4.3. - Bundesregierung

Yorumlar

Transkript

4.3. - Bundesregierung
Wir machen mit.
Ulusal Uyum Planı
Yeni Yollar Yeni Fırsatlar
İçindekiler
Başbakan Angela Merkel’in Önsözü
7
Devlet Bakanı Maria Böhmer’in Giriş Yazısı
9
1. Federal Hükümetin Ulusal Uyum Planı ile İlgili Açıklaması
12
2. Eyaletlerin Ulusal Uyum Planı’na Katkıları
22
3. Yerel Yönetim Organizasyonları Birliklerinin Katkıları
31
4. Çalışma Gruplarının Sonuçları
35
Giriş
4.1. Konu Alanı 1:
«Uyum Kurslarını İyileştirmek»
1. Durum Tespiti
2. Hedef Belirleme
3. Kararlaştırılan Önlemler ve Özyükümlülükler
Üyeler
37
37
39
43
45
4.2. Konu Alanı 2:
«En Başından İtibaren Almanca Dilini Öğrenmeyi Teşvik Etmek»
1. Dil Gelişiminin ve Dil Öğreniminin Ebeveynler Aracılığıyla Desteklenmesi
2. Gündüz Çocuk Bakım Yerleri ve Kurumlarında Dil Teşviki
3. Çocuk Yuvasından İlkokula Geçişte Sürekli Dil Eğitimi
Üyeler
47
48
52
55
58
4.3. Konu Alanı 3:
«İyi Bir Eğitimi ve Meslek Eğitimini Garanti Etmek, İş Piyasasındaki Fırsatları Çoğaltmak»
Görev
Sonuçlar
1. Uyum ve Eğitim
2. Uyum ve Meslek Eğitimi
3. Uyum ve İş Piyasası
Üyeler
61
61
62
62
69
76
82
4.4. Konu Alanı 4:
«Kadın ve Kızların Yaşam Koşullarını İyileştirmek, Eşitliği Gerçekleştirmek»
1. Konu Ağırlık Noktası: Hukuk Yoluyla Uyum
2. Konu Ağırlık Noktası: Katılım
3. Konu Ağırlık Noktası: Sağlık, Cinsel Eğitim, Yaşlılara Yardım
Alt Çalışma Grubu-1 Üyeleri
Alt Çalışma Grubu-2 Üyeleri
4
35
85
86
92
96
102
103
4.5. Konu Alanı 5:
«Uyumu Yerinde Desteklemek»
Ön Notlar
1. Konu Ağırlık Noktası 1: Yerel Toplu Tasarımlar
2. Konu Ağırlık Noktası 2: Mahallelerde Yerleşim ve Yerleşim Çevresi
3. Konu Ağırlık Noktası 3: Mahallede Okul ve Eğitim
4. Konu Ağırlık Noktası 4: Yerel Ekonomi
5. Konu Ağırlık Noktası 5: Göstergeler, Gözlemleme, Değerlendirme
Üyeler
105
105
106
108
111
114
116
118
4.6. Konu Alanı 6:
«Kültür ve Uyum»
1. Konu Ağırlık Noktası: Kültürel Eğitim
2. Konu Ağırlık Noktası: Kültür Kurumları
3. Konu Ağırlık Noktası: Kültür Politikası ve İdaresinin Alanlar Üstü Konusu
Üyeler
121
122
126
127
129
4.7. Konu Alanı 7:
«Spor Yolu ile Uyum – Potansiyelleri Kullanmak, Olanakları Genişletmek,
Kurulan Ağı Genişletmek»
1.Sporun «Uyum Motoru» Olarak Kullanımı İçin Yapısal ve Personel Ön Koşullar
Ek 1
Ek 2
Üyeler
133
133
140
141
147
4.8. Konu Alanı 8:
«Medya- Çeşitlilikten Faydalanmak»
1. Konu Alanı: Medya ve Uyum
Üyeler
149
149
162
4.9. Konu Alanı 9:
«Uyumu Yurttaşlık Angajmanı ve Eşit Katılım Yolu ile Güçlendirmek»
1. Durum Tespiti
2. Hedef Belirleme
3. Uygulanacak Önlemler ve Karşılıklı Gönüllü Özyükümlülükler
4. Uyum Projeleri İçin Standartlar
5. Değerlendirme
Üyeler
165
165
166
166
171
171
172
4.10. Konu Alanı 10:
«Bilim – Dünyaya Açık»
1. Görev
2. Tavsiyeler
3. Yükseköğrenim ve Bilim Ülkesi Almanya’nın Çekiciliğinin ve Uluslararası Açılımının
Güçlendirilmesi
4. Uyumu İlerletmek: Eğitimsel Yerlilerin ve Almanya’ya Göç Eden Yüksek Kalifikasyonlu Kişilerin
Potansiyellerinden Daha İyi Yararlanılması ve Bunların Teşvik Edilmesi
5. Göç ve Uyum Araştırmalarını Güçlendirmek: Başarıyla Gerçekleştirilen Uyum Faktörlerinin
İncelenmesi ve Veri Tabanının İyileştirilmesi
Üyeler
175
175
176
177
184
187
190
5
Önsöz
Almanya Federal Başbakanı
Angela Merkel’in Önsözü
Sevgili Yurttaşlar,
Almanya dünyaya açık bir ülkedir. Burada, göçmen
kökene sahip 15 milyon kadar insan yaşamaktadır.
Bu kişilerin çoğu toplum içerisinde kendisine çoktan
bir yer edinmiştir. Buna rağmen, sayıları ne yazık ki
halen oldukça fazla birçok insanın, uyum konusunda
belirgin açıkları olduğunu da biliyoruz. Yetersiz
Almanca dil bilgisi, öğretim ve mesleki eğitim alanlarındaki eksiklikler de, bunlar arasında ilk sıralarda
gelmektedir. Bunlar, oldukça yüksek bir işsizlik ve
hatta toplumsal içe kapanıklık şeklinde ortaya çıkan
eksikliklerdir.
6
lerin mutlaka Almancaya yeterince hâkim olmaları
gerekecektir.
Uyum, demografik yapının değişmesi ile de daha çok
önem kazanan, zamanımızın kilit görevlerinden birisidir. Bu nedenle federal hükümet bu konuyu, çalışmasının ağırlık noktası haline getirmiştir. Ulusal Uyum
Planı ile, tüm devlet kademeleri ile işbirliği ve konuya
angaje kişiler ve federasyonlarla diyalog içersinde,
ülkemizdeki uyumu adım adım geliştirmek istiyoruz.
Uyum kendiliğinden başarıya ulaşmaz; öylesine,
«tepeden inme» talimatlarla da düzenlenemez.
Göçmen ailelelere mensup olan insanların beceri ve
potansiyellerini, amaçlar doğrultusunda desteklemede başarıya ulaşmak, ancak uyum politikasında
kapsamlı ve sistematik bir yaklaşımla mümkün olabilir. Bu potansiyeller, ülkemizin toplumsal dayanışması
ve ekonomik geleceği için önemlidir.
Toplumumuz, ortak yaşantımızdaki hoşgörü ve açıklık sayesinde giderek zenginleşmekte ve insancıllaşmaktadır. Bu nedenle uyum hepimizi – gerek göçmen
ailelerinden olan insanları ve gerekse uzun süreden
beri burada yaşayan yurttaşlarımızı – ilgilendirmektedir. Uyum ancak hep birlikte, el ele vererek başarılabilir. Ortak evimiz Almanya`yı, sevmeye ve yaşanmaya
değer bir vatan olarak anlayabilmek ve öğrenebilmek
bize bağlıdır.
Önemli olan ortak bir uyum anlayışı geliştirmektir.
Elbette buna, Alman hukuk düzenini ve Alman Anayasasının koruma altına aldığı değerleri kabul etmek
dahildir. Kalıcı olarak bizimle birlikte yaşamak ve bu
ülkedeki çok yönlü fırsatlardan yararlanmak isteyen-
Angela Merkel
Almanya Federal Başbakanı
7
Önsöz
Devlet Bakanı Maria Böhmer’in
Giriş Yazısı
Yabancı işçilerin ülkemize ilk davet edilişlerinden bu
yana elli yıl geçti. Bu kişiler ülkemize «misafir işçi»
olarak geldiler; önce yalnız, daha sonra aileleriyle
birlikte. Kısa bir süre kalacaklardı ve beklentiler de
bu yöndeydi; ancak daha sonra bir çoğu, Almanya’da
yaşamaya karar verdiler. Böylece ülkemiz onların bir
çoğu için yeni bir vatan oldu. Pek çoğu ise yabancı
olarak kaldılar ve Almanya’da yaşadıkları yılları,
çoğunlukla umut ve fırsatlarının gerçekleşmediği
yıllar olarak algıladılar.
İlerleyen yıllarda göçün karakteri de değişim gösterdi.
Artık insanlar Almanya’ya başka nedenlerden ötürü
geliyorlardı – ve çoğunlukla da kalabiliyorlardı. Orta
ve Doğu Avrupa’daki değişiklikler ile birlikte birçok
Alman, atalarının ülkesine geri döndü.
Bugün, 200 farklı devletten on beş milyon kişi, hayatını ülkemizde sürdürmektedir. Bu insanlarla birlikte
yaşamanın sonucu olarak toplumumuz kültürel, iktisadi ve politik yönden büyük değişimlere uğradı. Bu
süreç yeni değil: Avrupa`da gelişen medeni bir ulus
olarak Almanya, bugün artık doğal olarak ülkemizin
ve kültürümüzün bir parçası olarak gördüğümüz,
dışarıdan gelen çok yönlü etkileri daima kabullenerek, kültürüne katmıştır. Yine de bu gelişim, olduğu
gibi anlaşılana kadar uzun bir zaman geçmiştir: Bu,
önemli fırsatlar kazandıran, fakat aynı zamanda
toplumsal gerilim tehlikesi de içeren bir gerçekliktir.
Geleceğe yön veren ve sürdürülebilir bir uyum politikası gerektiren bir gerçeklik.
8
Geçen yıl Federal Almanya Başbakanı, Birinci Uyum
Zirvesi’ne davet etti. 2006 yılının Temmuz ayında
Federal Başbakanlıkta başlayan toplantılar, geçtiğimiz aylarda toplumumuzda canlı bir gelişmeye yol
açtı. Federal Almanya’da, uyum politikası açısından
da yeni bir hava esmektedir. Göçmenler, federal
hükümet, eyalet ve yerel yönetim, kültür, spor, bilim
dünyası, medya ve sivil toplum, kilise, işveren ve
sendika temsilcilerinden oluşan bir halka içinde, hep
birlikte Ulusal Uyum Planı’nın hazırlanması konusunda mutabık olduk.
Bu esnada iki prensip çerçevesinde, tamamen bilinçli
olarak yeni yollara başvurmak istiyorduk:
1. Uyumun yaşanması şarttır. Uyum kendisini, ülkemizde yaşayan ne çoğunluğa, ne de azınlığa dikte
ettirmez. Birliktelik duygusu, ancak insanlar
kendilerini kabul edilmiş ve yerli gibi hissederlerse,
iş hayatında ve özel hayatta toplumumuza ortak
olurlarsa ve başarılarının takdir edildiğini gözlemlerlerse oluşur. Ve birliktelik insanların birbirlerine
saygı ile yaklaşmalarını gerektirir.
Bu nedenle uyum politikamızın birinci prensibi şudur:
Göçmen kökenli ailelerden gelen insanlarla doğrudan
ve karşılıklı güven içinde, beraber çalışmak ve ortak
geleceği oluşturmak.
9
2. Federal hükümet, eyalet ve yerel yönetimler uyumun başarıya ulaşması için önemli, temel koşulları
sağlamaktadırlar. Devlet, güvenliği garantiler,
eğitime ulaşılmasını sağlar ve mesleki eğitim ve iş
piyasasında yer almayı teşvik eder. Ancak, devlet
tek başına, genel bir toplumsal görev olan uyumu
yeterince yerine getiremez. Bu görev, herkesin –
göçmen veya yerli – pratik ve somut sorumluluk
üstlenmesiyle başarılabilir: İş yerinde ve sporda,
kültürde, medya alanında, bilimde ve oturdukları
semtteki komşuluk ilişkilerinde. Ancak bu şekilde,
uzun vadede göçmenlerin, kendilerini toplumumuzun gayet doğal bir parçası olarak görmeleri için
cesaret verici bir hava oluşabilir.
Bu nedenle uyum politikamızın ikinci prensibi
şudur: Herkesten kendi sorumluluk alanı dahilinde
yükümlülükler üstlenmesini talep etmek; çünkü,
herkes uyumun Almanya’da başarıya ulaşmasına
katkıda bulunabilir.
Katkıda bulunan herkesin uzman bilgileri ve çabalarıyla hazırlanan Ulusal Uyum Planı, yeniden şekillendirilmiş bir strateji olarak şimdi önümüzde durmaktadır. Konu, çok yönlü olduğu kadar, her bir bölüm de
birbirinden o kadar farklıdır.
Bölüm 1’de federal hükümet, kendi uyum politikasının temel prensiplerini tanımlamakta ve yetki alanı
içindeki merkezi önlemleri ön plana çıkarmaktadır. Federal hükümetin aldığı diğer birçok önlem,
münferit konu alanlarıyla ilgili hazırlanan raporları
içermektedir.
Bölüm 2 eyaletlerin ortak tutumunu yansıtmaktadır. Eyaletlerin eğitim ve dil teşviki, kültür ve medya
konusundaki yetkileri, 16 eyalete önemli sorumluluklar yüklemektedir. Eyalet başbakanlarının 14 Haziran
2007 tarihli ortak beyannameleri ile, artık bütün
10
eyaletler tarafından Ulusal Uyum Planı’na verilen bir
katkı da, önümüzde durmaktadır.
3.
İyi Bir Eğitimi ve Mesleki Eğitimi Garanti Etmek,
İş Piyasasındaki Şansları Yükseltmek
Bölüm 3’de yerel yönetim organizasyonları birlikleri,
uyumun eylem alanlarına olacak katkılarını açıklamaktadırlar. Yerel yönetim organizasyonları birlikleri
bununla, üyelerinin uyum çabalarını sürdürmelerini
ve genişletmelerini desteklemeyi amaçlamaktadırlar.
4.
Kadın ve Kızların Yaşam Koşullarını İyileştirmek,
Eşitliği Gerçekleştirmek
5.
Uyumu Yerinde Desteklemek
6.
Uyumu Tüm Vatandaşları Kapsayıcı Faaliyetler
ve Eşitlikçi Katılımla Güçlendirmek
7.
Kültürel Çoğulculuğu Yaşamak – Kültürler Arası
Yetkinliği Güçlendirmek
8.
Spor Yolu ile Uyum – Potansiyelleri Kullanmak,
Olanakları Genişletmek, Ağları Genişletmek
9.
Medya- Çeşitlilikten Yararlanmak
10.
Bilim – Dünyaya Açık
Federal hükümetin 12 Temmuz 2006 tarihli bakanlar
kurulu kararına uygun olarak, uyum politikasının on
farklı konu alanına yönelik olarak göçmen temsilcileri, federal hükümet, eyalet ve yerel yönetim temsilcileri ile birçok sivil toplum aktörünün katıldığı – ve
her birinin, uyum konusunda küçük bir zirve oluşturduğu çalışma grupları kuruldu. Bu gruplar, Ekim
2006 tarihinden itibaren toplantılar düzenlemiş ve
Mart 2007 tarihinde ise sonuç raporlarını sunmuştur.
Bu çalışma gruplarının hazırladıkları raporların her
biri, birçok ortak görüşleri ve ayrıca hedefler ve uygun
yollar konusunda yapılan yoğun ve yapıcı tartışmaları da yansıtmaktadır. Federal hükümet bu çalışma
gruplarını yönetmekle kalmamış, – diğer katılımcılar
gibi – kendisini de yükümlülük altına sokan öneriler
getirmiştir. Sonuç: Analiz ve somut önlemler içeren,
çok yönlü ve farklı açıdan ele alınan, hemen hemen
170 sayfa. Çalışma gruplarının raporları Bölüm 4’te
aynen aktarılmaktadır – bu da, özellikle katkıda
bulunan göçmenlere gösterilen saygı ve teşekkürün
bir ifadesidir.
Altı ayrı çalışma grubunun on farklı konu alanı
şunlardı:
1.
Uyum Kurslarını İyileştirmek
2.
Okul Öncesi Eğitim: En Başından İtibaren
Almanca Dilini Öğrenmeyi Teşvik Etmek
Çalışma gruplarındaki tüm organizasyonlar, kurumlar ve birlikler katkılarını zamanında karara bağlayıp
sunamamışlardır. Bunların üstlendiği ve bize ilaveten
iletilen yükümlülükler, uygun şerhlerle birlikte, her
bir çalışma gurubunun raporunda yer almaktadır.
Federal hükümetin Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı
olarak, hareketli ve duygu dolu 12 ay boyunca, Ulusal
Uyum Planı çerçevesindeki çalışmaları yönlendirdim ve koordine ettim. Bu dönemde şu konular bir
kez daha tasdiklendi: Uyum politikası, asla yalnızca
teknik ve asla yalnızca soyut bir şey değildir. Uyum,
gerçekleri nesnel bir biçimde değerlendirmeyi gerektirir ve eksikleri tabulaştırmamalıdır. Uyum politikası
herşeyden önce en önemli şeyi hiçbir zaman unutmamalıdır: Söz konusu olan, her birinin kendi ihtiyaçları,
kendi dünya görüşü, kendi iradesi, kendi motivasyonu
ve kendi iç dünyası olan, tek tek insanlardır. Devamlı
Almanya’da yaşayan insanların tümünün ortak bir
geleceğe sahip olduğunu bir kez kavrayan ve anlayan
herkes, politik hedefi tanır: O da, bu geleceğin iyi bir
gelecek olmasıdır.
Almanya’nın her kesiminden, Ulusal Uyum Planı üzerinde yapılan çalışmalara gösterilen olumlu tepkiler
şunu göstermektedir: Bu görüş benimsenmiştir. Yenilikleri teşvik etmeye ve hep birlikte hayata geçirmeye
hazırız.
Özellikle bu çalışma gruplarında katkısı bulunanlara
–özellikle de göçmenlere, hazırladıkları bilirkişi raporları, gönüllü çalışmaları ve Ulusal Uyum Planı’nın
gerçekleştirilmesine somut olarak katkıda bulunmaya
hazır oldukları için, teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Ayrıca Mayıs 2007 tarihinde Federal Almanya
Başbakanı’nın da katıldığı Gençlik Uyum Forumu’nun
katılımcılarına da, geleceğe yönelik görüşleri için
teşekkür ederim.
Tüm katılımcılara, çok olumlu ve hedefe yönelik
işbirliklerinden ötürü, içten teşekkürlerimi sunmak
isterim.
Maria Böhmer
Federal Hükümetin Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi
Federal Devlet Bakanı
11
Federal Hükümetin Ulusal Uyum Planı
ile İlgili Açıklaması
1. Göç ve Uyum Tarihimizin Bir
Parçasıdır
Ülkemiz çok sayıda başarılı uyum örnekleri içeren,
uzun ve etkileyici bir uyum deneyimine sahiptir.
İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte, milyonlarca Alman sığınmacı ve yurtlarından sürülenler,
toplumumuza kazandırılmıştır. Daha sonra da, dört
milyondan fazla Alman kökenli göçmen kabul edildi.
Yabancı iş gücünün ülkemize davet edilmesinden
bu yana 50 yıl geçti. Bunu, iş gücü veya çalışanların
yakını olarak veya insani sebeplerden dolayı ülkemize
gelen, kabul edilen ve çoğu zaman da buraya yerleşen
milyonlarca insan izledi. Bu tarihi tecrübe zenginliğini, şu ana kadar olduğundan daha güçlü şekilde,
göç ve uyum adına olumlu ve pragmatik bir yaklaşım
için kullanacağız.
Bugün Almanya’da, göçmen kökenli olan, on beş
milyon kadar insan yaşamaktadır. Bu sayı ülkemizde
yaşayanların neredeyse beşte biridir. Hatta, 25 yaş
altı grubunda bu sayı dörtte bir oranından fazladır. Göçmen kökenli insanların yarısından fazlası
Alman vatandaşlığına sahiptir. Bir çoğu Almanya’da
doğmuştur.
Çok sayıda göçmen, çoktandır, toplumumuz içerisinde hakettikleri yeri bulmuşlardır. Bu kişiler
başarılıdırlar, yetenekleri ve becerileri ile ülkemizin
refahına ve toplumsal ve kültürel çeşitliliğine katkıda
bulunmaktadırlar. Bu nedenle de, tabiiki saygı ve
takdiri hak etmektedirler.
Nüfus yapısındaki değişiklik ve beyin göçü konusunda
artan global rekabet ışığında, gelecekte de göçü,
hedefe yönelik bir şekilde Almanya’nın ekonomik ve
toplumsal çıkarları doğrultusunda değerlendirmek
zorundayız. Bu açıdan da, acil olarak sürdürülebilir
bir uyum politikası gerekmektedir.
12
Uyum emirle gerçekleştirilemez. Devlet ve göçmen
kökenli olan ve olmayan insanların oluşturduğu
toplum dahil, herkesin aktif çabasını gerektirir. Bu
noktada belirleyici olan, bu kişilerin bizim toplumumuzda yaşamaya kendini hazırlamaları, anayasamızı
ve tüm hukuk düzenimizi hiçbir ön koşul olmaksızın
kabullenmeleri ve özellikle de Alman dilini öğrenmeyi, Almanya’ya ait olmanın görünür bir işareti
olarak kabullenmeleridir. Bu durum ise özgür girişim,
gayret ve bireysel sorumluluk gerektirir. Buna karşılık
göç alan toplum tarafında ise kabullenme, hoşgörü,
sivil toplum sorumluluğu ve yasal olarak ülkemizde
yaşayan insanları samimi olarak kucaklama gayreti
gerekmektedir. Tüm kesimlerden değişime ve sorumluluk üstlenmeye hazır olmaları beklenmektedir.
2. Ulusal Önemde Bir Görev
3. Daha İyi Bir Uyumun Yeni Yolları
Federal hükümet, eyalet ve yerel yönetimler, uyumun
teşvik edilmesi için çeşitli yöntemlere başvurmuşlardır. Buna rağmen, geçen yıllar içerisinde uyum ile
ilgili sorunlar kısmen artış göstermişlerdir. Eğitimdeki başarının sosyal köken ve göçmenlikle bağlantısı,
uluslararası çerçevede kıyaslandığında, Almanya’da
özellikle belirgindir. Ayrıca burada göçmen kökenli
öğrencileri, ülke dilini öğrenmelerinde sistematik
ve tutarlı bir şekilde desteklemenin, diğer ülkelerde
olduğundan daha az başarılı olduğu görülmektedir.
Özellikle de göçmenlerin, kısmen ikinci ve üçüncü
kuşaklarında önemli bir uyum eksiği bulunmaktadır.
Göçmen kökenli grupların bazı kesimleri Almanca’ya
yeterince hâkim değildir; bu nedenle bunlar, eğitim
ve mesleki eğitimde daha kötü sonuçlar almakta ve
daha sık işsiz kalmaktadırlar. Ayrıca bazıları, birlikte
yaşamanın temel kurallarını kabul etmemektedirler;
bu, kadın hakları için de geçerlidir. Genç göçmenler arasında büyük bir kesimin hissettiği perspektif
eksikliği ve yeterince kabul görmeme durumunun,
sosyopolitik çıkmazlara yol açmasını engellemek
zorundayız. «Kayıp bir neslin» oluşmaması gerekmektedir. Ülkemizde yaşayan tüm insanların geleceği
için, herkesin bu zorlukları gidermeye hazır ve istekli
olmasının önemi büyük olacaktır. Aksi takdirde bir
arada yaşamak yerine, yan yana yaşamak tehlikesi
sözkonusu olur.
Bu nedenle uyum, ulusal öneme sahip bir görevdir.
Temeli, değer yargılarımız ve kültürel özanlayışımızın yanı sıra, Alman ve Avrupa tarihi içerisinde gelişen ve anayasamızda, anayasal ifadesini bulan özgür
ve demokratik düzenimizdir.
Farklı kültürlerden gelen insanların kalıcı olarak,
barış içerisinde bir arada yaşayabilmeleri için büyük
çabalar gerekmektedir. Bu bağlamda federal hükümet, aktif ve kalıcı bir uyum politikası yönünde
göçmenlerin sahip oldukları potansiyeli hesaba katan,
güçlendiren ve yalnızca bu konudaki açıkları vurgulamayan yeni bir yola girmiştir. Uyuma sürekli olarak
ayak direyen göçmenlerin, bunun bazı yaptırımlar
doğurabileceğini de göz önünde bulundurmaları
gerekir. Bizim uyum politikamız, modern bir göç
hukukuna ve özellikle Ulusal Uyum Planı ve Alman
İslam Konferansı çerçevesinde, göçmenlerle birlikte
yürütülen kurumsallaştırılmış diyaloğa büyük önem
vermektedir.
12 Temmuz 2006 tarihli «İyi Bir Ortak Yaşam – Belirgin
Kurallar» isimli değerlendirme raporunda federal
hükümet, Ulusal Uyum Planı çerçevesinde, uyum politikası yolunda diyaloğa yönelik bir platform oluşturmuştur. Bu temel çerçevesinde, uyum politikası için
aşağıdaki prensipler belirlenmiştir:
Başarılı bir uyum politikası, diyalog ve yakın
işbirliği anlamına gelmektedir.
Ulusal Uyum Planı, göçmenlerle yakın ve yapıcı bir
işbirliğinin sonucudur. Temel prensibimiz her zaman
böyle idi ve bugün de böyledir: Biz göçmenler hakkında değil, göçmenlerin kendileriyle konuşuyoruz.
Uyum zirvesine, Uyum Forumu’nun çalışma gruplarına ve buna eşlik eden bir çok toplantılarına, göçmenler aktif birer partner olarak iştirak etmişlerdir.
Göçmen organizasyonları göçmen kökenli kadın,
erkek ve çocuk veya aileler ile yerli halk arasında
köprüler oluşturmaktadırlar. Bu organizasyonlar birer
kültür taşıyıcısı olarak, göçmenlere uyum çabalarının
gerekliliğini aktarabilirler. Bu, örneğin dil öğrenimi,
toplumsal faaliyet, çocuk bakım kurumlarına küçük
yaşta başlanılması ve ebeveynlerin okul yönetimine
katılımı için de geçerlidir. Aynı kurumlar yerli halka
ve politikaya, göçmenlerin maruz kaldıkları sorunları
aktarabilirler. Federal hükümet, eyaletler, yerel yönetimler ve devlete ait olmayan kurumların, göçmenleri
ve kuruluşlarını, uyuma yönelik önlemlerin planlamasına ve tasarlanmasına daha yoğun bir şekilde
katmaları en doğru yoldur.
Başarılı bir uyum politikası yeni potansiyeller
doğurur ve bunları kullanır.
Başarılı bir uyum politikası, göçmenlerin çok yönlü
yeteneklerine, sağladıkları verim ve gönüllü faaliyetlerine önem verir. Bu tür bir politika, klişeler kullanmaktan kaçınır ve sorunları politika ve toplumun
gelişimi için bir şans ve fırsat olarak görür. Kadın
ve erkek göçmenlerin kendi yetkinliklerini ortaya
koyabilmeleri, karşılaştıkları sosyal koşul ve engellere
bağlıdır.
Göçmen kökenli çocuk ve gençlerin sahip olduğu
potansiyelden yararlanabilmek için, bunların, mümkün olan en iyi eğitimi alabilme imkânına sahip
olmaları gerekmektedir. Çocuk yuvası ve okulda
belirli bir hedefe yönelik dil eğitimi, en başından itibaren okulda başarı, mesleki eğitim, meslek hayatına
giriş ve sonuç itibarı ile, toplumsal takdir olasılığını
artırmaktadır. Bu süreci teşvik etmek için göçmen
kökenli olan çalışanların, kamu yönetimi ve hizmetlerinin tüm alanlarındaki oranını artırmak gereklidir;
örneğin, gündüz çocuk bakım kurumları ve okullar,
resmi makamlar, aile ve gençlik kurumları veya polis
örgütünde.
Başarılı bir uyum politikası, göçmen kökenli
kadınların kilit bir role sahip olduğunun
farkındadır.
Gerek meslek hayatı ve aile içindeki konumları itibariyle, gerekse sosyal, toplumsal ve politik faaliyetleri
ile, bir sonraki kuşağın uyumunu önemli derecede
belirleyenler, özellikle kadınlardır.
Bu nedenle kadın ve kızların sahip olduğu potansiyeli
güçlendirmek zorundayız. Onların sosyal, toplumsal
ve politik katılım imkânlarını artırmak mecburiyetindeyiz. Ve bunun mümkün olduğu kadar erken, okul ve
meslek eğitim alanında da başlaması şarttır.
Uyum politikasına yönelik önlemlerin, özellikle göçmen kökenli kadın ve kızların özel ihtiyaçlarına göre
belirlenmeleri şarttır. Aynı olgu şu ana kadar çoğunlukla daha az dikkate alınan sağlık koruma, cinsel
eğitim ve yaşlılara yönelik yardım gibi alanlar için de
geçerlidir.
13
Böylece, anayasanın en merkezi yerine yerleşmiş olan
kadın erkek eşitliği güçlendirilmiş ve günlük yaşantıya geçirilmiş olacaktır.
Jenital organlarda kesim ve zorla evlendirme gibi
şiddetin özel biçimleri dahil aile içi şiddet, göçmen
kökenli kadınları özel olarak etkilemektedir. Bu
nedenle bu tür şiddetin önlenmesi ve daha güvenli bir
koruma kaçınılmazdır.
Başarılı bir uyum politikası aktif bir sivil toplumu
esas alır.
Uyum, sadece devletin yerine getirmesi gereken bir
görev değildir. Aksine, mümkün olduğu kadar çok
insanın sorumluluk üstlendiği ve insiyatif geliştirdiği,
aktif bir sivil toplumu gerektirir. Bu nedenle Ulusal
Uyum Planı’nın hazırlanmasına toplumun geniş bir
kesimi katılmıştır: Göçmenler, sosyal partnerler, ekonomi dünyası, kilise ve dini cemaatler, hayır kurumları, spor kulüpleri, medya ve kültür dünyası, vakıflar,
ülke çapında faaliyet gösteren birlikler ve dernekler
ile bilim dünyasının temsilcileri. Önemli kuruluş
temsilcilerinin yanı sıra, özel kişiler de sahip oldukları
bilgi ve deneyimlerini ortaya koymuşlardır.
Başarılı bir uyum politikası, tüm ilgililerin taşıdığı
sorumluluk ve gönüllü katılımından güç kazanır.
Ulusal Uyum Planı, tüm aktörlerin sağladıkları tek tek
katkılar sayesinde sürdürülebilir, etkin ve somut hale
gelmiştir. Bu plan, asıl katılımcıların kendi sorumluluk alanları dahilinde verdikleri 400 kadar yükümlülük sayesinde bağlayıcı olmaktadır (Eyaletler için
bknz: Bölüm 2, Yerel Yönetim Organizasyonları Birliği
için Bölüm 3, Sivil toplum örgütlerinin üstlendikleri
yükümlülükler ile federal hükümetin üstlendiği
yükümlülükler Bölüm 4’te yer almaktadır).
Başarılı bir uyum politikası, tüm düzeylerde ele
alınması gereken alanlar üstü bir görevdir.
Federal hükümet, eyalet ve yerel yönetimler etkinleştirici ve sürdürülebilir bir uyum politikası yönünde
yükümlülük üstlenmişlerdir. Şu an bile, federal hükümetin bütün alanlarında, uyum politikası konuları ele
alınmaktadır. Bunun dışında eyaletler ve çok sayıda
yerel yönetim, çeşitli şekillerde yerinde uyuma yönelik konsept ve prensipler geliştirmişlerdir.
lerin daha uyumlu ve birbiriyle bağlantılı hale getirilmesi gerekliliğini onaylamaktadırlar. Bu anlamda ilçe,
kent ve yerel yönetimlerde kültür, eğitim ve öğretim
kurumları, gençlik ve çocuklara yönelik yardım kuruluşları, dil kursları ve iş piyasası kurumları tarafından
yürütülecek ortak projeler teşvik edilmeli ve bunlar
daha da geliştirilmelidir.
Çeşitli kurumları etkileyen alanlar üstü bir görev
olarak uyum, devlet kademesinde her zaman için
çok katmanlı bir politika olmuştur: Federal hükümet
Ulusal Uyum Planı’nın hazırlanmasında insiyatifi
ele almıştır. Bu bağlamda, eyalet ve yerel yönetimleri yakın bir işbirliğine dahil etmek önemli bir ilgi
noktası olmuştur. Bunlar, yerinde okul eğitimi, çocuk
yuvası kurumlarında küçük yaşta dil eğitimi, kültür
politikası ve somut uyum önlemleri gibi kilit konularda yetkilidirler.
Federal hükümet, dil teşviki başlıklı faaliyet alanında
yapmış olduğu, hükümetin, eyaletlerin, yerel yönetimlerin ve özel kurumların varolan uyum olanaklarına dair tesbitini, İkamet Kanunu’nun 45. maddesi
uyarınca Almanya genelindeki uyum programı çerçevesinde, diğer faaliyet alanlarında da sürdürecek ve
uyum programlarının geliştirilmesi için tavsiyelerde
bulunacaktır. Uyum programı ile ilgili çalışmada, Ulusal Uyum Planı’nın öngörüleri hayata geçirilecektir.
Başarılı bir uyum politikası hedefe yönelik
olmalıdır.
Gerek tüm devlet kademeleri ve gerekse uyum önlemleri alanındaki diğer kurumlar, uyuma yönelik önlem-
14
Bu göstergelerin sürekli olarak geliştirilip, düzenli
raporlarla, değerlendirmenin temeli olarak alınmaları gerekir.
Başarılı bir uyum politikası, finansmanı sağlam olan
bir temelde gelişir.
Mali plana göre öngörülen zaman diliminde federal
hükümet, doğrudan uyum teşvikine, daha doğrusu
öncelikli amacı olan uyum teşvik projelerine, federal
kaynaklardan yılda 750 milyon avro para aktaracaktır.
Bunun yanı sıra federal hükümet, eskiden olduğu gibi,
uyumu dolaylı olarak teşvik eden çok sayıdaki projeyi
finanse etmeye devam edecektir. Aile, eğitim ve iş
piyasası ile ilgili genel teşvik programları, özellikle
göçmen ailelerinin işine yaramaktadır. Buna örnek
olarak, «Eğitim ve Bakımın Geleceği» isimli yatırım
programı kapsamında, eyaletlerin tam gün eğitim
veren okullar kurmasının finanse edilmesi, tam gün
bakımın geliştirilmesi yasası kapsamında sağlanan
finansal destek ve üç yaşın altındaki çocuklara yönelik
bakım hizmetlerinin artırılması ile iş geliştirme projeleri gösterilebilir. Federal hükümet, mevcut teşvik
programlarını gözden geçirecek ve gerekli görmesi
durumunda, bunların hedef kitle olan göçmenlere
daha faydalı olması için düzeltmeler yapacaktır .
Onların eğitim konusundaki başarıları ülkemizin
geleceğine yapılan bir yatırımdır, çünkü Almanya’da
yaşayan insanlar bizim en önemli hammaddemizdir.
Alman dilinin öğrenilmesi ve Alman diline yeterince
hâkim olabilmek, okul ve meslek hayatında elde
edilecek başarı ve dolayısıyla toplumsal uyum için, en
önemli önkoşullardan birisidir. Kişiye özel dil eğitiminin teşvik edilmesi, anne-babalarla el ele yürütülmelidir. Bu tür bir eğitimin en erken yaşta, çocuk bakım
kurumlarından başlaması ve tüm eğitim kariyeri
boyunca devam etmesi sağlanmalıdır.
Bu tür bir teşvik, kişinin önüne imkânlar açan, mevcut potansiyelini geliştiren ve eğitimde elde edilen
başarıyı sosyal kökenden bağımsız hale getiren bir
eğitim sistemini gerektirir. Tüm çocuk, genç ve yetişkinlerin mevcut potansiyellerini geliştirebilmeleri
gerekir. Herkesin eşit eğitim şansına sahip olması ve
toplumsal, kültürel ve iktisadi hayata katılabilmesi
gerekir. Bu amaçla federal hükümet, kendi yetkileri
kapsamında, eyaletlerin göçmenlerin eğitimdeki
başarılarını artırma konusunda gösterdikleri çabaları,
özellikle de aşağıdaki önlemlerle destekleyecektir:
■
Gündüz çocuk bakım kurumlarını, uyum ortamı
ve dil öğrenimini teşvik etmenin gerçekleştiği yer
olarak mümkün olduğunca erken dönemde devreye sokabilmek için, Almanya genelinde ihtiyaca
yönelik ve kaliteyi hedef alan bir paket gereklidir.
Federal hükümet, eyaletler ve yerel yönetimler ile
birlikte, üç yaşının altındaki çocuklara yönelik
bakım yerleri oranını, 2013 yılı itibarı ile ortalama
yüzde 35’e çıkartmayı amaçlamaktadır. Federal
hükümet, bu paketin giderlerinin karşılanmasına
önemli katkıda bulunacaktır. Bu paket göçmen
kökenli çocuklara da yönelik olup, erken yaşta dil
öğreniminin teşvik edilmesi anlamında olumlu
etkiler gösterecektir. Federal hükümet «Eğitim
ve Bakımın Geleceği» isimli yatırım programı
kapsamında, eyaletlere 2009 yılına kadar toplam
hacmi 4 milyar avro olan bir finansman sağlayarak,
kendilerini tam gün eğitim veren okulların kurulmasında destekleyecektir. Tam gün eğitim veren
okullar, özellikle göçmen ailelerinden gelen çocuk
ve gençlerin eğitim fırsatlarının ve başarılarının
artmasına da katkıda bulunmaktadırlar.
■
Federal hükümet, demografik yapıdaki gelişim ve
eğitim alanlarının sayısındaki azalmadan dolayı
harcanmayan bütçe imkânlarının, eğitimin kalitesinin artırılması yönünde kullanılması tarafında
görüş bildirmiştir.
■
Federal hükümet, ana okullarında, genel dil eğitimine yönelik, özellikle göçmen kökenli çocukların
da Alman dilini öğrenmelerini başarılı bir şekilde
teşvik edecek bir konsept geliştirecektir.
Daha sonraki aşamalar
Toplumumuz fırsat eşitliği anlamında, hedefe yönelik
bir uyum politikasına ihtiyaç duymaktadır. Bu şekilde,
göçmenlere ulaşabilmek için teşvik programları,
program ve alt yapıların sistematik olarak geliştirilmesi sağlanmaktadır. Ana okullarından, yetişkinlere
yönelik çalışmalara kadar uzanan bir süreci kapsayan
ve tarafların aynı doğrultuda hareket ettiği genel
konseptlere ihtiyaç duyulmaktadır.
Almanya’da yaşayan göçmenler homojen bir grup
yapısına sahip değildirler. Bu nedenle teşvik projeleri
bilinçli olarak bireye, bireyin yetenek ve becerilerine
ve uyum ihtiyacına yönelik olmalıdır. Ortaklık söz
konusu olduğunda, başarılı bir uyum politikası, özellikle kolay erişilebilen bilgi ve danışmanlık programlarına önem verir.
Başarılı bir uyum politikası olguları esas alır.
Ancak alınan bireysel çözümlerin çok daha etkin
biçimde birbirlerine uyumlu hale getirilmesi ve çok
farklı faaliyetlerin hedefe tam olarak odaklandırılması gerekmektedir. Ulusal Uyum Planı, uyum politikası alanında bu şekilde kapsamlı bir bütünleşmeyi
hedeflemektedir.
Başarılı bir uyum politikasının, belirgin
göstergelerle ölçülebilmesi gerekir.
Bu nedenle araştırma, istatistik ve başarılı bir uyuma
dair çerçeve koşullarla ilgili bilgimizin belirgin bir
şekilde geliştirilmesi gerekmektedir. Göçmen kökenli
insanların yarısından fazlası Alman vatandaşlığına
sahiptir. Bundan ötürü, vatandaşlığa göre yapılan
ayırımın yanı sıra, göç geçmişinin de uyum politikası ile ilgili planlama ve denetimde kıstas alınması
gerekmektedir.
2008 yılı sonuna kadar federal hükümet, Ulusal Uyum
Planı’nın hayata geçirilmesi ile ilgili olarak bir ara
bilanço çıkartacaktır. Federal hükümet bünyesindeki
Uyum Forumu da çalışmalarını sürdürecektir.
4. Federal Hükümetin Alacağı
Önlemler
Federal hükümet kendi yetkileri çerçevesinde,
Ulusal Uyum Planı’na aşağıdaki katkıları
sağlayacaktır.
Eğitim yolu ile uyum
Eğitim sosyal, kültürel ve iktisadi uyum alanında
belirleyici bir anahtar konumundadır. Bu noktada,
ülkemizin geleceğini belirleyen ve toplum tarafından
yetki tartışmaları yerine sonuçlarına göre değerlendirilen bir görevle karşı karşıyayız. Burada eyalet
hükümetleri eğitimden, federal hükümet ve eyalet
hükümetleri ortaklaşa, eğitim sisteminin uluslararası
arenadaki verimliliğinin saptanmasından sorumludurlar. Ülkemiz, göçmen ailelerden gelen çocukların ve gençlerin potansiyeline ihtiyaç duymaktadır.
15
■
■
■
Gündüz çocuk bakım yerinden meslek eğitimine
kadar sürekli ve bireysel bir dil eğitimini teşvik
etmeyi sağlayabilmek amacıyla, federal hükümet,
dil becerisini tespite yönelik yöntemlerin geliştirilmesine destek vermektedir. Bu tür testler, öğrencilerin bireysel gelişimini teşvik etmeli ve öğretmenlere ise dil eğitimi alanında mesleki eğitim
konseptlerini geliştirme fırsatı vermelidir.
Federal hükümet on ayrı eyalet ile birlikte, FörMig
adlı program çerçevesinde, göçmen kökenli çocuk
ve gençlerin dil eğitimi ve teşvikine yönelik genel
bir konseptin geliştirilmesine destek sağlamaktadır.
Okulu yarıda bırakanların sayısını azaltmak
amacıyla federal hükümet, yerel proje ortakları ile
birlikte «Okuldan Kaçış – 2. Şans» isimli bir model
program yürütmektedir. Bu program öncelikle
temel eğitim okullarında (Hauptschule) okuyan
çocuklara yöneliktir. Programın hedefi, eğitimlerini yarım bırakmış olan çocukları yeniden okul
yaşamına kazandırmak ve onlara okulu bitirmeleri
için fırsat tanımaktır.
Federal hükümet, eyaletlerin eğitim araştırmalarına
ve uyumun iyileştirilmesi gibi konularda konsept ve
araç geliştirmelerine (örneğin dil seviye tespiti ve kültürler arası eğitimler) destek vermektedir. Uluslararası
karşılaştırmalı araştırmaların sonuçları ve düzenli
olarak federal çerçevede ve eyaletler tarafından
desteklenen ulusal eğitim raporları, göçmen kökenli
gençlerin eğitim sistemine uyumunda gösterilen
başarıları değerlendirmeyi mümkün kılan veriler
sağlamaktadırlar. Almanya’nın bilim toplumu olarak
uzun vadeli bir başarı elde etmesi için, Alman eğitim
sisteminden geçen genç göçmenlerin sahip oldukları
potansiyeli daha güçlü kullanmak ve göçmen kökenli
daha çok gencin, daha iyi okul ve yüksek eğitim diploması almaları için etkin katkıda bulunmak kaçınılmaz bir olgudur.
Dil yolu ile uyum – Federal hükümetin sunduğu
uyum kursları
Dil, uyum için bir ön koşuldur. Uyum, ancak göçmen
yurttaşların Almanya’daki yaşamlarını bir üçüncü
şahsın yardımı veya aracılığı olmaksızın, günlük yaşamın getirdiği tüm meselelerin üstesinden tek başına
gelebilmesi halinde başarıya ulaşabilir. Bu amaçla
federal hükümet, 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren
yasal olarak zorunlu hale getirilmiş dil kursları ile birlikte ilk defa, göçmenler için standart niteliklere sahip,
dil ve yönlendirme kursları başlatmıştır. Bu kurslar,
kapsam itibari ile federal hükümetin uyum politikası açısından başvurduğu en büyük projedir. Aynı
zamanda, uyum sürecinin amaca yönelik ve bireysel
desteğini sağlayan, Almanya genelinde bir sistem
kuruldu. Belirtilen kurslara yoğun ilgi gösterilmektedir. İlk iki yıl, 250.000 kadar kişi uyum kursuna devam
etmiştir ve bunların yarısından fazlası, uzun süredir
16
Almanya’da yaşıyor. 2006 yılı Aralık ayı itibari ile
hazırlanan uyum kursları ile ilgili bir değerlendirme
raporu, aynı zamanda bu kursların nitelik açısından
geliştirilmesine yönelik öneriler içermektedir. Yapılan
bu değerlendirme ile, dil konusunda esas alınan Ortak
Avrupa Referans Kriteri’nin öngördüğü biçimde B1 dil
düzeyi, başarılı bir uyum süreci için ön koşul olarak
benimsenmiş bulunmaktadır. Ulaşılması gereken
hedef, şimdiye kadar olduğundan çok daha fazla katılımcının bu seviyeye ulaşmaları olmalıdır.
kullanmayı ve belirli bir amaca yönelik biçimde daha
da geliştirmeyi benimsemektedir. Hükümet özellikle,
göçmen kökenli gençlerin meslek eğitimine yönelik
eğitim imkânlarını artıran önlemleri destekleyecektir.
Bu anlamda federal hükümet,
Bu kursların etkisini artırmak için önemli bir koşul,
uyum kurslarının daha fazla oranda katılımcının
başarısına odaklanmasıdır. Mümkün oldukça, tüm
katılımcıların kursu başarı ile bitirebilmeleri için,
ders saatleri kontenjanları ihtiyaca uygun olarak
genişletilmekte ve kursların kalite standartı yükseltilmektedir. Uyum kursları kapsamında nitelikli çocuk
bakımının artırılması, özellikle ebeveynlere ve kadınlara yönelik kurslar açısından önem taşımaktadır.
■
«Gençlerin Meslek Hayatına Girişi İçin Özel Program (EQJ Programı)» kapsamında eğitim birliğinde
bulunan partnerlerinin gösterdiği çabaları bir
araya getirecek ve başarı elde etmiş olan bu programı, 40.000 iş yerini kapsayacak biçimde destekleyip süresini uzatacaktır. Özellikle göçmen kökenli
genç insanlar için EQJ programı, mesleki eğitim
alanında bir köprü görevi görmüştür.
■
Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK) ve
Alman-Yabancı İşadamları Birlikleri ile birlikte,
2010 yılına kadar, sahipleri yabancı kökenli olan
işletmelerde, 10.000 yeni meslek eğitim yeri sağlamaya yönelik «Meslek Eğitim Yeri için Aktif» isimli
girişimi düzenleyecektir.
■
■
■
Federal hükümet, uyum kurslarını yakın zamanda
ve tüm Almanya’yı kapsayacak biçimde genişletmeyi taahhüt eder. Hükümet, özellikle başarının
artırılması, öğretim görevlilerinin niteliklerinin
yükseltilmesi, kurs yönetiminin mükemmelleştirilmesi, hedefe yönelik bir finansman sisteminin
kurulması ve sürdürülebilirliğin sağlanması
için, uyum kurslarında varolan yaklaşımların dil
kursları sistemine ne derecede aktarılabileceğini
gözden geçirecektir.
Federal hükümet, göçmenlere özel danışmanlık
hizmetlerinin tasarımına uygun olarak, göçmenlere yönelik ilk danışma hizmetleri ya da göçmen
gençlik hizmetleri ile dil kursu düzenleyenlerin
arasındaki işbirliğini güçlendirmeyi taahhüt eder.
Federal hükümet, uyum kurslarının etkinliğini ve
sürdürülebilirliğini temsili bir temelde ölçümlemeyi planlamaktadır.
■
Eğitim ve de özellikle mesleki eğitim, göçmenlerin
sosyal uyumlarında merkezi niteliğe sahip unsurlardır. Bu unsurlar politik, kültürel ve iktisadi hayata
eşit şartlarda katılım ve dolayısıyla istihdam olanakları ve gelirin miktarı üzerinde belirleyici niteliğe
sahiptirler. Göçmen kökenli genç insanların eğitim
ve meslek hayatına ulaşma imkânlarını artırmak için,
federal hükümet gösterdiği faaliyetleri tek bir çatı
altında toplayacaktır. Federal hükümet, meslek seçimi
imkânlarını mümkün olduğunca çeşitlendirmeyi,
kamunun sağladığı destek paketini en verimli şekilde
■
«Kalifikasyon Yolu ile Uyum» (IQ) isimli danışmanlık ve bilgilendirme ağı, federal hükümet adına,
Federal İş Ajansı ve sivil toplum örgütleriyle birlikte
göçmenlerin, Alman kökenli göçmenlerin ve
statüsü kabul edilmiş mültecilerin iş hayatındaki
konumlarının düzeltilmesine yönelik yeni stratejiler geliştirmektedir. Sürmekte olan değerlendirmenin sona ermesiyle birlikte federal hükümet, başarılı eylem öneri ve gereçlerinin mevcut
çalışma piyasası ile ilgili etkin önlemlere nasıl
aktarılabileceğini ve kalıcı olarak uygulanacağını
gözden geçirecektir.
■
Federal hükümet, gelecekte de halkın her kesiminden adaylara kapsamlı fırsat eşitliği sağlamak
amacıyla, kendilerinin mesleki eğitimi, uyumu ve
teşviki için destek verecektir.
■
«Yabancı İşletmelerdeki Mesleki Eğitimin Koordinasyonu» (KAUSA) da dahil olmak üzere, JOBSTARTER isimli mesleki eğitim yapısal programı ile,
özellikle göçmen kökenli gençlerin yararlanacağı,
birlikte bölgesel mesleki eğitim arzının desteklenmesine ve mesleki eğitimin şu anki durumunun
iyileştirilmesine katkıda bulunacaktır.
■
Federal hükümet, işveren olarak taşıdığı sorumluluğun bilincindedir. Bu anlamda hükümet, mesleki
nitelik, verimlilik ve becerileri doğrultusunda göçmen kökenli personelin oranını, elindeki imkânlar
dahilinde artıracaktır. Bu bağlamda hükümet, dil
ve kültürler arası yetilerin uygun bir şekilde dikkate alınmasını amaçlamaktadır.
■
kendi yetki alanında kalan kamu idareleri ve
işletmelerinde, göçmen kökenli meslek eğitimi
gören gençlerin sayısının artırılması için çaba
gösterecektir.
■
■
özellikle oturma hakkı bulunan ve ülkede kalması muhtemel gençlerin mesleki eğitim desteği
ve BAföG bursu (üniversite öğrencilerine verilen devlet bursu) ile teşvik edilme olanaklarını
genişletecek,
Federal hükümet, Alman Ekonomisi’nin «Bir Fırsat
Olarak Farklılık – Almanya’daki İşletmelerin Çeşitliliği Bildirgesi» isimli girişimine destek vermektedir.
Hükümet bu anlamda «İşyerinde Çeşitlilik/İstihdam Kaynağı Olarak Çeşitlilik» isimli bir kampanya
ve yarışma dizisini gerçekleştirerek, göçmenlerin,
iş piyasasına ve meslek eğitimine uyumlarını daha
iyi hale getirmeyi ve işletmelerin ve kamu yönetiminin istihdam ve personel politikasında daha çok
dikkate alınmalarını amaçlamaktadır.
■
çoğu zaman meslek hayatı için örnek alacakları bir
model bulunmayan göçmen kökenli genç kadınlar
için, «network.21» gibi eğitici programlarla bireysel, iş piyasası ve mesleki yönlendirme imkânları
sunacaktır.
■
Federal hükümet 2007 ile 2013 arası teşvik döneminde, ESF-Federal Programı’nın hayata geçirilmesi bağlamında göç politikası ile ilgili hususlara
büyük bir önem verecek ve Ulusal Uyum Planı’nı bir
dizi ek projeler ile destekleyecektir.
Uyumun ana hatlarıyla ne kadar başarılı olduğunu iş
piyasası belirlemektedir. Uyum, göçmen ailelerinden
gelen bireylerin mesleki hayata etkin bir şekilde dahil
oldukları durumlarda en iyi başarıya ulaşmaktadır.
Ekonomi ve idare gelecekte daha yoğun bir şekilde
göçmen kökenli bireylere ve özel dil ve kültürler
arası bilgi sahibi personele ihtiyaç duyacaktır. Bu
■
ESF-Programı kapsamında, mesleki bağlamda
Alman dilinin teşvik edilmesi, 2007 yılının ortalarından itibaren genişletilecektir. Bu teşvik, federal
hükümetin sağladığı uyum kurslarını iş piyasasının
gereksinimlerine göre tamamlayacak ve gelecekte,
göçmen kökenli herkese açık olacaktır.
Meslek eğitimi ve meslek yaşamı bağlamında
uyum
Federal hükümet, iş piyasası politikası kapsamında
uyuma teşvik sağlayan projelere özel bir önem
atfetmektedir.
eğitim alanında birlikte çalıştığı ortakları ile
göçmen kökenli, eğitim alma ve meslek öğrenme
konusunda istekli olan genç insanların uyumuna
odaklanacak,
nedenle iş piyasasındaki uyumun, gerek sosyal ve
sosyopolitik, gerekse iktisadi nedenlerle belirgin bir
şekilde iyileştirilmesi acilen gereklidir. Göçmenlerin
istihdam imkânlarının artırılması, iş hayatına yönelik
önlemler ile danışmanlık, bilgilendirme ve iletişim
imkânlarının ihtiyaçlara uygun hale getirilmesi ve
işletme bünyesindeki uyumun geliştirilmesi, hedefe
yönelik bir şekilde teşvik edilmelidir.
17
Bilim dünyasında uyum
Alman bilim sistemi – yüksekokullar ve araştırma
organizasyonları – çok farklı alanlarda başarılı bir
uyum örneği sunmaktadır. Bilim dünyası, dünyaya
açık olmaktan ve işbirliği içinde yürütülen rekabetten
beslenir. Almanya, burada yaşayan 180.000’den fazla
yabancı öğrenci ve yüksek vasıflı bilim insanını memnuniyetle ağırlamaktadır.
■
■
■
■
■
doğrultusunda pekiştirmeyi, kadın ve genç kızların
toplumsal ve siyasal hayata katılma imkânlarını desteklemeyi sürdürecektir.
■
Federal hükümet, bilim dünyası alanındaki uyuma
destek vererek, dünya genelinde en iyilerin ülkeye
kazandırılmasını ve Almanya’nın yüksek öğrenim
merkezi ve yeni fikirler ülkesi olarak uluslararası iyi
bir konuma gelmesini amaçlamaktadır.
Federal hükümet, eğitimini Almanya’da almış olan
veya sonradan gelmiş olan yetenekli ve üstün yetenekli yabancıları, gerek yüksek öğrenim ve gerekse
bilim alanında desteklemeye büyük önem vermektedir – özellikle göçmenlere özgü mesleki eğitim ve
üstün yeteneklileri teşvik imkânlarını geliştirerek.
Federal hükümet göç ve uyum konusundaki araştırmalara destek vermektedir.
Federal hükümet, eyaletlerin yabancı öğrencilerin
eğitim başarılarının artırılması ve bu öğrencilerin daha iyi seçilmesi, desteklenmesi, eğitim
başarılarının daha iyi takibi ve yüksekokullarda
daha iyi danışmanlık almaları konusunda yerinde
katkıda bulunma doğrultusunda sarfettikleri
çabaları memnuniyetle karşılamaktadır: Bu
etkinlikleri aracı organizasyonlar çerçevesinde
desteklemektedir.
Federal hükümet, ülkeye göç eden yüksekokul
mezunlarına çalışma hayatında nitelik kazandırma
amaçlı projelerin teşvik edilmesine devam edecek
ve bu projeleri, hedef gruplarına özgün biçimde
geliştirecektir.
■
18
Federal hükümet, kadın göçmenlerle arasındaki
diyaloğa ve kadın göçmenlerin güçlendirilmesi ve
onların devlet ve topluma katkıda bulunmaları için
yapılan programlara desteğini sürdürecek ve gelecekte kadın göçmenlerin organizasyonlarını daha
güçlü bir şekilde kendi proje planlama ve yürütme
sürecine dahil edecektir.
Zorla evlendirmeler, kişilerin sahip olduğu yaşam
perspektiflerini yok etmekte ve bundan etkilenenlerin insan haklarını önemli ölçüde zedelemektedir.
Federal hükümet, bu bağlamda zorla evlendirmelerle
olan mücadelesini ve bu kişilere yardım elini uzatmayı sürdürecektir. Bu amaçla ilgili kişilerin, insan ve
kadın hakları, zorla evlendirilme ve sığınabilecekleri
güvenli yerler konusunda, her şeyden önce genişce
bilgilendirilmesi ve aydınlatılması mecburidir.
■
■
Kadın ve genç kızlar
Almanya’da yaşayan ve göçmen kökenli olan bireylerin neredeyse yarısı kadın ve kızlardan oluşmaktadır.
Bu nedenle uyum politikası, özellikle kadınları da
hedef almalıdır. Kadınlar aynı zamanda aktif bir
uyum politikası için merkezi bir dayanak ve motor
konumundadırlar. Göçmen kadınlar, anne sıfatı ile
bir sonraki kuşağın uyumunda anahtar bir konuma
sahiptirler. Göçmen kökenli bir çok genç kız, okulda
iyi sonuçlar alıp, Alman diline hâkimdir. Fakat aynı
genç kızların, bu potansiyeli fayda sağlayıcı bir şekilde
kullanma imkânları çoğu kez yoktur.
Federal hükümet bu anlamda, göçmen kadınların
sahip oldukları potansiyeli farklı hayat tasarımları
Kadınların uyumuna yönelik önemli katkılar
arasında aşağıda belirtilenleri sayabiliriz: Ebeveynlere ve kadınlara yönelik uyum kursu saatlerinin
artırılması, kurs düzenleyicilerinin nitelikli çocuk
bakım imkânı sağladıklarına dair ispatla yükümlü
kılınmaları, meslek eğitim yardımları ve BAföG
bursu ile meslek eğitimi ve üniversite öğrenimi
yapan yabancı öğrencilerin teşvik durumlarının
iyileştirilmesi, meslek icrasının kolaylaştırılması
konusunun –örneğin meslek icra ruhsatında
olduğu gibi- yeniden gözden geçirilmesi.
■
açısından kişinin yaşam koşulları, yaşadığı çevrenin
tasarımı ve gerek kamu, gerekse de özel alt yapı
unsurları, önemli çerçeve koşullardır.
Federal hükümet, yerel yönetimlerin sağladığı uyum
hizmetlerini özellikle takdir etmektedir. Bu birimler,
uyumu geleceğe yönelik bir görev olarak benimsemişler ve bir çok defa erken aşamada yerel yönetimler
çapında faaliyet konseptleri geliştirmişlerdir. Yerel
yönetim organizasyonları birliklerinin Ulusal Uyum
Planı’na sağladıkları katkı, il, ilçe ve belediye yönetimlerinin kendi gelişim görevlerini gereği gibi algıladıklarını ve büyük potansiyellerini göçmen ailelerinden
gelen bireylerin uyumu için kullanmaya hazır olduklarını göstermektedir. Bu anlamda uyumun, belediyelerin toplu bir meselesi olduğu ve bu açıdan uzmanlık
alanlarının ötesinde genel bir konsept gerektirdiği
konusunda mutabakat bulunmaktadır.
■
■
Federal hükümet, yeterli sayıda kadın sığınma evlerinin kurulması, hükümet ve eyalet yönetimlerine
bağlı danışmanlık birimleri arasında güvenilir bir
koordinasyonun sağlanması ve bu yerlerin sağlam
bir finansmana kavuşturulması yönünde gereken
katkıyı sağlayacaktır.
Yerinde uyum
Uyum ancak yerinde gerçekleşir. Bireyin yaşadığı
ortam, uyum sürecinde merkezi bir fonksiyona
sahiptir. Bu ortam, kişinin yaşamının odak noktasını
oluşturur ve göçmenler ile yerli halkın temas noktasıdır. Bu nedenle sosyal birliktelik ve uyum imkânları
■
Gözlemleme ve değerlendirme, «Sosyal Şehir»
programı kapsamında uyum projeleri açısından
da, semt geliştirme konseptinin sabit bir ayağı
olarak kabul edilmiştir. «Sosyal Şehir» programının
transfer birimi üzerinden de gerçekleşen deneyim
paylaşımı yoğunlaştırılacaktır.
■
Federal hükümetin Deneysel Konut ve Kent Yapımı
bünyesindeki ‹Göç/Uyum ve Semt Politikası› başlıklı
model programında, göçmenlerin uyumunu teşvik
etmeyi amaçlayan şehir imarı ile ilgili ileri götüren
stratejiler ve eylem yaklaşımları uygulamada gözlemlenmekte ve denenmektedirler.
Kültürel uyum
Özellikle eyleme geçme gereksinimi olan yerler, sık
sık bir çok göçmenin de yaşadığı dezavantajlı semtlerdir. Bu mahallelerdeki ikamet ve yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik en önemli eylem aracı
«Özel gelişim gereksinimi olan semtler – Sosyal Şehir»
isimli, federal devletin eyaletlerle birlikte yürüttüğü
programdır. Federal boyutta 300 farklı belediyenin
450 semtinde yürütülen bu teşvik, inşaat yatırımları ile semt sakinlerinin sosyal yaşam koşullarının
düzeltilmesine yönelik tamamlayıcı projeleri bir araya
getirmektedir.
Federal hükümet bu çerçevede, kendi yetki alanı
bünyesinde, internet üzerinden, mağdurlar ve
yardım eden profesyoneller için erişimi kolay
bir danışmanlık hizmetini model proje olarak
deneceyecektir.
Federal hükümet en kısa zamanda, zorla evlendirilmelerin kapsamı ve boyutuyla ilgili istatistiksel
bilgi düzeyini artıracaktır.
projeleri ile pekiştirilmektedir. Programa 2007 ile
2013 arasındaki teşvik dönemi için daha yüksek bir
finansman hacmi sağlanması söz konusudur.
■
Federal hükümet «Sosyal Şehir» isimli program
kapsamında alınan önlemler için, yıllık finansal yardımlar sunmaktadır. Programın üçte bir
giderlerini Federal hükümet karşılarken, eyaletler
ve yerel yönetimler geri kalan üçte ikilik kısmını
üstlenmektedirler. Bu programla göçmenlerin
uyumu da desteklenmektedir. Bu kaynaklardan
ayrıca, sosyal uyuma destek veren model projeler
de finanse edilmektedir. Bu destek sürdürülecek ve
gelecekte de, bugünün seviyesinde tutulacaktır.
«Sosyal Şehir» isimli programın bütünsel sosyal
mekan anlayışı, uzmanlık alanına göre, politikaların ve önlemlerin birbirine bağlantılı olarak, konular üstü yaklaşımla ele alınmasını gerektirmektedir. Tarafların ortak girişimi, federal düzlemde
de, programların koordinasyonu ve mevcut eylem
imkânları ve teşvikler hakkında geniş çaplı bilgi
aktarımı ile gerçekleşmektedir.
Bunun ötesinde federal hükümet, Sosyal Şehir
kapsamında yer alan bölgelerde «İstihdam, Eğitim
ve Yerinde Katılım» isimli bir program yürütmekte,
ve bu programa Avrupa Sosyal Fonu’ndan kaynak
akmaktadır. Böylece sosyal alandaki hedefe yönelik kümeleşme, istihdam ve nitelik kazandırma
Kültür ortak yaşamımızın önemli bir temelidir ve
farklı kökene sahip insanlar arasında bağ oluşturmaktadır. Göç alan toplumların şekillendirilmesi aynı
zamanda kültürel anlamda bir görevdir. Bu açıdan,
kültürel çeşitlilikle ilgili uygun tavır, gerekli ve bir çok
insan tarafından henüz öğrenilmesi gereken bir yetkinliktir. Federal hükümet, faaliyetlerini göçmenlerin
kültürel uyumu üzerinde yoğunlaştırmış olup, ağırlık
noktasını kültürel eğitime vermektedir. Kültürel
uyumu desteklemek amacı ile federal hükümet, diğer
projelerin yanı sıra,
■
bu konuyu daireler üstü temel bir ödev olarak ele
almak için «Kültür ve Uyum» isimli bakanlıklar
arası bir çalışma grubu oluşturacaktır.
■
uyum fikrini teşvik prensipleri arasına alacak ve
kendisinin kültürel projelerin taşıyıcısı olduğu
durumlarda bu hedeflere öncelik verecektir.
■
International Council of Museums (ICOM)/Uluslararası Müzeler Birliği düzleminde «Müze – Göç – Kültür – Uyum» isimli çalışma grubunun kurulmasını
önerecektir.
■
Altı ayda bir gerçekleşen Alman-Fransız Bakanlar
Kurulu Toplantıları ve «Kültürler Arası Diyalog
2008 Avrupa Yılı» çerçevesinde, Fransa ve Büyük
Britanya ile kültür politikası alanında uyum ve
kültürel eğitime yönelik deneyim alışverişini ve
hükümetler arası işbirliğini yoğunlaştıracaktır.
Spor yolu ile uyum
Spor, farklı kökene sahip insanların dostça ve sportmence bir araya gelmelerine önemli ölçüde katkı
sağlar. Spor uyum alanında motor görevi görür.
19
Spor kulüpleri ve federasyonları uzun yıllardan
beri göçmenlerin uyumuna gayet doğal bir destek
sağlamaktadırlar. Federal hükümet, spor aleminin,
göçmen kökenli ailelerden gelen bireylerin uyumuna gösterdiği gönüllü faaliyeti takdir etmekte ve
desteklemektedir.
Göçmenlere yönelik spor faaliyetleri, tüm göçmenler
için sosyal, kültürel, dil ve uzaklık açısından ulaşılabilir ve cazip olmalıdır. Belirli hedef gruplarına yönelik
faaliyetler, özellikle göçmen ailelerden gelen kadınlar
ve kızlar için önemli bir rol oynamaktadır. Yerinde
sunulan ve kamuya açık faaliyetler, klüplerin yanı sıra
iyi bir başlangıç oluşturmaktadır.
atölyeleri kapsamında, televizyon için hazırlanan
bütünleştirici ve yenilikçi program formatlarına destek sağlamaktadır. Hükümet bunun için
Grimme-Enstitüsü, Civis Medya Vakfı, Deutsche
Welle ve Uyum ve Televizyon isimli federal bazdaki
girişimle işbirliği yapmaktadır.
■
Federal hükümet Dışişleri Bakanlığı’nın ErnstReuter-Girişimi kapsamında, Türk ve Alman
medyasının, bir atölye çalışması veya üst düzey
televizyon sorumlularının katıldığı Türk-Alman
Televizyon Konferansı gibi işbirliği girişimlerine
verilecek teşvikleri incelemektedir.
Yurttaşlık angajmanı yolu ile uyum
■
■
■
Federal hükümet 1989 yılından beri «Spor yolu ile
uyum» programına destek vermektedir. Bu program sayesinde geçen 18 yıl zarfında, sporun uyum
potansiyeli ile ilgili geniş bilgi edinilmiştir. Federal
hükümet bu deneyimlere dayanarak, «Spor yolu ile
uyum» isimli programın etkinliğini gelecekte daha
da artırmak istemektedir. Hükümet bununla ilgili
olarak, programın elde ettiği sonuçların değerlendirilmesine yönelik, geniş kapsamlı bir bilimsel
araştırma yürütecektir.
Bunun yanı sıra spor alanında çok fazla sayıda
uyum projesi bulunmaktadır. Farklı programlar
arasındaki tecrübe alışverişini artırmak ve projelerin birbirleri ile koordinasyonunu sağlamak amacı
ile federal hükümet bölgeler üstü ve bölgesel projelerin belgelendirilmesi amacı ile bir bilgilendirme
platformu oluşturacaktır.
Federal hükümet, spor dünyasının kültürler arası
açılım yönünde gösterdiği çabalarını «Uyum
Forumu. Biz de katılıyoruz.» isimli kamuoyu kampanyası ile desteklemektedir.
Uyum, sivil toplumun çok yönlü katkıları olmadan
gerçekleşemez. Yurttaşlık angajmanı, sosyal dayanışma sağlar ve uyum için başarılı bir katalizatör
görevini görür. Eşit haklara sahip şekilde topluma
katılma ve topluma şekil verme yönündeki somut
tecrübe, kimlik oluşumuna olumlu etki eder ve kişinin
eylem yetkinliğini artırır. Göçmen ailelerden gelen
bireylerin bulundukları toplumun derneklerinde,
birliklerinde, kurum ve kuruluşlarında olduğu gibi,
göçmen kuruluşlarında gösterdikleri gönüllü faaliyetler, çok yönlülüğü giderek artan toplumumuzu
zenginleştirmektedir.
Ancak gönüllü faaliyetlerin teşvike ve hedefe yönelik yönlendirmelere de ihtiyacı vardır. Bu anlamda
federal hükümet, politikalarını giderek artan biçimde
göçmenlerin ve kuruluşlarının eşit katılımının teşvikine yöneltecektir.
■
Federal hükümet kendisi tarafından hazırlanan
programlarda, yine hükümet tarafından desteklenen alt yapı ve genel ağ kurma projeleri ile
ihalelerin yanı sıra, kurul ve uzmanlık kurullarına
yapılacak atamalarda, göçmenlerin veya onların
kurduğu organizasyonların uygun katılımını
sağlayacaktır.
■
Federal hükümet, altyapı projelerinde kültürler
arası açılımın ve ağ kurulmasının yoğunlaştırılmasını teşvik kriterine dönüştürecek ya da bunları
teşvik anlaşmalarında özellikle güvence altına
alacaktır. Kurumsal olarak teşvik edilen kurumların, personel geliştirme konseptleri ile projelerde
göçmenlerin eşit haklara sahip şekilde katılımını
sağlamaları talep edilecek.
■
Eşit katılımın sağlanması, en çok göçmen organizasyonlarının desteği ve nitelik kazanmalarını
gerektiren bir süreçtir. Federal hükümet, proje
geliştiren göçmen organizasyonlarına nitelikli
yardım sunacak ve bunun için göçmen organizasyonlarının kuracağı ağları destekleyecektir.
Medya yolu ile uyum
Medya göçmenlerin kamu önünde nasıl algılandıklarını belirlemekte ve uyum konusundaki görüş
oluşumunu etkilemektedir. Bu nedenle medyaya özel
bir sorumluluk düşmektedir. Gerek kamuya gerekse
özel girişimcilere ait medya grupları, göçmenlerin
toplumsal uyumları yönünde geniş çaplı önlemler
almışlardır. Bunun için kendilerine özellikle teşekkür
borçluyuz. Haber ve program yapımının bağımsız
olduğunu ve medya politikasının eyaletlerin yetki
alanında olduğunu göz önünde bulundurarak, federal
hükümet, medyanın uyum politikası açısından sağladığı katkıya diğerlerinin yanı sıra aşağıdaki önlemlerle destek vermektedir.
■
20
Federal hükümet prodüktörlerin, program planlamacısı ve geliştiricilerinin yer aldığı düşünce
21
Eyaletler, görüş birliği içinde kapsamlı bir uyum politikası anlayışını benimsemektedirler.
Eyalet Yönetimlerinin Ulusal Uyum
Planı’na Katkıları
Hep birlikte daha çok uyuma doğru
Uyumun toplumumuzun birlikteliği ve gelecekte var
olabilmesi açısından öneminin bilincinde olan eyalet
yönetimleri, Ulusal Uyum Planı’na ortak katkıda
bulunmaktadırlar. Bu anlamda, eyalet yönetimleri
geçen yıllar içerisinde çok farklı önlemleri bir araya
getiren ve eşgüdüm sağlayan uyum politikasına yönelik genel konsept ve prensipler geliştirmişlerdir. Eyalet
yönetimleri gerek eyalet ve gerekse yerel yönetimler
bazında, tartışma süreçleri başlatmış ve bunlara erkek
ve kadın göçmenlerin yanı sıra farklı toplumsal grup
ve organizasyonların katılmalarını sağlamışlardır.
Eyalet yönetimleri, Ulusal Uyum Planı insiyatifinden dolayı Federal Başbakan’a teşekkür ederler. 14
Temmuz 2006 tarihli Uyum Zirvesi’ne yapılan davetle,
tüm devlet kademeleri ile sivil toplum tarafından
yürütülen ve hem yoğunluğu hem de yaygınlığı
açısından Almanya’da o ana kadar ulaşılamamış bir
tartışma süreci başlatıldı.
Bu diyalog ile, uyum politikasının hedefleri ve temel
içeriği hakkında daha iyi bir anlaşma sağlandı. Bu
noktada göçmenlerin ve onların kurduğu organizasyonların çalışma gruplarının işleyişine dahil edilmeleri ve onların aktif katılımı önemli bir rol oynamaktadır. Bu kişilerin gönüllü faaliyetleri Ulusal Uyum Planı
üzerindeki çalışmalarda önemli ölçüde belirleyici
olmuştur.
Bu bağlamda eyalet yönetimleri, çalışma gruplarında görev alan tüm katılımcılara teşekkürlerini
ve ifa ettikleri çalışmaları için takdirlerini sunarlar.
Eyaletler, çalışma gruplarının hazırladıkları kapanış
raporlarını ilerideki uyum politikalarının tasarlanmasında kullanacaklar ve başlatılan diyalog sürecini
canlı tutacaklardır.
Federal hükümet, eyalet ve yerel yönetimler, uyum
politikalarında ortak sorumluluk taşımaktadırlar. Öte
yandan ne federal hükümetin, ne de eyalet ve yerel
yönetimlerin tek başına başarılı bir uyum politikası
sürdürmeleri mümkün değildir. Ancak ve ancak
22
federal hükümet, eyalet ve yerel yönetimler ve sivil
toplumun işbirliği ve organize çabaları etkin, pratik
ve vatandaşlara yönelik bir uyum politikasının yürütülmesini sağlayabilir.
Eyalet yönetimleri, federal hükümet, yerel yönetimler
ve sivil toplum ile birlikte yürütecekleri işbirliğinin
başarıya ulaşması yönünde üstlenecekleri sorumluluğun farkındadırlar. Tüm eyaletlerde uyum politikası, Federal Almanya için geleceğe yönelik merkezi
toplumsal bir görev olarak görülmektedir.
Uyum ancak yerinde başarıya ulaşabilir. Göçmen
kökenli insanların uyum sürecinin başarılı olup
olmayacağı belediyeler, kent ve semtlerde belli olur.
Fırsatlar ve sorunlar burada ortaya çıkar. Toplumsal
hayata katılan herkesin barışcıl ve eşit haklara sahip
olarak birlikte yaşamalarının temeli belediyelerde
yatar. Eyalet yönetimleri, yerel yönetimlerin sağladıkları çeşitli katkıları takdir etmektedirler ve bunların
geliştirilmesi için belediyelerle birlikte çalışacaklardır.
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği’ nin
Ulusal Uyum Planı’na yaptığı katkı, belediyelerin
sorumluluklarının bilincinde olduklarını ve göçmen
kökenli bireylerin uyum sürecini şekillendirme potansiyellerini sunmaya bundan sonra da hazır olduklarını
göstermektedir. Eyaletler, Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği’ nin sağladığı katkının, Ulusal
Uyum Planı’nın bir parçası haline getirilmesini talep
etmektedirler.
Eyaletler görüş birliği içinde, uyum politikasının
kararlılıkla, toplumun tüm katmanlarını ilgilendiren
çapraz bir görev olarak algılanması, buna uygun olarak organize ve koordine edilmesi gerektiğini düşünmektedirler. Uyum politikası, alınan politik önlemlerin genel toplamından çok daha ötesidir. Uyum, eyalet
politikasının tüm katmanlarını ilgilendirir ve tüm
birimler tarafından ele alınması gerekir.
Eyaletler geçtiğimiz yıllarda, uyumun artan önemine yönetim yapılarını uygun hale getirerek yanıt
vermişlerdir.
Eyaletler aynı şekilde uyum ile ilgili farklı önlemleri
daha organize biçimde birbirine uyumlu hale getirme,
bunları genel konseptlere oturtma ve kendi sorumluluklarını kesin olarak belirleme yönündeki faaliyetlerini sürdüreceklerdir. Bu bağlamda tüm eyaletler için
«Hedef Birliği – Yöntem Çeşitliliği» prensibi geçerlidir.
16 ayrı eyalette göç ve göçün, uyuma yönelik doğurduğu taleplere ilişkin farklı politik, sosyal ve altyapısal şartlar mevcuttur. Bu şartlar doğrultusunda
bir dizi uyum politikası prensibi geliştirilmiştir.
Uyum politikası iki büyük farklı görev içermektedir. Bütün eyaletlerin karşılaştığı bir büyük görev,
Almanya’da dünyaya açıklığı, hoşgörüyü ve barış içerisinde bir arada yaşamayı pekiştirmektir. Diğer görev
ise, özellikle Almanya’nın batı eyaletlerinin uyum
açığının giderilmesidir. Göçmen kökenli bireylerin ve
bu arada eğitim imkânlarına yeterince ulaşamayan
katmanlara dahil olan «misafir işçi aile»lerinin büyük
bir kısmı bu eyaletlerde yaşamaktadır. Bu kişilerin
gelecek perspektifi ve elbette bu kişilerin çocukları ve
dolayısı ile ülkemizin gelecek perspektifi açısından
eğitim, çalışma hayatı ve sosyal politikalar için önemli
çabalar gösterilmesi gerekmektedir.
Değişik eyaletler arasında, göçmen kökenli insanların sayısı, bu insanların özellikleri, uyum altyapısı ve
uyum politikası açısından alınacak önlemlere ilişkin,
büyük farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılık ve çeşitlilik, Federal Almanya’nın sahip olduğu federal yapının bir sonucu ve tabii ki gücüdür. Aynı zamanda, eyaletler uyum politikası ile ilgili olarak belirli prensipler
doğrultusunda anlaşmaya varmış ve bununla ilgili
olarak 7 Temmuz 2006 tarihinde Eyalet Meclisi’nde
karar alınmıştır. Ancak eyaletler arasında kullanılan
kavramlar arasında da belirli farklılıklar bulunmaktadır. Tüm eyaletler çok katmanlı bir durum olan göç
gerçeğinin dilimize de yansıtılması ve sadece yabancı
ve Alman kavramları arasında ayırım yapmakla
yetinilmemesi yönünde çaba sarf etmektedirler. Tüm
eyaletler, gerek kişilerin kökenleri ile ilgili niteliklerini ve gerekse aidiyetini göz önünde bulunduran bir
tanımlama çabası içerisindedir. Eyalete bağlı olarak
«göçmenler», «göçmen kökenli insanlar» veya «göçmen geçmişli insanlar» gibi tanımlar tercih edilmektedir. Elinizdeki bu durum tespit raporunda sözü
geçen kavramlar, eşanlamlı olarak kullanılmaktadır.
Eyaletler, federal hükümet ve sivil toplum örgütleri ile
birlikte yürüttükleri yakın işbirliğinin yanı sıra, eyaletler arasındaki diyaloğa süreklilik kazandırılmasını
şart olarak görmektedirler. Burada amaç, uygulamadaki olumlu veya olumsuz deneyimlerini paylaşmak
ve anlamlı ve mümkün olacağı görülen durumlarda
ortak stratejiler geliştirmektir.
Bu nedenle eyaletler Ulusal Uyum Planı üzerindeki
ortak çalışmadan sonra işbirliklerini geliştirme ve «iyi
uygulama» doğrultusunda, uyum politikası ile ilgili
program ve önlemler konusunda düzenli bir bilgi
alışverişini sağlama taahhüdünde bulunurlar.
Eyaletlerin uyumdan sorumlu bakanları/senatörleri,
Ulusal Uyum Planı’nın hayata geçirilmesi aşamasında ve uyum politikası ile ilgili güncel soruların ele
alınmasında bundan sonra da biraraya geleceklerdir.
Adı geçen yetkililer, Kuzey-Ren Vestfalya eyaleti ile
Schleswig-Holstein eyaletlerini, 2008 yılının ilk üç ayı
içersinde, 16 ayrı eyalette elde edilen iyi uygulama
örneklerinin tanıtımının yanı sıra, gelecekteki işbirliğinin biçim ve yönteminin görüşüleceği bir toplantıya
davet etmekle görevlendirmişlerdir.
Uyum ile ilgili sorumluluk, farklı eyaletlerde farklı
bakanlıklara dağıtılmıştır. Bundan bağımsız olarak
uyum politikasının yönetim organizasyonu açısından farklı eyaletler arasında bağlantılar bulunmaktadır. Bir dizi eyalette işin koordinasyonu (Kabine
Kurulu, Müsteşarlar Kurulu, Bakanlar arası Uyum
Çalışma Grubu) özel komisyonlara bırakılmış olup, bu
komisyonlar ilgili birimlerin gösterdikleri faaliyetler
arasında daha iyi koordinasyon ve yönlendirme sağlamakla görevlendirilmişlerdir.
Bakanlıklar arasında kurulan ağın ötesinde, çok
sayıda eyalette farklı yapılara sahip kurullar olup,
bu kurullarda eyalet hükümetlerinin temsilcileri ile
sivil toplum örgütü temsilcileri – örneğin ekonomiden, sendikalardan, bilim çevrelerinden, sosyal refah
kuruluşlarından, kilise ve dini cemaatlerden, göçmenlerin kurdukları organizasyonlardan vb.– yapılandırılmış bir diyalog sürecinde bir araya toplanmış
bulunmaktadırlar.
Bunun da ötesinde, bazı eyaletlerde uyum, yabancılar ve Alman asıllı göçmenlerden sorumlu görevliler
çalışmaktadırlar. Kısmen, yerel yabancılar ya da uyum
sorumlularının eyalet çapında örgütlenmiş çatı örgütleri mali açıdan desteklenmekte, kısmen de göçmenlerin yabancılar ya da uyum meclislerine katılımına
dair varolan olanaklarının, katılımı teşvik etmek ve
yerel yapılarla daha iyi bir bütünleşme sağlamak amacıyla daha çok geliştirilmesi istenmektedir.
Yürütülen çok sayıdaki uyum politikasına yönelik
program ve önlem ile ilgili saptama ve öneriler, İkamet Yasası’nın 45. maddesi doğrultusunda eyaletlerin
de aktif rol aldığı federal bazdaki uyum programı
kapsamında gerçekleştirilmektedir.
Uyum, eyaletlerin görüşüne göre tek yanlı bir uyum
süreci olmayıp aksine bir yandan göçmenlerin, öte
yandan da onları kabul eden toplumun dürüst bir
diyaloga açık olmasını gerektirir. Eyaletler, uyumdan,
insanların dostça yan yana yaşamalarından çok daha
23
fazlasını anlamaktadırlar. Uyum, karşılıklı bir saygı
kültürünü şart koşar.
Bu noktada teşvik ve talep etme prensibi geçerlidir. Bu
prensip bir yandan göçmenler ve ailelerinin yetenek
ve potansiyellerini ortaya koymalarını ve bunun için
de uyum önerilerinden faydalanmalarını anlatır. Göçmenler, kendi güçleri ile bir noktaya ulaşamadıkları
anda, kendilerini kabul eden toplumdan dayanışma
ve destek elde edeceklerdir.
Eyaletler Alman dilinin yeterince bilinmemesi, sosyal
alanların birbirinden görülür biçimde ayrılması ve
göçmenlerin kendi etnik gruplarına özgün ortamlara
geri çekilmelerini, başarılı bir uyuma en büyük engeller olarak görmektedirler. Bunun sonuçları okulda,
meslek eğitiminde zorluklar, yüksek işsizlik oranı ve
de kısmen dini motifleri olan uyum düşmanı akımların güçlenmesidir.
Eyaletler uyum politikasının sadece devlete düşen bir
görev olmadığını, sivil toplum örgütlerinin de aktif
katılımına olduğu kadar, göçmenlerin bireysel olarak
uyuma hazır olmasına bağlı olduğu yönünde görüş
birliği içerisindedirler.
Eyaletler bu ülkede yaşayan herkesin bu ülkenin
anayasası ile eyaletlerin anayasalarını açık bir şekilde
benimsemesini ve ülkemizde geçerli olan temel hak
ve değerlere, özellikle de demokrasi, hukuk devleti,
insan onurunun korunması, kendi geleceğini tayin
hakkı ve kadın erkek eşitliği olmak üzere, saygı göstermesini beklemektedirler.
Uyum ancak devlet ve topluma ait kurumların da
göçmenlere açık olması ve göç gerçeğinin gereklerini
yerine getirmeleri durumunda başarıya ulaşabilir.
Bunun için eyaletler, yönetim birimlerini kültürler
arası diyaloğa açmayı hedeflemektedir. Buna, bütün
kamu hizmetlilerine yönelik nitelik kazandırma
önlemlerinin alınması ve göçmen kökenli insanların
oranının artırılmasına dair çabalar dahildir (bakınız S.
27, «İşveren olarak Eyaletler»).
Eyaletler görüş birliği içerisinde eğitime ve Alman
dilinin okul öncesi çağda öğrenilmesine büyük önem
vermektedirler.
Eyaletler uyuma destek veren dil eğitimi teşvik
konseptlerinin içeriklerini geliştireceklerdir. Tüm
çocuklar için dil beceri durumunun mümkün
olduğunca erken dönemde tespiti de bu açıdan
değerlendirilmelidir.
Özellikle son yıllarda tüm eyaletlerde kamuoyu, halk
içerisindeki dini çeşitliliğe doğru giden gelişmeyle
birlikte, uyum politikası açısından doğan zorluklara
karşı daha bilinçli haldedir. Eyaletler bu konudaki
kültürel egemenliklerinden kaynaklanan özel sorum-
24
luluklarının bilincinde olup, bu bağlamda özellikle
Müslümanların kurdukları örgütlerle yapısal ve kalıcı
bir diyalog arayışı içerisine girmişlerdir.
Eyaletler büyük bir maddi yatırımda bulunarak,
önemli çabalar sarf etmekte ve çok farklı genel ve
özel uyum teşvikleri sunmaktadırlar. Eyaletlerin
ortak görüşüne göre mevcut altyapı yeterince güçlü
olup, göçmenlik öyküsü bulunan insanların uyum
potansiyelinin artırılmasına önemli ölçüde katkıda
bulunmaktadır.
Aşağıdaki metinde eyaletler, Ulusal Uyum Planı için
geçerli olan uyum politikası bağlamında harekete
geçilmesi gereken noktalarla ilgili olarak, ortak
konumlarını ortaya sermektedirler. Burada belirtilen politik görüş ve önlemlerin çapı ve gerçekleşme
zamanı, eyalet parlamentoları tarafından serbest
bırakılan bütçe imkânlarının izin vermesi koşulu ile
ifade edilmişlerdir.
Yerinde uyum
Uyum, yerinde gerçekleşir! Göçmen kökenli olan ve
olmayan kişilerin karşılaşmaları kent ve beldelerde,
semt ve yerleşim birimlerindeki komşuluk ortamlarında olur. Uyumun başarılı olup olmadığı beldelerde
görülebilir. Uyumun başarıları ve tabiî ki sorunlar da
en belirgin şekilde buralarda hissediliyor. Bu nedenle
uyum, kişinin yaşadığı yerde, kamu yönetimlerinde,
çalışma yerinde, okullarda, çocuk yuvalarında ve
göçmenlerin katkıları ile amacına ulaşır.
Sosyal alanda gelişim
Eyaletler, merkezi uyum politikası unsurları olarak
beldelere büyük önem vermektedirler. Bağlı bulunduğu ilçeleri olmayan kentler, ilçe ve beldeler, büyük
bir personel ve finansal kararlılıkla uyum vazifesini
üstlenmektedirler.
Bu noktada eyaletler, farklı beldelerdeki uyumun
gereksinimlerinin mevcut sosyal yapı ve göç eden
halkın sayısı ve bileşimi doğrultusunda önemli farklılıklar gösterdiğini saptamışlardır. Uyumun başarıya
ulaşabilmesi için, göç eden insanların sosyal mekan
yoğunlaşmalarının doğurduğu sorunların üstesinden
gelinmesi gerekmektedir. Sosyal mekandaki gelişme
açısından Avrupa Birliği, federal hükümet ve eyaletlerin entegre kent gelişimi ile ilgili programları son
derece önemlidir. Bu anlamda eyaletler, artırılan
teşvik imkânlarının çok daha güçlü biçimde uyum
yönünde kullanılması için çaba göstereceklerdir.
Eğitim yolu ile uyum
Eğitim, uyumun başarılı olmasında en önemli kaynaktır. Devletin üstlendiği eğitim ve öğrenimin en
temel alanlarından birisi de, yetişen nesil için genel ve
mesleki eğitim hakkını teminat altına almak, kişiliğin
serbestçe gelişimini teşvik etmek, çocuk ve gençleri
geniş çaplı biçimde toplum ve meslek hayatında üstlenecekleri görevlere hazırlamaktır. Eyaletler arasında
anayasanın yüklediği bu görevin, özellikle göçmen
kökenli öğrencilere karşı da yerine getirilmesi gerektiği yönünde derin bir mutabakat vardır. Gençlik ve
Eğitim Bakanları Konferansının şu ana kadar aldığı
kararlar temelinde eyaletler aşağıdaki fikirleri
savunmaktadırlar.
Anaokullarında erken dönemde teşvik
Eyaletler günlük çocuk bakım kurumlarının, eğitim görevine okul öncesi eğitim kapsamında şekil
kazandırmak ve uygulanmasını sağlamak için ortak
bir çerçeve oluşturmak üzere zaten uzlaşmışlardır .
Bu çerçeve tüm eyaletlerde mevcut eğitim ve yönlendirme planları ile eyalet düzeyinde somutlaştırılacak,
içi doldurulacak ve genişletilecektir. Bu ortak çerçeve kapsamında eyaletler yorumlama ve uygulama
anlamında kendilerine en uygun yolu izleyeceklerdir. Ana okulu seviyesindeki uygulama çabalarının
ön planında temel yetkinliklerin aktarılması ve
kişisel kaynakların geliştirilmesi ve pekiştirilmesi
bulunmaktadır.
Dil eğitimi, çocuk yuvalarına verilen eğitim görevinin yerine getirilmesinin önemli bir unsurudur. Bu
nedenle dil eğitiminin teşvik edilmesi, bütünsel ve
çocuğun bireysel ihtiyaçlarına uygun olarak değerlendirilmelidir. Bu teşvikin başarılı olabilmesi için çocuğun çevre ile ilişkisine yansıtılmalıdır. Bu nedenle de
mümkün olduğunca erken ve düzenli olarak başlamalı ve sistematik bir yapıya sahip olmalıdır.
Teşvikin çocuk yuvalarında mümkün olduğunca
erken dönemde başlaması, gerek nitelik ve gerekse
nicelik yönünden ihtiyaca uygun bir bakım imkânını
gerektirmektedir. Dil eğitiminin teşvik edilmesi
bağlamında eyaletler, dil eğitimi konusunu verilen eğitim hizmetleri kapsamında çapraz bir görev
olarak çocuk yuvalarının konseptlerine aktarmayı
amaçlamaktadırlar.
Çocuk yuvaları ve ilk okullar için ortak ya da yakın
bir ilişki ile birbirine bağlı eğitim ve öğretim planları
tüm eyaletlerde hazırlanmıştır veya hazırlanmak
üzeredir. Çocuk yuvalarının dil eğitimini teşvik
imkânları ile ilk okula giriş aşamasındaki beklentiler
arasındaki uyumun sağlanması son yıllarda önemli
ölçüde artış göstermiştir. Dil becerilerinin tespitine
yönelik yöntemler ya da dil yeteneği ile ilgili okul
öncesi gözlemler ve buna bağlı olarak ihtiyaç halinde
sağlanan destek, aradan geçen dönem içerisinde tüm
eyaletlerde uygulanmakta veya planlama aşamasındadır. Bu anlamda eyaletler nerede ise tamamen veya
yüksek oranda göçmen kökenli çocukların devam
ettiği kurumlara, etkin bir telafi edici özelliğe sahip
dil eğitimini sağlamak için ek teşvik önlemleri alınmasını amaçlamaktadırlar.
İyi uygulama örnekleri ile ilgili bilgiler edinmek
amacı ile eyaletler bu önlemlerin başarısını sürekli
olarak denetlemeyi ve ulusal rapor oluşturma çerçevesinde, eyaletlere yönelik raporlar temelinde bilgi
alışverişine girmeyi amaçlamaktadırlar. Dil eğitimine
yönelik teşvik önlemlerinin uygulamaya geçirilmesi
için eğitmenlere nitelik kazandırılması kaçınılmazdır. Eyaletler şu an itibarı ile bu nitelik kazandırma
önlemini hayata geçirmeye yönelik farklı önlemleri
gözden geçirmektelerdir. Eyaletler, bu konularda alacakları kararları kendi aralarında düzenli bir şekilde
yaptıkları bilgi alış verişine dahil etmeyi taahhüt
ederler.
Dil eğitiminin teşviki/Okullarda çok dillilik
Alman dilinin eğitim ve iletişim dili olarak mutlak
önemi üzerinde mutabakat bulunmaktadır. Aynı
şekilde Alman dili konusunda eksiklik gösteren tüm
çocuklara, kendilerine ders ve eğitime eşit haklarla
katılma imkânı veren bir ek eğitim verilmesi yönünde
de mutabakat bulunmaktadır. Eyaletler bunu tüm
öğretmenlerin ve derslerin yerine getirmesi gereken
bir görev olarak kabul etmekte olup kendi yetki alanlarında, tüm okul formlarında ve tüm okul kademelerinde, ihtiyaç duyulması halinde destekleyici dil
eğitimi verilmesi için çaba göstermeyi amaçlamaktadırlar. Aynı şekilde önümüzdeki beş yıl boyunca, tüm
öğretmenlerin dersteki dil eğitimi görevlerini yerine
getirebilmeleri için gerekli olan meslek içi eğitim
programlarını sunmayı taahhüt etmektedirler.
Alman dilinin öğrenilmesinin yanı sıra, tüm eyaletler
çocuklar ve gençler için çok dilli olarak büyümenin
önemini tanımaktadırlar. Bu, göçmen kökenli çocuk
ve gençlerin kökenlerine veya ailelerine ait dilleri
de kapsamaktadır. Bu anlamda günlük okul hayatında çok dilliliği uygun biçimde dikkate alan uygun
önlemler saptanmalıdır. Eyaletler ulusal eğitim
raporları bazında, çok dilliliğin teşvik edilmesi konusunda sürekli bir görüş alışverişine girmeyi taahhüt
etmektedirler.
Ebeveyn çalışmaları
Eyaletler ebeveynlerin okullarda gösterdiği uyumu
teşvik edici çabaların önemini takdir etmektedirler. Özellikle geçmişi göçmen kökenlere dayanan
ebeveynlerle çalışmaların güçlendirilmesine ilgi
göstermektedirler.Eyaletler öncelikle, ebeveynlere
yönelik çalışma kapsamında, göçmen dernekleri ile
birlikte ortak bir açıklama yapmak niyetindeler. Eyaletler, göçmen kökenli aileler, çocuk yuvaları ve diğer
kurumlar arasında dil ve kültür köprüsü oluşturacak
olan çok dilli, gönüllü ebeveynlerden faydalanılması
ve kendilerine nitelik kazandırılması olanağını incelemektedirler. Eyaletler, erken yaşta eğitim, erken yaşta
25
yuvaya devam ve dil gelişimi konularını kapsayan,
ebeveynlere yönelik, sistematik ve hedefe yönelik broşür ve bilgilendirme kitapçıklarının devreye sokulmasından yanalar.
Tüm gün okullar
Tüm gün öğrenim veren okullar öğrenme, eğitim
ve yetiştirme için daha fazla zaman sunmaktadırlar. Tüm gün süren okullar özellikle sosyal yönden
dezavantajlı konumda ve eğitimden uzak ailelerin
çocukları için dil, kültür ve sosyal açıklarını kapatma
doğrultusunda büyük bir fırsat sunarlar. Eyaletler
düzenli aralıklarla, tüm gün süren eğitim şeklinde
genel eğitim veren okulların gelişimi ile ilgili istatistiksel raporlar hazırlamaktadırlar.
öğrencilerin sayısını azaltmak ve göçmen kökenli
çocuk ve gençlerin ortalamasını diğer kız ve erkek
öğrencilerin genel ortalamasına indirmek hedefini
gütmektedirler. Bazı eyaletler kendi yönetimleri
altındaki okullarla hedef mutabakatları belirleyecek, diğerleri ise farklı projeleri deneyeceklerdir.
Bu önlemlerin etkinliği üzerine eyaletler, düzenli
aralıklarla bilgi paylaşımında bulunacaklardır. Aynı
zamanda hepsinin ortak hedefi mevcut okul sistemlerinin kendi içerisindeki geçişkenliğini etkin şekilde
teşvik etmektir. Burada da gelecekte göçmen kökenli
çocukların ve gençlerin ileri eğitime geçiş oranları
sistematik olarak saptanacak ve sayılarının diğer
tüm çocuk ve gençlerin oranına eşitlenmesi hedef
alınacaktır.
Uyumun teşvik edildiği bir yer olarak okul
Eyaletler, federal hükümet tarafından finansal olarak
desteklenen tüm gün eğitim veren okul programını,
2009 yılına kadar belirlenen kapsamda sürdürecek ve
tüm gün eğitim veren okulların oranını sürekli olarak
artıracaklardır. Bunun da ötesinde eyaletler, düzenli
olarak eğitim raporlarında tüm gün eğitim ile ilgili
gelişmelere yer vermeyi taahhüt etmektedirler.
İşbirliği
Eyaletler çocukların daha iyi teşvik edilmesi açısından yuva ve okullar arasında işbirliğinden yanadırlar.
Bu işbirliği, gençlere yönelik yardım kurumlarının
konseptine ve okul çalışmalarına, örneğin okul programlarına dahil edilmelidir.
Okul başarısının ve okul sisteminin
geçirgenliğinin artırılması
Eyaletler arasındaki farklılıklardan bağımsız olarak
sınıfını tekrar eden, okulu yarım bırakan ve herhangi
bir diploma almadan okuldan ayrılan öğrencilerin
sayısı, Alman okullarında çok yüksektir. Bundan ise
en çok göçmen kökenli çocuk ve gençler ve yine bu
grup içerisinde de genç erkekler ve genç erkek çocukları etkilenmektedir. Eyaletler PISA-araştırmasının ilk
sonuçlarının açıklandığı günden itibaren bu durumun farkındadırlar ve bu durumun düzelmesi için
belirli önceliklere sahip faaliyet alanları geliştirmişlerdir. Elbette bu noktada kısa süreli başarılar beklenmemelidir, çünkü bunun için sadece başarıyı esas
alan bir desteği öngören okul kültüründen, bireysel
teşvik ve desteği daha çok dikkate alan bir okul kültürüne geçişte, zihniyet değişikliği gerekmektedir.
Eyaletler, kendi yönetimleri altındaki okullarda başarı
oranlarının artırılmasına yönelik alınan iyileştirme
önlemlerini, etkinlikleri açısından sürekli olarak
denetleyecekler ve ulusal eğitim raporları çerçevesinde düzenli olarak bu konuda rapor hazırlayacaklardır. Eyaletler ortak şekilde, önümüzdeki beş yıl
içerisinde okulu yarım bırakan ve sınıfını tekrar eden
26
Çocuk yuvaları, okul ve yüksekokullar uyumun en
başarılı şekilde uygulandığı yerlerdir. Buna rağmen
uyum otomatik olarak kendiliğinden gerçekleşmez.
Uyum taraflardan yüksek oranda istek, zaman, çaba
ve açıklık ister. Bu anlamda eyalet hükümetleri yüksek oranda göçmen kökenli çocukların ve gençlerin
devam ettiği okullarda uyum çalışmasını gerektiği
ölçüde yürütebilmek için daha fazla çaba sarfedilmesi
gerektiğinin bilincindedirler.
Bu açıdan bu okullar için öğrenci sayısının azaltılması, öğretim personelinin artırılması veya öğretim
görevlilerinin gençlere sağlanan yardımlar alanından
sosyo-pedagojik uzmanlarca desteklenmesi biçiminde de olsa, özel kaynaklara ihtiyaç duyulduğu
yönünde mutabakat bulunmaktadır. Bu okulların özel
donanımlı personele ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu
ihtiyaca bir yandan özel kültürler arası yetkinliklere
sahip personel (örneğin uyum rehberleri) ile, öte yandan göçmen kökenli öğretim görevlileri, eğitmenler
veya sosyal danışmanların sayısının artırılması ve de
tutarlı bir meslek içi eğitimle yanıt verilebilir. Kültürler arası yetkinliklerin edinilmesine yönelik modüller,
öğretim görevlilerinin eğitimi için belirlenen yeni
standartlara şimdiden dahil edilmişlerdir. Eyaletler burada belirlenen önlemleri hızla uygulamaya
koyacaklardır.
dırılmasında göçmen kökenli gençlerin yoğunlukta
olduğu sınıflardaki özel koşulların dikkate alınmasını
denetleyeceklerdir.
Eyaletler yüksek oranda göçmen kökenli genç öğrencileri bulunan meslek okullarının da gereken çapta
uyum çalışması yapabilmek için desteğe ihtiyaçları
olduğunun bilincindedir. Bu okulların da özel bir
takım ihtiyaçlarının sağlanması konusunda mutabakat vardır. Bu, öğrenci sayısının düşürülmesi, göçmen
kökenli öğretim elemanlarının sayısının artırılması,
öğretim elemanlarının okullarda verilecek sosyal
destek veya uyum rehberleri gibi kültürler arası
yetkinliğe sahip personel aracılığıyla desteklenmesi
şeklinde olabilmektedir. Dil eğitiminin teşvik edilmesine yönelik önlemler, ihtiyaç olması halinde meslek
eğitimi veren okullarda da sunulacaktır. Gençlerin
çok dilli olmaları özellikle mesleki eğitim aşamasında
büyük bir önem kazanmaktadır. Bu özellik, mümkün
olduğu ölçüde mesleki bazda geliştirilmeli ve meslek
eğitimi görenlerin ilerideki çalışma alanlarında daha
güçlü olmalarına yol açmalıdır.
Bilim üreten yeni neslin tespit edilmesi
Almanya «en iyi düşünen» beyinlerin kazanılmasına yönelik bir rekabet içerisindedir. Almanya’nın
yeni fikirler merkezi olarak korunması ve daha da
geliştirilmesi ve nüfus yapısındaki dönüşüm dikkate
alındığında, burada büyüyen ve göçmen kökenli
insanların ve buraya göç eden yüksek nitelikli elemanların potansiyelinin daha iyi tespit ve teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu noktada önemli olan üstün
yeteneklerin sahip olduğu potansiyeli sonuna kadar
kullanabilmektir; eğitimlerini Almanya’da alanların
lise diplomasını almaları ve yüksek öğretim görmeleri
yönünde daha güçlü motive edilmeleri gerekmektedir.
Bu anlamda eyaletler, yurt dışından yüksek öğrenim
için gelenlerin başarı oranlarını artırabilecek şekilde
desteğin verilmesini gerekli görmektedir. Bu durum
sadece Alman dilini öğrenmede ve bu dilin pratiğini
geliştirmede destek verilmesini değil, aynı zamanda
danışmanlık, destek ve rehberlik programlarına destek verilmesini de kapsamaktadır.
Mesleki eğitim ve meslek eğitimi veren okullar
Kültürel eğitim
Göçmen kökenli gençler dual eğitim sistemine geçişte
büyük zorluklar yaşamaktadırlar. Genel eğitim
veren okullardaki mesleki yönlendirmenin amacı,
bilhassa katı ve cinsiyete bağlı meslek tercihlerinin
aksine geleceğe yönelik meslek alternatiflerini sunmaktır. Mesleki eğitim veren okullarda eğitim için
kullanılan mesleki uzmanlık diline büyük bir önem
atfedilmektedir. Eyaletler dil eğitiminin mesleki
kullanıma yönelik bu yönüne büyük ağırlık vermektedirler. Yönetimler şu ana kadar alınan önlemlerin
kapsamını ve etkinliğini ve personele nitelik kazan-
Kültürel eğitim uyum sürecini desteklemektedir.
Eyaletler giderek daha açık hale gelen bir dünya
toplumunda kendi ülkelerinde farklı kültürleri tanıyabilmeyi özel bir fırsat olarak görmektedir. Farklı
kültürlerin başarılarına açık olmak karşılıklı anlayış ve saygıya hizmet eder. Bu düşüncenin kültürel
eğitimin tüm alanlarında kabul görmesi gerekmektedir. Eyaletler bu görüşü özellikle kamuya ait eğitim
ve öğretim kurumlarının konseptlerinde dikkate
alacaklardır.
Çalışma hayatına uyum
Toplumsal uyum açısından çalışma, merkezi bir
öneme sahiptir. Her ne kadar iş dünyasına yönelik
politika, federal hükümetin yetki alanında olsa da,
eyaletler de bu politikaya çeşitli biçimlerde katkıda
bulunmaktadırlar.
Çalışma piyasasına yönelik programlar
Kişi ve işletme esaslı bir istihdam teşviki ve göçmen
kökenli kişilere mesleki nitelik kazandırılmasının
hedefi, bu kişilerin meslek eğitimi ve iş piyasasına
etkin ve uygun bir şekilde girebilmelerini sağlamaktır.
Eyaletler, Avrupa Sosyal Fonları’nın mesleki uyuma
yönelik açtığı imkânları son derece yararlı bulmaktadırlar. Eyaletler, özellikle eyaletlere özel ve çalışma
hayatına yönelik programlar çerçevesinde, çalışma
piyasasına yönelik uyumu desteklemektedirler.
İşveren olarak eyaletler
Eyaletler, işveren olarak da üstlendikleri görevin bilincindedirler. Kendi imkânları çerçevesinde göçmen
kökenli personelin oranını nitelik, yetenek ve verimliliği göze alarak artırma gayreti içersindedirler. Bu
yönetimler dil ve kültürler arası becerilerin yeterince
dikkate alınmasını hedeflemektedirler.
Mesleki eğitim fırsatları
Eyaletler «Mesleki Eğitim ve Nitelikli Eleman Yetiştirmeye yönelik Ulusal Antlaşma» kapsamında okuldan meslek hayatına geçişin daha iyi yönetilmesi,
mesleki eğitim düzeyi ile meslek seçimine yönelik
olarak, genel eğitim veren okullarda daha iyi hazırlık
yapılması ve bu bağlamda özellikle göçmen kökenli
gençlerin bir mesleki eğitim yeri aramada desteklenmesi yönünde taahhütte bulunmuşlardır. Uygulamanın günlük okul hayatına daha yaygın biçimde
aktarılması ve uygulama veya işbirliği sınıflarının
oluşturulması ve böylece yeterince verim sağlayamayan öğrencilerin teşvik edilmesi de bu kapsamdadır.
Gençlere nitelik kazandırmak ve kendilerine staj
yeri, meslek eğitim yeri bulunması ve çalışma hayatına girişlerini sağlamak için idare, okullar, gençlik
kurumları, yerel esnaf, iş ajansları, ortak çalışma
grupları/tercihe bağlı beldeler ve diğer aktörler (örneğin göçmenlerin kendi kurdukları organizasyonlar,
göçmenlerin işveren dernekleri ve medya gibi) arasında işbirliğine gidilmesi ve ağların kurulması için
girişimde bulunulmakta ve destek sağlanmaktadır.
Yabancı diplomaların tanınması
Eyaletler, göçmenler tarafından yurt dışında edinilen
okul, eğitim ve mesleki eğitim diplomalarının iktisadi
açıdan daha iyi değerlendirilmesi gerektiği görüşündedirler. Bu yaklaşım, duruma göre bu diplomaların
27
kısmen tanınmasını veya ek nitelik kazandırma
önlemlerini de kapsayabilir.
İş kurma ve mesleki eğitim verme potansiyeli
Eyaletler göçmen kökenli insanların serbest çalışma
ve işyeri açmaları konusunda büyük bir potansiyele
sahip olduklarını görmektedir. Bilgi ve danışma
imkânlarını – bunun henüz yapılmadığı yerlerde –
daha kuvvetli oranda bu hedef grubuna yöneltmek
istemektedirler. Eyaletler çok daha fazla sayıda
göçmenlik öyküsüne sahip erkek ve kadın işletmeci
tarafından yürütülen işletmelerin mesleki eğitim
adına kazanılmaları için çaba sarf edeceklerdir.
Uyum kursları
Eyaletler kendi yetki alanları ve imkânları dahilinde,
uyum kurslarının başarı düzeylerinin artırılması
için katkıda bulunacaklardır. Yönetimler, uyum
kurslarının başarısını sağlamak için Yabancılar
Dairesi, çalışma grupları/tercihe bağlı beldeler, kurs
düzenleyicileri, Göç ve Mültecilerden Sorumlu Federal
Daire’nin Yerel Koordinatörü ve göç olgusuna özel
danışmanlık hizmetleri arasındaki koordinasyonu
artıracaklardır.
leri katkıyı önemsemektedirler. Eyaletler genç kızların
bu şekilde kendileri ve toplum için oluşturdukları
fırsatları görmektedirler. Bu nedenle yönetim birimleri genç kız ve kadınların sahip oldukları eşit katılım
haklarını sürdürülebilir bir şekilde güçlendirmeyi
görev bilmektedirler. Eyaletler genç kız ve kadınların
kendi kaderlerini tayin hakkını ve bu potansiyelden
tam anlamıyla faydalanmalarını desteklemektedir.
Eyaletler göçmen kökenli yaşlı insanların bu tür
hizmetlere ulaşımını kolaylaştırmak için gösterdikleri
çabaları artıracaklar ve örneğin hedefe yönelik bilgilendirmeler yaparak yaşlılara yönelik çalışmalarda
ve bakım hizmetlerinde belirli kültürlerin getirdiği
hassasiyetlere gereken saygının gösterilmesini
sağlayacaklardır.
Hakların korunması
Yurttaşlık angajmanı ve eşit katılım yolu ile
uyum
Genç kız ve kadınların kendi hak ve potansiyellerini
geliştirme imkânlarının, özellikle de serbestçe meslek
ve eş seçimi haklarının kısıtlanması durumunda, eyaletler bu tür haksızlıkları engelleme, kriz yönetim ve
destek temini gibi uygun önlemler almayı bir sorumluluk kabul etmektedirler.
Sağlık
Sağlık her insanın kişisel ilgisinin odak noktasını oluşturur. Sağlık sistemi, kökeni ne olursa olsun bağımsız
olarak her bir halk grubuna açıktır. Ancak eğitimden
uzak kalmış ve sosyal yönden zayıf sayılabilecek,
göçmen kökenli bireyler sağlık koruması ve sağlık
bakımı ile ilgili programları diğer bireylerden daha az
kullanmaktadırlar.
Uyum kurslarının kalıcılığı
Eyaletler uyum kurslarına ek destek veren önlemlerin,
dil eğitiminin kalıcılığı ve çalışma hayatına katılım
için zorunlu olduğu görüşünü paylaşmaktadırlar.
Ortak ve yan projeler olarak adlandırılan bu önlemlerin başarılı olması için, imkanları çerçevesinde
katkıda bulunmaktadırlar.
28
Eyaletler, özellikle kitle sporları alanında spor merkezlerinin inşa, yenileme ve modernizasyon giderlerini
finanse etmektedirler. Bunun ötesinde eyaletler sportif faaliyetleri çok farklı yöntemlerle, örneğin «Spor
yolu ile uyum» gibi programlara katkıda bulunarak
desteklemektedirler. Uyumun teşvik edilmesi ile ilgili
mevcut yapılar spor kulüpleri ile daha sağlam bağların kurulmasından önemli faydalar elde edebilirler.
Eyaletler bu ilişkileri daha güçlü bir şekilde ilerletmek
istemektedirler.
Eyaletler göçmen kökenli bireylerin sağlık sisteminden aldıkları payı, sistemin kültürler arası açılımının
genişlemesiyle de iyileştirmeyi savunmaktadırlar.
Özellikle bu kişilerin sağlık programlarına erişimi,
sağlık konusundaki bilgileri ve yetkinlikleri artırılmalıdır. Eyaletler bu tür erişim bariyerlerinin kaldırılmasına yönelik proje ve girişimleri destekleyecek
ve işbirliği yaptıkları partnerleri ile hedef gruplarına
yönelik projeleri genişletecek ve bunları hayata
geçireceklerdir.
Eyaletler, her yaş grubunda göçmenler tarafından ve
göçmenler adına klasik dernek, dernek konfederasyonu, kilise ve dini cemaatler ile göçmenlerin kendi
adlarına kurdukları derneklerde gösterilen gönüllü
angajmanın, sosyal istikrara önemli katkılar sağladığının bilincindedirler. Göçmen kökenli olan veya
olmayan bireylerin ortaklaşa yürüttükleri yurttaşlık
angajmanı, bu bireyleri bünyesine kabul eden toplumun artan çeşitliliklerle baş etmesi ve değişikliklerin
üstesinden gelebilme yeteneğini de artırır.
Medya toplumsal uyum süreci konusunda çok büyük
bir sorumluluk taşımaktadır. Medya göç ve uyum
konusunda bireylerin görüş oluşturmasında belirleyici bir özelliğe sahiptir. Medya organları toplumsal
gruplara bir platform sunmakta ve bu platform
aracılığı ile mevcut ön yargıların daha da derinleşmesini sağlayabileceği gibi bu konuda aydınlatıcı da
olabilmektedir.
Aynı olgu engelli göçmenlere yönelik imkanlar için de
geçerlidir.
Takdir kültürü
Eyaletler medya organlarına, özellikle kamu kontrolü
altındaki medya organlarına uyum konusunda her
zamandan büyük bir merkezi rol düştüğü görüşünü
paylaşmaktadırlar. Eyalet başbakanları bu nedenle
2006 yılının Ekim ayında ARD ve ZDF kanallarına,
2007 Haziran ayına kadar program ve program
formatlarının uyum sürecine ek bir katkıda bulunmalarını sağlayacak biçimde nasıl geliştirilebilecekleri
ve bunun nasıl uygulamaya geçirilebileceği yönünde
öneriler getirmeleri için ricada bulunmuşlardır. Eyaletler sunulan bu önerileri uygulanabilirlik açısından
gözden geçireceklerdir.
Göçmen kökenli yaşlı insanlar
Erişim bariyerlerinin kaldırılması
Eyaletler çok sayıdaki göçmen kadının aile, meslek,
komşuluk ortamı ve toplum içerisindeki uyuma yönelik katkılarını takdirle karşılamaktadır. Yönetimler,
özellikle göçmen kökenli genç kızların okul hayatı,
mesleki eğitim alanı ve meslek yaşamında gösterdik-
Sporun teşvik edilmesi
Kültürler arası açılım
Kadın ve genç kızlar
Hakların pekiştirilmesi
Eyaletler sporun çok önemli bir uyum gücüne sahip
olduğu konusunda görüş birliği içerisindedirler. Bu
anlamda yönetim birimleri uyum konsept ve prensiplerinde, sporun öneminin altını çizmektedirler.
Spor bireylere takım ruhu, adalet duygusu ve kabul
edilmişlik hissi vermekte, önyargıların yıkılmasına ve
öte yandan farklı sosyal ve kültürel kökenden gelen
insanlar arasında köprüler oluşturmaktadır. Sportif
faaliyet insanlara sosyal takdir ve çok çeşitli başarı
deneyimi sağlamaktadır. Bu açıdan sportif faaliyetin
teşvik edilmesi şiddet ve aşırı sağ görüş ile mücadelede etkin bir katkı sağlamaktadır.
Özellikle göçmen kökenli olan ve olmayan insanların
ortak yurttaşlık angajmanı, karşılıklı kabullenmeyi ve
toplumsal dayanışmayı arttırır. Yurttaşlık angajmanı
kişinin gönüllü olarak taahhütte bulunması, kamu
önünde sorumluluk alması ve ağların kurulması
esasına dayanır. Kimlik oluşturucu bir etkisi vardır ve
bireysel iş görme yetkinliğini arttırır.
Erken dönemde uyum kurslarına katılım
Uyum kurslarının belirlenmiş amacı, uyuma ihtiyaç duyan göçmenleri mümkün olduğunca erken
dönemde bu kurslara göndermektir. Oluşturulan
ağa çocuk yuvaları, okullar, gençlere yönelik yardım
kurumları ve yaşanılan sosyal alanda faaliyet gösteren kurumlar (örneğin konut işletmeleri) da dahil edilerek «daha önceden Almanya’ya gelmiş göçmenlerin»
uyum kurslarına daha kolay ulaşmaları sağlanmalıdır.
Modern toplumların sosyal dayanışması bir yandan
piyasalardaki ekonomik davranışlar, öte yandan da
politik davranışlar ve devlet yönetimi tarafından tek
başına sağlanamaz. Sosyal dayanışmanın yurttaşlık
angajmanının geniş bir yelpazeye yaygın biçimlerine ihtiyacı bulunmaktadır. Çok sayıda sivil toplum
kuruluşları ve organizasyonlarının çalışmaları eyalet
ve beldelerin sosyal yapısı üzerinde özel bir şekilde
belirleyici olup, başarılı bir uyumun ön koşulunu
oluşturmaktadır.
Spor yolu ile uyum
Göçmen kökenli yaşlı insanların halk içerisindeki
oranı ve mutlak sayıları gelecekte giderek artacaktır. Aynı zamanda bu kişilerin önemli bir kısmı, bu
imkânlar kendilerine açık olmasına rağmen yaşlılara
yönelik hizmetlere, bakım hizmeti ve kurumlarına
erişememektedirler.
Eyaletler bir takdir kültürü talep etmektedirler.
Bu kültür, bireylerin olağanüstü faaliyetlerinin takdir
edilmesi ile gerçekleşebileceği gibi aynı şekilde, başarıya ulaşan uyum projelerine ödül verilmesi biçiminde
de tezahür edebilir. Bunun dışında eyaletler gönüllü
faaliyet gösteren vatandaşların uyum konusundaki
yetkin görüşlerinin uygun birimlere, örneğin eyalet
uyum danışmanlığı veya komisyonu gibi birimlere
seçilmeleri ile yansıtılmasına önem vermektedir.
Medya
Program ve yapılar
Eyaletler dernek, konfederasyon, kilise, dini cemaatler ve göçmenlerin kendi kurdukları organizasyonların kültürler arası diyaloğa açılmalarını gerekli
görmektedir.
29
Uyumun gözlemlenmesi
Veri kalitesi
Uyumun, göç ve uyum süreçlerinin izlenmesi ve tarif
edilmesini ve alınan teşvik önlemlerinin etkinliğinin
değerlendirilmesini mümküm kılan göstergelere ihtiyacı vardır. Mevcut istatistiklerde kullanılan Alman
ve yabancı ayrımı, uyum süreci seviyesinin değerlendirilmesinde çok kısıtlı olarak işe yaramaktadır.
2005 yılından beri yürütülen mikro nüfus sayımında,
mevcut durumun istatistik açısından tespitine yönelik
daha kapsamlı imkânlar kullanılmaktadır. Bu sayede
bireyin vatandaşlığının yanı sıra, göçmen kökenini
de saptamak mümkün olmaktadır. Eyaletler bu yeni
veri niteliğini (geçerli sonuçlar bekledikleri yerlerde)
kendi uyum yönetimlerine aktarmayı amaçlamaktadırlar. Eyaletler uyum gözlemleme konusuna, federal
bazdaki uyum programının hazırlanması çerçevesinde özel bir önem göstereceklerdir.
Yerel Yönetim Organizasyonları
Federal Birliği’nin katkısı
Nihai notlar
Önsöz
Uyum, toplumun birlikteliği ve gelecekte de var olabilmesi açısından merkezi bir öneme sahiptir. Eyaletler Ulusal Uyum Planı’na yaptıkları katkı ile bu talebe
tam bir görüş birliği içinde ve gönülden katıldıklarını
göstermişlerdir.
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği Ulusal
Uyum Zirvesi ile başlatılan diyaloğu memnuniyetle
karşılamakta ve göçmen kökenli insanların uyumunu
daha çok iyileştirme ve mevcut uyum eksikliklerinin
giderilmesi yönünde katkıda bulunmaya hazır olduğunu beyan etmektedir.
Kent, ilçe ve belediyeler uyum alanında taşıdıkları
büyük sorumluluğun bilincindedirler. Kendilerinden
talep edildiği gibi, göçmen kökenli bireylerin uyumuna şekil vermeye yönelik potansiyellerini hayata
geçirmeye hazır bulunmaktadırlar. Bazı beldelerde
halkın yaklaşık % 30’u göçmen kökenlidir. Bu gelişme
– demografik gelişme açısından da – gelecek yıllarda
da devam edecektir ve uyum çabalarını sürdürme
ve en iyiye doğru geliştirme yönünde bir vesile
oluşturmaktadır.
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal
Birliği’nin özyükümlülükleri
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği beldeler bazında yürütülen uyum süreçlerinin devamı ve
güçlendirilmesi için, uyum çabalarının sürdürülebilirliğine ortak katkıda bulunma amacıyla,
■
üyelerine örneğin tecrübe ve en iyi uygulama paylaşımı yolu ile önerilerde bulunup bilgi sunma,
■
bu suretle uyum çabalarına eşlik etme,
■
üyelerini önerilerle destekleme ve
■
belde bazındaki değişiklik ihtiyaçlarını federal
hükümet ve eyaletler nezdinde savunmak için
sözcülük yapma
yükümlülüğünü üstlenir.
Uyumun başarılı olabilmesi için sadece göç alan
toplumun uyuma istekli olması değil, aynı zamanda
göçmen kökenli insanların da uyuma hazır olmaları
gerekmektedir.
Uyum Zirvesi ile uyum konusuna ülke genelinde
hakettiği yerin verilmesi başarıldı. Beldeler, yıllardan
beri uyum görevini üstlenmiş ve uyum ve toplumsal
barışa önemli katkı sağlamışlardır. Çok sayıda iyi
örneklerle, yerel çerçevede başarılı uyum önlemlerinin çeşitli şekilleri sunulmaktadır. Bu çeşitlilik gelecekte de korumamız gereken, yerel özerk idarenin
taşıdığı potansiyelin bir kanıtıdır.
1.
Belediyeler üstü bir görev olarak uyum
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği üyeleri
alanında ve üye organizasyonlarına,
■
uyuma belediye politikaları açısından büyük önem
verilmesini, uyumun yerel yönetimlerde daireler
üstü bir görev olarak görülmesi ve taşıdığı öneme
uygun konumda ele alınmasını,
■
yerel ihtiyaçlara uygun genel nitelikli yerel
yönetim stratejilerinin geliştirilmesi ve bunların
sürdürülmesini
önermektedir.
30
31
2.
Yerel ağların desteklenmesi
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği üyeleri
alanında ve üye organizasyonlarına,
■
■
toplumsal, politik ve iktisadi aktörlerin daha
güçlü ağlar kurması doğrultusunda yoğunlaşmalarını, gerekirse ağ kurulması yönünde girişimde
bulunmalarını,
bu bağlamda kendi imkanları çerçevesinde farklı
uyum çabaları arasında eşgüdüm ve uyum sağlanması için merkezi aktör rolüne geçmelerini
önermektedir.
3.
Yönetimin kültürler arası açılımı
5.
Dil ve eğitim
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği üyeleri
alanında ve üye organizasyonlarına,
■
bir kılavuz olarak göçmenleri, federal düzeyde ve
eyaletler tarafından sunulan eğitim olanakları
konusunda desteklemeleri (örneğin mevcut programlar hakkında bilgilendirerek) ve bu olanaklardan faydalanmalarını sağlamalarını,
8.
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği üyeleri
alanında ve üye organizasyonlarına,
■
■
■
belde bazında alacakları önlemlerle eğitim programlarını tamamlamaları ve
■
bu programları federal hükümet ve eyaletlerin
programları ile bağlantılı hale getirmelerini
6.
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği üyeleri
alanında ve üye organizasyonlarına,
■
çalışanlarına müşteri memnuniyetini ve yönetim
kademesindeki kültürlerarası yetkinlik ihtiyacına
daha etkin karşılık verebilecek biçimde meslek içi
eğitim vermelerini
■
(Alman Sosyal Kanunu II) SGB II uyarınca yerine
getirmekle yükümlü olduğu görevler itibari ile
göçmen kökenli bireylerin mesleki uyumunu ek
önlemler ile desteklemelerini,
önermektedir.
■
işveren olarak da mesleki uyuma doğrudan katkıda
bulunmalarını
4.
önermektedir.
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği üyeleri
alanında ve üye organizasyonlarına,
■
■
■
■
■
göçmenler için, göçmenlerle birlikte ve göçmenler
tarafından yürütülecek sosyal faaliyetlerin desteklenmesi ve teşvik edilmesini,
göçmen kökenli bireylerin daha güçlü biçimde
sosyal ve politik hayatın farklı alanlarında karar
ve uygulama süreçlerine katkıda bulunmalarını
sağlamalarını ve
bu sürece kadın göçmen nüfusun da katılması için
çaba göstermelerini,
göçmenlerin bilgiyi yaygınlaştırma ve uyuşmazlıklarda moderatörlük yapma yetilerini daha fazla
dikkate almalarını
önermektedir.
32
7.
Yabancı düşmanlığına karşı gönüllü
faaliyetin pekiştirilmesi
■
aşırı akımlara karşı ve hoşgörü yanlısı olarak kurulan yerel ağları desteklemelerini
önermektedir.
10. Bilgilendirme ve değerlendirme
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği üyeleri
alanında ve üye organizasyonlarına,
■
bireyleri yerinde sunulan uyum programları hakkında gereğince bilgilendirmelerini,
■
yerel uyum politikalarının verimliliği ve kaynaklarının etkin kullanımı doğrultusunda uyum çabalarını belgelendirmelerini, değerlendirmelerini ve
gerekmesi halinde optimize etmelerini
önermektedir.
Mesleki uyum
göçmen kökenli bireylerin yönetimdeki iştirak
oranını artırmalarını,
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği üyeleri
alanında ve üye organizasyonlarına,
halkı ve yönetimi etnik esaslı ekonominin sahip
olduğu potansiyel hakkında bilinçlendirmelerini
ve yerel ekonomi merkezi konumları için bu potansiyelden faydalanmalarını
önermektedir.
■
Katılım ve yurttaşlık angajmanı yolu ile
toplumsal uyum
belde bazındaki ekonomik teşvik konseptleri kapsamında önemi giderek artan etnik ekonomiye daha
fazla değer vermelerini,
önermektedir.
9.
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği üyeleri
alanında ve üye organizasyonlarına,
Yerel etnik esaslı ekonominin teşvik
edilmesi
şimdiye kadar olduğu gibi, ileride de aşırı ve
yabancı düşmanı akımlarla mücadele etmelerini ve
yabancı düşmanlığına hangi nitelikte olursa olsun
karşı gelmelerini,
Almanya’da bulunan yaklaşık 12.000’den
fazla belediyenin çok farklı özelliklere
sahip olmalarından ötürü, Yerel Yönetim
Organizasyonları Federal Birliği’nin önerileri yerel
şartlara ve sözkonusu herbir belediyenin bütçe
durumuna göre uyarlanması gereken bir çerçeve
sunabilmektedir.
Sosyal alan itibari ile uyum
Yerel Yönetim Organizasyonları Federal Birliği üyeleri
alanında ve üye organizasyonlarına,
■
uyum açığı bulunan sosyal alanlarda semt yönetimi ve ağların kurulması yolu ile halkın farklı
kesimlerinin birlikte yaşamını teşvik etmelerini,
■
kolaylıkla katılabilinen sosyal ve kültürel programlarla semtle bütünleşmeyi güçlendirmelerini ve
buradaki yaşam kalitesini artırmalarını,
■
dezavantajlı konumdaki semtlerin desteklenmesine yönelik teşvik olanaklarından yararlanmaları,
örneğin federal hükümet ve eyaletler tarafından
yürütülen «Sosyal Şehir» programı ile Avrupa Sosyal Fonlarından (ESF) daha çok faydalanmalarını
önermektedir.
33
Çalışma Gruplarının Sonuçları – Giriş
Ulusal Uyum Planı’nın hazırlanması için federal
hükümet on ilgi alanında – her biri farklı bir federal bakanlık tarafından koordine edilen – altı ayrı
çalışma grubu oluşturmuştur. Bu noktada çalışmalar
özellikle de göçmenler dahil olmak üzere, tüm katılımcıların eşit haklara sahip olması şeklinde yürütülmüştür. Çünkü burada önemli olan, daha iyi uyuma
doğru götürecek bir süreci birlikte başlatmaktı.
Yürütülen yoğun görüşmelerde çalışma grupları
durum tespitinde bulundular, hedefler belirlediler ve
uyumu teşvik eden önlemleri ifade ederek bunları bir
sonuç raporunda özetlediler. Kamu ile sivil toplum
örgütlerinden gelen 376 temsilci konunun ehli olarak
ve canla başla çalışmıştır; ki bu çalışma grupları
göçmenler, eyalet yönetimi temsilcileri, yerel yönetim
ve önemli sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden
oluşmuştur.
Federal hükümet başından itibaren tüm katılımcıların bağlayıcı yükümlülüklerde bulunmalarına özen
göstermiştir. Bu hedefe kısmen çalışma gruplarında,
kısmen de daha sonraki aşamalarda ulaşılmıştır.
Hazırlanan raporlar çalışma gruplarının çok sayıda
eylem ve proje önerisinin yanı sıra, yaklaşık 400
kadar gayet somut ve en başta sivil toplum aktörleri
tarafından olmak üzere doğrudan çalışma grupları
çerçevesinde ifade edilen yükümlülükleri içermektedirler. Doğaları gereği çalışma grupları raporlarında
ifade edilen üstlenilen yükümlülüklerin kapsam ve
önemi birbirinden farklıdır. Bunların her biri önemli
ve uyuma somut katkı olarak, memnuniyetle kabul
görmüştür. Bu nedenle metinler aşağıda, olduğu gibi
değiştirilmeden yansıtılacaklardır.
Federal hükümet kendi katkılarını çalışma gruplarının raporlarında dile getirmiştir ve federal bakanlar
kurulunun 11 Temmuz 2007’de karara bağladığı
Ulusal Uyum Planı ile ilgili açıklamasında, söz konusu
önlemlerinin ağırlık noktalarını özetlemektedir
(Bölüm 1).
16 farklı eyalet yönetimi çalışma gruplarının elde
ettiği sonuçları değerlendirmeye tabi tutmuş ve bunları, Ulusal Uyum Planı kapsamındaki ve 14 Temmuz
2007’de Başbakanlar Konferansı tarafından karara
bağlanan ortak katkıları için temel almışlardır. Bu
katkıya çalışma gruplarının çalışmalarının yanı sıra
eyalet yönetimlerinin üstlendikleri yükümlülükler de
dahil edilmiş olup, bu yükümlülükler uyum politikası ile ilgili işbirliğini ve uyum politikası açısından
gerekli yapıları da içermektedirler (Bölüm 2).
Yerel Yönetim Organizasyonları, çalışma grubu raporlarında yer alan öneri ve istekleri Ulusal Uyum Planı
kapsamında yaptıkları açıklamada dikkate almışlardır (Bölüm 3).
Kamu tarafından alınacak önlemlerin farklı bölümler halinde sunumu federal hükümet ve eyaletler
arasında anayasadan kaynaklanan yetki dağılımına
uygun düşmektedir. Ulusal Uyum Planı bu görev
dağılımına uygun olarak, sürekli olarak Almanya’da
yaşayan göçmen ailelerinden gelen bireylerin başarılı
uyumu yönünde, federal hükümet, eyalet ve yerel
yönetimlerin aralarında daha da iyi ağların kurulmasını öngörmektedir.
Çalışma gruplarının raporlarında eylem önerileri ile
üstlenilen bağlayıcı yükümlülükler arasında ayrıma
gidilmiştir.
34
35
Konu Alanı 1:
4.1.
«Uyum Kurslarını İyileştirmek»
1. Durum Tespiti
1.1. Uyum Kurslarının Almanya’nın Uyum
Politikasına Dahil Edilmesi
1 Ocak 20005 tarihinde yürürlüğe giren Göç Yasası ile
ilk kez, devletin göçmenlere (yabancılar, Alman asıllı
göçmenler ve Avrupa Birliği vatandaşları) sunduğu
uyum programları devletçe standart biçimde düzenlenmiştir. Uyumun teşvik edilmesine yönelik çabaların temel noktasını ise o zamandan beri uyum kursları
oluşturmaktadır. Bu kurslar, yasal olarak devamlı
Federal Almanya sınırları dahilinde yaşayan yabancıların uyumu için temel olanaklar teşkil ederler. Bu
kursların amacı, Almanya’ya göç eden bireylerin
Almanya’daki yaşama koşulları ile tanışarak üçüncü
bir şahsın yardım ve aracılığı olmadan günlük hayatı
ilgilendiren meselelerde kendi başlarına hareket edebilmeleridir. Bu nedenle uyum kursu, yeterli Almanca
bilgilerinin öğretilmesi için düzeyi Diller İçin Ortak
Avrupa Çerçeve Anlaşması (GER) kapsamında B1 düzeyine denk gelen, aynı süreli bir temel kursundan ve
bir geliştirme kursundan ibaret olan 600 saatlik bir dil
kursunu, bir de 30 saaatlik bir yönlendirme kursunu
da kapsamaktadır. Bu kurs, Almanya’ nın hukuk
düzeni, kültürü ve tarihi ile ilgili temel bilgilerin aktarılmasına hizmet etmektedir.
36
Uyum kursları sayesinde, aynı anda hedef grupları
ile teşvik programları da bir araya getirilerek ilk kez,
kursların içeriği ve yönetimi açısından standartlar
belirlenmiştir. Bunun kapsamına kursu düzenleyen
birimlerin belirli kalite standartlarına göre seçilmesi
ve özellikle de kurs içeriklerinin standart haline getirilmesi için dil didaktiği açısından belirli ölçütlerin
hazırlanması girmiştir. Bunda ilk kez, ara ve mezuniyet dönemi için amaçlanan eğitim hedefleri tespit
edildi ve bu hedefe ulaşıp ulaşılmadığını denetlemeye
ve hedeflere ulaşılmasını kolaylaştırmaya yarayan,
Avrupa standartlarını esas alan, düzey belirleme, ara
ve bitirme testleri de kurs pratiğinde uygulanmaya
başlandı.
Bunun ötesinde uyum kursları ile ilgili hazırlanan
konsept, katılımcıların arasında tahsil durumuna ve
ihtiyaçlarına göre fark gözetilmesini, uyum kurslarında ders veren öğretmenlerin kalifikasyonu hususunda bir talep profilinin hazırlanmasını ve pedagojik
personelin kalifikasyonu için olanakların sunulmasını
öngörmektedir.
Dil teşviğinde tamamen yeni bir nitelik sağlayan bu
sürecin yanısıra, aynı zamanda Göç ve Mülteciler
Federal Dairesi’nin (bundan sonra Federal Daire
olarak geçecektir) yerel koordinatörlerinin faaliyete
geçmesiyle ifadesini bulan ve en başından itibaren
kursları düzenleyen kurumların büyük onayını bulan
bir yardım, danışmanlık ve kontrol sistemi kuruldu.
37
4.1.
1.2. Şu Ana Kadar Elde Edilen Sonuçların
Sayılarla İfadesi
Kurs düzenleyicileri yoğunluğunun sayesinde tüm bölgelerin
kapsanması
Yaklaşık 1.800 kayıtlı kurs düzenleyicisi
Yüksek katılım oranı
360.000 kişi için düzenlenen katılım sertifikası, 16.850 kursta
250.000 katılımcı
Yüksek oranda kadın katılımı
Katılanların % 65’i kadındır
Kurs hedeflerine ulaşım
Kursu bitirenlerin yakl. %45’i Almanca (B1) sertifikalı bitirme
sınavını vermiştir.
Uyum Kursu Yönetmeliği (IntV)’nin 15. maddesinin 1. fıkrası
uyarınca tescil edilen öğretim elemanı
Ek kalifikasyon ihtiyacı olmayan yaklaşık 4.240 öğretim
elemanı
IntV md.15, fıkra 3 uyarınca tescil edilen öğretim elemanı
İstisna izni olan yaklaşık 7.700 öğretim elemanı
Şimdiye kadar yetiştirilen öğretim elemanları
Yaklaşık 1.000 kişi
(bunun 500 kişisi eğitimi tamamlama aşamasındadır)
Öğretim elemanlarının yetiştirilmesine izin verilen kuruluşlar
Resmi olarak kabul edilen 8 kuruluş, 8 kuruluş daha resmi
olarak kabul edilme aşamasında bulunmaktadır
1.3. Sonuçların Değerlendirilmesi
Yabancıların ikameti, çalışması ve uyumu hakkında
yasa uyarınca (İkamet Yasası-AufenthG) federal hükümet 1 Temmuz 2007 tarihinde federal parlamentoya,
uyum kurslarının yürütülmesi ve finansmanı ile ilgili
edinilen tecrübeler hakkında bir rapor sunmak durumundadır. Bu raporun temeli olarak İçişleri Bakanlığı
(BMI), Göç Yasası kapsamındaki uyum kurslarının
değerlendirilmesi ve olası iyileştirme potansiyelleri
ile ilgili bir bilirkişi raporunun hazırlanması için ihale
yapmıştır. Bu raporlar 2006 yılının Aralık ayında
tamamlanıp «www.bmi.bund.de/EvaluierungIntegrationskurse» adresi altında kamuya ulaştırılmıştır
(Rambøll Management tarafından hazırlanan değerlendirme ve bilirkişi raporu). Değerlendirme raporu
sonuçları uyum kursları sisteminin oturduğunu ve
Almanya’nın geniş bir bölümünde kendini kanıtladığını göstermektedir. Bu sistem, tüm göçmenlere
sistematik ve yüksek kaliteli, sadece dil uyumuna
değil, sosyal uyuma da önemli bir katkıda bulunacağını vaad eden bir teşvik sağlamaktadır.
Uyum kurslarının 2005 senesinden beri uygulamaya
geçirilmesinin, Alman uyum politikasının belirgin
bir niteliksel iyileşmesine yol açtığı saptanabilir,
(Rambøll Management, Değerlendirme Raporu
2007 S.i). Uyum kursları, uygulamaya geçirilmeleri
ile birlikte Alman uyum politikasının merkezi aracı
olmuşlardır.
Diğer Avrupa ülkelerinin uyum çabalarına kıyasla
Almanya, uyguladığı uyum kursları sistemi ile, hem
katılımcı başına teşvik edilen eğitim saati, hem de
GER’in B1 düzeyindeki öğrenim hedefi açısından, en
ön sıralarda gelmektedir.
38
1.4. Uyum Kursları ile İlgili Değerlendirmenin
Sonuçları
Değerlendirme raporu, dikkati buna rağmen henüz
optimal olmayan süreçlere de çekip, nerelerde iyileştirme ihtiyacının mevcut olduğunu göstermektedir.
Rambøll Management tarafından hazırlanan bilirkişi
raporu, sistemin optimize edilmesi için mevcut olan
olanakları yedi ayrı faaliyet alanında özetlemiştir.
Faaliyet Alanı 1 «Uyum kurslarının başarısının
kontrolü ve yönetimi»:
Rambøll Management, bağlayıcı mezuniyet testlerinin uygulanmasını ve amaca yönelik bir kontrol
sisteminin kurulmasını önermektedir.
Faaliyet Alanı 2 «Kurs başarısının artırılması»:
Rambøll Management, diğer önerilerinin yanı sıra
ders saati kontenjanlarının esnekleştirilmesi ile B1 dil
düzeyine ulaşımın kolaylaştırılmasını ve kurs düzenleyicileri arasındaki kalite rekabetinin artırılmasını
önermektedir.
Faaliyet Alanı 3 «Yönlendirme kursunun öneminin
artırılması»:
Yönlendirme kursunun öneminin artırılması amacı
ile bir öğretim programının ve standart testlerin
geliştirilmesi ve öğretim elemanlarının eğitimi
önerilmektedir.
Faaliyet Alanı 4 «Kursların gerçekleştirilmesi»:
Almanya’nın tamamını kapsayan ve ihtiyaçlara yanıt
veren bir kurs programının temini, tüm Almanya’nın
kapsanması açısından başarılmıştır. Bilirkişi raporuna
göre, belirli hedef gruplarının kurslara erişiminin
optimize edilmesi ve katılımın kolaylaştırılması ile
ihtiyaçlara uygunluk artırılabilmektedir.
Faaliyet Alanı 5 «Sürdürülebilirlik»:
Rambøll Management sürdürülebilirliğin daha çok
artırılması için, diğer önlemlerin yanı sıra kursların
iş piyasasına yönelik teşvik önlemleriyle daha iyi bağlantılı olmasını, amaca uygun bir şekilde yerel uyum
stratejilerinin kapsamına alınmasını ve göçmenlere
yönelik danışma hizmetleri ile daha iyi işbirliğini
önermektedir.
Faaliyet Alanı 6 «İdari işlemlerin azaltılması»:
Uyum kurslarının hayata geçirilmesi, beraberinde
hem kurs düzenleyicileri, hem de Federal Daire
tarafından yerine getirilmesi gereken, hiç de küçüm-
2. Hedef Belirleme
Uyum kurslarının ilerideki yapısının iyileştirilmesine
yönelik birçok faaliyet önerisi İkamet Yasası, «Yabancılar ve Alman Asıllı Göçmenler için Uyum Kurslarının
Düzenlenmesi Yönetmeliği» (Uyum Kursu Yönetmeliği –IntV) veya federal bütçeyle ilgilidir. Avrupa
Birliği’nin ikamet ve iltica yönetmeliğinin uygulanmasına dair yasa tasarısı kurs hedeflerinin belirlenmesinde daha çok başarı odaklı olunmasını, Sosyal
Yasa (SGB II) uyarınca iş arayanlara temel güvence
ödemeleri yapan kuruluşlara doğrudan yükümlülük üstlenmeleri olanağının tanınmasını, özellikle
uyum ihtiyacı bulunan Alman vatandaşlarının
kurslara katılma olanağının sağlanmasını ve yaptırım
imkânlarının somutlaştırılmasını önermektedir.
Uyum kurslarının bütçe açısından düzenlenmesi ise
bütçe işlemlerine tabidir.
Bu raporun amacı, aşağıda söz konusu olan tekliflerle
uyum kurslarının optimize edilmesidir. Bu anlamda
aşağıdaki liste, nihai bir sıralama olmayıp önem verilmesi gereken noktalara konsantre olmaktadır.
Tüm düzeltmelerin temel kriteri ise, her halükarda
bir an evvel Almanya’nın tamamına hitap eden bir
uyum kursları paketinin geliştirilmesi ve duruma
göre genişletilmesi olmalıdır. Uyum kursu, Almanya
genelinde uyum için standart koymalı ve mümkün
olduğunca çok sayıda göçmene ulaşmalıdır.
Buna bağlı olarak çıkarılan sonuçları bilimsel yönden
temellendirmek ve aynı zamanda uygulanabilir halde
sunmak için federal hükümet bundan sonra, kabul
görmüş ve güvenilir bir danışmanlık ve iş görme
enstrümanı olarak Değerlendirme Komisyonundan
yararlanacaktır.
Değerlendirme Komisyonu, IntV’nin 21. maddesi
uyarınca «Ders planları, ders ve öğretim araçları ile
testlerin içeriğinin değerlendirilmesi, kalite kontro-
4.1.
senemeyecek boyutlardaki yönetim işlemleri getiriyor.
Bazı işlemler Rambøll Management’in görüşüne göre
uygulama açısından gerekli değildir. Bunun dışında
elektronik ortamda sunulan çözümlerin geliştirilmesi
önerilmektedir.
Faaliyet Alanı 7 «Finansman yolları»:
Rambøll Management, bu bağlamda bir ödeme
çekleri sistemi önermektedir. Bu şekilde idari iş
hacmi azalacak ve sistemin daha fazla oranda başarıya odaklanması ile birlikte kurslarda kalite artışı
sağlanacaktır.
lüne yönelik yöntemlerin geliştirilmesi ve uyum kursu
konseptinin geliştirilmesi» için kurulmuştur.
2.1. Kurs Başarısının Artırılması
Uyum kurslarının esas hedefi olan, göçmenlere yeterince Almanca bilgisi verme hedefine şimdilik kursu
bitirenlerin ancak yarısı ulaşmaktadır. B1 düzeyi
GER’ de serbest dil kullanımının ilk kademesi olarak
belirtilmektedir. Fırsat eşitliği ve katılımcılık temeline dayanan uyum taleplerine uyabilmek açısından
B1 dil düzeyi, uyum süreci için zorunlu asgari şartı
oluşturmaktadır.
Yürütülen çalışmanın hedefi, B1 seviyesine ulaşanların oranının önemli derecede artırılmasıdır. Ancak
göçmenler için, sadece genel iletişim dilinde yeterlilik
kazanmaları ile «günlük hayatın tüm meselelerinde
tek başına hareket edebilmeleri» için gereken temel
önkoşul yerine gelmiş sayılmaz. Bu nedenden ötürü,
Alman tarihi, hukuk düzeni ve kültürü hakkında
temel bilgileri vermeyi amaçlayan yönlendirme kursu,
büyük ama genelde henüz tam kavranılmayan bir
öneme sahiptir.
Bağlayıcı testlerin devreye sokulması
■ Seviye tespit sınavı, katılımcının uyum kursunun
kendisine uygun modülüne başlatılması açısından önemli olduğundan çok daha detaylı biçimde
düzenlenmeli ve tüm katılımcıların seviyelerine
uygun bir şekilde sınıflara dağıtılması için kullanılmalıdır. Bunun için test, bir yandan büyük bir
isabetlilikle adayın dil becerisini saptamalı, öte
yandan da öğrenim durumunun seyri konusunda
bir tahminde bulunmaya imkân vermelidir. Seviye
tespit sınavında katılımcının gençlere veya kadınlara yönelik uyum kurslarından birisine katılmasının uygun olup olmadığı konusunda bir tavsiyede
bulunulmalı.
■
Katılımcıların kursa olan ilgilerini korumak ve
hatta artırmak açısından ve ayrıca uyum kursunun
39
4.1.
amacına ne derecede ulaştığı yönünde iyi bir tablo
çizebilmek amacı ile mezuniyet testi, tüm katılımcılar için bağlayıcı olacak biçimde gerçekleştirilmelidir. Bu noktada GER uyarınca A2 ile B1 arası
kademe düzeylerinde kademeli dil beceri testleri
yapılmalıdır.
■
Sözü edilen kademeli dil testi hazırlanana veya
2009 yılında Almanya’nın tamamını kapsayacak
biçimde devreye girene dek, 2008 yılı için Değerlendirme Komisyonu tarafından A2 düzeyinin
saptanmasına da izin veren bir düzenleme getirilmelidir. A2 düzeyi Alman sertifikası testinde
alınan puanlarla saptanamayacağı için, bir A2
testi uygulanması şeklinde geçici bir düzenleme
bulunmalıdır.
Ders saati kontenjanlarının esnek hale getirilmesi
ve katılımcı sayısının sınırlandırılması
Kursta elde edilen başarının artırılmasına, özellikle
de öğretim hedefi olan B1 dil düzeyinin erişimine
yönelik olarak, ihtiyaca uygun ve en fazla 900
ders saatine kadar varan esnek ders saatleri öngörülmektedir. Aynı şekilde katılımcıların sayısının
kabul edilebilir bir sayı olan 25’in altında kalması
amaçlanmaktadır.
■
Genel Uyum Kursu (temel program)
Usulüne uygun uyum kursuna katılan, fakat devam
etmelerine rağmen 600 ders saatinde B1 düzeyine
erişemeyen katılımcılara 300 saate kadar varabilecek ek ders saati kontenjanı tanınabilir.
■
Özel hedef gruplarına yönelik uyum kursları ve özel
kurslar
Özel hedef gruplarına (Madde 13 IntV) hitap eden
uyum kursları veya özel kurslar hedef gruplarının
özel öğretim ihtiyacını hesaba katmak zorundadır.
Ayrıca her bir hedef grubunun ihtiyaç duyduğu
eğitimin kapsamı özel olarak saptanmalıdır.
➤
➤
40
Gençlere yönelik uyum kursları, amacına
uygun olarak mesleki eğitim, yükseköğrenim
ve mesleki hayata hazırlayan 300 saatlik ek bir
modülü kapsamalı. Bu tür kursları düzenleyenler, staj ve kurs sonrasında meslek eğitim yerleri
veya başka kalifikasyon önlemlerini sunmalı
veya bu konuda aracılık yapabilmelidir. Bu tür
hizmetler iş ajansları ve iş arayanlara yönelik
temel güvence ödemelerini yapan kurumlar ile
işbirliği içerisinde yürütülmelidir.
Ebeveyn ve kadınlara yönelik kurslar da gene
aynı şekilde, aile ve kadınlara yönelik konulara hitap edilebilmesi ve eğitim sorunlarının
yanıtlanabilmesi için 300 saatlik ek bir modülü
kapsamalı. Ebeveyn ve kadınlara yönelik kurslar
düzenlemek isteyen yerler, nitelikli bir çocuk
bakımhizmeti sunduklarını ispatlamalıdırlar.
➤
Okuma ve yazması hiç ya da yeterli derecede
olmayan katılımcılar, uyum kursu öncesinde
300 saatlik bir okuma yazma kursuna gönderilmelidir (özel kurs).
➤
Öte yandan B1 hedefine 600 ders saatinden
daha kısa sürede erişebilecek katılımcılara buna
uygun bir konsept sunulmalıdır (özel kursyoğun dil kursu). Katılımcıların yoğun dil kurslarına ilgi göstermeleri için özendirici tedbirlere
başvurulmalıdır.
Kurs düzenleyenlerin çoğunluğu Göçmenlere Özel
İlk Danışma Hizmeti (MEB) ve/veya Genç Göçmenlere
Yönelik Danışmanlık Hizmetleri (JMD) ile işbirliği
içerisinde çalışmaktadırlar. Rambøll Management
tarafından hazırlanan nihai rapor ve bilirkişi raporunun gösterdiği gibi, uyum kurslarına katılanlara
sosyo-pedagojik açıdan eşlik MEB ve JMD tarafından
tam anlamıyla ve Almanya genelinde sağlanamamakta ve çoğu kez uyum kurslarında görevli öğretim
elemanları tarafından üstlenilmektedir.
Öğretim elemanlarının ek eğitimi
Öğretimin kalitesi, öğretim görevlilerinin teşvik edilmesini gerektirir. Bu da bir yandan mesleki niteliğin
sağlanmasını, diğer yandan ise uygun ücretlerin
ödenmesini kapsar. Geçici düzenlemenin süresini
kısaltabilmek ve 2010 senesinden önce kursları istisnasız olarak kalifiye öğretim elemanları ile yapabilmek
için, şu anda istisna bir düzenleme kapsamında çalışan (IntV Madde 15, Bölüm 3) öğretim elemanları daha
hızlı biçimde, ek bir eğitimden geçirilmelidir.
Gelecekte daha iyi bir işbirliğinin amacı, sosyopedagojik eşliği daha çok danışmanlık hizmetlerine
aktarmak olmalıdır. İşbirliği anlaşmalarına dayanılarak, danışmanların kurslarda daha çok hazır bulunması ve danışmanlar için kurs düzenleyicilerinin
kendi mekanında görüşme saatlerinin ayarlanması
sağlanmalıdır. Bu durum uyum kurslarındaki öğretim elemanlarının üzerindeki yükün önemli ölçüde
azaltılmasına yol açacaktır ve sosyo-pedagojik danışmanlık hizmetinin MEB ve JMD’nin eğitimli personeli
tarafından üstlenilmesi, danışmanlık hizmetlerinin
kalitesinin artmasına katkıda bulunacaktır.
Bu anlamda uyum kurslarında çalışan öğretim
elemanlarının kendilerinin, yazılı ve sözlü olarak
kusursuz Almanca dilbilgisine sahip olmaları şarttır.
Kursları düzenleyenler, öğretim elemanlarını seçerken bu noktaya dikkat etmelidirler. Haklı olarak bundan şüphe duyuluyorsa, yetkili bölge koordinatörü bu
becerilerin kanıtlanmasını talep edebilir (en azından
C1 dil düzeyi).
Kursları düzenleyenlerin katılımcılarla yakın işbirliği
içerisinde olmalarından ötürü bundan sonra da kurs
düzenleyenlerin sosyo-pedagojik becerilere sahip
olmaları gerekmektedir. Kursların daha iyi donatılması ile birlikte, kurs düzenleyicilerinin hizmetlerinin
temelde kötüleşmemesi hedef alınmaktadır.
Yönlendirme kurslarının değerinin artırılması
Yönlendirme kursu, Almanya’nın hukuk düzeni, kültür ve tarihi hakkında temel bilgileri aktardığından,
bu kursun uyumun başarılı olmasında ve özellikle de
yerleşim izninin verilmesi ile ilgili karar için büyük
önemi vardır.
Bunun ötesinde, bilgi aktarımı ile göçmenlerin yaşadıkları ortam ve sosyal sorumluluk arasında dengeli
bir ilişki kurulmalıdır.
Bu talebe uyabilmek amacı ile bir an evvel standart bir
kurs programı, standart bir mezuniyet testi ile öğretim elemanlarının bilgilerini ilerletmek için uygun
olanaklar sağlanmalı ve pratikte uygulanmalıdır.
Yönlendirme kurslarının ders saatinin artırılması da
amaçlanmalıdır.
Uyum kurslarına eşlik
Uyum kursları uygulamasının başlaması ile birlikte
Alman Dil Birliği’nin kurslarında ve eski garanti
fonlarına göre düzenlenen kurslarda, okul ve mesleki
eğitim alanında şimdiye kadar temel yeri olan kurs
düzenleyicilerinin sosyo-pedagojik eşlik yükümlülüğü devre dışı kalmıştır. İkamet Yasası’nın 45. maddesinin 1. fıkrası, uyum kursunun özellikle göçmenlere
yönelik özel bir danışmanlık programı ile tamamlanabileceğini (bunun gelecekte zorunlu olmasının
amaçlandığını) öngörmektedir.
2.2. Kurs Yönetiminin Optimize Edilmesi
Yoğunlaştırılmış denetleme ve kalite temini
Uyum kursları ile ilgili kontrol işlemleri Federal
Daire’nin erişim imkânlarının artırılması ile daha da
nitelikli hale getirilmelidir.
Süreçlerin yönlendirilmesi ve bunların niteliklerinin
değerlendirilebilirliği için tutarlı bir denetlemenin
yanı sıra, uyum kurslarının bir diğer kalite temin
aracı olarak kurs düzenleyicilerinin tanımlanmış
kalite kıstaslarına göre seçilmelerine daha çok dikkat
eden bir uygulamaya geçilmesi amaçlanmaktadır. Bu
bağlamda başvurulacak bir imkân, kurs açma izninin
verilmesinin ya ilgili eyaletin kurs düzenleyenlerle
ilgili ruhsat kriterlerine ya da kabul görmüş bir kalite
güvenlik sistemine bağlanmasıdır. Ancak kurs düzenleyenlerin çeşitliliğini bundan sonra da sağlamak için,
yeni bir düzenleme, küçük girişimciler için de kurs
açma ruhsatını edinmenin cazip kalmasını temin
etmek zorundadır. Bu konudaki nihai tavsiye, değerlendirme komisyonu tarafından hazırlanacaktır.
Kurs düzenleyenlere izin verilmesine dair diğer kriterler, işe alınan öğretim elemanları için uygun bir ücretin belirlenmesi, uyum kurslarının mesleki ve toplum-
4.1.
sal alandaki eğitim olanakları ile koordine edilmesi,
iş ajansları ve iş arayanlara temel güvence hizmetleri
sağlayan kurumlarla, MEB ve JMD ile işbirliği, diğer
yerel kurumlarla bir ağın kurulması, gereksiz bekleme sürelerinin azaltılması için diğer kurs düzenleyicileri ile ağların kurulması ve uyum kurslarında izin
verilen azami katılımcı sayısına uyulmasıdır.
Kalite temini alanında kullanılacak araçlardan birisi
de, kuralların ihlal edilmesi halinde daha önceden
verilmiş olan iznin iptal edilebilmesidir.
Federal hükümetin somut bir niteliksel atılımı olarak,
Federal Daire’nin bölgesel koordinatörlerinin bu
görevleri yerine getirmek için konuyla ilgili daha iyi
ek eğitim almaları amaçlanmaktadır. Bir an evvel
meslek içi eğitim tavsiye edilmektedir.
Kurs düzenleyicileri arasındaki kalite rekabeti
Her bir kurs düzenleyicisinin niteliği belirlenmeli
ve bu nitelik dışarıdan gelenlere de açık olmalıdır.
Bunun için bölge koordinatörlerinin yerinde yapacakları daha yoğun kontrolleri, yaptırım uygulama
imkânlarını ve kurs düzenleme izni için üç yıllık bir
müddet tayini içeren bir kalite rekabet sisteminin
kurulması amaçlanmaktadır. Bir yıldan daha uzun
süredir hiçbir uyum kursu düzenlemeyen girişimcilerin izinleri iptal edilecektir. Ayrıca azamî katılımcı
sayısı, B1 kurs hedefine erişim, diğer yerel kurs düzenleyicileri ile koordinasyon ve işbirliği, iş piyasasına
yakınlık gibi kaliteyi belirleyen önemli unsurlar kurs
düzenleyicileri arasındaki rekabette daha fazla göz
önünde bulundurulmalıdır.
Yönetim masraflarının sınırlandırılması
Veri koruma ile ilgili hükümler göz önünde bulundurularak, dikkati uyum ihtiyacı olan yabancılara daha
kolay çekebilmek için, bu alanda faaliyet gösteren
tüm birimler arasında söz konusu veri alışverişinin
mümkün olup olmadığı incelenmelidir. Yönetim
işlemleri elektronik veri transferi yolu ile kolaylaştırılmalı ve iş hacmi esasen azaltılmalıdır. Bildiriler,
merkezi olarak Federal Daire üzerinden yabancılar
dairelerine iletilmelidir. Bu özellikle devamsızlık ve
katılımcıların kursu yarıda bırakmaları durumunda
söz konusu olacaktır. Ayrıca gereksiz yere yönetim
işlemlerine yol açan yükümlülüklerin kesin olarak
azaltılması amaçlanmalıdır. Bunun için izlenebilecek
bir yol ise, katılımcının kursa devam etmediği süreler
için kendisinin ödediği payın geri ödenmesi işleminin
iptalidir. Bunun haricinde katılımcıların kursa devamsızlığı ve kursu yarıda bırakmaları ile ilgili saptamalar
yeniden düzenlenmelidir.
Yeni yasal düzenlemelerin uygulamaya geçirilmesinde hangi alternatif yöntemlerin ilgili birimlere
(Federal Daire, kurs düzenleyicileri) hissedilir bir
rahatlama getirebileceği incelenmelidir. Bu konuda
41
4.1.
uygun bir yöntem olarak planlama oyunu tavsiye
edilir.
Uyum kurslarına erişim
Göçmenlerin uyum kurslarına katılma hakları, İkamet Yasası’nda, Sürgün Edilenlere dair Federal Yasa’da
ve Uyum Kursu Yönetmeliği’nde farklı biçimlerde
düzenlenmiştir. Bu farklılık, katılımcının hangi tarihe
kadar kursu bitirmiş olması gerektiğini düzenleyen
standart bir sürenin tespiti ile giderilmelidir.
Çocuk bakımının yoğunlaştırılması
Kursa eşlik edecek biçimde çocuk bakımı, özellikle
annelerin kursa katılmalarını sağlamak ve kursların
yarıda bırakılmasını önlemek için önemli bir şarttır.
Uyum kursları ve özellikle ebeveyn ve kadın uyum
kursları çerçevesinde sunulan kalifiye çocuk bakımı
için uzman elemanların çalıştırılması ile, çocukların
sosyal uyumuna da katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Öte yandan yarı zamanlı kurslarda uzman
personel olmasa da esnek çözümlerden faydalanma
uygulamasının sürdürülmesine olanak tanınacaktır.
Uyum programlarından veya buna paralel olarak
sunulan çocuk bakımından daha yoğun bir şekilde
faydalanılması için, yerel altyapıdan da yararlanılarak
çocuk yuvaları, gençlere yönelik yardım kurumları,
kurs düzenleyicileri, MEB ve JMD ile Federal Daire’nin
bölge koordinatörleri daha yoğun bir şekilde işbirliği
yapmalıdırlar.
2.3. Amaca Uygun Bir Finansman Sistemi
Yeterli finansman
Her bir katılımcı için saat başına ödenecek teşvik
tutarı (saat ücreti) amaca uygun bir finansman sisteminin en temel sorunudur; dolayısı ile, dersin kalitesi
de büyük ölçüde buna bağlıdır. Bunda pedagojik personele yönelik talep profili, ödenen asgarî ders ücreti
ile öğretim elemanlarının gösterdikleri performans
arasındaki bağlantı göz önünde bulundurulmalıdır.
2,05 Euro düzeyindeki saat ücreti Rambøll Management tarafından yapılan değerlendirmeye göre yetersiz görülmekte ve özellikle öğretim elemanlarına
ödenen ücret düzeyinin, uyum kurslarının başlamasından sonra önemli ölçüde azaldığı tesbit edilmektedir. Bu nedenle yeni saat ücretlerinin tespitinin, kalite
düşüncesi göz önünde bulundurularak yapılması
amaçlanmalıdır.
Özel organizasyon gereksinimleri, maksimum
katılımcı sayısı ve öğrenim elemanlarının nitelikleri
gibi özel talepler, kursların finansmanında dikkate
alınmalıdır (örneğin okuma-yazma kursları, gençlere
yönelik kurslar, yoğunlaştırılmış kurslar ile çocuk
bakım hizmeti sağlanan, kadınlara yönelik kurslar).
42
Finansman yöntemleri
Yeterli bir finansmanın yanı sıra etkin ve şeffaf,
mümkün olduğu kadar minimum yönetim gereksinimi olan ve aynı zamanda kurs düzenleyicileri için
iyi bir planlama bazı sağlayan bir finansman sistemi
kurulmalıdır. Bunun için farklı yöntemler düşünülebilir: Kredi finansmanı, kurs düzenleyicilerinin Federal
Daire tarafından bölgesel ihale yolu ile seçilmesi,
esnek ders saati kontenjanlarına sahip ödeme çeki
sistemi veya hem katılanın kaydı hem faturalandırma
hem de sınavlarda kimlik tesbiti için kullanılabilecek
kişiye özel yetki kartı yöntemi. Ancak öncelikli nokta
mevcut hesap sistemini en uygun hale getirmek
olmalıdır.
Her ne kadar Rambøll Management hazırladığı
bilirkişi raporunda ödeme çeki sisteminden yana bir
tavır alsa da, bilirkişi raporu ile ilgili olarak alınan
tüm görüşler doğrultusunda hangi sistemin en büyük
yararı sağlayacağı, bir kez daha gözden geçirilmelidir.
Bu analiz kısa bir sürede bitirilmelidir.
Daha güçlü bir işbirliği ve yerinde ağ kurma doğrultusundaki yoğun çabalar ışığında, Federal Daire’nin
bölge koordinatörleri, konumları itibari ile merkezi
bir rol oynamalıdırlar. Uyum sürecinin teşvikine dair
toplu koordinasyon yerel düzeyde yapılmalıdır. Bir çok
beldede ve belediyede varolan iyi örnekler, örneğin
Stuttgart kentinde, genele yayılmalıdır.
Göçmenlere yönelik ilk danışmanlık hizmetini
(MEB) ve Gençlere yönelik göçle ilgili hizmetleri
(JMD) uyumun temel direği olarak daha fazla
dikkate almak
Uyum kurslarının yanı sıra yeni şekillendirilen MEB
ve JMD federal hükümetin yeni uyum politikasının
temel direklerini oluşturmaktadırlar. Bu hizmetler
birlikte, uyum politikasının, dil teşvikinden ve uyum
sürecinde amaca yönelik bireysel desteğin sağlanmasından oluşan temel olanaklarını sunarlar. Uyuma
dair bu temel programın potansiyelini tam anlamıyla
kullanabilmek için, işleyişin sürekli uyumlu olması
ve yerinde işbirliği kaçınılmazdır. Bu açıdan MEB
veya JMD ile kurs düzenleyicileri arasındaki işbirliği
4.1.
yoğunlaştırılmalı ve hem sistematik, hem tasarımsal
özelliğe sahip olmalıdır.
Sürdürülebilir uyum başarısının ölçümlenmesi
Uyum kursunun amacı tüm katılımcıların Alman
toplumuna başarılı bir biçimde uyumunun temelini
atmaktır. Bunun için dil edinmeye yönelik temel bir
program ve hukuk düzeni, tarih ve kültür alanlarında
bilgi edinmeye yönelik bir temel program sunulmakta
olup, bu programlarda elde edilen başarı bitirme testi
ile kontrol edilmektedir. Uyum kurslarının niteliğini
uzun vadede optimize edebilmek için, kurs hedefinin bitirme testi yardımı ile tüm katılımcılar için
bağlayıcı olarak, tutarlı bir şekilde denetlenmesinin
yanı sıra kursun, katılımcının yaşadığı ortamda ne
derecede etkin olduğunun da ölçülmesi amaçlanmaktadır. Bunun için Federal Daire tarafından uyum
kurslarının etkinliğinin ve kalıcılığının temsili bazda
araştırılması planlanmaktadır (Uyum paneli).
2.4. Uyum Kurslarının Sürdürülebilirliğini Teşvik
Etmek
Birleşik projeler yolu ile iş hayatına uyum
Uyum kursları ile başlayan uyum sürecini derinleştirmek amacı ile bunu geliştirecek önlemler sistematik
olarak uyum kursunu izlemeli ve bu noktada özellikle iş hayatına uyumu teşvik etmelidirler (birleşik
projeler). Bu nedenden ötürü düzenleyicilere izin
verilmesi için kullanılacak yeni kriterler, düzenleyicinin uyum kursunun mesleki ve toplumsal alanlardaki
eğitim olanakları ile bağlantılı olmasını ve iş ajansları ile iş arayanlara temel güvence hizmetleri veren
kurumlar ile işbirliği içerisinde olmasını ne derecede
sağladıklarını dikkate almalıdırlar (bakınız Madde
2.2. Federal Daire tarafından yapılacak yoğunlaştırılmış denetleme). Alınacak önlemlerin amacı birleşik
projeler ve kurulan ağlar üzerinden, uyum kurslarının meslek eğitimi ve iş piyasasının teşviki ile olan
bağının güçlendirilmesi ve iş ajansları ile iş arayanlara temel güvence sağlayan kurumlarla işbirliğinin
yoğunlaştırılmasıdır.
Bu hedef tespiti, göçmen geçmişli gençlerin oluşturduğu hedef grubunun, çalışma hayatına mümkün
olduğu kadar hızlı bir şekilde uyum sağlayabilmesi
için, özellikle gençlere yönelik uyum kursları için
geçerlidir. Bu nedenle gençlere yönelik uyum kursları,
öncelikle meslek hayatına katılım amaçlı stajlarla
bağlantılı olmalıdırlar.
Yerinde ağ kurma çalışması
Uyum ile ilgili temel program olarak uyum kursu
kalıcı biçimde, uyum programı ile yerinde yürütülen
uyum çabalarına dahil edilmelidir. Bunun için sürece
katılan tüm aktörlerin, ağ kurma çalışmalarını daha
yoğun bir şekilde sürdürmeleri gerekmektedir.
3. Kararlaştırılan Önlemler ve
Özyükümlülükler
3.1. Federal Devletin Önlemleri ve
Özyükümlülükleri
İkamet Kanununun 43. maddesinin 3. fıkrasının
3. Bentinde «uyum kursu Göç ve Sığınmacılardan
Sorumlu Federal Daire tarafından koordine ve
icra edilir» denmekte ve bunun için Dairenin, özel
ve kamu kurumlarından faydalanabileceği ifade
edilmektedir. İkamet Kanununun 43. maddesinin 4.
fıkrasında ise federal hükümetin, «uyum kursunun
ayrıntılarını» yönetmelikler üzerinden düzenleme
yetkisi olduğu belirtilmektedir.
lanması ve kursların sürekliliğinin sağlanması
konularında yapılan eylem önerilerinin hangi
ölçüde uyum kurs sistemine yansıtılabileceğini
inceleyecektir.
■
Masraflara ilişkin öneriler, finanse edilebilirlik
açısından 2008 bütçe hazırlama sürecinde ele
alınacaktır.
■
Uyum Kursları Yönetmeliği’nin (IntV) 21. maddesine göre oluşturulan Değerlendirme Komisyonu,
uyum kurslarının iyileştirilmesi ve daha ayrıntılı
şekil kazanması sürecine içerik açısından ve uygulamaya yakın bir şekilde eşlik etmelidir.
■
Federal hükümet, göç konusunda uzman olan
danışmanlık hizmetlerinin tasarımlarına göre MEB
veya JMD ile uyum kursları düzenleyen kurumlar
arasında daha güçlü bir koordinasyon sağlama
konusunda katkıda bulunma yükümlülüğünü
üstlenmektedir.
■
Federal hükümet, uyum kurslarının etkinlik
ve kalıcılıklarını temsili bazda ölçümlemeyi
planlamaktadır.
Böylelikle hem fınansal yetki hem de ayrıntıları
düzenleme konusundaki yetki ya da selahiyet federal
devlete aittir. O bakımdan, 2 numaralı başlık altında
zikredilen önerilerin uygulanabilirliğini incelemek ve
uygulamak da federal hükümetin görevidir.
Eyaletler, yerel yönetimler ve kursları gerçekleştirecek
olan kurumların ve uzmanların konuyla ilgili bilgi
birikimleri Değerlendirme Komisyonu’na katkıda
bulunacaktır..
■
Federal hükümet, uyum kurslarının sürekliliğini
sağlama ve kısa zamanda Almanya genelinde
sunma yükümlülüğü üstlenmektedir. Özellikle
kursların başarısını artırma, öğretmenlerin kalifikasyonu, kurs yönetiminin optimize edilmesi,
hedefe götüren bir finansman sisteminin uygu-
3.2. Eyaletlerin ve Yerel Yönetimlerin Önlem ve
Özyükümlülük Önerileri
■
Eyaletler yetki ve olanakları çerçevesinde uyum
kurslarının başarısını artırmak için katkıda
bulunma doğrultusunda hemfikirdirler.
43
4.1.
■
■
■
■
■
■
44
Çalışma grubu, yabancılar dairelerinin ikamet
yasasının kendilerine uyumu teşvik etmek üzere
verdiği görevleri daha güçlü bir şekilde yerine
getirmelerini önermektedir.
Eyaletler, uyum kurslarının etkinliğini, yabancılar
daireleri, iş arayanlara temel güvence sağlayan
yetkili kurumlar, Federal Daire, MEB ve JMD’nin
bölge koordinatörleri arasında daha iyi bir işbirliği
doğrultusunda çalışarak desteklemektedirler (ağ
oluşturma). Hedef olarak, uyum ihtiyacı olan göçmenleri erkenden uyum kursları kapsamına almak
ve uyum esnasında kendilerine eşlik etmeyi ifade
etmektedirler.
Çalışma grubu, sorumlu mercilerin dikkatini uyum
gereksinimi daha çok olan eski göçmenlere daha
hızlı çekebilme amacıyla ağ oluşumuna çocuk
yuvaları, okullar, gençlik yardım kurumları ve
sosyal alanda faaliyet gösteren kurumlar (konut
işletmeleri) ile işbirliğini de katmayı ya da bu işbirliğini güçlendirmeyi önermektedir. Aynı zamanda
kurs katılımcılarına daha çok dil pratiği olanağı
sağlanabilir.
Eyaletler, uyum kurslarını tamamlayıcı önlemlerin
dil teşvikinin sürdürülebilirliği ve özellikle iş piyasasına katılım açısından gerekli olduğu görüşünü
paylaşmaktadırlar. Birleşik ve eşlik edici projeler
olarak adlandırılan bu tür önlemleri destekleyerek,
bu amaçla kendi olanakları çerçevesinde kendi kaynaklarından ya da Avrupa Birliği’nin sosyal fonu
kaynaklarından faydalanmaktadırlar.
Yerel yönetimler de, uyum kurslarının sürdürülebilirliği açısından bunları bundan sonra da,
göçmenlerin ihtiyaçlarına göre belirlenmiş yardımcı kurs olanakları ile destekleyeceklerini ifade
etmektedirler.
Uyum kurslarının pratiğe geçirilmesinde başarı,
özellikle yerel yönetimlerin aktif rol üstlenmesiyle
daha da artmaktadır. Bu sebepten ötürü, uyum
teşvikinin yerinde yönetimi mümkün olduğunca
belediyeler tarafından yapılmalıdır.
4.1.
3.3. Sivil Kurum ve Organizasyonların Önlem ve
Özyükümlülük Önerileri
Üyeler
■
■
■
■
■
■
Sivil kurum ve organizasyonlar, tüm kurs düzenleyen kuruluşların bir kalite yarışmasına katılımlarını ve uzun zamandır Almanya’da yaşayan, fakat
henüz yeterli derecede Almanca dil bilgisine sahip
olmayan göçmen kökenli kişilerin motive ve mobilize edilmeleri için bir kampanya düzenlenmesini
tavsiye etmektedirler.
Serbest hayır kurumlarının Federal Çalışma Grubu
(BAGFW) üyesi olan birlikler uyum kursları için
sürdürülebilir olanaklar sağlamaktadırlar.
BAGFW üyesi birlikler, uyum kursu katılımcılarını
danışmanlık ve sosyo pedagojik hizmetlerle destekleyerek kendilerine eşlik edeceklerdir.
BAGFW üyesi birlikler, uyum kurslarına katılanların Göçmenlere Yönelik İlk Danışmanlık Hizmetine (MEB) ve Gençlere Yönelik Göç Danışmanlık
Hizmetlerine (JMD) erişebilmesi ve katılanlara
danışmanlık hizmetlerinin sağlanması amacıyla, uyum kursu düzenleyen kurumlar ile MEB
ve JMD arasında sıkı bir işbirliğine dair güvence
vermektedirler.
BAGFW üyesi birlikler, uyum kurslarına katılanların bilgilerini pratikte kullanabilecek durumda
olmaları için, uyum kurslarının ve danışmanlık
hizmetlerinin yanı sıra, katılımcıların Almanca
dilini öğrenmelerini kolaylaştırmak amacıyla
bütün önlemleri teşvik edeceklerdir.
BAGFW üyesi birlikler, uyum kurslarını düzenleyen
kurumlar olarak, kursları ve hizmete sunulan tüm
uyum tedbirlerini, Avrupa Birliği’nin 2004 yılında
tanımladığı göçmenlere yönelik uyum politikasının «Ortak Temel Prensiplerini» esas alan, kapsamlı
uyum anlayışı çerçevesinde, sürdürülebilir bir
şekilde geliştirme teklifinde bulunmaktadırlar.
Yönetim: Federal İçişleri Bakanlığı
Peter Altmaier, Federal Milletvekili
Federal İçişleri Bakanlığı Parlamenter Müsteşarı
Fateme Attarbashi
Göçmenler Temsilcisi
Martha Aykut
Eyalet Başkenti Stuttgart
Prof. Dr. Hans Barkowski
Jena Friedrich-Schiller Üniversitesi
Dr. Alois Becker
Klausenhof Akademisi Katolik Bürosu
Klaus-Jürgen Budweg
Federal Maliye Bakanlığı
Veronika Dicke
Schleswig-Holstein Eyaleti İçişleri Bakanlığı
Dr. Doris Dickel
Federal Hükümetin Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi Danışmanı
Christa Dieckmann
Sachsen-Anhalt Eyaleti İçişleri Bakanlığı
Prof. Dr. Konrad Ehlich
Ludwig-Maximilians Universitesi
Gerhard Gleichmann
Almanya Özel Okullar Federal Birliği (VDP)
Reinhard Grindel, Federal Milletvekili
Almanya Federal Meclisi
Dr. Christoph Hauschild
Federal İçişleri Bakanlığı (koordinasyon)
Angelika von Heinz
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Amadeus Hempel
Hamburg Kültürlerarası Eğitim Derneği (IBH)
Irina Holzmann
Alman Uyruklu Göçmenlerin Temsilcisi
Helmut Huber
Bavyera Eyaleti Çalışma ve Sosyal Düzen, Aile ve Kadın Bakanlığı
Prof. Barbara John
Berlin Eyaleti Okul İdaresi
Franz Kiefer
Federal Politik Eğitim Merkezi
Jürgen Kockmann
Steinfurt Yerel İş Teşvik Kurumu Başkanı (STARK)
Dr. Gerold Lehnguth
Federal İçişleri Bakanlığı
Beate Mohammad
Müslüman Kadınlara Yönelik Buluşma ve İleri Eğitim Merkezi
Ulrich Mohn
Almanya Şehir ve Belediyeler Birliği
Monika van Ooyen
Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı
Dr. Klaus Ritgen
Almanya Eyalet İlçeleri Genel Kurulu
Dr. Katharina von Ruckteschell
Goethe Enstitüsü e.V.
Erwin Schindler
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi
Dr. Bernd Schlüter
EKD’ye bağlı «Diakonisches Werk» Yönetim Kurulu Üyesi – BAGFW Temsilcisi
Dr. Matthias Schmidt
Federal Başbakanlık
Jürgen Schröder
Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı
Rüdiger Veit, Federal Milletvekili
Almanya Federal Meclisi
Mareike Bartels
Almanya Şehirler Birliği
Dr. Erich Zehnder
Ren-Palatina Halk Eğitim Merkezleri Birliği
45
Konu Alanı 2:
4.2.
«En Başından İtibaren Almanca
Dilini Öğrenmeyi Teşvik Etmek»
Almanya’da yaşayan insanların beşte biri kadarı ve altı
yaşından küçük her üç çocuktan biri göçmen kökenlidir. Almanya batı eyaletlerinin bir çok metropolünde
yaşayan çocuk ve gençler arasında bu oran yüzde
40’ları aşmaktadır. Göçmen kökenli çocuk ve gençlerin üçte ikisi ise Almanya’da doğmuştur.
Göçmen kökenli çocuk ve gençlerin bir çoğu okulda,
meslek eğitiminde, meslek hayatında ve toplumda
başarılıdırlar ve Almanya’ya iyi bir şekilde uyum
sağlamışlardır. Ancak pek çoğu bu alanlarda zorluklar
yaşamaktadırlar. Bu durumun temel nedenlerinden
birisi, yeterli seviyede Almanca dil bilgisine sahip
olmamalarıdır. Dil hakimiyeti okulda ve meslek hayatında başarılı olmanın ve toplumsal uyum sürecinin
en önemli temel şartlarından biridir.
Dil gelişimi kişilik gelişiminin önemli bir parçası, dil
teşviki erken eğitimin merkezi alanıdır. Dil teşviki ile,
özellikle ana okullarından ilköğretim sürecine geçişte,
fırsat eşitliğini sağlayıcı önemli temeller atılmaktadır.
Pisa araştırması ve küçük yaşta bakım, eğitim ve öğretim politikaları hakkında OECD’nin hazırladığı rapor,
çocukların eğitim ve gelişim süreçleri için dil becerisinin taşıdığı önemi vurgulamaktadır. Göçmen kökenli
çocuklar sıklıkla, hayatlarının henüz ilk yıllarında
Almanca öğrenme konusunda az olanağa sahipler.
Bu sebepten ötürü uyum politikalarına ilişkin beklentiler ve talepler, öncelikle Almanca dilini sürekli ve
sistematik bir şekilde teşvik etmeye odaklanmaktadır.
Dil eğitimi, eğitim ve öğretime katılan kişi ve kuruluş-
46
ların sürekli ve ortak görevidir. Dil eğitimi aile içinde
başlar ve ana okullarında ve bunu takip eden diğer
eğitim kurumlarında tamamlanır ve sürdürülür. Ebeveynler çocuğun dil eğitiminin her safhasında önemlidir ve en başından itibaren bu sorumluluklarını
yerine getirmeleri beklenmektedir. Çocukların çok
dilli olması, dil eğitim ve gelişim süreci içinde bir şans
olarak değerlendirilmeli ve bundan faydalanılmadır.
Alınan tüm bu önlemlerin amacı, göçmen kökenli
çocukların uyum ve eğitim koşullarının iyileştirilmesi
ve özellikle en başından itibaren dil gelişimini destekleyerek ve teşvik ederek ve onlara mümkün olduğu
kadar erken aşamada, iyi Almanca öğrenmeleri için
yeterli fırsatın sağlanmasıdır.
Federal devlet, eyaletler, yerel yönetimler ve sivil
toplum kurum ve kuruluşlarının aynı ölçüde, göçmen
kökenli çocukların eğitim şansları ve uyumlarının
iyileştirilmesi için sorumluluk almaları ve bu esnada
dikkatlerini erken dil teşvikine yoğunlaştırmaları
gerekmektedir. Bu süreç bütün ilgililer tarafından
ortak sorumluluk bilinciyle şekillendirilmelidir.
İlk dil öğrenim sürecinin en erken aşamasında,
çocuğun doğrudan muhatabı olan kişiler ve özellikle
anne ve baba, çocuğun dil gelişiminde belirleyici
bir rol oynamaktadırlar. Onlar çocukla konuşmayı
teşvik eden ve yoğun bir etkileşim sonucunda, onun
doğal dil gelişimini destekler ve dili insanlar arasında
kullanılan bir iletişim aracı olarak öğrenmesine
yardımcı olurlar. Ana dilini – anne, baba ve muhatabı
47
4.2.
olan kişilerin çocukla konuştukları dili – iyi öğrenmek, dil yetisinin gelişimi için ve de göç alan ülkenin
dilini – bu durumda, yani Almancayı öğrenebilmek
için gereken temel bir şarttır. Çocuklar, kendilerine
yeterli derecede dil ile ilgili olanak sağlanırsa, daha
en başından itibaren sorunsuz bir şekilde birden fazla
ana dil ile büyüyebilirler.
Evde Almanca konuşmayan çocuklar için, onlar henüz
küçük yaşta iken Almanca dili ile yoğun bir şekilde
karşılaşabilecekleri yapıların oluşturulması önemli
ve anlamlıdır. Alman çocuklar ve yetişkinlerle erken
yaşta karşılaşmaları ve iletişim kurmaları, ilerde
Almanca dilini yetkin bir şekilde kullanabilmeleri için
çok önemlidir.
Bu tür karşılaşmalar için ana okulları çok iyi bir
ortam oluşturmaktadır; çocukların erken yaşlarda
bu okullara gitmesi, bu nedenden ötürü onlara çok
özel fırsatlar sunmaktadır. Ana okullarında hedefe
yönelik önlemler ile – erken bir dönemde sistematik ve
güvenilir dil teşviki, dil gelişimini nitelikli eğitmenler
ile desteklemek – Almancayı doğal bir şekilde öğrenmenin olumlu etkisi, önemli derecede artırılabilir.
önce, zamanında Almanca dil bilgilerini derinleştirme şansını sağlamaktadır. Bu sebepten ötürü, anaokulundan ilköğretime geçiş dönemi, çocuklar için
tutarlı ve sürdürülebilir bir teşvikin sağlanabileceği
ve okuldaki başarılarına iyi bir temel oluşturacağı
şekilde yapılandırılmalıdır.
Çocuklara günlük bakım sunanların da görevi çocukların eğitimini, öğrenimini ve bakımlarını sağlamaktır. Bu sebepten ötürü, çocuğun gündüz bakımını
üstlenenler de çocuğun erken dil teşvikinde önemli
bir rol üstlenebilir; tabii ki, Almanca diline kendilerinin de iyi hakim olmaları kaydıyla.
Bu bilgiler ışığında çocuğun biyografisi boyunca,
erken dil eğitimi ve dil teşviki konusunda özel öneme
sahip üç eylem alanı ortaya çıkmaktadır:
1. Dil gelişimi ve dil öğreniminin ebeveynler tarafından
desteklenmesi
2. Günlük çocuk bakım kurumlarında dil teşviki
3. Anaokulundan ilköğretim sürecine geçişte dil eğitiminde süreklilik
Anaokulunda geçirilen son yıl, köprü vazifesi görerek
ilköğretim okuluna hazırlamakta ve özellikle göçmen
kökenli/göç geçmişli çocuklar için okula başlamadan
1. Dil Gelişiminin ve Dil Öğreniminin
Ebeveynler Aracılığıyla
Desteklenmesi
Dil öğrenimi doğumun hemen ardından başlar.
Çocuklar genellikle ailede konuşulan dilin temel
yapısını «farkında olmadan» yani, bilinçaltında varolan süreçler içinde öğrenirler. Böylece, ilerde bilinçli
olarak öğrenecekleri diğer diller için gerekli temelleri
edinirler.
Ebeveynler, genellikle erken çocukluk döneminde
çocuklarının en önemli muhataplarıdırlar ve onların
dil, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimi açısından
merkezi bir rol oynamaktadırlar. Dil gelişimi için
ebeveynlerin ilk yıllarda çocukları ile bol ve farklı
şekillerde ve bunu kendilerinin alışıkolduğu dilde
yaparak konuşmaları çok önemlidir.
Göçmen kökenli ebeveynlerin çoğu çocuklarının
eğitim başarısını istemekte, sorumluluklarını etkin
bir biçimde üstlenmektedirler. Bir çocuğun ne kadar
iyi teşvik gördüğü, ebeveynlerin sosyal statüsünün ve
eğitim bilincinin önemli derecede etkilediği, davranış
ve eğitim yetkinliğine bağlıdır. Bunun yanında, ebeveynler çoğunlukla dil öğrenimi konusunda yeterince
48
En başından itibaren, aile içinde iyi bir dil öğrenimi
ve onun sürekli geliştirilmesi önemli bir hedeftir.
Ebeveynlerin eğitsel kapasiteleri, yoğun karşılıklı
görüşmelerle desteklenmelidir. Çocuklarının gelişim
potansiyellerini daha iyi algılamak ve desteklemek
için, en başından itibaren ebeveynlerin eğitimine
yönelik olanakların sunulması zorunludur. Bu amaçla
aile eğitimi, günlük çocuk bakımı ve sağlık gibi
alanlarda, çeşitlilik arz eden yapıların korunması
ve yenilerinin oluşturulması gerekmektedir. Çocuk
doktorları ve terapi hizmetleri veren uzmanların, çok
dilli olarak büyüyen çocuklarda tanımda bulunabilmeleri için özel kalifikasyonlara gereksinimleri vardır.
Onların, çocuklarda çok dilliliğin geliştirilmesi için
dil öğrenim araştırmalarına uygun davranış biçimlerini, ebeveynlere önerme yetisine sahip olmaları
gerekmektedir. Günlük çocuk bakım kurumlarının
hem sayısı hem niteliği yükseltilmeli ve bu sayede,
ebeveynlerin en iyi şekilde desteklenmeleri ve çocuklarının gelişimlerine uygun bir şekilde teşvik görmeleri sağlanmalıdır.
bilgi sahibi değildirler. Örneğin çoğu kez, çok dilli
yetişen çocukların belirli gelişim dönemlerinde dil
karması yaparak konuştuklarını, bunun gelişimleri
önünde hiçbir sorun teşkil etmediğini, hatta gelişim
sürecine gayet uygun olduğunu bilmemektedirler.
Yine çoğu kez, dil gelişimi esnasında çocuklarını,
hedef eksenli olarak nasıl destekleyebileceklerini
bilmezler. Bir çok defa Alman ebeveynler de göçmen
kökenli ebeveynler gibi, çocuklarının dil eğitimindeki
rollerinin tam manasıyla bilincinde değildirler.
Göçmen ebeveynlerin çocuklarını yetiştirmeleri ve
çocuklarına eşlik etmeleri sık sık güçleşmektedir.
Bunun nedenleri, kendilerinin sosyal çevrelerinde
iletişim sorunları yaşamaları, buna bağlı bir güvensizlik ve buradaki toplumun eğitim sistemi ile, günlük
çocuk bakımı kurumlarına erken yaşta gitmenin
ve iyi Almanca bilgisinin okulda başarılı olmak için
taşıdığı anlam hakkındaki bilgi eksikliğidir. Ayrıca
sık sık karşılaşılan bir durum da, kültürel sebeplerden
ötürü ebeveyn, günlük çocuk bakım kurumları ve
okulların öğretim ve eğitim görevleri ile ilgili olarak
farklı görüşlerin hakim olmasıdır. Sunulan destek ve
yönlendirici programlar, üç yaşından küçük çocuk
sahibi ebeveynlere ve günlük çocuk bakımı sunan
kurumlara gitmeyen çocuk sahiplerine, çoğunlukla
istenilen ölçüde ulaşmamaktadır.
1.1. Federal Hükümetin Üstlendiği
Yükümlülükler
Mağdur çocukların teşviki ve uyumu için, göçmen
kökenli veya göçmen kökene sahip olmayan ve
sosyal alanda dezavantajlı ailelere yönelik ESF
programı:
Bu tür programlara örnek olarak «Opstapje» anılabilir.
«Opstapje» bir ev ziyaret programıdır ve sosyal açıdan
mağdur olan ailelerde – göçmen ailelerde de – ebeveynlerin yetilerini kuvvetlendirerek, çocuklarını
erken yaşlarda teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Bu
programların sağladığı erişim kolaylığı ve ev ziyareti
şeklinde gerçekleşme özelliği, ailelere ulaşabilme ve
programa katılımın sürekliliği açısından kilit faktörlerdir. Bu program çerçevesinde anne- babaların
çocuklarının gelişme potansiyelini algılama ve teşvik
etmeye yönelik yetilerinin güçlendirilmesi, iyi bir dil
gelişiminin önemine dikkat çekilmesi ve çocukların
günlük çocuk bakım kurumlarına gönderilmesine
özendirmek amaçlanmaktadır. Bu programın 2008
yılında başlaması öngörülmüştür.
(Son durum: Başvuru yapıldı)
«Ebeveynler ve çocuklar için erken yardım ve
sosyal erken uyarı sistemi» eylem programı:
Bu eylem programının amacı, anne ve babaların
ebeveynlik yetisini güçlendirerek, çocukları etkili
bir şekilde tehlikelerden korumaktır. Sağlık yardım
hizmetleri ile çocuk ve gençlik yardım hizmetlerinin
daha iyi kenetlenmesini sağlayarak, çocuk gelişiminin önündeki riskler ve ebeveynlerin çocuklarını
desteklemelerindeki eksiklikler erken teşhis edilmeli
ve gereken yardımlar zamanında yapılmalıdır. Bu
programın üç yaşına kadar olan çocukların sağlıklı
fiziksel ve psikolojik gelişimlerine ve ailelerinin
4.2.
sosyal uyumuna katkıda bulunması öngörülmektedir.
Böylece bu programla, göçmen kökenli çocukların da
başarılı bir dil öğrenimi almaları için gereken önemli
bir temel sağlanmaktadır.
Göçmen kökenli çocukların uyumunu ve dil
öğrenimini teşvik etme ve uyum konusunun daha
güçlü bir şekilde Aileler için Yerel Birlikler girişimi
kapsamına alınması:
Federal hükümet tarafından 2004 yılının başında başlatılan Aileler için Yerel Birlikler federal girişimi, yerel
yönetimlerdeki aktörleri birlikte yerel düzeyde somut
projelerle ailelerin yaşam ve çalışma şartlarını iyileştirmek için kendilerine politika, idare, işletmeler, meslek odaları, sendikalar, kiliseler, birlikler ve kurumlar
bazında müteffikler aramaları doğrultusunda harekete geçirmek istemektedir. Yerel Birlikler’in alt yapısı,
göçmen kökenli ebeveynlere ulaşmak, Almanca dilinin erken teşvik edilmesini konu olarak etable etmek
için ve çocukların günlük bakım kurumlarına erken
yaşta gönderilmesine özendirmek için, şimdiye kadar
olduğundan daha güçlü bir şekilde kullanılmalıdır.
Şimdiye kadar Almanya genelinde varolan 370’e yakın
Birliğin şu ana kadar sadece küçük bir kısmı, uyum
konusunu kendileri için önemli bir faaliyet alanı
olarak görmektedir. 2007 yılının sonuna kadar Yerel
Birliklerin sayısının 455’e çıkarılması ve Birliklerde
uyum konusunun önem kazanması beklenmektedir.
Birlik girişiminin düzenli olarak yayınlanan bülteni
ve internet sayfasının, uyum konusuyla ilgili, örneğin
göçmen kökenli çocukların ya da ebeveynlerinin dil
teşviki gibi eylem alanlarını daha güçlü bir şekilde
işlemesi planlanmıştır.
Göçmen kökenli çocukların uyumu ve dil
öğrenmelerinin teşviki konusunun ağırlıklı
faaliyet alanı olarak, çok nesilli evler adlı eylem
programı kapsamına alınması:
Çok nesilli evler, her yaş grubuna ait insanlar için
etkin ve etkinleştirici yeni tarz merkezler olarak ailevi
ağ dokularını korumak, güçlendirmek ve çağdaş bir
biçimde desteklemek istemektedirler. Çok nesilli evler,
kendilerini tüm nesillere hitap eden bilgilendirme ve
hizmet platformu olarak kavramakta ve ebeveynler ve
çocuklar için programlar sunmaktadırlar. Çok nesilli
evlerin, göçmen kökenli ebeveynlere ulaşmak, ebeveyn yetilerinin güçlendirilmesine katkıda bulunmak
ve çocukların günlük bakım kurumlarına erken yaşta
gönderilmesine özendirmek için, şimdiye kadar olduğundan daha güçlü bir şekilde kullanılması amaçlanmaktadır. Çok nesilli evler bizzat göçmen kökenli
çocuk ve ebeveynlerin Almanca öğrenebilmeleri için,
oturulan mahallelerde programlar sunacaklardır.
2007 yılının sonuna kadar, her il ve ilçede en az bir
tane çok nesilli evin desteklenmesi amaçlanmaktadır.
2008 yılının sonuna kadar, bu evlerin yüzde 25’inde
uyum konusu, ağırlıklı konu olarak tanımlanmış
olmalıdır.
49
4.2.
Federal bünyede sunulan uyum kursları
çerçevesinde nitelikli çocuk bakımı:
Uyum kursları çerçevesinde ve özellikle ebeveyn
ve kadın uyum kursları esnasında nitelikli çocuk
bakımında kalifiye elemanların kullanılmasıyla,
çocukların sosyal uyumuna da katkıda bulunulması
amaçlanmaktadır. Böylelikle bakım süresi faydalı ve
teşvik edici bir şekilde yapılandırılacak ve çocukların
dil öğrenimi desteklenecek ve kolaylaştırılacaktır.
Sunulan uyum kurs programlarından ve bunlara eşlik
eden çocuk bakımından daha yoğun bir şekilde faydalanılması için, günlük çocuk bakım kurumları, gençlik yardım kurumları ve yabancılar daireleri arasında
daha güçlü bir işbirliği amaçlanmaktadır. Federal
hükümet, uyum kursları çerçevesinde çocuk bakımı
sağlanabilmesi için gelecekte de kaynak ayıracaktır.
Dil öğrenmeyi teşvik babında, eyalet hükümetleri ve yerel yönetimler şu konularda yükümlülük
üstlenmektedirler:
Göçmen kökenli çocukların uyumunu ve dil
öğrenimini teşvik konusunun Almanya genelinde
yürütülen «Lesestart – von Anfang an!» projesi
kapsamı içersine alınması:
Federal hükümet tarafından eş finansman sağlanan
ve halen Saksonya Eyaletinde yürütülen ve bilimsel
olarak eşlik edilen «Lesestart – von Anfang an!» adlı
model projenin, başarılı bir şekilde gerçekleştikten
sonra, eyaletlerle sıkı bir işbirliği içinde Almanya
genelinde uygulanması ve ağırlık noktalarından
birinin de, özellikle göçmen kökenli çocuk ve aileler
olması öngörülmektedir. Okumanın aile içinde sosyalleştirilmesi, yetişmekte olan çocukların kişisel okuma
geçmişleri için nihai önem taşımaktadır. Bugün
klasik «kitap okuma yaşında» çocukları olan hanelerin
sadece üçte birinde, çocuklara kitap okunmaktadır.
Sonuç itibariyle bu, tüm ailelerin üçte ikisinin, çocuklarına, temel oluşturucu erken teşvik sağlamaktan
vazgeçtiği anlamına gelmektedir. Yoğun bir biçimde
teşvik edilen aile içinde konuşulan dilde okuma
alışkanlığının, düşük eğitim düzeyini giderdiği
varsayımından yola çıkarak, yukarıda anılan proje ile,
göçmen kökenli çocukların da başarılı dil öğrenimine
katkıda bulunulması öngörülmektedir.
■
1.2. Eyaletlerin ve Yerel Yönetimlerin
Özyükümlülük Önerileri
1.3. Sivil Kurum ve Organizasyonların
Özyükümlülükleri
Eyaletler ve yerel yönetimlerde son yıllarda, ailelerin desteklenmesi amacıyla sunulan hizmetlerin
artırılması ve iyileştirilmesine yönelik bir çok tedbir
alınmıştır.
■
■
■
➤
Göçmen kökenli çocuklar için dil teşvikini, eyaletlerin ve yerel yönetimlerin uyum tasarıları içine,
ağırlık noktası olarak entegre etmek;
Ebeveynlere eşlik edebilecek çok dilli kişilerden,
göçmen ailelerle günlük çocuk bakım kurumları
ve diğer kurumlar arasında dil açısından ve kültürel bağlamda köprü görevini üstlenmeleri için
faydalanmak ve kalifikasyon kazandırma olanağını desteklemek. Ebeveynlere eşlik eden çok dilli
gönüllülere, mevcut yapılar içinde sabit başvuru
merkezlerinin oluşturulması hedeflenmektedir.
➤
kadınlar ve genç aileler için sunulan ve erişimi kolay olan grup programlarında ağırlık
noktasını, ebeveynlerin çocuğun dil edinimindeki rolü ve görevine koyacaklarını kabul
etmektedirler;
➤
sosyal hizmetlerin kültürlerarası açılımı çerçevesinde serbest kurumların aileleri eğitici
ve destekleyici hizmetlerinin de, hedef kitle
olarak göçmen ebeveynleri için geliştirileceğini
garanti etmektedirler; serbest kurumlar buna,
HIPPY, Opstapje, Griffbereit, Rucksack ve «Mama
lernt Deutsch» gibi aileleri destekleyen tedbirleri
dahil etmektedirler.
Çocukların doğumundan itibaren -ana dillerinde
de olmak üzere- ebeveynlerin, çocukların erken
teşviki ve dil gelişimi konularını kapsayan sistematik ve hedefe yönelik muhatap alınması ve kendilerinin bilgilendirilmesi girişimlerinin başlatılması
ve güçlendirilmesi için çaba göstermek;
➤
■
Çocuk ve aileleri için erişimi kolay ve Almanca ile
yoğun teması hedefleyen olanakları desteklemek.
Bu esnada, eylem tasarımlarını geliştirmeyi amaçlayan kurumlaştırılmış kooperasyonların, yani
günlük çocuk bakım kurumları, ilkokullar, yerel
gençlik yardım hizmetleri, aile eğitim ve yardım
kurumları, göçmen organizasyonları ve yerel şartları göz önünde bulunduran diğer sorumlu aktörler
arasındaki kooperasyonların, teşvik edilmesi
gerekmektedir.
■
Çocukların gündüz çocuk bakım kurumlarına
erken yaşta gönderilmesini destekleyici tedbirleri
teşvik etmek;
■
Göçmen kuruluşlarını SGB VIII’nin 78. maddesine
göre oluşturulan çalışma gruplarına dahil etmek.
göç hizmetleri veren kurumların (Göçmenlere
Yönelik İlk Danışmanlık Hizmeti, Göç Hizmetleri,
Uyum Ajansı, Gençlere Yönelik Göç Danışmanlık
Hizmetleri gibi) yaptığı danışmanlık görüşmelerinde dil gelişimi, dil öğrenimi ve ebeveynlerin
rolü ve görevleri konularını işleme sorumluluğunu üstlenmektedirler;
■
Yerel ağlar, birlikler ve kurumlar, göçmen ailelerini
çalışmalarına bilinçli olarak dahil ederek göçmen
kökenli olan veya olmayan çocukların günlük
dil temaslarını, örneğin mahalli derneklerde,
spor klüplerinde, müzik yetisini geliştiren programlarda ve kültürel buluşmalarda olmak üzere
desteklerler.
■
Çocuk hekimleri, sosyopediyatrik merkezler ve dil
terapistleri göçmen ailelerine düzenli ve sürekli
olarak çocukların dil gelişimi, çok dillilik ve ikinci
dil Almanca konularında danışmanlık yapmaktadırlar. Onların meslek örgütleri de, üst kurullarında ebeveyn danışmanlığı ve ebeveyn katılımına
destek verirler.
■
kendi kurumlarında yaptıkları çalışmaları ve
tasarımları daha güçlü ve tutarlı bir biçimde,
çok dilliliği, ikinci dil olarak Almancayı ve
kültürlerarası pedagojiyi göz önünde bulundurarak, dil gelişimi ve dil teşviki konularına
yöneltmektedirler;
genişletilmesi ve sistematik hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca diğer göçmen grupları için,
dil gelişimi ve dil teşviki konusunda çok dilli Veli
Mektupları’nın hazırlanması öngörülmektedir.
■
Almanya Türk Toplumu (TGD), diğerlerinin yanı
sıra Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu’yla
iş birliği içinde, Türk kökenli ebeveynler için eğitim
seferberliği düzenlemektedir. Bir medya girişimini
ve gönüllü eğitim elçileri uygulamasını da içerecek
olan bu kampanyanın amacı, ebeveynleri, çocuklarının eğitimini daha güçlü desteklemeleri ve
eğitim kurumlarına aktif katılımda bulunmaları
doğrultusunda motive etmek, vasıflandırmak ve
etkinleştirmektir. Dil teşviki konusu, bu bağlamda
önemli bir rol oynayacaktır. Eğitim seferberliği
okul çocuklarının ebeveynlerine yönelmekle
birlikte, altı yaşın altındaki çocukların anne ve
babalarını da kapsaması öngörülmektedir.
■
İtalyan göçmen dernekleri çocuk ve gençleri
tamamlayıcı ana dil dersleri ve genel teşvik programları ile desteklemektedirler. Bu teşviklerin bir
kısmı, erken yaşta dil teşvikinin uygulandığı gündüz çocuk bakım kurumlarındaki çocuklara yöneliktir. Ebeveynlerle iş birliği, çocukların gündüz
bakım kurumlarına ve diğer eğitim kurumlarına
erken yaşta gitmelerinin önemi üzerine bilgilendirme amacıyla teşvik edilmektedir.
■
Weinheim’daki Freudenberg Vakfı tarafından
desteklenen ve onunla iş birliği içinde olan Kuzey
Ren Vestfalya Eyaletindeki Bölgesel Çalışma Merkezleri – RAA (göçmen ailelerden gelen çocuklar
ve gençlerin teşvikine yönelik Bölgesel Çalışma
Merkezleri), «Griffbereit» tasarımının (bir gündüz
çocuk bakım kurumu ya da aile eğitim merkezi
gibi yerlerle bağlantılı olarak sunulan ve 1 ile 3 yaş
grubu arasında çocukları olan anne babalara yönelik iki dilli ebeveyn – çocuk grupları) uygulanması
için Almanya genelinde yöntemsel kılavuzlar, çok
dilli malzeme ve konuyla ilgili eğitime dair öneriler
sunmaktadırlar.
Göçmen organizasyonları, yerinde kurdukları
ağları daha güçlü ve hedefe yönelik olarak, ebeveynleri çocukların dil gelişim ihtiyaçları hakkında bilgilendirmek ve ebeveyn yetkinliğini
güçlendirmek üzere kullanmaktadırlar. Bunu
devlete bağlı ve bağlı olmayan sivil ortaklarla
birlikte yaparlar.
Serbest hayır kurumları
➤
4.2.
Yeni Eğitim Derneği e.V.* çalışma grubunun TürkAlman Veli Mektupları (ANE), çocuğun gelişim
aşamalarını konu ederek dil gelişimi ve teşvikini de
işlemektedir. Veli Mektupları Almanya genelinde
dağıtılmaktadır. Veli Mektupları’nın dağıtımının
Almanya Federal Cumhuriyeti İspanyol Veli
Dernekleri Birliği bu raporun hazırlama
çalışmaları bittikten sonra ilaveten aşağıdaki
yükümlülükleri üstleneceklerini bildirmiştir:
■
Almanya Federal Cumhuriyeti İspanyol Veli Dernekleri Birliği, önümüzdeki yıllarda da göçmen
ebeveynler için dil teşvik programlarını düzenleme
taahhütünde bulunur.
* e.V.: kayıtlı dernek
50
51
4.2.
2. Gündüz Çocuk Bakım Yerlerinde
ve Kurumlarında Dil Teşviki
Çocuklar her zaman, yaşamlarının en başından itibaren veya öğrendikleri ilk dil temeli üzerinde, ikinci
yada üçüncü bir dili öğrenebilirler. Birinci dilleri
birbirinden çok farklı olan çocuklar daha üç yaşına
gelmeden ikinci bir dilin temellerini kavrayabiliyorlar. Bu özellikle, ilk dil olarak Almanca’dan farklı bir
dil öğrenen çocuklarda, çocukluğun erken aşamalarındaki kendiliğinden oluşan dil öğrenimi, gündüz
çocuk bakım kurumlarına mümkün olduğu kadar
erken başlayarak bilinçli öğrenme yolu ile desteklendiği zaman, genelde başarılı olmaktadır.
Erken dil teşviki, dil edinimi konusunda çocuğun
kognitif, duygusal ve sosyal gelişim süreçleri dikkate
alınıp, farklı teşvik olanakları bütünsel bir dil teşvik
tasarımına göre hazırlandığı zaman başarılı olur. Bu
bağlamda duruma göre geliştirilen dil teşvik olanakları ve yapısal ve sistematik kurgusu olan, süreklilik
taşıyan teşvik konseptleri birbirlerini tamamlarlar.
Pedagojik, dil edinim araştırmalarının sonuçlarını
temel alan, dil durumunun sağlam bir değerlendirmesini mümkün kılan ve çocuğun gelişme süreçleri
ışığında ve çok dilliliği dikkate alınarak uygulanan,
yorumlanan ve belgelenen bir dil tanısı bireysel somut
teşvik ihtiyacının tespit edilebilmesini sağlar. Aile
içindeki çok dillilik, mevcut dil ve iletişim becerileri
ve farklı kültürel tecrübeler, göçmen kökenli çocukların dil gelişimini belirler ve aynı zamanda öğrenim
sürecinin temelini oluştururlar.
52
dırlar. Burada, gündüz çocuk bakım kurumlarındaki,
özellikle grupların büyüklüğü, eğitici ve çocuk sayısı
oranı, yüksek düzeyde gürültü ve dil açısından uygunsuz grup bileşimi gibi çerçeve koşulların, özel teşvik
gereksinimi duyan çocukların uygun bir biçimde teşvik edilmesini zorlaştırdığını dikkate almak gerekir.
Uzman personelin aldığı eğitim de konuya her zaman
yetebilecek düzeyde olmamaktadır.
Göçmen kökenli ebeveynlerle başarılı bir ilişki
kurmak ve iş birliği sağlamak, her gündüz çocuk
bakım kurumunda olağan bir şey değildir. Ebeveynlik yetilerini güçlendirici önlemler, ebeveynlerin dil
teşvik sürecine katılmasının sağlanması ve çocukların tüm eğitim ve öğretim sürecine katılan aktörlerin kurumlar üstü işbirliği yapıları, bir çok defa
bulunmamaktadır.
Güncel durumda kurumlardaki eğitimciler yüksek
taleplerle karşı karşıyadırlar. Kapsamlı bir dil eğitiminin ve çocukların ve anne babaların yetkinliklerini
olduğu kadar, kültürel çeşitliliği zenginlik olarak takdir eden anlayışın hakim olduğu eğitim ve öğrenim
ortaklıklarının gerekliliğinin, her eğitimci bilincinde
değildir. Uzman elemanlar çocukların dil öğrenirken
örnek aldıkları kişiler ve ebeveynlerle işbirliğinin ana
aktörleridir. Onların dil gelişimi, hedef dil Almanca,
dil kuralları sistemi ve dil, algılama ve sosyal yetkinlik
arasındaki ilişkilerle ilgili bilgileri, profesyonel bir dil
teşvikinin temel koşullarıdır.
Bir çok eyalette göçmen kökenli çocukların Almanca
öğrenmelerinin daha hedefe yönelik bir şekilde teşvik
edilmesi üzerine düşünülmektedir veya bu düşünceler uygulamaya geçirilmiştir bile. Ancak tedbirlerin
büyük bir kısmı ancak bir kaç yıl önce alındığından,
henüz elimizde bu konuda başarı oranlarını gösteren
yeterince veri mevcut değildir.
Göçmen kökenli ailelerin üç ve dört yaş arasındaki
çocuklarının, Almanya ortalaması olarak yarısı çocuk
yuvasına gitmektedir; dört ve beş yaş arasındaki
çocuklarda bu oran yüzde sekseni biraz aşmaktadır.
Aynı Alman ailelerde olduğu gibi, eğitim seviyesi
düşük göçmen ailelerin çocukları da bakım kurumlarına daha ender gitmektedirler. Bir çok yoğun kentsel
yerleşim alanındaki gündüz çocuk bakım kurumunda,
göç geçmişli çocuklar en büyük grubu oluşturmaktadırlar; ancak bu çocukların bireysel durumları milliyetlerine, kültürel altyapıya ve dil durumuna göre çok
çeşitlilik arz etmektedir. Çocuklar Almanca duyma ve
kendilerini Almanca ifade etme açısından yeterince
fırsat bulamazlarsa, dil edinimi gerçekleşemez. Yani,
bu şartlar altında iyi bir Almanca bilgisi ‹kendiliğinden› oluşmamaktadır. Hedef alınması gereken ilerlemeler ancak etkin bir teşvik yolu ile sağlanacaktır.
Gündüz çocuk bakım kurumlarında erken dil teşvikinin en büyük amaçlarından biri, bütün çocukların
okula başlarken iyi Almanca bilgisine sahip olmasıdır.
Çocuklar için bakım kurumlarında yeterli sayıda yer
olması ve yeterli derecede dil programlarının sunulması mutlaka gereklidir. Pedagojik dil tanısı ve teşvikin temeli olarak çocukların dilsel davranış biçimlerini gözlemleme ve belgelendirme için iyi ve güvenilir
araçlara gereksinim duyulmaktadır. Aynı zamanda
gündüz çocuk bakım kurumlarında ve gündüz çocuk
bakım yerlerinde dil ve gelişimi teşvik edici önlemlerin alınması gerekmektedir.
Göçmen kökenli çocukların sayısının gittikçe arttığını göz önünde bulundurursak, eğitim ve öğretim
kurumları olarak gündüz çocuk bakım kurumlarının, ama gündüz çocuk bakım yerlerinin de önünde
büyük bir zorlu görev bulunmaktadır. Gündüz çocuk
bakım kurumları çocukların erken yaşta dil teşviki
görmeleri konusunda merkezi konumda bulunmakta-
Bu aynı zamanda pedagojik personelin meslek eğitimi,
meslek içi ve ileri eğitiminde gerekli ağırlık noktalarının belirlenmesi anlamına gelmektedir. İyi pedagojik
tanı ve dil teşvik yetisi, uzman elemanlarda mutlaka bulunması gereken özelliklerdir. Anne ve baba
yetkinliğinin ve girişiminin, çocukların potansiyelini
algılama ve çocukların teşvik edilmesi açısından
güçlendirilmesi gerekmektedir. Gündüz çocuk bakım
kurumlarına erken yaşta gitmek, bilhassa göçmen
kökenli çocuklar için de bir fırsat olarak desteklenmelidir. Kurumların kültürlerarası açılımı sağlanmalıdır.
Gündüz çocuk bakım kurumlarını uyum ve dil
öğrenmeyi teşvik ortamları olarak olabildiğince erken
kullanabilmek için, öncelikle tüm Almanya çapında
ihtiyaçlara göre kurumsal programların sunulması
gerekmektedir. Eski Batı Almanya eyaletlerinde özellikle üç yaşından küçük çocuklar için henüz karşılanmayan bir ihtiyaç açığı mevcuttur. Bu eksiklik göçmen
kökenli ailelerin oranının yüksek olduğu yoğun yerleşim alanlarında da görülmektedir. Federal hükümet
ve eyalet hükümetleri tarafından üç yaş altı çocuklar
için sunulan bakım yerlerinin ihtiyaca uygun ve
kalite eksenli olarak 2013 yılına kadar takriben yüzde
35 oranında artırılması hedefi, çocukların mutluluğunu eksen alan ve göçmen kökenli çocukların erken
yaşlarda dil teşviki için de oldukça olumlu sonuçlar
getirecek bir çocuk ve gençlik politikası yönündeki
federal, eyalet ve belediyelerin ortak çabalarının
önemli bir parçasıdır. Gündüz çocuk bakım yerlerinin
de bu tür çabalara önemli katkılarda bulunması ön
görülmektedir.
2.1. Federal Hükümetin Özyükümlülükleri
Üç yaş altı çocuklar için verilen bakım
hizmetlerinin niteliğinin ve sayısının artırılması:
■ Federal hükümet, üç yaş altı çocuklar için henüz
sadece Almanya’nın yeni eyaletlerinde sunulan,
gereksinimlere uygun ve kalite eksenli bakım hizmetleri hedeflemektedir. Amaç 2013 yılına kadar
bu hizmetlerin oranını takriben yüzde 35’e çıkarmaktır. Bu sayede göçmen kökenli çocuklar için
de, dil eğitimi alanında da olmak üzere yeni teşvik
olanakları oluşacaktır. Hedeflenen genişletme
planı yalnızca federal, eyalet ve yerel yönetimlerin
ortak çabalarıyla mümkün olabilir.
Gündüz çocuk bakım kurumlarındaki üç yaş altı
çocuklar için pedagojik teşvik konseptlerinin
geliştirilmesi:
■ Üç yaş altı çocuklar için sunulan bakım hizmetleri
halen büyük çapta genişletilmektedir. Gündüz
çocuk bakım kurumlarında görevli personelin
nitelikli ve profesyonel bir biçimde çalışabilmesini
desteklemek için federal hükümet, eyaletlerle
yakın işbirliği içinde, gündüz bakım imkanı sunan
şahıslar tarafından da uygulanabilecek olan, üç yaş
altı çocuklar için bir pedagojik teşvik tasarımını
gerçekleştirecektir. Dil gelişimi ve kültürlerarası yetkinliğin geliştirilmesi bu tasarımın ortak
paydalarını oluşturmaktadır. Bu proje hazırlık
aşamasındadır.
4.2.
«Gündüz çocuk bakım kurumlarında dil teşviki»
projesinin ilerletilerek geliştirilmesi:
■ «Gündüz çocuk bakım kurumlarında dil teşviki»
projesi anaokulu yaşındaki tüm çocukları hedef
almaktadır. Amaç, sunulan dil ve eğitim programlarını birbirlerine sistematik olarak bağlamayı
içeren didaktik malzemelerin geliştirilmesidir. Bu
tasarım planlı olarak, çok dilli yetişen çocukların
dil teşvikini destekleyici imkanları kapsamak üzere
genişletilecektir. Federal hükümet, halen yürütülmekte olan ve sonucu Temmuz 2008’de beklenilen
bu proje için özellikle kaynak sağlamaktadır.
«Gündüz çocuk bakım kurumlarında kalifikasyon»
adlı müfredatın ilerletilerek geliştirilmesi:
■ «Gündüz çocuk bakım kurumlarında kalifikasyon»
müfredatının küçük çocuklara ve özellikle de
aralarında göçmen kökenli olanlara dil teşvikini
kapsamak üzere geliştirilmesi ön görülmektedir.
Bu müfredat, gündüz çocuk bakımını üstlenen kişilerin kalifikasyonunu sağlayan, 2007’nin sonunda
başlayan ve federal hükümet tarafından desteklenen ESF programının yönlendirici çerçevesinin ana
hatlarını oluşturacaktır.
Çocuk yuvası çağındaki çocukların dil teşviki için
medya girişimi:
■ Federal hükümet ve bir televizyon kurumunun iş
birliği ile, göçmen kökenli çocuklar için yenilikçi
televizyon programları düzenlenmesi öngörülmektedir.
Programla birlikte eğitimcilerin meslek içi eğitimleri için olanaklar ve anne babalara yönelik
dokümanlar geliştirilecektir.
Göçmen kökenli çocuklara yönelik dil teşvikini
değerlendirmeyi amaçlayan programların
desteklenmesi
■ Federal hükümet, eyaletlerle birlikte, eyaletlerde
göçmenlere verilen dil teşvik tedbirlerinin verimliliğine dair bilgi sağlayabilecek FörMig gibi araştırma programlarını destekleyecektir.
2.2. Eyaletlerin ve Yerel Yönetimlerin
Özyükümlülükleri Hakkında Öneriler
2004 yılında yapılan Gençlik Bakanları Konferansı
(JMK) ve Eğitim Bakanları Konferansı (KMK) tarafından kararlaştırılan, eyaletlerin gündüz çocuk bakım
kurumlarında erken eğitim ortak çerçevelerinde,
eyalet hükümetleri, gündüz bakım kurumlarındaki
eğitim görevinin biçimlendirilmesi ve uygulamaya
konulması hakkında temel konularda uzlaştılar. Bu
çerçeve bütün eyaletlerde mevcut bulunan eğitim
planları vasıtasıyla eyalet düzleminde somutlaştırılacak, içerik kazanacak ve genişletilecektir. Eyalet
hükümetleri, bu ortak çerçeveye bağlı kalarak, ayrıntılı planlama ve uygulama yolunda kendilerine özel
sözkonusu durumlara uygun bir gidişatı benimsemek-
53
4.2.
tedirler. Temel konuları uygulamaya geçirme çabalarının ön planında, temel becerilerin kazandırılması ve
kişisel kaynakların geliştirilmesi ve güçlendirilmesi
bulunmaktadır.
Dil eğitimi, gündüz bakım kurumlarının eğitim
görevinin yerine getirilmesinin önemli bir parçasıdır.
Dil teşviki bu nedenle bütünsel ve çocuğun bireysel
ihtiyaçlarına uygun bir yaklaşımda bulunur. Başarılı
olabilmesi için, çocuğun çevre ile ilişkisine yansıtılmalıdır. Dil teşviki sürdürülebilirliği hedeflemektedir.
Bu nedenle mümkün olduğu kadar erken ve düzenli
olarak başlamalı ve sistematik yapıya sahip olmalıdır. Ancak burada da geçerli olan kural: Dil teşvikine
başlamak için hiç bir zaman geç değildir.
eğitimlerini kısa bir süre içersinde iyileştirmek ve
Almanya genelinde sunmak;
■
eğitimcilerin meslek eğitimini pratiğe uygun
olan modüllü bir sistemde iyileştirmek; Avrupa
genelinde uyumlu uygulama çerçevesinde başta
yöneticiler için olmak üzere, Bakelorya seviyesinde
bir meslek eğitimi amaçlanmalıdır;
■
gündüz çocuk bakım kurumlarında verilen eğitimin eyaletlere özgü çerçeve planlarını üç yaş altı
çocukları kapsayacak biçimde genişletmek ve dil
gelişimi ve teşviki açısından somutlaştırmak;
■
Dil teşviki doğrultusunda eyaletler ve yerel yönetimler şu konularda yükümlülük üstlenmektedirler:
■
■
üç yaş altı çocuklar için gereksinimlere uygun ve
kalite eksenli bakım yerlerinin artırılması;
dil eğitim konusunu gündüz çocuk bakım kurumlarında, orada yapılan eğitim çalışmaları çerçevesinde, mevcut tasarıma dahil etmek;
etkin ve dengeleyici bir dil teşvikini mümkün kılmak için, çoğunlukla ya da yüksek oranda göçmen
kökenli çocukların gittiği kurumlara ek teşvik
tedbirleri sağlamak.
Serbest hayır kurumları
➤
■
■
■
■
■
54
çocukların sürekli izlenmesini ve her çocuk için
somut teşvik önerileri yapılmasını sağlayan, dil
durumunun tesbitini ve belgelendirilmesini
sağlayacak bağlayıcı niteliğe sahip pedagojik ve
bilimsel olarak eşlik edilen işlemlerin Almanya
genelinde yaygınlaştırılmasını başlatmak; bu
esnada çok dilli çocukların durumları göz önünde
bulundurulmalıdır;
dil durumunun tespiti sonunda elde edilen sonuçlardan yola çıkan ve bunun üzerine inşa edilen teşvik programlarının Almanya geneline yayılması;
araçların geliştirilmesini ve uygulanmasını desteklemek, sorumlu aktörlere kıyaslama ölçütleri
vermek ve böylece kalite iyileştirmesine katkıda
bulunmak; örneğin, dışardan değerlendirme ya
da standartlaştırılmış dil durumu tesbit ve gözlemleme yöntemleri ile; burada söz konusu olan özellikle bütün çocuklar için, en geç okula başlamadan
bir yıl önce yada dört yaşında yapılacak bağlayıcı
nitelikli dil beceri testidir;
gündüz çocuk bakımı kurumlarında çocukların
bireysel ve yaşlarına uygun dil teşviki görmeleri
açısından destekleyici çerçeve şartları temin etmek
(örneğin daha küçük gruplar, dil açısından doğru
harmanlanmış çocuk grupları, kültürlerarası
açılım, göçmen kökenli çocuk sayısı çoksa personel
artırımı);
eğitimcilerin «ikinci dil edinimi hakkında bilgiler»,
«pedagojik dil tanı ve dil teşvik yetkinliği» gibi
alanlardaki meslek eğitimini, meslek içi ve ileri
diren ana konular, göçmen geçmişi olan ailelerin
kültürel ortamlarına daha iyi aktarılabilirler.
■
Göçmen organizasyonları uyum sürecini, olabildiğince erken Almanca öğrenme gerekliliğine karşı
temsil ettikleri topluluklarda olumlu bir yaklaşımı
teşvik ederek, çocukların gündüz bakım kurumlarına erken yaşta gitmelerini sağlayarak ve ebeveynlerin eğitimlerine dair tasarımları destekleyerek ve
önererek teşvik etmektedirler.
■
Göçmen organizasyonları aileler ve kurumlar arasında aktif bir köprü olarak görev yapmaktadırlar.
■
Alman vakıflar, göçmen kökenli çocukların ve
ailelerin teşviki sürecinde önemli bir rol oynamaktadırlar. Vakıflar, yenilikçi ve model karakterine sahip operatif projeler ve örnek gösterilen
programları finanse ederek, politik ve konuyla
ilgili süreç için yeniliklere ilişkin önemli öneriler
getirebilmektedirler.
■
Kuzey-Ren Vestfalya Eyaletindeki Bölgesel Çalışma
Merkezleri (göçmen ailelerden gelen çocuklar ve
gençlerin teşvikine yönelik Bölgesel Çalışma Mer-
2.3. Kurum ve Organizasyonların Üstlendikleri
Yükümlülükler
■
➤
dil teşvikini eğitim görevi olarak, söz konusu
kurumların ilgili kalite konseptlerine dahil
etmeyi vaat etmektedirler;
➤
eğitimcilerin uygun kalifikasyonuna önem vermektedirler ve -olanaklar el verdikçe- göçmen
kökenli eğitimcilere iş vereceklerdir;
➤
eğitmenlere yönelik meslek eğitimi veren
kurumları, varsa meslek eğitimini verecek
göçmen kökenli uzmanları kazanma yolundaki
çabalarını güçlendireceklerdir;
➤
gündüz çocuk bakım kurumlarında göçmen
kökenli çocukların, gereksinimlerine uygun olarak dikkate alınmasına çaba göstermektedirler;
➤
■
tüm çocuklar için dil eğitimi sağlama görevini gündüz çocuk bakım kurumlarının tasarımlarında daha çok geliştirmeyi ve göçmen
çocukların dil edinim süreçlerini göz önünde
bulundurarak daha da somutlaştırmayı
onaylamaktadırlar;
kültürlerarası açılım sürecini kendi gündüz
çocuk bakım kurumlarında da desteklemeyi
vaat etmektedirler.
Gündüz çocuk bakım kurumlarını işleten özel
kurumlar, çocukların eğitim ve öğretimine katılan
tüm aktörlerle iş birliğine aktif ve teşvik edici bir
biçimde katılmaktadırlar. Kurumların çalışmalarına anadil konuşanların dahil edilmesi bir çok
durumda anlamlıdır. Böylelikle eğitimcileri ilgilen-
4.2.
3. Çocuk Yuvasından İlkokula
Geçişte Sürekli Dil Eğitimi
Bir çocuğun bireysel gelişme ve öğrenme süreçleri,
dil eğitimi açısından da, çocuk yuvasında ve okulda
sözkonusu eğitim ve öğretim amaçlarına uygun olarak desteklenmekte ve teşvik edilmektedir. Yuva, okul
ve ebeveynler hep birlikte, çocuklarının gelişim ve
öğrenim sürecinin sürekliliğini sağlama konusunda
sorumluluk taşımaktadırlar. Bu sebepten ötürü, bu
kişi ve kurumların «aynı göz hizasında» eşit ve bağlayıcı nitelikli işbirliği vazgeçilmezdir. Gerçekten de
pratikte, özellikle göçmen kökenli ailelerin çocukları
için risk oluşturan, sürtüşmelere bağlı önemli kayıplar
ve iyileştirme olanakları bulunmaktadır.
Çocuk yuvasından ilköğretime geçiş dönemi tüm
çocukların hayatında önemli bir aşamadır, çünkü bu
dönemde yoğun gelişme taleplerinin kısa zamanda
üstesinden gelmek zorundadırlar. Dil gelişimi ve
teşviki okuldaki fırsat adaleti açısından çok önemli
olduğundan, çocuk yuvası kendi dil teşvik olanaklarını olabildiğince seferber etmelidir ve okulda dil
teşvikinde çocuğun bireysel gelişme durumuna göre
hareket edilmelidir. Gündüz çocuk bakımındaki ve
ilköğretim kurumlarındaki uzman personel genellikle, çocuğa özel dil gelişim durumunu tespit etme
ve dil teşviki alanında konuya uygun ve uyumlu ortak
çalışma noktasında yeterli derecede kalifiye değildir.
Etkin bir işbirliği için, güvenilir iletişim ve dokümantasyon biçimlerine gereksinimleri bulunmaktadır.
kezleri) ( RAA ) Weinheim’daki Freudenberg Vakfı
ile işbirliğinde bulunarak ve kendilerinin desteğini
alarak, bütün Almanya çapında yöntemsel kılavuzlar, çok dilli malzemeler ve «Rucksack Kita» konseptinin uygulamaya konulması için gereken uzman
eğitim kursları üzerine bilgiler sunmaktadırlar.
«Rucksack Kita», gündüz çocuk bakım kurumlarına
bağlı olarak ailelere yönelik çalışmayı eğitim kurumundaki dil teşviki ile bağlantılı hale getiren, dört
ile altı yaş arasındaki çocuklar için hazırlanmış bir
ebeveyn eğitim ve dil teşvik programıdır.
■
Türk Alman Sağlık Vakfı, göçmen kökenli çocuk ve
ebeveynleri özellikle erken pedagoji ve ilköğretim
alanlarında desteklemeyi kendisine hedef olarak
belirlemiştir. Bu vakıf, göçmen kökenli çocuk ve
ebeveynleri teşvik alanında çeşitli projelerde faaliyet göstermekte ve iş birliği içinde olduğu diğer
ortaklarla birlikte frühstart adlı dil teşvik projesini
sürdürmeyi ve genişletmeyi planlamaktadır. Ayrıca
şiddete ve bağımlılığa karşı önlem alınması ile
ilgili, özellikle göçe özel olguların ve dil teşvikinin
önem taşıdığı çocuk yuvası döneminde ve ilkokul
yaşında olan çocuklar ve ebeveynler için yeni projeler planlanmaktadır.
Gündüz çocuk bakım kurumlarında ve okullarda dil
teşviki tüm diğer görevlerle bağlantılı bir görevdir.
Personele kalifikasyon kazandırırken uzman kişilerin,
çocukların dil bilgi durumları ve açıkları konusunda
birbirlerini bilgilendirmeleri ve işbirliğinde bulunmalarını amaçlamalıdır.
Gündüz çocuk bakım kurumları, dil teşviki açısından
aile ortamının yanı sıra ve anne baba tarafından verilen eğitimi tamamlayarak, çocukları okula hazırlama
şeklinde önemli bir görevi yerine getirmektedirler.
Çocukların geçiş dönemini, beş yaşından itibaren
ücretsiz olması gereken eğitim arzının bütünselliğine
uygun olarak sağlamak için, tüm olanaklar kullanılmalıdır. Burada en önemli olan eğitim, öğretim ve
bakım kalitesinin korunmasıdır.
Geçiş dönemini çocuk yuvası, okul ve ebeveyn ortaklığında şekillendirme ortak bir pedagojik anlayış,
yöntemler, dil teşvik tasarımları üzerine anlaşmayı
ve ebeveynlerle işbirliğini içermektedir. Bu ortak
şekillendirme süreklilik taşıyan bir eğitim biyografisi
doğrultusunda çocuğun bireysel dil teşviki görmesini
sağlar. Çocuk yuvası ve ilköğretim okulu, çocuğun
ileriye yönelik dil gelişimine açık ve motive olmasını
ortak görevleri olarak temin etmek zorundadırlar.
Ulaşılması gereken hedef, ilköğretimdeki teşviki tek
tek çocuğun bireysel gelişim durumuyla irtibatlandırmaktır. Çocuk yuvasındaki son yılın, okul sistemine
geçiş için yerine getirdiği köprü görevinin güçlendi-
55
4.2.
rilmesi, geçişin en iyi şekilde sağlanması gerekmektedir. Burada özellikle göçmen kökenli çocukların
dil teşvik ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır.
Çocuk yuvası, ilköğretim okulu ve ebeveynlerin
eğitim ve öğretim ortakları olarak bağlayıcı ve sürekli
işbirliği şarttır ve düzenlemelerle programların daimi
öğeleri olmaları amaçlanmaktadır. Mahalli okul
eğitim ve okul dışı eğitim kurumları ile aktörlerinin
işbirliği ve ağ yapıları, sürekli dil teşviki doğrultusunda, çocuk yuvasından ilköğretim okuluna geçiş
döneminde sağlam temeller üzerine oturtulmalıdır.
3.1. Federal Hükümetin Üstlendiği Yükümlülük
İşbirliği/Ömür boyu öğrenmek
■ Çocukların öğrenim başarısı, başarılı dil edinimini
ve sonuçta çocuğun eğitim sürecinin şekillendirilmesinde sorumluluk alanların – ebeveynler,
eğitimciler ve öğretmenlerin – şimdiye kadar
olduğundan daha yoğun bir şekilde işbirliğinde
bulunmasını gerektirir. Çerçeve şartlarının
oluşturulması zorlu bir görev olarak karşımızda
durmaktadır. Bu sebepten ötürü federal hükümet,
ağırlık noktası olarak «erken çocukluk döneminde
eğitim» adlı bir araştırma projesi planlamaktadır.
Bu çerçevede, eyaletler ile sıkı bir diyalog halinde
– çocuk yuvaları ile ilköğretim okulları arasında
içerik açısından bütünlük sağlamak amacıyla, üç
ile on yaş arasındaki çocuklara yönelik eğitim
kurumları için tasarımların ve araçların geliştirilmesi planlanmaktadır.
Dil durum tespiti araştırma projesi
■ Federal hükümet, yaşa özel dil öğrenimini esas
alan bir referans çerçevesine dayanarak hem
mevcut olan dil durum tespiti yöntemlerine ilişkin
araştırma projelerinin daha çok geliştirilmesini
hem de dil durum tespiti yöntemlerine ilişkin yeni
araştırma projelerini -öğrenciler için kişiye özel
teşvik planları ve öğretmenler için ileri eğitim
tasarımları dahil- gündüz çocuk bakım kurumundan meslek eğitimine kadar bireysel ve sürekli dil
teşviki sağlama temelinde desteklemektedir.
bakım kurumlarını ve okulları, sanal bir çalışma
platformu ile, Almanya genelinde birbirleriyle ağ
kurabilmeleri ve işbirliği yapabilmeleri için desteklemektedir. Hedef, özellikle eğitmenler ve öğretmenler ve tabii ki, ebeveynler arasında pedagojik
tecrübe alışverişini desteklemek ve bununla çocuk
yuvası ve ilköğretim aşamasında yeni bir eğitim
anlayışının gelişmesini ve yerleşmesini sağlamaktır.
«Öğrenen Bölgeler – Ağların Desteklenmesi»/Essen
uzlaşmasında Essen öğrenim dünyası/Çocukların
öğrenim dünyası – Gündüz çocuk bakım evi ve
ilköğretim okulu çocukları güçlendiriyor – Üç yaş
ile on yaş grubu arasındaki çocuklar için ortak
eğitim sorumluluğunu geliştirme ve süreklilik
kazandırma Programı:
■ Program, okula geçiş için en iyi şartları oluşturma
amacıyla, göçmen kökenli çocuklar ve Alman
çocuklar için erken başlayan ve en uygun olan dil
teşvikini takip etmektedir. İlköğretim okullarıyla
iletişim ve işbirliği yaparak erken başlayan teşvik
sürdürülmeli, çocukların bu süreçte herhangi bir
kesintiye uğramamaları sağlanmalıdır. Düzenli
aralıklarla yapılan görüşmelerle, ebeveynler
çocuklarının teşvik süreci üzerine bilgilendirilmekte ve bu sürecin içine alınmaktadırlar. Program Almanya’da uzun zamandır yaşayan yabancı
uyruklu ve yerli çocuklara yönelmektedir ve «Öğrenen Bölgeler» projesi çerçevesinde teşvik kaynakları sunmaktadır.
3.2. Eyaletlerin ve Yerel Yönetimlerin
Üstlendikleri Yükümlülükler Hakkında
Öneriler
56
okula kayıt işlemlerinde dil durumunu tespite
yönelik ölçümler yapılıyorsa, bunun gündüz çocuk
bakım kurumundaki yöntemleri temel alarak
belirlenmesi;
■
çocukların dil gelişimini, kendilerini veri koruma
mevzuatını ihlal etmeden her iki eğitim kurumunda da izleyerek, belgelendirmek üzere bilimselliği kanıtlanmış malzemenin kullanılması;
■
gündüz çocuk bakım kurumları, ilköğretim okulları ve tam gün bakım arasında yapısal ve bağlayıcı
bir işbirliği için çaba göstermek. Gündüz çocuk
bakım kurumları ile okullar arasındaki yapısal ve
bağlayıcı işbirliği, gençlik yardım kuruluşlarının ve
okul programları gibi okul içi çalışmaların tasarımlarında yer almalıdır;
■
pedagojik personele, kendilerine verilen gündüz
çocuk bakım kurumundan ilköğretim okuluna
geçiş esnasındaki özel görevlerini yerine getirebilmeleri için gereken maddi kaynakları sağlamak;
yerel yönetimler talimatların yerine getirilmesini
temin ederler;
■
eğitmenlerin ve ilkokul öğretmenlerinin gündüz çocuk bakım kurumlarında dil teşvikine ve
bu kurumlardan ilköğretime geçişin kesintisiz
olmasına yönelik, ortak ileri eğitim programlarını
uygulamak;
■
eğitmenlere ve ilkokul öğretmenlerine, «ikinci
dil olarak Almanca» ve çok dillilik konularını göz
önünde bulundurup dil teşviki alanındaki ortak
görevlerini dikkate alarak, birlikte ileri eğitim
vermek.
3.3. Kurum ve Organizasyonların Üstlendikleri
Yükümlülükler
■
Serbest hayır kurumları birlikleri de ilköğretim
okulları gibi, çocuk yuvasından ilköğretime geçişin
planlı ve uyumlu bir biçimde şekillendirilmesini,
kendi dil teşvik tasarımları ile pedagojik ve yöntemsel yaklaşımlarının içeriği haline getirmektedirler.
■
Serbest hayır kurumları birlikleri de ilköğretim
okulları gibi, çocuk yuvası, ilköğretim okulu, tam
gün bakım, ebeveynler, okul dışı programlar ve
katılan diğer aktörler arasında, bağlayıcı işbirliğinin olacağına dair garanti vermektedirler.
■
Göçmen organizasyonları ebeveynleri, gündüz
çocuk bakımı kurumlarından ilköğretime geçiş
dönemi konusunda ve okula hazırlayan çocuk
yuvası son yılı ile ilgili bilgilendirmektedirler. Göçmen kökenli ebeveynleri ortak ebeveyn
katılımına motive etmekte ve onları etkin bir
şekilde, geçiş dönemini şekillendirme çabalarında
desteklemektedirler.
Gençlik Bakanları Konferansı (JMK) ve Eğitim Bakanları Konferansı (KMK) 2004 yılında aldıkları «Eğitim,
öğretim ve bakım alanlarının bir bütün olarak güçlendirilmesi ve geliştirilmesi» kararıyla eyaletler okullar ve gençlik yardım kuruluşları arasında işbirliği
konusunda anlaştılar. Eyaletler ve yerel yönetimlerin,
dil teşvikine yönelik üstlendikleri yükümlülükler:
■
Öğrenim – Danışma – Eğitim
■ Federal hükümet, internet sayfası BIBER’i kurarak
gündüz çocuk bakımı kurumları ve ilköğretim
okullarının pedagojik personeli için 2010 yılına
kadar medya bazlı kalifikasyon olanaklarını, örneğin yeni medya kullanımı ile dil ve okuma teşvik
süreçlerinin desteklenmesi halinde gereken uzman
bilgi ve danışmanlık becerilerinin kazandırılması
için, desteklemektedir. BIBER, gündüz çocuk
■
4.2.
Göçmen kökenli ebeveynlerin çocuklarını gündüz
çocuk bakım kurumuna gönderme motivasyonlarını güçlendirmek, çocuk yuvası ile ilköğretim
okulundan ibaret iki eğitim kurumu arasındaki
geçişi iyileştirerek çocuğun erken eğitiminin ilköğretimle «eşit şartlar altında» gerçekleştirilmesine
katkıda bulunmak; bu şekilde gerçekleşen kurumlar üstü bir eğitim sürecine hizmet etmek amacıyla,
beş yaşından büyük çocuklar için ücret alınmaması
yardımcı olabilir;
57
4.2.
4.2.
Üyeler
Yönetim: Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
58
Dr. Ursula von der Leyen
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanı
Eva Maria Welskop-Deffaa
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı Daire Başkanı
Berin Alpbek
Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu
Monika Baumgarten
Pestalozzi Froebel Haus, Berlin Sozialpedagoji Meslek Okulu
Dr. Doris Bollinger
Bremen Eyaleti Çalışma, Kadın, Sağlık, Gençlik ve Sosyal İşler Senatörü
Bernt-Michael Breuksch
Kuzey-Ren Vestfalya Eyaleti Nesiller, Aile, Kadın ve Uyum Bakanlığı
Rainer Brückers
Arbeiterwohlfahrt e.V. Federal Birliği
Silvia Burrini
Caritaswerk Ludwigshafen
Wolfgang Dichans
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Kirsten Dick
Göç veMülteciler Federal Dairesi
Dr. Christof Eichert
Bavyera Eyaleti Çalışma ve Sosyal Düzen, Aile ve Kadın Bakanlığı
Dr. Hans Eirich
Bavyera Eyaleti Çalışma ve Sosyal Düzen, Aile ve Kadın Bakanlığı
Dr. Havva Engin
Karlsruhe Pedagoji Yüksek Okulu
Prof. Dr. Lilian Fried
Sosyal Pedagoji, Yetişkin Eğitimi ve Erken Çocukluk Çağı Pedagojisi Enstitüsü
Dr. Edgardis Garlin
Çocuklarda Çok Dillilik Merkezi e.V.
Friedlinde Hasenkrug
Almanya Federal Cumhuriyeti Eyalet Eğitim Bakanları Daimi Konferansı
Gundel Hessemer
Neue Erziehung e.V. Çalışma Grubu
Dr. Hans Rudolf Leu
Alman Gençlik Enstitüsü
Prof. Dr. Gudula List
Köln Üniversitesi Sağlık Pedagojisi Fakültesi
Uwe Lübking
Alman Şehirler ve Belediyeler Birliği
Dr. Michael Maier-Borst
Almanya Federal Hükümeti Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi Danışmanı
Gabriele Meier-Darimont
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Heike Pape
Alman Şehirler Birliği
Maria Ringler
İki Uluslu Aileler ve Eşler Derneği
Mehtap Şanlı
«Çocuk Yuvasında Almanca ve Kültürlerarası Eğitim», Frühstart Projesi
Katharina Schäfer-Olejnik
Federal İçişleri Bakanlığı
Antje Scharsich
Eğitim ve Araştırma Federal Bakanlığı
Thomas Schmidt
Federal Başbakanlık
Dr. Guiseppe Scigliano
Comitato degli Italiani all’Estero, Hannover
Dr. Monika Springer-Geldmacher
Göçmen Ailelerinden Gelen Çocuklara ve Gençlere Hizmet Veren Kuzey-Ren Vestfalya
Bölgesel Teşvik Merkezi
Marie-Luise Tigges
Paderborn Başpiskoposluk Caritas Birliği
Prof. Dr. Rosemarie Tracy
Mannheim Üniversitesi
Ilse Wehrmann
Protestan Gündüz Çocuk Bakım Kurumları Eyalet Birliği
Manfred Willhöft
Almanya Eyalet İlçeleri Genel Kurulu
59
Konu Alanı 3:
4.3.
«İyi Bir Eğitimi ve Meslek Eğitimini
Garanti Etmek, İş Piyasasındaki
Fırsatları Çoğaltmak»
Görev
Göçmenlerin uyumu Almanya’nın önünde duran
büyük siyasi ve toplumsal görevlerden birisidir. 14
Temmuz 2006 tarihinde göçmenlerin ve tüm politik
katmanların ve toplumsal grup temsilcilerinin katıldığı uyum zirvesi ile federal hükümet, halen sürmekte
olan ve sonucunda sürdürülebilir bir uyum politikasının temelini oluşturacak, hedefleri açık ve net,
somut tedbirleri ve yükümlülükleri içeren bir Ulusal
Uyum Planı’nın hazırlanmasını öngören bir diyaloğu
başlatmıştır.
Ulusal Uyum Planı’na hazırlık amacıyla Eylül 2006’da,
Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı’nın başkanlığında «İyi
Bir Eğitimi ve Meslek Eğitimini Garanti Etmek, İş
Piyasasındaki Fırsatları Çoğaltmak» (3. Konu Alanı)
başlıklı, kendilerine eğitim, meslek eğitimi ve iş piyasasından oluşan eylem alanlarındaki uyum koşullarının iyileştirilmesine yönelik somut öneriler hazırlama
görevi verilen, çalışma grubu oluşturuldu. Bu görevle
çalışma grubu, göçmen kökenli insanların ve ailelerinin sosyal uyumunun başarılı olması için gerekli ana
konu alanlarından birini işledi.
Eylül 2006 ve Mart 2007 tarihleri arasında çalışma
grubunun altı oturumu gerçekleştirildi.
Çalışma grubunun, toplumun ve ekonomi, kültür
ve bilim dünyasının geniş kesimlerini temsil eden
45 üyesi bulunmaktadır. Bir Ulusal Uyum Planı’nın
hazırlanmasının temelinde yatan, göçmenlerin ve
ailelerinin uyumlarının iyileştirilmesini içeren sosyo-
60
politik hedef ancak ilgili tüm aktörlerin kazanılması
ve çalışmalara dahil edilmesiyle başarıya ulaşabilir.
Bunlar,
■
göçmen kökenli insanların bizzat kendileri ve
aileleri,
■
eğitim, bilim, meslek eğitimi organizasyonları,
dual meslek eğitimi veren kurumlar ile işletmeler,
■
yasa, finans kaynakları ve farklı düzeylerde sunulan programlarla uyum koşullarını iyileştirebilecek
olan siyasiler ve devlet ve
■
göçmen toplumuna ve okul, meslek eğitimi ve iş
alanlarına destekleyici faaliyetleri ile katılarak
uyum süreçlerini ve engellerin aşılmasını teşvik
edebilecek, göçmenlerin kurduğu sivil toplum
örgütleri; serbest kurumlar; sendikalar ve işveren
federasyonları v.b. dir.
Çalışma grubunun bileşimi ve gündemi bu temel
yaklaşımla uyum içersindeydi.
Çalışma grubunun görüşmeleri üyelerin ortak hedeflerinin hakim olduğu olağanüstü yapıcı ve işbirliğine
dayalı bir atmosferde geçti: Göçmen kökenli insanların, tüm çabalar sarf edilerek eğitim, meslek eğitimi
ve iş piyasası gibi alanlarda uyumlarının sağlanması
gerekmektedir; hiç bir çocuk ve genç, ikâmet statüsü
nedeniyle eğitim haklarından mahrum edilmemeli.
Kapsamlı bir uyum politikasının uygun hukuki ve
örgütsel bir çerçeveye ihtiyacı vardır; Ulusal Uyum
61
4.3.
Planı’nın öngördüğü tedbirlerin uygulanmasını zorlaştıran ya da engelleyen yabancılar hukukundan ve
sosyal hukuktan kaynaklanan engellerin gözden geçirilmesi gerekecektir. Göçün kazandırdığı ekonomik ve
kültürel potansiyellerin ve göçmenlerin ayrıntılı yetileri ve hizmetlerinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Eğitim, meslek eğitimi ve iş konuları sistematik olarak
incelendi. Uyumun şu anki durum tespiti yapıldıktan
sonra sorunlu alanlar teşhis edildi, hedefler belirlendi
ve gereken değişiklikler ve tedbirler derlendi. Çalışma
grubunun bu iddialı program kapsamının bu kadar
kısa bir zaman içersinde üstesinden gelinmesi ancak
sınıfa kadar olan dönemde ise başarı değerlendirmesinde herhangi bir dezavantaj görülmemektedir.
Çalışma grubu aşağıda sonuç raporunu sunmaktadır.
Rapor, söz konusu aktörlerin eğitim, meslek eğitimi ve
iş piyasasından oluşan ana alanlardaki uyum şartlarını iyileştirici çok sayıda tasarımsal eylem önerisini
ve üstlendikleri yükümlülüğü içermektedir. Rapor 23
Mart 2007 tarihinde, üyeleri arasında varılan büyük
bir görüş birliği ile kabul edildi.
Göçmen ailelerinden gelen öğrencilerin 5. sınıftan 10.
sınıfa kadar olan dönemde eğitime katılımları, göçmen biyografisi olmayanlara göre çok daha elverişsizdir. 2000 yılında, göçmen kökenli olmayan 15 yaşındakilerin yüzde 17’si temel eğitim okuluna (Hauptschule)
ve yaklaşık yüzde 33’ü liseye (Gymnasium) devam
etmişlerdir; göçmen kökenli aynı yaş grubunda ise
yüzde 32’si temel eğitim okuluna ve yüzde 25’i liseye
devam etmişlerdir. Göçmen kökenli çocuklar için 5.
sınıfa geçişte Almanca dil hakimiyeti çok önemli bir
engel oluşturmaktadır: Aynı okuma başarısında bu
grubun dezavantajları önemli oranda azalmaktadır.
Bununla birlikte fırsat eşitsizliği mevcuttur.
Çalışma grubu bu rapora paralel olarak, katılımcıların tartışmalara olan yazılı katkılarını ayrı bir cilt
halinde belgelemiştir.
Sonuçlar
açılması için, yıllık 1,5 milyar avroluk ayrı bir hareket
alanı daha kazandırmıştır.
1. Uyum ve Eğitim
Bununla birlikte eğitim başarısının sosyal köken ve
göçmenlik olgusuna göre belirlenmesi, uluslararası
durumla kıyaslandığında, Almanya’da özellikle
yaygındır. Bunun yanında, diğer ülkelere göre burada,
göçmen kökenli öğrencilerin konuşulan dili öğrenmelerinin sistematik ve tutarlı bir şekilde desteklenmesi açısından daha az başarılı olunduğu ortadadır.
Yapılan araştırmalar, Almanca diline hakim olmanın
okulda başarı sağlamak ve bunun üzerine kurulan
tüm mesleki ve toplumsal alandaki katılım için öncelik taşıdığına işaret etmektedirler.
1.1. Durum Tespiti
Göçmenlerin sosyal uyumları için eğitim ve çocuk
yetiştirme, meslek eğitimi ve iş ile aile alanları önemli
bir rol oynamaktadır. Bu çekirdek alanlarda elde edilen uyum başarısı veya başarısızlığı, göçmen kökenlilerin genel uyum şansını, dolayısıyla hayatta elde
edebilecekleri fırsatları etkilemektedir.
2006 Ulusal Eğitim Raporu Almanya’da yaşayan ve 25
yaşına kadar olan eğitim çağındaki çocuk ve gençlerin dörtte birinden fazlasının (yüzde 27,2) göçmen
kökenli olduğunu ortaya koymaktadır. Altı yaşın
altındaki grupta ise bu oran neredeyse üçte birdir. Bu
kesimin göç statüsü ve göç zamanına, etnik kökenine
ve hangi bölgede yoğunlaşıldığına göre geniş bir
heterojen yapıya sahip olması, yaklaşık altı milyon
çocuk ve gençten oluşan bu grubun, eğitim sistemine
uyumu için üstesinden gelinmesi gereken büyük bir
görev anlamına gelmektedir.
Federal hükümet, eyaletler ve yerel yönetimler
uyumun teşvik edilmesi için çok farklı yöntemlere
başvurmuşlardır: Gündüz çocuk bakım kurumlarında
erken dil teşviki, dil tanısının genişletilmesi, Almanca
için teşvik kurslarının düzenlenmesi ve ders dışı
uyum tedbirlerinden, genişletilmiş teşvik programları
sunan tam gün eğitim veren okulların sayısının artırılmasına kadar. Federal devlet, «Gelecek Eğitim ve
Bakım» adlı yatırım programı çerçevesinde 2003-2009
yılları arasında, tam gün eğitim veren okulların
kurulması ve geliştirilmesi için eyaletlere toplam dört
milyar avro tahsis etmektedir. 2005 yılında yürürlüğe
giren Gündüz Çocuk Bakımı Genişletme Kanunu ile
bağlantılı olarak federal devlet, yerel yönetimlere
3 yaş altı çocuklar için 230.000 nitelikli bakım yeri
62
katılanların gösterdiği büyük disiplin sayesinde
mümkündü.
Okul öncesi çağda göçmen çocukların gündüz çocuk
bakım kurumlarından faydalanmaları, 4 yaş üzeri
gruplarda, neredeyse Alman çocuklarının oranına
yaklaşmış durumdadır. Buna karşılık daha küçük yaş
gruplarında aradaki fark halen çok belirgindir ve
göçmen kökenli 2 yaş grubu çocukların sadece beşte
biri bir gündüz çocuk bakım kurumuna gitmektedir. Özellikle göçmen kökenli ailelerin çocuklarının
mümkün olduğu kadar erken yaşta, gündüz çocuk
bakım kurumlarının sağladığı teşvik kapsamına
girmeleri, ilerdeki eğitim fırsatlarını önemli oranda
artırmaktadır.
Daha ilköğretim aşamasının sonunda, uluslararası
kıyaslamada özellikle göze çarpan bir şekilde, göçmen kökenli öğrencilerin başarı oranının diğer
öğrencilerin çok gerisinde kaldığı görülmektedir.
Çocukların erken bir aşamada farklı okul şekillerine
ayrılmaları, bunu takip eden dönemde uyumu ve
sosyal açıdan dezavantajlı konumda olan ve göçmen
kökenli ailelerden gelen çocukların başarı olanaklarını zorlaştırmaktadır. Göçmen kökenli çocuklara
ilkokulda çok nadiren ortaokul (Realschule) ve liseye
(Gymnasium) devam etmeleri için tavsiye verilmektedir. İlkokulda aynı başarı durumunda ortalama olarak
biraz daha düşük not almaktadırlar. 5. sınıftan 10.
Yüksek oranda göçmen kökenlilerin bulunduğu
okullar bir çok defa, görece izole edilmiş ve dışlanmış
sosyal ve etnik grupların çoğunlukta olduğu sosyal
çevrelerde bulunmaktadır. Sürekli bir toplumsal ayrışım ise öğrenme davranışı ve eğitim başarısı üzerinde
etki bırakmaktadır. Toplumsal ayrışımın oldukça
büyük bir boyuta ulaştığına dair bilgiler bulunmaktadır: PISA 2000’e göre, Almanya genelinde yaklaşık
her beş temel eğitim okulundan (Hauptschule) biri çok
sorunlu şartlar altında çalışmaktadır. Her dört göçmen kökenli gençten biri, 5. den 10. sınıfa kadar olan
dönemde, göçmen kökenli öğrencilerin çoğunlukta
olduğu bir okulda okumaktadır.
Toplumsal ayrışım okul mezuniyetlerini de etkilemektedir. Göçmen kökenli gençlerin okul başarısı
Almanya’da, zorunlu eğitim yıllarının sonuna doğru
PISA araştırmasına katılan diğer ülkelerde hiç olmadığı kadar geri kalmaktadır. Göçmen kökenli öğrenciler arasında okuldan mezun olmadan ayrılanların
sayısı Almanların iki mislidir. Yabancı erkek çocuklarında ise bu oran, aynı yaş grubundakilerin yüzde
20’si ile, özellikle yüksektir.
Göçmen kökenli çocuk ve gençlerin dersleri ve hedefe
yönelik teşvik konularında hangi tedbirlerin özellikle çok etkili olduğu konusunda şu ana kadar kesin
bilimsel veri bulunmamaktadır. Çeşitli dil teşvik
tasarımlarının etkisi ve uyum teşvikindeki başarılı
yaklaşımların okul hayatına aktarımı ve de göçmen
kökenli gençlerin kültürler arası yetilerinin, olumlu
öğeler olarak ders kapsamına nasıl alınabileceğine
dair, ayrıca araştırma gereksinimi bulunmaktadır. Bu,
müfredatın geliştirilmesini de kapsamaktadır. Ayrıca
tüm öğretmenlerin ve diğer pedagojik personelin,
meslek eğitimi ve meslek içi eğitimi açısından önemli
kalifikasyon gereksinimi bulunmaktadır. Ancak bu
şekilde, yazılı ve sözlü olmak üzere sistematik ve
tutarlı dil öğretimi ve genel okul süresince ve branş
derslerinde de olmak üzere dil teşviki sağlanabilir.
Sözkonusu öğrencilerin ve anne babalarının çoğu kez
olağanüstü yüksek öğrenme motivasyonu ve okula
4.3.
karşı görece olumlu görüşleri çocukların ve gençlerin
eğitim durumlarının iyileştirilmesi ve sosyal ve aile
içi eğitim engellerinin aşılması için önemli bağlantı
noktalarını oluşturmaktadır. Çok dillilikleri de yüksek
bir potansiyel oluşturmaktadır.
1.2. Hedef Belirleme
Bu çıkış pozisyonu uyarınca, Ulusal Uyum Planı’nda
önlemler tespit edilirken aşağıdaki hedef düzlemleri
esas alınmaktadır:
Almanya, fırsatlar yaratan, potansiyelleri
geliştiren ve eğitim başarısını sosyal kökene
dayandırmayan bir eğitim sistemine ihtiyaç
duymaktadır.
Genel eğitim veren okulların verdiği eğitim daha
sonraki meslek eğitimi (işletmede, okulda, akademik) için gerekli araç ve gereçleri sağlamalıdır. Buna
özellikle de kültür teknikleri (okuma, yazma, hesap
yapma), sosyal yetiler ve köklü bir mesleki yönlendirme dahildir.
Devletin eğitim ve öğretim görevinin temelinde,
Almanya’daki bütün yetişmekte olanların genel ve
meslek eğitimi haklarını garanti altına almak, öğrencilerin kişiliklerini serbest geliştirmeleri konusunda
teşvikte bulunmak ve çocuklar ile gençleri toplumsal
ve mesleki yaşamlarına hazırlarken fırsat eşitliği
hedefine sadık kalmak yatmaktadır. Bu anayasal görevin özellikle dezavantajlı yaşam koşulları içerisinde
bulunan öğrencilere karşı yerine getirilmesi gerekir.
Verilen eğitim, başarılı bir uyumun önemli anahtarı
olarak, büyüyen eğitim ihtiyaçlarını karşılayabilmek
için, sürdürülebilir bir şekilde yeterli kaynaklara sahip
olmalıdır. Demografik gelişim ve buna bağlı olarak
da gerileyen öğrenci sayısı dolayısıyla mevcut olacak
orta ve uzun vadeli maddi olanaklar, okul ve mesleki
eğitimin iyileştirilmesi için kullanılmalıdır.
Almanya’da eğitim en önemli kaynaktır. Bu nedenle
tüm bireylerin mevcut potansiyelleri ve becerileri
tutarlılıkla kullanılmalı ve geliştirilmelidir. Eğitim
fırsatlarının ve kariyerlerinin sosyal, dilsel ve etnik
kökene göre belirlenmesine dair halen mevcut olan
bağlantı, tutarlı bir şekilde bireysel teşvike yönelen bir
eğitim sistemi ile aşılmalıdır.
Eğitim, uyum şansını etkili bir şekilde iyileştirmek
için erken çocukluk yıllarında başlamalıdır. Sistematik ve erken yaşta teşvik açısından, gündüz çocuk
bakım kurumlarının özel sosyo-pedagojik gereksinimleri ihmal etmeden, özel eğitim yeri olarak
geliştirilmesi ve genel eğitim ile sağlanan uyumun
yoğunlaştırılması gerekir. Kreşlere ve gündüz çocuk
bakım kurumlarına yazılan, özellikle dört yaşından
küçük göçmen kökenli çocuk sayısını artırmak için
okul öncesi eğitim ve bakım imkanlarının sayısının
63
4.3.
yükseltilmesi ve niteliğinin artırılması gerekmektedir. Üç yaşını doldurduktan sonra okul öncesi
kurumlara gidilmesi zorunluluğu, prensip olarak
hedeflenmelidir.
Okulda ve çoğu zaman mesleki yaşamda başarı için
Almanca diline hakim olmak çok önemli bir koşuldur.
Bu nedenle Almanca dilinin konuşulması ve yazılması devamlı, sistematik ve özellikli olarak bütün
okul yılları süresince ve meslek derslerinde de teşvik
edilmelidir. Burada bütün eğitim kademeleri ve derslerindeki eğitim personelinin, dil bilgisi öğretimine
ilişkin yeterlilik kazanmaları ve mesleki eğitimlerini
geliştirmeleri çok acil bir görevdir.
İnsanın kendi ana dilinin de dahil edilmesi sonucunda çok dilli olma özelliği, hem birey hem de genel
olarak toplum için teşvik edilmesi gereken, önemli bir
potansiyel oluşturmaktadır. Günlük okul hayatında
çok dilliliğin gereken ilgiyi görmesi için, örneğin iki
dilli okul türleri ile uygun önlemlerin denenmesi
gereklidir.
Öncelikli olarak da göçmen kökenli öğrencilerin yüksek öğrenme motivasyonlarından faydalanılmalıdır,
başarısızlık oranı belirgin şekilde düşürülmelidir ve
göçmen kökenli çocuk ve gençlerin daha üst okullara
gitme oranları artırılmalıdır. Sosyal köken ve eğitim
başarısı arasındaki bağlantının aşılmasına yönelik
önlemler, özellikle göçmenlerin eğitim durumunu iyileştirilecektir. Amaç, erken elenmeyi mümkün olduğu
kadar saf dışı bırakarak, daha uzun süreli birlikte
öğrenimi mümkün kılmak ve eğitim sistemi içerisindeki geçişleri etkin bir şekilde artırmaktır.
Okulları iyileştirmek – Mağduriyete ve toplumsal
ayrışmaya aktif şekilde karşı çıkmak
Toplumsal ayrışımın ve mağduriyetin çeşitli şekillerinin biriktiği okul durumlarının gelişmesi kesinlikle
engellenmelidir. Diğer okullara geçiş oranının çok
düşük olduğu, öğrencilerin çoğu kez birden fazla
şekilde dezavantajlı konumda olduğu temel eğitim
okulları (Hauptschule) özellikle problemlidirler. Eğer
bu yük oluşturan çerçeve şartlar kısa vadede değiştirilemiyorlarsa, bu durumdan etkilenen okulların ciddi
ek kaynak ve desteklere ihtiyacı olacaktır. Belediyelerin yerel eğitim yönetimi ve sürekli refakat ve destek
sistemleri, burada kalitenin iyileştirilmesine katkı
sağlayabilirler.
Erken bireysel teşvik ve yüksek pedagojik kaliteye
sahip tam gün eğitim veren okulların geliştirilmesi,
hedefe yönelik teşvike ve eğitim ve uyum başarısının
iyileştirilmesine yönelik okul programları için yeni
imkanlar yaratmaktadır. Özellikle sosyal açıdan
dezavantajlı ya da eğitimden uzak ailelerden gelen
çocuklar için, tam gün eğitim veren okullar, onlara
eksiklerini giderme ve dilsel, kültürel ve sosyal becerilerini geliştirmeleri bakımından büyük fırsatlar
sunmaktadırlar.
64
Sekizinci sınıftan sonra, iş dünyasına dayalı içeriklerin dahil edilmesi ile, çalışma hayatına okulda hazırlık
yapılması kaçınılmazdır. Bunun hayata geçirilmesine işletmeler, şirketler ve sendikalarla yapılacak
işbirlikleri katkı sağlayabilirler. Mesleki yönlendirme
ve danışmanlık hizmetinin iyileştirilmesi için, sivil
toplum kuruluş ve organizasyonlarının daha yoğun
olarak okul sürecine katılmalarını sağlamak büyük
önem taşımaktadır. Eğitim, uyum ve mesleki perspektifler için bölgesel ağ sistemlerinde, okullar merkezi
aktörler olmalıdır.
Gençlerin potansiyellerini teşvik etmek – Anne ve
babaların katılımını artırmak ve öz sorumluluğu
güçlendirmek
Göçmen kökenli çocuk ve gençlerin teşviki onların
kültürel ve dilsel deneyimlerine dayanmaktadır.
Gelecekte onların gücüne ve potansiyellerine, örneğin yüksek öğrenme motivasyonları ve dil öğrenme
yeteneklerine daha fazla bağlantı kurulması önem
kazanacaktır. Çocukların kurumsal teşvikleri sürekli
kılınmalıdır.
Okuldaki uyum çalışmalarına destek olarak annebabalarla işbirliği büyük bir önem taşımaktadır.
Özellikle göçmen kökenli anne-babaların işbirliğini,
daha iyi eğitim imkanları ve eğitimdeki süreçlere
aktif olarak katılmalarını sağlayarak güçlendirmek
gerekir. Böylece gerekli olan öz sorumluluk güçlendirilir ve geri çekilme eğilimlerine etkin bir şekilde karşı
gelinmiş olur.
Bir çok göçmen kökenli anne-baba çocuklarının eğitimlerine önemli derecede yatırım yapmaya hazırlar.
Kendilerini eğitim ve çocuk yetiştirme konularında
birer ortak olarak kazanmak ve bu doğrultuda kalifikasyon vermek için, bu tutumdan yoğun şekilde
faydalanılmalı ve hazır olmamaları durumunda
kendilerine daha çok teşvik sağlanmalıdır. Uygun
bilgi, danışma ve eğitim imkanları güçlendirilmeli
ve örneğin okullar tarafından, anne-babalar için de
dil eğitim imkanları sağlanmalıdır. Bunun dışında,
aileden kaynaklanan eğitim engellerini de aşmak için
göçmen kuruluşlarının, diyalog partnerleri, köprü
kurucuları ya da eğitim kılavuzları olarak daha fazla
katılımını sağlamak gerekir.
Dersi iyileştirmek – Eğitim araştırmalarını
yoğunlaştırmak
Göçmen kökenli çocuk ve gençler için devamlı dil teşviki gündüz çocuk bakım kurumlarında başlamalıdır
ve bütün okul hayatı süresince sunulmalıdır. Almanca
dilinin teşvik edilmesi sistematik olarak, branş derslerinde de devam etmeli; bunun için de öğretmenlerin,
yeterli nitelikleri kazanma amacı ile, meslek içi ve
ileri eğitim almaları gerekmektedir. Mevcut dil teşvik
çalışmaları sistematik olarak, etkililiği bakımından
kontrol edilmeli ve başarılı olanlar ise bilimsel olarak
geliştirilmeli, yaygınlaştırılmalı ve uygulanmalıdır.
Göçmen kökenli kişilerin eğitim başarısını teşvik
etme konusundaki soruları, şimdiye kadar olduğundan daha güçlü bir şekilde, başarılı uyum süreçlerinden edinilen bilimsel bilgilere dayanarak yönlendirebilmek için, destekleyici ve ek araştırmalar gereklidir;
örneğin, (yazılı) dil edinimi ve kültürlerarası eğitim
alanlarında.
Federal hükümet, tam gün eğitim veren okulların
düzenlenmesini uyum alanında etkili bir çözüm
olarak da desteklemektedir ve «Gelecek Eğitim ve
Bakım» yatırım programının 2009 yılına kadar
kararlaştırılan kapsamda, sürekli geliştirilmesine
ilişkin finansal desteği sürdürecektir.
■
Okulu yarıda bırakanların sayısını azaltmak için
federal hükümet, okuldan ısrarla kaçanların tekrar
okula uyumunu sağlamak ve diploma alma şanslarını iyileştirmek üzere, öncelikle temel eğitim
okullarına (Hauptschule) giden öğrenciler üzerine
yoğunlaşan «Okulu Reddetmek – 2. Şans» başlıklı
model programı, Avrupa Sosyal Fonu (ESF) teşvikinden faydalanarak ve bölgesel proje ortakları ile
birlikte yürütmektedir.
■
Federal hükümet okul dışı alanda «Okullar Internete» projesinde, gençlere yönelik, medya yetkinliğini ve kendi kendine öğrenme yetkinliğini
geliştirme, dil teşviki ve kültürler arası eğitim
olanakları sunan «LIFT- Öğrenme, Uyum Sağlama,
Teşvik Etme, Egzersiz» portalını destekleyecektir.
Hedef, gençlerin istihdam edilebilirliği ve uyumu
için büyük önem taşıyan temel yetilerin teşvik
edilmesidir. Burada hedef alınan grup, özellikle
göçmen kökenli gençlerdir.
■
Alman Anayasası’nın 91 b maddesinin 2. fıkrası
gereğince, federal devletin ve eyaletlerin yeni
müşterek görevinin tasarımı çerçevesinde federal hükümet, tasarım ve araç gelişimi ve eğitim
araştırmaları alanlarında uyumun iyileştirilmesi
ve kültürler arası eğitim konularında eyaletleri
desteklemektedir.
■
Eğitim raporları çerçevesinde göçmen kökenli
gençlerin, eğitim sistemi içinde uyumlarındaki
gelişmeler konusunda, düzenli aralıklarla rapor
verilecektir.
Bunun ötesinde personel alımlarında uygun reklam
ve istihdam tedbirleri yolu ile, pedagojik meslekler
için, belirgin bir şekilde daha çok göçmen kökenli
kişinin kazanılması, yeterlilik kazanması ve istihdam
edilmesi için çalışılmalıdır.
Pedagojik personele, gündüz çocuk bakım kurumlarında ve okullarda dil ve kültür açısından heterojen
gruplardaki çocuk ve gençleri teşvik etme görevi için
nitelik kazandırmanın sistematik olarak yapılması
ve bunun, eğitimin bütünlük kazandıran bir parçası
olması zorunludur. Özellikle teşvik tanısı, dil teşviki,
bireysel teşvik ile yetenek ve başarının değerlendirilmesine ilişkin alanlardaki mesleki ve ileri eğitimi
yoğunlaştırmak ve kültürler arası yeterliliği, pedagojik personelin temel yeterliliği olarak korumak
gerekmektedir. Göçmen kökenli çocukların ne kadar
başarılı oldukları, sadece dil bilgilerine bağlı değildir.
Eğitim başarıları, onların özel eğitim koşullarının
takdir edilmesine ve öğretmenlerin bu öğrencilerin
becerilerine güven duymalarına da bağlıdır. Eğitim
başarısı için, damgalayıcı ön yargıların ve ayrımcılığın giderilmesi de büyük bir önem taşımaktadır.
1.3. Önlemlerin ve Özyükümlülüklerin
Kararlaştırılması
Bu kararlaştırılan hedeflerin takibi için aşağıda anılan «İyi Bir Eğitimi ve Meslek Eğitimini Garanti Etmek,
İş Piyasasındaki Fırsatları Çoğaltmak» başlıklı çalışma
grubu aktörleri, kendi sorumlulukları çerçevesinde,
şu önlemleri ilk adımda gerçekleştirme veya destekleme konusunda yükümlülük üstlenmektedirler:
Federal hükümetin (ya da federal devletin
düzenleme yetkisi alanına giren) önlemleri ve
özyükümlülükleri
■
Bütün çocuklara, gençlere ve yetişkinlere potansiyellerini geliştirme imkanı vermek, eşit eğitim
şansları ve kapsamlı toplumsal ve kültürel katılımlarını sağlamak, gelecekteki uzman personel
ihtiyacını karşılamak ve uluslararası çerçevede
rekabet edebilirliği korumak için federal hükümet,
demografik gelişme ve eğitime katılanların sayısının azalmasından dolayı meydana çıkacak bütçe
kaynaklarının eğitimin iyileştirilmesi için kullanılmasını öngörmektedir.
4.3.
■
Eyaletler ve yerel yönetimlerin (ya da eyaletler
ve yerel yönetimlerin düzenleme yetkisi alanına
giren) önlemleri ve özyükümlülükleri
Eyaletler:
■ Yüksek toplumsal değer ve başarılı bir uyumun
önemli anahtarı olan eğitim alanı, büyüyen eğitim
taleplerini karşılayabilmek için yeterli maddi
kaynaklara sahip olabilmelidir. Eyalet eğitim
bakanları kendi eyaletlerindeki bütçe görüşmelerinde, demografiye bağlı olarak artan kaynakların
ağırlıklı olarak eğitimin iyileştirilmesi için kullanılması doğrultusunda özel çaba göstereceklerdir.
■
Eğitim Bakanları Konferansı, gündüz çocuk bakım
kurumlarının sayısal ve niteliksel kapasite artırımını sağlamaya yönelik her türlü çabayı desteklemektedir. Bütün eyaletlerde gündüz çocuk bakım
kurumları ve ilkokullar için eğitim ve öğretim
65
4.3.
planları birbirleriyle sıkı bir uyum içerisinde
hazırlanmış veya hazırlanmaktadır. Okul öncesi
dil testleri uygulaması ve gerekli hallerde teşvik
sağlanması, bu arada tüm federal eyaletlerde
uygulanmaktadır. Eğitim Bakanları Konferansı,
bu tedbirlerin başarısını sürekli kontrol etmek ve
düzenli olarak bilgi ve en iyi uygulamalar hakkında
bilgi alışverişini gerçekleştirmek yükümlülüğünü
üstlenmektedir. Dilsel teşvik önlemlerinin uygulanması konusunda eyaletler, şu anda eğitmenlerin
kalifikasyonu için sözkonusu önlemleri kontrol
etmektedirler. Kararlarını düzenli bilgi değişimi
kapsamına alacaklarını taahhüt ederler.
■
■
Almanca dilinde eksikleri olan bütün çocuklara
eşit haklara sahip olarak derse ve eğitime katılmalarını sağlayacak teşvikin verilmesi konusunda bir
görüş birliği mevcuttur. Bu görev bütün derslerin
öğretmenlerini ilgilendiren bir görevdir. Eğitim
bakanları, gerekli hallerde dil destekli önlemlerin
bütün okul türlerinde ve okul kademelerinde uygulanacağını taahhüt ederler. Aynı zamanda gelecek
beş yıl için bütün öğretmenlerin derste dil eğitimi
görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli
eğitim ve ileri eğitim önlemlerini öngöreceklerini
taahhüt ederler.
■
■
■
■
66
Almanca dilinin öğrenilmesinin yanı sıra, Eğitim
Bakanları Konferansı bütün çocuk ve gençler için
çok dilli olmanın anlamını da takdir etmektedir.
Bu, göçmen kökenli çocuk ve gençlerin köken veya
aile dillerini kapsamaktadır. Günlük okul hayatına
çok dilli olma prensibini uygun biçimde yerleştirecek uygun önlemler belirlenmelidir. Eyaletler,
«Göçmen Kökenli Çocukların ve Gençlerin Teşviki
(FörMig)» model programının süregelen değerlendirmesi tamamlandıktan sonra, başarılı eylem yaklaşımları ve araçlarının ne derecede olağan okul
sistemi kapsamına alınabileceğini inceleyeceklerdir. Eğitim Bakanları Konferansı, çok dilliliğin teşviki için ulusal eğitim raporları temelinde düzenli
görüş alış verişinde bulunacağını taahhüt eder.
Kültür Bakanları Konferansı göçmen kökenli annebabalarla olan işbirliğinin güçlendirilmesini istemektedir. Bu işbirliğinin desteklenmesi için bakanlar kendi yetki alanları çerçevesinde, ebeveyn
kurslarının sürekli hale getirilmesi için ve göçmen
dernekleri ile birlikte ilgili veli girişimlerine maddi
ve personel alt yapı sağlamak üzere çaba sarfedeceklerdir. Eğitim Bakanları Konferansı ebeveynler
ile işbirliğine yönelik göçmen dernekleri ile ortak
bir açıklama yapmayı amaçlamaktadır.
Eğitim bakanları federal hükümetin maddi destek
sağladığı, tam gün eğitim veren okul programını,
kararlaştırılan kapsamda 2009 yılına kadar devam
ettirecekler ve tam gün eğitim veren okul oranını
artıracaklardır. Eğitim Bakanları Konferansı tam
■
gün okul biçiminde genel eğitim veren okulların
gelişimi konusunda, düzenli aralıklarla bir istatistiki rapor hazırlamaktadır. Bundan, tam gün
eğitim veren okulların oranlarının, ilkokullar başta
olmak üzere tüm okul türlerinde artış gösterdiği
anlaşılmaktadır. Bunun dışında bakanlar, tam gün
eğitim imkanlarının arzu edilen pedagojik başarısı
üzerine, düzenli olarak rapor vereceklerini taahhüt
ederler.
yandan bu, daha fazla göçmen kökenli öğretmenin,
eğitmenin veya sosyal danışmanın işe alınması ile,
diğer yandan da sürekli eğitimler ile sağlanmaya
çalışılacaktır. Kültürler arası yeterliliğin kazanılması için ilgili modüller, öğretmenlerin yeni
mesleki eğitim standartları ile tespit edilmiştir.
Eğitim Bakanları Konferansı, bunların tanımladığı
önlemlerin en kısa zamanda uygulanması için çaba
gösterecektir.
Federal eyaletler arasındaki farklardan bağımsız
olarak, Alman okullarında sınıfı tekrar eden, okulu
yarıda bırakan ve mezun olmadan okuldan ayrılanların sayısı, toplam olarak çok fazladır. Bu alanda,
özellikle de göçmen kökenli çocuk ve gençler ve bu
grup içerisinde de özellikle erkek çocuklar ve genç
erkekler ön planda yer almaktadır. Eğitim Bakanları Konferansı PISA araştırmasının ilk sonuçlarından beri konunun bilincindedir ve bu durumun
giderilmesi için müşterek birincil eylem alanları
geliştirmiştir. Bu alanda, sadece başarıya endeksli
bir okul kültüründen bireysel teşvik ve destek
faktörünü daha çok dikkate alan bir okul kültürüne doğru zihniyet değişiminin de gerçekleşmesi
gerektiği için, kısa vadeli başarı beklenmemelidir.
Yerel yönetimler:
Yerel yönetim organizasyonları şu anda henüz, üyeleri
ile yoğun bilgi alışverişinde bulunmaktalar ve katkılarını daha sonraki süreç içersinde takdim edecekler.
Eğitim bakanları, okullarındaki başarısızlık oranlarını düşürme konusunda alınan tedbirlerin etkinliğini düzenli olarak kontrol etme ve bununla ilgili
düzenli olarak rapor verme konusunda mutabık
kalmışlardır. Beş yıl içerisinde, okulu terkedenler
ve sınıfta kalanlar sayısını önemli oranda düşürmek ve göçmen kökenli çocuk ve gençlerin oranını
tüm öğrencilerin ortalamalarına uygun hale getirmek hedefini birlikte takip etmektedirler. Bununla
ilgili olarak, tek tek eyaletler kendi okulları ile
hedef anlaşmalar yapacaklar, diğerleri ise başka
önlemleri deneyeceklerdir. Bu alınan önlemlerin
etkinliği konusunda eyaletler, düzenli aralıklarla
bilgi alışverişinde bulunacaklardır. Aynı zamanda
eğitim bakanlarının hepsinin ortak hedefi, mevcut
okul sistemleri arasındaki geçiş olanaklarını etkin
bir şekilde teşvik etmektir. Burada da yine bundan
sonra, göçmen kökenli çocuk ve gençlerin geçiş
oranları sistematik olarak kaydedilerek bunların
sayılarında, tüm diğer gençlerin ortalamalarına
ulaşılması hedef alınacaktır.
Eğitim bakanları, göçmen kökenli çocuk ve genç
sayısının yüksek olduğu okulların, gerekli kapsamda bir uyum çalışması yürütebilmek için daha
büyük bir çaba sarf etmeleri gerektiğinin bilincindedirler. Ancak bu okullara, öğrenci sayısının
düşürülmesi, öğretmen sayısının artırılması veya
öğretmenlerin okula yönelik sosyal çalışmalar ile
desteklenmesi gibi, özel kaynakların hazır bulundurulması gerektiği konusunda da bir görüş birliği
söz konusudur. Bu okulların özel yetiştirilmiş
pedagojik personele ihtiyacı bulunmaktadır. Bir
Çalışma grubundaki görüşmelerden hareket ederek,
diğerlerinin yanı sıra, şu noktaların dikkate alınması
gerekir:
■
Çocukların tam gün bakım olanaklarının nitelik ve
sayısal açıdan geliştirilmesi – çocuklar için erken
teşvik
■
Yerel okul yönetimi/toplumsal ayrışımın önlenmesi
■
Tam gün eğitim veren okulların geliştirilmesi
■
Gençlere yönelik sosyal çalışmaların geliştirilmesi
■
Eğitim, uyum ve mesleki perspektifler için yerel
ağlar
■
Türk kökenli nüfusun daha fazla katılımı ve eğitim
başarısı için yürütülen bu kampanya çerçevesinde,
Türkçe yayın yapan medyayla işbirliği yolu ile eğitim bilinci artırılmalı, bütün eyaletlerde veli akademileri kurulmalı ve Almanya Türk Toplumu’nun
100 eğitim elçisi, eyaletlerde, programı yayan ve
aracılık yapanlar olarak tayin edilmeli ve kendilerine kalifikasyon kazandırılmalıdır.
■
İspanyol Veli Dernekleri Birliği çok dilliliğin teşviki
ve göçmen çocukların okul başarısı ile ilgili kendi
deneyimlerini ve çalışma yöntemlerini başka ülkelerden gelen göçmenlere ve örgütlerine sunmaktadır. Alman-Helenik Ekonomi Birliği aynı şekilde,
Almanya’da çok dilli eğitimin korunması ve teşviki
için çalışmaktadır.
■
CGIL-Eğitim Kurumu e.V. «JUMINA – Meslek Eğitimi
Gören Genç Göçmenler» başlıklı, okulda uyuma
yönelik başarılı projesini, gerçekleştirilmek üzere
diğer okul dairelerine ve belediyelere sunacaktır.
Okullar, okul daireleri, yerel kurumlar, işletmeler,
meslek odaları, iş ajansları, göçmen örgütleri, göçmen kökenli öğrenciler ve velileri arasında bir ağın
kurulması için oluşturulacak bir koordinasyon
merkezi, projenin temel bir parçasıdır.
■
İtalyan Devleti konsoloslukları ve göçmen dernekleri üzerinden çocuklara ve gençlere, öğrenim
durumu ve ihtiyaca göre, tamamlayıcı ana dil
dersleri ve genel teşvik kursları sağlamaktadır. Bu
teşvik ve dil olanaklarının gelecekte ayrıca, İtalyan
öğrenci sayısının yüksek (en az oniki) olduğu tam
gün eğitim veren okullar ile işbirliği çerçevesinde,
Almanca veya başka dil konuşan ilgili diğer çocuklar için de sunulması amaçlanmaktadır. İtalyanlar
tarafından yeni bir araç olarak, okullarda sınıf
öğretmenlerinin verdiği olağan dersin bir kısmının,
anadillerinde ders veren öğretmenler tarafından
İtalyanca olarak yapıldığı «Tandem Uygulaması»
tasarımı, deneme amaçlı teşvik edilmektedir.
Sivil toplum örgütlerinin ve kurumlarının önlem
ve özyükümlülükleri
Göçmen kökenliler tarafından kurulan örgütler:
■ Göçmen örgütleri ve veli birlikleri eğitim ve kalifikasyona daha yüksek bir değer verme ve göçmen
ailelerinde eğitime olan yaklaşımı güçlendirme
çalışmalarına yoğun olarak katılıyorlar. Hedef,
çocukların ve gençlerin Almanya’da tam mesleki uyumunu sağlamak için, anne ve babaların
gençlere bilinçli ve bilgilendirilmiş şekilde refakat
etmelerini sağlamaktır.
■
Göçmen örgütleri uygun, güvenilir kişilerle, diyalog ortakları ve eğitim sorumluları olarak, yerinde
aktif sorumluluk almaya ve aracılık yapmaya
hazırlar.
■
Almanya Türk Toplumu, Türk kökenli veli ve
öğrenci temsilcilerinin okullardaki katılımlarını önemli derecede artırmak, okuldan mezun
olmadan ayrılanların sayısını yarıya düşürmek ve
ortaokul diploması ve lise diploması (Abitur) alan
Türk kökenli öğrencilerin sayısını önemli oranda
iyileştirmek amacıyla, geniş bir eğitim kampanyası
yürütmektedir.
4.3.
Ekonomi:
■ Ekonomi, kısa vadede, gündüz çocuk bakımı
kurumlarında zorunlu, ücretsiz ve dil teşviki sağlanan okul öncesi bir yılı; orta ve uzun vadede ise,
3 yaşından itibaren gündüz çocuk bakım kurumlarına kayıt yaptırılmasının zorunlu olmasını
savunmaktadır. Münferit şirket ve birlikler zaten
şimdiden, buna yakın iyi uygulama örneklerine
teşvik sağlamaktadırlar.
■
Almanya genelinde SCHULEWIRTSCHAFT (Okul
ve Ekonomi)-Ağı, 450 yerel çalışma grubu çerçevesinde, okul ve işletmeleri bir araya getirmektedir ve
ilgilenen her okula bir ortak işletme bulmaktadır.
Amaç, aralarında göçmen kökenliler de olmak
üzere öğrencilere yönelik, özellikle iyileştirilmiş
bir meslek eğitimi olgunluğu ve mesleki yönlendir-
67
4.3.
medir. Öğrenci ve öğretmen stajları, işletmelerin
yerinde gezilmesi, ortak projeler gibi etkinlikler
düzenlenmektedir. Ekonomi, başarı oranı zayıf
öğrencilere özel teşvik sağlayan ve işletme stajları
sayesinde bir eğitim yeri bulmalarına yardımcı
olan uygulamalı sınıf olanaklarının geniş yelpazede sunulması için destek vermektedir.
doğrultusunda meslek içi eğitim almalarını talep
etmektedir. Bu dersleri veren öğretim görevlilerinin ücretlendirme açısından dezavantajlı konumda
olmamaları ve kendilerinin ya da öğrencilerinin
uyrukluğundan ötürü ayrımcılığa uğramamaları
gerektiğini savunmaktadır.
■
■
■
İşletmeler doğrudan göçmen kökenli öğrenci ve
velilerini de, işyerinde meslek eğitim olanakları ve
meslek eğitiminin şartları üzerine düzenledikleri
toplantılar ve işletmelere yönelik tanıtım etkinlikleri ile bilgilendirmektedirler. İşletmeler, öğrencileri bilgilendiren ve derse giren, özellikle de
doğrudan örnek alınabilecek göçmen kökenli çalışanlarını, danışman olarak görevlendirmektedirler.
Sendikalar:
■ Alman Sendikalar Birliği DGB ve sendikalar bütün
eğitim kurumlarında, kültürlerarası eğitim ile hoşgörü ve insan hakları eğitiminin daha yoğun bir
şekilde verilmesini talep etmektedirler. Bu şekilde
önyargılar yıkılabilir, azınlıklara karşı hassasiyet
oluşturulabilir ve uyum imkanları iyileştirilebilir.
Gençlik birlikleri ile birlikte, bazı federal eyaletlerde mevcut olan demokrasi ve sivil cesaret ağları
üzerinden, öğretmenlere yönelik okul proje günleri ve ileri eğitim etkinlikleri yürütmektedirler.
■
■
■
■
68
DGB ve sendikalar, iş dünyasına dayalı konuların
derslere dahil edilmesini talep etmektedirler. Okul
ve iş dünyası arasındaki işbirliğini teşvik etmektedirler. Yetilerini eğitim, uyum ve mesleki perspektifler için kurulan ve çalışma grubunun önerdiği
yerel ağların hizmetine sunacaklardır.
DGB ve sendikalar, çalışma grubunun, bütün
çocuklar ve gençlere – ikamet izni statüsünden
bağımsız olarak – eğitim kuruluşlarına sınırsız
giriş hakkı sağlama konusundaki görüşünü paylaşmaktadırlar. Dolayısıyla, eğitim kuruluşlarında
çalışan kişilerin başvuruda bulunanların ikamet
statüsünü sorgulama veya bunu yabancılar dairesine iletme ve başvuruda bulunanı, bu durumdan
ötürü eğitim kuruluşuna almama haklarının olmamasını savunmaktadırlar.
DGB ve sendikalar erken çocukluk döneminde
başlayan teşvikten, daha yaşlı çalışanlara yönelik ileri eğitime kadar olmak üzere, bütünsel bir
eğitim tasarımını desteklemektedirler. Bunun için
tasarımlar geliştirip, kampanyalar yürütmektedirler (Örneğin IG BCE’nin Eğitim Atağı).
Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW) uyum politikası
ile ilgili konuları ve hedefleri yayınlarında da
desteklemekte ve öğretim görevlilerinin, sosyal
pedagoji uzmanlarının ve eğitmenlerin hızlı ve
kapsamlı bir şekilde, kültürlerarası ve dil yetkinlik
GEW Almanya genelinde kültürlerarası konularda
ileri eğitim programlarını verecek multiplikatörleri yetiştirecek ve vakfı üzerinden göç araştırmaları projelerini desteklemeyi, ilgili bilgileri kendi
yayınları üzerinden dağıtmayı ve bunların pedagojik meslekler için verilen meslek eğitimi, meslek içi
ve ileri eğitim programlarına alınmaları için çaba
göstermeyi sürdürecektir.
Vakıflar:
■ Mercator Vakfı bir dizi ortakla beraber, Almanya
genelinde 35 yerde «Göçmen Kökenli Çocuk ve
Gençler için Teşvik Dersleri» konulu bir proje yürütmektedir. Bu proje hem 5.den 10., hem de 11. den 13.
sınıf öğrencilerine, hem de öğretmenlik eğitimi
gören üniversitelilere ve teşvik dersleri veren
öğretmenlere hitap etmektedir. Proje hedefleri,
hem genç göçmenlerin dil açısından ve mesleki
olarak teşvik edilmesi hem de geleceğin öğretim
görevlilerinin dil didaktiği açısından eğitim almasıdır. Göçmen gençler için ücretsiz olan bu bireysel
teşvik dersleri, haftada iki saatten dört saate kadar
sürebilmektedir ve dil ile ilgili öğrenim içerikleri
mesleki öğrenim içerikleri ile bağlantılı olarak
verilmektedir. Mercator Vakfı bu proje için 10 milyon avro tahsis etmektedir.
■
Ekonomiye yakın vakıflar göçmen kökenli öğrencileri de, özellikle dil yetkinliği bakımından teşvik
etmektedirler. Alman İşverenlerinin Eğitim Ödülü
her sene, özellikle üstün eğitim başarısı elde eden
okulları, yüksek okulları, meslek okullarını ve işletmeleri ödüllendirerek, bunları iyi örnekler olarak
tanıtmaktadır. 2006’da ise ağırlık noktası uluslararası yetkinliğin teşviki idi.
Gençlere yönelik sosyal hizmet kurumları:
■ Gençlere yönelik sosyal hizmet kurumları göçmen
kökenli gençlerin bireysel ve sosyal gelişimini, her
önlem çerçevesinde, öğretim görevlileri ile birlikte
daha iyi teşvik edebilmek için, okullara yönelik sosyal çalışmalarda da göçmen kökenli çalışanların
oranını yükseltme çabası içerisindedirler. Gençlere
yönelik göç danışmanlık hizmetleri on iki yerde
gerçekleştirilen model projeleri ile, hangi yolların
ve yöntemlerin, velileri gençlerin okul kariyerine
daha iyi katabileceğini araştırmaktadırlar.
Serbest hayır kurumları:
■ Serbest hayır kurumlarının Federal Çalışma Grubu
BAGFW üye birlikleri, göçmen çocukların mümkün
olan en erken dönemde teşvik edilmesini savun-
4.3.
maktadırlar. Burada söz konusu olan sadece dil
yetkinliğiinin teşvik edilmesi değildir. BAGFW üye
birlikleri 2 yaş üstü çocuklara yönelik eğitim, yetiştirme ve bakım imkanlarının sayısının ve kalitesinin yükseltilmesini talep etmektedirler.
■
BAGFW üye birlikleri, gençlere yönelik meslek
yardımları ve gençlere yönelik sosyal çalışmaları
ile, genç göçmenlerin eğitim çabalarına eşlik
etmeye ve desteklemeye devam edeceklerini
onaylamaktadırlar.
BAGFW üye dernekleri, gençliğe yönelik sosyal
çalışmaları çerçevesinde – gençlere yönelik göç
danışmanlık hizmetlerinde, okula yönelik sosyal
çalışmalarda ve bakım hizmetli ikamete yönelik
önlemlerde – ve genç göçmenlerin okuldan mesleki
eğitime/meslek hayatına geçişlerindeki himaye
projelerini desteklemektedirler.
■
Göçmen kökenli gençlerin gayri resmi eğitim
süreçlerini güçlendirmek ve sosyal katılımlarını desteklemek için BAGFW üye dernekleri, bu
gençleri, gençlere yönelik dernek çalışmalarına ve
gençlik girişimlerine dahil etmek için yoğun çaba
göstereceklerdir.
2. Uyum ve Meslek Eğitimi
2.1. Durum tespiti
Meslek eğitimi, genel eğitim sistemi ile iş piyasası
arasında hem sosyal, hem de ekonomik olarak anahtar konumdadır. Meslek eğitimi, çalışma hayatındaki
başarılı uyumun ve göçmen kökenli insanların tüm
potansiyellerinden, ekonomik olarak faydalanmanın
en önemli esasıdır.
Okuldan ayrılan göçmen kökenlilerin uyumlarını bu
noktada zorlaştıran iki problemli alan görülmektedir:
Uyum ve Eğitim bölümünde tanımlanan eksikliklere
göre, göçmen kökenli gençlerin göçmen kökenli
olmayan gençlere göre çıkış pozisyonları, mesleki eğitime geçiş için çok daha kötüdür. Diğer yandan eğitim
piyasasında yıllardan beri devam eden arz yetersizliği
de adaylar arasındaki rekabeti kızıştırmaktadır. Daha
az başarılı okul diplomalarının oluşturduğu dezavantajlar sonuç itibariyle büyümektedir, ancak işe alımlarda sözkonusu olası çekinceler de kararı, dengeli
bir iş piyasasında olduğundan daha çok etkilemektedir. Çeşitli araştırmalar, aynı okul mezuniyeti veya
matematikteki eşdeğer başarılarına rağmen, göçmen
kökenli gençlerin meslek eğitim yerlerine girmek için
daha az şansa sahip olduklarını göstermektedirler.
Okul mezuniyet derecesi arttıkça, şanslardaki farklılık
da o oranda büyümektedir.
Göçmen kökenli gençlerde, temel eğitim okulundan
mezun olan her iki kişiden biri ve ortaokul mezunu
her dört kişiden biri, ya bir okul eğitim ya da bir mesleki hazırlık programına katılmaktadır.
Resmi olarak tanınan herhangi bir meslek diploması
vermeyen bu geçiş sistemi olanaklarına katılanların
sayısı, geçen on yılda yaklaşık yüzde 44’e, yani hemen
hemen yarım milyona ulaşmıştır. Geçiş sisteminde
yabancı gençler ortalamanın çok üstünde temsil
edilmektedir. Eski Batı Almanya Eyaletlerindeki ve
2011’e kadar da artış gösterecek olan, okuldan diploma almadan çıkış sayısı – ve daha önceki yıllardan
kalan meslek eğitim yeri arayışı başarısızlıkla sonuçlanan gençler – dikkate alındığında, meslek eğitimi
piyasasındaki bu durumun kısa vadede rahatlaması
beklenmemektedir.
Yabancı gençlerin eğitim piyasasındaki durumları,
geçtiğimiz yıllarda giderek zorlaşmıştır: 2005 yılında
meslek eğitimi gören sadece 67.600 kişi Alman vatandaşı değildi, 1994 yılında bu rakam 126.000 idi. Gerçi
aynı zaman diliminde yabancı gençlerin sayısı da
gerilemişti, fakat bu gerileme, meslek eğitimi görmesi
sözkonusu olan kesimde yüzde 16,3 ile, daha azdı. Meslek eğitimi görenlerin arasındaki yabancı oranı onbir
yılda, 1994’te yüzde 9,8’den 2005’te (eski eyaletlerde)
yüzde 5,3’e olmak üzere, yarı yarıya azalmıştır. 1994
yılında yabancı uyruklu gençlerin yüzde 34’ü eğitim
yıllarında dual sistemde bir eğitim yeri bulabilirken,
bu oran 2005 yılında yüzde 23,7’ye düşmüştür. Alman
gençlerin eğitime katılma oranı ise, aynı yılda yüzde
57,5 idi. Endişe verici olan husus ise, 25-35 yaş arası
göçmen nüfusta meslek eğitimi diploması olmayanların oranının yüzde 41 olmasıdır (göçmen kökenli
olmayanlarda bu oran yüzde 15’tir). Bu mesleki
uyumda görülen dezavantaj, politikacıların stratejik
karşı önlemler almalarını gerektirmektedir.
Geçtiğimiz onlarca yılda, meslek eğitimine geçiş için
çoğu zaman ancak uzmanların anlayabildiği, farklı
kamu yardımlarından oluşan karmaşık bir sistem
gelişmiş bulunmaktadır. Kısa zaman önce, mesleki
hazırlığa ilişkin eğitim programları daha anlaşılır
olarak düzenlenip, gecikmelerden ve içerik açısından
tekrarlardan arındırılırken, eğitim yeri piyasasındaki
gergin durum okul ve eğitim arasındaki geçiş eşiğindeki önlemlerin geliştirilmesine yol açtı. Burada acilen, programların uygulanmasında sürtüşme kaybını
önleyen, şeffaflığı artıran ve uzun vadede, mesleki
uyum teşvikini eğitim ve mesleki eğitimin toplam
sistemi ile bütünleştiren ve geçiş dönemi yardımları
sisteminin yalınlaştırılması doğrultusunda olan bir
69
4.3.
toplu tasarım gerekmektedir. Özellikle işletmeler ile
birlikte gerçekleştirilen imkânlar, pratiğe yakın ve
ihtiyaca uygun biçimlendirildikleri için, meslek eğitimine veya iş hayatına geçiş açısından oldukça faydalı
olmaktadırlar. Özellikle de işletmelerde sunulan ilk
meslek kalifikasyonları bunu, ortalamanın çok üzerindeki meslek eğitimine geçiş oranları ile (göçmen
kökenli gençler için de) ve katılan işletmelerdeki
meslek eğitim yerlerinin artışı ile kanıtlamaktadır. Bu
sebepten ötürü bu tür programlar güçlendirilmelidir.
Henüz erken dönemde okullarda alınan önlemler de,
okuldan mesleki eğitime geçişte başarılı olmuşlardır.
Bu bağlamda, başarıları zayıf öğrencilerin özel teşviki
ve işletme bazlı staj aşamaları ile bir okul diplomasını
garanti eden ve bir meslek eğitim yerine geçiş olasılığını çarpıcı bir şekilde iyileştiren uygulama modelleri
ve işbirliği sınıfları örnek verilebilir.
2.2. Hedef Belirleme
Bu çıkış pozisyonu uyarınca, Ulusal Uyum Planı’nda
önlemler tespit edilirken aşağıdaki amaçlar esas
alınmaktadır:
Göçmen kökenli adaylar için mesleki eğitim
olanaklarının sayısını artırmak
Mesleki eğitim yerlerinin yetersizliği nedeniyle bir
çok çaba gösterilerek, meslek eğitim yerlerinde artış
sağlama doğrultusunda bazı başarılar elde edilmiştir. Toplam imkanların artırılması yönünde alınan
önlemler göçmen gençlerin de şanslarını artırmaktadır, çünkü rekabet baskısının azaltılması ile, yukarıda
tanımlanan dezavantajların etkisi genelde azalmaktadır. Toplu imkanları artırmaya yönelik önlemler değişmeden ve mümkünse de güçlendirilerek, müteakip
yıllarda da devam ettirilmelidir. Eğitim anlaşmasından elde edilen deneyimler dikkate alınmaktadır.
Eğitim yeri imkanlarının göçmen kökenli adaylar için
genişletilme olanakları için iki ayrı eylem yaklaşımı
sözkonusudur:
Bir yandan, göçmen kökenli genç insanlara henüz hiç
ya da az şans tanıyan eğitim veren işletmeyi, olanaklarını genişletme yönünde kazanmak gerekmektedir.
Burada, şimdiye kadar eğitim vermeyen ve kendileri göçmen kökenli olan iş sahiplerine, ama aynı
zamanda özellikle de büyük olan ve göçmen kökenli
eğitim gören sayısının az olduğu işletmelere hitap
etmek gerekmektedir.
Diğer yandan, kamu hizmetinde bu konuda geride
kalınmıştır. Nüfus çeşitliliğinin gittikçe artmasının
ve piyasaların daha da uluslararası hale gelmesinin
işletmelerden talep edilenlerin değişmesine yol
açması, dolayısıyla da kültürlerarası yetkinliği olan,
çok dilli daha çok personel alımının yeni fırsatları
beraberinde getirmesi, meslek eğitimi veren kamu ve
70
özel işletmelerinin hepsi için geçerlidir. Bundan ötürü
meslek eğitimi ve meslek içi eğitim düzenlemelerinde
kültürlerarası yetkinliğe yönelik kalifikasyon ediniminin öngörülmesi gerekmektedir.
İkinci yaklaşım noktası, meslek eğitimi verebilecek
işletmelerin, emin olmadıkları için göçmen kökenli
eğitim görenleri işe almadıkları zaman ortaya
çıkmaktadır. İşyerindeki istihdam stratejilerinde ve
seçim yöntemlerinde, göçmen kökenli gençlerin sunduğu imkanlar henüz pek az dikkate alınmaktadır. Bu
kişilerle ilişkide bulunacak eğitim veren personelin
yetkinliği güçlendirilmelidir. Bunun için işletmelerdeki eğitim ilişkilerinin sağlamlaştırılması ve eğitim
başarısının güvence altına alınması için, özellikle
kamu imkanlarının daha yoğun olarak kullanılması
gerekir.
Göçmen kökenli gençlerin meslek seçimi ve meslek
eğitimine katılım ufkunu genişletmek
Okuldan alınan sertifikalar mesleki eğitim aşamasında sadece tali olarak düzeltilebilir; özellikle, formal
bir okul mezuniyeti tamamen eksik ise. Meslek eğitim
adayları açısından diploma almadan okuldan çıkmalarının ötesinde bir takım sınırlamalar da ortaya
çıkmaktadır. Kendilerinin meslek seçim yelpazesine
olan bakış açılarını genişletmek ve bu şekilde bağımsız bir meslek ve iş kariyeri doğrultusunda erken
yönlendirmenin yapılması önemlidir; özellikle de
göçmen kökenli genç kadınlar için. Bu hedefin belirlenmesinde önemli yaklaşım noktaları, okul, meslek
danışmanlığı, göç danışmanlığı ve aile arasındaki
etkileşimden doğmaktadır. Yoğun ve hedef kitleye
bilinçli ve zamanında hitap eden mesleki yönlendirme cesaret verici ve ufukları genişleten, danışma
amaçlı görüşmelerin zeminini hazırlamaktadır.
Mümkün olduğu kadar geniş bir meslek seçim yelpazesinin oluşturulmasına velilerin etkin katılımı,
özellikle göçmen kökenli ailelerde olumlu etki sağlayabilir. Etnik medya ve iletişim yollarından faydalanarak, Almanya’daki karmaşık mesleki eğitim sistemi
üzerine uygun iletişim sağlama ve bilgi edinme
şekillerinin bulunması, öz güvenin sağlanması ve
böylece mesleki uyuma yönelik kişisel imkanlara dair
pek sık duyulan kuşkularla mücadele edilmesi gerekir.
Burada önlemleri gerçekleştiren kuruluşların da,
göçmen gençler ile ilişkileri konusundaki yetkinliklerinin geliştirilmesi ve göçmen örgütleri ile işbirliğinin
en iyi hale getirilmesi gereklidir. Yeni ve var olup da
geliştirilen meslek tanımlamalarına göçmenlerin
yetkinlikleri birer potansiyel olarak dahil edilmelidir.
Geçiş dönemi kamu yardımlarını en uygun şekilde
kullanmak ve hedef gruplara odaklı olarak
geliştirmek
Kamu tarafından finanse edilen eğitim teşvik önlemleri, hem gençler ve velileri hem de eğitim veren ve
mesleki eğitime önem veren işletmeler için şeffaf
olmalıdır. Bunlar, her iki taraf için aracı olarak, özellikle de adayların zayıf olan yönlerini ve eğitim veren
işletmelerin başarı olasılıkları üzerine duydukları
güvensizliği gidermelidirler. Bunun için önlemleri
sunan kuruluşların da göçmen gençler ile ilişkileri
konusundaki yetkinlikleri, kararlılıkla güçlendirilmeli ve göçmen örgütleri ile işbirliği yoğunlaştırılmalıdır. Almanya, gençlerin hepsinin potansiyellerinden
faydalanmalı ve mevcut bütün olanakları, bu amaçla
etkin ve geçerli olarak kullanmalıdır. Başarıları zayıf
gençlere yönelik işletme eksenli kalifikasyon programlarını daha yaygınlaştırma amacıyla, işletmelerdeki mesleki hazırlık ve eğitimleri destekleyici daha
çok önlem gereklidir. Aynı zamanda erken teşvik
araçları yolu ile okulu yarıda bırakmaların engellenmesi ve mesleki eğitime geçiş fırsatlarının iyileştirilmesi zorunludur. Başarısı düşük olan öğrencileri
teşvik etme amacıyla, Almanya genelinde uygulamalı
sınıfların ya da işbirliği sınıflarının açılması konusu
incelenmelidir.
■
Federal hükümet yeni ESF-teşvikli «Jobstarter»
programı ile ek işyeri meslek eğitimi yerlerinin
kazanılmasını ve aynı zamanda bölgesel eğitim
yapılarının iyileştirilmesini desteklemektedir.
Bunun için özellikle küçük ve orta ölçekli şirketler seçilmektedir. Bugüne kadar çok az ya da hiç
eğitim vermeyen ve sahipleri yabancı uyruklu
şirketlerin kazanılması için, «Yabancı Şirketlerde
Meslek Eğitimi Koordinasyon Merkezi» (KAUSA) ile
birlikte ayrı bir program alanı olarak, yeni teşvik
programı kapsamına alınacaktır. Bu program için
bütçe tekrar artırılacaktır.
■
Federal hükümet göçmen işyerlerindeki ve göçmen
kökenli gençlere yönelik meslek eğitimi yerlerinin sayısının artması için göçmenlerle (işletme
sahipleri, gençler, ebeveynler, göçmen grupların
temsilcileri) birlikte, kamuoyu önünde etkili olacak
ortak etkinlikler düzenleyecektir. Özellikle de göçmenler tarafından tercih edilen iletişim kanalları
kullanılarak, medyada konuyla ilgili yayınların
yapılması ile faaliyetlerin etkinliğinin çoğaltılması
amaçlanmaktadır.
■
Federal hükümet kendi yetki alanında (federal
kamu kurumları ve alt merciler) göçmen kökenli
eğitim görenlerin sayısının sistematik olarak artırılması için çalışacak ve eğitim yerlerinin, sosyal
sigorta yükümlülüğü bulunan çalışanlara göre
payının yüzde yedi olmasını belirleyecektir.
■
Federal hükümet mesleki kalifikasyon alanında
özel teşvik gereksinimi olan hedef gruplara yönelik
teşvik politikasını (BQF programı) müteakiben iki
etkinlik planlamaktadır. Bu çerçevede göçle ilgili,
özel ağırlıklı iki ağırlık noktası belirlenmektedir:
Birincisi, bölgesel bağlamda bütün aktörlerin işbirliği ile okuldan meslek eğitimine geçişi iyileştirmek
ve ilgili uygun önlemler arasında uyumun sağlanması. İkincisi ise, hiç meslek eğitimi almamış ya
da pratikten yetişmiş genç yetişkinlerin sonradan
kalifikasyon kazanmalarıdır.
■
ESF teşvikli ve bölgesel olan «Göçmenler İçin Mesleki Kalifikasyon Ağları (BQN)» model proje, ağırlık
noktası okul – meslek hayatı geçişinin hedefe
yönelik ve erken aşamada yönetilmesi olmak üzere,
diğer bölgelere aktarılmalıdır.
■
Federal hükümet ilk kalifikasyon edinimi için
başarılı olan ve toplam nüfus içerisindeki paylarına oranla ortalamanın üzerinde sayıda genç
göçmenlerin faydalandığı özel programı, toplam
40.000 kişiye yer vermek üzere genişleterek, bu
teşvik rakamını önümüzdeki üç yıl için de garanti
etmektedir.
2.3. Önlemlerin ve Özyükümlülüklerin
Kararlaştırılması
Bu kararlaştırılan amaçların takibi için «İyi Bir Eğitimi
ve Meslek Eğitimini Sağlamak, İş Piyasasındaki Fırsatları Çoğaltmak» başlıklı çalışma grubunun aşağıda
anılan aktörleri, kendi sorumlulukları çerçevesinde şu
önlemleri ilk adımda gerçekleştirme veya destekleme
konusunda yükümlülük üstlenmektedirler:
Federal hükümetin (ya da federal devletin
düzenleme yetkisi altında olan) ve Federal
İş Ajansı’nın (BA) üstlendikleri önlemler ve
özyükümlülükler
Federal hükümet:
■ Federal hükümet, iş çevreleri ile birlikte «Meslek Eğitimi ve Genç Nesil Kalifiye Eleman Ulusal
Anlaşması» çerçevesinde, ağırlıklı olarak gençlere
yönelik meslek eğitim durumunun geliştirilmesi
için çaba gösterecektir. Ekonomi tarafından söz
verilen 60.000 yeni eğitim yeri ve ilk kalifikasyon
için özel program çerçevesinde öngörülen 40.000
yerden, göçmen kökenli gençlerin özellikle istifade
etmesi amaçlanmaktadır.
■
Federal hükümet, Alman Sanayi ve Ticaret Odası
(DIHK) ve Alman-yabancı işveren birlikleri ile
ortaklaşa «Meslek Eğitimi Yerleri İçin Etkin Olmak»
başlıklı bir girişimi yürütmektedir. Burada hedef
2010 yılına kadar yabancı uyruklu şirket sahipleri
ile birlikte 10.000 kadar yeni meslek eğitim yeri
yaratmaktır. Girişimi tetiklemek için de, 2007
ilkbaharına kadar sekiz büyük şehirde bölgesel
konferanslar yapılacaktır.
4.3.
71
4.3.
■
■
Federal hükümet ESF teşvikli «Öğrenen BölgelerAğların Teşviki» programı çerçevesinde, özellikle
de okuldan meslek eğitimine ve meslek hayatına
geçişi iyileştirici ve göçmenlere odaklı teşvikler
olmak üzere, eğitim alanından bağımsız ve kurumlar üstü bölgesel ağların kurulmasını ve genişletilmesini desteklemektedir.
■
Federal hükümet, kültürlerarası yetkinlik alanına
giren kalifikasyonların, ilk meslek eğitimi ve meslek içi eğitim düzenlemeleri muhtevasına alınmasını amaçlamaktadır.
■
Federal hükümet, ekonomi ve BA ülkeler arası
programların İş Teşvik Mevzuatı kapsamına alınması konusunu incelemektedirler.
■
Federal hükümet dezavantajlı gençlerin yararına
olmak üzere, iş yerinde meslek eğitimine hazırlık
döneminin ve meslek eğitiminin örgütlenişinin
desteklenmesinin İş Teşvik Mevzuatına alınmasını
önerecektir.
■
■
■
■
72
ESF – «Yetkinlik Ajansları» model programı, okul
sonrası meslek hayatına geçişte çok ciddi sorunları
olan ve mevcut sistemdeki yardım imkanlarının
kendilerine ulaşmadığı gençlere hitap etmektedir.
Program yöneticileri çeşitli alanlara ait yardımlardan, gencin bireysel durumuna göre «biçilmiş» bir paket hazırlıyorlar. 2006 yılında seçilen
yetkinlik ajansları sayısı 2007 yılında toplam 200’e
çıkarılacaktır.
Federal hükümet ESF fonlarından desteklenen üç
yıl süreli «Meslek eğitimi vermek isteyen küçük
ve orta ölçekli şirketlere eğitim görmek üzere en
uygun adayların bulunmasına aracılık» programını sunmaktadır. Böylece hem işletme sahiplerinin eğitim verme isteğinin hem de göçmen kökenli
gençlerin eğitim yeri bulma olanaklarının çoğalması amaçlanmaktadır.
Federal hükümet meslek eğitimi gören yabancıların mesleki eğitim katkısı ve BAföG üzerinden
aldıkları teşviki, özellikle ikamet hakkı olan ve yerleşim perspektifi olan gençler için genişletecektir.
Mesleki yönlendirme önlemlerinin genişletilmesi ile bağlantılı olarak, gençlere temel eğitim
veren okulların sekizinci sınıfından itibaren kesin
bir meslek eğitim sürecine girmelerine kadar
eşlik eden, kılavuzluk yapan kişilerin olması
amaçlanmaktadır.
Göçmen kökenli genç kadınlar için mesleki yönlendirme konusunda genelde bir örnek bulunmadığı
için, «network 21» projesi ile, kişiye özel iş piyasasıkariyer yönlendirmesi için kendilerine kılavuzluk
yapan bir program sunulmaktadır. İş piyasasına
uyum sağlayabilmeleri için bu bağlamda, diğer
yetilerinin arasında kültürlerarası yetkinlikleri özel
bir kaynak olarak değerlendirilmelidir.
■
■
2007 ve 2008 yıllarında oniki yerde, gençlere yönelik göç danışmanlık hizmetlerinde yeni bir yapı taşı
olarak, ebeveynler ile mesleki eğitim odaklı işbirliği denenecektir. Modelin amacı, ebeveynler ile
şimdiye kadar gerçekleştirilen işbirliğinin ötesinde
bir «mesleki eğitim odaklı ebeveyn çalışması»nın
ebeveynlerin eğitme yetkinliğini desteklemekte ne
kadar etkin olduğuna dair bilgi edinilmesi, dolayısıyla çocukların ve gençlerin okulda ve meslek
hayatındaki uyum sürecinin desteklenmesidir.
Yıllık meslek eğitim raporu çerçevesinde, meslek
eğitimi gören göçmen kökenli çocukların uyum
sürecindeki ilerlemeler üzerine, düzenli aralıklarla
rapor hazırlanmaktadır. «2007-2010 Almanya’da
Meslek Eğitimi ve Genç Nesil Kalifiye Eleman Ulusal
Anlaşması» ortaklarının aldıkları önlemlerin uygulaması, iş ajansları ve odalar tarafından çıkartılan
bilançolar çerçevesinde değerlendirilecektir.
Federal İş Ajansı:
■ Federal İş Ajansı meslek eğitimi piyasasına yönelik
siyasi araçlar arasından seçilen bir kısmının içerik
tanımlamasını temel alarak, «Kalifikasyon Yolu ile
Uyum» ağı ile göçmen kökenli insanlara yönelik
önlemlerin hangi kalite özelliklerine sahip olması
gerektiğini görüşecektir. Bu esnada kalite güvencesi sorusu da irdelenecektir. Buna paralel olarak
Avrupa Komisyonu girişimi EQUAL deneyimlerinden faydalanılacaktır. Geliştirme çalışmaları, göçmen sayısının yüksek olduğu bölgelerdeki iş ajansı
uzmanlarının katkısı ile bütünlük kazanacaktır.
■
BA göçmen örgütleri, Gençlere Yönelik Göç Danışmanlık Hizmetleri (JMD), Göçmenlere Yönelik İlk
Danışmanlık Hizmeti (MEB), IQ Ağı, Bölge Koordinatörleri (ReKos), Göç ve Mülteciler Federal Dairesi
(BAMF) ile Gençlik Daireleri ve yerel hizmetler ağı
içersindeki işbirliğini yoğunlaştırmaktadır.
■
BA, ARGEN/İş Ajansları yönetimlerinin iki ayrı
kurum olarak, uyum kurslarına yönlendirme sürecini sürekli olarak takip etmelerini ve tamamlayıcı
dil teşviklerini, uygulamaya yönelik dersler veya
meslek odaklı stajlar gibi ögelerle bütünleştirilmelerini desteklemektedir.
■
BA dezavantajlı konumda olanların işletme dışı
meslek eğitimlerini en azından 2006 yılında
olduğu seviyede ve meslek edinimine hazırlayan
üst düzey eğitim önlemlerini sürdürecektir.
■
BA 2007 sonbaharında, meslek eğitimi piyasasının yükünün azaltılması için ve göçmen kökenli
gençlerin durumunu iyileştirmek için, bu çevreye
yönelik ve bir defaya mahsus olmak üzere planlanan sayıya ek olarak 7.500 işletme dışı meslek
4.3.
sırasında verilen dil teşviki ile ilgili deneyimleri
dikkate alınacaktır.
eğitim yerinin daha, eğitim süresi tamamlanana
kadar maliyetini üstlenecektir.
■
BA meslek eğitimine eşlik edecek yardımları, özellikle göçmen kökenli gençlerin de lehine olmak
üzere genişletecektir.
■
BA gerektiğinde iş yerlerindeki giriş kalifikasyonlarını, öğrenimleri sınırlı kalmış, sosyal anlamda
dezavantajlı gençler için sosyo-pedagojik destek
sağlayarak güçlendirecektir.
■
BA ana dildeki bilgilendirici malzeme arzını
güçlendirmektedir ve bunun göç danışma merkezlerinde görevli uzmanlar üzerinden geniş çapta
duyurulmasını sağlayacaktır.
■
Okuldan mezun olmadan çıkış alanların mesleki
yönlendirimini ve meslek eğitimi olgunluğunu
iyileştirmeye yönelik eş finansman sağladığı
durumlarda BA, erken ve güçlendirilmiş mesleki
yönlendirme kapsamını genişletecektir.
Eyaletler ve yerel yönetimlerin (veya eyalet ve
yerel yönetimlerin düzenleme yetkisi altında olan)
üstlendikleri önlemler ve özyükümlülükler
■
Gençlerin çok dilli olması meslek eğitimi aşamasında özel bir anlam kazanarak, mümkün olduğu
kadar meslekleri ile ilişkili olarak geliştirilmeli ve
öğrencilerin gelecekteki iş alanlarında daha güçlü
olmalarını sağlamalıdır.
■
Eğitim Bakanları Konferansı «Meslek Eğitimi ve
Genç Nesil Kalifiye Eleman Ulusal Anlaşması»nda,
okuldan mesleğe geçişin daha iyi yönetimini savunacağına, meslek eğitimi olgunluğuna erişimin ve
mesleki yönlendirme doğrultusunda genel eğitim
veren bütün okullarda uygun olarak hazırlık yapılacağına ve bu bağlamda özellikle göçmen gençlerin meslek eğitim yeri ararken desteklenmelerine
dair yükümlülük üstlenmektedir. Buna, günlük
okul hayatına uygulamanın daha yoğun girmesi
ve uygulama ya da işbirliği sınıflarının açılması ile
başarısı düşük olan öğrencilerin erken dönemde
teşvik görmesi dahildir.
Çalışma grubundaki istişarelere uygun olarak aşağıdaki husus da dikkate alınmalıdır:
■
Eyaletler:
■ Meslek okullarında özellikle branş ve meslek dili
eğitimine önem verilmelidir. Eğitim Bakanları
Konferansında (KMK) mesleğe yönelik dil teşviki
konusuna özel ilgi gösterilmesine dair mutabakata
varılmıştır. Dolayısıyla KMK, şu ana kadar uygulanan önlemlerin kapsamını ve etkisini olduğu kadar
personel kalifikasyonunu da, göçmen kökenli genç
oranının yüksek olduğu sınıflardaki özel durum
bağlamında denetleyecektir.
Yerel yönetimler:
Yerel Yönetim Organizasyonları Birlikleri, üyeleri ile
yoğun bilgi alışverişinde bulunmaktadırlar ve katkılarını bundan sonraki süreç içersinde sunacaklardır.
Çalışma grubundaki istişarelere uygun olarak, aşağıdaki husus da ayrıca dikkate alınmalıdır:
■
■
■
Eğitim bakanları, meslek eğitimi veren ve yüksek
oranda göçmen çocuk ve gencin bulunduğu okulların da, uyum çalışmalarını gereken kapsamda
yürütebilmek için desteğe ihtiyacı olduğunun
bilincindedirler. Bu okullar için de, öğrenci sayısını
azaltarak, öğretmen sayısını artırarak ya da okula
yönelik sosyal çalışmalar ile öğretmenlerin desteklenmesi şeklinde özel kaynakların sunulacağı
konusunda mutabakat sağlanmıştır. Bu okulların
özel eğitim almış pedagojik personele ihtiyacı
bulunmaktadır. Bu, bir yandan daha çok göçmen
kökenli öğretmen ya da sosyal danışmanın istihdamı ile, diğer yandan, tutarlı bir ileri eğitim yolu
ile sağlanacaktır.
Dil teşvik önlemleri gereksinim üzerine, meslek
okullarında da sunulacaktır. Aynı zamanda genel
eğitim veren okullarda olduğu gibi, tüm derslere
giren öğretmenler için dil eğitimi görevi ve kültür
bakanları için de, ilgili ileri eğitim olanaklarını
sunma yükümlülüğü sözkonusudur. FÖRMİG
model programının, okuldan mesleğe geçiş
İşveren olarak eyaletler: Göçmen kökenli olan eğitim gören sayısının artırılması
İşveren olarak yerel yönetimler: Göçmen kökenli
olan eğitim gören sayısının artırılması
Sivil toplum kurum ve örgütlerinin üstlendikleri
önlemler ve özyükümlülükler
Göçmen kökenli insanların örgütleri:
■ Alman-Helenik Ekonomi Birliği (DHW) hedefe
yönelik bir basın ve halkla ilişkiler çalışması ile,
Yunan işletmelerini meslek eğitimine katılmaları
yönünde motive etmektedir. Jobstarter programı
kapsamındaki NEOXEKINIMA projesinin etkinlikleri ve deneyimleri üzerinden aynı zamanda
Yunan işletmelerinin meslek eğitimine katılımları
artırılmaktadır. DHW, projenin başarılı olması
durumunda projenin sürdürülebilirliği ve Almanya
genelinde yaygınlaştırılması için çalışacaktır.
■
Bütün bu aktörlerin ortak hedefi, okulda daha
başarılı olunmasını ve göçmen kökenli gençlerin
okul sonrası meslek eğitimine daha yüksek katılımını sağlamaktır.
73
4.3.
Ekonomi:
■ Ekonomi, «2007-2011 Almanya’da Meslek Eğitimi ve
Genç Nesil Kalifiye Eleman Ulusal Anlaşması» çerçevesinde kararlaştırılan hedefi, bu anlaşma süresi
için hedef almaktadır.
➤
➤
uygulamasına daha çok başvurmaları için reklam
yapmaktadır. Bu aynı zamanda kültürlerarası yetkinliklerin de aktarılmasını desteklemektedir.
■
ortalama olarak yılda 60.000 yeni meslek eğitim
yeri yaratmak
yılda 30.000 yeni meslek eğitimi veren işletmeyi
kazanmak ve
■
➤
■
■
■
Esnaf Odaları meslek eğitimi danışmanlarını,
işletme sahiplerine ve göçmen kökenli gençlere
hedefe yönelik, ihtiyaca uygun bir danışmanlık
hizmeti vermek üzere eğitiyorlar.
Sanayi ve Ticaret Odaları ile Esnaf Odaları, Meslek
Eğitim Yasası’nın (BBIG), meslek eğitiminin bir kısmının yurtdışında yapılması doğrultusundaki yeni
olanaklarını vurgulayarak, işletmelere konuyla
ilgili konularda destek veriyorlar.
Sanayi ve Ticaret Odaları, birleşik meslek eğitiminin uygulanması için yeni AB-meslek eğitimi
programının olanaklarından faydalanıyorlar.
■
İşveren birlikleri, şimdiden ortalamanın üstünde
bir oranda, göçmen kökenli gençlerin katıldığı
işletmelere dayalı mesleğe hazırlık önlemlerinden
ve gençlere yönelik ilk kalifikasyon önlemlerinden
(EQJ) daha çok faydalanılması için çalışıyorlar. BDA
işletmelerde gelecekte meslek eğitimi görecek
adayların seçiminde, göçmen kökenli gençlerin
kültürlerarası yetkinlikleri ve sık sık görüldüğü
gibi, çok dilli oluşları gibi becerilerinin daha fazla
dikkate alınması için çaba göstermektedir.
■
■
Bundan özellikle de göçmen kökenli gençler
istifade etmelidir. Sanayi ve Ticaret Odaları
yabancı şirketlere özel meslek eğitim danışmanlığı yapmaktadırlar ve yabancı gençler için mesleki eğitim konusunda bilgilendirici toplantılar
düzenlemektedirler.
■
■
74
işletme tarafından yürütülen giriş kalifikasyonları için yılda 40.000 yer hazır bulundurmak ve
işyeri tarafından meslek eğitimine devralınma
oranını yükseltmeye çalışmak.
BDA işletmelerde eşlik edici teşvik olanaklarından
(dil teşviki, sosyo- pedagojik eşlik, destekleyici eğitim) ve göçmen kökenli gençlerin meslek eğitimine
hazırlanması ve meslek eğitimi konusunda kılavuzluk yapacak kişilerden daha çok faydalanılması için
çalışmaktadır.
BDA işletmelerin, eğitim görenlerin kültürel
yetkinliklerini teşvik etmek için özellikle mesleğe
yönelik dil dersi, yurtdışında staj ya da birden
fazla ülkede eğitim görülmesi gibi, hedefe yönelik
ek kalifikasyon olanakları sunmaları için reklam
yapmaktadır.
Ek kalifikasyonlar belgelendirilecektir. Yabancı
diplomaların ve sertifikaların da elde edilip edilemeyeceği incelenmektedir.
İşveren ve işçi sendikaları BA’nın idare kurulunda,
göçmen kökenli insanların meslek eğitim piyasasına daha güçlü uyumunu hedefleyen danışmanlık,
aracılık ve teşvik konusunda bütün projeleri destekliyorlar. Aynı zamanda BA’nın teşvik pratiğinin
yeniden yönlendirilmesine ve göçmenlere yönelik
iki uluslu meslek eğitiminin, iş teşvik mevzuatı
içine alınmasına dair BA idare kuruluna birlikte
getirilen öneriler de dikkate alınmaktadır.
Sendikalar:
■ Alman Sendikalar Birliği GEW ve sendikalar,
daha önce başvuruda bulunmuş olanlar da dahil
edilerek, okuldan diplomasız çıkış alanların sayısı
doğrultusunda hareket eden yeterli sayıda kalifiye meslek eğitim yerlerinin sunulmasını talep
etmektedirler. Uygulama açısından, inşaat sektöründeki işveren birlikleri ile toplu iş sözleşmesine
dayalı maliyet paylaşımını temel alan bir finansman sağladılar. Mesleki eğitim kapasitelerinin
artırılması için örneğin, perakende ve demir-çelik
sanayisinde de toplu iş sözleşmeleri mevcuttur.
Kimya sektöründe imzalanan toplu iş sözleşmesi ile
2003 yılında akdedilmiş olan «Gelecek Eğitimdedir» başlıklı toplu iş sözleşmesi 2010’a kadar devam
ettirilebilir ve meslek eğitim yerlerinin sayısı 2007
ve 2008’de daha da artırılabilir.
■
■
■
■
■
■
■
Toplu iş sözleşmesi taraflarının işletme bazlı işbirlikleri ve anlaşmaları ile sendikalar, baştan dezavantajlı konumda olan gençlerin kalifiye bir meslek
eğitimini tamamlayabilmelerini desteklemektedirler. Meslek eğitimi antlaşması çerçevesindeki
önlemlerden farklı olarak sendikalar tarafından
desteklenen programlar, okul diploması olmayan
gençlere yönelmektedir. IG Metall ve Südwestmetall tarafından ortaklaşa yürütülen yoğun sosyopedagojik destek eşliğinde, sosyal açıdan zor koşullardan gelen ve öğrenme güçlüğü çeken gençlere
ticari-teknik mesleklerde meslek eğitimi almaları
imkanı tanıyan PIA projesi (birincil iş piyasasına
uyum projesi), örnek bir projedir.
■
Kimya sanayiinde sosyal ortaklar toplu iş sözleşmesi ile, gençlerin işyerinde meslek eğitimi almalarını destekleyen «Mesleğe Başla» adlı teşvik ve
uyum programı kararlaştırdılar. Şu ana kadar gençlerin yüzde 80’i bir meslek eğitimine alınabildi.
Program önümüzdeki yıllarda devam ettirilecektir.
İşyeri temsilciliklerinin desteği ile, okul diploması
olmayan gençlerin meslek hayatına girişlerini
mümkün kılmak için, tek tek büyük işletmelerin girişimleri (otomotiv sanayi, FRAPORT)
sürdürülecektir.
DGB ve sendikalar mesleğe hazırlık önlemlerinin
kalitesinin iyileştirilmesi yönünde destek veriyorlar.
DGB «Göçmenler için Mesleki Kalifikasyon Ağları
(BQN)» nın başarılı çalışmalarını desteklemektedir ve bu modelin diğer bölgelere de yayılmasını
amaçlamaktadır.
DGB ve sendikalar, ayrımcılık ve yapısal mağduriyetin gençlerin seçiminde söz konusu olmamasına katkıda bulunmak istemektedirler. İşyeri ve
personel temsilcilerini, gençlerin işe alımında
ayrımcılığa karşı gelmeleri ve örneğin işletme
temelinde eşit muamele anlaşmalarına varmaları
doğrultusunda desteklemektedirler. DGB-Eğitim
Kurumu, IG Metall, Verdi ve IG BCE bununla ilgili
seminer ve danışmanlık hizmeti düzenleyerek,
personelden sorumlu kişilerin ve işyeri ve personel
temsilcilerinin konuyla ilgili hassasiyet kazanmalarını amaçlıyorlar.
DGB ve sendikalar, yabancı gençlerin ikamet
statülerinden bağımsız olarak meslek eğitim
sistemine eşit giriş hakkı elde etmelerini savunuyorlar. Bunun için de personelden sorumlu olanlar
ile işyeri ve personel temsilcilerine, dual sistemde
meslek eğitimine başlayabilmek için sözkonusu
yasal çerçeve şartlar konusunda danışma hizmeti
ve bilgiler veriyorlar.
DGB ve sendikalar Federal İş Ajansı’nın öz yönetimi
çerçevesinde, özellikle göçmen kökenli gençler için
ek meslek eğitimi yerlerinin yaratılması gerektiğini savunuyorlar. Bunun ötesinde, katılımın
artırılması için yasal çerçeve şartların iyileştirilmesi ve meslek eğitimine refakat eden yardımların
daha yoğun bir şekilde kullanılması için destek
veriyorlar.
DGB ve sendikalar, şimdiye kadar bir meslek eğitimini tamamlayamamış genç yetişkinlerin, tam bir
kalifikasyon sağlayan meslek eğitimini bitirebil-
4.3.
mek için «ikinci bir şans» edinebilmelerini sağlamaya çalışıyorlar.
■
GEW, meslek okullarında tam kalifikasyon sağlayan meslek eğitimi süreçleri üzerinden de, meslek
eğitimi imkanlarının iyileştirilmesini ve meslek
okullarındaki meslek eğitimi sürelerinin, dual
sistemdeki meslek eğitimleri için kabul edilmesi
doğrultusunda çaba göstermektedir.
Gençlere yönelik sosyal hizmet kurumları:
■ Gençlere yönelik sosyal hizmet kurumları göçmen
örgütleri ile işbirliklerini güçlendirmektedirler.
Gençlere yönelik göç danışmanlık hizmetleri,
kurumların kültürlerarası açılımı doğrultusunda
girişimde bulunarak bu sürece eşlik etmektediler.
■
Gençlere yönelik sosyal hizmet kurumları göçmen
kökenli personel oranının artması ve göçmen
kökenli gençlerin önlemlerin hepsinden faydalanabilmeleri için çalışıyorlar.
Serbest hayır kurumları:
■ Serbest hayır kurumlarının Federal Çalışma Grubu
BAGFW üye birlikleri, fırsat eşitliğinin sağlanması
ve dışlama mekanizmaları ile çekincelerin kalkması için çalışmaktadırlar. Göçmen kökenli genç
insanlarda yanlış fikirlerin giderilmesi için katkıda
bulunmaktadırlar.
■
BAGFW üye birlikleri göçmen kökenli gençleri,
kendi sosyal hizmet ve birimlerinde ve meslek okullarındaki mevcut meslek eğitim yerlerinde istihdam edilmek üzere motive etmeye çalışıyorlar ve
kendi işe alım politikalarını gözden geçirerek daha
çok göçmen kökenli çalışanın dikkate alınmasını
amaçlıyorlar.
■
BAGFW üye birlikleri göçmen kökenli gençlerin
mesleki uyumunu teşvik etmek için kurulan ağ
içerisinde daha yoğun çaba gösteriyorlar. Bununla
birlikte göçmen örgütlerini, kurulan ağdaki çalışmaya dahil etme konusuna önem verilmektedir.
■
BAGFW’nin üye birlikleri, özellikle meslek bağlantılı dil edinimi (Equal, ESF-BA-Programı) başta
gelmek üzere, konuyla ilgili olanaklar sunarak göçmenlerin kalifikasyon kazanmaları için çalışıyorlar.
■
BAGWF üye birlikleri kendi hizmet ve birimlerinde
SGBI II uyarınca çalışma olanaklarına sahip olan
göçmen kökenli insanların, dil bakımından da
teşvik edilmeleri yönünde destek sağlıyorlar.
BDA işletmelerde desteğe ihtiyaç duyan göçmen
kökenli eğitim görenlerden ve başarısı yüksek
eğitim görenlerden oluşan «ikili»/«Tandem»
75
4.3.
3. Uyum ve İş Piyasası
ların mesleki ilerleme tedbirlerine az sayıda katılımı,
mevcut harekete geçme gereksinimine bir o kadar
daha işaret etmektedir.
3.1. Durum Tespiti
Uyumun önemli alanlarına iş piyasasında karar
verilmektedir. Deneyimler uyumun, göçmen kökenli
insanların etkin bir şekilde iş hayatının içinde oldukları yerde en iyi şekilde gerçekleştiğini göstermektedir.
Mesleki faaliyet ve konum ile kazanç tutarı birbirine
bağlı faktörlerdir ve bağımsız bir hayat planlaması
olanağı için önemli bir rol oynamaktadırlar. İstikrarlı
bir meslek ve kazanç biyografisi perspektifi, aile ve
toplum içerisindeki saygınlık, işletmedeki süreçleri
ve iş arkadaşları ile takım ruhunun paylaşımı, icra
edilen meslekle yakın bağlantısı olan önemli uyum
faktörleridir. İş piyasası eksenli göç tarihinde, işe bağlı
ve toplumsal uyum milyon kez başarılmıştır. Ancak
göçmen kökenli insanların yine de çoğu zaman, daha
yüksek engelleri aşmaları gerekiyor. Daha önceki
eğitim ve meslek eğitimi ile ilgili iki bölümde de açıklandığı gibi, bu engeller gerek göçmen olarak daha az
kalifikasyon gereksinimi olan işlerde çalışmalarından,
gerek göç geçmişli ailelerden gelen çocuklar olarak
Almanya’daki eğitim ve meslek eğitim yolundan geçerken, iş piyasasına giriş açısından kısmen daha zor bir
hareket noktalarının olmasından kaynaklanmaktadır.
Göçmen kökenli insanların iş piyasasındaki durum
analizi için henüz yeteri kadar veri bulunmamaktadır. Bu, ücretli çalışma ile ilgili durum ve işsizlik
tespitlerini, ama aynı zamanda iş piyasasına yönelik
alınan önlemlere katılım ve bunların başarısına dair
verileri de kapsamaktadır. Göçmen kökenli grubu
tesbit etmek için çoğu kez ancak, Alman vatandaşlığının olmaması özelliğinden hareket edilmek zorunda
kalınıyor. Halbuki bu kıstas, ne grubu belirlemede ne
de ayrıntılı bir değerlendirme için yeterlidir.
Geçtiğimiz son onbeş yılda istihdam durumu, göçmen
kökenli insanlar için oldukça kötüleşmiştir. Yabancı
uyruklu kişilerin kazanca katılımları düşmüştür ve
işsizlik oranı da Almanlar’a göre iki kat daha fazladır.
Yabancı çalışanlar yapısal değişimden, Almanlar’a
göre çok daha fazla etkilenmektedir. Genelde istihdam yerlerinin kapatıldığı sektör ve mesleklerde
yoğun olarak temsil edilmektedirler ve sayıları kamu
hizmeti veren kurumlarda daha az olmaktadır. Hizmet sektörünün gelişme gösteren kollarında, daha çok
basit iş alanlarında istihdam edilmektedirler. Çalışma
piyasasındaki sorunlar daha çok göçmen kökenli yaşlılar, kadınlar ve gençler üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Bunun ana sebeplerinden biri, ortalama okul ve
meslek eğitim seviyelerinin daha düşük olması ve
herhangi bir meslek eğitimini tamamlamamış kişi
sayısının çok yüksek olmasıdır. Buna karşı çalışanların yeni işe alımındaki kalifikasyon talepleri giderek
büyümektedir. Göçmen kökenli insanların mesleki
uyumu çok acil bir sorundur. Göçmen kökenli insan-
76
Göçmen kökenli kalifiye insanların da iş piyasasındaki
durumları ile ilgili bulgular karşısında, eğitimdeki
eksiklerin bunu açıklayan tek husus olmadığı ortadadır. Devam eden yüksek istihdam yetersizliği ışığında
sadece kişisel özellikler değil, muhtemelen seçim
sürecinde toplumsal algılamalar da rol oynamaktadır
ve uyum politikası ile ilgili önlemlerin hazırlanmasında dikkate alınmalıdırlar.
Göçmen kökenli insanların iş piyasasına uyumlarının
iyileştirilmesi hem sosyal ve sosyo-politik hem de
ekonomi politikasına bağlı nedenlerden ötürü acilen
gerçekleşmelidir. Ekonomi ve idare gelecek dönemde
göçmen kökenli insanlara daha çok muhtac olacaktır. İş gücü talebinde yer yer şimdiden uygun uzman
personel yetersizliği görülmektedir. Giderek artan
sayıda şirket, farklı ülkelere özel dil ve kültürlerarası
bilgi sahibi, kalifiye personele ihtiyaç duymaktadır.
Aynısı kamu hizmetlerinde de geçerlidir. Demografik gelişme ve piyasaların uluslararası açılımı ile bu
ihtiyaç daha da artacaktır; durumun sadece yönlendirilen bir göç politikası ile çözülmesi mümkün değildir.
Bu nedenden dolayı da, Almanya’da yaşayan göçmen
kökenli kişileri de kapsayan yerli iş gücü potansiyelinin artması ve kendilerinden daha iyi faydalanılması
gerekmektedir.
3.2. Hedef Belirleme
Bu çıkış pozisyonu uyarınca, Ulusal Uyum Planı’nda
önlemler tespit edilirken aşağıdaki amaçlar esas
alınmaktadır:
Göçmen kökenli insanların istihdam şanslarını
artırma
Göçmen kökenli insanların kalifikasyon profili çeşitli
nedenlere bağlı olarak, onların istihdam şanslarını
olumsuz olarak etkileyebilir. Hem genel kültür bilgilerine hem de meslek eğitimlerine dair formel ve formel
olmayan kalifikasyonları eksik olabilir. Bu sorunlar
temelde, iş piyasasından önce gelen eğitim ve meslek
eğitimi alanlarında çözümlenmelidir. Mesleki gelişim
olanakları için sorumluluk, çalışma piyasasına aittir.
İşyeri ve kamu tarafından finanse edilen meslek içi
eğitimde özellikle düşük kalifikasyon sahibi insanlara
yönelik önlemler başta gelmek üzere, göçmen kökenli
insanlara karşı şimdiye kadar yetersiz kalan teşvikin belirgin bir şekilde artırılması doğrultusunda
çalışılmalıdır. Meslek içi eğitim sayesinde, çalışanların vasıflarına dayalı profilleri değişen şartlara göre
uyum gösterecek ve çalışma ömrünün uzaması ve
birçok ekonomik alanda yenilik hızının artışı ile daha
büyük anlam kazanacaktır. Göçmen kökenli çalışan
ve iş arayanlar için Almanca dil bilgisinin güçlendi-
rilmesi temel bir önem taşımaktadır. Fakat verilen
branş derslerinde de, öğretim yöntemlerinin bu hedef
kitlenin özel koşullarına ve gereksinimlerine hitap
edip etmediği kontrol edilmelidir.
Mesleki bir diploması olmayıp çalışan göçmen kökenli
genç yetişkinlere, modüler ve mesleğe eşlik eden,
sonradan eğitim alma konusunda ikinci bir şans
verilmelidir.
Mesleki uyuma uygun bir teşvik için çıkış noktası,
göçmen kökenli iş arayanın özel kültürel ve dil sermayesi göz önünde bulundurularak, kişiye özel bir aday
profilinin düzenlenmesidir. Başvuru süreçlerinde
göçmenlerin potansiyellerini görünür kılmak için,
meslek diplomalarının resmi olarak tanınmış olup
olmadığından bağımsız olarak, varolan bilgi ve becerileri dikkate alınmalıdır. Bu yetkinlik analizini temel
alan resmi tanınma sürecini ayrıca danışmanlık olanakları, sonradan eğitim ve sınava hazırlık olanakları
desteklemelidir.
Danışma, bilgilendirme ve iletişim olanaklarını
göçmen kökenli insanların ihtiyacına göre
uyumlu hale getirmek
Yoğun danışma ve bilgilendirme olanakları
Almanya’da mevcut köklü eğitim, meslek eğitimi ve iş
piyasası sistemine yeni adapte olacak insanlara özel
olarak hazırlanmış olmalıdır.
Bu hem Almanya’ ya yeni gelmiş olanlar hem de
onların Almanya’ da doğmuş çocukları için geçerlidir,
çünkü bu ailelerde meslekler ve mesleki ve meslek
içi eğitim yolları üzerine edinilen bilgi, birçok kuşak
boyunca Almanya’ daki farklı ücretli çalışma modellerini bizzat kendileri ya da sosyal ağları içersinde
tanımış olan ailelerde olduğu kadar olamaz.
Bilgilendirme ve danışmanlık anlamında politikanın,
kamu yönetimi ve ekonominin sunduğu olanaklar,
göçmen kökenli insanların özel gereksinimlerini dikkate alan ayrıntıları içermek üzere genişletilmelidir.
Model benzeri yaklaşımların olduğu yerlerde, etkinlik
kontrolü yapılarak, sürdürülebilir daimi uygulama
olanakları incelenmelidir. Medya kullanımında
göçmen kökenli insanlara ulaşıldığından ve bilgilere
erişim sağlandığından emin olunmalıdır. Çok dilli
yayın ve ilanlar ile de, göçmenler doğrudan bilgilendirilebilir ve aydınlatılabilirler.
Göçmen kökenli çalışanların işyerindeki uyum
sürecinin isabetli bir şekilde teşvik edilmesi
Ekonomi ve idare göçmen kökenli insanların potansiyellerinden faydalanılmasına yoğun ilgi göstermektedir. Bu nedenle de personel kazanma ve geliştirme
araçlarının, uyumun işletmelerde ve idarede de
iyileştirilmesine ve farklı deneyimlere ve kültürel
profile sahip personelin sunduğu fırsatların gerçekten
de kullanılabilmesine yol açacak şekilde kullanılması
ve geliştirilmesi için çalışılmaktadır. Çalışanların
4.3.
çeşitliliği ve değişik becerileri ve yetenekleri, örneğin
«Çeşitlilik Şartı» nda tanımlanan yenilikçi ve yaratıcı
çözümler için bir fırsattır. Çeşitlilik yönetimi açısından buradaki amaç, daha fazla göçmen kökenli personel kazanabilmek ve onları mesleki gelişiminde isabetli bir şekilde teşvik etmektir. Bunun için özellikle
her kalifikasyon seviyesinde olmak üzere, tam kişiye
göre meslek içi eğitim olanakları geliştirilmelidir.
İşyerindeki eğitim personeline de bu beklentilere göre
hassasiyet kazandırılmalı ve hazırlanmalıdır. İşyerindeki anlaşmalar ile medya ve şirket içi iletişim araçları,
bu çalışmayı hedefe yönelik olarak desteklemelidir.
İş piyasası politikasına göre alınan önlemlerin
göçmen kökenli insanların ihtiyaçlarına uygun
hale getirilmesi
Göçmen kökenli insanların iş piyasasına uyum sağlamakta yaşadıkları özel zorluklara dair belirtilen bulgular ışığında, kamu finansmanlı iş piyasası politikası
önlemleri özel bir önem kazanmaktadırlar.
Federal İş Ajansının ve iş arayanlara temel güvence
sağlayan kurumların daha bireysel hizmet verme
yolundaki en son çabaları, iş arayan göçmen kökenli
insanlara özel destek sağlamak için iyi bir temel oluşturmaktadır. Bireysel durum yönetimi uygulamasının,
başvuruda bulunan göçmen kökenliler açısından ne
derecede etkin olduğu incelenerek, gerekli görülürse
uyarlanmalıdır. Göçmen kökenli insanların özellikle
kalifikasyon önlemlerine katılımlarının yetersiz olduğuna dair bulgular, işleyiş süreçlerinin ve kullanılan
araçların etkin yönlendirimini gerektirmektedir.
Kamu tarafından sağlanan iş teşviki, göçmen kökenli
çalışanların ve işverenlerin ekonomide ve idari alanda
gösterdikleri çabaları etkin biçimde desteklemelidir.
Durum analizi ve siyasi danışmanlığa gerekli veri
durumunun iyileştirilmesi
«Alman vatandaşı değil» şeklindeki istatistiki özellik
göçmen kökenli grupların tümünü kapsamamaktadır; özellikle, sonradan göç eden Alman asıllı göçmenleri içermez. Göçmen kökenli tüm insanların
çalışma ve işsizlik durumlarına, ama aynı zamanda
iş piyasası politikasına göre sunulan önlemlere olan
katılımlarına ve bu önlemlerin başarısına dair veriler
iyileştirilmelidir. Bunun için göçmen kökenliliğin
mümkün olduğu kadar ayrıntılı bir şekilde kaydedilmesi gerekmektedir.
3.3. Önlemlerin ve Özyükümlülüklerin
Kararlaştırılması
Bu kararlaştırılan hedeflerin yerine getirilmesi
için «İyi Bir Eğitim ve Meslek Eğitimi Sağlamak, İş
Piyasasındaki Fırsatları Çoğaltmak» başlıklı çalışma
grubunun aktörleri, sözkonusu sorumlulukları
çerçevesinde, aşağıdaki önlemleri ilk adımda gerçekleştirme veya destekleme konusunda yükümlülük
üstlenmektedirler:
77
4.3.
Federal hükümetin (veya federal hükümetin
düzenleme yetkisi altında olan) ve Federal
İş Ajansı’nın (BA) üstlendiği önlemler ve
özyükümlülükler
Federal hükümet:
■ «Kalifikasyon Yolu ile Uyum» (IQ) başlıklı danışma
ve bilgi ağı, federal hükümet adına, Federal İş
Ajansı ve sivil kuruluşlar ile işbirliği içerisinde
göçmenlerin, Alman kökenli göçmenlerin ve resmi
olarak tanınan mültecilerin iş piyasası koşullarının
iyileştirilmesi için yeni stratejiler geliştirmektedir.
Devam eden değerlendirmenin sonunda federal
hükümet, başarılı olan eylem yaklaşımlarının ve
araçların, ne derecede etkin iş piyasası politikası
önlemlerinin olağan sistemi içerisine alınabileceğini ya da sundukları olanaklar yapısının, ne
derecede temel güvence sağlayan kurumların ve iş
ajanslarının önlemlerini tamamlayarak daimi hale
getirilebileceğini, inceleyecektir.
■
kurumlar olarak, uyum kursuna yönlendirme
sürecini sürdürülebilir bir şekilde takip etmeleri ve
mesleki yönlendirme ve meslek içi eğitim ögelerini
içeren tamamlayıcı dil teşvikini uygulamaları doğrultusunda etkin olmaktadır.
■
■
■
Federal hükümet iş çevrelerinin «Çeşitlilik Fırsattır
– Almanya’daki Şirketlerin Çeşitlilik Şartı» başlıklı
girişimini desteklemektedir. Bu Şart’a imza atanlar,
toplumsal çeşitliliği kendi çalışanlarının yapısına
da yansıtmayı taahhüt etmektedirler. Bu şekilde
özel şirketler ve kamu birimleri, kendi çıkarları
doğrultusunda da olmak üzere, özel bir sosyal
sorumluluk almış oluyorlar.
■
■
Federal hükümet çeşitlilik şartının büyük şirketlerin birimlerine, küçük ve orta ölçekli işletmelere ve
kamu birimlerine yayılması için etkin katkıda bulunacak ve 2007 ile 2008 yıllarında ESF- finansmanlı
bir kampanya ile «İşyerinde Çeşitlilik/İstihdam
Kaynağı Olarak Çeşitlilik» konulu yarışma dizisi
düzenleyecektir. Bunun amacı, göçmenlerin iş
piyasasına ve meslek eğitimine uyumunu iyileştirmek ve işletmelerde ve kamu alanında işe alım ve
personel politikasında daha fazla dikkate alınmalarını sağlamaktır. Çalışma ve Sosyal İşler Federal
Bakanlığı, Federal İş Ajansı ve Göç ve Mülteciler
Federal Dairesi, Şart’a taraf olarak çeşitlilik ilkesini
tanıyacaklarına ve takdir edeceklerine ve ön yargılardan uzak bir iş ortamı oluşturacaklarına dair
yükümlülük üstlenmiş bulunmaktadırlar.
■
Federal hükümet ESF- Federal Programını
2007-2013 teşvik dönemi için hayata geçirerek, Ulusal Uyum Planı’nı bir dizi ek önlemlerle özel olarak
destekleyecektir.
■
ESF programı çerçevesinde Almanca dilinin mesleğe bağlı olarak teşvik edilmesi, 2007 ortalarından
itibaren genişletilecektir. Bu çalışma Göç ve Mülteciler Federal Dairesi’nin (BAMF) uyum kurslarını
tamamlayacak ve gelecekte bütün göçmen kökenli
insanlar bu çalışmadan faydalanacaklardır. Federal
İş Ajansı ARGEN/İş Ajansları yönetimlerinin ayrı
■
Planlanan XENOS-takip programı içerisindeki bir
ağırlık noktası göçmen kökenli insanlara doğru
yönlendirilecektir (2008’den itibaren).
Federal hükümet Sosyal Yasa’nın II.Kitabı’nın (SGB
II) istihdam edilebilir göçmen kökenli insanlar
üzerindeki etkilerini değerlendirmektedir. SGB
II düzenlemelerinin göçmen kökenli insanların
çalışma durumları, istihdam edilebilirliği, meslek
eğitimi alabilmeleri ve sosyal istikrarı açısından
taşıdığı etkilerinin ve sonuçlarının bir araştırma
projesi çerçevesinde incelenmesi amaçlanmaktadır.
Etnik ekonominin, iş piyasası politikası bakımından küçümsenmemesi gereken bir önemi vardır.
Federal hükümet bu alandaki ESF teşvikli koçluk
olanaklarını, kendi işini kuranlara yönelik bölgesel
merkezlerle işbirliğinde bulunan KfW’de yoğunlaştıracaktır. Kendi işini kurma ile ilgili, göçmen
kökenli insanlara yönelik özel danışmanlık hizmetlerinin faydası görülmüştür ve sunulan olanaklara
daha yoğun bir şekilde dahil edileceklerdir.
Göçmen kökenli kişiler sık sık şehirlerdeki problemli bölgelerde yoğunlaşmaktadırlar. Yerel ekonominin canlandırılması için ESF, federal hükümet
programı çerçevesinde istihdam odaklı «Sosyal
Şehir» projelerini teşvik etmektedir.
BAMF kendi bölgesel koordinatörleri ve federal
devlet tarafından teşvik edilen ilk göç danışmanlığı
hizmetleri yapıları üzerinden, sözkonusu bölgedeki
tüm katılan kurum ve örgütlerin uyum teşviki
alanında işbirliği için kalıcı olarak kazanılmaları ve
bir ağ içine alınmaları doğrultusunda çalışmaktadır. İlk göç danışmanlığı hizmetleri bu çerçevede, İş
Ajansları/ARGEN/Seçilen Yerel Yönetimler arasında,
sürekli ve sistematik bir işbirliğinin yürütülmesine
etkin katkıda bulunacaktır.
Federal İş Ajansı:
■ Federal İş Ajansı (BA), en başarılı uygulama
örneklerinin model biçiminde BA’nın bütün hizmet noktalarına sunulduğu, Almanya genelinde
bir bilgilendirme platformu düzenlemektedir
(BA-MediaNet). Yerinde verilecek imkanlar böylece
şeffaf olacak ve İş Ajansları ile çalışma gruplarının,
mevcut olanakların kullanılıp kullanılmadığına
dair karar vermelerini kolaylaştıracaktır.
■
■
«Şirketlerde Düşük Eğitim Seviyeli Kişi ve Yaşlıların
Meslek İçi Eğitimi» (WeGebAU) programına göre
BA teşvik sağlarken, özellikle de göçmen kökenli
çevreyi dikkate alacaktır.
BA yabancı dillerdeki bilgilendirme malzemelerini artıracak ve göç danışmanlık hizmetlerindeki
görevliler üzerinden geniş çaplı tanıtımını sağlayacaktır. Bu olanak aynı zamanda, iş arayanlar için
temel güvence sağlayıcılarına da sunulacaktır.
■
BA personel politikası çerçevesinde, personelin işe
alımında ve kalifikasyon edinmesi çerçevesinde
fırsat eşitliği prensibini uygulayacaktır. BA çalışanlarının çeşitli bireysel yetkinlikleri ve potansiyelleri
(örneğin yabancı dil, özel meslek deneyimi, kültürlerarası yetenekler), personel gelişimi çerçevesinde
teşhis ve teşvik edilerek, isabetli bir şekilde kullanılacaktır. Bununla ilgili tasarımlar personel dairesi
ve BA Yüksek Okulu tarafından hazırlanacaktır.
■
2007 yılında BA, medya ile çeşitli işbirlikleri çerçevesinde, «Göçmen kökenli insanların uyumu»
konusunu ele alacaktır.
■
BA iş piyasasına katılım ile ilgili bilançoları ortaya
koyarak, göçmen kökenli insanların iş piyasasına
ve iş piyasası politikasına uyumları açısından daha
iyi bir analizin yapılabilmesini sağlayacaktır.
Federal hükümet işveren olarak rolünün bilincindedir. İmkanları dahilinde göçmen kökenli
personel payını uygunluk, başarı ve kabiliyet
çerçevesinde artıracaktır. Dilsel ve kültürlerarası
yetkinliklerin uygun biçimde dikkate alınması için
çaba gösterecektir.
■
Bunun dışında BAMF, hedef grup eksenli ve eski
Sovyetler Birliği’nden oluşan devletlerden göç eden
doktorlar için bir mesleki uyum tasarımı hazırlayacaktır. Gerekli hallerde uygulamalar model
bazında denenecek ve uyum teşvikinin olağan
olanakları içine alınacaktır.
Eyaletler ve yerel yönetimlerin (veya eyalet ve
yerel yönetimlerin düzenleme yetkisi altında olan)
üstlendikleri önlemler ve özyükümlülükler
Eyaletler:
Şu ana kadar, eyaletlerin ilgili yükümlülükleri henüz
sunulmamıştır. Çalışma grubundaki istişareler
doğrultusunda aşağıdaki konuların dikkate alınması
gerekir:
İşveren olarak eyaletler: Kamu hizmetleri alanında işe alma uygulamalarının kontrolü – Kamu
hizmetlerinin yerine getirilmesi ve uzman personel
ihtiyacının demografik gelişmelere uygun olması
için bilinçli olarak göçmen kökenli çevrelerden
kişilerin işe alımı.
Yerel yönetimler:
Yerel Yönetim Organizasyonları Birlikleri, üyeleri
ile henüz yoğun bilgi alışverişinde bulunmaktadırlar ve katkılarını bundan sonraki süreç içersinde
sunacaklardır.
Çalışma grubundaki istişareler doğrultusunda aşağıdaki konular dikkate alınmalıdır:
■
İşveren olarak yerel yönetimler: Kamu hizmetleri
alanında işe alma uygulamalarının kontrolü –
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi ve uzman
personel ihtiyacının demografik gelişmelere uygun
olması için bilinçli olarak göçmen kökenli çevrelerden kişilerin işe alımı.
■
Yerel ekonomi teşviki ve yeni iş kurma konusunda
göçmenlere danışmanlık hizmeti veren kurumlar
birbiriyle uyumlu hale getirilmelidir.
Sivil toplum kurum ve örgütlerinin önlem ve
özyükümlülükleri
Göçmen kökenli insanların örgütleri:
■ Alman-Helenik Ekonomi Birliği (DHW) 2007 yılı
için Köln ve Düsseldorf bölgelerinde bir «Meslek
Eğitimi ve Kalifikasyon İçin IG-Çıkar Ortaklığı»
planlamaktadır. Ortaklığın amacı Yunan işadamlarının şirket yönetimindeki her türlü ihtiyaçlarını
desteklemek. «IG» Yunan firmalar için lobi ortaklığıdır ve bölgelerin ekonomi ortakları, Alman ve
Yunan resmi mercileri ve Yunan-Alman Basını ile
işbirliği içerisinde bulunmaktadır.
■
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi:
■ Göç ve Mülteciler Federal Dairesi (BAMF)
Almanya’ya göç eden akademisyenler için, ağırlık
noktası okul ve meslek eğitimi mezuniyetlerinin
resmi olarak tanınma süreçleri ile branş ve dil
alanlarında sonradan kalifikasyon edinme olan
bir mesleki uyum konsepti geliştirecektir (Eğitim
Bakanları Konferansı v.d. ile işbirliğinde).
■
78
■
4.3.
CGIL-Eğitim Kurumu e.V. göçmen kökenli işsizlere
yönelik, iki uluslu ve iki dilli kalifikasyon önlemlerini, Alman eğitim kurumları ile işbirliğinde
bulunarak diğer federal eyaletlere yayacaktır
(örneğin İhracat-İthalat Asistanı Almanya/İtalya
ve Almanya/Türkiye). Bu projelerde, kendileri göç
deneyimine sahip olan uzman personel, Alman
uzman personel ile birlikte göçmen kökenli insanlardan mevcut insan kaynaklarının olumlu yönde,
işsizliğin giderilmesi doğrultusunda çalışmaktadır.
Ekonomi:
■ Sanayi ve ticaret odaları yurtdışında edinilen kalifikasyonların tanınması yolundaki hizmetlerini
geliştirmeyi sürdürüyorlar. Buna özellikle, bilir kişi
raporu gerektiren yabancı diplomalar dahildir.
■
Sanayi ve ticaret odaları ile Esnaf Odaları şirketlerde, göçmen kökenli insanların işe alımı ile
79
4.3.
özellikle de yabancı piyasalar ve kültürler üzerine
bilgi sahibi olmanın ve gerekli dil bilgisine sahip
olmanın beraberinde getirdiği fırsatlara işaret
ederek, yabancı personelin istihdam edilmesine
yardımda bulunup bilgi vermektedirler.
■
Alman İşveren Federal Birliği (BDA), çeşitlilik
yönetiminin personel ekonomisi yaklaşımını daha
güçlü bir şekilde yerleştirme, dolayısıyla göçmenlerin yetkinliklerinin ve potansiyellerinin işletme
süreçlerinde daha güçlü bir şekilde dikkate alınması amacıyla, kendi üyeleri arasında, çeşitliliğin
şirketlerde teşvik edilmesi doğrultusunda «Çeşitlilik Şartı» girişimini işletmelerde uygulamaları için
reklam yapmaktadır.
■
«Federal hükümet ile Alman ekonomisinin çatı
organizasyonları arasında kararlaştırılan özel sektörde kadın erkek fırsat eşitliği teşvik anlaşması»
ile Alman ekonomisinin çatı organizasyonları, üyelerine kadın erkek fırsat eşitliğine yönelik ve aile
dostu önlemler tavsiye edeceğini onayladı. Bu, göçmen kökenli kadınların teşvikini de içermektedir.
■
Sanayi ve Ticaret Odaları ile Esnaf Odaları sonradan meslek eğitimi almak isteyen göçmen kökenli
yetişkinlere danışmanlık hizmeti vererek, talep
üzerine yabancı dilde bilgilendirici malzeme
sunuyorlar.
■
Sanayi ve Ticaret Odaları göçmen kökenli kesimlerin iş piyasasında istihdam edilebilirliklerini
iyileştirmek için faydalanabilecekleri, IHK-yabancı
dil eğitimli sekreterlik ya da gastronomi dersleri
gibi ileri eğitim ve sınav olanaklarını daha yoğun
bir şekilde tanıtmaktadırlar.
■
Esnaf Odaları göçmen kökenli kişilere de olmak
üzere, iş piyasasında istihdam edilebilirliği artırıcı
bütüncül ileri eğitim olanakları sunmaktadırlar.
■
Sanayi ve Ticaret Odaları göçmen kökenli insanların iş kurmaları için eskisinden daha çok IHKhizmet olanakları ve örneğin Türkçe etkinlikler
gibi, özel olarak geliştirilmiş hizmetler sunacaklar.
İlgili şirketlere dış ticarete yönelik konularda destek vermektedirler.
■
Esnaf Odaları ise kendi olanakları çerçevesinde,
şirket kurmak isteyen göçmen kökenli insanlara
danışmanlık hizmeti vermektedirler ve KAUSA ile
işbirliği içersinde, kişileri ana dillerinde bilgilendirme malzemesi sunuyorlar.
■
80
BDA Federal İş Ajansı’nın İdari Kurulunda hedefe
odaklı olarak, danışmanlık, aracılık ve teşvik
konularında göçmen kökenli insanların iş piyasasına daha iyi uyumunu amaçlayan, etki ve maliyet
analizine göre yönlendirilen danışmanlık, aracılık
ve teşvik projelerini desteklemektedir.
Sendikalar:
■ DGB ve sendikalar işletmelerde ve idarelerde
göçmen kökenli insanların katılımlarını teşvik ediyorlar ve çalışanları, milliyet ve kökenden bağımsız olarak, menfaatlerini korumaları konusunda
destekliyorlar. Yabancı çalışanların işyeri temsilciliklerine girmeleri yönündeki başarılı girişimler
(örneğin IG Metall’e ait yabancıları teşvik programı,
işyeri temsilciliği seçimleri için seçim belgelerinin
en önemli dillerde hazırlanması) devam ettirilecektir. Sendikalar işyeri ve personel temsilcilerinin,
yabancı çalışanların uyumu ve eşit muamelesi
konularını temel alan eğitimleri ve ileri eğitimleri
ve özel olarak göçmenlere yönelik çalışmaları ele
alan seminerler sunmaktalardır. Göçmenler ayrıca
kendi yapıları ile sendikal çalışmalara entegre edilmişlerdir; çeşitli düzlemlerde komisyonlar mevcuttur, aynı zamanda sendikaların kapsamlı eğitim ve
danışmanlık önlemleri söz konusudur.
■
DGB ve sendikalar, göçmen kökenli çalışanların
uyumu için önemli birer koşul olan fırsat eşitliği
ve eşit muamele konularını savunuyorlar. Bunun
için, eşit muameleyi savunan ve ayrımcılığa karşı
koruma sağlayan işyeri anlaşmalarının imzalanmasını teşvik ediyorlar. Genel Eşit Muamele
Yasasının hayata geçirilmesi çerçevesinde, işyeri
ve personel temsilcilerini, işe alım yöntemlerini
ve personel kararlarını denetleme konusunda
destekleyeceklerdir.
■
Çalışanların yüksek kalifikasyon sahibi olması,
istihdam güvencesi için önemli temeli oluşturur
ve işsiz kalma riskini azaltır. Bu nedenle sendikalar
geçtiğimiz yıllarda, toplu iş sözleşmeleri ve meslek
içi eğitime dair anlaşmalar akdetmişlerdir. Ancak
mesleki eğitim seviyesi düşük olanların ve göçmenlerin katılımları şu ana kadar az olduğundan, sendikalar önlemlerin kapsam alanının, bu grupları
içermek üzere genişletilmesini talep etmektedirler.
■
DGB ve sendikalar Federal İş Ajansı’nın öz idaresi
çerçevesinde, düşük kalifikasyon sahibi göçmenlerin Federal İş Ajansı’nın kalifikasyon önlemlerine
de daha yoğun bir şekilde dahil edilmeleri için çalışıyorlar. Şu ana kadar göçmenlerin pek az dikkate
alınan yetkinlikleri ve deneyimlerinin, iş hayatına
uyum süreçlerinde çok daha fazla dikkate alınması
amaçlanmaktadır.
■
DGB tarafından desteklenen EQUAL-Projeleri mültecilerin ve «Duldung» statüsüne sahip üçüncü ülke
vatandaşlarının iş piyasasına sürdürülebilir uyumunun, ikamet hakkı ile ilgili engellerin kalkması
ile birlikte mümkün olduğunu göstermektedir.
DGB ve sendikalar bunun için, geçimini sağlama
şartından bağımsız olarak ikamet güvencesi ve iş
piyasasına eşit düzeyde giriş sağlayan, kapsamlı bir
oturma hakkı düzenlemesi için çalışıyorlar.
Serbest hayır kurumları:
■ Serbest Hayır Kurumları Federal Birliği BAGFW üye
birlikleri, göçmenlere yönelik danışma ve kalifikasyon olanakları ile göçmen kökenli insanları mesleki
yönlendirme, kalifikasyon, meslek eğitim yeri veya
işyeri arama konularında destekliyorlar. Bu şekilde
gençler, meslek eğitim kurumları çerçevesinde
kalifiye bir meslek eğitimi alma imkanını elde
etmektedirler.
■
4.3.
BAGFW’nin üye birlikleri sundukları hizmetlerin ve kuruluşlarının kültürlerarası açılımının
devam etmesi için çalışmaktadırlar. Bunu personel
politikalarında dikkate alıyorlar ve bu süreci ileri
eğitimler ile destekliyorlar. Göçmenler kendileri
için doğru ve önemli olan sosyal hizmetleri bizim
kurumlarımızdan alabileceklerine güvenebilirler.
81
4.3.
4.3.
Üyeler
Yönetim: Çalışma ve Sosyal İşler Federal Bakanlığı
Bilim
Franz Müntefering, Federal Milletvekili
Çalışma ve Sosyal İşler Federal Bakanı
Prof. Dr. Michael Bommes
Osnabrück Üniversitesi, Göç Araştırmaları ve Kültürler Arası İncelemeler IMIS
Direktörü
Heinrich Tiemann
Çalışma ve Sosyal İşler Federal Bakanlığı Müsteşarı
Prof. Dr. Ingrid Gogolin
Hamburg Üniversitesi, Uluslararası ve Kültürlerarası Karşılaştırmalı Eğitim Bilimi
Kurumu
Prof. Dr. Klaus Klemm
Duisburg-Essen Üniversitesi, Eğitim Araştırmaları/Eğitim Planlaması Çalışma Grubu
Başkanı
Prof. Petra Stanat
Ph.D., Erlangen-Nürnberg Üniversitesi, Ampirik Eğitim Araştırmaları, ÖğrenimÖğretim Araştırmaları Merkezi Başkanı
Birlikler/Kurumlar
Heinrich Alt
Federal İş Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi
Irina Bernstein
Almanya Alman –Rus İşadamları Federal Birliği e.V.
Ludwig Georg Braun
Dr. Günter Lambertz (temsilen)
Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği Başkanı
Annelie Buntenbach
Alman Sendika Birliği Federal Yönetim Kurulu Üyesi
Phedon Codjambopoulo
Christina Alexoglou-Patelkos (temsilen)
Alman-Helenik Ekonomi Birliği e.V. Başkan Yardımcısı
Marianne Demmer
Eğitim ve Bilim Sendikası Genel Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Ilse Falk, MdB
CDU/CSU- Federal Meclis Grubu Başkan Yardımcısı
Wolfgang Fehl
Eyaletler
Prof. Dr. Ulrich Goll
Christian Storr (temsil)
Baden-Württemberg Eyalet Hükümeti Adalet Bakanı ve Uyum Görevlisi
Günter Piening
Berlin Senatosu Uyum ve Göç Görevlisi
Maria Weber
Rheinland-Pfalz Çalışma, Sosyal İşler, Sağlık, Aile ve Kadın Bakanlığı, Eyalet
Hükümetinin Göç ve Uyum Görevlisi
Sanatkarlara Yönelik Meslek İçi Eğitim Merkezi, «Kalifikasyon Yolu ile Uyum» Ağı
Gabriele Weber
Saksonya Eğitim Bakanlığı
Dr. Reinhard Göhner
Peter Clever (temsilen)
Alman İşverenler Federal Birliği Genel Müdürü
Ute Erdsiek-Rave
Dr. Angelika Hüfner (temsilen)
Eğitim Bakanları Konferansı Başkanı (31 Aralık 2006’ya kadar)
Barbara Graf
Gençlere Yönelik Sosyal Çalışmalar Federal Çalışma Grubu, Göç Bölümü
Prof. Dr. E. Jürgen Zöllner
Eğitim Bakanları Konferansı Başkanı (1 Ocak 2007’den itibaren)
Dr. Hans-Carsten Hansen
Dr. Linda von dem Bussche (temsil)
BASF AG. İnsan Kaynakları Yetkinlik Merkezi Yöneticisi
Yerel yönetimler
Hildburg Kagerer
Berlin-Kreuzberg Ferdinand-Freiligrath-Lisesi Müdiresi
Klaus Hebborn
Bettina Heinrich (temsil)
Almanya Şehir Birliği
Cüneyt Kandemir
Avrupa Türk İşadamları ve Sanayicileri Derneği ATIAD/Prof. Recep Keskin
Uwe Lübking
Almanya Şehirler ve Belediyeler Birliği
Otto Kentzler
Prof.Dr. Friedrich Esser (temsilen)
Alman Sanatkarlar Birliği Başkanı
Dr. Irene Vorholz
Almanya Eyalet İlçeleri Genel Kurulu Birliği
Annabel von Klenck
Mercator Vakfı Genel Müdürü
Burhan Kocaslan
Alman Sanayi ve Ticaret Odası meslekleri arasında Berlin Eyalet birincisi ödülü
Kenan Kolat
Almanya Türk Toplumu e.V. Başkanı
Phuong Kollath
Aynı çatı altında hep birlikte «Dièn Hong» Derneği, Rostock
Franco Marincola
CGIL- Eğitim Kurumu e.V. Başkanı
Dr. Peter Neher
Roberto Alborino (temsilen)
Deutscher Caritasveband Başkanı, Serbest Hayır Kurumları Federal Çalışma Birliği
Başkanı
Wolfgang Rhode
IG Metall Yönetim Kurulu Yönetici Üyesi
Vicente Riesgo Alonso
İspanyol Veli Dernekleri Birliği
Kemal Şahin
Türk-Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Başkanı
Michael Vassiliadis
IG Maden, Kimya, Enerji Yönetim Kurulu Yönetici Üyesi
Danışman olarak katılanlar
Heinz Ackermann
Ekonomi ve Teknoloji Federal Bakanlığı
Dr. Dagmar Beer-Kern
Federal Hükümetin Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi Danışmanı
Dr. Christoph Hauschild
Federal İçişleri Bakanlığı
Elmar Hönekopp
İş Piyasası ve Meslek Araştırma Enstitüsü
Prof. Dr. Eckhard Klieme
Almanya Uluslararası Pedagojik Araştırmalar Enstitüsü DIPF-Direktörü
Başkan Manfred Kremer
Bent Paulsen (temsilen)
Meslek Eğitimi Federal Enstitüsü Başkanı BiBB
Peter Munk
Eğitim ve Araştırma Federal Bakanlığı
Dr. Karsten Roesler
Uyum ve Mülteciler Federal Dairesi
Sabine Schulte-Beckhausen
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Çalışma grubu, Çalışma ve Sosyal İşler Federal Bakanlığı (BMAS) Daireleri I, II, V ve VI’nın katkıları ile BMAS Sosyal Güvenlik ve Göç
Proje Grubundan Dieter Hanz, Karl-Heinz Kohn ve Cornelia Petrowsky tarafından, desteklenmiştir.
Jörg Trautner
82
BMAS, Redaksiyon
83
Konu Alanı 4:
4.4.
«Kadın ve Kızların Yaşam
Koşullarını İyileştirmek, Eşitliği
Gerçekleştirmek»
Almanya’da yaşayan 15,3 milyon göçmen kökenli insanın neredeyse yarısı, kızlar ve kadınlardır. Birçoğu
iyi uyum sağlamış durumda; çoğu – göçmen kökenli
ikinci ve üçüncü kuşak kadın ve kızlar – geleneksel ve
ataerkil olanlardan ziyade modern, ortaklık üzerine
kurulu rol modellerini örnek alıyorlar. Çoğu, ebeveyn
sorumluluğunu taşıyor; bir sonraki neslin uyumunu
belirleyenler çoğu kez onlardır.
Göçmen kadınların potansiyelleri kullanılmalıdır.
Kadın ve kızların uyum sürecindeki rolü, özel sorunları ve özel ihtiyaçları dikkate alınmaz ise, uyum başarılı olamaz. Bu ulusal uyum planını oluşturmak üzere
birlikte çalışan çalışma gruplarının hepsi, kendi eylem
görevleri çerçevesinde göçmen kadınların ihtiyaçlarına ışık tutmak durumundaydılar. Çalışma Grubu 4’e,
ayrıca «Kadın ve Kızların Yaşam Şartlarını İyileştirmek
ve Eşitlıği Gerçekleştirmek» konu alanının diğer noktalarını da irdeleme görevi verilmiştir.
Çalışma Grubu-4 Federal Adalet Bakanlığı tarafından
koordine edilerek, Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik
Federal Bakanlığı ile işbirliğinde gerçekleştirilmiştir.
Diğer federal bakanlıkların ve Göç ve Mülteciler Federal Dairesi temsilcilerinin yanı sıra Almanya Federal
Meclisi Milletvekilleri, eyalet ve yerel yönetimlerin
ve yerel yönetim organizasyonlarının temsilcileri,
hukuki meslek birlikleri, yasal hastalık sigortaları
ve hayır kurumları, göçmen örgütleri, göçmenlere
yönelik danışma merkezleri temsilcileri ile göçmen
kökenli olan/olmayan uzmanlar da gruba katılmıştır.
Ayrıca, Adalet Bakanları Konferansı adına eyalet yargı
idareleri ve Eyalet Eşit Haklar ve Kadın Bakanları Kon-
84
feransı dönem başkanlığını yapan eyalet de, konuya
dahil edilmiştir.
Verilen görev çerçevesinde ele alınması mümkün olan
çeşitli konulardan, o dönemde tahsis edilen sürede,
sadece birkaçı örnek nitelikte ele alınabilmiştir.
Göçmen kadınlar için günümüzde özellikle önemli
olan soru yelpazesinde, istişareler esnasında aşağıda
sıralanan ağırlıklı konular ortaya çıkmıştır. Çalışma
grubu bilinçli olarak da, şimdiye kadar henüz geniş
çapta tartışılmamış olan ve ancak başlatılan bu irdeleme süreci sonunda geniş bir önlem paketi içerisinde
toplanabilecek konu alanlarını da ele almıştır.
Çalışma Grubu 4’e katılan, özellikle göçmenler, ama
katılan danışma merkezleri ve birlikler tarafından
da, grubun hedef aldığı konu alanının çok ötesinde
eylem gereksinimi tespit edilmektedir. Kadın göçmenler, günlük hayatta her alanda, cinsiyet, köken ve
kimi zaman dinlerinden ötürü oluşan dezavantajlar
sarmalından ötürü, Almanya’da toplumsal yaşama
ve örneğin eğitim, meslek, sağlık ve sosyal olağan
hizmetlere eşit katılımlarını zorlaştıran ön yargılarla
karşılaştıklarını görüyorlar. Henüz gerçek bir eşitliğin
sağlanması, ayrımcılığa karşı düzenlemelerin kabul
ettirilmesi gerekmektedir. Hayatın her alanında kadın
göçmenlerin ihtiyaçları üzerine, ama aynı zamanda
kendileri, uyum sürecindeki özel rolleri ve özel
gereksinimleri ile sorunları üzerine de, daha iyi bilgi
verilmesi gerekiyor. Kültürel hassasiyetin geliştirilmesi ve tutarlı bir şekilde uygulanması her alanda özel
önem kazanıyor.
85
4.4.
Yabancılar yasası ile ilgili konuların geniş bir çerçevede Ulusal Uyum Planı çalışmalarının dışında
bırakılması, Çalışma Grubu 4 içerisinde çoğu kişiler
tarafından üzüntüyle karşılanarak, sivil toplum
temsilcileri tarafından müteakip kereler eleştirilmiştir. Özellikle «Yönetmeliklerin Uygulanması Yasası»
çalışmaları çerçevesinde tartışılan yabancılar yasası
değişikliklerinin derinlemesine irdelenmesi ve
değerlendirilmesinin iyi olacağı görüşü dile getirildi.
Bazı kişiler ulusal bir uyum tasarımının, özellikle de
Almanya’da, sadece tahammül edilen, hatta yasa dışı
konuma sahip göçmenleri göz önünde bulundurmak
zorunda olduğunu ifade etmişlerdir.
Katılanların bir çoğu Çalışma Grubu 4’ün görevini tamamlamasından sonra da, başlanılan yapıcı
görüşme sürecine devam edilmesi arzusunu ifade
etmişlerdir.
1. Konu Ağırlık Noktası: Hukuk
Yoluyla Uyum
Kişisel çevreiçi şiddete karşı koruma, zorla
evlendirme, bilgi ve danışmanlık
Gruba öngörülen konu yelpazesi içersinden, genel olarak kişisel çevre içi şiddete ve özellikle zorla evlendirmeye karşı koruma ağırlıklı çalışma konusu ön plana
çıkmıştır; diğer konuları da derinlemesine görüşmek,
zaman yetersizliği nedeniyle mümkün olmamıştır.
Ancak katılımcılar yine de, mevcut yasaların uyum
başarısını güçlendirme olanakları üzerine, Ulusal
Uyum Planı dışında da olsa, benzeri samimi ve yapıcı
görüşmelere ivme kazandırabileceklerini umuyorlar.
1.1. Durum tespiti
Geçmiş yıllarda, çeşitli yorumlar yapılarak, geçerli
hukukun kadın göçmenlerin toplumdaki özel durumunu ve özel problemlerini yeteri kadar hesaba katıp
katmadığı tartışılmıştır. Genelde de çıkış noktası,
medyada çıkan trajik şiddet haberleri idi. Bunlar
kamuoyunun geniş kesimlerini, kadınlara karşı aile
içi şiddeti içeren genel toplumsal sorun içerisinde,
göçmen kadınların şiddet ve zorlamanın özel ve
çok yoğun şekillerine maruz kaldıkları konusunda
bilinçlendirmişlerdir. Bu durumlar hukuk düzenimize
aykırıdır. Fakat yasalar, ancak bilinirlerse ve uygulanırlarsa etkili olabilirler. Bunun temel koşulu ise
göçmen kadınların, kendi yasal olanakları konusunda
ve mevcut danışma ve yardım olanakları üzerine
bilgilendirilmeleridir.
Aile içi şiddet, özel şiddet şekilleri (örneğin, jenital
organların kesilmesi) ve zorla evlendirmeler de dahil
olmak üzere, göçmen kadınların bir çok defa özel
86
Alt Çalışma Grubu 1
«Hukuk Yolu ile Uyum; Katılım»
Alt Çalışma Grubu-1’in temel aldığı nokta, Alman
hukuk düzeninin uyumla ilgili olanaklarını araştırmak ve kadın göçmenlerin, toplumun hukuki açıdan
düzenlemesinde etkili olmalarıydı. «Hukuk Yolu ile
Uyum» ana başlığı altında, belirli konular tartışmaya
açılmış ve özellikle de Alman Medeni Hukuku ve Ceza
Hukuku’nun bazı bölümlerindeki uyumu engelleyici
unsurlar ve bunların aşılmasına yönelik eylem seçenekleri ile ilgili soru bütünü ortaya atılmıştır. «Katılım» alanında kadın göçmenlerin değerleri ve değer
ölçülerinin şekil almasına önemli derecede katkısı
olan toplumsal ve politik süreçlere katılımını iyileştirme konusu tartışılmıştır.
şekillerde karşılaştıkları durumlardır. Özellikle de
uyum sürecinin başında bulunan kadınlar ve kızlar
bundan çok etkilenmektedir. Ama bunun yanında
ailelerinin ve çevrelerinin, ana-babaların eski vatanlarındaki kültür ile örf ve adetlerin belirlediği beklentilerine uygun olmayan hayat görüşüne ve hayat
tarzına sahip göçmen kadınlar da bundan etkilenmektedir. Terbiye önlemi olarak zorla evlendirmeyi
benimseyen ailelerin erkek çocukları da, kurbanlar
arasında yer almaktadır. Ayrıca lezbiyen ve eşcinseller
de, aileleri genelde çocuklarının heteroseksüel bir
yaşam tarzı sürmeleri için zorla evlendirmeyi dayattıkları için, mağdur kalmaktadırlar.
Aile içi şiddete ve zorla evlendirmelere karşı göçmen
kadınları korumak için, ikamet hakkı fayda sağlayabilir. Bu bağlamda sonradan eşinin yanına gelen kadının eşinden bağımsız ikamet hakkı, ikamet izninin
Federal Almanya Cumhuriyeti’nden ayrıldıktan altı ay
sonra iptal edilmesi ve geri dönüş hakkı talepleri konu
edilmiştir. Bazıları, güvenli olmayan bir ikamet statüsüne bağlı olarak, özellikle kadınlar için oluşan tehdit
edici duruma ve gerçekçi ve mümkün olduğu kadar
sürekli ikamet perspektifi isteklerine dikkat çekmişlerdir. Sivil toplum örgütlerinin görüş bildirimlerinde
«Yönetmeliklerin Uygulanması Yasası» çerçevesinde
tartışılan, zorla evlendirilenler için aile birleşimine
izin verilmemesi gibi önlemler ile aile birleşimi için
asgari yaş sınırı ve dil bilgisinin kanıtlanması gibi
ek koşullar, eleştirel bir yaklaşımla sorgulanmıştır.
Bir çok katılanın görüşüne göre isabetli olabilecek,
ikamet izni ile ilgili noktaların daha derin şekilde
tartışılması, gruba bu doğrultuda bir yetki verilmemiş
olduğu için gerçekleşmedi.
Zorla evlendirmeler geçerli hukuka göre de zaten
bir suçtur. 2005 yılından beri, zorla evlendirmeler
kesinlikle ağır bir zorlama suçu sayılmaktadır (altı
aydan beş yıla kadar hapis cezası). Zorla evlendirmelerin yeni ve ayrı bir suç unsuru olarak tanımlanmasının anlamlı olup olmadığı üzerine, özellikle
göçmen kadınlar arasında karşıt görüşler öne sürülerek tartışıldı. Değişikliği savunanlar, özellikle resmi
makamlar ve yargı önünde belli bir sinyal etkisini ve
hassasiyet oluşumunu ileri sürüyorlar. Karşı çıkanlar
ve eleştirel yaklaşımlı olanlar sadece ceza hukukuna
odaklanan bir tartışmanın damgalayıcı potansiyeline,
bu şekilde sorunun yabancılar yasası ile ilgili bağlantısının gözden kaçma tehlikesinin olduğuna ve bundan
kaçınma olanaklarına işaret etmektedirler. Öncelikle
son ceza hukuku değişikliklerinin (mağdurların suç
duyurumunda bulunma tutumları, ceza davalarının sayısı ve sonuçları) değerlendirilmesi gerektiği
belirtilmektedir. Başlı başına suç unsuru tanımlamasının, mağdurların gerçek sorunlarını çözemeyeceği
ve gerekli önlem alıcı ve kriz müdahalesine dair
önlemlerin yerine geçemeyeceği bulgusunda mutabık
kalınmıştır.
Kamuoyundaki zorla evlendirme tartışmalarının,
çoğunluk toplumunun son derece yüksek bilgi eksikliği ışığında Müslümanlarla evlenmeye karşı «genel
şüphe» (suç zanlısı şüphesi) oluşmasına yol açtığı için,
özellikle de Müslüman kökenli göçmen kadınların
uyum sürecine ters etki yaratabileceği kaygıları dile
getirildi. Özellikle bu alanda titiz davranılması gerektiği konusunda taraflar hemfikirdir: Geleneksel ataerkil aile yapıları, genel olarak dünya görüşü açısından
din ve dolayısıyla İslam dini ile bağlantılı değerlendirilmelerine rağmen, zorla evlendirmeler kesinlikle
sadece Müslüman ailelerde görülmemektedir.
Federal düzeyde «Göçmen Kadınlara Karşı Şiddet»
konusu ile ilgili olarak şu ana kadar, sayısal verilere
dayanan tek bir araştırma yer almaktadır. Federal
hükümet Kasım 2006, ikinci dönemsel güvenlik
raporunda da – yabancı nüfusun, muhtemelen daha
yüksek mağduriyet riskine bağlı olarak- diğer araştırmaların yapılması doğrultusunda uyarıda bulunmaktadır. Özellikle Türk kadınlarının, öncelikli olarak
eşleri tarafından uygulanan bedensel ve cinsel şiddet
konusunda, görece yüksek mağduriyet tehlikesi
altında olduklarına dair bazı bulgular bulunmaktadır.
Toplam olarak şiddete daha fazla maruz kalanlar mülteci kadınlardır. Güvenli bir ikamet statüsü olmayan
kadınlar ayrıca, psikolojik ve yapısal şiddete maruz
kalıyor görünmektedirler. Şimdiye kadar edinilen
bulgular özel destek ve yardım gereksinimine işaret
etmektedirler.
Almanya genelinde zorla evlendirmelerin sayısı ile
ilgili güvenilir veri bulunmamaktadır. Ampirik temelin iyileştirilmesi, zorla evlendirmeyle etkin mücadele
ve yerel ve eyalet düzeyinde danışmanlık olanakları
ile, koruyucu kurumlara dair talebin tesbit edilmesi
için yardımcı olur ve zorla evlendirmelerin sadece
4.4.
İslam dinine ait bir sorun teşkil ettiğine ve Müslüman
kadınların bir çoğunun zorla evlendirildiklerine dair,
kamuoyunda varolan çarpıtılmış algılamaya karşı
etkili olabilir.
Burada bilgi ve aydınlatma, olmazsa olmaz ögelerdir.
Devlet tarafından başlatılan ya da desteklenen bilgilendirme kampanyaları dışında aydınlatma, göçmenlerin kendi örgütleri tarafından yapılmalıdır. Özellikle
de göçmen kökenli erkeklere sadece resmi makamlar
ya da devlet tarafından yapılan aydınlatmalardan
ziyade, bu şekilde daha iyi ulaşılabilir. Ancak göçmen
erkeklerin ve erkek çocuklarının özel durumları ve
sorunları dikkate alınırsa, göçmen kadınların durumunda sürdürülebilir bir iyileşme ve şiddetin kalkması söz konusu olabilir.
Kadın sığınma evlerinin bakım ve güvenlik standartlarının yeterli olmaması ve daha fazla koruma ihtiyacı
olan, şiddete maruz kalmış olan göçmen kadınlar
için, çeşitli federal eyaletlerde uygun ve koruyucu
düzenlemelerin bulunmaması; bölgeler üstü sığınma
yerlerinin eksikliği ile mevcut kurumların finansmanı
sorun yaratmaktadır. Genç erkeklere yönelik bu tür
imkanlar, şimdiye kadar hiç yoktur.
Yaygın olan kişi başı finansman yöntemi (münferit
durumlara göre belirlenen günlük oranlar), genelde
çok zaman alan başvuru işlemlerinden, resmi dairelerin yerel ve konuyla ilgili yetkileri bir çok defa net bir
şekilde ortaya koyulmamış olduğundan ve 18 yaşını
doldurmuş gençlerin, eğer gençlik dairesi masrafları
üstlenmeyi reddettiyse bu tür kurumlara kabul edilmemelerinden, problemlere yol açmaktadır. Çocukların ve gençlerin bakımı açısından, yardımların
neredeyse tümünün ebeveynlerin başvurusuna bağlı
olmasının sorun yarattığı görülmektedir. Münferit
duruma göre sağlanan finansman ve bazı durumlarda
yatılı kalma zorunluluğu, ikamet statüleri güvenli
olmayan ya da hiç olmayan göçmen kadınlar için özel
zorluklara neden olmaktadır.
1.2. Hedef Belirleme
Amaç göçmen kadınların temel hakları ve özellikle
de yakın çevresi ile ilgili hakları konusunda bilgilendirilmesidir. Bu şekilde göçmen kadınlar, rehberlik
hizmetleri ve destekleyici önlemler ile, kendi kaderini
belirleme hakkını gerçekten kullanacak hale gelirler.
Kendi aile çevresinde maruz kaldıkları belirli kural ve
normların, aslında yaşadıkları ülkenin yasal düzenlemelerindeki temel beklentilere uymadığını tesbit
etmeleri, zorlamalardan ve şiddet içeren ilişkilerden
kurtularak, örneğin eşini özgür iradesi doğrultusunda seçme hakkını kabul ettirmenin önemli bir
şartıdır. Uygun ve önleyici tedbirler ile, kişisel çevre içi
şiddete ve zorla evlendirmelere karşı konulmalıdır.
87
4.4.
Problemleri sadece sayısal kapsamda değerlendiren
gözlemlenmiş bilgiler değil, hangi nüfus gruplarının,
hangi nedenlerden ötürü bu problemlerden etkilendiğini ortaya koyan, iyileştirilmiş ampirik bilgiler
gereklidir. Burada devamlı olarak sosyal çevre, dini
anlayış, ataerkil aile yapısı, göç durumunun yarattığı
güvensizlik ortamı sonucunda ve küçük bir dini veya
etnik azınlığa ait olmanın getirdiği ataerkil aile görüşlerine tutunma nedenleri ifade edilmektedir.
Bunun yanısıra (potansiyel) mağdur ve faillerin (örneğin haksızlık bilincinin gelişmesi doğrultusunda)
bilgilendirilmeleri gerekmektedir ve bilgilendirme
kampanyaları gibi etkinliklerle daha yoğun halkla
ilişkiler çalışması yürütülmelidir. Kapsamlı bir aydınlatma kampanyası çerçevesinde, zorla evlendirme
konusuna tek taraflı yoğunlaşma ve damgalayıcı
genellemelerden kaçınılmalıdır ve kadınların kendi
kaderlerini kendilerinin belirlemesi hakkı ve özgür
iradeleri doğrultusunda eşlerini seçme hakkının vurgulanması gerekmektedir.
Bunun yanında danışmanlık hizmetlerinin, özellikle
erişimi kolay olanlar ve dil açısından yardımcı olacak
kişilerle birlikte yapılan ev ziyaretleri şeklindeki
danışma stratejilerinin niteliklerinin ve sayısının yükseltilmesi gerekmektedir. Olağan danışma olanaklarının kültürlerarası açılımının ve kadın yardım kuruluşlarının göç danışma merkezleri ve diğer olağan
hizmet merkezleri ile işbirliğinin yanısıra, özellikle
kültürel duyarlılık sahibi danışmanlık olanakları
sağlanmalıdır.
Göçmen kadınlar için kadınlara özel olanaklar daha
göç edilen andan itibaren sunulduğunda, örneğin
kadın hakları konusunda hedef kitleye odaklı ve
doğrudan bilgilendirme yapılması temin edilebilir.
Örneğin, kızlara yönelik buluşma yerleri gibi önlem
alıcı kuruluşların korunması ya da oluşturulması ve
erişimi kolay, önleyici ve açık gençlik çalışmalarının
yapılabilmesi gerekmektedir. Katılanlar tarafından,
yabancılar dairelerinin uyum görevlerini daha çok
dikkate alması önerilmiştir.
Sonuçta şiddet ve zorla evlendirme mağdurlarının
sığınacak, emin bir yere ihtiyacı vardır. O nedenle –
kadınların genelde olayların cereyan ettiği bölgenin
dışında saklanması gerektiğinden – kriz durumunda,
faydalanılacak yerlerin bölgeler üstü örgütlenmesi
tavsiye edilmektedir. Günlük belirli bir oran üzerinden finansman sağlamak yerine, kadın sığınma evlerinin ve uygun koruma evlerinin, bu tür şiddet ve zorla
evlendirme gibi sorunlarla karşılaşanlar için genel bir
kurumsal teşvik ile güvence altına alınması gerekir.
Burada federal eyaletler üstü bir işbirliği ve finansman
tercih edilir.
Koruma evlerine alınma ve kalma süresi üzerine verilecek kararlar, maliyeti karşılayan kurum veya kasa
durumuna göre değil, somut koruma ve destek ihtiyacına göre verilmelidir. Sosyal Yasa’nın VIII. Kitabının
olanakları hedefe uygun olarak kullanılmalıdır.
bilmek için, Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal
Bakanlığı adına 2007 Mayıs ayına kadar, zorunlu
evlilik alanında pratikte yürütülen çalışmaların
Almanya genelinde değerlendirilmesi için bir
araştırma yapılacaktır. Ayrıca Mayıs 2007 sonuna
kadar Almanya İnsan Hakları Enstitüsü işbirliği
ile, zorla evlendirmeler konusunda bilimsel bir
rapor hazırlanacaktır. Bu raporda uygulamaların
değerlendirmelerine ait ara sonuçlar sunulacaktır; ayrıca, daha önce zorla evlendirme alanında
çalışma yapmış kişilerin makaleleri yer alacaktır.
Bu makalelerde zorunlu evliliğin yol açtığı fenomenler, sorunlar, cinsiyet boyutları konuları, yasal
çerçeve şartlar, önleme ve müdahale imkanları gibi
konular işlenecektir.
■
Bu çalışmalardan elde edilen tanım ve sorular
ile daha büyük, nitelikli ve nicel bir araştırma
geliştirilecektir.
■
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
teşviki ile 2007 yılında, zorla evlendirme tehlikesi
altında olan ya da zorla evlendirilmiş göçmen
kadınları kendi hakları ve mevcut yardımlar
üzerine aydınlatan bir acil yardım broşürü hazırlanacaktır. Düşük eşikli bir enformasyon aracı olup,
somut tehdit durumlarında yapılması gerekenlerle ilgili pratik yardım ve tavsiyeleri içermesi
amaçlanmaktadır.
■
Bu noktada, mevcut yapıların kültürlerarası açılımı,
tüm aktörlerin birbirleriyle bağlantılı ve işbirliği içerisinde olması ve ek teşvik araçlarının sunulması çok
faydalı olur.
1.3. Önlemler ve Özyükümlülükler
Konularla ilgili alttaki önlemler ve özyükümlülükler
tespit edilmiştir:
Göçmen kadınların mağdur kalmalarıyla birlikte
etkin koruma sağlayan çerçeve şartları bulabilmeleri
zorunludur.
Federal hükümetin (veya federal devletin
düzenleme yetkisi altında olan) önlemleri ve
özyükümlülükler
Etkin bir korumanın önemli koşulu, bütün profesyonel
olarak bu konularla ilgilenen, özellikle resmi makamlar, polis teşkilatı ve yargı nezdindeki mercilerin, özel
güvenlik durumu ve sorunların bilincinde olmalarıdır. Diğerlerinin yanısıra, hakimlere ve savcılara
gerekli olan ileri eğitim ve hassasiyet oluşumu bağlamında, eyaletlerin bölgesel olanaklarına özellikle
dikkat edilecektir.
■
Koruma sunan bir kuruma sığınabilmiş, aile içi
şiddet ve zorla evlendirme mağdurları ve saklanmak zorunda olanlar («yasal olarak görünmez hale
88
getirilmiş») etkin olarak korunabilmek için, veri
güvenliğinin (örneğin hastanelerde, iş ajansları ve
nüfus dairelerinde) özellikle ailelerine karşı çok sıkı
biçimde dikkate alınmasına muhtaçtırlar. Mevcut
yasaların uygulanması konusunda, genel olarak ilgili
meslek grupları yeterli bilgilere sahip olmalı ve göçmen kadınların özel sorunları ile nasıl ilgilenileceği
konusunda yeterli donanıma sahip olmalıdır. Aile içi
şiddete karşı polis müdahalelerinde tarafsız tercümanların olması gereklidir. Bu durumlarda erkeği
evden uzaklaştırmak her zaman anlamlı olmayıp,
somut duruma göre, mağdur olanın bir kadın sığınma
evine yerleştirilmesi daha iyi sonuç getirmektedir.
■
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
yönetiminde hazırlanan «Federal Hükümetin
Kadınlara Karşı Şiddet ile Mücadele 2. Eylem Planı»
göçmen kökenli kadın ve kızlara karşı şiddetle
mücadeleyi ağırlıklı olarak gündeme getirmektedir. Bu çerçevede, zorla evlendirmelere karşı önlemlerin alınması amaçlanmaktadır. Göçmen kadınlara karşı şiddet konusundaki verilerin tesbitine
büyük önem verilmektedir.
Konuyla ilgili veri durumunu ve konuyla ilgili şu
ana kadar eksik olan bilimsel çalışmaları geliştire-
Kadınlara yönelik ilk göç danışmanlığı hizmeti
danışmanlarının ve kadın kursları yöneticilerinin
zorla evlendirilme ve kişisel çevre içi şiddete karşı
hassasiyet kazanması: Göç ve Mülteciler Federal
Dairesi göçmenlere yönelik ilk danışma hizmeti
danışmanlarının ve erişimi kolay kadın kursları
yöneticilerinin, ileri eğitim etkinlikleri ve ilgili
yerlerle kurdukları ağ üzerinden, zorla evlendirme
ve kişisel çevre içi şiddet konularında başvuruda
bulunanları uygun kalifikasyona sahip danışma
merkezlerine yönlendirebilecek duruma gelip
gelmediklerini inceleyecektir. Başlama tarihi:
2007’nin 3. çeyreği
■
Federal hükümetin Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi, federal hükümetin hangi şekilde, halkla ilişkiler üzerinden, bir imaj kampanyası çerçevesinde,
göçmenler ile ilgili toplum içerisindeki basma kalıp
görüşleri ve önyargıları giderme konusunda katkı
sağlayabileceğini inceleyecektir. İlgili bir imaj
kampanyası, göçmen birliklerinin dahil edilmesi
ile geliştirilmelidir.
Başlama tarihi: 2007’nin 3. çeyreği
■
Göçmenlerin uyumu konusunda faaliyet gösteren
tüm resmi ve sivil alanlardaki aktörlerin desteklenmesi için, Federal Hükümetin Göç, Mülteciler ve
Uyum Görevlisi uyum politikasının her alanından
mevcut önlemler ve en iyi uygulama örnekleri
üzerine bilgi verilen «Uyum» konulu bir web sayfası
4.4.
hazırlayacak ve destekleyecektir.
Zamanlama: 2007’nin 3. çeyreğinden itibaren
Eyalet ve yerel yönetimlerin (veya eyaletlerin ve
yerel yönetimlerin düzenleme yetkisi altında olan)
önlemleri ve üstlenilmiş özyükümlülükleri ile ilgili
öneriler
Eyaletlerin Ulusal Uyum Programı’na uyum politikasına dair katkıları üzerinde henüz çalışılmaktadır.
Yerel yönetim organizasyonları ve üyeleri bu konuda
henüz yoğun görüşmeler aşamasındadırlar ve katkılarını bundan sonraki süreçte sunacaklardır.
■
Burada aile içi şiddet/zorla evlendirmeye maruz
kalan ya da bu tehdit altında olan ve diğer durumları riskli olan ve kadın evlerinin bakım ve güvenlik
standartlarının kendileri için yeterli olmamasından
ötürü, daha fazla güvenlik ihtiyacı olan göçmen
kadınlar için, uygun sığınma yerlerinin/barınaklarının kurulması yönünde, federal eyaletler ötesi
işbirliğinin ve ortak finansmanının sorgulanması
önerilmiştir.
■
Sosyal Yasa’nın VIII. Kitabı’nın (SGB VIII) zorla
evlendirmeye maruz kalan ya da tehlikesi altında
olanların desteklenmesi doğrultusunda uygulanışında doğabilecek problemlerle ilgili bir önlem
çerçevesinde, bir çalışma grubunda bir eksikliğin
olup olmadığı, var ise bunun nasıl giderilebileceği
tespit edilecektir. Çalışma grubu gerektiğinde yerel
düzey için öneriler sunacaktır. Çalışma grubunda
Almanya Belediyeler Birliği temsilcisi, Aile, Yaşlılar,
Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı temsilcisi ve
Papatya’dan – Berlin’de genç göçmen kadınlar için
kriz kurumu – bir temsilci yer alıyor. Katılımcı grubunu genişletmek mümkündür. Eyaletlerin de bir
temsilcisi olması da arzu edilmektedir.
Sivil toplum kurumları ve örgütlerinin önlem ve
özyükümlülükleri
■
Almanya İnsan Hakları Enstitüsü başvuru üzerine
uzmanlar ile işbirliği çerçevesinde, hedef gruba
yönelik insan hakkı konusu olarak zorunlu evlilik
konusunda atölye çalışmaları düzenlemektedir.
Atölye çalışmaları, gerçekleştirilmiş olan iki etkinlikte edinilen deneyimlerden hareket etmektedirler. Olanaklar, zorla evlendirme ve diğer aile içi
şiddet biçimleri mağdurları ya da bu tehdit altında
olanlar ile temas eden meslek gruplarına yöneliktir.
Örneğin:
➤
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi ve Yabancılar
Daireleri
➤
Okul, Gençlik ve Sosyal Yardım Daireleri
➤
Yargı ve Polis
89
4.4.
Zamanlama: sürekli
■
■
■
■
■
1
90
■
TERRES DES FEMMES e. V. derneği muhtemelen
Ağustos 2008’den itibaren uyum ve kadınlar/insan
haklarının kadınlara özel alanlarında eğitim
kurumları ve Almanya İnsan Hakları Enstitüsü ile
işbirliği içerisinde meslek içi eğitim programları
sunacaktır.
Almanya Göçmen Kadınlar Federal Birliği e.V
«Kadınların hakları var» başlıklı, göçmen kadınları
hakları üzerine aydınlatacak olan ve geniş kapsamlı bir bilgilendirme kampanyası geliştirmeyi
ve düzenlemeyi planlıyor. Bunun yanısıra Birliğin
bölgesel gruplarında Türkçe ve/veya Almanca
olarak bilgilendirici etkinliklerin gerçekleştirilmesi
amaçlanmaktadır. Hedef, hukuki olanak ve haklar
üzerine yetersiz bilgilerin, hedef kitleye odaklı bilgilendirme etkinlikleri üzerinden giderilmesidir.
Zamanlama: 2008–2009
«Kadının özgürlüğü – Erkeğin namusu» Kuzey
Ren-Vestfalya Eyaleti göçmen öz örgütleri ve
Kuzey Ren-Vestfalya Nesiller, Aile, Kadın ve Uyum
Bakanlığı’nın namus adına şiddet uygulanmasına
karşı gelen bir eylem ortaklığıdır. Kampanyanın
merkezinde göçmen öz örgütlenmeleri ve Uyum
Bakanlığı ile birlikte geliştirilen bir kartpostal
eylemi yer almaktadır. Almanya Göçmen Kadınlar Federal Birliği bu eylem ortaklığı içersinde yer
almaktadır ve kampanya çerçevesindeki eylemlere
katılmayı sürdürecektir.
Almanya Müslümanları Merkez Konseyi e. V. kendisine bağlı cami cemaatlerine, zorla evlendirme
ve aile içi şiddet konusunda iki dilde bilgilendirici
broşürler/bilgilendirici e-postalar hazırlayacaktır.
Bu anlamda iki konu dikkate alınacaktır:
a) Almanya Federal Cumhuriyeti’nde yasal şartlar
ve mevcut danışmanlık –destek olanakları, etkinlikler ile ilgili bilgiler (sunumlar, tartışma grupları);
b) dinin konuyla ilgili görüşleri (zorla evlendirme
yasağı, evlilikte eşlerin ortaklık anlayışına göre
yaklaşımının talep edilmesi, haksızlığa uğrasak da
buna kendimiz haksızlık yapmadan sabır göstermek, yaşlı insanlara olan tutumumuz, Allah’a ya da
kendi sağlığımıza karşı sorumluluk). Bu konuların
Cuma vaazları sırasında işlenmesi önerilmektedir.
Almanya Müslümanları Merkez Konseyi e.V. resmi
makamlara ve yargı makamlarına yaklaşımda
bulunarak, hukuki açıdan önemli olabilecek konular ya da resmi makamların ve yargı makamlarının
özel ilgi alanına giren konularda dinin verdiği
mesajları bu makamlara iletme olanaklarını
araştıracaktır.1
■
■
Papatya – Berlin’de Genç Göçmen Kadınlar için Kriz
Kurumu, ilgilendiği ve aile içi şiddete maruz kalmış
genç kadınların sesi olmayı ve lobi çalışmasını
sürdürecektir. Yardım sisteminin kapsam alanına
girişteki engellerle ve insanın kendi yaşam perspektifini kendisinin geliştirmesine dair kurumlar
tarafından değiştirilebilecek sorunlarla ilgili,
özellikle pratikte de edindikleri bilgileri uzman
kamuoyuna sunacaktır. Bunun için Papatya, resmi
makamlara yönelik eylem yönetmeliğinin geliştirilmesine dair bir çalışma grubuna katılacaktır
(bknz. yukarıda).
Papatya – Genç Göçmen Kadınlar için Kriz Kurumu,
şiddete maruz kalmış genç kadınlar için üç seneden beri denenmiş olan kültürlerarası online
danışma hizmetinin devam etmesi için gereken her
girişimde bulunacaktır ve dolayısıyla, bunun için
gerekli olan personel maliyet payının finansmanın
devamını sağlamak için elinden gelen tüm çabayı
gösterecektir.
Masraf: yılda 50.000 avro kadar
Papatya – Genç Göçmen Kadınlar için Kriz Kurumu,
ayrıca genç göçmen kadınların güvenliği için
Avrupa çapında mevcut temaslarını da koruyacak
ve geliştirecek, bunun yanısıra diğer Avrupa ülkelerindeki göç deneyimlerini ve bilgilerini sürekli
Almanya’daki konuyla ilgili uzmanlar arası tartışmalara taşıyacaktır.
■
Papatya – Genç Göçmen Kadınlar için Kriz Kurumu,
şiddet karşıtı alandaki diğer örgütlerle Almanya
genelinde işbirliği ve ağ kurma yükümlülüğünü
üstlenmektedir.
■
Frankfurt/Main Kadın Evleri Koordinasyonu e.V.,
devam eden etkinlik ve önlemleri çerçevesinde
göçmen kadınların yaşam durumlarına bundan
sonra da özellikle hassasiyet gösterecektir. Göçmen
kadınlara özel konular hem bilgilendirici malzemeler çerçevesinde hem de konuyla ilgili seminerler ve
etkinlikler çerçevesinde dikkate alınacaktır.
■
Kadın Evleri Koordinasyonu e.V. tarafından yayınlanan «Kadın sığınma evlerindeki Sosyal Kanun II’ ye
göre işsizlik parası II hakkı bulunan kadınlara yönelik hukuki bilgiler» bir sonraki sayısında, göçmen
kadınların özel sorunlarını ve kurumsal yardım
haklarını ele alacaktır. Yayın 2007 sonbaharında
yayına hazır olacaktır.
ikamet hakkı» başlıklı yayını 2008’de tamamen
gözden geçirerek yeniden basacaktır.
■
■
Kadın Evleri Koordinasyonu e.V. 1999 yılına ait,
kadın evleri çalışanlarının faydalanması için çıkartılan «Hukuki bilgi: Göçmen kadınlar – Yabancılar
Yasası’nın 19. maddesi uyarınca acil durumlarda
«Aile içi şiddetin önlenmesi» kurumlar üstü bir
görevdir. Müslüman Kadınların Buluşma ve İleri
Eğitim Merkezi e.V. Köln – BFmF e.V. – kendi bünyesindeki kurslar, danışmanlık ve diğer etkinlikler çerçevesinde şiddet konusunu işleyecek ve
kültürel bağlama duyarlı danışmanlık olanaklarına sahip BfmF e.V. derneğini, göçmen kadınlar
için acil durum halinde başvuru merkezi olarak
tanıtacaktır.
Bu şekilde bir işbirliği çerçevesinde Müslüman çevrelerdeki potansiyel mağdur ve faillerin aydınlatılması
amaçlanmaktadır. Bir yandan erkeklerde haksızlık
bilincinin geliştirilmesi ve keskinleştirilmesi, diğer
yandan kadınların kendi hakları ve olanakları ve
başvuru merkezleri konusunda bilgilendirilmesi
amaçlanmaktadır.
■
Almanya Müslüman Akademisi, şu anda imamlara
yönelik ileri eğitim modülleri hazırlamaktadır.
Din adamlarına ve Müslüman cemaatlerin bilgileri
yaygınlaştıracak olan diğer mensuplarına yönelik
bu ileri eğitimler çerçevesinde Akademi, aile içi
uyuşmazlıklar ve aile içi şiddet konularında hassasiyet oluşturma ve eğitim amaçlı önlemler geliştirme
yükümlülüğünü üstlenmektedir.
Zaman çerçevesi: Sonbahar 2007’den itibaren
■
Serbest Hayır Kurumları Federal Çalışma Birliği Üye
Dernekleri e.V. – BAGFW
➤
göçmen kadınları, uyuşmazlık durumlarında
yasal olanakları da dahil olmak üzere aile
hukuku, sosyal ve ikamet hakkı konularında
daha yoğun bir şekilde aydınlatmaya çalışacaklar ve kendi çalışanlarının bu yönde kalifikasyon
edinmesini sağlayacaklardır.
■
Müslüman Kadınların Buluşma ve İleri Eğitim
Merkezi e.V. – kendi imkanları çerçevesinde – polis
teşkilatına ve sosyal dairelere, aile içi şiddet durumlarında kültürel arabuluculuk yaparak destek
verecektir. Finansal teşvik sağlanması durumunda
BFmF e.V., giderek artan şekilde resmi makamların
talep ettiği bu desteği, daha iyi verebilecektir.
➤
aile ve evlilik temel hakkının burada yaşayan
göçmen kadınlar için de uygulanması için
çalışmaktadırlar. Göçmen kadınları Almanya’da
aileleri ile birlikte yaşayabilmeleri konusunda
desteklemektedirler ve yasal düzenlemeleri, aile
hayatı hakkına ne kadar ters düştükleri doğrultusunda inceleyeceklerdir.
■
Müslüman Kadınların Buluşma ve İleri Eğitim Merkezi e.V., Türk medya kuruluşları ve özel kanallar
(Türkshow, Samanyolu TV, TGRT, Kanal Avrupa,
ATV), radyo, yazılı basın ve internet üzerinden,
Almanya’da yaşayan daha çok sayıda Türk göçmen ailesi arasında aile içi şiddet sorununa karşı
duyarlılık oluşturmaya çalışacaktır. Uygun bir
finansman sağlanması durumunda kanalları, Türk
medyası üzerinden sürekli bir aydınlatıcı çalışma
için kazanma ve Türk göçmen kadınlarını daha
iyi bilgilendirme olanağı bulunmaktadır. Yayın
esnasında ekrana sürekli yansıtılacak bir danışma
hattının oluşturulması, düzenli olarak yürütülen
bu aydınlatıcı çalışmayı tamamlayabilir.
➤
şiddet tehlikesi altında olan ya da şiddete maruz
kalmış göçmen kadınlara yönelik destek ve
danışma imkanlarını geliştirmeyi amaçlamaktadırlar. Zorla evlendirme/şiddet tehdidi altında
olan veya bunlara maruz kalan kadınların
ikamet ve sosyo-hukuki konumlarının acilen
düzeltilmesi gerektiğini savunmaktadırlar.
Kendi göç hizmetlerini ve diğer danışmanlık
hizmetlerini, şiddete maruz kalan/tehdit edilen
kadınları daha nitelikli olarak destekleyebilmek
için geliştirmeyi sürdüreceklerdir .
➤
şiddete maruz kalan kadınlara koruma sunan ve
bir çok göçmen kadın tarafından da faydalanılan bir çok yerin (kadın evleri vs.) kurumsal sahibidirler. BAGFW üye birlikleri mağdur kadınlara,
uygun önlemler ile (örneğin aile danışmanlığı,
aracılık, çatışma önleyişi, dil kursları) şiddetin
hakim olduğu çevrelerinden çıkış yolu yaratabilmek için, bu kurumların göç danışmanlık
hizmetleri ile bir ağ içersinde olmasını ve daha
yoğun işbirliğini teşvik etmektedirler.
■
■
Kadın Evleri Koordinasyonu e.V. ayrıca 2008/09 için
«Kadın sığınma evleri medya paketi» planlamaktadır. Aile içi şiddet durumlarında koruma ve yardım
olanaklarına dair bilginin halen yeteri kadar yaygın olmadığı göz önünde bulundurularak, kadın
sığınma evlerine çeşitli bağlamlarda kullanılabilecek bilgilendirme malzemeleri verilecektir. Bu malzemeler mağdurlara, sosyal çevrelerine ve işbirliği
ortaklarına hitap etmektedir. Şeklen ve dil açısından bu malzemeler kadın evinin koruma ve yardım
olanaklarını tanıtırken, konunun şimdiye kadar
uzağında kalmış kadınlara hitap edebilir olmalıdır.
Özellikle de göçmen kadınlara ulaşabilmek için, en
azından temel bilgiler çeşitli dillere çevrilecektir.
4.4.
Müslüman Kadınların Buluşma ve İleri Eğitim
Merkezi e.V. cami cemaatlerindeki aydınlatma
çalışmalarını geliştirecektir. Şiddet konusunda
etkinlikler düzenlemek ve merkezimizi, aile içi
uyuşmazlıklar ve şiddetle ilgili sorular için başvuru
yeri olarak tanıtmak için, cami cemaatleri ile ilişkiler geliştirilecektir.
Bu tür diyalog olanakları 2006 Eylül ayından beri, Federal İçişleri Bakanı Dr. Wolfgang Schäuble’nin daveti üzerine toplanan Alman
İslam Konferansı çerçevesindeki istişarelerde de görüşülecektir.
91
4.4.
■
➤
Alman Kadın Hukukçular Derneği (djb) uzmanlık komisyonları üyeleri, özellikle Kadın ve
Çocuklara Karşı Şiddet başlıklı komisyonu
üyeleri, ileri eğitim görevlerini, masrafların iade
edilmesi karşılığında, özellikle şiddete maruz
kalan göçmen kadınlar ve çocukları için bölgesel
ve Almanya genelinde bilgilendirme toplantıları düzenleyerek ve/veya bu çerçevede göçmen
birliklerinde görev alan profesyonellere yönelik
ileri eğitim çerçevesinde, üstlenmektedirler.
2. Konu Ağırlık Noktası: Katılım
2.1 Durum tespiti
Göçmen kökenli kadın ve genç kızların yaşam şartlarını iyileştirmek ve göç ile uyum bağlamında eşit
hakların sağlanması şeklindeki çifte görev ancak,
göçmen kadınların ekonomi, siyaset ve toplumdaki
katılımının, Uyum Planı çerçevesinde kapsamlı olarak
ele alınması durumunda başarılabilir. Sözkonusu bu
konu, uygulanması tek tek bir çok konu ve projeden
oluşan bir mozaikten ibaret olan ve halkın bilinçlenmesine paralel yürütülmesi gereken bir konudur.
Buna, göçmen kadınların meslek eğitimine ve meslek
hayatına geçişlerini iyileştirmenin yanısıra, göçmen
kadınların ve çıkarlarını temsil eden grupların örgütlenmesi ve ağ kurması gerekliliği dahildir. Toplumsal
katılımın tarzı ve kapsamı üzerine kendi aileleri ve
toplumları ile, kabul gördükleri Alman toplumunun,
pek çok defa birbirine karşıt beklentileri arasında göçmen kadınlar, özellikle de kadın örgütlerinin çeşitli
desteklerinin çok önemli görüldüğü, yollar aramak
zorundadırlar.
Göçmen kadınlar çok değişik ve kısmen farklı yapılara sahip toplumlardan Almanya’ya gelmektedirler
– genç kız olarak aile birleşimi çerçevesinde, genç
kadın olarak, burada üniversitede okumak, çalışmak
ya da Almanya’da yaşayan bir erkek ile evlenmek için.
Bazı kadınlar iradeleri dışında ve yanlış beklentiler ile
Almanya’ya geldiler. Bazıları, örneğin ten renklerinden dolayı günlük yaşamda her zaman göçmen olarak
algılanıyorlar, bazılarında ise göçmen kökenli oldukları görülmüyor. Bazı kadınlar Almanya’ya burada
uzun süreli kalma perspektifiyle, bazıları ise sadece
sınırlı bir perspektifle gelmektedir. Bu çeşitliliği ve
sunduğu tüm potansiyelleri kavramak, başarılı bir
uyum sürecine yönelik tüm önlemler ve eylemler için
özel ve zorlu bir görevi teşkil etmektedir.
92
Süre: şimdilik üç yıl
Maliyet: Talep yoğunluğuna bağlı; yılda 20.000
avro kadar
Alman Kadın Hukukçular Birliği (djb) bu rapor üzerindeki çalışmaların sonunda aşağıdaki özyükümlülükleri sonradan ilave etmiştir:
➤
Alman Kadın Hukukçular Birliği üyeleri yargı,
avukatlık ve ekonomi bilimleri alanlarından
meslektaşları olan ya da bu alanlarda eğitim
gören göçmen kökenli kadınlar için, bir yıllık
kılavuzluk ve rehberlik görevi üstleniyorlar. Kılavuzluk süresi için bu meslektaşlardan djb üyeliği
için aidat ücreti alınmamaktadır.
Süre: üç yıl
Maliyet: yılda 10.000 avro kadar
Çok etnikli bir toplumda karşılıklı daha iyi anlayış,
kabul ve hoşgörü sağlanabilmesi için hem göç alan
toplumun hem de göçmenlerin duygusal olarak açık
olması gereksiniminin yanı sıra, projelerin ya da
kurumların hedefe yönelik desteklenmesinin, göçmen
kadınların katılımını yoğunlaştırabileceği alanlar
bulunmaktadır. Sosyalizasyon ve yapısal nedenli eşitsizliklerin, böylece başarı ile dengelenmesi mümkün
olabilir. Danışmanlık ve eğitim hizmetleri sağlanarak
etkin bir şekilde desteklenen göçmen kadınlar, hem
aile içinde hem de toplumsal alanda ayrımcılığa özgüvenli bir şekilde karşı gelebilirler.
Eksik eğitimin giderilmesi – yani hem okul diplomaları hem meslek eğitiminin sağlanması- uyum
süreci için son derece önemlidir. Mağdurların ihtiyacına göre şekillendirilmiş imkanlar sağlanmalıdır.
Bununla birlikte meslek eğitimi esnasında, göçmen
kadınların özel yetkinlikleri ve kabiliyetleri takdir
görerek işverenlere sunulmalıdır.
■
Katılım ve eğitim karşılıklı olarak birbirini etkiler.
Sağlam dil bilgisi, yurttaşlık bilgisi ve kendi emeği ile
çalışma sonucunda gelişen özgüven, göçmen kadınların eşit katılımı ve kendi haklarını savunabilmeleri
için vazgeçilemez ön koşullardır.
■
Yatırımlar, iş ve işgücü için bölgeler arası kızışan rekabet akımının küreselleşmesi ile beraber,
göçmen kökenli erkek ve kadınların şimdiye
kadar büyük bölümünün atıl bırakılan potansiyelleri, giderek artan şekilde ilgi odağı olmaktadır. Gelişme ve Büyüme İvmesi Olarak Kültürel
Çeşitlilik model projesinin hedefi, örnek öğrenim
ve iş süreçlerine katılan kişileri ve kurumları ve
göçmen kökenli genç kadınların/erkeklerin çok
dillilik, iki kültürlü yaklaşım, esneklik, empati
v.b. gibi kültürlerarası temel yetkinliklerini çok
boyutlu ve çok katmanlı bir potansiyel ve kaynak
olarak algılamak, büyüme ve değişim ivmesi olarak
pratiğe ivme kazandıran faktörler olarak değerlendirmek ve bu kültürel çeşitliliği takdir ederek yeni
eylem seçenekleri geliştirmektir. Kendi kendilerini yönlendiren öğrenim ve çalışma gruplarının,
ekonomi/danışmanlık/öz örgütlenme alanlarından
gelen aktörler ile beraber model şeklinde yerinde
işbirliğine giderek, yerel bağlantısı olan bir projeyi
birlikte geliştirerek, göçmen kökenli genç kadınlara kalifiye iş ve eğitim yerleri açması ve sunması
amaçlanmaktadır. Proje Köln ve Dresden’de başlamıştır.
Zamanlama: Ekim 2006–Mart 2008
■
‹Transkültürel ve Dinlerarası Kadın Öğrenim Evi›
model projesi farklı kültürlere ve dinlere ait kadınlar arasında ağların oluşmasını ve fikir alışverişini
sağlayarak, iki yıllık bir kalifikasyon programı arz
etmektedir. Frankfurt, Köln ve Berlin’de göçmen
kökenli olan ve olmayan kadınlar, kültür aracıları
olarak yetiştiriliyor.
2.3. Önlemler ve Özyükümlülükler
Göçmen kadınların uyum sürecini babalarının, eşlerinin ve erkek kardeşlerinin beklentileri ve tutumları da
etkilemektedir. Bu nedenden ötürü göçmen kadınların katılımını iyileştirici önlemlerde, erkeklerin rol
dağılımı anlayışı ve tutumlarının değişmesi, çoğu kez
göçmen kadınların başarılı uyumu ve katılımı için bir
ön şartı oluşturmaktadır.
Başlatılacak tüm programların hedefi göçmen kadınların toplumsal ve siyasi katılımının iyileştirilmesi
olmalıdır. Bunun için çok sayıda siyasi ve toplumsal
adımlar gerekmektedir.
Okul/yüksek okul eğitiminden mesleğe geçiş
dönemi, genç göçmen kökenli kadınlar için çoğu
zaman ağır yük teşkil eder. Genelde kendi ailelerinde ve yakın sosyal çevrelerinde örnek teşkil
eden kimse olmadığı için, kararlarını özellikle
gerekçelendirme baskısı altında bulunuyorlar. Bu
durum göz önünde bulundurularak «Network .21 –
Transkültürel Toplumda Yaşam ve Çalışma» projesi
çerçevesinde genç kadınlara (lise eğitiminin son üç
yılında bulunan kız öğrenciler/üniversite öğrencisi
kadınlar), kendilerine yönelik iş piyasası ve kariyer
yönlendirmesini destekleyen ağ olarak bir kılavuzluk programı sunulmaktadır. Bu şekilde, örneğin
öz ve yeni kültürdeki cinsiyet rollerini sorgulamak,
siyasi bilinçlenmenin desteklenmesi ve yurttaşlık
bilinci doğrultusunda angaje olmak üzere, zemin
hazırlanmaktadır. Bir erkek kontrol grubunun
dahil edilmesi ile ayrıca, çoğu kez kadınlardan
farklı bir biçimde kendi kültürel davranış ve görüş
örgüsüne bağlı olan genç göçmenlere hitap açısından, yeni olanaklar açılmaktadır.
Zamanlama: Eylül 2006–Ekim 2009
Çalışma grubu katılımcılarının özellikle vurguladıkları bir nokta, sunulan olağan hizmetlerin kültürlerarası açılımının sağlanmasıdır. Çünkü bunların göçmenlere yeterince ulaşmadığı ve göçmenlerin yaşam
şartlarına dair pek fazla bilgi sahibi olmadıkları
izlenimi edinilmiş bulunmaktadır. Bu konuda varolan
önemli eksikliğin birlikte giderilmesi gerekmektedir.
Konu alanıyla ilgili şu önlemler ve öz yükümlülükler
tespit edilmiştir:
2.3.1. Federal hükümetin (veya federal devletin
düzenleme yetkisi altında olan)
önlemleri ve özyükümlülükleri
Federal hükümet 2005 yılında başlatılan Müslüman kadınlar ile diyalog forumunu devam
ettirecek. Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal
Bakanlığı’nın Federal Hükümetin Göç, Mülteci ve
Uyum Görevlisi ve Almanya Müslüman Akademisi
ile işbirliği içersinde gerçekleştirilen bu bilgilendirme ve temas kurma görüşmeleri çerçevesinde,
ağırlıklı olarak şu noktalar vurgulanmaktadır:
➤
tüm katılımcıların eşit haklar konusundaki
siyasi çalışmasını ortaya koyarak görünür hale
getirmek,
➤
Müslüman kadınların topluma katılımını
iyileştirmek,
➤
eğitim ve aile politikası açısından önemli konuları tartışmak,
➤
Almanya’da yaşayan Müslüman kadınlar hakkındaki araştırma durumunun analizini yapmak ve
buna dayanarak,
farklı dini ve kültürel kökenlere sahip kadınlarla
ilgili eşit haklar politikasında karşılıklı iletişimi
kolaylaştırmak.
■
Göçmen kadınlar toplumsal ve siyasal katılımlarına
dair hangi eylem gereksinimini ve eksikliğini gördüklerini, en iyi kendileri söyleyebilirler. Bundan
dolayı kendilerini ve öz örgütlenmelerini, şimdiye
kadar olduğundan daha fazla uyum süresine dahil
etmek önemlidir. Kendini kanıtlamış, Alman kadın
örgütlerinden kılavuzluk yapabilecek kadınlar, belki
bu konuda yardımcı olabilirler. Olanaklar ve önlemler
onlar için değil, onlarla birlikte geliştirilmelidir. Göçmen kadınların özel potansiyellerini ve kaynaklarını
değerlendiren programlara, özel destek verilmelidir.
Çocuklarını tek başına büyüten göçmen kadınların
zor yaşam koşulları ise, bugüne kadar fazla dikkat
çekmedi. Kısmen kendilerini, şiddet ve baskının
hakim olduğu ortamlardan kurtarmışlardır ve pek
çok zaman aile desteği ve destekleyici ağlar olmadan
çocuklarını büyütmek zorundadırlar.
2.2. Hedef Belirleme
➤
4.4.
93
4.4.
Kadın Öğrenim Evi, kadınların uyum süreçlerinde
merkezi bir rolü olduğunu varsayıyor. Burada dini
farklılıklar, dünya görüşleri ve hayat tarzları müşterek öğrenme süresinin başlangıcı olmaktadır.
‹Transkültürel ve Dinlerarası Kadın Öğrenim Evi›
gönüllü çalışan, angaje olmak isteyen ya da bir meslek perspektifi arayan kadınlara hitap ediyor. Farklı
kültürlerden ve dinlerden gelen ve farklı değer
ölçülerine sahip kadınların özel yeteneklerine
dayanmaktadır. Başarılı olma durumunda verilecek sertifika Avrupa Kalifikasyon Çerçevesi’nin,
Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin ömür boyu
öğrenimde anahtar kalifikasyonlara dair önerilerini esas almaktadır. Katılan kadınların edinecekleri kalifikasyonları ve bilgileri, hem sivil toplum
sürecinde yaygınlaştırmaları hem de kendilerine
mesleki alanlarda da olmak üzere ek fırsatlar yaratarak, kendileri için kullanmaları öngörülmektedir.
Zamanlamaı: Ekim 2006- Mart 2008
■
■
■
94
Uyum sürecinde rol anlayışlarının değişimi başlıklı
Fransız- Alman Konferansı çerçevesinde Schloss
Genshagen’de, göç sürecinin, cinsiyet perspektifinden hareket ederek gözden geçirilmesi amaçlanmaktadır. Özellikle ikinci ve üçüncü nesil göçmen
kadınlar çoğunlukla Alman kadınlarının rol
modellerini örnek almalarına rağmen, yani kalifiye
meslek eğitimi ve iş ile ailenin bağdaştıralabilmesini dilemelerine rağmen, göçmen kökenli erkeklerin daha çok geldikleri ülkelerdeki geleneksel
rol modellerini benimsedikleri izlenimi ediniliyor.
Uyum sürecindeki bu farklı gelişmeler, yani «cinsiyetlerin hız temposu» konferansta incelenecektir.
Zamanlama: 9–10 Ekim 2007
Eyaletler ve yerel yönetimlerin (veya eyaletler ve
yerel yönetimlerin düzenleme yetkisi altındaki)
önlemleri ve özyükümlülükleri
Eyaletlerin Ulusal Uyum Programı’na katkısı üzerinde
henüz çalışılmaktadır. Yerel Yönetim Organizasyonları Birlikleri üyeleri ile yoğun bilgi alışverişinde
bulunmaktadırlar ve katkılarını bundan sonraki süreç
içersinde sunacaklardır.
Sivil toplum kurumlarının ve örgütlerinin
önlemleri ve özyükümlülükleri
■
■
Alman Kadınlar Kurulu, örneğin federal hükümetin projelerine yönelik görüş bildirimlerinde, göçmen kökenli kadınlar konusunu daha çok dikkate
alacaktır.
■
Göçmenlerin günlük hayatın tüm alanlarına eşit
katılımlarının sağlanması -eğitim, iş ve meslek
eğitimi – toplumsal politik çabaların zorlu merkezi
görevlerinden biridir. Federal hükümet tarafından
oluşturulan Uyum Zirvesi ve sonraki çalışmaları (Ulusal Uyum Planı, Uyum Tasarımı, Uyum
Forumu), burada yaşayan göçmenlerin yaşam
durumlarının iyileştirilmesi için nesnel ve müşterek bir yaklaşımın öneminin altını çizmektedir.
Almanya Kadın Göçmenler Federal Birliği e.V. bu
gelişmeler çerçevesinde, özellikle Türk asıllı kadın
göçmenlerin, bu güncel süreçlere uyumunu ve
özellikle uyum ve cinsiyet adaleti konularındaki
tartışmalara katılımlarını sağlamayı amaçlamaktadır. «Fırsat eşitliği ve göçmen kadınlar – Almanya
ve Avrupa’da kadınların uyum perspektifi ve
eylem tasarımları» konferansı bu nedenden ötürü,
göçmen kadınların kendilerinin aktörler olarak ön
plana çıkmasıyla birlikte, uyum tartışmasında cinsiyet perspektifi üzerine daha çok odaklanılmasına
hizmet etmek istemektedir. Konferansın vardığı
sonuçların içeriği yazılı hale getirilecektir.
Zamanlama: 01 Haziran 2007 – 03 Haziran 2007
Maliyet: 48.000 avro
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi kadın göçmen
örgütlerinin uyum alanındaki teşvik projelerine
katılımının nasıl güçlendirilebileceğini inceleyecektir. Gerekli görülürse, kadın göçmen kuruluşlarının proje planlaması, başvurusu ve gerçekleştirimi konularında yetkinlik geliştirebilmelerini
destekleyecek olanakların daha güçlü desteklenmesi amaçlanmaktadır.
Zamanlama: 2007’nin 3.çeyreğinde başlayacak.
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi göçmen kadın
örgütlerini Almanya genelinde geliştirilen uyum
programına dahil edecek ve göçmen kadınlara özel
yaşam şartlarını, uyum programının tüm eylem
alanlarında dikkate alacaktır.
Zamanlama: 2007’nin 3.çeyreğinde başlayacak.
Alman Kadınlar Kurulu, göçmen kadın örgütlerinin Alman Kadınlar Kurulu’na alınmasını veya
birlikte çalışılmasını daha yoğun bir şekilde inceleyecektir.
Zamanlama: Ekim 2007 – Aralık 2008
■
Almanya Göçmen Kadınlar Federal Birliği e.V.
«Kültür yolu ile Uyum» adlı, göçmen kadınların
uyumunu kültür yolu ile teşvik eden bir programı
planlamaktadır. Programın amacı, göçmen kadınların kültürel ve sosyal uyumunun konuyla ilgili
program ve olanaklarla desteklenmesidir. Program
kapsamında şehir turları, göç alan toplumun kültürüne dair bilgilendirme toplantıları, çalışma atölyeleri, tiyatro ve müze turları, açık oturum grupları
ve kültürlerarası diğer etkinlikleri yer alacaktır. Ön
planda olması arzu edilen noktalar:
➤
Kültürel önyargıların ortadan kaldırılması
➤
Yerlilerin ve göçmen kadınların karşılıklı saygılarının artışını sağlamak
➤
Göçmen kadınların sosyal ve kültürel angajmanının güçlendirilmesi ve teşvik edilmesi
➤
Göç alan toplumun kültürünü tanımak ve
anlamak
➤
Göçmen kadınların arasındaki bağlılık hissinin
teşvik edilmesi ve güçlendirilmesi.
Zamanlama: 2007 sonu–2010
Maliyet: Tahmini mümkün değil
■
Almanya Göçmen Kadınlar Federal Birliği e.V. farklı
kökenli kadınların uyum sürecini teşvik etmeye,
dolayısıyla yaşam durumlarını iyileştirmeye yönelik faaliyetlerini devam ettirecek ve geliştirecektir.
Federal Birlik faaliyetleri, bilgilendirme, danışma
ve meslek içi eğitim önlemleri ile göçmen kadınların siyasi, sosyal ve kültürel katılımı güçlendirecek
olanaklarını kapsamaktadır.
■
Müslüman Kadınların Buluşma ve İleri Eğitim Merkezi – BFmF e.V. Köln, katıldığı çalışma gruplarında,
forumlar ve etkinliklerde aracı olarak göçmen
kadınların görüşlerini ve çıkarlarını sunmaya ve
dolayısıyla, farklı alanlarda kültürel hassasiyetin
oluşmasına da katkıda bulunmaya çalışacaktır.
Bunun yanı sıra BFmF e.V. göçmen kökenli kalifiye
uzman kadınlardan oluşan kendi eleman havuzundan bazılarını, kadın göçmenleri kişisel ve mesleki
gelişiminde teşvik etmek üzere kılavuz olarak
görevlendirecektir.
■
Almanya Müslümanlar Merkez Kurulu e.V. federal hükümetin kanun tasarılarına yönelik görüş
bildirimlerinde, özellikle başörtüsü taşıyan kızların
ve kadınların durumunu ve kanun tasarılarının
onların topluma katılım imkanlarını nasıl etkileyeceğini gözetecektir.
■
Almanya Müslüman Akademisi, Uyum Görevlisi
ve Federal Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal
Bakanlığı ile beraber «Müslüman kadın girişimlerinin temsilcileri ve İslami çatı örgütleri ve Almanya
Müslümanları bölgeler üstü birliklerinin kadın
görevlilerinden oluşan diyalog forumu» girişimini
başlatmıştır. Bu çalışmanın amacı, İslami birliklerin kadınlara yönelik çalışmalarını profesyonelleştirmek ve görülebilir vaziyete getirmek ve kadın
hareketi içinde çalışan Müslüman kadınların, hem
kendi aralarında hem de katılım amaçlı girişimler
ve sivil toplum kuruluşları ile ağ kurabilecekleri
bir forumu oluşturmaktır. Kadınlar için mevcut
İslami danışmanlık girişimleri, mevcut diğer acil
4.4.
durumlarda yardım ve danışma sunan kuruluşlarla örneğin, kamu hayır kurumlarıyla, şimdiye
kadar temas kurulmamış olmasından şikayetçiler.
Bundan ötürü Almanya Müslüman Akademisi
Müslüman kadın girişimleri ile kadınlara yönelik
mevcut acil yardım ve danışma kuruluşları arasında ağ kurulmasını teşvik etme yükümlülüğünü
üstlenmektedir.
Dönem: Sonbahar 2007’den itibaren
Alt Çalışma Grubu-2
«Kadın göçmenlerin aile içi ve sosyal
çevrede güçlendirilmesi, cinsel
eğitim, sağlık ve yaşlılara yardım»
Göçmen kökenli kadın ve kızların çok çeşitliliği, farklı
yaşam durumları ve hayat tasarımlarının çoğulculuğu kamuoyunda algılanmıyor. Bugüne kadar
kadınların göç nedenlerinin çeşitliliğine ne kadar
az dikkat edildiyse, cinsiyet kategorisi de o kadar az
dikkat görmüş bulunmaktadır. Bunun sonucunda
‹Göçmen kadınlar› konusu sık sık eksik temsil edilmekte, göçmen kadınların topluma sunabilecekleri
kaynaklar ve potansiyeller fark edilmemekte ve
etkinleştirilememektedir.
Bu bilgi eksikliği ve netice itibarı ile mağdurlarla bir
çok defa kurulamayan iletişim, kadın göçmenler
için tasarlanmış programların başarısız olmasına
yol açıyor. Önlemler bir çok defa hedef kitleye, tam
uygun olmadıkları için ulaşamamaktadırlar. Bundan
dolayı sürekli olarak siyasi toplumsal aktörler, göçmen
kökenli kadın ve erkeklerin, erkek ve kız çocuklarının
çeşitliliğine dikkat çekmek zorunda kalmaktadırlar.
Fakat göçmen kadınlara hitap ediliş şekli de değişmelidir, çünkü çoğu kez empati eksikliğini görmekteyiz.
Katılımcılar özellikle ikinci ve üçüncü kuşak göçmenlerin, sadece muhtemelen Almanya’da doğdukları için
ve Alman pasaportları olduğu için değil, kendilerini
aynı zamanda Alman olarak hissettiklerine işaret
etmektedirler. Karşılıklı doğal ve özgüvenli ve her
türlü ayrımcılıktan arındırılmış bir ilişki, toplumumuzda eşit ve müşterek bir yaşam için vazgeçilmezdir.
Bilimsel araştırmaların sonuçları, göçmen kökenli
kadın ve kızların gerçekçi ve çağdaş bir resmini gösteriyorlar. Demekki bu araştırma neticeleri sadece, göç
alan toplum tarafından algılanmamakla kalmıyor,
göçmen toplulukları da daha çok geleneksel görüşlerin hakim olduğunu varsayarak, kimi zaman göçmen
kadınların hatalı bir imajından yola çıkıyorlar. Bu
nedenden ötürü uyum politikası, göçmen kadınların
hayat gerçeklerinin çeşitliliğini temel alarak yönlenmek ve göçmen kadınların imajının basma kalıp
fikirlere göre belirlenmesine karşı gelmek zorundadır.
95
4.4.
Konu Ağırlık Noktası: Sağlık, Cinsel
Eğitim, Yaşlılara Yardım
1.
Durum tespiti
Sağlık ve cinsel eğitimin, sağlık ile ilgili hem ailelerine
hem de kendilerine karşı özellikle anahtar rolleri ve
sorumlulukları olan göçmen kadınların hayatında
özel bir yeri bulunmaktadır. Mağdurların ve uyum
önlemlerini gerçekleştirenlerin raporlarında, özellikle kadınlar için tasarlanmış programlarda bu
konuların son derece büyük memnuniyetle kabul
bulduğunu gösteriyorlar. Bunun arkasında, göçmen
kökenli kadınların çoğunlukla doktora gittiklerinde
ve hastanede, ailelerinden bağımsız karar alma çabaları yatmaktadır. Pratikte ise bu konuların, cinsiyet
açısından karma gruplarda işlendikleri zaman zor
iletilebildiğini gösteriyor. Bu özellikle cinsel eğitim
ve aile planlaması ile ilgili programlarda görülmektedir. Genelde cinsellik, aşk ve cinsel korunma
konularının ele alınması, kültürel engellerden dolayı
zor olmaktadır. Pek çok kadın göçmen gruplarında
cinsellik, aile içinde açıkça konuşulan bir konu değil
ve özellikle anneye ve yaşlı akrabalara karşı mahrem
sayılmaktadır.
Göçmenlerin yasal hastalık sigortasının şu anki
olağan önleyici programlarına katılımı – aynı, sosyal
açıdan benzeri konumda olan diğer kesimlerde de
görüldüğü gibi – henüz yetersiz. Bu, özellikle önleyici
programlar için geçerlidir. Yasal hastalık sigortası
önleyici programları (iltica başvurusunda bulunanlar ve diğer bazı kesimler dışında ) herkese açık
olmalarına rağmen göçmen kökenli kadınlar, sosyal
statünün düşüklüğüne orantılı olarak sağlık riskinin
artmasına rağmen, özellikle diş sağlığı ile ilgili koruyucu programlarda açık farkla, çok az temsil ediliyorlar. Hamilelik esnasında da ihtiyati muayeneler de,
ya daha ender ya da geç yaptırılıyor; doğum sonrası
erken çocuk ölüm oranı ise Alman annelerinkinden
daha yüksek. Bu emsaller koruyucu tedbir programlarının etkinliğine dair mevcut engellerin göstergeleridir ve prensipte eşit faydalanma hakları ve imkanlarının, eşit faydalanma etkinliğini garantilemediğini
ispatlamaktadır.
Mağdurlar, içeriklerin aktarımı için kullanılan dilin
üslubu ve yapısına yeterince önem verilmediğini ifade
etmektedirler. Böylece bilgilendirmeden kaynaklanan
kültürel ve iletişimsel engeller, sağlığı teşvik edici ve
koruyucu programları ve olanakları engellemektedirler. Uygun bir dilin kullanılması burada son derece
büyük bir önem taşımaktadır.
Aynısı, gerekli kültürel hassasiyet için de geçerlidir.
Kültürel hassasiyet, Almanya’da çok geniş kapsamda
sunulan danışma olanaklarının kalite kriteri olarak
ve de doktorlar ile sağlık elemanlarının meslek ve ileri
96
eğitimi ögesi olarak, olağanüstü büyük önem taşımaktadır. Günümüzde ancak çok az alanda göçmen
kadınlar, bu bağlamda özellikle göçmen kökenli
Afrikalı kadınlar, kültürel ve cinsiyet özelliklerini göz
önünde bulunduran bir hitap tarzı bulabilmektedirler.
Sağlık mesleklerinde mesleğini icra etme izni, prensip
olarak Alman vatandaşlığına bağlıdır. Bunun yanı
sıra bu izin hukuki açıdan eşdeğer statülü kişilere de
verilebilmektedir (AB ve AES devletleri vatandaşlarına). Üçüncü ülke vatandaşları ise, örneğin ancak
mesleki bir uyum süresinden sonra mesleklerini
icra etme izni alabilmektedirler. Sağlık alanının
kültürlerarası açılımı ve yaşlılara bakım ile ilgili ve
özellikle, Almanya’da büyümüş ve eğitim almış olan
göçmenlerin durumu gözetilerek, mesleği icra izni
için kolaylık sağlanabilme imkanı olup olmadığı
değerlendirilmektedir.
Uygun danışma olanaklarının sunulabilmesi için,
hedef kitle üzerine iyi bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Pratikte göçmenlerin öz örgütlenmelerinin
sunduğu ya da onlarla işbirliği içersinde oluşturulup
gerçekleştirilen hizmetlerin başarılı olduğu tespit
edilmiştir.
Daha yaşlı kadın göçmenlerin uyum konusu, özellikle
yaşlılara yönelik mevcut yardım arzlarının kültürlerarası açılımı ve göçmenler arasında belli hedef kitlelere
yönelik yerlerin yaratılması bağlamında tartışılmıştır.
Daha yaşlı kadın göçmenlerin hayat şartları sadece
Almanya’da değil, tüm dünyada oldukça zordur. Zor
olmasının sebebi ise üç ayrımcılık faktörünün bir
araya gelmesinden kaynaklanmaktadır: Cinsiyet,
yaş ve etnik köken. Bu nedenden ötürü kendilerinin
yaşam durumuna özel dikkat gösterilmelidir.
Onlarca yıllık siyasit ve toplumsal beklentilerin tersine, geldikleri ülkeye geri dönüş, daha yaşlı göçmen
kadınların çoğu için cidi bir seçenek olmaktan çıkmış
bulunmaktadır. Anket yapılan çoğunluk, hayatlarının
son dönemini Almanya’da geçirecektir. Yaşlılık döneminde iki ülke arasında gidip gelenler için de aynısı
geçerlidir. Almanya’da sürekli kalışlarının en önemli
nedenleri Almanya’da yaşayan çocukları ve torunları, geldikleri ülkeden daha iyi olan tıbbi hizmetler
ve sosyal sistemin, hayat risklerine karşı daha iyi bir
güvence sunmasıdır.
Bunlara örneğin öznel refah hissi, ama kendi kararlarını verme açısından daha geniş serbesti hissi de
eklenmektedir.
Federal Hükümetin Göç, Mülteci ve Uyum Görevlisi
ve tüm serbest hayır kurumları birlikleri ile birlikte
hazırlanan ve özyükümlülük olarak sayıları 160’ı
aşan Birlik tarafından imzalanan yaşlılara yönelik
yardım hizmetlerinde kültürel hassasiyet oluşumuna
dair memorandum ile, doğru yönde önemli bir adım
atılmış bulunmaktadır. Daha yaşlı göçmen kadınların özel ihtiyaçlarının burada özellikle gözetilmesi
gereklidir.
İleri yaşlarda görülen bunama hali ve göç, özellikle
sorunlu bir konu olarak ortaya çıkmaktadır. Göçmen
kadınların bir çok defa bunama şeklindeki hastalık belirtileri üzerine yanlış bilgi sahibi olmaları ve
konuyu daha çok bir tabu olarak görmeleri sözkonusudur. Bu alanda özellikle, bakımı üstlenmiş olan yakınlara yönelik kültürel hassasiyete sahip ilgili bilgilendirici ve danışma olanakları bulunmamaktadır. Bakıma
muhtaç bunama hastası göçmenlere yönelik bilirkişi
değerlendirmesi de, az olan ve hastalık süresince
gerileyen dil bilgilerinden ötürü sorunlu olmaktadır.
Şu an uygulanan değerlendirme raporu yöntemleri
göçmenlerin değerlendirilmesinde kısmen yetersiz
kalmaktadır.
Kadın göçmenlerin yaşam durumu düşük gelir ve
yaşlılıkta göreceli yoksulluk şeklinde kendini göstermektedir. Genelde daha yaşlı göçmen kadınlar
kesinlikle ‹yardıma muhtaç ihtiyar› şeklindeki basma
kalıp fikirlere uymamaktadırlar. Çoğunlukla onların
sağladıkları destek, karşılığında çocuklarından aldıklarından daha çoktur.
Birinci göçmen kuşağının mensubu olan göçmen
kadınlar, çoğu kez henüz yeni emeklilik yaşına girdikleri için, yaşam durumlarının ve ihtiyaçlarının da
algılanması ancak zamanla olmaktadır. Bu nedenden
ötürü bir çok defa, mevcut programların bir çoğu
cinsiyete göre varolan farkları göz önünde bulundurmamaktadır. Ayrıca yaşam durumları hakkında çok
az araştırma ve hedef gruba yönelik özel spor ve boş
zamanları değerlendirme programları bulunmaktadır. Genel olarak gereksinimleri, yaşlılara yardım
sisteminde daha yoğun şekilde dikkate alınmalıdır.
4.4.
eşit olduğuna dair varsayım, koşulların analizine ve
değiştirilmesine engel olmakta ve fırsat eşitsizliğini
teşvik etmektedir.
Göçmen kökenli insanların sağlığını teşvik, siyasete ve
hayat alanlarının biçimlendirilmesine ait ana kriterlerin yanı sıra, uyum ve kültürlerarası açılım hedefini,
kendi sağlığına ilişkin kararları kendisinin almasına
yönelik bütünsel kaynak teşvikini ve özel risk gruplarının risk faktörlerine karşı korunmasını içermelidir.
Göçmen kökenli insanlar için alınan sağlık teşvik
tedbirlerinin sürekli başarı anahtarı, onların sürece
bizzat kendi katılımlarıdır.
Göçmen kadınlara sağlık hizmetlerinin ulaşmasını
iyileştirmek için
■
ihtiyaca yönelik arzlar,
■
kültürlerarası genel sağlık hizmetleri,
■
disiplinlerarası ağ oluşumu,
■
sağlık hizmetlerine uygun ulaşım yollarının
yaratılması,
■
veri tabanının güvence altına alınması
gerekmektedir.
Uyum politikasının çabaları, yaşlı göçmenlerin,
özellikle yaşlı kadın göçmenlerin ihtiyaçlarını ciddiye almak zorundadır. Bunun sebeplerinden biri,
büyükanne-büyükbaba kuşağının aile içi rollerinden
ötürü torunlar kuşağının uyum sürecini olumlu
etkileyebilmesi, ama bir diğer sebep ise Almanya’da
göstermiş oldukları yaşam başarısının, yaşamlarının
daha çok yardıma muhtaç oldukları bir aşamasında
uygun bir şekilde tanınması gerektiğidir.
Burada yeni ivmeler kazandırmak, Uyum Zirvesi sonraki sürecin önünde duran büyük bir fırsattır.
2.
Hedef Belirleme
Sağlık arzları, psikososyal danışma hizmetleri, cinsel
eğitim ve aile planlaması alanlarında, göçmen kadınlara yönelik programların iyileştirilmesi güvence
altına alınmalıdır. Hedef gruba uygun ve kültür hassasiyeti içeren bir şekilde hitap edilmesi, kalite standardı
olarak vurgulanarak temel alınmalı ve görünür kılınmalıdır. Sağlık ve yaşlılara yardım alanının kültürlerarası açılımı açısından, Almanya’da devamlı yaşayan
yabancılara ya da hiç olmazsa burada yerleşim hakkı
olan yabancılara, mesleklerini icra etme izni verilmesinde kolaylık gösterilmesi incelenmelidir.
Mevcut potansiyelleri teşvik ve sorunlu yapıları azaltmak, göçe ya da uyuma duyarlı önleyici tedbirlerin
üst hedefi olmalıdır: Çünkü, – çoğu zaman iyi niyetli
olan – sağlık ve koruyucu tıp hizmetlerine ulaşımın
3.
Önlemler ve Özyükümlülükler
Konu alanıyla ilgili şu önlemler ve özyükümlülükler
tespit edilmiştir:
Federal hükümetin (veya federal hükümetin
düzenleme yetkisi altında olan)
önlemleri ve özyükümlülükleri
■
Aile, Yaşlılar, Kadınlar ve Gençlik Federal Bakanlığı,
girişimini başlattığı ‹Mikrozensus 2005 Cinsiyet
ve Göç Özel Değerlendirmesi› adlı projeyi gerçekleştirmektedir. Projenin hedefi Almanya’daki
göçmen kökenli kadın ve erkeklerin sosyodemografik ve sosyoekonomik durumunu tespit etmektir.
Mikrozensus Yasası’nda yapılan bir değişiklikten
97
4.4.
sonra, 2005 Mikrozensus araştırması ilk defa kadın
ve erkeklerin göçmen kökenlerini içermektedir.
Ancak bu kesim ile ilgili cinsiyete göre ayrıştırılmış
çok az veri bulunduğu için, özel bir değerlendirmenin Almanya’da yaşayan göçmen kadınların yaşam
durumu ile ilgili verileri sunması amaçlanmaktadır. Özel değerlendirmenin 2007 yılında sunulması
beklenmektedir.
■
■
■
■
98
Aile,Yaşlılar, Kadınlar ve Gençlik Federal
Bakanlığı’nın ‹Göçmenlerin Yaşam Dünyaları›
başlıklı projesi, göçmenlerin yaşam planlamaları ve yaşamdaki istekleri ile ilgili daha iyi bilgi
edinmeyi hedeflemektedir. Araştırmanın hedefi
ortamların tesbiti ve gerekli olduğunda araştırma
ve anket çalışmaları için temel alınabilecek belli bir
ortam tipolojisinin ortaya çıkartılmasıdır. Bunun
ötesinde göçmenlerin farklı farklı yaşam dünyaları
ve alt-kültürleri tespit edilmekte ve araştırılmaktadır. Eşitlik politikası açısından, özellikle göçmenlerin hangi rolleri örnek aldığı ilgi konusudur.
Özel değerlendirmenin 2007 yılında hazır olması
bekleniyor.
■
■
■
Federal Sağlık Bilgilendirme Merkezi’nin «Göç
ve Kamu Sağlığı» başlıklı bilgi hizmeti devam
edecektir. Yayınlanmak üzere alınan makaleler
devamlı internette yayınlanmakta ve şu an üç ayda
bir basılarak, posta yolu ile gönderilmektedirler.
Makaleler göçmen kadınlarla ilgili konuları da
işlemektedirler.
2001 yılında Federal Sağlık Bilgilendirme
Merkezi’nce başlatılan, aralarında hastalık kasalarının organizasyon birliklerinin, sağlık alanındaki
eyalet ve federal birliklerin, serbest hayır kurumlarının, hekim örgütlerinin ve eyaletlerin bulunduğu
«Federal Almanya’da ‹sosyal açıdan dezavantajlı
konumda olanlara yönelik sağlık teşviki› İşbirliği
İttifakı»sürdürülmektedir. Ana hedef, sosyal açıdan
dezavantajlı olanlara sunulan sağlık koruma ve
teşvik önlemlerinde iyi uygulamayı güçlendirmek
ve yaygınlaştırmaktır. Bu bağlamda göçmen kadınlara yönelik özel önlemler önemli bir unsuru teşkil
etmektedir. «Sosyal Eşitsizliği Giderme Platformu»
üzerinden, örnek projeleri içeren geniş bir proje
veri bankası ve her yıl yapılan «Yoksulluk ve Sağlık»
Kongresi ile ilgili bilgiler, sosyal açıdan dezavantajlı
konumda olanların sağlıklarının teşvikine dair
tarihler, malzemeler ve araştırma sonuçları kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır.
Federal Sağlık Bilgilendirme Merkezi’nin «Kadın
Sağlığı ve Sağlık Teşviki» adlı online veri bankası,
kadın sağlığı ile ilgili kaynaklar için bir rehber
olarak, göç ve sağlık konularını farklı bakış açılarından işlemektedir.
■
■
Federal hükümetin sağlık raporları çerçevesinde
Robert-Koch-Enstitüsü (RKİ) Federal Sağlık Bakanlığı adına «Göç ve Sağlık» başlıklı bir özel sayı hazırlayacaktır. Raporun odak noktasında göçmenlere
özel sağlık sorunları değerlendirilecektir. Bunun
yanı sıra Almanya’daki göçmenlerin demografik
gelişmesi ile sosyal yapılarını da dikkate almaktadır. Rapor yaşa ve cinsiyete özel sorulara da cevap
arayacaktır.
Zamanlama: yayınlama tarihi II/2007
Federal Sağlık Bilgilendirme Merkezi hazırladığı
cinsel bilgilendirme ve aile danışma hizmetlerinde,
göçmen kadınları daha fazla dikkate alacaktır.
Cinsel konularda aydınlatıcı bilgilerde kültürel
hassasiyetin iyileştirilmesi için, göçmenlerin çıkarlarını temsil eden çevrelerle olan işbirliği devam
edecektir.
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi imkanı dahilinde,
Federal Daire’nin Almanya genelinde tek tip uygulaması yapılan uyum kursları, uyum programı ve
göçmenlere yönelik ilk danışma hizmeti çerçevesinde, cinsiyete özel ve kültürel hassasiyeti içeren
aydınlatıcı sağlık hizmetine katkıda bulunacaktır.
Bunun için, örneğin kadın uyum ve ebeveyn
uyum kursları tasarımlarında Uyum Kursu
Yönetmeliği’nin 11. maddesinin 4. fıkrasına göre,
öngörülen konuyla ilgili gezilerin yapılmasına ve
uzmanların dersleri ziyaret etmesine daha çok
yer verilmektedir. Ayrıca gençlere yönelik uyum
kursunda da sağlık güvencesine daha çok önem
verilecektir.
Zamanlama: 2007’nin 3.çeyreğinde başlayacak
edilecektir. Bu çalışma, başarılı bir uyum süreci için
tipik özellikleri teşhis etmek için de bir ön çalışma
olacaktır. Projenin ikinci adımında ise, seçilmiş
başarılı göçmen kadınlarla yapılacak nitelikli bir
ankette, onların tipik başarı biyografileri ve bunu
mümkün kılan şartlar irdelenecektir. Bunların,
uyum teşviki için en iyi uygulama örneklerinin
tesbit edilmesine hizmet etmesi amaçlanmaktadır.
Zamanlama: 2008
■
■
Bunun yanı sıra Türk-Alman Sağlık Vakfı, Hatip
Projesi’ni (Prediger Projekt) Almanya genelinde
tanıtma ve Almanya genelinde uygulamaya dair
tüm çabaları, imkanları dahilinde en iyi şekilde
destekleyeceği taahhüdünde bulunmaktadır. Hatip
Projesi çerçevesinde toplum içersinde otorite olan
imamlar, sağlık konularında eğitilmektedirler ve
ardından edindikleri bilgileri halka iletmektedirler.
■
Almanya Müslümanları Merkez Kurulu e.V. kendilerine bağlı olan cami cemaatlerine
Eyaletlerin, Ulusal Uyum Programı’na uyum sağlama
politikasına dair katkıları üzerinde henüz çalışılmaktadır. Yerel yönetim organizasyonları ve üyeleri bu
konuda henüz yoğun görüşmeler aşamasındadırlar ve
katkılarını bundan sonraki süreçte sunacaklardır.
Sivil toplum kurum ve örgütlerinin önlem ve
özyükümlülükleri
■
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi 2006 yılında
başlatılan, erişimi kolay kadın kurslarının göçmen
kadın örgütleri tarafından da düzenlenebilmesi
yönündeki açılımı sürdürecektir.
Zamanlama: 2007’nin 3.çeyreğinde başlayacak
ayaktan ve yatılı tedavilerde kültürlerarası yetkinliği ‹çeşitlilik yönetimi› bazında teşvik etmek,
➤
kültürel hassasiyeti olan bakım ve yaşlılara
yönelik yardımlar alanında meslek ve meslek
içi eğitimi ilerletmek ve kültüre özel olanakları
desteklemek,
➤
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi proje teşviki
çerçevesinde bugüne kadar olduğu gibi, yaşlılara
yardım alanıyla işbirliğine ve ağ kurulmasına dair
projeleri teşvik edecek ve bununla beraber kadınlara özel arzları dikkate alacaktır.
Zamanlama: 2007’nin 3.çeyreğinde başlayacak
■
Almanya’da yaşayan nüfusun tüm kesimlerini
kapsayan nitelikli sağlık raporlarının yapılması
konusunda itici güç olmak.
AWO (Türk-Danış) Federal Teşkilatı ve Eşit Katılımlı
Hayır Kurumları Birliği/Uluslararası Gençlik Çalışması Derneği VİJ/Uluslararası Birlik İB tarafından,
kadın kurs yöneticileri ve kadın kurs asistanları için
«Yabancı Kadınların Uyumu için Seminer Programları – Kadın Kursları» çerçevesinde ortak, kuruluşlar üstü bir ileri eğitim olanağı geliştirilmekte ve
denenmektedir. Olanaklar, finansmanı sağlayandan bağımsız olarak, program kapsamında çalışan
herkesin faydalanabileceği, bölgesel günlük etkinliklerden oluşmaktadır.
Zamanlama: 2007
Türk-Alman Sağlık Vakfı tüm kurum ve kuruluşları,
göçmen hassasiyeti içeren çalışmalarında, istişa-
başörtülü Müslüman kadınların durumu
➤
daha yaşlı göçmenlerin durumu
➤
cinsellik ve sağlık tedbirleri
a) Almanya Federal Cumhuriyeti’nde yasal çerçeve ve mevcut danışmanlık –destek olanakları,
bu konularla ilgili etkinlikler hakkında bilgiler
(sunumlar, tartışma grupları),
Koruyucu sağlık programları
(Bilgilendirme, cinsel bilgilendirme, çocuk ve
kadın sağlığı) geliştirmek ve güçlendirmek,
➤
➤
konularında, iki dilli bilgilendirici broşürler/bilgilendirici e-postalar hazırlayacaktır. Bu bağlamda
iki alan işlenecektir:
Federal Hükümetin Göç, Mülteciler ve Uyum
Görevlisi’nin koordine ettiği «Göç ve Kamu Sağlığı»
adlı çalışma grubu başarılı çalışmasını sürdürmektedir ve göçmen kadınların durumunu özellikle
dikkate alarak şu yükümlülükleri üstlenmektedir:
➤
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi sağlık ve cinsel
bilgilendirme konulu proje teşviki çerçevesinde,
kadınlara özgü programları daha çok dikkate
alacaktır.
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi «Göçmen Kadınların Başarı Biyografileri» adlı projeyi gerçekleştirmektedir. Hedef, başarılı uyumu teşvik edici
faktörleri tespit etmektir. Bunun için Göç ve
Mülteciler Federal Dairesi’nin göçmen grupları
temsilen seçilenlerle yaptığı anket verileri analiz
edilerek, göçmen kadınların başarı öyküleri tespit
rede, planlama ve projelerin icraatında uzmanca
ve imkanları dahilinde mümkün olan en iyi şekilde
destekleyecektir.
Eyaletler ve yerel yönetimlerin (veya eyalet ve
yerel yönetimlerin düzenleme yetkisi altında olan)
önlemleri ve özyükümlülükleri
■
■
4.4.
b) dinin konuyla ilgili görüşleri (zorla evlendirme
yasağı, evlilikte eşlerin ortaklık anlayışına göre
yaklaşımının talep edilmesi, haksızlığa uğrasak da
buna kendimiz haksızlık yapmadan sabır göstermek, yaşlı insanlara olan tutumumuz, kendi sağlığımıza bağlamında Allah’a karşı sorumluluk).
Bu konuların Cuma vaazları sırasında işlenmesi
önerilmektedir.
■
Almanya Müslümanları Merkez Kurulu e.V. kendilerine bağlı olan cami cemaatlerine önemli sosyopolitik konular hakkında iki dilli bilgilendirici
broşürler/bilgilendirici e- postalar hazırlayacaktır
(göçmenler üzerine yapılan bilimsel araştırmaların
neticeleri ve toplumda mevcut basmakalıp fikirlerle nasıl mücadele edilebileceği üzerine- örneğin
şahsi temaslar, cami projeleri,siyasi angajman vb.
üzerinden).
■
Almanya Müslümanları Merkez Kurulu e.V. federal
hükümetin girişiminde gerçekleşen ve basmakalıp
fikirlerin ve ön yargıların giderilmesine hizmet
eden projelerde aktif olarak çalışmaktadır (örneğin
bir imaj kampanyasında). Neticeler üye cemaatlere
aktarılacaktır.
■
Serbest Hayır Kurumlarının Federal Çalışma Grubu
Üye Birlikleri e.V. – BAGFW
99
4.4.
➤
➤
olanaklarında, bakıcı eşlikli konut imkanlarında, buluşma merkezlerinde ve yaşlılara yönelik açık hizmetlerinde daha çok geliştirecekler
ve bu bağlamda, özellikle göçmen kadınların
gereksinimlerini dikkate alacaklarını taahhüt
etmektedirler. Çalışmalara göç hizmetleri ve
göçmenlerin kendi örgütlerinin de dahil edilmesi amaçlanmaktadır.
kültürlerarası açılım sürecini merkezlerinde
ve hizmetlerinde uygulamaya geçireceklerini
taahhüt etmektedirler. Bunu örgüt içi gelişimlerinde ve personel politikalarında göz önünde
tutmaktadırlar ve bu süreci ileri eğitim yolu ile
desteklemektedirler. Bu bağlamda hedefleri,
göçmen kadınlar için örneğin sağlık hizmetlerindeki ulaşım engellerini ortadan kaldırılması
-özellikle koruyucu tıp alanında- ve sunulacak programların geliştirilmesinde göçmen
kadınlara özgü gereksinimlerin daha fazla göz
önünde bulundurulmasıdır.
➤
göçmen örgütleri ile daha güçlü bir işbirliği
doğrultusunda çalışmaktadırlar. Bu, göçmen
kadınların mevcut danışma olanakları üzerine
daha iyi bilgi sahibi olmalarını ve erişim engellerinin kalkmasını, hatta bu olanakların göçmen
kadınların ihtiyaç ve ilgi alanlarına daha uygun
hale getirilmelerini sağlayabilir.
➤
➤
➤
➤
100
göçmen kadınlar için erişimi kolay olanakların
yoğunlaştırılması için gayret göstermektedirler.
Buna, federal destekli kadın kurslarının yanı
sıra, tek tek, yerinde gerçekleştirilen ve tek tek
göçmen kadına göre biçilmiş programlar da
dahildir.
Federal Hükümetin Göç, Mülteci ve Uyum
Görevlisi ve yaşlılara yönelik diğer hayır kurumları (KDA-Almanya Yaşlılara Yönelik Yardımlar
Kuratoryumu) ve göç alanında çalışan diğer
örgütlerle birlikte, yaşlılara yönelik yardım hizmetlerinde kültürel hassasiyet oluşumuna dair
memorandumu hazırlamış ve öz yükümlülük
olarak imzalamışlardır. BAGW üye birlikleri bu
memorandumu yaşlılara yönelik yardım hizmetlerinde ve kuruluşlarında ve konuyla ilgili kamuoyunda tanıtmayı sürdüreceklerini ve yaşlılara
bakım hizmetlerinde, yaşlılara yönelik sosyal
çalışmalarda ve yaşlı göçmenlerin bakımında
çalışma temeli olarak daha fazla gözeteceklerini
taahhüt etmektedirler.
yaşlılara yönelik bakım ve çalışmalarla ilgili
hizmetlerin ve kuruluşların ve göç hizmetlerinin maliyetini karşılamaktadırlar. BAGW üye
birlikleri kültürlerarası açılımı seyyar ve sabit
hizmetlerinde ve mekanlarında, danışmanlık
■
bakıcılık meslekleri için meslek, ileri ve meslek
içi eğitimi ile yaşlılara yönelik bakım okullarının maliyetini karşılarlar. Kültürlerarası açılım
sürecinde, kültürlerarası eylem yetkinliği olan
göçmen kökenli ve nitelikli eleman talebini
karşılamak için BAGW üye birlikleri, bakıcı mesleklerine özellikle genç göçmenlerin kazanılmalarını ve meslek eğitimi, ileri eğitim ve meslek
içi eğitim olanaklarının hedef kitleye uygun
şekillendirilmesini sağlayacaklardır.
kadın göçmenlerin uyum sürecine olan katkılarının daha güçlü hissedilmeleri için daha fazla
çaba sarf edeceklerdir. Halkla ilişkiler çalışmaları çerçevesinde kadın göçmenlerin başarılarının ve potansiyellerinin, kamuoyunda da olmak,
üzere daha layık bir şekilde takdir edilmelerine
katkı sağlayacaklardır.
Maisha e.V. Almanya’da Afrikalı Kadınlar Derneği
e.V. Almanya genelinde, jenital organların kesilmesi konusunda aydınlatıcı ve önleyici çalışmalarda bulunmaktadır. Jenital organların kesilmesi
tehdidi altında bulunan ya da buna maruz kalan
göçmen kadınlar için Almanya genelinde danışmanlık, sağlık yönlendirmesi, sağlık mevzuatı ve
önlemlerine dair bilgilendirme hizmetleri vermek
için, bir seyyar sağlık hizmeti planlanmıştır. Seyyar
danışmanlık ve aydınlatma hizmetleri işbirliği
içinde olduğu sağlık daireleri, Almanya’daki
Afrikalı insanlar Federal Birliği, diğer Afrikalı sivil
toplum örgütleri ve danışmanlıkları ile gençlik daireleri, okullar, spor birlikleri, yerel yönetimler, eyaletler ve federal yönetimle birlikte, Almanya’daki
siyah Afrikalı toplumu için sağlığa yönelik, ama
aynı zamanda mağdurların hakları ve yükümlülükleri üzerine de danışmanlık ve enformasyon
olanağı sunacaktır.
Zamanlama: 2007–2009
Maliyet: 200.000 Euro
4.4.
Genel Yönetim: Federal Adalet Bakanlığı
Brigitte Zypries, MdB
Federal Adalet Bakanı
Alt Çalışma Grubu-1 Üyeleri
Yönetim: Federal Adalet Bakanlığı
Christiane Abel
Berlin Senatosu Adalet İdaresi – JuMiKo* (*:Eyalet Adalet Bakanları Konferansı)
Nele Allenberg
Federal Almanya’da ve AB’de EKD Kurulu’nun Vekili
Veronika Arendt-Rojahn
Alman Avukatlar Birliği
Seyran Ates
Hukukçu, Yazar
Anja Bell
Hessen Adalet Bakanlığı– JuMiKo
Dr. Heiner Bielefeldt
Almanya İnsan Hakları Kurumu
Eva-Maria Bordt
Kadınlar Evi Koordinasyonu e. V.
Katharina Breitkreutz
Federal İçişleri Bakanlığı
Sidar Demirdögen
Almanya’daki Göçmenler Federal Birliği e. V.
Sabine Drees
Alman Şehirler Birliği
Dagmar Freudenberg
Alman Kadın Hukukçular Birliği
Sonka Gerdes
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Karin Goldmann
Alman Yargıçlar Birliği
Angelika Graf, Federal Milletvekili
Almanya Federal Meclisi Milletvekili
Ute Granold, Federal Milletvekili
Almanya Federal Meclisi Milletvekili
Andreas Hauk
Brandenburg Eyaleti Çalışma, Sosyal İşler, Sağlık ve Aile Bakanlığı
Birgit Hufeld
Federal Adalet Bakanlığı
Dr. Angela Icken
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Vera Jungewelter
Federal Adalet Bakanlığı
Regina Kalthegener
Terre des Femmes/Avukat
Ursula Krickl
Alman Şehirler ve Belediyeler Birliği
Hamideh Mohagheghi
Müslüman Kadınlar Ağı HUDA
Behshid Najafi
Agisra e.V. Köln, Göçmen ve Mülteci Kadınlara Yönelik Danışma Merkezi
Rafet Öztürk
DITIB Diyanet İşleri Başkanlığı Türk-İslam Birliği e. V.
Cornelia Pust
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi
Renate Heike Rampf
Almanya Lezbiyenler ve Eşcinseller Birliği (LSVD)
Dr. Klaus Ritgen
Almanya Eyalet İlçeleri Genel Kurulu
Sybille Röseler
Federal Hükümetin Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi Danışmanı
Regine Rosner
IN VIA – Alman Birliği
Bosiljka Schedlich
Güneydoğu Avrupa Kültürü e. V.
Prof. Dr. Angelika
Schmidt-Koddenberg
Kuzey-Ren Vestfalya Katolik Meslek Yüksek Okulu
Riem Spielhaus
Almanya İslam Akademisi
Cornelia Spohn
İki Uluslu Aileler ve Partnerler Birliği, iaf e.V.
Corinna Ter-Nedden
Papatya
Erika Theißen
Müslüman Kadınlar Buluşma ve İleri Eğitim Merkezi e.V.
Eren Ünsal
Berlin-Brandenburg Türk Toplumu (TBB) ve Almanya Türk Toplumu (TGD)
Dr. Irene Vorholz
Almanya Eyalet İlçeleri Genel Kurulu
Julia von Seltmann
Federal Almanya Avukatlar Barosu
101
4.4.
4.4.
Alt Çalışma Grubu-2 Üyeleri
Yönetim: Aile,Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
102
Celal Altun
Berlin Türk Cemaati Genel Sekreteri e. V.
Maristella Angioni
Köln Şehri Caritas Birliğine Bağlı Stolzestraße Uluslararası Merkezi
Hayrettin Aydin
Almanya İslam Akademisi e. V.
Dragica Baric-Büdel
Arbeiterwohlfahrt Federal Birliği
Stéphanie Berrut
pro familia Bonn Danışma Merkezi
Stephan Blümel
Federal Sağlık Bilgilendirme Merkezi
Tatjana Böhm
Brandenburg Eyaleti Çalışma, Sosyal İşler, Sağlık ve Aile Bakanlığı
Gabriele Boos-Niazy
Almanya Müslümanları Merkez Kurulu e. V.
Gisela Chudziak
Eyalet Eşitlik ve Kadın Bakanları ve Senatörleri Konferansı
Angelika Diggins-Rösner
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Sabine Drees
Almanya Şehirler Birliği
Rosa Emich
Alman Rusları Derneği
Dr. Justina Engelbrecht
Federal Tabibler Odası, Alman Tabibler Odaları Çalışma Birliği
Anke Erath
Federal Sağlık Bilgilendirme Merkezi
Christel Griepenburg
Uluslararası Birlik
Dr. Sonja Haug
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi
Dr. Angela Icken
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Vera Jungewelter
Federal Adalet Bakanlığı
Prof. Dr. Yasemin Karakaşoğlu
Bremen Üniversitesi, Kültürlerarası Eğitim Kürsüsü, Fakülte 12
Dr. Haydar Karatepe
Türk-Alman Sağlık Vakfı
Heinz Knoche
Alman Kızıl Haçı – Genel Sekreterlik; «Göç ve Uyum» Grubu Başkanı
Ursula Krickl
Alman Şehirler ve Belediyeler Birliği
Harald Löhlein
Almanya Eşit Katılımlı Hayır Kurumları Birliği e. V.
Aras Marouf
Saarland Eyaleti İçişleri, Aile, Kadın ve Spor Bakanlığı
Elke Metz
Federal Sağlık Bakanlığı
Sigrid Pettrup
BKK Federal Birliği
Dr. Susanne Plück
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Brunhilde Raiser
Alman Kadınlar Kurulu
Dr. Klaus Ritgen
Almanya Eyalet İlçe Kurulları Birliği
Sybille Röseler
Federal Hükümetin Göç, Mülteci ve Uyum Görevlisi Danışmanı
Ulrike Szegeda
Federal İçişleri Bakanlığı
Dr. Irene Vorholz
Almanya Eyalet İlçe Kurulları Birliği
Virginia Wangare-Greiner
Maisha e. V. Almanya, Afrikalı Kadınların Özyardımlaşma Grubu
103
Konu Alanı 5:
4.5.
«Uyumu Yerinde Desteklemek»
Ön notlar
«Uyumu Yerinde Desteklemek» konu alanının merkezinde, göçmen ve yerli halkın bir arada yaşamasının
sosyal mekansal boyutu ve yerel uyum politikasının
örgütlenmesi sorunları bulunuyor. Göçün etkileri beldelerde ve mahallelerde en belirgin şekilde hissedilmektedir. Uyum süreçlerinin seyri ve başarısı için (iş
ve eğitim faktörlerinin yanı sıra) doğrudan ikamet ve
yaşam çevresinin, merkezi bir anlamı vardır.
Göçmenlerin Almanya’daki mekansal dağılımı federal
eyaletlere ve bölgelere göre ve elbette şehirlerde de,
farklılık arz ediyor. Yabancı göçmenler Doğu ve Batı
Almanya’ya eşit şekilde dağılmamışlardır: Yeni eyaletlerdeki (Berlin dahil) yabancıların oranı, yaklaşık
yüzde beş seviyesinde, buna karşılık eski eyaletlerde
yüzde on seviyesindedir. Bu orantısızlık devam ediyor: Yabancılar batıda metropoller, Ruhr bölgesi ve
Rhein hattı, Rhein-Main-bölgesi ve Stuttgart büyük
şehir alanı ve Münih sahasında yoğunlaşıyorlar; Batı
Almanya’da yabancı oranı bu alan kategorisinde
yüzde 12,3, Doğu Almanya’da ise yüzde 7,4. Batı
Almanya’nın büyük şehirlerinde yabancılar, 1980’li
yıllardan beri çoğunlukla şehir içi yerleşim yerlerinde
yaşıyorlar. Yabancılar doğuda da şehir merkezlerinde
yoğunlaşıyorlar.
Ancak yabancı oranı ile ilgili rakamlar, haklarında
resmi bir istatistik bulunmayan göçmen kökenli
104
vatandaşların oranını yansıtmıyorlar. Vatandaşlığa
geçme, çifte vatandaşlık ve sonradan göç eden Alman
kökenli göçmenler ile ilgili rakamlar diğer veri kaynaklarından hesaplanacak olursa, göçmen kökenli
insanların oranı yaklaşık yüzde 20’ye veya 15 milyona
yükseliyor (Mikrozensus 2005). Eski eyaletlerin büyük
şehirlerinde nüfus oranı, kısmen yüzde 30’a ulaşıyor.
Semtler olarak ele alındığında belirgin bir şekilde
daha yüksek, örneğin Berlin Soldiner Straße yerleşim
yerinde yüzde 41,5 ve Duisburg-Marxloh yerleşim
yerinde yüzde 50’nin üzerinde. Göçmen oranı, çocuklar ve gençler arasında daha da yüksek: Stuttgart’ta
yedi okul bölgesinde, üç ila altı yaş arası çocukların
oranı yüzde 66,7 ile 84,1 seviyesinde; sonuç olarak bu
bölgelerde, bütün birinci sınıfa gidenlerin üçte ikisinden fazlası, göçmen çocukları olacak. Bazı okullarda,
örneğin Berlin-Neukölln’de daha şimdiden, öğrencilerin yüzde 80’inden fazlası, Alman kökenli değil.
Kırsal alanda da yüksek göçmen oranlı kasabalar,
beldeler ve hatta köyler bulunuyor. Özellikle sonradan
gelen Alman kökenli göçmenler (üç milyondan fazla
oldukça büyük bir göçmen grubu) kırsal bölgelere
yerleştiler. Osnabrück kenar mahallesi olarak Belm
Beldesi buna bir örnektir. Orada 1990 ile 1995 yılları
arasında nüfus sayısı, göç sebebiyle 11.150’den 14.359’e,
belirgin bir şekilde arttı. Göçmen oranı yüzde 20’nin
üzerinde, Belm’in büyük mesken tesislerinde ise
yüzde 70’in üzerinde.
105
4.5.
Alman kökenli sonradan gelen göçmenler, her ne
kadar birçoğu (diğer göçmenler gibi) dil ve kültür
itibariyle yeni vatanlarına pek fazla yakın değilseler
de, Alman oldukları için istatistiklerde ayrı olarak
gösterilmiyorlar.
savunma hali davranışı, genellikle göçmenlerin az
olduğu ve bu sebeple çok az ilişkinin bulunduğu
yerlerde daha fazla. Tam aksine, çeşitli halk gruplarıyla birliktelik tecrübesinin bulunduğu yerlerde ise,
uyuma hazır olma durumu yükseliyor.
Uyumun başarıya ulaşıp ulaşmayacağı, göçmen ve
yerli nüfusun birlikte yaşamasında sorunların çıkıp
çıkmayacağı birçok faktöre bağlı. Burada öznel
yaklaşımlar da rol oynamaktadır: «Yabancılara» karşı
Çalışma grubu bu arka plandan yola çıkarak aşağıdaki
konu ağırlık noktalarını ele aldı ve öneriler/önlemler
için belirlenen hedefler/özyükümlülükler/denetleme
görevleri önerilerinde bulundular.
projeler mevcut genel hizmet yapılarına aktarılmalıdır («nitelikli genel hizmetler»).
■
■
1. Konu Ağırlık Noktası 1: Yerel
Toplu Tasarımlar
1.1. Durum tespiti
Göç ve neticeleri, özellikle belediyeler ve yerleşim
yerlerinde etkilerini gösteriyorlar. Uyum başarıları
ve tabiî ki sorunlar da, en belirgin şekilde buralarda
hissediliyor. Yerel düzeyde sosyal dayanışma için göçmenlerin uyumu, merkezi bir anlama sahiptir.
Federal ve eyalet hükümetlerinin siyasi kararları ve
yasal düzenlemeler, yerel politikanın çerçevesini
oluşturuyorlar. Bu kararlar elbette, erkek ve kadın
göçmenlerin yaşamlarını ve uyum başarılarını
etkiliyorlar. Zaten birçok şehir, ilçe ve belde, göçmenlerin uyumu konusundaki görevlerine büyük bir
angajmanla yaklaşmaktadır. Uyum çalışması, özellikle göçmenleri farklı potansiyelleriyle bir kazanç
ve toplumun geneli için bir şans olarak gören yerel
yönetimlerde, başarıya ulaşıyor. Özellikle demografik değişim ve iyi eğitimli kalifiye eleman eksikliği
sebebiyle, göçmen kökenli genç insanların potansiyellerinin teşvik edilmesi, geliştirilmesi ve bundan
yararlanılması konusunda, başarıya ulaşmak zorunludur. Başarıya ulaşmış uyum, ekonomik unsur olarak
da vazgeçilmezdir.
Göçmenlerin uyumu geçmiş yıllarda, özellikle iş
piyasası politikası, sosyal politika ve asayiş politikası
olmak üzere, öncelikle her bir politika alanının ayrı
ağırlık noktası iken; geçen süre zarfında artık alanlar
üstü toplu tasarımların gerekliliği fark edilmektedir. Demografik, ekonomik ve sosyal gelişmelerin
karşılıklı etkileşimi, yerel yönetim düzeyinde de yetki
sınırları üstü bir demet tedbiri içeren, bütünsel stratejiler gerektiriyor. Bununla birlikte, sosyal barış ve yurttaşlık anlayışına sahip birlikte yaşam, büyük ölçüde
geniş çaplı bir yerel politik konsensus oluşumuna ve
tüm toplum katmanlarının, ortak kararlarda ve mutabık kalınan eylem stratejilerinin uygulanmasında,
kendilerine tanınan katılım fırsatlarına bağlıdır.
Örneğin, kırsal alandaki veya kentsel yoğun yerleşim
bölgelerindeki göçmenlerin uyumu ile ilgili farklı
106
talepler, yerel düzeyde farklı tepki şekilleri gerektiriyorlar. Yerel toplu tasarımlar sadece büyük şehirler için anlamlı ve gerekli olmakla kalmıyor; aynı
zamanda, göçmen oranı yüksek küçük beldeler için
de anlamlı ve gerekliler.
1.2. Hedef belirleme
■
■
■
■
■
«Herkesle ve herkes için uyum»: Uyum, bir toplu
yerel mesele olmalıdır ve bütün belediye faaliyet
alanlarını ve aktörlerini içine alıp, birbirleri arasında ağlar kuran ortak toplu tasarım olarak geliştirilmelidir. Bunun ön şartı, yönetimde ve siyasi
karar kurullarında yerel politik, temel bir uzlaşının
sağlanmasıdır.
Uyum tasarımları ve uyum stratejileri, göç ederek
gelen insanların sosyal, ekonomik ve toplumsal
yaşama eşit haklarla katılımını mümkün kılmalıdır ve fırsat eşitliği çabasıyla (kültürel çeşitliliğin
kabulü ve teşviki şartıyla) sosyal dayanışmayı güçlendirmelidir («herkes eşit hak ve yükümlülüklere
sahiptir»). Bunun için her iki tarafın (hem göç eden
hem de göç alan toplum tarafında) açık olması ve
yakınlık göstermesi gerekmektedir.
«Konular üstü görev olarak uyum»: Uyumla ilgili
görevler alanlar üstüdür ve bu sebeple de tek tek
birimlere veya görevlilere bırakılamaz. Bu görevlerin özellikle eğitim ve dil, sosyal altyapı, istihdam, katılım ve danışmanlık alanları olmak üzere,
bütün önemli eylem alanlarında hayata geçirilmesi
gerekmektedir. Bununla birlikte bütün önlemler,
projeler, teşvikler ve katılımlar kadın ve erkek eşitliğine uygun olmak zorundadırlar.
«Şef meselesi olarak uyum»: Uyum görevleri, konular üstü bir görev olarak en üst yönetim düzeyinde
yer almalıdır ve yetki alanları üstü koordinasyon
sağlanmalıdır.
Uyum önlemleri sürdürülebilir ve kalıcı olmak
zorundadırlar. Kısa vadeli «saman alevi projelerinden» kaçınılmalıdır. Önlemlere dair olanakların
geniş çerçeveye yayılması gerekmektedir; başarılı
Yönetimin ve kurumların kültürlerarası açılımıyla
(göçmenlerin işe alımı ve herkes için kültürlerarası
ileri eğitim) ve erişim engellerinin kaldırılmasıyla, halkın bütün kesimleri uygun şekilde temsil
edilmeli ve kendi meselelerini kabul ettirebilmeleri
için yetkin destek görmelidirler.
■
Yerel politika ile meşru kılınan toplu tasarımlar
(yerel koşullara ve sosyal mekan taleplerine bağlı
olarak) kısa, orta ve uzun vadeli hedef belirlemeleri
ve uygun kaynak donanımıyla, hayata geçirmek
için bir strateji tasarısı içeriyorlar. Uyuma yönelik önlemler bütün önemli eylem alanlarında
yürütülüyorlar.
■
Uyum tasarımları, bir durum analizini/durum
tespitini, uyum hedeflerinin ve ana hatların belirlenmesini ve tanımlanmasını, bunun için gerekli
araçları ve başarı kontrolüne yönelik önlemleri
içermelidir. Yerel uyum tasarımlarının hazırlanması yerinde koordine edilen bir durum tespitine
hizmet etmelidir ve böylece ilgili uyum politikasının durumu hakkında bir genel izlenimi mümkün
kılmalıdır. Tasarımlar, stratejiler ve önlemler yerel
koşulları gözetmektedirler.
■
Yurttaşlık angajmanı göçmenlerin uyumu için
büyük bir anlam taşımaktadır ve göçmenler ile
yerli nüfusun temsilcilerinin, önlemlerin ve uyum
tasarımlarının uygulanmasına daha yoğun katılımını sağlama hedefiyle desteklenmektedir.
■
Bütün önemli aktörler (yönetim, politika, göçmenler v.s.) yerel ağ kurma çalışmasına dahil edilirler;
ağlar örneğin, kurumların başvuru merkezleri,
danışma yerleri, uyum konferansları vasıtasıyla
kurulmaktadırlar.
■
Göçmen oranının artırılması, yönetimin kültürlerarası yetkinliğini güçlendirir. Aynı zamanda
yerel politika ve idare, işveren olarak göçmenlerin
iş piyasasına uyumunu doğrudan desteklemekte
ve yerel ekonomiye bu konuda bir işaret vererek
göçmenlerin uyuma hazır olmaları için olumlu bir
sinyal vermektedirler.
■
Personelin kültürlerarası eğitiminin geliştirilmesiyle göçmenler için idarede ve hizmetlerden yararlanmada ve sunulan olanaklarda engeller ortadan
kaldırılır.
Hedefe ulaşmanın denetiminde bir başarı kontrolü
gereklidir (bakınız: Konu Ağırlıklı Noktası 5).
1.3. Önlemler (planlanmış ve onaylanmış)/
Özyükümlülükler/Denetleme Görevleri
Önerileri
Federal hükümet (ya da devletin düzenleme yetkisi
altında)
■
Ulaştırma, İmar ve Kentsel Gelişim Federal
Bakanlığı’nın deneyimsel mesken ve imar çalışmaları çerçevesinde, yerel uyum tasarımlarına dair
model projeler yürütülmelidir.
■
Yenilikçi, model ve ivme kazandırıcı projelerin sürdürülebilirlik temeline uygun teşviki (hedef grubu
ve sorun eksenli).
Eyaletler ve yerel yönetimler (ya da eyalet ve
belediyelerin düzenleme yetkisi altında)
■
Eyaletler, düzenleme yetkileri olan alanlarda,
göçmenlerin uyumu için öncü modeller belirlemektedirler. Yenilikçi, model ve ivme kazandırıcı
projeleri teşvik ederken hedefleri, organizasyon
gelişim süreçlerine destek sağlayarak yeni göç
alımına ve burada yaşayan göçmenlerin uyumuna
yönelik yerel yönetim olanaklarını, yapılarını ve
süreçlerini belediyelerde ve belediyeler aracılığıyla
iyileştirmek, bunları yenilikçi gelişmelerle sürdürülebilir bir şekilde daha verimli ve etkin hale
getirmektir.
4.5.
Sivil toplum kuruluşları ve örgütleri ile özel sektör
■
■
Yerel politika ve yönetimi (göçmenlerin ve yerli
nüfusun dahil edildiği katılımcı bir süreçte) bütün
önemli aktörlerin katılımı ile, uyum politikası için
bir öncü model ile kapsamlı bir hedef kataloğu
geliştiriyor ve belediye meclisinin bu konuda karar
vermesini sağlıyor. Böylece açık bir siyasi bağlayıcılık ve sorumluluk sağlıyorlar.
Uyum konusu, toplu ve bölümler üstü bir yerel
yönetim görevi olarak, bizzat siyasi kurulların
ve idarenin de katkısıyla, yerel politika esasları
arasına yerleştirilmektedir (göçmen temsilciliklerinin de dahil edilmesiyle belediye ve yerel idarenin
tavır belirlemesi); koordinasyonun merkezi bir yer
üzerinden yapılması sağlanacaktır.
■
Yerel halkın göçmenlere özel sorunlar konusunda
duyarlılık kazanma ve kültürel çeşitliliği kabul
etmeye hazır olmaları.
■
Özel sektörün, göçmen örgütlerinin, dini cemaatlerin, derneklerin, hayır kurumlarının, göçmenlerin ve yerli halkın uyum tasarımlarının ve uyum
önlemlerinin uygulanmasına katılımı.
■
Girişimler, dernekler, birlikler ve diğer kurumlar
artan bir şekilde erkek ve kadın göçmenleri işe
alıyorlar ve personellerini kültürlerarası eğitmek
suretiyle hizmetlerini ve sundukları olanakları
kalifiye hale getiriyorlar.
107
4.5.
çeşitliliği zenginlik olarak aktarmaya etkin katkı
sağlamaktadırlar.
Serbest Hayır Kurumları Birliklerinin Federal Çalışma
Grubu (BAGFW), bu rapor üzerindeki çalışmalar
tamamlandıktan sonra diğerlerinin yanısıra aşağıda
sıralı öz yükümlülükleri bildirmiştir:
➤
➤
➤
➤
BAGFW üye birlikleri, çeşitli aktörlerin daha
güçlü yerinde işbirliği ve ağ oluşturmalarına,
ağlar, yuvarlak masalar ve yerel kurullar çerçevesinde koordinasyon ve katkı sağlayarak etkin
katılımda bulunmaktadırlar.
BAGFW üye birlikleri, kendi bünyelerindeki
kuruluşların ve hizmetlerin kültürlerarası
açılımı ile programlarını tutarlı bir şekilde
göçmenlerin ihtiyaçlarına göre yönlendirmeye
çalışmaktadırlar.
BAGFW üye birlikleri kamuya yönelik yaklaşım
ve önlemleriyle uyumu yerinde destekliyorlar.
BAGFW üye birlikleri yerel idareye ve diğer
kurumlara ve örgütlere kültürlerarası açılım
süreçlerinin yapılandırılmasında edindikleri
tecrübeleri sunmaktadırlar. BAGFW üye birlikleri yerel uyum tasarımlarında aktif işbirliği
taahhütünde bulunarak yerel uyum örneklerinin geliştirilmesine aktif olarak katılmaktadırlar.
Uyum önlemlerinin sürdürülebilirliği özellikle,
teşvik edilen uyum projelerinin kurumsallaşması
ve süreklilik kazanması ile garantiye
alınmaktadır; projelerde güvenilirliklerini
ispatlamış olan önlemler olağan yapılara
aktarılırlar. Çeşitli düzeylerden gelen katılımcılar
arasında dikey ağların ve bağlantıların kurulması
amaçlanmalıdır.
■
■
■
BAGFW üye birlikleri kamuyu göçmenlere özgü
sorunlar konusunda duyarlı kılma ve kültürel
2. Konu Ağırlık Noktası 2:
Mahallelerde Yerleşim ve
Yerleşim Çevresi
2.1. Durum tespiti
Uyum sürecinde yerleşim çevresinin merkezi işlevi
vardır. Göçmenler ve yerli sakinler için yaşamlarının merkezini oluşturur ve önemli bir temas kurma
alanıdır. Özellikle çocuklar ve gençler ve çalışmayan
yetişkinler zamanlarının büyük bir kısmını oturdukları muhitte geçiriyorlar. Bu sebepten ötürü yerleşim
çevresinin ve kamu alanının yapılandırılması ile
resmi ve özel altyapı olanakları, sosyal birlikte yaşamın ve yerinde uyum şansının önemli çerçeve koşullarıdır. Semt ve yerleşim yeri gelişiminde sosyal ve etnik
olarak karma yerleşim yerlerinin oluşturulması ve
korunması örnek alınır. Ancak şehir ve belediyelerin
gerçekliğinde birçok yerde değişim yolunda sınırlı
olarak etkilenecek, sosyal alan ayrışımı da vardır;
dolayısıyla «ayrışıma rağmen uyum» gerçekleşmelidir.
Sosyal alanda ayrışım etnik ve sosyal faktörlerden
kaynaklanmaktadır.
Böylece düşük gelirli göçmenler belirli yerleşim yerlerinde bulunan, bedeli düşük meskenlerde (örneğin
şehir merkezlerinde eski yapılardan oluşan bölgelerde
ve 1960’lı ve 1970’lı yılların fazlasıyla kalabalık, büyük
yerleşim bölgelerinde) yoğunlaşmaktadırlar. Aynı
zamanda göçmenlerin bir kısmında, uzun zamandır
orada yaşayan göçmenlerin mevcut ağlarından ve yardımlarından yararlanabilmek için, alışık olduğu etnik
108
➤
bir çevrede yaşama isteği bulunmaktadır. Bu gönüllü
ayrışım, uyum sürecinin başlangıcını kolaylaştırabilir
ve çeşitli kültürler ve yaşam şekilleri arasındaki çatışmaları engelleyebilir. Şayet göç alan topluma karşı
paralel yapıların gelişimine ve gelinen ülke kaynaklı
(örneğin kadınların ve kızların rolü itibariyle) davranış şekillerinin sağlamlaşmasına yol açan ve böylece
uyumu zorlaştıran tecrit etme eğilimleri varsa, bunun
reddedilmesi gerekmektedir.
İşsizlik, düşük gelir, düşük eğitim durumu -örneğin
gençlerin okul ve eğitim diplomasının olmaması- ve
dolayısıyla bir çok semt sakininin iş piyasasında pek
şansının olmaması gibi sosyo-ekonomik dezavantajların çeşitli kesimlerin birlikte yaşamasından doğan
sorunlarla iç içe geçtiği semtlerde, özellikle harekete
geçilmesi gerekmektedir. Toplumsal ve ekonomik
yapısal değişimi mesken ve dükkanların boş kalması,
yapılardaki eksiklikler ve vandalizm sorunları izliyor.
Daha iyi konumda olanlar ve uyum sağlamış sakinlerin taşınıp gitmesiyle kalan sakinler için olumsuz
gelişme eğilimleri daha da artıyor. Yerleşim çevresinin kötü bir görünüm arz etmesi içe ve dışa yönelik
olumsuz bir imaja yol açıyor. Bu durum, sakinlerin
yerleşim ve yaşam çevreleriyle özdeşleşmelerini ve
kişisel sorumluluk geliştirmelerini ve dolayısı ile
yerinde uyumu zorlaştırıyor.
2.2. Hedef Belirleme
■
Göçmenlerin uyumu, kentsel ve semtlerle ilgili
gelişim tasarımlarının hazırlanmasında, genişletil-
■
■
■
4.5.
mesinde ve uygulanışında büyük bir öneme sahip
olmak zorundadır.
2.3. Önlemler (planlanmış ve onaylanmış)/
Özyükümlülükler/Denetim Görevleri
Entegre edilmiş alanlar üstü eylem tasarımları,
bütün aktörlerin birlikte çalışmalarını gerektirmektedir. Belediye ve oturulan muhit ile özdeşleşmeyi ve sorumluluk üstlenilmesini sağlamak için,
göçmenlerin kentsel gelişim ve değişim sürecine
katılımlarının daha yoğun hale getirilmesi
gerekmektedir.
Federal hükümetin (ya da federal devletin
düzenleme yetkisi altında):
Mahalle sakinleri arasında sosyal ve etnik bir
karışımın olması şeklindeki öncü model savunulmalıdır; nüfusun farklı kesimleri arasında içine
kapanmak ve yoksul nüfusun ve göçmenlerin belli
sosyal mekanlarda yoğunlaşmasına karşı mücadele
edilmelidir.
Mevcut binalarında ve altyapı donanımlarında
eksikleri olan dezavantajlı yerleşim yerleri, ikamet
ve yerleşim çevresi koşullarının iyileştirilmesi için
hedefe yönelik önlemlerle sağlamlaştırılmalı ve
daha cazip hale getirilmelidir. Bu, sosyo ekonomik
açıdan daha iyi durumda olan sakinlerin aynı
mahallede kalmasını sağlamak ve diğer semtlerin
sakinlerini mahalleye taşınmaya motive etmek
açısından da gereklidir. Ama mahallelerin değer
kazanması eski nüfusun mahalle dışına itilmesine
yol açmamalıdır.
İnsanın kendisini oturduğu mahallede güvende
hissetmesi birlikte yaşamanın önemli bir faktörüdür. Bunun zedelenmesi, mahalle sakinlerinde
«yabancılara» yansıtılan ve uyumu engelleyici
etkisi olan korkular uyandırabilir. Bu sebeple
mahalledeki güvenliğin yükseltilmesi ve sakinlerin
güvenlik hissinin güçlendirilmesi gerekmektedir.
Uyum tüm vatandaşların eşit pay sahibi olmasını
gerektirmektedir. Mahalle gelişiminde etkin
önlemlerin alınmasının ve bunlara süreklilik
kazandırmanın ön şartı, tarafların mahalledeki
maddi ve insan potansiyelini ortak hedefler doğrultusunda etkinleştirmek ve bir araya getirmek üzere
birlikte çalışmalarıdır. Önlemler mahalle sakinlerinin katılımıyla ve onların ihtiyaçlarına uygun
olarak planlanmalı ve hayata geçirilmelidirler.
Komşuluk ilişkileri, toplumsal aktiviteler ve girişimler, olumlu bir semt gelişimi ve sakinlerin topluluk hissinin temeli olarak sosyal ağların yaratılması
ve kalıcı istikrara kavuşması için gerekli önkoşullardır. Göçmenlerden ve yerli nüfustan eşit derecede olmak üzere, komşuluk ilişkileri çerçevesinde
bir beraberlik oluşturmaları ve yurttaşlık bilincine
uygun angajmanı göstermeleri beklenir.
■
Önemli bir eylem aracı, Almanya genelinde yaklaşık 300 belediyede 450 mahallenin teşvik gördüğü
«Özel gelişime ihtiyacı olan semtler – Sosyal Şehir»
programıdır. Bütünsel eylem yaklaşımına uygun
olarak başta konut, ekonomi, altyapı, iş piyasası,
eğitim ve sosyal politikaları gelmek üzere, farklı
siyaset alanlarından önlemler biraraya getirilerek
yerel düzeyde bütünleştirilmektedirler.
■
Aktif bir mahalle yönetimi bu süreci koordine
etmekte ve sürece eşlik etmektedir. Programa
sağlanan federal finans yardımlarının devam
etmesi ve şu anki seviyede süreklilik kazanması
amaçlanmaktadır. Diğer alanlardaki politikalar ve
diğer yetki alanlarına giren programlarla bütünlük
sağlanılmasının, federal düzeyde de güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.
Eyalet ve yerel yönetimler (ya da eyalet ve yerel
yönetimlerin düzenleme yetkisi altında):
■
Semtlerin yerleşim, ekonomik ve yaşam alanları
olarak bütünsel gelişimi için branşlar üstü eylem
tasarımları, – göçmenlerin eşit katılımı dahilbütün aktörlerin birlikte etkin olmaları sayesinde
oluşturulur ve hayata geçirilir.
■
Şehrin dezavantajlı mahallelerinde göçmenlerin
uyumu için «Sosyal Şehir» programının eylem
olanaklarından yararlanılır. Etkin ve etkinleştirici mahalle yönetimi uyum süreçlerini destekler. Federal ödenekleri tamamlamak üzere AB,
eyaletler ve yerel yönetimlerin kaynaklarından
faydalanılmaktadır.
■
Vatandaşların hepsine yönelik uygun konut temini
için, yerel konut edinme tasarımları geliştirilmektedir. Bu temelde ve yerel yönetimler ile konut
piyasasının işbirliğinde konut tahsisi yönlendirilebilir; bunun önkoşulu, yerel konut olanaklarının ve
kullanım hakkı bulunan sosyal meskenlerin olmasıdır. Fakat, sosyal ve etnik karışıma yönelik konut
tahsis stratejileri, etnik gruplara karşı ayrımcılığa
yol açmamak zorundadır.
■
Mahallelerin yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik değer kazanımı şu önlemlerle sağlanabilir:
➤
İhtiyaca uygun (kaliteli ve ucuz) ikamet alanlarının yaratılması ve temin edilmesi,
➤
yapısal ve sosyal alt yapının iyileştirilmesi,
109
4.5.
➤
➤
➤
➤
➤
■
oturulan muhitte bütün nesillere yönelik, boş
zamanlarını değerlendirme ve komşuların
buluşma ve iletişim kurma olanaklarını genişletmek için yeşil alanların ve serbest mekanların
açılması
göçmenlerin ortak aktiviteleriyle desteklemektedirler. Katkıları özellikle şunlardır:
➤
yerel yönetimler tarafından küçük bahçeler için
alanların sunulması,
➤
çocuklar ve gençler için evlerine yakın oyun ve
spor tesislerinin ve yaş ve cinsiyete uygun, kendileri tarafından şekillendirmeye uygun alanları
da olan, boş zamanlarına geçirmeye elverişli
tesislerin sunulması,
ortak aktiviteler ve etkinlikler için mekanların
öngörülmesi ve bu şekilde ek buluşma yerlerinin yaratılması; refakat ve danışmanlık olanağı
sunan kültürlerarası buluşma yerleri çok işlevli
toplantı ve buluşma yerleri olarak semtlerdeki
merkezlerde, halk evlerinde veya okullarda eğitim ve boş zamanlarını değerlendirme olanakları olarak, -kuşaklar ötesi ve etnik kökenlerden
bağımsız bir şekilde- tüm mahalle sakinlerinin
kullanımına açık olmalıdır; bu arada tek tek
gruplar için ayrı etkinlikler, örneğin kadınlar
ve kızlar için özel kurs olanakları mümkün
kılınmalıdır,
➤
■
■
■
mahallede nitelikli eğitim ve boş zamanları
değerlendirme olanakları için yeterli ve sürekli
personel donanımı.
Güvenlik ve güvenlik hissi yapı tedbirleriyle,
örneğin ışıklandırmanın iyileştirilmesi ve görüş
engellerinin giderilmesiyle ve özel, yarı özel ve
kamuya açık mekanlarda bina sınırlandırmalarıyla
yükseltilir; buna polisin, sokakta çalışan sosyal
görevlilerin veya sosyal çalışanların mahalledeki
daha belirgin varlığı ve yerel görüşme muhatapları
olarak Önleyici Kurulların oluşturulması da («semt
başvuru yeri») hizmet eder. Bu arada tek tek etnik
grupların damgalanmasından kaçınılmalıdır.
■
Göçmenler siyasi kurullara (örneğin yerel meclisler) daha fazla alınmalıdırlar.
■
Yurttaşlık angajmanı ve gönüllü görevlere dair
motivasyon güçlenmektedir, örneğin kamuoyunun
takdiri yolu ile.
■
■
■
Mahallelerin iç ve dış imajının iyileştirilmesi için
hedefe yönelik tanıtım çalışması yapılmaktadır.
110
Yerinde faaliyet gösteren birlikler (örneğin spor
kulüpleri, küçük bahçe dernekleri, gönüllü itfaiye)
mahallelerdeki birlikte yaşamı, yerli nüfusun ve
➤
Güvenliğin iyileştirilmesi ve mahalle sakinlerinin güvenlik hissinin güçlendirilmesi, örneğin
konut hizmetlisi (Concierge)/kapıcı uygulaması,
➤
BAGFW üye birlikleri, hizmetleri ve kuruluşlarıyla fırsat eşitliği sağlamak ve yerinde dışlayan
yapıların kaldırılması için çalışmaktadırlar.
➤
Sakinlerin, kooperatif hisseleri ve konut edinimi
olanaklarının genişletilmesi yolu ile, konut kalitesine ve muhitlerine duydukları ilgiyi artırmak.
Medya, birlikler, dernekler ve özel sektör hedefe
yönelik halkla ilişkiler çalışmasıyla, (mahalle
potansiyelini ortaya koymak, örneğin restoran
veya sanat rehberlerinde) mahallenin iç ve dış
imajının iyileştirilmesine katkı sağlamaktadırlar.
➤
BAGFW üye birlikleri, göç hizmetlerinin
göçmenlerin ve kurumların kullanımına açık
olduğunu onaylıyorlar. Birlikler, gerekli aracılık
(mediasyon) görevlerini eşitlik kuralını esas
alarak organize etmektedirler.
➤
BAGFW üye birlikleri, hizmetlerinin ve önlemlerinin sosyal mekanların arasında ağ kurularak
sunulmasına çaba gösteriyorlar ve kültürlerarası
açılımları çerçevesinde, göçmenlerin ihtiyaçlarına uygun olanaklar sunulmasını temin ediyorlar. Bu, birlikler tarafından yerinde yürütülen ve
organize edilen bütün sosyal hizmetler yelpazesi
için geçerlidir.
➤
BAGFW üye birlikleri sivil toplum yapılarının
yerinde geliştirilmesine katılımlarını garanti
ediyorlar. Bu esnada göçmenlerin ve göçmenler için yurttaşlık angajmanını daha yoğun
destekleyeceklerdir.
toplanma ve buluşma mekanlarının ve başka
mekanların, örneğin eğitim ve boş zamanları
değerlendirme olanakları için ve mahalle sakinlerinin etkinlikleri için sunulması,
derneklerde ve mahallede ortak etkinliklerin
düzenlenmesi.
Bunun haricinde göçmen örgütleri ve dernekleri
mahalli çalışmalarda, muhatap ve moderatör
olarak önemli bir işlevi üstlenmektedirler. Aynısı
kiliseler ve dini cemaatler için geçerlidir.
Göçmenlere yönelik çalışmalar için altyapı (örneğin mekan) sunabilen kilise cemaatleri ile Alman
ve yabancı kültür dernekleri, uyum çalışmalarını
yerel makamlarla birlikte planlamaları ve gerçekleştirmelerinde desteklenmeleri amaçlanmaktadır.
İkamet edilen muhitin değer kazanması ve
mahalle halkının kendilerini muhitleriyle özdeşleştirebilmeleri için, ama aynı zamanda da çocuklara ve gençlere boş zamanlarında eşlik edilmesi
için alınan önlemlerde, angaje olan vatandaşların
gönüllü faaliyetler, ortaklıklar ve profesyonellerin
çalışmalarını tamamlayan hamilik projeleri çerçevesinde, desteğine ihtiyaç duyulmaktadır.
«Uyum Kılavuzları», aracı ve multiplikatörler olarak
uyuşmazlıkların çözümü ve uyuşmazlıkların
önlenmesi alanında da etki gösteriyorlar; komşular
arası uyuşmazlıklar, aracılık (mediasyon) yolu ile
çözülebilmektedir. Burada özellikle göçmenlere de
önemli bir rol düşmektedir. Bu sürece kadınların,
bir çok defa aile birliklerinin korunmasını sağlamlaştıran ve çocukların eğitimini önemli ölçüde
etkileyen potansiyelleri daha fazla dahil edilmelidir (örneğin «Gönüllü Anneler» projesi).
Konut işletme şirketleri göçmenlerin uyumunu şu
konuda aldığı önlemlerle desteklemektedir:
➤
Mevcut konutların onarımı ve
modernleştirilmesi,
➤
Boş mekanların, yeşil alanlar ve boş alanlar da
dahil olmak üzere değerlendirilmesi ve sakinler
için bahçelerin kullanıma sunulması,
➤
Toplu kullanıma açık mekanların sunulması,
Sivil toplum kuruluşları ve örgütleri ile özel sektör:
■
ikamet yerine yakın oyun ve spor tesislerinin,
küçük bahçelerin ve boş zaman organizasyonu
için diğer serbest mekanların sunulması,
■
4.5.
Bütün örgütler kültürlerarası açılıma hazır olmalıdırlar ve farklı etnik kökenden daha çok kişiyi üye
olarak kabul etmeli ve onları daha yüksek görevlere getirmelidirler.
Serbest Hayır Kurumları Birlikleri Federal Çalışma
Grubu (BAGFW), bu rapor üzerindeki çalışmaların
tamamlanmasından sonra aşağıdaki öz yükümlülükleri sonradan bildirmiştir:
➤
BAGFW üye birlikleri, sosyal mekana yönelik (proje) çalışmalarıyla ve hamilik projeleri
yoluyla, mahalli çalışmalarda muhatap ve moderatör işlevini görmektedirler.
3. Konu Ağırlık Noktası 3:
Mahallede Okul ve Eğitim
3.1. Durum Tespiti
Eğitim göçmenlerin uyumu için önemli bir kriterdir.
Yüksek oranda düşük sosyal statülü hanelerin olduğu,
genellikle de yüksek göçmen oranlı semtlerde, çocukların ve gençlerin okul ve eğitim başarıları çoğunlukla şehrin genel ortalamasının altında bulunmaktadır. Bunun sebepleri (sosyal sorunların yanı sıra) sıkça
dil yetisi eksikliği, yetersiz konutlar ve ebeveynler
tarafından okul ihtiyaçlarının desteklenmesinin söz
konusu olmamasıdır. Oysa düşük eğitim, sosyal ve
kültürel uyum ve gelecekteki meslek ve istihdam
fırsatları açısından, dezavantaj anlamına gelmektedir.
Düşük eğitim başarısı ve okulda yeterli olanakların
sunulmaması sosyo-ekonomik durumu daha iyi olan
ailelerin, çocuklarına daha iyi okul ve meslek perspektifleri sunabilmek için bu tür semtlerden taşınmalarına yol açıyor. Bunun sonucu, dezavantajlı mahallelerdeki çocuk yuvalarında ve okullarda, sosyal açıdan
daha zayıf konumdaki ailelerin çocuklarının ve
göçmen oranının artmaya devam etmesidir.
Sosyal yakın çevre, çocukların ve gençlerin yetişmesi
için büyük bir öneme sahiptir. Dolayısıyla semtlerin
sosyal açıdan karma yapıya sahip bir nüfusu cezbet-
mesi, aynı zamanda yerinde iyi eğitim fırsatlarıyla
da sıkı bağlantı içindedir. Böylece çocuk yuvalarının
yanısıra okullara önemli bir uyum görevi düşüyor.
Özellikle mahalledeki eğitim kurumlarının kalitesi,
semtteki çocuk ve gençlerin gelecekteki yükselme ve
toplumsal pay sahibi olma fırsatları konusunda belirleyici oluyor. Kamu sektörünün ve özel sektörün sunduğu diğer yerel daimi kuruluşların ve olağan yapıların yanı sıra özellikle okullar, kültürlerarası diyalog
için potansiyel iletişim olanağı sunmaktadırlar. Diğer
kuruluşlardan daha iyi bir şekilde çocuklara, gençlere
ve ebeveynlerine ulaşabilirler; hem de ailenin etnik ve
sosyal kökeninden, dini veya mezhepsel yöneliminden
bağımsız olarak.
3.2. Hedef Belirleme
■
Şehirlerin dezavantajlı mahallelerinde eğitim olanaklarının, özellikle de çocuk yuvalarında ve okul
öncesi hazırlık sınıfında daha çocuklara sağlanan
erken teşvikle birlikte başlayarak, hedefe yönelik
bir şekilde iyileştirilmesi zorunludur. Bu, malzeme
ve personel donanımı ve ders kalitesi ile ilgilidir.
■
Hem öğrencilerin bireysel teşvik görmeleri hem de
ebeveynlerin eğitime daha fazla dahil edilmesi ve
iyileştirilmiş bir ebeveyn iletişimi gerekmektedir.
111
4.5.
■
Okullar ve çocuk yuvaları öğrenim yerinden yaşam
yerine doğru gelişme göstermek ve çevreyle, yani
semt ve semtin kurum ve kuruluşlarına bağlantılar
sağlamak zorundadırlar.
■
Okulların ve gündüz çocuk bakımı kurumlarının mahalleye yönelik açılımı ile («semt okulu»
ve «semt gündüz çocuk bakımı kurumu») aynı
zamanda boş zamanları değerlendirme ve kültürlerarası buluşma yerleri olarak, uyumu yönlendirebilecek yeni eğitim yerleri oluşmaktadır.
nın iyileştirilmesi için, ya da gençlere yönelik, boş
zamanlarını değerlendirme olanaklarının sunulması için) genişletilmesi amaçlanmaktadır. Bu
şekilde diğer alanlarda yürütülen politik önlemlerle bütünlük sağlanması da amaçlanmaktadır.
■
■
■
Mahallede tüm okul türleri olmalıdır ve okulların kapatılmasından mümkün olduğunca
kaçınılmalıdır.
■
Okulların ve diğer eğitim kurumlarının kültürlerarası yönelimi iyileştirilmelidir. Buraları özellikle
göçmenlerin geldiği ülkelere ve kültürlere karşı
saygıyı aşılamalıdırlar. Bu ise daha çok göçmenin
işe alımını ve çalışanların kültürlerarası eğitim
almalarını gerektirmektedir.
Meslek içi eğitim veren halk yüksek okulları (Volkshochschule) gibi kurumlar da semtte sunulan
eğitim olanaklarının güçlendirilmesine önemli
katkıda bulunabilirler.
■
■
Eyalet ile yerel yönetimler arasındaki dikey ağların
oluşumu, göçmenlerin okul başarısının iyileştirilmesi için, en iyi şekilde sağlanmalıdır.
3.3. Önlemler (planlanmış ve onaylanmış)/
Özyükümlülükler/Denetleme Görevleri
Önerileri
■
Federal hükümet (ya da federal devletin
düzenleme yetkisi altında):
■
112
«Özel Gelişim İhtiyacı Olan Semtler – Sosyal
Şehir» programı, mahallelerdeki okul ve eğitim
alanındaki önlemleri de içermektedir. Eğitim
kuruluşlarına yapısal yatırım önlemlerinin yanı
sıra, tamamlayıcı olarak, örneğin yüksek göçmen
oranlı okullarda kültürlerarası uyuşmazlıklar
durumunda kültürlerarası yönetim süreçleri de
desteklenebilir. Bu arada mahalli yönetim yapılarının önemli bir işlevi bulunmaktadır.
Bu programa yönelik federal mali yardımlar devam
ettirilmeli ve bugünkü seviyede süreklilik kazanmalıdırlar. 2006 yılından beri mümkün olan model
projeler çerçevesinde verilen kaynakların, gençlik
ve eğitim politikası önlemleri için de kullanımı
imkanının (örneğin okul ve eğitim diplomaları-
■
Eyalet ve yerel yönetimleri (ya da eyalet ve yerel
yönetimlerin düzenleme yetkisi altında):
■
■
Federal hükümet, eyaletlerle ve yerel yönetimlerle
birlikte, özellikle şehrin sorunlu bölgelerindeki
okulların ve gündüz çocuk bakımı kurumlarının
semt okullarına ve mahalli gündüz çocuk bakım
kurumlarına dönüştürülmesine yardımcı olacak
bir yatırım anlaşmasını planlamaktadır.
sunulan aile ve veli eğitimi olanakları vasıtasıyla ve
özellikle de göçmenlerin de bu görevi üstlenmeleri
sayesinde, moderatörlerin hedefe yönelik çalışmaları ile aşılabilmektedir. İkamet yerine yakın ve
hedef gruba özel danışmanlık olanakları (örneğin
okula eşlik eden yardımlar, mobil sosyal çalışma)
genişletilmektedir.
■
■
Şehrin dezavantajlı mahallelerinde «Sosyal Şehir»
programının eylem olanaklarından, özellikle de
göçmenlerin uyumu için model projeler çerçevesinde geliştirilmiş teşvik olanaklarından yararlanılmaktadır. Federal hükümetin sağladığı kaynaklar
AB, eyalet ve yerel yönetimlerin sunduğu kaynaklarla bütünleştirilmektedir.
■
Göçmen ailelerinin çocuklarının ve gençlerinin
oranının ortalamanın üstünde olduğu eğitim
kuruluşlarının malzeme ve personel donanımı,
hedefe yönelik olmak üzere iyileştirilmektedir.
Yeterli bir dil yönlendirmesi göçmen kökenli olan
ve olmayan bütün çocuklara, daha çocuk yuvasından itibaren sağlanacaktır. Yeterli talep olması
halinde anadilin 2. yabancı dil olarak öğrenilmesi
imkanı sunulacaktır. Çok dilli okul olanakları ve
kültürlerarası okullar desteklenmektedir.
■
Gerek okulla ilgili konularda destek (örneğin
hedefe yönelik teşvik dersi ve ev ödevlerine yardım
ile), gerekse boş zamanları değerlendirme olanaklarını kapsayan tam gün eğitim (tam gün eğitim
veren okullar/öğleden sonrası olanakları) için toplu
tasarımlar geliştirilmektedir.
Çocukların bireysel teşviki, gönüllü yardımcılar
aracılığı ile de (örneğin ilkokulda okuma hamiliği, tek tek derslere yönelik öğrenme desteği,
örneğin üniversite öğrencilerinden lise öğrencilerine veya okuldan mesleğe geçişte kılavuzluk)
gerçekleşmektedir.
Güçlendirilmiş ebeveyn eğitimi özellikle dil teşvik
projeleri (örneğin «Annem Almanca Öğreniyor»
gibi dil kursları) ve erişimi kolay veli çalışmaları
(örneğin Veliler Kahvesi) vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Danışmanlıkla, eylem olasılıkları ve mesleki
perspektifler hakkında bilgiler aktarılmaktadır.
Velilerin eğitime uzaklığı, ikamet edilen muhitte
■
Okullar ve gündüz çocuk bakım kurumları semtlere daha fazla açılıyorlar: Alt yapılarını hizmete
sunuyorlar ve (yerleşim yerindeki diğer aktörlerle,
örneğin gençlik kuruluşları veya spor kulüpleri
ile de işbirliği içinde) olanak ve kuruluşlar üstü
buluşma yerleri için mekan olarak, tercih noktalarına dönüşüyorlar. Bu kurumlar mahallelerde
(örneğin aile merkezleri olarak) sosyal kuruluşların
işlevlerini devralabilmeleri için, eğitim kuruluşu
rollerinin ötesinde kapsamlı yerel uyum tasarımlarına dahil edilmelidirler ve «semt okulları»
ve «semt gündüz çocuk bakım kurumlarına»
dönüştürülmelidirler.
Okulların böylesi bir açılımı aynı zamanda okulların, okul yönetiminin ve öğretmenlerin görev ve
yetkinlik profilinin genişletilmesi anlamına gelmektedir. Bunun için zaman, stratejik danışmanlık ve mali imkanlar gibi ilgili kaynaklara gerek
duyulmaktadır.
Okul ile mahalli yönetim arasındaki işbirliği
yoğunlaştırılmaktadır: Okulun, işbirliği partneri
olarak mahalli yönetim için diğer işlevlerinin
yanısıra, özellikle çoğaltıcı bir işlevi vardır (örneğin velilerin, mahalle sakinlerinin, öğrencilerin
kazanılmasında, komşuluk ilişkileri çerçevesindeki
projelerin ve eylemlerinin desteklenmesinde, semt
kültürüne katılım ve semt kültürünün geliştirilmesinde). Mahalli yönetim, okulları, semtle işbirliklerinde ve dolayısı ile semte yönelik açılım çabalarında destekleyebilir; özellikle okul dışı öğrenim
yerlerinin dahil edilmesiyle, okul dışı uzmanlardan
ve yetkinliklerden yararlanılmasında, semtte işbirliği partnerleriyle (daireler, sosyal, çocuk ve gençlik
yardım kuruluşları, işletmeler ve diğer kuruluşlar)
projelerin geliştirilmesinde.
Kültürlerarası yetkinlik ve dolayısı ile yüksek
göçmen oranlı okullarda ders kalitesi, öğretmen
kadrosunda çok sayıda göçmenin yer almasıyla
ve eğitmen ve öğretmenlerin güçlendirilmiş bir
ileri eğitim ve kültürlerarası eğitim almalarıyla,
iyileştirilmektedir. Kültürlerarası nitelik gelişimi
okul profilinde ve müfredatta kurumsal olarak yer
alacaktır.
4.5.
■
Bu hedeflerin hayata geçirilmesi için, mevcut mali
kaynakların ve personel kaynaklarının hedefe
yönelik bir şekilde bütünleştirilmesi ve bunlardan
yararlanılması gerekmektedir. Bunun için çocuk
ve aile ile ilgili çeşitli politik alanların, özellikle
sosyal politika, aile politikası, eğitim politikası ve
uyum politikasının birbirleriyle daha güçlü bir ağ
oluşumu içersinde olmaları gerekmektedir.
■
Her bir semtteki sosyal alan durumu ve eğitim
başarısının geliştirilmesi, belediyelerdeki eğitim raporunun ve değerlendirmenin konusu
olmaktadır.
Sivil toplum kuruluşları ve örgütleri ile özel sektör
■
Göçmenler ve örgütleri, kilise ve dini cemaatler de
multiplikatör işlevlerini üstleniyorlar ve mahalledeki eğitim kuruluşlarının, çocuklar ve gençlerin
ve velilerinin işbirliğini destekliyorlar. «Uyum
Kılavuzu» ve moderatörler olarak katkıda bulunarak, çocukların gelecekleri ile ilgili fırsatlar için
eğitimin önemini aktarmaktadırlar.
■
Göçmen örgütleri ve dini cemaatler sözkonusu
dillerde ana dil dersi sunmaktadırlar.
■
Göçmenler veli temsilciliklerinde daha etkin katılımda bulunmaktadırlar.
■
Bütün mahalle halkı gönüllü angajmana (örneğin
okuma hamiliği) davet edilmektedirler.
Serbest Hayır Kurumları Birlikleri Federal Çalışma
Grubu (BAGFW), bu rapor üzerindeki çalışmaların
tamamlanmasından sonra aşağıdaki öz yükümlülükleri sonradan bildirmiştir:
➤
BAGFW üye birlikleri, gündüz çocuk bakım
kurumlarında teşvik ve aileleri destekleyici
diğer programlarıyla göçmen kökenli çocukların eğitimi ve eğitim fırsatları için seferber
olmaktadırlar.
➤
BAGFW üye birlikleri, kendi kuruluşlarında
ve hizmetlerinde bütün çocuklara, daha okul
öncesi hazırlık yılından itibaren iyi bir dil teşvikinin ve çok dillilik desteğinin garanti edilmesi
üzerinde çalışmaktadırlar.
➤
BAGFW üye birlikleri, çalışanlarının kültürlerarası yetkinliklerini ve hizmet ve kuruluşlarının
kültürlerarası açılımını teşvik etmektedirler.
113
4.5.
➤
BAGFW üye birlikleri, göç hizmetlerinin yeni
göç edenlerin eğitim yollarına aktif bir şekilde
katılacağını garanti etmektedir.
4.2. Hedef Belirleme
■
4. Konu Ağırlık Noktası 4:
Yerel Ekonomi
4.1. Durum Tespiti
«Yerel ekonomi» kavramı bir yerel yönetimin veya bir
semtin gelişimine yönelik ekonomik aktiviteleri tarif
etmektedir. Bunlar, giderek büyüyen bir anlam kazanmaktadır. İşsizlik ve kalifikasyon eksiklikleri, yerel
ekonomi ve tedarik yapılarının gerilemesi ve ikamet
yerine yakın eğitim ve işyeri olanaklarının azalması,
şehirlerin dezavantajlı mahallelerinin en büyük
sorunlarından sayılmaktadırlar. Bu bölgelerdeki
yüksek işsizliğin neticesi, mahalle sakinlerinin gelir
ve alım gücü kayıplarıdır. Bu da, semtteki işletme ve
girişimlerin ekonomik gelişimini riske sokmaktadır.
Bu durum aynı zamanda, yerleşim yerinin cazibesine
olumsuz etki yapıyor ve bir sosyal düşüş eğilimini
güçlendiriyor.
Bu sebeple yerel ekonomi yapıları, mahallenin
sağlamlaştırılması ve değer kazanması için önemli
bir potansiyeldir. Özellikle etnik şirketler, sadece
«tamamlayıcı ve etnik ekonomi» olarak yerel halkın
gereksinim tedarikine katkı sağlamakla kalmamakta; aynı zamanda mahallede istihdam ve sosyal
uyuma hissedilir bir katkı sağlamaktadırlar. 2003
yılında Almanya’da yaklaşık 280.000 kendi işine
sahip yabancı sayıldı; toplam bir milyon üzerinde
insan yabancı şirketlerde çalışmaktaydı. Dükkanlar
ve küçük zanaatkar işletmeleri bilgi borsalarıdır;
– Alman da olan – müşterilerle kurulan ilişki kültürlerarası buluşmayı sağlamaktadır. Göçmen işletmelerin
potansiyelleri, özellikle yerel esnaf ve tedarik yapısını
güçlendirmek, iş ve meslek eğitim yerleri yaratmak,
yerel tedarik olanaklarını genişletmek ve başka türlü
boş kalacak dükkan yerlerini kullanmak şeklinde kendini ortaya koymaktadır. Ancak sorunlar da yok değil:
Göçmenlerin serbest girişimde bulunmaya yüksek
oranda hazır olmaları kısmen işsizlikten kaynaklanmaktadır. Birçok küçük işletme ancak düşük gelirlerle,
yüksek kişisel ve ailevi özveri ile ayakta kalabilmektedir. Bu girişimlerin, sıkça öz sermaye donanımı,
bağımsız danışmanlık, ekonomik gelişim perspektifi,
ileri eğitim ve meslek eğitimi verme yetisi açısından,
eksikleri bulunmaktadır. Bu sorunlardan ötürü göçmenlerin küçük işletmelerinde personel çok sık değişmekte ve sık sık iflas durumuyla karşılaşılmaktadır.
114
■
Ekonominin teşvikinin, örneğin dezavantajlı semtlerde yerel iş ve sanayi yapılarının -etnik ekonomi
dahil- teşvik edilmesi ve sağlamlaştırılmaları
suretiyle, daha fazla sosyal mekansal yapılması
gerekmektedir. Yerel/etnik ekonomi aynı zamanda
yerinde ekonomi için önemli bir faktördür ve bu
sebeple ekonominin teşviki açısından önemli bir
görevdir.
İstihdam politikası önlemlerinin, okul ve meslek eğitimi teşvikinin ve mesleki kalifikasyonun
yerel taleplere uygun olarak devreye sokulması
gerekmektedir.
■
Mahalli küçük işletmelerin meslek eğitimi vermek
istemeleri ve vermek üzere izin alabilmelerinin teşviki için, özel (hedef gruplara da özgü) danışmanlık
olanakları ve destekleyici önlemler gerekmektedir.
Meslek eğitimi vermek üzere kurulan birleşik yapılar ve harici meslek eğitimi yönetimi ile, meslek
eğitimi veren tecrübeli eğitimcilerin göçmen
kökenli işletme sahiplerine, meslek eğitimi uygulamasına ilk geçişlerinde danışmanlık yaparak ve
destek vererek yardımcı oldukları eğitim hamiliği
modeli, kendini kanıtlamış bulunmaktadır.
■
■
■
4.3. Önlemler (planlanmış ve onaylanmış)/
Özyükümlülükler/Denetleme Görevleri
Önerileri
(diğer dillerde de), ekonomik açıdan önemli kuruluşlar (ekonomik teşvik, sanayi ve ticaret odaları,
zanaatkarlar odaları, iş ve işçi bulma kurumu)
dahil edilerek yerel girişimler arasında bir ağın
oluşturulmasının desteklenmesiyle ve kredi kefaletlerinin üstlenilmesiyle, gerçekleşmektedir.
Federal Hükümet (ya da federal devletin
düzenleme yetkisi altında):
■
Mahalli çerçevede ek iş ve kazanç olanaklarının
yaratılması için kendi işini kurma girişimlerinin
desteklenmesi ve mevcut işletmelerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Buna daha iyi bir risk
güvenliği, sağlam bir iş planının oluşturulmasında
yardım sunulması ve yerinde küçük işletmeler için
küçük kredilerin açılması da dahildir.
■
4.5.
■
«Yerel ekonomi» «Özel Gelişime İhtiyaç Duyan
semtler – Sosyal Şehir» başlıklı, federal devlet ile
eyaletler arasında geliştirilen ortak programının
eylem alanlarından birisidir. Önemli program
hedefleri, entegre edilmiş, yerleşim yerine yönelik
eylem tasarımları çerçevesinde yerel girişimlerin
sağlamlaştırılması ve güçlendirilmesi, yeni girişimlerin teşvik edilmesi, yerel iş, istihdam ve meslek
eğitimi olanaklarının genişletilmesi, iş arayanlara
kalifikasyon kazandırılması ve iş piyasasına giriş
şanslarının iyileştirilmesi ve meslek eğitimi alanında da olmak üzere, uygun danışmanlık ve aracılık hizmetlerinin sunulmasıdır. Bu arada, hizmet
ve olanakları mekana özel farklılıkları gözeterek
sunan ve yerel ihtiyaçlara göre yönlendiren, nitelik
açısından yeni bir ekonomi teşviki söz konusudur.
Bu sebeple programın sürdürülmesi ve bugünkü
seviyede süreklilik kazanması amaçlanmaktadır.
İstihdam ve kalifiye hale getirme programlarıyla,
bütünleştirme güçlendirilmelidir; özellikle Avrupa
Sosyal Fonu kaynaklarının, AB yapısal fonlarının
yeni ödeme dönemi olan 2007–2013’de ayrıca
devreye sokulmasıyla (bitmekte olan dönemde bir
bütünleştirme zaten mevcut, özellikle Sosyal Şehir
program alanlarında «Sosyal Amaçlar İçin Yerel
Sermaye – LOS» BMFSFJ Programı ve «İstihdam, Eğitim ve Yerinde Katılım» BMVBS özel programı ile).
Ekonomi alanındaki aktörlerin her biri, mahalli
gelişime dahil edilmelidirler; örneğin, yerel işletmelerle iş ajansı ve odaların, mahalledeki okullar
ve gençlik kuruluşlarıyla işbirliğinde bulunması
yolu ile.
■
«Sosyal ekonomi» işletmeleri hedefe yönelik güçlendirilmelidirler; bunlar özellikle yerel olarak talep
edilen, piyasa ve kamu tarafından hazır edilemeyen hizmetleri sunan işletmelerdir (örneğin ev
işlerine yönelik hizmet ajansları, okul mutfakları,
semt ve kültür kafeleri). Bunlar sosyal ve kültürel
altyapıyı ve mal arzını ve bölgedeki kişilere, hanelere, topluluğa yönelik hizmetleri tamamlayabilirler. Yerel meslek eğitimi ve işyeri arzında, bunlar da
önemli bir faktör olabilirler.
Eyalet ve yerel yönetimler (ya da eyalet ve
belediyelerin düzenleme yetkisi altında):
Yerel ekonomi yönündeki yaklaşımların başarıyla
hayata geçirilmesi için, mahalli yerleşime yönelik
gelişim tasarımlarının, genel yerel ve bölgesel ekonomi stratejilerinde yer alması gerekmektedir.
■
■
Yeniden Yapılandırma Kredi Kurumu (KfW) yerel
işletme sahiplerine ve kendi işini kuranlara yönelik
teşviki için, küçük kredilerin açılmasını ve küçük
işletmelerin (göçmen kökenli sahipleri de olanları)
risk güvenliğini güçlendirecektir.
Şehirlerin dezavantajlı mahallelerinde «Sosyal
Şehir» programının eylem olanaklarından, özellikle de göçmenlerin uyumu için model projeler
çerçevesinde geliştirilmiş teşvik olasılıklarından
yararlanılacaktır. Federal kaynakları tamamlayıcı
AB, eyalet ve yerel yönetim kaynaklarından da
faydalanılacaktır.
Yerel ekonominin güçlendirilmiş teşviki, yerel girişimlerin desteklenmesine yönelik mali imkanların
ve personel kaynaklarının (kültürlerarası eğitilmiş
personel de dahil) hazır edilmesiyle, yeni kuruluşların yerinde teşvikiyle, ihtiyaca uygun danışmanlık
olanağıyla (kendi işini kurma durumunda ve teşvik
için başvuruda bulunulduğunda), bilgi aktarımıyla
■
Göçmenlerin, özellikle etnik ekonomiye yönelik
kendi işini kuranların hedef gruba özel kalifikasyon kazanmaları; danışma ve ileri eğitim olanakları üzerine hedefe yönelik bilgilendirme, tamamlayıcı önlemlerdir.
■
Göçmenlerin kişilere ve girişimlere yönelik istihdam teşviki ve kalifikasyon ediniminin hedefi, iş
piyasasına etkin ve tam uygun olarak geçişi mümkün kılmaktır.
■
Yerel ekonomi teşvikinde, iş ajanslarında ve iş
gruplarında, Sosyal Yasanın İkinci Kitabı – SGB II
(ARGEN) uyarınca mevcut görevlerin yerine getirilmesi için, kültürlerarası yetkinlikler, dolayısıyla
danışmanlık kalitesi iyileştirilecektir.
■
Yerel ekonominin desteklenmesi, meslek eğitimi
yerlerinin oluşturulması açısından meslek eğitimi
verme isteğinin yükseltilmesi amacıyla, şirket
sahiplerine danışmanlık yapılması ve kalifikasyon
kazandırılması ve yerel meslek eğitim birliklerinin
kurulmasına öncülük edilmesi ve bu oluşumların
desteklenmesiyle ve harici meslek eğitim yönetiminin kurulmasıyla da, gerçekleşmektedir.
■
Şirket merkezlerinin bulunduğu yerde diğer şirketlerle bir araya gelmek üzere kurulan yerel ağlar
ve işbirlikleri (girişimci sohbet akşamları, reklam
birliği v.s.) desteklenmektedir.
■
Gençlerin staj, meslek eğitimi ve iş piyasasına girişi
için kalifikasyon kazanmaları ve onlara aracılık
edilmesi amacıyla idare, okullar, gençlik kuruluşları, yerel işletme sahipleri, iş ajansları, ARGEN ve
diğer aktörler (örneğin göçmenlerin kendi örgütlenmeleri, yabancı iş adamları birlikleri ve göçmen
medyası) arasındaki ağlara ve işbirliklerine öncülük edilmekte ve destek verilmektedir.
■
Halkla ilişkiler çalışmaları, mahallenin ekonomi merkezi olarak imaj tazelemesine hizmet
etmektedir.
■
Semtteki yerel ve etnik ekonomiye yönelik bir veri
bankasının oluşturulması, bilgi edinme temellerini
iyileştirecektir.
■
Etnik ekonominin teşviki yerel uyum politikası
içersine alınacaktır. Eylem yaklaşımları uyumlu
hale getirilerek önemli yerel idare birimleri,
odalar ve birlikler arasında bir deneyim değişimi
gerçekleştirilmektedir.
115
4.5.
Sivil toplum kuruluşları ve örgütleri ile özel sektör:
■
Odalar: İhtiyaca uygun, kültürlerel hassasiyete
sahip danışmanlık olanakları (örneğin kendi işini
kurma konulu seminerler, maddi teşvik başvurusunda danışmanlık, ileri eğitim olanakları).
■
Uyum karşılıklı bir süreçtir; yani, göçmenlerin
uyuma hazır olmaları ve göç alan toplumun uyum
desteği, karşılıklı etkileşim içersindedir. Bu sebeple
göçmenlerin de meslek eğitimi ve kalifikasyon
kazanma olanaklarını kabul etmeye ve uyum
için alınan önlemlere katılmaya hazır olmaları
gerekmektedir.
Kredi kurumları ve vakıflar: Yerel işletmelere küçük
kredilerin verilmesi, çalışanların etnik ekonominin
potansiyeli konusunda hassaslaştırılmaları.
■
Mahalli (yabancı ve Alman) girişimler vasıtasıyla
meslek eğitimi olanakları.
■
Yerel girişimciler: Kurulan ağlara ve işbirliklerine
katılım.
■
Konut yönetim şirketleri: Dükkan yerlerinin uygun
şartlarda sunulması; örneğin hedefe yönelik olarak
kendi işini kuranlar için.
5 Konu Ağırlık Noktası 5:
Göstergeler, Gözlemleme,
Değerlendirme
5.1. Durum Tespiti
Uyum, bir çok defa nesiller boyu süren bireysel ve
öznel bir süreçtir. Bununla birlikte, yerel uyum
politikası başarıları tespit edilebilmekte ve değerlendirilebilmektedir. Uyum yönetimi için, göçmenlerin
toplum içi uyum derecesinin ölçülebileceği kriterlerin,
öznel düzeyin ötesinde olması gerekmektedir. Değerlendirme ve gözlemleme kalite yönetiminin ve siyasi
yönlendirmenin önemli araçlarıdır. Bunlarla, örneğin
uyum önlemlerinin karmaşık etki bağlamları ve maliyeti ile faydaları üzerine şeffaflık ve kamuya açıklık
oluşturulabilmektedir. Değerlendirme süreçlerinde
tesbit edilen hatalı gelişimler sürecin farklı yönlendirilmesi için kullanılabileceği için bu araçlar, stratejilerin, tasarımların ve projelerin nitelendirilmelerine
katkı sağlamaktadırlar. Geçmiş yılların daha çok
somut vesileye ve önleme göre gerçekleşen yaklaşım
şekillerine kıyasla alanlar üstü bir görev olan uyum
görevinin, tasarımların ve önlemlerin özellikle katılan aktörlerin çokluğu ve önlemlerin verimliliği doğrultusundaki gayretler açısından, düzenli aralıklarla
değerlendirilmesi ve geliştirilmesi sonucunda, daha
iyi üstesinden gelinebilmektedir. Bu sebepten ötürü
gözlemleme ve değerlendirme, uyum tasarımlarının
bütünsel ve etkin parçası olarak ele alınmalıdırlar.
Uyum çalışmasının yönlendirilmesi için göstergeler
ve rakamların haricinde, nitelikli verilere ihtiyaç
duyulmaktadır. Yerel ve resmi istatistiklerde 2005
öncesi, sadece Almanlar ve yabancılar arasında ayırım
yapılmıştır. Sadece vatandaşlığa göre bir ayırım yapmak, Alman vatandaşlığına sahip olan veya olmayan
kişiler arasında sürekli artan heterojen yapının hakkını vermemektedir.
116
■
Örneğin birçok Alman, yurtdışında doğmuştur ve
göçmen (sonradan göç edenler) olarak Almanya’ya
göç etmiştir. Giderek artan sayıda kişi yurtdışında
doğmuştur ve vatandaşlığa alınma hakkından
yararlanmıştır. Diğer yandan burada doğmuş olan
ve şahsen göç tecrübesi olmayan birçok kişi, yabancı
olarak Almanya’da yaşıyor. Federal İstatistik Dairesi
ancak 2005 Mikrozensus sayımı ile birlikte göçmen
kökenli kişiler hakkında veri toplamaya başlamıştır;
bunlar arasında yabancılar, göçmenler, vatandaşlığa
alınanlar ve onların çocukları bulunmaktadır.
■
■
■
■
Uyum tasarımları çerçevesinde belediyelerde,
sürekli gözlemlemeye (Monitoring) yönelik bir
sistem geliştirilmeli ve devamlı kılınmalıdır:
Gözlemleme sistemleri, tanımlanmış sektörlerdeki
(örneğin eğitim, iş, ikamet) hayat koşulları temelinde, göç alan toplum ile göçmenler arasında fırsat
denkleştirmesi açısından varılan uyum durumunu
ölçmektedirler.
Gözlemleme, sözkonusu göç alan ya da şehir
toplumunda gerçekleşen uyum durumu üzerine
bilgi veren tek tip tanımlanmış olan istatistiki
veriler yardımıyla gerçekleşmektedir. Gözlemleme bunun ötesinde uyum politikası hedeflerine
ulaşılmasının ölçülmesi, mevcut ve yeni uyum
önlemlerinin kalitesinin iyileştirilmesi ile kaynakların verimli bir şekilde devreye sokulması için
kullanılabilmektedir.
Göçmen kökenli insanların oluşturduğu grupla
ilgili verilerin, Almanya genelinde tesbit edilmesi
ve sunulması gerekmektedir. Göstergelerin, veri
temelinin karşılanabilir ek bir çaba ile oluşturulabileceği şekilde seçilmesi gerekmektedir.
Edinilen verilerin değerlendirilmesinde, damgalayıcı ifadelerden kaçınılmalıdır; örneğin, sosyal
sorunlar durumu, zoraki olarak göçmenlere özel
bir durum olarak görülmemelidir. Ayrıca, göçmen
kökenli olmak başlı başına yardım ödemelerine
muhtaç olma sinyali veren bir özellik değildir. Bu
nedenden ötürü göçmen oranları, sadece diğer
göstergelerle (örneğin eğitim başarıları) birlikte ele
alındığında anlamlı olmaktadır.
■
■
Sosyal gerçekliğin tanımlanmasına yardımcı
araçlar olarak, nesnel düzeyde göstergeler
araştırılmaktadır.
➤
sosyopolitik hedeflerin ölçülebilirliği için
(örneğin sosyal güvenlik, fırsat eşitliği, refah,
sürdürülebilirlik, uyum), (sosyal) gerçekliğin
tanımlanabilmesine (nitelikli) yardımcı araçlar
olarak (örneğin farklı nüfus gruplarının okul
mezuniyet oranları)
➤
göçmenlerin kültürel, ekonomik ve sosyal
potansiyellerinin tesbit edilebilmesi için.
Nitelikli verilerin ve rakamların elde edilme
yöntemleri:
5.3. Önlemler (planlanmış ve onaylanmış)/
Özyükümlülükler/Denetleme Görevleri
Önerileri
➤
Göçmen kökenli insanlardan oluşan grupla ilgili
verilerin, özellikle nüfus daireleri üzerinden
edinilmesi
Federal Hükümet (ya da federal devletin
düzenleme yetkisi altında olan):
➤
Mikrozensus 2005’e uygun olarak, göçmen
kökenli insanlar ile ilgili sosyal mekana yönelik
istatistiklerin geliştirilmesi (küçük kazalara
bağlı beldeler de dahil),
➤
Veri dayanaklarının, ankete tabi tutulanların
göçmen kökeninin tesbit edildiği, vatandaşa
yönelik yerel anketler vasıtasıyla geliştirilmesi;
ayrıca uyum politikasının yönlendirmesi açısından önemli bilgiler veren sayısal ek veriler
toplanabilir (örneğin kendi durumundan, konut
durumundan, iş piyasasındaki durumdan,
belediyedeki sosyal ortamdan, göç alan toplumla göçmen grupları arasındaki durumdan,
yerel uyum politikasından duyulan memnuniyet, yerel uyum politikasının ve uygulanışının
kabulü) .
■
Göçmen kökenli insanlardan oluşan grupla ilgili
verilerin toplanması (Zensus 2010).
■
«Sosyal Şehir» programı çerçevesinde gözlemleme ve değerlendirmenin, teşvik edilebilir semt
geliştirme tasarımının, uyum önlemleri açısından
da kesin parçaları olarak yer almaları amaçlanmaktadır. Gözlemleme ve değerlendirme üzerine
deneyim paylaşımı (diğerlerinin yanı sıra transfer
merkezi üzerinden) güçlendirilecektir.
5.2. Hedef Belirleme
■
Uyum çalışmasının stratejik yönlendirmesinin
başında, çıkış noktasının ya da tarihi gelişmelerin
analizi bulunmaktadır. Bunun, hedeflerin ifade
edilmesi için de önemli olan aynı göstergeler ya da
rakamlar kullanılarak yapılması gereklidir.
4.5.
Eyaletler ve yerel yönetimler (ya da eyalet ve yerel
yönetimlerin düzenleme yetkisi altında olan):
■
■
■
Belli bölgelerdeki gelişmeler üzerine, farklı bölgelerdeki gelişmelerin birbirleri ile karşılaştırılması
için ve tek tek bölgelerin tüm belde geneli ile
karşılaştırılması için değerlendirmede bulunmayı
sağlayacak olan ve şehir genelinde sunulan bir
istatistik bilgi sistemi temelinde, sürekli bir rapor
düzeni kurulacaktır.
Tüm şehir genelinde yapılan gözlemleme çerçevesinde yerel politika ve idare, uygulanan uyum
politikasının stratejisinin ve diğer önlemlerin
etkilerini, sürekli yürütülen bir başarı ve başarısızlık değerlendirmesine tabi tutmaktadırlar. (örneğin Alman kökenli göçmenlerin dil yetkinliğini
artırma programlarında)
Kontrol uygulaması (controlling) uyum yönetimini
gereksinimler, hizmetler, etkiler ve kaynak kullanımı hakkındaki güncel bilgileri sürekli olarak
toplayarak, düzenleyerek destekliyor.
■
Yerel düzeyde değerlendirme/gözlemleme konularında ileri eğitim olanakları sunulmaktadır.
Sivil toplum kuruluşları ve örgütleri ile özel sektör
■
Değerlendirme/gözlemleme alanlarında bilimsel
kurumlar, birlikler tarafından sunulan ileri eğitim
olanakları
■
Çeşitli kuruluşlar, örneğin Odalar aracılığıyla verilerin sunulması
Serbest Hayır Kurumları Federal Çalışma Birliği
(BAGFW) bu rapor üzerindeki çalışmalar tamamlandıktan sonra aşağıda sıralı öz yükümlülüğü
bildirmiştir:
➤
BAGFW üye birlikleri uyumun hedefe ulaşımını kontrol etmek için, gözlemlemeye
katılmaktadırlar.
117
4.5.
4.5.
Üyeler
118
Yönetim: Ulaştırma, İmar ve Kentsel Gelişim Federal Bakanlığı
Dr. Christian Lieberknecht
Almanya Konut ve Emlak Şirketleri Federal Birliği e.V.
Dr. Engelbert Lütke Daldrup
Ulaştırma, İmar ve Kentsel Gelişim Federal Bakanlığı Müsteşarı
Michael Löher
Alman Kamu ve Özel Hayır Derneği e.V.
Angelika Baestlein
Ulaştırma, İmar ve Kentsel Gelişim Federal Bakanlığı
Erzpriester Apostolos Malamoussis
Almanya Yunan-Ortodoks Metropoliti
Benjamin Bloch
Almanya Yahudi Hayır Kurumu e.V.
Ulrich Mohn
Alman Şehirler ve Belediyeler Birliği
Detlef Bröker
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi
Nurten Özçelik
Herne Belediyesi Uyum Kurulu
Ergun Can
Türkiye kökenli milletvekilleri ağı
Rafet Öztürk
Diyanet İşleri Başkanlığı Türk-İslam Birliği e.V.
Hubert Deittert, Federal
Milletvekili
Almanya Federal Meclisi
Gari Pavkovic
Stuttgart Belediyesi Uyum Görevlisi
Dr. Franz-Georg Rips
Alman Kiracılar Birliği
Jean Claude Diallo
Frankfurt am Main Protestan Bölge Birliği
Dr. Klaus Ritgen
Almanya Eyalet İlçeleri Genel Kurulu
Izabela Ebertowska
Polonya Sosyal Kurulu e.V.
Dr. Peter Runkel
Ulaştırma, İmar ve Kentsel Gelişim Federal Bakanlığı
Erzbischof Feofan Galinskij
Almanya Rus Ortodoks Kilisesi
Anton Rütten
Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Nesiller, Aile, Kadın ve Uyum Bakanlığı
Thomas Hartmann
Ulaştırma, İmar ve Kentsel Gelişim Federal Bakanlığı
Giacomo Santalucia
Comitato degli Italiani all’Estero, Saarbrücken ve Alman-İtalyan Eğitim ve Kültür Enstitüsü
Dr. Christoph Hauschild
Federal İçişleri Bakanlığı
Ulla-Kristina Schuleri-Hartje
Almanya Şehircilik Kurumu
Erhard Heintze
Bremen Çalışma, Kadın, Sağlık Gençlik ve Sosyal İşler Bakanı
Wolf Schulgen
Berlin Kentsel Gelişim Senato İdaresi
Angelika von Heinz
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Frank Schulze
Thüringen İçişleri Bakanlığı
Manfred Hugo
Osnabrück Kaymakamı
Prof. Dr. Wendelin Strubelt
İmar İskan Federal Dairesi
Dr. Andreas Kapphan
Federal Hükümetin Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi Danışmanı
Susanne Tatje
Bielefeld Belediyesi Demografik Gelişim Planlaması
Tayfun Keltek
Kuzey Ren-Vestfalta Yerel Göçmen Temsilcileri Eyalet Çalışma Grubu
Claudia Walther
Bertelsmann Vakfı
Kristin Keßler
Baden-Württemberg Eyaleti Ekonomi Bakanlığı
Petra Weis, MdB
Almanya Federal Meclisi
Dr. Walter Kindermann
Hessen Eyaleti Sosyal İşler Bakanlığı
Bernhard Wellmann
Belm Beldesi Belediye Başkanı
Roxana Kolenda
Ulaştırma, İmar ve Kentsel Gelişim Federal Bakanlığı
Theresia Wunderlich
Alman Caritas Birliği e.V.
Gesine Kort-Weiher
Almanya Şehirler Birliği
Kemal Yildirim
Baden-Württemberg Demokratik İşadamları Birliği
Christine Krieg
Ulaştırma, İmar ve Kentsel Gelişim Federal Bakanlığı
Oliver Zander
Alman İnşaat Sanayii Birliği e.V.
Christoph Kulenkampff
Schader-Vakfı
119
Konu Alanı 6:
«Kültür ve Uyum»
Kültür ve uyum çalışma grubu 23 Ekim 2006 tarihinde kuruldu ve beş oturumdan sonra, 14 Mart 2007
tarihinde görüşmelerini tamamladı. Ağırlıklı olarak
kültürel eğitim, kültür kuruluşları, kültür politikası
ve idaresi konularını ele aldı. Ulusal Uyum Planı’na
aşağıda bulacağınız sonuç bildirgesini sunmaktadır.
Konu Alanı : «Kültürel çoğulculuğu yaşamak –
kültürlerarası yetkinliği güçlendirmek»
Kültür, birlikte yaşamımızın önemli bir temelidir ve
çeşitli kökenden insanları birbirine bağlar. Almanya,
Avrupa kültürü temelinde yetişmiş ve yüzyıllarca
göç tarafından da belirlenmiş bir kültür ulusudur.
Ülke sınırlarını aşan, yüzyıllarca süregelen kültürel
etkileşim ve aslında yabancı kültürel etkilerin sürekli
özümsenmesi olmadan, çeşitliliği ve ortak değerleri
ile günümüz Avrupası, olamazdı.
Alman toplumu kültürü kapsayan bir uyum görevinin başındadır. Göç toplumu gerçeği, aynı zamanda
kültürel bir görevdir – diyalog anlaşmayı mümkün
kılar. Bu sebeple kültürel çeşitliliğe uygun yaklaşım,
toplumun bütün kesimleri için gerekli bir yetkinliktir.
Uyum, kültürel çeşitliliğin onaylanmasını içermektedir. Başarılı uyum, Almanların ve göçmenlerin anayasal değerlerimiz temelinde birbirlerine yaklaştıkları
hoşgörü ve birliktelik kültürünü şart koşmaktadır.
120
4.6.
Uyum, kişinin kendi kültürel kimliğinden vazgeçmeksizin göç alan ülkenin toplumsal, ekonomik, zihinselkültürel ve hukuki yapısına bağlanma anlamına
gelmektedir.
Göçmenlerin kültürel uyumunda karşılıklı bir süreç
söz konusudur. Toplumun bütün kesimleri kültürel
açıklığa daha çok hazır olmaya çağrılmaktadırlar.
Bunun önkoşulu, uyuma hazır olmayı, kendi kültürel
kimliğinden emin olmayı ve aynı zamanda kültürel
çeşitliliğe saygı göstermeyi içeren, açık bir toplumsal
imge modelinin örnek alınmasıdır. Özgürlükçü –
demokratik bir hukuk devletinde uyum, anayasanın
değerler düzeniyle özdeşleşmeyi şart koşmaktadır.
Üç ağırlık noktası merkezi öneme sahiptir:
1. Devlete bağlı eğitim kurumları içersinde ve bunların dışında sunulan kültürel eğitim, göçmenlerin
kültürel uyumuna önemli katkı sağlamaktadır.
2. Kültür kuruluşları, giderek artan bir şekilde yeni
toplumsal talepleri karşılama ve kültürel uyuma
katkıda bulunma gereksinimini görmektedirler.
3. Siyaset, kültürel uyumu bütün düzeylerde alanlar
üstü görev olarak kavramak zorundadır.
121
4.6.
1. Konu Ağırlık Noktası: Kültürel
eğitim
1.1. Durum tespiti
Kültürel eğitime aracılık edilmesi – eğitim, gençlik
veya kültür kuruluşlarında – kültürel uyumun en can
alıcı dönüm noktasını oluşturur ve dolayısıyla yeni
bir ağırlık noktası oluşturmaktadır. Kültürel eğitim
uyumun kilit unsurudur, sanat ve kültürün giriş
kapısını ve bununla birlikte toplumsal yaşama giden
yolu açar. Bu arada Almanca dilinin iyi bilinmesi her
türlü katılım şekli için temel oluşturucu koşuldur.
Araştırmalar kültürel eğitimin, öğrenme davranışını
genel anlamda iyileştirdiğini belgeliyor. Kültürel
eğitim, kişiliği de şekillendirmekte ve sosyal bilinci
ve ahlak bilincini de eğiterek, geleceğe dair fırsatları
güçlendirmektedir.
Sanat ve kültüre erişim çok daha fazla mümkün
kılınmalıdır: Güncel olarak tartışılan fakirlikle ilgili
raporlarda, ülkemizde fakirliğin öncelikle maddi
bir sorun oluşturmayıp, aksine genellikle sosyal ve
kültürel dışlanmanın bir ürünü olduğuna ve eğitim
şansının eksikliğine dayandığına dikkat çekilmektedir. Bunun bir sonucu ise toplumsal uyumsuzluk ve
sosyal bağların azalan gücüdür. Bu gelişim yerli halkı,
aynı göçmenleri kapsadığı şekilde kapsamaktadır. Bu
ne etnik ne de kültürel, aksine sosyal bir sorundur.
Ailevi köken, bugün bile hala ağırlıklı olarak, eğitime
giriş hakkında karar verici durumdadır.
Çocuklar ve gençler için kültürel eğitim şansının
iyileştirilmesi kültürel uyum çabasının merkez noktasında bulunmaktadır. Demografik gelişim burada
geleceğe yönelik belirleyici bir görevin söz konusu
olduğunu belgeliyor: Almanya’da yaşayan insanların
yaklaşık beşte biri ve altı yaş altındaki her üç çocuktan
biri, göçmen kökene sahiptir. Bu durum, kentlerin
yoğun nüfuslu bölgelerinde çocuklar ve gençlerin
yüzde 40’ından fazlası için geçerlidir.
O halde, imtiyazlı kültürel eğitim yerleri eğitim
kurumlarıdır. Burada büyük fırsatlar yatmaktadır.
Gündüz çocuk bakım kurumlarında erken çocuk eğitimi, ilk dönüm noktasını belirlediği için, bu nedenden ötürü ekonomi politikası itibariyle de en anlamlı
yatırımı oluşturuyor. Ancak bu kuruluşlar sosyal
ve mali engeller ve bakım olanaklarının Almanya
genelinde sunulamamasından ötürü, bütün çocukları
kapsamamaktadırlar. Gündüz çocuk bakım kurumlarının ve çocuk yuvalarının ücretsiz olması, engellerin
yıkılmasına ve böylece eğitime uzak kesimlerden
gelen çocuklar için, kültürel eğitime giriş yollarının
açılmasına katkıda bulunabilir.
Meslek ve meslek içi eğitimde eğitmenler, kültürel
eğitim olanaklarına daha güçlü bir şekilde yönlendirilmelidirler ve uygulamaya yakın eğitim almalıdırlar.
122
Okullar halkın tüm kesiminden genç insanlara
ulaşmaktadırlar. Tam gün okul ek fırsatlar yaratabilir.
Bununla birlikte, öğrenciler üzerinden velilere hitap
etme olanağı bulunuyor. Kültürel eğitim, müfredatta
önemli bir yere sahiptir ve okulların zorunlu standart
programı kapsamındadır. Ancak gerçekler acıdır:
Güncel değerlendirmelere göre ilköğretim okullarında öngörülen müzik derslerinin yüzde 70 ile 80’i,
ya uzman olmayan öğretmenler tarafından veriliyor
veya hiç verilmiyor. (Kaynak: Prof. Dr. Ortwin Nimczik,
Genel eğitim okullarında müzik dersi, Alman Müzik
Bilgilendirme Merkezi, Bonn). Bununla birlikte müzik
alanındaki en büyük eksiklik, öğretmenlerin yetiştirilmesindedir. Oysaki müzik, başka hiçbir medyanın
yapamayacağı ölçüde kültürel, siyasi ve dil sınırlarını
aşabilmektedir.
Kamu eğitim kuruluşları içersinde ve dışında kültürel eğitim ve uyumla ilgili çok sayıda fevkalade
projeler bulunmaktadır. Örneğin gençlik kuruluşları
ve birlikleri burada değerli çalışmalar yapmaktadır.
Çocuk ve Gençlere Yardım Yasasında (Sosyal Yasa VIII.
Kitabı) kültürel eğitimin, gençlik çalışmasının ağırlık
noktasını oluşturduğu tespit edilmektedir. Çok sayıda
girişim, model proje özelliğine sahip olup yenilikçi
gelişmelerin oluşumuna ivme kazandırmaktadır.
Bu deneyimler, Almanya genelinde etkin olabilecek eylem tasarımları için fikirlerin oluşmasına yol
açmalıdır.
Burada kültür kuruluşlarına büyük görevler düşmektedir. Bunların stratejik çıkarları ve sosyal sorumlulukları, yarının toplumunu daha bugünden kazanmak
için, dönüm noktalarının belirlenmesini gerekli
kılmaktadır. Kültür kuruluşları her ne kadar giderek
artan bir şekilde kültürel eğitime yönelmekte ve aracılık ile kitlesel çalışmalar bağlamında kültür pedagojisi
anlam kazanmakta ise de, güvenilir, ülke genelinde
sunulan olanaklar bulunmamaktadır. Giderilmesi
gereken noktaları teşhis etmek, gerekli olan yerlerde
hedefe yönelik bir şekilde destek sağlamak ya da
katılım engellerini kaldırmak gerekmektedir. Kültür
kuruluşlarının kültür pedagojisi çalışması, göçmen
kökenli çocuk, genç ve yetişkinleri, özel hitap gerektiren hedef gruplar olarak göz önünde bulundurmalıdır.
Prensip olarak bütün kuşaklara hitap edilmektedir. Ancak ağırlık noktası çocuklarda -çocuk yuvası
dönemi öncesi ve esnasında verilen erken eğitim
belirleyicidir- ve gençlerde olmalıdır. Veli çalışması
iyi bir yaklaşımdır. Gündüz çocuk bakım kurumları
ve okullardaki proje çalışması genellikle aileye de
yansımaktadır. Bu olumlu etkiden daha fazla yararlanılması gerekmektedir.
Okullar kültürel eğitim için imtiyazlı yerlerdir ve
çocuklarla gençlerin eğitim biyografileri için belirleyicidirler. Bu sebepten ötürü eyaletler kültürel eğitimi,
bağlayıcı olarak müfredatlarına geçirerek uygulamalıdırlar. Okul zorunluluğu, özellikle en fazla muhtaç
olanlara ulaşılmasını da garantiye alıyor, çünkü
bilhassa bu kesimler gönüllülüğe dayanan katılımı
genellikle kabul etmiyorlar. Tam gün okul olanakları kültürel eğitim ve uyum için daha fazla zaman,
mekan ve yeni olanaklar sunabilir.
Kültürel eğitimin merkez noktasında, insanın kendi
etkin sanat faaliyeti bulunmak zorundadır. Bu, kimliği, kişiliği, sosyal bağı ve zekayı güçlendirir, sevince
aracılık eder. Öz sanatsal çalışmanın sosyopedagojik
anlamı, özellikle çocuklar ve gençler için önemlidir.
Başarıyı tatmayı, takdiri kazandırır, yetersizlik ve
başarısızlık deneyimlerini unutturur. Bu alanda örnek
alınan kişiler oluşur, iyi bir ekip çalışmasıyla edinilen
başarı deneyimleri gelişir. Etkin bir algılama aynı
zamanda kültür ve sanatı irdeleme açısından önemli
fırsatlar sunmaktadır. Sanat eserleriyle ilgilenen ya
da bizzat kendileri birer aktör olan çocuk ve gençler,
resimleri anlamayı öğreniyorlar, işitme duyularını
eğitiyorlar, okuma yetkinliği kazanıyorlar.
Günümüzde genelde fahri temelde gerçekleşen,
kültürel eğitimin profesyonelleştirilmesine devam
edilmesi, çalışmanın başarılı olmasının temelini oluşturmaktadır. Eyaletler, eğitimcileri ve öğretmenleri
kültürel eğitim alanlarında eğitmeye ve geliştirmeye
daha fazla çaba harcamalıdırlar. Bütün gündüz çocuk
bakım kurumlarında ve diğer eğitim kurumlarında,
branş uzmanlıklarının yanı sıra meslek eğitimleri ve
ileri eğitimlerinden ötürü, pedagojik açıdan göçmenlerin kültürel arka planına ulaşabilecek ve onları dil
öğrenimine teşvik edebilecek, profesyonel elemanlar
da devreye sokulmalıdır.
1.2. Hedef Belirleme
Kültürel eğitim, mevcut bütün eğitim ve kültür sistemi yapılarının görevi olmalıdır.
Birlikte yaşananlar, birlikte yapılan faaliyetler, göçmenler ile yerliler arasında bir bütünlük oluşumuna
hizmet ederler, sosyal ve duygusal bağlar güçlenir.
Kültürel eğitim projelerinin uyumu teşvik edici etkisinin olması için, anlamlı ve isabetli olduğu yerlerde
ve hedefe yönelik olarak, heterojen gruplar arasında
gerçekleşmelidir.
4.6.
bütün federal düzeylerde alanlar üstü ağ oluşumunu
ve işbirliğini güçlendirmelidirler.
Federal devlet, eyaletler ve yerel yönetimler nezdinde, kararlaştırılması gereken kalite standartlarına
uygun bir durum tesbitinin yapılması gerekmektedir.
Federal devlet, eyaletler ve yerel yönetimler ayrı ayrı
önlemler ve model projelerinden yola çıkarak, üst
seviye kültür ve eğitim politikası genel stratejileri
geliştirmelidirler. Hedef, eğitim sistemi ve kültür işletmesinde mümkün olduğunca geniş kitlelere yönelik
etkili, sürdürülebilir ve güvenilir bir yapıyı yerleştirmek için, kültürel eğitimin sistematikleştirilmesidir.
Yenilikçi münferit projelerin transferi, nicelik ve nitelik itibariyle anlamlı sonuçlara götürmek zorundadır.
Kültürel eğitim ve uyum süreklilik gerektirmektedir.
Proje çalışması bir çok defa iyi sonuçlar elde eder,
fakat bir çok zaman da başarı görüldüğü ve güven
kurulduğu zaman kesintiye uğrar. Federal devlet, eyaletler ve yerel yönetimler sürdürülebilirlik ve kalite
doğrultusunda kültürel eğitimin maddi temelini
garantiye almalıdır.
1.3. Önlemler
Aktörler belirlenen hedefler ışığında şu önlemleri,
özyükümlülükleri ve denetleme görevlerini taahhüt
ederler:
Federal hükümet
Federal hükümet, yetki alanı çerçevesinde gelecekte
göçmen kökenli çocuk ve gençlerin uyum sorunlarını, kendi kültürel eğitim teşvik bünyesi kapsamına
sürekli olarak alacaktır. Bu arada aşağıdaki hedeflere
dikkat edecektir:
➤
Kültürel eğitime yönelik bütün uygun projelerde, uyum unsurlarının dahil edilmesi;
➤
Kültürel eğitimin belirli alanlarında göçmen
kökenli çocuk ve gençlerin uyumuna yönelik
durum tespitleri ve deneyimsel araştırmalar
(örneğin oyunculuk, dans, güzel sanat);
➤
Çocuk, genç ve yetişkinlerin uyumu için özgün
kültürel ve sanatsal çalışma şekillerinin geliştirilmesi ve değerlendirilmesi (örneğin gençlere
yönelik sanat okullarında, müzik okullarında,
bilgisayar kulüplerinin geliştirilmesi);
➤
Tam gün okul olanaklarının gelişimiyle bağlantılı olarak kültürel eğitimin güçlendirilmesi;
➤
Kültürel eğitim model projelerinin ödüllendirilmesi, önlemlerin devam ettirilmesine yönelik
ödüller ve mali destekler.
Dil teşviki kültürel eğitimin dahili hedefidir. Kültürel
eğitimin bütün kurumları, bu alanda faaliyet gösteren bütün öğretim elemanları, bunu da uyumu teşvik
eden önemli bir görev olarak algılamalıdırlar.
Yerel yönetimler, pedagoglar, sanatçılar, kültürel eğitim kuruluşları ve kültür kuruluşları arasında değişim
olanakları yaratmalıdırlar. Hedef, bilgi transferi, ağ
oluşturma, karşılıklı teşvik ve işbirliğidir.
Kültürel eğitim kültür, eğitim ve gençlik politikası
ile kesişmektedir. Çeşitli alanların siyasi sorumluları
123
4.6.
■
■
■
■
■
■
124
Federal hükümet federal devlet, eyaletler ve
belediyelerin eğitim, gençlik ve kültür kuruluşları
arasında daha iyi bir işbirliğinin sağlanması için,
eyaletlerle ve belediyelerle işbirliği içinde geniş
kapsamlı bir «Kültürel Eğitim ve Uyum Ağı» yapısının kurulması konusunu incelemektedir. Hedef,
ilgili kuruluşlarda know-how transferini ve stratejiler, tasarımlar ve çalışma yaklaşımları hakkında
karşılıklı bilgi aktarımını iyileştirmek için kültür,
eğitim ve gençlik politikası siyasi alanları arasında
da ağ oluşturmaktır.
Federal hükümet bugünden itibaren 2009 yılına
kadar, tam gün okul olanaklarının geliştirilmesiyle
bağlantılı olarak, kültürel eğitimi, «Gelecekte Eğitim ve Bakım Yatırım Programı» ve Alman Çocuk
ve Gençlik Vakfı tarafından paralel yürütülen
program çerçevesinde, güçlendirecektir.
Federal hükümet, sanat ve kültür için söz konusu
olan yetki alanı çerçevesinde kültürel eğitime dair
etkinliklerini, göçmenlerin kültürel uyumuna özel
dikkat sarf ederek yoğunlaştırmaya ya da henüz
yapılmamış yerlerde bu hedefe yönelik yeni projelerin geliştirilmesini sağlamaya çalışacaktır. Bunu,
özellikle 2008 Kültürlerarası Avrupa Diyalog Yılı
çerçevesindeki projeleri de göz önünde bulundurarak yapacaktır.
Federal hükümet tarafından teşvik edilen Federal
Kültür Vakfı, kültürel eğitimde çeşitli projeler
üzerinden (örneğin 2010 yılından itibaren KuzeyRen Vestfalya Eyaleti ve özel teşvik sağlayanlar ile
birlikte desteklenen «JEKI – Her Çocuğa Bir Enstrüman» projesi) gelecekte de uyum fikrine hizmet
edecek, yeni bir ağırlık noktası oluşturdu. Bu proje
örnek oluşturacak bir model özelliğine sahiptir ve
örnek alınması tavsiye edilmektedir.
Federal hükümet, federal imkanlarla teşvik edilen
Prusya Kültür Varlıkları Vakfı Müze Araştırmaları
Enstitüsü’nün, Almanya’daki 6.000’in üzerindeki
müzelerin hepsinde kültürel eğitime dair, diğerlerinin yanı sıra uyum konusunda da olmak üzere,
bir anket çalışması yürütmesini önerdi. Sonuçların
Kasım 2007’de sunulması beklenmektedir.
Bir dizi sergi ve müze, insanların Avrupa’da
ve Avrupa’ya göç sürecini canlandırdı; bunlar,
Almanya Federal Cumhuriyeti Tarih Müzesi (Bonn),
Alman Tarih Müzesi (Berlin), Dünya Kültürleri Evi
(Berlin) ve Almanya’dan Göç Edenler Evi (Bremerhaven). Benzeri projeler, örneğin Ren Havzası Sanayi
Müzesi (Oberhausen) tarafından hazırlanmaktadır.
Dünya Kültürleri Evi uluslararası kültür ve sanat
projeleriyle, burada yaşayan göçmenlerin köken
kültürleri, onların kendi toplumları ve Alman
çoğunluk kültürü arasındaki üçlü diyalogu mümkün kılıyor. Prusya Kültür Varlıkları Vakfı Devlet
Müzeleri (SPK) göç veren ana bölgelerini ele alıyor.
Bu sebeple BKM, insiyatifi ele alacaktır ve Uluslararası Müzeler Kurulu’na (ICOM) «Müze-Göç-KültürUyum» başlıklı bir çalışma grubunun kurulmasını
önerecektir. Grubun hedefinin, görüş değişimi,
ortak sergiler planlama veya bunlara aracılık etme
ve müze pedagojisi itibariyle, Almanya’da yaşayan göçmenlere daha iyi hitap edebilme olması
amaçlanmaktadır.
■
Federal hükümet gençlik sanat okullarında ve
kültür pedagojisi kuruluşlarında kültürlerarası
çalışma modellerinin geliştirilmesine, denenmesine ve değerlendirilmesine hizmet eden «SanatKodu» projesini teşvik edecektir.
■
Federal hükümet 2008 yılına kadar «Come-in –
okullarda göçmen kökenli çocuk ve yetişkinleri
özellikle dikkate alan bilgisayar destekli proje
çalışması yolu ile kültürlerarası öğrenim» projesini
destekleyecektir.
■
Federal hükümet, çocuklarla ve gençlerle tiyatro
çalışması konusunda – ağırlık noktası: göçmen
kökenli çocuklar ve gençler – ülke genelinde
bir durum tespiti çalışmasının başlamasını
sağlayacaktır.
Eyaletler ve belediyeler
Eğitim bakanları, eyaletlerinin bütçe görüşmelerinde
serbest kalan maddi kaynakların, ağırlıklı olarak eğitimin ve dolayısı ile kültürel eğitimin iyileştirilmesi
için kullanılmasını, özellikle talep edeceklerdir.
Çalışma grubu eyaletlere sanatsal ve kültürel eğitimi,
resmi ve gayri resmi olarak, insancıllık, demokrasi ve
kültürlerarası saygı konularında eğitimle güçlendiren
tasarımlar hazırlamayı ve teşvik etmeyi önermektedir.
Eyaletlerin Eğitim Bakanları Konferansı eyaletleri
kültürel eğitimin geliştirilmesinde, kültürel eğitimle
ilgili kalite standartlarının geliştirilmesinde ve eylem
önerilerinde bulunulması konusunda desteklemelidir.
Çalışma grubu eyaletlere, müzik ve sanat alanındaki
derslerin boş geçmemesi için tüm güçleriyle çaba
göstererek, müfredat çerçevesinde kararlaştırılan
kültürel eğitim standartlarını gerçekleştirmelerini
önermektedir.
Çalışma grubu eyaletlere ve yerel yönetimlere,
müzeler ve sergiler, tiyatro ve müzik kuruluşları gibi
sanatsal-kültürel kuruluşların ve olanakların, okul
programında daha fazla yer almasına özen göstermelerini okullardan talep etmelerini tavsiye eder. Okulları, kültürlerin farklılığı açısından, okul dışı öğrenim
yerlerini de dikkate alma konusunda ve çocukların ve
gençlerin kültürel ve sanatsal yetilerini insancıllık ve
demokrasi anlayışıyla teşvik edecek projeler yürütmeleri yönünde cesaretlendirmelidirler.
Çalışma grubu eyalet ve yerel yönetimlere, okul dışı
gençlik çalışması kuruluşları ile sanatçıları (göçmen
kökenlileri de), bu bağlamda sanatsal-kültürel projelerle okullara yönelmeye ve onlarla birlikte projeler
gerçekleştirmeye cesaretlendirmelerini tavsiye eder.
➤
«Almanya – Bir Kültürler Evi»: Yabancılar
Almanya’daki geçmişlerini anlatıyorlar.
■
Herbert Quandt-Vakfı Berlin ve Hessen’deki okullar
için «Üçlü Diyaloglu Okullar» yarışması çerçevesindeki teşvik angajmanını güçlendirmektedir. Bu
teşvik girişimi, okulları ve öğretmen adaylarını
«Avrupa kimliği ve kültürel çoğulculuk» sorularında sürdürülebilir yetkinlik kazanmaya motive
etmeyi ve kendilerine bu yolda eşlik etmeyi amaçlamaktadır. Ana hedefler arasında, yerinde örnek
oluşturucu okul gelişimi ve inanç konularının
köklü bir şekilde ele alınması gelmektedir.
■
Rusya’dan gelen Alman Gençliği e.V., müzelerle
işbirliği içersinde, pratikte bir göçmen gençlik
çalışması ağ oluşumunu başlatacaktır.
■
Rusya’dan gelen Alman Gençliği e.V. Almanya
genelinde Rusya, Ukrayna, Kazakistan,
Özbekistan’dan v.s. gelen göçmenlerin, kültür
çalışması alanında öz girişimlerin mevcut kültür
ve gençlik çalışması ağına bağlanmasına yönelik, Almanya genelinde bir eylem planlamaktadır.
Proje, aşağıdaki hedefleri içermektedir:
Çalışma grubu eyaletlerden, gençlere yönelik yardımlar, kültür ve spor alanlarında öğretmenlerin ve
uzman görevlilerin meslek eğitimi ve ileri eğitimi
esnasında, sanatsal-kültürel eğitimin aktarımındaki
yetkinliğin, göç geçmişi olan çocukların ve gençlerin
sosyal uyumu için temel bir nitelik olduğunun daha
çok dikkate alınmasını rica etmektedir.
Eyaletlerden, göçmenlerin kültürel etkinliklerine
derste daha fazla yer vermeleri talep edilmektedir –
gerek ders kitaplarında ve gerekse okullarda, aracı ve
örnek olarak varolmalarıyla.
4.6.
Eyaletlerden, göç alan toplumda ve göçmenler arasındaki kendi kültürel mirasımızın bir parçası olarak,
başarılı tarihi uyum süreçleri üzerine bilgi birikimini kuvvetlendirmek için, Almanya ve Avrupa göç
tarihine, müfredatlarında daha güçlü yer ayırmaları
talep edilmektedir.
Çalışma grubu, Eyaletler Kültür Vakfı’nın kültürel
eğitime yönelik aktivitelerini (örneğin «Çocuklar
Olimposa») selamlamakta ve eyaletlerden Vakfı diğer
çalışmalarında desteklemelerini talep etmektedir.
Eyaletler Kültür Vakfı’nın bu bağlamda edindiği ve
kültür ve okul arasındaki işbirliğine dair uygulamadan örnekleri de içeren bir veri bankası bulunmaktadır. Bu veri bankasının 2007 Eylül ayına kadar, «Kültürel Eğitim Yolu ile Uyum» projeleri için veri bankası
olmak üzere, genişletilmesi amaçlanmaktadır.
➤
Kültürel alanda etkin olan göçmen kökenlilerin
Federal Almanya’nın kültür yaşamına katılımları: Genç sanatçıların sergileri, genç yeteneklerin verdikleri konserler, genç yazarların okuma
günleri v.s.;
➤
Kültürel alanda etkin olan göçmenlerin seminer
düzenlemeleri; örneğin, sanatçı gruplarının
yöneticilerinin düzenlediği dans kursu yöneticilerine, koro yöneticilerine hitap eden çalışmalar
ya da seminerler.
Sivil toplum kuruluşları ve örgütleri
■
■
Okuma Vakfı, kilit yetkinlik olarak okumanın
teşvikine yönelik önlemlerinin kapsam alanını
genişletecek ve özellikle eğitmenler, öğretmenler,
ebeveynler, büyükanne ve büyükbabalar olmak
üzere, yerinde faaliyet gösterenlere ulaşmak için
yeni modeller deneyecektir (örneğin Almanya
genelinde bir öğretmen kulübü gibi iletişim ağları).
Aynı şekilde çocuklar ve gençler tarafından yararlanılan medya olanaklarını, okumayı teşvik etmek
üzere daha yoğun devreye sokacaktır; yeni proje
örnekleri şunlardır:
➤
Genç aileler için «Okumaya Başla»: Yabancı veliler ve çocukların birlikte Almanca öğrenmeleri
için okuma kitabı;
➤
Kültürlerarası yetkinliğe sahip gönüllü okuma
hamileri aracılığıyla, dil teşviki ağırlıklı çocuk
bakımı ve çocuklar ve gençler için okuma ve
medya kulübü;
Mannheim Pop Akademisi «Pop Sirki» ve «School
of Rock» başlıklı başarılı projelerini ve daha başka
dünya müziği ve pop müzik projelerini okullarda
– diğerlerinin yanı sıra sosyal problemlerin yoğun
olduğu odak noktalarında – genişletiyor. Hedef,
göçmen kökenli ailelerin çocukları ve gençleri arasında bulunan yeteneklerin teşvik edilmesidir.
■
Mannheim Pop Akademisi, Siyasi Eğitim Federal
Merkezi ile işbirliği içinde, eğitim alanındaki
multiplikatörlerin meslek eğitimi ve meslek içi
eğitimlerini, kültürel eğitim ve özellikle pop müzik
ve «dünya müziği» alanında olmak üzere, yetkinliklerin, önerilerin ve yaratıcılığın aktarımı ile
gerçekleştirecektir.
■
Stuttgart Türk-Alman Forumu 2008 yılından itibaren, insanlara şahsen ulaşabilmek ve kendilerini
yönlendirebilmek için, yüksekokul öğrencilerinin
göçmen çocuklarına refakat ettiği başarılı «Eğitim
Hamiliği Modelini» geliştirmektedir. Stuttgart
Forumu yerleşik klasik kültür kuruluşları ile
125
4.6.
4.6.
2.3. Önlemler
yabancı kültür dernekleri arasındaki başarılı işbirliğini genişletecektir.
bütünsel yaklaşımlı sanat projelerinden hareket
ederek, yerel ve serbest kültür yönetimindeki aktörler ile sanatçılara hitap etmektedir.
Federal hükümetin, eyaletlerin ve yerel
yönetimlerin önlemleri
Sivil toplum kuruluş ve örgütlerinin önlemleri
■
2. Konu Ağırlık Noktası:
Kültür Kurumları
2.1. Durum tespiti
Bonn’daki Kültürel Araştırma Merkezi’nin 2005’de
yayınlanan 8. kültür barometresi araştırması, yerleşik
kültür kurumlarının sunduğu olanaklarla artık gençlere pek ulaşılamadığını kanıtlamaktadır (25 yaşın
altındakilerin %94’ü geçtiğimiz yıl ne operaya, ne
baleye, ne de klasik konserlere gitmişlerdir). (BKM)
Berlin Devlet Müzeleri’ne bağlı Müze Araştırma Enstitüsü, 2004 yılında bütün ülke genelindeki müzeler
ile ilgili olarak toplu verilerinde, göçmenlerin ayrı bir
hedef grup olarak daha çok dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştur (3154 müzede özel etkinlikler
düzenlenmiş, bunlardan 308’i «yabancı vatandaşları»
özel hedef grup olarak almıştır). (SPK)
Göçmen gençler yarının potansiyel izleyicileridir. Bu
nedenle onları kazanmak gerekir, çünkü yeni ve yenilenebilir talebin oluşması, klasik kültür kurumlarının
geleceğe yönelik bir görevidir. Bu bağlamda kurumlar, daha çok ve hedefe daha odaklı olarak, kültürler
arası açılımda bulunmalıdırlar. Uluslararası faaliyet
gösteren şirketlerde çoktan beri başarı faktörü olan
şeyin, bir çok kurum ve kuruluşta henüz gerçekleşmesi gerekmektedir: Öz tanımlamasında, içeriğe dair
programlarda, kurullar ve personel çerçevesinde
kültürlerarası açılım. Çok nadiren göçmenler, kültür
işletmelerinin bir parçasıdır. Kendileri kültür yaşamında yeterli derecede temsil edilmemektedirler – ne
izleyiciler arasında, ne de «sahnede» kendi sanatsal
etkinliklerini göstermek üzere. Göçmen kültür dernekleri de kültürel yaşama daha çok katılmalıdırlar ve
Alman toplumuna daha fazla açılmalıdırlar.
Kültürler arası kültür çalışmaları, daha çok müzik,
sosyokültür ve kültürel eğitim alanlarında gerçekleştirilmektedir. Edebiyat, güzel sanatlar ile film/
video alanları ise pek göçmenlere hitap eden faaliyet
alanları olarak görülmemektedir. Yerel kültür idaresi
tarafından, özel kültürlerarası yakınlığı olduğu düşünülen kültür kurumları arasında, halk eğitim merkezleri (Volkshochschule), kütüphaneler, sosyokültürel
merkezler ve göçmen dernekleri başta gelmektedir.
Tiyatro, opera ve müze, hatta sık sık müzik ve gençlik sanat okulları da, daha çok «yabancılara uzak»
kurumlardan sayılmaktadırlar.
126
2.2. Hedef Belirleme
Kültür kurumları kültürler arası diyaloğu ağırlıklı
bir görev olarak algılamalıdırlar. Çoğunlukla kamu
ödenekleri ile teşvik edilen bu kurumlar, bu şekilde
sosyal sorumluluklarını yerine getirmiş olacaklardır. «Göçmen kültürlerinin» klasik ve etable olmuş
kültür kurumlarının programlarının kapsam alanına
alınması, bu süreçte önemli bir rol oynamaktadır. Bu
şekilde değişim ve uyum teşvik edilebilmekte, engeller kaldırılabilmektedir. «Göçmen kültürlerinin»
takdiri güçlendirilecek, karşılığında kültür kurumları
yeni yaratıcı ivmeler kazanacaktır.
Kültür kurumları programları, halkla ilişkiler çalışmalarıyla ve personel politikalarıyla yerinde kültürlerarası çeşitliliği temsil etmektedirler.
Uyum, kültür kurumları için alanlar üstü bir konu
olmalıdır. Yeni zorlu görevlerin üstesinden gelebilmek için kültür kurumlarının tüm seviyelerde, başta
çalışanların kalifikasyon kazanması yolu ile, kültürlerarası yetkinliğe ihtiyacı vardır. Kültürlerarası açılım,
kültür kurumlarında örgütsel gelişim süreçlerinin bir
parçası olmalıdır.
Kültür kurumları için talebin etkinleştirilmesi,
merkezi bir önem taşımaktadır. Hedef grubu olarak özellikle çocuklara ve gençlere ulaşılmalıdır
ve kendilerine şahsen de hitap edilmelidir. Bunun
için yeni işbirliği şekilleri geliştirilmelidir – örneğin
eğitim kurumlarıyla işbirliği ve yeni medya kullanımı.
Okullarla işbirliği her kültür kurumu için gayet doğal
olmalıdır; kültür kurumlarının ziyareti ise her müfredatın bütünsellik sağlayan bir parçası. Bunun ötesinde
«Gençlik Müzede» gibi programlar anlamlıdır. «Hamilik modelleri» (örneğin üniversite öğrencilerinin
göçmen çocuklara yardım etmesi) ile iyi deneyimler
edinilmiş bulunmaktadır.
Maddi açıdan, dil açısından ve sosyal açıdan varolan
engelleri kaldırmak için, yeni hedef gruplara kültür
kurumlarına giriş kolaylaştırılmalıdır –örneğin, anne
ve babaların da heveslenmesine yol açabilecek, çocuklara ve gençlere yönelik girişin bedava olması şeklinde. Örneğin, Prusya Kültür Varlığı Vakfı çocuklara
ve 16 yaşından küçük gençlere yönelik bedava giriş
uygulamasına rağmen maddi kayba uğramamıştır.
■
Federal hükümet, eyaletler ve yerel yönetimler
ödenek sağladıkları kurumları uyum ve kültürlerarası açılıma yönelik örnek modeller, organizasyon hedefi ve tasarımlar geliştirmeleri ve gerekli
personel gelişim önlemlerini almaları konusunda
cesaretlendireceklerdir.
Çalışma grubu, Kuzey- Ren Vestfalya Eyaleti’nin
«Sanat dallarının ve kültürlerin kültürlerarası diyalog içersinde yönetimi» konulu nitelik kazandırıcı
çalışmasını memnuniyetle karşılamıştır: KuzeyRen Vestfalya’da, Başbakanlık’a bağlı konuyla
ilgili dairenin yeni yapısal ağırlık noktası olarak
ve kalifikasyon sağlamak üzere gerçekleştirilmek
istenen «Sanat dallarının ve kültürlerin kültürlerarası diyalog içersinde yönetimi» başlıklı ve kültür
sponsörlüğü, kültür marketing, proje yönetimi gibi
önemli konuların yanı sıra, etnik açıdan farklı kullanıcı ve yapımcı gruplara yönelik halkla ilişkiler
çalışmasının özel şekillerini de ele alan program
tasarımı çalışmaları henüz yeni tamamlanmış
bulunmaktadır. Mayıs 2007’de başlayacak olan
program kültür başkenti, bölgesinde gerçekleşen
3. Konu Ağırlık Noktası: Kültür
Politikası ve İdaresinin Alanlar
Üstü Konusu Olarak Uyum
3.1. Durum tespiti
Kültürlerarası kültür politikası ve çalışması öncelikle
büyük şehirlerin konusudur. Kültürlerarası kültür
politikasının ve çalışmasının programlı bir temel
kazanması ise, çoğu kez istenildiği gibi gerçekleşmemektedir. «Kültürlerarası yetkinliğin öğrenim alanları
olarak kültür yerleri» araştırması kapsamındaki belediyelerin beşte birinde bile, ilgili tasarımsal temeller
bulunmamaktadır. Bütünsellik ve sorumlulukların
kesin tanımları konusunda eksikler var. Genç göçmenler için kültür olanaklarında genelde asayiş, sosyal,
konut, kültür ve gençlik daireleri arasındaki yetkiler
dağınıktır. Her ne kadar son yıllarda kültürlerarası
gelişmelere karşı bir duyarlılık gelişmiş de olsa bu,
konuyla ilgili politika ve çalışma alanında bir büyümeye yol açmamaktadır.
Kültürlerarası çalışma eksenli kültür kurumlarının
hedefe yönelik teşviki, öncelikle (yüzde 80’den fazlası)
büyük şehirlerde yapılmaktadır. Ancak küçük şehirlerin üçte birinden fazlası da ilgili finansman sağlamak-
Çalışma grubu, kültür kurumlarına kültürlerarası
yetkinlikler ile kültürel eğitim ve uyum alanlarında
öz yükümlülükler ve kalite standartlarını geliştirmeyi
önermektedir.Bunu yaparken sürdürülebilirliğin
temin edilmesi fikri hakim olmalıdır. Özellikle örnek
teşkil eden kuruluşlar «Uyum Yetkinlik Birliği» oluşturarak «en iyi uygulama» örneklerini, benzerlerini
yapmaya özendirmek üzere etkin bir şekilde kamuoyuna tanıtmayı amaçlamaktadırlar.
■
Rusya’dan gelen Alman Gençliği göçmenlerin kültür yönetimi ve fundraising (maddi kaynak bulma)
konularında profesyonelleşmesini ve yetkinlik
geliştirmesini kalifikasyon ve meslek içi eğitim
veren önlemlerle sağlamak üzere, seminer olanakları geliştirecektir.
■
Robert Bosch Vakfı’ nın girişimi ile Almanya
Vakıflar Federal Birliği, kültür alanında da olmak
üzere, bu konuyu daha güçlü bir şekilde vakıfların
gündemine getirmek üzere «Göçmenlerin Uyumu»
konulu bir çalışma grubu kurmuştur.
tadır. Belediyelerin bütçe konsolidasyonu sebebiyle bu
tür kaynaklar, her zaman karşılıksız olarak kaldırılabilme riski altındadır. Buna karşı tepki gösterilmelidir.
Yerel yönetimlerin kültürlerarası kültür çalışmaları
tasarımında, sosyal-uyum sağlanmasına yönelik çalışmalar başta gelmektedir (hoşgörü ve dil yetkinliğinin
gelişimi). Daha çok sanatsal/kültürel eksenli, örneğin «başka kültürleri tanıma» veya «kendi sanatsal
ifade biçimlerinin geliştirilmesi» gibi hedeflere ise,
sıra ancak sonra gelmektedir. Kültürlerarası kültür
çalışması ve politikasında, yerel yönetimler tarafından sağlanan kurumsallaştırılmış bir kalite güvencesi
ve meslek içi eğitim, henüz başlangıç aşamasında
bulunmaktadır. Burada da yine büyük şehirler örnek
işlevi görmektedir. Kültürlerarası uygulama, üzerinde
yürütülen kültür politikasına yönelik tartışmalardan
ve yerel kültür idaresinin konuyla ilgili bulunduğu
noktadan çok daha ileri bir aşamada bulunmaktadır.
Kültürlerarası kültür çalışması öncelikle alanlar üstü
bir görev olarak algılanmaktadır.
Arz –talep tarafları arasındaki bilgi akışı, yetkinlik
transferi ile işbirliği ve sinerji etkileri – örneğin
müzeler ve okullar arasında – iyileştirilmelidir. Sınırlı
kaynakları verimli bir şekilde kullanmak için, ağ
kurmaya yönelik ve bütünsel yaklaşımlı merkezlerin
kurulması gerekmektedir.
127
4.6.
3.2. Hedef Belirleme
Uyum, kültür idaresinde yetki alanları üstü bir görev
haline gelmek zorundadır. Bu ancak, finansman ve
idarede alanlar üstü düşünülür ve davranılırsa başarılı olabilir. Etkin bir ağın kurulması, kaynakların bir
araya getirilmesi ve kesin belirlenmiş bir sorumluluk
yapısı – örneğin alanlar arası bir kesişme durumunda
kültür dairelerinin söz sahibi olması – gerekmektedir.
Teşvik programları arasında sinerji etkilerinden faydalanılabilmesi için olanakların da birbirleriyle daha
iyi bağlantılı olmaları gerekmektedir.
Siyasetin açıkça uyumdan yana taraf aldığı ve uyumun «baş görev» olarak, idarenin en üst seviyesinde
ele alınmasının sağlandığı yerlerde, en büyük başarılar elde edilmektedir. Önemli olan, kültürel uyum
önlemleri için kamu ve özel teşvik yapılarının ve
bütçelerinin temin edilmesidir. Aksi taktirde sürdürülebilirlik ve kalite sağlanamamaktadır.
Kültür idareleri, uyum ve kültürler arası açılım için
modeller, örgütlenme hedefleri ve tasarımlar geliştirmeli ve personel gelişimi için de uygun önlemler
öngörmelidirler. Kültürlerarası diyalog için nitelik
kazandırmak da, kültür idarelerinin temel bir yetkinliğidir. Ancak bu şekilde uyumu etkin bir şekilde
uygulayabilirler.
Kültür kurumları ile kültür politikası arasındaki işbirliği güçlendirilmek zorundadır. Daha iyi bir uyum
süreci için yapılan kültür politikasına yönelik eylem
önerileri, birlikte geliştirilmelidirler.
Göçmen öz örgütlenmeleri ve kültür dernekleri,
kültür politikası tarafından daha fazla dikkate alınmalıdırlar. Onlar, kültür idarelerinin önemli işbirliği
ortaklarıdır.
3.3. Önlemler
Federal hükümetin önlemleri
■
128
Federal hükümet konuyu alanlar üstü bir görev
olarak ele almak için «Kültür ve Uyum» isimli,
bakanlıklar arası bir çalışma grubu oluşturacaktır.
Kültür politikası (BKM), eğitim politikası (BMBF),
gençlik politikası (BMFSFJ), uyum politikası (BK)
ve dış kültür politikası (AA) alanlarından sorumlu
bakanlıklar, sürece dahil olacaklardır.
■
Federal hükümet uyum düşüncesini, teşvik prensipleri kapsamına alacak ve kendisinin üstlendiği
kültürel projelerde bu hedeflere hizmet edecektir
(örneğin: «Müzik Girişimi»)
■
Federal hükümet altı ayda bir toplanan AlmanFransız Bakanlar Kurulu ile Avrupa Kültürlerarası
Diyalog Yılı 2008 çerçevesinde, uyuma yönelik
kültür politikası önlemlerini ve sanat ve kültürün
göçmenlerin uyumuna katkıları üzerine bilgi
vermek için, özellikle Fransa ve İngiltere ile bilgi
paylaşımını ve hükümetler arası işbirliğini sürdürecektir. Alman-Fransız Bakanlar Kurulu 14 Mart
2006 tarihinde kalıcı niteliğe sahip ve federal hükümetin kültür projeleri ile de katkıda bulunacağı bir
«Uyum Atılımı»na karar vermiş bulunmaktadır.
■
Federal hükümet, kendi sorumluluk alanındaki
yönetici pozisyonlarının atanmasında, personel
alanında ve kurulların, kuratoryumların, jüri
heyetlerinin bileşiminde mümkün olduğu kadar
göçmen kökenli insanların, uygun bir şekilde dikkate alınmasını sağlayacaktır.
■
Kültürel çeşitliliğe dair UNESCO sözleşmesinin
uygulanması esnasında federal hükümet, yeri
geldiğinde yasal çerçeve şartların değiştirilmesinin
gerekip gerekmediğini inceleyecektir. Bu bağlamda daha güçlü kültürlerarası açılım hedefini
dikkate alacaktır.
Eyaletlerin ve yerel yönetimlerin önlemleri
Eyaletlere ve yerel yönetimlere kapsamlı uyum tasarımları geliştirmeleri ve kültürlerarası uyum projeleri
başlatmaları önerilmektedir. Bununla birlikte – bazı
eyaletlerde ve belediyelerde şimdiden söz konusu
olduğu gibi – uyum konularında danışmanlık yapan
ve göçmenlerden oluşan bir kurul oluşturulmalıdır.
İdarede yer alan göçmen kökenli insanlar, önemli bir
aracılık rolü oynayabilmektedirler.
Eyaletlerden, Kuzey Ren-Vestfalya örneğinde olduğu
gibi «Uyum» konusunda girişimci, yönlendirici ve
yönetici bir rol üstlenmeleri talep edilmektedir. Kuzey
Ren-Vestfalya örneği uyum konusunun politika ve
idaredeki önemini göstermektedir. Bu, kurulan yapılardan (Uyum Bakanlığı, Başbakanlık’a bağlı Kültürel
Uyum Dairesi, bakanlıklar arası uyum çalışma grubu),
teşvik edilen alanlardan ve model projelerden anlaşılmaktadır, örneğin:
■
İnternet portali www.nrw-kulturen.de: Kültürel
alanda çalışanların ve kurumlar arasında ağların
oluşturulması için kültürlerarası diyalog forumu.
■
«Yerel Eylem Tasarımı Interkultur» : Kuzey RenVestfalya eyaletinde bulunan altı belediye (Arnsberg, Castrop-Rauxel, Dortmund, Essen, Hagen
ve Hamm) pilot kent olarak, göçmen geçmişi olan
insanların sürdürülebilir sanatsal ve kültürel
uyumuna yönelik tasarım geliştirme çalışmasına
katılmaktadırlar.
■
Hedef, kültürel katılımdır. 2007 yılının ilkbaharında, bununla ilgili örneklerin devralınması için
bilgilerin verildiği ve Avrupa genelinde bağlantıları ortaya koyacak bir yayın çıkartılacaktır.
■
«Yerel Veri Araştırma Tasarımı Interkultur»: Göçmen kökenli bireylerle ilgili verilerin işlemleri ve
istatistik.
■
«Göç Yolu NRW».
■
«Okul ve Kültür» Eyalet Programı
Eyalet yönetimleri kültürlerarası kültür politikasının,
eyalet ve yerel yönetim politikalarının doğal bir parçası haline gelmesine özen göstermelidirler. Henüz
yeterli verilerin bulunmadığı durumlarda, belediyelerin göçmenlerin kültürel katkıları ile ilgili veri toplamasını sağlamalıdırlar (Örnek: 2007 yılı ilkbaharında
yayınlanacak «Yerel Veri Araştırma Tasarımı Interkultur», Kuzey Ren-Vestfalya’da bulunan altı kentten
edinilen karşılaştırmalı veri tabanını içermektedir).
■
Alman Kültür Kurulu, 2007 yılında kültürlerarası
eğitimle ilgili ve siyasete yönelik (federal devlet,
eyaletler ve belediyeler) somut talepler içeren görüş
bildiriminde bulunacaktır. Kurul aynı zamanda
konunun ilgili birliklerin tartışma ortamlarında
ve alanlar üstü bir konu olarak görüş bildirimlerinde ve tavır belirlemelerinde zemin kazanmasını
sağlayacaktır.
■
Kültür Politikası Cemiyeti, 2007 yılı için «Interkultur Teşvik Programı»nı planlamaktadır. Program,
kültürlerarası kültür çalışmalarında yenilikçi ve
uyuma yönelik projelerin sistematik olarak desteklenmesine ve geliştirilmesine hizmet etmektedir.
■
Kültür Politikası Cemiyeti, sözkonusu uygulama
alanına bilimsel nitelik kazandırmayı ve politika
ve toplumda sorumlu aktörlerin sistematik meslek
içi eğitimini hedefleyen «Interkultur Kalifikasyon
ve Tasarım Gelişimi» projesini gerçekleştirmek istemektedir. Atölye çalışmaları ve danışma imkanları,
seminerler ve toplantılardan oluşan özel programlar ile «Interkultur Müfredatı Yapıtaşları» nın
geliştirilmesi amaçlanmaktadır – bu, gerek serbest,
gerek belediyeye bağlı kültür kurumlarının daha
iyi programlar sunabilmeleri ve de şehir, eyalet ve
devlete bağlı sorumlu kültür politikasına belli bir
çerçeve sunma açısından gerekli görülmüştür – .
■
Kültür Politikası Cemiyeti bir «Interkultur Ağı»nı
kurmayı planlamaktadır. Kültürlerarası ortam
çeşitli olduğu kadar, dağınık bir görüntüye sahip
bulunmaktadır. Çeşitli aktiviteler için genel görüş
açısına sahip, iletişimi sağlayan, bir araya getiren
ve geliştiren bir örgütleme ve geliştirme çekirdeğine ihtiyaç duyulmaktadır. «Interkultur Ağı»nın
amacı, kültürlerarası kültür alanındaki en önemli
sivil toplum aktörlerini araştırmak ve örgütsel
açıdan bir araya getirmektir.
Yerel Yönetim Organizasyonları Birlikleri şu an henüz
görüşmelerini sürdürmektedirler ve öz yükümlülüklerini ilerideki bir zaman açıklayacaklardır.
Çalışma grubu, yerel kültür idarelerine durum tespiti
yapmalarını ve göçmenlerin uzun vadeli dikkate
alınmaları için uyum ve uygulama stratejileri tasarımları geliştirmelerini önermektedir. Şu konular
dikkate alınmalıdır: Olanakların planlanması, katılım
yapıları, kamuoyundaki algılama, teşvik, personel
politikası, halkla ilişkiler çalışmaları ve uyum. Sürdürülebilir siyasi güvence ve bağlayıcılık, yerel politika
kurullarının ilgili kararları ile sağlanmalıdır. Bu
önlemlerin düzenli olarak denetlenmesinin, durum
tespitinde belirlenen açıkların hissedilir biçimde azalmasını sağlaması amaçlanmaktadır.
Sivil toplum kurumları ve örgütlerinin önlemleri
■
Çalışma grubu büyük kültür birliklerinden, uyum
konusundaki işbirliğini yoğunlaştırmalarını ve
böylece bilgi akışını ve uzmanlık ve danışmanlık
yetkinliğini genişletmelerini talep etmektedir.
4.6.
129
4.6.
4.6.
Üyeler
Yönetim: Federal Hükümetin Kültür ve Medya Görevlisi
130
Prof. Dr. Hermann Schäfer
Federal Hükümetin Kültür ve Medya Görevlisi nezdinde Daire Başkanı, Federal
Başbakanlık
Hortensia Völckers
Federal Kültür Vakfı, Sanat Direktörü
Prof. Dr. Günther Schauerte
Prusya Kültür Varlıkları Vakfı/Berlin Devlet Müzeleri
Dr. Bernd M. Scherer
Dünya Kültürler Evi, Sanat Müdürü
Thomas Krüger
Federal Politik Eğitim Merkezi, Başkan
Prof. Dr. Max Fuchs
Alman Kültür Kurulu, Başkan
Isabel Pfeiffer-Poensgen
Eyaletler Kültür Vakfı, Genel Sekreter
Dr. Albert Graf von Kalnein
Herbert-Quandt-Vakfı
Thomas Kufen
Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Uyum Sorumlusu
Klaus Hebborn
Alman Şehirler Birliği, Eğitim, Kültür ve Spor Bölümü
Manfred Willhöft
Almanya Eyalet İlçeleri Genel Kurulu
Dr. Albert Schmid
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi, Başkan
Katrin Hirseland
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi, Bölüm 310 – Uyum programı, uyum teşviklerine dair
temel konular, Uzman
Ernst Strohmaier
Rusya’dan gelen Alman Gençliği e. V.
Dr. Gisela Steffens
Eğitim ve Araştırma Federal Bakanlığı, Bölüm 326 , Kültürel Eğitim
Katharina Schöllgen
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı, Bölüm 406
Profesör Udo Dahmen
Baden-Württemberg Pop Akademisi, Sanat Direktörü ve Genel Müdürü, Alman Müzik
Kurulu Başkan Yardımcısı
Heidi Schumacher
Federal Almanya Cumhuriyeti Eyalet Eğitim Bakanları Daimi Konferansı, Ren-Palatina
Eyaleti Eğitim, Bilim, Gençlik ve Kültür Bakanı, Genel Kültür Eserleri Yöneticisi
Dieter Berg
Robert Bosch Vakfı GmbH, Yönetim Kurulu Başkanı
Rolf Pitsch M.A.
Okuma Vakfı, Yönetim Kurulu Başkanı
Karin Babbe
Erika-Mann-İlkokulu Berlin, Müdire
Jale Yoldaş
Stuttgart Türk-Alman Forumu e.V., Yönetici
Ayşegül Arslanoğlu
Öğrenim Atölyesi, Çocuk yuvaları -City Berlin
Dorothea Fohrbeck
Federal Hükümetin Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi, Bölüm Başkanı
131
Konu Alanı 7:
4.7.
«Spor Yolu ile Uyum – Potansiyelleri
Kullanmak, Olanakları Geliştirmek,
Kurulan Ağı Genişletmek»
1. Sporun «Uyum Motoru» Olarak
Kullanımı için Yapısal ve Personel
Önkoşullar
1.1. Durum tespiti
Alman Olimpik Spor Federasyonu (DOSB) çatısı altında,
yaklaşık 27 milyon üye örgütlenmiş durumdadır. Yaklaşık 90.000 derneği ile DOSB, ülkemizde toplumsal
çeşitliliği yansıtan en büyük topluluktur. Dernek çatısı
altında toplanan spor dünyasının yanı sıra, geçen
yıllar içerisinde kendiliğinden düzenlenen spor faaliyetleri daha büyük önem kazanmaktadır. Park, cadde
ve kamuya açık alanlar spor alanı olarak kullanım
görmektedir. Bunun da ötesinde, spor programları da
genişletilmiş olup, ticari anlamdaki spor faaliyetleri
(örneğin fitness stüdyolarında) giderek artan sayıda
kullanıcı tarafından ilgi görmektedir.
Spor dünyası çok sayıda program sunmakta ve tüm
insanlara – kişisel, kültürel veya finansal durumlarından bağımsız olarak – açık bulunmaktadır. Fair play
ve fırsat eşitliği her spor türünde, dünya genelinde
kabul gören standart kurallarca düzenlenmektedir.
Spor insanca bir duygu olan kıyaslama ihtiyacını
gidermekte ve kişiliğin hareket ve beden esaslı gelişimine yaramaktadır. Özellikle takım sporlarının icrası
132
takım ruhunu geliştirmektedir, ki günlük hayatta
takım ruhu, kendiliğinden oluşan bir şey değildir.
Sportif faaliyetin bu olumlu etkileri herkesçe takdir
edilmektedir. Buna göre spor, yıllardan beri federal devlet, eyaletler ve yerel yönetimler tarafından
önemli ölçüde teşvik görmektedir. Bu destek ilk
aşamada, öncelikli olarak dernekler bazındaki sportif
faaliyete yöneliktir. Spor kulüpleri kişilere katkıda
bulunma ve kişisel gelişim olanakları sunmakta ve
böylece toplumumuzun istikrarı açısından, önemli bir
rol üstlenmektedirler.
Eyaletler ve belediyeler spor kulüplerine, spor alanları
sunarak ve kamu yararına çalışan projeler aracılığı ile
destek vermektedirler. Federal hükümet 1989 yılından
beri «Spor Yolu ile Uyum» isimli programla, sporun
farklı kökenlerden gelen insanların bir araya gelmeleri için en ideal platform olduğu gerçeğini dikkate
almaktadır.
Aradan geçen süre içerisinde neredeyse, ya göçmen
üyeleri bulunmayan veya en azından anne ve babaları
veyahut büyük anne ve babaları yurt dışında doğmuş
üyesi bulunmayan dernek kalmamıştır. Spor kulüpleri ve birlikleri bu anlamda, yıllardan beri göçmen
kökenli kişilerin uyumuna önemli katkılarda bulunmaktadırlar. Bu noktada, tüm dernekler göç olgusundan aynı oranda etkilenmiş değillerdir. Spor Bilimleri
Federal Enstitüsü tarafından hazırlanan «2005/2006
133
4.7.
yılı Spor Gelişim Raporu»nda (özeti 1 numaralı ekte yer
almaktadır) büyük derneklerin ancak % 30’u göçün
etkisini hissetmektedirler; buna karşılık daha az
branşı bulunan küçük veya orta büyüklükteki derneklerde ise bu oran % 10 ila 15 arasında kalmaktadır.
Göçmenlerin nüfusa oranla giderek artan payını,
kulüplerin yaklaşık % 28’i (özellikle de az branşta
faaliyet gösteren kulüpler) küçümsemektedirler. Bu
derneklerin, merkezi bir toplumsal değişim olarak
giderek artan göç olgusuna, daha güçlü bir şekilde
hazırlanmaları gerekmektedir.
Spor olanaklarından faydalanılması göçmen
kökenli insanlara şu düzeylerde uyum fırsatları
sunmaktadır:
Sosyal uyum spor alanında farklı etnik kökenden
gelen insanların birbirleri ile temas etmeleri, sosyal ilişkiler ve sosyal bağlar kurmaları şeklinde
gerçekleşmektedir.
Kültürel uyum ise kültür tekniklerinin aktarılması,
örneğin dil edinimi ve kültürel niteliklere sahip,
sosyal günlük hayata özgü davranış kalıpları gibi
«normalite kalıplarının» edinilmesi ile gerçekleşir.
Spor kulüpleri sadece spor yapılan yerler değil, aynı
zamanda karşılıklı kültürlerarası etkileşime zemin
hazırlayan günlük iletişimin kurulduğu yerlerdir.
Günlük hayattaki uyum sonuç olarak, spor kulüplerinde özellikle, demokratik söz hakkı tanındığı için ve
gönüllü, kamu yararını gözeten bir yurttaşlık angajmanı gösterildiği için sağlanmaktadır. Bu bağlamda
kulüpler, dernek politikasına katılım ve dernek
yaşamının ötesine geçen genel demokratik deneyim
ve değer aktarımı ile, bir anlamda «demokrasi okulu»
etkisi göstermektedirler.
Bu uyum fırsatlarının bazıları derneklerin günlük
işleyişi içerisinde gayet doğalmış gibi uygulanmakta,
diğerlerinin ise uygulanmaları için ayrıca destek
görmesi ve teşvik edilmesi gerekmektedir. Spor dernekleri son derece heterojendir, bu açıdan başarılı bir
uyum çalışması için yapılması gerekenleri, bir genel
öneri paketine indirgemek zordur. Buna rağmen,
derneklerin edindiği tecrübelerden hareket ederek,
göçmenlerin daha iyi kapsanmasını sağlayacak çerçeve koşullar geliştirmek mümkündür:
Hedef gruplara yönelik programların
geliştirilmesi
Spor birlikleri ve dernekleri tarafından geliştirilen
uyum tasarımları, belirli hedef gruplarına yönelik olmalıdır. Tamamlanmış ve henüz devam eden
projelerden elde edilen sonuçlardan hareket ederek ve kadın ve erkek göçmenleri hesaba katarak,
aralarında özellikle sevilen ve tercih ettikleri spor
alanlarına hitap eden olanaklar geliştirilmelidir.
134
Kulüplerin hedef grubunu sosyal, kültürel, dil ve yer
açısından, bulunduğu yerde yakalaması ve kavraması
zorunludur.
Bağlayıcı olmayan spor olanakları özel önem taşımaktadırlar: Derhal ve doğrudan derneğe üye
olmayı gerektirmeyen kolay erişimli olanaklar,
özellikle henüz Alman dernek sistemini tanımayan
kadın ve erkek göçmenler için, iyi bir giriş imkanı
sunmaktadırlar.
Hedef gruplarına yönelik programların geliştirilmesi,
özellikle göçmen kökenli genç kadınlarda ve kızlarda,
önemli bir rol oynamaktadır. Her ne kadar bu konuda
yeterli istatistiksel veri olmasa da, mevcut güncel
araştırmalar göçmen kökenli genç kızların, aynı yaş
grubundaki erkeklere oranla çok daha düşük oranda
(organize) spor yaptıklarını göstermektedir. Ancak
bundan, kendilerinin spora daha az ilgi gösterdikleri
sonucu çıkartılamaz: Kızlar sportif faaliyete gayet
ilgili olmalarına rağmen, tecrübe ile sabit olduğu
biçimde, kendilerine çoğunlukla, ancak kişisel hitap
sonucunda ulaşılabilmekte ve olanaklardan, ancak
ailenin tamamına hitap edildiği takdirde faydalanmaktadırlar. Buna bir de, İslami kültür ortamından
gelen kadın ve kızların sportif faaliyetlere katılabilmeleri için özel bir takım önkoşullara sahip oldukları
noktasını ilave etmek gerekir; örneğin, cinsiyete göre
ayrı spor grupları, ayrı duş ve soyunma odaları, kadın
antrenörler ve dini inançlara uygun giyim.
Sürdürülebilir programların hazırlanması
(Organize) spor faaliyeti ile ve bunun sayesinde gerçekleşen uyum süreçleri, uzun vadeli ve sürdürülebilir
olmalıdır.
Kültürlerarası aracıların güçlendirilmesi
Spor derneği bünyesinde gösterilen uyum faaliyeti,
daima kadın ve erkek göçmenlerle birlikte yürütülmelidir. Bunun için her iki yapı – Alman dernek yapıları
ile kadın ve erkek göçmenlerin kültürel ortamları –
arasında aracılık yapabilecek ve her iki taraftan kabul
gören, angaje kişilere ihtiyaç vardır. Göçmen dernekleri (örneğin kültür dernekleri, dini dernekler, vb.) ile
yakın işbirliği, kadın ve erkek göçmenlere ulaşmayı
kolaylaştırmakta ve sporun önemi konusundaki
bilinci artırmaya yardımcı olmaktadır.
Uyum karşılıklı bir süreçtir
Yerli (Alman) halkı arasındaki ön yargıları ve yabancı
düşmanlığını yıkmak gerekmektedir. Aynı zamanda
kadın ve erkek göçmenlerin de, kendilerini topluma
açmaya hazır olmaları gerekmektedir. Sadece yerli ve
göçmen halk, birbirlerini karşılıklı kazanım kaynağı
olarak gördüklerinde, dernek dışında da ve sportif
faaliyet ve yarışmalar ötesinde uyum gerçekleşebilir.
1.2. Hedef Belirleme
Örgütlü spor alanı, birliklerinin kültürlerarası açılım
yönündeki çabalarını daha da kuvvetlendirmek istemektedir. Dernekler düzeyinde insanların birbirlerine
daha büyük bir ilgi ve anlayış geliştirmesi hedeflenmektedir. Bu durum, özellikle belli bir göçmen
grubundan yüksek yoğunlukta üye kaydı bulunan
dernekler için geçerlidir (belli bir etnisiteye ait dernekler). Alman Dernekler Kanunu’na uygun olarak
bu derneklerin, kendilerini halkın her kesimine
açmaları sağlanmalıdır. Bunun da ötesinde göçmenlerin, derneklerin yapılarına dahil olmaları ve bunun
sonucunda da topluma katılımlarının iyileştirilmesi
amaçlanmaktadır.
Tüm hedefler belirlenirken, cinsiyet bakış açısı özellikle göz önünde bulundurulmalıdır. Hedef gruplara
mahsus arzların artırılarak geliştirilmesi gerekmektedir; bu arzlar, göçmen kadın ve genç kızların spor
alanındaki (henüz gerçekleşmemiş) sosyalleşmeleriyle
irtibatlandırılmalı ve doğrudan sosyal ve kültürel
çevrelerinde uygulamaya konulmalıdırlar.
Bu hedefe ulaşmak için, aşağıdaki amaçlar doğrultusunda belirlenen önlemler, Ulusal Uyum Planı
içerisinde kayda geçirilmelidir:
Proje tecrübelerini belgelendirmek ve
değerlendirmek
Spor alanında uyum önlemlerinin etkisi hakkında
halihazırda pek çok bilgi bulunmaktadır. Başarılı projelerden elde edilen çok sayıdaki tecrübe ve girişimler,
gelecekte artarak bir araya getirilmeli, belgelendirilmeli ve değerlendirilerek birbirleriyle bağlantılandırılmalıdırlar. Mahalli ve bölgesel «en iyi uygulama
örnekleri» Almanya geneline aktarılabilirlikleri açısından incelenmeli ve gerektiği takdirde bu mealde
tekrar gözden geçirilmeli ve uygulamaya uygun hale
getirilmelidirler.
Yetki alanlarının genişletilmesi ve kalifikasyon
Proje değerlendirme sonuçları yaygınlaştırılmalıdırlar. Uyum çalışmalarının başarıya ulaşması için tespit
edilebilen faktörler, tabana aktarılmalıdır. Düzenli bilgilendirme çalışmalarıyla, sporcular ve dernek ve spor
birliklerinin her katmanındaki gönüllü çalışanlar,
uyum konusu için duyarlı hale getirilmelidirler. Eldeki
bilgilere dayanarak yeni yetkinliklerin geliştirilmesi
ve bunların eğitim yapı taşlarına dönüşümünün
sağlanması zorunludur. Çalıştırıcıların, antrenörlerin
ve diğer elemanların kültürlerarası eylem yetkinliklerinin bu yolla genişletilmesi amaçlanmaktadır.
Yerel ağlar içersinde işbirliği
Sporun uyum potansiyellerinin tam olarak kullanılabilmesi için, yerel ağlarla bağlantı kurmak gereklidir.
Ağlar, belediyeler yönetiminde spor derneklerinin,
okulların, çocuk yuvalarının ve sosyal kurum ve
4.7.
kuruluşların birbirleriyle değişimde bulunmalarına
olanak sunmaktadırlar. Göçmen organizasyonları da,
şu ana kadar olduğundan daha güçlü ve daha sistematik olarak, ağ yapılarına dahil edilmelidirler. Kurulan
ağlar, karşılıklı anlayış ve iletişimi teşvik etmelidirler
ve bunun da ötesin de, işbirliği projelerinin oluşumu
için iyi bir platform sunmaktadırlar. 2005-2006 yılı
Spor Gelişim Raporu’na göre, şu an bile spor derneklerinin % 70’i birbirleriyle işbirliği kurmakta ve % 62’si
okullarla, % 29’u gündüz çocuk bakım kurumlarıyla ,
% 21’i ekonomi kuruluşlarıyla ve % 15’i gençlik daireleriyle birlikte çalışmaktadırlar.
Uyum çalışması için etkin genel şartların
oluşturulması
Spora ilişkin çerçeve şartlar, sosyal uyumun gerçekleştirilebilmesi için ideal bir çıkış noktası sunmaktadırlar.
Ancak etkisinin tamamını ortaya koyabilmesi için,
spora, tamamlayıcı önlemlerin eşlik etmesi gerekmektedir. Ancak tek bir spor derneğinin, bütüncül
bir uyum konsepti geliştirmek için, sıklıkla yeterli
kaynağa ve bilgiye sahip olmaması nedeniyle, yeterli
profesyonel danışmanlık olanaklarının sunulması
gerekmektedir. Dernek bünyesindeki gönüllü çalışanların desteklenmesi için, uyum projelerinin teşvikini
sağlayan şartların oluşturulması zorunludur. Bunun
için gerekli olan şart ise, gerekli altyapının, özellikle
spor salonlarının sunulmasıdır.
Göçmen kökenli kız ve kadınların kültürel, sosyal ve
dini gereksinimlerine uygun şartların yaratılmasına
özellikle dikkat edilmelidir.
Uyum konusunun içten ve dıştan güçlendirilmesi
Uyum, önemli bir alanlar üstü konudur. Bu nokta, yetkili devlet daireleri ve ilgili kurumlar bu konuyla ilgili
yetkilendirilirken hesaba katılmalıdır.
Bunun dışında spor birliklerinin, federal hükümet,
eyaletler ve yerel yönetimlerin uyum çalışmalarını,
itina ile hazırlanmış, geniş tutulmuş halkla ilişkiler
çalışması eşliğinde yürütmeleri zorunludur. Bu çalışmalar eşit ölçüde, hem yerli hem de göçmen halka
ulaşmalı ve sporun başarıları olumlu anlamda ön
plana çıkarılmalıdır. Göçmen kökenli uyum elçilerinin ve uyum sorumlularının atanması bunun için faydalıdır. Burada göçmen örgütlerinin (belli bir etnisiteye ait spor dernekleri, kültürel ve dini dernekler vb.),
cemaatlerin ve toplulukların lider kişileri ile medyayı,
özellikle, gelinen ülkenin Almanya’ya yerleşmiş bulunan televizyon kanallarını ve gazeteleri, şu ana kadar
olduğundan daha güçlü ve sistematik olarak, iletişim
yapılarına dahil etmek gerekmektedir.
1.3. Önlemler/Özyükümlülükler/Denetim
Görevleri
Çalışma grubu üyeleri bu hedeflere ulaşmak için
gerekli olan önlemleri özetlediler:
135
4.7.
Federal hükümetin önlemleri ve özyükümlülükleri
Projele tecrübelerini belgelendirmek ve
değerlendirmek:
■ Federal hükümet, Göç ve Mülteciler Federal Dairesi
bünyesinde, Almanya genelinde spor alanında
uyum önerileri hakkında, bölgesel ve bölgeler
üstü durum tespiti için temel oluşturacak bir
bilgilendirme platformu kurma yükümlülüğünü
üstlenmektedir. Ayrıca, kültür derneklerinin spor
alanındaki (uyum) önlemlerinin de, aynı şekilde
tesbitinin mümkün olup olmadığını inceleyecektir.
■
Federal hükümet, kendisi tarafından teşvik edilen
Almanya Olimpik Sporlar Federasyonu DOSB’nin
«Spor Yolu ile Uyum» programını değerlendirmeye
tabi tutacaktır.
Yetkinliklerin geliştirilmesi ve nitelik kazandırma:
■ Federal hükümet, göçmen kökenli üyelerin Alman
spor derneklerindeki ve kendi etnik spor derneklerindeki oranları hakkında, güvenilir istatistiki
bilgilerin toplanmasının mümkün olup olmadığını
ve bunun nasıl yapılabileceğini kontrol edecektir.
■
■
Federal Hükümet «spor alanında ve spor yolu ile
uyum» konusunu, Spor Bilimleri Federal Enstitüsü
(BISP)’nin ağırlıklı araştırma noktası olarak tayin
edecektir.
BISP kendisinin teşvik ettiği «Spor Derneğindeki
Gençlerin Uyumu» ve «Almanya’daki Göçmen Spor
Dernekleri» adlı araştırma projelerinin sonuçlarını,
spor politikasındaki ve spor örgütlerinin aktarım
faaliyetleri üzerinden tanıtacaktır.
Yerel ağlar içersinde işbirliği:
Federal hükümet, spor ve siyaset dünyasındaki ortaklarıyla birlikte yürüttüğü işbirliğini, Ulusal Uyum
Planı’nın sunumundan sonra da sürdürmeye devam
edecektir
Uyum çalışması için etkin çerçeve şartların
oluşturulması:
■ Federal hükümet, çifte veya daha fazla teşvikin
önlenmesi amacıyla, spor yolu ile uyum alanında
federal hükümet tarafından finanse edilen önlemlerin hepsini saptayacaktır. Bu, örneğin, Federal
İçişleri Bakanlığı; Aile, Yaşlılar Kadın ve Gençlik
Federal Bakanlığı ve Ulaştırma, İmar ve Kentsel
Gelişim Federal Bakanlığı ile federal dairelerin
de dahil olduğu bir çalışma grubu çerçevesinde,
gerçekleşebilir. Çalışmaların bu şekilde koordine
edilmesi ve bütünselleştirilmesi, işbirliği için
şimdiye kadar olduğundan daha kapsamlı olanaklar sunmaktadır. Bu şekilde, spor programları ile
sosyal, kültürel ve eğitim kurumları arasında ve de
etnik kuruluşlar ve topluluklarla bir ağ kurulması
mümkün olmaktadır.
136
■
Federal hükümet «Spor Yolu ile Uyum» programının geliştirilmesini, bu temel programların
devamlı teşvikini sağlama ve taraflara planlama
güvenliği sağlamak amacıyla destekleyecektir.
■
Federal hükümet «Taraftar Bölgesi» projesini,
2007’den 2009’a kadar sürecek olan sözleşme müddetince destekleyecektir. Bu proje, DOSB bünyesindeki Alman Spor Gençliği (dsj) tarafından geliştirilen ve Sayın Federal Başbakan Merkel tarafından
toplanan Uyum Zirvesi çerçevesinde, Temmuz
2006’da takdim edilen «Spor! Gençlik! Harekete
Geç!» tasarımının bir parçasıdır.
Uyum konu alanının içten ve dıştan desteklenmesi:
■ Federal hükümet, Ulusal Uyum Planı çerçevesinde
«Uyum Forumu. Biz de katılıyoruz.» kampanyasını
kamuoyuna tanıtmıştır. Spor birlikleriyle işbirliğinde ve afişler asılarak, gelecek aylarda, derneklerde uyum konusuna ağırlıklı olarak dikkat
çekilmesi amaçlanmaktadır.
Eyaletlerin ve yerel yönetimlerin (ya da eyalet ve
yerel yönetimlerin düzenleme yetkisi altındaki)
önlem ve özyükümlülükleri
sistemi ile sağlanmalıdır. 2007 yılı Ağustos ayında
Kuzey- Ren Vestfalya ve Hessen Eyaletlerinin birlikte gerçekleştirecekleri «Uyum Kongresi» de, bu
durum tespit çalışmasına hizmet etmektedir.
Uyum çalışması için etkin çerçeve şartların
oluşturulması:
■ Spor yerleri için kaynakların sunulması: Eyalet
hükümetleri sürekli olarak, spor teşvikine yüksek tutarda yatırımda bulunma yükümlülüğünü
üstlenmişlerdir. Gelecekte yapılacak yatırımlarda,
büyük oranda göçmenlere yönelik spor faaliyetleri
sunan bazı dernek ve mahallelere öncelik verilip
verilmeyeceği, henüz karara bağlanmamıştır.
Eyalet hükümetleri bu alanda daha güçlü bir
eylem gereksinimi olduğu kanaatindedirler. Bazı
eyaletler tarafından, göçmenlere yönelik uyum
politikası alanında taleplerin açık biçimde kaynak dağıtımına yansıtılması düşünülmektedir.
Yukarıda bahsedilen çerçeve şartlarla ilgili, eyalet
hükümetlerince yapılacak iyileştirmeler başlamış
bulunmaktadır ya da 2007 yılında başlayacaklardır.
Öngörülen süre iki yıldan beş yıla kadardır.
■
Federal eyaletler federal hükümetle birlikte, göçmen
kökenli daha çok insanı spor üzerinden, varolan
yapıların içine çekme ve bu yolla farklı kültürlerden
insanların birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlama
amacını gütmektedirler. Eyaletler, belediyeye ait idari
kurumların yanında, özellikle kitlesel spor alanında,
örneğin spor salonlarının inşaası ve sağlamlaştırılması ile modernizasyonu için, ana sponsorluk görevini yürütmektedirler. Eyaletler bunun da ötesinde
bir çok defa, tek tek pilot ve model projeleri, uyum
düşüncesinin yerinde ve daha güçlü olarak kavranmasını sağlamak amacıyla, desteklemektedirler. Buna ek
olarak «Spor Yolu ile Uyum» projesini çeşitli şekillerde
desteklemektedirler.
«Spor Yolu ile Uyum – Potansiyelleri kullanmak, Olanakları genişletmek, Ağ bağlantılarını genişletmek»
konu alanları için oluşturulan çalışma grubunda
eyaletler (kısmen Hessen Eyaleti tarafından koordine
edilerek ve Spor Bakanları Konferansı’na başkanlık
etmesi sebebiyle Mecklenburg-Vorpomern Eyaleti
ile uyumlu olarak), halihazırda kendi özyükümlülükleri ile ilgili önerilerini ortaya koymuşlardır (ek
2). Bunların içeriğindeki önemli noktalar burada
sunulmaktadır.
Proje tecrübelerini belgelendirilmek ve
değerlendirmek:
■ Hessen Eyaleti, spor alanında uyum önlemleriyle
ilgili durum analizinin de içinde yer alacağı bir
durum tespit çalışmasını, ilk olarak eyalet düzeyinde başlatacaktır. Bu noktada ilk önce, ampirik
araştırmaların yapılması amaçlanmaktadır. İlgili
çalışmaların uygulamaya geçirilmesi, bir ödül
4.7.
■
■
Schleswig-Holstein Eyaleti, Schleswig-Holstein’daki
spor faaliyetlerinin teşviki ile ilgili 16.11.2005
tarihli yönetmeliği gözden geçirmiş ve kamuoyuna
yeni tanıtmıştır (1.3.2007 tarihli Spor Teşvik Yönetmeliği, Schleswig Hollstein Eyaleti’nin 10.4.2007
tarihli nüshası, sayfa 260 ve devamı). Yönetmeliğin ikinci maddesinde özellikle belirtilen teşvik
konularına ilaveten, g maddesi «Spor yolu ile Uyum
için Önlemler», teşvik ağırlık noktası olarak kataloğa alınmıştır. Başvurular Schleswig Holstein’a
bağlı belediyeler, spor dernekleri ve spor birlikleri
tarafından yapılabilmektedirler. Önlemler, eyaletin
spor alanında sunduğu teşvik yardımları çerçevesinde kullanıma sunulmaktadırlar. Projeler, eksik
ihtiyaç finansmanı yoluyla proje teşviki kapsamında desteklenmektedirler; sözü edilen teşvik
tutarı, proje başına 5.000 avro’yu geçmemelidir.
Berlin Eyaleti’nde «halkın farklı kesimlerinin sosyal
uyumu» ve «yabancı vatandaşların özel ihtiyaçlarının dikkate alınması», Berlin Eyaletindeki Spor
Faaliyetlerini Teşvik Yasası’nın 1. Maddesi uyarınca,
Berlin Senatosu’nun spor faaliyetlerini teşvik hedefleri arasında yer almaktadır.
Hamburg Senatosu 19 Aralık 2006’da, göçmenlerin uyumuna yönelik bir eylem tasarımını karara
bağlamıştır. «Şehirde birlikte yaşam» konusu çerçevesinde, spor kendi başına bir eylem alanı olarak
ortaya konulmuştur. Burada esas ağırlık noktasını
çocuklar ve gençler oluşturmaktadırlar.
kazandırma yolunda organizasyona ilişkin adımlar
atılmasının gerekliliğini denetleme yükümlülüğünü üstlenmiş bulunmaktadırlar. Bunun için,
2007’den 2008’e kadar süren bir zaman dilimi belirlenmiştir. Değer kazandırma uygulaması onaylanırsa, uyum politikası, uzun vadeli bir alanlar üstü
görev olarak anlaşılacaktır.
Yerel ağlar içersinde işbirliği:
Yerel yönetim organizasyonları temsilcileri, üyeleri
adına yükümlülük alacak yetkilerinin bulunmadığını
belirtmektedirler. Yerel Yönetim Organizasyonları
Birlikleri’nin kendileri adına yükümlülük üstlenmesi
de ancak, her bir yetkili kurulun konuyla ilgili karar
almasından sonra söz konusu olabilmektedir. Bu
sebeple, çalışma grupları tarafından, yalnızca alınacak önlemlere yönelik tavsiyeler üzerinde çalışılmıştır.
■
Çalışma grubu, il genelinde uyum konferanslarının
toplanması ve akabinde «Spor ve Uyum» konulu bir
çalışma grubunun kurulması yönünde görüş beyan
etmiştir. Çalışma grubu, uyum sorununun alanlar
üstü bir konu olduğu ve bu sebeple illerde sadece
bir kurul olarak değil, yönetim düzeyinde ele alınması gerektiği yönündeki tavrı desteklemektedir.
■
Çalışma grubu, sivil toplum angajmanını, özellikle
de spor alanındakileri yerinde düzenlenecek aktivitelerle birleştirme çabalarını, desteklemektedir.
Sivil toplum kurumlarının ve örgütlerinin
önlemleri ve özyükümlülükleri
Spor, derneklerin bir çoğu tarafından, pek çok projede
uyum aracı olarak kullanılmaktadır. Alınan tedbirlerin çokluğu nedeniyle hepsini burada anlatmak
mümkün değildir. Bu sebeple, onları temsilen, spor
faaliyetlerini çatısı altında toplayan bir organizasyon
olarak Almanya Olimpik Sporlar Federasyonu’nun
ve onun en büyük üye birlikleri olan, Alman Futbol
Federasyonu ve Alman Jimnastik Birliği’nin önlemleri
ve özyükümlülüklerine değinilmiştir.
Proje tecrübelerini belgelendirmek ve
değerlendirmek:
■ DOSB, «Spor Yolu ile Uyum» programının değerlendirilmesine katılma yükümlülüğünü üstlenmektedir. Almanya Olimpik Sporları Federasyonu,
pratik araştırma çalışmalarında ve değerlendirme
safhasında birlikte çalışacak ve değerlendirme
için gerekli tüm bilgi ve malzemeleri kullanıma
sunacaktır. Sonuçların değerlendirilmesi, eylem
önerileri olarak doğrudan programın tasarımsal
denetleme faaliyetlerinde kullanılacaklardır.
■
Uyum konu alanının içten ve dıştan desteklenmesi:
■ Eyalet hükümetleri bu yıl içerisinde, göçmenlerin
spor politikası yoluyla uyum sağlamalarına daha
yüksek değer verilip verilmeyeceğini ve değer
DTB, «Jimnastik ve Spor Dernekleri Atılım Ödülü»
çerçevesinde «Kadın ve Kızların Uyumu» kategorisinde en iyi uygulama projelerini tespit etmekte ve
bunları ödüllendirmektedir. Bu ödül, 2007 Kasım
ayında düzenlenen Stuttgart Spor Kongresi çer-
137
4.7.
çevesi içerisinde ilan edilmiştir. Bu ödülün, 2008
yılından itibaren «DTB – Dernek Ödülü» olarak her
yıl verilmesi planlanmaktadır.
Yetkinliklerin geliştirilmesi ve nitelik kazandırma:
■ Multiplikatörlerin (örneğin, göçmen kökenli
kadınlar, çalıştırıcılar, hakemler vb.) kalifikasyonu
büyük önem arz etmektedir (Konular: Kültürlerarası Öğrenme, Uyuşmazlık Yönetimi ). «Spor Yolu
ile Uyum» programı çerçevesinde desteklenen göçmenlerin kalifikasyonuna yönelik bir önlem olarak
«Kültürler Arası Spor», şu anda Koblenz-Landau
Üniversitesi tarafından araştırılmaktadır. DOSB,
göçmenlerin kalifikasyonuna yönelik varolan «Kültürlerarası Spor» önlemini tüm eyaletlerde hayata
geçirme ve bunu, çeşitli spor dallarında yoğunluklu olarak uygulama yükümlülüğünü üzerine
almaktadır.
■
■
DOSB ve DFB birlikte bir eğitim modülü geliştireceklerdir. Bunun için DOSB’nin «Kültürlerarası
Spor» Eğitim Kursu temel alınmaktadır. DFB, bu
modülü futbola özel bazı içerik ilaveleriyle tamamlayacaktır. Bu Eğitim Kursu’nun spor birlikleriyle,
derneklerin her düzeyinde ve «Spor Yolu ile Uyum»
programı koordinatörlerinin desteğiyle yürütülmesi gerekmektedir.
DTB, dernek yöneticileri ve çalışanları için düzenlediği yıllık spor kongrelerinde tebliğlerle, atölye
çalışmalarıyla ve tartışma platformlarıyla «Jimnastik Derneklerinde Kadın ve Kızların Uyumu»
konusunu işlemektedir. Bir dahaki kongrelerin
ilki, 2007 yılının Kasım ayında ve ikincisi de, 2008
yılının Kasım ayında yapılacaktır.
Yerel ağlar içersinde işbirliği:
■ DOSB, «Ağ oluşumu» yöntemini, çalışma prensibi olarak güçlendirecektir. DOSB, «Spor Yolu ile
Uyum» programının tüm katılımcılarını, yerel
yönetimlerden ve eyaletlerden gelen tekliflerin
programın ağ çalışmasına dahil edilmesi doğrultusunda, yönlendirme yükümlülüğünü üstlenmektedir. DOSB bunun ötesinde tecrübesini ve yetkinliğini, olduğu gibi, ulusal ve uluslararası iletişim
ağını daha yoğun bir şekilde uyum amacının hizmetine sunmayı, teklif etmektedir. Federal düzeyde
ağların oluşumunu ve genişletilmesini – eyalet ve
yerel yönetim düzeyindeki proje koordinatörleri
üzerinden – daha çok geliştirme ve eyalet spor birliklerinde görevli profesyonel çalışanları, bu bağlamda destekleme yükümlülüğünü üstlenmektedir.
■
138
DFB, «Uyum» adlı bir DFB-Ağı kurmayı planlamaktadır. Bu ağ çatısı altında, futbol alanında yerli ve
bölgesel uyum projeleri arasında bir ağ birliğinin
oluşması ve gerektiğinde bunların eşgüdümlü
olmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
Uyum çalışması için etkin çerçeve şartların
oluşturulması:
■ «Spor Yolu ile Uyum» programı bir kalite güvencesi
sürecine tabi tutulmaktadır. Bunun için federal
hükümetle olduğu gibi, eyalet spor birlikleriyle birlikte, yönlendirme araçları olacak hedefler kararlaştırılmıştır. DOSB bu hedefleri, 2007 yılının ilk
yarısında federal hükümetle uyumlu hale getireceğini ve belli bir deneme sürecinden sonra, 2008’de
Almanya genelinde uygulanmasını sağlayacağını
taahhüt etmektedir.
■
■
Eyalet spor federasyonları «Spor Yolu ile Uyum»
programıyla çok yakın bir ilişki içerisindedir.
DOSB’nin bakış açısına göre, bu programın
sürdürülebilir ve nitelikli bir etkinlik kazanarak
genişletilmesi, diğer spor federasyonlarının da
bu programa dahil edilmesi ile mümkündür ve
istenilmektedir.
Sporun sosyal uyumla ilgili yüksek potansiyelini
daha kuvvetli bir biçimde kullanmak için DOSB,
«Sosyal Şehir» ve «Spor Yolu ile Uyum» programları
arasındaki işbirliğini iyileştirme yönünde çaba
gösterecektir. Hedef, ikamet yerine yakın spor ve
hareket olanaklarının, özellikle de sosyal açıdan
dezavantajlı semtlerde teşvik edilmesi ve yer
edinmesidir.
DOSB, bir işbirliği platformunu kurma ve «Spor
Yolu ile Uyum» ve «Sosyal Şehir» programları arasındaki paylaşımı yoğunlaştırma taahhütünde
bulunmaktadır.
■
«Topa Sahip Ol – Irkçılığa ve Ayrımcılığa karşı
Futbol» model projesinin teşviki (dsj, Bakınız 1.3.1,
Önlem: Proje «Taraftar Bölgesi»). Proje masrafları
DFB ve federal hükümet tarafından eşit oranda
karşılanmaktadır.
■
DFB, Alman – Fransız öğrencilerinin Mayıs 2007’de
Berlin’deki okullarda yapılan milli takımlar maçı
çerçevesinde «Şiddetin Önlenmesi ve Uyum»
konulu bir proje haftası düzenlemektedir. DFB
tarafından bununla ilgili ders malzemeleri hazırlanmıştır. Bu malzemelerin, ileride buna müteakip
yürütülecek projelerde kullanımı, proje haftasından sonra karara bağlanacaktır.
Uyum konu alanının içten ve dıştan desteklenmesi:
■ DOSB, «Spor Yolu ile Uyum» programı kapsamındaki halkla lişkiler çalışmasını genişletmeyi taahhüt etmektedir.
■
DOSB ve DFB, federal hükümetin «Uyum Forumu.
Biz de Katılıyoruz» afiş kampanyasını destekleme
ve üye örgütlerinin dikkatini bu konuya çekme
yükümlülüğünü üzerine almaktadır. Diğer spor
federasyonlarının da bu çalışma için kazanılması
amaçlanmaktadır.
■
DFB Başkanlığı 2006 yılının yazında, üç uyum
elçisini tayin etmiştir. Bunlar pek çok etkinliğe
katılmış bulunmaktadırlar ve Federal Almanya
Hükümeti’nin «Uyum Forumu- Biz de Katılıyoruz»
kampanyasını desteklemektedirler. Federasyon,
daha başka uyum elçilerini atama yükümlülüğünü
üstlenmektedir ve buna ek olarak, bir de görev
profili geliştirmiştir.
■
DFB Başkanlığı 1 Aralık 2006 tarihinde, ilk gönüllü
uyum sorumlusunu atamış bulunmaktadır.
Buna ek olarak, imkan ve ihtiyaç dahilinde ve en
yakın zamanda, göçmen kökenli uyum elçileri
atanmalıdır.
■
DFB, hedefe yönelik projelerin geliştirilmesi ve
önlemlerin uygulamaya geçirilebilmesi için
«Şiddeti Önlemek» görev birimi ile sıkı bir ilişki ağı
içerisinde bulunacak bir uyum uzman komisyonu
oluşturacaktır.
■
DFB Genel Kurul Toplantısı’nda Ekim 2007’de, ilk
olarak geniş kapsamlı bir Futbol Gelişim Planı çıkarılacaktır. Bu plan hazırlanırken, DFB’nin uyum
konusundaki hedefleri ve buna ilişkin önlemler,
önemli bir rol oynayacaklardır.
■
DFB ve Daimler –Chrysler arasındaki işbirliği çerçevesinde DFB yapılarında, okullarda ya da dışardan
olmak üzere yürütülen proje ve önlemler için, yıllık
bir uyum ödülü planlanmaktadır
■
DFB, federasyonun ve derneklerin yönetici kadrolarına ve çalışanlarına yönelik olarak, «Jimnastik Derneğinde Kızların ve Kadınların Uyumu» konusunu,
düzenli aralıklarla yayımladığı ve 22.000 nüsha
şeklinde, ücretsiz olarak üye derneklere dağıttığı
«Alman Jimnastiği» isimli DTB dergisinde, ağırlıklı
olarak işlemektedir. DTB, trambolin dalında olimpiyat şampiyonu olan ve 2000 yılında DOSB tarafından uyumdan sorumlu üç elçiden birisi olarak
atanan Anna Dogonadze’yi de bu çalışmalara dahil
etmeyi planlamaktadır.
Uyum önlemlerinde cinsiyet bakış açısının
güçlendirilmesi
■ Çeşitli resmi ve sivil kurum ve kuruluşların kaynaklarından faydalanılarak, tahminen Mayıs 2007
itibariyle, Kuzey- Ren Vestfalya Eyaletine bağlı
Eyalet Spor Federasyonu (LSB) tarafından yürütülmekte olan «Spor Uyumu Sağlıyor – SPIN» isimli
proje desteklenecektir. Bu proje, kadın göçmenlerin spor faaliyetlerine katılımını sağlamayı ve
onları çalıştırıcı olarak yetiştirmeyi ve giderek
artan bir biçimde, spor derneklerinde sorumlu
pozisyonlarda çalışmaya doğru yönlendirmeyi
hedeflemektedir. Projenin çıkış noktası sadece spor
faaliyetleriyle ilgili çalışmaları kapsamamakta,
aynı zamanda özellikle Müslüman kökenli göçmen
kadınlara yönelik dil ve kültür çalışmalarını da
4.7.
içermektedir. LSB Duisburg, Gelsenkirchen ve Essen
illerinde, bu projenin gerçekleştirilmesine yönelik
çeşitli imkanların kullanılmasını, model olarak test
edecektir. Buradan elde edilecek sonuçlardan «Spor
Yolu ile Uyum» projesi de faydalanacaktır.
■
Kuzey – Ren Vestfalya Eyalet Hükümeti’nin eylem
planındaki ağırlık noktalarını, hem halihazırda
denenmiş projelerin yürütülmesi, hem de içerik
olarak yeni plan ve programların geliştirilmesi
oluşturmaktadır. Halihazırda uygulaması tamamlanmış tedbirlerden, «Göçmen Kadınlarla Spor»
isimli, Almanya genelinde model özelliği taşıyan programa (1995-1998) değinilmelidir ki, bu
program yürütülürken, göçmen kökenli kadınlara
çalıştırıcı olmak üzere sunulan ileri eğitim kursu
ilk defa faaliyete geçirilmiştir. Sporun kültürler
arası açılıma ön ayak olması sürecinde, gelecekte
yürütülecek tüm projelerin en önemli hedef grubunu, göçmenler arasındaki kadınlar ve gençler
oluşturacaktır. Bu noktada, hem kültürel farklılıkları dikkate alacak, hem de örgütlü spor ve diğer
sorumlu kuruluşlar arasında işbirliğini güçlendirecek programların geliştirilmesi gerekmektedir.
■
DOSB, «Gender Mainstreaming» ve «Spor Yolu ile
Uyum» grupları için üye organizasyonlar ve derneklerle birlikte, kadın göçmenlerin spor konusundaki ihtiyaçlarını daha çok dikkate alacak öneriler
ortaya koymak amacıyla bir proje geliştirmektedir.
Bu proje «Spor Yolu ile Uyum» programına bağlı
olarak yürütülmekte ve bu şekilde doğan karşılıklı
etkileşimden faydalanmaktadır. DOSB, Başkanlığın
güncel çalışma programına dayanarak, göçmen
kökenli kadın ve genç kızlara yönelik bir ağ oluşturma projesini uygulamaya geçirme yükümlülüğünü üstlenmektedir. «Gender Mainstreaming» ve
«Spor Yolu ile Uyum» grupları, bu projenin üç yıllık
bir sürede gerçekleştirilmesini öngörmektedirler.
Hedef, göçmen kadınlar tarafından tercih edilen
spor dallarında (örneğin; Dövüş Sporu, Futbol,
Dans ve Yüzme) kurslar sunmaktır. Bu proje ağları
on şehirde uygulamaya geçirilecektir. Spor dışındaki organizasyonların da projeye dahil edilmeleri
neticesinde, projenin ağ olma özelliği de ortaya
çıkmaktadır. Bunun dışında, spor alanında olanaklar, diğer vasıf kazandırma kursları ile (örneğin dil
öğrenim kursları) bağlantılı hale getirilmelidir. Bu
proje, «Spor Yolu ile Uyum» programına da katılan
spor dernekleri tarafından yürütülmektedir.
■
DFB, kızların futbol yoluyla topluma uyumunu
sağlayacak bir model projeyi desteklemektedir. Bu
çerçevede, sosyal açıdan zayıf bölgelerden seçilmiş
kızlar turnuva organizasyonları düzenlemek ve
okul çalışma grupları kurmak gibi, kendi girişimleri aracılığıyla derneklere ulaşmaları açısından
desteklenmekte ve böylelikle topluma uyumları
teşvik edilmektedir.
139
4.7.
■
DTB Başkanlığı, «Göçmen Kökenli Kadın ve Genç
Kızların Topluma Uyumu» konusunun koordinasyonu ve işlenmesi için, Eylül 2006’da bir Başkanlık
Komisyonu’nu atamıştır. Çalışmaların sonuçları,
Frankfurt am Main’da gerçekleşecek olan Uluslararası Alman Jimnastik Şenlikleri çerçevesinde
sunulacaktır.
■
DTB, jimnastik derneklerinin şu ana kadarki tecrübelerini de göz önünde bulundurarak, seçilen
jimnastik derneklerinde denenmek üzere, kadın ve
genç kızların, jimnastik ve dans dallarına ağırlık
veren derneklere katılımını sağlayacak bir tasarım
üzerinde çalışmaktadır. Buradan elde edilecek
olan sonuçların değerlendirmesi ise, 2009 yılında
Frankfurt am Main şehrinde düzenlenecek olan
Uluslararası Alman Jimnastik Şenlikleri’nde yapılacaktır. Daha sonra tasarım, diğer dernekleri de
içine alacak şekilde genişletilecektir.
birlikte çalışmaktadırlar. Böylece spor dernekleri, göçmenlerin topluma uyumlarının basarıyla sağlanması
için elverişli şartları da oluşturmuş bulunmaktadırlar;
çünkü, bu şartların oluşumu, güçlü bir biçimde ağların oluşturulmasına bağlıdır.
Ek 2
3. Başarı faktörleri
Federal Eyaletlerin «Ulusal Uyum Planı» na
Sağladıkları Katkı
Bu sebeple, karşılıklılık esasına dayalı aktif bir uyum
politikasını başarıya ulaştıran faktörleri şu şekilde
sıralamak mümkündür:
1. Temel Anlayış
Ek 1
Prof. Dr. Christoph Breuer, Prof. Dr. Heinz-Dieter
Horch ve Prof. Dr. Volker Rittner (Alman Spor Yüksek
Okulu Köln) tarafından yürütülen ve Federal Spor
Bilimleri Enstitüsü, Alman Olimpik Sporlar Federasyonu ve eyalet spor birliklerinin birlikte finanse
ettikleri «Spor Gelişim Raporu 2006/2007» araştırma
sonuçları.
Genel olarak spor derneklerinin, demografik dönüşümü abarttıkları mı, yoksa küçümsedikleri mi sorusu
sorulmaktadır. Küçümsemek, örneğin, spor derneğinin merkezi öneme sahip bir toplumsal değişikliğe
hazırlıksız yakalanması tehlikesini beraberinde getirebilmektedir. Nüfus içerisindeki giderek artan göçmen oranı, derneklerin yüzde 28’i tarafından (özellikle az spor dallı küçük dernekler) küçümsenirken,
derneklerin yüzde 4’ü de bu gerçeği abartmaktadırlar.
Bu noktada bölgesel farklılıklar görülmemektedir.
4.7.
Eyalet hükümetleri – federal düzey ile bölgesel düzey
arasındaki konumları itibariyle –, spor yolu ile uyum
görevini,
■
Kültürel kimliğin korunması,
■
Diyalog esasına dayalı bir uyum,
■
Göçmen kökenli multiplikatörlerin etkin kazanımı,
■
spora yönelik bir siyaset izlemek,
■
Uyum alanında siyaset yapabilirlik,
■
yetki dağılımı ilkesini temel almak,
■
Kaynakların kullanıma sunulması ve
■
spor yapan nüfusa değerler aktarmak
■
Yerinde oluşan zorlukların aşılması.
Spor dernekleri ve demografik değişim
Almanya’da bulunan spor derneklerinin yüzde 45’i
(40.000 kadar dernek) demografik değişimden dolayı,
hareket alanlarında etkilendiklerini düşünmektedirler. Demografik gelişimin spor derneklerinin
faaliyet alanına yansıyan sonuçları arasında, çocuk
ve gençlerin nüfus oranının düşüşü, nüfusun giderek yaşlanması ve azalmasının yanısıra, göç konusu
gelmektedir. Göçmen nüfusunun genel nüfusa oranı,
giderek büyüyecektir. Bu gelişme, bir yandan göçmen
kökenli grupdaki doğum oranlarındaki olumlu artış,
diğer yandan ise göç olgusu ile açıklanmaktadır.
Tüm spor derneklerinin yüzde 7’si, demografik değişimden etkilenen derneklerin yüzde 15’i, faaliyetlerinin göç olgusundan etkilendiği kanaatindedirler
Bu noktada, federal eyaletler arasında, iki farklı gelişmeye işaret eden ciddi farklılıklar gözlemlenmektedir: Eski eyaletlerdeki spor derneklerinin yüzde 15’i
göçten etkilendiklerini belirtirlerken, yeni eyaletlerdeki spor derneklerinde bu oran, yüzde 8 ‘den bile
daha az bir düzeydedir.
Dernek türlerine göre yapılan bir inceleme de, önemli
etkilenme farklarını ortaya çıkarmaktadır. Göçmen
yerleşiminin doğurduğu sonuçlardan, büyük derneklerin yüzde 30’u etkilenmektedirler. Geriye kalan
diğer dernek türlerinin yalnızca yüzde 10 ila yüzde
15’i için bu durum geçerlidir (örneğin, bünyesinde az
spor dalını barındıran küçük spor dernekleri ile orta
büyüklükte olanlar).
140
Demografik değişimin yol açtığı sonuçlara bir tepki
olarak, bilhassa orta ve büyük ölçekli dernekler, artan
bir şekilde yeni faaliyetler sunma yoluna gitmişlerdir.
Diğer derneklerle güçlendirilmiş bir işbirliği çalışmasına girmek de, en sık uygulamaya konan tedbirler
arasında yer almaktadır.
Spor dernekleri arasındaki işbirliği ve yerel uyum
Spor derneklerinin yerel uyum çalışmalarına katkıları
tarihi bağlamda ele alındığında, belediyeler ve spor
dernekleri arasındaki ilişkinin, spor hareketi ortaya
çıktığından beri canlı bir diyalog özelliği taşıdığı
görülmektedir. Yerel işbirlikleri alanı, spor derneklerinin kamuya yönelik çalışmaları çerçevesinde, özellikle
şu an ve gelecekte de, giderek artan bir oranda özel
bir ilgiyi hak etmektedir. Çünkü toplumsal gelişimin
pek çok yeni sorunu, yerel meselelerin genel önem
kazandığı konularda hem daha güçlü bir örgütlenme
faaliyetini hem de yeni işbirliği modellerini gerektirmektedir. Özellikle sektörler arası oluşturulan, farklı
organizasyonların ve çeşitli siyasi alanların da işbirliği içerisinde çalıştıkları ilişki ağları, sosyal uyum için
yerine getirilmesi gerekli görevler noktasında, büyük
başarılara ulaşma şansını garanti etmektedirler.
Spor derneklerinin çoğunun yaptığı çalışmalar, bölgesel ağ oluşumunun toplumsal ve siyasal zaruretini
açıkça ortaya koymakta ve böylelikle sivil girişimin
önemini, etkinlik ve potansiyelini de kanıtlamaktadırlar. Bu şekilde, spor derneklerinin % 70’i diğer spor
dernekleriyle ve % 62’si de okullarla işbirliğine gitmektedir. Yüzde 24’ü gündüz çocuk bakım kurumlarıyla,
% 21’i ekonomik kuruluşlarla, % 15’i gençlik daireleriyle
şeklindeki spor politikası yaklaşımları çerçevesinde,
fevkalade ciddiye almaktadırlar.
Federal hükümetler, geçmiş yıllar içerisinde göçmenlerin uyumunun daha da önem kazandığı, geniş çaplı
bir uyum politikası izlemektedirler. Bu bakımdan şu
anda paradigma değişikliğine gidilmesi gerekli olmamakla birlikte, uyumun, federal hükümet, belediyeler ve eyalet spor birlikleri ile beraber yürütecekleri
ağırlıklı görev olacağına dair tanımının yapılması
gerekmektedir. Şu ana kadar alınan tedbirlerin değerlendirilmesi, bunların ancak tek tek ele alınmaları ile
mümkündür ki, bilindiği gibi sırf bu sebeple bile bu
alanda araştırmaların yürütülmesi gerekli görülmektedir; ama, yine de bu tedbirlerin, uygulanmakta olan
spor yolu ile uyum politikası çerçevesinde bir değerlendirilmesinin yapılmasına çalışılmalıdır.
2. Hedef Belirleme
Eyalet hükümetleri, federal hükümet ile birlikte daha
fazla göçmen kökenli insanın, spor yoluyla varolan
yapılarla kaynaşması amacını gütmekte ve bununla
da, farklı kültürden insanların birbirlerini daha iyi
anlamalarını sağlamayı hedeflemektedirler. Bununla
varılmak istenen hedef ise, sivil toplumun temelinin
güçlendirilmesidir. Uyum anlayışı, pratik ve teorik
olarak, karşılıklı kabul esasına dayanmalıdır.
4. Konu Alanı: Çerçeve Şartların
Oluşturulması
4.1. Konu Ağırlık Noktası: Spor Yerleri için
Kaynakların Sunumu, Sosyal Görevler,
Gençlik Teşviki, Normatif Düzenlemeler
Durum Tespiti
Eyalet hükümetleri, yerel idari kurumlarla beraber
spor yerlerinin -özellikle kitle sporları söz konusuysa- yapımı, sağlamlaştırılması ve modernizasyonu
noktasında ana yükü üstlenmektedirler. Kullanılan
kaynakların büyük kısmı, dolaylı yahut dolaysız
olarak bu görevin yerine getirilmesi için kullanılmaktadır. Eyalet hükümetlerinin bu yöndeki güçlendirilmiş yatırım çabaları – en son örneğin Ren-Palatina,
Hessen ve Aşağı Saksonya Eyaletleri – genel nüfusun
spor faaliyetleri açısından fayda sağlamaktadırlar.
Göçmenler için uygulanan uyum politikası alanından
dile getirilen taleplerin, kaynak dağıtımına açıkça
yansıtılması, kısmen düşünülmektedir.
Özyükümlülükler
Eyalet hükümetleri, spor teşvik alanına, özellikle
spor yerlerinin teşviki için milyonlar tutarında daimi
yatırımda bulunmayı taahhüt etmektedirler. Gelecekte yapılacak yatırımlarda, büyük oranda kadın ve
erkek göçmenler için spor faaliyetleri sunan dernek
ve mahallelere öncelik verilip verilmeyeceği henüz
karara bağlanmamıştır. Eyalet hükümetleri bu alanda
daha güçlü bir eylem ihtiyacı olduğu kanaatindedirler.
141
4.7.
Schleswig-Holstein Eyaleti Örneği
Kısa tanıtım
Schleswig-Holstein Eyaleti spor faaliyetlerinin teşvikine yönelik yönetmeliği gözden geçirmiş ve yeniden
kamuoyuna duyurmuştur (01.03.2007 tarihli Spor
Teşvik Yönetmeliği, Schleswig- Holstein Resmi Gazetesi yayınlanış tarihi 10.04.2007, Sayfa 260 ve devamı).
Yönetmeliğin 2.bentinde açıkça belirtilen teşvik konularına ilaveten, ağırlıklı teşvik konusu olarak «g) Spor
Yolu ile Uyum için Önlemler» şıkkı kataloğa alınmış
bulunmaktadır. Konuyla ilgili başvurular SchleswigHolstein’a bağlı belediyeler, spor dernekleri ve spor
dernekleri birlikleri tarafından yapılabilirler.
Zamanlama
Schleswig-Holstein Resmi Gazetesi’nde, büyük olasılıkla 2007 yılının Mayıs ayında yayınlanacaktır; Yönetmelik ilk etapta 31.12.2009 tarihine kadar geçerliliğini
koruyacaktır.
Mali çerçeve
Önlemler, eyalete ait spor teşvik yardımları çerçevesinde hizmete sunulmuşlardır. Konuyla ilgili projeler
eksik ihtiyaç finansmanı yoluyla, proje teşviki kapsamında desteklenmektedirler; sözü edilen teşvik tutarı
proje başına 5.000 Euro’yu geçmemelidir. Bunlar
dışında bilgi verilmesi şu an henüz mümkün olmamakla birlikte, bundaki ve diğer teşvik ağırlık noktalarındaki başvuru durumuna bağlıdır.
Berlin Eyaleti Örneği
Berlin Eyaletinde «halkın farklı kesimlerinin sosyal
uyumu» ve «yabancı vatandaşlara özel ihtiyaçların
dikkate alınması», Berlin Eyaleti’nde Spor Teşvik
Yasası’nın 1. maddesi uyarınca Berlin Senatosu’nun
spor faaliyetlerini destekleme hedefleri arasında yer
almaktadır.
Zamanlama
Yukarıda bahsedilen çerçeve şartlarla ilgili, eyalet
hükümetlerince yapılacak iyileştirmelerden bir kısmı
halihazırda başlamış bulunmaktadır; diğer iyileştirmeler ise 2007 yılında başlayacaktır ve bunların
gerçekleşmesi için iki yıldan beş yıla kadar süre
tanınmaktadır.
5. Konu Alanı: Önlem Alanı Olarak
Uyuma Değer Kazandırılması
5.1. Konu Ağırlık Noktası: Uyum Konusuna
Alanlar Üstü Görev Olarak Zemin
Kazandırmak
Durum Tespiti
Eyalet hükümetlerinden birkaçı «Spor Yolu ile Uyum»
konusuna, alanlar üstü bir görev olarak değer kazandırma ve kısmen ek kaynaklarla donatma sürecini
başlatmış bulunmaktadırlar.
142
Önlemler/Özyükümlülükler
Eyalet hükümetleri bu yıl içerisinde, göçmenlerin spor
politikası yolu ile uyumuna daha büyük bir değer verilip verilmemesi ve değer kazandırmak üzere örgütsel
adımların atılıp atılmaması gerektiğini denetleme
yükümlülüğünü üstlenmektedirler. Bunun için,
2007’den 2008’e kadar süren bir zaman dilimi belirlenmiştir. Değer kazandırma uygulaması onaylanırsa,
uyum politikası uzun vadeli bir alanlar üstü görev
olarak anlaşılacaktır.
Eyalet hükümeti gönüllü çalışmayı, profesyonel çalışanları üzerinden desteklemek ve bu esnada, özellikle
göçmen kökenli kişilerle birlikte çalışmak istemektedir. Bu, 50 yaş üzerindeki işsizlerin ilk etapta iki
yıllık zaman dilimi içerisinde «spor alanında yönetici
asistan» olarak işe alındıkları (derneklerde, spor grupları, spor dernekleri birliklerinde) «Tecrübede Gelecek
Var» programı için geçerlidir. Bunun devamı olarak,
Gönüllü Sosyal Yıl (FSJ) teşviki çerçevesinde, göçmen kökenli gençlerin işe yerleştirilmeleri özellikle
desteklenmektedir.
6. Konu Alanı: Münferit projeler
Her iki program da 2007 yılında başlayacak olup, ilk etapta 2009 yılına kadar
sürdürüleceklerdir.«Tecrübede Gelecek Var» program çerçevesinde, ilk etapta 30 kişi spor alanında işe
yerleştirilecektir. Gönüllü Sosyal Yıl (FSJ) programı
kapsamında ilk olarak göçmen kökenli 4 kişinin işe
yerleştirilmesi planlanmaktadır.
6.1. Konu Ağırlık Noktası: Eyalet Hükümetlerinin
Yürüttükleri Münferit Projeler
Durum Tespiti
Eyalet hükümetleri, uyum düşüncesinin yerinden
harekete geçirilmesini sağlayacak olan projeleri desteklemektedirler. Bu anlamda, henüz daha başlamamış projeleri çoğunluklu olarak pilot projeler şeklinde,
başlamış projeleri ise en iyi uygulama örnekleri olarak
desteklemektedirler; bunun da yanında, yeni programların ortaya çıkarılmasını teşvik etmektedirler.
Hessen Örneği
Hessen Eyalet Hükümeti beş yıldır, mesleki eğitimden
geçirilmiş göçmen kökenli çalıştırmacıların multiplikatörler olarak spor derneklerine girmelerini sağlayan
«START» isimli projeyi desteklemektedir. Projenin orta
vadede sürdürülebilmesi için gerekli mali çerçevesi,
2007 yılında garanti altına alınacaktır (bütçe mevzuatı açısından mümkün olduğu müddetçe). Yıllık
130.000 avro’luk bir bütçe ayrılmıştır.
Hessen Eyalet Hükümeti spor alanında, göçmen
kökenli kişilerin – bilhassa gençlerin – meslek eğitimi, meslek içi eğitim ve ileri eğitim almalarına
(dernek yöneticisi, çalıştırıcı) yönelik girişimleri
desteklemektedir.
Buna uygun girişimler 2007 yılında desteklenmektedirler. Önlem başına 5.000 ila 10.000 avro’luk bir bütçe
ayrılmıştır.
Hessen Eyalet Hükümeti gençlere yönelik spor çalışmaları yoluyla eğitimi, özellikle desteklemektedir.
Burada, ilk ağırlık noktasını futbol oluşturacaktır.
Meslek eğitimi ve meslek içi eğitim gelişimi, gençlerin alanları dışındaki yetkinliklerini güçlendirme
yolunda kullanılmalı ve böylelikle gençlerin daha
etkili bir şekilde iş hayatına atılmaları sağlanmalıdır.
Bu arada gençler spor alanında da, donanımlı
olarak yetiştirilmelidirler. Önlemler için üç yıllık
bir zaman dilimi öngörülmektedir. Tedbirler ilk
olarak 15.000 avro ila 20.000 avro’luk bir bütçeyle
desteklenmektedirler.
Bunlara ek olarak göçmen kökenli gençlerin sorumluluk taşıyan konumlara (gençlik antrenörü ve hakem
vs.) getirilmelerine yönelik projelerin desteklenmesi
amaçlanmaktadır. Bu sayede kültürlerarası anlaşmanın mahalli dernekler düzeyinde desteklenmesi
hedeflenmektedir.
Hessen Eyalet Hükümeti, futbol taraftarlarına yönelik
projelerinden elde edilen tecrübeleri, Alman federal
ligleri ve bölge ligleri düzeyinde kullanmayı ve bu
yolla elde edilen bilgilerin amatör futbol alanı için de
faydalı olmalarını sağlamak istemektedir. Bu amaca
yönelik olarak, taraftar projeleri ile bilgi aktarımı
arasındaki koordinasyon, pratikte uygulamaya
geçirilmelidir.
Bu projeler için – uluslararası bir kıyaslama çerçevesinde de – orta vadeli bir zaman dilimi baz alınmıştır
ve bu projeler, yıllık 250.000 avro’luk bir bütçeyle
desteklenmektedirler.
Son olarak, Eyalet Hükümeti spor alanında uyum
önlemlerinin durum tespitine ve analizine yönelik bir
çalışmayla birlikte, uyum alanında araştırma çalışmalarına başlamak istemektedir. Bu noktada, önce
ampirik incelemelerin hazırlanması amaçlanmaktadır. Başarılı çalışmaların uygulamaya geçirilmesinde
bir ödül sistemi takip edilmelidir.
Eyaletler düzeyindeki durum tespit çalışmasına,
Hessen ve Kuzey-Ren Vestfalya Eyaletlerinin birlikte
düzenledikleri «Uyum Kongresi» de, Ağustos ayında
katkıda bulunacaktır.
Diğer münferit önlemler somut planlama
aşamasındadır.
Hessen Eyalet Hükümeti de diğer tüm eyalet hükümetleri gibi, alınacak önlemlerin planlanması ve
4.7.
uygulamaya geçirilmesi noktasında spor organizasyonlarının ortaklığına ihtiyaç duymaktadır. Bunların
arasında, özellikle spor organizasyonlarının kendi
aldıkları önlemler haricinde, eyaletler tarafından
alınan çok sayıdaki tedbiri de aktif olarak destekleyen
eyalet spor federasyonları da bulunmaktadır; ama,
diğer spor dernekleri birliklerinden oluşan ortaklar da
–örneğin futbol alanında- ya da göçmen kökenli diğer
kuruluşlar da, hükümetin ortakları arasında bulunmaktadırlar. Bu şekilde şimdiden, spora dayalı uyum
politikasına hakim olan yönetişim yapılanmasının
hatlarını gözlemlemek mümkün olabilmektedir.
Berlin Örneği
Berlin Senatosu yıllardır «Yabancıların Uyumuna
Yönelik Spor Önlemleri» programını teşvik etmektedir. Bu programla Berlin Spor Gençliği, göçmen
kökenli gençlerin katılımları ve uyumları noktasında
danışma ve organizasyon hizmeti sunmaktadır. Berlin
Spor Gençliği bu çalışmalar için bu yıl 50.158 avro
tutarında bir teşvik almaktadır. Burada, spor alanında
uyuma yönelik gençlik çalışmalarının, özellikle sosyal
davranışların ve kişilik gelişiminin güçlendirilmesinin, spor derneklerine sağlanan teşviklerle desteklenmesi ve bu şekilde Alman asıllı olmayan gençlerin,
derneğin sosyal bünyesine girmeleri ve kaynaşmaları
hedeflenmektedir. Bunun dışında, boş zamanlarda
yapılan spor aktiviteleri, kitlesel spor dallarında sunulan faaliyetler, spor derneklerinin tanıtıma yönelik
etkinlikleri ve spor dışındaki pedagojik faaliyetler
desteklenmektedir.
NRW Örneği
Eyalet Hükümeti’nin eylem noktalarını ağırlıklı
olarak, halihazırda denenmiş ve oturtulmuş projelerin sürdürülmesi ve yeni proje planlarının tasarlanıp
geliştirilmesi oluşturmaktadır. Burada halihazırda
tamamlanmış bulunan tedbirler içerisinden, yalnızca
Almanya çapında model özelliği taşıyan «Göçmen
Kadınlarla Spor» isimli projeye (1995-1998) değinmek yeterli olacaktır; bu proje yürütülürken, ilk defa
olarak göçmen kökenli kadınların çalıştırıcı olarak
eğitilmeleri için, ileri eğitim kursu açılmıştır.
Sporun kültürler arası bir açılıma ön ayak olması
sürecinde, gelecekteki tüm projelerin en önemli hedef
grubunu, göçmenler arasındaki kadınlar ve gençler
oluşturacaktır. Bu noktada hem kültürel farklılıkları
gözetecek, hem spor organizasyonları ve projeyi yürüten diğer sponsorlar arasındaki işbirliğini güçlendirecek programların geliştirilmesi gerekmektedir.
Kuzey-Ren Vestfalya Eyaleti İçişleri Bakanlığı temel
alınan hareket noktasını belirlemek üzere, 9 Aralık
2006 tarihinde Katolik Akademi «Die Wolfsburg» ile
birlikte ve aynı zamanda Kuzey-Ren Vestfalya Eyalet
Spor Federasyonu ve Türkiye Araştırmalar Merkezi ile
işbirliği içerisinde, konuya yönelik özel bir sempozyum düzenlemiştir.
143
4.7.
Hamburg Örneği
Hamburg Senatosu, 19 Aralık 2006’da göçmenlerin
uyumuna yönelik bir eylem tasarımını karara bağlamıştır. «Şehirde Birlikte Yaşam» başlığı altında spor,
kendi başına bağımsız bir eylem alanı olarak tanımlanmıştır. Burada ağırlık noktasını çocuk ve gençlere
yönelik spor faaliyetleri oluşturmaktadır.
Eylem taslağından şehir idaresinin ve spor alanında
beraber çalışan ortakların atacakları ilk adımlar, aşağıdaki şekliyle ortaya çıkmıştır:
■
Hamburg’taki spor dernekleri ve spor federasyonlarının yürüttükleri uyum çalışmalarına verilen
desteğin sürdürülmesi,
■
Dernekler bünyesinde ortak spor çalışmalarının
desteklenmesi,
■
Göçmenlerin, görev sahibi kişiler ve spor alanında
arabulucular olarak, derneklere katılımlarının
sağlanması,
■
■
■
■
Spor faaliyetleri hakkındaki bilgilendirme çalışmalarının iyileştirilmesi,
Göçmen kökenli ve daha çok pratik deneyimli antrenörlerin kazanılması,
Göçmen kökenli yıldız sporcuların örnek olarak
kazanılması ve
Göçmen kökenli kadın ve genç kızlar için daha iyi
olanakların sunulması.
Mecklenburg-Vorpommern Örneği
Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti Önlemleri ve
Özyükümlülükler:
Kısa tanıtım
Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti, «Spor Alanında
Projelerin Teşvikine Dair Yönetmelik» bazında, model
denemelerini, yenilikçi projeleri ve göçmenlerin spor
aktivitelerini desteklemektedir; hedef, göçmenlerin
toplumsal yaşama katılımlarının sağlanması ve kendilerini gerçekleştirme şanslarının iyileştirilmesidir.
Mecklenburg-Vorpommern Engelliler ve Rehabilitasyon Sporları Birliği, TuS Maccabi Rostock Derneği
e.V., Rostock Yahudi Cemaati, Rostock’a bağlı üç okul,
«Mechaje» – Yahudi Tiyatrosu Derneği M-V e.V., Müzik
ve Tiyatro Yüksek Okulu ve Yeni Medya Enstitüsü ile
işbirliği içerisinde ve Eyalet Spor Federasyonu, Rostock
ve Eyalet Hükümeti’nin destekleriyle farklı kültürlerden gençlerle «FARKLI DA OLSAK EŞİTİZ!» başlıklı
çok kültürlü uyum projesini uygulamaya koymuştur.
Bu proje 7. ve 8. sınıflar içerisindeki yerli ve göçmen kökenli gençler ve engelli gençler ile bunların
ailelerini, spor, sanat (tiyatro) ve medya dallarındaki
kısmı projeler içerisinde ve düzenli olarak yürütülen boş zaman aktiviteleri çerçevesinde, Rostock’ta
144
varolan ilişki ağlarını da dikkate alarak, bir araya
getirmektedir.
Zamanlama
1 Ocak 2007’den 31 Aralık 2009’a kadar (proje süresi üç
yıl)
Mali çerçeve
Spor federasyonunun kendi kaynakları dışında,
projelerin finansmanı için eyalet yardımları (gençlik
yardımı ve spor), belediyelerden ve Alman Çocuk ve
Gençlik Vakfı – Schule plus programı fonu üzerinden
destek sağlanmaktadır.
Brandenburg Eyaleti Önlemleri/Özyükümlülükleri
Brandenburg Eyaleti Brandenburg Spor Gençliği’nin,
gençlerin spor yeteneklerinin yanı sıra sosyal becerilerini de, sokak futbolu vasıtasıyla desteklemeyi amaçlayan iki projesini desteklemektedir. Brandenburg’da
yaşayan insanlar arasında göçmen kökenli insanların azlığı, (yakl. yüzde bir) spor aracılığı ile çok
genç insanlara, daha yoğun ulaşma imkanını
sağlamaktadır.
Spor alanında gençlere yönelik sosyal çalışmalar –
Hoşgörü için sokak futbolu
Kısa tanıtım:
Hoşgörü ve uyum için sokak futbolu, bir buluşma
platformudur ve farklı sosyal ortamlardan gelen gençler arasındaki iletişimi ve değişik sosyal kurumların
aralarında bir ağ kurmalarını desteklemektedir.
Futbol oyununun kuralları, katılımcı gençler tarafından belirlenmekte ve çatışma yönetimi noktasında
alıştırmalar yapılmaktadır.
Buradaki hedefler arasında, sosyal yönden mağdur
durumdaki gençlerin, karma takımların kurulmasıyla
kızların ve göçmen kökenli gençlerin, katılımının
sağlanması yer almaktadır.
Uluslararası sokak futbolu dünyası ağıyla ve
Almanya’daki diğer sokak futbolu projeleriyle yapısal bağlantılar mevcuttur. Bu proje, 1 Ocak 2007’de
başlamış ve üç yıl için planlanmıştır. Eyalet bu projeyi
60.000 avro ile desteklemektedir.
Okullar bayrak asıyor
Bu projenin amacı daha ziyade tam gün okullarda ve 7.
ve 9. sınıf düzeylerinde «Hoşgörü için Sokak Futbolu»
isimli projeyle, okul profillerinin pekiştirilmesi ya da
geliştirilmesidir. Bu proje, 2006 yılında Almanya’da
oynanan Dünya Futbol Şampiyonası ve okulların
dünya ülkelerini temsil ettikleri çeşitli kıta kupaları
vesilesiyle düzenlenen «Okullar Dünya Kupası – Fair
Play for Fair Life» projesinden elde edilen tecrübelere
dayanarak bir profil oluşturulması için hareket noktaları sunmalıdır. Bu tasarım, yabancı kültürlerin okul,
aile ve cemiyet hayatı içerisinde günlük yaşamın içine
dahil edilmelerini desteklemeyi tasarlamaktadır. Bu
projenin finansörü yine, Brandenburg Spor Gençliği
olmaktadır.
Bremen Eyaleti Önlemleri ve Özyükümlülükleri
Kısa tanıtım
Bremen Eyaleti «Gençlerin okul dışı eğitimlerinin, bilgilendirilmelerinin ve gençlik birliklerindeki çalışmalarının teşvikine dair yönetmelik» ve yetkili Bremen
Meclis Komisyonu kararları temelinde, Bremen Eyaleti
Spor Federasyonu öncülüğünde sürdürülen «Spor Yolu
ile Uyum» toplu projesini desteklemektedir. Projenin
ana hedefi, göçmenlerin ve dezavantajlı yerli nüfusun,
spor alanında geniş çaplı bireysel fırsatların ve sosyal
imkanların kullanılması sayesinde, topluma uzun
vadeli uyumlarını sağlamaktır. Proje çalışmasının ön
planına çıkan sosyal alan yaklaşımı, proje faaliyetlerinin, «sosyal kriz noktaları» diye adlandırılan ve
toplumla bütünleşme noktasında zorluk çeken, çok
sayıda göçmen ailenin yaşadığı yerlerde yoğunlaşması anlamına gelmektedir.
Yerleşim yerlerine yakın yerlerde sunulacak, herkese
açık idman grupları ya da turnuvalar gibi erişimi
kolay faaliyetlerin ve bedensel hareketlerin, özellikle
çocuklarla ve gençlerle ilişki kurmak ve onları spora
ısındırmak açısından, uygun araçlar oldukları ortaya
çıkmıştır.
Uyuma yönelik çalışmalarda ağırlık noktasını, spor
dernekleri ve spor federasyonları ile olan işbirliği ile
projeye özel ve derneğe bağlı spor çalışmalarının
kurulması oluşturmaktadır. İşbirliği yürütülen ve
proje üzerinden maddi ya da personel destek alan
ortak kurumlarla (özellikle spor dernekleri, okullar,
çocuk ve gençlik yardım kurumları, hayır kurumları)
oluşturulan bir ağla birlikte, hedef grubu, ikamet
ettikleri yerde düzenli olarak sunulan imkanlarla
mevcut toplumsal yapıların içine çekmek ve bu
şekilde barışcıl bir beraberliği teşvik etmek mümkün
olmaktadır.
Zamanlama
Proje 2001’den itibaren sürdürülmektedir.
Mali çerçeve
Proje finanmanı için, Bremen Eyalet Spor
Federasyonu’nun öz kaynakları dışında, eyalet (Sosyal
İşler ve Gençlik Bakanlığı) ve belediye yardımları (spor
dairesi) kullanılmaktadır.
Ren-Paletina Eyaleti Önlemleri:
1. Proje: ballance 2006 – Uyum, Fair Play ve Hoşgörü
için Sokak Futbolu
Kısa tanıtım
Ren-Paletina İçişleri ve Spor Bakanlığı’nın girişimi
doğrultusunda Almanya Futbol Federasyonu, RenPaletina’daki iki futbol birliğinin ve diğer tanınmış
kurumlar ve Almanya futbol ligindeki kulüplerin de
4.7.
katılımıyla, çocukların ve gençlerin birbirleriyle daha
hoşgörülü ve centilmence ilişki kurmalarını teşvik
amacına yönelik olarak, bu Sokak Futbolu Projesi
kurulmuş bulunmaktadır.
Çalışmanın ağırlık noktası: Farklı yaş gruplarından ve
özellikle farklı kökenlere sahip genç insanlar, erken
dönemde birbirleriyle daha iyi ilişki kurmayı oyun
yoluyla öğrenmeli ve farklılıkları kabul etmelidirler.
Gençler kurallarını kendilerinin koydukları ve
bunlara uyulmasını hep birlikte denetledikleri sokak
futbolu turnuvaları hazırlayarak ve düzenleyerek,
kendilerini disipline etmeyi öğrenmekte, yetkinliklerini görmekte ve olumlu bir ekip ruhu paylaşımını
yaşamaktadırlar. Sosyal sorumluluk ve hoşgörü
oyunla birlikte aktarılarak, bilhassa kızların oyun
içine katılımının sağlanmasıyla, ayrımcılık ve şiddetin
de önüne geçilmektedir.
Karşılaşmalara katılım olanakları, gençler için
çalışmalar yapan ve onlara rehberlik hizmeti sunan
kurum, şahıs ve derneklere yönelik olarak hazırlanmıştır. Düzenleyici olarak onlara, oyun sahaları ile
etkinlik düzenlemeyle ilgili know-how ve ayni destek
sağlanmaktadır.
Zamanlama
2004 yılından, muhtemelen 2009’a kadar.
Mali çerçeve
Yıllık yaklaşık 30.000 avro. Bu para ağırlıklı olarak
Ren-Paletina İçişleri ve Spor Bakanlığı ile katılım
oranlarına göre, diğer ortak kurumlarca kullanıma
sunulmuştur. Bunun dışında münferit durumlarda,
sponsörler üzerinden de kaynak sağlanılmaktadır.
2. Proje: «Spor ve Dil» Avrupa Birliği Dönem
Başkanlığı için düzenlenen DOSB – «Avrupa(nın)
Şampiyonları» girişimi çerçevesinde
düzenlenmiştir. Müslüman ve Alman kız ve
kadınlar için ortak yüzme ve dil kursları.
Kısa tanıtım
Dernekleşmiş spor organizasyonları, genel edinilen
deneyimlere göre, İslam inancına bağlı yabancı kadın
ve genç kızlara istenilen ölçüde ulaşmamaktadır.
Erkeklerle bir arada spor yapmalarına izin verilmediği
için fırsat eksikliğinden ötürü, kızlar ve kadınlar spor
derneklerimize ya zor girmekte ya da hiç girmemektedirler. Ancak sporun uyumu sağlamada bir araç olarak
kullanılması insanlarla ilişki kurmayı, buluşmayı ve
diyaloğu şart koşar. Düzenlenen bu etkinlikle, RenPaletina Eyaleti Spor Federasyonu bunun sağlanması
için ilk adımda gerekli şartları oluşturmayı istemektedir. Mainz yüzme derneği 01 ile işbirliği içerisinde,
başarıyla test edilmiş olan Alman-Fransız gençlik
ağının tandem yöntemi model alınarak, yüzme dersi
dil kurslarıyla tamamlanmaktadır. Alman kadınlarla
145
4.7.
Müslüman kadınların birlikte katıldıkları spor ve
yüzme öğrenme faaliyetleri, Müslüman kadınların
topluma uyumları için bir başlangıç noktası oluşturmalıdır. Katılımcılar, birbirlerinin ve diğer kültürün
sorunlarına yönelik duyarlılık kazanmaktadırlar.
Zamanlama
Ocak–Haziran 2007
Mali çerçeve
Yaklaşık olarak 6.000 avro, Ren Paletina Eyalet Spor
Federasyonu’nca kullanıma sunulmuştur.
Schleswig-Holstein Eyaletinin Önlemleri:
Proje: Şiddet, hoşgörüsüzlük ve yabancı
düşmanlığına karşı spor
Kısa tanıtım:
Schleswig-Holstein’a bağlı Eyalet Spor Federasyonu
tarafından Spor Gençliği ve İçişleri Bakanlığı ile işbirliği içerisinde yürütülen bu proje, spor yoluyla çocuklara ve yeni yetişmekte olan gençler için, boş vakitlerini değerlendirecekleri, eğlenecekleri ve toplumsal
değer yargılarını öğrenecekleri yararlı etkinlikler
düzenlenmeyi hedeflemektedir. Kurum ve birliklerin,
özellikle ilçe spor birliklerinin, spor dallarının kendi
birliklerinin, gençlik örgütlerinin, okulların, hayır
kurumlarının ve gençlik dairelerinin, kiliselerin ve
sendikaların, polis teşkilatının bir çok angaje sorumluları ve sokakta çalışan pedagoglar (streetworker)
146
ile birlikte, bir çok il ve ilçede «şiddete karşı yuvarlak
masa toplantıları» şeklinde yerel çalışma grupları
kurulmuştur.
Bunun dışında, uyuma yönelik tatil dönemleri için
programlar ve spor turnuvaları, proje haftaları, farklı
kültür kesimlerinin bir araya geldikleri spor buluşma
günleri gibi özel etkinlikler desteklenmektedir. Hedef
ve önlemler arasında, sosyal davranışın spor yolu ile
öğrenilmesi, sporda centilmence davranma ile günlük hayatta centilmence davranma arasındaki bağlantı ve bunun diğer alanlara aktarımı, spor yolu ile
kalıcı ilişkilerin kurulması, kişilik oluşumu hedefiyle
vücut hissinin ve özgüvenin gelişmesi, «Spora Evet
– Şiddete Hayır!» ile «Spora Evet – Suça Hayır!» bilincine varılması gelmektedir. Tüm Schleswig- Holstein
genelinde 30’un üzerinde proje yardımcısı, somut yardımlarla olay yerinde faaliyette bulunacaklardır. 70
Grup içerisinde 1.600 genç erkek ve genç kız, sunulan
etkinliklerden faydalanmaktadırlar. Bunun haricinde
çok kültürlü buluşma imkanı sağlayan, yılda 100’ün
üzerinde özel organizasyon düzenlenmektedir.
4.7.
Üyeler
Yönetim: Federal İçişleri Bakanlığı
Dr. Georg Anders
Federal Spor Bilimleri Enstitüsü
Bülent Arslan
Kültürlerarası Yönetim ve Siyasi Danışmanlık Enstitüsü
Angelika Baestlein
Ulaştırma, İmar, ve Kentsel Gelişim Federal Bakanlığı
Prof. Dr. Jürgen Baur
Postdam Üniversitesi
Hans-Peter Bergner
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Gerhard Böhm
Federal Başbakanlık
Ernst Denneborg
Federal İçişleri Bakanlığı
Dieter Donnermeyer
Alman Jimnastikçiler Birliği
Dr. Karin Fehres
Alman Olimpik Sporlar Birliği
Karin Grübler
Mecklenburg Vorpommern Sosyal İşler Bakanlığı
Willi Hink
Alman Futbol Federasyonu
Wolfgang Isbarn
Mecklenburg-Vorpommern İçişleri Bakanlığı
Zamanlama
Proje 1994 yılından beri uygulanmaktadır.
Viktor Jukkert
Saksonya –Anhalt Eyalet Spor Birliği
Dr. Andreas Kapphan
Federal Hükümet Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi Danışmanı
Mali çerçeve
Eyalet tarafından 230.000 avro ile teşvik edilmektedir.
Gül Keskinler
«Start»- Spor Kültürel Engelleri Aşıyor – Hessen Eyalet Spor Birliği bünyesinde
Pia Kremer
Federal İçişleri Bakanlığı
Jan Pommer
Alman Basketbol Federal Ligi
Dr. Klaus Ritgen
Eyalet İlçeleri Genel Kurulu
Melanie Rothermel
Federal İçişleri Bakanlığı
Stefanie Schulte
Federal Hükümet Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi Danışmanı
Ralph Sonnenschein
Alman Şehirler ve Belediyeler Birliği
Gunda Spennemann-Gräbert
Schleswig-Holstein İçişleri Bakanlığı
Dr. Hartwig Stock
Federal İçişleri Bakanlığı
Niclas Stucke
Alman Şehirler Birliği
Joachim Waldenmeier
Uyum ve Mülteciler Federal Dairesi
Michael Weiß
Alman Jimnastikçiler Birliği
Prof. Dr. Heinz Joachim Zielinski
Hessen İçişleri ve Spor Bakanlığı
147
Konu Alanı 8:
4.8.
«Medya – Çeşitlilikten Faydalanmak»
1. Konu Alanı: Medya ve Uyum
1.1. Durum Tespiti
Aşağıda medyadan bahsedilirken, öncelikle kitle
iletişim araçları olarak adlandırılan gazete, dergi
ve radyo-televizyon gibi medya araçları söz konusu
edilmektedir ki, bunların bireysel ve toplumsal kanaat
oluşumu açısından taşıdıkları öneme, Anayasa’nın
5. maddesinde de açıkça değinilmiştir. Ancak bunun
yanı sıra, yeni bilgilendirme sistemleri de göz önünde
bulundurulmuştur. Çünkü medya araçlarının ilerleyen bir süreç içinde birbirlerine yaklaşmaları neticesinde, bireysel ve kitlesel iletişim araçları arasındaki
sınırların, hem hizmet veren kuruluşların, hem de
kullanıcı bakış açısından bakıldığında, giderek birbirine geçtiği görülmektedir. Bundan bağımsız olarak
belli bölümler, sadece klasik kitle iletişim araçlarına
odaklanmış bulunmaktadır.
Medya araçları, uyum sürecinde, dolaylı da olsa
önemli bir rol oynamaktadırlar: Bir taraftan bağımsız
ve eleştirel olarak yayına hazırladıkları haberler ve
eğlence programları çerçevesinde, nüfusun değişik
etnik ve kültürel kesimlerine dair oluşan imgelerin
belirlenmesinde önemli payları vardır. Diğer taraftan,
farklı sosyal grupların kamusal alanda birbirleriyle
iletişim kurmalarına imkan sağlayan bir platform
özelliği taşımaktadırlar. Toplumun giderek artan bir
oranda çoğulcu bir yapı kazanmasıyla birlikte, medya
araçları çok yönlü ve zorlu görevlerle karşı karşıyadır. Toplumsal uyumun sağlanması ve toplum içinde
148
varolmaları için, sosyal ve kültürel çeşitliliği konu
etmek ve yansıtmak zorundadırlar. Bununla beraber
göçmen nüfus, muhatap grup olarak heterojen bir
yapıya sahip olduğu için, medyanın bu gruba bir
bütün olarak hitap etmesi mümkün değildir. Ekonomik açıdan da, medya araçları için giderek artan
şekilde önem kazanan nüfusun göç eden bu kesimi,
sonuçta medya kullanıcılarının, radyo-televizyon
ücreti ödeyenlerin, gazete ve dergi okurlarının ve
reklam piyasasının hedef grubunun, önemli ve sürekli
artan bir oranını teşkil etmektedirler. Bu arka planı
göz önüne alan çalışma grubu, özellikle aşağıdaki
konuları incelemiş bulunmuştur:
➤
Kültürel çeşitliliği programına normalite olarak
yansıtan, göç toplumunun sunduğu fırsatları
gösteren ve uyuşmazlıklarda arka planı ve
çözüm yaklaşımlarını vurgulayan program
planlaması ve haberciliğin olanakları ve
gereksinimleri;
➤
Personel kazanımı ve personel gelişimi konuları,
özellikle göçmenlerin gazetecilik eğitimi alabilmelerini iyileştirecek ve güçlendirecek önlemler
ve medya meslekleri alanında genel mesleki
eğitim ve ileri eğitimin kültürlerarası açılımının
iyileştirilmesi ve güçlendirilmesi ;
➤
Medya araştırmalarındaki eksikler ve göçmenlerin medya yetkinliği kazanmalarını teşvike
yönelik olanaklar;
149
4.8.
■
Medya araçlarında göçmen hedef grubuna yönelik
özel programlar; bilhassa çok dilli programlar ve
yabancı dilde yayın yapan «etnik medya»nın uyum
potansiyelleri.
Konu analizleri, Alman kitle iletişim organlarının
şu ana kadar Almanya’da yaşayan göçmenlere ve
onların Federal Almanya’daki ekonomik, toplumsal ve
kültürel önemlerine dair ancak yetersiz bir resim çizdiklerini ortaya koymaktadırlar. Göçmenlerin günlük
yaşamına ve görüş açılarına haber-programlarında,
belgesellerde ya da kurgu formatlarında pek ender
yer verilmektedir. Problemli konularda ise göçmenler
üzerine, oranlarından çok fazla haber yapılmaktadır.
Buna rağmen konunun Alman medyası tarafından
sürekli ihmal edildiği söylenemez. Gazete ve dergiler,
altmışlı yıllardan beri göç ve uyum konuları hakkında
haber yapmaktadırlar. Kamu radyo ve televizyonları, göçmenlere yönelik yabancı dildeki program
hazırlama geleneklerine işaret edebilirler; kısmen bu
programları yapan kendi yayın kurulları ve yayınları bulunmaktadır ve halen programlarında ilgili
konulara yer vermektedirler. Özel radyo ve televizyonlar ise, yıllardan beri bu konuyla ilgilenmektedirler.
Bu – ekranda ya da mikrofonda – genelde sözkonusu
içeriklerin ve aktörlerin programlarına katılmasıyla
ve insanlarla sürekli diyalog içersinde gerçekleşmektedir. Internet ortamında da göçmenlere hitap eden
ve uyumu destekleyen sayfa ve portaller bulunmaktadır. Sonuçta Almanya’da yabancı dilde göçmenlere
yönelik yayın yapan pek çok yayın organı ve program
da, çeşitli dil kurslarından başlayarak sosyopolitik
danışmanlık hizmetlerine varıncaya dek, göçmenlerin sosyal ve kültürel uyumuna sürekli olarak katkıda
bulunmuşlardır.
Buna rağmen yine de medya alanında başlangıçta
tespit edilen eksiklikleri gözlemlemek mümkünse, bu, öncelikli olarak aşağıdaki sebeplerden
kaynaklanmaktadır:
Başka ülkelerdeki tecrübelerden anlaşıldığı gibi, hem
günlük hayatın normalliğine gazeteci bakış açısıyla
bir yaklaşımda bulunulması, hem de göç ve uyum
konularının medyada işlenmesi için göçmen kökenli
kişilerin gazeteci ve medya çalışanları olarak kazandırılmaları gerekmektedir. Almanya’da şu ana kadar
çok az sayıda göçmen kökenli gazeteci bulunmaktadır.
Gazetecilik mesleğine götüren eğitim aşamalarındaki
göçmen kökenli genç yeteneklerin sayısının, göçmen oranının çok altında olması dikkat çekmektedir.
Göçmenlerin gazetecilik mesleğine uyumları ancak
çok yetersiz düzeyde sağlanabilmiştir. Aynısı kurgu
alanındaki yazarlar ve kahramanlar için de geçerlidir.
Özellikle piyasayı elde etme sebebiyle , medya araçlarında kamera önü ve arkasında, mikrofon önünde ya
da başında ve redaksiyon masaları etrafında göçmen
kökenli gazeteci ve muhabirleri kazanma ilgisi ve
isteği büyümektedir. Medya kuruluşları, özellikle
150
yayın kurulu çalışmalarında yalnızca kısıtlı sayıda
eğitimli göçmen kökenli personelin bulunduğunu
kaydetmektedirler.
Benzeri bir durum da, redaksiyon ve prodüksiyon
alanında Alman çalışanların bilgi ve eğitim durumları için geçerlidir. Çalıştıkları konular üzerine ve
göçmenlerin kültürleri hakkında daha kapsamlı
ve geniş bir bilgiye ihtiyaç duymaktadırlar. Mesleki
eğitim müfredatlarında ise, göç ve uyum ve bağlantılı konu alanları üzerine henüz derinleşmiş bir bilgi
aktarımı standartlaşmış değildir. Kültürlerarası yetkinlik kazanılması için gerekli öğrenim alanları eksik
bulunmaktadır.
Alman nüfusunun gazete, dergi, radyo ve televizyon
ya da internet gibi reklam alan medya iletişim araçlarını kullanımı geniş kapsamlı olarak araştırılmıştır.
Ticari medya araçları ve reklam kuruluşları tarafından yaptırılan «medya araştırmaları» için kullanılan
yöntemsel standartlar yüksek olup, bunlar için yüksek
mali harcamalar yapılmaktadır. Çünkü bu araştırmalar reklam gelir ve giderleri için bir ölçü ortaya
koymaktadırlar. Buna karşın, göçmen kökenli insanların medya iletişim araçlarını kullanımlarına yönelik
saptamalar tatmin edici seviyede değildir. Medya
donanımı, kullanımı ve bunun sebepleri ile ilgili bir
iki araştırma bulunmakla beraber, göçmen kökenli
insanların medyayı kullanma biçimleri ve sebepleriyle ilgili kapsamlı bilgiler bulunmamaktadır. Yine
aynı şekilde hedef grubu olarak göçmenlerin, medya
yetkinliğini tespite yönelik araştırmalar eksiktir.
Uyum meselesinde, medyanın rolü üzerine yapılmış
araştırmalar, sadece tek başına ele alındıklarında az
gelişmiş değildirler. Bunların aynı zamanda, şu ana
kadar teorik ve ampirik açıdan daha köklü geleneğe
sahip olan ve dilin rolü ya da sosyal hayat şartlarının
sosyal uyumun sağlanmasındaki önemi üzerinde
yoğunlaşan araştırmalarla, oldukça bağlantısız bir
şekilde yürütüldükleri gözlemlenmektedir. Pratikte
mantıklı görünen, dil, medya konusundaki davranış
biçimlerinin ve sosyal yapı içerisinde belirlenen hayat
şartlarının birbirleriyle bağlantılı olduğu varsayımının, işbirliği içerisinde yürütülen ilgili araştırmaların
konusu olması gerekmektedir.
Bilgisayar, internet, cep telefonu gibi çok fonksiyonlu
iletişim araçları, artık erişimi kolay olduğu için, göçmen kökenli insanların toplumla uyumları açısından
olumlu anlamda ciddi bir potansiyel taşımaktadırlar.
Ancak göçmen kökenli insanların bu iletişim araçlarına ulaşım biçimleri ve bunları kullanırken ne gibi
davranış biçimleri geliştirdikleri, ancak güvenilir
bilimsel bilgiler elde edildiğinde ve bunlar baz alınarak medya alanında pedagojik tedbirler geliştirilip
uygulamaya konulduğu takdirde, bu potansiyelin
kullanılması mümkün olabilecektir.
Şu an, bir taraftan çok işlevli medya araçlarının göçmenler tarafından kullanılması konusundaki araştırmalarda bir eksiklik söz konusudur. Kullananlar bu
medya araçlarının var olan potansiyelini ortaya çıkarabilmesi, bununla ilgili olarak fırsat eşitliği yaratılabilmesi için ise, diğer taraftan bu zamana kadar ilgili
hedef kitlelere tam olarak aktarılamamış olan özel bir
yetkinlik gerekmektedir.
Yabancı dildeki medya araçları (etno-medya) uyum
sürecine vazgeçilmez bir katkı sağlamaktadır.
Almanca olan medya yayınlar, uyumla ilgili bazı özel
problem ve soruları, kendi izleyicilerinin büyük bir
çoğunluğu için sözkonusu olmadıkları için, göçmenler için bir çok defa yeterince açıklayamamaktadır.
Etno-medya ağırlıklı olarak Alman medyasına ilaveten kullanılmaktadır. Pek bir iktisadi rekabet oluşturmamalarına rağmen, yayın kurullarını tamamlayıcı
özellikleri oluyor. Yabancı dildeki etno-medya araçları
özellikle Alman diline henüz yeterince hakim olmayan toplum kesimine ulaşmaktadır. Bu şekilde uyum
politikasının problemli kesimine ulaşmış oluyorlar.
Pek çok durumda göçmenler için, uyum politikasıyla
ilgili bütün faaliyet alanlarında çok inandırıcı bir iletişim platformu sunmaktadırlar. Ayrıca iki dilli yayınlarla pratik uyum yardımı verme ve böylelikle uyumla
ilgili mevcut önlemleri destekleme ve tamamlama
imkanları bulunmaktadır.
Yabancı dildeki sayısız medya yayınlarının yanı sıra
Alman radyolarında, özellikle çok dilli olarak hazırlanan, öncülük işlevine sahip programlar mevcuttur
(‹Funkhaus Europa› ve ‹Radiomultikulti›). Çok dilli
programlar bir toplumdaki artan heterojenliği resmetmektedir. Göç sürecinin tamamına eşlik etmektedirler ve göç etmiş olan toplumun alışkanlıkları hakkında bilgi vererek, Almanca bilmeyen göçmenlere
faydalanabilmeleri mahiyetinde el uzatan ilk araçlardır. Ancak ortak dil Almanca ile yabancı bir dile
sahip olan yalnızca belli bir hedef kitlesine yönelik
değillerdir. Daha ziyade, Alman toplumu dahil olmak
üzere çeşitli etnik gruplar arasında bir köprü vazifesi
görmektedirler. Bunun anlamı şudur: Çok dilli medya
yayınları yalnızca göçmenlere sunulan bir olgu değildir, bilakis Almanya’daki çeşitlilik yönetiminin bir
parçasıdırlar.
1.2. Hedef belirleme
Gerek Almanca gerekse yabancı dildeki medya
yayınları, habercilik ve program yapımı açısından
bağımsızdır. Bu durum, göç ve uyumla bağlantılı
olay ve problemlerin haber olarak hazırlanması için
de geçerlidir. Medya araçları, göçmenlerin toplumsal uyum sürecinde sorumlu olduklarını kabul eder.
Göçmenlerin medya çalışmasına uyumunda, içerik
açısından medyada dikkate alınmalarında ve medya
kullanım alışkanlıklarının araştırılmasında varolan
ve yukarıda ana hatlarıyla değinilen eksikleri, sürdü-
4.8.
rülebilir bir şekilde gidermek üzere katkıda bulunmak
için, çalışma grubu şu önlemleri gerekli görmektedir:
Göç ve uyumu alanlar üstü bir konu olarak
sürdürülebilir bir biçimde ele almak
Medya alanında uyum, göç etmiş olan kesimle yerli
halka ulaşma ve birbirleriyle iletişim kurmalarını
sağlama amacını gütmektedir. Bunun için medyanın
sunduklarının hem çoğunluğa hitap edebilir olması,
hem de kısmen, nispeten özel olan konuları ve yaşam
tecrübelerini ele alması gerekmektedir. Medya araçları, karmaşık hedef grubu ve içerik taleplerini ancak,
göç ve uyumun tüm medya olanaklarının alanlar üstü
konusu olarak kavranılması durumunda yerine getirebileceklerdir. Göç ve uyum tek başına ve sınırlı bir
çerçevede işlenemez. Temelde yatan çeşitliliğin bilincinde olup bundan ziyade, kültürel farklılıklar üzerine
olan paylaşımı, geniş medya yelpazesinin doğal bir
parçası haline getirmek, zorunludur. Bu yolla medya,
farklı politik, sosyal ve etnik gruplar arasındaki anlaşmayı geliştirebilir ve önyargıların ortadan kalkmasına katkıda bulunabilir. Çalışma grubunun üyeleri
uyum görevinin, sadece medyanın sunduğu özel
programlarda başlı başına bir «tematik kanal yayını»
haline gelmesinin, ne hedef grup ne de konu sorunsalı
açısından yararlı olacağından hareket etmektedirler.
Medya araçları göç ve uyumla ilgili konuları gazete,
dergi, program ve portallerde sürdürülebilir bir
biçimde ele almalı ve konu etmelidir. Düzenli aralıklarla çıkartılan bilançolarla, bu konuların işlenişinin
mevcut durumu ve perspektifleri ortaya koyularak,
medya yayınlarına yönelik önerilerin sürekli olarak
geliştirilmesi amaçlanmaktadır.
Göçmenleri redaksiyon ve programlara dahil
etmek
Medyadaki personel politikasının uzun vadeli hedefi,
bilhassa redaksiyon personelinin uygun bileşimini
sağlamaya çalışmak olmalıdır. Elektronik medya
araçları, göçmenleri, mikrofonda ve ekranda olmak
üzere yapımlarına dahil etme ve kendilerine sunucu
ve oyuncu olarak filmlerde ve dizilerde yer verme
çabalarını yoğunlaştırmalıdırlar.
Göçmen kökenli gazeteci ve medya çalışanları
yetiştirmek
Göç ve uyum konularını yalnızca kulaktan dolma
bilgiler üzerinden değil, kendi özgeçmişinden bilen
redaksiyon personeli, uyumla ilgili konuları yetkin,
derinlikli ve hızlı bir şekilde ele alabilir. Bu nedenden ötürü çalışma grubu, göçmen kökenli gazeteci
ve medya çalışanlarının yetiştirilmesine dair meslek eğitiminin iyileştirilmesi ve güçlendirilmesine
yönelik önlemleri ve yeni yolları gerekli görmektedir.
Medya şirketleri bunları, staj ve eğitim (trainee) yerleriyle desteklemelidir. Göçmen kökenli insanlardaki
mevcut kaynakları, medya sektöründeki meslekler
için geliştirmek ve kazanmak için, alışılmış eğitim ve
öğretim yapılarının haricinde farklı eğitim yolları da
sağlanmalıdır.
151
4.8.
Çalışanları ve yöneticilere kültürlerarası eğitim ve
ileri eğitim sağlamak
Medyadaki çalışan ve yöneticilerin dahili ve harici
meslek ve ileri eğitiminde, standart olarak göç
ve uyum ve bununla bağlantılı konular hakkında
derinleştirilmiş bilgiler ve kültürlerarası yetkinlik
sağlanmalıdır.
Katılımı teşvik
Sonuç itibariyle çalışma grubu, radyo ve televizyon
kurullarında temsil edilen toplumsal grupların göçmenleri de dikkate almasını ve böylelikle medyayla
bağlantılı karar süreçlerinde göçmenlerin katılımını
sağlamalarını önermektedir.
Medya araştırmasını yoğunlaştırmak ve
genişletmek
Almanya’daki göçmenlerin medya kullanımına ilişkin
araştırmaların yoğunlaştırılması gereklidir. Hanelerin medya donanımı, medya tercihleri ve yararlanma
kapsamı üzerine daha yoğun temel araştırmaların,
izleme motivasyonu ve kullanım alışkanlıkları üzerine, niteliksel araştırmalarla bağlantılı olarak yapılması faydalı olacaktır. Federal devlet ve eyaletler ile
Almanya’daki medya şirketleri bu tür araştırmalara
imkan tanımalı ve gerekli kaynakları sağlamalıdırlar.
Bunun dışında medya şirketleri medyadan niteliksel
olarak yararlanma konusundaki düzenli araştırmalar
ve ölçümlerde, göçmenleri dikkate almaya ve anket
çalışmalarının ve araştırma panellerinin katılımcı
çevresini bu doğrultuda daha çok geliştirmeye çalışmalıdırlar. Bunun için araştırma enstitülerinin, gerektiğinde Federal İstatistik Kurumu’yla işbirliği yaparak
yabancı vatandaşların da dahil edildiği ve halkın
düşüncelerini temsil eden kısmi istatistikler için
uygun kıstasları ortaya çıkarmaları gerekmektedir.
1.3. Önlemler/Özyükümlülükler/Denetim
görevleri
Potansiyelleri değerlendirmek
Almanca ve yabancı dildeki medya arasındaki işbirliğinin bu zamana kadar değerlendirilmeyen potansiyelleri, medya şirketleri ve kuruluşları tarafından
ortak projeler ve düzenli deneyim paylaşımı vasıtasıyla işlenmelidir.
Paylaşımı geliştirmek
Bilhassa Avrupa’daki kamu radyo- televizyon kanalları, program görevleri dolayısıyla kültürlerarası
diyaloğu ilerletmek ve toplumsal huzuru teşvik etmek
durumundadır. Bu yolda uluslararası paylaşım, uluslararası işbirliği ve bununla bağlantılı olan «komşularından öğrenme» öğeleri yalnızca zenginleştirici değil,
aynı zamanda zorunlu özelliklerdir.
152
■
■
Eyalet başbakanları medyaya (özellikle kamu
özerk kuruluşları olanlara), yabancı vatandaşların
uyumu konusunda her zamankinden daha fazla
olmak üzere merkezi bir (alanlar üstü) görevin
düştüğü görüşündedir. Bu nedenle Eylül 2006’da
ARD ve ZDF Kanallarından, program olanaklarının
ve yapılarının yabancı vatandaşların uyumuna ek
katkı sağlamak üzere ne ölçüde geliştirilebileceği
ve gerçeğe dönüştürülebileceği hususunda, 2007
yılına kadar öneriler sunmalarını rica etmişlerdir.
Federal hükümet, Dışişleri Bakanlığı’nın ErnstReuter-Girişimi çerçevesinde Türk ve Alman
medyasının işbirliğinin, örneğin atölye çalışmaları
şeklinde veya üst düzey program sorumlularından oluşan bir Türk-Alman televizyon konferansı
şeklinde teşvik etme konusunu incelemektedir
(anahtar sözcükler: program değişimi, ortak veya
yeni yayın formatlarının geliştirilmesi, çalışanların
değişimi).
Federal devlet, Göç ve Mülteciler Federal
Dairesi’nin «İletişim ve Kalifikasyon Yolu ile Uyum»
başlığı altında Türk-Alman ortak bir televizyon
kanalının, Türk göçmenlere günlük hayatlarında
yardımcı olmayı amaçlayan program dizisini teşvik
etmektedir. Haber konuları göçmenlere yönelik ilk
bilgi broşürüne dayanmaktadır ve «İş ve Meslek»,
«Okul ve Üniversite Eğitimi», «Dil Eğitimi» veya
«Çocuklar ve Aile» gibi, yaşamdaki önemli alanları ele almaktadır. İnteraktif olan bu programlar
ayrıca göçmenleri, Alman dilini öğrenmeye ve
kendilerini geliştirmeye özendirmeyi amaçlamaktadır. Bu tecrübelerin temelinde daha çok işbirliği
örnekleri incelenmektedir. Bunlar gerek mali yardım, gerekse uzmansal danışmanlık konularında
olabileceklerdir.
merkezini oluşturmaktadır. Farklı kültürlerin bir
arada olma fırsatı – bununla ilgili problemleri de
gizlemeden – bilhassa büyük kitlelere hitap eden
programların doğal konusu haline gelmelidir. ZDF,
kültürlerarası iletişimi yoğunlaştırma ve de yerli
ve göç etmiş vatandaşların karşılıklı anlayışını
düzeltme ve derinleştirme hedefini gütmektedir. Bu sayede, bir taraftan bir arada yaşamaktan
kaynaklanan ihtilaflar sağlam bir temel üzerinde
işlenebilmektedir, diğer taraftan da bir arada
yaşamanın başarılı örnekleri büyük kitlelere
aktarılabilmektedir.
Program planlaması ve haber yapımında
mainstreaming
Korunmaya değer bir olgu olarak yazılı, sözlü ve
görsel basın özgürlüğü, devletin bu alandaki önlem
olanaklarına net sınırlar çizmektedir. Medya politikasıyla ilgili yetki eyaletlerdedir.
■
Medya yetkinliğini teşvik etmek
Buna ilaveten göçmenlerin medya yetkinliğinin teşvik
edilmesi amacını taşıyan araştırma ve projeler tasarlanmalıdır. Göçmenlerin, yeni medya yayınlarından
yetkin ve doğru bir şekilde yararlanabilmesinin ve
de uyumu ilerleten olanakların geliştirilebilmesinin
koşulu, nüfusun bu kesimlerinin dijital uyumunun
sağlanmasıdır. Federal devlet ve eyaletlerin gerekli
önlemlere yapısal zemin yaratması ve uygun kaynakları temin etmesi gerekmektedir. Almanya’daki
medya şirketleri bunun için sürdürülebilir katkı sağlamalıdır ve bu süreci desteklemelidirler.
Sivil düzey
Eyaletler ve federal devlet
■
4.8.
■
ARD’nin yayın kuruluşları alanlar üstü uyum ve
kültürel çeşitlilik görevinden, göç toplumuna ait
gerçeklerin, büyük kitleleri cezbeden yayınlar
başta gelmek üzere bütün programlarında gösterilmesini anlamaktadır. ARD kanalı göçmen ailelerden gelen insanların günlük hayatını, toplumsal
normalliğin bir parçası olarak resmetmeyi ve bu
arada problem ve risklerini yadsımadan, kültürel
çeşitliliği olan bir toplumun sahip olduğu fırsatları
inandırıcı bir biçimde aktarmayı kendisine hedef
olarak belirlemiştir. Bütün önemli program türleri
ve formatlarında göç ve uyum konularının işlenmesi ve göçmen kökenli insanların – özellikle de
olağan basma kalıp düşüncelerin dışında – birbirinden çok farklı durumlarda baş kahraman olarak
sunulması amaçlanmaktadır. Buna, «uyum» konusunda net ve denetlenebilir görüşlerin ARD’nin
programlarına yönelik Yayın Kuralları’na alınması
ve ARD’nin ana ve olağan programları için, hedefe
yönelik olmak üzere göç ve uyumla bağlantılı
konuların, formatların ve içeriklerin geliştirileceği
fikir atölyeleri hizmet etmektedir. İki bölümden
oluşan «Arzular Zamanı» (WDR), ödüllü «Öfke»
(WDR) ve «Yeni Başlayanlar için Türkçe» (BR/NDR)
programlarıyla «birinci» kanalda kurgu alanında
önemli program vurguları yapılmıştır. NDR kanalı
Mehmet Kurtuluş ile polisiye dizisi Tatort’un ilk
Türk-Alman komiserini görevlendirmektedir. İlk
vakası 2008 yılında ARD’de izlenebilecektir. İslam
konusu yalnızca bilgilendirme amaçlı programlarda değil, eğitim ve kültür programlarında da
büyük bir rol oynamaktadır.
WDR kanalı 2007 yılı için, Ramazan ayının sonuna,
Köln Filarmonisi’nde iki gün sürecek olan bir
organizasyon ve de Almanya’daki Müslümanların hayatını tanıtan ve ilgili radyo, televizyon ve
internet haberlerini derleyen bir internet sunumu
planlamaktadır. SWR kanalı ise 20 Nisan 2007
tarihinden bu yana internette «İslamisches Wort»
başlıklı konuşmalar yayınlamaktadır.
ZDF kanalı göç ve uyumla ilgili programlarının
temelinde yatan konsepti sürdürecektir ve alanlar
üstü konu olarak göç ve uyumu, ana programdan
dijital ve ortak kanallara kadar bütün programlarında devamlı olarak dikkate alacaktır. Buna özel
olarak ilgi duyanlara olduğu gibi, büyük seyirci kitlelerine de ulaşabilmek adına, bunu haber bültenleri ve magazinlerden belgeseller ve dizilere kadar,
filmlerden şovlara kadar bütün program türlerinde
yapacaktır.
Göç ve uyumla ilgili program çalışmalarının dikkat
çekiciliğini ve algılanabilirliğini artırmak, ZDF’nin
önümüzdeki yıllardaki programcılık çabalarının
Bunun için ZDF önümüzdeki yıllarda aşağıdaki tedbirleri alacaktır:
■
➤
Göç ve uyuma ilişkin temel konuları ele alan
prodüksiyonların sayısı artacaktır.
➤
ZDF bazı magazin programlarını, ağırlıklı olarak
göç ve uyum konusuna odaklayacaktır.
➤
Program ve konuların ağırlık merkezleri birbirinden farklı program türlerini kapsayarak,
kamuyu etkileyecek bir biçimde bu konudan
oluşacaktır.
➤
ZDF «Cuma günü forumu» ile ZDF’nin sorumlu
olduğu ve gazetecilikle ilgili bir format çerçevesinde, bilhassa İslam dininin ve kültürünün temsilcilerinin de hazır bulunduğu ve kültürlerarası
anlayış için internette bir diyalog platformu
organize edecektir.
➤
Göçmen kökenli insanların oynadığı, kurgu
yapımlarındaki önemli rollerin sayısı
artırılacaktır.
➤
ZDF kanalı ana okul çocuklarına yönelik
programları çerçevesinde, yabancı çocukların
dil öğrenimini ve dil yetkinliği gelişimini de
dikkate almak hususunda çalışmalarda bulunmaktadır ve bunun için 2008 yılında yeni bir
program formatı başlatacaktır.
➤
Televizyon programlarının yanı sıra internetteki
yayınlarında ZDF derin bilgiler ve hizmet referansları sunacaktır.
➤
CIVIS-Medya Ödülüne katılarak ZDF uyumla
ilgili televizyon haberlerini kamuoyu önünde
teşvik edecektir.
Bundan 20 yıl önce, ARD kanalına vekaleten WDR
kanalı tarafından, Freudenberg Vakfı ve Federal
Hükümetin Uyum Görevlisi ile birlikte hayata geçirilen CIVIS Medya Ödülü, günümüzde Avrupa’da
kültürel çeşitlilik ve uyum dalında en önemli
medya ödüllerinden bir tanesidir. Bu ödül her
yıl, Avrupa’daki göçmen toplumundaki bir arada
153
4.8.
yaşama unsurunu teşvik etmeye özellikle uygun
olan radyo ve televizyondaki üstün yayınlara
verilmektedir. CIVIS Uyum ve Kültürel Çeşitlilik
Medya Vakfı, mevcut faaliyetlerinin yanı sıra, 2007
yılında Almanya ve Avrupa’da, göçmen ve yabancıların ekonomi ve sanayideki mesleki uyumunu
merkeze taşıyan yeni bir televizyon ödülünü hayata
geçirecektir.
■
154
Özel yayın şirketleri uyum ve göç konularıyla ilgili
toplumsal ve politik açıdan önem arz eden olayları,
ilgili radyo ve televizyon formatlarında – örneğin
haber bültenleri ve bilgilendirici programlarda,
danışmanlık hizmeti veren yayınlarda, magazin
veya (talk) şovlarda – anlaşılır bir biçimde ve farklı
varyasyonlarda düzenli olarak ele almaktadır
ve söyleşiler, portreler, röportajlar veya haberler
şeklinde, gazetecilikle ilgili farklı bakış açılarıyla,
bu tip olaylara ışık tutmaktadır. Kurgu alanında
ise, yabancı veya yabancı kökenli vatandaşları
toplumsal normalliğin doğal bir unsuru olarak
konu alan, eğlenceli bir şekilde farklı bir tablo
çizilmektedir. Buna örnek olarak sevilen sitcom
«Alle lieben Jimmy» (Herkes Jimmy’yi seviyor) veya
2007 Adolf-Grimme-Ödülünü almış olan komedi
«Meine verrückte türkische Hochzeit» (Çılgın Türk
Düğünü) gösterilebilir. İnsanların bilgilenme ve
gelişim konusundaki büyük ihtiyacını karşılayan ve
pek çok başka konunun yanı sıra, uyum konularını
da ele alan Spiegel, Stern ve Focus TV gibi formatlar
veya bilimsel magazinler bu tabloyu tamamlamaktadır. Seyirci ve dinleyicilerin özel ilgisiyle
karşılaşan formatlar, ilgililerle kurulan diyalogda
ve mevcut girişimlerde bundan sonra da teşvik
edilmektedir. Bu sayede özel radyo ve televizyon
yayın şirketleri, imkanları çerçevesinde, yalnızca
göçmenlerin Almanya’daki siyasi, ekonomik ve
toplumsal günlük hayatla özdeşleşmesini değil,
bilakis Almanlar ve göçmenler veya Almanya’da
yaşayan farklı kültürler arasındaki karşılıklı
anlayışı da geliştirmektedir. Bunun dışında Özel
Radyo-Televizyon ve Telemedya Derneği (VPRT)
yayın ve haber özgürlüğüne dayanarak «Çeşitlilik
Şartı»na katılacaktır ve mümkün olduğunca birçok
başka özel radyo-televizyon şirketinin daha buna
katılması için çalışmalarda bulunacaktır.
■
Editör Peter Kloeppel’in öğrencilerle birlikte
medyadan yararlanma alışkanlıklarını tartıştığı,
programla ilgili fikirleri kabul ettiği ve sonuçları RTL programları çerçevesinde yansıttığı RTL
kanalının devam eden girişimi, genç göçmenlerin
izleme alışkanlıklarına, talep ve ihtiyaçlarına özel
bir bakış sunmaktadır.
■
Çalışma grubu bunun haricinde, televizyon sektörü
için, örneğin Grimme Enstitüsü, Civis Medya Vakfı,
Deutsche Welle Televizyonu ve Federal Uyum
ve Televizyon Girişimi ile işbirliğinde bulunarak
prodüktörlerin, program planlayıcıları ve geliştiri-
cilerinin (yazarlar, format geliştiricileri, editörler)
diyalog ortamına sokuldukları ve özellikle kurgu
alanında olmak üzere göç ve uyum bağlantılı içerik,
format ve konuların hedefe yönelik olarak geliştirildiği fikir atölyeleri önermektedir.
■
Alman Dergi Yayımcılar Birliği (VDZ) eylem gerekliliği bilincini arttırmak için ve uyumu teşvik eden
uygun tedbirlerin alınması yönünde kendilerini
kazanmak üzere, aktif bir şekilde, dergi yayınevlerine eğilecektir. Bu tedbirler şu şekilde olabilir:
VDZ kurullarında bu konunun etkili bir şekilde
üzerine gidilmesi ve de üye yayınevlerinin personelden sorumlu temsilcilerinin, düzenli olarak
tecrübelerini paylaşmalarının sağlanması. Uyumu
teşvik eden projeleri cesaretlendirmek adına
örnek oluşturabilecek uyum projeleri için, her yıl
verilecek olan bir ödül planlanmaktadır. Bunun
dışında Birlik, bir duyuru kampanyasının organize
edilmesiyle bu konunun halkın bilincine daha
sağlam oturtulup oturtulamayacağını düşünüp,
değerlendirecektir.
■
Uyum konusunu yeni nesil gazeteciler arasında
Almanya çapında yaygın hale getirmek için, Gençlik Basını Birliği bu konuyu gençler için «politikorange» isimli gençlik medya projesinde işleyecektir.
■
İnternet, bütün medya araçlarının yanında (televizyon, radyo ve basın), göç ve uyum konularını
aktarmak için uygun bir platformdur. Göçmen
kökenli insanların uyumu için medya araçlarının
etkileşimi ve sinerjisinden istifade etmek amacıyla bu potansiyel, program planlaması ve haber
hazırlama aşamasında uygun bir biçimde dikkate
alınmalıdır.
Personel politikası ve gelişimi: Göçmenlerin
gazetecilik eğitiminin düzeltilmesi ve
güçlendirilmesine yönelik önlemler
■
■
ARD kanalı isabetli bir personel kazanımı ve gelişimi ile pozitif birer özdeşleştirme figürü olarak
programlarda faydalanılabilecek bir pozisyonda
yer alacak olan yabancı kökenli editör, yazar,
sunucu ve oyuncuları daha fazla teşvik edecektir
(«Creating heroes»/Kahramanlar Yaratmak). Örneğin geçtiğimiz yıldan beri Türk kökenli WDR televizyonu editörü Birand Bingül ARD-Tagesthemen
programının yorumcu ekibinde görev almaktadır.
Ingo Zamperoni (NDR) Mart 2007’den bu yana, iki
haftada bir ARD gece haber programı «Nachtmagazin» programını sunmaktadır. Gerek WDR gerekse
SWR kanalında televizyon magazinleri için, göç
biyografisine sahip faydalanılabilecek sunucular
kazanılabilmiştir. İsabetli castingler diğer ARD
kuruluşlarında da gerçekleştirilmektedir.
WDR televizyonunda göçmen kökenli çalışanların
kazanılması ve teşvik edilmesine büyük öncelik
verilmektedir. Bunun için eğitim pozisyonu, konuk
stajyerlik, cast, profesyonelleşme seminerleri ve açık
pozisyonların doldurulması gibi, personel kazanımı ve gelişiminin olağan araçlarından istifade
edilmektedir. 2005 yılından beri bütün iş ilanlarında aşağıdaki metin yer almaktadır: «WDR kendi
bünyesinde kültürel çeşitliliği teşvik etmektedir. Bu
nedenle yabancı kökenli çalışanların iş başvurularını memnuniyetle karşılamaktayız.» Avrupa Radyo
Evi/Funkhaus Europa (WDR ve Bremen Radyosu)
ve Çok Kültürlü Radyo/Radio-multikulti (RBB) gibi
hedef kitleleri olan programlar ve SWR Uluslararası
gibi uzman redaksiyonlar, daha sonra çoğunluk
akımı (Mainstream) diye adlandırılan yayınlarda
da kullanılabilecek olan çalışanlardan istifade
edilebilmesi için, yetkinlik merkezleri olarak hizmet
vermektedir.
SWR kanalının gazetecilik öğrencilerinin şu anda
ortalama üçte biri, göçmen kökenine sahiptir. HR’de
geçtiğimiz yıllarda her yaş grubuna ait, yabancı
kökenli olan ortalama bir gönüllü stajyer bulunmuştur. Gazetecilik eğitimi alan HR gönüllü stajyerleri
için yapılan seminer programında «Portraying Politics/Balanced Reporting» konulu bir seminer mevcuttur. Bu seminerde «göç/uyum» konusundaki bilgi
ve algı eksiklikleri giderilmektedir ve de klişelere
yer vermeden, bu konu hakkında nasıl haber oluşturulabileceğine ilişkin metodlar aktarılmaktadır;
böylelikle yabancı kökenli hedef kitlelerinin onayını
alma durumu düzeltilmektedir. RBB şu aralar
göçmen kökenli genç muhabir ve sunucuların teşvik
edilmesi için bir konsept geliştirmektedir. RBB
programı Çok Kültürlü Radyo, henüz 2006 yılında,
gazetecilikle ilgili bir yetenek atölyesi olan ve özellikle yabancı kökenli genç gazetecilere yönelik olan
«world wide voices» organizasyonunu yapmıştır.
2007 sonbaharında bu program sürdürülecektir.
«WDR sınırsız» gibi spesifik teşvik tedbirleri de,
başarı vaat eden tamamlayıcı araçlar olarak kendini ispat etmiştir – hem serbest işbirliğine giriş
için hem de program gönüllü stajyerliğe geçiş için.
«Sınırsız» isimli gazeteci yetenek atölyesiyle WDR
2005 yılında yabancı kökenli genç gazetecilere
özgü bir projeyi hayata geçirmiştir. Her yıl göçmen ailelerinden gelen yaklaşık on genç gazeteci,
çeşitli eğitimler ve editörlükle ilgili konuk stajyerlik
yardımıyla teşvik edilmektedir. Bu olanak sürdürülmektedir ve ayrıca medya içerisindeki teknik
mesleklerle genişletilmektedir. Şu anda WDR televizyonunda medya meslekleri için yabancı kökenli
başvuru sahiplerinde artan bir sayı gözlemlenmektedir. Çok Kültürlü Radyo (RBB) 2006 yılında,
yabancı kökenli genç gazetecilere özgü olan «world
wide voices» isimli gazeteci yetenek atölyesini kurmuştur. 2007 sonbaharında bu program sürdürülecektir. WDR televizyonu 2007 yılında, ilk kamusal
yayın kuruluşu olarak «çok çeşitlilik beyannamesine» katılmıştır.
■
4.8.
ZDF televizyonu, 2004 yılı mesleki eğitim atılımı
çerçevesinde ve bazı personel işe alımlarında başlatılan, göçmen kökenli çalışanların dikkate alınması
olgusunu sistematik olarak sürdürecektir. Göçmen
kökenli kalifiye editörlük personelinin istihdam
durumunun, özellikle iyileştirilebileceğini düşünmektedir ve önümüzdeki yıllarda bilhassa «Genel
Eşit Muamele Yasası»na ait önemli yasal hükümleri
de dikkate alarak, hedefe yönelik tedbirler alacaktır; örneğin stajlarda, geçici stajlarda ve eğitim
pozisyonlarında göçmen kökenli başvuru sahiplerinin dikkate alınması yoluyla.
İsabetli bir personel politikası üzerinden, editörlük
personelinin halkın düşüncelerini temsil eden
bir oluşumuna göç açısından da yaklaşmak, uzun
vadeli bir hedeftir.
Kuruluş, ilk acil tedbir olarak 2007 yılı başında, göç
biyografisine sahip pek çok yeni nesil gazeteciye
bir stajyerlik programında editörlük görevi alma
fırsatını verecektir.
İçinde kuruluşun iki kilise editörlüğünü barındıran
ZDF-ana redaksiyonu Kültür ve Bilim için, Hıristiyanlık dışındaki dinlere yönelik bir editörlük
pozisyonunun oluşturulma hazırlığı yapılmaktadır.
Programların algılanışı yalnızca tematik yayınlarla
değil, kişiler tarafından da oluşturulduğu için,
ZDF göçmenlere çok önceden, sevilen saatlerde
ekranda yer vermeye başlamıştır. Ancak göçmen
kökenli insanların genel toplumdaki oranı, şimdiye
kadar buna uygun oranda, ekran personeli olarak
yansımamıştır. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda,
göçmen kökenli iki meslektaşımızın daha program
sunması öngörülmüştür. Bunlardan bir tanesinin
haber programı sunması düşünülmektedir.
■
Gerek resmi ve özel televizyon kanalları gerekse
film endüstrisi, yönetmenler, cast ajansları ve prodüksiyon şirketleriyle beraber film ve dizilerdeki
oyuncu kadrosu politikalarında, göçmenlerin de
dahil edildiği toplumun temsili bir kesitini dikkate
alma konusunda etkili olmalıdırlar.
■
Göçmen kökenli yeni nesil gazetecilerin mesleki
eğitim ihtiyacı büyük olduğundan Deutsche Welle
(Almanya’nın Sesi) televizyonu kendi mesleki eğitim profilini genişletmeye ve eksiklerini gidermeye
çalışmaktadır ve de göçmen grubuna ait yeni nesil
gazeteciler için bir arz yaratmaya çalışmaktadır.
DW-Akademisi ile bu yayıncı kuruluş, bunun için
gerekli olan uluslararası ve kültürlerarası alandaki
tecrübeye sahiptir. Deutsche Welle televizyonu,
gazetecilik eğitimindeki ve de yerli ve yabancı
medyaya ilişkin yeterliliğindeki, bu zamana
kadarki pratiğini derinleştirmek istemektedir. DWAKADEMİ’sinin mesleki eğitim profili bu açıdan
denetlenecektir ve uygun hale getirilecektir.
155
4.8.
■
■
Özel yayın kuruluşlarında yabancı vatandaşlar veya
birbirinden farklı uluslara sahip göçmen kökenli
insanlar, yıllardan beri esas itibariyle ilgili kuruluşun bütün bölümlerinde çalışmaktadır – örneğin
gazeteci, yazar, pazarlama ve event uzmanı, muhabir, oyuncu veya sunucu olarak. Almanya’da günümüzde içinde yaşadığımız çok kültürlü toplumu
yansıtmaktadırlar. Gelecekte de bu durum değişmeyecektir. Nitelikleri aynı olduğunda, Alman ve
yabancı asıllılar için ve de göçmenler için temelde
aynı koşullar geçerlidir. Bunun dışında Özel RadyoTelevizyon ve Telemedya Birliği’nin beyanına
göre özel radyo ve televizyon kuruluşlarında, ister
göçmen kökenli olsun ister olmasın, aynı vasıflara
sahip olan bütün genç insanlar, içlerindeki potansiyeli dışarıya çıkarmalarını mümkün kılan ve başarılı bir meslek hayatına giriş yapmalarını sağlayan
çok kaliteli bir mesleki eğitim almaktadır.
RTL televizyonu göçmen kökenli genç insanları
kendi bünyesine daha fazla dahil edecektir ve RTL
gazetecilik okulunun workshopları yardımıyla,
gelecekte öğretmenlere de derslerde olumlu bir
şekilde aktarılabilecek olan medya yetkinliğini
ayrıca geliştirme imkanı verecektir. RTL’in bütün
yayın yerlerinde öğrenciler bir «Göç Öğrenci
Ödülü» çerçevesinde göç konusuyla birebir ilgilenecektir ve bu arada görsel ve işitsel medyadaki gazetecilik çalışmalarının temel bilgilerine ulaşacaklardır. Gerekli olan teknik ekipmanı ve uzmanlık
bilgisini RTL çalışanları, proje desteği çerçevesinde
sağlamaktadır. Kazananlara ödüllerin ve redaksiyon bölümü ziyaretlerinin yanı sıra, bazı durumlarda staj ve gazetecilik bursu da sağlanmaktadır.
ların özellikle dikkate alınmasıyla, göçmen kökenli
yeni nesil gazeteciler bundan sonra teşvik edilmek
istenmektedir.
■
■
■
■
Doğan Yayın Grubu Almanya ve Avrupa’daki
Türkçe ve Almanca konuşan 1000 gence, 2010 yılına
kadar şirketin kendi yayın kuruluşlarında birkaç ay
süreli bir kalifikasyon eğitimi sunmaktadır.
■
Almanya Gençlik Basını etkisi kanıtlanmış olan
araçlarından iki tanesini, genç medya yapımcılarının teşvik edilmesi amacıyla – okullardaki Mobil
Akademiler ve genç gazeteciler için rehber programı – daha isabetli bir biçimde göçmenlere yöneltecektir ve böylelikle bunları gazetecilik yolunda
kazanacaktır. Almanya çapında doğrudan okullarda görev alan, Mobil Akademi’nin Teamerpool’u
kültürlerarası olarak mesleki gelişime tabi tutulacaktır; öğrenci gazetesinin kurulması, medya yetkinliliğinin oluşturulması ve Podcasting’e ilişkin
sunulan kalifikasyon modülleri, buna ilaveten
göçmen oranı yüksek olan okullarda sağlanacaktır.
Genç gazetecilere yönelik olan rehber programı,
tamamlayıcı olarak, 16 yaşından büyük olan genç
gazetecileri destekleme imkanı sağlamaktadır
ve mesleğe girmelerinde yardımcı olmaktadır.
İsabetli iş ilanlarıyla, göçmen kökenli rehberlerin
kazanılmasıyla ve seçim aşamasında göçmen aday-
156
Çalışma grubu bunun haricinde, göçmen kökenli
yeni nesil gazeteciler için özel eğitim ve mesleki
gelişim programlarının ve kuruluşlarının oluşturulmasını gerekli görmektedir. Göçmen kökenli
yeni nesil gazetecilerin teşviki için mesleki eğitim
merkezlerinin, yayın kuruluşlarının ve yayınevlerinin de katıldığı bölgesel ağ ve kuruluşların oluşturulmasıyla, göçmen kökenli yeni nesil gazetecilerin
kalifikasyonu düzeltilebilir. Stajlar sayesinde, göç
etmiş olan yeni nesil gazetecilerin redaksiyon
bölümleriyle temas kurmaları ve genişletilmiş
bir editörlük anlayışının kabul görmesi için katkı
sağlamaları istenmektedir. Deneyimli gazeteciler
bu uyum sürecinde «önder» ve «rehber» olarak
görev aldıklarında, bu teşvikin şekli daha özel
olabilir. Buna uygun projeler Berlin’de (BQN projesi)
ve Kuzey-Ren Vestfalya Eyaletinde (Dortmund
Üniversitesi, Medya Uyumu Merkezi) başlatılmıştır.
Benzer kuruluşlar başka bölgelerde de oluşturulmalı, geliştirilmeli ve teşvik edilmelidir.
Göçmen kökenli gazetecilere yönelik ağlar, arzu
edilen bir unsurdur. Bunlar dayanışmayı güçlendirebilmekte, bilgi alış verişini mümkün kılabilmekte,
organizasyonlar v.b. ile bu soruna dikkat çekebilmektedirler ve lobi grupları olarak vazife görebilirler. Alman Gazeteciler Birliğindeki «Kültürlerarası
Ağ» isimli dayanışma buna bir örnektir (Eyalet
Birliği «Berlinli Gazeteciler Derneği»).
Bunun haricinde, uyumla ilgili soruların ana
muhatabı olan ve program tasarımı ile personel
gelişiminde de etkili olan, uyum veya çeşitlilik
yetkililerinin yayın kuruluşlarında ve şirketlerde
tayin edilmesi önerilmektedir. WDR ve SWR
televizyonlarında, idareyi aşan muhatap ve öncü
olarak, uyum yetkililerinin çalışmaları etkisini
kanıtlamıştır.
Aynı şekilde RBB’de de EMS (electronic media
school) tarafından eğitilen kurum içi öğrenciler, Çok Kültürlü Radyo’da sağlanan stajlar çerçevesinde kültürlerarası konularla haşır neşir
olmaktadır.
■
■
ZDF televizyonu, uyum ve göç konusuyla ilgili
kurum içi eğitim ve mesleki gelişim arzını genişletecektir. Buradaki hedef bütün gazetecilere, bu
zamana kadar olduğu gibi yalnızca dağınık bir
tablo değil, onun yerine sistematik bir arz tablosu
sunmaktır ve de göç ve uyum konularının arka
plan bilgisi ve bağlantılarıyla kendini geliştirmektir. Kurumun eğitim ve mesleki gelişim bölümü
bu amaçla, şu anda görev alan redaksiyon bölümü
personelinin mesleki gelişimi için bir program
hazırlamaktadır.
Medya sektöründe eğitim ve mesleki gelişim
amacını taşıyan CIVIS Akademisi’nin kurulmasıyla CIVIS Medya Vakfı, gerek radyo ve televizyon
gazetecilerini, gerekse film ve medya yüksek okullarında okuyanları ve mezunları uyum ve kültürel
çeşitlilik konularına duyarlı hale getirme hedefini
gütmektedir. Avrupa’daki göçmen toplumunda
yaşanan gelişmelerin, yenilikçi ve profesyonel bir
biçimde ele alınması teşvik edilmek istenmektedir.
■
Deutsche Welle televizyonu onlarca yıla dayanan
tecrübesini, yöntem bilgisini ve özel temaslarını
dünyanın dört bir tarafından gelen gazetecilerin eğitim ve mesleki gelişiminde, sahip olduğu
Akademisi yardımıyla, Almanya’daki ilgili medya
kuruluşlarına açmaktadır.
■
Alman Dergi Yayımcıları Birliği (VDZ) eğitim ve
mesleki gelişim alanında VDZ’nin dergi akademisinde, hedefe yönelik bir seminer arzı ve de mesleki
eğitim organizasyonlarının olduğu spesifik bir
eğitim ve mesleki gelişim konsepti geliştirmeyi
planlamaktadır.
4.8.
konusu olmalıdır. Aşağıdaki ana kriterler, bu araştırma girişiminde göz önünde bulundurulmalıdır:
■
Uyuma dayalı medya konseptlerinin temel taşı
olarak, Almanya’da yaşayan göçmen kökenli
toplumun medya kullanımına ilişkin devamlı, yani
düzenli aralıklarla elde edilen temel veriler gereklidir. Bu veriler metodik açıdan, ticari reklam mecraları araştırma alanının, Almanya’daki çoğunluk
toplumunun medya kullanımının tanımlanması
için sunduğu verilerle uyumlu olmalıdır.
■
Medya rekabetinden dolayı medya kullanım
verileri çok hassas bir konu olduğundan ve medya
kullanım araştırmalarında menfaate dayalı olarak
sonuçların saptırılabileceği tehlikesi büyük olduğundan, reklam mecraları araştırmasının «ortak
araştırmalar» prensibi devralınmalıdır. Medya
pazarındaki rakiplerin müşterek hareket etmesi,
menfaat dengelenmesine ve veri toplama, veri
çözümleme ve sonuç sunumu düzeyinde metodik
standartların geliştirilmesine hizmet etmektedir
(medya erişimi, pazar payı vs. gibi medya kullanımıyla ilgili tek tip «geçerliliklerin» belirlenmesi
anlamında vs.).
■
Ancak uyum bağlamında medyanın veya medya
tutumunun önemini ve yerini saptamak için,
yalnızca medya kullanım verileri toplamak yeterli
değildir. Daha ziyade medya kullanım araştırmalarında «Single-Source Prensibi»ne göre, uyum
statüsü, sosyal çevre ve medya kullanım tutumu
arasındaki bağlantılarla ilgili analizleri mümkün
kılan, ilave göstergeler elde edilmelidir.
■
Geniş kapsamlı – yani bilimsel ve bütün medya
araçlarını kapsayan, uzun vadeli ve devamlı olarak
gerçekleştirilebilecek olan – bir araştırma konseptine dair önerilerin değerlendirilebilmesi için,
uzmanlardan oluşan bağımsız bir komisyon kurulacaktır. Bu komisyonda önemli medya tipleri ve
medya şirketlerinin bulunduğu medya uygulaması
olacağı gibi, medyanın uyum işleviyle ilgilenen
bilim de temsil edilecektir. Bu grubun oluşumu ve
çalışmasının temel kriterleri bağımsızlık, teoriden
pratiğe transfer ve yöntem bilgisidir. Uygulamada
gerçekleştirilebilecek olan araştırma konseptleri
geliştirilmelidir – soru hazırlama şekli ve yöntemlerden, bunun finansmanı ve organizasyonuna
kadar (ki bunun için şüphesiz Public-PrivatePartnership modelleri uygundur). Bu komisyon
kendi açısından kurumsal bir bağlılığa ve resmi
kaynaklardan temin edilmesi düşünülen bir temel
finansmana ihtiyaç duymaktadır.
■
Medya şirketleri, yazılı ve elektronik medyanın
kullanıcı sayılarının düzenli aralıklarla yapılan
ölçümünde, göçmenlerin dikkate alınabileceği
konseptler geliştirecek ve gerçeğe dönüştürecektir. Bunun için araştırma kuruluşlarında anket
Medya araştırması
Uyum ve göç konusuyla ilgili eğitim ve mesleki
gelişim arzı
■
ARD televizyonu kültürlerarası yeterliliği, uygulamaya yakın mesleki gelişim eğitimleriyle teşvik
etmektedir. Buna göre WDR televizyonu, kültürlerarası yeterliliği kurum içi eğitime ve yöneticilik
eğitimine dahil etmiştir. Uluslararası uzmanlarla
yürütülen mesleki gelişim tedbirleri yardımıyla
yöneticiler, Avrupa’daki diğer yayın kuruluşlarının
«best practices» olgusuna bir bakış sağlayabilmektedirler. «Avrupa Radyo Evi» veya «Cosmo TV»deki
mesleki eğitim bölümleri sayesinde, kurum
içi eğitim gören öğrenciler başka bir kültürel
arka planı olan gazetecilerle birlikte, uluslararası konuları nasıl ele alacaklarını uygulamada
öğrenmektedirler.
■
Göçmen kökenli insanların medya kullanımı ve
medya yetkinliği daha derinden araştırılmalıdır. Zira uyumu geliştiren medya olanaklarının
koşulları arasında hedef kitlelerin medya donanımı ve kullanımı hakkında bilgi sahibi olmak
vardır. Yalnızca bu şekilde kültürlerarası başarılı
iletişimin şartları ve çıkış noktaları uzun vadede,
net bir şekilde görülebilir. Federal Almanya
Cumhuriyeti’nde yaşayan göçmen kökenli insanların medya kullanımıyla ilgili araştırmaların
yoğunlaştırılması bu nedenle, çalışma grubunun
görüşüne göre acilen gereklidir. Medya donanımı,
tercih edilen medya araçları ve medyadan yararlanma kapsamı hakkındaki temel araştırmaları,
izleme nedenleri ve alışkanlıkları hakkındaki niteliksel araştırmalarla bağlantılı olarak yapmak söz
157
4.8.
ve panel yönetimi için uygun kılavuzların hazırlanmasını isteyeceklerdir; böylelikle bu temel
üzerinde yabancı vatandaşları anket ve araştırma
panellerine dahil edebileceklerdir.
■
Göçmenlerin medya kullanım tutumunu dijital bir
medya dünyasında daha iyi anlayabilmek adına
ARD ve ZDF birlikte 2007 başında Almanya çapında
temsili bir anket gerçekleştirmiştir. Buradaki amaç
en önemli göçmen grupların medya bütçesinde
Alman ve yabancı medyanın anlamını ve de her
bir medya türüne olan beklenti tutumunu incelemektir. Bu araştırma çerçevesinde en büyük beş
göçmen grubun temsilcileri (Türkler, İtalyanlar,
Yunanlar, eski Yugoslavya vatandaşları ve Polonyalılar) ankete dahil edilmiştir, göçmen kökenli
Almanlar olduğu gibi yukarıda sayılan uluslardan
gelen yabancılar dahil. Bunun dışında Alman
uyruklu göçmenler de bu ankete dahil edilmiştir. WDR televizyonu şimdiye kadar göçmenlerin
temsiliyet durumu, medya tutumu ve medya kullanımıyla ilgili üç temsili araştırmayı televizyonda
yayınlatmıştır. Bazı program formatları ve türleriyle ilgili başka araştırmalar öngörülmektedir
ve yayın konseptleri çalışmasına müteakip olarak
bilhassa niteliksel araştırmalar olacaktır.
■
■
158
Göçmenlerin çok işlevli medyadan ne denli yararlandıklarına ilişkin bir araştırma yapabilmek için,
bu çevreye özgü bir araştırma programı hazırlanmalıdır. Bu arada, gerek düşük bir eğitim düzeyine
sahip sosyo-kültürel çevrelerin, gerekse geldikleri
kültüre ait değer tutumları yerlilerinkinden belirgin bir şekilde farklılık gösteren göçmen grupların
incelenmesi çok önemlidir. İstatistiksel ve niteliksel
yöntemleri birleştiren çok yöntemli bir yaklaşımın
yanı sıra cinsiyete özgü, bağlama dayalı ve çok dilli
ulaşım şekilleri sağlanmalıdır. Uygulama, kültürler ve disiplinler arası bileşime sahip bir araştırma
ekibi tarafından yapılmalıdır.
■
Bunun dışında göçmen grupları arasında «Çok
işlevli medya araçlarının köprü vazifesi» ile ilgili,
nitelik esaslı bir araştırma yapılması ihtiyacı
mevcuttur. Bu araştırma, uyumun teşviki sorusunun yanı sıra, öncelikli olarak köken kültüre
olan medya bağlantısının kimlikle ilgili önemini
açıklamaktadır ve pratiğe yönelik bir araştırma
ile göçmen gruplarında çok işlevli medya araçlarına yönelik cinsiyete özel alışkanlıkları irdeleyerek, kendilerinin köken kültürlerindeki kadın
erkek ilişkilerindeki eşitsizliğe olan tavırlarını
kapsamaktadır.
Medya pedagojisiyle ilgili yapısal önlemler, bu
araştırmalar sayesinde kazanılan bilgiler teme-
➤
Cinsiyete özgü yaklaşım ve kullanım şekillerinin
dikkate alınması, özellikle de farkların, köken
kültürle ilgili değer tutumlarına dayandığı
yerlerde
➤
Çok işlevli medya araçlarının kullanımı sırasında, gerek yaş ve sosyalizasyona bağlı farkların,
gerekse (gençlerdeki) kültürel tarzların dikkate
alınması
➤
Pedagojik kuruluşlarla yerinde işbirliği
➤
Göçmenlerle yapılan medyadaki uygulama çalışması için, bu kuruluşlardaki çalışanlara nitelik
kazandırılması
Medya pedagojisiyle ilgili yapısal tedbirler, ilgili
hedef kitleleri için uygulamaya dayalı tecrübe ve
öğrenme süreçlerinin başlatılmasıyla gerçekleştirilebilir. Nitekim genç göçmenler hedef kitlesi için,
örneğin kültürlerarası bir gençlik radyosu platformunun oluşturulması düşünülebilir. Göçmen
kökenli daha yaşlı vatandaşlar gibi başka hedef
kitleleri için, bunların tecrübe ufku ve öğrenme
sosyalizasyonuna uygun, medyadaki uygulama
çalışmalarına ilişkin önlemler geliştirilmelidir.
Bunun dışında göçmenlerle yapılan sosyal çalışma
çalışanlarını, medya pedagojisiyle ilgili görevler
için vasıflandırmak üzere, rehber ve eğitici programlar yararlı olacaktır.
Çok işlevli medya/Göçmenlerin medya
yetkinliliğin teşvik edilmesi
■
bilgi vermektedir. Hedef kitlesini çocuklar ve
gençler, ebeveynler, pedagoglar ve multiplikatörler
oluşturmaktadır. Kasım 2006 ila Ekim 2008 tarihleri arasında Klicksafe’in ağırlık noktalarından bir
tanesi, göçmen kökenli insanların internet yetkinliliğinin geliştirilmesi olacaktır. Göçmen kökenli
insanları internetteki riskler hakkında bilgilendirmek ve tehlikelere karşı duyarlı hale getirmek
için bilim insanları ve uygulamacılardan istifade
edilerek, bir çalışma konsepti geliştirilecektir. İlgili
ana dillerde bilgilendirici ve aydınlatıcı malzemelerin sunulması amaçlanmıştır. Ayrıca Almanya’da
ilgili hedef kitlelere yönelen medya kuruluşlarının, bilgiyi mümkün olduğunca geniş ve etkili bir
şekilde yaymak adına, duyarlılaştırma tedbirlerine
katılmak konusunda gönüllü olup olmadıkları
araştırılmaktadır. Ağ çalışması anlamında Klicksafe göçmen dernekleri, ilgili vakıflar, dernekler, öz
örgütlenmeler vs. gibi kuruluşlara yönelerek, ne
tür destek ve işbirliği imkanlarının mevcut olduğunu araştıracaktır.
linde geliştirilmelidir ve aşağıdaki unsurları
kapsamalıdır:
■
Avrupa’da bilgi toplumu için ekonomi ve politika
arasındaki en büyük ortaklık olan D21 Girişimi
Derneği, 2007 yılı için faaliyetlerinin ağırlık merkezlerinden bir tanesini dijital uyuma vermiştir. Bu
sayede bilgi toplumu, Almanya 2010 programını ve
eInclusion isimli AB girişimini aktif olarak destekleyecektir. Göçmen kökenli kişiler dijital uyum
için önemli bir hedef kitlesidir. Federal hükümetin
Temmuz 2006 tarihli Uyum Zirvesi ile ve bu amaçla
oluşturulan tematik çalışma gruplarıyla bağlantılı
olarak D21 girişimi, bir IT-yol haritası geliştirecektir. Bu strateji kapsamında IT yoluyla toplumsal
uyumla ilgili en iyi uygulama örnekleri gösterilecek ve eylem önerileri ifade edilecektir. D21 girişimi
göçmen kökenli vatandaşların bilgi ve iletişim
teknolojilerine ilgisini artırarak, dil yetkinliklerini, mesleki fırsatlarını ve toplumsal uyumlarını
geniş kapsamlı olarak desteklemeyi amaçlamaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojileri medyası, bunun
için bütün düzeylerde önemli bir katkı sağlayabilir, ancak henüz yeterince istikrarlı bir şekilde
kullanılmamaktadır.
Klicksafe girişimi Avrupa Birliği’nin Safer Internet
Programı çerçevesinde, Alman temas noktasıdır.
Klicksafe internette güvenlik konuları hakkında
■
■
Deutsche Telekom kurumu uyumu teşvik eden
tedbirlerin veya eylemlerin gerçekleştirilmesi
aşamasında aktif olarak katılım sağlayacaktır. Bu
durum bilhassa çeşitlilik, pazarlama ve teknoloji
konularında şirket alanlarının danışmanlığı ve
aktif yöntem bilgisi arzı için, örneğin internet sayfalarının linkini alma ve verme, «0800…»lü hatların
hotline olarak hizmete sunulması ve konseptlerin
geliştirilmesi gibi destek çalışmaları ve de «X nette»
benzeri tedbirlerin gerçekleştirilmesindeki destek
için geçerlidir.
Eyalet Başkenti Stuttgart, MUSS proje başlığı
altında – Stuttgart Çok Dilli Girişim Hizmetleri –
Alcatel SEL Vakfı’nın Electronic Government Stuttgart Yüksek Okul Koleji’nin desteğiyle ve Münih
Teknik Üniversitesi’nin işbirliğiyle, internette çok
dilli bilgi ve hizmet sunacaktır. MUSS projesi Alman
kökenli olmayan insanlar için resmi ve diğer kamusal olanak ve bilgilere erişimi bundan sonra daha
kolay ve düzenli hale getirmeyi kendisine hedef
olarak belirlemiştir. MUSS girişiminin çıkış noktası
ihtiyaç duyulan ve sorulan bilgilere erişim güçlüklerinin çoğu zaman yalnızca lisan zayıflığından
değil, kültürel farklılıklardan da kaynaklandığı
şeklindeki tespittir: Bilhassa idari yapılar yoğun
bir şekilde, ülkelere özgü idare kültürünün etkisi
altındadır. Bunun dışında idari hizmetlere erişim
sorusu misafir ülkeye vardıktan sonra değil, henüz
kişinin kendi vatanındaki hazırlık aşamasında
doğmaktadır. İnternet burada Almanya’ya göç
etmeden önce bilgiye ulaşmak için ve de olası bir
göç için daha uygun şartlar yaratmak adına idari
süreçleri hızlandırmak ve belge transferini yapmak
için uygun bir araçtır.
4.8.
Yabancı dildeki ve çok dilli medya olanakları
■
Çalışma grubunda, şimdiye kadar büyük ölçüde
ayrı ayrı ve birbiriyle temas kurmadan çalışan göçmenlere yönelik Almanca ve yabancı dildeki medya
temsilcileri birlikte katkı sağlamışlardır. Alman ve
etnik medya olarak adlandırılan medya araçlarının
işbirliğinde, uyumu teşvik eden medya yayınları
üretmek şeklinde, bu zamana kadar kullanılmayan bir potansiyel yatmaktadır. Alman medyası
ve kuruluşları ve etnik medyanın işbirliğinden
doğan bu potansiyelleri, ortak projeler ve düzenli
tecrübe alışverişi yardımıyla ortaya çıkarmak
gerekmektedir.
■
Dil kursundan sosyal bilgilendirmeye kadar tek tek
projelerin tanımı, ortak çalışma için uygun olan
bir dizi konu alanı göstermektedir. Bunlara örnek
olarak şunlar verilebilir:
■
«Evimiz Almanya» derneğinin kurulmasıyla Werner Media Group, Berlin Yahudi Cemaati ve Berlin
Türk Cemaati, Berlin’deki Rus, Yahudi ve Türk
göçmenlere birlikte hukuki danışmanlık, dil kursu,
bilgisayar eğitimleri veya diğerinin kültürünü
tanıma imkanı tanıyacaktır. Bunun dışında yerel
bir televizyon kanalıyla, başkentteki göçmenlerin
günlük hayatına dair Almanca-Rusça bir televizyon
magazin programı hazırlanmaktadır.
■
Hürriyet gazetesinin (Doğan Yayın Grubu) «Aile içi
şiddete hayır» kampanyası Almanya’da çok başarılı bir şekilde yürütülmektedir. Öncelikli hedefi,
insanları bu konu hakkında bilinçlendirmek ve
duyarlı hale getirmek ve de mağdurları desteklemektir. Bunun için farklı modüller kullanılmaktadır: Türkçe ve Almanca bilen uzmanlar haftada
on bir saat, bir yardım hattında görev almaktadır; Almanya çapında interaktif bilinçlendirme
seminerleri organize edilmektedir ve enformasyon
materyalleri dağıtılmaktadır. Kampanya, editörler
tarafından ve Hürriyet’te çıkan duyurularla desteklenmektedir, fahri çalışanlar Almanya genelinde
multiplikatörler olarak görev almaktadır. Bu kampanya Mayıs 2005 tarihinden beri yürütülmektedir
ve süresiz olarak sürdürülecektir.
■
İhlas Medya Grubu, Bavyera Yayın Kuruluşu’na ait
«Almanca Sınıfı» isimli Almanca kursu dizisinin,
Türkçe alt yazıyla kendi programında yayınlanmasını planlamaktadır. İlgili yayın grubu, yazılı
basınında da bir Almanca kursu oluşturmak ve
tasarlamak niyetindedir.
■
Sabah/ATV Grubu, «Deutsche Welle» televizyonuyla,
özellikle kadın okurlara yönelen Almanca kursları
alanında bir işbirliği planlamaktadır.
Bunun haricinde Frankfurter Rundschau ve Wiesbadener Kurier gazetelerinin editörlerinin karşılıklı
159
4.8.
tecrübe edinimi için değişimi planlanmaktadır.
Yayın grubu, Almanya Türk Toplumu ve İş Ajansı ile
işbirliği içersinde, Türk kökenli gençlere mesleki
eğitim yerlerinin sağlanmasına yönelik bir girişim
planlamaktadır.
■
■
Deutsche Welle televizyonu göçmenlerin kendi
vatanlarındaki programlarını, gelecek olan göçmenlere yönelik Almanca kurslarıyla genişletmeyi
hedeflemektedir.
Değerli sinerji etkileri oluşturabilmek için, Funkhaus Europa (WDR ve Bremen Radyosu) veya
Radiomultikulti (RBB) gibi hedef kitleleri olan programların, kendi program kuruluşlarında yetkinlik
merkezlerine dönüştürülmesi faydalı ve önemlidir.
Edinilen tecrübelere göre bu tür yayın formatları, ana programda geniş yer verilmeyen hedefe
yönelik bilgileri hizmet anlayışıyla ve arka planını
da araştırarak ele alma imkanını vermekle birlikte,
bunun ötesinde hem program gelişimi hem daha
sonra ana programda da kullanılabilecek olan çalışanların kazanılması için, kristalizasyon noktaları
olarak da hizmet etmektedirler.
Uluslararası diyalog
■
160
WDR’in 23 ve 24 Kasım 2006’da ZDF, Deutsche
Welle ve France Télévisions ile işbirliği içinde ve de
UNESCO ve Avrupa Komisyonu’yla birlikte organize
ettiği ve sürdürülebilirliği Kasım 2007 tarihinde
Paris’te UNESCO’da gerçekleştirilen müteakip bir
konferansla kanıtlanan, medyanın Avrupa’daki
göçmen toplumu içerisindeki rolü konulu EBU
konferansında, gazeteciler için bir Avrupa değişim projesi lanse edilmiştir. Planlanan bu projeyle
Avrupa ve Kuzey Afrika’daki genç gazetecilere
yönelik hareket edilmesi ve de nitelikli ve seçkin
seminer programlarıyla, bu gençlere Avrupa ve
Kuzey Afrika ülkelerindeki yayın kuruluşlarında
konuk stajyerlik yerlerinin sağlanması ve de multi
medya yayınlarının oluşturulabilmesi için, profesyonel atölye çalışmaları yardımıyla ulusal sınırların
ötesinde birlikte öğrenme, yansıtma ve çalışmayı
gerçekleştirebilecekleri eşsiz bir ortam sunulmak
istenmektedir. WDR’nin yanı sıra diğer ortaklar
UNESCO, Anna Lindh Foundation ve COPEAM’dir.
Bu projenin somut planlamaları şu anda yapılmaktadır. AB 2008 Kültürlerarası Diyalog yılında gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Deutsche Welle
bu proje için personel desteği ve lojistik yardım
temin etmeyi düşünmektedir.
4.8.
Üyeler
Yönetim: Federal Hükümetin Göç, Mülteci ve Uyum Görevlisi
Devlet Bakanı Prof. Maria Böhmer,
Federal Milletvekili
Federal Hükümetin Göç, İltica ve Uyum Görevlisi
Buket Alakuş
Yönetmen
Minou Amir-Sehhi
Alman Gazeteciler Birliği e.V.
Ali Aslan
Federal İçişleri Bakanlığı
Martin Berthoud
Almanya İkinci Televizyonu
Erik Bettermann
Deutsche Welle Genel Yayın Yönetmeni
Bernd Burgemeister
Alman Televizyon Yapımcıları Federal Birliği e.V.
Matthias Buth
Kültür ve Medya Görevlisi Danışmanı
Günter Clobes
Adolf-Grimme-Enstitüsü
Jutta Croll
Dijital Fırsatlar Vakfı
Jürgen Doetz
Özel Radyo Televizyon ve Telemedya Birliği e.V. Başkanı
Lutz Drüge
Alman Dergi Yayımcıları Birliği
Şeref Erkayhan
Almanya Türk Toplumu
Werner Felten
Radyo Metropol FM
Evelyn Fischer
Deutsche Welle
Wolfgang Fürstner
Alman Dergi Yayımcıları Birliği Müdürü
Harald Geywitz
Alice – HanseNet Telekomünikasyon Limited Şirketi
Dr. Kerstin Goldbeck
Alman Gazete Yayımcıları Federal Birliği
Ernst Hans Hanten
Kültür ve Medya Görevlisi Danışmanı
Marlene Kerpal
Uyum ve Sığınmacılar Federal Dairesi
Michael Konken
Alman Gazeteci Sendikaları Federasyon Başkanı
Kenan Kubilay
İhlas Medya Grubu
Inez Kühn
Ver.di
Ahmet Külahçı
Doğan Media International GmbH
Anke Lehmann
Özel Radyo Televizyon ve Telemedya Birliği e.V.
161
4.8.
162
4.8.
Michael Mangold
Sanat ve Medya Teknolojisi Merkezi
Ilona Marenbach
Radiomultikulti, RBB
Sebastian Olenyi
Almanya Gençlik Basını
Maud Pagel
Deutsche Telekom AG
Prof. Dr. Ulrich Pätzold
Dortmund Üniversitesi
Jan-Eric Peters
Axel Springer Akademisi Direktörü
Günter Piening
Berlin Senatosu Uyum Görevlisi
Anne Pietrzak
RTL Television GmbH
Prof. Fritz Pleitgen
Westdeutscher Rundfunk Genel Yayın Yönetmeni
Pierre Sanoussi-Bliss
Oyuncu
Prof. Dr. Markus Schächter
Almanya İkinci Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni
Prof. Dr. Beate Schneider
Gazetecilik ve İletişim Araştırmaları Enstitüsü
Klaus Schrotthofer
WAZ Medya Grubu
Walter Schumacher
Rheinland-Pfalz Başbakanlık Basın Sözcüsü
Ekkehart Siering
Bremen Senato Dairesi
Willi Stächele
Baden-Württemberg Avrupa Birliği Meselelerinden Sorumlu Devlet Bakanı
Dr. Wilfried Ströhm
Federal Hükümetin Basın ve Bilgi Dairesi
Prof. Dr. Helga Theunert
Araştırma ve Uygulamada Medya Pedagojisi JFF Enstitüsü
Renko Thiemann
Federal Dışişleri Bakanlığı
Larissa Thyrong
Werner Medya Grubu
Kani Top
Merkez Sabah AtV GmbH
Canan Topcu
Frankfurter Rundschau
Prof. Dr. Hans-Jürgen Weiß
Berlin Hür Üniversitesi
Frank Werneke
Ver.di Sendikası Başkan Vekili
Nicholas Werner
Werner Medya Grubu
Dr. Gualtiero Zambonini
Westdeutscher Rundfunk
Renate Ziegler
Ziegler Film
163
4.9.
Konu Alanı 9:
«Uyumu Yurttaşlık Angajmanı ve
Eşit Katılım Yoluyla Güçlendirmek»
1. Durum tespiti
Yurttaşlık angajmanı ve uyum
Uyum, Almanya’daki herkesin katılımı ve pay sahibi
olmasına dayanan genel toplumsal bir süreçtir.
Yurttaşlık angajmanı eşit katılımı güçlendirmektedir
ve uyumu desteklemektedir – ilk başta ve her şeyden
önce yerel düzeyde, göçmenlerin hemen çevresinde.
«Sivil toplum» ana düşüncesini kendisine yüklemiş
olan bir toplum, yurttaşlık angajmanına dayanır ve
bunun çeşitliliğine saygı duyar. Aynı zamanda öz
girişimi, el ele şekillendirmeyi ve katılımı olduğu gibi,
hayatın başka alanlarına da etki eden yeni bilgi, yeni
beceriler ve yetkinlikler edinimini de mümkün kılan
yapılar kurmaktadır. Zira angaje olma, kişiyi yetkin
kılar ve de eğitim ve istihdam kabiliyetini temin eder.
Yurttaşlık angajmanı, gönüllü olarak kendi kendini
yükümlü kılmaya, kamusal sorumluluk almaya ve
ağ çalışmasına dayanmaktadır. Kimlik oluşturucu
bir etkisi vardır ve iş görme yetkinliğini arttırır.
Bu nedenden ötürü, yurttaşlık angajmanı göçmen
kökenli insanların uyumu için de özel bir katalizatör
işlevi görmektedir.
Yurttaşlık angajmanı klasik dernek, birlik, kilise ve dini
cemaatlerde ve de göçmen örgütlerinde toplumun
şekillendirilmesine, eşit ve bağımsız bir şekilde dahil
edildiğinde, uyum başarılı bir biçimde gerçekleşecektir. Ortak yurttaşlık angajmanı aynı zamanda göç alan
toplumun, artan çeşitlilikle başa çıkmasını ve değişikliklerin üstesinden gelmesini olanaklı kılmaktadır.
164
Angajmanları göçmen örgütlerinde, klasik derneklerde ve toplumun diğer angajman alanlarında da
istenildiği ve takdir edildiğinde, göçmenler genel
topluluğa etkin bir şekilde katılmanın tecrübesini
yaşamaktadır. Tüm kesimlerden gelen göçmenlerin
gönüllü angajmanı önemli katkılar sağlamaktadır ve
toplumu zenginleştirmektedir.
Katılım olmadan yurttaşlık angajmanı mümkün
değildir. Geleneksel gönüllü sektöründen kısmen
farklı şekil ve bağlamlarda olsa da, göçmenler faaldir.
Geldikleri ülkelerdeki farklı eğitim sistemleri ve yurttaşlık angajmanı geleneklerinin, ya da Almanya’daki
oturum sürelerinin ve statülerinin farklı olması,
dikkate alınması gereken unsurlardan yalnızca birkaç
tanesidir.
Etkinlikler kendini göç alan toplumdan soyutlamaya
yönelik değil, toplumun yararına olmak üzere gerçekleştiriliyorsa, şeffaflık ve diyalog öğeleri belirginse,
göçmenlerden gelen yurttaşlık angajmanı uyumu
geliştirir. Başarılı bir biçimde kişinin kendi kültürü,
dili veya dininde zemin kazanmış olan yurttaşlık
angajmanı, aynı zamanda göç alan toplumla arada bir
köprü oluşturmanın çıkış noktası olabilir.
Vatandaş angajmanıyla entegrasyon ve eşit katılımın
güçlendirilmesi, bilgi bazlı bir angajmanın iştirakine
ve de geleneksel örgüt, dernek, kilise, dini cemaatler
ve göçmenlere yönelik organizasyonların her kültüre
açılmasına gereksinim duymaktadır.
165
4.9.
Yurttaşlık angajmanı ve eşit pay sahipliğinin güçlendirilmesi yoluyla uyum için, katılım, yetkinliğe dayalı
angajman ve geleneksel derneklerin, birliklerin,
2. Hedef Belirleme
Yurttaşlık angajmanı yolu ile uyum, özellikle takdir
ve eşit katılıma ve de eğitimin ve yetkinlik ediniminin
desteklenmesine gereksinim duymaktadır.
kiliselerin, dini cemaatlerin ve göçmen örgütlerinin
kültürlerarası açılımı gerekmektedir.
■
Karşılıklı saygı, takdir ve kabul temelinde, Alman
derneklerinin ve göçmen örgütlerinin ağ çalışması
yoluyla kamusal sorumluluk paylaşımı,
■
Yabancı düşmanlığına karşı angajmanın
güçlendirilmesi,
■
Örgütlerin halkla ilişkiler çalışmalarının artırılması ve göçmen kökenli insanların kendi faaliyetleri ve kendileriyle yapılan faaliyetler hakkındaki
medya bilgilerinin genişletilmesi,
Kısa ve orta vadeli hedefler, bu yüzden şöyledir:
■
Örgütlerin kültürlerarası açılımı,
■
Uyum sürecinde kadın ve erkeklerin eşit katılımının ve kendi sorumluluklarını üstlenmelerinin
güçlendirilmesi,
program üstü bir odak noktası haline getirmeyi
taahhüt etmektedir.
Kısa tanım:
Federal programlar, federal hükümet tarafından teşvik edilen ve yurttaşlık angajmanına ilişkin altyapı ve
ağ projeleri ve de ihaleler çerçevesinde, bütün federal
kamu kurumları ve bunlara bağlı alt kuruluşlar aracılığıyla, önlemlerin taşıyıcısı olarak göçmenlerin veya
göçmen örgütlerinin uygun katılımı sağlanmaktadır.
Artan kültürlerarası açılım ve ağ çalışması, altyapı
projeleri için bir teşvik kriteri haline getirilecektir
veya teşvik anlaşmalarına dahil edilecektir. Kurumsal
olarak teşvik edilen kuruluşların personel geliştirme
konseptleri ile proje önlemlerini, göçmenlerin eşit
haklara sahip biçimde katılımına açmaları temin
edilecektir.
Zamanlama: devamlı
■
Takdir kültürünün geliştirilmesi
■
■
Gönüllü angajmanda yetkinlik edinimine erişim
yollarının açılması,
3. Uygulanacak Önlemler
ve Karşılıklı Gönüllü
Özyükümlülükler
■
Yabancı düşmanlığına karşı vatandaş angajmanının geliştirilmesi
■
Göçmen örgütlerinin uyum çabalarının eşit muamele ve takdir görmesi:
[Yayın kurulunun notu: Federal devlet, eyaletler ve belediyelerin ortak önlemleri ve özyükümlülükleri ile ilgili
bütün önerileri ne sektörel ne de federal çervede uyumlu
hale getirilmiştir. Örgüt ve kilise temsilcilerinin gönüllü
özyükümlülükleri çalışma grubu temsilcilerinin somut
özyükümlülükleridir.]
Devlet, ekonomi ve toplum kamuya açık sorumluluk
paylaşımı ve ağ çalışması içerisinde, uyumu ortak sivil
toplumsal reform süreci olarak algılamalıdırlar. Bu
süreç göçmen örgütleri ile birlikte şekillendirilmektedir ve bütün toplumsal ortakların eşit bir biçimde
dahil edilmesini gerektirmektedir.
Göçmen örgütlerinin, belediye ve eyalet düzeyindeki uyum planlarının oluşturulması aşamasına dahil edilmesi,
➤
Göçmen örgütlerinin, mevcut ağlara entegre
edilmesinin teşvik edilmesi,
➤
Göçmen örgütlerinin ve bunların uyum projelerinin (mali) teşviki, danışmanlığı ve gelişimi.
Bireysel düzeydeki önlemler:
Göçmenlerin eşit katılımı:
3.1. Devlet düzeylerinin/Kamunun Önlemleri ve
Özyükümlülükleri
➤
Federal devlet, eyaletler ve yerel yönetimlerin
ortak önlemleri
➤
Göçmenlerin, resmi oluşum ve karar meclislerine katılması,
Göçmenlerin, yerel uyum kılavuzları olma
doğrultusunda teşvik edilmesi, eğitilmesi ve
geliştirilmesi.
Kurumsal düzeydeki önlemler:
Federal hükümetin üstlendiği özyükümlülükler
166
Geleneksel derneklerin, birliklerin, kiliselerin, dini
cemaatlerin ve göçmen örgütlerinin kültürlerarası
açılım sürecinin desteklenmesi
Kısa tanım:
Göçmenlerin gönüllü angajmanını isabetli bir şekilde
teşvik edebilmek için bunun kapsamı ve doğası
hakkında, ikinci ve üçüncü kuşağa ait angajmanın
özellikleri hakkında, gönüllü angajmanı teşvik eden
ve kısıtlayan faktörler üzerine ve de sivil toplum örgütlerinin kültürlerarası açılımındaki durum ve problemler hakkında daha fazla bilimsel veri gerekmektedir.
Zamanlama: Yasama dönemi
➤
■
■
Göçmenlerin yurttaşlık angajmanı alanındaki araştırma teşvikini güçlendirmek.
Federal hükümet,
■ sivil topluma yönelik uyum sürecini, yurttaşlık
angajmanı bağlamlarında teşvik politikasının
■
Göçmenleri bilim ve danışma kurullarında uygun
bir biçimde iştirak ettirmek.
Kısa tanım:
Federal hükümete bağlı merciler, idare meclislerine
ve danışma kurullarına yetkin göçmenleri – özellikle
göçmen organizasyonlarının temsilcilerini – uzman
olarak atamaktadır. Bunların atanması, mercilerin
uyuma özgü danışmanlık hizmeti almasını temin
etmektedir ve federal hükümetin uyum arzusu için
bir sinyaldir. Atanmış olan göçmen kökenli uzmanlar
aynı zamanda, genç göçmen kuşağı için biyografik
örneklerdir.
Zamanlama: Yasama dönemi
■
Dernek ve birliklerin kültürlerarası açılımını yurttaşlık angajmanı kapsamında desteklemek.
Kısa tanım:
Uyum Görevlisi ve Devlet Bakanı yurttaşlık angajmanı
kapsamındaki dernekler, birlikler, örgütler ve girişimler için bir ekspertiz ve bir rehber hazırlatmaktadır.
Bu dokümanlarla, sivil toplum örgütlerine ve göçmen
örgütlerine göçmenlerin daha iyi katılım sağlamasına
olanak tanıyan ve de örgüt yapıları arasında ağ oluşu-
4.9.
munu sağlayan yolları göstermek için destek verilmek
istenmektedir.
Zamanlama: 2007
■
Göçmen toplumu için hedefe yönelik önlem ve
eğitim çalışması.
Kısa tanım:
Yabancı düşmanlığı ve kültürlerarası yetkinlik eksikliği, farklı etnik ve kültürel kökenleri olan insanlar
arasındaki eksik tecrübe paylaşımı ve iletişim nedeniyle ve de kendi koşul ve peşin hükümlerinin yeterince yansıtılmaması nedeniyle, büyümektedir.
Bu yüzden gerek kültürlerarası ve dinlerarası
öğrenme projeleri, gerekse göçmen toplumundaki
etnik gruplar arasındaki uyuşmazlıkların yönetim
konusunu içeren projeler, hedefe yönelik olarak teşvik
edilmektedir.
Kültürlerarası ve ırkçılığa karşı öğrenme olanakları,
kültürelleşme ve önyargıların güçlenmesi önlenecek şekilde ve de kültürlerarası temasların motive
edilmesi veya koşullarının yansıtılabilmesi şeklinde
oluşturulmaktadır.
Bunun haricinde bu önlem ve eğitim olanaklarını
uygularken, burada yaşayan göçmenlere ait demokratik dernek ve dini cemaatlerle işbirliği bağlantıları
geliştirmek ve güçlendirmek istenmektedir.
Zamanlama: Projelerin azami üç yıl teşvik edilmesi
■
AB üyesi olmayan ülkelerden gelen göçmenlere
yerel seçim hakkı tanınmasının incelenmesi.1)
■
Vatandaşlığa kabul sürecinde, bilhassa uyumu
teşvik eden faaliyetin ne derece dikkate alınabileceğinin incelenmesi. 2)
1 Çalışma grubu çalışmasının tamamlanmasının ardından
federal hükümet, üçüncü ülke vatandaşlarına yerel seçim hakkının tanınması şeklindeki inceleme görevini yerine getirmesine dair yöneltilen küçük soru önergesi çerçevesinde (Federal
Meclis Yayını No:16/436) esas itibariyle hukuki olarak beyanda
bulunmuştur ve bir anayasa değişikliği için gerekli olan çoğunluğun şu anda mevcut olmadığına işaret etmiştir. Dolayısıyla
federal hükümet «mevcut hukuki ve siyasi eylem olanaklarını…
herhangi bir zaman baskısı olmadan tartacaktır».
2 Federal hükümet, Ulusal Uyum Planı’nın çalışma gruplarının
önerileri arasında uyum sağlama sürecinde gerek federal hükümet, gerekse eyaletler meclisi tarafından sunulan vatandaşlık
kanununun değiştirilmesine ilişkin güncel yasa tasarılarının,
uyumu teşvik eden angajmanın göz önünde bulundurulmasına
ilişkin düzenleme önerilerini içerdiğini tespit etmiştir. Yasanın
bu yıl içersinde çıkarılması beklenmektedir. Vatandaşlığa kabul
süreçleri, bunun dışında eyaletlerin yetkisi altındadır.
167
4.9.
Federal hükümet bu rapor üzerindeki çalışmalar
tamamlandıktan sonra aşağıdaki özyükümlülüğü
sonradan eklemiştir:
bilgilerin kamu medya araçlarında daha isabetli
sunumu ile).
➤
Federal hükümet daha bu yıl içinde «göçmenler için
eğitim ve mesleki eğitim hamileri» ağının Almanya
çapında kurulmasına başlayacaktır. Bu ağ, eğitim alanındaki yurttaşlık angajmanını güçlendirmektedir.
Üç ağırlık noktası belirlenmektedir:
■
İlkokul çağının sonuna kadar çocukların, eğitim, terbiye ve okuma hamileri tarafından
desteklenmesi
■
Genç ve genç yetişkinlerin, okuldan mesleğe geçiş
sürecinde desteklenmesi
■
Göçmen ailelerinden gelen girişimci, zanaatkar ve
serbest çalışanların mesleki eğitim istekliliğinin
teşvik edilmesi ve desteklenmesi
Yerel yönetimlerin özyükümlülüklerine dair
öneriler
➤
Eyaletlerin özyükümlülüklerine dair öneriler
Eyaletler, federal hükümetin özyükümlülüğü ile
uyumlu olarak, teşvik politikalarını göçmenlerin eşit
katılımına göre yönlendirmeyi taahhüt etmelidirler.
➤
Bunun için,
➤
➤
➤
teşvik programları çerçevesinde bilhassa uyum
yönelimli göçmen örgütlerinin projelerini
desteklerler,
eyalet programlarında teşvik kriterleri olarak
göçmen örgütlerinin diğer dernek, birlik ve
örgütlerle ağ kurmalarını ve kültürlerarası açılımını yerleştirirler,
konseptlerin hazırlanması ve iyi uygulama örneğiyle, Alman birliklerinin ve göçmen örgütlerinin kültürlerarası açılımını desteklerler,
➤
göçmenlerin hem Alman hem göçmen birliklerinde angaje olmalarını teşvik etmek üzere
programlar geliştirirler,
➤
federal mercilerin uyuma özgü danışmanlık
hizmeti almasını temin etmek adına danışma
kurullarına, uzman kurullarına ve diğer kurullarına mümkün olduğunca göçmenleri – özellikle göçmen örgütlerinin temsilcilerini – uzman
olarak atarlar,
➤
➤
➤
168
göçmenlerin ve örgütlerinin uyumu teşvik
eden angajmanının kamu önündeki takdirini
ve algılanışını güçlendirirler (örneğin yarışmalar, ödüller, diğer ödüllendirme yolları ile ve
Göçmenleri kendi örgütlerinde desteklemek.
Ancak bunların, özgürlükçü, demokratik hukuk
devleti ilkelerini benimseyen, göç alan toplumdan kendini soyutlamayan ve bulundukları
yerdeki toplumsal yapıyla bütünleşmeye hazır
olan örgütler olmaları önemlidir.
Göçmen örgütlerinin mahalli ve yerel ağlara
dahil edilmesini desteklemek, girişim ve birliklerin kültürlerarası açılımını ve kültürlerarası
kamusal diyaloğu desteklemek ve de göçmenlerin uyum kılavuzluğu faaliyetini sürdürülebilir
bir şekilde desteklemek.
Angajman olanaklarıyla ilgili hedef kitlelerine
özgü bilgi olanaklarını sağlamak (örneğin ilgili
göçmen gruplarına yönelik etkinlikler, herkese
açık davetler, tanıtım amaçlı bilgiler, çok dilli
bilgi broşürleri ve internet üzerinden bilgiler).
Özellikle göçmen örgütlerinden gelen göçmenlerin resmi şekillendirme ve karar verme
meclislerine iştirak etmesini sağlamak ve yerel
süreçlere dahil etmek (örneğin mahalle yönetimi, semt gelişimi vs.).
➤
■
➤
Örgütlerin kültürlerarası açılımı: Sorumluluk
paylaşımı ve ağ çalışması, köprü görevinin
güçlendirilmesi ve göçmenlerin yönetim yapılarında da eşit katılımı
➤
Göçmenlerin mesleki eğitim ve ileri eğitiminin
desteklenmesi
➤
Gayri resmi eğitim aracılığıyla yetkinlik ediniminin desteklenmesi
➤
Angajman olanaklarının, angajmana istekli
göçmenlerin bireysel hareket nedenleri ve ilgi
durumlarına yönelik yapılması
➤
Göçmenlere mevcut angajman olanakları hakkında danışmanlık hizmeti vermek amacıyla
örgütlerde hizmet bürolarının kurulması
■
Yurttaşlık Angajmanı Federal Ağı
Yurttaşlık Angajmanı Federal Ağı, göçmen örgütlerinin Alman dernekleri ve birlikleri, devlet ve
ekonomi ile uyumu ve iletişimine yönelik, federal
düzeyde bir platform olarak hizmetlerini kullanıma sunmaktadır.
COMITES (Comitati degli Italiani all’Estero – Yurt
Dışındaki İtalyanlar’ın Komiteleri)
COMITES Münih, Konsolosluk hizmet bölgesinde
yaşayan İtalyanların giderek daha fazla gerçek
vatandaş olmaları için, yani buradaki toplumsal, siyasi ve kültürel hayata iştirak etmeleri için
çalışmaktadır.
Comites Münih’in şu anda gerçekleştirmeye çalıştığı
en önemli hedefler şunlardır:
➤
➤
İtalyan ailelerin Bavyera’daki okul sistemi hakkında bilgilendirilmesi, çocuklar ve gençlerin
iyi bir eğitim almasının önemiyle ilgili olarak
ailelerin duyarlı hale getirilmesi;
Mart 2008’de Bavyera’da yapılacak olan yerel
seçimler hakkında İtalyan vatandaşlarının
bilgilendirilmesi ve seçimlere daha yüksek bir
İtalyan vatandaşlarının, vatandaşlığa kabul
veya çifte vatandaşlık imkanı hakkında bilgilendirilmesi. Bununla bağlantılı önyargıların
giderilmesi.
Almanya Eşit Katılımlı Hayır Kurumları Birliği
(Deutscher PARITÄTISCHER Wohlfahrtsverband)
Almanya Eşit Katılımlı Hayır Kurumları Birliği,
bünyesinde göçmenlere ait bir forum kurmaktadır.
Bu forum sayesinde Göçmenlerin Kendi Örgütlerinin (GKÖ) uyum sürecindeki önemi vurgulanmak
istenmektedir.
PARITÄTISCHER’de üye olan yaklaşık 100 GKÖ,
forumda çalışmak için davet edilmektedir. Burada
somut olarak GKÖ çalışmalarının daha iyi algılanması, başarılı stratejilerin paylaşılması, projelerin
aktarılması ve GKÖ’nün spesifik know-how bilgisinin daha fazla dikkate alınması söz konusudur.
Bunun dışında kültürlerarası açılım ve mesleki
eğitim ve ileri eğitimle ilgili sorular işlenmek istenmektedir. Forum buluşmalarında ayrıca göçmen
politikasıyla ilgili güncel gelişmeler görüşülecek ve
böylelikle gerek PARITÄTISCHER içerisinde istişare
edilebilen, gerekse dışarıda temsil edilen ortak
pozisyonlar geliştirilecektir.
Göçmenlere ait bu forum, GKÖ’yü teşvik etmek
amacıyla PARITÄTISCHER’nin başka somut faaliyetleriyle bağlantılıdır, örneğin Kuzey-Ren Vestfalya
Göçmen Özörgütleri Danışma Bürosu gibi.
Organizasyon ve kilise temsilcilerinin gönüllü
özyükümlülükleri
■
➤
katılım sağlamak için seçmenlerin duyarlı hale
getirilmesi;
Özyükümlülükler için genel öneriler
Uyum stratejilerinde/konseptlerinde göçmenlerin angajmanını ve göçmen organizasyonlarının
şekillendirme sürecine katılımlarının dikkate
alınmasına köklü bir zemin kazandırmak.
Göçmen organizasyonlarına ait uyumu teşvik
eden projelere dair iyi uygulamaları ve de Alman
örgütleriyle ortak uyum planlarını geliştirmek.
Örneğin göçmenlerin, göç alan topluma aracı
şeklinde yerel uyum kılavuzları olarak eğitilmesi, uyumu teşvik eden bu tür bir önlemdir.
Bunun dışında Bertelsmann, Robert Bosch, Körber, Bürger für Bürger (Vatandaş Vatandaş İçin),
Hertie, Polytechnische Gesellschaft (Politeknik
Topluluk) ve Schader Vakıfları da başarı vaat
eden projeleri teşvik etmektedir ya da kısmen
uyum yarışmaları çerçevesinde çok başarılı olan
projeleri tespit etmişlerdir.
Bunun ötesinde, göçmenlerin toplumsal görevlere getirilmelerini (örneğin kiracılar ve veli
temsilciliklerinde, dernek yönetim kurullarında
vs.) teşvik etmektedirler.
Geleneksel dernekler, birlikler, kiliseler
ve dini cemaatler ile göçmen örgütlerinin
özyükümlülüklerine dair öneriler
Yerel yönetimler şu yükümlülükleri
üstlenmelidirler:
➤
Bu ağ bölgesel yönetim yerleri tarafından koordine
edilmektedir.
Bu hususta eyaletler, radyo-televizyon alanındaki devlet sözleşmeleri ve eyalet medya kanunları çerçevesinde göçmen örgütlerinin, radyotelevizyon yayın kurullarında ve eyalet medya
kurumlarında temsil edilmeleri doğrultusunda
çalışırlar.
➤
4.9.
■
Alman Kızıl Haçı
Alman Kızıl Haçı Aralık 2004 tarihinde hedefini
«AKH’da kültürlerarası açılım. Alman Kızıl Haçı –
yalnızca Almanlar için değil» olarak belirlemiştir.
AKH’da kültürlerarası açılıma ilişkin esas ve ana
tezler bu hedefin bir parçasıdır. 2005 yılından itibaren dernek kurulları ve çalışma grupları bu konuyu
ele almaktadırlar. Ara sonuç olarak kademeli plan
uygulaması geliştirilmiştir.
«Göçmenlerin Gönüllü/Yurttaşlık Angajmanı»
şeklindeki görev alanını AKH Başkanlığı tarafından tayin edilen çalışma grubu «AKH Partnerleri
olarak Göçmenler» üstlenmiştir. Çalışma grubunun
desteğiyle AKH’nın gönüllü çalışma yapılarında,
göçmen kökenli insanların katılımı için pilot projeler geliştirilmeye başlanmıştır.
Pilot projelerin gerçekleştirilmesine 8 Mayıs 2007
tarihinde – geleneksel «Dünya Kızıl Haç Günü»
– başlanacaktır. Bu yılki kutlamada AKH 2007:
«Uyum – Birlikte farklı olmak. Saygılı bir müşterek yaşam için» şeklindeki ağırlık noktası konu
edilecektir. «İlkeler» anlamında AKH, göçmenle-
169
4.9.
■
■
■
rin gönüllü çalışmalara katılımını teşvik etmek
istemektedir.
kültürlerarası açılımına dair bir tasarım
hazırlamaktadır.
Alman Gençlik Birliği Bundesjugendring DBJR
DBJR üye organizasyonları göçmen kökenli çocukları ve gençleri, ya bireylerin olanaklardan ferdi
faydalanışı şeklinde, ya da göçmen öz örgütlenmelerinin, Birliği çatı örgüt olarak seçip üye olması
şeklinde, şimdiye kadar olduğundan daha güçlü
bir şekilde mevcut yapıların içine çekmek istemektedir. Örneğin DBJR’nin kendi bünyesindeki kültür
ve spor çalışmaları ile okulla işbirliği, çocuklarla ve
gençlerle buluşma ortamları olarak değerlendirileceklerdir. Pedagojik tasarımlar özellikle, kadrolu ve
gönüllü çalışanların kültürlerarası yetkinlik kazanımına yönelik JULEICA eğitimi çerçevesinde geliştirilecek ve paylaşılacaktır. Mevcut çatı örgütlerin
ve Gençlik Birlikleri’nin göçmen öz örgütlerine
açılmaları danışmanlık, destek ve süreçlere eşlik
ederek ya da pratik işbirliği sayesinde ilerletilecektir. En iyi uygulama örnekleri Almanya genelinde
tanıtılacaktır.
Serbet hayır kurumlarının Federal Çalışma
Grubu (BAGFW), bu rapor üzerindeki çalışmaların
tamamlanmasından sonra şu özyükümlülüğü
sonradan sunmuştur:
■ BAGFW çatısı altında toplanan birlikler, göçmen
kökenli insanların gönüllü çalışmaya katılımını –
hem gönüllü hizmetlerde, hem de gönüllü yönetim kademelerinde olmak üzere – teşvik etme
yükümlülüğünü üstlenmişlerdir. İlgili ana ilkeleri,
stratejileri ve önlem planlarını geliştirerek tutarlı
bir şekilde uygulamaktadırlar.
Almanya Protestan Kilisesi
Almanya Protestan Kilisesi’nin (EKD) Diakoni
bölümü, kilise ve diakoni için Haziran 2006’da
yaptığı, göçmen kökenli insanlar için kültürlerarası
açılımın gönüllü angajman alanında da geçerli
olması gerektiğine dair eylem önerilerinin altını
çizmektedir. Gönüllü angajmanın mevcut biçimlerinin geliştirilmesine devam edilerek, diğer hedef
gruplara açılmasının sağlanması gerekmektedir.
EKD’nin gönüllü hizmetler alanını güçlendirmek
üzere çıkardığı bir broşürde, kiliselerin, farklı
toplumsal grupların mümkün olduğu kadar geniş
bir ittifakının avukatlığını üstlenerek, gönüllü
hizmetler fikrini topluma daha belirgin bir şekilde
yansıtmaları gerektiği tesbit edilmektedir.
■
➤
eşit üyeleridirler ve
➤
Alman Katolikler gibi, bütün katılım olanaklarına sahiptirler.
➤
sunduğu tüm hizmetler yelpazesinin
➤
hem çalışanlarına yönelik istihdam
olanaklarının
Birlikler, göçmenlerin gönüllü angajmanını,
toplumumuzun sivil toplum olarak şekillendirilmesinin vazgeçilmez bir parçası olarak değerlendirmektedirler ve bu angajmanı desteklemeyi
sürdüreceklerdir.
Birliklerin gönüllü hizmetlerinin göçmen kökenli
insanların erişimine açık olmasını sağlarlar. Bunun
için,
➤
göçmenler ve öz örgütlerine etkin ve açık bir
şekilde hitap edilmesi;
➤
gönüllü hizmete ilgi duyan ve kültürel farklılıklara duyarlı ve dil yetkinliğine sahip göçmenlere
yönelik, aralarında göçmen kökenli çalışanların
da bulunduğu temas kurma yerlerinin açılması;
Alman şirketleri ile göçmenlerin kurmuş olduğu şirketler, göçmenlerin yurttaşlık angajmanını özellikle
şu şekillerde desteklemelidirler:
1. Göçmen örgütlerinin projelerinin ve göçmenlerle
Alman örgütlerinin birlikte çalıştıkları projelerin
başlatılmasını desteklemek ve sponsörlüğünü
yapmak
4. Uyum Projeleri İçin Standartlar
Göçmen örgütlerinin ya da göçmen örgütleri ile göç
alan toplumun örgütlerinin ortak projelerinin, şu
kalite kıstaslarını yerine getirmeleri gerekmektedir.
Bunlar hem birlik, hem proje düzeyinde yerine getirilmesi gereken kriterleri içermektedirler:
1. Hukuk devleti ilkesine uygun yapılanma:
Anayasaya uymak, demokratik ilkelere göre hareket etmek.
2. Kültürlerarası açılım ve diyaloğa hazır olmak
➤
■
Katolik Kilisesi
Vaftiz ve konfirmasyon yoluyla her Katolik, dünya
genelindeki Katolik Kilisesi’nin ve böylelikle aynı
zamanda ilgili yerel kilisenin bir mensubu olur. Bu
nedenle Almanya’daki Katolik göçmenler (yaklaşık
iki milyon) Almanya’daki Katolik Kilisesi’nin misafirleri değil doğal olarak
Bunun ötesinde Alman «Caritas» Birliği, Alman Piskoposlar Konferansı’nın göç komisyonu ile birlikte,
Katolik olmayan hedef grubu için hem
170
■
3.2. Ekonomi Dünyasına Tavsiyeler
«kültürlerarası açılımın» ön şartı olarak gönüllü
yapılara yönelik kültürlerarası örgütlenme ve
personel gelişimi olanakları.
Birlikler gönüllü çalışan göçmenleri kendi toplulukları için «yardımcı» kişiler olarak değil, birlik ve
toplum içersindeki hayatı birlikte şekillendirdikleri
kişiler olarak görmektedirler. Yurttaşlık angajmanı
çerçevesinde toplumumuzun dilsel ve kültürel
çeşitliliğini dikkate alan ve fiilen mevcut gereksinime hizmet eden olanakları (örneğin danışmanlık ve refakat hizmetleri, eğitim olanakları, veli
çalışmaları, ilkyardım hizmeti, doğal afetlerden
korunma hizmeti) geliştirmektedirler.
■
Birlikler göçmen öz örgütlerindeki angajmanı
takdir ediyorlar ve birer partner olarak işbirliğinde
bulunmayı teklif etmektedirler.
■
Gönüllü Sosyal Yılın düzenleyicisi kurumlar olarak,
aracılık yaptıkları veya kendilerinin sundukları
hizmet yerlerinde görev yapan göçmen kökenli
gençlerin sayısını artırmaktadırlar.
■
Göçmen örgütlerinin düzenleyici oldukları diğer
hizmet yerlerinin açılması için çaba göstereceklerine söz vermektediler.
3. Ağ kurma:
Göçmen örgütlerinin ve göç alan toplumun örgütlerinin ağ oluşumuna katılmaları ve yerel ve bölgesel
yapılanmalara dahil edilmeleri, varolan kaynakların
paylaşımı.
4. Yetkinlik:
Yetkinliklerin karşılıklı etkileşim yolu ile teşvik
4.9.
2. Ortak projelerin Corporate Citizenship çerçevesinde birlikte uygulanması
3. Göçmenlerin angajmanlarına yönelik kalifikasyon
edinimini desteklemek
4. Göçmenlerin angajmanının şirketlerde takdir
görmesi, kullanılması ve teşvik edilmesi ve angajman dostu bir şirket kültürünün oluşturulması
(örneğin bir «Çeşitlilik Şartı/Charta der Vielfalt»
çerçevesinde).
edilmesi ve kalifikasyon, yetkinlik ve tecrübe
paylaşımı.
5. Angaje olan herkesin eşit haklara sahip olması:
Kadın erkek eşitliği; Almanların ve göçmenlerin
Alman ve göçmen örgütlerinin işbirliği projelerine
etkin katılımı; örneğin, projelerin planlanması ve
icra edilmesi kapsamında; kaynakları dikkate alan
yaklaşım türü.
6. Çıkar ve gereksinime hitap edilmesi:
Angaje olanların ve angaje olunan hedef gruba
yönelik gereksinimleri ve çıkarları gözeten, hedef
gruba uygun hitap şekli.
7. Etkinlik:
Göçmenlerin toplumsal hayata daha güçlü bir
şekilde katılımı, uyumlu davranma, göçmenlerin
kendi aralarında ve yerli halkla daha iyi birlikte
yaşamı.
8. Sürdürülebilirlik:
Angajmanın sürekliliği ve örnek olma işlevi.
5. Değerlendirme
Önlemlerin ve somut kişisel mükellefiyetlerin hayata
geçirilmelerinin kontrol edilmesi ve değerlendirilmesi
için, toplumsal ortakların kişisel bilanço stratejileri
geliştirmeleri gerekir.
171
4.9.
4.9.
Üyeler
Yönetim: Aile, Yaşlı, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
172
Gerd Hoofe
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı Müsteşarı
Dr. Michael Bürsch, MdB
Alman Federal Meclisi
Claudio Cumani
Comitato degli Italiani all’Estero, Münih
Sabine Drees
Alman Şehirler Birliği
Nashaat Elfar
Almanya Alman-Arap Dernekleri Federal Birliği e. V.
Susanne Ellinger
Uyum ve Mülteciler Federal Dairesi
Gabriele Erpenbeck
Aşağı Saksonya Eyaleti İçişleri ve Spor Bakanlığı Yabancılar Sorumlusu.
Dr. Volker Faigle
Almanya Protestan Kilisesi
Adolf Fetsch
Rusyalı Almanlar Birliği e.V.
Uwe Franke
Hamburg Sosyal İşler, Aile, Sağlık ve Tüketiciyi Koruma Dairesi
Abdelmalik Hibaoui
İmam ve İslam Din Bilimcisi
Andrea Hoffmeier
Alman Gençlik Birliği
Dr. Konrad Hummel
Augsburg Şehri
Susanne Huth
INBAS Sosyal Araştırmalar ltd. Şirketi
Dr. Roland Kaehlbrandt
Polyteknik Cemiyet Vakfı Frankfurt/a.M.
Dr. Ansgar Klein
Yurttaşlık Angajmanı Federal Ağı
Ursula Krickl
Alman Şehirler ve Belediyeler Birliği
Dr. Claudia Martini
Federal Hükümetin Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi Danışmanı
Wolfgang Miehle
Alman Piskoposlar Konferansı
Thomas Niermann
Almanya Eşit Katılımlı Hayır Kurumları Birliği e. V.
Dr. Olaf Obst
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Beate Oertel
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Henriette Reker
Gelsenkirchen Belediyesi
Hartmut Renken
Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti Sosyal İşler Bakanlığı
Dr. Klaus Ritgen
Almanya Eyalet İlçeleri Genel Kurulu
Dr. Gabriele Rössler
Alman Kızıl Haç Örgütü e. V.
Ramazan Salman
Hannover Ethno-Tıp Merkezi
Dr. Martina Sauer
Türkiye Araştırmalar Merkezi
Dr. Martin Schenkel
Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Federal Bakanlığı
Tassew Shimeles
Uluslararası Bahçeler e. V.
Prof. Dr. Rita Süssmuth
Eski Federal Meclis Başkanı
173
Konu Alanı 10:
4.10.
«Bilim – Dünyaya Açık»
1. Görev
Dünyaya açık olma ve uluslararasılık bilimsel mükemmelliğin şartı ve işaretidir. Bilim evrensellik ve kültürlerarası diyalog, dünya çapında işbirliği, hareketlilik
ve rekabet ile kendini gösterir. Bu yüzden bilim federal hükümetin ve hükümet ile Ulusal Uyum Planı’ nı
beraberce hazırlayan ve hayata geçiren partnerlerinin, uyum uğraşlarının temel hareket alanıdır.
Demografik değişim ve en iyi kafalar için dünya
çapında gittikçe büyüyen bir rekabetin varlığı dikkate
alındığında, göçmen kökenli vatandaşların uyum
potansiyellerinin daha iyi kullanılması ve yüksek
kalifikasyon sahibi kişilerin Almanya’ya göçlerinden,
daha hedefe yönelik bir şekilde yararlanılması gerekir
ki; Almanya, buluşların ve teknik yeniliklerin ülkesi
olmaya devam etsin. Göç ve uyum bir madalyonun iki
yüzüdür. Bilim ve araştırmanın iyi neticeler üretebilirliği gibi, şirketlerin yenilikçilik, büyüme ve istihdam
yeri açma potansiyeli de bundan faydalanmaktadır.
Göçmenler Almanya’nın zihni ve kültürel canlılığına
önemli ölçüde katkıda bulunurlar. Onlar toplumumuzu zenginleştirmektedirler.
«Bilim – Dünyaya Açık» çalışma grubu bu bahsedilen
noktalar ışığında yabancı bilim insanlarının uyumu,
174
yabancı öğrencilerin ve göç etmiş yüksek kalifikasyon
sahibi kişilerin durumu ve perspektifleri, üniversiteye kadarki eğitimlerini Almanya’da yapan kişilerin
eğitime katılımlarının iyileştirilmesi soruları ve göç
ve uyum araştırmalarının geliştirilmesi gibi konuları
incelemiştir. Yapılmış olan dört oturumda, bu çalışma
grubu üyelerince oluşturulan öneriler üzerinde etraflıca tartışılmıştır. Bunlar Ulusal Uyum Planı’na ilişkin
elimizde olan raporun temelini oluşturmaktadırlar.
Oluşturulmuş olan öneriler resmi ve özel aktörlere
yöneliktir ve bilim alanındaki uyumun iyileştirilmesi
için daha eşgüdümlü çalışılmasına ve eğitimlerini
Almanya’da alanların potansiyellerinin daha isabetli
bir şekilde değerlendirilmesine işaret etmektedirler.
Bu öneriler bilimsel sistemin aktörlerinin hepsine
yönelik, şimdiye kadarki angajmanlarında olanın ötesinde, daha güçlü ağların kurulmasına ve gelecekte
önlemler ve girişimler açısından daha uyumlu hareket etmelerine dair olanaklar ve beklentiler şeklinde
ifade edilmiştir. Çalışma grubu bu konularda etkin bir
rol almaya hazır olduğunu beyan eder.
Çalışma grubu, Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı (BMBF) tarafından ve Sayın Müsteşar Michael
Thielen’in yönetimi altında koordine edilmiştir.
175
4.10.
2. Öneriler
■
Siyaset, ekonomi ve bilim dünyası şu konuda aynı
fikirdedir: Toplumumuzun küreselleşen dünyada,
kendini yüksek teknoloji ve fikirler merkezi olarak da
öne sürmesi gereklidir. Bu ancak, ülkemiz uluslararası
genç bilim çevreleri için cazip bir ülke olur ve yüksek
kalifikasyonlu kişileri, yetkinliklerini ve yaratıcılıklarını ülkemizin en önemli kaynağına – bilime – yatırmak üzere kazanırsa, başarılı olur.
Hareket noktamız son yıllarda iyileşmiştir:
■
Almanya’daki yabancı üniversite öğrencilerinin
sayısı 1980 yılında 50.000 iken şu anda 250.000’e ,
yani beş katına çıkmıştır. Almanya’daki üniversitelerde okuyan öğrencilerin % 12,6’dan fazlası yabancı
veya göçmen kökenlidir. Üniversitelerdeki yabancı
öğrenci sayısı dikkate alındığında Almanya, dünya
genelinde lider ülkeler arasında Amerika ve
İngiltere’den hemen sonra gelmektedir.
■
Her yıl 21.000’den fazla yabancı bilim insanı Alman
bilimsel kuruluşları tarafından teşvik edilmektedir. Sadece Max-Planck-Cemiyeti’nde çalışanların
% 13,1’i yabancıdır. Diğer bilim kuruluşlarında da
durum aynıdır.
■
Federal Meclis ve Eyaletler Meclisi, federal devlet düzeninin modernleştirilmesi çerçevesinde,
yetenekli kişilerin teşvikine ilişkin kuruluşları ve
üniversite eğitiminin, bilimin ve araştırmanın
uluslararasılaştırılmasına hizmet veren büyük
aracı kuruluşları desteklemeye devam edeceklerinin altını çizmişlerdir. Federal hükümet bunu,
devam etmekte olan önlemler çerçevesinde hayata
geçirmektedir.
«Bilim – Dünyaya Açık» çalışma grubu bu hareket
noktası ile yoğun bir şekilde uğraşmış ve başarılı
uluslararasılaştırma ve uyum önlemlerini teşhis
etmiştir. Bunlar arasında Alman Akademik Değişim
Kurumu (DAAD) ve Alexander von Humboldt Vakfı
(AvH) ve Alman araştırma kuruluşlarının angajmanı
bulunmaktadır. Aynı şekilde, sunduğu konut imkanları yabancı öğrencilerin % 35’i tarafından kullanılan
Alman Öğrenci Kurumu (DSW)’nin ve çok sayıdaki
vakfın, örneğin Alman Bilim Vakıfları Birliği, Otto
Benecke Vakfı ve Vodafone Vakfı’nın da, isimlerinin
anılması gerekmektedir.
■
Üniversiteler, öğrencilere yönelik kurumlar, aracı
organizasyonlar ve araştırma kurumları tarafından,
federal devletin ve eyaletlerin de desteğiyle, uyum
ve çekiciliği artırmaya yönelik başarıyla uygulanan
önlemlere süreklilik kazandırılması ve bunların kamu
desteği ile geliştirilmesine devam edilmesi gerekmektedir. Bir çok vakfın, örnek bir şekilde sergilenen
angajmanı gibi, özel angajmanın güçlendirilmesi
gerekmektedir.
■
■
■
176
Almanya’da büyüyen göçmen kökenli genç vatandaşların hala çok az bir kısmı üniversite eğitimine
ve bilime giden yola girmektedirler.
Almanya’da üniversite eğitimlerini başarı ile
bitiren genç yeteneklerden sadece çok az bir
kısmı Almanya’da kalmaktadır. 2006 yılı Haziran
sonu itibari ile Almanya’da yüksek okul mezunu
olup iş aramak üzere, sadece 1.225 kişi kalmaktaydı. Burada siyasetin – özellikle hukuki çerçeve
koşulların oluşturulması için – devreye girmesi
gerekmektedir.
Çalışma grubu aşağıdaki önerileri sunmaktadır:
Şimdiye kadar elde edilen neticeler ve gittikçe
büyüyen angajman dikkate alındığında, birlikte
yapılan çabaları güçlendirmek için bir çok iyi sebep
bulunmaktadır:
■
Başarılı bir üniversite eğitimi, kişilerin Almanya’ya
– iş merkezi olarak da – sürdürülebilir bir bağlılığının oluşmasının koşulunu yaratır. Fakat önceden
de olduğu gibi, günümüzde de üniversite eğitimini
Almanya’da başarı ile bitiren yabancı öğrencilerin
sayısı oldukça düşüktür. Bu yüzden yüksek okulların – siyaset ve ekonomi dünyasının da yardımı ile
– özel programlar düzenleyerek öğrencilere daha
iyi hizmetler sunmaları ve uyumu sağlamaları
gerekmektedir.
Yabancı üniversite öğrencileri ve araştırmacıları
ve aileleri ile, daha erken ve daha yoğun bir şekilde
ilgilenmek gerekir. Mevcut ve şimdiye kadar denenmiş olan yerinde yapılanmaların, kamusal teşviklerle geliştirilmesi ve en iyi uygulama örneklerinin
genelleştirilmesi gerekir. Göçmen kökenli öğrencilerin ve bilim çevrelerinin, destek sağlayıcı hizmetlerle ilgili olanakların hazırlanmasına ve uygulanmasına daha güçlü şekilde dahil edilmeleri ve
kendilerinin daha etkin rol üstlenmeleri gereklidir.
Burada dikkat edilmesi gereken; bir yerin bilim
çevreleri için çekiciliğinin, aile fertlerine sunulan
perspektiflere de bağlı olmasıdır.
Yabancı öğrenciler, Almanya yüksek okullarından
mezun olan yabancılar ve araştırmacılara ilişkin
hukuki düzenlemeler, uluslararası rekabet edilebilirlik açısından sundukları giriş ve iş olanaklarına
dair incelenmeli; hukuki uygulama, Almanya
genelinde en iyi uygulama anlayışına göre, bilim
merkezi olmaya hizmet edecek daha uygun bir
seviyeye çıkarılmalıdır.
Sosyal sigorta taleplerinin, ülke dışına çıkılması
halinde gidilecek yerlere transfer edilebilmesi
imkanının daha da iyileştirilmesi gerekir. Bu
bağlamda düzenleme ihtiyacı, özellikle emeklilik
için geçirilmiş olan sürelerin transfer edilmesi
konusunda vardır. Şu anda, araştırmacıların ve
profesörlerin Almanya’ya çekilmeleri ve bilimsel
faaliyetlerini burada devam ettirmelerinin önünde,
bu bahsedilen bağlamda bir engel vardır ve bu,
bilim merkezi olarak Almanya’ya, rekabet dezavantajı oluşturmaktadır.
■
Almanca dili önemli bir uyum faktörü olduğu için,
yabancı öğrencilerin ve araştırmacıların Almanca
dilini öğrenmeleri, öğrenimlerini başından
itibaren Almanya’da gerçekleştirmiş olanların da,
Almanca meslek dilini edinme uğraşlarının yoğunlaştırılması gerekmektedir.
■
Daha geniş bir kamuoyuna hitap ederek, bilimsel
alışverişin ve yabancı öğrencilerin ve araştırmacıların Almanya’da bulunmalarının anlam ve öneminin daha yoğun bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Onlar toplumumuzu zenginleştirmektedir ve
araştırma sonuçlarının istihdam sistemine olumlu
ve sürdürülebilir etkileri olmaktadır; kendileri
Almanya’dan ayrıldıktan sonra da ülkemizin birer
elçisi olabilirler. Mezunların kendi aralarında oluşturdukları yapılanmalar («Alumnis») başlatılmalı
ve teşvik edilmelidir.
3. Yüksek Öğrenim ve Bilim Ülkesi
Almanya’nın Çekiciliğinin
ve Uluslararası Açılımının
Güçlendirilmesi
3.1. Yabancı Yüksekokul Öğrencileri ve Bilim
Alanında Yeni Kuşakların Yetişmesi
Çıkış noktası
Federal devletin, eyaletlerin ve yüksek okulların ortak
çabaları sayesinde Almanya son yıllarda uluslararası
eğitim piyasasında iyi bir yer elde etmiştir. Yüksek
okula giriş hakkını Almanya’da edinmiş olmayıp
(«eğitimsel yabancı» diye adlandırılmaktadırlar)
Almanya’daki yüksek okullarda okuyan yabancı
öğrencilerin sayısı 1996 ve 2006 yılları arasında yaklaşık % 80 oranında artmıştır.
Fakat mevcut potansiyel henüz tam olarak kullanılmamaktadır. Bu durum, yapılacak şöyle bir
karşılaştırma ile ortaya çıkar: Almanya’da doktora
eğitimi yapıp bitirmiş olan kişilerden (2004/2005)
% 13’ü yabancı uyruklu iken, bu sayı rekabette önde
giden ülke olan İngiltere’de % 39, Amerika’da % 33 ve
Fransa’da % 36’dır.
4.10.
■
Almanya’nın uzun dönemde başarılı bir şekilde
bilim toplumu olması için, üniversite öncesi eğitimlerini Almanya’da yapmış olanların ve göçmenlerin
eğitim potansiyellerinden daha güçlü bir şekilde
faydalanmak ve Almanya’ya göç eden yüksek
kalifikasyonlu yabancı diploma sahiplerinin uyum
olanaklarını genişletmek, vazgeçilmezdir. Üniversite öncesi eğitimlerini Almanya’da yapmış ve
üniversitede okumak, bilimsel kariyer yapmak
isteyen kişilerin sayısı belirgin bir şekilde artırılmalıdır – örneğin, devlet ve özel teşvik olanaklarının
genişletilmesi ile.
■
Yüksek kalifikasyon sahibi, sonradan gelen göçmenler için – kendini kanıtlamış yapıların ötesinde
– örneğin, bu hedef grup ve Almanlar için ortak yeni
önlemler geliştirilmesi yolu ile, yeni teşvik ve telafi
edici uyum türlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
■
Göç ve uyum araştırmaları, daha çok pratikle
bağlantılı olarak göç ve uyumun karmaşık sebepsonuç ilişkileri ile uğraşmalı ve başarılı uyum
faaliyetlerinin faktör ve etkilerini daha güçlü bir
şekilde ortaya çıkarmalıdır. Yapılmış olan ampirik
çalışmaların bulunduğu bilgi bankalarının, bariz
bir şekilde iyileştirilmeleri gerekir.
Almanya’daki yaklaşık 2 milyon yüksek okul öğrencisinden 250.000’i (% 12,6) yabancı uyruklu veya
doğrudan göçmen kökenlidir. Toplam sayıları 186.000
olmak üzere, Almanya’da okuyan yabancı öğrencilerin çoğu eğitimsel yabancıdır. Bunların yarısından
fazlası (96.000) Avrupa’dan, üçte biri (60.000) Asya
ülkelerinden gelmektedir. Yaklaşık 20.000 eğitimsel
yabancının vatanları Afrika’dır ve 10.000 kadar kişi
ise Kuzey ve Güney Amerika’dan gelmektedir. Şu
sıralar Almanya’ya en fazla öğrenci Çin’den gelmektedir. 2000 yılından beri Almanya’daki Çinli öğrenci
sayısı 5.000’den 25.000’in üstüne çıkmıştır. Fransa
5.000 öğrencisi ile Almanya’da en çok sayıda yüksek okul öğrencisi bulunduran Batı Avrupa ülkesi
konumundadır.
2002/2003 yıllarında yabancı öğrencilerle ilgili yapılmış olan bir pilot araştırmaya göre, Almanya’daki
yabancı öğrencilerin sadece yaklaşık % 30 ila % 40’ı
eğitimlerini başarı ile tamamlamaktadır. (Bu oran
Alman öğrencilerde % 70 ila % 80 arasındadır).
Bu öğrenim başarısı sorunlarının sebepleri öncelikle
beklenen ders başarısı, dil ve çerçeve şartlar alanlarından kaynaklanmaktadır:
■
Birçok uluslararası öğrencide, öğrenim başlangıcında önemli öğrenim koşulları (Almanya’daki
yüksek okul sistemini bilmek, yüksek öğrenime
özel hem öğrencilerin kendi aralarındaki, hem
177
4.10.
öğrencilerle öğretim görevlileri arasındaki olağan beklentilere ve davranış biçimlerine alışık
olmak, son derece bireysel öğrenme biçimleri
vs.) yeterince bulunmamaktadır ve bir çok defa
bu açıkları öğrenimleri esnasında kapatmayı
başaramamaktadırlar.
■
■
■
Eksik Almanca bilgisi yabancıların öğrenimlerinin
her safhasında karşılaştıkları merkezi bir sorunu
teşkil etmektedir.
Yabancı öğrencilerin Alman öğrencilerle olan
ilişkileri, sosyal uyumlarını teşvik edecektir. Fakat
yabancı öğrencilerin Alman öğrenciler ile iletişimleri yeterli ölçüde gerçekleşmemektedir. DSW’nin
(Alman Öğrenci Kurumu) Almanya’da öğrencilerin
sosyal ve ekonomik durumlarına dair yürüttüğü
17. sosyal araştırmasının «Yüksek Öğrenimde
Uluslararasılaştırılma» başlıklı özel raporu da
bunu onaylamaktadır. Bu rapor, başarılı bir yüksek
öğrenim süresinin ve mezuniyetinin birçok öğrencinin iyi olmayan mali durumlarından da ötürü, ki
konut sorunları durumu daha da kötüleştirmektedir, tehlike altında olduğunu ortaya koymaktadır.
Öğrencilerden öğrenim harcının alınmaya başlanması -bilhassa AB ve Avrupa Ekonomik Sahası
ülkelerinden gelmeyen eğitimsel yabancıların
öğrenim kredisinden faydalanamayacağı dikkate
alındığında- münferit durumlarda durumu daha
da kötüleştirebilmektedir.
Almanya’da eğitim sebebiyle bulunmanın hukuki
çerçevesi, önemli ölçüde Göç Yasası tarafından
belirlenmektedir. Bu yasa belirgin iyileştirmeler
getirmiştir. Örneğin öğrencilerin iş idaresinden
izin almaya gerek kalmaksızın 90 gün çalışma
imkanına sahip olduğu, bu 90 günün aynı
zamanda 180 yarım gün şeklinde de kullanılabileceği kanunen düzenlenmiştir.
Bakanlar kurulunun, göç ve oturum hakkına ilişkin
kanunun reformuna yönelik bir kanun tasarısını
kararlaştırmış olması takdir edilmektedir. Buna göre
yabancı yüksek okul mezunlarının da, iş arayışlarında
bu düzenleme kapsamına girmeleri öngörülmektedir.
Bu, sözkonusu yüksek kalifikasyon sahibi kişilerin
Almanya’da, daha uzun vadeli kalabilme şansını
yükseltmektedir. İlk verilen ikamet izninin süresinin
kısaltılması ve mali duruma ilişkin güvencelerin daha
da sıkı bir şekilde incelenmesine ilişkin yeni düzenlemeler ise, çalışma grubu tarafından eleştirilmektedir.
Hedefler ve yürürlükte olan önlemler
Alman yüksek okulları, bilim kuruluşları, öğrenci
kurumları ve öğrenciler, uluslararası öğrencilerin
mümkün mertebe hızlı ve sürdürülebilir şekilde
uyumlarını sağlamak için geçtiğimiz yıllarda büyük
çaba sarf etmişlerdir.
178
Yeni yetişen uluslararası genç bilim adamlarının
erkenden bilim merkezi Almanya’ya bağlanmasını sağlayan Bachelor eğitiminden, uluslararası
bir şekilde yapılandırılan doktora eğitimine kadar
yabancı öğrencilerin yüksek öğrenimlerinin her
safhasında kalite güvencesi, başarının kontrolü ve
etkinliğin artırılması sorunları ön plana çıkmaktadır.
Yeni yetişen uluslararası genç bilim insanlarının
uyumu için özel zorlukları olan durumlar ön lisans
eğitimi sırasında kendisini gösterir. Lisans ve doktora
öğrenimleri sırasında başarılı uyumlarının sağlanması, uluslararası öğrenci ve doktora öğrencilerinin
sürdürülebilir bir şekilde Almanya’ya bağlanmalarının ön şartıdır. Almanya’da yaşamak ve okumak
için iyi sosyal, ekonomik ve hukuki çerçeve şartların
olması önemli bir faktördür. Çoğu zaman hafife
alınan kültür ve spor alanlarındaki durum da aynı
şekilde önemlidir. Bu alanlar, uluslararası çevreden
gelen öğrencilerin kendilerinden ve kendi kültürlerinden bir şeyleri, Alman ve diğer uluslararası öğrencilere vermeleri imkanını sağlamaktadır. Bu uyum
önlemlerine süreklilik kazandırılması gerekmektedir.
Aynı zamanda, uluslararası uygun mezunların
Almanya’da kalmaya devam etmelerini sağlamak
için daha başka önlemlerin de alınması gerekmektedir. Ancak bu şekilde gelecekteki yeni nesil ihtiyacı karşılanabilecektir. Doğrudan yurtdışından
işe alımlarda olduğundan farklı bir şekilde, Alman
yüksek okullarında okumuş ve doktorasını yapmış
olanlar Almanya’daki hayatı tanımaktadırlar. Fakat
Almanya’da iş hayatına geçişi kolaylaştıracak özel
önlemlere ihtiyaç duyulmaktadır.
■
Bu ihtiyaç eksenli temel hizmetlere ek olarak yüksek okullar, BMBF tarafından teşvik edilen ve DAAD
tarafından icra edilen «Alman Yüksek Okullarında
Uluslararasılaştırmanın Teşviki Programı» (PROFIS)
çerçevesinde çok sayıda model proje geliştirmişlerdir. Bu programlar çok dilli bilgi portalları, kişinin
belli bir uzmanlık alanına uygun olup olmadığını kendisinin tespit etmesine yönelik testler ve
Almanya’da üniversite eğitimi ile ilgilenen kişilerin,
daha kendi ülkelerinde iken eğitime hazırlanmaları için E-Learning hizmetleri sunmaktadırlar.
■
Hedef gruba özgü Almanca kursları ve özel olarak
hazırlanmış ön eğitim programları, uluslararası
öğrencilerin yüksek öğrenim başarılarını iyileştirmelerine katkı sağlamaktalardır. Uzmanlık alanı
ile ilgili olan yardım hizmetleri ve sosyal yardım
hizmetleri daha etkili bir şekilde, çeşitli uluslararası öğrenci gruplarının ihtiyaçlarına eğilmektedir. Uluslararası doktora öğrencileri ve genç bilim
insanlarına, hep aynı yardımcı şahıslar ve Alman
bilim diline ve Alman kültürüne yönelik seminerler ile destek olunmaktadır. Şahsi taahhütlerle ve
bireysel öğrenim süreci gözlemlemesi ile öğrencilerin aktif bir şekilde uyum sağlamaları talep edilmektedir. Son olarak da, başarılı bir şekilde yüksek
öğrenimlerini bitirip ülkelerine dönen mezunlar,
kendi ülkelerinden Almanya’ya okumaya gelmek
isteyenlerin hazırlıklarında yardımcı olurlar.
■
Federal hükümet uluslararası öğrenciler ve genç bilim
çevreleri için misafirperver çerçeve şartlar oluşturmak ve uluslararasılaşmayı devamlı hale getirmek
için, Eğitim ve Araştırma Federal Bakanlığı (BMBF) ve
Dışişleri Bakanlığı (AA) teşvik programları bütçelerinden faydalanmaktadır.
■
Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen
STIEBET Programı, eğitimsel yabancılara eşlik
edilmesi ve burs verilmesi için gerekli olan kaynakları yüksek okullara sunmaktadır. Programların
bir kısmı uluslararası öğrencilerin Alman yüksek
okullarındaki durumlarını, giriş seminerleri ve
ülke hakkında bilgilendirme programları, girilen
dalla ilgili destek dersler ve sosyal açıdan destek
sağlayan önlemlerle iyileştirmeyi hedeflemektedir. Ayrıca yüksek okullar, eğitimlerini bitirmek
üzere olan öğrencileri, verecekleri burslar ile teşvik
edebilirler veya öğrenimlerinin ileri safhalarında
olan öğrencilerin alt basamaklardaki arkadaşlarına yardım etmelerini sağlayabilirler. Ayrıca bazı
eyaletlerin yüksek okullarında okuyan uluslararası
öğrencilerin teşviki için kullanılan, özel fonları
bulunmaktadır.
■
■
Tek tek yüksek okullarda alınan önlemlerin
yanında, «TestDaF» gibi dil testi sınavları veya iş ve
hizmet merkezi «uniassist» gibi ve yüksek öğrenim
uygunluk testi «TestAS» gibi merkezi bir şekilde
hazırlanan ve her yüksek okulda hizmete sunulan
araçlar geliştirilmiştir. Bu araçlar yabancı öğrencilerin öğrenim kalitesini sağlama açısından, uygun
öğrenim olanaklarını uygun öğrenim adayları ile
biraraya getirmeye yardımcı olan önemli unsurlardır. Böylece eğitimde başarılı bir uyumun sağlanması için mükemmel bir temel oluştururlar.
Üniversite dışı araştırmada özellikle Research
School’lar uluslararası doktora öğrencilerinin kazanılmasında yardımcı olurlar. Örneğin HelmholtzCemiyeti’ne bağlı Research Schools dersleri
İngilizce verilir, doktora kadroları dünya çapında
ilan edilir ve bu kadroların ortalama % 40’ı yabancı
öğrenciler tarafından alınmaktadır. Uluslararası
doktora öğrencileri günlük çalışmalarında uluslararası araştırma ekiplerine dahil edilir ve araştırma
merkezlerinde kapsamlı bir destek alırlar. Üniversite dışı araştırma merkezleri ile yüksek okullar
arasında oluşturulan ağ çerçevesinde, özellikle
doktora öğrencileri arasında değişimi öngören
araştırma projeleri desteklenmektedir.
Alman Öğrenci Kurumu (DSW) tarafından desteklenen tüm Almanya’daki 58 Öğrenci Kurumu da
4.10.
yıllardan beri, uluslararası yüksek okul öğrencileri
için misafirperver çerçeve şartların oluşturulmasında ve eğitimsel yabancılara danışmanlık
ve yardım hususlarında kalitenin korunmasında
destek olarak, farklı ülkelerden gelen öğrencilerin uyumuna önemli katkılarda bulunmaktadır.
Öğrenci Kurumu bünyesindeki 180.000 kişilik
öğrenci yurtlarındaki kapasitenin % 35’i eğitimsel yabancı olanlar tarafından kullanılmaktadır.
Öğrenci Kurumu’nun bilgilendirme ve danışmanlık hizmetleri, öğrenci yurtlarında danışmanların
istihdam edilmesini, yüksek okullarda«Service
Center» ve «Info Points» noktalarının kurulmasını
ve Almanya’daki eğitim ve hayat şartlarına ilişkin
çok dilli internet sitelerini kapsamaktadır. İletişim
programları, eğitim hamiliği programları ve boş
zamanların değerlendirilmesine yönelik zengin
programlar uluslararası öğrenciler ile Alman
öğrencilerin bir araya gelmelerine imkan sağlamaktadır. Yüksekokul öğrencilerinin ekonomik açıdan acil sıkıntı hallerinde, Öğrenci Kurumları’nın
taksitli kredi hizmetleri ve iş bulma hizmetleri
yardımcı olmaktadır.
■
BMBF tarafından teşvik edilen Alman Öğrenci
Kurumu’na bağlı Kültürlerarası Yetkinlik Hizmet
Merkezi genel hizmetleri ve meslek içi eğitim
hizmetleri ile öğrenci örgütlerinde çalışan kişilerin
ve danışmanların kültürlerarası yetkinliklerinin
geliştirilmesini desteklemektedir. Almanya’daki
yüksek okul öğrencilerinin sosyal ve ekonomik
durumlarını araştıran sosyal anket çerçevesinde,
düzenli aralıklarla yayınlanan «Yüksek Okul Öğreniminin Uluslararasılaştırılması» başlıklı özel rapor
yüksek okullar ve öğrenci kurumlarına, uluslararası öğrencilere yönelik hizmetlerinin planlanması ve şekillendirilmesi için güvenilir bilgiler
sağlamaktadır.
■
Yüksek okul öğrenci temsilcilikleri de uluslararası
öğrencilerin uyumuna yönelik, sayıları sürekli
şekilde artan önlemler almaktadır. Bu önlemler
yabancılara yönelik hukuk danışmanlığından,
suçsuz yere mali sıkıntıya giren uluslararası öğrencilere mali yardım yapılmasına kadar geniş bir kapsama sahiptir. Uluslararası ve Alman öğrencilerin
temsilcileri olarak öğrenci temsilcilikleri, uluslararasılaştırma sürecine, özellikle de kurumsal kooperasyon ve işbirlikleri bağlamında şimdiye kadar
olduğundan daha etkin bir şekilde katılmalıdırlar.
Eylem önerileri
Federal hükümet, yetki alanı çerçevesinde, yüksek
okullara ve aracı organizasyonlara «yüksek kapasiteli»
kişileri sürekli bir şekilde kazanmaya yönelik etkinliklerinde destek olmaktadır.
■
Alman yüksek okulları, iyi bir ilk mezuniyet başarısı elde eden ve dünya genelinde yoğun rağbet
179
4.10.
gören hareket esnekliği olan (mobil) öğrenciler
grubu için yetersiz ya da yeterince profili olmayan
öğrenim olanakları sunmaktadır. Öğrenciler çoğu
kez yüksek lisans öğrenim giderlerini kendileri
karşılayacak durumdadırlar ve buna hazırdırlar;
fakat içerik, dil ve yapısal açıdan ihtiyaçlarına göre
hazırlanmış öğrenim olanakları beklemektedirler.
Bu olanaklar giderek artan bir şekilde «yerinde»,
yani ana taleplerin ortaya çıktıkları bölgelerde
aranmaktadırlar.
■
■
■
■
180
Yurt dışında gayet normal olduğu gibi, uluslararası
öğrencilerin ve doktora öğrencilerinin daha güçlü
bir şekilde burslardan yararlandırılmaları gerekir.
Bunun için kamusal kaynaklar kullanılarak teşviklerin oluşturulması ve ayrıca ekonominin de kendi
yararlarına olacak olan bu sürece daha belirgin bir
biçimde destek vermeleri gerekir. Son olarak eyaletlerdeki yüksek okulların birçoğu kendi finans
kaynaklarıyla, başarıya endeksli olarak, öğrencileri
burslarla ödüllendirme olanaklarına ya şu anda
sahiptirler ya da yakın bir gelecekte bu konuma
geleceklerdir.
DAAD, Alman öğrencilerin uluslararası öğrencilerin uyumu sürecine daha güçlü bir şekilde katılımını sağlamak amacı ile PROFIS programının daha
da geliştirilmesini desteklemektedir. Hazırlanan
tasarılarda profesyonel ve gönüllü danışmanlık
hizmetleri ile uluslararası öğrencilere danışmanlık
ve destek hizmetleri üzerinde daha çok düşünmek
gerekmektir. Ve ayrıca Alman öğrencilerin uyumu
teşvik edici ve yüksek okullara yakın yerlerde etkinliklerinin artırılması gerekmektedir.
■
■
Uluslararası öğrenciler ve doktora öğrencileri
uyum önlemlerinin seçilmesinde, tasarlanmasında ve şekillendirilmesinde daha aktif bir şekilde
katılımda bulunmalı ve bu süreçleri biçimlendirmelidirler. Uluslararası öğrencilerin ve doktora
öğrencilerinin yüksek okullarda ve öğrenci temsilciliklerinde katılımlarının teşvik edilmesi ve buna
uygun modellerin desteklenmesi gerekir.
■
ABD’de kamuya yararlı bir vakfın insiyatifi ile
dezavantajlı etnik gruplardan gelen öğrenciler
için sunulan, yüksek öğrenime eşlik eden TandemCoaching programları gibi (örnek: POSSE-Vakfı)
programlar Almanya için de örnek olabilir.
■
Alman doktora sisteminin, başvuruda bulunan
uluslararası öğrencilere daha fazla açılması zorunludur. Çünkü yüksek öğrenimdeki uluslararası
öğrencilerin sayısının artmasına rağmen, uluslararası doktora öğrencilerinin sayısı sabit kalmaktadır.
Alman Üniversiteleri’nin uluslararası profilinin
güçlendirilmesi gerekir. DAAD, yabancı bilim
insanlarının Alman yüksek okullarında uzun süreli
misafir öğretim görevlisi olarak bulunmalarını
1989 yılından beri desteklemektedir. Birçok Alman
Yüksek Okulu sunmuş oldukları öğrenim dallarındaki ders olanaklarını içerik, metod ve yabancı dil
bakımından zenginleştirmek amacıyla DAAD’nin
sunmuş olduğu bu imkanı değerlendirmektedir.
Yabancı misafir öğretim görevlileri aynı zamanda
önemli birer multiplikatördürler; örneğin, Alman
evsahibi yüksekokullarının uluslararası ilişkilerinin genişletilmesi ve korunmasında ve yabancı
öğrencilerin Almanya’da yüksek öğrenim görmelerine teşvikde. Fakat öğretim görevlilerinin ancak %
8,24’ü ve profesörlerin daha da az bir kısmı yabancıdır. Bunun artırılması çok arzulanır bir durum
olacaktır ve uluslararası öğrencilerin uyumuna da
büyük katkılarda bulunacaktır.
Yurt içindeki öğrenim imkanlarının yanısıra, yurt
dışında sunulan öğrenim imkanlarının da artırılması gerekir. Birçok uluslararası öğrenci, lider
konumundaki yüksek okulların eğitim kalitesinden
ve oradan mezun olmanın verdiği saygınlıktan faydalanmayı istemekle birlikte, ilk etapta yurt dışına
çıkmayı istememekteler veya çıkacak durumda
değiller. Birçok İngiliz, Avustralya veya Amerikan Üniversitesi sunmakta oldukları yüksek okul
öğrenim dallarını, okumak isteyen öğrencilerin
kendi ülkelerinde de sunmaktadırlar. Böylece bu
yüksek okullar ilave öğrenciler (ve gelirler) kazanmakta, kalitelerini dünyaya tanıtmakta ve daha
çok öğrenci adayını daha sonraki eğitim dönemleri
(Master vs.) için «ana yüksek okula» çekmektedirler.
■
■
Ayrıca uluslararası öğrenciler ve çalışanlar
tarafından hissedilen kültürel anlaşmazlıklara
karşı, Öğrenci Kurumları’nda yeni bir uygulama
başlatılarak, mağdurları isabetli bir şekilde aktör
konuma getiren yardımcı elemanlara görev verilebilir. Örnek olarak, bu arada tamamlanmış olan
Robert-Bosch Vakfı ve DSW Danışmanlık Programı
anılabilir. Bu program çerçevesinde uluslararası
öğrenciler, Alman ve uluslararası öğrenciler için
(çoğunlukla) kültürel projeler geliştirmiş ve hayata
geçirmişlerdir.
Ana bilim dallarının temsilcileri ve temsilci
kurulları faaliyetleri çerçevesinde uluslararası
öğrencilerin uyumunu dikkate almaya daha güçlü
bir şekilde özendirilmelidirler. Yabancı Öğrenciler Federal Birliği (BAS) uluslararası öğrencilerin
uyumu için aktif şekilde çalışan öğrencilere başarı
puanı verilerek, ödüllendirilmelerini önermektedir.
Yüksek okullar, öğrenci kurumları, öğrenci temsilcilikleri, yabancılar daireleri ve diğer aktörler
uluslararası öğrenciler için daha iyi çerçeve şartların oluşturulması için «yuvarlak masa görüşmelerinde» birçok yerde zaten beraberce çalışmaktadırlar. Bu tür işbirliklerinin – daha başka yerel yönetim
birimlerinin ve yerel şirketlerin temsilcileri ile
de – geliştirilmesi gerekir ki; yerinde aktörler öteki
tarafın hassasiyetlerini anlayabilsin ve herkesin
iyiliğine yönelik hızlı ve uygulanabilir kararlar
verilsin ve yeni çalışmalar için ortak hareket stratejileri geliştirilebilsin.
■
Finansmanın belgelendirilmesi konusunda
Almanya genelinde yabancılar dairelerinde farklı
uygulamalar söz konusu olmaktadır. Yabancılar
daireleri tarafından talep edilen aylık gelir miktarları arasında 600 avroya kadar fark vardır ki; bu,
yılda 7.200 avro fark anlamına gelmektedir. Belgelendirme için tanınan sürelerde de bayağı farklıdır.
Eğitimsel yabancıların daha güvenilir planlama
yapabilmeleri için AB öğrenci direktifinin uygulanması, resmi mercilere bu alanda kesin, tek tip ve
öğrenci dostu uygulama görevi vermelidir.
■
Eğitimsel yabancıların neredeyse yarısı büyük
çoğunluğun tercih ettiği ikamet şekli olan öğrenci
yurtlarında kalmaktadırlar. Öğrenci Kurumları bir
çok defa tek ödenebilir konut imkanını sundukları
için, bazı yerlerde eğitimsel yabancıların oranı %
50’yi aşmaktadır. Başarılı bir uyumun temel şartlarından birini yerini getirmek için, öğrenci yurtlarının kapasitesinin artırılması acilen gereklidir. Yurt
yerlerinin öğrencilere dağıtımı sırasında, yurtta
kalan öğrencilerin isabetli olarak uyumu teşvik
edici bileşimi dikkate alınmalıdır.
3.2. Yabancı Bilim İnsanlarının Uyumu
Çıkış noktası
Alman Araştırma Toplumu ve Alman araştırma organizasyonlarının bilimsel işbirliği, neredeyse dünyanın
her tarafındaki ülkeleri kapsamaktadır; özellikle
ABD, Çin, Rusya, Hindistan buna dahildir. Bilim
uluslararası bir fenomendir; dolayısıyla kendiliğinden
uyumu teşvik edicidir. Zaten bilimin ortak dilinin
İngilizce olması da buna işaret etmektedir. HIS ve
DAAD tarafından her yıl yayınlanan «Bilim-Dünyaya
Açık» incelemesine göre, 2004 yılında 21.000’den fazla
yabancı bilim adamı Alman bilim organizasyonları
tarafından desteklenmiştir. Fakat Almanya’da fiilen
çalışmakta olan yabancı bilim insanlarının sayısı
daha da yüksektir.
Bilim, uluslararası partnerler arasındaki iletişim ve
işbirliğinde hayat bulur. Üniversiteler ve araştırma
organizasyonları en iyi bilim insanlarının kazanılması için dünya genelinde yürütülen rekabetin içindedirler ve bilim insanlarının somut uyumu üzerine
uzun yıllara dayanan deneyim sahibidirler.
Max-Planck Cemiyeti (MPG), bilim insanlarına her
türlü kariyer düzeyinde cazip ve rekabet edebilir
araştırma ve çalışma şartları sunmasıyla tanınır. MaxPlanck Enstitüleri kural olarak uluslararası eksenli
çalışmaktadırlar ve dünya çapında enstitülerle işbirliği içerisindedirler. Bu koşullar, dünyanın her tarafın-
4.10.
dan mükemmel eğitimli araştırmacıların Almanya’ya
devamlı bir şekilde gelmelerini sağlamaktadır. Bunun
ötesinde, uzmanlara yönelik uluslararası konferanslardan faydalanılarak, alanında ileri gelen uzmanlara
bir Max-Planck Enstitüsü’nde görev alma teklifi götürülmektedir. Max-Planck Enstitüleri her yıl 1.300’ün
üstünde büyük uluslararası işbirliği yapmaktadır;
özellikle araştırma alanında güçlü olan Batı Avrupa
ülkeleri, İsrail, ABD, Japonya ve Çin ile. Max-Planck
Enstitülerinde günümüzde neredeyse 5.000 yabancı
misafir bilim insanı çalışmaktadır. Aynı şekilde
Max-Planck Enstitülerinin (MPI) bilim insanları da,
dünyanın her yerindeki ülkelerin araştırma enstitülerinde misafir araştırmacı olarak bulunmaktadırlar.
Bu çalışmalar Max-Planck Cemiyetlerinin uluslararası rekabette önde gelmesinin garantisidir. MPI
yöneticilerinin1/4’ü yabancılardan oluşmaktadır ve ilk
önce MPG’de Bilimsel Üyeler olarak, MPG’ye entegre
edilmişlerdir. Bir çok yerde yerel toplumsal ve kültürel
hayata yoğun katılımda bulunmaktadırlar. Daha
genç bilim çevrelerinde «geçici bir uyum sürecinden»
bahsedebiliyor da olsak – çünkü büyük çoğunluğu
burs alarak bize gelmekte ya da sadece süreli sözleşmeleri bulunmaktadır – buna rağmen, yabancı
bilim insanlarının uyumu bireysel ve yerel düzeyde
önemli bir rol oynamaktadır. Bu üstün yabancı bilim
insanlarına sunulan destek eşliği, uyumun önemli bir
öğesidir. Hemen her Enstitü’de konuklara eşlik eden
görevliler bulunmaktadır. Bunlar, araştırma süresinin
öncesinde, başında ve esnasında erken temas kurarak,
resmi makamlara gidişlerde, banka vs. işlerinde ve
devam eden destek önlemleri üzerinden – örneğin,
yabancılara yönelik «rehberlerle» – yabancı bilim
insanlarımıza ve eşlerine ve ailelerine, kendilerine
özel biçilmiş uyum yardımları sunmaktadırlar.
Alman Araştırma Merkezleri Helmholtz-Cemiyeti
(HGF) için uluslararası işbirliği, çalışmalarının temel
unsuru olarak stratejik bir öneme sahiptir. HGF, 15
araştırma merkezinde 25.700 çalışanı ve yaklaşık 2,3
milyar avro yıllık bütçesi ile Almanya’nın en büyük
bilimsel organizasyonudur. Helmholtz merkezlerindeki uluslararası işbirliği uzun bir geleneğe sahiptir ve
onlarca yıldır kendini çok yönlü olarak geliştirmiştir.
Bu, tek tek bilim insanları arasındaki klasik ve kişisel
işbirliğinden stratejik işbirliklerine kadar, konuk
bilim insanları değişiminden uluslararası işbölümü
ile büyük tesislerin kurulmasına kadar uzanmaktadır.
Yurtdışına çıkmış olan Alman bilim adamlarını tekrar
Almanya’ya kazanmak ve Almanya’da kalmalarını
sağlama çabalarına paralel olarak, HGF-Merkezleri
yabancı kökenli isim yapmış bilim adamlarını
istihdam etme çabalarında bir çok defa Almanya’da
geçerli olan çerçeve şartların sınırına gelmektedirler.
2004 yılında Helmholtz-Cemiyeti-Merkezlerinde 3712
yabancı bilim insanı çalışmıştır. Bunların en büyük
kısmını misafir bilim insanları (1848) oluşturmuştu;
hemen arkasında bilim insanları (753) ve yüksek
lisans mezunları (700) gelmektedir. Ayrıca doktorasını bitirmiş 362 yabancı kişi ve 49 yabancı diğer
181
4.10.
özel statü ile çalışanlar oluşturmaktadır. Max-Planck
Enstitüleri’nde kaldıkları süre 3 yıla kadar ve 36 aydan
fazla olmak üzere değişmektedir.
Gottfried Wilhelm Leibniz Bilim Topluluğu (WGL) için
uluslararası işbirlikleri ve ağ bağlantıları özellikle
önemlidir. Bunun bir kanıtı ise Leibniz Enstitüleri’nde
araştırma yapan yüksek sayıdaki yabancı misafir
bilim insanlarıdır. Leibniz-Topluluğu’nun Alman
araştırma dünyası ve bunun uluslararası faaliyetleri
kapsamında sahip olduğu özellikler arasında DAADLeibniz Burs Programı bulunur.
Bu bilim kuruluşlarının çalışmaları ve tecrübeleri,
uluslararası hareketliliğe sahip araştırmacıların
özellikle şu hususlarda zorluklarla karşılaştıklarını
göstermektedir:
■
■
■
■
■
Başka bir ülkede geçirilen araştırma süreleri
kariyerin gelişimi açısından her zaman uygun bir
şekilde hesaba alınmamaktadır.
Alman üniversitelerindeki yabancı profesörlerin sayısı
oldukça düşüktür –başka ülkeler bu konuda çok daha
iyiler. Bu konuda Max-Planck Enstitüleri örnek alınabilir. Max-Planck Enstitüleri sadece çalışanlar düzeyinde değil (doktora sonrası araştırma yapanların
yaklaşık 2/3’sini yabancılar oluşturur), aynı zamanda
yönetim düzeyinde de güçlü bir şekilde uluslararasılaşmıştır (Max-Planck Enstitülerinin 262 Enstitü
direktörünün 1/4’ünden fazlası yabancı ülke vatandaşıdır). Alman üniversitelerinin yabancı profesörler
nezdindeki cazibesini etkileyen temel bir unsur da,
sosyal sigorta hak taleplerinin bir ülkeden başka bir
ülkeye transfer edilebilmesidir. Avrupa araştırmacılar
anlaşması ve araştırmacıların istihdamına ilişkin yasa
ile, önemli bir tartışma başlatılmıştır. Bu tartışma
orta vadede, sosyal sigorta hak taleplerinin sınırsız bir
şekilde transferi için gerekli şartların yaratılmasına
yol açmak zorundadır.
■
Almanya’da geçerli olan iş hukuku ve toplu sözleşme hukuku çerçeve şartları uluslararası rekabette bulunan bilim sisteminin gereklerine her
zaman uygun düşmemektedir.
Farklı ülkelerde yapılmış olan kariyerler pratikte
sosyal sigorta ve özellikle emeklilik sigortası
sistemlerinden talep edilecek kişisel hakların elde
edilmesi bakımından zorluklara yol açmaktadır.
Bilim insanlarının aile birleşimi çerçevesinde
gelecek olan ailelerinin uyumu için sunulan perspektiflerin – örneğin çocuklar için verilen yerel
eğitim ve bakım hizmetleri ve aynı zamanda eşler
için çalışma imkanlarının açılmasının – dikkate
alınması gerekir.
■
■
Almanya’da «yabancı düşmanlığı» olduğu yönündeki önyargı, yurtdışındaki araştırmacıların,
Almanya’da her zaman memnuniyetle karşılanmayacağı izlenimi kazanmalarına yol açabilmektedir.
Alexaner von Humboldt Vakfı’nın bir araştırmasına göre, burslu öğrencilerin çok ama çok az bir
kısmı Almanya’dan döndükten sonra, Almanya’da
fiilen yabancı düşmanlığı ile karşılaştıklarını
belirtmişlerdir.
■
Hedefler ve yürürlükte olan önlemler
Kalifikasyonları belirgin bir şekilde daha yüksek
yabancı bilim insanlarından ve öğretim görevlilerinden daha fazla bir kısmının kazanılması temel bir
hedeftir. Uluslararası bir karşılaştırma yapıldığında,
Alman üniversitelerinin telafi etme gereksinimleri
bulunmaktadır. Benzeri durum üniversite haricindeki
bazı araştırma kurumları için de geçerlidir. Yabancı
öğrencilerin Almanya’ya çekilmesi konusunda
başlangıçta bahsedilen başarılarla kıyaslandığında,
182
■
■
Yabancı araştırmacıları Almanya için kazanma
uğraşını kalıcı kılmak için, Almanya’da bulundukları sürenin her aşamasında uyum çabalarının
gösterilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, yerinde
yoğun işbirliğinde olunması gereken ve bilim
insanlarının olumlu karşılanması için, kendileriyle
ortak tasarımların hazırlanması gereken yabancılar dairelerine büyük bir rol düşmektedir.
AvH (Alexander von Humboldt Vakfı) tarafından
düzenlenen en sevecen yabancılar dairesi ödülü
sürdürülebilir bir başarı sağladı. Şimdiye kadar üç
defa verilen ödül Almanya genelinde büyük ilgi
çekerek, yabancılar dairelerinin daha büyük hassasiyet geliştirmelerine katkıda bulunmuştur.
Yakın zamanda Alman Telekom Vakfı, Alman
Bilim Vakıfları Birliği ve Alexander von Humboldt
Vakfı’nın birlikte gerçekleştirilen, araştırmacılara
en iyi destek sağlayan modellerin oluşturulduğu
«Uluslararası çerçevede hareket eden araştırmacılara yönelik Welcome Center» yarışması, üniversitelerdeki çerçeve şartların iyileştirilmesine katkıda
bulunmaktadır. Bu yarışma, mükemmel bir üniversite olmanın sadece üstün araştırmalar yapmaktan
değil, aynı zamanda uluslararası çevrede hareket
eden araştırmacılara destek sağlayan yapıya sahip
olmaktan geçtiğini belgelemektedir.
Hareketlilik gösteren araştırmacılara yönelik bilgilendirme ve ilk danışmanlık hizmeti programları
başarılı olmaktadırlar. AB genelinde yürütülen
«Hareketlilik Merkezleri Ağı» (ERAMORE) projesi
çerçevesinde Alexander von Humboldt Vakfı’na
bağlı Alman Hareketlilik Merkezi çok sayıda konu
(burs imkanlarından vergilere, sosyal sigorta konularına kadar) hakkında bilgi vermektedir. Bununla
bağlantılı «araştırmacı danışmanları» ağı, yüksek
okullarda ve araştırma kurumlarında çalışan
yabancı araştırmacıları yerinde desteklemektedir.
Federal hükümet ilgili bilim adamlarını
Almanya’da yaşam ve çalışma çerçeve şartları üzerine önceden ve yerinde bilgilendirmek için, aracı
kuruluşların dünya çapındaki araştırma pazarlamasını, örneğin internet platformları ve etkinliklerle desteklemektedir. Bu bağlamda kurulan ilk
temasların büyük bir kısmı Alman ve yabancı araştırmacıların şahsen görüşmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Eğitim ve Araştırma Federal Bakanlığı
(BMBF), 2001 yılından beri araştırma pazarlaması
önlemlerini teşvik etmekte ve bu eylem çizgisini
2005 yılı itibariyle güçlendirmektedir; uygulama
için araştırma ve teşvik organizasyonları ile yakın
işbirliği içerisinde DAAD ve BMBF’in Uluslararası
İlişkiler Bürosu görevlendirilmiştir.
Almanya’nın araştırma merkezi cazibesinin önemli
faktörlerinden biri uluslararası ağların kurulması,
yani Almanya’da sürekli kalmayan ama Almanya
«elçileri» olarak etkin olan, muhtemel multiplikatörlerin kazanılmasıdır. Örneğin AvH ve DAAD,
yüksek öğrenim öğrencilerine, doktora öğrencilerine ve yüksek kalifikasyonlu bilim insanlarına
verdikleri burslarla ve dünya çapında kurdukları
mezunlar ağı (Alumnis) ile Almanya ve Alman araştırma manzarasının yurtdışında olumlu görülmesine katkıda bulunmuştur.
Eylem önerileri
■
Kalifikasyonlu bilim insanlarını Almanya’ya
gelmek üzere kazanmak için, yurt dışında yeni ve
daha yoğun işe alım önlemlerine ihtiyaç vardır. Bu
işe alım önlemlerinin, en başından itibaren yoğun
destek ve uyum perspektifleri içermeleri zorunludur – örneğin, bilim insanlarına Alman iş pazarına
kalıcı girişlerinin sadece kolaylaştırılacağı değil,
bu olanağın kesin tanınabilmesi sözünün verilmesi
gibi (Tenure-Düzenlemeleri).
■
Uyum yabancı öğrencilerin ve araştırmacıların
eşlerini ve ailelerini de kapsamak zorundadır.
■
Araştırma pazarlamasına yönelik faaliyetin sürekli
hale getirilmesi, geniş bir tasarım ve yapısal temele
dayandırılması gerekmektedir. «En iyi kafaların»
kazanılmasına, mali kaynakların elde edilmesine
ve dünya çapında kullanılabilecek bilgiye yönelik
yarışma baskısı ve giderek artan rekabette, araş-
4.10.
tırma merkezi olarak Almanya’nın, kendini daha
görülebilir, daha tutarlı ve daha isabetli bir şekilde
göstermesi gerekmektedir. Yeni yetişen işgücünün Almanya ile ilgilenmesi ve kendilerini Alman
kuruluşlarında çalışmak üzere kazanmak, bölgesel
stratejiler ile bağlantılı kesin bir içeriksel ağırlık
noktasının hedefi olmak zorundadır.
■
Avrupa Araştırmacılar Bildirgesi ve Araştırmacıların İstihdam Kodeksi’nin uygulanması çerçevesinde, uluslararası hareketlilik gösteren araştırmacıların iş sürelerinin hem kariyerlerinin devamı,
hem uygun bir emeklilik hakkının elde edilmesi
yönündeki hakediş süreleri için tanınması olanaklarının en iyi hale getirilmesi gerekir.
■
Dünyaca ünlü mükemmel bilim insanlarını
Almanya’ya getirebilmek veya Almanya’da tutabilmek için, maaşlar ve diğer ödemelerin esnek
bir şekilde müzakere edilebilmesi gerekmektedir.
Aynı şekilde, fazla katı müddet düzenlemeleri ya
da devlet memuru mevzuatından kaynaklanan yaş
sınırlamalarından kaçınılması gerekmektedir.
■
Aile birleşiminde, üstün elemanların kazanılmasının çoğu zaman eşlerin birlikte gelebilme şartlarına bağlı olduğu dikkate alınmalıdır.
■
Almanca’nın önemli bir uyum faktörü olduğu tüm
yabancı öğrenciler ve bilim insanları için geçerlidir. Almanca dilinin öğrenilmesi ve dil pratiğinin
devamlı şekilde sürdürülmesi, yabancı yüksek
öğrenim gören bilim insanlarının ve ailelerinin iyi
bir uyumu için gerekli koşulları yaratmaktadır.
Dolayısıyla dil kurslarının sunulması ve bu
olanaktan yoğun bir şekilde faydalanılması
gerekmektedir.
■
Yabancı düşmanlığı eksenli olaylar, Almanya’nın
yabancı düşmanı bir ülke olduğuna ilişkin
önyargıyı güçlendirmektedir. Bu nedenden
ötürü Almanya’da yabancılara karşı olumlu bir
tavrın oluşmasını sağlayacak aydınlatıcı kampanyalar ve reklam kampanyaları – Kamuya
Yararlı Hertie Vakfı’nın START- girişimi örneği
gibi- yürütülmelidir.
183
4.10.
4. Uyumu İlerletmek:
Eğitimsel Yerlilerin ve Almanya’ya
Göç Eden Yüksek Kalifikasyonlu
Kişilerin Potansiyellerinden Daha
İyi Yararlanılması ve Bunların
Teşvik Edilmesi
4.1. Eğitimsel Yerliler ve Yüksek Öğrenim
Almanya daha az değil, çok daha fazla, birinci sınıf
eğitim almış ve yüksek kalifikasyona sahip insanlara
ihtiyaç duymaktadır. Bu yüzden Almanya’da yüksek
öğrenimlerine başlayanlar veya bilim alanında mesleki bir kariyer elde etmek isteyenler arasındaki göçmen kökenli genç insanların payının, açık bir şekilde
yükselmesi çok önemlidir.
Çıkış noktası
Eğitime ilişkin ilk Ulusal Eğitim Raporu, göçmen
kökenli çocuklar ve gençlerin, şimdiye kadar kullanılmayan önemli bir potansiyeli olduğunu ortaya çıkardı.
Eğitimsel yerli nüfus okul ve yüksek okulda, aynı yaş
grubundaki göçmen kökenli olmayan Alman nüfusla
eşit fırsatlardan faydalanabilmiş olsaydı, sırf 25 ile
35 yaş arası gruptan 120.000 daha fazla yüksek okul
mezunu olabilirdi.
Göçmen kökenli genç vatandaşların fiilen eğitim katılımı oranları, geldikleri ülkeye göre farklıdır:
■
■
■
184
Federal Hükümetin Göç Görevlisi’nin 2005 raporundan, 2002/2003 eğitim yılında İspanya vatandaşı gençlerden yüzde 40,6’sının yüksek okul
olgunluk derecesini edinebileceği okullara gittiği
(Gymnasium, Gesamtschule), bu oranın Türk
öğrencilerde sadece yüzde 27,1 hatta İtalyan’larda
ise sadece yüzde 22,6 olduğu anlaşılmaktadır.
2005 yılına ilişkin Ulusal Eğitim Raporu, 25-35
yaşları arasındaki halk grubuna yönelik olarak
«Mikrozensus» araştırmasına dayanarak şu bilgileri
vermektedir: Türklerin ancak, yaklaşık yüzde14,4’ü
yüksek okul olgunluk derecesi alabilmişlerdir; bu
oran, işgücü anlaşması yapılan diğer eski ülkelerden göçmen gruplarında yüzde 27,3 ve Almanya’ya
sonradan göç eden Alman kökenliler için ise yüzde
30,5’dir. Diğer göç bölgelerinden gelen grupların,
aynı yaş grubuna ait olan kişileri için ise bu oran,
hatta göçmen kökenli olmayan Almanların oranından daha yüksek olup, yüzde 39,3’dür.
Cinsiyet dağılımı açısından da faklılıklar bulunmaktadır. Göç Görevlisi’nin 2005 yılı raporu,
yüksek okulda okuma hakkı sağlayan bir diploma
alan göçmen kız öğrenci oranının yüzde12,1 ile,
yüzde 8,5 olan erkek öğrenci oranından oldukça
fazla olduğunu göstermektedir. Ayrıca rapor, genç
göçmen kadınların yüksek eğitim motivasyonu
olduğunu tesbit etmektedir.
■
Yüksek okula giriş hakkı kazanan eğitimsel yerlilerin yüksek okullara geçiş oranı, yüzde 75 ile, göçmen kökenli olmayan Almanlardakinden (yüzde
70) daha yüksektir. Bu, hem işgücü anlaşması yapılmış olan ülke vatandaşları, hem «diğer ülke» vatandaşları için geçerlidir: Geçiş oranlarındaki farklılık,
anne-babaların öğrenim diplomalarının önemine
işaret etmektedir: «Diğer ülkelerden» gelen yüksek
okul öğrencilerinde yüksek okul diploması olan
anne-babaların oranı, yüzde 55 ile, bu oranın
yüzde 45 olduğu Alman yüksek okul öğrencilerine
belirgin bir fark göstermektedir. İşgücü anlaşması
yapılmış ülkeler mensubu yüksek okul öğrencilerinde oran, sadece yüzde dokuzdur.
Eğitimsel yerlilerde yüksek okul alanına giriş, daha
yüksek oranla branş yüksek okullarına yapılmaktadır;
yüzde 31’i (hatta, işgücü anlaşması yapılan ülkelerden
yüzde 35) branş yüksek okullarına kaydolmaktadırlar
(Almanlarda bu oran, sadece yüzde 26’dır). Bu şekilde,
yüzde 21 ile eğitimsel yerlilerin, yüzde 12 ile Almanlarda olduğundan belirgin bir şekilde daha yüksek
oranda, branş yüksek okuluna girme hakkını edindiği
gerçeği de yansıtılmış olmaktadır.
Gösterilen çabaların önemli bir bölümünün, her ne
kadar ilk ve temel eğitim alanında ve 5. – 10. sınıfa
kadar gösterilmesi gerekse de ve bu konuda eyaletler
önemli katkılarda bulunuyor da olsalar, yüksek okullar da sorumluluklarının arkasında durmaktadırlar.
yapılan paralel bir değişiklik, bunu aynı zamanda
meslek eğitim yardımı için de garanti ediyor (yine
22. BAföG-değişikliği çerçevesinde).
■
BMBF bu BAföG-değişikliğinden önce davranarak,
2007 Ocak ayından itibaren genç yabancılara Yetenekli Öğrencileri Teşvik Kurumları’na başvuruda
bulunma imkanını açmış bulunmaktadır.
■
İçerik itibariyle, göçmen kökenli olup yüksek
öğrenim görenlerin tecrübelerine, dil bilgilerine
ve lüzumu halinde başka özel yetkinliklerine
eğilen ve meslek hayatlarına -örneğin öğretmenlik,
sosyal pedagoji alanlarında ve göçmenlere yönelik
bilimsel araştırmada – daha çok hazırlayan, daha
fazla anabilim dalı veya öğrenim ağırlık noktası
sunulmalıdır.
Eylem önerileri
■
■
Dolayısıyla, branş yüksek okullarının Almanya’da,
eğitimsel yerlilerin sosyal mobilitesine önemli katkıda
bulunduğu görülmektedir.
Yüksek okul öğrencileri arasında kadın oranının son
yıllarda sürekli ve gittikçe hızlanarak artış gösterdiği,
ama henüz Alman yüksek okul öğrencileri arasındaki kadın oranının yüzde dört ile beş puan altında
seyretmesi çarpıcı bir olgudur. Göç Görevlisi’nin 2005
raporu bununla ilgili, meslek eğitimine de yönelik
olmak üzere şu tesbitte bulunmaktadır: «Yabancı genç
kadınların mesleki kalifikasyon açısından dezavantaja uğramaları, bu şekilde, daha iyi okul diplomaları
almalarına rağmen yüksek okulda da sürmektedir.»
İkinci ve üçüncü kuşak göçmen kadınlarda (yani doğrudan kendileri göç etmemiş olanlar) yüksek okula
giriş kalifikasyonu edinenlerinin oranı yüzde 27,3;
yüzde 9,1 ile bu nüfus grubunun yüksek öğrenim hakkına sahip olanlarının ancak üçte biri, bir yüksek okul
diplomasına sahip bulunmaktadır. İkinci ve üçüncü
kuşak göçmenlerde bu oran yüzde 27,5 (yüksek okula
giriş hakkı) ve yüzde 11,4’dür (yüksek okul diploması) .
4.10.
■
Göçmen kökenli olup yüksek öğrenim hakkı
edinmiş olanların önemli bir bölümü, mevcut
yüksek öğrenim olanaklarından faydalanmamaktadır. Federal hükümet bu nedenden ötürü yetki
alanı çerçevesinde, eğitimsel yerlilerin hangi
yeni önlemlerle kalifikasyonlarını sürdürmeye
özendirilebileceklerini ve daha güçlü desteklenebileceklerini inceleyecektir. İngiltere’deki sosyal
dezavantajlı semtlerde yaşayan insanların eğitime
daha fazla katılmalarını hedefleyen «Widening
Participation» («katılımı genişletmek») ve «Aimhigher» («daha yüksek hedef koy») örnekleri doğrultusundaki programlardan esinlenilmektedir.
Bu çabaların başarılı olması durumunda sadece
Almanya’daki uzman işgücü potansiyeli güçlenmeyecektir, aynı zamanda çocukların eğitim başarısı
için merkezi bir anlam taşıyan eğitimle ilgili aile
ortamının temeli atılmış olacaktır.
Göçmen kökenli, özellikle yetenekli yüksek okul
öğrencilerini teşvik eden özel girişimler bilhassa
olumlu değerlendirilmelidirler. Bunun için bir
örnek, göçmen kökenli yetenekli gençlere yüksek
öğrenimlerini özel bir yüksek okulda (şu an kooperasyon yürütülen partner okullar Bucerius Law
School, European Business School, WHU ve Bremen
Jacobs University’dir) görmelerini mümkün kılan
Vodafone Vakfı’nın «Fırsatlar» programıdır.
4.2. Yüksek Kalifikasyon Sahibi Göçmenlerin
Uyumu
Son 16 yıldır, genellikle doğu Avrupa ülkelerinden
Almanya’ya gelmiş olan ve uyumları yüksek, hatta
birçok defa bilimsel kalifikasyonlarına rağmen, büyük
bir bölüm için sorunsuz seyretmeyen göçmen grupları da çok büyük potansiyellere sahiptir.
Dolayısı ile «telafi edici bir uyum politikasının» (Klaus
J. Bade) alacaklıları, uzun zamandır Almanya’da
yaşayan ve ilk uyum önlemlerinin sunumu ile kendilerine daha iyi ulaşılması amaçlanan göçmenler de
olacaktır.Özellikle daha yüksek ve yüksek kalifikasyon
sahibi olanlar için özel fırsatlar oluşacaktır. Telafi
edici uyum, mevcut potansiyellerden hareket ederek
bunları, eğitimlerine uygun bir ücretli işe başlamaları
hedefine yönelik, tam uygun kalifikasyon ve danışmanlık önlemleri ile teşvik etmektedir.
Aileleri, eski işgücü anlaşması yapılan devletlerden
gelen ve birinci kuşak olarak yüksek okula girişi
başarmış olan öğrenciler için, yüksek okullarda
öğrenim süresine eşlik eden ve öğrenim esnasında
sorunlar oluştuğunda zamanında yardım sunan
danışmanlık ve refakat olanakları ve özel destek
(coaching) programları oluşturulmalıdır. Bunun
için de yurtdışından örnekler vardır; örneğin
ABD’deki, eğitim potansiyeli ve sosyal angajmanı
yüksek olan ve etnik azınlık mensubu öğrencilere,
deneyimli bir öğrencinin kendilerine destek olmasıyla ve aynı sosyalizasyon deneyimlerine sahip
kişilerden oluşan uzun vadeli öğrenim gruplarının
kurulması sonucunda, yüksek okul ortamını başarmalarına yardımcı olan Posse-Foundation .
Bu gruba ağırlıklı çoğunlukla Yahudi göçmenler
ve daha 90’lı yılların ortalarına kadar çeşitli doğu
Avrupa ülkelerinden (bilhassa Romanya, Polonya ve
eski Sovyetler Birliği) ve 90’lı yılların sonundan beri
neredeyse tamamen BDT-Devletlerinden Almanya’ya
gelmiş olan göçmenler dahildir. Kendileri yüksek kalifikasyon sahibi, çoğu kez yüksek okul diploması olan
ve özel branş bilgilerini ve meslek deneyimlerini göç
alan topluma sunan ya da sunabilecek olan kişilerdir.
Özellikle, bir çok iş alanında muhtemel görünen ya
da şimdiden kendini gösteren kalifiye eleman açığı
(mühendisler, öğretmenler ya da doktorlar) için, bu
potansiyelin önemi büyüktür.
Federal hükümet 22. BAföGdeğişikliği ile teşvik
hakkını genç yabancıları kapsamak üzere genişletmeyi amaçlamaktadır. Teşvike, özellikle sürekli
oturum hakkına sahip olan ya da uzun zamandan
beri Almanya’da bulunan (eğitimsel yerliler) ya da
her halükarda, sürekli kalma perspektifine sahip
olan kişiler dahil edilecektir. Sosyal Yasa SGB III’te
Akademik eğitim almış göçmenlerin arasında en
yüksek oranı (%70) ile Yahudi asıllı göçmenler teşkil etmektedir. Bu göçmen grubu, yaş yapısı itibarı
ile artık kısmen iş pazarına uygun değildir. Alman
asıllı göçmenlerin ise, geldikleri ülkede edindikleri bir yüksek okul diplomalarının olması daha
ender bir olgudur (en fazla yüzde on). Son 16 yılda
Hedefler ve yürürlükte olan önlemler
■
İbraz edilen verilerden, aynı zamanda Almanya’da
göçmen kökenli nüfus grupları arasında (fevkalade
eğitim başarıları elde edenlerin yanısıra) daha iyi
değerlendirilebilecek, motive edilebilecek ve etkinleştirilebilecek, büyük bir yararlanılmayan yetenek
potansiyelinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
185
4.10.
elde edilen göç alım verilerine bakarsak, takriben
220.000 yüksek okul diploması olan Alman asıllı
göçmenin Almanya’ya göç etmiş olduğundan hareket
edilebilmektedir.
olmasından ötürü, programın Ekim 2007 den itibaren
gözle görülür boyutta genişletilmesi öngörülmektedir.
Hedefler ve yürürlükte olan önlemler
Özellikle alttaki noktalarda iyileştirme yapılması
önerilmektedir:
Almanya, telafi edici uyum çerçevesinde ve ülkede
uzun yıllardır yaşayan yüksek kalifiye göçmenlerin
potansiyellerinin teşviki ile, en iyi kafalar için yürütülen küresel rekabette, bugüne kadar genelde kullanılmamış bir kaynağı kazanabilme fırsatına sahip
olacaktır.
Otto Benecke Vakfı’nın (OBS) Yüksek Okul Garanti
Fonu ve Akademisyen Programı olumlu tecrübeleri,
bunun için bize önemli çıkış noktaları sunmaktadırlar.
Akademisyen Programı ve Yüksek Okul Garanti
Fonu, BMBF ve BMFSJ’nin kaynakları ile ve verdiği
göreve müteakip, Otto Benecke Vakfı tarafından 20
yıldan daha fazla süredir akademisyen göçmenler,
Almanya’ya gelmelerinin ilk 2- 3 yılı boyunca mesleki
uyumlarında destekleniyor ya da yüksek öğrenime
hazırlanıyor. Akademisyen Programında meslek ile
alakalı uzun süreli kalifikasyon programlarından
evvel, mesleki dil bilgisi teşviki, pratik çalışmalı
yönlendirici programlar ile kültürlerarası ve mesleki
müracaat çalışmaları yapılan seminerler ön plandadır.
Her meslek grubunun iş piyasasının beklentileri doğrultusunda ihtiyaç duyduğu öğrenimi tamamlayıcı
eğitimler, federal alanda özel seçilmiş yüksek okullar
tarafından sağlanmaktadır. Bu şekilde kısa süre içinde
(oniki ile onbeş ay arasında ) gereken eksik bilgilerin
öğretilmesi ve 1. iş piyasasına geçişin mümkün olması
amaçlanmaktadır. Mezunların yüzde 70 kadarının
başarılı oluşu, görece az ek önlemlerle bile başarılı
mesleki uyumun mümkün olduğunu göstermektedir.
Akademisyen Programı, bugüne kadar benzeri kalifikasyon sahibi Alman işsizlere sunulmayan ileri eğitim
imkanını sağlamaktadır. Buradan yola çıkılarak
Alman ve göçmen işsizleri müşterek ama farklı içerikli
programlarla istihdam sistemine uyuma hazırlamak
düşüncesi ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu şekilde
mesleki beceri ve yetkinliklerin aktarımının yanı sıra,
göçmenlerin Alman dilini daha yoğun öğrenmeleri
ve iki grubun da kültürlerarası kalifikasyonlarının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Göçmenler açısından
bu aynı zamanda, programa birlikte katılım sonucunda uyum çabalarının, Almanların katılamadığı
Akademisyen Programı’ndan daha önce başlatılmış
olması anlamına gelmektedir. Ekim 2006’dan beri bu
model «AQUA- (göçmen) Akademisyenler iş piyasası
için kalifikasyon kazanıyorlar» adı altında, dört
mesleki alanda pratikte uygulanıyor. Pilot uygulama,
üç ayı şirket içinde uygulamalı olmak üzere, 13 ay
sürmektedir. Programın geçen yarı süresinden sonra
nihai başarı, özellikle birincil iş pazarına geçişin ne
derecede başarılı olacağı, tam belli olmasa bile, şu
ana kadar alınan neticelerin son derece cesaret verici
186
Eylem önerileri
Devlet teşviki, farklılaşmış olan çerçeve koşullarına
uygun duruma getirilmelidir. Bu konu hem teşvik
edilenlerin sayısı, hem de kişilerin grupları için
geçerlidir: BMBF’nin kurallarına göre bugüne kadar,
Akademisyen Programı’nın yardımları sadece Alman
asıllı göçmenler, Yahudi göçmenler ve mülteciler ile
sınırlıydı. Prensipte Almanya’ya göç eden her yüksek
okul mezunu göçmen, kalifikasyon programlarına
katılabilmelidir.
Birincil hedef, telafi edici uyum programlarını desteklemek için teşvikten istifade edebilecek kişi grubunun
ve kamu ve özel yardımlarının kapsamının – Alman
ve yabancı kökenli insanlara müşterek kalifikasyon
programları da sunarak – genişletilmesidir.
Programlar ve önlemler en iyi uygulama örneklerine
dayanılarak en iyi hale getirilmelidir; özellikle de şu
bağlamda:
■
Yüksek okul diplomalarının ve diğer kalifikasyon
belgelerinin okunabilirliğinin sağlanması ve imtihan seviyelerinin standardize edilmeleri,
■
Yabancı eğitim belgelerinin ve diplomaların resmi
olarak tanınması, sürecin kıyaslanabilir ve tüm
taraflarca takip edilebilir standartlarla daha şeffaf
şekillendirilmesi,
■
Dil teşvikinin ESF-BAMF-Dil Programı bazında
2007 – 2013 teşvik döneminde, genişletilmesi ve
yoğunlaştırılması (daha fazla ders saati, daha fazla
iletişim dersleri, mesleki dil eğitimi)
yıllar «müsamaha» (Duldung) statüsünde olanlar için
de sözkonusu değişikliklerden ötürü, bu soru hukuk
sistematiği açısından dikkate alınmalıdır ve yeni kalifikasyon analizine yönelik araçlar geliştirilerek alım
işlemlerine ve diğerlerine aktarımları denenmelidir.
Mesleki uyum yardımlarının, birkaç yıl önce
Almanya’ya gelip, şu ana kadar akademik kalifikasyonları açısından başarılı bir mesleğe giriş olanağı
bulamayanlara da yönelik olmak üzere, ne şekilde
yapılabileceği incelenmelidir. Bu, daha hedefe yönelik
bir teşvik olanağı ve beraberlerinde getirdikleri
çekirdek yetkinlikler bakımından, iş piyasasında daha
4.10.
çeşitli meslek dallarında iş bulma olanağı sağlayabilir.
Bu nedenden ötürü gelecekte, eğer mevcut yüksek
okul diploması seviyesinde bir mesleki pozisyon gerçekçi olarak ulaşılabilir görünmüyorsa, orta seviyede
mesleğe giriş olanakları sunan kalifikasyon önlemleri
de teklif edilmelidir.
Hedef grubun konuyla ilgili anlayışı bu yönde genişletilmeli ve yaşam boyunca mesleğe göre yönlendirilen eğitimi, ana fikir olarak benimsemeleri esas
alınmalıdır.
OBS ve BAMF’de sözkonusu deneyimler mevcuttur.
5. Göç ve Uyum Araştırmalarının
Güçlendirilmesi: Başarıyla
Gerçekleştirilen Uyum
Faktörlerinin İncelenmesi ve Veri
Tabanının İyileştirilmesi
Avrupa’nın dünyada en önemli göç alan bölgelerinden biri olmasıyla birlikte, Almanya’da da göç ve
uyum önemli araştırma konuları arasına girmiştir.
Almanya’daki göç ve uyum araştırmasında kat edilen
gelişme, biraz da göç süreçlerinin gidişatını yansıtmaktadır. Uluslararası göç ve de uyumun, modern
bir toplumun yapısal fenomenlerinden olup geçici
bir fenomen olmadığına yönelik, yavaş yavaş kendini
kabul ettiren görüş, göç ve uyum araştırmasının
çeşitli uzmanlık alanlarında kurumsallaşmasına yol
açmıştır.
Eğitim Bilimleri Topluluğu, Alman Siyasal Bilgiler
Birliği, Alman Demografik Araştırmalar Topluluğu)
sürekli olarak göç ve uyum ile meşgul olan çalışma
grupları veya departmanlar mevcuttur. Aynı
zamanda sürekli yeni yapılanmalar ve uluslararası
işbirliği ağları oluşmaktadır – örneğin en son Göç
ve Etnik Araştırmalar Enstitüsü (IMES)/Amsterdam
tarafından başlatılan Avrupa çapındaki Network
of Excellence «International Migration, Integration and Social Cohesion in Europe» (IMISCOE) ağ
oluşumu.
■
«Göç ve Uyum Araştırması» konusu üzerine üniversiteler ve branş yüksek okullarında farklı anabilim
dalları tarafından üniversite dersleri sunulmaktadır. Yalnız, bu imkanlar genellikle düzensiz ve
sistemsiz ve hatta mesleki perspektif sunumundan
yoksun bir şekilde gerçekleşmektedir. Çok sayıda
üniversitede (örneğin: Hamburg, Münster, Essen,
Köln, FU Berlin, Landau) üniversite diploması veren
düzeyde yerleşik olan «Kültürlerarası Pedagoji»
ağırlıklı bölümler bir istisna teşkil etmektedirler ve
bir çoğu, çok yönlü değişiklikler çerçevesinde ya
Bachelor ve Master programlı üniversite bölümlerine dönüştürülmüş ya da sosyal bilimler eksenli
yeni bir master programı içine modül olarak dahil
edilmişlerdir.
■
Örneğin 2005/2006 Kış Sömester’inden bu yana
Osnabrück Üniversitesi’nde Master Programlı
«Uluslararası Göç ve Kültürlerarası İlişkiler» adlı
bir bölüm (IMIB) vardır. Bu bölüm Sosyoloji, Tarih
Bilimleri, Dil Bilimleri, Eğitim Bilimleri, Coğrafya,
Psikoloji, Hukuk ve Din Bilimleri’nin katılımı ile
disiplinler arası bir yapıyla biçimlendirilmiştir.
Oldenburg Üniversitesi örneğinde olduğu gibi, bu
tür üniversite bölümleri oluşum aşamasındadırlar.
■
Göç ve uyum araştırmaları alanında yeni nesil
bilim insanlarının hedefe yönelik teşviki dokuz
yıldan fazla –1995’ den 2005’e kadar- Alman Araştırma Topluluğu tarafından teşvik edilerek, Osnabrück Üniversitesi Göç ve Kültürlerarası Araştırma
Çıkış noktası
■
Ekonominin aşağıda sıralı noktalarda daha güçlü
angeje olması ve duyarlı kılınması:
■
Yüksek kalifikasyon sahibi göçmenlerin iş piyasası
açısından önemleri,
■
İşletmeler içersinde kültürlerarası yetkinliklerin
artırılması,
■
Almanya da zaten yaşayan göçmenlerin mesleki açıdan telafi edici uyuma daha fazla dahil
edilmeleri.
Şimdiye kadarki göç alım süreci, bulunan kalifikasyonların tesbitine dair araçlar içermemektedir. Böylece göç edenlerin beraberlerinde getirdikleri mesleki
uzmanlıklarını devam ettirme olanağı, daha ziyade
zorlaşmaktadır. Teşvik imkanlarında, özellikle uzun
■
İlgili uzmanlık dalına özgü bir perspektiften
bakarak, bu alandaki çok farklı konuları inceleyen
araştırmacıların yanı sıra, bu arada çok disiplinli
veya disiplinler arası çalışmalara yönelik tertip
edilmiş bir dizi araştırma enstitüsü mevcuttur.
Örneğin, «European Forum for Migration Studies’’
(efms, Bamberg), Göç Araştırmaları ve Kültürlerarası Araştırma Enstitüsü (IMIS;Osnabrück
Üniversitesi), Göç ve Kültürlerarası Pedagoji ve İki
Dilli Eğitim Enstitüsü (IMAZ, Duisburg-Essen Üniversitesi), Eğitim ve Uyum süreçlerinde İletişime
İlişkin Disiplinlerarası Araştırma Merkezi (IBKM,
Oldenburg Üniversitesi), Kültürlerarası Çalışmalara İlişkin Disiplinlerarası Araştırma Merkezi (Fist,
Köln Üniversitesi), ya da yeni kurulan Bölgesel Göç
Araştırma Forumu (Bremen Üniversitesi/Oldenburg
Üniversitesi). Bunun da ötesinde Göç ve Sığınmacılar Federal Dairesinde (BAMF) bir araştırma grubu
oluşturulmuştur.
Çok sayıdaki bilimsel birliklerde
(Örneğin: Alman Sosyoloji Topluluğu; Alman
187
4.10.
Enstitüsü’nde «Modern Avrupa’da Göç» adlı mezuniyet sonrası program çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Toplam olarak ya doğrudan ya da burslar
üzerinden yapılan işbirliği yoluyla, 44 öğrenci ve
3 de doktora sonrası araştırmacı desteklenebilmiştir. Aynı şekilde 2003’ten bu yana VW-Vakfı’nın
«Göç ve Uyum» konulu disiplinler arası ve uluslararası araştırma grupları çerçevesinde, çok
sayıda genç bilim adamına eğitim vermeye devam
edilmektedir.
■
cinden temelde hiç bir farklılık arz etmemektedir.
Buna uygun olarak uyum süreçleri, yaşamın tamamını kapsayan uzun süreli bir gelişim, nesilden
nesile aktarılan bir kültürel ve sosyal süreç olarak
anlaşılmalı ve gözlemlenmelidir.
■
Araştırma, birden fazla uyum tasarımını (örneğin akültürasyon, akomodasyon, asimilasyon,
enklüzyon gibi) ve «uyum» kavramının çok farklı
tanımlarını kullanmaktadır. Hem normatif, hem
de analitik bir tasarım olduğu için ve bu bağlamda
önemli addedilen bakış açıları ve boyutlar zamanla
değiştiği için, «uyum» kavramından ne anlaşılması
gerektiğine dair geniş kapsamlı bir konsensüs zor
görünmektedir. Genel olarak tanınan bir uyum
teorisini geliştirmek imkansız gibi görünmektedir. Geriye kalan görev ise, dar araştırma alanının
dışında pratik önemi olan, yani politika, kamuoyu
ve önleyici, refakat edici ve telafi edici uyum faaliyetlerinin uygulayıcıları tarafından da kullanılabilecek, operasyonel bir çalışma tanımının
geliştirilmesidir.
Hedefler ve araştırmaya yöneltilen talepler
■
■
188
Göçmenlerin sosyo-yapısal pozisyonları ve yaşam
fırsatları konusunda değişik göç alan ülkelerde
yapılan karşılaştırmalı araştırmalar, göçmenlerin
uyumu konusunda farklı tecrübeler yaşandığını
göstermektedir. Toplumsal görev alanlarına yapısal
uyum fırsatları ve katılım olanakları, karmaşık
bir koşullar sarmalına bağlı olmaktadır. Bu çok
yönlü sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel şartlar
(hem göç edenler hem göçmen kökenli olmayan
çoğunluk toplumu tarafında) uyuma yönelik siyasi
programlarda genelde çok yetersiz bir şekilde
dikkate alınırlar. Bu soruları konu alan araştırmaların bu sebepten ötürü, bu şartları mümkün olduğu
kadar kapsamlı bir şekilde analize dahil etmesi ve
karşılıklı etkileşimleri açıklaması gerekir. Yapısal
uyuma yönelik bir çok araştırma bulunmasına rağmen (iş piyasası, girişimcilik, vatandaşlık), yapısal
uyumu teşvik etmesi gereken ve bununla bağlantılı
olarak uyum ve asimilasyon süreçlerinin – ki bu
süreçler pek destekleyici müdahale sonucunda
oluşmamışlardır – kendi dinamiklerine ilişkin araştırmalar bulunmamaktadır.
Uyum sürecinde zaman faktörü çok önemli bir rol
oynamaktadır. Amerika ve Avrupa araştırmalarının sonuçları göstermektedir ki, genç göçmen
nesillerin uyum süreçleri, sosyal, siyasi ve kültürel
farklı çerçeve şartlarda olmalarına rağmen, on
yıllar, yüzyıllar önceki eski nesillerin uyum süre-
Uyum Araştırmalarının hala yoğun bir şekilde
problem analizlerine konsantre olmuş ve sürekli
eksikleri gören bir bakış açısı ile biçimlendiğini,
örneğin sosyal meydan okuyuş, ihtilaf, dışlama,
eksiklik, desentegrasyon, kriz, erozyon, paralel
toplum vs. gibi uyarıcı kavramların kullanılması
yansıtmaktadır. Sığ bir bakış açısı ile göçmenlerdeki suç oranı, şiddet ya da deviyans (normdan
sapma) ve gelenekselcilik fenomenlerine yoğunlaşmak, politikaya tek taraflı bir imaj vermekte ve
giderek artan şekilde kısıtlayıcı/baskıcı tedbirlerin
alınmasına yönlendirmektedir. Devam etmekte
olan uyum süreçlerindeki pürüzlerin, itinalı
şekilde ve ampirik açıdan güçlü sonuçları hedef
alan ve şimdiye kadar daha çok yayınlarla skandallaştırılan, ancak yeterli derecede araştırılmamış
ve göçmen nüfusun belirli sosyal veya kültürel
kesimlerinde mevcut olan, örneğin «görücü usulü
evlilikler» ile «zoraki evlilikler» arasındaki akıcı
sınırlar gibi fenomenlerin de incelenmesi gerekmektedir. İtinalı bilimsel incelemeler, istisna/kural
durumunun keşfi ve yayın alanındaki histeriye
karşı en iyi tedbirdir.
■
Eksiklik perspektifine konsantre olmak, bu tek
taraflı vurguyu gerekçelendirmeyen göç ve uyum
ilişkilerinin ampirik açıdan kavranabilir gerçekliğine bakışı çarpıtır. Bu konuda örneğin bazı yeni
araştırmalar, bilhassa Avrupa’daki bazı ulus devletlerde kültürel çoğulculuğa ve bununla bağlantılı
kolektif aidiyetin bölgesel, etnik veya ulusal formlarına ve de göçe endeksli çok dilliliğe karşı yüksek
bir tolerans oluştuğuna işaret etmişlerdir. Gelecekteki siyasi şekillendirme perspektifleri dikkate alındığında, – genelde göze çarpmayan ve bu sebepten
dolayı analitik açıdan tespit edilmeleri çok daha zor
olan – uyumun normal durumları ve de oluşmakta
ve daima değişmekte olan göçmen toplumun
ekonomik, sosyal ve kültürel uyum potansiyellerini
daha güçlü bir şekilde, araştırmanın odak noktasına getirmek gerekli görülmektedir.
■
Göçmenlerin uyum süreçlerine konsantre olunmasının yanı sıra, göç toplumunda göç ve uyumdan
dolayı meydana gelen değişiklikler de incelenmelidir. Uyum araştırmasına ilişkin aktüel analizlerden,
göçün göçalan toplumun sosyal yapısına yaptığı
etkinin (dikey olarak etnik kesimler ve yatay olarak
sosyal ayrılım anlamında) neredeyse hiç araştırılmamış olduğu ortaya çıkmaktadır. Aynı şey gerçek
veya öngörülen etnik, kültürel ve din içerikli
ihtilaflar ve çözümlerin ışığında, göçün göç alan
toplumun toplumsal dayanışmasına (kohezyon)
yaptığı etki için de geçerlidir.
4.10.
Eylem önerileri
Federal hükümet göç ve uyum araştırmalarını,
imkanları çerçevesinde yapacağı yarışmalarla, vereceği çalışma ve araştırma görevleri ile isabetli bir
şekilde teşvik edecektir.
ilişkin taslakların geliştirilmesi, denenmesi ve
değerlendirilmesi.
■
Tasarım eksenli yerel uyum politikalarının başarı
yeteneklerinin değerlendirilmesi. Yerel yönetimler
uyumun en önemli yönetici unsurları olmalarına
rağmen, uyum önlemlerinin uygulanması ve neticelerine ilişkin bir bilgi eksikliği bulunmaktadır.
Bu sebepten ötürü, uygun bilgi temellerinin teşhisi
ve sürmekte olan uyum süreçlerinin gözlemlenmesi için sürekli bilgi toplanması yönünde devam
eden çabaların yoğunlaştırılması gerekmektedir. Uyuma ilişkin bilgilerin rapor edilmesine
yönelik mevcut yaklaşımların da yerel, eyalet ve
federal çapta geliştirilmesinin yoğunlaştırılması
gerekmektedir.
■
Sürmekte olan uyum süreçlerinin değerlendirilmesi için uluslararası araştırma tartışmalarında
geliştirilen göstergelerin doğruluklarının test
edilmesi.
■
Sürecin gözetiminin bilimsel ve sürekli bir şekilde
yapılması ve sıkı bilimsel kurallara göre oluşturulmuş, disiplinler arası bir kurulun ülke çapında
müdahale danışmanlığı yapması.
Bu bağlamda disiplinler arası araştırmaların aşağıdaki alanlarda yapılması gereklidir:
■
■
Kendi dinamiği olan ve birbirine bağımlı olan,
uzun süreli, nesilden nesile aktarılan kültürel ve
sosyal süreç olarak ve asimilasyon ile aralarında
akışkan bir sınırı olan bir süreç olarak uyumun
belirleyici faktörlerinin, gelişim şartlarının ve
gelişim çizgilerinin tanınması. Bunu araştırmak
için nitelikli ve nicel karşılaştırmalı dikey araştırmalara şimdiye kadar olduğundan daha fazla
önem verilmelidir. Tam da onlar, uyum sürecinde
kısa veya uzun süreli etkinliği olan fenomenlere
ilişkin, bilimsel dayanağı olan ifadeler kullanacak
durumdadırlar. Açık bir göç ve uyum araştırması
çerçevesinde gerçekleştirilmeyen sosyal bilimlere
ilişkin araştırmalarda bilinmeyen olan «göçmen
kökenin» de, tutarlı bir şekilde dikkate alınmasına
ihtiyaç vardır.
Refakat edici, önleyici ve telafi edici uyum politikalarına ait önlemlerle uyumun teşvikine
189
4.10.
4.10.
Üyeler
Yönetim: Almanya Eğitim ve Araştırma Federal Bakanlığı
Michael Thielen
Almanya Eğitim ve Araştırma Federal Bakanlığı Müsteşarı
Dr. Susanna Schmidt
Almanya Eğitim ve Araştırma Federal Bakanlığı Stratejik ve Temel Sorular Dairesi
Başkanı
Prof. Dr. Klaus J. Bade
Göç Araştırmaları ve Kültürlerarası İncelemeler Enstitüsü (IMIS), Osnabrück Üniversitesi
Dr. Christian Bode
Alman Akademik Değişim Hizmetleri Genel Sekreteri
Dr. Dorothea Rüland
Alman Akademik Değişim Hizmetleri Genel Sekreter Vekili
Dr. Christiane Gaethgens
Üniversite Rektörleri Meclisi Genel Sekreteri (HRK)
Dr. Michael Harms
Üniversite Rektörleri Meclisi
Johannes Glembek
Yabancı Üniversite Öğrencileri Federal Birliği Yöneticisi
Achim Meyer auf der Heyde
Alman Öğrenci Kurumu Genel Sekreteri
Prof. Dr.Anthony Ho
Heidelberg Üniversitesi
Prof. Dr. Yasemin Karakaşoğlu
Bremen Üniversitesi
Dr. Axel Kreienbrink
Göç ve Mülteciler Federal Dairesi Araştırma Görevlisi
Dr. Lothar Theodor Lemper
Otto Benecke Vakfı Yönetici Başkanı
Dr. Bernhard Lorentz
Almanya Vodafone Vakfı Yöneticisi
Dr. Heinrich Neugebauer
Rusya’dan gelen Alman Kökenli Göçmenler İçin Uyum Derneği
Prof. Dr. Faruk Şen
Türkiye Araştırmalar Merkezi
Dr. Andreas Goldberg
Türkiye Araştırmalar Merkezi
Dr. Andreas Schlüter
Almanya Bilim Vakıfları Birliği Genel Sekreteri
Dr. Volker Meyer-Guckel
Almanya Bilim Vakıfları Birliği Genel Sekreteri Vekili
Dr. Sebastian Schmidt
Helmholtz Topluluğu Yöneticisi (HGF)
Dr. Georg Schütte
Alexander von Humboldt Vakfı Genel Sekreteri
Dr. Ulrike Albrecht
Alexander von Humboldt Vakfı Stratejik Planlama ve Dış İlişkiler Bölümü Yöneticisi
Malgorlzata Wiktoria Steiner
Alman Halkı Öğrenim Vakfı Bursiyeri
Eyalet Eğitim Bakanları Meclisi adına
MinDirig Dr. Wolfgang Eberbach
Thüringen Eyaleti Eğitim Bakanı
MinDirig Heiner Kleffner
Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Yenilikçilik, Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanı
Çalışma grubuna destek verenler:: Elke Albrecht (BMBF), Kathrin Ankele (Vodafone-Vakfı), Ralf Birle (BMBF), Berit Dannenberg
(HGF), Dr. Dorothea Fohrbeck (Federal Hükümetin Göç, Mülteciler ve Uyum Görevlisi danışmanı), Dr. Birgit Galler (BMBF), Dr.
Berthold Neizert (Max-Plack-Cemiyeti), Dr. Rolf Reinert (BMBF), Thomas Schmidt (Başbakanlık ), Ulrich Schüller (BMBF)
Redaksiyon: Dr. Ulrich Jahnke, BMBF
190
191
Dizin
Yayınlayan
Almanya Federal Hükümeti Basın ve Bilgilendirme Dairesi
11044 Berlin
Almanya Federal Hükümeti Göç,
Mülteciler ve Uyum Görevlisi
11012 Berlin
Son güncelleme: Haziran 2007
Detaylı ve güncel bilgiler için bkz.
www.Nationaler-Integrationsplan.de
www.integrationsbeauftragte.de
www.bundesregierung.de
Dizgi
MEDIA CONSULTA Deutschland GmbH
Baskı
Name der Druckerei, Ort
Resim kaynakları
Sayfa 6, 7, 46, 138, 156: Federal Hükümet
Sayfa 36, 60, 86, 126, 182: Picture Alliance
Sayfa 108, 172: Getty Images

Benzer belgeler