dosyanın tamamını okumak için tıklayın

Yorumlar

Transkript

dosyanın tamamını okumak için tıklayın
DÜBAM
Birleşik Malay Ulusal Organizasyonu Biat Yeniliyor
Malezya’da Birleşik Malay Ulusal Organizasyonu (UMNO) rüzgârı
Mehmet Özay
DÜNYA BÜLTENİ ARAŞTIRMA MASASI - DÜBAM
DÜNYA BÜLTENİ ARAŞTIRMA MASASI - DÜBAM
Ekim 2010
DÜBAM Yayınları
Küresel İletişim Merkezi
Barbaros Bulvarı, Balmumcu / Beşiktaş
Tel: (0212) 274 80 21 – 274 80 22
www.dunyabulteni.net
2
DÜNYA BÜLTENİ ARAŞTIRMA MASASI - DÜBAM
Birleşik Malay Ulusal Organizasyonu Biat Yeniliyor
Malezya‟da Birleşik
Malay
Ulusal
Organizasyonu (UMNO) rüzgârı esiyor.
Bu rüzgâr, aktörlerin yeniden yapılandırması
ile geleneğin korunması yönünde istikamet
arz ediyor. Normal şartlarda 2013 yılında
yapılması gereken 13. Genel Seçimler,
ülkenin içinde bulunduğu şartlar bağlamında
erkene
alınarak
2012
yılında
gerçekleştirilmesi olasılığı yüksek ve bu
seçimler öncesinde UMNO 61. Genel
Kurulu‟nda biat yenileme ihtiyacı hissediyor.
Ülkenin kurucu iradesince, Malayların
haklarının korunmasının vazgeçilmezliği
bugünlerde Malezya‟da gündemi teşkil
ediyor. UMNO önderleri, potansiyel güce
sahip
muhalefet
partilerine,
ülkenin
ekonomik aygıtını kontrol eden Çinli
azınlığın, bir ölçüde de Hintlilerin anayasada
Malaylara verilen imtiyazlardan artık
vazgeçilmesi
konusundaki
görüşlerine
meydan okurken, tarihi bir gerçeğe atıf
yapmaktan da geri kalmıyor. Malay
haklarının anayasa ile garanti altına
alınmasına rağmen, azınlıkların anayasa
değişikliği dahil birtakım değişiklik talepleri
ülke gündeminde hararetle tartışılmasını yol
açıyor. Ancak ortada bir gerçeklik var. O da,
“Parlamento‟da üçte iki çoğunluk sağlansa
dahi, Malayların siyasal hakimiyetinin
teminatını ortadan kaldırmak için 9 eyaletin
başındaki Sultan‟ın onayı gerekiyor.” Evet,
Malezya‟da değişimin anahtarı, açıkça dile
getirilmese de, bir anlamda post-modern
„ruhanilerin‟ elinde. Ancak „ruhaniler‟ bu
değişimin aracı olmayacak kadar tarih
bilincine sahip. Velev ki, şartlar elverse dahi
bu değişime ön ayak olmak demek,
ruhanilerin sonu anlamına geldiği bölge
tarihinden haberdar herkesce malum. Yani,
olmayacak duaya amin denmiyor...
Uzaktan davulun sesi hoş gelir misali,
Güneydoğu
Asya
„Dragonlar‟ına
eklemlenmiş, müreffeh, aydın bir topluma
sahip, çok etnikli ve liberal İslamlı
toplumsal yapısı ile her derde deva bir
Malezya yerine, siyasal anlamda kaynayan
bir Malezya ile karşı karşıyayız diyebilir
miyiz? Bir yanda, daha 1990‟ların başında
dönemin Başbakanı Mahathir Muhammed
tarafından ilân edilen otuz yıl sonuna
ülkenin gelişmiş ülke statüsü kazanma
hedefi, yani 2020 Vizyon‟u, iç siyasette yeni
ve farklı anlayışların var olma mücadelesi,
öte yanda dış siyasette Endonezya ile sınır
anlaşmazlıkları ve Endonezyalı göçmen
işçilerle ilgili sorunlar dolayısıyla ortaya
çıkan sıkıntılı süreç günümüz Malezyasının
politika arenasını resmeden bazı önemli
alanlar olarak dikkat çekiyor.
Ancak bunların ötesinde, ülkenin varlık
nedeni
olan
Malayların
haklarının
korunmasına azami özen gösterilmesi
başlıbaşına bir konu. Bu olgu, Malay kurucu
iradesinin somutlaşmış hali UMNO, yani
Birleşik Malay Ulusal Organizasyonu„nun
3
DÜNYA BÜLTENİ ARAŞTIRMA MASASI - DÜBAM
varlık nedeni. UMNO, adını aldığı Ulusal
Malay Birlikleri‟nin temsilcisi, dolayısıyla
daha II. Dünya Savaşı öncesinde kurulan ve
savaş sonunda İngilizlerin Malay varlığına
sonlandırmayı hedefleyen „Malay Birliği‟
gibi siyasi bir proje karşısında, o zamana
kadar görülmemiş boyut, güç ve şiddette bir
Malay milliyetçiliği ile sadece Malay
halklarının değil, Malay vatanının ve bu
vatan toprağı üzerinde yaşayan halkların bir
anlamda varlık nedeni olan Sultanların
haklarını koruma sürecinin sonucudur.
UMNO‟nun üç gün süren genel kurulu
toplantısında ortaya konan görüşler, ülkenin
bağımsızlık
öncesinde
başlayan
ve
bağımsızlık ile birlikte ülke siyasetinde ve
toplumda yoğun bir şekilde ortaya konan
siyasi hesaplaşmanın bir nevi tekrarı, bu
çerçevede köklere „biat‟ anlamı taşıyor. Bu
„biat‟ı yenilemeyi zorunlu kılan ise,
UMNO‟nun bir yanda Malay muhalefetin
gücünü artırma eğilimi karşısındaki kaygısı,
öte yandan ülke azınlıklarının, anayasada
Malaylara tanınan pozitif ayrımcılığın sona
erdirilmesi yönündeki görüşlerini giderek
yüksek sesle dillendirmeleri karşısında
siyasal devimini kaybetmesi tehlikesi ile
karşı karşıya kalmasından kaynaklanıyor.
İşte bu nedenledir ki, kurucu iradenin temsil
gücü UMNO köklere dönerek, ilkeleri
yeniden yapılandırarak, Malay halkını
potansiyel tehlike karşısında birlik olmaya
davet ediyor.
Birbuçuk yıldır UMNO Genel sekreteri ve
başbakan olarak görev yapan Necib Tun
Razak kurulun açılış konuşmasının uzunca
bir bölümünü ülkenin modern tarihini
şekillendiren kritik gelişmelere ayırması,
salondakiler başta olmak üzere Malezya
halkı için sıradan bir tarih izleğinin ötesinde
anlam taşıyor. UMNO‟nun kurucu babası
Dato Onn bin Cafer‟in UMNO‟nun
azınlıkları da içinde barındırması önerisi
karşısında nasıl UMNO‟dan ayrılmak
zorunda kaldığını, sivil savaşa ramak kalan
13 Mayıs 1969 ayaklanmasının nedenleri ve
akabinde siyasal elitin belirlediği yeni rota
ve bugünlere ulaşan süreç. Elbette bu
söylemden çıkartılacak bir ders olsa gerek!
Necib‟in bu konuşma ile varmak istediği
hedef,
ülkenin
13
Mayıs
1969
ayaklanmalarından hemen sonra, 1970‟lerin
başında çizilen rotasından sapmaması
yönündeki uyarıdır. Bugünlerde yeniden
gündemi işgal eden, Malay haklarının
korunması; azınlıkların, yani Çinlilerin ve
Hintlilerin daha fazla siyasal hak talepleri;
Malaylıktan Malezyalılığa geçişde eğitim
kurumunun vazgeçilmez işlevine binaen
oldukça yeni ve toplumdaki her kesimi, her
etnik yapıyı birinci elden ilgili kılan ilkokul
birinci sınıfından ortaokul son sınıfına kadar
Matematik ve Fen derslerinin de artık
Malayca okutulması gibi hususlar bu sapma
ve „istikamet‟ ile şu veya bu şekilde ilgilidir.
Tam da bu noktada söz konusu bu
tartışmanın
odağında
Malaylılık
ve
Malezyalılık kavramlarının yer aldığına
vurgu yapmak lazım. Bu iki kavram Malay
topraklarının tarihselliğinin dikotomik bir
ifadesi olarak bugüne taşınıyor. Malaylık,
mutlak anlamda korunması kollanması
gereken bir olgu; Malezyalılık ise ayrım
gözetilmeksizin ülke vatandaşlarının sosyal
adaletten azami ölçüde istifadesi anlamına
geliyor.
Yani,
Malay
haklarının
korunmasının her ne şart ve koşulda olursa
olsun kaçınılmazlığı ile ülkede yaşayan
hiçbir ırkın göz ardı edilmeksizin sosyal
adaletin tesisinin sağlanması. Ülke siyasal
yaşamındaki tartışmalar da, dikomotik
özellik taşıyan bu iki hususiyetten
kaynaklanıyor. Söz konusu bu dikotomi,
Malaylılık ile Malaya Federasyonu‟nun
1967 yılında Malezya‟ya dönüşmesiyle
yaratılmak istenen Malezyayılık ruhunun
birbiriyle çelişen değil, destek olması ve
bunun nasıl sağlanacağı meselesinde ortaya
çıkıyor. Bu sadece bugünün sorunu da değil.
4
DÜNYA BÜLTENİ ARAŞTIRMA MASASI - DÜBAM
Ancak sorun, bu dikotomi ile nasıl baş
edileceği meselesidir.
Bugün yapılan tartışmaları anlamak ve
anlamlandırmak, UMNO kurucu elitlerinin
bağımsızlık öncesinde geliştirdikleri ilkeleri
dikkate almayı gerektiriyor. Bu ilkelerin
birincisi Malay topraklarındaki birliğin
temel taşı Malayların topyekun birliğine
dayanıyor. İkincisi, İslamiyete; üçüncüsü de
sosyal adaletin tesisi ve ülkenin ekonomik
kalkınmışlığına. UMNO‟da vücud bulan
Malay birliği dışındaki oluşumlar hangi
kanattan olursa olsun, istisnasız birliğe
yapılan bir saldırı olarak algılanıyor ve
tanımlanıyor. UMNO bu minvalde varlığını
tanımlarken, sadece klasik adlandırmayla
Malaya topraklarındaki halkla kendini
sınırlamıyor, aksine varlık evrenini Açe‟den
Makassar‟a ve Cava‟ya kadar genişleterek
Malaylılık üzerine varoluşsal bir güven
tazeliyor. Nüveleri 1990‟ların ikinci
yarısındaki siyasi mücadeleye dayanan ve
bugün Enver‟in başında yer aldığı PKR ile
somutlaşan alternatif Malay siyasi hareket,
işte yukarıda dile getirilen Malay birliğine
en ciddi tehdit unsuru kabul ediliyor.
UMNO‟yu telaşlandıran biraz da bu. Bir iki
yıla kadar eli kulağında genel seçimlerde oy
kullanacak dört milyon yeni seçmenin
varlığı, Enver İbrahim‟in sanal ortamda
büyük
kitlelere
ulaşma
başarısı
konvansiyonel metodlara takılı kalmış
UMNO‟yu
harekete
geçiriyor.
Konvansiyonel metodların en iyi bilineniyle,
bir an evvel İbrahim‟i bir kez daha ölümüne
kadar hapiste tutma hesapları oluşturuyor.
UMNO
dışında
Malaylılık
olgusu
çerçevesinde siyaset yapma çabasını
doğrudan İslamiyetle ilişkilendiren ve köklü
bir geleneğe sahip olan PAS‟ın öncülüğünü
yaptığı Müslüman Malaylılık zaman zaman
UMNO sözcülerinin hedefi olduğu gibi,
UMNO içerisinde bu duruşa „kontra‟
tepkiler de getirilmiyor değil. Bu son
toplantıda da bu görüşü pekiştirecek pek çok
örnek bulmak mümkün. Başbakan Necib‟in
konuşmasına iki ayetle başlaması ve bu
ayetler çerçevesinde ülke birliğine vurgu
yapması resmi siyaset ve İslam ilişkisini
ortaya koyması açısından önemli.
Yukarıda dile getirilen Malaylılık ve
Malezyalılık dikotomisinin bir benzerini
UMNO ile PAS‟ın siyasi alanda İslamiyete
verdikleri önemde de bulmak mümkün.
İslamiyet Malayların kimlik ve aidiyet
oluşumlarında vazgeçilmez bir kaynak
niteliği taşıyor. Tarih boyunca geniş bir
coğrafyaya
yayılmış
olan
Malay
topluluklarının
medeniyet
zinciri
içerisindeki yeri İslamiyetle tanışmaları ve
sonrasına dayanıyor. Malaya toprakları gibi,
ilk insan yerleşimlerinden itibaren çoğulcu
etnik unsurların varolageldiği bir coğrafya
parçasında toplumsal grupların birbirinden
ayıran başat faktörlerin başında din geliyor.
Malaylar açısından meseleye bakıldığında,
dokusunda İslamiyet barındırmayan bir
Malaylılığın var olma şansı yok. Bunun
siyasi açılımı elbette ki Sultanlık müessesesi
ile
bağlantılı.
Kendilerine
atfedilen
vasıfların
İslamiyetteki
karşılığı
sorgulanabilirlik taşıyan bu müessese, buna
rağmen, ülkede dinin taşıyıcısı işlevini
bugün dahi sürdürüyor. Malay siyasal
sisteminde güçlü bir ton taşımasa da, nihai
noktada karar mercii olması nedeniyle ve
din işlerinden birinci elden sorumlu
olmasıyla Sultanlık kurumu önemini devam
ettiriyor. Zaten Malaylılık weltanschauung‟u
bunu gerektiriyor. Bunun böyle olması
Malaylar açısından bir varoluş sorunu. İşte
bu nedenledir ki, Başbakan Necib,
parlamento Malaylara tanınan pozitif
ayrımcılıkla ilgili yasaya değiştirse dahi,
bunun
Sultanlarca
onanması
şartını
hatırlatmaktan geri durmuyor. Bu nedenle,
sultanlık müessesesi ve İslamiyet arasındaki,
bir anlamda organik ilişki devam ettiği
sürece, Malay siyasetinin İslamiyetle şu ya
5
DÜNYA BÜLTENİ ARAŞTIRMA MASASI - DÜBAM
da bu şekilde eklemlenişi devam edecektir.
Ancak bu, PAS gibi, politik İslami
açılımların varlığını engellemiyor, hatta bazı
açılardan güç kazandırıyor. Burada tam da
PAS‟ın duruşuna değinmenin yeridir. Ancak
bunu bir başka yazıya havale edelim.
Toplantının üçüncü günü yani Cumartesi
günkü oturumda başbakan yardımcısı‟nın
konuşmasını sürdürdüğü sırada salona giren
Mahathir Muhammed bir anlamda, ülkenin
bugünlerde yaşamakta olduğu sıkıntılı
süreçte
UMNO‟nun
ve
dolayısıyla
hükümetin yanında olduğu mesajını verdi.
Ülke
halkının
büyük
çoğunluğunca
kalkınmanın babası unvanı ile anılan
Mahathir‟in varlığının hükümete ayrıcalığın
ötesinde moral destek verdiğine kuşku yok.
Ancak
gelişmelerin
hangi
boyutta
seyredeceğini zamanla göreceğiz. 1998
yılında üniversite öğrencileri önderliğindeki
dev gösterilerle 32 yıllık iktidarından
çekilmek zorunda kalan Suharto giderken
beraberinde Yeni Düzeni‟ni de götürdü.
Böylece ülke bugünlere kadar süren reform
dönemine girdi. Malezya ise yirmi yılı aşkın
süren Mahathir döneminin ardından UMNO
ile yoluna devam ediyor. Elbette bu iki ülke
arasında toplumsal ve tarihsel farklılıklar
göz ardı edilemez. Ancak yaşanan bir
gerçeklik var sa, o da günümüzde reform
olgusunun her ülke için kaçınılmazlığıdır.
Kimi ülkeler reform, yani kapsamlı sosyal
ve siyasal değişimi yumuşak geçişlerle
kimileri devrim niteliğindeki gelişmelerle
tecrübe ediyor. Bugün batılı anlamda sivil
toplum olgusunu henüz hazmedemediği ve
bu yöndeki girişimlerin devlet mekanizması
ile
gerçekleştirilmeye
çalışıldığı
Malezya‟nın bu süreci nasıl yaşayacağı ise
izlenmeye değer. Şehirli ve eğitimli orta
sınıf Malayların desteğini alan Enver
İbrahim‟in önderliğindeki PKR, Kelantan ve
Trengganu gibi geleneksel İslami anlayışın
hakim olduğu eyaletlerde güçlü bir siyasi
varlığı bulunan PAS ile ülkenin Ulusal
İttifak‟ın içinde yer alan Çin ve Hintli
partilere muhalefet eden Çin ve Hint kökenli
siyasal oluşumların oluşturduğu alternatif
ittifak önümüzdeki dönemde sesini gür
çıkarmaya hazırlanıyor. Ancak muhalefetin,
60 yıllık geleneğin takipçisi bugünkü
Hükümeti sarsacak dinamiklere ne kadar
sahip oldukları ise zaman gösterecek.
6

Benzer belgeler

Bir Dönem Mahathir

Bir Dönem Mahathir içerisinde kendini var ederken, aynı zamanda, üretim araçları üzerindeki paylaşım hesapları içerisinde önemli bir mevki kazanma yönünde kıyasıya bir mücadele içinde yer almak. Mahathir‟in Munshi‟yi...

Detaylı