avrupa insan hakları mahkemesi`nin yorumları ışığında 1982

Yorumlar

Transkript

avrupa insan hakları mahkemesi`nin yorumları ışığında 1982
İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Yıl:13 Sayı:26 Güz 2014/2 s.95-126
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ’NİN
YORUMLARI IŞIĞINDA 1982 ANAYASASI İLE
ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NİN
KARŞILAŞTIRMALI İNCELEMESİ
Peri URAN •
Değerli Hocam Prof. Dr. Erdal Onar’a saygılarımla.
ÖZET
Anayasamız mevcut haliyle tarafı olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi
(ÇHS)’nin beklentilerini karşılamaya yetmemektedir. ÇHS’nin temel ilkelerine sadık kalan,
çocuğu ve haklarını bütüncül bir yaklaşımla yansıtan bir düzenlemenin Anayasada ‘Çocuk
Hakları’ başlığı altında yer alması ile çocuk hakları daha geniş bir anayasal güvenceye
kavuşturulmuş olacaktır.
Anahtar Sözcükler: Çocuk Hakları, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi’nin çocuklara ilişkin kararları, Çocuğun Yüksek Yararı İlkesi,
1982 Anayasası’nda çocuklarla ilgili hükümler, Çocuk Ombudsmanlığı.
A COMPARATIVE STUDY OF THE TURKISH CONSTITUTION OF
1982 AND THE UNITED NATIONS CONVENTION ON THE
RIGHTS OF THE CHILD IN THE LIGHT OF THE
INTERPRETATIONS OF THE EUROPEAN COURT OF HUMAN
RIGHTS
ABSTRACT
Our Constitution with its current status does not meet the expectations of the United Nations
Convention on the Rights of the Child (CRC) that we adhere. A regulation which remains true
to the basic principles of the CRC and reflects a holistic approach to children and their rights
will grant a wider constitutional safeguard to children when it takes place under the constitution as ‘children’s rights’.
Keywords: Children’s Rights, United Nations Convention on the Rights of the Child,
European Court of Human Rights decisions concerning children, the Best Interest of the
Child Principal, child-related articles in the Constitution of 1982, Children’s Ombudsman.
• Yrd. Doç. Dr., Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim
Dalı Öğretim Üyesi, New York Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Post Doktora
Araştırmacısı, World Council of Peoples for the United Nations (New York) Hukuk
Danışmanı, ([email protected]).
95
Peri URAN
I. GENEL OLARAK ÇOCUK HAKLARI
Devletlerin ortaya çıkmasına kadar olan dönemde çocukların korunması
aileye ait bir görev olarak kabul edilmekteyken, devletlerin kurulması ve
örgütlenmesinden sonra, bu görev sadece aileye ait bir mesele olmaktan
çıkmış, devlet çocuğun korunması meselesiyle ilgilenmeye başlamıştır.1
Yirminci yüzyılın başlarında çocukların erişkinlerden farklı haklara sahip
olduğu, dolayısıyla da bu hakların ayrıca tanınması gerektiği konusunda,
çeşitli ülkelerde farklı hareketler ortaya çıkmaya başlamıştır. Çocuk haklarına dair tarihsel süreç, çocuğun üzerinde serbestçe tasarruf edilebilir, devir ve
terk edilebilir, hatta öldürülebilir bir nesne olmaktan çıkarılıp, haklara ehil,
kişilik sahibi bir özneye dünüştürülmesinin serüveni olarak özetlenmektedir.2 Yakın zamana kadar çocukların hak sahibi olabilmeleri fikri bir paradoks olarak görülmüştür. Bu anlayışın temelinde, hak sahiplerinin kendi
haklarını savunmak için bağımsız olarak hareket edebilmeleri gerektiği, oysa
çocuğun iradesinin yeterli olgunlukta olmadığı, dolayısıyla gerek borçlara
ehil olmada, gerekse hak kullanmada yetersiz kalacağı inancı yatmaktadır.
Çocuk hep bir hak nesnesi olarak görülmüş, Ozansoy’un ifadesiyle, ‘korunan
nesne olarak çocukların haklarını hukuktan değil de yetişkinlerin vicdanın-
Bilgin Tiryakioğlu: Çocukların Korunmasına İlişkin Milletlerarası Sözleşmeler ve
Türk Hukuku, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara, 1991, s. 1.
Belirli bir yaşın altındaki kişiler hukuken çocuk olarak kabul edilirler. Bununla birlikte, çocuğun korunmasını gerektiren durumlara göre değişik yaş basamakları söz
konusu olabilir. Ülkemiz iç hukuku bağlamında örneğin, Türk Ceza Kanunu’nun 31.
Maddesi gereği, çocuğun on iki yaşında ceza sorumluluğu başlar. Diğer yandan
Medeni Kanun uyarınca çocuk, on beş yaşında vasiyetname düzenleyebilir (MK m.
502); on yedi yaşında olağan evlenme ehliyeti kazanır (MK m. 124/ I).
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin birinci maddesi ise on sekiz yaşından küçük her insanın çocuk olarak kabul edileceğini belirtmektedir: “Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit
olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır”. Birinci madde,
çocukluğun başlangıcını, taraf devletlerin iç hukuk düzenlemelerinde konuya ilişkin
farklı yaklaşımlar söz konusu olduğundan belirlemekten kaçınmıştır. Çocuğa
sağlanan hukuki korumanın doğum öncesini de içerip içermediği tartışma konusu
olmuşsa da sözleşmeye geniş bir katılım sağlanabilmesi açısından tartışmalı olan
ceninin hukuksal konumu sorunu, sözleşmenin başlangıcına “çocuğun doğumdan
sonra olduğu kadar doğum öncesinde de elverişli hukuksal konumdan yararlanacağı” şeklinde bir ifade eklenmesi ile çözümlenmiştir. Bu yönde bkz. Tekin Akıllıoğlu, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, AÜSBF İnsan Hakları Merkezi Yayınları
No: 13, Ankara, 1995, s. 4.
2
Rona Serozan: Çocuk Hukuku, İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım, 2. Baskı,
2005, s. 10.
1
96
2014/2
dan almaları’ gerektiğine inanılmıştır.3 Çocuk Hakları Hareketi’nin, çocuğun
‘nesne’ ya da ‘hiç kimse olmama’ durumunu sorgulayan ve salt çocuk oldukları için birçok haktan yoksun bırakılmalarına tepki duyan bir yaklaşımdan
doğduğu ileri sürülmektedir.4
1779 yılında İsviçre’nin Zürih Kantonu’nda yayınlanan bir emirname çocuk
hakları alanındaki ilk sosyal politika belgesi olarak kabul edilmektedir.5 Çocuk haklarını savunma konusunda ilk etkili girişimi ise, 1923 yılında Eglantyne Jebb tarafından taslağı hazırlanan ve 1924 yılında Milletler Cemiyeti
tarafından kabul edilen “Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi” oluşturmaktadır.
Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi ‘hak’ sözcüğünün benimsendiği ilk belge
niteliğini taşımaktadır.6 Söz konusu belge ile çocukların, erişkinlerden farklı
fizyolojik, psikolojik ve davranış özellikleri olduğu bilincinin kök salması
gerektiği, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve herkesin bu
sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi vurgulanmıştır. 20 Kasım 1959
tarihinde “Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi” olarak güncellenen
bu bildiri7, 20 Kasım 1989 tarihinde daha kapsamlı olan “Birleşmiş Milletler
Çocuk Hakları Sözleşmesi” (ÇHS) ile değiştirilmiştir.8 Söz konusu sözleşme, çocukların gerek kişisel ve siyasi haklarına gerekse ekonomik, sosyal ve
kültürel haklarına yer veren geniş kapsamlı bir belge olarak tasarlanmış;9
sözleşmede çocukların çok çeşitli insan hakları ihlalleri karşısında korunması ve onların temel hak ve özgürlüklerinin farkına varmalarının sağlanması
Cüneyt Ozansoy: “Öznesini Arayan Nesneler: Çocuk ve Çocuk Hakları”, Türkiye
Barolar Birliği Dergisi, 1999/1, Yıl:12, s. 50-51; ayrıca bkz., Myriam Denov, Richard Maclure, Kathryn Campbell and Inbal Solomon: Children’s Rights and
International Development (Lessons and Challenges from the Field), ed. Myriam
Denov, Richard Maclure and Kathryn Campbell, Palgrave Macmillan, New York,
2011, s. 1-2.
4
Ozansoy, age., s. 51.
5
Cahit Talas: Toplumsal Politika, İmge Yayınevi, Ankara, 1990, s. 203.
6
Geneva Declaration of the Rights of the Child (1924), bkz. http://www. humanium.
org/en/childrens-rights-history/references-on-child-rights/ geneva-declaration/
7
“Universal Children's Day”, Birleşmiş Milletler resmî web sitesi. URL; http://tr.Wi
kipedia.org/wiki/%C3%87ocuk_haklar%C4%B1., 05.05.2014.
8
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme için Bkz. http://www.tbmm.
gov.tr/komisyon/insanhaklari/pdf01/137-160.pdf, 05.05.2014.
9
ÇHS, ifade özgürlüğü (md.13), din özgürlüğü (md.14), örgütlenme özgürlüğü
(md.15) gibi kişi haklarına yer vermesi sebebiyle daha önceki uluslararası belgelerden tamamen ayrılmaktadır. Bu yönde bkz. Jane Fortin: Children’s Rights and the
Developing Law, Cambridge University Press, 3rd. Edition, June 2012, s. 39.
3
97
Peri URAN
amaçlarına yer verilmiştir.10 Amerika Birleşik Devletleri ve Somali haricindeki 192 Birleşmiş Milletler üyesi ülke tarafından imzalanan ÇHS, en fazla
sayıda ülke tarafından onaylanan insan hakları belgesi olarak kabul edilmektedir.11 Bu sözleşme ile çocuklar hakların öznesi olarak görülmeye başlanmıştır.12 Türkiye, bahsi geçen sözleşmeyi 14 Eylül 1990 tarihinde imzalamak
ve 1995 yılında yürürlüğe koymak suretiyle, uluslararası bir sorumluluk
altına girmiştir.13 Sözleşmeye taraf devletler, bu sözleşmede yer alan, çocuk10
Jonathan Todres, Mark E. Wojcik & Chris R. Revaz: United Nations Convention on the Rights of the Chid: An Analyses on Treaty Provisions and Implications of
US Ratification, Martinus Nijhoff Publishers, Leiden, 2006, s.3.
11
“Çocuk Haklarına Dair Sözleşme: Özet” (HTML). UNICEF; http:// tr.Wikipedia.
org/wiki/%C3%87ocuk_haklar%C4%B1, 05.05.2014; ayrıca bkz. Todres, Wojcik
& Revaz, age., s.3.
ÇHS’nin Amerika Birleşik Devletleri tarafından imzalanması ve onaylanması konusunda süregelen tartışma çocuk hakları ile aile değerleri arasındaki ilişkiye dayandırılmaktadır. Söz konusu sözleşmenin ABD tarafından onaylanması gerektiği görüşünde olanlar, çocukların gerek aile ve gerekse devlet baskısı karşısında korunması
için onaylamanın şart olduğunu ileri sürmektedirler. Bu görüşün karşısında olanlar
ise, sözleşmenin onaylanmasının egemenlik yetkisinin ihlaline sebep olacağı, aile
değerlerine ve çocukların menfaatlerine zarar vereceğini ileri sürmektedirler. Bu
değerlendirme için bkz. Shulamit Almog & Ariel. L. Bendor: “The UN Convention on the Rights of the Child meets the American Constitution: Towards a Supreme Law of the World”, The International Journal of Children’s Rights, Vol.11,
2004, s. 273.
12
Jean Zermatten: “The Best Interests of the Child Principle: Literal Analysis and
Function”, International Journal of Children’s Rights, Vol. 18, 2010, s. 483.
13
Bkz. 27 Ocak 1995 tarih, 22184 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 4058 sayılı
“Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında
Kanun”. Türkiye söz konusu sözleşme’nin 17., 29. Ve 30. maddelerine TC Anayasası ve Lozan Antlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun yorumlama hakkını saklı
tutarak çekince koymuş ancak çekince koymasının nedenlerini açıklamamıştır. Türkiye’nin çekince koyma nedenlerinin 17. Maddenin d bendinde yer alan "Taraf devletler kitle iletişim araçlarını azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların
dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler", 29/1/c maddesinde yer alan "Çocuğun ana–babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine,
çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden
farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi" ve 30. maddede yer alan "Soya, dine ya
da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların varolduğu devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun
diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz." ifadelerinden
kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Çekincenin gerekçesi uluslararası anlaşmalarla tanınan azınlıklar dışında azınlık grup tanınmamasıdır. Azınlık konusundaki iç hukuk
yaklaşımı ise Lozan anlaşması ile biçimlenmiştir ve buna göre Türkiye’deki azınlık98
2014/2
lara ilişkin hakların teminatı bakımından gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Nitekim sözleşmenin 4. maddesinde taraf devletlerin bu sözleşmede
tanınan hakların gerçekleştirilmesi için tüm elverişli yasal, idari ve diğer
tedbirleri almakla yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.14 Taraf devletler
hukukunun ve uygulamasının daima sözleşme ile uyum içinde olması gerekmektedir. Bu yükümlülük, sadece yasama organına değil, tüm resmi makamlara ve mahkemelere de yöneliktir. Ülkemiz iç hukuku bağlamında, anayasanın 90. maddesi uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak
ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda
farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınacaktır. Bu doğrultuda, Türkiye’nin sözleşme hükümleri ışığında iç hukuk normlarını gözden geçirerek, sözleşmeyle
çelişen hükümleri saptamak ve gerekli değişiklikleri yapmak yükümlülüğü
doğmuştur. Sözleşmede çocuğun gelişimi için yapılacak yatırımların çocukların temel hakkı olduğu ifade edilmektedir. Bu doğrultuda sözleşmeye uygun olarak çocuklar için yapılacak yatırımların, hükümetlerin iyilik ve lütfu
niteliğinden çıkarılması ve onlar için ivedilikle yerine getirilmesi gereken
ödev ve sorumluluklar halini alması gerekmektedir.15
Çocuk haklarının, çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki
bakımlardan özgürlük ve saygınlık içinde, sağlıklı ve normal biçimde gelişebilmesi için hukuk kuralları ile korunan yararları olduğu kabul edilmektedir.16 UNICEF çocuk temel haklarını, eşit davranılmasını isteme hakkı
lar, gayrımüslim Türk vatandaşlarıdır. Ancak, anayasanın 90. maddesi gereği, Türkiye tarafından ortaya konan çekincelerin yeniden dikkate alınması gerekmektedir.
Çocuk Hakları Komitesi’nin gerek oturumlarında gerekse raporlarındaki sonuç gözlemlerinde de, 17, 29 ve 30. maddelere konulmuş olan çekinceler kaygı ile karşılanmaktadır. Komite, bu çekincelerin özellikle eğitim, ifade özgürlüğü, kendi kültürünü yaşatma hakkı ve kendi dilini kullanma hakkı gibi alanları da kapsayan bazı
durumlarda, 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile azınlık olarak tanınmayan bazı etnik
gruplara mensup çocuklar bakımından olumsuz etkileri olabileceğini belirtmektedir.
Bu yönde bkz. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi Sonuç Gözlemleri (27.
Oturum), http://www.cocukvemedyahareketi.org/Files/pdf/kararlar_arastirmalar/BM
_Cocuk_Haklari_Sozlesmesine_Ek_Protokoller / BM_Cocuk_Haklari_Komitesi_
Sonuc_ Gozlemleri_Raporu_(27.Oturum).pdf, 05.05.2014.
14
Çocuk Hakları Komitesi’ne göre, tüm iç hukuki süreçlerin sözleşme ile tam uyumlu olması ve sözleşme prensiplerinin doğrudan doğruya uygulanmasını temin etmek
esastır. Bu yönde bkz. CRC Committee, General Comment No. 5. General measures
of implementation of the Convention on the Rights of the Child (UN Doc. CRC/GC/
2003/5, 2003).
15
Akıllıoğlu, age, s. 4.
16
Emine Akyüz: Ulusal ve Uluslararası Hukukta Çocuğun Haklarının ve Güvenliğinin Korunması, MEB Yayınları, Ankara, 2000, s. 4. Bu yönde bkz. Ali Naim
99
Peri URAN
(din, ırk ve cinsiyet nedeniyle ayırımcılığa karşı korunma hakkı); isim ve
vatandaşlık üzerinde temel hak; sağlık temel hakkı; eğitim ve öğrenim temel
hakkı; tatil, oyun ve dinlenme temel hakkı, bilgi edinme, düşüncesini açıklama, dinlenilme ve toplanma temel hakkı, özel yaşamın gizliliği, şiddetten
yoksun bir eğitim, doğal afet ve felaketlerde derhal yardım konusunda temel
hak, vahşete, ihmale, istismara ve takibata karşı korunmayı isteme, bir aileye, anne baba bakımına ve güvenli bir yuvaya sahip olma temel hakkı, sakatlık durumunda bakım ve ihtimam isteme temel hakkı olarak özetlemektedir.17
20. yüzyıl anayasalarında, haklar kategorisinin ve haklar listesinin sürekli
olarak genişletildiği ve zenginleştirildiği dikkate alındığında,18 çocuk haklarının anayasada ayrı bir başlık altında yer alması fikri önem kazanmaktadır.
Çocuk haklarının anayasalarda düzenlenmesi, bunların temel hak olma özelliğini de güçlendirecektir.19 Anayasada düzenlenmek suretiyle güvenceye
kavuşturulmasından bahsedilen haklar ile kastedilen, demokratik toplumlarda her bireyin sahip olması gereken temel hakların yanı sıra, “sadece çocuklara özgü”,20 çocuğun çocuk olmasından ötürü sahip olması gereken haklardır.
İnan: Çocuk Hukuku, İstanbul, 1968, s. 7. İnan, çocuk hukukunun iki anlamı üzerinde durmaktadır: Geniş ve objektif anlamda çocuk hukuku ve dar ve subjektif anlamda çocuk hakları. Buna göre, çocuğun hukuki durumunu tespit eden bütün hukuk
kuralları objektif çocuk hukukunu meydana getirirken, subjektif çocuk hukukunun,
yani çocuk haklarının kapsamını ise objektif çocuk hukukunun çocuklara tanıdığı
hak ve mükellefiyetler oluşturmaktadır.
17
Zafer Gören: “Çocukların Temel Haklarının Anayasal Garantisi”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl:11 Sayı: 22 Güz 2012/2 s. 46.
18
Mehmet Semih Gemalmaz: Ulusal-üstü İnsan Hakları Hukukunun Genel Teorisine Giriş, Legal Yayıncılık, İstanbul, 2007, s. 147.
19
ÇHS’nde yer alan hakların “doğrudan etkisi” ve “kendiliğinden uygulanabilirliği”
sorunu bağlamında, sözleşmede yer alanların büyük çoğunluğunun “program hüküm” olarak nitelendirilebileceği ve “kendiliğinden uygulanmasının” mümkün olmadığı ileri sürülmektedir. Bkz. Gemalmaz, age., s. 604. Bu doğrultuda, taraf devletlerin, iç hukukları kapsamında anayasal düzenlemeler yapması bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.
20
Serozan, age., s. 9.
100
2014/2
II. AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARINDA
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NİN
ETKİSİ VE MAHKEME’NİN ÇOCUKLARA İLİŞKİN ÇEŞİTLİ
KARARLARI:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) çocuk hakları konusunda etkili
bir yaptırım mekanizmasıdır. Mahkeme, önüne gelen davalarda esas olarak
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hükümlerine göre karar vermekte
ise de, çocuk haklarına ilişkin davaları değerlendirirken ÇHS’ne sıkça atıf
yapmaktadır.21 AİHS’nin çocuk haklarının korunmasına ilişkin düzenlemesi
oldukça sınırlı olduğundan22, çocuk hakları alanında en ayrıntılı düzenlemeye sahip belge olarak kabul edilen ÇHS, AİHM kararlarına ışık tutmaktadır.
Bu doğrultuda örneğin, 15 yaşında Togolu bir kız çocuğunun pasaportu
elinden alınarak ücretsiz ve tatilsiz günde 15 saat ev işi yaptırmak ve çocuk
baktırmak suretiyle adeta köleleştirildiği çocuk istismarını ele aldığı Siliadin/
Fransa Davası23’nda AİHM, Fransız ceza hukukunun kız çocuğunu etkili
biçimde koruyamadığını kaydederek AİHS’nin hiç kimsenin köle halinde
tutulamayacağı ve zorla çalıştırılamayacağını düzenleyen 4. maddesinin ihlal
edildiğine hükmetmiştir. Bu kararı verirken mahkeme, ÇHS’nin özellikle
bakım verenin ihmal ve istismarını düzenleyen 19. maddesine, çocuk işçiliğini düzenleyen 32. maddesine ve istismarın diğer türlerini ele alan 36. maddesine atıfta bulunmuştur. Siliadin/Fransa davası yasal düzenlemeleri yetersiz ve belirsiz olan ülkeler üzerinde önemli bir etki yaratacaktır. Nitekim
Fransa bu süre zarfında Ceza Yasası’nda değişikliğe gitmiştir.
AİHM’nin yargılamasını kısmen ÇHS’ne dayandırdığı bir diğer dava çocuk
suçluluğuna ilişkindir. T. ve V./ Birleşik Krallık Davası24 (Bulger Davası)’nda 11 yaşında iki erkek çocuğu, J. Bulger adındaki 2 yaşındaki bebeği
öldürmek suçundan aleni olarak yargılanmışlardır. Üç haftadan fazla süre
yetişkin mahkemesinde yargılanan çocuklar adam öldürme suçundan mahkum olmuşlardır. 11 yaşındaki başvurucuların cinayet suçu dolayısıyla
olağan ceza yargılaması kurallarına göre yetişkin mahkemesinde yargılanmaları, yargılamanın seyrini etkileyecek aşırılıkta kamuoyu ilgisi, yargılanmalarıyla ilgili kışkırtıcı basın kampanyasına maruz kalmaları, reşit olmayan
sanıkların travma sonrası stresi neticesinde yargılamaya etkin olarak katılaAşağıda bahsi geçen AİHM kararlarını ayrıntılı olarak incelemek için bkz.,
http://www.echr.coe.int.
22
Sonja C. Grover: Prosecuting International Crimes and Human Right Abuses
Committed Against Children: Leading International Court Cases, Springer, Berlin
Heidelberg, 2010, s. 38.
23
Siliadin v. France, 26.10.2005.
24
T. v. The United Kingdom, 16.11.1999; V. v. The United Kingdom, 16.11.1999.
21
101
Peri URAN
mamaları, mahkeme ortamından son derece korkmuş olmaları, duruşma
salonunun içinde ve dışında avukatların taleplerine yanıt verememeleri gibi
hususları dikkate alan AİHM, çocukların konu olduğu davalarda yaş, olgunluk seviyesi, duygusal ve zihinsel kapasitelerinin gözönünde bulundurulması
ve sanıkların yargılamaya etkin olarak katılabilmesi gerektiğinin altını çizmiş, bu doğrultuda idarenin çocuğun yargılama sürecini idrak etmesi ve etkin biçimde katılabilmesi için birtakım tedbirler alması gerektiğini ileri sürmüştür. Söz konusu davada, İngiliz otoriteleri yargılamaya ilişkin tedbirlerin
alınması hususunda yetersiz kalmıştır. Bu sebeplerle AİHM, çocukların adil
yargılanmadıkları gerekçesiyle AİHS’nin 6. maddesi 1. fıkrasının25 ihlal
edildiğine hükmetmiştir. Söz konusu hükme varırken, ÇHS’nin 40 (2) (b)
(vii), 37. ve 39. maddelerinden önemli ölçüde faydalanmıştır.26
1. AİHS Madde 6: Adil yargılanma hakkı:
"1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda
kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş,
bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. Hüküm açık oturumda verilir; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu düzeni ve ulusal
güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veya davanın açık oturumda görülmesinin adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği
ölçüde, duruşmalar dava süresince tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere
kapalı olarak sürdürülebilir."
26
BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Madde 37: "Taraf Devletler aşağıdaki hususları sağlarlar:
a) Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele
ve cezaya tabi tutulmayacaktır. Onsekiz yaşından küçük olanlara, işledikleri suçlar
nedeniyle idam cezası verilemeyeceği gibi salıverilme koşulu bulunmayan ömür
boyu hapis cezası da verilmeyecektir.
b) Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanıp alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak
en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile
sınırlı tutulacaktır.
c) Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin
özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri gözönünde
tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüş̧me yoluyla ilişki kurma hakkına sahip
olacaktır.
d) Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, kısa zamanda yasal ve uygun olan
diğer yardımlardan yararlanma hakkına sahip olacağı gibi özgürlüğünden yoksun
bırakılmasının yasaya aykırılığını bir mahkeme veya diğer yetkili, bağımsız ve taraf102
2014/2
AİHM aile hukukuna ilişkin davalarda da ÇHS standartlarını dikkate almaktadır. Örneğin, aileleri ayrılan çocukların vesayet/velayet ve yerleştirilmelerine ilişkin davalarda mahkeme, ÇHS’nin özellikle 3. ve 9.27 maddelerine
sız makam nezdinde iddia etme ve böylesi bir işlemle ilgili olarak ivedi karar verilmesini isteme hakkına da sahip olacaktır.
Madde 39: ‘Taraf devletler her türlü ihmal, sömürü ya da suistimal, işkence ya da
her türlü zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulaması ya
da silahlı çatışma mağduru olan bir çocuğun, bedensel ve ruhsal bakımdan sağlığına
yeniden kavuşması ve yeniden toplumla bütünleşebilmesini temin için uygun olan
tüm önlemleri alırlar. Bu tür sağlığa kavuşturma ve toplumla bütünleştirme, çocuğun
sağlığını, özgüvenini ve saygınlığını geliştirici bir ortamda gerçekleştirilir. "
Madde 40 (2) (b) (vii):
"Kovuşturmanın her aşamasında özel hayatının gizliliğine tam saygı gösterilmesine
hakkı olmak"
27
BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Madde 3:
"1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya
yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde
çocuğun yararı temel düşüncedir.
2. Taraf devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken
sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için
gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve
idari önlemleri alırlar.
3. Taraf devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların;
hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve
yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını
taahhüt ederler. "
BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Madde 9:
"1. Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak,
ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, taraf devletler,
çocuğun, ana-babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar.
Ancak, ana-babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da
ihmal edilmesi durumlarında da ana-babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle
çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde bu tür
bir ayrılık kararı verilebilir.
2. Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde ilgili bütün taraflara
işleme katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır.
3. Taraf devletler, ana-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen
çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana- babanın ikisiyle de düzenli
bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler
4. Böyle bir ayrılık, bir taraf devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin ana
veya babasının veya her ikisinin birden tutuklanmasını, hapsini, sürgün, sınır dışı
edilmesini veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa
olsun meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu
olmuşsa, bu taraf devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek koşulu
103
Peri URAN
atıfta bulunmaktadır. ÇHS’nin 9. maddesi ile uyumlu olarak AİHM, çocuğun
ailesinden ayrılmasının yalnızca çocuğun üstün yararının gerektirdiği halde
haklı gösterilebileceğini kabul etmektedir.28 Johansen/Norveç Davası’29nda,
kızı yerel makamlar tarafından evlat edinilmek üzere bir koruyucu aileye
yerleştirilen davacı bu karara AİHS 8. madde30 kapsamında itiraz etmiştir.
Çocukları evlatlık olarak verilecek ebeveynler, bu durumun sözleşme’nin 8.
maddesine göre aile hayatına saygı gösterilmesi haklarını ihlal ettiğini iddia
edebileceklerdir. Evlatlık olarak verilme kararının aile hayatına müdahale
ettiği açık olmasına rağmen, bu müdahalenin söz konusu çocuğun hakları ve
çıkarları açısından ilgili ve yeterli nedenlerle haklı bulunup bulunamayacağı
ele alınan davanın şartlarına bağlıdır. Nitekim, Johansen/Norveç Davası’nda
mahkeme davacının kızının evlat edinilebileceği yönündeki kararın, ilgili ve
yeterli nedenlere dayanmadığı için 8. madde’yi ihlal ettiğine karar verirken,
ile; ana- babaya, çocuğa veya uygun olursa ailenin bir başka üyesine, söz konusu
aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken bilgiyi verecektir.
Taraf devletler, böyle bir istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler
bakımından aleyhe hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler."
28
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi ÇHS’nin 9. maddesini yorumlarken
ciddi ölçüde AİHM içtihatlarına dayanmaktadır. ÇHS’nin 43. Maddesine göre, taraf
devletlerin yükümlülüklerini yerine getirme konusunda kaydettikleri ilerlemeyi
incelemek amacıyla Çocuk Hakları Komitesi kurulmuştur. Komite çocuk hakları
alanında yetenekleriyle tanınan ve yüksek ahlak sahibi on uzmandan oluşmaktadır.
Sözleşmenin 44. maddesine göre, taraf devletler, bu sözleşmede tanınan hakları
yürürlüğe koymak için, aldıkları önlemleri ve bu haklardan yararlanma konusunda
gerçekleştirilen ilerlemeye ilişkin raporlarını sözleşmenin, ilgili taraf devlet bakımından yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak iki yıl içinde daha sonra beş yılda bir
Komiteye sunacaklardır. Raporlar Sözleşme ile üstlenilen sorumlulukların yerine
getirilmesini önleyen güçlük ve nedenleri ve ayrıca ilgili ülkede sözleşmenin uygulanışı hakkında Komiteyi aydınlatacak bilgileri içerecektir. Taraf devletler Komitenin istediği her türlü bigiyi vermek ve raporlarını kamuya duyurmak zorundadır.
Sözleşme’nin 54. Maddesine göre, Komite gerekli görürse taraf devletlere tavsiyede
bulunabilecektir. Sözleşme’nin denetim sistemi ülke raporlarının izlenmesi ve denetlenmesinden ibarettir.
29
Johansen v. Norway, 07.08.1996.
30
AİHS Madde 8: Özel ve aile hayatına saygı hakkı
"1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin
yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği,
ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın
veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir
tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."
104
2014/2
aynı konunun ele alındığı Söderback/İsveç Davası’31 nda tam tersi yönde bir
karar almıştır. Söderback davasındaki davacı da çocuğunun evlat edinebileceği yönündeki karardan şikayetçi olmuştur; ancak bir anne ile başkasının
bakımına verilen çocuk arasında bağların koptuğu Johansen/Norveç Davası’nın aksine, bu davada doğduğundan beri annesi tarafından bakılan bir
çocuk ile gerçek babası arasındaki bağların kopması söz konusudur. Mahkeme, bu gerçeklerden yola çıkarak ve ulusal mahkemenin çocuğun çıkarları
konusunda yaptığı değerlendirmeye dayanarak, bu davada 8. Madde’nin
ihlalinin söz konusu olmadığına karar vermiştir.
AİHM’nin ÇHS’nin 19. maddesi32 (çocuğun her türlü şiddete karşı korunma
hakkı) ışığında değerlendirdiği diğer bir dava Z ve Diğerleri/ UK Davası’33
dır. Söz konusu davada AİHM, anne-babalarının kötü muamelelerinden
muzdarip olan dolayısıyla ciddi ihmal ve kötü muameleye maruz kalmış
başvurucular (çocuklar) konusunda, gerekli tedbirleri almayan Bedfordshire
idaresinin başarısızlığı iddiasını haklı bularak, insanlık dışı muameleye maruz kalmama hakkına (AİHS m.3) aykırılığın var olduğuna karar vermiştir.
AİHM’nin çocuk yanlısı bir eğilim içine girdiği diğer bir alan ailenin yeniden birleşmesine ilişkindir. ÇHS’nin 10. maddesi gereği, ailenin birleşmesi
amaçlarıyla yapılan taraf devlet ülkesine girme ya da onu terketme konusundaki her başvuru, taraf devletlerce olumlu, insani ve ivedi bir tutumla ele
alınacaktır. Mahkeme’ye göre, aile birleşmesi sebepleriyle taraf devletlerin
yabancıların kendi topraklarına giriş ve kalış süresi üzerindeki düzenleme
yetkisi kısıtlanabilir. Aile birleşmesi söz konusu olduğunda taraf devletlerin
yabancıların kendi topraklarına giriş ve kalış süresi üzerindeki düzenleme
yetkisi ile aile birliğine saygı hakkı arasında bir denge sağlanması gerekmektedir. Nitekim Berrehab/Hollanda Davası’34 nda, Hollanda vatandaşı ile evli
ve bu evliliğinden bir kızı olan, Fas vatandaşı Bay Berrehab’a, Hollanda
Söderback v. Sweden, 28.10.1998.
ÇHS Madde 19:
"1. Bu sözleşmeye taraf devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca
birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme
dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.
2. Bu tür koruyucu önlemler; çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve
izlenmesi için gerekli olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal
programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir."
33
Z. and the others v. the UK, 10.05.2001.
34
Berrehab v. Netherlands, 21.06.1988.
31
32
105
Peri URAN
makamları tarafından, sadece evliliği devam ettiği müddetçe verilen oturma
izninin süresinin, Berrehab’ın eşinden boşanması ve evliliğin artık ortadan
kalkması sebebiyle uzatılmayacağını ve aksi halde bunun kamu yararına
aykırı olacağını belirttikleri ve Berrehab’ı sınırdışı ettikleri olayla ilgili olarak, AİHM, aile hayatından söz etmek için, anne-baba ve çocuğun birlikte
yaşamalarının olmazsa olmaz bir koşul olarak görmediğini ve bir babanın
çocuğuyla görüşme hakkını kullanmasını ve onun eğitimine katkıda bulunmasını AİHS’nin 8. maddesi bağlamında ‘aile hayatı’ oluşturmak için yeterli
bulduğunu belirtmiştir.
AİHM, başvurucunun Hollanda’da çok uzun yıllardır yaşaması, Hollandalı bir bayanla evlenmesi ve bu evlilikten bir kızının
doğmuş olması sebepleriyle bu ülke ile gerçek bir aile bağının mevcut bulunduğunu, başvurucunun sınır dışı edilmesi ile onun aile yaşamına saygı
hakkına müdahale edildiğini, bu sebeple sınır dışı etmeyle AİHS’nin 8.
maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, çocukların konu olduğu davalarda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ÇHS ışığında yorumlanması gerektiğini
sıklıkla vurgulamaktadır. Bu değerlendirme ışığında AİHM içtihatları da,
ÇHS’nin bazı hükümlerinin nasıl yorumlanması gerektiği hususunda bir
kılavuz olarak görülebilir.
III. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ
İLE 1982 ANAYASASI’NDAKİ ÇOCUKLARLA İLGİLİ
HÜKÜMLERİN KARŞILAŞTIRILMASI35:
Modern anayasalarda çocuk hakları, ÇHS çerçevesinde ve çocuğun hak sahipliliği dikkate alınarak düzenlenmektedir. Söz konusu sözleşme tarafından
güvence altına alınan hükümlerin bir kısmı 1982 Anayasası’nda da karşılığını bulmuştur. ÇHS’nin 2. maddesine göre: "Taraf Devletler, bu Sözleşmede
yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin,
ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet,
dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet,
sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır
ve taahhüt ederler."36
Anayasada “herkes” ifadesiyle birlikte çocuklara da tanınmış birçok haktan veya
devlete yüklenmiş yükümlülükten bahsedilebilir. Ancak bu kısımda yalnızca anayasada doğrudan çocukları ilgilendiren hükümler ile ÇHS’deki parallel hükümler karşılaştırılmıştır.
36
Bu yönde bkz. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Uygulama Elkitabı, Ajans- Türk
Basın ve Basım A.Ş, Ankara, 2000, s. 21.Ayrım gözetmeme ilkesi herhangi bir nedenle ayrımcılığa hedef olan çocuklara yönelik tutum, davranış ve düzenlemelerde
meşru farklılaşmaları engellememektedir.
35
106
2014/2
Düzenlenen ayrım gözetme yasağı, sözleşmenin diğer maddelerinde düzenlenen hakların tümü bakımından gözetilmesi gereken temel bir ilkedir. Ayrım gözetmeme ilkesi anayasamızın “Kanun Önünde Eşitlik” başlığını taşıyan 10. maddesinde karşılık bulmuştur: 12.09.2010 tarihli ve 5982 Sayılı
Kanun ile gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle anayasanın 10. maddesinde
özel surette korunması gerekenler arasında sayılan çocuklar için alınacak
tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olmayacağı ifadesine de yer verilmek suretiyle çocuklar için yapılacak olumlu önlemler anayasal güvenceye alınmıştır.
Eşitlik ilkesi her farklı davranışla zedelenmemektedir. Maddi hukuki eşitliğin, benzer, eşit durumdakilere eşit, farklı veya eşitsiz durumda olanlara ise
eşitsiz davranılmasına; dolayısıyla aynı, benzer, eşit durumdakilere eşitsiz ya
da farklı, eşitsiz durumda olanlara ise eşit davranılmasının yasaklanmasına
dayandığı kabul edilmektedir.37 Hukukun asıl işlevi kendilerini koruyabilecek olanları değil, görece güçsüzleri korumaktır ve bu noktada çocuklar hiç
kuşkusuz hukukun başlıca konusunu oluşurmaktadırlar. Eşitlik ilkesi, çocukların özel olarak kayırılıp korunmasını gerektirir.38 Ayırımcılık sonucu
oluşan hak eşitsizliği olumlu eylem yoluyla giderilir. “Olumlu eylem” ise
zayıfın güçlü düzeyine çıkarılması amacıyla yapılan özendirici çabalar olarak tanımlanmaktadır.39 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin değerlendirmesine göre, haklar ve özgürlüklerden eşit biçimde yararlanmak,
her durumda aynı tutumun alınması anlamına gelmemektedir. Eşitlik ilkesi
taraf devletlerin kimi zaman sözleşme tarafından yasaklanan ayrımcılığı
yaratan ya da var olan ayrımcılığın sürmesine neden olan koşulları azaltmak
ya da ortadan kaldırmak amacıyla düzeltici müdahalelerde bulunmalarını
gerektirebilmektedir.
ÇHS’nin 4. maddesine göre: "Taraf Devletler, bu sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri
alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, taraf devletler
eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu önlemleri alırlar. "
Bu madde devletlerin, sözleşmede yer alan hakları hayata geçirme yükümlülüğüne ilişkin genel bir düzenlemedir. Sözleşmede yazılı hakların hayata
geçirilmesi bakımından devletlerden beklenenlerin başında, bu sözleşmedeki
hakların iç hukuka yansıtılması amacıyla yasal düzenlemeler yapılması gelmektedir. Bu noktada anayasanın 90. maddesi önem kazanmaktadır. Söz
konusu madde gereği usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürMerih Öden: Türk Anayasa Hukukunda Eşitlik İlkesi, Yetkin Yayınları, Ankara,
2003, s. 190-191.
38
Serozan, age, s. 4.
39
Akıllıoğlu, age., s. 6.
37
107
Peri URAN
lüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası anlaşma
hükümleri esas alınacaktır. ÇHS’nin, iç hukuktaki etkisi bizzat anayasa tarafından vurgulanmaktadır.40
Sözleşmenin 5. maddesine göre: “Taraf Devletler, bu sözleşmenin çocuğa
tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin gelişirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana-babanın,
yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına,
haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler”.
Bu madde, çocuğun ailesiyle olan ilişkilerinde devletin rolünü vurgulamaktadır. Devletin, ailenin sorumluluk, hak ve ödevlerine saygı göstermesi beklenmektedir. Anayasanın 41. maddesinde aile Türk toplumunun temeli kabul
edilmiş ve devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların
korunması için, gerekli tedbirleri alma görevini yüklenmiştir. Anayasanın
41. maddesinde devletin olumlu edim yükümlülüğünün iki dezavantajlı gruba dikkat çekilecek şekilde düzenlenmesinin olumlu bulunduğu, bununla
birlikte bu ifadenin, sadece anne olan kadının korunmasına dikkat çekilmesi
bakımından eleştiriye açık olduğu, ‘ana’ yerine ‘kadın’ kelimesinin kullanılmasının aile içinde çocuk doğurmuş olan kadınla, doğurmamış olan arasında bir ayrım yapılmasının önlenmesini sağlayacağı ifade edilmektedir.41
Bu değerlendirme doğrultusunda, ‘ana’ yerine ‘kadın’ sözcüğünün kullanılmasının dezavantajlı grupları belirlemek açısından daha yerinde bir yaklaşım
olacağı ileri sürülebilir.
12.09.2010 tarihli anayasa değişikliğiyle yeniden kaleme alınan 41. maddede, çocuk haklarına ilişkin temel ilkelerden olan "çocuğun yüksek yararı"
ilkesine de yer verilmiştir. Söz konusu ilke "birinci öncelik ilkesi", "çocuk
yararının önceliği" olarak da adlandırılmakta ve öğretide bu ilke büyük
önem arzetmektedir. Bu ilke ile çocukla ilgili her türlü girişimde çocuğun
yararının korunması amaçlanmaktadır. Çocukla ilgili çalışma yapan bütün
idari ve adli makamlar, yasama organı, kamusal ya da özel sosyal yardım
kuruluşları ilkenin uygulanma alanı içinde bulunmaktadır. ÇHS’nin 3. madBazı ülke anayasalarında ulusal yasaların uygulanmasında ÇHS gibi uluslararası
antlaşmalara öncelik verilmesi açıkça düzenlenmiştir. Japonya, İtalya, Hollanda,
Fransa, Belçika, Bulgaristan, Meksika, Portekiz, Rusya, Kuveyt, Şili, Atjantin, Cezayir, Tunus bu ülkeler arasında yer almaktadır. Bu yönde bkz. Çocuk Vakfı, Çocuk
Araştırmaları Merkezi ve Çocuk Hakları Okulu, Çocuğun Görünür Olduğu Bir Anayasa, İstanbul, Nisan 2012, s. 20.
41
Bu değerlendirme için bkz. Emel Badur: “Ailenin Korunması Alanındaki Son
Gelişmeler”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 84, 2009, s.64.
40
108
2014/2
desi42 nde ayrıntılı olarak ele alınmış olan söz konusu ilkenin anayasaya
dahil edilmesi önemli bir gelişmedir.43 Söz konusu ilke yasal düzenlemelerde
de içselleştirilmeli, böylece mahkemelerin bu ilkeye atıfta bulunabilmeleri
sağlanmalıdır.
Sözleşmenin 28. maddesinde, eğitim hakkı düzenlenmiştir. Devletlerin bu
konuya ilişkin yükümlülükleri, eğitim seviyesine bağlı olarak değişmektedir.
Hüküm, bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi
görüşüyle özellikle ilköğretimin herkes için zorunlu ve parasız hale getirilmesi yükümlülüğünü öngörmekte, ortaöğretim ve sonrası bakımından bu
ölçüde mutlak bir yükümlülük getirmemektedir. Eğitim hakkı anayasanın 42.
maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddede ilköğretimin zorunlu ve
devlet okullarında parasız olduğu ifade edilmiştir. Gerek BM İnsan Hakları
Evrensel Bildirgesi gerekse ilgili diğer uluslararası sözleşmelerde ilk ve temel eğitimin ücretsiz yapılması öngörülmektedir. BM Ekonomik Sosyal ve
Kültürel Haklar Komitesi’nin konuya ilişkin değerlendirmesi şöyledir: "….
Hak açıkça çocukları ebeveynleri ve velileri hiçbir ücrete tabi tutmadan
ilköğretimi elverişli hale getirmenin teminatı için hazırlanmıştır. Hükümet,
yerel merciler veya okul tarafından zorla koyulan harçlar ve diğer dolaysız
harcamalar, bu haktan yararlanmada caydırıcı unsur teşkil etmektedir ve
hakkın gerçekleştirilmesini tehlikeye atmaktadır. Ayrıca, çoğunlukla gerileme etkisi yaratırlar. Sunulması gereken eylem planında bunların bertaraf
edilmesi konusuna mutlaka yer verilmelidir. Ebeveynlerden zorunlu olarak
para toplanması (çoğu zaman gönüllü olarak yapılmış bağış gibi gösterilse
de bu aslen böyle değildir) veya nispetle pahalı okul üniforması giyilmesi
zorunluluğu gibi dolaylı harcamalar da aynı kategori altında toplanabilir….. "44
Anayasanın 42. maddesinin devamında fırsat eşitliğini gerçekleştirmek adına
devletin maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacıyla burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapacağı
ifade edilmektedir. Bu noktada anayasanın "Devletin İktisadi ve Sosyal
Taraf devletler çocuğun sözleşmenin diğer maddelerinde güvence altına alınan
haklarını çocuğun yüksek yararı adına ihlal edemezler.
43
AİHM de yararlar çatışması halinde, çocuğun yüksek yararına öncelik vermektedir. AİHM’nin bu yöndeki içtihadı için bkz. Johansen v. Norveç, 07.08.1996 ; Mubilanza Mayka ve Kaniki Mitunga v. Belçika, 12.10.2006 ; Piss v. Fransa, 06.07.2004;
Ollson v. Isveç, 19.09.2000; Volesky v. Çek Cum. 29.06.2004.
44
BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin, Ekonomik, Sosyal ve
Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 14. maddesiyle ilgili 11 No’lu Genel
Yorumu, İlköğretim Eylem Planı, http://ihop.org.tr/dosya/ ESKHK/ ESKHKGY11.
doc, 28.02.2007.
42
109
Peri URAN
Ödevlerinin Sınırları" başlığını taşıyan 65. maddesinde yer alan "devletin
sosyal ve ekonomik alanlarda anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği
ölçüsünde" yerine getireceği hükmünden eğitim hakkının etkilenip etkilenmeyeceği sorusu akla gelmektedir. Bu konuya ilişkin farklı yaklaşımlar söz
konusudur. Devletin, burs verilecek öğrenci sayısını, burs miktarını, maddede sözü edilen “başka yolların” neler olacağını ve ne ölçüde sağlanacağını
belirlerken öncelikleri ve mali kaynaklarının yeterliliğini dikkate alabileceği
görüşü karşısında45; bizim de katıldığımız, eğitimin, “sıradan” bir sosyal
ödev olmadığı; devletin “başta gelen” ödevlerinden olduğu, dolayısıyla 65.
maddenin bu hakkı sınırladığının düşünülemeyeceği yönündeki görüş46 tartışmaya değerdir. Eğitim hakkı temel bir insan hakkı olarak, herkesin ırk,
cinsiyet, etnik ya da sosyal köken, din ya da politik görüş, yaş ya da engellilik vb. haline bakmaksızın ücretsiz temel eğitimden yararlanması anlamına
gelmektedir. Eğitim hakkı BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 26, BM
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 13-14, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No’lu Protokol’ün 2. maddesinde garanti altına
alınmıştır. Eğitim hakkıyla diğer insan hakları arasında yakın ilişki bulunmaktadır. Örneğin, kız çocuklarının eğitim hakkından yararlanması toplumsal cinsiyet ayrımcılığının önlenmesiyle bağlantılıdır. Benzer şekilde kız
çocuklarının eğitim hakkından yararlanması onların ucuz iş gücü olarak kullanılmasını önlemeye, fiziksel şiddetten ve cinsel sömürüden korunmalarına
ve yeterli yaşam standartlarına erişmelerine yardımcı olacaktır.47 BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi eğitimin kadının güçlendirilmesinde, çocukların sömürücü ve tehlikeli işçilikten ve cinsel istismardan korunmasında, insan hakları ve demokrasinin geliştirilmesinde, çevrenin korunmasında ve nüfus artışının kontrol edilmesinde hayati bir rolü olduğu
değerlendirmesini yapmakta, eğitimin, devletlerin yapabileceği en iyi yatırım
olarak kabul gördüğünü belirtmektedir.48
Feyzi Uluğ: Eğitim Hakkının Kullanım Sorunu, Türkiye’de İnsan Hakları, Yayına
Hazırlayan Oya Çiftçi, TODAİE İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi Yayını, Ankara 2000. s. 433.
46
Mümtaz Soysal: "Eğitim Hakkı ve Öğretim Özgürlüğü", Türkiye’de İnsan Hakları Semineri, 9-11 Aralık 1968, 1970. s. 247-248.
47
United Nations Children’s Fund/ United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization, A Human Rights-Based Approach to Education For All, 2007,
s.12.
48
BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin Genel Yorumları, Birleşmiş Milletlerde İnsan Hakları Yorumları, Der. Lema Uyar: Genel Yorum No: 13,
Madde: 13, Bilgi Üniversitesi Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Eylül 2006, s. 215-235.
45
110
2014/2
ÇHS’nin çocuğun sosyal güvenlikten yararlanma hakkına ilişkin 26. maddesine göre: "Taraf Devletler, her çocuğun sosyal sigorta dahil, sosyal güvenlikten yararlanma hakkını tanır ve bu hakkın tam olarak gerçekleşmesini
sağlamak için ulusal hukuklarına uygun gerekli önlemleri alırlar…."
Sözleşmenin söz konusu maddesi gereği, taraf devletler sosyal güvenlik
hakkını tanıma ve bu hakkın tam olarak gerçekleşmesini sağlamak üzere
gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü altındadır. Anayasanın 60. maddesinde,
herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı, 61. maddesinde ise; korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için devletin her türlü tedbiri alacağı hükme
bağlanmıştır. Çeşitli bakımlardan zayıf ve güçsüzlerin daha fazla korunmaya
muhtaç olduğu düşüncesiyle, korunmaya muhtaç çocuklar için kendilerine
yaraşır ve toplum hayatlarına uyumlarını sağlayıcı tedbirleri alma görevi
devlete yüklenmiştir. Özel korunmaya muhtaç kişilere değindiği bir kararında Anayasa Mahkemesi: "Sosyal hukuk devleti, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir. Hukuk devletinin amaçladığı kişinin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla
gerçekleştirilebilir." değerlendirmesi ile devletin bu kişiler karşısındaki yükümlülüğünü vurgulamaktadır.49
Sözleşme’nin 32. maddesi çocuk işçiliğini düzenlemektedir. Madde ile çocukların ekonomik sömürüden, tehlikeli, eğitime zarar verebilecek, bedensel,
zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimi için zararlı olabilecek nitelikte
işlerde çalıştırılmaktan korunması amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşılabilmesi için, taraf devletlerin gerekli her türlü yasal, idari, sosyal ve eğitsel önlemleri alması öngörülmektedir. Ancak özellikle işe kabul için asgari bir yaşın
belirlenmesi, çalışma saat ve süreleri ile koşullarının düzenlenmesi ve bu
kuralların ihlali halinde uygulanacak yaptırımların öngörülmesi gibi önlemlerin alınması beklenmektedir. Söz konusu düzenlemeye benzer biçimde
Anayasanın 50. maddesinde ‘çalışma şartları ve dinlenme hakkı’ başlığı
altında, kimsenin yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamayacağı, küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunacakları ifade edilmektedir. Anayasadaki bu düzenlemenin, çocukların gücüyle ve yaşıyla uygun işlerde ve
iyi koşullarda çalıştırılmasını amaçlamak üzere yapıldığı anlaşılmaktadır;
ancak bu vurgulamanın, çocukların çalıştırılabileceği anlayışına meşruluk
kazandırdığı ileri sürülebilir. Oysa, esas olan çocukların çalışmak zorunda
Anayasa Mahkemesi E.1988/19, K.1988/33 Sayılı Karar; Anayasa Mahkemesi
Kararlar Dergisi, Sayı 24, Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Matbaası,
Ankara, 1989, s. 451.
49
111
Peri URAN
bırakılmamasıdır. Birçok çocuğu çalışma yaşamına zorlayan yoksulluk ve
geçim sıkıntısı gibi sorunları gidermeye yönelik politikalar geliştirmek devletin görevleri arasındadır. Bu doğrultuda anayasada en azından çocuğun
çalışma koşullarının iyileştirilmesine, çalışma en az yaşının yükseltilmesine,
bunun için temel eğitim süresinin uzatılmasına, en kötü koşullara sahip işlerden başlanmak üzere bazı işlerde çocuk çalışmasının önlenmesine ilişkin
birtakım düzenlemelerin yapılması, düşünülebilir.50
Sözleşme’nin 33. maddesi taraf devletlere çocukların uyuşturucu maddelerin
yasadışı kullanımına karşı korunması ve çocukların bu tür maddelerin yasadışı üretimi ve kaçakçılığı alanında kullanılmasını önleme yükümlülüğünü
getirmektedir. Anayasanın 58. maddesinin 2. fıkrasında gençlerin madde
kullanımından korunması için gerekli tedbirlerin alınması öngörülmektedir.
ÇHS’nin çocuk adalet sisteminin uygulanmasını düzenleyen 40. maddesinde
hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya
da ihlal ettiği kabul edilen her çocuğun yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde adli ya da başkaca uygun yardımdan yararlanarak ve özellikle çocuğun yaşı ve durumu gözönüne alınmak suretiyle kendisinin yüksek yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece, ana-babası veya
yasal vasisi de hazır bulundurularak yasaya uygun biçimde adil bir duruşma
ile konunun gecikmeksizin karara bağlanması gerektiği ifade edilmektedir.
Anayasanın 141. maddesinde, küçüklerin yargılanması hakkında kanunla
özel hükümler konulacağı belirtilmiş, yargılama sürecine konu olan çocuklar
bakımından pozitif ayrımcılığa vurgu yapılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında, onsekiz yaşından küçük çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanacaklarına dair bir hükmün anayasaya eklenmesinin isabetli olacağı kanaatindeyiz.51
Doğan Keskin: "Anayasa’ya Çocuk İşçi Girmemeli", http://bianet.org/biamag/si
yaset/101949-anayasaya-cocuk-isci-girmemeli, 05.05.2014.
51
Hatırlanacak olursa, AİHM, T. v. The United Kingdom (16.11.1999); V. v. The
United Kingdom, (16.11.1999) davasını incelerken, çocukların konu olduğu davalarda yaş, olgunluk seviyesi, duygusal ve zihinsel kapasitelerinin dikkate alınması
gerektiğini ileri sürmüş, sanıkların yargılamaya etkin olarak katılabilmesi gerektiğinin altını çizmiş, bu doğrultuda idarenin çocuğun yargılama sürecini idrak etmesi ve
etkin biçimde katılabilmesi için tedbirlerin alınması gerektiğini belirtmiştir. Onsekiz
yaşından küçük çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanacaklarına dair bir hükmün anayasada düzenlenmesi AİHM’nın bu konudaki içtihadına da uygun olacaktır.
Çocuk mahkemeleri çocukların cezalandırılması amacını güden bir mahkeme olmayıp, çocukların ve ailelerinin desteklenerek çocuğun yeniden suç işlemesini önlemeyi amaçlar. Suça sürüklenen veya suç mağduru olan çocukların korunmasına ilişkin
koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır. Bu yönde bkz. Mehmet Akarca: "Çocukla50
112
2014/2
IV. TÜRK ANAYASALARI VE BAZI ANAYASA TASLAKLARINDA
“AİLENİN KORUNMASI VE ÇOCUK HAKLARINA İLİŞKİN
HÜKÜMLER”:
1.1961 Anayasası:
I. Ailenin Korunması
MADDE 35: "Aile Türk toplumunun temelidir. Devlet ve diğer kamu tüzel
kişileri, ailenin, ananın ve çocuğun korunması için gerekli tedbirleri alır ve
teşkilatı kurar. "
Millet üzerindeki önemli rolü nedeniyle ‘aile’nin korunması yolunda bir
hükmün anayasada yer alması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, madde gerekçesinde devletin aileyi korumak için ne gibi tedbirler
alacağına, hangi tür yardımlar yapacağına dair bir açıklık bulunmamaktadır.
Maddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında da bu husus hemen
hemen hiç tartışılmamıştır.52
rın Ceza Hukukundaki Yeri ve Çocukların Korunması", http://www.anayasa. gov.tr
/files/insan_haklari_mahkemesi/sunumlar/ym_4/Akarca.pdf, s. 13. Çocuk mahkemeleri, başlangıçta çocuk suçlulara ve ihmal edilen çocuklara bakım temin eden hukuk
sisteminden ayrı bir sosyal hizmet kuruluşu olarak düşünülmüş ve bu işlevi yerine
getirmiştir. Bu yönde bkz. L.J. Siegel ve J.J Senna: Juvenile Delinquency’den
aktaran Sevda Uluğtekin, Çocuk Mahkemeleri ve Sosyal İnceleme Raporları, Ankara, 2004, s.6.
52
Temsilciler Meclisi Tutanakları, 1961, cilt II. Cansel, Anayasanın sekiz yıllık
uygulamasında da tüm ailenin korunması ile ilgili büyük yasama çalışmaları yapılmadığını, bununla beraber, ilk beş yıllık ve ikinci beş yıllık planda bu husus ile ilgili
çalışma tasarıları bulunduğunu belirtmektedir. Buna göre: “Birinci beş yıllık planda
ananın ve çocuğun sağlığına önem verileceği, sosyal hizmet olarak korunmaya muhtaç çocukların bakımı ve yetiştirilmesi, çocuk suçluluğunun önlenmesi, intibaksız
çocuklar, engelli çocuklar meselesinin çözümü, çocuk refahının sağlanması gibi
sorunların ele alınacağı vaadedilmektedir. İkinci beş yıllık planda ise, sosyal hizmetlere daha geniş yer verileceğine dair açıklamalar vardır. Kişilerin kendilerine ve
ailelerine devamlı gelir sağlanmasına çalışılacak, sosyal güvenlik politikası toplumun bütün gruplarını, sanayi hizmetlerini, tarım sektörünü kapsayacak şekilde genişletilecektir. Sosyal sigortaların kapsadığı risk alanları şumullendirilecek; özellikle
bu sigortanın ilgilenmediği alanlar, örneğin korunmaya muhtaç çocuklar, okuyan
gençler, çalışanların eş ve çocukları, ihtiyarlar hakkında sosyal güvenlik tedbirleri
getirilecektir. Ana ve çocuk sağlığına önem verilecek, fena bakım, bulaşıcı hastalıklar ve beslenme bozukluğu gibi nedenlerle çok yüksek olan çocuk ölümü vakıasının
önünü almak için çalışılacak, kuruluşlar arasında işbirliği sağlanacaktır. Nüfusun bir
plana göre çoğalmasını sağlamak, ailenin gücünü aşan sayıda çocuk sahibi olmasını
veya çocuk düşürme gibi, hayati tehlike yaratan müdahaleleri önlemek için aile
113
Peri URAN
2.1982 Anayasası:
I. Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları
MADDE 41: "Aile, Türk toplumunun temelidir. (Ek: 3.10.2001 tarihli,
4709 sayılı Kanun; 17 Ekim 2001 tarihli Resmi Gazete, sayı: 24556 Mükerrer) Aile Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması
ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.53
(Ek: 7.5.2010 tarihli, 5982 sayılı Kanun, 13 Mayıs 2010 tarihli Resmi
Gazete, sayı: 27580) Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek
yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki
kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
(Ek: 7.5.2010 tarihli, 5982 sayılı Kanun, 13 Mayıs 2010 tarihli Resmi Gazete, Sayı: 27580) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır."
“Ailenin korunması” başlıklı 41. madde, 12.09.2010 tarihli ve 5982 Sayılı
Kanun ile gerçekleştirilen anayasa değişikliği sonrasında “ailenin korunması
ve çocuk hakları” olarak yeniden kaleme alınmış, maddeye ÇHS ve Çocuk
Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ile diğer uluslararası
belgelerde yer alan ve çocuk haklarıyla ilgili kabul gören evrensel ilkeler
doğrultusunda çocuklarla ilgili düzenlemeler eklenmiştir. Maddenin birinci
fıkrasında, ailenin toplumun temeli olduğu ifadesiyle evrensel, sosyolojik ve
ahlaki bir gerçekliğe işaret edilmekte, bu gerçeklik normatif olarak düzenlemeye tabi tutulurken, anayasanın ve evrensel hukuk normlarının temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesi vurgulanmaktadır. Sözü geçen ‘eşler arasında
eşitlik’ ibaresi ile eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddede kadın ve erkek
planlaması programları yapılacaktır.” Bkz. Erol Cansel: "Sosyal Devlet ve Aile",
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 26, Sayı 1-2, 1969, s. 17.
53
Anayasanın bu açık hükmüne rağmen 1998 yılına kadar aile içi şiddeti önlemeye
yönelik olarak, genel normatif düzenlemeler dışında, özel bir normatif düzenlemeye
Türk hukukunda yer verilmemiştir. 14 Ocak 1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nde kabul edilerek 17 0cak 1998 tarih ve 23233 Sayılı Resmi Gazete’de
yayınlanarak yürürlüğe giren 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına dair Kanun, aile içi
şiddeti önleme konusunda ülkemizde yapılan ilk normatif düzenlemedir. 4320 Sayılı
Ailenin Korunmasına Dair Kanun 26 Nisan 2007 tarihinde Türkiye Büyük Millet
Meclisi tarafından kabul edilen 5636 sayılı kanunla değiştirilmiştir. Bu yönde bkz.
Emre Tevfik Çampınarı: 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına dair Kanunun ve Uygulamalarının Değerlendirilmesi Üzerine Bir Araştırma, TC Başbakanlık Aile ve
Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Ankara, 2008, s. 76.
114
2014/2
eşitliğine yapılan vurgunun uzantısı olarak, her iki cinsin eşitliğinin aile kurumu içerisinde de gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında sözü geçen aile planlaması, ailenin refahını ilgilendiren bir konu olarak
görüldüğü için, devletin bu konudaki görevleri maddede belirtilmek istenmiştir. Aynı fıkrada düzenlenen devletin ailenin huzur ve refahı ile özellikle
ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü,
devletin aile içi şiddetten mağdur olan kadını ve çocukları koruyucu yasal
tedbirleri almasını gerektirmektedir. Maddeye eklenen son fıkra ile devletin
çocuklara ilişkin koruyucu tedbirler almak konusundaki sorumluluğu bir kez
daha vurgulanmaktadır.
3.TÜSİAD Anayasa Taslağı (1992)54: 1982 Anayasası’nın 41. maddesi aynen muhafaza edilmiştir.
4.TOBB Anayasa Taslağı (2000)55:
1.Ailenin Korunması
Md. 41: "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin, özellikle ananın ve çocukların hukuki, ekonomik ve sosyal
korunmasına ilişkin önlemleri ve aile planlamasını sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar."
Madde genel anlayışı itibarıyla korunmakla birlikte, AİHS’ne Ek 7 No.lu
Protokolün 5. maddesine ve Avrupa Sosyal Şartı’nın 16. maddesine uygun
olarak ikinci fıkrada değişiklik yapılmıştır.
5. Türkiye Barolar Birliği Anayasa Taslağı (2007)56:
A. Ailenin Korunması
Bir anayasa taslağının hazırlanabilmesi için, TÜSİAD Yönetim kurulu Başkanı’nın daveti üzerine, 1991 yılının Kasım ayında bir çalışma grubu oluşturulmuştur.
Çalışma grubu, Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Prof. Dr. Sait Güran, Prof. Dr. Yıldızhan
Yayla, Prof. Dr. Köksal Bayraktar, Prof. Dr. Devrim Ulucan, Prof. Dr. Bülent Tanör,
Doç. Dr. Fazıl Sağlam, Doç. Dr. Süheyl Batum ve Doç. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu’ndan oluşmaktadır. Bkz. TBMM Başkanlığı, TBMM Başkanlığına Bazı Kurum ve
Kuruluşlarca Verilmiş ve Ayrıca TBMM’deki Siyasi Partilerin Anayasa Değişikliğine İlişkin Hazırlık Çalışmaları ve Taslak Metinler, Ankara, 22 Şubat 1993, s.5.
55
TOBB, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi, Anayasa 2000, Yayın No: Genel
357, BÖM 58, Afşaroğlu Matbaası, Ankara, 2000.
56
Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi, Geliştirilmiş Gerekçeli Yeni Metin- Kasım 2007, Türkiye Barolar Birliği Yayınları: 131, Kanunlar
Dizisi: 4, 4. Baskı, Şen Matbaası, Ankara, 2007. Ayrıca Bkz. http://eski.barobirlik.
org.tr/yayinlar/kitaplar/2007_Anayasa%20Taslagi_TBB.pdf, 05.05.2014.
54
115
Peri URAN
MADDE 55: "Aile, toplumun temelidir ve eşlerin eşitliğine dayanır. Devlet,
ailenin, özellikle ana ve çocukların korunmasıyla aile planlaması için gerekli
önlemleri alır ve örgütü kurar.
Hiçbir çocuk, kişiliğinin tam gelişmesi için zorunlu olan temel hizmetlerden
ve eğitimden yoksun bırakılamaz. Bu hizmetlerin devlet ve aile tarafından
nasıl sağlanacağı kanunla düzenlenir. "
Maddenin ilk iki fıkrası, birkaç sözcük değişikliği dışında, 1982 Anayasası’nın konuyu düzenleyen 41. maddesi ile aynıdır. Bununla birlikte, 3. fıkrada çocukların korunması bakımından yeni bir hüküm getirilmiştir. Buna göre
devlet, çocuğun tam gelişimi için zorunlu olan temel hizmet ve özellikle
eğitim konularını kanunla belirleyecek ve bu hizmetlerin nasıl ve kimin sorumluluğu altında sağlanacağını düzenleyecektir.
6. Prof. Dr. Ergun Özbudun Başkanlığı’nda Hazırlanan Anayasa Taslağı
(2007)57:
I. Ailenin Korunması
MADDE 43: "Aile, toplumun temelidir; eşler arasında eşitliğe dayanır ve her
türlü hukuki, ekonomik ve sosyal korunmadan yararlanır."
Maddede toplumun temeli olan ailenin her türlü korumadan yararlandığı
belirtilerek devletin görevlerinin genel çerçevesi çizilmiş olmaktadır.
II. Çocuk Hakları
MADDE 44: " (1) Her çocuk, kendi iyiliği için gereken himaye ve bakımdan
yararlanma hakkına sahiptir. Çocuklar görüşlerini serbestçe açıklayabilir ve
bu görüşleri kendilerini ilgilendiren konularda, yaşlarına ve olgunluklarına
göre dikkate alınır.
(2) Kamu veya özel kurum ve kuruluşlarca çocuklarla ilgili olarak yapılan
eylem ve işlemlerde, çocuğun azami iyiliği gözetilir.
(3) Her çocuk, kendi menfaatine açıkça ters düşmedikçe, ana ve babasıyla
kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. "
Maddenin gerekçesinde, çocuk haklarının, insan hakları kavramının tarihi
gelişiminin ortaya çıkardığı ve uluslararası belgelerle birçok yeni anayasada
yer verilen bir hak kategorisi olduğundan söz edilmektedir. Gerekçenin devamında, Türkiye’nin de onayladığı Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin özünü ifade eden bu düzenleme ile çocuk haklarının, anayasal güven2007 tarihli Özbudun Anayasa Taslağı için bkz., http://www.ntvmsnbc.com/
news/419856.asp, 05.05.2014.
57
116
2014/2
ceye kavuşturulmuş olduğu, böylece ülkemizin çocuklarına verdiği değeri
hayata geçirecek somut politikaların ana çerçevesinin de belirlenmiş olduğu
ifade edilmektedir.58
V. SONUÇ VE ÖNERİLER:
12.09.2010 tarihli ve 5982 Sayılı Kanun ile gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle anayasanın 41. maddesi ve 10. maddesinde yapılan düzenlemeler
olumlu gelişmelerdir; bununla birlikte 41. maddenin içeriği çocuk haklarına
ilişkin bütüncül bir yaklaşım sergilememektedir. Anayasamız mevcut haliyle
halen tarafı olduğumuz ÇHS’nin beklentilerini karşılayamamaktadır. Sözleşmede yer alan çocuk hakları; yaşama hakları, gelişme hakları, korunma
hakları ve katılma hakları olmak üzere dört ana grupta toplanmaktadır.59
Tüm bu hak kategorilerinin anayasal güvenceye kavuşturulması gerekmektedir. Anayasada mevcut haliyle ‘Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları’
başlığı altında yer verilen çocuklara ilişkin düzenlemenin ÇHS’nin temel
ilkelerini kapsayacak biçimde genişletilerek ‘Çocuk Hakları’ başlığı altında
yeniden kaleme alınmasında yarar bulunmaktadır.60 Gerçekten de dünyanın
Sivil Toplum Akademisi, Ergun Özbudun’un Hazıradığı Anayasa Taslağı,
http://siviltoplumakademisi.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id
=387:ergun-ozbudun&catid=52:anayasa-taslaklari&Itemid=130, 05.05.2014.
59
Yeterli beslenme, yeterli sağlık hizmeti alabilme, hamile annelerin korunması gibi
hususlar yaşama hakları kapsamında; erken çocukluk dönemi bakım hakkı, zorunlu
ve ücretsiz ilköğretim, engelliler için gerekli yardımın sağlanması, ihmal edilmiş
çocuklar için uygun bakım hususları gelişme hakları kapsamında; isim ve vatandaşlık, kötüye kullanma ve istismardan korunma, silahlı çatışmaya müdahil olmaktan
korunma, ihmal ve dışlanma halinden korunma, cinsiyet, yetenek, ebeveyn vb. konulardan dolayı ayrımcılığa uğramadan eşit olabilme hakkı, hızlı ve çocuk taraflı
yargı süreci gibi husular korunma hakları kapsamında; çocukların kendilerini ilgilendiren konulara dahil olma hakkı ve kendi etkinliklerini yapabilme, katılma ve
fikir beyan etme özgürlüklerine sahip olabilmeleri ise katılma hakları kapsamında
yer almaktadır. ÇHS’de düzenlenen bazı haklar çocuk haklarının gerçekleştirilebilmesi ve çocukların sözleşme ile belirlenen haklarından yararlanabilmeleri için olağanüstü hallerde bile değiştirilemeyecek temel ilkeler niteliğindedir. Bu ilkeler ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı ve çocuğun
ifade hakkıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, temel ilkelerin uygulanmasının bütçe kaynaklarının yeterliliğine bağlı kılınamayacağını vurgulamaktadır. Bu yönde bkz. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Uygulama Elkitabı, Ajans- Türk
Basın ve Basım A.Ş, Ankara, 2000, s. 152.
60
UNICEF adına Philip Alston ve John Tobin’in 2005 yılında yapmış oldukları
“Laying of Foundations for Children’s Rights” adlı çalışma Arnavutluk, Ekvator,
Etiyopya, Gambia, Gana, Moldova, Namibya, Romanya, Polonya, Slovenya, Güney
Afrika, Uganda ve Tayland Anayasaları’nın, çocuk haklarının uygulanabilirliğini
58
117
Peri URAN
mümkün kılan düzenlemelere sahip olan anayasalar arasında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yönde bkz. Philip Alston and John Tobin: Laying the Foundations
for Children’s Rights: An Independent Study of some Key Legal and Institutional
Aspects of the Impact of the Convention on the Rights of the Child, 2005 United
Nations Children’s Fund (UNICEF) ISBN: 88-89129-19-0, s. 29. Sözü geçen ülkelerin bazılarının anayasalarında ‘çocuk hakları’ ayrı başlık altında düzenlenmiştir: 1.
Güney Afrika Anayasası (Madde 28 – Çocuklar): (1) Her çocuğun şunlara hakkı
vardır: (a) Doğuştan itibaren bir isim ve bir vatandaşlık aidiyeti; (b) Aile ya da ailevi
bakım ya da aileden ayrılınması durumunda uygun alternatif bakım; (c) Temel korunma ve beslenme, temel sağlık hizmetleri ve sosyal hizmetler; (d) Kötüye kullanılma, kötü muamele, ihmal veya istismardan korunmak; (e) Sömürücü işçi uygulamalarından korunmak; (f) İş ya da hizmetlere alınması veya çalışmasına izin verilmesi, şayet; (i) Kişinin ya da çocuğun yaşına uygun değilse; (ii) İşyeri çocuğun
yararına, eğitimi, fiziksel, zihinsel ya da ruhsal sağlığına, ahlaki ya da sosyal gelişimine uygun değilse; (g) Çocuk, gerektiğinde en son başvurulacak bir önlem olarak,
12 ve 35. fıkralarda bahsedilen çocuk haklarına ilaveten, mümkün olan en kısa bir
süre için, şunlara hak sahibidir: (i) 18 yaşın üzerindeki tutuklu kişilerden ayrı tutulmak, ve (ii) Çocuğun yaşı göz önünde bulundurulmak suretiyle muamele edilmek
(h) Aksi önemli bir adaletsizliğe yol açacaksa, çocuğu etkileyen sivil davalarda,
devlet tarafından çocuğa atanmış ve devlet tarafından finanse edilen bir avukatı
olması, ve (i) Doğrudan silahlı çatışma içinde yer aldırılmaması ve silahlı çatışma
süreçlerinde korunması. (2) Çocuğun menfaati çocuğu ilgilendiren her hususta en
büyük öneme sahiptir. (3) Burada bahsedilen “çocuk” 18 yaşın altındaki her bireydir. Bkz. http://www.servat.unibe.ch/icl/sf00000_.html, 05.05.2014. 2. Slovenya
Cumhuriyeti Anayasası (Madde 56 – Çocuk Hakları): a. Çcuklar özel koruma ve
bakımdan yararlanacaklardır. Çocuklar, yaş ve olgunluklarıyla tutarlı insan hakları
ve temel hürriyetlerden yararlanacaklardır. b. Çocukların ekonomik, sosyal, fiziksel,
zihinsel ya da diğer sömürü ve istismardan özel olarak korunması güvence altına
alınacaktır; bu koruma, yasa ile düzenlenecektir. c. Aileleleri bakımından yoksun
olan çocuk ve küçükler devletin özel korumasından faydalanacaklardır. Onların bu
konumu kanunla düzenlenecektir. Bkz. http://www. servat.unibe. ch/icl/si00000
_.html, 05.05.2014. 3. Gambiya Anayasası (Madde 29 - Çocuk Hakları): a. Çocuklar
doğuştan itibaren, isim sahibi olma, vatandaşlık sahibi olma, yasalarca koruma altına
alınma ve ebeveynleri tarafından bakılma haklarına sahiptirler. b. 16 yaş altındaki
çocuklar ekonomik olarak sömürülmekten, eğitimleri ile çakışacak veya tehlikeli
ortamlarda bulunmalarını sağlayacak, fiziksel, sosyal ve ruhsal gelişimlerini etkileyecek koşullardan korunma hakkına sahiptirler. c. Çocuk suçlular yetişkin suçlulardan ayrı olarak himaye altına alınmalıdır. Bkz. http://www1. umn.edu/ humanrts/ re
search/gambia-constitution.pdf, 05.05.2014.
4. Etiyopya Anayasası (36. Madde - Çocuk Hakları): 1- Her çocuk şu haklara sahiptir: Yaşama, isim ve vatandaşlık, yasal vasileri veya ebeveynleri tarafından tanınma
ve korunma, eğitimine, sağlığına ve gelişimine zarar verecek şekilde çalıştırılmama,
çocuklara bakmakla yükümlü olan okullarda insanlık dışı müdahale ile karşılaşmama. 2- Çocuklara karşı yetkili mercilerin herhangi birisi tarafından uygulanacak
118
2014/2
ilk ve tek çocuk bayramı olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kuruculuğunu üstlenen, çocuklarımızı herşeyin üstünde gören bir
kültür ve anlayışa sahip ülkemizin kendi anayasasında çocuk haklarına ilişkin özel bir düzenleme yapmamış olması oldukça ironiktir. Bu doğrultuda
geçtiğimiz yıllarda gündeme gelen fakat yürürlük bulmamış olan Prof. Dr.
Ergun Özbudun başkanlığında hazırlanan “yeni anayasa taslağı”nı hatırlatmakta fayda bulunmaktadır. Söz konusu taslakta 1982 Anayasası’nda ilk kez
“çocuk hakları” başlığı altında ayrı bir düzenleme yer alması öngörülmekteydi.
12.9.2010 Anayasa değişikliği ile Anayasanın 41. maddesinin II. fıkrasında:
“Her çocuk korunma ve bakımdan yararlanma hakkına sahiptir.” kuralına
yer verilmiştir. Ancak çocukların bu fıkra ile yaratılan anayasal durumu,
onların kendilerini ilgilendiren konularda verilecek kararlara katılımlarını
güvence altına almaya yeterli değildir. Bu sebeple anayasada, çocukların
görüşlerini serbestçe açıklayabileceği ve bu görüşlerinin kendilerini ilgilendiren konularda, yaşlarına ve olgunluklarına göre dikkate alınacağı yönünde
bir düzenlemeye yer verilmesi yerinde olacaktır.
BM Çocuk Hakları Komitesi, Türkiye’de çocuk haklarını izleyecek ve çocuklardan gelen şikâyetleri değerlendirerek gereğini yapacak bağımsız bir
mekanizma olmayışına ilişkin kaygılarını dile getirmektedir.61 Bağımsız
şikayet mercii olarak görev yapacak, iletişim ve katılımı sağlayacak bir çocuk ombudsmanlığı kurumunun varlığının demokratik hukuk devletinde
çocuklarla ilgili sorunlarının en azından bir kısmına çözümler üretebilme
potansiyelini taşıdığı ileri sürülebilir.62 Çocuk Hakları Ombudsmanlığı ilk
kez Norveç’te 1981 yılında kurulmuştur.63 BM Çocuk Hakları Sözleşmeherhangi bir yasal hükümde öncelikli olarak çocukların yarar ve iyilikleri göz önünde bulundurulacaktır. 3- Suç işleyen çocuk yaştaki bireyler ve yetimhanelere yerleştirilen çocuklar kendi yaşları dışındaki bireylerden ayrı tutulacak ve olgun insanlardan ayrılacaktır. 4- Evlilik dışında doğan çocuklar da, evlilik içi doğan çocuklarla
aynı haklara sahiptirler. 5- Yasama ve yürütme organları yetimlerin korunup kollanması konusunda destek vererek, evlat edindirilmeleri, hayata atılmaları ve eğitim
almaları konusunda faaliyet gösterecek kurum ve kuruluşların kurulmasını desteklemelidir. Bkz. http://www.servat.unibe.ch/icl/et00000_.html, 05.05.2014.
61
Çocuk Hakları Komitesinin Türkiye’nin sunduğu ilk rapor üzerindeki Sonuç Gözlemleri, Bkz. http://www.unicef.org.tr/tr/content/detail/69/child-rights-monitoring-2.
html, 05.05.2014.
62
Tufan Erhürman: "İnsan Haklarını Koruma Mekanizması olarak Ombudsman
Kurumu", Türkiye’de İnsan Hakları, TODAİE Yayınları, Ankara, 2000, s. 99.
63
İlk Çocuk Hakları ombudsmanlığı olan Norveç Çocuk Ombudsmanlığı, göçmen
çocukları, ayrımcılık, kötü muamele, taciz, bazı çocukların özel ihtiyaçları, medyadan etkilenme, aile içi şiddete maruz kalma gibi sorunları ele almaktadır. Bu yönde
119
Peri URAN
si’nin onaylanmasının hemen ardından, 1990’lardan itibaren çocuk ombudsmanlıklarının sayıları artmıştır. Örneğin; 1993 yılında İsveç’te, 1995
yılında Avusturya ve İzlanda’da, 1996 yılında İspanya’da, 1998 yılında Belçika’da çocuk ombudsmanlıklarının değişik isimler altında kurulduğu görülmektedir. Bununla birlikte çocuk ombudsmanlıklarının çoğu 2000’li yıllarda oluşturulmuştur.64 Örneğin 2004 yılında kurulan İrlanda Çocuk Ombudsmanlığı (The Ombudsman for Children’s Office-OCO) gençler için
neyin daha iyi olacağı konusunda İrlanda Çocuk Ombudsmanı Yasası’nın
(Ombudsman for Children Act-2002) gerekli kıldığı çalışmaları yapmaktadır. İsveç’te ombudsmanlık 1993 yılında Çocuk Ombudsmanlığı Ofisi Kurma Kanunu ile kurulmuştur. Bu ofisin görevi, çocuk ve gençlerin gereksinimlerini, haklarını, çıkarlarını savunmak ve İsveç’in ÇHS’ye uyumunu
sağlamaktır. Sağlık ve Sosyal İşler Bakanlığı gözetiminde, ulusal bir kurul
olarak görev yapan ombudsmanlık ofisi parlamentoya yıllık rapor sunmaktadır. İtalya’da Çocuk ve Ergen Ombudsmanlığı 2011 yılında bağımsız nitelikte bir kuruluş olarak oluşturulmuştur.65 Bu örnekler ışığında, çocuk haklarının hayata geçirilmesi konusunda çocuk ombudsmanlığı gibi bağımsız ve
tarafsız izleme mekanizmalarına anayasada ‘çocuk hakları’ başlığı altında
yer verilmesi çocuklarla ilgili sorunların tartışılmasına ve çözüm yolları bulunmasına katkıda bulunacaktır.66
bkz. Marianne Borgen: "Developing the Role of an Ombudsman", Monitoring
Children’s Rights, ed. Eugeen Verhellen, Martinus Nijhoff Publishers, Netherlands,
1996, s. 541, 549.
64
Nigel Thomas, Brian Gran and Karl Hanson: "An Independent Voice for
Children’s Rights in Europe? The Role of Independent Children’s Rights Institutions
in the EU", International Journal of Children’s Rights , Vol.19, 2011, s. 431, 436,
437.
65
Bkz. Children’s Ombudsman, http://en.wikipedia.org/wiki/ Children's_ Ombudsman#Sweden, 05.05.2014.
66
Çocuk ombudsmanlığı üzerine tartışmalar, Temmuz 2008’de başlamak üzere
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir Çocuk Hakları Komitesi’nin kurulmasına
vesile olmuştur. Mecliste tüm siyasi parti gruplarından temsilcilerin yer aldığı bu
komitenin görevi de yasama, bütçe, denetim ve temsil süreçlerinde çocuk haklarını
gözetmek olarak belirlenmiştir. Komite, TBMM içinde çocuklarla ilgili konular
gündeme geldiğinde merkezi yer olarak işlev görecek, bir yanda TBMM ile diğer
yanda çocuklar ve sivil toplum gibi belli başlı dış aktörler arasında köprü oluşturacaktır. Meclisteki komitenin ülkedeki çocuklarla temasta olabilmesi için UNICEF’in
desteğiyle bir web portalı ve diğer iletişim kanalları geliştirilmiştir. Komite halen
gayrı resmi bir alt komisyon durumundadır; ancak gerekli işlemlerin kısa sürede
tamamlanarak kendi bütçesine ve kaynaklarına sahip daimi bir komite olarak kurumsallaşması öngörülmektedir ve bu da komiteyi çok daha yetkili kılacaktır. Komitenin oluşturulması, çocuk ombudsmanlığının kurulmasına giden yolda bir adım da
120
2014/2
Çocuk Vakfı tarafından, I. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi’nin Bilim ve
Değerlendirme Kurulu Üyeleri’nin görüşleri alınarak hazırlanan “çocuk
maddesi”, çocuk haklarına ilişkin bütüncül bir yaklaşım sergilemesi bakımından dikkat çekicidir67:
"a) Çocuk, birlikte yaşamayı engelleyen herhangi olumsuz bir koşul olmadığında, anne ve babasıyla aile ortamında yaşama, yetişme ve gelişme hakkına sahiptir; ana babanın yetersizliği halinde, Devlet önce yetersizliğin
önüne geçilmesi için gerekli önlemleri alır, denetimi altında özel hukuk
kişilerinin de katılımıyla yükümlülükleri yerine getirir.
b) Kamu ve özel kuruluşların çocukla ilgili her türlü eylem, işlem, düzenleme ve uygulamalarında çocuğun öncelikli yüksek yararını sağlamaları için
Devlet özen gösterecek ve destek verecektir.
c) Doğan bütün çocukların mutlu bir çocukluk yaşamaları sağlıklı büyümeleri ve sağlıklarının korunması, nitelikli eğitim alması ve gelişimlerini sürdürebilmeleri, şiddet, cinsel ve ekonomik istismar gibi güç koşullarda kalmaları
durumlarında gerekli düzenlemelerin yapılması, hizmet alacakları ortamların
hazırlanması ve bu ortamlardan yararlanmaları ve özel olarak korunmaları
Devlet’in öncelikli ödevidir.
d) Her çocuk, ayırt edebilme yetileri ölçüsünde haklarını kullanma, kendisini
ilgilendiren konularda düşüncelerini serbestçe açıklama ve görüş bildirme
haklarına sahiptir ve Devlet bu hakların yerine getirilmesi için gerekli kolaylaştırıcı tedbirleri alır, usulleri düzenler, hakların kullanımını güvenceye
bağlar.
e) Her çocuğun medeni, sosyal, kültürel ve ekonomik haklardan eşit ve ayrımcılık gözetilmeksizin yararlanabilmesi ve hayata iyi bir başlangıç yapabilmesi için önleyici ve koruyucu tedbirleri almaktan Devlet sorumludur."
Söz konusu düzenlemeye benzer nitelikte, çocuk hakları ile insan hakları
arasındaki ilişkiyi pekiştiren, çocuğun öncelikli yüksek yararı temelinde
sayılabilir. Meclisin yasama görevleri sırasında getirilen düzenlemelerin çocuk haklarına ve çocuklara ilişkin diğer politikalara uygunluk açısından incelenmesi söz
konusu olursa bu komite merkezi bir rol üstlenmiş olacaktır. Çocuk Hakları İzleme
Komitesi, çocuklar veya çocuk savunucuları tarafından kendilerine iletilen ya da
kamuoyu gündemine gelen konular için, Komite üyesi milletvekilleri aracılığıyla
parlamenter duyarlılığını artıracaktır. Bu değerlendirme için bkz. TBMM Çocuk
Hakları İzleme Komitesi, http://www.cocukhaklari.gov.tr/tr/ content/show/ 9/komite
_hakkinda.html, 05.05.2014.
67
Çocuk Vakfı, Çocuk Araştırmaları Merkezi ve Çocuk Hakları Okulu, Çocuğun
Görünür Olduğu Bir Anayasa, İstanbul, Nisan 2012, s. 10.
121
Peri URAN
yaşama ve sağlığını koruma, gelişme ve yeteneklerini geliştirme, korunma,
ayrımcılık gözetmeme anlayışına dayanan, ÇHS’nin temel ilkelerine sadık
kalan, çocuğu ve temel haklarını bir bütün olarak ele alan bir düzenlemenin
anayasada ‘Çocuk Hakları’ başlığı altında yer almasının tarafı olduğumuz
ÇHS’nin beklentilerini karşılamak adına atılmış bir adım olmanın yanısıra
çocuk haklarının daha geniş bir anayasal güvenceye kavuşturulmasını sağlayacağı kanaatindeyiz.
KAYNAKÇA
KİTAPLAR ve MAKALELER
Almog, Shulamit; Bendor Ariel L., (2004), “The UN Convention on
the Rights of the Child meets the American Constitution: Towards a Supreme Law of the World”, The International Journal
of Children’s Rights, Vol.11.
Alston, Philip; Tobin, John, (2005), Laying the Foundations for Children’s Rights: An Independent Study of some Key Legal and Institutional Aspects of the Impact of the Convention on the
Rights of the Child, 2005 United Nations Children’s Fund
(UNICEF) ISBN: 88-89129-19-0.
Akıllıoğlu, Tekin, (1995), Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Ankara,
AÜSBF İnsan Hakları Merkezi Yayınları No: 13.
Akyüz, Emine, (2000), Ulusal ve Uluslararası Hukukta Çocuğun
Haklarının ve Güvenliğinin Korunması, Ankara, MEB.
Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, (1989), Ankara, Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Matbaası, Sayı: 24.
Badur, Emel, (2009), "Ailenin Korunması Alanındaki Son Gelişmeler", Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı: 84.
Borgen, Marianne, (1996), "Developing the Role of an Ombudsman",
Monitoring Children’s Rights, ed. Eugeen Verhellen, Netherlands, Martinus Nijhoff Publishers.
Cansel, Erol, (1969), "Sosyal Devlet ve Aile", Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 26, Sayı: 1-2.
Çampınarı, Emre Tevfik, (2008), 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına
dair Kanunun ve Uygulamalarının Değerlendirilmesi Üzerine
Bir Araştırma, Ankara, TC Başbakanlık Aile ve Sosyal
Araştırmalar Genel Müdürlüğü.
Çocuk Vakfı, Çocuk Araştırmaları Merkezi ve Çocuk Hakları Okulu,
(2012), Çocuğun Görünür Olduğu Bir Anayasa, İstanbul.
122
2014/2
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Uygulama Elkitabı, Ajans- Türk
Basın ve Basım A.Ş, Ankara, 2000.
Denov, Myriam; Maclure, Richard; Campbell, Kathryn & Solomon,
Inbal, (2011), Children’s Rights and International Development
(Lessons and Challenges from the Field), ed. Myriam Denov,
Richard Maclure and Kathryn Campbell, New York, Palgrave
Macmillan.
Erdoğan, Mustafa, (2011), İnsan Hakları Teorisi ve Hukuku, Ankara,
Orion Kitabevi.
Erhürman, Tufan, (2000), "İnsan Haklarını Koruma Mekanizması
olarak Ombudsman Kurumu", Türkiye’de İnsan Hakları, Ankara, TODAİE Yayınları.
Fortin, Jane, (2012), Children’s Rights and the Developing Law,
Cambridge, Cambridge University Press.
Gemalmaz, Mehmet Semih, (2007), Ulusal-üstü İnsan Hakları Hukukunun Genel Teorisine Giriş, İstanbul, Legal Yayıncılık.
Gören, Zafer, (2012/2), "Çocukların Temel Haklarının Anayasal Garantisi", İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,
Yıl: 11 Sayı: 22.
Grover, Sonja C., (2010), Prosecuting International Crimes and Human Right Abuses Committed Against Children: Leading International Court Cases, Berlin- Heidelberg, Springer Publisher.
İnan, Ali Naim, (1968), Çocuk Hukuku, İstanbul, A.Ü Eğitim Fak.
Yayını.
Libal, Kathryn, (2001), "Children’s Rights in Turkey", Human Rights
Review, October- December.
Ozansoy, Cüneyt, (1999/1), "Öznesini Arayan Nesneler: Çocuk ve
Çocuk Hakları", Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Yıl: 12.
Öden, Merih, (2003), Türk Anayasa Hukukunda Eşitlik İlkesi, Ankara, Yetkin Yayınları.
Rodham, Hillary, (2004), "Children Under The Law", Children’s
Rights (The International Library of Essays on Rights) içinde,
ed. Michael D. Freeman, Ashgate Publishing Limited.
Serozan, Rona, (2005), Çocuk Hukuku, İstanbul, Beta Basım Yayım
Dağıtım, 2. Baskı.
Soysal, Mümtaz, (1970), Eğitim Hakkı ve Öğretim Özgürlüğü, içinde:
Türkiye’de İnsan Hakları Semineri, 9-11 Aralık 1968.
Talas, Cahit, (1990), Toplumsal Politika, Ankara, İmge Yayınevi.
123
Peri URAN
TBMM Başkanlığı, (1993), TBMM Başkanlığına Bazı Kurum ve Kuruluşlarca Verilmiş ve Ayrıca TBMM’deki Siyasi Partilerin
Anayasa Değişikliğine İlişkin Hazırlık Çalışmaları ve Taslak
Metinler, Ankara.
Tiryakioğlu, Bilgin, (1991), Çocukların Korunmasına İlişkin Milletlerarası Sözleşmeler ve Türk Hukuku, Ankara, Başbakanlık
Aile Araştırma Kurumu Yayınları.
Thomas, Nigel; Gran, Brian & Hanson, Karl, (2011), "An Independent
Voice for Children’s Rights in Europe? The Role of Independent
Children’s Rights Institutions in the EU", International Journal
of Children’s Rights, Vol.19.
Todres, Jonathan; Wojcik, Mark E. & Revaz, Chris R., (2006), United
Nations Convention on the Rights of the Chid: An Analyses on
Treaty Provisions and Implications of US Ratification, Leiden,
Martinus Nijhoff Publishers.
Türkiye Barolar Birliği, (2007), Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi, Geliştirilmiş Gerekçeli Yeni Metin- Kasım 2007, Türkiye
Barolar Birliği Yayınları: 131, Kanunlar Dizisi: 4, 4. Baskı, Ankara, Şen Matbaası.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), (2000), Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi, Anayasa 2000, Ankara, Yayın No:
Genel 357, BÖM 58, Afşaroğlu Matbaası.
Uluğ, Feyzi, (2000), Eğitim Hakkının Kullanım Sorunu, Türkiye’de
İnsan Hakları, Yayına Hazırlayan Oya Çiftçi, Ankara, TODAİE
İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi Yayını.
Uluğtekin, Sevda, (2004), Çocuk Mahkemeleri ve Sosyal İnceleme
Raporları, Ankara.
United Nations Children’s Fund/ United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization, (2007), A Human Rights-Based
Approach to Education For All.
Uyar, Lema, (2006), BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar
Komitesi’nin Genel Yorumları, Birleşmiş Milletlerde İnsan
Hakları Yorumları, Yorum No: 13, Madde: 13, İstanbul, Bilgi
Üniversitesi Yayınları.
Zermatten, Jean, (2010), "The Best Interests of the Child Principle:
Literal Analysis and Function", International Journal of Children’s Rights, Vol. 18.
II. ELEKTRONİK KAYNAKLAR
124
2014/2
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ocuk_haklar%C4%B1
(05.05.2014, "Universal Children's Day", Birleşmiş Milletler
resmî web sitesi)
http://www.cocukhaklariizleme.org/wp-content/uploads/www-shcekgov-tr.pdf (05.05.2014 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları
Komitesi Sonuç Gözlemleri- 27. Oturum)http://tr.wikipedia.org/wiki/Çocuk_hakları, (05.05.2014,
Çocuk Hakları: Tarihçe)
http://en.wikipedia.org/wiki/Children's_rights (05.05.2014, Çocuk
Hakları)
http://www.ntvmsnbc.com/news/419856.asp (05.05.2014 Özbudun
Anayasa Taslağı)
http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/pdf01/137160.pdf(05.05.2014, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları
Sözleşmesi)
http://www.cocukhaklariizleme.org/wp-content/uploads/www-shcekgov-tr.pdf (05.05.2014, Çocuk Hakları Komitesinin Türkiye’nin
sunduğu ilk rapor üzerindeki Sonuç Gözlemleri)
http://www.servat.unibe.ch/icl/sf00000_.html (05.05.2014, Güney
Afrika Anayasası)
http://www.servat.unibe.ch/icl/si00000_.html(05.05.2014, Slovenya
Cumhuriyeti Anayasası)
http://www1.umn.edu/humanrts/research/gambia-constitution.pdf
(05.05.2014, Gambiya Anayasası)
http://www.servat.unibe.ch/icl/et00000_.html (05.05.2014, Etiyopya
Anayasası)
http://www.cocukhaklari.gov.tr/tr/content/show/9/komite_hakkinda.ht
ml(05.05.2014, TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi)
http://www.humanium.org/en/childrens-rights-history/references-onchild-rights/geneva-declaration/ (05.05.2014, Geneva Declaration of the Rights of the Child, 1924)
http://www.echr.coe.int (05.05.2014, The Official Website of the European Court of Human Rights)
http://bianet.org/biamag/siyaset/101949-anayasaya-cocuk-iscigirmemeli (05.05.2014, "Anayasa’ya Çocuk İşçi Girmemeli")
http://ihop.org.tr/dosya/ESKHK/ESKHKGY11.doc (05.05.2014, BM
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi 11 No’lu Genel
Yorum, Madde:14, İlköğretim Eylem Planı)
125
Peri URAN
KISALTMALAR
Age
AİHM
AİHS
AÜSBF
BM
Bkz.
ÇHS
Der.
ed.
EU
md.
MEB
MK
TBB
TBMM
TOBB
TÜSİAD
UK
UNICEF
vb.
Vol.
126
: Adı geçen eser
: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
: Birleşmiş Milletler
: Bakınız
: Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi
: Derleyen
: editor
: European Union
: madde
: Milli Eğitim Bakanlığı
: Medeni Kanun
: Türkiye Barolar Birliği
: Türkiye Büyük Millet Meclisi
: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
: Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği
: United Kingdom
: United Nations Children’s Fund
: Ve benzeri
: Volume

Benzer belgeler