yazılı ve görsel medyada magazinleşmenin tarihsel

Yorumlar

Transkript

yazılı ve görsel medyada magazinleşmenin tarihsel
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal*
İzgi GÜNGÖR
Fal, varoluşundan beri yaşamını sürdürme ve anlamlandırma çabası içinde olan bireyin,
geleceğini öğrenmek ve geleceğin kendisine getireceği bilinmeyen olayları kontrol etmek
amacıyla başvurduğu bir pratiktir. İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan fal
(Scognamillo ve Arslan, 1999), biçim ve işlev açısından farklılıklar göstermiş olsa da ilkel,
antik ya da uygar hemen her toplumda ihtiyaç duyulan ve varlığını sürdüren bir pratik
olmuştur.
Fal, ülkemizde de köklerini, halkın düşünce ve inanç sistemleri ile geleneklerinden alan
(Örnek, 1977:126) ve halk arasında eskiden beri yaygın olarak inanılan, paylaşılan ve
uygulanan bir batıl inanç pratiği olarak önemli bir yere sahiptir. “Fala inanma, falsız
kalma” türü bir inanışla, eş, dost ortamlarında hoşça vakit geçirmek için bakılan keyif
fallarından papatya falına ya da sahillerde, sokaklarda beliren çingenelerin baktığı fallardan
her insanın gökyüzünde bir yıldızı olduğu ve bu yıldızla insan arasında yazgısal bir bağ
olduğu inancından hareketle yıldız kaymasının o kişi için iyi veya kötü talihe işaret ettiğine
inanılması (Erginer, 2003) gibi pratiklere kadar tüm uygulamalar toplumumuzda fala ilişkin
yaygın ve yerleşik bir inanç ve uygulamanın varlığına işaret eder.
Ancak falın toplumumuzda bilinen geleneksel anlamını ve görünümünü giderek kaybettiği
ve mekan, biçim, içerik, yöntem ve anlam açısından değişime uğradığı gözlemlenmektedir.
Fal pratiği, bugün, kentleşme ve nüfusun yoğun olduğu “sosyal” ortamlarda; kitle iletişim
*
Bu yazı, 2004 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde savunulan “Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal” başlıklı
Yükseklisans tezinden üretilmiştir.
İletişim 2005/21
170
İzgi GÜNGÖR
araçlarında; elektronik ve sanal ortamlarda kazandığı yeni görünümlerle giderek ticari
amaçlarla desteklenen, alınıp-satılan, pazarlanan, anlık ve gündelik olarak tüketilen,
kitlesel, standart, seyirlik ve eğlencelik bir popüler kültür ürünü haline dönüşmektedir.
Ayrıca, fal-kafeler, fal-bilim merkezleri, fal-bakım merkezleri veya fal-danışma merkezleri
gibi “uzman” isimler altında fala bakılan mekanların açılarak falın kitlelerin ayağına bir
“hizmet” olarak götürülmesi; falın, kitlelere, içilen kahvenin yanında bir “promosyon”
olarak sunulması; fala bakma işinin artık “kadrolu” ya da kendilerini “gelecek
danışmanları”, “psikolojik danışman” ya da “tarot uzmanı” olarak adlandıran ve
kartvizitlerle çalışan kişilerce icra edilen bir “uzmanlık alanı”na ve “meslek” haline
dönüşmesi; piyasada, yan ürünler ve uzman yayınlarla desteklenmesi fal pratiğinin
toplumumuzda aldığı yeni görünümler olarak falın değişen anlamına işaret etmektedir.
Toplumumuzdaki tüm bu görünümleriyle fal pratiği giderek daha ticari, daha sistematik,
daha kurumsal ve sektörsel bir bütünün parçası haline gelmekte ve bir “endüstri”ye
dönüşmektedir.
Bu çalışma; falın değişen tüm bu egemen görünümlerinden ve konuya ilişkin araştırma
eksikliğinden hareketle, Ankara ilindeki ulaşılabilir veriler çerçevesinde bir taraftan fal
pratiğinin popülerleşmesine ilişkin mevcut görünümü ve falın popülerleşme nedenini
saptamayı öte yandan fal pratiğini ürünü olduğu toplumsal gerçekliğe ilişkin önemli bir
gösterge kabul ederek fal pratiğinin toplumsal görünüme/yapıya dair verdiği bazı ipuçlarını
somut verilerle tespit etmeyi amaçlamıştır.
Fal, ait olduğu toplumdaki bir özelliğe, görünüme, yapıya, ihtiyaca, eğilime ve düşünce
biçimine işaret etmesi açısından ait olduğu topluma dair önemli bir veridir ve araştırılması o
topluma dair önemli ipuçları verebilir.
Bu amaçla gerçekleştirilen ampirik inceleme çerçevesinde, fal pratiğinin iki unsuru olan “fala
bakan” ve “fala baktıran” tarafların fala yönelik yaklaşımlarının tespitini hedefleyen bir
anket çalışması uygulanmıştır.
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
171
Popüler Kültür ve Fal
Kültür, insanların ve toplumların gelenekleri, görenekleri, inançları, alışkanlıkları,
deneyimleri, bilgi birikimleri, yaşam ve davranış biçimleri, düşünüş biçimleri gibi
özelliklerinin bir yansımasıdır ve insana ve topluma dair bir özelliği ve görünümü anlatması
bağlamında “toplumsaldır” ve “tarihseldir” (Güvenç, 2002:101-102).
Popüler kültür ise, “bir toplumda geniş bir şekilde paylaşılan inançları ve pratikleri ve
bunların örgütlendiği nesneleri” (Mukerji ve Schudson, 1991, aktaran Mutlu, 1998:27)
anlatır ve insana dair bir yönün görünümü olarak kültürün bir başka biçimidir.
Bu tanım çerçevesinde denebilir ki popüler kültürün esas olarak ima ettiği şey, popüler
kültürün, çoğunluk tarafından sevilen, beğenilen, paylaşılan, tutulan anlamlarını içeren
“rağbette olana”, “popüler” olana ve “gündelik yaşamla ilgili olana” yaptığı vurgudur.
Popüler kültürü diğer kültür biçimlerinden ayırdeden en önemli özellik popüler olanın aynı
zamanda sıradanlığı, gündelik ve anlık olanı çağrıştırması; taşıdığı kitlesel boyut nedeniyle
belli bir üretim ve tüketim biçiminin ürünü olması ve gündelik ve anlık olarak tüketilebilir
olmasıdır. Popüler kültür, “gündelik yaşamın bir kültürüdür” (Batmaz, aktaran Oktay, 2002:
40).
Bu bağlamda, sanayileşme ve mekanik üretim ile ilgili bir kavram olan (Erdoğan, 2001) ve
günümüzde kazandığı pazarlanabilen özelliğiyle daha çok popüler olanın kitlesel tüketimini
vurgulayarak çoğunluğun paylaştığı ve tükettiği kültür pratiklerini ima eden popüler kültür;
kültürel iletişimin, mekanik yollarla değil, daha çok yüz yüze ve kişisel olarak yapıldığı
sanayileşme öncesi zamanın kültürü olan (Alemdar ve Erdoğan, 1994) ve geleneksel ve
otantik özellikler taşıyan (Mutlu, 1998) halk kültürü ya da yüksek/üst kültürü anlatan
seçkin kültür gibi diğer kültür biçimlerinden ayrılır.
Fal pratiği ise genel olarak insana ve topluma dair bir inanışa, geleneğe, alışkanlığa, yaşam
biçimine, düşünce yapısına ayna tutan özelliğiyle kültürel bir nitelik taşır.
Fal, kendi toplumumuzda da; ortak ve yaygın bir davranışın, düşünce ve inanç biçiminin,
belirli olaylar ve durumlar karşısındaki tavrın; belli bir gelenek ve alışkanlığın; bir ihtiyacın
İletişim 2005/21
172
İzgi GÜNGÖR
hem ürünü hem yansıması olarak bir taraftan kültürel kimliğin bir anlatımı olurken öte
yandan geniş kitlelerin ilgi duyduğu bir pratik olarak ve günümüzde kazandığı tüm
pazarlanabilen, anlık ve gündelik tüketilen biçimleriyle bir popüler kültür ürünü haline
gelmiştir.
Fal pratiği, geleneksel anlamda, “geniş halk yığınları arasında inanılan ve uygulanan
olgular olarak” (Çobanoğlu, 2003:12) kökenini halk geleneklerinden ve inanç
sistemlerinden alan bir batıl inanç pratiğidir (Erginer, 2003) ve folklorik unsurlar taşır.
Dolayısıyla, halkın içinden gelerek halkı anlatır ve taşıdığı tüm geleneksel ve otantik
özelliklerle halk kültürünün bir parçasıdır.
Ancak, falın, günümüzde bilinen geleneksel anlamını ve görünümünü giderek kaybettiği ve
kentleşme ve nüfusun yoğun olduğu mekanlarda; kitle iletişim araçlarında; elektronik
ortamlarda kazandığı yeni görünümlerle giderek çok daha sistematik, profesyonelce ve ticari
anlamda bakılan; çok daha kolay, anlık ve gündelik olarak erişilebilen ve tüketilebilen
kitlesel, sıradan, moda halinde tüketilen bir popüler kültürel pratiğe dönüştüğü
gözlemlenmektedir.
Popüler kültür kavramı ise “popüler” olanın yanısıra halk kültürü gibi “kökleri yerel
geleneklerde bulunan halk inançlarını, pratiklerini, nesnelerini içerir” (Mukerji ve Schudson,
1991, aktaran Mutlu, 1991:27).
Malzemesini insan ve toplumdan aldığı; insana ve topluma dair bir görünüm ve özellik
sunduğu ve içinde şekillenip anlam kazandığı toplumsal ve ekonomik ortamın özelliklerini
taşıdığı ölçüde tüm bu kültür biçimleri ve ürünleri de toplumsal bir gerçekliği yansıtır ve
içinde şekillendiği toplumsal koşullar ve tarihsel bağlam ile birlikte ele alınmayı gerektirir
(Mills, 2000).
Kültürel ve popüler kültürel bir pratik olarak fal pratiği ise aynı şekilde toplumdaki bir
eğilime, ihtiyaca, görünüme, yapıya, davranış ve düşünce biçimine işaret etmesi açısından
toplumsal gerçekliğin bir ürünüdür, ait olduğu topluma dair ipuçları taşır ve her kültürel ve
popüler kültürel öğe gibi bağlamsal yani belli bir toplumsal ve ekonomik yapının veya
ortamın ürünü ve yansıması olarak ele alınmayı gerektirir.
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
173
Popüler Kültür ve Falın Değişen Görünümü
Popüler kültür, her ne kadar, sanayileşme, mekanik üretim tarzı, modernleşmeyle ilgili bir
kavramı ve daha yakın zamanlara ait bir oluşumu çağrıştırsa da, denebilir ki tarihsel süreç
içinde özellikle Avrupa’da, belli bir toplumsal ve ekonomik yapının yansıması ve ürünü
olarak, sınıflı toplumla birlikte gelişen ya da görünür hale gelen bir kavram gibi
görünmektedir.
Bu katmanlaşma ve sınıflaşmanın toplumsal yapıda neden olduğu değişim ise yaşam
biçimleri, kültürel pratikler, değerler, sosyal ve kültürel ilişkilerde de değişime ve
“sınıflaşmaya” neden olmuştur (Tanilli, 2003).
Nitekim, popüler kültürün, 19. yüzyılda Avrupa’da, sanayileşmenin beraberinde getirdiği
sanayileşme, kentleşme, kapitalist üretim biçimi ve ilişkileri; makineleşme, fabrikalaşma ve
modernizasyon gibi değişim ve gelişmeler çerçevesinde sınıflaşmanın artmasına bağlı olarak
görünür hale geldiği görülmektedir. Popüler kültür Sanayi Devriminin sonucu olarak
toplumsal yapıda yeni oluşmuş sınıf olan zengin burjuvazinin, bir taraftan kentlerde mevcut
olan seçkin aristokrasinin “yüksek” kültürünü öte yandan zamanla kırsal alandan kentlere
göç etmek zorunda kalan proleteryanın “halk” kültürünü dönüştürmesiyle oluşturmaya
başladığı bir “sentez” veya “karma” bir kültürdür.
Burjuvazinin kendi kültürünü topluma sosyalize etmeye yöneldiği; toplumsal formasyon
olarak varlığını sürdürebilmek için ekonomik, siyasal ve kültürel düzeylerde çeşitli
düzenlemelere girdiği bu süreçte, popüler kültür daha çok sanat, eğlence ve edebiyat
ürünlerini temsil eden ve zamanla burjuvazi tarafından kitleler veya halkın çoğunluğunu
teşkil eden alt sınıflar adına ve bu sınıf tarafından tüketilmesi için (Oskay, 1983) kitlesel
olarak üretilen, pazarlanan ve tüketilen popülerleştirilmiş kültürel pratikleri anlatır.
Denebilir ki sanayi kapitalizminin kendi ekonomik, siyasal ve kültürel düzeylerini
biçimlendirdiği (Oskay, 1983) bu dönemde popüler kültür ve popüler kültür ürünleri kitlesel
ilgiyi çekmesi ve kitlesel tüketim için cazip bir malzeme olması açısından kimi ideolojik
öğeler taşımış ve sanayileşmenin getirdiği değişim ve gelişmelere bağlı olarak sanayi
İletişim 2005/21
174
İzgi GÜNGÖR
toplumunda şekillenen kapitalist unsurlar taşıyan bir kültürü ifade eder. Popüler kültür
“kapitalizmin ürünüdür ve kapitalizmin özelliklerini taşır” (Belge, 2003b:11).
Toplumumuzda popüler kültür kavramının ortaya çıkış ve gelişim süreci ise; Batı’nın belli bir
tarihsel evrim sonucu geçirmiş olduğu sanayileşme, kentleşme, modernleşme gibi süreçlerin
bizde farklı zaman ve koşullarda yaşanmış olması ve toplumsal yapının Avrupa’dakinden
farklı olması nedeniyle Batı’dakinden farklı olmuştur.
Popüler kültürün doğduğu ve geliştiği 19. yüzyılda Avrupa’nın yaşadığı süreçlere ve
dönüşümlere benzer anlamlı değişimlerin bizde “1950’lerin ve 1960’ların dönüşümleri ile
başlaması” (Oskay, 1983:169); kültürün “pratik” anlamda popülerleşmeye başlamasıın;
popüler kültürün eylem, pratik ve deneyim açısından ortaya çıkışının ve anlam
kazanmasının bu yıllarda başladığına işaret etmektedir (Sözen, 2001:63).
1950-1960’lı yıllarla başlayan dönem geleneksel toplumsal yapının dönüşüme uğradığı ve
oluşan yeni toplumsal yaşamın beraberinde farklı insan ilişkilerini ve yepyeni bir kültür
yapısını getirdiği bir dönem olmuştur (Oskay, 1983:169-170). 1950’li yıllarda başlayan ve
1990’lı yıllarla devam eden süreçte yaşanan sanayileşme, makineleşme, kapitalist ilişkiler,
kentleşme, mevcut toplumsal yapıda katmanlaşmanın artması, Batı ile ekonomik
bütünleşme, Batılılaşma, modernleşme gibi ekonomik ve toplumsal düzeydeki yapısal
dönüşümler kültürel anlamda da önemli değişimlere neden olmuş, kendi gündelik kültürel
formlarını oluşturmuş, kültürde sınıflaşmaya neden olmuş ve kültür popülerleşmeye
başlamıştır.
Dolayısıyla kültürün popülerleşmesine etki eden Batı’dakine benzer ekonomik ve toplumsal
koşulların oluşmaya başlamasıyla beraber popüler kültür, ülkemizin iç içe yaşadığı bu
modernleşme, sanayileşme ve Batılılaşma süreçlerinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır (Işık
ve Erol, 2002).
Üretim biçimindeki değişime paralel olarak tüketim biçimi de değişmiş yeni bir tüketim
kültürü ortaya çıkmıştır. Gündelik yaşam pratiklerinde tüketime yönelik değişimler olmuş ve
“tüketim alışkanlıkları yerleşmiş”tir (Işık ve Erol, 2002:78). Toplumsal ve ekonomik
anlamdaki her hareketliliğin yansımasını gündelik kültürel pratiklerde bulduğu bu süreçte;
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
175
gündelik hayata dair hemen her şey popüler hale gelmeye, popüler olan gündelik hayata
daha çok girmeye ve bu gündelik kültürel pratikler bir moda bir furya halinde tüketilmeye
başlamıştır.
Kitle iletişim araçlarının tüketim değerlerini yaygınlaştırması da; tüketim alışkanlıklarının
iyice yerleşmesine, popüler olanın belirlenmesine, bir tüketim alanı haline gelmesine ve
kitlesel olarak tüketilmesine zemin hazırlamıştır.
Gerek popüler kültürün günümüzde geniş kitleler için ilgi, paylaşım ve tüketim alanı olması
gerekse gündelik hayatın farklı ve yeni alanlarında sürekli olarak kendine yer bulması
popüler kültür ve ürünlerinin “ideolojik” yönüyle ilişkilendirilebilir. Mardin, genel anlamda
kültürün kendi kendini devam ettiren bir nitelik taşımasının, içindeki unsurların “ideolojik”
bir nitelik taşımasından kaynaklandığını belirtir (Mardin, 1999:55).
Bu amacı ve ideolojik işlevi Batmaz şöyle tanımlar: “popüler kültür gündelik yaşamın bir
kültürüdür. Dar anlamda emeğin gündelik olarak yeniden üretilmesinin bir girdisi olarak
eğlenceyi içerir. Geniş anlamında, belirli bir yaşam tarzının ideolojik olarak yeniden
üretilmesinin önkoşullarını sağlar. Gündelik ideolojinin yaygınlaşma ve onaylanma ortamını
yaratır” (Batmaz, aktaran Oktay, 2002: 40).
Popüler kültürün ideolojik işlevlerine ilişkin görüşler genel olarak bu ideolojinin ekonomik
veya siyasi alandaki “güç” sahiplerince kullanıldığı ve sınıfsal boyutu üzerinde durmaktadır.
Çünkü popüler kültür ürünleri, bu ürünlerin üretimi ve tüketimi sürecinde “denetim sahibi
olanlar”la “denetim sahibi olmayanlar” arasında üzerinden anlamlandırmaların yapıldığı
“sembolik ve göstergesel bir alışveriş”e (Bocock, 1993) işaret eder. Bu ilişki tamamen
tüketime ve tüketici rolüne dayanır ve egemen ideolojinin harcı olan “tüketim ideolojisi”
(Oskay, 1983:179) çerçevesinde şekillenir. Popüler kültür ürünlerinde ideolojik katman
“karmaşık” bir görünüme sahip olsa da (Oktay, 1992:9), bu sınıfsal boyut veya ideolojik
işlev tüketim sürecinde anlam kazanır.
Çünkü, tüketim süreci, bir yandan, bu süreçte denetim sahibi olan sermaye sınıfı ya da
ekonomik güçler açısından “kapitalist dizgenin” (Oktay, 2002:20); toplumsal yapıda
egemen konumda olan siyasi güçler içinse “mevcut toplumsal yapının” yeniden
İletişim 2005/21
176
İzgi GÜNGÖR
üretilmesinin ve sürdürülmesinin bir aracı olurken; bu süreçte denetim sahibi olmayan
popüler kültür ürünlerinin tüketicisi konumunda olanlar içinse ekonomik bir süreç olmaktan
ziyade doyum ve haz alınan, hayatı anlamlandırmanın ve gerçek hayattaki olumsuzluklara
katlanmanın bir yolu olur.
Bu çerçevede, popüler kültür bir “kullanım ve tüketim kültürüdür” (Erdoğan, 1999:22). Bu
sisteme göre, popüler olan sadece en çok ilgi gören ya da paylaşılan değil “en çok
satan”dır. Popülerin anlamının; en çok sevilen, beğenilen ve paylaşılandan “en çok
tüketilen”e, “en çok satan”a kayması ise sistemin kendisini mevcut haliyle yeniden üretmesi
amacına yöneliktir.
Dolayısıyla “gündelik hayatta hemen her şeyin pejoratif bir biçimde” popüler hale gelmesi
(Sözen, 2001:65); halk kültürü ve seçkin kültür ürünlerinin birer popüler kültür ürünü haline
dönüşmesi; kültürel ürünlerin duygulara hitap etmesi sağlanarak kitlesel, anlık, gündelik ve
moda olarak tüketiminin sağlanması; mutluluğun, bu kültürel ürünlerin bir mal gibi alınıp
tüketilmek suretiyle (Erdoğan, 2001) sağlanabileceği duygusunun verilmesi, popüler olanı
en çok satanın belirlemesi bir ideoloji gereğidir ve bu ideoloji “popüler olanın en çok
tüketilmesi” amacına dayanır.
Bu nedenle, popüler kültür, “ekonomik veya siyasi güç” odaklarınca bağımlı kitleler için
üretilen veya kullanılan bir araç olarak “egemen-bağımlı ilişkileri” çerçevesinde
değerlendirilmesi gereken bir kavramdır (Alemdar ve Erdoğan, 1994). Çünkü, pazarda
üretilen ve satılan diğer mallar gibi, ticari olarak üretilen ve pazarlanan popüler kültür
(Erdoğan, 2001), “alınıp satılan mal ve ilişkidir” (Erdoğan, 1998).
Günümüzde giyim; yemek; sinema; çizgi filmler; spor; anneler günü, yılbaşı, sevgililer günü
gibi belli günler; müzik; edebiyat; tatil, nostalji, alışveriş gibi gündelik hayata dair hemen
her kültürel pratik popülerleşmektedir. Fal pratiği de aynı şekilde günümüzde giderek
popülerleşen ve popüler kültürün ideolojik işlevinin tüketim sürecinde anlam kazanıp
somutlaştığı gündelik kültürel pratiklerden birisidir.
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
177
Falın Toplumumuzdaki Değişen Görünümü
Fal popülerdir çünkü geniş kitlelerce ilgi duyulan ve paylaşılan bir pratiktir. Falın kitlesel bir
ilgi ve paylaşım alanı olması ise falın daha çok “gelecek merakı” ve “bilinmeyene olan
merak” gibi insanın merak duygusuna hitap ediyor olmasından kaynaklı bir durum gibi
gözükmektedir.
İnsan gelecek endişesi taşır ve geleceğini merak eder. Bu anlamda, gelecekten ya da
bilinmeyenden haber verme işi olan fal (Holland, 1999) merakları çözen bir araç olarak her
zaman ilgi gören bir pratik olmuştur.
Konuya ilişkin kaynaklar, tarihsel süreç içinde de ilkel, antik ya da uygar hemen her
toplumda falın insanların ihtiyaçlarını karşılamada yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası
olduğunu göstermektedir. Örneğin; yazgısı daha çok doğal koşullar tarafından belirlenen
ilkel toplumlardaki (Şenel, 1997) ilkel insan için gerek geleceği öğrenme pratikleri gerek
büyü; geleceği bilme ve kimi süreçlere müdahale etme, karşısında güçsüz olduğu yazgısı ve
doğanın kontrolündeki olaylar üzerinde kontrol sahibi olma ihtiyacını (Malinowski,
1999:147) karşılarken; antik ve ortaçağda, yaşanacak ve yaşanmakta olan hayatın gidişatı,
toplumsal ve siyasi olaylar, hastalıklar gibi üzerinde kontrol sahibi olunmayan olaylar
üzerinde etkin olmak (Akın, 2001) gibi benzer amaçlara hizmet etmiştir.
Günümüz uygar toplumlarında ise falın “parapsikolojik boyutlar içinde” (Scognamillo ve
Arslan, 1999:25) daha ileri düzeylerde icra edilmeye ve ele alınmaya başlanan bir pratik
görünümü kazanması, falın çağdaş toplumlardaki boyutuna ilişkin önemli bir göstergedir.
Bu bağlamda fal pratiği çok evrensel bir özelliğe ve “geniş halk yığınları arasında inanılan
ve uygulanan olgular olarak” (Çobanoğlu, 2003:12) bir inanışa işaret eder. Bu inanış;
geleceği öğrenmek suretiyle, yazgıya ya da doğaya kimi yöntem veya tekniklerle etkide
bulunulabileceği; sorunlara önceden çareler bulunabileceği varsayımına dayanır. Fal bu
nedenle, “tarihin çok eski dönemlerine ait çeşitli kültürlerden birtakım şekil değişikliklerine
uğrayarak günümüze intikal eden ve bütün toplumlarda bir batıl inanç ya da folklor unsuru
olarak varlığını sürdüren” bir pratiktir (Scognamillo ve Arslan, 1999:103).
İletişim 2005/21
178
İzgi GÜNGÖR
Fal kendi toplumumuzda da; Orta Asya Türk kültürü (Şamanizm), Eskiçağ Anadolu din ve
inançları; Anadolu uygarlıkları; komşu uygarlıklar; Mezopotamya gelenekleri (Eyüboğlu,
1987; Candan, 2002) gibi unsurlar çerçevesinde şekillenen Anadolu kültüründen bu tarafa
köklü geleneğe sahip bir batıl inanç pratiği olmuştur. İnsanın benzer psikolojik ve biyolojik
gereksinimlere sahip olması gibi (Erginer, 2003) evrensel bir özellik taşıması kadar “günlük
yaşam olayları” da (Eyüboğlu,1987:44) Anadolu insanını fal gibi batıl inanç pratiklerine
yöneltmiştir. Erginer, Anadolu insanının daha çok sünnet, askere gitme, evlenme, hamilelik,
ölüm gibi “geçiş” dönemleri ile iş, sağlık, sosyal ve ekonomik anlamdaki sorunlar gibi
çözümsüzlüklerin ve başarısızlıkların üstesinden gelmede bireyin, çevrenin, aklın ve bilimin
yetersiz kaldığı “kriz” anlarında (Erginer, 2003) fal ve büyü gibi batıl inanmalara
yöneldiğini belirtir.
Fal halkın düşünce ve inanç sistemleri ile geleneklerinden beslenen, gelenekler yoluyla
nesilden nesile aktarılan (Örnek, 1977:126) ve folklorik özellikler taşıyan bir pratiktir.
Çünkü, fal, halkın adetlerinin, inanış ve düşünce biçimlerinin, birikimlerinin, tecrübelerinin,
ihtiyaçlarının bir ürünü ve korkularının, meraklarının, yaşam kültürünün bir yansımasıdır,
dolayısıyla halkın kendisinin bir anlatır sidir. Halk inançlarından ve geleneklerinden
köklerini alan fal tüm bu özellikleriyle halk kültürünün bir parçası ve halkbiliminin bir ilgi
alanıdır (Çobanoğlu, 2003:11-12).
O’Connor ayrıca, daha sonradan değişime uğramış olsa da, falın, geleneksel olarak öteden
beri sözlü anlatır edilen ve uygulanan bir pratik olarak insan deneyimine dayandığını ve bu
nedenle sözlü kültürün ve halk kültürünün bir parçası olduğunu belirtir (O’Connor,
1997:193).
Ancak, halkın bir tür anlatımı ve ürünü olan, folklorik özellikler taşıyan fal günümüzde
bilinen geleneksel anlamını ve görünümünü giderek kaybetmekte ve mekan, yöntem, biçim,
içerik ve anlam olarak dönüşüme uğramaktadır. Fal pratiği giderek kitlesel ilginin
çekilebilme; kitlesel olarak anlık, daha çabuk ve kolay şekilde erişilebilme ve tüketilebilme
olasılığı yüksek olan kentleşme ve nüfusun yoğun olduğu “sosyal” ortamlara, kitle iletişim
araçlarına ve elektronik ortamlara taşınarak hem gündelik, sıradan, eğlencelik, seyirlik,
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
179
kitlesel ve standart bir pratik haline gelmiş hem de en çok, en kolay ve en çabuk şekilde
tüketilebileceği bir tüketim alanı olarak belirmiştir.
Fal bugün giderek nüfusun ve kentleşmenin yoğun olduğu yerlerde açılan fal-kafeler, falbilim merkezleri, fal-danışma merkezleri, pasajlar, hediyelik eşya dükkanları gibi görünür
mekanlarda “kadrolu” falcılar tarafından kitlesel olarak bakılan; geçerken, alışveriş
yaparken ya da ayaküstü anlık, gündelik ve eğlence olarak baktırılan; kitlelere “kahve
sizden falınız bizden” şeklinde bir “promosyon” ile bir “hizmet” olarak sunulan; bir “moda”
veya “akım” halinde tüketilen sıradan bir pratiğe dönüşmeye başlamıştır.
Fala bakılan mekanların özellikle dershane, işyerleri ve sinemaların bulunduğu işlek, sosyal
ve merkezi yerlerde yoğunlaşması ve bu benzer mekanların aynı hizmeti benzer biçim ve
içerikle sunmaları; herkesin “aynı şeyi aynı şekilde” tüketmesine ve dolayısıyla ihtiyaçlarda,
tercihlerde ve hizmetlerde bir homojenleşme ve standartlaşmaya neden olmaktadır.
Günlük gazete ve dergilerdeki günlük yıldız falları; gazetelerin verdiği fal ekleri; tarot
kitapları; burç kitapları; elektronik ortamlardaki fal ve astrolojiyle ilgili siteler; bilgisayarla
bakılan otomatik fallar; cep telefonları aracılığıyla verilen hizmetler; medyanın kimi tartışma
programlarıyla medyumları, falcıları ekranlara taşıması ise fal pratiğinin kitle iletişim
araçlarındaki farklı görünümleri olup falı, falcıları, medyumları gündelik hayatımızın olağan
bir parçası olarak konumlandırmakta ve falı sıradan, kitlesel, mekanik ve metodolojik olarak
öğrenilebilen homojen bir pratiğe dönüşmektedir.
Nitekim, bugün piyasada falın nasıl yorumlanması gerektiğini metodolojik açıdan anlatan
kitaplar mevcuttur. Özellikle tarot, iskambil, el falı gibi falların bu şekilde önceden bilinen,
hazır ve değişmeyen formüllere dayanması (Scognamillo ve Arslan, 1999) ve “basılı”,
“kayıtlı” hale gelmesi; geleneksel anlamda “sözlü kültürün” bir ürünü olan falın giderek bu
geleneksel özelliğini kaybederek herhangi bir sezgisel güç veya yetenek gerektirmeyen;
sistematik bilgilere ve teknolojiye dayalı standart, formatsal, ve homojen bir ürüne
dönüştüğünü göstermektedir.
Aynı şekilde, günümüzde falların elektronik ortamlar, bilgisayarlar veya cep telefonları
aracılığıyla otomatik olarak da bakılabilmesi, falı geniş kitleler için uzaktan da hızlı ve kolay
İletişim 2005/21
180
İzgi GÜNGÖR
erişilebilen ve tüketilebilen, formüllere ve basılı bilgilere dayalı rutin ve standart bir pratik
haline getirmiştir.
Dolayısıyla, hemen her mekan ve ortamda anlık ve gündelik olarak erişilebilen ve
tüketilebilen bir pratik olmaya başlayan fal giderek gündelik hayatın doğal bir parçası
olarak konumlanmakta; değişik görünümleriyle magazinleşerek eğlencelik ve seyirlik hale
gelmekte; sosyal bir aktivite ya da bir boş zaman aktivitesi olarak tüketilmekte; keyif ve zevk
veren, insanları gündelik rutinlerden ve kendi sorunlarından uzaklaştıran bir pratik
olmaktadır.
Bu anlamda geleneksel ve folklorik unsurlar taşıyan, köklerini halk kültüründen alan fal
pratiği giderek bu özelliklerini kaybetmekte, anlık ve moda halinde tüketilen, alınıp satılan
ve pazarlanan bir popüler kültür ürünü haline dönüşmektedir. Fal pratiği kitlesel ilgiyi ve
tüketimi yaratabildiği ve sağlayabildiği ölçüde hem daha “popüler” hem de daha “ticari” bir
görünüm kazanmıştır.
Evler fal-kafelere, fal-bilim merkezlerine; bireysel fallar kitlesel fallara; falcı komşular, cincihocalar tarot uzmanlarına, gelecek danışmanlarına; sözlü bakılan keyif falları bilgisayar
çıktılı elektronik, otomatik yazılı fallara; fal bir promosyon bir hizmet bir uzmanlık dalı
olarak daha ticari ve sistematik, daha kurumsal ve sektörel bir bütünün parçasına
dönüşmektedir.
Günümüzdeki hakim görünümleriyle fal en çok tüketim sürecinde anlam kazanır çünkü fal
pratiğinin tüm görünümleri “tüketim” amacı üzerine kuruludur ve falın sosyalleştirilmesi,
popülerleştirilmesi, kitleselleştirilmesi, magazinleştirilmesi; tüm tüketim mekanlarında falın
daha çok “satması” ve “tüketilmesi” ideolojisini taşır. Bu sosyalleştirmede, popüler yaşam,
kapitalist üretim biçiminin belirlediği mekanlardaki popülerliği anlatır (Erdoğan, 2001).
Fal pratiğinin görünür kılındığı fal kafeler ya da kitle iletişim araçlarının ticari kuruluşlar
olması, falın, “kapitalist dizgenin” kendini pazarda yeniden üretebilmesi ve sürekliliğini
sağlamasında ideolojik ve ticari bir araç olarak hareket ettiğe işaret etmektedir. Görünen bu
tabloda, fal artık sadece daha çok ilgi gördüğü ve paylaşıldığı için değil aynı zamanda daha
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
181
çok sattığı için de daha popülerdir ve popüleri tanımlayan, popüleri popüler yapan güç ise
“ekonomik ve ideolojik güçtür” (Erdoğan, 1999:33).
İnsanı fal baktırmaya iten her neden; üretim ve tüketim sürecindeki taraflar açısından farklı
anlamlandırmalara dönüşmektedir. Bu nedenle, fal pratiğinin günümüzde kazanmış olduğu
tüm yeni görünümleri ve üzerinden sembolik bir alışverişin gerçekleştiği tüketim sürecini bir
“mücadele alanı ve süreci” (Erdoğan, 2001: 89) olarak incelemek gerekir.
Ampirik Çalışma ve Sonuçları
İletişim disiplini çerçevesinde konuya ilişkin ayrıntılı bir araştırma veya çalışmanın
bulunmamasından ve Ankara ilinde kentleşme ve nüfusun yoğun olduğu ortamlarda falın
değişmekte olan görünümlerinden yola çıkarak bir taraftan fal pratiğinin popülerleşmesine
ilişkin mevcut görünümü saptamak ve falın neden bir popüler kültür ürünü haline geldiğini
anlamaya çalışmak öte yandan fal pratiğini ürünü olduğu toplumsal gerçekliğe ilişkin
önemli bir gösterge kabul ederek fal pratiğinin toplumsal görünüme/yapıya dair verdiği bazı
ipuçlarını somut verilerle tespit etmek amacıyla ampirik bir çalışma yapılmıştır.
Bu çalışma çerçevesinde, falın popülerleşmesinde rol oynayan “fala bakan” ve “fala
baktıran” tarafların faldan ne beklediğini; fala baktıranı fal baktırmaya, fala bakanı fal
bakmaya iten ya da bu ihtiyacı, bu eğilimi doğuran nedenleri araştırmak, dolayısıyla falın
neden popülerleştiğine dair bir fikir vermek ve falın toplumsal görünüme dair verdiği kimi
ipuçlarına bir parça ışık tutabilmek için bir anket çalışması uygulanmıştır.
Tanımlayıcı-betimleyici (descriptive research) nitelikte ve non-parametrik (parametrik
olmayan) bir dizayn çerçevesinde kurgulanan anket çalışması kapsamında, Ankara ili
Çankaya, Yenimahalle, Keçiören, Altındağ, Mamak, Sincan, Etimesgut ve Gölbaşı ilçelerinde
ikamet eden 127 “fala baktıran” kişi ile 25 “fala bakan” kişiden oluşan toplam 157 kişiye
anket çalışması uygulanmıştır. Anketler, basit rastlantısal örneklem yoluyla, ulaşılabilen
fala bakan ve fala baktıran deneklere uygulanmıştır.
İletişim 2005/21
182
İzgi GÜNGÖR
Fala bakma nedenleri arasında mukayese yapabilmek amacıyla hem “profesyonel”
anlamda yani “para karşılığı” fala bakan kişiler hem de “amatör” anlamda yani “para
karşılığı olmaksızın” fala bakan kişiler ankete dahil edilmiş ve 25 fala bakan denekten
3’ünü amatör olarak fala bakan denekler oluşturmuştur.
Fal Bakanlara İlişkin Sonuçlar
Çalışma kapsamında hazırlanan anket 17’si kadın, 8’i erkek toplam 25 fala bakan kişiye
uygulanmış olup bunlardan 17’si bekar, 7’si evli ve 1’i dul’dur. Eğitim durumlarına ilişkin
soruya yanıt veren deneklerin 4’ü ilkokul mezunu, 3’ü ortaokul mezunu, 14’ü lise mezunu
ve 4’ü ise üniversite mezunu olduğunu belirtmiştir. Sayısı az olmakla birlikte fala bakanlar
arasında üniversite mezunu olanların olması ise dikkat çekicidir.
Ankete katılan kişiler farklı meslek gruplarına ait olup; bunlardan yüzde 28’i serbest meslek
sahibi (şoför/tezgahtar, kasiyer, kuaför/güzellik uzmanı, nakışçı, garson vb.); yüzde 20’si
falcı; yüzde 16’sı öğrenci; yüzde 8’i ise memur’dur. Geriye kalan yüzde 28’i ise mesleklerini
medyum-danışman, öğretmen, hizmetli, ev hanımı, medyum, tarot uzmanı ve okutman
olarak belirtmiştir. Fal bakan deneklerin yaşları 18-55 yaşları arası değişmekte olup; yaş
ortalaması ise 32.6’dır.
Ayrıca, gelir durumları incelendiğinde, deneklerin çoğunun orta gelir grubuna dahil oldukları
görülmektedir. Soruya yanıt veren 24 denekten yüzde 44’ü 501 Milyon- 1 Milyar TL.
arasında; yüzde 28’i 301 Milyon- 500 Milyon TL. arasında; yüzde 20’si ise 300 Milyon TL.
ve altında bir gelire sahiptir.
Fala bakmak dışında yaptığı ve gelir elde ettiği başka bir işinin olmadığını, dolayısıyla salt
fal bakarak bir gelir elde ettiğini belirten denek sayısı 10 olup bunlardan 4’ü salt fala
bakarak elde ettiği gelirin 600 Milyon TL. olduğunu; 2’si 450 Milyon TL. olduğunu; 1’i 220
Milyon TL. olduğunu; 1’i 500 Milyon TL. olduğunu; 1’i 1 Milyar TL. olduğunu ve 1’i ise 2
Milyar TL. olduğunu belirtmiştir.
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
183
“Neden fal bakıyorsunuz?” sorusuna yanıt veren 25 denekten yüzde 48’i para kazanmak
için; yüzde 20’si insanların dertleşme ve rahatlama ihtiyacını karşılamak için; yüzde 16’sı
kendisinde doğaüstü/psişik güçler hissettiği ve çevresinin kendisini fala bakması yönünde
teşvik ettiği için; yüzde 12’si ise fala bakmaktan keyif aldığı ve arkadaşları ısrar ettiği için
fala baktığını belirtmiştir. Fal bakma nedenleri arasında “maddi” nedenlerin ağırlıklı ve
belirleyici olduğu görülmektedir. Ayrıca; fala bakma nedenleri arasında “keyif almak ve
arkadaşların ısrarı” gibi falın salt bir keyif aracı olarak görüldüğünü belirten ifadelerin
yalnızca amatör yani para karşılığı fala bakmayan kişilere ait olması; ancak “doğaüstü bir
güce sahip olunduğu” ve “insanların dertleşme ve rahatlama ihtiyacını karşılamak” gibi
daha toplumsal gerekçeli ve fala bakanlara atfedilen üstünsel özelliklerin devreye girdiği
söylemlerin sadece profesyonel yani para karşılığı fala bakan kişilerde yoğunlaşmış ve
ortaya çıkmış olması ise dikkat çekicidir.
“Ne tür fal (lar)’a bakıyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlar; fala bakan bir kişinin genelde
birden fazla fal türüne baktığını ve bu fal türlerinin daha çok kahve, tarot ve el falı üzerinde
yoğunlaştığını göstermektedir.
Günde fal bakılan tahmini kişi sayısı ise fal bakan kişiye bağlı olarak, ağırlıklı olarak 5-50
kişi arasında değişmektedir. Soruya yanıt veren 25 denekten yüzde 64’ü günde tahminen
1-20 kişiye; yüzde 12’si 21-40 arasında kişiye fal baktığını söylerken, yüzde 8’i ise belli bir
sayısının olmadığını belirtmiştir.
Fal baktırmaya gelen meslek gruplarının; iş sahibi olmayan kesimden ünlüler gibi gelir
düzeyi yüksek kesimlere kadar çok geniş bir toplumsal yelpazeyi içerdiği, ancak
yoğunlaşmanın daha çok öğrenciler, memurlar, serbest meslek sahipleri, öğretmenler, ev
hanımları, doktorlar ve akademisyenler üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda,
soruya yanıt veren 25 denekten yüzde 64’ü kendilerine fal baktıranlar arasında
öğrencilerin; yüzde 52’si üst düzey bürokratların da içinde bulunduğu memurların; yüzde
36’sı serbest meslek sahiplerinin; yüzde 24’ü öğretmenlerin; yüzde 20’si ev hanımlarının;
yüzde 20’si doktorların ve yüzde 16’sı ise akademisyenlerin olduğunu belirtmiştir. Verilen
İletişim 2005/21
184
İzgi GÜNGÖR
yanıtlar arasında politikacı, diplomat, emniyet mensupları, borsacı, bankacı, psikolog, işsiz,
asker ve subayların da olması dikkat çekicidir.
Fal baktırmaya gelenler çoğunlukla kadındır. Fala bakanların verdiği bilgiye göre gelenlerin
yüzde 76’sı kadın; yüzde 24’ü ise gelenlerin erkek olduğunu belirtmiştir.
Fal baktırmaya gelenlerin yaşları ise 18-60 yaşları arasında dağılım göstermektedir. Soruya
yanıt veren 25 denekten yüzde 40’ı fal baktırmaya gelen kesimin daha çok 18-40 yaşları
arasında; yüzde 60’sı ise gelenlerin 41-60 yaşları arasında olduğunu belirtmiştir.
“Size gelen insanlar ne için fal baktırıyorlar?” sorusuna verilen yanıtlar farklılık göstermekle
beraber, verilen yanıtlar incelendiğinde, fal baktıranların genel olarak çözüm bulma,
rahatlama, merak ve güzel şeyler duyma gibi nedenlerle fala baktırdığı görülmektedir.
Soruya yanıt veren 25 denekten yüzde 32’si gelenlerin sorunlarına çare/çözüm bulmak
amacıyla; yüzde 28’i psikolojik anlamda rahatlamak ve dertleşmek için; yüzde 16’sı kendi
hayatlarına ve geleceklerine dair duydukları merak nedeniyle; yüzde16’sı ise güzel şeyler
duymak için fal baktırmaya geldiklerini belirtmiştir.
Fal baktıranların en çok merak ettikleri konuların özellikle maddi ve işle ilgili konular;
duygusal konular, sağlık ve gelecekle ilgili konularda yoğunlaştığı görülmektedir. Soruya
yanıt veren 25 denekten yüzde 48’i fal baktırmaya gelenlerin merak ettikleri konular
arasında maddi ve işle ilgili konuların; yüzde 28’i duygusal konuların; yüzde 12’si sağlıkla
ilgili konuların ve yüzde 12’si ise genel anlamda geleceğin kendilerine ne getireceğine dair
merak edilen konuların olduğunu belirtmiştir.
Fal baktıranların faldan ne beklediğine ilişkin soruya verilen yanıtlar; fal baktıranların, falı,
hayatlarındaki sorunlara karşı bir ümit ve çare olarak gördüklerini ve genel olarak fala dair
“pozitif” beklentiler içinde olduklarını işaret etmektedir. Soruya yanıt veren 25 fala bakan
denekten yüzde 36’sı fal baktıranların faldan güzel şeyler duymayı beklediğini; yüzde 36’sı
fal baktıranların faldan sorunlarına çözüm sağlamasını ve kendilerine yol göstermesini
beklediğini; yüzde 16’sı fal baktıranların faldan kendilerini psikolojik olarak rahatlatmasını
beklediğini belirtmiştir.
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
185
“Size fal baktıranlar sizden ne bekliyorlar?” sorusuna verilen yanıtlar incelendiğinde fal
baktıranların fal bakan kişiden daha çok güzel ve duymak istedikleri şeyleri söylemesini;
falda çıkanları iyi ya da kötü olduğu gibi, tüm gerçekliğiyle söylemesini ve sorularına ya da
dertlerine çözüm göstermesini bekledikleri görülmektedir. Soruya yanıt veren 25 denekten
yüzde 60’ı fal baktıranların kendilerinden güzel ve duymak istedikleri şeyleri söylemesini;
yüzde 24’ü fal baktıranların kendilerinden doğruyu ve gerçeği söylemesini; yüzde 12’si ise
fal baktıranların kendilerinden sorularına ve dertlerine çözüm sağlamasını beklediğini
belirtmiştir.
Ankete yanıt veren deneklerden çoğunun falın insanların yaşamını yönlendirdiğine
inandıklarını belirtmesi ise falın gücünü göstermektedir. Soruya yanıt veren 25 denekten
yüzde 76’sı falın insanların yaşamını yönlendirdiğini; yüzde 20’si ise kişisine göre
değiştiğini belirtmiştir. Ayrıca soruya verilen yanıtlardan fal baktıranların neredeyse
tamamına yakınının tekrar gidip aynı falcıya fal baktırdığı anlaşılmaktadır.
“Fal bakarak verdiğiniz hizmet için ne kadar ücret alıyorsunuz?” sorusuna yanıt veren 25
denekten 22’si fal bakarak verdikleri hizmet karşılığında ücret aldıklarını; 3’ü ise fal
baktıkları için ücret almadığını belirtmiştir. Anket, hem amatör yani ücretsiz olarak fal bakan
hem de profesyonel yani ücret karşılığı fal bakan kişilere uygulandığı için; bu 3 kişi amatör
olarak fal bakan denekleri temsil etmektedir. Yapılan inceleme sonucunda fal bakan
deneklerin her bir fal türü için farklı ücretler istedikleri görülmüştür.
2004 yılı itibariyle istenen ücretler, tarot falı için 5-15 milyon TL.; kahve falı için 1 milyon
500 bin-20 milyon TL.; su falı için 15-25 milyon TL.; bakla falı için 20-25 milyon TL.; el falı
için 1-15 milyon TL.; yıldızname için 15-25 milyon TL arasında değişmekteydi. İskambil
falı için istenen ücret 15 milyon TL.idi. Ayrıca, özel seanslar için talep edilen ücret ise 15-20
milyon TL. arasında değişim göstermektedir.
Fal Baktıranlara İlişkin Sonuçlar
Çalışma kapsamında hazırlanan anket 92’si kadın; 35’i erkek toplam 127 fal baktıran
kişiye uygulanmış olup; bunlar içinde soruya yanıt veren 126 denekten 67’si evli; 59’u
İletişim 2005/21
186
İzgi GÜNGÖR
bekardır. Eğitim durumlarına ilişkin soruya yanıt veren 126 fal baktıran kişiden ise 58’i
üniversite eğitimini, 38’i lise eğitimini, 12’si yüksek lisans eğitimini, 8’i ilkokul eğitimini,
6’sı ortaokul eğitimini ve 4’ü doktora eğitimini tamamlamıştır. Fal baktıran deneklerin
yaşları 18-72 yaşları arasında değişmekte olup; yaş ortalaması 33.2’dir.
Ankete katılan deneklerin meslek durumları çeşitlilik göstermektedir. Ankete yanıt
verenlerden 22’sinin (yüzde 17,3) memur; 18’inin (yüzde 14,3) serbest meslek sahibi
(hizmetli, estetisyen, yönetici, kuaför, bilgisayar operatörü, işletmeci, turizmci, satış
danışmanı, muhasebeci, şoför); 15’inin (yüzde 11,8) öğrenci; 11’inin ( yüzde 8,7) ev
hanımı ve 11’inin (yüzde 8,7) avukat olduğu tespit edilmiştir. Deneklerin yüzde 5,6’sı ise
mesleklerini aşçı, eczacı, müzisyen, biyolog, pilot, filolog ve mütercim-tercüman olarak
belirtmişlerdir.
Gelir durumları incelendiğinde soruya yanıt veren kişilerin çoğunun orta gelir grubuna dahil
oldukları görülmektedir. 99 kişiden yüzde 44,8’i 501 Milyon–1 Milyar TL. arasında; yüzde
19,1’i 301 Milyon –500 Milyon TL. arasında; yüzde 16,1’i 1 – 2 Milyar TL. arasında ve
yüzde 16’sı ise 300 Milyon TL. ve altında bir gelire sahiptir.
Fala baktırma nedenlerine ilişkin verilen yanıtlar, nedenlerin kişiden kişiye göre farklılık
gösterdiğini ancak genel anlamda bu nedenlerin merak; eğlence veya vakit doldurmak;
olumlu şeyler duymak ve sorunlara çare bulmak üzerinde yoğunlaştığını göstermektedir.
Soruya yanıt veren 126 kişiden yüzde 33,1’i gelecekte olacaklara dair merak duydukları
için; yüzde 26,8’i eğlence olsun diye veya iyi vakit geçirmek için; yüzde 26’sı pozitif şeyler
duymak için; yüzde 4,7’si ise sıkıntılarına çözüm bulmak için fala baktırdığını belirtmiştir.
Fala baktırma nedenleri arasında falın “moda” haline gelmesi ve bu nedenle bu modaya
uymak; gelecekte olacaklara karşı hazırlıklı olmak ve tedbir almak; falcıyı test etmek gibi
nedenlerin sayılması ise dikkat çekicidir.
Falın yaşamlarını ne şekilde etkilediğine ilişkin soruya yanıt veren 127 kişiden yüzde
55,9’u falın kendi yaşamlarını hiçbir şekilde etkilemediğini ve kararlarını fala göre
vermediğini; yüzde 33,9’u falın yaşamlarını duruma bağlı olarak zaman zaman etkilediğini;
yüzde 10,2’si ise falın yaşamlarını yönlendirdiğini belirtmiştir.
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
187
Ayrıca soruya verilen yanıtlardan kişilerin büyük çoğunluğunun başkaları için değil kendileri
için fal baktırdıkları görülmektedir. Başkaları için fala baktırdığını belirtenlerin yüzde 17,6’sı
gibi büyük bir bölümü ise daha çok aileleri, yüzde 2.4’ü ise sevgilileri için fala baktırdıklarını
söylemiştir. Bu bağlamda soruya yanıt veren 125 kişiden yüzde 75,2’sinin başkaları için fal
baktırmadığı, yüzde 24,8’inin ise başkaları için fal baktırdığı anlaşılmaktadır.
Falcıdan mutlu/olumlu haberler duymanın kendileri için ne derece etkili olduğuna ilişkin
soruya verilen yanıtlar; fala baktıranların büyük çoğunluğu için falcıdan pozitif haberler
duymanın falcıya gitmede oldukça “etkili” ve “belirleyici” olduğuna işaret etmektedir.
Çünkü, soruya yanıt veren 124 kişiden yüzde 38,7’si falcıdan mutlu/olumlu haberler
duymanın kendileri için “etkili” olduğunu belirtirken yüzde 34,7’si “çok etkili” olduğunu
belirtmiştir.
Falcının çalıştığı/bulunduğu pasaj, kafe, ev, özel işyeri gibi mekanların kendileri için ne
derece etkili olduğuna ilişkin soruya verilen yanıtlar incelendiğinde; falcının
çalıştığı/bulunduğu mekanın fala baktıranlar açısından genel olarak falcıya gitmede çok
etkili olmadığı görülmektedir. Bu soruya yanıt veren 122 kişiden yüzde 32’si falcının
çalıştığı/bulunduğu mekanın kendileri için hiç etkisinin olmadığını; yüzde 23,8’i etkili
olduğunu; yüzde 23’ü ne etkili ne etkisiz olduğunu; yüzde 15,6’sı etkisiz olduğunu ve
sadece yüzde 5,7’si çok etkili olduğunu belirtmiştir.
Kendileri için ne derece etkili olduğu sorulan bir diğer soru ise falcının fal baktığı yerin
atmosferinin (ışık, mobilya, egzotik koku, tütsü vs) ne derece etkili olduğuna ilişkin sorudur.
Soruya verilen yanıtlar incelendiğinde, falcının fal baktığı yerin atmosferinin fala baktıranlar
açısından genel olarak falcıya gitmede çok fazla etkili olmadığı görülmektedir. Soruya yanıt
veren 122 kişiden yüzde 32’si falcının fal baktığı yerin atmosferinin kendileri için hiç
etkisinin olmadığını; yüzde 31,1’i ne etkili ne etkisiz olduğunu; yüzde 15,6’sı etkili
olduğunu; yüzde 14,8’i etkisiz olduğunu ve yüzde 6,6’sı çok etkili olduğunu belirtmiştir.
Falcının dış görünümünün (giyinişi, bakımlı olup olmaması, mimik ve tavırları vs.) kendileri
için ne derece etkili olduğuna ilişkin soruya yanıt veren 122 kişiden yüzde 27’si falcının dış
görünümünün falcıya gitmede kendileri için etkili olduğunu; yüzde 25,4’ü ne etkili ne etkisiz
İletişim 2005/21
188
İzgi GÜNGÖR
olduğunu; yüzde 20,5’i hiç etkisinin olmadığını; yüzde 14,8’i etkisiz olduğunu ve yüzde
12,3’ü çok etkili olduğunu belirtmiştir.
Falcı hakkında duyulanların (ünlü veya bilinen bir falcı olması vs.) kendileri için ne derece
etkili olduğuna ilişkin soruya verilen yanıtlar ise falcının ünlü ya da bilinen bir falcı
olmasının fala baktıranlar açısından genel olarak falcıya gitmede “oldukça etkili ve
belirleyici” olduğunu göstermektedir. Soruya yanıt veren 121 kişiden yüzde 41,3’ü falcının
ünlü ya da bilinen bir falcı olmasının falcıya gitmede etkili olduğunu; yüzde 28,1’i çok etkili
olduğunu; 13,2’si ne etkili ne etkisiz olduğunu; yüzde 9,1’i hiç etkisinin olmadığını ve yüzde
8,3’ü etkisiz olduğunu belirtmiştir.
Araştırma, ayrıca, fal baktıranların genel olarak birden fazla fal türüne baktırdıklarını ve
baktırılan fal türlerinin daha çok kahve, tarot, kağıt ve el falı üzerinde yoğunlaştığını
göstermektedir. Araştırma aynı zamanda fala baktıranların düzenli olarak falcıya
gitmediklerini ortaya koymaktadır. Ne sıklıkla fala baktırdıklarına ilişkin soruya yanıt veren
124 kişiden yüzde 49,9’u fala nadiren baktırdığını; yüzde 25,6’sı fala baktırmanın belli bir
zamanının olmadığını; yüzde 20,5’i ise ayda 3-4 defa fala baktırdığını belirtmiştir.
“Baktırdığınız fal için herhangi bir ödeme yapıyor musunuz?” sorusuna verilen yanıtlar
incelendiğinde, oranlar birbirine çok yakın olmakla beraber fal baktıranların yüzde 52’sinin
baktırdığı fal için ödeme yapmadığı; arada sırada ödeme yapanlar da dahil olmak üzere
yüzde 48’inin ise baktırdığı fal için ödeme yaptığı görülmektedir. Soruya yanıt veren 127
kişiden 66’sı (yüzde 52) baktırdığı fal için ödeme yapmadığını, 50’si (yüzde 39,4) ödeme
yaptığını ve 11’i ise (yüzde 8,6) ara sıra ödeme yaptığını belirtmiştir.
İnsanların “kritik”dönemlerinde falın ne derece belirleyici olduğunu ölçmeye yönelik kendi
hayatlarıyla ilgili önemli kararlar arifesinde falcıya gidip gitmediklerine ilişkin soruya verilen
yanıtlar incelendiğinde genel olarak fal baktıranların yüzde 60’ının kendi hayatlarıyla ilgili
önemli kararlar arifesinde falcıya gitmedikleri; geriye kalan yüzde 40’lık bir kesimin ise
falcıya gittikleri görülmektedir. Bu bağlamda, soruya yanıt veren 127 kişiden yüzde 60’ı
önemli kararlar arifesinde hiçbir zaman falcıya gitmediğini; yüzde 15,7’si nadiren falcıya
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
189
gittiğini; yüzde 15,7’i zaman zaman falcıya gittiğini; yüzde 5,5’i çoğu zaman falcıya
gittiğini ve yüzde 3,1’i ise her zaman falcıya gittiğini belirtmiştir.
Falcının söylediklerinin gerçekleşeceğine ne ölçüde inandıklarına ilişkin soruyla ilgili olarak
ise 127 kişiden yalnızca yüzde 33,1’i falcının söylediklerinin gerçekleşeceğine kesinlikle
inanmadığını belirtmiştir. Geriye kalan yüzde 66,9’u ise oranları değişmekle birlikte falcının
söylediklerinin gerçekleşeceğine inandığını belirtmiştir. Bu soruya yanıt veren 127 kişiden
yüzde 33,1’i falcının söylediklerinin gerçekleşeceğine hiçbir şekilde inanmadığını; yüzde
30,7’si az inandığını; yüzde 26’sı inanıp inanmamasının falcıya göre değiştiğini; yüzde
7,1’i çoğuna inandığını ve yüzde 3,1’i ise tamamen inandığını belirtmiştir.
“Falcının söylediklerinin ne kadarı gerçekleşti?” sorusuna yanıt veren 123 kişiden yüzde
28,5’i falcının söylediklerinin hiçbirisinin gerçekleşmediğini; yüzde 20,4’ü çoğunun
gerçekleştiğini; yüzde 19,5’i arasıra gerçekleştiğini; yüzde 18,7’si çok azının gerçekleştiğini;
yüzde 10,5’i ise dikkat etmediği ya da hatırlamadığı için bilmediğini belirtmiştir. Hepsinin
gerçekleştiğini belirten deneklerin oranı ise sadece yüzde 2,4’dür.
Fal baktırmanın başkaları tarafından bilinmesinin kendilerini rahatsız edip etmediğine ilişkin
soruya verilen yanıtlar incelendiğinde, fal baktıran kişilerin çoğunun, fal baktırmalarının
başkaları tarafından bilinmesinin kendilerini rahatsız etmediğini belirttiği görülmektedir.
Soruya yanıt veren 127 denekten yüzde 68,5’i fal baktırmalarının başkaları tarafından
bilinmesinin kendilerini hiçbir zaman rahatsız etmediğini; yüzde 12,6’sı zaman zaman
rahatsız ettiğini; yüzde 11,8’i nadiren rahatsız ettiğini; yüzde 4,7’si her zaman rahatsız
ettiğini ve yüzde 2,4’ü çoğu zaman rahatsız ettiğini belirtmiştir.
Bir önceki soruyla bağlantılı olarak, fal baktırmanın başkaları tarafından bilinmesinin
“neden” rahatsız ettiği ya da etmediğine ilişkin soruya verilen yanıtlar göstermektedir ki; fal
baktırdıklarının başkaları tarafından bilinmesi, fal baktıranların çoğunu rahatsız
etmemektedir. Bu soruya yanıt verenlerin gerekçe olarak gösterdikleri nedenler ise dikkat
çekicidir. Soruya yanıt veren 108 kişiden yüzde 15,7’si başkalarının düşüncelerini
umursamadıkları için fal baktırmalarının başkaları tarafından bilinmesinin kendilerini
rahatsız etmediğini; yüzde 12’si fal baktırmayı bireysel bir tercih ve davranış olarak
İletişim 2005/21
190
İzgi GÜNGÖR
gördükleri için fal baktırmalarının başkalarını ilgilendirmediğini ve bu nedenle fal
baktırmalarının başkaları tarafından bilinmesinin kendilerini rahatsız etmediğini; yüzde
12’si fal baktırmanın toplumda gerici bir davranış olarak görülmesinden dolayı başkaları
tarafından kınanmak istemedikleri için fal baktırmalarının başkaları tarafından bilinmesinin
kendilerini rahatsız ettiğini; yüzde 11,1’i fal baktırmayı normal ve sıradan bir alışkanlık
olarak gördükleri için fal baktırmalarının başkaları tarafından bilinmesinin kendilerini
rahatsız etmediğini; yüzde 11,1’i kendilerinin de diğer fala baktıran kişiler gibi fala
baktırdıkları için fal baktırmalarının başkaları tarafından bilinmesinin kendilerini rahatsız
etmediğini; yüzde 10,2’si fala inanmadıkları için fal baktırmalarının başkaları tarafından
bilinmesinin kendilerini rahatsız etmediğini; yüzde 4.6’sı ise fal batıl inanç sayıldığı için
başkalarının bilmesinin kendilerini rahatsız ettiğini belirtmiştir.
“Fal baktırdıktan sonra kendinizi nasıl hissediyorsunuz?”sorusuna verilen yanıtlar
incelendiğinde, genel olarak falda söylenenlerin/çıkanların iyi ya da kötü olup olmamasının
kişilerin kendilerini iyi ya da kötü hissedip hissetmemelerinde belirleyici olduğu; dolayısıyla
kişilerin, falda kendilerine iyi şeyler söylenmişse kendilerini iyi, kötü şeyler söylenmişse
kendilerini kötü hissettiği görülmektedir. Bu anlamda, fal baktırmanın kişiler üzerinde genel
anlamda rahatlatıcı ve mutluluk verici bir etkisinin olduğu söylenebilir. Bu soruya yanıt
veren 124 kişiden yüzde 25,1’i falda söylenenlerin/çıkanların iyi veya kötü olmasına bağlı
olarak kendilerini iyi veya kötü hissettiklerini; yüzde 23,4’ü hiç bir şey hissetmediğini; yüzde
17’si kendilerini rahatlamış hissettiğini; yüzde 8,1’i kendilerini mutlu hissettiğini; yüzde
5,6’sı gelecek olaylara karşı kendilerini hazırlıklı hissettiğini belirtmiştir.
Değerlendirme ve Sonuç
Çalışma genel olarak, falın; hemen her cinsiyetten; eğitim, meslek, yaş ve gelir grubundan
kişinin ilgi duyduğu ve paylaştığı bir pratik olduğunu ve fala bakan kişilerin çoğunun ise
“para kazanmak” amacıyla fala baktıklarını ortaya koymuştur.
Fala baktırmaya gidenlerin yaşlarının 18-60 yaş grubu arasında dağılım göstermesi, fala
baktıran kesimin daha çok geleceğe dair beklentisi görece daha fazla olan kesim olduğunu
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
191
ima etmektedir. Çalışma; fala baktırmaya gelen kişilerin falı daha çok “sorunlarına çare
bulmada” ve “psikolojik olarak rahatlamada” bir araç olarak gördüklerini ve faldan bir
beklentilerinin olduğunu, bu beklentinin ise daha ziyade sorunlara çözüm bulmak; psikolojik
açıdan rahatlamak; “gelecek merakı ve kaygısı” ve güzel şeyler duymak gibi kimi nedenlerle
ilgili olduğunu göstermektedir.
Fala baktırmaya gidenlerin en çok merak ettikleri konular arasında “maddi ve işle ilgili
konuların” başta geldiği ve duygusal konulara ilişkin merakın ikinci sırada yer aldığı
görülmektedir. Maddi ve işle ilgili konuların daha çok zengin olup olamama; işte yükselip
yükselememe; iş girişimlerinin başarılı olup olmayacağı; iş bulup bulamama, maddi
sıkıntıların düzelip düzelmeyeceği gibi konular özelinde yoğunlaşması; konunun “kişisel”
boyutunun yanısıra “toplumsal” boyutunun varlığına da dikkat çekmektedir.
Fala bakan kişilerin verdiği yanıtlar; fala baktırmaya giden kişilerin, falın kendisinden ve
fala bakan kişiden genel olarak “olumlu” beklentiler içinde olduğunu ortaya koymaktadır.
Fala bakan kişilerin ise baktıkları fal karşılığı aldıkları ücret, baktıkları fal türüne göre
değişmektedir. Fala bakanların çoğunluğunun, günde yaklaşık 1-20 arasında değişen
sayıda kişiye fala baktıklarını belirttiği göz önünde bulundurulduğunda; fala bakanların,
baktıkları her bir fal türü için günlük ve aylık olarak önemli miktarlarda gelir elde ettikleri
anlaşılmaktadır. Nitekim, üçü amatör anlamda fala bakan kişilerin dışında kalan, fala
profesyonel anlamda bakan toplam 22 kişiden 10’unun salt fala bakarak bir gelir elde
ettiğini ve hayatını kazandığını belirtmesi bir taraftan fala bakılarak elde edilen gelirin
“hayatı idame ettirecek düzeyde” olduğunu ima ederken öte yandan falın bir “meslek”
olarak icra edildiğine ve “hayatı idame ettirmede bir araç” olarak görüldüğüne işaret
etmektedir. Ayrıca, fala bakan toplam 25 kişiden mesleğini falcı, medyum, medyumdanışman ve tarot uzmanı olarak belirten toplam sekiz kişiden beşinin para kazanmak için
fala baktığını söylemesi ve bu kişilerin aylık ortalama gelirlerinin 500 milyon TL. ile 2 milyar
TL. arasında değişiklik göstermesi, fala bakanların “asgari ücretten daha fazla bir gelire
sahip olduklarını” göstermektedir1.
1
Asgari ücret, anket çalışmasının yapıldığı Nisan 2004’de 303 Milyon TL.’dir.
İletişim 2005/21
192
İzgi GÜNGÖR
Sadece fala bakanlar özelinde değil, genel anlamda ankete yanıt veren fala bakan ve
baktıran kişilerin, gelir durumlarıyla ilgili sorularda tereddüt göstermeleri ve fala bakanlar
açısından, gelir düzeyini “minimum” rakam ile belirtme eğilimlerinin olduğu yönünde bir
izlenim alınması ise fala bakanların fala bakma karşılığı elde ettikleri gelirin daha fazla
olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.
Öte yandan fala baktıran kişilerin verdiği yanıtların genel olarak fala bakanların verdikleri
yanıtlarla uyumlu olduğu görülmektedir.
Ayrıca, her ne kadar, fala baktıranların verdikleri yanıtlar; falın, fala baktıranların
yaşamlarını etkilemediği ve falcının söylediklerinin gerçekleşeceğine fala baktıranların
inanmadığı üzerinde yoğunluk kazanmış olsa da; falcıdan mutlu/olumlu haberler duymanın
falcıya gitmede etkili ve belirleyici olduğu yönündeki yanıtlar çelişik bir duruma ve
dolayısıyla falın bir şekilde baktıranların yaşamlarında etkili ve önemli bir rolü olduğu kadar
fala olan inanca dair ipuçları vermektedir.
Dolayısıyla, falın, belli bir yaş, cinsiyet, meslek, eğitim ve gelir grubuyla sınırlı olmaması;
fala bakan ve fala baktıranların verdikleri yanıtların genel anlamda birbirleriyle örtüşmesi ve
falın kitlesel boyut kazanarak popülerleşip sosyalleşmesi falın, belli bir “ihtiyaca ve
gerçekliğe işaret eden” aynı zamanda “kişisel olduğu kadar toplumsal” bir yönünün de
olduğuna işaret etmektedir.
Aklın ve bilimin egemen olduğu bir çağda, bir batıl inancın böylesine gündelik hayatın bir
parçası olması; insanların bir yandan mutlak bilgi ve sonuç için, kilolarını öğrenmekten
hastalık teşhis ve tedavilerine kadar hayatlarının bir çok alanında bilim ve teknolojiden
azami faydalanma yönünde çaba gösterip; bilim, akıl, mantıktan yana tercih kullanırken
diğer taraftan hayatları üzerinde bilgi sahibi olabilmek ve kontrol sağlayabilmek için fal gibi
bir takım batıl inançlara yönelmeleri çelişkili ve düşündürücü bir durum gibi görünse de, bu
durum, aynı zamanda, insanların faldan bir beklentilerinin olduğu, fala ihtiyaç duydukları ve
falın bu ihtiyacı karşılamada işlev gördüğü gerçeğini ortaya koyması açısından anlamlı
gözükmektedir.
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
193
Nitekim, hem fala bakanın hem baktıranın gerek fal bakmak için ne kadar para kazandıkları
gerekse fal baktırmak için ne kadar ödeme yaptıklarına ilişkin sorularda gösterdikleri
tereddüt ve rahatsızlık hali ya da bu yöndeki soruları yanıtlamayı reddetme yönündeki
eğilim; fala bakanın ve fala baktıranın faldan bir şekilde “faydalanıyor” olmasıyla ilgili bir
durum gibi görünmektedir. Salt “falla ilgileniyor” şeklinde bir izlenim verme duygusunun
verdiği rahatsızlıktan kaynaklı gösterdikleri reaksiyon bile, bir taraftan kişilerin fal pratiği ile
“ikilem” ve “çelişki” taşıyan ilişkilerine dair bir fikir verirken bir taraftan da bu çelişkinin ve
belki de falın “örtük” şekilde baktırılan bir pratik olmasının nedeninin daha çok bu
faydalanmanın bir “batıl inanç” üzerinden gerçekleşiyor olmasıyla bağlantılı olduğuna dair
kanaati güçlendirmektedir.
Fala bakanların ve baktıranların faldan değişik beklentilerinin olduğu ve falın bir şekilde bu
beklentileri karşıladığı anlaşılmaktadır. Araştırma sonuçlarına paralel olarak, araştırma
sırasında gerek fala bakanlarla gerekse falın görünür kılındığı ve bir hizmet olarak
sunulduğu kimi mekanların işletme sahipleriyle yapılan yüz yüze görüşmelerde, fala bakma
ve fala bakılan mekanların açılma nedeninin “para kazanmak”la ilgili olduğu belirtilmiştir.
Hatta, kendisi de “fal bakan kişiler istihdam etmesine rağmen”, bir işletme sahibinin, fala
bakan kişilerin neyi ne kadar bilebilecekleri konusunda şüpheli olduğunu söylemesi
düşündürücüdür.
Aynı şekilde, fala bakan kişilerle yapılan görüşmelerde, fala bakan kişilerin çoğunun, falda
kötü şeyleri görseler bile söylemediklerini ve fala baktıranların kendilerinden doğru olmasa
bile güzel şeyler duymak istediklerini söylemiş olmaları; fala bakan kişinin, falda olumlu
şeyler söyleyerek, kendisini daha cazip hale getirdiği, düzenli müşteriler kazanmada ve
maddi kazancın sürekliliğini sağlamada falı bir araç olarak kullanabileceği ihtimalini
güçlendirmektedir. Yine, yapılan görüşmelerde çoğu falcının, kendisine fal baktıranlarla
yakın ilişkiler içinde olduklarını ve arkadaş haline geldiklerini belirtmiş olması, müşteri
ilişkisinden-arkadaşlık ilişkisine geçişin düzenli müşteri ve kazanç sağlamada bir “yöntem”
olabileceğine işaret etmektedir.
İletişim 2005/21
194
İzgi GÜNGÖR
Fala bakan kişilerin belirli yeteneklere ya da belli bir bilgi birikimi veya deneyime sahip
olması beklenmemektedir. Fala bakan kişilerin genellikle olabilirlikleri yüksek, beklenen,
çoğu kişi için gerçekleşmesi ve doğru çıkması muhtemel tahmin ve yorumlarda bulundukları
kişisel bir deneyim olarak belirmiştir. Ayrıca, fala ne şekilde bakılacağına ilişkin kaynakların
olması, falın, doğal yeteneğe dayalı bir pratik olmaktan ziyade öğrenilebilir ve öğretilebilir
bir pratik olduğuna işaret etmektedir.
Fala baktıranların, fal pratiğini daha farklı deneyimledikleri anlaşılmaktadır. Kişiler falı daha
çok bir mucize, geleceği bilmede, rahatlamada ve olumlu şeyler duymada bir araç ve çare
olarak görmektedirler. Denebilir ki, kişiler falı bir çare ve ümit olarak gördükleri sürece, fala
daha çok yönelmekte ve falda çıkanlara ya da fala bakanın söylediklerine inanma eğilimleri
ve olasılığı artmaktadır.
Fala baktırma nedenleri hakkında bir fikir vermesi açısından; anket uygulanan fala baktıran
deneklerden bir kişinin neden fala baktırdığına ilişkin yazdıkları anlamlı görünmektedir:
“Genelde kendimi kötü hissettiğimde fala baktırıyorum. Bazen iyi şeyler duymak için para
verdiğimi bilmek daha da kötü hissetmeme neden oluyor, hayalleri satın aldığımı
sanıyorum”.
Bu ifade; bir taraftan kişiyi fala yönelten neden ve duygular hakkında bir fikir verirken öte
yandan falın, satın alınan bir mal gibi satın aldıkça mutluluk veren bir pratik olarak
algılandığını sergilemesi açısından önemli ve dikkat çekici bir veridir.
Görünen o ki, falın bir piyasası oluşmuş durumdadır. Fala bakanlar, “özel seanslar”la
bireylere ya da gruplara çeşitli mekanlarda özel fal hizmeti verdikçe; falı bir meslek bir iş
haline getirerek, kartvizitlerle bu işe daha “kurumsal” ve “akademik” görünümler
kazandırdıkça; fiyatın yüksekliğine bağlı olarak “iyi falcı” imajı oluşturdukça; sosyal
mekanlarda fal bir ihtiyaç olarak yaratıldığı, görünür kılındığı ve fala bakan bu ihtiyacı
gideren kişi olduğu sürece; fala baktıran ise tüm bu görünümleriyle falı ve fala bakanı bir
“güç” olarak konumlandırdığı; falı bir çare, ümit, mucize olarak gördüğü ve en önemlisi
mevcut yapıda falın bu görünümlerine zemin hazırlayan “ortam” ya da “boşluk” mevcut
olduğu sürece fal bir akım olarak kitleler halinde bakılan ve baktırılan bir pratik olarak
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
195
belirmekte ve kişilerin merak/çaresizlik duygularının, ihtiyaçlarının ve inanma eğilimlerinin
sömürülerek üzerinden para kazanıldığı “ticari bir araç” olmaktadır.
Dolayısıyla, fal, hem fala bakan hem fala baktıran taraflar açısından farklı beklentilere yanıt
veren, her iki tarafın da bir şekilde “farklı şekilde faydalandıkları” bir pratik olmaktadır.
Fala bakanı fal bakmaya, fala baktıranı fal baktırmaya iten ya da bu ihtiyacı, bu eğilimi
doğuran nedenlerin farklılık gösterdiği bu etkileşim sürecinde bu nedenler kişisel olduğu
kadar toplumsal bir boyut da taşır. Çünkü, taraflar arasında farklı yaşanan bu alışveriş
sürecinde; fala bakanın para kazanma, fala baktıranın ise geleceğini bilme veya rahatlama
ihtiyacının yanısıra küçüklüğünden beri evlerde keyif için baktığı falı, fal-kafelerde
profesyonel falcılığa dönüştüren kişinin fala bakma nedenleri ya da gericilik, günah veya
kınanacak bir davranış olabileceği gerekçesi ile fala baktırdığının bilinmesinden rahatsız
olan kişiyi buna karşın fala baktırmaya iten nedenler kişisel olduğu kadar toplumsal
boyutlar taşıyan bir ihtiyaca, eğilime, görünüme ve gerçekliğe işaret eder.
Nitekim, falın para kazanmada bir araç olarak görülmesi; maddi ve işle ilgili konuların fala
baktırma nedenleri arasında ön plana çıkması; sabit gelirliden yüksek gelirliye kadar hemen
her kesimin fala ilgi duyması bir taraftan kişinin içinde yaşadığı mevcut ekonomik ve
toplumsal hayata dair bir beklenti içinde olduğunu ima ederken öte yandan falın ve bu
nedenlerin ekonomik ve toplumsal koşulların veya gerçekliğin bir yansıması olduğuna işaret
eder.
Falın popülerleşmesi de bu ekonomik ve toplumsal gerçeklik çerçevesinde, yani, falın
popülerleşmesinde etkisi bulunan “fala bakan” ve “fala baktıran” tarafları fala yönelten
ekonomik ve toplumsal neden ve koşullar bağlamında düşünülmelidir. Fal popülerleşmiştir,
çünkü fal gerek fala bakanın gerekse fala baktıranın ekonomik ve toplumsal koşullardan
kaynaklı ihtiyaç ve beklentilerine hitap etmekte ve bu beklentileri gidermede bir işlev
görmektedir. Nitekim, araştırma sonuçları da fala bakanı ve baktıranı fala yönelten
ekonomik ve toplumsal ortamın mevcudiyetine dikkat çekmektedir.
Pek çok kişi psikoloğa gider gibi düzenli olarak fala baktırmaktadır çünkü fal merakı
çözdüğü, ümit verdiği, kişide beklenti yarattığı, rahatlattığı, keyif verdiği ölçüde diğer bir
İletişim 2005/21
196
İzgi GÜNGÖR
deyişle kişiyi fala baktırmaya yönelten ekonomik ve toplumsal nedenlerin değil sonuçlarının
etkilerinin giderilmesinde rol oynadığı sürece fala baktıran açısından bir ihtiyacı
karşılamaktadır. Aynı şekilde, fal, fala bakanın, para kazanmasında, hayatını idame
ettirmesinde ve yaşamının sürekliliğini sağlamasında bir araç olduğu sürece fala bakan
açısından da bir ihtiyacı gidermektedir.
Fal, kafeler ya da kitle iletişim araçları gibi daha sosyal ortamlara taşındığı durumlarda ise
daha kitlesel, kurumsal, ticari ve sektörel bütünün bir parçası haline gelmektedir. Nitekim,
fal pratiğinin görünür kılındığı fal-kafe benzeri mekanların ve kitle iletişim araçlarının birer
işletme birer ticari kuruluş olması hem falı alınır, satılır bir “mala”, bir “kâr” ve “rating”
aracına dönüştürmekte hem de falın, kapitalist dizgenin kendini yeniden üretip, sürekliliğini
sağlamasında oynadığı role işaret etmektedir. Bu anlamda, falın, “kapitalist dizgenin”
kendini pazarda yeniden üretebilmesi ve sürekliliğini sağlamasında ideolojik veya ticari bir
araç olarak hareket ettiği söylenebilir.
Tüm bu yapı içinde fal, kişilerin merak ya da çaresizlik duyguları üzerinden para kazanılacak
ticari bir araç olarak konumlanmışsa da; falın, fal kafe benzeri işletmeler aracılığıyla veya
kitle iletişim araçlarıyla kazandığı daha kitlesel ve sektörel boyut içinde; harçlığını
çıkarmaya çalışan bir öğrencinin ya da evde baktığı keyif falını bir fal-kafede profesyonel
fala dönüştüren bir ev kadınının baktığı fallar kimi zaman büyük tablonun küçük ve masum
bir parçası gibi kalabilmektedir. Çünkü, bu tür sosyal mekanlarda fala bakan kişiler
genellikle ya sabit bir ücretle çalışmakta ya da içilen kahve karşılığı bakılan faldan elde
edilen ücretin belli bir kısmı ya da büyük kısmı bu kişilerin çalıştığı işletme sahiplerine
kalmaktadır.
Dolayısıyla, fal pratiğinin taraflarını, “fala baktıranlar” ile “fala bakanlar” veya “falın
sunumu ve tüketimi üzerinde denetim sahibi olanlar” şeklinde tanımlamak daha doğru bir
yaklaşım olacaktır.
Fal, bir taraftan falın sunum ve tüketim sürecinde denetim sahibi olan sözkonusu ticari
kuruluş ve güçler ile bu süreç üzerinde denetim sahibi olmayan “falın tüketicisi” konumunda
olanlar arasındaki ticari ve sembolik bir alışverişe aracılık ederken öte yandan bu alışverişe
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
197
aracılık ettiği ölçüde daha popüler bir görünüm kazanmaktadır. Fal üzerinden gerçekleşen
bu alışveriş ve tüketim sürecinde; fal, bu süreçte denetim sahibi olmayan fala baktıranlar
açısından, merak duygusunu gideren, mutluluk ve ümit veren, rahatlatan, beklenti yarattığı
ölçüde kişiyi gündelik sorunlarından uzaklaştıran, kafede içilen bir kahvenin ya da yapılan
bir alışverişin ardından gelen tüm eğlencesel ve keyif verici konumlarıyla tükettikçe haz
veren bir eğlence aracı, bir sosyal aktivite olurken; bu süreç üzerinde denetim sahibi olan
küçük ya da büyük ölçekli ticari kuruluşlar açısından bir “kâr” aracı olmaktadır.
Çünkü, fal pratiğinin; kafelerdeki, sokaklardaki, raflardaki, ekranlardaki, gazetelerdeki,
sanal ortamlardaki ve piyasalardaki tüm görünümleri “tüketim ve tüketim ideolojisi” üzerine
kuruludur ve falın sosyalleştirilmesi, popülerleştirilmesi, kitleselleştirilmesi, eğlencelik hale
getirilmesi; tüm bu tüketim mekanlarında falın daha çok “satması” ve “tüketilmesi” içindir.
Kısaca, fal, fala baktıran kişinin merak ve çaresizlik duygusuna hitap ettiği; kişiyi fala
yönelten toplumsal ve ekonomik koşulların yarattığı belirsizlik ve boşluk ortamında kişinin
ayakta kalmasına ve mevcut sorunlarına tahammül etmesine yardım ettiği sürece; aynı
şekilde fala bakanların ya da falın sunum ve tüketim sürecinde denetim sahibi olanların
para kazanmalarına, mevcut yapıda kendini yeniden üretmesine ve sürekliliğini sağlamasına
aracılık ettiği sürece, diğer bir deyişle taraflar bu sembolik alışveriş sürecinde memnun
konumlandıkları sürece mevcut ekonomik ve toplumsal yapı kendini mevcut haliyle yeniden
üretmektedir. Bu tabloda, fal, her iki tarafın da beklentisini karşıladığı sürece hem daha
popüler hale gelmekte hem de mevcut ekonomik ve toplumsal yapının kendini yeniden
üretmesine aracılık etmektedir.
Görünen o ki; insanları fala yönelten toplumsal ve ekonomik nedenler ve koşullar
mevcudiyetini korudukça; fal ise, kişilerin ekonomik ve toplumsal koşullardan kaynaklı
ihtiyaç ve beklentilerine yanıt verdiği ve hitap ettiği sürece fal hep popüler kalacaktır.
İletişim 2005/21
198
İzgi GÜNGÖR
Kaynakça
Akay, Ali, Kapitalizm ve Pop Kültür, İstanbul, Bağlam Yayınları, 2002
Akın, Haydar, Ortaçağ Avrupası’nda Cadılar ve Cadı Avı, Ankara, Dost Kitabevi Yayınları,
2001
Alemdar, Korkmaz ve Erdoğan, İrfan, Popüler Kültür ve İletişim, Ankara, Ümit Yayıncılık,
1994
Batuhan, Hüseyin, Bilim ve Şarlatanlık, İstanbul, Bulut Yayınları, 2001
Belge, Murat, “Sanayi Devrimi ve Popüler Kültür”, Milliyet, Popüler Kültür Eki, Eylül 2003a
Belge, Murat, “Artık Her Şey Pop”, Milliyet, Popüler Kültür Eki, Ekim 2003b
Bocock, Robert, Tüketim, Ankara, Dost Yayınevi, 1993.
Candan,Ergun, Türklerin Kültür Kökenleri, İstanbul, Sınır Ötesi Yayınları, 2002
Çobanoğlu, Özkul, Türk Halk Kültüründe Memoratlar ve Halk İnançları, Ankara, Akçağ
Yayınları, 2003
Erdoğan, İrfan, Popüler Kültür ve Halk Kültürü, Dil Tarih Coğrafya Fakültesindeki
konferanstaki sunum, 1998
Erdoğan, İrfan, “Popüler Kültür: Kültür Alanında Egemenlik ve Mücadele”, s.18-52,
Popüler Kültür ve İktidar, Der. Nazife Güngör, Ankara, Vadi Yayınları, 1999
Erdoğan, İrfan, “Popüler Kültürde Gasp ve Popülerin Gayrimeşruluğu”, Doğu Batı, S. (15) 2,
s. 67-96, 2001
Erginer, Gürbüz, “Anadolu’da Batıl İnanmalar ve Büyü”, Elemterefiş: Anadolu’da Büyü ve
İnanışlar, Yay.Haz.Ekrem Işın, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 2003
Eyüboğlu, İsmet Z., Anadolu İnançları, Anadolu Mitolojisi, İnanç-Söylence Bağlantısı,
İstanbul, Geçit Kitabevi, 1987
Güngör, Nazife (Der), Popüler Kültür ve İktidar, Ankara, Vadi Yayınları, 1999
Güngör, İzgi, Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal, Yayımlanmamış Yükseklisans Tezi,
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
199
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2004
Güvenç, Bozkurt, İnsan ve Kültür, İstanbul, Remzi Kitabevi, 2002
Holland, Barbara,”You Can’t Keep a Good Prophet Down”, ProQuest Periodical and Learning
Company, Vol:30, ss:1, 1999
Işık, Caner ve Erol, Nuran, Arabeskin Anlam Dünyası: Müslüm Gürses Örneği, İstanbul,
Bağlam Yayıncılık, 2002
İnan, Abdülkadir, Tarihte ve Bugün Şamanizm, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1954
Khun, Thomas S., Bilimsel Devrimlerin Yapısı, İstanbul, Alan Yayıncılık, 2000
Kozanoğlu, Can, “Hepimiz Popüler Kültür İnsanıyız”, Milliyet, Popüler Kültür Eki, Şubat
2004
Malinowski, Bronislaw, Büyü, Bilim ve Din, İstanbul, Kabalcı Yayınevi, 2000
Malinowski, Bronislaw, İlkel Toplum, Ankara, Öteki Yayınevi, 1999
Mardin, Şerif, Din ve İdeoloji, İstanbul, İletişim Yayınları, 1999
Mills, C. Wright, Toplumbilimsel Düşün, İstanbul, Der Yayınları, 2000
Mutlu, Erol, İletişim Sözlüğü, Ankara, Bilim ve Sanat Yayınları, 1998
Odabaşı, Yavuz, Tüketim Kültürü: Yetinen Toplumun Tüketen Topluma Dönüşümü, İstanbul,
Sistem Yayıncılık, 1999.
O’Connor, Kathleen Malone, “Divination”, Folklore: An Encyclopedia of Beliefs, Customs,
Tales, Music and Art, Vol: I, pp.192-205, edited by Thomas A.Green, USA, 1997
Oktay, Ahmet, “Popüler Kültür ile Kitle Kültürü”, Varlık, S.1012, Ocak 1992
Oktay, Ahmet, Türkiye’de Popüler Kültür, İstanbul, Everest Yayınları, 2002
Oskay, Ünsal, “Popüler Kültürün Toplumsal Ortamı ve İdeolojik İşlevleri Üzerine”, Kitle
İletişiminde Temel Yaklaşımlar, Korkmaz AlemdarRaşit Kaya, Savaş Yayınları, Ankara, 1983
İletişim 2005/21
200
İzgi GÜNGÖR
Örnek, Sedat Veyis, Türk Halkbilimi, Ankara, İş Bankası Kültür Yayınları, 1977
Scognamillo, Giovanni ve Arslan, Arif, Doğu ve Batı Kaynaklarına Göre Fal, İstanbul,
Karizma Yayınları, 1999
Sözen, Edibe, “Popüler Kültür Retoriği: Sahiplik İçinde Yokluk, Rağbette Olma ve Sağduyu
Bilgisi”, Doğu Batı, S. (15) 2, s. 55-66, 2001
Şaylan, Gencay, Postmodernizm, Ankara, İmge Kitabevi, 2002
Şenel, Alaeddin, İlkel Topluluktan Uygar Topluma Geçiş Aşamasında
Ekonomik, Toplumsal, Düşünsel Yapıların Etkileşimi, Ankara, Bilim ve Sanat Yayınları,
1997
Tanilli, Server, Uygarlık Tarihi, İstanbul, Adam Yayınları, 2003
Wells, Calvin, Sosyal Antropoloji Açısından İnsan ve Dünyası, İstanbul, Remzi Kitabevi,
1994
İletişim 2005/21
Popüler Kültür Ürünü Olarak Fal
201
Özet
Fal giderek popülerleşmektedir; belli bir yaş, eğitim, meslek, gelir grubuyla sınırlı olmayan,
geniş katmanlardan ilgi gösterdiği bir pratiğe dönüşmektedir.
Fal daha çok tüketilmektedir çünkü hem fala bakan hem fala baktıranın beklentilerini
karşılıyor görünmektedir. Fal, fala bakan için para kazanmada ticari bir araç olurken; fala
baktıran açısından ise merakı çözen, ümit veren, rahatlatan, hayatı anlamlandırmaya
yarayan bir araçtır. Fala bakan ve baktıran tarafları fala bakmaya ve baktırmaya iten
nedenlerin ekonomik ve toplumsal koşullarla ilgili olması; falın, kişisel olduğu kadar
toplumsal boyutları olan bir pratik olduğunu ve dolayısıyla toplumsal düzlemde düşünülmesi
gerektiğini ortaya koyar.
Bu anlamda, falın popülerleşmesini daha çok, falın, her iki tarafın da beklentilerini
karşılamasıyla ve sosyo-ekonomik koşullarla ilgili bir durum olarak düşünmek gerekir.
Görünen o ki; insanları fala yönelten toplumsal ve ekonomik nedenler ve koşullar
mevcudiyetini korudukça; fal ise, kişilerin ekonomik ve toplumsal koşullardan kaynaklı
ihtiyaç ve beklentilerine yanıt verdiği ve hitap ettiği sürece fal hep daha popüler olacaktır.
Anahtar sözcükler: Fal, popüler, popüler kültür, falcı.
Abstract
Fortune telling becomes increasingly popular. This study confirms that fortune telling is a
practice that isn’t limited to a certain age, education, occupation and income group.
Fortune telling is more consumed because it seems to meet the expectations of fortune-teller
and the person who goes to fortune-teller. While fortune telling becomes a commercial
means to earn money for the fortune-teller; it becomes a way of dispelling curiosity; giving
hope and relief for the person who goes to the fortune-teller. Since the reasons to motivate
the fortune-teller and the person who goes to fortune-teller for fortune telling practice are
related to the social and economical circumstances, it implies that fortune telling practice has
İletişim 2005/21
202
İzgi GÜNGÖR
social aspects as well as personal aspects. Thus, it should be assessed within a social
perspective.
In this regard the popularization of fortune telling practice should be considered within the
framework of the social and economical circumstances as well as the role of fortune telling to
meet the expectations of both parties of the practice. It seems that fortune telling will be
even more popular as far as the social and economical circumstances for both side maintain
their existence and that fortune telling meets the social and economical needs of people.
Keywords: Fortune telling, popular, popular culture, fortuneteller.
İletişim 2005/21

Benzer belgeler