Ekonomi 1 - Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası

Yorumlar

Transkript

Ekonomi 1 - Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası
Ekonomi
1
Ekonomi
2
Ekonomi
Çaycuma Ticaret ve Sanayi
Odası
Ekonomi Dergisi
u
Yıl: 1 • Sayı: 2
u
Sahibi
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası
Adına Yönetim Kurulu Başkanı
Rıfat SARSIK
u
Sorumlu Müdür
Önder ALKAN
u
Yayın Kurulu
Rıfat SARSIK
Önder ALKAN
Mehmet KÖKTÜRK
Alper PÜREN
Kâmuran MISIRLI
u
Reklam ve Mali İşler
Recep ACAR
u
Yönetim Yeri
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası
Atatürk Bulvarı No: 12
Çaycuma / ZONGULDAK
Tel: 0372 6151073
Faks: 0372 6157326
www.caycumatso.tobb.org.tr
e-mail: [email protected]
u
Yapım
EKOL Medya Ltd. Şti.
435. Sokak No:5/7
Yüzüncüyıl/ANKARA
Baskı Aydoğdu Ofset:
Baskı Tarihi: 28.12.2009
u
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası
Ekonomi Dergisi 3 ayda bir
yayınlanmakta olup, 1500 adet
basılmaktadır.
u
Çaycuma Ticaret ve Sanayi
Odası Ekonomi Dergisi’nde yer
alan yazılar aksi belirtilmedikçe
Çaycuma Ticaret ve Sanayi
Odası’nın görüşünü yansıtmaz,
imzalı yazılarda belirtilen
görüşler sadece yazarlarına aittir.
u
Dergiden kaynak belirtilerek
alıntı yapılabilir.
içindekiler
3
Filyos Projesi
heyecan veriyor
7
“Saltukova Havaalanı iç hat
seferleri ile desteklenmeli”
KGF şimdi
daha güçlü
8 16
12
Çaycuma
TSO Filyos
Limanı ile ilgili
Raporunu
Ulaştırma
Bakanlığı’na
iletti
16
Hisarcıklıoğlu:
“Çaycuma Batı
Karadeniz’in
lokomotifi
olacaktır”
11
15
Odamız I. Meslek
Grubu Toplantısı yapıldı
FİLYOS - TIOS
Çaycuma
TSO “22.
Uluslararası
Yapı 2009
Ankara”
Fuarında
19
23
22
Kısa çalışma ödeneği nedir ve hangi
durumlarda uygulanır?
26
Avrupa Birliği’nde Fikri Haklar
1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı
Çayır Mağarası
33
Dünyada ve Türkiye’de
Organik Tarım Uygulamaları
Ç
aycuma’nın her geçen gün geliştiğini görmek bizleri mutlu etmektedir. Odamız başta
olmak üzere Çaycuma’da faaliyet gösteren her
kurum ve kuruluşun ortak çabası ilçemizi sürekli
gelişen, büyüyen ve herkesin örnek gösterdiği bir
merkez haline getirmektir. Bu konuda yıllardır
gerçekleşmesi için yoğun çaba gösterilen Filyos
Projesi’nin oluşumu ve gerçekleştirilmesi yönünde her kesimden destek görmesi de bu konudaki
çabaların önemli bir göstergesidir. Bölgemize bu
konuda büyük değer verilmektedir. Bunun altında yatan temel sebep de bölgemizin gerçekten
her açıdan bu büyük projeye ev sahipliği yapacak
özellikleridir. Denizyolu, havayolu, karayolu ve
demiryolu imkânları, önemli merkezlere yakınlığı, arazi yapısı, iklim özellikleri, doğal güzellikleri
ile her açıdan cazibe merkezi olan bölgemizin
bu konuda tanınmasını ve değerlendirilmesini
sağlamak da hepimizin boynunun borcudur.
Filyos Projesi’ne isim veren Filyos Irmağı’nın
denize kavuştuğu beldemiz Filyos bir süredir turizm konusunda önemli bir gelişmeye de evsahipliği yapıyor. Filyos beldesinin altında yatan tarih günışığına çıkarılıyor. Bölgenin geçmişinde de
ticari hayatın yoğun olduğunu gösteren bir kent
olduğunu gösteren bu kalıntılarla bölgemizin
Karadeniz’in Efes’i olmasına az kaldı. Bilindiği gibi Filyos antik çağdan itibaren önemli bir ticaret
merkezi olarak kullanılmış olması bölgede ticaret
kültürünün yerleşmesini sağlamıştır.
Bölgemizde Cumhuriyet öncesi döneme de
dayanan, cumhuriyetin ardından da devlet eliyle kurulan ve işletilen kömüre dayalı yatırımların
bulunması, TTK başta olmak üzere KİT’lerin ve
ağır sanayi tesislerinin ağırlık kazandığı bir ekonomik yapıya sahip olması ile özel sektörün eksikliğinin yarattığı sıkıntılar artık bu yapının değişmesi zorunluluğu ile ilgili alternatiflerin hayata
geçirilmesini gerekli kılmaktadır. Zaten Filyos
Projesi ve barındırdığı liman, organize sanayi bölgeleri, santraller, üniversite ve diğer yatırımlar da
bu gereklilik nedeniyle ortaya çıkmıştır. Elimizde
Filyos Vadisi gibi bir her açıdan değerlendirilebilecek bir kaynak varken yatırımlar konusundaki
4
heyecanımızı her fırsatta paylaşıyoruz.
Yine bölgemizin ekonomisini canlandıracak
her türlü yatırıma gereken desteğin verilmesi
şarttır. Özellikle turizm açısından değerlendirilmemiş Çayır Mağarası, Göldağı, Balat gibi birçok
değerimize sahip çıkılarak yatırıma dönüştürülmesi gerekmektedir.
Arazi yapısı ve iklim koşulları ile bölgemizin
tarım ve hayvancılık konusunda birçok yatırıma
müsait olduğu da bir gerçektir. Ancak yapılan
yatırımların büyük ölçekli ve ekonomik bir işletme mantığıyla gerçekleşmesinde yarar vardır. Bu
konuda da arazilerin birleştirilmesi, iyileştirilmesi
ve ilgililere kullandırılması ile ilgili bazı uygulama
ve yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır. Bilinçli yapıldığı sürece bölgemizdeki her tarım ve hayvancılık faaliyeti kârlı bir yatırıma dönüşecektir.
Ayrıca ormanlarımız konusunda da oldukça
zenginiz ama orman ürünlerimizi yeterince ekonomik yatırıma dönüştüremiyoruz. Bu konuda
da bazı düzenlemeler yapılarak, ormanlarımızı
ekonomiye dahil etmek gerekmektedir.
Bölge halkı olarak isteğimiz her geçen gün
artan ekonomik sıkıntılara son verecek gelişmelerin yaşanmasıdır. Çaycuma Ticaret ve Sanayi
Odası olarak her zaman bölgemizi geliştirecek
yatırımların gerçekleşmesi için gereken çalışmaları yapmaktayız.
Saygılarımla…
Rıfat SARSIK
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim
Kurulu Başkanı
Ekonomi
5
Ekonomi
Çaycuma’ya atanmadan önce ilçemiz ile ilgili bir bilginiz
var mıydı, ilk izlenimleriniz ne
oldu?
Çaycuma Filyos Vadisi üzerinde doğal güzellikleri ile önceden biraz bildiğim bir ilçedir.
Coğrafi güzellikleri, sıcak – samimi, iletişime açık insan yapısı ile hem Çaycuma ile hem de
Çaycumalılarla ilgili ilk izlenimlerim gayet olumludur.
Çaycuma’nın genel olarak
ekonomik ve sosyal hayatını
hakkında bir değerlendirme
yapmanızı istesek neler söylersiniz?
Çaycuma’da yaşayan insanlarımızın önemli bir kısmını
sabit gelirliler teşkil etmektedir.
Bunların önemli bir kısmı da
madencilik sektöründe işçi veya
emekli olmuş kişilerdir. Elimizdeki istatistiklere göre 25.000’e
yakın SSK’dan emekli olmuş
insanımız vardır. İlçemizde bulunan kağıt fabrikası OYKA’nın
da ilçemize ve ilçemiz ekonomisine artısı oldukça fazladır. Yaklaşık 280 kişi bu fabrika da istihdam edilmektedir. İlçemizde İl
Özel İdaresi, Zonguldak Ticaret
ve Sanayi Odası ve Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası ortaklığı
ile 1992 yılında resmen kurulan
ve 2003 yılı sonu itibarı ile altyapısı ile birlikte tamamlanmış
bir Organize Sanayi Bölgesi
bulunmaktadır. Organize Sanayi Bölgesi’nin alanı 125 hektar
olup 67 sanayi parseli mevcuttur. Bu parsellerin 46’sının yatırımcılarımıza tahsisi yapılmıştır.
24 parsel henüz boş durumdadır.
Mevcut yatırımcılarımızın 24’ü
üretimdedir, 8 yatırımın inşaatı
bitmiş, 2 yatırımın da inşaatı devam etmekte olup 3 yatırımcımızın da proje aşamasında yatırımı
söz konusudur. Organize Sanayi Bölgemize yönelik teşvik ve
muafiyetlerin artırılması gerek-
6
mektedir. Ayrıca doğalgazdan da
faydalanmamız gerekmektedir.
Bu konu Sayın Valimiz tarafından ciddi bir şekilde takip edilmekte, BOTAŞ ile görüşmeleri
devam etmektedir. Kısa sürede
sonuç alacağımızı ümit ediyorum. Tarım sektöründe maalesef
topraklarımız elverişli olmasına rağmen tarımsal üretim fazla değildir. Birkaç köyümüzde,
özellikle Kayıkçılar köyünde
seracılık ve meyvecilik belli bir
aşamaya gelmiş ise de yine de
istenilen düzeye ulaşılmamıştır. Kooperatiflerimiz kanalıyla
Çaycuma’da üretilen sütler toplanmaktadır. Günde yaklaşık 40
ton süt toplanmaktadır. Fakat
hem tarımsal üretimimizi hem
hayvancılığımızı geliştirmemiz
gerekmektedir.
Filyos Vadisi Projesi ile ilgili
düşünceleriniz nelerdir?
Filyos Vadisi Projesi’ni incelerken hakikaten heyecanlanmamak elde değil. Zonguldak
ve bölgenin en önemli kalkınma
projesi… Uzun yıllardır gündemde olduğu için bazı Çaycumalılarda gerçekleşmeyeceğine
dair fikirler de tezahür etmiş. Aslında incelendiğinde görülecek
ki, organize sanayi bölgemiz,
havaalanımız gibi yatırımlar da
bu projenin bir parçası… En son
yaklaşık 8 km.’lik sedde projesi
Filyos nehrinin denize döküldüğü yerden iç kısma doğru olmak
sureti ile ihale edildi. Şu an serbest bölge çalışmaları da devam
etmektedir. Filyos Vadi Projesi
bölgenin amiral projesidir. İlçemizi de bölgede lokomotif şehir
yapacak projedir. Sayın Valimiz
Erdal ATA da bu projenin her
safhasında büyük gayret sarfediyor. Gerçekleşmesi için tüm
aşamaları bizzat kendisi takip
ediyor.
Sanayi yatırımlarının yanısıra tarımsal faaliyetlerde yaşanan gelişmeler ve Çaycuma’nın
konumu ile ilgili neler aktarabilirsiniz?
Çaycuma şu anda istediğimiz
Ekonomi
düzeye henüz ulaşmış değil. Tarımsal envanterimize bakınca bu
durum hemen hemen anlaşılıyor.
İlçemizde 885 adet plastik sera,
plastik alçak tünel sera ise 930
adettir. İlçemizde mevcut tarla
arazisi 216 dekar olup, burada
buğday, arpa, yulaf, mısır vb.
ürünler ekilip biçilmektedir. Yine İlçe Tarım Müdürlüğümüzün
verilerine göre büyükbaş hayvan sayımız 22.184, broiler tavukçulukta ise 83 adet çiftlik ve
1.300.000 adet / devre kapasitemiz mevcuttur. İlçemizde uygulanan AB aktif istihdam tedbirleri hibe programı kapsamında bodur meyve yetiştiriciliği projesi
uygulanmış olup çiftçilerimize
bodur meyve yetiştiriciliği eğitimi verilmiştir. Yaptığımız köy
gezileri ve incelemelerinde köylerimizdeki arazilerin büyük bir
kısmının boş olduğunu müşahade ettim. İlçemizde tarımsal faaliyetleri yeniden canlandırmalıyız. Geleneksel tarım ürünlerinden ziyade piyasa değeri olan
ürünlere yönelmeliyiz. Bu konuda özellikle vakfımıza müracaat
eden insanları da bu projelere
yönlendiriyoruz. Bu kapsamda
34 kişiye seracılık projesi hazırlayıp genel müdürlüğe gönderdik. Şu an ise bodur meyvecilik
projesi üzerinde çalışıyoruz.
Çaycumalıların gelişmelere
ve çalışmalarınıza bakış açısını
nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çaycumalılar iletişime, diyaloga açık, sosyal bir yapıya sahip insanlar. Tarımsal konulara
hassasiyetleri oldukça yüksek.
Çaycumalılar belli hedefleri,
amaçları, hizmetleri gerçekleştirebilmek için bir araya gelerek
birçok konuda kolektif hareket
edebilmektedirler. İlçemizin sorunlarına sahip çıkacak çözüm
ve sorumluluk makamında olanları da destekleyeceklerdir diye
düşünüyorum.
Çaycuma’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının
durumunu
değerlendirebilir
miyiz?
İlçemizde dernekler büromuza bağlı 146 dernek mevcuttur. Bu sayının yüksek oluşu
Çaycuma’da sivil toplum örgütlenmesinin belli bir aşama kay-
dettiğini de göstermektedir. Çaycumalıların kolektif hareket edebilme motivasyonuna sahip olduğunu görüyoruz. Sivil toplum
örgütlerimiz de kendi alanlarında oldukça duyarlı faaliyetlerde
bulunmakta, zaman zaman bizlere de öneriler getirmektedirler.
Birçoğu kaymakamlığımızla irtibat halinde kendi faaliyet alanı
ve hedef kitlelerine ait sorun ve
önerilerde bulunuyorlar. Ben de
kaymakam olarak sivil toplum
örgütlerinin önerilerine önem
vermekteyim. Aldığımız kararlarda da sürece onların katılmasını istiyoruz. Birçok toplantıya
da sivil toplum örgütlerimizi ve
temsilcilerini davet ediyoruz.
Çaycuma Ticaret ve Sanayi
Odası ile ilgili düşünceleriniz
nelerdir?
Ticaret ve Sanayi Odamız
ilçedeki en önemli meslek odalarından biridir. Çaycuma’ya
geldiğimden beri hem Oda Başkanımız Sayın Rıfat SARSIK,
hem de Meclis Başkanı Sayın
Zeki YURTBAY şahsıma ve
kaymakamlığıma her konuda
7
Ekonomi
destek olacaklarını dile getirmiş ve hissettirmişlerdir. Ben
de fırsatını bulmuşken hem
Sayın SARSIK’a, hem Sayın
YURTBAY’a ve tüm Ticaret
ve Sanayi Odası üyelerimize bu
hassasiyetlerinden ötürü teşekkür ediyorum.
Son olarak okurlarımıza
iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Çaycuma Belediyemiz, belde
belediyelerimiz, tüm siyasi partilerimiz, meslek odalarımız, sivil
toplum örgütlerimiz ve Çaycumalı hemşehrilerimiz ile birlikte
ilçemiz için çalışacağımızın altını çizerek belirtmek isterim.
Sayın Kaymakamımıza bizlere vakit ayırarak değerli görüşlerini paylaştığı bu söyleşi için
teşekkür ediyoruz.
Çaycuma Kaymakamı
Hasan Yaman’ın Özgeçmişi
1975 yılında Kırıkkale’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini
Kırıkkale’de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler
Fakültesi Kamu Yönetimi’ni bitirdi. 2000 yılında açılan Kaymakamlık sınavında başarı göstererek Kaymakamlık mesleğine girdi. Afyonkarahisar – Bayat, Artvin - Şavşat ve Şanlıurfa- Harran
ilçelerinde kaymakamlık yaptı. Evli ve bir kız babasıdır.
8
Ekonomi / Haber
Çaycuma TSO’dan TOBB Başkanı’na ziyaret
Hisarcıklıoğlu: “Çaycuma Batı
Karadeniz’in lokomotif i olacaktır”
Ç
aycuma Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim
Kurulu Başkanı Rıfat Sarsık, Yönetim Kurulu Üyeleri Ergün Çelik, Önder Alkan, Mehmet
Köktürk, Genel Sekreter Alper Püren, Çaycuma
Kaymakamı Hasan Yaman ve Çaycuma Belediye
Başkanı Mithat Gülşen ile birlikte Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Sayın M. Rifat
Hisarcıklıoğlu’nu makamında ziyaret etti.
Ziyaret sırasında Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği Başkanı Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na
Filyos Vadi Projesi, Havaalanının iç hat seferlerine açılması, Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nin
ek derslik ihtiyacı gibi konularda bilgi vererek
destek istedi.
Ziyaretten memnuniyetini ifade eden Rifat
Hisarcıklıoğlu “İlçenin sorunlarıyla ilgili olarak
Oda Başkanımız Rıfat Sarsık ile sürekli görüşü-
yoruz. Çaycuma ilçesi Batı Karadeniz bölgesinin
lokomotifi olacaktır. Bizler de elimizden geldiği
kadar sizlere yardımcı olacağız” dedi.
Ziyaret sonrası Çaycuma Ticaret ve Sanayi
Odası Başkanı Rıfat Sarsık, “TOBB Başkanımız
Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ile her fırsatta bölge
sorunlarını görüşüyoruz. Kendisi bize her zaman
destek olmaktadır.” dedi.
Öte yandan, TOBB Başkanı Rifat
Hisarcıklıoğlu’nun Eurochambres Yönetim Kurulu Birinci Başkan Yardımcılığı görevine seçilmesi TOBB camiasında büyük bir memnuniyet
uyandırdı.
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Rıfat Sarsık, “Sayın Hisarcıklıoğlu’nun bu büyük
başarısı camiamızda büyük bir sevinç uyandırmıştır. Kendisini bu başarısından dolayı kutluyoruz.” şeklinde konuştu.
9
Ekonomi / Haber
KOBİ’lere Destek Protokolü imzalandı
KGF şimdi daha güçlü
Çaycuma TSO Başkanı Sarsık KGF’nin
güçlenmesiyle KOBİ’lerin bankalara karşı olan
teminat sorununun ortadan kalkacağını söyledi.
H
azine Müsteşarlığı’ndan
Kredi Garanti Fonu’na 1
milyar TL’lik kaynak aktarımına
ilişkin protokol imzalandı.
TOBB Başkanı M. Rifat
HİSARCIKLIOĞLU’nun evsahipliğinde
gerçekleştirilen
törende, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali BABA-
CAN, Sanayi ve Ticaret Bakanı
Nihat ERGÜN’ün yanısıra, T.C.
Başbakanlık Hazine Müsteşarı
İbrahim ÇANAKÇI, T. Bankalar Birliği Başkan Vekili Varol
CİVİL, KOSGEB Başkanı Mustafa KAPLAN, Kredi Garanti
Fonu Yönetim Kurulu Başkanı
Faik YAVUZ ve Kredi Garan-
ti Fonu’un (KGF) 240 Milyon
TL’ye çıkartılan sermayesine iştirak eden bankaların genel müdürleri hazır bulundu.
Konuyla ilgili bir açıklama
yapan Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Rıfat Sarsık
“Kredi Garanti Fonu, 1991 yılında 20 bin TL sermaye ile 6 kurumun ortaklığında özel bir kanunla kurulan küçük bir kuruluş
olmaktan çıkarak bugün, TOBB
ve KOSGEB’in sermaye artışına
iştiraki ile 20 seçkin Bankamızın
da toplam 80 milyon TL ile ortak
olarak katılmasıyla, 240 milyon
TL sermayeli, güçlü bir kuruluş
haline gelmiştir. Bu sermaye artırımı ile TOBB, KOSGEB ve
Bankalar, yaklaşık yüzde 33’lük
oranlarla eşit ortaklar hale gelmişlerdir” dedi
Çaycuma Ticaret ve Sanayi
Odası Başkanı Rıfat Sarsık şöy-
10
Ekonomi / Haber
le devam etti “KOBİ’lerimizin
içinde bulunduğu sorunların en
önemlisi de finansman sorunudur. Kurumsal yapılanma eksikliği ve yetersiz teminat yapısı
nedeniyle bankalar, KOBİ’lere
kredi vermekte tereddüt ediyor
veya yüksek teminatlar talep etmelerine sebep olmaktadır. İşte
bu noktada Kredi Garanti Fonu
KOBİ’lerin finans kuruluşlarına
karşı teminat eksikliğini tamamlayarak, finansmana erişimlerine
imkân sağlamaktadır. Hazine
tarafından sağlanan 1 milyar TL
kamu kaynağı ile oluşturulması
hesaplanan 10 milyar TL tutarındaki kredi hacmi sayesinde, çok
daha fazla KOBİ, finansmana
erişecektir. Kamunun sağladığı
kaynağı etkin ve doğru bir şekilde kullanmak üzere, bazı kıstaslar da belirlenmiştir. Buna göre,
30 Haziran 2008 tarihinden önceki 2 yıl içinde takibe düşmüş
veya vadesi geçmiş borcu bulunmayan KOBİ’ler bu kaynaktan
yararlanabilecektir.
Bu kapsamda asgari 6 ay,
azami 4 yıl vadeli olarak kullandırılacak kredilerin yüzde 65’ine
Hazine garantörlüğü ile KGF
tarafından kefalet sağlanırken,
kredi riskinin yüzde 35’i Bankalar tarafından karşılanacaktır.
KOBİ’lerimiz için son derece
faydalı olacak bu protokol için
emeği geçenlere teşekkür ediyor ve bu desteğin KOBİ’lere
faydalı olmasını temenni ediyorum. Bu protokol ile ekonomik kriz sonrası sıkıntıya düşen
KOBİ’lerin hedef alınmıştır.
Fakat zaten 5 - 10 yıl gibi daha
uzun süredir sıkıntı içerisinde
bulunan KOBİ’lerin derdine deva olmayacaktır.”
KOBİ’lere Kredi Destek Paketi
Aşağıda belirtilen 2 tür kredi programı uygulanacaktır;
1- Yeni Kredi Destek Paketi
100 Bin İşletme’ye 2.5 Milyar Tl Kredi
İlk 3 Ayı Ödemesiz, Toplam 15 Ay Vadeli (Aylık eşit taksitler
halinde geri ödenecek)
İşletme Başına Üst Limit 25.000 Tl
İşletme Sahibi Kadın İse 30.000 Tl
Kredi Faizinin % 75’İni KOSGEB, %25’İni Krediyi Kullanan
Ödeyecek.
2- Acil Destek Kredisi
- Sel felaketi nedeniyle iş yerleri zarar gören, faaliyetleri aksayan, bunu da ilgili resmi makamlardan belgeleyen ve KOSGEB
Veri Tabanı’na kayıtlı olan işletmeler faydalanabilecek.
- Üst Limit 100.000 Tl
- İlk 6 Ay Ödemesiz Toplam 24 ay (Aylık eşit taksitler halinde
geri ödenecek)
- Acil Destek Kredisi Faizinin Tamamını KOSGEB Ödeyecek.
Kredi Garanti Fonu Bu Süreçte Devrede
Teminat sıkıntısı yaşayan KOBİ’ler için Kredi Garanti Fonu
bu süreçte devrede olacak, Kredi Garanti Fonu’nun şartlarının bu
programlardan yararlanacak KOBİ’lere yüzde 50 indirimli olarak
uygulanacaktır.
KOSGEB Veri Tabanına Kayıtlı Olma Şartı Var
Kredi Faiz Desteği Programlarına başvuru koşulları ile başvuru yapılacak bankalar önümüzdeki günlerde kamuoyuna ilan
edilecektir.
Bu kredi Faiz Desteği Programlarından yararlanmak isteyen
KOBİ’lerde KOSGEB Veri Tabanına kayıtlı olma şartı aranacak.
Kayıt İşlemleri:
http://www.kosgeb.gov.tr/basvuru.html adresinde başvuru için
yapılması gerekenler, kredi kapsamında desteklenecek ve desteklenmeyecek sektörler belirtilmektedir.
Gerekli Evraklar:
İmza Sirküleri, Vergi Levhası, Oda Kayıt Belgesi, Sicil Gazetesi, Muhasebeci Onaylı 2008 Yılı Bilanço Ve Gelir Tablosu (Bilanço Çıkmayan İşletmelerden Hesap Özeti İstenir), 2008 Yılı
Toplam Çalışılan Gün Sayısı (Aylık Sgk Prim Tahakkuk Belgelerinde Belirtilen Gün Sayılarının 12 Aylık Toplamı), İşletme Yetkilisi Nüfus Cüzdan Fotokopisi
Internet üzerinden başvurusunu tamamlayan işletmeler gerekli
evrakları hazırlayarak KOSGEB Zonguldak Müdürlüğü’ne müracat edeceklerlerdir.
Tel: 2533648, 2536749
Faks: 2522953
Adres: Çaydamar Mevkii /Zonguldak
11
Ekonomi / Haber
Çaycuma TSO Başkanı Sarsık:
“Saltukova Havaalanı iç hat
seferleri ile desteklenmeli”
Ç
aycuma Ticaret ve Sanayi
Odası Başkanı Rıfat Sarsık yaptığı açıklamada “Saltukova Havaalanı İçhat seferleriyle desteklenmelidir” dedi.
Çaycuma TSO Başkanı
Sarsık’ın konuyla ilgili açıklaması şöyle.
“Saltukova Havaalanı, yapımından açılışına kadar her
aşamada bölge insanının havaalanına olan inancı ve desteği
ile Temmuz ayından itibaren
Almanya seferleri ile hizmet
vermeye başlamıştır. Bölge insanının havaalanına olan inancı
“dağ tıraşlanması” na verdiği
destekle de somutlaşmıştır.
Almanya seferleri ile tarifeli
uçuş hayali gerçekleşen Saltukova Havaalanı Almanya’da
yaşayan vatandaşlarımızın ulaşımı için büyük kolaylık sağlamaktadır. Gurbetçi vatandaşlarımızın yoğun olarak tatillerini
geçirmek üzere Türkiye’ye
geldikleri dönem bitince de
havaalanımızın işlemesi gerekmektedir. Bu nedenle Almanya
seferlerinin yanı sıra Türk Hava Yolları’nın iç hat seferlerine
havaalanımızın dahil edilmesi
ile ilgili çalışmalar yapmasını
bekliyoruz.
Türk Hava Yolları buradaki yurtiçi yolcu potansiyelini
değerlendirerek, bunu geliştirecek bir unsur olarak belli bir
süre Saltukova Havaalanı’nı da
yurtiçi tarifeli uçuşlarını gerçekleştirmelidir. Aksi takdirde
Almanya seferleri azaldığında
havaalanımız için eskiye dönüş
kaçınılmazdır. Bu durum da
bölge insanımız için yine hüsran anlamına geleceğinden yetkililerin konuyla ilgili çalışmalarına hızlandırılmış bir şekilde
başlamaları gerekmektedir.
Odamız başta olmak üzere
Zonguldak, Bartın, Karabük
ve Devrek Ticaret ve Sanayi
Odaları bilet garantörü olarak
bu gelişmeye destek vereceklerdir.
Başta sayın siyasilerimiz
olmak üzere tüm ilgililerin ve
yetkililerin bu konuda desteğini bekliyoruz.”
T E R Ö R Ü K I N I YO R U Z !
“Tokat'ın Reşadiye İlçesi Sazak Köyü yakınlarında devriye görevi yapan jandarma birliğinin hain bir pusuya düşürülerek, 7 askerin
şehit olması, 3 askerin de yaralanması nedeniyle duyduğumuz üzüntü büyüktür.
Bu saldırılar, Türkiye’ye, insanlığın huzuruna, bölgenin barışına
yönelik en büyük darbedir. İnsanlık değerlerinden nasibini almamış
terör odaklarına verilecek en güzel cevap, ülkemizin bütünlüğüne
sahip çıkmaktır.
Aziz Türk milletinin ve kahraman askerlerimiz tarihimiz boyunca yaptığı bütün mücadelelerde, her zaman birlik ve beraberlik
içerisinde bütün düşmanlarını daima bertaraf etmiştir. Dün olduğu
gibi bugünde milletimiz, şehit düşen evlatlarının ardında bıraktıkları
emanete sahip çıkacak ve bu terörist saldırılara en kısa sürede gerekli cevabı verecektir. Buna olan inancımız tamdır.
Millet olarak üzüntümüz büyüktür. Ancak, saldırılar ve terör
milletimizi yıldıramayacaktır. Toplumsal barış adına tüm iyi niyetli
beklentilere rağmen bu saldırı terörün dehşet verici yüzünü bir kez
daha tüm insanlığa göstermiştir. Meydana gelen bu menfur saldırıları şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz.
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası adına, vatan için şehit olan
kahraman askerlerimize Allah’tan rahmet, Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize, Yüce Türk Milletine ve şehitlerimizin ailelerine
başsağlığı ve sabırlar diliyoruz.”
13
Ekonomi / Haber
Çaycuma TSO Filyos
Limanı ile ilgili
Raporunu Ulaştırma
Bakanlığı’na iletti
Ç
aycuma Ticaret ve Sanayi
Odası; Ankara’da gerçekleştirilen Filyos Limanı 2. Yönlendirme Toplantısı sonrasında;
Liman ile ilgili önerilerini Ulaştırma Bakanlığı’na iletti.
Raporda yer alan önerilerden başlıcaları şunlar:
Filyos Limanı 3. Yönlendirme Toplantısı mutlaka bölgemizde, Odamızın ev sahipliğinde yapılmalıdır.
Zonguldak – Adapazarı Arifiye arasında demiryolu
bağlantısı yapılması da bölgenin İstanbul’a bağlantısını
kolaylaştıracaktır. Bu durum
da Karadeniz’in karşısındaki
limanlardan gelecek yüklerin
Filyos limanına yönelmesinde ayrı bir cazibe yaratacaktır.
Mevcut demiryolları bağlantı-
sının iyileştirilmesi ve Ankara
hattının revize edilmesi ve daha kısa mesafeli yeni bir hat gibi yatırımlar gereklidir.
Liman projesi yıllardır yürütülen
Zonguldak-BartınKarabük Master Planı ile tutarlı olmalıdır.
Yatırımın kara köprüsü
özelliği, Ankara bağlantısı açısından oldukça avantajlıdır.
Yük potansiyeli endüstriyel ürünler olduğu kadar ticari
ürünler olarak da yoğunlaşacaktır.
Projenin gecikmesi, şirketleri kendi ihtiyaçlarını karşılayacak özel limanlar yapmaya yöneltmektedir. Bu durum
mevcut projenin önemini azaltmaktadır.
Bir asırlık beklenti olan bu
projenin hayata geçmesi için,
Odamız başta olmak üzere bölgemizde yaşayan herkesin, tüm
kurum ve kuruluşların projeye
desteği tamdır.
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Rıfat SARSIK konuyla ilgili şunları söyledi; “Filyos Limanı Filyos
Projesi’nin olmazsa olmaz parçasıdır. Bu yüzden limanın hayata geçmesi bölgemiz için çok
önemlidir. Çaycuma Ticaret ve
Sanayi Odası olarak takipçisi
olduğumuz Filyos Projesi ve
Filyos Limanı ile ilgili tüm çalışmalarımızda yerel yöneticilerimiz ve bölge siyasilerimizle
irtibat içinde aynı duyarlılıkla
hizmet vermek istiyoruz. Limanla ilgili projenin şekillenmiş olması ve 2010’da ihaleye
hazır hale getirilmesi bizi oldukça umutlandırmıştır. Bölgemiz için yapılan bu çalışmaların
bir an önce tamamlanması için
elbirliği ile hareket edilmesinin
faydası çoktur. Limanın bir an
önce hayat geçmesi hepimizin
ortak dileğidir. Bu dileğin gerçekleşmesi için çalışmalarımız
hızla devam edecektir.”
Ekonomi / Haber
Filyos Limanı İkinci
Yönlendirme Toplantısı yapıldı
ilyos Limanı projesi ile ilgili olarak,
Türkiye – AB Mali İşbirliği kapsamında
Avrupa Birliği Merkezi Finans ve İhale Birimi
tarafından takip edilen “Filyos Limanı İnşaatı
Teknik Destek Projesi”nin 2. Yönlendirme
Toplantısı Ulaştırma Bakanlığı’nda yapıldı.
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası’nın da
katıldığı toplantıda Filyos Limanı ile ilgili
fizibilite, ÇED ve İhale dökümanlarının AB
standartlarına uygun olarak düzenlenmesi ve
AB / Uluslararası İnşaat İhalesi Prosedürü’ne
uygun olarak ihale dosyasının ve iş tanımın
hazırlanması için katılımcılara sunum yapılarak
görüşleri alındı.
Proje danışmanı olan konsorsiyum
tarafından hazırlanan sunumda projenin
amaçları, trafik analizleri ve endüstri gelişim
tahminleri, liman gereklilikleri - hizmetleri
ve ekipmanları, yapılan veri toplama ve saha
çalışmaları, potansiyel gerçekleşme senaryoları
ve değerlendirilmesi, çevresel izleme ve
kapsam belirleme ile ekonomik ve mali
analizlere yer verildi.
Mayıs 2010’da tamamlanması beklenen
F
çalışmanın ardından ihale edilmesi beklenen
Filyos Limanı’nın 2015’de hayata geçmesi
öngörülüyor.
Konuyla ilgili olarak Çaycuma Ticaret ve
Sanayi Odası Başkanı Rıfat SARSIK şunları
söyledi: “Filyos Projesi ve Filyos Limanı
bölgemiz için en önemli konulardır. Oda olarak
yakından takip ettiğimiz bu konularla ilgili tüm
çalışmalarda yer almaktayız. Filyos Limanı
ihale hazırlığı ile ilgili yapılan bu çalışmada
Filyos Limanı’nın bir an önce gerçekleşmesi
için girişimlerimizi yoğunlaştırmış
bulunmaktayız. Proje tamamlandığında da
AB tarafından belli oranda hibe desteği de
alınarak limanın inşaatının başlaması 2010
yılının ilk yarısında gerçekleşebilir. 3 ay sonra
devamı yapılacak olan toplantının bölgemizde
yapılması konusunda öneride bulunuldu.
Bu toplantıda da çalışma dahilindeki diğer
kurum ve kuruluş temsilcilerinin de bölgemize
gelerek buradaki koşulların uygunluğunu
yerinde inceleyeceklerdir. Limanla ilgili
müjdeli haberleri vermemizin yakın olduğunu
düşünüyoruz. Saygılarımla.”
15
Ekonomi / Güncel
16
Ekonomi / Haber
Çaycuma TSO “22. Uluslararası
Yapı 2009 Ankara” Fuarında
aycuma Ticaret ve Sanayi Odası 1 Ekim
2009 tarihinde üyelerinin ve yapı sektörünün bölgemizdeki temsilcilerinin katılımı ile
“22. ULUSLARARASI YAPI 2009 ANKARA
FUARI”na bir gezi düzenledi.
Başkent’in en büyük organizasyonu olan 22.
ULUSLARARASI YAPI 2009 ANKARA FUARI, İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’nden gelen yapı
sektörü profesyonellerinin buluştuğu bir fuar olarak dikkat çekiyor.
Fuar gezisine Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Alper Püren ve Genel Sekreter
Yardımcısı Recep Acar’ın yanı sıra, Oda üyeleri, inşaat sektörünün temsilcileri ve mimarlar da
katıldı. Oldukça renkli geçen gezide fuar sonrası
üyeler bir arada yemek yediler ve alışveriş merkezlerini de gezme imkanı buldular.
Ç
Konuyla ilgili olarak konuşan Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Rıfat Sarsık;
“Üyelerimizin her konudaki taleplerini karşılamayı görev biliyoruz. İşini geliştirmek isteyen, yeni iş kolları araştıran, en önemlisi
de sektöründeki en son teknolojileri bir arada
görmek isteyen herkesin fuarlara katılması
çok büyük önem taşımaktadır. İnşaat sektörümüzdeki üyelerimizin de bu fuara katılmaları
Çaycuma’nın bu konuda en son yenilikleri takip etmesi açısından yararlı olacaktır. Biz her
zaman Oda olarak bu tür gezilerin organizasyonu için üyelerimizin tüm taleplerini karşılamaya çalışıyoruz ve bu tür organizasyonlarımıza
katılımın daha çok olmasını bekliyoruz. Bu ve
bunun gibi çalışmalarımız her zaman olduğu
gibi devam edecektir.”dedi.
17
Ekonomi / Haber
Odamız
I. Meslek
Grubu Toplantısı yapıldı
Meslek grubunda yer alan üyelerin meslek soaycuma Ticaret ve Sanayi Odası’nın “konaklama ve yiyecek, eğitim, insan sağlığı ve sosyal runlarının tartışıldığı toplantı neticesinde oda yönehizmetler, kültür, sanat, mesleki, bilimsel ve teknik timlerinden 2010 beklentileri dile getirildi.
hizmetler ile diğer hizmet” faaliyetlerinden oluşan
I meslek grubu toplantısı yapıldı.
Toplantının açış konuşmasını yapan yönetim kurulu üyesi ve meslek komitesi başkanı Önder ALÇaycuma Ticaret ve Sanayi Odası her yıl
KAN şunları vurgulayarak “Odamız, kuruluşundan
olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayı boyunca
itibaren, geleceğin refah bölgesi idealini gerçekleşgıda yardımında bulundu.
tirmek doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir.
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Oda Meclis
Hedefleri ve gereksinimleriyle bütünleşen politikave Yönetim Kurulu üyeleri; 1000 adet
lar üreten odamız, sürekli gelişmeye yönelen yapıgıda paketini bizzat tespit ettikleri kişilere
sıyla, ülkemizde son yıllardaki değişimi iyi tahlil
ulaştırdı.
etmeye çalışan yönetim kadrosuyla, yapılması geÇaycuma Ticaret ve Sanayi Odası
reken çalışmalar hususunda her zaman yerinde, zaBaşkanı
Rıfat SARSIK konuyla ilgili
manında hareket etmiştir ve etmektedir.
şunlar söyledi: “Oda olarak ihtiyaç sahibi
Odamızın ekonomik yapısı, üye sayısı, teknik
olan vatandaşlarımıza her yıl yardımda
donanımı ve yönetim yapısı; bölgemizdeki sivil
bulunuyoruz. Bu yılda gıda yardımında
toplum örgütlerini bütünleştirici rol üstlenmede, habulunduk. Meclis ve Yönetim Kurulu Üyesi
yata geçmesi gereken önemli projelerinin takipçisi
arkadaşlarımızla ihtiyaç sahibi aileleri tespit
olmada ve yapılacak tüm diğer etkinlikler açısından
ettik. Bu tespitler sonucunda hazırladığımız
hedefe ulaşmada son derece etkili öneme sahiptir.
paketleri ihtiyacı olan vatandaşlarımıza
İnanıyoruz ki bölgemiz, sahip olduğu potansiyeli
ulaştırdık. Odamız yapmış olduğu yardımlarla
iyi kullanarak bu günkü sıkıntıları aşabileceği gibi
beraberlik ve dayanışmanın güzel bir örneğini
belli bir süreç içinde gelişmiş bölgeler arasında yesergilemektedir.”
rini alacaktır” dedi.
Ç
Odamızdan gıda yardımı
18
Ekonomi / Güncel
Ece Seramik Formina
markası ile banyo keyfini
dünyaya taşıyor
E
ce Seramik Akrilik Kimya Sanayi Ticaret Ltd. Şti inşaat ve inşaat
malzemelerinin yanı sıra banyo ürünlerinin çeşitliliğindeki öncülüğüyle
sektörde lider konumda faaliyetlerine
devam ediyor. Şirket üretimlerinin
yüzde 35’ini 15 ülkeye ihraç etmekte;
2010 yılında ise yüzde 45 düzeyinde
bir ihracat geliştirmeyi hedefliyor.
Fabrika 1998 yılında 15 bin metre
kare kapalı alanda kurularak dekoratif
seramik ve bordür üretimine başladı.
Bu ürünler öncelikle Türkiye’nin tamamına ve dünyanın değişik ülkelerine pazarlanarak “formina” markası
ile kısa zamanda marka olarak tanınır
oldu. Sektördeki en son teknolojiyi
kullanarak üretilen dekoratif seramik
ve bordür üretim günlük 150 bin adetin üzerine taşındı. Bugün yapı sektörüne kazandırılan banyo küvetleri,
hidromasajlı sauna compakt sistemleri spamini havuzların yatırımı 2003
yılında başlayıp 2004’te tamamlanarak üretime geçilmiştir. Şirket ayrıca
her türlü ürün model ve kalıplarını
bünyesindeki teknik elemanlarla yapıyor’ dedi.
Özgün modeller ve yüksek kalite
Kendine özgü modelleriyle iç ve
dış pazarda yer aldıklarını belirten
Ece, ‘Günlük kapasitesi değişik ebatlarda olmak üzere 700 adet banyo küveti üreten Formina sauna compakt
sistemler konusunda ürettiği 300’den
fazla değişik modele müşterilerine
hizmet veriyor. Küvetin ayrılmaz parçası olan duş kabin sistemleri üretimine de 2005 yılında başlayan Formina,
kendine özgün değişik model ve se-
çenekleriyle bu ürünlerini iç pazarın
yanı sıra Hollanda, Belçika, Finlandiya, Bulgaristan, Makedonya, Rusya,
Ukrayna, Moskova, Dubai, Suriye,
Tunus, Azerbeycan, Bahreyn, İspanya, Arap emirliklerine ihraç ediyor.
Ayrıca Moskova, İngiltere’ye showroomlar açmayı planlıyor. Çalışan
sayısı 200’e yakın olan firmanın ana
prensibi: “kalite imajıyla bütünleşen
yenilik ve hizmet” anlayışını özenli
bir şekilde uygulayarak müşterilerine
ve dünyaya adını duyurmakta.
Firmalarının hedefinin her iki
ürün grubunda da üretim ve satış kapasitesini artırmak olduğunu vurgulayan Şirket kurucusu ve müdürü Ergün
Ece “Kapasitemizi %100 – 200 artırmayı planlamaktayız. Bunun gereği
olarak da yurtiçi ve yurtdışı fuarlara
sürekli katılmaktayız. Dünyanın farklı ülkelerine pazarlanan ürünlerimizin
tanıtımını kolaylaştırmak için Türkiye ve yurtdışındaki fuarlara katılarak
“Formina”yı tanıtmaya çalışıyoruz.
Amacımız pazar payını her geçen
gün biraz daha artırmak. ISO – 9001
ve TSE belgeli ürünlerimizin iç ve dış
pazarda beğeni kazanması ve aranan
bir marka olması bize büyük moral
veriyor.”diyerek şu açıklamayı yaptı.
“Markamız ile birlikte bölgemizin
de tanıtımını yapıyoruz. Bu meyanda
Ergün ECE
“formina” yabancı bir isim olduğundan çoğunlukla bizi yabancı bir firma
olarak algılanıyoruz. Ama biz gururla Türk olduğumuzu, Anadolu’nun
küçük bir ilçesinden de dünyanın
15 ülkesine ihracat yaptığımızı ve
Türkiye’nin bu sektörde en büyüklerinden biri olduğumuzu vurguluyoruz. Zaten yabancı müşterilerimiz
kataloğumuzu ellerine aldığında bile markamıza özgü değişik ürünleri
gördüğünde farkımızı anlayarak bizi
öncelikle tebrik ediyor. Ayrıca bizim
sektörde imalatta kullanılan malzemeler çok önemlidir. Biz bunları kendimiz doğrudan ithalat ediyoruz. Bazı
malzemeler Türkiye’de üretilemediği
için ithal yoluyla getirilmekle beraber
firmamız tarafından denemeleri yapılarak, aracısız, kendimiz tarafından
ithal edilmekte, sorunsuz ürün yaratma yolunda Türkiye’nin sektöründe
1 numarasıdır. Biz Türkiye’nin vilayetinde yaygın olarak varız. Ürünlerimiz de nihai kullanıcı tarafından
markasıyla, “formina” adıyla istenmektedir. Yaptığımız iş banyo ve kültürümüzde banyo kutsaldır, özeldir.
Bu yüzden sorunsuz ürün sunma konusunda çok iddialıyız ve emin adımlarla Türkiye ve dünyada markamızla
ilerliyoruz. Hedefimiz ihracatımızı
daha da artırmak ve ülkemize daha
çok istihdam ve döviz kazandırmaktır. Piyasalarda yaşanan krizle ilgili
olarak ürün çeşidimizi artırarak yeni
pazarlara ulaşarak yurtdışında yeni
pazarlar kazanarak tedbirimizi almıştık. Örneğin fabrikamızda pazarlama
biriminde kriz kelimesini kullanmayı
yasakladık. Firma olarak krizden de
etkilenmedik.”
19
Ekonomi / Güncel
20
Ekonomi / Güncel
FİLYOS - TIOS
Prof.Dr. Sümer ATASOY
Filyos-Tios Kazı Başkanı
onguldak ilinin kuzeydoğusunda bir sahil beldesi
olan Filyos, antik Tios kentinin
üzerinde yer almaktadır. Kentin tarihi hakkında bilgilerimiz azdır. Efsaneye göre kent,
M.Ö.7.yüzyılda Tios adlı bir
lider komutasında Miletos’dan
gelenler tarafından kurulmuştur.
Tarihi boyunca değişik isimlerle (Tios, Tieion, Tianon, Tium)
anılmıştır.
Siyasi güç oluşturamayan ve
Ereğli ile Amasra’nın gölgesinde kalan kent, Roma döneminde, M.Ö.70 yılında yakıldı ve
yağma edildi. Daha sonra yeniden inşa edildi ve bir ticaret ve
balıkçı kenti olarak yaşamını
devam ettirdi. Yörede mısır ve
üzüm yetiştiriliyor, bol miktarda torik ve palamut avlanıyordu.
Bu ürünler gerek deniz ve gerekse Filyos çayı yoluyla gemilerle
ihraç ediliyordu.
Kent, Bizans döneminde,
M.S. 5.yüzyılda önemli bir dini merkez oldu. Selçuk ve Osmanlı dönemlerinde ise (14.
- 15.yüzyıl) giderek önemini yi-
Z
tirdi ve küçük bir balıkçı köyüne
dönüştü.
Bugün, Filyos beldesinin
bulunduğu alanda eski kentten
toprak üstü kalıntı olarak Roma,
Bizans ve Ortaçağ dönemlerine
tarihlenen kale, sahil surları, su
kemeri, tonozlu galeri, tiyatro,
savunma kulesi ve çeşitli mezarlar görülebilmektedir.
Kale Tepesi: İlk yerleşme
yeri, kentin kuzeyindeki Kale
Tepesi üzerindedir. Buradaki
ortaçağ kalesine ait duvarlar,
2003 yılında restorasyonu yapılarak yenilenmiştir.
2009 yılında yapılan kazılarda Roma devrine ait bir tapınak
ile M.S.10 - 12 yy.lara tarihlenen
büyük bir kilise kalıntısı ortaya
çıkarılmıştır. Kilisenin içinde ve
dışında yine aynı döneme ait mezar ve iskeletler bulunmuştur.
Doğu Tepesi: Kale Tepesinin
doğusunda, Elektronik-Radar
Mevzi Komutanlığının yer aldığı tepe üzerinde, mermer sütun
ve kaidesi, mermer yazıtlı levha,
taş lahitler ve tuğla mezarlar yer
almaktadır.
Eski Liman: Kale Tepesinin
batısında yer alan eski limana ait
rıhtım ve balık havuzu kalıntıları, denizin içinde 6 metre genişliğinde ve 100 metreden fazla
uzunlukta iki mendirek kalıntısı
bulunmaktadır.
Sahil Suru: Eski limanın
başladığı noktadan itibaren kent
içine doğru uzanan sahil suru
bulunmaktadır. Çeşitli dönemlerde tamir edilerek kullanılan
21
Ekonomi / Haber
surun kalınlığı 1 metre, mevcut
yüksekliği ise 5 metredir. Bugün
surun ancak bir bölümü görülebilmektedir.
Su Kemeri ve Tonozlu Galeri: Ateş Tuğla Fabrikasının
doğusunda, dört kemerli bir su
kemeri kalıntısı ve tuğladan
yapılmış tonozlu bir galeri bulunmaktadır. Burasının büyük
22
bir yapının alt bölümü veya su
deposu olduğu tahmin edilmektedir.
Ayrıca fabrikanın 1945-46
yıllarındaki ilk yapımı ve sonraki yıllarda yapılan ilave inşaatlarında ortaya çıkarılan pişmiş
toprak küpler, mimari parçalar,
mermer kilise levhaları, mermer
sütun kaideleri bugün fabrika
bahçesinde koruma altındadır.
Tiyatro: Kentin güneyindeki
yamaca yaslanmış tiyatro Roma
dönemine aittir. Taş oturma sıralarının bir bölümü sökülerek,
geç dönemlerde yapılan inşaatlarda kullanılmıştır.
Araştırma ve kazılar: Tios
kentinin bilimsel olarak araştırma
ve kazıları, 2006 ve 2007 yıllarında Kdz. Ereğli Müzesi ve Trakya
Üniversitesi Arkeoloji Bölümü
tarafından başlatılmıştır.
2008 yılından itibaren ise
Trakya Üniversitesi, Bakanlar
Kurulu Kararı ile Prof. Dr. Sümer Atasoy başkanlığında kazılara devam etmektedir. Maddi katkı, Zonguldak Valiliği İl
Özel İdaresi Genel Sekreterliği
ve Kültür ve Turizm Bakanlığı
tarafından karşılanmaktadır. Ayrıca işadamı İsmail Şanlı maddi
katkıda bulunmuştur.
2009 yılı çalışmaları 27 Temmuz tarihinde başladı. Prof. Dr.
Sümer Atasoy’un başkanlığındaki kazı ekibinde 5 öğretim
üyesi, 7 uzman-arkeolog ve 12
Ekonomi / Güncel
arkeoloji-sanat tarihi öğrencisi
bulunmaktadır.
2006 yılından beri yapılan
çalışmalarda, kale içinde; arkaik
devire (M.Ö.7 - 6. yy) ait siyah
ve kırmızı figürlü çanak-çömlek
parçaları ile 30 değişik tipte,
Ortaçağ’a (M.S.12 - 14.yy) tarihlenen, sırlı çanak-çömlek parçaları bulundu. Çanak-çömlek
çeşidinin bol olması, yapılan
ticaretin zenginliğini göstermektedir.
Sahil surunun güneyindeki
tarlalarda (aşağı şehir) yapılan
jeofizik-elektromanyetik
ölçümlerde eski kentin yapıları
tespit edildi. Buradaki sondajlarda, Helenistik devire tarihlenen sur duvarları, taş döşeli
yollar, Roma-Bizans dönemine
ait yapı kalıntıları ve iki hamam
yapısı, Roma dönemi sikkeleri
ve çanak-çömlek parçaları ortaya çıkarıldı.
Tiyatroda yapılan temizlik
çalışmalarında; mermer iki heykel parçasına rastlandı. Oturma
sıralarının bir kısmı ile sahne binası ortaya çıkarıldı.
Tiyatro’nun güneyinden geçen yolun güneyindeki tepelerde
yapılan araştırma çukurlarından
birinde Roma dönemi kapalı su
kanalı bulundu.
İki yazıt-bilimci tarafından,
bugüne kadar yörede bulunmuş
ve Ereğli Müzesinde mevcut
tüm Hellen ve Latince yazıtlar
arşivlendi. Yazıtların değerlendirilmelerine başlandı.
Ayrıca yine bir uzman grubu
tarafından, ortaya çıkan tüm küçük ve büyük buluntuların, yapı
kalıntılarının çizimleri yapılmaktadır.
Kazı ekibi, Pazar günleri
çevre gezileri düzenlemektedir.
Bu geziler sırasında yörede eski yollar, kaya mezarları, Roma
dönemi köprüler ve suyolları
tespit edilmiştir.
Tios kentinin araştırılması ve
kazılması, Karadeniz tarihi ve
arkeolojisi için büyük önem taşımaktadır. Çünkü Türkiye’nin
Karadeniz kıyılarında antik
yerleşim kazısına tek örnektir.
Başka örnek yoktur. Toprağın
hemen altında yolları, meydanı,
hamamı, dini yapıları, evleri, depoları, dükkânları, mezarlarıyla
büyük bir kent ortaya çıkarılacaktır. Böylece tarihi boyunca
önemsenmeyen bu kent, Karadeniz bölgesinin turizm açısından “ilk ve tek parıldayan yıldızı” olacaktır.
Sonuç ve Öneriler
FİLYOS beldesi, eski Tios
kentinin hamam, tapınak, taş
döşeli yolları, mahzenleri, balık
depoları, mozaik döşeli villa kalıntıları üzerinde durmaktadır.
Bu beldenin çağdaş yöneticileri ve kültürlü insanları, tarih bilincini ön planda tutarak,
koruma amaçlı plan yaparak
Tios kentini bakımlı bir ören yeri olarak yaşatmak zorundadır.
Burada talana değil, geleceğe
ve uygarlığa hizmet edecek bir
örnek oluşturulmalıdır. Evler,
sokaklar, meydancıklar, pazaryeri, parklar, sosyal ve kültürel
mekânlarıyla yeni bir yerleşme
kurulamaz mı? Tarih ve çağdaş
yaşam birlikte yaşayabilir.
Bir müze yapılarak, kazılardan çıkarılacak buluntuların
Kdz. Ereğli Müzesine gitmesi
önlenebilir. Böylece Türkiye’nin
Karadeniz kıyısındaki tek antik
kenti Filyos-Tios, bir tarih ve turizm merkezi olabilir.
Bölgenin ‘Kültür ve Turizm
Bölgesi’ ilan edilerek, doğayı
ve tarihi koruyarak turizm ile
buluşması sağlanabilir. Konut
sayısına değil, çevreye öncelik
veren dikkatli ve özenli bir planlama gerekiyor.
Filyos’ta politik düşünce ve
kavgalar üstünde, ortak olarak
sahip çıkılacak bir kültürel miras
bilincinin oluşması gerekiyor.
Kültürel mirası koruma çabası, sosyal çağdaşlaşma olgusudur. Koruma, bir yasa sorunu
değildir. Bir kültürel tavırdır.
Toprak yağmasına direnebilen
bir kamuoyu yaratabilmektir.
Filyos, kültür turizmi ile
uzun süreli bir geçim kaynağı
sağlayabilir. Bunun için kültürel
değerlerini ve doğal alanlarını
korumak zorundadır.
Filyos’un sahip olduğu Tios,
özel bir yer ve yok olmaması
gerek. Tios’un kazılması Filyos
için bir kurtuluştur. Çok özel bir
fırsattır.
Tios kazıları, sadece Filyos’un
tarihini değil, Türkiye’nin Karadeniz bölgesinin ve dünya
tarihçiliğini yönlendirecek, değiştirecek buluntularla doludur.
Kazılar ilerledikçe sürprizlerle
karşılaşacağız.
Filyos-Tios kazısına maddi
ve manevi destek veren Kültür
ve Turizm Bakanlığına, Zonguldak Valisi Sayın Erdal ATA’ya,
Zonguldak Valiliği İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği’ne, Zonguldak İl Kültür ve Turizm Müdürü
Sayın Zekai KASAP ile Şube
müdürü Kürşat COŞKUN’a ve
Kdz. Ereğli Müze Müdürlüğüne
teşekkürü bir borç biliriz.
23
Ekonomi / Haber
Kısa çalışma ödeneği nedir ve
hangi durumlarda uygulanır?
Kısa çalışma ödeneği nedir
ve hangi durumlarda uygulanır?
Kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği ile ilgili düzenleme
4857 sayılı İş Kanunu`nun 65.
maddesinde yer alır. Ayrıca kamuoyunda istihdam paketi olarak bilinen 5763 sayılı Yasa ile
de İşsizlik Sigortası Kanunu`na
ek 2. madde olarak getirilmiştir.
Düzenlemeye göre, genel
ekonomik kriz veya zorlayıcı
sebeplerle işyerindeki haftalık
çalışma sürelerinin geçici olarak
önemli ölçüde azaltılması veya
işyerinde faaliyetin tamamen
veya kısmen geçici olarak durdurulması üzerine işveren, durumu derhal gerekçeleri ile birlikte
Türkiye İş Kurumu`na, varsa
toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirecektir.
Bu talebin uygunluğunun tespiti
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılacaktır.
Bu sebeplerle, işyerinde ge-
24
çici olarak en az dört hafta işin
durması veya kısa çalışma hallerinde işçilere çalıştırılmadıkları
süre için İşsizlik Sigortası`ndan
kısa çalışma ödeneği ödenecektir. Kısa çalışma süresi, zorlayıcı sebebin devamı süresini ve
herhalde üç ayı aşamaz. İşçinin
kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için çalışma süreleri
ve işsizlik sigortası primi ödeme
gün sayısı bakımından işsizlik
ödeneğine hak kazanma şartlarını yerine getirmesi gerekir. Yani
işçinin kısa çalışma ödeneğinden faydalanabilmesi için, hizmet akitlerinin sona ermesinden
önceki son üç yıl içinde en az
600 gün sigortalı olarak çalışıp
işsizlik sigortası primi ödemiş
ve işten ayrılmadan önceki son
120 gün içinde prim ödeyerek
sürekli çalışmış olmaları ve iş
sözleşmelerinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebepleri ile feshedilmemiş olması gerekecektir. Günlük kısa çalışma
ödeneğinin miktarı, işsizlik ödeneğinin miktarı kadardır.
Zorlayıcı sebeplerle işyerinde faaliyetin tamamen veya
kısmen geçici olarak durması
halinde, işsizlik ödeneği ödemeleri 24. maddenin (III) numaralı
bendinde ve 40. maddede öngörülen bir haftalık süreden sonra
başlar.
Ayrıca, 4447 sayılı İşsizlik
Sigortası Kanunu`na eklenen düzenleme ile kısa çalışma ödeneğinden yararlananlara ait sigorta
primlerinin aktarılması ve sağlık
hizmetlerinin sunulmasına ilişkin işlemler 506 sayılı Kanun`da
belirtilen esaslar çerçevesinde
yürütülür. Kısa çalışma ödeneği
olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği
süresinden düşüleceği de yer almaktadır. Ancak, 506 sayılı Yasa
yürürlükte olmadığı için Genel
Sağlık Sigortası ile ilgili düzenlemeler geçerli olacaktır.
Ekonomi / Haber
Çayır Mağarası
aycuma’ya bağlı Çayır
Köyü’nde bulunan Çayır
Mağarası eşiz bir doğa harikasıdır. Yaklaşık 1300 metre uzunluğundaki mağarada, geniş ve
gerekli donanımla gezilebilir bir
yeraltı nehri bulunmaktadır. Bu
nehrin mağara ağzında oluşturduğu göllerde alabalık bulunmaktadır. Mağara önünde piknik
yapabileceğiniz alan bulunmaktadır.
Çayır Mağarası, Çaycuma
ilçe merkezine yaklaşık 12 kilometre mesafede olup iki ayrı
yolla ilçe merkezine bağlantısı
Ç
bulunmaktadır. Mağaraya stabilize bir yolla Güdüllü Köyü
üstünden ulaşılabileceği gibi,
Filyos asfaltı üstünde Dereköy
güzergahından da gidilebilmektedir.
Geçmişte (M.Ö. 1200 yılları) Çayır Mağarası’ndan çıkan
suyun kanallarla Filyos’a aktarıldığını kanıtlayan tarihi suyolu; bugün Filyos’ta kalıntıları
gün ışığına çıkarılan antik Tion
şehri uygarlığının bir mirasıdır.
Ayrıca Çayır köyünde biri mağara yakınında diğeri de köy
merkezinde bulunan iki kemer
köprüde oldukça ilgi çekicidir.
Köy merkezinde bulunan tarihi köprünün doğal yapısı 1990
yıllarında genişletme çalışmaları nedeniyle bozulmuştur.
Mağaranın su çıkışı ve üst bölümden de girişi bölümü bulunmaktadır. Mağaranın içinde
çok soğuk bir su kaynağı vardır. Mağara içinde suyun geliş
yönüne doğru botla 1 kilometre
kadar gidilebilmektedir. Ardından mağara suyunun iki ayrı
kaynaktan geldiği görülmektedir. Çayır Köyü sakinleri bir
kaynağın Göl Dağı’ndan diğerinin ise Gökgöl Mağarası’ndan
geldiğini düşünmektedir. Gökgöl Mağarası’ndaki çalışmalar
sırasında bu su kaynağının bulanık akması bu tezi kuvvetlendirmektedir. Mağara içinden akan
soğuk su çıkışta şelale şeklinde
akarak güzel bir görüntü oluşturmaktadır. Çayır Mağarası kendi kategorisinde dünyanın sayılı mağaralarından biridir. Mağaranın
bu özelliği çekiciliğini daha da artırmaktadır. Suyunun kendine özgü soğukluk derecesi ve
temizliği sayesinde alabalık yetiştirilmektedir. Çayır Mağarası
alabalıklarının bazı hastalıklara
iyi geldiği de söylenmektedir.
Mağaranın içinde 15-20 metre
gidilebilmekte, küçük botlarla
ise daha iç kesimlere ulaşılmakta ve dolaşılabilmektedir. Mağaranın önü çok güzel bir piknik
yeridir.
Yabancı turistlerin de zaman
zaman ziyaret ettiği koruma altına alınmamış durumda olan
Çayır Su Mağarası daha çok ziyaretçi çekebilecek potansiyele
sahiptir. Bu eşsiz güzelliğin ilgiler tarafından en kısa zamanda turizme açılması, yapılacak
yatırımlarla yerli ve yabancı
doğaseverlerle buluşturulması
gerekmektedir.
25
Ekonomi / Araştırma
(1) HAZIR BETON
Yüksek teknoloji kullanılarak hazırlanan, içindeki karışım oranları bilgisayarlarla kontrol edilen,
malzeme kalitesi standartlara uygun, taşınması ve gerekli yerlere ulaşması transmikser ve pompalar
vasıtasıyla iyice kolaylaşan ve bütün bunları hızlı ve ekonomik şekilde gerçekleştiren hazır beton
teknolojisidir.
(2) KUM - ÇAKIL - KIRMA TAŞ - MICIR - BALAST - FİLLER
İnce, elenmiş ve çakıllı kum çeşitleri, çakıl çeşitleri, mıcır çeşitleri, kırma taş , balast, filler, duvar örme
taşı bulunmaktadır.
(3) ÇİMENTO
Bu çimento yüksek dayanımlı betonlarda veya ilk dayanımı yüksek beton yapımında kullanılır.
Prefabrik, ön gerilmeli betonlar, tünel-kalıp uygulamaları ve sanat yapıları için kullanımı uygundur.
Soğuk havada beton dökümü için tercih edilir.
(4) PIRELLI OTO LASTIKLERI
Her türlü oto lastik satışı yapılmaktadır.
(5) PETROL ÜRÜNLERI
Petrol Ofisi Ürünleri olan Her türlü akaryakıt ve madeni yağları tesislerimizden temin edebilirsiniz
KURUMSAL PROFIL
Şirketimiz 1993 yılında Devrek/Çaydeğirmeni kasabasında kum, çakıl üretimi ve satışı olarak faaliyete
geçirildi. .
Daha sonra 1998 yılında bölgedeki kalite ve hız eksikliğini görerek ilk hazır beton tesisimizi kurduk
faaliyeti başlamıştır.
Yine aynı dönemde bolu çimento bayiliği alarak üretimlerimizde Bolu Çimento kullanarak devam ettik.
2001 Yıllında Devrek hazır beton üretim tesislerine 1km “Sayılı Petrol Ltd Şti” Şirketimiz bünyesinde
satışa başlamıştır.
2003 Yıllında Pirelli Lastik Bayiliğini ile lastik ihtiyaçlarımız Pirelliden karşılanmış ve müşterilerime satış
işlemleri başlamıştır.
2004 Yılında Devrek’teki hazır beton üretim tesisimiz ihtiyaçları karşılamadığı için aynı tesis içinde yeni
bir üretim ünitesi ile saatlik kapasite 140m3 çıkartılmıştır.
2006 Yılında Şirketimiz Zonguldak Kozlu’da daha hızlı ve daha iyi hizmet verebilmek için bu bölgede
120m3 kapasiteli yeni bir tesis kurmuştur.
2007 Yılında Zonguldak Kozludaki hazır beton tesisinin ve bölgedeki agrega , kırma taş , filler gibi
malzemeler için hazır beton tesisinin bitişiğine Taş ocağı ve taş kırma eleme tesisi kurulmuştur.
ÜRETIM KAPASITESI
- TS 706 EN 12620 Standartlarında saatlik 1.000 Ton Kırma Taş ve Agrega Üretimi
* Kum Çakıl – Kırma Taş – Duvar Taşı – Balast – Filler Alt Yapı Malzemeleri
- TS EN 206-1 Standartlarında 260 m3 Hazır Beton Üretimi
* C20/25 – C25/30 – C30/37 – C37/45 – C40/50 Hazır Beton Üretim
Bugünkü kapasitemizle Zonguldak’taki en yüksek kapasiteli ve son teknoloji üretim tesisleri ile
müşterilerimize hizmet vermekten gurur duyuyoruz.
Bize bugünü yaşatan kalitemize ve markamıza güvenen tüm müşterilerimize sonsuz saygı ve
teşekkürlerimizi sunarız.
SAYILI ŞİRKETLER GRUBU
Bizimle irtibat kurabilmeniz için aşağıda
bulunan İletişim adreslerinden bilgi
edinebilirsiniz;
Telefonlarımız
0.372 594 41 53 - 594 41 56
Zonguldak Devrek Hazır Beton ve Kum Çakıl
Tesisleri
0.372 693 74 29 - 693 74 30
Zonguldak Çaycuma Kum Çakıl Tesisleri
0.372 266 86 46 - 266 86 34
Zonguldak Kozlu Hazır Beton ve Kum Çakıl
Tesisleri
0.533 208 19 40 - 0544 710 49 65
Devrek Hazır Beton ve Kum Çakıl Tesisleri
0.533 208 19 41
Kozlu Hazır Beton ve Kum Çakıl Tesisleri
Fax: 0.372 594 54 71
26
Ekonomi / Haber
Ormancılık Bölgemizde
Sektör Haline Getirilmeli
B
ölgemiz ormanlar açısından zengin bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen orman ürünlerinin yeterince ekonomik olarak sektörleşmediği görülmektedir. Özellikle kâğıt ve mobilya
sektörlerinin hammaddelerinin kaynağı olan ormanlarımızın ekonomiye daha fazla katkıda bulunmasını sağlamak için bazı düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bunun için de ormancılığı
geliştirecek, ormanların büyümesini çoğalmasını
sağlayacak projelere ihtiyaç vardır.
İlimizde 212.400 Hektar orman alanı bulunmaktadır ve bu ormanlık alanın 16191 Hektarlık
kısmı bozuk yapıdadır. Batı Karadeniz Bölgesi’nin
genelini düşündüğümüzde orman zengini bir bölge olduğumuz söylenebilir.
Ayrıca bölgemizin sahip olduğu yıllık ortalama
sıcaklık 13,4 derece, yıllık ortalama yağış 1184,8
kg/cm2, yıllık ortalama nispi nem %66 değerleri
de bölgemizi ormancılık açısından oldukça verimli kılmaktadır.
Ormanların sahipliğinin yanı sıra korunması
ve yenilenmesi de devletin tekelinde olduğu için
ormancılığın gelişmesinde bir takım sıkıntılar
yaşanmaktadır. Devletin gözetiminde ve denetiminde kişi ve kurumların sorumluluğuna verilir,
işletmesi ve bakımı ile geliştirilmesi özel sektöre
bırakılırsa ormancılığın sektör haline gelmemesi
için hiçbir sebep görülmemektedir. Bu durumun
bölgemizin yıllardır yaşadığı göç ve işsizliğe karşı da yeni bir sektörün ortaya çıkması ile önemli
bir katkısı olacaktır.
Bu konuda belki de dünyadaki en başarılı uygulamalara örnek gösterilebilecek bir ülke olan
Finlandiya’daki sistemin benzeri ülkemizde uygulamaya konabilir. Türkiye ile aynı büyüklükte
ormanlara sahip olan Finlandiya`nın ormancılıkla yarattığı katma değer geliri 50 kat daha fazla.
Özellikle kâğıt ürünleri üretiminde dünya lideri
olan Finlandiya`da, orman köylülerine, endüstriyel kuruluşlara, orman ve ağaç tarımına uygun
araziler kiraya verilebiliyor. Kesilen her ağaç için
2 fidan ekiliyor. Böylece hem orman ürünlerinden azami derecede faydalanılıyor hem de orman
alanları genişletiliyor.
Bölgemizde de faaliyet gösteren kâğıt fabrikalarımız var ve en büyük maliyetleri selüloz
hammaddesi. Bu alanda ülkemizde Arz ve talep
arasında uçurum var. Türkiye`de yıllık 10 milyon
metreküp olan endüstriyel odun üretimine karşılık, talep 25 milyon metreküp. Arz ve talep arasındaki bu uçurum üretim maliyetlerinin daha da
artmasına neden oluyor.
Finlandiya’nın ormanlarla ilgili yaptığı uygulamaların Türkiye’deki yetkililerimize ve ilgililere ilham kaynağı olması gerekmektedir.
27
Ekonomi / Haber
Avrupa Birliği’nde Fikri Haklar
1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı
A
T - Türkiye Ortaklık
Konseyi’nin
Gümrük
Birliği’nin Son Dönemi’nin Uygulamaya Konmasına İlişkin 22
Aralık 1995 tarihli 1/95 sayılı
Kararı, eser sahibinin hakları
ve bağlantılı haklar konusunda
1995 yılında yapılan mevzuat
değişikliğinin asıl sebebi olduğundan ayrıntılı olarak incelenmelidir.
Kararın, “Yasaların Yakınlaştırılması” başlıklı IV ncü kısmının ilk bölümünü “Fikri, Sınai
ve Ticari Mülkiyetin Korunması” başlıklı 31 inci maddesi
oluşturmaktadır.
Maddenin ilk bendinde, tarafların, fikri, sınai ve ticari
mülkiyet haklarının yeterli ve
etkili biçimde korunması ve uygulanması konusuna verdikleri
önem vurgulanmış, ikinci bendinde ise, Gümrük Birliğinin,
ancak fikri mülkiyet haklarının
Gümrük Birliği’ni oluşturan iki
tarafta da eş düzeyde etkili
olarak korunması şartıyla işleyebileceği kabul edilmiştir.
Maddenin son cümlesinde,
yukarıdaki kabuller doğrultusunda 8 nolu Ek’in kabul edildiği ve tarafların bu ekte ön-
28
görülen yükümlülükleri yerine
getirmeyi taahhüt ettikleri belirtilmektedir.
Topluluk, aynı Karar’da,
Ek 8’de sözü edilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için
Türkiye’ye yeterli teknik yardımı sağlamayı kabul etmiştir.
8 nolu Ek’in başlığı Fikri, Sınai ve Ticari Mülkiyetin
Korunması’dır.
Birinci madde, Uruguay
Konferansı Çok Taraflı Ticaret
Görüşmelerinde akdedilen Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet
Anlaşmasıyla (TRIPS) ilgilidir.
Türkiye, 1/95 sayılı kararın yürürlük tarihinden üç yıl içinde
TRIPS Anlaşmasını uygulamaya koymayı taahhüt etmiştir.
Birinci maddenin bir diğer
önemli hükmü, 1/95 sayılı kararda hüküm bulunmayan hallerde,
iki taraf arasında fikri, sınai ve
ticari mülkiyet haklarının kap-
samı, koruma düzeyi ve uygulanması ile ilgili olarak TRIPS
Anlaşması hükümlerinin, her iki
taraf bakımından yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren uygulanacağı yönündeki hükümdür.
Kararın ikinci maddesi ile
Türkiye, Avrupa Topluluğunda
yürürlükte bulunan koruma düzeylerine eşit koruma düzeylerini sağlamak üzere fikri hakların
etkin bir şekilde korunması konusunda gerekli tedbirleri alacağını kabul etmiştir.
Kararın ikinci maddesi, hakların korunması konusunda genel bir hüküm olmakla beraber,
Türkiye’nin AB içindeki fikri
haklarla ilgili her türlü gelişmeyi iç mevzuatında uygulayacağı
hususunda geleceğe yönelik bir
taahhüdü niteliğindedir.
Üçüncü madde ile Türkiye,
ikinci maddedeki kabulüne uygun olarak, Kararın yürürlüğe
girmesinden önce fikri haklar
alanında imzalanmış olan – ancak taraf olmadığı– bir çok sözleşmeye katılmayı kabul etmiştir.
Türkiye, Kararın 4’üncü
maddesi ile, AB ülkelerinin de
taraf olduğu uluslararası sözleş-
Ekonomi / Haber
meler yanında, AB mevzuatında
yer alan hangi düzenlemelere
uyacağını da açıkça kabul etmiştir.
Bu maddeye göre Türkiye,
AT içindeki maddede anılan
mevzuata aynen uyacak ve bunları yürürlüğe koyacaktır. Maddede eser sahibinin hakları ve
bağlantılı haklar alanında uyulacak mevzuat şöyledir:
• 93/98/EEC sayılı Konsey
Direktifi’ne (OJ, L 290,
24.11.1993) uygun koruma kuralları;
• 92/100/EEC sayılı Konsey Direktifi’ne (OJ L
346, 27.11.1992) uygun
olarak komşu hakların korunması;
• 92/100/EEC sayılı Konsey Direktifi’ne (OJ L
346, 27.11.1992) uygun
olarak kiralama ve ödünç
verme hakları;
• (EEC) 3842/86 sayılı
Konsey Yönetmeliği’ne
(OJ L 357, 18.12.1986)
uygun olarak (en azından
markalar, telif hakları ve
komşu haklar ile tasarım
hakları dahil) fikri mülkiyet hakları ihlallerine
karşı sınırda koruma mevzuatı.
8’inci maddede ise Ortaklık
Konseyi’nin yukarıda anılanlar
dışındaki mevzuatın uygulanmasını kararlaştırabileceği kabul edilmiştir.
Kararın dokuzuncu maddesinde, Gümrük Birliği Ortak
Komitesi’nin, fikri mülkiyet
hakları konusundaki gelişmeleri
izleyeceği kabul edilmiştir. Nitekim Türkiye, 1/95 sayılı Ortaklık
Konsey Kararından sonra kabul
edilmiş olan direktifleri de mevzuatına almış bulunmaktadır.
Ayrıca Türkiye, 1. maddenin
1. fıkrasının ikinci bendi hükümlerine bakılmaksızın, bu Kararın
yürürlüğe girmesinden önce, fikri mülkiyet haklarının etkin bir
şekilde idaresi ve uygulanması
amacıyla, TRIPS Anlaşmasının
III. Kısmı çerçevesinde üstlendiği yükümlülüklerin gereğini
yerine getirmek üzere gerekli
tüm tedbirleri almayı ve yine
TRIPS Anlaşmasının II. Kısmının 4. Bölümü (madde 25 ve 26)
çerçevesinde üstlendiği yükümlülüklerin gereğini yerine getirmek üzere gerekli tüm tedbirleri
almayı taahhüt etmiştir.
Avrupa Birliğinin Fikri
Haklar İle İlgili Direktifleri
Avrupa Birliği’nin kuruluşunda ülkelerin fikri haklarla
ilgili ulusal düzenlemelerini
koruyan bir sistem kabul edilmiş, hatta ulusal fikri mülkiyet
kanunlarının Toplulukla ilgili
düzenlemelerden etkilenmeyeceği açıkça kabul olunmuştur.
Başka bir deyişle, başlangıçta
Topluluk Hukukunun fikri hakları kapsamaması düşüncesi benimsenmiştir. Hatta fikri hakların, topluluğun temel amacı olan
malların serbest dolaşımına engel olabileceği kabul edilmiştir.
Ancak zaman içinde, uluslararası anlaşmalar yoluyla sağ-
lanan uyumun yetersizliği, fikri
haklarla ilgili farklı düzenlemelerin malların serbest dolaşımı
ve rekabet konusunda doğurduğu sorunlar ve en önemlisi de
yaratıcılığa dayalı yeni ekonominin şekillenmeye başlaması,
fikri haklarla ilgili sorunları öncelikli bir mesele olarak Birlik
gündemine taşımıştır.
Topluluk Hukukuna, fikri
mülkiyet hakları kapsamında
baktığımızda, bazı sorunlar kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmaktadır. Fikri mülkiyet haklarının ülkeselliği ya da inhisari
nitelikleri ile Topluluk hukukunun malların serbest dolaşımı
ya da rekabetle ilgili hükümleri
karşı karşıya geldiği açıkça görülmektedir.
Uygulamada ortaya çıkan
sorunlara, bir yandan Avrupa
Topluluk Mahkemesi’nin çeşitli
kararlarıyla çözüm bulunmaya
çalışılmakta diğer yandan da üye
ülke mevzuatlarını uyumlaştırma
yönelik Direktifler hazırlanmaktadır.
91/250 sayılı ve 14 Mayıs
1991 Tarihli Bilgisayar Programlarının Hukuki Korunmasına Dair Konsey Direktifi
29
Ekonomi / Haber
Bilgisayar
teknolojisinde
meydana gelen hızlı gelişim neticesi, bilgisayar programlarının
korunması öncelikli bir sorun
olarak ortaya çıkmış ve Avrupa
Birliği, fikir ve sanat eserleri
alanıyla ilgili ilk Direktifi, 1991
tarihinde kabul etmiştir.
Direktifte, teknolojik gelişmeler göz önünde tutularak,
bilgisayar yazılımlarının tanımı yapılmamış ancak hakların
kime, hangi koşullar altında ait
olacağı düzenlenmiş ve fikri hukukun temel ilkelerinden olan
eserin eser sahibinin hususiyetini taşıması, başka bir deyişle
orijinallik, özgünlük ilkesi korunmuştur. Direktifte, her biçim
altında ifade edilen bilgisayar
programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık
tasarımları korumadan yararlandırılırken, bilgisayar programının temelinde yatan fikirler ve
prensipler koruma kapsamı dışında bırakılmıştır.
92/100 sayılı ve 19 Kasım
1992 Tarihli Fikir ve Sanat
Eserleri Haklarının Kiralanması, Ödünç Verilmesi ve
Bağlantılı Haklara Dair Konsey Direktifi
Direktifte iki konu beraber düzenlenmiştir. Birinci konu, eserlerin kiralanması ve ödünç verilmesi konusundaki hakların belirlenmesidir. İkinci konu ise bağlantılı
hak sahiplerinin haklarıdır.
Direktif, hem eser sahipleri
hem de bağlantılı hak sahipleri
için geçerli olacak şekilde kiralama ve ödünç verilmesi hakkının tanımını yapmış ve kullanım
koşullarını belirlemiş ayrıca kiralama ve ödünç verilmesi hakkının, eserler satıldıktan veya
dağıtıldıktan sonra dahi devam
edeceğini belirtmiştir. Diğer
yandan Direktifte, bağlantılı hak
sahiplerinin hakları, kullanım
koşulları ve istisnaları ayrıntılı
30
olarak düzenlemiştir.
93/83 sayılı ve 27 Eylül 1993
Tarihli Uydu Yayınlarında ve
Kablolu Yayınlarda Uygulanan Eser Sahibinin Hakları ve
Bağlantılı Haklara İlişkin Kuralların Koordinasyonu Hakkında Konsey Direktifi
Direktifte, yayıncılığın tanımı yapılmamış ancak yayıncıların sorumluluğunu belirlenmeye
çalışılmıştır.
Uydu yayıncılığında sadece
yayının yapılmakta olduğu yani
program taşıyıcı sinyallerin uyduya gönderildiği ülkenin hukuku uygulanacağı kabul edilmiştir.Direktif, diğer ülkelerden yapılan yeniden iletim için kablo
yayıncıları ile eser sahipleri ve
bağlantılı hak sahiplerinin kişisel ya da toplu sözleşme yapma
ilkesini getirirken, bu sözleşme
serbestisi ilkesini aynı ülke içinde yapılan kablo ile yeniden iletim bakımından korumamıştır.
Ayrıca Direktifte, eser sahipleri
ve bağlantılı hak sahiplerinin bu
haklarını ancak meslek birlikleri
aracılığıyla kullanabilecekleri ve
sözleşme yapılamayan hallerde
ise arabuluculuk sisteminin uygulanacağı öngörülmüştür.
93/98 sayılı ve 29 Ekim 1993
Tarihli Eser Sahibinin Hakları
ile Bağlantılı Hakların Koruma
Sürelerinin Uyumlaştırılmasına İlişkin Konsey Direktifi
Eserlerle ilgili koruma sürelerinin birbirinden farklı olması
malların serbest dolaşımını engelleyen önemli bir olgu olduğu
için, bu konuda da bir uyumlaştırmaya gerek duyulmuş ve
kabul edilen Direktifle, eser sahibi bakımından koruma süresi,
yaşam boyu ve ölüm tarihinden
itibaren en az 70 yıl, bağlantılı
hak sahipleri için ise en az 50 yıl
olarak kabul edilmiştir.
96/9 sayılı ve 11 Mart 1996
Tarihli Veri Tabanlarının Hu-
kuki Korunmasına İlişkin Parlamento ve Konsey Direktifi
Direktif ile içeriklerinin seçimi veya düzenlenmesi itibariyle,
yaratıcısının kendi fikri yaratımını taşıyan veri tabanları korumadan yararlandığı gibi önemli
bir yenilik olarak, özgünlük kriterine uymayan veri tabanları
da yapılan hazırlık aşamasının
zorluğu ve yüksek maliyeti sebebiyle kendine özgü bir fikri
mülkiyet şekli olarak koruma
altına alınmıştır.
Direktif ile ayrıca, veri tabanı yapımcısına, on beş yıllık
koruma süresince (Sui Generis
Koruma), veri tabanının esaslı
bir bölümünün veya tamamının
izinsiz olarak alınmasını veya o
şekliyle kullanılmasını önleme
yetkisini tanımaktadır.
2001/29 sayılı ve 22 Mayıs
2001 Tarihli Bilgi Toplumunda Eser Sahibinin Hakları ve
Bağlantılı Hakların Uyumlaştırılması Hakkında Parlamento ve Konsey Direktifi
Avrupa Birliğinde fikri haklarla ilgili yapılan uyum yönergelerinden en kapsamlı ve
önemlisi olarak kabul edilen
Direktif ile Birlik tarafından kabul olunan WIPO Sözleşmeleri
(WCT ve WPPT) doğrultusunda
gerekli düzenlemeler yapılmış
ve gerek eser sahiplerinin ve
gerekse bağlantılı hak sahiplerinin haklarının yeni teknolojik
gelişmeler sonucu ortaya çıkan
ortamlarda (internet vs.) korunabilmesi imkanı sağlanmıştır.
Ayrıca, Direktifte, eser sahiplerine ve bağlantılı hak sahiplerine tanınan hakların istisnaları
son derece ayrıntılı olarak belirtilmiş ve üye ülkelere bunların bir kısmını ya da tamamını
seçme konusunda serbesti tanınmıştır.
2001/84 sayılı ve 27 Eylül
2001 tarihli Orijinal Sanat
Ekonomi / Haber
Eseri Sahibi Lehine Yeniden
Satış Hakkına İlişkin Parlamento ve Konsey Direktifi
Direktif ile, eserin orijinal
nüshasını elinden çıkarmış olan
eser sahibine eserin daha sonraki el değiştirmelerinin Direktifte
belirlenen fiyatlara ulaşması halinde bu bedelin belirli bir yüzdesinin ödenmesinin sağlanması
amaçlanmaktadır.
Korsan ve Taklitle Mücadele Direktifi
Direktif, fikri haklar alanında en önemli sorunların başında
gelen korsan ve taklit ürünlerle
mücadele amacıyla kabul edilmiş olup, hem eser sahipleri ile
bağlantılı hak sahiplerinin hem
de sınai hak sahiplerinin haklarını koruma amacını taşımaktadır.
Direktif, bir yandan korsan
ve taklit ürünlerle mücadele için
asgari koruma sınırları getirirken
diğer yandan da mücadelenin
amacına ulaşabilmesi için ülkeler
arasında işbirliği ve bilgi paylaşımının ilkelerini belirlemektedir.
Direktif, aynı zamanda delillerin
toplanması ve korunması, ihtiyati tedbirler ile ilgili yeni düzenlemeleri de içinde barındırmakta, hakimlere yasadışı üretilmiş
kopya nüshalar satanların isim
ve kimlik bilgilerinin, adreslerinin, sattıkları toplam nüsha ve
sattıkları fiyat bilgileri ile birlikte
ifşa edilmesine karar verebilme
yetkisi getirmektedir. Bununla
birlikte direktif eser sahibi olunduğunun tespiti için mahkemeye
başvurulması konusunda da yeni
düzenlemeler getirmekte, illegal
kullanımdan iyi niyetli olarak
haberi ve bilgisi olmayanlar ile
ilgili olarak koruyucu hükümler
içermektedir.
http://kygm.kulturturizm.
gov.tr/Genel/BelgeGoster.aspx?
F6E10F8892433CFFFE5C29E
16A7D38080BBCA143CEDA
19C8
Çaycuma TSO Yönetim
Kurulu Emniyet Müdürü
Yassıkaya’yı ziyaret etti
aycuma Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu
Çaycuma’ya yeni atanan Emniyet Müdürü Mehmet
YASSIKAYA’yı ziyaret etti.
Çaycuma’nın genel durumunun görüşüldüğü ziyarette
Emniyet Teşkilatı ve çalışmaları ile ilgili olarak da görüş
alışverişinde bulunuldu.
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Rıfat SARSIK
ziyaret sonrasında şunları söyledi: “Çaycuma’nın her geçen
gün yaşadığı gelişmelerin, değişimin takibi ile ortaya
çıkması muhtemel sorunlarla ilgili tedbirler alınması için
tüm kurum ve kuruluşların ortak çalışması gerekmektedir.
Bu düşünce ile Odamız tüm kurum ve kuruluşlarla irtibat
halinde çalışmaktadır. Yeni Emniyet Müdürümüzün de
bu çalışmalarda katkısı büyük olacaktır. Kendisini yeni
görevinden ötürü kutlar; görevinin ilçemize hayırlı olmasını
dilerim.”
Ç
31
Ekonomi / Haber
Banka hesap numaraları değişiyor
Bankalarda transfere konu olan hesap numaraları
yeni yıldan itibaren değişecek. Yeni hesap
numarası olan 26 sayısal ve alfabetik karakterden
oluşan IBAN, para transferinde kullanılacak.
ürkiye’de 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren banka hesaplarında yeni bir döneme girilecek. Bankacılık sektöründe
bankalar tarafından mudilerine
verilecek olan IBAN (hesap numarası) 26 sayısal ve alfabetik
karakterden oluşacak.
İlk kez Avrupa Birliği ülkelerinde ortaya çıkan bir hesap
numarası standardı olan IBAN
(Uluslararası Banka Hesap Numarası), para transferlerinin
yanlış hesap numarası ile yapılmasını önlemek amacını taşıyor.
Her ülkenin ve her bankanın
hesap numaralarının uzunlukları ve biçimleri farklı olması
nedeniyle, bir başka bankadaki
bir hesaba para transferi yapmak
için bankalara başvuran müş-
T
32
teriler, yanlış hesap numarası
kullandıklarında, karşı bankada
paranın aktarılacağı doğru adres
bulunamamasına ve havalenin
göndericiye geri dönmesine neden oluyor. Bankalarda zaman
ve iş gücü kaybına neden olan
bu durumlarda, aktarılacak paranın doğru adresini bulmak
için alıcı bankada birçok işlem
yapıldığından, göndericiden ek
masraflar tahsil edilebiliyor. Söz
konusu olumsuzlukların önlenmesi için Avrupa Birliği ülkelerinin para transferlerinde ortak
bir hesap numarası standardı
kullanması Avrupa Birliği düzenlemeleri ile sağlandı.
Kredi kartı hesaplarına IBAN
verilmediğinden, kredi kartı numarasına yapılan transferlerde
IBAN kullanılmayacak. Yatırım
hesabı para hareketine konu ise
bu hesap için IBAN üretmek
gerekecek. EFT ile havale yaparken alıcının hesap numarasının bulunduğu durumda para
göndermek istendiğinde alıcının
IBAN’ı kullanılması zorunlu
olacak. Elektrik, su, doğalgaz
gibi aylık giderlerin banka aracılığı ile ödenmesinde ise IBAN
numaraları aranmayacak.
Bankalar tarafından müşterilerine verilecek IBAN, yalnızca
bir hesabı işaret eden 26 sayısal/alfabetik karakterden oluşacak. Buna örnek olarak (TR
02 00001 0 1111111111111111)
verilebilir. IBAN hesap numarasında, soldan sağa karakter diziminde ilk iki karakter alfabetik
karakterden oluşacak, ülke kodu
olacak. Türkiye’nin ülke kodu
ISO 3166 nolu standardına göre
‘TR’ olarak belirlendi. IBAN’da
ülke kodundan sonra gelecek ve
iki basamaklı sayısal karakter
Ekonomi / Haber
IBAN kontrol basamaklı olacak.
Daha sonra gelen ve basamaklı sayısal karakter olacak olan
banka kodları Merkez Bankası tarafından tesbit edilecek ve
duyurulacak. Banka kodundan
sonra gelecek olan tek basamaklı rezerv alan bölümü tüm hesap
numaraları için sıfır olacak. Daha sonra gelecek olan 16 haneli
hesap numarası için standart bir
format yok. Ancak hesap numarası olarak tespit edilen 16 hanenin sağa dayalı olarak yazılması
ve varsa sol tarafındaki boşluklar sıfır ile doldurulması zorunlu
olacak.
Avrupa Ekonomik Alanında yer alan ülkelerdeki hesaba
yapılan para transferlerinde alıcıya ait IBAN’ın doğrulanması
ve kullanılması zorunlu olacak.
Ancak, bankalar ile yurt dışında
sınır ötesi ödemeleri gerçekleştiren kuruluşlar arasında kendi
nam ve hesaplarına gerçekleştirilen işlemler ile talep edilmesine rağmen müşteri tarafından
alıcıya ait IBAN’ın bildirilmeyeceğine ilişkin müşterinin yazılı beyanının alındığı işlemlerde bu zorunluluk aranmayacak.
Bankalara gelen ve alıcı hesap
numarası IBAN olarak belirtilen
para transferlerinde IBAN’ın
doğrulanması zorunlu olacak.
Bankalarca müşteri hesabından yapılan para transferlerinde
göndericiye ait IBAN’ın kullanılması zorunlu. EFT Sistemi
aracılığı ile hesaba yapılan para
transferlerinde, talep edilmesine
rağmen müşteri tarafından alıcıya ait IBAN’ın bildirilmeyeceğine ilişkin müşterinin yazılı
beyanının alındığı işlemler hariç
olmak üzere, alıcıya ait IBAN’ın
doğrulanması ve kullanılması
zorunlu olacak.
Lüksemburg ‘en zengin Avrupalı’
çıktı, Türkiye 31’inci sırada
Türkiye’nin GSYH geneline ilişkin fiyat düzeyi
endeksi 61, Gerçek Kişisel Tüketim grubuna
ilişkin fiyat düzeyi endeksi ise 64 oldu.
ürkiye İstatistik Kurum (TÜİK), 2008 yılı Satın Alma
Gücü Paritesini açıkladı. Eurostat ve OECD işbirliğiyle
yürütülen Satınalma Gücü Paritesi çalışmaları temelindeki
uluslararası karşılaştırmalara yönelik 2006 yılı kesin, 2007 ve
2008 yılı geçici sonuçlarına göre, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla,
Kişi Başına Gerçek Kişisel Tüketim ve Fiyat Düzeyi Endeksleri yer alıyor.
Karşılaştırmalar, 27 AB ülkesi, aday ülkeler Türkiye, Hırvatistan ve Makedonya, Avrupa Serbest Ticaret Birliği ülkeleri
İsviçre, İzlanda ve Norveç ile Batı Balkan ülkeleri Arnavutluk,
Bosna-Hersek, Karadağ ve Sırbistan’ı kapsıyor.
Endekslerde, AB’ye üye 27 ülkenin ortalaması 100 kabul
ediliyor.
Bu çerçevede, hem GSYH hem de Gerçek Kişisel Tüketime
ilişkin kişi başına hacim endeksi en yüksek ülke Lüksemburg
(sırasıyla 276, 148) oldu.
Ayrıca, Norveç, İsviçre, İrlanda, Hollanda gibi Kuzey Avrupa ülkeleri de kişi başına hacim endeksi en yüksek ülkeler
arasında yer aldı.
GSYH ve Gerçek Kişisel Tüketime ait kişi başına hacim
endeksi en düşük ülke Arnavutluk (sırasıyla 26, 30) olarak belirlendi. Bosna-Hersek, Makedonya, Sırbistan da kişi başına
hacim endeksi düşük ülkeler arasında öne çıktı.
Türkiye’nin 2008 yılı geçici sonuçlarına göre, kişi başına
GSYH hacim endeksi 46, Gerçek Kişisel Tüketim’e ilişkin kişi başına hacim endeksi de 47 olarak belirlendi.
Türkiye SGP’ye göre kişi başına GSYH’de 2007’ye kıyasla
1 puan yükseldi ancak listede 1 sıra gerileyerek 31’inci oldu.
Buna göre ilk sıradaki Lüksemburg (276) ile Türkiye (46)
arasında 6 kat fark bulunuyor.
Ülkelerin uluslararası alanda fiyat düzeylerinin karşılaştırılmasına imkan sağlayan Karşılaştırmalı Fiyat Düzeyi Endeksinin 2008 geçici sonuçlarına göre, GSYH ve Gerçek Kişisel
Tüketime ilişkin fiyat düzeyinin en yüksek olduğu ülkeler Danimarka (sırasıyla 141, 146), Norveç (135, 146), İsviçre (126,
134) gibi Kuzey Avrupa Ülkeleri oldu.
En düşük kaldığı ülkeler ise Makedonya, Arnavutluk, Bulgaristan olarak sıralandı.
Türkiye’nin GSYH geneline ilişkin fiyat düzeyi endeksi 61,
Gerçek Kişisel Tüketim grubuna ilişkin fiyat düzeyi endeksi
ise 64 oldu.
T
33
Ekonomi /İnceleme
Dünyada ve Türkiye’de Organik
Tarım Uygulamaları
rganik ürün tüketicisi olmanın nedenleri; zehirli
kimyasal ilaç ve gübrelerle uğraşarak 6 kat fazla kanser riski
taşıyan çiftçilerimiz başta olmak üzere çocuklarımızın ve
kendimizin sağlığını korumak,
bitkisel üretimde pestisitlerden
ve hayvansal üretimde antibiyotiklerden kaynaklanan sağlık
sorunlarının çözümü, toprak,
hava ve su kalitesini yani doğayı
korumak ve toprak erozyonunu
önlemek, toprakların bünyesindeki canlı ve organik madde
miktarını arttırarak zenginleştirmek, enerji tasarrufu sağlamak,
küçük çiftçilerle sözleşme yaparak verilen primlerle onların yok
olmalarını önlemek, sözleşmeli
çiftçilerin ürünlerini alarak pazarlama sorunlarını çözerek üretici ile tüketici arasındaki bölgesel üretimi destekleyerek ve
O
Sevil Atlı
Organik Ürün Üreticileri
ve Sanayicileri Derneği
[email protected]
yok olmaya başlayan ürünlerin
üretimini teşvik ederek biyolojik çeşitliliği korumak, GDO’sız
tohum kullanarak temiz ürün
yaratmak, gıda güvenliğini sağlamak, uzun vadede organik tarım yapılan ekolojik çiftliklerde
veya eko - köylerde daha ucuz
ve kapalı sistem üretimle ekoturizm yaparak üreticinin gelirini
arttırmak ve insanların doğa ile
baş başa yaşamasına ya da tatil
yapmasına olanak sağlamak gibi
konular organik ürün tüketicisi
olmak için yeterli nedenlerdir.
#Organik (ekolojik- biyolojik) Tarım Nedir?
Organik Tarım; tarımsal üretimde yapay üretim girdilerinin
kullanımını ortadan kaldıran
ve bunun yerine hayvan gübresi, yeşil gübre, ürün artıkları ile ekim nöbeti ve tarım dışı
organik atıkların kullanılmasını
öneren; hastalık, zararlılar ve
yabancı ot mücadelesinde biyolojik mücadele yöntemlerinin
kullanılmasını sağlayan, topraktaki organizma faaliyetlerinin ve
toprak verimliliğinin arttırılmasını amaçlayan çevreye dost bir
üretim şeklidir. Organik tarımda
hedeflenen, toprağı, suyu ve havayı koruyarak zararlılardan ve
hastalıklardan arınmış insan ve
hayvan gıdası üretmektir.
Dünyada Organik Tarımın
Gelişimi Nasıldır?
1970’li yılların başlarında
insanlar sentetik kimyasalların
ve gübrelerin olumsuz etkilerini
35
Ekonomi / İnceleme
kendilerinde ve çevrelerindeki
doğa üzerinde gözlemlemeye
başladıkça, her ülkede organik
tarım içerisinde bağımsız çalışmalar ortaya çıkmıştır. 1974
yılında ise tüm dünyadaki organik tarım hareketlerini bir çatı
altında toplamak ve düzenlemek
amacıyla IFOAM kurulmuştur.
Bu organizasyon sayesinde tüm
gelişmeler, üyeleri tarafından
takip edilebilmekte ve çiftçilere
aktarılmaktadır. Avrupa’da organik ürünlerde başlıca ithalatçı
ülkeler Almanya, Fransa, Hollanda, İsviçre, İngiltere’ dir. Ege
İhracatçılar Birliği (EİB) organik ürünlerin ihracatını koordine
etmektedir.
Türkiye’ de Organik Tarım
Uygulamaları Nasıldır?
Türkiye’de Organik Tarım,
1985 yılında, Avrupa ithalatçılarının talebi doğrultusunda
organik üzüm yetiştiriciliği ile
başlamıştır. Daha sonra, organik incir ve kayısı üretimine
geçilmiştir. Organik tarım yoğun olarak Ege Bölgesi başta
olmak üzere her bölgede yapılmaktadır. Kuru üzüm (sultana), kayısı ve incir ilk üretimi
yapılan ürünlerdir. Bugün 179
üründe organik üretim yapılan
36
RGÜDER; Türkiye’deki tüm Organik Ürün
Üreticilerini ve Sanayicilerini bir çatı altında toplayarak aralarındaki mesleki dayanışma,
yardımlaşma ve işbirliğini geliştirmek, bilgi alış
verişinde bulunmak, tüketiciler ve kamuoyu ile
iletişim içinde bulunarak onları bilgilendirmek ve
organik ürünleri tanıma ve kullanma faaliyetlerine
yardımcı olmak yani Türkiye’de Organik Tarımın
ve Organik Ürün Sanayisinin gelişmesine katkıda
bulunmak ve Organik Tarım Politikalarının yönlendiricisi olmak amacıyla 17/03/2004 tarihinde
Ankara’da kurulmuştur. 33 üyesi bulunan ORGÜDER; Gıda Dernekleri Federasyonunda (GDF),
Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu “IFOAM”’ın üyesidir.
O
Türkiye’deki organik ürünler,
tahıllar, taze veya işlenmiş sebze
ve meyveler, fındık, antep fıstığı, ceviz, kurutulmuş meyveler,
baklagiller, baharatlar, siyah çay
ve bitkisel çaylar, süt, endüstri
bitkileri, bal ve işlenmiş ürünlerden oluşmaktadır. İşlenmiş
ürünlerin bazıları, zeytinyağı,
ekmek, dondurulmuş sebzeler&
meyveler ile konsantre meyve
sularıdır. Türkiye’de gelişmekte
olan organik hayvansal üretimi,
Gümüşhane Kelkit’te yapılan
organik süt hayvancılığı ile başlamıştır ve süt üretimine geçilmiş bulunmaktadır. Türkiye’nin
organik ürün ihracatı yıllara
göre artan bir trend göstermektedir. Organik ürünler ihracatı
miktarı 21.083. 351 ton; ihracat
değeri 36.982.995 $’ dır. İhracat
yapılan ülke sayısı 35 civarında olup, Avrupa Birliği ülkeleri
Ekonomi / İnceleme
başta olmak üzere ABD, Kanada
ve Japonya diğer ihracat yapılan
ülkeler arasında yer almaktadır.
Türkiye, 25 milyar $’ lık dünya
organik ürün pazarında yaklaşık
37 milyon $’ lık paya sahiptir. 1
Aralık 2004 tarihinde, organik
tarımda yasal düzenlemeleri ve
cezai yaptırımları içeren 5262
sayılı “Organik Tarım Kanunu”
yürürlüğe girmiştir. 10 Haziran
2005’de de bu kanunu tamamlayıcı ve açıklayıcı nitelikteki
“Organik Tarım Yönetmeliği”
yürürlüğe girmiştir. Türkiye’de
organik ürünlerin üretiminde
“sözleşmeli çiftçi” uygulaması getirilmiştir. Bu uygulamada
çiftçilerle üretici firmalar üretim aşamasında girdilerin temini
ve hasat aşamasında ürünlerin
alımı konularında, mahkemeye
başvurma hakkı saklı kalmak
koşuluyla, bir sözleşme yaparlar.
Sözleşmeli tarım üreticilere pazar, fiyat, satış ve prim garantisi
getirerek avantaj sağlamaktadır.
Sözleşmeli çiftçiler, bahçelerinde ve tarlalarında hiçbir şekilde
kimyasal ilaç, hormon ve gübre kullanmamayı imzaladıkları
sözleşmelerle taahhüt ederler.
Bu şartlara uygun olarak üretimi yapılan organik ürünlerin
her birine, Tarım ve Köy İşleri
Bakanlığı tarafından denetleme yetkisi verilen uluslar arası
bağımsız denetleme firmaları,
ürünlerin organik ürün olarak
kontrollü yetiştirildiğini belgeleyen, “Organik Ürün Sertifikası”
verirler. Organik ürün sertifikaları, ürünlerin yetiştiği arazinin
toprak analizlerinden başlayarak
hasat, işleme, ambalajlama ve
depolama zincirindeki her safhasında gerekli şartlara uyulduğunu belgelemektedir. Konvansiyonel (Geleneksel) tarımdan
organik tarıma geçiş süreci tek
yıllık tarla bitkilerinde iki yıl ve
çok yıllık meyve ağaçlarında üç
yıldır. Organik tarımın kontrol
Türkiye’deki organik
ürünler, tahıllar, taze
veya işlenmiş sebze
ve meyveler, fındık,
antep fıstığı, ceviz,
kurutulmuş meyveler,
baklagiller, baharatlar, siyah çay ve
bitkisel çaylar, süt,
endüstri bitkileri, bal
ve işlenmiş ürünlerden oluşmaktadır.
ve sertifikasyonu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, 9 adet kontrol ve
sertifikasyon firması tarafından
yapılmaktadır. İsviçre, Fransa,
Almanya, Hollanda, Türkiye ve
İtalya, menşeli olan bu firma-
ları, IMO, ECOCERT, ETKO,
SCAL, BSC, EKOTAR, İCEA,
CERES ve ORSER oluşturmaktadır.
5262 sayılı organik tarım
kanunu ile iç pazarda satılan
organik ürünlerin ambalajların
üzerinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığının logosunun ve yanında
kontrol ve sertifikasyon firmasının logosunun bulunmasını ve
ayrıca ambalajın üzerinde kontrol ve sertifika firması tarafından
kontrol edilip sertifikalandırıldığının yazılması mecburiyetini
ve bunların olmaması halinde
37
Ekonomi / İnceleme
38
Ekonomi / İnceleme
para cezalarını getirilmiştir. Tüketiciler marketlerin raflarında
satılan organik ürünleri satın
alırken ürünlerin ambalajlarında
bu özellikleri aramalıdırlar. Ancak bu tanımalara uygun olarak
ambalajlanan ve satışa sunulan
ürünler organiktir.
Sonuç
Ülkemizde de bilinçli tüketici
organik ürün tüketimine yönelmektedir. Arazi Toplulaştırması
ve Organik Ürün Üretim Planlaması yapılarak, organik ürün
üreticisi desteklenmelidir. Ürün
çeşitliliği arttırılmalı ve organik
ürünlerin maliyetleri düşürülerek fiyatlar aşağı çekilmelidir.
Yapılacak eğitim ve tanıtımlarla
üretici ve tüketici bilinçlendirilerek iç pazar canlandırılmalıdır.
Türkiye’de
oluşturulacak
akredite olmuş “Kontrol Labo-
ratuarlarında” organik ürünlerin
kontrol işlemlerinin yapılması
sağlanarak kontrol ve sertifikasyon maliyetleri düşürülmelidir.
Organik girdilerin maliyetlerinin düşürülerek küçük üretici
desteklenmelidir. Fuarlar, seminerler, sempozyumlar, TV’de
eğitici programları ve kongreler
düzenlenerek üreticilerin eğitimi ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır. Organik
ürün üreticilerinin üretici birlikleri kurarak örgütlenmesinin
sağlanmalıdır. Organik tarımda
ve ticarette danışmanlık müessesi oluşturulmalıdır. İç
ve dış pazarlarda organik
ürünlerde markalaşma
sağlanmalıdır. Kalifiye insan gücünün
arttırılması ve bilgi
akışının sağlan-
ması için tarladan tüketiciye kadar olan tüm zincirlerde kullanılan eğitim araçları geliştirilmeli
ve bunların kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Yurt içi ve yurt dışı
pazar olanaklarının arttırılması
ve organik ürünler ihracatında
desteklerinin arttırılması gerekmektedir.
“Organik Ürünlerde Gıda Güvenliğinin” sağlanması için ilgili
Bakanlıklar tarafından, 5262 sayılı “Organik Tarım Kanunu” ve
bunu açıklayan “Organik Tarım
Yönetmeliği” esaslarına göre;
üreticiler, perakendeciler, ihracatçı/ithalatçı müteşebbisler ve
kontrol/sertifikasyon kuruluşlarının denetimleri yapılmalıdır.
Kaynaklar
Sayın, C. 2002, Dünya, AB ve Türkiye’de Organik Tarıma
Yönelik Gelişmeler ve İzlenen Politikalar, Antalya.
Güzel, T. 2001. Dünya’da ve Türkiye’de Ekolojik Tarım Ürünleri
Üretimi ve İhracatı Olanakları, İstanbul.
Bostanbudak, D. ve Gültekin U.2001. Ekolojik Tarımda Katılımcı
Kırsal Değerlendirme. Türkiye I. Ekolojik Tarım Sempozyumu, İzmir.
FAO 2003, Türkiye’de Biyoçeşitlilik ve Organik Tarım Çalıştay Raporu, Ankara
TKB 2003, Organik Tarımın Genel İlkeleri, Ankara
Anonim 2002/a.- 2003/a. (www.igeme.org.tr)
Anonim 2003/a. (www.tarim.gov.tr)
Anonymous, 2001/f. “Organic Agricultural Products of Turkey”,
İGEME, Ankara.
Babadoğan, G. - Koç, D. , Ocak 2005 , Organik Tarım Ürünleri Dış
Pazar Araştırması, İGEME, Ankara.
39
Ekonomi / Sağlık
Prof.Dr. N. Aydın Mungan,
Ar. Gör. Dr. İbrahim Dönmez
ZKÜ Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı
Prostat Hastalıkları
P
rostat erkeklerde idrar torbasının altında, idrar kanalını
çevreleyen ve genç bir erkekte
kestane büyüklüğünde olan bir
bezdir. Prostat bir salgı bezidir.
En önemli görevi meninin içindeki spermler için gerekli sıvı
ortamı oluşturmak yani meninin
ana kısmını yapmak ve meniyi
sıvı hale getirme işidir. Böylece
döllenmeyi kolaylaştırır. Yaş ile
birlikte büyüklüğü artar ve problemlere neden olabilir. Bu özellikle 50 yaşından sonra oldukça
sıktır. Yaş ilerledikçe prostat nedenli problemlerin ortaya çıkma
olasılığı artmaktadır.
Prostat hastalıkları 3 gruba
ayrılır.
1. İyi huylu prostat büyümesi
2. Prostat iltihabı
3. Prostat kanseri
İyi Huylu Prostat Büyümesi (Bph):
En sık görülen durumdur.
40
Prostatın idrar torbası altında olması ve idrar kanalını çevrelemesi nedeniyle idrar yapma sorunlarıyla kendini belli eder. Bunlar
idrar yolu tıkanıklığına bağlı
idrar tazyikinde azalma, idrarda
incelme, kesik kesik idrar yapma,
idrar sonu damlama, idrar kalma
hissi ve duraksama ile beraber
kişiyi rahatsız eden sık idrara gitme, gece 2 defadan fazla idrara
kalkma, ani idrara sıkışma hissi
ve idrarda yanmadır.
Genellikle 40 yaş üzerinde
erkeklerin hastalığıdır. 50 yaş
üzeri erkeklerin %50 sinde, 6050 yaş arasında %65 inde, 80
yaş üzerinde %90 ında BPH gelişmektedir. BPH nın yaşlanma
ile birlikte hormon düzeylerinde görülen değişiklik nedeniyle
geliştiği düşünülmekle beraber
kesin nedeni belli değildir. Yaşam boyu prostat büyümeye
devam eder. Bununla beraber
ileri yaşlara kadar bu genişleme
herhangi bir sorun teşkil etmez.
40 yaşından önce BPH nadiren
semptom verir. Prostat büyüdükçe prostatı çevreleyen dokular
çevreye büyümesini engellediğinden prostat idrar kanalına
doğru baskı yapmasına neden
olur. İdrar torbasının duvarı kalınlaşır ve hassaslaşır. Böylelikle
idrar torbası az bir miktar idrar
içerirken bile kasılmaya başlar
ve daha sık idrar yapma isteğine
neden olur. Sonuç olarak idrar
torbası zayıflar ve kendini boşaltma yeteneğini kaybederek
idrar torbasında artık idrar kalmasına neden olur. İdrar atılamadığı için böbreklerde önceleri
şişme ve büyüme meydana gelir,
ileri safhada idrarın basıncıyla
böbrek dokusu hasarı gelişir ve
böbrekler fonksiyonunu kaybettiği için atması gereken zararlı
maddeleri atamaz.
Tedavi: BPH ilerleyici bir
hastalık olmakla beraber yan
etkileri ortaya çıkmadıkça tedavi gerekmez. Prostat büyümesi olan kişilerin alkollü, asitli,
gazlı içeceklerden ve baharatlı
yiyeceklerden uzak durması gerekir. Soğuk havalar prostatın
düşmanıdır. Kabızlık şikâyetleri
daha çok arttırarak idrar yapmayı güçleştirir.
BPH nın tıbbi tedavisi 2
grup altında sıralanabilir :
1) ilaç tedavisi: 2 grup ilaç tedavisi vardır. İlk grup idrar kana-
Ekonomi / Sağlık
lını gevşetici ilaçlar ikinci grup
ise prostatı küçülten ilaçlardır.
A-İdrar kanalını gevşeten
ilaçlar: Bu ilaçlar genellikle idrarın boşalmasını kolaylaştırmak
amacıyla kullanılmaktadır. Hızlı
etki gösterirler hasta 2 hafta içinde rahatlamaya başlar. Genellikle prostatın büyümesine veya
küçülmesine etkisi yoktur ancak
hastayı büyük oranda rahatlatır.
İlaçlar prostat bezi içindeki düz
kasları gevşeterek prostat gerginliğini azaltırlar ve idrar daha
kolay akar.
B-Prostatı küçülten ilaçlar:
Büyümüş prostatı küçülterek idrar kanalının açılmasını ve idrarın rahat akmasını sağlarlar ancak etkisi 6 ay gibi geç bir sürede
çıkmaktadır. Ayrıca prostat ağır-
Prostat iltihapları
bulaşıcı değildir.
Kansere
dönüşmezler,
kronik vakalar
öldürücü değildir.
Ancak hastayı
daima huzursuz
eden, doktor
doktor gezdiren,
tamamen tedavisi
pek de mümkün
olmayan yaşam
kalitesini bozan bir
hastalıktır.
lığı 40 gram altında olan prostatlarda faydası saptanmamıştır.
Prostat kanserinden koruyucu
etkileri olduğu düşünülmekle
beraber henüz bu konuda kesin
görüş birliği sağlanamamıştır.
2) Cerrahi tedavi: İlaç tedavisine rağmen şikâyetlerin şiddetini koruması ve ilerlemesi,
idrarda tam tıkanıklık sonucu idrarın dışarı atılamaz hale gelmesi, sık idrar yolu iltihabı, idrarda
aşırı kanama, böbreklerde şişme,
idrar torbasında taş oluşması du-
rumlarında cerrahi tedavi gerekir. Ameliyat iki şekilde yapılır.
A)Açık ameliyat: 100 gr dan
büyük prostatlarda ve büyük idrar torbası taşı varsa tercih edilen
yöntemdir. Bu ameliyat genellikle göbek altından kesiyle yapılır.
Ortalama 7 gün hastanede kalış
süresi vardır. 100 gr’dan daha
küçük prostatlar için çok uygun
bir yöntem değildir.
B) Kapalı ameliyat: TUR
aleti denilen bir aletle yapılır. İdrar kanalı dış deliğinden sokula-
rak prostat dokusu ince dilimler
halinde kesilir ve yıkama ile bu
parçalar dışarı alınır. Ortalama 3
günde taburcu edilir. Herhangi
kesme işlemi yoktur.
C) Lazer ameliyatı: lazer ile
prostatın yakılması esasına dayanır. Kapalı ameliyatta olduğu gibi
yapılır. Daha çabuk iyileşme sağlamakla beraber oldukça büyük
prostata yeterince etkili olmayabilir. Ayrıca uzun dönem etkinliği
henüz bilinmemektedir.
2) Prostat İltihabı ( Prostatit):
Prostat iltihapları akut ve kronik olmak üzere 2 ye ayrılır.
A)Akut Prostatit: Sıklıkla
dış idrar kanalı vasıtasıyla gelen
mikroplar prostatta iltihaba neden olurlar. Prostat büyümesi ve
kanseri orta yaş üzeri erkeklerin
hastalığı olarak kabul edilirken,
prostatın iltihabi hastalıkları sıklıkla genç insanları etkiler. İdrardaki bakteriler küçük kanallar
yoluyla prostata ulaşarak iltihaba yol açabilir. Hastalar doktora
genellikle idrar yaparken yanma, batma, zorlanarak idrar yapma, sık idrara çıkma, gece idrara
kalkma, bel ağrısı, güç cinsel deneyim, makata vuran ağrı, idrar
renginde bulanıklaşma, yüksek
ateşle beraber titreme, bulantı, kusma, eklem ve kas ağrıları
şikâyetleriyle doktora başvurmaktadır. Bu hastaların %25 ine
prostatın iltihabi hastalığı tanısı
konmaktadır. İdrar kanalı dış
deliğinden çoğu defa akıntı yoktur. Tedavi edilmezse kronikleşir
veya apse oluşturabilir. Teşhiste idrar ve kan tahlilleri yapılır.
Akıntı varsa bu akıntının mikroskobik muayenesi yapılır. Makattan parmakla yapılan prostat
muayenesinde prostat şiş, hassas
ve sıcak olarak parmağa gelir.
Tedavide yatak istirahatı ve 4-6
haftalık antibiyotik tedavisi gerekir. Ağır vakalarda ateş varsa
41
Ekonomi / Sağlık
ağızdan tedavi alamayacak düzeyde bulantı ve kusması olanlarda hastanede yatarak tedavi
gerekebilir.
B) Kronik Prostatit: genelde genç ve orta yaşlılarda görülür. Akut prostat iltihabından
sonra veya daha önce hiç belirti
vermemiş prostat iltihabından
sonra gelişebilir. ani ve şiddetli
bir başlangıç yerine sinsi bir seyir izleyip uzun süreli rahatsızlıklara yol açar. Şikâyetler yaşla
meydana gelen prostat büyümesine benzer. En rahatsızlık verici
şikâyetler; sık idrara çıkma, idrarda yanma, sürekli idrar varmış hissi, defekasyon sonrası penis ucundan meni kıvamında bir
akıntı gelmesi, alt bel bölgesinde
dolgunluk ve ağrı hissi, çok nadiren idrardan veya meniden kan
gelmesi görülebilir. Hastanın
cinsel bölgesinde ki huzurlukluk
nedeniyle cinsel istek azalabilir,
sertleşme veya erken boşalma
şikâyetleri olabilir. Tanı için kan
ve idrar tahlilleri yapılır. Akıntının mikroskobik muayenesinde
mikroplar ve iltihap hücreleri görülebilir. Kronik prostatit tedavisi zor bir hastalıktır. İdrar yolları
tedavisinde etkili olan antibiyotikler kronik prostatit tedavisinde etkili olamayabilmektedirler.
Baskılayıcı antibiyotik tedavisi
gerekebilmektedir. Sıcak oturma
banyoları şikâyetlerin oldukça
azalmasını sağlar.
Prostat iltihapları bulaşıcı
değildir. Kansere dönüşmezler,
kronik vakalar öldürücü değildir.
Ancak hastayı daima huzursuz
eden, doktor doktor gezdiren, tamamen tedavisi pek de mümkün
olmayan yaşam kalitesini bozan
bir hastalıktır.
3) Prostat Kanseri: Prostat
kanseri erkeklerde en sık görülen
kanserdir. Tüm kanserlerin %32
sini oluşturur. Yaşlı erkek hastalığı olarak bilinir ancak 40 yaşın
42
altında nadir olsa da görülebilir.
Yapılan otopsi çalışmalarına göre
50 yaş üzeri her 10 erkeğin 4 ünde prostat kanseri mevcuttur. Ancak prostat kanseri oldukça yavaş
bir seyir izlediği için bu kişilerin
bir çoğu farklı sebeplerden ölürler. Yaş ilerledikçe prostat kanseri
riski artar. Yeni otopsi raporlarına
göre 75 yaş ve üzeri her 4 erkeğin 3 ünde prostat kanseri vardır.
Prostat kanserinin kendine özgü
bir belirtisi yoktur, hiçbir bulgu
vermediği için 50 yaşın üstündeki her erkek yılda bir kez mutlaka
ürologa gitmelidir. Çok ilerlediğinde belirti verir ancak o zaman
geç kalınılmıştır İleri derece kanserlerde kemik ağrıları ön planda
olabilir. Ağrı kesicilerle düzelmeyen bel ağrıları vardır. Prostat
kanserinin teşhisinde en önemli
nokta prostat muayenesidir. makat yoluyla yapılan muayenede
prostatın sert olarak hissedilmesi
veya nodül ele gelmesi şüpheli
bulgular arasındadır. Kan ve idrar tahlilleri yapılmakla beraber
özel bir belirti vermez. Teşhiste
en önemli yardımcı kan tetkiki PSA (prostat spesifik antijen)
adı verilen tetkiktir. Prostat muayenesinde şüpheli sertliği veya
PSA değeri yüksek olan kişilere
prostat biyopsisi önerilir. Makattan yapılan prostat biyopsisi çok
ağrılı bir işlem değildir. Prostatın
çeşitli bölgelerinden alınan parçalar incelemeye alınır ve prostat
kanseri tanısı konulan hastalara
hastanın yaşına ve kanserin evresine göre tedavi uygulanır. Prostat kanserinin asıl tedavisi ameliyattır. Kanser prostat sınırlarını
aşmadıysa radikal prostatektomi
denilen açık ameliyat tekniği ile
prostat ve çevresindeki lenf bezleri ve bazı çevre organlar beraberce çıkarılır. Ameliyat iyi huylu prostat büyümesinde yapılan
ameliyattan farklıdır. Daha uzun
süre ve tecrübe gerektirir. Eğer
kanser çevredeki lenf bezlerine veya kemiğe sıçradıysa veya
hastanın genel durumu kötüyse
ameliyat yerine ilaç tedavisi veya
radyasyon (Işın) tedavisi uygulanır. Radyasyon tedavisinde belirli bölgeye ışın verilerek kanser
hücreleri öldürülmeye çalışılır.
Etkisi ameliyat kadar iyi değildir. İlaç tedavisi ise bir süre sonra
hastalığın ilaçlara direnç kazanmasıyla etkisiz hale gelmektedir.
Sonuç olarak; prostat kanserinin
erkeklerde en sık görülen kanser
türü olması, hiçbir bulgu vermemesi, ancak bir ürolog tarafından
erkenden tespit edilebilmesi ve
geç kalındığında ise mevcut tedavilerin etkisizliği nedenleriyle
çok dikkat edilmesi gereken bir
hastalıktır.
Ekonomi / Sağlık
Estetik
Burun Ameliyatı
Doç.Dr. Eksal KARGI
E
stetik cerrahi ameliyatları
içinde en sık yapılanı olan
estetik burun ameliyatı, burun
yapısının cerrahi bir girişim ile
yeniden şekillendirilmesi ve
yüzle uyumlu hale getirilmesidir. Bu ameliyat yardımıyla burun boyutlarının küçültülmesi ya
da büyültülmesi, ucunun inceltilmesi, yüksekliğinin artırılması
veya azaltılması, burun-üst dudak açısı, burun-alın açısının değiştirilmesi sağlanabilmektedir.
Tüm bu işlemlerin temel amacı
burundaki bozuklukların düzeltilmesi, şeklinin yüz yapısına en
uygun hale getirilmesidir. Aynı
esnada gelişimsel veya çarpma
sonucu oluşan burun orta bölüm
eğrilikleri ya da burun etleri olarak da bilinen konka hipertrofilerine bağlı nefes alma problemleri de düzeltilebilmektedir.
Burun, yüz görünümünü etkileyen estetik ve fonksiyonel
bir organdır. Burun estetiğinde
amaç, burun içindeki eğrilikleri
de düzelterek yüzdeki diğer oluşumlarla uygun orantı ve büyüklüğe sahip, iyi nefes alma fonksiyonu olan bir burun oluşturmaktır. Her estetik burun ameliyatı
burnu küçültmek anlamına gelmemektedir. Eğer burnun uzunluğu ve yüksekliği yüzün diğer
oluşumlarıyla oransal olarak küçük ise bu oranı düzeltmek için
kıkırdak ve kemik ilaveleri ile
burnu büyütücü ve uzatıcı işlemler de yapılabilir. En başarılı sonuç, başkaları tarafından estetik
ameliyat geçirdiği anlaşılmayan,
herhangi bir asimetrisi olmayan,
yüz ile orantısı uyumlu, doğal
bir burundur. Bayanların yanısıra son yıllarda erkekler de burun
estetiğine ilgi duymaktadırlar.
Özelikle horlama şikayeti olan
kişilerde burun estetiği ameliyatları büyük yarar sağlamaktadır. Burun gelişimi genellikle 18
yaş civarında tamamlandığı için
genellikle bu yaşlardan önce bu
ameliyat önerilmez. Burnunda
şekil ve fonksiyon bozukluğu
olan ve ameliyat olmasına engel
bir durumu olmayan her erişkinde 18 yaş civarından sonra uygulanabilecek bir ameliyattır.
Bu cerrahi girişim, ameliyat
hastane koşullarında, anestezi
uzmanının gözetiminde ve ameliyathanede yapılır. Estetik burun ameliyatı, yapılacak girişimlerin büyüklüğüne, hastanın ve
cerrahın tercihine bağlı olarak
lokal veya genel anestezi altında yapılabilir. Lokal anestezide
genellikle hafif bir sakinleştirme
(sedasyon) uygulanır. Ancak,
gerek hastanın yapılan işlem sırasında rahatsızlık duymaması
gerekse cerrahın ameliyata daha
iyi konsantre olması için genel
anestezi tercih edilir. Estetik
burun ameliyatı genellikle 1 ile
1,5 saat arasında sürer. Ameliyat
esnasında burun derisi, kemik ve
kıkırdak çatısından ayrılır. Burnun yeniden şekillendirilmesi işlemi, burunda var olan probleme
ve cerrahın uyguladığı tekniğe
bağlı olarak değişir. Son olarak
deri, oluşturulan çatının üzerine
adapte edilir.
Estetik burun ameliyatı en
zor estetik ameliyatlardan biridir
dersek abartılı bir ifade olmayacaktır. Dünyadaki tüm insanların burunları kemik, kıkırdak
ve deri yapısı bakımından farklı
özelliklere sahiptir. Dolayısıyla
ameliyat sonrası oluşacak sonuç
da her hastada farklı olacaktır.
Burnun deri kıkırdak ve kemik
özellikleri oluşacak sonuçta büyük rol oynar. İnce derili, kıkırdak ve kemik şekillendirilmesi
gerektiren burunlarda çok iyi sonuçlar elde edilebileceği gibi kalın ve yağlı burun ucu derisi olan
zayıf kıkırdaklı burunlarda aynı
derecede güzel sonuçlar elde
edilemeyebilir. Ehil ellerde uygulanırsa hasta memnuniyetinin
yüksek olduğu, ancak ehil ellerde yapılmaması durumunda ise
sonuçların düzeltilmesinin bir o
kadar zor olduğu bir ameliyattır.
Her şeye rağmen daima bir istenmeyen sonuç (komplikasyon)
ihtimali vardır. Bunlar enfeksiyon, burun kanaması veya anesteziye karşı reaksiyondur. Dünya standartlarında bir cerrahın
her 10 vakasından birine ikinci
bir düzeltme yapmak zorunda
43
Ekonomi
Merkez : Cumhuriyet Caddesi Pelenkoğlu İş Merkezi Zemin Kat No: 12/1 BARTIN
Telefon : (0.378) 227 13 10 - 227 18 05 • Faks : (0.378) 227 36 56
E-Posta : [email protected]
Bartın Beton Tesisi
Zonguldak İrtibat Bürosu
Adres :
Telefon :
Faks
:
E-Posta :
Adres Büro:
Telefon :
Faks :
E-Posta :
Gölbucağı Mahallesi Gölbucağı Caddesi No: 78-80 BARTIN
(0.378) 227 93 65
(0.378) 227 93 75
[email protected]
Acılık Cad. Belediye Bulvarı 13/C ZONGULDAK
(0.372) 253 13 10
(0.372) 253 13 10
[email protected]
Çaycuma Beton Tesisi
Çatalağzı Beton Tesisi
Adres :
Telefon :
Faks
:
E-Posta :
Adres :
Telefon :
Faks
:
E-Posta :
Akyamaç Köyü Altı Çaycuma Bartın Karayolu 6.Km. P.K.: 11 Çaycuma-ZONGULDAK
(0.372) 615 90 46 - 615 90 47
(0.372) 615 90 48
[email protected]
Kuzyaka Mevkii Çatalağzı - ZONGULDAK
(0.372) 264 10 30
(0.372) 264 10 30
[email protected]
Kozlu Beton Tesisi
Muslu Beton Tesisi
Adres
:
Telefon :
Faks
:
E-Posta :
Adres
:
Telefon :
Faks
:
E-Posta :
44
Taşbaca Mahallesi Nur Sokak Kozlu-ZONGULDAK
(0.372) 269 06 94 - 269 06 95
(0.372) 269 09 93
[email protected]
Cumhuriyet Caddesi Demiryolu Sokak Muslu - ZONGULDAK
(0.372) 216 43 13
(0.372) 216 43 13
[email protected]
Ekonomi / Sağlık
kalması normal kabul edilir ve
böyle durumları önceden tahmin
etmek mümkün değildir. Düzeltici ikinci ameliyat genellikle
daha dar kapsamlı ve daha basit
bir ameliyattır.
Ameliyat sonrası genellikle
korkulduğu gibi ağrılı geçmemektedir. Basit ağrı kesicilerle
bu dönem oldukça rahat geçecektir. Morarma ve şişmeyi
azaltmak için hastadan başı hafif
yukarda yatması ve gözlerine ilk
18-24 saat soğuk kompres uygulaması istenecektir. Ameliyatın
ertesi günü en yoğun olan göz
çevresindeki şişlik ve morarmalar birkaç gün içinde solmaya başlar ve genellikle birkaç
hafta içinde tamamen kaybolur.
Ameliyat sonrası morluk ve şişlik eskiden uygulanan cerrahi
tekniklere göre günümüzde çok
daha az oranda görülmektedir.
Burun tamponları ameliyat sonrası birkaç gün içinde çıkarılır.
Tamponların özel ve yağlı olmasından dolayı tampon çıkartılma işlemi esnasında rahatsızlık
verecek bir acı olmaz. Burun
alçısı sıklıkla ameliyatın birinci haftasında uzaklaştırılacaktır, fakat gerekliliği halinde on
güne kadar yerinde tutulabilir. Burundaki hafif şişlik yavaşça
geriler, bazı vakalarda birkaç ay
sürebilir. Hastanın ameliyattan
sonra dikkat edeceği en önemli konu burnuna ve yüzüne bir
darbe almamasıdır. Hastanın
işine başlaması için 14 gün geçmelidir. Ameliyat sonrası 5 ile
7 gün kontak lens takılmaması,
ve ameliyatı takip eden 3 ay boyunca aşırı güneş ışığından uzak
durması önerilmektedir. Gözlük
takmak için de 3 ay beklenmelidir. Ağır egzersizler ise 4 haftadan itibaren yapılabilir. Estetik
burun ameliyatının kesin sonucunun fark edilmesi iyileşme sürecine bağlı olarak zaman gerek-
tirmektedir. Bu süreç, genellikle
bir yıl kadar sürebilmektedir.
Eğer yapısal olarak veya bir
kaza sonrası kişiyi rahatsız eden
bir şekil veya fonksiyon bozukluğu varsa, burnun yüz ile uyumlu olmadığını düşünüyorsa, burundan rahat nefes alamıyorsa
bu ameliyattan çok fazla yarar
görebilir. Sonuç olarak ameliyatın hedefi, operasyon yapıldığı
belli olmayan, doğal görünümlü
ve yüzün genel özelliklerine yakışan orantıda bir burun ortaya
çıkarmaktır. Bu ameliyatın “içini
yapmışken şu kemiği de alalım”
denecek bir ameliyat olmadığını
sakın unutmayın. Bazen iyi niyetle yapılan bu tür rötuşları düzeltmek çok zor olabilmektedir.
Ameliyatın amacının, yalnızca
düzgün, kişiden kişiye değişmeyen, kalıplaşmış bir yapı oluşturmak olmadığı unutulmamalıdır. Hedefimiz yüze yakışan,
yüzün diğer kısımları ile uyumlu
bir burun olmalıdır. Estetik algılaması gelişmiş, tüm vücudu
estetik olarak değerlendirebilen
estetik cerrahların bu konudaki
başarıları tartışılmaz olarak çok
daha üstündür.
45
Ekonomi
FUAR TAKVİMİ
OCAK
3. HAC VE UMRE TURİZM FUARI 2010; 08.Ocak.2010 – 09.Ocak.2010 tarihleri arasında; Hilton Kongre ve Sergi Merkezi, İSTANBUL
EVLİLİK DÜNYASI ANTALYA’2010 EVLİLİK HAZIRLIKLARI; 08.Ocak.2010 – 10.Ocak.2010 tarihleri arasında; Cam Piramit Sabancı Kongre ve Fuar Merkezi, ANTALYA
ÇUKUROVA 3.KİTAP FUARI; 12.Ocak.2010 – 17.Ocak.2010 tarihleri arasında; Tüyap Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi, ADANA
ÇUKUROVA EĞİTİM 2010; 12.Ocak.2010 – 17.Ocak.2010 tarihleri arasında; Tüyap Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi, ADANA
ANFAŞ HOTEL EQUİPMENT - 21.ULUSLARARASI 20.Ocak.2010 – 23.Ocak.2010 tarihleri arasında; Antalya Fuar
KONAKLAMA, AĞIRLAMA, İKRAM SEKTÖRÜ Merkezi, ANTALYA
EKİPMANLARI VE DEKORASYONU;
IFF 2010 9. İSTANBUL MODA FUARI; 21.Ocak.2010 – 23.Ocak.2010 tarihleri arasında; İstanbul Fuar Merkezi, Yeşiköy, İSTANBUL
GAPSHOES, 10.AYAKKABI, TERLİK, SARACİYE VE YAN 21.Ocak.2010 – 24.Ocak.2010 tarihleri arasında; OFM Ortadoğu
SANAYİ YAZ FUARI; Fuar Merkezi, GAZİANTEP
AYAKKABI YAZ “27.İZMİR AYAKKABI, ÇANTA VE 21.Ocak.2010 – 24.Ocak.2010 tarihleri arasında; Uluslararası AKSESUARLARI FUARI”; İzmir Fuar Alanı, İZMİR
EF ENDÜSTRİ 2010 3. MAKİNE VE OTOMASYON FUARI; 21.Ocak.2010 – 24.Ocak.2010 tarihleri arasında; İstanbul Fuar Merkezi, Yeşiköy, İSTANBUL
SUBCONİST 2010 8.ULUSLARARASI YAN SANAYİ ÜRÜNLERİ; 21.Ocak.2010 – 24.Ocak.2010 tarihleri arasında; İstanbul Fuar Merkezi, Yeşiköy, İSTANBUL
IF ULUSLARARASI İSTANBUL HAZIR GİYİM FUARI (9.); 28.Ocak.2010 – 30.Ocak.2010 tarihleri arasında; Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İSTANBUL
ŞUBAT
IMOB 2010 6. İSTANBUL MOBİLYA FUARI; 02.Şubat.2010 – 06.Şubat.2010 tarihleri arasında; İstanbul Fuar Merkezi, Yeşilköy; İSTANBUL
MAKİNE FUARI; 03.Şubat.2010 – 07.Şubat.2010 tarihleri arasında; Çorum TSO Fuar Merkezi, ÇORUM
UMRE VE ALTERNATİF TURİZM; 04.Şubat.2010 – 07.Şubat.2010 tarihleri arasında; Feshane Fuar ve Kongre Merkezi, İSTANBUL
JEWEX ALYANS, ALTIN, MÜCEVHER, 02.Şubat.2010 – 06.Şubat.2010 tarihleri arasında; GÜMÜŞ TAKI, SAAT FUARI; Uluslararası İzmir Fuar Alanı, İZMİR
10. WIN WELDİNG ‘10; 04.Şubat.2010 – 07.Şubat.2010 tarihleri arasında; Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İSTANBUL
4. WIN SURFACE TREATMENT ‘10; 04.Şubat.2010 – 07.Şubat.2010 tarihleri arasında; Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İSTANBUL
10. WIN MACHİNERY ‘10; 04.Şubat.2010 – 07.Şubat.2010 tarihleri arasında; Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İSTANBUL
EVLİLİK DÜNYASI’2010 EVLİLİK HAZIRLIKLARI; 05.Şubat.2010 – 07.Şubat.2010 tarihleri arasında; Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, İSTANBUL
13. İNSAN KAYNAKLARI FUARI 2010; 10.Şubat.2010 – 11.Şubat.2010 tarihleri arasında; Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, İSTANBUL
ANFAŞ FOOD PRODUCT - 17.ULUSLARARASI 10.Şubat.2010 – 13.Şubat.2010 tarihleri arasında; YİYECEK VE İÇECEK FUARI; Antalya Fuar Merkezi, ANTALYA
EMITT 2010 14.DOĞU AKDENİZ ULUSLARARASI 11.Şubat.2010 – 14.Şubat.2010 tarihleri arasında; TURİZM VE SEYAHAT FUARI; Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İSTANBUL
AVRASYA BOAT SHOW 2010 4.DENİZ ARAÇLARI, 12.Şubat.2010 – 21.Şubat.2010 tarihleri arasında; EKİPMANLARI VE AKSESUARLARI; İstanbul Fuar Merkezi, Yeşilköy; İSTANBUL
ADANA İNŞAAT 2010 4.YAPI MALZEMELERİ, İNŞAAT 18.Şubat.2010 – 21.Şubat.2010 tarihleri arasında; TEKNOLOJİLERİ, İŞ VE İNŞAAT MAKİNELERİ; Tüyap Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi, ADANA
46
Ekonomi
IHS 2010 ADANA 3.ISITMA, SOĞUTMA, HAVALANDIRMA, 18.Şubat.2010 – 21.Şubat.2010 tarihleri arasında; Tüyap Adana
DOĞALGAZ TEKNOLOJİSİ, TESİSAT VE YALITIM FUARI; Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi, ADANA
3. GOLDİSTANBUL; 18.Şubat.2010 – 21.Şubat.2010 tarihleri arasında; Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İSTANBUL
19.ULUSLARARASI ANNE BEBEK ÇOCUK ÜRÜNLERİ FUARI;
18.Şubat.2010 – 21.Şubat.2010 tarihleri arasında; İstanbul Fuar Merkezi, Yeşilköy; İSTANBUL
KONUT İŞYERİ 2010 11.GAYRIMENKUL, YATIRIM, İŞLETME, EMLAK VE FİNANS HİZMETLERİ; 18.Şubat.2010 – 21.Şubat.2010 tarihleri arasında; İstanbul Fuar Merkezi, Yeşilköy; İSTANBUL
IF WEDDİNG FASHİON İZMİR; 21.Şubat.2010 – 24.Şubat.2010 tarihleri arasında; Uluslararası İzmir Fuar Alanı, İZMİR
TURİZM KÜLTÜR VE SANAT FUARI; 24.Şubat.2010 – 28.Şubat.2010 tarihleri arasında; Çorum TSO Fuar Merkezi, ÇORUM
AEGEANAGRI 6.Ege Tarım Sera ve Hayvancılık Fuarı; 24.Şubat.2010 – 28.Şubat.2010 tarihleri arasında; EGS Fuar ve Kongre Merkezi, DENİZLİ
GAZİANTEP TARIM 1.TARIM, HAYVANCILIK VE GIDA FUARI; 25.Şubat.2010 –28.Şubat.2010 tarihleri arasında; OFM Ortadoğu Fuar Merkezi, GAZİANTEP
EDUCASHOW EĞİTİM GEREÇLERİ, TEKNOLOJİLERİ VE YAYINLARI; 25.Şubat.2010 – 28.Şubat.2010 tarihleri arasında; Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, İSTANBUL
EDUCATURK EĞİTİM FUARI; 25.Şubat.2010 – 28.Şubat.2010 tarihleri arasında; Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, İSTANBUL
MOTOPLUS (2.MOTOSİKLET, BİSİKLET VE AKSESUARLARI);
25.Şubat.2010 – 28.Şubat.2010 tarihleri arasında; İstanbul Fuar Merkezi, Yeşilköy; İSTANBUL
17. WIN OTOMASYON ‘10;
25.Şubat.2010 – 28.Şubat.2010 tarihleri arasında; Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İSTANBUL
11. WIN ELECTROTECH ‘10; 25.Şubat.2010 – 28.Şubat.2010 tarihleri arasında; Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İSTANBUL
7. WIN HYDRAULIC & PNEUMATIC’10; 25.Şubat.2010 – 28.Şubat.2010 tarihleri arasında; Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İSTANBUL
BURSA 8. KİTAP FUARI; 27.Şubat.2010 – 07. Mart.2010 tarihleri arasında; Tüyap Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi, BURSA
Ocak-Şubat 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan yurtiçi fuarlar listesi aşağıdaki
gibidir. Fuarlara katılmak isteyenlerin; davetiye temini, ulaşım ve toplu katılım gibi
organizasyonları için Odamıza müracaatlarını bekleriz.
47
Ekonomi / Fuar Takvimi
48
Ekonomi / Fuar Takvimi
49
Ekonomi
51
Ekonomi
52

Benzer belgeler

3 - Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası

3 - Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Yayın Kurulu Rıfat SARSIK Önder ALKAN Mehmet KÖKTÜRK Alper PÜREN Kâmuran MISIRLI u Reklam ve Mali İşler Recep ACAR u Yönetim Yeri Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Atatürk Bulvarı No: 12 Çaycuma / ZO...

Detaylı