaya davet edildi. Bu fazda da takıma 4000 Dolar
ödül verildi. ÖzÜ Ekibi, ABD Savunma Bakanlığı İleri Askeri
Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından askeri uygulamalara yönelik, yeni nesil ısı iletim sistemleri geliştirmek üzere
düzenlenen küresel yarışmaya inovatif konseptler öngören
ve bilgisayar modelleri yardımıyla dizaynlarını geliştirdikleri
analizleri de içeren yepyeni bir fikirle katıldı. “Savunma sanayiinde elektronik sistemlerin soğutulması için kullanılacak ileri
104
teknoloji, yüksek ısıl performanslı ve uygulanabilir bir termal
konnektörün geliştirilmesi” ni amaçlayan yarışma, Dünya’daki
bütün üniversitelere açık olarak internetten ilan edildi.
Elemeler sonucunda son 5 takıma yapılan çağrılar neticesindeki sunumlar, ABD savunma sanayii devlerinden Lockheed
Martin, Ratheon, BOEING ve GE gibi dev şirketlerin yanında
ABD Savunma Sanayi Müsteşarlığı (DARPA)’dan da üst düzey
yöneticilerin katılımıyla gerçekleşti. Aselsan A.Ş. ile Akım Metal
A.Ş.’ den de üretim destekleri alan ÖzÜ Ekibi’nin mentoru Doç.
Dr. Mehmet Arık konuyla ilgili olarak; “Savunma sanayii için
çığır açabilecek teknolojik araştırmaları ABD’ de DARPA yürütüyor. Ülkemizde de bu tür çalışmaların yapılıyor olmasından
ve ÖzÜ Ekibi olarak geliştirdiğimiz teknoloji ile katıldığımız
böyle küresel bir sunumda, bu ödülü almaya hak kazanmış
olmaktan mutluluk duyuyoruz. Sevgili öğrencimiz Şevket Umut
Yürüker’in liderliği ve takım ruhu ile arkadaşlarının çalışması,
global bir başarıyı gerçekleştirmemizi sağladı. Arkadaşlarımızın
fikirlerinin patent başvuruları ÖzÜ Teknoloji Transfer Ofisi aracılığıyla yakın zamanda yapılacaktır. Ayrıca lokal endüstrimizin
de ekibimize üretim desteği vermiş olması bizim için önemli.
Çalışmalarımızı hedeflediğimiz şekilde başarıyla sonuçlandırarak uluslararası prestijimize çarpan etkiler yapıp, gelecek
yıllarda bu tür çalışmalara ÖzÜ olarak ev sahibi olmak isteriz,”
diye konuştu.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ELEKTRİK ELEKTRONİK
SEKTÖRÜ İSVEÇ VE
FİNLANDİYA’DAYDI
İhracata katkı sağlayacak
156 görüşme yapıldı
■ Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği
(TET), İsveç ve Finlandiya arasındaki ticari ilişkilerin
gelişmesi amacıyla 15 firmanın katıldığı sektörel ticaret heyeti düzenledi. İki ülkede toplam 156 iş görüşmesi gerçekleştirildi.
Heyet kapsamında TET Yönetim Kurulu ve firma temsilcileri ilk olarak İsveç’in başkenti Stockholm’de ülkenin önde gelen firmalarıyla bir araya geldi. Vattenfall,
Ahlsell, Nelco ve Saljex gibi İsveçli şirketlerin temsilcileri ile 46 ikili görüşme yapıldı. Dünya genelinde
100’ün üzerinde ülkede faaliyet gösteren ve dünyanın
sayılı motor markalarından biri olan Scania fabrikası da
ziyaret edildi. Türkiye ile İsveç arasındaki ticaret hacmi
geçtiğimiz yıl 3,3 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.
İsveç, aynı zamanda AB dış politikasına somut katkı
sağlayan üyeler arasında ilk sıralarda yer alıyor.
Sektör firmalarının İsveç’ten sonraki durağı ise
Finlandiya oldu. İhracatında elektrik elektronik
106
ürünlerinin ilk sırada geldiği Helsinki’de; Vattenfall,
Eltel, Onninen ve Eurolite’nin aralarında olduğu 32
Finli firma ile Türk heyeti arasında 110 görüşme
gerçekleştirildi. Sektörel ticaret heyeti kapsamında
Finlandiya’nın en büyük ikinci şehri olan Espo’ya da
gidildi ve yapılacak projeler hakkında bilgi alındı.
Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği (TET)
Yönetim Kurulu Üyesi Atilla Eren sektör olarak potansiyel pazarlar üzerine yoğunlaştıklarını ifade ederek
şunları söyledi: “İsveç ve Finlandiya’da sektör firmalarımız ile önemli görüşmelerde bulunduk. Ticaret
heyetine katılan firmalarımız genel olarak görüşmelerin verimli geçtiğine yönelik değerlendirmelerde
bulundular. İhracatımızın arttırılması, yeni iş bağlantılarının kurulması ve bu iki önemli pazarda Türk
firmalarının bilinilirliğinin sağlanmasında ilerleyen
dönemde olumlu sonuçlar alacağımızı düşünüyoruz. ”
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
AKILLI ŞEHİRLERE DÖNÜŞÜM
PROJESİ BAŞLIYOR!
■ Hızlı nüfus artışına bağlı olarak şehirlerde ortaya çıkan
enerji, ulaşım, güvenlik gibi birçok problemin çözümü,
teknoloji ve çevreci çözümler. Dünya’da bir çok mega
şehir, sürdürebilirlik için çevreci sistemler kullanıyor,
özellikle de ulaşım konusunda.Türkiye’de de “Sağlıklı
Yaşam Kültürünü Teşvik” projesi kapsamında 1 milyon bisiklet dağıtılacak. Bu dönüşümün mimarı olan
Cumhurbaşkanı Erdoğan; mevcut alt yapı ve yolların da
bisikletli ulaşıma uygun hale dönüştürme çabalarına hız
kazandırmak için belediye başkanlarına önemli görevler
düştüğünü vurguladı. Türkiye’de belediyeciliğin ve şehirleşmenin planlanması konusunda teknoloji hizmetlerinin
geliştirilmesi ve geleceğinin şehirlerinin planlanması
amacı ile “Örnek Akıllı Şehir Projesi” hayata geçirilecek.
Türkiye’de de Akıllı şehir konusunda farkındalığı artırmak ve
belediyeler örnek teşkil etmesi için kamu-özel sektör yatırımı
ile “Örnek Bir Akıllı Şehir” hayata geçirilecektir.
BELEDİYE BAŞKANLARINA ÇAĞRI!
Kamu Teknoloji Platformu Başkanı Erdem Akçıl: “Örnek Akıllı
Şehir” bir yıldır titizlikle hazırladığımız çok yönlü bir teknoloji
odaklı-şehir projesi, bu proje için yatırım kaynağımız mevcut!
Bunun için sivil toplum olarak teknoloji kuruluşlarını, kamu
kuruluşlarını, şehir planlamacıları ve akademisyenleri bir
araya getirdik. Aday şehirler var, bu yatırımı ve dönüşümü
108
hangi ilde yapacağımıza gelin, birlikte karar verelim.
Türkiye’de ilk defa; hizmetlerin tek bir noktandan yönetileceği
bir operasyon merkezinin kurulması sağlayacağız. Enerji,
güvenlik, ulaşım anlamında 12 farklı yatırım projesi ile hayatı
kolaylaştıracağız. Akıllı kavşaklar trafiği rahatlatacak, akıllı
bina dönüşümleri ile %20’den fazla enerji tasarrufu sağlayacağız. Ulaşımda bisikleti yaygınlaştırarak, metro istasyonlarında akıllı kütüphaneler kuracağız. Amacımız; bu çalışmalar
ile sorunları çözmek ile beraber uygulamaları tüm şehre ve
Türkiye’ye yaygınlaştırmak.
Sınırlı kaynaklarının aşırı tüketimi ile şehirleşme seviyesi
arasında belirgin ve doğrusal bir ilişki bulunuyor. Bunların
negatif yansımaları sonucunda da İstanbul-Ankara-İzmirBursa gibi mega kentlerimizde de sürdürebilirlik ile ilgili
problemler ortaya çıkıyor. Toplumumuz ve gezegenimiz
için sürdürülebilir bir yaşam sağlamak üzere, var olan
şehirleşme ve çevresel sorunlara yenilikçi çözümler üretmek için harekete geçerek geleceği planlamak zorundayız.
Bu kapsamda konunun paydaşlarını bir araya getirmek,
“Akıllı Şehir” kavramının Türkiye’de yaygınlaştırmak için
Amsterdam ve Dubai belediye başkanları ve akıllı şehir
projesi yöneticilerinin yer aldığı “Uluslararası Akıllı Şehirler
Konferansı” 4-5 Mayısta Ankara’da gerçekleşerek, Ulaşım,
güvenlik, sağlık üçgeninde şehirlerin geleceği konuşulacak.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Hes Kablo, İŞKUR’un düzenlediği
‘İşbaşı Eğitim Programı’ ile istihdam
oluşturmaya devam ediyor
■ Hes Kablo, İŞKUR tarafından düzenlenen ‘İşbaşı Eğitim
Programı’ ile 2011 yılından bu yana kendi bünyesinde
hem kurs açıyor hem de mezun olan kursiyerleri iş sahibi
yapıyor. Hes Kablo, İşbaşı Eğitim Programı’na dâhil olduğu günden bu yana 394 kursiyeri mezun etmenin yanında,
kursiyerlerin yüzde 94’ünü de kurs süresi tamamlandıktan
sonra iş sahibi yaptı. Şirket, 2016 yılında da büyüme
hedefleri doğrultusunda yeni kurslar açarak kapasitesini
artırmayı planlıyor
Türkiye’nin lider kablo üretici olan Hes Kablo, İŞKUR’un
düzenlediği ‘İşbaşı Eğitim Programı’ ile istihdam oluşturmaya
devam ediyor. İŞKUR tarafından düzenlenen ‘İşbaşı Eğitim
Programı’na 2011 yılında dahil olan Hes Kablo, 4 yılda 394
kursiyeri mezun etti. Hes Kablo ayrıca mezun ettiği kursiyerlerin de yüzde 94’ünü kurs süresi bitiminde iş sahibi yaptı.
Hali hazırda kurs başarı oranı eğitici, mühendis, çalışanlar
ve kursiyerlerin gayretiyle yüzde 100’e yaklaşan Hes Kablo,
2016 yılında da büyüme hedefleri doğrultusunda yeni kurslar
açarak kapasitesini artırmayı planlıyor.
Hes Kablo bünyesindeki ‘İşbaşı Eğitim Programı’na 18-29
yaş aralığında öğrenmeye açık ve meslek edinmek isteyen kişiler katılırken şu an 22 kişilik Kablo İmal Üretim
Operatörlüğü kursu Hes Kablo tesislerinde devam ediyor.
Şükrü Kakillioğlu: “Her geçen yıl ürün yelpazesinde ve
üretim kapasitemizdeki gelişimle beraber istihdam konusunda da büyümeyi hedefliyoruz”
İŞKUR tarafından işgücü piyasasında tecrübesi olmayan
kişilere deneyim kazandırarak istihdam edilebilirliği artır-
mak amacıyla başlatılmış olan ‘İşbaşı
Eğitim Programları’ ile ilgili bilgi
veren Hes Kablo Genel Müdür Ticari
Yardımcısı Şükrü Kakillioğlu, “Hes
Kablo olarak bünyemizde açtığımız
programlarla beceri kazandırma ve
iş edindirme seferberliğine tam destek vermekten gurur duyuyoruz. Her
geçen yıl ürün yelpazesinde ve üretim kapasitemizdeki gelişimle beraber istihdam konusunda da büyümeyi
hedefliyoruz. Ürünlerimizi tüm dünyada 132 ülkeye ulaştırıyoruz. Ürün
kalitemizle beraber, sürdürülebilir ve
nitelikli işgücü istihdamı konusundaki arzumuzu da İşbaşı
Eğitim Programları vasıtasıyla destekliyoruz. Hes Kablo
olarak işveren ve işgücünü bir araya getirmeye yönelik bu
tür organizasyonların her zaman destekleyicisiyiz ve üyesi
olmaktan kıvanç duyuyoruz” dedi.
Kakillioğlu; “İhtiyaç duyduğumuz işgücünü kendi bünyemizde, kurum kültürümüze uygun şekilde yetiştirme fırsatı
bulmamız bu programdan faydalanmamızdaki ana etkenlerden biridir”
Programın sağladığı avantajları da aktaran Şükrü Kakillioğlu
şöyle devam etti: “Sektörümüz gereği temininde sıkıntı
çektiğimiz meslek dalları ve ilgili modül programlarla İşbaşı
Eğitim Programları kapsamında programlar açarak, eğitim
süreleri boyunca kursiyerlere işin gereğini öğreterek, hem
işgücü yetiştiriyor hem de kursiyerlere meslek öğretiyoruz.
İş başında mesleki eğitim verilmesi, üretim süreçlerinin
bizzat görerek öğrenilmesi sebebiyle Hes Kablo olarak
kişiler hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olma ve daha isabetli
karar verme imkânına sahip oluyoruz. İhtiyaç duyduğumuz
işgücünü kendi bünyemizde, kurum kültürümüze uygun
şekilde yetiştirme fırsatı bulmamız bu programdan faydalanmamızdaki ana etkenlerden biridir. Bu süreçte kursiyerlerin de kurum kültürünü tanıyıp bu ailenin birer ferdi olmak
üzere, özverili çalışmaları da verimliliğimizi artırıyor. İşbaşı
Eğitim Programları boyunca, kişilerin gelişimini gözlemleyerek öğrenme süreçlerini takip etme şansı elde etmemiz,
programın önemli avantajlarının en başında yer alıyor.”
Ayrıca, İŞKUR İl Müdürlüğü Türkiye çapında İşbaşı Eğitim
Programı’nın yapıldığı ‘Örnek uygulama yapılan işyeri’ olarak
geçen hafta Hes Kablo’yu ziyaret etti.
109
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Enerya Pazarlama Müdürü Gamze Tekin:
“ENERJİDE MARKALAŞMAK
ARTIK ÇOK ÖNEMLİ”
■ Türkiye enerji sektöründe en önemli oyunculardan olan
Enerya, 11-12 Kasım 2015 tarihlerinde İGDAŞ’ın 2005
yılından beri gerçekleştirdiği Uluslararası Doğal Gaz
Sempozyumu’nda (INGAS) hem doğal gaz, hem diğer enerji
alanlarındaki faaliyetlerini, yeniliklerini ve markalaşma sürecini paylaştı.
Türkiye’nin 2. en yaygın özel doğal gaz dağıtım şirketi olarak,
2003’ten bu yana Konya, Antalya, Karaman, Ereğli, Erzincan,
Denizli, Aydın, Aksaray, Çorum, Niğde ve Nevşehir illerinin
doğal gaz dağıtımını ve altyapı faaliyetlerini yürüten Enerya,
“Uluslararası Doğal Gaz Sempozyumu”nda enerji sektöründeki faaliyetlerini, markalaşma ve müşteri memnuniyeti
konusunda gelinen noktayı ve tecrübelerini sektör temsilcilerine aktardı.
Markalaşma ile artan müşteri memnuniyeti
Enerya Pazarlama Müdürü Gamze Tekin, “Mükemmel Müşteri
Deneyimi, Müşteri Ne İster?” oturumunda, “Markalaşma ve
Müşteri Memnuniyeti” başlığı ile yaptığı konuşmada “2003
yılından bu yana bulunduğumuz 11 bölgede farklı markalar
110
altında hizmet veren Energaz’ı, 2014 yılında Enerya olarak
tek bir isim altında topladık. Yeni marka kimliğimiz dünyanın
önde gelen stratejik marka danışmanlık ve tasarım firmalarından biri tarafından hazırlandı. Enerya’nın logosunda yer
alan renk ve görseller doğal gaz, elektrik, ve yenilenebilir
enerjinin kaynaklarını simgeliyor. Marka dönüşüm sürecimiz
ve tüm bölgelerimizde ve İletişim kanallarımızdaki uygulamalarımızla, Haziran 2015’te Dubai’de gerçekleşen Transform
Awards MENA-Marka Dönüşüm Ödülleri’nde 3 dalda altın
ödül aldık.” dedi.
Tekin, “Enerji sektörü her gün gelişip büyüyor ve biz de
abonelerimizin tüm enerji ihtiyaçları için Enerya marka çatısı
altında temiz–akıllı-kolay çözümler sunmaktayız. Yaptığımız
saha araştırmalarında, markalaşma ve yeni marka kimliğimiz
ile birlikte müşteri memnuniyetimizi bir senelik süreçte %20
oranında arttırdığımızı gördük. Abonelerimiz ile olan bütün
temas noktalarımızdan kişiselleştirilmiş hizmet sunmamız,
şeffaf ve ulaşılabilir bilgi paylaşımımız, farklı kanallardan
verimli standart hizmet ve etkin iletişim sağlıyor olmamız bize
bu başarılı sonuçları kazandırdı “diye konuştu.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
ABB Alçak Gerilim Ürünleri, IV.Elektrik Tesisat
Ulusal Kongre ve Sergisi’nde yerini aldı.
■ ABB Elektrik Alçak Gerilim Ürünleri bölümü,
21-24 Ekim 2015 tarihlerinde İzmir Tepekule
Kongre Sergi Merkezi’nde düzenlenen IV. Elektrik
Tesisat Ulusal Kongre ve Sergisi’nde A Katı A09-10
no’lu standında ziyaretçileri ile buluştu.
Alçak Gerilim Ürünleri, sergi alanında 2015 yılında
Global lansmanı yapılan [email protected]’u tanıttı. [email protected]
home daha çok konut ve küçük ölçekli ticari binalar
için tasarlanmış otomasyon sistemidir. Sistemin
KNX’ten farkı, son kullanıcının ekstra bir entegratör
firmaya ihtiyaç duymadan tüm programlamayı kendisinin yapabilmesidir. Sistem ile aydınlatma, perde/
panjur, ısıtma/soğutma ve interkom sistemi tek bir
çatı altında kontrol edilebiliyor. Sisteme uzaktan
erişim vasıtası ile akıllı tablet/telefonlar ile kontrol ve
izleme mümkün hale geliyor. Farklı renk ve şekilde
dizayn edilmiş anahtar serileri ile kullanıcı evinin
şıklığını teknoloji ile birleştirebiliyor.
Ayrıca sergi alanında, ABB’nin yeni alçak gerilim ana
dağıtım pano serisi System Pro E Power tanıtıldı.
ABB pano ürün yelpazesine 2016 yılıyla beraber katılacak ve satışına başlanacak yeni tip testli dağıtım
pano serisi System Pro E Power, Form 4B’ye kadar
tüm formlama seviyeleri, IP65 koruma derecesi,
112
120kA kısa devre dayanım ve 6300A’ya kadar olan
akım değeri ile tüm bina ve endüstri uygulamaları için eksiksiz bir çözümdür. Yeni nesil Emax 2
ile mükemmel uyumu sayesinde pano hacminden,
dolayısıyla bara ve saç gibi malzeme maliyetinden
tasarruf sağlar.
ABB’nin 2014 yılında satışa sunulan açık tip devre
kesici serisi Emax 2, fuar alanında System Pro E
Power ile birlikte sergilendi. Enerji ölçümü, harmonik
analizi ve çeşitli özel korumaları aynı anda sağlayan, dokunmatik ve Türkçe menü ekrana sahip Ekip
Hi-Touch koruma ünitesi ziyaretçilerin beğenisini
kazandı. IEC 61850 protokolü dahil, 7 farklı haberleşme protokolü ile hiçbir çeviriciye ihtiyaç duymadan
doğrudan haberleşebilen Emax 2 sade ve kolay bir
çözüm olarak akıllarda kaldı.
Kongrede Alçak Gerilim Ürünleri fuar standında çözümlerini sunarken, Pano İmalatı Satış
Kanalı Müdürü Taner Aksoy “Alçak Gerilim Pano
Sistemlerinde Uygulanacak Sismik Testler ve İlgili IEC
Standartları”, KNX Satış & Eğitim mühendisi Metin
Uçar ise “KNX Projelerinde Fancoil Entegrasyonu”
konulu oturumlara konuşmacı olarak katıldılar.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Moog, çalışan en eski Moog servo valfini bulmak
için yarışma düzenliyor
Moog
Industrial
Group Inc. (NYSE:
MOG.A e MOG.B)
halen çalışan en eski
Moog servo valfini
bulmak için yarışma
düzenliyor. Bu amaçla 3 büyük ödülün
yanı sıra her ay yapılacak çekilişle daha
yeni valfleri olanlara
da kazanma fırsatı sunuyor. Bu yarışma, Moog’un Avrupadaki
50. Yıldönümü kutlamaları kapsamında düzenlediği etkinliklerden biri. Grubun Genel Menajeri Gary Parks: “Moog servo
valflerin güvenilirliği bir efsanedir. Gaz türbinleri, endüstriyel
makinalar ve demir-çelik uygulamaları gibi kritik alanlarda 25
yıldan fazla süre çalışan valf bulmak sık rastlanan bir durum
değildir.” Açıklamasında bulunuyor. 1951de William C. Moog
Jr. Pazarlama için ilk servo valfi geliştirmişti. Bu valf dijital veya
analog sinyali hidrolik basınca çevirmekteydi.
Gary Parks ekliyor: “Avrupa’daki yıldönümümüzle birlikte güve-
nirliğimizi de kutluyoruz ve halen çalışmaya devam eden en eski
Moog servo valfini bulmak için müşterilerimizin bu eğlenceli
yarışmaya katılmasını umut ediyoruz”
Yarışmaya katılmak çok kolay, halen çalışan herhangi bir makine üzerindeki Moog servo valfini bulan herkese açık.
Yarışmanın kuralları şöyle:
• Akıllı telefonunuz ile valfinizin fotoğrafını çekin, etiketindeki
seri numarasının okunabilmesine dikkat edin. Bu bilgileri Moog
valfin imalat tarihini kontrol etmek için kullanacak.
• http://oldestvalve.moogglobalsupport.com/ Sitesinde fotoğrafı yükleyin ve kısa formu doldurun.
Birincilik ödülü 500 USD değerindeki Amazon hediye çeki,
ikinci ve üçüncü en eski eski valf sahibi de Amazon hediye çeki
ile ödüllendirilecek. Ayrıca yeni Moog valfine sahip olan ya da
birden fazla valf sahibi yarışmacılar da aylık yapılacak çekilişlere
katılarak her biri 50 USD değerindeki 5 adet Amazon hediye
çekinden birini kazanmak için yarışabilirler.
Daha fazla bilgi veya yarışmaya katılmak için lütfen http://
oldestvalve.moogglobalsupport.com/ sitesine başvurun .
Yarışma 29 Şubat 2016 tarihinde bitiyor.
ELEKTRİK-ELEKTRONİK SEKTÖRÜNDE 14 FİRMA 222 İKİLİ GÖRÜŞME YAPTI
TET ticaret heyeti
Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nde
Teknolojinin gücünü temsil eden Elektrik Elektronik ve Hizmet
İhracatçıları Birliği (TET), sürdürülebilir ihracatı artırmak için
çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu çalışmaların sonuncusu
ise Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne yapılan ticaret heyeti oldu.
Ekonomi Bakanlığı’nın desteğiyle “Pazar Araştırması ve Pazara
Giriş Desteği Hakkında Tebliğ” kapsamında gerçekleştirilen
heyete 14 sektör firması katıldı ve toplam 222 ikili görüşme
gerçekleştirildi.
TET organizasyonuyla düzenlenen ticaret heyetinin ilk ayağı
Polonya’nın Varşova şehriydi. Avrupa ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz ve durgunluğa karşın, ekonomik büyümesini sürdüren az sayıda ülke arasında yer alan Polonya’da, TET Yönetim
Kurulu ve firma temsilcileri ülkenin önde gelen firmalarıyla bir
araya geldi. 26 firmayla iki ülke arasında ticari ilişkilerin gelişmesine imkan tanıyacak 105 görüşme yapıldı.
Sektör firmaları Polonya’nın ardından Çek Cumhuriyeti’nin
Prag şehrinde de önemli görüşmeler gerçekleştirdiler. Orta ve
Doğu Avrupa’daki eski Doğu Bloku üyeleri arasında en gelişmiş ve sanayileşmiş ekonomilerden birisine sahip olan Çek
Cumhuriyeti’nde 29 firmayla bir araya gelindi ve toplam 117
görüşme gerçekleştirildi.
Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği (TET) Yönetim
Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Kavaklıoğlu, Avrupa ile uzun
yıllardır ticari işbirliği içinde olduklarına vurgu yaparak, şunları
söyledi: “Avrupa en önemli pazarlarımızdan biri ve buradaki konumumuzu daha da güçlendirmek için çalışmalarımızı
sürdürüyoruz. Buradaki gücümüz diğer ülke pazarları için de
bir avantaj yaratıyor.” Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne gerçekleştirilen ticaret heyetini önemli bir hamle olarak nitelendiren
Kavaklıoğlu, yapılan görüşmelerin elektrik elektronik sektörüne
katkılar sağlayacağını ifade etti.
113
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
WWF-Türkiye’nin, Kaş ve Kekova’da uzun
yıllardır yürüttüğü koruma çalışmalarına bir
destek de Schneider Electric’ten geldi.
Schneider Electric, projeye güneş
enerjisiyle çalışan 100 adet lamba hibe etti.
WWF-Türkiye’nin, Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma
Bölgesi’ndeki turizmciler ve kamu kuruluşlarıyla birlikte çalışarak hayata geçirdiği ‘Kaş-Kekova Sürdürülebilir
Turizm Projesi’ne Schneider Electric,100 adet güneş enerjisiyle çalışan lamba hibe ederek katkı verdi. Güneş
enerjisiyle aküsünü dolduran lambalar aynı zamanda cep
telefonu ve tablet bilgisayarları şarj edebiliyor. Elektriğe
erişimin olmadığı ortamlarda doğa koruma çalışmalarını
kolaylaştırıyor. Elektrik üretiminde iklim değişikliğine yol
açan seragazı emisyonlarına da neden olmuyor.
Lambalar doğa koruma çalışmalarında kullanılacak.
Güneş enerjisiyle çalışan lambalar ilk etapta, WWF-Türkiye’nin
Kaş-Kekova bölgesinde birlikte çalıştığı kooperatif üyesi
balıkçılara, sürdürülebilir turizmi destekleyen tur teknelerine,
dalış kulüpleri ve restoran sahiplerine dağıtılmaya başlandı.
Lambaların 60 tanesi Kaş-Kekova’da, kalan 40 tanesi de
WWF-Türkiye’nin Türkiye’de sürdürdüğü doğa koruma projelerinde kullanılacak. Bu projeler arasında Adana-Akyatan
Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda yürütülen yeşil deniz
kaplumbağalarını koruma çalışmaları ve Kafkasya Ekoloji
Koridoru da var. Her iki proje de elektriğin olmadığı bölgelerde çok sayıda saha çalışması içeriyor.
Baştak: “Ümidimiz, temiz enerjinin hızla yaygınlaşması”
WWF-Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak yaptığı açıklamada, “Kaş-Kekova bölgesinde geçen yıl, Sürdürülebilir Turizm
Projesi’ni hayata geçirdik. Bölgedeki balıkçılar, dalış kulüpleri, restoran sahipleri, otelciler ve yerel yönetimlerle beraber çalışıyoruz. Kaş-Kekova bölgesi denizlerdeki biyolojik
çeşitlilik açısından olağanüstü zengin; ancak bölgedeki orfoz,
lahos, fangri gibi tehlike altındaki türlerin sayısı hızla azalıyor.
Bize hibe edilen bu lambalarla alanda çalışan paydaşlarımızı
temiz enerjiyle tanıştırmak, bölgeye tatile gelen insanlara da
örnek olmak istedik. Umarız bu çabalar, ‘Işık Ülkesi’ diye bilinen eski Likya uygarlığının izlerini taşıyan bu bölgede, temiz
enerjinin hızla yaygınlaşmasını sağlar ve koruma çalışmalarımıza destek olur” dedi.
Tuncer: “Bu yolculukta daha çok sorumluluk üstlenmek
istiyoruz”
114
Schneider Electric Türkiye Ülke Başkanı Bora Tuncer de projeye verdikleri destekle sürdürülebilir turizme olan inançlarını
gösterdiklerini söyledi. Tuncer şöyle konuştu:
“Enerji yönetimi ve otomasyon alanında global uzman olan
şirketimiz, tüm dünyada enerjinin daha güvenli, verimli,
üretken ve çevreci bir şekilde kullanılmasına odaklanıyor.
Sürdürülebilirlik, DNA’mıza işlemiş bir kavram. Dünyamızı
daha sürdürülebilir enerji çözümleriyle hem korumayı hem
de gelecek nesillerin gezegeni koruyabilmesi için bilinçlenmesini hedefliyoruz. Tüm dünyada enerji verimliliğini sağlamak ve enerji bilinci yaratmak istiyoruz. Bu anlamda Kaş ve
Kekova’da WWF- Türkiye tarafından yürütülen projenin bizim
hedeflerimizle örtüştüğünü görerek, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek istedik. Gelecek nesillere ve canlılara
destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Türkiye’nin bu
yolculuğunda daha çok sorumluluk üstlenmek istiyoruz.”
‘Kaş-Kekova Sürdürülebilir Turizm Projesi’ ile bölgedeki denizel biyolojik çeşitlilik, aşırı ve yasadışı balıkçılık, doğal yaşam
alanlarının kaybı, kirlilik, yabancı türlerin istilası ve iklim
değişikliği gibi tehditlerin en aza indirilmesi amaçlanıyor.
Söz konusu tehlikelere karşı, Kaş-Kekova’nın sahip olduğu
karasal ve denizel değerlerinin korunması ve gelecek nesillere
ulaştırılması hedefleniyor.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
AKILLI ŞEBEKELERDE
YOL HARİTASI BELİRLENİYOR
çok önem vermekteyiz, biliyoruz ki
Türkiye akıllı şebekeler, akıllı şehirler ve akıllı sayaçlar konusunda
önemli adımlar atmaktadır. Bu sene
ki organizasyonumuzda Türkiye
hedef ülke konumundadır. Bu bağlamda HHB Expo ile ortaklığımızdan
ayrıca mutluluk duyuyoruz” dedi.
Her geçen gün artan enerji ihtiyacı, kayıpların
azaltılması gerekliliği ve mevcut tesislerdeki üretim limiti akıllı şebeke sistemlerine geçilmesinin
olmazsa olmaz olduğunun belirgin göstergesi. Akıllı
şebeke; tedarikçi ve tüketici arasında karşılıklı
elektronik iletişimin sağlanması amacıyla akıllı
sayaç ve izleme sistemlerinin elektrik şebekelerine
eklenerek elektrik şebekelerinin izlenmesi, güncellenmesi ve sürekli güvenilir, kaliteli olarak dağıtım
yapılırken kullanıcı güvenliğinin sağlanması gereken bir yaklaşım. Akıllı şebekeler üretimden son
tüketiciye kadar bütün şebekenin uzaktan izlenebilir
ve kontrol edilebilir olmasını ifade ediyor. Bu kapsamda düzenlenecek “4. Uluslararası İstanbul Akıllı
Şebekeler ve Şehirler Kongre ve Fuarı” ile birlikte
Türkiye’nin “Akıllı Şebekelerde Yol Haritası” belirlenecek…
“2016 HEDEFİMİZ TÜRKİYE PAZARI”
Akıllı Şebekeler ve Şehirler konusunda uluslararası
arenada etkinlikler de hızla devam ediyor. Geçtiğimiz
günlerde enerji sektörünün önemli buluşma noktası
olan, HHB Expo’nun Türkiye partneri olduğu Synergy
Events tarafından Viyana’da organize edilen “European
Utility Week” kongre ve fuarına Türkiye 60 kişilik heyet
ile katıldı. European Utility Week kapsamında değerlendirmelerde bulunan Fuar Direktörü Paddy Young,
“Bu sene hedef ülkemiz Türkiye pazarıdır ve buna
İNOVASYON ÖDÜLLERİNDE TÜRK
JÜRİ ÜYESİ
European Utility Week Kongre ve
Fuarı’nın ikinci gününde, Fatih
Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Yılmaz
Çamurcu’nun jüri üyeliğini yaptığı, firmaların 4 farklı kategoride
ürünlerini, yeniliklerini ve çözüm
önerilerini sundukları yarışma kapsamında verilen
“İnovasyon Ödülleri” sahiplerini buldu.
ICSG Smart City Expo’da Tanıtıldı
Akıllı şehirler kapsamında uluslararası platformda
büyük öneme sahip dünya devlerine ev sahipliği yapan
Smart City Expo World Congress bu ay Barcelona’da
yapıldı. 300’ün üzerinde firmanın katıldığı kongrede
ülkemizi temsilen 2016 yılında yapılacak ICSG İstanbul
2016 tanıtıldı.
AKILLI ŞEBEKE ÜRETİCİLERİ YURTDIŞI SERMAYE
KAZANCI SAĞLAYACAK
“T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T.C. Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayelerinde, T.C.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, T.C. Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu, UGETAM ve Fatih Sultan Mehmet
Vakıf Üniversitesinin desteği ile düzenlenecek olan
“4. Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler ve Şehirler
Kongre ve Fuarı” 20-21 Nisan 2016 tarihlerinde,
İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecektir. 50 ülkeden beş binin üzerinde katılımcının katılacağı, ICSG İstanbul 2016 ‘da Akıllı Şebekeler ile enerji
kayıplarının büyük oranda azaltılması amaçlanıyor.
İhracatın gelişimi ile ilgili olarak yarar sağlamakla birlikte üretici firmalar için dünyanın çeşitli ülkelerinde
sermaye yapma imkanı da sağlayacak”
115
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Nesnelerin İnterneti konusunda
önemli işbirliği
ortaya koyarken aynı zamanda nesnelerin interneti alanında mevcut olan en son teknoloji araştırmalarından da
faydalanacak.
Coflan: “Nesnelerin internetinin endüstri ve toplum üzerindeki etkisi hızlanacak”
Schneider Electric Ekolojik Bina İnşaatı Departmanı
Teknolojiden Sorumlu Başkanı Barry Coflan, “Bu ortak
çalışma, dünyanın dönüşümüne yardımcı olmak için
Endüstriyel Nesnelerin İnterneti alanına Operasyonel
Zeka katma stratejimizin önemli bir parçasıdır” dedi.
Enerji yönetimi ve otomasyon alanında global uzman
Schneider Electric, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti
(IIoT) teknolojisine dayanan ürün ve çözümlerini, dünyanın önde gelen iki teknoloji üniversitesinin kurduğu
konsorsiyumla geliştirecek.
Schneider Electric, Hong Kong Bilim ve Teknoloji
Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün
ortak bir girişimi olan (HKUST-MIT) Araştırma Birliği
Konsorsiyumu ile uzun soluklu bir işbirliği gerçekleştirecek.
Schneider Electric, dijital çağın yükselen teknolojisi
Endüstriyel Nesneleri İnterneti (IoT) kapsamında geliştireceği ürün ve çözümler için, Hong Kong Bilim ve Teknoloji
Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü
(HKUST-MIT) Araştırma Birliği Konsorsiyumu ile uzun
süreli işbirliği kararı aldığını duyurdu. Şirket özellikle, akıllı
binalar ve taşımacılık konusunda konsorsiyuma önemli
katkılar sağlamayı planlıyor.
Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) ve
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Massachusetts Teknoloji
Enstitüsü (MIT) tarafından kurulan HKUST-MIT Araştırma
Birliği Konsorsiyumu, daha iyi altyapılar oluşturmak
için nesnelerin internetine dayanan çözümler geliştiriyor. Konsorsiyum, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IoT)
teknolojilerine dayanan gelişmiş veri analizleri, devreler ve cihazlar, sinyal işleme, haberleşme, kontrol gibi
mühendislik alanlarındaki konulara çözümler üretmek
üzere çalışmalar gerçekleştiriyor. Schneider Electric, bu
işbirliğiyle teknolojinin geliştirilmesine olan bağlılığını
116
Coflan, endüstri, akademi ve hükümetleri de kapsayan
bu işbirliğinin, nesnelerin internetinin endüstri ve toplum
üzerindeki etkiyi hızlandırmak için kiritk bir öneme sahip
olacağını da vurguladı.
Wu: “Nesnelerin internetinin mevcut teknolojilere uyarlanmasına yoğunlaşacağız”
Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) Bilgi
Aktarımı Bölümü Başkan Yardımcısı Prof. Enboa Wu da
“Nesnelerin internetiyle ilgili çözümlerin ve kullanımın
geliştirilmesine yardım etmek için Schneider Electric ile
işbirliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Araştırma,
temel olarak nesnelerin internetinin mevcut teknolojilere
uygulanmasına yoğunlaşacak. Hedefimiz, bina yönetimi
ve taşımacılık sorunlarında yaratıcı çözümler sunmak ve
pratik uygulamalar geliştirmek olacak” şeklinde konuştu.
Schneider Electric’in bu işbirliğiyle yalnızca nesnelerin interneti alanında gelişme sağlamadığını belirten Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Elektrik
Mühendisliği Profesörü Charles Sodini LeBel ise “Akademi
ve endüstri uzmanlığını global arenada birbirine bağlamak
için çalışan bu önemli girişime, Schneider Electric’in katılımından büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.
Nesnelerin interneti teknolojisi, bugün Schneider
Electric’in su, petrol, gaz, madencilik ve veri merkezleri
gibi konulara yaklaşımının temelinde yer almaya devam
ediyor. Şirket, müşterilerinin bu alanlarda karşılaştığı güçlükler konusunda yardımcı olmak için operasyonel zeka,
verimlilik ve bağlanabilirlik odağında yenilikçi çözümler
geliştirmeyi amaçlıyor.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Bosch Güvenlik Sistemlerinde yeni atama:
Bosch’un Türkiye, Türkmenistan ve Azerbaycan Ülke
Direktörlüğü’ne İlke Frenkel getirildi
■ İlke Frenkel, Bosch Otomotiv Orijinal Ekipman Yedek Parça
Türkiye ve İran Ülke Direktörlüğünden Bosch Güvenlik Sistemleri
Türkiye, Türkmenistan ve Azerbaycan Ülke Direktörlüğü görevine atandı.
İlke Frenkel, 1999 yılından bu yana Bosch bünyesinde, çeşitli
pozisyonlarda görev aldı.
Yaşam için teknolojiler üreten Bosch Türkiye, gelecek vizyonu
doğrultusunda yapılanmasını hızla sürdürüyor. Bu çerçevede Bosch’un Türkiye, Türkmenistan ve Azerbaycan Güvenlik
Sistemleri Direktörlüğüne İlke Frenkel getirildi. Ekim ayında
yeni görevine başlayan Frenkel, daha önce Otomotiv Orijinal
Ekipman Yedek Parça Türkiye ve İran Ülke Direktörü olarak
görev yapıyordu. İş hayatına 1992 yılında Emsan A.Ş.’de Özel
Müşteri Temsilcisi olarak başlayan İlke Frenkel, 1999 yılında
Otomotiv Yedek Parça iş kolunda üstlendiği Ürün Yöneticisi
göreviyle Bosch ailesine katıldı. Frenkel 2003-2014 yılları arasında sırasıyla Bölgesel Müşteri Yöneticisi, Satış Yöneticisi ve
Ülke Yöneticisi görevlerini üstlenerek Bosch Orijinal Ekipman
Yedek Parça iş kolunun Türkiye’de kurulması ve yapılandırılma
süreçlerini yönetti. Bu süreçte Frenkel 19 farklı büyük ölçekli
otomotiv üretim firmasının müşteri yönetimi ve 23 farklı otomotiv ve otomotiv dışı endüstriyel müşteri yöneticiliği görevini de
başarıyla yerine getirdi.
Türkiye ve Ortadoğu
pazarlarının
özel
müşteri ihtiyaçlarını
karşılayan çeşitli projeler geliştirerek proje
yönetimi ve fiyatlandırma politikaları ile ilgili
firmaya ciddi katkılar
sağladı. 2014 yılında
ise Bosch Otomotiv
Orijinal Ekipman Yedek
Parça Türkiye ve İran
Ülke
Direktörlüğü
görevine atandı. İlke
Frenkel, 1992 yılında
İstanbul Üniversitesi İşletme ve Reklam Yönetimi lisans eğitiminin ardından 1994 yılında yine İstanbul Üniversitesi’nde
Davranış Bilimleri alanında yüksek lisansını tamamladı. Ekim
ayında Bosch’un Türkiye, Türkmenistan ve Azerbaycan
Güvenlik Sistemleri Direktörlüğüne atanan İlke Frenkel, evli ve
bir çocuk annesidir.
Ford Otosan’a “İş Sağlığı ve Güvenliği” ödülleri
törende; Ford Otosan Gölcük Fabrika Müdürü Cem Temel ve
İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Aysu Şengül, ödüllerini MESS
Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet C. Betil’in elinden aldı.
Ford Otosan Gölcük Fabrikası’nın iş sağlığı ve güvenliğinin gelişimine katkı sağlayan “Hayatımız Elimizde” ve
“Lastik ve Jant Yükleme” projeleri, MESS (Türkiye Metal
Sanayicileri Sendikası) tarafından ödüle layık görüldü.
Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından bu
yıl ilk kez düzenlenen İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Ödül
Yarışması’nda Ford Otosan iki kategoride ödül aldı. Düzenlenen
118
Ford Otosan Gölcük Gövde Üretim Müdürlüğü’nün kesik
kazalarını azaltmaya yönelik, iş sağlığı ve güvenliğinin gelişimine katkı sağlayan “Hayatımız Elimizde” projesi, MESS Altın
Eldiven İSG İyi Uygulama” kategorisinde ödül aldı.
Gölcük Montaj Alan Müdürlüğü bakım çalışanlarınca iş sağlığı ve güvenliği alanında önerdiği “Lastik ve Jant Yükleme”
projesi ise “MESS Altın Öneri – Mavi Yakalı Çalışan İSG”
kategorisinde ödüle layık görüldü.
Ford Otosan Gölcük Fabrika Müdürü Cem Temel, aldıkları
ödüllerden mutluluk duyduklarını belirterek, “İş sağlığı ve
güvenliği alanında farkındalığı artıran bu ödüller, şirketimizde
iş güvenliği kültürünün yaygınlaşmasında itici bir güç oluyor
ve yeni projeler geliştirmeye teşvik ediyor” dedi.
Otomasyon Akademisi 22 Aralık’ta
YTÜ Davutpaşa Kampüsü’nde!
■ Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesindeki Robotik
ve Otomasyon Kulübü’nün düzenleyeceği Otomasyon
Akademisi, YTÜ Davutpaşa Kampüsü’nün en yoğun fakültelerinden biri olan Elektrik-Elektronik Fakültesi’nde
22 Aralık 2015 tarihinde gerçekleşecektir.
Geçtiğimiz senelerde ‘Otomasyon Günleri’ adıyla gerçekleştirilen etkinlik, bu yıl ilk defa ‘Otomasyon Akademisi’
adı ile icra edilecektir. Elektrik-Elektronik ve Makina
Fakültesinde öğrenim gören öğrencilere hitap etmesinin
yanı sıra otomasyon ve kontrol alanı ile ilgili olan herkes davetlidir. İçinde bulunduğumuz teknoloji çağında
öğrencilerin kendilerini geliştirirken ilham alabilecekleri
kişilerin deneyimlerini kaynağından öğrenmesinin daha
verimli olduğunu savunuyoruz. Bu sebeple Otomasyon
Akademisi etkinliğimizde alanında tecrübeli yöneticilerin
yer aldığı oturumlar düzenlemeyi hedefliyoruz.
Otomasyon Akademisi sektörde marka haline gelen
farklı firmanın katılımıyla bir günlük seminer etkinliği ve
ilerleyen haftalarda eğitimler ve teknik geziler ile devam
edecektir. Etkinlik günü, 4 oturum ve 1 panelden oluşan
seminerler dizisi olacaktır. Oturumların ikisi öğle arasından önce, diğer ikisi ve panelimiz öğle arasından sonra
gerçekleşecektir.
Etkinliğimizi takip eden haftalarda, seminer veren firmalar tarafından kendi bünyelerinde veya okulumuzda bulunan laboratuvarlar kullanılarak, öğrenilen teorik bilgilerin
pratiğe dökülmesi hedeflenmektedir. Bilindiği gibi uygulama eğitim sürecinin en can alıcı noktasıdır. Ardından iş
hayatını yakından görmek adına Otomasyon Akademisi
katılımcılarını biri ofis biri fabrika olmak üzere 2 teknik
gezi bekliyor olacaktır
Ayrıca Otomasyon Akademisi katılımcılarını, şirketler
ve ürün sponsorları tarafından oluşturulacak olan fuaye
alanı bekliyor olacak. Katılımcılar sunumlar sırasında
ve sunum aralarında, fuaye alanındaki standlarda şirket
yöneticileri ile konuşma fırsatı yakalayacaktır. Sunumlar
yanında gerek firma standları gerek ürün sponsorlarının
standları ile katılımcıların verimli zaman geçirmesi hedeflenmektedir. İlk günkü seminerler sonunda katılımcılara
CV’lerini daha güçlü kılacak olan ‘’seminer katılım sertifikası’’ verilecektir. Ayrıca eğitimlere katılmaya hak kazanıp
eğitimlerini başarıyla tamamlayanlara firma logolu ‘’eğitim sertifikası’’ verilecektir.
Otomasyon akademisi ile ilgili daha fazla bilgi almak
için web sitemizi ve sosyal medya hesaplarımızı ziyaret
edebilirsiniz.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
METAV’ın Yeni Konsepti 3D BASKI!
Bir üretim yönteminin ulusal televizyon kanallarının ana haber
bültenlerine kadar ulaşabilmiş olması gerçekten çok nadir
rastlanan bir olaydır. Oysa „3D-baskı“ kavramı artık bilinen bir
üretim yöntemi olarak öne çıkmış olup, üretimde bir devrim
olarak nitelendirilip yoğun bir şekilde tartışılıyor.
METAV Fuarı’nı organize eden ve merkezi Frankfurt am Main
kentinde bulunan Alman Takım Makineleri Üreticileri Birliği
(VDW) Genel Sekreteri Dr. Wilfried Schaefer konuya ilişkin
olarak şu açıklamayı yapıyor: „Herkesin bir gün kendi yedek
parçasını evindeki 3D yazıcısı ile üretebileceği yönündeki tahminler gerçekleşmiş bulunuyor.“
Dr. Schaefer artık tartışmaların 3D baskı yönteminin veya
uzmanların tabiriyle Additive Manufacturing (AM)yönteminin
sanayide seri üretimlerde veya en azından sınırlı sayıdaki
seri üretimlerde kullanılması üzerinde yoğunlaştığını belirtiyor.
1990’lı yılların hızlı prototipleme (Rapid Prototyping) yöntemi
artık hızlı kalıp üretimine (Rapid Tooling) ve oradan sonra da
hızlı üretime (Rapid Manufacturing) doğru gelişmiş bulunuyor.
yanısıra, katmanlı üretim süreçlerini klasik kesim yöntemleriyle
kombine eden karma konseptler de oluşturuluyor. Dr. Schaefer
karma sistemlerin birçok uygulayıcı için önemli bir başlangıç
noktası oluşturduğunu ifade ediyor.
Fuarın „Additive Manufacturing Area“ bölümünde plastik ve
metal uygulamalar tanıtılacak
Katmanlı üretimin sağladığı avantajlar çok net bir şekilde
görülebiliyor. Bu yöntemle öncelikle tasarım alanındaki yeni
fikirlerin ve değişik işlevlere sahip ürün tasarımlarının hayata
geçirilmesi mümkün olabiliyor. Şimdiye kadar geleneksel yöntemlerle üretilmesi imkansız görülen veya çok yüksek maliyet
gerektiren karmaşık geometrik şekillerin de artık katmanlı üretim yöntemi sayesinde üretilebildiğini görüyoruz. Ayrıca zaman
ve malzeme çok daha verimli kullanılabiliyor. Artık işlevler tek
bir üretim aşamasında doğrudan sisteme entegre edilebiliyor.
Bu husus malzeme optimizasyonu ve üretilecek parçanın işlevleri açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle katmanlı üretim
daha şimdiden uçak ve otomobil aksamlarının üretiminde çok
önemli rol üstlenmiş bulunuyor. Üçüncü olarak da, tek parçalık
bir üretimin dahi aşırı yüksek maliyet getirmeyecek olması
nedeniyle, üreticiler müşterilerin özel taleplerine yanıt verebiliyorlar. Ancak bunun için kullanıcıların yeterli deneyime sahip
olması gerekiyor.
İşte bu gelişme Düsseldorf kentinde düzenlenecek olan METAV,
19. Metal İşleme Teknolojileri İhtisas Fuarı’nda yeni bir konsept
çerçevesinde ele alınacak. 23 – 27 Şubat 2016 tarihlerinde
gerçekleşecek olan fuarda „Additive Manufacturing Area“
(Katmanlı Üretim) bölümünde „Power your Business“ sloganı
ile üç boyutlu baskı teknolojileriyle bağlantılı tüm jeneratif yöntemler, malzemeler ve bu sektörle bağlantılı hizmetler tüm yönleriyle ele alınacak. METAV böylelikle üretim teknolojileri alanındaki ürün ve konularını –başta metal aksam, makine, uçak,
otomobil ve takım üretimi ve tıp teknolojileri olmak üzere – tüm
branşlara yönelik olarak daha da genişletmiş olacak. „Additive
Manufacturing“ (Katmanlı Üretim) yeni bir üretim yöntemi
olarak katma değer zincirinin diğer belli başlı aşamalarıyla
doğrudan bağlantılı bulunuyor. Bu aşamaların başında CAD ve
simulasyon, üretim sonrası işlemler, üretimde ölçüm teknikleri
ve kalite güvenliği geliyor. Salt katmanlı üretim sistemlerinin
Katılımcı firmalar METAV organizatörü Alman Takım Makineleri
Üreticileri Birliği’nin (VDW) bu alandaki girişimini çok olumlu
karşıılıyor. Nitekim Lübeck kentinde yerleşik SLM Solutions
firması temsilcisi Stefan Ritt konuya ilişkin olarak şu açıklamayı
yapıyor: „Katmanlı üretim yöntemi hafif yapılar ve karmaşık konstrüksiyonlar için yepyeni olanaklar yaratıyor. Fuarın
„Additive Manufacturing“ bölümü plastik ve metal uygulamalarındaki potansiyeli ele alacak.“ Stefan Ritt ayrıca METAV
Fuarı’nın „Moulding Area“ ve „Medical Area“ bölümlerinin de
takım ve kalıp üretimi ve tıp teknolojileri gibi katmanlı üretim
branşlarından gelecek önemli müşteri gruplarına hitap edecek
şekilde tasarlanmış olmasından memnuniyet duyduğunu ifade
ediyor. Sözü edilen tüm avantajları Leinfelden-Echterdingen’de
yerleşik robomotion GmbH tarafından üretilen robot kıskaçları
örneğinde de görebiliyoruz. Katmanlı yöntemle üretilen yapı
elemanlarıı seri üretimde kullanılabiliyor. 3D baskı yöntemi
Aditif (katmanlı) üretim yöntemi imalat sanayinde hakimiyet kazanıyor METAV 2016 katmanlı üretim yöntemlerini,
kullanılan malzemeleri ve bu alandaki hizmetleri kapsamlı
şekilde ele alıyor.
120
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
sayesinde kıskaçlar ürünün geometrik şekline göre ayarlanabiliyor. İster sosis isterse yumurta şeklinde çikolatalar olsun,
bunlara uygun şekilde özel olarak üretilmiş robot kıskaçları
ürünleri kolay ve yumuşak bir şekilde kavrayabiliyor. Lazer sinterleme sistemleri sayesinde ürüne uygun bir kıskaç üretilmesi
hem makul maliyet sınırları içinde gerçekleşebiliyor, hem de
yepyeni işlevlere olanak sağlıyor. Kıskaçın parmaklarına kolayca
yerleştirilen yaylar sayesinde farklı ebatlardaki ürünlere işlem
uygulanabiliyor ve donanım değişikliği uzun zaman gerektirmiyor. Ayrıca katmanlı işlem sayesinde pnömatik hareket için
gerekli hava kanalları, hortum yuvaları ve silindirler de doğrudan kıskaçların içine yerleştirilebiliyor. robomotion Gmbh Genel
Müdürü Dr. Andreas Wolf, katmanlı üretim sayesinde kazanılan
avantajların çok net bir şekilde görüldüğünü, kıskaçların bu
şekilde çok daha kolay tasarlanıp, imal edilebildiğini ifade ediyor. Artık makinelerin sensörler veya flanş plakaları gibi diğer
elemanları da katmanlı üretim yöntemiyle imal edilebiliyor.
Alman Makine ve Tesis Üreticileri Birliği (VDMA) bünyesinde
Additive Manufacturing Çalışma Grubu’nda uzman olarak görev
yapan Rainer Gebhardt ise „katmanlı üretim alanında daha üstesinden gelinmesi gereken birçok zorluk bulunduğunu, nitekim
katmanlı üretim sürecinde manuel müdahale oranının halen çok
yüksek düzeyde bulunduğunu“ ifade ediyor. Bu nedenle VDMA
bünyesindeki Katmanlı Üretim Çalışma Grubu’nda gerek üreticiler gerekse uygulayıcılar yoğun bir şekilde katmanlı üretim
yöntemlerinin endüstriyel düzeye getirilmesi ve otomasyonun
geliştirilmesi için çalışıyorlar. Bunun için sürecin bir bütün
olarak, yani malzeme girişinden, hazırlık ve nihai işlem aşamalarından üretim sürecine ve üretilen parçaların kalite güvenliğine
kadar uzanan bir bütün olarak iyi değerlendirilmesi gerekiyor.
Katmanlı (aditif) üretim alanında sürdürülen araştırma çalışmaları kalitenin güvence altına alınması, örneğin aynı ürünün
çoğaltılabilmesi, yeni malzeme kullanımları ve verimliliğin artırılması üzerinde yoğunlaşıyor. Bu çalışmalarda üretimde girilen
parametrelerin ve üretilen parçaların kalite özelliklerinin daha
ayrıntılı olarak ele alınması gerektiği ortaya çıkıyor. Gelecekteki
hedefi makinede yapılacak ayarlamalarla, üretilen parçanın
özelliklerinin daha düşük tolerans sınırları içinde güvence altına
alınabilmesi oluşturuyor. Kalite güvenliği METAV 2016 içinde
yer alacak „Quality Area“ bölümünün en önemli konusu olarak
ele alınacak.
Bu nedenle mevcut zorlukların tüm taraflarla, üretici, uygulayıcı, bilim adamları, malzeme üreticileri ve hizmet sunucularla
birlikte tartışılabilmesi açısından METAV önemli bir platform
niteliği taşıyor. Dolayısıyla Alman Makine ve Tesis Üreticileri
Birliği (VDMA) bünyesindeki Katmanlı Üretim Çalışma Grubu
da METAV Fuarı’nda temsil ediliyor olacak. Rainer Gebhardt
„katmanlı üretim yöntemlerinin akılcı bir şekilde kullanılabilmesinin makine üretiminde rekabet avantajı açısından belirleyici
rol oynadığını ve bu nedenle de fuarda yer alacak „Additive
Manufacturing“ bölümünün mevcut soruların yanıtlanabilmesi ve Çalışma Grubu’nun verdiği hizmetlerin tanıtılabilmesi
açısından önemli bir olanak oluşturduğunu“ ifade ediyor.
Fuara katılan firmalar „Additive Manufacturing“ bölümünün
içinde yer alacak forum kapsamında plastiklere uygulanan
lazer sinterleme yöntemleri, metallere uygulanan lazer kaynak yöntemleri veya geleneksel yöntemlerin katmanlı üretim
yöntemleriyle kombine edilmesi gibi hususlara ilişkin olarak
3D baskı alanındaki en iyi uygulama çözümlerini tanıtacaklar.
İlginç kongre ve çerçeve programlarıyla katma değer yaratılıyor
Fuarın „Additive Manufacturing Area“ bölümüne destek veren
kuruluşlardan bir diğerini ise Rising Media oluşturuyor.
Amerika’nın Kaliforniya Eyaleti’nde Santa Barbara kentinde
yerleşik kongre organizatörü Rising Media, 3D baskı alanında
dünyanın en büyük ve en önemli uluslararası etkinliklerinden
biri olan „Inside 3D Printing“ İhtisas Konferansı’nı düzenliyor.
Inside 3D Printing 2016 önümüzdeki yıl 24-25 Şubat 2016
tarihlerinde METAV ile birlikte Düsseldorf Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Katmanlı üretim yöntemleri alanında profesyonel
düzeyde bilgi alışverişine olanak veren bir forum niteliği taşıyan
ihtisas konferansı, uluslararası konuşmacıları ve ziyaretçileri
bir araya getiriyor. Konuşmacılar forum çerçevesinde araştırmadan nihai uygulayıcıya kadar uzanan katma değer zincirinin
farklı aşamalarına ilişkin konular hakkında bilgi aktaracaklar.
Paderborn Üniversitesi bünyesindeki Direct Manufacturing
Research Center (DMRC) yöneticisi ve aynı zamanda da
ihtisas konferansının programından sorumlu Dr. Eric Klemp
„konferansta dünyanın çeşitli yerlerinden gelecek uzmanlar,
bilim adamları, hizmet sunucular, ticari kuruluşlar ve yatırımcılara hitap edeceklerini“ belirtiyor ve „artık bu kişilerin yöntemin
esasları hakkında bilgi edinmeyi beklemediklerini, daha ziyade
mevcut 3D baskı yöntemlernin günümüzdeki uygulama sınırları
hakkında bilgi sahibi olmak istediklerini“ ekliyor. Dr. Eric Klemp
ayrıca METAV ile gerçekleştirilen işbirliği sayesinde kongre
katılımcılarının, sunumların yanısıra pratikteki uygulamaları da
görme imkanı bulacaklarını, zira tüm katılımcıların fuarı ücretsiz gezebileceklerini ifade ediyor. Fuarda önde gelen tesis ve
teknoloji üreticilerinin yanısıra hizmet sunucular ve araştırma
kuruluşları da temsil ediliyor olacak.
METAV içindeki „Additive Manufacturing Area“ ve „Inside 3D
Printing“ İhtisas Konferansı çerçevesinde aynı zamanda toplam 100.000 Amerikan doları ödüllü „Additive Manufacturing
Award“ sahibini bulacak. Bu ödül katmanlı üretim alanında sanayi ve bilim dünyasındaki yenilikler için veriliyor.
Amerikan Takım Makineleri Üreticileri Birliği (AMT) ve Alman
Takım Makineleri Üreticileri Birliği (VDW) bu ödülü kamuoyuna ilk kez 2014 yılının Eylül ayında düzenlenen International
Manufacturing Technology Show çerçevesinde tanıttı. Ödül
2015 yılından beri her yıl iki kurum tarafından ortaklaşa
veriliyor.
121
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
İnovasyon Yarışması’nın Kazananları Açıklandı
İnovatif yaklaşımı iş süreçlerinin merkezinde konumlayan
Siemens Türkiye’nin, gençleri inovatif düşünme konusunda
teşvik etmek amacıyla, ‘‘Bazı buluşlar dünyayı değiştirir” sloganıyla hayata geçirdiği ‘Siemens İnovasyon Yarışması’nın
sonuçları açıklandı. Bu yıl ilk kez düzenlenen yarışmada
“Akıllı Yatak” projesiyle Sema Coşkun birinci, “Akıllı Terapi
Eldiveni” projesiyle Can Şafak Boztepe ve Celilsemi Erkiner
ikinci, “Akıllı Şehirlerde Bütünleşik Ulaşım” projesiyle Gülşah
Ceylan üçüncü oldu.
Siemens Türkiye tarafından ilk kez düzenlenen Siemens
İnovasyon Yarışması’nın sonuçları açıklandı. Gençleri inovatif düşünme konusunda teşvik etmek amacıyla düzenlenen
yarışmada adaylar “Akıllı Şehirlerde Bütünleşik Ulaşım”,
“Geleceğin Terapi Odaları” ve “Akıllı Şebekelerde Güvenlik”
olmak üzere üç ayrı kategoride projelerini geliştirdi.
Yarışmada; Sema Coşkun “Geleceğin Terapi Odaları” başlığı
altında “Akıllı Yatak” projesiyle birincilik, Can Şafak Boztepe
ve Celilsemi Erkiner “Geleceğin Terapi Odaları” başlığı altında geliştirdikleri “Akıllı Terapi Eldiveni” projesiyle ikincilik,
Gülşah Ceylan ise “Akıllı Şehirlerde Bütünleşik Ulaşım”
başlığı altında geliştirdiği “Kazalar Sizi Durdurmadan Siz
122
Kazaları Durdurun!” projesiyle üçüncülük ödülüne layık
görüldü. Yarışmanın birincisi Sema Coşkun 5.000 Euro,
ikincisi Can Şafak Boztepe ve Celilsemi Erkiner 3.000 Euro
ve üçüncüsü Gülşah Ceylan ise 2.000 Euro ile ödüllendirildi.
Yarışmanın kazananları bunun yanında prototip geliştirmeleri amacıyla Siemens İnovasyon Kampı’na katılma hakkı da
kazandı. Prototip geliştirme sürecinde katılımcılara Siemens
Türkiye’den bir mühendis, mentor olarak eşlik ederek, danışmanlık verecek.
Yarışmanın kazananlarına ödülleri, Siemens Gebze yerleşkesinde düzenlenen törenle takdim edildi. Siemens Türkiye
Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis’in evsahipliğinde düzenlenen törene Avusturya Ankara Büyükelçisi
Dr. Klaus Wölfer, Avusturya İstanbul Başkonsolosluğu’nda
görevli Ticari Konsolos Georg Karabaczek, Avusturya İstanbul
Başkonsolosluğu’nda görevli Ticari Konsolos Yardımcısı
Gabriele Haselsberger ve Teknopark İş Geliştirme Müdürü
Özgür Özçelik katıldı.
‘‘Geleceğin Terapi Odaları’’ yatağa bağlı hastaların ihtiyaçlarına odaklanıyor
Yarışmanın birincisi Sema Coşkun 5.000 Euro’luk ödülünü ve
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
plaketini Avusturya Ankara Büyükelçisi Dr. Klaus Wölfer’den
aldı. Coşkun, “Geleceğin Terapi Odaları” başlığı altında “Akıllı
Yatak” projesiyle yatağa bağlı hastaların en büyük problemi
olan tuvalet sorununa odaklanıyor. Proje, hasta yataklarının
akıllı sistemler çerçevesinde geliştirilerek özellikle yatan
hastaların tuvalet ihtiyaçlarına rahat, sorunsuz ve zahmetsiz
çözümler sunulabileceğine işaret ediyor. Coşkun projesinde, yatağa entegre edilecek bir tuvalet ünitesi ile hastaların
tuvalet ihtiyaçlarına sorunsuz bir şekilde çözüm bulmayı
amaçlıyor; projede akıllı idrar ünitesi sayesinde hastanın
değerleri anlık olarak yatak ünitesine entegre edilen ekrana
yansıtılabiliyor.
‘‘Akıllı Terapi Eldiveni” yüksek maliyetli rehabilitasyon
çözümlerine alternatif
Yarışmada ikinci olan ve ödüllerini Teknopark İş Geliştirme
Müdürü Özgür Özçelik’den alan Can Şafak Boztepe ve
Celilsemi Erkiner ise “Geleceğin Terapi Odaları” başlığı
altında geliştirdikleri “Akıllı Terapi Eldiveni” projesi ile, ellerini kısmen ya da tamamen kullanamayan insanların büyük
bir kısmının yüksek maliyetli rehabilitasyon çözümlerinden
yararlanamadığından hareketle tasarlandı. Proje, hastaların
anatomisine göre geliştirilecek terapi eldivenlerinin mekanik
destek sağlayabileceği fikrine dayanıyor. Akıllı eldivenler hastaların günlük hareket datalarını depoluyor ve doktorlara bilgi
aktarımında bulunabiliyor.
Üçüncülük kazanan proje, kazaları minimuma indirmeyi
hedefliyor
Yarışmanın üçüncüsü Gülşah Ceylan ise ödülünü Siemens
Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis’den
aldı. Ceylan, “Akıllı Şehirlerde Bütünleşik Ulaşım” başlığı
altında geliştirdiği “Kazalar Sizi Durdurmadan Siz Kazaları
Durdurun!” projesinde, yılda ortalama 1.3 milyon insanın
trafik kazaları nedeniyle hayatını kaybettiği; 20 ile 50 milyon insanın ise yaralandığı gerçeğinden yola çıkıyor. Kaza
oranlarının minimuma çekilmesini hedefleyen projede, trafik
kazalarının genellikle sürücü hataları ve alkollü araç kullanımından kaynaklandığının altı çiziliyor. Proje, sürüş anında
uyuma, alkollü araç kullanma ve sürüş anında kalp krizi ve
benzeri rahatsızlıklar ile karşılaşma durumlarında otomobillere entegre edilecek bir çözümle sürücülerin biyolojik tepkilerindeki değişiklikleri ölçümleyerek, araçların sürücülere
uyarı vermesi yoluyla kazaları önlemeyi vaat ediyor. Projede
ayrıca bu akıllı çözümün benzeri olumsuz durumlarda sigorta şirketlerine, hastanelere ve trafik polis merkezlerine uyarı
göndermesi de hedefleniyor.
Türkiye’nin hedeflerine ulaşması için inovatif düşüncenin
toplumda, özellikle gençler arasında yaygınlaştırılmasının kritik öneme sahip olduğunu belirten Siemens Türkiye Yönetim
Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “İnovasyon ve
Ar-Ge alanında dünyanın en önemli şirketlerinin başında
geliyoruz. Ar-Ge alanında Almanya’da 13 bin 200, Almanya
dışında 30 ülkede 15 bin 600; toplamda 28 bin 800 araştırmacı istihdam ediyoruz. 2014 yılında Ar-Ge için 4.1
milyar Euro’luk yatırım gerçekleştirdik. Bu yıl, bu rakam
4.5 milyar Euro’ya yükseldi. 2016 mali yılı için ise 4.8 milyar Euro’yu Ar-Ge faaliyetlerimize ayırdık. Küresel bazda
halen yaklaşık 60 bin patenti elimizde bulunduruyoruz.
Türkiye’de ise 250’nin üzerindeki Ar-Ge personelimizle Endüstriyel Otomasyon ve Enerji Dağıtım Otomasyonu
alanlarında inovasyon faaliyetlerine katkıda bulunuyoruz.
Siemens olarak global arenada üniversite ve araştırma
enstitüleriyle her sene yaklaşık 1000 ortaklık yapıyoruz.
Türkiye’de önde gelen üniversitelerle işbirliklerimiz var. ‘Bazı
buluşlar dünyayı değiştirir’ mottosuyla hayata geçirdiğimiz
bu yarışmayla, inovasyonu gençlerin öncelikli gündemlerinden biri yapmayı hedefledik. Bu alandaki bilgi birikimimizi,
tecrübemizi ve imkânlarımızı da gençlerle paylaşarak, inovatif
düşünme biçiminin yaygınlaşması için gençlere mentorlük
etmeyi amaçladık. Yarışmamıza katılan ve burada bulunan
finalist arkadaşlarımıza çabaları ve katkıları için teşekkür
ediyorum” dedi.
Siemens Türkiye Kurumsal Teknolojiler Direktörü Erdem
Alptekin ise yarışmanın gençler açısından Siemens’in küresel
inovasyon ekosisteminden faydalanmak ve tecrübe kazanmak için fırsat olduğunu belirtti. Alptekin, “Bu yarışma
Siemens’in inovasyona ve Ar-Ge’ye bakışını Türkiye’de de
somut olarak göstermesi açısından bizim için bir mihenk taşı
niteliğinde. Yarışmanın Türkiye’deki gençlerin fark yaratacak
ve uygulanabilir projeler geliştirmesi konusundaki kapasitesini ortaya koyduğuna inanıyoruz” dedi.
123
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
Linde Gaz, yeni tesis yatırımı ile Türkiye’de
büyümeye devam ediyor...
Endüstriyel, Medikal ve Özel Gazlar sektörünün önde gelen uluslararası
oyuncularından Linde Gaz, Denizli’de Karbondioksit Üretim Tesisi yatırımını
tamamlayarak hizmete açtı.
■ Günümüz şartlarının daha rekabetçi duruma gelmesinden
dolayı, katma değer kavramı gün geçtikçe daha fazla önem
kazanmaktadır. Türkiye CO2 pazarının lider tedarikçisi konumundaki Linde Gaz A.Ş, müşterilerine yalnızca gaz tedariği
değil, güncel teknoloji, güvenlik, kalite ve çevre standartlarının yakalanması amacıyla özel hizmet ve uygulamalar
sunmaktadır.
Karbondioksit ürünü, doğal kuyulardan çıkan Karbondioksit’ten
ya da endüstriyel gaz atıklarının saflaştırılması ile elde edilir.
Düşük kullanım oranlarında Karbondioksit tüketicilerine tüplü
ambalajla tedarik edilirken kullanım oranı yüksek olan tüketimlerde ise tedarik tankerler aracılığıyla müşteri sahalarına
konulan yüksek basınçlı tanklara yapılmaktadır.
Karbondioksit biz farkında olmadan hayatımızın birçok alanında kullanılmaktadır. Karbondioksit’le yapılan uygulamalarla
Meşrubat, Seracılık, Gıda Dondurma ve İmalat Sanayi’nin
birçok alanında müşteriye özel farklı çözümler sunulmaktadır.
Bu alanlardan bir yenisi olan Linde’ nin tescilli teknolojisi olan
SOLVOCARB® uygulamasının, alkali atık sular nötralizasyonunda sanayide birçok alanda önemli rolü vardır. Bu nedenle
SOLVOCARB® teknolojisi gıdadan giyim sanayisine, elektrolizden fotokimyaya, inşaattan matbaa endüstrisine kadar birçok
alanda uygulama imkanı bulmaktadır.
Yatırıma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Linde Gaz A.Ş.
Genel Müdürü Mert Alper Kumbaracı konuyla ilgili olarak “İleri
teknoloji ile donatılan bu yeni tesisimiz ile Türkiye’de sanayicilerimize bir yeniliği daha sunmanın gururunu yaşıyoruz. Linde
kalite ve standartlarında Karbondioksit gazı sağlayarak; maliyetlerin düşürülmesine, proses performansının artırılmasının
yanısıra, nihai ürün kalitesinin geliştirilmesi ve iş güvenliğinin
sağlanmasında endüstriyel gaz sektörüne 136 yıllık Linde
tecrübesini sunacaktır. Bu fayda, sadece ürünle sınırlı kalmayacak, global bilgi birikiminin desteği ile konularında uzmanlaşmış teknik personelimiz de müşterilerimize özel çözümler
geliştireceklerdir.” dedi.
Yatırımla birlikte bölgede kurulması beklenen Organize Sera
Bölgesi ‘ne boru hattı vasıtasıyla Karbondioksit verilmesi
yönündeki altyapı da hazırlanmış oldu. Konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Linde Gaz A.Ş Dökme Operasyonlar
Direktörü Bora Uluğ “Hollanda gibi bir ülke seracılık alanında
her türlü imkansızlığa rağmen Avrupa ‘da lider bir pozisyonda
124
ve her yıl gıda ihracatıyla milyarlarca Euro gelir elde etmekte.
Biz bu bölgede jeotermal enerjinin varlığının yanı sıra, yılda
250 günün üzerinde güneşlenme oranı, doğal karbondioksitin
gübrelemede fotosentez için kullanımı ve organik tarıma uygun
olmayan arazilerin değerlendirilmesi ile rekabet avantajı yakalayabilir; paketleme/dondurma teknolojileri ile ürünleri Avrupa
pazarına ihraç edebilir ve stratejik avantajlarımızı ülkemiz için
bir faydaya dönüştürebiliriz . Bu yönde yatırımcıları bölgeye
bekliyoruz “ dedi .
Yapılan açılışın ardından tesisin arka bölümündeki alanda 80
adet zeytin fidanı dikimi yapıldı. Fidanlar, tesisten çıkan atık
suyu çevreye bırakmadan havuzlarda temizlendikten sonra
ortaya çıkan temiz suyla sulanacak.
Geçtiğimiz yıl devreye aldığı Ankara’daki Asetilen ve Silivri’deki
Sülfürdioksit üretim tesisleri yatırımlarına bir yenisini daha
ekleyen Linde, 130 yılı aşkın bilgi ve tecrübesiyle Türk sanayisine hizmet etmeye önümüzdeki yıllarda yeni yatırımlarıyla da
devam edecektir.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
VII. NECDET ERASLAN PROJE YARIŞMASI
GERÇEKLEŞTİRİLDİ
■ TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
olarak, mühendislik alanında yıllarca uluslararası nitelikte
bilimsel çalışmalar yapmış olan Odamızın (4) sicil no`lu
üyesi Prof. Dr. Necdet Eraslan`ı anmak amacıyla 2003
yılında başlattığımız “Necdet Eraslan Proje Yarışması”nın
yedincisi,7 Kasım Cumartesi günü gerçekleştirildi.
isimler oldular. Etkinlik ; Antoine Hanna, Arsev Eraslan, A.
Hayadar Karaçam, Fatih Özcan, H. Cengiz Celep, Metin Güleç,
Metin Perinçek, Mustafa İleri, Necip Çayan, Nurtaç Akdağ,
Şemsettin Işıl, Oktay Özcan, Osman Serter, Zeki Arslan`dan
oluşan Bilim Kurulu üyelerine ve bütün katılımcılara teşekkür
belgelerinin verilmesiyle sona erdi.
Bu yılki teması “Hidrolik ve Pnömatikte Yenilikçi Tasarım ve
Uygulamalar” olarak belirlenen VII. Necdet Eraslan Proje
Yarışması, MMO İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Zeki
Arslan`ın açılış konuşmasıyla başladı. Açılış konuşmasının
ardından, hidrolik pnömatik ve otomasyon sektörlerinde deneyimli üye, uzman, yönetici ve bilim İnsanlarından oluşan Bilim
Kurulu tarafından değerlendirilmiş ve final sunumu yapmaya
hak kazanmış 6 projenin sahipleri sunumlarını gerçekleştirdiler. Bilim Kurulu`nun yaptığı değerlendirmenin ardından dereceye giren projeler açıklandı: Hakan Çalışkan “Tek Milli Elektro
Hidrostatik Eyleyici Geliştirilmesi ve Denetimi”, H.Ulaş Akova
“Hidrolik Sürücü Sistemlerinin Testleri için Elektro-Hidrolik
Yük Simülatörü Tasarımı” ,H.Ulaş Akova, Alper Zihnioğlu,
Melek Ertogan ve Şeniz Ertuğrul “Gemi Hidrolik Sistemleri
Tasarım ve Simülasyon Yazılımı” projeleriyle dereceye giren
İlk Türkçe CMSE® - Certified Machinery Safety
Expert Eğitimi Kasım’da Gerçekleştirildi
■ Türkiye’de ilk defa Türkçe gerçekleştirilen CMSE® - Certified
Machinery Safety Expert eğitimi 23-26 Kasım 2015 tarihleri
arasında İstanbul Ataşehir’de yer alan seçkin otellerden birinde
gerçekleştirildi. Eğitim, farklı firmaların katılımıyla Pilz’in deneyimli
eğitmenleri tarafından verildi. TÜV Nord tarafından sertifikalandırılan eğitimin sonunda katılımcılar, TÜV Nord yetkili danışmanı
gözetiminde yapılan CMSE® sınavıyla eğitimlerini tamamladılar.
CMSE® - Certified Machinery Safety Expert - eğitim programı iş
sağlığı güvenliği ve makine emniyeti alanında detaylı teknik konuları kapsamaktadır. Uluslararası standartlardan ve direktiflerden
fonksiyonel emniyete kadar makinenin yaşam döngüsü hakkında
kapsamlı bilgi sunar. Sınavda başarı gösterenler uluslararası TÜV
Nord sertifikasını almaya hak kazanır.
Pilz, makine emniyeti alanında uluslararası geçerliliğe sahip bir
yetkinlik olan CMSE® için Türkiye’de 2016 yılının ilk yarısında kış
ve bahar döneminde birer kez olmak üzere iki eğitim daha düzenlemeyi planlamaktadır. Kurum içi uzmanlığı geliştirmek adına büyük
avantajlar sağlayan bu eğitime katılmak için Pilz Türkiye Merkez
Ofisi ile iletişime geçebilir ve www.cmse.com web sitesinden
detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
CMSE® sertifikasına sahip olmak size:
• İlgili düzenlemeler ve standartların gereksinimleri konusunda
daha kapsamlı bir anlayış geliştirme,
• Bu anlayışların makinenin tasarım, imalat, bakım ve işletimine
nasıl uygulanabileceğini keşfetme,
• Risk değerlendirmesi, emniyeti geliştirme ve gerçekleştirme
projelerini yönetme,
• EN ISO 13849-1’e uygun olarak fonksiyonel emniyet sistemleri
tasarlama,
• Makine emniyeti alanında kendi işyerinizin yetkili uzmanı olma ve
TUV NORD (70’den fazla ülkede faaliyet gösteren bir uluslararası
sertifikalandırma kuruluşu) onaylı uluslararası geçerliliğe bulunan
bir sertifikaya sahip olma ayrıcalıklarını sunar.
125
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
İTÜRO Kuralları Güncellendi!
■ 8-9-10 Nisan 2016 tarihlerinde İTÜ Ayazağa Kampüsü
Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde 10. kez gerçekleşecek
olan İTÜ Robot Olimpiyatları’nın kuralları güncellendi. İTÜRO
Ekibi, bu yıl güncellenen kuralları ile Çizgi İzleyen, Basketbol,
Mikro Sumo, Yangın Söndüren, Merdiven Çıkan, Labirent,
Renk Seçen, Kendini Dengeleyen, Senaryo ve Serbest Kategori
olmak üzere toplam 10 kategoride yarışmacıları ağırlamaya
hazırlanıyor.
Güncellenen kurallar ve diğer gelişmeler için ilgililerin
İTÜRO’nun resmi internet sitesi olan http://www.ituro.itu.edu.
tr/ adresini takip etmeleri gerekmektedir.
İTÜRO Ekibi’nde 10. Yıl
Heyecanı
Her yıl yaptığı kural güncellemeleri ve geliştirdiği içeriği ile önceki yılların üstüne koyarak
büyüyen İTÜRO, 2016’da 10. yılına giriyor.
Ülke içindeki en prestijli öğrenci organizasyonlarından olan etkinlik, ağırladığı alanlarında yetkin konuşmacılarla uluslararası
kulvarda da adından söz ettirmeye başlıyor.
Ülke dışından seminer ve söyleşi davetlileri
ile adım attığı uluslararası olma iddiasına
yurtdışından yarışmacıları da konuk ederek devam ediyor. Adım adım sağladığı bu
vizyonlu büyüme ile İTÜRO Ekibi, 10 yıllık
birikimin hakkını daha da geliştirerek ve ülkedeki robotik meraklılarına katkı sunabilecek
şekilde vermeye çalışıyor.
126
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
“Binalarda harcanan enerjiyi yüzde
10 azaltmak, milyarlarca ağaç
dikmeye eşit”
Akıllı şehirler kongresi Smart City Expo World Congress’de
konuşan ThyssenKrupp Asansör CEO’su Andreas
Schierenbeck, “İnsanların şehirlere adeta akın ettiği bir
dönem yaşıyoruz. Şehirleşmenin bu denli yükseldiği bir
dönemde, binalarda enerji verimliliğine yönelik geliştirmeler yapılmazsa, 2030 yılında düşük enerji performansı riski
söz konusu olabilir. Yalnızca ABD’de her yıl 150 binden
fazla bina inşa ediliyor. Bu binalarda Hollanda’nın yıllık
toplam elektrik tüketimine eşdeğer bir miktar olan yıllık 120
TWh elektrik tüketimi söz konusu. Bu miktarı sadece yüzde
10 oranında azaltmak, sokaklardaki araç sayısının yılda iki
milyon düşmesine ya da aynı süre içinde üç milyar ağaç
dikilmesine ve yetişmesine eşdeğer“ dedi.
Barselona’da düzenlenen akıllı şehirler kongresi Smart City
Expo World Congress’de konuşan ThyssenKrupp Asansör
CEO’su Andreas Schierenbeck, şehir ortamında daha yüksek
enerji verimliliği sağlayan tasarımlar kullanılması gerektiğini
söyledi. Asansörlerin, ısıtma, havalandırma ve soğutma gibi
olanakların en verimli seviyelerde çalışmadığına dikkat çeken
Schierenbeck, “Bu nedenle bu konunun derhal ele alınması ve
olanakların daha fazla verim sağlayacak şekilde geliştirilmesi
kritik önem taşıyor. Aksi takdirde, 2030 yılında düşük enerji
performansı riskiyle karşı karşıya kalınabilir” dedi.
Günümüzde inşa edilen her ticari binanın önümüzdeki 15 yıl
içinde ortalama 12.000 MWh elektrik tüketimi gerçekleştireceğini söyleyen Schierenbeck, “Yalnızca ABD’de her yıl 150 binden fazla bina inşa ediliyor. Bu durum, Hollanda’nın yıllık toplam elektrik tüketimine eşdeğer bir miktar olan yıllık 120 TWh
elektrik tüketimi ile sonuçlanıyor. Bu miktarı sadece yüzde 10
oranında azaltmak, önümüzdeki 15 yılda 180 TWh’ye eşdeğer
bir tasarruf sağlayacak. Bu tasarruf ise 180 milyon ton karbondioksite varan karbon emisyonu azalmasına, sokaklardaki araç
sayısının yılda iki milyon düşmesine ya da aynı süre içinde üç
milyar ağaç dikilmesine ve yetişmesine eşdeğer olacak” dedi.
Schierenbeck sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji üretimi ve tüketimi yeni bir tartışma konusu değil ancak dünya genelinde hızla
artan kentleşme, bir an önce daha fazla enerji tasarrufu sağlayan ortamlar geliştirilmesini gerektiriyor. 2030 yılında küresel
nüfusun yüzde 60’a varan bir kısmı şehirlerde yaşıyor olacak
ve kentsel alanlardaki enerji tüketimi dörtte bir oranında artacak. Bunun sonucunda, enerji verimliliği sağlamayan binalar
da giderek artan enerji talebini karşılayamaz hale gelecek. Bu
durum, gelecekteki şehirlerin gelecek nesiller için ileriye dönük
ve sürdürülebilirlik odaklı olmasını sağlamak üzere günümüzde
kentsel gelişim kararları alınmasını zorunlu hale getiriyor.”
ThyssenKrupp Asansör’ün enerji verimliliği konusunda önemli
çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Schierenbeck, “MULTI, MAX
ve ACCEL gibi yenilikçi teknolojilerimizde üzerinde özenle
durduğumuz başlıklardan biri de bu konu. Ürünlerimiz binalarda kullanılıyor ve binalar da yüzde 40’la enerji kullanımının
ilk sırada olduğu yaşam alanları konumunda bulunuyor. Bu
da binaların enerji verimliliği tartışmalarının tam merkezinde
bulunmasına neden oluyor. Şehirlerdeki binaların yükselme
eğilimi, yüksek binaların tüketimi en aza indirecek ve kentlerdeki enerji ayak izini azaltacak şekilde nasıl daha akıllı
hale getirilebileceği konusunu tartışmaların merkezine alıyor.
Binaların uzaması ile birlikte asansörler, şehirlerimizdeki enerjiyle çalışan en vazgeçilmez araç haline geliyor. Bu da kentlerde
enerji verimliliği arayışında dikkate alınacak kilit noktalardan
birini oluşturuyor” dedi.
127
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
YİYECEK VE İÇECEK SEKTÖRÜNDE
OTOMASYON
■ Yiyecek ve İçecek Federasyonu’nun (FDF) verdiği bilgilere
göre, 2012’de 76 milyar sterlinlik bir ciroyla yiyecek içecek
sektörü Birleşik Krallık’ın en büyük üretim sektörü durumdaydı. Bu sektörde herkes kadar iyiyiz ve hatta daha da iyi.
Otomasyon ve robotikteki en çığır açıcı ve aynı zamanda en
havalı bazı teknolojilerin kullanıldığı yerdir yiyecek ve içecek
sektörü. Ama Birleşik Krallık’taki pek çok genç matematik derslerinde bir yiyecek içecek mühendisi olma hayalleri kurmuyor.
Birçok genç herhangi bir mühendis olma hayalleri kuruyor
olması bir sorundur. Kötümserler bunun nedenini gençlerin
çok fazla para yönelimli olması olarak gösteriyorlarsa da, dünyanın milyarderlerinin en yaygın kalifikasyonunun mühendislik
olduğu yönündeki son haberler bu mazereti geçersiz kılıyor.
Yiyecek içecek sektöründe bu ciddi bir sorun teşkil ediyor. FDF
tarafından yaptırılan Grant Thornton araştırması, 2020’ye kadar
170.000 yeni işçiye ihtiyaç duyulacağını gösterdi. Çocuklar
her neyin hayalini kuruyorlarsa, bunu genellikle fen, teknoloji,
mühendislik ve matematik derslerinde yaptıkları söylenebilir!
Görünüşe göre özellikle genç kızlar arasında mühendislik iştahı
yok. Ama aslında durum bu değil. Rockwell Automation’da
çoğumuz kalifiye mühendisleriz ve dolayısıyla mühendislik
kariyerinin ne kadar ödüllendirici olabildiğini ve parlak bir
gelecek sağlayabileceğini birinci elden biliyoruz. Çocuklar (hem
kızlar hem erkekler eşit bir şekilde) doğuştan problem çözücüdürler ve öğretmenlerin gençlere bir mühendislik kariyerinin
sunabileceklerini gösterme konusunda daha pratik yollara çok
ihtiyaçları var.
128
Beceri İştahı adlı mükemmel program tam da bu noktada oldukça
özgün bir şey yapıyor. Okullara ve
kolejlere sundukları fırsatla, öğrencilerin olaylara katılıp yiyecek ve içecek
üretimi alanında çalışan mühendislerle ve şirketlerle buluşmalarını ve
bu sektörde çalışmanın nasıl bir şey
olduğunu öğrenmelerini sağlıyor. Ve
biz de bu programı desteklemeye
devam etmekten mutluyuz. Bizimki
gibi bir şirketin bir sonraki mühendis
neslini teşvik etmeye ilgi göstermesi
harika bir şey ama bu aynı zamanda
takımımızın çocuklara bu endüstride
ne yaptığımızı, örneğin öğlen yemeği
paketlerine bir KitKat’ın girmesine
nasıl yardımcı olduğumuzu göstermeleri açısından da inanılmaz derecede keyiflendirici ve tatmin edici. Programa katılan genç
mühendislerimizden bazılarının yakın gelecekte bir blog açacaklarını göreceksiniz.
Her nerede çalışıyorsanız, gençlerin mühendisliğe ilgi duymasını sağlama konusunda sorumluluk alalım. Bunun çok eğlenceli olduğu konusunda güvence veriyorum ve katılabileceğiniz
pek çok yerel ve ulusal projeler var.
HABERLER
ENDÜSTRİ OTOMASYON
“Mükemmellikte Yetkinlik 3 Yıldız”
Yıldız Yetkinlik Belgesini Aldı.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)
ile Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından, 17-18
Kasım’da İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen
KalDer 24. Kalite Kongresi, 2015 Türkiye Mükemmellik
Ödülleri sahiplerini buldu.
EFQM (European Foundation for Quality Management)
ödül konseptinin 2. basamağı olan “Mükemmellikte
3 Yıldız Yetkinlik” belgesini almaya hak kazanan
Tezmaksan makina ,
2005 yılından itibaren başlamış olan kurumsallaşma , müşteri memnuniyeti, kaliteli
ürünler, kaliteli hizmet ve devamlı gelişim konusunda
kararlılığını devam ettiren çalışmalarını bu ödül ile
tescillemiş oldu.
Ödülü Tezmaksan Makina adına Yönetim Kurulu
Başkanı Sn Mustafa Aydoğdu aldı.
24. Kalite Kongresi, 2015 Türkiye Mükemmellik
Ödüllerin de Tezmaksan Makina Mükemmellikte 3
Toplam 27 firmanın da “Mükemmellilikte Kararlılık ve
Mükemmellilikte Yetkinlik Belgesi” aldığı ödül töreni,
toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
ENTEK OTOMASYON, BRİSA’NIN EN İYİ TEDARİKÇİLERİ ARASINDA
Kurulduğu 1986 yılından bu yana, güçlü mühendislik
alt yapısı ile, dünya lideri firmaların teknolojik birikimini
Türk endüstrisinin kullanımına sunan, Hareket Kontrol,
Görüntü İşleme ve Ölçme, Sensör ve Hidrolik konularında
faaliyet gösteren, sektöründeki en köklü ve en güçlü firmalardan biri olan Entek, dünyaca ünlü ve kaliteye önem
veren firmaların dikkatini çekmeye devam ediyor.
Müşterileri ile oluşturduğu çözüm ortaklığına dayanan
güçlü bağını günden güne arttıran Entek, son olarak,
Toplam Kalite Yönetimi anlayışı ile uluslararası alanda
kabul gören ve pek çok başarıya imza atmış, aynı zamanda iş mükemmelliğine verdiği önem ile tanınan, Brisa
Bridgestone Sabancı Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin en
iyi 10 tedarikçisi arasına girmeyi başardı.
Müşteri memnuniyetini sağlamanın ardındaki en büyük
etkenin, müşteri ihtiyaç ve beklentilerini en iyi şekilde
anlayarak, en uygun çözümü en hızlı şekilde sunmak
olduğunu vurgulayan Entek Yönetim Kurulu Başkanı Sn.
H. Cengiz Celep ise başarılarını şu sözleri ile açıklıyor;
“Yüksek verimliliğin esas olduğu pazarda, yenilikçi ve
130
kaliteli ürünlerimiz, etkili satış ve satış sonrası desteğimiz
ile müşterilerimize benzersiz bir rekabet avantajı sunuyoruz. Hedefimiz, artan marka bilinirliğimizle, Türkiye’nin en
büyük endüstriyel ürün tedarikçisi olmak.
YAYIN DÜNYASI
Güç Elektroniği
Çeviriciler, Uygulamalar ve
Tasarım
Ya­za­rların›n Ad›: Ned Mohan, Tore M.Undeland,
William P. Robbins
Türkiye’de güç elektroniği sanayii hızlı bir ilerleme göstermiş; kesintisiz güç kaynağı, motor kontrolu,
endüksiyonla ısıtma, elektrikli ev aletleri, otomotiv ve tekstil gibi geniş bir alanda tasarım ve üretim yapan
firmalar ortaya çıkmıştır. Bunun yanında yurtdışından gelen sistemlerin çoğunda güç elektroniği teknolojisi
kullanılmaktadır. Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunlarının belirli bir kısmı bu sektörlerde istihdam edilmektedir.
Güç elektroniği konusu, başta İ.T.Ü. olmak üzere Türkiye’deki birçok üniversitede çeşitli isimdeki derslerle
öğretilmektedir. Bu derslerin bir kısmı Türkçe olarak verilmektedir. Hangi dilde verilirse verilsin bir Türkçe
kitabın gerek eğitim öğretimde gerekse uygulamalı mühendislikte çok önemli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
ISBN: 978-975-8431-99-1
B. Y›­l›: 2003
Say­fa Sa­y›­s›: 896
Fi­ya­t›: 45,00 TL
132
YAYIN DÜNYASI
Otomatik Kontrol Sistemleri
Ya­za­rların›n Ad›:Benjamin Kuo
Genç mühendislerin elinden düşmeyen bu kitabın temel özelliği, geleneksel konuları basit bir dille
ele alması, anlatımını uygulamaya yönelik örneklerle desteklemesi ve her baskıda yeni konuları
bünyesine alarak sürekli güncel kalabilmesidir.
Yaklaşık 50 yıldır kendisini otomatik kontrol sistemlerinin uygulamalarına adamış, tecrübeli bir araştırmacı
ve mühendis Benjamin C. Kuo tarafından kaleme alınmıştır. Yazarın en önemli özelliği bilimsel çalışmaları
yanında, yıllardır sürdürdüğü eğitim hizmetinde otomatik kontrole çok sayıda kitap kazandırmış olmasıdır.
İlk baskısı 1962’de yapılmış olan bu kitap, 60’lı yıllarda mühendislik eğitimine başlayan ve bugüne kadar
aynı yolu izleyen pek çok öğrenciye otomatik kontrolü sevdirmiş, öğretmiş ve çalışma alanı olarak geniş bir
öğrenci kitlesinin otomasyona yönelmesine neden olmuştur.
ISBN: 9789757860945
B. Y›­l›: 2013
Say­fa Sa­y›­s›: 944
Fi­ya­t›: 50,00 TL
133
reklam indeks
i
Firma Adı
■ ABB
No
3-65-89
Firma Adı
■ MEDEL
No
ARKA İÇ KAPAK
■ ANKIROS
40
■ MITSUBISHI ELECTRIC TURKEY 15-75
■ AKBİL
14
■ NATIONAL INSTRUMENTS ÖN İÇ KAP.
■ AUTOMECHANICA
■ BONFIGLIOLI
■ B&R ENDÜSTRİYEL OTOMASYON
117
33
5
■ NEUGART
83
■ NETES MÜHENDİSLİK
41
■ PHOENIX CONTACT
39
55
■ EKSEN AJANS
35
■ PILZ
■ ELİMKO
97
■ SCHUNK
■ ENOSAD
8
■ SIEMENS
■ ENTEK
23
■ SMS - TORK
■ EMKO
91
■ TURCK
■ ESİT
9
ARKA KAPAK
1
107
51
■ TÜRKMEN ASANSÖR
129
111
■ İTÜRO
131
■ WIN AUTOMATION 2016
■ JUMO
101
■ WIN METAL WORKING 2016
■ KUKA
47
■ YAĞMUR FUARCILIK - 3T 2016
105
■ LEUZE
95
■ YTÜ - YILDIZ SAVAŞLARI 2016
16
■ MEDEL
4-13
93

Benzer belgeler