LİSANS SÖZLEŞMELERİ

Transkript

LİSANS SÖZLEŞMELERİ
LİSANS SÖZLEŞMELERİ
Av. Yunus ÇELİKBİZ
İSTANBUL-NİSAN 2008
İÇİNDEKİLER
I. FİKRİ HAKLAR ................................................................................................................ 2
A. KAVRAM ...................................................................................................................2
1- Fikri Haklar – Telif Hakkı …………………………………………………………2
2- Fikri Hakların Hukuki Niteliği ……………………………………………………3
B. ESER – ESER SAHİBİ ……………………………………………………………. 3
1- Eser .............................................................................................................................. 3
2- Eser Sahibi .................................................................................................................. 5
C. ESER ÜZERİNDEKİ HAKLAR ..............................................................................6
1- Eser Üzerindeki Hakların Özellikleri ....................................................................... 6
2- Fikri Hakların İşlevi................................................................................................... 7
II. ESER ÜZERİNDEKİ HAKLARDA LİSANS ................................................................ 7
A. ESER ÜZERİNDEKİ MALİ HAKLARA İLİŞKİN HUKUKİ İŞLEMLER ........... 7
1- Eser Üzerindeki Mali Haklara İlişkin Tasarruf İşlemleri .......................................7
2- Devir Sözleşmesinin Nitelikleri ...................................................................................8
3- Devir Sözleşmesinin Hükümleri ................................................................................. 9
B. FİKRİ HAKLARDA LİSANS .......................................................................................9
1- Genel Olarak ................................................................................................................ 9
2- Basit Lisans ................................................................................................................... 10
3- Münhasır Lisans........................................................................................................... 10
C. LİSANS SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ .................................................... 10
1- Basit Lisans Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ..............................................................11
2- Münhasır Lisans Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ......................................................11
3- Meslek Birlikleri İle Yapılan Sözleşmelerin Hukuki Niteliği ..................................12
D. LİSANS SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ ............................................................................12
E. LİSANS SÖZLEŞMESİNİN .......................................................................................... 13
1- Lisans Veren ................................................................................................................. 13
2- Lisans Alan ................................................................................................................... 14
F. SÖZLEŞMEDEN DOĞAN HAKLAR VE BORÇLAR ..............................................14
1- Lisans Verenin Borçları .............................................................................................. 14
2- Lisans Alanın Borçları................................................................................................. 14
G. LİSANS SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ ............................................................ 15
1- Sözleşmenin Amacının Gerçekleşmesi veya Sözleşmedeki Sürenin Dolması .........15
2- İfanın İmkansız Hale Gelmesi......................................................................................15
3- Lisans Alanın Ölmesi veya İflas Etmesi ......................................................................15
4- Lisans Verenin Cayma Hakkını Kullanması.............................................................. 16
SONUÇ ................................................................................................................................. 16
BİBLİYOGRAFYA ............................................................................................................. 17
1
FİKRİ HAKLARDA LİSANS
I. FİKRİ HAKLAR
A.
KAVRAM
1-
Fikri Haklar - Telif Hakkı
Fikri haklar kavramı, fikir ürünleri üzerindeki hakları belirten bir kavramdır. Kapsamı
itibariyle çok geniş olan fikri haklar kavramını, fikir ve sanat eseri üzerindeki hakları nitelemede
yeterli imkanları sunması sebebiyle dar anlamı ile, telif hakkı ile eş anlamlı olarak kullanmayı
tercih ediyoruz1.
Klasik mülkiyet hukuku teorisine göre kişi, mülkiyeti altında bulundurduğu şeyler
üzerinde mutlak bazı yetkilere sahiptir. Sahip olunan bu yetkiler, Roma hukukundaki deyimiyle
usus-fructus-abusus yani kullanma, faydalanma ve tasarruf etmedir. Bunlardan en kapsamlı
yetkiyi ifade eden tasarruf etme yetkisidir.
Tasarruf yetkisine sahip malik, kamu hukukundan kaynaklanan -Türk Parasının
Kıymetini Koruma Kanunu hükümleri, komşu hakkı, hakkın kötüye kullanılması yasağı gibibazı sınırlamalar haricinde malik olduğu şeyleri bozabileceği gibi ortadan kaldırabilir ve yok da
edebilir.
1886 tarihinden bu yana kullanılmakta olan fikri mülkiyet hakkı/fikri haklar sistemi ise,
hukuki niteliği itibariyle klasik mülkiyet hakkından bazı noktalarda ayrılmaktadır. Üzerinde fikri
mülkiyet hakkı bulunan, bir başka deyişle fikri hakların konusu olan şey, alelade bir mal değil bir
“eser”dir.
Fikri hak konusu eser, “yaratma gerçekliği” ilkesine göre oluşturulduğu anda sahibine ait
olur ve onun malvarlığı içine doğar. Bu şekilde maddi bir işlem olarak kurulan, kendisini
meydana getiren açısından herhangi bir fiil ehliyeti gerektirmeyen fikri haklar, sahibine klasik
mülkiyet hakkından daha geniş bazı yetkiler sağlar. Bunlar, öyle yetkilerdir ki eseri,
malvarlığından devir vb. yollarla çıkarması halinde dahi eser sahibine bazı yetkiler tanımaya
devam eder.
Fikir ürünleri, gayrı maddi mallardır ve gayrı maddi mal ise, insan zekasının ürünü olan
ve üzerinde cisimlendiği maddi mallardan ayrı bir varlığı ve ekonomik değeri olan mallardır2.
Bir fikir ürününün korunmasından söz edebilmek için her şeyden önce fikrin tezahürü, yani şekil
kazanmış olması şarttır3. Fikrin dış aleme yansıması için bir araca ihtiyaç duyulur. Bu araç,
kağıt, mermer, vs. şeyler olabilir. Bu durumun beş duyuya hitap edecek şekilde olması gerekir.
Fikrin kendisi ile cisimlendiği araç farklıdır. Bir fikrin cisimlendiği aracın, cismin yok olması
fikrin kendisinin de yok olduğu anlamına gelmez, bu durumda dahi eser sona ermez, mesela
yanmış bir heykel taklit edilmekten korunmaya devam eder.
1
Fikri hak kavramının tercihi için Şirin Aydıncık, Fikri Haklarda Lisan Sözleşmeleri, Arıkan Yay-2006, ss:7-8. ve
Mustafa Tüysüz, Fikir ve Sanat Eserleri Çerçevesinde Fikri Haklar Üzerindeki Sözleşmeler, Ankara-2007, s.24.;
telif hakkı kavramının tercihi için: K.Emre Gökyayla, Telif Hakkı ve Telif Hakkının Devri Sözleşmesi, 2.Bası,
Ankara-2001, ss:23-24.; fikri mülkiyet kavramının tercihine örnek olarak: Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku,
Güncelleştirilmiş 2.Bası, İstanbul-2002, ss. 1-4.;
2
Şafak N. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, 2.Bası, Ankara-1998, s.4.
3
E.Ernst Hirsch, Memleketimizde Meri Olan Telif Hakkı Kanunun Tahlili, Terc. Orhan Münir Çağıl, Kadir Has
Üniversitesi Kütüphanesi’ndeki nüshasından, KKX-1155-H59, .22.
2
Önemle vurgulamak gerekir ki fikri hakların konusu, fikrin kendisi değildir. Bu hakkın
konusu, fikrin üzerinde cisimleştiği eşya da değildir. Eserin üzerinde cisimlendiği araç, mülkiyet
hakkının konusunu oluştururken, eser üzerindeki haklar ise fikri hukukun koruması altındadır.
Fikri hak, eser üzerinde olan haktır.
Fikri haklar, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu kanunda eser sahibi
ve eser sahibinin hakları ile bağlantılı hak sahiplerinin haklarının belirlenmesi, korunması, bu
haklara ilişkin tasarruf esas ve usulleri, yargı yolları, ihlali halinde uygulanacak yaptırımlar ile
diğer konular düzenlenmektedir.
2-
Fikri Hakların Hukuki Niteliği
Telif hakkının hukuki niteliği konusunda değişik teorilere dayanan farklı görüş ve
tartışmalar4 olmakla birlikte, bu hakların temel niteliğinin mutlak haklar olduğu konusunda genel
bir fikir birliği bulunmaktadır.
Fikri haklar, yani telif hakkı, tek bir haktır, bir haklar demeti, haklar birleşmesi değildir.
Buna doktrinde çekirdek hak denir. Telif hakkı dışında çekirdek hak olarak nitelenen ikinci hak
türü ise kişilik hakkıdır.
Fikri haklar, çifte karakterli, çift cepheli5 bir yapıya sahiptir; sahiplerine mali yetki
(hak)lerin yanında manevi haklar da verir. Manevi hak-mali hak ayrımı suni bir ayrım olmakla
birlikte bu iki hak türü aynı hükümlere tabi değildir. Bu bağlamda mali haklar, her birisi ayrı ayrı
gösterilmek şartıyla devredilebilirken, Kanun, manevi hakların devrine imkan tanımamıştır.
Manevi haklar, devredilemez, mirasa konu olamaz. Ancak bazı manevi hakların kullanma hakkı
mirasla geçebilir ve mali hakların devrine ilişkin sözleşme yapıldığında, işin niteliği gereği bu
devir, manevi haklardan olan umuma arz yetkisinin kullanılmasını da içerebilir.
Mali hakların devri içinse herhangi bir engel bulunmamakta ancak bu hakların devri, bazı
şekil şartlarına tabi tutulmaktadır.
B. ESER – ESER SAHİBİ
1-
Eser
Eser, geniş anlamı ile fikri hakkın konusu olan objedir. Eser, insan eliyle meydana
getirilen, insanın fikri ile oluşturduğu şey’dir. Fikri hak konusu olarak eser ise, çok geniş olan bu
olgunun içinde dar bir alana denk gelmektedir. Fikri mülkiyet konusu olan eser, ancak sahibi
(kendisini meydana getiren kişi) nin kendine has özelliklerini taşıyan, insan duyuları ile
algılanabilen ve -dışsal özellik olarak da- Kanunun belirlediği kategorilerden birisine dahil olan
eserdir.
4
5
Tekinalp, 80-84.; Aydıncık, 13-23.
Tekinalp, 84.
3
Fikri hakların konusunu oluşturan eseri tanımlamak için yararlı ve yol gösterici olan
unsurları incelendiğinde, bu kavramın üç unsurunun olduğu görülmektedir. Bunlar, subjektif ve
objektif unsurlar ile ürünün Kanun’da belirlenen eser türlerinden birisine dahil olması şartıdır.
a) Subjektif Unsur (Hususiyet Şartı) : Eserin sahibinin hususiyetini taşıması, ortalama bir
zanaatkarın yaptığının üstünde bir sonucun ortaya konulması gerekir. Eser meydana getirme,
herkes tarafından yapılamayan, ortalama bir insanın yeteneğini aşacak şekilde yapılarak
sonuçlanacak bir faaliyettir.
Eser ile ilgili görüş, anlatım veya üslup6ta hususiyet bulunmasının dışında ve bu şartla
birlikte eser sahibinin serbest biçimlendirme alanının bulunması, eserin genelin ve amaca uygun
olanın üstünde bir özellikte olması7, bilinen olayların eser sahibi tarafından kendine özgü şekle
sokulması8 gerekir.
Bir eserin hususiyet taşıması için bağımsız olması da gerekir. Ancak bu bağımsızlığın da
mutlak şekilde anlaşılmaması gerekir. Her eser, kendinden önceki eserlerden az veya çok ama
mutlaka etkilenir. Bu anlamıyla fikri haklar, icat şartına bağlı değildir.
b) Objektif Unsur (Şekillenme Şartı): Fikri hakların korunması sisteminde fikrin kendi başına
korunması söz konusu değildir; fikrin, dış aleme yansımış olması şarttır. Fikir ürününün objektif
olarak algılanabilir9, bir başka deyişle “tespit edilebilme yeteneği”ne sahip10 olması gerekir.
Burada kastedilen maddi mal değildir. Nitekim fikri hukukun ilk dönemlerinde eser, formu, şekli
ile birlikte düşünülüyordu. Bu düşüncenin sonucu olarak da üzerinde veya içinde bir eser
barındıran bir şey’i alanın, eserin sahipliğini de almış olduğu kabul ediliyordu. Oysa satın alınan,
eserin kendisi değil, eserden faydalanma, onu kullanma hakkıdır. Eser, bozulamaz, yok
edilemez.
Bir fikri ürünün eser olarak korunabilmesi için insan duyuları ile doğrudan veya dolaylı
olarak idrak edilebilir olması gerekir11. Salt fikrin kendisi12, bir başka deyişle şekillenmemiş
ideler13 korunmaz. Yargıtay’ın bir kararında bu unsura, “temellüke, tasarrufa elverişlilik14”
olarak yer verilmiştir.
c) Şekil Şartı (Eser Kategorileri) : Eserin FSEK’te sayılan eser tiplerinden birisine uygun
olmasıdır. Nitekim bu husus, Kanun’daki eser tanımında da yer almaktadır (m1/B a): “Eser:
Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri
olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini”ifade eder. Bir eserin fikri hak konusu olması
için Kanunun tanıdığı ve maddede sayılan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema
eserleri kategorilerinden birisine uyması şarttır.
6
Tekinalp, 93-95.
Sami Karahan/Cahit Suluk/Tahir Saraç/Temel Nal, Fikri Mülkiyet Hukukunun Esasları, Ankara-2007,ss:36-37.
8
Ramazan Uslu, Türk Fikir ve Sanat Hukuku’nda “Eser” Kavramı, Ankara-2003, s.47.
9
Karahan, 38-39.
10
Gürsel Üstün, Fikri Hukukta İşleme Eserler, İstanbul-2001, s.26.
11
Veysel Başpınar/Doğan Kocabey, İnternette Fikri Hakların Korunması, Ankara 2007, s.48.
12
Cahit Suluk/ Orhan Ali, Uygulamalı Fikri Mülkiyet Hukuku, Cilt II Genel Esaslar-Fikir ve Sanat Eserleri,
İstanbul-2005, 143.
13
Tekinalp, 95.
14
Suluk, s.135.
7
4
2- Eser Sahibi
Kanun, eser sahipliği konusunda “yaratma gerçekliği” ilkesini kabul etmiştir (m.8/1):
“Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir.” Eser meydana getirme, maddi bir fiille olur, hukuki
bir işleme ihtiyaç göstermez.
Eser meydana getirme, maddi bir fiille gerçekleştiğinden yaratma gerçekliği ilkesi
gereğince sadece gerçek kişilerin eser sahibi olabileceği kabul edilmiştir. FSEK’nun 1/B-b
bendindeki eser sahibinin tanımındaki “gerçek” ibaresi, 03/03/2004 tarih ve 5101 sayılı Kanun
(m.28) ile metinden çıkarılmış olsa da sonuç değişmemektedir. Zira Kanunda tüzel kişilerin eser
sahibi olabileceği yönünde bu değişikliğe paralel bir değişiklik yapılmış değildir. Aksine
Kanun’da yapılan değişikliklerle eser sahipliği ile hak sahipliği (hakların kullanılması)
birbirinden ayırt edilerek15, tüzel kişilerin belirli durumlarda ancak mali haklara sahip
olabilecekleri16 kabul edilmiştir17.
Eser meydana getirmesi mümkün kabul edilen gerçek kişilerin eser sahibi olabilmesi için
kişilik hukukuna ilişkin herhangi bir şart aranmamaktadır. Bu bağlamda eseri meydana getiren
kişinin fiil ehliyetine sahip olması dahi gerekmemektedir ancak eser üzerindeki hakların
kullanılması ise genel ehliyet kurallarına tabi bulunmaktadır.
Eserin meydana getirilmesi ile birlikte eser sahibinin manevi ve mali hakları doğar. Bu
statünün doğması herhangi bir hukuki işleme bağlı değildir. Eserin oluşturulması anında,
oluşturulan eser, onu meydana getiren sahibine bağlanır. Oluşan bu bağın herhangi bir şekilde
koparılmasına imkan bulunmadığı gibi eser sahibinin kendisinin de bu nitelikten vazgeçme
imkanı yoktur ve eser sahipliğinin başkasına devredilmesi de mümkün değildir.
C. ESER ÜZERİNDEKİ HAKLAR
1-
Eser Üzerindeki Fikri Hakların Özellikleri
Fikri haklar, mutlak nitelikte haklar olup, sahibine münhasır yetkiler tanır. Fikri haklar,
sahibi tarafından alenileştirilmeden herhangi bir işleme konu edilemez. Alenileşme, eserin
15
Eser Sahibi-Tarif başlıklı 8/2-3: “Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça,
memur, hizmetli ve işçilerin; işlerini görürken vücuda getirdikleri eserlerin sahipleri bunları çalıştıran veya tayin
edenlerdir. Bu kaide tüzel kişilerin uzuvlarına da şamildir.”
“Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, bir veya birden fazla kimseler,
yayımlayanın tayin ettiği plan dairesinde bir eser vücuda getirmişlerse bu eserin sahibi yayımlayandır.”
Maddenin, 07.06.1195 tarih ve 4110 sayılı Kanun’un 4.maddesi ile değişen 2.fıkrası: “Aralarındaki özel
sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken vücuda
getirdikleri eserlerin mali hak sahipleri bunları çalıştıran veya tayin edenlerdir. Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da
bu kural uygulanır.”
Maddenin ilk halindeki 3. fıkrası 4. fıkra olarak yer bulmuştur: “Bir eserin yapımcısı veya yayımcısı, ancak eserin
sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabilir.”
16
Erel, Kanun’un. 8/2 hükmünde 07.06.1195 tarih ve 4110 sayılı Kanun’un 4.maddesi ile yapılan değişiklikten
sonra, tüzel kişiler doğrudan doğruya eser sahibi sayılmadığını, organlarını oluşturan gerçek kişilerin meydana
getirdikleri eserlerin mali hak sahibi olduğunu ifade etmektedir (s.96, dn.24). Değişiklik için bkz. Dn.16.
17 Konu, en son 21.02.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu düzenleme, daha
önceki hükümlerin aksine FSEK’nun “Eser Sahibi” bölümünde değil, “Hakların Kullanılması” başlığı altında, 18.
maddesinin 2. ve 3. fıkralarında yeralmaktadır: “Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi
anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar
bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da bu kural uygulanır.”
“Bir eserin yapımcısı veya yayımcısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabilir.”
5
umuma arz edilmesi; umuma arz ise bir eserin aslından çoğaltma ile elde edilen nüshalarının hak
sahibinin rızasıyla satışa çıkarılması, dağıtılması veya diğer bir şekilde ticaret mevkiine
konulmasını ifade eder (m.7).
Fikri haklar, gayri maddi fakat ekonomik değere sahip haklardır ve bu itibarla değişik
hukuki işlemlere (haciz, devir, lisans) konu edilebilir.
Fikri haklar, fikir ürününün yaratılması anında ilgili fikir ürünü üzerinde kendiliğinden
gerçekleşir. Yani eser sahipliği için herhangi bir hukuki işleme ihtiyaç bulunmadığı gibi bu
hakların korunması için, geniş anlamdaki fikri hakların aksine tescil edilmeleri de zorunlu
değildir.
Mutlak niteliğine rağmen hakların korunması süre ile sınırlıdır. Buna göre eser
üzerindeki mali haklar, eser sahibinin öldüğü yılı takip eden yılın ilk gününden (m.26/son f.)
itibaren 70 yıl (m.27) boyunca korunur.
Eser üzerindeki hakların ihlali, ağır yaptırımlara bağlanmıştır. İhlalin sözleşmeden veya
haksız fiilden kaynaklanması mümkündür.
Eser üzerindeki hakların ihlali halinde açılacak tecavüzün ref’i ve men’i davaları
bakımından ihlalde bulunanın kusurlu olması gerekmediği gibi bu ihlalden dolayı eser sahibinin
zarara uğramış olması da şart değildir.
Eser üzerindeki haklar, Kanun’da manevi haklar ve mali haklar olarak ikiye ayrılmış ve
bu haklar tahdidi olarak sayılmıştır; sayılanların dışında manevi veya mali bir hak
bulunmamaktadır.
Eser üzerindeki manevi hakların devri mümkün değilken mali hakların devredilmesi
imkan dahilindedir. Ancak mali hakların devri işleminin yazılı olarak yapılması ve devredilen
hakların ayrı ayrı belirtilmesi gerekmektedir (m.52). Kanunun bu maddesi açıkça şekil şartı
getirmekte ve bu şekil şartına uygun yapılmayan sözleşmelerin geçersiz olacağını hükme
bağlamıştır.
a)
Manevi Haklar: Eser üzerindeki manevi haklar, eser sahibinin adının belirtilmesi,
kamuya sunma, eserde değişiklik yapılmasını menetme ve hukuken zilyet ve malik durumuna
gelen kişilere karşı ileri sürülebilen bazı yetkilerden ibarettir. Manevi hakların devri imkansız
olduğu gibi bu haklardan vazgeçilmesi de mümkün değildir. Ancak lisans sözleşmelerinde mali
hakların tamamı veya bir bölümü devredilirken, bazı manevi hakları da lisans alanın kullanması
kaçınılmazdır. Örneğin; Lisans alan lisans verenden bir eserin çoğaltma ve yayma haklarının
kullanım hakkını aldığında, bu hakları kullanmak için manevi hak olan kamuya sunma hakkını
da kullanması mecburidir. İşte bu durumlarda manevi hakların devredilemeyeceği kuralını dar
yorumlayarak bu hakkın kullanımının da lisans alana verildiği kabul edilmelidir.
b)
Mali Haklar : Eser üzerindeki mali haklar ise, işleme, çoğaltma, yayma, temsil, umuma
iletim ve güzel sanat eserleri bakımından satış bedellerinden pay alma (pay ve takip hakkı)
yetkilerinden oluşmaktadır.
c)
Manevi Hak – Kişilik Hakkı Ayrımı :Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, eser
üzerindeki manevi haklar ile Medeni Kanun’daki kişilik hakları birbirinden ayrıdır ve bu
hükümler birbiri ile yarışmaz. Manevi haklara tecavüz iddiasıyla FSEK’e göre açılmış bir
tazminat davası, Borçlar Kanunu genel hükümlerine göre açılacak bir manevi tazminat davasına
engel olmaz. Zira iki hükmün koruduğu menfaatler farklıdır.
6
Bu ilkenin bir gereği olarak FSEK kapsamındaki eser üzerinde adın belirtilmesi hakkı ile
Medeni Kanun’daki adın korunması hükümleri de mahiyetleri itibariyle birbirinden farklıdır.
MK’nda doğrudan doğruya kişinin adı korunurken, FSEK’te ise eser ile eser sahibi arasındaki
bağ korunmaktadır. Bu bağlamda Eserinde bir müstear ad kullanan eser sahibi ile ilgili olarak
FSEK kapsamında korunacak olan isim, eser sahibinin gerçek ismi değil, kullandığı müstear
isimdir.
2-
Fikri Hakların İşlevi
Eser, objektif olarak algılanabildiği, hukuki işlemlere konu olabildiği ölçüde hukuki
korumadan yararlanabilir. Her eser sahibi, eserinin ve dolayısıyla kendisinin tanınmasını ister.
Eser, değişik duygu ve düşüncelere hitap etmesi itibariyle bu işlevi yerine getirmeye çok yatkın
olan özel bir emek ürünüdür. Eser sahibi dışındaki insanların da meydana getirilen eserden çeşitli
yararlar (haz, bilgi veya kazanç) elde etmeleri mümkündür.
Eser sahibi dışındaki insanların eseri tanımaları, aradıkları ve arzuladıkları yararı temin
etmeleri, öncelikle eserin dış aleme yansıtılmasını gerektirmekle bütünü ile eser sahibinin
iradesine bağlıdır. Eser sahibi, eser üzerinde sahip olduğu hakları başkalarına tanımak suretiyle
eserinin tanınmasını sağlayabileceği gibi bu şekilde hukuki işlemler yapmak ve kazanç elde
etmek imkanına da sahiptir.
II. ESER ÜZERİNDEKİ MALİ HAKLARDA LİSANS
A. ESER ÜZERİNDEKİ MALİ HAKLARA İLİŞKİN HUKUKİ İŞLEMLER
1- Eser Üzerindeki Haklara İlişkin Tasarruf İşlemleri
a) Genel Olarak : Eser üzerindeki haklara münhasır ve mutlak olarak sahip olan eser sahibinin,
bu hakları bizzat kullanma hakkına sahip olduğu, açıklamaya ihtiyaç duymayan tabii bir
sonuçtur. Ancak eser sahipleri, eser üzerindeki mali haklarını kullanmak için çoğunlukla
başkalarının yardımına ihtiyaç duyar. Bundan dolayı özellikle de eserden ekonomik gelir elde
etmek için eser üzerindeki hakların çeşitli işlemlere konu edilmesi söz konusu olabilmektedir.
Kanun, eser sahibine, eser üzerindeki haklarını, süre, yer ve muhteva bakımından sınırlı veya
sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak devretme veya bu haklara ilişkin lisans tanıma imkanı
sunmuştur (m.48).
b) Devir ve Lisans : Eser sahibi, eseri üzerindeki mali haklarını, ayrı ayrı belirtmek şartı ile
bütün olarak devretme imkanına sahip olduğu gibi eser üzerindeki hakları kendinde tutarak
sadece bu hakların kullanım hakkını başkasına verme imkanına da sahip bulunmaktadır.
Hakkın özünün devrinde devir işlemi, hakkın özünü tutarak kullanım hakkının devrinde
ise lisans Kanunun deyimi ile Ruhsat söz konusudur.
Hakların devri ile ilgili olarak; eser üzerindeki hakların, eser sahibinin kendisinden veya
onun ölümü halinde koruma süresi içerisinde olmak şartıyla mirasçılarından (asli iktisap-m.48)
veyahut bu hakkı daha önce bu ikisinden devralmış kişilerden (devren iktisap-m.49)
devralınması mümkündür.
7
Hak sahibi olmayan kişiden hak devri ise batıl olup; Kanun, bu hususta devralanın
iyiniyetini dahi korumamaktadır (m.54).
Eser üzerindeki hakların kullanım hakkının devrinde de aynı esaslar geçerlidir. İki
sözleşme türü arasındaki fark, hakkın devri sözleşmelerinde hakkın devredenin malvarlığından
sözleşmedeki şartlar çerçevesinde çıkarak devralanın malvarlığına dahil olmasına karşılık, lisans
sözleşmesinde hakkın özünün eser ve/veya hak sahibinde kalmaya devam etmesidir.
Henüz vücuda getirilmemiş esere ilişkin tasarruf işlemleri de geçersizdir (m.48/son).
Ancak böyle bir eser için 52. maddeye uygun bir sözleşme yapılmışsa, yapılan sözleşmenin
borçlandırıcı bir işlem olması sebebiyle devredenin buna aykırı davranmaması borcu doğar.
Kanunun gelecekte tanıyabileceği hakların önceden devri ise geçersizdir (m.51/1). Yeni
bir mali hak devredilemese de kanımızca mevcut hakların başka bir kullanım tarzı ortaya çıkmış
ise devredilebilmelidir.
Bazı durumlarda, tek bir hak devredildiğinde işin niteliğinin gerektirdiği diğer hakların
da devredilmiş sayılacağı kabul edilmektedir. Mesela çoğaltma hakkının tek başına verilmiş
olması halinde bu hak, yayma hakkı olmaksızın tek başına herhangi bir değer ifade
etmeyeceğinden yayma hakkının geçtiği kabul edilir.
2- Devir Sözleşmesinin Nitelikleri
Mali hakların devri sözleşmesi, rızai bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin kurucu unsuru,
tarafların birbirine uygun irade beyanıdır. Devir sözleşmesinin konusu, eser üzerindeki mali
haklar olduğundan eserin teslim edilmesi, sözleşmenin kurulması için şart değildir18. Ancak bir
çok durumda işin niteliği gereği teslim zorunludur.
Bu sözleşme, sürekli borç doğuran bir sözleşmedir. Devredilen mali hakkın kullanılması,
sözleşme süresince yerine getirilmesi gereken bir borç durumundadır.
Mali hakların devri sözleşmesi, kişiliğe bağlı bir sözleşme niteliğindedir. Sözleşmenin bu
niteliği de devredilen hakların eser üzerindeki haklar olmasından kaynaklanmaktadır.
Mali hakların devri sözleşmesi, bir iş görme sözleşmesidir. Zira bu sözleşmeye özelliğini
veren, devredenin hakkın kullanılmasına katlanmasından çok devralan tarafından bir işin
görülmesidir19.
Mali hakların devri sözleşmesi, amaçlı devri konu alan bir sözleşmedir. Devredilen
hakların kullanılması, devir sözleşmesinin şartlarından biridir. Devralanın borcu, devralma
karşılığında belirlenen ücreti ödemekten ibaret değildir; eser sahibinin mali hakların
kullanılmasından elde edeceği itibar, şöhrete riayet etmekle de yükümlüdür20.
Mali hakların devri sözleşmesinin bir başka özelliği ise, tam iki tarafa borç yüklemesidir.
Devrin ivazsız olması halinde dahi bu nitelik mevcuttur; çünkü hakkı devralan, bir bedel
ödemese bile devraldığı hakkı kullanmakla yükümlüdür. Zira devralanın eser sahibinin manevi
haklarına riayet borcu vardır. Sözleşmenin tam iki taraflı olması, Borçlar Kanunu hükümlerinin
18
Gökyayla, 227.
Gökyayla, 233.
20
Gökyayla, 229-230.
19
8
uygulanması bakımından önemlidir. Mesela ödemezlik def’î ve temerrüde ilişkin hükümler,
sadece tam iki taraflı sözleşmelere uygulanacak hükümlerdir.
3 - Devir Sözleşmesinin Hükümleri
Hakkın devrinde basamak teorisi geçerlidir; kimse sahip olmadığı hakkı, başkasına
devredemez, tanıyamaz. Böylelikle eser sahibi, eser üzerindeki hakkın her el değiştirmesinde
eserden ekonomik yararlar elde eder21. Kanun’un 20.maddesi gereğince eser üzerindeki mali
haklar birbirinden bağımsız olup hangi hak, hukuki işlem konusu yapılmış ise sadece o hak
tükenecek22 ve bu durum diğerlerine etki etmeyecektir (m.20/1 son c.). Buna göre, devre konu
edilen haklar, öngörülen şekli ile devredilmiş olur. Sözleşmenin yorumunda, yapıldığı zaman
geçerli olan şartlar dikkate alınır.
Devir sözleşmesi, devralınan hakların kullanılmasını gerektirir. Zira eser üzerindeki mali
hakları devreden, ancak eserin kullanılması ile şöhret, itibar ve/veya ekonomik kazanç elde
edebilecektir. Bundan dolayı mali bir hakkı devralan kişinin devir konusu hak ve yetkileri gereği
gibi kullanmaması ve bu sebeple eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilmesi halinde
eser sahibi, sözleşmeden dönme (cayma) hakkına sahiptir (m.58).
Üzerindeki belirli mali hakları devredilmiş olan bir eser üzerindeki hakların ihlali
durumunda eser sahibi, mali haklardan dolayı dava açamaz. Zira eser sahibinin mali hakları
devirle birlikte sona ermiştir. Eser sahibi, eser üzerindeki hakları, koruma süresi boyunca tamamı
ile devrettiğinden hak, bütünüyle devralana geçtiğinden sadece devralan, korumaya matuf
davaları açabilecektir. Ancak eser sahibinin manevi haklarının ihlaline karşı dava açma hakkı ise
bakidir.
Mali hakkın devrine ilişkin sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde, Borçlar
Kanunu’ndaki yayın hakkı (sözleşmesi)na ilişkin hükümler uygulanır.
B.
FİKRİ HAKLARDA LİSANS
1-
Genel Olarak
Eser üzerindeki hakların kullanım hakkının tanınmasına Kanun’da ruhsat denilirken,
uygulamada lisans terimi tercih edilmektedir. Eser üzerindeki hakların kullanım hakkının devri,
lisans sözleşmesi ile yapılır. Eser sahibi, bu sözleşme ile üçüncü kişilere, eseri üzerindeki mali
hakların kullanılması hakkını tanımakta, karşılığında da kararlaştırılan bedeli almaya hak
kazanmaktadır.
Lisans sözleşmesinin konusu, eser üzerindeki mali hakların kullanım hakkıdır. Lisans
sözleşmesinde hakkın özü, eser sahibinde kalmaya devam eder. Eser üzerindeki hakkın kendisi
lisans verenin malvarlığında kalmaya devam eder. Bu itibarla da eser sahibi (veya hak sahibi),
eser üzerindeki mali hakları, üçüncü kişilere de verebilir.
Eser sahibinin eser üzerindeki hakları kullanma hakkını başkalarına vermesi, yani lisans
vermesi için bu haklar üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması gerekir. Ancak bu durumun,
lisans sözleşmesinin hukuki niteliği ile bir ilgisi olmadığını belirtmek gerekir. Zira eser sahibi,
21
22
Tekinalp, 158?.
Adem Aslan, Türk ve AB Hukukunda Fikri Mülkiyet Haklarının Tükenmesi (Mukayeseli), İstanbul-2004, s. 23.
9
daha önce yaptığı tasarrufi nitelikte (devri veya münhasır lisans sözleşmesi) işlemlerle eser
üzerindeki tasarruf hakkını lehine süreli veya süresiz olarak başkasına terk etmiş olabilir. Bu
şekilde Kanun veya sözleşme gereği, eser üzerindeki haklar ile ilgili tasarruf hakkına sahip
olmayan eser sahibi, lisans verme işlemi de yapamayacaktır.
Lisans sözleşmesi, basit lisans (basit ruhsat) ve münhasır lisans (tam ruhsat) olmak üzere
ikiye ayrılır.
2-
Basit Lisans
Basit lisans, mali hak sahibinin başkalarına da aynı ruhsatı vermesine engel olmayan
lisans türüdür. Kanun veya sözleşmeden aksi anlaşılmayan lisans, basit lisans sayılır (m. 56/2).
Basit ruhsatlar hakkında hasılat kirasına ilişkin hükümler uygulanır (m. 56/son).
3-
Münhasır Lisans
Münhasır Lisans, verilen lisansın sadece bir kişiye tahsis edilmesi halinde söz konu olan
lisanstır.
Münhasır veya tam lisans, eser üzerindeki bütün hakların verilmesi anlamına
gelmemektedir. Devir durumunda da geçerli olduğu üzere, sözleşmenin konusu, tek bir mali hak
olabileceği gibi ayrı ayrı belirtilmek şartı ile bütün mali haklar da olabilir. Lisansın bu
niteliğinden kastedilen, verilen lisansın, lisans konusu hakkın lisans alana tahsis edilmesi, bir
başka deyişle hakkın lisans alana münhasır kılınması ve sonuç olarak da bu nitelikte lisans
verildikten sonra başkasına lisans verilmesine engel olmasıdır.
Münhasır ruhsatlar hakkında intifa hakkına ilişkin hükümler uygulanır (m. 56/son).
C.
LİSANS SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Lisans sözleşmesi, lisans konusu hakkı kullandırma amacı güden ve bu niteliği ile de iş
görme sözleşmelerinden ayrılan bir sözleşmedir23.
Lisans sözleşmesi, rızai bir sözleşmedir. Kurucu unsuru, tarafların birbirine uygun irade
beyanıdır.
Bu sözleşme, sürekli borç doğuran bir sözleşmedir. Ani edimli değildir. Lisans verme, bir
anda gerçekleşir ama lisans sözleşme süresince hakkı kullanma yetkisine sahip olur. Ani edimli
bir sözleşmede edim, anlık olarak yapılıp bitirilirken, sürekli borç doğuran sözleşmelerde ise
sözleşme süresinin sonuna kadar borç eda edilmeye devam edilir ve bu sözleşme, süresinin sona
ermesi ile bitmesinin dışında ancak olağanüstü fesihle sona erdirilebilir. Ancak FSEK’te
olağanüstü fesih düzenlenmemiş, fakat eser sahibine belirli durumlara mahsusen cayma hakkı
tanınmıştır.
Lisans alanın lisansını aldığı hakkı sözleşme süresince kullanma hakkı, devir
sözleşmesinin gerektirdiğinin aksine, kural olarak sözleşme konusu hakkı kullanmak borcu teşkil
23
Gökyayla, 242.
10
etmez. Buna karşılık lisansın inhisari olması halinde ise kullanma, devir sözleşmesinde olduğu
gibi borç niteliğindedir.
Lisans sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Lisansın ivazsız olması
halinde dahi bu nitelik mevcuttur; çünkü lisans alan, bir bedel ödemese bile lisans konusu hakkı
kullanırken, eser sahibinin haklarına ve şeref ve itibarına zarar vermemekle yükümlüdür.
1-
Basit Lisans Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Basit lisansta lisans veren, sadece lisans konusu hakkın kullanım hakkını lisans alana
tanıdığından, hakkın özüne sahip olmaya ve dolayısıyla eser üzerindeki mali hakları başka
kişilere de verme hakkını kendinde tutmaya devam ettiğinden, basit lisans sözleşmesi, bir
tasarrufi değil, borçlandırıcı bir işlemdir.
Lisans verenin üçüncü kişilere de aynı hakka ilişkin lisans vermesi yetkisinin olması,
lisans konusu hakkın üçüncü kişiler tarafından lisanslı veya lisanssız olarak kullanılmasına engel
olamaz. Dolayısıyla lisans alan, eser üzerindeki haklara tecavüz durumunda dava açma hakkına
sahip değildir24. Bunun nedeni, Tüysüz’e göre, lisans verenin aynı hakkı başkalarına da tanıma
hakkını kendinde tutarak basit lisans vermesinin, kısaca basit lisansın hasılat kirası hükmünde
sayılmasıdır25. Lisans konusu hakka vaki tecavüzlere karşı dava açma yetkisi lisans verende
bulunmaktadır. Lisans verenin bu yetkisi lisans alana karşı aynı zamanda bir yükümlülük teşkil
etmektedir. Zira lisans veren, lisans verdiği hakkın kullanılmasını temin etme borcu altındadır.
Tasarruf hakkına sahip lisans verenin sahip olduğu mali haklar üzerinde tasarrufta
bulunarak, eser üzerindeki mali haklarını üçüncü bir kişiye devretmesi halinde, basit lisans,
devralan tarafından sona erdirilemeyecek, lisans sözleşmesindeki sürenin sona ermesine kadar
geçerli olacaktır. Zira eser sahipleri, eser üzerinde serbestçe tasarrufta bulunurken, daha önceki
tasarruflarını ihlal etmemekle yükümlüdür (m.60). Maddede tasarruf kavramı kullanılmış ise de
bu kavramdan verilmiş lisanslar26 veya haklara ilişkin genel işlemler anlaşılmalı ve basit lisansın
mali hakkı sonradan kazananlara karşı da hüküm ifade edeceği kabul edilmelidir27.
2-
Münhasır Lisans Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Münhasır lisans alanın durumu, mali hakların devrine yakın nitelikte bir sözleşme ve bu
niteliği ile de tasarrufi bir işlemdir; ancak devirden farklı olarak lisans alana tasarruf hakkı
vermez, yani inhisari lisans alan, mali hakkını, başkasına devredemez28. Devir için lisans verenin
yazılı izni gerekir.
Münhasır lisansta, intifa hakkına ilişkin hükümlerin uygulanacak olması sebebiyle
inhisari lisans alan29 ve hakkın özü lisans verende kaldığı için kanımızca lisans veren de hakları
korumaya matuf davaları açabileceklerdir.
Münhasır lisansın, mali hak sahibinin sonraki tasarrufu mesela hakkı devir işlemine karşı
korunacağı ise, lisansın niteliği gereği muhakkaktır.
24
Aydıncık 62.
Tüysüz, 117.
26
Erel, 264.
27
Erel 264.
28
Tüysüz, 97.
29
Tüysüz, 117.
25
11
3-
Meslek Birlikleri ile Yapılan Sözleşmelerin Hukuki Niteliği
Meslek birlikleri ile yapılan sözleşmeler, atipik sözleşmelerdir. Meslek birlikleri, Kanuna
göre üyelerinin menfaatlerini korumakla yükümlü olduğundan haksız kullanımlara karşı dava
açabilir. Fakat her durumda üyesi tarafından meslek birliğine verilen yetki belgesine bakmak
gerekir. Kural olarak meslek birlikleri dava açabilirler ama bu hususta sözleşmede veya aldıkları
yetki belgesinde sınırlayıcı bir hüküm olmaması gerekir.
Eser sahibi ile meslek birliği arasındaki sözleşmenin devir veya münhasır lisans
sözleşmesi sayılması halinde eser sahibinin mali haklarının kalmamış (devir) veya çok
sınırlanmış olması (münhasır lisans) sebebiyle eser sahibi, kendisi dava açamayacağı gibi bu
hususta bir başkasına izin de veremez. Yani eser sahibinin mali haklarını devrettikten sonra
üçüncü bir kişi ile de devir veya lisans sözleşmesi yapması halinde üçüncü kişi, hak iktisap
etmez. Çünkü eser sahibi, artık hak sahibi değildir, hakkın özünü devretmiştir. Bu hususta
üçüncü kişinin iyiniyetli olması da sonucu değiştirmeye yetmeyecektir.
Bu sözleşmenin devir sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü halinde eser sahibi
ve/veya hak sahibi, eser kullanma imkanından yoksun kalacaktır.
Meslek birlikleri ile yapılan sözleşmeler, kullanım hakkını konu edinmesine rağmen
lisans sözleşmesine de tam benzememektedir. Bu sözleşmeler, Meslek birlikleri üçüncü kişilerle
yaptığı sözleşmeleri kendi adına ve fakat hak sahipleri hesabına (dolaylı temsil) yaptığından
vekalet sözleşmesine benzetilebilir.
D. LİSANS SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ
Borçlar Kanunu’na göre sözleşmelerde şekil serbestisi asıldır, aksi belirtilmedikçe
işlemler, şekle tabi değildir. Ancak bir hukuki işlemin kanun tarafından kamu düzeni gerekçesi
ile belirli şekle tabi tutulması mümkündür. Nitekim eser üzerindeki mali haklara ilişkin (tasarrufi
veya borçlandırıcı) işlemler, yazılı şekle tabi kılınmıştır (m.52).
Eser üzerindeki mali haklara ilişkin lisans verenin sözleşmeye konu lisansı vermeye
yetkili olması (m.53) ve lisans alanın da lisans verenin bu yetkiye sahip olduğunu gözetmesi
(m.54) şarttır. Buna aykırı davranılması halinde lisans veren, alacağı temlik edenin alacağı
garanti etmesini düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 169 ve 171.maddesine yapılan atıf sebebiyle
tazminat ile yükümlü iken, lisans alan ise, iyiniyetli olması halinde dahi sözleşme konusu hakka
ilişkin lisansı kazanamamış olmakla karşı karşıya kalacaktır.
Buradaki yazılılık şartı, sözleşmenin sıhhat şartıdır. Yazılı olmayan lisans verme işlemi
geçersizdir.
Bununla birlikte bahse konu hüküm, bununla yetinmemiş, munzam bir şekil şartı daha
getirmiştir; buna göre, yazılı sözleşmeye konu olan hakların ayrı ayrı belirtilmesi de gerekir. Bu
hükme aykırı sözleşme veya sözleşmenin buna aykırı hükümleri hükümsüzdür.
FSEK’teki munzam şekil şartının benzerine hukukta ender rastlanabilmektedir, kefalet
sözleşmesindeki “kefalet tutarının belirtilmesi” şartı gibi. Fikri haklarda tasarruf işlemlerinde
şekil şartının aranmasının amacı, daha sonraki hukuki işlemlerin sağlam yapılabilmesi ve daha
sonra ortaya çıkabilecek ihtilafların engellenmesidir.
12
Şekil şartları sınırlayıcı kurallardır. Sınırlandırıcı kuralların da dar yorumlanması asıl ilke olan
sözleşme serbestisi ilkesinin bir gereğidir. Bize göre mali hakların ayrı ayrı gösterilmesini
gerektiren 52. maddedeki munzam şekil şartı, sözleşme konusu mali hakların farklı şekil ve
yollarının da sınırlayıcı tarzda belirtilmesini gerektirmemektedir. Bu bağlamda sözleşmeye konu
edilmiş olan umuma iletim hakkının, bugün var olduğu halde bilinmeyen ve/veya Türkiye’de
uygulanmayan bir teknik imkandan yararlanılarak kullanılması mümkün olmalıdır. Umuma
iletim hakkını düzenleyen 25.maddesindeki “gibi” ibaresinden anlaşılması gereken de budur.
Şekil şartlarına aykırı olarak yapılan hukuki işlemlerde şekil şartlarının ileri sürülmesi,
kural olarak geçerli değilse de istisnai olarak bazı durumlarda hakkın kötüye kullanılması
sayılması mümkündür. Böyle bir durumda sözleşmeyi geçerli saymak gerekecektir.
Yukarıda anlatılanlarla birlikte eser sahipliğinin herhangi bir hukuki işleme tabi
olmamasının bir sonucu olarak, eser sahipliğinin ispatı da herhangi bir sınırlamaya tabi değildir.
Bu sebeple de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun senetle ispat şartını düzenleyen
288.maddesine tabi değildir. Eser sahipliği, bir maddi fiille gerçekleştiği için, her şekilde ispat
edilebilir. Ancak ispat kolaylığını teminen eserlerin tescili veya Notere tespit ettirilmesi
mümkündür.
E.
LİSANS SÖZLEŞMESİNİN TARAFLARI
Lisans sözleşmesinin iki tarafı vardır: Lisans veren ve lisans alan. Ancak konunun
özelliği gereği sözleşmenin her bir tarafında bulunabilecek kişilerin ayrıca ele alınması, yararlı
olacaktır.
1-
Lisan Veren
a) Eser Sahibi : Eser sahibi, eser üzerindeki mali hakların münhasır sahibi olarak
lisans sözleşmesi yapmaya yetkili kişidir.
b) Mirasçılar : Eser sahibinin ölümünden sonra mirasçıları, eser üzerindeki mali
haklara sahip olduklarından bunlar da, eserin korunma süresi içerisinde başkalarına lisans hakkı
tanıma hakkına sahiptirler.
c) Kanun Gereği Mali Hak Sahibi Olan Kişiler : Eseri meydana getirenlerin eser
sahibi olabileceklerini öngören Kanun, bazı durumlarda mali hak sahipliğini başından itibaren ve
doğrudan doğruya başka kişilere de tanıdığından (m.18/230) bu kişiler de lisans vermeye
yetkilidir.
d) Mali Hakkı veya Lisans Hakkını Sözleşme ile Devralmış kişiler: Eser
üzerindeki mali hakları, daha önce eser sahibinden devralmış (devren iktisap) kişiler de lisans
vermeye yetkilidir. Hakkı devralanın lisans verme hakkı inhisaridir, zira mali haklarını devretmiş
eser sahibi bu yetkiden yoksun bulunmaktadır.
e) Meslek Birlikleri : Eser sahibinin üyesi olduğu meslek birliğine haklarının temsil
yetkisini vermesi halinde meslek birliği de yetki belgesinde yeralan eserlere ilişkin ve yine yetki
belgesinde belirtilen haklar konusunda lisans tanıma hakkına sahip olur.
2 - Lisans Alan
30
M.18/2: “Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin
işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır.
Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da bu kural uygulanır.”
13
Genel olarak herkes, eser sahibi ve/veya hak sahibinden eser üzerindeki mali hakların
kullanım hakkını alabilir. Bu konuda sözleşme serbestisi geçerlidir. Bunun dışında Kanun’un
özel olarak düzenlediği kişiler de bulunmaktadır31. Bunlar eser sahibinin hakları ile bağlantılı
hak sahipleridir. Buna göre, eser sahibinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri, bağlantılı haklara
sahip olabilmek için eser sahibinden belirli hakları veya hakların kullanım hakkını edinmiş
olmak zorundadırlar (m.80/1 ve 2).
F. SÖZLEŞMEDEN DOĞAN HAKLAR VE BORÇLAR
Eser üzerindeki manevi hak mali hak ayrımında sadece mali hakların sözleşmeye konu
edilmesi ve başkalarına devredilmesi mümkündür. Zira kanun manevi hakların devrine imkan
tanımamıştır. Aynı şekilde eser sahipliğinin devredilmesi de mümkün değildir.
1- Lisans Verenin Borçları
a) Teslim Borcu: Borçlar Hukukunda sözleşmelerin kurulması için teslim şart
olmadığı gibi lisans sözleşmesinde de eserin teslimi, sözleşmenin kurucu bir unsuru değildir..
Bununla birlikte sözleşme ile hak sahibi olan kişinin sözleşme konusu hakları kullanabilmesi için
eseri teslim almış olması gerekir. aksi halde fiili imkansızlıkla karşı karşıya kalır. Eserin aslının
teslim edilmesi her zaman şart değildir. Basılı eserler için eser nüshasının teslim edilmesi
yeterlidir.
b) Hakkın Varlığını Tekeffül (m.53-54): Lisans veren, sözleşme konusu hakkın
varlığını ve lisans verme yetkisinin kendisinde olduğunu tekeffül eder. Lisan alanın, aldığı
lisansın 54. madde gereğince geçersiz sayılması halinde lisans veren, tazminat ödemekle
yükümlüdür.
c) Lisans Verenin Haklarına Zarar Vermeme – Gereği Gibi Kullanılmasını
Temin Etme Borcu: Eser sahibi, sözleşme kurulduktan sonra eserin gereği gibi kullanılmasını
sağlamakla yükümlüdür. Ancak hakkın özünün lisans verende kalmasının tabii bir sonucu olarak
lisans verenin başkalarına da aynı nitelikte haklar tanıması, mümkündür ve bu işlem, borca
aykırılık teşkil etmeyecektir.
2- Lisans Alanın Borçları
a) Telif Bedeli Ödeme Borcu: Hakkın devrindeki bedel, telif bedeli olarak nitelenir.
Devredilen hakların ayrı ayrı belirtilmesinin zorunlu olduğu devir sözleşmesinde şart olmamakla
birlikte bedelin de gösterilmesi ispat kolaylığı açısından gereklidir; zira bedel, tanıkla ispat
edilemez. İşin niteliği gereği, telif bedelinin baştan belirlenmesi gerekir. Telif bedeli, devredilen
haklar, devrin kapsamı ve süresine göre belirlenebilir. Bu konuda sözleşme serbestisi geçerlidir.
Lisans bedelinin, sözleşmede farklı bir tarih belirtilmemiş olması halinde, BK m.74
gereği, sözleşmenin kurulması anında ödenmesi gerekir. Sözleşmenin kurulması teslime bağlı
olmadığı gibi bedelin ödenmesi için de teslim şart değildir. Henüz meydana getirilmemiş eser ile
ilgili borçlandırıcı işlem yapılmış olması halinde ise bedelin ödenmesi için en azından eserin
gerçekleştirilmesi, kamuya arz edilmesi gerekir.
b) Lisans Konusu Mali Hakları Kullanma Borcu: Kullanma borcu, her lisans türü
için geçerli olmayıp, devralanın hukuki durumuna paralel nitelikteki münhasır lisans sahibi için
söz konusudur. Zira devir ve münhasır lisans ilişkilerinde devralan veya münhasır lisans alanın
31
Aydıncık, 137.
14
sözleşme konusu hakkı kullanmaması durumunda, eser ve/veya hak sahibinin eserin atıl
kalmasından dolayı zarara uğraması kuvvetle muhtemel iken, basit lisansta eser ve/veya hak
sahibinin hakların kullanımı konusunda başka seçenekleri de bulunduğundan lisans alanın
kullanmaması sebebiyle zarara uğradığından söz edilemeyecektir.
Münhasır lisans alan, aldığı mali hakları gereği gibi kullanmakla yükümlüdür. Aksi halde
mali bir hakkı devir veya bu hakka ilişkin lisans alan kişinin devir veya lisans konusu hak ve
yetkileri gereği gibi kullanmaması ve bu sebeple eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal
edilmesi halinde eser sahibi, sözleşmeden dönme (cayma) hakkını kullanabilecektir (m.58).
c) İşi Bizzat Yapma Borcu: Münhasır lisans sözleşmesinin kişiye bağlı niteliği
sebebiyle işin (lisans konusu hakkın kullanılmasının) üçüncü kişiye yaptırılması kural olarak
yasaktır. Zira lisans alanın kişiliği çok önemlidir. Lisans alan, lisans konusu hakları kullanma
borcunu bütünü ile üçüncü kişiye bırakamaz, devredemez; ancak işin yapılmasında yardımcı
kullanabilir ve işin niteliği gerektiriyorsa, sözleşmenin ifasını, başkasına yaptırabilir.
d) Hakkın Kullanımında Eser Sahibine Zarar Vermeme Borcu: Bu borç, hem
lisans hakkının niteliğinden hem de eser sahibinin vazgeçemeyeceği eser üzerindeki manevi
haklarından kaynaklanmaktadır. Buna göre lisans alan, eser sahibinin eser üzerindeki manevi ve
mali haklarına riayet etmekle yükümlüdür.
G. LİSANS SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ
1-
Sözleşmenin Amacının Gerçekleşmesi veya Sözleşmedeki Sürenin Dolması
Sözleşmenin belirlenen sürenin sonunda veya amaçlanan hususun gerçekleşmesi ile sona
ermesi, sözleşmeler hukukunun temel prensiplerindendir.
2-
İfanın İmkansız Hale Gelmesi
Lisans sözleşmesi, sürekli bir borç doğuran bir sözleşme olarak, sürekli borcun ifasının
imkansız hale gelmesi durumunda sona erer. Özelikle konusu güzel sanat eseri olan lisans
sözleşmelerinde eserin kendisinin yok olması halinde fiili imkansızlık gereği sözleşme sona
ermiş sayılmalıdır32.
3-
Lisans Alanın Ölmesi veya İflas Etmesi
Lisans sözleşmesi yapılırken, lisans alanın kişiliğinin belirleyici rol oynamış olması
halinde onun ölümü veya iflası halinde lisans sözleşmesi sona erer. Ancak basit lisanslarda
genellikle bu nitelik olmadığından farklı sonuç söz konusu olabilecektir.
4-
32
Lisans Verenin Cayma Hakkını Kullanması
Aydıncık, 191.
15
Münhasır lisans alan, aldığı mali hakları kullanma hakkını gereği gibi kullanmakla
yükümlüdür. Aksi halde mali bir hakkı devir veya bu hakka ilişkin lisans alan kişinin devir veya
lisans konusu hak ve yetkileri gereği gibi kullanmaması ve bu sebeple eser sahibinin menfaatleri
esaslı surette ihlal edilmesi halinde eser sahibi, sözleşmeden dönme (cayma) hakkını
kullanabilecektir (m.58). Cayma hakkı, sadece sözleşme konusu hakkın kullanılmasının borç
teşkil ettiği ilişkilerde geçerli olduğundan basit lisans sözleşmesi bakımından geçerli bir hak
değildir.
SONUÇ
Fikri haklar, gayrı maddi mallar olan eser üzerinde söz konusu olan mutlak nitelikte
haklardır. Fikri hak konusu eser, sahibinin hususiyetlerini taşıyan insan duyuları ile algılanabilen
ve Kanunun belirlediği kategorilerden birisine dahil olan eserdir.
Eser üzerinde manevi ve mali haklar bulunmaktadır. Manevi hakların devri mümkün
olmamakla beraber mali hakların devri veya mal haklara ilişkin lisans verilmesi mümkündür.
Eser sahibi, onu meydana getirendir. Eser sahipliği konusunda “yaratma gerçekliği”
ilkesini geçerlidir. Bu ilke gereğince tüzel kişilerin eser sahibi olması mümkün değildir; ancak
tüzel kişiler, bazı durumlarda mali haklara ve/veya hakların kullanımı hakkına sahip olabilir.
Eser sahipliği, hukuki bir işleme ihtiyaç göstermez.
Lisans sözleşmesi, lisans alana eser üzerindeki mali hakların kullanım hakkını verir.
Lisans sözleşmesinde sözleşme konusu hakkın özü ise lisans verende kalmaktadır.
Aksi belirtilmedikçe verilen lisansın basit lisans olduğu kabul edilir. Basit ve inhisari
lisans arasında hüküm, tarafların hak ve borçları ve sonuçları bakımından önemli farklar
bulunmaktadır. Basit lisans borçlandırıcı bir işlem niteliğinde iken, inhisari şekilde yapılan lisans
sözleşmesi ise, devir işlemine benzer nitelikte tasarrufi bir işlemdir.
Lisans sözleşmesi, belirlenen sürenin sonunda veya amaçlanan hususun gerçekleşmesi ile
veya lisans sözleşmesinde lisans alanın kişiliğinin belirleyici olması halinde onun ölümü veya
iflası halinde veyahut da belirli şartların gerçekleşmesi halinde lisans verenin cayma hakkını
kullanması ile sona erer.
16
KAYNAKÇA
1. ASLAN, Adem, Türk ve AB Hukukunda Fikri Mülkiyet Haklarının Tükenmesi
(Mukayeseli), İstanbul-2004.
2. AYDINCIK, Şirin, Fikri Haklarda Lisan Sözleşmeleri, Arıkan Yay-2006.
3. BAŞPINAR Doç.Dr.Veysel/Av.Dr.Doğan Kocabey, İnternette Fikri Hakların
Korunması, Ankara 2007
4. EREL, Prof.Dr. Şafak N., Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Yenilenmiş 2.Bası, Ankara1998.
5. HIRSCH, E.Ernst, Memleketimizde Meri Olan Telif Hakkı Kanunun Tahlili,
Terc.Orhan Münir Çağıl, Kadir Has Üniversitesi Kütüphanesinde bulunan nüsha, KKX-1155H59.
6. GÖKYAYLA, K.Emre, Telif Hakkı ve Telif Hakkının Devri Sözleşmesi, 2.Bası,
Ankara-2001.
7. KARAHAN, Prof.Dr.Sami/Av.Dr.Cahit Suluk/Yrd.Doç.Dr.Tahir Saraç/Av.Dr.Temel
Nal, Fikri Mülkiyet Hukukunun Esasları, Ankara-2007
8. SULUK, Dr.Cahit/Hakim Ali Orhan, Uygulamalı Fikri Mülkiyet Hukuku, Cilt II
Genel Esaslar-Fikir ve Sanat Eserleri, İstanbul-2005, 143.
9. TEKİNALP, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku, Güncelleştirilmiş 2.Bası, İstanbul-2002.
10. TÜYSÜZ, Dr.Mustafa, Fikir ve Sanat Eserleri Çerçevesinde Fikri Haklar Üzerindeki
Sözleşmeler, Ankara-2007.
11. USLU Ramazan, Türk Fikir ve Sanat Hukuku’nda “Eser” Kavramı, Ankara-2003.
12. ÜSTÜN, Dr.Gürsel, Fikri Hukukta İşleme Eserler, İstanbul-2001.
17