manşet gazete.indd - Trabzon Gazeteciler Cemiyeti

Yorumlar

Transkript

manşet gazete.indd - Trabzon Gazeteciler Cemiyeti
1946
Dünden
bugüne
Cemiyet
Haberi 11. Sayfada
Yıl: 22
“Öğretmen olmak
istiyordum
gazeteci oldum”
İhtilale kafa tutan
gazeteci,
Sayı: 39
OCAK - AĞUSTOS 2013
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin, 1980 yılındaki yeniden
kuruluşu, AA Bölge Müdürü Suavi Kaptan’ın girişimiyle
başlamıştı. Cemiyetin geçici yönetim yeri, Ahmet Pirselimoğlu’nun işyeri, Stüdyo A idi. Cemiyet kendine bir yer
bulmaya çalışırken, 12 Eylül ihtilali oldu ve bütün dernekler
kapatıldı. Üstelik cemiyetin idari yeri gözüken Stüdyo A’nın
fotoğraf stüdyosu da mühürlendi. Suavi Kaptan, durumu anlatıp stüdyodaki mührü kaldırtıncaya kadar çok uğraşmıştı.
Curcava’da
iki kalemşör,
Özşahin çifti
Sert mizaçlı ama yumuşak
kalpli bir kişiliğe sahip,
Trabzon basınına 40 yılını
veren bir isim: İhsan
ÖKSÜZ...
Röportaj: Kamil ANAHAR
Yazı-Röportaj
Turgay BEŞYILDIZ
Devamı 12-15. Sayfada
Devamı 8-9. Sayfada
2
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
İçindekiler...
Günümüzde birçok proje,
kurumlar tarafından desteklenmektir. Yeni projeler üreterek
bu fonlardan üyelerimizi en iyi
şeklide yararlandırmaya çalışacağız. Geçtiğimiz dönemde
verilen paydaş proje sonunda
önümüzdeki aylarda 4 genç arkadaşımızı yurt dışında mesleki
eğitime göndereceğiz.
Turgut ÖZDEMİR
3. sayfa
16 Nisan 2013 Salı
günü yapılan Trabzon
Gazeteciler Cemiyeti
kongresinde başkanlığı
kazanan Turgut Özdemir
görevi Ergun Ata’dan
devraldı.
5. sayfa
Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti Olağan
Genel Kurulu Trabzon
Zorlu Grand Otel’de
gerçekleştirildi.
6. sayfa
Trabzon’un önemli
alışveriş merkezlerinden biri olan Bakırcılar
Çarşısı’nda yer alan bir
zamanların en gözde
meslekleri olan ‘Bakırcılık, Kalaycılık, Süpürgecilik ve Semercilik’
gibi meslekler zor günler
yaşıyor.
7. sayfa
Eski Başkanlarımızdan
gazeteci yazar Mehmet
Tan, ölümünün 10’uncu
yılında Trabzon’daki
mezarı başında anıldı.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
Geleceğe Bakarken...
Anadolu’nun ilk meslek örgütlerinden biri olan Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni üç yıl yönetme onurunu
yakaladığımız için öncelikli olarak
büyük mutluluk duyuyoruz. Onurlu
bir o kadar da sorumlu olan bu görevi en iyi şekilde yerine getirebilmek
ve son yıllarda yükselen çıtayı daha
yukarı çıkarmak için büyük gayret
göstereceğiz.
Nisan ayı ortasında yapılan Olağan Genel kurulumuzda başta Başkan Adayı Zafer Sel ve arkadaşlarını
tekrar kutluyorum. Büyük olgunluk
içinde örnek bir genel kurul süreci
yaşadık. Kazanan cemiyetimiz olsun
diyerek kucaklaştık. Görevde olduğumuz sürece herkesle kucaklaşma
ve işbirliği yapma anlayışımız hep
sürecektir. Çünkü biz giderek büyüyen ve de gelişen bir aileyiz.
İlimizin ve bölgemizin önde
gelen meslek örgütlerinin başında
olan Trabzon Gazeteciler Cemiye-
ti’nin üstlendiği önemli misyonun
bilinciyle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Önceliğimiz elbette başta
üyelerimiz ve mesleğe yeni katılan
genç arkadaşlarımızdır. Bu anlamda
sosyal aktiviteler yaparak birliliğimizi daha da geliştireceğiz. Genç
meslektaşlarımızın bilgi donanımlarını artırmalarına katkı sağlamak
adına yeni dönemde çeşitli paneller
ve kurslar düzenlemeyi sürdüreceğiz.
Bugünümüze baktığımızda,
Anadolu’yu yakından tanıyan ve
bilen bir kişi olarak, yerel medya
alanında Anadolu’da bir numara
olduğumuzu büyük bir gururla
görmekteyiz. Bu anlamda bu onurun
sürmesi adına yönetim kurulu olarak
yazılı, görsel ve internet medyası kuruluşlarımızın sorunlarını
çözümünde her zaman yanlarında
olduğumuzu belirtmek istiyorum.
Her türlü öneriye ve projeye açık
olacağız.
Bu arada geçtiğimiz dönemde
kurulan Karadeniz Gazeteciler
Federasyonu’nun Merkezinin
Trabzon olması bizim için ayrı bir
onurdur. Federasyonla birlikte,
bölge illerimiz cemiyetleriyle ilişkilerimiz zirveye taşınacaktır. Ayrıca
ortak projelerle öncelikle bölgedeki
mesleki gelişmeye önemli katkılar
sunulacaktır. Yine bölge sorunlarını
ortak sahiplenme ve çözüm üretme
şansı bulunacaktır.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde bayrak yarışı devam etmektedir. Biz aldığımız bayrağı arkamızda
güzel eserler bırakarak üç yılsonunda teslim edebilme yarışı içinde
olacağız. Bütün camiamızı sevgiyle
kucaklıyorum.
Trabzon’a iki ödül birden
Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü
tarafından düzenlenen
Anadolu Basını Özendirme
yarışmasında, Haber dalında
“İki Odalı Evden Dünya
Şampiyonu Çıktı” başlıklı
eseriyle Türkiye ikincisi
olan Kamil Anahar, ödülünü
Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş’un elinden aldı.
Aynı yarışmada “Kurumsallaşma” yazısıyla Makale
yorum dalında Türkiye
Üçüncüsü olan Okan İsmailoğlu ise ödülünü Sarıkamış
Kaymakamı Erdoğan Turan
Ermiş’ten aldı.
8. sayfa
Curcava’da iki
kalemşör:
Hamiyet ve Mehmet
Özşahin
11. sayfa
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin, 1980 yılındaki yeniden kuruluşu, AA
Bölge Müdürü Suavi
Kaptan’ın girişimiyle
başlamıştı.
YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Emre AKTÜRK
16-17. sayfalarda
Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’nin her yıl
geleneksel olarak düzenlediği Geleneksel Orhan
Kaynar Futbol Turnuvası’nın altıncı şampiyonu,
final maçında İlkhaber
Gazetesini normal süresi
4-4 biten karşılaşmanın
sonunda penaltı atışlarıyla 6-5 yenen Kuzey
Rüzgarı oldu.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin görevi elbette sadece
üyeleriyle sınırlı değildir. Başta
ilimizi, bölgemizi ve ülkemizi
ilgilendiren önemli konulara sessiz
kalacağımız düşünülemez. Yönetim
kurulu olarak süreç içerisinde bu
görevimizi de tarafsız ve duyarlı bir
şekilde yerine getireceğiz.
1946
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti
Yayın Organı
SAHİBİ
TGC Adına Yönetim Kurulu Başkanı
Turgut ÖZDEMİR
YÖNETİM KURULU
Yusuf TURGUT - Nevzat YILMAZ - Tahir ORHAN
- Turgay BEŞYILDIZ - Kamil ANAHAR - A. Çağlar
YILDIRIM - İsmail TOPAL - Kenan TAŞKIN
GRAFİK TASARIM
Hacer YAVRUOĞLU
Harman Yayıncılık
0462 326 72 28
Adres: Atatürk Alanı No: 27
61100 TRABZON
Tel.: 0462 326 03 12 Faks: 0462 326 04 49
Web: www.trabzongazetecilercemiyeti.org
E-posta: [email protected]
Baskı: Sonhaber Matbaacılık Yayıncılık
3
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
ASKF’ye ziyaret
Trabzon gazeteciler Cemiyeti
başkanı Turgut Özdemir ve Yönetim
Kurulu üyeleri Trabzon ASKF Trabzon
Şubesi başkanı Cahit Erdem’i ziyaret
etti.
Ziyarette konuşan Başkan Turgut
Özdemir, “Sportif anlamda iş birliği
yapmak adına ASKF’nin arkamızda
olacağını biliyoruz. İlerleyen günlerde
düzenleyeceğimiz Orhan Kaynar futbol
turnuvasında ASKF ile işbirliği yapıp
üyelerimize daha güzel ortam sağlayacağız. Bu yüzden sayın başkan Cahit
Erdem’e bize verdiği destek sözünden
dolayı teşekkür ederiz” diye konuştu.
Özdemir’in ardından konuşan
Erdem, “Trabzon basını hep bizimle
beraber oldu. Bu yüzden Trabzon
gazeteciler Cemiyeti’nin düzenleyeceği
bu tür organizasyonlarda elimizden ne
gelirse yapacağımıza dair Sayın Özdemir’e söz verdik.” dedi.
Ömer Güner’i Andık
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti
Onursal Başkanı merhum Ömer Güner
4. ölüm yıldönümünde Trabzon Merkez Değirmendere Mahallesi Sülüklü
mezarlığındaki kabri başında anıldı.
Özdemir görevi devraldı
16 Nisan 2013 Salı günü yapılan
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti kongresinde başkanlığı kazanan Turgut Özdemir görevi Ergun Ata’dan devraldı.
Devir teslim töreni dolayısıyla gazeteciler cemiyeti lokalinde düzenlenen
toplantıda konuşan Divan Başkanı İhsan Öksüz, yapılan seçim sonrası gazeteciler adına son yılların en demokratik
seçimlerinden biri olduğunu belirterek,
‘Seçimi kazanan Turgut Özdemir ve diğer adayımız Zafer Sel’i kutlarım. Eski
başkanımız Ergun Ata’ya görev yaptığı
5 yıl için de yaptıklarından dolayı
teşekkür ederim.’dedi.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti
Eski Başkanı Ergun Ata, başkan olarak
görev yaptığı 5 yılda elinden gelen en
iyisini yaptığını belirterek, tüm üyelere
Anma törenine Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili Yusuf
Turgut, Başkan Yardımcısı Tahir
Orhan, Genel Koordinatörü Turgay
Beşyıldız, Genel Sekreter Yardımcısı
Ahmet Çağlar Yıldırım, meslektaşları
ve aile katıldı.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti
Başkan vekili Yusuf Turgut yaptığı
konuşmada Ömer Güner’in Trabzon’daki boşluğunun her geçen gün
daha büyüdüğünü söyleyerek, Gazeteciler Cemiyeti Yönetimi olarak yeni
dönemde Güner’in genç jenerasyona
daha etkin anlatılmasına çalışacaklarını
ifade etti.
KGF Çorum’da toplandı
kendine gösterdikleri ilgiden dolayı
teşekkür etti.
Yeni Başkan Turgut Özdemir ise,
kendilerini göreve getiren genel kurul
üyelerine teşekkür ettiğini ifade ederek,
“Cemiyetimizin çıtasını daha yukarılara çıkaracagız.” dedi.
Özdemir katkılarından dolayı eski
başkan Ergun Ata’ya gümüş plaket
hediye etti.
Karadeniz Gazeteciler Federasyonu (KGF) Başkanlar Kurulu Toplantısı, 5-7
Temmuz 2013 tarihleri arasında Çorum’da gerçekleştirildi.
Toplantıda Federasyonun faaliyetleri ele alınarak Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu oluşumunun yol haritası masaya yatırıldı.
KGF’nin ilk toplantısına ev sahipliği yapan Çorum’da Marmara ve İç Anadolu
Gazeteciler Federasyonları’nın kuruluşlarının tamamlanarak resmi başvurularının
yapıldığı açıklandı.
Toplantıda ayrıca diğer bölgelerdeki kuruluş çalışmalarının tamamlanmasından
sonra gelecek ay içerisinde de Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun kuruluşunun Ankara’da düzenlenecek kokteylle açıklanacağı kaydedildi.
4
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
Trabzon’da ilginç manav tezgâhı
Osman ŞİŞKO/TRABZON Trabzon’da halk pazarında manav
esnafı olan 60 yaşındaki Metin Güney’in, tezgâhının üzerine astığı gazete
kupürleri ve özlü sözler müşterilerinin
dikkatini çekiyor.
Pazarkapı Mahallesi’nde bulunan
halk pazarında 20 yıldır manavlık
yapan Metin Güney, pazarda bulunan
tezgâhına gazete kupürleri ve özlü
sözlerin yer aldığı not kağıtlarını
asması ilginç görüntüler oluşturuyor.
Eşi benzeri görülmemiş manav tezgâhında ‘Dünyada en kötü şey menfaate
dayalı arkadaşlıklardır’, ‘Uçurumda
uçan kelebeğin amacı açan çiçek için
değil mi?’, ‘Dürüstlük pahalı bir meslektir, ucuz insanlarda bulunmaz’ şeklinde
yazılı kâğıtlar yer alan tezgâh müşterilerin
dikkatini çekiyor. Tezgâhın bir diğer bölümünde ise Posta Gazetesi’nde ‘Yurdumun
Şairleri’ adlı sayfada yayımlanan şiirlerin
kupürleri yer alıyor.
Uzun süredir Posta Gazetesi okuru olduğunu ve gazetede yer alan bazı
şiirleri beğendiği için keserek tezgâhına
astığını belirten Güney, “Gazete okumayı
seviyorum. Posta gazetesini uzun yıllardır
okumakta ve özelikle şiirlerin yer aldığı
sayfayı takip etmekteyim. Yaklaşık 5 yıldır gazetede beğendiğim şiir kupürlerini
keserek tezgâhta müşterilerimle paylaşıyorum. Amacım güzel şeyleri paylaşarak
bu güzelliklerin artmasına katkı sağlamaktı” dedi.
Tezgâhta bulunan özlü sözlerin alış
veriş esnasında müşterilerini düşündürdüğünü dile getiren Güney şöyle konuştu:
“Tezgâhı gören vatandaşlar buranın fo-
toğrafını çekmeyi ihmal etmiyor. Bazı
müşterilerim ise burada hoşuna giden
bazı yazıları not ediyor. Alışverişe
gelen müşteriler bazen yazılara takılıp
kalıyor 15 dakika bile tezgâhın önünde
oyalanıyor bu da müşteriyle sohbet
etmek için keyifli bir ortam oluşuyor”
TGC’den TTF üyesi Mustafa
Beyazlı’ya ziyaret
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti
(TGC) Yönetim Kurulu, Türkiye
Futbol Federasyonu (TFF) Yönetim
Kurulu üyesi Mustafa Beyazlı’ya
nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarette,
Başkanımız Turgut Özdemir, Genel
Sekreterimiz Kamil Anahar, İdari
Koordinatörümüz Turgay Beşyıldız
ve Mali Saymanımız Kenan Taşkın’da
hazır bulundu.
TGC Başkanı Turgut Özdemir, TFF
üyesi Mustafa Beyazlı’nın Trabzon’u
temsil ettiğini hatırlatarak, “Sayın
Beyazlı hem okul arkadaşımız hem
de spor arkadaşımız. TFF’de önemli
görevler yapmaktadır.” dedi.
TFF Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Beyazlı ise, ilk önce TGC’nin yeni
yönetimini kutladı. Beyazlı, Trabzon basınının çok önemli olduğunu
belirterek, TGC’ye her türlü desteği
vereceklerini sözlerine ekledi.
Mardinli Öğrencilere
Trabzon Daveti
Mardin Mazıdağı Gazi İlkokulu
öğrencileri, sınıf öğretmenleri Evrim
Soysal’ın sosyal medyada başlattığı
kampanyayla, okullarına ülkenin dört bir
yanından ve yurt dışından, kitap, dergi,
kırtasiye ve sağlık malzemeleri katkısı
sağladı.
Gezi Parkı Direnişiyle yeniden
gündeme gelen sosyal medyanın etkinliği,
Gazi İlkokulu öğrencilerinin bu faaliyetiyle de dikkat çekti. Öğrenciler yine
Spor Yazarları’nın Oscar’ı sayılan TSYD
Ödülleri, derneğin Levent’teki tesislerinde düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu.
Gecede TSYD Genel Başkanı Naci Arkan, Basın
İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay ve
Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan birer konuşma yaptı.
2012 Spor Yazarları Armağanı Yarışması’nda
dereceye giren gazeteciler ödüllerini aldı.
TSYD’nin Levent’teki tesislerinde düzenlenen
ödül töreninde gerçekleştirilen görkemli törene
Gençlik ve Spor Müdürü Mehmet Baykan, Basın
İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, TFF
1. Başkanvekili Ufuk Özerten, MHK Başkanı
Zekeriya Alp, Spor Toto Teşkilat Başkanı Mehmet
Kasapoğlu, PTT Basın Müşaviri Ümit Yeşildağ,
Taekwondo Federasyonu Başkanı Metin Şahin,
Amatör Spor Kulüpleri Federasyon Başkanı Ali
Düşmez, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
Turgay Olcayto, TSYD eski başkanları Attila Gökçe, Esat Yılmaer, spor yazarları ve spor camiasından davetliler katıldı.
TSYD’den
Trabzon Gazetecilerine
4 büyük ödül
sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflarla
kampanyalarına katılan kişi ve kuruluşlara
teşekkür ettiler.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin de
etkinliğe kitap ve kırtasiye göndererek
katılmasından sonra öğrencilerin, teşekkür
fotoğraflarında “Trabzon’a geleceğiz”
diye yazmaları üzerine, TGC, kendilerini
öğretmenleri Evrim Soysal ile birlikte
ağırlamak ve bölgeyi tanıtmak üzere diledikleri tarihte Trabzon’a davet etti.
Melih Gümüşbıçak’ın sunumunu yaptığı gecenin açılış konuşmasını TSYD Başkanı Naci Arkan
yaptı. Arkan, “Bizim için çok anlamı olan bu
gecede değerli spor dostlarını bir arada görmekten
mutluluk duyuyoruz. Spor yazarlarının emeklerini
titizlikle taçlandırmak için branşlarında usta jüriler
oluşturduk. İnce eledik, sık dokuduk. Ödül kazanan meslektaşlarımı içtenlikte kutluyorum” dedi.
2012 spor yazarları Armağanı yarışmasında
Trabzon’dan 4 meslektaşımız ödüle layık görüldü.
İnternet de spor gazeteciliği dalında, haber61.
net’den Turgay Beşyıldız ‘Anarşist ruhlu adam!..’
yazısıyla 2. olurken, yerel spor basını sayfa görseli
dalında Karadeniz Gazetesi’nden Tuncay Şükür
1., Günebakış Gazetesi’nden Ömer Salkı 3., haber
dalında da Anadolu Ajansı’ndan ‘Koş Emrah koş’
adlı eseriyle Selçuk kılıç 3. lüğe hak kazandılar.
Turgay Beşyıldız ve Ömer Salkı törene katılıp
ödüllerini alırken, Selçuk Kılıç ve Tuncay Şükür,
İstanbul’daki törene katılamadı. Kılıç ve Şükür‘ ün
ödüllerini ise onların adına TSYD Trabzon Şubesi
Başkanı Murat Taşkın aldı.
5
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
“Yılın Başarılı Gazetecileri” ödülleri sahipleri buldu
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin her
yıl geleneksel olarak düzenlediği “Yılın
Başarılı Gazetecileri” ödülleri sahiplerini
buldu.
Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi’nde düzenlenen ödül törenine Trabzon
Valisi Recep Kızılcık, Belediye Başkanı
Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Basın İlan
Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay,
Ak Parti Trabzon Milletvekili Faruk Özak,
KTÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Baykal,
Trabzon Emniyet Müdürü Ertan Yavaş,
Trabzonspor Asbaşkanı Nevzat Şakar,
Trabzonspor Teknik Direktörü Tolunay
Kafkas başta olmak üzere çok sayıda
protokol mensubu ve davetli katıldı.
Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık,
kent sanayisine ve istihdama katkılarından dolayı iki Trabzonlu sanayici Celal
Hekimoğlu ve Kenan Oltan’a Jüri Özel
Ödülü’nü takdim etti.
Son kitabı ‘Nar Ağacı’ ile büyük çıkış
yakalayan ve bu nedenle Sanat Ödülü’ne
layık görülen Trabzonlu yazar Nazan
Bekiroğlu ise ödülünü Ak Parti Trabzon
Milletvekili Faruk Özak’ın elinden aldı.
Meslekte 20 yılını doldurmuş gazetecilere verilen Basın Hizmet Ödülü’nü
almaya hak kazanan Hayri Köklü, Dursun
Koçyiğit, Seza Turgut, Bekir Koca, Şakir
Bostancı ve Erkan Şahinbaş’ın onur
belgelerini ise Trabzon Belediye Başkanı
Dr.Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu verdi.
“Gazete-Televizyon Haberi’’ dalında
dereceye girenlere ödüllerini verdikten
sonra bir konuşma yapan BİK Genel
Müdürü Atalay, Anadolu’da güçlü gazetecilik yapan şehirler arasında Trabzon’un
en önlerde yer aldığını belirterek, “Evet
eksiklerimiz vardır ama şunu biliyorum ki
Trabzon basını, yerel ve ulusal anlamda
yüz akıdır. Türkiye’de gazete tirajı olarak
en yüksek İzmir ve Bursa’dan sonra
Trabzon’dur ve bu açıdan örnek bir ildir.
Ayrıca bu ödül törenininde gazetecilerin
iş adamlarına ödül vermeleri gelecek
açısından bence önemli bir adımdır.” diye
konuştu.
fıkra gibi yürüyüşü” Atilla Kurtoğlu (Anadolu Ajansı), “Derede can pazarı” Ersen
Küçük (İHA)
Araştırma-İnceleme-Röportaj: “O
annenin elini öptüm” Levent Ustabaşı
(61Saat), “Uzun soluklu projeler karşılıklı
sabır ve güven ister’’ Okan İsmailoğlu
(İlkhaber)
Güncel Yazı: “Adalet istiyorum sadece
adalet’’ Avni Özarslan (İlkhaber)
Radyo-Tv-Program: “Program” Can
Karyağdı (Lig Tv), “Sunum’’ Ayşegül
Özdoğan (Kanal Mavi)
Mizampaj: Serdal Şahin (Trabzonspor
Dergisi), Tuncay Şükür (Karadeniz
Gazetesi)
Ödüle layık görülen eserler;
Jüri Özel Ödülü: Celal Hekimoğlu,
Kenan Oltan
Sanat Ödülü: Nazan Bekiroğlu
Basın Hizmet Ödülü: Bekir Koca,
Dursun Koçyiğit, Erhan Şahinbaş, Hayri
Köklü, Seza Turgut, Şakir Bostancı
Gazete-Tv Haberi: “Tecavüz bebeğini
devlet baba aldı” Gürkan Ata (Akşam
Gazetesi), “Hayvan barınağı çalışanı isyan
etti” Sezgin Kaşıkçı (Zigana TV)
Haber Fotoğrafı: “Protestocu kadına
linç girişimi” Fatih Turan (DHA), “Geriye
kalan” Osman Şişko (DHA), “Yumruk
anı” Şükrü Üçüncü (Haber61)
Spor Haberi: “Koş Emrah koş” Selçuk
Kılıç (Anadolu Ajansı), “Hocasına kızdı,
dünya üçüncüsü oldu” Emrah Taşkın
(Kuzey Ekspres), “Şampiyon olunca
‘sen küçüksün’ dediler” Erdoğan Bekar
(Günebakış)
Spor Fotoğrafı: “Yumruğu yedi, maçı
tatil etti” Ali Demiral (Taka), “Bıçakla
çıkmış olamaz mı-” Levent Tan (HaberTürk), “Gerildi, gerildi sonunda koptu”
Özgür Ödemir (Sabah)
Haber Görüntüsü: “Görme engellinin
Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’nde yeni dönem
 Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Olağan Genel Kurulu Trabzon Zorlu
Grand Otel’de gerçekleştirildi.
İhsan Öksüz’ün divan başkanlığı yaptığı genel kurulda, Çay Tv Trabzon Bölge Temsilcisi Halil İbrahim İleli ile Sabah Gazetesinden Özgür Özdemir ile divan üyeliklerini
yürüttü.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan Genel Kurul’da Trabzon
Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ömür Avcı faaliyet raporu ve denetleme raporunu
okumasının ardından seçim gerçekleştirildi.
Toplamda 188 oy kullanıldığı genel kurulda, Turgut Özdemir aldığı 105 oy ile Trabzon Gazeteciler Cemiyeti yeni başkanı seçildi.
Turgut Özdemir’in yönetim kurulunda ise, Yusuf Turgut, Nevzat Yılmaz, Tahir
Orhan, Kenan Taşkın, Turgay Beşyıldız, Kamil Anahar, İsmail Topal ve Ahmet Çağlar
Yıldırım yer aldılar.
TSYD Trabzon Şubesi’nde
Taşkın dönemi
Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Trabzon Şubesi Başkanlığına Murat
Taşkın seçildi.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda,
Murat Taşkın başkanlığındaki tek listeyle seçime gidildi.
Oylama sonucu Taşkın başkan seçilirken, yönetim kurulu Osman Diyadin, Servet
Özkara, Turgay Beşyıldız, Hamza Mısır, Kaan Tarkan Üzen ve Celal Kadıoğlu’ndan
oluştu.
6
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
Trabzon’da bazı meslekler teknolojiye boyun eğdi
Fatih TURAN/TRABZON Trabzon’un önemli alışveriş merkezlerinden biri olan Bakırcılar Çarşısı’nda yer
alan bir zamanların en gözde meslekleri
olan ‘Bakırcılık, Kalaycılık, Süpürgecilik
ve Semercilik’ gibi meslekler zor günler
yaşıyor. Unutulmaya yüz tutan meslekte
yer zanaatkârların sayısı adeta yok de-
necek kadar az. Eski ilginin görülmediği
çarşıda, 3 kalaycı, 5 bakırcı, 3 süpürgeci
dükkânı bulunurken, az sayıda da bakır işi
yapan dükkânlar kaldı. Günümüzde halen
daha adıyla anılan Semerciler Sokağı’nda
ise semer işi yapan kimse kalmadı.
Gelişen teknoloji, mutfakların ve
çeyiz sandıklarının vazgeçilmezi olan
bakır eşyalara olan ilgiyi azaltırken,
bakırcılık mesleğini zora soktu. Bakırcılık mesleğinin zor günler yaşamasıyla
kalaycılıkla uğraşan esnaf da bundan
nasibini aldı. Bakırcılar Çarşısı’nda
yarım asırdır kalaycılık işiyle uğraşan
55 yaşındaki Muzaffer Güle, mesleğin
artık son demlerini yaşadığını ve eski
günleri özlediklerini söyledi.
ESKİ GÜNLERİMİZİ ARIYORUZ
Bakır kapların tarih olduğunu ve
antika eşya olarak kullanıldığını belirten
Güle, “42 yıldır bu meslekteyim. İşlerimiz çok kötü demek istemiyorum. Ama
çok da iyi diyemem. Mecburen idare
ediyoruz. Artık mutfaklarda bakır eşyalar
kullanılmıyor. Aslında bakır tencerede
yemekler hem sağlıklı hem de daha çok
lezzetli olur. Ağız tadını bilen halen
daha bakır kullanıyor. Eski günlerimizi
arıyoruz ama bakırın antika ve süs eşyası
olarak kullanılması da bir nebze sevindirici” dedi.
BAKIRCILIK NE YAZIK Kİ BİTTİ
Kentte bakırcılık mesleğinde ün yapan
ve yaklaşık 6 ay önce 4 aylık bir çalışma
sonrası, 85 kilogram ağırlığında ve 15 bin
bardak çay alabilecek kapasitesiyle daha
önce benzeri görülmemiş demlik yapan
bakır ustası Ali Çavuş da bakır mesleğinin
son durumu hakkında dertli mi dertli. 41
yıldır bakır işçiliğiyle uğraşan 54 yaşındaki Ali Çavuş, mesleğin can çekiştiğini
ifade ederek şöyle konuştu: “Yüzyılın
en önemli mesleği şimdilerde bitme
noktasına geldi. Sülalemde herkes bakırcı
4 kuşak 1 asırdır bu meslekte uğraş verdi.
Bakırcılık ne yazık ki bitti. Teknolojinin
kurbanı olduk. Ev gereçlerinde teknolojinin gelişimiyle artan çeşitlilik mesleği bitirdi. Ne kadar bakır sağlıklıdır desek bile
artık bu ürünler tercih edilmiyor. En iyi
tüketici bakırı tercih etmelidir. Kala kala
5 dükkân kaldık. Satışlar tatmin etmiyor.
Mesleğimiz can çekişen bir meslek oldu”
SÜPÜRGECİLER TEMENNİDE BULUNDU
Tarihi ticaret merkezlerinden biri olan
Kemeraltı’nda ise süpürgecilik işiyle uğraşan az sayıda iş yeri kaldı. Temizliğin
vazgeçilmez eşyalarından biri olan süpürgenin yerini elektrikli eşyaların alması
süpürge imalatçılarını zora soktu. Ender
bulunan süpürge ustaları meslekleri hakkında konuşmaktan kaçınırken, “Mesleğimiz zor dönemde ama yinede hamdolsun.
Belki de tek süpürgeci biz kaldık umarız
bizde diğerleri gibi kepenk kapatmayız’
şeklinde temennilerde bulunmakla yetindi.
Çarşı Mahallesi’ndeki Semerciler Sokağı’nda bir zamanlar yapılan semercilik
mesleği ise artık tarihe karışırken geriye
meslekten sadece sokağın adı kaldı.
7
1946
Nevzat YILMAZ
OCAK - AĞUSTOS 2013
Mehmet Tan’ı andık
 Eski Başkanlarımızdan gazeteci yazar Mehmet Tan, ölümünün 10’uncu yılında Trabzon’daki
mezarı başında anıldı.
Yok Edilen
Kent
Kültürümüz
Toplumların birbirleriyle kaynaşmasında en
önemli faktör dayanışma ortamının sağlanmasıdır, devam eden toplumsal duyarlılığa da katkı
sağlayan bu unsurlar birbirini tetikler ve dayanışma kültürünü oluştururlar.
Milliyet ve Fanatik Gazeteleri’nde yıllarca spor yazarlığı yapan Mehmet Tan, 16 Ağustos 2003 tarihinde geçirdiği rahatsızlık sonucu yaşama veda etti. Tan’ın ölümünün
10’uncu yıl dönümü nedeniyle Trabzon’un Beşikdüzü
İlçesi Akkese Köyü’ndeki mezarı başında anma töreni
düzenlendi. Mehmet Tan’ın eşi Reşide Tan, çocukları Nihan ve Levent Tan,Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
Turgut Özdemir ve meslektaşları katıldı.
Anma Töreninden konuşma yapan usta gazeteci
Hikmet Aksoy,Mehmet Tan’ın, özellikle spor basınında
halen daha yerinin doldurulamadığını ifade etti. Geçmişte
yaşadıkları anılardan söz eden Aksoy, “Mehmet Tan gibi
yazarların kolay yetişmediğini ve her geçen gün onun
eksikliğini hissediyoruz” dedi.
Değer yargılarının özünde var olan bu düşüncelerle toplumları yöneten insanlar bu düşünceden İstişare yaparlar, tarihsel yapının hemen her
aşamasında da bu belirtiler mevcuttur.
Gelişmekte olan kültürde olgu olarak karşımıza çıkan bu eksikliklerde yapılabilecek hemen her
atılım eksi ve artı olarak karşımıza hedef olarak
çıkmaktadır.
Bu belirtiler ışığında Trabzon’da nelerin
kaybedildiğini bir bir saysak üzüntümüz daha da
artar. Ancak temenni mahiyetinde de olsa değinmekte fayda var. Aksine her geçen gün yozlaşma
daha da artar ve geri dönüşü olmayacak bir hal
alır.
Bu olumsuzluğu insanlarımıza yaşatmaya
hakkımız olmasa da onların psikolojilerinin bozulmasına da katkı yapmamamız lazım.
Geçmişte Trabzon’u şekillendiren bu kentin
insanları kent kültürüne ayak uyduramayan birçok davranış bozukluğu sergileyenler tarafından
etkisizleştirilerek idare mekanizmasına dâhil olup
yerleşik kültürü yok etmişlerdir.
Bu tip uygulamalar tarihin akışı içerisinde
oluştuğundan müdahale etmekte geç kalınmıştır.
Yakın tarihte Trabzon’a baktığımızda her sokağa
girdiğimizde hoş kokulu mimozaların ve hanım
ellerinin, zambakların adeta renk cümbüşleriyle
karşılaşırken bugün bu ortamın anılarımızdan
başka bir yerde olmadığını söylemek yanlış
olmaz.
Hele Ortahisar’ın en eski yerleşim yeri
olduğunu düşünürsek bu semtte her iki köprünün
altında portakal ve mandalina ağaçlarının bir
bütünlük içerisinde muhteşem manzarasını ve
kokusunu anımsamamak olmaz.
Aynı hatıratlarda Ortahisar’da tarihi konaklarda piyano ve keman seslerinin hafızamızda en
güzel anı olarak kaldığını belirtmek isterim.
Tüm bu yaklaşımlarla yok edilen kent
kültürümüzde Trabzon’un hızla tahrip edildiğini
hatırlatmakta fayda var.
Bilinçli veya bilinçsiz bu tahribatı yapanların
tarih önünde vebalinin büyük olduğunu hatırlatırken, aynı vebalin içersine dâhil olan bu kentte yapılan bilinçsiz yapılaşmaya katkı sağlayanlardır.
Hangi şart ve ortamda olunursa olunsun bu
vebalin büyük olduğu gerçeğiyle yeni tahribatların yapılmamasına gayret gösterelim, unutmayalım ki bizlere bu güzel kenti bırakanların kendi
hayal dünyasındaki güzelliği bari yaşamlarının
son hüsranı olarak sunmayalım.
Kızılcık’tan veda
Valiler Kararnamesi ile merkeze alınan Trabzon Valisi
Dr. Recep Kızılcık, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’ne veda
ziyaretinde bulundu.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgut Özdemir
ve yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılanan vali Kızılcık, yaklaşık 4 buçuk yıl görev yaptığı Trabzon’a hizmet
etmekten büyük keyif aldığını belirtti.
Cemiyet Başkanı Özdemir, Vali Kızılcık’a Trabzon hizmetlerinden dolayı teşekkür ederken, Vali Kızılcık ta veda
ziyaretinin bir bakıma iadeyi ziyaret olduğunu belirterek,
Başkan Özdemir ve yönetim
kurulunun yönetime seçilmesinden dolayı tebrik etti.
Vali Kızılcık, konuşmasında Trabzon’un sorunlarını
çözme noktasında önemli
adımlar attıklarını ifade
ederek, “Trabzon’a 4 buçuk
yıllık süre zarfında hizmet
noktasında çok büyük haz
ve keyif alarak çalıştım.
Trabzon’umuzun, bölgemizin
sorunlarına kökten çözümler
getirme anlayışı ile çalıştığımızı ve bu anlamda önemli
adımlar attığımızı düşünüyorum. İnşallah Trabzon’un önü
açıktır, bundan sonra da yeni
projeler ve başlamış olan projelerin devamı ile medyanın
da büyük katkılarıyla, yeri geldiğinde eleştirileriyle, yeri
geldiğinden önerileriyle çok daha iyi konuma hem ülkemiz
hem de Trabzon’umuz gelmiş olacaktır. Bu anlamda beni
buradan başka bir yere görevlendiren siyasi iradeye başta
sayın başbakanımız olmak üzere teşekkür etmek istiyorum.
Bu kapı burada kapandı. İnşallah bundan sonra, milletimiz,
devletimiz adına eğer ihtiyaç duyulması halinde hizmet
etmeye hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum” dedi.
Konuşmaların ardından Başkan Özdemir, günün anısan
vali Kızılcık’a hediye taktim etti.
8
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
Curcava’da iki kalemşör, Özşahin çifti
“Sadece, aklımız başımıza geldi”
Rize’nin eski adı Viçe olan Fındıklı
ilçesinde bir Laz köyü.
Yeşil vadinin yamaçları yeşilin bin bir
tonu ile donatılmış, üst kısımlara doğru
sanki daha koyu yeşil ile boyanmış, kapalı
havalarda aşırı yağmurlar öncesi sanki
başını çoğu zaman duman kaplamış gibi
duruyor.
Gökkuşakların yaratan yağmurlar yağar bu bölgede sıkça, yamaç sırtlarından
akan, çay köklerinin diplerinden süzülen
sular, vadinin dibinde birikir, yolun altından geçen Zuhu (Hara) deresine, toprağa
karışarak dökülür.

Basın camiasında yıllarca, elleri kalem tuttu. Daktilonun, son zamanlarda da Bilgisayarın tuşlarında ve fotoğraf makinasının objektifiyle,
hızlı bir resital sunmuşlardı.

Hamiyet ve Mehmet Özşahin, emekli olduktan sonra bu meslekten
tamamen çekilerek, Başkent’in gürültüsünden, Doğu Karadeniz’deki
köylerine döndüler. Şimdi, Cennet doğa ile iç içe yaşıyorlar.
Yazı-Röportaj
Turgay BEŞYILDIZ
geçirmiş. Bahçeden artık para da kazanıyor. Hatta Özşahin çifti, zaman zaman
kazandıklarıyla kısa süreli yurt dışı seyahatlerine gidip geliyorlar, Ramazan bayramı sonrasın da ver elini Küba diyerek,
bu ülkeye gittiler, gezdiler. Her ikisinin de
anne ve babası sağ değil.
Lazca “Daçxuri do oropa var impulen” yani “Ateş ile Aşk saklanmaz”
derler. Burada da doğanın güzelliğini
saklayamazsınız. Burada bazı zaman gece
gelmek bilmez. Akşam karanlığı da kısa
sürmek istemez. Eylül aylarında bıldırcın
sürüleri, yabani güvercinler kanat çırparak
geçerler Arılı Deresinin üzerinden, Çağlayan (Abu) deresine doğru, üstelik taaa…
Karşı tepelere konarlar, bazen de avcıların
torlarına,tüfeklerine tutsak olurlar.
Köylerinde çay bahçesindeki çay
filizlerinin üzerinden Kuşlar sürtünerek
uçarlar adeta. Kanatlarından bir kaç tüyü
bahçeye bırakırlar. Arı kuşları, avlanmak
için dünyanın gürültüsünü çıkarırlar,
mevsimleri geldiği zaman bal kovanlarının etrafında.
Beyaz iri kazlar sürüler halinde
denizin üzerinden gelerek, ilk gördükleri
çayırlara dinlenmek için iniş yaparlar gece
yarısı ve sabaha karşı boğuk bir sesle de
homurdanarak, göçe doğru yine havalanırlar...
Fındıklı ilçesinin eski adı Curcava,
yeni adı Çınarlı köyünde ki Danzona
(Dikenli bahçe) mevkiin de, 8,5 dönümlük
arazi üzerine kurulu ahşap bir dubleks,
önünde içi taş duvarla örülü tatlı su takviyeli bir yüzme havuzu, bir kenarda durur
tam bir asırlık Serender, bahçede dolaşan
tavuklar ve yabani hayvanları evin çevre
duvarlarına yanaştırmayan bir Labrador-Puanter karışımı bir köpek, Roko.
Hamiyet Özşahin 1955 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğmuş. Tipik
bir Boğa burcu. Eşi Mehmet Özşahin,
1957 Rize’nin Fındıklı ilçesi doğumlu,
Yengeç burcu.
İki yetişkin evlatları var. Kızları
Nergiz bekar, Eczacılık bölümü mezunu
İstanbul’da bir ilaç firmasında çalışıyor.
Oğlu Abdullah evli, kendisi Avukat,
Londra’da kendi işini kurmuş.
Ekonomik sıkıntıları olmayan, bu
ülkedeki ender emekli çiftlerden biri,
bağda bahçede tarımla uğraşıyorlar artık.
Çay topluyorlar, kivi ve kızılcık yetiştiriyorlar. Biraz fındık var. Şimdi de bölgenin
yeni ürünü gürgen ağaçlarında mantar
yetiştiremeye başlamışlar. Hatta sadece bu
işi iyi öğrenmek için Tarım müdürlüğünde
kursa bile gitmişler.
Aylardır ne televizyon seyrediyorlar, ne gazete okuyorlar. Ne de internete
giriyorlar. Arada bir dünyadan bi haber
olmayalım diye, gündemi zaman zaman
takip etmeye çalışıyorlar. Anlayacağınız habercilikten de, medya dünyasında
son yıllardaki çarpık gelişmelerden ve
meslektaşları arasındaki yalaka kesimden
ve medyadaki tekelleşmeden nefret edip
kendilerini bir kenara çekmişler. İster
inzivaya çekildiler, isterse artık doğa ile iç
içe yaşamak istiyorlar da diyebilirsiniz.
Yıllarca süren her türlü uğraşın
sonucunda beyinler ve vücutlar yorulmuş
belli. Bağ, bahçe işleri sebze ve meyve
yetiştiriciliği onları sanki dinlendiriyor
gibi. Bir piyanistin, piyanosunun tuşlarında gezinirken kendinden geçmesi gibi bir
şey yani.
Bütün yiyecekler bahçeden organik.
Armut, İncir, Karayemiş, Kızılcık, Kivi,
Mandalina, Greyfurt, Nane, Maydanoz,
Lahana, Marul, taze yumurta, ne
arasan var.
Allah’tan bölge
halkı bu bölgeye
HES’İ sokmamış, sokmaya
da niyetleri
yok. Gördükleri
her
yabancıyı ve
yabancı
bir
aracı,
Dereleri
Koruma
Plat-
formu’na bildiriyor. Bölgeden hemen
uzaklaştırıyorlar, gerekirse sertçe.
Özşahin çiftinin evlerinin hemen
önünden şırıl şırıl akan Hara deresinin
sesi ise senfoni orkestrası gibi. Hele gece
olunca birde ona yeşil kurbağalar eklenmiyor mu? İnsanın bu sesle uyuması nasıl
bir keyif olur? Evlerinin önünde taşlıktaki
geniş koltukta uzanınca insan anlıyor.
Bakın yıllarını bu meslekte geçirmiş
Hamiyet ablamıza “Köyü sevmiyordum.
Yaşlandıkça köy yaşamını sevmeye başladım. İnanır mısınız market de alışverişi
unuttum. Kendi yetiştirdiğimiz organik
sebzeleri tercih ediyorum artık” diyor.
Mehmet Özşahin 6 kardeş,
bir kardeşi de Anadolu
Ajansından emekli,
diğer kardeşlerinden biri yıllar
önce vefat
etmiş. Her
kardeşin
bahçesi
var ama
Mehmet
Özşahin
yıllarını bu
evi ve
çevresini
yapmakla
Deli rüzgar esti mi, hep hızlı eser
buralarda ve sonbahar da ağaçlar sararmış
yapraklarını derenin üzerine savururlar.
Sarı renkli kör yılan bir çay kökünün
dibinde pinekler. Kurbağalar gecenin
karanlığında koro halinde türküler söyler.
Etrafın ıslak mayhoş kokusu ortalığa yayılır. Derede sudan fırlayan bir Alabalık
“Şlaaapp” diye suyun üzerine vurunca
irkiliverirsiniz birden...
Hamiyet Özşahin 1975 yılında Samsun’daki Hürriyet Haber Ajansı bürosunda
mesleğe başlamıştı. O yıl Mehmet Özşahin Anadolu Ajansının Trabzon bürosundaydı, ülkenin 1980 ihtilali öncesinde
sıkıntılı bir dönemiydi. İşinden istifa edip
Almanya’ya gitti, peşinden de Hamiyet
hanım.
Özşahin çifti “1980 yılının başlarındaki ülkede artmaya başlayan şiddetli
olaylardan uzaklaşmak istemiştik. Kalsaydık ya cezaevindeydik yada ölmüştük.
Çok kötü ve gergin günlerdi. İhtilaldan
sonra tekrar yurda döndük” derken, bayan
Özşahin “12 Eylül 1983 yılında seninde
(bendenizden bahsediyor) aynı gün başladığın Trabzon’daki Naci Özkan’ın Kuzey
Haber Gazetesi’nde işe girişmiştik. Sağıroğlu otelin önündeki binadaydık şimdi
yıkılmış,yol olmuş. Orada iki yıl yazı işleri müdürlüğü yaptım. O yıllarda Mehmet
de Uzun Sokak’ta Günaydın Bürosu’nda
çalışıyordu. Sonra beraber Samsun’a döndük Mehmet’le. Ben Anadolu Ajansı’na
döndüm. Mehmet de Hürriyet Bürosu’na
geçti. 1992 yılında Mehmet, Hürriyet’in
Erzurum’da Doğu temsilcisi olunca,
bende onunla Erzurum’a gittim. Orada
da Anadolu Ajansı’nda devam ettim.
Çocuklarımız küçüktü o zaman. Kızım
Samsun’da doğdu. Abdullah Trabzon’da .
9
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
artık bir emekli ve mesleğe hiç bir şekilde
devam etmiyor.
Abdullah o yüzdende fanatik bir Trabzonsporludur. Doktoru da rahmetli şair Dr.
Gündoğdu Sanımer idi.” diye konuştu.
Bir çok iş adamının ekonomik olarak
battığı, zamanın başarısız Başbakanı Tansu Çiller döneminde 1994 yılıydı, krizden
dolayı Hürriyet Gazetesi Erzurum’daki
Matbaasını kapatmıştı. Haliyle Bir çok
insan gibi Özşahin çifti de bu dönemde
etkilenmiş, tekrar yollara düşmüştü. Gelin
gerisini Mehmet Özşahin’den dinleyelim
“Çocuklarımızın eğitimini göz önüne
alarak, Trabzon’a mı, yoksa Ankara’ya mı
gidelim? derken, Başkent de karar kıldık.
Niye? Çünkü Hayatları patronlarının
zevkleri için iki dudakları arasında olmayan, bizimkinin dışında meslekler var. Çocuklarımız bizim çektiğimiz bu sıkıntıları
çekmesin diye, kendi mesleğimize onları
hiç yaklaştırmadık ve eğitimleri için Ankara’nın yolunu tutuk. Ben Star grubunda
başladım. Ardından Star’ın Karadeniz
Temsilciliğini yaptım. Bu arada sanırım
1996 yılıydı, eşim Hamiyet’de Ankara’da
Anadolu Ajansından emekli oldu.”
Mehmet Özşahin ‘in yazılmış ama
henüz basılmamış iki kitabi olduğunu bi-
Çocuklarının her ikisi de mesleklerini
ele alıp geçimlerini sağlamaya başlayınca,
Artık birer yetişkin olan çocukları anne
ve babalarına “İsterseniz artık Fındıklı’ya dönebilirsiniz bizi merak etmeyin
gidin emekliliğinizi rahat rahat yaşayın”
demişler.
bir tarafında önemli haberlere ve röportajlara
imza atmışlardı. Karadeniz ekinde ve ana
gazetede çarşaf çarşaf haberleri yayınlanmaya başlayan bu ikili, ülkenin haber sık
sık gündeminde oturmaya başlamışlardı.
Yeşillikler içerisindeki evinin önünde,
taşlıkta koltuğuna yaslandıktan sonra, eşi
gibi sigara ile arası olmadığını hatırlatan Mehmet Özşahin “Burada akşamları
sadece bir kadeh içmenin keyfiyle zaman
zaman eskiyi yad ediyoruz. Bu işi gaze-
ama
onları oradaki kamplarda Hristiyan
yapıyorlardı. Bizde “İsa Mesihçiler” diye
bir haber yapmıştık. Bu haberden sonra
Çetin Emeç bizi İstanbul’a çağırdı ve ondan sonra bizim önümüzü açtı ve yurdun
değişik yerlerinde çok güzel işler yaptık.
Çetin Emeç hunharca bir silahlı saldırıya
uğrayıp rahmetli olduktan sonra, Hürriyet
de gerçek habercilik çok büyük darbe
aldı. Yurt Haberleri Ajansının başındaki
Taner Atilla ve patron Erol Simavi’nin
bile girmesin dediği önemli bir haberi,
Haliyle Özşahin çifti, köylerine
dönme kararı alınca ,Ankara’da ki arkadaşları, dostları onlara şöyle söylemişler
“Sizin başınıza bir iş mi geldi de, bu güzel
imkanları ve her şeyi bırakıp, her şeyinizi
satıp, sarmalayıp, köyünüze dönüyorsunuz.”
Onlarda arkadaşlarına, dostlarına
tebessümle şöyle cevap vermişler “Yok
bizim başımıza bir şey gelmedi. Sadece
aklımız, ancak başımıza geldi.”
Biz de bu söyleşimizin sonuna
gelirken, havanın hafifçe kararmaya
başladığını gördük. Etrafı turlayan yeşilliğin kokusunu içimize çektik. Ahşap
köy evlerinin arasında hele de hafiften
yağmur yağarken, akan derenin üzerine
düşen damlacıklar notalar oluşturmaya
başlamışlardı sanki, yağmur tanelerinin
dereye vurduğunda çıkardığı karışık sesler
senfoni orkestrasına benziyordu. Yağmur
damlaları bir de tahta damların üstüne
düşerken, kuzine sobanın ateşinde odunların yanarken çıkardığı seslere karışıp
gidiyordu.
Curcava’da, Çınarlı’da zaman, bazen
sanki içine doğru daralır, yüzünü asıp
kararır, ardından yeşil tonların parlayan
yüzü, güneşi görünceye kadar aranır
gibiydi. Sağanak yağmur toprağın ve çimenlerin dibine kadar sızar. Yağmur suları
bu yöreye düşecek olmalarının sevincini
yaşarlardı.
Kimi zamanda kanat olup doluya
sele dönüşürler. Amansız rutubetli soğuk
günlerde kurumuş yaprakların cansız bir
şekilde suya düşüşü, Arılı Deresi’nin üzerindeki uçuşan sinekler için alabalık karşı
can simitleri oluştururlardı…
İşte böyle bir ortamı geride bırakarak,
Özşahin çiftine, uzaktan kumandayla
açılan bahçe kapılarından veda edip, el
sallayarak, dere boyunca geri dönüşün
yolunun tuttuk.
liyoruz. Henüz fırsat bulamamış, ilk fırsat
da bastıracak sanırız. O sıralar Mehmet
Özşahin, Star’ın Trabzon’un Arsin ilçesindeki matbaasını kurmak için çalışırken,
Hamiyet Özşahin’de eğitimleri devam
eden çocuklarıyla Ankara’da kalmaya
devam etti. Trabzon matbaasını tamamladıktan sonra , İzmir matbaasının yapımını
tamamlamak için Ege’ye transfer olan
Mehmet ağabeyimiz, oradaki matbaanın
yapımının bitmesine yakın da emekli oldu.
Meslekte hayatının en zevkli, en heyecanlı ve en hareketli günlerini Samsun’da
Hürriyet bürosunda çalışırken geçirdiğini
söyleyen Mehmet Özşahin, foto muhabiri
arkadaşı Araklılı Davut Aktaş ile yaptıkları haberler sonrasında, o zaman hayatta
olan Çetin Emeç tarafından özgür bırakılmış, yeni bir ikili olarak Türkiye’nin dört
teciliği riskli yaparsan başın belaya girer,
yapmasan da senden bu meslekte bir şey
olmaz. Sıradan olursun” diyerek, şöyle
devam etti. “Bu meslek her zaman işsiz
kalabileceğin ve sık sık kurum değiştirmek zorunda kalacağın bir iş koludur.
1975 Yılında Trabzon’un o zaman Uzun
sokaktaki Hürriyet bürosunda şimdi
İstanbul’da emekliliğini sürdüren Suavi
Kaptan ın ağabeyimizin yanında başlamıştım. Almanya’ya mecburen gittiğimde
Hürriyet’in Berlin Bürosunda da çalıştım.
1987’li yıllarda Hürriyet’in başındaki
rahmetli Çetin Emeç beni ve Davut Aktaş’ı çok tuttu. O dönemlerde Samsun ‘da
yaptığımız bir haberde, Alman bir adam
çocukları yurt dışına yabancı dil eğitimi
vermek maksadıyla kandırıp getiriyor
gazetenin başındaki adam
Çetin Emeç kimseyi
dinlemeden yayınlardı.
Şimdi nerde böyle
adamlar?”
Çetin Emeç
öldürüldükten
sonra, habercilikten
soğumasına yine
Hürriyet de aynı
büroda çalıştıkları
ve emek verdikleri
arkadaşları Metin
Eroğlu’nun önemli bir
haberinin yayınlanmamasından sonra olumsuz
olarak bayağı etkilendiğini
belirten Mehmet Özşahin,
10
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
Orhan Kaynar anıldı
insan, ana şefkatinden mahrum kalmış
insandır. Yanıbaşımızdaki savaşları
düşünün, nice evlatlar anasız, babasız,
nice analar evlatsız kalıyor. Şair Kerim
Aydın Erdem’in, anasızları, yaprağı
dökülmüş serviye benzetmesi boşuna
değildir.
Tahir ORHAN
Hürriyet Gazetesi Karadeniz Temsilciliği görevini yürütürken
53 yaşında yaşamını yitiren Orhan Kaynar, ölümünün 12’üncü
yıl dönümünde mezarı başında düzenlenen törenle anıldı.
Orhan Kaynar’ın Sülüklü Mezarlığı’ndaki kabri başında
düzenlenen anma törenine Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
Turgut Özdemir, TGC Yönetim Kurulu Üyeleri Kenan Taşkın,
Ahmet Çağlar Yıldırım, CHP Trabzon İl Başkanı Yavuz Karan,
Türkiye Spor Yazarları Derneği Genel Sekreteri Ergun Ata, Orhan Kaynar’ın ailesi, yakınları, dostları ve meslektaşları katıldı.
Bir gün uzunca değnekten atımı
Fazilet
Akasya ağacına bağladım.
Ayağıma diken mi batmıştı ne
Varıp anamın kucağında ağladım.
Şimdi kaşlarıma bulutlar birikse
Gazeteci - yazar Orhan Kaynar, Hürriyet Gazetesi Karadeniz
Temsilciliği ve Hürriyet Gazetesi spor yazarlığı görevini yürütürken geçirdiği rahatsızlık sonucu 18 Haziran 2001’de hayatını
kaybetmişti.
Kimin yüreği sızlar,
Yaprağı dökülmüş serviler gibidir
Anasızlar…
dır.
“Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne de vicdanFazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır”
Merhum Mehmet Akif’in yukarıdaki beytinde
kısaca şu anlatılmaktadır. Yüreğinde Allah korkusu
olmayanların, ne ahlak ve ne de fazilet sahibi olmaları
mümkündür. İnsanlar, yüksek ahlak, alçak gönüllülük,
yiğitlik gibi meziyetleri, Allah korkusuyla kazanabilirler.
Hal böyle iken zoru seçmek niye? Önümüzde
alabildiğine serilmiş sevgi atlası dururken, kin ve
nefretin girdabına dalmak niye? Dağarcığında bir şey
olmayanların en büyük hazinesi nefrettir, çirkinliktir.
Sadi–i Şîrazî, Gülistan’ında alçak gönüllülüğü anlatırken şöyle der: “Meyve dolu dal, başını yere koyar”
Yani, eğer insanın dağarcığında bir şeyler var ise, alçak
gönüllü olur. Ağacın dalı misali, meyve olmayan dal,
başkaldırır.
Bunlara ne gerek var diyebilirsiniz Şurada bir avuç
insanız. Adımıza gazeteci demişler, ama ne yazık ki,
gönlümüze sevgi yerleştirmemişler. Aslında yerleştirmişlerdir de biz onu sonradan kinle değiştirmişiz.
Çünkü müşfik anaların dizlerinin dibinde yetişenlerin
yüreklerine sevgi, kendiliğinden akar. En müşkül
İnsan ömrünün ortalama 60-70 yıl
olduğu söylenir. Halbuki bu hakkını
(!) kullanamamış nice insanlar vardır
dünyada... Her gün onlarca, yüzlerce
ölüm haberiyle, hem gencecik insanların ölümleriyle kahrolup, ardından yine
yapacağını yapan biz değil miyiz? Kim
bilir ne zaman, nerede teslim edeceğimiz emanetimize ihanet niye? İnsanlara
en tatlı tebessümlerimizi sunmak varken, kin ve nefret ikram etmek niye?
“Fikirlere tahammül ediniz, fikirler
çarpışsın, çürükleri dökülsün. Sağlam
olanları ise memleket hayatı için birer
rehber olsunlar” diyen Merhum Prof.
Dr. Ali Fuat Başgil, toplumda farklı
fikirlerin olabileceğini, asıl erdemin,
bunlara katlanmak olduğunu belirtmektedir. Bunun yolu da nefretten değil
sevgiden geçmektedir.
Hiç değilse bu kutsal ayda kendinize bir iyilik edin ve gelin yüreğinizdeki
nefreti, sevgi ile değiştirin. Göreceksiniz, sizden üste bir şey istemeyeceklerdir.
Trabzon’un Mavi Cenneti:
KADIRALAK
Trabzon’un Tonya ilçesinde bulunan Kadıralak Yaylası’nda yeşil ve mavi tonların birleşimiyle ortaya çıkan eşsiz manzara adeta kartpostallık. Böyle bir farklı bir güzelliğin bulunduğu
yaylayı görmek isteyen yerli ve yabancı turistler,
doğanın canlandığı ilk dönemin tadını çıkartmak
için bölgeyi büyük bir beğeniyle ziyaret ediyor.
Yaylalarda bulunan mavi ve mor renkteki çiçeklerin cümbüşü görenlerinin içine ayrı bir ferahlık
katıyor.
Kadıralak Yaylası’nda bazı kadınlar, henüz
yaylaya göç başlamamasına rağmen tarlalarına
patates ekmek için bel ve kazmalarla çalışarak,
tarlayı ekime hazır hale getiriyor.
11
e
n
ü
g
u
B
n
e
d
n
ü
D
1946
OCAK - AĞUSTOS 2013
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti
Parkı karşısında, Özel İdare’ye
ait iki katlı binanın cemiyete çok
yakışacağını söyledi. Yıllarca
Turizm İl Müdürlüğü’nün kullanıldığı bu binada şimdi Devlet
Tiyatroları vardı. Binanın boşaltılması, cemiyete tahsisi çok zor
görünüyordu, ama yinede nabız
yoklamalarına başlandı.
Ancak bu işin sonuçlanmasına sevgili Ziyada binin ömrü
yetmedi. Yurt dışını da kapsayan
zorlu tedavilere rağmen Ziyad
Nemli ağabeyimizi 30 Ağustos
1990 tarihinde kaybettik.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin, 1980 yılındaki
yeniden kuruluşu, AA Bölge Müdürü Suavi Kaptan’ın
girişimiyle başlamıştı. Cemiyetin geçici yönetim yeri,
Ahmet Pirselimoğlu’nun işyeri, Stüdyo A idi. Cemiyet
kendine bir yer bulmaya çalışırken, 12 Eylül ihtilali oldu
ve bütün dernekler kapatıldı. Üstelik cemiyetin idari yeri
gözüken Stüdyo A’nın fotoğraf stüdyosu da mühürlendi.
Suavi Kaptan, durumu anlatıp stüdyodaki mührü kaldırtıncaya kadar çok uğraşmıştı.
Sıkıyönetim komutanlığı, yaklaşık iki yıl sonra
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin açılmasına izin verdi,
yönetim yeri, yine Stüdyo A idi. Daha sonra TRT Trabzon
Bölge Radyosu, Belediyeye ait, Fatih parkı karşısındaki
binadan, Maraş Caddesindeki ESO Binasına taşındı.
Belediye, TRT’nin boşalttığı binanın bir katını Cemiyete
Tahsis etti.
O günlerde teşkilatlanmanın, mesleki dayanışmanın, cemiyet olmanın heyecanı ve gururunu gönülden
yaşıyorduk.
Ziyad Nemli ve Suavi Kaptan’ın öncülüğünde pek
çok işler, ilkler başarıldı. Yeni bina lokal olarak da çok
ilgi gördü ve gazeteciler bir araya topladı…
Zamanla, cemiyet için daha geniş ve müstakil bir
binaya ihtiyaç duyulmaya başlandı. Bu konuda araştırmalar yapıldı, fikirler üretildi. Sanırım Ziyad abi, Taksim
Ben o zaman yönetim
kurulunda as başkandım. 16
Ekim 1990’da, yönetim kurulu
tarafından cemiyet başkanlığına
getirildim.. Yeni bina ilgili ile ilgili hız verdik. Vali Enver
Hızlan, bu isteğimize sıcak bakıyordu ve olumlu görüşünü özel idareye bildirdi. Hemen Osman Çavuşoğlu’yla
birlikte, özel İdare müdürünü ziyaret ettik, ön anlaşma
sağladık. Ancak, binayı Trabzon Devlet Tiyatrosu kullanılıyor ve giriş katında bilet satış yeri bulunuyordu. Tiyatro
müdürü Serhat Nalbantoğlu iyi arkadaşımızda, sonunda
onu da ikna etmeyi başardık. Ve Trabzon Özel İdare Müdürlüğü ile kira sözleşmesi imzaladık.
Bir süre sonra bina bize teslim edildi. Ancak binanın
birçok yerinde onarım ihtiyacı vardı. Yönetim kurulumuz,
onarım işinin hemen başlatılmasını, bu konu içinde inşaat
işlerinde tecrübesi olan Hasan Kurt’a yetki verilmesi
kararlaştırıldı.
Hasan Kurt binanın çatısından tabanına, elektrik su
tesisatlarına varıncaya kadar her yerini elden geçirtti. Üst
kat salonlarındaki ahşap oymalı kütüphanelerin korunması için de azami hassasiyet gösterildi. Ancak bunlar hiç
kolay olmadı. Maddi manevi pek çok sıkıntı ve tartışmalar yaşandı. Ve sonunda binamız tamamlandı.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin yeni binası, 12
Mayıs 1991 tarihinde vali Enver Hızlan tarafından törenle
açıldı. Ben kısa bir konuşma yapıp sözü sayın valimize
bıraktım. Basın mensuplarıyla her zaman iyi ilişkiler kuran, destek olan vali Enver Hızlan, bu konuşmasında da,
Trabzon basınına duyduğu sevgi ve saygıyı vurgulayarak,
bizleri bir kez daha mutlu etti.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde yeni binayla birlikte şevk ve heyecanda arttı, Yönetim kurulunun haftalık
toplantıları hiç aksatılmadı, “Yılın Başarılı Gazetecileri
Yarışması’na önem verildi, titiz çalışmalarla belirlenen
başarılı gazetecilerin “ödül törenleri” hep muhteşem oldu.
Yazı: Nejat TOPRAK
“Bayram Gazetesi” tam bir ekip çalışmasıydı. “Haftanın
Konuğu” uygulaması güzel sohbetlerin yanında kültürümüzün gelişmesine de katkıda bulundu. Yılda bir yapılan
“Hamsili Pilav Gecesi”nin tadına doyulmazdı.
Ve benim görevim tamamlandı, olağan üstü genel
kurula gittik. 21 Eylül 1991 günü yapılan genel kurulda
aday olmadım. Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığına Ayhan Kıyak seçildi. Hizmet ondan sonrada artarak
devam etti.
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin bugünlere gelmesinde büyük emekleri olan, Ziyad Nemli, Orhan Kaynar,
Mehmet Tan, Ayhan Kıyak, Ömer Güner gibi değerleri
çok erken kaybettik. Kendilerini rahmetle minnetle
anıyorum.
Beni çalıştığım dönemin ünlü isimleri, Suavi Kaptan,
Murat Taşkın, Ergun Ata, Osman Çavuşoğlu, Hasan Kurt,
Hikmet Aksoy, Turgay Murtezaoğlu, Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu, İhsan Öksüz, Musa Alioğlu gibi kardeşlerimi hasretle anıyorum.
O dönemde, daha meslek hayatının başında olup,
bugün Trabzon’da basın yayın kuruluşlarını yöneten kardeşlerimse, isimlerini sayamayacağım kadar çok. Onları
gururla, mutlulukla izliyorum. Başarılar ve kolaylıklar
diliyorum.
Sonuç olarak, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin çok
köklü bir geçmişi, çok başarılı çalışmaları, ismini Trabzon
basın tarihine yazdırmış çok başarılı gazetecileri bulunuyor. Başarıların bundan sonrada artarak devam edeceğine
inanıyor, Trabzon’a, bütün meslektaşlarıma selam ve
saygılarımı sunuyorum.
12
OCAK - AĞUSTOS 2013
“Öğretmen olmak
istiyordum gazeteci oldum”
1946
Röportaj: Kamil ANAHAR
İhtilale kafa tutan
gazeteci,
Sert mizaçlı ama
yumuşak kalpli bir
kişiliğe sahip,
Trabzon basınına 40
yılını veren bir isim:
İhsan ÖKSÜZ...
Hocam ilk önce kendinizden bahseder misiniz?
Nüfus cüzdanına göre 1957, rahmetli anneme göre 1953
yılında Akçaabat ilçesinde doğdum. Köy çocuğu sayılırım. 8-9
yaşlarında babamın vefatından sonra şehre göç ettik. İlkokulu
Gazipaşa İlkokulu’nda, liseyi Trabzon Lisesi, Fatih Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünde okuduktan sonra eski Anadolu lisesinde
edebiyat bölümünde lisansımı tamamladım. Gençliğimde meşru
olan her işi yaptım. Hamallıkta yaptım, ayakkabı boyacılığı da,
inşaatlarda da çalıştım, gazete de sattım. Lokantada bulaşıkçılık
ve komilikte yaptım. Daha sonra her genç gibi biz de futbola
bulaştık. Amatör olarak Arsin Fındıkspor’da başladım. Oradan
Yomraspor’a geçtim. 21 yaşında kaptan olarak futbolu bıraktım.
Akçaabat Sebatspor’da iki dönem yöneticilik yaptım. Hasılı,
gazetecilik mesleğine de tamamen tesadüfen başladım. Çünkü
çocukluğumda kolumun altında gazete satarken, Yaysat başbayisi
Suavi Kaptan Hürriyet Gazetesi’nin Trabzon temsilcisiydi 70’li
yıllarda. 74-75 yılında mahalli gazetelerde arkadaşlarım vardı.
Bende onların yanında takılırdım, Hizmet Gazetesi’ne gidiyorduk. Hizmet ve Hürriyet Gazetesi yan yanaydılar. Suavi abi bana
‘ne yapıyorsun’ diye sordu. Bende ‘abi bir şey yaptığım yok.’
Hizmet Gazetesi’nde yazıyorum ama pek profesyonel değildim.
Suavi Kaptan ‘bana gel bizim büroda dur’ dedi. Mehmet Özşahin
vardı büroda. Harçlık alırsın. Ofis boy gibi çalışırsın. Benimde
canım sıkılıyordu. Kabul ettim. İşe başladıktan 2 gün sonra haber
yazmaya başladım.
13
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
Türkçeye merakım vardı. İlkokul
birinci sınıftan beri edebiyat öğretmeni
olmak hayalimde vardı. Tek amacım
edebiyat öğretmeni olmaktı. Daha sonra
liseden tek dersten kalınca bu düşüncemiz akamete uğradı. Tamamen tesadüf
eseri başladığım gazetecilikte, ilk etapta
ofis boy olarak işe başladım 2. gün
haber yazdım. Suavi Kaptan’la 2-3 sene
çalışmıştım. Hürriyet Gazetesi’nde yazdım, Yenigün Gazetesi’nde yazı işleri
müdürlüğü yaptım. Aslında Trabzon’da
1979 yılında 5 mahalli gazete vardı.
Sonra bunlar birleşerek 2 gazeteye
düştüler. Ben de Türksesi Gazetesi’nde
kalarak orada yazı işleri müdürlüğüne
devam ettim.
1980 yılında ihtilal oldu. O dönemde eğitim enstitüsünde okuyordum.
Suavi Kaptan Anadolu ajansına geçmişti. Ben de orada kaşeli muhabir olarak
çalışmaya başladım. Öğretmenlik yapmak için ilk etapta Anadolu Ajansı’na
kadrolu olarak geçmeyi kabul etmedim.
Öğretmenlik tayinimde bir türlü çıkmadı. Türksesi Gazetesi’nde yazı işleri
müdürüyüm hem de Anadolu Ajansı’nda kaşeli muhabir olarak devam
ediyorum. Aynı zamanda Trabzonspor
dergisini de bana çıkartıyorlar. 3 ayrı
iş yapıyorum. Cevdet Tanyeli diye
bir genel müdürümüz vardı Anadolu
ajansında. Kendisi emekli generaldi. Bir
gün Trabzon’a ziyarete geldi. Ziyaret
sırasında Suavi Bey neye ihtiyacınız
var diye sordu. Redaktöre ihtiyacım var
dedi. O ara benimle ilgili konuşuyormuşlar. Elimin altında var dedikten sonra kim bu diye sordu. İhsan dedi. O ara
Suavi kaptana alttan alttan vuruyorum
bırak beni ben öğretmenlik yapacağım.
Zorun ne diyorum. O da bastırıyor elime.
‘Sesini çıkarma diyor’ bana. O zamanlar
böyle gazetelere ajanslara girmek çok
kolay değildi. Tabi ben öğretmenlik hayali
kurarken iki ay sonra kadrom geldi.
Anadolu ajansına kadrom geldikten
birkaç ay sonrada öğretmenlik tayinim
çıktı. İkilem içerisinde kaldım. Çok
düşündüm ne yapıyım ne edeyim diye.
Maşatlık Ortaokulu’na gelen tayinimi eş
durumundan karma ortaokuluna aldırmıştık. Suavi abi çok ısrar etti. Öğretmenlikte
gelecek yok. İstikbal burada dedi. Bana o
dönem 1 hafta düşünmem için izin verdi.
Sonuçta Anadolu ajansında kalmaya
devam ettim. 1 aylık öğretmenlik maaşımı
almıştım. Onu iade ettim. Ajansa devam
ettik. 1980-2000 yılı arasında Anadolu
ajansında çalıştım. Spor muhabirliği
olarak görev yaptım. Bir de Suavi kaptan
çok güzel bir şey yaptı. Ajansta çalışan
herkesi branşlaştırdı. Mesela Anadolu
ajansında bölgelerdeki ilk spor muhabiri İhsan Öksüz oldu. Aşağı yukarı
1983-1984’den 2000 yılına kadar spor
muhabirliği yaptım. 2000 yılında emekli
oldum. Kuzey TV’de 1 sene kadar konuk
yorumcu olduktan sonra, 2002 yılından
beri de Taka Gazetesi’nde yazar olarak
devam ediyorum.
Hocam keşke Öğretmenlikte karar
kılsaydım dediğiniz anlar oldu mu?
Hayır hiç olmadı. Şöyle bir defa
basında mürekkep bulaşınca insan bırakamıyorlar diyorlar ya, gerçekten doğru
bizde bırakamadık. Pişmanlık duymadım,
içimde uhde de kalmadı. Ama hayatım
boyunca gazetecilik yaparken de öğretmenlik yaptığıma inanıyorum.
Hocam 70’li yıllarda basın camiasına girdiniz. O günle Bugün arasında bir
karşılaştırma yapar mısınız?
O günle bugün arasında çok fark var.
Esas gazetecilik 1970’li yıllarda yapılıyor-
du. Hürriyet gazetesinde çalışıyordum,
o dönemde bir tane köşe yazarı yoktu.
Hep haber vardı. İnceleme-araştırma-röportaj ve haber vardı. O zaman
gazetecilik şerefli ve onurlu bir meslekti. Maalesef bugün gazeteciliğin onurlu
ve şerefli bir meslek olduğunu söyleyemeyeceğim. Gazetecilik Türkiye’de
bitti. 1970’ler le 2000 ve 2010 yıllarının
gazetecilik çok farklı.
Bugün Türkiye’de biliyorsunuz
yandaş medya yandaş basın var. Basının
%90’ı özgür değil. Hükümetlerin
icraatlarını yapan bir güruh oluştu ne
yazık ki. Gazete patronları gazeteciliğin dışında her işi yaptılar. O yüzden
gazetecilik gazetecilik olmaktan çıktı.
Özgür gazetecilik yok. Bu yüzden herkes bundan etkileniyor. Trabzon bundan
oldukça fazla etkilendi. Aynı Ankara’da
İstanbul’da ne yapılıyorsa Trabzon’da
da yapılmaya başlandı.
Peki, Hükümetlere yakın olmalarına sebep olan durum ekonomik
şartlar mı?
Bunu şöyle açıklayayım. Mesela
Hürriyet grubunun sahibi Aydın Doğan’dır. Aydın Doğan eskiden otomotiv
sektöründeydi. Tofaş’ın Türkiye’de
“Bugün Türkiye’de biliyorsunuz yandaş medya yandaş basın var.
Basının % 90’ı özgür değil. Hükümetlerin icraatlarını yapan bir
güruh oluştu ne yazık ki. Gazete patronları gazeteciliğin dışında her
işi yaptılar. O yüzden gazetecilik gazetecilik olmaktan çıktı. Özgür
gazetecilik yok.”
“Trabzon basınına bence adam yetiştirme bakımından en büyük
hizmeti Suavi kaptan yapmıştır. Suavi kaptan şu anda Trabzon’da
çalışan birçok gazetecide emeği vardır. İnanılmaz fedakar ve özverili davranmıştır. Trabzon basınına ben dahil bir çok insanı kazandıran isimdir Suavi Kaptan. Birçok gazeteciyi de Trabzon dışına alıp
ekmek yemelerine vesile olmuştur.”
“Gençliğimde meşru olan her işi yaptım. Hamallıkta yaptım, ayakkabı boyacılığı da, İnşaatlarda da çalıştım, gazete de sattım. Lokantada bulaşıkçılık ve komilikte yaptım. Daha sonra her genç gibi
bizde futbola bulaştık. Amatör olarak Arsin Fındıkspor’da başladım
daha sonra Yomraspor’a geçtim. 21 yaşında kaptan olarak futbolu
bıraktım. Akçaabat Sebatspor’da iki dönem yöneticilik yaptım.
Hasılı, gazetecilik mesleğine de tamamen tesadüfen başladım.”
14
ki başbayisiydi. Bu anlattığım olay
30-35yıl önceki hadisedir. Ne olduysa
bir anda basın sektörüne geçiş yaptı.
Daha sonra banka satın aldı. Nasıl oldu
niye oldu bilemiyorum. Zannedersem
Özal’ın yönetim tarzıyla ilgiliydi.
Globalleşen dünya deniyor ya. Dünya
küçük bir köy oldu. Küreselleşen dünyada dünya artık küçük bir köy olarak
kabul edildiği için, sanıyorum herkes
her işi yapar mantığıyla gazeteler gazete
patronları her şeyi yapmayı başladılar.
Dünyada bunun başka bir örneği yok.
Zaten başka çağdaş ve medeni ülkelerde
bir gazete patronunun bir bankanın
sahibi olması düşünülemez. Buna bir
kısıtlama getirdiler ama pek uygulandı
mı bilmiyorum.
Şu anda mesela Türkiye’deki önemli gazetelerin patronlarının hepsinin
başka işleri var. Hepsinin çok önemli
işleri var ve hepsi hükümete bağlı
durumda. Mevcut iktidara bağlı duruyorlar. Bu yüzden iktidarı eleştiremiyorlar. Halbuki gazeteciliğin esas temeli
eleştirmektir. Gazetecilik oldum olası
eleştirel bir kültürdür. Eleştirmeyen
gazeteci olamaz. Eleştirmeyen gazetede
gazete değildir.
Sosyal İnternet Medyasını gelecek
için nasıl görüyorsunuz?
Tabi sanal medya basını ele geçirmiş durumda. Geleceklerinin kapalı
olduğunu söyleyemem. Dünyada hiçbir
şey gizli kalmıyor. Dünyanın en kapalı
toplumlarında bile sanal medya, sosyal
medya ve internet ile her yere ulaşmak
mümkün. Her ne kadar bu etkileşim
alanlarını görüşme alanlarını iktidarlar
zaman zaman kapatmaya çalışsalar da
bundan kaçış yok. Yani basında inanılmaz bir gelişim var. Yazılı basın buna
çok ayak uydurdu mu bilemiyorum.
Ama yazılı basın çok farklı bir şey.
İhsan Öksüz nasıl bir gazeteci?
Ben kendimi nasıl anlatayım
bilemiyorum. Ama sert mizaçlı bir
insanımdır. Ama yumuşak kalpliyimdir:
Kimseye bilerek haksızlık yaptığıma
inanmıyorum. Gazeteciliğe geçim
kaygısı nedeniyle başladım. Tamamen
zorunluluktan oldu. Ama bu mesleği severek yaptım. Yaptığım işi severim. Ben
futbol oynarsam iyi oynayacağım. Yazı
yazacaksam iyi yazı yazacağım. Haber
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
yapabiliriz dediler. Bende bir örnek
gösterdim kendilerine. Onlara hemen
yazarak numune gönderdim. Bunlar
okuyunca beni aradılar ve abi hemen
devam edelim dediler. Sanki kitabı
yazacakmış gibi Şenol Güneş’le ilgili
bütün dökümanlar elimde mevcuttu.
Kitap yazma fikri yoktu ama dökümanları saklamıştım.
yaparsam iyisini yapacağım.
Fotoğraf çekersem
en güzelini çekeceğim.
Bunun yanında insanlığımı da
iyi yapacağım. Asıl olan insanlıktır. Her
işi yapabiliriz ama insanlık kazanılmaz.
İnsanlık yapılır. Biz insan olmalıyız. İyi
insanım demek ölçü değildir. Bu adam
namuslu adam çalmıyor çırpmıyor,
namussuzluk yapmıyor, bu bir ölçü olmamalı. Her insan zaten böyle olmalıdır. Ben
kendimi bu yüzden anlatamam.
Basın camiası beni tanıyor. Aslında
ben bu camianın adamı değilim. Çünkü
benim zamanımın basını bu basın değil.
Benim çalıştığım dönemle bu dönem arasında büyük farklılıklar var. Yani şu anda
basın üçkağıt, sahtekarlık. Basında eli
sıkılmayacak, yüzüne tükürülecek o kadar
insan var ki anlatamam. Bizim camiamız
içinde o kadar ihanet gördüm ki, arkadaş
diyorum onlara ama onlarla yürümediğine inandım. Bizim camiamız İstanbul
basınından hangi kötülüğü görmüşseler
hepsini almışlar. Ulusal basın ile Trabzon
yerel medyası arasında bir fark kalmadı.
Ama ne yapalım ki bizde bu camianın
içinde kaldık. Bundan sonrada çıkmamız
çok zor.
Mesleğiniz itibariyle Trabzonspor
camiasının içerisindesiniz. Bu konuda
neler söyleyeceksiniz?
Biz Trabzonspor ile beraber büyüdük.
Trabzonspor muhabiri olarak mesleğe başlamadım ama zamanla Anadolu ajansında
çalışırken Trabzonspor muhabiri oldum.
Trabzonspor, Trabzon’un ufkunu açan,
Trabzon’un kimlik kartı ve Trabzon’un en
büyük sosyal patlamasıdır. Trabzonspor
bir ihtilaldir. Bir devrimdir. Türk futbolu
içinde Trabzon içinde bu böyledir. Trabzonspor’u Trabzon’dan çekip alırsanız
burada
hiçbir şey
kalmaz. Eskiden Trabzon’un
hamsisi, tütünü, çayı
vardı, şimdi Trabzonspor’dan
başka hiçbir şeyi yok. Trabzon’da sosyal
anlamda insanları etkileyen başka hiçbir
güç yok.
Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Trabzonspor Trabzon’un önünü
tıkayan bir tıkaç oldu. Trabzonspor’a çok
yüklendik. Her şeyimizi Trabzonspor üzerinden yürütmeye çalıştık. Trabzon’un en
büyük sosyal patlaması Trabzonspor’dur.
Gazeteci içinde öyle. Trabzonspor’un
böyle güçlü oluşu Trabzon’da birçok
gazetecinin doğmasına sebep olmuştur. Bence bu önemli bir şey. Ama ben
Trabzonspor sayesinde gazeteci olmadım.
Trabzonspor olmasaydı gazeteciliği yine
yapacaktım. Ben 1983 yılından sonra
spor muhabiri oldum. Ama Trabzonspor
sayesinde bir çok gazeteci kendine imkan
sağladı.
Güneş Doğudan Yükselir ile Şenol
Güneş, Kupaların Efendisi Futbol
Efsanesi ile Ahmet Suat hakkına kitap
yazdınız. Bu kitapları nasıl hazırladınız
ve kitap çıktıktan sonra nasıl tepkiler
aldınız?
Şenol Güneş ile ilgili kitap hazırlarken o zaman 2002 dünya kupası vardı.
Faruk Özak beni tavsiye etmiş bir yayın
evine. Şenol Güneş ile ilgili popülist bir
yayın çıkarmak istemiş bir yayınevi. Bu
dünya kupası üçüncülüğünden sonra. Bir
gün beni Ercan Şen aradı. Arsin Belediye
başkanı Erdem Şen’in ağabeyi. Kim yayın
evi. Vadi yayınevinin sahibiydi. Biz Şenol
Güneş’le ilgili bir kitap çıkartmak istiyoruz. Faruk Özak sizi tavsiye etti. Ben de
popülist bir kitap olmaz dedim. Ciddi bir
kitap yapacaksak yapalım dedim. Nasıl
Dünya kupası oynanırken de bütün
gazeteleri saklamıştım. Onlarda bana
çok yardımcı oldular. Kısa sürede 450
sayfalık kitap çıktı ortaya. Sonra bir
araya geldik ve bu kitabı daha okunur
hale sokmak için 280 sayfaya indirdik.
Müthiş bir kitap oldu ve Türkiye’deki birçok yazar kitabı övdüler. Atilla
Gökçe ve Öcal Uluç bana Türkiye’de
böyle bir spor kitabının yapılmadığını
belirtiler. Yerel ve Ulusal medyadan
da övgüler aldım. Ama Ahmet Suat
Özyacı’yı yapmakta geç kaldığıma inanıyorum. Şimdi Özkan Sümer ve Şamil
Ekinci’yi hazırlıyorum. Ama burada
size sürpriz yapayım. Kenan İskender’i
anlatan da bir kitap yazdım. 350-400
sayfalık ve baskıya hazır durumda. Ama
şu anda çalışmam Özkan Sümer ve
Şamil Ekinci’nin kitabı üzerine.
Yaklaşık 40 yıldır gazetecilik
yapıyorsunuz. Başınızdan geçen 1-2
tane ilginç anınızı anlatır mısınız?
Aslına bakarsanız gazetecilik hep
ilginç anılarla doludur. İnanılmaz bir
şeydir. Burada ne anlatacağım bilemedim. Çünkü birçok ilginç anımız vardır.
Gazetecilikte yaşadığımız her gün bir
anıdır. İhtilal dönemiyle alakalı bir
anımı anlatayım size. Belki bunu birçok
yerde anlatmışımdır ama önemli anılardan biri olduğu için tekrar anlatmak
isterim. Hatta bu anımı TSYD Genel
Merkezin çıkarttığı dergiye “İhtilal’e
kafa tutan gazeteci” diye yazdılar.
Türksesi Gazetesi’nin yazı işleri
müdürlüğünü yapıyorum. İhtilalden
yaklaşık 3-4 ay sonra falandı. Ocak
veya Şubat ayıydı. Kar yağıyordu ve
hava çok soğuktu. Her gün tugaydan bir
asker geliyor ve 6 gazete alıp gidiyor.
Her yerel gazeteden alıyor. Biz de bir
Cuma günü gazetede otururken Pazar
günü Trabzonspor’un sanıyorum Eskişehirspor ile maçı vardı. Bizim dizgici
geldi. Baki Alemdar, ‘İhsan Hocam gel
Cuma gününden Pazartesinin gazetesini
Çok sayıda Trabzonspor Başkanı ve Teknik Direktörüyle
çalıştınız. Bunların içinden arkadaşlığınız nasıl gelişti?
Trabzonspor’da Salih Erdem dahil bütün başkanlarla çalıştım.
Hepsi değerli insanlardır benim için.Ama Şamil Ekinci’yi ayrı bir
yere koymak lazım. Ahmet Celal Ataman’ı ayrı bir yere koymak
lazım. Faruk Özak’ı ayı bir yere koymak lazım. Salih Erdem’i de
ayrı yere koymak lazım. Çünkü onun döneminde öze dönüş ve 1.
lige çıkış gerçekleşti. Benim için teknik direktör olarak ise Ahmet
Suat Hocam çok farklıdır. Ahmet Suat Özyazıcı Türkiye’de gelmiş
geçmiş hala aynı görüşteyim, en başarılı teknik direktörüdür. Dünyayı tanımadan, Trabzon dışına çıkmadan inanılmaz zeka örnekleri
göstermiştir. Kendisi gerçekten zeka küpüdür. Her şeyi keskin
zekasıyla yapmıştır. Trabzonspor onun döneminde 4 şampiyonluk
kazanmıştır. Keza Özkan Sümer’de küllerinden doğup inanılmaz bir
çıkış yapmıştır. Şu anda zaten Özkan Sümer’in kitabını yazıyorum.
Kendisi inanılmaz bir çıkış yapmıştır. Sıradan bir futbolcudan, Türkiye’nin en önemli spor adamı kimliğini almıştır. Teknik Direktörlük
yapmış şampiyonluklar kazanmıştır. Trabzonspor Kulüp başkanlığı yapmıştır, TÜFAD başkanlığı yapmıştır ve halen bugün proje
denilse saatlerce konuşup proje üretecek üretkenliğe sahiptir. Ayrı
zamanda Şenol güneş’te çok önemli bir teknik adamdır.
15
de çıkartalım’ dedi. Dedim ‘Baki nasıl
olacak bu iş.’ Dedi ki ‘abi Trabzonspor
çok iyi gidiyor. Eskişehirspor’u da
yener. Yaparız gazeteyi skorunu yazmazsın yani ne olacak yani.’ Dedim
‘olmaz.’ Olurdu Olmazdı derken olursa
da hayatta iki gün tatil yapacağız dedik.
Neyse sonra tamam olsun yapalım
dedik. Cumartesi gününün gazetesini
yaptık. Pazartesinin gazetesine döndük.
Yaz yaz bitmiyor. Klişe getiriyor çocuklar. Büyük büyük klişeler ama gazete
dolmuyor. Sonra 20’ye 15’lik boş bir
yer kaldı. Bizim Baki geldi, dedim
‘oğlum dolduramıyorum ben bunu.’
Hocam dedi ‘bekle sen.’ Biraz sonra
bir geldi büyük bir klişe var elinde.
Klişeye bakıyoruz eski bir klişe. 100
defa kullanılmış. Trabzonspor tribünleri
gibi görünüyor. Flamalar bayraklar
falan. Bağıran taraftarlar var zannediyoruz. Tamam dedim bunu kullanıyoruz.
Fotoğrafı koydum altına “Trabzonspor
Taraftarı Yine Şampiyonluğu Kutluyor”
sonra “Trabzonspor Eskişehirspor’u
Katarladı” yazdım. Ama hakikaten
Trabzonspor Eskişehirspor’u yendi ama
sonucunu yazmıyoruz tabiki de. Gazeteyi verdik tabi gitti. Millet de bayıldı
zaten. İki gün tatil yapacaklar.
Pazartesi günü erkenden gazeteye
geldim. Ama benim içimde bir tuhaflık
var. Karda yağıyor soğuk bir hava var,
sobayı da yaktık ben yukarıya çıktım.
Sanal medya basını ele geçirmiş
durumda. Geleceklerinin kapalı
olduğunu söyleyemem. Dünyada
hiçbir şey gizli kalmıyor. Dünyanın en kapalı toplumlarında
bile sanal medya, sosyal medya
ve internet ile her yere ulaşmak
mümkün.
Rahmetli Ayhan Kıyak biraz sonra koşa
koşa geldi. ‘İhsan bey eyvah ne yapacağız şimdi? Nedir bu?’ Diye yanıma
geldi. Gazeteyi elime aldım ki, ben o
Trabzonspor taraftarları diye yazdığım
fotoğraf, meğerse 12 Eylül’ün oluşuma
sebep olan illegal örgütlerin bir yürüyüşüymüş. O taraftar meğerse orduya
karşı başkaldıran grubun fotoğrafıymış.
Ne yapacağız ne edeceğiz diye düşünüyoruz. Tugay’dan da asker gelmek
üzere. Gazetelerde baskıdan yeni
çıkmışlar. Elimize alıyoruz kapkara
oluyor. Fakat, postanede bir bayan vardı
oda aboneleri hazırlayıp gönderiyor. Bir
posta göndermiş meğer. Haberimiz yok
tabi. Asker gelmeden Ayhan abi bütün
gazeteleri topladı sobanın içine bastı.
400-500 tane gazeteyi yaktık. Biraz
sonrada asker geldi. Askere, teknik bir
arızadan dolayı gazeteyi çıkartamadık
dedim. Halbuki gazete çıkmıştı ama
farklı çıkarttığımız için gazeteyi o gün
yollamadık. Daha sonra ben yıllarca o
gazeteyi kütüphanede aradım ama bir
türlü bulamadım.
Bir de Turgay Beşyıldız’la yaşadığımız bir anımız var. Belki bunu da çok
anlatmışımdır ama, güzel anılarımızdan
bir tanesidir diye yeniden anlatmak isterim. Turgay’ı yeniden meşhur edelim, o
meraklıdır böyle işlere.
1999 yılının sonlarına doğru mayıs
1946
ayı olması lazımdı. Teknik Direktör
Gordon Milne’ydi. Trabzonspor çok
kötü gidiyordu ve son maçlarını oynuyordu. Ben, Turgay ve Alaaddin Kazancı
idmana gittik. Ama bir gün önce tercüman
Ali Emeç bize dedi ki yarın idmanımız
10.00’da. Bizde 10’a doğru gittik ki kimse
yok. Ali Emeç geldi yanımıza ‘kusura
bakmayın, idman 11’deymiş. Yanlış söyledim size.’ Gordon Milne’de çok üzüldü,
arkadaşları kahvaltıya al. Bir şey ikram
edelim kendilerine dedi. Burada yabancının mantalitesinin de çok önemli olduğu
görülüyor. Biz de önemli değil dedik.
Ben giderim ön bahçeye Ünal’ın
köpeği Yanki ile oynarım dedim. Köpekte
bana çok yakınlaşmıştı. Gittim ön bahçeye, Turgay’da hocam bende geleyim dedi.
Bende oğlum fazla yanaşma saldırır falan
dedim. Hocam bir şey olmaz dedi. Alaaddin arkada duruyor. Ben aldım kucağıma
köpeği yatıp yuvarlanıyoruz bahçede.
Fakat köpek hırlıyor sürekli. Ben de
arkaya bakmıyorum ne var diye. Meğerse
Turgay arkada alçak sürünme ile bize
doğru yaklaşıyor. Böyle 20-25 metre kala
ellerini koydu dizlerinin üstüne, ‘oğlum
Yanki, Yanki gel buraya yavrum’ dedi.
Köpek o ara elimden kurtuldu. Turgay’ın
üzerine doğru atladı. Turgay’da kapkara
gözlük takıyor. O ara Turgay gözlükleri
bir çıkardı, ‘Yanki Yanki oğlum beni tanımadın mı ben Turgay abin’ diye bağırıyor
hem de kaçıyor.
Gerçekten çok anımız vardır. Anlatsak
satırlarla dolamaz. Gazetecilik her anı
güzel anılarla dolu bir meslektir.
Trabzon Basınına gelişmesinde
kimler etkin rol oynamıştır?
Trabzon basınına bence adam yetiştirme bakımından en büyük hizmeti Suavi
Kaptan yapmıştır. Suavi Kaptan şu anda
Trabzon’da çalışan birçok gazeteci de
emeği vardır. İnanılmaz fedakar ve özverili davranmıştır. Trabzon basınına ben dahil
bir çok insanı kazandıran isimdir Suavi
Kaptan. Birçok gazeteciyi de Trabzon
dışına alıp ekmek yemelerine vesile olmuştur. Bu halen daha devam etmektedir.
Bunların içinde Metin Eroğlu var, Hayri
Köklü var, Fuat Kars var ve daha ismini
sayamayacağım birçok isim var.
Yazı olarak, edebiyat olarak da kimse
Ziyad Nemli’nin eline su dökemez. Trabzon basının en büyük kalemşorlarından
biridir Ziyad Nemli. Spor yazısı olarak
Mehmet Tan’dır birinci sırada. Yerel basında Emin Şefik Yılmaz’ı Ayhan Kıyak’ı
unutamayız. Trabzon basınına çok önemli
katkıları olmuştur.
OCAK - AĞUSTOS 2013
16
1946
OCAK - AĞUSTOS 2013
Geleneksel Orhan Kaynar Futbol Turnuvası sona erdi.
Kupa Kuzey
Rüzgarı’nın
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin her yıl geleneksel
olarak düzenlediği Geleneksel Orhan Kaynar Futbol
Turnuvası’nın altıncı şampiyonu, final maçında İlkhaber
Gazetesini normal süresi 4-4 biten karşılaşmanın sonunda
penaltı atışlarıyla 6-5 yenen Kuzey Rüzgarı oldu.
Trabzon Anadolu Halı saha Spor Tesisleri’nde gerçekleştirilen ve 9 takımın katıldığı turnuvanın final maçına,
Trabzon İl Emniyet Müdürü Ertan Yavaş, Türkiye Futbol
Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Beyazlı,
Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Engin Hacısalihoğlu,
Gençlik Spor İl Müdürü Cemalettin Yazıcı, ASKF Trabzon Şubesi
Başkanı Cahit Erdem ve yönetim
kurulu üyeleri, TÜFAD Trabzon Şubesi Başkanı Nurettin Balaban, TSYD
Genel Sekreteri Ergun Ata katılırken,
çok sayıda gazetecinin eş ve çocuklarıyla
izledikleri etkinlikler kapsamında, izleyiciler
Trabzon Nejla Hanım Tatlılarından yiyerek final
karşılaşmasını takip ettiler.
17
Murat Kasap’ın yönettiği final maçında, Kuzey Rüzgarından Hamdi Usta (2) Ali Altuntaş ve Özcan İsak’ın
gollerine, Tolga Karakurum (2) Furkan Yiğit ve Ömer
Altıntaş’ın golleriyle karşılılık veren İlkhaber Gazetesi
karşılaşmayı penaltılara taşıdı. Penaltı atışlarında rakibine
6-5 üstünlük sağlayan Kuzey Rüzgarı, turnuvalar boyunca
oynadığı üçüncü finalinde bu kez mutlu sona ulaşmayı
başardı.
Hayli görkemli geçen kupa töreninde, maçın hakeminin hediyesini TSYD Trabzon Şubesi Başkanı Murat
Taşkın, 19 golle gol krallı olan Ali Demiral’ın kupasını
TSYD Genel Sekreteri Ergun ATA, Adem Albayrak’a Fair
Play ödülünü TÜFAD Trabzon Şubesi Başkanı Nurettin
Balaban, 2. olan İlkhaber Gazetesine hediyelerini ASKF
Trabzon Şubesi Başkanı Cahit Erdem verirken, ikincilik
kupasını ise Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Engin
Hacısalihoğlu ve Trabzon İl Gençlik Müdürü Cemaattin
Yazıcı verdi. Kuzey Rüzgarına ise hediyelerini Trabzon
İl Emniyet Müdürü Ertan Yavaş verdi. Kuzey Rüzgarına
Şampiyonluk Kupası’nı Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Beyazlı ve merhum Orhan
Kaynar’ın eşi Mine Kaynar’ın ellerinden aldı.
1946
OCAK - AĞUSTOS 2013
18
OCAK - AĞUSTOS 2013
Cemiyetimizi ziyaret ettiler
1946
17 Nisan 2013’de Turgut Özdemir başkanlığında yeni göreve seçilen Trabzon Gazeteciler Cemiyet
Yönetim Kurulu’nu ziyaret ederek başarılar dilediler.
1461 ziyaret
1461 Eski Trabzon Başkanı Suat Şen ve yönetim kurulu üyeleri,
Trabzon Yönetim Kurulu Başkanı Suat Şen ve yönetim kurulu, Trabzon
Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti.
Muhammet Balta ziyaret
Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Muhammet Balta, göreve yeni
seçilen Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti.
Emre Aksoy ziyaret
Trabzonspor başkan adaylarından Emre Aksoy, Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni ziyaret etti.
AK Parti ziyaret
AK Parti Trabzon İl Başkanı Adnan Günnar ve yönetim kurulu, yeni
seçilen yönetim kurulunu ziyaret ederek başarılar diledi.
Profesyonel Futbolcular Derneği ziyaret
Trabzonsporlu Profesyonel Futbolcular Dernegi Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni ziyaret etti. Başkan İlyas Akçay ve yönetim kurulu TGC
Başkanı Turgut Özdemir ve ekibine başarılar diledi.
Hakan Kulaçoğlu ziyaret
Trabzonspor Başkan adaylarındam Hakan Kulaçoğlu, Trabzon
Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti.
19
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
İbrahim Hacıosmanoğlu ziyaret
Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni ziyaret ederek başkan Turgut Özdemir ile sohbet etti.
İsmail Kansız ziyaret
Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Kansız, Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni ziyaret etti.
KARGİD ziyaret
Kargid Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar Altuntaş, Trabzon
Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret ederek başkan Turgut Özdemir ile bir
süre sohbet etti.
Özkan Sümer ziyaret
Trabzonspor Eski Kulup başkanı Özkan Sümer Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni ziyaret etti. Ziyarette Trabzonspor eski yöneticilerden İsmail
Yavuz da yer aldı. Sümer, TGC Başkanı Turgut Özdemir ile sohbet etti.
Mehmet Öz ziyaret
İdmanocağı Spor Kulübü Başkanı Mehmet Öz ve yönetim kurulu üyeleri,
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti.
KARGİD genç iletişimciler ziyaret
Kargid Genç İletişimçiler Dernek Yöneticileri Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni ziyaret ettiler.
Koray Aydın ziyaret
MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın, Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni ziyaret etti. Aydın, başkan Turgut Özdemir ve yönetim
kurulu üyeleri ile çok samimi sohbet etti.
Plastik Sanatçılar Derneği ziyaret
Plastik Sanatçılar Derneği Yöneticileri Trabzon Gazeteciler Yönetim
Kurulu’nu ziyaret etti.
20
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
Musa Bulut ziyaret
Şerif Kurt ziyaret
Trabzon Sosyal Güvenlik İl Kurumu Müdürü Musa Bulut, Trabzon
Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret ederek başkan Turgut Özdemir ile sohbet
etti.
Türkiye Amatör Futbolcular Derneği Başkanı Şerif Kunt, Trabzon
Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti. Ziyarette başkan Turgut Özdemir ile
samimi bir sohbet etti.
Nevzat Şakar ziyaret
TÜFAD ziyaret
Trabzonspor Eski Asbaşkanı Nevzat Şakar ve yönetim kurulu ile birlikte
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret ederek, başkan Özdemir ve
yönetim kurulu üyelerine yeni görevlerinde başarılar diledi.
TÜFAD Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Balaban, Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni ziyaret etti.
TÜRKAV ziyaret
Muharrem Usta ziyaret
TÜRKAV Yönetim Kurulu üyeleri, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti
Başkanı Turgut Özdemir ve yönetim Kurulu üyelerini ziyaret etti.
Trabzonspor başkan adaylarından Muharrem Usta, Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni ziyaret etti.
Volkan Canalioğlu ziyaret
YOL-İŞ ziyaret
CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, Trabzon Gazeteciler
Cemiyeti’ni ziyaret ederek göreve yeni seçilen başkan Turgut Özdemir
ile yönetim Kurulu üyelerini tebrik etti.
Trabzon YOL-İŞ Sendikası Başkanı Hasan Basri Hatipoğlu ve yönetim
kurulu üyeleri Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret ettiler.
21
OCAK - AĞUSTOS 2013
1946
2005’de TSYD Trabzon Şubesi’nin İhsan
Öksüz Başkanlığı’nda oluşturulan yönetiminde, “Akreditasyondan Sorumlu Başkan
Yardımcısı” görevini üstlendiğimde, sorumluluğumun, çok denli sorunlu bir alanı
kapsadığını “bilmiyordum” dersem
inanın!..
Murat TAŞKIN
*
Basın Tribünü,
Basın
Mensuplarınındır
Bunun nedeni, belki de, başta
Hüseyin Avni Aker olmak üzere yurt içi ve yurt dışındaki tüm
statlardaki basın tribünlerinde yaka kartımı
gösterip girdiğim kapının ardındaki tribünde
koltuk, masa, interneti hazır bularak rahat
rahat görev yapmamdı.
Şube de görev alıp, 2 kez de TFF’nin
akreditasyon kursuna katıldıktan sonra, basın
tribünlerini organize etmeye başlayınca, bu
işin perde arkasının hiç de öyle kolay olmadığı gerçeğiyle yüz yüze kaldım.
de meslektaşlarımın hakkını teslim etmiş
olurum.
Bu kalışın, Trabzon gibi basın mensubu
kimliğinin sorumluluğunu oldukça yüksek
düzeyde hissedenlerin bulunduğu bir yerde
olması benim için bir şanstı.
Bu şans ile doğru uygulamaları Türkiye’nin diğer illerine göre hayata geçirmekte
zorlanmadım dersem hem yerinde olur, hem
Malouda “Trabzon’da mutluyum”
Haber: Levent TAN - Trabzonspor’un dünyaca ünlü Fransız yıldızı Florent
Maluoda Trabzon’da mutlu olduğunu söyledi. Avrupa’da gruplara yükselmelerinin
kendilerini çok mutlu ettiğini ancak lige iyi bir yapamamanın üzüntüsünü yaşadıklarını kaydetti.
Malouda takıma yavaş yavaş ısındığını henüz tam kapasite ile oynamadığını
belirterek,, ‘ Takım olarak henüz uyum dönemi yasıyoruz. Kaliteli oyunculardan
kurulu bir ekibiz. Ligde ve Avrupa’da çok önemli başarılara imza atacağız’ dedi.
Yaklaşık 1.5 yıl önce yönetici sorumluluğundan ayrı kaldığımız TSYD’ye, meslektaşlarımızın ittifakı ve şube başkanı sıfatıyla
geri döndük.Dönüşümüz azami değil, tümden
birliktelik içindi. Öyle de yaptık, yapıyoruz.
Spor medyasının önemli bir bölümü teşkil
ettiği mesleğimizde Trabzon merkezli, Samsun’dan Rize’ye, oradan Kars’a, Erzurum’a
kadar sorumluluk alanında görev üstlendik.
Hedef, basın meslek ilkelerini ve ahlâkını
rehber edinerek, meslektaşlarımızın ve onların görev yapacağı alanlarının en iyi şekilde
donatılmasıdır.
Bunun için de, “Basın tribünleri basın
mensuplarınındır” sloganını ilke ve hedef
yaparak hareket edeceğiz. Tabii hep birlikte..
Janko’dan
15 gol sözü
Haber: Levent TAN - Trabzonspor’un hayal kırıklığı yaratan forveti Janko iddialı konuştu: Teknik ekibe
hazır olduğumu ve oynarsam en az 15 gol atacağımı
söyledim
iyi
Ciddi bir forvet sıkıntısı yaşayan Trabzonspor’da kadroya girmekte zorluk çeken Mark
Janko, milli takım kampında ilginç açıklamalarda bulundu. Teknik Direktör Mustafa Akçay’ın
kendisiyle bir görüşme yaptığını belirten
Janko, “Hazır olduğumu ve oynarsam en az
15 gol atabileceğimi söyledim. Ekibine beni
katmayı düşünüyor. Milli takıma çağrılmam
benim en büyük şansım. Burada moral
buluyorum. Takımım sakatlığımda bana çok
ilgi gösterdi ve iyileşme sürecim bu nedenle
geçti. Futbol oynamayı özledim ve bu
hasrete son vermek istiyorum” dedi.
Bordo Mavili basketçilere sezon öncesi Ayder morali
Haber: Levent TAN - Sezonu geçtiğimiz
hafta cuma akşamı 19 Mayıs Spor Salonu’nda
yapılan muhteşem törenle açan Trabzonspor
Basketbol Takımı, dün yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Ayder Yaylası’na giderek moral
depoladı.
Başkan Abiş Hopikoğlu, Muharrem Usta
ve tüm yöneticilerin bulunduğu gezide teknik
kadro ve basketbolcular, neşeli bir gün geçirdi.
Bordo-mavili ekibe bu sezon katılan yerli ve
yabancı oyuncular, ilk kez geldikleri Ayder
Yaylası’nın doğal güzelliklerine hayran kaldı.
Bol bol fotoğraf çeken dev adamlar, Ankara’da salı günü başlayacak TSYD Kupası
hazırlık turnuvası öncesi takım olma yolunda
önemli bir adım atarken, yöneticilerle de
kaynaştı.
22
OCAK - AĞUSTOS 2013
Trabzonspor’un hedefi
gruptan çıkmak
1946
Trabzonspor’un
19 Eylül: A
UEFA Avrupa Li
pollon - Tra
gi Fikstürü
bzonspor (D
3 Ekim: Tra
)
bzonspor Lazio
24 Ekim: T
rabzonspor
- Legia
7 Kasım: L
egia - Trabzo
nspor (D)
28 Kasım: T
rabzonspor
Apollon
12 Aralık: L
azio - Trabzo
nspor (D)
Haber: OSMAN BAŞKIR - Tarihinde ilk kez Avrupa’da guruplara kalma başarısı gösteren Bordo-Mavililer, eşleştiği İtalyan devi
Lazio, Polonya’dan Varşova ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nden Apollon Limassol karşısında ilk sırada yer almak için mücadele
verecek.
İŞTE TRABZON’UN RAKİPLERİ
Legia Varşova: Polonya Ligi’nin son şampiyonu Legia Varşova
grubun mütevazi takımlarından biri olarak görünse de ligde 6. haftayı
oynamaları nedeniyle grubun en hazır takımı olarak göze çarpıyor.
Şampiyon kadrosunu korumayı başaran Polonya temsilcisi, Polonya
Ligi’nde oynadığı 5 maçta topladığı 9 puanla 3. sırada bulunuyor.
Lazio: Fenerbahçe’nin geçtiğimiz sezon yarı finalde karşılaştığı
Lazio’ya Türk futbolseverler hiç de yabancı değil. Adı ülkemizde
sıklıkla anılan Lazio son olarak Burak Yılmaz transferiyle gündeme
gelmişti. İtalya Liginde geçen sezonu 7. sırada tamamlayan İtalyan
temsilcisinin öne çıkan oyunları; Hernanes, Ledesma, Miroslav Klose
ve Libor Kozak. Teknik direktörlüğünü Samsunspor’un eski çalıştırıcısı Petkovic’in yaptığı Lazio sezona Lucas Biglia ve Felipe Anderson
transferleriyle girerken, İtalya Ligin’de oynadığı ilk maçta Udinese’yi
2-1’le geçmeyi bildi.
Apollon Limassol: Her Güney Kıbrıs deplasmanı gibi zor bir atmosfer kesinlikle. Kadrosunda çok sayıda yabancı futbolcuyu barındıran Limassol’un en göze çarpan oyuncusu geçtiğimiz sezon Sporting Gijon forması giyen Gaston Sangoy.

Benzer belgeler