Kilis Postası 20. Sayı

Yorumlar

Transkript

Kilis Postası 20. Sayı
BTP Milletvekili Adayı Akdağ: “Millet
Bize Kulak Vermelidir”
Bağımsız Türkiye Partisi
(BTP) Kilis Milletvekili
Adayı Avukat Mehmet
Galip Akdağ, Türkiye’nin
yaşadığı olumsuz süreç ve
siyasi gündem hakkında
önemli
açıklamalarda
bulundu.
Akpınar Her Şeye
Rağmen Direniyor!
SAYFA 4’TE
SAYFA 14’TE
SAYFA 12’DE
www.kilispostasi.com
Sayı: 20
TEMMUZ - EYLÜL
Fiyatı: 1 TL
Kilis’te Kurban
Bayramı Telaşı!
Prof. Dr. Haydar Baş: “Türkiye
Zifirî Karanlık Bir Döneme Girdi”
Uğur KEPEKÇİ
Zafiyet
• Sayfa 02’de
Selim Baytürkmen
Kilis Her Şeye Alışır mı?
• Sayfa 05’te
SAYFA 2’DE
Kilis Terör
Sarmalında!
Sınırın dibinde yaşanan ciddi çatışmalar, bomba sesleri, şüpheli paket
ihbarları, gün aşırı sınır hattında yakalanan IŞİD terör örgütü mensupları ve
gecenin sessizliğini bozan savaş uçaklarının gölgesinde yaşayan Kilis, adeta
bir terör sarmalında bocalıyor.
Kilis geleceğini kaybediyor
Tarihi, kültürel yapısı, güzel ve ılımlı havası ile mükemmel ve yaşanılır
bir şehir olma potansiyeline sahip olan Kilis, ne yazık ki üstünde dolaşan
bütün bu karabulutlar sebebiyle bütün cazibesini yitirmiş gözüküyor.
Yaşanılabilir bir Kilis’ten, terör ve savaşın gölgesinde bir Kilis!
Kilis’te
Kurban
Bayramı,
kurbanlık kesimlerinin ve et
parçalama gibi işlerin çoğunun
evlerde yapılması nedeniyle
“İş
Bayramı”
olarak
da
adlandırılır. Kurban kesimi ve
etlerin soyulması konusunda
kasaplara taş çıkartan Kilisliler,
her ne kadar yorulsalar da bu
yorgunluğun tatlı bir yorgunluk
olduğunu ifade ediyorlar.
Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
İkiz Yasalar Bugünler İçin
mi Yasalaştırıldı
• Sayfa 09’da
Alaaddin Özkar
Kurban Bayramı
• Sayfa 11’de
• SAYFA 17’DE
Damlama
Sulama Sistemi
Yaygınlaşıyor
Kilis’te tarla ve bahçelerde
damla sulama sisteminin son
yıllarda iyice yaygınlaşmaya
başladığı gözleniyor.
• SAYFA 4’TE
Kilisliler Gaziantep’e Taşınıyor
Kilis’te Feci Kaza: 9 Yaralı
Kilis’te hafta sonları birçok vatandaşın piknik amacıyla
Gaziantep’e gitmeyi tercih ettikleri dikkat çekiyor.
• SAYFA 3’TE
Kilis çevre yolu üzerinde meydana gelen kazada 9
kişi yaralanırken, araçlar hurdaya döndü.
• SAYFA 8’DE
Yusuf Yakut
Şimdi Suriye Biz Olduk
• Sayfa 22’de
Av. Galip Akdağ
Ah Şam Vah Şam
• Sayfa 20’de
Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doğru Olan Hangisi?
• Sayfa 21’de
Nejat Taşkın
Okullar Açılırken
Bir Öğrencinin Profili
• Sayfa 10’da
Behiye ALİOĞLU
Sen de Davetlisin
• Sayfa 06’da
SAYFA
02
TEMMUZ-EYLÜL 2015
Uğur Kepekçi
Zafiyet
[email protected]
Suruç’ta gerçekleşen bombalı saldırıda hayatını kaybeden vatandaşımızın İstanbul’daki cenaze töreninde
elinde ağır silahlar bulunan yüzü maskeli kimselerin
görüntüleri basına yansıyınca, Sayın Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan, “Eğer İstanbul’da bile birileri
yüzleri kapalı, ellerinde silahlarla rahatlıkla yürüyebiliyorlarsa bizim de maalesef güvenlik zaafımız var demektir. Gerekenler mutlaka yapılacaktır” şeklinde bir
açıklama yaptı.
Bu açıklama bir itiraftır.
Zafiyetin boyutları sadece bununla kalsa sevineceğiz
ama ülkemizde zafiyet sorunu yaşanmayan bir tek mevzu kalmadı ki…
Siyasetten ticarete, güvenlikten eğitime, ibadetten ahlaka; hemen her konuda tel tel dökülen bir yapı arz ediyor.
Zafiyet sosyal yaşamın hemen her alanına yayılmıştır.
Seçim olmuş, yaklaşık 2 aydır ülkeyi geçici hükümet yönetiyor. Bu zafiyet değil midir?
Yanlış Suriye politikası yüzünden ülkemiz yolgeçen hanına dönmüş, kimin eli kimin cebinde, kim kimin adamı,
kim kimin ajanı, kim kimin dostu, kim kimin düşmanı;
belli değil. Bu bir zafiyet değil mi?
Emniyet birimleri açıklama üstüne açıklama yapıyor;
toplu taşıma alanlarından uzak durun, AVM’ler de, camilerde, hava limanlarında, canlı bomba eylemleri yapılabilir deniliyor. Bu bir zafiyet değil mi?
Asker ve polis teşkilatı mensupları tuzaklara düşürülüp
şehit ediliyor. Bu bir zafiyet değil mi?
Her türlü terör örgütü, her an istediği yerde eylem yapabilme kabiliyetine kavuşmuş. Vatandaşta korku hâkim
hale gelmiş. Can ve mal güvenliği kalmamış. Bu bir zafiyet değil mi?
Eğitimde yaşananlar, dershaneler sorunu, atamayan
öğretmenler; yargıdaki, emniyetteki yaşanan depremler… Bunlar zafiyet değil mi?
Dini sahada bidat akımlarla beyni yıkanan gençler, intihar etmeyi şehitlikle bir sayan sapık görüşler, dini ve
milli bütünlüğümüzdeki sapmalar… Bunlar zafiyet değil
mi?
Sayın Cumhurbaşkanı, memleketimizde zafiyet yaşanmayan bir alan gösterin de öğrenelim…
Yıllardır bu sütunlardan dile getirdiğimiz bütün uyarılara rağmen, yapılan yanlışların kötü sonuçları toplumun
bütün şubelerini kuşattı. Bağımsız Türkiye Partisi Genel
Başkanın Prof. Dr. Haydar Baş’ın fikirleri ve çözüm öneri doğrultusunda, bugün yaşanan tehlikeli süreci yıllar
önce milletimize haber vermeye çalıştık.
AKP iktidarının gittiği yolun doğru olmadığını; açılım ve
çözüm süreci adı altında ortaya koymaya çalıştığı projelerin yanlış olduğunu; gidilen yolların çıkmaz sokak olduğunu yazdık, söyledik. Milletimize ayıkması için adeta yalvardık. Milletimiz, çözümden çok zafiyet üretenleri
tercih etti. Elbette zafiyet ekenler, zafiyet biçecekler. Allah yardımcımız olsun.
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
www.kilispostasi.com
Kilis Terör
Sarmalında!
Sınırın dibinde yaşanan ciddi çatışmalar, bomba sesleri,
şüpheli paket ihbarları, gün aşırı sınır hattında yakalanan
IŞİD terör örgütü mensupları ve gecenin sessizliğini bozan
savaş uçaklarının gölgesinde yaşayan Kilis, adeta bir terör
sarmalında bocalıyor.
Adeta sessizlik ve sakinliğin abidesi
konumunda olan Kilis, ülke gündemine
bomba gibi düşen şehit ve çatışma
haberleri ile oturuyor. Yoğun bir askeri
hareketliliğin yaşandığı Kilis’e zaman zaman
kuvvet komutanlarının ziyaretleri de söz
konusu olduğu dikkatlerden kaçmazken,
çatışmaların yanı başında yer alan Kilis’in,
hassas konumu artık herkes tarafından
kabul ediliyor.
Kilis bir Suriye şehri mi?
Yerel nüfusundan çok Suriyeli
nüfus
barındırması
sebebiyle
“Suriye Kenti” veya “Küçük Halep”
gibi yakıştırmalarla anılan Kilis’te,
Suriye’den 4 sene önce göç
etmeye başlayan insanların şehirde
barınmak yerine şehre yerleştikleri
gözleniyor. Artık kendilerine ait iş
yerleri bulunan Suriyelilerin ticaretin
her alanında aktif oldukları dikkat
çekiyor. Kent merkezinde açtıkları
birçok işyeri ile faaliyetlerine
devam eden Suriyeliler, aynı işi
yapan Kilisli esnafın Suriyelilerden
para kazanma gibi bir ihtimalini
de elbette yok ediyor. Bu durum
nüfusundan
çok
Suriyeliyi
barındırmasına rağmen Kilislilerin,
ekonomik açıdan bu durumdan
hiçbir fayda sağlayamadıklarının
açık bir göstergesi!
Kilis geleceğini
kaybediyor
Tarihi, kültürel yapısı, güzel ve ılımlı
havası ile mükemmel ve yaşanılır bir
şehir olma potansiyeline sahip olan
Kilis, ne yazık ki üstünde dolaşan
bütün bu karabulutlar sebebiyle
bütün cazibesini yitirmiş gözüküyor.
Yaşanılabilir bir Kilis’ten, terör ve
savaşın gölgesinde bir Kilis!
www.kilispostasi.com
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
SAYFA
TEMMUZ-EYLÜL 2015
03
Kilis’te Bomba Paniği
Kilis’te Yeni Beşevler bölgesinde bomba ihbarı alan emniyet
güçleri şüpheli çantayı fünye ile patlattılar.
TÜRKİYE DİBE ÇEKİLİYOR
Editörden | [email protected]
Eskiden beri söylene gelen “Türkiye çok
stratejik bir noktadadır” ifadesi ne yazık ki
Türkiye’nin kendi yararına kullanamadığı bir
argüman oldu.
Dünyaya adeta yeninden şekil verilmeye çalışılırken, bunun ana merkezi haline gelen
coğrafyamızda yaşanan olaylara karşı takınılan tavır ve uygulamaya konulan yanlış politikalar sonucunda, yabancı güçlerin ideallerine ve hedeflerine daha çabuk ulaştıklarını
söylemek herhalde yanlış olmaz. Dünya hâkimiyetini tamamen elde etmek isteyen güçlerin, içinde bulunduğumuz bölgeyi “kaptan
kamarası” olarak kullandıklarını ve önümüzdeki 50 yıllık süreçte yapılmak istenen değişikliklerin bu coğrafya üzerinde yapılacağını
strateji uzmanları açıkça ifade ediyorlar.
Ortadoğu ve İslam ülkelerinde yaşanan kaos,
yıkım ve savaşın sona ermesi ile birlikte bölgemizin huzur ve barışa kavuşacağı gibi boş
bir hayale kapılanlar şunu çok iyi bilmelidirler
ki, Kafkasya, Hazar, Orta Asya tespih tanelerinin dağıtılacak diğer halkalarıdır. Çünkü
işin temelinde 100-150 yıllık petrol ve doğal
gaz kaynaklarının kimin tarafından kontrol
edileceği konusu yatmaktadır. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamındaki hedefleri
de göz önüne aldığımızda oynanan tiyatro
çok profesyonel, Türkiye’nin yaklaşımları
akılcı çözümler üretip gerçekçi bir planlama
yapmaktan çok uzaktır.
Ne yazık ki Türkiye son dönemlerde Ortadoğu ve dünyanın resmini tam anlamıyla okuyamamıştır. Yapılan yanlış analizler sonucunda
yanlış politikalar devreye sokulmuş, bunun
sonucunda da hem çevremizdeki ülkelerin
hem de Türkiye’nin dengesi ve ritmi tamamen bozulmuştur. Oysa Türkiye bölgede sahip olduğu eskiden beri süregelen gücünü (ki
şimdi böyle bir güçten bahsetmek imkansızdır), devletlerin üniter yapısının bozulmaması ve milyonlarca insanın mülteci durumuna
düşmemesi yönünde harcayabilirdi.
Edinilen bilgilere göre; Yeni Beşevler Semti Diş
Hastanesi Semt Polikliniği yanındaki parkta
şüpheli bir çanta ihbarı alan İl Emniyet Güçleri,
kalabalık insanların bulunduğu söz konusu parkı
hemen güvenlik çemberine aldılar.
Şüpheli paketten ayakkabı çıktı
Bomba imha ekiplerinin kısa süre sonra olay
yerine gelmesinin ardından fünye ile patlatılan
şüpheli paketten ayakkabı vb. eşyalar çıktığı
öğrenilirken, çevre sakinleri derin bir nefes aldı.
Vatandaş yadırgamıyor?
Bomba ihbarının asılsız çıkmasının ardından park
ve çevresinde hayatın hemen normal seyrine
dönmesi, Kilis halkının aslında kendilerine bu
kadar uzak olayları yadırgamaz hale geldiğinin
önemli bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
Bomba ihbarı ile bir anda hareketlenen Beşevler
Semtinde, gökyüzünden gelen savaş uçaklarının
sesi ve sınır ötesindeki çatışma ve bomba
seslerinin gölgesinde insanlar hayatlarına devam
ediyorlar.
Kilisliler Gaziantep’e Taşınıyor
Kilis’te hafta sonları birçok vatandaşın piknik amacıyla
Gaziantep’e gitmeyi tercih ettikleri dikkat çekiyor.
Güç ve enerjinin peşinde koşarken bastıkları her yerden kan fışkırtan bu zihniyet hain
emellerine devam ederken, Türkiye olarak
ders çıkarmak, özümüze ve asıl kimliğimize
dönmek mecburiyetimizdir. Bunu da sağlayacak olan millettir ki; o millet boşa kürek
çekmekten, yanlış tercihler yaparak yaşanan
onca acı olaya ortak olmaktan vazgeçmelidir.
1 Kasım seçimlerini fırsata çevirmek zorundayız. Duruş sahibi, plan ve proje sahibi
Prof. Dr. Haydar Baş ve Genel Başkanı olduğu Bağımsız Türkiye Partisi bir umut olarak
yanıbaşımızda durmaktadır.
A
kpınar’ın eski güzel görüntüsünden eser
kalmazken ve Söğütlüdere’de yapılan
çalışmalar halen tam olarak tamamlanmışken,
Kilisli vatandaşlar piknik yapmak için Gaziantep’i
tercih ediyorlar.
Düllükbaba, Alleben Göleti ve Şahin Tepesi
gibi Gaziantep’in en gözde mesire alanları
Gazianteplilerin yanında Kilislilere de hizmet
veriyor.
Ortam daha güzel!
50-60 km yol yaparak Gaziantep’teki mesire
alanlarına giden Kilisli vatandaşlar, kalabalık
olmasına rağmen bu tür yerlerde aileleri ile
rahatça piknik yapabildiklerini ifade ederken,
sosyal imkânların da bir hayli fazla olduğuna işaret
ediyorlar. Piknik alanlarında hazır mangalların
dahi bulunduğunu söyleyen vatandaşlar, Kilis’in
bu alanda çok geri kaldığını da söylemeden
edemiyorlar.
SAYFA
04
TEMMUZ-EYLÜL 2015
VEFAT
ARAMIZDAN AYRILANLAR
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
www.kilispostasi.com
Akpınar Her Şeye Rağmen
Direniyor!
MAYIS 2015
MAHİRE DİLAVER, EKREM BULUT, FEHMİ AKSOY,
MEVLÜT ÖZCAN, MİTHAT HAPPANİ, ABDULLAH ÇELİK,
LÜTFİYE KARPUTLU, CEMALETTİN YILMAZ, HAMZA
KORKMAZ, RAİFE ÜNVANLI, MEHMET SEZER, HİKMET
ALPAYDIN, UĞUR CEYLAN, HACI ZELİHA ŞAHİN, AHMET YILDIRIM, FATMA KARTAL, PERİHAN KOTO, HACI
AYYÜŞ ŞAHİN, AHMET DOĞAN KOYUNCUOĞLU, FATMA
KÖKSAL, PERİHAN AKKAŞ, ŞABAN DERTLİÇOBAN, MECİT YILMAZ, DÖNE CAN, ŞÜKRİYE GÜNDOĞMUŞ, ALİ
SARYILDIZ, MEHMET TEKE, GÜLŞAH HAYTA, MERYEM
KARA, AHMET BOLKAN, DURMUŞ BERKTAŞ.
HAZİRAN 2015
NURİYE YÜKSEK, HACI AHMET ÖZER, HAFIZA İSLAMOĞLU, ARİFE TAŞÇI, FERİDE YEDİLİOĞLU, İHSAN
DEĞERLİ, GÜLER PATOĞLU, YILMAZ KANAT, DURMUŞ
SAĞDIÇ, İBRAHİM ŞADİ KALKAN, PERİHAN KARCIOĞLU, ÖZGEN ÖZYAĞCIOĞLU, HATİCE ÖZKAN, MAHMUT
YEKTA, OSMAN KIRLANGIÇ, ELİF KARA, CELAL KANTAR, DURDU KALENDER, İCLAL DÜLGER, FEVZİYE
İNAL, NİZAMETTİN ALTINOYMAK, NİMET BÜYÜKGÜÇLÜ, HALİL ASLANTAŞ, HACI FATMA SAYICI, BAHATTİN
TAHTKURAN, KEBAPÇI İSMAİL HİCAZ TOSYALI, LÜTFİYE DEMİRCİ, ŞAZİYE NİZİPLİOĞLU, MEHMET KAPLAN,
FATMA ÖZDEMİR, EMİNE ÖZDEMİR.
TEMMUZ 2015
ŞÜKRİYE KELO, KADİR BAYRAM, HAMİDE SAĞLAM,
NAZLI KAPLAN, KADRİYE ÖZKESİCİ, HAVVA YENER, NURİYE CELKAN, FEHMİ GENÇ, İHSAN BAYRAKAL, ZAHİDE ÇELEBİ, TAHİR KAYA, ÖZLAL ÇEVİK, TAHTALI ALİ TOHUMCU, ABDULLAH ÇEVİK, AHMET TUYGUN, HATİCE
KORKMAZ, MEHMET BOYAMCI, HİDAYET KÖKSÖKEN,
LEYLA ÇİFTÇİLER, SABRİ UFAK, CELAL ÇİVİSÖKEN,
AHMET ASLAN, HATİCE YILDIZ, VEHPİ TOPALOĞLU,
KEMAL YILMAZ, ZEKİ MEHMET ZENCİRCİ, HALİL PARLAKYILDIZ, YÜKSEL ASLANTAŞ, MUSTAFA BABAOĞLU,
REŞİT AKPINAR, GÜLÇİN ÖZTÜRK.
AĞUSTOS 2015
MEHMET SAĞIREKMEKÇİ, GÜLDEREN CİRİNOĞLU,
MEHMET HOŞAF, MAHMUT BAHADIRLI, DURAN BAĞKIRAN, FEVZİYE ÖZHİKAYECİ, HİDAYET SAĞIROĞLU,
BEYAZ KİYA POLAT, HATİCE MARANGOZ, MEVLÜDE
ÖZTOPRAK, ŞÜKRİYE AKASLAN, MEHMET METİN KUTEL, MUSTAFA HELVACIOĞLU, MEHMET İSAL, FATMA
ŞAHİN, ÖKKEŞ ÜNVANLI, ŞENEL KARACOŞKUN, REMZİYE ÜNER, HADİCE SABANCI, GÜRCÜ ÖZTÜRK, MUSTAFA BABAOĞLU, ABDURRAHMAN ÇİÇEK, DÖNE KURTARAN, HACI HAYRİYE, MELİHA ÖZÇELEBİ, BAHÇACI
MUSTAFA ORUÇ, ÖKKEŞ DUMAN, AHMET ŞİMAL, ÖMER
BOZKURT, GÜLTEN HAŞHAŞOĞLU, ZÖHRE YILAN, SELAHATTİN KARTAL, MEHMET ALİ ÖTEN, İBRAHİM HALİL
KERTEZ, ZEKİYE HAPPANİ, ERDAL ÇELİK, MERYEM
NEVZAT ÖZÇELEBİ, GÜLDEREN FEDAİOĞULLARI, İCLAL TÜFEKÇİYAŞAR, HATİCE ÇİÇEKDAL, KEZBAN ZORLUOĞLU, NEVİN SAĞLAM, ŞEHİT POLİS MEMURU FATİH KILBEY.
Yıllardır kendi kaderine terk edilmiş Akpınar, bütün bu ilgisizliğe karşı
ayakta kalmaya devam ediyor.
Kilis’in önemli mesire alanlarından biri olan
ancak ilgisizlikten dolayı Kilis halkının da artık
pek uğramadığı Akpınar, tertemiz akan suyu
ile adeta bütün bu olumsuzluklara meydan
okuyor.
Akpınar neden temizlenmiyor?
Hafta sonları çok az insanın piknik için geldiği
Akpınar’da, vatandaşlar en çok bakımsızlıktan
ve özellikle de temizlik yapılmamasından dert
yanıyorlar. İçki şişelerinin ve poşetlerin dikkat
çektiği Akpınar’ın suyunun aktığı kanallarda,
çocuklar her şeye rağmen oyun oynamaya
devam ediyorlar. Vatandaşlar böylesine güzel
bir mekanın neden böyle terk edilmiş gibi
durduğunu çok merak ettiklerini dile getirerek,
Akpınar için yetkilileri daha duyarlı olmaya
çağırıyorlar.
Damlama Sulama Sistemi
Yaygınlaşıyor
Genel olarak kurak bir iklime sahip olan
Kilis’te gün geçtikçe su kaynaklarının
azalması,
sulama
yapılan
derelerin
kuruması ile birlikte çiftçilerin, damlama
sulama sistemini daha sıklıkla kullanmaya
başladıkları dikkat çekiyor.
Kaba sulama tarihe mi karışıyor?
Kilis’te tarla ve bahçelerde damla
sulama sisteminin son yıllarda iyice
yaygınlaşmaya başladığı gözleniyor.
Tarla ve bahçelerin içine açılan arıklardan
akıtılan su ile yapılan sulama sisteminin
halen nadir de olsa devam ettiği Kilis’te, bazı
üreticilerin ciddi bir su tasarrufu sağlayan
damlama sulamaya geçtiği görülüyor. Bu
sistemin su kaybını önlediğini belirten
üreticiler, böylece hem sudan hem emekten
hem de masraftan tasarruf sağladıklarını
ifade ediyorlar.
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
www.kilispostasi.com
Selim Baytürkmen
Kilis Her Şeye
Alışır mı?
SAYFA
TEMMUZ-EYLÜL 2015
05
Kilis Bahçalarında Kışa
Hazırlık!
[email protected]
Yıllarca sınır kenti olmanın eziyetleri çektik! Kaderimiz
buymuş deyip terk ettik Kilis’i, başka ekmek kapıları
aradık başka memleketlerde! Şimdi yüz binlerce Kilisli
başka şehirlerde!
Bir gün Tekel’i özelleştirdiler, binlerce müstahsil mağdur
oldu. Yine kaderimize küstük, üzüm bağlarını söküp tarla yaptık. Sorumlularına hesap sormadık! Ödüllendirdik!
Sonra Suriyeliler geldi. Ensar olacaksınız dediler olduk!
Bu duruma alışacaksınız açıklamaları yapıldı, ses çıkarmadık. Şimdi nüfusumuz kadar Suriyeli ile iç içe yaşamaya alıştık!
Sınırdan gelen bomba seslerine, üstümüzde uçan jetlerin gecenin sessizliğini bozmasına alıştık. Polisin şüpheli bulduğu çantayı fünye ile patlatmasının ardından
olay yerindeki parkta oturmaya hiçbir şey olmamış gibi
devam ettik.
“İstikrar bozulmasın” diye yaptığımız siyasi tercihlerimizin faturasını ödedik. Hizmet görmedik yine seçtik, yine
faturayı ödedik! Fatura ödemeye de alıştık!
Yağmur yağdı ıslandık, çamur oldu kirlendik, yaz geldi
toza bulandık ama gıkımız çıkmadı!
Kendimizi ve kentimizi hep yanlış adreslerde aradık! Zaman kaybetme lüksümüz yok artık, gereğini yapmak ve
bize sahip çıkanlara sahip çıkmak zorundayız. Bundan
öte yapılan tercihler sonrasında, yine alışırız kötü gidişata mazaallah!
Bir yandan az aylarında yetiştirdikleri ürünleri hasat eden Kilisli
Bahçacılar, bir yandan da kışa hazırlık yapıyorlar.
Salatalıktan, domatese, biberden patlıcana
yaz ayında birçok ürün yetiştiren Kilisli
bahçeciler, bu ürünlerini hasat etmeye
devam ederken, kış ayları için hazırlık
yapmayı da ihmal etmiyorlar.
Sarımsak ekimi yapılıyor
Bahçede ekim yaparken görüştüğümüz
bahçeci esnafı kış için sarımsak ekimi
yaptıklarını dile getirirken, şimdi ektikleri
sarımsağın 30-40 gün zarfında topraktan
çıkacağını ancak hasada Ocak ayında
hazır olacağını belirtiyor.
Bahçecilerin sorunu bitmek bilmiyor
Gece gündüz, yazın sıcağı kışın soğuğu
demeden durmadan çalışmalarına rağmen
hak ettikleri kazancı elde edemediklerini
belirten bahçeciler, pazarlama sorunu ve
düşük fiyatların kendilerini zora sokan
öncelikle sebepler olduğunu dile getiriyorlar.
Sebze halinin yetersizliğinin de kendileri
için bir sorun olduğunu vurgulayan Kilisli
bahçeciler, söz verilmesine rağmen Kilis’e
yıllardır yeni bir sebze hali yapılmadığını da
hatırlatıyorlar.
Vazgeçilmez Hobi: Kuşçuluk!
Kilis’te eskiden beri süre gelen Kuşçuluk, halen vatandaşların
ilgisini kaybetmediği bir hobi olarak şehirde devam ediyor.
Tek katlı bahçeli evlerinin terasına
kurdukları kümeslerde çeşit çeşit kuşları
besleyen, güneş batmadan önce onları
gökyüzünde uçuran meraklı vatandaşlar,
kuşçuluğun vazgeçilmez bir alışkanlık
olduğunu dile getiriyorlar. Eskiden
Kuşçu Kahvelerinin bulunduğu Kilis’te,
Kuşçuluğun bir hobi olarak halk arasında
çok yaygın olduğunu, bu kahvelerin
bir
hayli
müdaviminin
bulunduğu
biliniyor. Ancak günümüzde bu tür
Kuşçu kahvelerine Kilis’te nadir olarak
rastlamamıza rağmen, Kuşçuluğun halen
azımsanmayacak derecede fazla kişi
tarafından devam ettirildiği gözleniyor.
Damlarda Kuş Kümesleri Halen Görülüyor
Kilis’te mahalle ve sokak aralarında
dolaşırken, havada gruplar halinde
uçan kuş kümelerine rastlamanız
içten bile değil! Kilis’in eski evlerinde,
apartmanların teraslarında kuşçuluk
halen devam ediyor.
İşte en gözde güvercin çeşitleri:
Kişpir Posta, Kara Şekkeli, Kırmızı
Şapkalı, Şamı, Solak, Ağ Bulutu, Normal
Ağ, Kara Nakışlı, Kara Payamı, Sırtı Kızılı
(Mencüleli), Kaval, Cübbeli, İstanbullu,
Halepli, Urfalı,Takkeli, Musavvet, Sarı
Musavvet, Kırmızı Kandilli, Hindi, Şakşak,
Aynalı, Annebi
SAYFA
06
TEMMUZ-EYLÜL 2015
KİLİS POSTASI
EĞİTİM
Müslüman’ım, öyleyse benim de adım
Türk’tür,” diyerek tek bir çatı altında
varlıklarını ilan etmişlerdir.
Behiye Alioğlu
Nasıl müthiş bir tablo! Nasıl da gurur
verici bir tarih…
Sen de Davetlisin
Bu anlayış zihinlerde olduğu sürece,
gönülde hüküm sürmemesi mümkün
mü? Gönülde hüküm süren bu anlayışla gurur duymamak mümkün mü?
[email protected]
72 millete ben Müslüman Türk’üm dedirtmek! Aman yarabbi, ne büyük bir
hikmet!
“Ben Müslüman Türk’üm” sözüyle şükrün anlamını zenginleştiren ve Türklüğün kader, Müslü- Tarihin den böylesine kokular alarak meşk olan,
manlığın seçim olduğunu belirterek, “Müslüman böylesine güzel bir anlayışla yoğrulan, insanı
Türk” ifadesine anlam katan, Ahmet Yesevi haz- ayet gibi mukaddes kılıp, bu sebeple de insana
olan her hizmeti, ibadet olarak gören Türk milleti,
retlerinin ruhu şad olsun.
Ahmet Yesevi öylesine bir anlayışla Anadolu’yu her sahnede ve her dönemde tavrıyla dünyaya
kuşatmıştır ki, Türklüğü ırkçılıktan çıkarıp, bir ça- adaleti ve düzeni yaymak için çabalaşmıştır.
dıra dönüştürmüştür. Bu çadırın içerisine Yezda- Bu misyon; Teoman dan, Metehan dan, bilge
niler, Boşnaklar, Lazlar, Kürtler, hatta Ermeniler kağandan, Ahmet Yesevi den, Hacı Bektaşi Veli
dahi girmiştir. Bu çadıra girenler, çadırdaki, İslam den, M. Kemal Atatürk’e kadar ulaşmış bir anlakokusundan etkilenmiş, kurtla kuzuyu bir ara- yıştır.
da yaşatan Bektaşilerle bir olmuşlar ve bende Bu anlayış Ehl-i Beyt’in mayasıdır. Öyleyse bu
Türk’üm demişlerdir.
misyonun sahibi Hz. Ali velayetiyle, Resulullah’a
Anadolu coğrafyası ilmek ilmek bu nakışla işlen- dayanır. O zaman sonuç olarak diyebiliriz ki, bu
miş, toplumsal refah bu misyonla sağlanmış, ma- misyon, İslam’ın misyonu, Hakk’ın muradıdır.
nevi kurtuluş bu reçeteyle yazılmıştır.
İşte bu sebeple, asekirullah(Allah’ın askeri) sıfatı
Halk bu anlayış da hem sosyal, hem ekonomik, bu millete nail olmuştur.
hem de manevi huzuru bulunca, bu zincirin hal- Günümüze gelecek olursak, bu misyonu emanet
kasına dâhil olmak için, gönül vermiştir. Azınlık- alan kişi, aynı, tarihteki bu ulu insanlar gibi, bir yol
lar dahi Bektaşi dergâhlarına katılarak, “bende takip etmiş, dünyaya adaleti, düzeni ve ekonomik
www.kilispostasi.com
yükselişi sağlamayı hedefleyerek, aynı o dönemdeki gibi insanlığın kurtuluş reçetesini sunmuştur.
Yine tarih tekerrür etmektedir. Yine Müslüman
Türk kimliği dünyaya yankılanmaktadır. Ve aynı o
dönemdeki azınlıkların hayranlıkla “ben Türk’üm”
diyerek gurur duyduğu bu söylem, bu günde dünya ülke liderleri tarafından “ne mutlu Türk’üm diyene” sözüyle yeniden canlanmaktadır.
Günümüzde, bu anlayışın adresi Prof.Dr. Haydar
Baş Bey’dir.
Putin’in daveti üzerine Rusya’ya giderek Duma
meclisinde konuşan Haydar baş bey’in taşıdığı
bu misyondan etkilenen, liberal demokrat Partisi genel başkanı Vladimir jirinovski’nin, sohbet
sonrasın da “ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü
haykırması, Müslüman-Türk anlayışının Haydar
Baş Bey eliyle devam ettiğinin ispatıdır.
Bu anlayışın günümüz reçetesi olan, Milli ekonomi modeli, sosyal devlet- milli devlet projesiyle,
şaha kalkarak, dünyayı sömürü düzeninden kurtaracak, insan’a insanca yaşama olanaklarını sunacaktır.
Bu tezin sahibi olan Prof.Dr. Haydar Baş Bey de
bu çadıra herkesi davet etmektedir. Ne olduğunuzun, hangi görüşe sahip olduğunuzun, ya da
hangi soydan geldiğinizin önemi yok. Herkesi bu
çadıra davet ediyoruz. Gelin bu sefer Bağımsız
Türkiye Partisinde bir olalım, Haydar Baş Bey’in
yanında olalım. Biz size hizmete talibiz. Biz herkese bu kokunun güzelliğini hissettirmeye talibiz.
Yeter ki siz isteyin
At Arabaları Hortluyor mu? İçinden İncir Ağacı
Kilis’te dönemin belediye başkanı tarafından kaldırılan at
arabalarının, başta Suriyeliler olmak üzere vatandaşlar
tarafından tekrar kullanılmaya başlandığı dikkat çekiyor.
Çıkan Çeşme!
Duvarları içinden incir ağacı çıkan belki de ilk ve tek
çeşme olan İpşir Paşa Kasteli kendi kaderine terk edilmiş!
Son zamanlarda trafiğin en işlek
olduğu ana caddeler dahil her yerde
görülmeye başlanan at arabalarının,
çoğunlukla çöpten eşya toplayan
Suriyeliler
tarafından
kullanıldığı
görülüyor.
Ana caddelerde hiçbir yaptırıma
uğramadan at arabalarının gezmeye
devam etmesi, diğer at arabası
sahiplerini de cesaretlendirmiş olacak
ki, son zamanlarda Kilis trafiğinde
gezen at arabası sayısının bir hayli
arttığı gözleniyor. Günün her saatinde
şehir merkezinde karşınıza çıkabilecek
at arabalarının, eskiden olduğu gibi
sokaklara pisliklerini de bıraktıkları
gözleniyor.
Vatandaş Tepkili
Tekrardan at arabalarını ve yerlerde
atların bıraktığı pislikleri görmeye
başlayan Kilisli vatandaşlar ise, yıllardır
Kilis’in adeta kanayan bir yarası
olan at arabalarını yine görmekten
pek de memnun olmadıklarını ifade
ediyorlar. Yetkililerin bu duruma karşı
duyarsız
kalması,
vatandaşların
haklı tepkilerine neden olduğu da
dikkatlerden kaçmıyor.
1654 yılında Sadrazam Mustafa
Paşa (İpşir Paşa) tarafından
yaptırılan çeşmenin günümüzde
suyunun
akmadığı
gözleniyor.
Özellikle içinden çıkan incir ağacı ile
dikkatleri üstüne çeken İpşir Paşa
Kasteli’nin tarihi ve turistik değere
sahip olmasına karşın bu denli
bakımsız bırakılması herkesin merak
ettiği bir konu olarak karşımıza
çıkıyor. Çeşme park yeri olmuş
İçine
motosiklet
park
edilen,
kurnasına atık taşlar konulan çeşme,
çeşme olmanın dışında her şekilde
hizmet verirken, duyarlı vatandaşlar
Kilis’in bu önemli değerinin restore
edilerek şehre kazandırılacağı günü
merakla bekliyorlar.
KİLİS POSTASI
YAŞAM
www.kilispostasi.com
SAYFA
TEMMUZ-EYLÜL 2015
07
Kilis’te Künefe
Çeşitleri Artıyor
Bir yandan az aylarında yetiştirdikleri
ürünleri hasat eden Kilisli Bahçacılar, bir
yandan da kışa hazırlık yapıyorlar.
Peynirli ve ağızlı olarak bilinen klasik künefe
çeşitlerinin çok geride kaldığı Kilis’te, her gün farklı
lezzette ve görünümde künefe çeşitleri piyasaya
çıkıyor. Özellikle tatlı sektörüne yeni adım atan
bazı işyerleri, kendilerine has ürettikleri spesiyal
künefeleri ile adlarını duyurmaya çalışıyorlar.
Meraklısına damak çatlatan lezzetler
Kilis’te halk arasında bir hayli yüksek olan tatlı
tüketimi giderek artarken, vatandaşların klasik tatlı
çeşitlerinden çok, bu tür değişik tatlı çeşitlerini ve
yeni açılan işyerlerini deneme yolunu tercih ettikleri
gözleniyor. Kaymak ve Antep fıstığının ön planda
olduğu bu künefe çeşitlerinde kullanılan peynirler
dahi Antakya’dan özel olarak sipariş ediliyor.
Kilis Katmeri
‘Katmerlendi’
Tescilli Meşhur Kilis Katmerinin fiyatı
son artışlarla birlikte 8 TL’ye çıkarken,
artık lüks tatlılar sınıfına girdi.
2015 yılı içerisinde Türk Patent Enstitüsü tarafından
Kilis’e özgü bir tatlı olarak tescillenen Kilis Katmeri,
artık lezzeti kadar pahalı fiyatı ile de insanları şaşırtıyor.
Kilis Katmeri son yıllardaki ard arda artışlarla birlikte
tanesi 8 TL’den satılmaya başlandı.
Ünlü olmak böyle bir şey!
Kalabalık gruplarla birlikte Kilis Katmerini tatmak
için tatlı salonlarına giden müşteriler yüksek hesap
öderken, Kilisli vatandaşlar katmerin fiyatının yüksek
olduğunu düşünüyorlar. Katmerin eskiden herkesin
kolaylıkla yiyebileceği bir tatlı olduğuna işaret bazı
vatandaşlar, Kilis şartlarında pahalı olan katmerin
fiyatının düşürülmesi gerektiğini ifade ediyorlar.
Kilis’te Kopan Bacağı Yerine Diktiler
Kilis Devlet Hastanesi doktorlarından Kalp ve Damar
Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Vecih Keklik ve Ortopedi
Uzmanı Op. Dr. Adnan Gerçekcioğlu, sağ ayak
bileğinin yaklaşık 5 cm üzerinden şarapnel parçasıyla
yaralanan hastanın kopan bacağını 5 saatlik başarılı
bir operasyon ile yerine diktiler.
Zor ve başarılı bir ameliyat yaptıklarını belirten Kilis
Devlet Hastanesi doktorları, ameliyatın başarılı
geçtiğini ve hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu
söyledi. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Vecih
Keklik ve Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Adnan Gerçekcioğlu
operasyon sonrası hastanın ayağında his ve hareket
fonksiyonlarının geri kazanıldığını belirtti.
KİLİS POSTASI
SAYFA
08
GÜNCEL
TEMMUZ-EYLÜL 2015
Kilis’te Feci Kaza:
9 Yaralı
www.kilispostasi.com
Polis Kılbey’e Son Görev!
Kilis çevre yolu üzerinde meydana gelen kazada 9
kişi yaralanırken, araçlar hurdaya döndü.
Şanlıurfa’da hain bir saldırı hayatını kaybeden
Polis Fatih Kılbey, memleketinden önce Kilis’e
getirildi.
Şanlıurfa Balıklıgöl Devlet Hastanesi Acil Servis’i önünde
teröristlerin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybeden polis
memurlarından Kilis’te uzun süre görev yapmış olan Fatih Kılbey
ve Tanju Sakarya için Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü’nde resmi
tören düzenlendi.
Polis kendi evinde!
dinilen bilgilere göre; kaza Çevreyolu
üzerinde Kilis İl Özel İdaresi kavşağında
bir otomobilin minibüse çarpması
sonucu meydana geldi. Meydana
gelen kazada şehiriçi dolmuşta
bulunan 8 yolcu ile otomobil sürücüsü
yaralanırken, otomobilde ciddi hasar
meydana geldiği gözlendi.
Trafik kazasında yaralananlar tedavi için
Kilis Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken,
olayla ilgili inceleme başlatıldı.
FELHAN YAYINCILIK REKLAMCILIK ve DAĞITIM
3 AYLIK YEREL GAZETE
İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu
Yazı işleri Müdürü
Dr.Ahmet Hamdi Kepekçi
0532 558 93 69
Yazı İşleri Müdürü
Abdülkadir Uğur Kepekçi
0532 413 30 76
Kilis Temsilcisi
Selim BAYTÜRKMEN
0535 774 22 02
İdare Yeri: Demirtaş Mah. Sabunhane Sk.
No:19/407 Eminönü - İSTANBUL Tel: 0212
504 41 41
Baskı: Akademi Basın Yayın Org. ve Matbaacılık Ltd. Şti. - Adres: Davutpaşa Cad. Güven
San. Sit. C Blok No:230 Topkapı - İST.
Tel.: 0212 493 24 67
abone olun
“gazeteniz kapınıza gelsin”
0212 504 41 41
Yayınlarımızın tüm hakları KİLİS POSTASI’na aittir. Kaynak gösterilmeden iktibas edilemez. Yazıların
sorumluluğu yazarlarına, ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir. Gazetemiz il temsilcileri fahri
olarak görev yapmaktadır. Yayınlanan köşe yazısı ve haberin tüm hakları Felhan Yayıncılık Reklamcılık ve Dağıtım’a aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir.
[email protected]
| www.kilispostasi.com
REKLAMLARINIZ iÇiN
BiZi ARAYIN: 0532 558 93 69
Polis memuru Fatih Kılbey’in cenazesi Şanlıurfa’daki törenin
ardından karayolu ile Kilis’e getirildi. Yoğun bir kalabalığın
toplandığı Polis Fatih Kılbey’in evi önünde acı ve hüzün hakimdi.
45 yaşında Polis memuru Fatih Kılbey’in cenazesi defnedilmek
üzere dualar eşliğinde memleketi Antakya’ya götürüldü.
www.kilispostasi.com
KİLİS POSTASI
SAYFA
GÜNCEL
di. Arap baharı döneminOp. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi de Nato’nun üs merkezini
İzmir’e taşıdığını ve buradan Libya’yı vurduklarını
İkiz Yasalar Bugünler İçin mi
hatırlattı. Şimdi ise, ABD
Yasalaştırıldı
ve İsrail projesi olarak
sokakta Türklerle Kürtleri
[email protected]
vuruşturmak istendiğinin
altını çizdi. Bir de ikazda
Ülkemiz karanlık bir dönemin içine girbulundular. Burada görev
di. Öyle bir dönem ki, görenedir görene, alan adamın dinle devletle milletle bir ilköre nedir köre misali. Haydar Baş be- gilisi yoktur dediler.
yin, Bağımsız Türkiye Partisi başkanlık Haydar hoca, onlarca yıl önce de Güdivanındaki konuşması geçmişten gü- neydoğu Anadolu bölgesini elimizden
nümüze bütün süreci özetler nitelikteydi. alacaklar; Birleşmiş milletleri çağıraHaydar hoca, 7. Haziran seçim sonuç caklar, milletin önüne sandık koyacakdeğerlendirmesinde, Türkiye karanlık lar, kendi geleceğin hakkında karar ver
bir döneme girdi demişti, şimdi ise Tür- diyecekler, ülkeyi bölecekler demişti.
kiye’nin zifiri karanlık bir döneme girdi- İşte bütün yaşadıklarımız sayın Haydar
ğinin altını çizdi. Kürt kardeşlerimize, Baş beyi haklı çıkartıyor. Adeta işaret
İslam dünyasını Arap baharı ile kan gö- edilen o günler geldi çattı. Konuşmasılüne çevirenlere güvenmeyin dediğini nın devamında, etnik bir çatışma hedefhatırlattı. Geri dönüşü olmayan bir nok- lenmektedir diye vurguladılar. Çözüm
tada olduğumuzu söyledikten sonra oy- olarak da görevimiz kanı durdurmak ve
nanan oyunun Büyük Ortadoğu Projesi kardeşliği temin etmektir dediler.
(BOP) adı altında büyük İsrail’i hayata Peki, kardeşliği kim temin edecek. Elgeçirmek olduğunun tekraren altını çiz- bette ki bölünmenin hukuki alt yapısını
TEMMUZ-EYLÜL 2015
09
hazırlayanlar değil. Okuyucuya ikiz yasaları yani halkların kendi geleceklerini
kendileri belirler yasasını hatırlatmak
istiyorum. 57. Hükümetin, self determinasyon ilkesini Türkiye’de uygulamaya
koymayı taahhüt ettiği ulusal program
24 Mart 2001 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yayına girmişti. Devlet
Bahçeli bu hükümetin başbakan yardımcısıydı. Self determinasyon bir başka ismiyle ikiz sözleşmeler 4 Haziran
2003 de AKP ve CHP’nin oylarıyla kanun haline getirilmişti. Özet olarak bölünmenin hukuki altyapısı olan ikiz yasalar CHP, MHP, AKP ortak yapımıdır.
Çözümün olmazsa olmaz kuralları vardır. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin ortaya
koyduğu kardeşliğe ihtiyacımız var. Bu
etnisiteye değil kültüre inanca bağlı bir
kardeşliktir. Sosyal devlet yapılanmasıyla, ekonomik kalkınmayla, toplumsal
barışla desteklenen kardeşliktir.
Bunun tek adresi var o da Prof. Dr. Haydar Baş ve Bağımsız Türkiye Partisidir.
Gelin hep birlikte 1 Kasım genel seçimlerini bir fırsata çevirelim.
Türkiye’nin İlk Özel
Televizyonlarından Meltem
Medya Grup Yeni Frekansında
İzleyicisine daha iyi daha kaliteli bir yayıncılık sunmak adına
yaptığı teknik yatırımlar neticesinde Türksat-4 A’da frekans
değişikliğine gitti. Grubun yeni frekansında izleyici Meltem TV,
Mesaj TV...
İzleyicisine daha iyi daha kaliteli bir
yayıncılık sunmak adına yaptığı teknik
yatırımlar neticesinde Türksat-4 A’da
frekans değişikliğine gitti. Grubun
yeni frekansında izleyici Meltem TV,
Mesaj TV, Kadırga TV, Sıhhat TV ve
Ajans 99’u İzleme fırsatı bulacak.
Konu ile ilgili açıklama yapan
medya grup başkanı Mustafa
Uğurlu, "Medyada pek çok alanda
ilklere imza atan Meltem Medya
Grup yeni frekansında daha kaliteli
bir yayıncılığın yanı sıra sürpriz
programlar ve yeni yüzleri de
izleyicimizle
buluşturacağız.
Bu
arada iki de yeni kanal kurduk.
Tematik yayıncılığın öncüsü olarak
izleyicimizden
gelen
talepler
doğrultusunda bir sağlık kanalı
birde ekonomi kanalı kurduk.
İzleyici taleplerinin bizim yayıncılık
ilkelerimizde çok önemli bir yeri var.
Bu talepler doğrultusunda Türkiye’nin
tek yüzde 100 sağlık kanalı olan
Sıhhat Tv’yi ve alışıla gelmiş ekonomi
kanallarından çok farklı bir ekonomi
vizyonu sunacak olan Ajans 99’u
izleyicimiz ile buluşturduk" dedi.
SAYFA
10
TEMMUZ-EYLÜL 2015
KİLİS POSTASI
SAĞLIK
deki mendil ile göz yaşlarını
silerken tek cümleyle ifade
Nejat Taşkın
etmişti ben çocuğun bu güzel Atatürk sevgisi ve davOKULLAR AÇILIRKEN BİR
ranışı karşısında daha fazla
ÖGRENCİNİN PROFİLİ
dayanamayarak,göksümde
yıllardır taşıdığım Atatürk
rozetini,ona taktığımda [email protected]
men ayağa kalkarak elimi
öptü babasına doğru koştu
Her sabah kartal metro istasyonundan bin- ve okullar açıldığı gün öğretmenime bu Atadiğim metro trenine, babasının elinden tu- türk ,ü göstereceğim dediğinde tekrar ona
tarak trene binen 7 veya 8 yaşlarında bir yanıma çağırıp bu Atatürk hatıramı kendiçocuğun gürül gürül kulağıma vuran se- sine ve babasına anlatmaya başladım;ben
siyse kendime geldim. Çocukluğuma ve dedim;10 kasım 1953 günü Atatürk ün aziz
ilkokula başladığım günleri hatırlayarak tabutunu etnografya müzesinden alınıp
yanıma oturan çocuğun gülümseyen çeh- anıt kabre taşıyan heyetin içinde görevliyresinde o günlerin parlak izlerini gördüm. dim. Onun mumyalanmış yüzünü yakından
çocuğa Atatürk.ü sordum.bana içtenlikle gördüm ve Ankara ana tamir fabrikasının
tek kelime ifadesi içinde tek cümleyle ce- da görevli olduğum için orada yapılan top
vap verdi,onu çok seviyorum dedi ve ilave arabasına konma görevi için vazifelendietti ilk okul 2 inci sınıfa gidiyorum okulu- rildim.23 yaşındaydım boynumda fotoğraf
mu ve ülkemi çok seviyorum ilkokul 2 inci makinem olduğu halde atayı tabuta kosınıfa giden bir çocuktan bu cümleyi duy- yup top arabasına yerleştirdik.gençlik parmak beni çok sevindirdi.bende kendisine kı önünde bekleyen kortejde başta celal
Atatürk öldüğü zaman ilkokul birinci sınıfa Bayar,Adnan menderes ve refik koral tan
yeni başlamıştım diyerek,10 kasım 1938 merhumlar olmak üzere yürüyüşe başladık.
günü sınıfa gözü yaşlı giren rahmetli öğ- En önde bir yüzbaşı Atatürk ün fotoğrafını
retmenim nimet ertemdi sınıfa girmiş elin- taşıyor ve onun arkasında bu üçlü protokol
www.kilispostasi.com
ve onları resimleyen birde ben vardım.binlerce Ankaralı oradaydı kortej bakanlar,üst
makamlar yetkili kişileri ve direklerde o günün çok değerli spikeri Jülide Gülizar vardı
her direkte bir hoparlör ve ağlayan ve ağlatan Jülide Gülizar bütün Türkiye ağlıyor.
radyolardan ağıt sesleri anıt kabre doğru
dalga dalga yayılıyordu .bu manzara tam
3 saat sürdü ,biz 10 kasım 1953 yılında
etnografya müzesinden anıtkabire 3 saat
de gelmiştik ve bu gelişimiz sırasında makinemde birkaç kare vardı o fotoğraflar karesinde 3 merhum liderin fotoğrafları uzun
yıllar hafızamda Atatürk ifadesini dile getirmesine yetti ve ben bu anı daima ifade
ederken hep hüzünlü bir göz yaşına sahne
olur küçük çocuk küçük çocuk babası ve
etraftakiler beni dinleyerek bir saygı ifadesi
içinde girdiler bende okullar açılırken bu
anımı ve yaşadığım bu tabloyu işte sizlerle
paylaşmak istedim çünkü,Atatürk ve cumhuriyet bizim en büyük güvencemizdir ona
her vesileyle koruyarak ve bizden sonraki
nesillere daha zengin daha gösterişli bir
Türkiye cumhuriyeti emanet edeceğiz bu
teslimiyetin bekçileri gençler olacaktır.
Yeni ders yılınız kutlu olsun başlarken bütün öğretmen ve örgencilere selamlar…
Nerede O Eski
Günler!
Hammaddesi bakır olan ve yapımı büyük
emek isteyen “Kildanlık” bir zamanlar Kilisli
bayanların kullandığı önemli bir eşyaydı.
İçine sabun, lif, kese, kına ve kil konan bakırdan
yapılmış bu kaplar eskiden bakır ustalarının
hünerli ellerinde şekil kazanırlardı. Şimdilerde
sadece bir süs eşyası olan Kildanlık, bakır kapların
kullanıldığı dönemlerde önemli bir eşya olarak
evlerde bulunurdu.
Bakır altına denkti
Özellikle
Güneydoğu
Anadolu’da
bakır
işlemeciliğinin önemli bir sanat kolu olduğu
biliniyor. Bakırcılık mesleğinin altın çağı olarak tabir
edilen 1960 yıllara tanık olanlar, bakırın fiyatının
altına yakın olduğunu ifade ederken, bakırcılığın
yaygın ve kazançlı bir meslek dalı olduğunun altını
çiziyorlar. Modern teknolojinin devreye girmesi ile
birlikte piyasaya sürülen emaye, teflon, döküm
eşyaların yaygınlaşması ile birlikte kaybolan bakır
işlemeciliği şimdilerde çok az usta tarafından süs
eşyası üretimi alanında sürdürülüyor.
KİLİS POSTASI
YAŞAM
www.kilispostasi.com
SAYFA
TEMMUZ-EYLÜL 2015
11
Kilis’te Kış Hazırlıkları Sürüyor
Kilis’te kurutmalık yapımı, salça ve biber derken kışa hazırlık telaşı
bütün evleri sarmış durumda!
Havaların güzel ve güneşli gittiği Eylül ayını
yaşadığımız şu günlerde Kilis’teki evlerde bir
koşuşturma bir telaş almış başını gidiyor. Kışlık
zahirelerini hazırlama çabasındaki Kilisli hanımlar
dur durak demeden çalışırken, erkeklerde evin
ihtiyacı olan taze sebzeleri bir şekilde temin etmeye
çalışıyorlar. Bu nedenle Kilis Sebze Hali’nde
hareketli günler yaşanmaya devam ederken, Kilis
sokaklarında biber çektirenlere, eski hallelerde
Peygamberimiz hadislerinde kurban kesmeyi teşvik
etmiş ve kurban kesenlere büyük müjdeler vermiştir.
Gücümüz yettiğince kurbanlarımızı hasta ve zayıf
olanlardan değil göze hoş görünen güzel semiz hayvanlardan seçmeliyiz bu konuda peygamberimiz şöyle buyuruyor.
[email protected]
Bu konuda Kurân-ı Kerim’de şöyle ifade buyrulmaktadır: “Biz her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık
olarak verdiği hayvanların üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık İlahınız tek
bir Allah’tır Şu halde yalnız O’na teslim olun” [hac 22-34]
Kurban bayramı bayram namazından evvel camilerde vaazların baş konusu hazreti İbrahim peygamberin oğlu Hz İsmail as Allaha kurban olarak adaması
kıssasıdır
Hz İbrahim, bir oğlu olursa, Allah yolunda onu kurban
edeceğini adamıştı. Aradan uzun bir zaman geçtikten
sonra oğulları olmuş, fakat o, adağını unutmuştu rüyada kendisini, oğlu İsmail’i kurban ediyor görünce,
adağını hatırlamıştı.
Konuyu oğlu İsmail’e açmış, oğlu da bu emre büyük
bir teslimiyet göstermişti Allah cc onların bu büyük
teslimiyeti karşısında Cebrail as vasıtasıyla İsmail as
yerine bir koç göndermiş ve onu kurban kesmiştir
Türkiye’de ve dünyada organik gıda ürünlerine
olan ilgi artmaya devam ederken Kilisli vatandaşlar,
yıllardan bu yana organik ve doğal ürünleri
kendilerinin zaten ürettiğini ifade ediyorlar.
Bakınız, bu konuda Kuran-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:
Kurban Bayramı
Onun namazı orucu haccı zekâtı hulasa bütün iyi
ibadetleri Allaha kulluğunun bir gereği ve ispatıdır bu
bağlamda kurban kesme ibadetlide insanları cenabı
Allaha yaklaştıran bir ibadettir
Asıl organik ürünleri biz üretiyoruz
bulacaksın.’ dedi. Her ikisi de Allah’a
teslim oldular (Allah’ın emrine boyun
eğdiler). İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz de ona şöyle seslendik:
‘Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat
gösterdin, şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.’ Dedik ve ona (İsmail’e karşılık )
büyük bir kurbanlık fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam
bıraktık. Selam olsun İbrahim’e. İşte biz
iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Çünkü 0, bizim mümin kullarımızdandır.”
(saffat 100-111)
Alaaddin Özkar
Ben, insanları ve cinleri, ancak bana ibadet/kulluk
etsinler diye yarattım. (zâriyât -56) hitabını duyan
insanoğlunun dünyadaki bütün işleri Allahın rızasını
kazanmak içindir
salça kaynatanlara sıklıkla rastlamak mümkün
oluyor.
Kurban bayramında yapılan amellerden Allah’ü Teâlâ
katında kurban kesmekten daha kıymetlisi yoktur.
Daha kanı yere düşmeden Allah’u Teâlâ, onu muhafaza eder. Onunla nefsinizi tezkiye edin, onu seve
seve kesin! (Tirmizi)
“Onların (kurbanların ) ne etleri ne de kanları Allah’a
ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.’’ )
Esasen Allah Teâlâ ancak takva sahiplerinin yapmış
oldukları ibadetleri kabul eder.
Hz. Ali (ra) Hz. Peygamber’in (as) şöyle buyurduğu
rivayet etti:
“Ey insanlar! Kurban kesiniz, kanlarıyla Allah’tan sevap isteyip umunuz. Çünkü kurbanın kanı her ne kadar yere düşse de hakikatte Allah’ın himayesindedir”
Kurbanlarınız semiz olsun. Onlar Sıratta bineklerinizdir. [Zâd-ül mukvin]
(Kurbanların en hayırlısı boynuzlu koçtur.) [İbni Mace]
“İnsanoğlu Kurban Bayramında Allah’a kan akıtmaktan daha sevimli hiçbir amel yapamaz. Kurbanlık hayvan kıyamet gününde boynuzları, tüyleri ve tırnakları
ile (Allah’ın huzuruna) gelir. Kurban kesilirken kan
yere düşmeden Allah katında yüksek bir mevki ye çıkar. Öyle ise kurbanı gönül hoşluğu ile kesiniz.” (İbn
Mac)
Kurbanın derisindeki her tüy sayısınca size sevap
vardır. Kanının her damlası kadar mükâfat vardır.
O sizin mizanınıza konacaktır. Müjdeler olsun! [İbni
Mace]
Ya Fatıma, kurbanının yanına git! Kesilirken orada
bulun! Kurbanının yere akacak ilk kandamlasıyla,
geçmiş günahların affedilir. [İ. Hibban]
Cenabı Allah Kuran-ı Kerim’de bu kıssayı şöyle anlatıyor:
Nisap miktarına malik olan her Müslüman kurban
kesmekle yükümlüdür maddi durumu iyi oldugu halde kurban kesmeyenleri bakın dinimiz nasıl korku ile
uyarıyor hadis-i şerifte peygamberimiz ne buyuruyor;
“Hâli vakti yerinde olup da kurban kesmeyen, namaz
kıldığımız yere gelmesin!” (Hâkim)
“İbrahim ‘Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan
et’ dedi. Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul
müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa gelince, ‘Ey
oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum,
bir düşün, ne dersin ?’ dedi. (İsmail) Babacığım, sana
ne emrolunuyorsa yap. İnşallah beni sabredenlerden
Kurban bayramını bir tatil günü veya bir et bayramı
olarak telakki edilmemeli çünkü “Allah katında günlerin en büyüğü Kurban günüdür.” (Gunyet-üt Talibin)
diyor peygamberimiz Kurbanda niyet Allaha yakınlaşmak resulullahın sünnetini yerine getirmek Allahın
rızasını kazanmak olmalıdır.
Bir rivayette Rasulullah (sav,) iki güzel (kusursuz ve
semiz) koç kurban etmiş ve onları kendi elleriyle keserek: “Bismillah’i Allah’u Ekber! Bunlar, benim ve
kurban kesemeyen ümmetim içindir” buyurmuştur
(Muttefekun aleyh)
Ayrıca kurban, fakir, yetim, yoksul ve kimsesizleri sevindirmek suretiyle toplumda sevgi, birlik ve dayanışma duygularının gelişmesine, insanların birbirleriyle
kucaklaşmasına vesile olur kesilen kurban etinin üçte
birini yoksullara üçte birini misafirlere üçte birini ise
aile efradımıza bırakmak dinimizce uygun görülmüştür kur an kerimde Allah cc şöyle buyuruyor
“Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksullara yedirin”
(Hac Suresi ayet: 28);
“Etinden yiyin ve ondan dilenen ve dilenmeyen yoksullara yedirin “ (Hac Suresi ayet:36)
Peygamberimiz(sav), Hz Aişeye: “Kurban etini ne
yaptınız?” diye sorduğunda Hz Ayşe (ra) validemiz:
“Ya Rasulallah! Hepsini dağıttık sadece ön ayakları
kaldı” cevabını vermişler Bunun üzerine Peygamberimiz efendimiz (sav): “Bilakis ey Aişe! Hepsi kalmış ön
ayakları hariç buyurmuşlar”
Rabbim bayramımızı ve kurbanımızı bu şuur içerisinde yaşamamızı nasip eylesin.
SAYFA
12
TEMMUZ-EYLÜL 2015
KİLİS POSTASI
POLİTİKA
www.kilispostasi.com
Türkiye Zifirî Karanlık
Bir Döneme Girdi
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye’nin içinde bulunduğu kaos ortamı konusunda
çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin bölünme-parçalanma sürecine sokulduğunu ifade eden
Prof. Dr. Baş, "Türkiye zifiri karanlık bir döneme girmiştir" dedi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Başkanlık Divanı
İstanbul İl Başkanlığında toplandı. Genel Başkanı
Prof. Dr. Haydar Baş’ın başkanlık ettiği toplantıda
Türkiye’nin içinde bulunduğu durum değerlendirildi.
7
Haziran
seçimleri
sonrasında
yaptığı
konuşmalarda “Türkiye’nin karanlık bir döneme
girdiğini” ifade ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Haydar
Baş, bu ifadesini “Türkiye zifirî karanlık bir döneme
girdi” şeklinde güncelledi. BTP Lideri, “Henüz daha
bir çakmak taşı çakılmamışken, ‘Türkiye karanlık
bir döneme girdi’ dedim. Gaziantep’te söyledim,
İstanbul’da söyledim. Türkiye şimdi ise zifirî karanlık
bir döneme girdi. O kadar güçlü ışıklar tutmalıyız ki,
bu karanlık gündüze tebdil olsun” şeklinde konuştu.
Türkiye BOP kıskacında
Konuşmasında Türkiye’yi teslim alan terör ortamının
İslam dünyasını Arap Baharı adı altında yıllardır
kan gölüne çeviren Büyük Ortadoğu Projesi’nin
(BOP) bir yansıması olduğunu ifade eden Prof. Dr.
Haydar Baş, şunları söyledi: “Esasen bu adamların
böyle yapacağını biz biliyorduk. Hatırlarsanız
Güneydoğu
Bölgesi’ndeki
vatandaşlarımıza
‘Bunlara inanmayın. Bunların size çözüm falan
getirmesi asla mümkün değil’ dedik.
Türkiye geri dönüşü olmayan bir noktaya getirildi.
Aslında burada benim anlatmak istediğim şu:
Kürtler devlet kuracak da, onun için hareket
ediyorlar diye bir şey yok. Bu arkadaşları maalesef
büyük bir oyuna getirdiler. Oynanan oyun Büyük
Ortadoğu Projesi adı altında Büyük İsrail devletini
kurmaktır. Bunu göremeyen hiç kimse Türkiye’nin
içine sokulduğu durumu çözemez. Adamların
tek derdi Büyük İsrail. BOP, Büyük İsrail’i hayata
geçirmektir.”
Büyük Ortadoğu Projesi’nde AKP iktidarının
Eşbaşkan görevini üstlendiğini ifade eden BTP
Lideri, şu önemli tespitlerde bulundu: “Arap Baharı
döneminde NATO’nun Avrupa’daki üssünü İzmir’e
aldılar. Önce karşıymış gibi göründüler sonra İzmir’i
merkez yaptılar ve Libya’ya uzandılar. Libya diye
bir devlet kaldı mı? Peki, Libya’da huzur var mı, birlik
var mı? Yok. Hepsi gitti. Tunus, Mısır, Suriye, Irak aynı
şekilde... Büyük Ortadoğu Projesi’ne göre aralarında
Türkiye’nin de bulunduğu 22 İslam ülkesi yok olacak.”
Kürt-Türk kavgası çıkarmak
istiyorlar
Birçok kentte sahnelenen ve Kürt-Türk kavgası
çıkarmayı hedefleyen provokatif eylemler de
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın
gündemindeydi. Haydar Baş, bu konuda şu
açıklamaları yaptı: “Bu sokağa dökülmelerin
manası nedir? İç savaş. Nasıl iç savaş? Türklerle
Kürtleri vuruşturmak... Bu bir hainliktir. Bu ABD’nin,
İsrail’in projesidir. Burada görev alan adamın
İslam’la, Türklükle uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Burada bizim görevimiz kanın akmasını durdurmak,
milletin birliğini, beraberliğini temin etmektir. Bizim
görevimiz budur. Bunu yaptığımız zaman Türkiye’de
saadet, huzur, mutluluk olur. Bunu yapamazsak,
hiçbir şeyimiz istediğimiz manada hayata geçmez.”
Başkanlık sistemi, bölünmenin hukuki alt yapısıdır
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 400 vekil sözü üzerine
de dikkat çekici bir değerlendirme yapan BTP Genel
Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: “400
vekil ile Anayasa değiştirilecekti. Anayasanın ilk 3
maddesi kaldırılacak, üniter yapı yerine federatif
yapıyı getireceklerdi. Böylece Türkiye’yi hukuken
böleceklerdi.
Ondan sonra da ‘Benim ne günahım var. Senin
verdiğin oyla Türkiye’nin geldiği nokta bu, ben
günahkâr değilim’ diyerek halkı suçlayacaklardı.”
Tek çıkar yol birlik-beraberlik
Türkiye’nin bu bölünme-parçalanma tehlikesinden
tek çıkar yolunun birlik-beraberlik olduğunu ifade
eden Prof. Dr. Haydar Baş, Hacı Bektâş-ı Veli
örneğini verdi. Hacı Bektâş-ı Veli Hazretlerinin
Anadolu’daki etnik grupları İslam kardeşliği
potasında bir araya getirerek bir Müslüman Türk
milleti oluşturduğunu ifade eden BTP Lideri, “Şimdi
bizim ihtiyacımız olan da bu anlayış” dedi. Prof. Dr.
Haydar Baş, “Şimdi bu ortamdan ülkeyi çıkarmamız
lazım. Doğusu, Güneydoğusu, Batısı, Kuzeyi
karmakarışık olan bu ülkeyi evvela Hacı Bektâş’ın
mayasıyla mayalamamız lazım. Türkünü, Kürtünü,
Lazını, Çerkezini bir millet yapmamız lazım”
ifadelerini kullandı.
KİLİS POSTASI
POLİTİKA
www.kilispostasi.com
SAYFA
TEMMUZ-EYLÜL 2015
13
Prof. Dr. Haydar Baş
Ehl-i Beytin değeri
[email protected]
İnanan Müslümanlar içinde en üstün sınıf takva
sahibi Ehl-i Beyt’tir.
Ehl-i Beyt, Hz. Peygamber, Hz. Fatıma, Hz. Ali,
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimizdir.
Cenab-ı Hak ayeti kerimede, “Yüce Allah ancak
ve ancak siz Ehl-i Beyt’ten her türlü pisliği
gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister” (Ahzab,
33) buyurmuştur.
Yine “De ki: Ben bu (Peygamberliğimi tebliğime)
karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiç
bir ücret istemiyorum” (Şura, 23) buyurur.
Ehl-i Beyt’in üstünlükleri hakkında onlarca ayet
ve yüzlerce hadis vardır.
Biz bu ikisini vermekle kifayet ediyoruz.
Bugün çeşitli bahaneler ile birliği bozulan, tevhid
akidesinin manasını unutan İslam dünyasının
tekrar bir ve beraber olması için tek payda ise
Ehl-i Beyt’tir.
Birlik mayası Ehl-i Beyt, bilinçli bir şekilde
gizlenmiştir. Hatta Hamse-i ali Aba hadisinde
ısrarla altı çizildiği şekliyle 5 kişi olan Ehl-i
Beyt’in içine Hz. Peygamber’in hanımları,
Haşimoğulları, ümmetin tamamı dahil edilmek
istenmiştir.
Ehl-i Beyt’in beş kişi ile sınırlandırılması, İslam’ın
devamında üstlendikleri rol sebebiyledir.
Ehl-i Beyt, Cenab-ı Hak tarafından sevilmiş,
seçilmiş ve üstün tutulmuştur.
Ehl-i Beyt’in üstünlükleri mübarek imamların
döneminde de tartışılmıştır.
İmam Rıza Efendimiz ile Memun arasındaki bir
münazarayı vermek istiyoruz.
Ayette geçen ‘temiz ıtret’ hakkında Halife
Memun’un sorusuna İmam Rıza ayetlerle izah
getirmiştir: “İmam (as): Onlar Allah-u Teala’nın
kendi kitabında şu şekilde vasfettiği kimselerdir:
‘Ancak ve ancak Allah, siz Ehl-i Beyt’ten her
çeşit günah ve çirkinliği gidermek ve sizi tertemiz
kılmak ister.’ Yine onlar Resulullah ı haklarında
şu şekilde buyurduğu kimselerdir: Ben aranızda
iki ağır emanet bırakıyorum. Allah’ın kitabı ve
ıtretim olan Ehl-i Beyt’im.
Bilesiniz ki, bu ikisi havuzu başında Bana
gelinceye dek birbirlerinden ayrılmazlar.
Öyleyse Benden sonra bu ikisi hakkında nasıl
davranacağınıza dikkat edin. Ey insanlar! Onlara
bir şey öğretmeye kalkışmayın zira onlar sizden
âlimdirler.”
Alimler: “Ey Ebu’l Hasan! Acaba itret dediğin
Al’nin kendisi midir yoksa diğer kimseleri de
kapsıyor mu?”
İmam: “Onlar Al’in ta kendisidir”
Alimler: “Resulullah’tan: Ümmetim Benim
Al’imdir” diye nakledilmektedir. Ashabtan inkâr
edilemeyecek rivayetlerde Muhammed’in Al’i
onun ümmetidir” denilmiştir.
İmam : “Bana söyleyiniz, acaba sadaka Al-i
Muhammed’e haram mıdır?”
Ashab: Evet haramdır.”
İmam: “Sadaka bütün ümmete haram mıdır?”
Alimler: “Hayır.”
İmam: İşte ‘Al’ ve ‘ümmet’ arasındaki fark
da budur. Yazık sizlere… Kuran’dan yüz mü
çevirdiniz.”
Allah-u Teala yarattıklarından tertemiz olanları
ayırdığında, mübarek ayetinde Peygamber’ine
onlarla
beraber
lanetleşmeye
gitmesini
emrederek şöyle buyurdu: “Ey Muhammed! Artık
sana gelen bunca ilimden sonra da gene bu
hususta seninle çekişip tartışmalara girişirlerse
de ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı,
kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve
kendinizi çağıralım, sonra da dua edelim ve
Allah’ın lanetini yalancıların üstüne kılalım.” (Ali İmran, 61) Bu ilahi emirden sonra Resulullah,
Ali’yi, Fatıma’yı, Hasan ve Hüseyin’i yanına aldı.
Ayette geçen kendimiz ve kendiniz ibaresinin
anlamını biliyor musunuz?
Alimler: “Allah-u Teala onunla Peygamberin
kendisini kastetmiştir.”
İmam: “Yanıldınız çünkü Allah-u Teala onunla Ali
bin Ebu Talib’i kastetmiştir.”
Bir başka ayet: Peygamber itretinin dışında
herkesi caminin dışına çıkardı. Bu duruma halk
ve Abbas itiraz edip şöyle dediler. “Ey Allah’ın
Resulü neden Ali’yi bırakıp da sizi çıkaran Ben
değilim, bunu Allah böyle yapmıştır.”
Alimler: Bu söz Kuran’ın neresinde geçiyor?
İmam: Allah şöyle buyuruyor: Musa’ya ve
kardeşine Mısır’da kavminiz için evler hazırlayın
ve evlerinizi kıble yapın diye vahyettik.” (Yunus
87) Bu ayet Harun’un Musa’nın yanındaki ve Hz.
Ali’nin de Peygamberin nezdindeki makamını
beyan eder.”
İmam: “Resulullah (sav), ben ilmin şehriyim, Ali
de onun kapısıdır, ilmin şehrini dileyen onun
kapısından geçmelidir, buyururken bizim bu
mevkimizi kim inkâr edebilir?”
İmam: Başka bir delil de “Akrabalarının hakkını
ver” (İsra, 26) ayetidir. Bu ayetten sonra
Resulullah Fatıma’yı yanına çağırdı. Resulullah:
“Şu Fedek savaşsız elde edilen ganimetler
arasındadır. Bu yüzden Bana aittir. Başkalarının
onda hakkı yoktur. Şimdi, Allah emrettiği için
onu sana bağışladım. Öyleyse onu kendin ve
evlatların için al.”
Başka bir ayet, Allah-u Teala’nın buyurmuş
olduğu şu ayet: “De ki: sizden tebliğime karşılı bir
ücret istemiyorum. İstediğim ancak yakınlarıma
sevgidir.” (Şura, 23)
İmam buyurdu: Başka bir ayet de: “Şüphe yok ki,
Allah ve melekleri Peygambere salat ve selam
ederler! Ey inananlar! Siz de ona salat edin ve
selam verin.” (Ahzab, 56)
Ashab: “Ey Allah’ın Resulü, sana selam vermeyi
biliyoruz da sana salat nasıl olur?” diye sordular.
Resulullah şöyle buyurdu: “Şöyle diyeceksiniz:
Allahumme salli ala Muhammedin ve al-i
Muhammed, kema sallayte ala İbrahime ve ala
al-i İbrahim. İnneke hamidun mecid.” Allah’ım
İbrahim’e ve Al’ine salat ettiğin gibi, Muhammed
ve Al’i Muhammed’e de salat eyle. Şüphesiz sen
hamid ve mecidsin.” Aranızda bu konuda bir
ihtilaf var mı?
Oradakiler: ‘Hayır’ dediler.
İmam: “Anneleriniz, kızlarınız ve kız kardeşleriniz
size haram kılındı” (Nisa, 23). Şimdi söyleyin,
Resulullah hayatta olmuş olsa benim kızım ve
oğlumun kızı ve yahut benim neslimden olan
diğer kızlarla evlenmesi doğru olur muydu?”
Alimler: “Hayır, olmazdı” buyurdu.
İmam: “Eğer Resulullah sizin kızlarınızla
evlenebilir miydi?”
Alimler: “Evet, evlenebilirdi” dediler.
İmam: “İşte bunun kendisi, benim O’nun Al’inden
olduğuma delildir. Eğer siz O’nun al-inden
olsaydınız, benim kızlarımın ona haram olduğu
gibi sizin kızlarınız da ona haram olurdu.”
İmam: Allah “Ve ehline namazı emret ve
kendinden de ona karşı sabırlı ol” (Taha
132). Resulullah bu ayetin nazil olmasından
sonra 9 ay boyunca her gün beş defa namaz
vakitlerinde Ali ve Fatıma’nın kapısına gelerek
şöyle buyurdu: “Namaza! Allah size rahmet
etsin! Allah-u Teala, Peygamber’in evlatlarından
hiç birisine, bize ikram ettiği derece de ikram
etmemiştir. Peygamberler ailesinden sadece
bizi has kılmıştır.”
Burada Gadir hadisine de değinmek gerekir.
220 Sünni âlimin eserinde yer verdiği Gadir
Hutbesi, Hz. Peygamber’in rıhleti ile sonra eren
risalet kapısından sonra açılan velayet kapısının
Hz. Ali Efendimiz ile devam ettiğini gösterir.
Veda Haccı’ndan dönerken Maide suresi 67.
ayetin nazil olmasından sonra yapılan Hz. Ali’nin
halife ilanı, ümmete halifenin tayininin Allah’ın
emri ve Resulullah’ın sünneti ile yapıldığını
göstermekteydi.
Hutbenin 6 yerinde Hz. Ali Efendimiz halife tayin
edilmiştir.
Halife ilanının bitiminden sonra Maide suresinin
“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size
nimetimi tamamladım ve din olarak İslam’ı
beğendim” 3. ayeti gelmiştir.
Denilebilir ki din, Hz. Ali’nin halife ilanı ile
tamamlanmıştır.
Gadir hadisi, Ehl-i Beyt’i ümmetten ayıran en
önemli hadistir. Zira Hz. Ali Efendimiz ile devam
eden soyun ümmetin imamı olduğu ilanı Cenab-ı
Hakk’ın emri ve Hz. Peygamber’in beyanın ile
duyurulmuştur.
Yine Hz. Peygamber’in, “Biliniz ki, aranızda Ehl-i
Beyt’imin misali, Nuh’un Gemisi gibidir, kim ona
bindiyse kurtuldu ve kim de ondan ayrıldıysa
boğuldu” şeklindeki hadisi meşhurdur.
Ehl-i Beyt ümmetin güvencesi, sığınacak
limanıdır.
Resulullah buyurdu: “Yıldızlar yeryüzündekilerin
-denizde- boğulmamalarını sağlayan yegâne
güvencedir. Ehl-i Beyt’im de ümmetimin ihtilaflar
karşısındaki yegâne güvencesidir.” (Müstedrek-i
Hakim, c.3,sayfa 149)
SAYFA
14
TEMMUZ-EYLÜL 2015
KİLİS POSTASI
POLİTİKA
www.kilispostasi.com
Dünya Baş’ın Sistemine Muhtaç
Rusya Parlamentosu Duma İhtisas Konseyi Başkanı Prof. Dr. Vladimir Lisiçkin, BTP ile LDP arasında imza edilen İşbirliği
Protokol töreninde yaptığı çarpıcı konuşmada, “Dünyanın Haydar Baş Hocamızın sistemine ihtiyacı var” dedi
Rusya Parlamentosu Duma İhtisas Konseyi
Başkanı ve Liberal Demokrat Parti (LDP)
Ekonomi Komisyonu Başkanı Prof. Dr.
Vladimir Lisiçkin Aleksandroviç, Bağımsız
Türkiye Partisi ile Rusya Liberal Demokrat
Partisi arasında geçtiğimiz Cuma günü imza
edilen Mutabakat Zaptı İmza Töreni’nde
önemli bir konuşma yaptı. Lisiçkin, Prof.
Dr. Baş’ı Kırım’a davet ederek, burada bir
Haydar Baş Üniversitesi kurmasını istedi.
MEM, kapitalizmin ve
komünizmin yerini aldı
Prof. Dr. Vladimir Lisiçkin
Rusya Parlamentosu
Duma İhtisas Konseyi Başkanı
Lisiçkin,
Mutabakat
Zaptı’nın
imzalanmasından son derece memnun
olduğunu ifade ederek, Bağımsız Türkiye
Partisi ile Liberal Demokrat Parti arasında
işbirliği anlaşmasının tarihi bir olay olduğunu
belirtti. Söz konusu iki partinin liderleri Prof.
Dr. Haydar Baş ile Vladimir Jirinovski’nin
dünyada ortaya çıkan bütün siyasi olaylara
büyük etki gösteren siyasetçiler olduğunun
altını çizen Lisiçkin, “Prof. Dr. Haydar
Baş, eskimiş kapitalist ve komünist iktisadi
modellerin yerini alan yeni bir iktisadi
modeli, Milli Ekonomi Modeli’ni (MEM)
ortaya koymuştur” dedi.
MEM’den dünya istifade
ediyor
Milli Ekonomi Modeli bugün dünyanın her
yerinde kullanıldığına dikkatleri çeken Prof.
Dr. Vladimir Lisiçkin, “MEM, hususen
gelişmekte olan ülkelerde, bu cümleden
toplam nüfusu 3 milyarı aşan BRICS
(Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney
Afrika) ülkelerinde kullanılmaktadır” diye
konuştu.
MEM’deki ilkeler
Rusya’da kanunlaşıyor
Lisiçkin, Rusya’da Liberal Demokrat
Parti’nin teklifiyle Prof. Dr. Haydar Baş’ın
Milli Ekonomi Modeli’ndeki düşünceleri
kanunlaştırdıklarını dile getirerek, bu
kanunlar konusunda şu örnekleri verdi:
“Ülkenin kaynaklarından istifade edilmesi
konusunda devletin rolünün arttırılması,
küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ)
devlet desteğinin güçlü bir şekilde sağlanması,
annelere yardım amacıyla onların emeklilik
yaşının azaltılması, doğum yapan kadınlara
10 bin dolar ikramiye verilmesi gibi...”
Çok özel final cümlesi
Rusya Parlamentosu Duma İhtisas Konseyi
Başkanı ve Liberal Demokrat Parti (LDP)
Ekonomi Komisyonu Başkanı Prof.
Dr. Vladimir Lisiçkin Aleksandroviç,
konuşmasını Türkçe olarak şu ifadeyle
tamamladı: “Dünyanın Haydar Baş
Hocamızın
sistemine
ihtiyacı
var.”
Lisiçkin’in salonda alkış tufanının kopmasına
yol açan bu ifadesi özel tercümanı vasıtasıyla
Rusya’nın İstanbul Başkonsolosu Aleksandr
Yerhov’a da çevrilerek aktarıldı. Programda
Rusça-Türkçe tercümanlık yapan Prof. Dr.
Ruşen Guliyev de, söz konusu ifadeyi Rus
milletvekilleri için de çevirdi.
Akdağ: “Millet Bize Kulak Vermelidir”
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Kilis Milletvekili Adayı Avukat Mehmet Galip Akdağ, Türkiye’nin
yaşadığı olumsuz süreç ve siyasi gündem hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
1 Kasım Milletvekili seçimlerinde BTP’den Kilis
Milletvekili Adayı olan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP)
MYK Üyesi Avukat Mehmet Galip Akdağ, sadece
Türkiye değil tüm Ortadoğu’da, Müslümanların
bulunduğu tüm coğrafyalarda yaşanan olayların
temelinde Büyük Ortadoğu Projesi’nin yattığını
hatırlatarak, “Bizim de Kilis olarak içinde bulunduğumuz
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşanan terör
olayları, ne yazık ki tek bir şeyin habercisidir. O da
Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Büyük İsrail
devletini kurma çalışmalarıdır. Kürt kardeşlerimiz ne
yazık ki büyük bir oyunun parçası olmaktan öteye
geçemeyeceklerdir. Dönüşü olmayan bu yolda devam
edildiği sürece, çözümsüzlük ve kaos bölgemizin ve
ülkemizin kaderi olmaya devam edecektir” dedi.
Bunların çözüm getirmesi
imkansız
Alevi Sünni kardeşliğini, Türk Kürt beraberliğini yıllardır
ağzından düşürmeyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr.
Haydar Baş’ın çözümün tek adresi olduğunu önemle
vurgulayan Akdağ, “Bütün siyasi çalışmalarımızda
milletimizin ayağına giderek anlatmaya çalıştığımız
ideallerden bugün de vazgeçmiş değiliz. Zaman ve
yaşanan olaylar hep bizi haklı çıkarmasına rağmen, biz
hiçbir zaman kirli bir siyasi anlayış takınmadan, kimseyi
kötülemeden ve ötelemeden doğruları ve çözümleri
anlatmaya devam ettik, yine edeceğiz. Çünkü Türk
Milleti’nin Sayın Genel Başkanımız ve sahip olduğu
dünya tarafından kabul görmüş projelerinden başka
çıkar yolu veya adresi kalmamıştır. Bu gerçek bu millet
tarafından kabul edilinceye kadar, kim ne olursa olsun
ne yazık ki bu yaşadığımız manzarayı daha vahim bir
şekilde yaşamaya devam ederiz” diye konuştu.
Bir ve beraber olmamız şarttır
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) MYK Üyesi Avukat
Mehmet Galip Akdağ, herkesi endişeye sevk eden
mevcut durumun çözülmesinde birlik ve beraberliğin
yattığına dikkat çekerek, “Hacı Bektâş-ı Veli Hazretleri
Ehl-i Beyt nefesiyle bugün ki coğrafyamızda İslam
kardeşliğini esas alarak yüzyıllar önce Müslüman
Türk Milleti’ni oluşturmuştur. Bugün de aynı Ehl-i
Beyt nefesine ihtiyacımız olduğu çok açıktır. Şimdi
birbirinin gölgesinden nefret edecek kadar ayrışmış
bir toplum meydana getirmek isteyen zihniyete inat,
aynı anlayışla bir millet oluşturmak ve herkesi kardeş
yapmak zorundayız” dedi.
Kilis yerinde sayıyor
Avukat Akdağ Kilis’in genel sorunlarının çözümsüz
kalması bir yana giderek arttığına işaret ederek,
“Bağımsız Türkiye Partisinin 2002 yılında
kurulmasından bu yana Türkiye’nin geçirdiği bütün
yerel ve genel seçimlerde ve seçim dışı zamanlarda
Bağımsız Türkiye Partisi’nin bütün Milletvekili ve
Belediye Başkan adaylarının Kilis için dile getirdikleri
sorunlar devam ederken, bütün çözüm önerileri
halen geçerliliğini korumaktadır. Kilis’in tarım ürünleri
markalaştırılamamış, basit bir zeytin veya üzüm festivali
organize edilememiştir. Sanayiye dayalı tarım entegre
tesisleri kurulamamış, dünyaca ünlü mamullerimiz
pazarlanmamıştır. İlimiz içinde yaşamaya başlayan
yabancı uyruklu insanların meydana getirdiği sorunlar
çözümsüz bir şekilde devam etmektedir.Bu durum
Kilis’in yaşam kalitesini düşürmekle beraber, sosyal ve
kültürel yapısında da ciddi tahribatlara yol açmıştır.Kilis
halkı şunu çok iyi bilmelidir ki;yukarıda dile getirdiğimiz
yerel ve ulusal sorunlarımızın çözümü, Bağımsız
Türkiye Partisi’nin projelerinde ve Genel Başkanımız
Prof. Dr. Haydar Baş’ın önderliğinde ancak Milli
Ekonomi Modelinin hayata geçirilmesindedir.
www.kilispostasi.com
KİLİS POSTASI
EĞİTİM
SAYFA
TEMMUZ-EYLÜL 2015
15
KYU 50 Yaşında
Bir Mezun Verdi
Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nden bu yıl mezun olan 50
yaşındaki Hanife Demir, ilmin yaşının olmadığını bir
kez daha göstermiş oldu.
1987 yılında liseden mezun olan Hanife Demir, 2011 yılında Kilis
7 Aralık Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı
bölümünü kazandı. 4 çocuğu olan Demir, çocuklarıyla aynı dönemde
üniversite okudu. 2014-2015 eğitim öğretim yılında KYU’dan mezun
olan Demir, Fen Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü
Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Uğur Gülbil ile birlikte Rektör Vekili Prof.
Dr. Osman Türer’i ziyaret etti.
Meltem Başarıları
ile Göz Dolduruyor
Kilis Özel Meltem Koleji’nin mezunları arasından
bu yıl 4 Fen Lisesi, 19 Anadolu Lisesi ve 1 Sağlık
Meslek Lisesi kazanan bulunuyor.
18 yıllık eğitim ve öğretim tecrübesi
ile Kilis’te bu sektörde önemli bir
yere sahip olan Kilis Özel Meltem
Koleji, 2015-2016 Eğitim ve Öğretim
Yılı’na güçlendirilmiş tecrübeli eğitim
kadrosu, yenilenmiş okul binası ve
çeşitli kurs eğitimleri, sosyal ve kültürel
aktivite programları ile şimdiden hazır
gözüküyor.
Meltem esmeye devam
edecek
20 yıllık eğitim ve öğretim hayatını
Kilis Özel Meltem Koleji Müdürü
olarak devam ettiren Süleyman Kadir
Olgaç yapmış olduğu açıklamada,
modern eğitim anlayışı ile Özel
Meltem Koleji’nin bu yıl da başarısını
katlayarak arttıracağını vurgulayarak,
“Okulumuzda yenilikler ve atılımlar
yapmaya devam ediyoruz. 7. ve 8.
Sınıflarımız için TEOG kurslarımız,
sosyal ve kültürel programlarımız,
yüzme,
satranç,
müzik,
halk
oyunları ve hızlı okuma kurslarımız
öğrencilerimizin başarısı için bu yıl
eğitim ve öğretim programımızda yer
alacak. Öğrencilerimizin başarısı için
tüm kadromuzla yılmadan çalışmaya
devam edeceğiz. Ayrıca bugüne kadar
okulumuzun başarısında emeği geçen
tüm yönetim, eğitim kadromuza ve
velilerimize teşekkürü borç biliriz” diye
konuştu.
İşte Meltemin Gurur Tablosu:
1234-
Ökkeş Alper Kurtaran
Abdurrahman Kandemir
Berfin Yıldız
İrem Canbolat
Meryem Sevde Hançer
Görkem Zeynep Göl
Neslişah Ertuğrul
Neşe Tuvarlak
Fatma Karakurt
Hatice Ertural
Kübra Dağaçıkan
Davut Tuna Gücer
Emine Yakut
Reşit Haydar Yenici
Fatma İlknur Kanlı
Aleyna Hülya Alcellat
Hatice Nur Atik
Akif Gençtürk
Solmaz Gamze Künefeci
Buse Büyükgüçlü
Kamil Can Köftecikara
Çağrı Altıparmak
Nigar Akgül
Nigar Akgül
İlayda Cemile Gül Haksever
Mehmet Zelzele Fen Lisesi 494.012
Mehmet Zelzele Fen Lisesi 491.337
Mehmet Zelzele Fen Lisesi 487.922
Mehmet Zelzele Fen Lisesi 472.578
İzmir Bergama Anadolu Lisesi 469.089
Nedim Ökmen Anadolu Lisesi
Nedim Ökmen Anadolu Lisesi
Nedim Ökmen Anadolu Lisesi
Nedim Ökmen Anadolu Lisesi
Nedim Ökmen Anadolu Lisesi
Nedim Ökmen Anadolu Lisesi
Nedim Ökmen Anadolu Lisesi
Nedim Ökmen Anadolu Lisesi
Nedim Ökmen Anadolu Lisesi
Kilis Anadolu Lisesi
Sağlık Meslek Lisesi
Kilis Anadolu Lisesi
Kilis Anadolu Lisesi
Kilis Anadolu Lisesi
Hasan Özüberk Anadolu Lisesi
Hasan Özüberk Anadolu Lisesi
Koçarslan Anadolu Lisesi
Hasan Özüberk Anadolu Lisesi
Hasan Özüberk Anadolu Lisesi
Hasan Özüberk Anadolu Lisesi
SAYFA
16
TEMMUZ-EYLÜL 2015
KİLİS POSTASI
İSLAM
www.kilispostasi.com
‘Allah’ım Beni
Ali’siz bırakma’
Hendek’te, Peygamberimiz (s.a.a) Hz.
Ali’nin başına kendi sarığını sararak, kendi
kılıcını kuşandırarak ve kendi zırhını giydirdi.
Ardından şöyle dua etti: “Allah’ım! Ubeyde’yi
Bedir günü, Hamza’yı da Uhud günü aldın.
Bu da kardeşim ve amcamın oğlu Ali’di .
Uhud’dan sonra Kureyş, Müslümanlara
bitirici bir darbe vurmak amacıyla
bir kez daha hazırlıklara başladı.
Bu amaçla diğer cahiliye mensubu
kabileler ile ve de Yahudîler ile ittifaklar
yapıldı. Nihayet sayıları on bini buldu.
Bu on binlere Ebu Süfyan komutanlık
ediyordu. (es–Es–Sîret’ül–Halebiyye,
2/631).
Selman–i Farisî Medine’nin etrafında
hendek kazmayı önerdi. Bazı Kureyş
atlıları hendeğin kimi dar noktalarından
karşı tarafa geçmeyi başardılar. Hz. Ali
bazı Müslümanlarla birlikte ileri çıktı ve
Kureyşlilerin atlarını geçirdikleri gediği
kapattı.
Amr b. Abduvedd er meydanına çıktı
ve Müslümanlara meydan okudu.
Resûlullah (s.a.a), “Bunun karşısına
çıkacak biri var mi?” dedi. Hz. Ali,
“Ben varım, ya Resûlallah!” dedi.
Resûlullah (s.a.a) onu oturttu. Amr
ikinci ve üçüncü kez karşısına çıkacak
er istedi. Hz. Ali’den başka ona cevap
verecek kimse çıkmadı. Her seferinde
de Resûlullah (s.a.a) Hz. Ali’yi
oturtuyordu. (es–Sîret’ün–Nebeviyye,
İbni Hişam, 3/224; Tarih–i Taberî,
3/172; el–Kâmil Fi’t–Tarih, 2/180; es–
Es–Sîret’ül–Halebiyye, 2/318). Daha
sonra Peygamberimiz (s.a.a) Hz. Ali’nin
başına kendi sarığını sararak, kendi
kılıcını kuşandırarak ve kendi zırhını
giydirerek Amr’ın karşısına çıkmasına
izin verdi. Ardından ellerini kaldırarak
şöyle dedi: “Allah’ım! Ubeyde’yi Bedir
günü, Hamza’yı da Uhud günü aldın.
Bu da kardeşim ve amcamın oğlu
Ali’dir. Beni yalnız başıma bırakma
ve sen mirasçıların en hayırlısısın.”
(Mevsuat’ut–Tarih’il–İslâmî,
2/491–
492; Şerh–u Nehc’il–Belâğa, 19/61’den
naklen. el–Menakıb, Harezmî, 144;
es–Es–Sîret’ül–Halebiyye, 2/318).
ediyorum.” Dedi ki: “Bunu geç.” Hz.
Ali dedi ki: “Kabul etseydin, senin için
hayırlı olurdu.” Ardından şöyle dedi:
“Geldiğin yere geri dön.” “Hayır! Kureyş
kadınları dünya durdukça bunu anlatıp
dururlar” dedi. Hz. Ali dedi ki: “Atından
in, vuruşalım.”
Amr, atından indi ve geri dönmeyeceğinin
bir göstergesi olarak atını öldürdü.
Sonra Hz. Ali’ye doğru yöneldi. İki
savaşçı vuruşmaya başladı. Amr Hz.
Ali’ye bir kılıç indirdi. Hz. Ali kalkanı
aracılığıyla bu darbeyi savuşturdu.
Fakat kılıç kalkana saplanmış ve Hz.
Ali’nin başı yaralanmıştı. Ardından
Hz. Ali boynuna bir kılıç indirdi ve
Amr kanlar içinde böğürerek yere
yığıldı. Onun yere yığıldığını gören
Hz. Ali tekbir getirdi. Onun arkasından
Müslümanlar da tekbir getirdiler.
Ali savaş meydanına çıktı. O çıkmadan Vuruşma Amr’ın yere yıkılmasıyla son
önce Resûlullah (s.a.a) şöyle demişti: bulmuştu. Müttefikler bu ağır darbeyi
“İmanın tamamı küfrün tamamının dehşet içinde seyrettiler. Gözlerine
karşısına çıktı.” Hz. Ali, Amr’a dedi ki: inanamadılar. Çünkü bir kimsenin
“Ey Amr! Sen cahiliye içindeyken, bir Amr b Abduvedd’i öldürmeye cesaret
kimse beni üç şeye çağırırsa, bunlardan edebileceğini beklemiyorlardı. Artık
en azından bir tanesini kabul ederim, yüreklerine derin bir korku düşmüştü.
derdin. Ben seni, Allah’tan başka ilah Hiç kimse böyle bir saldırıyı, meydan
tekrarlamaya
cesaret
olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın okumayı
Resulü olduğuna şahitlik etmeye davet edemedi.
Nevin Sağlam Vefat Etti
Talip Şener Vefat Etti
Ali Sağlam’ın gelini, Alaaddin Sağlam’ın eşi Nevin Sağlam Hakk’ın
rahmetine kavuştu. Merhumenin cenazesi 30 Ağustos 2015 Pazar
günü (yarın) öğle namazına müteakip Gaziantep Asri Mezarlık
Nakıpoğlu Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından toprağa
verildi. Merhumeye Yüce Allah’tan rahmet, kederli ailesi ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
Talip Şener hayata Gözlerini yumdu. Umut Şener’in babası, Mustafa,
Ahmet ve Mahmut Şener’in abileri Talip Şener vefat etti. Merhumenin
cenazesi bugün Çekmeceli Camii’nde ikindi namazına müteakip
kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. Kilis Postası
olarak merhume Yüce Allah’tan rahmet, kederli ailesi ve yakınlarına
başsağlığı dileriz.
www.kilispostasi.com
KİLİS POSTASI
İSLAM
SAYFA
TEMMUZ-EYLÜL 2015
17
Kâbe Dolup
Taşıyor
Mekke’de bulunan yazı işleri müdürümüz
Abdülkadir Uğur Kepekçi: “Dünyanın her
yerinden kutsal Hac ibadetini yerine getirmek
için Kutsal Topraklara akın eden Müslümanlar,
bu zor görevi yerine getirmenin mutluluğunu
yaşıyorlar“ dedi.
Kabe’de adeta adım atacak yer bulunmamasına
rağmen milyonlarca Hacı adayı dillerini ve kültürlerini
bilmedikleri Müslüman kardeşleri ile Allah’a karşı
vazifelerini yerine getiriyorlar. Dünyanın dört bir
ucundan Kutsal Topraklara gelen Müslümanlar
arasında, kardeşliğin ve yardımlaşmanın öne çıktığı
gözleniyor.
Hac Müslümanları birleştiriyor
Birlik ve beraberliğin doruk noktaya ulaştığı Kutsal
Mekanlardaki Müslümanların ortak özelliği ise;
herkesin Mekke ve Medine başta olmak üzere
Kutsal Topraklara tekrar tekrar gelmek istemeleri!
Herkesin büyük bir iştiyakla ibadetlerini yerine getirdiği
Mekke’de, Müslümanlar arasında yardımlaşmanın bir
hayli fazla olduğu gözleniyor. Farklı ülkelerden gelerek
Kutsal Mekanlarda bir araya gelen Hacı adaylarının
birbirlerinin dillerini bilmemelerine rağmen çok kolay
anlaşabildiği de dikkat çeken manzaralardan biri olarak
öne çıkıyor.
Kilis’te Kurban
Bayramı Telaşı!
Kilis’te Kurban Bayramı, kurbanlık kesimlerinin
ve et parçalama gibi işlerin çoğunun evlerde
yapılması nedeniyle “İş Bayramı” olarak da
adlandırılır. Kurban kesimi ve etlerin soyulması
konusunda kasaplara taş çıkartan Kilisliler, her
ne kadar yorulsalar da bu yorgunluğun tatlı bir
yorgunluk olduğunu ifade ediyorlar.
Ekonomik kriz kurbanı da
vuruyor
Doların 3 TL seviyesinin üstüne çıktığı günümüz
ekonomik krizinden Kurban Bayramı da nasibini
alırken, vatandaşların alım gücünün iyiden iyiye
düştüğü dikkatlerden kaçmıyor. Kilosu 12,5-13
TL olan erkek koyun (Kilis’te toklu olarak söylenir)
almak yerine fiyat olarak daha ucuz olan dişi
koyun aldıklarını ifade eden Kilisli vatandaşlar,
“Ne yazık ki bu krizler ibadetimizi bile etkiliyor”
diye konuşuyorlar. Eskiden evlerde 5-6 adede
kadar kurban kesildiğini hatırlatan Kilisliler, alım
gücünün düşmesi, kurban fiyatlarının yükselmesi
ile birlikte bu sayının her ev için tek kurbana
kadar düştüğünü açıkça belirtiyorlar.
Kurbanlık alımı, bayram hazırlıkları derken Kilis’te vatandaşlar Kurban
Bayramı’na büyük bir telaşla hazırlanıyorlar.
SAYFA
18
TEMMUZ-EYLÜL 2015
KİLİS POSTASI
YAŞAM
www.kilispostasi.com
Bir Zamanlar Kilis
Mutfağı!
Ankastre eşyaların yer aldığı modern mutfakların
revaçta olduğu günümüz mimarisinde, eski mutfaklar
hem görünümleri hem de içinde barındırdığı eşyaları
ile adeta tarih sayfalarından fırlamış görüntüleri ile
geçmişimize ışık tutuyor.
Şimdilerde çok az sayıda eski Kilis evinde muhafaza
edilen bu tür mutfaklar, günden güne teknolojiye ve
değişen insan ihtiyaçlarına yeniliyor. Adeta müzelik
olan bu mutfaklarda yer alan bazı eşyaları artık sadece
antikacılarda veya müzelerde görebiliyoruz.
Bakır kaplar yeniden moda oluyor
Tahta rafların ve bakır kapların yer aldığı otantik görünümlü Kilis mutfakları çoktan
tarihe karışırken, eşyaları müzelik oldu.
Kilis’te eskiye dönüş yapan birçok kişi evlerinde bakır
kaplar kullanmaya başlarken, eskiden makul fiyatlara
alınabilen bu tür eşyalar şimdilerde astronomik fiyatlara
satıldığı dikkat çekiyor.
Kilis’te Bağ
Bozumu mu? Bağ
Bozgunu mu?
Kilis’te Tekel Suma Fabrikası’nın 11
yıl önce özelleştirilmesi ile başlayan
bağcılık sektörünün gerileme süreci,
artarak devam ediyor.
Her yıl üzüm fiyatlarının yükselmesi umudu ile
üzüm yetiştiren müstahsiller, yaş üzüm alımlarının
başlaması ile birlikte aynı kaderi tekrar tekrar
yaşıyorlar. Açıklanan üzüm fiyatlarının düşük
olması bir yana, Kilis’te bağlarında rekoltenin de
giderek düşmesi üreticiyi adeta perişan ediyor.
Masrafları Karşılayamıyoruz
Üzüm bağına 2 bin 100 masraf ettiğini dile getiren
Kilisli bir üzüm üreticisi, elde ettiği üründen eline
geçen paranın sadece 1150 lira olduğunu ifade
ederek, istememelerine rağmen bağlarını sökmek
zorunda kalacaklarını üzüntü ile ifade ediyorlar.
Bu fiyata üzüm üretilmez
Tekel Suma Fabrikası’nın açıkladığı 56 kuruşluk
yaş üzüm fiyatına da tepki gösteren Kilisli üzüm
üreticileri, temelinde büyük işçilik ve masraf
isteyen bağcılığın bu fiyatlarla devamının mümkün
olmadığını dile getiriyorlar. Açıklanan fiyatların
üzümün üretim maliyetini dahi karşılamaz bir
noktada olduğundan dert yanan üreticiler, her
sene boşa kürek çekiyor olmaktan bıktıklarını
söyleyerek Kilis’te bağcılığın devlet tarafından
desteklenmesini istiyorlar.
Ev geçindiren bağcılık
mazide kaldı
Özellikle pekmezcilik sektöründe kullanılan kuru
üzümün neredeyse tedavülden kalktığı Kilis’te,
üzüm kurutan müstahsil sayısının çok düşük
oranlarda olduğu gözleniyor. Masrafların giderek
arttığı günümüz şartlarında üzüm üreticileri, üzümü
kurutmak yerine üzümlerini yaş olarak fiyatı düşük
de olsa satmayı tercih ediyorlar. Eskiden 1000 tiyek
bir bağın bir ev geçindirdiğini hatırlatan Kilisli üzüm
üreticileri, artık bağcılığın üreticiler için bir yük haline
dönüştüğünü önemle vurguluyorlar.
İYİMARKA
SAYFA
20
TEMMUZ-EYLÜL 2015
KİLİS POSTASI
YAŞAM
yıllarda Almanya’ya gitmek
Anadolu insanında aranılan
Av. Galip Akdağ
özelliklerin izdüşümü olan hangi
kriterler Avrupa’da yaşamak
Ah Şam Vah Şam
isteyen Ortadoğu İnsanında
arandı.Avrupa hangi özelliklere
,hangi
düşünüşe
sahip
Müslümanları Kıta Avrupa’ya
[email protected]
kabul etti dersiniz.
1-Adı…………; Türk Vatandaşı
,
Doğum yeri Ağrı, yaşadığı
Şam Diyarına yakın olmak çok büyük bir güzellik
. Bu güzelliğin avantajları olduğu gibi aynı zaman Şehir İzmir ,Avusturya’nın bir kenar kasabasında
işçi bir Türk Ailesinin çocuğu , Avusturya’da
da büyük bir sorumluluk gerektiriyor.
Çünkü Abdullah bin Amr bin el-Âs (r.a); mahalle camisinde Diyanetin Atadığı bir görevli
Peygamberimiz (sav)’in şöyle buyurduğunu ile değil de Mısır El Ezher Üniversitesinde eğitim
görmüş ve maaşını kimin ödediği belli olmayan
rivayet etmiştir:
“Kitabın direğinin yastığımın altından çekildiğini hocadan dini bilgileri edinen 24 yaşında bir genç.
görür gibi oldum. Gözümle onu takip edince Suriye’ye Rejim ile savaşmaya ve şehit olmaya
onun yükselen bir nur olduğunu, onun Şam’a gidiyor.İnsan Öldürmeye gidiyor ama kendisine
bırakıldığını gördüm. Dikkat edin şüphesiz iman ikram edilen yemeği ayıp olmasın diye yalnız
–fitneler meydana geldiğinde- Şam’da olacaktır.” odada yemeği isitiyor.
Bu hadisi okuyunca Suriye’de meydan gelen 2-Fas vatandaşı , 27 yaşında , kadın,Güneydoğulu
olayları , olayları meydana getirenleri , failleri ve bir Türk Vatandaşı ile evli , İki çocuğu var biri
sebep olanları bir daha tefekkür ile değerlendirme dört biri yaşında .İtalya’da yaşıyor.İtalya ‘daki
gereği hissettim.Bu mecburiyette şahit olduğum ekonomik kriz sebebi ile para kazanamayan
birkaç olayın da esaslı bir etkisi oldu. Edindiğim eşi onu Türkiye’ye kendi kardeşleri ve anne
bilgileri ve değerlendirmelerimi Kilis Postası yolu babasının yanında yaşasın diye göndermiş.
ile sizinle paylaşmak umarım bizi basın yayın Türkçeyi Diyarbakır şivesi ile çok güzel
organlarının sokmak istediği düşünce çizgisinden konuşuyor.Ev ev üstüne olmaz diyecek kadar
Anadolu kültürüne hakim.Çocukları hem Türkçe
biraz olsun uzaklaştırabilir.
Öncelikle Avrupa Kıtasına daha rahat bir yaşam Hem Arapça Hem de İtalyanca biliyor.Suriye’ye
amacı ile gitmek isteyen Ortadoğu ve Anadolu gitmek istiyor.Amacı Zengin Suriye ailelerinin
insanına ilk defa kapılar ne zaman aralandı.1960’lı çocuklarına bakıcılık yapmak.
www.kilispostasi.com
3-Doğu Türkistanlı altı genç , Turistik geziyi
Suriye^de sonlandırmak istiyorlar.yasal yollarla
Suriye’ye geçmek akıllarına gelmemiş.Hepsinin
geriye dönük bir yıllık Türkiye’de turist olarak
gezmişliği var.Hepsi de mühendis bir ikisi elektrik
mühendisi geri kalanı da makine mühendisi
.Çantalarında uzaktan kumanda devre şemaları.
4-İsveç vatandaşı , kadın.2005 yılında Müslüman
olmuş, ama kimliğinde Müslüman değil Hristiyan
ismi yazıyor.İsmini değiştirmek için fırsatı
olmamış. Tunuslu biriyle evlenmiş ondan üç
çocuğu var , eşi trafik kazasında ölmüş.Ölen
eşinin amcası oğlu evlenmiş dört aylık hamile
, çok fasih Arapça biliyor.Eşi Suriye’de .Amacı
Suriye’ye gidip eşini bulmak.Çocukları yanında .
5-Libya Vatandaşı karı koca .Erkek 26 yaşında
Elektronik Mühendisi, kadın 24 yaşında mesleği
diş doktoru.Amaçları Suriye’ye gitmek iş bulmak.
Kadın halsiz .Dört aylık hamile .
6-Libya vatandaşı , 35 yaşında , erkek .Mesleği
makyaj malzemesi fabrikasında işçi.Giyimi lüks
,güneş gözlüğü 500 TL değerinde ,cebinde dolar
çok.Faslı kadınla Havaalanında tanışmış(faslı
Kadının beyanı) Bir araya gelme sebepleri taksi
parasını paylaşmak.Amacı Suriye’ye gitmek .İş
arıyor.
7-Suriye vatandaşı.34 yaşında .Üç yıldır
Gaziantep’te yaşıyor.Amacı Suriye’ye gidip
Suriye’nin bir köyünde yaşayan yaşlı anne
babasını Türkiye’ye getirmek.
Hepsinin yolu Adana’da birleşiyor.Adana –Kilis
hattının Kilis ucunda Suriyeli ile tanışıyorlar.
Sonrası muamma.
www.kilispostasi.com
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
SAYFA
TEMMUZ-EYLÜL 2015
21
Türkiye’nin BTP’ye İhtiyacı Var
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Kilis İl Başkanı Alaaddin Özkar, Türkiye’nin gelinen
bu noktada BTP’ye olan ihtiyacının, artık bir zaruriyet haline dönüştüğünü vurguladı.
Sayın Baş’ın bu sözlerini doğrular nitelikte olduğuna
önemle işaret etti.
Koltuk kavgası yapanlar Türk
Milletine ne verebilir?
Türkiye’de İki Parti Var
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı
Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Türkiye'de iki tane parti
var, bir tanesi bağımsızlık mücadelesi veren, milli
düşünceye inanan, bu istikamette görüşler ve tezler
ortaya koyan Bağımsız Türkiye Partisi, diğerleri
de global düşünceyi Türkiye'de hâkim kılıp köle
bir zihniyetle ülke yönetmek isteyen iktidarıyla,
muhalefetiyle diğer partiler” sözlerini hatırlatarak
başladığı açıklamasında BTP Kilis İl Başkanı Özkar,
7 Haziran seçimlerinden sonra tüm Türkiye’nin şahit
olduğu siyasi manzaranın, BTP Genel Başkanı
Bu milletin oyunu alarak meclise giren tüm partilerin
kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini dile
getiren Özkar, “Seçimlerden sonra gördük ki bütün
siyasiler, partilerinin ve kendi şahsi çıkarlarının
doğrultusunda bir anlayışla hareket edip, Türk
Milleti’nin takdir ettiği seçim sonucunu adeta hiçe
saydılar. Seçim meydanlarında mangalda kül dahi
bırakmayan siyasetçilerin, Türkiye’nin geleceği söz
konusu olduğunda bir çocuktan farksız olduklarına
hepimiz birebir şahit olmadık mı? Sadece koltuklarını
kaybetmemek için siyaset yapan bu insanlar, siz
değerli Türk Milleti’ne acaba nasıl bir gelecek vaat
edebilir?” diye konuştu.
dizi araştırma yapmaktır.
Araştırmanın bu ilk bölümünde,
Dr. Ali Bestami Kepekçi
ışığın 10-15 cm oynadığını söylemişler, kimine göre dairesel kiDoğru Olan Hangisi?
mine göre de aşağı yukarı hareketler yapıyormuş. Her deneğin
birbirini tutmayan uzunluklar ve
yönler söylediği görülmüş.
Araştırmanın ikinci bölümünde
[email protected]
bu kişiler, birkaç kişilik gruplar
halinde laboratuara alınmış ve
İnsan. Sosyal bir varlık. Topluluk içerisinde yaşaışığın her gösterilişinde uzunma gereksinimi duyan bir varlık. Tek başına kal- luk yargılarını yüksek sesle yapmaları istenmişmaktan hep korkmuş; çaresizlik içinde bir toplu- tir. İlk bölümde birbirinden farklı ölçüler ve yönluğa dahil olma ihtiyacını yaşayan bir varlık. Nefsi ler geliştirmiş kişilerin bir araya geldiklerinde, bu
ile ruhu arasında bir mücadele yaşayan, kendi standartlarından vazgeçerek grup halinde tek bir
içinde de karmaşık bir varlık.
standart oluşturdukları gözlemlenmiştir. Böylece,
Topluluk içerisinde yaşamak insana ne kazandı- kişisel standartlar, yerlerini tek bir ortak standarrıyor, ne kaybettiriyor? Geçenlerde okuduğum bir da bırakmış oluyor.
kitapta tekrar gözüme ilişen bir sosyal etki dene- Bundan sonra, denekler araştırmanın ilk bölüyini, Psikolog Muzaffer Sherif’in otokinetik deneyi münde olduğu gibi tek tek karanlık odaya alınasizinle de paylaşmak istedim.
rak aynı işlem tekrarlanmış ve bu bölümde her
“Araştırmada birbirlerini hiç tanımayan, birbirleri denek yalnız olmasına rağmen ilk bölümde gelişile daha önce hiç karşılaşmamış kişiler kullanı- tirdiği kişisel standardı kullanmayıp grup standarlıyor. Bu kişiler ilk olarak teker teker laboratuara dına bağlı kaldığı görülmüştür.”
alınmış ve kendilerine bir algı deneyi yapılacağı Sherif’in bu araştırmasını özetlersek; aslında ışık
söylenerek tamamen karartılmış odada ufak bir hareket etmediği halde; tüm denekler hep birlikte
kırmızı ışık kısa aralarla gösterilmiştir. Birbirle- ışığın belli bir yöne doğru hareket ettiğine karar
riyle iletişim kurmaları engellenmiş. Işığın her vermişler. Aslında gerçek olan ışığın hareket etgösterilişinde bu ışığın hangi yönde ve ne kadar mediği olsa da herkes ışığın belli bir yöne hareket
hareket ettiği denekten sorulmuştur.
ettiği görüşünde birleşmiştir. Herkes böyle inansa
Sherif bugün klasik olarak kabul edilen bu araş- da doğrunun değişmediği de bir gerçek.
tırmasında (1936) “otokinetik etki” diye bilinen bir Sosyal etki olayını bir de Psikolog Solomon Asgörsel algı yanılgısından faydalanmıştır. Tama- ch’ın 1953’de yaptığı deneyden izleyelim.
men karartılmış bir odada hareketsiz duran bir “Deneye katılacak olan katılımcılara bir görüş
ışık noktasına bir süre gözümüzü kaydırmadan testine girecekleri söylenmiştir. Deneyde tüm kadikkatlice bakarsak, ışık aslında yerinde durduğu tılımcılara bir çift kart gösterilmektedir. Bu karthalde onu hareket ediyormuş gibi görürüz. Aslın- ların birinde biri kısa biri orta ve biri uzun olmak
da Sherif’in yaptığı bu olgudan faydalanarak bir üzere 3 çizgi vardır. Diğer kartta ise tek bir çiz-
Aynı hataları yapmayalım!
BTP Kilis İl Başkanı Alaaddin Özkar, Türk siyasetinde
çözümün tek adresi olduklarını hatırlatarak sözlerine
şu cümlelerle devam etti: “BTP Genel Başkanı
Prof. Dr. Haydar Baş’ın biliyorsunuz ki, uluslar
arası kongrelerde takdir görmüş Milli Ekonomi
Modeli, Sosyal Devlet - Milli Devlet tezi var. Şimdi
size soruyorum bugün sizi tekrar seçim sandığına
götüren siyasilerin bir tane tezi veya modeli var mı?
İsimleri ister milliyetçi olsun ister ulusalcı olsun,
fikirlerine bakın hepsinin temelinde kapitalizm yatar.
Bırakın onları Cumhuriyet tarihimiz boyunca Büyük
Önder Mustafa Kemal dışında böylesine ekonomik
tezlerle donanmış hiçbir parti siyaset sahnesine
çıktı mı? Bugüne kadar iktidar ve muhalefette yer
alan partiler milletimizi oyalamış, yıllarını boşa
harcamıştır. Son aylarda hem ekonomik açıdan
hem de toplumsal açıdan gördük ki kayıplarımız
dağları aştı. Gelin daha geç kalmadan çözümün asıl
sahibine dönelim.”
gi bulunmaktadır. Deneklere bu karttaki çizginin
diğer karttaki çizgilerden hangisine benzediği
sorulmuştur. Deneyde katılımcılardan biri hariç
diğer hepsi Asch’ın asistanlarıydı ve önceden
belirlenen davranışları yapmaktaydılar. Deneyin
amacı gerçek deneğin davranışlarının diğer deneklerden ne derece etkilendiğini bulmaktı. Katılımcıların hepsi aynı odada durmakta ve kendilerine kart çiftleri gösterildikten sonra sırayla cevap
vermeleri istenmekteydi. Gerçek deneğe ise sıra
en son gelmekteydi. Sıra ona gelene kadar denek diğer katılımcıların cevaplarını duymaktaydı.
İlk birkaç denemede tüm denekler doğru cevap
vermekteydi. Fakat daha sonra gerçek denek
dışındaki katılımcılar hep birlikte yanlış cevaplar
vermeye başladılar. Cevap sırası kendisine gelen gerçek deneklerden %32’si grubun yanlış da
olsa söylediği cevaba katılmıştır.”
Deney, bu koşullar altında gerçek deneğin tavrını
inceliyor, gruba uyacak mı uymayacak mı diye.
Sonuçta gerçek denek doğru bildiğinden vazgeçip, sahte deneklerle aynı cevapları veriyor.
İnsanların itaat davranışları ile ilgili yapılmış, birçok deney vardır. Bunları artırmak mümkün. Yazıda yer verdiğim her iki deneyde de görüldüğü
denekler yanlış da birleşmiştir. Ayrıca Solomon
Asch’ın deneyinde toplum mühendislerinin rolü
çok net görülmektedir. Toplumlara yön vermek
için görevli kişiler; deneydeki anlaşmalı denekler gibi; bireyleri yanlışa yönlendirmekte, yanlışı
doğru göstermektedir. Bu yönlendirme, basınla,
eğitimle, sosyal olaylarla o kadar iyi yapılmaktaki
bir dönem sonra yanlış doğru; doğru yanlış olmaktadır. Ama şu çok iyi bilinmelidir ki; doğru her
zaman tekdir. Bizlere düşen de her konuda her
şeye rağmen bu doğruyu bulmak, onunla amel
etmek; anlaşmalı deneklerin oyununa gelmemektir.
SAYFA
22
TEMMUZ-EYLÜL 2015
KİLİS POSTASI
SPOR
www.kilispostasi.com
Bu Başarı Bize Yetmiyor
Yusuf Yakut
Şimdi Biz
Suriye Olduk
[email protected]
Her şey ne kadar da çabuk gerçekleşiyor,zaman ne kadar da hızlı akıyor.
Kilis’te yaşamam sebebiyle ticaret yapmak için yıllarca
Suriye’ye gidip geldim.Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya peygamberlerimizin mübarek kabri orada.Hz. Hüseyin Efendimizin
mübarek başı,Hz. Zeynep Annemizin ( Hz. Fatıma ile Hz.
Ali‘nin kızları),Hz.Habibe , Hz. Ümmü Seleme Annelerimiz,
Hz.Bilal ve bir çok Ehl-i Beyt aşıkları orada meftun.
İnsanı kendine aşık eden manevi bir havası var bu
beldenin.Diyar-ı Şam’ın… Hz. Peygamber Efendimizin de
bu belde ile ilgili bir çok hadisi var.Bir hadisinde Peygamber
Efendimiz “ Allah dünyaya on bereket gönderdi ,dokuzunu
Diyar-ı Şam aldı “ buyurur.
Manevi büyüleyici havasının yanında böylede maddi
olarak bereketli bu topraklar. Halkının refahı için temel ihtiyaçları devlet garanti altına almış. (Eğitim,sağlık) ücretsiz.
Hatta bununla ilgili bir anım var.Eşimin rahatsızlığı nedeniyle hastaneye gittik. Muayeneydi,ilaçtı ne gerekiyorsa yaptılar. Çıkışta ücret ödemek için vezneye uğradık.Devlet hastanelerinde her türlü hizmetin ücretsiz olduğunu öğrendik.
Ki biz T.C. vatandaşı olmamıza rağmen. En güzide lokantalarda ailelerin çoluk çocuk hep beraber yemek yediklerine
şahit olduk.
Refah ve bereket içinde bir hayatları vardı bu ülke
halkının.Ancak bu güzel ülkenin şuan ki durumu içler acısı.
Neden mi? Türkiye’yi idare edenler sayesinde komşuluk
vazifemizi çok güzel bir şekilde yerine getirdik.(!) Dostumuz
Esad bir gecede oldu Esed .O gün bu gündür kan ağlıyor
Diyar-ı Şam.
Peki şimdi biz huzurlu muyuz ? Huzuru bırak ülkemiz
Prof. Dr. Haydar BAŞ Bey’in dediği gibi zifiri karanlığa girmiştir.Bu durumdan kurtulmanın tek yolu milletimizin ayıkmasıdır. Aksi takdirde Suriye ile aynı kaderi yaşamamız
kaçınılmaz olacaktır. Her gün TV‘ler de Suriye’de ki vahşeti
izliyorken şimdi Suriye biz olduk.
Romanya’da bronza madalya kazanarak Türkiye’yi en iyi şekilde
temsil eden Cansu Yılmaz, Kilis’te altınla ödüllendirildi.
Romanya Güreş Federasyonu tarafından
tertip edilen Stefan Rusu& Loan Popovici
Turnuvası´nda Türkiye’yi temsil eden
Yıldız Kızlar Güreş Milli Takım sporcusu
40 kiloda Cansu Yılmaz bronz madalya
kazanarak Türkiye’yi ve Kilis’i en iyi şekilde
temsil ederken, Kilis’e döndüğünde İl
Milli Eğitim Müdürü Abdurrahman Sevgili
tarafından ödüllendirildi.
İl Milli Eğitim Müdürü Abdurrahman
Sevgili M.H.Ö.C Ticaret ve Meslek Lisesi
öğrencisi olan ve aynı zamanda Yıldız
Kızlar Güreş Milli Takım Sporcusu Cansu
Yılmaz’ı ve onu güreşe teşvik eden H.M
ve N.E.Z Okul Müdiresi Gönül Çelen’i
ve Cansu’ya desteğini hiçbir zaman
esirgemeyen M.H.Ö.C Ticaret ve Meslek
lisesi müdürü M. Ercan Özer’i makamında
ağırladı.
Üstün başarı altınla
ödüllendirildi
İl Müdürü Sevgili, Cansu Yılmaz’ı gösterdiği
üstün başarıdan dolayı tebrik ederek milli
sporcuya altın hediye etti. Abdurrahman
Sevgili, bu başarının tüm Türkiye’ye örnek
olması temennisinde bulunarak, böyle
yeteneğe sahip tüm öğrencilerimizin
destekçisi olduğunu belirterek ‘’Bu başarı
artık bize yetmiyor Cansu Dünya birinciliği
bekliyoruz senden’’dedi.
Kilis Belediyespor
Lige İddialı Geliyor
Ziraat Türkiye Kupası ön eleme maçında Adıyaman 1954’ü, 1
.turda ise Osmaniyespor FK’yı yenerek büyük bir başarının altına
imza atan Kilis Belediyespor, bu sezon ligde şampiyonluk için
savaşacağının işaretlerini veriyor.
Bu yıl yeni transferler yaparak güçlendirdiği
kadrosu ile 2015-2016 futbol sezonunda
mücadele edeceği Bölgesel Amatör Lig’de
yine başa güreşecek bir takım görüntüsü
veren Kilis Belediyespor, Ziraat Türkiye
Kupası’nda aldığı iki önemli galibiyet
ile bunun sinyallerini şimdiden vermeye
başladı.
Ziraat Türkiye Kupası’nda 2. tura
yükselen Kilis Belediyespor, 22 Eylül 2015
tarihinde Ümraniyespor ile önemli bir maç
oynayacak.
Ciddi bir taraftar desteğine sahip Kilis
Belediyespor, bu yıl alacağı başarıları
şampiyonlukla taçlandırma konusunda
azimli görünüyor.
www.kilispostasi.com
KİLİS POSTASI
SAĞLIK
SAYFA
TEMMUZ-EYLÜL 2015
23
Saç Ekimi Hakkında
Merak Ettikleriniz
Genetik, yaşın ilerlemesi, kötü beslenme alışkanlıkları yada strese
bağlı olarak saç köklerinin zayıflaması, kıl yoğunlunun ve tutuculuğun
azalmasıyla başlayan kellik problemleri artık sorun olmaktan çıkmış
durumda. Son yıllarda en çok gelişme gösteren estetik işlemlerin
başında saç ekimi gelmektedir.
Her ne kadar insanda önemli olan organların
doğru çalışması olsada, psikilojinin ve özgüvenin
de yerinde olması sağlığı direkt etkileyen faktörler
arasındadır. Bu yüzden saç ekimine sadece estetik
bir gözüyle bakmak yetersizdir. İşlem sonrası
özgüvenin geri getirilmesi, ruh sağlığını olumlu
yönde etkilemektedir. Saç tedavilerinde ömür boyu
kalıcılık gösteren ve işlem sonrası gözle görülür
bariz değişimi fark ettiren tek işlem saç ekimidir.
Bunun dışında denenen bir çok tekniğin sonuçları
ya geçici yada çok yetersiz kalmaktadır.
5. Taburcu Olma ve Sonrası
Saç ekimi sonrası saçlarınız özel losyonlar desteğiyle
temizlenir. İlk bir kaç gün yeni ekilen saçlarınız için
hangi konularda hasassiyet göstermeniz gerektiği
detaylıca anlatılır. Daha sonra yeni saçlarınızla
hastanemizden taburcu olabilirsiniz.
Beyaz saç köklerinin ayrıt edilmesi oldukça
meşakatlidir. Özel dikkat isteyen bu işlemde
mikroskoplu loplar ile çalışması gerekir.
Fue yöntemi ağrı verir mi?
Koyu renkli saç tiplerinde saç nakli greftlerin
özenle ayrımıyla birlikte doğal ve gür bir görünüme
sahip olabilmektedir.
Fue Yöntemi
Lokal anestezi altında yapılan saç ekimi, ağrısız
bir şekilde sonlandırılmaktadır. Sonrasında da
hastaya herhangi bir ağrı kesici ilaç çoğu zaman
kullandırılmaz.
Saç ekimi nasıl yapılır?
Saçlar ne zaman çıkmaya başlar
Saç nakli 3-4 kişilik uzman ekibimiz tarafından
steril şartlara sahip hastanemiz estetik bölümünde
yapılmaktadır. Sırasıyla saç ekimi işlemlerinden
bahsedersek
Saç ekimi sonrası uygulama yapılan alanda oluşan
hafif kabuklanmalar günde 1 kez başınızı yıkarak 1
hafta içinde kaybolur. 2 hafta sonra ise kişinin saç
ekimi yaptırdığı fark edilemez. 2 hafta sonunda 3
aya kadar saç dökülmeleri başlar. Operasyonun
6. ayında yeni saçlar uzamaya başlar. Saçın son
haline alması 12 ayı bulabilmektedir.
1. Analiz ve Anestezi
İşleme başlamadan önce fotoğraflarınız çekilir.
Daha sonra saçlarınız 1 numara şeklinde kısaltılarak
lokal anestezi için uygun hale getirilir. Ağrı ve acı
hissetmemeniz için lokal anestezi uygulanır ve
fue saç ekimine başlamak için hazır hale getirilmiş
olursunuz.
2. Greflerin Alınması
Her erkekte bulunan ve genetik olarak dökülme
yaşamayan saç köklerininiz bulunduğu bölge
analiz edilir. Daha sonra mikro cerrahide kullanılan
punchlar yardımıyla uygun sayıda saç kökleriniz bu
bölgeden alınır. Alınan kıl kökleri özel solisyonlar
desteğiyle bekletilir. Burada önemli olan dökülme
göstermeyen bölgeden ne kadar sağlıklı ve
kırılmamış greft (kıl kökü) alınabildiğidir.
Saç Ekimi Bahçelievler
3. Saç Çizgisinin Belirlenmesi
Bu
aşamada,
greftler
alınmadan
önceki
fotoğraflarınız masaya yatılır. Estetik görünümün
analizi yapılarak saçınız ön bölgesinde ekimin
sınırlarını gösteren çizgiler sizinde ortak kararınızla
belirlenir. Ayrıca bu aşamada doğal bir görünüm
için saç köklerinizin nasıl ve ne yönde ekileceğine
uzmanlar tarafından karar verilir.
4. Greftlerin Yerleştirilmesi
Kıl kökleri açılan kanallara özenle yerleştirilir. Bu
yoğun ve titiz bir çalışma gerektiren bir işlemdir.
Ortalama 6-8 saat sürmektedir.
Saç ekimi son gelişmeler nelerdir?
Şuanda kelliğe karşı en estetik ve kalıcı çözüm
saç ekimidir. Bilim adamları saç klonlama üzerinde
çalışmalarına devam etse dahi şuanda somut
bir sonuç alınması, test edilmesi vb. işlemlerden
geçmesi uzun yıllar alacak gibi görünüyor. Ancak
klonlama başarıldığı taktirde artık hastadan alınan
bir kaç grefti (saç kökü) uygun şartlarda hastanın
ihtiyacı kadar çoğaltılabilecek. Ekim işlemi ise yine
aynı şekilde yapılacaktır.
Doğal saç ekiminde önemli detaylar
A. 2 kulağın üst sınrında aşağı doğru bulunan
saçların sık yada seyrek oluşu
B. Grefterin özenle ayrılarak epitelinin iyice
temizlenmesi
C. Nakil için açılan kanalların doğal ve uygun
şekilde dağılması. (Küçük ve doğru yönde açılmış
olan kanal saç ekimi sonrası görünümün doğal
olmasında olumlu etki yapmaktadır)
Saç Ekimi ve Saç Tipleri
Kıvırcık saçlarda doğal sonuçlar için ekim oldukça
zahmetli olabilmektedir. Bu tarz ekimlerde alan
daha geniş olduğunda sonuç daha natürel ve yoğun
görünmektedir.
Açık tonlu saçlarda işlem diğerlerine göre daha
basittir. Sonuçları daha doğal olmaktadır.
Düz saçlarda ise saç ekimi daha kolaydır. Greft
alımı ve ekimi hızlıca yapılır. Sonuçları natüreldir.
Prof. Dr. Haydar Baş’a ait
Milli Ekonomi Modeli Hakkında Ne Söylediler?
Prof. Dr. Martin K.Maier
“MEM, köleliğe son verecek”
Prof. Dr. Yuri Kadak
Yirminci
sonlarında,
devlet ve
ve bilim
vatandaş
“Prof. yüzyıl
Dr. Baş,
insanlık
arasındaki bağın hiçbir mantıki gerekçeye
adına
bir yüzakı
bilgedir”
dayanmadan
yıpratılması,
hatta koparılmaya
çalışılarak dengelerin zorlanması çok ciddi
problemlerden biri… Eserde benim en önemli
bulduğum yön bu problemi telafi eden bir
mekanizmayı somutlaştırması ve formülleştirmesi.
Prof. Dr. Baş, devleti güçlendirirken, Sosyal Devlet
enstrümanlarıyla milleti de kuvvetlendiriyor;
“kaba devlet”i değil, bilakis “baba devlet” yapısını
oluşturuyor. Model, öyle bir yapı geliştiriyor ki,
hiçbir din, ırk ve sınıf farkı gözetmeksizin herkesi
destekliyor, herkes kabiliyetine göre bu destekten
azami istifade ile ya katma değer üretiyor veya
üretilene müşteri olarak ekonominin sürekli
büyümesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, bugün
insanlığın tıkandığı noktada, beklenen yaklaşımdır.
Bu bağlamda sayın Prof. Dr. Baş, insanlık ve bilim
adına bir yüzakı bilgedir.
Prof. Dr. Vladimir Lepsky
“MEM’e hayran kaldım”
Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne ve onun
organizasyonuna hayran kaldım. En önemlisi
elbette Prof. Dr. Haydar Baş’ın önerdiği bizim de
muhakemesini yaptığımız fikirlere ve konseptlere
hayran kaldım. Prof. Dr. Haydar Baş Batı’dakilerin
şüphe duymadıkları ve uzun yıllar devam edeceğini
sandıkları kapitalist modellere meydan okuyan bir
öncüdür. İnsan ruhen zengin ise daha sade ve daha
mutlu yaşayabilir. Batı ise maddi koşuşturmayı
ve maddi ihtiyaçları dayatıp durmakta. Prof. Dr.
Haydar Baş, Batı’nın olumsuzluklarını mağlup etme
ihtimal ve imkanını veren şemayı öneren bir yola
çıkmıştır. Ümit ederim ki dünyanın uyumsal hale
getirilmesinde, uyum içinde ve uzun vadeli yapıları
oluşturmada hepimizin çabaları müşterektir.
Her geçen ay ve her konferansla birlikte Milli
Ekonomi Modeli konseptlerine ilginin artacağını
tahmin etmek mümkün. MEM, farklı ülkelerden
ve farklı alanlardan iktisadiyatçılar ve uzmanları
celp etmektedir. Sovyetler sonrası kıtadaki bilim
adamlarının çok büyük ilgilerini çekmiş olması hayli
önemlidir. Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş’ın kitabında
belirtilen ve Türkiye Cumhuriyeti’ne özgü olan
sorunlar bunalımdan çıkaran model arayışı içinde
olan Sovyetler sonrası kıta içinde önemlidir.
Prof.Dr. Ernest Zurek
“MEM’in tarım stratejileri
takdire şayandır”
Küreselleşme, gıda üretim mekanlarını, tüketilen
yerlerden uzaklaştırmakta ve hızlandırmakta.
Küreselleşme, gıda sektöründe gıda mallarının
fiziksel kaybını çoğaltmakta. İthal malların sebep
olduğu kızışan rekabet dolayısıyla mahalli ve
bölgesel zirai piyasalarda yerli ürün fiyatları
düşmektedir. Doğru bir projelendirme ile Milli
Ekonomi Modeli, tarımı stratejik alan olarak
değerlendirmekte ve yerli tarımın devlet tarafından
desteklenmesi gerektiğini ifade etmektedir ki,
bu son derece haklı ve yerinde bir uygulamadır.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın tarım alanında, üreticiyi
desteklemekle kalmayıp, dış rekabete karşı da
koruması, geleceğin temel stratejileri ve nesillere
gıda teminatı bakımından takdire şayandır. Bu
vesile ile, bu uluslararası kongreye katılan tüm
bilim adamlarımıza ve Prof. Dr. Baş’a bir kez daha
teşekkürlerimi sunuyorum.
www.milliekonomimodeli.com
Milli Ekonomi Modeli’nin uygulanması, ancak
şahsiyetli, kendini Atatürk gibi, -ki Nutku’nu
okumanızı tavsiye ederim- milletine adamış
liderler sayesinde mümkün olacaktır. Kapitalist
ekonomi modelleri, insanların alım gücünü o
kadar zayıflattı ki, artık insanlar zaruri ihtiyaçlarını
dahi karşılayamaz hale geldi. Bu noktada Milli
Ekonomi Modeli’nin, sosyal devlet anlayışı
çerçevesinde dar gelirli vatandaşlara çeşitli adlar
altında sosyal yardımlar aktararak insanların alım
gücünü arttırması projesi, tıkanan ekonomiler için
bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim
devletlerin deflasyon sürecine girmesi, halkın alım
gücünün neredeyse sıfırlandığının açık bir delilidir.
Milli Ekonomi Modeli şu anda mevcut olan kölelik
düzenine son verecek gibi görünmektedir. Bu
kongreden sonra Milli Ekonomi Modeli’nin pratiğe
geçtiğini görmek bizi memnun edecektir.
Prof. Dr. Georgia Chobanov
“MEM yepyeni bir ufuk açtı”
Bizim ülkemizde en etkili olan grup, hem eski
sosyalist dönemden bağlantıları olan, hem de
mafya özelliği kazanmış olan “nomenkuratura”
dediğimiz, yani seçkinler gurubudur. Onlar
devlet imkanlarını sadece halkın iyiliği için veya
Bulgaristan’ı bu zorlu dönemden geçirmek için
değil, kendi şahsi çıkarları için kullanmışlardır.
Bu konuda Avrupa Birliği’nden destek beklerken,
diğer uluslar arası kurumlardan destek beklerken;
şunu görüp şaşırıyoruz, kapitalizmin kendi içinde
çıkmazları da sosyalizmden aşağı kalmıyor. Biz
destek bekliyoruz; yeni kurumlarımızı şirketlerimizi
oluşturmak istiyoruz. Ama bu şirketlerin başında
hep mafyayı ve artık suçlu hale gelmiş olan bir
suç patronu haline gelmiş olan devlet görevlilerini
görüyoruz. Avrupa
kurumları
Bulgaristan’a
enteresan biçimde yine bu mafya patronları yoluyla
ulaşıyor. Ve öylesine sorunlarla karşı karşıyayız ki,
çok da fazla konuşmaktan çekiniyorum.
Prof.Dr. V. A. Lisichkin
“Milli Ekonomi Modeli kaynakların
sınırsız, ihtiyaçların sınırlı olduğunu
tezini getirmektedir”
Burada Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli
konusunda çok önemli bir uluslar arası bilimsel toplantı
yapılmaktadır. Bu ekonomi modeli, stratejik açıdan son
derece önem taşımaktadır.
Milli Ekonomi Modeli, asıl dünya iktisat tarihi açısından
çok önem arz ediyor. Prof. Dr. Haydar Baş beyin
geliştirmiş olduğu bu model, yaklaşık 200 yıldan
bu yana kaynakların sınırlı, ihtiyaçların sınırsız
aldatmacası karşısında son derece farklı bir açılım
beraberinde getirmektedir. Model aynı zamanda
kaynakların sınırsız, ihtiyaçların sınırlı olduğu tezini
getirmektedir. Burada profesörler ve dünyanın sayılı
ekonomistleri Milli Ekonomi Modeli’nin farklı boyutlarını
da öne çıkarmaktadırlar. Yine bunlardan çok net bir
şekilde şunu görebiliyoruz; sayın Prof. Dr. Baş’ın
geliştirmiş olduğu model birçok açıdan da son derece
önemli ve orijinal bilgileri beraberinde getirmektedir.
Yine bu modelin bir başka özelliği, işsizliğe getirmiş
olduğu çözüm… Bugün gerek gelişmekte olan, gerek
gelişmiş olan ülkelerin temel problemi işsizliktir.
Maalesef ne kapitalizm, ne de liberal ekonomi anlayışı
burada herhangi bir çözüm getirmemektedir.

Benzer belgeler

Dalga Dalga Uyarı!

Dalga Dalga Uyarı! kuvvet komutanlarının ziyaretleri de söz konusu olduğu dikkatlerden kaçmazken, çatışmaların yanı başında yer alan Kilis’in, hassas konumu artık herkes tarafından kabul ediliyor.

Detaylı

93. Yıl Coşkuyla Kutlandı

93. Yıl Coşkuyla Kutlandı Ortam daha güzel! 50-60 km yol yaparak Gaziantep’teki mesire alanlarına giden Kilisli vatandaşlar, kalabalık olmasına rağmen bu tür yerlerde aileleri ile rahatça piknik yapabildiklerini ifade ederk...

Detaylı