TERMODINAMIK 214.indd

Yorumlar

Transkript

TERMODINAMIK 214.indd
Gündem
CLIMA 2010 Kongresi, iklim le
ve uluslararası uzmanlarını A
T
ürk Tesisat Mühendisleri Derneği (TTMD) ev sahipliğinde
gerçekleştirilen 10. REHVA
Dünya İklimlendirme Kongresi –
Clima 2010, 56 farklı ülkeden 830 ısıtma, soğutma ve iklimlendirme uzmanını 9 – 12 Mayıs 2010 tarihleri arasında,
Antalya, WOW Hotels – Topkapı ve
Kremlin Palace’ta buluşturdu.
Kongrenin açılış töreninde, Clima 2010
Organizasyon Komitesi Başkanı Numan Şahin, TTMD Yönetim Kurulu
Başkanı Cafer Ünlü, REHVA (Federation of European Heating and AirConditioning Associations) Başkanı
36 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
Francis Allard, ASHRAE (American
Society of Heating, Refrigerating and
Air-Conditioning Engineers) Başkanı
Gordon Holness, IIR (International
Institute of Refrigeration) Başkanı
Didier Coulomb ve Clima 2010 Bilim
Komitesi Başkanı Ahmet Arısoy konuşma yaptı.
Clima 2010’nun açılış konuk konuşmacısı ise İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Ana Bilim
Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal
Şengör’dü. Katılımcıların ilgiyle dinlediği Şengör konuşmasında; dünyadaki
insan nüfusu ile küresel kirliliğin birbi-
rine paralel olarak arttığını, küresel ısınma tehlikesi bu denli büyürken, “sürdürülebilir enerji” kavramının doğru konumlandırılması, enerji kaynaklarının
ömürlerinin belirlenmesi ve içeriğinin
netleştirilmesi gerektiğinden bahsetti.
Şengör, “Nerede olursak olalım enerji
kullanımı konusunda duyarlı olmamız
gerekiyor. Enerjinin kaynaklarını ve
sürdürülebilirlik kavramını doğru kavramak önem taşıyor. Bu nedenle, Akdeniz ülkelerinin biraraya gelerek, enerji
kaynakları konusunda birlikte çalışması
gerekiyor” dedi.
Ana teması “Binalarda Sürdürülebilir
Gündem
m lendirme alanının ulusal
ı Antalya’da buluşturdu
Enerji Kullanımı” olan Clima 2010,
Rehva Dünya Kongreleri arasında 56
farklı ülkeden 954 bildiri ile en yüksek bildiri başvurusu alan organizasyon
konumunda. 453‘ü sözlü sunum, 183’ü
poster olarak kabul edilen 636 bildirinin yer aldığı kongre kapsamında;
teknik oturumların yanı sıra, raporların
kitapçık haline getirilerek katılımcılara dağıtıldığı 26 adet atölye çalışması,
reHVAClub ISK Sanayicileri Toplantısı ve Rehva üye ülkeleri arasında
HVAC projeleri ile ödüllü Öğrenci Yarışması yer aldı.
ISKAV, İSKİD, DOSİDER, İZODER,
TTMD ve SODEX’in katkılarıyla düzenlenen ve Türkiye’yi İstanbul Teknik
Üniversitesi ekibinin temsil ettiği öğrenci yarışmasında birinciliği, Hollanda
Eindhoven Teknoloji Üniversitesi’nden
Geert Filippini kazandı. Uluslararası
Öğrenci Yarışması’na katılan tüm öğrencilere sertifikalarını veren REHVA
Eğitim Komisyonu Başkanı Michael
Schmidt, organizasyonun başarısından
dolayı emeği geçenlere teşekkür ederek,
geleceğin öğrencilerin elinde olduğunu
ve kongre boyunca en çok öğrencilerin
yaptıkları sunumlardan keyif aldığını
sözlerine ekledi.
Kongreyle ilgili bir değerlendirme yapan TTMD Yönetim Kurulu Başkanı
Cafer Ünlü; TTMD evsahipliğinde
Clima 2010’u Türkiye’de başarıyla gerçekleştirmekten ve dünya uzmanlarını
ülkemizde ağırlamaktan gurur duyduklarını ifade ederek, “Amerikan ASHRAE, Avrupa Tesisat Mühendisleri
Dernekleri Konfederasyonu REHVA
ile bir çok uluslararası kuruluşun desteklediği organizasyonumuz, Türkiye’de
enerji verimliliği ve binalarda enerji performansı ile ilgili yönetmeliklerin uygulamaya geçtiği şu günlerde soruların
ve sorunların tartışıldığı, birçok konuda
TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010 37
Gündem
•
•
•
•
•
Bina Hizmetleri
Çift Katmanlı Cepheler
Teorik ve Deneysel Araştırmalar
Kişiselleştirilmiş Havalandırma
Bölgesel Isıtma ve Soğutma
KURSLAR
• Soğuk Tavan-Konfor Sistemlerinin
Tasarımı / REHVA
• Düşük Sıcaklıklı Isıtma, Yüksek
Sıcaklıklı Soğutma / REHVA
• İyi Bir İç Hava Kalitesi ve
Enerji Verimli HVAC Sistemleri
İçin Hava Filtreleme / REHVA
yeniliklerin ve bilgi transferinin ciddi anlamda gerçekleştiği, Türkiye’deki
bilim adamları, mühendis, mimarlar
ile yatırımcılar için büyük fayda sağlayan önemli bir platform oldu” dedi.
Kongrenin sürdürülebilir bir gelecek
için gerekli bilgi transferi ve bütünleşmeyi sağlayarak amacına ulaştığına da
değinen Ünlü, tüm sponsor firmalara,
organizasyon komitesine ve TTMD
çalışanlarına teşekkür etti.
Kongre, 13 Mayıs 2010 tarihinde yapılan kapanış seremonisiyle sona erdi.
Sayılarla Clima 2010’un yoğun
gündemi
Kayıtlı Katılımcı Sayısı: 830
Davetli Konuşmacı Sayısı: 10
Sözlü Sunulan Bildiriler: 453
Poster Bildiriler: 183
Atölye Çalışmaları: 26
Kurslar: 6
Paralel Oturum Salon Sayısı: 12
TEKNİK OTURUM KONULARI
• HVAC Sistemler
• Binaların Enerji Performansı
• Sürdürülebilir Yapılar
• Yenilenebilir Enerji Sistemleri
• HVAC Sistem Tasarımı ve
Performansı
• Mimari Tasarım Entegrasyonu
• İç Ortam Çevre Koşulları
38 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
• Bina Simülasyonu
• Isı Pompaları,
Jeotermal
Sistemler
• Doğal ve Hibrit
Havalandırma
Sistemleri
• Tarihi Binalar
• Havalandırma
• Sağlık, Üretkenlik
• Bina Sınıflandırma ve Etiketleme
• Hava Dağıtım Sistemleri
• Isıl Konfor, Nemlendirme
• Aydınlatma
• Akılı Binalar
• Yeşil Isı Transfer Yöntemi / Ashrae
• Yüksek Performanslı Yeşil
Binalar Üzerine Önerilen
Standardın Esasları / Ashrae
• Kabul İşlemleri ve Rehber /
Ashrae
Sempozyum
TTMD’nin, “Uluslararası Yapıda
Tesisat Teknolojisi Sempozyumu”nda
gündem; BEP ve sektörün geleceği idi
I
X. Uluslararası Yapıda Tesisat Teknolojisi Sempozyumu, 3-5 Mayıs
2010 tarihleri arasında İstanbul The
Marmara Oteli’nde gerçekleşti.
Sempozyum Yürütme Kurulu Başkanı
Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç’ın “Hoşgeldiniz” konuşmasıyla başlayan açılış
töreninde sırasıyla; TTMD Yönetim
Kurulu Başkanı Cafer Ünlü, İspanya ATECYR’den Juan Jose Quixaro,
Orhan Turan (İMSAD), Nedim Zalma (İSKİD), Metin Duruk (İSKAV ),
Ali Ekber Çakar (MMO), İsmet Mura
(MTMD), Dr.Celalettin Çelik (DOSİDER) ve Sedat Arıman (İZODER)
konuşma yaptı.
Sempozyumda 11 farklı başlık altında
toplanan teknik oturumlarda bilimsel
ve teknolojik gelişmelerin yansıtıldığı
bildirilerin sunuldu. Programda dört seminer, bir forum ve iki panelin yanı sıra
katılımcılara yönelik seminer ve kurslar
42 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
da yer aldı. Binalarda Enerji Kullanımı temasına odaklanan sempozyumun
açılış konferansında Necdet Pamir,
“Küresel Enerji Politikaları ve Türkiye”
konulu bir konuşma yaptı.
Sempozyumun ilk gününde dört bildiri sunuldu. İlk günün teknik programı,
Prof.Dr.Macit Toksoy’un yönettiği,
panelistleri; Benoit Araman, Celalettin
Çelik, Faruk Çimen, Mehmet Rodop,
Naci Şahin, Selman Tarmur ve Virginie
Lori olan “Hvac Sistemlerinin Geleceği
ve Beklentiler” konulu panelle son buldu. Panelin ardından otelin Balo Salonunda açılış kokteyli verildi.
Sempozyumun ikinci gününde paralel
oturumlarda 22 bildiri sunuldu. Panelistleri; Erdal Çalıkoğlu, Murat Bayram,
Ali Ekber Çakar, Celalettin Çelik,
Sedat Arıman, Ali Eren ve Abdullah
Bilgin olan “Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği” konulu paneli,
TTMD Başkanı Cafer Ünlü yönetti.
Sempozyumun son gününde 25 bildiri sunuldu. Sempozyumun teknik
programı, “Yurt Dışı Mekanik Tesisat
Hizmetleri ve Ülkeler Arası Farklılıklar” başlıklı forumla son buldu. MTMD
Başkanı İsmet Mura’nın yönettiği forumda Ersin Gökbudak, Hüseyin Erdem, Mürşit Çelikol ve Recep Yıldız,
Türk mekanik tesisat müteahhitlerinin
faaliyet gösterdiği dış pazarlar hakkında
bilgiler sundu. Sempozyumun kapanış
yemeği, Taksim Hill Oteli’nde yapıldı.
TTMD’nin en önemli organizasyonlarından biri olan sempozyumun başkanlığını, TTMD Başkanı Cafer Ünlü üstlenirken, sempozyumun Yürütme Kurulu ise
Abdurrahman Kılıç başkanlığında
Abdullah Bilgin, Ahmet Arısoy, Cafer Ünlü, Erdinç Boz ve Rüknettin
Küçükçalı’dan oluştu.
Söyleşi
“HVAC Sistemlerinin Geleceği ve Beklentiler”
Benoit Araman – SHV Gas
İnovasyon Müdürü:
Daha Çok Enerji Verimliliği ve
Daha Az Karbon Salımı:
LPG Yakıtlı Mikro-Kojenerasyon
Sistemleri (CHP: Combinated
Heat & Power)
Kyoto protokolünden, özellikle son üç
yıldan beri, iklim değişikliği konusu
üzerine pek çok başlık ele alındı. Bunların ana hedefleri, sera gazı salımlarını
azaltmak, toplam enerji tüketimi içinde
yenilenebilir enerji kullanımının payını
artırmak ve enerji tasarrufunu da tetikleyen bir yöntem olarak enerji verimliliğini artırmak olmuştur. 2020 yılına
kadar her biri için %20’lik bir iyileşme
hedefine sahip AB üyesi ülkelerin ajandasında bu, 20x20x20 olarak geçiyor.
Çevreye duyarlı, güvenli, uygun maliyetli ve kullanılabilir bir enerji kaynağı;
LPG’dir. LPG, pişirmeden ısıtmaya,
otomotiv endüstrisine, enerji üretimine kadar pek çok alanda yaygın olarak
kullanılmaktadır. Enerji verimliliği ve
karbon salımı azaltımı programlarına
da uygundur.
LPG’nin CHP sistemlerde de yakıt
olarak kullanımının çeşitli avantajları
bulunmaktadır.
CHP sistemleri nedir? Isınmayı sağlarken elektrik de üreten sistemlerdir.
Bunun küçük ölçeklilerine mikro CHP
sistemler diyoruz. Bunlar konutlar ve
ticari yapılarda yavaş yavaş kullanılmaya başladı. LPG yakıtlı bir mikro CHP,
görünüşte normal bir kazana benzer.
Isınma ve sıcak su ihtiyacı için gereken
enerjiyi üretirken aynı zamanda kullanılan elektrikli aletler için de elektriği üretmiş olur. Merkezi olmayan bir
elektrik üretimi söz konusu olduğu için
merkezi şebekeden elektrik kullanımı
sürecindeki şebeke kayıp/kaçak sorununu bertaraf ederek elektrik faturalarının
düşmesine bu açıdan da katkı sağlar.
Yani elektriğin kullanıldığı yerde üretilmesi ile karbon ayak izinin küçülmesine
yardımcı olur. Enerji tüketicilerini aynı
zamanda enerji üretici haline getirir
ve bu yolla elektrik üretenler, ürettiği
elektriğin ihtiyaç fazlasını şebekeye geri
besleyebilir yani satabilir.
LPG yakıtlı CHP ve mikro CHP sistemler; gelişimi için bazı engellerini aşmak zorundadır. Bu sistemler üreticiden
son kullanıcıya kadar pek çok avantaj
sunmakla beraber, bunlar yeterince iyi
bilinmemektedir. Enerji tasarrufu ve
sera gazları salımlarının azaltımı üzerine pek çok sistem konuşulmakta, tartışılmaktadır. CHP ve mikro CHP’ler
hakkında farkındalığın artırılması
gerekmektedir.
Yasal düzenlemeler, şebeke bağlantısına olanak bulunmayan koşullardan
elverişli koşullara kadar pek çok yerde,
pek çok seviyede farklar içermektedir.
Yasal düzenlemelerde etkin rol oynayanlar tarafından CHP sistemlerin
bilinirliği ve tercih edilir olarak değerlendirilmesi, anahtar rol oynayacaktır.
CHP yatırımları halâ anlamlı yatırım
bütçeleri gerektirmektedir. Bu nedenle
cazip hale gelebilmeleri için tarifeler ve
vergi indirimleri ile desteklenmeye ihtiyaç göstermektedir.
kullanımı ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonu.
1970-2009 arası dünyadaki enerji tüketimi 2 kat arttı. Bu artışın 2030 yılına
gelindiğinde üç kata ulaşması öngörülüyor. Enerji rezervlerinin kalan ömürleri; kömür için 100 yıl, doğalgaz için
70 yıl, petrol için ise 40 yıldır.
500 milyon yılda üretilen rezervin
büyük kısmını 200 yılda tüketmişiz. Birleşmiş Milletler Dünya İklim
Konseyi’nin araştırmalarına göre, dünyada bir iklim felaketinin meydana gelmesini önlemek için, atmosferin ortalama sıcaklığının sanayi öncesi döneme
göre 2°C’den fazla yükselmemesi gerekiyor. Bunun sağlanması için de 2050
yılına kadar CO2 emisyonlarının yarı
yarıya azaltılması gerekiyor. Gerçekte
ise CO2 emisyonları 1990 yılına oranla
% 28 artarak neredeyse 32 milyar ton/
yıldeğerine çıktı. Çin, ABD’yi geçerek
dünyada CO2 salımından sorumlu ülkelerin birincisi oldu.
Yenilenebilir kaynaklar, bu konuda
önemli bir potaniyele sahip olmakla
birlikte, tek başına enerji talebinin tamamını karşılayabilir durumda değildir. Örneğin Almanya’da yenilenebilir
enerji potansiyelinin tamamı kullanılabildiğinde, gereken enerji miktarının yarıya yakınını karşılanmış olacak.
Celalettin Çelik – Viessmann Isı
Teknikleri Tic. A.Ş. Genel Müdürü: Fosil kaynaklar önemini koruyacağına
göre, enerji verimliliği ve dolayısıyla
Sürdürülebilir İklim ve Enerji
tasarrufu da, gündemlerdeki ilk sırasını
Politikaları İçin İkili Strateji
Sürdürülebilirlik açısından geleceğe koruyacak.
yönelik çözüm arayışları ikili strateji- Isıtma sektörü enerji tüketiminde en
de odaklanmaktadır: Enerjinin verimli büyük paya sahip. Sadece ısıtma moTERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010 43
Sempozyum
dernizasyonu ile toplam fosil enerji ihtiyacını %12 azaltmak mümkün.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının ve
yüksek verimli ısıtma sistemlerinin kullanımı ile ilgili 30 yıldan daha fazla süredir ürün geliştirme ve üretim çalışmaları yapılıyor. Yoğuşma tekniği, termik
güneş enerjisi sistemleri ve ısı pompaları ön planda olmak üzere, sürdürülebilir bir kaynak olan biyokütle yakan katı
yakıt kazanları da bu ürünler arasında
yer alıyor. Geleceğin ısıtma sistemleri olarak primer enerjili ısı pompaları,
mikrokojenerasyon, jeotermal enerjinin
yaygın kullanımı, yakıt hücreleri ve H2
teknolojisi de öne çıkıyor.
Faruk Çimen / Üntes
Klima Sistemlerinde Enerji
Tasarrufu Proje-İmalat-Montajİşletme-Uygulamalar
• Klima santrallerinde ısı geri
kazanım ünitelerinin (sudan havaya
bataryalı ısı geri kazanım üniteleri,
havadan havaya plakalı ve
tamburlu tip ısı geri kazanım
üniteleri) kullanımı
• Klima santrallerinde basınca veya
debiye bağlı debi kontrolü ve
frekans invertörü kullanımı
• Klima sistemlerinde değişken
debili tasarımlar ve ekipmanların
kullanımı
• Klima sistemlerinde otomatik
kontrol uygulamaları
tama atılan ısının bir kısmının yine dış
ortamdan alınan taze havaya aktarılması
ile enerji kazanımıdır. Soğutma şartları
için tersini söylemek mümkündür.
Sistemde taze hava yok veya düşükse,
egzost yapılmıyorsa bu yöntem faydalı
olmayabilir. Karışım havalı cihazlarda
mevsim geçişlerinde free cooling (serbest soğutma) özelliği göz ardı edilmemeli. Çünkü bu soğutma ihtiyacının,
ilave soğutmaya ihtiyaç duyulmadan,
taze hava ile çözülebileceği koşullar
için doğrudan enerji tasarrufu demektir. Ünitelerin doğru kapasitede seçilmiş
olması da basınç kayıplarını önleyeceği
için enerji kullanımı açısından kazanç
sağlayacaktır.
İSKİD ‘in 2009 yılı klima santralleri
imalat istatistiklerine göre, ülkemizde
kullanılan toplam klima santrali, kabinli aspiratörler hariç 7270 adettir. Bu
santrallerin ısı geri kazanım üniteli
olarak üretilenlerinin sayısı ise 1330
adettir. Yani santrallerin sadece %18’i
ısı geri kazanımlı olarak üretilmektedir.
Bu miktar plakalı ve tamburlu tip ısı
geri kazanım ünitelerini kapsamaktadır.
Aynı istatistiğe göre, ısı geri kazanımlı
taze hava ünitelerinin üretim ve ithalat
miktarları ise 3047 adettir.
Klima santrallerinde kullanılan ısı geri
kazanım üniteleri tipleri:
Sudan havaya ısı geri kazanım
üniteleri
Havadan havaya – plakalı tip ısı geri
kazanım üniteleri
Havadan havaya – tamburlu tip ısı
geri kazanım üniteleri
Klima santrallerinde en çok elektrik
tüketen komponentlerden biri, elektrik
motorlarıdır. Herhangi bir otomasyon
uygulaması olmaksızın bu motorlarlar,
cihazın devrede olduğu süre boyunca
tam kapasite çalışır. Elektrik motorlarında harcanan enerjiden tasarruf
Klima Santralında ısı geri kazanım edilmesi için frekans invertörü ile debi
uygulamaları:
kontrolü yapılabilir.
Klima santrallerinde ısı geri kazanımı; Özellikle filtrelerin kirli veya temiz olmahalden egzost edilen hava ile dış or- duğu durumlarda aynı debide çalışarak
44 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
gereksiz enerji tüketimini önlemesi açısından frekans invertörü avantaj sağlar.
Frekans invertörü ile kullanılması gereken geriye eğik kanatlı fanların verim
değerlerinin yüksek olması da ayrıca bir
tasarruf sağlar. Bir cihazın sadece bir
mahale hizmet verdiği uygulamalarda,
mahal sıcaklığına bağlı olarak yapılan
debi kontrolü, elektrik motorlarınca
harcanan elektrik enerjisinde büyük kazançlar sağlarken konfor şartlarının stabil tutulabilmesini de mümkün kılar.
Çok zonlu sistemlerde de sıcaklığa bağlı
debi kontrolünün yapılması ve zonlarda
değişken debi kontrol ekipmanlarının
kullanımı enerji tasarrufu sağlar.
Değişken debi kontrol ekipmanları
zon kanalları üzerinde kullanılır, basınca bağlı veya basınçtan bağımsız (debi
ölçümlü) olarak çalışabilir.
Klima santrallerinde enerji tasarrufu
sağlanmasına yönelik bir diğer önemli
yöntem, otomatik kontrol uygulamalarıdır. Otomatik kontrol uygulamalarında gerekli olmadıkça On-Off çalışan sistemler yerine oransal kontrollü
sistemlerin tercih edilmesi daha fazla
yarar sağlamaktadır.
Dünyada ve dünyaya gerek teknoloji
gerekse teknolojilerin kullanımı açısından entegre olmak isteyen ülkemizde bu konulara dikkat çekilmesine, bu
uygulamaların yaygınlaşmasına çaba
sarfedilmelidir.
Virginie Lori / CIAT
“Geleceğin HVAC cihazlarında
tasarım öncelikleri neler
olacak?”
Bir üretici olarak en başta sorumlu
olduğumuz konu, çevresel gerekleri
kavramamızdır.
Yapılar, her Avrupa ülkesinde Avrupa
Direktifi 2009/91/EC 16 (EPBD)’ya
göre yapılandırılan yasal mevzuatlar
doğrultusunda inşa edilmektedir.
Yüksek performanslı binaların kapsamlı
tasarım metodolojilerine göre planlanması gerekmektedir.
BREEAM (BRE environmental assessment method) ve HQE (high environ-
Sempozyum
mental quality) tasarım ve uygulamayı
belirli kurallara bağlayan iki önemli
Avrupa sertifikasyonudur, sürdürülebilir yapıların inşası ve işletimini çevresel
performans kriterlerine göre tanımlar.
Nisan 2008’den beri, bu iki sertifikasyon
Avrupa sertifikasyon kriterleri olarak
harmonize edilip birleştirilmiştir (SB
Sürdürülebilir Gelişme için ittifak).
Avrupa bütünleşik tasarım metodu
2012 yılına vardığımızda şu sonuçları
içermelidir:
• Binaların enerji tüketimleri 50
kWh/m2/yıl değerinin altına
düşecek: Bu değer, gelecek yeni
EPBD direktifi ile uygulamaya
konacaktır.
• Hava kalitesi için yeni bir
yönetmelik yürürlüğe girecektir.
• Konfor koşulları iyileştirilecektir.
Eko-tasarım, HVAC ürünleri için stratejik çevresel bir içeriğin dahil edilmesidir. Bu, birçok çevresel sertifika gereği
ortaya çıkaracaktır.
Eko-tasarım ürünün çevresel etkilerini
en aza indirgeyen koruyucu ve gönüllü
yaklaşım olacak; seçilen materyallerin
insan sağlığına etkileri gözetilmiş olacak, daha yüksek bir enerji verimliliği
sağlanacak, materyal yeniden değerlendirilebilir nitelikte olacak, ürünün
kullanım ömrü sonunda geri kazanılır
özellikte olması gerekecek.
Enerji optimizasyonları ile çevresel açıdan da verimli sistemler, yüksek performanslı binalar, kombine tasarım süreci
ile ilgilidir.
Eko-tasarım, ekolojik olarak dizayn edilmiş ürünlerle bütünleştirilmelidir. Enerji tüketimini ve çevresel zararlı etki46 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
leri azaltmak, ürünün üretim süreci için
de, kullanım ömrü boyunca da geçerli
hedefler olmalıdır. Ürünün, bir HVAC
sistem unsuru olarak, kullanım ömrü
boyunca değeri, yeni dönemde çevresel
sertifikasyonla birlikte artacaktır.
Hammaddeden üretim süreçlerine,
nakliyeden işletmeye alma sürecine ve
kullanım sürecine, nihayetinde kullanım ömrünü tamamladığında geri
dönüşümüne kadar her şeyin “daha az”
olması söz konusu; daha az hammadde
kullanımı, daha az enerji tüketimi, daha
az atık gibi..
ve özellikle 2009’da küresel krizin etkileri ile bir miktar ivme kaybetmiş
olsa da yeni yapıların inşası konusunda
Avrupa başta olmak üzere pek çok yere nazaran avantajlı konumda sayılırız.
Nüfusumuz, en önemli avantajlarımızdan biri.
“Gelecek Geliyor”
Gelecek için yapılacak en önemli yatırımların başında teknoloji geliştirmek,
Ar-Ge alt yapımızı güçlendirmek geliyor. Bunun için de sektörümüz ve üniversitelerimiz arasındaki ilişkiyi geliştirmemiz, üniversitelerimizi sürecin içine
“Ürün Çevresel Profili” her bir ürün ti- çekebilmemiz gerekiyor.
pi için tanımlanacak, bu, kullanıcıya bir
performans garantisi de sunmuş olacak. Geleceğin tesisat mühendisinin, daha
Benzer biçimde bu standardize edilmiş çok disiplinde bilgi sahibi olması geprofil, binanın karbon ayak izini hesap- rekiyor. Bir tarafta mekaniğin dışında
elektrik, elektronik, akustik, yalıtım kolayan yazılımlarda tanımlanacak.
nularında da genel bilgilere sahip olmak
Eko-tasarım, geleceğin HVAC sis- zorunda olduğu gibi, belirli bir disiptemlerini belirleyen stratejik bir unsur linde ise yoğunlaşarak uzmanlık alanı
olacak. Aynı zamanda BREEAM ve geliştirmesi söz konusu olacak.Teknik
HQE sertifikasyonu için de bir gere- eğitim de buna paralel olarak değişiyor.
kirlik kriteri olarak kabul edilecek. Tüm Mesleki Yeterlilik tanımlarının yenilenHvac ürünleri geleceğe karşı sorumlu- mesi gerekecek. TTMD de bu sürecin
dur. Tabii ki, bu her bir cihaz için de içinde yer alarak doğru tanımlanmasını
karbon ayak izini azaltacak, daha iyi sağlamalı.
konfor koşulları ve daha sağlıklı ortam Çevre ve enerjiye dayalı yeni ekonominin temelinde;
havası sağlayacak.
kullanılan enerji kaynaklarının kısıtlı
olması, belirli süreler içinde tükenecek
Mehmet Rodop / Akcor A.Ş.
Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel olmaları ve çevreye zararlı etkileri rol
Müdür Yardımcısı
oynamaktadır. Konvansiyonel ener“Geleceğin Hvac+R Sektörünü ji kaynakları açısından, büyük ölçüde
Şekillendiren Etmenler”
Rusya, Kafkaslar ve Ortadoğu bölgelerine bağımlılık söz konusudur.
1990‘ların başından itibaren yenilenebilir enerji yatırımlarına devlet desteği
uygulayan Almanya’nın günümüzdeki
enerji maliyeti, toplam enerjinin sadece
yüzde birini yenilenebilir enerjiden elde
eden İngiltere’ye göre % 36 ucuzdur.
Güncel maliyetleri dikkate alındığında
ısı pompası sistemlerinin veya fotovoltaik enerji sistemlerinin devlet desteği
olmadan yaygınlaşması veya kullanıTürkiye geleceğin on ekonomisi ara- mın istenen hızda artması mümkün
sında gösteriliyor. Türk inşaat firmaları görülmemektedir.
ABD’den sonra ikinci sırayı aldı. 2008 Pasif Evler, yüksek verimli ısı pompa-
Sempozyum
sı cihazlarının, yüksek verimli güneş
enerjisi sistemleri ile desteklenmesini,
havalandırmada yüksek verimli (%80)
havadan havaya enerji geri kazanımını
ve süper yalıtım olarak tanımlanan bina
yalıtımını içermektedir.
- Gelecekte muhtemelen bina
dış yüzeyleri, binanın elektrik
enerjisinin bir kısmını veya
tamamını karşılamak üzere ikinci
bir görev yapıyor olacaklar. Ayrıca
mikro rüzgâr türbinleri binalarda
daha sık rastlanan ekipmanlar
olacaktır.
- Soğutma sistemleri muhtemelen
artık soğutucu akışkan
içermeyeceklerdir.
- Gelecekte havalandırma, ısıtma ve
soğutma için kullanılacak bir çok
sistem çok daha doğal yöntemler
içerecektir.
- Halen kullanılan bir çok sistem
yakın gelecekte verimsiz olduğu
için veya çevreye bilinen zararları
nedeniyle değiştirilecektir. Bu
durum sektörü olumlu yönde
etkileyecek yenileme pazarı
yaratacaktır.
- Yeni sistemler daha verimli
oldukları için enerji tasarrufu
sağlayacak ve karbon salımı
azalacaktır.
Örnek olarak ARI verilerine göre
ABD ‘de 2003 yılına kadar CFC içeren
soğutma gruplarının % 51’i değiştirilmiş, daha yüksek verimli olan yeni sistemler ilk yılda yatırımın % 20 ila % 35
kadarını geri ödemiştir. Bu sayede yılda
7 milyar kWh enerji tasarrufu sağlanmıştır. Bu miktar 740.000 beyaz eşyanın
bir yılda tükettiği enerjiye eşittir. Başka
bir olumlu etki ise yılda 4 milyon ton
daha az CO2 üretilmiş olmasıdır.
•
•
•
•
deplasmanlı havalandırma, daha az
yağ kullanan soğutma sistemleri,
radyant soğutma, soğutucu akışkan
kullanmayan soğutma sistemleri..
Soğutucu Akışkanlar; doğal
soğutkanlar, propan, bütan..
Kontrol sistemleri; akıllı sistemler,
kablosuz erişim, internet..
İnsan faktörü; konfor koşulları ve üretkenlik artacak..
Tasarım grupları; Tasarım süreçleri
BEP, EPBD, LEED, BREEAM
vb. sertifikasyonların gerekleri
doğrultusunda yol alacak, özel
ihtisas alanları gelişecek..
Naci Şahin (Friterm)
“HVAC Sistemlerinin Geleceği
ve Beklentiler”
Ozon Tüketen Maddeler:
Kloroflorokarbonlar (CFCs):
Tüm ozon tüketen maddeler içerisinde en fazla kullanılandır. İlk olarak
1920’lerde sülfürdioksidi soğutucu bir
gaz gibi kullanmak için geliştirildi. Zehirleyici olmamaları, yanıcı olmamaları,
kararlı doğası, ısıyı emme etkinlikleri
onları 20. yüzyılda özellikle soğutucu
alanında bir numaralı seçenek yaptı.
Bu grupta olan gazlardan bazıları, R11,
R12, R113, R114 ve R115’dir.
Gelecekte HVAC&R uygulamalarını Yapılan anlaşmalar sonucu tüm dünenerji ve çevre dışında şu faktörler et- yada kullanımdan kaldırılma tarihi ise
kileyecektir; insan faktörü, politik etki, 1996 olarak belirlenmiştir.
toplumsal etki, iletişim..
Gelecekte öngörülen teknoloji değişim Hidrokloroflorokarbonlar
(HCFCs):
alanları
Hidrokloroflorokarbonlar’da klor içe• Ekipmanlar ve Sistemler; termo
rirler, fakat ozon tabakasına yerlerielektrik soğutma, doğal veya
ne kullanılmak üzere geliştirildikleri
kloroflorokarbonlardan daha az zarar
vermektedirler. Onlar, kuvvetli ozon
tüketicilerden ozona dost kimyasallara
doğru uzanan zincirde geçici bir basamak sayılırlar.
En çok kullanılan hidrokloroflorokarbon
(HCFC), tüm hidrofloroklorokarbon
kullanımının %85’ini içeren HCFC22’dir. HCFC-22 az zehirleyiciliğe ve
az yanabilirliğe sahiptir ve enerji oranı
yüksek bir soğutucudur. Diğer örnekler, R-123, R-401A, R-401B, R-402A,
R-402B, R-409A ve R-416A’dır. Tüm
dünyada kullanımdan kaldırılma tarihleri 2030 yılı olarak belirlenmiştir.
Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin
önlenmesi, ozon tabakasını incelten
maddelerin kullanımının kısıtlanmasına
yönelik uluslararası yasal düzenlemelerin başında 25 ülke tarafından 1987’de
imzalanan “Ozon Tabakasını İncelten
Maddeler Üzerine Montreal Protokolü” gelmektedir. Bu anlaşmada CFC
(kloroflorokarbon) tüketiminin 1999’a
kadar 1986’ya kıyasla yarıya indirilmesi ve halon tüketiminin artırılmaması
üzerinde anlaşmaya varılmıştır. Protokolde, zaman içinde bazı değişiklikler
yapılmış, Haziran 1999’a gelindiğinde
protokolü imzalayan ülke sayısı 168’e
çıkmıştır. Protokolün son haline göre;
Kloroflorokarbonlar (CFC), halonlar,
metilkloroform ve karbontetralorid
tüketimleri, gelişmiş ülkelerde 1996,
gelişmekte olan ülkelerde 2010 yılı
itibariyle sona erecektir. Ancak Çevre
Bakanlığı’nca, Türkiye için bu tarih üretimde kullanım için 2000 yılı, serviste
kullanım için 2010 yılı olarak tesbit
edilmiştir. Bu maddelerin kişi başına yıllık tüketimi 0,30 kg’dan az olan
ülkeler, gelişmekte olan ülkeler olarak
tanımlanmıştır.
Hidrokloroflorokarbonlar (HCFCs),
daha az zararlı oluşları nedeniyle
CFC’lere alternatif olarak gelistirilmiş
kimyasallardır. Montreal Protokolü’ne
göre bunların tüketimi de 2030 yılında
tamamen sıfıra indirgenecektir.
Burada belirtildiği gibi CFC ve
HCFC’lerle çalışan sistemlerin çevreci
TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010 47
Sempozyum
yasalarla yasaklanması ticari şirketlerin çevreci, alternatif akışkanlar kullanan sistemler geliştirmelerini gerekli
kılmaktadır.
Montreal protokolü’nün yanı sıra, 1992
yılında Rio’da yapılan Çevre ve Kalkınma Konferansında “Birleşmiş Milletler
İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi”
kabul edilmiş ve 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Kyoto Protokolü, gelişmiş ülkelerin
2000 yılındaki sera gazı emisyonlarını
1990 yılı seviyesinde tutmak için Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin yetersizliğinden
hareketle, yükümlülüklerin daha sıkı
hale getirilmesi ve bağlayıcı bir belge
olması amacıyla hazırlanmıştır. Kyoto
Protokolü’nün hedefi, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmenin EK-I’inde yer
alan ülkelerin sera gazı salımlarını 2012
yılına kadar 1990 seviyesinin % 5.2 altına düşürmektir.
1987 Montreal Protokolu ile alınan kararların uygulanması için, ABD Kongresi 1990 Temiz Hava Yasası Değişikliklerini yürürlüğe koydu. Bu yasa, CFC
ve HCFC soğutucu akışkanlarının kullanımının aşamalı olarak yasaklanmasını zorunlu kıldı. Başta R-11 ve R-12
olmak üzere CFC’lerin klima uygulamalarında kullanımı için üretimi 1995
sonunda durduruldu. Aynı plana göre
bütün klima vb. üreticilerinin HCFC’li
yeni cihaz üretimlerini 1 Ocak 2010 tarihine kadar durdurmaları gerekiyordu.
Türkiye’de de Çevre ve Orman Bakanlığı, Ozon Tabakasını İncelten
Maddelerin
Azaltılmasına İlişkin Yönetmelik yayınladı. Ayrıca Kyoto Protokolüne
katılmanın uygun bulunduğuna ilişkin
kanun tasarısı da 05.02.2009 tarihinde
TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
HVAC sistemlerinin dönüşümünde
ortaya konacak temel yaklaşımlar atık
enerjinin kullanımı, enerjinin etkin kullanımı ve yenilenebilir enerjinin kullanımı yönünde olabilir.
48 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
Günümüzde CFC ve HCFC soğutkanların yerine, ozon tabakasına dost
hidroflorokarbon HFC soğutkanların
kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır.
Bu akışkanlar özellikle HFC-134a,
HFC -407c, HFC-410a, HFC-404a,
HFC-417a, HFC-421a gibi soğutkan
çeşitlerini içerir. Ancak, ozon tabakasına zarar vermeyen HFC soğutkanlar
yüksek küresel ısınma potansiyellerine
(GWP) sahiptirler.
Yüksek küresel ısınma potansiyellerine
(GWP) sahip olan akışkanların karşısında CO2 (R744) ve NH3 (R717/
Amonyak) gibi doğal soğutucu akışkanlar kendilerini göstermektedir. NH3
(R717/Amonyak) akışkanının endüstri
de yaygın olarak kullanılmasının yanı
sıra CO2 (R744) akışkan olarak son
yıllarda kullanıma geri dönmüştür. CO2
gazını soğutucu akışkan olarak kullanabilmek için gerekli Ar-Ge çalısmasını
yapabilen ve gerekli ticarileşme adımlarını atabilen şirketler pazar avantajına
sahip olacaktır.
Enerji verimliliği, doğal soğutma uygulamaları, sulu soğutma uygulamaları için
serbest soğutma sistemleri, soğuk tavan
(chilled beam) sistemlerinde serbest
soğutma uygulamaları, ısı geri kazanım
uygulamaları, güneş başta olmak üzere
yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve ısı pompalarının öne çıkması
söz konusu olacaktır. Bölgesesl soğutma
dikkat çekmesi beklenen uygulamalar
arasında sayılabilir.
Selman Tarmur - Isısan
Isıtma ve Klima San. A.Ş.
Genel Müdürü
“HVAC Sistemlerinin Geleceği
ve Beklentiler”
“Dünya Yeşile Dönüyor”
HVAC Sektöründe bugün ağırlıklı olarak konvansiyonel sistemler ön planda
iken gelecekte hızla yükselen bir grafik
ile enerji verimi yüksek, yoğuşmalı sistemler ve yenilenebilir enerjiler önem
kazanacaktır. Bugün sadece ısıtma ve
kullanma sıcak suyu üretimi ile ilgilenenler yarın HVAC ve kullanma sıcak
suyu üretimi ile ilgilenecekler. Bugün
bölgesel düşünenler yarın global düşünmek zorunda kalacaklar.
Bugün sadece bireysel ürün ve sistemleri düşünen şirketler yarın ticari ve endüstriyel uygulamalara yönlenecekler.
Ürün odaklı yaklaşımlar yerini sistem
odaklı yaklaşımlara bırakacaklar.
2020 yılında günümüze göre gerek gazlı cihazların gerek sıvı yakıtlı cihazların
payı azalacaktır. Buna karşılık ısı pompalarının ve hava kaynaklı ısı pompası
ile yoğuşmalı duvar tipi cihazların beraber kullanılacağı hibrid sistemlerin
pazardaki payı artacaktır. 2020 yılında
pazarın yaklaşık yarısının ısı pompaları
ve hibrid sistemlerden oluşacağı tahmin edilmektedir. Gazlı veya elektrikli
kullanma sıcak suyu üreticileri yerini
ısı pompası kullanma sıcak suyu üreticilerine ve güneş enerjisi sistemlerine
bırakacaktır.
Bölge olarak Amerika kıtasını aldığımızda ise gelecekteki trendler de Batı
Avrupa’ya göre bazı farklılıkların görülmesi beklenmektedir. Örneğin Kuzey
Amerika’daki bireysel HVAC sistemlerinde 2020 yılında günümüze göre gazlı
cihazların pazar kaybedeceği, sıvı yakıtlı
cihazların yerini koruyacağı, günümüzde pazarda oldukça az olan ısı pompası
ve hava kaynaklı ısı pompası ile yoğuşmalı sistemlerin beraber kullanılacağı
hibrid sistemlerin ise pazarda büyüyeceği tahmin edilmektedir. Güney
Amerika’da ise Klima+Fosil yakıtlı yedek sistemlerin pazarda azalacağı ve ısı
pompalarının pazarda büyüyeceği tahmin edilmektedir.
Isıtma sistemlerine bakıldığında ısı
pompalarında ciddi bir pazar büyümesi
tahmin edilmekte, bunun yanında hib-
Sempozyum
rid sistemlerinde pazarda büyük bir yer
tutacağı düşünülmektedir. Gazlı bireysel cihazlarda ve sıvı yakıtlı cihazlarda
ise gelecekte pazarda küçülme beklenmektedir. Buna karşılık ticari ve endüstriyel sistemlerin ve birleşik ısı güç üreticilerinin de büyümesi beklenmektedir.
Toplam ısıtma pazarındaki büyümenin
diğer sistemlere göre daha düşük olması
beklenmektedir.
VAC (Klima Havalandırma) pazarının
toplamda ciddi biçimde büyüyeceği
tahmin edilmektedir. Bireysel sistemlerin, merkezi sistemlere göre pazarlarını büyüteceği, ancak VAC’daki yüksek
büyüme sebebiyle gerek merkezi gerek
bireysel sistem segmentlerinde büyüme
düşünülmektedir.
Kullanma sıcak suyu üretimindeki teknoloji trendleri açık şekilde ısı pompası sıcak su üreticileri ve güneş enerjisi
olup, gazlı ve elektrikli kullanma suyu
üreticilerinin pazarında küçülme tahmin edilmektedir.
Tahminlere göre ısıtma, diğer segmentlere göre nispeten daha küçük bir
büyüme kaydedecek, bu büyüme de
Avrupa’dan ziyade Amerika ve Asya Pasifik bölgesinde görülecektir. Aynı şeyi
VAC sektörü için de söylemek mümkün. Kullanım sıcak suyu segmentinin
ise yine Asya Pasifik bölgesinde daha
büyük bir büyüme oranına ulaşacağı
tahmin ediliyor.
Isıtma sektöründe ısı pompaları ve
merkezi sistem kazanları, pellet yakıtlı
kazanlar öne çıkarken, küçük kapasiteli
yer tipi ve duvar tipi gazlı kazanların
gerileme kaydetmesi bekleniyor. Sıcak
su üretiminde de güneş enerjisi ve elektrikli ısı pompaları yükselişe geçerken,
konvansiyonel sistemlerde, gazlı, elektrikli cihazlarda düşüş görülebilecektir.
Dünyadaki klima havalandırma pazarında gelecekteki trendler ne olacak
dersek, >5 kW’den büyük bireysel sistemlerin öneminin daha da artacağı,
bunun yanında merkezi sistemlerinde
bugünkü konumlarını koruyacakları
tahmin edilmektedir.
Avrupa Birliği’nin enerji ihtiyacının
%12’sini yenilenebilir enerji kaynakla50 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
rından sağlama hedefi yanında bizim
enerji ihtiyacımızın halen %75’ini ithalata dayalı enerjiyle karşıladığımızı düşünürsek, ülkemizdeki doğal kaynaklar
sayesinde yeşil ve temiz enerji konusunda yüksek potansiyelimizi kullanmamızın ne kadar önemli olduğunu bir kez
daha anlayabiliriz.
HVAC sistemlerinin geleceği üzerinde
etkisi olacak bir diğer konu da üzerinde
çalışılan yeni yasa, yönetmelik ve mevzuatlardır. Örneğin şu anda gündemde
olan EUP Direktifi, yani Energy Using
Products direktifi, tüm kullanım süreci
boyunca çevreye olan etkileri dikkate
alınarak, bir ürünün tasarımını yapma
yaklaşımıdır. Bu konuda yapılacak değerlendirme kapsamında, hammadde
seçiminden ve üretim sürecinden ambalajlamaya, dağıtıma, bakım ve kullanıma
ve son olarak ürünün kullanım ömrü
dolduktan sonraki geri dönüşüm, geri
kullanım gibi süreçlere kadar ürünün
tüm yasam süreci yer almalıdır.
6 Temmuz 2005 tarihinde Avrupa Parlamentosu, enerji kullanan ürünler için
eko-tasarım direktifinin ilk odak noktası, sera gazlarının ekonomik olarak
azaltılmasında yüksek bir potansiyele
sahip olan enerji kullanan ürünler olacaktır. EUP kapsamında istenen yüksek
verim seviyelerine ulaşmak için, ısıtma
cihazları, yenilenebilir enerjiler ve bu
kombinasyonların kontrolleri beraber
bir sistem olarak çalışmak zorunda
olacaktır. Dünya yeşile dönüyor, çünkü:
Avrupa 2020 yılına kadar karbondioksit
emisyonlarını %20 oranında azaltmayı
hedefliyor, bir Avrupa ülkesi enerji verimli sistemlere teşvikler sunuyor. G-8
ülkeleri 2050 yılına kadar karbondioksit emisyonlarını %50 oranında azaltmayı hedefliyor. Çin 2020 yılına kadar
toplam enerji kullanımının %35’ini
yenilenebilir enerjilerden karşılamayı
hedefliyor. Amerika’da güneş enerjisi
sistemlerine ve ısı pompalarına teşvik
için sistem maliyetinin %30’una kadar
vergi indirimleri veriliyor.
Ekonomik kriz sonucunda ortaya çıkan
teşvik paketleri ile enerji verimliliğine
yönelik yatırımlar arttı, bu alanda kriz
sonunda kamu alanında da enerji verimliliği yatırımların arttığı görülüyor.
Birleşmis Milletler Çevre Programı
raporlarına göre başı çeken devletler
teşvik paketlerinde 183 milyar dolarlık
bir miktarı temiz enerji yatırımlarına
ayırmışlardır. Bu rakamın 61 milyar
dolarlık kısmı enerji verimliliğine, 34
milyar dolarlık kısmı ise yenilenebilir
enerji alanına aktarılmıştır. Almanya’da
Federal Hükümet yaklaşık 600 milyon doları enerji verimliliği projelerine
aktarmıştır.
Küresel sorunların gerektirdiği işbirlikleri için meslek organizasyonları ve
platformlarının işbirliği şart.
Sempozyum
Panel: Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği
Koordinatör: Cafer Ünlü
Panelistler: Erdal Çalıkoğlu, Murat
Bayram, Melih Yalçın, Sedat Arıman,
Celalettin Çelik, Ali Eren, Abdullah
Bilgin
Cafer Ünlü – TTMD Başkanı
2 Mayıs 2007’de Enerji Verimliliği Kanunu, 5 Aralık 2009’da Binalarda Enerji
Performansı Yönetmeliği yürürlüğe girdi. BEP, 1 Nisan 2010 tarihinde değişikliğe uğradı. Yönetmelik, bütünleşik
çözümler getiriyor. Tesisat mühendisleri
olarak, aydınlatma dışında sürecin her
yerinde varız. TTMD, bu yönetmeliğin
hazırlık sürecinin ilk başından beri var.
BEP, sadece tesisat mühendisliği alanını ilgilendirmiyor, kamuyu da yakından
ilgilendiriyor. Bunu bir basın toplantısı
ile kamuyla paylaştık.
Bir enerji verimliliği kriteri olarak
Enerji Yoğunluğu değerlerine bakacak
olursak, ülkemizin yaklaşık on yıllık bir
dönem içinde kayda değer bir gelişme
elde edemediğini görmekteyiz.
Enerji Yoğunluğu, bir ülkenin ürettiği değer için TEP cinsinden tükettiği
enerjidir. Bunun için TEP/GSMH =
Enerji Yoğunluğu
Erdal Çalıkoğlu - EİE Genel
Müdür Yardımcısı
Sınırlı kaynaklarımızı Megawatt için
değil, Negawatt (negatif watt’lar)
kullanmalıyız.
Enerji kullanım ve yoğunluğunda; AB
ülkelerinde %5-%30 arası bir azalma
var. Bu konuda yapılacak iyileştirme
yatırımları için 60 milyar Euro’lardan
bahsediliyor. Enerji verimliliğinde kara
deliklerimiz var; birincisi israf, ikincisi yalıtım, üçüncüsü verimsiz ekipman
kullanımı. Türkiye hızlı kalkınan bir
ülke. Enerji yoğunluğunu azaltma konusunda çok başarılı olamadık. Ama
enerji verimliliğinin yegane göstergesi
enerji yoğunluğu değil. Enerji verimliliğinde bir çok yüksek potansiyelimiz var.
Hizmetler sektöründeki enerji yoğunluğu artışı sanayinin çok üzerinde. Nihai
enerji talebinde, enerji verimli senaryolara göre 2020’lerde %20, 2030’larda
%30’lara varan iyileştirme hedeflerimiz
var. Kullandığımız ev aletlerinde daha
verimli cihazlara doğru bir geçişi sağlamamız gerekiyor.
1998 2007
Danimarka
0,136 0,110
Norveç
0,161 0,138
Avusturya
0,162 0,149
Türkiye
0,289 0,288
Enerji Verimliliğinde Radikal
Dönüşüm
Vizyon; Enerjinin tamamını faydaya
dönüştüren bir Türkiye..
2023 yılı için temel hedef; birim milli
gelir başına tükettiğimiz enerjiyi (enerji yoğunluğunu) %20 azaltmak. AB de
aynı oranları telaffuz ediyor. Biz bunun
da üzerine çıkabiliriz.
kontrolü Binalarda Enerji Performansı
Yönetmeliğinde, EİE, Bayındırlık ve
İskân Bakanlığı ile birlikte yürütülen
çalışma neticesinde, bazı değişiklikler
yapıldı. Nisan ayında yapılan değişikte
yapısal olarak, tavsiye niteliğindeki hükümleri zorunlu hale getirmek, açıklık,
şeffaflık amaçlandı. Diğer mevzuatlarla uyumunda sıkıntılar vardı. Enerji ve
Çevre Bakanlıklarının da yönetmelikleri var, BEP’in ilgili yönetmeliklerle
uyumlandırılması gerekti. Kat Mülkiyeti Kanununda değişiklik yapmıştık.
Bireysel sistemlerden merkezi sisteme
geçiş kararı için oy çokluğu, merkezi
sistemden bireysele geçiş kararı için,
(2000 m2’nin üzerinde) oybirliği sağlanması gerekiyor.
Bu gibi yasal mevzuatlar AB’de de 35 yılda bir revize edilir. Bir sonraki
revizyonda daha bütünleşik olmaya
gidilecek.
Binanın enerji talebi belirlensin, emisyon hesabı yapılsın deniyor.
İki kriteri esas alalım: yıllık enerji ihtiyacı X’in üzerinde olamaz, emisyon
Y ’nin üzerinde olamaz. Bunu fiksleyelim. Tasarımcılar buna göre tasarımlarını geliştirsin deniyor. Bugünkü
koşullarımıza göre bu çok mümkün
görünmüyor.
Ama bu bir süreç. Mevcut BEP Yönetmeliğimiz de bunun bir parçası.
“Bir nal atı kurtardı,
O at taşıdığı haberciyi kurtardı
Haberci, orduyu kurtardı
Ordu ülkeyi kurtardı
Bir nal, ülkeyi kurtardı..”
Murat Bayram - Bayındırlık
Bakanlığı Yapı İşleri Genel
Müdürlüğü - Binalarda Enerji
Verimliliği Şube Müdürlüğü
Şube Müdür Yardımcısı:
Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği değişikliğine neden ihtiyaç duyuldu?
Enerji yönetim standardı EN 16001
Aslında yönetmeliğin kapsam ve kurguEnerji Yönetim Uygulamaları.
Binalarda Enerji Performansı Tasa- sunda değişiklik olmadı. Mimari tasarırım esasları, ısı yalıtımı, ısı ve sıcaklık mından işletmesine kadar sürecin tüm
TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010 51
Sempozyum
etaplarında verimliliği artırıcı madde
başlıklarında ciddi değişiklikler yok. En
çok sorulan şey; merkezi sistem/bireysel sistem kullanımına yönelik tanım ve
kısıtlar konusu oldu. Neredeyse sadece
buna odaklanıldı. Yönetmeliğin önceki
halinde merkezi sistem gereği olarak
belirtilen 1000 m2’nin neyi ifade ettiği
tartışılmıştı. Revizyonda buna yönelik
tanımlar eklendi. Mekanik sistemlerde
yalıtımlar bir hesap sonucu olacak. 1000
m2, 2000 m2 veya 8 – 12 bağımsız bölüm gibi açıklayıcı noktalar getirildi.
Bir binada 12 bağımsız bölüm varsa o
binada bir yönetici olması zorunluluğu var. Yoğuşmalı sistem zorunluluğu
maddi hataydı. Yoğuşmalı cihazlar, sadece 250 m2 üzerinde, bireysel sistemler
için söz konusu..
Soğutma sistemlerinde merkezi sistem
tasarımı için, “soğutma ihtiyacı 250
kW’dan büyük olan konut dışı binalar” tanımı getirildi. Merkezi sıcak su
sistemi zorunluluğu 2000 m2’ye çıktı. Isı pompası konusu üzerinde ekler
yapıldı.
Enerji Kimlik Belgesi uygulaması; 1
Temmuz 2010’da başlayacak. EKB’ni
kim verecek? Enerji Kimlik Belgesi,
internet üzerinden çalışacak BEP-TR
yazılımı vasıtasıyla verilecek. Yani EKB;
BEP-TR yazılımı kullanılarak üretilecek, 10 yıl geçerli olacak. Yapı ruhsatına
sahip tüm binalar için EKB gerekecek
(eskiden 1000 m2 üzerindeki binalar
için söz konusu idi). Enerji Kimlik
Belgesi, bina girişine asılmalı. EKB, binanın bütünü için veriliyor. Ama kendi bağımsız bölümünüz için de talep
edebileceksiniz.
Yalıtım 2000 yılından itibaren zorunlu
52 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
idi, BEP’ten sonra daha ön plana çıktı.
EKB vermeye kim yetkili? Yeni binalarda projeciler (mühendis ve mimarlar),
mevcut binalarda EVD şirketleri..
EKB’nin hazırlım sürecinde; M2 başına düşen yıllık enerji tüketiminin belirlenmesi, bu değere göre CO2 salımının
hesaplanması, bu değerin referans bina
ile kıyaslanması, kıyaslama sonucu A-G
sınıflandırılması söz konusu.
Referans bina nedir? Yer, iklim verileri,
geometrisi, bina kabuğu, mekanik sistemler, aydınlatma, sıcak su sistemleri,
yenilenebilir enerjiler ve kojenerasyon
sistemleri gibi parametreler açısından referans değerleri tanımlanmış
örneklerdir.
Yeni yapılacak binalar için D sınıfı ve
alt enerji sınıfında olabilecek tasarım
yapamıyorsunuz.
BEP-TR yazılımını nasıl
kullanacağız?
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı web sitesi üzerinden, yetki alanlar tarafından
kullanılacak. Aynı bina için böylece iki
ayrı giriş yapılamayacak. EKB uzmanları kendi kullanıcı adı ve şifresi ile giriş
yapacak.
EVD-Odalar-Üniversiteler; Bakanlık
adına eğitici rolde olacak. Bakanlık,
eğitim kurumlarını eğitecek.
Eğitim sonunda sınav uygulanacak, sınav sonucunda yeterlilik gösterenlere
programı kullanabilmeleri için kullanıcı
adı ve şifresi verilecek. Eğitim için bir
tebliğ yayınlayacağız, bir takvim ilan edilecek. Haziran’da EKB uzmanları eğitimleri başlayacak. 1 Temmuz’dan sonra
da EKB hayatımıza girmiş olacak.
Melih Yalçın – MMO İzmir
Şubesi
“Binalarda Enerji
Performansı Yönetmeliği
Hakkında Görüşlerimiz”
BEP planları şunları içermeli;
1 - Enerji verimli tasarım
2 - İşletme ve bakım
3 - Belgelendirme
4 - Denetim
5 - Yetki, görev ve sorumluluklar
Yönetmelik çok fazla hüküm içeriyor,
daha basit bir çerçeve olmalı.
Net hedef kW h/m 2 , kwh/kişi
tanımlanmalı.
BEP projeksiyonu içinde; birim alan
başına tasarruf hesabı yer almalı.
Tümüyle mühendislerin etüt-projesine
bırakılmalı.
Makina ve elektrik mühendislerinin sorumluluğunda olmalı.
Makina mühendisleri yetkili olmalı.
BEP yönetmeliğinin eski halinde “mimar ve mühendisler” ibaresi yoktu. Yeni
revizyona eklendi ama neden mekanik
mühendis (makine mühendisi) olarak
yer almıyor? “Mühendis” olarak tanımlandığında jeoloji, ziraat, orman,
tekstil, kimya mühendislerini de kapsıyor.. BEP yönetmeliğinin eski halinde
“Meslek Odaları” tanımında Elektrik ve
Makina Mühendisleri Odası açıklaması
yer alıyordu. Yönetmeliğin revize halinde bu tanım kalkmış.
BEP yönetmeliği yeni hali ile; yasal
süreçte hakime derdini anlatamayacak
hale getirilmiş. Yönetmelikte dava açılabilecek dayanaklar ayıklanmış.
Binalarda kullanılacak cihazlar da EP
(enerji performansı) sertifikalı olmalı.
Bu çalışmanın ekonomik, sosyal, kültürel boyutları göz önüne alınmalı.
Belediyeler bilgilendirilmeli. Uygulama
öncesi mutlaka iyi bilgilendirme yapılmış olması gerekiyor. Denetim süreci de
bir o kadar önemli. MMO denetimleri
üstlenmeye hazır.
Yönetmeliğin sağlıklı işleyebilmesi, baz
alınacak veri ve kriterlerin de sağlıklı
olması ile yakından ilgili. Enerji Verim-
Sempozyum
liliği Kanunu, 2 Mayıs 2007 tarihinde
yürürlüğe girdi. O zamandan beri bir
envanter yapılamaz mıydı? İklim verileri yeniden belirlenemez miydi? Başlangıçta sadece konutları kapsayabilirdi..
BEP yazılımı, odamızdan istenmişti.
Hazırlanan KEP-SDM yazılımının
neden kullanılmadığını da anlayabilmiş değiliz.
faaliyetleri yürütülen binalar, planlanan
kullanım süresi iki yıldan az olan binalar, toplam kullanım alanı 50 m2’nin
altında olan binalar, seralar, atölyeler ve
münferit olarak inşa edilen ve ısıtılmasına ve soğutulmasına gerek duyulmayan depo, cephanelik, ardiye, ahır, ağıl
gibi binalar, bu Yönetmeliğin kapsamı
dışındadır” deniyor, kapsam içinde olmalıydı. AB’de olduğu gibi enerji limitSedat Arıman - İZODER Başkanı lerinin azaltımı öngörülmeliydi.
Isı köprülerinin mutlaka yalıtılması zorunluluğu, yeni düzenlemede kaldırıldı.
28.maddede “ısı yalıtım yönetmeliği
kaldırılmıştır” deneceğine BEP’le yer
değiştirmiştir denseydi, daha doğru bir
ifade olurdu.
Mekanik tesisat yalıtımının büyük
önem taşıyor. Mekanik tesisatta borular, vana, armatür ve tanklar, klima
kanallarından geçen akışkanın sıcaklığına uygun olarak kullanılacak yalıtım
malzemeleri ile sağlanacak tasarruf
ile ekipman kapasitelerinin daha düşük seçilebilmesi mümkün olabilecek.
Korozyon-çürüme azalacak, personel
sıcaktan korunabilecek.
BEP yönetmeliği, binalardaki enerji
tüketimlerini kontrol altına alacaktır.
BEP’ten önce binalarda enerji verimliliklerine yönelik ısı yalıtımı standardı
vardı: TS 825 Binalarda ısı yalıtım yönetmeliği BEP’e dahil oldu. Soğutma
da kapsam dahilinde değerlendirildi.
BEP ve EKB en başta ısı yalıtımını
zorunlu kılıyor. Ama enerji tüketimini
kısıtlamak için olanlar yetersiz. Enerji tüketimi ile ilgili düzenlemeler belli
aralıklarla gözden geçirilip revize edilmelidir. EKB, daha az enerji tüketen
binalar farklarını ortaya koyacak. Çevreye duyarlı, enerji verimli binalara talep
artacaktır.
Yeni BEP; toplam enerjiyi göz önüne
alıyor. Olmazsa olmaz limit, sadece ısıtmada var, soğutmada yok. Madde 2.2’de
istisnalar var. “Sanayi alanlarında üretim
54 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
Celalettin Çelik - DOSİDER
Başkanı
Yıllık primer enerji ihtiyacının belirlenmesi lazım. Mal sahibi ve mühendis ne yapacaklarına buna göre karar
versin. BEP yönetmeliğinin 5 Aralık’ta
yürürlüğe girmesiyle, bireysel sistemleri “1000 m2“ ile sınırlayan bir durumla
karşı karşıya geldik. Bu, kamuoyunda
nımlansın, daha doğru..
Brülör ve kazanlar için getirilen bazı
maddeler, bugün için ekonomik olarak
uygulanabilmesi güç, pahalı çözümler
içeriyor.
Dernek üyelerimizin, verimlilikle ilgili
kaygıları yok. Hepsi buna uygun üretim
yapabilen kuruluşlar. Merkezi sistem –
bireysel sistem tartışmalarında telaffuz
edilen bazı tasarruf verilerini abartılı
buluyoruz. Sözü edilecek her bir veri,
bilimsel ve teknik boyutlara dayanmalı.
Sektörün gerçekleri de göz ardı edilmemeli. Türkiye Avrupa’nın ısı sektörü merkezi olacak. Bu tip sert yasaklar,
sektöre zarar verir. Dialog çok önemli.
Öneri üretirken sektörün kendi içindeki dialoğu, uzlaşma kültürü çok önemli.
Bu alanda çok şey yapıldı ama, yapılması gereken çok şey daha var.
Ali Eren - KBSB Başkanı
Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği diye bir şey, eskiden yoktu, şimdi var. Var olması kötü bir şey olamaz.
Ama yapım süreci de yönetmelik kadar
önemliydi. Yönetmeliğin kendisi kadar
sürecinden de çok şey öğrendik. Bundan sonra başka yönetmeliklerimiz de
olacak. Sürecin yönetimi ve sürece hakim kafa yapısı çok önemli. Her maddenin gerekçesi olması lazım. Yönetmelik revize edilirken neden konduğu,
neden revize edildiği baştan alınarak
tartışılacak.
Sürecin bir paradigması, felsefesi olması
lazım. AB yaptı, (2002/91 EC) biz önümüzde bulduk. Kendi ülkemize uyarlama sürecimizde bir felsefemiz olması
“kombi yasaklanıyor” şeklinde algılandı. lazım. Uyumlandırma çalışması için, di1000 m2 nedir? Bir daireyi 150 m2’den rektifin ülkeye faydalı olması için hangi
kabul etsek, bu, 6-7 dairelik bir yapıda
bireysel sistem kullanılamayacağı anlamına geliyor. Kamusal yapılarda, çok
daha büyük metrekarelerde bile bireysel
sistemler kullanıldı. Türkiye’de pek çok
yerli-yabancı üretici bu alanda yatırım
yaptı. Ne olacak?
Binanın yıllık primer enerji sınırlamasının da çok fazla getirisi olmayacak.
-Çok taraftar olmamakla beraber- tüketilecek ısı ihtiyacı (kWh) olarak ta-
Sempozyum
hale getirilmesi gerektiğine bakılmalı.
Belirli bir menfaat grubu, dernek olarak, kendi yararına veya zararına olanların muhasebesini yapmak, sürece katkı
sağlamaz.
Merkezi sistem zorunluluğuna ilişkin
sınır, bir anda 2000 m2’ye çıktı. Bunun
mantığı ne? Yanlışsa neden topyekün
kaldırılmadı? Yalnız bu maddeden bahsetmiyorum. Mantığının kavranmasında zorluk çekilen maddeler var. İnşaat
sektöründe bölgenin ve Avrupa’nın, en
hızlı büyüme gösteren ülkesiyiz. Ancak tesisat, inşaata paralel büyüyemedi.
1970’lerde inşaat sektöründe tesisatın
payı %3-5’lerde idi, mekanik proje ise
%0,0..gibi yok denecek seviyelerde.. O
zamanlar mekanik proje, tesisat borulama çizimi sayılırdı.Bu açıdan bakıldığında katedilen mesafenin hiç de
küçümsenemeyecek olduğu ortadadır.
Yeni yönetmelikler, sektörü de geliştirici olmalıdır.
BEP, çok iyi bir başlangıç olabilir, ama
koşması için 3 nal ve bir at gerekiyor.
Mevcut yapılara da uygulansaydı, merkezi sistemlerde “çift yakıtlı” yakma
sistemleri getirilseydi iyi olabilirdi.
Isıtma sistemlerinde belirli ölçeklerde
en doğru sistem, bölgesel ısıtmadır.. En
soğuk ülkelere bakın; köyleri, kasabaları
bölgesel, çift yakıtlı sistemlerle ısıtıyorlar. Yönetmelik bu konuda yol gösterici
değil.
Abdullah Bilgin - TTMD
Merkezi sistemlerin öne çıkarılmasından yana koyduk. Bireysel sistemlerin
bugüne kadar bu denli ön planda olmasının bir nedeni de, merkezi sistemlerin farklı konfor beklentilerine şans
tanımamış olmasıdır. 16-24 ˚C arasında tercihlere bırakılmalı. Bireysel ısıtma
sistemlerinin önünü açan bu oldu. Binaların bağımsız bölümlerinin ölçülmesi
paylaştırılmasına dair yönetmelik çıktı.
Ama enerji tüketimlerinin bağımsız bölümlere göre taksimatında, bir binanın
ısı kayıpları göz önüne alınmalıdır. Çatı dairesinde oturana çatının ısı kaybını
yükleyemezsiniz. Binanın kuzey/güney,
çatı/zemin farkları ortak ödemeye alın-
malı. Bina tiplerine göre kayıplar, müştereken faturalara yansıtılmalı.
Yaptığınız tesiste bir fark
yaratamıyorsanız yapmayın..
Ankara’da 1950’li yıllarda enerji etkin
sistemler kurulabilmişti. O gün sayılı mühendisle yapabildiğimizi bugün,
80.000 makina mühendisi, 40.000
elektrik mühendisi ile yapamıyoruz.
Avrupa’nın hedefi “Sıfır Enerjili Binalar”. 120 kentin ısıtmasında kojenerasyon, Helsinki’de Trijenerasyon
yapıyorlar. Bu tesislerde çöpler de değerlendiriliyor. İtalya, merkezi ve bölgesel ısıtmanın önünü açmaya çalışıyor.
İsveç, duvarda 20, çatıda 50 cm. yalıtım
uyguluyor.
Elektrikte linyitin payı %20, hidroliğin
payı %18. Elektrik üretiminde doğalgazın payı büyük. Doğalgaz gibi kıymetli
bir yakıt, kojenerasyon ile yakılmalı, kojen olmayan hiç bir santrala izin
verilmemeli.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, kayıpların 18.8 milyon TEP’ten 28 milyon
TEP’e çıktığını söylüyor. Atık ısı kayıplarının değerlendirilmesi gerekiyor.
Sektörümüzün faaliyetlerinin odağında
önümüzdeki 10 yıl içinde; reversible ısı
pompaları, hibrit sistemler, biokütle ve
diğer yenilenebilir kaynaklar olacak.
2 MW’a kadar ulaşabilen ve daha büyük güç tesisleri artacak.
Mikro-kojen, bioyakıt konusunda Avrupa ile eşgüdümlü çalışmalar yapılmalı.
Jeotermal enerji etraflıca ele alınmalı.
Isıtma referanslı çalıştığı sürece elektrik üreten mikro-kojen, paket-kojen ve
kojen tesislerde elektrik üretimine kesin
alım garantisi verilip lisans aranmasın.
BEP ve EVK’nın daha iyi bir zemine oturması, belirli şeyleri kapsaması
gerekiyor. BEP yenilenebilir ve kojen konusunda son derece yetersiz.
20.000 m2 binada mikro-kojen olur mu?
Son dakikada yazılmış, böyle olunca
uygulanma şansı da yok. Yönetmelikler
günü kurtarmak için delinmemeli. Bir
yıldır yapılan 1000-2000 m2 tartışması
ile zaman kaybetmiyor muyuz?
Yönetmelikler kişilerin yorumuna bırakılamayacak açıklık-netlikte olmalı.
Yönetmeliği yetersiz, revizyonu yersiz
buluyoruz.
Yönetmeliğin bu şekli ile Türkiye’yi
2050’lere hazırlayacağını sanmıyorum.
Sürecin istenen istikamette ivmelenmesi için teşvik mekanizmaları işlemeli.
TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010 55
Sempozyum
Forum: Yurtdışı Mekanik Tesisat Hizmetleri
Ersin Gökbudak: “Azerbaycan”
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin nüfusu 9
milyondur. Başkent
Bakü’nün dışında önemli şehirleri Gence, Lenkeran, Sumgayt ve
Mingeçaur’dur. Nüfus büyüme oranı
% 0.89’dur.
Azerbaycan’da çok kısa sürede temsilcilik ofisi açmak veya şirket kurmak
mümkün. Biz şirket kurmayı tercih ettik. Daha önce Rusya’da da temsilcilik
ofisi konusunda bazı sıkıntılar olmuştu.
Azerbaycan’da şirket kurmak daha kolay. Vize, 10-15 dakikada alınabiliyor.
Gönderdiğiniz eleman için çalışma izni müracaatı gerekiyor. Daha önce daha
kolaydı, Ermenistan olaylarından dolayı biraz uzadı. Cezalar bile söz konusu
olabiliyor. Ama diğer ülkelere kıyasla
işgücü-taşıma yönlerinden avantajlı.
Eskiden topluluk sigortası vardı, şimdi
kalktı. Kasım 2002’de Sosyal Güvenlik
Anlaşması imzalandı. Türkiye’ye transfer edilebilir sosyal güvenlik olanağı
bulunuyor.
Petrol ve doğalgaza dayalı zenginlikleri
önemli. Çok büyük bir pazar değilse de,
iyi bir pazar olarak görünüyor.
Malzeme transferi zaman zaman sorunlu olabiliyor. Sözleşme dışında taşıma
imkanınız varsa tercih edin. Gümrük
noktalarına bakınca, gümrük tarife pozisyon numaralarından hangi ekipmanın nasıl bir gümrüklemesi olduğunu
bulabiliyorsunuz ama orada bu konular
çokça ilişkilere dayanıyor..
56 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
Çalışan elemanlar bize neye mal oluyor? 2000 USD’a kadar %47 vergi var.
Personele 1000 USD verecekseniz 470
USD vergi+sigorta ödemeniz gerekiyor.
2000 USD’dan sonra yükselmeye başlıyor. 7-8 bin USD’larda %75’lere varıyor.
Azerbaycan’da iş yapacaksanız, mutlaka
bir danışmanlık şirketi ile çalışmanızı
öneririm. Bu şirketler sizin için bir
eleman tahsis ediyor, muhasebe işlerinizi, yasal prosedürlerinizi takip ediyor.
Hizmetleri için ayda 1300-1800 USD
ödüyorsunuz.
Yıllık kestiğiniz fatura üzerinden
%3-7 arasında vergi ödeniyor. Ülkemizde yurtdışı işlemlerde Kurumlar Vergisi
muafiyeti var. Bu parayı aynı işe aktarmanız da gerekmiyor.
Mürşit Çelikkol: “Libya”
Nüfusu 6 milyon
olan Libya Arap
Halk Sosyalist
Cemahiriyesi’nin
yüzölçümü; 1.800.000 km2, başkenti
Trablus’tur.
Romanya, Ruzya pazarlarındaki faaliyetler azalınca Libya öne çıkmaya
başladı.
Hava sıcaklığı Temmuz-Ağustos aylarında 45 ºC’nin üzerine çıkabiliyor. Pazar-Perşembe mesai yapılıyor.
GSMH’sı 73 milyar USD. 55 milyar
USD’lık dış ticaretinin %95’ini petrol
oluşturuyor. 22 milyar USD’lık ithalatı var. Türkiye’ye ihracatı 400 milyon
USD. 2003 yılının sonuna kadar ol-
dukça kapalı bir ülke olarak kaldı. Kitle
imha silahlarını kaldırdığını açıklayınca,
2005’ten başlayarak yoğun bir yatırım
süreci başladı. Ardından da petrole dayalı endüstrinin yanı sıra gıda, tekstil,
kimyasal maddeler gibi endüstriler gelişmeye başladı. Ülkeye yabancı sermaye
çekilmesinin nedeni, petrol dışı kaynak
sağlanması hedefi. İnşaat sektörüne 13
milyar USD bütçe ayrılmış. Akreditif
işlemleri zor ve bankacılık işlemleri,
sadece Arap-Türk Bankası ile yürütülüyor. Bu bankanın %48’i Libya-Arap
Dış Bank’a ait.
2005’te başlayan 2007’de ivme kazanan
alt ve üst yapı yatırımları, 2015’e kadar
55 milyar USD olması bekleniyor.
Libya’da bugüne değin 460’a yakın proje gerçekleştirmişiz. İş hacmi, toplam 19
milyar USD’nı geçmiş. Bu, Türk müteahhit firmalarının yurtdışı hacminin
%14’ü demek. Türkiye inşaat sektörü
açısından Rusya’dan sonra ikinci sırayı alıyor. Faaliyet gösteren 160 Türk
firmasının yaklaşık yarısının Libya’da
ofisi var. Gama, Tekser, Metiş, Tekfen,
Nurol, Tepe, Rönesans gibi şirketler,
Libya’da faaliyet gösteren inşaat şirketleri arasında.
Ana müteahhitlerin altında iş yapılabilir,
ofis açılabilir. Ortak şirketin %35’inin
Libya’lı olması gerekiyor. Şirket-Şube
açmak için ülkenin siyasi işlerine karışılmayacağına dair belge imzalamak
gerekiyor. İşgücü, daha ziyade Mısır,
Uzakdoğu, Vietnam, Bangladeş gibi
yerlerden geliyor. Ucuz işgücü olanağı
sunuyor. Lokal malzeme imkanı yok.
Malzeme temininde sıkıntı yaşanıyor.
Libya makamları Türk Bankalarının
teminat mektubunu kabul etmiyor. Bu
nedenle faizler yüksek. Gümrük, bir diğer sıkıntı kaynağı. Liman ve gümrük
kapıları sınırlı. %2 üretim, %25’e kadar
değişen tüketim vergisi var.
Türkiye’den Libya’ya taşımacılık, ağırlıklı deniz, biraz da hava yoluyla
yapılıyor.
Sempozyum
Vizede ciddi sıkıntı ve zaman kaybı yaşanıyor. Vize alınan pasaportla İsrail’e
girilmiş olmayacak. Oturma ve çalışma
izni alınabilmesi için ülkeye çalışma vizesi ile giriş yapılması gerekiyor. Oturma izni, işveren tarafından da başvurulan bir işlem. Türkiye-Libya arasında
90 gün oturum izinli vize kalkmış.. Pasaportlarda kimlik bilgilerinin Arapça
çevirisi olmalı. İş yapacak firmalar, işin
süresi ile ilgili teminat istemeli. 1 yıla
varan süre uzatması dahi görülmüştür.
Ödemeler, Ramazan, yıl sonu ve Mart
ayında gecikebiliyor.
Hüseyin Erdem: “Rusya”
Rusya Federasyonu
nüfusu 145 milyondur. Nüfus artış
hızı %1’i geçmiyor.
Nüfusun %65’i şehirlerde yaşıyor ve %98’i okuma-yazma
biliyor. Nüfusun çoğu Slav’dır, kalan nüfusun en büyük çoğunluğunu Türkler;
Başkır, Çeçen, Tatar, Çuvaş’lar oluşturur. Başkenti Moskova’dır.
Geçici olarak oturum, daimi olarak
oturum veya çalışma izni ile oturum
olabiliyor.
Göçmen bürosundan çalışma izni için
kota almanız gerekiyor. 2008 sonrası
kota almak çok güçleşti. Kişi başı 100
USD ödeniyor. Çalışma izni için de
3000 Ruble-100 USD ödeniyor. Yöneticiler için 50.000 Ruble ödenmesi
gerekiyor. Şantiyeyi basar da kaçak işçi bulurlarsa 270 bin USD civarı ceza
kesilebiliyor. Moskova çok pahalı bir
kent. Kiraladığımız evlerin en ucuzu
bile 1500 USD’nın altında değil. Hiç
bir kira kontratını yasal yapamıyorsu58 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010
nuz. Şube de açsanız, yasal Rus firması
statüsünde de olsanız kurumlar vergisine tabi olmanız gerekiyor. İkili anlaşmalara göre vergiden muaf olsanız da
Rus muhasebeciniz olmalı ve üç aylık
dönemlerde vergiyi, %18 KDV’yi veriyorsunuz. Kendi işçisinde %13, yabancı
işçide %30 vergi ödemesi var.
Yabancı işçi maliyeti %42-43’lere çıkıyor. Vergi, hukuk gibi konularda önce
bir danışman bulmanızı öneririz. Bunun maliyeti ayda yaklaşık 2000 USD.
Gümrük işlemlerinde sorunlar yaşanabiliyor. Özellikle 2008-2009’da mallar
gümrükten 2-3 ay çekilemedi. Ruslarla
anlaşma şansınız yok. Türkiye’den mal
götürmek istediğimizde, hemen her
seferinde sorun yaşadık. DDP teslim
şansınız yoksa gümrükçülerle başınız
derde girebiliyor.
Rusya, dünyanın en soğuk ülkelerinden
biri. -22 C˚’de klima santrali indiriyorsunuz. Soğuğa alışamazsanız işiniz zor.
Eleman sirkülasyonu çok fazla.
%30-70 arasında Türk işçi düşünürüz;
Özbek, Çeçen, Kırgız çalıştırırız. Özbekler iyi, Kırgızlarla problem yaşayabiliyoruz. Giriş-çıkışta 3000 USD’a kadar
taşıyabiliyorsunuz. 10.000 USD’a kadar
beyan ile girebiliyorsunuz.
Rusya pazarında 2008-2009’da daralma yaşandı. Ama Rusya halâ büyük bir
pazar.
20’ye yakın Türk müteahhidi iş yapıyor. Halen 1.5-2 milyar USD hacminde işleri var. Bunun 300-400 milyon
USD’lık kısmı mekanik taahhüt. Bu
günlerde bir kıpırdanma var, teklifler
başladı. 2010’un son çeyreği ve 2011’de
Türk firmalar için Rusya’da yine belli
bir pazar olanağı olacaktır.
Recep Yıldız; “Romanya”
Başkenti Bükreş,
Nüfusu 21.5 milyon olan Romanya,
238,391 km² yüzölçüme sahiptir.
1 Ocak 2009 itibarıyla Romanya için
Avrupa’da serbest dolaşım başlamış.
Ama para birimi hala Ley’dir (Ron).
Romanya, pek çok açıdan Türkiye’nin
3-4 kat küçüğü sayılır. Kişi başına milli
Sempozyum
gelir, enflasyon, işsizlik oranı bize yakın. Asgari ücret 360 Euro’dur (neti 290
Euro). Dış borcu 2009 Mayıs itibarıyla 57 milyar Euro. Romanya’da inşaat
sektörü GSMH’dan binde beş pay alırken, 2000’li yıllara gelindiğinde 20 kat
arttı. 2002’den sonra inşaatın aldığı pay
önemli oranda yükseliyor. İnşaat sektörü, 2006 sonunda 15 milyar USD hacme ulaşmış. 2007 yılı ise Romanya’da
inşaat sektörü açısından zirve sayılır. Kurumlar vergisi oranı %16. Bunu ödedikten sonra kârın aktarılması
mümkün. Elemanların net ücretinin
%65’i kadar vergi ve sigorta yükü var.
Türkiye’den götürdüğünüz elemanınızı
her iki tarafta sigortalıyorsunuz. Bankaların döviz alım-satımlarında kur farkı
arası çok açık. Bankayla sürekli pazarlık
ediyorsunuz.
Burada binanın metrekaresi 2500
USD’a satılırken, bu bedel orada 2500
Euro. Ama küresel krizle birlikte işler
adeta bıçak gibi kesildi. Romanya’da
���������������������
faaliyet gösteren 26 Türk inşaat firması var. İnşaat kâr oranları %5’in biraz
üzerinde. Orada faaliyet gösteren Türk
firmalarının sermayesi 653,5 milyar
USD. Ancak Türk firmaları, bazı kötü
örnekler yüzünden Romanya pazarında yıpranmış durumda. Süreç içinde bir
güven sorunu oluşmuş.
1000-1500 USD’a firma kurabiliyorsunuz, ama kapatması çok zor. Şirket
olarak 302 kişilik kota almıştık, sadece
40’ını götürebildik. Buradan götüreceğimiz işçimizin asgari meslek lisesi mezunu olmasını şart koştular. Uygulamaproje açısından da bize benziyorlar.
Bükreş’te iş yapmakla, Romanya’nın
diğer bölgelerinde, kentlerinde iş yapmak aynı şey değil.
tandaşlarını yetiştirme yoluna gitmiş
ama ne yazık ki yetkin değiller. “Belli
bir standarda uyuyor musun” diyorlar,
“evet” diyorsun ama, uyup uymadığını
anlamıyorlar. 2009 itibarıyla Libya’da
Türk müteahhitleri için çok büyük iş
potansiyeli açıldı. Çok önemli projelerde yabancı danışman firma kullanıyorlar, böyle olunca çalışırken rahat ediyorsunuz ama o pozisyonda Araplar varken
dikkat edilmeli.
Orhan Turan: Gelişmekte olan ülkeler ağırlıklı bir dış pazar yapımız var.
Katma değeri yüksek işler alabilmeliyiz.
TMB’nin (Türk Müteahhitler Birliği),
dış müteahhitlik sektörümüzün yurtdışı
geleceği için yaptıkları arama toplantısı gibi bir toplantılar yapmamız lazım.
Katkılar:
Gelişmiş ülkelerdeki benzer dernekleri
tetkik etmekte fayda var. Bölgede orÖmer Köseli: 1972 ve sonrasında tak tanıtım yapmak önemli. Türk taahLibya’da batılı danışman firmalar ça- hüt sektörünün PR’ı (Halkla İlişkiler)
lışıyordu. Libya, bu alanda kendi va- yapılmalı...
���������������������������������
����������������������������������������
����������������������������������������
��������������������
60 TERMODİNAMİK • HAZİRAN 2010

Benzer belgeler